SALNÂMELERE GÖRE ADANA ( )

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SALNÂMELERE GÖRE ADANA (1880 1900)"

Transkript

1 T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı SALNÂMELERE GÖRE ADANA ( ) YÜKSEK LİSANS TEZİ Hazırlayan Halil İbrahim KAPLAN Danışman Yrd.Doç.Dr.Ahmet HALAÇOĞLU ISPARTA 2001

2 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... KISALTMALAR... VI VII GİRİŞ A. ADANA ADININ MENŞEİ B. OSMANLI ÖNCESİ ADANA Türk Hakimiyetinden Önceki Dönemi Bizans Dönemi İslami Arap Dönemi İlk Türklerin Adana ya Gelişi Selçuklu ve Beylikler Dönemi Ramazanoğulları Dönemi... 6 C- OSMANLI DEVLETİ DÖNEMİNDE ADANA Fırka-i Islahiye nin Teşkil Edilmesi ve Çukurova da Islah Hareketleri Adana da Ermeni Olayları BİRİNCİ BÖLÜM COĞRAFÎ YAPI A- COĞRAFÎ MEVKİİ B- DAĞLARI C- ORMANLARI D- YAYLALARI E- AKARSULAR ve GÖLLERİ F- ŞİFALI SULARI G- MESİRE ve KAMP YERLERİ H- AV TURİZMİ I- İKLİM... 26

3 İKİNCİ BÖLÜM İDARÎ YAPI A. SANCAK YAPISI B. MÜLKÎ AMİRLER Mutasarrıf Kaymakam Nahiye Müdürü Muhtar C. İDARÎ BİRİMLER Livâ İdare Meclisi Tahrirât Kalemi Muhasebe Kalemi Belediye Örgütü Valilik Tahrîrât Komisyonunda Çalışanlar Defter-i Hümâyun Komisyonunda Çalışanlar Telgraf ve Posta İdaresi Resümüt İdaresi Duyûn-ı Umumîye İdaresi Nafiâ Komisyonu Mefai Komisyonu Zira at Odası Tahrir-i Emlâk Kalemi Nüfus İdaresi Zâbıta İdaresi Diğer İdarî Birimler D. ADLÎ KURUMLAR Meclis-i Temyiz (Hukuk ve Cinayet-i Temyiz Meclisi) Ticaret Mahkemesi Bidâyet Mahkemesi Şer iye Mahkemesi Devai Meclisi İstinaf Meclisi E. İDARÎ YAPIDAKİ BİRİMLER... 45

4 F. İDARÎ TAKSİMAT ve MERKEZDE İDARÎ YAPILANMA İç İl Sancağı İdarî Statüsü Ve İdarî Birimleri Kozan Sancağı İdarî Statüsü ve İdarî Birimleri Cebel-i Bereket Sancağı Statüsü ve İdarî Birimleri G DEN 1900 YILINA KADAR ADANA VİLÂYETİ SANCAK ve KAZALARININ İDARÎ DURUMU VE İDARÎ BİRİMLERDEKİ DEĞİŞMELER ÜÇÜNCÜ BÖLÜM SOSYAL YAPI A. ADANA VİLAYETİ NİN ÇEŞİTLİ TARiHLERDEKİ NÜFUSU B. DİNİ ve SOSYAL KURUMLAR Camiler a) Ulucami b) Hasan Ağa Camii c) Yağ Camii d) Abdûlkadirağa Camii e) Ağca Bey Camii f) Ala Camii g) Hoş Kadem Camii h) Yeni Camii i) Kemeraltı Camii j) Diğer Camii Mescitler a) Akça Mescit (Ağca Mescidi) b) Ali Dede Mescidi c) Balcıoğlu Mescidi d) Cuma Fakih Mescidi e) Diğer Mescidler Vakıflar Tekke ve Zaviyeler... 90

5 5. Hanlar Hamamlar a) Çarşı Hamamı b) Irmak Hamamı c) Mestan Hamamı d) Yeni Hamam İmaret Köprüler Türbeler Konak ve Odalar a) Harem Dairesi (Vakıf Sarayı) b) Selamlık Dairesi Çeşmeler Hristiyan Ziyaretgâhlar Hastaneler C. ESKİ ESERLER Taş Köprü Saat Kulesi Havraniye Kervansarayı Yılan Kale Anazarba Kalesi Kozan Kalesi Dumlu Kalesi Toprak Kale Adana Bedesteni Bölgede Diğer Eski Eserler Asar-ı Atîka Nizamnâmesi D. EĞİTİM ÖĞRETİM ve KADEMELERİ Sıbyan Mektepleri Mekâtib-i İbtidâiye Medreseler Rüştiye Mektepleri İdadiler

6 6. Kütüphaneler a. İl halk Kütüphanesi b. Amerikan Kütüphanesi E. SALNÂMELERE GÖRE EĞİTİM-ÖĞRETİM DURUMU Yılları Arası Vilâyet Salnâmelerine Göre Adana da Eğitim Öğretim Adana Erkek Lisesi DÖRDÜNCÜ BÖLÜM EKONOMİK YAPI A. TARIM ZİRAAT ve HAYVANCILIK B. TİCARET-SANAYİ ve SANAT DALLARI Yüzyılda Osmanlı Devleti nde Ticaret ve Sanayii Geliştirme Çabaları Adana da Kurulan ilk Fabrikalar C. ULAŞIM D. MADENLER E. ADANA VİLÂYETİNİN EKONOMİK YAPISI HAKKINDA GENEL BİR DEĞERLENDİRME ( YILLARI) SONUÇ BİBLİYOGRAFYA EKLER VE RESİMLER

7 ÖNSÖZ Çalışmamız, Adana Vilâyetinin XIX. Yüzyıl sonları ve XX. Yüzyıl başlarına ait coğrafî, İdarî, sosyal ve ekonomik yapısını ortaya koymak amacı ile hazırlanmıştır. Araştırmamızın zaman bakımından sınırını, Adana Vilâyeti hakkında önemli bilgiler edinmemizi sağlayan ilk H.1297 ve son H.1317, yılları Salnâmeleri belirlemektedir.buna göre, H.1297 (1880) tarihinde yayınlanmış olan Adana Vilâyet Salnâmesi ile H.1317 (1900) tarihinde yayınlanmış olan Adana Vilâyet Salnâmesi arasındaki 20 yıllık devre araştırma konumuz içerisindedir. Salnâmelerin tamamının mevcut olmaması bizi zorluklara uğratmış ise de bu konuda yazılmış çeşitli umumî eserler ve araştırmalar, Salnâmelerdeki eksiklikleri gidermemizde faydalar sağlamıştır. Çok eski bir tarihi geçmişe sahip olan Adana şehrinin geçmiş yıllara ait bir dönemini aydınlatma düşüncesi bizi bu araştırmaya yönelten başlıca sebep olmuştur. Ayrıca Adananın Cumhuriyet öncesi dönemi hakkında daha önce fazla bir çalışma yapılmamış olması, bir Adanalı olarak bu konuyu tercih etmemizde etkili olmuştur. Böylece bu çalışma ile Adana Vilâyeti ile ilgili önemli bilgileri ortaya çıkarırken, aynı zamanda yakın Türk tarihine de ışık tutmuş olacağız. Çalışmalarım sırasında değerli fikir ve tenkitlerinden yararlandığım hocam Yrd. Doç. Dr. Ahmet HALAÇOĞLU na sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Halil İbrahim KAPLAN

8 KISALTMALAR a.g.e. : Adı geçen eser. a.g.m. : Adı geçen makale. A.n.s. : Ansiklopedi. Bkz. : Bakınız. C. : Cilt. H. : Hicri. İ.Ü. : İstanbul Üniversitesi. İ.A. : İslam Ansiklopedisi. A.V.S. : Adana Vilâyet Salnâmesi. M. : Miladi. s. : Sayfa. S. : Sayı. T.D.V.İ.A. : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. T.K.A.E. : Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü. T.K.A. : Türk Kültür Ansiklopedisi Yay. : Yayınları, Yayınevi.

9 G İ R İ Ş A- ADANA ADININ MENŞEİ Şu anda Çukurova yöresinin merkezi durumunda olan Adana şehrinin kuruluşu ile ilgili, İslam öncesi dönemi hakkında efsanevi ve kazılar sonucu elde edilen bilgilerde bir çok bilgiye rastlamak mümkündür Adana ya ait en eski yazılı kayıtlara ilk defa Anadolu yarımadasının en köklü uygarlıklarından biri olan Hititlerin kaya kitabelerinde rastlanmaktadır. Boğazköy metinleri olarak bilinen M.Ö yıllarına tarihlenen bir Hitit tabletinde şehrimize Uri Adana yani Adana Şehri dendiği görülmektedir 2. Eski bir Klikya masalına göre bütün Çukurova şehirlerini, dolayısıyla Adana yı ilahlardan Sandon kurmuştur. Mitolojide Gök İlahı Uranüs ün oğulları Adanos ve Saros kardeşlerin hikayesi gibi bu masalın da tarihsel yönden bir önemi yoktur 3. Bizanslı Estefan (Etien) bu şehri Tarsus la harp eden Adanos ve Saros adında iki kardeşin kurduğunu ve bunlardan Adanos un şehre Saros un nehre isimlerini koyduklarını yazar. 4 Ancak Adana nın kuruluş tarihi ve ilk oturanları bilinmemektedir 5. Başka bir kaynakta ise Adana şehrinin eski devirlerde aramgah olarak Selusid Akuma nın adına kurulduğu belirtilmektedir 6. Diğer bir kaynakta da Adana isminin menşei hakkında şu şekilde bahsedilmektedir; Adana ve Kapadokya bölgesi 365 senesine kadar Roma senatosu tarafından, mensup valiler eliyle yönetilmiştir. Bu tarihte Sasani Hükümdarı Birinci Şabur Keyaniyan, eski İran hududu saydığı bu yöreyi geri almak için Roma ya savaş ilan etmiştir. Roma, İran-Sasani hücumlarına karşı 1 Kasım Ener, Tarih Boyunca Adana Ovasına Bir Bakış, Hakan Ofset Matbaacılık, Adana 1993, s Adana,Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır, Kültür Bakanlığı Yay., Kültür Ofset, Ankara1994, s Kasım Ener, a.g.e., s V. Langlois, Klikya da Gezi, Mütercimi: M.Rahmi Balaban, Yeni Mersin Basımevi, C. 1, Mersin 1947, s Kasım Ener, a.g.e., s Aramgah: Dinlenilen yer, askeri üs, Bkz.:Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Aydın Kitabevi Yayınları, Ankara 1986, s. 45.

10 Temür hükümdarı Avadinas yani Ezine bin El-Semidi ile ittifak oluşturur. On yıllık bir mücadeleden sonra Ezine bin El-Semidi, İranlıları bu bölgeden sürerek Seyhan nehri kıyısında, kendisine üs olarak bir kasabacık kurar. İşte onun ismi olan Ezine bu kurulan kasabaya isim olarak verilir. Bazı kaynaklarda Adana şehrinin binasını Harun Reşit in seraskerlerinden Ebu Selim Ezine ye isnat etseler de bu yanlıştır. İkisinin de arap oluşu ve isimlerinin benzerliği bu yanlışlığı meydana getirmiştir. Gerçekte aralarında beş asırlık bir zaman farkı vardır 7. Ayrıca Hititlerin etkisinde kalan Fenikeliler de tarım ve bitki tanrısına Adonis adını vermişler ve zengin orman ve ürünleri olan bu bölgeye Adanos un yeri demeleri adet haline gelmiştir. Karcılzade Süleyman Şükrü Bey in Seyahatü l-kübra adlı eserinde Adana nın eski isminin Batana olduğu ve islamlık döneminde Adana ya çevrildiğini yazar. Danuna isminin M.Ö. yaşayan kavimlerce bu bölge için kullanıldığı bir gerçektir. Hatta Danunalılar ın, yöre kurallarına ad ve paye verecek kadar kudretli oldukları bilinmektedir. Danuna adının asırlar boyunca değişerek, zamanla Batana ve daha sonra da Adana olması da çok kuvvetle muhtemeldir 8. İslam kaynaklarında Adana ismi (Ezene-Edene) şeklindedir. Edene şeklinde yazılması Edirne ye benzemesi yüzünden yazışmalarda, bilhassa postalarda karışıklıklara meydan vereceğinden 1878 yılında. Encümen-i Daniş kararıyla Adana şeklinde değiştirilmiştir de Viktor Langlois tarafından yazılan Klikya da Gezi adlı eser Adana ismine bir başka açıdan bakar; Adana, Suriye den Anadolu ya gelen mühim yolun üstündedir. İskender in buradan geçişinden ve Selvizit Silifkeliler in buraya hakim olmasından sonradır ki, Adana pek ziyade önem kazanmıştır. Milattan önce 171 sene evvel isyan eden Tarsus ve Malos şehirlerini tedibe giden (Anityoho Sepikan) Adana ya, Anitos ismini vermiştir 10. Adana tarihi ismi Klikya olan Çukurova da merkezi durumda bir yerdir. Herodot zamanında Çukurova ya (HYHACHÖA) dendiği belirtilmektedir. s H tarihli AVS,s Adana,Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır,Kültür Bakanlığı Yay., Kültür Ofset, Ankara 1994, 9 Nazım Tarhan, Turistik Adana Tanıtım, Altınova Yayınları, Adana V. Langlois, Klikya da Gezi, Mütercimi: M.Rahmi Balaban, Yeni Mersin Basımevi, C. 1, Mersin 1947, s.51.

11 Herodot, Klikya isminin Fenike hükümdarı Agenor un oğlu Cliks in bu havaliye yerleşerek Klikya adını verdiğini zikreder 11. OSMANLI ÖNCESİ ADANA 1- Türk Hakimiyetinden Önceki Durum Adana bölgesi müslüman Arapların ve Türklerin eline geçene kadar bir çok kavim tarafından idare olunmuştur. Dolayısıyla Adana Kizvatna Krallığı, Hititler devri Kueliler devri, Klikya krallığı devri, İranlılar devri, Makedonyalılar devri, Selokidler devri, Çukurova Korsanları devri ve Roma devri, Bizanslılar devirlerini yaşamıştır 12. Tarihin ilk yazılı belgelerinden olup Boğazköy kaynaklı çivi yazılı Hitit tabletlerinde coğrafî bölgelerden Kizzuvatna nın uzun tartışmalarından sonra bu günkü Çukurova olduğu anlaşılmıştır 13. Boğazköy tabletlerinden anlaşıldığına göre Çukurova da daha önce Luviler in yaşadıkları bölgelerde İ.Ö dolaylarında Kizvatna diye anılan bir krallık yaşamıştır. Seyhan ve Ceyhan ırmakları arasında kurulduğu sanılan bu krallığın sınırları daha sonra yukarı Mezopotamya ve Suriye ye doğru genişlemiştir 14. Anadolu da Hititler yıkılınca Klikya Tarsus dahil Asur krallarının eline geçti. Asur Krallığı da yıkılınca bir süre için Klikya müstakil krallık oldu. M.Ö. 6. yy. da İran Sadraplıkları na dahil oldu. M.Ö. 333 de Klikya ya Büyük İskender hakim oldu 15. İskender in Asya seferinden dönüşü ve Babil de vefat etmesiyle kumandanları arsında bölünen bu kıta M.Ö 311 tarihinde İskender in baş komutanı olan Selefkos Mikatora geçti. Selefkoslar ın idaresinin sona ermesiyle M.Ö. 87 Klikya yöresinde beni Himyer hükümdarlarından Pagfark ın döneminde korsanlar dönemini yaşamıştır. M.Ö 67 yılında Adana ve tüm Klikya bölgesi, Roma tarafından gönderilen Pompeyus tarafından Roma ya Nazım Tarhan, Turistik Adana, Altınova Yayınları, Adana 1994, s Kasım Ener, Tarih Boyunca Adana Ovasına Bir Bakış, Hakan Ofset Matbaacılık, Adana 1993, s. 13 Yaşar Coşkun, Hitit Çivi Yazılı Belgelerinde Truanuva Belleten, C. III, S. 207, TTK., Ankara 1989.s Yurt Ansiklopedisi, Anadolu Yayınları A.Ş., C.1, İst. 1981, s Nazım Tarhan, Turistik Adana, Altınova Yayınları, Adana 1947, s. 1.

12 bağlanmıştır. Pompeyus sahilde tesis ettiği pompeo polis 16 kasabasını merkez karargahı yaparak bütün batı Asya yı beş yıl idare etmiştir tarihinde bir aralık Adana yöresi İran hükümdarı Nevşirva nın hakimiyetinde bulunarak, Hasru Perviz Romalılardan alarak 604 tarihine kadar yönetmiştir. Bu tarihten sonra ise Doğu Roma İmparatoru bu havaliyi İranlılar dan tekrar almıştır 18. Romalılar ın Hakimiyeti zamanında Adana şehri büyüdü. İmparator Sezar ın öldüğü dördüncü ve beşinci yüzyıllarda dağlarda oturan İzoriler ova şehirlerine hücum ederek yağma ettiler. Bu sırada Adana da harap oldu. Bizanslılar zamanında ise Adana yeniden tamir edildi 19. M.Ö. XV yy da Hititler, sonra Asurlar, İraniler, Selefkiler, Mısırlılar, Romalılar bu bölgeyi egemenlikleri altında tutmuşlardır. Roma egemenliği sırasında gerek Zira at, gerek bayındırlık yönünden bölge büyük bir gelişme göstermiştir Bizans Dönemi Roma imparatorluğunun ikiye ayrılıp Çukurova nın Doğu Roma ya (Bizans) bırakıldığı 395 senesinden Justinian zamanına kadar geçen 132 yıllık süre içinde Adana şehrine dair herhangi bir bilgiye sahip değiliz tarihinde bir aralık burası İran hükümdarı Nerşirvan ın hakimiyetinde bulunarak, Perviz burasını Romalılar dan zabt ederek hicretten on sekiz sene evveline kadar idare etmiştir. Hicretten on sekiz sene önce Şarki Roma imparatoru bu havaliyi İranlılar dan geri almıştır Pompeo polis : Bu kasaba Mersine yakın Viranşehir denen yerdir.bkz.kasım Ener,a.g.e.,s.35, tarihli AVS, s Viktor Langlois, Eski Klikya, Mütercim M. Rahmi Balaban, Yeni Mersin Basımevi, Mersin 1947, s. 51, tarihli AVS,s Kamil Erdeha, Milli Mücadelede Vilâyetler ve Valiler, Yükselen Yay., İst. 1975, s Kasım Ener, a.g.e., s tarihli AVS, s. 251,271.

13 3- İslami Arap Dönemi Adana'ya ilk İslam akınları Halife Ömer döneminde başlamıştır ( ). Ancak geçici türden olan bu akınlar, Muaviye zamanında devam etmesine rağmen bir sonuç vermemiş ve bölgenin asıl fethi Emevi Halifesi Abdülmelik döneminde olmuştur. Hz. Osman'ın şehit edilmesinden istifade eden Roma İmparatoru bu havaliyi tekrar ele geçirmiştir. Yukarıda da bahsedildiği gibi Adana bölgesi Hicretin 35. senesinden 84. senesine kadar Rumların eline geçmiştir (M ). Bu tarihte Emevi Halifesi Abdülmelik tarafından bölge tekrar feth olunmuştur. 756 tarihinde Adana yöresi tekrar Rumların eline geçmiş, daha sonra ise 791 tarihinde Abbasi Halifesi Mehdi'nin oğlu Harun Reşit tarafından Abbasi devleti sınırlarına dahil edilmiştir. Hicri 191 tarihinde Harun Reşit'in vefatından sonra yerine hilafete geçen oğlu Memun, Adana kasabasına Ezine Ebu Selim'i vali tayin etti. Halife Memun çoğu zamanını Tarsus'ta geçirirdi. Hatta mezarı Tarsus'ta Cami-i Kebir'dedir. Bu tarihten sonra Adana bölgesi İç İl taraflarına kadar Abbasi devletine bağlı valiler eliyle yönetildi. Küçük biraderi Mutasım'ın halifeliği de Tarsus'ta iken kabul olundu. 848 yıllarından sonra ise Adana bölgesi Abbasi Devleti içerisinde meydana gelen Tavaif-i Müluk olayları esnasında Rumların eline geçmiştir. Ancak hicretin beşinci asrında Maveraünnehir'den gelen Türk milletinden Selçuklu Türkleri nin eline geçti 23. Klikya M.S. XII. Yüzyılda Abbasilerle Haçlı orduları arasında büyük savaşlara yol açmıştır. Abbasiler yukarıda da belirtildiği gibi bölge üzerindeki egemenliklerini sürdürebilmek için çok sayıda Horasan Türkünü buraya yerleştirmişlerdir. Haçlı ordularının himayesinde kurulan Ermeni krallığından sonra bu bölgeye Türkmen beylerinin yoğun akını başladı İlk Türklerin Adana'ya Gelişi tarihli AVS,s. 271, Kamil Erdaha, Milli Mücadelede Vilâyetler ve Valiler, Remzi Kitabevi, Yükselen Matbaa., İst. 1975, s. 299

14 Çukurova'ya Türklerin ilk gelişi Abbasiler döneminde 750'li yıllarda gerçekleşti. Şam ve Horasan'dan gelen askerler Adana şehrine yerleştiler. Harun Reşid'in Antakya Valisi Türk asıllı Süleyman Faraç, 809 yılında Adana şehrini yeniden inşa etti. Selçukluların 1071 Malazgirt zaferinden hemen sonra Adana'ya hakim oldukları, 1096 yılında başlayan Haçlı seferlerine kadar Adana bir Türk beldesi olarak kaldı. Bu tarihlerde Adana Kantaran, Debbağhanediği, Yaraşzade Zaviyesi, Akça Mescit, Emirli Ramazanağa Mescidi, Kayalıbağ, İsa Hacıoğlu, Tarsus Kapı, Hacı Hamid Mescidi, Çukurmescit, Yortan Cami-i Atik (Yağ Cami), Kadı Mescidi, Sadat Mescidi, Baytimur, Neccar Sarı Yakup, Derviş Ali Mescidi ve Ermeniler olmak üzere 28 mahalleden meydana gelmektedir ve toplam nüfus kişi civarındadır Selçuklu ve Beylikler Dönemi Büyük Selçuklu İmparatorluğu, İran'da daha önce kurulmuş devletler gibi, doğuda savunma, batıda hücum siyaseti takip ediyordu. Bu itibarla devletin yönü batıya doğru olup, kuruluşundan beri bu yönde gelişmeye çalışıyordu 26. Adana X. yüzyılda Rumlar'ın, XI. Yüzyıl sonlarında Selçuklular'ın ve bir müddet de Haçlıların eline geçmiş, XII. Yüzyılda bir ara Konya Selçuklularının eline geçmiş ise de bu hakimiyet uzun sürmeyerek tekrar Bizans ile Klikya Ermenileri arasında el değiştirmiştir 27. XII. Yüzyılın sonlarında önce prenslik sonra krallık olan Ermeni devleti Fransız Lusignan Hanedanı'nın eline geçmişse de bu kısa süreli olmuş, Mısır ve Suriye'deki Türk Memluk İmparatorluğu bu devleti ortadan kaldırarak Memlukler'in başkenti Kahire'ye bağlamıştır Adana da Cumhuriyet Öncesi ve Cumhuriyet Dönemi Eğitim,Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır, İl Milli Eğitim Müd. Yay., Adana 1999, s Mehmet Altay Köymen, "Alparslan ve Zamanı", Milli Eğitim Basımevi, İst. 1972, s İ. A., Tür. Diy.Vakfı Yay., Güzel Sanatlar Matbaası A.Ş., C. 1, İst. 1988, s B. K. A., Başkent Yayınları, C. 1, Ankara 1984, s. 57.

15 Türkiye nin her tarafında oğuz ve başka Türk adlarını taşıyan köy,kasaba vb. yer isimlerinin de gösterdiği gibi,bugünkü Anadolu halkı da bu Türkmenlerin ve onlarla birlikte gelenlerin çocuklarıdır Ramazanoğulları Dönemi Ramazanoğulları Adana, Tarsus, Kozan (Sis), Misis, Ayas (Yumurtalık), Payas ve yörelerine yerleşmiş olan Yüreğirli bir Türkmen oymağına mensup olup, Oğuzların Üçok boyundandır. Ramazan Bey'den sonra beyliğin başına oğlu Sarımeddin İbrahim geçmiştir(1378). İbrahim Bey Adana, Kozan, Misis, Ayas ve Payas'ı içine alan Memluklu sultanlığına bağlı bir beylik kurmuştur yılları arasında Ramazanoğulları Beyliği'nin başına Osmanlı Devleti ile iyi ilişkiler kuran Halil Bey geçmiştir. Bu durumun devamında İstanbul'a gelen Ramazanoğlu Mahmut Bey Yavuz'la birlikte Mısır seferine katılmıştır ve Ridaniye suikastinde öldürülmüştür(1517). Mahmut Bey'den sonra Osmanlı Devleti sultanlarının fermanıyla Adana'ya vali olarak aynı aileden kişiler atanmıştır tarihinde vali olan Pir Mansur Bey'in beylikten çekilmesi üzerine Adana, diğer Osmanlı Vilâyetleri gibi bir eyâlet haline getirilmiştir 30. C - OSMANLI DEVLETİ DÖNEMİNDE ADANA Bütün kaynaklarda belirtildiği gibi Adana Bölgesinin Osmanlı Devleti idaresine alınışı Yavuz Sultan Selim dönemine rastlamaktadır. Ramazan Hanedanı'ndan Mahmut Bey Yavuz Sultan Selim'in Mısır ve Hicaz'a yöneldiği sıralarda ona bağlılığını bildirmiştir 31. Mercidabık Muharebesinde bozulan Memluk kuvvetlerini takibe Yunus Paşa tayin edildi. Yunus Paşa'dan sonra Yavuz Sultan Selim Halep'e girdi. Bu 29 İbrahim Kafesoğlu,Selçuklu Tarihi,İstanbul 1992, s A. Sevim - Y.Yücel, Türkiye Tarihi, T.T.K. Basımevi, Ankara 1990, s tarihli AVS, s.261,273.

16 dönemden sonra zaman Memluk Hakimiyetine giren Adana'daki Ramazanoğulları Beyliği de Osmanlı Devleti'nin bir sancağı haline getirildi 32. Yukarıda bahsedildiği gibi Ramazanoğlu Mahmut Bey den sonra Osmanlı Devleti sultanlarının fermanlarıyla Adana'ya vali olarak aynı aileden kişiler atanmış, ancak 1608 tarihinde Adana valisi olan Pir Mansur Bey'in beylikten çekilmesi üzerine Adana, diğer Osmanlı Vilâyetleri gibi bir eyâlet haline getirilmiştir 33. Osmanlı Devleti 17. yüzyılda Anadolu'nun tümünde olduğu gibi, Adana Sancağında da sistemli bir iskan politikası izleyerek konargöçer Türkmen aşiretlerini yerleşik hayata sevketmiştir. Bu konuda aynı zamanda Dergah-ı Ali kapucubaşlarından Yeğen Mehmet Ağa eliyle Adana, Kınık, Barendi ve Payas kadılarına 7 Mart 169l tarihli bir ferman dahi gönderilmiştir 34. Yerleşik hayata geçmek istemeyen göçer Türkmenlerle Osmanlı yönetimi arasındaki çatışmalar!8. yüzyıl başlarına kadar sürdü Mayıs 1833 tarihinde Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa ile II. Mahmut arasında "Kütahya Antlaşması" imzalandı. Bu barışa göre Mehmet Ali Paşa'ya Mısır ve Girit Valiliklerine ek olarak Şam, oğlu İbrahim Paşa'ya da Cidde Valiliğine ek olarak, Adana Valiliğinin verilmesiyle Adana kısa bir süre için Osmanlı'nın elinden çıktı 'lardan sonra Adana mutasarrıflar eliyle yönetilmeye başlandı. Ancak bir müddet sonra merkezi idarenin zayıflaması ile Adana'da derebeyler ortaya çıktı Vilâyet Nizamnâmesi'nin Fuat Paşa tarafından hazırlanması ile Fırka-i Islahiye oluşturulmuş ve derebeyler zabt altına alındıktan sonra 1865'te Halep'e bağlı paşalık olmuş, 1867 yılında da bağımsız Vilâyet yapılmıştır 'de İdarî teşkilat kurularak, Adana Vilâyet haline getirilmesiyle huzur ve asayiş sağlanmış ancak, Osmanlı-Rus savaşı sebebi ile tüm Vilâyetlere çok ağır vergi yükümlülüğü gelmiştir. O dönemin en iyi 32 Mufassal Osmanlı Tarihi,Bir Komisyon TarafındanYayına Hazırlanmıştır, Çağrı Yayınları, Şehir Matbaası, C.11, İst. 1958, s A.Sevim-Y.Yücel, Türkiye Tarihi I, TTK. Basımevi, Ankara 1990, s Cengiz Orhonlu, Osmanlı İmparatorluğunda Aşiretlerin İskan Teşebbüsü ( ), İstanbul Edebiyat Fakültesi Basımevi, İstanbul 1963, s Ana Britanica, Ana Yayınları, C. 1, İst. 1993, s E. Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, T.T.K. Basımevi, C. 5, Ankara 1998, s tarihli AVS, s

17 olaylarından biri ise ünlü şair ve düşünür Ziya Paşa'nın Adana'ya vali olarak görevlendirilmesidir. Ziya Paşa özellikle kültür alanında yenilikler yapmıştır 'ta Mehmet Ali Paşa'nın egemenliğine son verilmesinden sonra Adana'da Osmanlı yönetimi mutasarrıflar eliyle yürütüldü. Merkezi yönetimin zayıflamasıyla bölgenin denetimi 19. Yüzyılda Çukurova derebeylerinin eline geçti. İç ayaklanmaları bastırabilmek amacıyla1865'te kurulan Fırka-i Islahiye'nin düzeni sağlamasından sonra Çukurova'da Mülkîye teşkilatı oluşturuldu yılında kurulan Adana Vilâyeti, merkezi Adana olan dört sancaktan oluşuyordu. Kozan, Cebel-i Bereket, Mersin ve İçel. Sonradan İçel bağımsız Livâ olmuştur 'dan sonra Osmanlılar tekrar Adana bölgesine hakim olmuşlar ise de merkezi idaredeki bozukluklar ve çok ağır vergi yükleri yüzünden o dönemin ünlü derebeylerinden; Kozanoğlu, Küçük Alioğlu, Bozdoğanlar, Kerimoğulları, Gökvelioğulları, Sırkıntıoğulları, Menemencioğulları gibi aşiretler merkezi idareye karşı isyan etmişlerdir yılı sonrasında kademeli olarak tapu dağıtımı ve nüfus sayımları gerçekleştirildi 42 Çukurova yöresinde isyanlar A. Cevdet Paşa idaresindeki Fırka-i Islahiye kuvvetlerince bastırılmış, Gavur dağlarında isyan eden Dede Bey, Ali Bekiroğlu ile diğerleri Fırka-i Islahiye'ye sığınmak zorunda kalmıştır. Her ikisi de Niş şehrine gönderilmiş, böylece Kozanoğulları ve Küçükalioğulları derebeylikleri tarihe karışmıştı Adana,Bir Komisyon Tarafından Yayına Hazırlanmıştır, Kültür Bakanlığı Yay., Kültür Ofset Matbaacılık, Ankara 1994, s Ana Britanica, Ana Yayınları, C. 1, s Kamil Erdaha, Vilâyetler ve Valiler, Remzi Kitabevi, İst. 1975, s Adana, Bir komisyonca Yayına hazırlanmıştır, Kültür Bak. Yay., Kültür Ofset Ltd. Şti., Ankara 1994, s Adana'da Cum. Öncesi ve Cum. Dönemi Eğitim, Bir komisyonca yayına hazırlanmıştır., İl Mil. Eğt. Müd. Yay.,Adana 1998, s Kasım Ener, Tarih Boyunca Adana Ovasına Bir Bakış, Hakan Ofset Matbaacılık, Adana 1993, s. 301.

18 1- Fırka-i Islahiye nin Teşkil Edilmesi ve Çukurova da Islah Hareketleri Cevdet Paşa Çukurova hakkında rapor hazırlayıp Padişaha ve zamanın hükümet adamlarına sunduğu ve bunun sonunda meclis-i mahsus da konu bir devlet meselesi halinde ele alınarak yöreye bir Fırka-i Islahiye ordusu kurulup gönderilmesi kararlaştırılmıştı. Çok seçkin asker ve komutanlardan oluşan bu ordunun başında Cevdet Paşa vardı ve askeri harekatı ise Derviş Paşa idare ediyordu. Şimdi bu fırkanın askeri, İdarî ve ekonomik alandaki ıslahlarını Cezmi Yurtsever in hazırladığı yazı dizisinde görelim; Cevdet Paşanın Çukurova nın durumu hakkında padişaha ve zaman hükümetine karşı verdiği bilgiler ve konunun devlet politikası olarak ele alınıp çözümlenmesi düşünceleri uygulamaya konuldu. Devlet meclisi sayılan Meclis-i Mahsus da konu ele alındı. Huzursuzluk kaynağı olan bölgeye Fırkai Islahiye ismiyle seyyar bir ordunun sevk edilmesi kararlaştırıldı. Bu orduya Padişahın seçkin kumandanları dahil edilecekti. Aynı zamanda Hassa Ordusu (seçilmiş ordu) ismiyle de anılacaktı. Fırka-i Islahiye ye kısaca Fırka da diyebiliriz. Kısa bu bir ıslah ya da reform ordusu özelliğinde idi. Fırka nın Adana ya sevki, yönetimi Cevdet Paşa ya verildi. Askeri harekatı ise Cevdet Paşa nın hemşehrisi (Lofçalı) İbrahim Derviş Paşa yönetecekti. Derviş Paşa Osmanlı Harbiyesi nin seçkin subayları arasında idi. Karadağ savaşlarında ve dağ harekatlarında başarısı ile tanınıyordu. Fırka'nın seçkin kumanda heyetinde bulunanlar ise; Ahmet Ağa Redif Binbaşısı, Mehmet Ağa Tabur Binbaşısıdır. Redif Efendi Redif Binbaşısı, İbrahim Bey Alay Kumandanı, Gedik Ali Bey İkinci Süvari Alay Kaymakamı, Ahmet Muhtar Bey (Paşa) Binbaşı, Hüseyin Hüsnü Bey Cevdet Paşa nın Yaver subayı. Fırka'nın asker gücü ise Girid, Maraş, Halep, Adana dan birer tabur askerden oluşuyor.toplam kuvvet on bir tabur piyade askeri ve bir alay süvari askeri idi. Sivas taki Kurt İsmail Paşa kuvvetleri. Halep ten Ferik Seyyid Paşa emrinde bulunan kuvvetleri de Fırka ya dahildi. Neresinden bakılırsa bakılsın

19 Fırka'nın toplam askeri gücü 20 ila 40 bin arasında esnek ama potansiyel bir askeri güç olduğunu tahmin edebiliriz 44. Fırka'nın ıslah programında bulunan konular ise şöyle sıralanmıştır: a) Devlet otoritesini tanımayan Kozandağı ve Gavurdağı bey aşiret reislerini ikna ile olmazsa askeri güç kullanarak tesirsiz hale getirmek. Bunların içinde lüzumlu görülenleri memleketlerinden uzaklaştırarak mecburi iskana zorlamak. b) Göçebe Türkmenleri bulundukları yerlerde askeri kontrole alarak Çukurova nın boş arazilerine yerleştirerek köy, kasaba ve teşekkül ettirmek. c) Yerleşim alanlarında tarım, ticaret ve ekonomiyi geliştirici tedbirler almak ve uygulamak. d) Toprağa yerleşenlere tapu dağıtımı yapmak. Hemen arkasından nüfus sayımlarını gerçekleştirmek... e) Askeri kurra daireleri (askerlik şubeleri) kurarak, askerlik çağına gelmiş olanları askere sevk etmek. f) Sağlık, eğitim, bayındırlık alanlarında diğer gelişmeleri sağlamak. g) Reform bölgesinde yaşayan Ermenileri, yerleşik Türk kökenli nüfus arasına alarak, pasifize etmek. Bilhassa Kozandağı Ermenileri ve Zeytun Ermenilerini isyan edemeyecek bir duruma getirmek. Fırka'nın bu programı dikkat edilirse Türklere rahat nefes aldırmak veya bölgeyi yeniden Türkleştirmek olarak da açıklanabilir 45. Tanzimat reformlarının gecikerek uygulanması da demek olan Fırka'nın Çukurova ya gelişi klasik düzenin kökünden değiştirilmesi demek idi. Cevdet Paşa ve İbrahim Derviş Paşa lar kumandasındaki Fırka,1865 ilkbaharında İskenderun körfezine çıkarma yaptı. Fırka'nın askeri harekatı öncesinde halka karşı yayınlamış olduğu beyanname (deklarasyon) tarihi gerçekleri devletin itirafı olarak kabul edebiliriz. İşte beyannamede yazılanlar:... sizler, servet ve imar edilirse ülkenin en verimli yerlerinin halkı olup, sizin dahi bir gün saadet haline kavuşmanız buraların istenilen emniyet ve 44 Cezmi Yurtsever, Klikya Kilisesi, İstanbul 1983, s Adana da Cumhuriyet Öncesi ve Cumhuriyet Dönemi Eğitim,Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır, İl Milli Eğt. Müd.Yay. Adana 1999, s. 6.

20 huzurunun olgunluğa gelmesi istenir ve arzu olunurken nasılsa durumunuzla ilgilenilmediğinden ve içinize uygunsuzluk girdiğinden bir müddetten beridir bu dağlarda zarar verecek bir tarım hareketler vuku bulmakta ve bu ise halkın bireylerinin zor kullanma yolunda eski derebeyliğin özelliği olduğundan ve halkın bireylerinin dahi bir kısım cahil ve kötü maksatlıların İslamiyet ve insaniyete karşı olarak bölgede serkeşlik ve kötülük yoluna gittiklerinden bütün halkı töhmet altında bırakıp vatanınızı fitne ocağı ve hırsız yatağı şeklinde göstermekte oldukları... Bir elde bağışlama beratı ve diğer elde kanunların adalet kılıcı olarak gelindi... Şahane askerlerin üzerlerinde dalgalanan sancak herkes için sığınılacak güvenli bir yer olduğundan sığınanların korunacağı, askerlerin sürgününe karşı gelenlerin ise kahrolup yok olacakları açıklanıyordu. Fırka, askeri harekatına Gavurdağı nda başladı. Amik Ovası aşiretleri, arkasında da Karayiğit, Çenet, Kaypak ve diğer aşiretler. Hemen arkasından Haruniye Sahrası ve Ceyhan Irmağı kıyılarında yaşayan Taciril ve Cerit aşiretleri askeri kontrol altında bulundukları yerlerde tutuldular. Askerler ellerindeki kılıçlarla çadırları parçaladılar. Aşiretlerin yaylaya göçmeleri yasaklandı. Maraş, Andırın ve Kozan Dağının önemli geçit yerlerine seyyar karakollar kuruldu. Aynı yılın 1865 güz aylarında Fırka, Kozandağı na geldi. Türkmen Beylerine nasihatçılar gönderildi. Kendiliklerinden gelenler uygun maaşlar verilerek belli yerlere mecburi iskana gönderildiler. Mesala; Kozanoğlu Ahmet Paşa, Kütahya mirimiranı ünvanı ile taltif edilerek ailesiyle birlikte İstanbul a gönderildi. Karşı gelenlere karşı askeri kuvvet kullanıldı. Bunlardan Yusuf Ağa (Kozanoğlu) karşı geldiği için çatışmada telef oldu. Aşiretler Fırkaya karşı koyamadılar. Aşiret reisleri devletle anlaşarak kendilerine gösterilen yerlere yerleşmeyi kabullendiler. Fırka ilerde devlete karşı çıkması muhtemel isyanları önlemek için derebey durumundaki Türkmen beylerini mecburi iskana tabi tuttu. Bunlar içerisinde Kozanoğulları, Güvelioğulları ve Küçükalioğullarını görmekteyiz. Mecburi iskana gidenler bir bakıma cezalandırılmış insanlar statüsünde de değillerdi. Adana yöresinde 46 Ahmet Cevdet Paşa, Maruzat,Yusuf Halaçoğlu Tarafından Yayına Hazırlanmıştır, Çağrı Yay., İst. 1980, s. 115.

21 bıraktıkları mal ve mülkleri devlet zabtına alınmış sayılarak kendilerine uygun maaşlar ve tahsisatlar verildi. İskan kapsamına sadece göçebeler alınmadı. Toros Dağlarının sarp yerlerinde bulunan tarım ve ticaretten nasibini almayan dağ aralarında sığıntı olarak yaşayanlar da damlarına ateş basılarak zorla da olsa ovaya yerleştirildiler yılında Fırka geniş çapta amacına ulaşmıştı. Yüzlerce yeni köy kasaba ve şehirler kurulmuştu. İlerde Adana Vilâyeti nin İdarî bölgesine giren yörelerde kurulan kasabaların İdarî durumları ve nüfusları şöyle ortaya çıktı 2. Görüldüğü gibi Adana Vilâyeti teşkil edilirken ilerde devletin başına, boğazlar meselesi gibi Adana dolaylarının da eski Kilikya medeniyeti ve şehirler merkezinde bulunan Ermeni nüfusu bahane edilerek bir Avrupa sorunu haline getirilmesinden korkulmuştur. Fırka-i Islahiye nin çalışmaları sonucunda bir çok Türk aşireti göçebelikten yerleşik hayata getirilmiş ve yeni yerleşim birimleri oluşturularak şehirlerde Türk nüfusunun artması sağlanmıştır. Kozan ya da diğer adıyla Sis 1866 lı yıllarda Adana ya 18 saat yaya mesafede, kuzey istikamettedir. Hemen ovaya bakan kısmında, ilk olarak Asurlar ın inşa ettikleri Kozan Kalesi ve hala Kozan-Adana arasında ulaşımı sağlamakta olan Deli Çay köprüsü yer almaktadır. Ön tarafı Çukurova ya bakar. Şehrin hemen bir kilometre ötesinde Toros Dağları ve yaylalar yer alır. Ahmet Cevdet Paşa Maruzat ında Kozan sancağının teşkili hakkında:...ve nefs-i Kozan üç kazaya, yani Sis ve Belenköy ve Haçin kazalarına taksim ve Feke nahiyesi, Beylanköy kazasına ilhak olundu. Ve Kars ı Zülkadriyye kazasının Tatarlı nahiyesi hal-i isyanda ve Sunbas nahiyesi Kozanoğullarının hükm-ü nüfusu altında bulunmuş idüğünden bu iki nahiye diğer nahiyeler ile birleştirilerek Kars-ı Zülkadriyye (Kadirli) kazası hal-i kadimine icra ve Kars-ı Zülkadriyye kasabasının ihyasına şüru olunarak bu kaza Kozan Sancağına ilhak ile dört büyük kazadan mürekkep bir büyük sancak teşkil olundu 3. 2 Cezmi Yurtsever, Adana Valileri, Güney Haber Gazetesi, s.13, Adana 03/05/1997, s.6.

22 (1866) lı yıllarda Fırka-i Islahiye nin çalışmaları ile sancak haline getirilen Kozan, Cumhuriyetle birlikte Vilâyet iken 1927 yılında ilçe haline dönüştürülmüştür. Bugün 60 bin dolayındaki nüfusu ile Adana ilinin bir ilçesidir. Kozan Sancağının 1866 lı yıllardaki durumunu Şu şekilde özetleyebiliriz; Kozan Sancağı, Sis, Haçin, Kars ve Belenköz kazalarından meydana gelmekteydi. Merkezi Sis (Kozan) şehrinde Türkler ve Ermeniler karışık olarak yaşıyorlardı. Şehir içinde 225 Türk hanesi, 348 de Ermeni hanesi var idi. Marsurlu, Aşağı Karacalar, Baytardağı, nahiyeleri Kozan kazasına bağlı idiler. Bunun dışında Selimli, Varsağı, Kabasakal, Kırıntı, Berber Aşiretleri de Kozan Kazasına bağlı idiler. Kozan kazasının şehir merkezi, nahiye ve aşiret köylerinde iskandan sonra Türk hane sayısı 3488, Ermeni hane sayısı 358 idi. Fırka reformunun Ermeni olayları için hassas bir yöre olarak gördüğü ve Ermeni Katagigosluğu merkezi kilisesinin bulunduğu Kozan kazasında uyguladığı iskan ile amaçlarına ulaşmış olduğunu görüyoruz. Ermeniler iskandan sonra kaza idare bölgesinde azınlık durumuna düştüler. Potansiyel Türk yerleşik nüfusu arasında pasifize edildiler. Yeni oluşturulan İdarî birimlerden bazıları şunlardır; BELENKÖY: Kozanoğullarının ata dede yurdudur. Feke yakınlarında bulunur. Kozan-Kayseri yolunun geçtiği vadilerin kesiştiği bir yerde olmasından dolayı Belenköy olarak da isim almıştır yılında Belenköy kazadır ve Arıklı, Farsağı, Oruçlu Nahiyesi, Yukarı Karacalar ve Mansurlu Nahiyeleri de Belenköy e bağlıdır. Belenköy kazasında toplam Türk Hane sayısı 1744, Ermeni hane sayısı 35 tir. Belenköy kazası kısa zamanda isim değiştirerek Feke Kazası olmuştur. HAÇİN: Çukurova ya bakan Toroslar ın en sarp, en yüksek yerinde bulunur. Dağlar ve derelerin vadiler arasında bulunan Haçin ın orta yerinde kale bulunmaktadır. Haçin Kasabası şehir merkezinde 1866 yılında 1653 Ermeni hanesi, buna karşılık 213 Türk hanesi vardır. Ermeniler'in dar yerleşim bölgesi olarak çoğunluğu sağladığı tek yer Haçin dir. Haçin kazası civarında yaşayan ve aynı İdarî bölge içinde bulunan Yayla Yağbasanı aşiretinin

23 bulunduğu yerlerde ise Türk hane sayısı 1278, Ermeni hane sayısı ise 85 tir. Haçin kazası bütünü itibarı ile 1491 Türk hane, 1783 Ermeni hane olmaktadır. KADİRLİ: 19. yüzyıla ait tapu tahrir defterlerinde Maraş ın Çukurova tarafındaki uç sancağı olan ve Kars-ı Maraş ve Kars-ı Zülkadriyye isimleriyle bilinen ve Fırka reformundan sonra yeniden teşekkül eden Kars (Kadirli) kazasının durumu ise şöyledir; Kadirli şehir merkezinde Alibekir, Dervişler, Karabacak, Öksüzler, Kırıntı, Fakı, Pazar mahalleleri bulunmaktadır. Ayrıca şehir içinde bulunan Çarşı Pazar mahallesi de vardır. Şehir içinde civardan gelen Ermeniler ve kısmen de Rumlar Kadirli de ticari ve ekonomik hayatı ellerine getirmişlerdir. Buna rağmen nüfus ekseriyeti daima Türklerin elinde olmuştur. Kadirli kaza merkezinin ve İdarî bölgenin yeniden kuruluşu esnasında dağ kolu olarak tedbir edilen Toroslar da yaşayan yerliler ile göçebeler (Bozdoğan, Tatarlı, Sunbaslı, kısmen de Avşar aşiretleri) yeni kurulan köylere yerleştirildiler. Dağlılar içinde Latifoğulları, Karamüftüler, Tayyıblı aşireti, Kırıntılılar ın ismi geçer. Devletin geçen yüzyıllarda bir türlü zabt-ı rabt (kontrol) altına alamadığı Tatarlı, Kırıntılı aşireti özellikle kaza merkezine yerleşerek devletin zabtiye güçlerinin gözetimi altında tutulmuşlardır. Fırka'nın ilk anda askeri hareketlere başladığı ve iskanları uyguladığı yer asayişin olmadığı Gavurdağları yöresi olmuştu yılı yaz mevsimine gelinceye kadar Gavurdağı ve Cebel bölgesi geniş çapta iskana açıldı. Fırka-i Islahiye kuvvetleri asayişin olmadığı yerlerde jeopolitik açıdan sükunu sağlayacak bir biçimde yeni İdarî taksimata gitmişlerdir. Buna göre Gavurdağı nda devletin kontrolüne giren ve hemen arkasından iskana razı olarak yeni yerleşim bölgelerine dağıtılan, kurulan nahiye ve köylerin durumu da şöyle idi; Selase Nahiyesi ve beraberinde Kerkütlü, Delikanlı, Çelikanlı yerleşim bölgelerinde 1410 Türk hane, 41 Hıristiyan hane bulunmaktadır. Hacılar, Tiyek ve Ekbez köylerinde ise 457 Türk hane, 85 Hıristiyan hane bulunuyordu. Kapılı ve Keferdiz köylerinde ise 294 Türk hane, 1 Hıristiyan hane bulunmaktaydı. Karayiğitoğlu ve Yarpuz köylerinde ise 153 Türk hane, 33 Hıristiyan hane bulunmaktadır.

