Ahmet Rasim Bey in denizlerdeki macerası, aslında 1 Kasım 1914 tarihinde yaşanan kritik bir olay sonrası başlar. Bu tarihte yüzbaşı rütbesiyle Beyrut yatında görev yapan Ahmet Rasim, o zaman kadar da parlak gelecek vaadeden ir subay olacağını göstermiş; 1903 yılında Mekteb-i Bahriye den teğmen rütbesiyle sınıf birincisi olarak mezun olmuştu. İki yıl sonra üsteğmenliğe yükselmiş ve İngilizce denizcilik kitaplarını çevirmeye başlamıştı. 1/7
Rusça öğrenmişti. 1906 yılındaki görevi sırasında, Sivastopol akvaryumunun müdürü Zernov ile birlikte Karadeniz de, Kızılırmak ağzı açıklarında deniz hayvanları hakkında araştırmalarda bulunması, onun biliminsanı karakterinin erken işaretlerini veriyordu. 1911 de yeni kurulmuş olan Erkân-ı Harbiye- Bahriye Harita şubesinde çalışmaya başlayan Ahmet Rasim in haritacılığa olan ilgisi ve yeteneği artık belirginleşmeye başlamıştı. Balkan Savaşı sırasında, 1912 de, Çatalca savunma hattının Karaburun doğu limanının haritasının çıkarılmasında görev yapıyordu. 1. Dünya Savaşı patlak verdiğinde Ege Denizi nde görev yapan bir mesaha gemisinde (araştırma ve ölçüm gemisi), Beyrut yatında bulunuyordu. İşte o kritik tarihte, 1 Kasım 1914 te, İngiliz gambotları Scorpion ve Wolverine, ateş gücü olmayan Beyrut u sıkıştırır ve mürettebatın acele tahliye edilmesi gerektiğini, gemiyi batıracağını bildiriyordu. Yirmi dakika kadar süren kısa pazarlık süresinde, Yüzbaşı Ahmet Rasim taşıyabileceği bütün gerekli alet e edavatı İngilizlere fark ettirmeden filikaya yükledi ve bunlar Urla iskelesinde karaya çıkarılarak kurtarıldı. İngilizler gemiyi batırır ama, o dönem için hayati değer taşıyan çok kıymetli ölçüm aletleri elde kalmıştır. Bugün İstanbul Çubuklu daki Seyir Hidrografi Oşinografi Dairesi Başkanlığı binasında, komutan odasının girişinde koruma altına alınmış bulunan bu aletler, yakın denizcilik tarihimizin belki de en kıymetli madalyalarıdır. 2/7
Ahmet Rasim savaş yıllarında bir yandan görevini sürdürür, bir yandan inanılmaz bir hızla çeviriler yapar, kitaplar yazmaya başlar. 1915 te Irak ta Dicle ve Fırat havzalarında yirmi beş yerin coğrafi konumlarını saptar; hidrografi ile ilgili ilk eseri, Osmanlı ve Hükümat-ı Ecnebiye Bahriyesinde Mesahacılık ı bu dönemde yayımlar. Berlin Üniversitesi Deniz Bilimcilerinden, Dr. Alfred Mertes ile birlikte İstanbul Boğazı nın akıntılarının belirlenmesi işinde çalışır, daha sonra konuyla ilgili ayrıntılı bir eser kaleme alır. 1921 de binbaşı olan Ahmet Rasim, Berk-i Satvet, Aydınreis ve Sakız gemilerinde komutanlık yapar. Cumhuriyet ten sonra Milli Mücadele ye yaptığı katkılardan dolayı, kırmızı şeritli İstiklal Madalyası na layık görülür. 1925 te Erkân-ı Harbiye-i Bahriye Harekât Dairesi Başkanlığı na getirilir. Bu dönemde ilk kıyı kılavuzlarını kaleme almaya başlar. Aynı yıl yarbay olur. 1928 yılı, Bahriye Vekâleti nin ömrünü erken tamamladığı bir yıldır. Bahriye Harita Şubesi, Hidrografi Şubesi adıyla Harita Umum Müdürlüğü ne bağlanır ve Ahmet Rasim bu şubenin müdürü olarak atanır. 1931 de albaylığa yükseldikten sonra, 1937 de emekli olana kadar aynı yerde çalışır. Benzersiz kıyı kılavuzları Ahmet Rasim in Hidrografi Şubesi müdürü olarak geçirdiği dönem, deniz haritacılığımızın en parlak döne 3/7
Bu çalışmalar arasında, Türkiye nin çevresindeki denizlerin ölçümünün yapıldığı Marmara Denizi Kılavuz Kılavuzların birincisi olan Karadeniz Sevahili nde rüzgârları, sisleri, gelgitleri ve akıntıları anlatır. Hopa da Bu bilgilerin arasına koyduğu ilginç tavsiyeler ise, Ahmet Rasim in hem konuya hakimiyetini hem espri duygusunu hem de bizzat yaşadıklarını ifade etmekteki ustalığını ortaya koyar: Borda fenerlerinize yanıyor diye itimat etmeyiniz. Zaman olur ki, bıraktığınız nöbetçi bir surette yanmakta olduğunuzu rapor etmekle beraber, önüne bazen soğusun diye bir testi veyahut bozulmasın diye bir aşçının eti asılabilir ve bunlar fenerlerin ışığını örter. Dizinin ikinci cildi olan Akdeniz Kılavuzu ve üçüncü cildi