Okul öncesi eğitime ulaşma şansı olmayan çocuklar, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin projesiyle yeni ve eğlenceli bir dünyanın kapılarını açacak. İlk uygulama Beydağ, Bayındır ve Kiraz'da gerçekleştirilecek Süper Lig henüz başlamışken, takımları Sondakika Gazetesi olarak inceledik ve araştırdık Yıllardır Süper Lige hasret olan bu kıyı şehrin hasreti nihayet son buldu. Başarılı bir ekip çalışmasıyla Süper Lige çıkan Balıkesirspor a ilişkin detaylı bir rapor hazırladık ve bunu haberleştirdik. İşte size, Ege Temsilcisi Balıkesirspor un Süper Lig tablosu»15 te www.sondakikagazetesi.com 13 4 Eylül 2014 Perşembe Cumartesi Hedefimiz 150 milyonluk ihracat! Yüzmeyi bilen bu işi kaçırmasın DEÜ Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Havıtçıoğlu, "Türk bilim insanlarının fikirleri maalesef kağıt üzerinde kalıyor. Patent üretiminde başarılı değiliz. Ülkemizde yapılan araştırmaların yüzde 15'i buluşa dönüşebiliyor. Buluşa dönüşebilenlerin topluma ulaşması da yüzde 3 civarında" diye konuştu Dünyada nadir rastlanan "Epidermolyssis Bullosa" adlı deri hastalığıyla doğumundan bu yana mücadele eden Elfida Gündüz'ün, Eylül ayının ilk haftası olarak planlanan ameliyatı enfeksiyon nedeniyle Konak Belediyesi nin Çınartepe de efsane Belediye Başkanı Aydın Erten in adıyla faaliyete geçireceği rekreasyon alanı İzmirlilere körfez manzarası eşliğinde temiz bir nefes alma imkanı sunuyor Derinin kemikler kadar hızlı büyümemesi sonucu el ve ayak parmakları yapışan ve vücudunun tamamı yaralarla kaplı olan 7 yaşındaki Elfida Gündüz, "kalem tutabilmek" için 17 Eylül'de ameliyat masasına yatacak ertelendi. Ateş ve kusma şikayetiyle Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirilen Elfida Gündüz'ün vücudunda enfeksiyona rastlandı. Elfida'nın parmaklarının açılması için doktorlar 17 Eylül tarihini belirledi»16 da Kültürel çalışmalarını fiziki projeleriyle tamamlayan Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol, Gaziemir e kültürel kimlik kazandırdı. Başkan Şenol, bu sahneleri özgürleştirerek ünlü sanatçıların ve belediye kursiyerlerinin sanatlarını özgürce sahnelemelerini sağladı. 2009 yılında Başkan Şenol un göreve gelmesiyle özgürleşen Gaziemir in sahneleri ünlü sanatçıların gözdesi, düzenlenen kurslarla amatörlerin vazgeçilmezi oldu»9 da
SAYFA 2 SIYAH MAVI KIRMIZI SARI 13 Eylül 2014 Cumartesi Çocukluğunda oynadığı "çamur" VAZGEÇEMEDİĞİ TUTKUSU OLDU Çocukluğunda çamurla oynarken seramik sanatına ilgi duymaya başlayan Sema Çamoğlu Soysal (33), Eskişehir'de seramik atölyesi açtı. Mersin ve Eskişehir'deki üniversitelerde cam ve seramik alanlarında iki bölümden mezun olan Soysal, özgün desenler de geliştirerek sanatında ilerlemeye çalışıyor. Soysal, yaptığı açıklamada, Bursa'daki evinden, ailesiyle yaşadığı sıkıntılar nedeniyle 17 yaşında ayrıldığını ve o yıllarda bir süre takı yaparak geçimini sağladığını söyledi. Seramiğe ilgisinin, çocukluğunda oyun oynarken ortaya çıktığını belirten Soysal, "Bana bu seramik tutkusu sokaklardan geldi. Küçükken sadece çamurla oynuyordum, başka oynadığım bir şey yoktu. Çamurdan pastalar, yemekler, evler, kedi köpek evleri yapıyordum" dedi. Takı yapma becerisini de gördükten sonra plastik sanatlara merakının iyice arttığını vurgulayan Soysal, buna karşı seramiğin her zaman aklının bir köşesinde olduğunu anlatarak, şöyle devam etti: "Hani insanın kafasında yer edinen bir şey vardır. O şey benim için seramikti. O yüzden hiç kaçırmadım. Üniversitede ilk tercih ettiğim bölümlerden biri oldu ancak her yıl üniversiteyi kazanmama rağmen gidemedim çünkü kendi başıma geçiniyordum. 