MAĞFİRET VE VASİYET RİSALESİ EL-HÂC MEHMED EMİN EL-OFÎ ( RAHİMEHULLAH ) ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ KAFALIZÂDE MUHAMMED SAİD EFENDİ ( RAHİMEHULLAH ) TERCÜME EDEN ve SADELEŞTİREN ÖMER IŞIKTEKİN MEMDUHAT İLİM DERNEĞİ İSTANBUL 1437
Baskı Cilt Sistem Matbaacılık Yılanlı Ayazma Yolu No:8 Davutpaşa / İstanbul Tel: 0 (212) 482 11 01 MAĞFİRET VE VASİYET RİSALESİ MEMDUHAT İLİM DERNEĞİ 1. BASKI İSTANBUL 2016 E-Mail: destek@memduhatilimdernegi.com Web: www.memduhatilimdernegi.com Tel: 0 (542) 498 29 75-0 (537) 577 76 98
MUKADDİME Bizi yoktan var eden, varlığından haberdar eden Cenab-ı Hakk a sonsuz hamd-u senâlar, doğumundan ölümüne kadar ümmetî ümmetî diyen Habib-i Muhteremi ne sayısız Salât u Selamlar olsun. Yıllardır, yaptığımız fıkıh derslerinde bize sorulan soruları, kitaplara müracaat ederek bildiğimiz kadarıyla cevaplandırıyor, insanlara faydalı olmayı umuyorduk. Sorulan bu sorular arasında bir iki mevzuu vardı ki; bazı kimselerin ismini dahi duymadığı, terkedilmiş, hatta bazı hocaların inkâr ettiği Iskât-ı Salât ve Vasiyet mevzusuydu. Her seferinde açıklıyor, yapılmasına vesile olmaya çalışıyorduk. Lakin bir zaman sonra bazı sâlih zatlar bu manada bir risale toplamamızı bizim gibi acizden rica ettiler. Biz de bu konularda araştırma yaparken, Konya Müftüsü Merhum Muhammed Said Efendi (Rahmetullahi Aleyh) Hazretleri nin Iskât-ı Salât isimli eserine ve Oflu Mehmed Emin Efendi nin (Rahmetullahi Aleyh) Mağfiret ve Vasiyet Risalesi isimli eserine vâkıf olduk. Bu vesileyle, Osmanlı nın son devresinde yetişen iki kıymetli zâtın kaleme aldığı bu iki eseri tercüme etmeye karar verdik. Bu Risale-i Şerife leri, mümkün mertebe aslını bozmadan sadeleştirerek, parantez içinde eklemeler yaparak tercüme ettik. Bu iki eser, asıl itibariyle ecdadımızın dili olan Osmanlıca yazılmış olduğundan, sayfanın bir tarafına Osmanlıcayı da eklersek insanların Osmanlıcaya aşkı artar diye düşünüp ekledik.
Risalelerin yazılış zamanındaki para değerleri günümüzde olmadığı için günümüzdeki karşılıklarını parantez içinde yazdık. Iskât-ı Salât Risalesi nin başına keffaretler bölümünü koymanın, eseri daha anlaşılır ve daha faydalı kılacağını düşündük. Merhum Müellif, risalesinin sonuna nikâh duasını koymuş idi. Biz de aynı şekilde ekledik. Kullanım kolaylığı bakımından, birinci kitabın fihristini kitabın başına, ikinci kitabın fihristini ise kitabın sonuna ekledik. Her ne olursa olsun, yoğun bir şekilde dikkat etmemize rağmen kusurumuz çoktur. Bu hatalar bize ait, merhum müelliflere ait değildir. Haddimiz olmadan kalkıştığımız bu işte hatalarımız için Cenab-ı Hakk tan af ve mağfiret diliyoruz. İnşaallah Rabbimiz bu eser ile insanlara çok faydalar hâlk eder. Bu çalışmamızdan en ufak bir sevab elde ettiysek, bu sevabı iman ile yaşayıp iman ile göçmüş ve iman ile göçecek tüm Ümmet-i Muhammed e bağışladık. Allah u Teâlâ kabul eylesin. Âmin Çalışmak ve gayret kuldan, başarı Cenabı Hak tandır. Selam ve Dua İle Kerim Rabbi sinin Rahmetine Muhtâc Hakir ve Fakir Ömer IŞIKTEKİN 2016
MAĞFİRET VE VASİYET RİSALESİ MÜELLİF EL-HÂC MEHMED EMİN EL-OFÎ ( RAHİMEHULLAH ) TERCÜME EDEN ve SADELEŞTİREN ÖMER IŞIKTEKİN MEMDUHAT İLİM DERNEĞİ 1437
FİHRİST El-Hâc Mehmed Emin Efendi nin ( Rahimehullah ) Hayatı... 1 El-Hâc Mehmed Emin Efendi nin ( Rahimehullah ) Eserleri... 3 Risalenin Başlangıcı... 6 Nikâhın Nasıl Yenilenmesi Gerektiği. 10 Risalede Beyan Olunan Fasıllar... 12 BİRİNCİ FASIL... 14 Yalnız Tevbe ile Mağfiret Olunmayan Günahların Beyanı... 14 İKİNCİ FASIL (AMELLERİN KAZASI)... 16 Kazası Vacip veya Farz Olan Amellerin Beyanı... 16 Kaza Namazlarının Beyanı... 16 Kaza Namazlarında Niyetin Beyanı... 18 Kaza Namazı Kılmanın Nevilerinin Beyanı... 18-20 Kaza Namazı Kılmanın Vakitlerinin Beyanı... 20 Mukim veya Seferi Olan Kişinin Kaza Namazı... 20-22 Oruç, Zekat ve Haccın Kazasının Beyanı... 24 ÜÇÜNCÜ FASIL (MAHLUKATIN HAKLARI)... 24 Mahlûkatın Haklarının Nevileri Beyanı... 24 Malî Anlamda Kul Hakkının Beyanı... 28
Bedenî Anlamda Kul Hakkının Beyanı... 30 DÖRDÜNCÜ FASIL (VASİYET)...... 32 Vasiyetin Hükmünün Beyanı... 32 Vasiyetin Nasıl Yapılması Gerektiğinin Beyanı... 34 Kişinin Iskâtının Nasıl Yapılması Gerektiğinin Tenbihi... 40 BEŞİNCİ FASIL (VASİYETİN KISIMLARI)... 44 Vacip Olan Vasiyetin Beyanı... 44 Vacip Olan Vasiyetin Nevilerinin Beyanı... 44 Sünnet veya Müstehab Olan Vasiyetlerin Beyanı... 46 ALTINCI FASIL (VASİYET SURETLERİ)... 50 Vasiyet Suretlerinin Nevilerinin Beyanı... 50 Vasiyet Suretinde Yapılan Hataların Beyanı... 52 YEDİNCİ FASIL (BİD AT VASİYETLER)... 56 Yedisine, Kırkına, Senesine Vasiyet Etmek 56 Kuran Okutmaya, Yemek Dağıtmaya Vasiyet Etmek 56 SEKİZİNCİ FASIL (DEVİR YAPMANIN SURETLERİ)... 58 Devrin Niçin ve Nasıl Yapıldığının Beyanı... 58
DOKUZUNCU FASIL... 66 Önceki Fasıllarda Zikrolunan Üslub Üzere Amel Etmenin Faidesinin Beyanı... 66 ONUNCU FASIL (DUANIN KABUL ŞARTLARI)... 68 Duanın Kabul Olmasının 16 Şartının Beyanı... 68
EL-HÂC MEHMED EMİN EFENDİ NİN ( RAHİMEHULLAH ) HAYATI (H. 1231-1319 / M. 1815-1901)
EL-HÂC MEHMED EMİN EFENDİ NİN ( RAHİMEHULLAH ) HAYATI (H. 1231-1319 / M. 1815-1901) Osmanlı Devleti nin son devresinde yaşamış büyük din âlimlerinden biridir. 1815 yılında Of ta doğmuş, 1838 yılında İstanbul a gelmiştir. Kendi ifadesine göre, kırkların yedincisi Saçlı el-hâc Mehmet Efendi den ders almıştır. (1854) Ölümüne kadar İstanbul Fatih Camii nde vaizlik ve hocalık yapmıştır. 1901 yılında İstanbul da vefat etmiştir. Mezarı, yine Fatih Camii nde, Fatih Sultan Mehmet Hazretleri nin tam karşısındadır. Mezar taşı künyesinde adı Mehmed Emin bin Hasan bin Hüseyin el-of î olarak yazılıdır. Buna göre babasının adı Hasan, dedesinin adı da Hüseyin dir. Hüseyin Vassaf ın Sefine-i Evliya sında naklettiği üzere; Mehmet Emin Efendi, beyaz cübbe giyen, celalli bir kimse idi. Kendisi ömür boyu geçimini süt ve yoğurt satarak geçirdiği için, ona sütçü veya yoğurtçu Emin Efendi derlerdi. Daha önce basmacılık edermiş. Tahsil-i Arabî görmüş, cerbezeli (güzel konuşan) bir pir-i fani idi. Ecnebileri Müslüman yapmakla meşhur idi. Nakşibendiliğin İstanbul da çok hususi bir tezahürü olan ve Fatih Sofuları adı verilen cemaatin müessisi (kurucusu) idi. Bu cemaatin mensupları, fes yerine ince dikişli takke giyerler, beyaz ve gayrimuntazam sarık sararlar; sakallarını uzatır, bıyıklarını kısa keserler; cübbeleri beyaz ve gayet geniştir. Şalvar giyerler, kırmızı veya siyah yemeni ve siyah mest kullanırlardı. 1
Kendilerinden bigâne (yabancı) olanlarla alışveriş etmezlerdi. Yolda İslami kisvesi olmayanları, hele fesli, kravatlı, kolalı gömlekli şahısları gördükleri zaman başlarını aksi istikamete çevirip bakmazlardı. Olanca kuvvetleriyle tâdil-i erkâna riayet ederek namaz kılmaya son derece düşkün olurlardı. Kendi cemaatleri haricinden kız almazlar, hizmet-i devlete girmezlerdi. İmam-ı Rabbanî ye nisbettardırlar (bağlılardı), İmam-ı Birgivî nin Tarikat-ı Muhammediye si onların mürşidiydi. Karşı oldukları en önemli şeylerden biri de tütün içmekti. 1901 yılında vefat etti. Kabri Fatih tedir. Mezar kitabesinde: Fatih Camii Şerifinde Cuma Günleri Vaiz, Meclis-i İrşadiye ve Necatü l-mü minîn Vesair Risâlelerin Müellifi, Meşhur Ulema-yı Kiram dan, Faziletli, Oflu el-hâc Mehmet Emin Efendi nin Kabridir. El-Fatiha 1319 yazılıdır. O devirde tütüne karşı yazılmış en önemli ve olaylı reddiye, yine Merhum Emin Efendi nin kaleminden çıkmıştır. Yazdığı Duhan (Tütün) Risalesi meşhurdur. Yapılan tahkikatlarda evinde Duhan Risalesi nden nüshalar bulununca, bunlara zabtiye nezaretince el konmuş ve kendisine iki sene sürgün cezası verilmiştir. Yine 19. yüzyılın ıslahat hareketleri ve garptan (batıdan) kültür unsurları iktibası (alıntısı) karşısındaki tavrını ifade ettiği, teknik karşıtı Risale-i İrşadiye, Fi Beyani l-fabur ve l-faburka ve t- Tiligraf isimli eseri de İngilizceye çevrilmiştir. 2
Kendisine ait olduğu tespit edilebilen eserler şunlardır: 1- İman Risalesi 2- Necatu-l Mü minin Risalesi 3- Şifa u-l Mü minin Risalesi 4- Vezaif-i İnsan Risalesi 5- Nesaih-i İhvan Risalesi 6- Elfaz-ı Küfür ve Hıfz-ı İman Risalesi 7- Mağfiret ve Vasiyet Risalesi 8- Hıfziye Risalesi 9- İddet Risalesi 10- Muaddilu-s Salat Risalesi 11- Cihat Risalesi 12- Duhan (Tütün) Risalesi 13- Ahiret Hediyesi Risalesi 14- Sıddıklar Risalesi 15- Risale-i İrşadiye Fi Beyani l-fabur ve l-faburka ve t-tiligraf Yukarıdaki eserler Osmanlıca olmakla beraber, bunlardan başkaca üç tane de Arapça eser vermiştir. Bunlar: 1-Meclis-i İrşadiye 2- Ta likat-ı Nefise ve Cevheriye 3- Tefsir-i Sure-i Fetih dir. (Bu biyografinin hazırlanmasında, Hüseyin Vassaf ın Sefine-i Evliya sından yararlanılmıştır.) 3
MAĞFİRET VE VASİYET RİSALESİ
ر س ال ه و ص ي ت و م غف ر ت يم. ب س م ا لله الر ح همن الر ح ا ل ح م د لل ه ر ب ال ع ال م ين. و الص ل ة و الس ل م ع هلى س ي د ن ا م ح م د و هال ه و ص ح ب ه ا ج م ع ين. و ب ع د : م ع ل وم ا ول ك ه ا لله ت ع ا هلي ي ه ص د ق ل ه ت و ب ه ا يد ن ل ر ك ت و ب ه س ن ي ف ض ل ك ر م يل ه ق ب ول ا يد ر. ن ت ك يم ق و ل ش ر يف ن د ه: و ا لله ي ق ب ل الت و ب ة ع ن ع ب اد ه و ي ع ف و ع ن الس ي ئ ات ب ي ور د ي. ي ع ن ي ا لله ت ع ا هلي ق ول ل ر ن د ن ت و ب ه ل ر ين ي ق ب ول ا يد ر و ك ن ا ه ل ر يج ون ا يد ه ج ك ع ذ اب ل ر د ن ك ج ر د يم ك د ر. و د خ ي ب يغ م ب ر يم ز ص ه لي ا لله ت ع ا هلي ع ل ي ه و س ل م : ا لت ائ ب م ن الذ ن ب ك م ن ل ذ ن ب ل ه ب ي ور د ي. ي ع ن ي ا لله ت ع ا هلي ح ض ر ت ل ر ين ك 5
MAĞFİRET VE VASİYET RİSALESİ ب س م ا لله الر ح هم ن الر ح يم. ا ل ح م د لل ه ر ب ال ع ال مين. و الص ل ة و الس ل م ع هلى س ي د ن ا م ح م د و هال ه و ص ح ب ه ا ج م ع ين و ب ع د : Malum ola ki, Allah-u Teâlâ, sıdk ile tevbe edenlerin tevbesini fazl-ı keremiyle kabul eder. Nitekim kavl-i şerifinde: ال ذ ي و ه و 1 ي ق ب ل الت و ب ة ع ن ع ب اد ه و ي ع ف و ع ن الس ي ئ ا ت Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden ve sizin yaptıklarınızı bilen O dur. buyurdu. Yani, Allah-u Teâlâ kullarının tevbelerini kabul eder ve günahları için onlara edeceği azaplardan vazgeçer demektir. Ve dahi Peygamberimiz (Sallallahu Teâlâ Aleyhi ve Sellem): م ن ا لت ائ ب الذ ن ب ل ه ذ ن ب ل ك م ن Günahından (tam olarak dönüp) tevbe eden, hiç günah işlememiş gibidir 2 buyurdu. Yani, Allah-u Teâlâ Hazretleri nin 1 و ا لله ي ق ب ل الت و ب ة ع ن ع ب اد ه و ي ع ف و ع ن الس ي ئ ات Şura Suresi: ;25 Kitabın aslında şeklinde yazılmış olup, tarafımızca düzeltilmiştir. 2 İbni Mace, Sünen: 2/1419; Taberani, Mu cemu-l Kebir: 10/150; Beyhaki, Sünen-ul Kubra: 10/259; Beğavi, Şerhu-s Sünne: 5/92. 6
ق ور ق وس ن د ن ت و ب ه ا يد ن ا ن س ان ك وي ا ك ه ك ن اه ي ا ول م ي ان ا ن س ان ك ب يد ر. ا م ر ب وي ل ه ا ول د يس ه ص د ق ل ه ج م يع ك ن اه ل ر د ن ه ر ا خ ش ام و ص ب اح ت و ب ه ا س ت غ ف ار ي ج وق ا يد وب ت ج د يد ا يم ان ا يد ه ل ر. دي ه ل ر : ا س ت غ ف ر ا لله ال ع ظ يم ال ذ ي ل ا هله ا ل ه و ال ح ي ال ق ي وم و ا ت وب ا ل ي ه و ا س أ ل ه الت و ب ة و ال م غ ف ر ة و ال ه د اي ة ل ن ا ا ن ه ه و الت و اب الر ح يم. ي ا ر ب ي ا ر ب ا ك ر ب ن م ز م ان ب ل وغ م د ن ب و آن ه د ك ين ر ض اء ش ر يف ين ه و ا ح ك ام ا هله ي ه ن ه م خ ال ف و م ب اي ن ه ر ن ه ح ال ل ر د ه و ا يش ل ر د ه و ع م ل ل ر د ه و ك ل م ل ر د ه ب ول ن د م ا يس ه ي ا ر ب هان ج ق س ن ك ق ور ق وك ا يج ون ب ال ج م ل ه س ن د ن ت و ب ه و ر ج وع ا يت د م. و ا يت د ك ل ر يم ه ب شم ان ا ول د م. و ش م د يك ي ح ال د ه ج م ل ه س ن ي ت ر ك ا يت د م. ا ول ن ج ي ه د ك ب ر د خ ي ا ش ل م ه م س ن ه ق ص د ا يت د م. ح ق ي ق ب ول ا يت د م. م س ل م ان م ا ل ح م د لل ه. آم ن ت ب ا لله و ب م ا ج اء م ن ع ن د ا لله و ع هلي م ر اد ا لله آم ن ت ب ر س ول ا لله و ب م ا ج اء م ن ع ن د ر س ول ا لله و ع هلي م ر اد ر س ول ا لله آم ن ت ب ا لله و م ل ئ ك ت ه و ك ت ب ه و ر س ل ه و ال ي و م ا ل خ ر و ب ال ق د ر خ ي ر ه و ش ر ه م ن ا لله ت ع ا هلي و ال ب ع ث ب ع د ال م و ت ا ش ه د ا ن ل ا هله ا ل ا لله و ا ش ه د ا ن م ح م د ا ع ب د ه و ر س ول ه. 7
korkusundan tevbe eden insan, sanki günahı olmayan insan gibidir. Öyleyse, sıdk ile bütün günahlardan her akşam ve sabah tevbe istiğfarı çok edip, imanlarını yenilesinler. Desinler ki: ا س ت غ ف ر ا لله ال ع ظ يم ال ذ ي ل ا هله ا ل ه و ال ح ي ال ق ي وم و ا ت وب ا ل ي ه و ا س أ ل ه الت و ب ة و ال م غ ف ر ة و ال ه د اي ة ل ن ا ا ن ه ه و الت و اب الر ح ي م Ya Rabbi, Ya Rabbi! Eğer benim buluğ çağımdan bu ana dek, rıza-i şerifine ve ilahi ahkâmına muhalif her ne hallerde ve işlerde ve amellerde ve kelamlarda bulundumsa, Ya Rabbi ancak senin korkun için cümlesinden tevbe ve rücu ettim. Ve yaptıklarıma pişman oldum. Şu andan itibaren cümlesini terk ettim. Ölünceye kadar bir daha işlememeye kast ettim. Hakkı kabul ettim. Müslümanım Elhamdülillah. Sonra da: آم ن ت ب ا لله و ب م ا ج اء م ن ع ن د ا لله و ع هلي م ر اد ا لله آم ن ت ب ر س ول ا لله و ب م ا ج اء م ن ع ن د ر س ول ا لله و ع هلي م ر اد ر س ول ا لله آم ن ت ب ا لله و م ل ئ ك ت ه و ك ت ب ه و ر س ل ه و ال ي و م ا ل خ ر و ب ال ق د ر خ ي ر ه و ش ر ه م ن ا لله ت ع ا هلي و ال ب ع ث ب ع د ال م و ت ا ش ه د ا ن ل ا هله ا ل ا لله و ا ش ه د ا ن م ح م د ا ع ب د ه و ر س ول ه 8
و د خ ي ن ك اح ل ر ي ه ر ك يج ه ت ج د يد ا يد ه ل ر. و د ي ه ل ر : ت ح ت ن ك اح م د ه ب ول ن ان خ ات ون م ك ط ر ف ن د ن و ك ال ة ك ن د ي ن ف س م ه ا ص ال ة ا س ك ي م ن و ا ل ا وز ر ه هال د م. آن ي ك ن د ي ن ف س م ه و ير د م. ب ن د خ ي ق ب ول ا يت د م. ز و ج ت ز و ج ت ي ا ي اي. ز و ج ت ز و ج ت ي ا ي اي. ز و ج ت ز و ج ت ي ا ي اي. ب وي ل ه ن ك اح ل ر ي ي ك ل ي ه ل ر. هلك ن ب ر ك ر ه ا ر ك ك خ ات ون ن د ن ن ك اح ي ت ج د ي د و ك ال ت ي آل م ق ش ر ط د ر. م ث ل خ ات ون ن ه د يم ل ي: ي ا خ ات ون! ن ك اح ل ر ي ي ك يل ه م ق ث و اب د ر. ن ك اح ل ر ي ت ج د يد ا يج ون ب ن ي و ك يل ا ي ل ه. ب و د خ ي: ن ك اح م ز ي ي ك يل ه م ق ا يج ون ط ر ف م د ن و ك يل ا ول د يم ك ل ز م د ر. ب ر ك ر ه ب وي ل ه و ك يل ا يد ر س ه ك ف اي ت ا يد ر. 9
Allah a ve Allah (Celle Celaluhu) katından gelen şeylere Allah-u Teâlâ nın muradı üzerine inandım. Rasulullah a ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den gelen şeylere Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in muradı üzerine inandım. Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah-u Teâlâ dan olduğuna ve ölümden sonra dirilmeye inandım. Ben şehadet ederim ki, Allah tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki Muhammed (Aleyhisselam) onun kulu ve elçisidir. Ve dahi nikâhları her gece yenilesinler. Ve desinler ki: Nikâhım altında bulunan hatunumun tarafından, vekâleten kendi nefsime, asaleten eski minval üzere aldım. Onu kendi nefsime verdim. Ben dahi kabul ettim. Zevvectu zevcetî iyyaye, Zevvectu zevcetî iyyaye, Zevvectu zevcetî iyyaye. Böylece nikâhları yenilesinler. Lakin bir kerelik erkek, hatunundan nikâhı yenilemek için vekâlet almak mecburiyetindedir. Mesela hatununa: Ya hatun! Nikâhları yenilemek sevaptır. Nikâhları yenilemek için beni vekil eyle demesi, onun da: Nikâhımızı yenilemek için tarafımdan vekil ol demesi lazımdır. Bir kere böyle vekil ederse kifayet eder. 10
و د خ ي م ع ل وم ا ول ك ه ك ن اه ل ر ا يك ي ق س م د ر. ب ر ق س م ي ب وي ل ه ص د ق ل ه ت و ب ه ا يد ن ج ه م غ ف ر ت ا ول ور ا ن ش اء ا لله. ا يك ن ج ي ق س م ي ي ال ك ز ت و ب ه ا يل ه م غ ف ر ت ا ول م ز. هاخ ر ت د ه ع ذ اب ه م س ت ح ق ا ول ور. ا م ر ب وي ل ه ا ول د يس ه ي ال ك ز ت و ب ه ا يل ه م غ ف ر ت ا ول م ي ه ج ق ك ن اه ل ر ك م غ ف ر ت ي ن ه ط ر يق ا يل ه ا ول ه ج غ ين ي ب ي ان ا يت م ك ل ز م ا ول د ي. و ب ون ك ا يج ون ب و ر س ال ه ت ر ت يب ا ول ن د ي. ت ا ك ه ه ر ا ن س ان ت و ب ه ي ي ت م ام يل ه ف ه م و ا ك ل ي وب ك ن اه ل ر ين ك م غ ف ر ت ي ج ار ه س ن ه غ ي ر ت ا يت س ون. ا م د ي ب و ر س ال ه د ه ا ون ف ص ل ب ي ان ا ول ور. ب ر ن ج ي ف ص ل د ه ي ال ك ز ت و ب ه ا يل ه م غ ف ر ت ا ول م ي ج ق ك ن اه ل ر ي ب ي ان ا يك ن ج ي ف ص ل د ه ق ض اي ه ق ال م ش ع م ل ل ر ك ق ض ا ا يت م س ي ط ر يق ن ي ب ي ان ا وج ن ج ي ف ص ل د ه م خ ل وق ل ر ك ح ق ل ر ين ي و ب و ح ق ل ر هاخ ر ت ه ت أ خ ير ا ول د ق د ه ب ون ل ر ك ب ر م ق د ار ض ر ر ين ي ب ي ان د ر د ن ج ي ف ص ل د ه ف ر ض و و اج ب ا و ه لن ع م ل ل ر ك ق ض ال ر ين ي ا يت م ك ف ر ض و و اج ب ا ول د يغ ن ي و ق ض ا ا يد ه م ز س ه ب ون ل ر ا يج ون و ص ي ت ا يت م ك و اج ب ا ول د يغ ن ي و ط ر يق ن ي ب ي ان ب ش ن ج ي ف ص ل د ه و ص ي ت ل ر ك ق س م ل ر ين ي ب ي ان ا ل ت ن ج ي ف ص ل د ه و ص ي ت ل ر ك ص ور ت ل ر ين ي ب ي ان ي د ن ج ي ف ص ل د ه و ص ي ت ل ر ك س ك ز ن ج ي ف ص ل د ه د و ر ا يت م ك ا وج ن ج ي ق س م ي ك ه ب د ع ت د ر هان ي ب ي ان ص ور ت ن ي ب ي ان ط ق وز ن ج ي ف ص ل د ه ب و ر س ال ه ا يل ه ع م ل ا يت م ن ك ف ائ د ه ل ر ين ي ب ي ان ا ون ن ج ي ف ص ل د ه د ع ال ر ك ق ب ول ن ك ش ر ط ل ر ين ي ب ي ان. 11
Ve dahi malum ola ki, günahlar iki kısımdır. Bir kısmı böyle sıdk ile tevbe edince mağfiret olur inşaallah. İkinci kısmı ise yalnız tevbe ile mağfiret olmaz, ahirette azaba müstehak olur. Öyleyse, yalnız tevbe ile affolmayacak günahların nasıl mağfiret olacağını beyan etmek lazım oldu. Bunun için de bu risale tertîb olundu. Ta ki, her insan tevbeyi tamamıyla anlasın, günahlarının mağfiretinin çaresine gayret etsin. Şimdi, bu risalede on fasıl beyan olunur: - Birinci fasılda, yalnız tevbe ile affolmayacak günahların beyanı, - İkinci fasılda, kazaya kalmış amellerin kaza etme şeklinin beyanı, - Üçüncü fasılda, mahlûkların haklarını ve bu haklar ahirete tehir olduğunda, bunların bir miktar zararının beyanı, - Dördüncü fasılda, farz ve vacip olan amellerin kazalarını yapmanın farz ve vacip olduğunu, kaza edemezse bunlar için vasiyet etmenin vacip olduğunu ve bu vasiyetin şeklinin beyanı, - Beşinci fasılda, vasiyetlerin kısımlarının beyanı, - Altıncı fasılda, vasiyetlerin suretlerinin beyanı, - Yedinci fasılda, vasiyetlerin üçüncü kısmı - ki bidattir - onun beyanı, - Sekizinci fasılda, devir yapmanın suretinin beyanı, - Dokuzuncu fasılda, bu risale ile amel etmenin faidelerinin beyanı, - Onuncu fasılda, duaların kabulünün şartlarının beyanı. 12
ا و ل ك ي ف ص ل د ه م غ ف ر ت ا ول م ي ان ك ن اه ل ر ي ب ي ان ا يد ر. و د خ ي م ع ل وم ا ول ك ه ب و ك ن اه ل ر ا يك ي د ر ل ود ر. ب ر ي ا لله ت ع ا هلين ك ح ق يد ر. و ب ر ي ق ول ل ر و م خ ل وق ل ر ح ق يد ر. ا م د ي ا لله ت ع ا هلين ك ح ق ي د خ ي ا يك ي د ر ل ود ر. ب ر ي ا لله ت ع ا هلين ك ح ق ن ي ت ر ك ا يت د ك د ه ب ون د ن ص د ق ل ه ن د ام ت ا يد وب ت و ب ه ا يت م ك د ر. م ث ل ش ر اب و ع ر ق ي و د خ ان و ن ر ك ل ه ا يجم ك و ر ب ا و خ ن ز ير و ل ش ه ا ت ن ي ي م ك ك ب ي ك ن اه ل ر ي ا ش ل م ش ص ك ر ه ا لله ت ع ا هلين ك ق ور ق وس ن د ن ب ش يم ان ا ول وب ص د ق ل ه ت و ب ه ا يد ر س ه ا ن ش اء ا لله م غ ف ر ت ا ول ور. و ب ر د ر ل وس ي د خ ي ي ال ك ز ص د ق ل ه ت و ب ه ا يل ه م غ ف ر ت ا ول م ي وب هان ج ق ب و ت و ب ه د ن ص ك ر ه ح ق ل ر ي ق ض ا ا يت م ك ل ه ت و ب ه ت م ام ا ول ور. ب ون د ن ص ك ر ه م ع ل وم ا ول ه ك ه ح ق ت ع ا هلين ك ح ق ل ر ن د ن ق ض اس ي ل ز م ا و ل ن ك ن اه ل ر ف ر ض و و اج ب ا و ل ن ن م از ل ر ي و ز ك ات ي و ح ج ي و ك ف ار ت و ن ذ ر ل ر ي ت ر ك ا يت م ك ك ب ي م ث ل ا ن س ان ب و ك ن اه ل ر د ن ب ر ين ي ا ر ت ك اب ا يد ر س ه ص ك ر ه ن د ام ت ا يد وب ت و ب ه ا يت س ه ت و ب ه س ي ت م ام ا ول وب ك ن اه ل ر ي ك ت م ز و ع ذ اب ل ر د ن خ ل ص ا ول م ز. ت اك ه ت ر ك ا يت د يك ي ع م ل ي ق ض ا ا يد ن ج ي ه د ك. ا م ر ب وي ل ه ا ول د يس ه ه ر م ؤ م ن ه ل ز م د ر ك ه ج م يع ك ن اه ل ر د ن ت و ب ه ا يد وب و ب وي ل ه ق ض اس ي ل ز م ا و ل ن ع م ل ل ر ي ت ر ك ا يت د ك د ه ق ض ا ا يد ه. ت اك ه ب ت ون ك ن اه ل ر ي م غ ف ر ت ا ول س ون. ا م د ي ب ون ل ر ي ق ض ا ا يد ه ل ر. 13
BİRİNCİ FASIL Birinci fasıl, yalnız tevbe ile mağfiret olmayan günahları beyan eder. Ve dahi malum ola ki, bu günahlar da iki türlüdür. Biri Allah-u Teâlâ nın hakkıdır, biri de kulların ve mahlûkların hakkıdır. Allah-u Teâlâ nın hakkı da iki türlüdür. Biri Allah-u Teâlâ nın hakkını terk ettiğinde, bundan sıdk ile pişman olup tevbe etmektir. Mesela; (bir kimse) şarap, rakı, duhan (sigara) ve nargile içmek, faiz, domuz eti ve leş eti yemek gibi günahları işler, sonra Allah-u Teâlâ nın korkusundan pişman olup, sıdk ile tevbe ederse inşaallah affolur. Diğer türlüsü ise, yalnız sıdk ile tevbeyle affolmayıp, ancak bu tevbeden sonra, hakları kaza etmekle tevbe tamam olur. Bundan sonra malum ola ki; Hakk Teâlâ nın haklarından kazası lazım olan günahlar, farz ve vacip olan namazları, zekâtı, haccı, keffaret ve nezirleri terk etmek gibi, mesela; insan bu günahlardan birini işlese, sonra pişman olup tevbe etse, tevbesi tamam olup günahları gitmez ve azaplardan kurtulamaz. Ta ki, terk ettiği ameli kaza edinceye kadar. Öyleyse, her mümine lazım olan, bütün günahlardan tevbe etmek ve böyle kazası lazım olan amelleri terk ettiğinde kaza etmektir. Ta ki, bütün günahları mağfiret olsun. Şimdi bunları kaza etsinler. 14
ا يك ن ج ي ف ص ل ب و ف ص ل د ه ا لله ت ع ا هلين ك ح ق ل ر ن د ن ت ر ك ا ول م ش و ش ر ع ا ق ض اس ي ل ز م ا و ل ن ع م ل ل ر ك ط ر يق ن ي ب ي ان ا يد ر : ب ر ا ن س ان ع ق ل ب ال غ ا ول د يغ يل ه ش ر ع ا ن م از و ا ور ج و ز ك اة و ح ج و ق ر ب ان ل ز م ا ول ور. ص ك ر ه ب و ا ن س ان ب و ع م ل ل ر ي ت ر ك ا يد ر س ه ق ض اس ي ف ر ض و و اج ب ا ول ور. ا م د ي ا ب ت د ا ن م از ك ق ض ال ر ين ي ب ي ان ا يد ر. ب ر ا ن س ان ن ه م ق د ار و ق اج ع د د ن م از ق يل م د يس ه ب ون ل ر ي ح س اب ا يد وب ح س اب ن ي ب يل وب ج م ل ه س ن ي ق ض ا ا يت م ك ف ر ض د ر. ص ك ر ه ق ض ا ا يد ر ك ن ه ر ق ن غ ي ن م از ي ق ض ا ا يد ر س ه ن ي ت ن د ه ت ع ي ين ا يت م ك ل ز م د ر. ا م د ي ب وي ل ه ح س اب ي م ع ل وم ا ول م ي و ب ع د د ل ر ي ب يل ن م م ش ن م از ل ر ك ع د د ل ر ي و ن ه م ق د ار ا ول د يغ ن ي ب وي ل ه ح س اب ا يد وب ع د د ل ر ين ي ب وي ل ه م ث ل ق اج ي اش ن د ه ا يس ه ا ون ي اش ي ص ب يل ك ه ج يق ار و ب ص ك ر ه ق اج ي اش ع م ر ي و ار ا يس ه هان ي ح س اب ا يد ه. ع ق ل ي ن ه م ق د ار ن م ا ز ق ال م ش د ي و ح ك م ا يد ر س ه ا ول م ق د ار ن م از ل ر ي ق ض ا ا يت م ك ف ر ض ا ول ور. م ث ل ب ر ا ن س ان ي اش ي ق ر ق ا ول وب ا ون ي اش ي ص ب يل ك ه ج يقد ق ده ا وت وز ي اش ع م ر ن د ه ن م از ل ر ف ر ض د ر. ش م د ي ب و ا ن س ان ع ق ل يل ه ح س اب ا يد ر ك ه ق يل د يغ ي ن م از ن ه م ق د ار ق يل م د يغ ي ن ه م ق د ار ا ول د يغ ن ي ت ف ك ر ا يد ر. م ث ل ع ق ل ي د ير ك ه: ا وت وز س ن ه د ه ب ش ي ل ل ق ي اخ ود ا ل ت ي ي ل ل ق ي اخ ود ا ل ت ي هاي ل ق ي اخ ود ا ون ي ل ل ق ي ا ا ون ب ش ي ل ل ق ي ا ز ي اد ه ي ا ا ك س ك ه ر ن ق د ر ع ق ل ي ح ك م ا يد ر س ه ا ول م ق د ار ن م از ل ر ي ق ض ا ا يت م ك ف ر ض ا ول ور. 15
