JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS KIRMIZI PAPAĞAN

Benzer belgeler
DESTANLAR VE MASALLAR. Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK. Masal. Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Şiir BEZ BEBEKLE KUKLASI. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz

küçük İskender THE GOD JR

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HÂLÂ HARİKA

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı

Cem Akaş BUMBA İLE BİBU. Resimleyen: Reha Barış

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS KAYIĞIM ROSINHA

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Öykü ORMANDAKİ DEV. 4. basım. Resimleyen: Reha Barış

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Tanşıl Kılıç. Roman ŞEKERLİ SİNEK. 12. basım. Resimleyen: Vaqar Aqaei

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS YABAN MUZU

ECE TEMELKURAN İÇ KİTABI

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut GÜNAYDIN! GÜNAYDIN! Resimleyen: Burcu Yılmaz

KIRMIZI KANATLI KARTAL

MATBAACILIK OYUNCAĞI

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Öykü ASLAN KRAL KORK. Resimleyen: Sedat Girgin

Arda Alyanak Daniela Palumbo Filiz Özdem Carla Manea

BİL BENİ BİLEYİM SENİ

WOLFGANG BORCHERT Fener, Gece ve Yıldızlar. ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış

Delal Arya HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mert Tugen YEDİ DENİZLERDE 2. 2 Basım İSKELET SAHİLİ NDEKİ SIR

Deneyler ve Hayaletler

MAVİ KUŞU GÖREN VAR MI?

HERAKLEİTOS KIRIK TAŞLAR

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Cihan Demirci. Şiir ŞİİR KÜÇÜĞÜN. 2. basım. Resimleyen: Cihan Demirci

Sem Okulu Sevmiyor. Sophie Martel. Christine Battuz. Yalçın Varnalı. Resimleyen. Çeviren

ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI. André Maurois. Roman ŞİŞKOLARLA SISKALAR. Çeviren: Ülkü Tamer. 18. basım. Resimleyen: Fritz Wegner

ALESSANDRO BARICCO SMITH & WESSON

MİRKET NİNELER. Parti Veriyor

Delal Arya HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Sedat Girgin PERA GÜNLÜKLERİ. 5 Basım SIRLAR OTELİ. 2. Kitap

CEM AKAŞ SİNCAPLI GECE EKSİLTMELİ ROMAN

Mucizeleri. ÇOCUKLAR İÇİN Peygamberimizin. M. S i n a n A d a l ı. Resimleyen: Sevgi İçigen

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. Cennet, Tanrı nın Harika Evi

Cennet, Tanrı nın Harika Evi

SİNE ERGÜN BAŞTANKARA

ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI. José Mauro de Vasconcelos. Roman JAPON SARAYI. Çeviren: İnci Kut. 7. basım. Resimleyen: Kutlay Sındırgı

ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI. Goscinny / Sempé. Öykü PITIRCIK KÜÇÜK PITIRCIK. Çeviren: Vivet Kanetti. 29. basım

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe

M14 esnevi den (şirli) r H i k â y ele

1. basım: Aralık 2015, İstanbul Bu kitabın 1. baskısı adet yapılmıştır.

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Öykü SU KARDEŞLER. 3. basım. Resimleyen: Gözde Bitir

KEREM ASLAN Her Şey Dahil

OKULUMUZDAN HABERLER. -Çakma Külkedisi. Okulumuzda yoğun bir sınav haftası geçti. Bu sayımızda sizden gelenler daha çok yer vereceğiz.

İnsanların Üzüntüsünün Başlangıcı

UĞURBÖCEĞİ NİN MUTLULUK HAPLARI

Küçük Hasır Sapka. Korkut Erdur 1980 İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı mezunu.

Bahar Ateşi Evet! Hayır! Belki? Ne? Merhaba.

