On5yirmi5.com "İstanbul'un 100 sanayi kuruluşu" yayında! Osmanlı nın ilk bomba fabrikasından Beykoz işi Çeşm-i Bülbüllere İstanbul un 100 sanayi kuruluşu yayında! Yayın Tarihi : 15 Mayıs 2012 Salı (oluşturma : 1/2/2017) İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., Osmanlı İmparatorluğu nun son dönemi ile Cumhuriyet in ilk yıllarını kapsayan zaman diliminde, İstanbul un ekonomik ve ticari gelişimine damgasını vuran farklı sektörlerden 100 kuruluşu, İstanbul un Yüzleri Projesi kapsamında yayımlanan İstanbul un 100 Sanayi Kuruluşu isimli kitapta bir araya getirdi. Kitapta, günümüzün büyük markalarının kuruluş hikayelerinin yanı sıra dönemin şartları gereği kurulması gereken ya da ismine sadece sahaflardaki eski bir dergide rastlanabilecek tesisler hakkında bilgiler yer alıyor. Kitaba konu olan 100 tesis seçilirken söz konusu tesislerin modern anlamda üretim yapıyor olması en önemli kriter olarak belirlenmiş. İmalathane ya da hizmet tesisi olanlar içinse faaliyet gösterdiği alanda dikkate değer başarılar elde etmiş olması önemli bir çıkış noktası olmuş. Hakkında çok az bilgi sahibi olduğumuz bir dönemi ve alanı ele alan İstanbul un 100 Sanayi Kuruluşu, İstanbul un ekonomik potansiyeline ve geçmişine ışık tutarken; o dönemde yapılan üretimin bilindiğinin aksine kurak ve yetersiz olmadığının da kanıtı niteliğinde. Osmanlı nın sanayi politikası ve üretim sistemi konusunda önemli bilgiler içeren eser, 176 sayfada 100 ayrı sanayi kuruluşunu ve bu kuruluşların tarihsel serüvenini anlatıyor. İşte Osmanlı nın ilk bomba fabrikasından Beykoz işi Çeşm-i Bülbüllere İstanbul un 100 Sanayi Kuruluşu ndan birkaç örnek: Ali Muhittin Hacı Bekir (1777) Sarayın Şekercibaşı ndan Türk kültürünün simgesi şekerler: 1777 yılında Kastamonu dan İstanbul a göçen Hacı Muhittin Bekir oturduğu semt olan Bahçekapı da bir şekerlemeci dükkânı açar. Aynı yıllarda hacca giden Muhittin Bekir, Hacı Bekir olarak anılmaya başlar. Dükkânın arkasında kurduğu ocakla şeker, lokum gibi ürünler imal eden Hacı Bekir, bu şekerlere gül, tarçın gibi tatlar ekleyerek farklı özelliklerde ürünler meydana getirir. Yine dükkânında ürettiği badem ezmesi de çok kısa sürede benimsenir. Ünü saraya kadar ulaşan ve ürünleri saray ahalisi tarafından da çok beğenilen Hacı Bekir, sarayın şekercibaşısı olarak atanır. Hacı Bekir in ürünleri o dönem adeta imparatorluğu temsil eden gıda ürünleri olarak görülür. Uluslararası arenada Osmanlı gıda sanayiinin gururu olan Ali Muhittin Hacı Bekir markası 1873
uluslararası Viyana Fuarı nda ve 1888 yılında Köln Fuarı nda gümüş madalya; 1897 Brüksel Fuarı nda ise altın madalya kazanır. Artık bir dünya markası olan Hacı Bekir Japonya, Mısır, Güney Afrika, İngiltere gibi ülkelere satış yapar, temsilcilikler açar. Hacı Bekir gösterdiği yoğun faaliyetlerle ihracat da yapar ve Amerika, Japonya, Mısır, Güney Afrika, İngiltere gibi ülkelerdeki firmalara satış yapacak konuma gelir. Yurtdışında çeşitli ülkelerde temsilcilikler açarak Türk şekerlemeciliğini bu ülkelerde temsil eder. Ali Muhittin Hacı Bekir günümüzde lokum, helva, reçel, çeşitli ezmeler, bisküviler, kek çeşitleri ve demirhindi gibi şerbet çeşitleriyle ilk açıldığı mağazaya ek olarak İstanbul daki 3 mağazasıyla hizmet vermeye devam etmektedir. Çubuklu Cam Fabrikası (1845) Beykoz işi çeşm-i bülbüllerde padişah notu: Venedik in cam işçiliği ve sanayinde tüm dünyada hüküm sürdüğü dönemde Sultan Abdülmecid in talimatıyla