ÇORAK TOPRAKLARIN ISLAHI VE YÖNETİMİ BÜLENT SÖNMEZ Dr., Ziraat Yüksek Mühendisi, Toprak Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Bülent Sönmez, Çorak Toprakların Islahı ve Yönetimi, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim, S. 134, Nisan 2011, ss. 52-56. GİRİŞ ünyada toplam arazi yüzeyinin yaklaşık % 10 unu kaplayan çorak topraklar tarımı etkileyen temel sorunlardan birisi olduğu gibi, çevresel yönden de bir dünya sorunu olarak kabul edilmektedir. D Bütün iklim kuşaklarında oluşabilen tuzluluk, kurak koşullarda daha fazla ve çabuk bir şekilde ortaya çıkar. Bu nedenle kurak ve yarı kurak iklim koşullarının egemen olduğu bölgelerde yaygın olarak bulunurlar. Tuzların kimyasal yapılarının farklı olmasına bağlı olarak, değişik çevresel koşullarda değişik tuzlu topraklar oluşur. Kurak ve yarı kurak bölgeler dünyadaki toplam alanın yaklaşık %46 sını kaplar. Bu iklim bölgelerinde sulanan alanların yaklaşık % 50 sinde ise değişik düzeylerde tuzluluk sorunu vardır. FAO/UNESCO tarafından hazırlanan raporlarda, Dünya Toprak Haritası verilerine dayanarak, dünya genelinde 954 milyon hektar tuzdan etkilenmiş ve üretkenliği kısıtlanmış toprak bulunduğu bildirilmektedir. Bu tip sorunlu topraklar, Afrika da 80.5 milyon, Avrupa da 50.8 milyon, Avustralya da 357.3 milyon, Amerika da 146.9 milyon ve Asya kıtasında 319.3 milyon hektar alan kaplamaktadır. Birleşmiş Milletler in çalışmaları çerçeve- 52
NİSAN 2011 - SAYI 134 sinde elde edilen verilerden açık bir şekilde anlaşıldığına göre, çoraklık ve beraberindeki sorunlar, Kuzey, Orta ve Güney Amerika da Doğu ve Güneydoğu Asya da özellikle Hindistan, Pakistan ve Çin de; Afrika da Sudan, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas ta ve Avustralya da bir çok yerde ortaya çıkmakta ve giderek büyümektedir. Tuzluluğun önemli ölçüde arttığı ve ekosistemin olumsuz etkilendiği ifade edilmektedir (SZABOLCS, I., 1991). Kuzey Afrika dan Güney-Batı Asya ya olan bölgede 3 milyon hektar sulanan alan potansiyel tuzluluk tehlikesi altında, Doğu ve Güney-Doğu Asya da çölleşme ve çoraklaşmanın birlikte oluşumunun önüne geçilemez ise 7 milyon hektar alanın çölleşmesinin kaçınılmaz olacağı bildirilmektedir. Uygun olmayan sulama yöntemlerinin kullanılması ve drenaj yetersizliği, tuzlu toprakların oluşumunda insan faktörünün önemini gösterir. Daha fazla yiyecek talep eden ve sürekli artan bir nüfus ile, dünyada verimli arazilerin bozulmasının aynı zamanda ortaya çıkması, çorak toprakların oluşumunda insan faktörünün önemini gösteren diğer bir kanıt olarak sayılabilir. Yapılan bir tahmine göre önümüzdeki 75 yıl içinde tarım arazilerinin yaklaşık, sadece % 10 artabileceği, buna karşın dünya nüfusunun iki katına çıkacağı ve bu artışın büyük bir kısmının, tuzluluğun çok yaygın olduğu dünyanın yarı kurak ve kurak bölgelerinde olması konunun önemini göstermektedir. Çölleşme oluşumunda kısmen sulamanın etkisi, kısmen de biyolojik çeşitliliğin azalması ile topraklarda sık sık ikincil tuz birikimi meydana gelmektedir. Bahsedilen olumsuz şartların birlikte etkisiyle çoraklık ve çölleşme oluşmaktadır. Türkiye nin de dâhil olduğu dünyanın değişik bölgelerinde sulu tarımın başlamasından sonra tuzluluk sorunu artmıştır. Bu soruna bağlı olarak çölleşme de hızlanmıştır. Birçok ülkede modern sulama sistemleri, özellikle yetersiz