Öykünün İzini Sürerken; Çetin Yiğenoğlu
|
|
|
- Hazan Ayik
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 Öykünün İzini Sürerken; Çetin Yiğenoğlu İnsanoğlu, binlerce yıldır öykü anlattı insana anlatmayı da sürdürüyor Buna karşın, insanın ne anlatacağı öykü bitti ne de insanı betimlemesi... İnsan, belki yalnızca bu nedenle bile öykü anlatmayı sürdürecek Bunda bir başka etmen de sanatın yanı sıra bilimle felsefenin insanı tanımlama serüvenini hâlâ sonuçlandıramamasıdır. Hangisi olursa olsun, insanın tamamlanmamış evrimi, çözümlenmemiş gizemi ya da her insanın anlatacağı bir öyküsünün olması mı rol oynar bilinmez, ama bu dünya döndükçe insanla ilgili sonsuz öykü yazılacak, öykü anlatılacak Yine de anlatmakla ne insan ne de insanı insan yapan gizemi öğrenilebilecek Çetin Yiğenoğlu da özcesi bir insan Onun da bir öyküsü var Öykünün satırbaşlarını internette bulabilirsiniz Biz, satır aralarından kimi örnekleri aşağıda anlattık. Ama bu, bir insan olarak onu anlatmada yeterli olur mu dersiniz? Gazeteci, öykücü, romancı, yazar sıfatlarına hayatının eylemsel yönlerini ekleyerek öykülemek, aradığımız yanıtları verebilir mi? Her insan gibi onun da hayatı nasıl kucakladığı, olaylarla olgular karşısındaki duygulanımları kolayca çözümlenebilir mi? Herhangi bir insanı bütün boyutlarıyla anlatmak nasıl olanaksızsa onu anlatmak da o ölçüde zor. Kuşkusuz, onun da herkes gibi belirli bir öyküsü var Onun o öyküsü, Kozan da taş duvarlı bir evde, ekinoksların yay burcundan oğlak burcuna geçtiği gece ( ) başladı Gerçekte, bir masal dünyasının içine doğdu Bilgelerden, şaman kadınlardan öyküler, masallar dinledi, Dünyayı en çok o zaman sevmiştim dediği o günlerde ÇETİN YİĞENOĞLU 05
2 En iyi, aşık anlatır sevdiğini, denir; çok incelediği, ince eleyip sık dokuduğu için en çok o tanır, güzelliklerini o görür Aşığı anlatınca Toroslar daha yüce, Akdeniz daha dingin, Seyhan la Ceyhan denizde kavuşan iki sevgili olur; portakal çiçeklerinin kokusuyla sarhoş koca kent, sokaklarında alımlı kızların, yiğitlerin gezindiği... Her birinin bir öyküsü var yazılmayı bekler Öykülerin tümü de o kentindir Her zaman öykücüsünü bekleyen o kentin; yazılmazsa unutulup gidecek öykülerini yazsın diye Zaten, bir kentin yazgısını daha çok yazarları belirlemez mi? Yaşananlardan çok, yazılanlar kalmaz mı tarihe? Çetin Yiğenoğlu da o yazarlardan biri, Adana için, Çukurova için, Toroslar için Bir aşık o, kentine, ovasına, dağına, yurduna, bir de edebiyata Böyle bir sevdayla yazar ne yazacaksa Tarihe not düşer, kuyumcu duyarlılığıyla Dostları, Ah, Çetin İstanbul da olacaktı, der içtenlikle, daha büyük başarılar elde edeceğini, daha da ünleneceğini vurgulamak için O ise dünyanın merkezini Çukurova, yaşamın başladığı yeri Toroslar bilir Onun için İstanbul bir taşradır Onun Adana da kalıp Adana yı yazmasının birçok gerekçesinden başta geleni halkına karşı duyduğu sorumluluk oldu her zaman Sayısız haber yazdı, yüzbinlercesinin düzeltmesini yaptı. Çok sayıda röportaja imza attı Her zaman insanın, öykünün izini sürdü Haberin bittiği yerde röportajla, röportaj sonrasında edebiyatla gitti öykünün ardından... Değişik türlerde ürünler verdi; öykü, roman, masal, deneme, anı-inceleme, araştırma, röportaj 15 i yayınlanmış 20 kitap yazdı Kültür, sanat, basın alanlarında 8 i kitap, 2 si katalog, -nitelikli- gazete eki olmak üzere 15 in üzerinde eser kazandırdı topluma Süreli yayınlara editörlük yaptı Ortak kitaplara makalelerle katkı koydu Böylece onun da adı, Adana yı, Çukurova yı en çok yazanlar arasında sayıldı. Bilindiği gibi, Çukurova yı en çok yazanların başında Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Demirtaş Ceyhun, Muzaffer İzgü gelir Bunlarla birlikte Çetin Yiğenoğlu da anılıyor Çukurova yazınına verdiği emek dolayısıyla O, böyle bir tanımı, her zaman Adana nın güzellikleri kadar, önemini de gözler önüne sermeye çabalamasıyla kazandı biraz da. Adana yı anlatırken, toplumu bilinçlendirme yolunda çalıştı. Bunun yanı sıra gerek etik, gerekse ahlaksal değerlerden ödün vermeden nasıl örnek insan, örnek gazeteci olunacağını yalnızca göstermekle kalmadı, gençlere model olmak için yaşam biçimi olarak da benimsedi. Öyle ki, gazeteci, edebi- yatçı, yazar nitelikleriyle biçimlendirdiği bilinci, ilkeli yaşam biçiminin mihenk taşı oldu O, gördüklerine arkasını dönecek, duyduklarına kulağını tıkayacak biri değildi. Şeytanın gör dediğini görmeye çalıştı her zaman Bunu da toplumsal yaşamımızdaki ortak sorunlara çözüm üretmek için yaptı. Çünkü, hümanisttir o, insancıldır Ortada bir kan kaybı varken asla bırakmadı halkının nabzını... Hep önce kanayan yaraları saralım, gazeteci olarak dertlere derman olayım derken bizi nice romanlardan öykülerden mahrum bıraktı, bilinmez Her görüşmemizde Ön hazırlığı tamamlanmış, yazmaya hazır, otursam her birini birkaç ayda bitirebileceğim 5 roman var derdi Aklında öykü, roman, yüreğinin derinliklerinde gazetecilik sorumluluğu, elinde kalem, halkı için hep üreten hep üreten Yaptığı işin emekliliği yok Akıl işledikçe el yazdıkça yazacak o kalem Dili dönüp de halkın anlatamadığını, halkı için o bir çırpıda ak kağıtlara dökecek Halkına ses olacak yaşadıkça... KÖKLÜ AİLELERİN SOYUNDAN... Annesi Nezihe Hanım, bir bey kızı; babası da bir bey oğlu Anne tarafı Kozan da babadan Kurtoğlulara, Kadirli de Karamüftüoğlulara dayanıyor Baba tarafı ise bey soylu Yiğenoğlular Babasının annesi ünlü Hacı Ağa (Hacı Yusuf Ünsal) ın kızı Nafia Hanım Hacı Ağa, son zamanlarda ünlenen, kamuoyunda Yaver in Konağı diye bilinen konağı yaptıran, daha sonra bir eşini yaptırdığı konağa taşınarak ilk konağı bugünün deyimiyle tanımlarsak CEO su durumundaki Yaver (Kirkor Mıcırıkyan) e armağan eden kişi Çetin Bey in annesi de, babası da tanımı zor karakterler Annesini gözünüzün önüne getirirken eteğinin altında silah taşıyan bir kadın düşünün! Yelesinden tuttuğu gibi sıçrayıp bindiği atın üzerinde, dörtnala giderken tüfekle ateş edebilen bir kadın Babası ise eline silah almayan bir adam, ama ailenin en cesuru olarak tanınır Örneğin, herkesin çilyavrusu gibi dağılmasına yol açan bir zehirli yılanın üzerine gülümseyerek gider Daha sonra, çıplak elleriyle başından yakaladığı yılan koluna sarılmış, sırıtarak dönen bir adam düşünün, onun hakkında fikir yürütürken! Bir de, sürekli esprileriyle çevresindekileri kahkadan kırıp geçirdiğini Bu iki ilginç karakterin ellerindeki onca serveti, ailenin ününü, gücünü kullanmak dururken bir yanda, çağı yakalamak için terzi olduklarını da biz belirtelim Nezihe Hanım la Ali Bey (Murtaza sı da var) 1947 de evlenir. Bir yıl sonra çiftin ilk çocukları Çetin dünyaya gelir; dörder yıl arayla da Halil le Kâmil. ÇETİN YİĞENOĞLU 07
3 Kozan da çocuk olmak güzeldir, o yıllarda... Bağdaki şölenler, oyunlar, yazları yaylada doğayla iç içe yaşanan maceralar süsler Çetin in çocukluk anılarını Toroslar ın r sinde başlığıyla kaleme aldığı deneme yazısında daha o yaşlarda nirvana şarabını nasıl içtiğini anlatır Nedense Toroslar ın r sine takılır o günlerde Torosların r lerine takılıp kaldığında Adonis lir çalarmış; KURTOĞLU HULUSİ (Yiğenoğlu nun dedesi) Kurtuluş Savaşı sürecinde Çukurova yı temsilen Sivas Kongresi ne giden 3 Kozanlı dan biri olan Hulusi Kurtoğlu, Çetin Yiğenoğlu nun dedesidir. En büyük mirası diye tanımladığı İstiklal Madalyası ona emanet edilmiştir Yaşar Kemal in bir romanındaki tanımıyla Soyu Selçuklu dan, Osmanlı dan fermanlı Kurtoğlu nun torunu Çetin, Yüreğimin Kuytusundaki Cennet-Cehennem KOdoludizgin geçip gidermiş sonra o düş ülkesinden; o sıra cinler çiftetelli oynarmış katran ormanlarında... Aralarında küçük Çetin in de bulunduğu çocuklar çoktan kanıksadıkları bu görüngelere aldırmaz, çığlık çığlığa yaşayıp gidermiş... Ruhları çırılçıplak gezinirmiş yüreklerinin ışık yurdunda... Gündüzleri yalnızca güneşi giyinirlermiş; geceleri ise ayışığını... Heybelerine yıldız doldurmak için çıkarlarmış doruklara... Karanlıklar onları görünce mavile- ZAN kitabında onu şöyle anlatıyor: Hey gidinin Kurtoğlu Hulusi si hey... Kurtuluş Savaşı Gazisi... Ulusal Kurtuluş Savaşı nın Kozan Grup Komutanı... Çukurova nın Kurtuluşu nu Sivas Kongresi sürecinde gündeme getirerek hızlandıran yurtsever kahraman... Kurtuluş Savaşı nın Kilikya dan sorumlu iki komutanından biri olan Osman Tufan ın deyişiyle Söylediği mübah yalanla yurdunun kurtarılmasını sağlayan diplomasi ustası... Kerametini, kudretini tanrısallıktan alan bir feodal bey olmayı içine sindirememiş, yaşamı boyunca demokrasi mücadelesi vermiş, özgürlük inancıyla kuruluşuna katkıda bulunduğu Cumhuriyet e yürekten inanmış bir devrimci, devlet adamı... rini giyermiş, ayın gülümsediği gecelerde; yıldız bahçelerinde gezinen ateş böceklerine nispet ettiklerini sanırlarmış böylece..... o rengarenk düşlerin kucakladığı dünyadaki ormanlar, dağlar küskünlük nedir bilmezmiş... Çoban ateşleri alev alev yanarken kasvetli havaya geçit vermezmiş... Orada herkes mutluymuş kimse yolunu gösteremese de herkes nerede olduğunu çok iyi bilirmiş o düş ülkesinin Korkusuz... gözü pek... yiğit... yürekli... o ölçüde insan... insan insan atan yürek sahibi büyük bir insan... sahip olduklarını tek başına yiyen bir ağa değil, marabalarıyla, halkıyla paylaşan bir insan... Ozanın, Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana, dizelerindekine benzer, hayatın inanılmaz açmazlara düşürdüğü, onulmaz sınavlardan, sınamalardan geçirdiği bir yüce karakter... Yaşadığı onca felakete karşın, insanlığından ödün vermemiş, elini kana bulamamış, başına gelenleri büyük olgunlukla karşılamış bir bilge... Bir anıtını dikmeyi bile düşünemeyenlerin hemşehrisi, eski Belediye Başkanı... Biz çocukları, torunları içinse bıraktığı manevi mirasla övünç kaynağı bir Ata, bir yanıyla yürek yarası... Hulusi Kurtoğlu... O, benim dedemdi ADANA YA GÜÇ VERENLER - I ÇETİN YİĞENOĞLU 09
4 İLK TRAVMA Ne ki Çetin için bunlar gerçekten de bir düş olur kısa sürede Gerçekte, yaşamın zorlukları ya da felaketler insanın karşısına nasıl çıkar bilinmez, ama çocuk Çetin in karşısına babasının hastalığıyla çıkar Çok sarsılır Çetin Aile de sarsılır, darmadığın olur, düzen bozulur Üç yıl süreyle babayla annenin bir ayağı Ankara dadır çünkü. Ameliyatlar, ameliyat sonrası tedavi için gidip gelmeler sırasında çocukların her biri bir akrabanın yanında kalır Ali Bey 43 yaşında kansere yenik düştüğünde Çetin 12 yaşındadır İki kardeşi kendisinden dörder yaş küçüktür; en büyükleri Çetin dir, ama o da sorumluluk üstlenecek ne yaşta ne baştadır... Babasının genç yaşta ölümü onu çok etkiler, eğitimini, aile düzenini, sosyal yaşamını, ruhunu ağır yaralar Babasının yokluğunu yüreğinin derinliklerinde duyar her zaman Bu, Ali Bey in sevgisini, baba sıcaklığını duyumsatan bir baba olmasından kaynaklanır. Küçük Çetin, babasını öyle çok sever ki, her çocuk gibi anneee diye değil, babaaa diye ağlar. Ali Bey in ölümünden sonraki ilk günlerde, yakınları Çetin i, kardeşlerini, annelerini avutmak için sonraki hayatlarında ekonomik açıdan daha rahat olacaklarını söyler Ancak, Ali Bey in kırkının çıkmasıyla birlikte acılı günlerde verilen sözler unutulur Her şeye karşın yine de Hanımağa bir anneanne (Zeynep Hatun) vardır; dul kızıyla yetimlerinin çok mağdur olmalarına izin vermez Nezihe Hanım ın terzilikten kazandığına ek olarak anneannenin yaptığı sınırlı yardımlarla açlık sınırının biraz üzerinde yaşarlar; bir zamanlar bastığı toprakları titreten beylerin torunları. Nezihe Hanım, Ali Bey in ölümünden 5 yıl sonra ikinci evliliğini yapar. Çetin Yiğenoğlu ya göre annesinin bu evliliğindeki tek olumlu şey, kız kardeşi Hatice dir Annesi ikinci evliliğini yaptığında, Çetin 17 yaşında lise son sınıf öğrencisidir Küçük kardeşleri anneanneye sığınırken Çetin evde tek başına kalır. Hayata tutunmanın, gelecek için programlar yapmanın sorumluluğu altında ezilir Okula gitmez... Her şeyi boşlar Evi bar haline getirir. Bütün arkadaşları kızlı oğlanlı Çetin in evinde vur patlasın, çal oynasın bir düzen içinde bulur kendini Düzenli içki