KADİM MEDENİYETLER MISIR Nil civarında oluşmuş bir uygarlık. Geometri gelişmiş. Yazısı resim yazısı (hieroglif). Nil Mısır için kutsaldır. Aşağı Mısır ın yıllık su baskını döneminde düzenlenen bir sulamadan yararlandığı biliniyor.
Nil nehrini, ve Hanedanlık döneminin (MÖ 3.150 - MÖ 30) büyük şehir ve bölgelerini gösteren Antik Mısır haritası.
Mısır piramitleri: Piramitlerin basamakları firavunun Güneş Tanrının krallığına çıkacağı dev merdiveni çağrıştırmaktadır. Piramitlerde hiyeroglif yazıyla yapı hakkında bilgi vardır. Piramit tek başına bir yapı değildir, aksine firavunu sonsuza dek yalnız bırakmayacak (burada eski Mısırlıların ahiret inancı olduğu bellidir) soyluların ve kraliçelerin mezarlarını kapsayan bir mezar kompleksidir. Mısır bilimciler (egyptologlar) arasındaki görüş, rampa ve iskelelerden yararlanıldığıdır. Yine de nasıl olup da devasa blokların dikildiği anlaşılamamıştır. Malzeme taştır.
GİZA PİRAMİTLERİ
Hiyeroglif, antik döneme ait bir yazı sistemi. Birçok türü olan hiyerogliflerin en bilinen türü Mısır hiyeroglifleridir. Yunancadan gelme bir sözcük ve kutsal oymalar anlamına geliyor. Hiyeroglifler birer logografik (mantıkçizisel) çizimler veya piktografik (resimçizisel) biçimlerdir. Bir logogram (mantıkyazı) veya logograf (mantıkçizi) bir sözcük veya bir morfemi (biçimbirim dilin anlamlı en küçük birimi) temsil eden bir grafemdir (çizibirim). Bunları, fonemleri (sesbirimleri - tek başına anlamı olmayan sesler, dilin en küçük yapıtaşları)
veya fonem birleşimlerini ve determinatifleri (kiplik belirleyicileri) temsil eden fonogramlardan (sesyazılardan), ayırmak gerekir. Logogramlar yaygın olarak ideogramlar (fikiryazılar) olarak da bilinirler. Ancak ideogramlar fikirleri/düşünceleri sözcüklere ve morfemlere nazaran daha doğrudan temsil eder/ifade ederler ve logografik sistemler gerçek manada ideografik sayılmazlar. Piktogram (resimyazı) İdeogram (fikiryazı) Logogram (mantıkyazı) Fonogram (sesyazı)
Logogramlar, sözcüğün kurucu unsurları olan sesler veya fonemlerden ziyade sözcüklerin kendilerini temsil eden görsel semboller oldukları için, logogramların anlamlarını hatırlamak ya da kestirmek daha kolaydır. Oysa alfabetik yazılı sözcüklerin seslerini hatırlamak veya tahmin etmek buna kıyasla daha zordur. Logogramların bir diğer özelliği de, tek bir logogramın birden fazla dilde benzer anlamlara sahip sözcükleri göstermekte kullanılabilir olmasıdır. Diğer yandan ayrı diller aynı veya benzer alfabeyi kullanabilse bile, ayrı telaffuzlara sahip sözcükler için özdeş temsillerin (fonemlerin) kullanılması durumu çok daha sınırlıdır. Dünyanın farklı bölgelerinde kullanılan çeşitli yazı sistemleri