İstanbul un Cam Bölgesi olarak anılan Beykoz da Cam Sanayi Bölgesi kurulmaya karar verilir. Böylelikle 1844 yılında Beykoz Cam Fabrikası kurulur. Hemen ardından 1845 yılında, yine aynı bölgedeki İncirli köyünde Hüdavendigâr Müşiri tarafından Çubuklu Cam Fabrikası kurulur. Müşiri bir yıl sonra fabrikayı padişaha satmak ister. Böylelikle Çubuklu Cam Fabrikası 1846 yılında devlet yönetimine geçer. Bu fabrikada üretilen çeşm-i bülbüllerin padişah tarafından içlerine birer not eklenerek saray evkafına dağıtıldığı bilinmektedir. Camları mücevherler süslerdi: Çubuklu Cam Fabrikası nda üretilen vazolar, kristal ibrik ve leğenler, fincanlar, gülabdanlar, kandiller, laledanlıklar, şamdanlar, şekerlemelikler, sürahiler, mataralar, tuzluklar, hokkalar dönemin en gözde ürünlerinden kabul edilir. Cam işleri daha sonra mine ve mücevherlerle süslenerek daha gösterişli bir hale getirilir. Sır Beykoz un taşında: Tesiste üretilen camların bir özelliği de ışığa tutulduğunda kırmızı görünmesidir. Bu kırmızı renk birçok Beykoz işi camda kendini gösterirken, cama bu özelliği veren kullanılan kum ya da çakılın niteliğidir. Tesisatlı aydınlatmanın öncüsü Dolmabahçe Gazhanesi (1853) Doğalgaz değil havagazı: Dolmabahçe Sarayı nın yapımı esnasında ısıtma ve aydınlatma bir sorununu çözmek için, sarayın inşaatıyla beraber, saray ahırlarının olduğu bölgede gazhane inşasına başlanır. Yapımı 1853 yılında sarayla birlikte tamamlanan gazhane 1856 yılında kullanıma açılır. Böylece, Osmanlı topraklarında ilk kez kömürden gaz üretilmiş oldu. İlk İstiklal Caddesi aydınlandı: İstanbul şehremini (belediye başkanı) padişaha bir dilekçe yazarak gazdan şehrin de faydalanması talep eder. Sultan Abdülmecid in de onayıyla İstanbul un sokakları
havagazıyla aydınlatılmaya başlar. Havagazı uygulaması 1856 da ilk kez Beyoğlu nda bulunan Cadde-i Kebir in (İstiklal Caddesi) aydınlatılmasında kullanılır. Varlıklı Pera sakinleri sokakların aydınlatılmasından sonra evlerine de gaz ister. İzin alabilen bazı Beyoğlu sakinleri evlerine havagazı çektirir. Tiyatrolar ve dini mekânlar da bundan faydalanır. Ardından Pangaltı ve Beşiktaş ta aydınlatılır. Kuruluşundan itibaren Hazine-i Hassa tarafından işletilen gazhanenin bakımı hazineye ağır gelmeye başlayınca verilen hizmet verimsizleşir; gazhane 1874 te belediyeye devredilir. 1914 te tesis özelleşir, işletim hakkını 50 yıllığına bir Fransız alır. Adı Beyoğlu-Yeniköy Türk Anonim Şirketi olur. Yerinde stad var: Cumhuriyet döneminde şirketin sözleşmesi aynen yürürlükte kalır. 1955 yılında İnönü Stadyumu nun genişletilmesi düşüncesiyle gazhanenin sökümüne karar verilir ve gazhane parça parça sökülerek, yapımına bugünkü İETT garajının bulunduğu bölgede başlanan Poligon Gazhanesi ne taşınır. 1960 yılında Dolmabahçe den tamamen kaldırılan gazhane son 9 yılında İETT ye bağlanır olarak Poligon Gazhanesi de 1993 yılında üretimini durdurur. Dersaadet Tramvay Anonim Şirketi (1869) Dersaadet Tramvay Anonim Şirketi 19. yüzyıl İstanbul unda şehrin yolcu trafiğini ferahlatmak için kurulmuş bir şirkettir. Batı ülke başkentlerinde tramvay kullanılmasına paralel bir şekilde, imtiyazı Rum işadamı Karanapas a verilerek 30 Ağustos 1869 da kuruldu. İmtiyaz süresi 40 yıl olan şirket, İstanbul da muayyen mevkilerde demiryolu üzerinde atlı arabalarla yolcu taşıyacaktır. İlk tramvay güzergâhları:şirket ilk olarak Azapkapı-Ortaköy, Eminönü-Aksaray, Aksaray-Yedikule, Aksaray-Topkapı arasında 4 hat