HALİDE EDİB ADIVAR ÇARESAZ

Benzer belgeler
HALİDE EDİB ADIVAR ÇARESAZ

HALİDE EDİB ADIVAR VURUN KAHPEYE ROMAN

küçük İskender THE GOD JR

Cem Akaş BUMBA İLE BİBU. Resimleyen: Reha Barış

ECE TEMELKURAN İÇ KİTABI

DESTANLAR VE MASALLAR. Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK. Masal. Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez

HALİDE EDİB ADIVAR YOLPALAS CİNAYETİ

HALİDE EDİB ADIVAR SON ESERİ

ENGİN TÜRKGELDİ ORADA BİR YERDE

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut GÜNAYDIN! GÜNAYDIN! Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Şiir BEZ BEBEKLE KUKLASI. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HÂLÂ HARİKA

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

SİNE ERGÜN BAŞTANKARA

ZİYA OSMAN SABA CÜMLEMİZ BÜTÜN ŞİİRLERİ

CEM AKAŞ SİNCAPLI GECE EKSİLTMELİ ROMAN

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ

WOLFGANG BORCHERT Fener, Gece ve Yıldızlar. ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar

Yayınevi Sertifika No: Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Öykü ASLAN KRAL KORK. Resimleyen: Sedat Girgin

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış

HALİDE EDİB ADIVAR HALKA DOĞRU. Büyük Mecmua (1919) ve Yedigün ( ) Yazıları

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe

Babamın Sihirli Küresi AYTÜL AKAL

NEJAT İŞLER GERÇEK HESAP BU!

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Öykü ORMANDAKİ DEV. 4. basım. Resimleyen: Reha Barış

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süreyya Berfe. Şiir ÇOCUKÇA. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Cihan Demirci. Şiir ŞİİR KÜÇÜĞÜN. 2. basım. Resimleyen: Cihan Demirci

I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI

KIRMIZI KANATLI KARTAL

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

ALESSANDRO BARICCO SMITH & WESSON

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Tanşıl Kılıç. Roman ŞEKERLİ SİNEK. 12. basım. Resimleyen: Vaqar Aqaei

DDD. m . HiKAYE. KiTAPLAR! . CİN. ALİ'NİN. SERiSiNDEN BAZILARI. Öğ. Rasim KAYGUSUZ

Sem Okulu Sevmiyor. Sophie Martel. Christine Battuz. Yalçın Varnalı. Resimleyen. Çeviren

küçük İskender ÖLEN SEVGİLİMİN ŞİİR DEFTERİ

Rukia Nantale Benjamin Mitchley Nahide Büşra Ertekin Turkish Level 5

MİRKET NİNELER. Parti Veriyor

MATBAACILIK OYUNCAĞI

Delal Arya HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mert Tugen YEDİ DENİZLERDE 2. 2 Basım İSKELET SAHİLİ NDEKİ SIR

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

20 Derste Eski Türkçe

İletişim Yayınları 2472 Çağdaş Türkçe Edebiyat 426 ISBN-13: İletişim Yayıncılık A. Ş. 1. BASKI 2017, İstanbul

Bernd Brunner UZANMA SANATI. Yatay Yaşamın Elkitabı

&[1 CİN ALİ'NİN HİKAYE KİTAPLAR! SERIS.INDEN BAZILARI. l O - Cin Ali Kır Gezisinde. Öğ. Rasim KAYGUSUZ

ŞEHİRLERE ALIŞAMADI Sabahattin Ali nin Şehirleri

Deneyler ve Hayaletler

Başarı Hikayelerinde Söke Ekspress Gazetesi ve Cumhuriyet Ofset Matbaasının sahibi, 1980 yılından bu yana üyemiz olan Yılmaz KALAYCI ya yer verdik.

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Dört öğrenci sabahleyin uyanamamışlar ve matematik finalini kaçırmışlar, ertesi gün hocalarına gitmişler, zar zor ikna etmişler. Arabaya bindik yolda

Halide Edib Adývar ÂKİLE HANIM SOKAĞI

Bilmeceli-Bulmacalı-Oyunlu. Namaz Kitabım. Bilal Yorulmaz

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

KEREM ASLAN Her Şey Dahil

Arda Alyanak Daniela Palumbo Filiz Özdem Carla Manea

MAVİ KUŞU GÖREN VAR MI?

