KONU: Maddeyi Oluşturan Tanecikler Maddeler katı, sıvı ya da gaz hâlinde bulunmalarına göre farklı sıkışma ve genleşme özelliği gösterir. Katı iyodu alkolün içerisine atarsak ne olur? Maddelerin sıkışma özellikleri için aşağıdaki deneyler yapılabilir. Boş bir şırınga sığabilecek metal para, taş veya herhangi bir demir parçasını yerleştirip, pistonu yukarıdan aşağı doğru itersek; Pistonun plastik kısmı aşağı doğru iner, ancak metal para sıkışmaz. O halde katı maddeler sıkıştırılmaz sonucunu çıkarabiliriz. Katı maddenin sıkışmaması yapısında boşluklu yapının olmadığını gösterir. Boş bir şırıngaya hava çekip, bir elimizle alttaki deliği kapatıp pistonu aşağı doğru itersek, pistonun aşağı doğru hareket ettiğini görürüz. Bu durum bize gazlarının sıkışabildiğini göstermektedir. Eğer pistonu serbest bırakırsak piston eski konumuna geri döner. Boş bir şırınganın içerisine su çekip alttaki deliği parmağımızla kapatıp, şırınganın içinde hava kalmamasına dikkat ettikten sonra pistonu aşağı doğru itmeye başladığımızda pistonun aşağı doğru hareket etmediği görülür. Bu durumda gösteriyor ki sıvıların sıkıştırılamadığı ya da çok sıkıştırıldığı sonucunu gösterir. İyot ve alkol kimyasal birer madde olduğundan deney yaparken çıplak elle dokunmadan deneyi yaparsak. Katı iyot alkol içerisine atıldığında, iyot alkol içerisinde dağılmaya başlar ve yukarıda verilen resimlerdeki durum gerçekleşir. Katı iyot alkol içerisinde görünmez bir hal alır. İyot alkol içerisine atılınca iyot görünmez küçük parçacıklara ayrılır. İyodun alkoldeki çözeltisi tentürdiyot olarak kullanılır. Tentürdiyodun mikrop öldürücü (antiseptik) özelliği vardır. Bu deney gösteriyor ki maddeler bütünsel bir halde olmadığını taneciklerden oluştuğunu gösteriyor. Deneyde iyodun alkol içinde dağılması katı iyodun daha küçük taneciklere ayrıldığını gösterir. Şekerin ise su içinde gözden kaybolması gözle görülmeyecek kadar küçük taneciklerden oluştuğunun kanıtıdır. Bu tanecikler, su tanecikleri arasındaki boşluklara dağılır. Aşağıdaki resimlerde şekerin taneciklerinin suyun içinde çözünmeden önceki ve sonraki durumları görülmektedir. Maddelerin sıkıştırılamamasının nedeni maddenin yapısında boşlukların çok az ya da hiç olmamasıdır. Yukarıda yapılan deneyler gösteriyor ki gazların yapısında çok fazla boşluk vardır. 6. Sınıf Fen ve Teknoloji
Şeker su içinde çözündüğünde şekerin tanecikleri suyun tanecikleri arasındaki boşluklara girdiği için su seviyesinde bir değişiklik olmaz. Şekerin su içinde çözünmesine benzer şekilde, katı iyot alkol içinde yavaş yavaş taneciklere ayrılır. Bunu, renksiz alkolün renklenmesinden anlayabiliriz. Bazı maddelerin tanecikleri birbirine daha yakın, bazılarınınki ise birbirinden uzaktır. Yani maddelerin sıkıştırılabilmesi tanecikli yapıda olması ve tanecikler arasındaki boşluklar ile ilgilidir. Katı maddelerin tanecikleri arasındaki boşluklar yok denecek kadar azdır. Aşağıda katı bir madde olan gümüşe ait tanecikli yapı görülmektedir. Gaz hâldeki maddelerin katı ve sıvılara göre daha fazla sıkıştırılması tanecikler arasındaki boşluğun katı ve sıvıya göre fazla olduğunu gösterir. Yandaki şekillerde pistonun ileri - geri hareket ettirilmesi hâlinde gaz tanecikleri ve aralarındaki boşlukların durumu modellenmiştir. 1. şekilde gaz tanecikleri arasında boşluklar fazladır. 2. şekilde ise gaz tanecikleri daha küçük hacme sıkıştırıldığı için aralarındaki boşluklar azalmıştır. Sıkıştırmayı bıraktığımızda piston geriye doğru kendiliğinden gider. Gaz tanecikleri arasındaki boşluk tekrar artar. Pistonun geriye doğru gitmesinin sebebi sıkıştırılan gazın taneciklerinin sıkıştırılmadan önceki durumuna göre birbirlerine ve şırınganın yüzeylerine daha sık çarpmasıdır. Sıvı hâldeki maddelerin tanecikleri arasındaki boşluk, yandaki modelde görüldüğü gibi katı hâldeki maddelerin tanecikleri arasındaki boşluğa göre daha fazladır. Günlük hayatımızda gazların sıkıştırılabilme özelliğinden yararlandığımız pek çok araç bulunmaktadır. Bunlara mutfak tüpleri, yangın söndürücü tüpler, deodorant spreyler, araba lastikleri, futbol ve basketbol topları örnek olarak verebiliriz.