İKİNCİ FASIL Bu fasıl, Allah-u Teâlâ nın haklarından, terk olunmuş ve şer an kazası lazım olan amelleri kaza etmenin yollarını beyan eder. Bir insan âkil bâliğ olduğunda, şer an üzerine namaz, oruç, zekât, hac ve kurban lazım olur. Sonra bu insan, bu amelleri terk ederse, kazası farz ve vacip olur. Şimdi, önce namazın kazalarını beyan edelim: Bir insanın, ne kadar ve kaç adet namaz kılmadıysa, bunları hesaplayıp tamamını kaza etmesi farzdır. Sonra kaza ederken hangi namazı kaza ediyorsa niyetinde tayin etmesi lazımdır. Şimdi, böyle hesabı malum olmayıp, adetleri bilinmeyen namazları, şöyle hesaplamalı ki: Mesela kaç yaşında ise, on yaşı çocukluğuna çıkarılır. Sonra kaç yaş kaldıysa onu hesaplar. Aklı, ne kadar namaz kalmış diye hükmederse, o miktar namazları kaza etmesi farz olur. Mesela bir insanın yaşı kırk olup, on senesi çocukluğa çıkarıldığında, otuz senelik ömründe namazlar farzdır. Şimdi bu insan, kıldığı namaz ne miktar, kılmadığı ne miktar tefekkür edip, aklıyla hesaplar. Mesela, otuz senede beş yıllık, yahut altı yıllık, yahut altı aylık, yahut on yıllık, yahut on beş yıllık, veya fazla ya da eksik diye, aklı ne kadar hükmederse, o miktar namazlarını kaza etmesi farz olur. 16
هلك ن ق ض ا ا يد ر ك ن ن ي ت د ه ت ع ي ين ش ر ط د ر. ب و ت ع ي ين ا ول م ز س ه ق يل د يغ ي ق ض ا ج ائ ز ا ول م از. ا م د ي ب و ت ع ي ين ك ط ر يق ي ب وي ل ه د ر. م ث ل ص ب اح ن م از ن د ن ق يل م غ ه ب اش ل د يس ه ن ي ت ن د ه ن ي ت ا ت د م ا و ل ك ي ا وز ر يم ه ق ال م ش ص ب اح ن م از ين ه ا لله ا ك ب ر ا وي ل ه ن م از ن د ه ا و ل ك ي ا وز ر م د ه ق ال م ش ا وي ل ه ن م از ن ه ا و ل ك ي ا وز ر يم ه ق ال م ش ا يك ن د ي ن م از ن ه ا و ل ك ي ا وز ر م ه ق ال م ش ا خ ش ام ن م از ن ه ا و ل ك ي ا وز ر يم ه ق ال م ش ي ت س و ن م از ن ه ا و ل ك ي ا وز ر يم ه ق ال م ش و ت ر ن م از ن ه د ي ه ر ك ب ت ون ق ض ا ن م از ل ر ين ه ب وي ل ه ن ي ت ا يد ر. ا ك ر ب وي ل ه ا يد ر س ه ق يل د يغ ي ق ض ا ن م از ل ر ي ج ائ ز ا ول ور. و د خ ي ق ض ا ن م از ل ر ين ي ق يل م ق ا يك ي د ر ل ود ر. ب ر ي ب ود ر ك ه ب ر ا ن س ان ص اح ب ت ر ت يب ا ول وب ق ض اي ه ق ال م ش ن م از ي ي وق س ه ب وي ل ه ك م س ه ن ك ب ر ي اخ ود ا يك ي ي اخ ود ب ش ن م از ي ق ض اي ه ق ال ور س ه ب و ك يم س ه ب و ن م از ل ر ي و ق ت ن م از ن د ن ا و ل ت ر ت يب يل ه ق يل م ق ف ر ض د ر. م ث ل ص ب اح ن م از ين ي ق يل م ام ش ا وز ر ن د ه ه ي ج ق ض ا ي وق د ر. ب و ك يم س ه ب و ص ب اح ن م از ين ي ا وي ل ه ن م از ن د ن ا و ل ق ض ا ا يت م ك ف ر ض ا ول ور. ا وي ل ه ن م از ين ي ق ض اد ن ص ك ر ه ق يل ه ج ق د ر. ا وي ل ه ن م از ين ي ق يل وب د ه ص ك ر ه ص ب اح ن م از ين ي ق ض ا ا يد ر س ه ا وي ل ه ن م از ي ف اس د ا ول ور. م ث ل ا يك ن د ي ن م از ين ي ق يل م ام ش ك م س ن ه ا خ ش ام ن م از ن د ن ا و ل ا يك ن د ي ن م از ي ق ض ا ا يد وب ص ك ر ه ا خ ش ام ن م از ين ي ق ي ل ر. ا م ا و ق ت د ار ل ش وب ق ض اي ي ق يل ن ج ه و ق ت ج يق اج ق ا يس ه و ق ت ن م از ين ي ق ض اد ن ا و ل ق ي ل ر. ا م د ي ه يج ق ض اي ه ن م از ي ا ول م ي ان ب وي ل ه ا يد ر. 17
Lakin kaza ederken niyette tayin şarttır. Bu tayin olmazsa kıldığı kaza namazı caiz olmaz. Bunun yolu da şudur: Mesela, sabah namazını kılmaya başladığında, niyetinde: Niyet ettim ilk üzerime kalmış sabah namazına, Allahu Ekber Öğle namazında: İlk üzerime kalmış öğle namazına İkindi namazında: İlk üzerime kalmış ikindi namazına Akşam namazında: İlk üzerime kalmış akşam namazına Yatsı namazında: İlk üzerime kalmış yatsı namazına Vitir namazında: İlk üzerime kalmış vitir namazına diyerek, bütün kaza namazlarına böyle niyet eder. Eğer böyle yaparsa kıldığı kaza namazları caiz olur. Ve dahi kaza namazlarını kılmak iki türlüdür: Birincisi, bir insan sahib-i tertib olup kazaya kalmış namazı yoksa, yahut bir iki beş namazı kazaya kalırsa, bu kimsenin bu namazları vaktin farzından evvel, tertibiyle kılması farzdır. Mesela, sabah namazını kılmamış, üzerinde hiç kazası olmayan kimsenin, bu sabah namazını, öğle namazından evvel kaza etmesi fardır. Öğle namazını kazadan sonra kılacaktır. Öğle namazını kılıp da, sonra sabah namazını kaza ederse, öğle namazı fâsit olur. Mesela ikindi namazını kılmamış bir kimse, akşam namazından evvel ikindi namazı kaza edip, sonra akşam namazını kılar. Amma, vakit darlaşıp, kazayı kılınca vakit çıkacak ise vakit namazını kazadan evvel kılar. Hiç kaza namazı olmayan böyle yapar. 18
ا م ا ق ض اي ه ن م از ي ق ال م ش ك يم س ه ل ر ه ت ر ت يب ش ر ط د ك ل د ر. م ع ل وم ا ول ك ه ي ك ر م ي د ر ت س اع ت ا يج ند ه ا وج و ق تد ه ق ض ا ق يل ن م از. ب ون ل ر د ن م اع د ا ه ر و ق ت د ه ق ل ن ور. ا م د ي ق ض ا ق ل ن م از ا وج و ق ت ك ا و ل ك يس ي ك ون ش ط وغ ر ا يك ن ا يك ي ا ر ش ون ب وي ي ج يق نج ي ه د ك ق ل ن م از. ا وج ن ج ي ا خ ش ام ه ب ر س اع ت ق ال ن جه ق ل ن م از. ب ون ل ر د ن م اع د ا ك يج ه ك ون د ز ا خ ش ام ص ب اح ق ض ا ق ل ن ور. ا ه م ال ا يت م ي وب ق يل ه ل ر. و ه ر ف ر ض ا ر ق اس ن د ه ق ض ا ق يل م ق ج ائ ز ا ول ور. هلك ن ق ض اي ه ن م از ي ج وق ق ال م ش ا ن س ان ب و م ق د ار ا يل ه ن م از ي ت وك ن م ز. ه م ان ك يج ه و ك ون د ز ق يل م ه ل ي. ا ول ن ج ي ه د ك ق ض اء ب ت ور م ل ي. ز ير ا هاخ ر ت ك ع ذ اب ي ك وج و ش د ت ل يد ر. ا م د ي ق ض ا ن م از ل ر ك ي ال ك ز ف ر ض ن م از ل ر ي ق ض ا ا ول ور. س ن ت ل ر ق ض ا ا ول م از. و ت ر د خ ي ق ض ا ا ول ور. و د خ ي ك يج ه ن م از ل ر يك ه ا خ ش ام ي ت س و و ت ر ن م از ل ر يد ر. ب ون ل ر ي ك ون د ز ق ض ا ا يد ر س ه ج ائ ز و ك ون د ز ن م از ل ر ين ي ك يج ه ق ض ا ا يد ر س ه ج ائ ز ا ول ور. و م ق يم ح ال ن د ه ق ض اي ه ق ال م ش ن م از ل ر ت م ام ا ول ه ر ق ي ول ل ر د ه و س ف ر ل ر د ه ق ض ا ج ائ ز ا ول ور. و س ف ر ح ال ن د ه ق ض اي ه ق ال م ش 19
(İkinci Kısım) (Altı vakit veya daha fazla) kaza namazı kalmış kimselere tertib şart değildir. Malum ola ki, yirmi dört saat içinde üç vakitte kaza kılınmaz. Bunlardan hariç her vakitte kılınır. Bu üç vakitten; Birincisi, güneş doğupta iki arşın boyu yükselinceye kadar, İkincisi, öğle ezanına yarım saat kalınca; Üçüncüsü, akşama bir saat kalınca kaza kılınmaz. Bunlardan hariç, gece gündüz, sabah akşam kaza namazı kılınır. İhmal etmeyip kılmalıdır. (Sahibi tertib olmayan kimsenin) her farz namazın arkasında kaza kılması caiz olur. Lakin kazaya namazı çok kalmış insanın, bu miktar ile namazı tükenmez. Hemen gece ve gündüz kılmalı, ölünceye dek kazayı bitirmeli. Zira ahiretin azabı güç ve şiddetlidir. Namazların yalnız farz namazları kaza olur. Sünnetler kaza olmaz. Vitir dahi kaza olur. Gece namazlarını - ki, akşam, yatsı, vitir namazlarıdır - gündüz kaza ederse caiz ve gündüz namazlarını da gece kaza ederse yine caiz olur. Mukim halinde kazaya kalmış namazları, tam olarak yollarda ve seferlerde kaza etmek caiz olur. Ve sefer halinde kazaya kalmış 20
ن م از ل ر ي م ق يم ا يك ن س ف ر ي ه ي ع ن ي ا وي ل ه ا يك ن د ي ي ت س و ن م از ل ر ين ي ا يك يش ر ر ك ع ت ق ض ا ا يد ر. و ص ح يح ا يك ن ق ض اي ه ق ال م ش ن م از ل ر ي م ر يض و خ س ت ه ح ال ن د ه ق د ر ت ي ا ول د ق ج ه م ث ل ق ي ام ه ق د ر ت ي ا ول م ي وب ا وت ور ر ك ن ق يل س ه ج ائ ز ا ول ور. ي اخ ود ا ش ار ت و ا يم ا ا يل ه ق ض ا ا يد ر س ه ج ائ ز ا ول ور. ف ق ه ال ر و ع ل م ال ر ب وي ل ه ب ي ان ا يت د يل ر. و د خ ي خ ات ون ل ر ه ا ذ ان و ا ق ام ت ي وق د ر. ا م ا ا ر ك ك ل ر ه ه ر ف ر ض د ه ا ق ام ت س ن ت د ر. هلك ن ب ش و ق ت ي ا ز ي اد ه ق ض ال ر ي ب ر ي ر د ه ق ي ل ر س ه ب و ا ر ك ك ا ن س ان ل ر د ه ب ر ا ذ ان ك ن د ي ا يش يد ه ج ك ق د ر ا وق وم ق س ن ت د ر. و د خ ي م ع ل وم ا ول ك ه ن م از ك و اج ب ل ر ن د ن ب رين ي ت ر ك ا يل ه ي اخ ود ب ش ق ه ب ر ك ر اه ت ت ح ر يم ي ه ا يل ه ق يل ن م ش ن م از ل ر ي د خ ي ا ع اد ه و ق ض ا ا يت م ك و اج ب د ر. ق ض ا ا يت م ز س ه هاخ ر ت د ه ع ذ اب ج ك ر و اج ب ي ت ر ك ا يت د يك يج ون د يد يل ر. هلك ن ا ب ت د اء ب ت ون ق ض اي ه ق ال م ش ل ر ي ق ض ا ا يد ر ص ك ر ه ب ون ل ر ي ق ض ا ا يد ر. ا م ا س ن ت و م س ت ح ب و ن اف ل ه ن م از ل ر ي ي اك ل ش و ك ر اه ت ت ح ر يم ي ه ا يل ه ق ل ر س ه ب ون ل ر ك ا ع اد ه س ي و ق ض اس ي ل ز م ا ول ور. ز ير ا ش ر و ع ي ع ن ي ب اش ل م ق س ب ب يل ه و اج ب ا ول د يغ يج ون. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. ا م د ي ق ض ال ر ي ا يد ر س ه ت و ب ه س ي ت م ام ا ول وب هاخ ر ت د ه ع ذ اب د ن خ ل ص ا ول ور. ب ون د ن ص ك ر ه ا ور ج ل ر ي ق ض اي ه ق ال م ش ا يس ه ب ون ل ر ي ق ض ا ا يد ر. 21
namazları, mukim iken seferiyye, yani; öğle, ikindi, yatsı namazlarını ikişer rekat kaza eder. Sıhhatli iken kazaya kalmış namazları, hasta halinde gücünün yettiğince, mesela kıyama gücü yetmeyip otururken kılsa caiz olur. Yahut işaret ve ima ile kaza ederse caiz olur. Fukahâlar ve ulemâlar böyle beyan ettiler. Ve dahi hatunlara ezan ve kamet yoktur. Amma erkeklere her farz namazda kamet sünnettir. Lakin beş vakit ya da daha fazla kazayı bir yerde (aynı mekânda) kılarsa, bu erkek için bir kere ezanı kendi işiteceği kadar okuması sünnettir. (Ama her kaza için kamet sünnettir. -Mütercim) 3 Ve dahi malum ola ki, namazın vaciplerinden birini terk ederek kılınan, yahut başka bir tahrîmî mekruh ile kılınmış namazları da iade ve kaza etmek vaciptir. Kaza etmezse, vacibi terk ettiği için ahirette azab çeker, buyurdular. Lakin öncelikle bütün kazaya kalmış namazları kaza eder. Sonrasında bunları kaza eder. Amma, sünnet, müstehab ve nafile namazları yanlış ve tahrîmî mekruh ile kılarsa, bunların da iadesi ve kazası lazım olur. Çünkü başlama sebebiyle vacip olduğu için. Gaflet olunmasın. (Nafileleri kılmak sünnet, başladığında ise bitirmek vaciptir. -Mütercim) 4 Şimdi, kazaları bitirirse tevbesi tamam olup, ahirette azaptan kurtulur. Bundan sonra oruçları kazaya kalmışsa bunları kaza eder. 3 Şeyh Alemgiriyye, Feteva-i Hindiyye: 1/55; Serahsi, Mebsut: 1/136; Merginani, Bidayetu-l Mübtedi: 1/22; İbni Nüceym, Bahru-r Raik: 1/276. 4 Merginani, Hidaye: 1/68; Burhaneddin el-buhari, Muhit: 1/277. 22
هلك ن ب و ق ض ا ا ور ج ن ا ك يج ه د ن ن ي ت ل ز م د ر. ش ف ق د ن ص ك ر ه ق ض اي ه ق ال م ش ا ور ج ه ن ي ت ا ول م ز. ا ك ر ب ر ر م ض ان د ن ق ض اس ي ا و ل ن ك م س ه ق ض اي ه ق ال م ش ا ور ج ه ن ي ت ا يد ر س ه ج ائ ز ا ول ور. ا م ا ا يك ي ر م ض ان د ن ي ا ا وج ر م ض ان د ن ي ا ز ي اد ه د ن ق ض اس ي و ار ا يس ه ا و ل ك ي ر م ض ان د ن ا وز ر يم ه ق ال م ش ا ور ج ه د ي و ن ي ت ا يت م ل ي. ب ون د ن ص ك ره ز ك ات ك د خ ي ق ض ال ر ي ح س اب ا ول ور. ع م ر ن د ه ن ه م ق د ار ا قج ه غ ر وش ز ك ات ق ال د يس ه ا وم ق د ا ر ا قج ه ق ال م ش ز ك ات ل ر ن ي ت ن ه ف ق ر اي ه و ير ر. و ح ج ي ق ض اي ه ق ال م ش ا يس ه ق ض ا ا يد ه ل ر. م ع ل وم ا ول ك ه ب ر ا ن س ان ك ا قج ه س ي ا ول وب ح ج ك ن د ين ه ف ر ض ا ول س ه د ه ح ج ا يت م ه س ه ص ك ر ه ا قج ه ل ر ي ب ش ق ه شي ل ر ه ص ر ف ا يت س ه ي اخ و د ا قج ه س ي ت ل ف ا ول س ه ب و ك يم س ه ي ه ح ج ي ق ض ا ا يت م ك ف ر ض ا ول ور. ا ك ر ا قج ه ب ول ه م ز س ه د يل ن ه ر ك ح ج ي ق ض ا ا يت م ك ف ر ض د ر د يد يل ر. ز ك ات و ق ر ب ان د خ ي ب وي ل ه د ر. م ث ل ك ن د ين ه ز ك ات ف ر ض ق ر ب ان و اج ب ا يك ن ب ون ل ر ي ا د ا ا يت م د ين ف ق ر ا ا ول س ه ب ون ل ر ك ق ض اس ي ل ز م ا ول ور. ا وج نج ي ف ص ل ب و ف ص ل د ه م خ ل وق ات ح ق ل ر ين ك ح ك م و ط ر يق ل ر ين ي ب ي ان ا يد ر. و د خ ي م خ ل وق ك ح ق ي ا يك يد ر. ب ر ي م ال ح ق يد ر ب ر ي ب د ن ح ق يد ر. و د خ ي ب و ح ق ل ر ي د ن ي اد ه ا د ا ا ول م ي وب هاخ ر ت ه ق ال ور س ه 23
Lakin bu kaza orucuna geceden niyet lazımdır. Kazaya kalmış oruca şafaktan sonra niyet olmaz. Eğer bir ramazandan kazası olan kimse, kazaya kalmış oruca (diye) niyet ederse caiz olur. Amma, iki ramazandan ya da üç ramazandan ya da daha fazlasından kazası varsa ilk ramazandan üzerime kalmış oruca diye niyet etmelidir. Bundan sonra zekâtın kazaları hesaplanır. Ömründe ne miktar akçe kuruş zekât kaldıysa, o miktar akçeyi, kalmış zekâtlar niyetine fukaraya verir. Ve haccı kazaya kalmış ise kaza eder. Malum ola ki, bir insanın akçesi olup, hacc kendine farz olsa da haccetmezse, sonra akçeleri başka şeylere sarf etse yahut akçesi telef olsa, bu kimseye haccı kaza etmek farz olur. Eğer akçe bulamazsa, dilenerek haccı kaza etmek farzdır, dediler. Zekât ve kurban da böyledir. Mesela kendine zekât farz, kurban vacip iken bunları eda etmeden fukara olsa bunların kazası lazım olur. ÜÇÜNCÜ FASIL Bu fasıl da, mahlûkat haklarının hüküm ve yollarını beyan eder. Ve dahi mahlûkun hakkı ikidir. Biri mal hakkıdır, biri beden hakkıdır. Bu haklar dünyada eda olmayıp, ahirete kalırsa, 24
ب ر ي ار م د ان ق م ق د ار ي ح ق ا يج ون 25 هاخ ر ت د ه ي د ي ي وز ن م از ث و اب ي و ير يل ه ج ك د ر. و د خ ي د ان ق ي ار س ي ب ر د ر ه م ك ا ون ا يك ي ب ل وك ن د ن ب ر ب ل وك ن ه د ير ل ر. ي ع ن ي ا وج ب ج ق ب ار ه م ق د ار ي ح ق د يم ك در. ا م د ي ق ر ق م ق د ار ي ق ول ح ق ي ب ر غ ر و ش ب ار ه ا يج ون س ك ز ب يك د ر ت ي وز ن م از ث و اب ي ح ق ص اح ب ن ه ح ق ت ع ا هلي هال يو ير ر د يد ل ر. ب و م س ئ ل ه ا ي ه ا ال و ل د ش ر ح ي خ اد م يد ه م ذ ك ور د ر. ا م د ي ب ر غ ر وش ح ق ا يج ون س ك ز ب يك د ر ت ي وز ن م از ا يك ي غ ر و ش ا ون ا ل ت ي ب يك س ك ز ي وز ن م از ث و اب ي د ر ت غ ر وش ا وت و ز ا يج ون ا يج ون ا وجب ي ك ا ل ت ي وز ن م از ث و اب ي و ير يل ور. ح س اب ا ول ن وب ق ول ح ق ل ر ين ك خ ل ص ا ول م ه س ي ج ار ه س ن ه ب ق م ه ل ي. ب و ر س ال ه د ه ب ون ل ر ي ب ي ان ا يد ر. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. و د خ ي ح ض ر ت ر س ول م ز ص ل ه ي ا لله ع ل ي ه و س ل م ا ص ح اب ه م ف ل س ك يم د ر س ؤ ال ب ي ور د يل ر. ا ص ح اب د خ ي ا لله ت ع ا هلي و ر س ول ي ب يل ور هلك ن م ف ل س د ن ي اد ه م ال ي ا ول م ي ان ه د ير ل ر د ي و ج و اب و ير د ك ل ر ن د ه ح ض ر ت ر س ال ت ب ن اه ا ف ن د يم ز م ف ل س ش ول ك م س ه د ر ك ه ع ر ص ات م ي د ان ن د ه ن م از و ا ور ج و ز ك ات و س ائ ر ع ب اد ت ل ر يل ه ك ل ور. ب ر ا ن س ان ص ك ر ه ك ل ور ب ن م ب و ا ن س ان د ه ش و م ق د ار ح ق م و ار د ر. ص ك ر ه ب ر ا ن س ان د خ ي ك ل ور ب ن م ب و ا ن س ان د ه ش و م ق د ار ح ق م و ار د ر. ر يج ون هال ور ل ر. ا ك ر ع م ل ل ر ي ب وي ل ه ب و ا ن س ان ك ع م ل ل ر ين ك ث و اب ل ر ين ي ب و ح ق ل ح ق ل ر ه ي ت م ز س ه ب و ح ق ص اح ب ل ر ك ك ن اه ل ر ن د ن ح ق ل ر ي م ق د ار ن ج ه ح ق ي ا ول د يغ ي ا ن س ان ه
bir yarım danik miktarı hak için, ahirette 700 namaz sevabı (hak sahibine) verilecektir. Danik yarısı, bir dirhemin on iki bölüğünden bir bölüğüne derler. Yani üç buçuk para miktarı hak demektir. Şimdi, kırk para (yani) bir kuruş miktarı kul hakkı için, Hakk Teâlâ 8.400 namaz sevabını hak sahibine alıverir dediler. Bu mesele, Eyyühe l- Veled Şerhi Hadimi de mezkûrdur. Şimdi, 1 kuruş hak için 8.400 namaz, 2 kuruş için 16.800 namaz sevabı, 4 kuruş için 33.600 namaz sevabı verilir. (Bunu) hesâb edip kul haklarından kurtulmanın çaresine bakmalı. Bu risale de bunları beyan eder. Gaflet olunmasın. Ve dahi Hazreti Rasûlümüz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashaba: Müflis kimdir diye sual buyurdular. Ashab da: Allah-u Teâlâ ve Rasûlü bilir. Lakin müflis dünyada malı olmayana derler diye cevap verdiklerinde, Hazret-i Risaletpenâh Efendimiz: Müflis şu kimsedir ki, Arasat meydanına namaz, oruç, zekât ve sair ibadetleriyle gelir. Sonra bir insan gelir: Benim bu insanda şu miktar hakkım vardır der. Sonra bir insan daha gelir: Benim bu insanda şu miktar hakkım vardır der. Böylece bu insanın amellerinin sevaplarını bu haklar için alırlar. Eğer amelleri haklara yetmezse, bu hak sahiplerinin günahlarından, hakları miktarınca, hakkı olduğu insana 26
ي وك ل د ر ج ه ن م ه هات يل ور. م ف ل س ب و ك يم س ه د ر ك ه هاخ ر ت د ه ث و اب س ز و م ال س ز ق ال ور ب ي ور د ي. ا م د ي ب ون ل ر د ن ح س اب ا يد وب ح ص ه و ع ب ر ت و ن ص يح ت هال ه ر ق ق ول ح ق ل ر ين ي ب و د ن ي اد ه و ير وب ا د ا ا يد وب ح ل ل ل ش م ل ي. ي اخ ود ا ول ور ك ن و ص ي ت ا يت م ل ي. و د خ ي ا و ل ك ي م ا ل ح ق يد ر. م ال ا ول ه ر ق ق ول ح ق ل ر يد ر. م ث ل غ ص ب ي ع ن ي ز ور ا يل ه م ال ن ي هال م ق و س ر ق ت و خ ر س ز ل ق ا يل ه و ا ذ ن س ز م ال ن ي ي م ك و ي م ش ن ي ي م ك و م ال ن ي ت ل ف ا يت م ك ي ا ا ل يل ه ي اخ ود ي ل ن د ن ش ه اد ت ا يت م ك ل ه ي اخ ود ح ق س ز ي ر د ه ظ ال م ض اب ط ل ر ه ش ك اي ت ي اخ ود ح يل ه و ي ل ن ج يل ق ا يل ه م ال ن ي ت ل ف ا يد ر س ه ب وي ل ه ح ق ل ر د ن ت و ب ه ا يل ه خ ل ص ا ول م ز. هان ج ق ب ون ك ت و ب ه س ي ت م ام ب وي ل ه ا ول ور ك ه ا ك ر ب و م ال ل ر ه ل ك ا ول م ي وب د ه م و ج ود ا يس ه ص اح ب ن ه و ير م ل ي. ا ك ر ص اح ب ي ا ول د يس ه و ار ث ن ه و ير م ل ي ح ل ل ل ش م ل ي. ا ك ر م ال ل ر م و ج ود ا ول م ي وب ه ل ك ا ول د يس ه ق ي م ت ل ر ين ي ب ون ل ر ه و ير م ك ل ه ح ل ل ل ش م ل ي. ا ك ر و ار ث ل ر ي ا ول م ي وب ي اخ ود ح ق ص اح ب ي ح ي ات د ه هلك ن ب ول م ه س ي م م ك ن د ك ل ا يس ه ب و م ال ل ر ك ي ا ع ي ن ن ي ي اخ ود ق ي م ت ن ي ف ق ر اي ه ت ص د ق ا يد ر. م و ل ع ن د ن د ه ا م ان ت ا يد وب هاخ ر ت د ه ح ق ت ع ا هلي ص اح ب ل ر ين ه ا يص ال ا يد ر د ي ه ر ك ب و ح ق د ن ب وي ل ه خ ل ص ا ول وب ت و ب ه س ي ت م ام ا ول ور. 27
yüklenir, cehenneme atılır. İşte müflis bu kimsedir ki, ahirette sevapsız ve malsız kalır 5 buyurdu. Şimdi, böylece hesâb edip, hisse, ibret ve nasihat alarak kul haklarını bu dünyada verip, eda edip helalleşmeli, yahut ölürken vasiyet etmelidir. Ve dahi (mahluk haklarından) birincisi mal hakkıdır. Mal olarak kul haklarıdır. Bir kimse, mesela gaspla, yani; zorla malını almakla, hırsızlıkla, izinsiz malını yemekle, yemişini yemekle, malını telef etmekle, eliyle yahut yalandan şehadet etmekle, yahut haksız yerde zalim zabitlere şikayet etmekle, yahut hile ve yalancılık ile (başkasının) malını telef ederse, böyle haklardan tevbe ile kurtulamaz. Ancak bunun tevbesi şöyle tamam olur ki, eğer bu mallar helak olmayıp da mevcut ise sahibine vermelidir. Eğer sahibi öldü ise varisine vermeli ve helalleşmelidir. Eğer mallar mevcut olmayıp helak oldu ise, kıymetlerini bunlara vermekle helalleşmelidir. Eğer varisleri yoksa, yahut hak sahibi hayatta lakin bulması mümkün değilse, bu malların aynısını yahut kıymetini fukaraya tasadduk eder. Mevlâ Teâlâ ya emanet edip, ahirette Hakk Teâlâ sahiplerine ulaştırır, diyerek bu haktan böyle kurtulup tevbesi tamam olur. 5 Ahmed b. Hanbel, Müsned: 26/141; Müslim, Sahih: 4/1997. 28
ا يك ن ج ي د ر ل و ق ول ح ق ل ر ي ب د ن ح ق ل ر يد ر. ي ع ن ي ب د ن ا يل ه ا ول ور م ال ا يل ه د ك ل د ر. ب و د خ ي ا يك ي ق س م د ر. ب ر ق س م ي ب د ن ه م ت ع ل ق ا ول ور م ث ل ح ق س ز ي ر د ه ب ر ا ن س ان ي ض ر ب و د وك م ك و ز ور ا يل ه خ د م ت ا يت د ر م ك ك ب ي. ا يك ن ج ي ق س م ي ق ل ب ن د ه ا ول ور. م ث ل ب ر ا ن س ان ه ف ن ا ل ق ب ت س م ي ه و ا س ت ه ز ا و ش ت م و س وك م ك و ذ م ك ب ي ش ي ل ر ا يل ه ا ن س ان ق ل ب ن ي ق ير م ق ح ق يد ر. ب وي ل ه ح ق ل ر ك ت و ب ه س ي ب ود ر ك ه ب و ح ق ل ر ي ح ل ل ا يت د ر م ل ي. ب و ح ق ص اح ب ي و ف ات ا يت م ش ي اخ ود ب ول م س ي م م ك ن ا ول م ز س ه ب ون ل ر ك ر وح ل ر يج ون م ا ل ا قج ه ت ص د ق ا يد وب ث و اب ل ر ين ي ب و ح ق ص اح ب ل ر ين ه ك ون د ر ه و م و ل ي ه د ع ا و ن ي از ا يد ه. ا ك ر ب وي ل ه ا يد ر س ه ب و ح ق ل ر د ن ت و ب ه ت م ام ا ول وب ك ن اه ل ر د ن ك م غ ف ر ت ا ول م ه س ي ط ر يق ي ب و ب ي ان ا و ل ن و ج ه ا وز ر ه ا لله ت ع ا هلين ك و ق ول ل ر ح ق ل ر ي ا د ا ا ول ور. و ع ذ اب د ن د خ ي خ ل ص ا ول ور. و ب ر ا ن س ان د ه ك اف ر ح ق ي ا ول ور س ه ت يز ج ه ح ل ل ا يت د ر م ل ي م م ك ن د ك ل ا يس ه م و هلي ي ه ن ي از د ن ج ار ه ب ش ق ه ا ول م ز. ا ل ج ه ن م ه ي ان م ق د ر. و ح ي و ان ح ق ي د خ ي ب وي ل ه د ر. م ث ل ح ي و ان ي ح ق س ز ي ر د ه د وك م ك و ه ق ا يل ه ي وز ين ه ا ور م ق ك ب ي. و ق د ر ت ن د ن ز ي اد ه ي وك ل ت م ك ك ب ي. و ق د ر ت ن د ن ز ي اد ه ي ور ت م ك و ع ل ف ن ي و ي م س ن ي و ا يجم س ن ي و ق ت ن د ه و ير م م ك ك ب ي و هاز و ير وب ق ار ن ل ر ي ط وي م ه م ق ك ب ي. ب و د خ ي غ اي ت م ش ك ل د ر د يد يل ر. ب ون ل ر د ن ص ق ن م ل ي. 29
İkinci türlü kul hakları, beden haklarıdır. Yani bedenle olur. Malla değildir. Bu da iki kısımdır: Birinci kısmı, bedenle alakalıdır ki, mesela haksız yere bir insanı dövmek, zorla hizmet ettirmek gibi. İkinci kısmı, kalbinde olur ki, mesela bir insana kötü lakap takmakla, alay etmekle, sövmekle ve aşağılayıcı şeyler ile insanın kalbini kırma hakkıdır. Böyle hakların tevbesi şudur ki bu hakları helal ettirmeli, hak sahibi vefat etmiş yahut bulması mümkün olmazsa bunların ruhları için mal, akçe tasadduk edip, sevaplarını bu hak sahiplerine göndermelidir ve Mevlâ ya dua ve niyaz etmelidir. Eğer böyle yaparsa bu haklardan tevbe tamam olur. Günahlarının bağışlanması için, bu beyan olan vecih üzere Allah-u Teâlâ nın ve kullarının haklarını eda eder. Azaptan da kurtulur. Bir insanda kâfir hakkı olursa çabucak helal ettirmeli. Mümkün değilse Mevlâ ya niyazdan başka çare yoktur. Yoksa (sonuç) cehennemde yanmaktır. Hayvan hakkı da böyledir. Mesela hayvanı haksız yere dövmek, vehak (kement) ile yüzüne vurmak, gücünden fazla yüklemek, gücünden fazla yürütmek, ilafını (yemini) ve yemesini, içmesini vaktinde vermemek, az verip karınlarını doyurmamak gibi. Bu dahi gayet müşkildir dediler. Bunlardan sakınmalıdır. 30
و د خ ي م ع ل وم ا ول ك ه ب ر ا ن س ان ك ع ر ض ن ه خ ي ان ت ا يت م ش م ث ل ز ن ا ي اخ ود ل و اط ه ي اخ ود ك وز ا يل ه ب اق م ش ي اخ ود ق ول ق ا يل ه ص و ت ن ي و س س ن ي د ك ل م ش ي اخ ود ص ق م ش و ا وبم ش ك ب ي ش ي ل ر د ه ب ول ن م ش ك ر ك هاش ك ار ه و ك ر ك ك يز ل ي ك ا ش ل م ش ا ول س ه ب و ك م س ه ص د ق ل ه ب ون ل ر د ن ت و ب ه ا يت د ك د ن ص ك ر ه ب ون ل ر ص اح ب ل ر ي م ث ل ز و ج ي ب اب اس ي ا ن اس ي ق ر ن د اش ي ب و ا يش ل ر ه ر اض ي د ك ل د ر. ب ون ل ر ك ح ق ل ر ي و ار د ر. ب و ح ق ل ر د ن د خ ي ح ل ل ل ش م ق و اج ب د ر. هلك ن و اق ع ا و ل ن ا يش ل ر ي ب ون ل ر ه س وي ل م ي وب هان ج ق هاخ ر ت ه د ائ ر ح ق ل ر يم ز ي ح ل ل ا يد ه ل م د ي ه ر ك ح ل ل ا يت د ر م ك ل ز م د ر. ا ك ر و اق ع ا و ل ن ا ش ل ر س وي ل ن م ش ا ول س ه ف س اد ه و ار ر و ف ت ن ه و خ ص وم ت ه س ب ب ا ول ور. ب ون د ن ب وي ل ه ا يت م ل ي د ي و ع ل م ال ر ب ي ا ن ا يت د يل ر. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. م و هلي ت ع ا هلي ج م ل ه م ز ي ع ف و ا ي ل ي ه آم ين. د ر د ن ج ي ف ص ل و د خ ي م ع ل وم ا ول ك ه ا ن س ان ح ي ات ن د ه ب وي ل ه ح ق ل ر ي و ت و ب ه ل ر ي و ق ض ال ر ي و ف ا و ا د ا ا يت م ك ه س ع ي و غ ي ر ت ا يت م ك ف ر ض و ل ز م د ر. ت أ خ ير ا يد ر س ه ت ك ر ار ك ن ه ك ار ا ول ور. ا م ا ق ض اي ه س ع ي ا يد ر ك ن ب ل ك ه ا ج ل ك ل ور. ا ول م ك ق ور ق وس ن د ن ا يج ون ق ض اد ن ا و ل و ص ي ت ا يت م ك و اج ب د ر د يد يل ر. ز ير ا ص ب اح ه 31 ج يق ه ج غ م ز ي ب ل م ي ز. و د خ ي م ع ل وم ا ول ك ه ب ر ا ن س ان د ه ب ون د ن ا و ل ب ي ان ا و ل ن ا ه لل ت ع ا هلي و ا ن س ان ل ر ح ق ي ا ول ور س ه ب و ا ن س ان ه و اج ب ا ول ور ك ه ب ون ل ر ه و ص ي ت ا يت م ك. ا ك ر ب وي ل ه ح ق ل ر ي وغ يس ه و ص ي ت س ن ت و م س ت ح ب د ر.
