İstanbul dün, bugün, yarın Doç. Dr. Meryem HAYIR KANAT
İstanbul un Mekânsal Gelişimi Jeopolitik bakımdan dünyanın en önemli ve her zaman en sıcak noktalarından biri olan bir coğrafya üzerinde kurulmuş olan İstanbul Anakentinin çok köklü ve o kadar da önemli bir geçmişi vardır. Dünya üzerindeki iki hatta üç farklı kültürün birbiriyle etkileşim halinde bulunduğu bir köprü üzerinde bulunan İstanbul şehri, dünyanın geleceğine yön veren üç büyük imparatorluğun başkentliğini yapmıştır. Bugün de dünyada esen sosyal, kültürel, siyasi, ekonomik ve ticari rüzgârlardan hem etkilenmekte hem de etkilemektedir. Bu çalışmada da, hem ülkemiz hem dünyamız bakımından çok önemli bir yeri olan İstanbul şehrinin mekânsal gelişimi analiz edilmiştir.
1. Osmanlı Devleti Öncesinde İstanbul Şehri Efsanelere ve Küçükçekmece gölünün hemen kuzeyinde bulunan Yarımburgaz mağarasındaki arkeolojik araştırmalara göre şehrin bugün yayıldığı alan üzerinde bulunan ilk yerleşim yerlerinin tarihi 300 bin yıl öncesine kadar gitmektedir (Toprak vd., 1997). İstanbul çevresindeki ilk yerleşim izleri, daha İstanbul ve Çanakkale boğazları oluşmadan önce Afrika dan Avrupa ya doğru gerçeklesen göçler sırasında belirmiştir. Anadolu yakasında İstanbul şehrinin bulunduğu alandaki ilk yerleşim Fikirtepe de (Kadıköy) Kurbağalıdere nin kenarında başlamıştır. İstanbul çevresinde bulunan ve çok eski yerleşim izleri bulunan diğer yerler şunlardır; Bostancı ve İçerenköy deki kaya sığınakları, Dudulu çevresi, Pendik çevresi, Marmara denizi kıyılarında Haramidere, Haliç in hemen kuzeyinde bulunan Silivritepe, Karadeniz kıyısında bulunan Ağaçlı ve Alaçalıdır (Toprak vd., 1997; Kuban, 1996)
Yarımburgaz Mağarası Yapılan çalışmalarda Yarımburgaz'da Paleolitik Çağa ait önemli belgelerin bulunduğu kanıtlanmıştır. Elde edilen veriler Yarımburgaz'ın şimdilik Alt/Orta Pleistosen ve belki de Orta Pleistosen'e ait olabileceğini göstermekte, bu da Yarımburgaz'ın Türkiye'nin bugün için bilinen en eski yerleşim yeri olduğunu ortaya koymakta ve Avrupa kıtasının yerleşiminde de bir görev görmüş olabileceğini düşündürmektedir http://www.tayproject.org/tayimage/2826/r1.jpg
İstanbul Çevresindeki İlk Yerleşim Yerleri
Yeni Kapı Kazılarına Kadar Gelişim Teorisi Bugünkü İstanbul şehrinin bulunduğu alandaki ilk yerleşme yapısının temelleri Milattan önce 7. y.y. da Megaralı Grekler tarafından önce Kadıköy (Chalceodon) ve sonra şimdiki Sarayburnu civarında (Bizantion) koloni şehirleri olarak atılmıştır. Roma İmparatorluğu öncesinde İstanbul şehri, Topkapı Sarayı nın dış surlarının çevrelediği alanda bulunmaktaydı. Ana hatlarıyla bugünkü Sirkeci limanıyla Ahırkapı yı birleştiren çizgi bu yerleşimin batı sınırını oluşturmaktaydı. Doğudan batıya, güneyden kuzeye uzanan deniz ve kara ticaret yollarının üzerinde bulunmaktaydı (Toprak vd., 1997).