ŞEHİRLERE ALIŞAMADI Sabahattin Ali nin Şehirleri

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. İnsanların Üzüntüsünün Başlangıcı

Bernd Brunner UZANMA SANATI. Yatay Yaşamın Elkitabı

Bil Bakalım! Dinozorlar nasıl yürür? DİNOZORLAR! Aramberri Canavarı kimdir?

Cadı böyle diyerek süpürgesine bindi. Daha yüz metre uçmadan. paldır küldür yere düştü. Ağaçtaki kargalar Gak gak diye güldüler.

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS GÜNEŞİ UYANDIRALIM

BİZİM SOKAKTA ŞENLİK VAR

Adım Tomas Porec. İlk kez tek boynuzlu bir at gördüğümde sadece sekiz yaşındaydım, bu da tam yirmi yıl önceydi. Küçük bir kasaba olarak düşünmeyi

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele

Yapı Kredi Yayınları -???? Doğan Kardeş - 911

Özel Gebze Eğitim Kurumları Öz-Ge Gündüz Bakımevi 2018 ARALIK AYI EĞİTİM BÜLTENİ

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Samed Behrengi ULDUZ KIZ IN KONUŞAN BEBEĞİ

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Can Göknil. Öykü ORMANDAKİ ARKADAŞ

Çeviren: Şilan Evirgen

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR. Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak)

ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI. Roald Dahl. Öykü İRİKIYIM TİMSAH. Çeviren: Celâl Üster. 2. basım. Resimleyen: Quentin Blake

Özel Gebze Eğitim Kurumları Öz-Ge Gündüz Bakımevi UĞUR BÖCEKLERİ OCAK

Emine Aydın. Resimleyen: Sevgi İçigen. yayın no: 104 ÇOCUKLAR için islâm TARiHi

Yayınevi Sertifika No: Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Rut: Bir Aşk Hikayesi

İletişim Yayınları 2472 Çağdaş Türkçe Edebiyat 426 ISBN-13: İletişim Yayıncılık A. Ş. 1. BASKI 2017, İstanbul

Bilinen hikayedir. Adamın biri, akıl hastanesinin parmaklıklarına yaklaşmış. İçeride gördüğü deliye:

ECE ERDOĞUŞ Tuhaf Hikâyeleri Sever misiniz?

KÜÇÜK UYKULAR BAHÇESİ

Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır

Hans Christian Andersen Tahsin Yücel ( Ayşın Delibaş Eroğlu (

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Ülkü Tamer. Öykü PULLAR SAVAŞI. Kapak Resmi: Gözde Bitir

kanaryamın öyküsü Ayla Çınaroğlu Resimler: Yaprak Berkkan

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. İdil Pişgin. Roman THUİ BAŞKA RENKTE BÜYÜMEK. 2. basım. Resimleyen: Mert Tugen

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

Tanrı Herşeyi Yarattığı Zaman

Tanrı dan gönderilen Adam

Transkript:

1

2

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS KIRMIZI PAPAĞAN 3

Arara Vermelha, José Mauro de Vasconcelos 1965, Editora Melhoramentos Ltda., Brezilya 1998, Can Sanat Yayınları A.Ş. Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. 1. basım: 1998 5. basım: Şubat 2016, İstanbul Bu kitabın 5. baskısı 1 000 adet yapılmıştır. Ka pak ta sarımı: Ayşe Çelem Design Kapak resmi: Zack Blanton Ka pak baskı: Azra Matbaası Litros Yolu 2. Matbaacılar Sitesi D Blok 3. Kat No: 3-2 Topkapı-Zeytinburnu, İstanbul Sertifika No: 27857 İç baskı ve cilt: Arı Matbaası Davutpaşa Cad. Emintaş Kâzım Dinçol San. Sit. No: 81/39, Topkapı, İstanbul Sertifika No: 26699 ISBN 978-975-510-793-6 CAN SANAT YAYINLARI YA PIM VE DA ĞI TIM TİCA RET VE SA NAYİ A.Ş. Hay ri ye Cad de si No: 2, 34430 Ga la ta sa ray, İstan bul Te le fon: (0212) 252 56 75 / 252 59 88 / 252 59 89 Faks: (0212) 252 72 33 canyayinlari.com/9789755107936 y a y i n e v i @ c a n y a y i n l a r i. c o m Sertifika No: 31730 4

