DÜŞÜNDÜKLERİM YAZDIKIARIM. Siyası ve Toplumsal Makale ve Bildiriler



Benzer belgeler
İçindekiler GENEL PRENSİPLER. Birinci B ö l ü m : HUKUK NİZAMI :

Fikret BABAYEV * * Azerbaycan Anayasa Mahkemesi Başkanı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkiye Milli Eğitim Sisteminin Yasal Dayanakları. 2. Eğitim ve Öğretimi Düzenleyen Yasalar. 3. Milli Eğitim Şuraları. 4.


İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM... 1 Genel Hükümler... 1 Amaç... 1 Kapsam... 1 Dayanak... 1 Tanımı... 1 İKİNCİ BÖLÜM...

İRAN IN BÖLGESEL FAALİYETLERİ VE GÜÇ UNSURLARI ABDULLAH YEGİN

SAINT BENOIT FRANSIZ LİSESİ

İnönü Üniversitesi Fırat Üniversitesi Siirt Üniversitesi Ardahan Üniversitesi - Milli Eğitim Bakanlığı ‘Değerler Eğitimi’ Milli ve Manevi Değerlerimiz by İngilizce Öğretmeni Sefa Sezer

RE SEN TAAHÜTNAME VE KEFALETNAME

Dönem : 4 Topiant, : 3 MİLLET MECLİSİ S. Sayısı : 194'e 2 nci Ek

SANAYİLEŞEN TÜRKİYE NİN ENERJİ İHTİYACI VE YENİ BİR ARAŞTIRMA KURULUŞU: ELEKTRİK İŞLERİ ETÜD İDARESİ

1915 OLAYLARINI ANLAMAK: TÜRKLER VE ERMENİLER. Mustafa Serdar PALABIYIK

Vekiller Heyeti Kararı, Sıkıyönetim Komutanlığı ve Milli Güvenlik Konseyi'nce Kapatılan Siyasi Partiler

HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8

İstanbul Teknik Üniversitesi hakkında kanun : Kanun No: 4619 Kabul tarihi: 12/7/1944

ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük MİLLİ EKONOMİ VE BAŞKENT ANKARA

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu

34 NOLU SÖZLEŞME ÜCRETLİ İŞ BULMA BÜROLARININ KAPATILMASI HAKKINDA SÖZLEŞME

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

TÜRKİYE ORMANCILAR DERNEĞİ ALİ KEMAL YİĞİTOĞLU KÜTÜPHANESİ

- 354 İstatistik umum müdürlüğü teşkilâtı hakkında kanun

İstanbul İmam Hatip Liseliler Derneği

İçindekiler. İndeks. İKTİSADÎ DÜŞÜNCE TARİHİ 1. Giriş 1-19

Enhancing Vocational Language Skills and Working Culture Awareness of European Construction Professionals (EVLAC)

K A N A Y A N Y A R A K A R A B A Ğ

İÇİMİZDEKİ KOMŞU SURİYE

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

Dr. İsmail TOPUZOĞLU İşçi Sigortaları Kurumu İşçi Sağlığı ve îş Emniyeti Müdürü

Müdafaa-i Hukuk Hareketi bu hakları savunmak ve geliştirmek için kurulmuştur.

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK TESBİT VE TASDİK RAPORU (HAM PETROL VE PETROL ÜRÜNLERİ İTHALATI TALEBİNE İLİŞKİN YILLIK RAPOR)

Türkiye de Biyolojik Evrim Kuramı Eğitiminin. Tarihsel ve Sosyolojik. Bir Değerlendirmesi

TERCİH ETTİĞİN OKOL GELECEĞİNDİR MEVLÜT ÇELİK 8.SINIF KAVRAM HARİTASI. Mevlüt Çelik. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

Aziz Ogan: Kültürel ve Tarihsel Hazinelerin İzinde Bir Arkeolog ve Müzeci

RĠYASETĠCUMHUR SENFONĠ ORKESTRASI KURULUġU HAKKINDA KANUN (1)

UNI 201 MODERN TÜRKİYE NİN OLUŞUMU I

ISBN NUMARASI: ISBN NUMARASI: ISBN NUMARASI: ISBN NUMARASI:

XI. TÜRKİYE İÇ DENETİM KONGRESİ KÜRESEL BİRİKİMLERDEN ULUSAL DEĞERLER YARATMAK

MÜHENDİSLİK EĞİTİMLERİNDE ÖLÇÜMBİLİM VE KALİBRASYON KONULARINDAKİ MEVCUT DURUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ

Orta Asya Türkleriyle ilgili yukarıdaki kavramlardan hangisi varlığı sürekli olmayan toplumsal ve siyasal birimi ifade eder?

Moro Müslümanları Üzerine 99 KENDİ LİDERİNİN KALEMİNDEN BANGSAMORO MÜCADELESİ

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ ve OKUL YÖNETİMİ. 8. Bölüm Eğitim Bilimine Giriş GÜLENAZ SELÇUK- CİHAN ÇAKMAK-GÜRSEL AKYEL

İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI NA. : Şüpheli hakkında suç duyurusu dilekçemizin sunumudur.

Y.Selçuk TÜRKOĞLU Bursa Milletvekili Aday Adayı. Biz Bir Ekibiz Ekibimiz Milletimiz

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ LİSANS PROGRAMI BAHAR YARIYILI (ATA152)

Biz yeni anayasa diyoruz

Test Ağırlıkları: GY:0,2, GK:0,1, HU:0,1, İK:0,1, KY:0,1, MA:0,1, Uİ:0,1, YD:0,2

EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

Madde 6 Madde 7 Madde 8 Madde 9 Madde 10

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans

12. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN.

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

2018-LGS-İnkılap Tarihi Deneme Sınavı 9

TÜRK VERGİ SİSTEMİ-1.BÖLÜM

BARTIN ÜNİVERSİTESİ PERSONEL DAİRE BAŞKANLIĞI KAMU HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

İLAM AKADEMİ NİÇİN İLAM AKADEMİ?

