Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 5 Sayı: 20 Volume: 5 Issue: 20 Kı 2012 Winter 2012 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 ALMANCADA VE TÜRKÇEDE HAYVAN ADLARIYLA YAPILMI DEYMLERN ANLAM BAKIMINDAN EDEERLL THE SEMANTIC EQUIVALENCE OF THE IDIOMS CONSTRUCTED WITH ANIMAL NAMES IN GERMAN AND TURKISH Faik ÖMÜR Özet Bu çalımada kaynak olarak Almancada Duden (Redewendungen und sprichwörtliche Redensarten - idiomatisches Wörterbuch der deutschen Sprache) ile Ömer Asım Aksoy un Türkçede Atasözleri ve Deyimler Sözlüü I-II kitabında geçen hayvan adları ile yapılmı deyimler temel alındı ve bu kitaplarda geçen deyimler karılatırıldı. Çalıma dört bölümden olumaktadır: Birinci bölümde Almancada hayvan adları ile yapılmı deyimlerde geçen hayvanların listesi (parantez içinde kullanılma sıklıı da gösterilerek) alfabetik sıra ve Türkçe karılıkları ile verildi. kinci bölümde Türkçede hayvan adları ile yapılmı deyimlerde geçen hayvanların alfabetik listesi Almanca karılıkları ile verildi. Üçüncü bölümde ise Almancada ve Türkçede hayvan adları ile yapılmı deyimler tablo eklinde karılatırmalı olarak gösterilmitir. Tabloda: a) Birebir benzeyen (örtüen) her iki dilde de aynı hayvan adıyla yapılmı aynı anlama gelen deyimler. (Tabloda sütun: 6) b) Bir dilde hayvan adıyla yapılmı olup dier dilde farklı hayvan adıyla yapılmı deyimler, anlamca benzeyenler. (Tabloda sütun: 5) c) Bir dilde hayvan adıyla yapılmı ama öteki dilde hayvan adıyla yapılmamı olan deyimler. (Tabloda sütun: 4) d) Her iki dilde de farklı olan, bulunmayan deyimler incelendi. (Tabloda sütun: 3 x iareti ile gösterilenler) Dördüncü bölümde ise sonuç bölümüne yer verildi. Anahtar Kelimeler: Deyim, Hayvan Adları, Edeerlik, Kullanma Sıkılıı, Almanca - Türkçe. Abstract In this article the idioms that are constructed using animal names in German and in Turkish will be compared. The idioms constructed with animal names in the resources Duden (Redewendungen und sprichwörtliche Redensarten - idiomatisches Wörterbuch der deutschen Sprache) and Atasözleri ve Deyimler Sözlüü 2 by Ömer Asım Aksoy in Turkish constituted the basis of this study. The study is composed of four parts. In the first part, the lists of the animals cited in idioms using animal names, (frequency) and their Turkish translations are given. Yrd. Doç. Dr., Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Eitim Fakültesi, Alman Dili Eitimi Anabilim Dalı.
- 82 - In the second part, the lists of the animals cited in idioms using animal names in Turkish (frequency) and their German translations. In the third part, idioms, which are constructed using animal names in German and in Turkish are given in table format comparatively. In the table: a) Parallel, idioms, that are formed with the same animal names and have similar meanings in both languages. (column 6) b) Idioms, which have similar meanings, but are formed using different animal names. (column 5) c) Idioms, which are formed with animal names in one language, but without animal names in the other one. (column 4) d) Idioms, that are completetly different in both languages (no equivalence in the target language). The fourth part covers the conclusion. Key Words: Idiom, animal names, equivalence, frequency, German- Turkish. GR Deyimler günlük hayatımızda sıkça bavurduumuz anlatım biçimlerindendir. Bazen bir durumu anlatmak için birkaç cümleye ihtiyaç vardır. Bazen de bir durumu bir deyimle öyle güzel anlatırız ki o deyim birkaç cümleden daha etkili olur. Deyimler bir dilin anlatım zenginliidir. Hayvan adlarıyla yapılmı deyimler de bu anlatımı zenginletirmektedir. Bu nedenle bu çalımanın birkaç bakımdan ilevi vardır. Her eyden önce bu alanda yapılmı bir sözlük çalıması bulunmamaktadır. Bu çalıma bu yönüyle önemli bir boluu dolduracaı düünülmektedir. Ayrıca; sözcük bilgisi, yabancı dil öretiminde aktarımların karılatırılması ve ilevsel olarak kullanılması, kültürler arası etkileim ve iletiim açısından da faydalı olacaı düünülmektedir. Çalımada yöntem olarak Almancada ve Türkçede hayvan adlarıyla yapılmı deyimlerin karılatırılması yapılmıtır. Tablolar sütunlar halinde verilmi olup 1. sütunda, deyimlerin sayısı belirtilmi, 2. sütunda Almanca deyimlerin Almanca açıklamaları, 3. sütunda Almanca deyimlerin Türkçe açıklamaları, 4. sütunda karılıı deyim olmayanların listesi ve Türkçe karılıı deyim olmayanların anlam olarak çevirisi, 5. sütunda Türkçe karılıı hayvan adıyla yapılmamı deyimlerin listesi, Türkçede bir deyim olarak bulunan ancak hayvan adıyla yapılmamı deyimler, 6. sütunda Türkçe karılıı farklı hayvan adıyla yapılmı deyimlerin listesi, Türkçede deyim olarak bulunan ancak farklı bir hayvan adıyla kullanılan deyimlerin listesi, 7. sütunda Türkçe karılıı birebir aynı hayvan adıyla ve aynı anlamda yapılmı deyimlerin listesi verilmitir. Bunlar anlam açısından nitel ve nicel olarak birbirleriyle karılatırılmıtır. Çalıma, dört bölümden olumaktadır. Birinci bölümde Türkçede ve Almancada kullanılan deyimlerin özelliklerine yer verilmitir. kinci bölümde Almancada ve Türkçede deyimlerde geçen hayvan adları tespit edilmitir. Üçüncü bölümde deyimlerin anlam açısından edeerlilikleri karılatırılmıtır. Dördüncü bölümde ise ortaya çıkan edeerlilikler anlam yönünden tartıılmıtır. Son bölümde sonuç ve önerilere yer verilmitir TÜRKÇEDE VE ALMANCADA DEYMLERN BELL BALI ÖZELLKLER Deyim; gerçek anlamından farklı bir anlam taıyan ve çekici bir anlatım özelliine sahip olan kelime öbei: Abayı yakmak, aaıdan almak, barına ta basmak, buluttan nem kapmak, çileden çıkmak, dalga geçmek, el ele vermek, karı gelmek, mercimei fırına vermek, nalları dikmek, saman altından su yürütmek, üç buçuk atmak, yasak savmak, yüzgöz olmak, zılgıt vermek vb. (Korkmaz; 1992: 43).
- 83 - Bir baka tanımla ile deyim; çokluk gerçek anlamı dıında kullanılarak ifadeyi zenginletiren, iki veya daha fazla kelimeden meydana gelen kalıplamı söz dizisidir. (Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi; 1992: 8) Almancada Redensart veya Redewendung olarak kullanılan deyim öyle tanımlanmaktadır: Auch: sprichwörtliche Redensarten bzw. feste Wortverbindung oder Redewendung, die als phraseologische Einheit zum Wortbestand einer Sprache gehört und durch ihren Bildgehalt einen anderen Sachverhalt symbolisch ausdrückt, z.b. jemandem Sand in die Augen streuen, sich den Mund verbrennen, jemandem einen Bären aufbinden, wissen, wo Barthel den Most holt (Lewandowski; 1985: 823-824). Ömer asım Aksoy deyimi öyle tanımlamıtır: Bir kavramı, bir durumu, ya çekici bir anlatımla ya da özel bir yapı içinde belirten ve çounun gerçek anlamlarında ayrı bir anlamı bulunan kalıplamı sözcük topluluu ya da tümce (1988: 52). Deyimleri hem biçim hem kavram özellikleri bakımından incelemek mümkündür. Biçim özelliklerinden kimisi atasözleriyle ortaktır. Kavram özelliklerinde böyle bir ortaklık yoktur. Deyim, bir kavramı belirtmek için bulunmu özel bir anlatım kalıbıdır; genel kural niteliinde bir söz deildir. Deyimi atasözlerinden ayıran en önemli özellik budur (Aksoy; 1988: 38-40). Deyimlerin belli balı özellikleri öyle sıralanabilir: a) Tıpkı atasözleri gibi kısa ve özlü ifadeler taırlar. b) Atasözlerinde olduu gibi deyimlerde de bir kalıplama meydana gelmitir. Bu bakımdan kelimelerin yeri deitirilemez, bir kelime çıkarılarak yerine aynı anlama gelen baka bir kelime konulamaz. c) En az iki kelime ile kurulurlar. d) Çokluk mastar halinde olduklarından fiil çekimine girerler. e) Bir duyguyu, bir düünceyi, bir kavramı ho ve çekici ifade etmek için kullanılırlar. Genel kural nitelii taımazlar, bu bakımdan atasözlerinden ayrılırlar. f) Deyimlerin karılıkları, çokluk onları meydana getiren kelimelerin gerçek anlamları dıındadır. g) Kelime grubu eklinde olan deyimler cümlede isim, sıfat, zarf görevi yaparlar. h) Deyimler bazı istisnaları dıında mecazlıdır. i) Bazı benzetmeli deyiler, deyim olmadıkları halde, deyim gibi kullanılırlar. Örnein; Tavan pislii gibi (adam), kabak çiçei gibi (açılmak), arı kovanı gibi (ilemek). j) Bazı aratırmacılar dilimizde sık kullanılan ikilemeleri de deyim saymaktadırlar. Örnein; Eski püskü, kap kacak, delik deik. k) Deyimler birleik kelimelerle de karıtırılmaktadır. Birleik kelimeler bitiik yazılır, aralarında çekim ve yapım eki giremeyecek kadar kaynamı oldukları unutulmamalıdır. Deyimleri oluturan kelimeler ise isim ve fiil çekimlerine girerek ek alabilirler: Günkurusu, devedikeni vb. l) Deyimle terimi ayırt etmek gerekir. Deyimler genel dilin malı olan sözdür. Terim ise, bilim, sanat, meslek vb. gibi bir özel sahanın çerçevesinde kullanılan, bu sahanın sınırladıı bir sözdür. m) Deyim ve argo arasında yakın bir iliki vardır. Aslında argo bir meslek zümresi arasında kullanılan, özel manaları olan söz diye tarif edilmektedir. n) Dier kalıplamı sözlerden dualar ve bedduaların bazıları atasözü ve deyim özellii gösterebilirler. Örn. Gözünü toprak doyursun, Allah birini bin etsin. (Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi; 1992: 8-11 ) Her iki sözlükte deyimlerde geçen hayvan isimleri, Almanca-Türkçe ve Türkçe- Almanca olarak aaıdaki gibi alfabetik olarak sıralanmıtır.
