İş Mahkemelerinde Dava Şartı Olarak Arabuluculuk Arabuluculuk Kavramı Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biri olan arabuluculuk, 2012 yılında kabul edilen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile hukukumuza girmiştir. Arabuluculuk süreci ile hedeflenen, uyuşmazlıkların dava yolu ile çözümüne alternatif olarak, tarafların kendi iradeleri ile uyuşmazlığı daha hızlı, basit, en az giderle ve etkin bir biçimde çözmelerine olanak tanımaktır. 1 Arabuluculuk faaliyeti, tarafların müzakere yöntemiyle ortak bir çözüme ulaşmaları için uygun iletişim ortamını oluşturmayı ve gerektiğinde arabulucunun da çözüm önerileri sunması suretiyle uyuşmazlığı dostane bir şekilde sona erdirmeyi amaçlar. Arabuluculuk süreci, prensip olarak bireylerin Anayasa güvencesinde olan yargısal yollara başvuru imkanını ortadan kaldırmamakta; devletin yargı yetkisi dışında, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların, yine tarafların iradesi ile çözüme kavuşturulmasına imkân sağlamaktadır. Kanun kapsamında taraflar, yabancılık unsuru taşıyanlar da dahil olmak üzere, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde arabuluculuk yöntemini seçebileceklerdir. Arabuluculuk faaliyeti, hukuk eğitimi almış ve T.C. Adalet Bakanlığı nezdinde Arabulucular Sicilinde kayıtlı bulunan bir veya birden çok gerçek kişi tarafından yürütülür. Arabulucu, görevini bağımsız ve tarafsız olarak yerine getirmekle yükümlüdür.
İş Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Olarak Arabuluculuk 25 Ekim 2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, iş uyuşmazlıklarında dava şartı olarak arabuluculuğa başvurma zorunluluğu getirmiştir. Bu zorunluluk 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren geçerli olacaktır. Kanunda işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvuru, özel bir dava şartı olarak düzenlenmektedir. Bu çerçevede işçi veya işverenin, alacak veya tazminat taleplerinden ve işe iade taleplerinden kaynaklanacak uyuşmazlıklar için öncelikle arabuluculuk sürecine başvurmuş olması gerekmektedir. Arabuluculuğun dava şartı olmasının bir sonucu olarak, eğer arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılır ise mahkeme hiçbir işlem yapmaksızın davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usul yönünden reddedecektir. 2 Arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşamaması halinde açılacak davada ise, ilgili tarafın dava dilekçesine ek olarak arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşma sağlanamadığına dair son tutanağı sunması gerekmektedir. Dava dilekçesi ekinde ilgili tutanak sunulmuşsa, mahkeme davaya devam edebilecektir. Aksi halde mahkeme, ilgili tarafa arabuluculuk tutanağını sunması için bir haftalık kesin süre tanıyacaktır. Bu süre içerisinde tutanak sunulmazsa, dava yine usul yönünden reddedilecektir. Arabulucuya başvurma zorunluluğu bütün iş uyuşmazlıkları açısından geçerli değildir. Nitekim iş kazası ve meslek hastalıklarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarına ilişkin olarak arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır. Arabulucunun Belirlenmesi Uyuşmazlığın arabuluculuk yöntemiyle çözümü için başvurunun mutlaka Adalet Bakanlığı bünyesinde adliyelerde kurulu resmi bir makam olan arabuluculuk bürosuna yapılması gerekmektedir. Başvuran taraf talebini, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapacaktır. Arabulucu, büro tarafından listeye kayıtlı arabulucular arasından belirlenecektir. Bununla beraber tarafların mutabakat ile arabulucuyu belirlemeleri de mümkündür. Bu kapsamda tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşması halinde, büro seçilen arabuluyu görevlendirecektir. Arabuluculuk Süresi ve Sona Ermesi Arabulucu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde uyuşmazlığı sonuçlandırmakla yükümlüdür. Bu sürenin zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta daha uzatılması mümkündür.
Arabulucu, taraflara ulaşılamaması veya tarafların katılmaması sebebiyle görüşme yapılamaması yahut görüşmeler sonunda tarafların anlaşmasu veya anlaşmaya varamaması hallerinde, arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve duruma ilişkin son tutanağı düzenleyerek arabuluculuk bürosuna gönderir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda uyuşmazlık hakkında kısmen yahut tamamen anlaşma sağlanamaması halinde, tarafların üzerinde anlaşamadıkları hususlarla ilgili olarak dava açması mümkün hale gelir. Arabuluculuk Ücreti ve Ücretin Ödenmesi İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca arabuluculuk ücretinin ödenmesine ilişkin esaslar, tarafların anlaşması ve anlaşamamasına göre farklılık arz etmektedir. Tarafların anlaşması durumunda ücret kural olarak işçi ve işveren tarafından eşit olarak karşılanır. Ancak taraflar aralarında anlaşarak ücreti farklı oranlarda karşılayabilecekleri gibi bir tarafın ücretin tamamını üstlenmesi de mümkündür. Arabulucu ve taraflar arasında kararlaştırılan ücret, arabuluculuk asgari ücret tarifesinde belirtilen tutar ve eşiklerin altında olamaz. 3 Taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamaması hallerinde ise arabuluculuk ücretinin ilk iki saatlik kısmı Bakanlık bütçesinden karşılanacaktır. İki saati aşan süreler sonunda tarafların anlaşamaması halinde ise iki saati geçen bölüme ilişkin ücret, aksi kararlaştırılmadıkça işçi ve işveren tarafından eşit şekilde ve tarifede belirlenen saatlik ücret üzerinden karşılanacaktır. İşe iade talebi ile ilgili yapılan arabuluculuk faaliyetleri bakımından, tarafların işçinin işe başlaması hususunda anlaşması halinde arabulucuya ödenecek ücret, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı esas alınarak ve tarife uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilerek, bu tutar üzerinden hesaplanacaktır. Arabuluculuk Görüşmelerine Katılmamanın Sonuçları Taraflardan birinin geçerli mazeret sunmaksızın ilk toplantıya katılmaması, arabuluculuk faaliyetinin sona erdirilmesine neden olabilecektir. Bu halde toplantıya katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı bulunsa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu olacaktır. Yargılama giderlerinin yükletilmesine ek olarak, ilgili taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmeyecektir. Bu sebeple ilk toplantıya katılmak, ortaya çıkabilecek menfi sonuçları engellemek bakımından taraflar için büyük önem arz etmektedir.