4 yıl sonra Mersin Üniversitesi Cam Seramik Bölümü'nü kazandım. Orası maddi açıdan çok uygun bir kentti. Ekonomik olarak gücümün yeteceğine karar verdim ve gittim. Orada da pazarlara çıktım, takı sattım. Başarılı bir öğrenciydim, burs aldım. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü'nde okumaya karar verdim ve mezun oldum. Şimdi Eskişehir'de seramik atölyemi açtım. Burada hem çalışmalarıma devam ediyorum hem de ticari döngüye ihtiyacım olduğu için çeşitli yerlerde yaptığım ürünleri satıyorum." En çok çanak, vazo ve heykel üretmeyi sevdiğini aktaran Soysal, eserlerinin üzerindeki her bir desenin birbirinden farklı olmasının, en büyük özellik olduğuna dikkati çekti. Kuş figürlü objelerinden örnekler veren Soysal, "Kuşların ana hatları sabit belki ama içlerindeki desenleri tekrar edemiyorum. O yüzden 300-350 kuş objem var. 4 ayrı modelde ama bu kuşların üstündeki desenlerin her biri ayrı. Bu desenleri çamur yumuşakken kazıyarak yaptım. Aynı şekilde sırlarını da kendimi yapıyorum. Bu yüzden aynılarını tekrar edemiyorum" ifadesini kullandı. Soysal, seramikte ajur tekniği ve detay çalışmayı, farklı yöntemleri bir arada kullanmayı tercih ettiğini bildirdi. Alternatif pişirim teknikleri üzerinde çalıştığı ve bu konuda sergi açmayı planladığı bilgisini veren Soysal, "En büyük hayalim ise mesleki anlamda bütün bilgilerimi cömertçe paylaşabileceğim, sürekli sergilerin, faaliyetlerin, etkinliklerin düzenlendiği bir sanat galerim olsun istiyorum." diye konuştu. (AA) "Şehzade Mustafa" ilgisi, RESTORASYONDAKİ külliyeyi erken açtıracak Babası Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1553 yılında boğdurulmasının bir televizyon dizisinde canlandırılmasıyla yeniden gündeme gelen ve bunun üzerine yurt içi ve dışından ziyaretçi akınına uğrayan "Şehzade Mustafa"nın türbesinin de aralarında bulunduğu Muradiye Külliyesi'ndeki 12 türbeden 7'sinin restorasyonu tamamlandı Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Miras Listesine alınan Bursa'daki sultan külliyelerinden Muradiye'de yer alan "Şehzade Mustafa", "Gülruh Hatun", "Gülbahar Hatun", "Şehzade Mahmud", "Mükrime Hatun", "Şirin Hatun" ve "Saraylılar" türbelerinin, yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisi dolayısıyla planlanandan önce, 18 Eylül'de Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın da katılacağı törenle açılması bekleniyor. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, yaptığı açıklamada, külliyedeki türbelerden 7'sinde çalışmaların tamamlandığını söyledi. Restorasyonun titizlikle yürütüldüğünü vurgulayan Altepe, şöyle devam etti: "Bu türbeler, tepeden tırnağa, çatıdaki kubbesinden, kurşun kaplamasından, dış cephelerindeki taşlar, işlemeler, derzleri, kapıları, oymalı uygulamalar, her türlü giriş çıkış, hepsi orijinal haline uygun restore edildi. Yine içleri her biri ayrı değer, ayrı bir sanat eseri, ecdadımızın Osmanlı döneminden, 500-550 yıl önceki kalem işleri, gerçekten göz nuru eserler. Her türbenin kendine has desenleri var. Türbelerdeki erken dönem Osmanlı işleri, değişik dönemlerde tahribatlara uğramış. 