Yılmadan Yorulmadan Sıtkı Aydınel Büyük Millet Meclisi Açılıyor Hatırlanacağı gibi, son Osmanlı Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920 de İstanbul da açılmış, fakat 16 Mart 1920 de İstanbul un işgali üzerine önce kendi kararı ile çalışmalarına ara vermiş (18 Mart 1920), daha sonra da padişah Vahdettin tarafından kapatılmıştı (11 Nisan 1920). Mebusan Meclisi nin kapatılması o sırada yürürlükte olan 1876 anayasasında öngörülen düzeni (meşruti monarşi) fiilen ortadan kaldırmış, Padişah Vahdettin ülkeyi tek başına (meclis denetimi olmadan) yönetmeye başlamıştır. Bu durum memlekette hukuki bir otorite boşluğu yaratmıştır. Erzurum kongresinde (23 Tem muz-7 Ağustos 1919) alınan kararlardan birisi de şöyle idi: Merkezi hükümet (İstanbul hükümeti) vatanın, istiklalin muhafazasını sağlayamadığı takdirde bu maksadı sağlamak için geçici bir hükümet kurulacaktır. 1 Bu karar Sivas Kongresi nde (4-11 Eylül 1919)şu şekilde teyit edilmiştir: Merkezi hükümet milli iradeye tabi olmalıdır. Milli meclis toplanmalıdır. 2 İstanbul daki Mebusan Meclisi kapatıldığına göre Erzurum ve Sivas kongrelerinin yukarıda belirtilen kararlarına uygun olarak ve ortaya çıkan iktidar boşluğunu doldurmak maksadıyla Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti Başkanı Mustafa Kemal 19 Mart 1920 de tüm valiliklere, ba- 9
ğımsız sancaklara ve kolordu komutanlıklarına gönderdiği bir talimatta; (intihabat tebliği) memleket işlerini idare etmek ve denetlemek üzere Ankara da olağanüstü yetkilere sahip bir meclis toplanacaktır dedikten sonra, bu meclis için seçimlerin nasıl yapılacağını açıklamış ve seçimlerin en geç 15 gün içinde Ankara da çoğunlukla toplanmayı sağlayacak şekilde tamamlanmasını istemiştir. 3 Mustafa Kemal Ankara da yeni bir meclis açılmasını istemişti ama Ankara da toplantıların yapılabileceği bir bina bile yoktu. İttihat ve Terakki Kulübü için yapılmakta olan bir binanın inşaatı hızlandırıldı. İnşa halindeki bir ilkokulun kiremitleri buraya aktarıldı ve hızla bitirilen bina pek sade biçimde döşenerek toplantı için uygun hale getirildi.4 Hazırlıkların tamamlanmasını müteakip BMM nihayet 23 Nisan 1920 de açıldı. Gerçek manasıyla bu Anadolu da yeni bir devletin kuruluşu demekti.5 Nitekim Mustafa Kemal olağanüstü yetkilere sahip bir meclis demekle yeni bir devletin asli kurucu iktidarını tanımlıyordu. Asli kurucu iktidar bir devleti kuran ve ona hukuki/siyasi bir statü kazandıran anayasayı ilk kez ya da yeniden 10 yapan iktidardır.6 Gerçekten bu meclis 1921 anayasası ile yeni bir devletin kuruluşunu hukuken başlatmış, daha sonra cumhuriyetin ilanı ve 1924 anayasası ile bu kuruluşu geliştirmiştir. BMM nasıl açıldı? Daha önce 22 Mustafa Kemal Nisan olarak düşünülen açılış günü kutsal bir güne rastlaması için 23 Nisan cuma gününe ve cuma namazından sonraya alınmıştır. Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal in bu hususta vilayetlere, sancaklara, Müdafa-i Hukuk merkezlerine ve kolordulara gönderdiği 21 Nisan tarihli genelge aynı zamanda bir tören programı niteliği taşır. Bu genelgeye göre: Nisanın 23üncü Cuma günü Cuma namazından sonra Ankara da büyük millet meclisi açılacaktır. Açılış gününü cumaya tesadüf ettirmekle bu günün mebrukiyetinden (kutsallığından) istifade ve bütün meb usin-i kiram hazeratı ile Hacı Bayram-ı Veli Camii Şerifinde Cuma namazı kılınacak, kuran ve namazın nurlarından da faydalanılacaktır. Namazdan sonra lihye-i saadet ve sancak-ı şerifi taşıyarak daire-i mahsusaya (meclis binasına) gidilecektir. Daire-i mahsusaya girilmeden önce kurbanlar kesilerek dualar