içmeye o yıl başlar Çetin Tepki değildir yaptığı, sözde yarasını sağaltma O süreçte koruyucu, kollayıcı bir büyük, bir rehber bekler, ama beklediği gerçekleşmez bir türlü Yakınları kuşkusuz bir şeyler yapar; yapmadılar, görmezden geldiler demek yanlış olur. Bunu yılların ardından sorduğumuzda Bugün benim bilincimle baktığım gibi baksalardı o zaman, her şey daha güzel olurdu, diye düşünüyorum diyor Çetin bey. KÜÇÜK BİR YAŞAM KURMAK Çetin Yiğenoğlu, Yüreğimin Kuytusundaki Cennet Cehennem KOZAN isimli kitabında Kozan da geçen yıllarını, ailesini, o yılların Kozan ını kendi penceresinden anlatırken geçmişiyle bir hesaplaşma içindedir. Çelişkiler içinde büyür. Bir dedesi 25 bin dönüm, öbür dedesi 10 bin dönüm toprak sahibi. Konakta büyür, ama cebinde kahvehanede çay içecek parası bulunmaz. Böyle varsıl bir aileden çıkar, ama yoksunluklar içinde yetişir. Yoksulluk değil, yoksunluk söz konusu; varlığın servetin içinde, ama onda yok. Konağın salonunda 18. Louis dönemine özgü som cevizden (şimdikiler gibi kaplama değil) yemek masası var, dinsel baskılar, hurafeler, gelenekler nedeniyle yer sofrasında karın doyuruluyor diye yazsak, o günleri güzel yorumlamış oluruz. Yiğenoğlu, söz konusu kitabında ailesinin varsıllığını, o çelişkileri, hayatına yön veren yol sapmalarını şöyle anlatır: Herkes küçük oda diye bilirdi benim yattığım odayı, ama ben Hazine Dairesi derdim Bunu da Hatcâtın (*)(*) Hatice Hatun, Hulusi Kurtoğlu nun en büyük kızı teyzemden öğrenmiştim Annem, bunun bir nedenle uydurma olduğunu söylese de Hatcâtın teyzem, bir gün Çetin, yavrum demişti, ben bu odayı baştan sona iki karış yüksekliğinde altınla gümüş doluyken gördüm O andan itibaren Hazine Dairesi dedim o odaya İşte ben, koca bir beyin, Dedem Hulusi Kurtoğlu nun evinde, nice servetin doldurulup boşaltıldığı bu odada, hazine dairesinde yatardım yani Nedendir bilmem, bu odada yatmak bende değişik duygulanımlara yol açardı Yer yatağında yattığım için iki karış altınla gümüşün üzerinde yattığımı düşünürdüm genellikle Akçalı düşler görür, hayaller kurardım Düşlerim hayallerime, hayallerim düşlerime karışırdı Üzerlerinden altın tozları uçuşan, ışıltılı giysiler içinde periler görürdüm Düş görmemin pek yararı olmasa da, kimseye zararı dokunmazdı. Ne var ki, o düşlerin beni çok etkilediğini düşünüyorum şimdi, yaşamıma yön verecek en büyük kararı alacak denli çok Sanırım, o küçük odada son kez yatışımın üzerinden altı-yedi yıl geçtikten sonra almıştım küçük, ama anlamlı bir yaşam kurma kararını Hâlâ böyle bir karar aldığım için kendimle övünüyorum Kuşkusuz, bu kararın zaman zaman aileme olumsuz etkileri oldu, sıkıntılar yaşattı Kurmayı tasarladığım yaşam küçük, ama anlamlı, küçük, ama onurlu olmalıydı başardım mı? bana sorarsanız evet onurun on para etmediği bir dünyada, çok sıkıntılar, acılar çeksem de tertemiz, apak geçmişimde hesabını veremeyeceğim tek bir satır bırakmadan geldim, bu satırları yazdığım günlere ÇETİN YİĞENOĞLU 11
5 İnsanların para peşinde yaşamlarını nasıl heder ettiklerini gördükçe bunun değerini daha da önemsemeye başladım Kuşkusuz, Solon un dediği gibi nasıl sürdüğü denli nasıl biteceği önemli yaşamın kimbilir benimki nasıl sona erecek? Yirmi beş yaşındaydım böylesine önemli bir kararı aldığımda. Önümde iki yol vardı Biri dedelerim gibi çok para kazanıp varlıklı bir ömür sürmekse öbürü paraya belirli bir uzaklıkta durarak daha kalıcı, örneğin edebiyat gibi, insanlara yardım etmek, topluma yol göstererek yararlı olmak için gazeteciliği meslek seçmek gibi anlamlı olduğunu düşündüğüm uğraşlara, işlere açılan yoldu Böyle bir kararı alırken İstanbul da çalışıyordum Aylık kazancımsa o günün koşullarına göre çok yüksekti, yaklaşık 6 bin, 6 bin 500 lira Bu geliri bırakarak, Adana ya, lira maaşlı bir işe gelirken yukarıdaki ünlü kararımı alarak çıktım yola Ege Bağatur yönetimindeki Adana Belediyesi ne Yazı İşleri Müdürü olmuştum ÖZGECİ BİR KİMLİK... Kalabalık bir ailesi olmasına karşın, karşılaştığı duyarsızlıklarla biçimleniyor kişiliği. Hamuru onu Çetin Yiğenoğlu yapan sorumluluk bilinciyle karılmış bir karakter çıkarıyor ortaya Hayat, ona güç vermeye, kendisini güçlü hissettirmeye başladığı zaman, bu kez özgeci bir kimlikle çıkıyor karşımıza. İnanılması zor paradoksal yaşam içerisinde, bir yanda sen Kurtoğlu nun Yiğenoğlu nun torunusun yapılanmasıyla kişilik pompalanmaya çalışılırken öte yanda yoksunlukların ezmeye çalıştığı yaşam koşulları karşısında direnmeye, dimdik durmaya çalışan bir kişilik gelişiyor diye anlatıyor yaşadığı, tanık olduğu çelişkileri Öyle aile büyüğü, öyle akraba olunmaz böyle olunur, diye sürekli kendisini eğitmesi onda özgeci bir kimlik geliştiriyor. Öyle bir kimlik ki yalnızca yakın çevresine karşı değil, halkına, yurduna karşı da özgeci; gücünü hümanizmadan alan bir kimlik... Onun gibi bir karakteri tanımlarken tipik bir Çukurovalı olduğunu da belirtmeden geçilmemeli! Öyle bir Çukurovalı ki o, yörenin bütün özelliklerini aldığını, dahası, neredeyse bütünüyle ekvator kuşağı insanın baskın davranışlarının karakterinde biçimlendiğini söylemek abartılı olmaz Böyle bir benzetmeyi kendisi de yaparak, Bir İtalyan ı gördüğüm zaman, birbirimize ne denli benzediğimizi düşünürüm; aynı biçimde bir Meksikalı yı diye anlatır, coğrafyanın insanlar üzerindeki etkisini. Tipik Çukurovalı özellikleri nasıl belirgin olmasın ki? Ovada doğanın içinde, Toroslar ın doruklarında geçmiş çocukluğunun önemli bir kısmı. 12 ADANA YA GÜÇ VERENLER - I ÇETİN YİĞENOĞLU 13
6 Doğa ve hayvan sevgisiyle büyütülmüş Biz bir ağacın filizini bile kesmezdik, şimdi tomrukları kökünden kesip götürüyorlar diyor, yine çocukluğuna, gençliğine gönderme yaparken Doğa ile iç içe büyümesi, bir yanıyla çevre bilincini, bir yanıyla hayvan, bir yanıyla da insan sevgisini geliştirmiş onda Yaşam felsefesi böyle biçimlendirilmiş bir kimlik: Ben kendimi, Nietzsche nin trajik insan tanımı kapsamında değerlendiririm. Böyle bir yaklaşımın, değerlendirmenin sonucu olsa gerek, ne kendimi özgür hissedebildim o anlamda ne de dramatik insan kategorisine koyabildim. Nietzsche nin trajik insan la ilgili tanımına uygun düşen bir karakter sahibi olduğumu ben bunu yapmazsam olmaz dediğim bir şeyi yapmadan geçemememden çıkarsıyorum. Denemişim bütün olasılıkları, olanakları yapamamışımdır, ancak o zaman yenilgiyi kabullenir, vazgeçerim. Yaşamı türlü mücadelelerle geçer Yiğenoğlu nun. Çocukluğunda 4-6 yaşlarında iki kez zatürre geçirerek ölümden döner. Böylece ciğerinin alt tarafının kuruduğunu 50 li yaşlarında geçirdiği bir ameliyat sırasında; boyun omurlarının bir tarafının olmadığını, bu doğum anomalisine karşın yaşamasının bir mucize olduğunu ise 52 yaşında çekilen bir MR sonrası öğrenir Yaşama karşı farkında olmadan verdiği mücadelede başarılıdır. Dirençli bedeniyle dirençli kişiliği birbirini bütünler. Çoğu kimseye muhalif gelen görüntüsü, sözünü sakınmamasından kaynaklanır Oysa oldukça hoşgörülü, toleranslı, uyumludur... Yalnızca, direnmesi gereken yerde geri adım atmaz ŞİDDETİN ORTASINDA... Kahramanımız, Cennetten bir köşe diye tanımladığı Kozan da adeta şiddetin içine doğar. Neredeyse yaşamın her alanına şiddet egemendir. Cennetsi güzelliklerle şiddet iç içe, tez-antitez birlikteliği gibidir İşte bu çelişkiyi vurgulamak için KO- ZAN kitabını kaleme alırken kitabın önemli bir bölümünün izleğini güzellik-şiddet aksı üzerine bilinçle oturtur Yiğenoğlu, kendi deyimiyle şiddete karşı şerbetlidir Anne dayağıyla gözünü şiddete açmıştır neredeyse Bunun üstüne bir büyük travmayı öğretmeni yaşatır ona Evlerinin yakınındaki Gazi İlkokulu nda başlar ilkokula ÇETİN YİĞENOĞLU 15
7 Üçüncü sınıfta öğretmeni değişir Eski öğretmenin yerine gelen, uzun, ojeli, bakımlı tırnakları olan kadın öğretmen sorunlu biridir Bir gün Çetin i öyle bir döver ki, eh İki elinin tırnaklarını adeta pençe gibi geçirir Çetin in yanaklarına İki yanağındaki dörder tırnak izini, ergenleşip sakalı çıkıncaya kadar yüzünde taşır, Çetin Bunun üzerine babası Ali Bey, onu Gazi İlkokulundan alarak İnkılap İlkokuluna yazdırır Babaları Ali Bey in canıyla uğraştığı sıra, aynı öğretmenin eşi de vurduğu bir tokatla Çetin in küçüğü Halil in sağ kulak zarını patlatır Çetin, İnkılap İlkokulu ndan sonra Kozan Ortaokulu na başlar, bu ara babayı yitirirler (1961) Çetin i sarsan erken ölümlerin ilkidir babasının ölümü; Ali Bey 43 yaşındadır öldüğünde Yıllar sonra ise kardeşi Halil i 40 yaşında yitirmenin acısını yaşar Çetin Babasının ölümünden sonra ortaokulu sorunsuz bitirerek Kozan Lisesi ne başlar Ne var ki, sorunlu bir ergenlik dönemi geçirir Yaşadığı olaylar, annesinin ikinci evliliği, ailenin dağılması gibi travmaların etkisiyle edebiyatla Fransızca dersi dışında önemli derslerin tümünde başarısızdır Akşamları arkadaşlarıyla evde toplanıp sabahladığı için ders çalışmamaktadır çünkü Çalışsa da kendini derse verememektedir Derslere ilgisizliğinin yanı sıra devamsızlığı da artar Bunu öğrenen Mesut amcası, devamsızlıktan kalırsa gelecek yıl tekrar okula gitmek zorunda kalacağı, devamsızlıktan kalmaması durumunda sonraki yıllarda lise bitirme sınavlarına dışarıdan girme hakkı kazanacağı yolunda uyarır onu. Bu uyarıyı dikkate alan Çetin, derslere uyuyarak da olsa devam eder Öğretmenleri de sınıfa gelmesini yeterli bulur, ilgisizliğini hoşgörüyle karşılar, böylece devamsızlıktan kalmaz. Ama, o yıl hazır olmaması nedeniyle üniversite sınavlarına giremez ÇIKIŞ YOLU O bunalımların burgacından ışığa nasıl çıktığını şöyle anlatıyor Çetin Bey: Tam 8 dersten kalarak girdim lise son sınıf bitirme sınavlarına. O zaman gözüme en zor ders cebir görünüyordu. Sınav öncesi bir gün baktım, arkadaşlarım oturmuş çalışıyor. Bir şey beni tetikledi. Arkadaşlara dedim ki, Şu cebirin en zor yerini bana öğretebilir misiniz? öğrettiler. Sınava girdim. O güne değin sıfırdan başka not almamıştım. Öğretmeni de ciddiye almıyordum zaten, bizden iki-üç yaş büyük biriydi. İyi yetiştirilmiş, Karadenizli bir ailenin çocuğu. O zamanlar eğitim enstitüsü vardı. Okulu bitirir bitirmez, cebir öğretmeni olarak Kozan Lisesi ne atamışlardı onu. O sıra bizim sınıfta 25 ya- şında adamlar vardı. Sınıftaki öğrencilerin hemen hepsi Kozan ın köklü ailelerinin çocuklarıydı. Haylazlığı öyle bir boyuta getirmiştik ki sınavdan kim önce çıkarsa geç kalan onun o günkü harcamalarını karşılıyordu. Öğretmen, çıkarın kağıdı çocuklar dediği zaman, erken çıkan olmak için cevaplar yazıp veriyorduk. Gitgide tadını iyice kaçırdık bu işin; kağıtları çıkarın uyarısıyla soruları da yazmadan, yalnızca adımızı yazıp vermeye başladık, ikili bahsi yitirmemek için. Öğretmen genç, bize de dokunamıyor, dokunsa başına iş alacağını düşünüyor olmalı; belki de dokunmadı olgunluğundan, kimbilir Böyle bir öğrenci olarak cebir sınavına girdik, sorular bir soruldu ki, arkadaşların bana öğrettiği yerden 6 puanlık soru çıkmaz mı... Önümdeki arkadaşa 1 puanlı soruyu yapıp bana göstermesini istesem 7 puan alarak başımın belası dersten geçeceğim. Ama, bir anda kapıldığım coşkunun etkisiyle arkadaştan bunu istemeyi unutarak bildiğim 4-2 puanlık iki soruyu yapmaya başladım. Bu ara başıma gelen öğretmen o zor soruları yaptığımı görünce şaşkınlığını gizleyemeden bunu sen mi çözdün? Sen gel bakalım buraya deyip beni yalnız başıma bir yere oturtarak, burada yap da görelim diye ekledi. Bir taktik hatam nedeniyle bir puanlık soruyu yapmadan öbürlerini yapmaya giriştiğim için o dersten kalıyordum. Bu çok ağırıma gitti. Kağıdı verirken dedim ki, Hocam eylülde ben bu sınavı 10 alıp geçeceğim. Öğretmen, sözlerime inanmadığını yan gözle, ezici bir alaylı bakışla belirtti Sınavlar bitti, herkes yaylaya gitti, ben unutulup kaldım Kozan da bir başıma. Kimsenin sen de gel falan dediği yok. Kafam karışık ne yapayım ne edeyim, diye? Babamın bir ahbabı vardı orman işletme şefi, ona giderek, Amca çalışmak istiyorum bana yardımcı olur musun? dedim. Kozan Orman İşletme Şefliği nde iş verdi bana. Tomrukların notlarını düşen formene yardımcı olarak gün çalıştığım amcamın kulağına gitmiş olmalı ki, o, devamsızlıktan sınıfta kalma diyen amcam, gelerek Ne yapıyorsun burada, diye sordu. Çalışıyorum dedim. Hadi bakalım yaylaya! diyerek beni alıp götürdü. Yaylada akrabalarımın yanında olmak iyi geldi, üç dört günde psikolojim düzeldi. Önümde sınavlara bir buçuk aylık süre vardı daha. Kolları sıvayıp başladım çalışmaya Bizim sınıfta çalışkan bir kız arkadaşım vardı o da yayladaydı, bana cebir çalıştırdı. Eylülde (1966) sınava girdim, 8 dersin 8 ini de vererek liseyi bitirdim. Sınav sonrası birgün evin balkonunda oturuyorum; bizim Karadenizli öğretmen yoldan geçerken beni görünce aşağıya çağırdı. ÇETİN YİĞENOĞLU 17