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS KIRMIZI PAPAĞAN ROMAN Portekizce aslından çeviren Şehsuvar Adil < > 5

José Mauro de Vasconcelos un Can Yayınları ndaki diğer kitapları: Şeker Portakalı, 1983 Güneşi Uyandıralım, 1983 Kayığım Rosinha, 1983 Yaban Muzu, 1984 Kardeşim Rüzgâr, Kardeşim Deniz, 1985 Delifişek, 1993 Çıplak Sokak, 1994 6

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS, 26 Şubat 1920 de, Rio de Janeiro yakınlarındaki Bangu da doğdu. Yarı Kızılderili, yarı Portekizli yoksul bir ailenin on bir çocuğundan biriydi. Ailenin yoksulluğu nedeniyle, çocukluğunu Brezilya nın kuzeydoğusundaki Natal kentinde, akrabalarının yanında geçirdi ve okumayı tek başına öğrendi. Natal da iki yıl tıp eğitimi aldı. Çeşitli işlerde çalıştı. Boks antrenörlüğü, muz taşıyıcılığı, gece kulübünde garsonluk, ırgatlık, balıkçılık yaptı. Bir süre Kızılderililer arasında yaşadı. 1942 yılında yazdığı ilk romanı Yaban Muzu yla eşine az rastlanır anlatıcılık yeteneğini ortaya koydu. Ardından Şeker Portakalı, Güneşi Uyandıralım, Kayığım Rosinha, Kardeşim Rüzgâr Kardeşim Deniz, Delifişek, Çıplak Sokak gibi romanlarıyla ünü Brezilya sınırlarını aştı. Vasconcelos, 24 Temmuz 1984 te São Paulo da öldü. ŞEHSUVAR ADİL, 1953 te İstanbul da doğdu. 1978 de Boğaziçi Üniversitesi Yöneticilik Bölümü nü bitirdi. Eğitimine Paris IX Dauphine Üniversitesi nde devam etti. 1979 da uluslararası bir şirkette görevli olarak Brezilya ya gitti ve burada çok sevdiği Bahia eyaletine yerleşti. 1980 li yıllarda Jorge Amado, Zelia Gattai, Pierre Verger, Julio Braga ve Giselle Cossard gibi aydınlarla tanışan Şehsuvar Adil, Bahia da çok yaygın olan Afrika kökenli candomblé dini üzerine araştırmalar yapmaya başladı. İngilizce, Portekizce, Fransızca ve Endonezya dilini bilen Şehsuvar Adil, çok sevdiği eniştesi, çevirmen Fikret Adil in anısını yaşatmak amacıyla çeviri yapmaya başladı. 7

8

Bu çeviriyi Fikret Adil e adıyorum. 9

10

Birinci bölüm Tioro-akşamüstü 11

12

1 Kanau Saman sigarasını kalın ve sararmış parmaklarıyla sardı, sonra dudaklarına götürüp koyu tükürüğüyle yapıştırdı. Camura bundan sonra, tezgâhın üzerinde duran bı çağı aldı ve şefkatle kınına yerleştirdi. Dudaklarının ke narına sıkıştırdığı sigarasını düşürmeden bir şarkı mırıldanmaya başladı: Parıldayarak çıkar Kalbimize ışık saçar Tra la la la Aman benim gitarım Bizim ovadan çalalım Sen şarkının başını niye hiç söylemezsin? diye sordu barın sahibi Temisto. Niye mi? Ha... Şimdi söylerim. Sigarasını yaktı. Yavaş yavaş dumanı içine çekerken raflarda karmakarışık dizilmiş cachaça 1 şişelerinde bakışlarını gezdirdi. Bakışları adeta dans etmekte olan gaz lambasının ışığıyla aniden karşılaşınca gözleri kısıldı. 1. Şekerkamışından yapılmış bir içki, bazı bölgelerde pinga diye adlandırılır. (Ç.N.) 13

