GELİR İDARESİ ÖZELGELERİ 6 Mayıs 2015 İçindekiler Doğuştan Kalça Çıkığı Bulunan Engelli Kişinin İki Farklı Tarihli Raporu Olmaması Durumunda Bu Raporlara İstinaden Ötv İstisnasından Faydalanarak ÖTV'siz Araç Alıp Alamayacağı... 2 Sağ Dirseğinde Ankiloj Teşhisi Konulan Engelli Kişinin ÖTV İstisnasından Faydalanarak ÖTV'siz Araç Alıp Alamayacağı... 4 Organize Sanayi Bölgesi İçerisinde Yer Alan Bina Ya Da Binaların Bildirim Verilip Verilmediğine Bakılmaksızın İnşaatlarının Sona Erdiği Tarihi Takip Eden Bütçe Yılından İtibaren 5 Yıl Süre İle Emlak Vergisinden Muaf Olup Olmadıkları Hk... 6 Maliye Hazinesi Üzerine İrtifak Hakkı Tesis Sözleşmesi Yapılarak İnşa Edilen Seranın Emlak Vergisinden Muaf Olup Olmadığı Hk... 7 Şasi Kamyon Olarak ÖTV'si Ödenen Araç Üzerine Üst Yapı Monte Edilmiş Olması Halinde Ek Ötv Tarhiyatı Yapılıp Yapılmayacağı... 8 Gazla Çalışan Su Isıtıcısının Bacalı Veya Bacasız Satışında ÖTV Matrahı... 10 Cemaat Vakfına Bağışlanacak Gayrimenkulün Tapu Harcı, Veraset Ve İntikal Vergisinden İstisna Olup Olmadığı Ve Bağış Makbuzu Düzenlenip Düzenlenmeyeceği Hk... 11 Sanayide Enerji Verimliliği Proje Yarışmasında Ödül Alan Firmalara Yapılacak Ödemelerden Veraset Ve İntikal Vergisi Kesilip Kesilmeyeceği Hk... 13 İstisna Kapsamındaki Yurtdışı İnşaat İşine İlişkin Tahsil Edilemeyen Alacağın Şüpheli Hale Gelmesi Ve Buna İlişkin Kur Farklarının Değerlemesi Hk... 14 Fidan Dikimi, Çapalama Ve Temizlik Gibi İşler Yapılan Orman Alanlarının İşyeri Olarak Kabul Edilip Edilemeyeceği Hk... 16 Satın Alınan Şirket Hisselerine Yapılan Ödemelerin, Kayıtlı Değerinin Üzerinde Olması Durumunda Şerefiye Olarak Değerlendirilip Değerlendirilemeyeceği Hk.... 17 PTT Acentelerinin Vergisel Yükümlülükleri İle Defter Tutma Zorunlulukları Hk.... 18 Kabule Bağlı Projelerde Fatura Düzenleme Tarihi Hk.... 20 Hakedişe Tabi Hizmet Sözleşmelerinde Fatura Düzenlenme Tarihi Hk.... 21
Doğuştan kalça çıkığı bulunan engelli kişinin iki farklı tarihli raporu olmaması durumunda bu raporlara istinaden ÖTV istisnasından faydalanarak ÖTV'siz araç alıp alamayacağı Tarih: 07/04/2015 Sayı: 50426076-135[7-2014/20-102]-51 Kapsam KAYSERİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü Sayı: 50426076-135[7-2014/20-102]-51 07/04/2015 Konu: Sağ dirseğinde ankiloj teşhisi konulan engelli kişinin ÖTV istisnasından faydalanarak ÖTV'siz araç alıp alamayacağı. İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, söz konusu form ekinde ibraz edilen... Devlet Hastanesi tarafından düzenlenmiş olan %45 oranlı Engelli Sağlık Kurulu Raporu ile "Sağ dirsekte ankiloj" teşhisi konulduğundan bahisle, araç iktisap etmeniz durumunda 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunundaki malul ve engellilere ilişkin istisna hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmış olup, konu ile ilgili açıklamalara aşağıda yer verilmiştir. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendiyle, Kanuna ekli (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan; a) 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³'ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³'ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik derecesi %90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından, b) 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan (motor silindir hacmi 2.800 cm³'ü aşanlar, bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilenler, sürücü dâhil 8 kişiye kadar oturma yeri olan binek otomobilleri, yarış arabaları, arazi taşıtları hariç), yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi istiap haddinin %50'sinin altında olanlar ile sürücü dâhil 9 kişilik oturma yeri olanların, engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanmalarını gerektirecek nitelikte olduğunu ilgili mevzuat çerçevesinde alınan engelli sağlık kurulu raporuyla tevsik eden ve engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye veya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından, c) 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³'ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³'ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından, beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı ÖTV'den istisna edilmiş olup, söz konusu istisna uygulamasına ilişkin düzenleme ve açıklamalar 1 Seri No.lu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliğinin (7.2.1.) bölümü ile 5 ve 12 Sıra No.lu Özel Tüketim Vergisi Sirkülerlerinde yapılmıştır. Buna göre, Kanunun (7/2-c) maddesi uygulamasında, maddede belirtilen araçların engellilik derecesi (tüm vücut fonksiyon kaybı oranı) %90'ın altında olan malul ve engelliler tarafından ilk iktisabında ÖTV istisnasından faydalanılabilmesi için; - Maluliyeti veya engelliliği ile özel tertibat yaptırılan araçları kullanabileceğine dair "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" (veya raporun alındığı tarihte yürürlükte bulunan engellilere sağlık kurulu raporu verilmesine dair ilgili yönetmelik/mevzuat) hükümleri uyarınca yetkili bir sağlık kuruluşundan alınan özürlü sağlık kurulu raporuna sahip olma, - "H" sınıfı sürücü belgesine sahip olma, - Bizzat kullanım amacıyla, araçta engelliliğe uygun hareket ettirici tadilat yapılması, şartları aranılmaktadır.
Ayrıca, 12 Sıra No.lu Özel Tüketim Vergisi Sirkülerinin "Hareket Ettirici Tertibatın Kapsamı" başlıklı (3/b) bölümüne göre, bahse konu uygulamada, hareket ettirici aksam olarak debriyaj, fren ve gaz pedalları ile vites kolunda sabitlenmiş bir şekilde özel tertibat yapılması gerekmekte olup, yapılan özel tertibatın kişinin engelliliği ile uyumlu olması da yasal bir zorunluluktur. Engellilik derecesi %90'ın altında olanların gaz, fren, debriyaj pedalları ile vites kolunda engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptırmaksızın kullanabilecek olduğu araçların ilk iktisabında söz konusu istisnadan yararlanılması mümkün olmadığı gibi araca hareket ettirici özel tertibat sayılmayan (direksiyona topuz takılması, engelin bulunduğu taraftaki silecek kolu, sinyal ve kontak gibi düzeneklerin diğer tarafa alınması, dikiz aynaları ile ilgili düzeneklerin yapılması, araca işitme ve konuşma engelli olduğunu belirtir işaretler takılması gibi) tadilatlar yaptırılması durumunda da söz konusu istisnanın uygulanması mümkün değildir. yukarıda belirtilen nitelikte olduğunun ve sadece engelliliğinize uygun özel tertibat yaptırılan araçları kullanabileceğinizin tevsik edilmesi halinde, diğer şartların da sağlanması suretiyle, mezkur Kanunun (7/2-c) maddesi uygulamasından yararlanmanız mümkündür. Dolayısıyla, "H" sınıfı sürücü belgesine sahip ve engellilik oranı (tüm vücut fonksiyon kaybı oranı) %90'ın altında olan malul ve engellilerin, bahse konu istisna uygulaması kapsamında araç alımları için öncelikle malul ve engellilik durumlarının aracın hareket ettirici aksamında (debriyaj, fren veya gaz pedalı ile vites kolu) sabitlenmiş hareket ettirici tertibat yaptırılmasını gerektirecek nitelikte olması gerekmekte olup, özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %90 ın altında olanların "H" sınıfı sürücü belgesine sahip olsalar dahi, aracın hareket ettirici aksamında engelliliğe uygun hareket ettirici özel tertibat yaptırmalarına gerek olmadan kullanabilecekleri araçları iktisabında Kanunun (7/2-c) maddesinde düzenlenen istisnadan yararlanmaları mümkün değildir. Bunun yanı sıra, bu uygulamadan esas itibariyle yukarıda belirtilen kapsamdaki ortopedik engelliler yararlanabilmekte olup, engellilik durumunun tevsikinde ibrazı zorunlu olan sağlık kurulu raporunun, sadece maluliyeti veya engelliliği ile özel tertibat yaptırılan araçların kullanılabileceğine dair değerlendirmeyi ya da bu hususun anlaşılabilmesini sağlayacak değerlendirmeleri/açıklamaları içerecek şekilde düzenlenmiş olması gerekmektedir. Bu çerçevede, "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri uyarınca yetkili bir sağlık kuruluşundan alınacak engelli sağlık kurulu raporuyla, mevcut engellilik durumunuzun