8 Gittim yanına. Sen kaç bekliyorsun bu sınavdan, diye sordu Şaşkın şaşkın bakıyordu bana Söylemiştim Hocam, 10 alacağımı, diye karşılık verdim. Öğretmen, hâlâ şaşkın, Hocam diye sürdürdüm, beni burada sınav yapın, 10 almazsam o notu bana vermeyin! Yol beton, çocuklar kömürle çizgi yapmışlar üzerine Onların bıraktığı kömür parçasını elime alınca, öğretmen, Yürü git oğlum dedi, ben hayatta senin gibisini görmedim. Sonunda cebirden 10 alıp geçmiştim. Sonradan dost olduğu öğretmenin genç yaşında kendisine böylesine sabırlı, olgun davranması Çetin Yiğenoğlu yu çok etkiler. GELECEĞİNİ ARARKEN... Çetin, hiç beklenmedik biçimde liseyi bitirir. Ancak üniversite sınavını kaçırmıştır. Yayladan döner dönmez Eskişehir İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi nin sınavlarına girer. Birinci listede kazanamaz, sonradan açıklanan yedek listede kazandığını öğrenir, ama bu ara amcası çağırır onu. N apıyorsun diye sorar. Eskişehir in sınavına girdiğini söyleyince maliye - muhasebe işleri yapan amcanın yorumu, Orayı bitirip de ne yapacaksın, benim gibi maliye muhasebe işleri Ben orayı bitirmeden yapıyorum bu işleri, olur. Olayı iktisat bilimi açısından görmez, olsa olsa bu muhasebeci olacak, diye düşünür: Muhasebeci olmak için 4 yılını oraya neden veresin ki, git inşaat mühendisi ol! Nasıl olacak? Özel okullar var birine git! Anneannen nasıl olsa okul paranı verir. Anneanne Zeynep Hanım, koca Hulusi Kurtoğlu nun eşi, eline kalan dönüm toprağı sürüyor, verir mi vermez mi derken gerekli parayı verir. 18 ADANA YA GÜÇ VERENLER - I ÇETİN YİĞENOĞLU 19
9 Ankara ya gider okula yazılır Çetin. T-cetvelini falan da alır, ancak okula devam edemez. Gece okuluna yazılmıştır, ama anneanne okul parasını verirken aylık geçimliğini düşünmemiştir. Bunun da temel nedeni babasının dayı oğlu Özdemir in özgün bir örnek olmasıdır O da yetimdir. Çetin den yıllar önce ticaret lisesini bitirip Ankara ya giderek yüksek ticarete yazılmış. Gece okurken, gündüz Ziraat Bankası nda çalışmış Çetin e, Sen de liseyi bitirdin, gece oku, gündüz çalış onun gibi derler. Hiçbir deneyimi olmayan bir genç, Kozan dan çıkar, Ankara gibi dev bir kente gider, şaşkındır O zamanki Kozan şimdiki gibi değildir çünkü Televizyon yok, ne öğrendiyse sinemadan, bir iki gazeteden, mecmuadan, o kadar. Parasının bir kısmıyla Ankara Kalesi nin yakınında bir yurda kaydolur, ama cebine koydukları para 2 ayda biter. Üniversite eğitimine böyle başlar Çetin. O sıra aklında gazeteci olmak yoktur. Edebiyat süslemektedir düşlerini Ortam düzelse de okusa, yazsa Gündüzleri yine başka bir amcasının yardımıyla bir sigorta şirketine gidip gelir Şirkette getir götür işleri yapmaya başlar. Nedense pek bir harçlık vermezler şirketten; yalvar yakar yapması gerekir üç-beş kuruş almak için; onu da Çetin yapacak karakterde değil; öğle karavanalarında ne yerse, kazancı o. Annesinin, teyzelerinin, halalarının o sıralar onunla ilgilendiği pek söylenemez Amcaları da görevlerini yaptıklarını düşünmektedir herhalde Yakınındaki herkes, nasılsa anneanne gönderiyor havasındadır. Anneannesinin de gönlü rahat, okula yazdırmış, ilk gidişinde büyükçe bir de yolluk vermiştir ya Sonrası Çetin in yeteneğine kalmış, geceleri okula gidecek, gündüzleri de bir işte çalışarak hayatını kazanacaktır Hayatın gerçekleri hiç de öyle söylemez; Kozan daki hesap Ankara ya uymaz Çetin, Ankara da bir iş bulamadığı için yarı aç yarı tok, ancak bir yarıyıl dayanabilir koşullara. Okuldan iyice kopunca, birinci yarıyılın sonunda, şubat mart gibi Kozan a döner. Elbette, büyükanne dargındır. Parası boşa gitmiştir; Çetin zaten haylazdır, bir kez daha tescillenir bu yönü. O moral çöküntüsüyle yine üniversite sınavlarına girmez Çetin. ARAYIŞ... Ankara dayken gazetecilik yapan, babasının büyük kuzeninin yanına gidip gelir iş ararken. O da iş bulamaz, ama bu ara Çetin gazetecilikle tanışır. Ulus gazetesindeki ortamın hareketliliği, kurşun kokusu, fotoğraf çeken gazeteciler ilgisini çeker, etkilenir Böylece gazeteciliği düşünmeye başlar. Ama Kozan da bu konuda ne yapabilir ki? Büyükannesi yüzüne bile bakmamaktadır. Annesi ise kendisi Ankara ya gidince Çetin in kardeşleriyle birlikte büyüdüğü evi önce kiraya vermiş, sonra satmıştır Umarsız, anneannenin kanatları altına, konağa sığınır, ama çalışıp başının çaresine bakması gerektiğini düşünmeye başlar ciddi ciddi... O sıra Kozan Barajı yapılmaktadır. Belediye Başkanı Basri Demirci nin yanına giderek, Basri amca, bana baraj inşaatında bir iş bulabilir misin der. Basri Bey, sevgiyle, şefkatle kucaklar onu. Kozan o yıllarda 10 bin nüfuslu bir ilçedir Herkes birbirini tanır. Kaldırımda kim görse durup Çetin ciğim ne yapıyorsun diye soran, ilgilenen büyükler var o zaman Kozan da. Ali nin yetimi, Ali nin teberiği deyip sevgi gösterir o güzel insanlar Çetin e. Basri Bey, Çetin e hafta başında kendisine gelmesini, kendisini müteahhitle tanıştıracağını söyler Aileden umudunu kesen Çetin in niyeti çalışıp para biriktirmektir. O yıl Ankara ile İstanbul da özel gazetecilik okullarının açıldığını duymuştur Bir yandan çalışıp sınavlara hazırlanacak, bir yandan da eğitimi için para biriktirecektir. Bir kamu üniversitesini kazanırsa sorun yok, kazanamazsa bir özel gazetecilik yüksek okuluna yazılacaktır; planı bu Bu planını birileriyle paylaşmış olacak ki aile büyükleri de öğrenir Hemen onur sorunu yapılır... ÇETİN YİĞENOĞLU 21
10 lara bakarak çelişkiyi görme yeteneği de gelişir, bu kimliğe koşut; bunu açıklarken de Çelişkiyi ben çok küçük yaşlarımda görürdüm. Kral çıplak diyen bir çocuk olduğum için, nasırına bastıklarım sevmezdi beni diyor. Okul biter bitmez hemen askere gitmek için başvurur, ama 1970 in mart dönemine kalınca aradaki zamanı Kozan Gaziköyü Ortaokulunda Türkçe ve sosyal bilgiler öğretmeni olarak geçirir Mart 1970 te askere gider, çektiği kurada Ankara Merkez Komutanlığı çıkar O artık, çalkantılı yılların yaşandığı 12 Mart Ankarasında inzibat yedek subay asteğmenidir ADANA YA DÖNÜŞ, O DÖNÜŞ... Askerden geldiği 1971 Ekiminden itibaren İstanbul da halıfleks pazarlayan bir şirkette çalıştığı bir yıl dışında bütün yaşamını Adana da geçirir Çetin Yiğenoğlu. Eylemli hayatının çok önemli kilometre taşları bu dönemde dikilir. Bu 42 yıla gazetecilik, yazarlık, edebiyatçılık, araştırmacılık, sanat etkinlikleri koordinatörlüğü, öğretmenlik, bürokratlık gibi çok şey sığdırır. Askerlik dönüşünde önce mesleğinde iş arar Adana da, ama bulamaz Nedeni çok basittir bunun: Sonradan adı Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi olan İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulu nda onun okuduğu Bunun üzerine anneanne Zeynep Hatun, Haydi git bakalım, bir de gazatacılık oku, der. Sonradan ailenin topraklarının büyük bölümünü haksız biçimde süren, o dönemde Zeynep Hatun un çiftçibaşısı olan Çomak Hasan ın büyük etkisi olur bu kararın verilmesinde. Her şey, en başta konuşulur bu kez, okul parası kaç liradır, Çetin ayda kaç lirayla geçinebilir, ayrıntılı biçimde ele alınır Böylece 1967 Eylülünde gidip İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulu na kaydolur. İki yılda da bitirir okulu Liseyi bitirip yüksek okula başladığı yıllar dünyada 68 rüzgârı esmektedir Böyle bir dönemde yüksek öğrenimini yapmış olması dolayısıyla kendini şanslı buluyor Çetin Yiğenoğlu. Ben, kendimi 68 li sayarımdan öteye bir kimliktir bu. Kişiliğimin oluşumuna katkı yapan bir kimlik diye anlatıyor, o dönemin etkisini O yıllarda hayata soldan, sol prizmadan bakmayı, olayları, olguları diyalektik materyalist düşünme yöntemiyle değerlendirmeyi öğrenmeye başlar. Daha önce belirttiğimiz özgeci kimliğinin yanına böylece solcu, sosyalist, emekten yana, emeğe saygılı kimliğini koyduğunuz zaman, toplumsal açıdan da halkın yanında özgeci bir kimlik olarak kendini gösterir Çetin Yiğenoğlu. Bu, sonraki hayatında gitgide gelişen bir karakter biçimini alır onda. Paradoksal yapıyıllarda gazetecilik lisans eğitimi yoktur. Önlisans eğitimiyle yetinmek zorundadır. Sonradan lisans eğitimine devam etmeye ne zamanı olur, ne de gerek duyar. Ama, bu ne yaman çelişkidir ki, o yıllar Adanasında, önlisans eğitimi almış birine bile Harward dan gelmiş gözüyle bakılır. Yiğenoğlu Adana ölçeğinde gazetecilik yapanların eğitimli azınlığından olmanın dezavantajıyla bir türlü iş bulamaz. Birkaç aylık süreyle çalıştığı Hürriyet ten bir biçimde ayrılırken daha sonra girdiği Yeni Adana dan da olanakları daha çok olduğunu düşündüğü Anadolu Ajansı(AA) na girmek üzere ayrılır AA da on para almadan tam 6.5 ay çalışır Babasının kuzeni o sıra Başbakanlık Basın Danışmanı, aynı zamanda Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyesidir. Askerlikteki bölük komutanı da AA genel müdürünün çocukluk arkadaşıdır. Böyle iki referasla işe başlamasına karşın, 6.5 ay ne para, ne de kadro gelmeyince, sonradan kapanan Uluslararası Endüstri Bankası Adana Şubesi ne istihbarat elemanı olarak girer. Bankaya girince eli ekmek tutan Çetin Yiğenoğlu ya yaklaşık bir yıl sonra bir arkadaşı aracılığıyla bankadan aldığının üç katı maaşla İstanbul dan iş teklifi gelir Hemen kabul ederek pazarlamacı olur, halıfleks satmaya başlar Böylece, ayağının değmediği bir köşe kalmaz Türkiye de ÇETİN YİĞENOĞLU 23
11 Söz konusu dönemde kazandığı paranın hemen hepsini harcar; neymiş bu paranın satın aldığı hayat diyerek İstanbul un en lüks mekânlarını görür, daha önce uzaktan imrenerek baktığı hemen her yeri gezer Sonraları hayatıyla ilgili o önemli kararı alırken bu doygunluk çok etkili olur Parayı avuca alınmış cıvaya benzetir bu nedenle; çabuk yer değiştirir, elde tutmak zordur çünkü Onun kölesi olduğunuz zaman sizden bir şey kalmaz Kölesiyken onu yitirdiğinizde ise siz yoksunuz artık Başta ailesinin, kanının karıştığı ailelerin servetlerini nasıl yitirdiğini, mesleği dolayısıyla yaşamı boyunca tanık olduğu imparatorlukların nasıl çöktüğünü gördükçe bir şey daha öğrenir; hayatta durumlar değişir. Önemli olan durumlar değiştiğinde sizin ne durumda olduğunuzdur Durumların zorlaştığı anlarda en önemli şey bedenle ruh sağlığıdır Önemli olan zor durumlarda dik durabilmektir BELEDİYE DENEYİMİ Parayla tanışıklıkla, gücünü tarttığı o kısacık bir yılın ardından, aile büyüklerinin istemi üzerine, tanım yerindeyse Adana Belediyesi Yazı İşleri Müdürlüğü ne paraşütle inerek gelir/ getirilir te belediyede çalışmaya başladığında 25 yaşındadır. Kısa pantolonlu diye tanımlanabilecek bir çağda böylesine önemli sorumlulukları olan bir göreve getirilmesini çok önemser O tarihte Adana da belediye tek, Adana Belediyesi. Yazı İşleri Müdürlüğü demek ise belediye encümen üyesi olmak, bir anlamda genel sekreteryanın sorumluluğunu üstlenmek demektir. Turhan Cemal Beriker Bulvarı ile Adana yı kuzeye taşıyacak iç ana arterlerin birincisi olan Fuzuli Caddesi nin kamulaştırılmasına imza koyan Encümen Üyesidir o artık. Sonrasında kentin kuzeye gideceğini bilir, buralarda yok pahasına arsaların satıldığı dönemde, eşiyle, ailesiyle birlikte kalkıp 500 m2 bir arsa bile almaz; alamaz değil almaz; kazanmak için böyle bir yolu tercih etmez. Çünkü o, bilginin ranta dönüştürülmesinin halkına karşı ihanet olacağını düşünmektedir; erdemi buna engeldir. İnsanlar 100 TL, 150TL, 200TL taksitlerle ata dede yadigârı bağlarını satışa çıkarmışlardı. Bunlardan ben de alabilirdim, ama almadım. Etik bulmadığım için almadım, diye