Hem işverenin hem de işçinin ilk toplantıya katılmaması ve bu sebeple arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi üzerine taraflarca açılacak davalara ilişkin yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılacaktır. Anlaşma Belgesi Düzenlenmesi ve Hukuki Sonuçları Tarafların arabuluculuk süreci sonunda anlaşma sağlamaları halinde bu duruma ilişkin anlaşma belgesi düzenlenir. Anlaşma belgesi arabulucu, taraflar, varsa kanuni temsilcileri veya vekillerince imzalanır. Taraflar isterlerse mahkemeden bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilir. Söz konusu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. Bunun sonucu olarak herhangi bir yargı kararına gerek olmaksızın ilamlı icra takibi başlatılması mümkün hale gelecektir. Diğer yandan tarafların avukatla temsil ediliyor olması halinde, taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılacaktır. 4 Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varmış olması halinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamamaktadır. Bu yönüyle anlaşma, yargı yoluna başvurma hakkını ortadan kaldırıcı bir özellik arz etmektedir. İşe İade Talebine ilişkin Arabuluculuk Görüşmeleri Asıl işveren ve alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu hallerde, işe iade taleplerinde hem asıl işverenin hem de alt işverenin görüşmelere birlikte katılmaları ve işçi ile anlaşma halinde iradelerinin birbirine uygun olması şartı bulunmaktadır. Arabuluculuk görüşmeleri neticesinde tarafların işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaya varmaları halinde kanun, taraflarca düzenlenecek son tutanağın belli hususları içermesi gerektiğini düzenlemiştir. Buna göre son tutanakta aşağıdaki hususlar yer almalıdır. (i) (ii) (iii) işe başlatma tarihi, işçinin çalıştırılmadığı süre için alacağı olan ücret ve diğer haklar, işçinin işe başlatılmaması durumunda işveren tarafından ödenecek tazminat miktarı
Anılan hususların son tutanakta belirlenmemiş olması halinde, anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. Anlaşma sağlanmış olmasına rağmen işçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması durumunda ise fesih geçerli hale gelir ve işveren feshin hukuki sonuçlarından sorumlu olur. İş sözleşmesi feshedilen işçi işe iadesini talep edecek ise, fesih bildiriminin geçerli bir sebebe dayanarak yapılmadığı veya sebep gösterilmeden yapıldığı iddiasını dayanak göstererek fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşma sağlanamamış ise, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde iş mahkemesinde işe iade davası açılabilecektir. İşçinin arabulucuya başvurmadan doğrudan mahkemede dava açması ve davanın usulden reddedilmesi halinde ise kesinleşen ret kararının taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde arabulucuya başvurulması gerekmektedir. Zaman Aşımı ve Hak Düşürücü Süreler 5 Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez. Bu yönüyle arabuluculuk yöntemine başvurmuş olmak, tarafların yargı makamları önünde hak ve iddialarını ileri sürebilecekleri zaman dilimi üzerinde aleyhe etki doğurmamaktadır.
Haluk GURULKAN, LL.M Yönetici Ortak haluk.gurulkan@gurulkan.com + 90 532 456 82 52 Yasin ÇAKIR Ortak yasin.cakir@gurulkan.com + 90 532 407 16 45 GURULKAN ÇAKIR AVUKATLIK ORTAKLIĞI Yapı Kredi Plaza C Blok Kat:17 No:40 Levent 34330 İstanbul - TÜRKİYE T +90 212 318 90 30 F +90 212 317 47 01 M info@gurulkan.com W www.gurulkan.com Gurulkan Çakır Avukatlık Ortaklığı ( Gurulkan & Çakır ) İstanbul Barosu na 105 sicil numarası ve Türkiye Barolar Birliği ne 206 sicil numarası ile kayıtlı bir avukatlık ortaklığıdır. İşbu yayın sadece genel bilgiler içermekte olup, herhangi bir karar alma sürecinde dayanak olarak kabul edilmemelidir. İşbu yayın ile herhangi bir hukuki veya başka türden tavsiye verilmesi amacı güdülmemektedir. Gurulkan & Çakır ve ortakları, işbu yayında yer alan bilgilere dayanılmasından ötürü ortaya çıkabilecek hiçbir kayıp ve zarardan sorumlu tutulamaz. Burada yer alan bilgilere dayalı olarak harekete geçmeden önce, okuyucuların söz konusu bilgilerin doğruluğunu ve uygunluğunu kendi hukuki ve finansal durumları, amaçları ve ihtiyaçları bakımından değerlendirmeleri tavsiye olunur. Bilhassa, okuyucular herhangi bir karar almadan önce bağımsız ve profesyonel bir destek almalıdırlar. İşbu yayın, Gurulkan & Çakır ın önceden alınmış yazılı onayı olmaksızın hiçbir şekilde ve yöntemle, kısmen ya da tamamen çoğaltılamaz. 2017 Gurulkan Çakır Avukatlık Ortaklığı Tüm hakları saklıdır