TAKVAYA ERMENİN YOLU; ORUÇ (O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki Kur an; insanlara hidayet (doğru yol) rehberi, doğru yolun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak onda(ki Kadir gecesinde) indirildi. Sizden kim (mazereti olmaksızın) bu ay(ın ilk hilâlin)e erişirse/görürse hemen orucunu tutsun, kim de hasta veya seferde (olup da yer) ise, tutmadığı günler sayısınca (caiz olan) başka günlerde (orucunu kazâ etsin). Allah sizin hakkınızda kolaylık ister, zorluk istemez. Bu da, o sayıyı (kazâ ile) tamamlamanız ve size yol göstermesine karşılık Allah ın yüceliğini tanımanız içindir. Olur ki (düşünür de) şükredersiniz.( Bakara/185) (O mü minler;) tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışanlar ve Allah ın sınırlarını (koyduğu hükümleri) koruyanlardır. (İşte, böyle) mü minlere (cenneti) müjdele! (Tevbe/112) Ey iman edenler! Sizden önceki (ümmet)lere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de oruç tutmak yazıldı (farz kılındı). Olur ki bu sayede takvâya erersiniz. (Bakara/183) ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE ORUÇ Sehl İbni Sa'd radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle "Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez." (Buhârî, Müslim, Nesâî, İbni Mâce) Ebû Saîd el-hudrî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle "Allah rızâsı için bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teâlâ, bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar." (Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî, İbni Mâce)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallalllahu aleyhi ve sellem şöyle "Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır." (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd,Tirmizî, Nesâî, İbni Mâce) FATİHA SURESİ BULMACASI MERAK ETTİKLERİMİZ Oruç Nedir? Oruç, imsak vakti dediğimiz ferc-i sâdık (ikinci fecir) zamanından güneşin batışına kadar geçen süre içinde hiçbir şey yememek, içmemek, cinsî muamelede bulunmamak demektir Oruç tutmaya imsâk de denir. İmsâk, nefsi, meylettiği şeylerden uzak tutmak, onları yapmamak manasındadır. İmsâkin mukabili iftar kelimesidir ki, oruç açmak, oruç bozmak manalarına gelir. Oruç kelimesinin Arabçası, siyam ve savm'dır ki, nefsi tutmak ve engellemek manasındadır. "Siyam" sözü, Savm'ın çoğulu olarak da kullanılır. Din deyiminde "Müftırat" (oruç bozucu) denilen şeylerden nefsi gerçekten veya hükmen yasaklamak bir imsak (oruç tutmak)'tır. Yanılarak ve unutarak bir şey yeyip içildiği takdirde hükmen imsak bulunmuş olacağından oruç bozulmuş olmaz. Bu konu ileride açıklanacaktır. İmsak sözünün karşıtı İftar'dır. Şöyle ki: Hiç oruç tutmamak bir iftar olduğu gibi, güneşin batışından sonra orucu açmak da bir iftardır. Oruçlu iken orucu bozacak bir şeyin yapılması da bir iftardır.
EN BÜYÜK DÜŞMANI YENMENİN VAKTİ GELDİ Size, En büyük düşmanınız kimdir? diye sorulsa acaba nasıl cevap verirdiniz? Böyle bir soruya karşılık muhakkak ki ya birtakım şahıs isimleri söylenir; ya bazı devlet isimleri düşünülür yahut da birtakım sapık ideoloji mensupları hatıra gelir. Fakat bakınız bu konuda sevgili Peygamberimiz ne buyuruyor: Senin en tehlikeli ve zorlu düşmanın iki yanının arasında -yani kendi içinde bulunmakta- olan nefsindir. Demek ki bizim en büyük düşmanımız, bizzat yine kendimiz, ölçüsüz, sınırsız, sayısız arzu ve ihtiraslarımızın sembolü olan nefsimiz olmaktadır. Gerçekten de cemiyet içindeki kötülük ve aksaklıkların kökü, sebebi araştırılsa perdenin arkasında, iyi yetişmemiş, nefsini terbiye edememiş, kötü istek ve hırslarının esiri olmuş, iradesi zayıf