- 84 - ALMANCADA VE TÜRKÇEDE DEYMLERDE GEÇEN HAYVAN ADLARI Aal Affe Bär Biene Bock Eichhörnchen Elefant Elster Ente Esel Eule Fisch Fliege Floh Frosch Fuchs Gans Gaul Geier Hahn Hammel Hase Hecht Henne Huhn Hund Igel Kalb Katze Krähe Krebs Kuckuck Kuh Küken Lamm Larve Laus Löwe Luchs Maus Meise Mops Motte Mücke Nachtigall Ochs Pfau Pferd Piepmatz Pudel Rabe Ratte Raupe Roß Sardine Sau Schaf Schlange Schnecke Schwalbe Schwan Schwein Schweinehund Spatz Spinne Stier Storch Taube Tier Uhl Vogel Wolf Wurm yılanbalıı maymun ayı arı teke sincap fil saksaan ördek eek bayku balık sinek bit kurbaa tilki kaz beygir akbaba horoz koyun tavan turnabalıı tavuk tavuk köpek kirpi dana, buzaı kedi karga yengeç guguk inek civciv kuzu kurtçuk bit aslan vaak fare iskete kuu basık burunlu köpek cinsi güve sivrisinek bülbül öküz tavuskuu at küçük ku gık dememek kani köpei karga sıçan tırtıl at beygir sardalye dii domuz koyun yılan salyangoz kırlangıç kuu domuz köpolu köpek serçe örümcek boa leylek güvercin hayvan bayku ku kurt kurt, solucan Arı Aslan At Ayı Balık Bit Bülbül Buzaı Çaylak Dana Deve Devekuu Dolap beygiri Domuz Eek Eek arısı Fare Geyik Horoz It Karabatak Karga Karınca Kartal Katır Kaz Keçi Kedi Keklik Kene Kısrak Koç Köpek Koyun Kurbaa Kurt Ku Kuzu Leylek Maymun Öküz Pire Saksaan Sıçan Sinek Tavan Tavuk Tazı Tilki Turna Biene Löwe Pferd Bär Fisch Laus Nachtigall Kalb Gabelweihe Kalb Kamel Strauss Ross Schwein Esel Wespe Maus Hirsch Hahn Hund Kormoran Rabe Ameise Adler Maultier Gans Ziege Katze Rebhuhn Zecke Stute Widder Hund Schaf Frosch Wolf Vogel Lamm Storch Affe Ochs Stier Floh Elster Ratte Fliege Hase Huhn Windhund Fuchs Kranich/ Hecht(balık)
- 85 - ALMANCA VE TÜRKÇEDE HAYVAN ADLARIYLA YAPILMI OLAN DEYMLERN KARILATIRILMASI Almancada ve Türkçede hayvan adlarıyla yapılmı deyimler tablo halinde karılatırılmıtır. Tablo yedi sütundan olumaktadır. Sütun 1. Sıra no: Deyimlerin sayısı belirtiliyor. Sütun 2. Almanca deyimler: Almanca deyimler Almanca açıklamalarıyla birlikte verildi. Sütun 3. Almanca deyimlerin Türkçe açıklaması: Deyimler Türkçeye çevrildi. Varsa Türkçe karılıkları da verildi. Sütun 4. Karılıı deyim olmayanların listesi:türkçe karılıı deyim olmayanların anlam olarak çevirisi verildi. Sütun 5. Türkçe karılıı hayvan adıyla yapılmamı deyimlerin listesi: Türkçede bir deyim olarak bulunan ancak hayvan adıyla yapılmamı deyimler verildi. Sütun 6. Türkçe karılıı farklı hayvan adıyla yapılmı deyimlerin listesi: Türkçede deyim olarak bulunan ancak farklı bir hayvan adıyla bulunan deyimlerin listesi verildi. Sütun 7. Türkçe karılıı birebir aynı hayvan ve aynı anlamda yapılmı deyimlerin listesi: Buradaki deyimler tam edeer olan, örtüen deyimlerdir. Sıra Almanca deyim Türkçe açıklaması Türkçe karılıı deyim olmayan 1 Türkçe karılıı hayvan adıyla yapılmamı deyim Türkçe karılıı farklı hayvan adıyla yapılmı deyimler Türkçe karılıı bire-bir aynı hayvan adıyla yapılmı deyimler Aal: sich winden/ krümmen wie ein Aal. Zor bir durumdan maharetle sıyrılmak. Glatt wie ein Aal sein. Pire gibi. Zor bir durumdan maharetle sıyrılmak. 3 2 An jmdm. ablaufen wie das Wasser am Entenflügel/ an der Gans/ am Pudel. Umursamamak. Umursamamak. 4 5 6 Einen Korken abschiessen: (Korken) den Vogel abschiessen (Vogel). Affe: mich laust der Affe! Sich einen Affen kaufen /antrinken. En büyük baarıyı elde etmek/hepsine galip gelmek/ turnayı gözünden vurmak/ pireyi gözünden, çakalı gözünden vurmak. Çok atım/ hayret ettim dorusu/ gözlerine inanamamak. Felekten bir gün çalmak/ sarho olmak/ kafayı çekmek. Gözlerine inanamamak. Kafayı bulmak/ çekmek. Turnayı gözünden vurmak/ pireyi gözünden, çakalı gözünden vurmak. 7 Einen Affen an jmdn. gefressen haben. Birisine tutkun olmak/ aırı derecede balı olmak. 8 Seinem/ dem Affen Zucker geben. Temcid pilavı gibi ısıtıp ısıtıp koymak/ kabak tadı vermekhep aynı eylerden bahsetmek. Temcid pilavı gibi ısıtıp ısıtıp koymak. 9 10 Jmdn. zum Affen halten. (wie) vom wilden Affen gebissen (sein). Birisiyle alay etmek/ birini aldatmak/ birine bir ey yutturmak. Çıldırdın mı acaba? Çıldırmı olmak.
- 86-11 Das ist Geschmack(s)sache, sagte der Affe und biss in die Seife. Zevk meselesi, sana ne? 12 Klappe zu, Affe tot. Harç bitti, yapı paydos. 13 Schwitzen wie ein Affe (schwitzen). Cehennem sıcaı. 14 Wie ein Affe auf dem Schleifstein sitzen. Bileitaı üstüne/ apa oturmak. apa oturmak. 15 16 17 18 Nicht für einen Wald von Affen (Wald). Affenschande eine Affenschande sein. Affenzahn: einen Affenzahn draufhaben. Hiçbir surette/ dünyaları versen de olmaz. Rezillik kepazelik. Çok çabuk olmak/ çevik. Mit einem Affenzahn. Bir solukta. Bir solukta. 19 Amtsschimmel: den Amtsschimmel reiten. Bürokrasi, kırtasiyecilik. Katı kuralcı/ bürokrasiye balı/ harfiyyen yerine getiren. 20 Anstellen: sich anstellen wie der Ochs beim Seiltanzen. Beceriksiz davranmak/ naz yapmak/ ayak sürümek. Ayak sürümek. 21 Athen: Eulen nach Athen tragen. Tereciye tere satmak. Tereciye tere satmak. 22 23 Augen machen wie ein (ab)gestochenes Kalb. Kesilmi dana gibi gözleri lokma lokma fırlamak/ gözleri faltaı gibi açılmak. Augen haben wie ein Luchs. Vaak gibi çok keskin gözler var. Gözleri faltaı gibi açılmak. 24 Aussehen, als hätten einem die Hühner das Brot wegfressen. akın/ çaresiz / Karadeniz de gemilerin mi batmı? Kara kara düünmek. 25 Bär: jmdm. einen Bären aufbinden. Birine yalan yutturmak/ birini kafaya almak/ birine numara yapmak. Birini kafaya almak. 26 27 Bärendienst jmdm. einen Bärendienst erweisen. Bärenführer den Bärenführer spielen/ machen. Birine kârdan çok zararı dokunmak/ bir elle verdiini öbür elle almak. Birini gereksiz yere dolatırmak/ ayı gezdirici. Bir elle verdiini öbür elle almak. 28 Bärenhaut: auf der Bärenhaut liegen. Tembel tembel oturmak / miskin miskin oturmak/ yan gelip yatmak/ pineklemek. Yan gelip yatmak/ pineklemek. 29 Biene: eine Biene machen/ drehen. Sıvımak/ tüymek/ toz olmak. Tüymek/ toz olmak. 30 Bock: jmdn. stößt der Bock natçı/ serke olmak/ inadım inat, adım Kel (Hacı) Murat. nadım inat, adım Kel (Hacı) Murat. 31 32 Bockshorn: sich nicht ins Bockshorn jagen lassen. Kuru gürültüye pabuç bırakmamak. Butter an/ bei die Fische! Ii tam, doru yap! Kuru gürültüye pabuç bırakmamak. 33 Dastehen wie der Ochs am /vorm Berg/ wie die Kuh vorm neuen Tor / wie die Kuh, wenn s donnert. Ne yapacaını bilemez halde akın akın bakınmak/ öküzün trene baktıı gibi bakmak. Öküzün trene baktıı gibi bakmak. 34 35 Überlaß das Denken den Pferden, die haben größere Köpfe. Aus jedem Dorf einen Hund haben: (Kartenspiel). Kafanı yorma, büyükler düünsün. Her renkten bir kaıdı olmak/ rengarenk.
- 87-36 Dreschen: du sollst dem Ochsen, der da drischt, nicht das Maul verbinden. Harman döven öküzün azını balama/ gölge etme yeter. Gölge etme yeter. 37 Das Ei/ Küken will klüger sein als die Henne. Yalılar gençlerden daha iyi bilir/ gençler yalılardan daha iyi bildiklerini sanıyorlar/ dadan gelen badakini kovar/ kaçın kurası. Kaçın kurası. 38 39 Das Ei unterm Huhn verkaufen müssen. Eichhörnchen mühsam nährt sich das Eichhörnchen. Paraya sıkımak/ sıkıntıya dümek/ darda kalmak (bulunmak). Yorucu zahmetli bir i. Paraya sıkımak. 40 Benehmen: sich wie ein Elefant im Porzellanladen benehmen. Ie balta ile girimek. Ie balta ile girimek. 41 Esel: der Esel geht voran. Eee bak önden gidiyor. Der Esel nennt sich (selbst) zuerst. Önce kendi adını söylemek, kendini ön plana çıkarmak/ kendini beenmek/ kendini fasulye gibi nimetten saymak. Kendini fasulye gibi nimetten saymak. 43 42 Jmdn. hat der Esel im Galopp verloren. Tartıılamaz/ laf söylenemiyor. 44 Wenn man den Esel nennt (kommt er gerennt). Iti an sopayı hazırla. Iti an sopayı hazırla. 45 Wenn s dem Esel wohl wird, geht er aufs Eis (tanzen). Boyunu aan ilere kalkımak. 46 47 Falscher Hase. Bu, yalan. Fisch: ein großer / dicker Fisch. Elebaı/ cani. 48 49 50 (das sind) faule Fische. (das sind) kleine Fische. Weder Fisch noch Fleisch sein. Sudan cevap (bahaneler)/ yalanlar. Önemsiz eyler/ ıvır zıvır/ kolaylıkla yapılabilen eyler. Ne ap oldu ne eker/ ne kokar ne bulaır. Sudan cevap (bahaneler)/ yalanlar. Önemsiz eyler/ ıvır zıvır/ kolaylıkla yapılabilen eyler. Ne kokar ne bulaır. 51 52 (der) Fisch will schwimmen. (Balık yedikten sonra) Balıkla beyaz arap içilir, içilmesi gerekir. Die Fische füttern. Kusmak. 53 54 Fischblut haben. Soukkanlı olmak. Soukkanlı olmak. Fliege: jmdn. ärgert/ stört die Fliege/ Mücke an der Wand. Kıldan (buluttan) nem kapmak. Kıldan nem kapmak. 55 Eine/die Fliege machen. Tüymek/ kaçmak. Tüymek. 56 Zwei Fliegen mit einer Klappe schlagen. Bir tala iki ku vurmak. Bir tala iki ku vurmak. 57 58 Keiner Fliege etwas zuleide tun/ ein Leid zufügen/ keiner Fliege ein Bein ausreissen können. Floh: die Flöhe husten /niesen hören. Karıncayı bile incitmemek. Sivri akıllı olmak/ kendini fasülyeden nimet saymak/ dereyi görmeden paçayı sıvamak. Dereyi görmeden paçaları sıvamak. Karıncayı bile incitmemek.