Rosetta Taşı Rosetta Taşı ya da Reşid Taşı, Mısır'da kale yapımındaki bir kazı sırasında rastlantı eseri bir Fransız askeri tarafından bulunmuştur. Taşın üzerinde aynı metin üç farklı yazı sistemi ile yazılmıştır. Bu yazılar: Demotik (Mısır'da halkın kullandığı yazı), Hiyeroglif ve Antik Yunan alfabesi. Böylece Mısır halkı ile Mısır asilleri ve Yunanlılar bu antlaşmayı rahatlıkla okuyabilmişlerdir. Yüzyıllar boyunca çözülemeyen bir sır olarak kalan Hiyeroglif, Napolyon'un 1798 yılındaki Mısır Seferi sırasında bulunan bu taşın yardımıyla çözülmüştür. MÖ 196 yılında yazıldığı tahmin edilen bu taş adını bulunduğu Reşit (Rosetta) kasabasından almaktadır. Ağırlığı 760 kg dan daha fazla ve 114 cm uzunluğunda, 72 cm genişliğinde, 28 cm kalınlığındaki bu taş granit ya da siyah bazalttan yapılmıştır. Büyük İskender'in Mısır'ı fethinden sonra hüküm sürmeye başlayan Ptolemaios Hanedanı'nın hükümdarlarından biri tarafından yazdırılmıştır. O güne kadar okunamamış Demotik ve Hiyeroglif alfabelerinin yanı sıra, okunabilen Yunanca bir metnin de aynı taş üzerinde bulunması ile tek bir metnin üç ayrı dilde yazılmış olduğu görüşü pek çok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Taşın ve dolayısıyla Hiyeroglifin sırrını çözen araştırmacı, 1822 yılında, eski Mısır yazılarının güncel koptik diline benzediğini ortaya
koyan araştırmacı Jean-Francois Champollion olmuştur. Yazıtın Yunanca kısmını Hiyerogliflerle kıyaslayan Champollion'a Demotik alfabesini 1814 yılında çözen İngiliz Thomas Young'ın çalışmaları da yardımcı olmuştur. Eski Mısır'a ait yazıların çözülmesi ile birlikte Egyptology diye adlandırılan Eski Mısır bilimi doğmuş ve geçmiş yüzyılların açıklığa kavuşması kolaylaşmıştır. İngiliz kolleksiyoncuların eline geçen taş, günümüzde British Museum'da sergilenmektedir. A. MATEMATİK: -Toplamalı 10 tabanlı sistem var. -Dört işlem var -Sayı sembolleri: hiyeroglif sistemin yanında sayıları kendine özgü biçimde gösteren ve işlek bir yazı olan hiyeratik yazı sistemini kullandılar. Bu sistem hiyeroglif sistemdeki aşırı tekrarlardan kaçınmak için özel işaretler kullanıyordu. -Çarpma ve bölme iki katını almaya ve toplama işlemlerine indirgenmişti. Örneğin 9 u 14 le çarpmak için, 1 9 2 18 4 36 8 72 her satır bir öncekinin iki katını alarak elde ediliyordu. Böylece 14, 2 nin kuvvetlerinin toplamı olarak yazılabiliyordu. 14=2+4+8 ve sağ sütundaki sayıların toplamı ise çarpımın sonucunu veriyordu: 18+36+72=126. -Mısırlılar kesirleri de kullanıyorlardı, ancak 2/3 ün dışında payı 1 olan kesirleri kabul ediyorlardı. -Papirüslerde birinci ve ikinci dereceden denklemlere rastlanır.
