Sayın Başkan, değerli katılımcılar. Hoş geldiniz Değerli Başkan ve Misafirler, Hoşgeldiniz! Dünya çapındaki yasa dışı organ kaçakçılığındaki önemli artış, uluslararası toplumu organ kaçakçılığındaki karaborsa ile daha fazla mücadele için göreve çağırmaktadır! Yasadışı organ naklinden nemalanma kanunsuz alanlarda hız kesmeden devam ediyor! Organ kaçakçılığı ile mücadele için herkesin koordineli bir strateji kurması zaman geldi! Uluslararası toplumda eğer biraz ahlak varsa, öncelikle bu konuya odaklanmamız gerekmektedir. Birleşmiş Milletler dâhil olmak üzere çeşitli uluslararası kuruluşlar, binlerce mültecinin insan kaçakçılarının kurbanı olduğunu bildirmiştir. İtalya daki her bir grup, mültecilerinin bedenlerinin eksik organları ile Sinai çölünde bulduklarına dair kanıtlar sundu. Araştırmalar gösteriyor ki, illegal organ ticareti en çok kar getiren suç faaliyetlerinden biridir. Organ ticareti, silah ticaretinden sonra ikinci en karlı ticarettir. Uyuşturucu ve fuhuştan çok daha fazla para getiriyor. Mısır daki savunmasız Doğu Afrika mülteciler, kaçakçılarının insanlık dışı suiistimallerinden çok az korundular. Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği (BMMYK), şu anda 10 binden fazla Sudanlı mülteci ve 14 binden fazla Sudanlı sığınmacı bulunduğunu tahmin etmektedir Sinai deki Etiyopyalı ve Eritreli zor durumda olan mülteciler,kanunsuz çöl bölgesi ile Kahire arasındaki insan yolu boyunca, organ tacirlerine av olmaları için terk edildiler. New York merkezli organ kaçakçılığı ile ilgilenen bir sivil toplum kuruluşuolan Organ Yetmezliği Çözümleri Koalisyonu (COFS), 57 Sudanlı kurbanı tespit edebildiklerini söyledi. BMMYK Kahire temsilci Elizabeth Tan, savunmasız mültecileri zararlardan korumak için yerel kanunların olmasına rağmen, yaptırım eksikliği göçmenleri sık sık ölümcül tehlike içine terk ettiğini söyledi. Suriye iç savaşının gölgesinde, giderek sayısı artan mültecilerin Lübnan, Ürdün, Irak, Türkiye de yaşamaktadır.sraporlara göre, bu bölgelerde, binlerce mültecinin organ kaçakçılarının kurbanı oldu. Yaklaşık bir milyon Suriyeli, kendi ülkelerindeki iç savaştan dolayı Lübnan a kaçtı. Savaştan kaçan mültecilerin akın, bölgedeki veya bölgenin yakınlarındaki organ kaçakçılığını artırdı. Lübnan yasa dışı organ ticareti geleneğine sahiptir. Ülke, son derece zengin insanlar ve yoksulluk içinde yaşayan insanlara sahiptir. Ve organ kaçakçıları hükümet denetimleri hakkında endişelenmeye gerek duyamamaktadır. Tüm bunlar, Organ kaçakçıları için ideal koşullardır. Organları için yapılan insan kaçakçılığı, yeterli uluslararası ilgiye ulaşmakta başarısız olan ulus ötesi bir suçtur.
