İSTANBUL YEMİNLİ MALİ 19 NİSAN 2007 AYLIK



Benzer belgeler
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Daha Modern ve Etkin Bir Vergi Sistemi İçin Reform Çalışmaları*

Değerli Yöneticiler, son yıllarda vergi incelemeleri büyük ölçüde bu konu etrafında dönmeye başladı.

SİRKÜLER: 2014/021 BURSA, Konu: E-Beyanname Sistemindeki 2013 Yılı Kurumlar Vergisi Bildirimindeki Yenilikler Hakkında

Gayrimenkul satışlarından doğan zarar, kurum kazancından indirilebilir mi?

KANUNEN OLMAYAN, AMA İLİMİZDE UYGULANAN HAYAT STANDARDI.? Yeni bir haftada yine beraberiz.geçen haftaki

FİNANSAL EKSEN E-BÜLTEN LİSTESİ

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER TARAFINDAN DÜZENLENMESİ GEREKEN SERBEST BÖLGE FAALİYET TASDİK RAPORU NA İLİŞKİN TEBLİĞ YAYIMLANDI

42 Sıra No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği Yayımlandı DUYURU NO:2010/01

SERBEST MUHASEBECİLİK, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALİ

Konu: 17 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ile Yapılan Açıklamalar.

İÇİNDEKİLER KISALTMALAR...XXI TABLO LİSTESİ...XXIV GRAFİK LİSTESİ...XXIV GİRİŞ...1

GEÇİCİ VERGİ BEYAN DÖNEMLERİ AZALTILMALI, ORANLARI YENİDEN BELİRLENMELİDİR

1. Ticaret sicili müdürlüklerince Vergi Usul Kanunu bakımından tasdik edilmesi zorunlu olan defterler

YURTDIŞINDA MUKİM KURUMLARIN TÜRKİYE DEKİ TAŞINMAZ SATIŞLARININ VERGİLENDİRİLMESİ

YANIT SORU - YANIT??? SORU

Dr. OSMAN EŞGİN ORTAKLIKLARDA TASFİYE İŞLEMLERİNİN TÜRK VERGİ SİSTEMİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

-İÇİNDEKİLER- BÖLÜM I: İŞTİRAK KAZANÇLARI İSTİSNASI... 1 A. Kısa Soru ve Cevaplar: B. Uygulamalı Sorular:... 49

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI. (Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

İÇİNDEKİLER. Biz Kimiz? 4 Ne Yapıyoruz? 5 Uluslararası 9

TAM MÜKELLEF ANONİM ŞİRKETLERİN YURT DIŞI İŞTİRAK HİSSELERİNİ ELDEN ÇIKARMALARINA İLİŞKİN KURUMLAR VERGİSİ İSTİSNASININ ŞARTLARI

İştirak Kazançları İstisnası Kontrol Edilen Yabancı Şirket

SM - Serbest Muhasebecilik, SMMM - Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve YMM - Yeminli Mali Müşavirli

Arsa Karşılığı İnşaat İşlerinin Vergilendirilmesinde Ne Değişti?

nezdinde yeminli mali müşavirlerce yapılacak tespitlere ilişkin açıklamalar

SERBEST MUHASEBECİLİK, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 40)

-Satış konusunun taşınmaz, iştirak hissesi, kurucu senetleri,intifa senetleri, rüçhan hakkı olması,

Konut yapı kooperatiflerinde KDV uygulamasında tarih serüveni

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

20 Soruda Kira Gelirlerinin Vergilendirilmesi

İTHALAT SONRASI KDV DÜZELTMELERİNDE YENİ MİLAT

2010/1.DÖNEM YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK MAZERET SINAVLARI SORU VE CEVAPLARI GELİR ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLER 23 Temmuz 2010-Cuma 16:00

SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2014/073 Ref: 4/073

ERTÜRK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE BAĞIMSIZ DENETİM A.Ş./74

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2013/76

Yürürlük MADDE 2 (1) Bu Tarife 1/1/2017 tarihinde yürürlüğe girer.

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1) nde Değişiklik Tebliğ Adı. Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 14)

İstanbul, SİRKÜLER ( )

Konu: İndirimli Teminat Uygulaması Sistemi (İTUS)ilişkin açıklamalar bu sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.

Sirküler no: 106 İstanbul, 10 Aralık 2009

b) Mücbir sebep sayılan haller dışındaki nedenlerle, defter ve belgelerin ibrazından imtina edilmemiş olması,

7143 VERGİ VE DİĞER BAZI ALACAKLARIN YAPILANDIRMASI KANUNU MATRAH VE VERGİ ARTIRIMI

KONU: SERBEST BÖLGELERDE İSTİHDAM EDİLEN HİZMET ERBABININ

C) I-II-III D) IV-III

İLGİLİ VERGİ MEVZUATI

DEĞER YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

Aşağıda söz konusu Kanun un Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları mevzuatına ilişkin düzenlemeleri sirkülerimizin konusunu oluşturmaktadır:

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2009/24 TARİH: Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanuna İlişkin 2 Seri Numaralı Genel Tebliğ

İŞTİRAK HİSSESİ SATIŞ KAZANCI İSTİSNASINA İLİŞKİN MUHASEBE KAYITLARI VE SÖZ KONUSU İSTİSNANIN KURUMLAR VERGİSİ BEYANNAMESİNDE GÖSTERİLMESİ

SİRKÜLER RAPOR

BAĞIMSIZ DENETİM VE YMM LTD. ŞTİ.

VERGİ AFFI TAKVİMİ. Bildirme/ Beyan Tarihi. Konu

MUHTASAR VE PRİM HİZMET BEYANNAMESİ HAKKINDA:

KDV UYGULAMASINDA İADE HAKKI DOĞURAN İŞLEMDE BULUNAN VE BEYAN EDEN MÜKELLEFLERİN SÖZ KONUSU İŞLEMLERİ TEVSİK ZORUNLULUĞU

Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda yer alan istisna

VERGİ AFFI TAKVİMİ sayılı Askerlik Kanunu, - Mülga 5539 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Kuruluş ve

mali açıklamalar 2012/ Konu: Vergi Kanunlarında ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıldı

DUYURU ( )

SİRKÜLER NO: POZ-2013 / 80 İST, GELİR VERGİSİ KANUNU TASARISINDAKİ TAŞINMAZ VE İŞTİRAK (ORTAKLIK) PAYLARI SATIŞ KAZANCI İLE İLGİLİ HÜKÜMLER

SİRKÜLER 2012/50. : Kâr Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliğ Yayımlandı.

86 SERİ NO'LU GİDER VERGİLERİ GENEL TEBLİĞ TASLAĞI

SİRKÜLER RAPOR 5225 SAYILI KANUN GENEL TEBLİĞİ. ( Seri No : 1 )

ERTÜRK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE BAĞIMSIZ DENETİM A.Ş. 2017/85

SİRKÜLER NO: POZ-2014 / 46 İST, KDV BEYANNAMESİ ÖNCESİ BAZI HATIRLATMALAR

2016 Yılı Mali Takvim Uygulamaları

SİNERJİ SİRKÜLER RAPOR

SUN BA IMSIZ DI DENET M YEM MAL K A.

6728 SAYILI KANUN İLE MUHTASAR VE PRİM HİZMET BEYANNAMESİ UYGULAMAYA KONULMUŞTUR.

Arkan & Ergin Uluslararası Denetim ve Y.M.M. A.Ş.

2013 Yılında Geçerli Olacak Ücret Bordrosu Parametreleri

FON DENETİM YMM. VE BAĞIMSIZ DENETİM A. Ş. nin müşterilerine özel bir hizmetidir. İzinsiz çoğaltılamaz. İktibas edilemez.

KURUMLAR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 1) NDE BAŞLIK DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SERİ NO:

SİRKÜLER 2017/16. Hususlarına dikkat edilmesi gerekir. 1- MPHB Verecek Yükümlüler

Sayı : Konu : KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 19 Seri No.lu Tebliğ

I. STOPAJ YÖNTEMĠNE TABĠ MENKUL SERMAYE GELĠRLERĠ VE DEĞER ARTIġ KAZANÇLARI

Bu niteliğe sahip antrepoların yukarıda belirtilen izin yazısını alabilmeleri için ayrıca;

YURTDIŞI İŞTİRAKTEN ELDE EDİLEN KAR PAYLARININ VERGİSEL DURUMU

ŞİRKET AKTİFİNDE KAYITLI ARSANIN KAT KARŞILIĞI MÜTEAHHİDE VERİLMESİ

A. VERGİLENDİRME DÖNEMİ

NO: 2012/96. Limited şirketlerde kar payı avansına ilişkin 509 uncu maddenin üçüncü fıkrasının uygulanacağı

KDV Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı

Mali tatilin uygulanacağı tarihler 6661 sayılı Kanun un 18 inci maddesi ile 5604 sayılı Malî Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanunun;

FİNANSAL EKSEN E-BÜLTEN LİSTESİ

Tarih : Sayı : Konu : Mali Tatil Uygulaması

SİRKÜLER RAPOR YMM SÖZLEŞMELERİNİN ELEKTRONİK ORTAMDA GÖNDERİLMESİ. Sirküler Tarihi: Sirküler No: 2008/20

YENİ VARLIK BARIŞI HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2014/180 Ref: 4/180

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı GELİR VERGİSİ KANUNU. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mart 2017

2009/ Konu: 15 ve 30 ncu Maddedeki Tevkifat Oranlarıyla İlgili Düzenlemeleri Açıklayan Kurumlar Vergisi Sirküleri

T.C. MALİYE BAKANLIĞI Gelirler Genel Müdürlüğü. Kurumlar Vergisi Sirküleri/1

Maliye Bakanlığı Sirküler 1. T.C. MALİYE BAKANLIĞI Gelirler Genel Müdürlüğü. Kurumlar Vergisi Sirküleri/1

Matrah Ve Vergi Artırımı (Madde: 5)

Kapsam Yeminli Mali Müşavirlik Ltd. Şti.

Transkript:

İSTANBUL YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI 19 NİSAN 2007 AYLIK TOPLANTISI 67

İSTANBUL YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI 19 NİSAN 2007 AYLIK TOPLANTISI I. OTURUM OTURUM BAŞKANI AÇILIŞ KONUŞMASI : Sezai ONARAL : Mehmet KOÇ (İstanbul Vergi Dairesi Başkanı) İdare İle YMM İlişkileri ll. OTURUM OTURUM BAŞKANI KONUŞMACILAR KONUSU : Hüseyin Perviz PUR : Burhan GEZGİN (YMM) : Dr. Ahmet KAVAK (YMM) : İdare İle YMM İlişkileri ve Kurumlar Vergisi Beyannamesi Sorunları BAŞKAN SEZAİ ONARAL İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası nın aylık toplantısına hoş geldiniz. Hepinize saygılar sunuyorum. Efendim bugünkü toplantımız iki bölümden oluşuyor. Sizlere artık yazılı değil de, SMS kanalıyla gönderdiğimiz davetler sanıyorum eskiye nazaran daha çabuk sizlere ulaşıyor. Hepiniz memnunsunuz değil mi? Bunun şunun için teyit ediyorum. Çünkü bundan sonra aidatlar içinde size bir SMS göndereceğim. Şimdi bugün Odamıza şeref konuğu olarak gelen İstanbul Vergi Dairesi Başkanı sayın Mehmet Koç. Sizlere takdim ediyorum. Yeni görevine başladı. Hem İdare hakkında, İdare ve Yeminli Mali Müşavirler arasındaki ilişkileri konusunda sizlere bir sunum takdim edecek. Biz kendilerini çok eskiden beri tanıyoruz ama, kayıtlara girmesi bakımından müsaade ederseniz öncelikle bir özgeçmişini sayın Koç un okuyorum. 1968 yılında Manisa da doğdu. Yani bizim seçim bölgesinde aynı zamanda. 1986 yılında İzmir Maliye Meslek Lisesi nden, 90 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü nden mezun oldu. Kısa süre Sayıştay Denetçiliği yaptıktan sonra, 1991 yılında Maliye Teftiş Kurulu na girdi. 1995 yılında Maliye Müfettişliği ne atandı. Amerika Birleşik Devletleri nde 1999 2003 yıllarında Boston Üniversitesi nden önce Finansal Ekonomi, daha sonra Uluslararası Ticaret Alanı nda mastır yaptı. İstanbul Defterdar Yardımcılığı ve İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Grup Müdürlükleri ni Vekaleten yürüttükten sonra, 25 Eylül 2006 tarihinde İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı na atandı. Şimdi kendilerine hepimiz adına hoş geldiniz diyoruz. 68

Tabii Vergi İdaresi ndeki değişiklikler sonucunda, yani Defterdarlık üçe bölündü aşağı yukarı biliyorsunuz. Daha önceki toplantımızda sayın Ulusoy kısaca bunlardan size bilgi takdim etmişti. Özetlersek, belki sayın Koç ta size bununla ilgili bilgiler verecek. Bir tane bir VİP Vergi Dairesi kuruldu. O, belli vergi dairesi mükelleflerine bakıyor. İşte 500 tane üst düzey mükellefler. Bir tane yine Defterdar var. Bu Milli Emlak a bakıyor. Yani Defterdarlık yapanlar bilirler. İstanbul Defterdarlığı nın bir numaralı, galiba benim dışımda yok değil mi burada? Alper bey olsaydı, evet. Bir numaralı sorunu Milli Emlak tır. Esasında bir açıdan bu şekilde bölünme, biraz daha gerçekçi oldu. Bir de İstanbul Vergi Dairesi Başkanı sayın Mehmet Koç, yani o... tane vergi dairesi diyelim VİP Vergi Dairesi. Kalan 69 tane Vergi Dairesi sayın Koç a bağlı. Ben şimdi sizin anlatacağınız dilde anlatıyorum ki değerli meslektaşlarım, iltimasa yol açmasın. Tabii Bu şekildeki bir düzenleme neyimize yarar? diye kafanızda sorular vardır. Bunları da belli bir süre deneme, sınamadan, yanılmadan sonra tekrar konuşacağız. Tabii biz Başkanlığa devam ettiğimiz takdirde. Efendim ben sözü fazla uzatmıyorum, sayın Mehmet Koç İstanbul Vergi Dairesi Başkanı sorularınıza da cevap verecek. Yani yaklaşık yarım saat sonra diğer bölümüne geçeceğiz. Efendim hoş geldiniz diyorum ve buyurun sayın Mehmet Koç. MEHMET KOÇ Teşekkür ederim sayın Başkan. Değerli arkadaşlar, değerli meslektaşlarım hepinizi saygıyla selamlıyorum ve bu toplantının gerek Maliye Teşkilatına, gerek Yeminli Mali Müşavir arkadaşlara faydalı olmasını temenni ederek konuşmama başlamak istiyorum. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı olarak biz, sayın Başkanın da ifade buyurdukları gibi 69 Vergi Dairesiyle, mükelleflerimizle daha hızlı, daha kaliteli hizmet verebilme arayışı içindeyiz. Tabii bu konuda neler yaptığımızı belirtmeden önce, gelebilecek soruların bir bölümünü önceden belki engelleyebilirim maksadıyla, öncelikle İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı ne durumda? O konuda bir bilgi arz etmenin uygun olacağını düşündüm. Şimdi her şeyden önce Gelir İdaresi Başkanlığı nın kuruluşuyla, yani Vergi İdaresi nin yeniden yapılanmasıyla birlikte bir takım kolaylıklar da oldu, güçlükler de oldu. Bazı sıkıntılarda meydana geldi. Daha önce İstanbul Maliye Teşkilatı nda sadece Defterdar tarafından belirlenen bir takım politikalar artık Defterdar, Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanı ve İstanbul Vergi Dairesi Başkanı tarafından belirlenmeye başlandı. Tabii çok sıcak ve canlı bir örnek vermek gerekirse yurt dışı çıkış harcı ile ilgili yaşanan o- laylar örneğin. Buradaki düzenlemelere Gelir İdaresi Başkanlığı yapıyor. Halende öyle. Ama uygulama Defterdarlığa bağlı Gümrük Saymanlıkları tarafından yürütülüyor. Dolayısıyla daha önce Defterdarlıkken Saymanlık mı bu işi yürütüyor? Vergi Dairesi mi yürütüyor? Çok önem arz etmez iken, yeni yapıyla birlikte kuralı koyan Gelir İdaresi Başkanlığı, ama uygulamayı yürüten Saymanlık haline geldi. Dolayısıyla bu ve buna benzer koordinasyonlarda zaman zaman gecikmeler meydana gelebiliyor. 69

Yine Defterdarlık ve Vergi Dairesi Başkanlığı olarak bölünmeyle birlikte, personel yönünden de ciddi sıkıntı yaşamaya başladık. Nedir o? İşte daha önce bir tek personel müdürlüğü varken, şimdi biri Defterdarlık ta, diğeri Vergi Dairesi Başkanlığı nda iki Personel Müdürlüğü, iki Eğitim Müdürlüğü, iki Kalem Müdürlüğü gibi örnekler arttırılabilir. İki ayrı yapı kuruluşu oldu. Tabii bu yapı kurulurken de bir takım sıkıntılar yaşandı. Vergi Dairesinde kalmak isteyip de Defterdarlıkta kalanlarda oldu. Defterdarlıkta kalmak isteyip de Vergi Dairesine gitmek durumunda kalanlarda oldu. Bununda meydana getirdiği bir kırgınlık bazı personelde görüldü, hissedildi. Böyle bir problemde yaşandı. Fakat bu yeniden yapılanma yalnızca Defterdarlık ve Vergi Dairesi Başkanlığı olarak kalmadı. Vergi İdaresi de ikinci defa kendi içinde bir kere daha bölündü. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı olarak. Doğrusu ikinci bölünme, ikinci yapılanma, Büyük Mükellefler Vergi Dairesi yapılanması, bizi ilk yapılanmaya göre daha çok etkiledi. Neden daha çok etkiledi? Belki küçük bir Daire. 500 mükellef, işte 200 personel. Daha küçük bir operasyon gibi görülüyor. Ama daha çok etkilidir. Şu nedenle; Defterdarlıkta birimler belliydi. İşte Milli Emlak var. Muhasebe var. Saymanlıklar var. Vergi Daireleri var. Dolayısıyla bölünme yaşanırken Vergi Daireleri bir tarafa, diğerleri Defterdarlığa. Yani biraz daha fonksiyon olarak bölmek kolaydı. Ama Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı kurulunca, şimdi KDV den alınıyor iki tane ayrı adam. İki tane müdür. İki tane ne bileyim ÖTV den anlayan, iki tane Gelir, Kurumlardan anlayan gibi. Yani her şeyden ikişer adet gerekli. Çünkü Büyük Mükellefler Vergi Dairesi de Başkanlık olarak kuruldu. Normal bir Vergi Dairesi Başkanlığında ne öngörülüyorsa Kanunda, aynı yapı Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı içinde öngörülmüş oldu. Tabii Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı nın mahiyeti gereği ve yeni kurulan bir Kuruma gerekli tam desteği sağlayabilmek bakımından, bizim bugüne kadar yetişmiş olan nitelikli elemanlarımızın önemli bir bölümünü Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı nda istihdam etme durumu ortaya çıktı. Bu ne demek? Özellikle Boğaziçi Kurumlar, Marmara Kurumlar, Dış Ticaret, Ulaştırma ve Anadolu Kurumlar gibi daha önce Vergi Dairesi Başkanlığı olan, ancak şu anda Uygulama Grup Müdürlüğü şeklinde faaliyette bulunan Vergi Dairelerinde ciddi bir hafıza kaybına neden oldu. Neden? Çünkü o dairelerin yetişmiş kilit personellerini biz Büyük Mükelleflere koyduk. Çünkü o dairelerde, daha önce Boğaziçi Kurumlar da mükellef olan büyük mükellefler, Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı na geçti. Tabii şimdi bizi bu giden arkadaşların yerlerine yenilerini yetiştirmeye çalışıyoruz. Ancak bu arada, bu süreçte özellikle biraz öncede belirttiğim gibi merkez müdürlüklerinde, yani KDV Gelir Müdürlüğü nde, Usul Gelir Müdürlüğü nde, yada ne bileyim Gelir Kurumlar Müdürlükleri nde, yada Uygulama Grup Müdürlükleri nde, bu büyük vergi dairelerinde gecikmeler meydana gelmeye başladı. Özellikle mahsup taleplerinde günü kurtaramıyoruz şu anda. Yani bugün geleni, bugün yapamıyoruz. Bir birikme meydana geliyor. ÖTV yönünden de aynı durumdayız. ÖTV konusunda çok yetişmiş eleman istihdam edilmemişti daha önce. ÖTV nin yaygın olmayışı nedeniyle. Mevcutları Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı na aktarınca, ÖTV yönünden de İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı şu anda ciddi bir şekilde yetişmiş eleman problemi yaşamaktayız. Ta- 70