Atom ve Atomun Tarihçesi Maddelerin taneciklerden oluştuğu fikri MÖ 400 lü yıllarda Yunanlı filozof Democritus (Demokritus) tarafından ortaya atılmıştır. Democritus, maddeleri oluşturan taneciklerin sonsuza dek bölünemeyeceğini ifade etmiştir Democritus, maddenin sonsuza kadar bölünemeyeceğini bunun bir sonu olması gerektiğini söylemiştir. Yani maddelerin bölünemeyen parçaları vardır. Democritus o günün teknolojisi ile bunun ötesine geçememiştir. Maddeleri oluşturan bu taneciklere, bölünemez anlamına gelen atomos adını vermiştir. Günümüzde ise atom denilmektedir. Bütün maddelerin tanecikli yapıya sahip olması ve bölünemeyen en küçük madde parçası olan atomun her maddede özdeş (aynı tip) olmasına rağmen maddelerin neden farklı farklı oldukları merak konusu olmuştur. Democritus ve dönemin diğer düşünürleri atomlarının aynı olduğunu varsaydıkları maddelerin birbirinden farklı olmasının nedeninin bu atomların farklı dizilişlerde bir arada bulunmalarından kaynaklanmış olabileceğini düşündüler. Ortaya atılan bu fikirler bazı insanlarca hayal ürünü olarak görülse de günümüzün bilimsel düşüncesinin gelişmesine önemli katkıda bulunmuştur. Atom ve atomun yapısı hakkında bilimsel anlamda ilk çalışma, 19. yüzyılın başlarında John Dalton (Can Daltın) ın çalışmalarına dayanır. Bu çalışma ilk atom modeli olması bakımından da oldukça önemlidir. Dalton, maddelerin farklı olmasının sebebini, kendilerini oluşturan atomların birbirinden farklı olmasına bağlamıştır. Örneğin, demiri oluşturan atomlar ile bakırı oluşturan atomlar birbirinden farklıdır. Dalton un atom hakkındaki bu fikri hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Dalton un atom hakkındaki düşüncelerini açıklamak için tahta küreleri kullanmıştır. Atomun zor da olsa bölünebildiği ve atomdan daha küçük parçacıkların da bulunduğu Dalton dan elli yıl sonra kanıtlanmıştır. Atomların bölünebildiği, Marie Curie (Meri Küri) ve Henry Becquerel (Henri Bekerel) gibi bilim insanlarının çalışmaları ile ispatlanmıştır. Atom hakkında görüşler gelişen teknoloji ile değişimler göstermektedir. Yeni Zelandalı fizikçi Ernest Rutherford atomu parçalayarak bölünebilir olduğunu ve atomun yapısında büyük boşluklar olduğunu ıspatlayan ilk bilim insanlarındandır. Danimarka lı bilim insanı Niels Bohr 1913 de kendinden önceki araştırmacıların fikrini değiştirerek atomun daha da küçük parçacıklardan oluştuğunu gösteren bir model tasarlamıştır. *Atomun en küçük parçası olan atom bölünemez değildir. Zorda olsa atom bölünebilir. *Atom mikroskopla görülemez.
Soru-2008 SBS 6. SINIF Özet incelendiğinde atom hakkında görüşler zaman içinde değişmiştir. Doğru cevap B seçeneğidir. Soru-2010 SBS 6.Sınıf Maddeyi oluşturan tanecikler arasında boşluk olduğunu, şekeri suda çözerek ve şırıngadaki havayı sıkıştırarak öğrenebiliriz. Doğru cevap Ayşe ve Gül olan C seçeneğidir. Soru-2009 SBS 6. Sınıf Sıvıları oluşturan moleküllerin birbirine çok yakın olmasını Oğuz un yaptığı deneyden anlayabiliriz. Çünkü maddenin tanecikleri arasında boşluk varsa madde sıkıştırılabilir. Doğru cevap A seçeneğidir.
Soru-2011 DPY 6. Sınıf Soru-2012 DPY 6. Sınıf Yukarıda verilen bilgiler ışığında 2. Çıkışa ulaşılır. Doğru cevap B seçeneğidir. Şırıngalara kuvvet uygulandığında Y nin sıkıştığını göstermekte, bu durum Y nin tanecikleri arasında boşluğun fazla olduğunu gösterir. Doğru cevap B seçeneğidir.