Ve dahi malum ola ki, bir kimse bir insanın ırzına hıyanet etmiş, mesela zina ve livata etmiş, yahut gözüyle bakmış, yahut kulağıyla sesini dinlemiş, yahut sıkma ve öpme gibi şeylerde bulunmuş, gerek açıktan, gerek gizli işlemiş olsa, bu kimse samimiyetle bunlardan tevbe ettikten sonra, bunların sahipleri ki; mesela kocası, babası, anası, karındaşı bu işlere razı değildir. Bunların hakları vardır. Bu haklardan da helalleşmek vaciptir. Lakin vaki olan işleri bunlara söylemeyip, ancak ahirete dair haklarımızı helal edelim diyerek helal ettirmek lazımdır. Eğer vaki olan işler söylenirse fesada varır, fitne ve husumete sebep olur. Bundan dolayı, böyle yapılmalı diye ulemalar beyan ettiler. Gaflet olunmasın. Mevlâ Teâlâ cümlemizi affeylesin, âmin. DÖRDÜNCÜ FASIL Ve dahi malum ola ki, insanın hayatında böyle hakları, tevbeleri, kazaları vefa ve eda etmeye gayret etmesi farz ve lazımdır. Tehir ederse (geciktirirse) tekrar günahkâr olur. Amma kazaya gayret ederken belki ecel gelir, ölüm korkusundan dolayı kazadan evvel vasiyet etmek vaciptir dediler. Zira sabaha çıkacağımızı bilemeyiz. Ve dahi malum ola ki, bir insanda, bundan evvel beyan olunan Allah-u Teâlâ nın ve insanların hakkı olursa, bu insana bunlar için vasiyet etmesi vaciptir. Eğer böyle haklar yok ise, vasiyet etmesi sünnet ve müstehabtır. 32
و د خ ي ب و و ص ي ت هان ج ق م ال د ن ا ول ور. ا م د ي ب ر ا ن س ان ص ح ت ح ال ن د ه م ال ن د ن ن ه م ق د ار و ص ي ت ا يد ر س ه م ق ب ول ا ول ور. ا م ا م ر ض ح ال ن د ه ك ه ب و م ر ض د ن و ف ات ا يد ر س ه ب و ا ول وم خ س ت ه م ر ض ن د ن ا يت د يك ي و ص ي ت هان ج ق م ال ن ك ث ل ث ن ه ن اف ذ ي ع ن ي م ال ن ك ا وج ب ل وك ن د ن ب ر ب ل وك ن ه ك ج ر. ا م د ي و اج ب ا و ل ن ح ق ل ر ي ا د ار ه ا يد ه ج ك م ق د ار ي ث ل ث ن د ن و ص ي ت ا يت م ك و اج ب د ر. ا م ا م س ت ح ب و ص ي ت ث ل ث ن د ن ا يج ون ا ك س ك ا ول ور س ه ض ر ر ي ي وق د ر. ا م ا و اج ب ا و ل ن و ص ي ت د ه ث ل ث ن د ن ا ك س ك ا ول ور س ه ب و ك يم س ه ح ق ت ع ا هلي ي ه ع اص ي ا ول ور و اج ب ا و ل ن و ص ي ت ي ت ر ك ا يت د يك يج ون د يد يل ر. و د خ ي و ص ي ت ا يت م ن ك ط ر يق ي ب ود ر ك ه ب و ا ن س ان ا يك ي ص ال ح ط وغ ر ي ك م س ه ل ر ي ان ن د ه ل س ان يل ه و ص ي ت ي ذ ك ر ا يد ه. ي اخ ود ي از وب ص ك ر ه ب و ي از د يغ ي و ص ي ت ي ب وي ل ه ا يك ي ي ا ا وج ص ال ح ك يم س ه ل ر ي ان ن د ه ا وق ي وب ب ون ل ر د ك ل ي ه. ص ك ر ه ب وي ل ه ش اه د ا ول ك د ي ه. و د خ ي ا لله ت ع ا هلين ك ح ق ي و ق ول ح ق ل ر ي ا و ل ن ا ن س ان د ه ا ب ت د ا ق ول ح ق ل ر ن د ن ب اش ل ي وب و ص ي ت ا يد ه. ص ك ر ه ح ق ت ع ا هلين ك ح ق ل ر ن د ن و ص ي ت ا يد ه. ا م د ي ق ول ح ق ل ر ي م ث ل ق ن غ ي ا ن س ان ه د ي ن ي و ب ور ج ي و ار ا يس ه و ن ه م ق د ار ا ول د يغ ن ي ب ي ان ا يد ه ر ك و ا م ان ت ل ر و ار ا يس ه ب ون ل ر ي س وي ل ي ه ر ك و ش ر ع ا ض م ان ي و و ير م س ي ل ز م ا و ل ن ج الم ش و س ر ق ت ا يت م ش ش ي ل ر و ار ا يس ه و ح ق وق ب د ن ي ه ك ه ح ق س ز ي ر د ه د وك م ك و خ د م ت ا يت د ر م ك و ق ل ب ح ق ل ر ي س وك م ك و ا س ت ه ز ا ا يت م ك ك ب ي ح ق ل ر ي ح ل ل ا يت د ر م ك ا يج ون ح ق ل ر د ن و ص ي ت ا يد ر. ي ع ن ي ب و ح ق ص اح ب ل ر ين ه م ال و ا قج ه و ير وب ح ق ل ر ين ي ا د ا ا يت م ك ا يج ون م ال ت ع ي ين ا يت م ل ي. هلك ن ث ل ث ن د ن د ك ل ب ل ك ه ج م يع م ال د ن ل ز م د ر. 33
Ve dahi bu vasiyet ancak maldan olur. Bir insan sağlıklı halinde malından ne miktar vasiyet ederse makbul olur. Amma, hastalık halinde -ki, bu hastalıktan vefat ederse- bu ölüm hastalığındaki ettiği vasiyet ancak malının üç bölüğünden bir bölüğüne geçer. Vacip olan haklara yetecek miktarı, malının üçte birinden vasiyet etmesi vaciptir. Müstehab vasiyet için üçte birinden eksik olursa zararı yoktur. Amma vacip olan vasiyetinde üçte birinden eksik olursa, bu kimse vacip olan vasiyeti terk ettiği için Hakk Teâlâ ya âsi olur dediler. Vasiyet etmenin yolu şudur ki; bu insan iki sâlih, doğru kimseler yanında diliyle vasiyetini zikreder. Yahut yazıp, sonra bu yazdığı vasiyeti iki veya üç sâlih kimse yanında okuyup bunlara dinletip, sonra böyle şahit olun der. Ve dahi Allah-u Teâlâ nın hakkı ve kul hakları olan insan, önce kul haklarından başlayıp vasiyet eder. Sonra Hakk Teâlâ nın haklarından vasiyet eder. Kul haklarını, mesela; hangi insana borcu var ise ve ne miktar olduğunu beyan ederek, emanetler var ise bunları söyleyerek, ve şer an kıymetini vermesi lazım olan, çaldığı şeyler varsa bunları, beden haklarını -haksız yere dövmek, hizmet ettirmek gibi- ve kalp haklarını -sövmek ve alay etmek gibi- helal ettirmek için bu haklardan vasiyet eder. Yani bu hak sahiplerine mal ve akçe verip haklarını eda etmek için mal tayin etmelidir. Lakin üçte birinden değil belki bütün maldan lazımdır. 34
و د خ ي ا لله ح ق ل ر جي ون و ص ي ت ث ل ث ن د ن ل ز م د ر. ا م د ي ا لله ت ع ا هلين ك ح ق ل ر ن د ن ا ب ت د ا ن م از د ن ب اش ل ن ور. و د خ ي ق ض ا ا يد ه م د يك ي ن م از ب ر ا يج ون ف ط ر ه ف ق ر اي ه و ير م ك و اج ب ا ول ور. هلك ن ب ر ن م از ه ب ر ف ط ر ه و ير م ك و ج وب ي ا ور ج ه ق ي اس ا يل ه د ر. ب ون ك ا يج ون ض ع ف د ر. هان ج ق ف ر ض ا و ل ن ف و ت ا ول م از د ن ق ض ال ر ي ق يل م ق د ر. و ش ر وع ا يل ه ف ر ض ا و ل ن ن اف ل ه و س ن ت ن م از ل ر ي ي اك ل ش ق يل د ق د ه ت ك ر ار ق يل م س ي ل ز م ا يك ن ق ض اس ي ف ر ض ن م از ل ر ك ق ض اس ي ك ب ي ع م ل ل ز م د ر. ا ن س ان ف و ت ن د ن ص ك ر ه ن م از ك ف ط ر ه س ي ف ق ر اي ه و ير يل ور. هلك ن ح ي ات د ه ا يك ن ق ال م ش ن م از ل ر ه ف ط ر ه و ير س ه ج ائ ز ا ول م از. ا م د ي ق ال م ش ن م از ح س اب ا ول ن ور. ي وق ار ود ه ب ي ان ا ول د يغ ي ك ب ي ص ك ر ه م ال ن ك ث ل ث ن ي ب و ن م از ل ر ه و ف ا ا يد وب ي ت ر س ه ت م ام ا ول ه ر ق ف ق ر اي ه ن م از ل ر يج ون ت ص د ق ا ول ور. د و ر ا يت م ك ل ز م ا ول م از. ا م د ي ب وي ل ه ن م از ل ر يج ون ف ق ر اي ه و ير ه ج ك ف ط ر ه ل ر د ن م ث ل ا يك ي ا وج ب ش ا ون ي ك ر م ي ف ط ر ه ز ي اد ه ا ك س ك ب ر ف ق ر اي ه و ير س ه ج ائ ز ا ول ور. م ث ل ن م از ك ف ط ر ه س ي ب ر غ ر وش ا ول س ه ا ون ن م از ف ط ر ه س ي ا ون غ ر وش ا يد ر. ب و ا ون غ ر وش ي ب ر د ن بر ف ق ر اي ه و ير م ك ج ائ ز ا ول ور. هلك ن ك ف ار ت ف ط ر ه س ي ب ر ف ق ر اي ه ك ون د ه ب ر د ان ه و ير يل ور. ا يك ي و ير ل س ه ج ائ ز ا ول م ز. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. ا م ا ث ل ث ي ق ال م ش ن م از ل ر ه و ف ا ا يد وب ه ر ب ر ن م از ي ب ر ف ط ر ه ا د ار ه ا يت م ز س ه ا ول و ق ت د و ر ا يل ه و ص ي ت ا يت م ك د خ ي و اج ب د ر. 35
Ve dahi Allah hakları için vasiyet, malının üçte birinden lazımdır. Allah-u Teâlâ nın haklarından öncelikle namazdan başlanır. Kaza edemediği namaz için birer fitre fukaraya vermesi vacip olur. Lakin bir namaza bir fitre vermek, oruca kıyas iledir. Bunun için (bu hüküm) zayıftır. Aslında farz olan, ölmeden evvel kazaları kılmaktır. Ve başlamasıyla farz olan nafile ve sünnet namazlarını yanlış kıldığında, kazası farz namazların kazası gibi tekrar kılması lazımdır. İnsanın, öldükten sonra namazının fitresi fukaraya verilir. Lakin hayatta iken, kazaya kalmış namazlara fitre verse caiz olmaz. Kazaya kalmış namazlar hesaplanır. Malının üçte biri bu namazlara yeterse, tamamı fukaraya namazları için tasadduk olunur. Devir yapmak lazım olmaz. Böyle namazları için fukaraya verilecek fitrelerden, iki, üç, beş, on, yirmi fitre, fazla veya eksik, bir fukaraya verirse caiz olur. Mesela, namazın fitresi bir kuruş olsa, on namaz fitresi on kuruş eder. Bu on kuruşu bir seferde bir fukaraya vermesi caiz olur. Lakin (yemin keffareti gibi) bir fukaraya günde bir tane verilir. İki tane verilse caiz olmaz. Gaflet olunmasın. Eğer ki malının üçte biri, kazaya kalmış namazlara yetmez de, her bir namazı bir fitre idare etmezse, o vakit devir ile vasiyet etmesi vaciptir. 36
ب وي ل ه م ع ل وم ا ول د ق د ن ص ك ر ه ب ر ا ن س ان م ث ل ق ال م ش ن م از ل ر ين ه ث ل ث ي ا د ار ه ا يد ه ج ك ا يك ن ب ت ون ث ل ث ن ي و ص ي ت ا يد ر. هلك ن ب و ث ل ث ك ب ر م ق د ار ي ق ال م ش ن م از ل ر يج و ن د و ر ا ول س ون ب اق ي ق ل ن ث ل ث ي ت ب ر ع ات ل ر ه ي ع ن ي ن اف ل ه خ ي ر ل ر ه و ص ي ت ا يد ر س ه م ث ل ب ر م ص ح ف و ك ت اب و ق ي و و ج ش م ه و ق ف و ج ام ع ش ر يف ل ر و م د ر س ه ل ر و ك وب ريل ر و ي ول ل ر و ب وي ل ه ش ي ل ر و ص ي ت ا يد ر س ه ب و ك م س ه ت ك ر ار ك ن ه ك ار ا ول ور. ج ه ن م ه م س ت ح ق ا ول ور. ز ير ا ب ون ل ر م س ت ح ب د ر. ا م ا ن م از ل ر ك ه ر ب ر ر ل ر ين ه ب ر ف ط ر ه و ير م ك و اج ب د ر. و ث ل ث ن ي ب ت ون ق ال م ش ن م از ل ر ه و ص ي ت د خ ي و اج ب د ر. ب و و اج ب ي ت ر ك ا يد وب ك ن د ين ه و اج ب ا ول م ي ان ي ا ش ل م ش. ب ون ك ا يج ون ك ن ه ك ار ا ول ور. ش م د يك ي ا ن س ان ل ر ب وي ل ه ق الب و ص ي ت ل ر ا يل ه و ص ي ت ا يد ر ل ر. ت ك ر ار ج ه ن م ه م س ت ح ق ا ول ور. ش م د يك ي ز م ان د ه ب ت ون ا ن س ان ل ر ك و ص ي ت ل ر ي ب وي ل ه ش اي ع ا ول د ي. م ث ل ا وز ر ن د ه ن يج ه ن م از ل ر ي ق ال م ش ب ل ك ه ز ك ات ل ر د خ ي ق ال م ش و ا ور ج ل ر و ك ف ار ت ل ر ق ال م ش ا ن س ان و ص ي ت ا يت د ك د ه: م ال م د ن ي اخ ود ث ل ث م د ن ا وج ب يك ي اخ ود ا يك ب يك ي اخ و د ب يك غ ر وش و ص ي ت ا يد ر و هال ت م ه و ا وس ت م ه و د و ر يم ه خ ر ج ا ول س ون و ب ر م ص ح ف و ب ر ق ي و و ف ل ن ج ام ع ه و ف ل ن ك وب ري ي ه و ف ل ن ف ق ر اي ه ش و ق د ر غ ر وش و ير ل س ون. ب وي ل ه ب وي ل ه و ص ي ت ا يد ر ل ر. ب و و ص ي ت ل ر ق الب و ب اط ل د ر. ش م د ي ع ام ه ا ن س ان ل ر ب ون ك ل ه م ش غ ول ا ول ور. ب و و ص ي ت ب ر ش ئ ي ر ين ه ك ج م ي وب هان ج ق ب ر ب ل د ر. ع ام ه ع ب اد ا لله ب ون ك ل ه م ب ت ل ا ول د ي د ي و ت ق ي ب ر ك و ي ع ل ي ه ر ح م ة ال ه اد ي ج ل ء ال ق ل وب ن د ه ب ي ان ا يت م ش د ر. ا م د ي ب و ق ل ب و ص ي ت د ن ص ق ن م ق و اج ب و ل ز م د ر. و ح ق ط ر يق ي ب ي ان ا يت د يك م ز و ص ي ت ل ه و ص ي ت ا يد ه ل ر. ز ير ا ح ق ا و ل ن 37
Böyle bilindikten sonra, bir insan, mesela; kazaya kalmış namazlarına malının üçte biri yetecek iken, bütün üçte birini devir ile vasiyet edip, bir miktarını kazaya kalmış namazları için devir olsun diye, kalan üçte birini de nafile hayırlara vasiyet ederse, mesela bir Mushaf, kitap, kuyu, çeşme, vakıf, camii şerifler, medreseler, köprüler, yollar ve böyle şeylere vasiyet ederse, bu kimse tekrar günahkâr olur. Cehenneme de müstehak olur. Zira bunlar müstehabtır. Amma namazların her biri için bir fitre vermesi vaciptir. Malının üçte birini, bütün kalmış namazlara vasiyet etmesi de vaciptir. Bu vacibi terk edip kendine vacip olmayanı işlediğinden, bunun için günahkâr olur. Şimdiki insanlar, böyle yanlış vasiyetler ile vasiyet ediyorlar; tekrar cehenneme müstehak oluyorlar. Şimdiki zamanda bütün insanların vasiyetleri böyle şayi oldu. Mesela, üzerinde nice namazlar kalmış, belki zekâtlar dahi kalmış, oruçlar, keffaretler kalmış bir insan, vasiyet ettiğinde: malımdan yahut üçte birinden 3000, yahut 2000, yahut 1000 kuruş vasiyet edipte, altıma, üstüme, devrime harç olsun, bir mushaf, bir kuyu yapılsın ve filan camiiye, filan köprüye, filan fukaraya şu kadar kuruş verilsin diyerek, böyle böyle vasiyet ediyorlar. Bu vasiyetler yanlış ve batıldır. Şimdi tüm insanlar bununla meşgul oluyorlar. Bu vasiyet bir şey yerine geçmeyip, ancak bir beladır. Tüm insanlar bununla mübtela oldu diye Takiyyu Birgivi (Aleyhi Rahmetu-l Hâdi) Cilâu-l Kulûb unda beyan etmiştir. Bu yanlış vasiyetten sakınmak vacip ve lazımdır ve hak yol üzere beyan ettiğimiz vasiyetle vasiyet etmelidir. Zira hak olan 38
و ص ي ت غ ر يب ق ال د ي. ب ون ك ا يج ون ب و د اع يل ر ي د ين ق ر ن د اش ل ر ه و ح ق ي ا ر اي ان ل ر ه ح ق ي ب يل د ر م ك ا يج ون ب و و ص ي ت ل ر ي و س ائ ر ح ق ل ر ي ب ي ان ا يد ه ر ك ب و ر س ال ه ت ر ت ي ب ا يت م ش د ر. ا وق ي وب ع م ل ا يد ه ل ر. ت ن ب يه : و د خ ي م ع ل وم ا ول ك ه ب ر ا ن س ان ق ال م ش ز ك ات ي و ق ال م ش ح ج ي و ق ال م ش ا ور ج ل ر و ق ر ب ان و ف ط ر ه ل ر يج ون و ا ور ج ك ف ار ت ل ر ي و ي م ين ك ف ار ت ل ر ي د خ ي ق ال م ش ا يس ه ب ون ل ر ا يج ون و ق ال م ش ن م از ل م ال ن ك ر يج ون ث ل ث ن ي ب ون ل ر ه و ص ي ت ا يت م ك ل ز م د ر. ا ك ر ث ل ث ن د ن ا ك س ك و ص ي ت ا يد ر س ه هاث م و ك ن ه ك ار ا ول ور. ي وق ار ود ه ب ي ان ا ول د يغ ي ك ب ي ب و و ص ي ت ي ت ر ك ا يت د يك ن د ن ا يج ون ب ون د ن غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. و هلك ن ب و ث ل ث م ال ب وي ل ه ق ال م ش ح ق ل ر ه و ع ب اد ت ل ر ه و ف ا ا يت م ز س ه ج م ل ه ق ال م ش ع ب اد ت ل ر ك ف د ي ه ل ر ي ح س اب ا ول وب ن م از و ز ك ات و ح ج و ق ر ب ان ك ب ي ب و ح ق ل ر د خ ي ح س اب د ن ص ك ر ه ث ل ث م ال د ن ب ول د يغ م ز ا قج ه ب ون ل ر ه ت ق س يم غ ر م ا ا يد وب ه ر ب ر ن و ع ع ب اد ت ه ن ه ا ص اب ت ا يد ر س ه ش ر ع ه م و اف ق ح ر ك ت د ه ب ول ن ه ج غ م ز ي ب ي ان م ث ل ب ر ا ن س ان ك ب ر س ن ه ل ك ن م از ي ق ال م ش. ب ر س ن ه ا ون ا يك ي ا يد ر. ب ر آي ي ك ون د ه و ت ر ن م از يل ه ا ل ت ي ع د د ن م از ا ول م غ ل ه ب ر هاي م ز ي وز س ك س ان ن م ا ز ا يد ر. ه ر ب ر ن م از ه ب ر ف ط ر ه و ير م ك و اج ب د ر. م ث ل ب ر ف ط ر ه ا يك ي غ ر وش د ن ح س اب يل ه ب ر هاي ي وز س ك س ان ن م از ك ف ط ر ه س ي ا وجي وز ا ل ت م ش غ ر وش د ن د يم ك ب ر س ن ه ن ك ن م از ك ف ار ت ي ف ط ر ه س ي د ر ت ب يك ا وجي وز ي ك ر م ي غ ر وش ا يد ر. ا ك ر ا يك ي س ن ه ل ك ن م از ي ق ال م ش ا يس ه ف ط ر ه س ي س ك ز ب يك ا ل ت ي وز ق ر ق غ ر وش ا يد ر. ب وي ل ه ب وي ل ه ح س اب ا ول ن ه ن ه م ق د ار ن م از ق ال م ش ا يس ه ب ر ن م از ه ب ر ف ط ر ه ح يل ه س ز د و ر س ز ت م ام ا ف ق ر اي ه و ير م ك و و ص ي ت ا يت م ك و اج ب د ر. 39
vasiyet garip kaldı, bunun için (İmam-ı Birgivi) bu gerçekleri din karındaşlarına ve hakkı arayanlara hakkı bildirmek için, bu vasiyetleri ve sair hakları beyan ederek, bu risaleyi tertip etmiştir ki, okuyup amel etsinler. TENBİH Ve dahi malum ola ki, bir insanın kazaya kalmış zekâtı, haccı, oruçları, kurbanı, fitreleri, oruç keffaretleri, yemin keffaretleri ve kazaya kalmış namazları için, malının üçte birini bunlara vasiyet etmesi lazımdır. Eğer üçte birinden eksik vasiyet ederse asi ve günahkâr olur. Bundan gaflet olunmasın. Ve lakin bu üçte birlik mal, böyle kalmış haklara ve ibadetlere yetmezse, bütün kazaya kalmış ibadetlerin fidyeleri hesaplanıp, namaz, zekât, hacc, kurban gibi bu haklar dahi hesaplandıktan sonra, üçte bir maldan bulduğumuz akçe, borçlar arasında taksim edilip, her bir nevi ibadete ne isabet ederse, nasıl şeriate uygun harekette bulunacağımızın beyanı ki: Mesela; bir insanın bir senelik namazı kalmış. Bir sene on iki aydır. Bir ay, günde vitir namazıyla 6 adet namaz olmakla, bir ayımız 180 namaz eder. Her bir namaza bir fitre vermek vaciptir. Mesela bir fitre iki kuruştan hesabıyla, bir ay 180 namazın fitresi 360 kuruş eder. Bir sene 12 aydır ki, 360 kuruştan bir senelik namaz keffaretinin fitresi 4320 kuruş eder. Eğer iki senelik namazı kalmışsa fitresi 8640 kuruş eder. Böyle böyle hesaplanır. Ne miktar namaz kazaya kalmışsa, bir namaza bir fitre, hilesiz, devirsiz tamamen fukaraya vermesi ve vasiyet etmesi vaciptir. 40
و ب و و ص ي ت ي ا ج ر ا ا يت م ك و ار ث ل ر ه ي اخ ود و ص ي ي ه د خ ي و اج ب د ر د يد يل ر. ا م د ي ن م از ا يج ون م ث ل ب ش ب يك غ ر وش ل ق ف ط ر ه ب ول د ق. ا ور ج ا يج ون ه ر ب ر ك ون ه ب ر ف ط ر ه و ير م ك و اج ب ب ون ل ر ي د خ ي ح س اب م ث ل ب ش ي وز غ ر وش ا ور ج ف ط ر ه س ي ب ول د ق و ق ال م ش ز ك ات ي د خ ي ا وجي وز غ ر وش ل ق و ق ال م ش ق ر ب ان ي د خ ي ا يك ي و ز غ ر وش ل ق ب ول د ق. و ر م ض ان ف ط ر ه س ن د ن ق ال م ش م ث ل ا ل ل ي غ ر وش ب ول د ق. و ب ش ب يك غ ر وش ل ق ح ج ي ق ال م ش ب ول د ق. ب ون ل ر ك ج م ل ه س ي ج م ع ا ول وب ي ك ون ا ول ور. م ث ل ب و ف ط ر ه و ح ق ل ر ا ون ب ش ب يك غ ر وش ل ق ا ول د ي. ب و ك يم س ه ش م د ي ب ت ون ث ل ث ن ي ب ون ل ر ه و ص ي ت ا يت م ه س ي و اج ب ا ول د ي. ش م د ي ب ت ون ث ل ث ن ي و ص ي ت ا يت د ك د ه ث ل ث ح س اب ا ول ن ور. ه ر ن ه م ق د ار ه ب ال غ ا ول د ي ا يس ه م ث ل ج م ل ه م ال ي ا ون ا يك يب يك غ ر وش د ر. ب ون ك ث ل ث ي د ر ت ب يك غ ر وش ا يد ر. ي ك و ن ح ق ل ر ا ون ب ش ب يك غ ر وش ا يد ر. ش م د ي د ر ت ب يك غ ر وش ث ل ث ا ون ب ش ب يك غ ر وش ه ت ق س يم غ ر م ا ا ول وب م ث ل ب ش ي وز غ ر وش ح ج ن ه ا ص اب ت ا يت د ي. هان ك ل ه ق ن غ ي ي ر د ن ب د ل ك ت م ك م م ك ن ا ول ور س ه ا و ي ر د ن ب د ل ح ج ك ون د ر ل م ك ا ج ر ا ا ول ور. م ث ل ز ك ات ه ن ه ا ص اب ت ا يت د ي ا يس ه هان ي د خ ي ف ق ر اي ه ت ص د ق و ا ور ج ك ف ار ت ل ر ين ه و ي م ين ك ف ار ت ل ر ين ه د خ ي ب وي ل ه ا ج ر ا ا ول ور. ب ون ل ر د ه د و ر ا ول م از. ا م ا ن م از ه ا ص اب ت ا يد ن ا قج ه ن م از ل ر ي و ف ا ا يت م ديك يج ون ب و ا قج ه ي ي ب ر ي ا ا يك ي ف ق ر اي ه ا ع ط ا ا يل ه د و ر ا يد ر ل ر. ب وك ا د و ر د ير ل ر. ص ك ر ه ب و د و ر ك خ ت ام ن د ه ا قج ه ف ق ر اي ه ت ص د ق ا يد ر ل ر. 41
Bu vasiyeti yerine getirmek varislere yahut vasîye dahi vaciptir dediler. Şimdi, namaz için, mesela 5.000 kuruşluk fitre bulduk. Oruç için, her bir güne bir fitre vermek vaciptir; bunları da hesaplar, mesela; 500 kuruş oruç fitresi bulduk. Kazaya kalmış zekâtı 300 kuruş, kazaya kalmış kurbanı 200 kuruş bulduk. Ramazan fitresinden kalmış, mesela; 50 kuruş bulduk. Ve 5.000 kuruşluk kazaya kalmış haccı bulduk. Bunların cümlesi bir araya getirilip toplanır. Diyelim ki bu fitre hakları 15.000 kuruş oldu. Bu kimsenin, bütün üçte bir malını bunlara vasiyet etmesi vacip oldu. Şimdi, bütün malının üçte birini vasiyet ettiğinde, önce malının üçte biri hesaplanır. Her ne miktara ulaştı ise, mesela bütün malı 12.000 kuruştur; bunun üçte biri 4000 kuruş eder. Toplamda haklar 15.000 kuruş etmişti. Şimdi, malının üçte biri olan 4000 kuruşu, 15.000 kuruşluk borç için taksim ettiğinde, mesela 500 kuruş haccına denk geldi. Onunla hangi yerden hacca gitmek mümkün olursa, o yerden (birini, bu) bedelle hacca göndermekle icra olunur. Mesela zekâta ne isabet ettiyse bunu dahi fukaraya tasadduk eder, oruç keffaretlerine ve yemin kefaretlerine dahi böyle icra olunur. Bunlarda devir olmaz. (Keffaretler devir olmaz ve bölünmez.) Amma namaza isabet eden akçe, kaza namazlarına yetmediği için, bu akçeyi bir ya da iki fukaraya vermek ve almakla devir edip, namazların fidyesi tamam oluncaya dek böyle devir ederler. Buna devir derler. Sonra bu devrin sonunda, akçeyi fukaraya tasadduk ederler. 42
ا ف ض ل ا و ل ن د و ر ه ا وت ور ان ف ق ر ال ر ه و ير م ك د ر. ا م ا ب و د و ر ا و ل ن ا ق ج ه د ن ب ش ق ه ف ق ر ال ر ه د خ ي و ير م س ي ج ائ ز ا ول ور. ز ير ا ه ب ه ط ر يق يل ه ا ول د يغ يج ون. ب ون ك ا يج ون ب و د و ر ا و ل ن ا قج ه د ن ج ن از ه ن ك س ائ ر ا م ور ين ه د خ ي ص ر ف ا يت م س ي ج ائ ز ا ول ور. ب ش ن ج ي ف ص ل ب و ف ص ل د ه و ص ي ت ل ر ك ق س م ل ر ين ي ب ي ان ا يد ر. م ع ل وم ا ول ك ه و ص ي ت ا يت م ك ا وج ق س م د ر. ب ر ق س م ي و اج ب ب ر ق س م ي س ن ت م س ت ح ب ه ب ر ق س م ي ب د ع ت د ر. و د خ ي و اج ب ا و ل ن و ص ي ت د ه ا وج ن و ع د ر. ب ر ن و ع ي ق ول ل ر ح ق ي و ار ا يس ه ب و ح ق ل ر م ق د ار ي م ال ك ب ت ون ن د ن و ص ي ت ا يت م ك د ر. و ح ق ل ر ي م ق د ار ي ح ق ص اح ب ن ه ت م ام و ير ل م ك ل ز م د ر. ا يك ن ج ي ن و ع ب ر ا ن س ان د ه ا لله ت ع ا هلي ح ق ي ا ول د ق د ه ب و ح ق ل ر م ق د ار ي و ص ي ت ا يت م ك د ر. ب و د خ ي ا يك ي د ر ل ود ر. ب ر يس ي ب وك ه ا لله ت ع ا هلين ك ح ق ل ر ي ب و ا ن س ان ك ب ت ون م ال ك ث ل ث م ق د ار ي ي اخ ود ز ي اد ه ا ول ور س ه ب ت ون م ال ك ث ل ث ن ي ب و ح ق ل ر ه و ص ي ت ا يت م ك ل ز م و و اج ب د ر. ب و ص ور ت د ه ا ك ر م ال ك ث ل ث ح ق ل ر ه و ف ا ا يد وب ا د ار ه ا يد ر س ه ت م ام ح ق ل ر م ق د ار ي ف ط ر ه ل ر ف ق ر اي ه ت ص د ق ا ول وب ش ر ع ه م و اف ق ا ج ر ا ا ول ور. ا م ا ب و ص ور ت د ه ب ت ون ث ل ث ب و ح ق ل ر ه ا د ار ه ا يت م ز س ه 43