24 Yeni iskan olunan aşiret ve yerliler Islahiye ismiyle kurulan kaza kaymakamlığı İdarî sınırları içine alındılar. Ve aynı bölgede 2830 Türk hane, 114 de Hıristiyan hane (ki çoğunluğu Ermenidir) bulunmaktadır. Bunların yanı sıra sayımlara 8 hane de Kıpti (çingene) girmektedir. Fırka 1865 yılı içinde Ceyhan Nehri nin Gavurdağlarına bakan bölgesinde Tacirli ve Cerit aşiretlerini kontrol altına aldığında onların çadırlarını yırtarak kadim yurtlarında yerleşime zorladı. Hacı Osmanlı köyü yeni kurulan kazanın merkezi olarak kabul edildi ve köyün isminden dolayı kazaya OSMANİYE denildi. Osmaniye Kazasının sınırları içindi kıyı köyleri, Çenedoğlu, Alibekirli, Tacirli ve Cerit aşireti mensupları giriyordu 49. Osmaniye kazasında Türk hane sayısı 1504, Hıristiyan hane sayısı ise 5 olarak tespit edilmiştir. Osmaniye nin kuruluşuna iştirak edenlerin arasında Tacirli Aşiretinin 619 hanesi, Cerit aşiretinin ise 383 hanesi bulunmaktadır. Osmaniye nin sosyal yapısı bu iki kalabalık Türkmen aşiretine dayanır. Fırka reformuyla teşkil edilen Adana Sancağı, ilerde Adana Vilâyetinin de merkezi olacaktır. Çukurova Ramazanoğullarının kurduğu beylik İdarî sınırlarını içine almaktaydı. Fırka'nın İdarî amiri Cevdet Paşa nın Tekakir inde Adana Sancağının 1866 yılındaki İdarî yapılanması hakkında verilen bilgiler şöyledir. a- Adana kazasına Karsantı ve Misis Nahiyeleri bağlıdır. Ayrıca Sırkıntı, Bozdoğan aşiretleri de Adana ya dahildir. Adana merkezi ve tarihi büyük şehirdir. Adana merkezi, kaza sınırları içinde 5800 Türk hane, 767 Hıristiyan (Ermeni-Rum) hane bulunmaktadır. b- Ceyhan nehri boyunca iskan olunan muhacirler ki bunların sayısı 2500 hanedir ve hepsi Türk tür. c- Tarsus kazası gelişmiş ticari önemi olan bir yerdir. Tarsus ta 1391 Türk hane, 271 de Hıristiyan hane bulunur. d- Mersin kazasında ise 1210 Türk hane, 90 Hıristiyan hane vardır. e- Karaisalı kazasında ise Türk hane, 134 Hıristiyan hane bulunmaktadır. 49 A.Cevdet Paşa, Maruzat,Yusuf Halaçoğlu Tarafından Yayına Hazırlanmıştır, Çağrı Yayınları, İst.1980, s , Cezmi Yurtsever, a.g.g., 03/05/1997, s.6.

25 1866 yılında Fırka'nın düzenlediği İdarî taksimata göre sancak bölgesi Osmaniye ve Islahiye arasında paylaşılmış idi. Adana Vilâyet olurken Halep Vilâyeti ile İdarî bölünme içine girildiğinde Belen ve Payas Uzeyir Sancağı sınırları içinde yer aldı. Böylelikle; a- İskenderun la birlikte Belen kazasında 1728 Türk Hane, 312 Hıristiyan hane bulunmaktadır. b- Merkezi sancak olan Payas kazasında ise 1213 Türk hane, 447 Hıristiyan hane bulunmaktadır. c- Osmaniye kazası da bir ara Uzeyir Sancağı içinde yer aldı. O zaman Tacirli ve Cerit aşiretleriyle birlikte 1388 Türk hane de Payas sancağına dahil edildi. Fırka'nın reformu sonucu Adana, Uzeyir, Kozan Sancakları Halep Vilâyetine bağlandı. Fırka'nın askeri icraatı 1865 yılında biter gibi oldu ama iskanlar 1866 yılı boyunca devam etti. Halep ile Çukurova nın coğrafî, sosyal, ekonomik, İdarî bütünleşme içine girmesinin sakıncaları hemen ortaya çıktı yılı başlarında kendi İdarî sınırları içinde Adana Vilâyeti kuruldu 4. 2 Adana da Ermeni Olayları Ermeniler, daha çok doğudan gelen istilalar sebebiyle batı İran ve Kafkasya taraflarındaki yurtlarından göç etmek ve ayrılmak zorunda kalmışlardır. Anadolu'nun doğu ve daha çok güney doğu bölgelerinin muhtelif köşelerine yerleşmişlerdir. Türk-Ermeni ilişkileri XI. Yüzyılda başlar. Beş yüz yıl boyunca nerede ise gelenek ve göreneklerimizi benimseyerek ahenk içerisinde ve bizlere karşı iyi vatandaşlar halinde yaşamış, kendilerine düşenleri yapmışlardır. Daha sonraları asker olarak ordumuza kabul edilmişler, milletvekili olarak parlamentomuza girmişler, meclis başkan vekillileri almış, bakan olarak hükumet üyeliklerinde bulunmuşlardır 51. Bütün diğer gayri müslimler gibi Ermeniler de, Tanzimat Fermanı ile tanınan haklar alanındaki eşitlikten ve Islahat Fermanı ile verilen siyasi 4 Cezmi Yurtsever, Adana Valileri, Güney Haber Gazetesi, s.13, Adana 03/05/1997, s.6 51 Zeki Başar, Ermenilerden Gördüklerimiz, Ankara Basım ve Ciltevi, Ankara 1974, s. 21,22.

26 imtiyazlardan istifade ederek Osmanlı İmparatorluğundan ayrılma hazırlıklarına başladılar Osmanlı-Rus savaşı Ermeniler için maksatlarını gerçekleştirmek yolunda önemli fırsat sayıldı yılları arasında Islahat Fermanının hükümleri içinde yapılan çalışmalar sonunda hazırlanan "Ermeni Milleti Yönetmeliği", Ermeniler için eskiden de var olan birçok haklara ek olarak, çok daha yeni ve adil hükümler getiriyordu. Osmanlı Hükumeti tarafından 1862'de resmen tasdik edilmesiyle, Türklerle Ermeniler yan yana yaşamaya başlayacaklardı. Ermeniler 1908 yılına kadar askerlik hizmetinden de muaf tutulmuşlardır 53. Tarihte Ermenistan diye adlandırılan coğrafî bir bölge bulunmamakla birlikte, buralar Ermeni diye anılan millete ait topraklar değildir. Tıpkı Pamflia, Klikya, Paflogonya, Kapadokya diye anılan topraklarda yaşayanlar gibi Ermenistan'daki insanlara günümüzde Ermeni yakıştırması yapılmaktadır 54. Eski Ermeni tarihçileri Ermenileri Urartulular olarak görüp, Ermenistan adının da Urartu Kralı Arumu'dan geldiğini ileri sürmelerine rağmen, Urartu Medeniyeti ve Urartular ile Ermeniler arasında bir bağ bulunmaz. Bir eski Fars (İran) yer adı olan Arminiya, Urartuca "urmeniuhini" kelimesinin karşılığıdır 55. Bunlara karşın, Moğollar zamanında XIII. yüzyıl ortasından itibaren Ahlat Emirliği'nin kapladığı bölge ayrı bir Vilâyet haline konularak, Ermeniye olarak adlandırılırken XIV. Yüzyılın ortasından itibaren Ermeniye adına rastlamaktayız. Ermenilerin kökeni konusunda tarihçilerin müşterek görüşü; Ermeni milletinin, bu bölgeye gelen bazı Frigyalı kabilelerin mahalli halkla M.Ö. 675'ten sonra birleşmesi sonucu ortaya çıktığı, daha eski tarihlerde Ermeni milleti diye bir toplumun mevcut olmadığı şeklindedir 56. Sasaniler döneminde Ermenistan denilen bölgedeki Ermenilerin feodalitesi asil sınıf, derebeyler ve küçük asiller yahut azat sınıfı olarak ikiye ayrılmaktaydı. 50 civarında derebeylik vardı. Kendi başına birer prenslik olan bu büyük ailelerin her biri değişik köklerden gelmektedir. Bu ailelerden Kamsarakan'ların Pars kökenli oldukları, Mamikonyan'ların Orta Asya'dan geldikleri, Bagratuni'lerin Yahudi 52 Bayram Kodaman, "Osmanlı İmparatorluğu ve Çağın Meseleleri", Doğuştan Günümüze İslam Tarihi, Çağ Yayınları, c. XII, İst. 1993, s Yusuf Ziya Bildirici, Adana'da Ermenilerin Yaptığı Katliamlar ve Fransız-Ermeni İlişkileri, Köksav Yayınları, Ankara 1999, s Yusuf Ziya Bildirici, Adana'da Ermenilerin Yaptığı Katliamlar ve Fransız-Ermeni İlişkileri, Köksav Yayınları, Ankara 1999, s Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası, T.T.K. Basımevi, Ankara 1985, s Kamuran Gürün, a.g.e., s

27 asıllı, Ardzruni'lerin Süryani, Siuni'lerin ise saf Ermeni oldukları iddia edilir. Sasaniler derebeyler arasındaki çatışmalardan faydalanmak için bu sistemi olduğu gibi korumuşlardır. Bizans, aksine derebeylik sistemini yıkıp, merkezi idarenin tesisi için derebeylerle birlikte bölge halkını başka yerlere dağıtmıştır 57. Kendilerini her bakımdan isyan etmeye hazır gören Ermeni komiteleri 1891 yılından itibaren Doğu Anadolu'da tedhiş hareketlerine başladılar. Ermeniler ilk önemli isyanı 8 Ağustos 1894 tarihinde Bitlis Vilâyetinin Sasun kasabasında çıkardılar 58. Komiteci Ermeniler hareketinin yoğun olduğu Van'da 1895 kışı boyunca Rus konsolosluğu yakınında atış talimleri yapıyor, devriye ve müfreze çıkarıyorlardı 59. Bütün bu isyanlar Büyük Ermenistan hayalini gerçekleştirmek amacında olan 1887 yılında Cenevre'de kurulan Hınçak 60 ve 1890 yılında Kafkasya'da kurulan Taşnak Sütyan 61 komitelerince idare ediliyordu. Türk halkının ve askerlerinin canlarına mal olan mühim isyanlardan birisi 1895 tarihinde Hınçak komitesinin veya partisinin tahriki ile çıkagelmişti tarihindeki Erzurum isyanından sonra çorap söküntüsü gibi isyanlar olmuş, bu isyanlar meyanında Merzifon, Kayseri, Yozgat (1892), Van (1896), İkinci Sasun (1904) isyanları yapılmış ve seride yer almışlardır 'te meydana gelen İkinci Sasun isyanında çok sayıda Türk'ün öldürülmesine rağmen Avrupa'da yine "Türklerin Ermenileri katlettikleri" tarzında propagandalar yapıldı 63. Bütün bunlara 1905 tarihinde Yıldız'da Sultan Abdulhamit'e yapılan suikast (bomba atılmıştır) tertibini, 1906 İstanbul'da gündüz gözü Osmanlı Bankası'nın basılması gibi olayları da ilave etmek gerekir Yusuf Ziya Bildirici, a.g.e., s Bayram Kodaman, a.g.e., s Yusuf Ziya Bildirici, a.g.e., s Hınçak: Çan, çansesi, çıngırak anlamındadır.bkz.: Yusuf Ziya Bildirici, a.g.e., s Taşnak: Birlik.Bkz.: Bayram Kodaman, a.g.e., s Zeki Başar, Ermenilerden Gördüklerimiz, Ankara Basım ve Ciltevi, Ankara 1974, s Bayram Kodaman, a.g.e., s Zeki Başar, a.g.e., s. 22.

28 TABLO 1: Osmanlı Meclisinde görev alan Ermeni Senatörler: 65 Ermenilerden Senatör, Mebus ve Bakanlar Mareşal Ohannes Kuyumcuyan Paşa Abraham Paşa Manuk Azeryan Ohannes Allahverdi (II. Meşrutiyet Başkan Vekili) Rupen Yazıcıyan Sahak Yavrucuyan Manuk Karaciyan Mikail Altıntop Agop Şahinyan Kegan Dergarabetyan Hamparsun Bayancıyan ( Murat adı ile maruf komiteci.) Karakin Pastırmacıyan (1914 yılı meşhur çetecibaşı) Vaham Papanyan (1914 yılı çetecibaşlarından) Artin Boşgezenyan Kabriel Nondukyan (Dışişleri Bakanı) Agop Kazasyon Paşa (Maliye Bakanı) Mareşal Garabet (P.T.T. Bakanı) Artin Davut Paşa (P.T.T. Bakanı) Asgor Mardikyan (P.T.T. Bakanı) Artin Davut Paşa (Bayındırlık Bakanı) Kirkor Sinopyan (Bayındırlık Bakanı) 1905 tarihinde II. Abdulhamit'e suikast yapan Ermeniler kendi davalarının muvaffakiyetini II. Abdulhamit'in ortadan kalkmasında görmeye başladılar. Bunun İçinde Abdulhamit e karşı mücadele eden İttihat ve Terakki cemiyetinin içinde yer aldılar. İttihatcılar da Meşrutiyeti yeniden ilan ettirebilmek için Abdulhamit aleyhtarı herkesten faydalanma yolunu 65 Zeki Başar, a.g.e., s. 22.

29 seçtiklerinden yer yer Ermeni ittihatçilerin teşkilatlanmalarına yardımcı oldular 66. Ermeni Komitecilerin meşrutiyetin getirdiği serbestlik ortamından yararlanarak, akıllara durgunluk verecek derecede silahlanıp, örgütleniyorlar, Rusya dan kaçıp gelen komitecilerle kuvvet ve moral buluyorlardı 67. Özellikle Piskopos ve Papazlar her zaman olduğu gibi öncü rolü oynamaya devam ettiler. Rusya ve İngiltere nin yol göstermesiyle Ermeniler Adana ve civarında bir Ermeni Devleti kurabilmek düşüncesiyle burada nüfuslarını artırmaya yönelik bir teşebbüse giriştiler. İstanbul da 31 Mart Vakası (13 Nisan 1909) çıktığını gören Ermeniler bu kargaşadan faydalanmak üzere Adana da bir isyana teşebbüs ettiler. 14 Nisan 1909 da Birinci Adana İsyanı, 23 Nisan 1909 da da İkinci Adana İsyanı nı başlattılarsa da kısa sürede bastırıldı. Her iki isyanda da Ermeniler Avrupa nın dikkatini kendi üzerlerine çekmeye çalıştılar, ancak bunda başarılı olamadılar. Zira dünya politikasındaki yeni gelişmelerle meşgul olan Avrupa Ermenilere fazla ilgi göstermemiştir 68. BİRİNCİ BÖLÜM COĞRAFİ YAPI A- COĞRAFİ MEVKİİ Adana ili kuzey enlemleri ile doğu boylamları arasında ve Akdeniz bölgesinde yer almaktadır Bayram Kodaman, a.g.e., s Yusuf Ziya Bildirici, a.g.e., s Bayram Kodaman, a.g.e., s Adana,Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır, Kültür Bakanlığı Yay., Kültür Ofset Matbaacılık, Ankara 1994, s. 33.

30 Adana aynı zamanda Akdeniz ve Toroslar arasında Anadolu nun en münbit ve en verimli ovasıyla Seyhan ırmağı üzerinde Akdeniz'e 50 Km. mesafede kurulmuş Doğu, Güneydoğu ve Güney Anadolu nun büyük şehirlerinden birisidir Adana vilayet Salnâmesinde merkezi olan Adana kazasıyla Karaisalı kazasından mürekkep bir vilayet olduğu belirtilmektedir. Adana kazası merkez Adana şehriyle sekiz nahiyeden mürekkep olup adı geçen şehir yani Adana kazası vilayetin merkezidir. Memleket küçük bir tepenin üzerinde ve etrafıyla beraber Seyhan nehrinin batı kıyısında kurulmuştur 7. DAĞLARI Eski devirlerde Klikya denilen yerler takriben Alara çayından başlar, Amanos dağlarına kadar uzanır. İlin kuzeybatı, kuzey ve kuzeydoğu bölümleri ORTA TOROS adı verilen dağ sistemi ile çevrelenmiştir 8. Çukurova tabii çevresi itibariyle dağlık ve ovalık olmak üzere ikiye ayrılır. Lamas suyu doğusu ovalık, batısı dağlık Klikya yı teşkil eder. Rodos adasından başlayıp doğu Anadoluda bir kavis çizerek Antalya sırtlarına kadar uzanan Toroslar, Akdağ, Amanos, Susuz, Bereket, Bolkar, Binboğa, Aladağ, Tahtalı, Hınzır, Tecer dağları olmak üzere muhtelif isimler alırlar. Batıda tepeciklerle başlayan Bolkar dağları kuzey doğuya gidildikçe yükselerek belirli bir dağ sırası haline gelir. Yükselti kütlenin batısında 2500 metreyi geçmediği halde (en yüksek tepeler 2474 M. ile Yöğlük tepesi ve 2418 M. ile kümbet tepe) orta kesimlerde birden 3000 M. yi aşar. (Aydos dağı 3480 M.) kuzeydoğuya gidildikçe 3500 metreyi aşan dağların en yüksek tepesi olan Medetsiz tepesi de (3524 M.) bu kesimdedir. Dağların üzerindeki diğer önemli doruklar Gavur Dağı (3337 M.), Yıdıztepe (3314 M.), Meydan Dağı (3132M.), Hacıhalil dağıdır (3107M) 9. Eski devirlerde Klikya denilen yerler takriben Alara 6 Nazım Tarhan, Turistik Adana, Altınova Yayınları, Adana 1994, s H Tarihli AVS, s Adana,Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır, Kültür Bakanlığı Yay., Kültür Ofset Matbaacılık, Ankara 1994, s Nazım Tarhan, Turistik Adana, Altınova Yayınları, Adana 1994, s. 1.

31 çayından başlar, Amanos dağlarına kadar uzanır. Bu yerlerin kuzeyi de Toroslarla çevrilmiştir. ORMANLARI Adana vilayetinin bulunduğu Akdeniz havzası deniz mahallinde olduğundan yağmurları yeterlidir. Havası nemlidir. İlde ormanlık alan yaklaşık olarak hektardır 10. Bu sebeple ormanların oldukça müsait bir havası vardır. Ağaç yetiştiriciliğine uygun olmayan kısımları 2400 m. ve daha yükseğidir. Deniz boylarında yalnız ovalarda, vadilerde ve ziraata alınan yerlerde orman yoktur 11. Adana çevresinde bitki örtüsü, Akdeniz iklim özelliklerini taşır metreye kadar bodur ağaçlardan oluşan makiler görülür. 800 metreden başlayan Ormanlar daha alçak düzeylerde yayvan yapraklı ağaçlardan oluşur Metreden sonra yavaş yavaş seyrelen sedir toplulukları yerlerini Alp altı ve Alp tipi çayırlara bırakır 12. YAYLALARI Adana ilinde yaylalar, yerel halkın mikro klimatik nedenlerle ilgi duyduğu ve yaz aylarında uzunca bir süre konukladığı kesimlerdir 13. Adana nın kuzeyine gidildikçe yüksekliklerini artıran dağlar Saimbeyli, Feke, ve Andırın topraklarına doğru muhtelif sıralar halinde sokulurlar. Sonra Göksu dağlarındaki Mazgaç yaylalarında düğümlenerek Antitoroslar ın mühim bir kolu olan Binboğa dağlarına erişirler 14. İlin yayla envanteri son derece zengindir. Örneğin Pozantı yakınlarında Pozantı, Belemedik, Karacadağ, ve Kamışlı yayla ünitelerinde pek çok ünlü yaylalar bulunmaktadır Fatih Bayhan, AltınŞehir Adana,Semih Tic.Yay. Ankara 1998, s Akdeniz Havzası Coğrafyası,Bir Komisyon Tarafından Yay. Hazırlanmıştır, G.K.B.Yay., C. 4, Ankara 1935, s Adana, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır Kültür Bakanlığı Yay., Kültür Ofset, Ankara 1994, s Adana, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır,Kültür Bakanlığı Yay., Kültür Ofset, Ankara 1994, s Abdullah Karamüftüoğlu, Kadirli, Endüstri Basım Yayınevi, İzmir 1958, s Adana, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır s. 81.

32 Adananın hemen kuzeyinde yer alan Karaisalı kazasında ise Kızıldağ ve Yayladağ Adana halkının bir kısmının yazlağı olup, düzenli bir şekilde, yaz aylarının çok sıcak geçtiği zamanlarda hükümet merkezi dahi buraya naklolunur 16. İlin kuzey doğu yöresinde Adana-Kozan-Saimbeyli-Tufanbeyli akışında ve Aladağların yamaçlarında yaylalar yoğunlaşmıştır. Kozan Yakınlarında Kuytucak 17 Horzum ve Göller yayla üniteleri bulunmaktadır. Feke, Saimbeyli, Tufanbeyli yöresi yaylaları ise; Akkaya, İnderesi, Çatak, Avcıpınar, ve Kürübeli ünitelerinden oluşmaktadır. Kadirli ilçesine yakın yaylalar Bağdaş ve Maksutoğlu ünitelerinden oluşmaktadır. Osmaniye, Düziçi ve Bahçe kesimi yaylaları Zorkun, Hınzırlı, Alıçlı, Yarpuz, Hasanbeyli, İndere, Bahçe yayla ünitelerinden oluşur 18. E- AKARSULAR VE GÖLLERİ Akdeniz bölgesinin önemli ırmakları olan Seyhan ve Ceyhan,il toprakları içinde yer alırlar. Rejimleri diğer akarsular gibi düzensizdir 19. Seyhan nehri Kayseri havalisindeki zamantı ırmağına yollarda karışan Gülan, Eğilince, Uçarki, Çakıt, Gürgün çaylarının toplamından ve birleşmesinden ibaret olup suyu pek hafif ve latiftir 20. Seyhan nehrinin uzunluğu 560 km, Ceyhan nehri ise 509 km.dir. Adana ve Akdeniz bölgesinin ikinci büyük ırmağı olan Ceyhan Elbistan ın kuzeyindeki dağlardan doğar. Hurma suyu, Söğütlü deresi, Göksu çayı ile birleşen Ceyhan ırmağı yaklaşık 2500 yıl öncesine kadar Seyhan gibi Karataş ın batısında denize ulaşırken sonradan bebeli boğazını delerek doğuya dönmüş ve İskenderun körfezine dökülmeye başlamıştır 21. Karasu veyahut Merçin çayı Osmaniye nin güneyinden geçerek Ceyhan nehrine dökülür. Kozan kasabası içinde Kilgen çayı kozanın 12 km. güneyinde vaki Alapınar suyu ve yine buralarda çıkan hamam suyu kuvvetlice akarlar Yine Kozanın 8 km. doğusundan geçen Sunbaş çayı vardır. Kadirli 16 H.1309 A.V.S., s. 76, Halk Arasında Savruk Yaylası Olarak Bilinir. 18 Adana, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır s a.g.e., s H Tarihli AVS, s Adana, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır, Kültür Bak. Yay. Kültür Ofset, Ank. 1994, s.34.

33 kasabasının 8 km. kadar batısından geçen Kesiksu ile Kadirli içinden geçen Savron deresi Temmuz ayı içinde az akarlar. Çukurova yı dolaşan bu su ve çaylar Ceyhan nehrine yaklaştıkları yerlerde hayli bataklık yaparlar. En büyük bataklığı yapan Savron deresi, daha sonra Hamam Suyu dur. Hamam Suyu nun bir ismi de Koçoğlu Suyu dur 22. Yapay göller ise Aslanbaş, Kesiksu, Kozan ve Seyhan baraj gölleridir. İlde ülkenin önemli barajlarından olan Seyhan baraj gölünden başka, Güneyde kıyıda da ağızlarla denize açılan Akyatan, Tuzla Gölü gibi birkaç kıyı gölü vardır. Her üç gölün de suyu tatlıdır. Son iki büyük göl bir ayakla denize bağlıdır 23. Bu ayaklar birer dalyandır. Vaktiyle Ceyhan ve Seyhan nehirlerinin bu ayaklardan aktığına hükmolunabilir. Her üç göl gayet sığdır. Tuzlu gölden tuzda çıkarılabilir. Fakat yasaklanmıştır. Diğer iki göl mükemmel birer balık yatağıdır. Yağmur mevsimlerinde bu göllerin suları kabarır ve göller yanlarında bataklıklar yapar 24. Aladağlar üzerinde yedi göller adıyla anılan Küçük Buzul gölleriyle Kara İsalı yakınlarındaki barak köyü sınırları içinde karstik dipsiz göl adı verilen alabalığı ile ünlü göller vardır 25. Adana vilayet olduktan sonra Adana ya bağlanan iç il sancağı merkez Mersin kasabasının kuzeyinde Boğa, Alata, Karadeniz ve Gazeldere namlarında dört tane akarsu vardır. İç il sancağına bağlı Tarsus kasabası önünde akan Göksu üç saate Akdeniz e ulaşır. Anamur kazasında ise denize yedi saat mesafede dağ aralarından çıkan su Mamuriye kalesi civarında denize dökülür. Bununla Bozyazı nehri üzerinde bu sulardan başka Güzlüce, Aksaz, Sultan, Kale, Viran, İnce Ağası, Hacı Musa, Baltacı, Kahyalar suları isimleriyle büyüklü küçüklü akarsular mevcuttur 26. F-ŞİFALI SULARI 22 Akdeniz Havzası Coğrafyası, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır Genelkurmay Baş. Yay., C. 4, Ankara 1935, s. 29, Adana, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır Kültür Bak. Yay., Kültür Ofset, Ank. 1994,s Akdeniz Havzası Coğrafyası, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır Genelkurmay BaşkanlığıYay., Ankara 1935, s. 6,7. 25 Adana, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır,Kültür Bak. Yay., Kültür Ofset, Ank. 1994,s H tarihli Adana Vilayet Salnâmesi, s. 95,104,143,144.

34 Adana vilayet salnâmelerinde Adananın şifalı suları ile ilgili pek bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak bu konuda son yıllarda yazılmış olan bazı eserlerde bu konuda bilgilere ulaşıyoruz. TABLO-2 : Kaplıca ve içmelerin bazıları şunlardır: 27. Acı Dere İçmesi Kurttepe İçmesi Misis in beş km. Batısında fundalıklar içerisindedir. Kurttepe köyünün bir km kuzey batısında müshil 28 vazifesini gören bu suyun terkibi sülfat, klorür, hidrokarbonat ve karbonat iyonlarıyla fazla miktarda magnezyum vardır. Kokarpınar Ceyhan ın Yılankale ve Burhanlı köyünün beş dakika İçmesi batısındadır. Haruniye İlköğretmen okulunun 20 km. kuzeyinde Kuşcu mevkiinde Kaplıcası Düldül dağı eteğinde ve Ceyhan nehri kenarındadır. Gebeli Osmaniye nin 7 km. Güneyindedir. İçmesi Adananın 12 km. batı yönünde Ali Hocalı köyünün bir km. Güneyinde on kadar yerden kaynayan bu içmeye yaz ilkbahar Ali Hocalı ve Sonbaharda birçok kimse gelir. Klorürce zengin, içmesi hidrokarbonat az miktarda sülfat, nitrat ve 37.5 miligram bromürü ihtiva eden kalevi bir sudur. Başlamış Erzin den birbuçuk saat kadar doğusunda bir dere içinde Ilıca ve kayaların bir çok noktasından çıkmaktadır. Sıcaklığı 24 C olan İçmesi bu ılıcadan halk içerek ve yıkanarak faydalanır. Niğde-Ulukışla-Adana demiryolu hattı ile Ulukışla-Adana asfaltı Çiftehan üzerindedir. Kaplıcanın otel, lokanta, kahveleri mevcuttur. Kaplıcası Kleopatra'nın burada uzun müddet banyo alıp ve gençleştiğine inanılmıştır. Ayran İçme Türkiyenin en iyi içme sularının başında gelir. 27 Nazım Tarhan, Turistik Adana, Altınova Yayınları, Ankara 1962, s Müshil: Yumuşatan, Bkz.: M.Nihat ÖZÖN, Osm.-Türkçe Sözlük, Ank. 1991, Bilgi Yay., s. 566

35 Suyu Adana İçme Suyu 1942 yılında Demirköprü civarındaki bir su damarından alınmıştır. Ayrıca Adana Feke ilçesinde Göksu kıyısında ve Kisenit köyünde de iki tane içme suyu bulunduğu bilinmektedir. Yöre halkı özellikle Ağustos aylarında buralara gelerek bu sulardan faydalanır 29. G- MESİRE ve KAMP YERLERİ Sahil kasabalarımızdan Karataş, Yumartalık'ta çadırlı geçici kampçılık günden güne gelişmektedir. Bu alanda Yumurtalık Turizm Derneği'nin her yaz kasabanın en güzel kumluğunda kurduğu çadırlı kamp Ceyhan, Kozan ve Kadirli ilçelerimizin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. İlin kuzeydoğu yöresinde Adana-Kozan-Feke-Saimbeyli-Tufanbeyli aksında ve Aladağların yamaçlarında yaylalar yoğunlaşmıştır 30. Mersin ve iç ilden başlayarak aynı güzergahta özellikle ilkbahar ve yaz aylarında hem yaylacılık hem de mesire yapmak için uygun alanlardır. H- AV TURİZMİ İlimiz sınırları içinde çok çeşitli av imkanları bulunmaktadır. Bunlar diğer illerimize nispetle daha ilgi çekici olarak görülür. Fakat köylerimizde av konusunda yasak kavramı olmadığı ve çocuklara da bu aşılanmadığından, av ganimetlerimiz büyük zarar görmektedir. Bölgemizde bulunan örnek cinsleri: Elmabaş, Yeşilbaş, Kıl Kuyruk, Buhur, Civil ve Sığrık ördekleridir. Kazlar: Angıt, Boz Kaz, Tığlık Kaz, Kalkan Kazı. Diğer Kuşlar ve Hayvanlar: Kuğu, Toy, Turna, Karabatak, Sakar Meke, Su Çulluğu, Su Yelpesi, Kız Kuşu ve Su Horozu. Geçmişte Ceyhan Irmağı boyunda sazlık ve ormanlık bölgeler vardır. Buralarda vaktiyle sık sık ormanlara rastlanırmış. Dr. Sefer adlı seyyahın Adana'yı ziyaretinden önce (1901), İngiliz avcıları yatları ile Akdeniz sahillerine 29 Nazım Tarhan, Turistik Adana, Altınova Yayınları, Ankara 1962, s Adana,, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır s. 81.

36 yanaşır ve pars avı yaparlarmış ancak bu avcılar arasında tanınmış bir lordun bir parsın saldırısından kendini kurtaramayarak parçalanarak ölmesi ile bu avlar yapılmaz olmuştur 31. I- İKLİMİ Adana vilayeti dahilinde denize yakın yerlerde tipik Akdeniz iklimi görülür. Ancak yükseklere doğru çıkıldıkça iklim karasallaşır. Adananın Temmuz ayında hararet derecesi 39.9 derece Ağustos ayında 36.2 derece olup en düşük hararet derecesi kışın 8-10 derecedir. Yıllık sıcaklık ortalaması ise 18 derecedir 32. Klikya'nın iklimi öteden beri sıcaktır 33. Yazın bazen şiddetli sıcaklar olur. Adana Akdeniz iklim özelliklerini taşır. Yazları sıcak ve kurak kışları ılık ve yağışlıdır. Adana da yılın günü yaz günüdür. Bu günlerin ü tropik gün olarak belirlenmiştir 34. Adana vilayetine bağlı iç il sancağı Mersin kasabası deniz etkisiyle bahar ve sonbahar mevsimleri gayet latiftir. Haziran Temmuz, Ağustos Aylarında ise sıcak hükmünü iyice icra eder 35. Havzayı çeviren sıra dağları deniz kıyısına muvazi ve denize pek yakın olarak yükselmiştir. Görülüyor ki, sıra dağların böyle denize yakın olması havza için ziraat bakımından faydalı değildir. Çünkü yalnız dar bir mıntıka deniz ikliminden istifade edebilir. Sıra dağlar Havzayı kuzeye karşı kapadığından havza pek sıcak olmuştur. Yükseklere çıkıldığında ise kışları kar tutunmaya başlar. Kışın havzanı yüksek yerleri karlı iken sahil boylarında ortalık adeta yaz gibidir 36. Adana, Akdeniz iklim özellikleri gösterir. Yazları sıcak, kışları ılımandır. Bölgede meydana gelen yağışlar genellikle yamaç yağışları ve havakütlelerinin karşılaşmasıyla oluşur. Dağlık bölgelerinde,akdeniz iklimi ile kara iklimi karışımı bir iklim sürer. Yazları Toroslardaki yaylalara çıkılır. Pozantı, Tekir, Kızıldağ, Armutlu, Bürücek yaylaları özellikle tercih edilir Adana İl Yıllığı, s. 177, Nazım Tarhan,Turistik Adana, Altınova Yayınları, Ankara 1962, s V. Longlois, Eski Klikya, Çeviren: M.Rahmi Balaban, Yeni Mersin Basımevi, Mersin 1947, s Adana, Bir Komisyonca Yayına Hazırlanmıştır, s H Tarihli AVS, s Akdeniz Havzası Coğrafyası,, Bir Komisyonca Yayına Hazırlanmıştır, G.K.B.M., Ank., s. 26, Fatih Bayhan,Altın Şehir Adana,Yalçınel Dağıtım Yay.,Semih Ofset, Ankara1998, s. 51.

37 A- B- C- Ü Ç Ü N C Ü B Ö L Ü M D- E- S O S Y A L Y A P I F- (Sosyal Müesseseler) Sosyal durum dendiğinde camii, medrese, han, hamam, okul, hastane vb. kurum ve kuruluşlar akla gelmektedir. Bu sosyal müesseselerde esas olan, karşılık beklenmeden hizmet veriliyor olmasıdır den 1900 yıllarına kadar yukarıda saydığımız sosyal amaçlı hizmet birimlerinin yapılmasına azami özen gösterilmiştir. Bunu Sâlnâmelerden derlediğimiz bilgilerde Adana da bariz bir şekilde görmekteyiz. Ancak bunların içerisindeki okul kısmını ayrı bir başlık altında inceleyeceğiz. A ADANA VİLÂYETİ NİN ÇEŞİTLİ TARİHLERDEKİ NÜFUS YAPISI Osmanlı Devletinde toprak yazımı dışında yapılan ilk nüfus sayımı 1831 yılında,ikinci Mahmut döneminde yapılmıştır.yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonrayapılması gereken ilk reform,yeni vergi kaynaklarının bulunmasını ve askerlik yapabilecek yaştaki halkın sayısının bilinmesini zorunlu kılıyordu.devlet bu amaçla 1831 yılında Rumeli ve Anadoludaki müslüman ve Hristiyan erkeklerin sayımını yaptırmıştır 38. Bu sayıma göre Osmanlı Devletinde müslim ve gayri müslim nüfus toplamı dir yüzyılın ikinci yarısından itibaren yabancı devlet ve yabancı devlet misyonerlerinin Adana bölgesine olan ilgileri iyiden iyiye artmıştır. Buna paralel olarak ileride bunları ele geçirmek, sömürgeleri haline getirmek için yaptıkları çalışmalardan birisi de Adana bölgesinin nüfus bilgisini çarpıtmak içindir. Bunlardan birisi Langolois in Adana nın Ermeni yurdu olduğunu ispatlamaya çalıştığı Klikya ya Seyahat adlı eser hazırlayıp Avrupa ülkelerinde yayınlatmasıdır. Bir diğeri de Vital Cuinet 1880 li yıllarda Adana ya gelen Vital Cuinet Fransız asıllı olup, asıl mesleği din adamıdır. Avrupalı Devletler adına Duyûn-ı 38 E. Ziya Karal,Osmanlı İmparatorluğunda İlk Nüfus Sayımı 1831, Ankara1943, s.10, Fazıla Akbal, 1831Tarihinde Osmanlı İmparatorluğunda İdarî Taksimat ve Nüfus, Belleten, XV/60,Ekim 1951, s. 628.

38 Umûmiye idaresinde Adana da envanter çalışmasında da bulunduğu 1880 li yıllarda Adana nüfusu hakkında verdiği bilgiler oldukça düşündürücü ve gerçeklerden uzaktır. Buna göre Bu sınıflama içinde Osmanlı teb ası (vatandaşı) sayılan Türkler ile Müslüman Çerkezler, Türkmenler, Kürtler ve Araplar yer almaktadır. Sayıları 1580 çingene, tahtacı, ensari, fellah olarak da vasıflandırılan bu toplulukların nüfusu ise 72000; Rumlar, değişik mezhepteki Ermeniler, Latin, Maruni, Persler, Hristiyan topluluklar arasında ve sayıları dur 40. Cunet nüfus dağılımını yaparken Türki toplulukları ayrı ayrı ifade ederken Türk nüfusunu apayrı bir kategoride ve azınlıkta göstermeye çalışmaktadır. Halbuki Hristiyan toplulukların nüfusunu ise tek bir başlık altında Hristiyanlar olarak göstermeye çalışmakta ve çoğunlukta olduklarını ispatlamaya çalışmaktadır. Halbuki, bunlara karşı devletin resmi kurumlarınca 1872 lerden itibaren yapılan Salnâmelerde durum tam tersidir. Maalesef Cuinet in çalışmaları 1891 de Paris te yayınlanmış hem de uluslararası kamuoyunu yanlış bilgilendirmişlerdir. Aynı çalışma Avrupalıların hazırladıkları İslam Ansiklopedisi ndeki Adana maddesinde de yer almıştır. Burada Avrupa ülkelerinin 19. Yüzyılın sonlarında ve I. Dünya savaşı sonlarında Türk yurdunu parçalama gayretlerinin basamağını oluşturmaktadır. Adana Vilâyetinin Osmanlı karma heyetlerince 1907 sayımından sonra bir daha resmi nüfus sayımı yapılmamıştır 41. Yine aynı kaynaktan yaptığımız tespite göre 1878 yılında Adana valisi Ziya Paşa nın karma heyetçe yaptırdığı nüfus sayımında; Adana merkezinde Müslüman (Türk) nüfus toplamı: , Gayrı Müslim (Hristiyan) nüfus toplamı : dur. TABLO-5 : 16 Kasım 1890 yılında Almanya'nın Berlin şehrinde yayınlanan Neu Deutsch Allgemeine Zeitung gazetesinde "Ermeni Meselesi" başlığı altında yayınlanan makalede Adana'nın nüfusu: 42 Nüfus İslam Ermeni Süryani Rum-Katolik 40 Cezmi Yurtsever, a.g.m., , s Cezmi Yurtsever, a.g.m., , s Abdurrahman Küçük, Ermeni Meselesi T.K. D., Sayı 234, Ekim 1982, s. 737.

39 ADANA 336,913 31, ,847 Nüfus Roma Katolik Protestan Musevi Gayrı Müslim ADANA 1,401 2, T O P L A M : 378,697 Gayrı Müslim Toplam Nüfus: 41,784 Alman gazetesinin vermiş olduğu Adana nüfusu hakkındaki bilgi 1891 yılındaki Adana Vilâyet Salnâmesindeki bilgilerle paraleldir. Çünkü 1891 yılında Vital Cuinet tarafından yapılan istatistiğe göre Adana Merkez kazasında 93,955 kişi bulunuyor ve bunun 74,878'i Türk, 19,077'sinin de Rum ve Ermenilerden teşekkül ettiği kaydedilmiştir. Aynı müellif tarafından Vilâyet toplam nüfusu 403,439 olarak tespit edilmiş ve bunun 'inin Türklerden, 'sinin de Rum ve Ermeni'lerden teşekkül ettiği belirtilmiştir yılı sonunda ise Fransızlar tarafından yapılan bir istatistikte ise Adana merkez kazasında 79,099 müslüman, 23,393 gayrı müslim bulunduğu, aynı tarihte Kozan, Cebel-i Bereket, İç İl sancaklarıyla birlikte Adana Vilâyetinin nüfusunun 445,725 olduğu ve bu nüfusun 372,689'unun müslümanlardan, 73,036'sının da Ermeni, Rum, Yahudi ve diğer unsurlardan meydana geldiği kaydedilmiştir. Bu gayrı müslim nüfus, Adana ve Çukurova'nın kurtuluşuyla sonuçlanan mücadele sonunda, birlikte hareket ettikleri Fransız kuvvetlerinin bölgeyi terkettikleri sırada onlarla beraber gitmiş ve çeşitli ülkelere göç etmişlerdir 43. Görüldüğü gibi yabancı istatistiklerde dahi Adana Vilâyetinde Rum ve Ermeniler hiçbir zaman çoğunluğu teşkil etmemişlerdir. TABLO-6 : Adana Vilâyetinde M.( ) Nüfus: İ. A., C. 1, s Cezmi Yurtsever, Adana Valileri, Güney Haber Gazetesi, sayı 19, Adana 1997, s. 6.

40 Türk Rum Ermeni Rum- Katolik Ermeni- Katolik Protestan Latin Süryani Keldani Yahudi 435, ,67 46, ,293 4, , Adana'da yılında toplam nüfus olarak tespit edilmiştir. Ermeni Kilisesinin verdiği rakamlarla Fransız şarkiyatçılarının (V. Langlois, Cuinet) yazdıklarında Adana Vilâyetinde Hıristiyan ve Ermenileri çoğunluk olarak gösterme gayretleri tarihi gerçeklere uymamaktadır. Osmanlı dönemi valilerinin iş başında bulundukları yıllarda defalarca Salnâme (yıllık) yayınlayarak günümüze kadar ulaşan Ermeni propagandasına karşı da kıymetli belgeler bırakmışlardır 8. H Adana Sâlnâmesine göre Adana merkezi Seyhan da İslam, gayrimüslim ve Karaisalı kazasında Müslim, 19 gayrimüslim vardır 45. H yılı Sâlnâmesine göre Adana Vilâyetine bağlı Kozan Sancağında merkez nüfus şöyle yazılmaktadır: Sis Kasabası beş yüz yetmiş dokuz hane olup, yüz doksan yedi hanesi Müslim ve dört yüz yetmiş iki hanesi gayrimüslim olduğu gibi, bin dört yüz otuz bir erkek nüfus vardır.bu nüfusun da dört yüz elli sekizi Müslim, dokuz yüz yetmiş üç kişisi ise Gayrimüslimdir. Köyleri ise üç bin beş yüz kırk bir hane ve yedi bin dört yüz nüfustan oluşmaktadır. Kazada toplam hane sayısı dört bin yüz yirmi hane ve sekiz bin dört yüz otuz beş nüfus bulunmaktadır 10. Kozan Sancağının 1900 yılındaki nüfusu ise tamamen farklılaşmıştır. Şöyle ki; daha önceleri şehir merkezinde az olan Müslüman Türk nüfus, Adana Valilerinin ve daha önce Ahmet Cevdet Paşanın da ıslah çalışmaları sonucunda git gide artmıştır. Artık, sanat, ticaret Zira atla uğraşan bir Türk toplumu vardır ve dolayısı ile şehirlerde ikamet etmeye başlamıştır yılındaki Adana Vilâyet Sâlnâmesine göre; Kozan Sancağı Merkez sis kasabasının toplam nüfusu kişiden ibaret olup bundan; nüfus 9. 8 Reşat Özalp, a.g.e., s. 310, H.1297 Tarihli A.V.S., s H.1297 Tarihli A.V.S., s.134.