bii bunun için hızlandırılmış eğitimler, işte gerek Kurum içi, Daire içi, Vergi Dairesi Müdürlüğü içi, gerek Başkanlık olarak değişik eğitimler tertipliyoruz. Bu konuda doğrusu Yeminli Mali Müşavirler Odası ndan da yardım talep ediyoruz. Biz Vergi Dairesi olarak yalnızca olayın bir tarafını değil, diğer yönünü de dilerim ki, Yeminli Mali Müşavir arkadaşların dilinden de anlayabiliyor hale gelsinler bir an önce. Tabii bu arada İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı olarak 44 ayrı binada hizmet veriyoruz İstanbul da ve bu durum bizi sıkıntıya sokuyor. Neden? Mecidiyeköy Vergi Dairesi müstakil bir Vergi Dairesi. Zeytinburnu Vergi Dairesi müstakil bir Vergi Dairesi. Biz buraların ayrı ayrı güvenliğinden, temizliğine kadar ekip temin etmek durundayız. İşte bunları engellemek i- çin, bu Daireleri bir araya toparlayalım diye de bir proje başlattık bu arada ve ilk hamleyi Gayrettepe Vergi Dairesi ni, Kağıthane Kompleksine taşıyarak yaptık. Daha önce Beşiktaş Vergi Dairesiyle aynı binada bulunan Gayrettepe Vergi Dairesi, artık kendi bölgesine daha yakın olan Kağıthane Vergi Dairesiyle aynı binada hizmet veriyor. Gayrettepe Vergi Dairesinin boşalttığı yere de Mecidiyeköy Vergi Dairesini taşımaktayız. Henüz taşınmadı, şu anda işlemleri devam ediyor. Diğer taraftan da maalesef bundan üç, dört ay önce Vatan Caddesinde buluna Maliye Kompleksinde bir problem yaşadık ve orada beton paraketler düşmeye başladı. Bu bina malum 1976 yılında inşaatı başlamış, 1995 yılında tamamlanmış eski bir binaydı. Neticede uzman arkadaşlar baktılar. Bu binanın yıkılıp, yeniden yapılması gerektiği yönünde rapor verdiler. Dolayısıyla Vatan Caddesinde yaklaşık 2000 personelimiz görev yapıyor. Burada işte Çapa, Laleli, Beyazıt, Dış Ticaret, Yeditepe, Koca Mustafa Paşa gibi Vergi Daireleri, üç Gelir Müdürlüğü, dört Vergi Denetmeni görev yapıyor. Biz üç, dört ay içinde Vatan Caddesini tamamen boşaltmak durumundayız. Şu anda çalışmalarımız başladı. Başbakanlık tan onayımız çıktı. Vatan Caddesini üç, dört ay içinde tamamen boşaltmış olacağız. Gidecekleri yer konusunda birkaç alternatif var. Değişik mekanlar var. Şu an görüşmeler devam ediyor. O nedenle net bir ifade, net bir fikir beyan etmek istemiyorum ama, yine aynı bölgeye yakın yer arayışındayız. Ama bilinen o ki, şu an bildiğimiz tek şey var. Üç, dört ay içinde biz bu binayı biran önce boşaltmak durumundayız. Şu anda da ciddi bir şekilde güvenlik problemi var. Bu konudaki problemimiz gerçekten ciddi boyutta. Ben dediğim gibi önce sıkıntılarımı gidereyim, daha sonra neler yaptık, onlara geçeceğim. Bir diğer sıkıntıda, personel İstanbul da görev yapmak istemiyor. Bu tabii Türkiye nin problemi. İstanbul Boğaziçi Kurumların Vergi Dairesi Müdürüyle veyahutta Dış Ticaretin Vergi Dairesi Müdürüyle, Tunceli deki Vergi Dairesi aynı maaşı alıyor. Ama İstanbul daki müdür, işte medyadan takip ediyorsunuz, Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesinin uğraştığı olayları ve her an bir hata yapabilme ihtimaliyle karşı, karşıya ve maalesef bu konuda bir ilerleme bu konuda kaydedilemedi. Bu tabii yalnızca müdürlerde değil, memurlarda da aynı şekilde. Şu anda memurumuz geçinemedikleri için, işte bekar olarak gelmişler, evlenmişler, masrafları artmış, il dışına tayin talep ediyorlar. İnanın, Vergi Dairesi Başkanlığı ndan buraya gelene kadar iki ayrı Milletvekilimizle görüştük. İkisi de il dışı tayin ile 71

ilgiliydi. Tabii 400 memuru il dışına göndermek kolay, gönderebiliriz. Ama bu bir 400 ün daha sırada beklediği anlamına geliyor. Şu an göndermediğimiz için bekliyorlar. Biz bu konudaki tek çözüm yolunun İstanbul gibi büyük şehirlerde, farklı bir ücret politikasının mutlaka oluşturulması gerektiği şeklinde görüşümüz. Bunun dışındakiler Efendim İstanbul dışına ayrı bir sınav yapalım. Buraya memur alalım. Alıyoruz memuru iki ay, iki yıl sonra Beni bırakın memleketime gideyim. durumuna geliyor. Dolayısıyla biran önce bu problemi çözmekte fayda var. Vergi Dairesi Başkanlığı kurulduğundan bu yana 272 personel eksiye düştük. Gelenler ve gidenlerin farkı. 272 kişi, Rami Vergi Dairesi nin 65 kişiden müteşekkil olduğu düşünüldüğünde, aşağı yukarı beş tane Rami Vergi Dairesi demek. Bu kadar personel kaybımız var. Büyük Mükelleflere verdiğimiz 200 personel hariç. Tabii bu kadar personel olunca teknolojiye ağırlık vermek zorunda kaldık. Yani ne yapalım da daha az sayıda memurla, daha çok iş üretelim. Doğrusu biz Yeminli Mali Müşavir arkadaşlardan Ya öyle mi? Madem bu kadar personel gitti, bizde daha anlayışlı olalım da raporlarımızı biraz daha, yada mükellef iadelerini biraz daha geç alsın demelerini beklemiyoruz. Böyle bir beklentimizde yok. Bu olayı bir türlü çözmek durumumuz. Bunun içinde dediğimiz gibi, teknolojik alt yapıya önem vermeye başladık. Nedir bu şey? İlk etapta Yeminli Mali Müşavirleri ilgilendiren olay, malum İstanbul a özgün, gerçi Hakkı bey kullanılmasına pek taraftar değil ama, bir kod listeleri var. Artık ona kod demiyoruz ama, bugün burada aile içi bir toplantı olduğu varsayımıyla kod olarak adlandıracağım. Kod listeleri var. Mükellefler indirim listelerini getirdiklerinde, o listelerde yer alan mükelleflerin, mal alışı yapılan mükelleflerin İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı nca oluşturulan kod listelerinde yer alıp, almadıklarının taramaları yapılıyor. Bugüne kadar bu taramalar tek tek yapılıyordu. Eğer bir mükellefin indirim listesinde 50 tane satıcı varsa, mal tedarik ettiği yer, onları her biri tek tek sorgulanıyordu bilgisayardan ve ona göre işlem yapılıyordu. Şimdi Vergi Dairesi Başkanlığı olarak yeni bir program geliştirdik. Arkadaşlarım hazırlayacaktır. Programımız KDV Kod Tarama Programı dedik. Biz bu programla herhangi bir mükellefin indirim listelerini CD ile, yada disketle gelen listeyi verdiğimizde, o listede yer alan mükelleflerden hangilerinin kodlu olduğunu alt alta döküyoruz. Şimdi burada bakın listede problemli olduğu anlaşılan mükellefler bizzat işaretli. Bu nedir? Mesela Ece Elektronik Sanayi hatalı. Niye? Vergi Numarasıyla, mükellef adı birbiriyle uyumlu değil. Böyle bir mükellef hiç olmaya bilir. Hayali olabilir. Yada yanlışlıkla girilmiş olabilir. Onu arkadaşlar araştırıyorlar. Yine Dilek Petrol bakıyoruz nedir problemi diye, yanında yine açıklamaları var. İşte Yenibosna Vergi Dairesinin sahteci bilgileri diyor. Yani bize detayı da veriyor. Neden kodda yer aldığını da o mükelleflerin dayanaklarıyla birlikte veriyor. Şimdi bu program belki üç, dört tane indirim listesinde üç, dört mükellefin yer aldığı mükellefler için çok verimli olmayabilir, ama öyle mükelleflerimiz var ki, indirim listesinde 1000 tane mükellef yer alıyor. Bunları tarayıp alt alta döküyor. Tabii bunun iyi bir tarafı da Bu indirim hangi tarihte yapıldı?, Kimler burada yer aldı? bilgisayar bunun kaydını tutuyor. Hangi memur bu dökümü aldı?, Hangi tarihte aldı?, Neden aldı? Tabii bunu niye bahsediyoruz? Şimdi vergi dairelerine raporlar geldiğinde sürekli bir bilgi eksikliği, işte Şunu tamamlayın. Bunu çıkartın. Öbürünü getirin Halbuki biz istiyo- 72

istiyoruz ki, Yeminli Mali Müşavir raporları geldiğinde, bu taramalardan geçmiş olarak gelsin. Taramayı benim memurum yapacağına, eğer Yeminli Mali Müşavir arkadaşların elemanları bunu yapabilirse, bir bakıma yemek pişmiş olarak gelir ve vergi dairesinden daha hızlı geçer. Tabii buradaki problem bir teknoloji olarak şu anda program İstanbul da 69 Vergi Dairesinde, yaklaşık 350 bilgisayarda şu anda kullanılıyor. Biraz bilgisayar problemi var. Onu da bu ay sonuna kadar tamamlamak hedefindeyiz. Maalesef bu konuda birazcık fakiriz, alt yapı oluştururken. Tabii burada bakın, arkadaşım dökümleri çıkardı. Yine barkotu var. Hangi tarihte alındığını bilelim. Kimin aldığını bilelim diye. Netice itibariyle bu iade raporunda, indirim listelerinde bu mükelleflerin problem olduğu kayıtlara girmiş oldu, bu taramayla birlikte. Şimdi biz bunları Yeminli Mali Müşavir arkadaşlara açabilecek durumdayız. Yani Yeminli Mali Müşavir birer şifreyle evinde, ofisinde, yolda, her yerde girebilir. Ama Maliyenin meşhur havası dengeye girmiş oluyor. Bir problem var, vergi mahremiyeti. Biz eğer kanuni alt yapıyı çözebilirsek, Yeminli Mali Müşavirlerinden inceleme yetkisi olduğundan hareketle, vergi mahremiyeti ile ilgili maddeye bu bilgilerin Yeminli Mali Müşavirlik, şu anda paylaşıyoruz zaten informal olarak. Tabi burada CD lerle bilgiler verildiği için, bir hafta gecikmeli olarak giriyor. Tabii bir haftada eğer Yeminli Mali Müşavir arkadaşın eline geçerken bir zaman kaybı oluyorsa ki, muhtemelen oluyordur. 15 gün geriden geliyor. Artı bu kadar kullanışlı değil diye düşünüyorum mevcut durumu. Dolayısıyla da biz bu programı vergi daireleriyle birlikte, yani Maliyede vergi dairesi memurunun görebildiği bir bilgiyi, Yeminli Mali Müşavirin görmemesini gerektirecek hiçbir durumunu olmadığını düşünüyoruz. Biz bunu Yeminli Mali Müşavirlerle mutlaka paylaşarak yükümüzü hafifletmek durumundayız. Bunun için Yeminli Mali Müşavir arkadaşlardan destek bekliyoruz. Kanuni alt yapıyı yapmak bakımından. Tabii bir diğer konuda, Yeminli Mali Müşavir arkadaşlarla ilgili olarak yaptığımız, şimdi biz baştan beri söylüyoruz. Yeminli Mali Müşavirleri hakikaten kendimize göre daha şanslı görüyoruz. Hem Vergi İdaresi nde görev yapmış, hem masanın diğer tarafında görev yapmış, olaylara hakimler. Dolayısıyla Yeminli Mali Müşavirler Odasıyla, yada Yeminli Mali Müşavirlerle işbirliği yapmak her zaman, her halükarda Vergi İdaresi nin lehinedir. Buradan hareketle İdare bu düzenlemeleri yaparken, zaman zaman vergi dairelerinde istenmeyen olaylar yaşanıyor. Yeminli Mali Müşavir arkadaşlar, mesleğe yeni başlamış vergi memuru arkadaşlarla karşı karşıya kalabiliyorlar. İşte bu sıkıntılardan haberdar olmak, yaşanan olayların ne olduğunu bilebilmek bakımından biz bir telefon hattı kurduk. Bu hat yalnızca Yeminli Mali Müşavirler için geçerli. 514 20 90 nolu telefon bu. Kaleme sarılan arkadaşlardan anlıyorum ki, bizim sitemizi ziyaret etmiyorlar. Çünkü bu duyuru orada yer alıyor. Nitekim burada da açtı. Şimdi bu arkadaşımızı, herhangi bir arkadaş değil. Özellikle seçtik. Bizde KDV Koordinatörü olarak görev yapıyor. Yani Kod listelerine de bakan arkadaşımız. KDV ile içli dışlı olan arkadaşımız. Yeminli Mali Müşavir arkadaşlarımızın problemlerinin daha çok KDV den kaynaklanıyor olabileceğini düşünerek böyle bir tercih yaptık. Bu arkadaşımız kendine gelen bilgileri değerlendiriyor. Anında ilgili Grup Müdürü yle, yada benimle görüşerek çözüme kavuştu- 73

ruyor. Tabii arkadaşımız ara ara arayan kişinin Yeminli Mali Müşavir olup, olmadığını anlamak bakımından değişik sorular yöneltebilir. Lütfen bu konuda alınganlık göstermeyelim. Bu arkadaşımız doğrudan doğruya Yeminli Mali Müşavirlerden gelen değerlendirecek tüm Grup Müdürü arkadaşlarımızın da ve Müdür arkadaşlarımızın da haberi var. Onlarda koordine edip, bir bakıma... Acil çözüm hattı. Yada gerçekten talebi e- ğitmene iletme hattı. Tabii Yeminli Mali Müşavirler Odası yla ilgili olarak konuşmamız gereken bir diğer konu da, en son 41 Numaralı Genel Tebliğle yapılan düzenleme. Bu Genel Tebliğe göre, Yeminli Mali Müşavir arkadaşlar düzenledikleri raporları en geç beyannamenin verildiği ayı takip eden iki ay içinde YMM Odasına vermek zorundalar. YMM Odası da bu raporları 15 gün i- çinde vergi dairelerine vermek zorunda. 41 Nolu Genel Tebliğe göre. Ancak daha öncede buna benzer bir Genel tebliğ var ve Bakanlığın bize vermiş olduğu o tarihte bir görüş var. İstanbul için farklı uygulama yapılabilir. Dolayısıyla biz İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı olarak YMM Odası yla, sayın Başkan la da yaptığımız ve Yönetim Kurulu Üyeleri yle yaptığımız görüşme sonucunda, önceki uygulamayı aynen devam ettirmenin daha faydalı olacağı sonucuna vardık. Buna göre YMM arkadaşlar raporlarını Oda ya teslim edecekler. Bizim Vergi Dairesinden de görevlendireceğimiz bir Müdür Muavini arkadaş önceden takvimi belirlenmiş şekilde bu raporları imza karşılığında buradan alacaklar. Yani önceki uygulamayı aynen devam ettirmenin daha uygun olacağını düşünüyoruz ve şu andaki uygulamayı da buna göre yapıyoruz. Ama bu arada tabii ki hukuki alt yapıyı da biran önce tamamlamakta fayda var. Bildiğim kadarıyla Oda nın Ankara ya bir talebi var. Oradan henüz herhangi bir cevap intikal etmedi ama, talebimizi ilettik. Bu hafta sonu yine Antep te Başkanlar Toplantısı var. Aynı konuyu bir kere daha gündeme getireceğiz. Şimdi Yeminli Mali Müşavir arkadaşların yaşadıkları sorunları, yada i- letmek istedikleri önerileri alabilmek, bunlardan haberdar olabilmek amacıyla bir arkadaşımızı bu Çarşamba günü yapılan Platform da görevlendirdik. KDV Grup Müdürü müz Hakkı Koçak bey bu Platform a her hafta katılıyor. Diğer Grup Müdürü arkadaşlarımızda zaman zaman katılıyorlar. Ama KDV Grup Müdürü müz her hafta mutlaka katılıyor ve burada doğrudan Yeminli Mali Müşavir arkadaşlardan edindiği bilgileri, intibaları, işte sorun olduğu düşünülen konuları, bizim Vergi Dairesi Başkanlığı nda yaptığımız toplantıda gündeme getiriyor ve ona göre de düzenlemeleri yapıyoruz. Mümkün olduğu kadar her arkadaşın Vergi Dairesi Başkanlığı na, Grup Müdürlerine ulaşabilmesi için gayret ediyoruz. Yine geçen hafta KDV Grup Müdürü müzün Başkanlığında beş Vergi Dairesi Müdüründen oluşan bir ekip kurduk. Buna mukabil Yeminli Mali Müşavirler Odası da bir ekip kuracaktı. Evet, bu iki ekip belli periyotlarla bir araya gelip vergi dairelerinde sorun var mı? Mevzuatta sorun var mı? Ne yapılabilir? Ne edilebilir? Yada aynı mevzuatı Vergi Dairesi Müdürü nasıl algılıyor, Yeminli Mali Müşavir arkadaşlar nasıl algılıyorlar. Bu konuya ortak bir noktada gelebilmek amacında, ortak bir Komisyon kurmuş olduk. Dolayısıyla burada alınan kararlar belli bir noktaya geldiğinde, olgunlaştığında biz bunları tüm Teşkilatı- 74

mızda tamim edip, böyle bir de uygulama birlikteliğini temin etmeye çalışacağız. Tabii bu yeni bir Kurum. Böyle bir çalışma yapmadı. Ama herhalde bugünlerde ilk toplantılarını yaparlar. Evet ben son olarak 2007 yılı ile ilgili bir, iki şey ilave etmek istiyorum ve onunla konuşmamı tamamlamak istiyorum. 2007 Yılı Denetim Planı Ankara dan da onaylanıp geldi. Bu Denetim Planına göre bizim bu yılki önceliklerimiz, geçen yıllar göre biraz farklı. İlk defa bu yıl İstanbul da Denetmen Yardımcılığı yapan arkadaşlar il dışına tayin olmadılar. İstanbul da kaldılar. Yeterliklerini aldılar ve burada kaldılar. Artık il dışından da yeni Denetmen arkadaşlar geliyorlar ve inceleme yapabilecek Denetmen sayısı arttı. Biz mevcut denetmenleri ikiye böldü. Bunların bir bölümü zamanaşımlı işleri yapacak. 2002 yılını takip edecekler. Bir bölümü 2006 yılını. Yani cari yıl incelemeleri yapmaları...2006 yılı incelenirken, öncelikle 2005 ve 2006 yıllarında arka arkaya iki yıl zarar beyan eden mükellefler, birinci hedef. İkinci hedef, bir önceki yıla göre Kurumlar Vergisi, yada Gelir Vergisi matrahını sektör ortalamasının altında arttırmış olan mükellefler. Bunlar araştırılacak. Mutlaka incelenecek anlamında demiyorum. Arkadaşlar bir ön elemeden geçirip, hangilerini inceleyeceklerine karar verilecek bu olayla ve bunları incelemeye alacağız. Üçüncü olarak, cirosuna göre beyan ettiği Gelir veya Kurumlar Vergisi matrahı düşük olan mükellefler. Dördüncü olarak da, vergisiz alış ve satış yapmakta direnen mükellefler. Kimdir bunlar? İşte denetimlerde bizim arkadaşlarımız gidiyorlar. Mükelleflerimiz diyorlar ki, Tamam, yaz cezanı güle güle. Kaç lira bu? 70 milyon lira, 100 milyon lira, 120 milyon lira. Geliyor vergi dairesine, indirimli olarak ödeyip, gidiyor. Hayır, bundan sonra böyle düşünmüyoruz. Eğer bir mükellefin böyle bir alışkanlığa sahip olduğunu düşünüyorsak, biz bu mükellefin neden vergisiz alış, yada satış yaptığını merak ediyoruz ve bunun ancak inceleme gibi detaylı bir araştırmadan sorun ortaya konulabileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla bu mükelleflerde öncelikli olarak incelemek istediğiniz mükellefler portföyünde yer alıyorlar. Bu dediklerim Gelir ve Kurumlarla ilgiliydi. Yine mükelleflerden KDV yönünde de ticari ve teknik icraatlara göre devreden KDV beyan etmemesi beklenirken, sürekli devreden KDV beyan eden mükellefler. Bunun altını çizmek istiyorum. Burada gerçekten ticari ve teknik icap kelimesi önemli. Yani beyaz eşya ticareti yapan bir mükellef, tabii ki devreden KDV si olabilir. Eğer depoda veya dükkanda satılmamış malı varsa, elbet onun devreden KDV si olacak. Ama bir lokanta işletmesinde devreden KDV varsa, buna biz dikkat edeceğiz. Yine hemen aklıma gelmişken, bunun örneği var arkadaşlarım biliyorlar. Bir lokantada 13 ton karpuz stoku çıktı. Hepinizde NTV den duydunuz bunu. Böyle bir şey var. Yine bir parantez olarak söylüyorum. İncelemeyle ilgili değil, ama denetimle ilgili. İstanbul da 88 bin mükellef, aylık işyeri kira bedelinin 100 YTL nin altında olduğunu beyan ediyor ve biz bunları şimdi belli bir program yaptık. O programa göre teker teker kontrolden geçiriyoruz. Yine 392 bin mükellef, yanında hiç eleman çalıştırmadığını beyan ediyor. Olabilir. Bunlara da teker teker bakıyoruz. Bunların bir bölümü lokanta gibi eleman çalıştırmadan yürütülmesi mümkün olmayan işlerle iştigal ediyorlar. Biz 75