Efdal olan devre oturan fukaralara vermektir. Amma bu devir olan akçeden, başka fukaralara da vermek caiz olur, zira hibe tarikiyle olduğu içindir. Bunun için bu devir olan akçeden cenazenin sair işlerine dahi sarf etmesi caiz olur. BEŞİNCİ FASIL Bu fasıl da, vasiyetlerin kısımlarını beyan eder. Malum ola ki, vasiyet etmek üç kısımdır. Bir kısmı vacip, bir kısmı sünnet veya müstehab, bir kısmı ise bidattir. VACİP OLAN VASİYETLER Ve dahi vacip olan vasiyet de üç nevidir: 6 Birinci Nevi, üzerinde kul hakkı varsa bu haklar miktarınca, malın bütününden vasiyet etmektir. Ve hakları miktarı, hak sahibine tamamen verilmesi lazımdır. İkinci Nevi, bir insanda Allah-u Teâlâ hakkı olduğunda, bu haklar miktarınca vasiyet etmektir. Bu da iki türlüdür: Birisi şudur ki, Allah-u Teâlâ nın hakları, insanın bütün malının üçte biri kadar yahut daha fazla olursa, bu kimsenin bütün malının üçte birini bu haklara vasiyet etmesi lazım ve vaciptir. Bu surette, eğer malının üçte biri bu haklara yeterse, hakların tamamı miktarınca fitreler fukaraya tasadduk olup, şeriate uygun icra olunur. Amma bu surette bütün üçte bir bu haklara yetmezse, 6 Müellif üçüncü neviyi zikretmemiştir. Üçüncü vacip olan vasiyet de, Allah-u Alem emanetlerin yerine verilmesi için vasiyet etmektir. Mütercim. İbni Abidin, Reddu-l Muhtar: 6/648. 44
ا جي ون ت ق س يم ه م ح ت اج ا ول وب ث ل ث ي ح ق ل ر ه ت ق س يم غ ر م ا ا يد وب ن م از ف ط ر ه ل ر ين ه ا ص اب ت ا يد ن ه ر ق اج غ ر وش ا ول ور س ه ن م از ل ر ي د و ر ا يل ه و ف ا و ت م ام ا يت م ك و ص ي ت ا يت م ك ل ز م د ر. ا يك ن ج ي ط ر يق ي د خ ي ب ود ر ك ه ا لله ت ع ا هلين ك ح ق ل ر ي م ال ك ث ل ث ن د ن ا ك س ك ا ول ور س ه ب و ص ور ت د ه ح ق ل ر ي م ق د ار ث ل ث د ن و ص ي ت ا يت م ك و اج ب ا ول ور. ب ت ون ث ل ث ي و ص ي ت و اج ب ا ول م ز. ب و ص ور ت د ه ب ت ون ث ل ث ي و ص ي ت ا يد ر س ه ح ق ل ر د ن ز ي اد ه س ي م س ت ح ب ا ول ور. ا م د ي ب و ص ور ت د ه ب ت ون ح ق ل ر ك و ن م از ل ر ك ف ط ر ه ل ر ي د و ر س ز و ن ق ص ان س ز ف ق ر اي ه و ير يل ور. ب و ص ور ت ل ر د ه د و ر ا ول م از. ز ير ا د و ر ه ح اج ت ق ال م د ي. ا م د ي ب و د و ر س ز ف ق ر اي ه و ير يل ه ج ك ا قج ه ق ل ن م ش ن م از ل ر ا يج ون م س ت ح ب ط ر يق يل ه د و ر ا يد ر س ه ج ائ ز ا ول ور. هلك ن د و ر خ ت ام ن د ه ا قج ه ف ق ر اي ه ت ص د ق ا يت م ك و اج ب د ر. ز ير ا ق ض اي ه ق ال م ش ن م از ل ر ف ط ر ه ل ر يد ر. م س ت ح ب ط ر يق يل ه ق ل ن م ش ل ر ي د و ر ا يد ر. ص ك ر ه ف ق ر ال ر ه و ير ر ل ر. ب و ا قج ه د ه ح يل ه ا ول م از. و د خ ي ا يك ن ج ي ق س م س ن ت و م س ت ح ب د ر. ا م ا س ن ت و م س ت ح ب ا و ل ن و ص ي ت ب ود ر ك ه م ث ل ا ن س ان ك ا وز ر ن د ه ه يج ق ول و م و ل ح ق ل ر ي ا ول م ي وب ن اف ل ه و ث و اب و م و هلي ر ض اس يج ون م ال ن ك ث ل ث ن د ن ب ر م ق د ار ش ئ و ص ي ت ا يت م ك د ر. ب و ص ور ت د ه و ار ث ل ر ز ن ك ين ا ول ور س ه ب ت ون ث ل ث ي و ص ي ت ا يد وب خ ي ر ل ر ه و ش ر ع ه م و اف ق ص ر ف ا يل ه و ص ي ت ا يت م ك ث و اب ا ش ل م ش ا ول وب م ال ن ك ث ل ث ن ي ب ر اب ر هاخ ر ت ه ك ت ور م ش ا ول ور. 45
taksime muhtaç olup, üçte bir (malı) haklara taksim edilip, namaz fitrelerine isabet eden kaç kuruş olursa, namazları devir ile vefa ve tamam etmek için vasiyet etmesi lazımdır. İkincisi de şudur ki, Allah-u Teâlâ nın hakları, malın üçte birinden eksik olursa, bu durumda bu haklar miktarınca malın üçte birinden vasiyet etmek vacip olur. Bütün üçte biri vasiyet etmek vacip olmaz. Bu surette bütün üçte biri vasiyet ederse, haklardan fazlası müstehabtır. Şimdi, bu surette bütün hakların ve namazların fitreleri, devirsiz ve noksansız fukaraya verilir. Bu suretlerde devir olmaz. Zira devre hacet kalmadı. Şimdi, bu devirsiz olarak fukaraya verilecek akçe, kılınmış namazlar için müstehab yoluyla devir ederse, caiz olur. Lakin devrin sonunda akçeyi fukaraya tasadduk etmek vaciptir. Zira kazaya kalmış namazların fitreleridir. Müstehab yoluyla kılınmışları devir eder ki, sonra fukaralara verirler. Bu akçede hile olmaz. SÜNNET VEYA MÜSTEHAB OLAN VASİYETLER Ve dahi ikinci kısım sünnet ve müstehabtır. Amma sünnet ve müstehab olan vasiyet şudur ki, mesela insanın üzerinde hiç Mevlâ ve kul hakları olmayıp, nafile, sevap ve Mevlâ rızası için, malının üçte birinden bir miktar şeyi vasiyet etmesidir. Eğer varisler zengin olursa, bütün üçte bir malın, hayırlara ve şeriate uygun olarak harcanmasına vasiyet ederek, sevap işlemiş olup malının üçte birini kendisiyle beraber ahirete götürmüş olur. 46
ا م ا و ار ث ل ر ف ق ر ا ا ول ور س ه ث ل ث ن ك ب ر م ق د ار ين ي و ص ي ت ا يد وب خ ي ر ات ل ر ه ص ر ف ا ول ور. ب اق ي ق ل ن ث ل ث ي ف ق ر ا و ار ث ل ر ه ت ر ك ا يت م ه س ي ز ي اد ه ث و اب ل يد ر د يد يل ر. ا م د ي ب و م س ت ح ب و ص ي ت ح ق ل ر ا ول م د يغ ي ص ور ت د ه د ر. ب و م س ت ح ب و ص ي ت د ه ب وي ل ه ت ع ب ير ا يد وب د ي ه ل ر ك ه: م ث ل ب ن م ث ل ث م د ن ب يك غ ر وش ي اخ ود ا يك ي ب يك غ ر وش ي اخ ود س ك ز ي وز غ ر وش ي اخ ود ب ش ي و ز غ ر وش م و هلي ر ض اس يج ون و ص ي ت م و ار د ر. هلك ن ب ن م ق ض اي ه ق ال م ش ن م ا ز و ز ك ات و ح ج و ف ط ر ه و ق ر ب ان و ك ف ار ت ل ر و ق ول ح ق ل ر ي ي وق د ر. هلك ن ت ب ر ع ا و ن اف ل ة و ا ح ت ي اط ا ب ت ون ع م ر م ا ل ل ي س ن ه د ر. ا ون س ن ه س ي ص ب يل ك ه ج يق ار وب ق ر ق س ن ه ل ك ق ل ن م ش ن م از ل ر يم ي ا وجي وز ي اخ ود ا يك ي وز ي اخ و د ب ش ي وز غ ر وش ا يل ه د و ر ا يد ه س ك ز. و ب ر ك ف ار ت ص و م ا ل ت م ش ف ط ر ه و ب ر ي اخ ود ا يك ي ك ف ار ت ي م ين د خ ي ف ق ر اي ه و ير ه س ك ز. ب اق ي ق ل ن ا قج ه يي خ ي ر ات ل ر ه م ث ل ف ق ر اي ه ت ص د ق م ص ح ف و ك ت اب و ج ز و ق ف ا يت س ون ل ر. و ق ي و و ص و ك ب ي خ ي ر ات ل ر ه ص ر ف ا يل ه و ص ي ت م ا ول س ون د ي ه. ص ك ر ه ب و و ص ي ت ي ا ج ر ا ا يت د ك ل ر ن د ه ا قج ه ف ق ر ال ر ه ت ص د ق ا يد ر س ه ص ح يح و ج ائ ز ا ول ور. ه ب ه ط ر يق يل ه د و ر ا ول د يغ ن د ن ب ت ون ا ق ج ه س ي د و ر ه ا وت ور ان ف ق ر ال ر ه و ير ل م ي وب د ه ب ش ق ه ف ق ر ال ر ه و ير ل س ه ض ر ر ي ي وق د ر. ز ير ا ه ب ه ا يل ه ا ول د يغ ن د ن ا يج ون. ا م د ي ح ق و ط وغ ر ي و ص ي ت ل ر ب ون ل ر د ر. 47
Amma varisler fukara olursa, üçte birinden bir miktarını vasiyet edip hayratlara kullandırıp, kalan üçte bir malını fukara varislerine bırakması çok sevaptır dediler. Bu müstehab vasiyet, (Allah hakkı ve kul hakkı gibi) haklar olmadığı zamandadır. Bu müstehab vasiyette şöyle tabir edip, mesela: Benim üçte bir malımdan 1000 kuruş, ya da 2000 kuruş, veya 800 kuruş, veya 500 kuruş Mevlâ rızası için vasiyetim var. Lakin benim üzerimde kazaya kalmış namaz, zekât, hac, fitre, kurban, keffaretler ve kul hakları yoktur. Lakin nafile olarak ve ihtiyaten; bütün ömrüm 50 senedir. 10 senesini çocukluğuma çıkarıp, 40 senelik kılınmış namazlarımı, 300 veya 200 veyahut 500 kuruş ile devir edesiniz. Ve bir oruç keffaretimi 60 fitre olarak, bir veya iki yemin keffaretimi de fukaraya veresiniz. Kalan akçeyi hayratlara, mesela; fukaraya tasadduk, mushaf, kitap, cüz vakfetsinler veya kuyu, su gibi hayratlara harcanmak üzere vasiyetim olsun desin. Sonra bu vasiyeti icra ettiklerinde akçeyi fukaralara tasadduk ederlerse, sahih ve caiz olur. Hibe yoluyla devir olduğundan, bütün akçe devire oturan fukaralara verilmeyip, başka fukaralara da verilse zararı yoktur. İşte hak ve doğru vasiyetler bunlardır. 48
ا ل ت ن ج ي ف ص ل ب و ف ص ل د ه و ص ي ت ص ور ت ل ر ي ب ي ان ا ول ن ور. و د خ ي م ع ل وم ا ول ك ه ب و ب ي ان ا و ل ن و ص ي ت ل ر ك ص ور ت ل ر ي د ر ت د ر ل ود ر. ا و ل ك ي ص ور ت ب ود ر ك ه م ث ل ب ر ا ن س ان ك هاخ ر ب ر ا ن س ان ه ب ور ج ي ا ول ور ي اخ ود ب ش ق ه ا ن س ان ك ب و ا ن س ان د ه ا م ان ت ب ر ش ي ئ ا ول ور ي اخ ود هاخ ر ا ن س ان ك ب ر ش ي ئ ن ي ج ال م ش ي اخ ود ق ير م ش ي اخ و د ز ور ا يل ه هال م ش ي اخ ود 49 ب اغ ن د ن ب غ ج ه س ن د ن ي م ش ن ي ق وب ار م ش ي اخ و د ظ ال م ل ر ه ش ك ي ات ا يد وب ض ر ر ه ا وغ ر ات م ش ي اخ ود ي ل ن ش اه د ي ا ول وب م ال ن ي ت ل ف ا يت م ش ي اخ ود ح ق س ز ي ر د ه د وك م ش ي اخ ود خ د م ت ا يت د ر م ش ي ا ح يل ه ا يد وب هال د ات م ش ي اخ ود ا س ت ه ز ا ا يد وب ق ل ب ن ي ق ير م ش ا لله ت ع ا هلين ك ق ور ق وس ن د ن ب ش يم ان ا ول د ي. ب و ح ق ل ر م ق د ار ي ا قج ه و ير و ب ح ل ل ا يد وب ح ل ل ل ش ور ا يس ه ت و ب ه س ي ت م ام ا ول ور و ب و ح ق ل ر ه و ير ي ل ن ا قج ه م ال ك ب ت ون ن د ن د ر. ث ل ث د ن د ك ل د ر. ز ير ا ق ول ح ق ل ر ي ب وي ل ه د ر. ا يك ن ج ي ص ور ت ب ود ر ك ه ا لله ت ع ا هلين ك ح ق ل ر ي ا ول د ق د ه م ال ك ث ل ث ن د ن ت م ام ا ف ق ر اي ه ا د ا ا ول ن ور. ا و جن ج ي ص ور ت ب ت ون ث ل ث ا وجب يك غ ر و ش ا ول س ه ح ق ل ر ا ون ب يك ي اخ ود ز ي اد ه ي ا ن ق ص ان ا ول ور س ه ي وق ار ود ه ب ي ان ا ول د يغ ي ك ب ي ت ق س يم غ ر م ا ا يل ه ت ق س يم ا يد وب ن م از ك ف ط ر ه ل ر ين ه ا ص اب ت ا يد ن ا ق ج ه ي ي ن ق ص ان ق ل ن ن م از ل ر ين ي ت م ا م ا قج ه ا يل ه د و ر ا ول ور. ا يج ون ن م از ه ا ص اب ت ا يد ن
ALTINCI FASIL Bu fasılda vasiyet suretleri beyan olunur. Ve dahi malum ola ki, bu beyan olunan vasiyetlerin suretleri dört türlüdür: Birinci suret şudur ki, mesela; bir insanın başka bir insana borcu olursa, yahut başka insanın bu insanda emanet bir şeyi olursa, yahut başka insanın bir şeyini çalmışsa, yahut kırmışsa, yahut zorla almışsa, yahut bağından bahçesinden yemişini koparmışsa, yahut zalimlere şikâyet edip zarara uğratmışsa, yahut yalancı şahit olup malını telef ettirmişse, yahut haksız yere dövmüşse, yahut hizmet ettirmişse, ya da hile yapıp aldatmışsa, veyahut alay edip kalbini kırmışsa, Allah-u Teâlâ nın korkusundan pişman olduğunda, bu haklar miktarınca akçe verip, helalleşirse, tevbesi tamam olur. Bu haklara verilen akçe, malın bütünündendir. Üçte birinden değildir. Zira kul hakları böyledir. İkinci suret şudur ki, Allah-u Teâlâ nın hakları olduğunda, malın üçte birinden tamamen fukaraya verilir. Üçüncü suret, bütün malının üçte biri, haklara yetmediği taktirde, mesela; bütün üçte bir 3000 kuruş olsa, haklar 10.000, veya daha fazla, veya eksik olursa, yukarıda beyan olunduğu gibi, borçlar arasında taksim edilip, namazın fitrelerine isabet eden akçeyle, eksik kalan namazlarını tamamlamak için devir yapılır. 50
د ر د ن ج ي ص ور ت م س ت ح ب ا و ل ن و ص ي ت ص ور ت يد ر. م ث ل ح ق ل ر د ن ه يج ق ول و م و هلي ح ق ل ر ي ا ول م ي وب هلك ن س ن ت و م س ت ح ب ا ول ه ر ق ث ل ث ن د ن ب ر م ق د ار ين ي و ص ي ت ا يد وب ق يل د يغ ي ن م از ل ر ا يج ون د خ ي ب ر م ق د ا ر ا قج ه ت ع ي ين ا يد و ب ص ك ر ه ب ت ون ع م ر ين ي ح س اب ا يد وب ا ح ت ي اط ا د و ر ا يت م ك ل ه و ص ي ت ا يت م ك د ر. ب وي ل ه ا ج ر ا ا ول ور. و ب ر ك ف ار ت ص و م ا ل ت م ش ف ط ر ه و ب ر ي م ين ك ف ار ت ي ا ون ف ط ر ه ي اخ ود ا ون ك ف ار ة ي م ين ي وز ف ط ر ه ب ون ل ر د ه د و ر ا ول م از. ب وي ل ه ف ق ر اي ه و ير يل ه و ب ع ض خ ي ر ات ل ر ه ي وق ار ود ه ب ي ان ا ول د يغ ي ك ب ي. د خ ي و ص ي ت م س ت ح ب د ر. ا م د ي ب و ص ور ة ا خ ير ه ه يج ق ض اي ه ق ال م ش ن م از ي و ا ور ج و ز ك ات و ح ج و ق ر ب ان و ف ط ر ه ا ول م ي ان ا يج و ن د ر. ع ال م ع ام ل ف اض ل ت ق ي ب ر ك و ي ر ح م ة ا لله ع ل ي ه ت ر ك ي ر س ال ه س ن د ه ب ي ان و ت ص و ير ا يت د يك ي و ص ي ت ص ور ت ي م س ت ح ب ص ور ت يل ه د ر. ك ور م ز م يس ين ك ن د ي ي اش ن ي و ا س م ن ي ب ي ان ا يد ه ر ك و ص ي ت ت ص و ير ا يت د ي. ب ون د ن ا ك ل ش ل د يك ه ك ن د يك ي و ك ن د ين ه ب ك ز ر ا ن س ان ل ر ك ه ه يج ق ض اس ي و ق ول ح ق ل ر ي ي وق د ر د يم ك د ر. ش م د يك ي ا ن س ان ل ر و ا م ام ل ر د خ ي ب ت ون و ص ي ت ل ر ين ي و د و ر ل ر ين ي ب ر ك و ين ك م س ت ح ب ص ور ت ن د ه ا ج ر ا ا يد ر ل ر. ب و ا يس ه ب ي وك خ ط اد ر. ز ير ا ي ا ا ن س ان ب ر ك و ي م ر ح وم ك ق ال م ش ن م از ل ر ي و ز ك ات ل ر ي و ار م ي س ن ك ب ر ي ل ل ق ب ل ك ه ا يك ي ي يل ل ق ب ل ك ه ب ش ي يل ل ق ن م از ك و ار ا يك ن ن يج ون ب وي ل ه ص ور ت ا يل ه و ص ي ت ا يد وب ا ج ر ا ا ول ور ت ك ر ار ح ق ت ع ا هلي ي ه ع اص ي و ك ن اه ك ار ا ول ور س ون ز ير ا و اج ب ي ت ر ك ا يت د يك ن د ن ا يج ون. ب ون ك ا يج ون ب و ر س ال ه ت ر ت يب ا ول و ب ش ر ع ه م و اف ق و ف ق ه ال ر ك 51
Dördüncü suret, müstehab olan vasiyet suretidir. Mesela kulun üzerinde Allah ve kul haklarından hiçbiri olmayıp, lakin sünnet ve müstehab olarak, malının üçte birinden bir miktarını vasiyet edip, kıldığı namazlar için de bir miktar akçe tayin edip, sonra bütün ömrünü hesaplayıp, ihtiyaten devir olunmasına vasiyet etmesidir. Böyle icra olunur. Bir oruç keffareti altmış fitre, bir yemin keffareti on fitre, veya on yemin keffareti yüz fitredir ki, bunlarda devir olmaz. Böylece fukaraya verilir. Ve bazı hayratlara yukarıda beyan olunduğu gibi vasiyet etmek müstehabtır. İşte bu son suret, hiç namaz, oruç, zekât, hac, kurban ve fitre kazası olmayan kimse içindir. Âlim, âmil, fâzıl Takiyy-i Birgivi nin (Rahmetullahi Aleyh) türkçe risalesinde açıkladığı ve tarif ettiği suret, müstehab vasiyet suretidir. Dikkat etmez misin ki, kendi yaşını ve ismini beyan ederek vasiyet tarif etti. Bundan anlaşılıyor ki, bu vasiyet kendisi ve kendisi gibi hiç kazası ve kul hakları olmayan insanlar içindir. Şimdiki insanlar ve imamlar dahi bütün vasiyetlerini ve devirlerini İmam-ı Birgivi nin müstehab suretinde icra ediyorlar. Bu ise büyük hatadır. Zira ey insan! Merhum İmam-ı Birgivi nin kazaya kalmış namazları ve zekâtları mı var? Senin ise bir yıllık, belki iki yıllık, belki beş yıllık kaza namazın var iken, niçin böyle müstehab suret ile vasiyet edip icra ediyorsun da, vacibi terk ederek tekrar Hakk Teâlâ ya âsi ve günahkâr oluyorsun. Bunun için bu risale tertib olundu ki, şeriate uygun ve fukahâların 52
ب ي ان ل ر ين ه م ط اب ق و ص ي ت ل ر ب ي ان ا ول د ي. ا م د ي ب و ز م ان د ه ا و ل ك ي ص ور ت ا يل ه ي ا ا يك ن ج ي ي ا ا وج ن ج ي ص ور ت ا يل ه و ص ي ت ل ز م د ر. ب و در د ن ج ي ص ور ت ا يل ه و ص ي ت ا يت م ك ق ض اي ه ق ال م ش ن م از و ز ك ات ل ر ي و س ائ ر ح ق ل ر ي ا ول م ي ان ل ر ا يج ون د ر. ت ك ر ار ت ك ر ار ب ي ان ا ول م ش د ر. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. ت ن ب يه : م ع ل وم ا ول ك ه ب ر ك و ي م ر ح وم ج ل ء ال ق ل وب د ه ب ي ور د يك ه ق ض اي ه ن م از ي ق ال م ش ك م س ه ي ه ف ر ض د ر ك ه ب ون ل ر ي ا ول م ز د ن ا و ل ق ض ا ا يت م ك. ز ير ا و ف ات ن د ن ص ك ر ه ب ر ن م از ا يج ون ب ر ف ط ر ه ا يل ه ن م از ي ا س ق اط د ل يل ش ر ع ي ا يل ه ث اب ت ا و ل ن ش ي ل ر د ن د ك ل د ر. هان ج ق م و ل ن ك ر ح م ت ن ه ح س ن ظ ن ا يل ه ف ق ه ا ع ل م ا ا ف ن د يل ر يم ز ا ور ج ه ق ي اس ا يد وب ب ون ي ج ائ ز ك ور د يل ر. م و ل د ن ع ف و ا وم ول ور د يد يل ر. ا م د ي ق ض اي ه ك ج ا ره س ي ي وق ار ود ه ب ي ان ا ول د يغ ي ك ب ي ق ض ا ا يت م ل يد ر. ا ك ر ق ال م ش ن م از ل ر ق ض ا ا يد ه م ز س ه ا ول د ك د ن ص ك ر ه ب وي ل ه ق ال م ش ن م از ل ر ك ك ف ار ت ي ه ر ب ر ن م از ه ب ر ف ط ر ه د و ر س ز ف ق ر اي ه و ير م ك و اج ب د ر. ف ق ه اء ك ر ام ب وي ل ه د يد يل ر. ب وي ل ه ج ه م ع ل وم ا ول وب ع م ل ا ول ن ه. ب و ص ور ت د ه ا ن س ان ك ه يج ن م از ي ق ض اي ه ق ال م ي وب د ه ص ك ر ه ا ول وم خ س ت ه ل غ ن د ه ن م از ك ن د ن د ن س اق ط ا ول ه ج ق ع ذ ر ي ا ول م ي ه ر ق ب ر ق اج ن م از ق ل م ام ش ا ول س ه ب و ا ن س ان ه و اج ب د ر ك ه و ار ث ل ر ين ه ي اخ ود و ص يس ن ه و ص ي ت ا يد وب ب وي ل ه د ي ه : ب ن م ب و خ س ت ه ل غ م د ه ع ق ل م ب اش م د ه ا يك ن ق اج ن م از ق ل م ز ا يس م ه ر ن م از ه ب ر ف ط ر ه د و ر س ز ف ق ر اي ه و ير وب ص ك ر ه ب ت ون ق ل ن م ش ن م از ل ر يم ي ا ح ت ي اط ا د و ر ا يد ه س ك ز د ي و 53
beyanlarına mutabık vasiyetler icra olunsun. Amma bu zamanda, ya birinci suretle, ya ikinci, ya da üçüncü suret ile vasiyet lazımdır. Bu dördüncü suret ile vasiyet etmek, kazaya kalmış namaz, zekât ve üzerinde sair haklar olmayanlar içindir. Tekrar tekrar beyan olunmuştur ki, gaflet olunmasın. Tenbih: Malum ola ki, Merhum İmam-ı Birgivi, Cilâul- Kulûb da buyurdu ki: Namazları kazaya kalmış kimsenin, bunları ölmeden evvel kaza etmesi farzdır. Zira vefatından sonra, bir namaz için bir fitre ile namazı ıskat etmek, şer î delil ile sabit olan şeylerden değildir. Ancak Mevlâ nın rahmetine hüsnü zan ile, fukaha ulema efendilerimiz oruca kıyas edip bunu caiz gördüler. Mevlâ dan af umulur dediler. Kazaya kalmış namazların çaresi, yukarıda beyan olduğu gibi bu namazları kaza etmektir. Eğer kaza edemezse, öldükten sonra kazaya kalmış namazların keffareti için, her bir namaza bir fitre devirsiz olarak fukaraya verilmesi(ni vasiyet ettiğinde) vaciptir. Fukaha-i Kiram böyle dediler. Böylece bilinip amel oluna. İnsanın hiç namazı kazaya kalmayıpta, sonra ölüm hastalığında namaz kendinden sakıt olacak özrü olmayarak birkaç namaz kılmamış olsa, bu insanın varislerine yahut vasîsine vasiyet edip: Benim bu hastalığımda, aklım başımda iken, kaç namaz kılmadımsa, her namaza bir fitre devirsiz fukaraya verin, sonra bütün kılınmış namazlarımı ihtiyaten devir edin diye 54
و ص ي ت ا يت م ل ي. ز ير ا ب و ن م از ل ر ه ا قج ه ك ف اي ت ص ور ت ن د ه د و ر ي وق د ر. ب ي ا ن ا ول د يغ ي ك ب ي ب ون د ن د خ ي غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. ش م د يك ه ا ن س ان ل ر ك ع م ل ل ر ي هان ج ق ق ل ن م ش و ي ا ق يل ن م ام ش ن م از ل ر ك ب ت ون ن ي ح س اب ا يد وب د و ر ا يد ر ل ر. ب و ا يس ه ب ي وك خ ط اد ر. ب ر ش ئ ي ر ين ه ك جم ز. ز ير ا ق ال م ش ن م از ف ط ر ه ي ه ث ل ث ك ف اي ت ا يد ر. ا م د ي ب و ف ن ا ع اد ت ي ت ر ك ا يد وب ب ي ان ا يت د يك م ز ك ب ي ع م ل ا يت م ل ي. ح ق ا و ل ن ب ود ر. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. ي د ن ج ي ف ص ل و ص ي ت ك ا وج ن ج ي ق س م ي ب د ع ت و ب اط ل د ر. ب و و ص ي ت م ث ل ا ن س ان و ف ا ت ا يت د يك ي ك ون ي ي ا ك يج ه س ي ي م ك و ي ا ح ل و ا ك ب ي ش ي ل ر ه و ص ي ت ا يت م ك ب د ع ت د ر. د خ ي ا وج ن ج ي ك يج ه س ي ي اخ ود ي د ن ج ي ي اخ ود ق ر ق ن ج ي ي ا س ن ه س ي ك يج ه س ي و ك ون د ز ل ر ن د ه د خ ي ر وح يج ون ي م ك ل ر و ص ي ت ا يت م ك ب د ع ت و ب اط ل د ر. و ق ب ر ي ك ن ار ن د ه ا ن س ان ا وت ور ب ا قج ه ا يل ه ق ر هان ا وق ون م ق ا يل ه و خ ان ه س ن د ه و م د ر س ه و ج ام ع ش ر يف ل ر و ت ك ي ه ل ر د ه ا قج ه ا يل ه ق ر هان ي اخ ود ت س ب ي ح ت ه ل يل ت و ح يد ص ل و ات ذ ك ر و ف ات ح ه و خ ت م ا وق وم ق و ا وق ت م ق ا يل ه و ص ي ت ل ر ب د ع ت و ب اط ل د ر. ب و و ص ي ت ل ر ي ا يد وب ص ك ر ه ب و ع ب اد ت ل ر ي ا يد ن م س ك ين غ اف ل هاث م و ك ن ه ك ار ا ول وب ا خ ذ ا يت د يك ي ا قج ه و ي د يك ي ل ق م ه ح ر ام ا ول ور. ط ر يق ت ك هاخ ر ن د ه ش ر ح ب ر يق ه د ه و ا ن ق اذ ال ه ال ك ين د ه م ذ ك ور د ر. 55
vasiyet etmesi vaciptir. Zira bu namazlara akçe yettiği için devir yapılmaz. Beyan olunduğu gibi bundan dahi gaflet olunmasın. Şimdiki insanlar ancak kılınmış veya kılınmamış namazların bütününü hesaplayıp devir yapıyorlar. Bu ise büyük hatadır. Bir şey yerine geçmez. Zira kazaya kalmış namazın fitresine malının üçte biri yeterli olur. Hemen bu fena âdeti terk edip, beyan ettiğimiz gibi amel etmelidir. Hak olan budur. Gaflet olunmasın. YEDİNCİ FASIL ( BİD AT VASİYETLER ) Vasiyetin üçüncü kısmı bidat ve batıldır. Bu vasiyet, mesela insanın vefat günü ya da gecesi, yemek veya helva gibi şeylere vasiyet etmesidir ki, bidattir. Yine üçüncü gecesi, yahut yedinci, yahut kırkıncı, yahut senesi, gecesi ve gündüzlerinde dahi, ruhu için yemekler vasiyet etmesi bidat ve batıldır. Ve kabri kenarında insanın oturup akçe ile Kur an okutması, hanesinde, medreselerde, camii şeriflerde ve tekkelerde akçe ile Kur an, tesbih, tehlil, tevhid, salat, zikir, fatiha, ve hatim okunması ve okutulması ile alakalı vasiyetler de bidat ve batıldır. Bu vasiyetleri edip sonra bu ibadetleri yapan miskin, gafil ve günahkâr olup, aldığı akçe ve yediği lokma haram olur. Tarikat-i Muhammediyye nin sonunda, Şerh-i Berika da ve İnkazul- Hâlikin de zikredilmiştir. 56