Bir gülümseme dudaklarını araladı, dirseklerini tezgâ hın kaba tahtasına dayayarak, Başı hoşuma gitmiyor da ondan, dedi. Ne diyorsun sen? Nerede görülmüş, Araguaia Caboclo sunun 1 aydan hoşlanmadığı? Öyle işte... Yıldızlar daha hoşuma gidiyor benim. Hele o karanlık gecelerde yıldızların ırmağın suyuna yan sımaları yok mu, hiç korkmadan yüzmeleri, ırmağa da lıp piranhaları korkutmaları... Güldü yine ve herkesin alışık olduğu tiz bir çığlık attı. Inh Camura! Sigarasından derin bir nefes çekip çevresindeki insanların yüzlerine baktı, çoktandır görmemişti onları. Yıldızlardan daha güzel bir şey var mı? Çok gezmiş görmüş olan Léo aynı fikirde değildi, kızıla çalan bıyıklarıyla oynarken biraz küçümseyen bir tavırla, Sen hiç deniz gördün mü Camura? diye sordu. Hayır, hiç görmedim. Öyleyse nasıl böyle konuşabiliyorsun? Deniz... Eşi benzeri yoktur onun. Tanrı dünyayı elleriyle yaratmış. Deniziyse sevgisiyle. Saçmalama Léo. Denizle Araguaia arasında ne fark var ki? Var, ırmakta olan her şey denizde de var, üstelik fazlasıyla. Güzel mi güzel, altın gibi kumsallar, kocaman dalgalar, ılık bir su. Hele o hiç durmayan ılık rüzgârı, asla bitmeyen bir şarkı gibi. Araguaia da da var bunlar. Hiç de değil... Uzun, sırça bir yılan gibi bir şey o. Ormandaki ağaçlar şöyle güzel bir türkü tutturmasalar, herkes hüzünden ölürdü burada. 1. Melez Kızılderili. (Ç.N.) 14

Peki ya Kızılderililer, balıkçılar, garimpeiro lar 1 ya mariscador lar? 2 Bunlara ne demeli? Bunun üzerine sözcükler Léo nun boğazında düğümlendi, heyecanına yenilip bir süre hiç konuşmadan dur du. Kaygıyla, Evet, mariscador lar, uğursuzlar... dedi. Fakat sözünü bitirmeden içlerinden biri kapıyı göstererek bağırdı: Bakın kim geliyor! Kanau! Kanau sevinçle gülümsedi: Herkese iyi geceler. Barın sahibi Temisto dayanamadı: Bak sen şu haine, edebiyat parçalıyor. Bir yıl kentte kaldı diye Inan 3 bile konuşmuyor artık. Kanau yanına gelerek sırtına vurdu. O kadar istiyorsan Kızılderili gibi konuşurum: Dateriambu! Temisto da Kızılderili gibi yanıt verdi: Arerine. 4 Kanau Camura yı görünce, yanına gitti, elini uzatırken onun gibi tiz bir çığlık attı: Inh Camura! Köye döndün ha... Yine Aruana 5 oynayıp çırılçıplak dolaşacak mısın ortalıkta? Borreto. 6 Ne borreto su yahu, borreto, borreto, borreto. Inan yalnızca bu lafı mı bilir? 1. Altın ve kıymetli taş madenlerinde çalışan maden arayıcıları. (Ç.N.) 2. Bu bölgede ırmakta kaplumbağa, timsah gibi hayvanları avlayanlar. (Ç.N.) 3. Araguaia Irmağı bölgesinde yaşayan Kızılderili topluluklarından biri, Caraja olarak da adlandırılırlar. (Ç.N.) 4. Merhaba. (Ç.N.) 5. Kızılderili dansı. (Ç.N.) 6. Ne bileyim ben. (Ç.N.) 15