2014 Mayıs ayında düzenlenen Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti Birleşmiş Milletler Komisyonu 23. seansında Organ KaçakçılığınıÖnleme ve Organ TicaretiyleMücadele ve Organ Nakli Amacıyla İnsan Kaçakçılığı başlıklı kararı kabul etti. Kararı yürüten Uyuşturucu ve Suç üzerine Birleşmiş Milletler Ofisi,bu suçun daha iyi anlaşılması beklentisiyle ve buna karşı etkili politikalar yürütmekte yardımcı olması için konu üzerine kapsamlı bir çalışma yürütüyor ve Komisyon a 2016 yılında geri rapor verdi. Organ kaçakçılığı suçunun ne evrensel olarak kabul edilmiş bir tanımı vardır ne de konuyla ilgili evrensel yasal bağlayıcılığı olan bir araç vardır. Ancak, her ikisinin eksikliği, bu suçun önemsiz olduğunu göstermez. Aksine, suçun var olan doğasına tepkinin kapsamı, ancak şimdi uluslararası toplum tarafından anlaşılmaya başlanıyor. Organ nakli amacıyla insan kaçakçılığı tanımı, 2000 Palermo İnsan Kaçakçılığı Protokolü nde oluşturulmuştur. Bu durumun özellikle organ kaçakçılığı olarak gelişen bir yapısı vardır. Bu açıdan bakıldığında, organ nakli organların hareketi ile ilgili değildir; Aksine, insanların hareketleriyle ilgilidir. Organ kaçakçılığının kapsamı tam olarak bilinememektedir. 2004 yılında BM Genel Kurulu ndan Organ Kaçakçılığını Önleme, Mücadele Etme ve Cezalandırma üzerine kararın geçmesidaha fazla bilgi edinmek için önemli bir girişimdi. Ancak, BM Genel Sekreterliği tarafından yayınlanan bir sonraki raporda, Üye devletlerin yetersiz bilgi sağlaması ve bundan dolayı büyük ölçüde organ kaçakçılığının kalıntılarının keşfedilemediğiitiraf edildi. Yine de, yetersiz düzeyde resmi veri olmasına rağmen; resmi olmayan kaynaklardan organ kaçakçılığı hakkında çok fazla bilgi bulunmaktadır. Bu kaynaklarda, dünyadaki, tüm organ nakli vakalarının %10 unu, organ nakli amacıyla yapılan organ kaçakçılığının oluşturduğu iddia edilmektedir; ki bu her yıl 1.2 milyar dolardan daha fazla yasa dışı gelir getirmektedir. 1 Genellikle devletler organ nakli satışını ve alımını yasaklamıştır. Yasakçı yaklaşım 1991 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından geliştirilen İnsan Hücre, Doku ve Organ Nakli Konusunda Yol Gösterici İlkeler den kaynaklanmaktadır. Bu ilkeler bağlayıcı değildir veher ülke onaylamamıştır. Başka bir bağlayıcı olmayan bir araç, 2008 yılındaki Organ Kaçakçılığı ve Organ Nakli Turizmi Üzerine İstanbul Deklerasyonu dur. 1997 deinsan Hakları ve Biyotıp üzerineavrupa Konseyi'nin Sözleşmesi ve 2002 yılında onun ek protokolü yapıldı; Bununla birlikte, organ satışı ve alımı yasaklandı. Avrupa Konseyi de organ kaçakçılığına karşı sözleşmenin kabulü yönünde çalışmaktadır; ki organ kaçakçılığı suçuyla özel olarak ilgilenen uluslararası bağlayıcılığı olan bir belge imzalanmasıihtiyacnııdoğruluyor. 2016 yılında UNODC tarafından gerçekleştirilecek olan organ kaçakçılığı üzerine bir çalışmanın beklentisiyle, 1 EmilyKelly (2013) International Organ TraffickingCrisis: Solutions AddressingtheHeart of thematter, Boston College LawReview. http://tinyurl.com/kelly2013-organ-trafficking
Kuşkusuz geçtiğimiz ve içinde bulunduğumuz yüzyıla damgasını vuran, günümüzde ve gelecekte de insan yaşamı açısından sunulan ikinci bir yaşama şansı düşünüldüğünde önemini kaybetmeyecek gelişmelerden biri organ ve doku nakli ameliyatlarıdır.1 Organ ve doku nakilleri, kişilik haklarını yakından ilgilendiren bir tıbbi müdahale çeşididir. Pek çok ülkede ve Türkiye de de kabul edildiği üzere, organ ve doku nakli, belli şartlar altında kişilik haklarına saldırı niteliğinde görülmemiş ve yapılan müdahalelerin hukuka uygun olduğu kabul edilmiştir. Önceleri geçerli olan iyileştiren daima haklıdır tezi bugün artık tıp hukukunda geçerli değildir. Bugün tıp hukukunda tıbbi müdahalenin haklılığı için belirli koşullar aranmaktadır. Organ ve doku nakli 1. Yeterli sayıda organın bulunmaması, 2. Kültürel ve eğitimsel farklılıklar, 3. Ölen kişinin vücudundan bir organ alınırsa kişinin öteki dünyada sıkıntı çekeceği veya bunun din açısından sakıncalı olduğu yaygın fikri, nedeniyle yeterince yapılamamaktadır. Organ sıkıntısı tüm dünyada yaygın olan bir sorun olunca, bunun yasal olmayan ticareti de başlamış, özellikle Rusya, Hindistan ve bazı Uzakdoğu ülkelerinde birtakım insanlar için bir geçim kaynağı olmuştur. Konunun bu derece güncel ve önemli olması cezai anlamda da düzenleme yapılmasını gerektirmiştir. Dünyadaki gelişmelerden bağımsız kalamayacak ülkemizde de organ ticareti organ mafyasının organize ettiği yeni bir suç kategorisinin ortaya çıkmasına yol açmış bu alanda önceleri 2238 Sayılı özel bir kanun olan Organ ve Doku Nakli Hakkında Kanunla düzenleme altına alınan suç 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu nun 91 ila 93. maddeleri arasında düzenlenerek yaptırıma bağlanmıştır. ORGAN VE DOKU NAKLİNİN TARİHÇESİ Organ aktarması kavramına mitolojide rastlanmaktadır. Yunan mitolojisinde Mede isimli bir sihirbazın kan nakli suretiyle Anchise isimli kişiye güç ve kuvvet aşıladığı anlatılmaktadır. Hindistan da bundan 2000 yıl önce yüzdeki kusurları örtmek için vücudun diğer kısımlarından alınan parçalar aktarılmış olduğu bilinmektedir. Dr. Christian Barnard yönetiminde Güney Afrika da Cape Town şehrin de 1967 yılında gerçekleştirilen kalp nakli ameliyatı ile organ naklinde yeni bir dönem açılmıştır. Nakil ameliyatın da 24 yaşında trafik kazasında ölen bir kadının kalbi 54 yaşında bir erkeğe nakledilmiştir.