Daha önce 22 Nisan olarak düşünülen açılış günü kutsal bir güne rastlaması için 23 Nisan cuma gününe ve cuma namazından sonraya alınmıştır. okunacaktır. Bu günün kutsallığını teyit için, bu günden başlayarak her gün vilayet merkezlerinde hatim ve buhara-i şerif okumaya girişilecektir. Hatimin sonu teberrüken daire-i mahsusa önünde tamamlanacaktır. Mukaddes ve yaralı vatanımızın her köşesinde aynı surette bu günden başlayarak buhari ve hatimler okunmasına girişilecek, Cuma günü ezandan önce minarelerden salavat-ı şerife okunacak ve hutbelerde hilafetmebaımız padişahımız efendimiz hazretlerinin nam-ı nami-i humayunu anılırken zat-ı şevketmeab-ı padişahilerinin ve memalik-i şahane ile bütün tebaalarının bir an evvel kurtulmaları duası ilaveten zikrolunacaktır.7 Görüldüğü gibi Mustafa Kemal BMM nin açılışını dini törenlerle yapmış, padişah/halifeye bağlılığını ifade etmiştir. Bu suretle BMM nin açılışının tüm yurda duyurulması sağlanmış ve halkın BMM ni benimsemesi arzu edilmiştir. Törenlere dini ağırlık verilmesinin bir nedeni, o günlerde padişah ve hükümetinin Kuvay-ı Milliyecileri dinsizlikle suçlayarak halk desteğinden mahrum bırakmak istemesidir. Atatürk ü bu gün bile dinsizlikle suçlayanlar yukarıdaki genelgeyi dikkatle okumalıdır. 23 Nisan 1920 Cuma günü ilk toplantısını yapan BMM deki mebusların mesleklerine göre dağılımı şöyledir: 115 memur, emekli, 61 sarıklı hoca, 51 kumandan, subay, 46 çiftçi, 37 tüccar, 29 avukat, 15 doktor, 10 aşiret reisi, ağa, 8 tarikat şeyhi, 6 gazeteci, 2 mühendis. 8 Yukarıda bahsedilen Mustafa Kemal in 19 Mart 1920 tarihli ve 11
seçimlerin yapılmasına dair tebliğinde (intihabat tebliği), seçilecek üyelerin yanında, İstanbul meclisinden geleceklerin de yeni seçilmiş üyeler olarak kabul edilmeleri bildirilmiştir. Bu suretle BMM üyeleri iki kaynaktan gelmiş oluyordu: 1. Aralık 1919 ayında yapılan seçimlerle son Meclis-i mebusan a seçilenlerden Ankara ya gelebilenler, 2. Mustafa Kemal in Ankara da toplanacak meclis için yaptığı çağrı uyarınca (19 Mart 1920) yapılan seçimlerle gelenler, Meclisin ilk oturumunda 115 mebus vardı. Sonradan gelenlerle bu sayı 365 e kadar çıktı. (18 ağustos 1920 de). Fakat BMM nin üye tamsayısı kesinlik kazanmadı. 9 Mebusan meclisi padişah tarafından feshedildiği için buradan gelecek mebuslar mebusluk sıfatlarını kaybetmişlerdi. Bu nedenle yeni meclisin ilk kararı bu hukuki statü sorununun çözmekle ilgili oldu. Heyet-i umumiyenin (genel kurulun) 23 Nisan 1920 tarihli 1 numaralı kararı ile Büyük Millet Meclisi nin bu kere intihap edilen azalarla, İstanbul Meclis-i Mebusanı ndan iltihak eden azalardan müteşekkil bulunmasına karar verildi. 10 Yeni meclisin ismine gelince; Açılış törenleri hakkında Mustafa Kemal in yukarıda bahsedilen 21 Nisan tarihli genelgede Büyük Millet Meclisi adı kullanılmıştır. 