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

YUSUF ATILGAN BÜTÜN ÖYKÜLERİ

ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI. Goscinny / Sempé. Öykü PITIRCIK KÜÇÜK PITIRCIK. Çeviren: Vivet Kanetti. 29. basım

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Can Göknil. Öykü ORMANDAKİ ARKADAŞ

İletişim Yayınları 2462 Çağdaş Türkçe Edebiyat 423 ISBN-13: İletişim Yayıncılık A. Ş. 1. BASKI 2017, İstanbul

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR. Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak)

BİL BENİ BİLEYİM SENİ

PINAR KÜR SONUNCU SONBAHAR

Sarayda. Nâzım Hikmet. Ayşe İnan Alican (Ankara, 1972) H.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik

EKİM AYINDA NELER ÖĞRENECEĞİZ?

SÜLEYMAN BULUT SEVİYORDUM HÂKİM BEY

Ö.Ç BİLFEN OKULLARI GÜNLÜK EĞİTİM PROĞRAMI 6YAŞ 20.EKİM.PAZARTESİ-25.EKİM.CUMA

Orhan Veli. BENİ BU GÜZEL HAVALAR MAHVETTİ Kendi Sesinden Şiirler

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Ülkü Tamer. Öykü PULLAR SAVAŞI. Kapak Resmi: Gözde Bitir

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Sarmaşık

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var)

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir.

1. SINIF TÜRKÇE. Copyright YAZAR Ahmet KÜÇÜKAYDIN Hacer KÜÇÜKAYDIN. KAPAK TASARIMI Resul KÖSE. DİZGİ - SAYFA TASARIMI Resul KÖSE

HALİDE EDİB ADIVAR HANDAN

GERARD VAN GEMERT YENİ TAKIM RESİMLEYEN MARK JANSSEN. Türkçesi: Gizem Kara Öz

Ürünü tüketmesini/satın almasını/kullanmasını ne tetikledi?

HALİDE EDİB ADIVAR VURUN KAHPEYE SADELEŞTİRİLMİŞ METİN

Cennet, Tanrı nın Harika Evi

iki sayfa bakayım neler var diye. Üstelik pembe kapaklı olanıydı. Basından izlemiştim, pembe kapaklı bayanlar için, gri kapaklı olan erkekler içindi.

4. ve 5. Değerlendirme Sınavları. Puanlama Aşağıda...

SEVECEN İLE TOMURCUK ETKİNLİK KİTABI KELEBEK KIZLAR

Zeynep in Günlüğü. Hikaye Yazarı Sevinç DOĞAN ( Türkçe Öğretmeni ) Fatma BAŞA. Kapak Tasarımı ve Sayfa Tasarımı Ahmet ŞAMLI

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

Transkript:

1

2

HALİDE EDİB ADIVAR ÇARESAZ 3

2011, Can Sanat Yayınları A.Ş. Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. 1. basım: Atlas Kitabevi (Âkile Hanım Sokağı yla birlikte), 1972 Can Yayınları nda 1. basım: 2011 2. basım: Ocak 2017, İstanbul Bu kitabın 2. baskısı 1 000 adet yapılmıştır. Editör: Mustafa Çevikdoğan Düzelti: Aylin Samancı Elmasdağ Mizanpaj: Bahar Kuru Yerek Kapak tasarımı: Utku Lomlu / Lom Creative (www.lom.com.tr) Kapak baskı: Azra Matbaası Litros Yolu 2. Matbaacılar Sitesi D Blok 3. Kat No: 3-2 Topkapı-Zeytinburnu, İstanbul Sertifika No: 27857 İç baskı ve cilt: Arı Matbaası Davutpaşa Cad. Emintaş Kâzım Dinçol San. Sit. No: 81/39, Topkapı, İstanbul Sertifika No: 31900 ISBN 978-975-07-3391-8 CAN SANAT YAYINLARI YA PIM VE DA ĞI TIM TİCA RET VE SA NAYİ A.Ş. Hay ri ye Cad de si No: 2, 34430 Ga la ta sa ray, İstan bul Te le fon: (0212) 252 56 75 / 252 59 88 / 252 59 89 Faks: (0212) 252 72 33 canyayinlari.com/9789750733918 y a y i n e v i @ c a n y a y i n l a r i. c o m Sertifika No: 31730 4