و د خ ي ق ب ر ن ي و ق ب ر ن د ه ج ام ور ك ر ج ك ب ي ط اش ل ر و ي از يل ر ل ه ي ابم ق 57 و ز ين ت ل م ك م وم و ق ن د يل ي اق م ق ا يل ه و ص ي ت ل ر ب د ع ت و ب اط ل د ر. ب ون ل ر د ن ح ذ ر ا يد ه ل ر. و س ائ ر ح ر ام ل ر ه و م ك ر وه ل ر ه و ع ص ي ان ل ر ه و ب د ع ت ل ر ه س ب ب ا ول ه ج ق ش ي ل ر ه و ص ي ت ا يت م ك د خ ي ب د ع ت د ر. غ ف ل ت س ك ز ن ج ي ف ص ل ا ول ن م ي ه. د و ر ا يت م ن ك ص ور ت ل ر ين ي ب ي ان ا يد ر. ا و ل م ع ل وم ا ول ك ه د و ر هان ج ق ن م از ا يج ون ا ول ور. و ب و ن م از ح ق ن د ه ب ر ن م از ا يج ون ب ر ف ط ر ه و ير م ك و د و ر ا ت م ك هان ج ق م و هليد ن ح س ن ظ ن ه م ب ن يد ر. ش ر ع ي د ك ل د ر. ي وق ار ود ه ب ي ان ا ول د يغ ي ك ب ي ت ك ر ار م ع ل وم ا ول س ون ك ه ق ض اي ه ق ال م ش ن م از ل ر ي م ع ل وم ا ول د يغ ي ك ب ي ق يل وب ق ض ا ا يت م ك ف ر ض د ر. ش اي د ق ض ا ا يد ه م م ش ك م س ي ه ه ر ب ر ن م از ك ك ف ار ت ي ب ر ف ط ر ه د ر. هلك ن ن م از ا يج ون ف ط ر ه ك ف ار ت ي ف و ت ا ول د ق د ن ص ك ر ه و ير يل ور. ا ول م ز د ن و ير م س ي ص ح يح و ج ائ ز ا ول م از. ب وي ل ه م ع ل وم ا ول د ق د ه ب ر ا ن س ان ا ول م ش م ث ل ن م از ل ر ك ه ر ب ر ين ه ب ر ف ط ر ه و ير ل م ك ا يل ه و ص ي ت ا يد ه ج ك د ر. هلك ن م ال ن ك ث ل ث ي و ف ا ا ت م ي وب ن م از ف ط ر ه ل ر ين ه ا د ا ا يت م د يك ي ك جم شد ه ب ي ان ص ور ت د ه ن م از ل ر ي د و ر ا يل ه و ص ي ت ا يت د ك د ه ش م د ي د و ر ا يد ه ج ك م ز ص ور ت ي ب ي ان : ا م د ي م ر ح وم ك ب ت ون ع م ر ين ي ح س اب ا يد وب م ث ل ق ر ق س ن ه ن م از ل ر ين ف ط ر ه ل ر ين ي د و ر ا يل ه ا س ق اط ا يد ه ج ك م ز د ه ا ب ت د ا ب ر هاي ن م از ع د د ل ر ين ي
Ve dahi kabrinin çamur kireç gibi taşlar ve yazılarla yapılması, zinetlenmesi, kabrinde mum ve kandil yakılması ile ilgili vasiyetler de bidat ve batıldır. Bunlardan kaçınsınlar. Ve sair haramlara, mekruhlara, isyanlara ve bidatlere sebep olacak şeylere vasiyet etmek de bidattir. Gaflet olunmasın. SEKİZİNCİ FASIL Bu fasıl, devir yapmanın suretlerini beyan eder. Evvela malum ola ki, devir ancak namaz için olur. Ve bu namaz hakkında, bir namaz için bir fitre vermek ve devir etmek ancak Mevlâ dan hüsnü zanna mebnidir. Şer î değildir. Yukarıda beyan olduğu gibi tekrar malum olsun ki; kazaya kalmış namazları malum olduğu gibi kılıp kaza etmek farzdır. Şayet kaza edememiş kimseye, her bir namazın keffareti bir fitredir. Lakin namaz için fitre keffareti, öldükten sonra verilir. Ölmeden önce vermesi sahih ve caiz olmaz. Böyle malum olduğuna göre, mesela (hiç namaz kazası olmayan) bir insan ölmüş, (ömründeki) namazlarının her birine bir fitre verilmesini vasiyet edecektir. Lakin malının üçte biri yetmeyip, namaz fitrelerini de eda etmediği için namazları devir ile vasiyet ettiğinde, nasıl devir yapmalıyız? Şimdi, merhumun bütün ömrünü hesaplayıp; (buluğ çağı çıkarıldıktan sonra) mesela kırk sene, namazlarının fitrelerini devir ile ıskat edeceğimizde, öncelikle bir aylık namaz adetlerini 58
ح س اب م ث ل ك ون د ه ب ش ف ر ض و ت ر و اج ب ا يل ه د خ ي ح س اب ك ون د ه ا ل ت ي ن م از ا يد ر. ب ر هاي ا وت وز ك ون ا ل ت يش ر د ن ي وز س ك س ان و ق ت ا يد ر. ب ون د ن ص ك ر ه ب ر ن م از ه ب ر ف ط ر ه ي وز س ك س ان ف ط ر ه ا يد ر. ش م د ي ف ط ر ه ق اج ب ار ه د ن ا د ار ه ا يد ر. م ث ل ب ر غ ر وش د ن ح س ا ب ا ول د ق د ه ي وز س ك س ان ن م از ك ف ط ر ه ل ر ي ب ر ر غ ر وش د ن ي وز س ك س ان غ ر وش ا يد ر. ص ك ر ه س ن ه س ي ح س اب م ث ل ب ر س ن ه ا ون ا يك ي هاي ي وز س ك س ان غ ر وش د ن ب يك ي د يي و ز ا ل ت م ش غ ر وش ا يد ر. ق ر ق س ن ه م ز ب يك ي د يي وز ا ل ت م ش غ ر وش د ن ح س اب ا ول ن ور. ن ي ه ب ال غ ا ول د يس ه ا ول م ق د ار ف ط ر ه ت م ام ا ول ن ج ي ه د ك د و ر ا ول ور. ب و ص ور ت د ه د و ر ا ول ه ج ق ك ا قج ه ا ك ر ب ر هاي ل ق ك ه ي وز س ك س ان ا ول ور س ه ب ر ف ق ر اي ه ا ع ط ا ا ت د ك د ه ب ر هاي ل ق ن م از ف ط ر ه س ي ا د ا ا ول د ي. ب وك ا م ب ن ي ش م د ي ق ر ق س ن ه د ه ق اج هاي و ار ب ون ي ح س اب ا يد ه. م ث ل س ن ه م ز ا ون ا يك ي هاي ق ر ق د ان ه ا ون ا يك ي د ر ت ي وز س ك س ان هاي ا يد ر. ا قج ه ب ر هاي ل ق ا ول د ق د ه ق ر ق س ن ه ن ك ن م از ل ر ي د ر ت ي وز س ك س ان د و ر ا يد ر. ت س ب يح ا يل ه ص ي ال ر ت اك ه ن ق ص ان ا ول م س ون. ز ي اد ه ض ر ر ا يت م ز. و ا ك ر ا قج ه ي ار م هاي ل ق م ق د ار يك ه ط ق س ا ن غ ر وش ط ق وز ي وز ا ل ت م ش د و ر ا يد ر. ا ك ر ا قج ه ا يك ي هاي ل ق ا ول ور س ه ا يك ي وز ق ر ق د و ر ا يد ر. ب وي ل ه ب وي ل ه ح س اب ا ول ن ه. م ث ل ي اش ي ا ل ت م ش ي ت م ش س ك س ان ز ي اد ه ن ق ص ا ن ا ول د ق د ه ب و ا س ل وب ا يل ه ح س اب ا ول ن ه. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. ب وي ل ه م ع ل وم ا ول د ق د ن ص ك ر ه ي ن ه م ع ل وم ا ول س ون ك ه ب و د و ر ف ق ر ال ر ا يل ه ا ول ور. ق ر ب ان و اج ب ا و ل ن ز ن ك ين ا ن س ان ا يل ه ب و د و ر ص ح يح ا ول م از. ا و هلي و ث و اب ل ي و خ ي ر ا و ل ن ص ال ح ط ال ب ع ل م و ف ق ر ال ر ا يل ه ا ول م ه ل ي. ز ن ك ين ل ر ب ي ن م از ل ر س ر خ وش ل ر ق ه و ه خ ان ه ل ر د ه ل ق ل ق يل ر د ه و غ ي ب ت ل ر و ي ل ن ل ر ا يل ه م ش غ ول ا و ل ن ا ن س ان ل ر ي د و ر ه 59
hesaplayıp, günde beş farz, vitir vacip ile günde altı namaz yapar. Bir ay otuz gün, altışardan yüz seksen vakit eder. (6x30=180) Bundan sonra her bir namaza bir fitre, yüz seksen fitre eder. Şimdi bir fitre kaç para ise hesaplanır. Mesela bir kuruştan hesaplandığında, yüz seksen namazın fitresi, bir kuruştan 180 kuruş eder. Sonra bir senesi hesaplanır. Bir sene on iki ay, 180 kuruştan 1760 kuruş eder. Kırk senemiz 1760 kuruştan (1760x40) hesaplanır. Neye ulaştıysa o miktar fitre tamam oluncaya kadar devir olunur. Bu surette devir olunan akçe, eğer bir aylık -ki yüz seksen kuruş- olursa, bir fukaraya verdiğinde, bir aylık namazın fitresi eda olmuş olur. Buna binaen, şimdi kırk senede kaç ay var? Bunu hesapla. (40x12) Bir sene on iki ay. Kırk tane on iki, 480 ay eder. Akçe (yani elimizdeki miktar) bir aylık olduğunda (180 kuruş), kırk senenin namazları dört yüz seksen kere devir edilir. Tesbih ile saysınlar, ta ki noksan olmasın, fazlası zarar vermez. Eğer akçe yarım aylık miktarsa -ki 90 kuruş eder- o zaman 960 kere devir edilir. Eğer akçe iki aylık olursa -ki 360 kuruş eder- 240 kere devir edilir. Böyle böyle hesaplansın. Mesela yaşı altmış, yetmiş, seksen, veya fazla, veya eksik olduğunda, bu üslupla hesaplansın, gaflet olunmasın. Yine malum olsun ki; bu devir fukaralar ile olur. Kurban vacip olan zengin insanlar ile bu devir sahih ve caiz olmaz. Evla, sevaplı ve hayırlı olan, sâlih ilim talebesi ve fukaralar ile yapılmasıdır. Zenginler, beynamazlar, sarhoşlar, kahvehanelerde laklakilerde, gıybetler ve yalanlar ile meşgul olan insanları devre 60
ق وي م ي وب ب ر ك و ين ك ب ي ان ي ك ب ي ا يك ي ي ا ا وج ي ا د ر ت ن ه اي ت ي ب ش ك م س ه ص ال ح ل ر د ن ب ر ت ن ه ا ي ر ه ج ك وب ي ان ل ر ين ه ك م س ه ك ير م ي وب ت ن ه ا ي ر د ه ب و د و ر ي ا يد ه ل ر. هلك ن ب و ب ي ان ا و ل ن ص ور ت م س ت ح ب ط ر يق يل ه ب ت ون ق ل ن م ش ن م از ل ر ي د و ر ص ور ت يد ر. ا م ا ق ض اي ه ق ال م ش ن م از ق ض اس ي ا ول م ام ش ق اج ن م از ا يس ه ب ون ل ر ي ح س اب ا يد وب ا ك ر و ص ي ت ا قج ه س ي ب و ن م از ل ر ه ا د ار ه ا يت م ز س ه ي ال ك ز ق ال م ش ن م از ل ر ي د و ر ا يد ر.ب و و اج ب د ر. ص ك ر ه ب ت و ن ع م ر ين ك ق ل ن م ش ن م از ل ر ي د و ر م س ت ح ب د ر. و ك جم ش ده ب ي ان ا ول ن م ش د ر. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. و د خ ي د و ر ص ور ت ي ا ب ت د ا د و ر ا يد ه ج ك م ز ف ق ر اي ه ت ن ب ي ه ا ول وب د ي ه ل ر ك ه: م و ل ر ض اس يج ون م ر ح وم ه ش ف اع ت و ي ار د م ا يج ون ب و د و ر ي ا ج ر ا ا يد ه ل م د يد ك د ه د خ ي ب و ا قج ه ي ي س ك ا و ير ه ج ك م س ن ك م ال ك ا ول ور. ب وي ل ه ب يل ه س ن. هلك ن م ر ح وم ك ن م از ل ر ي ج وق د ر. م ر ح وم ه م ر ح م ت ا يج ون ب و س ن ك ا قج ه ن ي ب ك ا ه ب ه ا ي ل ه. ب ن د خ ي س ك ا ا ع ط ا ا يد وب و ير ه ي م ت اك ه ن م از ل ر ت وك ن ن ج ي ه د ك ب و ف ق ر ال ر ه ب وي ل ه د و ر ا يد ه ل م د يم ك و ب يل د ر م ك ز ي اد ه س يل ه ا و هليد ر. ت اك ه د ن ي ا غ ر ض ن د ن ا يج ون و ج ه ل ا يل ه ا ول م س ون ا يج ون ث و اب ل ي ا ول ور. و د خ ي ب و ف ق ر ال ر ه ب و د و ر ي م ي ت ك و ار ث ي ي اخ ود و ص يس ي ي اخ ود ب ون ل ر ك و ك يل ي ا يت م ل ي. ه ر ق ن غ يس ي ا ول ور س ه ج ائ ز د ر. ا ل م و هلي ر ض اس يج ون ا ش ل م ل ي. ب و د و ر ي ا يد ه ج ك ك م س ه ف ق ر اي ه ا قج ه و ير ر ك ن 61
koymayıp, İmam-ı Birgivi nin beyanı gibi, iki, üç, dört veya beş kimse sâlihlerden bir tenha yere çekip, yanlarına kimse girmeyip, tenha yerde bu devri icra etsinler. Lakin bu beyan olan suret, müstehab yoluyla bütün kılınmış namazların devir suretidir. Amma kazaya kalmış namazı olupta, kaza etmemişse, kaç namaz ise bunları hesaplayıp, eğer vasiyet akçesi bu namazlara yetmezse, yalnız kazaya kalmış namazları devir eder. Bu vaciptir. Sonra bütün ömrünün kılınmış namazlarının devri müstehabtır. Ve geçmişte beyan olunmuştur. Gaflet olunmasın. Ve dahi öncelikle devir yapacakları fukaraya tenbihleyip, desinler ki: Mevlâ rızası için, merhuma şefaat ve yardım için, bu devri icra edelim dedikten sonra: Dahi bu akçeyi sana vereceğim, senin malın olur, böyle bilesin. Lakin merhumun namazları çoktur. Merhuma merhamet için bu senin akçeni bana hibe eyle. Ben de alıp sana vereyim. Ta ki; namazlar tükeninceye dek, bu fukaralara böyle devir edelim diyerek bildirmek ziyadesiyle evladır. Ta ki dünyalık maksadıyla olmasın, ve bilmeyerek yapılmış olmasın. Sevaplı olur. Ve dahi bu fukaralara bu devri, meyyitin varisi yahut vasisi, yahut bunların vekili yaptırmalıdır. Hangisi olursa caizdir. Mevlâ rızası için yapılsın yeter. Bu devri yapacak olan kimse fukaraya akçeyi verirken: 62
م ر ح وم ا م ين ا ف ن د ين ك ب ر هاي ل ق ن م از ف ط ر ه س ي و ير د م ي ا ا ع ط ا ا يت د م د ي ه. ف ق ر ا د خ ي ق ب ول ا يت د م و س ك ا ه ب ه ا يت د م د ي ه ر ك ن م از ت وك ن وب خ ت م ا ول ن ج ي ه د ك ب و ا س ل وب ا وز ر ه د و ر ا يد ه. و د خ ي ش ر وع س ب ب يل ه ا وز ر ن ه ل ز م ا و ل ن ن م از ل ر يج ون د خ ي ب ر ق اج د و ر ا يد ه. و ار ث ي ا و ك يل ف ق ر اي ه و ير ر ك ن ا ع ط ا ي اخ ود و ير د م ا يل ه ت ع ب ير ف ق ر ا د خ ي ب وك ا و ير ر ك ن ه ب ه ا يل ه ت ع ب ير ا يد ه ل ر. ط ر يق ي بو د ر. ا م ا و ار ث ي ا و ك يل ف ق ر اي ه و ير ر ا يك ن ه ب ه ا يت د م ت ع ب ير و ف ق ر ا ب وك ا و ير ر ك ن ه ب ه د يم ي وب د ه و ير د م ي ا ا ع ط ا ا يت د م ت ع ب ي ر ا يد ر ل ر س ه ب وي ل ه د و ر ا يد ر ل ر س ه ص ح يح و ج ائ ز ا ول م از. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. و د خ ي س ائ ر ح ق ل ر ك ه ق ال م ش ت ل و ت س ج د ه س ي و ن ذ ر ل ر و ا ن ا ب اب ا ح ق ل ر ي و ق ول ح ق ل ر ي و س ائ ر م ا و ج ب د و ر ع ل يه يج ون ب ر ق اج د و ر ت ب ر ع ا ا يت م ل ي. ص ك ر ه ا قج ه س ن ي ب و ف ق ر و ار ث ل ر ه ي ا و ك يل ه ه ب ه ا يد ر س ه ب و ف ق ر اي ه و س ائ ر ف ق ر اي ه ب و و ير م ل ي. ح ق ي ا قج ه د ن وير ل س ه ج ائ ز ا ول ور. ا م ا ب و د و ر ا و ل ن ف ق ر اي ه ز ي اد ه ك جم شد ر. و د خ ي ب و د و ر ي ا يد ن ك م س ه ف ق ر اي ه و ير ر ك ن ص ي ار هال ور ك ن ص اي م ز. ب وي ل ه م ع ل وم ا ول ه و الس ل م. و د خ ي ب ر م ي ت ك ه يج ا قج ه س ي و م ال ي ا ول م س ه هاخ ر ب ر ا ن س ان م ث ل ا يك ي وز غ ر وش ي اخ ود ا ل ل ي غ ر وش ق ر ض ا ود ن ج ب و م ي ت ا يج ون ص اح ب ن ه و ير ل س ه ا م ول ور ك ه ق ب ول ا ول ه د يد يل ر. د و ر ا ول وب ص ك ر ه ي ن ه ب و ا قج ه 63
Merhum Emin Efendi nin bir aylık namaz fitresini verdim der. Fukara da: Kabul ettim ve sana hibe ettim diyerek, namaz fitreleri tükeninceye dek bu üslup üzere devir eder. Ve dahi başlama sebebiyle üzerine (kazası) lazım olan (nafile) namazlar için de birkaç devir yapsın. Varis veya vekil fukaraya verirken, verdim ile, fukara da buna verirken hibe ile söylesin. Bu işin yolu budur. Amma varis veya vekil, fukaraya verirken hibe ettim derse, fukara da buna verirken hibe demeyipte verdim derse ve böyle devir ederlerse, sahih ve caiz olmaz. Gaflet olunmasın. Ve dahi sair haklar için; kazaya kalmış tilavet secdesi, adaklar, ana baba hakları, kul hakları ve sair üzerine vacip olan şeyler için birkaç devir fazladan yapmalı. Sonra devir akçesini bu fakir, varislere yada vekile hibe ederse, bu akçeden bu fukaralara ve sair fukaraya verilse caiz olur. Amma bu devir yapılan fukaraya vermelidir, çünkü hakkı geçmiştir. Ve dahi bu devri yapan kimse fukaraya verirken sayar, alırken saymaz. Böyle malum ola, vesselam. Ve dahi bir meyyitin hiç akçe ve malı olmasa, başka bir insan, mesela iki yüz kuruş, yahut elli kuruş borç verip, bu meyyit için devir olup, sonra yine bu akçe sahibine verilse, umulur ki kabul olur dediler. 64
ط ق وز ن ج ي ف ص ل ب و ر س ال ه د ه ذ ك ر ا ول ن ان ا س ل وب ا وز ر ه ع م ل ا يد ن ل ر ك ف ائ د ه ل ر ين ي ب ي ان ا يد ر. م ع ل وم ا ول ك ه ا ن س ان ل ر ح ال ل ر ي ت ب د يل ا يد وب ب ر ح ال د ن ب ش ق ه ح ال ه د ون ر. م ث ل ص ل ح ي ت و ا ي ل ك ح ال ن د ن ف ن ا ح ال ل ر ه د ون ر. و ف ن ا و ف س ق ك ن اه ح ال ل ر د ن ا ع هلي و ص ال ح ل ر ط ر يق ن ه ت ب د يل ا يد ر. م ث ل ش ر ع ا ا ع هلي ا و ل ن ط ر يق ه ك ير ن ا ع ل ي ا ول ور. ش ر ع ا ف ن ا ق ب يح ط ر يق ه ك ير ن ف ن ا و ف اس ق ا ول ور. ا م د ي ف ن ا ا ن س ان ش ر ع ا ت و ب ه ا يد وب ص ال ح ع م ل ا ي ل د ك د ه ش ر ع ا م ق ب ول ق ول ل ر د ن ا ول ور. و ب وي ل ه ا ول م ق هان ج ق ب و ر س ال ه د ه ب ي ان ا و ل ن ح ق ل ر د ن ق ض ال ر ين ي و و ص ي ت ل ر ين ي ب ي ان ا ول د يغ ي ك ب ي ا ش ل ر س ه ت و ب ه س ي ت م ا م ا ول وب ك ن د ي م غ ف ر ت ا ول ور ا ن ش اء ا لله. ا م ا ب ر ك م س ه د ه ب و ب ي ان ا و ل ن ح ق ل ر ا ول وب ي ال ك ز ت و ب ه ا يد وب ب ي ان ا ول د يغ ي ك ب ي ق ض ا و و ص ي ت ا يت م ي وب ص د يق ل ر ر س ال ه س ن د ه ب ي ان ا و ل ن ص د يق ل ر ك ب ي ع م ل ا يد وب د ن ي اي ي و ج م يع م اس و اي ي ت ر ك ا يد وب ك يج ه و ك ون د ز ع ب اد ت و ذ ك ر و ف ك ر ا يل ه م ش غ ول ا ول س ه ي ن ه ب و ك م س ه هاخ ر ت د ه م ف ل س ا ول وب ع ذ اب ل ر د ن خ ل ص ا ول م از. هان ج ق م غ ف ر ت ط ر يق ي ب و ر س ال ه د ه ب ي ا ن ا و ل ن ت ر ت يب يل ه ق ض ا و و ص ي ت ا يت م ك د ر. ب ون ك ا يج ون ب و ر س ال ه ي ه م غ ف ر ت و ت و ب ه ر س ال ه س ي آد و ير د م. ا وق ي وب ع م ل ا يد وب م غ ف ر ت ا ول ه س ك ز. ا ك ر ح ق ص اح ب ل ر ين ي ب ول م ز ا يس ن ب ون ل ر ه م غ ف ر ت ا يل ه د ع ا ا يد وب و ح ق ت ع ا هليد ن ب ون ل ر ك ح ق ل ر ين ي ك ن د ي ر ح م ت خ ز ين ه س ن د ن ا د ا و و ير م ك ا يل ه د خ ي م و هليد ن د ع ا و ن ي از و ط ل ب ا يت م ل ي. ا ن ش اء و ار د ر. ا لله ق ب ول ا ول ور. و د خ ي د ع ال ر ق ب ول ا ول م س ي ا يج ون ش ر ط ل ر 65
DOKUZUNCU FASIL Bu fasıl, zikrolunan üslup üzere amel edenlerin faidelerini beyan eder. Malum ola ki, insanların halleri değişip, bir halden başka hale döner. Mesela salahiyet ve iyilik halinden, fena hallere döner. Ve fena, fısk, günah hallerinden, âlâ ve sâlihler yoluna döner. Mesela şer an âlâ olan yola giren âlâ olur. Şer an fena, çirkin yola giren, fena ve fasık olur. Şimdi, fena insan şer an tevbe edip, sâlih amel işlediğinde, şer an makbul kullardan olur. Ve böyle olmak, ancak bu risalede beyan olunan haklardan kazalarını ve vasiyetlerini beyan olduğu gibi işlerse, tevbesi tamam olup, kendi mağfiret olur inşaallah. Amma bir kimsede bu beyan olan haklar olup, yalnız tevbe edip, beyan olduğu gibi kaza ve vasiyet etmeyip, Sıddıklar Risalesi nde beyan olan sıddıklar gibi amel edip, dünyayı ve bütün günahları terk edip, gece gündüz ibadet, zikir ve fikir ile meşgul olsa, yine bu kimse ahirette müflis olup, azaplardan kurtulamaz. Ancak mağfiret yolu, bu risalede beyan olan tertib ile kaza ve vasiyet etmektir. Bunun için bu risaleye mağfiret ve tevbe risalesi adını verdim. Okuyup, amel edip, mağfiret olasınız. Eğer hak sahiplerini bulamazsan, bunlara mağfiret ile dua edip ve Hakk Teâlâ dan bunların haklarını kendi rahmet hazinesinden vermesini, dua, niyaz ve talep etmelidir. İnşaallah kabul olur. Ve dahi duaların kabul olması için şartlar vardır. 66
ف ص ل ا ون ن ج ي م يع ا م د ي د ع ان ك ق ب ول ن ك ا ون ا ل ت ي ش ر ط ي و ار د ر. ا و ل ك ي ا ب ت د ا ج ك ن اه و ع ص ي ان ل ر ين ه ن د ام ت ا يد وب ب وي ل ه ك ن اه ل ر د ن ت م يز ا ول ه ر ق د ع ا ا يد ر س ه ق ب ول ا ول ور. ا يك ن ج ي د ع اد ن ا و ل ص د ق ه و ير ه ي اخ و د ث و اب ل ي ع م ل ا ش ل ي ه. م ث ل ن م از ا ور ج ز ك ات ق ر آن ص ل و ات ش ر يف ه ت س ب يح ذ ك ر ك ب ي. ا وج ن ج ي د ع ام ق ب ول ا ول ه ج ق د ي و م و هليد ن ا ع ت ق اد ن ي م ح ك م ا يت م ك د ر. د ر د ن ج ي ك ن د ن د ه ا و ل ن ق ص و ر و ك ن اه ل ر ي د ع ا و ق ت ن د ه ع ق ل ن ه ك ت ور م ي وب هان ج ق د ع ام ق ب ول ا ول ه ج ق ه م ت ن ي ا ع هلي ا يت م ك د ر. ب ش ن ج ي هاب د س ت ل ي ا ول وب ق ب ل ي ه ق ار ش و د يز ا وز ر ه ا وت ور وب ح ض ور ق ل ب ا يل ه د ع ا ا يت م ل ي. ا ل ت ن ج ي د ع ان ك ا و ل ن د ه م و هلي ي ه ح م د ث ن ا و ص ل و ات ش ر يف ه ك ت ور ه ص ك ر ه د ع ا ا يد ه ت م ام ن د ه د خ ي ص ل و ات و آم ين د ي و د ع ائ ي خ ت م ا يت م ل ي. ي د ن ج ي د ع اء ت ك ر ار ا وق ي ه. ا وجك ر ه د ن ا ك س ك ا ول م ي ه. 67
ONUNCU FASIL Duanın kabulünün 16 şartı vardır: Birincisi: Öncelikle bütün günah ve isyanlarına pişman olup, tevbe edip, vefatına dek bir daha işlememeye niyet edip, böyle günahlardan temiz olarak dua ederse kabul olur. İkincisi: Duadan evvel sadaka vermeli. Yahut sevaplı amel işlemeli. Mesela namaz, oruç, zekât, kurban, salavat-ı şerife, tesbih, zikir gibi. Üçüncüsü: Duam kabul olacak diye Mevlâ dan inancını kesin kılmalı. Dördüncüsü: Kendinde olan kusur ve günahları dua vaktinde aklına getirmeyip, ancak duam kabul olacak himmetini üstün kılmalı. Beşincisi: Abdestli olup, kıbleye karşı diz üstü oturup, kalp huzuru ile dua etmeli. Altıncısı: Duanın evvelinde Mevlâ ya hamd-ü sena ve Efendimize Salavat-ı Şerife getirmeli. Sonra dua etmeli. Tamam olduğunda salavat ve amin diyerek duayı bitirmeli. Yedincisi: Duayı tekrarlamalı. Üç kereden eksik olmamalı. 68
س ك ز ن ج ي ح ر ام و م ك ر وه ش ي ل ر ا يج ون ي اخ ود ح ا صل ا ول م ش ا يج ون ا وق م ي ه. ط ق وز ن ج ي ع ج ل ه ا يد وب ت يز ا ول م ق ق ص د يل ه ا ول م ي ه. ص ك ر ه ت يز ا ول م س ه ق ب ول ن د ن ا م يد ين ي ك س م ي ه. ا ول ن ج ي ه د ك د ع ا ا يد ه. ا ون ن ج ي د ع ا ا وق ود يغ ي و ق ت ن د ه غ ي ر ي س وز و ك ل م س وي ل م ي وب ن م از ق ي ل ر ك ب ي س ك ون ت و ح ض ور و خ ش وع ا يل ه ا ول وب ص اغ ن ه و ص ول ن ه ب ق م ي ه. ا ون ب ر ن ج ي ا غ ز ي ط اه ر و ت م يز ا ول ه. ي ع ن ي ا غ ز ي ح ر ام و م ك ر وه ل ق م ه د ن و ا يجم كد ن و ف ح و ش و م ا ل ي ع ن ي و ي ل ن و غ ي ب ت ك ب ي ك ل م ل ر د ن ت م يز ا ول م ق ش ر ط د ر. ن ه ع ج ب ش ي د ر ك ه ل س ان ل ر د ن د ر ل و ك ف ر و ه ذ ي ان و ب اط ل و غ ي ب ت و ل غ و ي ات و اق ع ا ول وب ص ك ر ه ب ون ل ر د ن ت و ب ه س ز و ب وي ل ه ش ي ل ر ي ت ر ك ا يت م ك س ز ح ض ر ت ا لله ت ع ا هلي و ت ق د س ج ل ج ل ل ه ا س م اء ش ر يف ل ر ين ي ن يج ه ذ ك ر ا يت م ك ه ج س ار ت ا يد ر ل ر. و ح ض ر ت ق د س ي ه س ن د ن ن ه و ج ه ل ه م ر اد ط ل ب ا يد ر ل ر ح ال ب وك ه د ن ي اج ه م ع ت ب ر ك م س ه ن ك ح ض ور ين ه ك ير س ه ك ن د ين ي ت م يز و ط اه ر ا يد و ب و ز ين ت ل ر و ك ل م ل ر و آد اب ا ر ك ان ا يل ه ا يد ر. ب ون د ن ح ص ه هال ه ل ر. ا ون ا يك ن ج ي ا غ ز ين ي م س و اك ا يل ه ك ير ين و ب اس ي ن ب اك ت م يز ا ي ل ي ه ود ع ا ا يد ه ج ك م ك ان د خ ي ط اه ر ا ول م ل ي. ع ج ب د خ ان ق وق وس يل ه ا غ ز ل ر ي و ل ب اس ل ر ي ن ج س ك ب ي ف ن ا ق وق وس ي ا و ل ن ا ن س ان ل ر ك د ع اس ي ق ب ول ا ول ور م ي ت ف ك ر ا ي ل ي ه. د خ ان ي ت ر ك و ت و ب ه ا ي ل ه. 69