1850'li yıllardan sonra barok mimarisi olarak türbelerin içi sıvayla kaplanmış ve eski orijinal kalem işleri, yaklaşık 500 küsur yıllık kalem işleri tamamen örtülmüş. Şimdi bu çalışmalarla tüm bu izler kaldırıldı hatta onlardan numuneler bırakıldı; 'Yerinde görülsün, neler yapılmış' diye. Diğer işlemler, atılan betonlar, öteki uygulamalar, fazlalık olan her şey söküldü ve içi, dışı, her şeyiyle özgün hale getirilmiş oldu. Yani 550 yıla dayanan bu eserler, 550 yıl önceki haliyle bugün pırıl pırıl sunumda." - "Her ne kadar eleştirilen yönleri olsa da..." Altepe, Muradiye semtine adını veren Sultan 2'nci Murad'ın yanı sıra çok sayıda şehzadenin türbesinin de külliyede bulunduğunu anlattı. O dönem nerede vefat ederse etsin pek çok padişah ve şehzadenin cenazelerinin burada defnedildiğini dile getiren Altepe, "Sultan 2'nci Murad, Edirne'de vefat etti ama burada. Aynı şekilde Şehzade Mustafa, Konya'da vefat etti ve buraya defnedildi. Bu da filmlerle gündeme geldi ve buraya büyük bir ilgi var. Onun için, Şehzade Mustafa'nın da bulunduğu 7 türbeyi bir an önce açacağız" diye konuştu. Recep Altepe, yurt dışındaki bazı televizyon kanallarında yayınlanan Türk dizilerinin, ülkenin tanıtımı ve Türkçeye katkılarına değindi. Muradiye Külliyesi'nin, dizilerden dolayı da yoğun ilgi gördüğüne dikkati çeken Altepe, şunları kaydetti: "Son dönemlerde yapılan dizi filmler, 46-47 ülkede izleniyor ve bu da Türkiye için de büyük bir avantaj, Türkçe'nin gelişmesi bakımından da görüyoruz ki birçok ülkede, özellikle Osmanlı coğrafyasında artık Türkçe'yi daha rahat konuşabiliyorlar, bu diziler sayesinde. Hatta Araplar bile Türkçe öğrenmiş, Türkçe konuşuyor. 'Bunları nereden öğrendiniz?' deyince 'dizilerden' diyorlar. Türkiye'nin büyük ölçüde tanıtımını da yapıyor, her ne kadar eleştirilen yönleri olsa da sonuçta tanıtıma da büyük katkı sağlıyor. Bunlarla bu değerler ortaya çıkıyor, sultanlar, saray gündeme geliyor, merak uyanıyor. İşte Şehzade Mustafa da bunlardan biri. Orada özellikle dizi filmde önemli bir rolü var. Orada da tabii ki sıkıntılı bir durum, herkese de çok duygulu anlar yaşatan olaylar yaşanıyor." - Karadağlı halk oyunları ekibinin "Şehzade Mustafa" ilgisi Bursa'ya, "9'uncu Uluslararası Namık Kemal Balkan Festivali"ne katılmak üzere Karadağ'dan gelen halk oyunları ekibi de dizide izledikleri "Şehzade Mustafa"nın türbesini ziyaret etmek istedi. Restorasyonun sürmesi nedeniyle külliyenin kapısından dönen ekibin rehberi Serkan Pehlivan, ekibe külliyenin kapısında Şehzade Mustafa ile ilgili bilgi verdiğini belirtti. (AA) İzmir'de kültür sanat Türk ve Rum müzisyenlerden oluşan müzik grubu Cafe Aman İstanbul, rembetiko konseri verecek. İlk kez İzmir'de sahne alacak topluluk, 16 Eylül Salı günü Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu'nda sahne alacak. Birol Güven'in kaleme aldığı "Yatak Odası Diyalogları" adlı oyun, 15 Eylül'de sahnelenecek. Galip Erdal'ın yönettiği oyunda, Levent Ülgen, Goncagül Sunar, Eylem Öden ve Hasan Erdem rol alıyor. Sunay Akın, "İki Kitap Bir Heves" adlı son oyunuyla 16 Eylül'de sahne alacak. İlhan Şeşen ve Vedat Sakman, 17 Eylül'de söz ve müzikleri tamamen kendilerine ait eserleriyle seyircisiyle buluşacak. "Müzikle Sınırları Aşalım" adlı proje çerçevesinde, Işılay Saygın Güzel Sanatlar Lisesi ve Almanya'nın Aloisiuskolleg okulundan 170 öğrenciden oluşan orkestra, bu akşam Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde Türk ve Alman bestecilerin klasik eserlerini yorumlayacakları konser verecek. Hüseyin Çebi şefliğindeki Kent Orkestrası ise Selçuk Pazaryeri'nde izleyiciyle buluşacak. İzmir Büyükşehir Belediyesinin Bornova Aşık Veysel Amfi Tiyatrosu'nda düzenlediği "Aşık Veysel Sanat Günleri" etkinlikleri çerçevesinde, 17 Eylül'de Grup Abdal sahne alacak. Mehmet Kaya'nın resim sergisi, pazartesi günü İzmir Sanat'ta izlenime sunulacak. Atölye Tüzüm Kızılcan'ın "Algının, Deneysel Dönüşümü" adlı seramik sergisi, 16 Eylül- 7 Ekim arasında Turgut Pura Sergi Salonu'nda gezilebilir. (AA) Yıl: 4. Sayı: 1038. 