41 erkek İslam, kişisi kadın İslam ve nüfusun gayrimüslim erkek ve kişisi kadın gayrimüslimdir. Görüldüğü gibi şehir merkezindeki Gayrimüslim fazla artmazken, İslam nüfusu git gide alınan önlemler neticesinde doğal olarak artmıştır. Bu durum hem Müslüman Türk Halkının meslek olarak hayvancılığın dışına çıkarak yerleşik hayata yönelik ticaret, tarım, sanat gibi mesleklerle uğraşması ve hem de yeni yerleşim birimlerinin kurulup göçebe Türkmen Aşiretlerine yerleşik hayatın cazip hale getirilmesiyle mümkün olabilmiştir. Kozan Sancağına bağlı Feke, namı diğer Belenköy Kazasının nüfusu ise 1880 Adana Vilâyet Sâlnâmesine göre; Belenköy Köyü yüz yedi hane ve toplam kaza nüfusu yetmiş iki köyden ibaret olup, bin sekiz yüz sekiz hane İslam ve Üç yüz kırk hane Hıristiyan dır. Toplamı iki bin yüz kırk sekiz hane ve beş bin iki yüz yirmi beş İslam ve bin sekiz yüz sekizi Hıristiyan dır ki toplam olarak altı bin dört yüz on üç nüfusa sahiptir. Yine Kozan Sancağına bağlı olan Haçin Kazası H Sâlnâmesine göre yedi nahiyeye ayrılmıştır. Birisi Kaymakamlık merkezi olan Haçin Kasabasıdır ve Haçin kazası on bin beş yüz yetmiş nüfustan ibarettir. Bu nüfustan dört bin sekiz yüz doksan dördü erkek İslam, beş bin altı yüz yetmiş sekizi Hıristiyan dır li yıllarda Adana bölgesinde gayrimüslim nüfusun şehir merkezi olarak en yoğun bulunduğu yer Haçin Kasabasıdır. Ancak bütün yerleşim birimlerinde olduğu gibi bu genel nüfus oranına göre, yani hem göçebe hem de köylerdeki nüfusa oranlarsak fazla bir yekun tutmamaktadır. Haçin Kazası; İslam Mahallesi, Topçuoğlu Mahallesi, Kalender Mahallesi, Karimoğlu Mahallesi, Talsımoğlu Mahallesinden ibarettir. İç il sancağına bağlı Silifke Kazası ahalisinin bazılarının Taşucu, bazılarınınsa ova veya dağlık bölgelerde ikamet ettiklerini, Adana H.1297 yıllığında görmekteyiz. Adana H.1297 yılı salnâmesi bu konuda şöyle bahseder. Adı geçen Bulacalı nahiyesinin müdürlük merkezi Taşucu İskelesi olup ahalisinin bazıları bahsedilen iskelede, bazıları ovada ve dağlık mahalde ikamet ederler. Bu bilgilerden şunu çıkarabiliriz: Halkın bir kısmı deniz kıyısında balıkçılık veya deniz taşımacılığı, bir kısmı çiftçilik ve bir kısmı da hayvancılıkla uğraşıyor diyebiliriz. İç il sancağının 1900 yılı Adana Vilâyet Sâlnâmesine göre nüfusu şöyledir; Merkez Livâ 8 mahalle ve 84 tane köyü ve nüfusu olup bundan erkek ve kadın İslam ve geri kalan

42 1.174 nüfustan 520 erkek ve 489 kadın Rum ve 164 Ermeni olup bundan 76 erkek, diğerlerinin kadın olduğu bilinmektedir. Görüldüğü gibi bazı yabancı misyoner veya tarihçilerin belirttiği gibi gayrimüslim nüfusun çok olduğu düşüncesi tamamen yanlış ve yanlıdır. İç il sancağına bağlı Ermenek Kazası halkı Zira at, haraset, sanat, ticaret ve amelelikle geçinirler. Mevsim-i Zira atı Eylül olup yayla olan mahallerinde Nisan ayında dahi ekilir. İç il Sancağına bağlı Mut kazası halkı da hemen, hemen Ermenek Kazası halkı ile aynı tür faaliyetlerle geçimlerini ihdas etmektedirler yıllarında Adana Vilâyet Sâlnâmesinde bu konuda kaza halkının geçim kaynakları ürettikleri tarım ürünleri olduğu gibi Zira at yaptıkları Mevsimler genellikle Eylülden Ekim ortasına kadar sürer ve hasat Mayıs ayı içindedir diye bahseder. Diyebiliriz ki; Adana Vilâyet olduktan sonra Adana Valilerinin bu güzide ve bakir topraklar ve akarsular üzerindeki çalışmaları ile Adana ve Adana nın gerçek sahibi olan Müslüman Türk ahalisinde önemli ölçüde olumlu gelişmeler meydana gelmiştir. Göçebe olan Türk aşiretleri yerleşik hayata geçmiş, salt geçim kaynağı hayvancılık olan Türk insanı diğer meslek dalları ve maişet kaynağı olan tarım, ticaret, sanat ve sanayiye el atmıştır. Böylelikle hem şehir nüfusunda bir değişiklik, hem de Türk insanının hayat tarzında bir gelişme meydana gelmiştir. Bunun sonucunda yeni, yeni meslek dalları ve bu meslek dallarını öğretecek okullar açılmıştır. Bu gelişmelerde başka Kuvve-i Islahiye organizatörü Ahmet Cevdet Paşa olmak üzere, Bahri Paşa, Abidin Paşa, Cemal Paşa gibi Adana Valilerinin katkısı olmuştur. Adana Vilâyetinin Mersin Sancağına bağlı Tarsus kazasında ise 1900 yılı Adana Vilâyet Sâlnâmesine göre nüfusu hakkında şunları söyleyebiliriz;tarsus Kazası yirmi dört mahalle ile yedi Nahiyeye sahip olup ikisi muvazzaf müdür ile idare olunur. Şarkiyye, Garbiyye namı ile iki kola ayrılır ve iki bin sekiz yüz elli üç haneye sahiptir. Kazanın nüfus mevcudu; erkek İslam , kadın kişi olduğu gibi çeşitli milletlerden gayrimüslime erkek1.229 ki, toplam kişiden ibarettir. Yukarıda verilen nüfus bilgileri elbette yanlı bir şekilde dünya kamuoyuna sunulan bilgileri çürütmeye yetmeyecektir.

43 Cebel-i Bereket Sancağı hakkında 1900 yıllarında nüfus ve yerleşimle ilgili şunları söyleyebiliriz; Kasabadan başka merkez dokuz köyden ibaret olup kasabada 721 hanede nüfus erkek ve kadın Müslim e ve 92 hanede 423 gayrimüslim nüfus mevcuttur 11. Gayrimüslim nüfus kayıtlardan da anlaşılacağı üzere hiçbir yerleşim yerinde toplam olarak çoğunluğu teşkil etmemektedir. Kaldı ki bu nüfus miktarında çocuklar dahil edilmemiştir. Her bir Müslüman Türk ailesinin çocuk sayısı gayrimüslimlerinkine nazaran oldukça fazla olmalıdır. Adana ili emperyalist amaçlı ekip çalışmalarını (mission aktiviteleri) sistemli bir şekilde planlayarak başlatan kişi Viktor Langlois dir yılında kurulan Fransız Bilimler Akademisi nin sonraki yüzyıllarda yetiştirdiği bilim adamlarının Afrika, Asya ve diğer ülkelere Coğrafî keşif çalışmaları başlatmaları 1800 lü yıllardan sonra oldu. Fransızların 1700 lü yılların hemen başlarında Sivaslı bir Ermeni olarak Mekhitar ın önce mezhebini değiştirip Katolik yapmaları ve hemen arkasından Mekhitar ın öncülüğünde İtalya nın Venedik şehri yakınlarında bulunan küçük bir ada olan Saint Lazary de Ermeni Akademisi olarak çalışacak manastırın kurulmasına destek vermeleri sebepsiz değildi. Fransız Bilimler Akademisi nin yetiştirdiği Ermenice, Rumca, Türkçe, Arapça, Latince, Almanca dillerine vakıf bilim adamları ve aynı zamanda orientalist (şarkiyatçı) Viktor Langlois, aynı zamanda Saint Lazary Ermeni Akademisi nin de üyesi idi. Çukurova ya gelirken arkeolojik kaynaklar üzerinde geniş araştırmalar yapacak, Ermeni ve Fransız tarihinin izlerini ortaya çıkaracaktı. Langlois, 1853/63 yıllarında uzunca bir süre Adana da kaldı. Tarsus taki Fransız konsolosunun yardımıyla Çukurova ve Toros dağlarını dolaştı. Ermenilerin koloni olarak yaşadıkları Haçin (Saimbeyli), Sis (Kozan), Anavarza yı ziyaret etti. Yazılı kitabeler, mezarlar, anıtlar, harabeler üzerinde çalıştı. Gravür resimleri ile görüntülerini aldı. Langlois, araştırmalarını 1861 yılında Türkçe Kilikya ya Seyahat anlamına da gelen Voyage Dans La Clicie kitabını yayınladı. 11 H tarihli AVS, s

44 Langlois, Türklerin Adana ovaları için verdiği anonim coğrafya ismi olan Çukurova yı değiştirmiş, bunun yerine antik dönemden kalan bir yöre ismi olan daha ziyade Yunan-Roma-Bizans ve Ortaçağda Ermeni Tekfurlarının kullandığı Kilikya terimini tercih etmiştir. Langlois in Kilikya araştırmalarından sonra Fransa nın önde gelen Ermenilik araştırmacıları arasında isim yaptığını görüyoruz. Ermeni devletine ait olduğu iddia edilen paralar üzerine makaleleri yayınlanan Langlois in araştırmaları 1860 lı yılların başında batı bilim çevresinin bilgilerine sunulmuştur. Bu arada dikkat çekici olan bir şey varsa Lanlois in 1863 yılında Saint Lazary Manastırı nın desteğiyle Kilikya tarih belgelerinin envanterlerinin yapılarak yayınlanmasıdır. Belge yayınında Kilikya Ermeni Tekfurluk zamanına ait olaylar gün ışığına çıkarılmaktadır. Kilikya araştırmaları ile birlikte Fransa nın Kilikya ya olan emperyalist ilgisi birdenbire paralel olarak başlatıldı lı yılların hemen başlarında Fransa Hükumeti, Lübnan Marunileri ile Kilikya (Adana) Ermenilerinin desteklenmesini benimseyen bir politika savunmaya başladı 12. B- DİNİ ve SOSYAL KURUMLAR Osmanlı toplumunda halk, müslüman olanlar ve olmayanlar olmak üzere iki bölüm halindedir. Din esasına göre mevcut bu ayrılık, iki farklı siyasi zihniyet, hayat seviyesi ve dünya görüşü ifade eder yıllarında Vilâyet dahilinde toplam nüfusun çoğunluğunu ( ) müslümanlar teşkil ediyordu. Bu nüfusun 'u ise gayrı müslimdir. 12 Cezmi Yurtsever, a.g. m., s E.Ziya Karal, a.g.e., C. VIII, s. 482.

45 Aynı tarihlerde Adana, Kozan, Cebel-i Bereket ve İç İl sancaklarından teşekkül etmiştir ve Vilâyetin merkezinde 35 sıbyan mektebi, 35 medrese, altı tekye, dört hamam. Yirmi yedi han, beş kilise, otuz sekiz mescit ve yirmi cami vardır. Vilâyet ve Vilâyete tabi sancak ve kazaların tamamında 128 mescit, 89 cami, 36 kilise, 226 sıbyan mektebi, 89 da medrese bulunmaktadır 14. TABLO- 7 : Adana Vilâyetinin Dini Yapıları H. (1309)-M.(1891) 15 Kaza ve Nahiye Cami Mescit Kilise Tekke Seyhan Karaisalı Tarsus Ermenek Anamur Mut Gülnar Kozan Feke Saimbeyli (Haçin) Kadirli Hassa Yarpuz Islahiye Bulanık Osmanîye Payas İslam Ansiklopedisi, C.I, s H tarihli AVS, s

46 Maalesef Adana Vilâyet Salnâmelerinde dini yapıların hakkında teferruatlı bir bilgiye tam olarak rastlayamıyoruz. Daha çok faal olan dini yapılarla ilgili sadece sayısal verilerle yetinilmiştir. 1- C a m i l e r : Müslümanların ibadet etmek için toplandıkları mabetlere denir. Burada Cuma ve Bayram namazları da kılınır. İslam şehirleri camileriyle tanınır. Türkler Anadolu'ya yerleştikten sonra her yerde cami yapımına önem vermişlerdir. Anadolu'nun en eski camileri arasında Diyarbakır'da Melikşah ve Artuklular döneminde yapılan Ulu Cami (1118), Siirt Ulu Cami (1130), Sivas'ta Danişmendlilerin XII. Yüzyılda yaptırdıkları Ulu Cami bulunmaktadır 16. Osmanlı döneminde camiler banilerinin kurduğu vakıfların mütevellileri tarafından yönetiliyordu. Bu vakıfların hukuki statüsü vakfiyelerle belirlenmekteydi. Camiler genellikle tek başına yapılar halinde olmayıp, bilhassa Türkler'de imaret, külliye veya manzume adları verilen çeşitli vakıf binalardan oluşan bir yapı topluluğunun merkezini teşkil etmektedirler. Böylece camilerin etrafında onlara ek olarak yapılan arasta (çarşı), daruşşifa (hastane), hamam, türbe, medrese, sıbyan mektebi, kervansaray, kütüphane, muvakkithane, sebil, aşhane, imaret gibi vakıf yapılar da bulunur 17. TABLO-8 mevkiler 18. : Adana'da bulunan camiler, kurucusu ve kurulduğu BİNANIN ADI YERİ İNŞA TARİHİ İNŞA ETTİREN Kemeraltı Camii Küçük Saat civarı 1548 Savcı Bey Yağ Camii Büyük Çarşı Halil Bey Piri Paşa Hasan Ağa Camii Yağ Camii arkası 1558 Hasan Kethuda Tahtalı Camii Çakmak Caddesi Sevindik Zade Cafer Paşa Camii Kale Kapısı 1648 Cafer Paşa (Vali) Mestanzade Camii Mestanzade Mah Hacı Mahmut Ağa 16 A'dan Z'ye Tarih Ansiklopedisi,C1, s. 217, M.Ali Uysal, a.g.e., s Adana İl Yıllığı, s. 150, 151.

47 Yeni Camii Özler Caddesi 1724 Abdurrezzak Antabi Memiş Paşa Camii Sofu Bahçe Mah Vali Memiş Paşa Arıkzade Camii Hanedan Mah Arıkzade Hacı Ali Arnavut Salih Camii Reşat Bey Mah Salih Bosna H.1297 Adana Sâlnâmesinde, Adana Vilâyetinin merkez kazalarından Seyhan ve Karaisalı da mülhakat olarak adlandırabileceğimiz cami, çeşme, medrese, han,hamam vb. gibi yapılar hakkında bir bilgi kaydı yoktur. Ancak bu konuda H.1309 Adana Vilâyet Sâlnâmesinde ayrıntılı bilgiye rastlayabiliyoruz. Buna göre Seyhan Kazasında bu yıllarda 18 cami, 38 mescit, Karaisalı kazasında da 29 cami ve 11 mescit mevcuttur 19. Adana Vilâyetine bağlı Mersin Sancağının oluşturuluşu konusunda, 1891 Adana Sâlnâmesi şu şekilde bahseder; Kasaba-i mezküre sene H tarihinde birkaç haneden ibaret ve Gökçeli Nahiyesine bağlı bir karyecik olduğu halde bazı kayık ve gemiler uğramaya başlayarak o vesile ile umrane yüz tutulmasına mebni sene H tarihinde Nahiye teşkil ve Tarsus kazasına ilhak edilmişken H tarihinde Tarsus tan dahi bi t-tefrik Gökçeli ve Kalkali ve Aslanlı namlarıyla üç Nahiye ilhak olunarak kaza ve mevkiin ihraz ettiği Nezâret ve ehemmiyetine binaen H senesinde Tarsus kazasının izafesiyle sancağa terfi etmiştir. Nefs-i kasabada iki cami-i şerif, karyelerde dahi elliyi mütecaviz cevami-i şerife ve mecasit-i mübareke vardır 20. Mersin sancağının merkezinde daha yeni oluşturulan bir sancak olduğundan cami sayısı veya başka türlü hizmet müesseseleri fazla gelişememiştir. Çünkü yukarıdaki Sâlnâmelerde de belirtildiği gibi 1822 yılında Mersin Sancak merkezi küçük bir köydür tarihinde Tarsus kazasına bağlanmış ve 1846 yılında Tarsus tan ayrılmış ve 1888 tarihinde kendisi merkez olmak üzere Mersin Sancağı oluşturulmuştur. Mersin Sancağı kurulurken merkez Livâ olan Mersin ile Tarsus kazalarından ve Mersin bir ve Tarsus iki Nahiyeden mürekkep olarak oluşturulmuştur. Bu konuda İdarî yapı incelenirken geniş bilgi verilmiştir. Tarsus bu havalide en eski bir şehir olup altı defa harap olmuş yeniden imar olmuş, hali hazırı yedinci defa imarı yenidir. 19 H tarihli AVS, s: H tarihli AVS, s.90.

48 Kasaba merkezinde 7 cami, 11 mescit vardır yılına gelindiğinde de Tarsus kazasındaki cami ve mescit sayısında herhangi bir değişiklik olmamıştır yılı Adana Sâlnâmesinde aynı şekilde kasabada 7 cami ve 11 mescit olduğunu 22 kayıt edilir yıllarında İç il sancağı dahili kazada yirmi yedi cami-i şerif ve on mescit vardır 23. Sebebini bilemiyoruz ama 1880 yıllarında Silifke deki cami-mescit toplam sayısı 37 iken bu sayı 1900 yıllarında toplam 35 olarak kayıt edilmiştir. İç il sancağına bağlı Ermenek kazasında 1880 yıllarında yirmi dört cami-i şerif, altmış iki mescit vardır yıllarında da Ermenek teki cami ve mescit sayısı aynı sayıdadır Adana Sâlnâmesinde ise Ermenek teki cami ve mescitler ile ilgili bir bilgi kayıt edilmemiştir. İç il sancağına bağlı kazalardan, Anamur kazasındaki camiler konusunda sadece H ve H Sâlnâmesinde verilere rastlıyoruz. Bu konuda H Adana Sâlnâmesinde verilen bilgilere göre, Anamur kazası Anamur ve Selenti Nahiyelerinden ibaret olarak merkez kaza Akdeniz e yarım saat mesafede çorak nam, kasabacıktır. Bu kazada 25 cami ve mescit ve 1 tekye mevcuttur 24. Ancak 1891 yıllarında Anamur kazasında cami sayısı azalırken mescit sayısı artmıştır H. 1309, Adana Vilâyet Sâlnâmesinde bu konuda Anamur Kazasında 20 cami ve 30 mescit 25 bulunduğundan bahsedilmektedir yıllarında H 1297 Adana Vilâyet Sâlnâmesinde İç il sancağı Mut kazasının mülhakatında bahsedilirken Mut kazasında kırk altı cami ve mescit, dört tekye 26 bulunduğu belirtilmektedir ve 1900 yılları için Mut kazası cami ve mescitleri hakkında açıklamalar oldukça kısıtlıdır. Aynı sancağa bağlı Gülnar kazası mülhakatı hakkında 1891 tarihlerinde Merkez kaza Gelendere iskelesidir. Gülnar, Boz Ağaç, Zine ve Rekkan namlarıyla dört Nahiyeyi sahiptir ve Kazada1 cami, 2 mescit ve 1 tekye mevcuttur 27. Vilâyete tabi Kozan Sancağı Vilâyetin Kuzeydoğusunda olup Sis, Haçin, Feke, Kars namlarında dört kazadan oluşmaktadır ve merkez Livâ Sis kasabasıdır, Adana ya on sekiz saat mesafede bulunmaktadır. 21 H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s.116, H tarihli AVS, s.121

49 Sis kazasını meydana getiren yerleşim birimleri, beş mahalle ile Sırkıntı Nahiyesi ve toplam 80 köyden ibarettir. Bu kazada 2 cami ve 3 mescit mevcuttur 28. H.1297 yılı Adana Vilâyet Sâlnâmesinde merkez Sis kazası mülhakatı hakkında bir bilgi kayıt edilmemiştir. Ancak diğer bazı kazalar hakkında teferruatlı bilgiler vardır yılında da Kozan sancağı merkez Sis kazasındaki cami ve mescit sayısı aynıdır yıllarında Sis kasabasında iki cami-i şerif, üç mescit mevcuttur 29. Kozan sancağı, Feke kazasında ise 1880 yıllarında Feke merkezinde bir cami-i şerif ve Belenköy merkezinde de bir camii-i şerif 30 vardır yılında da Feke kazasında cami sayısı aynıdır yıllığında ise Feke kazasındaki mülhakat kısmında her hangi bir bilgi verilmemiştir. H 1297 Adana Sâlnâmesinde, Haçin kazası cami ve mescitleri hakkında kayıtlara rastlanılamadı. Ancak H Adana Sâlnâmesinde bu konuda Haçin kazasında, 9 cami ve mescidin 31 olduğu yazılıdır. H.1317Adana Sâlnâmesinde ise bu konuda yine fazla bir Ma lûmât yoktur. Kars kazası hakkında da cami ve mescit sayısı hususunda H Adana Sâlnâmesinde bir bilgiye rastlıyoruz. Buna göre Kars kazasında 1891 yıllarında 2 camii 32 olduğu kayıtlıdır. Adana Vilâyet Sâlnâmelerinde yeni oluşturulan Cebel-i Bereket sancağında çoğu İdarî birim ve yerleşim yerlerinin yeni oluşundan olsa gerek mülhakatları hakkında fazla bir kayıt yoktur. Ancak bunlardan 1880 yıllarında Cebel-i Bereket Sancağına bağlı Hasa kazasında sekiz camii 33 olduğu yazılıdır yılında ise Hassa kazasındaki cami sayısı yedi dir. 34 Cami sayısındaki bu azalma çok eski camilerin işlev göremez hale gelmesinden olsa gerek, yoksa fırka-i Islahiye nin göçebe Türkmenleri yerleşik hayata geçirmesiyle şehir merkezlerinde Müslüman Türk unsuru artmıştır yıllarında aynı şekilde Cebel-i Bereket sancağı merkez Livâ olan Yarpuz da 1 cami, Islahiye kazasında 1 cami, Bulanık ve Osmanîye Kazalarında birer cami, Payas kazasında da 1 cami bulunmaktadır H.1317 tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s: H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, 147.

50 1900 yılı Adana sında Cebel-i Bereket sancağında bulunan cami ve mescit sayılarında her hangi bir değişiklik yoktur. Adana Vilâyet olduktan sonra cami ve mescit gibi sosyal müesseselerde ihtiyaca göre değişiklikler olmuştur. a- Ulu Cami : Adananın Ramazanoğulları çağından kalma en büyük camiidir 36. Caminin inşasına 1513 yılında Ramazan oğlu Halil Bey zamanında başlanmış içindeki minberi 1520 yılında Halil Beyin oğlu Piri Mehmet paşa koydurmuş ve inşaat yine onun zamanında (1541) tamamlanmıştır. Ulu cami genel hatlarıyla dıştan 34X32.50 M. Ölçüsünde kareye yakın bir plana sahip bulunmaktadır. Dıştan X 11 Metre ölçüsünde enine dikdörtgen bir planı olan caminin harem kısmına üç büyük kapıdan girilmektedir 37. b- Hasan Ağa Camii : Adana da 1558 de Ramazanoğulları nın kethüdası Hasan Ağa tarafından yaptırılmıştır 38. Ali dede mahallesinde bulunmaktadır. Bilhassa sanat değeri çok üstün olan bu yapı klsik devir ( ) cami tipinin Adana'da görülebilen tek örneğidir yılında büyük bir onarım gören bu caminin planının büyük mimarımız Sinan tarafından hazırlandığı söylenir 39. c- Yağ Camii : Büyük çarşı semtindeki yağ camii yanıbaşındaki medrese ile birlikte bir külliye teşkil etmekte olup bu külliye bu yerdeki küçük bir kilisenin camiye tahvil edilerek doğu yönüne ulu cami karakterinde, yani çok sütunlu cami tipinde bir caminin etrafına medrese odalarının ve dershanenin eklenmesiyle meydana gelmiştir. Caminin asıl adı Eski Cami dir. Evliya çelebi seyahatnamesinde de eski cami diye geçer. Ramazanoğlu Halil Bey in emriyle 1501 yılında camiye tahvil olunan kilisenin bitişiğine ve yanıbaşına piri paşa tarafından ilave camii ve medresenin inşa ettirildiği ve bu işin 1558 yılında tamamlandığı anlaşılıyor. Minaresinin inşa tarihi ise 1525 dir Büyük Kültür ansiklopedisi, Başkent yayınları,c.1, Ankara 1984,s Yılı Adana İl Yıllığı, s Büyük Kültür Ansiklopedisi, C.1, s Yılı Adana İl Yıllığı, s Yılı Adana, İl Yıllığı s.162.

51 d- Abdulkadirağa Camii: Ceyhanda çarşı içindeki vakıflar idaresine ait olan bu cami kuban göçmenlerinden Abdulkadirağa tarafından 1285 (1868) yılında yaptırılmıştır. Minaresi çok yakın bir tarihe aittir 41. e- Ağca Bey Camii: Bahçe 8Bulanık) ilçesinde belediye civarındaki bu cami Ağabey isimli bir zengin tarafından 1809 yılında inşa ettirilmiştir. Caminim esasının Dulkadiroğullarından Alaüddevle tarafından M yıllarında yaptırıldığı rivayet olunur 42. f- Ala Camii: Adana kadirli ilçesi merkezindedir. Ala cami adıyla anılan bu çok önemli eserin en ilgi çekici yanı Roma, Bizans ve Türk sanatlarını bir arada aksettrimesidir. Bir manastırda olabileceği söylenen bu yapı Bizanslılar devrine ait olup tahminen 500 yıllarında bina olmuştur. Sonraları ise Dulkadiroğulları Alaüddevle zamanında yıllarında nartex in kuzeybatı köşesine basık bir minare eklenerek camiye tahvil olunmuştur. Ala Cami adının Dülkadiroğlu Alaüddevle adının kısaltılmış şekli olduğu söylenebilir 43. g- Hoşkadem Camii: Kozan ilçesi merkezinde yer alan bu cami Çukurova nın Türklerin eline geçtiği ilk yılların eseri olması bakımından titizlikle korunması gereken önemli bir yapıdır. Cümle kapısı üzerinde bir kitabe görülür. Selçuklu tarzındaki bu grift sülüs yazıdan caminin Mısır kölemen sultanı maliki Zahir seyfettin çakmak ümerasından Emir Abdullah Hoşkadem tarfından 10 muharrem 852 tarihinde inşa ettirildiği anlaşılıyor. Bu tarih miladi 1448 yılına rastlar 44. h- Yeni Cami: 1724 yılında Arap mimarisi stilinde yapılmış bir camidir. Kesme taştandır. 10 kubbelidir 45. ı- Kemeraltı Camii: 1748 yılında Savcızade Hacı Mustafa tarafından yaptırılmış olup kesme taştandır , Yılı Adana,İl Yıllığı, s Yılı Adana İl Yıllığı, s yılı il yıllığı, s Yılı Adana İl Yıllığı, s B. Kültür Ansiklopedisi, C.1, s A dan Z ye tarih Ansiklopedisi,, Serhat dağıtım Yayınları,C.1, İst s.19.

52 i- Diğer Camiler: Tahminen yıllarında sevindikzade tarafından yaptırolan Tahtalı Camii, 1648 de Adan valisi Cafer paşa tarfından yaptırılan Cafer paşa camii, 1682 de Ramazanoğullarından Mestanzade Hacı Mahmut Ağa tarafından yaptırılan Mestanzade camii, 1825 te Adana Valisi Memiş Paşa tarafından yaptırılan memiş paşa camii (Havutoğlu Mescidi) halen ayaktadır M e s c i t l e r Mescit; Küçük camidir 48. Mescit namaz kılınacak secde edilecek yer demektir 49. Osmanlılarda Mescit tabiriyle genellikle mahalle aralarında ahşap olarak yapılmış küçük mabedler kastedilmektedir 50. TABLO-9 : Adana merkezindeki mescitler. 51 BİNANIN ADI YERİ TARİHİ İNŞA ETTİREN Akça Mescit(Ağca Mes) Ulu Cami Mahallesi 1409 Akça Ağa Küçük Mescit Ulu Cami Mahallesi 1402 Ramazanoğlu Halil Bey Cuma Fakıh Mescidi Kale Kapısı Cuma Fakıh Kemeraltı Camii Küçük Saat Civarı 1548 Savcı Bey Yağ Camii(Eski cami) Büyük Çarşı Halil Paşa Piri Paşa Hasanağa Camii Yağ camii arkası 1558 Hasan Kethüda Tahtalı Camii Çakmak caddesi Sevindikzade Cafer paşa camii Kale kapısı 1648 Adana valisi Cafer Paşa Mestenzade Camii Mestenzade Mahallesi 1682 Mestanzade Hacı Mahmut Ağa Ali Dede mescidi Ali Dede Mahallesi 1705 Hacı Hasene Hatun Musabalıoğlu Mescidi Sarıyakup Mahallesi 1720 Musabalıoğlu Nsutafa Balcıoğlu mescidi Yortan mahallesi 1748 Alemdar Hacı Mus. Hasan Siyavuşoğlu Mescidi Taşçıkar Mahallesi 1751 Hacı Ahmet Ağa Yeşil Mescit Tepebağ mahallesi 1753 Gencizadeler 47 İ. A., Türkiye DiyanetVakfı yayınları C.1, s A dan Z ye Tarih ansiklopedisi,c.1, s Ferit Devellioğlu, a.g.e, s M.Ali uysal, a.g.e., s Yılı Adana İl Yıllığı, s. 150, 151.

53 Memiş Paşa Camii Sofubahçe Mahallesi (Havutoğlu Mescidi) Hükümet Caddesi 1825 Adana valisi Memiş Paşa Şeyh Zilfo Mescidi Yortan Mahallesi 1748 Şeyh Zilfo Arıkzade Camii Hanedan Mahallesi Arıkzade Hacı Ali Efendi ve Hacı Süleyman Ağa Arnavut Salih Camii (Reşat Bey camii) Reşat Bey Mahallesi 1900 Salih Bosna a-akça Mescit (Ağca Mescidi): Türk ve İslam eseri olarak Adananın en eski binası ulu cami mahallesinde, ulu caminin 60 metre kuzey batısındadır yılında inşa edilmiştir. Mescit iri blok taşlarla bir metre kadar yükseltilmiş ufak bir platform üzerine muntazam kesilmiş küfeki taşlarıyla inşa edilmiştir. Dıştan bir türbeyi hatırlatan bina, kenarları 7.30 metre ölçüsünde kare bir plana sahiptir. Kapısı tipik bir Selçuklu karakteri arzeder 52. b-ali Dede Mescidi : 1704 yılında Ali Dede isimli bir kişi adına Rakka Valisi Mehmet Paşa tarafından inşa ettirildiği anlaşılmaktadır 53. c-balcıoğlu Mescidi: 1721 tarihinde Balcızade Hacı Mustafa Bey tarafından inşa ettirilmiştir 54. d-cuma Fakih Mescidi: Kale Kapısı semtinde Ulu Cami mahallesinde bulunmaktadır. Fevkani 55 olarak yapılmış olan mescidin yapım tarihi Hicri 948 (Miladi 1541) ve yaptıran Cuma Fakih isimli bir kişidir 56. e-diğer Mescitler Musabalıoğlu Mustafa Bey tarafından inşa ettirilen bu mescit 1748 yıllarında yapımı tamamlanan Alemdar Mustafa Ağa tarafından yaptırılan Yılı Adana İl Yıllığı, s İslam Ansiklopedisi, C. I, s a.g.e., s Fevkani: Üstkatı olan, iki katlı.bkz:m. Nihat Özön, Osmanlıca-Türkçe Sözlük, Bilgi Yayınevi, Ankara 1971, s Adana,, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır Kültür Bakanlığı Yay., Kültür Ofset Matbaacılık, Ankara 1994, s. 71.

54 Alemdar Mescidi; 1751'de Hacı Ahmet Ağa tarafından yaptırılan Siyavuşoğlu Mescit ve Medresesi; yıllarında Gencizade Hacı Mahmut tarafından inşa ettirilen Yeşil Mescit; 1881'de Şeyh Zülfo tarafından inşa ettirilen Zülfo Mescidi 57 ile 1508 yıllarında inşa ettirilen Çukur Mescit ve 1559 yılında inşa edilen Mümine Hatun Mescidi il merkezindeki diğer mescitlerdir V a k ı f l a r : Vakıf, bir kamu ya da hayır hizmetinin sürekli olarak görülebilmesi için, kişiler tarafından belli koşullarla ve resmi olarak bırakılan mülk ve paradır. Eskiden beri, mülk sahibi olanlar; isterlerse mallarını vakıf haline getirebilirlerdi. Vakıf, Tanrı mülkü sayılmıştır. Alınıp satılamazdı 59. Hep ferde mal edilen vakıf müesseselerini yapanlar arsında bir çok hükümdarlar bulunduğunu hatırlayarak bunların hükümet nam ve hesabına yapıldığı zannedilmesin. Yalnız hükümdarlar değil onların eşleri, oğulları ve kızları da bu türlü müesseseleri yaparlardı. Fakat adlarından da anlaşılacağı gibi hükümdarlar bile bu kurumları hayır ve şefkat duygusu ve ilme muhabbet hissiyle kendi nam ve hesaplarına olarak kendi tahsisatlarından yaparlardı. Görecekleri sıhhi, içtimai, bedii ve iktisadi hizmetlere bakılırsa, vakfiyeler birer hususi belediye kanunundan yahut umumi belediye kanununun birer hususi fasıllarından başka bir şey değildir. Vakfiyelerin teyid edici kuvvetleri ve cezai hükümleri maddi değil manevi idi. Vakfiyelerin sonuna mukaddes kitaplardan alınma bir takım Allah ve Peygamber sözleri yazılır ve vakfiyeleri bozmak ve konulan şartlara riayet etmemek isteyenler bu sözlerin nevi tesiriyle korkutulur ve nihayet beddua edilirdi 60. Adana Vilâyet ve sancaklarında meydana getirilen cami, medrese, han, hamam, mescit, hastane vb. kurumlar birer vakfiyedir. 4- T e k k e ve Z a v i y e l e r : Tekke tarikat mensuplarının oturup kalkmalarına, ayin yapmalarına mahsus yere verilen addır. Farsça tekyeden bozma bir kelimedir. Ufak tefek farklarla zaviye, hankah, asitane de tekke demektir. Mısır Mevlevi Şeyhi Azmi 57 İslam Ansiklopedisi, C. I, s A'dan Z'ye Tarih Ansiklopedisi, C.1, s A'dan Z'ye Tarih Ansiklopedisi,C.1, s Osman Ergin, a.g.e., s

55 Efendi, "Nuhbetu'l Adab" adlı eserinde tekke için şöyle diyor: "Tekkeler ilim ve fen tahsil ederek dünya alakalarından el çekenler ve ruhani seyr ve terakkiyata çalışanlar için bina olunduğundan ilimde nasibi olmayan cahiller evvela ilim tahsili için medreseye gönderilmeli veya tekkede talim ve tedrise muktedir zatlar tarafından okutulmalıdır 61. Küçük tekkelere ise zaviye denmektedir. Zaviyeler genellikle şehir ve kasabaların dışında yol üzerinde kurulurdu. Burada oturan dervişler yolculara yardımda bulunurdu. Zaviyelerin de Anadolu nun Türkleşmesinde ve İslam dininin yayılmasında önemli rolü olmuştur 62. Tekke ve zaviyelerin bu özellikleriyle ilk zamanlar birer halk eğitimi görevi de gördüğünü söyleyebiliriz. Ancak son zamanlarda bu kurumlar da medreseler gibi bozulmuşlardır. Adana Vilâyet Salnâmelerinde Vilâyetteki tekke ve zaviyeler konusunda yeterli bilgi yoktur. Bu konuda Salnâmelerde mevcut olanlar camiler kısmında verilmiştir. Adana'nın Ceyhan ilçesinde kare planlı küçük kargir bir bina olan "Durusan Dede Tekye ve Türbesi" bulunmaktadır. Kapısı üzerinde celi sülüs hatla mermer üzerine dört satır olarak yazılmış kitabesinde H.1287 yılında Yanyatır Oğullarından Abidin Efendi tarafından tamir ettirilmiştir tarihinde Adana Vilâyet merkezinde 6 tekye bulunmaktadır H a n l a r Bu günkü manada otellerin ilk örnekleri sayılırlar. İl içerisinde bir çok han bulunmaktadır. Bunlardan bazıları biraz değişik metodla hancılık ve otelcilik arasında bir durumda işletilmekte, Anadolu'dan gelmiş, ev kiralayamamış vatandaşlarımız tarafından mesken olarak kullanılmaktadır. Bugün mevcut olmayan hanlarımızın adlarını bilgi olması bakımından vermek gerekir. Bunlar şehir içinde çeşitli semtlere dağılmış olarak Tarsus Hanı, Nalbant Hanı, Mahmut Paşa Hanı, Büyük ve Küçük Küpeli Hanlar, Dutlu Han, Çukur Han, Develi Han, Menemenci Hanı, Tuz Hanı ve Yeni Han isimlerini taşırlardı. Ayrıca Adana'yı diğer illerimize bağlayan yol boyu hanlar da vardı. Bugün bunların ancak temelleri görülebilir. Ancak Çakıt Vadisindeki Çakıt 61 M.Ali Uysal, a.g.e., s A'dan Z'ye Tarih Ansiklopedisi,C.1, s Yılı Adana İl Yıllığı, s İslam Ansiklopedisi, C. I, s. 351.

56 Hanı'nın duvarları sağlam durumdadır 65. Bundan başka Adana Arastası (Bedesten-Kapalıçarşı) ile yan yana olan Gön Hanı'ndan bugün sadece bir kapı kalmış bulunmaktadır 66. Ulucami Mahallesinde, Harem dairesinin kuzey yanında yer alan bu tarihi eser de Halil Bey tarafından inşa ettirilmiştir. İsminden de anlaşılacağı üzere Ramazanoğulları nın Sarayı'nın selamlık kısmı olarak yaptırılmıştır yılında bina olduğu anlaşılan bu yapı sonradan "Tuz Hanı" adıyla han olarak kullanılmağa başlanmıştır H a m a m l a r Adana'da büyük ilçelerimizde çeşitli tipte Türk hamamları vardır. Bu hamamların bir çoğu önceki yüz yıllar içinde kurulmuş ve bugüne kadar halkın hizmetine tahsis olunmuştur. Bu hamamlar klasik Türk Hamamı üslubunda inşa edilmiş olup, temizlik bakımından her biri farklı durumdadır. Çarşı Hamamı, Irmak Hamamı, Torun Hamamı, Mestan Hamamı, Yeni Hamam belli başlılarındandır 68. a- Çarşı Hamamı : Büyük Saat yakınındadır. Şehirde mevcut yedi hamamın en eskisi ve en büyüğüdür. Halil Bey'in oğlu "Piri Paşa" tarafından inşa ettirilmiştir. (XVI. Yüzyıl). Muntazam yontulmuş taşlarla ve mermer levhalarla gayet muhkem bir tarzda bina olunan bu hamam klasik Türk Hamamı tipinin canlı bir örneğidir. Tarihi değeri yanında sanat değeri de üstün olan bu hamam dıştan genel hatlarıyla (43.00 X 16.00) metre ölçüsünde dikdörtgen bir plana sahiptir 69. b- Irmak Hamamı: 1594 yılında Ramazanoğulları tarafından Adana'da yaptırılan en eski hamamlardan biridir 70. Bu hamam eski bir Roma kalıntısı üzerine inşa edilmiştir Yılı Adana İl Yıllığı, s Adana,, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır, Kültür Bakanlığı Yay., Kültür Ofset Matbaacılık, Ankara 1994, s Yılı Adana İl Yıllığı, s Yılı Adana İl Yıllığı, s Yılı Adana İl Yıllığı, s B. Kültür Ansiklopedisi, C. I, s İslam Ansiklopedisi, C. I, s. 352.

57 c- Mestan Hamamı: Küçük Saat civarında 1703 yıllarında Mestanzade Hacı Mahmut Ağa tarafından adı ile anılan cami yakınına yaptırılmıştır 72. d- Yeni Hamam: 1720 yıllarında Sarı Yakup mahallesinde Musabalıoğlu Mustafa Bey tarafından yaptırılmıştır İ m a r e t İmaret, eskiden yoksullara parasız yemek vermek için açılan hayır kurumudur. Buranın giderleri vakıf giderleriyle karşılanırdı. Hemen her külliyede bir imaret bulunurdu. İmaret genel olarak dörtgen bir plan üzerine yapılırdı. Ortada üstü açık avlu bulunurdu. Avlunun çevresinde mutfak, fırın, yemek odaları ve yöneticilerin odaları yer alırdı. İmaretleri teşkil eden müesseseler mahalli ihtiyaçlara ve lüzumlara göre azaltılır ve çoğaltılır. Mesela İkinci Bayezit İstanbul'daki imareti yaparken en büyük ehemmiyeti camie ve aşhaneye verdiği ve hastane yapmadığı halde 1486'da ahalinin ricası üzerine Edirne'de yaptırdığı imarette en büyük ehemmiyeti hastaneye vermiş, cami ve aşhaneyi ikinci planda bırakmıştır. Beylikler dönemindeki imaretlerin vakıflara bırakılması usûlü Osmanlı Türklerinde de devam etmiştir. Fakat bazı vakfiyeleri tetkik edecek olursanız son zamanlarda bu mananın oldukça daraltılmış ve ancak tabhane ve kervansaray ile yemek pişirilip dağıtılan yer manasına alınmış olduğunu görmekteyiz. Halk ise gitgide bir kat daha daraltarak ancak kendi karnının doyduğu yere imaret demiş ve şu halde bu güzel ve medeni tesisattaki yüksek maksat ve gaye gitgide mideye intikal etmiştir 74. Fatih Sultan Mehmet'in yaptırmış olduğu Fatih İmareti kitabesinde yemek ve misafirlik meselesinin esasının şöyle olduğunu anlıyoruz. Bir şehirden diğerine gelen misafirlerin üç gün imaretin tabhanesinde yatıp kalkması, imaretin mutfağından yedirilip içirilmesi ve hayvanının imaretin Adana İl Yıllığı, s Adana İl Yıllığı, s A'dan Z'ye Tarih Ansiklopedisi,C.1, s. 496.

58 ahırında 'kervansarayında' yatırılıp doyurulması, fakat üç günden fazla misafirlik olmayacağı için ondan sonra serbest bırakılması konulan kaidelerdendir. Fakat git gide misafirler ihmal edilmiş, yahut vakıf idaresi zaafa düştükçe o türlülerine bakılmaz, kendilerine yemek, hayvanlarına yiyecek verdirilmez olmuş ve mutfaktan vakıf şartı gereği şunun bunun evine kadar yemek gönderilemezmiş, kala kala medrese talebesine dışardan müracaat eden fakirlerin karnını doyurmak keyfiyeti kalmıştır ki, imaretler kaldırıldığı tarihe kadar bu şekilde devam etmiştir 75. Yukarıdaki yazıdan da anlaşıldığı gibi imaretler ilk kurulduklarında yollar üzerinde özellikle de yolda kalmışların tüm içtimai ihtiyaçlarının görüldüğü küçük bir kasaba kompleksidir. Ancak gitgide bu özelliğinden sıyrılıp sadece yemek yenilen yer konumuna dönüştürülmüştür. Adana Vilâyet Salnâmelerinde imaretler hakkında herhangi bir bilgi kaydına rastlayamadık. Mevcut olanlarını ilgili yerlerde vermeye çalıştık. Ancak, Payas'ta 1891 yılında bir tane imaret olduğu yazılıdır K ö p r ü Adana Vilâyeti merkezi Seyhan kazası dahilinde H Adana Sâlnâmesinde han-hamam sayısı ile ilgili kayıtlara rastlayamadık. Ancak Vilâyete bağlı Karaisalı kazasında H Adana Sâlnâmesine göre 13 han, Seyhan kazasında ise 27 han 4 hamam vardır 77. Bu verilere göre Vilâyet merkezi ola Seyhan kazasında bu sayı oldukça fazla miktardadır. Mülhakatlar kısmında Adana merkez ve merkeze bağlı Seyhan ve Karaisalı kazalarındaki köprü ve imaretleri konusunda H Adana Sâlnâmesinde kayıt yoktur yılarında Adana Vilâyetine tabi bulunan İç il sancağı merkez kazası Silifke nin mülhakatı hakkında da yine herhangi bir bilgi yoktur H.1297 Adana Sâlnâmesinde. Ancak aynı Sâlnâme İç il sancağına bağlı bulunan Mut, Ermenek ve Anamur kazalarındaki han, hamam, köprü sayısı hakkında bilgi vermektedir. Buna göre Mut kazasında bir han, bir hamam ve Ermenek 75 Osman Ergin, Vakfiyeler, Belediyeler, Patrikhaneler, Türkiye Basımevi, İstanbul 1944, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s:175.

59 kazasında iki han, iki hamam, on köprü ve Anamur kazasında bir hamam 78 bulunmaktadır. H Adana Sâlnâmesinde de İç il sancağının merkezi durumundaki Silifke kasabasının, mülhakatı hakkında herhangi bir kayıt tutulmamıştır.1891 yıllarında 1880 li yıllara göre Ermenek Kazasındaki han, hamam sayısında bir değişiklik olmamıştır. Yalnız 1880 yılında Mut kazasındaki han sayısı birden ikiye çıkmıştır H Adana Sâlnâmesinden şu şekilde bilgi ediniyoruz: Mut kazası; Mut, Sinanlı ve Sarıkavak Nahiyelerinden meydana gelir.kaza merkezi Mut kasabasıdır. Bu kasabada büyük bir kale ve bir mescit ve iki türbe ve üç çeşme, iki hamam 79 bulunmaktadır. İç il sancağı Anamur kazası hakkında H Adana Sâlnâmesinde mülhakatlar kısmında han ve hamam ile imaretler konusunda bir bilgi kayıt edilmemiştir. Burada dikkat çeken bir husus hemen bütün İdarî birimlerde imaretler konusunda pek bir bilgi Sâlnâmelerde kayıtlı değil. Aynı şekilde İç il sancağına bağlı, Gülnar kazası mülhakatında han, hamam ve imaret sayıları konusunda bilgi tutulmamıştır yılından 1900 yılına gelindiğinde Adana Vilâyetine bağlı içel sancağı merkez kazası, Silifke mülhakatı hakkındaki bilgiler kayıt edilirken burada üç han ve bir hamam 80 vardır. H ve H ve hem de H Adana Sâlnâmelerinde han, hamam ve imaret sayısı belirtilmemiştir. Bununla beraber Mersin sancağına bağlı, Tarsus kazasında 1891 yıllarında 27 han 81 vardır. Ancak bu sayı 1900 yılında 27 den 18 e düşmüştür yıllarında Tarsus taki hamam sayısı ise ikidir. H Adana Sâlnâmesi bu konuda şöyle bilgi verir ; kasabada 18 han, 2 hamam vardır li yılar için Vilâyetin sancaklarından Kozan Sancağının, bir çok kazalarının mülhakatı kısmında han, hamam sayısı belirtilmemiştir. İmaret ile ilgili de bilgiler yoktur. Ancak sancağa tabi Feke kazasında H Adana Vilâyet Sâlnâmesi şöyle bilgi verir. Feke denilen yerde bir hamam, bir cami-i şerif, yirmi kadar dükkan, asakir-i şahanenin ikamesine mahsus bir kışla ve bir hastane olup, kazanın iç kısmında güzel bir çeşme ve bir havuz 78 H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s , H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s:190.

60 mevcuttur yıllarında ise Kozan sancağının Livâ merkezi bulunan sis kasabasında H.1309 Adana Sâlnâmesinde 3 han ve 6 hamam belirtilmektedir. Sis kasabasının mülhakatı konusunda Adana H 1309 Sâlnâmesinde şu bilgiler yer alır; 1891 tarihinde bu kazada 2 cami, 3 mescit, 2 medrese, 1 rüşdiye, 1 Sıbyan mektebi, 280 dükkan, 3 mağaza, 3 han ve beşi harap biri mamur 6 hamam, 6 ma sere, 3 pamuk fabrikası, 9 değirmen, 2 manastır, 2 kilise, 1800 bağ, 120 bahçe mevcuttur yıllarında Kozan sancak merkezi hamam sayısında değişiklik olmazken han sayısı 4 e çıkmıştır 1900 tarihinde ise kasabada iki cami-i şerif, üç mescit, iki medrese, bir mekteb-i Rüşdiye, bir mekteb-i İptidâî ile üç yüz otuz dükkan, dört han, on mağaza, bir hamam, iki manastır, iki kilise ve bin elli yedi hane mevcuttur 85 diye bilgi verir. Kozan Sancağı Haçin kazasında ise 1891 li yıllarda 3 han 1 hamam, Feke kazasında 1 hamam 86 bulunmaktadır. Kozan Sancağına tabi kazalardaki han, hamam, imaret gibi yapılar konusunda elimizde bulunan Adana Sâlnâmelerinde fazla bir bilgi yoktur. Bu konuda yani han, hamam, imaret gibi yapı ve hizmetler noktasında Vilâyetin hemen tamamında sayısal olarak 1880 den 1900 yılarına fazla bir değişiklik olmamıştır. 9- T ü r b e l e r Adana Vilâyetinde Kozan sancağına bağlı Mağara nahiyesinin Doğanlı köyü batısında "Dede Beyli" ve kasabaya iki saat mesafede "Mürsel Dede" ve Kötün nahiyesinin Cıvıklı köyü, Hacı Beyli ve Tapan nahiyesi civarında Akoluk köyünde Üçoğlan ve Yağbasan nahiyesinin kirazlıyurt köyü dahilinde Yücedağ isimli mevkide, Alilan namlarıyla toplam beş adet ziyaret vardır 87. Ayrıca Mersin sancağına tabi Tarsus kazası şehir civarında "Şahin" köyünde Müezzin Risalet Penahi Bilal-i Habeşi'nin makamı mevcuttur 88. Ayrıca Mersinde, Ayaştan sonra yolun hemen sağ kenarında PaşaTürbesi adıyla anılan Aktaşoğlu Sinan Bey e ait bir türbe vardır. 10- K o n a k v e O d a l a r 83 H tarihli AVS, s: H.1317 tarihli AVS, s H tarihli AVS, s: H tarihli AVS, s H tarihli AVS, 157, H tarihli AVS, s. 190.