DEVLET TEŞKİLATINA TEORİK YAKLAŞIMLAR PROF. DR. TURGUT GÖKSU VE PROF. DR. HASAN HÜSEYIN ÇEVIK

Trabzon Temsilciliğimizce, vize uygulaması fçin, Belediye Başkanlığına gönderilen yazıyı da bu sayımızda bilginize sunuyoruz.

KRONİK 1957 YILI MEVZUATI [*]

ŞARAP ÜRETİM TEKNİKERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 8. SINIF TÜRKİYE CUMHURİYETİ İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ATATÜRK Ü ETKİLEYEN OLAYLAR VE FİKİRLER

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

AÇIK SİSTEM. Sistemler, çevrelerinden girdiler alarak ve çevrelerine çıktılar sunarak yaşamlarını sürdürürler. Bu durum, sisteme; özelliği kazandırır.

MEMLEKETIMIZ KOMUR ISTIHSALI ve RANDIMANLARINA BAKIŞ. MAHALLİ İDAREYE DEVLET TEŞEKKÜLLERİ: Ton olarak

PROF. DR. ABDULLAH UÇMAN

Sanayi Odalarının Kuruluşu ve Türkiye'deki Sanayi Odaları

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 8. SINIF T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU PLANI VE KAZANIM TESTLERİ

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta

Teori (saat/hafta) Atatürk ün prensiplerini ve Türk İnkılâbının gerekçelerinin ana temasını vermek

1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve Meskenlerin Haiz Olacakları Sağlık Şartlarına Ait Talimatta bu şartlarla ilgili hususlar belirtilmiştir.

Her Okulun Bir Projesi Var

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Kapsamına Giren Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik

ÇEVRE MÜHENDİSİ TANIM

Kişisel Bilgiler. Sefa Murat Ersoy Adres

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA MERKEZİ. Yayımlandığı Resmi Gazete :Tarih: 29/02/1960 Sayı:10444

OSMANLI EĞİTİM SİSTEMİ İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ / FIRAT ÜNİVERSİTESİ / ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ SEFA SEZER / İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA MERKEZİ TEŞKİLAT KANUNU

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Varlık Kapışması İkinci Dünya Savaşı nda Devlet, İş Adamı-Politikacı Arasında Yaşanan Kapışmanın Hikâyesi: Varlık Vergisi Doç. Dr.

Ege Ünv. Evrak Tarih ve Sayısı: 28/09/2017-E

MADEN MÜHENDİSİ TANIM

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği PERSONEL MÜDÜRLÜĞÜ

İÇİNDEKİLER İLKSÖZ... 1

Türkiye'nin En Çok Satan. TARİH ten

Türkiye'de yükseköğretirnde öğretim yılında önlisans ve lisans programlarında: Yeni kayıt Okuyan Mezun

İÇİNDEKİLER. F. Unvan. III. Sermaye ve şirket mameleki A. Esas sermaye. B. Sermayenin paylara bölünmüş olması ;... 32

Yerli Malı Haftası. Dr.Didem Özgür İstanbul Teknik Üniversitesi Avrupa Birliği Merkezi Araştırma Ofisi

Cezayir'den yükselen bir ses: Yalnızca İslam hükmedecek!

Transkript:

DÜŞÜNDÜKLERİM YAZDIKIARIM Siyası ve Toplumsal Makale ve Bildiriler

Anaçiolu Aydınlanma Vakfı Yayınlan S Kültür Dizisi: 3 ISBN 97S-8S86-04-1 1. Basım Mart 2002 2002 Anadolu Aydınlanma Vakfı İktisadi İşletmesi Tüm yayın haklan saklıdır. Anadolu Aydınlanma Vakfı İktisadi İşletmesi'nin yazılı izni olmaksızın tamamen veya kısmen alıntı yapılamaz, hiçbir şekilde kopya edilemez, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Tercüme hakkı yazara aittir. Dizgi Temel Türker Baskı Hazırlık Ahmet Y. Özbilen KapakResmi Tan Oral Kapak Tasanm MuratEfe Montaj/Iç ve Kapak Baskı Kurtiş Matbaacılık Sultanahmet-İstanbul 0212 s 18 ll 28 Cilt Güven Mücellithanesi ANADOLU AYDlNLANMA VAKFI YAYINLARI Söğütiii Çeşme Sk. No: 18/21 Kadıköy-İstanbul 0212 Sl3 80 19 e-posta: ay dinianma vakfı@ hatmailcom

DUŞUNDUKLERIM YAZD Siyası ve Toplumsal Makale ve Bildiriler BURHAN OGUZ İSTANBUL 2002