anlatır sonra Gazeteciliği döneminde de aynı ilkeli tutumunu sürdürür. Bunu kimilerince abartılı bulunacak bir felsefeyle biçimlendirerek imtiyaz istismarı yapmama adına belediyenin verdiği arsaları, evi almaz Gazetecilerin arsasını belediyeden, kamu kuruluşlarından uygun koşullarla aldığı kooperatiflere üye bile olmaz Ailenin şu anda bile Çetin Bey in eşi Sibel Hanım ın üye olduğu devlet memurları için kurulan 100. Yıl mahallesindeki evden başka hiçbir gayrımenkulü bulunmamaktadır. Daha önce de olmamıştır Çetin Bey, belediyede çalıştığı dönemde maddi sıkıntı çeker. Ama sıkıntıları aşmak için başka yolları aklından bile geçirmez Akşam Lisesinde derse girer örneğin Liseden çıkışta eve gelir, fotoğrafhanelere rötuş yapar parça başı Rötuş, şimdilerde bilgisayarda photoshop tekniğinin karakalemle pipitre denilen bir aygıtta ilkel biçimde yapılmasıdır Lisedeyken Kozan daki bir fotoğrafçı dostundan öğrendiği rötuşu, Belediye Yazı İşleri Müdürüyken geçim sıkıntısına düşünce birkaç ayda geliştirip ek iş olarak yapmaya başlar Böylece namuslu yoldan, kimseye muhtaç olmadan ailesinin geçimliğine katkıda bulunur. Onun hayatında olduğu gibi, o dönem belediyesi Adana nın tarihinde de son derece önemlidir. Halkçı bir bakış açısıyla, zor koşullarda çok büyük işler başarılır. Belediye çalışanları hayatları boyunca referans olarak Ege Bağatur la çalıştıklarını anlatarak övünür Belediyenin sonraki dönemlerinde de Ege Bağatur la çalışmışsa eğri adam olamaz bakışı birçok bürokrat için iyi bir referans olur Çetin Yiğenoğlu, Yazı İşleri Müdürlüğünden sonra Selahattin Çolak döneminde kısa süre de olsa Başkan Yardımcılığı yapar Çalıştığı dönemde belediyeye çağdaş dosyalama, arşivleme sistemini kurar, bürokratik mekanizmanın tıkanıklıklarını çözer Aldığı eğitimin yararını görür bunda Unutulmuş, bir kenara atılmış tarihsel niteliği olan yerel gazetelerin, 1920 lerden itibaren arşivini yapar, belediyenin zemin katına. Ne ki, 1980 de sel gelip binbir emekle kurduğu arşivi kağıt hamuruna döndürür... Yiğenoğlu, Belediyede çalıştığı dönemde mesleğiyle de ilgisini, ilişkisini sürdürür; Çetin Şükrü mahlasıyla makaleler yazar yerel gazetelerde. 24 ADANA YA GÜÇ VERENLER - I ÇETİN YİĞENOĞLU 25
12 DANSLA GELEN EVLİLİK... Eşi Sibel Hanımla belediyede çalışırken tanışır, 1974 yılında Anneleri teyze kızlarıdır. Çetin Bey, sonraki yıllarda kayınvalidesi olacak Meliha Hanım ı çok önceden tanır, ama Sibel Hanım la tanışmamışlardır Sonradan öğrendiğine göre Sibel Hanım Çetin Bey hakkında bazı şeyler duymuştur Örneğin, öğrenciliği sırasında dans kursuna gitmesi çok ilgisini çeker. Çünkü, Sibel Hanım da çok iyi dans etmektedir Ne ki Çetin Bey in bundan haberi yoktur Bir yakınlarının düğününde karşılaşırlar ilk kez Meliha Hanım Çetin Bey e der ki; Çetin, niçin dans etmiyorsun? Dam yok ki Sibel var ya, der, sonra Sibel e dönerek, Sibel haydi Çetin Bey, dans konusunda kendine güvenli bir genç, twist, rocknroll, bosanova, vals, tango, rumbo, mambo, dönemin bütün danslarını biliyor. Ne var ki, Sibel Hanım o akşam dans pistinde öyle bir gösteri yapar ki, Çetin Bey, onun yanında bir daha Ben güzel dans ederim diyemez Tango çalarken piste çıktıklarında gelin hanım ikisine bakarak pat diye, Ay, birbirinize ne kadar çok yakıştınız Haydi siz de evlensenize demez mi Evlendiklerinde bu olayın üzerinden ancak 6 ay geçmiştir (3 Ocak 1975) Böylece, her ikisinin de zorlu hayat mücadelesinde yeni bir sayfa açılır Bir süre sonra belediye serüveni biter Çetin Bey in Bu yazının kaleme alındığı süre itibariyle 35 yıl aralıksız devam edeceği mesleğinin kapısını aralar böylece... Bir gazetecinin eşi olmak zordur ÜÇÜNCÜ DELTA Gecesi gündüzü belli olmayan bir meslek olduğu için ailece planlar yapmayı pek kaldırmaz. Buna karşın, Çetin Bey e büyük özveriyle davranır Sibel Hanım Önce 1975 te Özgür, 1982 de de kızları Nesrin dünyaya gelir. Sibel Hanım, bir yandan bankada çalışır, bir yandan Çetin Yiğenoğlu nun işine konsantre olmasını sağlayacak ortamı hazırlamaya katkıda bulunur, bir yandan da çocuklarını hayata hazırlar da müdür yardımcısı olarak çalıştığı Halk Bankası ndan emekli olur. Çetin Yiğenoğlu, yaşamı boyunca insanı anlamak için insanın serüvenini okuyup araştırarak insanı öğrenmeye çalışırken Türkiye özelinde objektifini her fırsatta Çukurova da çevrindirdi. Bu çabaları onu 3. Delta sentezine götürdü Bir anda kendini Halikarnas Balıkçı sının yolunda buldu Böylece o, kimi yaklaşımlar felsefeyi Hermetizm den, dolayısıyla Mısır dan, kimileri antik çağdan, Yunan dan başlatırken bu iki (eski Mısır / yeni İon-Yunan ) tarih anlayışı insanlık tarihinde yüzlerce yıllık tartışma sürecini işgal ederken bu 3. Delta ya da Çukurova kültü de nereden çıkıyordu, yeri neresiydi sorusuna yanıt aramaya başladı. Sünni-Türk İslam sentezini imleyen 1071 i milat kabul etmenin sığlığında dönenip durmanın yaşadığımız sorunları açıklayamaması bir yana, önemli nedeniydi. Ayrıca, dünya tarihinde nereye düştüğünün temel nedenlerini de bir yana bırakarak bu halkın Anadolu daki 10 bin yıllık geçmişine yönlendirdi objektifini. Böylece, Yiğenoğlu Anadolu yla kadim Anadolu halklarının onbinlerce yıllık kültürel mirasını sahiplenerek Biz diyor, Anadolu da yaşamış halklardan ne Luvi yiz, Urartu yuz, Hatti yiz, Hurri yiz, Hitit iz, Lidyalıyız, Likyalıyız ne de Kizuwatnalıyız. Ama biz hepsiyiz Hepsinden birer parça var bizde Bu, bizi eski Anadolu uygarlıklarının varisi yapmaktadır. Tersi durumda, bilinçsizce savunulan 1071 vurgusu bizi dün gelmiş göçmen/sığıntı yerine koyar, Grek in, Roma nın varisi olduğunu savlayanlar karşısında Yiğenoğlu, işte bu ve benzeri bu yorumlarla 3. Delta tezine ulaştı 3. Delta tezini ilk kez Uluslararası Çukurova Sanat Günleri (UÇSG) kapsamında gündeme getirdi. Kültür sanat dünyasına her yıl 2 ya da 3 yayın kazandırılan UÇSG de verilen Çukurova Ödülü kitabının sunusunda, etkinlik gazetesinde ayrıntılarıyla anlattığı konuyla ilgili şu görüşü savundu: 3. Delta, Mezopotamya ile Mısır uygarlıklarının Batı ya, Batı daki gelişmelerin de Doğu ya aktarılmasında en önemli köprü olmasına karşın, nedense her zaman yok sayılmış. Oysa 3. Delta, eldeki -şimdilik- sınırlı kalıtlarla/verilerle bile tarihsel, sosyolojik, arkeolojik, antropolojik açıdan dünya uygarlık tarihinin yadsınamaz bir gerçekliğidir Bizce, 3. Delta nın bu varsıl birikimi Çukurova Kültü diye tanımlanması gereken bir kültürel kalıt niteliğindedir. Ne yazık ki, bu bölge insanının 3. Delta ya özgü duyarlılıkla ürettiği antik söylenceler, öyküler, destanlar, türküler, felsefik, astrolojik düşünceler, düşünsel yapılanmalar, Batıcı kimi ideologlar, sistem adamları, vakanüvistler, sanat tarihi yazıcıları tarafından bölgede emperyal güç olarak bulunmaktan başka bir özelliği olmayan Grek ya da Latinlere aitmiş gibi tanımlanagelmiştir. Bunları dikkate alan bir bakışla yaklaşıldığında Çukurova Kültü, Çukurova özelinden Anadolu nun tarihsel mirasına sahip çıkma bilinci, diye de tanımlanabilir. ÇETİN YİĞENOĞLU 27
13 GAZETECİLİĞİN KAPISINI AÇTIĞINDA Başkan Yardımcısı sıfatıyla çalışmasına karşın, yönetimle anlaşamayınca belediyeden ayrılması gündeme gelir. Bu kez şans yüzüne güler, 1978 Eylülünde profesyonel olarak gazeteciliğe başlar. Belediyecilikten sonraki süreçte de önemli görevler üstlenen Çetin Yiğenoğlu düzenli iş olanağını Abdi İpekçi nin başında olduğu Milliyet Gazetesi nin Adana bürosunda bulur. O zamanlar Gazetenin Temsilcisi Alaettin Kutlu, İstihbarat Şefi (daha sonra temsilci olacak) Muzaffer Bal, Spor Editörü ise Nihat Geven dir Her üçünden de çok şey öğrenir Gazeteci Çetin. Tam 4 yıl sonra Şef Alaettin Bey in çağrısına olumlu yanıt vererek Milliyet ten ayrılıp yerel bir gazete olan Ekspres in kurucu ortakları arasında yer alır. Payı küçük de olsa o dönemin medya devi Haldun Simavi nin ortağı olmak çok önemlidir O küçük pay, Gazeteci Çetin e yalnızca mesleki liyakâti dolayısıyla verilmiştir Ekspres gazetesi yalnızca Adana da günde 6 bin 500 net satışa ulaşır. O yıllarda ( ) Adana nın nüfusu bin dolayındadır Bu çalışmanın yapıldığı günlerde nüfus 2 milyona ulaşmasına karşın, 25 günlük yerel gazetenin toplam tirajı basın tarihi açısından incelenmeye değer durumdadır. Yiğenoğlu, o dönem Ekspres in yalnızca kurucu ortağı değil, aynı zamanda muhabiri, röportajcısı, yazarı olur, bir dönem de haber müdürlüğünü yapar. Ekspres te 4 yıl çalıştıktan sonra 1986 Ekiminde 25 yıl boyunca çalışacağı Cumhuriyet Gazetesi ne geçer. Bu dönemde Kuzey Irak ta Erbil den Adana ya dek bölgenin nabzını tutmanın yanı sıra Çukurova nın sesi olarak ülkenin gündemine oturan röportajlara, dizi yazılara imza atar. Adana nın, Çukurova nın en sancılı, sıkıntılı olaylarını, tanım yerindeyse arı kovanına çomak sokarcasına irdeleyerek halkını aydınlatmaya çalışır. Kendi çağına tanıklık anlamında çok şey yaşar, yazar, çağının bölgesel bunalımlarını sıcağı sıcağına kaleme alır. Ortadoğu nun değişik ülkelerinde (Irak, Suriye, Ürdün) yaptığı inceleme röportajlarla yurtdışına da taşan bölgesel sorunları yakından incelediğinin çarpıcı örneklerini verir. İLLE DE GAZETECİLİK... Bir yazar için edebi eserler vermek nirvanadır belki, ama Çetin Yiğenoğlu gazetecilik sorumluluğu dayattığı zaman edebiyat çalışmalarını ertelemek zorunda kalır her zaman. Kitap yazmak oturmayı, sakin bir yaşam sürmeyi, gazetecilik ise araştırmayı, hareketi gerektirdiği için, çok sevdiği edebiyattan uzak kalır bir süre; siyasi, sosyal kitap projelerine ara verir. Gazetecilikte henüz yaşanmış bir olayın sıcağı sıcağına dizi yazısını yazmak oldukça zor iştir. Bu yazılar Çetin Yiğenoğlu gibi profesyonel, gözünü budaktan sakınmayan gazetecilerin kaleminden çıkar; tarihe acıyla kazınan Sivas olayları gibi Bu niteliğinin gereği, 2 Temmuz 1993 te meydana gelen Madımak Olayı na ilk giden gazetecilerden biri de o olur; Sivas Katliamı nın dizi yazısını yazan, bu konuda ilk kitabı yayınlayan O olayı anlatmasını istediğimizde adeta o günü yaşıyormuşçasına coşkuya kapıldı: Madımak ın yakıldığı gün Adana da Baraj gölü kıyısındaydık Öğleden sonra oturuyorduk iki arkadaşımla Gecikmiş bir yaz günüydü, hava bahardan kalmaydı Öğlen rakısı içiyorduk, bayağ alkol almıştım, çağrı çaldı. O zamanlar cep telefonu yoktu, çağrı aygıtı vardı yalnızca. Çetin abi ist dedi pil bitti. Çetin Abi İstanbul dan arıyorlar seni, demek isteyen bir mesaj. Gazeteye nerede olursam olayım oranın telefonunu veririm, ulaşsınlar diye. Hemen gittim aradım Yayın koordinatörü yana yakıla seni arıyor, çıldırmak üzere falan... Hemen numarayı verdim, 5 dakika sonra yayın koordinatörü telefonda, Çetin nerdesin sen? Ülkenin tüm şairlerini yaktılar, haberin yok mu? dedi. Yoktu, kafayı çekiyorduk diyecek halimiz de yok Hemen Sivas a gidiyorsun dedi. ÇETİN YİĞENOĞLU 29
