Sosyal hukukun tarihçesi SOSYAL güvenlik hukukun TARİHSEL GELİŞİMİ Sosyal devlet günümüz çağdaş devlet anlayışına uygun olarak sosyal adaleti,sosyal refahı,sosyal güvenliği sağlamayı amaç edinen devlettir. Sosyal devletin amaçları Ulusal geliri artırmak. Ulusal gelirin adaletli dağılımını sağlamak. Özgürlüklerin gerçekleşmesi için maddi olanak ve fırsat eşitliğini sağlamak Sosyal hukukun oluşumunu hazırlayan şartlar ve ilk sistemler gelişmiş ülkelerde ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, öncelikle bu ülkelerdeki tarihsel gelişim üzerinde durulacaktır. Konuya bütünlük kazandırmak amacıyla da ikinci olarak, Türk sosyal hukuku sisteminin gelişimi,emeklilik,sağlık sigortası,malullük, etkin elemanlarıdır.
Sosyal devletin hukuki yöntemleri Vergi adaleti. Kamulaştırma ve devletleştirme. Planlama. Sosyal haklar ve herkese insan haysiyetine yakışır asgari bir hayat düzeyi sağlamaya yönelik tedbirler almaktır. Büyük Millet Meclisi Hükümeti (Kurtuluş Savaşı) Dönemi Cumhuriyetin ilanından önceki Büyük Millet Meclisi Hükümeti döneminde (1921-1923), daha Kurtuluş Savaşı devam ederken kalabalık bir işçi kitlesinin çok ağır çalışma koşulları içinde bulunduğu Zonguldak ve Ereğli Kömür bölgesinde uygulanmak üzere iki kanun çıkarılmıştır. Esasen, Ülkemizdeki sosyal güvenliğin hukuku temelini bu iki kanunla getirilen düzenlemeler oluşturmaktadır.
Cumhuriyet Dönemi - İş Kanunundan Önceki Dönem Cumhuriyetin ilanından 3008 sayılı İş Kanununun çıkarıldığı 1936 yılına kadar, sosyal güvenlikle ilgili kapsamlı bir düzenleme yapılmamıştır. Bu devrede çıkarılan kimi yasalar ancak dolaylı ve sınırlı olarak sosyal güvenlikle ilgili hükümler içermiştir. 3008 sayılı İş Kanunu ile ilk kez Türkiye de sosyal sigortaların kuruluşu ve sosyal sigortalara ilişkin temel ilkeler öngörülmüştür. Ancak, Cumhuriyetin ilanından 1945 yılına gelinceye kadar bir sosyal güvenlik sistemi oluşturulamamıştır.
1945 den Sonraki Dönem İkinci Dünya Savaşının sona ermesiyle birlikte, birçok ülkede olduğu gibi Türkiye de de yeni ve yoğun bir sosyal ve ekonomik atılım yaşanmıştır. Zira, savaş, diğer ülkeler gibi Ülkemizin de ekonomisini sarsmış, savaş süresince büyük kitlelerin yaşam düzeylerinde gerilemeler olmuştur. Bu nedenle, yepyeni bir sosyal güvenlik hukuku sisteminin oluşturulması zorunlu hale gelmiştir. Ayrıca, Dünyadaki savaş sonrası sosyal politika, Ülkemize de yansımış; iş kazaları, meslek hastalıkları ve analık sigortaları kurulurken, Çalışma Bakanlığının kuruluş kanunu ve görevleri arasında sosyal güvenliğe de yer verilmiştir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik kavramı mevzuatımıza ilk kez bu kanunla girmiştir.
GÜNÜMÜZDEKİ SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ Ülkemizde, sosyal güvenlik sisteminin; kapsamı gittikçe genişlemekte, sosyal sigortalar (Primli Sistem), sosyal yardımlar ve sosyal hizmetler (Primsiz Sistem) olarak 3 yönteme dayanmakta, norm ve standart birliğinin sağlanmasına çalışılmakta ve finansmanı üçlü katkıya (işveren-işçi-devlet) dayanmaktadır. Günümüzdeki sosyal güvenlik sistemini genel olarak 2006 yılı öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırmakta yarar görülmektedir. Zira, 2006 yılından itibaren daha önce başlatılan sosyal güvenlik reformu çalışmaları yasal zemine indirgenmiştir
Sosyal yardımlar Bu çerçevede; - 65 yaşını doldurmuş, kendisine kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan, sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne ad altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanmayan, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan, mahkeme kararıyla veya doğrudan doğruya kanunla bağlanmış herhangi bir devamlı gelire sahip bulunmayan ve muhtaçlığını kanıtlayan Türk Vatandaşlarına hayatta bulundukları sürece aylık bağlanması, - Geliri olmayan vatandaşların sağlık yardımlarının Devlet tarafından karşılanması, - Vatansızlar ve sığınmacılara Devlet tarafından sağlık yardımı yapılması, - İstiklal madalyası verilmiş bulunanlara şeref aylığı bağlanması, - Vatani hizmetlerde bulunmuş olanlara aylık bağlanması, - Bakıma muhtaç çocukların korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlandırılması, - Harp malûllüğü aylığı alanlar ile terörle mücadele eden kişilere aylık bağlanması, - Köy Kanununa göre görevlendirilen kişilere aylık bağlanması, - Ülkemizi Dünya ve Avrupa şampiyonalarında temsil edip dereceye giren sporculara aylık bağlanması, yardımları yapılmaktadır.
SONUÇ Yazımızda belirtilen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere gerek dünyada ve gerekse de ülkemizde sosyal güvenlik daima değişim ve gelişme içerisinde olmuştur. Aslında işin özünde bu değişim ve gelişmenin hiçbir zaman sonlanmayacak olması yer almaktadır. Zira, her türlü diğer değişim ve gelişim insanı etkileyeceğinden, bu da sosyal güvenliğin de aynı doğrultuda değişim ve gelişimini zorunlu kılacaktır. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, değişim ve gelişim, yani yeni imkanlar sunma ve kapsamı genişletme gayreti içerisinde olunurken, sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal açıdan sürdürülebilir olmasına azami özenin gösterilmesi gerekmektedir