61 Osmanlı adetlerine göre zengin ve soylu kişilerin meydana getirdikleri bu odalar bir tür misafirhanelerdir. Yabancıların misafir edildiği bu odalarda, aynı zamanda çeşitli toplantılar yapılır, şölenler verilirdi. Bunlara "hayır kurumu" da denebilir 89. a- Harem Dairesi (Vakıf Sarayı) : Sivil mimarimizin bu çok önemli eseri Ulucami mahallesinde, bugünkü Ziya Paşa parkının hemen doğusunda, Ramazanoğulları nın bir külliye teşkil eden cami, mescit, medrese ve selamlık daireleri arasında yükselmektedir. Bir ev olarak Adana'nın bu en eski binası Ramazanoğulları nın vakfı olup halen Vakıflar İdaresi ve mütevellilerince korunmaktadır. Güney cephesindeki kapısının üstündeki kitabesinden bu evin 1495 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından inşa ettirildiği anlaşılıyor. Genel hatlarıyla (16.00 X 10.50) metre ölçüsünde dikdörtgen bir plana sahip olan bu bina katlardaki taksimatlarla çok karışık bir görünüş arzeder 90. b- Selamlık Dairesi: Ulu Cami mahallesinde Harem Dairesi'nin kuzey yanında yer alan bu tarihi eser de Halil Bey tarafından inşa ettirilmiştir. İsminden de anlaşılacağı üzere Ramazanoğulları Sarayı'nın selamlık kısmı olarak yapılmıştır. (1437) Ç e ş m e l e r Adana Vilâyet Salnâmelerinde çeşmeler konusunda da teferruatlı bilgilere rastlayamadık. Ancak Vilâyetin bazı yerlerinde hayır sahipleri tarafından yaptırılmış bulunan çeşme sayıları verilmiştir. Buna göre 1891 yılında Cebel-i Bereket Sancağına bağlı Hassa kazasında bir, Kozan Sancağına bağlı Feke kazasında bir ve Belenköy köyünde de üç çeşme mevcuttur. İç il sancağına tabi Gülnar'da iki çeşme, Mut kazasında üç çeşme, Ermenek kazasında ise 64 çeşme bulunduğu kayıtlıdır H r ı s t i y a n Z i y a r e t g a h l a r Vilâyete bağlı Kozan ilçesi, Kozan Kalesinin eteğinde, kasabanın hemen kuzeyinde ikinci bir sur gözümüze ilişir. Bu sur, bir zamanlar Kozan'da 89 M. Necati Çıplak,İçel Tarihi,Ankara 1968, s.333.yurt Ansiklopedisi,C1, s Adana İl Yıllığı, s Murat Yüksel,ÇukurovadaTürk İslam Eserleri ve Kitabeler,AdanaT.O.Şb.Yay.İst.1990,s H tarihli AVS, s

62 yerleşmiş olan Ermeni prensliğinin manastırı ile bu manastıra bağlı olan kütüphaneyi, misafirhaneyi ve keşiş adalarını çevreliyordu. Hıristiyanlık aleminde çok önemli bir mevkii olan bu manastırda vaktiyle "pelesenk" denilen vaftizyağı çıkarılırdı. Vaftiz yağının çıkarılışı büyük merasimle olurdu. Bu merasimlere dünyanın her yanından gelen zengin Hıristiyanlar katılırlar ve bu suretle bir nevi "aziz" mertebesine erişirlerdi. Bu vaftiz yağı çıkarma merasimleri Kozan, Açmiyazim ve Kudüs'te olmak üzere üç ayrı yerde yapılır ve böylece Kozan'a üç yılda bir sıra gelirdi. Ayrıca Kozan sınırları içerisinde yer alan Anavarza Kalesinde de 1097 yılında Ermeni prenslerinden, "Theureck" yahut "Toros" tarafından inşa ettirilen, küçük bir kilise harabesi mevcuttur. Saimbeyli ilçesinde ise kale kilise adıyla bir kilise vardır. Burası geçirdiği bazı yangında harap olmuştur 93. Ayrıca bugün, Tarsus'ta müslümanlar tarafından da ziyaret edilmekte olan, Kral Danyalus zamanında yaşadığı bilinen, Yedi Uyurlar diye anılan ziyaretgah mevcuttur 94. Tarsus'un 20 km. kuzeyindedir. Efes-Mağusa, Tarsus'un mağaralarının en büyüğüdür. Tamamen efsanevi bir ziyaret yeridir. Yedi veli buraya gelip yatmış ve uzun uykuya dalmışlardır (300 yıl). Hıristiyanlığın zuhuru sırasında, yeni Hıristiyanlar Roma baskısından buraya kaçıp kurtulmuşlardır 95. Ayrıca Tarsus kazası Camii'n-Nur civarında büyük nebilerden Şit ve Lokman Aleyhisselamın makam-ı aliyeleri ve kasaba içinde Danyal Aleyhisselamın Mezarları vardır H a s t a n e l e r 1880 ve 1900 lü yıllarda Adana Vilâyetinin her yerinde hastane bulunmamaktadır. Ancak bazı Vilâyetlerde salgın hastalıklara karşı Karantina memurlukları oluşturulmuştur. H Adana Vilâyet Salnâmesine göre Adana merkezinde bir Gureba Hastanesi ile yine Fırka-i Islahiye nin çalışmaları sırasında Kozan sancağının Feke kazasında yapılan Askeri yılı Adana il yıllığı, s H tarihli AVS, s Nazım Tarhan, a.g.e., s tarihli AVS, s. 90.

63 Hastane bulunmaktadır yıllarında Adana Gureba Hastanesinde; memur Hacı Ahmet Efendi, katip Yusuf Efendi, Tabip Doktor Civanni Efendi, eczacı Paveli ve beş nefer hademe 97. çalışmaktadır yılına gelindiğinde ise Hastanenin elaman sayısının arttığını görüyoruz. Hastane müdürü Müftüzade Kuddusi Efendi ve eczacı Karabet Efendidir. Tımarcı ise Mustafa Ağadır. Hastanenin altı nefer hademesi ve daire-i belediyenin bir nefer odacısıyla, bir nefer tulûmbacıbaşı ve ma-i çavuş on neferde tulûmbacı ve bir su ve dokuz nefer tenzifat arabacısı ve sekiz nefer süpürgeci ve bir mahallat bekçi başısı ile dört çavuş ve dört onbaşısı ve kırk üç nefer bekçisi mevcut ve çalışmaktadır 98. Aynı yıllarda yani 1891 li yıllarda Mersin sancağına mülhak Tarsus kazasında da bir Gureba Hastanesinin varlığı H.1309 Adana Vilâyet Salnâmesinde kayıt edilmiştir. Buna göre hastane memur ve katibi Hasan Efendi ve Hademe neferi bir 99 kişidir yıllarında ise Adana da Gureba Hastanesinin varlığının haricinde bugünkü devlet hastanesinin temeli olan ve günkü ismi Memleket Hastanesi diye anılan hastanenin temeli Vali Faik Paşa zamanında atılmıştır. H Adana Salnâmesinde hastaneler konusunda teferruatlı bilgi kayıt edilmemiştir. Daha önceki yıllardan farklı olarak Adana Vilâyet merkezinde Hey et-i Sıhhiye şeklinde bir yapıyı görüyoruz. Bu heyette; sıhhiye müfettişi Eşref Bey, memleket tabibi Abdurrahman Efendi, Muavini Saliyan Efendi, eczacı Palaton Efendi, Aşı memuru Mustafa Zihni Efendi, Kable Şefika Hanım, Hastane müdürü Kuddusi Efendi, katibi Yusuf Efendi, İmam Abdurrahman Efendi, ile Hacı Derviş Efendi, Cerrah Hacı Said Efendi, erkek ve kadın hademe 16 kişi ile beraber Vilâyet baytar müfettişi Civan Efendi, görev almaktadır 100. Yukarıda verilen bilgilerden anlaşılacağı üzere 1891 yıllarından 1900 yılına değin, Adana Sıhhiye Heyeti içerisinde bulunan sağlık elemanı sayısı oldukça fazla miktarda artmıştır yıllarında Mersin Sancağına tabi Tarsus kazasındaki, Gureba Hastanesinde memur ve katipleri yine 1891 deki kişilerdir. Yalnız nefer sayısı birken iki olmuştur. Bu konuda H Adana Salnâmesi; memur ve katip Hasan Efendi, Tımarcı 97 H.1297 tarihli AVS.,s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s

64 Hristaki, hademe adet 2 kişidir 47 diye bilgi vermektedir. Şimdi Adana da 1894 yılında temeli atılan devlet hastanesi hakkında daha Ma lûmâtlı bilgi verelim. Adana Sağlık hizmetlerinin en köklü kuruluşu Devlet Hastanesi dir. Devletin açılmasını planlaması sonucu 1894 yılında Vali Faik Paşa zamanında Seyhan Nehri nin sağ kıyısında, Vera-yı Cesime ismi verilen tekke arazisi üzerinde temeli atıldı. Faik Paşa hastanenin açılması ve para kaynaklarını bulmak için çaba harcadı. Gülek Boğazı ndan geçişlerde alınan gümrük vergisi ortadan kaldırılmıştı ama elde kalan paralar, başka bir yerde harcanmayarak hastane için kullanıldı. Hastanenin kuruluşundaki ismi Belediye Hastanesidir yılında Kuşcubaşı Hakkı Bey başkanlığında, Adanalı yerli eşrafın da katıldığı bir komisyon tarafından idare edilmeye başlandı. Hakkı Bey zamanında hastane ismi Memleket Hastanesi oldu. Vali Bahri Paşa zamanında, hastanenin binalarının yeniden tamir ve ek binalarının yapımı gerçekleşti. hastane idaresi, 1896 yılında Hakkı Bey başkanlığında Sıhhiye Müfettişi Eşref Bey, Salih Efendi, Tekeli zade Osman Bey, Ağa zade Hüseyin Hüsnü Efendi ve Ermeni cemaatından Bezdikyan Artin Efendiden meydana gelen komisyonun elinde idi 101. hastane 1909 yılında yeniden belediyeye geçmiş olup 1913 yılından sonra da devletin kontrolündeki bir komisyon tarafından idare edilmektedir, Hastaneye çok yakınlarda, fabrikası bulunan Arnavut Salih Efendi maddi yardımlarda bulundu.1906 yılında kadınlar pavyonu kapatıldı. Salih Efendi kendi kesesinden her gün bir kalıp buz hediye ediyor, süt yardımında bulunuyordu. Hastane işgal yıllarında Fransızların elinde kaldı. Hizmetler aksadı yılından sonra ise hastanenin durumu pek iyi değildi yılında hastanenin 150 yatağı vardır. her gün hasta başvurur ve bunların da büyük çoğunluğu ayakta tedavi ediliyordu yılında hastanede 23 personel çalışmaktadır. 9 pavyon, çamaşırhane, mutfaklarda hizmet görülüyordu. 101 H tarihli AVS, s. 195.

65 Cumhuriyetin ilk yıllarında hastanenin en büyük sıkıntısı maddi imkanların yeterli olmamasıdır. Buna bir çözüm bulmak üzere yardım kaynaklarının bulunması istenmektedir. Hastane hizmetleri iki kısıma ayrılmıştı. Paralı olanlar için ayrılan yataklar vardı. Ancak hastaneye başvuranların büyük çoğunluğu fakirlik belgesi alarak başvuruda bulunmaktadır. Sadece bunlardan 25 kuruş pansuman ücreti alınıyordu. Cumhuriyetin ilk yıllarında hastanede bir göz doktoru, bir operatör, bir bulaşıcı hastalıklar uzmanı, bir dahiliyeci ve bir de laboratuar şefi vardı yılında röntgen cihazı alınarak hastaneye kondu. Hastanenin şimdiki ismi Devlet Hastanesidir. Adana nın en köklü sağlık kuruluşu olan bu hastane Osmanlı nın son zamanlarında Adana da görev yapan Valilerin gayretleri ile kurulup gelişmiştir 102. C- ESKİ ESERLER Bölge ilk çağlardan beri bir çok medeniyet ve kültür birikimine ev sahipliği yapmıştır. Özellikle Vilâyetin denize kıyısı olan bölgeleri eski eserler açısından oldukça zengindir. Şimdi bunlardan bazılarını görelim. İç il sancağı, Silifke kazasıyla, Ermenek, Gülnar, Anamur, Muz kazalarını ve üç yüz yirmi bir karyeyi hamidir. Sancak merkezi olan Silifke, Büyük İskender in baş komutanlarından Selefkes in ismine muzaf ettirilmiştir ki, onun bina girdesi demek oluyor. Silifke harabelerinde bu isme mensup, pek çok bakır eşyalar bulunmaktadır. Kasabada, yirmi beş arşın eninde ve elli beş ve altmış arşın uzunluğunda kesme kayadan, sanatlı, gergir kemerli bir su havuzu mevcut olup, içine dolanma merdivenle inilir ki bu havuza Tekfur Anbarı denilmektedir.yine Vilâyete bağlı Mersin sancağında kasabanın garp (batı) cihetinde ve bir buçuk saat mesafede deniz kıyısında Viran Şehri diye bilinen, bir memleket harabesi vardır ki, bu harabe tarihlerin rivayetine göre Roma başkonsoloslarından, meşhur Pampiyen in binası olan büyük bir şehirden kalmadır 103. Ayrıca Tarsus da bunlardan başka Asur kralı Asur 102 Remzi Oğuz, Adana Ticaret Rehberi,İst.,1924;Cezmi Yurtsever, Adana Valileri,Güney Haber Gazetesi,S.13,Adana 1997,s H tarihli AVS, s

66 Bannibal ın mezarı olduğu söylenen Donuk Taş ile Jüstinyen Köprüsü yer alır 104. Vilâyetin sancaklarından İç il sancağına tabi Anamur, Ermenek ve Mut kazaları da eski eserlerin yoğunlukla bulunduğu yerlerdendir. Anamur kazası, Anamur ve Selenti Nahiyelerinden ibaret olarak, merkez kaza Çorak, nam köydür. Adı geçen köye bir saat mesafede ve deniz kıyısında ma mur Tepe Kalesi namıyla bir kule olup iç kısmında tamir edilmesi gerekli bir cami-i şerif ve Hüseyin Gazi namında bir zatın mezarı mevcuttur. Bu kalenin ikinci defa olarak Sultan Alaeddin tarafından tamir edildiği mahallince bilinmektedir. Anılan köye (Anamur-Çorak) iki saat mesafede Asarı-ı Atîka dan (eski eser) eski Anamur nam mahalde bir kale ve etrafında takriben bin haneyi alacak büyüklükte ev ve o cihette bir kasaba harabesi olduğu gibi, iki saat mesafede dağ başında su hane ve Selenti Nahiyesi ile deniz kıyısında Hacı Musa kalesi namlarında iki adet kule harabeleri vardır. Ermenek kazası biri Ermenek ve biri Nevâhî namlarıyla iki Nahiyeye ayrılmış olup, merkez kaza Ermenek kazasıdır. Kasabanın dahil ve haricinde Karamanoğullarından Musa Paşa, Mahmut ve Halil İbrahim Beylerin yedi yüz kırk tarihinde inşa olunmuş cami-i şerif ve medrese ve çeşitli eserleri bulunduğu gibi şahsi türbeleri dahi burada mevcuttur ve kendileri ve ailesi burada defnolunmuştur. Yine Ermenek kazasında Asar-ı atîkadan; kasabaya üç saat mesafede Gök su üzerinde gayet yüksek boylu yüz arşın eninde, sekiz arşın bir kemer üzerinde, metin ve muntazam Görmeli namıyla güzel bir köprü mevcuttur. İç il sancağına tabi olan Mut kazası, Sinanlı ve Sarı kavak Nahiyelerinden mürekkep olup merkez kaza mut kazasıdır. Merkez kasabada Asar-ı atîkadan; büyük bir kalenin varlığı kayıtlı Vilâyet Sâlnâmelerinde. Cebel-i Bereket sancağındaki eski eserler konusunda fazla bir bilgi o tarihlerde yoktur. Ancak Vilâyet Sâlnâmelerinde, bugünkü Tufanbeyli, eski adıyla Mağara Nahiyesine tabi şar köyünün tarihi eserleri hakkında oldukça ayrıntılı bilgiler vardır. Haçin kazasına bağlı bu kasabanın, doğusunda ve nihayet hududunda vaki şar isimli köyde; taştan yapılmış büyük büyük tek parça tarzında gayet sanatlı hane, kilise, manastır, hamam, tiyatro mahalleri gibi Asar-ı atîka ve Yılı Mersin İl Yıllığı,s.88.

67 buna bağlı bir çok binalar ve türlü türlü nakışlı ve yazılı mermer taşlar mevcut olmasına ve bazı bakırdan ve tunçtan antikalar bulunması da bu köy mahallinin, bundan iki bin sene kadar önce inşa edildiğini gösterir. Asar-ı atîkadan olarak Haçin Kasabasında; kale kilisesi ismiyle bir kilise ve Kötün Nahiyesinin Vanık (Panik) köyü civarında Küstügan namiyla bir kale harabesi de vardır Adana Vilâyet yıllıklarından derlediğimiz yukarıdaki belirtilen eski eserler ve ziyaret yerleri bugün araştırılmayı beklemektedir. 1- Taş köprü : Adananın en eski eserlerinden biride Taş Köprüdür. Miladi 384 yılında Romalılar tarafından yaptırılmıştır. Mimarı (Auksentios) olup kitabesi müzededir. Köprü 300 Metre ve 21 gözlüdür. Bir çok defa tamir görmekle birlikte Harun Reşit ve bilhassa, 1847 yılında Abdulmecit tamiratı esaslıdır Bizans İmparatoru I. Justinaus ( ) zamanında yapılmıştır Saat Kulesi : Hükümet meydanında bulunan saat kulesi 1881 yılında Adana belediyesince yaptırılmıştır Yapımı vali Abidin paşa ve Belediye başkanı hacı Yusuf Ağanın yardımı ile bitirilmiştir Havraniye kervansarayı : Misis'in 1 Km. güneyinde, ceyhan nehri kıyısındadır yılında padişah IV. Mehmet emri ile han ve mescit olarak yaptırılmıştır. Yazıtı Adana müzesindedir Yılan Kale :Yılan kale, Misis ile ceyhan arasında birden bire yükselen bir tepe üzerindedir. Halk arasında "Şahmeran kalesi" diye tanınan kalede Şah Meran adında bir kişinin yılan yetiştirip terbiye ettiği söylentisi yaygındır Metre uzunluğundadır. İkişer katlı sekiz burcu vardır 113. s H tarihli AVS, s Nazım Tarhan, a.g.e.,s Yılı Adana İl Yıllığı s Adana,, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır KültürBakanlığı Yay, Kültür ofset, Ankara Büyük kültür ansiklopedisi, Başkent yayınları C , Ankara 1984,s a.g.e. s Adana,, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır Kültür Bakanlığı Yay.,Ankara1994,s Büyük kültür ansiklopedisi,c.1, s.59.

68 8- Anazarba Kalesi : Ceyhan dolaylarında eski çağların önemli bir kentidir. Kalıntılarından bir bölümü ayakta olan kentin M.Ö. VI. Yüzyıldan kaldığı incelemelerden anlaşılmıştır 114. Anavarza Kalesinin ne zaman kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Bununla beraber M.Ö. 9. yüzyılda Asurlular tarafından kurulan şehirle birlikte inşa edildiği söylenebilir Kozan Kalesi : Kozan kalesi Çukurova yı çevreleyen dağ kaleleri zincirinin dördüncü halkasıdır. Tarihte sis kalesi diye anılan bu kale Asurlular tarafından yapılmıştır Dumlu Kalesi : Ceyhan ilçesinde Dumlu köyü batısında 75 metre yüksekliğinde sert kalkerli bir tepede XII. Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. 8 Burçludur. Çevresi 800 metredir Toprak Kale : Osmanîye nin 7 km. batısındadır. Hitit ve Roma dönemlerini yaşamıştır. 14 burçludur. Kale içinde cephanelik, anbar ve sarnıç kalıntıları vardır Adana Bedesteni : Çarşı içinde ve Büyük saat kulesinin karşısında bulunmaktadır. Çevresi yeni yapılmış dükkanlarla kapanmış olan kapalı çarşı bedesten mimarisinden çok arastalara uygundur. Mimari tarzına göre eser XVI. Yüzyılda yapılmış, mevcut kitabesine göre hicri 1267 de (1850) tarihinde kel Hasan Paşa tarafından onartılmıştır Bölgede Diğer Eski Eserler : Kadirli ilçesi yakınlarında yer alan karatepe harabeleri etilerden kalmadır. Mersin,ili Tarsus ilçesinde Eshab-ı Kehf, soli şehri harabeleri üzerindeki pompeo polis bir eski eserdir. Bunlardan başka mersindeki korikos yunanistan dan gelen koloniler tarafından tesis edilen şehirlerdendir. Uzunca s Büyük kültür ansiklopedisi, C.1, s Adana,, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır Kültür Bakanlığı Yay.Kültür Ofset,Ankara 1994, s Adana, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır Kültür Bakanlığı Yay.,Kültür ofset,ankara1994, 117 Büyük Kültür ansiklopedisi, C.1, s Nazım Tarhan, a.g.e., s Adana, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır,Kültür Bakanlığı Yay., Kültür Ofset Matbaası, Adana 1994, s. 72.

69 Burç ise silifke nin 32 km. kuzeyinde İsa dan 2000 yıl önce eski bir şehrin üzerinde kurulmuş ve rahipler yurdu olarak tanınmıştır Asâr-ı Atîka Nizamnâmesi : 1883 yılında eski eserlerin korunması amacıyla Osmanlı Devleti'nde "Asâr-ı Atîka Nizamnâmesi" adıyla 37 maddelik bir kanun hazırlanmıştır. Buna göre eski eserler tarif edilirken Osmanlı sınırları içerisindeki yaşamış olan bütün eski milletlerin bırakmış oldukları eserlerin hepsi yani altın ve gümüş, çeşitli eski eşyalar, eski yazılı levhalar, oyma resim ve nakışlar, taş ve topraktan ve çeşitli madenlerden yapılmış eşya ve kaplar, silah ve aletler, mabetler, saraylar, sirk yapılan eski oyun yerleri, tiyatrolar, istihkamlar (kaleler), köprüler, su kemerleri, gömülü bulunan cesetlerdeki eşyalar, türbeler, höyükler, dikili taşlar ve heykeller, sütunlar ve her cins mahkuk taşlar eski eserlerden sayılmıştır. Bu Nizamnâmenin üçüncü maddesi Osmanlı ülkesinde mevcut ve keşfedilmiş, bulunmuş ve bulunacak, deniz, göl, nehir çay ve derelerde ortaya çıkacak ve çıkarılacak olan her nevi eski eserin devlete ait olduğunu bildirmektedir 121. Aynı Nizamnâmenin beşinci bölüm, otuz üçüncü maddesinde genel ve özel mahallerde mevcut ve saklı bulunan eski eserlere zarar verenlerin ceza kanununun yüz otuz sekizinci maddesi gereğince tazminat ve para cezasına çarptırmakla haklarında bir aydan bir seneye kadar hapis cezası verileceği bildirilmektedir. D- EĞİTİM ÖĞRETİM ve KADEMELERİ 1870'lerden itibaren Adana'da eğitim-öğretimle ilgili ciddi çalışmalar yapılmaya başlanmış ve ilk defa 1872 yılında eğitim-öğretim işlerinin düzenli bir biçimde yürütülmesi için Vilâyet Ma ârif Komisyonu'nun çalışmalarıyla "Vilâyet Islahhane" komisyonu kurulmuştur. Bu komisyon ıslahhane öğrencilerine o günün şartlarında bazı meslek dallarını öğretmektedir. 120 Büyük Kültür ansiklopedisi, C.1, s Reşat Özalp, Milli Eğitimle İlgili Mevzuat, ( ), M.E. Basımevi, İstanbul 1982, s. 305.

70 TABLO-10 : H tarihli Adana Salnâmesine Göre Vilâyet-i Islahhane Komisyonu üyeleri şu şekilde sıralanmaktadır: 122 Abdülkadir Efendi Arifzade Ömer Efendi Merakizade Ahmed Ağa Kamışlızade Kirkor Ağa İğnecizade Melkon Ağa TABLO-11 : H tarihli Adana Salnâmesine Göre Vilâyet Islahhane'sinin Memurin heyeti şu şekilde sıralanmaktadır 123. Memur: Hafız Kemal Efendi Katib: Ahmed Efendi Türki Hocası: Nuh Efendi Ermenice Hocası: Keyforak Efendi Birinci Kalfası: Bedros Efendi İkinci Kalfası: Menok Efendi Kunduracı Ustası: (Boş) Birinci Kalfası: Abdullah Efendi İkinci Kalfası: Mehmed Çavuş Efendi Kilimci Ustası: Mehmed Ağa Çulhacı Ustası: Mustafa Efendi 122 H tarihli Adana Vilâyet Salnâmesi, s H tarihli Adana Vilâyet Salnâmesi, s. 42.

71 TABLO-12 : H tarihli Adana Salnâmesine Göre Merkez Vilâyet Islahhanesinde mevcut şakirdan sayısının meslek kollarına göre dağılımı ise şu şekildedir 124. Terzilik bölümünde: 32 Kunduracılık bölümünde: 23 Kilimcilik bölümünde: 13 Çulha bölümünde: 10 Henüz okumakta olan: 12 ve okulda başarılı olup Der-Saadet'e daha ileri düzeyde eğitim ve öğretim görmeleri amacıyla gönderilmiş olan 4 öğrenci ile beraber, toplamda 94 öğrenci ile faaliyette bulunmaktaydı Sıbyan Mektepleri Bu mektepleri ilk defa İstanbul da Fatih Sultan Mehmet, meşhur cami ve medreselerini tesis ettiği zaman bunların yakınında ve caminin batı tarafında bir de sıbyan mektebi yaptırmıştır. Sıbyan mektepleri beş ile 10 yaşındaki erkek ve kız çocuklarına dini bilgiler vermek ve okuma yazmayı öğretmeyi amaçlamaktadır 126. Sıbyan mektepleri, hemen her mahallede bir tane bulunduğundan halk arasında mahalle mektebi adıyla anıldığı gibi, çoğu taşla yapılmış binalardan olduğu için Taş Mektep ismi de verilirdi. Bu mektepler genellikle camilere bitişik büyük bir odadan ibaretti. Bunları yaptıranlar, başta Osmanlı Padişahları ve kadın sultanlar olmak üzere, derece derece zengin olan bütün hayırsever kişilerdi. Bu kişiler camilerini, medrese ve imaretlerini, mescitlerini yaptırırken yanlarına bir de sıbyan mektebi yaptırmayı, o hayrın ayrılmaz bir gereği saymışlardır , 1838, 1845 ve daha sonraki tarihlerde sıbyan okullarını ıslah etmek için aynı çizgide çalışmalar yapıldığını görmekteyiz yılında 124 H tarihli Adana Vilâyet Salnâmesi, s H tarihli Adana Vilâyet Salnâmesi, s Bayram Kodaman, Abdülhamid Devri Eğitim Sistemi, Ankara 1991, s M. Şakir Ülkü Taşır, Sıbyan Mektepleri, Türk Kültürü,Yıl 3,S.33,Ankara1965,s

72 Istanbul da bir Daru l-muallimin-i Sıbyan ın açılmasıyla ilkokullara yetiştirilecek öğretmen konusunda önemli bir adım atılmıştır Ma ârif-i Umûmiye Nizamnâmesi nden sonra devlet, ilköğretim alanında mütereddit de olsa, şu siyaseti takip etmiştir; -Yapılacak yenilikleri kolayca uygulamak için, sıbyan okulları dışında İptidâî okulları açmak, -Sıbyan okullarını tedricen ve muhafazakar zümrelerin dikkatini çekmeden usûl-ü cedid üzere (yeni usûl) ders veren duruma getirmek 128. II. Abdulhamid devrinde hazırlanmış bulunan 1876 Kanun-i Esasi Anayasası na göre ilköğretim kız ve erkek çocuklarına mecburi hale getirilmiştir. Böylece kız ve erkek çocukların eşit şekilde eğitim imkanlarından yararlanması hukuken temin edilmiştir da Ma ârif teşkilatında yapılan değişiklikte Ma ârif Nezâreti bünyesinde Mekatib-i Sıbyaniye Dairesi nin kurulması, artık devletin ilköğretim meselesini ciddi olarak ele aldığını göstermektedir. Yine bu dönemde, ilköğretim iki kısma ayrılmıştır. Birincisi mekatib-i sıbyaniye olup bu okullar, usûl-ü atîka denilen eski, yani geleneksel eğitime devam ediyordu. 2- Mekatib-i İptidâîye İkincisi ise mekatib-i İptidâîye dir. Daha 1863 lerde sıbyan okulları seviyesinde İptidâî namıyle yeni usûlle ve kısa sürede okuma-yazma öğreten okulların açılması fikri ortaya atılmıştır. Bu fikir, ancak 1872 yılında açılan İptidâî numune mektebi ile tatbikata geçmişti. Böylece ilköğretimde de bir ikili sistem ortaya çıkmıştır den sonra Ma ârif Nezâreti bu ikililiği kaldırmak için ağırlığı İptidâî okullarına kaydırmaya başlamıştır yılı Adana Vilâyet Salnâmesinde sıbyan mektebi ismi ile herhangi bir okul kayıtlı değildir. Bunun yerine 5 yıl süreli numune İptidâîsi yer almaktadır. Buna göre 1872 de Adana Numune İptidâîsi nde öğretmenler; Mustafa, Hasan, Ahmet, Nuh, Abdulkadir, Hacı Ahmet, Süleyman, Veyis, 128 Bayram Kodaman, a.g.m., s Bayram Kodaman,a.g.e., s Bayram Kodaman,a.g.m., C. 12, s. 464.

73 Mehmet ve Hafız Mehmet Efendiler görev yapmakta ve 530 öğrenci öğrenim görmektedir tarihli Ma ârif Salnâmesinde Adana Vilâyetinde 585 adet sıbyan okulu (usûl-ü atîka), mevcuttur 132. Daha sonraki yıllarda İptidâîlere yönelinmesi ile mevcut olan eski sıbyan okullarının, büyük çoğunluğunun İptidâîlere (usûl-ü cedîde) yeni usûle dönüştüğü, ders programlarının da yeni sisteme göre düzenlendiğini görmekteyiz. Abdulhamit devrinde ilk okulların sayılarının artırılması ve genel Ma ârif hizmetlerinin halka götürülmesi husunda önceliğin, Müslüman nufusun çok olduğu bölgelere verilmesi ilköğretim siyasetinin esasını teşkil eder 133. Bu arada sıbyan okulları II. Abdulhamit döneminde eğitim ve öğretim kurumlarında başlatılan eğitim ve öğretim kurumlarındaki modernleşme hareketlerine paralel olarak değişime uğrayıp yeniden yapılandırılmıştır. Bu dönemde Tanzimat döneminin en büyük sorunu olarak değerlendirdiğimiz gelenekselliğin kırılamaması nedeniyle, geleneksel eğitim ve öğretimi temsil eden Mekatip-i sıbyaniye ile buna karşılık modernleşmeyi temsil eden Mekatip-i İptidâîye şeklinde iki ayrı dünya görüşünden hareket eden okulların ortaya çıktığı görülmektedir. Aslında sıbyan okulları seviyesinde İptidâî adı altında yeni okulların açılması şeklinde bir düşünce 1863 yılında ortaya konulmuşsa da çeşitli nedenlerden dolayı uygulanamamıştır tarihli Ma ârif Nizamnâmesinde de aynı düşünceler savunulmuşsa da Vilâyetlerde sıbyan okullarının yeniden yapılandırılması ve yeni İptidâîlerin kurulması, yalnız teoride belirtilmiş olup pratikte hayta geçirilememiştir. Ancak 1872 yılına gelindiğinde ilk İptidâînin İptidâî numune mektebi adı altında açıldığını görmekteyiz 134. İptidâî okullarının, eğitim süresi normalde dört yıl ancak zaman zaman bu süre azaltılıp çoğaltılmıştır Ma ârif Salnâmesine göre Adana Vilâyeti dahilinde 12 adet İptidâî okulu (yeni usûlle) görülmektedir Adana da Cum. Öncesi ve Cum. Dönemi Eğitim, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır, M.E. Müd. Yay., Adana 1999, s Bayram Kodaman, a.g.e., s Bayram kodaman, a.g.m., s Bayram Kodaman, a.g.e., s Bayram Kodaman, a.g.e., s.86.

74 3- Medreseler Kelime manası içinde ders görülen yer 136 olan medrese, Osmanlı memleketlerindeki tahsil müesseseleridir. Osmanlı devletinin kuruluşu ile birlikte tesis olunan medreseler, camilerin hemen yanında ve genellikle camilerle birlikte inşa olunurlardı. Tahsilin tamamen parasız olduğu osmanlı medresleri, memleketin her tarafında yaygın olarak bulunur, sayısız ilim adamı ve münevver yetiştirirdi 137. Osmanlılar zamanında ilk medrese İznik in fethini müteakip (1330) Orhangazi tarafından bir kilisenin camiye, bir kilisenin medreseye çevrilmesiyle vücuda getirilmiştir 138. İlk zamanlarda Osmanlı Devletinin yükselmesinde ve Türk islam medeniyetinin oluşturulmasında büyük rolü olan medreseler devletin kontrolünden uzak müstakil eğitim kurumları idi. Bunların hemen hepsi vakfa bağlı müesseselerdi. Başlangıçta güçlü olmaları vakfa bağlı olmalarından ileri geliyordu. Devlet güçlü, toplum istikrarlı ve vakıflarda sağlam kaldığı müddetce medreseler ilimle uğraşabilmişler ve topluma hizmet verebilmişlerdir. XVII. Yüzyıldan itibaren devletin zayıflamaya, sosyal ve Ekonomik düzenin bozulmaya başlamasıyla, önce vakıf müessesesi, sonrada ona bağlı eğitim sistemi çökmüştür. Vakıflardaki bu bozulma ile birlikte medreselerde ilim yeri olmaktan çıkmış ve menfaat yerlerine dönüşmülştür 139. Müderrislikler ve kadılıklar ehil olmayanlara ve çok zaman rüşvetle tercih olunmaya başlamıştır. XIX. yüzyılda bu bozulma hat safhaya ulaşmış, meşrutiyetin ilanı ile ıslah edilmeye çalışılmış, ancak yüksek modern okulların açılmasıyla medreselerin lüzum ve ehemmiyeti kalmamıştır 140. Adana'da ilk medrese ise, 1541 yılında Ramazanoğulları tarafından yaptırılan ulu caminin kuzeyinde yapılmıştır. Medresede okutulan dersler ve öğretmenlerin durumları hakkında ayrıntılı bilgilerde medrese muallimi( Öğretmeni) akli (Fen), Nakli(Sosyal) bilimlere ve vakıf olacaktır. Müderrise (Öğretmene) gündelik 50 dirhem ücret verilmektedir. 10 Talebeye de günlük 20 dirhem harcama bedeli verilir Ferit Devellioğlu, a.g.e, s M. Ali Uysal, a.g.e.,s Yusuf Halaçoğlu, a.g.m., s.409, Bayram kodaman, a.g.e., S M.Ali Uysal, a.g.e., s Adana da Cumhuriyet öncesi ve Cum. Dönemi Eğitim,, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır M.E.B. Yay., Adana 1999, s. 4,5.

75 4- Rüşdiye Mektepleri, Rüşdiye kelime anlamı Arapça da erginliğe giren akli olarak olgunlaşan demektir. Diğer anlamıyla ise eskiden İptidâî ile İdadi arasında üçü ilk ve üçü orta olmak üzere altı sınıflık bir mekteptir 142. II. Mahmut devrinde 1838 yılında sıbyan okullarının üstünde, sınıf-ı sânî okullarının açılmasına karar verilmiş, daha sonra bu okulların adı Rüşdiye olarak değiştirilmiştir yılında Mekatip-i Umûmiye Nezâretinin kurulmasıyla da Osmanlı devleti dahilinde Rüşdiyelerin açılmasına başlanacaktır. İlk etapta dört yıllık eğitim ve öğretim programı görülmüşse de, Darü l-ma ârif açılınca altı yıllık bir programa tabi tutulmuşlardır. Rüşdiyelerin ders programına baktığımızda temel olarak Kur an-ı Kerim, Akaid, Arapça, Hesap ve yazı derslerinin verildiği görülmektedir yılında gelindiğinde ise bu derslere ilave olarak Hendese derslerinin de verilmeye başlandığını görmekteyiz tarihli Ma ârif Nizamnâmesinin 23. Maddesine göre Rüşdiyelilerin ders programında şu derslerin mevcudiyeti görülmektedir; Mebadi-i Ulûmu diniye( Din ilimlerine Giriş), Lisân-ı Osmanî Kavaidi( Dilbilgisi), İmla ve inşa, Tertib-i cedid üzere kavaid-i Arabiye ve Farsiye, Tersim-i Hudud, İlm-i Hesap, Defter tutmak usûlu, mebadii hendese, Jimnastik, Rüşdiyelerin bulunduğu bölgede kullanılan ikinci dil, ticaret merkezlerinde isteyen öğrenciye Fransızca yılında Adana Vilâyetinde 6 rüşdiye ve bu rüşdiyelerde eğitim öğretim görmekte olan 328 talebenin varlığı görülmektedir 145. Erkek ve kızlar için ayrı olan rüşdiyeler 11 yaşına gelen çocukları kabul etmektedir. İstanbul da 1883 tarihinde 15 erkek, 11 kız rüşdiyesi mevcuttur Ferit Devellioğlu, a.g.e., s Bayam Kodaman,a.g.m., C. 12, s Eray Alaca, Adana Erkek Lisesinin Kuruluşu ve Gelişmi, Mersin Ünv. Fen Ed. Fak. Basılmamış Lisâns Tezi, Mersin 2000, s. 3, Bayram Kodaman, a.g.e., s M. Ali Uysal, a.g.e., s. 119.

76 1867 yılına kadar rüşdiyelere sadece Müslüman talebe alınmaktaydı. Bu tarihte Osmanlıcılık ideolojisi gereği Hristiyan çocuklarında okullara alınması prensip olarak kabul edilmiştir Ma ârif-i Umûmiye Nizamnâmesi rüşdiyeler içinde yeni hükümler taşımaktadır. Nizamnâme nin Rüşdiyelerle ilgili hükümleri şunlardır. *Beş yüz haneden fazla her kasabada bir rüşdiye açılacak, *Rüşdiyelerin öğretim süresi dört yıl olacak, *Her rüşdiyede bir veya iki muallim ayrıca 1 mübaşir ve bir bevvab (hademe) görevlendirilecek, *Rüşdiyelerin masrafı Vilâyet Ma ârif idaresi sandığından karşılanacak, *Bütün rüşdiyeler 1-23 Ağustos arasında tatile girecek., *Rüşdiyeyi bitirenler imtihanla İ dadilere alınacak yılından itibaren rüşdiyelerin ıslahına ve yenilerinin açılmasına başlanmış ve kısa zamanda rüşdiyeler eski sayısına ulaşmıştır. (1877 Osmanlı-Rus savaşında azalmıştır.) fakat 1880 lerden sonra İ dadilerin önem kazanmasıyla Rüşdiyeler ikinci palan itilmiştir. Bununla birlikte, devrin sonlarına doğru imparatorlukta 619 rüşdiye okulu mevcut olup, toplam civarında talebenin devam ettiği anlaşılmaktadır İ dadiler Kelime anlamı olarak İ dadi, hazırlanmaya mahsus yer demektir. Uygulama da ise; Rüşdiye denilen orta okuldan sonra yüksek okula öğrenci yetiştiren orta dereceli okuldur 150. Eskiden tahsil dereceleri sıbyan, rüşdiye, ve darü l fünun olarak üç derece iken saffet paşanın Ma ârif nazırlığı zamanında çıkarılan 1869 tarihli Nizamnâme ile Rüşdiyelerin üstünde olmak üzere İ dadi mektepleri de oluşturulmuştur a kadar İmparatorlukta Rüşdiyelerin sayısı oldukça artmıştır. Buna karşılık, ne Vilâyetlerde rüşdiye üstüne bir okul, ne de İstanbul da yüksek okullara talebe yetiştirecek rüşdiye dışında bir okul vardı. 147 Bayram Kodaman, a.g.m., s M. Ali Uysal, a.g.e.,s Bayram kodaman, a.g.m., s Osman Ergin, Ma ârif Tarihi, CII.İst s M. Ali Uysal, a.g.e.,s.120.

77 1869 Nizamnâmesinde İ dadiler rüşdiyelerden mezun olan müslim ve gayrı müslim çocukların bir arada eğitim yapacakları yerdir der. Öğrenim süresi üç yıldır yılına kadar taşrada bir İstanbul da dört veya beş civarında İ dadi açılabilmiştir 152. Taşrada açılan İ dadiler bir bakıma İmparatorluk dahilinde İstanbul ve Girit dışında kurulamayan Sultaniyelerin işlevini taşrada yerine getiren kurumlar olarak değerlendirilebilir 153. İlk açılan i dadi 1873 yılında Mülkî İ dadi adıyla İ dadiye çevrilen Dar ül Ma arif tir tarihinden itibaren imparatorluk dahilinde açılan bu i dadilerin ders programları ise şöyledir; Kavaid-i Osmanîye, Arabi, Farisi, Kıraat ve kitabet-i Türki, Tarihi Umûmiye-i Osmanîye, Jimnastik(bazı yerlerde), Mükemmel hendese, Müsellesat, Resim ve tarama, Fransızca, Almanca, İngilizce okutulmaktadır yılında toplanan Ma ârif komisyonu i dadilerin o zamana kadar açılmış olanların muhafazası, fakat bundan sonra açılacak olanların durdurulması yolunda bir karar almıştır. Komisyon üç yıl olan İ dadi tahsilini dört yıla çıkartmıştır. İ dadi okulları açılmaya başladığından sekiz veya dokuz yıl sonra bütçe yetersizliğinden dolayı leyli ve nehari (gece ve gündüzlü) İ dadiler açılmaya başlanmıştır. Bunlar paralı ve parasız olabilmektedir Öğretim yılında İmparatorlukta birçok leyli ve nehari i dadiler açılmıştır. Bu dönemde 19 Leyli (Gececi) İ dadide toplam 3374, 35 nehari (Gündüzlü) İ dadide ise toplam 4270 talebe mevcuttur yılındaki komisyon kararıyla taşrada 3 yıllık rüşdiyeler ile dört yıllık İ dadiler birleştirilerek 7 yıllık Leyli ve beş yıllık Nehari İ dadilere dönüştürülmüştür tarihli Ma ârif Nizamnâmesinde, İ dadilerin ders programları içerisinde İlmi Mevalit, Mantık, İlm-i Servet, Hikmet-i tabiiyye ve kimya dersleri çıkarılarak Arapça, Farsça, İngilizce, Almanca, Jimnastik, ve müsellesat dersleri konulmuş olmasına karşılık, yılına ait Ma ârif Salnâmesinde Hüsn-ü Hat, Maa tecvit, Kuran ve Ulûmu Diniye, Ma lûmât-ı Nâfi a, Hıfsı Sıhha, Hikmet-i tabiiyye, ve kimya, Kozmoğrafya, makine, Edebiyat, ve Ahlak, Ma lûmât-ı Fenniye derslerinin tekrardan İ dadilere alındığı 152 Bayram Kodaman,a.g.m.,s.468, Eray Alaca,a.g.e., s Bayram Kodaman, a.g.e., s Bayram Kodaman, a.g.e., s. 469.

78 ve bunlara ek olarak Elsine adıyla bazı okulların ders programlarına bulundukları yerdeki azınlık dillerini (Rusca, Bulgarca, Ermenice) içeren, derslerin de konulduğu görülmektedir li yıllarda Adana valisi olan Abidin paşa, Mektep-i İ dadi yi ( Erkek Lisesi) açmıştır. Abidin Paşa nın Adana da görev yaptığı yıllarda ( ) en önemli çalışması Mülkîye İ dadisi adıyla, lise eğitimi veren bir okul açmasıdır yılında Taş köprünün Seyhan kıyısında, rüşdiye binası yapımına başlamış Rüşdiye 1885 yılında eğitime başlamıştır. Rüşdiye sonrası İ dadi( Lise) kısım da açılmış, 1889 yılında İdadiye öğrenci alınmıştır Kütüphaneler Adana Vilâyet merkezinde ve bağlı sancak ve kazalarında bahsedilen dönemde ( ) herhangi bir kütüphaneye rastlayamadık. Ancak anılan tarihlerde Adana Vilâyet merkezinde Ramazanoğulları gibi ailelerin şahsi kitaplıkları mevcuttur. a) İl Halk Kütüphanesi: 1923 yılında "Ramazanoğlu Kütüphanesi" adıyla Şeyh ve Ramazanoğullarının kitaplıklarının birleştirilmesiyle oluşmuştur yılında zamanın Ma ârif müdürü, Ramazanoğullarına ait bir sarayın bodrum katında çeşitli kitap ve risalelere rastlamış, bunları derleyip düzenleyerek kütüphanenin ilk nüvesini oluşturmuştur 158. b) Amerikan Kütüphanesi: 28 Nisan 1953 tarihinde "Türk-Amerikan Kütüphanesi" adıyla kurulmuş, 1963 yılında adı "Amerikan Kütüphanesi" olarak değiştirilmiştir. Bundan başka il merkezinde Adana Eski Eserler Müzesi Müdürlüğü bünyesinde 1924 yılında Alyanakzade Halil Kamil Bey tarafından kurulan "Müze İhtisas Kütüphanesi" faaliyete başlamıştır. Kütüphane çeşitli dillerde ve çeşitli konularda 2800 cilt kitap ile el yazması 449 cilt şer i mahkeme sicillerine sahiptir. Ayrıca 10 Kasım 1964 tarihinde açılan "Atatürk Gençlik Sarayı Kütüphanesi" 1500 ciltlik kitaplığıyla ilde bulunan diğer bir kütüphanedir Eray Alaca, a.g.e.,s Komisyon, Adana Cum. Öncesi ve Cumh. Dönemi Eğitim, İl Milli Eğitim Yay., Adana 1999, s Yılı Adana İl Yıllığı, s Yılı Adana İl Yıllığı, s. 136,137.