ORGAN VEYA DOKU NAKLİNİN HUKUKSAL TEMELİ VE KAPSAMI Organ naklinin hukuka uygunluğunun dayanakları konusu oldukça problemli bir konudur. Türkiye de 1979 yılında tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlarla yaşayan kişilerden ve ölülerden organ ve doku naklinin şartlarını düzenleyen 2238 Sayılı Organ ve Doku Alınması Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun (OVDNHK) çıkarılmış, yasaya aykırı davranmanın müeyyideleri ise, Türk Ceza Kanunu ( TCK) nın 91. Maddesinde yer almaktadır. TCK nın 91-93. maddelerinde organ ve doku naklinin ve ticaretinin hangi hallerde suç sayılacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Bu düzenleme ile bireysel olarak kişilerin yaşam hakları, vücut bütünlükleri, irade hürriyetleri; genel olarak da insan onuru korunmaktadır.organ ve doku nakli konusunda en önemli problemlerden biri, organ alımının ve naklinin hukuka uygun olup olmadığı konusudur. ORGAN VEYA DOKU TİCARETİ SUÇUNU DÜZENLEYEN TÜRK CEZA KANUNUN ( TCK) DAKİ HÜKÜMLER 5237 Sayılı TCK nın yürürlüğe girmesi ile birlikte, 2238 Sayılı Organ ve Doku Nakli Kanunu nun 15. maddesi 10. maddesinde belirtilen durumlar haricinde uygulama alanını kaybetmiştir. Artık organ ve doku nakline İlişkin cezai hükümler hakkında TCK nın 91. maddesi uygulanacaktır. TCK nın 91. maddesinin başlığı Organ veya Doku Ticareti olarak belirlenmiştir. TCK nın 91. Maddesi hükümleri uygulanacaktır. Ancak OVDNHK nın 10. maddesindeki, Organ ve doku alınması, saklanması, aşılanması ve naklinin, bu işler için gerekli uzman personele, araç ve gerece sahip sağlık kurumlarınca yapılması zorunludur. hükmünü cezalandıracak bir düzenleme TCK da yer almamaktadır. Bu durumda 2238 Sayılı OVDNHK uygulanacaktır. TCK, OVDNHK tarafından düzenlenen hususların cezai boyutunu ele almış ve bu kapsamda yaptırımlar getirmiş veya var olan yaptırımları genişletmiştir. TCK ile getirilen hükümler sayesinde artık organını satan kişiye de ceza verilebilecektir. Ancak bu durumda bulunan kişinin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınacak ve cezası bu durum çerçevesinde tayin edilecek ya da ceza vermekten vazgeçilebilecektir. TCK nın 92. madde hükmüyle kişisel durum özel bir zorunluluk hali olarak düzenlenmiştir. TCK nın 91. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen yaşayan kişilerden organ ve doku alınması durumuyla, TCK nın 80. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen insan ticareti suçu çakışabilir. Bu durumun varlığı halinde suçun faili her iki madde hükmünden de ayrı, ayrı cezalandırılacaktır. A.Suçun Hukuki Konusu Suçun hukuki konusu bakımından objektif, subjektif ve karmadır.