- BURHANOGUZ 1 Mart 1335'te (1919) İstanbul'da doğdu. İlk ve ortaokulu Colle Sainte jeanne d'arc'ta, liseyi Saint Benoit'da okudu. 1942'de Yüksek Mühendis Mektebi'nden (İTÜ) Makine ve Elektrik Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1942'de öğrenciliğinden itibaren çalıştığı Zeytinburnu ve Sütlüce silah ve mühimmat fabrikalannın dökümhane şefliğine atandı. 1943 sonunda istifa ederek kendi dökümhane ve atölyesinde 1950'ye kadar çeşitli döküm ve makine imal işleriyle uğraştı. Bu arada, 16 Aralık 1946'da kapatılana kadar Türkiye Sosyalist Partisi Merkez İcra Komitesi azalığı ve Türkiye Demir ve Çelik Sanayii İşçileri Sendikası başkanlığı yaptı. 1950'den 1963'e kadar elektrik mühendisi sıfatıyla yurdun çok çeşitli yörelerinde proje mühendisi, şantiye şefi ve teknik müdür olarak enerji nakil hatlannın, şehir şebekelerinin projelendirilmesi ve uygulanması, küçük hidroelektrik santrallerinin inşası ve sair büyük inşaat işlerinin (Çorum Çimento Fabrikası) koordinasyonu, Van - Urfa (875 km.) Nato IV. Bölge telekomünikasyon hattı şantiye şefliğini yaptı. 1963-1972 arasında Elyaflı Çimento (Asbestli çimento boru ve levha) Şti.'nin Kartal ve Bolu Kaynaşlı fabrikaları, Doğu Galvaniz Saç, Termoreknik makine ve kazan fabrikası, Brown Boveri elektrik motorları fabrikası (Wat Elekıramekanik Şti.), Hacı Şakir sabun fabrikasının kuruluşlannda temel koordinasyon ve fiili görev yaptı.. 1972-1979 arasında Oerlikon Kaynak Elektrotlan ve Makineleri.A. Ş.'de genel müdürlük teknik danışmanlığı yaptı. 1979-1984 arasında Edirne Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi ve sonra Trakya Üniversitesi'nde kadrolu öğretim görevliliği yaptı. 1984-1993 arasında Oerlikon genel müdürlük müşavirliği yaptı ve 1993'te emekliye ayrıldı. 1984'ten itibaren Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Metalurji Bölümü ve Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'nde yüksek lisans sınıflannda öğretim görevliliğini 2000 yılının sonuna kadar sürdürmüştür. A. Teknik: Burhan Oğuz'un Eserleri: ı. Asbestli Çimento Tazyikli Boru Döşeme Kılavuzu ve İsale Proje Esasları. 2 cilt İstanbul: Süperlit Yay., 1965. 2. Dökme Demir Kaynağı El Kitabı (Çeviri). İstanbul 1974. 3. Ark Kaynağı El Kitabı. İstanbul 1975. 4. Dolgu Kaynağı El Kitabı. İstanbul 1976. 5. Karbonlu ve Alaşımlı Çelikierin Kaynağı Metalurji - Uygulama. Genişletilmiş 2. baskı. İstanbul 1987. 6. Elektrik Ark Kaynağı Temel Eğitim Rehberi. İstanbul 1987. 7. Sert lehimleme Teori - Uygulama. İstanbul 1988. 8. Ark Kaynağı. Genişletilmiş 2. baskı. İstanbul 1989. 9. Malzeme Bilgisine Giriş. İstanbul 1989. 10. Demirdışı Metaller Kaynağı Metalurji - Uygulama. İstanbul 1990. ll. Aşınma Sorunları ve Dolgu Kaynağı Teori - Uygulama. İstanbul 1993. 12. Çok sayıda makale, bülten vs. (2-12. sıradakiler Oerllkon Yayınlarıdır.) B. Sosyal Bilimler: 1. Türkiye Halkının Kültür Kökenleri. C.I. Giriş: Beslenme Teknikleri. İstanbul 1976. C.II. Tarım Hayvancılık Meteoroloji. Bölüm I: inançlar. İstanbul 1982 (Sedat Simavi Sosyal Bilimler Ödülü). C.II. Bölüm 2: Müesseseler. İstanbul 1988. C.II. Bölüm 3: Teknikler. Aile Üretim İlişkileri. İstanbul 1995. C.III. İnşa, Isıtma ve Aydınlatma Teknikleri. İstanbul 2001. C.IV. - Dokuma ve Giyim Teknikleri (dizgide). 2. Yüzyıllar Boyunca Alman Gerçeği ve Türkler. İstanbul 1983. 3. Mezartaşında Simgeleşen inançlar. İstanbul 1983. 4. Çevre Üzerine Düşünceler. Ankara: Türkiye Çevre Vakfı Yay., 1986. 5. Anadolu Aleviliğinin Kökenleri. "Alevilik Üstüne Ne Dediler" adlı kitaptan aynbasım. Ant. Yay. 6. Türk ve Yahudi Kültürlerine Bir Mukayeseli Bakış. 2. cilt. İstanbul 1992. 7. Çok sayıda Türkçeveyabana dilde makale, uluslararası kongre ve sempozyumlara bildiri vs. 8. Tarihsel Gelişimiyle Dünyada ve Türkiye'de Laiklik. İstanbul: Engin Yay., 1996. 9. Türk Halk Düşüncesi ve Hareketlerinin İdeolojik Kökenieri I - III. İstanbul: Sirnurg Yay., 1997. 10. Bizans'tan Günümüze İstanbul Suları. İstanbul: Simurg Yay., 1998. ll. Yaşadıklanm, Dinlediklerim. Tarihi ve Toplumsal Anılar Simurg Yay., 2000.

. Çalışarak gerçeğe varanlara '

İÇİNDEKİI.ER 9 Sunuş Makaleler 13 Milli Eğitim davamız 21 Ziraat mi, sanayi mi? 31 Köy kalkınması davamız 52 27 Mayıs 60 Tarihte kurt 66 Tarihteki kurt 71 Tarih yapıcılarının tuzakları 76 Çelik üretimi yükselmedikçe 83 Hortlak 87 Turan ve İslam birliği ülküsü 106 Burjuvazi ve özel teşebbüs 110 inançlar, yoksulluk ve toprak 115 İman ve çıkar 120 İran ve mollalar 125 Koşulla r ve sonuçlar 129 Tarihin kuralları 135 Bürokratik rejim, halkçılık 140 İran'ın düşündürdükleri 145 Kültür değişmesi 163 Bürokrasinin temeli 168 Çarpık yönetim 174 Değerlendirme sonucu 178 Karşı lığı ne? 183 Büyük haberler - Küçük haberler 188 Asil Çelik nasıl kurtulur? 193 Türkiye'de özel sektör gerçek kalkınmaya öncülük edemiyor. 199 Yabancı sermaye 205 Liberalizm 210 Eğitimde seferberlik süıi.iyor 218 Atatürk Barajı'nı kendimiz yapabiliriz 222 Tarih! değerlerin korunması