Sağ dirseğinde ankiloj teşhisi konulan engelli kişinin ÖTV istisnasından faydalanarak ÖTV'siz araç alıp alamayacağı Tarih: 07/04/2015 Sayı: 50426076-135[7-2014/20-101]-52 Kapsam KAYSERİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü Sayı: 50426076-135[7-2014/20-101]-52 07/04/2015 Konu: Doğuştan kalça çıkığı bulunan engelli kişinin iki farklı tarihli raporu olaması durumunda bu raporlara istinaden ÖTV istisnasından faydalanarak ÖTV'siz araç alıp alamayacağı. İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, söz konusu form ekinde ibraz edilen... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenmiş ve %37 engellilik oranı (özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı) tespiti içeren... tarihli ve... sayılı engelli sağlık kurulu raporu ile... Devlet Hastanesi tarafından düzenlenmiş ve %40 oranında engellilik derecesi tespiti içeren... tarihli ve... sayılı sakatlar için sağlık kurulu raporuna istinaden sıfır araç alımında ÖTV istisnasından yararlanılıp yararlanılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edildiği anlaşılmaktadır. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendiyle, Kanuna ekli (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan; a) 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³'ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³'ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik derecesi %90 veya daha fazla olan malûl ve engelliler tarafından, b) 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan (motor silindir hacmi 2.800 cm³'ü aşanlar, bütün tekerlekleri motordan güç alan veya alabilenler, sürücü dâhil 8 kişiye kadar oturma yeri olan binek otomobilleri, yarış arabaları, arazi taşıtları hariç), yük taşımasında kullanılıp azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan ve yolcu taşıma kapasitesi istiap haddinin %50'sinin altında olanlar ile sürücü dâhil 9 kişilik oturma yeri olanların, engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullanmalarını gerektirecek nitelikte olduğunu ilgili mevzuat çerçevesinde alınan engelli sağlık kurulu raporuyla tevsik eden ve engellilik derecesi %90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye veya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından, c) 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³'ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³'ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından, beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı ÖTV'den istisna edilmiş olup, söz konusu istisna düzenlemesi ile ilgili olarak, 1 Seri No.lu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliğinin (7.2.1) bölümü ile 5 ve 12 Sıra No.lu Özel Tüketim Vergisi Sirkülerlerinde gerekli açıklamalar yapılmıştır. Bu çerçevede, mezkur Kanunun (7/2-c) maddesi uygulamasında, uygulama kapsamındaki araçların engellilik derecesi (tüm vücut fonksiyon kaybı oranı) %90'ın altında olan malul ve engelliler tarafından ilk iktisabında ÖTV istisnasından faydalanılabilmesi için; - Maluliyeti veya engelliliği ile özel tertibat yaptırılan araçları kullanabileceğine dair "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" (veya raporun alındığı tarihte yürürlükte bulunan engellilere sağlık kurulu raporu verilmesine dair ilgili yönetmelik/mevzuat) hükümleri uyarınca yetkili bir sağlık kuruluşundan alınan özürlü sağlık kurulu raporuna sahip olma, - Bizzat kullanım amacıyla, araçta engelliliğe uygun hareket ettirici tadilat yapılması,
- "H" sınıfı sürücü belgesine sahip olma, şartları aranmaktadır. Ayrıca, bahse konu uygulamada, hareket ettirici aksam olarak debriyaj, fren ve gaz pedalları ile vites kolunda sabitlenmiş bir şekilde özel tertibat yapılması gerekmekte olup, yapılan özel tertibatın kişinin engelliliği ile uyumlu olması da yasal bir zorunluluktur. Engellilik derecesi %90'ın altında olanların gaz, fren, debriyaj pedalları ile vites kolunda engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptırmaksızın kullanabilecek olduğu araçların ilk iktisabında söz konusu istisnadan yararlanılması mümkün olmadığı gibi araçta hareket ettirici özel tertibat sayılmayan (direksiyona topuz takılması, engelin bulunduğu taraftaki silecek kolu, sinyal ve kontak gibi düzeneklerin diğer tarafa alınması, dikiz aynaları ile ilgili düzeneklerin yapılması, araca işitme ve konuşma engelli olduğunu belirtir işaretler takılması gibi) tadilatlar yaptırılması durumunda da söz konusu istisnanın uygulanması mümkün değildir. durumunu gösteren en son tarihli engelli sağlık kurulu raporu dikkate alınmakta olup, eski tarihli raporların bu uygulamada geçerliliği bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra, başvurunuz eki... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenmiş Engelli Sağlık Kurulu Raporunun incelenmesinden, Raporun "Teşhis" bölümünde "Sağ doğuştan kalça çıkığı+sağ koksartroz+sağ alt ekstremite 3.5 cm kısa"; "Raporun kullanım amacı" bölümünde ise "Özel tertibatlı araç için özel tertibatlı araca ihtiyacı yoktur." açıklamalarına yer verildiği anlaşılmıştır. Buna göre, mevcut ÖTV mevzuatı uyarınca, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun (7/2-c) maddesi uygulamasından yararlanmanız mümkün değildir. Dolayısıyla, diğer şartların yanı sıra, engellilik oranı (tüm vücut fonksiyon kaybı oranı) %90'ın altında olan malul ve engellilerin bahse konu istisna uygulaması kapsamında araç alımları için öncelikle malul ve engellilik durumlarının aracın hareket ettirici aksamında (debriyaj, fren veya gaz pedalı ile vites kolu) sabitlenmiş hareket ettirici tertibat yaptırılmasını gerektirecek nitelikte olması gerekmekte olup, özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %90'ın altında olanların "H" sınıfı sürücü belgesine sahip olsalar dahi, aracın hareket ettirici aksamında engelliliğe uygun hareket ettirici özel tertibat yaptırmalarına gerek olmadan kullanabilecekleri araçları iktisabında Kanunun (7/2-c) maddesinde düzenlenen istisnadan yararlanmaları mümkün değildir. Diğer taraftan, bu uygulamadan esas itibariyle yukarıda belirtilen kapsamdaki ortopedik engelliler yararlanabilmekte olup, engellilik durumunun tevsikinde ibrazı zorunlu olan engelli sağlık kurulu raporunun, sadece maluliyeti veya engelliliği ile özel tertibat yaptırılan araçların kullanabileceğine dair değerlendirmeyi ya da bu hususun anlaşılabilmesini sağlayacak değerlendirmeleri/açıklamaları içerecek şekilde düzenlenmiş olması gerekmektedir. Bununla birlikte, mezkur ÖTV uygulamasında, istisnadan yararlanmak isteyen malul ve engellinin birden fazla engelli sağlık kurulu raporunun bulunması durumunda, mevcut engellilik
Organize sanayi bölgesi içerisinde yer alan bina ya da binaların bildirim verilip verilmediğine bakılmaksızın inşaatlarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile emlak vergisinden muaf olup olmadıkları hk Tarih: 18/03/2015 Sayı: 35672403-010.01[175-5-f-05-2014]-13 HATAY VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü) Sayı: 35672403-010.01[175-5-f-05-2014]-13 18/03/2015 Konu: Emlak Vergisi Muafiyeti İlgide kayıtlı özelge talep formunda; İskenderun Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde bulunan ve yeni inşa edilen termik santral tesisinizin Emlak Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin (f) fıkrası gereği 5 yıl süre ile geçici muafiyet durumunun söz konusu olduğu, aynı maddenin (a), (b), (c) ve (d) fıkralarında yer alan muafiyetlerden istifade için bu fıkralarda yazılı hallerin vukuunda keyfiyetin bildiriminin zorunlu olduğu, (f) fıkrasıyla ilgili böyle bir zorunluluğun bulunmamasına karşın bildirimde bulunulmadığı gerekçesiyle ilgili taşınmaz için emlak vergisi tahakkuku yapılmak istenildiği belirtilerek, Hatay İskenderun Belediyesi Emlak Müdürlüğüne verilmek üzere muafiyetinizin mevcudiyeti ve bildirim zorunluluğu olmadığını ifade edici özelge verilmesi talep edilmektedir. Bilindiği üzere, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye sınırları içinde bulunan binaların bu Kanun hükümlerine göre bina vergisine tabi olduğu, 2 nci maddesinde, bina tabirinin, yapıldığı madde ne olursa olsun, gerek karada gerek su üzerindeki sabit inşaatın hepsini kapsadığı, 3 üncü maddesinde de bina vergisinin binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler tarafından ödeneceği, hükme bağlanmıştır. Anılan Kanununun "Geçici muaflıklar" başlıklı 5 inci maddesinde, "... f) Organize sanayi bölgeleri ile sanayi ve küçük sanat sitelerindeki binalar, inşalarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile geçici muafiyetten faydalandırılır. Yukarda (a), (b), (c) ve (d) fıkralarında yazılı muafiyetlerden istifade için, mezkür fıkralarda yazılı hallerin vukuunda, keyfiyetin bütçe yılı içinde ilgili vergi dairesine bildirilmesi şarttır. Ancak, bu olaylar bütçe yılının son üç ayı içinde vuku bulduğu takdirde bildirim, olayın vuku bulduğu tarihten itibaren üç ay içinde yapılır. Süresinde bildirimde bulunulmazsa muafiyet, bildirimin yapıldığı yılı takibeden bütçe yılından muteber olur. Bu takdirde bildirimin yapıldığı bütçe yılının sonuna kadar geçen yıllara ait muafiyet hakkı düşer. (Köylerdeki inşaat için bildirimde bulunulmaz.)" hükmü yer almaktadır. Aynı Kanunun 33 üncü maddesinin (1) inci fıkrasında, yeni bina inşa edilmesinin vergi değerini tadil eden sebep olduğu belirtilmiş, 23 üncü maddesinde, bu Kanunun 33 üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde değişikliğin vuku bulduğu bütçe yılı içerisinde, değişiklik bütçe yılının son üç ayı içinde vuku bulmuş ise üç ay içinde ilgili belediyeye emlak vergisi bildirimi verileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, organize sanayi bölgesi içerisinde yer alan bina ya da binalarınızın bildirim verilip verilmediğine bakılmaksızın inşaatlarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile emlak vergisinden muaf tutulması gerekmektedir. Öte yandan; söz konusu taşınmazlarınızın yeni inşa edilmiş olması, vergi değerlerinin tadiline neden olduğundan ilgili belediyeye bu duruma ilişkin bildirimin verilmesi zorunludur.