- 88-59 Jmdm. einen Floh ins Ohr setzen. Birinin kulaına kar suyu kaçırmak/ birini pirelendirmek. Birini pirelendirmek. 60 61 Einen Floh im Ohr haben Çıldırmak/ ifrit olmak. Çıldırmak/ ifrit olmak. Lieber Flöhe/ einen Sack (voll) Flöhe hüten. Bu ii yaptırma da ne yaptırırsan yaptır. 62 63 Flohbeißen: angenehmes Flohbeißen! Frieren: frieren wie ein junger Hund/ wie ein Schneider. yi geceler! Çok üümek, donmak. 64 65 66 67 68 69 Frosch: sei kein Frosch! Oyunbozanlık etmemek Oyun bozanlık etmemek Fuchs: wo sich die Füchse/ wo sich Hase und Fuchs gute Nacht sagen. Das hat der Fuchs gemessen (und den Schwanz). dazugegeben) Fühlen: sich wohl fühlen wie ein Fisch im Wasser/ wie die Made im Speck. Sich fühlen wie ein Fisch auf dem Trockenen. Gänsehaut: jmdm. läuft eine Gänsehaut über den Rücken. Domuzun gok dedii yer. In cin top oynuyor. Tahminden de öte/ uzak. Sapasalam/ turp gibi/ sudaki balık gibi diri ve canlı olmak. Sudan çıkmı balıa dönmek Tüyleri diken diken olmak/ tüyleri ürpermek. Turp gibi. Tüyleri diken diken olmak. In cin top oynuyor Sudan çıkmı balıa dönmek. 70 Gänsemarsch: im Gänsemarsch. Turna katarı gibi birbiri arkasına düme, sıra ile yürüme. Turna katarı gibi. 71 72 73 Gaul: einem geschenkten Gaul sieht/ schaut/ guckt man nicht ins Maul. Geier: hol s der Geier! Hol dich der Geier! Bele atın diine bakılmaz/ hediyenin küçüü büyüü olmaz. Lanet okumak/ yüzünü eytan görsün! Weiß der Geier! Ne bileyim. Lanet okumak/ yüzünü eytan görsün! Bele atın diine bakılmaz. 74 Gemüt: ein Gemüt wie ein Fleischerhund/ wie ein Veilchen haben Gam yememek/ kaba/ruhsuz. Gam yememek. 75 76 Ein Gesicht machen wie eine Gans, wenn s donnert. Ein Gesicht machen, als hätten einem die Hühner das Brot weggefressen. Yüzünü ekitmek/ suratını buruturmak / azı bir karı açık kalmak. Karadeniz de gemilerin mi battı? Surat bir karı. Azı bir karı açık kalmak. Karadeniz de gemileri batmak. 77 Gesund: gesund sein wie ein Fisch im Wasser. Turp gibi. Turp gibi. 78 79 Hahn: Hahn im Korb sein. Nach jmdm. nach etwas kräht kein Hahn. Wenn der Hahn kräht auf dem Mist, ändert sich das Wetter, oder es bleibt, wie es ist. Bir toplulukta çok sayıda bayan arsında tek erkek o/ gözbebei olmak. Kimi kimsesi yok/ Kimsenin umurunda deil/ bir kimseyi arayıp soran kalmadı. Meteorolojiye güvenilmez. Kimi kimsesi yok. 81 80 Jmdm. den roten Hahn aufs Dach setzen. Birinin evini kundaklamak. 82 Vom Hahn beflattert, betrampelt sein. Aklını peynir ekmekle yemek. Aklını peynir ekmekle yemek.
- 89-83 84 Einherstolzieren/ umherstolzieren wie der Hahn auf dem Mist. Hammel: um wieder auf besagten Hammel zu kommen. Burnu Kaf daında olmak / burnu büyük / burnunun yeli harman savuruyor. Sadede gelmek. Burnu harman yeli savuruyor. Sadede gelmek. 85 Hammelbeine: jmdm. die Hammelbeine langziehen Canını çıkarmak/ birine zılgıt çekmek/ çıkımak. Birine zılgıt çekmek. 86 Jmdn. bei/an den Hammelbeinen nehmen/ kriegen. Burnu sürtülmek. Burnu sürtülmek. 87 Hase: ein alter/ kein heuriger Hase sein. Eski kurt / eski kulaı kesiklerden olmak/ artık dünün çocuu olmamak/ artık acemi çaylak olmamak, iin ustası olmak. Eski kurt. 88 89 Da/hier liegt der Hase im Pfeffer. Sehen/ wissen, wie der Hase läuft. Iin püf noktası da burası / can alacak yer (nokta) zurnanın zırt dedii yer. lerin ne ekil alacaını görmek/ iini bilmek. Zurnanın zırt dedii yer. Ilerin ne ekil alacaını görmek/ iini bilmek. 90 91 Mein Name ist Hase (ich wohne im Walde und weiss von nichts). Hasenpanier: das Hasenpanier ergreifen. Bir gözünü kör, bir kulaını saır etme; hiç malumatım yok. Tabanları kaldırmak/ yalamak. Bir gözünü kör, bir kulaını saır etme. Tabanları yalamak. 92 Hasenrein: nicht (ganz) hasenrein. Iin içinde i var. Iin içinde i var. 93 Hecht: der Hecht im Karpfenteich sein. I karıtırmak/ fesat karıtırmak/ barol oynamak/ elebaı olmak/ sazanlar arsında turna balıı olmak, aır can sıkıcı insanlar arasında önderlik yapmak. Fesat karıtırmak. 94 95 Ein toller Hecht (sein). Heulen wie ein Schlosshund. Deli dolu/ deli fiek/ çakı gibi delikanlı. Hüngür hüngür alamak/ köpek gibi ulumak. Çakı gibi delikanlı/ fiek gibi delikanlı. 96 Huhn: da lachen (ja) die Hühner! Köpekler bile güler/ çok komik. Buna köpekler bile güler. 97 98 99 100 101 102 Ein blindes Huhn findet auch einmal ein Korn. Das Huhn, das goldene Eier legt, schlachten. Mit den Hühnern zu Bett gehen/ schlafen gehen. Mit den Hühnern aufstehen. Mit jmdm. ein Hühnchen zu rupfen haben. Hühnerauge: jmdm. auf die Hühneraugen treten. Kedi olalı bir fare tuttu / kırk yılın baı (baında), (ömründe bir) bir ie yaradın/ bir i baardın. Altın yumurtlayan tavuu kesmek. Tavuklar gibi erkenden yatmak. Kargalar bok yemeden kalkmak/ erken kalkmak. Kozunu paylamak/ birinden hesap sormak/ biriyle görülecek hesabı olmak. Birinin nasırına basmak (bamteline)/ can alıcı noktasından yakalamak/ can evinden vurmak/ damarına basmak/ zülfüyare dokunmak. Biriyle görülecek hesabı olmak. Birinin nasırına basmak. Kedi kedi olalı bir fare tuttu. Kargalar bokunu yemeden kalkmak. Altın yumurtlaya n tavuu kesmek. Tavuklar gibi erkenden yatmak.
- 90-103 Hummel: Hummeln im Hintern haben. Kıçına batmak/ götünde havuç kırıı olmak/ yerinde duramamak. Kıçına batmak. 104 Hund: das ist ein dicker Hund. Fahi bir hata/ bu büyük bir rezalet. Ein krummer Hund. Hin olu hin. Hin olu hin. 105 106 Hunde, die (viel) bellen, beissen nicht. (Ürüyen) Havlayan köpek ısırmaz. (Ürüyen) havlayan köpek ısırmaz. 107 Die Hunde bellen, und/ aber die Karawane zieht weiter. It ürür kervan yürür. It ürür kervan yürür. 108 Da liegt der Hund begraben. Ite güçlük burada/ zurnanın zurt dedii yer burası/ dananın kuyruu kopacak. Dananın kuyruu kopacak. 109 Wissen, wo der Hund begraben liegt. in püf noktasını bilmek. in püf noktasını bilmek. 110 Wo die Hunde mit dem Schwanz bellen. Ku uçmaz kervan geçmez. Ku uçmaz kervan göçmez. 111 Von dem nimmt kein Hund ein Stück/ einen Bissen Brot. Gözden dümek/ kimse yüzüne bile bakmamak/ adı kötüye çıkmak. Gözden dümek. 112 Hätt der Hund nicht gekackt, hätt er den Hasen gepackt; wenn der Hund nicht gemusst/ geschissen hätte, hätte er den Hasen gekriegt. öyle öyle olmasaydı 113 Da wird der Hund in der Pfanne verrückt. Inanılmaz, hayret! 114 Da scheisst der Hund ins Feuerzeug. Talihsizlik/ bahtı kara. Bahtı kara. Scheisst (doch) der Hund drauf! Ne önemi var. 115 116 Viele Hunde sind des Hasen Tod. Kırk kurda bir aslan ne yapsın. Es regnet junge Hunde. iddetli yamur. 117 118 119 Es/ das kann/ muss einen Hund jammern. Mit etwas keinen Hund hinter dem Ofen hervorlocken (können)/ vom Ofen locken (können). Acınacak. Bununla kimseyi kandıramazsın. 120 Das/ es ist, um junge Hunde zu kriegen; das ist zum Junge- Hunde- Kriegen. üpheli/ karıık/ ayıkla pirincin taını. Ayıkla pirincin taını. Auf den Hund kommen. Perian durumda olmak. 121 122 Jmdn. Auf den Hund bringen. Harap etmek, mahvetmek/ birinin canına okumak. Birinin canına okumak. 123 Auf dem Hund sein. Dümek, mügül durumda olmak.
- 91-124 Mit allen Hunden gehetzt sein. Hileleri sezen, tecrübeli, anasının gözü olmak/ pek kurnaz, eytana külahı ters giydirmek. eytana külahını ters giydirmek. 125 Kommt man über den Hund, kommt man auch über den Schwanz. Çou gitti azı kaldı (keli gitti dazı kaldı). Çou gitti azı kaldı. 126 Unter dem/ unter allem Hund sein. Berbat. Vor die Hunde gehen Mahvolmak/ perian olmak. 128 127 Etwas vor die Hunde werfen. Dikkatsizce atmak heder etmek. Leben wie ein Hund. It gibi yaamak/ sefil yaamak. 129 130 131 Leben wie Hund und Katze. Kedi köpek gibi kavga etmek (dalamak). Den letzten beißen die Hunde. Sona kalan dona kalır. Ata sözü Kedi köpek gibi kavga etmek. 132 Igel: passen wie der Igel zum Taschentuch/ Handtuch. Kel baa imir tarak. Kel baa imir tarak. Kalb: Kalb Moses. Beceriksiz, budala, sakar. 134 133 Ein Kalb anbinden/ machen. Kusmak. 135 Das Goldene Kalb anbeten. Para canlısı/ paraya tapan/ para gözlü. Para canlısı. 136 Katze: da beisst sich die Katze in den Schwanz. Akla karayı seçmek/ karman çorman. Akla karayı seçmek. 137 Das trägt die Katze auf dem Schwanz fort/ weg. Önemsiz/ çok az. Das hat die Katze gefressen. Kaybolmak/ duman olmak. Duman olmak. 138 139 140 Wenn die Katze aus dem Haus ist, tanzen die Mäuse (auf dem Tisch). Die Katze im Sack kaufen. Kedilerin olmadıı yerde fareler cirit atar. Malı görmeden (gözü kapalı) satın almak. Kedilerin olmadıı yerde fareler cirit atar. Die Katze aus dem Sack lassen. Baklayı azından çıkarma. Baklayı azından çıkarmak. 141 142 143 Mit jmdm. Katz und Maus spielen. Der Katze die Schelle umhängen. Kedinin fareyle oynadıı gibi oynamak. Kendini atee atmak. Kendini atee atmak. Kedinin fareyle oynadıı gibi oynamak. Für die Katz sein. Beyhude/ bouna/ ie yaramaz. 144
- 92 - Katzendreck kein Katzendreck sein. Dikkate deer, önemli. 145 Katzensprung: (bis /zu / nach ) ein Katzensprung sein. ki adımlık yol. 146 147 Katzenwäsche: Katzenwäsche machen. Üstünkörü yıkanmak. 148 Kleinvieh: Kleinvieh macht auch Mist. Sinek ufak ama mide bulandırır. Küçük ayrıntılar da çok etkin olabilir. Sinek ufak ama mide bulandırır. Krähe: eine Krähe hackt der anderen kein Auge aus. Karga karganın gözünü oymaz/ it iti ısırmaz. Atasözü: t iti ısırmaz. 150 149 Krebs: einen Krebs fangen. Son anda baarıyı kaçırmak. Kuckuck: der Kuckuck ist los. Her ey alt üst oldu. Alt üst olmak. 151 152 (das) weiss der Kuckuck (Geier). Kim bilir 153 Beim/ zum Kuckuck sein. Kaybolmak/ hay Allah belasını versin! 154 Kuckucksei: jmdm. ein Kuckucksei ins Nest legen. (Birine bireyi) kakalamak/ zor duruma düürmek, sıkıntıya sokmak. Sıkıntıya sokmak. 155 156 Kuh: man wird alt wie eine Kuh und lernt immer noch dazu. Die Kuh vom Eis bringen/ kriegen. Insan ölene dek bir eyler örenir. Örenmenin yaı yoktur. Zor bir meseleyi halletmek. 157 Die Kuh fliegen lassen. Gönlünce elenmek/ kurtlarını dökmek. Kurtlarını dökmek. 158 Kuhhaut: auf keine Kuhhaut gehen. Yok devenin baı/ bu kadarı da fazla. Yok devenin baı. 159 160 161 Lahm: lahme Ente schwungloser, langsamer Mensch. Lamm: wie ein Lamm (das zur Schlachtbank geführt wird). Larve: jmdm. die Larve vom Gesicht reißen. Aır canlı/ hantal Uysal koyun/ kaderine razı. Rezil etmek/ mahcup etmek. Laus: jmdm. ist eine Laus über die Leber gelaufen/ gekrochen. Canı çok sıkkın olmak. Canı çok sıkkın olmak. 162 163 Jmdm. eine Laus in den Pelz setzen. Tepki çekmek/ dertsiz baı derde sokmak, baına i açmak. Dertsiz baı derde sokmak. Du kriegst Läuse in den Bauch. Çok su içme/ kurtlanmak. 165 164 Löwe: gut gebrüllt, Löwe! sabet buyurdunuz.