Sekizincisi: Haram ve mekruh şeyler için yahut hasıl olmuş iş için okumamalı. Dokuzuncusu: Acele edip, tez olması kastıyla olmamalı. Sonra tez olmazsa, kabulünden ümidini kesmemeli. Kabul oluncaya dek dua etmeli. Onuncusu: Dua okuduğu vakitte başka söz ve kelam söylemeyip, namaz kılar gibi sükûnet, huzur ve huşu ile olup sağına ve soluna bakmamalı. On Birincisi: Ağzı temiz olmalı. Yani ağzın haram ve mekruh lokma yiyip, içmekten, fuhuş malayani, yalan, gıybet gibi kelamlardan temiz olması şarttır. Ne acayip şeydir ki; lisanlardan türlü küfür, hezeyan, batıl, gıybet ve lağviyyat vaki olup, sonra bunlardan tevbesiz, böyle şeyleri terk etmeksizin, Hazreti Allah Teala ve Tekaddes Celle Celaluhu nun İsm-i Şeriflerini zikir etmeye cesaret ederler. Ve Hazret-i Kudsiyye sinden ne yüzle murad taleb ederler. Hâlbuki dünyaca bir muteber kimsenin huzuruna girseler, kendilerini temizleyip, süsleyip, türlü kelamlar ve âdâb-ı erkan ederler. Bundan ders çıkarmalıdır. On İkincisi: Misvakla ağzının kirini ve pasını temizleyeler. Ve dua edecek mekân dahi temiz olmalı. Acaba duhan (sigara) kokusuyla ağızları ve elbiseleri necis gibi fena kokan insanların duası kabul olur mu? Tefekkür eylemeli. Duhanı terk ve tevbe etmeli. 70
ا ون ا وج ن ج ي د ع اي ي و اش ج ه ي و اش ج ه ي ل و ار ي ي ل و ار ي ا وق ي ه. ا ك ر ق اد ر ا يس ه ا غ ل ي ه. م ز ار ج ق ور ن ي و ق ر ان ل غ ي و ا ول وم ش د ت ن ي و ق ي ام ت و ج ا ن آج يس ي ش د ت ن ي ت ف ك ر ا يد وب ا غ ل ي ه. و د ع ا ا يد ر ك ن ص و ت ن ي و س س ن ي ا و س ط ح ال د ه ج يق ا ره. ج وق ز ي اد ه ص و ت ن ي ج يق ارم ي ه. وج وق ك يز ل ي ا وق وم ي ه. ا ون د ر د ن ج ي ا وق وي ه ج ق د ع ال ر ي هاخ ر ين ه د ك ا وق ي وب ن ق ص ان ق ال م ه م ق د ر. ا ون ب ش ن ج ي ا وق ي ه ج ق د ع ال ر ح ض ر ت ب يغ مب ر يم ز د ن ي اخ و د س ل ف ص ال ح ل ر د ن م ن ق ول ا ول م ق د ر. ي اخ ود م ع ن اس ي م ع ل وم ا و ل ن ل ف ظ ل ر ا يل ه د ع ا ا يت م ك د ر. ا ون ا ل ت ن ج ي د ع ا ا وق ور ك ن ا ل ل ر ين ي ي وق ار وي ه ق ال د ير وب ت م ام ن د ه ا ل ل ر ين ي ي وز ين ه س ور م ك د ر. آم ن ت ش ر ح ن د ه م ذ ك ور د ر. و د خ ي م ع ل وم ا ول ك ه د ع ا ا يت م ك ب ي وك ع ب اد ت و ق ول ل ق د ر. ب ون ك ا يج ون ب ت و ن ب يغ مب ر ل ر و ص ال ح ل ر د ع ا ا يل ه م ش غ ول ا ول د يل ر. ز ير ا ب و د ع اد ه ا ن س ا ن ك ن د ي ع ج ز ن ي ب يل م ك و ح ق ت ع ا هلي ح ض ر ت ل ر ين ك غ ن ي و ق اد ر و ص م د و م ج يب و ع ظ يم ا ول د يغ ن ي د خ ي ب يل م ك و ا ع ت ر اف ا يت م ك د ر. و ب ون ل ر د خ ي ب ي وك ن ع م ت د ر. ا م د ي ب ي ان ا و ل ن ش ر ط ل ر ا يل ه د ع ا ا يت م ل ي. و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه د ع ال ر م خ ت ص ر و هاز ا ول م ق م ق ب ول د ر. ب و د ع ال ر ك ا س ل وب ن ي و ظ ائ ف ا ن س ان ر س ال ه م ز د ه ب ي ان ا ي ل د ك. ا ك ا ن ظ ر ا ول ن ه. و د خ ي ب ر ا ن س ان ح ق ت ع ا هلي ح ض ر ت ل ر ن د ن ب ر خ ي ر ل ي م ر اد ي ا ول وب و ج ود ه ك ل م ه س ن ي ط ل ب ا يت د ك د ه ا يك ي ر ك ع ت ن م از 71
On Üçüncüsü: Duayı yavaş yavaş, yalvara yalvara okumalı. Eğer gücü yeterse ağlamalı. Mezar çukurunu, karanlığı, ölüm şiddetini, kıyameti ve can acısının şiddetini tefekkür edip ağlamalı. Ve dua ederken sesini orta halde çıkarmalı. Çok çıkarmamalı. Ve çok gizli okumamalı. On Dördüncüsü: Okunacak duaları sonuna dek okuyup eksik yapmamalı. On Beşincisi: Okunacak dualar, Hazreti Peygamberimiz den yahut selef-i sâlihlerden nakledilmeli, yahut manası bilinen lafızlar ile dua etmeli. On Altıncısı: Dua okurken ellerini yukarıya kaldırıp, sonunda ellerini yüzüne sürmeli. Amentu Şerhi nde zikredilmiştir. Ve dahi malum ola ki, dua etmek büyük ibadet ve kulluktur. Bunun için bütün peygamberler ve sâlihler dua ile meşgul olmuşlardır. Zira dua, insanın kendi aczini bilmesi ve Hak Teala Hazretleri nin Ğani, Kâdir, Samed, Mucib, Azîm olduğunu dahi bilmesi ve itiraf etmesidir. Ve bunlar dahi büyük nimettir. Bundan sonra, beyan olan şartlar ile dua etmelidir. Ve dahi malum ola ki, duaların kısa ve az olması makbuldür. Bu duaların üslubunu Vezaif-i İnsan risalemizde beyan eyledik. Ona bakılmalıdır. Ve dahi bir insanın Hakk Teâlâ Hazretleri nden hayırlı bir muradı olup, meydana gelmesini talep ettiğinde, iki rekat namaz 72
ق يل وب ت و ب ه و ا س ت غ ف ار ا يد ه ر ك ن م از د ن ص ك ر ه ح اج ت ن ي د ع ا ا يد وب ط ل ب ا يت د ك د ه ص ك ر ه ق ل ب ن ه ح ض ور ك ل ه ر ك ب اش ن ي س ج د ه ي ه ق ي وب ي ا ا غ ل ر ك ب ي س ج د ه د ه ي ا ر ب ي ا ا لله د ع ام ي ق ب ول ا ي ل ه ح اج ت م ي و ير. ي ا ا لله ي ا ا لله ي ا ا لله د ي ه. ي ا ر ب ب اش م ي ق ال د ر م م ح اج ت م ي و ير ن ج ي ه د ك ب وي ل ه د ي ه ت ك ر ار د ي ه. ت اك يم ق ل ب ن ه ي ا ق ول م ح اج ت ن ي و ير د م. د ع ان ي ق ب ول ا ت د م. ب وي ل ه ق ل ب ه ك ل د ك د ه ب اش ن ي ق ال د ير و ب ص ك ر ه ح م د و ث ن ال ر ا يد ه. ب وي ل ه د ع ا ا يت م ك د خ ي ق ب ول ك ب ي وك س ب ب ل ر يد ر. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. و الس ل م ع هلي م ن ا ت ب ع ال ه هدي. س ب ح ان ر ب ك ر ب ال ع ز ة ع م ا ي ص ف ون. و س ل م ع هلي ال م ر س ل ين. و ال ح م د لل ه ر ب ال ع ال م ين. ت م ت ١٣٠٨ 73
kılıp tevbe ve istiğfar ederek, namazdan sonra hacetini talep ettikten sonra, kalbine huzur gelerek başını secdeye koyup, ağlar gibi secdede: Ya Rabbi! Ya Allah! Duamı kabul eyle, hacetimi ver. Ya Allah! Ya Allah! Ya Allah! Ya Rabbi! Hacetimi verinceye dek başımı kaldırmam diye tekrar tekrar demeli, ta ki; kalbine: Ya kulum! Hacetini verdim, duanı kabul ettim diye gelinceye kadar. Başını kaldırıp sonra hamd ve senalar eder. Böyle dua etmek dahi kabûlün büyük sebeplerindendir. Gaflet olunmasın. و الس ل م ع هلي م ن ا ت ب ع ال ه هدي س ب ح ان ر ب ك ر ب ال ع ز ة ع م ا ي ص ف ون و س ل م ع هلي ال م ر س ل ي ن و ال ح م د لل ه ر ب ال ع ال م ين ت م ت ١٣٠٨ 74
75
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ MÜELLİF KAFALIZÂDE MUHAMMED SAİD EFENDİ ( RAHİMEHULLAH ) TERCÜME EDEN ve SADELEŞTİREN ÖMER IŞIKTEKİN MEMDUHAT İLİM DERNEĞİ 1437
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ 77
KAFALIZÂDE MUHAMMED SAİD EFENDİ NİN ( RAHİMEHULLAH ) HAYATI (H. 1226-1291 / M. 1810-1874)
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ KAFALIZÂDE MUHAMMED SAİD EFENDİ NİN ( RAHİMEHULLAH ) HAYATI (H. 1226-1291 / M. 1810-1874) Kafalızâde Muhammed Said Efendi (Rahimehullah), 1810 yılında Ermenek de doğdu. Babası Mustafa, dedesi ise Süleyman Efendilerdir. Oğuzhan Türklerine mensuptur. Konya da Kafalı Hoca namıyla tanındı. Meşhur Konya müftülerinden Abdülehad Efendi nin talebelerindendi. Konya nın Kürkçü Mahallesi nde 1866 yılında yaptırmış olduğu Sâidiye Medresesi nde müderrislik yaptı ve yüzlerce talebe yetiştirdi. (Prof. Dr. Caner Arabacı, medresenin yapım tarihinin 1836 yılı olduğunu ve 1866 yılının medresenin vakfiyesinin düzenlendiği tarih olduğunu belirtir.) Medrese Alâeddin Caddesi üzerinde İplikçi Camii vakfı üzerine kurulmuştur. Medresenin bir kısmının üzerinden cadde geçirilmiş, kalan kısmı üzerinde şimdi Alâeddin Caddesi ne bakan iki-üç katlı binalar vardır. Medrese, Saidiye-i Kebir (Büyük Saidiye) ve Saidiye-i Sağir (Küçük Saidiye) medreseleri olarak iki medrese şeklinde faaliyet göstermiştir. Karatay Müftülüğü nün bulunduğu parsel, medresenin yeridir. Muhammed Said Efendi nin (Rahimehullah) vefat ettiği 1874 yılında medresesinde 160 talebesine, Mültekâ, Durer ve Gurer okuttu. Talebe sayısının çokluğu dikkat çekicidir. Ünlü bir fıkıh âlimi olan Said Efendi (Rahimehullah), bu gücünden dolayı 1865 yılında Konya Müftülüğüne getirildi. Talebelerinden pek çoğu müftü olmuş, müderrislik yaptığı süre içerisinde 600 ün üzerinde öğrencisine icazet verdi. 60 öğrencisinin müftü olduğu rivayet edilir. 40 yıla yakın müderrislik yapmıştır. 1
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ Muhammed Said Efendi (Rahimehullah), 1874 yılında vefat etti. Şems Mezarlığı nda medfun olan merhumun, kabir taşı kitabesi şöyledir: El-Merhum ve-l Mağfûr Konya Müftüsü, Fuhul-u Kiram dan Es-Seyyid Muhammed Said Efendi nin Ruhu için Fatiha - 1291 Merhumun kardeşleri de ilmiye sınıfına mensuptur. Muhammed Said Efendi nin (Rahimehullah) soyundan pek çok âlim, fâzıl ve değerli ilim adamları yetişti. Prof. Dr. Mustafa Kafalı ile Konya Tıp Fakültesi Hastahanesi ne büyük bir bölüm kazandıran İstanbul avukatlarından Doğan Kafalı, merhumun torunlarındandır. (KVS.1874; Önder, Konya Maarifi Tarihi, s. 50; Arabacı, a.g.e. s. 368; Uyar, Konya Bilginleri. S. 127-128 s. 15; M. Ali Uz-Mehmet Doğan, Sadiye/Kafalı Medresesi Akademik Sayfalar, C. 10, s. 306; Sural, a.g. dizi yazı, 18 Ekim 1975.) 2
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ 3
KEFFÂRETLER
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ KEFFÂRET-İ KATL (ÖLDÜRME KEFFÂRETİ) Öldürme keffareti, bazı öldürmelerden dolayı, kâtilin maktülün varislerine veya velisine ödeyeceği diyetten başka, kendisinin yerine getirmesi gereken keffârettir. Öldürme keffareti, bir mü'min köle veya cariyeyi azâd etmek, buna gücü yetmiyorsa, arka arkaya kesintisiz olarak iki ay oruç tutmaktır. (Nisa Suresi: 92; Şeyh Alemgiriyye, Feteva-i Hindiyye: 16/242.) Keffaret gerektiren öldürme çeşitleri şunlardır: 1) Şibh-i Amd. (= Kasıt Benzeri Öldürme) Öldürmeyi kasdetmeksizin vurmaktan ibarettir. Bir insanı kesici alet sayılmayan, genellikle öldürmeyen şeylerle (küçük bir ağaçla veya taş parçasıyla yahut birkaç tokat atarak) öldürmektir. Bu kimseye keffâret gerekir. Ayrıca diyet ödemek mecburiyetindedir. 2-) Hataen Katl. (= Hatayla Öldürme) Hatayla öldürme iki çeşittir: a-) Kasıtta Hatâ: Av zannederek onun insan olduğunu bilmeden kurşun sıkmak veya, düşman sanarak bir müslümana ateş etmek gibi. b-) Fiilde Hata: Bir kimsenin, başka bir maksatla attığı bir şeyin, bir insana isabet etmesi gibi. 5
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ Hataen öldürmeler için keffaret gerekir. Ayrıca, diyet ödenmesi de gerekir. 3-) Hata Mecrasına Carî Katl. Gayr-i ihtiyarî bir fiille vukua gelen ölüm hadisesidir. Uyumakta bulunan bir kimsenin, üzerine düştüğü şahsı öldürmesi veya bir hamalın arkasındaki veya elindeki bir yükün kazara düşerek bir insanı öldürmesi, bir kimsenin, evin üzerinden düşerek birini öldürmesi veya bir şahsın elinde bulunan bir tuğlanın yahut ağacın düşerek, birine isabet edip, onu öldürmesi gibi hâller, tamamen hatâ mecrasında carî katl dir. Bu gibi ölümlerde, kasıt da, hatâ da aranmaz. Hatâ mecrasına câri katl'in hükmüne gelince, hatâen katl gibidir ve diyetle keffaret gerekir. (Şeyh Alemgiriyye, Feteva-i Hindiyye: 12/458.) Keffaret gerektirmeyen öldürme çeşitleri ise şunlardır: 1-) Kasten Öldürme: Öldürülmesi meşru olmayan bir insanı, kasten bıçak gibi, silah gibi alet-i cariha ile öldürmektir. Kasten öldürmenin cezası kısastır. Maktülün yakınları affeder ve sulh sağlanırsa, keffaret gerekmez. (Şeyh Alemgiriyye, Feteva-i Hindiyye: 16/242.) 2-) Tesebbüben Katl (=Sebep Olarak Öldürme) Bir insanın ölümüne sebebiyet vermektir. Bir kimsenin umuma ait bir yolun üzerinde, izinsiz olarak kazdığı bir kuyuya veya oraya yığmış olduğu taşların üzerine bir kimsenin düşüp ölmesi gibi. Bu 6
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ yüzden ölen şahsın ailesine diyet verilmesi gerekir, keffaret gerekmez. (Şeyh Alemgiriyye, Feteva-i Hindiyye: 16/242.) DİYETLER Diyet: Cinayet sebebiyle kendisine karşı cinayet işlenen şahsa veya onun vârislerine, bir nevi tazminat mâhiyetinde ödenmesi icâbeden maldır. Öldürme için vacip olan diyetler, İmam Ebû Hanife (Rahmetullahi Aleyh) ın kavline göre üç çeşit şeyden ödenir: 1-Deveden. 2-Altından. 3-Gümüşten. İmam Ebû Hanife (Rahmetullahi Aleyh) e göre diyet, deveden yüz adet; altından, bin dinar ve gümüşten on bin dirhemdir. İmâmeyn'e göre ise, diyet; ikiyüz sığır, iki bin koyun ve her biri iki parçadan ibaret olmak üzere, iki yüz kat elbisedir. Kâtil muhayyerdir: Diyeti, hangi nev'iden isterse, ondan verir. Diyet olarak verilecek develerin, hepsinin aynı yaşta olması gerekmez. Bunlar muhtelif yaşlarda olacaktır. Hataen öldürmeden dolayı deve cinsinden verilecek bir diyetin şu beş şeyden yirmişer adet verilmesi gerekir: 1-) İki yaşına girmiş, yirmi adet dişi deve (= bint-i mehaz) 2-) İki yaşına girmiş, yirmi adet erkek deve (= ibn-i mehaz) 3-) Üç yaşına girmiş, yirmi adet dişi deve (= bint-i lebûn) 4-) Dört yaşına girmiş, yirmi adet dişi deve (= Hıkka) 7
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ 5-) Beş yaşına girmiş, yirmi adet dişi deve (= Cezea) Şibh-i amd suretiyle icâbeden diyetler deve cinsinden verilmek istendiğinde, İmam Ebû Hanife (Rahmetullahi Aleyh) ile İmam Ebû Yusuf (Rahmetullahi Aleyh) e göre, şu dört çeşitten yüz deve verilecektir: 1-) İki yaşına girmiş, yirmi beş adet dişi deve ( = bint-ı mehaz) 2-) Üç yaşına girmiş, yirmi beş adet dişi deve ( = bint-i lebûn) 3-) Dörte yaşına girmiş, yirmi beş adet dişi deve (= Hıkka) 4-) Beş yaşına girmiş, yirmi beş adet dişi deve ( = Cezea) Hz. Peygamber ve ilk dört halife döneminde belirlenen diyet miktarları şu mal veya nakit paralardan birisidir: a) Yüz deve, d) İkiyüz tane sığır, b) Bin dinar (miskal) altın, e) İki bin koyun, c) On veya onikibin dirhem gümüş, f) İki yüz takım elbise. (Kasani, Bedaiu-s Sanai : 7/254; İbn Abidin, Reddu-l Muhtar: 6/574; Şeyh Alemgiriyye, Feteva-i Hindiyye: 12/527.) 8
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ KEFFÂRET-İ ZIHAR (ZIHAR KEFFÂRETİ) Zıhar, bir adamın, karısının tamamını veya yarısı gibi şayi bir cüz ünü yahut boyun gibi, şahsiyetinin tamamına işaret eden bir uzvunu; kendisine, nikâhı ebediyyen haram olan bir kadının tamamına veya bakması haram olan bir uzvuna benzetmesidir. (Meselâ: Sen, bana anam gibisin veya anamın arkası gibisin yahut senin boynun anamın arkası gibidir demek gibi.) Zıhar keffâreti ise, bu mükellef müslümana lâzım gelen keffârettir. Kendisine zıhar keffâreti îcâb eden bir kimsenin; bu keffâreti yerine getirmeden karısı ile cima etmesi helâl olmaz. Zıhar keffâreti, köle azâd etmekle; buna güç yetmiyorsa, peşpeşe iki ay oruç tutmakla; buna da muktedir olunamıyorsa, altmış fakire bir sabah ve bir akşam yemeği yedirmekle yerine getirilmiş olur. (Şeyh Alemgiriyye, Feteva-i Hindiyye: 16/242.) 9
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ KEFFÂRET-İ SAVM (ORUÇ KEFFÂRETİ) Ramazân-ı Şerif te, hiç bir özrü bulunmadan ve muayyen şartlar dâhilinde orucunu bozan bir mükellefin; müslim veya gayri müslim bir köle azâd etmesi gerekir. Buna muktedir değilse, aralıksız ve peşpeşe iki ay oruç tutar; buna da gücü yetmiyorsa, altmış fakire bir sabah, bir akşam olmak üzere yemek yedirir. Bu yemek böylece yedirilebileceği gibi, kendisinin veya bedelinin fakire temlik edilmesiyle de keffâret yerine gelmiş olur. (Şeyh Alemgiriyye, Feteva-i Hindiyye: 16/242.) 10
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ KEFFÂRET-İ YEMİN (YEMİN KEFFÂRETİ) Yaptığı bir yemine riâyet etmeyip hânis olan (yani, yaptığı yemini bozan) bir müslümanın yerine getirmesi gereken keffârettir. Keffâret-i Yemin şu şekilde yerine getirilir: Yeminini bozan şahıs; muktedir ise, müslüman veya gayri müslim bir köle yahut bir câriye azâd eder. Buna muktedir değilse, on fakiri, sabahlı, akşamlı doyurur veya on fakire, orta halde birer parça elbise giydirir. Yeminini bozan şahıs, bu üç şeyden hiçbirini yapmaya muktedir değilse, üç gün, peşpeşe oruç tutar. (Şeyh Alemgiriyye, Feteva-i Hindiyye: 16/242.) KEFFÂRET-İ CİNÂYÂTİ-L HACC (HACC YASAKLARININ KEFFÂRETİ) Hac için ihrama girdiği hâlde, bir özre mebnî olarak, saçlarını vaktinden evvel tıraş ettiren kimsenin tutacağı üç günlük oruçtan ibarettir. Bu oruçta tevâlî (peşpeşe tutmak) şart değildir. Ayrı ayrı günlerde de tutulur. Ayrıca bu keffârete Keffâreti-l Halk (Tıraş Keffâreti) de denir. (Şeyh Alemgiriyye, Feteva-i Hindiyye: 16/242.) 11
ISKÂT I SALÂT RİSALESİ
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ م ؤ ل ف ك م ق د م ه س ي ا ل ح م د لل ه ر ب ال ع ال م ين و الص ل ة و الس ل م ع هلي ن ب ي ن ا الز م ان م ح م د و ع هلي هال ه ا ج م ع ين. ن ب ي آخ ر )و ب ع د ( ف ي ق ول ال ح ق ير ال ف ق ير ا ل م ع ت ر ف ب ال ع ج ز و الت ق ص ير ا لس ي د م ح م د س ع يد ا ل م ف ت ي ب م د ين ة ال ق ون ي ه ا ل م ع ر وف ب ق ف ه ل ي ز اد ه ز اد ا لله ال ح س هني و الز ي اد ة : ل م ا ا ط ل ع ت ا ك ث ر ا ل ئ م ة في ا ل م ص ار و ال ق هري ل م ي ع ل م وا ح ق و ق ال م ي ت ف ي ا ل خ ذ و ا ل ع ط اء و س ائ ر ك ي ف ي ت ه ا و س ام ح وا ت ع ل م ه ا ا ر د ت ا ن ا ب ي ن ه ا ف ي ههذ ه الر س ال ة ب ي ان ا و اض ح ا ب ل س ان الت ر ك ل ي ع م ف و ائ د ه ا ال ع و ام و ال خ و اص و ا خ ذ ت م س ائ ل ه ا م ن ك ت ب ال ف ق ه ع ر ض ي م ن ههذ ا ا ل ال ع ف و و ال غ ف ر ا ن و م ا 13
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ MÜELLİFİN ÖNSÖZÜ Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah (Celle Celâluhu) ya mahsustur. Salât-u Selam, peygamberimiz, ahir zaman peygamberi Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e ve onun bütün âline olsun. Bundan sonra hakir, fakir, aczini ve noksanlığını itiraf eden, Kafalızâde diye tanınan Konya şehrinin müftüsü Seyyid Muhammed Said (Allah Onun İyiliğini Arttırsın) der ki: Şehirlerdeki ve köylerdeki imamların çoğuna vâkıf olduğum vakit, gördüm ki; alıp vermede ve sair işlerde ölmüş insanın hukukunu bilmiyorlar. Öğrenmeyi istediler. Ben de, bu risalede avam ve havasa faydası ulaşsın diye, Türkçe lisan ile açıkça beyan edeyim istedim. Bu meseleleri fıkıh kitaplarından topladım. Bu işten tek talebim Allah (Celle Celâluhu) tarafından af ve mağfirettir. Konya Müftüsü Kafalızâde Seyyid Muhammed Said Efendi (K.S) 14
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ م ع ل وم ا ول ه ك ه م ي ت ك د ر ت ح ال ي و ار د ر. ا و ل ك ه ح ال ي ق د ر م ع ر وف ي ع ن ي ز ي اد ه و ن ق ص ان ا ول ن م ي ه ر ق ت ج ه يز و ت ك ف ين ا ول ن ور. ا يك ن ج ي ح ال ي د ي ون ي و ار ا يس ه ا د ا ا ول ن ور. ا و جن جي ح ال ي و ص ي ت ي ا د ا ا ول ن ور. د ر د ن ج ي ح ال ي ب اق ي ت ر ك ه س ي و ر ث ه ل ر ي ب ي ن ل ر ن د ه ع هلي م ا ف ر ض ا لله ت ق س يم ا ول ن ور. 7 و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه ب ر آد م ف و ت ا ول د ق د ه ي ا ص غ ير و ص غ ير ه و ي ا ب ال غ و ب ال غ ه و ي اخ و د ش ي خ ف ان ي و ف ان ي ه ا ول ور. ب و ص ور ت د ه ص غ ير و ص غ ير ه ن ك م ال ي و ار ا يس ه ت ج ه يز و ت ك ف ين م ال ن د ن ص ر ف ا ول ن ور. و ا ك ر م ال ل ر ي ي وق ا يس ه ن ف ق ه ل ر ي ك ن د ي ا وز ر ل ر ين ه و اج ب ا و ل ن ا ب و ي ن ي و س ائ ر و ر ث ه ل ر ين ه ل ز م ك ل ور. و ا ك ر م ي ت م ك ل ف ا ول وب ك ر ك ر ج ا ل و ك ر ك ن س ا م ال ل ر ي هيج ا ول م از ا يس ه ي ن ه ن ف ق ه ل ر ي ع لي الت ر ت ي ب ا وز ر ل ر ين ه و اج ب ا و ل ن و ر ث ه ل ر ي ا وز ر ين ه ت ج ه يز و ت ك ف ين ل ز م ك ل ور. م ي ت ك ب ش ن ج ي ح ال ي ب وك ه ف ق ير ا ول وب ه يج م ال ي ا ول م س ه و ن ف ق ه س ي ا وز ر ين ه ل ز م ك ل ن 7 ا ب و ي ن ن د ن و ي ا غ ي ر ي و ر ث ه د ن ك م س ن ه ب ول ن م اس ا ب ي ت ال م ال د ن ت ج ه ي ز و ت ك ف ين ا ول ن ور. 15
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ Malum ola ki, meyyitin dört hali vardır: - Birinci hâli; fazla veya eksik olmaksızın, hazırlanıp, kefenlenmesidir. - İkinci hâli; borcu varsa ödenir. - Üçüncü hâli; vasiyeti yerine getirilir. - Dördüncü hâli; geriye bıraktığı malı, varisleri arasında Allah (Celle Celâluhu) nun farz kıldığı şekilde taksim edilir. 8 Ve dahi malum ola ki; bir insan öldüğünde, ya erkek çocuk veya kız çocuk, ya yetişkin erkek veya yetişkin kadın, ya da ihtiyar erkek veyahut ihtiyar kadın olur. Bu surette erkek çocuk ve kız çocuğun malı varsa, techiz ve tekfini (hazırlanıp kefenlenmesi) malından harcanır. Eğer malları yoksa, nafakaları kendi üzerlerine vacip olan ana-babasına ve sair varislerine lazım gelir. Eğer ölü mükellef olupta, gerek erkek, gerek kadın; hiç malı olmazsa, techiz ve tekfin işleri, yine nafakaları tertip üzere vacip olan varisleri üzerine lazım gelir. 8 Meyyitin beşinci hali şudur ki: Fakir olup hiç malı olmasa ve nafakası üzerine lazım gelen ebeveyninden veya başka varislerden kimse bulunmazsa, beytul mal den techiz ve tekfin olunur. -Haşiye. 16