HALİDE EDİB ADIVAR ÇARESAZ ROMAN 5

Halide Edib Adıvar ın Can Yayınları ndaki diğer kitapları: Ateşten Gömlek, 2007 Handan, 2007 Mor Salkımlı Ev, 2007 Sinekli Bakkal, 2007 Türk ün Ateşle İmtihanı, 2007 Vurun Kahpeye, 2007 Son Eseri, 2008 Yolpalas Cinayeti, 2008 Tatarcık, 2009 Türkiye de Şark-Garp ve Amerikan Tesirleri, 2009 Âkile Hanım Sokağı, 2010 Kalp Ağrısı, 2010 Zeyno nun Oğlu, 2010 Sevda Sokağı Komedyası, 2011 Kerim Usta nın Oğlu, 2012 Dağa Çıkan Kurt, 2014 Yeni Turan, 2014 Hindistan a Dair, 2014 Ateşten Gömlek (sadeleştirilmiş), 2014 Vurun Kahpeye (sadeleştirilmiş), 2014 Türkiye de Şark-Garp ve Amerikan Tesirleri II, 2015 Döner Ayna, 2015 Sonsuz Panayır, 2016 6

HALİDE EDİB ADIVAR, 1882 de İstanbul da doğdu. Üsküdar Amerikan Kız Koleji nde okudu. 1908 de yazmaya başladığı kadın hakları hakkındaki yazılarından dolayı kimi kesimlerin düşmanlığını kazandı. 31 Mart Ayaklanması sırasında Mısır a kaçmak zorunda kaldı. 1909 dan sonra öğretmenlik, müfettişlik yaptı. Balkan Savaşı yıllarında hastanelerde çalıştı. 1919 da Sultanahmet Meydanı nda, İzmir in işgalini protesto mitinginde tarihî bir konuşma yaptı. 1920 de Anadolu ya geçerek Kurtuluş Savaşı na katıldı. Onbaşı ve üstçavuş rütbeleri aldı. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası yla fikir ayrılıklarına düştü. Bunun sonucunda 1917 de evlendiği ikinci eşi Adnan Adıvar la birlikte Türkiye den ayrıldı. İlerleyen yıllarda konferanslar vermek üzere ABD ye gitti, Mahatma Gandi tarafından Hindistan a çağrıldı. 1939 da İstanbul a dönen Halide Edib, 1940 ta İstanbul Üniversitesi nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü başkanı oldu, 1950 de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi. 1954 te istifa ederek evine çekildi. 1964 te öldü. 7

8

Yayıncının Notu Bu kitabı hazırlarken yazarın diline, üslubuna, kelime tercihlerine müdahale etmedik; sadece imlasını günümüz kurallarına uyarladık. Artık pek kullanılmayan Arapça, Farsça kelimeler için kitabın sonunda bir sözlük hazırladık. Yabancı kelimeleri de özgün şekilleriyle yazmaya çalıştık. Gündelik hayata ve döneme dair gerekli bilgiler için sayfa sonlarına dipnot düştük. Çaresaz, ilk olarak 24 Eylül-18 Ekim 1961 tarihleri arasında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilmişti. Kitap olarak ilk baskısı, Âkile Hanım Sokağı yla birlikte 1972 de Atlas Kitabevi tarafından yapıldı. Elinizdeki kitabı yayına hazırlarken Cumhuriyet gazetesi tefrikasını esas aldık. Gerek gördükçe diğer baskılara da başvurduk. 9