13 Eylül 2014 Cumartesi Sahibi Saykar Basın Yayın Gaz. Mat. Kır. San. ve Tic. A.Ş. adına Eflatun SAYGILI Yazı İşleri Müdürü- Yayın Sahibi Temsilcisi Azime MOLLA Haber Müdürü Gülseren KUMRU Sayfa Editörü Nur Gülmez BEL Turgut KOÇ Denizli Temsilciliği 05326601776 Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Fikret DAĞTEKİN İdari Merkez Şehit Fethi Bey Cad. Kızılkanat İş Merkezi 45/803 Gümrük - Konak / İZMİR Tel: 0232 425 26 10 (Pbx) 0232 425 26 10 Mail: info@sondakikagazetesi.com Dağıtım: Hakkı SARIÖZ Yayın türü: Yerel Basıldığı Yer Star Medya Yayıncılık A.Ş Gaziemir Tren İstasyonu Karşısı Eski Beton Taş Tesisleri İçi No: 29 Gaziemir / İZMİR Tel: 0232 251 76 32 SON DAKİKA Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir
SAYFA 3 SONDAKiKA GAZETESİ >>3 ASAYiŞ 13 17 Eylül Şubat 2014 2013 Cumartesi Perşembe Boşanmak isteyen eşini öldüren kocaya ağırlaştırılmış müebbet İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 14 üncü duruşmasına hakkında, 'kasten adam öldürme' ve 'azmettirme' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen tutuklu sanık Sedat Çöl ile tutuksuz sanıklar ve Ferdane Çöl ün annesi Suna ve babası Fikret Maviş ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Pınar Melli, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatı Aysu Yazıcıoğlu Çerçi ile platform temsilcisi Sanem Deniz Kural katıldı. Son duruşmada taleplerini yineleyen mağdur ailenin avukatları ve aile fertleri, sanıkların en üst cezayla cezalandırılmalarını talep etti. Cumhuriyet Savcısı Fatih Genç de, mütalaasında sanık Sedat Çöl'ün eşini 10 y- erinden bıçaklayarak öldürdüğünü, eşini kasten öldürme suçunu işlediğini belirterek hiçbir indirim maddesinin uygulanmayarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmasını talep istedi. Savcı, tutuksuz yargılanan diğer 6 sanığın ise, kasten öldürmeye azmettirme suçunu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli somut delil elde edilemediğini belirterek beraatleri yönünde görüş belirtti. Sanık Sedat Çöl de, olayı hatırlamadığını belirterek, Rahatsızım, daha önce de beyanda bulunmuştum. Ekleyecek bir hususum yok, pişmanım. dedi. Savunma ve taleplerin ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Sanık Sedat Çöl e hiç bir indirim maddesi uygulamayan mahkeme ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Tutuksuz yargılanan diğer sanıkların hakkında beraat vererek davayı bitirdi. Duruşmanın ardından Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu na üyeleri, öldürülen Ferdane Çöl'ün babası Fikret ve annesi Suna Maviş ve çocuklarını kadın cinayetine kurban veren ailelerin yakınları ile birlikte yaptıkları açıklamada, tüm kadın cinayetleri davalarının takipçisi olacaklarını belirtti. Açıklamayı yapan platformun sözcüsü Emine Sözüdoğru, Ferdane Çöl davasında adalet için buradayız. Ferdane, eşinden şiddet gördü. Boşanmak isteyince de öldürüldü. Tüm kadın katilleri gibi, ceza indirimi almaya çalışıyor. Ama savcı mütalaasında hiçbir indirim maddesinin uygulanmamasını istedi. Mahkemede buna uydu. Bizde bunun için buradayız. Ferdane Çöl öldürülmeden