226 Çelişkilerin düşündürdükleri 231 Çelişkiler zincirinde plan 236 Sanayicilerimiz ve AET 241 Turistik gericilik 245 "Peştemal" yerine diploma... 250 Çelişkiler zincirinin halkaları 256 Gazali ve Osmanlı medresesi 262 Tarihin aşamaları 267 Ders almadığımız yakın geçmiş 271 Burjuvazi ve toprak reformu 275 Çelişkiler yumağında Türkiye 284 Batılı kavramfarı yerine oturroadıkça 290 Burjuvazi - Demokrasi - Üniversite.296 Yeralu kaynaklarımızın yaranığı sorunlar 301 Günlük olaylar ve Türkiye gerçekleri 307 Enderun ve ötesi 312 "Mehdi" elbette çıkacak 318 Tarihin sürekliliği 324 Gerçeği görmedikçe 329 Körfez savaşının anımsattıkları 334 Kürt sorunu, Amerika ve biz 339 "İstiklal-i tam" ve Silopi 345 Tarihin akışı içinde Türkiye 350 Koşullar ve sonuçlar 354 Günlerin düşündürdük leri Bildirilerim 359 Fransız Devrimi ve Kadro hareketi 443 Kültür - Çevre - Toplum - Teknoloji 531 Antik ve Hıristiyan Anadolu din ve kültürlerinin Anadolu Aleviliğine etkileri 556 Değer ölçüleri üzerine görüşler 1 deneme

SUNU Ş İstanbul, 02. 06. 2001 Bu kitap, 2000'nin ortalannda yayınlanmış "Anılar"ımın bir tür devamı oluyor. O günlerdeki ruh haletim ve düşünce sistemim bunun her sayfasında aşikardı. Görüşlerimi yayınlayamamak, bunlan kamuya iletememek beni gerçekten boğuyordu. Ülke bana hem bir yurt, hem de sürgün yeri, bir tutukevi gibiydi. Ülkede özellikle 40'/ı yılların başından itibaren hata devamedegelen egemen düşünce akımının dışına "sürülmüş': vatanımda, düşüncelerimi açıkça ifade etmekten men edilmiş olarak kendimi "hapsedilmiş" hissediyordum. Karar alma ve toplumsal tasanlara iştirak ettirilmeyişim beni bir sürgün durumuna, kendi öz yurdumda bir sürgün hatine getirmişti. inanmış bir solcu olarak hiçbir zaman bizim ünlü solcularla, belkemiksiz sosyalistlerle, sosyal-demokrat geçinen boş tüfekler/e aynı dalga uzunluğunda olmadım. Dört bir yanımızı sarmış emperyalist güçler ve bunların yerli piyonlanna karşı sağlam milliyetçiliğim, çok kişiye ters düşüyordu. Bu halimi, Anılar'ın "Son sözüm"ünde (s.642) aynen ifade etmiştim. Derken, 60'lı yıllara geldik ve bir sabah 27 Mayıs'ın davudf sesli Türkeş'inin Nato'ya ve Cento'ya sadakat yeminleriyle uyandık. Daha ilk anlardan itibaren bu hareketin bizleri fazla uzaklara götürmeyeceğini sezinledim. Bence o, bir "ölü doğmuş ihtilal ( aborted revolution)" idi. Bu görüşümü, dostlarıma yazdığım bir mektupla (Anılar s.572-581) ifade ettim. Hareketin haftasında Millf Birlik Komitesi radyolarda ve basın aracılığı ile bir bildiri yayınladı. Bir eğitim seferberliğine girişilecekmiş, bunun için sabık iktidarın bastırıp da dağıtmaya vakit bulamadığı "Türkiye Eğitim Millf Komisyonu Raporu" nun Millf

10 Düşündüklerim Yazdıklarım.Egitimi Vekti.leti kitapevlerinde ücretsiz olarak verildiği, bunu okuyup düşüncelerini bildirmenin bir vatandaşlık görevi olduğu ilan ediliyordu. Raporu büyük bir dikkatle okudum ve bu husustaki büyük çoğunluğu olumsuz görüşlerimi 29 Ağustos 1960 tarihinde, metninin tümünü Anılar 'ın 585-594'üncü sayfalannda verdiğim tenkit yazısını Milli Eğitim Vekaleti'ne gönderdim. Bundaki "Netice ve Tavsiyer"in içinden sadece, önemine binaen, bazı kısımlan aynen aktanyorum. " 1- Asnmız tekniğinin yarattığı iktisadi ve içtimai şart ve katdelere uygun olarak, 44.000 köye dağılmış nüfus, asgari medeni şartiann tahakkukuna imkan verecek topluluklar haline getirilmedikçe," " 2- Kitlelerin her türlü maddi ve manevi kalkınmasını kendi menfaatlerine aykırı bulan ve bunu balıalayan muayyen bir mütegallike sınıfı ile bu hususta büyük yardımcı şeyh ve mürnasi/i din adamlan gümresi kati olarak hertaraf edilmedikçe, " " 3- Bu işlere muvazi (paralel) ve onlarla beraber olarak insanoğlunun en mükemmel mektebi olan sanayi faaliyeti taammüm ettirilmedikçe (genelleştirilmedikçe), yani eğitimi bahis mevzuu olan kitle bu eğitimi kabul ve benimsemeye manen ve maddeten hazırlanmadıkça, alınacak tedbirlerin müsmir olamayacağı (semere vermeyeceği) ve esasen mahdut olan imktinlanmızın israf edileceği bedibidir (açıktır). İçtimai ve iktisadi inkılap ile sanayileşme hareketinin umumi planlamasından müstakil olarak bir eğitim davası düşünülemez... " O günlere kadar "plan yerine pildv" istenmişti. "Plan" komünist /ikti, şöyle ki Sovyetler Birliği'nde uygulanıyordu... Millf hgitim Vektileti gönderdiğim yukardaki tenkit mektubundan görüldüğü üzere, ilk kez köyterin birleştirilerek çeşitli hizmetlerin götürülebileceği topluluklar haline gelirilmesi (bundan on yıl kadar son-