14 Hemen 3 telefon açtım, ilki eşime çantamı hazırlamasını, ikincisi muhasebeci arkadaşa, bir otomobille yolluk ayarlamasını, üçüncüsü ise karanlık odadan sorumlu arkadaşa bana yeterince filmle teleobjektifli makinesini vermesini istedim. Birlikte yemek yediğimiz arkadaşlar beni eve götürürken yanıma silah almamı söylediler, bana da mantıklı geldi. Böylece, bir işe giderken hayatımda bir kez yanıma silahımı aldım. Gazeteci olarak Maraş olaylarında yaşananları bildiğim için, arkadaşlarımın önerisi üzerine başıma bir şey gelirse tabancamı sonuna dek kullanırım diye düşünmüştüm. Evden ayrılırken de ilk kez eşimle çocuklarımla vedalaştım. Ertesi sabah Sivas a varır varmaz çalışmaya başladım. Öğle saatlerinde İstanbul dan yazı işleri müdürü aradı, Çetin yazı dizisine başlıyoruz. Yarınki gazetede ilk anonsu geçiyoruz demez mi? Bir sonraki gazeteye anons koyuyorlar. Bu, Çetin in önünde üç günü var anlamında Bu süreçte günlük haber, izlenim, yorum da geçecek, varsa çektiği fotoğrafları iletecek Bu ara Sivas ta sokağa çıkma yasağı var, verilen görevi başarmak gözüme dağ gibi göründü. Başardık sonunda Böylece, Sivas Olayları nın ilk dizi yazısını sıcağı sıcağına, günü gününe, inanılmaz bir performans göstererek hazırladık. İşin komik yanı, ertesi gün kimi televizyon bülbüllerinin benim yazıyı okuyup ekranda ötmesiydi Adana ya döndüğünde, o dizi yazının yayınlanmasından sonra yayıncısı arayarak yazıyı kitaplaştırma önerisinde bulununca, Çetin Yiğenoğlu Sivas Olayları nın ilk kitabı olan Şeriatçı Şiddet ve Ölü Ozanlar Kenti Sivas ı yazmaya koyulur Kitap çok ses getirir. İkinci baskısı da yapılır. İkinci baskı bitmek üzereyken yayıncısı ölür, ne yazık ki... Bu ara Sivas davası sürmektedir. Çok yıllar sonra dava biter bir biçimde, ama kitabın 3. baskısı bir türlü yapılamaz. Cumhuriyet Gazetesi büyük bir kurum, Çetin Yiğenoğlu nun hayatındaki yeri de önemlidir Hayatının uzun bir bölümü bu gazetede geçer, mesleki anlamda kendini kanıtlayacak birçok iş yapar. Bilgiye, öğrenmeye açık bir karakter olduğu için Cumhuriyet ortamından onun da kazanımları olur kuşkusuz Cumhuriyet ten ayrıldıktan sonra da aynı gazeteci sorumluluğuyla yaşar. Çünkü, o bir gazetecidir, parantezin içini dolduracak türden Yeter ki, çelişkiyi, öyküyü yakalamasın, üzerine gider, onu da bir yerlerde mutlaka yayımlar; Okültizm Yükselirken (Varlık Dergisi/2012), Amin Alayı nın Sübyanları (Sol Gazetesi/2012) gibi yazı dizileri onun bu yönüne güzel örneklerdir Bu iki yazı dizisini hazırlarken de başka büyük çalışmalarını sürdürür Halkına karşı sorumluluğunun bunu gerektirdiğini düşünür. Bilir ki, halkın olan bitenlerden de üzerinde çalıştığı işin risklerinden de çoğu kez haberi yoktur; üzerinde konuşmaya kalksa birçok laf ederler, onlarla kötü olur, icabında kötek de yer Ama o yazıp koyacaktır orta yere, okuyan okuyacak, okumayan okumayacak İşte, böylesine halkına karşı bir sorumluluk duygusundan beslenen o gazeteci ruhu elini hiç boş bırakmaz, sımsıkı tutar onun Elinde yazılmayı bekleyen romanları, öyküleri olsa da önüne gazetecilik sorumluluğu geldiği zaman günceli yakalamayı yeğledi her zaman. SON YAZI Tam 25 yılını verdiği, 21 yıl da Temsilciliğini yaptığı Cumhuriyet Bürosu nu kapattılar bir gün Tarih 30 Temmuz 2011 di. Hakkında hüküm verenler arasında bir zamanlar ekmeğiyle oynamayalım dediği kişiler de vardı. Yiğenoğlu, kendini gazetenin gerçek sahiplerinden biri sanırken böyle bir kararı beklemiyordu kuşkusuz. Büroyu kapatırlarken onun da iş aktini feshetmişlerdi Ne bir teşekkür belgesi, konuyla ilgili gazetede bir yazı, kamuoyuna bir açıklama, hiçbir şey yapmazlar Mesleki anlamda en olgun dönemini yaşarken gazeteci-yazar kimliğiyle, moda İngilizce deyimle home Office çalışmasını da gereksinmeden Ellerindeki baltayla birinin kafasını kopartırcasına Adeta bir suçlu gibi Bir süre önceden tepki verecek çevrelerle görüşmelerin de yapıldığı bir operasyonla Yiğenoğlu, bütün bu duyarsızlık, vefasızlık üzerine gazetenin son kez yayımlanacak ekine çalakalem bir yazı yazar, 4. ÖLÜM başlığıyla Ama gazete yönetimi bu yazıyı yayımlamamak için gazetenin son ekini yayınlamaz Daha sonra internette, çeşitli portallarda yayımlanan Son Yazı üst başlığı, Hoşçakalın Derken yan başlığıyla kaleme aldığı yazıyı gazete yönetiminin söz konusu kararının siyasi olduğunu vurgulayarak şu cümleyle bitirir: Bize gelince... Biz, uygun vahalarda yeniden dirilmeyi biliriz... Gerçekten de bilir Yiğenoğlu Cumhuriyet Gazetesi nden ayrıldıktan sonra gelen teklifleri kabul etmez, gazeteciliğe ara verir, ta ki ilkelerini kendisine uygun bulduğu, her gün yeni bir gündem yaratmasından etkilendiği Sol Gazetesi 2012 Ekiminde yayınlanıncaya kadar. Neredeyse ömrünü verdiği gazete yönetiminin vefasızlığına karşın, Çetin Yiğenoğlu ya hiçbir yükümlülüğü olmayan Sol Gazetesi yönetimi ona köşe verdi. Böylece, Sol da haftada bir gün, pazartesileri Gündem Dışı başlığı altında -kendi deyimiyle- fıkra irisi, makale yavrusu siyasi yazılar yazmaya başladı. FARKLI BİR CEMİYET BAŞKANI Cumhuriyet te geçen yılları onun yeteneklerini sergileme, etkinlikler yapma açısından iç içe geçmiş bir dönemi içerir; gazetecilik, yazarlık, kültür-sanat aktivitelerinin yanı sıra Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC) Başkanlığı da yapar Haber dalında Yılın Gazetecisi (1980), Röportaj dalında Yılın Gazetecisi (1986), Yılın Basın Adamı (1994), Haldun Taner Öykü Ödülü İkincilik (1995), Puduhepa Bilim Sanat Başarı Ödülü (2011) gibi ödüllerle taçlandırılan meslek yaşamında ÇGC Başkanlığının yeri ayrıcalıklıdır. Onun gerek gazetecilik, gerekse edebiyatta yazma performansını değerlendiren kimi duayen meslektaşları tarafından ise o (Adana özeli için) benzersiz diye nitelendirilir. O da her zaman bunun hakkını vermeye, içini doldurmaya çalışır. Cemiyette devrim niteliğinde işler yapar Cumhuriyet Gazetesi ndeki 4. yılında ÇGC başkanlığına getirilir (Ocak 1991). 10 yıl süreyle üye yapılmadığı ÇGC ye üye olduktan bir yıl sonra başkan seçilmiştir. Başkanlık yaptığı 4 yıl boyunca Adana yla Türk basını için çok değerli projelerin altına imza atarken ÇGC nin kurumlaşmasına da çaba gösterir Türkiye nin ilk basın anıtının Adana da dikilmesi, ilk bağımsız basın kurultayının düzenlenmesi bu dönemde gerçekleştirilir. Kurultay, Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) nun kuruluşunu gündeme getirir. Bu ara, ÇGC Türk Sanat Musikisi Korosu nun kurulması gibi işlerin yanı sıra, TJK Adana yarışlarına ÇGC Kupası nın konulmasını sağlar. Bu dönemde girdiği Basın Konseyi Yüksek Kurulu ndan daha sonra Onur Üyesi olarak ayrılır. Bir yandan Cemiyet adına Çukurova Postası nı yayınlar, bir yandan da Cemiyet te Cuma Geceleri (CCG) düzenleyerek üyeler arası sosyal ilişkilerin gelişimine katkıda bulunmaya çalışır. Gazetecilik mesleğinin köklü sorunlarına çözüm üretmeye çabalar Mesleğin saygınlığını korumak amacıyla Basın Protokol Listesi isimli bir uygulama başlatır. O yıllarda düzenlenen Basın Balosu nda parayla davetiye satışını kaldırır. Sarı Basın Kartı olmasına karşın gazetecilik yapmayanlar karşısında kartsız, ama gazetecilik yapanlar için yol açıcı düzenlemeler yapar Onları Konuk Kartı uygulamasıyla ÇGC şemsiyesi altına alır Basında mesleki dejenerasyonun önüne geçmek için Öz Denetim Divanı kurar Bunu yaparken Basın Konseyi yapılanmasından esinlenir. Ancak, yıllar sonra bu kez Basın Konseyi ÇGC tüzüğünün bu konudaki belirleyici hükmünü örnek alır. 30 ADANA YA GÜÇ VERENLER - I ÇETİN YİĞENOĞLU 31
15 Onun ÇGC başkanlığı döneminde de ülke çok sancılı günler geçirir. PKK, Adana dan Hakkari ye kadar bölgeyi Türk Basını na yasaklar O da tehdit altındadır. PKK sempatizanları ÇGC ye gelir, o Ankara ya Diyarbakır toplantısını örgütlemeye gittiğinde Adamları gören sekreter kız düşer bayılır. Yönetim, ÇGC yi karakol haline getirir; onun Diyarbakır yollarında olduğu sıra Daha sonra tehditler kendi kulağına da gelir Kendince önlemler alır, koruma istemez, korumanın başını yakmamak için Bir süre sonra gazetenin merkezine gelen bir uyarı üzerine Cumhuriyet Adana Büro da karakol haline getirilir Evine telefonlar açılır Daha önce, Sivas dizisiyle kitabının yayınlanmasından sonra Salman Rüşti ilan edilir, yine telefonlar gelir eve Selomünalöyküm diye Çocuklar küçüktür, etkilenir Onları güvenli yerlere gönderir, kendisi işine bakar Başarısının doruğunda, dördüncü yılını tamamladıktan sonra elde ettiği mikro koltuğu bırakmayanlara örnek olmak için üçüncü kez ÇGC başkanlığına aday olmayarak çekilir O, nasılsa çıtayı yükseltmiştir, artık belirli bir düzeyin altına düşürülemez diye düşünür Yanıldığını anladığında tekrar aday olur, ama seçilmez Yıllar sonra daha da korkuya kapılınca ÇGC de işleri yoluna koymak için bir kez daha aday olur, yine kazanamaz Neden bu ısrar, diye sorduğumuzda şu öyküyü anlatmaktadır: Zamanın birinde bir mimar varmış, 80 li yaşlarında Bütün ömrünü vererek bir katedral yapar Sonra, emekliye ayrılarak yaşamının son günlerini huzur içinde geçirmek için çekilir, köşesinde dinlenirken bir gün yaptığı katedralin yıkıldığı haberini alır. Kötü haberi duyar duymaz, çizmelerini giymeye başlar üstat Yardımcısı sorar; -Nereye? -Nereye olacak, katedralimi yeniden YEREL BASIN KURULTAYI yapmaya. -İyi de ömrün yetmez -Biliyorum, deyip yürür üstat Kıssadan hisse O bir insandır çünkü İnsansan eğer, 80 inde zeytin ağacı dikmelisin, üstelik kendin için, der ozan DÜNYASI YAZMAK... Çetin Yiğenoğlu, ÇGC Başkanlığını bıraktıktan bir süre sonra bakar ki Adana da yaprak kıpırdamıyor, bunun üzerine bir şeyler yapmaya karar verir Elbette sanat alanında olacaktır yapacakları Yan sütunlarda Adana da Yaşamanın Gerekçesini Artırmak başlığıyla ayrıntılı biçimde anlattığımız gibi birçok etkinliğin düzenlenmesine imza atar Özellikle Uluslararası Çukurova Sanat Günleri (UÇSG) çok önemlidir. UÇSG nin önemini şöyle anlatıyor Yiğenoğlu: Böyle bir etkinliğin tatmin edici yanı nedir biliyor musunuz? Ürettiğiniz eserin büyüklüğüdür yalnızca. Bunu bilmeniz yetiyor. Bir yandan gazeteye haberler, röportajlar, diziler, bir yandan öyküler, romanlar yazarken bir yandan da cemiyet başkanlığını etkin biçimde yürütmeye çabalayan Çetin Yiğenoğlu kentine, ülkesine önemli etkinliklerle hizmet etmeyi sürdürdü. Bu dönemde Basın Özgürlüğü Anıtı ndan bir yıl sonra anıtla aynı doğrultuda mesajlar veren, Türk basın tarihinde altı çizilecek büyük bir etkinliğe daha imza atıldı Adana da. Başta, dönemin Başbakan ı Süleyman Demirel ile muhalefet partisi liderlerinin de katıldığı Türkiye nin tek bağımsız basın kurultayı Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC) tarafından Yerel Basın Kurultayı adıyla 1992 Mayısında Adana da düzenlendi. Kurultay a Türkiye nin her yerinden 330 gazetecinin yanı sıra Ankara Gazi ve Marmara üniversitelerine bağlı iletişim fakültelerinin öğretim üyeleriyle öğrencileri de katıldı. Cumhuriyet tarihinde ilk Basın Kurultayı, Mustafa Kemal hayattayken 1935 de, ikincisi ise 1972 de devlet tarafından düzenlenmişti. Adana daki Kurultay ın önemi, bir meslek kuruluşu olan ÇGC tarafından düzenlenmesiyle kazandığı bağımsız niteliğinden kaynaklanıyor Yerel Basın Kurultayı Sonuç Raporu daha sonra bir dosya halinde bizzat Başbakan Demirel e sunuldu. Türk basınına 3 kitap armağan edilen Yerel Basın Kurultayı, halen ikincisi düzenlenmediği için Türkiye nin tek bağımsız basın kurultayı niteliğiyle basın tarihindeki yerini aldı. Kurultay, daha sonra merkezi Ankara da bulunan Türkiye Gazeteciler Federasyonu nun kuruluşuna da esin kaynağı oldu. Yiğenoğlu, Federasyon un kuruluşu fikrini gündeme getiren ilk kişi olarak da tanınır. Kurultay ın bir başka ürünü olan Adana Basın Yayın İl Müdürlüğü kısa sürede kuruldu. Bir süre sonra Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı seçilirken Kamu Yararına Çalışan Dernek lerden sayılan ÇGC de Cumhurbaşkanlığı A protokolüne alındı. Bu gelişmelerin ardından Çetin Yiğenoğlu, Çankaya Köşkü ne davet edilen ilk ÇGC Başkanı oldu. ÇETİN YİĞENOĞLU 33