Maliye hazinesi üzerine irtifak hakkı tesis sözleşmesi yapılarak inşa edilen seranın emlak vergisinden muaf olup olmadığı hk Tarih: 16/03/2015 Sayı: 50426076-175.01[4-2014/20-43]-36 Kapsam binaların bu Kanun hükümlerine göre bina vergisine tabi olduğu, "Daimi Muaflıklar" başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde ise kiraya verilmemek ve zirai istihsalde kullanılmak şartıyla makina ve alet depoları, zahire ambarları, samanlıklar, arabalıklar, ağıllar, ahırlar, kümesler, kurutma mahalleri, böcekhaneler, serler(seralar) ve benzeri binalarla, işçi ve bekçi bina, kulübe ve barakalarının daimi olarak bina vergisinden muaf olduğu, bu binalardan bir kısmı ikamete, bir kısmı da fıkrada yazılı maksatlara tahsis edilmiş bulunduğu takdirde sadece ikamete tahsis olunan kısmın vergiye tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükümlere göre, şirketinizce irtifak hakkı sözleşmesi yapılarak Maliye Hazinesine ait olan arsa üzerine inşa edilen seranın, kiraya verilmemek ve zirai istihsalde kullanılmak şartıyla Emlak Vergisi Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine göre emlak vergisinden muaf tutulması gerekmektedir. KAYSERİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü) Sayı: 50426076-175.01[4-2014/20-43]-36 16/03/2015 Konu: Maliye hazinesi üzerine irtifak hakkı tesis sözleşmesi yapılarak inşa edilen seranın emlak vergisinden muaf olup olmadığı hk. İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinde, Şirketinizin Maliye Hazinesine ait Yozgat İli, Boğazlıyan İlçesi, Bahariye Köyü, 6-7 pafta, 17 cilt, 1595 parsel, 1646 sayfa no.lu, 314.702,20 m² arsa için 28.02.2012 tarihinde 28.07.2035 tarihine kadar devam edecek irtifak hakkı sözleşmesi yaptığı ve bu arsa üzerine tarımsal amaçlı jeotermal sera yatırımı yaptığı belirtilerek, söz konusu sera yatırımının emlak vergisinden muaf olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye sınırları içinde bulunan
Şasi kamyon olarak ÖTV'si ödenen araç üzerine üst yapı monte edilmiş olması halinde ek ÖTV tarhiyatı yapılıp yapılmayacağı Tarih: 13/03/2015 Sayı: 39044742-135-438 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü) Sayı: 39044742-135-438 13/03/2015 Konu: Şasi kamyon olarak ÖTV'si ödenen araç üzerine üst yapı monte edilmiş olması halinde ek ÖTV tarhiyatı yapılıp yapılmayacağı. İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden,... Ltd. Şti. den temin edilen kamyon şasileri üzerine "Hidrolik İtme Sistemli Açık Saç Kasa" tadilatı yaptığınız, söz konusu hizmet nedeniyle adı geçen şirkete "Üst Yapı İmalat" faturası düzenlediğiniz, adı geçen şirket tarafından da firmanıza ayrı ayrı olmak üzere kamyon şasisi ve "Saç küvet tipi damper" faturalarının düzenlendiği, kayıt ve tescilden önce yapılan söz konusu tadilat işleminden dolayı ÖTV yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun (1/1) maddesinde, Kanuna ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabının bir defaya mahsus olmak üzere ÖTV'ye tabi olduğu; (1/2) maddesinde, ÖTV kapsamına giren malların Türk Gümrük Tarife Cetvelinde tanımlanan eşyalar olduğu; (2/1-b) maddesinde ilk iktisabın, (II) sayılı listedeki mallardan Türkiye'de kayıt ve tescil edilmemiş olanların kullanılmak üzere ithali, müzayede yoluyla veya kayıt ve tescil edilmiş olsa dahi Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre iade edilenler de dahil motorlu araç ticareti yapanlardan iktisabını, motorlu araç ticareti yapanlar tarafından kullanılmaya başlanmasını, aktife alınmasını veya adlarına kayıt ve tescil ettirilmesini ifade ettiği; (2/1-d) maddesinde, motorlu araç ticareti yapanların, kayıt ve tescile tabi araçları satmak üzere imal ve inşa edenler, fabrika, ana bayii, bölge bayii, bayi, yetkili satıcı ve acenteler ile Maliye Bakanlığınca bu nitelikte oldukları tespit edilenler olduğu; 9 uncu maddesinde, özel tüketim vergisine tâbi malların, yer aldığı listedeki başka bir malın imalinde kullanılması halinde ödenen verginin, Maliye Bakanlığınca belirlenen esaslara göre ödenecek vergiden indirileceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca, 1 Seri No.lu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliğinin; - (2.5) bölümünde, Kanunda "Maliye Bakanlığınca bu nitelikte oldukları tespit edilenler" olarak nitelendirilenlerin, Türkiye'de kayıt ve tescil edilmemiş motorlu araçlar üzerinde tadilat veya ek imalat yapmak suretiyle motorlu araç ticaretiyle uğraşan kişi ve kurumlar olduğu, - (15.3.1.) bölümünde, motorlu araç ticareti yapanlardan satın alınan ve kayıt ve tescil ettirilmeden önce bir başka araca dönüştürülen araçların ilk iktisabında ÖTV'nin doğduğu; dolayısıyla kayıt ve tescile tabi bir aracı satın alıp, kayıt ve tescil ettirmeksizin üzerinde tadilat veya ek imalat yapmak veya yaptırmak suretiyle kayıt ve tescile tabi bir başka araç imal edenlerin de ÖTV mükellefi olarak, söz konusu araçları ilk iktisap kapsamında teslim etmeleri, kullanmaya başlamaları, aktife almaları veya adına kayıt ve tescil ettirmeleri işleminde vergi beyan edecekleri; kayıt ve tescile tabi araçları satın alarak kayıt ve tescil ettirmeden tadilat veya ek imalat yapanların sanayi sicil belgesini haiz olmaları halinde, Tebliğin (2.5.) bölümünde belirlenen esaslara göre Bakanlığımızdan (Gelir İdaresi Başkanlığından) yazı alarak, tadilat veya ek imalat yapmak üzere motorlu araç alımında veya ithalinde ÖTV uygulanmamasının mümkün olduğu; kayıt ve tescile tabi araçları satın alarak kayıt ve tescil ettirmeden önce bir başka araca dönüştürenlerin söz konusu yazıyı alma şartlarını haiz olmamaları veya şartları haiz olmakla birlikte almamış olmaları halinde, bu amaçla olsa dahi söz konusu araçları ÖTV uygulanmadan iktisap etmelerinin mümkün olmadığı; bu durumda ÖTV ödeyerek satın alınan araçları kayıt ve tescil ettirmeden önce bir başka araca dönüştürenlerin, bu araçları iktisabında ödedikleri ÖTV'yi, dönüştürülerek ilk iktisabı yapılan araçlar için hesaplanacak ÖTV'den indirmesinin, Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca mümkün bulunduğu belirtilmiştir.