- 93-166 Aufpassen: aufpassen wie ein Schießhund/ wie ein Heftelmacher/ wie ein Luchs. Dikkatli olmak, tetikte olmak, uyanık olmak. Uyanık olmak. Graue Maus. Mütevazi, dikkati çekmeyen. 167 168 Mit Mann und Maus untergehen. Topluca telef olmak. 169 Maus: da (von) beißt die Maus keinen Faden ab. Ne çare, kaçınılması mümkün olmayan. Ne çare, kaçınılması mümkün olmayan. 170 171 Das kann die / eine Maus auf dem Schwanz forttragen. Weiße Maus: Auf der Kreuzung regelt eine weiße Maus den Verkehr, solange die Ampel kaputt ist. Çok az. Aynalı (polis için kullanılan argo deyim). 172 Weiße Mäuse sehen. Kuruntu, vesvese, hezeyanlar görmek. 173 Mäuse merken/ riechen. Bit yenii aramak. Bit yenii. Bit yenii aramak. 174 Mauseloch: jmd. würde (vor Scham, Angst o.ä.) am liebsten in ein Mauseloch kriechen. Yerin dibine geçmek. Yerin dibine geçmek. 175 Mäusemelken: zum Mäusemelken sein. Çıldırmak. 176 Meise: eine Meise (unterm Pony) haben. Kafayı yemek/ deli olmak. Kafayı yemek. Mops: wie der Mops im Paletot. Neeli, keyifli. 177 178 Motte: in etwas sind die Motten (hinein) gekommen. Eskisi gibi güzel deil. Die Motten haben Verem olmak. 180 179 Du kriegst die Motten! Ich denke, ich kriege die Motten! Ay olamaz! nanamıyorum! 181 Mücke: eine/ die Mücke machen. Tüymek. Tüymek. 182 183 Aus einer Mücke einen Elefanten machen. Munter: munter sein wie ein Fisch im Wasser. Pireyi/ habbeyi deve/ kubbe yapmak Sapasalam. Sapasalam. Pireyi deve /habbeyi kubbe yapmak. 184 Nachtigall: Nachtigall, ich hör dir trapsen. Iin nasıl olduunu bilmek. 185 Die Nachtigall singen lehren wollen (gehoben). Tereciye tere satmak. Tereciye tere satmak. 186 Pegasus: den Pegasus besteigen/ reiten. airlik etmek.
- 94-187 Pferd: das beste Pferd im Stall. En iyi adam, en becerikli, baarılı eleman. 188 Ich denk,mich tritt ein Pferd! Gözlerine inanamamak. Gözlerine inanamamak. Das hält ja kein Pferd aus! Katlanılamaz. 189 190 Jmdn. bringen keine zehn Pferde irgendwohin / dazu, etwas zu tun/ keine zehn Pferde können jmdn. von etw. abbringen. Beni oraya top arabası bile götüremez. Hiçbir güç yaptıramaz. Birine bir eyi zorla yaptıramamak. 191 Jmdm. gehen die Pferde durch. Keçileri kaçırmak/ sabrı tamak/ kendine hakim olamamak. Keçileri kaçırmak. 192 Das Pferd am/ beim Schwanz aufzäumen. Bir ie tersinden balamak. 193 Die Pferde scheu machen. Ortalıı birbirine katmak/ etrafı velveleye vermek/ milleti telaa düürmek. Etrafı velveleye vermek. 194 Man hat schon Pferde kotzen sehen (und das direkt vor der Apotheke)! Ummadık ta ba yarar/ akla gelmeyen baa gelir. Atasözü: Akla gelmeyen baa gelir. 195 196 197 Mit jmdm. Pferde stehlen können. Aufs falsche / richtige Pferd setzen. Immer sachte/ langsam mit den jungen Pferden! Birisiyle her ie girimek/ seninle Fizan a bile gelirim. Hesabını yanlı tutmak, yanlı ata oynamak. Acele etmeden, ürkütmeden. 198 Einen vom Pferd erzählen. Masal okumak (maval)/ hikaye anlatma. Masal okumak. 199 Pferdefuß: da zeigt sich der Pferdefuß / da schaut der Pferdefuß heraus. Karaman ın koyunu sonra çıkar oyunu/ iin altından Çapanolu çıkar/ bunda bir i var. Karaman ın koyunu sonra çıkar oyunu. 200 Einen Pferdefuß haben. in altından Çapanolu çıkar. in altından Çapanolu çıkar. 201 Piep: einen Piep/ Piepmatz haben. Delirmek/ kaçık olmak 202 Nicht Piep sagen/ keinen Piep von sich geben. Ketum olmak/ gıkı çıkmamak. Gıkı çıkmamak. 203 Pudel: wie ein begossener Pudel. Islanmı köpek gibi kalmak, kuyruunu kıstırıp gitmek/ sırılsıklam olmak/ çok komik görünmek. 204 Quieken/ Quietschen zum Quieken/ Quietschen (sein). Çok komik. 205 Rabe: ein weißer Rabe. Bulunmaz Hint kumaı mı? Bulunmaz Hint kumaı mı? 206 Ratte: die Ratten verlassen das sinkende Schiff. Fareler batan gemiyi terkediyor/ gemiyi ilk terk eden güvenilmez insanlar, sahte dostlar bir tehlike anında bir kurulutan, ahıstan ayrılıyorlar/ fareler batan gemiyi terk ediyor.
- 95-207 Auf die Ratten spannen. Ku uçurtmamak. Ku uçurtmamak. Raupe: Raupen im Kopf haben. Ilginç fikirleri olmak, cin fikirli. Cin fikirli. 208 Jmdm. Raupen in den Kopf setzen. Saçma fikirleri aklına koymak. 209 210 Raupensammlung: jmdm. (gerade) noch in seiner Raupensammlung fehlen. Bir bu eksikti/ bir sen eksiktin! Bir bu eksikti eksikti! 211 212 Aus dem Hals riechen / stinken wie die Kuh aus dem Arsch(loch). Azı kokmak. Roß: Roß und Reiter nennen. Yapanı, faili söylemek. 213 214 Auf dem hohen Roß sitzen/ sich aufs hohe Roß setzen. Den Sack schlagen und den Esel nennen. Burnu Kaf daında olmak. Birine suç isnat etmek, kara çalmak/ kızım sana söylüyorum gelinim sen dinle. Burnu kaf daında olmak. 215 Sardine: wie die Sardinen in der Büchse. Balık istifi gibi Balık istifi gibi. Sau: wie eine gesengte Sau. Çok çabuk. 217 216 Keine Sau. Hiç kimse. Die wilde Sau spielen. Pis oyun oynama/ pislik yapma. 218 219 Die Sau rauslassen. Kurtlarını dökmek. Kurtlarını dökmek. Eine Sau durchs Dorf treiben. Haberi yaymak. Haber uçurmak. 220 221 Unter aller Sau. Berbat mı berbat; tarifi imkansız/ rezalet. 222 223 Jmdn., etwas zur Sau machen. Ich werde zur Sau! Birini yerin dibine batırmak; kepaze etmek/ rezil etmek/ madara etmek. Fesini havaya atmak/ havalara uçmak. Madara etmek. Havalara uçmak. 224 Schaf: das schwarze Schaf. Koyun dede/ yüz karası/ muhalif/ çıbanbaı. 225 Die Schafe von den Böcken scheiden/ trennen. Ak koyunla kara koyunu ayırmak/ iyiyi kötüden ayırma. 226 Sein Schäfchen ins trockene bringen/ (seltener) scheren. Küpünü doldurmak/ çıkarını bilmek. Küpünü doldurmak. 227 228 Um den Schatten eines Esels streiten. Scheißen: scheißen wie ein Waldesel. ncir (fındık) kabuunu doldurmayacak mesele. Yellenmek. Incir kabuunu doldurmayacak mesele.
- 96 - Schlafen wie ein Bär/ ein Dachs/ ein Mehlsack/ ein Murmeltier/ eine Ratte / ein Ratz/ ein Sack/ ein Stein/ ein Toter. Derin uyumak uykusu aır/ le gibi uyuyor. Uykusu aır. 230 231 229 Schlafende Hunde wecken. Schlange: die Schlange beißt sich in den Schwanz. Uyuyan yılanın kuyruuna basmamak. Fasit daire. Uyuyan yılanın kuyruuna basmamak. 232 233 Eine Schlange/ Natter am Busen nähren. Schnecke: jmdn. zur Schnecke machen. Koynunda yılan beslemek. Birinin canına okumak/ birini yerden yere vurmak, eletirmek. Birinin canına okumak. Koynunda yılan beslemek. 234 235 Schwalbe: eine Schwalbe macht noch keinen Sommer. Bir çiçekle bahar olmaz. Atasözü: Bir çiçekle bahar olmaz. Schwan: mein lieber Schwan! Vay anasını! Vay anasını! Schwein: kein Schwein. Hiç kimse. 237 236 Schwein haben. anslı olmak, eek ansı olmak, ansı yaver gitmek. ansı yaver gitmek. 238 Wo haben wir denn zusammen Schweine gehütet? Senli benli olmak. 239 Den Schweinen wird alles Schwein. çinde fesat olmak. Içinde fesat olmak. 240 241 242 Bluten wie ein (gestochenes) Schwein. Schreien: schreien wie am Spieß/ wie ein gestochenes Schwein/ wie eine angestochene Sau. Schweinehund: der innere Schweinehund. Çok kan kaybetmek. Cıyak cıyak baırmak. çindeki korkuyu yenmek. 243 Schweinerei: diese Schweinerei muss eine andere werden! Halt karıtırmak/ mahvolmak/ berbat. Halt karıtırmak. 244 245 Schweinsgalopp: im Schweinsgalopp. Schwitzen: schwitzen wie ein Affe/ Schwein/ Schweinebraten/ Tanzbär. Çok hızlı. Aırı terlemek, cehennem sıcaı. 246 Sparschwein: sein Sparschwein schlachten. Varını younu harcamak/ elde avuçte ne varsa harcamak/ el elde ba bata. Elde avuçta ne varsa harcamak. 247 248 Spatz: das pfeifen die Spatzen von den Dächern. Besser einen/ den Spatz in der Hand als eine/ die Taube auf dem Dach. Mısır daki saır sultanlar bile duydu. Bugünkü tavuk yarınki kazdan daha iyidir/ olmu olacaktan daha iyidir. Mısır daki saır sultanlar bile duydu. Bugünkü tavuk yarınki kazdan daha iyidir.