açmaya karar verir. Güzergâh boyunca arnavutkaldırımları sökülür, düz kesme taşlar döşenir ve demiryolu da bu taşların üzerine monte edilir. Bir tramvaya koşulmuş atların rayların üzerinde çıkardığı düzenli sesler ilk kez 1872 yılının sonbaharında duyulur. Duraksız tramvaylar:tramvaylar hem ucuz hem de hızlı seyahat etme imkanı sağladığı için kısa zamanda İstanbulluların gözdesi olur. Ancak daha yeni bir işletme olduğu için sistem henüz oturmamıştır. Örneğin duraklar yoktur ve yolcular istedikleri yerde inip bindikleri için bu tramvayın hızını azaltmaktadır. Böylece duraklar konulmasına karar verilir. Vardaa Vardaa : İkinci bir sorun da tramvayın güvenlik sorunudur. Bu sebeple tramvay için bir korna sistemi hazırlanır. Buna göre vardacı olarak anılan kişi elinde borazanla tramvayın geçeceği kritik güzergâhlarda Vardaa, vardaa diye bağıracaktır. Tramvayın atları Balkan Savaşı nda: Atlı tramvaylar seneler boyunca farklı güzergâhlarda İstanbul halkına hizmet vermeye devam eder. 1912 Balkan Savaşı nda ordunun ihtiyacı gerekçe gösterilerek, Dersaadet Tramvay Şirketi nin bütün atları devlet tarafından satın alınır. 1914 yılından itibaren tramvayların elektrikle işletilmesine karar verilir. İlk elektrikli tramvay 1914 kışında Galata Köprüsü nden geçer.
320 tramvay 4 otobüs aynı anda çalıştı, dünya literatürüne geçti: I. Dünya Savaşı ndan sonra adı İstanbul Tramvay Şirketi olarak değişir. 1933 yılında Cumhuriyet in 10. yılı sebebiyle 320 tramvay ve 4 otobüsünü aynı anda çalıştırarak yüzde yüz çalışma kapasitesiyle dünya literatürüne geçer. 1939 işletmeciliği İETT ye devredilir. İstanbul da yaygınlaşan yoğun imar hareketleri tramvay güzergâhlarını da etkiler. Avrupa yakasındaki güzergâhlar,1961 yılında tamamen yok olur. Elveda Sevgili Yolcularım : 12 Ağustos 1961 de İstanbul yakası tramvayları üzerlerinde Elveda Sevgili Yolcularım yazılı pankartlarıyla ve çiçeklerle bezenmiş şekilde son yolculuklarını yapar. Anadolu yakasındaki tramvaylar da 1966 yılında hizmetten kaldırılır. İstanbul artık tramvaysızdır. 2000 li yıllara gelindiğinde İstanbul un trafik sorununu rahatlatmak adına, İstanbul Ulaşım A.Ş. 1992 de tramvayın ilk etabını açar. Yıllarca İstanbul halkına hizmet veren nostaljik tramvaylar yenilenerek Kadıköy-Moda ve Taksim-Tünel arası hizmet vermeye başlar. Orosdi Back Mağaza ve İmalathanesi (1885) Osmanlı nın AVM si: Osmanlı nın alışveriş merkezleri olan bedestenler 19. yüzyıldan sonra yerini çok katlı mağazalara bırakır. Bunun en iyi örneği Macar asıllı bir subay ve Macar kökenli Back ailesi tarafından 1885 yılında kurulan Orosdi Back Mağazası dır. Batı tarzı tüketim alışkanlığını İstanbul topraklarına getiren bu şirketin ilk şubesi Eminönü nde açılır. Hem satış hem de imalat bu beş katlı binanın içinde gerçekleşir. Mağazada şemsiye imalathanesi, iplik ve dantel bölümü, tütün atölyesi, manifatura bölümü, mendil ve eldiven bölümü, fanila bölümü, battaniye, havlu, triko bölümü gibi şubeler faaliyet gösterir. Orosdi Back in ilk mağazası olan Eminönü Bahçekapı daki bina günümüzde Sümerbank Lokantası olarak hizmet vermeye devam etmektedir. Kurukahveci Mehmet Efendi (1871) İstanbul kahve ile Kanuni Sultan Süleyman döneminde tanıştı: İstanbul un kahve ile tanışması Kanuni Sultan Süleyman dönemine rastlar. Asıl memleketi olan Yemen den İstanbul a getirilen kahve, o günden sonra Türk kültürünün ayrılmaz bir parçası haline gelir. Kahve o yıllarda İstanbul da çiğ olarak satılır. Evlere giden kahveler tavalarda kavrulup dibeklerde dövüldükten sonra pişirilecek hale gelir. 130 yıldır aynı yerde: O yıllarda Kurukahveci Hasan Efendi de İstanbul kahveci esnaflarından bir tanesidir. Oğlu Mehmet Efendi dükkânın başına geçince kahvecilikte bir ilki gerçekleştirir. Mehmet Efendi ham olarak satılan kahveyi tavada kavurup, dibekte döverek tam pişirme kıvamında