İstanbul Tarihi için en eski Yenikapı Yenikapı da Neolitik döneme ait bulgulara rastlanan kazılarda 8 bin 500 yıl öncesine ait insan ayak izleri de bulundu. Yenikapı Kazı Alanı Başkanı Zeynep Kızıltan, çok hızlı kapandığı için ayak izlerini koruma altına aldıklarını belirtiyor. Böylelikle insan yaşamına ait izler kolaylıkla tespit edilebilecek. Yenikapı'daki Marmaray ve İstanbul Metrosu arkeoloji kazılarında bugüne kadar pek çok tarihî eser gün yüzüne çıkarıldı. 40 bine yakın sergilenebilir kalitede eserin bulunduğu kazılarda 8 bin 500 yıl öncesine ait insan ayak izleri de bunların arasında. İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü ve Yenikapı Kazı Alanı Başkanı Zeynep Kızıltan, bugüne kadar 390 ayak izinin bulunduğunu söyledi. 400 metrelik alanda çalışmalara devam ettiklerini belirten Kızıltan, kazılar sonunda ayak izlerinin 1.000'in üzerine çıkacağını aktardı. Dünya üzerinde benzerinin olmadığı kaydedilen izler, konservasyonu tamamlandıktan sonra Yenikapı'da kurulacak müzede sergilenecek. http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1275790 15.05.2012
3500 yıllık batık gemiler
Roma İmparatorluğu dönemi Konstantin ile beraber İstanbul da Roma İmparatorluğu dönemi başlamış, şehrin adı Konstantinopolis olarak değiştirilmiştir. Bu devirde Severius surları yıktırılmış ve yeni surlar daha batıda inşa edilerek kent genişletilmiştir. Bu dönemde tarihi yarımada dışında ilk defa Galata da yerleşim başlamış ve çevresi duvarlarla sınırlandırılmıştır. 11 Mayıs 330 da Roma İmparatorluğu nun Roma yla birlikte es başkenti olan İstanbul şehri, Roma daki 7 tepeli şehre benzetmek için 7 tepe üzerinde kuruldu ve daha sonra Roma İmparatorluğu nun Batı ve Doğu (Bizans) Roma olmak üzere ikiye ayrılmasından sonra Doğu Roma nın Başkenti oldu. Bu dönemde yine Roma daki idari bölümlemeye uygun olarak 14 bölgeye ayrıldı. İstanbul şehrinin bu dönemdeki sınırlarını bugün hala varlığını kısmen koruyan surlar oluşturmaktaydı. Bunun dışında idari bölümlemede XIII. bölge olarak adlandırılan Galata nın güney kısmı da bulunmaktaydı (Toprak vd., 1997; Sekil 2).
İstanbul un Bizans Dönemine Ait 14 İdari Bölgesi (Toprak vd., 1997).
Bizans Dönemi Bizans dönemi İstanbul şehrinin arazi kullanımına baktığımızda ana hatlarıyla şehir içerisinde altı farklı arazi kullanımı olduğunu görmekteyiz. Bunlar; 1. devletin yönetildiği yönetim birimlerinin olduğu kamu alanları 2. yerleşim alanları 3. ticari ve endüstriyel alanlar 4. askeri alanlar 5. limanlar 6. Orman, alanlarıdır. Bizans kamu alanları yine Osmanlı döneminde olduğu gibi bugünkü Topkapı Sarayı nın bulunduğu alan ve Sultanahmet civarında bulunurken, askeri alanlar şehrin batısında sur boyunca bir şerit halinde uzanmaktaydı. Bizans döneminde İstanbul un önemli iki tane limanı bulunmaktaydı. Bunlardan ilki bugünkü Sirkeci vapur iskelesinin bulunduğu alanda bulunurken, diğeri yine bugün İDO deniz otobüslerinin limanı olan Yenikapı civarında bulunmaktaydı. Ticaret ve sanayi alanları Haliç in güneyinde ve kuzeyinde Galata civarında olmak üzere iki yerde bulunmaktaydı.