79 E- SALNAMALERE GÖRE EĞİTİM- ÖĞRETİM DURUMU Medreselerin yanında Tanzimat la birlikte başlayan yeni usûlle eğitim veren okulların açılması faaliyetleri özellikle II. Abdulhamit in eğitim meselesine verdiği önem neticesinde memleketin her yanında olduğu gibi eğitim- öğretim alanında Adana da da önemli gelişmeler meydana gelmiştir. Bundan başka 1857 Islahat Fermanından da faydalanan gayrimüslimlerin okulları ve yabancı ülkelerin himayesinde açılmış yabancı kolejleri görmekteyiz. ( Bugünkü Adana Fen Lisesi Taş binası gibi) Eğitim hususunda Sâlnâmelere baktığımızda dikkatimizi çeken bir diğer konu gayrimüslim tebaanın okuma yazma oranı % 100 olduğu halde Müslüman Türk nüfusta bu oran oldukça düşüktür. Mesela 1880 li yıllarda gayrimüslim nüfusta okullaşma oranı % 100 iken, bu oran Müslüman Türk nüfusta ancak % 40 oranındadır ve oldukça düşündürücüdür. Başta da söylediğimiz gibi II. Abdulhamit in bu konudaki gayretlerini görüyoruz. Yeni tarzda eğitim veren sıbyan mektepleri, İptidâîler, İ dadi ve rüşdiye gibi yine kız liseleri, sanayi mektepleri açılmıştır. Şimdi Adana Vilâyet Sâlnâmelerine göre eğitimin 1880 li yıllardan başlayarak İdarî yapı ve özelliklerini görelim yılında Adana da okulların ıslahı için ıslah-ı mekatip komisyonu oluşturulmuştur. Komisyonun Reisi Naip Efendi, birinci aza Mektûbî Beyefendi, ikinci aza Müftü Efendi, Üçüncü aza ise Meclis İdarî Vilâyet başkatibi Rıza Efendidir. Adana nın merkezinde bu tarihte Adana Rüşdiye Mektebi, Birinci Numune Mektebi, ikinci Numune Mektebi olmak üzere üç okul vardır. Adana Rüşdiye Mektebinde birinci Muallim olarak Abdulgaffur Efendi, İkinci Muallim Sadık Efendi, Rik a muallımi olarak Rüstem Efendi görev almıştır. Bevab ise Abdulkerim Efendidir. Dört asıl sınıf ve bir tamamlama sınıfından oluşan Adana rüşdiyesinde 1880 yılında toplam 97 öğrenci okumaktadır. Birinci Numune mektebinde ise 6 öğretmen görev almakta ve 40 öğrenci bulunmaktadır aynı yıllarda. Birinci Muallim, Hacı Muhammet Efendi, İkinci Muallim Hafız Ahmet Efendi, Üçüncü öğretmen Durmuş Efendi, dördüncü Muallim Halil Efendi, Beşinci Muallim Osman Efendi, altıncı Muallim ise Musa Efendi dir.

80 1880 yıllarında İkinci Numune mektebinde ise beş öğretmen görev alarak 40 öğrenciyi okutmuşlardır. Birinci Muallim olarak Abdulkadir Efendi, İkinci olarak Hacı Muhammet Efendi, üçüncü olarak Lütfi Efendi, Dördüncü Muallim olarak Mustafa Efendi, beşinci olarak da Abdurrahman Efendi görev almıştır. Numune mektepleri çocuklara kısa zamanda okuma yazma amacını gütmektedir. Bu mekteplerde bulunan çocuklara dört ayda gazete okumak ve yazı yazdırmak üzere muallimlere gösterilen usûlü cedîde (yeni usûl) ve cümle, emr-i tedris ve ta lim icra olunmakta ve gün be gün ileri derecede yol almaktadır. Muallim Efendiler usûlü mezbüreyi (adı geçen usûlü) tamam öğrendikten sonra mülhakatta dahi açılacak, numune mekteplerine gönderilerek işbu suhulet fevkalade ta lim olunacaktır 160 denilmektedir. Bu konumu ile bir bakıma günümüzdeki Anaokulu sınıflarının benzer bir işlevini görmektedir yılında Tarsus kazasında bir tane mekteb-i rüşdiye, bir tane de Numune mektebi bulunmaktadır. Rüşdiye Mektebinde ikinci Muallim Ahmet Hamdi Efendi, Rik a ve Sülüs Muallimi ise Mustafa Sabri Efendi dir ve öğrenci sayısı 21 dir. Numune mektebinde ise 30 öğrenci okumakta olup, Tarsus kazasındaki iki okulda toplam 51 öğrenci bulunmaktadır. Mersin sancağının merkez kazasında yirmi medrese, otuz bab-ı Sıbyan mektebi yer almaktadır. İç il sancağının Livâ merkezi olan Silifke de bir mekteb-i Rüşdiye ve beş Sıbyan mektebi vardır. Rüşdiye Mektebinde birinci Muallim Hafız Hasan Efendi, rik a Muallimi Rıza Efendi, İkinci Muallim Muhammet Arif Efendidir. Bevvab ise Hüseyin Efendi ve öğrenci adedi ise 450 kişidir. İç il sancağına bağlı Gülnar kazasında yirmi iki adet Sıbyan mektebi ve dört medrese mevcuttur. Aynı sancağa bağlı Ermenek kazasında 1880 yılında bir Rüşdiye Mektebi, 62 Sübyan mektebi ve 6 medrese mevcuttur. Rüşdiye Mektebinde 3 öğretmen, 1 bevvab (odacı) ve 80 adet öğrenci vardır. Eğitim öğretim kurumu olarak bu tarihlerde İç il sancağı Mut kazasında rüşdiye Mektebi ve Sıbyan mektebi yoktur. Burada ancak 1 medrese ve 4 tekye bulunmaktadır. Adana Vilâyetine tabi Kozan Sancağında ise aynı yıllarda bir tane Rüşdiye Mektebi açılmıştır. Bugünkü ortaokul seviyesindeki bu okulda birinci 160 H tarihli AVS, s

81 Muallim Yusuf Ziyaeddin, İkinci Muallim Muhammet Efendi ve rik a Muallimi Nuri Efendi olmak üzere üç öğretmen ve toplam 35 öğrenci vardır. Ayrıca Kozan sancağı merkez kasabasında, 3 medrese 1 kara cend mekteb-i Sıbyan da yer almaktadır. Ayrıca Haçin kasabasında bir İslam Mektebi ve üç de Hıristiyan mektebi vardır. Yine Kars-ı Zülkadr (Kadirli) kazasında da iki öğretmen ve bir bevvab ın bulunduğu rüşdiye Mektebi eğitim-öğretim sahasında yerini almıştır. Ayrıca Kozan Sancağına bağlı Feke (Belenköy bir ara kaza merkezi olmuştur) kazasında bir mektep ve birkaç odalı medrese, Şıhlı köyünde iki odalı bir medrese bulunur bu yıllarda Adana yıllıklarında Cebel-i Bereket sancağına tabi Islahiye kazasında bir mektep mevcut ve kaza altmış haneden ibarettir. Bulanık (Bahçe) kazası, merkez kasabasında ise bir Sıbyan mektebi bulunur yılı Adana Vilâyet Sâlnâmesinin verilerinden, eğitim-öğretim konusunda yukarıdaki bilgileri toparlayacak olursak önümüze şöyle bir tablo çıkar; Yeni usûl ve amaçlarla ülke çapında açılmaya başlanan rüşdiyelerden, Adana rüşdiyesinde 97, Tarsus rüşdiyesinde 21, Kozan rüşdiyesinde 35, İç il sancağındaki rüşdiyede 45, Ermenek rüşdiyesinde 80 öğrenci olup toplam öğrenci sayısı 273 tür 161. Medreselerdeki öğrenci sayısı yıllıklarda belirtilmemiştir. Ancak yeni açılmış bulunan Sıbyan mekteplerinden; Adana I. ve II. Numune mekteplerinde 40 ardan 80 öğrenci, Tarsus Numune mektebinde 30 öğrenci okumaktadır. Adana yıllıklarında yine eğitim-öğretime devam eden, bazı kaza ve sancaklardaki okullardaki öğrenci sayıları kayıtlı değildir. Sayısı belirtilmeyen okul öğrencilerinin sayısının, belirtilene yakın bir miktarda olması lazımdır. Çünkü, okul özellikleri ve imkanları (yeni açılan Sıbyan mekteplerinin) hemen, hemen aynıdır. Nüfus oranına göre 1880 Adana yıllığındaki okullaşma oranını değerlendirecek olursak; 1880 yıllarında eski dönemlere göre eğitim-öğretim faaliyetleri açısından nispi bir gelişme vardır. Fazla olmamakla birlikte rüşdiye mektepleri açılmaktadır. 161 H tarihli AVS, s

82 Bu dönemden sonra özellikle okuma yazma alanındaki seferberliği Adana da da görmekteyiz Yılları Arası Vilâyet Salnâmelerine Göre Adana da Eğitim Öğretim. H.1309 Adana Vilâyet Sâlnâmesine baktığımızda Adana merkezi başta olmak üzere hem İdarî kısımda, hem de okul çeşitlemesi ve sayısında oldukça önemli değişikliklerin meydana geldiğini görmekteyiz. Rüşdiyelerin yanında İ dadi (lise seviyesinde) mektepleri oluşturulmuş, hemen yanı başında Mülkîye liseleri diyebileceğimiz mekteb-i İ dadi-i Mülkîye açılmıştır. Ayrıca Kız mektepleri de eğitim- öğretimde yerini almış, tüm okullarda uygulanan ders müfredatlarında bir çeşitlenme meydana getirilmiştir. Adana Vilâyetinde oluşturulan Ma ârif idaresinde 1891 yılında Hamit Efendi (Salise) Müdür, Halit Efendi Muhasebe Memuru, Mahmut Bedii Efendi Ma ârif Katibi, Ülkesan Efendi Sandık Emini, Faruk Efendi ise Tahsildar olarak görev almıştır. Ma ârif meclisinde ise Reis Hamit Efendidir. Ma ârif meclisinde, istinaf ceza reisi Şükrü Efendi, Müftü Sadık Efendi, Abdurrahman Efendi, Usuf Efendi (Katolik), Ohannis Efendi (Protestan), Karabet Efendi (Protestan), Lütfi Efendi, Ahmet Efendi, Halil Efendizade İbrahim Efendi, Musa Efendi (Rum) ve Mahmut Bedii Efendi aza olarak görev almışlardır 162. Adana Mülkîye mektebinde (Mekteb-i İ dadi-i Mülkîye) İdarî ve eğitim kadrosu aşağıdaki gibidir; Müdürü Süleyman Efendi, Birinci mübeyyiz Ali Efendi, ikinci mübeyyiz Şevki Efendi, 3 hademe, Arapça Muallimi Mustafa Efendi, Farsça Muallimi Ahmet Efendi, Osmanlıca ve hat Muallimi ise Hacı Nuri Efendidir. Fransızca ve Kavânîn-i Hukuk Muallimi; Hamit Efendi, Tarih-i umumi ve coğrafya Muallimi; Süleyman Efendi, Hesap Muallimi; Mülazım Mahmut Efendi, Resim Muallimi; Vekil Viranşabuh Efendi, Kimya ve Hıfzı Sıhhat Muallimi; Belediye Tabibi Derviş Efendi, Hayat Muallimi; Nabi Bey, Mesellisat(Geometri) Muallimi; Nabi Bey, Cer sikal Muallimi; Nabi Bey, Cebir-i Adi Muallimi; Nabi Bey, Hikmet ve Fenni servet Muallimi; Terziyan Efendi, Tayihı Tabi ve sanayi Muallimi ise 162 H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s

83 münhal bulunmaktadır. Bu mektepte 1891 yılında 90 öğrenci eğitim-öğretim görmektedir yılında Adana i dadisinde aşağıdaki dersler okutulmaktadır. Birinci sınıf;arapça dan sarf kısmı, Farsça dan sarf kısmı ve kavaidi, tarihi Osmanî den muallimin tertip ve şakirdana Tahrir ettirilen kısmı, Hesaptan Umli ve nazar-ı Tenâsübe kadar, Hendeseden Hendese-i Hattiye, Fransızca dan Elgala, Lisân-ı Osmanî den imla, coğrafyadan coğrafyayı Osmanî, Hattan Hüsnü Hat, Resimden Hutut-u eşgal dersi okutulmaktadır. İkinci sınıfta ise; Arapça dan Nahv ın bir kısmı, Farsça dan Gülistan, Tarihi Umûmiyeden kanunu evvel, Hesaptan tenasüpten sonra olan kavaidi hesabiyye, Hendeseden Hendese-i musattaha, Tarihi tabiiyyeden mevalid-i selase, Lisân-ı Osmanî den Kavaid-i Osmanîye, Fransızca dan sarfı Fransavi, Coğrafyadan coğrafyayı umumi, Resimden kara kalem ile eşkali. Üçüncü sınıfta; Arapça dan muanni,tarihi ümumiyeden Karun vasatı, usûlü defteriden defter, Hendeseden hendese-i müessime, Tarih-i tabiiden Zira at, ticaret, sanayi tatbikatı; Hikmeti tabiyyeden elektrik, resimden kara kalem ve her nevi gölge. Dördüncü sınıfta Arapça dan; Mantık, Tarihi Umûmiyeden Karunu evvel, Hendeseden Münazır gölge ve kutu ahşap ve ahcar, kimyadan kimyayı madeni, cebirden İngilizceden mütercim cebir, Hukuktan Kavânîni Mülkîye ve mahalliye, hikmet-i tabiiyyeden elektrik bahsinden geri tarafı, Lisân-ı Osmanîden usûlü şiar ve inşa, Tarih-i sanayiden, ihtiraatı mühimme ve keşfiyatı cedîde, resimden sulu boya her nevi eşkal 163. Adana İ dadisinde 1891 yılındaki eğitimle ilgili yıllıklarda beşinci senede Arabiyyeden usûlü fıkıhtan mecasimi, ilmi servetten ilmi servet-i milel, mesellesat-ı mesneviyyeden fenne dair bilcümle kavaif, cer eşkalden kavaid-i esasiye ile beraber sanayi tatbikatı, Heyetten heyet-i felekkiyyeye dair olan kavaid-i Riyaziye ile beraber, amaliyat-ı nazariyat, Kavânîn-i hususiyeden, Zira at, ticaret, sanayiye dair usûl-i kitabet, Fransızca dan terkip, tahlil kaideleriyle beraber tercüme ameliyatı, Hıfs-ı sıhhatten muhafaza-i bedene dair nevi eşkal dersleri programda yer almaktadır.

84 Beş sınıftan oluşan lise seviyesindeki İ dadilerdeki ders programındaki derslerin yoğunluğu ve ağırlığı açısından bugünkü ders programlarına göre daha ağır olduğu ilk olarak göre göze çarpar. İ dadideki derslerde daha çok uygulama ağırlıklı bir program uygulandığı derslerin niteliklerinden anlaşılmaktadır. Ayrıca bugünden farklı olarak okulun programı üç yıla değil beş yıla yayılmıştır ki günümüz liselerinden iki yıl daha fazla bir zaman eğitim vermektedir. Ders programlarında göze çarpan diğer bir husus ise Türkçe dersi yerine Lisân-ı Osmanî denilen bir dil programının uygulanmasıdır. Bunu belki devletin imparatorluk yapısı nedeniyle normal karşılayabiliriz, ancak Türk dilinin de yabancı kelimelerden kurtulması lazım geldiği noktasında ise anormal karşılanabilir. Çünkü geçmiş dönemlerde Kaşgarlı Mahmut, Ali Şir Nevai gibi kişilerin bu konudaki hassasiyetleri unutulmamalıdır. Bu konuda yine Kavânîn-i hususiye adıyla bir ders, beşinci sınıftan itibaren okutulmaktadır. Adana İ dadisinde dikkate nazar bir değer husus ise o günün dünya siyasi ve ekonomik yapısının da vermiş olduğu özellik ile okulda yabancı dil hususunda batı dili olarak Fransızca ağırlıktadır. Günümüz lise programlarından farklı olarak İ dadinin üçüncü sınıfında usûlü defteri adı ile bir dersin okutulduğunu sayabiliriz. O günkü Türk sosyal hayatının yapısı gereği din dersleri ise Sübyan mektepleri, medreseler, ibtidailer veya mahalle mekteplerinde ayrıntılı olarak veriliyor olmalıdır. Doğu dilleri olarak ise bir ve ikinci sınıfta Arapça, Farsça ikinci sınıftan sonra sadece Arapça okutulmaktadır. - Rüşdiye Derecesinde Bulunan İhtidat Sınıflarının Ders Programı Bu okullarda 1 coğrafya dersinde; muhtasâr coğrafyayı umumi, Tarihten; Tarihi Osmanî (muhtasâr)hendeseden; hutuvvata dair muhtasâr ameliyatı Hendesiye, Fransızca dan; kraid ma lumatı, muhtasârdan; fünunu mütevzevviadan bir fikri icmal verilecek kadar muhtasâran mübahisi mühimme-i fenniye, Farsçadan; Ta limi Farsi, hesaptan; i mal-ı erbaa ve imla ve Hüsnü Hat 164 okutulmaktadır. Adana da 1891 yılında merkezde bulunan Rüşdiye Mektebinin birinci muallimi; Mehmet Hayrettin Efendi, İkinci muallimi; Mustafa Efendi, Fransızca 164 H tarihli AVS, s:

85 muallimi; Avadis Efendi, Rik a mualimi; Süleyman Efendidir ve öğrenci sayısı 120 dir. Burada şöyle bir değerlendirme yapabiliriz. 120 öğrenci için Rüşdiye de 4 öğretmen görev yapıyorsa demek ki ilk okul gibi, bir öğretmen ortaokul seviyesindeki rüşdiyede birden fazla branşta derse girmektedir. Dolayısıyle günümüzdeki sekiz yıllık ilköğretim programının gereksinim duyduğu bir okul yapısının da o zamanlar mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Zaten 1891 yılında ilkokul seviyesindeki mekteb-i ibtidaiyeler de 8 sınıflıdır. O tarihlerde Adana merkezde bulunan mekteb-i ibdidaiyenin öğretmen, öğrenci sayısı ve yılları aşağıdaki gibidir. TABLO-13 : H. (1309) M. (1891) Yılı Verilerine Göre Adana da Mekteb-i İptidâîsi nin Öğretmen ve Öğrenci Sayıları 165 Birinci mektep muallimi Mustafa Efendi, Öğrenci sayısı; 42 İkinci mektep muallimi Ahmet Efendi, Öğrenci sayısı; 25 Üçüncü mektep muallimi Veysel Efendi, Öğrenci sayısı; 27 Dördüncü mektep muallimi Hacı Ahmet Ef., Öğrenci sayısı; 25 Beşinci mektep muallimi Hafız Ahmet Ef., Öğrenci sayısı; 30 Altıncı mektep muallimi Nuh A.kadir Ef. Öğrenci sayısı; 18 Yedinci mektep muallimi Mehmet Efendi, Öğrenci sayısı; 90 Sekizinci mektep muallimi Süleyman Ef. Öğrenci sayısı; 22 Yukarıdaki bilgiler 1891 Adana Vilâyet yıllığında yer almaktadır. Buna göre ilkokul seviyesindeki yıl konusunun o tarihlerde 8 yıl olduğunu göstermektedir. Ancak ibtidailerin ders programları hakkında yıllıklarda bir bilgi bulunmadığından ilköğretimin yılı haricinde, yapısı hakkında burada bir değerlendirme yapamıyoruz. Burada yıllıklara dayanarak şunu açıkça söyleyebiliriz. İlkokul öncesi Sıbyan mektepleri, Numune mektebi ki 3-4 ayda çocuklara okuma ve yazmanın öğretildiği okullar, süresi 8 yıl olan İptidâîler, süresi 5 yıl olan rüşdiyeler ve süresi 5 ve 7 arasında değişen çeşitli nitelikteki (sanayi, Mülkîye, düz lise) İ dadiler eğitim öğretim alanında yerlerini 165 H tarihli AVS, s

86 almaktadırlar. Bunların dışında eski usûl eğitim ve öğretime devam eden medreseler, mahalle mektepleri, tekyeler varlıklarını sürdürmektedirler. Adana İptidâîsinde 1891 yılında yukarıdaki bilgilere göre toplam 279 öğrenci eğitim-öğretim görmektedir yıllarında Adana Rüşdiye Mektebinin öğrenci sayısı toplam olarak 97 dir yılında ise 120 dir. Bu hesaba göre okullaşma oranının pek fazla geliştiğini söyleyemeyiz yıllarında Adana merkezde bulunan Numune mektebinde (I ve II) 40 ar öğrenci olmak üzere 80 toplam 80 öğrenci eğitim öğretim görürken, 1891 yıllarında yeni açılmaya başlayan Adana İptidâîsinde toplam 279 öğrenci eğitim-öğretim görmektedir. Bu da ilkokullaşma seviyesinde ortaokul oranına göre daha fazla bir gelişme olduğunu gösterir yıllarında; Adana nın merkez kazası Seyhan da 35 medrese, 1 İ dadiye, 1 Rüşdiye, 25 Sıbyan mektebi vardır. Merkeze bağlı Karaisalı kazasında ise15 medrese, 40 Sıbyan mektebi 166 yer almaktadır. Mersin sancağında ise merkez kasabada bir rüşdiye Mektebi vardır ve öğrenci sayısı 40, öğretmen sayısı 1 tanedir. Tarsus un merkez kasabasında 36 medrese, 1 rüşdiye, 2 İptidâîye, 66 mekteb-i Sıbyan ve 10 adet mekatib-i gayrimüslime vardır. Tarsus mekteb-i rüşdiyesinde birinci öğretmen Hafız Ahmet Efendi, İkinci öğretmen Hüseyin Efendi, Hat Muallimi İbrahim Efendi, Bevvab ise Ahmet Efendi dir. İç il sancağına bağlı Ermenek te 6 medrese, 66 Sıbyan mektebi, 1 rüşdiye ve 1 mekatib-i ibtidaiye yer almaktadır. Sancağa bağlı Anamur kazasında 1 mekteb-i Sıbyan, Mut kazasında 1 mekteb-i rüşdiye 3 Sıbyan mektebi yer alır. Gülnar kazasında ise 1 mekteb-i Sıbyan bulunmaktadır. İç il sancağı mekteb-i rüşdiyesinde muallim olarak Hafız Mehmet Efendi, Bevab Ahmet Efendi görev almıştır1891 li yıllarda ise Öğrenci sayısı 45 dir. İç il sancağı Ermenek kazasında bulunan mekteb-i rüşdiyesinde ise birinci muallim olarak Abdullah Hulusi Efendi, ikinci muallim Adarris Efendi, Hat muallimi ise Mehmet Emin Efendidir yılında; Kozan Sancağı merkez Sis kazasında 2 medrese, 1 rüşdiye, 1 Protestan milletine mensup leyli ve nehari (gece ve gündüzlü) kız mektebi, 2 Sıbyan mektebi bulunmaktadır. Kozan sancağı Haçin kazasında ki 166 H tarihli AVS, s

87 rüşdiye Mektebinde birinci muallim; Ahmet Arif Efendi rik a ve sülüs muallimi; Hasan Saffet, Bevvab; İbrahim Ağadır. Öğrenci sayısı ise 51 dir. Kozan sancağı Kars kazası (Kadirli) mekteb-i rüşdiyesinde muallim Vekili Mehmet Efendi, Rik a Muallimi Tevfik Efendi görev almaktadır aynı yıllarda ve Öğrenci sayısı ise 50 dir. Adana Vilâyetine bağlı Cebel-i Bereket sancağının merkez Livâsı olan Yarpuz Köyünde 1 rüşdiye ve 1 Sıbyan mektebi yer almaktadır. Ayrıca 1891 Adana Vilâyet Sâlnâmesine göre Cebel-i Bereket sancağına bağlı Islahiye kazasında 1 mektep, Bulanık kazasında da yine 1 mektep bulunmaktadır. Osmanîye kazasında 2 tane mektep, Payas kazasında bir medrese yer alır den 1891 yılına gelene dek eğitim alanında Osmanlı Devletinde bir yenilenme veya bir atılım yapma hareketinin başlatıldığının farkına varıyoruz. Çünkü yukarıda söz edilen bir çok okul bu dönemde açılmıştır. Bunlar İptidâîler, numune mektepleri, rüşdiyeler, İ dadiler, sanayi mektepleri, kız liseleri, Mülkîye mektepleri, yetimhaneler gibi daha bir çok okullar. Ancak burada nazarı dikkat bir husus okullarda özellikle yerli Müslüman Türk ahalisinde okuma yazma oranının çok düşük olmasıdır. Rüşdiye seviyesinde öğrenci sayısını ele alacak olursak; 1880 yılında Adana Rüşdiyesinde 97, 1891 yılında ise 120 öğrenci okumaktadır. On bir yıllık dönemde artan öğrenci sayısı 23 tür yılında Tarsus rüşdiyesinde 21 öğrenci okumaktadır ve 1891 yılında sayı belirtilmemiştir. Karşılaştırma yapabileceğimiz İç il sancağı rüşdiyesinde 1880 yılında öğrenci sayısı 45, 1891 yılında yine 45 tir. Bunlardan anlaşılacağı üzere okul sayısı ve öğrenci miktarında pek fazla kayda değer bir artış yoktur. Ancak, sonradan açılan bir çok gayrimüslim okullarında (ki yabancı ülkelerde finanse edilen) nüfuslarına göre okullaşma oranı hemen, hemen %100 dür. Bu oran nüfusun yüzde doksan, doksan beşini teşkil eden ve çoğunlukla hayvancılık, askerlik, Zira at ile uğraşan Müslüman ahalide oldukça düşüktür. Bazı rüşdiyelerde öğrenci sayısı artış göstermiştir. Mesela 1891 yılında fazla olmamakla birlikte Adana rüşdiyesinin öğrenci sayısı 120 iken, 1896 yılında 130 olmuştur yılına İç il sancağı mektebi rüşdiyesinde 45 öğrenci okurken 1896 yılında bu sayı 90 kişiye ulaşmıştır. Haçin kazası mekteb-i 167 H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s

88 rüşdiyesi öğrenci sayısı 1891 yılında 51 iken, 1896 yılında 75 olmuştur. Bunun gibi diğer sancak ve kazalarda bulunan rüşdiyelerde de öğrenci sayısında 5 yıllık bir sürede az çok artış gözlenmektedir yılına göre 1896 da bir değişiklikte Adana merkezinde bir öğretmen yetiştiren Daru -l Muallimin mektebinin açılmasıdır yılında Adana Vilâyetinde oluşturulan Adana Ma ârif meclisinde görevli olanlar şu şekilde oluşmuştur; Hamit Efendi müdür, azalar Müftü Sadık Efendi, Cemal Efendi, Mektep müdürü Hazım Efendi, Nabi bey, Nazım bey, Lütfi bey, Ali Galip Efendidir yılında eğitim-öğretim açısından ilk göze çarpan şey, Adana merkezinde hem Müslim, hem de gayrimüslim okullarının sayısındaki artıştır. Ancak okul sayısı artmıştır, Ama Müslim kız mekteplerindeki öğrenci sayısı oldukça düşüktür yılında Adana da mevcut olmayan mekteb-i İ dadi-i Mülkî, 1896 yılında mevcuttur. Bu okulun yönetici ve öğretmenleri aşağıdaki gibidir; Müdür; Hazım Efendi, Birinci muavin; Selahattin Efendi, ikinci muavin; Mehmet Hilmi Efendi, üçüncü muavin; Vasif Efendi, mektep tabibi; Yusuf Aki Efendi, Katip; Ali Haydar Bey, İmam; Hilmi Efendi, Ambar memuru; Ali Efendi, aşçı başı; Selim ağa dır ve hademe adedi 4 tür. Öğretmenler ise; Kavânîn muallimi Hamit Efendi, Edebiyat ve ahlak muallimi Hamit Efendi, Hikmet-i Terbiye Hazım Efendi, Usûlü defteri Hazım Efendi, Ma lumat-ı fenniye Hazım Efendi, Hendese Nabi Bey, Hayat ve müselselat Nabi Bey, Makine muallimi Nabi Bey, Resim Muallimi Nabi Bey, Cebir ve hesab-ı nazari Nazım Bey, kimyayı ma deni ve uzvi muallimi Nazım Bey, ilmi mevaliyat Nazım Bey, Akaid-i muallim Vekili Hacı Ahmet Efendi,Türkçe muallimi Vekili Ali Haydar Bey, sınıfı aliye Fransızca muallimi Selahattin Efendi, Coğrafyayı umumi ve Osmanî muallimi Selahattin Efendi, tarihi umumi ve Osmanî ve Hesap muallimi Mehmet Hilmi Efendi, sınıfı İptidâîye Fransızca muallimi Vasif Bey, Lisân-ı Osmanî muallimi Vasif Bey, Arabi ve Farsi muallimi Abdulhekim Efendi, Hüsnü Hat muallimi Hüseyin Cemil Efendi dir ve öğrenci sayısı170 dir 169. Yukarıdaki mekteb-i İ dadi-i Mülkîye okulunun ders programına paralel olarak bir 169 H tarihli AVS, s:

89 değerlendirme yapacak olursak, ders sayısı biraz fazla olmakla birlikte 1891 yılındaki normal İ dadilerden farklı olarak Türkçe dersinin de, Lisân-ı Osmanî ile birlikte okutulmasıdır. Bundan başka 1891 yılındaki normal İ dadilerden farklı olarak öğrenci sayısındaki artıştır yılında normal İ dadilerde öğrenci sayısı 45 veya iken 1896 yılında var olan Mülkîye İ dadisinde öğrenci sayısı 170 olmuştur. Bundan başka Daru -l Muallimin adıyla öğretmen yetiştiren okul ki öğrenci sayısı 5 tir. İ nas-ı rüşdiye Mektebinde (kız ortaokulu) birinci öğretmen Zeliha Hanım, ikinci öğretmen Nesibe Hanım, üçüncü öğretmen Vahide Hanım görev almış ve öğrenci sayısı 130 dur. İptidâîye mekteplerinin müfettişi Ahmet Efendidir ve sayısı oldukça fazladır. TABLO -14 : H.(1309)-M.(1891) Yılı Verilerine Göre Numune Mektepleri ve Özellikleri 170 Numune mekteb-i İptidâîyesi : Müdür Durmuş Efendi, muallimler Tevfik Efendi, Ahmet Şükrü, Mustafa Efendi, Bevab; Mustafa ağa ve öğrenci sayısı 330 dur. Hükümet civarında Numune-i Terakki Mektebi: Muallimi Danyal Efendi, Fahri Fransızca muallimi Avadis Efendi, Fahri İmla muallimi Mustafa Efendi, Fahri hüsnü hat muallimi Abdah Efendi, öğrenci sayısı: 45 Turunçlu Daire Numune Mek.: Muallimi, Ahmet Efendi, öğrenci sayısı 35 Gani Sofuzade Mahallesi Mektebi: Muallimi Vasil Efendi,öğrenci sayısı 65 Hurmalı Mahallesi Mektebi: Muallimi Süleyman Efendi, öğrenci sayısı : 60 Ramazanzade Mektebi: Muallimi Abdurrahman Efendi, Öğrenci sayısı: 15 Şıhzade Mektebi: Muallimi Ahmet Turan Efendi, öğrenci sayısı: 45 Kale Kapısı Mektebi: Hacı Abdah Efendi, öğrenci sayısı:17 Hanedan Mahallesi Mektebi: Muallimi Ethem Efendi, öğrenci sayısı: 55 Koca Vezir Mahallesi mektebi: Muallimi Abdulaziz Efendi, öğrenci sayısı: 6 Sarı Yakup Mahallesi Mektebi: Mehmet Hayri Efendi, öğrenci sayısı: 6 Yurdan mahallesi mektebi: Muallimi Hüseyin Efendi, öğrenci sayısı:12 Eski Hamam Mah. Mek.: Muallimi Abdurrahman Efendi, öğrenci sayısı: H tarihli AVS, s:

90 Ali Dede Mah. Mektebi: Muallimi Mehmet Suphi Efendi, öğrenci sayısı: 10 Kayalı Bağ Mahallesi Mektebi: Muallimi Şevki Efendi, öğrenci sayısı:18 Yukarıdaki İptidâîlerden başka Adana Merkezinde i nas (kız) İptidâîleri mevcuttur. TABLO- 15 : H.(1309)-M.(1891) Yılı Verilerine Göre Adana Merkez Kız (İ nas) Mektepleri ve Özellikleri 171 Gani Asafzade Mah. Mektebi: Muallimesi Güllü Hanım, öğrenci sayısı:16 Debbahhane mah. mektebi: Muallimesi Emine Hanım, öğrenci sayısı: 7 Şıhzade Mah. Mektebi: Muallimesi Ümmügülsüm hanım, öğrenci sayısı:7 Sofu Bahçe Mahallesi Mektebi: Muallimesi Satı Hanım, öğrenci sayısı: 7 Kayalı Bağ Mahallesi mektebi: Muallimesi Fadına Hanım, öğrenci sayısı: 7 Ağa Mehmet Mah. Mektebi: Muallimesi Fadıma Hanım, öğrenci sayısı: 4 Ağca Mescit Mah. Mektebi: Muallimesi Zeynep Hanım, öğrenci sayısı: 26 Neccar Mahallesi mektebi: Muallimesi Esma Hanım, öğrenci sayısı: 26 Sofu Bağçe mahallesi mektebi: Muallimesi Dudu hanım, öğrenci sayısı: 25 Cami-i Cedîde Mahalesi mektebi: Muallimesi Ümmügülsüm Hanım, öğrenci sayısı.25 Cami-i Cedîde Mahallesi mektebi: Emine Hanım, öğrenci sayısı: 6 Kayalı Bağ mahallesi Mektebi: Muallimesi Zeynep Hanım, öğrenci sayısı:4 Kuru Köprü Mahallesi Mektebi: Muallimesi Emine Hanım, öğrenci sayısı: 4 Kasap Bekir Mah. Mektebi: Muallimesi Aişe Hanım, öğrenci sayısı: 6 Yukarıdaki bilgilerden öğrenci sayısını toplayacak olursak, toplam 15 erkek İptidâîsinde 750, 14 kız İptidâîsinde de 160 olmak üzere Müslim İptidâîlerinde toplam, 910 kız-erkek öğrenci eğitim öğretim görmektedir. 171 H tarihli AVS, s:

91 Adana merkezinde gayrimüslimlere yönelik eğitim veren okullar, öğretmenlerinin adları, öğrenci sayıları ve bağlı olarak açıldıkları misyoner ülkeler 1896 yılında aşağıdaki gibidir. TABLO-16 : H.(1315)-M.(1896) Yılı Verilerine Göre Adana Merkez Misyoner Mektepleri ve Özellikleri 172 Han Garbı Mahallesi Mektebi İptidâîsi: Birinci Muallimi Teodor, ikinci Muallimi Hiristor, üçüncü Muallimi Teodor Lestoroidis Han Karbı Mah. Rum Kilisesi: İnas (Kız) Mektebi : Birinci Muallim Merini Verinfon Karaköy Rum Mahallesi Mektebi İptidâîsi: Muallimi belli değil. Tepe Bağ Mahallesi Amerika Misyoner İnas Mekteb-i Rüşdiyesi: Birinci Muallimi Elizabeth Veb, diğeri Mayeri, Muallimi Dahil Yibros, Diğerleri Mayori, aykol, Anajalik, Belkisisada, Hanazabet, öğrenci sayısı: 110 kişi Tepe Bağ Mahallesi Amerikan Misyoner İptidâî Metebi: Muallime-i evvel, Koliçabenit Karabet Durmuş Fakı Ermeni Protestan Rüşdiye ve İpdiai Mektebi: Birinci muallim; Kozaryan, Sara, Meryem, Nazlı, öğrenci sayısı:156 Çorak Mahallesi Abı Karyan Ermeni Mekteb-i İ dadi ve Rüşdiyesi: Birinci Muallim Sarkis,Diran;Nuzet,Ohannis ve Orhan, öğrenci sayısı:150 dır. Hızır İlyas Mahallesi Meryem Ana Yukarı Ermeni Mektebi: Birinci Muallim Kirkor Ermenek, ohannis, Petros, öğrenci sayısı:300 Hızır İlyas Mahallesi Kazaz Markar Ermeni Mektebi: Muallimleri, Ebkaryan, mektebi muallimleri tarafından tedris olunmaktadır. Öğrenci sayısı ise 100 kişidir. Atik Protestan Kilisesi Mektebi:Birinci muallim; Karabet İbrahim Haço, öğrenci sayısı 114 tür. Ermeni Katolik Kilisesi Mektebi: Birinci Muallimi Kuyornuna Kuyuristapane, öğrenci sayısı: 140 tır. Ermeni Katolik Zükur Mektebi (Erkek) : Birinci Muallimi Kifork, Margosyan İstafanos Kilisesi İnas (kız) Mektebi: Muallimler; Parayon, Klarstilik, Virjoni, Panasba, Karabet, Bedasadiyan, Parvanit, Agop, Maryam ve öğ. sayısı:400 dür. Cizvit Mektebi: Muallimleri Parjoı, Parbat, Parmisil, Anton, Felib, BedASÂR, Panyamin 172 H tarihli AVS, s:

92 Cizvit Anas Mektebi: muallimleri Sarafin Dömari,Gabriyel Dömaridir 1896 yılındaki yıllıklardan anlaşıldığına göre toplam 18 gayrimüslim okulunda (Katolik, Protestan, Misyoner Okulları) kız erkek olarak yaklaşık sayısı verilmeyenleri de tahminen yazarsak 1500 öğrenci eğitim-öğretim görmektedir. Halbuki nüfusun %90-95 ini teşkil eden Müslüman Türk ahalisinde bu sayı bin kişiyi geçmemektedir yılları ki önceki yıllara göre eğitim ve öğretime daha çok önem verildiği yıllardır. Şimdi Vilâyete bağlı İç il sancağındaki eğitim öğretim durumuna bakalım. İç il sancağının Ma arif Encümeni şu şekilde teşkil etmiştir. Reis Müftü Efendi dir. Azalar ise; Tahrirât Müdürü Efendi, Mutlu Hacı Mustafa Efendi, Evkâf müdürü Mehmet Şükrü Efendi, Katip ise Hanım,Hasan Hüsnü Efendidir. İç il Sancağı Mekteb-i rüşdiyesinde Muallim olarak Hafız Mehmet Efendi, Katip Abdah Nadiri Efendi, Süvari Memuru Sadık Efendi,Tezkere Muharriri Mehmet Efendi, Piyade korucusu sayısı 6, öğrenci sayısı ise 90 kişi dir. Tarsus kazası mektebi rüşdiyesinde ise birinci Muallim Hafız Ahmet Efendi, ikinci muallim Hüseyin Efendi, Hat muallimi İbrahim Efendi, Bevvab İsmail Efendi görev almışlar ve öğrenci sayısı 65 tir yılında Gülek Nahiyesi dahilinde yer alan Panzin Çukuru Mekteb-i rüşdiyesinde Birinci muallim olarak İbrahim Efendi görev almış ve öğrenci sayısı 20 dir. Ayrıca bu tarihlerde Tarsus kazası merkezinde Zükur (Erkek) ve İ nas (kız) İptidâîleri (ilkokulları) mevcuttur. TABLO-17 : H.(1315)-M.(1896) Yılı Verilerine Göre Tarsus Merkez Erkek ve Kız İptidâî Mektepleri ve Özellikleri 174 Sofular Mahallesi Mektebi: Muallimi Abdah Efendi, (evveli) Sofular Mahallesi Mektebi: Muallimi Ahmet Efendi, (ikinci) Sofular Mahallesi Mektebi: Muallimi İbrahim Hakkı Efendi, (birinci muallim) Sofular Mahallesi Mektebi: Muallimi Münhal (ikinci) Kazl Murat Mahallesi Mektebi: Birinci Muallim; Abdah Efendi, Kazl Murat Mahallesi Mektebi: İkinci Muallimi Faik Efendi, 173 H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s. 142.

93 Musalla Mahallesi Mektebi: Birinci Muallimi Habip Efendi, Musalla Mahallesi Mektebi: İkinci Muallimi İsmail Efendi, İ nas (kız) mekteb-i muallimesi Zehra Hanım İ nas (kız) mektebi muavinesi: Dudu Hanım, rik a muallimi Hasan Hüsnü Efendi, Bevab; Ahmet Efendi, öğrenci sayısı; 45 tir. Adana Vilâyeti Kozan Sancağı merkezinde 1896 yıllığına göre Ma ârif komisyonu ile birlikte 1891 de olduğu gibi bir de Rüşdiye mevcuttur. Ancak öğrenci mevcudu belirtilmemiştir bu tarihte. Ma ârif komisyonunda Reis; Naip Efendi, Azalar ise, Muhasebeci Efendi, Tahrirât Müdürü, Ceza reisi ve Defter-i Hâkânî Memurudur. Mekteb-i rüşdiyede birinci muallim Mehmet Tevfik Efendi, ikinci muallim münhal, Rik a muallimi Fevzi Efendidir. Haçin kazası mekteb-i rüşdiyesinde baş Muallim Necati Efendi, Hat Muallimi boş, bevvab ise İbrahim Ağa dır ve öğrenci sayısı 75 tir yılında hem Adana Vilâyet merkezinde hem de Mersin Sancağına bağlı Tarsus kazasında İptidâî (ilkokullar) sayısı oldukça fazla sayıda artmıştır. Genel olarak 1891 den 1896 ya kadar Vilâyet ve Vilâyete bağlı sancak ve kazalarda rüşdiye sayısında bir artış olmamıştır yılından 1900 yılına kadar olan dönemde eğitim-öğretim alanında Adana da fazla bir gelişme yoktur. Ancak, önceki dönemlerden farklı olarak Müslim ve gayrimüslimlerin bir arada eğitim ve öğretim gördükleri sanayi mektebi göze çarpmaktadır yılında Adana da Ma arif müdürü Ahmet Feyzi Efendi, Muhasebe Memuru Süleyman Fehmi Efendi, Muhasebe memuru Refiki Abdulkadir Efendi, mübeyyiz ve mukayyit Mahmut Kemal Efendi,Avarız Katibi İzzet Efendi, Sandık Emini Abdulkadiler görev almışlardır. Ma'arif meclisinde ise reis; Ma'arif müdürü Ahmet Feyzi Efendi, ve azalar; Muhasebe memuru Fehmi Efendi, Müderris Musa Kazım Efendi, incilizade Hüseyin Efendi, Tercüman-ı Vilâyet Avadis Efendi, Urfalıyan Artın Ağa ve Katip olarak da Ahmet Muhtar Efendi, 176 bulunmaktadır yılında Mülkî idarecilerin yetiştirildiği mekteb-i i dadi-i Mülkîye okulunun idareci ve öğretmenleri aşağıdaki gibidir. 175 H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s. 115

94 Müdür Ahmet Bey, I. Muavin Hasan Efendi, İkinci Muavin Şemsettin Efendi, Üçüncü muavin Ömer Lütfi Efendi, Katip Ali Galip Efendi, Ambar Memuru Ali Efendi, Tabip Yusufaki Efendi, İmam Hafız Mehmet Hilmi Efendi, Hademe adedi 6, aşçı adedi bir dir. Fransızca kitap dersine Ma'arif müdürü Feyzi Efendi girer, Kimya, Mevaliyat, Servet Kavânînine; Mektep müdürü Ahmet Bey, Fransızca öğretmenliği boştur. Tarih, ilmi eşya, ma lumat-ı ziraiye derslerine; birinci Muavin Hasan Efendi, sıhhıye usûlü, Tahrir, Fransızca, fizik, kozmoğrafya, müsellesat, cebir derslerine ise; ikinci Muavin Şemsettin Efendi girer. Arabi, Farsi, usûlü defteri öğretmeni; üçüncü muavinömer Lütfi Efendidir. Ulûmu diniyye ve ahlakiyye öğretmeni Abdulhekim Efendidir. Hesap, coğrafya öğretmeni Ferit Efendi, Türkçe ve Hendese öğretmeni Gün an efendi, Hüsnü hat ve resim öğretmeni Cemil Bey, Ermenice öğretmeni Vilâyet tercümanı Avadis görev almaktadır 177. Adana mekteb-i İ dadi-i Mülkîyesinin 1891 yılından itibaren gelişimini inceleyecek olursak, zamanın akışına göre şu farklılıkları görebiliriz. Öğrenci sayısında sistemli bir şekilde artış olmuştur.1891 yılında 90 olan öğrenci sayısı 1896 yılında 170 kişiye ulaşmıştır yılında öğrenci sayısı yıllıkta belirtilmemiş ancak diğer göstergelere bakılırsa daha da arttığı tahmin edilebilir yılında müdür yardımcılığı makamı yok, ancak 1896 ve 1900 yılında müdür yardımcılığı ihdas edilmiş ve sayısı üçtür yılında Adana mekteb-i i dadisinin hademe sayısı 3, 1896 yılında 4 ve 1900 yılında 6 kişidir yılında Adana mekteb-i i dadisine 1891 ve 1896 yılından farklı olarak ders programına Kozmoğrafya dersi de konmuştur yılındaki ders programından farklı olarak Adana Mülkîye mektebinde 1896 ve 1900 yıllarında Lisân-ı Osmanî ile birlikte Türkçe dersi de ihdas edilmiştir. Mesleki eğitime örnek teşkil edecek okullardan birisi de Hamidiye sanayi mektebidir yılında Hamidiye Sanayi mektebinin nazır-ı umumisi Vali Bahri Paşa dır ve Nazır-ı Fahrisi ise İbrahim Vasih Efendidir. Mektep meclisinde ise Reis olarak; Nazır-ı Fahri İbrahim Efendi, Azalar; Hacı Osman 177 H tarihli A.V.S., s

95 Bey, Belediye reisi Kadri Bey, Müdür Abdurrahim Efendi, Mektup kalemi yardımcılarından Süleyman Efendi, Büberoğlu Yavosaki Efendi, Teodos Efendi, Şahbazyan Manuk Efendi, 178 yer alır. Ülke sathında açılması teşvik edilen sanayi mektepleriyle mesleki eğitime ağırlık verilerek, bu okullardan mezun olanlar sanayi kollarında çalıştırılmak istenmiştir. Bir bakıma kalifiye elaman yetiştirmek amacı güdülmüştür. Öğrencileri hem Müslim, hem de gayrimüslim olmak üzere 1900 yılında 66 Müslim, 15 gayrimüslim olarak toplam 81 kişidir yılında bu okulun heyet-i idaresi şu şekilde teşkil etmiştir. Genel Müdürü Abdurrahim Efendi, Müdür Muavini ve muallim İhsan Fikri Efendi, Muhasebe ve i malat memuru Ahmet Muhtar Efendi, Muhasebe katibi Abdurrahman Efendi, muallimler Şevki ve Abdulkadir Efendiler, Marangoz ustası Vehbi Efendi, Tesviyeci Kadir Efendi, Tornacı Faik Efendi, Ocakçı Petro Efendi, Arabacı Osan usta, Terzi ustası Begod Efendi, ve Muavini Vayis Efendi, kunduracı ustası Usta Loka ve Muavini Bünyamin kalfa dır ve hademe saysı 8 dir. Müsliman öğrenci sayısı 66 kişi, gayrimüslim 15 kişi dir ve toplam 81 öğrenciden oluşmaktadır yıllığında da Adana merkezindeki okullar hakkında 1896 yıllığında olduğu gibi fazla teferruatlı biliye rastlamıyoruz yıllığında Adana merkez ve merkeze bağlı kazalarda mekteb-i i dadi ve sanayi mektebinden başka eğitim-öğretim konusunda aşağıdaki bilgileri görüyoruz. Merkeze bağlı yeni teşkil edilen Hamidiye kazasında 1900 yılında Ma'arif komisyonunu Reis Müftü Efendi; azalar Çerkez Ahmet Efendi, Talat Efendi, İlyas Efendi ve Faris Efendi, 180 oluşturmaktadır. Mekteb-i rüşdiye'de muallim Derviş Efendi, Bevvab Ahmet ağa görev almış ve öğrenci sayısı 37 kişidir. Mekteb-i İptidâî de ise öğretmen Mustafa Remzi Efendi, öğrenci sayısı 105 tir. Karaisalı İptidâîsinde muallim Hüseyin Efendi, öğrenci sayısı 40 tır yılı yıllığına göre Adana Vilâyet yıllığında Cebel-i Bereket sancağı ve sancağa bağlı kazalardaki eğitim öğretim konusunda kayda değer fazla bir Ma lûmât bulunmamaktadır. Ancak yıllığa göre Cebel-i Bereket sancağında bir 178 H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s. 135.