Kanau güldü, tezgâha dayandı sonra. Temisto bir bar dağa cachaça koyup Kanau ya uzattı: İç Kanau. Bunu gören Léo yerinden fırlayıp bardağı kaptı: Delirdin mi sen! Kızılderilileri Koruma Örgü tü nden bir duyan olursa görürsün gününü. Saçmalama, Kanau kentten geliyor. São Paulo, Rio, Goiania. Üstelik ben hiçbir şey değilim, ne Kızılderiliyim ne de beyaz. Baksanıza suratıma. Bunu söylerken elindeki bardağı bıraktı ve hırsla gaz lambasını yakaladı. Lambanın ışığı onun kararsız yüzünü aydınlattı ve söylediklerini kanıtlayıverdi bir anda. Ne beyazdı ne de Kızılderili. Genç adamın yüzündeki ifade donmuş, soluğu kesilmişti. Yine de Kanau nun tuhaf bir güzelliği vardı. İçinde yaşattığı çelişkiyle şöyle demek istiyordu: Ben bir hiçim, ne beyazım ne de Kızılderili, ben bir hiçim, ama bu benim suçum değil. Bir melezim ben, Kızılderili de değilim, beyaz da. Bir hiçim. Gaz lambasını yavaşça yerine koydu. Yüz hatları birden odanın karanlığında görülmez oldu. Eli bıraktığı bardağına gitti, fakat bardağı ağzına götürecek gücü yoktu. Camura ve Temisto bütün gece Kanau nun ağzını bıçak açmayacağını biliyorlardı. Onun için gece bir hüzün kaynağına dönüşmüştü. Tatsız havayı bozmak isteyen Léo, Hangi rüzgâr attı seni buraya? diye sordu. Çoktandır senin kayığın limanımızın kumsallarını ziyaret etmiyordu doğrusu. Camura nın kırmızı diş etleri göründü ve kurnaz ba kışlı küçük gözleri yüzünün kırışıklıkları içinde kayboldu. Kim bilir? Belki de özlem. Léo tezgâhın üstünü başparmağının tırnağıyla çizdi: 16

Özlemek kim, sen kim, hadi doğruyu söyle. Yemin ederim Léopoldina nın özlemiyle doluyum. Irmak iyice yükseldiği için Registro dan yola çıktım. Kayığım Rosinha ya sordum, Hadi şöyle bir dolaşalım mı? diye. O da tamam deyince biz de yola çıktık. Irmaktan aşağı kürek çekmek işten bile değil. Geliverdim işte. Sıska, sarı tenli, buruşuk derili bir Caboclo olan, çenesindeki birkaç tüyden oluşan seyrek sakalı kendisinden çok ona bakanların göz zevkini bozan Fio lafa karıştı: Irmağın öbür tarafına bir mirindiba ağacı kesmeye gitmiştim, ırmak tarafından gelen o tiz çığlığı duyunca, hah işte Camura denen meret geliyor, bu gece Te misto nun barında dinleyecek çok havadis olsa gerek, diye düşündüm, hemen kayığıma atlayıp sakalımla balıkları korkutarak buraya geldim. Léo korkunç bir kahkaha attı, Temisto ise tezgâha dayanmış gülmekten kırılıyordu. Sakalınla olta mı yapacaksın Fio? Çenesini kaşıyan Fio: Acele etmeyin, benim sakalım daha çok işe yarayacak, dedi. Camura gururlanarak, İşte böyle kardeşim, Camura nın geçtiği yerde garça lar 1 bile birbirlerine Bak işte Camura geçiyor! diye haber verirler. Aldırış eden yok ama neyse. Şimdi söyle bakalım, o mirindiba ağacını kesip de ne yapacaksın sen? Bak hele! Tarla yeri açmak için ağaç kesiyordum. Fasulye, mısır, manyok ekmek istiyorum. Camura sevinçle ellerini ovuşturdu: Vay be, inanılacak şey değil, bir mucize bu, desenize açlığa paydos artık. 1. Beyaz ya da pembe tüylü bir balıkçıl kuş. (Ç.N.) 17

Senin bilmediğin daha neler var neler! Duyduğuma göre buraya uçak inecekmiş. Hatta yakında araziyi temizlemeye başlayacaklar. Doğru mu bu, Temisto? Temisto gururlu gururlu onayladı başıyla: Artık Léopaldina da tembel kimse kalmayacak. Kim demiş buranın halkı tembel diye, sen bu kadar umursamaz olmasaydın, köyün merkezine bir göz atıp kilisenin onarıldığını, meydandaki haçın temizlendiğini, yabani otların kesildiğini fark ederdin. Böyle devam ederse yaban muzu bile meyve verir burada. Kanau, yakında alışveriş için kente gitmene bile gerek kalmayacak bu gidişle. Camura başını Kızılderili den tarafa çevirdi... Fakat yerinde yeller esiyordu. Köye gitti, dediler. Tuhaf bir adam! Niye dönmüş? Ne bilelim. Yine geri yollamışlar. Rio daydı. Irmakta biraz avlanıp para biriktirince geri dönecekmiş. Ne zaman geldi? İki gün oluyor. Herhalde Raumalo-Dessè ye gider, tam Bananal Adası nın ortasında. Doğduğu köydür orası. Eminim birlikte ırmakta ava çıkacak birilerini arıyor. Marisco 1 işi zor bir hal aldı. Karışık dava. Ze Butelo nun başına gelenleri duydunuz mu? Yoo, hiç haberimiz yok. Javae 2 taraflarına gitmişti, orada Javaeli bir Kızılderili kızı baştan çıkarmış. Korumacılar da onu dava etmişler. Dediklerine bakılırsa bütün av malzemelerini Ze, İspanyol a satmış. 1. Sert derili deniz ya da tatlı su hayvanları. (Ç.N.) 2. Bananal Adası nın öteki yakasındaki Kızılderili topluluğu. (Ç.N.) 18

Hay inatçı keçi!.. İşin kötüsü Javaeliler ırmak avcılarını ellerinde tüfekle bekliyorlar. Bu gidişle çok kan dökülecek. Uzaktan bir silah sesi duyuldu. Herkesin sesi soluğu kesildi bir anda. Merakla beklediler. Bu yirmi ikiliğin sesi, dedi Léo. Ulan daha lafımız bitmedi, silah sesleri başladı. Gecenin karanlığında bir silah sesi daha duyuldu, ondan sonra bir daha. Temisto bir kahkaha attı. Kanau bir yıldır yoktu, gelir gelmez soyu tükenmiş canavarların yerini buldu. Doğru. Camura olayı çözdüğü için gururluydu: Araguaia da hâlâ timsah var mı? Irmak avcıları köküne kibrit suyu döktü diye biliyordum. Biz beyazlar için yok, Inan Kızılderilisi bak nasıl da buluyor. Inan Kızılderilileri... Irmağın efendileri, usta kürekçiler, diye düşünüyordu Camura. Kanau bir yıldır yoktu, gelir gelmez soyu tükenmiş canavarların yerini buldu. Şu anda kanındaki Kızılderili kanı ağır basıyor olmalı. Yakında çıplak dolaşmaya başlar, güneşten yanar, saman maskeleri takıp kutsal Aruana dansının tekdüze ritmine kendini kaptırır yine. Tanesi yüz yirmi papellik iki timsah derisiyle ortaya çıkar yarın. Bahse var mısınız? Ne diyorsun Fio? Seninle bahse girecek kadar aptal kimse var mı burada? Demek ki Ze Butelo nun başı belada. Hem de bayağı belada. Çevrede duyulunca kimse marisco avına çıkmaz artık. 19

20

21