- 97-249 (wohl) Spatzen unter dem Hut haben. (Selamlaırken kapalı mekanda) apka çıkarmamak/ baında kel mi var? Essen: essen wie ein Spatz. Serçe (ku) gibi çok az yemek. 250 251 Kanone: mit Kanonen nach/ auf Spatzen schiessen. Vur deyince öldürmek. Vur deyince öldürmek. 252 Mit Speck fängt man Mäuse Doru vasıtayla hedefe ulamak/ elde etmek. Spinne: pfui Spinne! Pöf Ne pis koku! 253 Spinne am Morgen bringt Kummer und Sorgen. Sabah görülen örümcek uursuzluk getirir. 254 255 Stehlen wie eine Elster / wie ein Rabe. Ne var ne yok aırma, eli uzun. Eli uzun. 256 Stier: den Stier bei den Hörnern fassen/ packen. Bir ie cesaretle balamak/ kendini tehlikeye atmak. Brüllen wie ein Stier. Böürmek, kükremek. 257 258 259 Stolz: stolz wie ein Spanier/ wie ein Pfau. Storch: der (Klapper)storch beißt jmdn. ins Bein Gururlu Hamile olmak. Der Storch hat angerufen. Hamile kalmak. 260 Wie ein Storch im Salat. natçı sert. 261 262 263 Stumm: stumm sein/ bleiben wie ein Fisch. Taube: die gebratenen Tauben fliegen nicht ins Maul. Ketum olmak/ sır saklayan. Armut pi azıma dü/ kısmet gökten zembille inmez. Ketum olmak. Armut pi azıma dü. Taubenschlag: hier o.ä. geht s ja zu wie in einem Taubenschlag. Bu dükkan cayır cayır iliyor. 264 Tier: ein hohes /grosses Tier. Kodaman, büyük ba, ekabir. 265 266 Jedem Tierchen sein Pläsierchen. Her yiidin bir yourt yiyii vardır. Ich werd zum Tier! Çok kızmak. 267 268 269 Tierfreund: ich bin ja ein Tierfreund. Tierisch: tierischer Ernst (abwertend). Hayvanları sevdiim için seni baılıyorum. Vahi. Traube: jmdm. /dem Fuchs hängen die Trauben zu hoch/sind die Trauben zu sauer. Kedi uzanamadıı ciere pis der/ tilki uzanamadıı üzüme koruk der. Kedi uzanamadıı ciere pis der. 270
- 98 - Uhl: was dem einen sin Uhl, ist dem andern sin Nachtigall. Kimine hay hay kimine vay vay. 271 272 Vogel: der Vogel ist ausgeflogen. Aranılan kimse evden çıkmıtı. 273 Das hat mir ein Vögelchen gesungen. Güvenilir bir kaynaktan/ haberi bana bir ku uçurdu. Güvenilir bir kaynaktan/ haberi bana bir ku uçurdu. 274 Den Vogel abschiessen. Turnayı gözünden vurmak/ en büyük baarıyı elde etmek, herkesi geçmek, herkesten baarılı olmak. Turnayı gözünden vurmak. 275 Einen Vogel haben. Tahtası eksik olmak/ kafadan kontak olmak/ aklından zoru olmak. Tahtası eksik olmak. 276 Jmdm. den/ einen Vogel zeigen. aret parmaıyla kendi alnını göstererek karısındakinin deli olduunu ifade etmek. 277 278 Einen toten Vogel in der Tasche haben. Vogelscheuche: wie eine Vogelscheuche. Yellenmek. Heyula gibi dolamak. Bostankorkuluu. 279 280 Wolf: ein Wolf im Schafspelz. Mit den Wölfen heulen. Kuzu postuna bürünmü kurt/ yere bakan yürek yakan/ gündüz külahlı gece silahlı. (Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı çaırmak) Herkes ne yaparsa onu yapmak/ Çounlua uymak/ aksayanla aksak, susyanla susak. Aksayanla aksak susayanla susak. Kuzu postuna bürünmü kurt. Unter die Wölfe geraten. stismar edilmek. 281 282 Wurm: der getretene Wurm krümmt sich; auch der Wurm krümmt sich, wenn er getreten wird. Kuyruuna basmak. Kuyruuna basmak. 283 In etwas ist/ sitzt der Wurm drin. anssızlıklar aksilikler/ ilerin sürekli aksi gitmesi. Den Wurm baden. Balık tutmak. 284 Jmdm. die Würmer (einzeln) aus der Nase ziehen. Söz azından dirhemle çıkmak, azına kira istemek. Söz azından dirhemle çıkmak. 285 286 Stinken: drei Meilen gegen den Wind/ wie die Pest/ wie ein Ziegenbock/ wie ein Wiedehopf / wie ein nasser Fuchs stinken. Çok pis kokmak. 287 Zureden: jmdm. zureden wie einem lahmen Gaul/ einem kranken Schimmel/ einem kranken Pferd/ einem kranken Ross/ einem kranken Kind. Dil dökmek/ yalvar yakar olmak. Dil dökmek. TOPLAM: 287 4 atasözü 132 113 24 14
- 99 - Sıra TÜRKÇE DEYM Almanca açıklaması Almanca karılıı deyim olmayan 1 Almanca karılıı hayvan adıyla yapılmamı deyimler Almanca karılıı farklı hayvan adıyla yapılmı deyimler Almanca karılıı bire-bir aynı hayvan adıyla yapılmı deyimler Acemi çaylak. Blutiger Anfänger, Stümper. 2 Adam bildim eei, altına serdim döei. Ungehöriges Benehmen, taktlos, dumm, Lümmel. 3 Adı ata bindi, ayaı yerde gezer. Arm. jmd. lebt in kümmerlichen Verhältnissen, obwohl sich die finanzielle Lage verbessert hat. Geld allein macht nicht glücklich/arm bleibt arm/ arm wie eine Kirchenmaus. Arm wie eine Kirchenmaus. 4 5 Alaca dana, ak buzaı sade sizde mi var? Ihr sollt euch nicht loben, alle haben die gleichen Sachen. Aldıı abdest ürküttüü kurbaaya dememek. (Karılatırınız: (Al abdestini, ver pabucumu). Das Gute, das er geleistet hat, steht in keinem Verhältnis zu dem von ihm angerichteten Schaden. 6 Altımda bir yılan çıktı, döndü döndü beni soktu. (Karılatırınız: Dizinde oturup sakalını yolmak). Ein Verwandter tut mir Böses. 7 8 Ana kuzusu. Aralarından kara kedi geçmek/ aralarına kara kedi girmek. (Karılatırınız: Araya soukluk girmek). Mutterschäfchen, junges verwöhntes Kind/ Müttersöhnchen. Unstimmigkeiten verursachen (zwischen)/ böse aufeinander sein. Mutterschäfch en. 9 10 Ardından atlı (tatar) kovarcasına. Arı kovanı gibi ilemek. So schnell wie der Wind sein. Hier herrscht ein ständiges Kommen und Gehen. 11 Arının dikenini görüp balından el çekmek. Man sieht den Stachel und verzichtet auf den Honig/ Grosse Klappe, nichts dahinter/ keine Rose ohne Dornen. Keine Rose ohne Dornen Sprichwort. 12 Arı satmı (yemi), namusu kiraya (tellala) vermi (arkasına atmı). Ist der Ruf erst ruiniert, lebt es sich recht ungeniert Unverschämt, schamlos, ohne Ehrengefühl. 13 Aslan payı. Löwenanteil. Aslan sütü: Rakı. (aka sözü). Anisbranntwein. (Rakı) 14 15 Aslan yürekli. (Karılatırınız: Çatal yürekli). Löwenmutig/ mutig wie ein Löwe. 16 17 Ata et, ite ot vermek. (itin önüne ot, atın önüne et atmak). Ata nal çakıldıını görmü; kurbaa ayaklarını uzatmı. Verkehrt zuteilen, alles verkehrt machen. Das Pferd beim Schwanz aufzäumen. Wenn Erwachsene reden, haben Kinder zu schweigen/ Das Küken will klüger sein als die Henne. Das Küken will klüger sein als die Henne. Das Pferd beim Schwanz aufzäumen. 18 At anası (Dev anası). Mannweib.
- 100-19 At baı beraber. Einander in nichts nachstehen/ um Haares Breite. 20 21 22 At çalındıktan sonra ahırın kapısını kapamak. At elin, it elin, bize ne? Atı (at) alan Üsküdar ı geçti. (Karılatırınız: I iten geçmek). Wenn das Kind in den Brunnen gefallen ist, deckt man ihn zu. Das Pferd eines anderen, der Hund ist eines anderen, was gehen die uns an?/ Man sollte sich nicht in Angelegenheiten anderer einmischen. Ein jeder kehre vor seiner Tür. Jetzt ist es zu spät! Hinterher ist man immer klüger. Es ist längst zu spät, um das Geschehene noch zu ändern. Wenn das Kind in den Brunnen gefallen ist, deckt man ihn zu. Ein jeder kehre vor seiner Tür. Hinterher ist man immer klüger. 23 Atı ekin, kılıcı keskin. Immer den anderen überlegen, immer erfolgreich, siegreich. 24 Atımın baı yumuak. Ich bin nicht eigensinnig, ich bin friedliebend. 25 Atına eek mi dedik? Habe ich dich etwa beleidigt? 26 27 28 29 Atını salam kazıa balamak. (Bakınız: Eeini salam kazıa balamak). Atın yürükse bin de kaç. At izi it izine karımak. (t izi at izine karımak). Festen Boden unter den Füßen gewinnen/auf festem Boden Fuss fassen. Gelegenheit beim Schopf packen. Alles kommt durcheinander (so dass man das Gute nicht mehr von dem Schlechten unterscheiden kann)/ Das sind zwei Paar Stiefel. Man kann das Gute vom Bösen nicht unterscheiden. At kotur. O kadar geni ki Sehr weit, sehr ausgedehnt. Festen Boden unter den Füßen gewinnen/auf festem Boden Fuss fassen. Gelegenheit beim Schopf packen. Atla arpayı dövütür. Unruhe stiften, aufhetzen. 31 30 Atlıyı atından indirmek. Jemanden zu Fall bringen. 32 At oynatmak. Erfolgreich, tätig sein, etwas zu sagen haben, einflussreich sein. 33 34 At pazarında eek osurtmuyoruz. Atta duran var, duramayan var. Grobe Zurechtweisung desjenigen, der nicht zuhört, wenn ihm etwas erklärt wird. Jeder Mensch hat eine andere Fähigkeit. 35 36 Attan inip eee binmek. At üstünde kazma kazmak. Von seiner stolzen Höhe herabsteigen müssen. Eine risikovolle, schwere Sache angehen. Von seiner stolzen Höhe herabsteigen müssen. 37 At var, meydan yok. Regnet es Brei, fehlt ihm der Löffel, hat er den Löffel, fehlt ihm der Brei. Man ist bereit zu arbeiten, aber man hat keine Möglichkeit dazu. Regnet es brei, fehlt ihm der Löffel, hat er den Löffel fehlt ihm der Brei.
- 101-38 At yerine eek balamak. Anstelle des Tüchtigen den Unbegabten nehmen. 39 40 Avcı kediye kurnaz fare. Avlayıp kulayıp getirmek. Jeder Gegner hat einen Feind. Wenn es einen Meister im Fallen stellen gibt, gibt es auch einen Meister, der diesen entkommt. Ihm ist jede Art recht, der Gewinn allein zählt. 41 42 Ayaı yanmı it gibi dolamak. Hummeln im Hintern haben. (Bakınız: Tabanı yanmı it gibi dolamak). Ayı kazana sıçtı. Etwas verkorksen. Hummeln im Hinten haben. 43 Balık etinde. (Karılatırınız: Etine dolgun). Vollschlank. 44 Balık istifi. Sardine:wie die Sardinen in der Büchse: sehr eng, gedrängt dicht gepresst wir die Heringe. Wie die Sardinen in der Büchse. 45 46 Balık kavaa (kurbaa aaca) çıkınca. Battı balık yan gider. Wenn der Fisch auf die Pappel steigt, am St. Nimmerleinstag. In eine aussichtslose Situation geraten, jetzt ist auch alles egal. Wenn der Fisch auf die Pappel steigt, am St. Nimmerleinst ag. 47 Besledik, büyüttük danayı, (imdi) tanımaz oldu anayı. Hinter sich liegen lassen. 48 Bıldır ölmü bir eek, gelin bu yıl alaak. Vergeben und vergessen. 49 Bir ku bir çalıya sinmi. Ein Vogel hat sich in den Busch hingekauert/ versteckt. 50 51 52 Bir pire için yorgan yakmak. (Pire için yorgan yakmak). Bir tala iki ku vurmak. Biti kanlanmak. Das Kind mit dem Bad ausschütten. Zwei Fliegen mit einer Klappe schlagen. Sich herausmachen (geschäftlich, finanziell usw.) auf einen grünen Zweig kommen. Das Kind mit dem Bad ausschütten. Auf einen grünen Zweig kommen Zwei Fliegen mit einer Klappe schlagen. 53 Bit yenii. Wunder Punkt, versteckter Mangel, faule Stelle. Hier ist etwas faul im Staate Dänemark. Hier ist etwas faul im Staate Dänemark. 54 Bizim it (köpek) size (sizin köye) balta getirdi mi? Um mit einem Fremden Kontakt aufzubauen, fängt man mit einem taktlosen Thema an. 55 Bizim tavuk bir yumurta yumurtlar, yedi mahalle duyar; elin kısraı küheylan dourur, (hiç) sesi çıkmaz. Sie haben ein Auge auf uns geworfen/ alles, was wir machen, ist in aller Munde. Die anderen interessieren sie nicht. 56 Bulanık suda balık avlamak. Im Trüben fischen. Im Trüben fischen. 57 Çantada (torbada) keklik. Etwas (schon) im Sack haben. Die Katze im Sack. Die Katze im Sack. 58 Çoban aldı baa gitti, kurt aldı daa gitti. Der Hirte säht und der Wolf erntet.