bunları doğrusu cüret olarak algılıyoruz ve bunun hakkından gelebileceğimize inanıyoruz. Çünkü elimizde tüm datalar var. Tüm veriler var. Bilgisayar alt yapımız çok iyi ve bu denetimi yapabilecek ekibimiz var. Belirttiğim gibi denetmenlerde ciddi bir artış var. Yine herhangi bir ihbar olmadıkça, arkadaşlar bunu farklı yorumluyorlar. Gelir İdaresi nde de aynı şeyi dedik. Ama ben ifade etmekte herhangi bir beis görmüyorum. Herhangi bir ihbar veya karşıt inceleme talebi veya tespit olmadıkça, Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerinden 2007 yılında beyan ettiği vergi tutarını, bir önceki yıla göre % 15 oranında arttıran mükellefler, bizim için öncelikli incelecek mükellefler arasında yer almıyor. Ancak herhangi bir ihbar olur, karşıt inceleme olur, bir tespit olur, o zaman bunları inceleriz. Ama öncelikli incelenecek mükelleflerin içinde bu arkadaşlar yer almıyorlar. Bunlar bize göre vergilendirmeyle ilgili mükellefiyetlerini yerine getiriyor kabul ediliyor. Tabii ki bu bir varsayımdır. Bunun aksine bir durum olduğu takdirde, Vergi İdaresi bunu değerlendirecektir. Ben İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı olarak, bana burada Vergi Dairesi Başkanlığı nın görüşlerini açıklama fırsatı verdiği için sayın YMM Odası Başkanı değerli Üstadımızın şahsında YMM Odası na teşekkür ediyorum. Oturumun ikinci bölümünden erken ayrılmak gibi bir durumum var. Onun içinde hepinizden özür diliyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ederim. BAŞKAN SEZAİ ONARAL Efendim sayın Başkan a çok teşekkür ederiz. Özellikle yoğun bir iş gününün arasında Odamızı şereflendirip, meslekle ilgili olumlu cümleler ifade ettikleri için, ayrıca hepiniz adına şükranlarımı sunuyorum. Şimdi birkaç soru almazdan önce, bizimle ilgili birkaç noktayı, müsaade ederseniz birkaç cümleyle ifade edeyim. Bir kere eğitim konusu İstanbul YMM Odası yla, önce VİP Vergi Dairesi nden başladı. Tabii bazı yöneticilerin bir kısmı sayın Başkan ın ifade ettiği gibi, VİP Vergi Dairesi ne gönderildi. Orada aşağı yukarı iki aya yaklaşan bir eğitim, daha doğrusu orada insani ilişkiler, yani vergi falan konuları değil de, insan psikolojisi, mükellef psikolojisi üzerine bir müştereken eğitim yapıldı. Biz tabii bunun sayın Başkan ın da ifade ettiği gibi, tüm vergi dairelerinde daha geniş kapsamda yapılmasından yanayız ve bu konuda da amadeyiz. Şimdi ikinci bölümünde de programın biraz daha vergi ve diğer konuları içeren toplantılar yapılacak. Bu konuda İdare nin emrinde olduğumuzu her zaman olduğu gibi, şimdi tekrar ifade etmek isterim. Şimdi bir müştereken düzenlemiş olduğumuz bir toplantı, yani beş tane Vergi Daire Müdürü ve Başkan Yardımcısı Hakkı beyin Başkanlığında, bizde beş tane arkadaşımızı dün Yönetim de tespit ettik. Yani daha çok Katma Değer Vergisi ile ilgili, burada mesela Burhan Gezgin de var. O yeni Yeminli Mali Müşavir oldu ya, onu gıyabında tayin ettik. Yani konuları biliyor diye. Tabi her zaman olduğu gibi Zafer bey var. Yani o olmadan yapabilemeyiz. Yani beş tane bu konularla ilgili arkadaşlarımızı tespit ettik. 02 Mayıs ta ilk toplantıya 76

başlayacaklar. Bu konudaki anlayış ve desteklerinden dolayı da sayın Başkan a şükranlarımızı sunuyoruz. Şimdi bir de tabii gayri resmi bu bilgilerin alınması konusunun hukukunu oluşturmak pek kolay değil. Eğer sayın Başkan uygun görürlerse, bu bizim zamanımızda benim şahsıma tebliğ edilen bir bilgi olarak ben aynen alıp, ilgili arkadaşlarımıza aktarmaya devam etmemizin daha doğru olacağını düşünüyorum. Çünkü bu özel olarak yapılan bir şeydir. Ama hem İdari, hem Yeminli Müşaviri çok büyük ölçüde rahatlatan bir uygulama. O yüzden bu anlayıştan dolayı da kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Şimdi sayın Başkan Defterdarlıkla ilgili şikayetlerini söyledi. Ben bu konuda sadece şunu söyleyeyim; 92 94 yıllarında bende İstanbul Defterdarıydım. Şikayetler hiç değişmemiş. MEHMET KOÇ Efendim Vergi Dairesi Başkanlığı ile ilgili şikayetleri ve...bir yanlışlık... BAŞKAN SEZAİ ONARAL Tabii, yani 92 ile 94 arası yine Başkanlık aynı şekilde. Yani tabii isminizin değiştiğini saygıyla kabul etmek mecburiyetindeyiz. Şimdi burada tabii sorun hepimizin. Özellikle oradaki eğitim konusunun, özellikle Yeminli Mali Müşavir arkadaşlarımızın sanıyorum hiç ücret almadan da bunu yapacaklarına inanıyorum. Çünkü nihayet, oradaki standardın yükselmesi, oradaki işlerin standardının yükselmesi bizi yakından ilgilendiriyor. O yüzden bir program çerçevesi içerisinde Hüseyin Bey zaten bakıyor bu işe. Bunu da kısa sürede gündeme getireceğimizi ifade etmek isterim. Birde raporlar konusu. Biliyorsunuz bu 95 yıllarında ihtiyaçtan doğan bir onayla yapıldı. Yani İstanbul daki bir Yeminli Mali Müşavirin 65 tane Vergi Dairesinin 25 ine giderek bu raporları vermesi mümkün değil. Şimdi tabii bazı aksaklıklar dolayısıyla o 41 Nolu Tebliğ biraz düzeltilirken, bozuldu. Bunu yeniden düzeltmek için tabii biraz zaman lazım. Bu konuda sayın Başkanımızın, yani Eski sisteme devam edeceğiz. Tabii hukuk çizgisinden çok memnunuz. Çünkü buradaki hizmet hakikaten Yeminli Mali Müşavirlere hizmet olduğu kadar, İdare ye de bir hizmet. Çünkü aksi halde 20 tane YMM, işte x vergi dairesine gitse onu bloke eder o. Onun için bu yolda arkadaşlarımızın da suhulet göstererek hem Odamıza, hem İdarelerimize yardımcı olacağına inanıyorum. Şimdi müsaade ederseniz bir, iki soru alalım. Ondan sonra sayın Başkanı uğurlayacağız. Soru var mı efendim? Evet, buyurun Zafer Bey. ZAFER ALTINTAŞ Sayın Başkan, değerli meslektaşlarım. İdaresinin en yetkili kişilerinden sayın Koç un bu toplantıya katılmasını sağladığından dolayı Oda Yöneti- 77

mine teşekkür ediyorum. Her ay önemli kişilerin katılımını sağlamak kolay değildir. Ayrıca mukayese edildiğinde, bizim toplantılarımızda soru sorma ve katılım daha fazladır. Son söz Başkanın da olsa, daha demokratik olduğunu görüyoruz. Bu açıdan Yönetime takdirlerimi sunuyorum. Her fırsatta muhalefet diye lanse edilsek de görüldüğü üzere, olumlu icraatları takdir ediyoruz. Sıkıntımız, bu imkanı nadir bulabilmemizdir. Biz yıllardır muhalefet etmeyi değil, sorunları seslendirmeyi amaçladık, nesnel gözlemlerimizi paylaştık. Yoksa Başkanımızı eleştirmek ve muhalefet etmek bu demokratik ortamda ve Başkanın otoritesi karşısında her babayiğidin harcı değildir. İdareden beklentimize dönersek, önce aynı zamanda mükellef olarak neler bekliyoruz onu açıklayalım; Halk arasında Allah devlet dairesine düşürmesin diye söylenen özdeyiş, ne yazık ki vergi dairesi için de geçerlidir. Oysa vergi dairesi diğer kurumlardan farklı olmalıdır. Diğer birimlere hizmet almak için gidildiği halde, vergi dairesine karşılıksız para ödenmektedir ki, bu önemli farktır. Kayıt dışılığın yaygın olduğu bir düzende mükellef olmak eziyete dönüşmemelidir. Mükellef velinimet olarak görülmeli, gereken saygı ve ilgi gösterilmelidir. Personel sürekli bu yönde eğitilmelidir. İnceleme elemanları da dahil, tüm memurlar performansına göre değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, söz meclisten dışarı seçilenler için de geçerli olmalıdır. YMM olarak İdareden ne bekliyoruz? Önce geçmişte yaşananların tekerrür etmemesini diliyoruz. Hatırlayınız, gözaltına alınmalar, sakıncalı YMM listeleri, trilyonluk tarhiyatlar, sürekli disiplin kovuşturmaları mesleğimizi zedelemiştir ve bunun müsebbibi, maalesef Maliye Bakanlığı dır. Bu olayların geçmişte kalması en büyük temennimizdir. Şu anda bizi tedirgin eden hususlardan biri müşterilerimizin incelenmesidir. Tedirgin olmayan var mı? İşimizi doğru yapmamıza rağmen, neden tedirginiz? Çünkü, incelenen her mükelleften mutlaka matrah farkı bulunmalı zihniyeti ve buna bağlı olarak kusuru olsun olmasın YMM nin sorumlu tutulması, bizleri rahatsız etmektedir. Beklentimiz hukuk çerçevesinde bu uygulamanın değiştirilmesidir. Diğer taraftan, inceleme oranının % 2 3 lerde seyrettiği bir ortamda İdare, inceleme yetkisini öncelikle YMM lerin tasdikindeki mükellefler nezdinde kullanmamalıdır. Zamanaşımına uğrayacak dönemlerden ziyade cari denetime ağırlık verilmeli, incelemeler aylarca sürmemeli, daha fazla mükellefin incelenmesi hedeflenmelidir. 94 Nolu KDV Tebliği ve uygulamada çıkarılan güçlükler nedeniyle çok sayıda YMM KDV raporu yazmaktan vazgeçmiştir. Karşıt inceleme tutanaklarından başlamak üzere iade sistemi sadeleşmeli ve hızlandırılmalıdır. Enerjimiz ve zamanımız boşa 78

harcanmaktadır. Mükelleflerin kodlanması işlemi gözden geçirilmelidir. Vergi daireleri arasında uyum sağlanarak farklı uygulamalara son verilmelidir. Bu konuda bir denetmenin görevlendirilmesi sevindiricidir. İdare ile YMM arasındaki sorunların kaynağında açıkça ifade edilmese de güven bunalımı yatmaktadır. İdare ya kendi denetim elemanına güvendiği kadar YMM lere de güvenecektir. Ya da tasdik yetkisini hiç kullandırmayacaktır. İkisinin arası olmaz. YMM ler bugüne kadar binlerce KDV raporu yazarak yılların birikimini eritmiş, ihracatçının mağduriyetini önlemiş, İdarenin yükünü hafifletmişlerdir. Yine devlete hiçbir yük olmadan denetime katkıda bulunmuşlardır. Tabii ki her camiada olduğu gibi, bizim aramızda da yanlış yapanlar olmuştur. Bunlara bakıp tüm bu meslek grubuna şüphe ile yaklaşılmamalıdır. Güven tesisi için ne gerekiyor ve bizlerden ne bekleniyor ise, oturup konuşalım. Odamız daha aktif rol oynayabilir. Örneğin; İşi ticaret dökenleri, mührünü kiraya verenleri, işinde gereken özen ve titizliği göstermeyenleri saptamak amacıyla ihbar ve şikayeti beklemeden Oda olarak resen gereken denetimleri yapalım. Tekelciliğe karşı birlikte mücadele edelim. Özellikle yabancı markalı şirketlerin 3568 sayılı Kanun karşısındaki hukuki durumlarını irdeleyelim. Yeni modeller geliştirelim... İdare olarak bizden beklentilerinizi ve noksanlıklarımızı açık yüreklilikle ifade ediniz. YMM ler elit bir topluluktur. Beyan esasının iflas ettiği, etkin ve yaygın bir denetimin yapılmadığı bir düzende YMM den yeteri kadar faydalanamamak büyük bir israftır. Son olarak bir dileğimi ifade ederek sözlerimi noktalıyorum. Bir gün midemize kramp girmeden, tansiyonumuz yükselmeden vergi dairesine gideceğimiz günlere kavuşmak umuduyla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. MEHMET KOÇ Ben zaten katkı olarak algıladım. BAŞKAN SEZAİ ONARAL Evet, bir kere Zafer beyin bu söyledikleri çok güzel bir Genel Kurul nutku olabilirdi. Yani yakında bir Genel Kurulumuz var ya. Mali Genel Kurul. Her halde aynı şeyleri tekrarlayacak. Ama sayın Yöneticimizi burada bulmuşken bunları, daha önce bildiğimiz konuları çok güzel ifade ederek anlattılar. Kendisine hem Odamız adına, hem de sizler adına şükranlarımı sunuyorum. Ancak Yeminli Mali Müşavirlik mesleği, tabii ki 90 yılından bu yana bazı badirelerden geçerek bu noktaya geldi. Gönül isterdi ki, hiçbir 79

şekilde bunları kötü niyetli Yeminli Mali Müşavirler tarafından bu noktaya gelinmemiş olalım. Ama her toplumda bu evrelerden geçilecek. Buradaki handikap, bu olayı asgari zararla bir yere getirebilmek. Şimdi 90 yılında 200 300 kişi olan Yeminli Mali Müşavirler, bugün 1000 kişiye ulaştı. Şimdi artık herkes birbirini tanıyor. Kimin ne olduğunu biliyor. Kimin ne yaptığını gayet iyi yakından biliyor. Şimdi bu olayları asgari zararla bir yere, tabii gönlümüz hiçbir şekilde bu noktalara gelinmemiş olmasını arzu eder. Ama her toplum bu yerlerden geçiyor. Şimdi güven konusu söylüyor. Şimdi ben kendi adıma söyleyeyim Maliyeciler için. Maliyeciler hiç kimseye güvenmezler. Bu Odada, bunun da uzantıları vardır. Onun için güven unsuru, bugünden yarına bana güvenin şekliyle ortaya konacak bir konu değildir. Bu zamanla, bu örgütümüzün bu standardıyla genel kabul gören bir meslek halinde bunu getirmemizle bağlantılı. Bu sadece Yönetim Kuruluna, diğerlerine değil, hepimizin burada buradaki şeyi var. Burada bizim handikabımız, iyi niyetli olmayan Yeminli Mali Müşavirleri hukuk çizgisinde zamanında ayıklayamamamızdan kaynaklanmıştır. Kendisi zaten 15 senedir Disiplin Kurulu Üyesi. Başkanı da burada. Bazı kötü niyetli ki, bunlar 1000 kişide 15 20 kişidir. Bu meslekten atma imkanımıza hukuk cevaz vermiyor. Bir sene meslekten a- tıyorsunuz. Bir sene sonra, aynı adama mührü vermek zorunda kalıyorsunuz. Efendim mesleğin içerisinde bir defa daha yaptığı takdirde meslekten atılan örnek hale dönüşüyor. Bugüne kadar, iki arkadaşı meslekten attık. Kusura bakmayın, şimdi bu örnekleri yaşamadan bir yere gelmek kolay değil. Öyle muhalefet çizgisinde böyle güzel güzel konuşmakta fevkalade bir şey. Benimde gönlüm isterdi ki, burada iktidar olmak yerine. Zafer in yerinde, muhalefet yerinde olmuş olayım. Ama burada bizim üzerine düşmemiz gereken nokta şu; 1000 tane Yeminli Mali Müşavir hem toplumda, hem piyasada, hem İdarede genel kabul gören bir meslek haline gelmiştir ve 15 sene bir meslek için çok uzun bir süre değil. Buradaki birikim ve Odamızın ve sizlerin sayesinde, bir felsefeyle bu yere gelinmiştir. Bakın biz burada 15 senedir beraber yaşamayı öğrendik. Bu basit bir şey değil. Burada artık herkes birbirini tanıyor. Bunun içinde belli bir zaman vardır. Şimdi ben arkadaşımızın odayla ilgili bölümlerine çok teşekkür ediyorum. Kendi dilimin çerçevesinde bazı şeyleri anlattım. Sayın Başkan sizde her halde birkaç şey söyleyeceksiniz bununla ilgili olarak. MEHMET KOÇ Yok, ben tamamıyla katkı olarak değerlendirdim. Algıladım. BAŞKAN SEZAİ ONARAL Evet. Bu katık kayda girdi. Sonra şöyle bir şey söyleyeyim; Hepiniz 1950 dene beri vergi dairelerine gidiyorsunuz. Vergi dairelerinin sorunları, siz tabii vergi dairelerinde yaşamadığınız için bilmiyorsunuz kusura bakmayın, Yeminli Mali Müşavir sorunlarından çok daha fazla. Sayın Başkan iyi niyetle burada bizim olaylarımızı gündeme getirdi. Ben Odamıza bu şe- 80

kilde katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Başka soru var mı? Buyurun. DİNLEYİCİ... bir sıkıntı var. Elektronik ortamdayız.... Beyannameler E Beyanname ile alınıyor. Fakat Motorlu Taşıtlar Vergisi nin dışındaki vergilerde banka ödemeleri, internetten ödeme vadesi geçmiş borçlarda yapılamıyor. Birde kişilerin parası vergisinden az şekilde bulunduğu vakit onu bir miktar ödemek istiyor. Birde bu imkan yok. Bunlar hakkında acaba bir düşünceniz var mı? Teşekkür ederim. MEHMET KOÇ Şimdi vergi daireleri muhtemelen 01 Ocak tan itibaren, tabii bu söyleyeceklerim daha çok Gelir İdaresi Başkanlığı nın yetki alanında olan konular. Ama bildiğim kadarıyla 01 Ocak tan itibaren yeni bir projeyi kullanmaya başlıyor. Şu anda bazı dairelerde de kullanılmakta İstanbul dışında.... denilen, yada VEDOP 3 denilen yeni bir proje ve bununla cari hesaba geçiriliyor tamamıyla bankalar gibi. Dolayısıyla bu yeni sisteme geçildiğinde, bu işte yeteri kadar parası olmayan, ödeme yapabilir mi? Yapabilir. İnternetten ödenebilir. Bu tür söylemiş olduğumuz olayları gerçekleştirmek mümkün hale gelecek. Teşekkür ederim. BAŞKAN SEZAİ ONARAL Efendim toplantının bu bölümünü burada bitiriyoruz. Sayın Başkana Odamıza katıldıklarından dolayı çok teşekkür ediyorum ve toplantının ikinci bölümünün de başarılı olmasını diliyorum ve saygılar sunuyorum. BAŞKAN HÜSEYİN PERVİZ PUR Toplantımızın ikinci bölümü olan Kurumlar Vergisi ile ilgili 5520 sayılı Kanun değişikliklerini işlemeye başlayacağız. Bu bölümde Odamızın iki değerli üyesi sayın Burhan Gezgin ve sayın Ahmet Kavak görev aldılar. Kendi aralarında iş bölümü yaptılar. Önce Burhan Gezgin arkadaşımız söz alıyor. Sayın Gezgin özellikle istisnalarla ilgili olan açıklamalarını yapacak ve diğer kurumlardaki vergi kesintisi ve ödenen vergilerin mahsubu ile örtülü sermaye ve fiyatlandırılması kısa olarak ve soruya geniş zaman ayırmak üzerede Ahmet Kavak arkadaşımız söz alacak. Sayın Burhan Gezgin konuşmasına başlamadan evvel, kendisi İstanbul Defterdar Muavini Vekili iken ve bilahare İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Grup Müdürü iken, O- damızın Katma Değerle ilgili olan sorunlarında Yeminli Mali Müşavirlerin dosyalarının vergi dairelerinde takılmasında o uzmanlık görevini başarıyla uyguladı ve Yeminli Mali Müşavirlerin sorunlarını çözdü. Biz kendisine O- damız adına ve Yönetim Kurulu adına şükranlarımızı arz ediyoruz efendim. Kendilerine huzurunuzda teşekkür ediyoruz. Sağ olsunlar. BURHAN GEZGİN Teşekkürler üstadım. 81