96 tane İptidâî mektebi bulunmakta olup öğrenci sayısı hakkında bir bilgi kayıt edilmemiştir. Yine aynı yılıkta Cebel-i Bereket sancağına bağlı Bulanık (Bahçe) kazasında da bir tane İptidâî mektebinin varlığı kayıtlıdır. Vilâyete bağlı Kozan sancağının eğitim- öğretim mezununda Adana 1900 Sâlnâmesinde de yine detaylı bilgileri bulamıyoruz. Çünkü sancak merkezi Sis kazasında mevcut olduğu bilinen iki medrese, bir Mekteb-i rüşdiye ve bir İptidâî mektebi ile ilgili olarak ne nasıl idare edildikleri ne de öğrenci sayıları konusunda bilgi yoktur. Kozan ın 1900 yılında eğitim-öğretim durumu hakkında bize mevcut nüfusu bir fikir verir yılında merkez kaza Sis kazasının bilumum nüfusu neferden ibaret olup bundan 8677 nüfus erkek İslam, 8690 nefer Kadın İslam ve 1127 nüfusunun gayrimüslim erkek ve 1094 neferi kadın gayrimüslimdir 182. Bu verilere göre kaza dahilinde 190 yılında bir rüşdiye, bir İptidâî ve iki medrese yetersiz olsa gerek. Dikkat çeken bir nokta ise öğrenci sayısının genel olarak Vilâyet dahilinde kademeli olarak az da olsa artmasına rağmen Vilâyetin hemen her yerinde İptidâî, rüşdiye ve i dadi gibi yeni tarzda açılan okulların sayılarının aynı kalmasıdır yılında Kozan sancağı merkez Ma'arif komisyonu şu şekilde teşekkül eder. Azalar; Müftü Efendi, Hafız Efendi, Hacı Ağa, Şıh Ali Efendi, (Müderris), Hacı Hasan Ağa, İcra Memuru Vahittin Efendi, Mekteb-i rüşdiyede birinci muallim Ethem Efendi, ikinci muallim ise Mehmet Efendidir ve 1896 yıllarında Kozan Sancağı Ma'arif komisyonu üyeleri arasında Müftü bulunmazken 1900 yılında Ma'arif komisyonunda yer almıştır. Ancak zaman, zaman Ma'arif komisyonu üyelerinin değiştiğini de görmekteyiz. Mesela 1891 ve 1896 yılı yıllıklarında muhasebeci Efendi komisyonun üyesidir, fakat 1900 yılı yıllığında üye olarak kayıt edilmemiştir.ayrıca yeni açılmakta olan rüşdiye mekteplerinde zaman, zaman öğretmen eksikliği görülmektedir. Örneğin 1900 yılında Kozan rüşdiyesinde rik a Muallimi ve Bevvab bulunmamaktadır ve 1891 yılı Adana Vilâyet Sâlnâmesinde Kozan Sancağı Feke Kazasının eğitim ve öğretim kurumları hakkında fazla bir bilgi bulunmazken 1900 yılında kısmen bilgi verilmiştir. Ancak sadece kazanın Ma'arif komisyonu üyeleri belirtilmiştir yılında 182 H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s

97 Feke kazası Ma'arif komisyonu ; Reis Naip Efendi ve azalar; Mal Müdürü Muavini Mehmet Fuat Efendi, Mahkeme başkatibi İbrahim Efendi, Tahrirât Katibi Yusuf Cemil Efendi, Mahkeme azasından Kamil Efendi, Elbistanizade Mustafa Efendi ve Sarkis Efendiden 184 oluşmaktadır. Yine Kozan Sancağına bağlı Haçin kazasının ise Mekteb-i rüşdiye öğretmenleri ve öğrenci sayıları hakkında bilgi verilmiştir. Buna göre 1896 yılında öğretmen olan Mustafa Necati Efendi, yine öğretmenliğe devam etmektedir. Ancak öğrenci sayısı 1896 yılında 75 olarak belirtilmişti, 1900 yılında ise 25 kişi eksilerek 50 kişi olarak belirtilmişti yılı Adana Vilâyet Sâlnâmesinde Kozan a bağlı Kars (Kadirli) kazası eğitimi ve öğretimi konusunda 1900 yılında okullar konusunda bir bilgi verilmezken, Ma'arif komisyonu üyeleri yıllıkta aynen belirtilmiştir. Reis; Müftü Efendi iken, Azalar; Tozlu Mustafa Efendi, Çeldirzade İbrahim Efendi, Ballızade Süleyman Efendi, rüşdiye muallimi evveli Rasim Efendi dir yıllarında merkez kazasında yirmi medrese, otuz bab-ı Sıbyan Mektebi barındıran Mersin Sancağı 1891 yıllarında 40 öğrencisi bulunan yeni tarz mekteplerden rüşdiye ye de sahip olmuştur.1896 yıllarında eğitim-öğretim konusunda yıllıklarda fazla bir Ma lûmât bulunmamaktadır yılında ise Ma'arif komisyonunda Reis olarak Mutasârrıf Beyefendi, Aza olarak ise; Müftü Abdah Efendi, Tahrirât Katibi Namık Bey, Tabur katibi Mustafa Nuri Efendi ve Bekir Efendi 186 görev almışlardır yılında 40 öğrenciye sahip olan Mersin Sancağı rüşdiyesi 1900 yılında 60 öğrenciye sahip olmuştur. Dokuz yıl gibi uzun bir sürede öğrenci sayısındaki 20 kişilik artış, Vilâyetin hemen her yerinde olduğu gibi aynı ve yetersizdir yılında Mersin Mekteb-i rüşdiyesinde Birinci öğretmen İbrahim Efendi, ikinci öğretmen Ahmet Hamdi Efendi, Fransızca öğretmenliği ise boş, üçüncü öğretmen Ahmet Efendi ve öğrenci sayısı 60 tır 187. Mersin sancağına bağlı olan Tarsus kazasında yeni açılan rüşdiye Mektebinin 1880 yılındaki öğrenci sayısı 21 kişidir yılında yani 1880 yıllarından yaklaşık on bir yıl sonra Tarsus kazası merkez kasabasında 36 medrese, 1 rüşdiye, 2 İptidâî, 66 Mekteb-i Sıbyan ve 10 adet de Mekteb-i gayrimüslime bulunmaktadır yılında ise yeni tarz okul olan Tarsus rüşdiyesinde 1880 yılında 21 olan öğrenci sayısı 65 olmuştur H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s. 184.

98 yılında ise bu sayı 105 e ulaşmıştır. Bu sayısal verilerde Tarsus rüşdiyesi sürekli ilerleme kaydetmiştir yıllarında Tarsus kazasında 36 medrese, 1 rüşdiye, 5 İptidâî, 51 mekatib-i Sıbyaniye, 5 tekye, 10 mekatib-i gayrimüslime, 1 Amerika misyonerleri aracılığıyla idare olunur Protestan mektebi 188 vardır yılından 1900 yılına dokuz yıllık sürede Tarsus ta medrese sayısında bir değişiklik olmamıştır. Rüşdiye sayısında da bir değişiklik yok, ancak öğrenci sayısında sistemli bir artış vardır yılında 2 olan İptidâî sayısı 1900 yılında 5 e yükselmiş ancak 66 olan mekteb-i Sıbyan sayısı 51 e düşmüştür yılında 10 olan gayrimüslim okulu sayısı aynı kalmış ancak Amerikalılar tarafından da bir misyoner koleji açılmıştır Tarsus ta yılında Mersin Sancağına bağlı Tarsus kazası Ma'arif komisyonunda Reis olarak; Müftüzade Yakup Efendi, azalar ise; Bank muhasebe katibi Ahmet Efendi, Tapu katibi Hilmi Efendi, Şamlızade Hacı Mehmet Efendi, Mukavelat muharriri Halim Bey ve Sandık Emini Derviş Efendi, 189 görev almışlardır. Tarsus Mekteb-i Rüşdiyesinde 1900 yılında muallimi evvel; Şevket Efendi, muallimi sânî; Hüseyin Hüsnü Efendi, Bevvab; İsmail Efendidir ve öğrenci sayısı 105 tir 190. İç il sancağı Livâ merkezi Silifke de eğitim-öğretim faaliyetlerini hatırlarsak, 1880 yılında bir Mekteb-i rüşdiye ve beş Mekteb-i Sıbyan mevcuttur ve rüşdiyenin öğrenci sayısı 45 kişidir yılında da aynı sayıda öğrenciye eğitim öğretim veren rüşdiye Mektebinde 1896 yılında bu sayı 90 kişiye ulaşmıştır. Ancak diğer okulların öğrenci sayıları ve öğretmenleri hakkında fazla bir bilgi yoktur yılında ise İç il sancağı merkez Livâda 58 okul ve 17 medrese 191 mevcuttur. Ma'arif komisyonunda bu tarihlerde Birinci Reis Hacı Abidin Efendi ve ikinci Reis Rüşdü Efendi ile birlikte Azalar; Hacı İlyas Efendi, Hacı Mehmet Efendi ve Katip Osman Bahri Efendi, 192 bulunmaktadır yılında 90 öğrencisi bulunan İç il sancağı rüşdiyesi nin öğrenci sayısı 1900 yılında 80 kişiye düşmüştür. Okul elemanları bu tarihlerde şu şekilde teşkil edilmiştir. Birinci öğretmen Mustafa Necati Efendi, ikinci öğretmen Haşim Efendi, Rik a öğretmeni Haşim Efendi, Bevvab Ahmet Efendi 188 H tarihli AVS,s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s. 207.

99 ve Mekteb-i rüşdiye öğrenci sayısı 60 ve Mekteb-i iptida-i öğrenci sayısı 80 dir 193. Daha önceki yıllıklarda eğitim ve öğretim kurumları hakkında fazla bir Ma lûmâtın verilmediği İç il sancağına bağlı Anamur kazasında var olan Mekteb-i rüşdiye'de birinci öğretmen Osman Nuri Efendi, Bevvab Mustafa Efendidir ve öğrenci sayısı 53 kişidir yıllarında. Aynı yıllarda Ermenek kazası rüşdiye Mektebinde ise öğrenci sayısı 80 kişi ve birinci öğretmen Abdullah Hulusi Efendi, ikinci öğretmen Abdah Efendi, üçüncü öğretmen Muhyittin Efendi, muallimi Hat Kamil Efendi ve mübeyyiz Mavişe Efendi dir. Mut kazası Mekteb-i rüşdiyesinde ise; Hamit Şaban Efendi ile Sadık Efendilerle öğretmendir, okulda 1 Bevvab ve 45 öğrenci 195 bulunmaktadır yıllarında Ermenek kazasında yine 80 öğrenciye sahip bir rüşdiye, 62 Sıbyan Mektebi, 6 medrese ve bir kütüphane mevcut olduğunu daha önce belirtmiştik yılında ise aynı kazada değişen bir tek İptidâî okulunun da mevcut olmasıdır. Rüşdiye Mektebi öğrenci sayısında da herhangi bir değişiklik olmamıştır. İç il sancağının diğer kazaları hakkında 1900 yılı Adana Vilâyet Sâlnâmesinde gerekli bilgiler mevcut değildir. Görüldüğü gibi Vilâyet ve Vilâyete bağlı sancak ve kazalarda lü yıllardan itibaren Ma'arif komisyonları oluşturulmaya başlanmıştır. Bu yıllar yani yılları arasında eğitim-öğretim alanında oldukça gelişmelerin yaşandığı yıllar olmuştur eski yıllara göre. Adana da oluşturulan Ma'arif (eğitim) komisyonlarında şehrin ileri gelenleri ve eğitimle ilgili alakalı olanlar görev almışlardır. Bu dönem oldukça fazla yeni tarz mektepler açılmaya başlandığı yıllardır. Örneğin, mekteb-i İptidâî, rüşdiye, mesleki rüşdiyeleri sayabiliriz. Ancak bunların yanında dini eğitim ve öğretim ağırlıklı medreseler de varlığını sürdürmüşlerdir. Okuma yazmanın hızlandırılması ve yaygınlaştırılması amacıyla açılan numune mektepleri ve okul öncesi eğitime örnek sayabileceğimiz Mekteb-i Sıbyanlar da yerini almıştır bu tarihlerde. 2- Adana Erkek Lisesi 193 H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s. 216.

100 Adana da eğitim-öğretim konusunda öncü kişilerden biri Vali Abidin Paşa dır. Abidin Paşa bugün Erkek Lisesi olarak bilinen İ dadiyi açarak eğitime büyük katkı sağlamıştır. Abidin Paşa 1883 yılında Askeri İ dadi adı altında Taş köprü başında okul inşaatını başlattı. Hem rüşdiye ve hem de İ dadi eğitimini birlikte verecek olan okulun orta kısmı 1885 yılında eğitime başladı yılında ise 5 sınıflı İ dadi statüsünde eğitime başladı. İlk müdür Vekili Nabi Menemencioğlu dur. Nabi Hoca 80 yaşına kadar öğretmenlik görevini sürdürmüştür. İdadi kuruluş amacında gösterilen askeri amaçlar için öğrenci yetiştirme işini yapmadı. Daha ziyade İdarî, eğitim alanlarında eleman yetiştirdi. Okulun açıldığı sıralarda 90 civarında öğrencisi vardı. İ dadi 1908 II. Meşrutiyet ten sonra Sultani ismini aldı Tevhid-i Tedrisat Kanunundan sonra Adana Lisesi ismini aldı öğretim yılında Erkek Lisesi ismiyle kütük kayıtları tutuldu. Fransız işgali esnasında okulun müdürü Niyazi Ramazanoğlu Bey in (Tarih Öğretmeni) düşman propagandasına karşı yaptığı çalışmalar Milli İradenin yaygınlaşmasında oldukça önemli oldu. Adana Erkek Lisesi 1934 yılında Cemal Paşa nın yaptırdığı bugünkü binasına taşındı. Erkek Lisesi Abidin Paşa nın kurduğu eğitim yuvası olarak 1923 yılında Atatürk ün de ilgi ve desteğini görmüş, 1989 yılında 100. kuruluş yıldönümünü kutlamıştır. Abidin Paşa aynı zamanda Mevlevi idi. Adana Valiliğinde iken mevlana nın mesnevisinin Türkçe Şerh (tercüme) çalışmalarını da başlatmıştır. Adana Mekteb-i Rüşdiyesi ise ortaokul seviyesinde bir okul olarak salnamalerde yer almaktadır. Baş öğretmen yardımcısı ve güzel yazı (Rik a) hocası olarak üç eğitimci görevlidir. Bu okul medreselerin yanı sıra Avrupa tarzında eğitime başlayan ilk mektep olarak ta kabul edebiliriz 196. Görüldüğü gibi, Vilâyet ve Vilâyete bağlı sancak ve kazalarda lü yıllardan itibaren Ma'arif komisyonları oluşturulmuştur. Bu komisyonlarda şehrin ileri gelenleri ve eğitimle ilgili direk alakalı olanlar yer almaktadır. Ayrıca öğretmenlerin yetiştirilmesi için özel okulların da açıldığını görüyoruz (Numune Mektepleri). Bu yeni açılan okullarda fenni ilimler ağırlıktadır. Açılan sanayi mektepleri ile mesleki eğitime ağırlık verilerek, bu okullardan mezun olanlar sanayi kollarında çalıştırılmak istenmiştir. Adana da eğitim-öğretim konusunda öncü olanlardan biri dönemin Adana Valisi Abidin 196 Eray Alaca, Adana Erkek Lisesinin Kuruluşu ve Gelişimi, Mersin Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Basılmamış Lisans Tezi, Mersin 2000, s.16.

101 Paşa dır. Abidin Paşa bugün erkek lisesi olarak bilinen İ dadiyi açarak eğitime büyük katkı sağlamıştır. Ayrıca baş öğretmen yardımcısı ve güzel yazı (Rik a hocası) öğretmeninden oluşan öğretmen kadrosuyla eğitim veren rüşdiyeler Vilâyet ve Vilâyete tabi sancak ve kazaların bir çoğunda açılmıştır 197. Kimi yerde rüşdiyelerde tek öğretmen bulunmaktadır ve 1900 yıllarına ait Adana Vilâyet Sâlnâmelerinden derlediğimiz eğitimle ilgili bilgiler tam olmasa da o dönemin belli başlı Ma ârifle ilgili özelliklerini yansıtması açısından önemlidir. Ancak tüm araştırmalarımıza rağmen 1900 yılından sonraki Adana Vilâyet yıllıklarına ulaşamadık. Ya Sâlnâme yazılmamıştır ya da düzenli bir kayıt yapılmamış olmalıdır. Bu nedenlerle elimizdekilerle yetinmek zorunda kaldık. G- H- I- DÖRDÜNCÜ BÖLÜM J- K- EKONOMİK YAPI A TARIM ZİRA AT VE HAYVANCILIK 1865 yılında Vilâyet Nizamnâmesine dayanılarak Adana Vilâyeti teşkil edildikten sora, tarım faaliyetlerinden Zira at, hayvancılık, ipekböcekçiliği gibi konularda çalışmalara hız verilmiştir. Adana şehrinin ortasından geçmekte olan Seyhan Nehrinin hem aşağı hem yukarı tarafından dört saat mesafeye kadar olan yerler bağ ve bahçelerle donatılmıştır. Ayrıca 1880 li yıllarda Seyhan Nehrinin iki tarafındaki arazinin özellikle Yüreğir çiftliği ve karyesinin sel baskınından korunması için, Karataş iskelesi ve nehir boyunda önlemler alınmaya çalışılmıştır. Böylece nehrin iki yakasındaki arazi kurtarılabilmiştir. Eğer böyle bir önlem alınmasaydı nehrin doğu yanı memleketin hazine-i serveti olan Yüreğir arazisine külli masraf irat ettikten başka çiftlikattan 197 Adana da Cumhuriyet Öncesi ve Cumhuriyet Dönemi Eğitim, Bir Komisyon Tarafınca Yay. Hazırlanmıştır,İl Milli Eğt. Müd. Yay. Adana1999, s.46,47.

102 kasabaya amid-i şiddeti mümkün olmayarak Zira at ve çiftçilikte bir hayli ve gelip gidenlere pek çok telefat vuku a gelirdi 48 diye yorum yapılmaktadır. 1880,1881,1882 yıllarında Seyhan nehrinin, karların erimesiyle zaman, zaman taştığını ve bu taşkınlardan zararın en aza indirilmesi için cetveller (kanallar) açıldığını görmekteyiz. Seyhan nehrinin belli mevsimlerde taşmasının belli başlı nedeni ise o tarihlerde bu selleri önleyecek barajın olmamasındandır. Ayrıca; Seyhan nehri suları Kayseri havalisindeki Zamantı ırmağına yollardan karışan; Gülan, Eğilince, Uçarki Çakıt, Gürgün çaylarının bir araya gelmesinden ibaret olup suyu pek hafif ve latiftir. Ancak yatağı pek dolaşık olduğu için, güneyden Adanaya on saat mesafede ve ancak, doksan kilometrede Akdeniz e ulaşabilmektedir. Nehrin her iki kilometrede 35 santimetre yüksekliği hesap olunmuş ise de, yatağı dolgun ve dolaşık olduğundan, dağlardan yazları eriyen kar ve yağmur suları da karıştığı zamanlarda etrafa büyük zararlar verebilmektedir.bu nedenle bu tarihlerde büyük binalar nehrin karşı tarafına yapılmıştır.suyun hızını önlemek için yedi sene önce iki kanal açıldığı gibi memleketin uygun yerlerinde Zira atgahlar açılmış olup, bu tarihlerde toplam olarak da Adana da 145 bahçe, 1397 bağ mevcuttur 49. Yukarıdaki bilgilerden de anlaşıldığı gibi 1880 den 1891 yılına kadar olan dönemde Adana da Zira at için alınan önlemler arttırıldığı gibi nehir kenarındaki bağ ve bahçe adedi de çoğalmıştır. Adana sancağına bağlı bulunan Karaisalı halkı ise bu tarihlerde, genelde Zira at ve kereste imaliyle meşgul oldukları gibi elde ettikleri mahsulleri Adana da satarak diğer ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar. Karaisalı da 1891 li yıllarda 600 bağ ve 8 bahçe bulunmaktadır. Pamuk ve susam mahsulü oldukça fazla üretilmektedir ve dışarı satılmaktadır yılında Adana Vilâyetine bağlı İç il sancağı merkezi Silifke kazası arazisi, her türlü meyve ve sebze üretimine son derece müsaittir. Kazanın başlıca mahsülatı pamuk ve susam olup ahali bu yüzden ziyadesiyle faydalanırlar. Bu kazada hasıl olan pamuk ürünü Adana nın her cihetinde olan kozadan iyi ve kalitelidir 50. Ayrıca halkın bir kısmı, kazanın kuzey kısmındaki dağlık bölgede olup keçi, koyun ve bu hayvanlardan elde edilen yağ ve peynir 48 H tarihli AVS, s. 75. ; Yurt Ansiklopedisi,C.1,s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s. 99.

103 üretimiyle meşgul olmaktadır den 1891 li yıllara gelindiğinde Silifke de üretilen tarımsal ürünlerin ihtiyaçtan fazlası Silifke karşısındaki Kıbrıs adasına ihraç edilmektedir. Buna göre hemen, hemen geçen on yıllık zamanda özellikle hububat mahsulünün fazla vermesiyle, ilçeden uzak yerlere satılmaya başlanmıştır.1900 yıllarında ise İç il sancağından,hububatın yanında çok miktarda, İskenderiye ve Suriye sahillerine pek çok kereste, Marsilya ve Tereste ye palamut, sığır, koyun ve sair hayvanat ihraç edilmektedir Adana Vilâyet yıllının bahsettiği gibi 1900 yılında İç il sancağı Silifke kazasından, dışarı satılan ihraç malları çeşitlenmiştir. Bölge açısından bu durum önemli bir gelir kalemi teşkil eder. Ayrıca Zira at ve tarımın geliştirilmesi, hem de tarım alanlarının genişletilmesi amacı ile eski Adana Valilerinden Nasuhi Bey İç il sancağı Silifke kazasında oldukça başarılı çalışmalar yapmıştır. Kasabanın batı yönünde Tekfur nam mahalde oldukça fazla miktarda çıkmakta olan su, yirmi bin dönüm araziyi işlenemez hale getirmiş ise de eski vali Nasuhi Bey Efendi hazretlerinin, doksan beş senesinde H. (1295) İç il sancağı Mutasarrıflığında bulundukları sırada, bir gezide kanal açtırılarak başlanıldığı gibi bu havayı kirleten bir takım bataklıklar da kurutulmuştur 51. Böylelikle şehre pis koku yayan bataklıklar ortaklıktan kaldırılmış, bu bölgeler tarım arazisi olarak halka tahsis edilmiştir. Bu açıdan Zira at ve tarım açısından 1900 yılları, İç il sancağının ziyadesiyle geliştiği zamanlardan olmuştur. İç il sancağına bağlı bulunan Gülnar kazasının tarım ürünleri de Silifke ninki ile benzerlik göstermektedir. Arpa, buğday, fasulye, pamuk ve darı yetiştirildiği gibi, çoğunlukla üzüm yetiştirilip bundan da pekmez çıkarılır. Aşiret takımı ise keçi, koyun yetiştiriciliğiyle uğraşmaktadır. Silifke gibi aynı yıllarda Gülnar Kazasının tarım ürünlerinin fazlası da Gelendere, Ovacık, Çağlayık ve Babadil iskelelerinden dışarı nakil olunur ve 1891 yıllarında İç il sancağına bağlı Anamur kazasının, tarım faaliyeti biraz değişkenlikle birlikte hemen, hemen aynıdır. Bu değişme bir miktar üretim artışı ve keresteciliğin 1881 yılında akarsular aracılığı ile ovaya indirilip işlenmesinden ileri gelmektedir. Ayrıca Anamur kazasının tarım faaliyetini özetlemeden önce, ona can veren akarsu yatarlarını belirtmek gerekir. Denize yedi sekiz saat mesafede dağ aralarından akan su, Ma muriye 51 H tarihli AVS, s. 176.

104 kalesi civarından denize dökülür. Bununla Boz yazı nehri üzerinde birer köprü vardır. Dahili kazada bunlardan başka Güzelce, Aksaz, Sultankale, Viran, İnceağası, Hacı Musa, Baltacı, Kahyalar suları namlarıyla iri ve ufak nehirler akmaktadır. Bu kazanın arazisi münbit ve mahsuldar olduğundan buğday, arpa ve çoğunlukla mısır, buğday, susam, fasulye, tütün, limon, nar, harnup ve çeşitli sebzeler üretilmektedir ve fazlası ihraç edilmektedir. İhraç edilen yerler ise Kıbrıs, Beyrut ve Şam dır. Anamur kazasının meskun olan yerleri sahil tarafları olup, yayla cihetleri çam, katran, ladin, ardıç, meşe ağaçlarıyla kaplıdır. Bahsedilen ormanlardan kereste imal edilerek deniz kıyısına indirilir yılında İç il sancağı Mut Kazasında da tarımsal faaliyetlerin gelişip arttığını ve 1891 yılına gelindiğinde, yetiştirilen mahsullerden fazlasının çevre kazalarda satıldığını görmekteyiz. Mut kazasında, iki bin kadar bağ ve bahçe, bir çeyrek saat mesafede haylice binalar ve kabristan eserleri bulunan bir memleket harabesi ve anılan kalenin altından çıkan sularla kalan kısmında, sulanacak çok arazi vardır. Her çeşit mahsul alındıktan başka, sarı kavak Nahiyesinde pirinç Zira atı yapılır. Vasatlı zeytinlikleri olduğu için zeytinleri ve zeytin bağları çok nefis olur 53 diye bahseder Adana Sâlnâmeleri. Buna göre Mut kazasında yıl geçtikçe sulanabilen arazi ve aynı zamanda zeytincilik ve zeytin yağı üretimi yıldan yıla artmaktadır. Adana nın Mersin sancağında 1891 yıllarda tahminen 2500 dönümlük arazide sulu tarım yapılabilmektedir. Ayrıca bu arazileri sulayan akarsular şehir içerisinden de arklara ayrılarak faydalanılma yoluna gidilmiştir. Bin dokuz yüz yıllarına gelindiğinde ise Mersin e bağlı Tarsus kazasında tarımsal faaliyet açısından bir yenilik sayılabilecek Gülcülük, ipek böcekçiliği ve arıcılık devlet eliyle geliştirilmiştir. Bu amaçla köylerde oldukça fazla dut bahçeleri ihdas edildiği gibi, gülistanlık yetiştiriciliği için dışarıdan gül fidanları ithal edilmiştir. Bu tarihlerde yine Tarsus kazasında, birkaç seneden beri şehrin bazı köylerinde, zeytinlik ihdas olunarak eşine az rastlanır halde az ve çok zeytin yağı imal edilerek kasaba ahalisine satılmaktadır. Tarsus kazasında husule gelen arazi ürünleri ve ağaçlari; hanta, şağyer, yulaf, nohut, mercimek, zeytin, 52 H tarihli AVS,s H tarihli AVS,s. 122.

105 portakal, limon, badem, elma, armut, turunç, şeker, kayısı ve daha pek çok sebzeden ibarettir. Bunlardan ihtiyaçtan fazlası; hanta, şağyer, yulaf, pamuk, susam, ak darı, mısır darısı, nohut, mercimek ürünleri dışarıya çıkarılmaktadır 54. Görüldüğü gibi 1880 den sonra yirmi yıllık bir zamanda Tarsus ta tarım ürünlerinde bir artma meydana geldiği gibi tarımsal ürünlerde de çeşitlenme yaşanmıştır. Bunların yanında kasabada 30 saat uzunlukta ve 20 saat eninde bir alan aynı yıllarda ormanlık olup katran, piynar, ladin, sandal, ardıç, zeytin ağaçları mevcuttur. Tarsus kazası arazi mahsulatı 1880 ve1891 li yıllarda Mersin in hemen, hemen aynısı olduğunu düşünürsek, 1900 yılında ve bu tarihlerden sonra Mersin e göre biraz daha fazla çeşitlenme ve artış söz konusudur yılında İç il sancağı Ermenek kazasında 20 bahçe, 2980 bağ olduğu gibi aynı yıllarda Gülnar kazasında 100 bahçe, 1950 bağ vardır. Bu da şunu göstermektedir ki bu yöreler sebze ve tahıl açısından kendi kendine yeterken bağ ve bahçecilikde de ileri düzeydedir diyebiliriz. H.1297 Adana Vilâyet Sâlnâmesine göre Kozan Sancağında, on beş bahçe bulunup bunlarda tatlı ve ekşi limon ve turunç ağaçları bulunur. Pamuk, susam, şağyer, hanta, mercimek, nohut, tütün, soğan, sarımsak, üzüm, limon, turunç, portakal olup mahallinde sarf olunur. Yine tarım faaliyetleri arasında saydığımız ormancılık açısından adı geçen kazada Gürgen dağı üzerinde dört saat uzunlukta iki saat genişlikte bir, uzunluk olarak iki, eni sekiz saat mesafede Orman İdaresi olup, ağaçları; çam, meşeden ibarettir. Sırkıntı Nahiyesinin bazı yerleri orman olup yabani zeytin, çam, katran, sakız, meşe, çınar, harnup, hartlap ve ardıç ağaçları vardır 55. Bahsedilen ormanlık alan Kozan ın batı ve kuzey bölgeleri olup yedi yüz elli metrenin üzerinde bir yüksekliğe sahiptir yılına gelindiğinde Adana yıllığında Kozan da; 1880 yılında on beş olan bahçe sayısı 120 gibi yüksek bir rakama ulaşmıştır. Aynı tarihte bağ sayısı ise 1800 dür. Ayrıca on bir yıllık süreçte üretilen bağ ve bahçe mahsulünün fazlası ihraç edilir duruma gelmiştir. Ancak 1900 yıllarına gelinmesine rağmen Kozan Sancağı halkının bir çoğunun, göçebe olarak hayvancılıkla uğraşması ve yazın sıcak ve bataklıklardan dolayı meydana 54 H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s

106 gelen hastalıklardan korunma sebebi ile halkın yüksek yaylalara göç ettiği bildirilmektedir. Buna göre bağ ve bahçeciliğin dışında Zira atın bu bölgede fazla geliştiğini söyleyemeyiz. Çünkü o işi yapacak insan yerinde değildir. Yıllıklar bu konuda Mayıs, Haziran, Temmuz aylarında sıcak yüzünden tamamıyla sona ermekte ve göçebelik halini koruyan ahaliden büyük çoğunluğu yaylalara gitmekte olduklarından dolayı Zira at istenilen düzeyde ilerleyememektedir diyerek bu konudaki tezleri de doğrulamaktadır. Hatta 1900,1950,1960 lı yıllarda dahi özellikle sıcak, sıcakla başlayan bataklık ve sivrisinek illetinden arazinin hiçbir değeri yoktur. Adana Vilâyeti Kozan sancağına tabi Haçin (Saimbeyli) kazası tarım ve tarım ürünleri açısından, arazisinin yapısı nedeniyle üretim kısıtlıdır. Çünkü bu kaza m. yüksekliğe sahip olup tarım alanı sarp ve azdır. Tarım ancak akarsu boyları ve bük denilen yerlerde yapılabilmektedir. Yine de 1880 yıllarında kendi kendine yetecek derecede hanta, şağyer, nohut, mercimek, soğan, çeşitli zahireler olup bir tarafa nakil olunmayarak mahallinde sarf olunur. Pekmez, çok olduğundan diğer yerlere satılmak için gönderilir. Kasabanın her tarafı Ormanla çevrili olup etrafı çam, ardıç, meşe, ladin ve çeşitli ağaçlarla kaplıdır yılında yedi Nahiye ve altmış köye sahip olan Haçin kasabası altı mahalleye ayrılmıştır. Doğu ve batı yönlerinden kötün ve çatak isimleri ile iki çay gelip, 10 dakika güneyinde birleşerek Haçin suyu adını alıp üç saat sonra gök suya karışmaktadır. Bu su, bu tarihlerde arklara ayrılarak, bağ bostan sulanmaktadır. Görüldüğü gibi 1880 yıllarında kendi kendine yetebilen Haçin kazası Zira ati bundan 10 yıl sonra ihtiyacı karşılayamaz duruma gelmiştir. Bunun nedeni ise artan nüfusa karşılık tarım arazisi miktarının aynı olmasından olmalıdır. Arazi yapısının da uygunluğuyla Haçin kazasının bağ ve bahçe ürünleri zamanla artmıştır yılında kazada 2500 bağ ve 65 bahçe mevcuttur. Bu sayı ileri ki yıllarda daha da artmıştır ile 1900 yılları arasında Feke kazası ile Haçin in tarım faaliyetleri ve tarımsal ürün çeşitleri hemen, hemen birbirinin aynısıdır. Çünkü arazi yapıları da birbiriyle benzerlik göstermektedir. Genel olarak bu kazada hanta, şağyer, darı, mercimek, güşne, fasulye, nar, elma, ayva mahallinde tüketilir. 56 H tarihli AVS, s. 138.

107 Ormancılık açısından adı geçen kazada tavlen (uzunluk) 20, arzen (eni) 10 saat mesafeli üç adet Orman alanı vardır ve ağaçları; çam, meşe, ardıç, katran, hartlap, ladin, yabani, zeytin, kesmeden ibarettir yıllığında da Feke nin tarımsal faaliyetinde fazla bir değişiklik yoktur, Orman alanı aynen korunmuştur. Bu tarihte Feke kazası; Karacalı, Erikli, Mansurlu, Rumeli Nahiyelerinden ve toplam yetmiş iki köyden oluşmaktadır ki köyler daha çok dağlık alandadır yıllarında Kozan sancağına bağlı Zülkadriye (Kadirli) kazasında hanta, şağyer, pamuk, liman, darı, susam, tütün, nohut, mercimek, portakal, ceviz üretilmekte ve yerinde tüketilmekte fazlası Adana tarafında satılmaktadır. Kadirli kazasında yedisekiz saat mesafedeki dağlarda ormanlık olup ağaçları; çam, ardıç ve katrandan ibarettir yıllarında Kadirli kazası Bozdoğan Nahiyesiyle birlikte elli köy ve dokuz mahalleden ibaret olup merkezi Pazar isimli yer dir. Aynı yıllarda Kadirli kazasının Ormanlık alanında bir değişiklik yoktur. Ayrıca 1891 yıllığına göre de Kadirli iki kısımdır. Biri ova kesimi, diğeri ise dağlık bölgedir. Ova kısmı kazanın en verimli alanıdır. Dağlık bölge ise genelde hayvancılıkla uğraşan köylü ve göçebe Türkmen aşiretlerin uğraş alanıdır. Cebel-i Bereket sancağı sınırları içerisinde yer alan Osmanîye Kazası, kıyı köyleri, Cerit, Tacirli, Cendoğlu Nahiyelerinden ibaret olup merkez kaza Rızâiye köyü dür. Bu kaza ahalisi, hanta, şağyer, pirinç üretmekte olup kaza içerisinde sarf olur. Üretilen bamya ve susam ise Adana ve İskenderun taraflarına satılmaktadır. Hassa kazasında yine hanta, şağyer, darı, pirinç, mercimek, vişne, nohut, üzüm, yemiş üretilmektedir. Orman olarak ise, çam, katran, mazı, pelit ve ağaç çeşitleri vardır yıllarında yukarıdaki gibi bir tarım faaliyeti arz eden Hassa kazasında, 1891 yılına gelindiğinde ürünlerde çeşitlenme söz konusudur yıllarında Hassa kazasında 1880 yılındakilerden farklı olarak hıryar ve pamuk mahsulü de üretilmekte olup, fazlası ihraç olunmaktadır. Ayrıca bu tarihlerde Hassa kazası ahalisi aynı bilgilere göre, ormanlarından kereste imal ederek Halep dolaylarına ihraç etmektedirler yıllarında ise 57 H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s. 147.

108 Cebel-i Bereket sancağının fazla ürünleri yine başka yerlere ihraç edilmektedir. Orman ürünlerinden faydalanma da aynı hızla artmaktadır yılı Adana Vilâyet Sâlnâmesine göre Cebel-i Bereket sancağında Ormanlardan muhtelif cins ve büyük miktarda kereste, nakil ve ihraç edilerek etrafa sevk edilmektedir. Islahiye ovasının orta düzeyde ürün alınmasına rağmen, yörenin ihtiyacını temin edecek miktarda az ise de Osmanîye ovasında Zira at oldukça gelişmiş olup, yerinde tüketilmektedir. Payas kazasındaki Portakal limon bahçeleri yıllık on, on iki bin lira ihracata katkıda bulunur hale gelmiş ve anılan kaza dahilinde olan yumurtalık limanı, etrafının hububatını edebilecek düzeydedir. Hassa kazasının yıllık mahsül geliri on bin lira kadar olsa da kazadaki bahçe miktarı günbegün artış göstermiştir. Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı gibi Cebel-i Bereket sancağında tarım faaliyeti ve tarım ürünleri açısından 1880 den 1900 yılına kadar olan yirmi yıllık bir sürede artış gözlenmektedir. Ayrıca Tarsus gibi Cebel-i Bereket sancağı, Payas kazasında bu yıllar içerisinde zeytincilik ve ipekçilikte gelişme gösteren tarım faaliyeti kollarındandır. Hatta ipek mahsulünün fazla olan kısmı Halep taraflarına 1891 yıllarından itibaren ihraç edilebilmektedir. Aynı sancağa bağlı bulunan Bulanık (Bahçe) kazasının arazisi dağlık olduğu için Zira at fazlaca gelişmemiştir. Adana yıllıklarına göre Bulanık ta üretilip dışarıya ihraç olunan ürün tütündür. Islahiye kazası beş nahiye ve altmış köyden ibaret olup ürünleri, çoğunlukla çeltikiyedir. Bir buçuk saat mesafeden kara su akıp, yirmi beş arka taksim edilmiş ve çeltik bu arklarla yetiştirilmektedir. Dağ ciheti ahalisinin ürünleri olan kereste ve katran Halep, Kilis, Antep, Antakya, Maraş cihetlerinde işlenmektedir 60. Adana yıllıklarından da anlaşıldığı gibi Adana ekonomisi, hem o yıllarda ( ) hem de bugün tarıma ve tarıma dayalı sanayiye dayanır. Adana Vilâyetinin orta kısmından Seyhan nehri aktığı gibi ona paralel bir şekilde Ceyhan nehri, Ceyhan ovasına can verir ve 1850 li yıllarda Vilâyet sınırları içerisinde Adana Valilerinin çiflikat-ı hümayun (devlet çiftlikleri) kurma çalışmalarını görmekteyiz. 60 H tarihli AVS, s. 171.

109 Klasik Ermeni tarihi ideolojisine göre hayali Ermenistan toprakları Ağrı Dağı ndan başlar. Doğu Anadolu nun geniş bir bölümünü içine alarak orta çağda Ermenilerin yaşadıkları Kilikya (Adana) topraklarını da içine dahil ederek Akdeniz e açılır. Adana toprakları Ermeniler için Küçük Ermenistan veya Kilikya Ermenistanı olarak da görülmüştür. Osmanlı Devletinin son zamanlarında Kilikya Ermeni Devletini kurmak için teori ve pratik alanda sistemli çalışmalar başlatıldı ve 1850 li yıllarda Ermenilerin ideoloji teorisyenlerinden olan Rus Ermeni si Mikayil Nalbandiyan ın öğretileri oldukça önemlidir. Mikayil Nalbandiyan, ticaret, bankerlik ve sarraflıkla uğraşan Ermeni zenginliklerinin ellerinde bulunan sermayeyi toprağa yatırarak tarım toplumu haline gelmeleri tavsiye ediliyordu. Bu görüşlerin adeta uygulayıcısı olarak 1860 lı yılların başlarında İstanbul dan Adana ya gelen Mikayil Nalbandiyan ismindeki zengin bir Ermeni Kozan Kalesi yakınlarındaki Kısacıkören mezrasından devlet arazisi (miri arazi) satın almaya ve çiftlik kurmaya başladı. Nalbandiyan ı Adana ve Kozan ın diğer Ermeni zenginleri izledi. Çukurova nın verimli topraklarında Ermeniler lehine toprak tasarrufları çalışmaları hızlandırıldı Kırım harbinin getirdiği yeni ilişkiler çerçevesinde imzalanan Paris Antlaşması ve arkasından ilan edilen Islahat Fermanı maddeleri içinde Osmanlı Devlet Arazilerinin (miri arazi) Osmanlı Tebaası (gayrimüslim) ve yabancılara satılabileceği hükümleri de getirilmiştir li yıllar Osmanlı şehirlerinde görev yapan çok sayıda yabancı diplomatik misyonlar adeta birer arsa komisyoncusu gibi gayrimenkul satın almaya başladılar. Adana Vilâyetinde de yabancı konsolosların tarla, bahçe satın alımını hızlandırmaları dikkati çekici ölçüde idi. Yabancıların ve Ermenilerin Çukurova da arazi satın almalarına karşı sistemli mücadele eden kişi yılları arasında Valilik yapan Abidin Paşa dır. Abidin Paşa, örnek tarım yapmak amacıyla Ceyhan Irmağı kıyılarında geniş araziler satın almaya başladı. Osmanîye den Silifke ye kadar uzanan yerlerde geniş çiftlikler kuruldu. Abidin Paşa aynı zamanda Türk kökenli yerli eşrafın da boş araziler satın alarak Ermeni yayılmasının durdurulması için de çaba harcadı. Abidin Paşa nın arazi satın alması, çiftlik kurması, yeni tapu kanunları çerçevesinde boş arazileri yeniden devlet mülküne kazandırmakla görülebilir.

110 Çukurova da Ermeniler ve işbirlikçi yabancı teşebbüs gruplarının arazi satın alarak devletin hükümrânlık haklarını zedelemelerinin önünü almak hususunda köklü teşebbüs 1890'lı yılların başında geldi. Önce 1890 yılında bir zabit kumandasında yeteri kadar da asker tahsisi yapılarak Anavarza sahillerindeki boş otlaklar koruma altına alındı. Sultan suyu harasında bulunan kışlatılmak üzere buraya getirildiler yılında Karataş sahillerine yakın yerler devlet atları için ahır inşasına başlandı yılında da devletin kararı irade-i seniyye ile Anavarza Kalesi etrafında bulunan Savrun, Sunbas, Ceyhan ırmakları kıyılarındaki boş ve bataklık arazilerden başlayarak Anavarza Kalesi eteğinde güneye doğru uzayan Ceyhan Irmağının bazı sahillerini izleyerek Yüreğir ovasına inen, Yumurtalık ve Karataş kazalarını da içine alan geniş araziler Devlet Çiftliği (çiftlikat-ı Hümayun) sınırları içine alındı. Görünüşe bakılırsa Padişah II.Abdulhamit in devlet adına verdiği kararla devlet çiftliği kurulmuştu ve üç ana parçadan teşekkül ediyordu. Mercimek köyü ve civarı, Kozan taraflarındaki Sarıçam, Yüreğir ovasında bulunan Adalı ve Bebeli köyleri. Çiftliğin sınırları 1905 yılında mühendis Şikoroski nin yaptığı tapu haritasına göre 1 milyon 104 bin dönümlük bir araziyi içine alıyordu. Osmanlı Hükümeti, Anavarza/Mercimek çiftliğinin başına albay ve yarbay rütbelerinde müdürler tayin etti. Safkan Arap atları beslenmeye başlandı. Ayrıca örnek tarımda yapılıyordu. II. Meşrutiyetin ilanı olan 1908 yılında sonra çiftliğin başına Sükyas Efendi isminde bir Hıristiyan tayin edildi. Sükyas Efendi nin marifeti, çiftliğe buharlı makineler alarak modern ve verimli bir işletmecilik örneği vermek şeklinde oldu ama çiftlik onun zamanında zarara girdi. Sükyas Efendi nin azınlık kimliğinin Ermeni olması ihtimali vardır. Anavarza çiftliği Osmanlı nın Fransa dan borç talebinde bulunması üzerine, alınan borca karşılık gösterilerek 1911 yılında yetmiş beş sene müddetle Fransız Şirketler grubuna icara verildi. Anlaşma metninde icara verildi yazıyor ama aslında borçlanma karşılığı ipotekli rehin verme olayı gündeme gelmiş ve kabul edilmiştir. Ancak çiftlik sınırları içinde kalan şahsi arazilerin sahipleri için hakkı baki kalmak şartıyla diye açıklık getirilmesi ile çiftlik sınırları içinde vakıf

111 arazileri olan Ramazanoğulları Adana Valiliğine defalarca başvuruda bulundular. Ancak kendi topraklarının korunması hususunda hukuki bir gerekçe bulamadılar 61. Bilindiği üzere Adana da tarım genel olarak tahıla dayalıydı. Çok eski çağlardan beri ekildiği bilinen pirinç ise Adana da dört ayrı bölümde yapılmaktaydı. Adana da yetiştirilen pamuk, 1820 yıllarına kadar ancak yöre ihtiyacını karşılayacak düzeyde idi. Ayrıca yetiştirilen bu pamuk çok ilkel yöntemlerle eğrilip dokunmakta idi. Yine Adana nın pamuk ekim alanları önemli bir pamuk üreticisi olan Mısır dan dönüm fazla idi. Mısır ın toplam ekin alanı dönüm iken Adana da bu alan dönümdü. Adana yöresinde bir sanayi hammaddesi olan pamuğun ekiminin özellikle Mehmet Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşanın Adana Valiliğinde iken Kıbrıs tan ve Mısır dan pamuk tohumu getirtmesiyle hızlandığını görüyoruz. Bütün bu çabalar sonucu Adana da elde edilen pamuk miktarı 1850 de 50 bin balyayı buldu lerde Adana da 50 pamuk işleme ve keçe yapımevi, 22 basmahane, 40 masar vardı yılları pamuk mahsulünün dünyada altın çağını yaşadığı dönem olmuştur. Çünkü bu tarihlerde (1861) Amerika da iç savaşların görülmesi dünya pamuk üretimini düşürmüştür. Bu yüzden pamuğun değeri artmıştır. Dolayısı ile dünyanın başta gelen dokuma sanayisine sahip İngiltere yeni pamuk ekim sahaları için Çukurova ya yönelmiş ve Osmanlı yönetiminden pamuk ekimiyle ilgili bir çok tavizler almıştır. Bu ödünler şunlar olmuştur; 1. Devlet pamuk üretmek isteyene boş toprakları karşılıksız verecekti. 2. Dağıtılan topraklardan beş yıl vergi alınmayacaktı. 3. Pamuk dış satımından alınan vergi oranları düşürülecekti. 4. Pamuk işletmek için dışardan gelecek araç, gereç ve makineler gümrük vergisinden bağışık tutulacaktı 62. Tırpani kardeşler, aynı zamanda Çukurova nın ve Adana nın gerek duyduğu tarımsal araç ve gereçleri dış ülkelerden sağlıyordu. İngiliz etkisi ile gümrük bağışıklığı tanınan tarımsal araç ve gerek ithalatında büyük bir artış 61 Cezmi Yurtsever, Adana Valileri, Güney Haber Gazetesi, S. 19, Adana 1997, s Yurt Ansiklopedisi, Anadolu Yayıncılık A.Ş., C. I, İstanbul 1981, s. 35.