23 Nisan günü yapılan ilk oturuma en yaşlı üye sıfatı ile başkanlık eden Şerif Bey açılış konuşmasında Büyük Millet Meclisini açtığını söylemiştir. BMM nin başına Türkiye sözcüğünün getirilmesi 8 Şubat 1921 tarihli bir icra vekilleri (bakanlar kurulu) kararı ile ya da 23 Nisanın milli bayram addine dair kanunla (23 Nisan 1922) eklendiğini ileri sürenler bulunmaktadır. Oysa yukarıda bahsedilen 23 Nisan 1920 tarihli 1 No lu karar Türkiye Büyük Millet Meclisi nin suret-i teşekkülü hakkındaki karar başlığını taşımaktadır. Buradan anlaşıldığı gibi, meclis önce BMM olarak açılmış aynı gün aldığı ilk karada isminin başına Türkiye kelimesi getirilerek TBMM olmuştur. 11 TBMM nin ilk önemli icraatı 25 Nisan 1920 tarihli Hıyanet-i Vataniye Kanunu nu kabul etmek olmuştur. O günlerde yurdun hemen her yerinde ve özellikle Ankara civarında (Bolu, Adapazarı, Konya, Yozgat) devam eden iç isyanların bulunduğu düşünüldüğünde bu kanunun önem ve önceliği anlaşılmaktadır. Mustafa Kemal açılışın ertesi günü (24 Nisan da ) yaptığı konuşmasında yeni devletin kuruluş esaslarını şöyle açıklamıştır: 1. Ülkeyi bölünme ve çöküşten kurtarmak için bütün güçleri birleştirmek gerekir. 2. TBMM yalnızca bir yasama ve denetleme organı değil, ülkenin ve milletin kaderiyle bilfiil ilgile- 12
nen bir heyettir. 3. Kendi içinden seçeceği bir heyeti hükümet işlerini yürütmeye memur etmesi gerekir. 4. Meclis başkanı seçilecek kişinin yüce meclisi temsil eden bir kişi olarak hükümete de başkanlık etmesi meclis adına hükümet kararlarına imza koymaya ve bu kararları onaylamaya yetkili olması gerekir. 5. Reis hükümetin diğer üyeleri gibi meclis önünde tam sorumlu olmalıdır. 6. Saltanat ve hilafet makamının tutsaklıktan kurtarılmasına kadar geçici olarak bile olsa bir hükümet reisi tanımamak ya da bir padişah kaymakamı yaratmamak gereklidir. 12 Mustafa Kemal yukarıdaki esasları içeren bir önerge vermiş ve bu önerge kabul edilerek meclis kararı haline getirilmiştir. Bu önergede geçen yeni bir hükümet teşkili zorunludur ifadesi aslında yeni bir devletin ilanından başka bir şey değildir. Kurulan yeni devletin hükümet şekli ise kuvvetler birliği esasına dayanan ve yasama yürütme kuvvetlerinin yasama organında birleştiği meclis hükümeti sistemidir. 13 Bu sistemi başkanlık sistemi ile karıştırmak son derece yanlıştır. Zira başkanlık sistemi yasama ve Mustafa Kemal ve arkadaşları ilk Büyük Millet Meclisi nin balkonundan halkı selamlıyor yürütmenin birbirlerinden katı olarak ayrıldığı bir kuvvetler ayrılığı sistemidir. Bir kurtuluş savaşının yürütüldüğü, büyük zorluklar içinde hem işgalci düşmana hem de içerdeki isyanlara karşı yaşamsal bir mücadelenin verildiği bir ortamda tüm kuvvetlerin (yasama ve yürütme) tek elde ve mecliste toplanması şartların getirdiği bir zorunluluktur. 24 Nisan tarihinde yaptığı konuşmanın ardından yapılan seçimlerde Mustafa Kemal oybirliği ile TBMM başkanı seçilmiştir (o sırada 39 yaşında idi). 14 Mustafa Kemal in yukarıda değindiğimiz 24 Nisan tarihli konuşmasında ortaya koyduğu ve daha sonra bir meclis kararı olarak kabul edilen esaslar geçici anayasa niteliğindeydi. Bu esaslar ileride 1921 anayasasını da belirleyecek hususlar olacaktı. 15 TBMM nin yürütme işlevini de bünyesinde toplaması ve yürütmenin o günkü koşullarda sürekli olması mecburiyeti, meclisin ara vermeden çalışmasını gerektirmekte idi. Bu nedenle 5 Eylül 1920 de çıkartılan Nisab-ı Müzakere Kanunu (kanun no: 18) Büyük Millet Meclisi, hilafet ve saltanatın vatan 13