Rhind Papirüsü M.Ö. 1650 yazıldığı belirlenen Antik Mısır Papirüs'ü. Matematiğin cebir, geometri, trigonometri ve bölme gibi konularında bilgiler içerir. Antik Mısır'ın matematiğinin temelini oluşturur. -Aritmetik ve geometri gereksinimlere dayanır. Herodot, geometrinin Nil ırmağının her taşkınından sonra toprağı dağıtma zorunluluğundan kaynaklandığını söyler. Kare, dikdörtgen,
üçgen ve yamuğun alanını doğru hesaplıyorlardı. Dairenin alanını da yaklaşık hesaplamışlardı: pi=3,1605. -Toplama ve çıkarma tüm matematik sistemlerinin temelini oluşturuyor, diğer işlemleri bunlara dayanarak yapıyorlar. -Mısır matematiği yeterince ilerlememiş, basit düzeyde kalmış. -Geometride alan hesaplamayı (kare, dikdörtgen gibi) biliyorlar. -Kesik piramidin hacmini hesaplamayı biliyorlar. B. TIP: -O dönemin (MÖ 3000 lerden 1500 lere kadar) en parlak tıbbı. Gizemli bir sanat (babadan oğla geçer). Gerektiğinde evlatlık alıp bildiği şeyleri ona aktarıyor, hekim. -Birtakım papirüslerde tıp bilgileri var. Tıpta sihir ve büyü öğesi var. Bu papirüslerde de bu öğelere rastlanıyor. -Mumyalama ileri idi. Dini görüşlerini temel alan bir uygulamadır. İç organlar, beyin çıkarılıyor, kalp ve dış organlar bırakılıyor. Anatomi bilgisinin ileri olduğunu buna bakıp söyleyemeyiz, çünkü bu daha ziyade dini bir işlemdi. Mumyalama işini yapanlar hekimler değil, rahiplerdi. Mumyalamanın hiçbir yararı olmamış denemez, bu uygulama topluma, cesetlerle ilgilenme konusunda hoşgörü kazandırmış. Avrupa da ilk diseksiyon tatbikatı (ölü bedenlerin kesilerek kısımlarına ayrıştırılmak suretiyle iç organların yapısının gözlenmesi ve incelenmesi) 1600 lerde, Türkiye de 1841 de yapılmış. -Trefenasyon da (beyindeki birtakım iltihaplanmaların kafatasının kesilerek boşaltılması işlemi) Mısır da yapılmış ilk uygulamalardan biridir. -Büyüsel sihirsel uygulamalar da var (baştaki ağrının geçmesi için kokmuş balığın başı ile ovuyorlar). -Vhedu teorisi var. Metu damar sistemine bağlı olarak geliştirilmiş. Vücuttaki bütün damarlar ve kanallar bu sistem içine giriyor. Konuşan damarları (atan damarlar) ayırıyorlar. Eğer insanda bir hastalık olursa, bu bozukluk damarlarla vücudun diğer yerlerine de taşınacak ve bu yerlerde de bozulma oluşacaktır bu teoriye göre. -Mısır da ne gibi ihtisas dalları var? İç hastalıkları bilgisi var ama bu bir ihtisas dalı kabul edilemez. Kadın-doğum var. Kadın hastalıkları içinde bebekle ilgili olanlardan çok, kısırlıkla ilgili olanlar var. Sindirimle ilgili hastalıkları ve göz hastalıklarını iyi biliyorlar. Cerrahi ile ilgili (büyük cerrahi olaylar değil) basit kırık, çıkık, yaralar gibi. Acemi pastası kullanarak alçıya alma var. Dişlerle ilgili bilgileri var, çürüğü biliyorlar. Omurgadaki hasarların felce sebep olduğunu biliyorlar. -Hayat evleri var. Bunlar bazılarına göre tıp eğitiminin verildiği yerler. C. ASTRONOMİ -Tapınakların ve mezarların tavanlarına çizilmiş gök haritaları, gökbilim incelemeleri, gece takvim yıldızlarının dizilişini belirten çizelgeler vardır. -Mısırlıların takvimi gökcisimlerinin hareketlerini bildiklerini göstermektedir. 365 günden oluşan yıl 30 günlük 12 aya bölünmüştür (bunlara 5 artık gün ekleniyordu), ve her gün 12 saat gece 12 saat gündüz olarak hesaplanıyordu. -5 gezegeni biliyorlardı. -Yıldız gruplamalarını Mezopotamya dan almışlardır. -Tutulmaları (onlara göre Güneş in Ay ile karşılaşmasının sonucuydu) ve göktaşlarının geçişini saptamışlar ve papirüslere hiyeroglifle yazmışlardı.