tüketicilere satmaya başlar. Mehmet Efendi nin dükkânının bulunduğu Tahmis Sokağa girer girmez insanı saran kavrulmuş kahvenin kokusu kahve tiryakilerini kendine çekmeye başlar. İstanbul halkı kısa zamanda Mehmet Efendi nin dükkânını Kurukahveci Mehmet Efendi diye anmaya başlar. Kurukahveci Mehmet Efendi ortaya koyduğu bu farkla tüm İstanbul kahvecilerinden ayrılır, zamanla dünya markası olur. Kurukahveci Mehmet Efendi nin 130 yıl önce Tahmis Sokak taki küçük dükkânda yazmaya başladığı serüvene bugün varisleri tarafından devam ediliyor. Nuri Demirağ Uçak Fabrikası (1936) İlk Türk uçağının üretildiği fabrika: Kurtuluş Savaşı ndan yeni çıkan ve sermaye açısından fakir olan Türkiye ihtiyacı olan uçakları dönemin zenginlerinin bağışlarıyla alır. Nuri Demirağ ın yanına da uçak alımı için bağış istenmek üzere gidilir. Demirağ bu teklif karşısında bağış yapmak yerine fabrika kurmayı ve bundan böyle uçak konusunda dışa bağımlılıktan kurtulmayı önerir. İlk uçak fabrikası Beşiktaş ta kuruldu: Çekoslovakya, Almanya ve İngiltere deki uçak fabrikalarını gezer, birçok teknik öğrenir. Yurda döndüğünde ise somut bir girişim yaparak, anlaştığı Çekoslovak firmayla Beşiktaş ta ilk uçak fabrikasını kurar. Hem savaş hem yolcu uçağı D38: Fabrika ilk siparişini Türk Hava Kurumu ndan alır ve 10 adet eğitim uçağı 65 adet de planör imalatına başlanır. Fabrika bir yandan da Nu. D.38 adlı yeni bir uçağın imaline başlar. Bu uçak çift motorlu bir yolcu uçağı olacak, aynı zamanda savaş zamanında da eksiksiz bir bomba uçağına dönüşebilecektir. 270 km hızla gidebilecek bu uçak 5.500 metre yükseklikten uçabilecektir. Üretilen bu ilk yolcu uçağı Avrupa nın da dikkatini çeker. Yeşilköy de test uçuşları: Nuri Demirağ yaptığı bu girişimlerle yetinmez ve fabrika bünyesinde bir de pilot okulu açar; okul birçok mezun verir. Yeşilköy Havaalanı nın bulunduğu bölge Demirağ tarafından satın alınarak test uçuşları için kullanılır. Şakir Zümre Bomba Fabrikası (1925) Tamamı yerli sermaye ile kuruldu: Fevzi Çakmak ın akrabası, Atatürk ün yakın arkadaşı Şakir Zümre, Türk savunma tarihinde ilklere imza atmış bir sanayicidir. İlk Türk denizatlı bombası: Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında Bulgaristan da bulunan ve buradan Türkiye ye mühimmat gönderimi için bağlantılar kuran Zümre yurda döner dönmez tamamı Haliç kıyılarında yerli sermayeyle bir bomba fabrikası kurar. Fabrikada uçak bombaları, yangın bombaları, eğitim bombaları, işaret ve aydınlatma fişekleri, el bombaları, top kaması ve mayınlar üretir. Ayrıca ilk Türk denizaltı bombası da bu fabrikada üretilir. Avrupa da tercih edilen bombalar: Şakir Zümre Bomba Fabrikası ürünlerinin kalitesi ve çeşitliliğiyle yurtdışında da tercih edilir konuma gelir. II. Dünya Savaşı esnasında ordu için çok geniş çaplı üretim
yapılmaya başlanır. Çalışan işçi sayısı iki bine çıkar. Ancak savaş sonrası ABD nin Türkiye ye mühimmat yardımı yapması yerli üretimi baltalar. Fabrika silah üretimini noktalar. Bu dökümanı orjinal adreste göster "İstanbul'un 100 sanayi kuruluşu" yayında!