drenaj nedeniyle tarımsal alanların yaklaşık %30 unu çoraklaştırmıştır. TÜRKİYE DE ÇORAK TOPRAKLARIN OLUŞUMUNA ETKİ EDEN FAKTÖRLER Türkiye, Doğu Karadeniz Bölgesinin haricinde kurak ve yarı kurak iklim koşullarına sahiptir. Yağışlı bölgelerde topraktaki çözünebilir tuzlar, yağışlarla toprak içerisinde aşağıya doğru hareket ederek yeraltı sularına ve daha sonra akarsularla denizlere Resim 1. Çölleşmenin derecesi belirli bir tuzluluk seviyesi ile ilişkili olup çölleşmenin derecesi çoraklığın derecesine bağlı olarak artmaktadır (İç Anadolu Bölgesi). DOSYA: TOPRAK 53
Resim 2. Türkiye deki tüm mevcut veriler çoraklığın oluşmasında iklim, drenaj, tarımsal işlemler ve toprak karakteristiklerinin etkili olduğunu, bu faktörlerin etkilerini birbirinden ayrı olarak değerlendirmenin çok zor olduğunu ortaya koymaktadır. taşınırlar. Bu nedenle tuzlulaşma olayına genellikle yağışlı bölgelerde rastlanmaz ise de, bu bölgelerde tuzlanmaya deniz kıyısındaki ırmak deltalarında ve denize yakın alçak arazilerde yer alan topraklarda rastlanır. Kurak bölgelerde tuzların yıkanması lokal bir özelliktedir. Çünkü böyle yörelerde yıllık yağış, gerek toplam miktar, gerekse yıl içerisinde dağılımı nedeniyle toprak içerisindeki tuzların yıkanmasına ve topraklardan uzaklaştırılmasına yeterli değildir. Böyle koşullar altında tuzlu taban suyunun yukarıya doğru hareketi veya yüzey suyunun buharlaşması tuzlu toprakların oluşmasına neden olur. Kıyı ve allüviyal ovalar, Orta Anadolu Platosu toprakları çözünebilir tuz bakımından zengindir. Kıyı ovaları hidromorfik allüviyal topraklar olup Orta Anadolu Platosunda eski Lecustrine depozitlerle kaplı geniş alanlar mevcuttur. Tuzlu ve sodyumlu toprakların orijinleri ile ilgili Toprak Genesisi konusuna ait doğal nedenler dışında, sulama, tuzluluğu ve sodyumluluğu artırmaktadır. Artışın derecesi ise, sulama suyunun kimyasal bileşimi ile, miktarı ve toprak profilinden uzaklaştırılan drenaj suyu arasındaki dengeye bağlıdır. Bunlar içerisinde kireç, jips ve diğer yavaş ayrışabilen toprak mineralleri vardır. Bunlardan ayrışan tuzlar, sularla arazilere taşınarak bitki kök bölgesinde birikirler. ÇORAKLIĞIN KONTROLU VE ISLAHI Beyaz tuz kabukları tuzlu toprakların en belirgin özelliklerinden biridir. Üst toprak tuzlu olduğu zaman tuz konsantrasyonuna bağlı olarak bu tip topraklarda, halofitik bitki örtüsü görülmekte, arazi 54
NİSAN 2011 - SAYI 134 çıplak ya da bitki örtüsü içinde yer yer çıplaklıklar bulunmaktadır. Tuzlu toprakları iyileştirmenin esası, bitki kök bölgesinde fazla çözünebilir tuzların yıkanarak bitkiler için zararlı olmayan düzeylere düşürülmesidir. Tarım arazilerinin çoraklaşmasını önlemek için alınacak önlemler ve bunlara bağlı olarak sulama suyu ve yıkama suyu uygulamaları, fiziksel, kimyasal ve biyolojik işlemler ile son derece önemli bir faktör olan insan faktörü tuzlu toprakların yönetiminin esasını oluşturmaktadır. Toprakta tuz birikmesini önlemek için iyi bir arazi tesviyesi ve uygun sulama yöntemleri kullanılmalıdır. Toprak tuzluluğunun oluşmaması için bir diğer etkili önlem, sulama ile birlikte uygun bir drenaj sisteminin kurulmasıdır. Sulanan arazilerde uygun bir drenaj sistemi yoksa, sulama suyu ile toprağa eklenen tuzlar topraktan uzaklaştırılmaz. Bu sürecin devam etmesi hâlinde tuzluluk sorunu kaçınılmaz olur. Topraklarda tuzlulaşma, iyi