Düşündüklerim Yaz dıktarım ll ra Ecevit "köy, kent, Merkez köyü" projesinin ilk mucidi olduğunu ilan edecekti... ), ve "içine toplumsal ve ekonomik reformlan olacak devlet planlaması " düşünceferini açık seçik ortaya atmış olmanın şerefini kendime mal ediyorum. * * Bazı dostlarım, mezkur mektubu makale şekline sokup yayıntamamı öğütleyip durdular. Bu fikre fazla nazlanacak değildim ama basınla hiçbir ilişkim olmadığı gibi, günlük gazetelerin hiçbirinde, yazılarımı kabul edip basacak göz görmüyordum. Onlü Eşref,: "Devr-i istibdadda söz söylemek memnu idi Açsan ağzını ağlatırdı hükümet maneni (ma'nanı-düşünü) Şimdi hürriyettir değişti kaide Söyletirler evvela, sonra s... ler aneni" demişti ya? Ben de şu "hürriyet (?)" kurulmadan birşeyler söylemek istiyordum. İmdadıma o günlerde kurulmakta olan "Türk Mühendis ve Mimar Odalan Birliği " nin yayın organı olan haftalık "Teknik Haber" gazetesi yetişti. Gazetinin genel havasına içim ısınmıştı. Nitekim, ilk makalemin sütunlannın hemen yanıbaşında, Mustafa Fettah Ege adlı bir meslekdaşımın "Tekniğimizde Eyyam Efendileri" adlı yazısı çıktı ki bundan aktardığım bazı bölümler, gazetenin ne denli görüş/erim doğrultusunda yazılara yer verdiğini gösteriyor: "Milletimizi, çağdaş uygarlık seviyesine yükseltecek teknik gelişme ve kalkınmanın her türlü hamle ve hareketleri, ne yazık ki, Rönesam 'tan bu yana geçen yüzyıllar boyunca, hep bu eyyam efendilerinin kılavuz/uğu yüzünden, mesafe alacak yerde, jasit bir daire üzerinde dolaşıp durmuştur ". "Gerçek ibadetini, yalnız menfaaıının mihrabı önünde yapan millf ve sosyal haszetlerden mahrum bir zümre mensuplan, bu-

12 Düşündüklerim Yazdıklarım lunduğu kabın kolayca şeklini alan bir likit (sıv~) gibi her devire intibak ederek bir parazit misali, kendi ufukları içinde huzurla yaşamanın sımnı bulmuş/ardır. " "Yurt sathına plansız, programsız ve hesaba yabancı, yani rastgele serpilen bir sürü inşaat ve tesisler bugün, ya lüzumsuz veya verimsizliklerinden, muattal bir halde yüzüstü bırakılmış/ardır". Böylece ''Teknik Haber"de yayınlanan ilk makalemi ("Millf Eğitim Davamız"), "içine sosyal reformu alacak millf plan" düşüncesiyle bilirmiştim ve sanayi problemlerimiz, aynı tezimiz çerçevesinde, mütalaa edilecektir" dedim. Bu ikinci makale ("Ziraat mı, sanayi mi?") iki hafta tefrika edildi. Bunlarda da tarımın "sanayi" den ayrılamayacağı, yani tıpkı bir kimya, dokuma... sanayii olduğu gibi bir ziraat sanayii'nin bahis konusu olduğu ifade edildi. Ve yine laftn önü alınamayarak, Cemal Gürsel Paşa 'nın kalkındırılacağı vaadinde bulunduğu "Köy Kalkınma Davamız': kaleme alındı ve onbir hafta tefrika edildi. Burada önce Asya göçebe Türk ve Moğol Devletleri'nde, Selçuklular'da ve (Tanzimat'a kadar) Osmanlılar'da özel toprak mülkiyetinin bulunmadığı, günümüzdeki ağa-mütegallibe sınıfının doğuşu ve "devlet planlaması " çerçevesinde nelerin yapılmasının gerektiği irdelendi. ("Millf Eğitim Davamız, 5 Aralık 1960; "Ziraat mı Sanayı mi?': 30 Ocak 1961-6 Şubat 1961; "Köy Kalkınma Davamız", 31 Temmuz 1961-16 Ekim 1961"). Evet, şu vaadedilen "hürriyet" kurulmadan bunları yazdım ve 1977'ye kadar yine sustum.

A - A MII.II EGITIM DAVAMIZ Teknik Haber, 5 Aralık 1960 Memleketimizin temel davasının Milli Eğitim meselesi olduğu ve onun hallinin diğerlerini çok basitleştireceği şüphesizdir. Bu meselenin büyük cidd1yetle ele alındığını şükranla öğreniyoruz. Asırların ihmali neticesinde cemiyet olarak her sahada çok geri kaldığımızı itiraf etmek mecburiyetindeyiz. Bu büyük handikapın basit bir kaç tedbirle kapanabileceğine inanmak safdillik olacağından meselenin bir çok cepheden ele alınması ve işe, hali hazır durumu her zaviyeden tam olarak tesbit etmekle başlanması gerekir. Hali hazır durumun tablosu çok ağır olabilir. Ancak, muvaffakiyetin birinci sım gerçeğe karşıdan dik bakabilmektedir. Ondan korkup kaçmak veya onu tahrif etmek kendimizi aldatmaktan başka bir işe yaramayacağı gibi alacağımız yarım tedbirleri daha baştan muvaffakiyetsizliğe mahkum edecektir. Gerçeğin bizleri bedbinliğe değil, bilakis zinde kuvvetlerimizi seferber ederek gerektiği şekilde cezrl tedbirler almaya sevketmesi lazımdır. Halli gayrı mümkün hiç bir mesele yoktur. Elverir ki halletmeye niyetli olalım. Yazımızın konusu, içinde bulunduğumuz şartlar altında ele alınmış maarif davasında muvaffakiyet derecesinin münakaşasıdır. Bu davada hareket noktamız, yani işlerneyi tasarladığımız iptidal maddenin gerçek durumu nedir? Bu vaziyeti ile işlenebilirmi? Yoksa daha evvel bazı muamelelere tab1 tutulması mı lazımdır? Egitimi bahis mevzuu olan kütlenin içinde bulunduğu şartları gözden geçirdikten sonra yukarıdaki suallere cevap vermeye çalışacağız.