Öte yandan, bir eşyanın Türk Gümrük Tarife Cetvelinde hangi gümrük tarife istatistik pozisyon (G.T.İ.P.) numarası kapsamında işlem göreceğinin belirlenmesi konusunda tek yetkili kurum Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olup, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 8 ve 9 uncu maddelerine dayanılarak yayımlanan 10 ve 11 Seri No.lu Gümrük Genel Tebliğleri (Tarife) uyarınca GTİP tespitine yönelik olarak yükümlülerin bilgi taleplerinin Bağlayıcı Tarife Bilgisi veya Tarife Bilgi talebi şeklinde Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüklerine yapılması gerekmektedir. Diğer taraftan, ÖTV Kanununun (11/3) maddesine göre, Kanuna ekli (II) sayılı liste kapsamındaki kayıt ve tescile tabi araçlar için verginin matrahı; bunların ilk iktisabında hesaplanacak ÖTV hariç, KDV matrahını oluşturan unsurlardan teşekkül etmekte olup, konu ile ilgili olarak 1 Seri No.lu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliğinin "Verginin Matrahı" başlıklı 10. bölümünde, ÖTV matrahına esas alınacak olan KDV matrahının tespitinde 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 20 ila 27 nci maddeleri hükümleri ile bu hükümlere ilişkin KDV Genel Tebliğlerinde yapılan açıklamaların dikkate alınacağı açıklamasına yer verilmiştir. Bu çerçevede, esas itibariyle, ilk iktisabı yapılarak kayıt ve tescilden önce tadilata tabi tutulmak suretiyle kayıt ve tescile tabi başka bir motorlu kara aracına dönüşümü yapılan araçlar bakımından söz konusu Genel Tebliğin (15.3.1.) bölümü çerçevesinde işlem tesis ettirilmektedir. Bahse konu uygulama kapsamında, temel kriterler, tadilat sonucu aracın Kanuna ekli (II) sayılı listeye göre farklı bir tarife pozisyonunda yer alan veya aynı G.T.İ.P. numarasında yer almakla birlikte farklı oranda ÖTV'ye tabi olan bir araca dönüştürülüp dönüştürülmediği olmakla birlikte, G.T.İ.P. numarasında veya vergi oranında değişiklik olmayan fakat cins veya özellikleri farklı bir başka araca dönüşüme yönelik tadilat işlemlerinde de mezkûr Genel Tebliğin (15.3.1.) bölümü çerçevesinde işlem tesis ettirilmektedir. Ancak, Başkanlığımızca, kamyon şasisi üzerine kasa, damper, tanker, konteyner, frigorifik kasa ve benzeri üst ekipman monte edilmek suretiyle yaptırılan tadilatlarda, kamyon özelliği halen devam ettiğinden tarife pozisyonu veya vergi oranında değişiklik olmadığı sürece ek ÖTV beyanı ve ödemesi aranmaması yönünde uygulamaya yön verilmiştir. Ayrıca, kayıt ve tescilden önce yapılan tadilat neticesinde daha düşük oranda ÖTV'ye tabi bir araca dönüşüm nedeniyle daha az tutarda vergi hesaplanan durumlarda yukarıda belirtilen şekilde işlem tesis ettirilmemektedir. Buna göre; 1- İlk iktisabı yapılan kamyon şasisi üzerine, alıcılar tarafından daha sonra kasa, damper, tanker, konteyner, frigorifik kasa ve benzeri üst ekipman monte edilmesi suretiyle aracın, mükellefler tarafından kendi faaliyetlerinde kullanılmak üzere tadil edilmesinde esas itibariyle ilave ÖTV beyanı ve ödemesi gerekmemektedir. Ancak, motorlu araç ticareti yapanlar tarafından, ÖTV'siz iktisabı yapılan kamyon şasileri üzerine yukarıda belirtilen kapsamda tadilat yapılmak suretiyle araçların aktife alınması, kullanılmaya başlanması veya kendi adlarına kayıt ve tescil edilmesi hallerinde ilk iktisap gerçekleşeceğinden, bu durumda şasi bedeli ve tadilat harcamaları da dikkate alınarak belirlenecek emsal bedel üzerinden genel hükümler çerçevesinde ÖTV beyanı ve ödemesi gerektiği açıktır. 2- Motorlu araç ticareti yapanlar tarafından satılmak üzere iktisap edilen kamyon şasisi üzerine kayıt ve tescilden önce kasa, damper, tanker, konteyner, frigorifik kasa ve benzeri üst ekipman monte edilmesi/ettirilmesi suretiyle ilk iktisap kapsamında tesliminde, aracın bu haliyle teslimine ilişkin satış bedeli (şasi bedeli ve tadilat harcamaları da dikkate alınmak suretiyle belirlenecek emsal bedelden düşük olamaz.) üzerinden ÖTV hesaplanması gerekmektedir. Kamyon şasisi için ödenmiş ÖTV'nin bulunması halinde bu tutarın, hesaplanan ÖTV'den indirilmesi mümkündür. 3- Kamyon bir bütün (şasi + üst ekipman) halinde ilk iktisap kapsamında teslim edilmekle birlikte, üst ekipman (kasa, damper, tanker, konteyner, frigorifik kasa ve benzeri) eklemeye yönelik tadilat harcamalarının araca ait faturada ÖTV matrahı dışında bırakılması veya üst ekipman (kasa, damper, tanker, konteyner, frigorifik kasa ve benzeri) tadilatına ait faturanın ayrı olarak ya da sonraki bir tarihte düzenlenmesi suretiyle sadece şasi kamyon bedeli esas alınarak ÖTV hesaplanması durumunda, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesi kapsamında işlem tesis edileceği tabiidir. 4- Yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde, başvurunuza konu olayda,... Ltd. Şti. tarafından kamyonun bir bütün (şasi + üst ekipman) halinde firmanıza ilk iktisap kapsamında teslim edildiği değerlendirildiğinden, bu işleme ilişkin ÖTV matrahının, "Üst Yapı İmalat" bedeli de dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.
Gazla çalışan su ısıtıcısının bacalı veya bacasız satışında ÖTV matrahı Tarih: 12/03/2015 Sayı: 39044742-135-436 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü) Sayı: 39044742-135-436 12/03/2015 Konu: Gazla çalışan su ısıtıcısının bacalı veya bacasız satışında ÖTV matrahı. İlgi kayıtlı özelge talep formunda, Firmanız tarafından imal edildiği ve 8419.11.00.00.00 G.T.İ.P. numarasında yer alan gazla çalışan su ısıtıcı niteliğinde olduğu belirtilen şofbenlerin bacalı veya bacasız olarak satışının yapıldığı belirtilerek bacaya ait bedelin özel tüketim vergisi matrahına dahil edilip edilmeyeceği hususunda görüş talep edilmektedir. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde, Kanuna ekli (IV) sayılı listedeki malların ithalatı veya imal edenleri tarafından tesliminin bir defaya mahsus olmak üzere ÖTV'ye tabi olduğu; (11/3) maddesinde, (II), (III) [(B) cetvelindekiler hariç] ve (IV) sayılı listelerdeki mallar için verginin matrahının; bunların teslimi, ilk iktisabı ve ithalinde, hesaplanacak özel tüketim vergisi hariç katma değer vergisi matrahını oluşturan unsurlardan teşekkül ettiği; (12/1) maddesinde ise, özel tüketim vergisinin, bu Kanuna ekli listelerde yazılı malların karşılarında gösterilen tutar ve/veya oranlarda alınacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, Kanunun (11/3) maddesi uygulamasına ilişkin olarak 1 Seri No.lu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliğinin (10.) bölümünde, ÖTV matrahına esas alınacak olan KDV matrahının tespitinde, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 20 ila 27 nci maddeleri hükümleri ile bu hükümlere ilişkin Katma Değer Vergisi Genel Tebliğlerinde yapılan açıklamaların dikkate alınacağının tabii olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 20 nci maddesinde KDV matrahının, teslim ve hizmet işlemlerinin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin; malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan ya da bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer şekillerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği hükme bağlanmıştır. Öte yandan, Özel Tüketim Vergisi Kanunun (1/2) maddesi uyarınca, Kanuna ekli listelerde yer alan mallar Türk Gümrük Tarife Cetvelinde tanımlanan eşyalar olup, bir eşyanın Türk Gümrük Tarife Cetvelinin hangi gümrük tarife istatistik pozisyon numarasında sınıflandırılacağı hususunda yetkili kurum Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'dır. Bunun yanı sıra, mezkur Kanuna ekli (IV) sayılı listede "8419.11.00.00.00 Gazla çalışan anında su ısıtıcılar" sırası da yer almakta olup, bu G.T.İ.P. numarası kapsamındaki malların ithali ve imalatçıları tarafından teslimi %6,7 oranında ÖTV'ye tabi bulunmaktadır. Ancak, mezkur listede yer alan malların aksam ve parçalarının ithali veya imalatçıları tarafından teslimi, tek başlarına Kanuna ekli listelerdeki G.T.İ.P. numaraları kapsamında değerlendirilmemesi kaydıyla, ÖTV'ye tabi bulunmamaktadır. Bu çerçevede; 1- Başvurunuzda belirtilen, gazla çalışan su ısıtıcısı niteliğindeki şofbene ait bacanın, şofbenden bağımsız olarak satışı; "baca" Kanuna ekli (IV) sayılı listede yer alan G.T.İ.P. numaraları kapsamında bir mal olmadığından, ÖTV'ye tabi olmayacaktır. 2- Söz konusu şofbenin bacalı olarak takım halinde satılması durumunda, bacaya ait bedelin de ÖTV matrahına dahil edilmek suretiyle ÖTV'nin hesaplanması gerekmekte olup, bacaya ait bedelin ÖTV matrahı haricinde bırakılması söz konusu olmayacaktır. 3- Şofben, bacalı olarak takım halinde satılmakla birlikte; bacaya ait bedelin faturada ÖTV matrahı dışında bırakılması veya bacaya ait faturanın ayrı olarak ya da sonraki bir tarihte düzenlenmesi suretiyle sadece bacasız şofben bedeli esas alınarak ÖTV hesaplandığının tespiti halinde, bu durumun 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesi kapsamında muvazaa olarak değerlendirileceği tabiidir.