- 102 - Çöplük horozu. Schwachen Charakter haben. 59 60 Da ayısı: (Dada büyümü). Unbeleckter Bär, Taps, Tölpel, Grobian. 61 Dada ayı dolaır, boku bize bulaır. Jemand tut etwas Schlechtes, Böses, aber wir werden dafür zur Verantwortung gezogen. 62 Da (doura doura bir) fare dourdu. Der Berg kreist und gebiert eine Maus. 63 64 Dam üstünde saksaan, vur beline kazmaynan (kazmayla). Dam yandı, içindeki sıçan da (birlikte) yandı. Alles Unsinn! Dummes Geschwätz! Das Eine hat mit dem Anderen nichts zu tun/ Das sind zwei Paar Stiefel. Mit dem Verlust ist auch das Schlechte beiseitigt worden. Das sind zwei Paar Stiefel. 68 67 66 65 Dananın kuyruu kopmak. Jetzt wird es darauf ankommen! Jetzt wird es sich entscheiden. Denizde balık. St. Nimmerleinstag. St. Nimmerleinsta g. Denizden çıkmı balıa dönmek. Sich (an einer neuen Stelle) vorkommen wie ein Fisch, der aufs Trockene geraten ist. Denize düse götüyle balık tutar. In unglaublichen Situationen, immernoch einen Gewinn ergattern. Sich (an einer neuen Stelle) vorkommen wie ein Fisch, der aufs Trockene geraten ist. Deniz kurdu. Alter Seebär. Alter Seebär 69 70 Devede kulak. Überaus klein, so gut wie nichts. Ein Tropfen auf einen heissen Stein/ denkbar gering oder klein. Ein Tropfen auf einen heissen Stein. 71 Deveyi gördün mü? Yeden ölsün. (ne bilirim ne gördüm, deveyi yeden ölsün). Mein Name ist Hase. Mein Name ist Hase. 72 Deve kini. Hinterhältige Rauchsucht, unauslöschlicher Hass 73 Devekuu gibi (Yüke gelince ku, uçmaya gelince deve). Du hast immer eine Ausrede parat. 74 75 76 77 Deve nalbanta bakar gibi (bakmak). Deve yapmak. Deveye boynun eri demiler; nerem doru ki! demi. Deveye hendek atlatmak. Wie die Kuh vor dem neuen Scheuertor. Etwas heimlich beisite- schaffen (z.b. fremdes Gut), heimlich essen, naschen. Man hat das Kamel gesagt: Du hast einen krummen Hals und es antwortete: Was ist schon an mir gerade?. Die Nadel im Heu haufen suchen. Etwas heimlich beiseiteschaffen. Wie die Kuh vor dem neuen Scheuertor. 78 Deveye kârın ne demiler? Kazzazlık- Yakıır ince bileklerine. Vom Handwerk nichts verstehen und trotzdem das Handwerk ausüben. 79 Deveyi düze çıkarmak. (Karılatırınız: Keçeyi sudan çıkarmak). Das Kamel auf gerade Ebene bringen. Die Schwierigkeiten überwältigen und den richtigen Weg einschlagen.
- 103-80 Deveyi havutuyla yutmak. Einen großen Diebstahl geschickt ausführen. 81 82 Dilini eek arısı soksun. Hol der Teufel diese Lästerzunge. Dilini kedi (fare) mi yedi? Er hat seine Zunge verschluckt. Hol der Teufel diese Lästerzunge. 83 84 Dirhemini yiyen it kudurur. Dolap beygiri gibi dönüp durmak. Da wird der Hund in der Pfanne verrückt. Teufelskreis drehen. Teufelskreis drehen. Da wird der Hund in der Pfanne verrückt. 85 Domuzdan (bir) kıl çekmek. Einem Geizhals oder einem anderen unsympathischen Menschen etwas abknöpfen, etwas aus ihm herausschlagen. Dört ayak üstüne dümek. (Wie eine Katze) auf die Füße fallen, Glück im Unglück haben. Glück im Unglück haben. 86 87 Durdu durdu turnayı gözünden vurdu. Einen glücklichen Griff tun, einen Haupttreffer erzielen, ins Schwarze treffen. Ins Schwarze treffen. 88 Dut yemi bülbüle dönmek. Nichts zu erwidern wissen. In finsterem Schweigen verharren. Seine muntere Gesprächigkeit verlieren. Er hat seine Zunge verschluckt. 89 Ekin iti. Hochmütig dreinblickend. Hochnäsig sein. Hochnäsig sein. 90 Ekmeine koç (yiit, yavuz). (Bakınız: Sofrası açık.) Gastfreundlich, ein gastfreies Haus führend. 91 Ekmeini it yer, yakasını bit. Reichtum haben, aber in Armut leben. Ekmek kalede, it hendekte. So nah und doch so fern. 93 94 92 95 96 Eski kurt. Eee gücü yetmeyip semerini dövmek. Eeini (atını) salam kazıa balamak. Eei sattım, ço çü demekten kurtuldum. Gerissener Bursche, alter Schlauberger, schlauer Fuchs. Den Sack schlägt man, den Esel meint man. Festen Boden unter den Füßen gewinnen/ auf festem Boden Fuß fassen. Ich habe den Esel verkauft und bin die Sorgen los. Festen Boden unter den Füßen gewinnen/ auf festem Boden Fuß fassen. Gerissener Bursche, alter Schlauberger, schlauer Fuchs. Den Sack schlägt man, den Esel meint man. 97 Eek baı mı(mıyım, mısın)? Für dich (euch usw.) zähle ich wohl überhaupt nicht mit? 98 Eek cilvesi. Wie ein Elefant im Porzellenladen. Taktlos sein. 99 Eek hoaftan ne anlar. Perlen vor die Säue werfen. Er versteht es eben nicht besser. Das Beste lässt er liegen. Perlen vor die Säue werfen. Er versteht es eben nicht besser. Das Beste lässt er liegen.
- 104-100 101 Eek inadı. (Bakınız: Keçi inadı.) Eek kadar olmak. Dumme Starrköpfigkeit. Starr wie ein Ziegenbock. Großgewachsen aber immer noch dumm (Kind). Dumme Starrköpfigke it. Starr wie ein Ziegenbock. 102 Eek kuyruu gibi ne uzar, ne kısalır. Es bleibt alles beim Alten. Es bleibt alles beim Alten. 103 Eek sudan gelinceye kadar dövmek. Eine gehörige Tracht Prügel verabfolgen, jnd. ordentlich durchprügeln. 104 Eek akası. Grober ( Gemeiner, Handgreiflicher, Verletzender). 105 Et (kaz) kafalı. Einfältig, dumme Gans. Einfältig, dumme Gans. 106 Fare delie sımamı, bir de kuyruuna kabak balamı. Das Loch war zu klein für die Maus, da band sie sich noch einen Kürbis an den Schwanz d.h. es war kaum Platz für ihn selbst da, aber er brachte noch andere mit. 107 Fareler cirit oynamak (atmak) (bir yerde). Menschenleer (verlassen oder unbewohnt) sein. Gott verlassen. Gott verlassen. 108 Fındık kurdu: Tombul, canlı (kadın) Pummelige Frau. 109 110 111 Fincancı katırlarını ürkütmek. Gece kuu. Geyik etine girmek. Es bei jmdm verschütten, bei jmdm ins Fettnäpfchen treten. Du bist wie ein Elefant im Porzellanladen, Trampel. Nachtvogel (Person)/ Nachtschwärmer. Rundliche, frauliche Formen annehmen (Mädchen). Es bei jmdm verschütten, bei jmdm ins Fettnäpfchen treten. Du bist wie ein Elefant im Porzellanlade n, Trampel. Nachtvogel (Person)/ Nachtschwär mer. 112 113 Göt oynatan ku gibi. Hummeln im Hintern haben. Hummeln im Hintern haben. Gözüne bit dümü gibi. Fleißig wie die Ameise. Fleißig wie die Ameise. Gurbet kuu. Floh. 114 115 Güttüüm domuzu bana öretme. Erzähl mir nichts über das Schwein, das ich weide. 116 Hangi dada kurt öldü? Ausdruck des Staunens über ein unerwartet eingetretenes gutes Vorkommnis, etwa: Das musst du mir aber genauer erzählen! 117 Her itin dilini bilmek. Die Sprache von allen Hunden kennen. Sich mit bösen Leuten verständigen können.
- 105-118 Horoz akıllı. Beschränkt, dumm. Zerfahren, gedankenlos. Dumm wie Brot. Dumm wie Brot. 119 120 çine kurt dümek. (Karılatırınız: Içini kemirmek, içini kurt yemek) çini kurt yemek. Eine böse Vorahnung haben. Ich ahne Böses. Sich Gedanken machen, sich vor Gram verzehren. Eine böse Vorahnung haben. 121 t boku eme yaradı. In die Hände eines gemeinen Geizhalses fallen und ihn um etwas Einfaches bitten müssen, doch dieser gibt es nicht. 124 123 122 t canlı. t dii domuz derisi. te atsan yemez. Zäh, unverwüstlich, nicht umzubringen, nicht auszurotten. (Schadenfrohe Bemerkung über den Streit zweier gleichermaßen unbeliebter Personen) etwa: Sollen Sie sich nur den Schädel einschlagen, dann sind wir beide los! So schlecht, dass man es keinem Hund vorwerfen kann, hundsmiserabel. (Schadenfrohe Bemerkung über den Streit zweier gleichermaßen unbeliebter Personen). 125 te ot, ata et vermek, (itin önüne ot, atın önüne et koymak). Verkehrt zuteilen, alles verkehrt machen. Das Pferd beim Schwanz aufzäumen. Das Pferd beim Schwanz aufzäumen. 126 127 tin ayaını tatan mı esirgiyorsun? Itin götüne (kıçına) sokmak. Eine Bemerkung von einer Person an jemanden, der etwas nicht machen möchte oder verweigert und durch diese Bemerkungen ihn dazu bringen möchte diese unerwünschte Sache zu tun. Jmdn nach allen Regeln der Kunst schlechtmachen, dem allgemeinen Gespött preisgeben. dem allgemeinen Gespött preisgeben. 128 ti peynir tulumuna balamak. (Bakınız: Kediyi camiye mütevelli yapmak.) Den Bock zum Gärtner machen. Den Bock zum Gärtner machen. 129 t ite (buyurur) it de kuyruuna. Unangenehmes kann man sich auch dadurch vom Halse schaffen, dass man es einem andern auflädt. 130 t sürüsü kadar. Ein wüstes Gedränge von unnützlichen Menschen. 131 tten de ölse kâr, kurttan da. Egal vom Hund oder vom Wolf getötet, Hauptsache der Gewinn stimmt. 132 t yese kudurur. Das würde sogar den Hund verrückt machen. 133 Karabatak gibi (bir batıp bir çıkıyor). Im Handumdrehen verschwunden und ebenso schnell wieder da. 134 135 Karaman ın koyunu sonra çıkar oyunu. Kargacık burgacık. Er hat es faustdick hinter den Ohren. Krumm und schief. Knickelkrakel. Er hat es faustdick hinter den Ohren.