14 Düşündüklerim Yazdıklarım a) Maddi Şa ıtlar: 1- Gıda durumu: Halkımız umum1yetle tek tip gıda ile beslenmekte olup bu tagaddi şekli lipoid, protein ve madeni emlah ile vitaminden yana fakir, karbonhidrat esası üzerine müessestir. Büyük bir ekseriyet normal faaliyet için gerekli enerjetik ihtiyacı dahi tatmin edememektedir. 2- Mesken ve libas: Anadolu'nun çok muhtelif yerlerindeki mağara, yeraltı toprak meskenlerinden sarfı nazar edilerek yalnız müteammim toprak damlı kerpiç binaların mütalaasında, organizmanın, dam ve duvarlarda biriken rütubet ile mücadelesinin mühim miktarda enerji sarfetmesini icabettirdiğini kaydetmek gerektir. Keza memleketimizin iklim şanları ile mütenasip olmayan bedeni setir şekli, yine bünyeye mühim mücadele tahmil etmektedir. 3- Hastalıklar: Çeşitli mikrobik ve yoksulluktan mütevellit hastalıklar, geniş kütleler üzerinde menfi tesirlerini icra etmektedir. 4- Nufusun dağılışı: Mesken topluluklarının çok dağınık ve buralarda nüfus kesafetinin çok az olması bu insanların her türlü mederu ihtiyaçların tatmininden mahrum kılmaktadır. Ayrıca, dağınık ve münakale imkanları az olan bu iskan topluluklarının birbirleri ile iktisadi ve dolayısı ile içtimal münasebeti olmaması sebebi ile o topluluk mensuplannın uzun zamandan beri birbirleri ile akraba olmalarını intac etmiştir. Bu ensest, genetik tedenni tevlid edecek mahiyettedir. 5- Nüfus artışı: İstilisal artışı ile mütenasip olmayan ve her türlü kalkınma planını iğlak edecek bir nüfus artışı vardır. 6- iştigal nevi: 1945 istatistiklerine göre (l) ziraat ile meşgul olanların nisbetinin %30.5 (2) ol masına mukabil, mesleksiz, mesleği bilinmeyen veya belirsiz olanların nisbeti %59.9 dur.

Düşündüklerim Yazdıklarım 15 b) Manevi şartlar 1 - Harici tesirler: Muayyen ve mahdut bir zümrenin mutlak nüfuzu altında ve her türlü tasavvurun fevkinde düşük bir hayat standardına sahip olan bu insanlar büyük bir tevekkül içindedirler. Hakim zümre, bu insaniann kendi sefaler sebeplerini idrak etmelerine mani olacak her türlü maddi ve manevi tedbiri almışlardır. Din adam ları ile bu hususta sıkı bir işbirliği halinde olup tenevvüre imkan verecek mektep, sair sina! ve içtimal faaliyete mutlak surette mürnanaat etmektedirler. Tabilerine, insandan aşağı malıluklar oldukları kanaatini aşıladıkları gibi bu istikamete tevcih edilen sistemli propaganda sayesinde bir çok münevver geçinen zatın ağzında bu millet adam olmaz, burada bir şey olmaz, bizde sanayi olmaz... gibi sloganlar devamlı şekilde dolaşrnaktadır. Koyu taassup her devirde yukardan teşvik edilmiş ve halk kütleleri de, ınanevi halas çaresi olarak, ona dört elle sarılmış durumdadırlar. 2- Maddi mülahazalar: Saylarının mahsulünden kendileri istifade etmediklerine göre büyük bir ekseriyet, fazla çalışmaktan hiçbir menfaati olmadığına kati olarak kanidir. 3- Fikri seviye: Yukarda arzedilen şartlar tahtında teşekkül edebiimiş fikr1 seviye (intellect) nin en ileri tezahürü kağnıdır. Şark ' ta geniş bir muntıka tekerleksiz araba (pahel) yı Devlet şosası üzerinde sürükler (Hakkari, Van ve Muş ve kaza ve köyleri), buralarda hamut mefhumu yoktur (zat! Diyarbakır'ın dahi içi), öküzün sırtma yük vurulur (Hakl<iiri, Ağrı) ve nihayet, bütün Anadolu'ya şamil olmak üzere sinematik bakundan yanlış bir sistemle kuyulardan su çekilir (seren). Bu duruma göre nüfusun büyük bir kısmının idrak seviyesi olarak henüz müstakim hareket mefhumundan deverani hareket mefhumuna intikal edememiş olduğunu kabul etmek lazımdır. Yüksek tahsil görmüş her meslekten bir çok insanın da bu umumi fikri seviyenin tesirinden tamamen kurtulamamış o lduğu da bir vakiadır. Buna dair ağır misallere sık sık şahit olunur. Bu misaller, medeni ve mesleki mes'uliyet hissi-