BAŞKAN HÜSEYİN PERVİZ PUR Estağfurullah, bizim Odamızla ilgili büyük bir geçmişi var. Sayın Ahmet Kavak artık bizim Odamızın akil kişisi, yani bilgili kişisi. Her önemli Kanun değişikliğinde, her önemli Tebliğ çıkışında sayın Ahmet Kavak araştırmacı, incelemeci ve çok fazla tecrübesi olduğu için, bir de aynı zaman öğretim görevliliği de var. Kendisinin bu yeteneklerinden yararlanıyoruz. Her iki konuşmacıya hoş geldiniz diyorum ve toplantıya başlıyoruz. Toplantıdan önce kendilerine Odamız adına teşekkür ediyorum. Sayın Burhan Gezgin mikrofon sizde efendim, buyurun. Bu arada iki tane telgraf geldi. Sayın Maliye Bakanı mız Kemal Unakıtan, davetimize teşekkür ediyor ve toplantının beklentileriniz doğrultusunda gerçekleşmesini diliyor. Hepinize selam ve saygılarını sunuyor. Aynı şekilde sayın Osman Arıoğlu da Gelir İdaresi Başkanı mız da iyi niyetlerini ve başarılı bir toplantının oluşmasına temennilerini sunuyorlar efendim. Evet, buyuran sayın Burhan Gezgin. BURHAN GEZGİN Bu hoş sözleriniz için teşekkür ediyorum üstadım. Bu uzmanlık görevinde bir nebzede olsa katkımız olmuşsa kendimizi mutlu addederiz. Evet, yeni Yasa nın yürürlüğe girmesiyle birlikte yayınlanan hem Yasa da, hem de 1 Nolu Kurumlar Vergisi Tebliğinde istisnalar esas itibariyle, tebliğin sistematiği içerisinde iki bölümde ele alınmış. Bir tanesi, Kurumlar Vergi Kanunu nda yer alan istisnalar diyor ve 5 inci madde düzenliyor bu istisnaları. Bunlar toplam 11 adet istisnadan oluşuyor. İkinci grup istisnalar olarak da Diğer Kanunlarda yer alan istisnalar diyor ve bunda da 3 istisna düzenleniyor. Kurumlar Vergisi Kanununun 35 inci maddesi hükmü özellikle ve ısrarla bozuluyor. Tebliğde Kanunun lafzı bir kez daha geçiyor. Çünkü Kanun diyor ki, aslında öteden beri var ama, hiçbir zaman uygulanmadı maalesef. İstisna, indirim ve muafiyetler ancak Kurumlar Vergisi Kanunu nda yer alırsa hüküm ifade eder diyor. Yada bunlar istisna niteliğini taşır diyor. 35 inci madde aynı şeyi söylüyor. 1 Nolu Tebliğ açıklama getiriyor. Diyor ki Bu Yasa 21.06.2006 tarihinde girdi. Dolayısıyla geçmiş istisnaların vaziyeti ne olacak? diye ve Geçici 1 inci maddeyle ilişkilendiriyor. 31.12.2006 tarihine kadar mevcut sistemde yer alan tüm istisnalar geçerlidir. Kurumlar Vergisi Kanunu dışında başka Yasalarda düzenlenmiş olanlar da geçerlidir. Israrla vurguluyor. 01.01.2007 tarihinden sonra herhangi bir istisna yada muafiyetin geçerli olabilmesi için mutlaka, ama mutlaka Kurumlar Vergisi nde düzenleme istiyorum diyor. Bu geçmişte de kullanıldı, ama hiçbir zaman hayata geçirilemedi. İnşallah bu ısrarlı sözcükler, özenle seçilen sözcükler bundan sonra istisna, ve indirim ve muafiyetlerin Kurumlar Vergisi Kanunu nda düzenleme yapılarak hayata geçirilebilirliğini ortaya koyar. Şimdi 5 inci madde Kurumlar Vergisi Yasası nda ki istisnaları düzenliyor. Bunlar aslında öteden beri sistemde olan istisna- 82

lar. Çok yeni istisnalar yok. Ancak oran değişiklikleri, süre değişiklikleri gibi teknik detayları var. ilk istisnamız, iştirak kazançları istisnası. Bu, öteden beri uygulana gelen istisna. İkincisi, yurt dışı iştirak kazançları istisnası. Üçüncüsü, tam mükellef anonim şirketlerin yurt dışı iştirak hisselerine elden çıkarmalarına ilişkin istisna. Yine öteden beri uygulanan dördüncü istisnamız, emisyon primi kazancı istisnası. Beşinci sırada, Türkiye de kurulu fonlar ile yatırım ortaklıklarının kazançlarına ilişkin istisna. Altıncı sırada, taşınmazlar ve iştirak hisseleriyle, kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satış kazancına ilişkin istisna. Yedi de, Bankalara ve TMSF ye borçlu olan kurumlar ile bunların kefillerinin gayrimenkulle iştirak hisselerini TMSF ye yada bankalara devretmeleri halinde uygulanacak istisna. Sekizde, şube kazançları yer alıyor. Dokuzuncu istisna, yurt dışına yapılan inşaat, onarım, taahhüt işleri ile teknik hizmetlere yönelik istisna. Eğitim tesisleriyle, rehabilitasyon merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançlara ilişkin istisna bir diğeri. Kooperatiflere yönelik istisna ile sonlanıyor. Tebliğ, diğer Kanunlardaki istisnaları açıyor. Bunlara ilişkinde bir tanesi, TUGS ye (Türk Uluslararası Gemi Sicili) ne kayıtlı olan gemilerin işletilmesi, yada bunların elden çıkarılmaları dolayısıyla oluşan kazanca ilişkin istisnadır diyor. Diğeri, teknopaklarda elde edilen kazançlara ilişkindir. Son olarak da, serbest bölgelerden elde edilen gelirlere ilişkin istisnayı a- çıklayarak, istisna müessesesini bitiriyor. Şimdi burda yaklaşık 14 tane istisna var. Her biri üzerinde konuşulacak olursa üç saat alır. Seçici olalım ve bir kısım istisnalar üzerinde detay çalışalım. Buralarda yaygın olarak karşımıza çıkanlar olsun istedik. İştirak kazançları ve iştirak hsselsrinin elden çıkarılmasıyla ilişkili olarak sistem hangi istisnaları öngörüyor. ben bunları kısaca özetlemeye çalışacağım. Şimdi ilk istisna, öteden beri sistemde olan İştirak Kazançları İstisnası. Bu aşağı yukarı her firmada da karşımıza çıkıyor. Yani ben Defterdarlıktaki çalışmadan biliyorum. En sık karşılaşılan istisna Türkiye de, yada sıklıkla uygulanan istisnadan bir tanesi de İştirak Kazançları İstisnası. Sermayeye katılım, yada kara katılım dolayısıyla elde edilen kazançları Kurumlar Vergisi nden istisna ediyor bu. Diyor ki, Kurumların bir tanesi tam mükellefiyete tam mükellefe tabi başka bir kurumun sermayesine katılmaları nedeniyle elde ettikleri kazançlar istisnadır. İkincisinde de Tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun karına katılma imkanı veren kurucu senetleriyle, diğer intifa senetlerinden elde ettikleri kar payları Kurumlar Vergisi nden istisnadır Çok kısa olarak, Türkiye de bir kurum var ve Türkiye de yerleşik olan bir başka tam mükellef kurumun ya sermayesine, yada karına katılıyor. Bunun karşılığında da kısaca kar payı elde ediyor. Diyor ki, Ben bunu istisna tutuyorum. Tebliğ yeni bir şey getirmiyor. Sadece şunu söylüyor; Kar payını elde eden kurum dar mükellefte olabilir, tam mükellefte olabilir İkincisi, ama kar payını elde edilen kurum mutlaka Türkiye de tam mükelleftir. Oran ve süre anlamında herhangi bir sınırlamaya gitmiyorum, diyor. Diğer istisnalarda var, sırası gelince. Yani ; Ben A şirketiyim. B şirketine % 99 ortak olabilirim. Yada onbinde bir ortak olabilirim. 83

Payın hiçbir önemi yoktur oran tavanlarında. İkincisi, daha dün iştirak etmiş olabilirim. Yada on yıl öncesinden iştirak etmiş olabilirim. Bununda hiçbir önemi bulunmamaktadır. Bu kazanç istisnadır diyerek noktalıyor. İkinci istisna olarak karşımıza çıkan, Yurt Dışı İştirak Kazançları İstisnası Bir yurt içindeki iştirak kazançlarını, sonrasında dönüyor yurt dışındaki iştiraklerin kazançlarını istisna ediyor. Buna yönelik olarak da belli koşullar koyuyor. Diyor ki, İştirak edilen kurumun anonim veya limited şirket niteliğinde bir kurum olması gerekir. Yani yurt dışında yerleşik bir firmadır. Kanuni ve iş merkezi yurt dışındadır. Yurt dışında kurulu olan şirket ya anonim şirkettir, yada limited şirkettir. Üçüncü bir şirketten elde e- diyorsanız, bu istisnayı uygulamam diyor Yasa. Diğer taraftan, iştirak payını elinde tutan kurumun yurt dışı iştiraki ö- denmiş sermayesinin en az % 10 una sahip olması arıyor. Burada bir oran sınırlaması geliyor. Yurt dışındaki iştirakınızın en az % 10 una sahip olmak zorundayız. İkinci bölümde de süre olarak bir koşul koyuyor. Diyor ki, İştirak kazancının elde edildiği tarih itibariyle iştirak payının kesintisiz olarak en az bir yıl süre ile işletmenin aktifinde olması gerekiyor. Türkiye de yerleşik olan A şirketi, Almanya da yerleşik B şirketinin, anonim şirketinin, yada limited şirketinin paylarına sahip ise, kazancı elde ettiği tarihten geriye doğru göz atmamız gerekiyor. Bir yılda bu senetler, yada paylar mutlaka işletmenin aktifinde olmuş olması gerekiyor. Bunu da yeterli saymıyor. Diyor ki, Ayrıca yurt dışı iştirakten elde edilen kar payı, mutlaka kar payının elde edildiği tarihe ilişkin verilecek olan Kurumlar Vergisi Beyannamesinin son gününe kadar Türkiye ye transfer edilmiş olması gerekir Yani ben bugün 19 Nisan itibariyle yurt dışından kar payı elde etmiş isem, istisna olabilmesi için 2008 Nisan beyannamesinin verilme süresinin son gününe kadar ülkeye getirmek zorundayım. İstisna,bu koşulları topluca bir arada arıyor. Herhangi biri gerçekleşemezse bu durumda istisnadan yararlanamazsınız diyor. Koşullardan bir başkası, vergi yükünü açıklıyor. Bir de diyor ki, Yurt dışında elde ettiğiniz kar payı üzerinden, hangi ülkede elde etmiş iseniz, o ülkenin vergi kanunları gereği üzerinde en az % 15 vergi yükü olmalıdır Fakat bu vergi yükü, nominal vergi yükü değil. Reel vergi yükü. Bizatihi katlanılan vergi yükü. Yani ben Almanya da elde ettiğim iştirak kazancı Almanya daki, atıyorum Almanya daki A anonim şirketine yönelik olarak Alman Yasaları % 40 Kurumlar Vergisi öngörmüş ise, % 15 i geçtiğine göre, doğrudan istisnadır diyemiyorum. Çünkü Almanya da da bir takım muafiyetler, istisnalar, yada düşük oranlar, yada stopajlar o- labilir. Fiilen o kar payı üzerindeki vergiye bakıyor. Yada ödenilene bakıyor. Bu mutlaka, ama mutlaka % 15 i aşmalıdır diyor. Gelir, yada Kurumlar Vergisi, yada benzeri bir vergi diye de sınırlıyor. Dolayısıyla diğer vergiler dışında dolaysız vergiler olarak algılamak gerekiyor. Diyor ki, Eğer ki yurt dışı inşaat, onarım işleri var ise, bu durumda bu koşulları aramak... istisna ediyorum kar paylarını Eğer inşaat onarım işlerine ilişkinse, hiçbir sınırlama koymuyor. Şimdi yurt dışında yer alan işletmelerden elde edilen kar payları belli koşullarda evet, istisna. Türkiye de iştirak hisselerinin satışı da istisna. Buna paralel olarak eğer yurt dışındaki Almanya daki A anonim şirketinin elinde hisse senetleri var ise, ben hem bu ko- 84

şullarda bunun kar payını istisna ediyorum. Bununla kalmıyorum, aynı zamanda siz bu yurt dışı iştiraklerinizi elden çıkarıyor iseniz, satar iseniz bu satış karını da istisna ediyorum diyor Yasa. Bu istisnaya yönelik olarak da ilginç bir düzenlemesi var. Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi? Ben biraz hem Tebliğde, hem de Kanun daki lafzı anlamakta zorlandım. Şöyle diyor; Kazancın elde edildiği tarih itibariyle aralıksız olarak en az bir yıl süreyle nakit varlıklar dışında kalan aktif toplamının % 75 veya daha fazlası. Tam mükellef olmayan anonim veya limited şirket niteliğindeki şirketlerin her birinin sermayesini en az % 10 oranında iştirakten oluşan tam mükellefiyete tabi anonim şirketlerin en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan yurt dışı iştirak hisselerinin satışı diye bir cümle var. Tebliğde de bu kullanılıyor. Ben algılamakta zorlanıyorum. İfade etmekte de zorlanıyorum. Belki daha farklı, tabii ki Kanun un da lafzına uygun olarak ama, Tebliğde hareket a- lanı içerisinde belki basitleştirilebilirdi. Şunu diyor; Ben Türkiye de bir öncelikli anonim şirketim. Başka bir şirket yararlanamıyor. Ben Türkiye de yerleşik kurulu tam mükellef anonim şirketim. Yurt dışında bir iştirakim var. Örneğin Almanya da iştirakim var. Ama bu iştirak bir anonim şirkettir, ya limited şirkettir ve bunun hisselerine sahibim ben. Fakat en az iki yıl aktifinde durmalıdır diyor bu hisseler. Süre anlamında. İki yıllık bir süre. Aktifte kayıtlıdır. İşte diyor, bunları satarsan istisnadır. Fakat yine bir sınırlama getiriyor. Bu anlaşılması güç olan ibare. Diyor ki, Sen öyle bir şirketsin ki, Yani Türkiye deki A anonim şirketi, senin bilançona bakacağım bunlarla yetinemiyorum. Bilançonda nakit varlıklar dışındaki aktif değerlerin olacak. Örneğin, nakit aktif 500 ise, 100 nakit değerler ise, 400 rakamına ulaşacağım. Yani nakit varlıkları çıktıktan sonra, kalan kalemle uğraşmaya başlıyor. Bu 400 dür diyor. İşte bu 400 ün % 75 i diyor. 300 dür. Bu 300 sizin iştirakiniz büyüklüğü olmalıdır diyor. 300 ün altındaysa, satarsan hisse senetlerini yararlanamazsın diye bir koşul. Koşulu böyle. Evet,böyle özetlenebilir. Pratikte sık rastlanmayabilir evet. Bilemiyorum yaygınlığını. O nedenle fazla üzerinde durmadan, belki Tebliğ sadece, daha açık hale getirebilirdi. DİNLEYİCİ Bu hisse senedi alım satımı yapan aracı kurumlarla ilgili olmasın? Yorumu öyle yaparsak ne olur? BURHAN GEZGİN Tam ona da uymuyor üstat. Evet devam ediyorum. Beklide en yaygın olarak karşımıza çıkan ve süreklide değişen, ama şimdi kalıcı hale gelen taşınmazlar ve iştirak hisselerinin satışına ilişkin istisna. Bunu aynı zamanda intifa ve kurucu hisselerinin ve rüçhan haklarının satışını da bu kapsama alarak Yasa bir arada toplulaştırmış, Tebliğe de açıklamalarını koymuş. Aslında bu istisna çok öteden beri hem Kurumlar Vergisi nde, hem de Katma Değer Vergisi nde ona paralel olarak uyguna geldi. Son halinde bu hisselerin ve gayrımenkullerin satışının sermayeye ilavesi zorunluydu ve kazancın tamamı istisna edilebiliyordu. Şimdi maddeyi okuyacağım. Bunu tekrar, bu madde üzerinde yeni düzenlemeler yapılmış. Belki en sık karşı- 85

laşacağımız istisnalardan bir tanesi. Tebliğ 21.06.2006 tarihinde yürürlüğe girince, bundan önceki uygulamada 5 inci maddenin 8 ve 12 nolu alt bendleri var. Esas orada düzenleniyor istisna.. 12 nci alt bend de düzenleniyordu tanışmazlar ve iştiraklerin satışı. Şimdi 21.06.2006 tarihinde yeni Yasa yürürlüğe girince maddeyi değiştirdi. Getirdi yeni Yasa ya ekledi. Böyle olunca bir tartışma çıktı. Yani yeniyi mi uygulayayım? Sistemde olan eskiyi mi uygulayayım? Buna Tebliğ açıklık getiriyor. Çok kısa olarak Yasa yı açıkladıktan sonra, 21.06.2006 tarihinden önce herhangi bir şekilde gayrimenkul satılmış ise, eski hükümler geçerlidir Mülga Kanunu. Fakat bu tarihten sonra yapılacak olan satışlarda bu maddenin hükümlerini göz ö- nünde bulundur diyor. Maddeyi okuyacağım çok kısa olarak İstisnanın amacı, kurumların bağlı değerlerinin ekonomik faaliyetlerde daha etkin bir şekilde kullanılmasına olanak sağlanması ve kurumların mali bünyelerinin güçlendirilmesidir. Koşulların sağlanması halinde kurumların en az iki tam yıl süre ile aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleriyle aynı süreyle sahip olduğu kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından elde edilen karın % 75 lik bölümü Kurumlar Vergisi nden istisnadır. Bu madde 21.06.2006 tarihinden sonra yapılan satışlar için geçerlidir. Dikkat edileceği üzere, sermayeye ilave şartı yok. Geçmişte var. Başlıklar halinde Tebliğ neler söylüyor, ona bir bakalım. 1. İstisnadan kimler yararlanır? Bu istisna dar mükellef, yada tam mükellef ayrıştırmıyortüm mükellefler için geçerlidir,tüm kurumlar için. 2. Taşınmazlar ve iştirak hisseleri diye söz eder. Taşınmazları net olarak açıklarım diyor ve Medeni Kanunu na yollama yapıyor. Taşınmaz arazidir. Tapu kaydına ayrı kaydedilmiş olan bağımsız bölümler ve haklardır. Birde Kat Mülkiyeti Kanunu na göre, bağımsız bölümler olarak sayarım diyor. Teferrurat ve mütemmim cüzıklamasına tıpkı diğer tebliğlerde yer aldığı gibi, daha önceki uygulamayı değiştirmeksizin evet, mütemmim cüz yararlanır teferruatlar yararlanamaz diyerek noktalıyor. Gayrimenkul tanımından sonra iştirak hisselerini tanımlamaya çalışıyor. Burada da diyor ki, iştirak hisseleri deyimi, menkul değerler kontrolüne dahil hisse senetleri ile ortaklık payını ifade etmektedir. Hisse senetleriyle ortaklık payını ve sonra dönüyor sayıyor ve diyor ki, anonim şirketlerin ortaklık payları veya hisse senetlerinin, limited şirketlere ait iştirak payları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komanditer ortaklarına ait paylar ve kooperatiflere ait ortaklık payları, iş ortaklıkları ve adi ortaklıklara ilişkin paylar. Şimdi geçmişte sanıyorum 49 Nolu Kurumlar Vergisi Tebliğinde sadece anonim şirketleri sayarken, sadece anonim şirketlerin hisse senetleri dendi. Bu nedenle de bir tartışma çıkardı. Hisse senetleri bastırılmışmı, bastırılmamış mı bu istisna karşısındaki durumu ne olacak? Sonra gidilirdi bir de Katma Değer Vergisi Kanunu nda tartışılırdı. Çünkü KDV deki istisna birbirine organik olarak bağlıydı. Eğer Kurumlar Vergisi ndeki bu istisnadan yararlanıyorsanız, Katma Değer Vergisi istisnasından da otomatik yararlanırsınız. Tamamıyla Kurumlar Vergisi Tebliğleri belirliyordu dolayısıyla. 86

Şimdi KDV ile Kurumlar arasındaki bu birbirine eklenti hal ortadan kalktı. Her iki Kanundaki düzenlemeler birbirinden bağımsız. Fakat şunu söylüyor; Yani şahsen de özellikle hisse senetleri bastırılmış mı, bastırılmamış mı? İlmuhaber var mı, yok mu? gibisinden Yok yararlanırsın. Yok yararlanamazsın. Şimdi Tebliğin bence iyi tarafı bu. Geçmişteki, yani 49 Nolu Tebliğ, anonim şirketlerin hisse senetleri diyordu. Anonim şirketlerde hisse senetlerinin devri, satışı, elden çıkarılmasıydı. Fakat şimdi 1 Nolu Tebliğ diyor ki, Anonim şirketlerin ortaklık paylarıyla hisse senetlerini anlarım ben A.Ş lerde. Dolayısıyla ilmuhaber vardır. Hisse senedi vardır, yoktur tartışması bitti bence. Ortada hisse senedi olsun, olmasın istisnadan istisnadan yararlanılacaktır anlamına geliyor. KDV de başka şeyler tekrar tartışılabilir. Limited şirketleri, adi ortaklıkları, kooperatifleri de tanımlayarak devam ediyor. Taşınmaz ve hisse senedi tanımlarından sonra, koşulları koyuyor. İki tam yıl süreyle aktifte bulunmalıdır diyor. Fakat Tebliğ zarif biçimde kullanmadan söz ediyor. Belki içine girdiğimizde dikkatimizi çekecek. Sadece aktifte bulunmak değil, mesela sadece üzerinizde tapunun bulunması değil. Bilfiil bunları Tebliğde çok net biçimde öne çıkıyor. Bir, Ben hisse senetlerini de, yada geniş anlamda iştirak paylarını da iki tam yıl süreyle aktifinizde istiyorum diyor. 730 gün hesabı. Bugün satılmış ise en az, en geç 19 Nisan 2005 tarihinde yer almalıydı. Bunu değiştirmiyor. Bu geçmişteki uygulamanın ta kendisi. Bedelsiz olarak elde edilmiş ise bir takım hisse senetleri, yada paylar bununun da diyor Anasına bakarım. Anasın ne zaman aktife girmiş ise, ondan sonraki yavrularda o tarihte girmiş kabul ederim. Devir ve bölünme hallerinde devir olunan, yada bölünen şirketin aktif tarihi benim için önemlidir. Yeni şirketteki tarih beni için önemli değildir İki yıllık hesaplarken diyor. Burada ilginç bir şey var. İnşa halindeki binalarda ilk iki yıllık sürenin tespiti. Bizim hasbelkader Defterdarlıkta en çok verdiğimiz mukteza budur. Tebliğ bu muktezaların önüne geçecek mi? diye göz attık. Bence çok fazla geçmiyor. Bir tanesini özellikle taşınmazlar için, eğer şirketin ticaret unvanında bir şekilde inşaat, taahhüt, falan filan yazıyorsa, bir defa duruyorsunuz. Çünkü inşaatçılar için özellikle düzenleme söz konusu. Taşınmazı herkesin aktifinde olabilir. Hem inşaatçıların, hem de diğer faaliyet kollarındakilerin. Her zaman, eğer bir firmanın ticaret unvanında, turizm ticaret bilmem ne anonim şirketi yazıyorsa, hop, istisnadan yararlanılamaz diyorsunuz. Yani Maliyenin genel yaklaşımı budur. İkincisi inşaatçılar var ise, olağanüstü derecede, yani inşaat taahhüt işini yapıyorsa, gerçekten müteahhitse,... yada satıyorsa, bu adam aktifindeki gayrimenkulunu satıyorsa buna da Hop, bir saniye ne KDV den, ne kurumdan yararlanabilirsindenir. İlk çağırışım budur. Çünkü olay sınırlamıştır geçmiş Tebliğden. Bu Tebliğde sınırlamaya devam ediyor. Tipik örneklerinden bir tanesi bu. İnşa halindeki binalarda iki yıllık sürenin tespiti diyor. Aynen okuyorum. Kurumlar tarafından inşaatı henüz tamamlanmayan, fiilen kullanma imkanıda bulunmayan binaların satılması halinde, kurum aktifinde iki tam yıl kayıtlı olması koşuluyla sadece satış kazancına tekabül eden kısmı Kurumlar Vergisi nden istisnadır. Yani şunu diyor; Benim aktifimde bir bina yapıyorum. Arsamın üzerinde bina tamamlanmadı. Hala devam eden bir yapıda. Ben bunu satıyorum. Peki be- 87