- 106-138 137 136 Karga dernei. Kargalar bok yemeden. Kargayı bülbül diye satmak. Gaunerversammlung, Zusammenkunft von Strolchen,Gesindel. Ganz früh am Morgen, in aller Herrgottsfrühe. (Einem Käufer) etwas aufschwatzen, andrehen. Ganz früh am Morgen, in aller Herrgottsfrühe Gaunerversa mmlung, Zusammenku nft von Strolchen, Gesindel. 139 Karınca duası gibi. Winzig kleine, fast unleserliche Schrift 140 Karınca gibi kaynamak. Wimmeln wie in einem Ameisenhaufen. 141 Karınca kararınca (kaderince). Jeder nach seinem Vermögen, jeder nach Maßgabe seiner (bescheidenen) Kräfte. 142 Karıncanın kavımı çıkmı, (bir ayaı topal). Der Blinde hilft dem Gehörlosen. Einer schwachen Person hilft ein noch Schwächerer. 143 Kartallar dövüsün, bir ehim de bize düsün. Wenn zwei sich streiten, freut sich der Dritte/ Dem Schwachen hilft noch schwächer der dazu noch behindert ist. Wenn zwei sich streiten, freut sich der Dritte. 144 Katır inadı. (Bakınız: Keçi inadı.) Dumme Starrköpfigkeit. Dumme Starrköpfigkeit 145 Kaz gibi uçup tavuk gibi yere dümek. Viel Lärm um nichts. Viel Lärm um nichts. Keçileri kaçırmak. Verrückt werden. 147 146 Keçi (eek, gavur, katır) inadı. Dumme Starrköpfigkeit. Dumme Starrköpfigkeit 148 Keçi can derdinde, kasap yaı derdinde. (Vorwurfsvoll): Wenn ein anderer sehr zu Schaden kommt, wie kannst du dann über deinen kleinen Verlust klagen? Schadenfreude. 149 Kedi ciere bakar gibi (bakmak). Sehnsüchtig, mit heißem Verlangen. 150 151 152 Kedi gibi dört ayak üstüne dümek. Kedi ne, budu ne? Kedi olalı bir fare tuttu, (köpek köpek olalı bir av avladı). Wie eine Katze auf die Pfoten fallen. Was kann man schon von ihm erwarten? Er bringt ja doch nichts zuwege. (Spöttisch über die verspätete Ausführung einer leichten Aufgabe) Hat er es also doch fertiggebracht! Wie eine Katze auf die Pfoten fallen. Hat er es also doch fertiggebracht! 153 Kediyi camiye mütevelli yapmak. Den Bock zum Gärtner machen. Den Bock zum Gärtner machen. 154 Kene gibi yapımak. Wie eine Klette kleben, sich nicht abschütteln lassen. Wie eine Klette kleben, sich nich abschütteln lassen.
- 107 - Kılık kıyafet, köpeklere ziyafet. Ärmlich, abgerissen, elend. 156 155 157 Kırk kargaya bir sapan. Nur ein Steinschleuder für vierzig Raben. Nur eine Stelle für tausend Bewerber. Kırk katır mı kırk satır mı? Verzweifelte Situation 158 Kızı kısraı. Jmds. weibliche Familienangehörige. 159 160 161 Koyun kaval dinler gibi dinlemek. Koyun yaı kadar yaı kalmak. Köpee hot, kediye pist dememek. Zuhören, ohne da Geringste zu verstehen. Dumm, belämmert dreinschauen. Am Ende der Fahnenstange sein. Sich nicht in andere Angelegenheiten einmischen, um entstehendem Schaden zu entkommen. 162 Köpein azına kemik atmak. Dem Hund einen Knochen vorwerfen d.h. jmdm durch ein Geschenk den Mund stopfen. 163 164 165 Köpek köpek olalı bir av avladı. Köpeksiz köy bulmu da çomaksız (deneksiz) geziyor. Kurbaa aaca çıkınca. (Bakınız: Balık kavaa çıkınca.) (Spöttisch über die verspätete Ausführung einer leichten Aufgabe) Hat er es also doch fertiggebracht! Eine Person befindet sich in einem Dorf, wo es keine Hunde (Gefahren) gibt, so dass er ohne Stock spazieren gehen kann. Wenn der Fisch auf die Pappel steigt, wenn der Fisch bei Pappel ans Land steigt d.h. am St. Nimmerleinstag. Am St. Nimmerleinst ag. 166 Kurdu koyunla barıtırmak (yürütmek). Den Wolf mit dem Schaf zusammenbringen (versöhnen). Die Feindschaft beseitigen und eine gleichberechtigte Regierung schaffen. 167 Kurtlarını dökmek. Etwas endlich Erreichtes nach Herzenlust geniessen (bzw. tun). 168 169 Kurt masalı okumak (söylemek). Erzähl mir keinen vom Pferd. Erzähl mir keinen vom Pferd. Kua benzemek. Ganz verkorkst werden (was verbessert werden sollte). 170 171 Ku beyinli. Ku kadar canı olmak. Beschränkt, mit einem Spatzenhirn. Spatzenleben (das leicht erlischt). Beschränkt, mit einem Spatzenhirn. Spatzenleben 172 Ku mu konduracak? Schafft er ein Kunstwerk, warum behütet er so sorgsam sein Leben. Ku sütünden baka her ey var. Alles nur Erdenkliche ist da. 173 174 Ku sütüyle beslemek. Jmdm. jeden Wunsch von den Lippen ablesen, jndn. grenzenlos verwöhnen.
- 108-175 176 Ku uçmaz, kervan geçmez. Ku uçurmamak. Ganz abgelegen, einsam, Gottverlassen. Niemand herein oder herauslassen, hermetisch abriegeln. Ganz abgelegen, einsam, gottverlassen 177 Ku uykusu bknz tavan uykusu. Leichter Schlaf. 178 Kuzu çevirmek. Am Spieß gebratenes ganzes Lamm. 179 Kuzu postuna bürünmek. Wolf im Schafspelz. Wolf im Schafspelz. 180 Leylei havada (ayakta) görmek. (Hänselworte für Leute, die viel umherreisen) / immer unterwegs sein. Leylein (yuvadan) attıı yavru. Aschenbrödel. 181 182 Maymun itahlı. Unbeständig, launenhaft, wankelmütig, wer viel beginnt und nichts zu Ende führt. O dolabın beygiri deil. Er hat nicht die Fähigkeit dazu. 183 184 185 186 187 Öküz(ün) altında buzaı aramak. Öküz öldü, ortaklık ayrıldı (bozuldu, bitti). Ölme eeim ölme (yaza yonca bitecek). Ölmü eek arıyor ki nalını söksün. Etwas an einer unmöglichen Stelle finden wollen. Sich sinnlos abplagen. Die unmöglichsten Ausreden vorbringen/ böse Absichten haben. Der Ochse ist tot, und die Teilhaberschaft hat aufgehört. d.h. zwischen den beiden Partnern besteht kein einigendes Band mehr/ berechnend sein. Ob wir das Ende noch erleben werden? Da kannst du lange warten. Sich von allem einen Vorteil schaffen und auf nichts verzichten wollen (Geizhals). 188 189 Sıçan (fare) delie sımamı, bir de kuyruuna kabak balamı. Das Loch war zu klein für die Maus, da band sie sich noch einen Kürbis an den Schwanz d.h. es war kaum Platz für ihn selbst da, aber er brachte noch andere mit. Sıçan delii bin altın. Alles rennet, rettet, flüchtet. Alles rennet, rettet, flüchtet. 190 191 192 193 Sıçan olmadan çuval delmek. (Karılatırınız: Dün cin olmu bugün adam çarpıyor). Sinek avlamak. Sineksiz yaz etmek. Sinekten ya çıkarmak. Das Küken will klüger sein als die Henne. Faulenzen, nichts verkaufen können. Einen Sommer ohne Sorgen verbringen. Aus allem Gewinn schlagen wollen, sehr habgierig sein. Faulenzen nichts verkaufen können. Einen Sommer ohne Sorgen verbringen. Das Küken will klüger sein als die Henne.
- 109-194 Suratı eek (davul) derisi. (Bakınız: Yüzü eek derisi). Schamlos sein. 195 Süt dökmü kedi gibi. Schuldbewusst und Strafe befürchtend, kleinlaut, betreten 196 Süt kuzusu. Junges Lamm, Zicklein, Säugling. Noch sehr jung und unerfahren, noch nicht trocken hinter den Ohren. 19 7 afii köpeine dönmek (benzemek). In den Farbtopf gefallen. 198 Tabanı (ayaı) yanmı it gibi dolamak. Hummeln im Hintern haben. Hummeln im Hintern haben. 199 Tavana kaç, tazıya tut demek. Beide Parteien aufeinanderhetzen. 200 Tavan boku gibi (ne kokar, ne bulaır): (Bakınız: Ne kokar ne bulaır.) Zu nichts taugen, träge sein, sich um nichts kümmern. Hasenlöffel. Hasenlöffel. 201 202 Tavanın kaçıını gördüm, etinden irendim. Tavanın suyunun suyu: (Bakınız: Suyununsuyu.) Ich habe die Flucht des Hasen gesehen und habe sein Fleisch widerlich gefunden. Nach genauer Beobachtung einer Person habe ich ihr wahres Gesicht gesehen und mich von ihr distanziert. Nur mehr noch schwach erinnernd. 203 Tavan (tilki) uykusu. Leichter Schlummer, Halbschlaf. Tavan yürekli. Angsthase. Angsthase. 204 205 Tazının topal olduu tavanın kulaına demi. Der Hase hat Wind bekommen, dass der Windhund lahmt. (sich über die Schwäche des Feindes freuen). 206 Tazı o tazı ama çulu deimi. Der Windhund ist derselbe aber sein Aussehen hat sich verändert. (Die Person ist immer die alte Person nur ihr Aussehen hat sich verändert). Tazıya dönmek. Bohnenstange. 207 208 Topal eekle kervana karımak. Trotz Unzulänglichkeit auch mitmachen wollen. 209 210 Turna gözü gibi. Turnayı gözünden vurmak. Kranichauge, etw. ist durchsichtig, klar. Einen glücklichen Griff tun, einen Haupttreffer erzielen, ins Schwarze treffen, Vogel abschiessen. Kranichauge, etw. ist durchsichtig, klar. Ins Schwarze treffen, Vogel abschiessen. Uçan kua borcu (borçlu) olmak. Bei jedem Schulden haben. 211 212 Uçan kutan medet ummak. Von jedem erwartet Hilfe.