112 görüldü. Tarımdaki makineleşme da Adana nın Vilâyet olmasından sonraki döneme rastlamaktadır. Amerikan iç savaşından sonra pamuk fiyatlarının düşmesiyle pamuk ekimi azaldı. Diğer Zira at aletlerinden üç demirliyi 1875 yılında Taşçı çiftçilerinden Salih Efendi icat etmiş ve Tarakçı namındaki bir ustaya yaptırmıştır da gelen ilk orak makinesini Mennanoğlu Kasım Bey almış ise de ağır olduğu için çalıştıramamıştır. Tarımdaki makineleşme ileri ki zamanlarda daha da artarak devam etmiş, ancak yeterli olmamıştır.bu konudaki çalışmalarda 1881 yılında Vali Abidin Paşa nın faaliyetlerini görmekteyiz. Çifte kazanlar (buharlı nadas makineleri) 1881 senesinde Vali Abidin Paşa nın teşvikiyle menafi sandığı tarafından getirildi. Bunları iki yıl müddetle Bağdatlı Kadir Efendi kiraladı. Küçük hayvan pulluklarını iplikçi adındaki bir tüccar ithal eyledi. Harman makinesi (patoz) 1890 senesinde Tuzsuzoğlu Kilisesi köyünde çalışırken görülmüştür. Bunun markası Marshall idi. Dört ve altı öküzle çekilen nadas pullukları ile Bergüzer adlı hafif orak makinesinin getirilişi sonralara rastlar. Bunun yanında dışarıdan ithal edilen tarım makinelerinin dışında yerli sanayice üretilen tarım makineleri de vardır. Hatta bu konularda çeşitli denemelerde yapılmıştır. Zira at müdüriyetinin 1912 lerde bir raporuna göre Adana da yapılan böyle bir harman makinesi tecrübesinin öyküsü şöyledir. İkisi de İzmir de yapılmış olan Agopyan ma mülü makinelerin Asaduryan ınkilerden daha iyi iş gördüğü anlaşılmıştır. Zira at mektebi arazisinde yetiştirilen buğdayın taneleri patoz ile ayrıştırılmış, saplar toplanarak denenmiş bununla da yetin ilmeyerek Kileli sapların nasıl ezileceğini görmek için çevre köylerdeki bir harmana yeniden saplar dökülmüş, bir çift at ile deney yapılarak yerli döğenlere oranla 1,5 misli iş görebileceği anlaşılmıştır. Raporda denenen harman makinesine ilişkin 3 nitelik saptanmıştır. Bunlar: 1. Bıçaklar ince olduğundan çabuk körleniyor ve dişlerin uçları eğiliyor. 2. Ön tarafında bulunan iki tekerlek arasındaki bıçaklı silindir açıkta olduğundan biri geri çekildiğinde ayağa dolanarak parçalama tehlikesi taşıyor. 3. Nakil güçlüğü var ve iki ameleye ihtiyaç gösteriyor. Bu dönemlerde çok geniş tarım alanlarında Zira at yapılmasına rağmen yeni tarım teknikleri ancak belli çiftliklerde uygulanmaktadır. Bu tarımsal

113 üretimin çok daha fazla artmasını sağlamaz. Bu arada Adana da yenilik sayılabilecek bazı tarımsal faaliyetler şunlar olmuştur tarihinde yine Frenk patlıcanı adıyla domates getirildi. Halk uzun süre yemedi (onu mekruh saydı) yılında Harman makinesi 1870 te çay geldi ve yaygınlaştı yılında Orak Makinesini B. Mennanoğlu Kasım bey getirildi yılında Buharlı çift makinesi Menafi sandığı parasıyla İngiltere den getirildi de elek makinesi, 1882 yılında da İngiliz malı öküz, tek kolu pulluk, İplikçi adındaki çiftçi tarafından getirildi yılında Mısır dan Amerikan pamuğu tohumu getirildi ve yardım olarak köylüye dağıtıldı 63. B TİCARET-SANAYİ ve SANAT DALLARI Adana Vilâyeti verimli topraklarının varlığı nedeniyle yüzyıllardan beridir tarım yapılabilen bir bölge özelliğine sahiptir. Bu özelliklerinden dolayı da ticari faaliyetleri ve sanayi kolu çeşitlemesi tarımsal üretimle alaka ve paralellik arz etmiştir. Ticari faaliyetler genelde Zira at ürünleri veya halkın küçük işletmeler ve kendi evlerindeki tezgahlarda ürettikleri eşyaları (halı, kilim, çuval, çul, gümüş ve gümüş eşyalar, metal aletler vb.) ve aletleri içeride ya da Vilâyetler arasında veya daha uzaklara (Kıbrıs, Suriye gibi) satmak şeklindedir. Bu tarihlerde memleket dahilinde olduğu gibi olduğu gibi ticaret çoğunlukla halk arasında yaygın değildir. Halbuki devletin kuruluş ve gelişme yıllarında Ahilik ve Lonca teşkilatları vasıtasıyla ticaret, Müslüman Türk halkı arasında özendirilmiş ve ticari ahlak esasları meydana getirilmiştir. Devletin gerileme ve dağılma dönemlerinde ise durum tam tersinedir. Ticaret utanılacak bir meslek şeklinde algılanmış yıllarca. Bugün dahi ticaret sanki Türk Milletinin yapacağı bir iş değilmiş gibi bir anlayış hakimdir. Bu yanlış düşünceye göre Türkler o yıllarda ticari faaliyetlerden sayılan deri ticareti, kalaycılık, kuyumculuk gibi meslekleri yapmazlardı. Gerçekte tarih boyunca, ekonomik faaliyetlerde malı üretenden çok ticaretini yapan kazanmıştır. Vilâyet Sâlnâmelerinden anladığımıza göre Adana Vilâyetinin merkezindeki imalat ve sanayi dalları ve bu kollarda üretilen mamul maddeler Yurt Ansiklopedisi, Anadolu Yayıncılık A.Ş., C. I, İstanbul 1981, s. 35. Kasım Ener, a.g.e., s.32-

114 kendi kendine yeter durumdadır. İmalat ve sanayi kollarının geliştirilmesi amacıyla 1890 lı yıllardan sonra bütün yurtta olduğu gibi Adana da da sanayi-i nefise okulları açılmıştır li yıllarda küçük ve orta ölçekli sanayi kuruluşları kategorisine dahil edebileceğimiz kuruluşlar genel olarak Adana şehrinde kurulmasıyla birlikte bazı el aletleri ile gümüşten üretilen süs eşyaları, kahve takımı ve çeşitli aletler üretilmeye başlamıştır. Terzilik, gazazlık, tüfekçilik, bakırcılık, kunduracılık, dökmecilik sanatları olduğu gibi elvan adında, üzerine güzel sahtiyan dahi çıkararak çizme yemeni ve yapılmaktadır. Kilim, çuval, harar ve bu nevi basma kalın bez, el ve abdest havlusu, hamam takımı, palan, eğer, semer gibi şeyler de imal edilmektedir. Topraktan testi, küp, tuğla dahi yapılır li yıllardan itibaren Adana daki fabrikaların maden kömürü ve odun ile idare olunur bir şekilde modernleştirildiğini görüyoruz. Bu konuda da yine Adana yıllıkları şu şekilde bilgi verir; Bu havalide kesretle mahsule gelen pamuk mahsulü, önceleri buraca bir çok özelliği olan ve çırçır denilen alat vasıtasıyla tasfiye olunmakta bulunduğu halde zirdeki cetvelde gösterildiği gibi birkaç sene zarfında maden kömürü ve hattab ile idare olunur çeşitli fabrikalar yapılarak, ekseri bunlar vasıtasıyla tasfiye olunmakta ve itibar ve fenniyece ileri düzeyde görüldüğünden bu fabrika inşaatları bir taraftan arttırılmaktadır 64. Adana şehir merkezinde 1891 yıllarında 27 han, 4 hamam, 1 bedesten, 1988 dükkan, 90 mağaza, ayrıca 55 değirmen, 33 fırın, 5 boya basmahane, 28 ma sera, 7 fabrika vardır Adana Vilâyet Sâlnâmesinden aldığımız bu bilgiler ışığında bir değerlendirme yapacak olursak yukarıdaki ticaret ve sanayi kuruluşlarının 1900 yıllarında daha da geliştiğini söyleyebiliriz lı yıllarda Adana Vilâyetine bağlı bulunan Mersin merkez kasabasının çarşıları gayet muntazam ve ticareti çok önemlidir. İkisi taş, ikisi ahşap olmak üzere dört adet iskelesi olup Mersin e uğrayan vapurlara ithal ve ihraç eşyanın tamamı bu iskelelerden indirilir ve çıkarılır 65. Ayrıca Vilâyetin denize kıyısı olan yerlerinde ticari faaliyetler daha canlıdır. Genel olarak Adana Vilâyetinde üretilen bazı eşyaların ticareti kendi sınırları içerisinde yapılmaktadır. Fazlası ise daha uzak Vilâyetlere ihraç edilmektedir. Bugün dahi bahsedilen iskelelerin ticari önemi büyüktür. Vilâyette ticaretin düzenli olarak devam ettirilmesi için Ticaret Mahkemeleri ve Komisyonlarının da kurulduğunu görmekteyiz yıllarında 64 H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s. 94.

115 Mersin ayrı bir sancaktır. Bu yıllarda Mersin sancağına bağlı bulunan Tarsus ta bulunan sanayinin başlıcası; makinistlik, marangozluk, dülgerlik, demircilik, kunduracılık, mimarlık sanayi olup kilim, seccade ve buna benzer şeylerle hamam takımı dokunur ve imal olunur 66. İç il sancağının merkez kazasında ve bağlı kazalarında yetiştirilen mahsule parelel bir şekilde sanayi ve ticaret kolları gelişmiştir yıllarında genel olarak kilim, karaçul, keçe, çuval, harar, iplikten bez kaliteli bir şekilde, kaza dahilinde ve civar kasaba ve köylerde dokunur ve imal edilir. İplik, ekarsi, demirden aletler, kundura ve çizme, papuçlar ile deriden eşyalar imal olunur 67. Ticaret ve sanayi açısından 1891 Adana Vilâyet Salnâmesine göre yine İç il sancağına bağlı mut, Ermenek, Anamur ve Gülnar kazalarındaki ticari ve sanayi faaliyetler hakkında şu bilgileri buluyoruz. Mut kazası, Mut ve Sinanlı, Sarı kavak Nahiyelerinden müteşekkil olup merkez kaza Mut kasabasıdır. Bu kabasada 40 dükkan, iki hamam bulunmaktadır. Ermenek ise, merkezi olan Ermenek kasabasıyla Nevâhî Nahiyesini bünyesinde bulunduran eski bir kaza olup 2 han, 2 hamam, 12 değirmen, 315 dükkan, 12 fırın, 1 derici vardır. Anamur ise Anamur ve Selenti Nahiyelerinden ibaret olarak, merkez kaza Akdeniz e yarım saat mesafede çorak isimli kazadır. Bu kazada 40 dükkan, 1 derici bulunmaktadır. Gülnar kazasında ise 46 dükkan mevcuttur yılı Adana Vilâyet Salnâmesine göre ise İç il sancağı merkez kasabada 398 dükkan ve mağaza, 3 han,76 değirmen, ticari ve sanayi faaliyeti içerisindedir yılında 200 olan dükkan ve mağaza sayısı, 1900 yılında 398 çıkarak 198 tane artış sağlanmıştır. Buna göre diğer kollarda da artışın söz konusu olduğunu söyleyebiliriz yıllarında Vilâyetin hemen, hemen tüm kesimlerinde ticaret ve sanayi faaliyetleri çeşitleme açısından parelellik arz etmektedir. Aynı yıllarda Kozan sancağı ve sancağa bağlı Feke ve Kadirli kazalarında kaliteli kilim, meşin ve sahtiyandan çizme, postal, penyeden bez ve çuval imal edilerek yerinde tüketilmekte ve satılmaktadır H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s

116 1891 yılına gelindiğinde Kozan sancağında sayı olarak 280 dükkan, 3 mağaza, 3 han ve beşi harap 6 hamam, 6 masera (zeytinyağı fabrikası) 3 pamuk fabrikası, 9 değirmen 70 ticaret ve sanayi kuruluşu olarak varlığını devam ettirmektedir. Bundan tam dokuz yıl sonra ise Kozan sancağının merkez kasabasında Sis de, 330 dükkan, 4 han, 10 mağaza, 6 masere, 3 pamuk fabrikası, 9 değirmen 71 faaliyetine devam etmektedir ile 1900 yılı arasındaki ticaret ve sanayi faaliyeti gelişimini değerlendirecek olursak dokuz yıllık sürede dükkan sayısı 280 den 330 a çıkarak 50 tane artmıştır. Üç mağaza on mağazaya ulaşmış 7 tane artmış, ancak pamuk fabrikası, masere ve değirmen sayısında bir artış gözlenmemiştir. Buna göre geçen dokuz yıllık sürede Kozan ticari ve sanayi faaliyeti gelişiminde fazla bir artış olduğunu söyleyemeyiz yıllarında Cebel-i Bereket sancağı sınırları içerisinde üretilen el dokuması yünden imal edilen ve aynı zamanda ihracat maddesi olan halı ve kilimdir. Delikanlı ve Çelikanlı aşiretlerinin ek işleri olan halı ve kilimcilik hayvancılıkla, yünlerinin değerlendirilmesi sebebiyle direk alakalıdır yıllarında Cebel-i Bereket sancağı merkezinde 25 dükkan, 2 fırın, 2 kahve, 1 han, 3 değirmen, 1 silahhane, Osmanîye kazasında 3 fırın, 30 dükkan, 7 değirmen, 2 dakik vardır. Hassa da ise 22 değirmen mevcut olup, yine Cebel-i Bereket sancağı Islahiye kazasında 15 dükkan, 30 değirmen bulunmaktadır. Payas kazası batı yönünde ise; Sokulluzade Mehmet Paşa merhumun eseri himmet ve ikdamı olmak üzere gayet metin ve dayanıklı bir bedesten mevcuttur ki, kırk beş dükkan ve üç mağazayı sahip olduktan başka iki daireye ayrılmış bir han ve bedestenin ortasından geçilmek üzere bir kale ve kaleyi ihata eden büyük bir hendek mevcuttur lü yıllarda memleketin çoğu yerinde önce bir emekli sandığı şeklinde kurulup, sonradan bankacılığa dönüştürülen Zira at bankasının da ticaret ve sanayinin gelişiminde rolü ve önemi büyüktür. Bu tarihlerde Cebel-i Bereket Sancağı merkez Payas kazası, Zira at bankasının genel sermayesi yedi yüz kırk sekiz bin yedi yüz doksan kuruştur sonuna kadar dört yüz doksan kuruş ikraz edilmediği gibi üç yüz on dört (1896) senesi zarfında 70 H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s H.1309 tarihli AVS, s

117 yetmiş sekiz kişiden, otuz beş bin yedi yüz elli kuruş ikraz edilmiştir. Cebel-i Bereket sancağı merkezi Yarpuz kasabasında 1900 yıllarında 3 fırın, 25 dükkan, 10 kahve, 2 han 3 değirmen, 1 silahhane ticari ve sınai açıdan küçük çapta da olsa işlevini devam ettirmektedir yılı ile 1900 yılları arasında Cebel-i Bereket sancağının merkezini teşkil eden Yarpuz kasabasında sanayi ve ticari faaliyetler açısından bir gelişme görülmemiştir. Çünkü 1891 yılında 25 dükkan mevcutken 1900 yılında yine 3 değirmen mevcuttur yılında 1 silahhane varken, 1900 yılında yine 1 silahhane vardır. Buna göre sayısı artan sadece insanları başı boşluk ve tembelliğe sevk eden müesseselerdir. Şöyle ki, 1891 yılında 2 olan kahve sayısı 1900 yılında 10 sayısına ulaşmıştır. Yine 2 olan fırın sayısı 3 e yükselmiştir. Bu rakamlar bize şunu gösterir ki; nüfus artışına paralel olarak üretime yönelik kuruluşların ve fabrikaların artması gerekirken, tüketime ve tembelliğe yönelik işyerleri sayısı artmıştır yılında Salnâmelerde Cebel-i Bereket sancağına bağlı kazaların ticari ve sanayi kuruluşları hakkında bilgi yoktur. Ancak 1900 yılı yıllığında da bahsedildiği gibi Zira at Bankası nın sermaye toplamı 1895 yılında kuruş iken 1896 senesinde ikrazı oldukça fazla miktarda artarak kuruş seviyesine ulaşmıştır Yüzyılda Osmanlı Devleti'nde Ticaret ve Sanayiyi Geliştirme Çabaları Osmanlı Devleti'nde, 1863 yılında bir "Islah-ı Sanayi Komisyonu" kurulmuştur. Bu komisyonla gümrük gelirlerini artırmak, sanat okulları açmak, şirketleşmeyi teşvik etmek tarzında tedbirlerle sanayi ve el sanatları korumaya çalışılmıştır 74. H1285 yılında çıkarılan Mekteb-i Sanayi Nizamnâme'sine göre bu tür okullarda öğretilecek sanayi kolları demircilik, dökmecilik, makinacılık, mimarlık, marangozluk, çeşitli madeni imalat ve ahşap imalatı, terzilik, kunduracılık ve ciltcilik gibi mesleklerdir H tarihli AVS, s Aykut F. Şireli, Türkiye'de Sanayileşme ve Belli Başlı Meseleler, Türk Dün. Araş., sayı 26, İstanbul 1983, s. 140, Reşat Özalp, a.g.e., s. 142.

118 Buna paralel olarak 1900 yılında Adana'da Vali Bahri Paşa tarafından Hamidiye Sanayi Mektebi açılmıştır. Bu okulda marangoz ustası Vehbi Efendi, tesviyeci Kadri Efendi, tornacı Faik Efendi, ocakcı Petro Efendi, arabacı Ohan Usta, terzi ustası Bogos Efendi, kunduracı ustası Luka, yardımcısı Bünyamin, hademe sayısı ise sekizdir. Öğrenci sayısı ise müslüman 66, gayrı müslim 15, toplam öğrenci sayısı 81'dir yılındaki Mekteb-i Sanayi Nizamnâmesi'nden sonra, 1881 yılında çıkarılan Mekteb-i Sanayi Nizamnâmesinin on yedinci maddesi okula kabul edilerek öğrenci ve şartlarını şu şekilde belirlemiştir. Buna göre eski maddede beyan olunan kanunun babası ve yakın akrabası olan on üç yaşından küçük bir çocuğun bu okula alınması talep olunur ise okuldaki senelik masrafı için her sene başına on iki lira ödeyecek. Harici sınıfına kabul olunacak olur ise aynı şekilde her sene başında yalnız altı lira alınacak ve alınan ücretle harici olarak alınacak talebenin elbisesi ve sabah kahvaltısı okuldan verilecektir. Bunlardan hasıl olacak para mekteb-i sanayi Varidât defterine kayıt olunup nazır ve müdürlerin mühürü ile bilgi verilecektir 77. Aynı şekilde 1884 yılında Kız Sanat Okulları'nın açılması için de Kız Sanayi Mektebi teşkiline dair Nizamnâme yayınlanmıştır. Buna göre sanayi mektebi Ticaret ve Zira at ve Sanayi Nizamnâmei'nin (Bakanlığının) idaresinde bulunmak üzere kız çocuklarının el becerilerinin geliştirilmesi amacıyla öngörülmüştür. Bu okula alınacak kız çocukları 8 yaşından küçük, 10 yaşından büyük olmayacaktır. Kız Sanayi Mektebi'nin ilgili Nizamnâmeye göre dahili ve harici olmak üzere iki şubesi olacaktır. Dahili şube özellikle yetim kız çocuklarına ayrılacaktır 78. Bundan başka 1909 yılında, ticaret erbabı ve maliyeye bilgili kişileri yetiştirmek maksadıyla Ticaret Mektebi Nizamnâmesi yayınlanmıştır. 76 Adana'da Cumhuriyet Öncesi ve Cum. Dönemi Eğitim, Bir Komisyonca Yay. Hazırlanmıştır, Adana İl M.E. Müd. Yayınları, Adana 1999, s. 17, Reşat Özalp,a.g.e., s Reşat Özalp,a.g.e., s. 321.

119 Nizamnâmenin 6. Maddesine göre okula alınacak öğrenciler 17 yaşından küçük ve 25 yaşından büyük olmayacaktır. Okula kabul için yedinci maddede Sultaniye, Daruşşafaka veya dört senelik ticaret mekteplerinden veya bu mektepler derecesinde olduğu Ma ârif Nizamnâmeince tasdiklenmiş özel okullardan mezun olmak şartı getirilmiştir 79. TABLO- 18 Mühimmesi 80 : Adana Vilâyetinin H (1296), M (1879) Varidâtı Adana Sancağı İç il Sancağı Kozan Sancağı Cebel-i Bereket Yekun Nevi Varidât Sancağı Vergisi Bedeli Askeriyesi Aşar Ağnam Rüsumu Harç Rüsümatı mütenevvia Emlâk Vergisi Maden Orman Hasılatı Müteferrika 79 Reşat Özalp, a.g.e., s H.1297 tarihli A.V.Salnâmesi, s. 163.

120 TABLO- 19 : Adana Vilâyetinin H.(1317)-M.(1900) Gelirleri 81 Gelir Cinsi Adana Sancağı İç il Sancağı Cebel-i Bereket Sancağı Kozan Sancağı Mersin Sancağı Yekun Emlâk ve Aşar vergisi Temettü Askerlik bedeli Ağnam vergisi Canavar vergisi Çeşitli Aşar Emanet-i Aşar Emlâk-ı miriye Rusümat Maden çeşitleri Emlâk ve tapu harçları Mahkeme harçları Hasılat-ı müteferrika Eğitim vergisi TOPLAMLARI TABLO- 20 : Adana Vilâyetinin H.1297 Senesi Gelir Cetveli 82 (Kuruş) i 81 H tarihli AVS, s H.1297 Yılı A.V.S.,s.141.

121 ADANA VİLÂYETİNİN H YILI GİDERLERİ Memurların (Mülkîye,şeriye,maliye,zaptiye) Maaşları Onarım, Mefruşat, Tamir bedeli ile çeşitli masraflar. Sancağı Kuruş Para Adana sancağı İç il sancağı Kozan sancağı Payas(Cebel-i Bereket)sancağı TOPLAM TABLO 21 : Adana Vilâyetinin H.1297 Senesi Gelir Cetveli 83 (Kuruş) Sancağı Mal Vergisi Askerlik Bedeli Aşar Hayvan Vergisi Çeşitli Gelirler Yekun Adana sancağı İç il sancağı Kozan sancağı Payas TOPLAM Görüldüğü gibi 1880'de Vilâyetinin gelir-giderinde yaklaşık olarak 3 milyon kuruş açık bulunmaktadır. 2- ADANA DA KURULAN İLK FABRİKALAR Vilâyette gerçek manada ilk fabrika 1864 tarihinde kurulmuştur. Bu da pamuk çırçırlama fabrikasıydı. Fabrika Fransız asıllı Makine Mühendisi Justin Davdet tarafından kurulmuştur. Fabrika 11 yıl sonra (1875) toplumsal ve ekonomik gerekçelerle, şimdiki Ceyhan kazasının merkezine taşındı. Ceyhan ovası büyük çapta pamuk üretmekteydi. Ancak aşiret kavgaları yüzünden 83 H.1297 Yılı A.V.S.,s.141. ; Yurt Ansiklopedisi, C. 1, s.35.

122 bölgede işsizlik başlamıştı. Ceyhan a yerleştirilen Rusya göçmenleri burada geniş bir işgücü oluşturuyordu. Vali Kara Süleyman Paşa, Bâb-ı âlinin onayını aldıktan sonra Adana daki fabrika Ceyhan a taşınmıştır. Görüldüğü gibi bazı zamanlar herhangi bir sosyal olay sanayi faaliyetinin dahi oluşumunu etkileyebilmektedir. Sonraları Daudet ailesinden fabrikayı çalıştırabilecek kimse kalmayınca, kuruluş Hasan Yeşil beye satıldı. Adana da ilk kez bez fabrikası 11.Ocak günü işletmeye açıldı. Havece Tırpani adında bir iş adamının kurduğu bu fabrikada üretilen bezlere yakın zamana kadar Tırpani bezi denirdi. XIX. Yüzyılın sonlarına kadar Çukurova da fabrika niteliği taşıyan değirmenler yoktu. Bu alana ilk atılan Arnavut Salih Efendi dir. Bosna dan göçmen olarak Adana ya gelen Salih Efendi, 1902 de Seyhan kıyısında Taş köprünün doğu yönünde, o gün için modern bir un fabrikası kurdu. Fabrika uzun yıllar çalıştı 84. Burada dikkati çekici bir yön kurulan fabrikalar hususunda öncülüğü ya yabancılar ya da Avrupa dan göçmen olarak gelenler yapmıştır. C- ULAŞIM Tarih boyunca ulaşım toplumların her türlü ihtiyaçları konusunda birinci amillerden olmuştur. İnsanın ihtiyacı ne olursa olsun, bunun ulaştırılmasında, insana sunulmasına en önemli unsur yol olmuştur. Günümüzde ulaşım araçları ve unsurları hızla ilerleme kaydederek telefon, telgraf, uçak, faks gibi modern ulaşım araçları ve hatları çağımızda yerlerini almıştır yıllarında Osmanlı ülkesinde genel olarak ulaşım araçları, karayolu, deniz yolu, tren yolu ve seyrek olarak kullanılan Telgraf şeklinde tarif edebileceğimiz hatlarda çalışan araçlardır. Bu tarihlerde Adana Vilâyetine bağlı İç il sancağındaki ulaşım faaliyetleri hakkında Adana Salnâmeleri şöyle bahsetmektedir: Merkezi Livâ olan Silifke kasabasından birçok saat mesafede Taşuçu iskelesine bundan birkaç sene önce bir şose yol açılmış ve keza Silifke kasabasından Mersin ve Karaman cihetlerine de bir yol açılmıştır. Oralardan her gün araba gelip çıkmakta olduğu gibi, Taşucu iskelesi yolu üzerindeki Kuruçay köprüsünün inşaası Vali Bahri Paşa Hazretlerinin, Silifke yi ziyaretleri esnasında vaki olan teşvikat ve tergibat ile anılan iskele, eşraftan Hacı Halil Ağazade Hacı Mehmet Efendiye taahhüt ettirilerek gayet metin bir surette inşa 84 Yurt Ansiklopedisi, Anadolu Yayıncılık A.Ş., C. I, İstanbul 1981, s. 34.

123 olunmuştur. Bu tarihlerde yine Mersin den Adana ya kadar bir tren hattı mevcuttur. Bu konuda kasaba, Adana ve havalisinin başlıca, Konya, Kayseri ve Niğde nin kısmen bir iskelesidir.mersin e zahire, kereste, hayvan ve saire nakliyatı için haftalık ve günlük olarak Osmanlı ve yabancı vapurları uğramaktadır. Mersin İskelesinden başlamak üzere Adana ya kadar bir tren hattı mevcuttur 85 diye bahseder Adana Salnâmeleri. Yine bu yıllarda Mersin e bağlı bulunan Tarsus kazasının ulaşım durumu hakkında ise Kasabanın kuzey cihetinde bir tren hattı olup Mersin den başlangıç ile Adana ya kadar devam eden kısmının ortasında bir şose yolu olup, ikiye ayrılmış olarak birer kısmı merkez Vilâyete ve diğer kısmı, Konya Vilâyetine kadar devam eder 86 diye bahsolunmaktadır. Bu tarihlerden sonra ise Adana yı Bağdat a bağlayacak olan Toros tünellerinin açılması çalışmaları sürmektedir. Bu konularda 1900 yılından sonraki Adana Salnâmelerine ulaşamadığımızdan, Salnâme kaynaklı herhangi bir bilgi veremiyoruz. Yukarıdaki bilgilerden şunu söyleyebiliriz. Adana Vilâyetinde, Vilâyetin her yanında ulaşımı sağlayacak fazla yol yoktur. Ulaşım daha çok tren yolu ve merkeze bağlı şose yollar vasıtasıyla sağlanmaktadır. Ayrıca iç kesimlerdeki üretilen malların başka bölgelere ihracı Mersin ve Taşucu iskelesine kara ve tren yolu ile getirildikten sonra deniz yolu ile sağlanabilmektedir. Mersin ve Taşucu iskelesine, kara ve tren yolu ile getirildikten sonra deniz yoluyla sağlanabilmektedir. Mersin ve Taşucu bugün dahi bu işlevini daha da gelişerek sürdürmektedir. Salnâmelerdeki diğer bilgi ve yazışmalardan, yine Vilâyetin teşkilindeki Ahmet Cevdet Paşa nın verdiği bilgilerden Vilâyetin diğer sancak ve kazalarıyla irtibatının, fazla düzenli olmayan şose yollarla sağlandığını söyleyebiliriz. D- MADENLER Ekonomik gelişmenin lokomotiflerinden biri de madenlerdir.madenler, ticari hayatta mübadele aracı olmasından ve gerek askri, ve gerekse sivil bir çok alanda değişik aletlerin yapımında kullanılmasından dolayı büyük bir önem arz eder. Osmanlı Devleti de bulunduğu Coğrafî konum itibariyle maden 85 H tarihli AVS,s H tarihli AVS,s. 189.

124 yatakları bakımından oldukça şanslıdır. 87 Adana Vilâyetinde maden yataklarının bulunduğu bölge genel olarak, kuzey kesimlerinde yer alan Toros Sıradağları bölgesidir. Bu bölgede yüzyıllardır bilinen ve işletilen maden yatakları olduğu gibi etüdü yapılıp da işletilmeyen (Adana Salnâmelerine göre) hatta bugün dahi madencilerimizin varlığından haberdar olmadıkları maden yataklarımız Adana Vilâyet Salnâmelerinde mevcut ve kayıtlıdır. Aşağıda bahsedeceğimiz maden yatakları ile ilgili bilgiler 1880 den 1900 yılına kadar olan Vilâyet Salnâmelerinin hepsinde aynı kayda alınmıştır yıllarında Mersin e üç saat mesafede bir ve Elvanlı da birer kurum madeni işletilmektedir. Tarsus kazasında ise kazanın cebelinde ve sair yerlerde başlıca bulunan maden; altın, gümüş, bakır, demir, kalay, nikel, çinko, kurum, boraks, mangenez, antimon, platin, zımpara, kömür, gaz yağı (petrol) kurşun madenlerinden ibaret olup, ulaş Nahiyesinin kurum karyesi civarında bir kurum madeni işletilmektedir. Fazla kalan kısmı resmi ruhsata sahip ise de henüz işletilmemektedir 88. Görüldüğü gibi yukarıda bahsedilen madenlerden bugün dahi pek azından haberdarız. Bir gaz yağı veya altının şu anda dahi Tarsus ta varlığından çoğumuz habersiziz. Halbuki madencilik veya diğer ekonomik değeri olan unsurlar hakkındaki eski araştırma ve inceleme kitaplarını günümüzü aktarırsak varlığından ve değerini bildiğimiz veya bilmediğimiz bir çok ekonomik zenginliği ülkemize kazandırmış oluruz. Vilâyet dahilinde çok eskiden beri Aladağlar civarında demir ve krom madenlerinin işlenildiği bilinmektedir. İç il sancağı dahilinde merkez kazaya bağlı Geviş karyesi (köyü) civarında mermere benzer beyaz taş madeninin bulunduğunu elimizde bulunan Adana yıllıklarından anlıyoruz. Kozan sancağı dahilinde yer alan Feke kazasında, kazaya bağlı, Gürümze, Mansurlu köyleri civarında demir madeni ve kale köy civarında metruk bir kurşun madeni vardır Fahrettin Tızlak, XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Anadolu Madenleri,Prof.Dr. Bayram Kodaman aarmağan, Samsun1993, s H tarihli AVS, s H tarihli AVS, s. 137.

125 Yine Kozan sancağı Haçin kazasında ise Adana Vilâyet Salnâmelerinde kayıtlı olup ta bugün varlığından haberimizin dahi olmadığı zengin bir gümüş madeni mevcuttur. Bu konuda kasaba-i mezkureye dört saat mesafede Yüce Dağ da ala ve zengin bir gümüş madeni olduğu gibi kasaba-i mezkure ittisalinde ve iki saat mesafesinde demir madeni vardır ve bakır madeni dahi olduğu rivayet olunmaktadır. Adana Vilâyet Salnâmelerinde yukarıdaki bilgilerden yola çıkarak şöyle bir değerlendirme yapacak olursak Vilâyet dahilinde eskiden beri bilinen veya işlenen ya da, etüdü yapılıp da işlenilmeyen bir çok maden çeşidi vardır. Boraks, antimon, kurşun, demir, gümüş, krom, kömür madeni, barit gibi daha nicesi bu bölgede mevcuttur. Ancak yukarıdaki yılıklarda da belirttiğimiz gibi bunlar içerisinde o tarihlerde etüdü yapılan maden yataklarından bugün dahi bilinmeyenleri vardır. Bunların en başında ise bugün Saimbeyli ilçesine dört saat mesafede (yaya veya atlı) yüce dağ mevkisindeki zengin gümüş madeni yataklarıdır. Yüce dağ ise araştırmalarımız sonrasında bugün Saimbeyli ye biraz uzakta yer alan, ulaşım olarak Kahraman Maraş ın Göksun ilçesinden daha kolayca ulaşılabilen Kirazlıyurt köyü, Çatal Yüce denilen mevki olmalıdır. Hatta yaşlılarca geçmişte Feke civarında gaz yağı çıkıp da kullanıldığı rivayet olunmaktadır. TABLO- 22 : 19. Yüzyılda Osmanlı Devleti'nde Maden İmtiyazlarının Yıllara Göre Dağılımı) 90 Yıllar Türkler Azınlıklar Yabancılar Toplam Aykut F. Şireli, Türkiye'de Sanayileşme ve Belli Başlı Meseleler, Türk Dünyası Araş.Dergisi, sayı 26, İstanbul 1983, s. 140,141.

126 Tablodan da anlaşıldığı gibi madenlerin işletmeciliğinde ilk sıraları azınlıklar ve yabancılar almaktadır. Cumhuriyet dönemsinde 1935 yıllarında Maden Tetkik Arama Enstitüsü nün kurulmasıyla ve Etibank'ın kurulup bu konudaki yerli işletmecileri desteklemesiyle bu konuda mesafe alınmaya çalışılmıştır. TABLO- 23 : V. Langlois tarafından yazılan "Klikya'da Gezi" adlı kitaba göre Adana Vilâyetinde bulunan madenler Aladağ'da Manzerli civarında (Hidroksit de fer) madeni Görünce'de, Seyhan'ın bir saat batısında (Peroksit de fer) madeni. % 62 Sis'in yedi saat kuzey batısında İnektepesi'nde (Peroksit de fer) ki, hemen kamilen halis olup % 75 iyi kısmı vardır. Pozantı'da (Peroksit de fer) madeni. Kozan Dağı'nda başka bir demir madeni vardır. % 60. Nur Dağları'nda ve Amanos Dağları'nda toprak yüzünde (Peroksit de fer) madeni görülmektedir. Ayas'ın üstünde % 61 oranında eskiden işletilmiş demir madeni. Bulgar Dağı şubelerinden biri olan Alatepe'de (gümüşlü kurşun % 42). Görümce civarında kükürtlü bakır, karbonlu bakır (oranı % 13 bakır, %0 1 gümüş) L- M- E- ADANA VİLÂYETİNİN EKONOMİK YAPISI HAKKINDA GENEL BİR DEĞERLENDİRME N- O YILLARI Adana Vilâyetinin ekonomik yapısını incelerken, Orta Asya dan başlayarak Türk ekonomik hayatının ayrıntılarını kısaca vermek gerekir. Şöyle ki; Orta Asya bozkırlarında tarih boyunca imparatorluklar kurmuş bulunan Türkler atlı göçebe bir kültür yaşamışlardır. Bundan dolayı önceleri çoğunlukla ürettikleri hayvansal ürünleri veya avladıkları yabani hayvan derilerini pazar veya panayır denen yerlerde satmışlar yahut takas etmişlerdir. Tarihte köklü 91 V. Langlois "Eski Klikya", Çev. M.Rahmi Balaban, Yeni Mersin Basımevi, Mersin 1947, s. 67.

127 bir şekilde yerleşik hayata geçip, yerleşik hayatın gerektirdiği Zira at, sanat, ticaretle uğraşan Türk Topluluğu Uygurlar olmuşlardır. Uygurlardaki bu ekonomik yapının biraz daha gelişimini biz Anadolu Selçuklu Devleti zamanında Türkiye de görmekteyiz. O tarihlerde Anadolu Selçuklu Sultanlarının ticarete önem verdiklerini, dolayısı ile ticari özellikli bölgelere ayrı bir önem verip hatta çek, senet dahi kullandıklarını bilmekteyiz. Anadolu Selçuklu Devletindeki bu ekonomik dinamiğin öncüsü Ahiler ve Ahi Teşkilatı olmuştu. Osmanlı Devletinin ilk zamanlarında ve yükselme dönemlerinde Ahilik işlevini sürdürmekle birlikte onun yerine Lonca adı verilen esnaf birlikleri almıştır. Loncalarda ilk zamanlar işlevini tam yapmasına rağmen devletin son zamanlarında bu görevini yerine getiremez olmuş işlevini yitirmiştir. Böyle bir gelişim içerisinde Avrupa nın hızla ilerleyen ekonomik ve askeri ilerlemesine ayak uyduramayan Osmanlı Ülkesi kapitülasyonlar gibi ağır bir yükün altına girmiştir. Bahsedilen Adana Vilâyetinin ekonomik yapısı meselesi kapitülasyonlarla ekonominin kötüye gitmesi ve alınan borçların dahi ödenememesi sonucu (Duyûn-ı Umûmiye) Genel Borçlar İdaresinin kurulduğu tarihe rastlar. İşte Adana Vilâyetinde dahi yabancı alacaklılar tarafından alacaklarını tahsil etmek için kurulmuş Duyûn-ı Umûmiye idaresi mevcuttur. Böyle bir kalıp içerisinde dahi Adana da Vilâyet olduktan sonra (özellikle 1872 lerden sonra) ekonomik alanda bir atılım yapma, kıpırdanma söz konusudur. Çünkü Adana Valileri sulama kanalları yaptırarak, yeni, yeni çiftlikler kurdurarak, bataklıkları kurutarak, yine sanayi kollarında insan ihtiyacını karşılamak için sanayi-i nefise adı altında sanayi mektepleri kurdurarak Adana nın ekonomisini geliştirmeye çalışmışlardır. SONUÇ Salnâmeler ışığında XIX.Yüzyıl sonu XX.Yüzyıl başlarında Adana nın Coğrafî, İdarî, sosyal ve ekonomik yapısını aydınlatmak için gayret sarf ettiğimiz bu çalışmadan elde ettiğimiz sonuçları şu şekilde özetleyebiliriz.

128 Anadolu yarımadasının güneydoğusunda bulunan Adana, kuzey enlemleri ile doğu boylamları arasında, Akdeniz Bölgesinde de bir ilimizdir. Doğusunda Kahramanmaraş ve Gazi Antep, batısında Niğde ve Mersin, kuzeyinde Kayseri vardır. Adana, tabiat harikası dağları, ormanları, yaylaları, nehirleri, gölleri, şifalı suları ve av alanları ile zengin bir tabii yapıya sahiptir. Adana yüzölçümü hektar olup geniş bir ekili dikili alana da sahiptir. Ayrıca Çukurova adıyla anılan geniş alanı sulayan Seyhan ve Ceyhan nehirleri de buradan geçerek Akdeniz e dökülür. Adana da sıcaklık 8.4 ile santigrad derece arasında seyrederken, en soğuk ay Ocak, en sıcak aylar ise Temmuz ve Ağustos aylarıdır ve 1867 tarihli Vilâyet Nizamnâmelerine göre Osmanlı toprakları İdarî birimlere ayrılarak bunların en büyüğüne Vilâyet adı verilmiş, Vilâyet Sancaklara, Sancak Kazalara, Kaza Köylere bölünmüştür. Buna göre Vilâyete Vali, Sancağa Mutasarrıf, Kazaya Kaymakam, Köye Muhtar idareci olarak görevlendirilmiştir tarihli İdare-i Umumiyye-i Vilâyet Nizamnâmesi ile de Kaza nın alt birimi olarak ilk kez Nahiyeler kurulmuştur. Nahiyelerin idaresi için de Nahiye Müdürleri görevlendirilmiştir. Adana Vilâyeti nin 1888 tarihine kadar merkez kazası ile ve Karaisalı kazaları ile Cebel-i Bereket Sancağı, Kozan Sancağı, İçil Sancakları bulunmaktadır. Bu tarihten sonra ise Mersin Sancağı, Tarsus Kazasının eklenmesi ile oluşturulmuştur. Adana Vilâyetinin genel nüfusu içerisinde nüfusun büyük kısmını Müslümanlar oluştururken, ikinci sırada Ermeniler ve üçüncü sırada Rumlar bulunmaktadır yılında Adana Vilâyeti nin toplam nüfusu tür. Bunun ü Müslüman, u gayrimüslimdir yılında ise toplam nüfus tespit edilmiş, bunun i Müslüman, ü Ermeni, si Rum ve kalan kısmı da diğer unsurlardan oluşmaktadır. Adana Vilâyeti genelinde çok sayıda Cami ve Mescit ile Namazgah ve Kilise gibi dini kurumlar bulunmaktadır. Ancak bunların bir çoğu Adana Vilâyet Salnâmelerinde kayıtlı değildir. O yüzden bu eksikliği diğer eserlerden gidermeye çalıştık. Adana Vilâyeti ve bağlı Sancaklarındaki Cami, Mescit,

129 Medrese, Tekke, Zaviye, Han, Hamam gibi yapıların genelde Vakıf eserler olduğu görülmektedir. Adana Vilâyetine bağlı Kozan Sancağı, Mağara Nahiyesinin Doğanlı Köyü batısında Dedebeyli ve kasabaya iki saat mesafede Mürsel Dede ziyaret yeri ile, Kötün nahiyesinin Cuvıklı Köyünde Hacıbeyli ziyaret yeri ve Tapan nahiyesinin Akoluk köyü civarındaki Üçoğlan ve Yağbasan nahiyesinin Kirazlıyurt köyü dahilinde Yücedağ mevkisinde diğer bazı ziyaretgahların bulunması bölgede birçok alim ve tarikat erbabının yetiştiğini göstermektedir. Adana Vilâyeti dahilinde çok sayıda tarihi eser de mevcuttur. Vilâyete bağlı Mersin Sancağının batısında Viranşehir; Tarsus taki Yedi Uyurlar, Adana daki;taş Köprü, Saat kulesi, Osmanîye yakınlarında; Yılan Kale, Kozan da; Anavarza Kalesi, Kozan Kalesi, Adana da yine Adana Bedesteni, Tarsus taki; Klopatra Kapısı bunlardan sadece bazılarıdır. XIX. Yüzyılda Osmanlı Devletinde eğitim alanında köklü yenilikler yapıldığı görülmektedir. Özellikle Avrupa nın genel eğitim müesseselerini almak ve bu ülkelerde yürütülen eğitim prensiplerini Türkiye de hakkıyla uygulamak amacıyla 1869 yılında Ma ârif-i Umûmiye Nizamnâmesinin hazırlanması önemlidir. Bu Nizamnâme ile İlköğretim mecburi hale getirilerek, okulların sınıf ve dereceleri ile öğretim usulleri belirlenmiştir. Eğitim alanındaki bu yeniliklerin tüm Osmanlı Devleti sınırlarında olduğu gibi Adana Vilâyetinde de görmek mümkündür. Salnâmelerde verilen bilgilere göre Adana da eskiden var olan ve devletin gerileme ve dağılma dönemine doğru sadece dini ilimlerin okutulduğu medreseler varlığını sürdürmektedir. Bunun yanında Tanzimat la birlikte fenni ilimlerin ağırlıkla okutulduğu yeni tarz mektepler olan İptidâî, rüşdiye ve i dadiler de işlevini sürdürmektedir. Ayrıca, gayrimüslim azınlıkların açmış oldukları ve yabancı devletlerin himayesinde açılan okullarda bulunmaktadır. Özellikle 1880 lerden itibaren mesleğe yönelik sanayi mektepleri, öğretmen okulları, kız liseleri gibi okullarda açılmaya başlamıştır. Okullaşma oranı Salnâmelere bakıldığında enteresandır. Genel olarak 1880 den 1900 yılına gelene kadar dahi Adana ve bağlı birimlerinde gayri müslim nüfus çok az olmasına rağmen okuma-yazma oranları yüzde yüzdür. Müslüman Türk unsurunda bu oran nüfus çokluğuna rağmen yüzde otuz beş kadardır.

130 Mesela 1891 yıllarında Adana Vilâyeti merkezi Seyhan kazasının Müslüman nüfusu 58049, gayrimüslim nüfusu ise dır. Yine merkez Vilâyete tabi Karaisalı kazasının Müslim nüfusu 21581, gayrimüslim nüfusu ise 19 kişidir. Salnâmelerin verilerine göre 1896 yıllarında Adana merkezinde; Adana mekteb-i i dadi-i Mülkî sinde 170 öğrenci, Adana rüşdiyesinde 130 öğrenci, Numune İptidâîsinde 330 öğrenci bulunmaktadır. Çeşitli mahallelerde bulunan Numune-i terakki mektebinde 45, Turunçlu daire-i numune mektebinde 35, Gani Sofuzade mektebinde 65, Hurmalı mahallesi mektebinde 60, Ramazanzade mektebinde 15, Şıhzade mektebinde 45, Kale kapısı mektebinde 55, Koca Vezir Mahallesi mektebinde 5, Sarı Yakup Mahallesi mektebinde 32, Ali Dede Mahallesi mektebinde 10, Kayalı Bağ Mahallesi mektebinde 18 öğrenci bulunur. Kız İptidâîlerinden Gani Asafzade mahallesi mektebinde 16, Debbağhane mahallesi mektebinde 16, Şıhzade mahallesi mektebinde 7, Sofu Bahçe mahallesinde 7, Kayalı Bağ mahallesi mektebinde 7, Ağa Mehmet Mahallesinde 7, Ağca Mescit Mahallesinde 4, Neccar Mahallesindeki mektepte 26, Sofulu Bahçe dekinde 25, Cami-i Cedide mahallesinde 25, cami-i Bağ mahallesi mektebinde 4, kuru köprü mahallesinde 4 ve Kasap Bekir Mahallesindeki kız İptidâîsinde 6 öğrenci bulunmaktadır. Gayrimüslim okullarında ise 1896 yıllarında Tepe Bağ mahallesi Amerika Misyoner İ nas mekteb-i rüşdiyesinde (Kız ortaokulu) 110 öğrenci vardır. Tepe Bağ Mahallesi Amerikan misyoner İptidâîsinde aynı yıllarda mevcuttur. Durmuş Fakı Ermeni, Protestan ve Rüşdiye ve İptidâî mektebinde 156, Çorak mahallesi Ab-ı Karyan Ermeni İdadi ve Rüşdiyesinde 150, Hızır İlyas mahallesi Meryem Ana Yukarı Ermeni mektebinde 300, Hızır İlyas Mahallesi Kazaz Markaz Ermeni Mektebinde 114, Ermeni Katolik Kilisesi Mektebinde 140, Ermeni Kotolik Zükur (Erkek) mektebinde de eğitim sürdürülmekte. Ayrıca İstifanos kilisesi İnas mektebinde (kız mektebi) 400 öğrenci bulunur. Bu bilgilere bakıldığında Müslüman unsurda okuma-yazma oranı veya okullaşma oranı erkeklerde düşük olduğu gibi kızlarda çok fazla geridedir. Adana Vilâyetinde ekonominin en önemli kısmını tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır. Adana Vilâyetinin, Çukurova toprakları oldukça verimli olup,

131 topraklarında buğday, pamuk, yulaf, darı, tütün, fasulye, arpa, üzüm, incir, elma, armut yetiştirilen başlıca ürünlerdir. İklim şartları ve toprak yapısı ile potansiyeli bakımından hayvancılığın gelişmesine elverişli olan Adana da hem büyükbaş, hem de küçükbaş hayvancılık yapılmaktadır. Vilâyet dahilinde en çok ovada; sığır, koyun, dağlık alanda ise; kıl keçisi beslenmektedir. Ayrıca Tarsus da ipek böcekçiliği de gelişmiştir. Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların bir bölümünün ürünlerinden, bir bölümünün de derilerinden sanayi kollarında istifade edilmektedir. Adana Vilâyetinin kuzey Toros dağları bölümünde zengin maden yatakları bulunmaktadır. Bunların başlıcaları demir, krom, kurşun, çinko ve benzeri madenler olup halen işletilmektedir. Adana da dokumacılık başta olmak üzere çeşitli sanat dalları mevcuttur. Her türlü iplik alacası, bez, halı, kilim, seccade, hamam ve el havluları ile masa örtüleri dokunur. P- XIX. Yüzyılda Adana Vilâyeti nin çok canlı bir ticaret hayatı olduğu söylenemez li yıllarda Adana Vilâyetine bağlı Mersin ve Taşucu limanlarından Kıbrıs, Lübnan, Mısır gibi bölgelere özellikle kereste ihracatının yapıldığını görmekteyiz. Aynı limanlardan tahıl ürünlerinin de ihraç edildiğini görüyoruz. Ayrıca 1881 li yıllardan sonra bütün Vilâyetlerde olduğu gibi Adana ve bağlı Sancaklarında da ticaret, Zira at, sanatın geliştirilmesi için Zira at Bank adıyla banka şubelerinin açıldığını görüyoruz.