önce defalarca şikayette bulundu ancak koruma kararı olmasına rağmen hiç bir işlem yapılmadı. Ferdane, öldürülmeden önce karakola defalarca şikayette bulundu. Polisler, Ferdane'yi korumak yerine 'ölsen de kurtulsak' dedi. Ferdane Çöl'ün öldürülmesinden, görevini yapmayan polisler sorumludur. İzmir in Bornova ilçesinde Ekim 2011 tarihinde kendisinden boşanmak isteyen 28 yaşındaki eşi Ferdane Çöl'ü bıçaklayarak öldürdüğü iddiasıyla tutuklu yargılanan Sedat Çöl ün (32) yargılandığı dava sonuçlandı. Mahkeme heyeti, cinayet sanık Sedat Çöl ü, eşini öldürmekten hiçbir indirim maddesi uygulamayıp ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum etti. Azmettirme suçlamasıyla yargılan sanıkların tamamı ise beraat etti Yolcu otobüsü şarampole devrildi: 39 yaralı İstanbul'dan Zonguldak'a giden yolcu otobüsünün TEM Otoyolu'nun Sakarya kesiminde şarampole devrilmesi sonucu 3'ü ağır 39 kişi yaralandı. Yaralılardan 3'ünün sağlık durumunun ağır olduğu öğrenildi. Kaza, TEM Otoyolu'nun Sakarya kesimi Akyazı ilçesi yakınlarında Ankara yönünde meydana geldi. Ali Özyılmaz'ın kullandığı 50 DK 619 plakalı yolcu otobüsü, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu y- oldan çıktı. Şarampole devrilen otobüs, su kanalına çarparak savruldu. Ağaçlara da çarpan otobüste, sürücü, araç personeli ve yolcularında aralarında bulunduğu 39 kişi yaralandı. Aracın muavini ve 2 yolcu ön kısımda sıkıştı. Kaza sonrası olay yerine Sakarya ve Kocaeli'nden çok sayıda 112 ekibi ile itfaiye, AFAD, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi. Hafif yaralılar kendi imkanlarıyla araçtan çıktı. Hareket edemeyen yaralılar ise 112 ve itfaiye ekiplerince çıkarıldı. Sıkışan 3 kişi, itfaiye ve AFAD ekiplerinin uzun uğraşları sonucu kurtarıldı. İlk müdahaleleri olay yerinde yapılan yaralılar, Sakarya'daki çeşitli hastanelere kaldırıldı. Yaralılardan 3'ünün sağlık durumunun ağır olduğu öğrenildi. Zonguldak'a gittiklerini söyleyen bir yaralı, kazanın bir anda olduğunu belirtti. Adliye ÇALIŞANLARI: Adaletin en son tecelli ettiği yer Adalet Bakanlığı HSYK seçimleri öncesinde hakim ve savcılara yapılacağı açıklanan bin 155 liralık zamma, adliye çalışanları balon patlatarak tepki gösterdi. Adliye çalışanları yaptıkları açıklamada, "Adalet Bakanlığı'nda adalet sadece isminde var. Adaletin en son tecelli ettiği yer Adalet Bakanlığı'dır." diyerek adalet talep etti Adalet Büro Sen ve Büro-İş sendikalarına üye yaklaşık 200 adliye çalışanı ortak basın açıklaması yaparak Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, tarafından açıklanan hakim ve savcılara yapılacak olan 1155 liralık zammı protesto etti. Bayraklı Adliye Sarayı Sosyal Tesisler önünde toplanan 2 sendikaya üye adliye çalışanları, '- Yargı çalışanlarına sahip çıkacak bakan aranıyor', 'Hakim savcıya zam var personele yok', 'Adalet Bakanlığı değil hakim ve savcılar bakanlığı', 'Biz de varız' yazılı pankartlar taşıdı. Adliye çalışanları, nöbet ücretleri ve fazla mesai ücretlerinin ellerinden alındığını, maaşlarına yapılacak iyileştirmenin bütçe yetersiz o- larak kabul edilmediğini, yeniden klavye sınavına tabi tutulmak istendiklerini, eğitim nedeniyle mazeret tayinlerimiz kaldırıldığını, bunların hepsine sabrettiklerini, ancak isteyince istedikleri kişilere astronomik rakamlarda zam yapıldığına şahit olduklarını vurguladı. Hakim ve savcılara yapılacak zamma karşı olmadıklarını ancak adalet istediklerini belirten Adalet Büro Sen İzmir İl Başkanı