Cemaat vakfına bağışlanacak gayrimenkulün tapu harcı, veraset ve intikal vergisinden istisna olup olmadığı ve bağış makbuzu düzenlenip düzenlenmeyeceği hk Tarih: 16/02/2015 Sayı: 97895701-140[57-2014/106]-257 Kapsam İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü) Sayı: 97895701-140[57-2014/106]-257 16/02/2015 Konu: Cemaat vakfına bağışlanacak gayrimenkulün tapu harcı,veraset ve intikal vergisinden istisna olup olmadığı ve bağış makbuzu düzenlenip düzenlenmeyeceği hk. İlgide kayıtlı özelge talep formunda, vakfınızın faaliyetinin devamı için bazı kişi ve kuruluşların gayrimenkul bağışında bulunmak istemeleri üzerine gayrimenkullerin vakfınız adına tescilinde 492 sayılı Harçlar Kanununa göre tapu harcı alınıp alınmayacağı, vakfınız adına ivazsız olarak intikal edecek gayrimenkuller nedeniyle 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 3 üncü maddesi gereğince vakfınızın veraset ve intikal vergisi muafiyeti bulunup bulunmadığı ve söz konusu gayrimenkuller için bağış makbuzu düzenlenip düzenlenmeyeceği hususunda bilgi verilmesi istenilmektedir. HARÇLAR KANUNU YÖNÜNDEN 492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesinde; "Tapu ve Kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanları, tapu ve kadastro harçlarına tabidir." hükmü yer almakta olup, Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin "I-Tapu işlemleri" başlıklı bölümünün 4 üncü maddesinde, gayrimenkullerin ve mülkiyetten gayri aynı hakların bağışlanmasında, kanuni mirasçılar dışında intifa hakkından kuru mülkiyet sahibi lehine ivazsız feragat edilmesinde ve süreli intifa haklarında süre olarak intifa hakkının sona ermesinde kayıtlı değer üzerinden nispi harç aranılacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu harç oranı 24/12/2012 tarihli ve 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına istinaden 69 Seri No'lu Harçlar Kanunu Genel Tebliği ile 01/01/2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere binde 68,31 olarak belirlenmiştir. Aynı Kanunun 59 uncu maddesinin (b) bendinde de; kamu menfaatlerine yararlı dernekler ile Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların iktisap edecekleri gayrimenkullerin vesair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleriyle, bu dernek ve vakıflara ait tesislerin ve bu tesislerin sonradan iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair aynı hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ve bunların terkinlerinin harçtan müstesna tutulacağı hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun "Kapsam" başlıklı 2 nci maddesinde; "Bu Kanun, mazbut, mülhak ve yeni vakıflar, cemaat ve esnaf vakıfları ile Vakıflar Genel Müdürlüğünü kapsar" hükmü, "Muafiyet ve İstisnalar" başlıklı 77 nci maddesinde; "Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait taşınmazlar Devlet malı imtiyazından yararlanır, haczedilemez, rehnedilemezler. Tüm iş ve işlemleri, her türlü vergi, resim, harç ve katılım payından istisnadır." hükmü yer almaktadır. İncelenmesinden de anlaşılacağı üzere, 5737 sayılı Vakıflar Kanununda, cemaat vakıflarının tapuda yapacağı işlemlere ilişkin istisna hükmü bulunmamaktadır. Bu itibarla, söz konusu gayrimenkullerin vakfınız adına tapuda yapılacak tescil işleminden, vakfınızın Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflardan olmaması halinde, (4) sayılı tarifenin I/4 bendine göre binde 68,31 oranında tapu harcı aranılması gerekmektedir. VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye'de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu, 2 nci maddesinin (c) bendinde de "Veraset" tabirinin; miras, vasiyet ve miras mukavelesi gibi ölüme bağlı tasarrufları ifade ettiği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 3 üncü maddesinin (a) fıkrasında, amme idareleri, emekli ve yardım sandıkları, sosyal sigorta kurumları, umumi menfaate hadim cemiyetler, siyasi partiler ve bunlara ait olan veya bunların aralarında kurdukları teşekküllerden kurumlar vergisine tabi olmayanların, (b) fıkrasında ise (a) fıkrasında sayılanlar dışında kalan hükmi şahıslara ait olup, umumun istifadesi için ilim, araştırma, kültür, sanat, sıhhat, eğitim, sağlık, hayır, imar, spor gibi maksatlarla kurulan teşekküllerin veraset ve intikal vergisinden muaf oldukları hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümlere göre, anılan Kanunun 3 üncü maddesinin (a) fıkrasında sayılan kurumlar ile bunların dışında kalıp maddenin (b) fıkrasında sayılan ve herkesin yararlanmasına açık bir şekilde faaliyette bulunan tüzel kişilerin veraset ve intikal vergisinden muaf tutulması gerekmektedir. Ayrıca, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 3 üncü maddesinde "...Vakıflar: Mazbut, mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıfları..." hükmü, 77 nci maddesinin 8 inci fıkrasında da "Kuruluşunda veya kurulduktan sonra vakıflara bağışlanan taşınır taşınmaz malların veraset ve intikal vergisinden istisnadır." hükmü yer almaktadır. Bu itibarla, vakfınızın 7338 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (b) fıkrasında sayılan konularda herkesin yararlanmasına açık bir şekilde faaliyette bulunması şartıyla, veraset ve intikal vergisinden muaf tutulması, ayrıca 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 77 nci maddesinin 8 inci fıkrası gereğince de vakfınıza yapılan bağışların veraset ve intikal vergisinden istisna edilmesi gerekmektedir.
Sanayide Enerji Verimliliği Proje Yarışmasında ödül alan firmalara yapılacak ödemelerden veraset ve intikal vergisi kesilip kesilmeyeceği hk Tarih: 12/02/2015 Sayı: 90792880-160.01.03[2014/72]-140 ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü) Sayı: 90792880-160.01.03[2014/72]-140 12/02/2015 Konu: Sanayide Enerji Verimliliği Proje Yarışmasında ödül alan firmalara yapılacak ödemelerden veraset ve intikal vergisi kesilip kesilmeyeceği hk İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, Sanayide Enerji Verimliliği Proje Yarışması düzenlediği, Proje Değerlendirme Jürisi tarafından ödüle hak kazanan firmalara yapılacak olan ödemeler için düzenlenen Ödeme Emri Belgelerinin, Bakanlığınız Merkez Saymanlık Müdürlüğünce bu ödemelerin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu gerekçesiyle iade edildiği belirtilerek, söz konusu ödemelerin veraset ve intikal vergisine tabi tutulup tutulmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün sorulduğu anlaşılmıştır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış olup, Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde de her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiştir. Anılan Kanunun 38 inci maddesinde "Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce: 1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir; 2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur. Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41'inci maddeleri hükümlerine uyulur." hükmü yer almaktadır. Gelir Vergisi Kanununun "Teşvik ikramiye ve mükafatları" başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendiyle, ilim ve fenni, güzel sanatları, tarımı, hayvan yetiştirilmesini ve memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadıyla verilen ikramiye ve mükafatlar gelir vergisinden müstesna tutulmuştur. Buna göre, "Sanayide Enerji Verimliliği Proje Yarışması" kapsamında ödül kazanan firmaların kurumlar vergisi mükellefi olduğu ve Gelir Vergisi Kanununun 29 uncu maddesinde yer alan düzenlenmenin kurumlar vergisi mükelleflerine uygulanmasının mümkün olmadığı hususları dikkate alındığında söz konusu yarışma dolayısıyla bu şirketlere ödül olarak ödenen tutarların kurum kazancına dahil edilerek kurumlar vergisine tabi tutulması gerekmektedir. Öte yandan, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1 inci maddesiyle, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye'de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikali veraset ve intikal vergisine tabi tutulmaktadır. Aynı Kanunun 2 nci maddesinin (a) fıkrasında da "Şahıs" tabirinin, hilafına sarahat olmadıkça hakiki ve hükmi şahısları; (b) fıkrasında, "Mal" tabirinin, mülkiyete mevzu olabilen menkul ve gayrimenkul şeylerle mameleke girebilen sair bütün hakları ve alacakları, (d) fıkrasında ise ivazsız intikal tabirinin, hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları ifade edeceği belirlenmiştir. Bu hükümlere göre, malların veraset yoluyla veya her ne suretle olursa olsun ivazsız bir şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi tutulması gerekmektedir. Diğer taraftan, kurumlar vergisinin konusuna giren ödemeler karşılıksız olsa dahi veraset ve intikal vergisine tabi tutulmamaktadır. Bu itibarla, Bakanlığınız tarafından düzenlenen Sanayide Enerji Verimliliği Proje Yarışması sonucu proje değerlendirme jürisi tarafından ödüle hak kazanan firmalara yapılacak ödemeler kurum kazancının tespitinde dikkate alınacağından, bu ödemelerin ayrıca Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu kapsamında değerlendirilerek veraset ve intikal vergisine tabi tutulması mümkün değildir.