nim Kurumlar Vergisi, KDV karşısındaki durumum nedir? Tebliğ bunu başlık yapmış. Çünkü çok rastlanıyor. Memleketin her tarafı inşa halinde. Buna diyor ki, Henüz kullanılmayan inşaat devam eden binaların satılması halinde, kurumların aktifinde iki tam yıl kayıtlı olması koşuluyla, sadece binanın arsasının satışını ben kabul ederim. Yani arsa satışını ayır diyor. Bina maliyetiyle, arsanın değerini ayır. Örneğin bir trilyona satılmış ise, arsa ne kadar? 800, 200 de binadır diyorsa, demek ki sen arsaya tekabül eden kazançtan yararlanabilirsin diyor. Çünkü bir tanesi gayrimenkullerde bu istisna için mutlaka, ama mutlaka tapu tescili aranıyor. Eğer tapu tescili yoksa, asla istisna uygulanmıyor. Eğer o inşaat tapuya tescil edilmiş olsaydı, çok fazla sorun değildi. Ama tapuya tescili yok. Dolayısıyla ben bir arsa satıyorum. Birde arsanın üzerindeki inşaatımı satıyorum. İkisini birlikte satıyorum. O inşaata tekabül eden kurum kazancının istisnadan yararlandırmam. KDV de aynı şeyi söyler. Ama arsayı yaparım, diyor. Şimdi bunun uygulaması biraz güç gibi görünüyor. Yani bir şeyi toptan satıyorsunuz ve Bu kadarı arsa payı, bu kadarı binapayı Yani ben bu istisnayı uygularsam, olağanüstü risk altındayım. Yada bir değerleme yaptırmam gerekiyor. Ne kadarı arsaya tekabül ediyor hasılatın, satışın? Ne kadarı oradaki inşaata tekabül ediyor. Mutlaka, ama mutlaka risk taşıyor diyelim en azından. Fakat tebliğin söylediği bu. Devam ediyor, Ancak arsa üzerinde inşa edilen ve aktife kaydedilen binanın kurum adına tapuya tescil edilerek satılması halinde, satılan binanın iki yıllık aktifte bulundurulma süresinin başlangıç tarihi, inşaatın tamamlandığı ve bina olarak kullanılmaya başlandığı tarihtir diyor. Buda muktezalarla verile, verile, verile en son Tebliğe geçmiş. Aslında iyi yapmış. Şunu söylüyor; Gayrimenkulumu satıyorum. Üç ay önce aktifime kaydetmişim. Tapuya tescil ettirmişim. Yani tapu senedi elimde diyor ki, 05 Ocak Ben şu anda satıyorum. Fakat Kanuna bakıyorum, iki tam yıl süreyle aktifte yer alma, çünkü aktifte yer almayı tabu tesciliyle ortaya koyuyor. Dolayısıyla üç ay olduğu için tapu tescil tarihinden bugüne geçen süre yararlanamazsın diyoruz. Tebliğ diyor ki, Hayır, bir saniye, eğer böyle bir bina var ise tapuya tescil edilmesi koşuluyla ama, fiili kullanımına dönelim. Peki ne zaman bu aktife girdi ve fiilen ne zaman kullanmaya başladınız, buna bakarım Yani üç aylık tapu tescil tarihini değil, geçmişe doğru giderim. Eğer siz bana bunu tespit edebiliyorsanız fiilen kullanıldığını, bu durumda bu istisnadan yararlanırsınız. Yada iki yılı a- şıp, aşmadığını ben ona göre tespit ederim, diyor. İleride onu açıklıyor Tebliğ, ama esas itibariyle işte inşaat ruhsatı, iskan, yada iskanı da olmayan binalar olduğu için. Bunu açıklamaya çalışıyor, Tebliğin özellikle vurguladığı şey bu. Mesela belki en pratik çözüm o. Tebliğ diyor ki, Vergi dairesine tespit ettirin. Yani o nedenle tapuda tescili olmayan, bu özellikle şeyde de çok çıkıyor. Organize sanayi bölgelerinde tapu yok. Tapu tahsis belgesi var. Yada İstanbul da da şu anda birçok gayrimenkulunu tapusu yok. Tapu tahsis belgesi var. Bu nedenle, mesela tapu tahsis belgesiyle bir satış yaparsanız asla yararlanamazsınız. Bunu açıklıkla tebliğ söylüyor. Tescil edilmiş bir şeyi satarsanız, onun için geriye dönerim, fiili kullanıma bakarım. Yani tapuyu özellikle arıyor. Ama ben tapuyu üç ay öncesinde alabildim. Yada cins tahsisi zamanında yapılmıyor. Yada tapuları olmuyor. Tebliğ bu durumları da açıklıyor. 88

Şimdi geçmişte derdi ki, Bu iştirak hissesi, gayrimenkulun satışından doğan kazancı bir fona alıp, bu fonuda sermayeye ekleyin, yada doğrudan sermayeye ekleyin koşulu vardı ve hatta süre sınırlaması vardı. İki yıl içerisinde bu işlemi mutlaka yapacaksın diye. Şimdi sermayeye ekleme koşulu yok. Ama bu satıştan doğan kazancın pasifte beş yıl süreyle bulundurulmak, bir fonda bulundurulmak zorunluluğu var ve buda yine yaptırımları olan, Tebliğin seçtiği sözcüklerden onu anlıyorsunuz. Diyor ki, Ben bu kazancı beş yıl süreyle, örneğin 2007 nin Nisan ında satmış iseniz, 31.12.20012 olur. Beş yıl süreyle izleyen takvim yılı dahil, beş yıl süreyle ben bu fonu bilançonuzun pasifinde göreceğim diyor. Tek bir istisnası var. Sermayeye ilave edebilirsiniz diyor. Ama onun dışında bu fon herhangi bir şekilde yok olmuşsa, işletmeden çekilmişse, ortaklara dağıtılmışsa ve hatta tasfiyeye girmişse bunu özenle vurguluyor, Tasfiyeye girmiş ise, ben bunun vergisini alırım Geçmişteki düzenleme şuydu; O yılın kazancına ilave edilerek, yada o yılda vergiye tabi tutuyorduk. Şimdi en başa dönüyor. Diyor ki, En baştan beri Ne zaman sattın? 2007 de. Yıl kaç? 2011. Fon nerede? Yok. Gel, 2007 den itibaren faiziyle, cezasıyla verginin aslını istiyor. Bu nedenle fonun varlığı istisnanın ayrılmaz koşulu. Evet, işletmeden hiçbir şekilde yine çekilemeyeceğini vurguluyor. Tebliğ, tasfiyede de artık bitmiştir işin diyor. Yani beş yıl içinden tasfiyeye girmişsen, bunu çek.fon, başka bir şey. Ne dersen de. Tasfiyeye girdiğin anda bunun vergisin ödersin diyor. İhlal etmişindir şartı diyor. Tasfiyede özellikli bir durum var. Geliyoruz fonun hesaplamasına. Şimdi geçmişte sermayeye ilave edilen kısmıyla sınırlı olmak üzere, kazancın tamamı istisnaydı. Şimdi sermayeye ilave şartı yok, ama kazancın % 75 i istisna. % 25 ini kabul etmiyorum diyor. Dolayısıyla onun üzerinden Kurumlar Vergisi hesaplattırıyor. Burada örnekler var. Bunlar önemli olduğu için belki birebir size aktaracağım. İstisnadan yararlanılan tutar kadar, fon isterim diyor. Yani 100 lira kazanç doğmuşsa, 75 lira fonu mutlaka pasifte isterim diyor ve fon tutarı hiçbir zaman yararlanılan istisna tutarını da aşmayacaktır diyor. Geçmişte gene en çok görülen, ama 1 Nolu Tebliğin yine fazla bir şey söylemeden geçiştirdiği, yani geçmişteki tebliğleri tekrarladığı bölüm; Taşınmaz ticaretiyle uğraşılmaması, yada menkul kıymet ticaretiyle uğraşılmaması diye bir bölüm açmış. Yine sanıyorum bu konuda hem KDV de, hem Kurumlar Vergisi nde, ancak sorunlar birebir muktezayla çözülecek gibi görünüyor. Tebliğ yine muktezalara yönlendiriliyor. Diyor ki, eğer bir şirket gayrimenkul ticaretiyle uğraşıyorsa, varlık konusu esas bu ise, gayrimenkulu satar ise, ben bunu sınırlı düşünüyorum diyor. Yani bir tanesi acaba alım satımını mı yapıyor? Yoksa gerçekten aktifteki sabit kıymeti mi satıyor. Tebliğ burada da amaca yeniden gönderme yapıyor. Bağlı görevlerin nakde dönüştürülmesini amaçlıyor. Finansman sıkıntısının önüne geçilmesini düşünüyorum diyor. İnşaatçılarda varlık nedenleri konusu, işyeri konusu, her neyse gayrimenkul üretmek. Bir taraftan aktifinde kendi kullandıkları var. Bir taraftan da alım satımını yaptıkları var. Yada bir taraftan da boş duran arsalar var. Burada üç tane örnek var. Aslında bu örnekler iyi. Ama inşaatçıları yine sınırlıyor. Tipik örneği, örneğin; Bir binayı kulla- 89

nım merkezi olarak inşa etmiş iseniz iki yıl süreye bakarım ve istisna uygulanır. Satın alan inşaat şirketiymiş. Satın aldığı arsayı iki tam yıl süre geçtikten sonra boş olarak satmış. Hayır, istisnayı uygulamam sana diyor. Varlık nedeni, esas itibariyle üzerine bina yapıp satacaktın, ama şu anda boş satıyorsun. Bu nedenle istisnayı uygulayamam diyor. İnşaat şirketine ilişkin yine bir örnek var. Bir kısmını binayı bitirmiş. Bir kısmını otopark olarak, bir kısmını da işyeri olarak kiraya veriyormuş. Şirket faaliyetinde kullandığı da bir bölüm varmış. Sadece kiraya verdiklerim beni hiç ilgilendirmez, yararlanamazsın istisnadan. Sadece şirket merkezini kabul ederim diyor. Keza aynı şekilde menkul kıymetler içinde, iştirak hisseleri içinde.alsat/spekülatif amaçla elinizde bulunduruyorsanız, iki yıldan fazla sürede bulundurmuş olsanız, istisnadan yararlanamazsınız diyor amakonuyu açmıyor. Holding şirketleri tıpkı eski tebliğlerde olduğu gibi düzenliyor. Soru, yanıtta açarız. İlginç bir istisna. Çok karşımıza çıkan bir istisna. Belki KDV yle de karşılaştırılır. Nakit isterim diyor. Mutlaka nakit girişi olmalıdır ve iki yıl içerisinde de tahsil edilmelidir. Taksitler iki yılı aşıyorsa ve hala tahsil edememişsen istisnayı ihlal etmişsindir. Yada başlangıçta öngörülüyorsa, örneğin beş yılda ödeyeceğim diyorsanız, iki yıl içerisinde zaten tahsil edilmeliydi, alınmalıydı. Başlangıçta istisnayı ihlal ettin diyor. Yani ödeme planı başlangıçta iki yıl içerisinde tahsil edileceğini ortaya koymuyorsa, istisna başlangıçtan ihlal edilmiştir diyor. Trampa ve kamulaştırma devri tebliğine ilişkin de trampayı kabul etmem, ama kamulaştırmayı kabul ederim diyor. Eğer ki bağlı değerinize gayrimenkul yada iştirak hissenizi sattınız ve yerinede yenisini koyduysanız, istisnayı yine ihlal etmişinizdir diye devam ediyor. Grup şirketleri sorununu yine çözmüyor. Çok kısa olarak bitiriyorum. Grup şirketleri inceleme elemanları holdingler ve diğer grup şirketleri arasındaki iştirak hisseleri ve gayrimenkullerinin satışında istisna anlamında olağanüstü tutucuydu. Ama Danıştay Kararları da tam aksine, Grup şirketi beni bağlamaz. Kanun ayrı ayrı tüzel kişilikler olarak ele almıştır ve bu nedenle istisnadan yararlanılır. diye karar veriyordu. Tebliğ yine buna dokunmuyor. Yani bu konuyu açmadan hafif sözcüklerle geçiştiriyor. Diyor ki, Yani ayrı ayrı tüzel kişiliklerdir. Bir grubun içerisinde A, B, C firmaları var. A gayrimenkulunu B ye satıyor. Ayın grup şirketleri. A istisnadan yararlanıyor. Yararlanır. Çünkü ayrı ayrı sujelerdir. Vergi sujeleridir. Ama işte böyle acaba nakit girişi oluyor mu? Olmuyor mu? Arkasında başka bir şey mi var? Buda olayın gerçek..mahiyeti.esastır diye bir sözcük kullanır. Geçiştirmiş. Bu sorun hala devam edecek gibi görünüyor. Birde kur farkı ve vade farklarıyla sonlandırıyor. Kur farkı ve vade farklarını ben bu istisnada hiç göz önünde bulundurmam diyor. Yani vadeli sattım. Vade farkı var. Vade farkları da istisnadan yararlanır. Ya da dövizle sattım. Kur farkları da yararlanır. İdare ile çekişmeliydik. Buda bu tartışmayı sonlandırmış oluyor. İyi tarafı bu. Devam ediyor, ama bırakacağım. Soru yanıt bölümünde açarız. Diğer Kanunlarda da dediğim gibi,istisnalar var, serbest bölgeler istisnası özellikle dikkati çekiyor. Üstadım soru, yanıtlara süre bırakalım isterseniz. Teşekkürler. 90

BAŞKAN HÜSEYİN PERVİZ PUR Evet soru, yanıtta tamamen bütün konuşmalar bitsin, sayın Ahmet Kavak ta konuştuktan sonra soru, yanıt bölümünde genel olarak... durumundasınız. Çünkü belki bazı aklınızdaki şüpheli olan konuları, sayın Kavak ın aldığı konu şöyle; Kendisinde veya kendisine uygulamada sorulan birçok tartışmalı konuları buraya aktararak getirdi. Şimdi ben çok kısa bir anımdan bahsetmek istiyorum. Birde korkumdan bahsetmek istiyorum. Meslek oluşurken ben Geçici Kurul daydım. Bana yazma görevi verilmişti. Uygulamadaki... geldiğim için ve uygulamayı tamamen bana yazdırtıyorlardı. Sonra diğer üstatlar tartışıyorlardı. Ben uzun uzun yazıyordum yönetmelikleri. Bir gün bana Maliye Baş Müfettişi... Allah uzun ömür versin. Emekli oldu. İzmir de oturuyor. Baktı. Çok güzel yazıyorsun. Harika, ama kısa yazmışsın. dedi. Niye üstat? Bizim bütün sıkıntımız kanunların anlaşılamaması. Uzun olmaması. Ben bunu uzun uzun yazmak mecburiyetindeyim ki, okuyan... anlasın dedim. Yok. Kanunda atladığımız bir şey olur. Eğer bunu uzun yazarsan, bizim geriye dönüp onu düzeltme kabiliyetimizi kapatıyorsun. Kapıyı kapatıyorsun. Sen kısa yaz ki, ikinci bir tebliğle onu tekrar uzatarak, tekrar düzeltiriz. dedi. Şimdi aklıma gelen şu; 190 sayfa geldi. Bazı formatlara göre 190, bazısına göre 150, bazısına göre 120. Bu Tebliğin bu kadar uzun yazılması. Şimdi Maliye Bakanlığı diyecek ki, Kardeşim kısa yazsak kabahat, uzun yazsak kabahat. Bende diyorum ki, Bu kadarda uzun olmaz ki. Yani bu kadarda fazla uzun. Yani nereden, nasıl döneceksin? Şimdi bakın ben bir şey söyleyeyim. Sayın Ahmet Kavak başlayacak konuşmaya. Bakalım 190 sayfalık Tebliğde neler bulmuş? Buyurun sayın Ahmet Kavak. Biraz canlanalım. DR. AHMET KAVAK Teşekkür ederim. Yalnız ben öncelikle şunu söyleyeyim. Görüşünüze katılmıyorum. Çünkü 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile beraber, 5422 sayılı Kanun yürürlükten kalktı ve bu Kanuna göre yayınlanan bütün tebliğlerde yürürlükten kalktı. Dolayısıyla Bakanlığın 190 değil, 290 sayfa Tebliğ yazması gayet doğal. Tek eleştireceğim konu şu; Geçmiş Kanunda yer alan aynı hüküm, 5520 sayılı Kanun da aynen yer almış olmasına rağmen, ona getirilen ifadelerin yanlışlığı. Yani yeni bir hüküm ihdas edilmiş gibi açıklama yapılmış. Gerek yok ona. Eski hükmü al Tebliğden, buraya monte et. Tartışmaya gerek yok. Baş ağrısına gerek yok. Biraz sonra konuşacağız. Hemen söylüyorum. Konum iki başlık altında. Kurumlara Yapılan Ödemelerden Vergi Kesintisi ve Ödenen Vergilerin Mahsubu Ancak bunları Kanun maddesinde anlatmak değil, kritik noktalara değineceğim 10 dakika. Esas konumuz, tartışılması gereken 20 tane konu var. Bu konuda kendi görüşlerimi beyan edeceğim. Tabii bu arada sizlerin varsa görüşlerini de alacağım. BAŞKAN HÜSEYİN PERVİZ PUR Şimdi Başkanı tenkit edeni ben konuşturmam. 190 sayfa. Evet diyeceksin. 91

DR. AHMET KAVAK Hayır. BAŞKAN HÜSEYİN PERVİZ PUR Evet diyeceksin. Burada demokrasi var. DR. AHMET KAVAK Hayır. Yiğidi öldür, hakkını ver. BAŞKAN HÜSEYİN PERVİZ PUR Şimdi beyler şunun için lafınızı kesiyorum. Toplantıdan sonra Kokteylimiz var. Haberiniz olsun. Buyurun üstadım. DR. AHMET KAVAK Teşekkür ediyorum. Değerli üstatlarım en önemli konulardan bir tanesi, Gelir Vergisi Kanunu nun 94 üncü maddesine göre, (2) hükümlerle kurumlardan Gelir Vergisi tevkifatı yapıyorduk. Mesleğe girdiğim günden beri, eleştirdiğim en önemli konulardan bir tanesi buydu. Siz kurumlardan Gelir Vergisi ne mahsuben, Gelir Vergisi tevkifatı yapamazsınız diyor idim yıllar önce. En nihayetinde, bu 5520 sayılı Kanun la anlam kazandı. Ama ne yazık ki, Gelir Vergisi nin Geçici 67 nci maddesi aynı aksaklığı devam ettiriyor. Ama tabii ki bu aksaklık sanırsam, inanıyorum ki Gelir Vergisi Kanunu hazırlanırken o madde sadece Gelir Vergisi mükellefleri için düzenlenip, geri kalan kısmı yine bu Kanunu nun 15 inci maddesine aktarılması inanıcımı muhafaza ediyorum. Dolayısıyla bu konu çok önemli. 94 üncü maddemize göre yapılan tevkifatın 1 inci paragrafının sonunda İstihkak sahiplerinin Gelir Vergilerine mahsuben kesinti yapılırsa biz bunu yıllarca atlamışız ve bugün doğruya varmışız. Bu beyanda Kurumlar Vergisi Kanunu nun 15 inci maddesinde Tam mükellefiyete tabi olan kurumlara yapılan ödemelerden vergi kesintisi Adı Kurumlar Vergisi Kesintisi. 30 uncu maddede ise, Dar mükelleflere yapılan ödemelerden vergi kesintisi ki, Kurumlar Vergisi Kesintisi olaraktan iki başlık halinde düzenlenmiş. Hemen arkasından iki maddede, 33 ve 34 üncü maddelerde ise, kesinti yoluyla ödenen vergilerin yıllık beyannamede mahsubu ile ilgili hükümler öngörülmüş. Bunları sıralamama gerek yok. Sadece ana başlıklar için söylüyorum. Kurumlar Vergisi tam mükellefe yapılan ödemelerden avans ödemeleri dahil, 15 inci maddede tek tek sayılan tüm ödemelerden Kurumlar Vergisi kesintisi yapıyoruz ve yapılan bu Kurumlar Vergisi kesintileri, Yıllık Kurumlar Vergisi Beyannamesi nde kesintiye ilişkin kazancın beyannameye dahil edilmiş olması koşuluyla mahsup edilecektir. Bunun... en önemli konu; Gerçek kişiler içerisinde fon işletmeciliği kazancı elde edenler, kazançlarının tamamı Kurumlar Vergisi nden istisna olmuş olması nedeniyle, sadece bu kurumlar 92

