ORUÇ TUTAN MÜ MİNLERİ CENNETLE MÜJDELE! (O mü minler;) tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışanlar ve Allah ın sınırlarını (koyduğu hükümleri) koruyanlardır. (İşte, böyle) mü minlere (cenneti) müjdele! (Tevbe/112) (Farz kılınan oruç) sayılı günlerdir. Sizden kim, (o günlerde) hasta veya seferde ise o, (tutamadığı) günler sayısınca başka günlerde (oruç tutar. İhtiyarlığından veya tedavisi mümkün olmayan bir hastalıktan dolayı) oruç tutmaya gücü yetmeyenlere, (her güne karşılık) bir yoksulu (sabah akşam) doyuracak bir fidye vermesi (gerekli)dir. Kim de gönülden gelerek (daha fazla) bir ihsanda bulunursa, bu, onun için daha hayırlıdır. Bununla beraber (zor da olsa, işin önemini) bilirseniz, oruç tutmanız, sizin için daha hayırlıdır. (Bakara/184) Ey iman edenler! Sizden önceki (ümmet)lere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de oruç tutmak yazıldı (farz kılındı). Olur ki bu sayede takvâya erersiniz. (Bakara/183) ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ Ramazan ı yaşadığı halde günahlarını bağışlatamayan kimsenin burnu yerde sürünsün (Tirmizi, Deavat,100) İslam beş temel esas üzerine kurulmuştur; Allah tan başka ilah olmadığına ve Muhammed (s.a.s) in Allah ın Rasulu olduğuna şahadet etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekat vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmaktır. (Müslim,İman,21) Ebû Hüreyre( ra)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav)şöyle buyurdu: "Allah yolunda çift sadaka veren kimse, cennetin muhtelif kapılarından, Ey Allah'ın (sevgili) kulu! Burada hayır ve bereket vardır, diye çağırılır. Sürekli namaz kılanlar namaz kapısından, mücahidler cihad kapısından, oruçlular reyyân kapısından, sadaka vermeyi sevenler de sadaka kapısından (cennete girmeye) davet edilirler." Ebû Bekir radıyallahu anh: - Anam babam sana kurban olsun ey Allah'ın Resulü! Gerçi bu kapıların birinden çağrılan kimsenin diğer kapılardan çağırılmaya ihtiyacı yoktur ama, bu kapıların hepsinden birden çağrılacak kimseler de var mıdır? dedi.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: - "Evet, vardır. Senin de o bahtiyârlardan olacağını ümit ederim" buyurdu. (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî) MERAK ETTİKLERİMİZ SADAKA-I FITR (FİTRE SADAKASI) (1) Fitre sadakası, Ramazan ayının sonuna yetişen ve temel ihtiyaçlarından başka en az nisab mikdarı bir mala sahip bulunan her Müslüman için verilmesi vacib olan bir sadakadır. Buna yalnız "Fitre"de denir. Fıtrat sadakası, sevab için verilen yaratılış ikramı demektir. 1-Fitre sadakasının vacib olması, zekâtın farz kılınmasından öncedir. Orucun farz kılındığı yıla raslar. Bu bir yardımlaşmadır, orucun kabulüne ve can çekişme ile kabir azabından kurtuluşa bir yoldur. 2-Fitre sadakası, Ramazan Bayramının birinci günü fecrin doğuşundan itibaren vacib olursa da, bundan önce ve bundan daha sonra da verilebilir. Önceden verilmesiyle fakirler bayramlık ihtiyaçlarını gidermiş olurlar. 3-Fitre sadakası, nisab mikdarı bir mala sahib olan her hür müslüman için vacibdir, ister çocuk olsun, ister mecnun olsun... 4-Bunların velileri, bunların mallarından bu sadakayı vermezlerse, kendileri baliğ olduktan veya iyileştikten sonra bu sadakayı ödemekle yükümlü bulunurlar. Bu mesele, İmamı Azam ile İmam Ebû Yusuf'a göredir, İmam Muhammed ile İmam Züfer'e göre, bunlara fitre sadakası vacib olmaz. 5-Bu nisabdan maksad, iki yüz dirhem gümüş veya yirmi miskal altın veya bunların kıymetine denk bir maldır. Bu mal, temel ihtiyaçlardan (borçtan, oturulan evden, ev eşyasından, bineceği at ve kuşanacağı silahtan, ailesinin bir aylık veya bir yıllık geçiminden) fazla bulunmalıdır. Bu fazla malların para veya ticaret malı olması şart değildir. Bu fazla olan mal üzerinden bir yıl geçmesi de aranmaz. 6-İşte bu mikdar bir mala sahib olan her müslüman için zekat almak veya vacib olan sadakaları kabul etmek haramdır. Üzerlerine kurban kesmek de vacibdir. 7-Ramazan Bayramının ilk günü fecrin doğuşundan önce vefat eden veya fakir düşen veya fecrin doğuşundan sonra dünyaya gelen veya (İslama giren) bir Müslümana fitre sadakası vacib olmaz. Fakat fecirden sonra ölen bir Müslümana vacib olur. Eğer vasiyet etmişse, terekesinin üçte birinden ödenir. Varislerin kendi mallarından vermeleri de caizdir. 8-Nisab mikdarı mal, fitre sadakasının vacip olmasından sonra telef olsa fitre düşmez, çünkü verilmesi için önceden bir imkân hâsıl olmuştu. Zekât ise böyle değildir, onda kolaylığı gerektiren bir imkân gereklidir.