İstisna kapsamındaki yurtdışı inşaat işine ilişkin tahsil edilemeyen alacağın şüpheli hale gelmesi ve buna ilişkin kur farklarının değerlemesi hk Tarih: 23/03/2015 Sayı: 27575268-105[323-2013-9481]-310 Kapsam ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü Sayı: 27575268-105[323-2013-9481]-310 23/03/2015 Konu: İstisna kapsamındaki yurtdışı inşaat kazancının şüpheli hale gelmesi ve buna ilişkin kur farklarının değerlemesi ile gider kaydedilmesi hk.... tarihli özelge talep formunuz ile, şirketinizin... mukimi... Şirketine...'da anahtar teslimi olarak taahhüt ettiğiniz ve... yılında tamamlanan "... Yapımı" işlerinden elde ettiğiniz kazancın kurumlar vergisinden istisna olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmuştur.... tarihli özelgemiz ile söz konusu işlerin inşaat işi kapsamında olduğu ve bu hizmetler karşılığında sağladığınız kazançların Türkiye'de genel netice hesaplarına intikal ettirilmesi halinde Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine göre kurumlar vergisinden istisna edileceği yönünde görüşümüz bildirilmiştir. Bu sefer ilgi'de kayıtlı özelge talep formunuzda;... mukimi... Şirketine taahhüt edilen ve...'da yapılmakta olan "..." yapım işinin.../.../20... tarihinde kabulünün yapıldığı, işin bitim tarihi itibariyle elde edilen kazançların, Türkiye'de sonuç hesaplarına aktarılarak kurumlar vergisinden istisna edildiği, ancak hasılatın...-euro kısmının tahsil edilemediği, yapılan takiplerin sonuçsuz kalması nedeniyle.../.../20... tarihinde...'de adı geçen şirket adına alacak davası açıldığı belirtilerek, söz konusu kazancın istisnaya konu edilmesi nedeniyle alacağın dönem sonlarında değerlemesinden doğan kur farkları ile ayrılacak şüpheli alacak karşılığının, alacağın şüpheli hale geldiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınıp alınmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesinde "Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; 1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar; 2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar; şüpheli alacak sayılır. Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir. Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder. Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal ettirilir." hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, ticari kazancın elde edilmesi veya idame ettirilmesi ile ilgili olarak dava veya icra safhasında bulunan alacaklarla, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek derecedeki küçük alacaklar şüpheli alacak sayıldığından yukarıda belirtilen şartları taşıyan alacaklar için karşılık ayrılması mümkün bulunmakta olup, bu şartlardan herhangi birisinin mevcut olmaması halinde ise şüpheli alacak kaydına imkan bulunmamaktadır. Alacağın yurt içinden veya yurt dışından olması bir önem taşımadığından yurt dışından olan alacaklar için de bu madde hükümleri geçerlidir.
Öte yandan 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safı kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, (7) numaralı bendinde de Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların gider olarak indirilebileceği hükme bağlanmıştır. Kurumlar Vergisi Kanununun "İstisnalar" başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, yurtdışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançların kurumlar vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre de iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesi kabul edilmemiştir. Aynı Kanunun, 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesinde her yıla ilişkin tutarların ayrı ayrı gösterilmek şartıyla hangi tür zararların indirim konusu yapılacağı hüküm altına alınmış olup, aynı fıkrasının (b) bendinde de Türkiye'de kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili olanlar hariç olmak üzere, beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla yurt dışı faaliyetlerden doğan zararların da indirim konusu yapılabileceği hükme bağlanmıştır. kurumlar vergisinden istisna edilmiş olduğundan, bu faaliyetlerden zarar doğması halinde, bu zararlar diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlardan indirim konusu yapılamaz." açıklamalarına yer verilmiştir. Bu hüküm ve açıklamalara göre, - Şirketinizin yurt dışında yaptığı inşaat işi dolayısıyla elde ettiği kazanç Türkiye'de kurumlar vergisinden istisna edildiğinden; söz konusu işe ilişkin alacakların tahsil edilemeyen kısmına ilişkin ayrılabilecek şüpheli alacak karşılığının istisna dışı kurum kazancından indirilmesi mümkün değildir. - Yurt dışı inşaat işiyle ilgili olarak doğan dövize bağlı alacağın dönem sonlarında değerlenmesinden doğan kur farklarının ise kambiyo kârı olarak dikkate alınarak kurum kazancına eklenmek suretiyle vergilendirilmiş olması ve diğer yasal koşulların bulunması halinde, söz konusu değerleme farkları için ilgili dönemlerde şüpheli alacak karşılığı ayrılması ve safi kurum kazancının tespitinde gider olarak indirilmesi mümkündür. - Söz konusu alacağın tahsil edilmesi halinde ise, şüpheli alacak karşılığı ayrılarak kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınan değerleme farklarının kurum kazancına dahil edilmesi gerektiği ve kurum kazancına dahil edilecek tutarın istisnaya konu edilemeyeceği tabiidir. 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "9.3. Yurt dışı zararların mahsubu" başlıklı bölümünde, "Kurumların yurt dışı faaliyetlerinden zarar doğması halinde, maddede belirtilen koşullar dahilinde yurt dışı zararların kurum kazancından indirilebilmesi mümkün bulunmaktadır. Ancak, kazançları Türkiye'de kurumlar vergisinden istisna edilen faaliyetlere ilişkin yurt dışı zararların mahsup imkanı yoktur. Buna göre, yurt dışı inşaat ve onarım işlerinden elde edilen kazançlar Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine göre Türkiye'de
Fidan dikimi, çapalama ve temizlik gibi işler yapılan orman alanlarının işyeri olarak kabul edilip edilemeyeceği hk Tarih: 18/03/2015 Sayı: 77058783-105[2014/07]-68 Kapsam ANTALYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü) Sayı: 77058783-105[2014/07]-68 18/03/2015 Konu: İhale yoluyla alınan ormanda fidan dikimi ve temizlik işleri için her ihale dosyası için şube kaydının yapılıp yapılmayacağı İlgide kayıtlı özelge talep formunun incelenmesinden,... Vergi Dairesi Müdürlüğünün... vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi olduğunuz, işçilikli ihale alıp ormanda fidan dikimi, çapalama ve orman temizliği gibi işler yaptığınız, merkez işyeri adresi olarak ev adresinizi gösterdiğiniz, çalışacağınız yer hangi vergi dairesi sınırları içindeyse ilgili vergi dairesine bilgi verdiğiniz, ancak tüm yükümlülüklerinizi merkezinizin bağlı bulunduğu yer vergi dairesinde yerine getirdiğinizden bahisle çalışma alanları farklı vergi dairelerinde olan ihaleler dolayısıyla ilgili vergi dairelerinde ayrı ayrı şube açılışı yapılmasının gerekip gerekmediği hususunda özelge talebinde bulunduğunuz anlaşılmıştır. Bu madde hükmüne göre, mükelleflerin ticari, sınaî ve zirai faaliyetlerini sürdürdükleri yerlerin işyeri özelliğini taşıyabilmesi için bu yerlerin "faaliyetin icrasına tahsis edilmesi" veya faaliyetin icra edildiği "yer" olma özelliğini taşıması gerekmektedir. Aynı Kanunun 159 uncu maddesinde ise "Aynı teşebbüs veya işletmeye dahil bulunan iş yerlerinin sayısında vukua gelen artış veya azalışları mükellefler vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla, ormanda fidan dikimi, çapalama ve orman temizliği gibi üçüncü kişi, kurum veya kuruluşlar nezdinde yürütülen faaliyetlerin bir ofis, büro vb. yerlerden idare edildiği durumlarda, söz konusu yerlerin işyeri olarak kabulü gerekmektedir. Ancak, işlerin doğrudan sevk ve idare edilmediği yerlerin işyeri olarak kabul edilmesi mümkün bulunmamakta olup fidan dikimi, çapalama ve temizlik gibi işler yaptığınız orman alanları işlerinizin sevk ve idare edildiği veya işlerinizin yürütüldüğü kanuni veya iş merkezi veyahut da şube vasfını taşımadığı takdirde Vergi Usul Kanununun 156 ncı maddesi kapsamında "işyeri" olarak değerlendirilemeyecektir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 156 ncı maddesinde ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yerinin; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yer olduğu hükme bağlanmıştır.