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ ا ك ر م ي ت م ك ل ف و م ك ل ف ه ا ول وب م ال ل ر ي د خ ي ا ول وب و ص ي ت د خ ي ا يت د ك ل ر ن د ه ا ك ر ث ل ث م ال ل ر ي م ق ت ض اي س ن ل ر ين ه ك ور ه ب غ د اي د ن ن ص ف ص اع ي ع ن ي ب ش ي وز ي ك ر م ي د ر ه م ا يد ر. و ا د ا ا ول ن د يغ ي و ق ت د ه ق ي م ت ين ه ب ال غ ا يس ه ل ز م ك ل ن فدي ه ص ل ت ل رين ه و ف ا ا يد ر ا يس ه ه م ان ع ي ن ب غ د اي ي اخ ود ق ي م ت ي م ث ل ا ي ك ي غ ر وش ا د ا ا ول ن ور. ح يل ه ش ر ع ي ه ا يل ه د و ر ه ح اج ت ي وق د ر. ا ك ر ث ل ث م ال ل ر ي فدي ه ص ل ت ل ر ين ه و ف ا ا ت م ز ا يس ه ا ول و ق ت ش ر ع ا ب ي ان ا ول ن ه ج ق ح يل ه ش ر ع ي ه ا يل ه د و ر ا ول ن ور. ا ك ر م ي ت و ص ي ت ا ت م د ن ف و ت ا ول ور ا يس ه و ر ث ه ل ر ي ك ن د ي ح س ه ل ر ن د ن ت ب ر ع ا ح يل ه ش ر ع ي ه ا يل ه د و ر ا يت د ير وب ا د ا ا يد ر ل ر ا يس ه ص ح يح ا ول ور. ا لله ت ع ا هليد ن ع ف و ر ج ا ا ول ن ور. و ي ن ه م ي ت ك ه يج م ال ي ا ول م از ا يس ه و ر ث ه ل ر ي ب ر م ق د ار ش ئ ا س ت ق ر اض ا يد وب فدي ه ص ل ت ن دو ر ا يت د ير وب و ير ر ل ر ا يس ه ي ن ه ا لله ت ع ا هليد ن ع ف و ر ج ا ا ول ن ور. و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه م ي ت ك فدي ه ص ل ت ن ي د و ر و ا د ا ا ت م ك ق ب ر ه د ف ن ا ول ن م از د ن ا و ل ا ول ور. و هلك ن ت يز و ق ت د و ر و ا د ا ك ور ب و م ت ع س ر ا ول م غ ل ه ت أ خ ير ا ول ن وب ق ب ر ه د ف ن ا ول ن د ق د ن ص ك ر ه د و ر و ا د ا ا ت م ك ي ن ه ج ائ ز ا ول ور. و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه فدي ه ص ل ت د و ر ا ول ن م ق م ر اد ا ول ن د ق د ه د و ر ا ول ن ج ق ك م س ن ه د ه ع د د ش ر ط د ك ل د ر. ي ع ن ي ب ر ق اج ك م س ن ه ا ول م ق ل ز م د ك ل ب ل ك ه ب ر ك م س ي ه د و ر ا ول ن س ه ك ف اي ت ا يد ر. 17
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ Eğer ölü mükellef erkekse veya mükellef kadınsa, malı da varsa, vasiyet etmişse, öldüğü yaşa göre (her namaz vakti için) yarım sa buğday (olmak üzere, namazlarının fitreleri hesaplanır.) Bıraktığı malların üçte biri namazlarının fidyesine yeterse, hemen buğdayın kendisi yahut kıymeti -mesela iki kuruş- verilir. Hile-i Şer iyye ile devir yapmaya gerek yoktur. (Günümüzde buğdayın fiyatı çok düşük olduğundan fitre miktarı dikkate alınır.) Eğer bıraktığı malların üçte biri, namazlarının fidyesine yetmez ise, o vakit şer an beyan olunacak Hile-i Şer iyye ile devir yapılır. Eğer meyyit vasiyet etmeden ölmüşse, varisleri kendi hisselerinden bağışlayıp Hile-i Şer iyye ile devir ettirirlerse sahih olur. Allah-u Teâlâ dan af umulur. Ve yine meyyitin hiç malı olmazsa, varisleri bir miktar borç alıp, namaz fidyesi için devir ettirip verirlerse, yine Allah-u Teâlâ dan af umulur. Ve dahi malum ola ki; meyyitin namaz fidyesini devir ve eda etmek kabre konulmadan evvel olur. Ancak tez vakitte devir ve eda etmek zor ve zahmetli olacaksa, geciktirilip, kabre defnolunduktan sonra devir ve eda etmek yine caiz olur. Ve dahi malum ola ki; namaz fidyesi devir edilmek istenildiğinde, devir olunacak kimselerde adet şart değildir. Birkaç kimsenin olması değil, belki bir kimse ile devir olunsa (bile) yeterli olur. 18
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ و د خ ي د و ر ا ول ن ه ج ق ك م س ن ه ل ر ف ق ر ا ا ول م ل ي. و ا د ا ا ول ن ان د و ر م ث ل ب ر ش خ ص ه و ير م ي ه ل ر. ز ير ا د و ر و اح د ص و م ي ا ي م ين ب ر ص اع د ن ا ق ل ت ج ز ي ق ب ول ا يت م ز. و د خ ي د و ر ك ب ير د ه م ب ل غ ن ص اب م ق د ار ي ي ا ز ي اد ه ا ول م ي ه. ز ير ا ز يس ه ف ق ير م ب ل غ م ز ب ور ا يل ه غ ن ي ا ول ور. ا ول د خ ي م ك ر وه د ر. و د خ ي ب ر آي ل ق ص ل ت ك ف د ي ه س ن ك ق ي م ت ي ن ص اب ه ي اخ ود ز ي اد ي ه ب ال غ ا ول ور ا يس ه ن ص ف آي د ن د و ر ا ول ن ور. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه ف ق ر ا و ا غ ن ي ان ك ا و ل د ص غ ار و ف ق ير ل ر ين ه د و ر ا ول ن م ي ه. ز ير ا ص ب ي ي ه ا س ق ا ط ص ل ت د و ر ا ول ن س ه ص ب ين ك د و ر ا ول ن ان ش ي ئ ق ب ض ا ت م ك ا و ل ا م ر د ه ص ح يح ا ول وب م ل ك ا ف اد ه ا يد ر. ب ع د ه ر ض اس ي ل ه ك ر وي ه ر د ا ي ل د م د يم ه س ي ص ح يح ا ول م از. ز ير ا ص ب ين ك ح ق ن د ه م ض ر ة مح ض د ر. و م ض ر ة م ح ض ا و ل ن ع ق د ا ص ل ج ائ ز ا ول م از. ب ن اء ع لي ذل ك ص ب ي ا يل ه ا س ق ا ط ص ل ت د و ر ا ول ن م از غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. ا م ا ف ق ير ا و ل ن ك م س ن ه ل ر ك ا و ل د ص غ ار ف ق ر ال ر ين ه ك ف ار ة ي م ين و ك ف ار ة ص و م و س ائ ر ك ف ار ات و فدي ه ص و م وص د ق ه ف ط ر و ن ذ ور و ز كوة و س ائ ر ص د ق ات ف ر ائ ض و و اج ب ات و ير م ك ج ائ ز و ص ح يح ا ول ور. ز ير ا ص ب ين ك ق ب ض ي ص ح يح ا ول ور. ك ن د و ح ق ن د ه م ن ف عة م ح ض او لد يغ يج ون. 19
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ Ve dahi devir olunacak kimseler fukara olmalı ve eda olunacak devir, mesela; oruç, yemin gibi, bir sa (arpa)dan (yani 15 TL den) az, bir şahsa verilmemeli. Zira bir devir (fitre), bölünmeyi kabul etmez. (Keffaretlerin herbiri bir kişiye verileceğinden, bölünemez.) Ve dahi büyük devirde 9 (devredilen) meblağ, nisab miktarı ya da daha fazla olmamalı. Zira fakir, zikredilen meblağ ile zengin olur. O da mekruhtur. Ve dahi bir aylık namazın fidyesinin kıymeti, nisaba yahut daha fazlaya ulaşırsa, yarım aydan devir yapılır. Gaflet edilmemeli. Ve dahi malum ola ki; fukaranın ve zenginlerin, fakir küçük evlatlarıyla devir yapılmamalı. Zira (mümeyyiz) çocuğa ıskât-ı salât devir olunsa, çocuğun devir olunan şeyi ilk iş olarak kabzetmesi sahih olup mülk ifade eder. 10 Bundan sonra rızası ile geriye verdim demesi ise sahih olmaz. 11 Zira çocuk hakkında zarar ifade eder. Böyle olan akidse asla caiz olmaz. Buna binaen; çocuk ile ıskât-ı salât devir olunmaz. Gaflet edilmemeli! Ama fakir olan kimselerin küçük fakir evlatlarına yemin, oruç, vesair keffâreti, oruç fidyesi, fıtır sadakası, adaklar, zekât gibi farz ve vacipleri vermek caiz ve sahih olur. Zira çocuğun kabzı (mülk edinmesi) menfaatine olduğu için sahih olur. 9 Büyük devir, buluğ çağından itibaren kılıp kılmadığı bütün namazların hesaplanması; küçük devir ise sadece kılmadığı namazların hesaplanmasıdır. 10 Kasani, Bedaiu-s Sanai : 6/126; Merginani, Bidaye: 1/184; Zebidi, Cevhere: 1/327; Zuhayli, El-Fıkhu-l İslami ve Edilletuhu: 5/4001. 11 Kasani, Bedaiu-s Sanai : 6/118; Zuhayli, El-Fıkhu-l İslami ve Edilletuhu: 5/3988. 20
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه ك ت ب ف ق ه ي ه د ه ب ي ان ا ول ن ان ن ه ق د ر ك ف ار ات و ار ا يس ه ك ر ك ك ف ار ة ص و م و ك ر ك ك ف ار ة ظ ه ار و ك ر ك ي م ين و ك ر ك ك ف ار ة ق ت ل و ك ر ك ك ف ار ة ص ي د ج ز ا ب ون ل ر ي ب ي ان ا ول ن ان ح يل هش ر ع ي ه ا يل ه د و ر ا ت م ك ج ائ ز د ك ل د ر. ع ي ن ن ي و ي رم ك و اج ب ا ول ور. م ث ل ك ف ار ة ي م ين د ه ا ون ف ق ير ه ا ون ك ف ار ة و ب ر ف ق ير ه ا ون ك ون ب ر ار ك ف ار ة و ير يل ور. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه فدي ه ص و م ا يل ه ك ف ار ة ص و م ب ي ن ن د ه ف ر ق و ار د ر. م ث ل فدي ه ص و م د ين ل ن ب ر ك م س ن ه م ريض ا ول و ب و ي اخ ود م د ة س ف ر ه ك د وب ر خ ص ت ش ر ع ي ا يل ه ص و م ر م ض ان ا ف ط ار ا يد ر ل ر. ب ع د ه م ر يض ش ف ا و ص ح ت ب ول وب و م س اف ر د خ ي م ق يم ا ول د ق د ه ا ول ا ف ط ار ا يت د ك ل ر ي ص و م ل ر ين ق ض اي ه م س اع د و ق ت م ر ور ا يد وب ق ض ا ا ت م د ن ب ا م ر ا لله ف و ت ا ول ور ل ر ا يس ه ا ول ص و م ل ر ين ك م ق اب ل ن د ه و ير يل ن فد ي ه ص و م د ين ل ير. و ي اخ ود ش ي خ ف ان ي وف ان ي ه ا ول ن ل ر ا ذ ن ش ر ع و ر خ ص ت ش ر ع ي ه ا يل ه ص و م ر م ض ان ا ف ط ار ا ي ل م ش ل ر ا يس ه و فدي ه ص و م ل ر ين ا د ا ا يت م ه د ن آخ ر ت ه ك د ر ل ر ا يس ه ا ك اد ه فدي ه ص و م د ين ل ور ب ون ل ر ي د و ر ج ائ ز د ر. ا م ا ك ف ار ة ص و م د ين ل ن ا ذ ن ش ر ع ش ر يف ب ول ن م ق س ز ين و ب ل ع ذ ر ش ر ع ي ع م د ا و ق ص د ا ص و م ر م ض ان ي ا ف ط ار ا يد ر س ه ا ك ا ك ف ار ة ص و م د ين ل ور. 21
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ Ve dahi malum ola ki; fıkıh kitaplarında beyan olunan ne kadar keffâret var ise; gerek oruç keffâreti, gerek zıhar keffâreti, gerek yemin, gerek adam öldürme keffâreti ve gerek avlanma cezasının keffâreti; bunları, beyan olunan Hile-i Şer iyye ile devir etmek caiz değildir. Bunların kendisini vermek vacip olur. Mesela; yemin keffâretinde, on fakire on keffâret veya bir fakire on gün birer keffâret verilir. Gaflet edilmemeli! Ve dahi malum ola ki; oruç fidyesi ile oruç keffâreti arasında fark vardır. Oruç fidyesi demek; bir kimse hasta olduğunda veyahut seferi mesafeye gittiğinde, şeriatın verdiği ruhsat ile ramazan orucunu iftar eder (yani o gün oruç tutmaz). Bundan sonra, hasta şifa ve sıhhat bulduğunda veya seferi kimse mukim olduğunda, o tutmadığı oruçları kazaya müsait (vakit) bulup kaza etmeden, Allah (Celle Celâluhu) nun emri (gelip) ölürse, o oruçların mukabilinde verilene oruç fidyesi denilir. Veyahut ihtiyar erkek veya kadın, şer î izin ile ramazan orucunu tutmamışlarsa ve oruç fidyelerini eda etmeden ahirete giderlerse, onun da oruç fidyesi vardır. Bunlarda devir caizdir. Ama oruç keffâreti denilen şey şudur ki; bir kimse şer i şerifin izni bulunmaksızın ve özürsüz olarak, bilerek Ramazan orucunu bozarsa, onun cezasına oruç keffâreti denir. 22
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ ب ون ي د خ ي ا ع ت اق ر ق ب ه ي ع ن ي ق ول آذ اد ا يد ر ا ك ر م ق ت د ر ا يس ه. د ك ل ا يس ه آل ت م ش ك ون م ت ت اب ع ا ا ور وج ط وط ار. و ب ر ك ون د ه ق ض ا ل ز م د ر. ب ون ي د خ ي د و ر ج ائ ز د ك ل د ر. ع ي ن ن ي و ير م ك و اج ب د ر. و ا ك ا د خ ي م ق ت د ر د ك ل ا يس ه و س ط ط ع ام ا يل ه آل ت م ش ف ق ير ه ا ط ع ام ط ع ام ل ز م د ر. و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه ا س ق اط ص لوة د و ر ي ت ك م يل ا ول د ق د ه ب ر ق اج د و ر فدي ه ص و م ا ي جون ح س اب ا ول ن وب ق اج ك ون ل وك ص و م ي ق ال م ش ا يس ه ه ر ب ر ك ون ك ا ي جون ص و م ي ب غ د اي د ن ي ر م ص اع ه وآرب د ن و خ ور م د ن ب ر ص ا ع ح س اب ا ول ن وب د و ر ا ول ن ان آق ج ه ن ك ح ال ن ه ك ور ه ق اج ك ون ل وك فدي ه ص و م ا س ق اط ا يد ر ا يس ه ا ح ت ي اط ا د و ر ا ول ن ور. و ب ر ق اج د و ر د خ ي ق ل م ش ز ك ات ي ا ي جون ح س اب ا ول ن و ب ن ه م ق د ار ز ك اة ا س ق اط ا يد ر ا يس ه ا ول م ق د ار د و ر ا ول ن ور. ز ي اد ه ا ول ور ا يس ه ض ر ار و ير م ز. و ب ر ق اج د و ر د خ ي ق ل م ش ص د ق ه ف ط ر ه س ي ا ي جون و ب ر ق اج د و ر ق ل م ش ن ذ ور ي ا ي جون و ب ر ق اج د و ر ح ق وق ع ب اد ي ا ي جون د و ر ا ول ن ور. ب و ص ور ت د ه ك س ب ف اس د و ب ي ع ب اط ل م ث ل ول ر د خ ي ب ون د ه د اخ ل د ر. و ب ر ق اج د و ر د خ ي س ائ ر م ا و ج ب ع ل ي ه ا ي جون ا ح ت ي اط ا د و ر ا ول ن ور. 23
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ Eğer gücü yeterse, bunun için köle âzâd eder. Değil ise, altmış gün birbirini takip eden (ara vermeden) oruç tutar ve bir gün de kaza lazımdır. (61 eder.) Bunda ise devir caiz değildir. Kendisini yerine getirmek vaciptir. Eğer (oruç tutmaya) da gücü yetmezse, orta şekilde bir yemekle altmış fakire yemek yedirmek lazımdır. Ve dahi malum ola ki; ıskât -ı salât devri tamam olduğunda, birkaç devir (de) oruç fidyesi için hesaplanıp, kaç günlük orucu kalmışsa, her günün orucu için buğdaydan yarım sa ve arpadan, hurmadan bir sa (zamanımızda 15 TL Fitre baz alınır) hesaplanıp, devir olunan akçenin haline göre kaç günlük oruç fidyesini ıskât ederse ihtiyaten devir olunur. Birkaç devir de kalmış zekâtı için hesaplanıp, ne kadar zekât ıskât ederse o miktar devir olunur. Fazla olursa zararı yoktur. Ve birkaç devir kalmış fıtır sadakası için, birkaç devir kalmış adağı için ve birkaç devir de kul hakları için devir olunur. Bu surette fasid kazanç ve batıl alışveriş de buna dâhildir. Ve birkaç devir de ihtiyaten; üzerine vacip olan diğer şeyler için devir olunur. 24
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه بي ر ف ان ي و ف ان ي ه ا و ل ن ك م س ن ه ل ر ق ائ م ا ي اخ و د ق اع د ا ا د اء ص هلوت ه ق اد ر و ق اد ر ه ا ول م ي وب و ب اش ل ر يل ه د خ ي ا يم اي ه م ق ت د ر ا ي جون ا ول م از ل ر ا يس ه آن ل ر فدي ه ص هلوة و ير م ك ل ز م ك ل م ز. 25 و ل ف د ي ة ل لص هلو ة ح ال ة ال ح هيوة ب خ ل ف الص و م ف ي ح ق ش ي خ ال ف ان ي ف ي ب ي ان ص هلو ة ال م ر يض م ن ال ق ن ي ه. و ا ذ ا ع ج ز ال م ر يض ع ن ا ل يم اء ب ر أ س ه ه ل ي س ق ط الص هلوة ع ن ه ا خ ت ل ف ال م ش اي خ ف يه و ال م خ ت ار م ا ذ ك ر ه ش م س ا ل ئ م ةه الس ر خ س ي ا ن ل ت س ق ط ف ي ب ي ان ف ص ل ال ح اد ي و ال ع ش ر ين ك ذ ا ف ي ال خ ل ص ة. و ا ن ل م ي ق د ر ب ر أ س ه ا خ ر ت الص لوة ف يه ا ش ا رة ا ل ي ا ن ه ا ل ت س ق ط ك ذ ا ف ي ص لوة ال م ر يض ف ي الد ر ر و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه و ص ي ت ا ت م د ن ف و ت ا و ل ن ز ي د م ت و ف ان ك و ر ث ه س ي ز ي د ك ب ش ي ل ل ق ن م از ن ك ف د ي ه س ن ي و ير م ك م ر اد ا ي ل د ك ل ر ن د ه ز ي د ك ب ش ي ل ق ن م از ي و ص ل ت و ت ر د خ ي د اخ ل ا ول ه ر ق ب ر ك ون د ه آل ت ي و ق ت ا ع ت ب ار ا يد ه ر ك ي وز س ك س ان و ق ت س ك س ان و ق ت ا يد ر. و ه ر ك ون د ه آل ت ي و ق ت د ن ا وت وز ك ون د ه ي و ز ن م از ا يد ر. ب و م ق دار و ق ت د ه ن م از ل ر ين كف د ي ه س ن ي و اف ي ا و ل ن ش و ق د ر آق ج ه ا ف ر از و ا خ ر اج ا ول ن وب ي ع ن ي ه ر ب ر و ق ت ن م از ه آل ت م ش ب ار هد ن. م ث ل ت ص د ق ا ي ل د ك ي س ن ه ب غ د اي ك ق ي م ت ي ا ه و ن ا ول ور ا يس ه د خ ي ن ق ص ان د ن ح س اب ا ول ن ور. ي ع ن ي ي ك ر م ي ب ار ه د ن و ي اخ ود ا وت و ز ب ار ه د ن.
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ Ve dahi malum ola ki; ihtiyar erkek veya kadın, ayakta yahut oturarak namazı eda etmeye gücü yetmeyip, başıyla da îmâya gücü yetmezse, onlar için namaz fidyesi vermek lazım gelmez. Hayatta olan ihtiyar için, orucun aksine namaz fidyesi yoktur. (Hastanın Namazı Beyanı, el-kınye) Hasta, başı ile ima etmekten aciz olduğu zaman namazın düşüp düşmeyeceği konusunda âlimler ihtilaf etmişlerdir. Tercih edilen görüş Şemsu-l Eimme Serahsi ninkidir ki; o da düşmeyeceğidir. Hülasa da da böyledir. (Tercih edilen görüş düşer diye rivayetler de vardır: Şeyh Alemgiriyye, Feteva-i Hindiyye: 1/137; Molla Hüsrev, Durer: 1/129; Burhaneddin Mahmud b. Ahmed, Muhit: 2/143. -Mütercim) Şayet ima ile namaz zor geliyorsa namaz geciktirilir. Bu sözde namazın düşmeyeceğine delil vardır. (Molla Hüsrev, Durer: 1/129.) Ve dahi malum ola ki vasiyet etmeden ölen Zeyd in varisleri, Zeyd in 5 yıllık namazının fidyesini vermek istediklerinde, Zeyd in 5 yıllık namazı, vitir namazı dâhil olarak bir günde altı vakitten, otuz günde yüz seksen vakit namaz eder. Bu miktar vakitte namazlarının fidyesine yeten şu kadar akçe, her bir vakit namaz için 60 para (60 para = 1.5 kuruş = 15 TL her bir vakit namaz için) olmak üzere ayrılır ve çıkarılır. Mesela; (Iskât -ı Salât için) tasadduk eylediği sene buğdayın kıymeti ucuz olursa daha azdan hesaplanır; yani 20 paradan (0.5 kuruş = 5 TL) veyahut 30 paradan (0.75 kuruş = 7.5 TL). (Günümüzde fitre miktarından hesaplanmaktadır.) 26
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ و د خ ي غ ال ي ا ول ور ا يس ه م ث ل ا يك ي غ ر وش د ن ي اخ ود ا وج غ ر وش د ن ا ع ت ب ار ا ول ن ور. ح اص ل ك ل م ز ي د ك فدي ه ص ل ت ي ا د ا ا ول ن د يغ ي ك ون د ه ب ش ي وز ي ك ر م ي د ر ه م ب غ د اي ك ق ي م ت ي ا ع ت ب ار يل ه د ر. ز ي د ك و ف ات ي ك ون ن د ه ك ي ق ي م ت ي ا ع ت ب ار يل ه د ك ل د ر. ز ير ا ب ع ض و ق ت و ف ات ي ك ون ن د ه ب غ د اي ك ق ي م ت ي غ ال ي و ب ه ال ي ا ول ور فدي ه ص ل ت ا د ا ا ول ن د يغ ي ك ون د ه ا ه و ن و ن ق ص ان ا ول ور. و ب ع ض و ق ت د ه ا م ر ب ال ع ك س ا ول ور. ح اص ل م ط ر د ا ول م از. م ث ل ه ر و ق ت ن م از ه آل ت م ش ب ار ه د ن ب ر آي ل ق ن م از ا يك ي و ز ي ت م ش غ ر و ش ا يد ر. ا ول م ق د ار م ز ب ور ي ت ر ك ه م ي ت د ن ا خ ر اج ا ت د ك د ن ص ك ر ه ح ل ق ه د و ر ي د ين ل ن ب ر ق اج ف ق ير م س ل م ع اق ل ب ال غ ج م ع ا يد وب ب ن س ك ا ف ل ن ا وغ ل و ف ل ن ك ب ر آي ل ق ك ج م ش ص ل ت ن ك ف د ي ه س يج ون ش و ا يك ي ي وز ي ت م ش غ ر وش ي و ير د م د ي وب م ب ل غ م ز ب ور ي ا ول ف ق ير ل ر يك ي د ل ر ين ه و ير وب ا ول ف ق ير د خ ي ق ب ول ا ت د م د ي وآل وب ك ن د ي م ل ك ا ول د يغ ن ي ب ل د ك د ن ص ك ر ه ر ض اس يل ه و ر ث ه ع م ر وه ي اخ ود و ر ث ي ه و ك يل ا و ل ن م ح ل ه ا م ام ن ه س ك ا ه ب ه ا يت د م د ي و و ير وب ب ر ق اج د ف ع ه ر ض اس يل ه ب و م ن و ال ا وز ر ه آل وب و ير وب ا ول ف ق ير ك ح ص ه س ن ه ا ص اب ت ا يد ن ت ك م يل ا ول د ق د ن ص ك ر ه و ر ث ه د ن ع م ر و ف ق ير ك ر ض اس يل ه آل وب س ائ ر ف ق ير ل ر يك ه ر ب ر ار ل ر ين ه د ه 27
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ Pahalı olur ise, mesela; 2 kuruştan, 3 kuruştan hesaplanır. Hâsılı kelâm; Zeyd in namaz fidyesi eda olduğu günde 520 dirhem (1.664 gr) buğdayın kıymeti eda olunur. Zeyd in vefatı günündeki kıymeti itibarıyla değildir. Zira bazı zaman, vefatı gününde buğdayın kıymeti pahalı olur, namaz fidyesi eda olunduğu günde ucuz olur. Bazı vakitte de tersi olur. Kısacası belli olmaz. Mesela; (bir meyyitin beş yıllık namaz fidyesi, 60 gün oruç keffâreti ve 10 yemin keffâreti olursa şu şekilde hesaplanır ki:) her vakit namaza 1.5 kuruştan (günümüzde 15 TL), bir aylık namaz (1.5 kuruş x 6 vakit namaz x 30 gün =) 270 kuruş (2700 TL) eder. Bu miktar, ölünün bıraktığı maldan çıkarıldıktan sonra halka devri denilen birkaç fakir akıl baliğ olmuş müslüman toplayıp: Ben sana falan oğlu falanın bir aylık geçmiş namazının fidyesi için, şu 270 kuruşu (2700 TL) verdim deyip zikredilen meblağı o fakirlerin ellerine verip, o fakir de: Kabul ettim diye alıp, kendi mülkü olduğunu bildikten sonra, rızasıyla varis olan Amr a yahut varisin vekili olan mahalle imamına: Sana hibe ettim diye verip, birkaç def a rızası ile bu şekilde alıp verip o fakirin hissesine isabet eden tamamlandıktan sonra varis Amr, fakirin rızasıyla alıp sair fakirlerin her birerlerine de 28
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ ب و م ن و ال ا وز ر ه و ير وب آل وب 12 ب ش ي ل ل ق ن م از ل ر يك ف د ي ه س ي ت ك م يل ا ول د ق د ه م ث ل ب ش ي ل ل ق ا س ق اط ص ل ت د و ر ي ت ك م يل ا ول د ق د ه ا ول ا يك ي وز ي ت م ش غ ر وش م ر ح وم ك ت ق س يم ا يد وب ا وت وز غ ر و ش فدي ه ص ل ت ن ه و ك ف ار ة ص و م ن ه و ك ف ار ة ي م ين ن ه فدي ه ص ل ت ك ن د ول ر ه د و ر ا ول ن ان ف ق ير ل ر ه و ير يل وب آن ل ر ي ت ط ي يب خ اط ر ا يد وب و ب اق يد ن ط ق س ان غ ر وش ه ر ب ر ك ف ار ت ه آل ت م ش ار ب ار ه د ن م ث ل آل ت م ش ف ق ير ه ك ف ار ة ص وم و ير يل و ب و ي اخ ود ب ر ف ق ير ه ه ر ك ون د ه آل ت م ش ار ب ار ه د ن آل ت م ش ك ون د ه ت ك م ي ل و ير يل ور. ز ير ا ف ق ير و اح د ت ج د د ا ي ام ل ه آل ت م ش ك ون د ه آل ت م ش ف ق ير ح ك م ن د ه ا ول ور. و ك ف ار ة ص و م د ه ب ر د ن ز ي اد ه س ن ي ب ر ك ون د ه ب ر ف ق ير ه و ير س ه ل ر ب ر ك ف ار ة ي ر ين ه ك ج ار. ا ول د خ ي ش ر ع ك خ ل ف يد ر. ز ير ا ع د د ش ر ط د ر ك ر ك ا ول آل ت م ش و ن ص ق ر آن ا يل ه ث اب ت د ر. ا س ت ع يذ ب ا لله : ف ا ط ع ام س ت ين م س ك ين ا ب ار ه ي ي ا يك ي ي ا ا وج ك م س ن ه ي ه ت ق س يم ا ت س ه ل ر ص ح ي ح د ك ل د ر. ز ير ا د و ر و اح د ت ج ز ي ق ب ول ا ت م ز. و د ف ع ة آل ت م ش ك ف ار ة ب ر ف ق ير ه 29 12 ب ع ض ب ل د ان د ه د و ر ك ب ير م ص ن ف ك ب ي ان ا ت د يك ي و ج ه ا وز ر ه ع هل ي ط ر يق ا ل ن ف ر اد ب ر ار ب ر ار د و ر ا ول ن ور. و ب ع ض ب ل د ان د ه ب ر ق اج ف ق ير ح ل ق ه د ه ا ول وب و ر ث ه د ن ز ي د ي اخ ود و ك ي ل ا و ل ن ذ ات ا ول ف ق ير ل ر د ن ب ر ين ه و ير وب آل وب د ف ع ه آخ ر ين ه و ير وب آل وب ك ذ ا و ك ذ ا ب و م ن و ال ا وز ر ه ع م ل ا ول ن ه. ك ل ه م ا و اح د.