16 Bugün sizi yok sayabilirler. İnsanların kafasında önemli adam sayılmak için başka değerler vardır çünkü. Öyle düşünenler çok paralı olduklarında bir anda önemli adam statüsüne geçebilir, geçtiğini sanabilir, ama üç beş yıl sonra çoğunu anımsayan kalmayacağını düşünemez bile Biz, bu işi anımsanmak, unutulmamak için yapmıyoruz kuşkusuz, ama UÇSG gibi felsefesi olan bir etkinlik yarattığınızda ister istemez içiniz coşuyor Yıllarca süren çabalar sonunda siz de evrim geçire geçire bir felsefenin yaratılmasına katkı koymuşsunuz çünkü. Onun büyüklüğü karşısında bir haz alıyorsunuz, yalnızca bir sanatçının alacağı türden. Bu etkinlikler, Çetin Yiğenoğlu nun çeşitli yazar örgütlerinde sorumluluk üstlenmesini de gündeme getirir. Halen TYS (Türkiye Yazarlar Sendikası) ile BESAM (Bilim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği) Temsilcisi olan Yiğenoğlu, 4 dönem de PEN Yazarlar Derneği nin Adana temsilciliğini yapar. İşte, bu sorumlulukların gereğini çalma dışında engel oluşturmamış çünkü; tam tersine, onun edebiyatını beslemiş. Çetin Yiğenoğlu, kitaplarında Adana yı, Çukurova yı, Toroslar ı, bu yörede yaşayan insanları, gazetecilik deneyimlerini yazar. Yaşadığı kenti anlatırken amacı yerel kalmak değildir elbet. En çok bildiği yeri, en çok tanıdığı insanları en güzel anlatabileceğinin, evrensele yerelden gidileceğinin bilincindedir. O, Adana da yaşayıp Adana yı yazmış, ama eserleri yerel kalmamış, büyük kitlelere ulaşmıştır. Eserlerinde Türkçe yi olabildiğince zenginliğiyle kullanır. Dile egemenliği eserlerinin hem tür, hem anlatım, hem de kelime çeşitliliğinden anlaşılır. Tam 40 yıldır gazeteci kimliğinin yanı sıra edebiyatçı kimliğiyle de Adana yı, Çukurova yı, Toroslar ı yazar o. Bazı yeni yazım teknikleri denediği, yayınlandığında çok ses getiren Haydar ı Öldürmek isimli romanında Toroslar ı Toroslar ın diliyle yazmaya çalışır Tahtacı Alevilerle ilgili Türkiye de ilk roman özelliğine sahip olan eserde bize göre yapmak istediği konuda başarılı da olur. İlk romanı İNOKİN/Bir Aşk Bilmecesi nde roman coğrafyası İstanbul un yanı sıra Kozan la Toroslar dır İkinci romanı Gasteci de, tikelden tümele bir bakışla bütünüyle medya dünyasına eleştirel yaklaşırken bu romanın geçtiği kent de Adana dır Metelikten Medyaya da yerel anekyaparken gazeteciliğin izin verdiği zamanlarda, sırasını bekleyen romanlarını, öykülerini evde kurduğu çalışma mekânında yazıyor Yiğenoğlu. Önüne güncel konuda yapabileceği bir şey gelince bacağını kırıp, oturup düşünerek yazması gereken kitaplara, edebiyat çalışmalarına eğilmek içine sinmediği için birçok dosya masasında kitaplaşacağı günü bekliyor. Bütün dünyası yazmak Elbette romanlarımı yazmak istiyorum diyor bu konuyu açtığımızda, ayrıca birçok öykü var yazılmayı bekleyen. Ama elimde değil, gazetecilikle toplumsal sorumluluğun dayatmalarına sırtımı dönmek Sorduğumuzda, bu yazı serüveninin, yazma sevdasının da ilginç bir öyküsü çıktı ortaya 1960 lı yıllarda aşklar önce dile değil kaleme gelirmiş. Bu günün cep telefonunun yerine o zamanların kitaplar arasında gidip gelen mektupları varmış. Emek istermiş aşk Bu konuyu açtığımızda lise yıllarında şiirler yazarak, kız arkadaşıyla mektuplaşarak yazmaya başladığını anlatıyor Yiğenoğlu. Bazı erkek arkadaşları kız arkadaşlarına güzel, etkileyici mektup yazmak ister, ama yazamazlarmış. Mektup yazacaksın, güzel yazacaksın, onu da sonra bir kitabın arasına koyarak ya kıza vereceksin ya da aracı kıza Çetin e arkadaşları İlk mektubu yaz, gerisine karışma derlermiş önce. O da ilk mektubu yazarmış arkadaşlık hatırına Yanıt gelince ilk mektubun düzeyinde karşılığını yazmak gerekirmiş bu kez. Çetin de mektupları bazen bir öğle yemeği, sucuk ekmek, bazen bir gazoz, bazen bir şarap karşılığında yazarmış bunun üzerine. Gün gelmiş 5 arkadaşının mektuplarını yazmış O günleri, Kendi kız arkadaşım da dahil, 6 kızla mektuplaşıyordum. O arkadaşlarımın içinden yalnızca biri evlilik yapabildi. Sanırım, kızlar mektuptaki kişiyle karşılarındakinin aynı kişi olmadığını anlamışlardı, diye anlatıyor. Edebiyat, Yiğenoğlu nun tutkusudur. Hayatında, gazetecilikle yarışta edebiyat geri kalmış gibi görünse de, ürettiği eserler tersini söylüyor bunun. Gazetecilik onun edebiyatı önünde zaman BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ANITI Türkiye nin ilk basın anıtı, Basından Sansürün Kaldırılışı nın 83. yıldönümünde ( ), Çetin Yiğenoğlu nun başkanlığı döneminde Çukurova Gazeteciler Cemiyeti tarafından Adana da yaptırıldı. Basın Özgürlüğü Anıtı adı verilen yapıt, duyarsız bir yaklaşımla hemen yanına yaptırılan, anıtın beş katı büyüklüğündeki çocuk kaydırağının gölgesinde kalsa da Türk Basını için önemli mesajlar veriyor. Türk basınının merkezi İstanbul da 140 yıldır bir anıt yaptırmanın düşünülmemesine adeta yanıt niteliğinde yaptırılan rölyef tipi anıtın üzerindeki yazıyı da Yiğenoğlu kaleme aldı Anıt ın üzerindeki yazı şöyle: Ulusal Kurtuluş Savaşı nda emperyalizme karşı hurufatları katır sırtında taşınarak Kuvay-ı Milliye Ruhu yla yayınlanan gazetelerle bağımsızlık, demokrasi ve insan hakları için emek ve can veren gazetecilerin anısına saygıyla dotlarla bezeli bir anlatımla Türk ve dünya basın tarihi özetlenirken, Türk basınına eleştirel bir bakışla yaklaşılır. Son romanı Kırmızı Koku ise bir Adana destanıdır Öykü dalında verdiği ilk ürünü, Irazca Yıldız/ KÖY GAZİNOSU ndaki öykülerin mekânı da Adana dır, ikinci öykü kitabı Son Meyhaneci ninki de Bu kitabında yayımladığı, Haldun Taner Öykü Ödülü ikinciliğini aldığı Kartal Yavrusu isimli öykünün coğrafyası Adana yla Toroslar dır Deneme yazıları hep Adana, Çukurova, Toroslar kokar Bu bağlamda, araştırma, inceleme, anı, deneme türünde yazdığı Kozan üzerine iki kitapla, bir de Çukurdaki Kent ve Ova (Çukurova röportajları) kitabını burada anmak gerekir. Son kitabı öğretici öğelerle bezeli Masalların Masalları nda ise yalın bir dil kullanılır. Dünyaca ünlü masalların yanlışlarını diyalektik bakışla yorumlayarak 9-10 yaşındaki çocukların anlayacağı bir dille koyar ortaya. KENDİ KARAKTERİNİ YARATMAK Ünlü Şair, Adana Valisi Ziya Paşa nın bir sözü var; Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz, kişinin rütbe-i aklı eserindedir, diye Çetin Yiğenoğlu nu anlatın denildiğinde önce bu söz akla gelmeli! Sonra, onun kendi karakterini yaratan/ yazan bir yazar olduğu düşünülmeli! Zaten karakter yaratmak onun işi değil midir Kendi karakterini de bir kurmaca eser (öykü-roman) kahramanı gibi yaratmak, zamanla uğraşının bir parçası olur Her fark ettiği sivri yanını törpüleyerek kendini yeniden yaratır Gerçekte, yaşamak, onun açısından sürekli bir yaratma sürecidir Kendini oluşturmak, karakterini biçimlendirmektir Sonsuz bir evrimleşme sürecidir bu Ne gazetecilik, ne edebiyatçılık ne de insan olma (bilgeleşme) açısından evrimini tamamladığını düşünmez asla Sırası geldiğinde bir yaşındaki çocuktan da bir şeyler öğrenir, öğrenmesi gereken şeyler olduğunu hiçbir zaman unutmaz Bunun da birçok nedeni var sanırız Biri, yetişme döneminde kendisini kucaklayan, kanatları altına alan bilge bir rehberinin olmaması mıdır ya da doğduğu günden itibaren yaşadığı travmalar mı? Yoksa, ikisi birden mi ya da daha çoğu mu? Onun için hayat her zaman zor olmuştur, bu kesin O da kolayına kaçmamış zaten; duruşunu bozmamak adına zorluklara göğüs germiş Sorularımız karşısında anlattıklarına göre kıskançlıklar, çekememezlikler, engellemeler, düşmanca kurulmuş tuzaklara göğüs göğse karşı koymaktan çekinmemiş 34 ADANA YA GÜÇ VERENLER - I ÇETİN YİĞENOĞLU 35
17 ADANA DA YAŞAMANIN GEREKÇESİNİ ARTIRMAK ya başkanlığındaki Güç Birliği Vakfı aday oldu Ne var ki Vakıf, ASG yi düzenleyen ekibe büyük bir zaman kaybettirdikten sonra kaynak olmadığı gerekçesiyle katkıda bulunulamayacağını bildirdi. Bunun üzerine ASG ye ara verildi Bir daha da düzenlenmedi. ASG, bir anlamda işlevini tamamladı. Başta Adana, çevre kentlerdeki kültür-sanat sevdalılarınca örnek model alındı. ASG, bir anlamda Uluslararası Çukurova Sanat Günleri (UÇSG) nin altyapısı oluşturdu. UÇSG nin ana sloganı Yerelden ulusala, ulusaldan evrensele ASG döneminin ürüydü. Yine UÇSG etkinliklerinin sembolü Adonis Çiçeği de aynı dönemde tasarlanmış, hem grafiksel, hem üç boyutlu hale getirilip plaket biçimine dönüştürülmüş, hem de öyküsü Yiğenoğlu tarafından kaleme alınarak kültürel derinliğine dikkat çekilmişti. Aradan, tam 6 yıl geçtikten sonra 2007 de Yiğenoğlu, bu kez, yakın dostu, TYS Hatay Temsilcisi Mehmet Karasu ile birlikte UÇSG yi düzenlemeye başladı. Daha sonra oluşturdukları Çukurova Sanat Girişimi isimli platform tarafından düzenlenmeye başlanan UÇSG kapsamında 2009 dan itibaren de Çu- Yiğenoğlu, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC) başkanlığından ayrıldıktan sonra etkinlikler bağlamında kültür-sanat alanındaki çalışmalarını sürdürdü İki amacı vardı, bu konuda yola çıkarken; 1) a-öncelikle Adana nın daha yaşanılır bir kent haline getirilmesine katkıda bulunmak; b) Gitgide Adana da yaşamanın gerekçelerini artırmaya çalışmak; 2) Bu uğurda bir şeyler yapabilmek için herhangi bir sıfat sahibi olmanın gerekmediğini (Örneğin, ÇGC Başkanı sıfatını taşımadan) kanıtlamak... Basın Özgürlüğü Anıtı ile Yerel Basın Kurultayı nda büyük deneyim sahibi olan Yiğenoğlu, daha sonra yapacağı kültür-sanat çalışmalarının ilk örneklerini ÇGC çatısı altında gerçekleştirdi. Basınla, iletişim özgürlüğüyle ilgili paneller, konferansların yanı sıra daha önce Seyhan Belediyesi tarafından bir kez düzenlenip arkası getirilmeyen Orhan Kemal Öykü Yarışması nı sürdürmek oldu. Yarışma, ÇGC çatısı altında 3 kez düzenlendikten sonra sürdürülmedi. Yiğenoğlu nun bu bağlamda daha sonra yaptığı çalışmalar üç düzlemkurova Ödülü verilmeye başlandı. Bu çalışmanın yapıldığı 2013 te UÇ- SG nin 7.si düzenlenmiş, 5. Çukurova Ödülü verilmişti. (Ödül Alanlar: Nihat Ziyalan, Taha Toros, Ayla Kutlu, İpek Ongun, Prof. Dr. Erman Artun) UÇSG, iddialı bir söylemle Yiğenoğlu tarafından dünyada benzeri olmayan etkinlik diye nitelendiriliyor. İki ülkede (Suriye/Türkiye-Türkiye de Çukurova da-) eşzamanlı olarak düzenleniyor. Daha önce bir kez açılışı Lazkiye de yapılan, Halep te etkinlik düzenlenen UÇSG nin kapanış töreni ise Mersin de gerçekleştirilmişti. Yerelden ulusala, ulusaldan evrensele nin açılımı program kapsamında şöyle gerçekleştiriliyordu: (Sanatçı bazında) Yerel yerelle, yerel bölgeselle, bölgesel ulusalla, ulusal uluslararasıyla buluşturuluyordu. Bu da pratikte Adanalı sanatçılar Mersin e, Antakya ya, Antakyalı ya da Mersinliler de bölgedeki öbür kentlere gidiyor, Ankara, İstanbul, İzmir gibi kentlerle dış ülkelerden gelen sanatçılar ise yerel, bölgesel sanatçılarla Çukurova da kentlerde ortak etkinliklere katılıyordu. Savaş nedeniyle iki yıldır Suriye nin katılamadığı UÇSG etkinlikleri iki sütun üzerinde yapılandırılıyor. Bu de değerlendirilebilir; 1) Cumhuriyet Gazetesi Bürosu; 2) TÜYAP Kitap Fuarı; 3) Sanat Günleri (Adana/Çukurova); 4) Çukurova Müzik Dostları Derneği (ÇUMDER) Yiğenoğlu, Cumhuriyet Gazetesi nin temsilcisi olduğu dönemde, gazete bürosunun bulunduğu binadaki boş bir alanı değerlendirerek Cumhuriyet Kültür-Sanat Merkezi ni kurdu. Yaklaşık 200 sandalye kapasiteli salonda yıllarca çeşitli konularda düzenlenen etkinliklerle (konferanslar, paneller, çalıştaylar, sanat atölyeleri, sergiler) kentin ekin dünyasına katkıda bulundu. TÜYAP Kitap Fuarlarında TYS temsilcisi sıfatıyla şiir dinletileri, konferanslar, paneller düzenledi. Sanat Günleri ne gelince İlk kez 1999 yılında düzenlendi Adana Sanat Günleri (ASG). Yiğenoğlu nun amacı, halkın öz katılımıyla kültürel derinlikli sanat etkinlikleri düzenlemekti Düzenledi, başarılı da oldu. 1. ASG yi Adana nın (Kozan) seçkin ailelerinden Kaymakların (Hamdi Kaymak), 2. ASG yi de yine seçkin bir Adanalı ailenin İzlemeklerin (Mehmet İzlemek) anasponsorluğunun yanı sıra, başta SİLSAN (Mehmet Bacaksızlar) olmak üzere çeşitli kişi ve kurumların katkılarıyla gerçekleştirdi. 3. AÇS ye Şekip Karakaiki sütundan birini sanatın her dalıyla ilgili söyleşi, konferans, panel, konser, sergi gibi etkinlikler oluşturuyor Bu sütunun yayın organı, etkinliklerin yapıldığı günlerde yılda bir kez yayınlanan gazetedir. Katılımcılara Adonis Çiçeği ni sembolize eden bir plaket ya da teşekkür belgesi verilir. Çukurova Ödülü ise UÇSG nin ikinci sütununu oluşturuyor. Bu kapsamda ödül sahibine Ödül Özel Plaketi sunulurken bir de özel kitap yayınlanıyor. Bu ödül, yine bir Çukurova Kültü olan Mitraizm in sembolizması olan Tauroktoni sahnesinden soyutlanarak biçimlendirilmiş bir heykelciktir. Sanat Günleri kapsamında, yine Yiğenoğlu önderliğindeki bir çalışmayla, daha önce Adana dan ABD ye kaçırılan Hemşire Satsneferu heykelcinin röprodüksiyonu da yaptırıldı Söz konusu heykelcikler, Adana nın taşınır, taşınmaz kültürel değerleriyle ilgili başka sembolik imitasyonların yapılmasına esin kaynağı oldu. Bunların yanı sıra, kurucu yönetim kurulu üyesi olduğu ÇUMDER tarafından düzenlenen, başta (6 kez) Uluslararası Çukurova Müzik Festivali olmak üzere bütün etkinliklere 10 yıl süreyle emek verdi. 36 ADANA YA GÜÇ VERENLER - I