132 BİBLİYOĞRAFYA 1-SALNÂMELER a) Adana Vilâyet Salnâmeleri :H.1289, H.1297, H.1309, H.1312, H.1317 b) Salnâme-i Umumi : H.1314, H.1315, H TETKİK ESERLER a) Kitaplar - Adana da Cumhuriyet Öncesi ve Cumhuriyet Dönemi Eğitim, Bir komisyon tarafından yayına hazırlanmıştır., İl Milli Eğitim Müd. Yay., Adana Akdeniz Havzası Coğrafyası, Bir komisyon tarafından yayına hazırlanmıştır, G.K.B. Yay., C.4, Ankara Adana, Bir komisyon tarafından yayına hazırlanmıştır., Kültür Bak.Yay., Adana Adana 1967 İl Yıllığı. - ALACA, Eray; Adana Erkek Lisesinin Kuruluşu ve Gelişimi, Mersin Ünv. Fen Edebiyat Fak. Tarih Bölümü Lisâns Tezi, Mersin Ana Britanica Ans., C.1, İst A dan Z ye Büyük Kültür Ans., C.1, İst BAYHAN, Fatih; Altın Şehir Adana, Yakınel Dağıtım Yay. Ankara BAŞAR, Zeki; Ermenilerden Gördüklerimiz, Ankara Basın ve Ciltevi Yay.,Ankara BAYKARA, Tuncer; Anadolu nun Tarihi Coğrafyasına Giriş 1 Anadolu nun İdarî Taksimatı, T.K.A.E. Yay., Ankara 1988.

133 - BİLDİRİCİ, Yusuf Ziya; Adana da Ermenilerin Yaptığı Katliamlar ve Fransız Ermeni İlişkileri, Köksal Yay., Ankara Büyük Kültür Ansiklopedisi, C.1, Ankara A.Cevdet Paşa; Maruzat, Yayına hazırlayan : Yusuf HALAÇOĞLU, Çağ Yay., İst Cevdet Paşa ;Tezakir, Yayına Hazırlayan:Cavit BAYSUN, Ankara DEVELLİOĞLU, Ferit; Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Ankara ERDAHA, Kamil; Milli Mücadelede Vilâyetler ve Valiler, Yükselen Remzi Kitapevi Yay., İst ERGİN, Osman; Türkiye Ma ârif Tarihi, C.2, İst ; Türk Tarihinde Vakıflar, Belediyeler, Patrikler, Siyasi İlimler Mecmuası Yayınları, İst ENER, Kasım; Tarih Boyunca Adana Ovasına Bir Bakış, Hakan Ofset Yay., Adana GÜRÜN, Kamran; Ermeni Dosyası, Ankara İslam Ansiklopedisi, C.1, İst İçel 1972 İl Yıllığı - ÇIPLAK, M.Necati; İçel Tarihi, Ankara KAFESOĞLU, İbrahim; Selçuklu Tarihi, İst KARAL, Enver Ziya; Osmanlı Tarihi, C.V-VII-VIII, Ankara ; Osmanlı Tarihi Islahat Fermanı Devri( ), T.T.K.Yay., Ankara ; Osmanlı İmparatorluğu nda İlk Nüfus Sayımı 1831, Ankara KARAMÜFTÜOĞLU, Abdullah; Kadirli, Endüstri Basım Evi Yay., İzmir KODAMAN, Bayram; Abdulhamit Devri Eğitim Sistemi, Ankara LONGLOİS,V. ; Eski Klikya, Çeviren : M.Rahmi BALABAN, Yenimersin Basımevi Yay., Mersin KÖYMEN, M. Altay; Alparslan ve Zamanı, İst UYSAL, M.Ali; Salnâmelere Göre Burdur, S.D.Ü. Fen Edebiyat Fak. Yayınlanmamış Yüksek Lisâns Tezi, Isparta 1998.

134 - Mufassal Osmanlı Tarihi, Bir komisyon tarafından yayına hazırlanmıştır, Çağrı Yay., C.II, İst ORHONLU, Cengiz; Osmanlı İmparatorluğu nda Aşiretlerin İskan - Teşebbüsü( ), İstanbul Edebiyat Fak.Yay., İst OĞUZ, Remzi; Adana Ticaret Rehberi, İstanbul ÖZALP, Reşat; Milli Eğitimle İlgili Mevzuat( ), M.E.Yay., İst ÖZÖN, M.Nihat; Osmanlıca-Türkce Sözlük, Ankara PAKALIN M.Zeki; Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, C.III, İst SEVİM,A.-YÜCEL,Y.; Türkiye Tarihi, T.T.K.Yay., Ankara TARHAN,Nazım; Turistik Adana, Altınova Yay., Adana TÖNÜK,Vecihi; Türkiye de İdare Teşkilatının Tarihi Gelişimi ve Bugünkü Durumu, İçişleri Bakanlığı Yay., Ankara Yurt Ansiklopedisi, C.I, İst YÜKSEL, Murat; Çukurova da Türk İslam Eserleri ve Kitabeler, Adana Türkocağı Şubesi Yay., İst YURTSEVER,Cezmi; Klikya Kilisesi, İst b) Makaleler - AKBAL, Fazıla; 1831 tarihinde Osmanlı İmparatorluğunda İdarî Taksimat ve Nüfus, Belleten, XV/60, Ekim CİN,Halil; Tanzimat Döneminde Osmanlı Hukuku ve Yargılama Usulleri, 150.Yılında Tanzimat, Yayına Hazırlayan : Hakkı Dursun Yıldız, Ankara COŞKUN,Yaşar; Hitit Çivi Yazılı Belgelerinde Truanuva, Belleten, C.III, S.207, Ankara ÇADIRCI,Musa; Türkiye de Kaza Yönetimi ( ), Belleten, C.LIII, Ankara HALAÇOĞLU,Yusuf; Osmanlı Devlet Teşkilatı, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Çağ Yay., C.12, İstanbul KODAMAN, Bayram; Osmanlı İmparatorluğu ve Çağın Meseleleri, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Çağ Yay., C.12, İstanbul ÜLKÜTAŞIR, M.Şakir; Sıbyan Mektepleri, Türk Kültürü, Yıl : III, S.33, Ankara 1965.

135 - ŞİLELİ,Aykut F.; Türkiye de Sanayileşme ve Belli Başlı Meseleler, T.D.A.D., S.26, İst TIZLAK,Fahrettin; XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Anadolu Madenleri, Prof.Dr.Bayram Kodaman a Armağan, Samsun YURTSEVER,Cezmi; Adana Valileri, Güney Haber Gazetesi Yay., S.1-15, Adana EK-1 KONULAR İÇERİSİNDEKİ GEÇEN OSMANLICA KELİMELER Asar Eserler Atik Eski Cashane Yemekhane Cay Yer Cenub Güney Ecnebiye Yabancı Fehime Zeki, Anlayışlı, Akıllı Garp Batı İhdas Yerine getirme

136 İhraz İnhar İnşad İhtidat Kain Karin Karye Ketebe Ma'arif Makarr-ı Livâ Mecmu' Memliha Merbut Mezkur Mukavelat Mutedil Mübeyyiz Müdde-i umumi Mülhak Müstantık Müteaddide Naip Nevâhî Ni'an Numune Revnak Rüsümat Sayf Sengistan Ser Halife Şa yer Şark Şimal Faiz Nehirler Şiir Okuma Hazırlık Sınıfı Mevcut Olan Yakın Köy Yazışma bölümü Eğitim İl merkezi Toplamı Tuz maddesinin çıkarıldığı yer Bağlı Adı geçen Sözleşme Makul Yazıcı Savcılık Bağlanmış Sorgu hakimi Çeşitli defa, bir çok defa Yardımcı Nahiyeler Akıp Giden Örnek Parlaklık, Güzellik Gümrük vergisi Yaz Mevsimi Taşlık Baş yardımcı Arpacık (bir çeşit arpa.) Doğu Kuzey

137 Tahrirât Vasat Bir dairece yazılan resmi mektuplar. Orta düzeyde

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ DERS NOTLARI VE ŞİFRE TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ EMEVİLER Muaviye tarafından Şam da kurulan ve yaklaşık

Detaylı

ŞANLIURFA YI GEZELİM

ŞANLIURFA YI GEZELİM ŞANLIURFA YI GEZELİM 3. Gün: URFA NIN KALBİNDEN GÜNEŞİN BATIŞINA GEZİ TÜRKİYE NİN GURURU ATATÜRK BARAJI Türkiye de ki elektrik üretimini artırmak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ndeki 9 ili kapsayan tarım

Detaylı

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta İktisat Tarihi I 13-14 Ekim II. Hafta Osmanlı Kurumlarının Kökenleri 19. yy da Osmanlı ve Bizans hakkındaki araştırmalar ilerledikçe benzerlikler dikkat çekmeye başladı. Gibbons a göre Osm. Hukuk sahasında

Detaylı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı SURUÇ İLÇEMİZ Suruç Meydanı Şanlıurfa merkez ilçesine 43 km uzaklıkta olan ilçenin 2011 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 100.912 kişidir. İlçe batısında Birecik, doğusunda Akçakale, kuzeyinde Bozova İlçesi,

Detaylı

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69. İÇİNDEKİLER TARİHÇE 5 SULTANAHMET CAMİ YAPI TOPLULUĞU 8 SULTAN I. AHMET 12 SULTAN I. AHMET İN CAMİYİ YAPTIRMAYA KARAR VERMESİ 15 SEDEFKAR MEHMET AĞA 20 SULTANAHMET CAMİİ NİN YAPILMAYA BAŞLANMASI 24 SULTANAHMET

Detaylı

KURTALAN İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları

KURTALAN İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları KURTALAN İLÇESİ Siirt deki Kültür Varlıkları 163 3.5. KURTALAN İLÇESİ 3.5.1. ERZEN ŞEHRİ VE KALESİ Son yapılan araştırmalara kadar tam olarak yeri tespit edilemeyen Erzen şehri, Siirt İli Kurtalan İlçesi

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11 BİRİNCİ BÖLÜM İLK TÜRK DEVLETLERİNDE EĞİTİM 1.1. HUNLARDA EĞİTİM...19 1.2. GÖKTÜRKLERDE EĞİTİM...23 1.2.1. Eğitim Amaçlı Göktürk Belgeleri: Anıtlar...24 1.3. UYGURLARDA

Detaylı

Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ

Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ Tarihi Öğretim Yılı Dönemi Sırası 2014-2015 2 1 B GRUBU SORULARI 12.Sınıflar Öğrencinin Ad Soyad No Sınıf Soru 1: Aşağıdaki yer alan ifadelerde boşluklara

Detaylı

1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ

1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ 1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ BAKİ SARISAKAL 1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ BİNALAR VE ARAZİ LİSTESİ Manastır Vilayetinde Nüfus Cemaati İslam Ulah ve Rum Ermeni Bulgar Yahudi

Detaylı

ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 1.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. Orta Asya Tarihine Giriş

ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 1.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. Orta Asya Tarihine Giriş ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 1.Ders Dr. İsmail BAYTAK Orta Asya Tarihine Giriş Türk Adının Anlamı: Türklerin Tarih Sahnesine Çıkışı Türk adından ilk olarak Çin Yıllıklarında bahsedilmektedir. Çin kaynaklarında

Detaylı

Yazar Administrator Perşembe, 26 Nisan 2012 17:25 - Son Güncelleme Cumartesi, 19 Mayıs 2012 14:22

Yazar Administrator Perşembe, 26 Nisan 2012 17:25 - Son Güncelleme Cumartesi, 19 Mayıs 2012 14:22 Batman'ın tarihi hakkında en eski bilgiler halk hikayeleri, mitler ve Heredot tarihinde verilmektedir. Ortak verilere göre MED kralı Abtyagestin'in torunu Kyros karsıtı Erpagazso M.Ö. 550 yilinda yenilince

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

Ramazanoğlu Medresesi: 1540 yılında yapılmış klasik Osmanlı medresesidir.

Ramazanoğlu Medresesi: 1540 yılında yapılmış klasik Osmanlı medresesidir. Atatürk Müzesi Müze binası, eski Adana nın merkezi olan tarihi Tepebağ da, 19. yüzyılda yapılmış geleneksel Adana evlerindendir. İki katlı, cumbalı, kırma çatılı, kâgir bir yapıdır. Bu özellikleri nedeniyle

Detaylı

Doğuda Kahramanmaraş ve Gaziantep, Batıda Mersin, Kuzeyde Niğde, Kayseri, Güneyde Akdeniz ile çevrilidir.

Doğuda Kahramanmaraş ve Gaziantep, Batıda Mersin, Kuzeyde Niğde, Kayseri, Güneyde Akdeniz ile çevrilidir. ADANADA DİN HİZMETLERİNİN DÜNÜ VE BUGÜNÜ Ülkemizin güneyinde Akdeniz Bölgesi sınırları içinde yer alan Adana mız, Akdeniz kıyılarından başlayarak Orta Torosların yüksek kesimlerine kadar genişleyen, 17.253

Detaylı

C D E C B A C B B D C A A E B D D B E B A A C B E E B A D B

C D E C B A C B B D C A A E B D D B E B A A C B E E B A D B 1- XIX. ve XX. yüzyılın başlarında. Osmanlı. Devleti her alanda çöküntü içinde olmasına karşılık, varlığını ve bağımsızlığını uzun süre korumuştur. Bu durumun en önemli nedeni, aşağıdakilerden hangisidir?

Detaylı

ERMENİLERİN KÖKENİ VE TARİHİ...

ERMENİLERİN KÖKENİ VE TARİHİ... İÇİNDEKİLER 1. Bölüm: ERMENİLERİN KÖKENİ VE TARİHİ... 1 1.1. ERMENİLERİN KÖKENİ... 1 1.2. ERMENİLERİN TARİHİ... 2 1.2.1. Büyük İskender ve Takip Eden Dönemde Ermeniler... 3 1.2.2. Partlar Döneminde Ermeniler...

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM 017-018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı 1. 1. XIV. yüzyıl başlarında

Detaylı

Ilgın Sahip Ata Vakıf Hamamı. Lala Mustafa Paşa Külliyesi ve Cami. Ilgın Kaplıcaları. Buhar Banyosu

Ilgın Sahip Ata Vakıf Hamamı. Lala Mustafa Paşa Külliyesi ve Cami. Ilgın Kaplıcaları. Buhar Banyosu Ilgın Sahip Ata Vakıf Hamamı Konya'nın 90 km kuzeybatısında yer alan ve 349 km2 yüzölçüme sahip olan Ilgın, günümüzden 3500 yıl önce şimdiki iskan yerinin 25 km kuzeydoğusunda Hititler tarafından "Yalburt"

Detaylı

OSMANLI - İRAN. Sınır ve Aşiret ( ) Sıtkı ULUERLER OSMANLI - İRAN. Sınır Ve Aşiret ( ) Sıtkı ULUERLER

OSMANLI - İRAN. Sınır ve Aşiret ( ) Sıtkı ULUERLER OSMANLI - İRAN. Sınır Ve Aşiret ( ) Sıtkı ULUERLER OSMANLI - İRAN Sınır Ve Aşiret (1800-1854) Sıtkı ULUERLER Son Çağ Yayıncılık Ve Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti. İstanbul Caddesi İstanbul Çarşısı No : 48 / 48 İskitler / ANKARA www.uzundijital.com ISBN

Detaylı

Devleti yönetme hakkı Tanrı(gök tanrı) tarafından kağana verildiğine inanılırdı. Bu hak, kan yolu ile hükümdarların erkek çocuklarına geçerdi.

Devleti yönetme hakkı Tanrı(gök tanrı) tarafından kağana verildiğine inanılırdı. Bu hak, kan yolu ile hükümdarların erkek çocuklarına geçerdi. Orta Asya Türk tarihinde devlet, kağan adı verilen hükümdar tarafından yönetiliyordu. Hükümdarlar kağan unvanının yanı sıra han, hakan, şanyü, idikut gibi unvanları da kullanmışlardır. Kağan kut a göre

Detaylı

HALFETİ İLÇEMİZ. Halfeti

HALFETİ İLÇEMİZ. Halfeti HALFETİ İLÇEMİZ Halfeti Şanlıurfa merkez ilçesine 112 km mesafede olan ilçenin yüzölçümü 646 km² dir. İlçe; 3 belediye, 1 bucak, 36 köy ve 23 mezradan oluşmaktadır. Batısında Gaziantep iline bağlı Araban,

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ

SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ BAKİ SARISAKAL SAMSUN BAHRİYE MEKTEBİ 1880 yılının başında Samsun da açıldı. Üçüncü Ordu nun sorumluluğu altındaydı. Okulun öğretmenleri subay ve sivillerdi. Bu okula öğrenciler

Detaylı

10. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM 0. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI. OSMANLI DEVLETİ NİN KURULUŞU (00-5). XIV. yüzyıl başlarında Anadolu, Avrupa ve Yakın

Detaylı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı III. ÜNİTE TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ ( BAŞLANGIÇTAN X. YÜZYILA KADAR ) A- TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI I-Türk Adının Anlamı

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ 3.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. HAÇLI SEFERLERİ Nedenleri ve Sonuçları

HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ 3.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. HAÇLI SEFERLERİ Nedenleri ve Sonuçları HAÇLI SEFERLERİ TARİHİ 3.Ders Dr. İsmail BAYTAK HAÇLI SEFERLERİ Nedenleri ve Sonuçları Hristiyanlarca kutsal sayılan Hz. İsa nın doğum yeri Kudüs ve dolayları, VII. yüzyıldan beri Müslümanlar ın elinde

Detaylı

II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ

II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ II. MAHMUT (1808-1839) DÖNEMİ TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ Halk arasında gâvur padişah ve püsküllü bela olarak adlandırılan padişah II.

Detaylı

Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur.

Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur. Çekerek ırmağı üzerinde Roma dönemine ait köprüde şehrin bu adı ile ilgili kitabe bulunmaktadır. Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur. Antik Sebastopolis

Detaylı

HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI

HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI DERS NOTLARI-ŞİFRE ETKİNLİK TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ HELEN UYGARLIĞI Makedonyalı İskender in doğu ile batı

Detaylı

Başkale nin Tarihçesi: Başkale Coğrafyası:

Başkale nin Tarihçesi: Başkale Coğrafyası: Başkale nin Tarihçesi: Başkale Urartular zamanında Adamma olarak adlandırılan bir yerleşme yeriydi. Ermeniler buraya Adamakert ismini vermişlerdir. Sonraları Romalılar ve Partlar arasında sınır bölgesi

Detaylı

KUDÜS TE BULUNAN TARİHİ OSMANLI ESERLERİ

KUDÜS TE BULUNAN TARİHİ OSMANLI ESERLERİ KUDÜS TE BULUNAN TARİHİ OSMANLI ESERLERİ 2 www.mirasimiz.org.tr KUDÜS TE BULUNAN TARİHİ OSMANLI ESERLERİ Kudüs, Müslümanlarca kutsal sayılan bir şehirdir. Yeryüzündeki ikinci mescid, Müslümanların ilk

Detaylı

GEÇMİŞTEKİ İZLERİYLE KAYSERİ

GEÇMİŞTEKİ İZLERİYLE KAYSERİ GEÇMİŞTEKİ İZLERİYLE KAYSERİ Prof. Dr. Mustafa KESKİN - Prof. Dr. M. Metin HÜLAGÜ İÇİNDEKİLER Sunuş Önsöz Giriş I. Tarihi Seyri İçerisinde Kayseri II. Şehrin Kronolojisi III. Kültürel Miras A. Köşkler

Detaylı

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI Kelime anlamı İki nehrin arası olan Mezopotamya,

Detaylı

SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ

SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ 1 SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ Gürbüz MIZRAK Süleyman Şah Türbesi ve bulunduğu alan Suriye'nin Halep ilinin Karakozak Köyü sınırları içerisindeydi. Burası Türkiye'nin kendi sınırları dışında sahip olduğu tek toprak

Detaylı

9. HAFTA. Ulusal sağlık politikaları: Osmanlı İmparatorluğu ve sağlık hizmetleri

9. HAFTA. Ulusal sağlık politikaları: Osmanlı İmparatorluğu ve sağlık hizmetleri 9. HAFTA Ulusal sağlık politikaları: Osmanlı İmparatorluğu ve sağlık hizmetleri 2 Sağlık hizmetleri daha çok saraya ve orduya yönelik olarak yürütülmüştür. Devletin tek resmi sağlık örgütü sarayda yer

Detaylı

Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Perşembe, 12 Kasım :53 - Son Güncelleme Çarşamba, 25 Kasım :14

Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Perşembe, 12 Kasım :53 - Son Güncelleme Çarşamba, 25 Kasım :14 Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Ders Notu OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ (1300-1453) 1. OSMANLI'DA DEVLET ANLAYIŞI Türkiye Selçuklu Devleti

Detaylı

MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI

MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI TÜRKİYE DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI ENVANTERİ ENV. NO. 58.01.0.02 ÇİMENYENİCE KÖYÜ, KÖROĞLU TEPELERİ, I39-a4 MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI İL SİVAS İLÇE HAFİK MAH.-KÖY VE MEVKİİ Çimenyenice Köyü GENEL

Detaylı

Arap Yarımadasından Mezopotamya'ya gelen Sami kökenli bir kavimdir.

Arap Yarımadasından Mezopotamya'ya gelen Sami kökenli bir kavimdir. Akadlar,Babiller,Asurlular ve Elamlılar Video Ders Anlatımı AKADLAR M.Ö. 2350 2150 Arap Yarımadasından Mezopotamya'ya gelen Sami kökenli bir kavimdir. Samiler tarafından Orta Mezopotamya da Kral Sargon

Detaylı

ETKİNLİKLER/KONFERSANS

ETKİNLİKLER/KONFERSANS ETKİNLİKLER/KONFERSANS Anadolu'nun Vatanlaşmasında Selçukluların Rolü Züriye Oruç 1 Prof. Dr. Salim Koca'nın konuk olduğu Anadolu'nun Vatanlaşmasında Selçukluların Rolü konulu Şehir Konferansı gerçekleştirildi.

Detaylı

SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER

SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER» Genel Bilgi» Ulu Camii» Gülabibey Camii» Sulu Camii» Haliliye Camii» Eski Hükümet Konağı ve Gazipaşa İlkokulu» Yeraltı Hamamı» Abdalağa Hamamı» Hanlar» Serap Çeşmesi...»

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL TARİH VE GENEL TÜRK TARİHİ I. TARİH BİLİMİNE GİRİŞ...3

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL TARİH VE GENEL TÜRK TARİHİ I. TARİH BİLİMİNE GİRİŞ...3 İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM GENEL TARİH VE GENEL TÜRK TARİHİ I. TARİH BİLİMİNE GİRİŞ...3 A. Tarihin Tanımı...3 B. Tarihin Kaynakları...4 C. Tarihe Yardımcı Bilim Dalları...4 D. Tarihte Yüzyıl, Yarı Yüzyıl,

Detaylı

9. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

9. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI.Tarih biliminin konusunu, tarihçinin kullandığı kaynakları ve yöntemleri kavrar..tarihî olayların incelenmesinde yararlanılan zaman kavramlarını

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

İSLAM TARİHİ II DR. HALİDE ASLAN

İSLAM TARİHİ II DR. HALİDE ASLAN İSLAM TARİHİ II DR. HALİDE ASLAN Dönemi İdari, Mali, Sosyal ve Kültürel Durum Konular *Emeviler Dönemi İdari, Mali, Sosyal ve Kültürel Durum. Dönemi İdari, Mali, Sosyal ve Kültürel Durum Kaynaklar *İrfan

Detaylı

GAZİANTEP İN TARİHÇESİ Gaziantep tarihinin oluşumunda ve niteliğinde yer unsurunun önemi büyüktür. Bölgenin, ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotomva

GAZİANTEP İN TARİHÇESİ Gaziantep tarihinin oluşumunda ve niteliğinde yer unsurunun önemi büyüktür. Bölgenin, ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotomva GAZİANTEP İN TARİHÇESİ Gaziantep tarihinin oluşumunda ve niteliğinde yer unsurunun önemi büyüktür. Bölgenin, ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotomva ve Akdeniz arasında bulunuşu güneyden ve Akdeniz`den

Detaylı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Antik Yerleşimler......................... 4 0.2 Roma - Bizans Dönemi Kalıntıları...............

Detaylı

DURAKLAMA DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi

DURAKLAMA DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ  Youtube Kanalı: tariheglencesi DURAKLAMA DEVRİ KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi 05.08.2017 OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU XVII.YÜZYILDA OSMANLI- AVUSTRYA VE OSMANLI- İRAN İLİŞKİLERİ a-avusturya ile İlişkiler

Detaylı

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Tarih Bölümü Ankara Üniversitesi 1997 Yüksek Lisans Tarih (Yakınçağ Tarihi) Ankara Üniversitesi 2000

Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Tarih Bölümü Ankara Üniversitesi 1997 Yüksek Lisans Tarih (Yakınçağ Tarihi) Ankara Üniversitesi 2000 ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı : Sezai BALCI Doğum Tarihi : 15 Temmuz 1976 Öğrenim Durumu : Doktora Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Tarih Bölümü Ankara Üniversitesi 1997 Yüksek Lisans Tarih (Yakınçağ Tarihi)

Detaylı

COĞRAFİ YAPISI VE İKLİMİ:

COĞRAFİ YAPISI VE İKLİMİ: TARİHİ : Batı Toroslar ın zirvesinde 1288 yılında kurulan Akseki İlçesi nin tarihi, Roma İmparatorluğu dönemlerine kadar uzanmaktadır. O devirlerde Marla ( Marulya) gibi isimlerle adlandırılan İlçe, 1872

Detaylı

ORTA ASYADAN TÜRK GÖÇLERİ

ORTA ASYADAN TÜRK GÖÇLERİ ORTA ASYADAN TÜRK GÖÇLERİ TÜRKLERİN ANADOLU YU VATAN EDİNMESİ Anadolu nun Keşfi: *Büyük Selçuklu Devleti döneminde Tuğrul ve Çağrı Bey dönemlerinde Anadolu ya keşif akınları yapılmış ve buranın yerleşmek

Detaylı

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray

1-MERKEZ TEŞKİLATI. A- Hükümdar B- Saray 1-MERKEZ TEŞKİLATI A- Hükümdar B- Saray MERKEZ TEŞKİLATI Önceki Türk ve Türk-İslam devletlerinden farklı olarak Osmanlı Devleti nde daha merkezi bir yönetim oluşturulmuştu.hükümet, ordu ve eyaletler doğrudan

Detaylı

İSLAM UYGARLIĞI ÇEVRESINDE GELIŞEN TÜRK EDEBIYATI. XIII - XIV yy. Olay Çevresinde Gelişen Metinler

İSLAM UYGARLIĞI ÇEVRESINDE GELIŞEN TÜRK EDEBIYATI. XIII - XIV yy. Olay Çevresinde Gelişen Metinler İSLAM UYGARLIĞI ÇEVRESINDE GELIŞEN TÜRK EDEBIYATI XIII - XIV yy. Olay Çevresinde Gelişen Metinler OLAY ÇEVRESINDE GELIŞEN EDEBI METINLER Oğuz Türkçesinin Anadolu daki ilk ürünleri Anadolu Selçuklu Devleti

Detaylı

TARİHİ ESERLER. Yapılan araştırmalar, iki kırık dökük hanın bulunması nedeniyle Kırıkhan isminin verildiğini destekler mahiyettedir.

TARİHİ ESERLER. Yapılan araştırmalar, iki kırık dökük hanın bulunması nedeniyle Kırıkhan isminin verildiğini destekler mahiyettedir. TARİHİ ESERLER Kırıkhan tarihi MÖ 3000 yıl öncesine dayanmaktadır. Bağlı bulunduğu Hatay merkezi ile tarihi bir bütünlük gösterir. İlçe merkezinde Orta Paleolitik döneme ait herhangi bir buluntu olmamasına

Detaylı

DOĞU ANADOLU YA İLK SELÇUKLU AKINI

DOĞU ANADOLU YA İLK SELÇUKLU AKINI DOĞU ANADOLU YA İLK SELÇUKLU AKINI ATİLLA BALIBEY E Posta:[email protected] Giriş: Türkler in Anadolu ya tarihi kayıtlarla sabit ilk girişi; 395 396 yıllarında, Hun Türkleri tarafından gerçekleştirilmiştir.

Detaylı

Milli varlığa yararlı ve zararlı cemiyetler

Milli varlığa yararlı ve zararlı cemiyetler On5yirmi5.com Milli varlığa yararlı ve zararlı cemiyetler Milli varlığa yararlı ve zararlı cemiyetler nelerdir? Yayın Tarihi : 12 Kasım 2012 Pazartesi (oluşturma : 12/22/2018) Cemiyetler-Zararlı ve Yararlı

Detaylı

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ Selçuklu Devleti nin Kuruluşu Sultan Alparslan Dönemi Fetret Dönemi Tuğrul ve Çağrı Bey Dönemi Malazgirt Zaferi Anadolu ya Yapılan Akınlar Sultan Melikşah Dönemi Sultan Sancar Dönemi

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 2. Doğum Tarihi : Unvanı :Yrd.Doç.Dr. 4. Öğrenim Durumu :Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Lisans

ÖZGEÇMİŞ. 2. Doğum Tarihi : Unvanı :Yrd.Doç.Dr. 4. Öğrenim Durumu :Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Lisans ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı :Hasan KARAKÖSE İletişim Bilgileri :Ahi Evran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Adres Tarih Bölümü Bağbaşı Yerleşkesi KIRŞEHİR Telefon Mail : O.386.2804573 :[email protected]

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

YÜKSELME DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi

YÜKSELME DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ   Youtube Kanalı: tariheglencesi YÜKSELME DEVRİ KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ www.tariheglencesi.com Youtube Kanalı: tariheglencesi 02.03.2018 Youtube kanalıma abone olarak destek verebilirsiniz. ARİF ÖZBEYLİ Tahta Geçme Yaşı: 33.3 Saltanat

Detaylı

kpss Önce biz sorduk 50 Soruda SORU Güncellenmiş Yeni Baskı ÖABT SOSYAL BİLGİLER Tamamı Çözümlü ÇIKMIŞ SORULAR

kpss Önce biz sorduk 50 Soruda SORU Güncellenmiş Yeni Baskı ÖABT SOSYAL BİLGİLER Tamamı Çözümlü ÇIKMIŞ SORULAR Önce biz sorduk kpss 2 0 1 8 50 Soruda 25 SORU Güncellenmiş Yeni Baskı 2013 2014 2015 2016 2017 ÖABT SOSYAL BİLGİLER Tamamı Çözümlü ÇIKMIŞ SORULAR Komisyon ÖABT SOSYAL BİLGİLER TAMAMI ÇÖZÜMLÜ ÇIKMIŞ SORULAR

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

İktisat Tarihi I

İktisat Tarihi I İktisat Tarihi I 11.10.2017 12. asrın ikinci yarısından itibaren Anadolu Selçuklu Devleti siyasi ve idari bakımdan pekişmişti. XII. yüzyıl sonlarından itibaren şehirlerin gelişmesi ile Selçuklu ekonomik

Detaylı

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 1 632-1258 HALİFELER DÖNEMİ (632-661) Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali, her biri İslam ın yayılması için çalışmıştır. Hz. Muhammed in 632 deki vefatından sonra Arap

Detaylı

tarih ve 495 sayılı Eğitim Komisyonu Kararı Eki

tarih ve 495 sayılı Eğitim Komisyonu Kararı Eki 14.11.2013 tarih ve 495 sayılı Eğitim Komisyonu Kararı Eki Tablo 1 Sosyal BilimlerEnstitüsü İletişim Bilimleri Doktora Programı * 1. YARIYIL 2. YARIYIL İLT 771 SİNEMA ARAŞTIRMALARI SEMİNERİ 2 2 3 10 1

Detaylı

ESKİ GÜMÜŞHANE (SÜLEYMANİYE MAHALLESİ) VE PANAYIR ALANI

ESKİ GÜMÜŞHANE (SÜLEYMANİYE MAHALLESİ) VE PANAYIR ALANI ESKİ GÜMÜŞHANE (SÜLEYMANİYE MAHALLESİ) VE PANAYIR ALANI Tarihi geçmişi M.Ö. 3000 4000 lere ait olduğu belirtilen, Gümüş madeni yurdu Gümüşhane, Gümüş-hane, Kimişhane, vb. olarak bilinen bu diyarın bilinen

Detaylı

II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ

II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ 1908 II. Meşrutiyete Ortam Hazırlayan Gelişmeler İç Etken Dış Etken İttihat ve Terakki Cemiyetinin faaliyetleri 1908 Reval Görüşmesi İTTİHAT ve TERAKKÎ CEMİYETİ 1908 İhtilâli ni düzenleyen

Detaylı

BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı

BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı Birecik ilçesi Şanlıurfa Merkez ilçesine 80 km uzaklıkta olup, yüzölçümü 852 km2 dir. İlçe merkez belediye ile birlikte 3 belediye ve bunlara bağlı 70 köy ve 75 mezradan

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Sezai SEVİM YAYIN LİSTESİ

Yrd. Doç. Dr. Sezai SEVİM YAYIN LİSTESİ Yrd. Doç. Dr. Sezai SEVİM YAYIN LİSTESİ KİTAP - Osmanlı Kuruluş Dönemi Bursa Vakfiyeleri, Yayına Hazırlayanlar, Yrd. Doç. Dr. Sezai Sevim- Dr. Hasan Basri Öcalan, Osmangazi Belediyesi Yayınları, İstanbul

Detaylı

SAINT BENOIT FRANSIZ LİSESİ

SAINT BENOIT FRANSIZ LİSESİ COĞRAFYA NIVEAU / SEVIYE L-1 1-Coğrafya nedir coğrafyanın bölümleri. 2-Dünyanın şekli ve sonuçları. 3-Dünyanın hareketleri. 4-Harita bilgisi. 5-Atmosfer ve özellikleri. 6-İklim elemanları 7-Sıcaklık 8-Basınç

Detaylı

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ 1. Osmanlı İmparatorluğu nun Gerileme Devrindeki olaylar ve bu olayların sonuçları göz önüne alındığında, aşağıdaki ilişkilerden hangisi bu devir için geçerli

Detaylı

BOSNA-HERSEK TEKİ KÜLTÜR, BİLİM VE EĞİTİM ÜZERİNDEKİ OSMANLI ETKİSİ: MEVCUT DURUM

BOSNA-HERSEK TEKİ KÜLTÜR, BİLİM VE EĞİTİM ÜZERİNDEKİ OSMANLI ETKİSİ: MEVCUT DURUM Prof. Dr. Cazim HADZİMEJLİS* BOSNA-HERSEK TEKİ KÜLTÜR, BİLİM VE EĞİTİM ÜZERİNDEKİ OSMANLI ETKİSİ: MEVCUT DURUM Osmanlıların Balkanlarda çok büyük bir rolü var. Bosna Hersek te Osmanlıların çok büyük mirası

Detaylı

İktisat Tarihi I. 18 Ekim 2017

İktisat Tarihi I. 18 Ekim 2017 İktisat Tarihi I 18 Ekim 2017 Kuruluş döneminin muhafazakar-milliyetçi bir yorumuna göre, İslam ı yaymak Osmanlı toplumunun en önemli esin kaynağını oluşturuyordu. Anadolu'ya göçler İran daki Büyük Selçuklu

Detaylı

Geçmişten Günümüze Giresun da Dini ve Kültürel Hayat Sempozyumu (25-27 EKİM 2013)

Geçmişten Günümüze Giresun da Dini ve Kültürel Hayat Sempozyumu (25-27 EKİM 2013) Geçmişten Günümüze Giresun da Dini ve Kültürel Hayat Sempozyumu (25-27 EKİM 2013) İlimiz tarihinde yer alan bütün kavimlerin kültürel ve dini kimliğinin ele alınarak inceleneceği Geçmişten Günümüze Giresun

Detaylı

En İyisi İçin. Cevap 1: "II. Meşrutiyet Dönemi"

En İyisi İçin. Cevap 1: II. Meşrutiyet Dönemi Ne x t Le v e l Ka r i y e r 300ADET TAMAMIÖZGÜN ÇÖZÜMLÜAÇI KUÇLU SORU Kaymakaml ı k Sı navı nahazı r l ı k Tar i h Açı kuçl usor u Bankası En İ yi si İ çi n.. Necat i beycd.50.yı li şhanı Apt.no: 19/

Detaylı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Hadrianopolis ten Edrine ye : Bizans Dönemi.......... 4 0.2 Hadrianopolis Önce Edrine

Detaylı

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL II. YARIYIL Adı Adı TAR 501 Eski Anadolu Kültür 3 0 3 TAR 502 Eskiçağda Türkler 3 0 3 TAR 503 Eskiçağ Kavimlerinde

Detaylı

2016 Başkale nin Tarihçesi: Başkale Coğrafyası:

2016 Başkale nin Tarihçesi: Başkale Coğrafyası: Başkale nin Tarihçesi: Başkale Urartular zamanında Adamma olarak adlandırılan bir yerleşme yeriydi. Ermeniler buraya Adamakert ismini vermişlerdir. Sonraları Romalılar ve Partlar arasında sınır bölgesi

Detaylı

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DERS NOTU I. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU. Ekonomik Durum:

T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DERS NOTU I. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU. Ekonomik Durum: T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DERS NOTU I. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU Ekonomik Durum: 1. Avrupa daki gelişmelerin hiçbiri yaşanmamıştır. Avrupa da Rönesans ve Reform

Detaylı

Sakarya ili kültür ve turizm bakımından önemli bir potansiyele ve çeşitliliğe sahiptir. İlde Taraklı Evleri gibi

Sakarya ili kültür ve turizm bakımından önemli bir potansiyele ve çeşitliliğe sahiptir. İlde Taraklı Evleri gibi TARİH Tarihi kaynaklar bize, Adapazarı yerleşim bölgesinde önceleri Bitinya'lıların, ardından Bizanslıların yaşadıklarını bildirmektedir. Öte yandan, ilim adamlarının yaptıkları araştırmalara göre; Sakarya

Detaylı

TARİH DENEME GENEL KÜLTÜR. kpss ÖSYM. Osmanlı Siyasî Tarihi Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi. Serkan Aksoy. Gerçek Sınav Tadında...

TARİH DENEME GENEL KÜLTÜR. kpss ÖSYM. Osmanlı Siyasî Tarihi Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi. Serkan Aksoy. Gerçek Sınav Tadında... kpss 2014 GENEL KÜLTÜR ÖSYM yeni sınav sistemine göre hazırlanmıştır. TARİH Osmanlı Siyasî Tarihi Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 30 DENEME Serkan Aksoy Gerçek Sınav Tadında... Serkan AKSOY KPSS TARİH 30 DENEME

Detaylı

Asya Hun Devleti (Büyük Hun Devleti) Orta Asya da bilinen ilk teşkilatlı Türk devleti Hunlar tarafından kurulmuştur. Hunların ilk oturdukları yer

Asya Hun Devleti (Büyük Hun Devleti) Orta Asya da bilinen ilk teşkilatlı Türk devleti Hunlar tarafından kurulmuştur. Hunların ilk oturdukları yer Asya Hun Devleti (Büyük Hun Devleti) Orta Asya da bilinen ilk teşkilatlı Türk devleti Hunlar tarafından kurulmuştur. Hunların ilk oturdukları yer Sarı Irmak ın kuzeyi idi. Daha sonra Orhun ve Selenga ırmakları

Detaylı

NO ADI-SOYADI ÜNVANI KURUMU. 1 Remzi Oğuz YILMAZ Genel Sekreter İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği. İmamoğlu Kaymakamlığı

NO ADI-SOYADI ÜNVANI KURUMU. 1 Remzi Oğuz YILMAZ Genel Sekreter İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği. İmamoğlu Kaymakamlığı KALKINMA KURULU ADANA ÜYELERİ NO ADI-SOYADI ÜNVANI KURUMU 1 Remzi Oğuz YILMAZ Genel Sekreter İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği 2 İsmail Hakkı DEVELİ Kaymakam Seyhan Kaymakamlığı 3 Abdullah DÖLEK Kaymakam

Detaylı

ADI SOYADI: SINIFI: NUMARASI: PUANI:

ADI SOYADI: SINIFI: NUMARASI: PUANI: DOĞUBAYAZIT M. M. FAHRETTİN PAŞA ANADOLU İMAM-HATİP LİSESİ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIFLAR SEÇMELİ TARİH DERSİ 1. DÖNEM 2. ORTAK SINAV SORULARI A GRUBU ADI SOYADI: SINIFI: NUMARASI: PUANI: SORULAR

Detaylı

BİRECİK REHBER KİTAP. Birecik Turizm Envanteri Projesi T.C. BİRECİK KAYMAKAMLIĞI 2011

BİRECİK REHBER KİTAP. Birecik Turizm Envanteri Projesi T.C. BİRECİK KAYMAKAMLIĞI 2011 Birecik Turizm Envanteri Projesi Bu kitabın içeriğinden sadece Birecik İlçesi ve Köylerine Hizmet Götürme Birliği sorumludur ve bu içeriğin herhangi bir şekilde DPT'nin veya Karacadağ kalkınma Ajansı'nın

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014

ÖZGEÇMİŞ. 1995-2008 2008-2014 Profesör Tarih/Yakınçağ Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. 2014 ÖZGEÇMİŞ 1.Adı Soyadı : MUZAFFER TEPEKAYA 2.Doğum Tarihi : 20.10.1962 3.Unvanı : Prof. Dr. / Tarih Bölümü 4. e-mail : [email protected] Öğrenim Hayatı: Derece Alan Üniversite Lisans Tarih Selçuk

Detaylı

CUMHURİYETE KADAR ÇUKUROVA NÜFUSU

CUMHURİYETE KADAR ÇUKUROVA NÜFUSU CUMHURİYETE KADAR ÇUKUROVA NÜFUSU Prof. Dr. HAM Dİ KARA* Çukurova, tarihi devirlerde insanların yerleşmesi ve ekonom ik faaliyetlerini sürdürmesi için uygun bir alan olmuştur. Çünkü, bu verimli ova, çeşitli

Detaylı

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik OSMANLI YAPILARINDA İZNİK ÇİNİLERİ Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik Çinileri, KültK ltür r Bakanlığı Osmanlı Eserleri, Ankara 1999 Adana Ramazanoğlu Camii Caminin kitabelerinden yapımına 16. yy da Ramazanoğlu

Detaylı

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ TEST 1 1) Türklerin Anadolu ya gelmeden önce

Detaylı

1915 OLAYLARINI ANLAMAK: TÜRKLER VE ERMENİLER. Mustafa Serdar PALABIYIK

1915 OLAYLARINI ANLAMAK: TÜRKLER VE ERMENİLER. Mustafa Serdar PALABIYIK 1915 OLAYLARINI ANLAMAK: TÜRKLER VE ERMENİLER Mustafa Serdar PALABIYIK Yayın No : 3179 Araştırma Dizisi : 12 1. Baskı - Şubat 2015 ISBN: 978-605 - 333-207 - 7 Mustafa Serdar Palabıyık 1915 Olaylarını Anlamak:

Detaylı

ŞURA-YI DEVLET Belgeler, Biyografik Bilgiler ve Örnek Kararlarıyla

ŞURA-YI DEVLET Belgeler, Biyografik Bilgiler ve Örnek Kararlarıyla Prof. Dr. Fethi GEDİKLİ İÜ Hukuk Fakültesi Hukuk Tarihi Anabilim Dalı Başkanı ŞURA-YI DEVLET Belgeler, Biyografik Bilgiler ve Örnek Kararlarıyla Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskı İÇİNDEKİLER

Detaylı

BİRİNCİ MEŞRUTİYET'İN İLANI (1876)

BİRİNCİ MEŞRUTİYET'İN İLANI (1876) BİRİNCİ MEŞRUTİYET'İN İLANI (1876) I. Meşrutiyete Ortam Hazırlayan Gelişmeler İç Etken Dış Etken Genç Osmanlıların faaliyetleri İstanbul (Tersane) Konferansı BİRİNCİ MEŞRUTİYET'İN İLANI (1876) Osmanlı

Detaylı

ANTİK ÇAĞDA ANADOLU ANATOLIA AT ANTIQUITY KONU 3 FRİGLER 1

ANTİK ÇAĞDA ANADOLU ANATOLIA AT ANTIQUITY KONU 3 FRİGLER 1 ANTİK ÇAĞDA ANADOLU ANATOLIA AT ANTIQUITY KONU 3 FRİGLER 1 Frigler Frigler Troya VII-a nın tahribinden (M.Ö. 1190) hemen sonra Anadolu ya Balkanlar üzerinden gelen Hint Avupa kökenli kavimlerden biridir.

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

İslam ın Serüveni. İslam ın Klasik Çağı BİRİNCİ CİLT MARSHALL G. S. HODGSON

İslam ın Serüveni. İslam ın Klasik Çağı BİRİNCİ CİLT MARSHALL G. S. HODGSON İslam ın Serüveni BİRİNCİ CİLT İslam ın Klasik Çağı MARSHALL G. S. HODGSON 4 İçindekiler Tabloların Listesi... 6 Haritaların Listesi... 7 Önsöz... 9 Marshall Hodgson ve İslam ın Serüveni... 13 Yayıncının

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ 1. Adı Soyadı : Muharrem KESİK İletişim Bilgileri Adres : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 Mail : [email protected] 2. Doğum -

Detaylı

İktisat Tarihi I Ekim

İktisat Tarihi I Ekim İktisat Tarihi I 20-21 Ekim Osmanlı nın Kökenleri Olarak Selçuklular And. Selçuklu devleti II. Süleyman Şah tan itibaren (1192-1205) merkezi ve üniter bir devlet haline gelmiştir. 1262 1277 arasındaki

Detaylı