kendi kendilerine tevkifat yapacaklar. Onun dışındakiler hep bir ödemenin karşılığında tevkifat yapacak. Bu da tabii Yasa nın getirdiği özel bir düzenlemedir diyoruz. Tabii ki Kurumlar Vergisi mükelleflerine yapılan bu ödemeler Kanun un 1 inci paragrafında 94 üncü maddeye paralel bir düzenleme yapılmış. Şunlar, şunlar, şunlar aşağıdaki ödemelerden Kurumlar Vergisi kesintisi yapar demiş. Oranlar konusunda Bakanlar Kurulu na yetki verilmiş. Ancak Kanun da yapılan en büyük hata, bu Kanun un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, bu Kanun la Bakanlar Kurulu na verilen yetkilerin kullanılacağı zamana kadar Gelir Vergisi Kanunu ve 5422 sayılı Kanun un gereğince çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararlarının yürürlükte olduğu şeklinde bir düzenleme. Tamamen illegaldir. Çünkü o Kararnameler, Mülga bir Kanun dayanağı olaraktan çıkarılmıştır. Bu Kanunu uygulayamazsınız. Ama biz yaptık, oldu. H. İBRAHİM AKTAN Geçici madde mi yoksa? DR. AHMET KAVAK Geçici madde maalesef. Geçici maddede konan hüküm, Anayasa ya aykırıdır. Kararnameler daima kanundan sonra gelir ve dolayısıyla o Kararname 5422 sayılı Kanun gereğince çıkarıldığı için o Kanunu yürürlükten kaldırdığı tarihte Mülga olmuştur. Evet, bu benim görüşümdür. Evet bu dağıtımlardan sonra geliyorum ikinci bölüme. Dar Mükellefiyet Tabi Olan Kurumlara Yapılan Ödemeler Vergi Tevkifatı Geçmiş Yasamızın 24 üncü maddesinde yer alan, ancak bu Kanun un 30 uncu maddesinde yer alan ödemelerden yapılacak tevkifatı belirlemiş. En önemli özelliklerden bir tanesi, bu kapsam genişletilmiş. Ancak bir hatası var. Ücretlerin dar mükellefe tabi olan kurumlara ücret ödemesinden tevkifat öngörülmemiştir. Oysa Kanun umuzun başında, kurum kazançları Gelir Vergisi Kanunu nun 2 nci maddesinde yazılı gelir unsurlarından terekküp eder lafıyla çelişkilidir. Tabii ki, belki bu zorluktandır. Çünkü geçmiş dönemlerde dar mükellefe kurumlara falan ödemelerde serbest meslek ödemesiyle, ücret ödemesi daima karışıyor idi. Ama bence bunu bu şekilde değilde, vergi oranlarını eşitlemek suretiyle burada ücretinde olması gerekirdi görüşünü belirtmek istiyorum. Bunun dışında oradaki sayılı ödemelerden ses yok. Bakıyoruz, yine tevkifat oranları Bakanlar Kurulu değiştirmeye, alçaltmaya, yükseltmeye yetkili olduğunu söylüyor. Zaten Aralık ayında en son çıkan Tebliğde de bunların tamamı için oranlar belirlenmiş oldu. Demin söylediğim mahsubta 01.01.2007 den itibaren ortadan kalkmış oldu. Altı ay uyguladık ama. Tabii bu arada bir şey daha söylemek istiyorum. Notlarıınızda var zaten. Bu Kanun un 15 inci maddesiyle, 30 uncu maddesinde sayılan ödemelerden bu Kanun gereğince Kurumlar Vergisi kesintisi yapılması gerekir denmesine rağmen, Gelir Vergisi Kanunu nun Geçici 67 inci maddesinde kurumlar dahil, mevduat faizlerinden, devlet tahvili ve hazine bonosu faizlerinden, repo gelirinden ve orada sayılan eş çeşit gelirden yapılacak tevkifatın yine Gelir Vergisi olacağı için, 31.12.2015 e ka- 93

dar, bu Kanun un bu konuyla ilgili mevduat faizlerindan yapılacak tevkifatlar, devlet tahvili ve hazine bonosundan yapılacak tevkifatlar 15 inci ve 30 uncu maddeye göre değil, tamamı Gelir Vergisi Kanunu nun 67 inci maddesinde yapılacağı da notlarımda açıklamış oldum. BAŞKAN HÜSEYİN PERVİZ PUR Değerli meslektaşlarım, sizden şunu rica ediyorum; Seyyar mikrofonumuz yok. Lütfen sorularınızı eğer yazılı verirseniz daha iyi olur. Çünkü kayıtlarda çok zorluk çekiyoruz deşifre ederken. Platform a basarken ki, bundan sonra bunlar internetten yayınlayacağız. Onun için özellikle rica edeceğiz. Lütfen yazılı olarak soruları verirseniz, bize büyük kolaylık o- lur.iki, zaman kazanmış olacağız. Özür dilerim sayın Kavak buyurun efendim. Bir daha anlatmanızı kesmeyeceğim efendim. DR. AHMET KAVAK Estağfurullah önemli değil. Dar mükellef kurumlara yapılan ödemelerden yapılacak tevkifatlar içerisinde mevzuata yeni girmiş en önemli konu, Kazancın elde edildiği ülke sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkanı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde yerleşik olan ve faaliyette bulunan kurumlara (tam mükellef kurumların bu nitelikteki ülkelerde bulunan iş yerleri dahil) nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödemeler üzerinden, bu ödemelerin verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılan kurumun mükellef olup olmadığına bakmaksızın % 30 oranında Kurumlar Vergisi kesintisi yapılacağı açıklanmıştır. Ne yazık ki Kanun 21 Haziran 2006 tarihinden bugüne kadar geçen süre zarfında Bakanlar Kurulu böyle bir belirlemeyi yapmadı. Mal gidiyor, tevkifat yapılmıyor. Mademki bu yetki verilmiştir. Bu yetki neden... Bunu sormamız lazım. Çünkü bu uygulama, tabii ki kolay bir şey değil. İkili vergi anlaşmaların olduğu ülkelerde maalesef vergi cennetleri var. Örneğin, İngiltere nin... Adaları İngiltere ye bağlıdır. Acaba bu Adaları Bakanlar Kurulu Burası cennettir diye vergiyi indirecektir. O zaman problemler çıkar. O nedenle gecikmelerin nedeni bu diye düşünüyorum. Emin değilim. Ama mutlaka iyi, yada kötü bunun belirlenmiş olması bugüne kadar gerekirdi diyorum. Evet, bu uygulamaların dışında yapılan tevkifatların mahsubuna geldiğimiz zaman demin söylediğim; Bir kurum, gelirlerinin içerisinde, yıl içerisinde gerek Kurumlar Vergisi Kanunu nun 15 inci, gerekse 30 uncu maddesine göre yapılmış tevkifatlar var ise, Kanunda belirtilen sınırlar içerisinde gerek yurt içinde, gerek yurt dışında o kazançla ilgili bir vergi kesilmişse, o kesilen vergiler mutlaka ve mutlaka mahsup edilir. Tek koşulumuz,o kazancın mutlaka o vergilendirme dönemine ilişkin kurum kazançları içerisinde beyannameye dahil edilmesi gerekir. Bu bir defa tartışılmaz. İkinci bir konu, yurt dışından ödenmiş olunan vergilerle ilgili Yasa mızda maalesef iki tane... var. Tabii burada parantez açmak 94

istiyorum. Kanun yazmak gerçekten kolay değil. Bende Vergi Konseyi nde Gelir Vergisi konusunda görevlendirildim. Yazma konusu geldiği zaman, ben bu işin erbabı değilim, asla beceremem dedim ve usulca kayboldum ortadan. Çünkü gerçekten kanun yazmak ayrı bir yetenektir. Tamam biz çene çalarız, anlatırız, konuşuruz ama, onu bir araya getirip küçük cümlelerle çok şeyi anlatmak çok zordur. O nedenle, onu erbabına bıraktık. Dolayısıyla bu eleştirilerin bu hakkı da ortaya koyarak söylemekte yerinde olduğunu söylüyoruz. Tabii ki burada dar mükelleflere yapılan ödemelerden yapılan tevkifatın mahsubunda da bir problem yok. Ancak yurt dışında ödenmiş olan vergilerin mahsubu konusunda Yasamızda iki tane farklı cümle var. Birsi, Kazancın Türkiye de genel...hesaplarına intikal ettirilmesi ifadesi var. Bu ne demektir? Çıplak karın Türkiye deki kazanca eklenmelidir ki, o... vergi mahsup edilsin. Doğru, ama bir cümle daha var. Kesinti yoluyla ödenen, mesela bir serbest meslek faaliyeti yaptık yurt dışına. Yurt dışı bu ödemeyi yaparken benden vergi kesmişse, acaba bu kesilen vergi benim o işten kazandığım miktara isabet eden vergi kısmını mı mahsup edeceğim? Yoksa yurt dışında o serbest meslek kazancı adı altında aldığı gelirden kesilen verginin tamamını mı mahsup edeceğim? Arkadaşlar bu yıllardan beri süregelen bir tartışmadır. Üzgünüm. Ayın tartışma devam edecek. Çünkü Yasa da çok net bir belirleme yok. Ama bunun içinde sanırsam Maliye Bakanlığı ileriki zamanlarda bir tebliğ yayınlayacak. Çünkü sorunlar var. Burada tek konumuz şu; Yurt dışında ödenen vergiyi Türkiye de mahsup etmek için üç şartımız var. Şartlardan bir tanesi, o kazancın beyannameye dahil edilmesi. İkincisi, Bu kazanç üzerinden ülkemizde gereken % 20, yada (yatırım indirimi uygulanan kurumlarda % 30) vergi oranının aşmayacak şekilde ödenen verginin mahsubudur. Aradaki fark kanunen kabul edilmeyen gider. Hemen parantez açıyorum. Burada da tartışma var. Acaba bu gider mi yazılmalıdır? Yoksa kanunen kabul edilmeyen gider midir? Kişisel görüşüm, kanunen kabul edilmeyen giderdir. Çünkü ödenen vergi ticari kazancın elde edilmesine mahsup bir harcama değildir. Kazanç doğduktan sonra alınan bir vergidir. Aynı şekilde Türk Ticaret Kanunu na göre ayırdığımız 1, tertip yedek akçe vergi öncesi mi, sonrası mı? tartışmasında benim kişisel görüşüm; Vergi bir harcama, gider, ticari faaliyet gideri değildir. Ticari gider değildir. Dolayısıyla vergi öncesi kardan yedek akçe ayrılır derim. Tabii Bankalar Kanunu na göre bankalar yedek akçe yazdıkları için, Bankalar Birliği nin bankalara vermiş olduğu bir muktezayla bankalar, Vergi sonrası kardan 1. tertip yedek akçe ayırabilirler dedikleri için, onlara uyguluyor. Ama farklı da uygulatılır. Ticaret Kanunu bir yaptırım söz konusu olmadığı için, herkes bildiği gibi yapmaya devam ediyor. İkinci şartımız; Buradaki yurt dışında ödenen bu vergi Türkiye de o kazanç üzerinden alınması gereken vergi miktarını geçemez dedik. Üçüncü şartımız; :Bu verginin yurt dışında ödendiğinin ilgili makamdan alınacak bir belgenin oradaki konsolosluklara onaylattırılıp, Türkiye ye tercüme edilmiş bir belgenin mutlaka verilen beyannameye eklenmesi gerekir. Bu eklenme eğer beyannamenin verildiği tarih itibariyle ibraz edilemiyorsa, o takdirde yurt dışında ödenen vergi, Türkiye de ödenen vergi miktarını aşmayacak şekilde olan kısmı bir yıl ertelenir. Müzmin sebepler halinde ibraz edilirse bu konu dikkate alınır. Aksi halde de gecikme zammıyla beraber o ertelenen vergi mükellefinden 95

tahsil edilir. Evet, mahsupla ilgili konuda bu kadar özetten sonra, bizim i- çin en önemli konu, tartışılması gereken konulara geçiyoruz. Burada bir konuyu daha söyleyeyim. Gelir Vergisi 67 nci maddesine göre yapılan tevkifatlarda mahsup edileceği Geçici Vergi de söylenmiş. Ama maalesef Gelir Vergisi Kanunu 94 uncu maddesine göre, 01.01.2006 tarihinden 21.06.2006 tarihine kadar ödenen Gelir Vergisi nin mahsubu konusunda 5520 sayılı Kanun da hiçbir hüküm yok. Peki, mahsup edemeyecek miyiz? Gayet tabii, verginin mükerrerliği nedeniyle mahsup edeceğiz. Yasa da hüküm olmasa bile. Ama bunun uygulaması bir defa Maliye Bakanlığı bu konuda herhalde aksi bir görüşte ortaya koymayacaktır. Geliyoruz tartışma konularımıza. Tartışma konularımızı ben hem Tebliğ bazında, hem de Yasa bazında tartışmaları anlatacağım. Elinizdeki notlarda bunların sonuçlarını evet, hayır la düşünmüştüm. Ama farklı görüşler olabileceği nedenle, sadece kişisel görüşlerimi ifade edeceğim. 1.01.01.2006 tarihinden 5520 sayılı Kanun un yayınlandığı 21.06.2006 tarihine kadar kurumlara yapılan ödemelerden Kurumlar Vergisi kesilmesi kesilecek midir? Hemen söylüyorum. Bunu neden söyledim? Çünkü geçici maddemizde şöyle bir cümle var. Gelir Vergisi Kanunu nun Geçici 67 nci maddesine göre tevkifat yapılmışsa, bu Kanun gereği tevkifat yapılmaz. diyor. Peki tam tersi. Gelir Vergisi Kanunu 94 üncü maddesine göre tevkifat yapılmışsa, bu kanuna göre tekrar tevkifat yapılacak anlamına gelir. Tabii ki buna katılmıyoruz. Çünkü bir olaydan ancak bir kere vergi alırsınız. Dolayısıyla bunun cevabı hayır. Yani 01.01.2006 yla, 21.06.2006 tarihlerinde yapılan Gelir Vergisi tevkifatı aynen kalacak ve mahsup edilecek. İkinci konu, kurumlardan 01.01.2006 21.06.2006 tarihleri arasında Gelir Vergisi Kanunu nun 94 üncü maddesi uyarınca yapılan tevkifat mahsup edilecektir. Demin söyledim. Kanunda hiçbir hüküm yok. Ama vergide mükerrer... mutlaka mahsup edilmelidir. Tabii burada asıl olan önemli bir konu var. Kanunun 94 üncü maddemizin 1 inci fıkrasının son cümlesi, İstihkak sahiplerinin Gelir Vergilerine mahsuben tevkifat yapılır der. Oysa biz yıllardan beri Kurumlar Vergisi mükelleflerinden parantez içi hükümlerle kestiğimiz Gelir Vergisi ni kurumlardan mahsup ettik. Yasanın kendi i- çinde olan çelişkiyi maalesef, yasal olmayan bir bazdan kullanmış olduk. Ama başak yapacak çare yok. Çünkü 94 uncu maddemizde yapılan tevkifatların nasıl mahsup edileceği ileriki maddelerde hüküm altına alınınca onları da öyle yapmış olduk. İkinci soru; Kurumlar Vergisi mükelleflerinin kurumlar vergisi beyannamesi verilmesi sırasında yatırım indirimi istisnasına yönelik tercihlerinden vazgeçmeleri mümkün olabilecek midir? Cevap çok kısa Evet Ancak neden evet? Onu açıklamak gerekir. Yatırım indirimi istisnası ihtiyari bir uygulamadır. Mükelleflerin bunu, yatırım 96

harcamaları ile ilgili harcamayı uygulayıp, uygulamamakta tamamen serbesttir. Ancak yatırım indirimi istisnası hakkı olduğu halde, kurum kazancıda varolmasına rağmen, bu haktan yararlanmamışsa, o dönemin kurum kazancıyla sınırlı olmak kaydıyla o yatırım indirimi istisnasını müteakip yıllarda indiremez. Yatırım indirimi istisnasının kullanılmasıyla ilgili tercihin yapılması da söz konusu değildir. Ancak geçen sene, 2006 yılının ikinci Geçici Vergi dönem beyannamesinin bildirilmesi sırasında hangi yetkiye dayanarak Maliye Bakanlığı böyle bir şey yaptı, bilemiyorum. Çünkü böyle... yok. Dedi ki, Ey mükellefler yatırım indirimi istisnasından yararlanmak istiyorsanız İkinci Geçici Vergi Beyannamesinde terhini yapın. Hemen söylüyorum. Maliye Bakanlığı nın Gelir Vergisi Kanunu nun geçici 69 uncu maddesinde son fıkrasında yer alan o yetkiyi bu şekilde yatırım indirimi istisnasını kullanıp, kullanmamaları tercihini baştan istemeye yetkisi yoktur. Mükelleflerimiz böyle bir ifade üzerine, kullanacağım yada kullanmayacağım şeklinde bildirimde bulundu ve Geçici Vergi beyannamesini öyle verdi. Geldik, bugün beyanname vereceğiz. Bundan vazgeçebilir miyim? Kesinlikle vazgeçer. Ancak Geçici Vergi dönem beyannamelerinde, eğer yatırım indirimi istisnası uygulamışsa o dönemlere ilişkin Geçici Vergi beyannamelerini mutlaka düzeltilmesi lazım. Velev ki düzeltmedi. Mükellef Kurumlar Vergisi beyannamesini yatırım indirimi istisnası uygulayarak verdi, İdare o Geçici Vergi dönemlerinde vergi indirim konusu yapılan yatırım indirimi istisnasını yönünden vergiyi ikmalen ve... tarhiyat yapacaktır. Hemen söylüyorum; Bu tür görüşler tamamen benim kişisel araştırmamın sonucunda vardığım neticelerdir. Bir başka konu; 2006 yılını ikinci Geçici Vergi beyannamesini verirken mükellef hiç tercihte bulunmadı. Boşver, geçti, gitti yada unuttum. Acaba bu dönem beyannamesi verirken istisnadan yararlanacak mı? Yararlanmayacak mı? Bir de tercihlerinden vazgeçemezler hükmü vardı, biliyorsunuz. Hemen söylüyorum. Böyle bir yetkinin Maliye Bakanlığı na verilmiş olmadığı düşüncesinden hareketle, tercihini yapmayan mükelleflerde Kurumlar Vergisi beyannamesi verirken bu tercihlerini rahatlıkla kullanabilirler. Tek şartımız, yatırım indirimi istisnasını Geçici Vergi de kullanmış, vazgeçmişse onlarla ilgili mutlaka uygulanır. Bunu Bakanlık neden istedi? Sinekten yağ çıkarmak için istedi. Neden? Çünkü yatırım indirimi istisnası uygulayan mükellefler, kalan kurum kazançları üzerinden % 30 vergi alacaklar. Ben bunun örneğini yaptım. Bir mükellef 2006 yılında 100 trilyon kazanç elde edeceğini varsaydı. Yatırım yapmayı planladı ve ithal yapacağı makineyle ilgili ülkeyle Türkiye arasında ihtilaf doğdu ve adam makineyi ithal edemedi. Peki bu adamda 100 trilyon liraya sadece Geçici Vergi döneminde 10 bin liralık istisnadan yararlandım diye, 100 trilyonun üzerinden % 30 vergi mi çıkartacağız? O nedenle Bakanlık orada yanlış bir karar aldı. Ama tabii ki cesareti olmayanlar ihtilaf yaratmamak için, itirazı kayıtla beyanname vermelerini salık veririm. Ama ben şahsen kesinlikle buna katılmıyorum. Bir başka konu; Biliyorsunuz muaflıklarla ilgili maddemizde düzenleme yaptılar. 97

1.Konut yapı kooperatifleri için özel bir şart getirdiler ve bu şartların 31.12.2006 tarihine kadar gerçekleştirmeyen kurumları 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere mükellef olacakları söylendi. 2. Münhasıran verem tedavi eden sanatoryum, prevantoryum ile münhasıran kanser, cüzzam ve trohom tedavi eden hastaneler istisna kapsamından çıkarıldı. Bunlara da 01.01.2006 dan itibaren mükellef olacaksın dendi. 3. İl özel idareleri, belediyeler ve köyler ilen buların oluşturdukları birlikler veya bunlara bağlı olan kuruluşlar tarafından işletilen - elektrik, - havagazı - soğuk hava deposu, işletmeleri bu kapsamdan çıkarıldı. Bunlara da 01.01.2006 dan itibaren mükellef olacaksın deniyor.... olsa bile de kapsam dışına çıkarılıyor. Soruyorum, Bu dört muaflık, eski Kanuna göre olan dört muaflık 21 Haziran 2006 tarihinde çıkarılan bir yasayla muaflık şartları değiştirildiği için, 01.01.2006 dan itibaren mükellef yapacağım diyorsunuz. Kanun öyle diyor. Hemen söylüyorum. Asla mümkün değildir. Ancak Tebliğde de bu hata yapıldı ve şöyle bir şey dendi. Ben 40 seneden beri bu işi yapıyorum. Öğrenciliğimle her halde 43 yıl, Maliye Okulu nu da sayarsanız, bize şöyle öğretildi; Muaflık şartlarının kazanılması halinde, takibenden vergilendirme döneminden itibaren muaflık bulursunuz. Vergiden muaf olursunuz. Muaflık şartlarını kazanırsanız, takip eden yıllar itibaren, der. Hep dönem. Biz burada ne yaptık arkadaşlar? Dönemi unuttuk. Kusura bakmasınlar. Ben bu konuda tebliğ yazanları gerçekten üzülerek söylüyorum. Böyle bir tebliği okuduğum zaman, 40 yıllık meslek hayatımda çok kötü şeyler öğrenmişim. Ben bunu bilmiyorum dedim ve gelip arkadaşımla tartışmak zorunda kaldım. Dolayısıyla hemen söylüyorum. Bu dört konuda sadece Geçici Vergi aramayacaksa, aramayacağım demiş kooperatiflerle ilgili. Arkadaşlar sadece Geçici Vergi beyannamesi değil, bildirimde bulunmak, mükellefiyet tesisi, defter tutmak, belge düzenlemek, peki bunlar için hep ceza mı keseceğiz arkadaşlar? Böyle bir mantık olmaz. Dolayısıyla bu saydığımız kurum ve kuruluşlar için 01.01.2007 den önce yapılacak tarhiyatların tamamı mutlaka kaldırılacaktır. Çünkü mükellef aleyhine verilen yasal düzenlemeyle yapılan düzenlemeler geriye doğru uygulanması Anayasa ya aykırıdır. Bir diğer konu, arkadaşım bunu açıkladı ama, tabii bir çelişkiyi ifade etmek istiyorum. 01.01.2006 ile Kanunun yürürlüğe girdiği 21.06.2006 tarihi arasında aktifte iki yıl süre ile bulunun gayrimenkul ve iştirak hisselerin satışından elde edilen kazançlar eski kanuna göre muafiyetten yararlanır. Halt etmişler. Neden? Çünkü Kanun 01.01.2006 dan itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Birçok hukukçuyla tartıştık. Bir çok hukukçu ne diyorlar? 98