16 Düşündüklerim Yazdıklarım nin derecesini ifade etmektedir. 4- Devlet mefhuinu: Asırlarca devam edegelen suiidare ve halk kütleleri ile hükumet arasına girip btmlan birbirlerinden tecrid etmiş bulunan malum bir zümre yüzünden kütlelerde, hükumetten gelen her türlü hareketin, neticede kendi aleyhine tecelli edeceği kanaati yerleşmiştir. 5- Okuma lüzumu: Konya'da bir vaizin "bizim çalışıp bir şey icat etmeye ihtiyacımız yoktur. Allah frenkleri bize uşak olarak halketmiştir. Onlar çalışır, biz yeriz... "şeklinde ve gazetelerde intişar eden beyanı, bu istikametteki telkinin tipik bir misalidir. Varlıklı sınıflarda ise, okumak, para kazanmak ve delayısile dünyanın en iptidai neviden nimetlerine sahip olabilmek için lazımdır. Babada para olduktan sonra okumaya lüzum olmadığına inanılmıştır. İşte eğitimi bahis mevzuu olan kütle, bu maddi ve manevi şartlar altında yaşayan kütledir. O sık sık tembellik ile itharn edilmektedir. Halbuki o tembel değildir. Bilakis tarih boyunca dünyanın en cevval insanları olduklarını isbat etmiş topluluklardan müteşekkil bir halita olup şartlario islahı halinde diğer milletlerden çok daha büyük bir ilerleme taeili iktisabedilecek genetik kudrettedir. Ancak, hali hazır durumu ile, yukarıda gördüğümüz veçhile, gıdasız, hasta ve sefildir. Her hangi bir şey öğrenmeye maddi ve manev! takatı kifayetsizdir. Askerlik vazifemin ifası sırasında yeni celbedilmiş erata okuyup yazma bilip bilmediği soruluyordu. İçlerinden biri "biliyordum ama unuttum" dedi. "Ne için unuttun?" sualini de "nidecem?... " diye ceyaplandırdı. Kendisi çobanmış. Gerçekten bu insan okuyup yazmayı "nidecek"ti? Pratik netice olarak ona bu işi öğretmek için cemiyetce sarf edilen enerji tamamen israf edilmiş demektir. Eğitimden beklenen gaye bir vatandaşa bir defaya mahsus olmak üzere, bir mükellefıyet şeklinde, okuma-yazmayı öğretmek, hatta daha ileri giderek, mükem-

Düşündüklerim Yazdıklarım 17 mel programlı ilk ve hatta orta mektep tahsilini yaptırmak değildir. Şu halde eğitimden beklenen gaye nedir? Bu gaye, her ferdi geniş manası ile müstahsil dunıma getirmek, yani cemiyetin büyük potası içinde herkesin fıtri kabiliyerlerini azamiye çıkartıp sosyal bakımdan faideli bir faaliyette bulunmasını temin etmektir. Disiplinli bir tahsilin insana zeka ve kabiliyet hierarşisinde sınıf atıattığı malümdur. Bu itibarla ideal gaye birinci merhale olarak ferdi zat! genetik linkan azamisine çıkartmak ve nihayi hedef olarak da onu, eriştiği plafon'dan cemiyeti azami derecede müstefid eden bir unsur. haline getirmektir. Bu arada, kökleşmiş bazı yanlış ve hatta muzir telakki ve tariflerden de kuıtulunmasına yardım etmek yine bu eğitimin hedeflerinden biri olmalıcim :'Hayatta muvaffak olmak", altına bir lüks otomobili çekebilmek demek. değildir... Eğitim sahasında bazı resmi raporlarda clahi(3) vatandaşiara ticaret bilgisinin verilmesinden bahsedilmektedir. Ayni mevzuda, erierin gece derslerinde de "ticaret yapmanın, para.kazanmanın, parayı bankaya yarırmanın faideleri..." şeklinde bir balısin mevcudiyetini müşahade etrniştim. Ciddi hiçbir istihsali olmayan bir memlekette ticaret mefhumunun yerleşmesinin, çalışma, istihsal, kazanma ve ahlak tehikkilerini tagyir ettiği bir vaktadır. İptidai şartlar ve gayemiz böylece tebellür ettiğine göre bu iptidai şartların dondunılmuş hali ile her hangi bir eğitim seferberliğinin, sarf edilecek enerjiye nazaran, çok düşük bir randıman vermeye mahkum olacağı aşikar olmaktadır. Yakın tarihimizde vaki bu kabil teşebbüslerin neticelerinden bu bakımdan ders almamız gerekir. Yani: 1- Asrııruz tekniğinin yarattığı iktisadi ve içtimat şart ve kaidelere uygun olarak 44.000 köye dağıtılmış nüfus, asgarı medeni şartla-. rın tahakkukuna imkan verecek topluluklar haline getirilmedikçe,

18 Düşündüklerim Yazdıklarım 2- Kütlelerin her. türlü maddi ve manevi kalkınmasını kendi menfaatlanna aykırı bulan ve bunu baltalayan muayyen bir mütegallibe sınıfı ile bu hususta büyük yardımcısı şeyh ve mümasili din adamları zümresi kati olarak bertaraf edilmedikçe, 3- Sosyal adalet teessüs ettirilip kütlelerin hayat standardı asgari medeni seviyeye ulaştırılmadıkça, 4- Bunun neticesi olarak günlük gıda cins ve miktarının, bedelli ve fikri çalışma için elzem rasyond hadiere çıkması temin edilmedikçe, 5- Bu işlere muvazi olarak ve onlarla beraber, insanoğlunun en mükemmel mektebi olan ciddi sanayi faaliyeti taammüm ettirilmedikçe, Yani eğitimi bahis mevzuu olan kütle bu eğitimi kabul ve benimsemeye manen ve maddeten hazırlanmadıkça, alınacak tedbirlerin müsmir olmıyacağı ve esasen malıdut olan imkanlarımızın israf edileceği bedihldir. içtiınal ve iktisadi inkıh1p ile sanayileşme hareketinin umumi planlamasından ınüstakil olarak bir eğitim davası düşünülemez, sair herhangi davanın dahi düşünülemeyeceği gibi. Bunlar birbirlerine sıkı sıkıya bağlı ve birbirleri üzerine mürekabil tesir icra eden hususlar olup ayrılmaz bir bütün teşkil etmektedirler. Dünya milletlerinin iktisabetmiş bulundukları müthiş ilerleme tacili karşısında bu milletlerio asırlar boyunca geçirdikleri tedrici tekamülü bizim de aynı şekilde geçirmemize zaman ve dünya şartları bakımından imkan olmadığına göre bir sıçrama (mütasyon) ile onlara ayak uydurmaya çalışmamız gerektir. Bu sıçrama ise ancak mezkur inkılapların kısa zamanda başarılması ile mümkündür. Bu arada vakit kaybı asla caiz olmadığına göre, Milli Plan çerçe-