ve milletin istihlas ve istiklalinden ibaret olan gayesinin husulüne kadar şeriat-ı atiye (aşağıdaki koşullar) dairesinde müstemmiren inikad eder (sürekli olarak toplanır) denilmiştir. Görüldüğü gibi bu kanun hilafet ve saltanatın, vatan ve milletin kurtuluşu ve bağımsızlığını meclisin gayesi olarak belirtmiştir. Bu gayenin gerçekleştirilmesi için kendi döneminde hiç ara vermeden toplanan meclis, kurtuluş savaşının yürütülmesi ve iç isyanların bastırılması gibi hayati bir mücadeleyi vermiştir. 29 Kasım 1920 de çıkartılan istiklal madalyası kanunu ile meclis üyelerine bu hizmetlerinden dolayı yeşil şeritli istiklal madalyası verilmiştir. Ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü koşullara rağmen, mecliste serbest tartışma ve özgür karar alma ortamı bakımından hiçbir Osmanlı meclisiyle kıyaslanamayacak kadar geniş bir demokratik ortam vardır. En kritik günlerde bile meclis hükümeti ve savaş yönetimini eleştirip denetleyebilmiştir. 16 23 Nisan 1920 den, ikinci meclisin toplandığı 2 Ağustos 1923 e kadar, yukarıdaki kanun gereği ara vermeden toplanan mecliste hemen her gün genel kurul yapılmış, 625 soru önergesi, 76 gensoru önergesi verilmiş, 338 kanun çıkartılmıştır. Günde ortalama 24 milletvekili söz alıp konuşmuştur. 17 Meclisin kendi döneminde çıkarttığı 338 kanundan bazıları şunlardır: 1. Hıyanet-i Vataniye Kanunu 14 (25 Nisan 1920), 2. İstiklal Mahkemeleri Kanunu (11 Eylül 1920), 3. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (anayasa), (20 Ocak 1921), 4. İstiklal Marşı nın kabulü (12 Mart 1921), 5. Tekalif-İ Milliye Kanunu (7 Ağustos 1921). 6. Saltanatın kaldırılması kararı (1 Kasım 1922), Birinci Meclis, Lozan Barış Görüşmelerine ara verildiği dönemde (17 Şubat-23 Nisan 1923), 1 Nisan 1923 te kendisini feshederek seçimlerin yenilenmesine karar vermiştir. 18 Yapılan seçimleri müteakip yeni (ikinci) meclis 2 ağustos 1923 te toplanmış, 1 Kasım 1927 ye kadar çalışmalarını sürdürmüştür. Lozan Barış Antlaşmasının onaylanması (23 ağustos 1923), Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923) Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924),1924 Anayasasının yapılması, (20 Nisan 1924) Atatürk devrimlerinin hayata geçirilmesi, ikinci meclis dönemine rastlamaktadır. Bu nedenle birinci meclise İhtilal Meclisi ikinci meclise Devrim Meclisi demek doğru olacaktır. sitkiaydinel@butundunya.com.tr 1-Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam Cilt Iı, İstanbul, Rezmzi Kitabevi, 1964, S.109. 2-a.g.e.S.123 3-Orhan Çekiç, İmparatorluktan Cumhuriyete III,1920, İstanbul, KAYNAK Yayınları,2015, S.258. 4-Çekiç,a.g.e. s.259 5-Aydemir. A.g.e. s.265 6-Erdoğan Teziç, Anayasa Hukuku, Genel Esaslar, İstanbul, Beta Yayınevi, Ekim 2012. S.178. 7-Aydemir, a.g.e. s. 265. 8-Aydemir, a.g.e. s.363. 9-Bülent tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, 1998, S.231. 10-Tanör, a.g.e. s.232. 11-Tanör, a.g.e. S. 233. 12-a.g.e. s.234. 13-Hükümet sistemleri için bknz: Mustafa Erdoğan, anayasal demokrasi, Ankara, siyasal kitabevi, 2015, s.251 v.d, ayrıca Erdoğan Teziç, Anayasa Hukuku, İstanbul, Beta Yayınları, 2012, s.273 vd. 14-Aydemir, a.g.e. s.274 15-Tanör, a.g.e. s. 235 16-Bülent Tanör, Kurtuluş Kuruluş İstanbul, Cumhuriyet Kitapları, 2003 s.119. 17-A.g.e. s.120. 18-Aydemir, a.g.e. s.85.