18 Ödüller aldığında, en yakın dostları görmezden gelmiş Çalıştığı gazete, ekipten biri ödül aldığında onu göklere çıkartırken onun ödülüyle ilgili haberi minnacık vermiş ya da başarısını görmezden gelmiş. Yine ekipten biri sıradan bir dizi yazdığında bir hafta anonsla yayınlarken onun çok önemli röportajları anonssuz yayımlanmış. Ama o hiçbir zaman mücadeleyi bırakmamış, hayata küsmemiş, sürekli tat almaya çalışmış hayattan İlkelerinden ödün vermemiş, ama ölçülü, önlemli davranmak adına da tat aldığı ortamı terk etmemiş Yaşamın, yaşaması gereken güzelliklerini günü gününe yaşamış, ertelememiş... Çetin Yiğenoğlu, kendi dünyasında idealize ettiği karakteri biçimlendirmek, bir öykü, bir roman kahramanı yaratmaktan öte bir ideal uğruna hayatı boyunca kendi karakterini olgunlaştırmaya çalışmış Bir yanıyla kendi kendini eğittiği bir uğraş olmuş onun için bu Bir yandan kendi kendini biçimlendirirken bir yandan da hayatını birkaç kez yeniden kurmak zorunda kalmış ne yazık ki Buna karşın vazgeçmemiş düşlerinin, kendi öyküsünün izinde yürümekten Yüzünü bilgelik yoluna dönerek daha güzel bir insan olmak için her etkilenmeden bir ders çıkartırken herhalde biraz da süperegosunun baskın özelliğiyle sürekli biçimlendirmeye çalışmış karakterini Sonra, yaptığı işlere dönüp bakınca, düzelte düzelte çok köşeli bir biçim aldığını görmüş karakterinin Kuşkusuz, köşeleri belirgin biçimde düzeltilmiş bir kütle, bir kaya, bir taş, çok çok bir duvarın, adı halk, toplum ya da topluluk olan duvarın minimal parçası olması açısından önemlidir Dünyada, başta aile, toplum, topluluk, din böyle bir biçimlenmeyi öğütler insanlara Böylece, kişinin toplumsal açıdan uyumlu olmasını sağlamayı amaçlarken bir yandan da üyesi olduğu örgütlenmenin nesnesi yapar İşte, o yapılanma içinde kimileri, duvarın bir parçası olur, sonsuza kadar da orada öylece kalır Kimileri ise sütun ya da sütun başı olur ne hikmetse Yani, çok fazla köşeli olmak kimilerine uymaz; özellikle Nietzche nin trajik insan tiplemesine göre tanımlanması gerekenlere Hayatının bir noktasında bunu kavrayan Çetin Yiğenoğlu, çoğu durumlarda bazı duvarlarda özne karşısında öteki derekesine düşürülen, harcanmaya endeksli bir nesne, sıradan bir taş olmaması gerektiğini düşünür Bunda, kimilerinin ay, güneş ya da dünya gibi ışıklı, yuvarlak bir karakter sahibi olduğunu görmesi etkili olur Kendi karakterini biçimlendirenlerin farklı bir yere konulduğunu, örneğin sütun ya da sütun başlığı yapıldığını kavrar İşte bunun üzerine evrimleşme kapısını sonsuza kadar açık tutma yolunda yürümeye karar verir 38 ADANA YA GÜÇ VERENLER - I ÇETİN YİĞENOĞLU 39
19 Özlem CANPINAR 1978 yılında Isparta da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Isparta da, üniversite eğitimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakülte sinde tamamladı yılından bu yana Adana da hazine avukatı olarak çalışmaktadır. Çeşitli kültürlerde yaşayan insanları tanımayı, anlamayı ve fotoğraflamayı sever. Stüdyo, kurgu ve ışığı kullanma şansı tanıdığı için ona göre fotoğraf üretmek için en uygun ortamdır. S. Haluk Uygur un portre atölyesinde aradığı fırsatı bulur. Işıl atölyesi ile başladığı S. Haluk Uygur sanat atölyelerine 2 yıldır devam etmektedir. Kemal Canpınar ile evli, İpek ve Doruk un annesidir. Bu kitap Seyhan Rotary Kulübü nün ve Güney Rotary Kulübü nün katkılarıyla basılmıştır.
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de
KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3
KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?
ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.
ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya
Dünyayı Değiştiren İnsanlar
Dünyayı Değiştiren İnsanlar Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim,
Dünyayı Değiştiren İnsanlar
Dünyayı Değiştiren İnsanlar MARIA MONTESSORI Hayatın en önemli dönemi üniversite çalışmaları değil, doğumdan altı yaşa kadar olan süredir. Çünkü bu, bir çocuğun gelecekte olacağı yetişkini inşa ettiği
"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."
Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir
ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ
ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ: 2013-2014 Μάθημα: Τουρκικά Επίπεδο: Ε3 Διάρκεια: 2 ώρες Ημερομηνία:
Ekmek sözcüğü, sözlüklerde yukarıdaki gibi tanımlanıyor. Aşağıdaki görselin yanında yer alan tanımlar ise birbirinden farklı. Tanımları incele. 1.
1. Ekmek sözcüğü, sözlüklerde yukarıdaki gibi tanımlanıyor. Aşağıdaki görselin yanında yer alan tanımlar ise birbirinden farklı. Tanımları incele. 1. Sence, farklı insanların, farklı tanımlar yapmasına
NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.
Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci
olduğunu fark etti. Takdir ettiği öğretmenleri gibi hatta onlardan bile iyi bir öğretmen olacaktı.
MUSA TAKCI KİMDİR? İyi bir öğretmen, koruyucu bir ağabey, saygılı bir evlat, şefkatli bir baba, merhametli bir eş, çok aranan bir kardeş, güçlü bir şair, disiplinli bir yazar, hayırlı bir insan, güzel
Bu kısa Z Nesli tanımından sonra gelelim Torunum Ezgi nin okul macerasına.
Z NESLİ VE TORUNUM EZGİ! Değerli Okur! Bu köşe yazısı; Ülkemizde nüfusun üçte birini oluşturan geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklar(ımız) la ilgili neler yapıyoruz? Çocuklarımız bu zorlu yaşam yolculuklarında
A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:
A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.
BAHARA MERHABA. H. İlker DURU NİSAN 2017 İLKOKUL BÜLTENİ
BAHARA MERHABA Toprağın ve suyun güneşle buluştuğu, doğanın canlandığı, aydınlık ve sıcak günlere kavuştuğumuz güzel bahar aylarına merhaba dedik. Baharın verdiği canlılık ve heyecanla eğitim- öğretim
Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.
Bu kitapçığı, büyük olasılıkla kısa bir süre önce sevdiklerinizden biri size cinsel kimliği ile biyolojik/bedensel cinsiyetinin örtüşmediğini, uyuşmadığını açıkladığı için okumaktasınız. Bu kitapçığı edindiğiniz
Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!
Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,
Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik.
Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik. Sizi tanıyabilirmiyiz? 1953 Söke doğumluyum. Evli, 2
Bahadın, 2 Ağustos 2014 Sevgili Yoldaşlar, Canlar, Yol Arkadaşlarım, Devrimciler Diyarı Bahadın da buluşan güzel insanlar,
Bahadın, 2 Ağustos 2014 Sevgili Yoldaşlar, Canlar, Yol Arkadaşlarım, Devrimciler Diyarı Bahadın da buluşan güzel insanlar, Anadolu coğrafyasında bazı yerler vardır... O yerler, şehirler, kasabalar, beldeler,
Benimle Evlenir misin?
Benimle Evlenir misin? Bodrum sokakları ilginç bir evlenme teklifine daha sahne oldu. Bodrumlu genç kaptan Ali Özbaylan 9 yıl önce tanıştığı kız arkadaşı Tuba Cihat a, Milta Marina da bulunan bir kafede
DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT
ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM
PROF. DR. ABDULLAH UÇMAN
PROF. DR. ABDULLAH UÇMAN İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü nden mezun olduktan (1972) sonra bir süre aynı bölümde kütüphane memurluğu yaptı (1974-1978). 1976 da Türk
http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf
ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar
TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.
TATÍLDE Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz. Ízin zamanı yaklaşırken içimizi bir sevinç kaplar.íşte bu yıl da hazırlıklarımızı tamamladık. Valizlerimizi
þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.
Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.
Samed Behrengi. Sevgi Masalı. Çeviren: Songül Bakar
Samed Behrengi Sevgi Masalı Çeviren: Songül Bakar Samed BEHRENGİ Azeri asıllı İranlı yazar Samed Behrengi, 1939 da Tebriz de doğdu. Öğretmen okullarında öğrenim gördükten sonra Tebriz Üniversitesi İngiliz
BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU
Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :İnternet Sitesi SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar Belediyesi Farkındalık Yaratacak
Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir?
Anneye En Güzel Hediye Olarak Ne Alınması Gerekir? Hayatımızın en değerli varlığıdır anneler. O halde onlara verdiğimiz hediyelerinde manevi bir değeri olmalıdır. Anneler için hediyenin maddi değeri değil
Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu
Türkisch Zürih Kantonunda İlköğretim Okulu Veliler için Bilgiler Januar 2008 / Türkisch 2 / 6 Zürih Kantonu İlköğretim Okulu Hedefler ve Hedefe Yönelik Görüşler Zürih kantonunda devlet ilköğretim okulu
T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı
T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı Ana Başlık Alt Başlık Sayfa Soru Düzeltme Olayları Ad Aktarması 6 - Ad Aktarması (Mecazı Mürsel) Kinaye 8 - Kinaye
I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS
I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMİ BİR DERS Genç adam evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara
Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin
Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz
CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı
CHP Yalıkavak Temsilciliğinin düzenlediği Kahvaltıda Birlik ve Beraberlik Mesajı Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Örgütü Yalıkavak Mahalle Temsilciliği tarafından geniş katılımlı birlik ve dayanışma
DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Mayıs 2010 DİKKAT
ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙ ΕΙΑΣ, ΙΑ ΒΙΟΥ ΜΑΘΗΣΗΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Eğitim, Hayatboyu Öğrenme ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri
MATBAACILIK OYUNCAĞI
Resimleyen: Özlem Isıyel Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Roman 1. basım Yiğit Bener MATBAACILIK OYUNCAĞI Resimleyen: Özlem Isıyel cancocuk.com [email protected] Yayın Koordinatörü:
zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,
6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi
6 Çocukla Ahır'da Yaşam Mücadelesi Kahramanmaraş ın Ekinözü İlçesine bağlı Alişar Köyünde 54 Yaşındaki Mehmet Göyün 6 Çocuğu ile birlikte tek göz kerpiç odanın içinde verdiği yaşam Mücadelesi yürekleri
OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ
OKUL MÜDÜRÜMÜZLE RÖPORTAJ Kendinizden biraz bahseder misiniz? -1969 yılında Elazığ'da dünyaya geldim. İlk orta ve liseyi orada okudum. Daha sonra üniversiteyi Van 100.yıl Üniversitesi'nde okudum. Liseyi
ÇALIŞKANLIK NİSAN 2017
ÇALIŞKANLIK NİSAN 2017 Ağustos Böceği ile Karınca Hafta Sınıf Düzeyi ve 4. Sınıf Süre Yöntem ve Teknik 40 Dakika drama, beyin fırtınası KAZANIM SÜREÇ Araç - Gereç Çizgi film CD si veya Masal kitabı Karınca
KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU
KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,
TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR
Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BÖLÜM 1. İLETİŞİM, ANLAMA VE DEĞERLENDİRME (30 puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. MUTLULUK HİKAYESİ
BÖLÜM. İLETİŞİM, NLM VE DEĞERLENDİRME ( puan) Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. MUTLULUK HİKYESİ 8 Hayatı boyunca mutlu olmadığını fark eden bir adam, artık mutlu olmak istiyorum demiş ve aramaya
Atatürk ün Kişisel Özellikleri. Elif Naz Fidancı
Atatürk ün Kişisel Özellikleri Atatürk cesur ve iyi bir liderdir Atatürk iyi bir lider olmak için gerekli bütün özelliklere sahiptir. Dürüstlüğü ve davranışları ile her zaman örnek olmuştur. Gerek devlet
A1 DÜZEYİ A KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:
A1 DÜZEYİ ADI SOYADI: OKUL NO: NOT OKUMA 1. Aşağıdaki metni -(y/n)a, -(n)da, -(n)dan, -(y/n)i ve -(I)yor ekleriyle tamamlayınız. (10 puan) Sevgili Ayşe, Nasılsın? Sana bu mektubu İstanbul dan yazıyorum.
22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi
22.05.2014 Perşembe İzmir Gündemi GÜNAH KEÇİSİ BULUNDU! Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tancan Uysal, Soma daki kömür faciası hakkında çok tartışılacak bir yazı kaleme aldı.