01.01.2006 ile 21.01.2006 tarihleri arasında yapılan gayrimenkul ve iştirak satışlarından dolayı istisna uygulayamazsınız. Ben diyorum ki, Hayır, uygularız Çünkü demin söylediğim gibi kanunlar geriye doğru uygulanmaz. Dolayısıyla tebliğdeki gerekçe yanlıştır arkadaşlar. Üzgünüm. Tebliğde gerekçemizde geçici maddeyle ilgili bir hüküm var. Bu Kanunun yürürlükten önceki vergilendirme dönemleri için 5422 sayılı Kanun uygulanır hükmünü her yere monte etmek istiyorlar. Şimdi birazdan anlatacağım. 17. nci madde içinde bunu söylüyorlar. Böyle bir şey olamaz. Evet, dolayısıyla tebliğdeki gerekçeler üzerine değil, kanunların geriye doğru uygulanamamasından dolayı, bu tarihler arasında satılan ve sermaye artırımında kullanılan gayrimenkul satış karları ve iştirak hisseleri satış karları sermayeye ilave edersek istisnadan yüzde yüz yararlanılır. Bir başka konu; Geçmiş yıl mali zararları olan kurumlar vergisi mükellefleri acaba mali zararlarından önce yatırım indirimi istisnası uygulayabilirler. Biliyorsunuz geçmiş yıllar zararlar beş yıllık zamanaşımı süresi vardır ve yatırım indirimi sonsuzdu. Dedi ki Maliye Bakanlığı, kanunda...... indirirsin, yatırım indirimini istediğin zaman nasılsa indirirsin dendi. Şimdi tam tersi. Zarar beş yıl. Yatırım indirimi üç yıl. Acaba biz yatırım indirimi istisnasını zarardın önce indirebilir miyiz? Kesinlikle indiririz. Çünkü mükellefiyet ile ilgili bir hükümdür. Ancak bilgisayar ortamında verilen beyannamelerde bu bir sorun yaratıyor. Hatta dünkü Dünya gazetesinde yayınladık. Bir açıklama yaptım ben orada. Biraz daha genişçe. Mutlaka bilgisayar ortamında verilirken bu uygulamayı yapamıyoruz. Çünkü beyannameyi kabul etmiyor. O nedenle ya cezaya... üzere elden vereceğiz veya Maliye Bakanlığı bu konuda bir tebliğ yazıp o sistemi değiştirecek. Tabii aynı görüşte olursa. Evet, bu benim şahsi görüşüm. Bir başka konu; 5520 sayılı Yasanın diğer indirimler adı altında 10 uncu maddemiz düzenlenmiş ve bu 10 uncu maddemizde işte Ar-Ge harcamaları, sponsorluk harcamaları % 5 e giren indirimler şu, şu, şu sıranın içerisinde indirilir beyannamede ayrı gösterilmek suretiyle. Ancak, biliyorsunuz bir kısım düzenlemeler var. Ben burada söyleyeyim hemen çok kısa. 7269 sayılı Kanun, 2547 Yüksek Öğretim Kanunu, 3294 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu, 3338 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı Kanunu, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu, 2878 sayılı Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurum Kanunu, 278 sayılı Türkiye Bilimsel Teknik Araştırma Kanunu, 4122 sayılı Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Kanunu, bu özel kanunlar gereğince bu sayılan kurum ve kuruluşları yapılan bağış ve yardımlar miktarına bakılmasızın tamamı Gelir veya Kurumlar Vergisi matrahından indirilir. Ancak bu konu bizim 10 uncu maddemizde yer almamıştır. Kar olmak kaydıyla tabii, hangi sıra dahilinde indirilir? Benim kişisel görüşüm, en son sıradan indirilsin diyorum. Çünkü sıra dahilinde olmadığı için, araya girmemizin bir esprisi yok ve dolayısıyla bunları miktar sınırlaması olmadığı için, en son sırada indirebiliriz diyoruz. Tabii Bakanlık bu konuda bir açıklama yaparsa onada uyarız. 99

Şimdi bir başka konu, örtülü sermayeyle ilgili konularda. Kurum ortağından aldığı borç nedeniyle örtülü sermaye şartları oluşmuş ise de, ortak yıl içinde bütün hisselerini satmış ve ortaklığından çıkmışsa, acaba örtülü sermaye hesabını yeni baştan yapacak mıyız? Cevap, hayır. Çünkü Kanunumuza baktığımız zaman, ortaktan temin edilmiş borç dediğine göre, borcun temin edildiği tarihte kişi ortak ise, o zaman problem yoktur diyoruz. Tam tersi, eğer kişi hiçbir ortakla ilgisi yok. Ne ilişkili kişi, nede ortakla ilişkisi olmayan bir kişiden borç aldı. Daha sonra adam bütün hüsnüniyet kuralları içerisinde şirketin ortağı olursa, acaba örtülü sermaye hesaplamasında bu daha önce ortak olmadan, daha sonra ortak olduğunda aldığı borcu örtülü sermaye hesabında dikkate alacak mı? Cevap, Hayır, çünkü herhangi bir düzenleme söz konusu değil. Orada da dayanağımız nedir? Borç aldığımız tarihte o kişi grup ortağı olmadığı için örtülü sermaye hesabında dikkate alamayız. Bütün hüsnüniyet kuralları bu gelen şahsın ortak olmasından bahsediliyor. Kurumların kendisinin iştirak ettiği kurumlardan borçlanma yapar ise, bu borçlanma örtülü sermaye hesabında dikkate alınacaktır. Cevap kestirme, hayır. Ama keyfi evet diyor. Hemen söylüyorum; Ortak ve ortağını ilişkili bulunduğu kişi farklıdır. Kendisinin iştirak ettiği işlem farklıdır. O nedenle, eğer burada böyle bir niyet varsa, bununda mutlaka yasal bir düzenlemeyle konulması gerekir. Çünkü tasarıda da böyle bir şey yok. Bir başka konu; Kurumlar Vergisi Kanunu nun 1 Nolu Tebliğinde çok güzel bir açıklama var. Deniyor ki, piyasa koşulları ve ticari teamüllere göre yapılan vadeli mal ve hizmet alımlarında ortaya çıkan borçlanmalar vade farkı ayrıca belirtilirse bile bu borç tutarı örtülü sermaye hesabında dikkate alınmaz. Kusura bakmayın arkadaşlar hepiniz biliyorsunuz, bu yetkiyi nereden almışlar? Nerede yazıyor? Hemen söylüyorum; Bu Yasanın çalışmaları sırasında hazırlayan arkadaşlarımdan birisiyle görüştüm. Aynen şu cevabı verdi; Biz maddeyi düzenlerken parantez içi hükümle buna benzer bir ifadeyi kullandık ve bunları örtülü sermaye dışında olacağını i- fade ettik. Ama bunu çıkardılar dediler. Çok net söylüyorum. Bu konuda Maliye Bakanlığı yasal bir düzenleme yapmadığı sürece, mükellefe şirin görünmek adınada olsa, başka türlüde olsa tebliğde bunu düzenleyemez. Neden düzenleyemez? Çünkü Maliye Bakanlığı tebliğ düzenler. Denetim elemanı gelir, matrah farkını bulur. Raporunu yazar. Sadece ceza kesmez. Vergi ziyaı cezası keser. Onu da gecikme faiziyle beraber ödemek zorunda kalır. Çünkü kanundu bu hüküm ne gerekçesinde, nede başka hiçbir not yok. Dolayısıyla bu tamamen doğru mükellef lehine ama, maalesef dayanağıyla hükmü olan bir şey bizi bağlamaz diye düşünüyorum. Evet bir başka konu, çok önemli. Kurumlar Vergisi tebliğinin aynı ayırımında son paragraf, alınan avanslarda işletme bakımında borç niteliğindedir, örtülü sermaye hesabında dikkate alınır. Arkadaşlar kusura bakmayın avansın bir borç olmadığını geçmiş yıllarda tespit etmiştik. Hatta değerleme yapılmayacağını, değerleme yaptığınız halinde bildirim ve gider yazabilirsiniz. Danıştay da Kararları vardır. Şimdi arkadaşlar tekrar yere geldik Kişisel görüşümü söylüyorum. Avans bir borç alma veya bir borç verme değildir. Avans bir anlamda ticari işlerin önceliğini almak için, mal 100

almak, mal satmak neyse, onun için verilen bir önden ödemedir. Dolayısıyla bu borç almayla alakası yoktur. Bu konuda Yasada hüküm yoktur. Bununda örtülü sermaye kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği görüşündeyim. Bir başka konu; Örtülü sermaye sayılan borçlara ilişkin faiz ve benzeri ödemeler için, ödenen Katma Değer Vergisi dönem sonunda düzeltilebilecek midir? Ne tebliğde böyle bir hüküm var, ne bir başka bir yerde. Çünkü biz yıl içerisinde eğer bir faiz ödemesi yapıyorsak o zaman ne yapıyoruz? Fatura karşılığı KDV ödüyoruz. Yada 2 nolu KDV... Ödediğimiz KDV yi de 1 nolu beyannamede indiriyoruz. Ama dönem sonunda örtülü sermayedir. Faizler gider yazılmaz. Kanunen kabul edilmeyen giderse o miktara isabet eden KDV de indirim konusu yapılmaz. Bunu nasıl düzeltecek. Kişisel görüşümü söyleyeyim. Mutlaka Aralık ayı Kurumlar Vergisi Beyannamesinde örtülü sermayeye isabet eden, faize isabet eden KDV nin mutlaka beyan edilip ödenmesi ve onunda kanunen kabul edilmeyen gider olarak hesaplara intikal ettirilmesi gerekir. Borçlanmanın yurt dışı kurumlardan yapılması nedeniyle yıl içinde faiz ödemeleri sırasında yapılan vergi ödemesi acaba 31.12 de o faizin kar payı yapılması nedeniyle yapacağımız tevkifattan mahsup edilecek mi? Üzgünüm Yasada bu atlanmış yada dikkat edilmemiş. Tabii çok zor madde yazmak. Bu konuda kişisel görüşüm; Mahsup edilecektir Tabii mükerrer vergileme yapılmaması nedeniyle. Yoksa Yasada bir hüküm yok. Bununla mutlaka var. Yasaya bir hüküm konulması lazım. Çünkü buradan hareketle de ayrı iki ödemedir. Ayrı iki tevkifat gerekir, şeklinde de denetim elemanı farklı bir görüşle yaklaşabilir. O nedenle de bununla ilgili Yasaya mutlaka bir düzenleme getirilmesi gerekir, diyorum. 2006 yılı kurum kazançlarının vergilendirilmesinde, yeni Yasanın transfer fiyatlandırması yolu ile örtülü kazanç dağıtımını düzenleyen 13 üncü maddesinin 01.01.2007 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle Mülga 5422 sayılı Yasanın örtülü kazançla ilgili 17 nci maddesi hükmü uygulanabilir mi? Tebliğde uygulanır diyor. Üzgünüm arkadaşlar, sığındıkları madde maalesef 2006, 2005 ve önceki vergilendirme dönemlerine ilişkindir. 2006 yılının başından itibaren kanun yürürlükten kalkmıştır. 17 nci maddenin istisna olduğu, yada şöyle denseydi; 5420 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu nun 17 nci maddesi ile 8 inci maddesinin 12 nci fıkrası hükmü hariç, diğerleri şu tarihten itibaren deseydi son derece doğruydu. Bu denmediği için 17 nci madde 2006 yılı kurum kazancına uygulanmaz. Ancak Vergi Usul Kanunu nun 5 inci maddesi hükmü saklıdır. Kimse duymasın. Bir başka konu; Vakıflar ve dernekler Kurumlar Vergisi mükellefi olmadıklarından bunlara yapılan Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu faiz ödemelerinden tevkifat yapılmaz. Çok güzel. Peki, dernekler ve vakıflar Gelir Vergisi mükellefi olmadıklarına göre, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göre neden tek...devam ediyoruz? ve bunu tekrarladılar biliyorsunuz tebliğle. Arkadaşlar bu çok yanlıştır. Çünkü dernekler ve vakıfların gerek gayrimenkulleri, gerekse mevduat hesaplarındaki faizi veya Dev- 101

let Hazine Bonosu gelirlerinden tevkifat yapılamaz. Çünkü demin söylediğim 94 üncü maddenin son fıkrası Gelir Vergilerine mahsuben istenir. Peki bu adamlar Gelir Vergisi mükellefi değil. O halde tevkifat yersizdir. Bunun için mutlaka birilerinin Anayasa ya gitmesi gerekir diye düşünüyorum. Yasanın 13. üncü maddesinin 5 inci fıkrasında İlişkili kişilerle yapılan mal ve hizmet alım yada satımında uygulanacak fiyat ve bedelin tespitine ilişkin yöntemler, mükellefin talebi üzerine Maliye Bakanlığı ili anlaşarak belirlenebilir. Acaba Maliye Bakanlığı nın bu konuda bir çalışması var mı? Yetkili midir? diyoruz. Ama benim duyduğum kadarıyla, gelen bu türlü müracaatların reddedildiğini duydum. Dolayısıyla böyle bir çalışma söz konusu değil. Zaten bunlarda fiyat belirlemeyecekler, yöntem belirleyecekler, diye de bir açıklama var. Tebliğin 15.6.6. ayırımında avans kar payı dağıtımına ve 20.1 inci ayırımında da vergi dairesi başkanlıklarının en büyük mal memuru olduğuna yer verilmiştir. Soruyorum; Maliye Bakanlığı tarafından böyle bir belirleme yapılmasına yetki veren herhangi bir yasal düzenleme mevcut mudur? Üzgünüm, ben çok araştırdım bulamadım. Böyle bir yetki yok. O nedenle... söz yazmak ihtiyacını duydum. Yetkisini yasal çerçevede kullananlar takdir görüp alkış alır, yetkisiz yetki kullananlar ise, ben yaptım oldu zihniyeti ile hukuk dışına çıkar ve ne yazık ki hepimizi perişan eder Teşekkür ederim. BAŞKAN HÜSEYİN PERVİZ PUR Evet, inşallah perişan olmadan düzelirler. Şimdi efendim yazılı sorular var iki tane. Önce bu sorular bitecek, bittikten sonra katkı için sizlere söz vereceğim. Buyurun sayın Kavak. DR. AHMET KAVAK Okuyabildiğim kadar sorulara cevap vermeye çalışayım. 2007 yılında yatırım indirimi istisnasından yararlanmak için bir tercihte bulunmak söz konusu mudur? Evet, o tebliğde de maalesef birinci Geçici Vergi dönem beyannamesi verirken tercihinizi yapmış olacaksınız diye yazılı. Ama ben ona katılmadığım için, onu baştan söylemiştim veya G2006 yatırım indirimi istisnasından faydalanan mükellefler, devreden yatırım indirimi istisnasından 2007 yılında yararlanmak istemezlerse...?... vazgeçersiniz, problem yok. Eğer ki vazgeçmişseniz o zaman % 20 vergi ödeyecek. % 30 değil. Yatırım indirimi istisnası, üç istisna var orada biliyorsunuz. a, b, c üç tane var. 69 uncu maddeye göre. Hangi yatırım indirimi istisnasından yararlanırsa, yararlansın kalan kurum kazancı % 30 vergiye tabidir. Ancak 102

eski... tabi olan yatırım indirimi istisnası uygulananlar da 19.8 stopaj var. Onun dışındakiler tevkifatta yok. Bir başka soru; Tutarı ne olursa olsun ortağın şirkete verdiği borç karşılığında hiçbir şekilde faiz, vade farkı almıyorsa örtülü sermaye vardır, ama herhangi bir yaptırımı söz konusu değildir. Bazı verdikleri... şirkete verdiği borç karşılığında hiçbir şekilde faiz, kur farkı ve başka ödeme yapılmadığı halde örtülü sermaye iddiasını belirtmek? Evet, örtülü sermaye iddiası doğrudur. Ama herhangi bir yaptırımı, kanunen kabul edilmeyen gider olarak yazması gereken veya kar payı sayılması gereken bir ödeme yoktur.... çıkarılan kurumların muafiyeti 21.06.2006 dan son bulmuş sayılır mı? Asla ve asla değil. Kanunumuzda tüketim kooperatifleri ve taşıma kooperatifleri, konut yapı kooperatifleri içinde getirilen şartlar yerine getirilmemişse 01.01.2007 tarihinden itibaren mükellef olur. Onun dışında mükellefiyet yapmaları söz konusu değildir. Yapılırsa da tabii dava açıp, mutlaka kazanacaktır. Elektronik ortamda verilen beyannamede çıkarılan net indirimler yeni Yasanın 35 inci maddesi kapsamında geçerliliği var mıdır? Bu madde eski ve diğer istisna indiriminden iptal edil...tir? Hayır, ben onu demedim. Yatırım indirimi istisnasını eğer zarardan önce, zararı yazmadan onu indirmeye kalkarsan, zararınıda göstereceksin ya beyannamede almıyormuş. Ben elektronik kullanmadığım için bilemiyorum. Almadığını söylediler. Tabii ki eğer sizin böyle bir istisnanız varsa, orada da yanıldıysa tabii ki almayacaktır. Özel kanunların hükümleri, genel kanunun önüne geçer. Arkadaşlar ben o zaman bir şey daha söylemek istiyorum. Biliyorsunuz Kurumlar Vergisi Kanunu na bir hüküm eklediler.... dediler. Eski kanunda da vardır. Aynı şey Katma Değer Vergisi Kanunu nda da vardır. Ama Katma Değer Vergisi Kanunu nda pozitif olmasına rağmen, özel bölge valilikleri ile ilgili kanunda bu valiliklere yapılan teslimler KDV ye tabi değildir dendi, denildi. Dolayısıyla bakmayın ona. Hemen söylüyorum özel kanun ve genel kanun dediğimiz zaman, o özel kanun dediler işi kıvırdılar. Bakanlık da bunu yedi yani, her halükarda indirdik. Dolayısıyla neyin özel, neyin genel olduğu konusunda hukuk riteratüründe tartışma yoktur. Ama Maliye Bakanlığı istediği gibi yorumlaya yorumlayabiliyor. Dolayısıyla o özel kanunlarda yazılı bağış ve yardımlar sınırsız olarak indirilir. Bakın gider yazılmaz indirilir. Onun içinde dedim ki ben, en son satırda indirin Mesela 10 uncu maddede sponsorluk harcamam var. Ne bileyim işte bağış yardımları % 5 indir, indir, indir en son Bakanlar Kurulu nun Başbakan ın belirlediği yerlere yapılan bağışları da indir. En son kalırsa karın, onları da indir dedim ben. Ama yer yoksa hemen müracaat edin. 103 69

DİNLEYİCİ... DR. AHMET KAVAK Hemen söyleyeyim geçici maddede var hüküm biliyorsunuz. Diğer kanunda yer alan istisna ve muafiyetler uygulanmaya devam eder. Giderler içinde geçerlidir. DİNLEYİCİ... DR. AHMET KAVAK Arkadaşlar Vergi Hukuku nun temel özelliklerinden bir tanesi, vergilendirme dönemidir. Vergilendirme dönemi de ilgili kanunda yıllıktır. Aylıktır. Özel Tüketim Kanunu nda olduğu gibi 15 günlüktür. Olabilir. Dolayısıyla onlara sadık kalınır. Bir başka soru, 2006 takvim yılı 1 ve 2 nci Geçice Vergi dönemlerinde matrah çıktı. Yatırım indiriminden yararlandım. 3 ve 4 üncü Geçici Vergi dönemlerinde zarar çıktı. Yani 1 inci ve 2 nci yatırım indirimi istisnası uygulamak eğiliminde olundu. Ama 3 üncü ve 4 üncü dönemlerde zarar çıktığı için yatırım indirimi istisnası uygulanamadı. Hiç bir şey yapmanıza gerek yok. LEVENT BEY... DR. AHMET KAVAK Bir dakika arkadaşlar hemen cevap vermeyelim. İki konu var. Eğer karı Gelir Vergisi Kanunu nun 94 üncü maddesi 6/1-i fıkrasıyla dağıtıyorsan ve dağıttığın kişilerde gerçek kişiyse üç ayda bir verebilirsin arkadaşlar. Ama Kurumlar Vergisi nin 15 inci maddesine göre yapıyorsan, ayda vermek zorundasın. BAŞKAN HÜSEYİN PERVİZ PUR Çok teşekkür ederiz sayın Kavak. Levent bey çok teşekkür ederiz. E- vet, buyurun sayın Burhan Gezgin. BURHAN GEZGİN İştirak hisselerinin satışında yurt içi ve yurt dışı ayırımı var mı? Yurt içi iştirak satışları faydalanabilir mi? diye bir soru var. İştirak hisselerinin satışında yurt için, yurt dışı ayrımı var mı? diye bir soru geliyor. 104 54