olan Adalar Denizi Kılavuzu nda da kıyı ve seyir bilgilerinin dışında, zengin denizcilik tarihimizden yorumlar bulunur. Kılavuzların en kıymetli özelliklerinden biri de, Ahmet Rasim in kıyıların denizden görünüşlerini çizmiş olmasıdır. Kıyı coğrafyalarını, zaman zaman yerleşimleriyle beraber gösteren bu çizimler; sadece denizcilikle değil, sosyal tarih, mimari tarihi, doğal dokunun değişimi, doğa tarihiyle ilgilenen ve kıyılarımızla ilgili her türlü dönem çalışması yapan, yapacak olan araştırmacılar ve tarihçiler için hazine değerindedir. Ahmet Rasim in kıyı kılavuzlarının sonuncusu olan Marmara Denizi Kılavuzu ise, yine detaylı kıyı bilgilerinin yanı sıra; bulutların şekilleri ve kanıtları, ay ve yıldızlardan hava tahmini, sis, deniz haritalarındaki kısaltmalar, şamandıralar ve leş konumları hakkında da bilgiler içeririr. Ahmet Rasim bu kılavuzların hemen hepsinde, İngiliz Admiralty haritalarındaki yer isimlerinin yanlış yazılmış olmasından yakınır. O kadar ki en sonunda dayanamaz ve Karadeniz-Hopa dan, Akdeniz-Payas a kadar, bu haritalardaki 996 yanlışlığı Denizcilere Faydalı Bilgiler başlıklı 4/7
kitabında tek tek düzeltir. Barkınay: Parlayan ay Ahmet Rasim hayatı boyunca 69 çeviri, telif eser veya makaleye imza atmıştır. Onun adını taşımamakla beraber, hiç şüphesiz onun temel katkısı ile Hidrografi Şubesi subayları tarafından topluca yazılmış olan Türkiye Hidrografi Şubesi Tarihçileri, Türk deniz haritacılığının tarihi 5/7
konusunda yazılmış olan en önemli kaynak kabul edilmektedir. Verdiği eserlerden bazıları hâlâ aşılabilmiş değildir ve geçerliliğini korumaktadır. Çalışmaları, ülkemiz kıyı coğrafyasının bilimsel anlamda ilk defa ortaya konmasını sağlamış, Türk deniz haritacılığına yeni bir boyut kazandırmıştır. Emekliliğinden sonra, 1941 de bir dönem Genelkurmay Başkanlığı emrinde, 1947 de ise İzmit Ana Üssü nde harita revizyoneri olarak çalışan Ahmet Rasim Bey, 1950 de Bursa da öldü. Kendisi tüm bu benzersiz çalışmalarına ve Türk Denizciliğine yaptığı katkılara rağmen, kenarda bırakılmış bir insan olarak bu dünyadan ayrıldı ve sonrasında pek hatırlanmadı. Soyadı yasasıyla birlikte, kendisi ve ailesi için parlayan ay anlamındaki Barkınay soyadını almıştı. Ahmet Rasim Bey sadece denizcilerin değil, tutkularının peşinde seyreden tüm hayat yolcularının yolunu aydınlatıyor. *Bu konuya katkılarından dolayı Ahmet Rasim Barkınay ın torunları Deniz ve Leyla Özserezli ye, SHOD Başkanı Tuğamiral Mustafa İpteş e Albay Rasim Ünlü ye ve hem bu başlığı ilk defa kullanan hem de Barkınay la ilgili ilk araştırmaları gerçekleştiren, yazılarından fazlasıyla yararlandığımız Prof. Dr. Mustafa Pultar a teşekkür ederiz. Seyir, Hidrografi ve Oşinografi 100 yaşında Osmanlı bahriyesinde hidrografi çalışmalarının başladığı 15. yüzyıl, aynı zamanda Piri Reis in 1531 de Akdeniz Seyir rotalarını gösteren Kitab-ı Bahriye adlı eserini derlediği dönemdir. Osmanlı bahriyesi, 19. yüzyıl başlarına dek duraklama dönemine girer. Modern sayılan ve Karadeniz in bir kısmını kapsayan ilk Türk deniz haritası, 1840 ta Mekteb-i Bahriye Matbaası nda basılır. İlk resmi hidrografi organizasyonu 1909 da Deniz Mesahaları ve Seyir Bürosu adıyla kurulur ve Bahriye Nezareti ne bağlanır. 1950 de ise Deniz Kuvvetleri 6/7
Komutanlığı na bağlı Seyir ve Hidrografi Dairesi oluşturulur ve Kasımpaşa ya nakledilir. 1956 da Çubuklu daki yerine taşınan daire, Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı adını 1972 de alır. Deniz Mesahaları ve Seyir Bürosu adıyla kurulduğu 1909 dan bugüne yüz yılı geride bırakan Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi, 100. yaşını 11-15 Mayıs ta bir sempozyumla kutladı. Sempozyum konuşmacıları arasında İlber Ortaylı, Günsel Renda, Celal Şengör, Rasim Ünlü gibi Türk Deniz tarihi konusunda yetkin akademisyen ve uzmanlar bulundu. 100. yıl dolayısıyla açılan sergide, Ahmet Rasim Barkınay a ait mesleki ve şahsi ürün ve eşyalar da sergilenecek. www.shodb.gov.tr 7/7