- 110-213 214 215 216 217 Üç nalla bir ata kalmak. Vardık kebap kokusuna, gördük eek dalıyorlar. Ya deve, ya deveci (ya deve üstündeki hacı). Yalıymı it kaptı (sıcakmı geri bıraktı). Yarasız yere kurt düürmek. (Karılatırınız: Dertsiz baını derde sokmak). Sich begnügen mit drei Hufeisen und mit einem Pferde. (Etwas Wertloses als Wertvolles darstellen). Einen Gewinn erhoffen, aber sich mit der Enttäuschung begnügen. Ein Versprechen geben und dabei keine Angst haben, weil man sich sicher ist dass die Lage sich in der Zukunft verändern wird. Wenn jemand einem sein Wort unterbricht und selbst weiter spricht, dann unterbricht die vorher unterbrochene Person, den Unterbrecher auf eine beleidigende Weise, sodass dieser nicht mehr vor Scham weiter sprechen kann. Um sonst sich Ärger verschaffen. Yaza çıkardık danayı, beenmez oldu anayı. Das Kälbchen bis zum Sommer aufgezogen und die Mutter gefällt ihm nicht. 219 218 Yok devenin baı. Übertreib nicht so! Erzähl mir nichts vom Pferd. Übertreib nicht so! Erzähl mir nichts vom Pferd. TOPLAM: 219 1 atasözü 139 39 24 16 SONUÇ VE ÖNERLER Bu aratırmada Almanca ve Türkçede hayvan adlarıyla yapılmı olan deyimler incelenerek anlam edeerlilikleri aratırılmıtır. nceleme Almancada deyimler konusunda en temel eser olan Duden deyimler sözlüü ile Türkçede bu konuda temel eser sayılan Ömer Asım Aksoy un Deyimler ve Atasözleri sözlüünde geçen hayvan adlarıyla yapılmı deyimler temel alınmıtır. Buna göre Almancada 287 deyim incelenirken Türkçede 219 deyim incelenmitir. Bu inceleme sonucunda Almancada 73, Türkçede 50 farklı hayvan adıyla yapılmı deyim tespit edilmitir. Bu deerlendirmeye göre aynı hayvan adıyla her iki dilde kullanılan deyimlerin sayısı 30 adettir. Almancada, Türkçedekilere hiç benzemeyen 132 adet deyim mevcuttur. Türkçede ise bu sayı 139 dur. Anlamca benzeyenlerin sayısı Almanca - Türkçe 113; Türkçe- Almanca 39 adettir. Almancada 14 deyim ise aynıdır. Yani tam edeerdir. 24 deyim anlamca aynıdır, ancak farklı hayvan adıyla yapılmıtır. Türkçede ise hayvan adıyla yapılmı ve karılıı Almancada da hayvan adıyla kullanılan 40 deyim mevcuttur. Bunların 16 sı birebir aynıdır. Yani tam edeerdir. 24 deyim ise anlamca aynı fakat farklı hayvan adıyla kullanılmıtır. Almancada kullanılan 4 adet deyimin Türkçede atasözü olarak kullanıldıı tespit edilmitir. Türkçedeki 1 adet deyim ise Almancada atasözü olarak kullanılmaktadır. En çok kullanılan hayvan adlarının kullanım sıklıına (frekansına) bakıldıında daılım öyledir: Türkçede: Almancada: at adıyla 26 Hund 31 Ku 17 Pferd 16 t + köpek 19+6=25 Fisch 12
- 111 - Eek 17 Schwein + Sau 17+ 7 Deve 12 Affe 14 Balık 8 Maus 9 Kedi 8 Esel 7 Kurt 7 Vogel 7 Köpek 6 Huhn 7 Toplam: 120 127 Frekans daılımına baktıımızda Türkçede en çok kullanılan hayvan adları at, it, ku ve eektir. Almancada ise köpek, domuz ve attır. Atın evrensel boyutta anlamı (gösterileni) hemen hemen birçok dilde, kültürde benzerdir. Atın dilsel tutum algılaması toplumların nazarında olumlu olarak algılanmaktadır. At genel olarak uysal, asil, çalıkan anlamları çaırıtırır. Ayrıca atın Türk kültüründe eskiden beri önemli bir yeri vardır. Türkler Orta Asya steplerinde göçebe hayatı sürerken binek hayvanı olarak atı kullanıyorlardı. Hatta at eti yedikleri, kımız içtikleri bilinmektedir. Dolayısıyla at, Türklerin kültüründe önemli bir yere sahiptir. Bunun için at-avrat-silah kavramı eskiden beri erkeklerin çok deer verdii üç nesnedir. Gerçi imdi atın yerini araba almı olsa bile, atın anlattıı ey veya göstergeleri deimemitir. At aynı zamanda eskiden savalarda askerlerin ve özellikle de komutanların vazgeçemedii bir vasıtaydı. Tarihte neredeyse 20. yüzyılın balarına kadar bütün komutanlar hep at üstünde görülür. At; hızı, güveni, varlıklı olmayı ve zaferi simgeler. Bunun için deyimlere baktıımızda: Atı alan Üsküdar ı geçti (Jetzt ist es zu spät! Hinterher ist man immer klüger.). At baı beraber /hızın göstergesi (Einander in nichts nachstehen/ um Haares Breite). Yumuak huyluluk için Atımın baı yumuak (Ich bin nicht eigensinnig, ich bin friedliebend) deyimi kullanılır. Deerli eyler anlatılırken at ile eek veya at ile it karılatırılır. At çalındıktan sonra ahırın kapısını kapatmak (Wenn das Kind in den Brunnen gefallen ist, deckt man ihn zu). At izi it izine karımak { Alles kommt durcheinander, so dass man das Gute nicht mehr von dem Schlechten unterscheiden kann. / Das sind zwei Paar Stiefel./ Man kann das Gute vom Bösen nicht unterscheiden}. Attan inip eee binmek (Von seiner stolzen Höhe herabsteigen müssen.), At yerine eek balamak (Anstelle des tüchtigen nehme den Unbegabten.), At pazarında eek osurtmuyoruz (Grobe Zurechtweisung desjenigen, der nicht zuhört, wenn ihm etwas erklärt wird.) gibi deyimleri görmek mümkündür. Bir yerin ne kadar geni olduunu anlatmak için kullanılan deyim At koturmak (Sehr weit, sehr ausgedehnt.) tır. Almancada ise at ile yapılan deyimlere baktıımızda da atın gücü ön plandadır: Buna kimse katlanamaz (Das hält ja kein Pferd aus!), Birine bir eyi zorla yaptıramamak ( Jmdn. bringen keine zehn Pferde irgendwohin, dazu, etwas zu tun.), Bir kimse bir ey yapmaktan men edilemez (Keine zehn Pferde können jmdn. von etwas abbringen.), Telea düürmek ( Die Pferde scheu machen.), Güvenmek ( Mit jmdm. Pferde stehlen können.), Doru veya yanlı i yapmak ( Aufs falsche/ richtige Pferd setzen.), Çapanolu çıkmak ( Pferdefuss.) Bu deyimlerde de atın, gücün ve güvenin sembolü olduu görülmektedir. Bazı anlamların evrensel boyutu yanında ulusal boyutunun da olduu görülür. Bu anlamlar o dili konuanların dünyasında o kelimenin hangi göstergelere karılık geldiiyle ilgilidir. Toplum o nesneye hangi deerleri atfetmise o kelimenin deeri o kadardır. Baka bir dilsel topluluk aynı nesneye farklı anlamlar yükleyebilir. O zaman aynı nesneyi iiten farklı iki dili konuan kimse aynı nesneden bahsedildiinde aynı çarıımları yapmayacaktır. Bu nedenle bir deyimi balamsız düünmek mümkün deildir. Türklerin atlı yaamı ile Almanların yaamı aynı deildir; dolayısıyla meydana gelen deyimler de anlam olarak birebir olmayacaktır. Ama bazı durumlarda evrensel boyutta aynı anlama gelen deyimler mevcuttur. Bunların sayısı çok azdır. Buradaki deyimlerden de anlaıldıı gibi benzemeyenlerin sayısı benzeyenlerin sayısından daha fazladır. t veya köpek ile yapılan deyimlere bakıldıında Türkçede toplam 19 (it) +6 (köpek)= 25 deyim olduu; Almancada ise 31 deyim bulunduu görülmektedir. Bu konuda neredeyse birbirine yakın sayıda deyim mevcuttur. Anlam olarak karılatırdıımızda köpein alçak karakter, sefil, deer verilmeyen bir hayvan olduu görülür. Oysa köpein insanın sadık bir dostu olduu da söylenir; ancak deyimlerde bu yönü ön plana çıkmaz: Her itin dilini bilmek (Die Sprache von allen Hunden kennen/ Sich mit bösen Leuten verständigen können.), t
- 112 - boku eme yaradı (In die Hände eines gemeinen Geizhals fallen und ihn um etwas einfaches bitten müssen, doch dieser gibt es nicht.), t canlı (dayanıklı) (Zäh, unverwüstlich, nicht umzubringen, nicht auszurotten.) t dii domuz derisi [iki aaılık kimse için] (Schadenfrohe Bemerkung über den Streit zweier gleichermassen unbeliebter Personen etwa: Sollen Sie sich nur den Schädel einschlagen, dann sind wir beide los!), te atsan yemez /çok kötü (So schlecht, dass man es keinem Hund vorwerfen kann, hundsmiserabel.), te ot, ata et atmak /olmaması gereken eyler (Verkehrt zuteilen alles verkehrt machen. Das Pferd beim Schwanz aufzäumen.), tin ayaını tatan mı esirgiyorsun? / deersiz kimse için (Eine Bemerkung, wenn jemand nicht möchte, dass jemand eine Person übertriebener Massen.), tin kıçına sokmak /rezil etmek (Jmdn nach allen Regeln der Kunst schlechtmachen, dem allgemeinen Gespött preisgeben.) t ite it de kuyruuna buyurur /tembel uyuuk kimse (Unangenehmes kann man sich auch dadurch vom Halse schaffen, dass man es einem andern auflädt.), t sürüsü kadar /gereksiz kimseler (Ein wüstes Gedränge von unnützlichen Menschen.), tten de ölse kâr, kurttan da /deersiz kimseler (Egal vom Hund oder vom Wolf getötet, hauptsache der Gewinn stimmt.), t yese kudurur [çok aır söz] (Das würde sogar den Hund verrückt machen.) burada da görüldüü gibi it (köpek) sözcüünün deersiz, karektersiz, ie yaramaz anlamları ön plandadır. Almancadaki deyimlere bakıldıında; it veya köpek adı, bir kimseye hakaret etmek istenildiinde en çok bavurulan hayvan adıdır. Elbette hayvanın bunda bir kusuru yoktur; ancak bu durum insanların ona verdii deerden kaynaklanmaktadır. Halbuki bir kiiye aslanım, koçum dendiinde buna kızmaz; belki gururlanır. Bu da tamamen kavramların göstergeleriyle ilgilidir. Eek, it kadar olmasa da inatçı ve akılsız hayvan olarak addedildiinden, insanlara hakaret ederken sıkça bavurulan deyimlerde geçen bir hayvan adıdır. Almancada da durum çok farklı deildir. Orada da en çok köpek ile ilgili deyim kullanılmaktadır (31 adet). kinci sırada domuz ile yapılan deyimler görülmektedir. Ama Almancada domuzun hem olumlu hem de olumsuz anlamları vardır. Örnein, birisinin çok anslı olduunu belirtmek için: da hast du wieder einmal Schwein gehabt! (ansın yine yaver gitti). Pis herif, adi, namussuz herif derken de du Schwein denir. Hemen ardından at ile yapılan deyimler görülmektedir. Oradaki anlamlar da olumsuzluk belirtmemektedir. Türkçede deve, kurt ve kedi ile ilgili sık kullanılan deyimler varken; Almancada kullanım sıklıı (frekansı) çok azdır. Almancada deveyle ilgili bir deyim yoktur; Türkçede ise 12 adet deyim bulunmaktadır. Almancada maymun, domuz, fare ve tavukla kullanım sıklıı fazla deyimlere rastlanırken; Türkçede bu hayvanlarla ilgili çok az sayıda deyim vardır. Almancada ve Türkçedeki hayvan adlarıyla yapılmı deyimler incelendiinde toplumların yaam biçimleriyle ilgili olduu ve toplumların hayvanlarla olan ilikileri arasında da bir benzerlik bulunduu görülmektedir. Bazı hayvanlar Almanlar için çok ey ifade ederken Türkler için pek bir anlam ifade etmeyebilir veya tam tersi bir durum da söz konusu olabilir. Bu durum insanların çevresiyle olan münasebetlerinin bir sonucudur. Türkçede ve Almancada hayvan adlarıyla yapılmı deyimlerin ancak % 8 i birebir benzerlik (tam edeerlik) gösterirken, % 9 u farklı hayvan adıyla yapılmı, % 30 u yakın anlamdadır. % 53 ü ise tamamen farklıdır. Bu çalıma ile Almancada hayvan adıyla yapılmı deyim sayısının (291) Türkçede yapılanlardan (219) daha fazla olduu tespit edilmitir. Kısaca bu çalıma, belagat (söz sanatları) bakımından son derece faydalı sonuçlar verecei gibi, aynı zamanda karılatırmalı olması nedeniyle de eitim-öretim, kültürlerarasılık açısından da bir boluu dolduracaktır. Bu balamda ; 1. Hayvanlarla ilgili deyimler sözlüü yayımlanabilir. 2. Deyimler toplumların birbirini tanıması bakımından dil ara dünyasını oluturabilirler. 3. Yabancı dil öretiminde sözcük daarcıını gelitirmede kullanılabilir. 4. Konuma becerileri dersinde yer verildii takdirde konuma melekesini gelitirmeye katkısı olur.
- 113-5. Ayrıca dier alanlarda da (veterinerlik, tıp, ziraat vb.) dorudan veya dolaylı olarak katkısının olabilecei düünülmelidir. KAYNAKÇA AKAR, Y. (2000). Deutsch-Türkisch- Deutsch. 1000 Idiome und ihre Anwendung-Beispielhaft dargestellt. Ankara: Hacettepe- Ta Yayınları. AKSOY, Ö. A. (1988). Atasözleri ve Deyimler Sözlüü I-II, stanbul: nkılap Kitabevi. DROSDOWSKI, G.& Stubenrecht, W.S. (1992). Duden Redewendungen und Sprichwörtliche Redensarten, Band 11. Mannheim. KORKMAZ, Z. (1992). Gramer Terimleri Sözlüü. Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Dili Kurumu Yayınları. LEWANDOWSKI, T. (1985). Linguistisches Wörterbuch II.(4. Auflage). Quelle& Meyer Heidelberg- Wiesbaden. ÖNEN, Y. ve anbey, C.Z. (1993). Almanca-Türkçe Sözlük, Ankara: Türk Dili Kurumu Yayınları. STEUERWALD, K. (1983). Deutsch-Türkisches Wörterbuch,.Otto Harrassowitz, Wiesbaden, Harrassowitz - stanbul: ABC Yayınevi. STEUERWALD, K. (1983). Türkisch-Deutsches Wörterbuch,.Otto Harrassowitz, Wiesbaden, Harrassowitz - stanbul: ABC Yayınevi. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi (1992). Açıklamalı Örnekli Deyimler Sözlüü (5. Baskı), stanbul: Dergah Yayınları. YURTBAI, M. ( 1994). Türkisches Sprichwörterlexikon. Ankara: Kültür Bakanlıı Yayınları.