10

1 Çaresaz ın Küçüklüğü ve Gençliği Asıl adı Mediha ydı fakat karakteri, belki de hayatını etrafına vakfetmesi dolayısıyla bütün mahalle ondan Çaresaz 1 diye bahsederdi. Erenköy civarında bir ilkokul öğretmeniydi. Hoşkadem Bacı adlı bir zenci kadının iki odasından birinde otururdu. Erkek kadın bütün mahalleliler ona selam verir, onu görünce yüzlerinde bir muhabbet havası eserdi. Ne kadınlarda bir kıskançlık ne de erkeklerde bir ihtiras sezilirdi. Güzel miydi? Belki dikkati çekecek derecede değil. Çirkin miydi? Hiç de değil. Orta boylu, muntazam vücutlu, ne fazla zayıf ne de şişmandı. Kıyafeti zamana uygun ama süslü ve gösterişli değil. Oturduğu odada, pek de öyle bir tek odada oturan bir kimsenin vaziyeti yok gibiydi. Penceresindeki perdenin tülleri kıymetli, perdenin kendisi krem renginde halis ketendi. Yerde kıymetli bir halı, köşede bir sedir, yanında rahat bir koltuk, duvarda epeyce yüklü bir kitaplık, ortada bir masa üzerinde yazı yazılır, belki çay içilir, yemek de yenir. Kitapları arasında birçok çocuk ve hayvan hikâye kitapları, tarih ve edebiyata ait batı dillerin- 1. Çare bulan. (Y.N.) 11

den tercüme edilmiş şaheserler de vardı. Bunlar arasındaki kitaplara bakıp onun bu dilleri bildiğini tahmin edebilirdiniz. Okulda çocuklar ona tapınır. Gerçi hiçbirine yüz ver mez, kimseyi şımartmazdı ama hiddet ve şiddet de göstermezdi. Her dersi şüphesiz dikkatle hazırlar, her çocuğa da durumuna göre bir sual sorardı. Aralarında hastalık eseri gösteren olursa hemen ilgilenir, çocuğu alır, evine kadar götürür, gerekirse doktor da çağırır, çocuk iyileşinceye kadar onunla meşgul olurdu. Okuldan döndüğü zaman kollarını sıvar, mutfakta yemeğini hazırlardı. Gerçi odayı tuttuğu zaman Hoşkadem Bacı nın yemek pişirmesi de kararlaşmıştı. Ama Bacı gündüz çalışmaya gidiyor, akşamları eve döndüğü zaman da ekseriya Mediha Hanım ın yemeğine ortak çıkıyordu. Mediha Hanım kendi yemeğini bir tepsiye koyarak yukarıya çıkarır, bir yandan yemeğini yerken öte yandan ertesi günün dersini hazırlar, sonra da çok sevdiği hayvan ve çocuk hikâyeleri yazarak bir tarafa koyardı. Bunları yazarken neşelenir, gülerdi. Kuyruksuz Sıçan, Hortumlu Padişah, Zavallı Tavşan bunlardan üçünün ismiydi. Mediha Hanım ın çocukluğu ve gençliğinin başlangıcı çok garip geçmişti. Babası Selim Bey, Abdülhamid devrinde kilercibaşının 1 yanında mühim bir mevki sahibiydi. Sarayın yüksek fikirli adamlarıyla arkadaşlık ederdi. O zaman Yıldız da oldukça büyük bir de ev edinmiş ve orada Emine Hanım isimli iyi bir aileden güzel bir kadınla evlenmişti. Ne yazık ki evlendiği sene Abdülhamid tahttan inmiş, sarayda bazı değişiklikler olmuş, Selim Bey de açıkta kalmıştı. Karısı beş-altı yıl sonra Me- 1. Saray kilercilerinin başı durumunda olan, padişahın sofrasını hazırlamak, yemeğinin verilmesine nezaret etmekle görevli kimse. (Y.N.) 12