Satın alınan şirket hisselerine yapılan ödemelerin, kayıtlı değerinin üzerinde olması durumunda şerefiye olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hk. Tarih: 26/03/2015 Sayı: 11395140-105[282-2014/VUK1-18361]-538 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü Sayı: 11395140-105[282-2014/VUK1-18361]-538 26/03/2015 Konu: Satın alınan şirket hisselerine yapılan ödemelerin şirket kayıtlı değerinin üzerinde olması durumunda şerefiye olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hk. İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, şirketinizce başka bir anonim şirketin %... hissesinin satın alındığı, şirketinizin hissesine düşen... TL sermaye tutarı için... TL ödeme yapıldığından bahisle... TL'nin iştirakler hesabında, kalan tutarın ise şerefiye hesabında takip edilip edilemeyeceği, şerefiye hesabına alınan tutarın beş yılda itfasının mümkün olup olmadığı ile bu hisselerin tekrar anonim şirkete kiralanması hususunda genel bilgi talep ettiğiniz anlaşılmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun; -265 inci maddesinde mukayyet değerin bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeri olduğu, -279 uncu maddesinde, hisse senetlerinin alış bedeliyle değerleneceği, -282 nci maddesinin son fıkrasında gerçek ve tüzel kişilerde peştemallıkların mukayyet değeri ile değerleneceği; -313 üncü maddesinde, işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle, 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesinin amortisman mevzuunu teşkil edeceği, -326 ncı maddesinde, kurumların aktifleştirdikleri peştemallıkların mukayyet değeri üzerinden eşit miktarlarda ve beş yıl içinde itfa olunacağı hükümleri yer almaktadır. Peştemallık uygulamada, şerefiye veya hava parası olarak da adlandırılmakta olup, bir ticari işletmenin bir başkasına devir ve temliki sırasında aktifinde bulunan iktisadi kıymetlerin gerçek değerinden başka; işletmenin bulunduğu yerin önemi, piyasada tutmuş olduğu şöhret ve itibar, müşteri kitlesinin genişliği, faaliyet gösterdiği sektörde monopol olması gibi nedenlerden dolayı bilanço değerlerine ilave olarak sahip olunan değeri ifade etmektedir. Diğer bir ifade ile peştemallık, bir işletme devralınırken katlanılan maliyet ile söz konusu işletmenin rayiç bedelle hesaplanan net varlıklarının değeri arasındaki olumlu farktır. Diğer taraftan, 1 No'lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinin "24. Mali Duran Varlıklar" ana hesabının altında yer alan "242.İştirakler" hesabı; işletmenin, doğrudan veya dolaylı olarak diğer şirketlerin yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılmak, kârlı bir şirkete yatırım yaparak kendi karlılığını artırmak gibi amaçlarla edindiği hisse senetleri ve ortaklık paylarının izlendiği hesaptır. İştirak edilen ortaklıklarda iştirak ilişkisinden bahsedebilmek için sermaye payı dikkate alınmaksızın sahip olunan oy hakkı veya yönetime katılma hakkının en az %10 oranında bulunması gerekmektedir. Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; sermaye tutarı... TL olan iştirak hisselerinin... TL ödeme karşılığında iktisap edilmesi halinde söz konusu iştirak hisselerinin alış bedeli ile değerlenmesi gerekmekte olup ödeme tutarı ile şirketiniz hissesine düşen sermaye tutarı arasındaki farkın şerefiye olarak kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan; 28/08/2010 tarih ve 27686 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mükelleflerin İzahat Taleplerinin Cevaplandırılmasına Dair Yönetmelik'in "Özelge Talebinin Kapsamı" başlıklı 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinde; somut bir olaya dayanmayan, teorik hususlara ilişkin bilgi ve izahat taleplerinin özelge kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre, özelge talep formunuzda belirtilen hisse kiralaması ile ilgili olarak yapmış olduğunuz izahat talebi somut bir olaya dayanmadığından bilgi verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
PTT acentelerinin vergisel yükümlülükleri ile defter tutma zorunlulukları hk. Tarih: 26/03/2015 Sayı: 11395140-105[172-2012/VUK-2-...]-533 Kapsam İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü Sayı: 11395140-105[172-2012/VUK-2-...]-533 26/03/2015 Konu: PTT acentelerinin vergisel yükümlülükleri ile defter tutma zorunluluğu. İlgi özelge talep formunuzda, PTT acenteliği işleticisi olduğunuz ve bu faaliyetinizden dolayı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 18 inci maddesindeki istisnadan yararlanıp yararlanamayacağınız, gelir vergisi ve geçici vergi ödeyip ödemeyeceğiniz, gelir vergisi tevkifatı karşısındaki durumunuz ve defter tasdik ettirip ettirmeyeceğiniz ile katma değer vergisi yönünden mükellefiyetiniz hususunda Başkanlığımız görüşünü talep ettiğiniz anlaşılmıştır. I-GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 18 inci maddesinde, "(3418 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle eklenen madde) PTT acentalığı faaliyetinden elde edilen kazançlar, gelir vergisinden müstesnadır. Bu kazanç istisnasının, bu Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca tevkif suretiyle ödenecek vergiye şümulü yoktur." hükmü yer almakta olup Kanunun 94 üncü maddesinde, vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar ile vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratlar sayılmış, aynı maddenin birinci fıkrasının (12) numaralı bendinde, PTT acenteliği yapanlara, bu faaliyetleri nedeniyle ödenen komisyon bedeli üzerinden (2009/14592 sayılı B.K.K. uyarınca) %20 oranında tevkifat yapılacağı hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan anılan Kanunun 86 ncı maddesinin (1-a) bendinde ise, tam mükellefiyette kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısımları için yıllık beyanname verilmeyeceği ve diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde de bu gelirlerin beyannameye dahil edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun mükerrer 120 nci maddesinde ise; "Ticari kazanç sahipleri (basit usulde vergilendirilenler hariç) ile serbest meslek erbabı cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, bu Kanunun ticari veya mesleki kazancın tespitine ilişkin hükümlerine göre (indirim ve istisnalar ile Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri de dikkate alınarak) belirlenen ilgili hesap döneminin üçer aylık kazançları (42 nci madde kapsamına giren kazançlar ile noterlik görevini ifa ile mükellef olanların bu işlerden sağladıkları kazançlar hariç) üzerinden, 103 üncü maddede yer alan tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranda geçici vergi öderler. Geçici vergi matrahının hesaplanmasında dönem sonu mal mevcutları, kayıtlar üzerinden tespit edilebilir." hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm ve açıklamalara göre, PTT acenteliği faaliyetiniz nedeniyle elde ettiğiniz komisyon ödemeleri üzerinden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmekte olup yapılan bu gelir vergisi tevkifatı nihai vergileme olacaktır. Dolayısıyla, bu kazanç için yıllık gelir vergisi beyannamesi ve gelir geçici vergi beyannamesi verilmeyeceği gibi diğer kazançlar için beyanname verilmesi durumunda ise istisna kapsamındaki bu kazançların beyannameye dahil edilmemesi gerekmektedir. II-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisinin konusunu teşkil ettiği; 20 nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın bu işlemlerin karşılığını oluşturan bedel olduğu ve bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği; 24/b maddesinde de ambalaj giderleri, sigorta, komisyon ve benzeri gider karşılıklarının katma değer vergisi matrahına dahil edileceği hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan, katma değer vergisi oranları, aynı Kanunun 28 inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir. Buna göre, PTT acenteliği faaliyetiniz nedeniyle elde ettiğiniz komisyon ödemeleri üzerinden genel oranda (%18) katma değer vergisi hesaplanması gerekmektedir. III-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "İstisnalar" başlıklı 173 üncü maddesine göre defter tutma mecburiyeti, gelir vergisinden muaf olan esnaf ve gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler; Gelir Vergisi Kanununa göre kazançları basit usulde tespit edilenler; kurumlar vergisinden muaf olan iktisadi kamu müesseseleri ile kurumlar vergisinden muaf olan dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler hakkında uygulanmaz. Aynı maddenin devamında da bu istisna hükümlerinin, gelir veya kurumlar vergilerinden muaf olmakla beraber diğer vergilerden birine tabi olan ve bu vergileri götürü usulde tespit edilmeyen mükelleflerin muaf olmadıkları vergiler için tutacakları defterleri kapsamadığı açıklanmıştır. Bu itibarla, PTT acenteliği faaliyeti defter tutma mecburiyetinin uygulanmayacağı gerçek ve tüzel kişiler hakkındaki istisna maddesi kapsamında olmadığından defter tutma zorunluluğunuz bulunmaktadır.