bir drenaj sağlanmadan önce toprağın sulanması ya da denetimsiz sulama ile veya akarsulardan ve kanallardan oluşan sızmalardan da kaynaklanabilir. Ülkemizdeki birçok sulama şebekesinde, su kayıpları sanılandan çok daha fazladır. Bu şekilde gelen tuzlar toprak profilinde birikerek tarımı olumsuz etkileyecek niceliğe erişirler. Bir toprak ya da bitki koşulu için sulamaya uygun olmayan bir su kaynağı, başka bir toprak ve bitki koşulu için uygun hâle gelebildiği gibi, değişik sulama yöntemi ile niteliğine göre daha az uygun bir hâle gelebilir. Her sulama yönteminin belirli yararlarının yansıra zararları da vardır. Farklı koşullar çerçevesinde tava ve karık gibi yüzey sulama yöntemleri ile yağmurlama ve damla sulaması gibi yöntemler toprakta değişik şekillerde tuz birikimine neden olurlar. Tuzluluğun kontrolunda sulama suyu tuzluluğu da önemlidir. Resim 3. Lazer yönlendiricili ekipmanla iyi bir arazi tesviyesi toprakta tuz birikimini önler. DOSYA: TOPRAK 55
Resim 4. Sulama yöntemi hem su kullanım etkinliğini hem de tuz birikimini etkiler. SONUÇ Dünyanın kurak bölgelerindeki kısıtlı su, toprak ve bitki kaynakları arasındaki kırılgan ve hassas denge, sürdürülebilir tarım için çok iyi bir şekilde dikkate alınan stratejilerin geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Türkiye, kurak ve yarı kurak iklim koşullarına bağlı doğal etmenler ile tuzluluk, erozyon ve çölleşme sorunlarıyla çok fazla ve yaygın olarak karşılaşmaktadır. Yanlış toprak ve su yönetimi toprak bozulmasına ve kaybına sebep olmaktadır. Uygun olmayan sulama sistemleri aşırı su kullanımını artırmakta dolayısıyla tuzluluk, drenaj ve çevre sorunları ortaya çıkmaktadır. Yer altı ve yer üstü su kaynakları hızla kirlenmektedir. Türkiye, küresel ısınmanın potansiyel etkileri açısından risk grubu ülkeler arasında olup küresel ısınmanın özellikle su kaynaklarının zayıflaması, orman yangınları, kuraklık, çoraklık ve çölleşme ile bunlara bağlı çevreyle ilgili bozulmalardan etkilenebilecektir. İklim değişikliği ve kuraklık nedeniyle son yıllarda Türkiye gibi birçok ülke deneyim yaşamıştır. Küresel ısınma ve iklim değişiklerinin etkisinin giderek arttığı günümüzde, yeni teknolojilerin uygulanmasında bilgi eksikliğine bağlı işletme zafiyeti oluşmamalıdır. KAYNAKLAR BEYCE, Ö., 1974. Experiences in the reclamation of saline and alkali soils and irrigation water qualities in Turkey. FAO. Irrigation and Drainage Paper. OAKES, H., 1954. The soils of Turkey. Republic of Turkey. Ministry of Agriculture. Soil Conservation and Farm Irrigation Div. Public. No:1 MASHALI, A.M. 1991. Management practices under saline conditions. I.A.V. Hassan II-ISESCO. Plant Salinity Research. 213-230. SÖNMEZ, B.; AĞAR, A.; BAHÇECİ, İ., MAVİ, A., 1996. Türkiye Çorak Islahı Rehberi Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, APK Dairesi Başkanlığı,Toprak ve Su Araştırma Şube Müdürlüğü Yayınları Yayın No: 93 Ankara SÖNMEZ, B. 2003. Türkiye Çoraklık Kontrol Rehberi. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Toprak ve Gübre Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Teknik Yayın No: 33. Ankara. SZABOLCS, I., 1991. Desertification and salinisation. I.A.V. Hassan II-ISESCO. Plant Salinity Research. 3-18. TOPRAKSU, 1980. Toprak Kaynakları İl Envanter Raporları. TOPRAKSU Genel Müdürlüğü Yayınları ANKARA 56