B. Fail ve Mağdur 1. Fail TCK nın 91. maddesinde düzenlenen fiilleri işleyecek fail hekim olabileceği gibi, hekim olmayan üçüncü kişi de olabilecektir. TCK nın 91. maddesinin 3. fıkrası bakımından organ ve doku alma ve satma fiilleri bakımından çok failli bir suçun olduğunu söylemek mümkündür. TCK nın 91. maddesinin 7. fıkrasında maddede tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyetleri çerçevesinde işlenmesi halinde tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirlerine hükmolunacağı ifadesi yer almaktadır. 2. Mağdur Bu suçun mağduru herkes olabilir. C. Manevi Unsur Genel olarak TCK 91. madde hükmü ele alınacak olursa anılan suçların kasten işlenmesi mümkündür. Bunun için kişiden organ veya dokuları alma, ölüden organ veya dokuları alma, organ ve doku satın alma, satma, satımına aracılık etme, hukuka aykırı yollarla elde edilmiş organ ve dokuyu saklama, nakletme, aşılama, çıkar karşılığında organ veya doku teminine yönelik olarak ilan veya reklam verme veya yayınlama gibi fiillerin kasten işlenmesi gerekir. TCK nın 91. maddesinde tanımlanan suçların manevi unsuru bakımından failde doğrudan kast bulunması gerekir. Bu suçların olası kast veya taksirle işlenmesi mümkün değildir. Ancak birinci fıkradaki hukuken geçerli rızaya dayalı olmaksızın yaşayan kişiden organ alma suçunun işlenmesi ve mağdurun ölmesi durumunda kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanacağından bu durumda failin olası kastından dolayı sorumluluğu bulunabilir. D. Hareket Canlılardan organ ve doku alınması her türlü hareketle gerçekleştirilebileceğinden bunu serbest hareketli suç olarak nitelendirmek mümkündür. Canlılardan ve ölülerden organ ve doku alınması için hareketin nasıl gerçekleştirildiğinin önemi yoktur. Hukuka aykırı olarak organ ve doku alınması suçun oluşması için yeterlidir. G. Suçun Nitelikli Halleri Yaşayan kişilerden organ veya doku almak ve organ ve doku satın almak, satmak, satılmasına aracılık etmek fiilleri bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenirse verilecek ceza sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası olarak düzenlenmiştir. (TCK m. 91 f. 4) TCK da örgüte ilişkin herhangi bir tanıma yer verilmemiştir.
TCK nın 220. maddesinde suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna yer verilmiş, birinci fıkrada örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişiden oluşması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 5. 4. 2005 yılında verdiği bir kararında, örgütü Çıkar elde etmek için üç veya daha fazla kişiden oluşan hiyerarşik biçimde yapılanmış sürekli ve disiplinli, işbirliği öngören ve amaca yönelik suçları işlemek için oluşturulmuş grup şeklinde tanımlamıştır. H. Organ veya Doku Ticareti Suçu Açısından İştirak ve İçtima 1. İştirak Bu suça iştirakin her hali mümkündür.100 TCK m. 91 in 1. 2. ve 3. 5. fıkrasına iştirakin mümkün olup olmadığı konusunda bu suçun işlenebilmesi için üç veya daha fazla kişinin birleşmesi, yani en az üç kişinin katılması gerekir. 2. İçtima Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, farklı zamanlarda organ veya doku ticareti suçunun birden fazla işlenmesi durumunda, TCK m. 43 f.1 uyarınca tek cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar arttırılır TCK m. 91 f. 1 hükmü ile insan ticaretini düzenleyen TCK m. 81 f.1 hükmü aynı olayda söz konusu olduğu zaman fail ayrı ayrı cezalandırılacaktır. L. Yaptırım TCK m. 91 in getirdiği en önemli sonuç, cezaların arttırılmasının yanısıra, OVDNHK dan farklı olarak organı satana da ceza öngörmesidir. Ancak organ veya dokularını satan kimsenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak bu kimseye verilecek cezanın indirilmesi mümkün olduğu gibi, ceza verilmekten de kaçınılabilir. ( TCK/ m.92 ) Bu çerçevede 2238 Sayılı OVDNHK ile TCK m. 91 birlikte değerlendirildiğinde şu sonuçlara ulaşmak mümkündür Yaşayan kimselerden rızası olmaksızın zorla organ alınması ( TCK m 91, OVDNHK m. 6) halinde fail 5 yıldan 9 yıla kadar, doku alınması durumunda ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaktır. Sabırla dinlediğiniz için Teşekkür ederim A.Metin Uracin Avukat