diha yı doğurdu, sonra da çok yaşamadı. Selim Bey in geliri olmadığından ilk yıllarda nesi var nesi yok sarf etmiş gibiydi. Yanlarında bir de hizmetçi vardı. Selim Bey komşulara, kendisini görmeye gelenlere eli açık davranır, nesi var düşünmeden sarf eder dururdu. Küçük Mediha beş yaşına geldiği zaman Selim Bey hizmetçiyi savmaya mecbur oldu. Mediha yı altısında bir ilkokula yazdırdı. Çocuğu kendisi götürür getirirdi. Onu okula bıraktıktan sonra önce evi toplar, yemek pişirir, sonra da kollarını sallaya sallaya dışarı çıkar, dolaşır, gözleri Yıldız Camisi nde, cuma günlerini, selamlık merasimlerini 1 düşünür, vaktiyle orada görüştüğü adamları, kilercibaşının yanındaki durumunu, faaliyetini hatırlardı. Küçüğü okuldan eve getirip karnını doyurduktan sonra elini yüzünü yıkatır, dersleriyle meşgul olurdu. Kendi mevkisinde bir adamdan umulmayacak kadar büyücek bir kütüphanesi vardı. En çok tarihe meraklıydı. Geceleri, küçük uyuduktan sonra batı ediplerinin tercüme eserlerini okurdu. Aynı zamanda bu kitaplar arasında eski devirlerden kalma masal kitapları ve şiirleri de okurdu. Kendisi de bazen şiir yazmaya çalışır fakat pek başaramaz, bu uykusuz gecelerde hayvan hikâyeleri yazardı. Cuma günleri, bilhassa sabahları ve diğer günlerde kızı yatmadan önce ona tarihten ve bu masallardan bahsederdi. Küçük kız babasının açık ve hoş ifadesiyle memleketin tarihini, eski masal ve şiirleri adeta ezberlemişti. Bu vaziyet, Mediha sekiz yaşına gelinceye kadar devam etti. Belki yalnızlık yüzünden, belki de karısının yokluğunu düşündüğünden akşamları biraz rakı içmeye başlamış, asabı da bozulmuştu. Rakıya, Rum komşularından, vaktiyle sarayda yanında çalışan Nikolaki Efendi nin evin- 1. Padişahın cuma namazına gidiş merasimi, cuma alayı, selamlık alayı. (Y.N.) 13

de içe içe alışmıştı. Çok geçmeden varını yoğunu satıp savmaya hatta borca girmeye mecbur olmuştu. Gerçi evde ancak bir-iki kadeh içerdi ama cuma günleri küçüğü elinden tutup Ihlamur a götürürdü. Orada, o günlerde sazlar çalınır ve bir küçük kulübe içinde rakı ve diğer içkiler, hafif mezeler satılırdı. Bu sazlarla birlikte okunan bir şarkı onu daima ağlatırdı. Nihansın dideden ey mest-i nâzım diye başlayan şarkının son beyti, Bana insan değil ağlar melekler 1 onu bir gün bir çocuk gibi hıçkırtarak ağlatmıştı. Selim Bey ağladığı zaman, Mediha nın etrafı seyreden gözleri birdenbire babasına döndü. Dizlerine ellerini sardı ve, Babacığım, babacığım, acaba melekler de ağlar mı? diye sordu. Selim Bey kızının ellerini bir eliyle yakaladı, başını arkaya çevirip oraya yakın olan kulübeye seslendi: Bana bir şişe rakı! Orada hizmet eden bir garson, tepsi içinde kıymetli mezelerle rakı getirdi. Mezeler arasında havyar bile vardı. Selim Bey hiç su katmadan rakıyı üst üste çekmeye başladı. Babacığım, babacığım, söylemedin, melekler ağlar mı? Adeta dili dolaşmaya başlayan Selim Bey cevap verdi: İnsanların haline bütün melekler ağlayabilir, tabii şeytan müstesna. Şeytan da melek mi? O, Cenabıhakk ın başmabeyincisi 2 gibi mevkili bir melekti. Fakat Allah insanı yaratıp da onu da cennete 1. Nihansın Dideden Ey Mest-i Nazım, Hacı Faik Bey in (1831-1891) rast bestesidir. Bana insan değil ağlar melekler mısrası, şarkının ikinci dörtlüğünün ikinci mısrasıdır. (Y.N.) 2. Padişahların dışarıyla olan ilişkilerine bakan, buyruklarını ilgililere bildiren, dilekleri kendisine ileten görevlilerin başı. (Y.N.) 14