Bizans Döneminde İstanbul Şehrinin Arazi Kullanımı (Berköz, 1984; Karakuyu, 2001).
http://4.bp.blogspot.com/_zjqtd5it6bm/tomrizalabi/aaaaaaaaark/-g38botcj18/s1600/ads%c3%84%c2%b1z.bmp
Osmanlı Dönemi İstanbul un 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethi sonrasında, kent yeniden imar edilmeye başlanmıştır. Kamu alanları biraz daralmış, Üsküdar da ve Kadıköy de de ticaret ve sanayi alanları genişlemeye başlamıştır. Anadolu dan gelen kervanlar Üsküdar a kadar gelir, buradaki hanlarda konaklar, getirdikleri ticari eşyaları buradan deniz yoluyla karsıya geçirirlerdi. Yani bu dönemde Anadolu dan gelen kervanların son bulduğu yer Üsküdar idi. Ayrıca Bizans döneminde iki olan liman sayısında artış meydana geldi. Bütün Haliç boyunca kuzeyde ve güneyde ve Beşiktaş ve Üsküdar da da yeni iskeleler kullanıma açıldı. Bunun yanında bugünkü Sirkeci vapur iskelesinin bulunduğu alanda deniz gümrüğü ve bugünkü Karagümrük semtinin olduğu yerde de adını aldığı kara gümrüğü kuruldu.
16. Yüzyılda İstanbul Şehrinin Arazi Kullanımı Toprak vd., 1997; Karakuyu, 2001
Osmanlı Dönemi Osmanlı dönemindeki asıl gelişme yerleşim alanlarında olmuştur. Osmanlılar tarafından fethedildiğinde 50 bin olan şehir nüfusu, Anadolu ve Rumeli den getirilen çeşitli etnik gruplarla beraber fethin hemen sonrasında 120 bine ulaşmıştır. Bu dönemde Sur içi, Eyüp ve Üsküdar da ilk Türk mahalleleri oluşturulmuştur. Bunların dışında şehrin en büyük mabedi Ayasofya, camiye çevrilmiş, başta Topkapı Sarayı, Eyüp Sultan Cami ve türbesi olmak üzere birçok cami, medrese, hamam ve çarsı gibi yapılar inşa edilmiştir. Fatih devrinde genel olarak Bizans fiziki strüktürü devam etmekle beraber İstanbul kısa bir sürede çehre değiştirmiş ve bir İslam kenti görünümüne bürünmüştür
15. yy. sonlarına doğru II. Beyazıd zamanında kent nüfusunun 200 bin olduğu tahmin edilmektedir. Bu dönemdeki en önemli yapılanmalardan biri Fatih külliyesi çevresinde meydana gelirken diğeri Anadolu yakasında Üsküdar da gerçekleşmiştir. 16. yüzyılda şehirdeki Bizans siluetinin yerini Türk İslam şehri silueti almaya başlamıştır. Kentin dış bağlantılarında kara ulaşımı önem kazanmış, İstanbul un Trakya ile karayolu ilişkisi oldukça güçlenmiş, kent karayolu ile de beslenmeye başlamıştır. Fethedildiğinde 50 bin civarında olan şehrin nüfusu Kanuni Sultan Süleyman zamanında 500 bine kadar yükselmiştir. Kanuni zamanında Eyüp yöresine birçok cami ve medrese yapılmış, sahiller saraylarla donatılmıştır. Galata surları dışında yabancı elçilikler konumlanmaya başlamış, Kasımpaşa da yoğun tersane faaliyetine paralel olarak nüfus gelişmiştir.