Buda sanıyorum gayrimenkul ve iştirak hisselerinin satışından yararlanabilir mi yurt dışı anlamında. Hem gayrimenkullerin, hem de iştirakin Türkiye de olması gerekiyor bu istisna için. Diğeri için, eğer iştirak hissesi yurt dışındaki bir iştirak hissesi için ise, bunun için özel düzenleme var. Buda sadece anonim şirketlere tanınmış. Yurt dışı iştirak hisselerini satarsa diyor ki onlarda limited şirket, yada anonim şirket olmak zorunda. Yani daha sonra koşulu koyduğu için yurt dışında ödenen vergilerin % 15 i olabilmeli diye. Bunun yurt dışı olduğunu anlıyoruz. Gayrimenkul ve iştirak hisselerinin satışı anlamında, evet bunlar Türkiye de olmak zorunda. Bir başka soru, Tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun karına katılma imkanı veren kurucu senetleriyle, diğer... senetlerinden elde ettikleri kar payları yeni Kurumlar Vergisi nde istisna edilmiştir, derken 1 nolu Tebliğin devam eden bölümünde bu şekilde kar payı elde eden kurumlarda da mükerrer vergilemenin önüne geçmek için, öteden beri uygulandığı üzere ibaresiyle, kurucu senetleriyle diğer... senetlerinden elde edilen kar payları Çok iyi, güzel dikkat çekmiş. Aslında Tebliğ şunu söylüyor; Kurucu kar payı sağlayan senetler, kurucu senetleri ve intifa senetleriyle, rüçhan haklarının satışından elde edilen karlar istisnadır derken, oysa ki 5520 sayılı Yasa getiriyor bu istisnayı. Öteden beri uygulandığı üzere diyor Tebliğde. Öteden beri uygulayan bir yasa maddesi yok, işin gerçeği. Kurucu senetleri ve intifa senetleri için. Fakat uygulamanın aslı muktezalarlaydı. Yani eski Yasada 5422 de kurucu senetleri ve intifa senetlerini istisna oluşuna ilişkin bir düzenleme yok. Şimdikinde var. Ama Tebliğdeki ifade doğru değil. Yani öteden beri uygulanıyordu diyor. Muktezalarla uygulanıyordu. İtiraz etmemekte fayda var. Yoksa geçmişe yönelik tarhiyatlar çıkıyor. Taşınmaz satışında % 5 fon hesabına alınıyor. Soruyu tam anlayamadım. Bu % 75 lik fon hesabına alınıyor taşımaz satışında. BAŞKAN HÜSEYİN PERVİZ PUR Bu soru kimindi? Sorar mısınız lütfen yazınızı okuyamadık. Buyurun. DİNLEYİCİ... BURHAN GEZGİN Hayır efendim. Yani kar elde edilmesiyle, fon ayrılması zaten farklı şeyler. Fonun ayrılması başka bir şey. Kar başka bir şey. Elde edilen karı şeye yapın diyor. Beyannameyle ilişkisi yok ki bunun. Soruyu anlayamadım üstadım. 105 69

DR. AHMET KAVAK Eğer siz gayrimenkulu sattığınız tarihte almışsanız o tutarı kanunen kabul edilmeye gidere ekleyeceksin, beyannameden geçmek zorunda. Son bir soru var. Arkadaşlar örtülü sermaye sayılan tutarlar üzerinden ödenen faiz, kur farkı ve benzeri ödemeler önce kanunen kabul edilmeyen gider. 2- Dönem sonu itibariyle ayrıca faiz ve benzeri ödemeler kur farkları hariç kar dağıtımı sayılır ve % 15 tevkifat yapılır. Yani biz eğer ki 2006 yılı dönem sonunda, 31.12.2006 tarihinde örtülü sermayemiz var iken, buna i- lişkin hesapladığımız atıyorum 100 lira faiz ödemişsek buna isabet eden kısım, bu 100 lirayı önce kanunen kabul edilmeyen matraha ekliyoruz, artı 100 lirayı net kar payı dağıtımı sayıp% 15 e göre... yapıp değiştiriyoruz. Hesapladığımız vergi, 15 ide Ocak ayının 23 ünde beyanname verip, 26 sında ödenecek. Eğer ki faiz ödediğimiz yer tam mükellefe tabi bir kurumsa veya Türkiye de işyeri veya... bir kurumsa bu yaptığımız ödemeden tevkifat yapmayacağız. BAŞKAN HÜSEYİN PERVİZ PUR Teşekkür ederiz. Evet şimdi sorular bitti. Sayın Fikret Öcal ın katkısı var. Sonra sayın Cevdet Okan Bahar ın soruları ve katkıları olacak. Global olacağı için kendisine söz vereceğim. Profesör sayın Fikret Öcal hocam buyurun. PROF. FİKRET ÖCAL Sayın Başkan, değerli sunucu arkadaşlarımız ve sevgili meslektaşlarım hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ben arkadaşların sorduğu gibi ayrıntılara inmek istemiyorum. Sadece önemli saydığım bir hususa işaret etmek istiyorum. Efendim bütün bu konulardaki tartışmalarda bana göre çok ö- nemli bir husus dikkate alınmıyor. Bir kere vergi ilkeleri içerisinde önemli bir tanesini oluşturan kanunla... Tabii ki bir kanuna girmişse, işte kanunla alınıyor deniliyor ama, yalnız uygulaması ile görüyoruz ki öyle olmuyor. Öyle olması gerekir. Yani amacı öncelikle belirlemek veya bilmek durumundayız. Sonrada ilkelerini bilmek durumundayız. Şimdi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Tabii ki gerekli hazırlıkları yapmışlar ve bizi bilgilendirdiler. Onlara çok teşekkür ediyorum. Ama gönül isterdi ki, açıklama yapılan birçok hususlarda öncelikle öyle bir yaklaşımla mesele ortaya konsun, ondan sonra o ilkelere uyup uymadıkları tartışılabilsin. O zaman belki daha uygun noktalara, daha doğru çözümlere ulaşmış olabiliriz. Bu vesileyle iki hususa işaret etmek istiyorum. 106 54

Bir tanesi, 90 lı yılların sonundaydı galiba tam hatırlayamıyorum ama, vergi kanunlarında olmadıkça istisnalar geçerli olmaz. Özetle böyle değil miydi? Sizde bunu ifade ettiniz. Onun arkasından bakıyorsunuz başka kanunlar çıkıyor, gene bunlar devam ediyor. Bu alaturkalıktan başka bir şey değil midir? Bu ne biçim Meclis? Bu ne biçim şeş? Yani kanunları yapanlar, yaptıkları kanunlardan haberdar değil, yahut yapılmış olanlardan. Tabii onlardan da haberdar olmaları gerekir. Yahut işte süreç içerisinde gelirken kimse demiyor mu ki, bu istisna konmaz, olmaz demiyor, uygulanıyor. Ondan sonrada garip bir şey açıklanıyor burada. Neymiş? Bir istisnalar normal kendi düzeni içinde, birde kanunların dışındakiler. Böyle şey olur mu? Tabii hukukçu arkadaşlar bağışlasınlar beni. Hocam gibi bende hukukçu değilim, çizmeden yukarı çıkmak istemem ama, yasa yapan,... burada olmaz. Binanaleyh aynı yasanın altında o vergi kanununda gerekli değişikli yapmak sureti olmaz mıydı Ahmet bey? Dolayısıyla biraz evvel söylediklerimiz çok önemli, bir yansıması diye ifade ediyorum. Kanunla yapılır derken bunu kanunda var ya dedin mi? Var, ama öbürü de kanun. Ne demek yani? Onu kaldıran bir hüküm getirilmiş mi? Bir şey oluyor mu? Dolayısıyla böyle gariplik mevcut bulunmaktadır. Tabii istisnalarda bir takım yorumlar yapılıyor Tebliğle. Tebliğle değişiklikler yapılabilir mi? Sayın Kavak ta herhalde çok güzel ifade ettiler. Birçok aksaklıklar sanıyorum bu yaklaşımdan uzak kaldığımız için oluyor. Böyle olabilmeli. Onun için bunlara bundan sonra acaba dikkat edecek miyiz? Bilmiyorum. Allah kolaylık versin. Teşekkür ederim. BAŞKAN HÜSEYİN PERVİZ PUR Sağolun, teşekkür ederiz. Buyurun. CEVDET OKAN BAHAR Sayın Başkan, değerli meslektaşlarım hepinizi saygıyla selamlıyorum. Şimdi evvel sayın Kavak a şunu belirtmek zorundayım. 5422 sayılı Yasa herhangi bir aykırılık sebebiyle iptal edilmiş bir Yasa değil. Onun yerine... daha iyileştirilmiş, aynı konuları kavrayan, kapsayan bir Yasa. Dolayısıyla şimdi dönemsellik adına vergi almamazlık veyahutta işte Anayasa da vergide eşitlik, yaygınlık prensiplerini ihlal edemezsiniz. Dolayısıyla 21.06 ya kadarki 5422 sayılı Yasa ve onun tebliğleri ve onunla ilgili mevzuat geçerli... midir üstat? Bu sebeple zaten sizde ifade ettiniz daha evvelki bir konuşmanızda stopajların mahusp edileceğini, kabul edileceğini aynı hüküm. İkincisi katıldığım bir konu. Vurgulamak için söylüyorum. Mahsuptaki fazla vergi, hıfzına göre fazla verginin kanunen kabul edilmeyen gider yazılması gerekli ve arkadaşım oradan hani bunu daha başka gider gibi algılamak gerektiğini ifade etti, ama burada bitmiş bir dönemin, kapanmış bir işin artık gideri olamaz. O ancak bilançoya kanunen kabul edilmeyen gider şeklinde yansıyarak, özsermayedeki azalmayı gösterir. Artı dağıtılacak kazançları o kadar azaltmış olur. Buda öyle gereklidir. 107 69

Şimdi efendim ben geçen günkü toplantıda konuşacaktım, yahut... imkan olmadı. Sayın konuşmacılar, özellikle sayın Gezgin bu konuda bir şey açıklamadılar. Şimdi bir özel hüküm getirmişler. İşte bu yurt dışındaki inşaat... işleriyle ilgili olarak, biliyorsunuz koşulsuz yalnızca işte sonuç hesaplarına aktarılması şeklinde yurt dışında yapılmışsa istisnadır deniyor. Buraya bir ek yapmışlar. Diyor ki İşin tamamlanmasından sonra ortaya çıkan faiz ve kur farkları kredilerle ilgili, bunlar kazancın elde edilmesinin idame ettirilmesiyle ilgili giderler olması sebebiyle genel esaslara göre indirilir. Çok güzel. Bunu getirdiler, daha öncede yazı konusu yaptığım için, çok da özel ilgilendiğim için bu konu üzerinde duruyorum. Bu bapta iş kapandı, bitti. Tazminat çıktı. Yani iş süreci i- çinde çıksaydı, o tazminatı indirecektiniz gider olarak. Yani 40 ıncı maddede sayılan tazminatlardan olduğunu varsayalım veya şüpheli alacak, şüpheli hale geldi alacak. İşi tamamlaması esnasında olsaydı, keza yine karşılık ayırıp gider yazacaktı. Sonradan çıktı. Bakınız, şüpheli alacakların gider yazılmasıyla ilgili gerekçe, aynı gerekçe. Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılmış olması şartıyla... Buda var. Niçin bunlar bu açıklamada yok? Sonra yine aynı cümleler. Şimdi yurt dışı inşaat onarım işte işleriyle ilgili istisna maalesef bir ceza şeyi gibi getirilmiş. Bu işin...var. Yapmayın diyor. Niye? diyor. Şimdi yurt dışı alınacak ülkelere bir bakalım. Türkiye nereden alabilir? Irak tan alır. Libya dan alır. Rusya dan alır. Arabistan, vs, vs. Buralardan alır. Özellikle I- rak tan çok alacak. Riskli ülkeler. Şimdi siz ihaleye giriyorsunuz. Başladınız kazanç yapmaya. Çünkü 5 inci maddeni 3 üncü fıkrasında bir hüküm getirmiş. Diyor ki, İstisna kapsamına giren işlerle ilgili giderler indirilemez. Bitti. İstisna kapsamına giren işler, siz yapın yapmayın, istifade edin etmeyin. Halbuki Danıştay ın Kararları var daha önce. Diyor ki, % 15 şartını yerine getirmediği için istisna şartı oluşmamıştır. İstisnadan da faydalanmamıştır. Dolayısıyla bu giderleri de gider yazacaktır. Özsermayesinde azalma var. Bunları yazmasın mı? Peki işle ilgili değil miydi? Şimdi burada kesinlikle yasak getirildi. 3 üncü fıkrada, 5 inci maddenin 5520. Şimdi biz varsayalım ki, buradan bir sene kazanç elde ettik. Ama münhasıran da işimiz bu veya karma. Diğer işlerde var. İnşaat onarım işleride var. İnşaat onarım işinden kar ettiğimizi bir güzel getirip sonuç hesaplarına intikal ettiririz. Duruyor. Öbür sene bir inşaat işinden zarar ettiniz. İndiremezsiniz. Peki geçmişte karım vardı? Hiç olmazsa o kategoriyle indirin, hakkı tanıyın. Böyle bir açıklamada yok. Böyle bir açıklamada yok. Şimdi çok enteresan yine bir çelişkiden bahsedeceğim. Bu 200 sayfalık, yahut 180 sayfalık Tebliğ 5.9 Yurt dışında yapılan inşaat onarım ve montaj işlerinde teknik hizmetlerle şeyleri ayırmış. Yahutta öyle bir ayırıma gitmiş. İnşaat, onarım işi için yurt dışında mutlaka iş yeriniz olacak. Ama teknik hizmetler için yurt dışında iş yerinizin olması gerekmiyor. Bunu Türkiye den de verebilirsiniz. Dışarıdaki bir temsilciliğinizde veya iş yerinizden de verebilirsiniz. Yalnız diyor ki, Eğer bir iş yeriniz yoksa dışarıda, bir daimi temsilciliğiniz yoksa veya bir inşaat işine dayalı bir hizmet değilse verdiğiniz teknik hizmet, münhasıran yaptığınız bir teknik hizmetse bunu yazacaktır. diyor. Doğru. İstisnadan istifade etmez. Ama bakınız ifade aynen şöyle;... gibi teknik hizmetler inşaat ve onarma işini tamamlayıcı 108 54

bir unsur olmasına karşın, kurumların yurt dışında devam eden bir inşaat ve onarma işi olmadığı, yada ayrıca iş yeri ve daimi temsilciliği bulundurmadığı durumlarda bu faaliyetin ihracat olarak değerlenmesi gerekmekte olup, yurt dışında inşaat işine bağlı olarak Türkiye de yapılı teknik hizmetlerden sağlanan kazançların bu istisnadan yararlanması mümkün bulunmamaktadır. Yani orada iş yeri yoksa, bir işiniz varsa, onun devamıysa veya bir iş yeri... Hemen devam ediyor bakın, Dolayısıyla kurumların yurt dışında bir inşaat ve onarım işi varsa, buna bağlık teknik hizmetler ister Türkiye de, isterse yurt dışında yapılsın elde edilen kazançlar istisnadan yararlanabilir. Şimdi üstte yararlanamaz dedi. Burada yararlanır Peki, nasıl yararlanabilir? Şimdi nasıl yararlanır. Yurt dışında bir şubeniz var. Şube gerekli açmışsınız. Artık o şubeye sizin buradan gönderimlerimiz faturayla yapılacak. Buradan bu teknik hizmeti fatura ettiğinizi varsayalım, oraya gitti. Onu aldı, kullandı. İşin tamamından bir gelir elde etti. Şimdi eğer sizin yaptığınız bu faturalama orada gider olarak kabul edildi tabii. İndirilmesiydi, diyelim ki 500 liralık bir işti. Buda 100 liraya fatura edildi o- raya. Şimdi burada istisnayı kabul ediyor. Olması lazım. Niye? Çünkü aynı işin devamı ve birbirini tamamlayan. Türkiye de diyelim ki o projeyi çizdik. 10 lira fatura yapılmış. O 10 lirayı kendi masrafında gösterdi. Türkiye deki giderlerinde gösterdi. 100 lirayıda gelir gösterdi. 90 lira kar kaldı. Peki almasaydı, direk gönderseydi ne olacaktı oraya? Yani aynı firma olarak gönderseydi. 500 ü alacaktı. Buradaki gideri oraya göndermek zorunda. Çünkü bu dağıtımı yapacak. Oradaki kazancı tespit bakımından. Yine işte 90 lirasının istisnasını kabul edeceğini. Şimdi burada böyle bir çelişki var. Artı şimdi yine yurt dışına gönderilen, bakın devam ediyor. Net olarak üzerinde duruyor. Kurumların yurt dışında bir inşaat veya onarım işi varsa, buna bağlı teknik hizmetler ister Türkiye de, isterse yurt dışında yapılsın elde edilen kazançlar istisnadan yararlanabilecek. Ama yukarıda yararlanamayacağını söyledi. Böyle bir çelişki var. Onu vurgulamak istedim. Şimdi bir üçüncüsü, Tebliğ 180 sayfa fazla deniyor. Üstat öyle söyleniyor ama, doğru haklı. Daha bir 180 sayfa daha yazılmış. Bu iki konuda yazılacak bir sürü şey var. Şimdi bakınız, Serbest Bölgeler Kanunu 6 ncı maddesi değişmeden, geçici 3 üncü madde gelmeden evvel, Türkiye serbest bölgesinden tabi bahsediyorum. Şirketler tam mükellef konumunda değildi. Mükellef değildi ve bir muafiyet söz konusuydu. Fakat sonra oradaki kazançlar istisna kapsamına alındı muafiyetten. Çünkü istisna olarak. Çünkü geçici bir şey. Artı buradaki kuruluşta Kurumlar Vergisi mükellefi sayılır. Dar mükellef sayılır ve bazı ödevleri mükellefle ilgili yükümlülükleri koydular, onlarda verecek. Şimdi tam mükellef mi? Bizde hiç şeyi yok bence. Bu aradada çünkü tarhiyatlar yapıldı. Oradaki iştirak kazancı elde edenlerden. İstisna ile belirli değildi. Ama şimdi tam mükellef kurum oldular. Bununla ilgili hüküm var işte 13 te Yani iştirak kazançlarını bir güzel bölmüş. Çok da güzel yapmışlar, tam mükellef kurumlar diye. İştirak edilen kurum olarak görüyor. Birde dar mükellef kurumlar olarak. Şimdi peki bu serbest bölgedeki kuruluşlar tam mıdır, dar mıdır? Hangi mükellef grubundalar? Bizce tam mükellefler ama, hiçbir açıklama yok. Kurumlar Vergisi olmuşsa... Yani bunlarında tam mükellef kurum olduğunu cesaretle söyleseler. Acaba yargıda süren davaları mı etkiler diye düşündüler. Ya- 109

sa açık. Uygulaması belli. O tarih itibariyle, o tarih sonrası da ne olacağı belli. Çok teşekkür ederim. BAŞKAN HÜSEYİN PERVİZ PUR Sayın Cevdet Okan Bahar a çok teşekkürler ederiz. Çok güzel açıklamalarda bulundunuz. Başka soru veya katılım var mı? Yok. O zaman sayın Başkanımı oturumu kapatmak üzere davet ediyorum. Buyurun efendim. İYMMO BAŞKANI SEZAİ ONARAL Efendim çok teşekkür ederim. Benim bu toplantıyı kapatmak gibi bir niyetim yoktu, ama sayın Başkan ve sayın Konuşmacılar bu geleneği sürdürmemizi rica ettiler. Ben bu toplantının belli bölümüne katılamadım ama, sayın Vergi Dairesi Başkanı yukarıda konuşma imkanımız oldu. Özellikle eğitim konusunda, yani bizim Odamızda vergi dairelerindeki müdür, müdür mavini ve şef seviyesindeki arkadaşların eğitimine süratle başlayacağız. Takdir edersiniz ki oradaki standart, bizi de yakından ilgilendiriyor. Yani birçok müdür muavini, şef çok değerli arkadaşlarımız gelip bize lütfen bizi eğitiniz diyorlar. Şimdi bu konuda bir plan çerçevesi içerisinde süratle buna başlayacağız. Bir diğer nokta, madem beni mikrofona davet ettiniz hanımlar, beyler hiçbiriniz aidatlarınızı ödemiyor. Yani bakınız ben bu Odadan bugüne kadar Yeminli Mali Müşavir arkadaşlarımızın sağ duyusuna güvenerek hiçbir şekilde talepte bulunmadım. Ama bizi böyle istemediğimiz şeyler yapmaya mecbur etmeyiniz. Size maktu aidatlar ve nispi aidatlar konusunda bir yazı göndereceğiz. Bir de hepinizi tek tek davet edeceğiz. Aksi halde bu tezgahı sürdüre bilemeyeceğiz. Yani personel ücretlerini de ödeyemeyeceğimiz noktaya lütfen gelmeyelim. Ben Yeminli Mali Müşavir arkadaşlarımızın sadece unuttuklarını, çünkü bazılarını gördüğümüz zaman diyorlar ki, unutulmuş. Yaklaşık dört senelik aidat unutulmuş. Yani bizde birde şöyle kötü bir imaj var. Efendim İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası nda aidat alınmıyormuş. Peki bu tezgah nasıl yürüyor hanımlar, beyler? Onun için üç, beş kişinin desteği olsa zaten size tekrar müracaat etmezdik. Onun için bu konuda arkadaşlarımızın suhulet göstermelerini ve bu konudaki ödevlerini yerlerine getirmelerini rica ediyoruz. Ben prensip olarak pek para istemeye alışık bir adam değilim. Birde bir kural vardır. Para isteme benden, buz gibi soğurum senden. Yani Mali Genel Kurul dan önce bunları lütfen halledelim. Ben toplantıyı Oturum Başkanı Hüseyin beye ve çok değerli Konuşmacılara, özellikle Burhan beyi dinleyemedim ama yani Ahmet beyi dinledim, hepsine çok teşekkür ediyorum ve bu toplantının hepinize çok yararlı olmasını diliyorum ve hepinizi mütevazı kokteylimize bekliyoruz. Yani paramız yok ama itibarımız hala var. 110 54