bağladığı zaman Hak Teala dan yüz çevirdi. Cennetten çıktı ve Âdem Baba yı cennetten kovdurmaya muvaffak oldu. Nasıl nasıl? Havva Ana yı kandırdı. O ilk hatun da kocasına bilgi ağacından meyve yedirtti. İşte bugünkü halimiz, dünyanın kötülüğü o bilgi ağacından geliyor. Şeytana Allah ceza vermedi mi? Hayır. Şeytan cennetten çıktı, cehennemi kurdu. Şimdi dili tamamen karışarak: Şeytan Allah ın ters yüzüdür. Beni de ağlatan işte o. Bunu söyledikten sonra rakı şişesini kaldırarak hepsini dikti. Mezeler de bitmişti. Artık Selim Bey in söyledikleri hiç anlaşılmıyordu. Birdenbire ayağa kalktı, yürümek istedi. Garson koşarak geldi, hesap getirdi. İşte o zaman, Selim Bey cebinde bir mecidiyeden 1 fazla para olmadığını düşündü. Para çantamı evde unutmuşum, öbür cuma parasını veririm, dedi. Şimdi kulübe sahibi de gelmiş, öbür garsonlarla birlikte etrafını alarak yakasına yapışmıştı. Küçük ayağa kalkmış, Babacığım, babacığım! diye bağırıyordu. Çocuğun da ağladığını sezen sarhoş Selim Bey, cebinden altın saatini çıkararak (karısından kalan son yadigârdı bu), Alın size rehin! dedi. Kulübe sahibi saate sarıldı. Selim Bey i bıraktılar. Fakat o bir türlü gitmiyor, olduğu yerde hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Bereket versin, Nikolaki Efendi o aralık Ihlamur a gelmişti. Hemen Selim Bey in yanına koştu. Koluna girdi. Karısıyla birlikte onu evlerine doğru götürdü. Nikolaki Efendi çocuğu zilzurna sarhoşla bırakmak iste- 1. 20 kuruş değerinde gümüş para. (Y.N.) 15

mediği için madamıyla beraber yukarıya çıktı. Selim Bey i soyup yatırdılar. Nikolaki Efendi dedi ki: Merak etmeyin Selim Bey, ben parasını verir, saatinizi getiririm. İşte o akşamdan sonra Selim Bey doktora ihtiyacı olacak kadar hasta olmuştu. Esasen daha önceden beri, ta eski günlerdeki iyiliğinden dolayı Nikolaki Efendi, Selim Bey e hayli para yardımında bulunmuştu. O günden sonra umumiyetle evin masrafını Nikolaki Efendi yapıyordu. Madam da gündüzleri geliyor, artık yatağa düştüğü için bütün feryatlarına rağmen Selim Bey e rakı vermiyordu. Bütün bunlara karşılık Selim Bey evini, eşyasını Nikolaki Efendi ye terk eden bir senet yazdı. Akşamları Madam Nikolaki evine döndüğü zaman Selim Bey in yanında mesul bir insan olarak sekiz yaşındaki Mediha kalıyordu. Geceleri bütün yük bu çocuğun üstündeydi. Babası uyumuyor, Mediha yı ayakta tutuyor, o da babasına bir küçük ana şefkatiyle bakıyordu. Bazan koynuna giriyor, kollarını babasının boynuna sarıyor, ona ninni söylüyordu. Çocuğun güzel ve merhamet dolu sesi onu biraz teskin ediyordu. Selim Bey, Mediha Ana, Mediha Ana! diye diye nihayet uykuya dalıyordu. Nikolaki ler, ev kendilerine terk edildikten sonra bu küçük kızı rüştiyeye 1 yolladılar, kendileri de evin üst katına taşındılar. Ne olur ne olmaz, mallarına sahip olmak istiyorlardı. Zavallıyı yatağa düştükten sonra kimsecikler aramaz olmuştu. Geceleri çocuğun çektiği eziyeti gördükten sonra Nikolaki Efendi, onu Üsküdar Koleji ne 2 bulaşık yıkamak ve sair işleri görmek karşılığında parasız yazdırdı. 1. Ortaokul seviyesindeki eski okul. (Y.N.) 2. Üsküdar Amerikan Kız Lisesi. (Y.N.) 16

17

18