İmar Planlı Dönem İstanbul un kent gelişimine yön vermek için ilk planlama girişimi 19. yüzyılın ilk yarısında yapılmaya başlanmıştır. Bu dönemde Moltke tarafından şehrin imar plan çizilmiş ve bu plana göre bazı uygulamalar gerçekleştirilmiş ve bazı kararlar alınmıştır. Bu kararlardan bazıları şunlardır; İstanbul da yeni yapılacak binalar kagir olacak, geniş meydanlar bırakılıp geometrik form ve kurallara ağırlık verilecek ve yapılacak yollar yaklaşık 8,10,12 veya 16 metre genişliklerinde olacaktı. Yine bu dönemde Moltke nin büyük askeri kışlaların çevresinde mahalleler inşa edilsin kararı gereğince Selimiye ve Beylerbeyi çevresinde yerleşimler oluşturulmuştur. Böylece bu dönemde Üsküdar Haydarpaşa yönünde gelişme gösterirken Beyoğlu Kasımpaşa ve Tophane yönlerinde gelişme göstermiştir
Cumhuriyet Dönemi Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye Cumhuriyeti nin yeni başkenti Ankara olunca İstanbul şehri, sahip olduğu tabii, tarihi ve beşeri özelliklerden dolayı ülkemizin ekonomi, kültür ve turizm başkenti olmuş ve gelişimini bu dönemde daha bir hızlı sürdürmüştür. Tüm dünyada şehirleşmenin hızla arttığı ve şehir alanlarının hızla genişlediği 20. yüzyılda İstanbul şehri, dünyanın en fazla şehirleşme oranına sahip ve sınırlarını hızla genişleten en önemli şehirleri arasında yer almıştır. Cumhuriyetin ilanından hemen sonra 1930 yılına ait İstanbul şehrinin sınırlarına baktığımızda şehrin daha çok Boğaziçi boyunca kuzeye doğru, Anadolu yakasında Göztepe ye ve Çamlıca tepesinin kuzeyine doğru gelişme gösterdiğini görmekteyiz.
Bu dönemde daha çok İstanbul un sayfiye yerleşmeleri olan Boğaziçi ndeki yerleşmeler artık sürekli yerleşim yerleri halini alamaya başlamıştır. Bunun dışında o zaman Makriköy olarak anılan bugünkü Bakırköy civarına da önemli orandaki ilk yerleşimler bu dönemde başlamıştır. (Örer, 1993; Berköz, 1984; Karakuyu, 2001). 1930 Yılında İstanbul Şehrinin Arazi Kullanımı
Bu dönemdeki asıl önemli gelişme sanayileşmenin gelişmesiyle beraber gecekondu niteliğinde yerleşimlerin önemli oranda artış göstermesidir. Bunun en güzel örneklerinden biri şüphesiz Zeytinburnu dur. İstanbul şehrinin bu dönemde Marmara denizi kıyısında Zeytinburnu ndan başlayıp Kartal a kadar devam eden uzun bir şerit halinde devam ettiğini görmekteyiz. 1970 li yıllarda otomobil kullanımının da artmasıyla İstanbul şehrinin sınırları doğuda Bostancı-Maltepe- Kartal- Pendik ve Gebze yönünde, batıda da E 5 karayolu boyunca Avcılar-Büyükçekmece yönünde gelişme göstermiştir.
1950 Yılında İstanbul Şehrinin Arazi Kullanımı (Arslan, 1974;Aysu, 1984; Karakuyu, 2001).
1980 yılında hazırlanan İstanbul Metropoliten Alan Nazım İmar Planı nda 1995 yılında sanayide çalışan işçi sayısının 1 milyonu aşacağı ve bu nedenle de 1100 hektar sanayi alanın daha sanayiye ayrılması gerektiği ifade edilmiştir. Bu karar gereğince de Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleri arasında Fizuköy- Esenyurt ta, Halkalı, Kirazlı, Güneşli, ikitelli yerleşimleri çevresinde ve sınırlı olarak Kemerburgaz vadisinde, Ümraniye, Kurtköy, Şeyhli, Dolayoba, Gebze, Şekerpınar, Dilovası mevkilerinde yeni sanayi alanları tespit edilmiştir (İstanbul Nazım Planı, 1980).