kişilerle karşılaşırız. İçki, kumar, zina, rüşvet, kan davası, kin, öldürme, entrika ve bu gibi bütün kötülüklerin başı, müsebbibi hep akl-ı selimin ve iradenin sağlam dizgini ile frenlenmemiş olan azgın nefislerdir. Nefsi kontrol altına almak, onun kötü temayülleri ile mücadele etmek; saldırgan dış düşmanlarla yapılan savaşlar kadar hatta ondan da önemlidir. Çünkü bunun, oradaki başarıda bile büyük rolü ve payı vardır. Onun için Peygamberimiz, bir savaş dönüşünde Şimdi küçük savaştan, büyük savaşa dönmüş bulunuyorsunuz. diyerek nefisle mücadelenin önemine işaret buyurmuştur. Kur ân-ı Kerîm de de bu konuda birçok delil vardır. Birçok âyette, nefislerinin gereksiz arzularını, heva ve heveslerini kontrol altında tutanların felah bulacakları; kendi içlerini temizleyen kimselerin cennete girecekleri kesinlikle belirtilmiştir. Acaba nefsimizi nasıl yener, ona hangi yollarla hakim olur, kötü arzuların ve hırsların esaretinden nasıl kurtuluruz? Bunun eski-yeni, öğretimle, eğitimle ilgili, fikrî veya amelî pek çok yolu gösterilmiştir. İslâm dini ise bu konuda, herkesin faydalanabileceği, pratik ve çok etkili bir çare olarak oruç ibadetini farz kılmıştır. Fevkalade önemine binaen, dinin beş ana şartından biri kılınan oruç, Peygamberimiz in hadislerinde belirtildiği şekilde tutulduğunda, bizi rûhen, bedenen ve ahlâken sıhhate kavuşturur. Bir yandan irademizi, sabır melekemizi güçlendirirken diğer yandan da nefsin kuvvetini kırar. Kendisini şahlandıran, besleyen yollar tıkandığı için sönükleşmiş, cılızlaşmış olan nefsi, bu zayıf ve güçsüz halinde yenmeyi bize öğretir, ona galebe etmenin tadını tattırır. Bu, doktorların bağışıklık sağlamak, vücudu hastalıklara karşı kuvvetli ve mukavemetli hâle getirmek için aşı yapmalarına, uyuşturulmuş, cılızlaştırılmış hastalık mikroplarını, bünyeye aşı halinde zerk etmelerine benzer. Oruç sayesinde, mesela sigara içmek gibi başka zamanlar kolayca bırakılamayan bazı alışkanlıkların bırakıldığı, Ramazanlarda muvakkaten içilmemesinin daha sonra sigaranın tamamen terkine imkân hazırladığı sık sık görülmektedir. Bütün kötü alışkanlıklarımızı, tıpkı sigara misalinde olduğu gibi oruç yardımıyla yenmeyi başarabiliriz. Onun için orucu, sadece yemek-içmekten kesilmek değil, daha genel olarak bütün kötü itiyatlarla, başka bir deyişle, nefsin heva, hevesleriyle savaşmak tarzında, nefis mücahedesi olarak anlayıp değerlendirmek gerekir. Oruçlu iken yemek-içmekten kaçındığımız kadar mesela yalandan, dedikodudan, başkalarını incitmekten, haksızlık ve haramdan da uzak kalmaya çalışmalı, nefsin topyekûn kötü istek ve alışkanlıklarına karşı çıkmalıyız. Bunu yapamadığımız takdirde, oruçtan umulan faydalara, maddî ve mânevî olgunluğa ve sevaba ulaşamayız. Peygamberimiz bir hadîs-i şerîfinde; Nice oruç tutan kimse vardır ki gerekli şartlara riayet etmediği için akşamüstü eline, boşu boşuna aç-susuz kalmaktan başka bir şey geçmemiştir. diyerek bu ince noktaya işaret buyurmuştur. İçinde, bin aydan daha hayırlı yani bir ömre bedel değerde Kadir gecesinin saklı olduğu Ramazan günlerinde, geçirdiğimiz günlerin bir muhasebesini yaparak bütün ibadetlerimize yeni bir şevkle ve inceliklerine daha da dikkat ederek yönelmekte sayısız faydalar vardır. Bu yolda başarılar ve mutluluklar... Hayırlı Ramazanlar Kur an ın Anlamıyla Buluşmak Platformu
Bu köşenin içeriği KUR AN IN ANLAMIYLA BULUŞMAK PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin Feyizli'nin Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali nden alınmıştır. Ayet meallerinin tamamına www.kuranimiz.net, ses dosyalarına www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz. Görüş ve önerileriniz için: bilgi@kuranimiz.net adresine e posta yazabilirsiniz.