HAYIRLI RAMAZANLAR RUHLARIN GIDASI, BEDENİN SIHHAT KAYNAĞI:ORUÇ Ramazan çok mübarek, çok mukaddes bir ay; oruç çok değerli, çok önemli bir ibadet... Açlık ruhların gıdası, kalplerin cilası, dertlerin şifası... Mide boş olunca, kalpler nurlanıyor, duygular canlanıyor, hikmet rikkat pınarları gönül âleminin çemenzarlarından şırıl şırıl akmaya başlıyor. Oruç ilahî bir feragat; kul en tabii ihtiyaç ve arzularını, hevesat ve şehevatını Allah için terk ediyor, onun için bu kutsî fedakârlığın mükâfatını Allah en büyük miktarlarla karşılıyor. Oruç, nefisle cihâd-ı ekber yapmaktır, arzularına ve hislerine hâkim olmaktır, iradeyi terbiye etmek, azmi kuvvetlendirmektir, akıl sultanını vücut ülkesinin tahtına, kudretli bir hükümdar olarak cülus ettirmektir. Orada isyanı bastırmak, asileri dağıtmak, şirretleri hapsetmek, asayişi sağlamak, ahaliyi memnun ve mesut etmek demektir. Onun için değeri pek çok yüksektir. İbadet iklimine giden yol saadet, bahçesine açılan kapı da oruçtur. O, diğer ibadetlerin çatısı, temeli, mahfesi, mesnet ve membaıdır, mârifetullaha onunla erilir, muhabbetullaha onunla ulaşılır, halvetler onunla güzel yapılır, zikirler onunla hoş olur, ilm-i ledün onunla kazanılır. Oruç bedenin de sıhhat kaynağıdır. Oruçta mide, karaciğer, diğer sindirim cihazları, kalp, damar... dinlenir, birikmiş yağlar eritilir, fazla kilolar atılır, vücut rahata erer, baş esen olur, gövde hafifler.
Bu çok güzel ve çok faydalı ibadeti yalnız Ramazan ayına mahsus ve münhasır kılmamak, diğer aylarda da nafile oruçlara devam eylemek lazımdır. Her haftanın pazartesi ve perşembe günlerinde, her ayın başında, ortasında, sonundaki günlerde, her kamerî ayın 13, 14, 15. günlerinde yani mehtaplı gecelerin gündüzlerinde oruç tutmak Peygamberimiz, serverimiz, Muhammed-i Mustafâ Efendimiz in tavsiyeleridir. Ayrıca Şevval ayının 6 gün orucu, Zilhiccenin ilk on gün orucu, Kurban bayramı arifesi orucu, Muharrem orucu ve Receb ve Şaban da çok oruç tutmak vardır. Bunlara da aşk u şevk ile riayet etmeliyiz. Oruç tutulmayan diğer günlerde, yemek zamanlarına, yiyeceklerin cinslerine ve miktarlarına da çok dikkat etmek gerekiyor. Maalesef bu konularda çok yanlış âdet ve alışkanlıklar var. Doktor kardeşlerimizin ve beslenme uzmanlarının bu konularda halkı aydınlatması şart. Yediğimiz yiyeceklerin sağlığa zararlı olmaması çok önemli. Mesela, süt, balık, et, yumurta, sucuk mantar vs. bayat olunca zehirlenmelere sebep oluyor. Ayrıca, su, meşrubat, sebze, meyve ve sair yiyeceklerdeki kirlilikler, mikrop ve bakteriler, kimyevi maddeler, sunî gübre ve ilaçlar, koruyucu ve renklendiriciler, hastalıklara, kansere yol açabiliyor. Onun için mesela, sebze ve meyvenin, şeker, çikolata ve pastaların canlı ve cazip renklerine aldanmamak, nasıl yetiştiğini, nereden geldiğini, nasıl yapıldığını ve içinde ne gibi zararlı maddeler olduğunu iyice incelemek gerekiyor. Tabii bu, uzmanların, laboratuarların, resmi dairelerin işi; ama biz de gıdalarımızı ya kendimiz üreterek, ya da temiz ürettiğini bildiğimiz yer ve kuruluşlardan alarak korunabiliriz. Sağlıklı yaşamak için en önemli noktalardan, korucuyu hekimlik için en başta gelen esaslardan biri de yeterli, dengeli, fakat az yemek ve perhize riayet etmektir. Abur cubur yemenin ve oburluğun çok büyük zararları kısa zamanda ortaya çıkıveriyor. Hasta olduktan sonra tedavi çok zor ve pahalı, halbuki perhize dikkat etmek çok kolay ve ucuz! O halde dinimizin yemek konusundaki tüm tutum ve tavsiyelerine ve sevgili Peygamberimiz in sünnet-i seniyesindeki beslenme esaslarına daima riayetkâr olalım; böylece hem sıhhatli kalalım, sağlam ve dinç yaşayalım, hem de ecir, sevap ve feyiz kazanalım aziz ve sevgili okuyucular! Kur an ın Anlamıyla Buluşmak Platformu
makaleye Bu köşenin içeriği KUR AN IN ANLAMIYLA BULUŞMAK PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin Feyizli'nin Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali nden alınmıştır. Ayet meallerinin tamamına www.kuranimiz.net, ses dosyalarına
www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz. Görüş ve önerileriniz için: bilgi@kuranimiz.net adresine e posta yazabilirsiniz.