İstanbul un Alansal Gelişimi Karakuyu_2006
SONUÇ Bizans döneminde sur içinde ve Galata çevresinde yerleşen İstanbul Şehri, Avrupa yakasında Osmanlı döneminde daha çok Galata nın kuzeyinde Beyoğlu, Eyüp, Kâğıthane çevresinde ve Boğaziçi nde Beşiktaş a kadar olan alanda, Anadolu yakasında da Üsküdar ve Kadıköy çevresinde gelişme göstermiştir. 1950 70 yılları arasında batıda Küçükçekmece gölünün güneybatısında Avcılar çevresinde ve doğusunda Küçükçekmece-Florya hattında, kuzeyde Şirinevler, Bahçelievler, Bağcılar, Zeytinburnu, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Alibeyköy ve şişli çevresinde gelişme gösterirken Anadolu yakasında Beykoz dan başlayıp bir şerit halinde Tuzla ya kadar bir alanda gelişme göstermiştir. 1970 94 yılları arasında yoğun bir yerleşim olamamakla beraber şehrin sınırlarını Avrupa yakasında batıda Büyükçekmece, kuzeyde Esenyurt, Bahçeşehir, Mahmutbey, Gaziosmanpaşa, Levent ve Sarıyer oluştururken, Anadolu yakasında yine Beykoz dan başlayan ve Tuzla ya kadar devam eden bir şerit oluşturmuştur. 1994 2000 yılları arasında Avrupa yakasında batıda Çekmece gölleri arasında kuzeye Hadımköy e doğru gelişme gösteren İstanbul şehri Küçükçekmece gölünün doğusunda yine kuzeye Başakşehir ve Kemerburgaz a doğru genişlemiştir.
İstanbul da Şehir Alanlarının Gelişim Dönemleri
İstanbul,1994 2000 yılları arasında da yılda 138 km² gelişme göstererek dünyanın en hızlı büyüyen şehirlerinden biri olmuştur. Sonuç olarak tabii ve beşeri ortam bakımından gelişmeye çok uygun bir alan üzerinde gelişen İstanbul şehrinin yaşanabilir olması için artık göç almaması ve plansız gelişen yerlerinin de rehabilite edilmesi ve yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Bizans döneminde sur içinde ve Galata çevresinde yaklaşık 37 km² lik bir alanda yerleşmiş olan İstanbul şehrinin alanı 18. yüzyılda 82 ve cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılında 139 km² ye ulaşmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra idari başkentliği Ankara ya kaptıran ancak diğer başkentlikleri elinde bulunduran İstanbul şehrinin alanı cumhuriyet döneminde çok hızlı bir gelişme göstererek 1950 yılında 334, 1970 yılında 910, 1994 yılında 1991 ve 2000 yılında da 2819 km² ye ulaşmıştır. 1923 1950 yılları arasında yılda yaklaşık 7 km² büyüyen şehir, 1950 70 arasında 29, 1970 94 arasında 45 ve 1994 2000 yılları arasında da yılda 138 km² gelişme göstererek dünyanın en hızlı büyüyen şehirlerinden biri olmuştur. Bizans döneminde şehrin bulunduğu alan 2000 yılındaki İstanbul şehrinin % 0,6 sını oluştururken, 15 18. yüzyıllar arası % 1,3 ünü, 19. yüzyıldaki % 2,2 sini, 1923 50 yılları arasındaki % 5,3 ünü, 1950 70 yılları arasındaki % 14,4 ünü, 1970 94 yılları arasındaki % 31,5 ini ve 1994 2000 yılları arasındaki alan da % 44,7 sini oluşturmaktadır. Sonuç olarak tabii ve beşeri ortam bakımından gelişmeye çok uygun bir alan üzerinde gelişen İstanbul şehrinin yaşanabilir olması için artık göç almaması ve plansız gelişen yerlerinin de rehabilite edilmesi ve yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
KAYNAKÇA KARAKUY, MEHMET; İSTANBUL UN MEKÂNSAL GELİŞİMİNİN ANALİZ