Düşündiiklerim Yazdıklarım 19 vesi içinde eğitim programı yapılıncaya kadar bu programın tatbikini teshil edecek tedbirler alınmalıdır. E:tcümle: ı- ilk mektepten başlamak üzere mevcut öğretim müesseselerimizin sür'atle ishihı lazımdır. Toplama ve çıkartma ameliyelerini muhakeme kullanmadan basma kalıp ve kerrat cedvelini de ancak üçüncü sınıfın sonunda öğreten, Hayat Bilgisi kitabında fal, niyet, kumar ve eğlence mefhumlarını sekiz yaşında bir çocuğa aşılayan<4) programlara son verilmelidir. Tatbik edilmekte olan usuller, öğrencinin muhakeme kabiliyetinin inkişafına kat'iyen yardım etıneınekte olup bu çocukları, küçük bir ekalliyetin fikri tesir sahasından kurtulamıyan sıra adamları haline getirmekten başka bir işe yaramaz. İki haneli toplama ile dört haneliyi ayrı birer ameliye imiş gibi ayrı ayrı öğrete n bir metodun zararlarından garp dünyasında dahi şikayet edilmektedir.<5) 2- Dünya işlerinin ancak ınüsbet ilimler yolu ile öğretilebileceği, her hangi bir ilerlemeyi temin etmenin, kökleşmiş taassubu tamamen benaraf etmekle mümkün olabileceği bedalıatı karşısında bütün enerjilerin rnüsbet ilimierin yayılınasına hasredilmesi gerekmektedir. Koyu dini taassubun müsbet ilinıler yolunda her türlü ilerlemeye engel olduğuna ve behemhal sökülüp atılması icabett iğine göre, onu hatırlatabilecek her türlü mevzuun bahis konusu edilmesinden tevakki etmek ve bu sebeple tedrisatın mutlak şekilde laik olmasını temin etmek zanıreti vardır. Ferdi ve içtimal ahlak şuurunun inkişafının, ancak istihsal aıtışı ile milterafik umumi hayat seviyesinin yükselmesi ve kazançların yine sosyal bakırndan faideli mesai karşılığı olması ile imkan dahiline girdiği hakikatini göz önünde tutan bir tedris yoluna şimdiden girilmelidir. Her mevzuun ancak umumi Milli Plan dairesi içinde ~ütalaasının icabettiğ i ve herşeyden önce bu Plan 'ın hazırlanmasının gerektiği ve bu yapılıncaya kadar yanın ve koordinasyonsuz tedbirlerle mahdud olan imkanlarımızın israf edilmemesi hakkındaki tezimi-

20 Diişündüklerim Yazdıklarım zin şümulü içinde ziraat ve sanayi problemlerimizin münakaşas ı nı bir başka yazımızda yapacağız. ı istatisıik yıllığı, Cilt 20, 1952, sah. 103 2 Bu nisbete ıarımda çalışan kadınlar da dahildir. Ev ekonomisi ile meşgul olanlar ayn bir bölümde zikı:edilmiştir. 3 Eğitim Milli Komisyonu Raporu, sah. 65 4 Hayat Dilgisi - Türkçe 2, salı. 57 5 Prof.]. Barzun, The House of lntellect, London 1959

ZİRAAT MI, SANAYİ Mİ? Teknik Haber, 30 Ocak - 6 Şubat 1961 Cumhuriyetimizin kuruluş tarihinden beri zıraatçı veya sanayici olmamız gerektiği hususu zaman zaman gazetelerde münakaşa konusu olmuş ve sonunda, "memleket nüfusunun yüzde doksanının köylü olması hasebile zıraatcı olmamız lazımdır" gibi basit bir mühihaza ile fasit dairenin içinde rahat edegelmiş ve kara sapan da her türlü verimini kaybetmiş topraklarda çilesini doldurma ya devam etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu ekonomik kudretini topraktan elde ettiği rant ve fütuhat harplerinin temin ettiği ganimet esasına istinad ettirmiş, zamanının en yüksek enerji mübeddilesi olan denizi ihmal etm iştir. Böylece de deniz devletlerine nazaran handikape duruma düşmüş ve ara larındaki mesafe gün geçtikçe açılmıştır. XIX. asır iptidalarının uzattığı son imdat simidi buharı da çeşitli sebeplerden tutarnıyan bu koca imparatorluk, ölüm fermanını daha Tanzimat'ta kabullenmiş ve bir asır kadar süren ihtizar devresinden sonra nihayet tarih sahifeleri arasına gömülmüştür. Devamlı harpler, muhaceret ve yangınlar elde kalan son servet teraküınünü de eritmi ş, bizlere miras olarak büyük bir fakirlik kalmıştır. Ana hatları ile, bu büyük devletin inkiraz sebepleri hirfetten endüstriye geçernemiş olmasına bağlanmışken murisin bu acı tecrübesinden hiç ders almaıruşçasına hareket etmiş olmamızın izahını aşağıda yapacağız. Bugün, yaln ız iptida! madde istihsal edip bilcümle mamul ma lı dışardan ve husus! ile bir metropolden satın alan memleketlerin