Kabule bağlı projelerde fatura düzenleme tarihi hk. Tarih: 25/03/2015 Sayı: 64950229-105[231-2014/6]-7823 ESKİŞEHİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI GELİR KANUNLARI GRUP MÜDÜRLÜĞÜ Sayı: 64950229-105[231-2014/6]-7823 25/03/2015 Konu: Fatura Düzenleme Tarihi İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şirketinizin... Kurumu (...)'na proje sunan yatırımcılara (faydalanıcılara) danışma hizmeti verdiği, yatırımcılar için iş planı ve teknik proje hazırladığı, bu kapsamda verilen hizmetler tamamlandığında fatura düzenlendiği ve faydalanıcıya teslim edildiği, faydalanıcının verilen faturayı...'ya teslim ettiği ve... ile imzaladığı sözleşme kapsamında karşılıksız destek aldığı, faydalanıcı ile yaptığınız sözleşme gereği iş planının hazırlanmasına ilişkin hizmetin,...'nın faydalanıcıyı AT Sözleşmesine davet ettiği tarih itibariyle tamamlandığı ve teslim edildiği, faturanın da en geç...'nın faydalanıcıyı sözleşmeye davet ettiği tarih itibariyle düzenlendiği, ancak... iş planının hazırlanmasına ilişkin düzenlediğiniz fatura tarihinin, en geç faydalanıcının...'ya başvuru tarihinden itibaren 7 gün içinde düzenlenmesi gerektiğini ileri sürdüğü ve düzenlediğiniz faturanın kabul edilmediği, iş planının hazırlanmasına ilişkin hizmetinizin karşılığı düzenlemeniz gereken faturanın hangi tarihe kadar düzenlenmesi gerektiği ve fatura bedelinin...'nın uygun bulduğu tutar üzerinden düzenlenip düzenlenmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "İspat Edici Kağıtlar" başlıklı 227 nci maddesinin birinci fıkrasında "Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü yer almakta olup, aynı Kanunun 229 uncu maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmıştır. Kanunun 231 inci maddesinin 5 numaralı bendinde de; faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmemiş olan faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Vergi mevzuatımızda vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti esastır. Vergi idaresinin vergiyi doğuran olayı tespit edebilmesi için üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelerde kayıtların tevsiki zorunludur. Diğer taraftan, şirketinizin yatırımcı (faydalanıcı)... ile imzaladığı... tarihli Tedarik Sözleşmesinin "Sözleşme Süresi ve Yeri" başlıklı 6 ncı maddesinde; Faydalanıcının... tarafından AT Sözleşmesini imzaya davet edildiği tarih itibariyle, Yüklenicinin Ek:1'de yer alan iş planı hazırlığına ilişkin hizmetini tamamlamış olacağı, yine aynı sözleşmenin "Sözleşmenin Bedeli" başlıklı 5 inci maddesinde Ek:1'de yer alan hizmetlerin karşılığının (KDV ve tüm vergiler hariç) toplam... olduğu, ancak bu bedelin faydalanıcının... ile imzalayacağı AT Sözleşmesinde (... Sözleşmede) "Uygun Genel Harcamalar" başlığında yer alacak toplam tutarı aşamayacağı hükmü yer almaktadır. Yukarıda yer alan Kanun hükümleri, Tedarik Sözleşmesi ve yapılan açıklamaların birlikte değerlendirilmesinden, şirketinizin... Kurumuna proje sunan faydalanıcılara sunduğu hizmetlerin tekemmül etmesi,...'nın faydalanıcıyı AT Sözleşmesini imzalamaya davet ettiği tarih itibariyle gerçekleştiğinden şirketinizce faturanın bu tarihten itibaren yedi gün içerisinde ve sözleşmede kararlaştırılan tutar üzerinden düzenlenmesi gerekmektedir.
Hakedişe tabi hizmet sözleşmelerinde fatura düzenlenme tarihi hk. Tarih: 31/03/2015 Sayı: 27575268-105[229-2013-477]-371 Kapsam göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır." denilmek suretiyle faturanın tarifi yapılmış, 232 nci maddesinde ise, birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla kazancı basit usulde tespit edilenler ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin sattıkları emtia ve yaptıkları işler için fatura vermek, satın aldıkları emtia ve hizmetler için de fatura istemek ve almak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun fatura nizamını düzenleyen 231 inci maddesinin 5 numaralı bendinde faturanın, malın teslimi ve hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükmü mevcuttur. ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü) Sayı: 27575268-105[229-2013-477]-371 31/03/2015 Konu: Hakedişe tabi hizmet sözleşmelerinde fatura düzenlenme tarihi hk. İlgide kayıtlı özelge talep formlarınızın incelenmesinden,... Vergi Dairesi Müdürlüğünün... vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, şirketiniz ile... A.Ş. arasında yapılan hizmet alım sözleşmesine istinaden yaptığınız işler için anılan kurum tarafından aylık dönemler halinde hakedişlerin düzenlendiği ve bu hakedişlere bağlı olarak şirketiniz tarafından fatura tanzim edildiği, ancak yapılan işlerin ilgili kurum tarafından kontrolü ve hakedişlerin düzenlenme süresinin yedi günden fazla sürdüğü, ilgili kurumun ise hakediş döneminin son günü tarihli olarak geriye yönelik fatura düzenlenmesini istediği belirtilerek, fatura düzenleme süresine ilişkin Başkanlığımız görüşüne müracaat edildiği anlaşılmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 uncu maddesinde "Satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı Öte yandan; faturanın elektronik belge olarak düzenlenmesi, elektronik ortamda iletilmesi, muhafaza ve ibraz edilmesine ilişkin usul ve esasların açıklandığı 397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin (3.) bölümünde e- faturanın yeni bir belge türü olmadığı, kağıt fatura ile aynı hukuki niteliklere sahip olduğu açıklandıktan sonra "e-fatura Düzenlenmesi ve İletilmesi" başlıklı (5.) bölümünün beşinci paragrafında "Mükellefler e-fatura düzenlerken, bu Tebliğde belirtilmeyen hususlarda süreler başta olmak üzere Vergi Usul Kanunu ve ilgili diğer kanun ve düzenlemelerde yer alan usul ve esaslara uymak zorundadır." açıklaması yapılmıştır. Ayrıca 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 20 nci maddesinde; teslim ve hizmet işlemlerinde KDV matrahının, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği hüküm altına alınmış, aynı Kanunun 41/1 inci maddesinde; mükellefler ve vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanların KDV beyannamelerini, vergilendirme dönemini takibeden ayın yirmidördüncü günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine vermekle yükümlü oldukları, 53 üncü maddesinde ise bu Kanunda geçen fatura ve benzeri vesikalar tabirinin Vergi Usul Kanununda düzenlenen vesikaları ifade ettiği hükümlerine yer verilmiştir. Konu ile ilgili açıklamaların yer aldığı KDV Genel Uygulama Tebliğinin "I/Ç-1. Vergiyi Doğuran Olayın Meydana Gelmesi" başlıklı bölümünde;
hakedişli işlemlerde, verilen hizmet sebebiyle elde edilen hakediş bedeli için hakedişin tahakkuk ettiğini belgeleyen kabul tutanağının düzenlendiği, bir diğer ifade ile hakediş raporunun onaylandığı tarihte vergiyi doğuran olay gerçekleşeceği ifade edilmiştir. Diğer yandan, KDVK-60/2011-1 no.lu KDV Sirkülerinin (2.2.1.2.) bölümünde; KDV Kanununun 10 uncu maddesinin (a) bendinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde malın teslimi veya hizmetin yapılmasıyla; (b) bendinde ise malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesiyle vergiyi doğuran olayın meydana geleceğinin hükme bağlandığı, KDV uygulaması bakımından, taahhüde dayanan işlerde vergiyi doğuran olayın, ihaleye ilişkin hakedişin ihale makamınca onaylandığı anda meydana geldiği, öte yandan, hakediş belgesinin onaylanmasından önce bu işleme ait fatura veya benzeri belge düzenlenmesi halinde, fatura veya benzeri belgenin düzenlenmesi ile KDV bakımından vergiyi doğuran olayın meydana geleceği açıklamalarına yer verilmiştir. Yukarıda yer alan hüküm ve düzenlemelere göre; gerek kâğıt ortamında gerekse elektronik ortamda düzenlenecek hakediş bedelleri karşılığı faturanın, hakedişin tahakkuk ettiğini belgeleyen kabul tutanağının düzenlendiği yani hakediş raporunun onaylandığı tarihten itibaren yedi gün içinde düzenlenmesi gerekmektedir. Söz konusu yedi günlük süre azami sure olduğundan, bu süreye riayet edilmemesi halinde Vergi Usul Kanununda öngörülen cezaların uygulanacağı tabiidir.