DIPLÔME NATIONAL DU BREVET ÉPREUVE DE TURC TOUTES SÉRIES SESSION 2012
DIPLÔME NATIONAL DU BREVET ÉPREUVE DE TURC TOUTES SÉRIES SESSION 2012 Durée : 1 heure 30 Coefficient : 1 Barème : I. COMPRÉHENSION DU TEXTE 6 points II. COMPÉTENCE LINGUISTIQUE 5 points III. EXPRESSION
KİTABIN TANITIM YAZISI Cuma, 12 Ekim 2012 14:57
Eğitimci yazar M. Emin KARABACAK ın BAYRAMLIK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR (Çocukların Okul Başarısını Artırmada Anne Babalara Düşen Görevler) kitabından sonra ikinci kitabı BİLİNÇALTI APTALDIR ŞAKADAN ANLAMAZ kitabı
Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı
Hırkatepe Köyü-Beypazarı (30 Kasım 2008) Yazan ve fotoğraflayan: Hüseyin Sarı 30 Kasım 2008 Pazar günü, Ahmet Bozkurt un öncülüğünde Fotoğraf Sanatı Kurumu nun organize ettiği Beypazarı Köyleri fotoğraf
Kahraman Kit Misafirlikte
Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project
Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış
Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış MERAKLI KİTAPLAR 3. B A S I M Çocuklarla İlgili Her Türlü Faaliyette, Çocuğun Temel Yararı, Önceliklidir! 2 Süleyman Bulut Anne Ben Yapabilirim 4 Süleyman
BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU, BATI TRAKYALI GENÇLERLE YTB DE BULUŞTU Cuma, 13 Nisan :47
Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığında, Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneğinin girişimleriyle Yunanistan'dan gelen Batı Trakyalı öğrencilerle
edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları
RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki
1. Soru. Aşağıdakilerden hangisi bu paragrafın sonuç cümlesi olabilir? olaylara farklı bakış açılarıyla bakalım. insanlarla iyi ilişkiler kuralım.
1. Soru Kitap okumak insanı özgürleştirir. Okuyan insan yeni düşünceler edinir, zihnine yeni pencereler açar. Okumak olaylara bakış açımızı bile etkiler. Kalıplaşmış salt düşünceler, yerini farklı ve özgür
Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim Velimizi Sen Bilmezsin Biz Bağış Alamıyoruz Cümlelerini kurarken bir daha düşüneceksiniz.
Aşağıda Emek vererek Yazmış olduğumuz yazı ve bilgileri 5 dakika ayırıp okur inceler ve bizden ücretsiz bir örnek kayıt dosyası talep ederseniz. Biz Fakir Okuluz Bizim Velimiz Bize Destek Olmuyor Bizim
EDEBİYATIN İZİ 86. İZMİR ENTERNESYONAL FUARI NA DÜŞTÜ
EDEBİYATIN İZİ 86. İZMİR ENTERNESYONAL FUARI NA DÜŞTÜ Oya Baydar, Mine Söğüt, Özcan Yüksek, Ercan Kesal, Arif Keskiner ve Melih Güneş konuklarla sohbet etti 86. İzmir Enternasyonal Fuarı nda bu yıl ilk
14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ
TÜRK-İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ 25-27 Mayıs 2012 Nova, İbis Hotel - İstanbul Oturumlar Panel
KİTABININ GELİRİNİ, İHTİYACI OLAN KIZ ÇOCUKLARINA VERECEK
KİTABININ GELİRİNİ, İHTİYACI OLAN KIZ ÇOCUKLARINA VERECEK Sosyal ve siyasi yaşamda Bodrum un tanınmış simalarından biri olan Nuran Yüksel yaşamını kitap haline getirdi. Nuran Yüksel kitabının sadece kendi
TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 19.yy.sonlarına doğru Osmanlı parçalanma sürecine girmişti. Bu dönemde
Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular
Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil
Niğde Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Topluluğu Başkanı Okan Aktaş Toplulukta Görev almak bir İletişimci olarak bana çok faydalı oluyor
Niğde Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Topluluğu Başkanı Okan Aktaş Toplulukta Görev almak bir İletişimci olarak bana çok faydalı oluyor SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda
Vanlı futbolcu kızlar Bodrum da kamp yapıyor
Vanlı futbolcu kızlar Bodrum da kamp yapıyor Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon un davetiyle Bodrum a gelen Vanlı futbolcu kızlar Bodrum da kamp yapıyor. Van Mustafa Cengiz Ortaokulu Mor Menekşeler
Sevgili dostum, Can dostum,
Sevgili dostum, Her insanı hayatta tek ve yegâne yapan bir öz benliği, insanın kendine has bir kişiliği vardır. Buna edebiyatımızda, günlük yaşantımızda ve dini inançlarımızda çeşitli adlar vermişlerdir.
Birinci kadın; Oğlunun çok hareketli olduğunu, ellerinin üzerinde dakikalarca yürüyebileceğini söyledi.
Marifetli Çocuk Üç kadın ellerinde sepetleriyle pazardan dönüyorlardı. Dinlenmek için yolun kenarındaki kanepeye oturdular. Çocukları hakkında sohbet etmeye başladılar. Birinci kadın; Oğlunun çok hareketli
ABDULLAH UÇMAN PROF. DR. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü nden mezun oldu.
PROF. DR. ABDULLAH UÇMAN İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü nden mezun oldu. 1976 da Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi nin yayın kurulunda görev aldı. 1981 de doktorasını
Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK
Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını
Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):
Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,
5. SINIF TÜRKÇE KELİME TÜRLERİ TESTİ. A) Ben ise yağmur yağmasını bekliyordum. Cümlesindeki isimlerin hepsi tekildir.
1- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bilgi yanlışlığı vardır? A) Ben ise yağmur yağmasını bekliyordum. Cümlesindeki isimlerin hepsi tekildir. B) İyi bir aşçıydı. Cümlesinde özel isim kullanılmıştır. C) Tavuklar
Okuyarak kelime öğrenmenin Yol Haritası
Kelime bilgimin büyük bir miktarını düzenli olarak İngilizce okumaya borçluyum ve biliyorsun ki kelime bilmek akıcı İngilizce konuşma yolundaki en büyük engellerden biri =) O yüzden eğer İngilizce okumuyorsan,
İlk 4 soruyu metne göre cevaplayınız. 1 Metinde geçen aşağıdaki cümlelerden hangisi metnin ana fikridir?
İnsanın üstünlüğü, bilime dayanarak olaylara egemen olabilmesinde ve doğa güçlerini denetim altına alabilmesindedir. Bilim; doğada ve toplumda geçerli kuralları, yasalan bulup ortaya çıkartır. Sorunların
ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ
ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΣΧΟΛΙΚΗ ΧΡΟΝΙΑ : 2014 2015 Μάθημα : Τουρκικά Επίπεδο : Ε1 Διάρκεια : 2 ώρες
Kahraman Kit ve Akıllı Can. Technical Assistance for Promoting Registered Employment. Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi
Technical Assistance for Promoting Registered Employment Kayıtlı İstihdamın Teşviki için Teknik Destek Projesi Bu proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. This project
Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat
- şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin
Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu
Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin
AİLE & YETİŞTİRME KONULU SORU LİSTELERİ
VG&O 0-3 A.A. Vermulst, G. Kroes, R.E. De Meyer & J.W. Veerman AİLE & YETİŞTİRME KONULU SORU LİSTELERİ 0 İLA 3 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLARIN ANNE-BABALARINA YÖNELİKTİR GENCIN ADI: TEDAVI ŞEKLI: DOLDURMA TARIHI:
Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz
ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz
Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 24 Ağustos 2009 04:42 - Son Güncelleme Çarşamba, 26 Ağustos 2009 19:20
Düğünlerde Takılan Sahte Paralar Yüksek eğitimini tamamlamış, babası ticaretle uğraşan, annesi ise bir bankada görevli bulunan bir ailenin tek kızıydı. Okul arkadaşı ile evlenmeye karar vermişlerdi. Damat
BAĞLAÇ. Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir.
BAĞLAÇ Eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını, anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan sözcüklere "bağlaç" denir. Bağlaçlar da edatlar gibi tek başlarına anlamı olmayan sözcüklerdir. Bağlaçlar her
Beykoz Yerel Basını: Yılın Öğretmen Çifti, Adife& Bayram YILDIZ - Özgün Haber
Beykoz Yerel Basını: "Yılın Öğretmen Çifti, Adife& Bayram YILDIZ" Tüm Ülkede kutlanan Öğretmenler Günü Beykoz'da da coşkuyla kutlanırken, bu özel günde öğretmenlerimiz için çeşitli etkinlikler ve ziyaretler
AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE
Portal Adres AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE : www.gorelesol.com İçeriği : Gündem Tarih : 06.10.2014 : http://www.gorelesol.com/haber/haber_detay.asp?haberid=19336 1/3 AHMET ÖNERBAY GÖRELE'DE 2/3 AHMET ÖNERBAY
Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan
Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu
kimdir? Nazif Kerem GÖZENER ÖZGEÇMİŞ
ÖZGEÇMİŞ kimdir? 21 Nisan 1971 de Malatya nın Arapgir ilçesinde dünyaya geldim. Maliyeci bir baba ve öğretmen bir annenin ilk çocuklarıyım. Memur bir ailenin çocuğu olduğum için, eğitim hayatıma, Malatya
BİR ÇOCUĞUN KALBİNE DOKUNMAK
BİR ÇOCUĞUN KALBİNE DOKUNMAK Ceylan Işık, Hacettepe Türkçe Öğretmenliği Biliyor musunuz, ben bir çocuğun kalbine dokundum? Hatta bir değil birçok çocuğun kalbine dokundum. Onların sadece ellerine, yüzlerine
Birbirimize anlatacağımız ne çok şey var; düşündünüz mü? İşte bu yazma nedenlerimden biri. İlki...
Bir şairin seyir defteri Prof. Dr. Göksel Altınışık Gelinciğin Yalnızlığı Bir ömrü damıtsak ne kalır geriye? Benimkinden, en azından şu ana dek yaşanan kadarından, sözcükler kalıyor. Bir mucize bu benim
(22 Aralık 2012, Cumartesi) GRUP A. 2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı
2012-2013 Türkçe Ortak Sınavı Lise Hazırlık Sınıfı AÇIKLAMALAR 1. Soruların cevaplarını kitapçıkla birlikte verilecek optik forma işaretleyiniz. 2. Cevaplarınızı koyu siyah ve yumuşak bir kurşun kalemle
Çocuk ve Gençlik Romanları Yazarı Tokatlı Hemşerimiz İbrahim Ünsal Uçar İyi yazar olmak isteyen bir gencin 100 roman okuyup bir roman yazması lazım
Çocuk ve Gençlik Romanları Yazarı Tokatlı Hemşerimiz İbrahim Ünsal Uçar İyi yazar olmak isteyen bir gencin 100 roman okuyup bir roman yazması lazım SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız Ünsal bey?
Tarih:. Yer:. Katılımcı numarası:... Sosyolinguistik Görüşme 1) İsim:.. Cinsiyet: Meslek:.. Doğum tarihiniz:.. Yaşınız:.. Milliyetiniz:.
Sosyolinguistik Görüşme 1) İsim:.. Cinsiyet: Meslek:.. Doğum tarihiniz:.. Yaşınız:.. Milliyetiniz:. 2) Nerede doğdunuz? Yer:. Bölge:. Eyalet: Ülke:... 3) Tamamladığınız en yüksek okul derecesi nedir? a.
Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda
Bir gün sormuşlar Ermişlerden birine: Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? Bakın göstereyim demiş Ermiş. Önce sevgiyi dilden gönle indirememiş olanları çağırarak onlara
ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.
SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç
ELGİNKAN VAKFI BURSU DUYURUSU
ELGİNKAN VAKFI BURSU DUYURUSU SON BAŞVURU TARİHİ : 9 EKİM 2017 PAZARTESİ BAŞVURU KOŞULLARI 1-BAŞKA YERDEN BURS ALMIYOR OLMAK 2-YENİ KAYITLI ÖĞRENCİLER İÇİN 2016 LYS YERLEŞTİRME PUANI SIRALAMASINDA ÖNDE
TARSUS BELEDİYESİ NE ZİYARET
TARSUS BELEDİYESİ NE ZİYARET Toplum Projesi etkinliği olarak İngilizce öğretmenimiz, rehberlik öğretmenimiz ve biz, yani beş Tarsus lu öğrenci, belediyenin Tarsus ta yürüttüğü sosyal hizmetlerin neler
Hazırlayan: Saide Nur Dikmen
Yayın no: 162 DÜRÜSTLÜK VE DOĞRULUK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 99 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın
KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA
KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini
ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI
ANKARA ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE ÖĞRETİM ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ TÜRKÇE SINAVI T105004 ADI SOYADI NOSU UYRUĞU SINAV TARİHİ ÖĞRENCİNİN BÖLÜM Okuma Dinleme Yazma Karşılıklı Konuşma Sözlü Anlatım TOPLAM
ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ
ΤΠΟΤΡΓΔΙΟ ΠΑΙΓΔΙΑ ΚΑΙ ΠΟΛΙΣΙΜΟΤ ΙΓΡΤΜΑ ΓΙΑΥΔΙΡΙΗ ΑΠΟΓΔΤΜΑΣΙΝΩΝ ΚΑΙ ΒΡΑΓΙΝΩΝ ΔΠΙΜΟΡΦΩΣΙΚΩΝ ΠΡΟΓΡΑΜΜΑΣΩΝ ΚΡΑΣΙΚΑ ΙΝΣΙΣΟΤΣΑ ΔΠΙΜΟΡΦΩΗ ΣΕΛΙΚΕ ΕΝΙΑΙΕ ΓΡΑΠΣΕ ΕΞΕΣΑΕΙ ΥΟΛΙΚΗ ΥΡΟΝΙΑ: 2012-2013 Μάθημα: Σοσρκικά
Bodrum Sutopu Takımı, Başkan Kocadon u ziyaret etti
Bodrum Sutopu Takımı, Başkan Kocadon u ziyaret etti Türkiye Sutopu Federasyonu na bağlı Bodrum Yarımada Su Sporları Kulübü sporcuları, elde ettikleri başarının ardından Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon
Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Kulübü Başkanı Metin Baykal: Halkla ilişkilerci girişken olmazsa çok şeyi kaybeder..
Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Kulübü Başkanı Metin Baykal: Halkla ilişkilerci girişken olmazsa çok şeyi kaybeder.. SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? hangi okullarda okudunuz bugüne kadar?
Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz
Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz ve Özellikle Canım Annem 1 Üniversite tercihlerini yaptığımız zaman,
TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları...
TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... Hatta Tarsuslular. Dünyanın öbür ucundan gelen Japonlar,Koreliler,Almanlar
İŞLETMELERDE BECERİ EĞİTİMİNE ÇIKAN ÖĞRENCİLERİN AYLIK PRİM VE HİZMET BELGESİNİ SİSTEME GÖNDERMEK https://ebildirge.sgk.gov.tr/wpeb/amp/loginldap
İŞLETMELERDE BECERİ EĞİTİMİNE ÇIKAN ÖĞRENCİLERİN AYLIK PRİM VE HİZMET BELGESİNİ SİSTEME GÖNDERMEK https://ebildirge.sgk.gov.tr/wpeb/amp/loginldap ÖNEMLİ : 1. Öğrencilerin Sigorta İşe Giriş Bildirgeleri,
TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN
TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden
.com. Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN
.com Faydalı Olması Dileklerimizle... Emrah&Elvan PEKŞEN ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkokul1.com ilkok benim kahraman dedem Kelimeleri zıt
YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI
Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp
