KIRAEL DEĞİŞİM RAPORU ŞUBAT 2004 AMAN TANRIÇAM... GERİ DÖNDÜ! Üstat Rehber Kirael in sevgi dolu rehberliği ile Rev. Fred Sterling tarafından aktarılmıştır. KIRAEL: Açılış konuşmam, dostlarım, şu şekilde olacak: çok uzun zaman önce çok güzel bir farkındalık ile yazılmış harika bir kitap vardı, ve şimdi alfa ve omega olarak adlandırılan konular üzerineydi, o zamanlar görünüş/ortaya çıkış ve sınırsız farkındalık olarak adlandırılıyorlardı. Ortaya çıkış, alfa, sınırsız farkındalık, omega - ne başlangıç ne de son, sadece Olan Her Şey. Bu kitabın dünya hazır olduğunda tekrar ortaya çıkacağı söylenmişti. Dünya üzerindeki Işığa doğru yolunu bulacaktı. Birçoğunuz, İncil den bahsettiğimi düşündü, ancak hayır onu kastetmiyorum. Bu başka bir kitap. Adı da Ben. Sadece bu, Ben. Bu harika kitap sizi bu akşam çok ilgilendirecek bir bilgiyi içermekteydi çünkü bu akşamki konumuz Tanrıça enerjisi. O zaman bu kitabın Işığın cennetlerinden geldiği zamana geri dönelim. Bu kitap, alfa ve omeganın ışığını ve zaman ayarını taşıyacaktı, bununla ortaya çıkış olacaktı ve sonra ortaya çıkış ile sınırsız farkındalık olacaktı. Bu ortaya çıkış, Pele-kino-'aha-nei ismi ile biliniyordu. Onun güzel enerjisi bu kitabı bu harika yere getiren ilk enerji oldu, ve bu harika yerde şöyle denmişti: Bu akşam size, başladığı şekilde görünebilir, ortaya çıkabilirim. Pele-kino-'aha-nei. Geldi ve gördü ve kendi iradesini başlattı, ve iradesinde sözü oluşturmak için çabaladı. İncil ile benzer görünüyor değil mi? Ancak, bu İncil varolmadan çok önceydi, dostlarım, şimdi açılış konuşmama devam etmeme izin verin. Pele-kino-'aha-nei, irade ve bütün aydınlanmaların sözü ile yaratılan bu harika yere baktı. Baktı ve düşündü; bu yeni yerin Tanrıçası olarak, asla Yaratımımızın enerjisini, Yaratıcı Gücümüzün enerjisini yerleştirmek istemem, ancak Tanrıça olarak, bir dünyayı var etmekten başka ne isterim ki. Ve böylece irade ve söz ile başladı ve dört güzel kız kardeş yarattı. Her kardeş en güçlü deneyimleri oluşturdu ve Pele-kino-'aha-nei ile aynı iradeyi kullandı, ve her kardeş bu tek kaynak tarafından adlandırılmıştı. İlk kız kardeşin ismi Lu- eha-nei idi. İkinci kız kardeşin ismi Mer- aha-nei idi. Üçüncü kardeşin ismi Io-ha-nei idi. Ve son kardeşin ismi de Eo-ha-nei idi. Dünyanın dört köşesine gönderildiler, kuzey, güney, doğu ve batı ve burada kendi isimlerini var etmek istediler. Ve bu güzel kaynak, Pele-kino-'aha-nei, dört ismi de bir araya getirdi. Onları yazdı, ve onları yazdığında, irade söz haline dönüştü ve söz de Lemurya idi, ve Tanrıça enerjisi mümkün olan en yüksek yönetimdi. Otorite ile değil, Yaratıcının Gücünün ışığı ile yönetildi. Tanrı ya da Tanrıça önemli değildi, kendi farkındalığı olmak içindi her şey. Ve irade ve söz kullanıldı, söz ben oldu ve ben kendini yaratmak için ekstrem ışığı kullandı. 1
Dört kız kardeşin her birinin doğumunda, varoluşun değil, ışığın kendisinin yardımıyla ışık kromozomlarını oluşturdular. Onlar hamile bırakılmamışlardı, vücut yaratmışlardı. Her bir kız kardeşten yükselen dişilik X kromozomunu taşıyacaktı, ve her erkek de Y kromozomunu taşıyacaktı. Her bir kardeş kendi gezegen sistemini oluşturmaya başladı. Her bir kardeş kendilerinde kız ya da erkek olacak varlıkları şekillendirdiler. Her biri, kız ve oğlu oluşturdular, ve onlar Lemurya da Biz İnsanlar ı oluşturdular. Ve sizler o her kız ve oğulda Yaratıcının kendisini anlaması için kurulmuş Ben i görürsünüz. Tanrıça bütün bu enerjiyi Yaratıcı için, O nun kendisini anlaması için oluşturdu. Öğrenmek için kendine sınırsız bir özgürlük verdi. Kendine bir gün yin ve yang olarak bilinecek olanı verdi. Sonuç olarak, bugün bildiğiniz alfa ve omeganın, geri dönüp bakarsanız, ortaya çıkış ve sınırsız farkındalık olduğunu görürsünüz, ve bunlar dört kız kardeş için Le-mur-y-a denen bu dünyada böylesine büyük bir farkındalığa neden oldu. Bu kendini deneyimlemede, kendini daimi dişi deneyiminde bulan dünya olarak bilinecekti. Erkekler ve dişiler olacaktı, ve bazı erkekler dişilerin ışık ve sevgisinin çok azına sahip olacaktı, ve bazı dişiler, erkeklerin ışık ve sevgisinin çok azına sahip olacaktı. Buna rağmen Tanrıça enerjisi, herkese izin verdi, çünkü Pele-kino-'aha-nei hepsinin merkezinde duruyordu. O, bütün ışığın Tanrıçası idi, ve doğan her varlık, tapınmayacaktı, diz çökmeyecekti, boyun eğmeyecekti. Sadece bu güzel Tanrıça enerjisinden bir parça isteyecekti. İsteyenin erkek ya da dişi olmasının bir önemi olmayacaktı, isteyen herkes dengede ve neredeyse mükemmeldi. Buyüzden, bu harika dünya Le-mur-y-a kendini genişletmeye başlayacaktı ve kendisinin aydınlanmasına izin verecekti. Ben adlı kitaptan konuşuyorum. Tanrıça enerjisi herkes için bütünü deneyimleme özgürlüğüydü, herkes biliyordu ki iradeleri ile bir sözü bir araya getirebilirler ve o söz tamamlanmanın çırağı/öğrencisi olur ve tamamlanma kendisinin Yaratıcının bir kez daha farkına varmasına izin verir. Ve birgün, bütün bunlar yerine getirildiğinde, Yaratıcı anlayacaktı. Tanrı değil, Tanrıça değil, Benliğin Işığı, Ben i anlayacaktı, ve Ben de hepimiz varolacaktık. Bahse girerim ki, bu odadaki sessizlikten anlaşılıyor, birçoğunuz böyle bir açılış konuşması beklemiyordu. Bu durumda, size Tanrıça enerjisinin ışığını ve Ben sözünü getiren olduğum için kendi içimde daima seviliyorum. Ben, Kirael, değil, Ben, Tanrıça değil, Ben, Tanrı değil; ancak ben, BEN olan BEN İM. İşte o Ben dostlarım. Sizin ben ve benim ben olduğum ve bizim ben olduğumuz ortak farkındalığına ulaştığınızda, fark edeceğiz. Ve bunu kapanış konuşmam olarak kullanacağım, çünkü bir dahaki sefere bir arkadaşınızla kimin Tanrısı daha iyi, kimin Tanrıçası daha güçlü tartışırken bunu hatırlayacaksınız. Hatırlayacaksınız ki bahsettiğim Ben, Işık Yaratıcının bilincidir ve tüm yaşam formları, tüm varoluş formları, taş Ben, ağaç Ben, hayvan Ben, balina Ben in ve bilinç seviyelerindeki bütün her şeyin sayesinde varolmuştur. 2
Sizler, dostlarım, bu gece Tanrıça enerjisinin gerçek manasını aramayı seçiyorsanız eğer, bunu bilişinizin derinlerinden çekip çıkaracaksınız. İradenizin sözlerinize rehberlik etmesine izin vereceksiniz. Benim ışığımın huzurundaki bu mikrofona gelip, benim bir sorum olduğunu önereceksiniz. Bu öneride cevabı bildiğimi bileceksiniz, çünkü bir gün sözlerinizi mükemmel olarak istediğinizde, ışığınızın hasta olamayacağınızın farkındalığına ulaşmasına izin verdiğinizde, ilişkisiz olamayacaksınız çünkü siz Ben siniz ve ben buna izin vermeyeceğim. Ben mükemmellik olacağım. Ben Yaratıcı Kaynak olacağım, çok uzun zaman önce Pele-kino-'aha-nei ve dört kız kardeşe bir araya gelip yaşamı yaratmalarına izin veren Yaratıcı Kaynak olacağım. Dört kız kardeş, dostlarım. Biri fizikseli, biri duygusalı, biri, elbette, ruhsalı ve biri de zihinseli ifade etmekteydi. Lütfen hangisinin daha güçlü, hangisinin daha zayıf olduğuna karar vermeyin çünkü biri diğeri olmadan asla varolamazdı, hepsi Ben i oluşturuyor. Ve burada, bu önemli günde, ruh formunda olan Ben, her biriniz insan formundaymışsınız gibi yapıyorsunuz. İradelerinizin siz, çekip çıkarmasına izin verin ve bizi bugün yeni tepelere götürecek o kelimeleri bulun. 2004 yılının üstat geldi olmasına izin verin, ve üstatlar güçlerini birleştirecek. Ben sadece biriyim, bu açılış konuşmasında, bu sene gelişimin bir amacı olduğunu, her birinizin ve hepinizin kendinizi Büyük Değişime hazırlamanıza izin vermek için burada olduğumu duyacaksınız. S: BEN olan BEN İM mevcudiyetinde, Üstat Kirael, bu güzel ışığın, Tanrıça enerjisinin, Dünya Ananın ve sakinlerinin tasarımında ne gibi bir rolü var? KIRAEL: Bütün gezegensel sistemlerin tasarımında, evrimsel varlıklar vardır, ve evrimsel olmayan varlıklar da vardır. Evrimsel varlık olan gezegenlerde, kendinin deneyimlemesinde gelişebilmesi için hak ve irade vardır. Sonuç olarak, Tanrıça Dünya, Tanrıça Sirius, Tanrıça Pleiades, vb. olarak doğan gezegenler, daha sonra Dünya Anaya, Pleiades Anaya, ve Sirius Anaya küçülmüştür, Ben kitabı İskenderiye Kütüphanesinde yakıldığında. Yani Tanrıça enerjisi ile Dünya Ana duygusal ve ruhsal olarak büyütülecekti. Gelecek tüm zamanlarda, Tanrıça mevcudiyetinin tasarımı varolacak, bu yüzden hepsi Ana olarak adlandırılmıştır, Yaratıcı Gücün Yaratıcı Işığını kutlamak için. S: Galaksimize baktığımızda, bütün diğer gezegenler dişi enerjisi taşıyor gibi görünüyor. Tanrıça sadece dişi enerji taşıyan gezegenlerde hayat üflemekte ya da yaşam yaratmaktadır? KIRAEL: Burada, Dünyada, olduğu gibi anne enerjisi, dişi enerjisi olmasaydı hiçbir yaşam olmazdı. Ben kitabında der ki Gelişen toplumlar bilinçli farkındalıkta yaşayacaklar. Bu bilinçli farkındalık bir grup bilinç olacaktı ya da insan dünyasına göre katılaşmış hücresel bir birim ve o birim kişisel kolektif/ortak düşünen hücrelere sahip olacaktı. Ancak bir bütün olarak ortak olmayacaklar, ortak düşünecekler; sonuçta, düşüncenin kalbi olacaklar. Düşüncede yaşayanlar olacaklar. Hepsi ortak olacaklar ancak tüm hayatın tüm nefesi bütün olana kadar ortak düşünen tekiller olarak. 3
Bu bütünün çalışabilmesi için -bu bilim adamlarınızın gelecek iyonlar boyyunca oynayacakları bir şey- bütün hepsi çalışmadan önce, nefes olmak zorunda idi. Yaşamın nefesini yaratan Tanrıça enerjisi idi, hangi kitaba inanıyor olduğunuzun bir önemi yok, Yaratıcı, Tanrı, Tanrıça, Işık şekillendiren, her neyse, duyduğunuzda, irade ve söz ile yaratılmış olan farkındalığa nefes üflenmiş yaşam olarak duyacaksınız. Sonuç olarak, Tanrıça enerjisi tüm yaşamın nefesidir; o zaman, o nefes olmadan yaşam varolmazdı. S: Daha önceki celselerden birinde, Sirius sisteminde dişi enerjilerin X kromozomunun olmadığını, yıldız tetrahedron (dört yüzlü şekil) olduğunu söylemiştiniz. Bu Tanrıça ışığının tam olarak gelişmiş olan bir bilincinin bir örneği midir? Ve diğer gezegen sistemlerinde Tanrıça ışığı nasıldır? KIRAEL: Dört-yüzlü yıldız, kural olarak Tanrıça ışığının en yüksek seviyeye tekamülüdür. Kromozomlarınız dört-yüzlü biçimine ulaştığında, katı formda enkarne olarak kalabilen en bütün şey olursunuz. Böylece, Tanrıça enerjisini dört-yüzlü yıldız seviyesine getirebilen farklı gezegen sistemlerindeki dişiler, kendini sınırlayanlar dır. Enkarnasyonlarının son günlerini yaşamak istemektedirler ki Yaratıcı Kaynağa geri dönebilir ve Yaratıcı Kaynağın ihtiyacı olan her neyse onun farkındalığı olabilirler. Çünkü tam bilinçli enerji, irade ile tekrar odaklanmak ve tekrar söz titreşimi olmak için odağa döndüğü Yaratıcı Kaynaktadır. Sorunuzun ikinci kısmının cevabı olarak, Pleiades in Tanrıça enerjisi, bizim düşünce-dayanaklı dediğimiz şeydir. Düşünce-dayanaklı bütün düşüncelerin o ışık parçasından tekamül etmesi ve gelişmesi demektir. Sonuç olarak yüksek titreşimli gezegenlerin çoğunda, ruh e-vizyonu olduğunu fark etmelisiniz. Ruh e-vizyonu, düşünce ile, irade ile, söz ile yaratmayı öğrenmişler, kendilerini vizyon ile kişileştirmişler demektir, bu yüzden kendi dünyalarında e-görüntülüdürler. E-vizyon basitçe, evrimsel vizyonun dört-bedenli sistemin tam dengesinde hareket etmesini sağlayan olduğu anlamındadır. S: Açık ki Tanrıça enerjisi dişilik ilkesinden çok daha büyük bir şey. Ve Tanrıça Işığının tüm yaratımlarını düşündüğümde, Gaia olsun, Dünya Ana, ya da Lady Quan Yin, Lady Nada veya İsis gibi Yükselmiş Üstatlar olsun, ruh ışığının farkındayım. Bütün kültürler, Yerli Amerikalılar, Mısırlılar, Tanrıçanın yaratımlarının tarihine sahipler. Bu noktada yolculuklarımızı şifalandırmak ve uyandırmak için Tanrıça enerjisini kullanma konusunda bize ne gibi öneriler verebilirsin? KIRAEL: Yerli Amerikalıların geçmişine gittiğinizde, nereye baktığınızın bir önemi yoktu, kimin her zaman kabilenin anasıyla, dişisiyle ya da Tanrıçasıyla konuşmaya gittiği önemliydi. Bu bana şu anda mevcut olan evrimsel yolculuğun ilk zamanlarına gitme fırsatı veriyor, burası Afrika dır. Bu özel zamanda, Ben kitabında yazar ki enkarne olan tüm cinsler, dengede olma şansının olabilmesi için Tanrıça Işığından oluşmak zorundadır. Sonuçta, Afrika halkından yetkilendirilen tüm enerji kalıpları her zaman kraliçeydi. 4
Kraliçe, karınca kolonilerinde olduğu gibi, kılını kıpırdatmazdı. Ona kabilenin taşıdığı tüm güçle bakılırdı, çünkü Tanrıça enerjisi idi. Onu enkarne olmuş Tanrıça olarak görürlerdi, dişi olarak değil. Başlangıçta dediğin gibi, onu bir erkek ya da dişi olarak görmezlerdi. Erkek enerjisinin fiziksel ve zihinsel gücünü kullanırdı. Ancak Tanrıça enerjisi ile daima bunu duygusal ve ruhsal güç ile dengelerdi. Sonuç olarak, onu Tanrıça olarak görür, bir dişi olmasına izin vermezseniz, Işığın güzelliğinin kendisini görürsünüz. S: Bu bana, 11. İlke olan Vizyonu bizimle paylaştığında olmuştu, ayrıca Tanrıçanın dönüşünden bahsetmiştin, ve Tanrıça yaşamı üflediği için, biz bu enerjiyi Bilinçli Yaratmanın On İlkesinde nasıl kullanabiliriz, artı Vizyon İlkesi ile. KIRAEL: Tüm dünya bir gün bu ilkelerin bir parçası olduğunu anlayacak, tıpkı bir gün dünyanın büyük bir kısmının On Emir in bir parçası olduğunu keşfetmesi gibi. Şüphem yok ki yapılmaması gerekenler harika gerçekler içeriyor, içlerinde büyük bir bilgelik taşıyorlar. Bu emirlerin her birini küçük bir parça Tanrıça enerjisi ile süslerseniz, Bilinçli Yaratmanın On İlkesine dönüştüğünü göreceksiniz. Anladıysanız, Ben in hücresel kalıplı enerjisisiniz, ve ben sizin kalıbınızım ve sizin dışınızda var değilim, ben sizim. Ozaman buna baktığımızda, öğreneceğimiz şey şu anlayıştır: Ben BEN İM deneyimini daha bütün olarak deneyimlemeye karar verdi, ve yaptığı her şeyin istenebilir olduğu kesin bilinç ile Ben olan BEN İM oldu. Ve sonra keşfetti, irade ile, ona bir titreşim yerleştirmeyi keşfetti, bu da bir resim oluşturdu. Beni takip edebiliyor musun? Titreşim söz idi. Bir resme neden oldu, ve resim de kovalamaya, daha iyi olmaya, üretmeye, ve istediğini elde etmeye başlayan tekamül eden her şeydi. Ve sonra Ben kitabının büyük bir kısmı yangında yok edildi, ve vizyon/imgelem en önemli arayış olmaktan çıktı. Ve sonra söze dönüştü, sözün çoğulluğunu aramaya... ve siz sözün çoğulluğunda vizyonun ana temasını kaybettiniz. Şimdi, bunu şu gerçekle bağdaştırmaya başlayacaksınız; Tanrıça enerjisi ile, tüm ışığın denge enerjisi ile, vizyonu taşıyacaksınız ve o da sizi realitenizin kesin sonucuna taşıyacak. Sonuç olarak, en son ilke Mastermind dır ve böylece bir mastermind ın tüm ilkeleri bir araya gelince, tanımlanmış bir vizyon getirirler. Bu yüzden Mastermind ın on birinci ilke olması gerektiğini söylüyorum. Her şekilde, ilk on ilkenin tam olarak üstesinden gelmedikçe on birinci ilkeyi düşünmeyin, çünkü gerçeği bilmiyorsanız, o ilkeyi nasıl yaşamanız gerektiğini bilmezsiniz. Tamamlanmanın açıklığını bilmezseniz, sadece bilmiyorsunuzdur. Sonuçta geriye hiçbir şey kalmayacaktır. Tanrı korusun. Mahalo. * * * Bu akşamın mesajını dinlediyseniz eğer, dostlarım, o dişinin ötesine geçen bir dengeleyici ışık idi. O Yaratıcı Gücün dengeleyici ışığı idi. 5
Unutmayın, BEN BEN İM. Her biriniz bunu bu geceki dualarınızda söyleyin, hayatın kendisinin nefesine odaklanmaya başlayacaksınız. İyi akşamlar. Tercüme: 2004 Semra Ekmekci 2012 Limitsiz http://2012.8m.com e-mail: unlimited2012@yahoo.com 2003 Honolulu Church of Light 1539 Kapiolani Blvd. Honolulu, Hawaii 96814 USA Tel: 808-952-0880 www.kirael.com 6