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ bu şekil üzere verip alır. 13 Beş yıllık namazların fidyesi tamamlandığında o 270 kuruşu (2700 Tl) merhumun namaz fidyesine ve oruç keffâretine ve yemin keffâretine taksim edip, 30 kuruş (300 TL - neden otuz kuruş olduğu ilerideki hesapla meydana çıkacaktır.) namaz fidyesi kendilerine devir olunan fakirlere verilip onların gönülleri edildikten sonra, kalandan, her bir günlük oruç keffâreti için 1.5 kuruştan (15 TL den) 90 kuruş (900 TL) 60 fakire oruç keffâreti verilip veyahut bir fakire her günde 1.5 kuruştan (15 TL) 60 günde tamamı verilir. Zira bir fakir, günlerin yenilenmesi ile 60 günde 60 fakir hükmünde olur. Oruç keffâretinde, bir fitreden fazlasını bir günde bir fakire verseler, bir keffâret yerine geçer. Bu da şeriatın zıttınadır. Zira adet şarttır. Ve Kur an-ı Kerim ile sabittir. Esteîzu billah:... ف ا ط ع ام س ت ين م س ك ين ا... Altmış yoksulu doyurmaktır. (Mücadele Suresi: 4. Ayet) O 1.5 kuruşu (15 TL yi) iki ya da üç kimseye taksim etseler sahih değildir. Zira bir devir (fitre) bölünmeyi kabul etmez. (Keffaretlerin herbiri bir kişiye verileceğinden, bölünemez.) Ve bir seferde 60 keffâret bir fakire 13 Bazı beldelerde büyük devir musannifin beyan ettiği vecih üzere bir kişiye birer birer devir olunur ve bazı beldelerde birkaç fakir halkada olup varisten zeyd yahut vekili olan zat o fakirlerden birine verip alıp sonra diğerine verip alıp keza ve keza bu minval üzere amel olunur. İki şekil de birdir. Haşiye 30
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ و ير ل م س ي د خ ي ص ح يح د ك ل د ر. و هلك ن آل ت م ش ك ف ار ة ب ر ف ق ير ه و ير ل د يك ي ص ور ت د ه ه ر ك ون د ه ب ر يس ن ي ك ن د وي ه د و ر ا ت د ير س ه د و ر ش ر ع ي ا يل ه ص ح يح ا ول ور. و د و ر ش ر ع ي ن د ر : ا ول ب ر د و ر د ن ز ي اد ه آل د يغ ي ب ار ه ن ك ع ي ن ن د ن ه يج ت ب د يل ا يت م ي ه ر ك م ث ل ك ون د ه آل ت م ش ب ار ه د ن آخ ر ك م س ن ه ا ول ب ار ه و ير ن ك م س ن ه ل ر يك ط ر ف ن د ن و ك يل ا يد وب د و ر ا يت د ير ه. ك ن د ي م ال ن ي د و ر ا يت د ير م ي ه. م ث ل ت س ب يح ن ي و ي اخ ود ك ن د ي با ره س ن ي و ير و ب د و ر ا يت د ير م ي ه. ا ك ر ب وي ل ه ا يد ر ا يس ه ص ح يح د ك ل د ر. ز ير ا ك ن د ي م ال ن ي ك ن د وي ه و ير م ش ا ول ور. و م ز ب ور د و ر د و ر ش ر ع يد ن ا و ل ا ت ل ف ا يد ر ا يس ه ك ن د وي ه ح ل ل و ط ي ب ا ول ما ز. ز ير ا ك ن د وي ه ب ل ش ر ط ش ئ م ط ل ق ا ت م ل ي ك ا ول م از. ب ل ك ه د و ر ش ر ع ي ا يل ه د و ر ب ع د ن د ه ص ر ف ا يت م ك ش ر ط يل ه ا ع ط ا ا ول ن د ي. ش ر ط م و ج ود ا ول م ي ن ج ه م ش ر وط ط ي ب و ح ل ل ا ول م از. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. ا ك ث ر ا خ و ان ب ون د ان غ اف ل ل ر د ر. ت ن ب يه و اج ب د رء. و ب اق ي ق ل ن ي و ز ا ل ل ي غ ر وش ا ون ي م ين ك ك ف ار ت ن د ن ا جون ه ر ي م ين ه ا ون ار ك ف ار ة ا ع ط ا ا يد ر ل ر. ا س ت ع يذ ب ا لله : ا ط ع ام ع ش ر ة م س اك ين م ن ا و س ط م ا ت ط ع م ون ن ص ق ر آن م ص د اق ن ج ه ه ر ب ر ك ف ار ة م ث ل آل ت م ش ب ا ره د ن ا ون ي م ين ك ي و ز ك ف ار ت ي ا يد ر. آن ي د خ ي ي وز ف ق ير ه ب ر ار ب ر ار و ير ه ل ر. 31
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ verilmesi de sahih değildir. Ancak; 60 keffâret bir fakire verildiği zaman, her gün birisini kendine devir ettirse, şer î devir ile sahih olur. Şer i devir nedir? O bir devirden fazla aldığı paranın kendisinden, hiç değiştirmeyerek mesela; günde 1.5 kuruştan (15 TL den), bir kimse, o para veren kimseler tarafından vekil edilip (kendine) devir ettirir. Kendi malını, mesela tesbihini veyahut kendi parasını verip devir ettirmesin. Eğer böyle yaparsa sahih değildir. Zira kendi malını kendine vermiş olur. Ve zikredilen miktarı, şer î devirden (60 günden) evvel ziyan ederse kendine helal ve temiz olmaz. Zira kendisine şartsız, mutlak olarak mülk edinmesi, ancak şer î devir ile devrettikten sonra harcaması şartıyla verildi. Şartlar yerine gelmeyince tayyib ve helal olmaz. Gaflet olunmasın! Çoğunlukla ihvan bundan gafildir, uyarmak vaciptir. Ve geri kalan 150 kuruşu (1500 TL yi), 10 yemin keffâreti için her yemine 10 ar keffâret (olmak üzere) versinler. Esteîzu billah:... إ ط ع ام ع ش ر ة م س اك ين ت ط ع م و ن م ن أ و س ط م ا... (Çoluk çocuğunuza) yedirdiğinizin orta derecesinden on fakiri doyurmaktır... (Maide Suresi: 89. Ayet) Kur an ayeti ölçüsünce her bir keffâret, mesela; 1.5 kuruştan (15 TL den) 10 yemin, 100 keffâret eder (100x1.5=150 Kuruş =1500 TL). Onu da 100 fakire birer birer verirler. 32
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ و د خ ي ب ر ي م ين ك ا ون ك ف ار ت ي و ار د ر. ا ول ا ون ك ف ار ت د ن ا يك يس ن ي ب ر ك ون د ه ب ر ش خ ص ه و ير م ي ه ل ر. ب ل ك ه ا ون ش خ ص ه و ير ه ل ر. ا ك ر س ؤ ال ا يد ر س ك ك ت ب م ع ت ب ر د ه م ذ ك ور ا و ل ن ا ون ي م ين ك ي وز ك ف ار ت ن ي ك ون د ه ا ون ار ا ون ار ا ون ف ق ير ه و ير م ك ج ائ ز د ر. ن ه ك ي ف ي ت د ه س ز ج ائ ز د ك ل د ير س ك ز ب و ق و ل ك ت ب م ع ت ب ر ات ه م خ ال ف د ر. ج و اب ب ود ر ك ه: ك ت ب م ع ت ب ر ات د ه ا ون ي م ين ك ي وز ك ف ار ت ي ب ر ك ون د ه ا ون ار ا ون ار ا ون ش خ ص ه و ير يل ور د يم ن ك م ع ن اس ي ب ر ي م ين د ن ا ون ك ف ار ة و ير يل ور د يم ك د ك ل ب ل ك ه ا ون ي م ين ك ه ر ب ر ن د ن ب ر ار ك ف ار ة و ير يل ور. ش و و ج ه ل ه ك ه ا ول ا و ن ي م ين ك ه ر ب ر ن د ن ب ر ار ب ر ار آل ن ور. ب اق ي ط ق وز ق ل ور. ا وي ل ه ا ول يج ق ا ول ا ون ك ف ار ت ك ه ر ب ر ن د ن ب ر ار آل ن ان ا ون ع د د ي ب ر ك ون د ه ب ر ش خ ص ه ا ون ي م ين و ير م ك م ر اد ا ت د ك د ه ه ر ب ر ين ي ي م ين ا و ل س ن د ن ا جون و ي م ي ن ث ان يد ن و ث ال ث د ن ا جون د ي و ب و م ن و ال ا وز ر ه ت ق ي يد ا يد ر و ل ز م د ر. ا و ن د و ر ت ك م يل ا ول ن ج ي ه ق د ر غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. ب و و ج ه ل ه ا خ ذ ا ول ن د ه ح ل ل ا ول ور و ا ل ح ل ل ا ول م از. ت ط ب يق ش ر ع ا ولم د يغ يج ون. و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه ح ق ير ان ه ر س ال ه م ر غ وب ه ن ك ا ب ت د اس ن د ه ا ج م ا ل ب ي ان و ا ش ع ا ر حيل ا ول ن ان ه ش ر ع ي ه ا يل ه ف دي ه ص ل ت ك د و ر ين ك ت ف ص ي ل ب ي ان ي: 33
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ Bir yeminin 10 keffâreti vardır. O 10 keffâretten ikisini bir günde bir şahsa veremezler. Belki 10 şahsa verirler. Eğer: Muteber kitaplarda zikredilmiş olan 10 yeminin 100 keffâretini, günde 10 ar 10 ar 10 fakire vermek caizdir. Ne için siz caiz değil dersiniz? Sizin bu sözünüz muteber kitaplara terstir diye sorarsanız, cevâbı şudur ki: Muteber kitaplarda 10 yeminin 100 keffâreti bir günde 10 ar 10 ar 10 şahsa verilir denmesinin manası, bir yeminden 10 keffâret verilir demek değildir; 10 yeminin her birinden birer keffâret verilir demektir. Şöyle ki; o 10 yeminin her birinden birer alınan 10 adedi, bir günde bir şahsa 10 yemin vermek istendiğinde, her birini birinci yemin için ve ikinci yemin için ve üçüncü yemin için diye bu şekilde kayıtlaması lazımdır. On devir tamamlanıncaya kadar gaflet olunmamalı. Bu şekilde helal olur. Yoksa şeriati tatbik etmeyince helal olmaz. NAMAZ FİDYESİNİN DEVİR İŞLEMİ Ve dahi malum ola ki; âcizane, istenilen bu risalenin başlangıcında toplu olarak Hile-i Şer iyye ile namaz fidyesinin devrinin açıklamalı beyanı: 34
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ ا ك ر م و هتي ذ ك ور ا ول ور ا يس ه ا ون ا يك ي ي اش ين ط ر ح و ا خ ر اج ا يد ر. و ا ك ر ن س ا ا يس ه ط ق وز ي اش ين ص ب او ت ل ر ي اي جون ط ر ح و ا خ ر اج ا يد و ب ب اق يس ن ي د و ر ا يد ه ل ر. د و ر ك ب ير ت ع ب ير ا ول ن ور. ب و ق و ل ب ع ض ف ق ه ان ك م خ ت ار و ا ح ت ي اط ا يل ه ا و ل ن ق و ل ب ود ر. و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه ا ر ك ك د ه م ث ل ع ل م ت ب ل وغ ا خ ت ل م ا ول م غ ل ه و ن س اد ه ح ي ض ا ول م غ ل ه ب ال غ و ب ال غ ه ا يل ه ح ك م ا ول ن ور. و ا ك ر ر ج ال د ه و ن س اد ه ب ي ان ا و ل ن ب ل وغ ع ل م ت ل ر ي ظ ه ور ي م ع ل وم ا ول م از ا يس ه ر ج ال د ه و ن س اد ه م ف هتي ب ه ا و ل ن ح د ب ل وغ ا ون ب ش ي اش ل ر ي ت ك م يل ا ول د ق د ه م ع ت ب ره د ر د يم ش ل ر. م ث ل ب ر ر ج ل ف و ت ا ول س ه و س ن ي د خ ي ط ق س ان ه ب ال غ ا ول س ه ا ون ا يك ي س ن ي ص ب او ت ن ه ا خ ر اج ا ول ن ور. ب اق ي ي ت م ش س ك ز ق ل ور. ب ر ار آي د ن د و ر ين ي ف ر ض ا يت د يك م ز ت ق د ير ج ه ه ر ب ر س ن ه د ه ا ون ا يك يش ار د ن ي ت م ش س ك ز س ن ي موزده ط ق وز ي وز ا وت وز آل ت ي د و ر ا يد ر. و ا س ق اط ص هلوة د و ر ا ول ن ان ف ق ر ال ر ه ب ر آي ل ق ص ل ت ك ف د ي ه سن ي و اف ي و ك اف ي ا و ل ن م ت اع ك ر ك آل ت ون و ك ر ك ك م وش ه ر ن ه ا يس ه ط ق وز ي وز ا وت وز آل ت ي ك ر ه و ير وب آل ه ل ر. و ي ان ل ر ن د ه ك م س ن ه ا ول م س ه ا و هلي ا ول ور ت و ض ع ا ج م ع خ اط ر ه و ر ع اي ت ه و ش ر ع ش ر يف ه ا ه ت م ام ل ي ا ول ور. و ا ز د ه ام ل ق د ه د و ر ا ول ن س ه د ه ج ائ ز ا ول ور و هلك ن ا ول ق د ر ر ع اي ت ا ول ن م از. غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. 35
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ Eğer meyyit erkek olursa 12 yaş, kadınsa 9 yaş çocuklukları için çıkarılır. Kalanı devir edilir. Büyük devir 14 diye tabir olunan bu kavil, bazı fukahanın tercihi ve ihtiyatıyla olan kavildir. Ve dahi malum ola ki; erkekte buluğ alameti ihtilam olmasıyla, baliğ; ve kadında hayız olmasıyla, baliğa diye hüküm olunur. Eğer erkeklerde ve kadınlarda beyan olunan buluğ alametlerinin görülmesi bilinmezse, erkeklerde ve kadınlarda tercih edilen buluğ yaşı 15 tir. 15 yaşını tamamladığında (buluğa girmiş diye) itibar edilir demişlerdir. Mesela bir adam ölmüş olsa ve yaşı 90 a ulaşmış olsa, 12 yaş çocukluğuna çıkarılır. Kalan 78 dir. Birer aydan devrini farz ettiğimiz takdirde her bir senede 12 aydan, 78 senede 936 (ay) devir eder. Iskât-ı salât devir olunan fukaralara, bir aylık namazın fidyesine yetecek olan mal, ister altın, ister gümüş her neyse 936 kere verip alırlar. Bunların (devir yapanların) da yanlarında kimse olmasa evla olur. Tevazulu şekilde, bütün gönüllere riayetli ve şer i şerife ihtimamlı olur. Kalabalıkta devir olunsa da caiz olur. Ancak o kadar riayet olunmaz. Gaflet olunmamalı. 14 Büyük devir, buluğ çağından itibaren kılıp kılmadığı bütün namazların hesaplanması; küçük devir ise sadece kılmadığı namazların hesaplanmasıdır. 36
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه ا ول د و ر ا ول ن ان م ت اع ب ر آي ل ق ص هلوت ك ف د ي ه س ن ه و اف ي و ق ي م ت ن ه ك م ال يل ه ب ال غ ا ول م ل ي. ن ق ص ان ا ول م ق ج ائ ز ا ول م از. و د خ ي م ع ل وم ا ول ه ك ه ب ر آي ل ق ص ل تك ف د ي ه س ي ن ه مق د ار ا ول ه ج غ ن ي ب ل م ك م ر اد ا يد ن ك م س ن ه س ه ول ت ا يل ه ب ل م ن ك ا ص ول ي ن د ر : ن ص ف ص اع ب غ د اي ك ق ي م ت ي م ث ل آل ت م ش ب ا ره د ن ا ول د يغ ي و ق ت د ه ا ول آل ت م ش ب ا ره ا وج ق ات ا يت. ا وج ك ر ه آل ت م ش ي وز س ك س ان ا يد ر. ب ون د ن ص ك ر ه م ج م و ع ي وز س ك س ان غ ر وش ك ن ص ف ن ي د خ ي ض م ا يت. ا ول ن ص ف ي ط ق س ان ا يد ر. م ج م وع ي ا يك ي وز ي ت م ش غ ر وش ا يد ر. م ج م وع ي ا يك ي وز ي ت م ش ب ا ره ا يد ر. د و ر د ه غ ر وش ح س اب ا ول ن ور. ب ن اء ع هلي هذل ك ا يك ي وز ي ت م ش غ ر وش ا ول ور د ين ل د ي. و ط ر يق آخ ر ا يل ه م ث ل ن ص ف ص اع ب غ د اي ك ق ي م ت ي ا ون ب ا ره ا ول س ه ا وج ق ات ا يت ا وت و ز ب ا ره ا ول ور. ا ول ا وت و ز ب ا ره ن ك ن ص ف ن ي ب ر د خ ي ض م ا يت. ا ول ا ون ب ش ب ا ره ا يل ه ا وت و ز ب ا ره ق ر ق ب ش ب ا ره ا يد ر. ب و م ن و ال م ش ر وح ا وز ر ه ب ر آي ل ق ن م از يك ف د ي ه س ي ق ر ق ب ش غ ر وش ا يد ر. ب وي ل ه ج ه ح س اب ا يد وب غ ف ل ت ا ول ن م ي ه. 37
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ Ve dahi malum ola ki, o devir yapılan mal, bir aylık namazın fidyesine yetmeli (2700 TL), kıymetini tamamen karşılamalıdır. Eksik olması caiz olmaz. Ve dahi malum ola ki, bir aylık namazın fidyesinin ne miktar olacağını kolaylıkla bilmek isteyen kimse için usul şudur ki: Yarım sa buğdayın kıymeti, mesela; 60 paradan olduğu vakitte, o 60 parayı 3 ile çarp: 3 x 60 = 180 para eder. Bundan sonra toplam 180 paranın yarısını da ekle. Onun yarısı 90 eder. (90+180) Toplamı 270 para eder, ancak devirde kuruş diye hesaplanır. Buna binaen; 270 kuruş olur denilir. ( O günün tedavülü itibariyle; para ile kuruş ölçüleri arasında 1/40 gibi sabit bir oran bulunduğundan, kolay hesaplamak için böyle bir yöntem kullanılmıştır. Günümüzde ise böyle bir oran bulunmadığı için bir aylık namaz fidyesi miktarını bulmanın en kolay yöntemi, fitre miktarını aylık namaz vakti sayısı olan 180 ile çarpmaktır. 15x180=2700 TL -Mütercim ) Mesela yarım sa buğdayın kıymeti 10 para olsa, 3 ile çarp: 30 para olur. O 30 paranın yarısını bir daha ekle. O 15 para ile 30 para, 45 para eder. Açıklanmış bu yol üzere bir aylık namazın fidyesi 45 kuruş eder. Böylece hesap edip gaflet edilmemeli. 38
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ م ش ر وع ا و ل ن ن ك اح د ع اس ن ي ب ي ان ا ع وذ يم ب ا لله م ن الش ي ط ا ن الر ج يم م ا لله الر ح هم ن الر ح ب س ا ل ح م د لل ه ال ذ ي ا ح ل ل ن ا الن ك ا ح و ح ر م ع ل ي ن ا الس ف ا ح و الص ل ة و الس ل م ع هلي س ي د ن ا م ح م د س ي د اح ا ل ذ ي ا ز ا ل ظ ل م الش ر ك ب ن و ر ال و ض ح ال م ل ب الن ك اح و ه و س ن ة ا ل س ل ا م ا ب ع د: ف ا ن ا لله ت ع ا هلي و ر س ول ه ا م ر م و ق ال ف ي ك ل م ه ال ع ز ي ز و ه و ا ف ص ح ال ك ل م ا س ت ع يذ ب ا لله : ي ا أ ي ه ا الن ا س ات ق وا ر ب ك م ال ذ ي خ ل ق ك م م ن ن ف س و اح د ة و خ ل ق م ن ه ا ز و ج ه ا و ب ث م ن ه م ا ر ج ا ل ك ث ير ا و ن س اء و ات ق وا ا لله ال ذ ي ت س ائ ل ون ب ه و ا ل ر ح ا م و ق ال ص ه لي ا لله ع ل ي ه و س ل م : ت ز و ج وا ف ا ن ي م ك اث ر ب ك م ا ل م م 39
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ MEŞRU OLAN NİKÂH DUASININ BEYANI Kovulmuş şeytandan Allah a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah ın adıyla! Hamd, o Allah a mahsustur ki, nikâhı bize helal kılıp, zinayı haram kılmıştır. Salât-u Selam, apaçık nuruyla şirkin karanlıklarını izale eden, önderlerin efendisi, Efendimiz Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in üzerine olsun. Muhakkak ki Allah-u Teâlâ ve O nun Rasulü nikâhı emretmiştir. Ve o İslam ın sünnetidir. Allah-u Teâlâ kelamların en fasihi olan o Aziz Kitabında buyurdu ki: Esteîzu Billah: Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan, o ikisinden de birçok erkek ve kadın üreten Rabbinize (karşı gelmekten) sakının! Onun ve rahimlerdekinin hürmetine birbirinizden dilek dilediğiniz Allah tan sakının! 15 Ve Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Evlenin! Çünkü ben sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı övüneceğim. 16 15 Nisa Suresi: 1. 16 Beyhaki, Sünen-ul Kubra: 7/125. 40
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ ا ل ح م د و م ن و خ ط ب ة ا خ هري م ن ل ف ظ ر س ول ا لله ص ه لي ا لله ل ه. و أ ش ه د لل ه ت ع ا هلي ع ل ي ه و س ل م : ن ح م د ه و ن س ت ع ين ه و ن س ت غ ف ر ه و ن ع و ذ ب ا لله م ن ش ر و ر أ ن ف س ن ا س ي ئ ا ت أ ع م ال ن ا م ن ي ه د ا لله ف ل م ض ل ل إ هل ه إ ل أ ن ا لله و ح د ه ل ه و م ن ي ض ل ل ف ل ه اد ي ل ش ر ي ك ل ه و ا ن م ح م د ا ع ب د ه و ر س ول ه ب ا لله : ا س ت ع يذ ي اأ ي ه ا ال ذ ي ن آم ن وا ات ق وا ا لله ح ق ت ق ات ه و ل ت م وت ن إ ل و أ ن ت م م س ل م و ن ي ا أ ي ه ا ال ذ ي ن آم ن وا ات ق وا ا لله و ق ول وا ق و ل س د يد ا ي ص ل ح ل ك م أ ع م ال ك م و ي غ ف ر ل ك م ذ ن وب ك م و م ن ي ط ع ا لله و ر س ول ه ف ق د ف ا ز ف و ز ا ع ظ يم ا ي ا أ ي ه ا الن ا س ات ق وا ر ب ك م ال ذ ي خ ل ق ك م م ن ن ف س و اح د ة و خ ل ق م ن ه ا ز و ج ه ا و ب ث م ن ه م ا ر ج ا ل ك ث ير ا و ن س اء و ات ق وا ا لله ال ذ ي ت س ائ ل و ن ب ه إ ن و ا ل ر ح ام ا لله ك ا ن ع ل ي ك م ر ق يب ا ( ك ذ ا ف ي الط ح ط او ي ف ي ح اش ي ة د ر ال م خ ت ار ف ي ب اب الن ك اح ) 41
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ Veya Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in lafzıyla başka bir hutbe: Hamd Allah a mahsustur. O na hamdeder, O ndan yardım isteriz. O ndan bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerlerinden amellerimizin kötülüğünden Allah a sığınırız. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah tan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Ve Muhakkak ki, Muhammed O nun kulu ve Rasûlüdür. Esteîzu billah: Ey iman etmiş olan kimseler! Kendisinden sakınılması gerektiği şekilde Allah tan hakkıyla sakının ve siz ancak müslüman kimseler olarak ölün. 17 Ey iman etmiş olan kimseler! Allah tan hakkıyla sakının ve doğru hedefe yönelici bir söz söyleyin. 18 Ta ki O (Rabbiniz) sizin için amellerinizi elverişli yapsın.ve sizin için günahlarınız bağışlasın. Herkim Allah a ve Rasulüne itaat ederse, muhakkak ki o pek büyük bir kurtuluşla fevz-u necât bulmuştur. 19 Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratmış olan onun bir parçasından da eşini yaratmış bulunan ve her ikisinden birçok erkeklerle kadınları türetip yaymış olan rabbinizden hakkıyla sakının! Kendisi ile birbirinizden dilekte bulunmakta olduğunuz Allah tan da rahimlerden de hakkıyla sakının! Şüphesiz ki Allah daima üzerinize hakkıyla gözcü olan bir rakîb olmuştur 20 17 Ali İmran Suresi: 102. 18 Ahzab Suresi: 70. 19 Ahzab Suresi: 71. 20 Nisa Suresi: 1. 42
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ ب و خ ط ب ه ي ي ا وق يد ق د ن ص ك ر ه ط ر ف ي ن د ن و ك ال ت ا يل ه ا و ل ن ع ق د ن ك اح ص ور ت يد ر ع و ر ت و ك يل ا و ل ن ز ي د هار و ك يل ا و ل ن ع م ر وه ا يج اب ا خ ط اب ا يد وب د ي ه ك ي ب ن ي ط ر ف ن د ن ن ف س ن ي ن ك اح ا يت م ك م ح م د م ص ط هفي ق ز ي ه ري ف ش ا جون و ك يل ق ل ن ع ب د ا لله ا وغ ل و ا لله ت ع ا هلين ك ا م ر ي و ر س ول ال ل ه ه ك ش ريع ت ي ا وز ر ه م ث ل ب ش ي وز غ ر وش م ه ر م ع ج ل و ي وز غ ر وش د خ ي م ه ر م ؤ ج ل ت س م ي ه س يل ه ش و م ج ل س د ه ح اض ر ا و ل ن آد م ل ر يك ش ه اد ت ل ر يل ه س ن ي ك ن د ي ط ر ف ن د ن ع ق د ن ك اح م ز ب ور ه و ك يل ق ل ن ح س ي ن ا وغ ل و ع ل ي ي ه و ك ال ت م ح س ب يل ه ع ق د ت ز و يج و ت ن ك يح ا ي ل د م. ا ر و ك يل ا و ل ن ع م ر و د خ ي ا ول م ج ل س د ه ز ي د م ر ق وم ه ق ب و ل خ ط اب ا يد وب د ي ه ك ه س ن ي و ك يل ق ل ن م ص ط هفي ه ري ف ش ق ز ي ب ن ي و ك يل ق ل ن ح س ي ن ا وغ ل ي ع ل ي ي ه و ك ال ت م ح س ب يل ه ب و م ن و ال م ش ر وح ا وز ر ه ع ق د ت ز و يج و ت ن ك يح و ق ب ول ا يت د م د ر. س ب ح ان ر ب ك ر ب ال ع ز ة ع م ا ي ص ف ون. و س ل م ع هلي ال م ر س ل ين. و ال ح م د لل ه ر ب ال ع ال م ين. آم ين. 43
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ İKİ HUTBEDEN BİRİNİ OKUDUKTAN SONRA İKİ TARAFTAN VEKÂLET İLE OLAN NİKÂH AKDİ SURETİ: Kadın vekili olan Zeyd, erkek vekili Amr a îcaben hitab edip der ki: Beni tarafından nefsini nikâh etmek için vekil kılan Abdullah oğlu Muhammed Mustafa nın kızı Şerife yi Allah-u Teâlâ nın emri ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in şeriatı üzere, mesela; 500 kuruş mehr-i muaccel ve 100 kuruş da mehr-i müeccel ile şu mecliste hazır olan adamların şehadetleriyle, seni kendi tarafından, adı geçen nikâh akdine vekil kılan Hüseyin oğlu Ali ye vekaletim hasebiyle evlenme akdiyle nikâhladım. Erkek vekili olan Amr da o mecliste adı geçen Zeyd e kabulen hitab edip der ki: Seni vekil kılan Mustafa kızı Şerife yi, beni vekil kılan Hüseyin oğlu Ali ye vekâletim hasebiyle bu açıklanmış yol üzere evlenme akdi ve nikâh ile kabul ettim der. س ب ح ان ر ب ك ر ب ال ع ز ة ع م ا ي ص ف و ن. و س ل م ع هلي ال مر س ل ي ن و ال ح م د لل ه ر ب ال ع ال م ين. آم ين. (Müşriklerin) nitelemekte oldukları şeylerden tesbih, O izzet sahibi rabbine! Selam olsun o tüm gönderilen (peygamber)lere! Bütün (nimetlere karşı) hamdler de Allah a; o tüm Alemlerin Rabbine! 21 Âmin. 21 Saffat Suresi: 180, 181, 182. 44
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ 45
ISKÂT-I SALÂT IN YAPILMASININ GEREKLİ OLDUĞUNA DAİR MUTEBER KİTAPLARDAN DELİLLER
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ 47
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ ISKÂT-I SALÂT IN YAPILMASININ GEREKLİ OLDUĞUNA DAİR MUTEBER KİTAPLARDAN DELİLLER İbni Nüceym (ö. 970/1563) (Rahmetullahi Aleyh), Bahru-r Raik Şerhu Kenzi-d Dekaik isimli eserinin 2. Cildinin 97. Sahifesinde, Şurunbulali (ö. 1069/1659) (Rahmetullahi Aleyh), Nuru-l İzah ve Necatu-l Ervah isimli eserinin 1. Cildinin 90. Sahifesinde, Şurunbulali (ö. 1069/1659) (Rahmetullahi Aleyh), Meraki-l Felah Şerhu Nuri-l İzah isimli eserinin 1.Cildinin 169. Sahifesinde, Tahtavi (ö. 1231/1816) (Rahmetullahi Aleyh), Haşiyetu-t Tahtavi Alâ Meraki-l Felah isimli eserinin 1. Cildinin 436. Sahifesinde, İbni Abidin (ö. 1252/1836) (Rahmetullahi Aleyh), Reddu-l Muhtar isimli eserinin 2. Cildinin 72. Sahifesinde, Hâce Necah el-halebi (Rahmetullahi Aleyh), Fıkhu-l İbâdât Alâ Mezhebi-l Hanefi isimli eserinin 1. Cildinin 120. Sahifesinde, Zuhayli (ö. 1437/2015) (Rahmetullahi Aleyh), el-fıkhu-l İslami ve Edilletuhu isimli eserinin 2. Cildinin 1152. Sahifesinde, İbni Abidin (ö. 1252/1836) (Rahmetullahi Aleyh), el-ukudu-d Dürriyye Fi Tenkîhi-l Fetavayi-l Hâmidiyye isimli eserinin 1. Cildinin 13. Sahifesinde, 48
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ İbni Şıhne (ö. 822/1477) (Rahmetullahi Aleyh), Lisanu-l Hükkam Fi Marifeti-l Ahkam isimli eserinin 1. Cildinin 419. Sahifesinde, Serahsi (ö. 483/1090) (Rahmetullahi Aleyh), el-mebsut isimli eserinin 3. Cildinin 90. Sahifesinde, Zeylai (ö. 743/1342) (Rahmetullahi Aleyh), Tebyinu-l Hakaik Şerhu Kenzi-d Dekaik isimli eserinin 1. Cildinin 335. Sahifesinde, Büceyrimi (ö. 1221/1806) (Rahmetullahi Aleyh), Tuhfetu-l Habib Alâ Şerhi-l Hatib (veya diğer adıyla Haşiyetu-l Büceyrimi Alel Hatib) isimli eserinin 2. Cildinin 396. Sahifesinde, Dimyati (ö. 1302/1884) (Rahmetullahi Aleyh), Haşiyetu İaneti-t Talibin Alâ Halli Elfâzi Fethi-l Muin bi-şerhi Kurretu-l Ayn bi-mühimmâti-d Din isimli eserinin 1. Cildinin 33. Sahifesinde, Muhammed b. Ömer en-nevevî (ö. 1316/1898) (Rahmetullahi Aleyh), Nihâyetu-z Zeyn Fî İrşâdi-l Mübtediîn isimli eserinin 1. Cildinin 193. Sahifesinde, Zuhayli (ö. 1437/2015) (Rahmetullahi Aleyh), el-fıkhu-l İslami ve Edilletuhu isimli eserinin 10. Cildinin 7734. Sahifesinde, Şeyh Alemgiriyye (Rahmetullahi Aleyh), Feteva-i Hindiyye isimli eserinin 6. Cildinin 349. Sahifesinde, Muhammed Esad Sahibzade (Rahmetullahi Aleyh), Buğyetu-l Vacid Fi Mektubati Hazreti Mevlana Halid isimli eserinin 290. Sahifesinde, Ömer Nasuhi Bilmen (ö. 1390/1971) (Rahmetullahi Aleyh), Büyük İslam İlmihali isimli eserinin 250. Sahifesinde, Iskât-ı Salât yapmanın gerekli olduğu bildirilmiştir. 49
ISKÂT-I SALÂT RİSALESİ FİHRİST Kafalızâde Muhammed Said Efendi (Rahimehullah) ın Hayatı... 1 Keffâretler... 4 Keffâret-i Katl (Öldürme Keffâreti)... 5 Diyetler... 7 Keffâret-i Zıhar (Zıhar Keffâreti)... 9 Keffâret-i Savm (Oruç Keffâreti)... 10 Keffâret-i Yemin (Yemin Keffâreti)... 11 Keffâret-i Cinâyâti-l Hacc (Hacc Yasaklarının Keffâreti)... 11 Iskât-ı Salât Risalesi... 12 Müellifin Önsözü...... 14 Ölünün Dört Hali Vardır... 16 Hile-i Şer iyye Hangi Durumda Yapılacağı... 18 Halka-i Devre Oturacak Kimselerin Kimler Olması Gerektiği... 20 Iskât-ı Salât ın Nasıl Hesaplanması Gerektiği... 28 Halka-i Devir Nasıl Yapılır... 28 Oruç Keffareti nin Nasıl Yapılması Gerektiği... 30 Yemin Keffareti nin Nasıl Yapılması Gerektiği...32-34 Namaz Fidyesinin Devir İşlemi Nasıl Yapılır... 34 Meşru Olan Nikâh Duasının Beyanı... 40 Nikâh Akdinin Sureti..... 44 Iskât-ı Salât ın Yapılmasının Gerekli Olduğuna Dair Muteber Kitaplardan Deliller... 48 Fihrist... 50 50