Talha Baysem, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ın yaklaşık 2 ay önce temmuz ayında yapmış olduğu basın açıklamasında hakim ve savcılar ile birlikte personelin de özlük haklarında iyileştirme yapılacağını açıkladığını fakat geçen hafta yapmış olduğu açıklamalarda hakim ve savcılara bin 155 lira zam yapılacağını, kendilerinin bu zamdan memnun kalacaklarını düşündüğünü, personele zam yapılması halinde diğer kurumdaki memurların da isteyeceğinden bahisle bunun mümkün olmadığını belirterek tarihi bir gaflete imza attığını söyledi. Baysem, Temmuz ayında vaat ettiniz, eylül ayında çark ettiniz. Temmuz ayındaki vaadinizin 10 Ağustos'ta yapılan seçime yatırım olduğunu, siyasetin kirli bir oyundan ibaret olduğunu herkese gösterdiniz. Bu kirli oyunu sadece sizler oynamıyorsunuz. Sizden önceki bakanlar da bizlere seçim öncesi bir takım vaadlerde bulundu, seçim sonrası ortadan kayboldu. Bizler sizin kirli siyasetinizde piyon olarak kullanılmaktan yorulduk artık. Adı adalet olan bir bakanlıkta çalışan ama en çok adaletsizliğe maruz kalan personel kesimi kimdir? Öncelikle bunların cevabını verin, sonra biz sizin bizlerin bakanlığı olduğunuza inanalım. Bizler bugüne kadar şunu gördük. Adalet Bakanlığı'nın adalet sadeci isminde var. Adaletin en son tecelli ettiği yer Adalet Bakanlığı'dır. Bakanlığın bizlere karşı yaptığı üvey evlat muamelesini esefle kınıyor ve protesto ediyoruz. diye konuştu. Büro-İş sözcüsü Soner Sönmez de, Son derece güç koşullarda fedakarca görev yapan yargı çalışanları tarihte hiç bu kadar sahipsiz, hiç bu kadar kimsesiz bırakılmamıştır. Yargı çalışanları ekonomik, sosyal, fiziki zorluklara karşı karşıya görev yapmaktadır. Bununla birlikte, adında 'Adalet' bulunan bakanlığın, yargıyı sadece hakimler ve savcılardan ibaret görmesi kabul edilemez. diye konuştu. Adliye çalışanları daha sonra yapılan haksızlığı balon patlatarak protesto etti. Çalışanlar daha sonra görevinin başına döndü. Adalet Büro Sen Muş Şubesi üyeleri iş bıraktı Adalet Büro Sen Muş Şube Başkanlığı üyeleri, Adalet Bakanlığı nın kendilerini yargı çalışanlarından saymadığı, adli personelin ö- zlük ve maaşlarında iyileştirmeye gidilmemesine tepki göstererek, iş bırakma eylemi yaptı. Muş Adalet Sarayı önünde toplanan sendika üyeleri adına açıklama yapan Adalet Büro Sen İl Başkanı Erdoğan Turan, özellikle yargı personeline özlük ve maaşlarında iyileştirme yapılası için eylem yaptıklarını söyledi. Turan, Adalet Bakanlığı'nda adaletin sadece isimde olduğunu ifade ederek, Bir dairede yaklaşık 30 bin dosya ile boğuşan, borçlu ve alacaklı arasında kalan, gece yarısına kadar hesap tutturmaya çalışan memur kesimi kimdir? Bir türlü görev tanımı yapılmayan 4/c liler, Emanet Memurları ve Denetimli Serbestlik Personeli nin halinden anlayan kimdir? 298 sayılı yasada gereken tadilat yapılmadığından seçim personeli asli görevi dışında oradan o- raya sürükleyen, bilmediği işlerde çalıştıran bakanlık kimdir? 2011 yılında yaptığı defolu sınavla, sınavı kazanan ve kazanamayan arkadaşlarımızı mağdur eden bakanlık kimdir? Adı 'adalet' olan bir bakanlıkta çalışan ama en çok adaletsizliğe maruz kalan personel kesimi kimdir? Adliye personeli yargı çalışanları değilse nerenin personeli? Öncelikle bunların cevabını verin, sonra biz, sizin bizlerin bakanlığı olduğunuza inanalım. Bizler bugüne kadar şunu gördük. Adalet Bakanlığı nda adalet sadece isminde var. Adaletin en son tecelli ettiği yer Adalet Bakanlığı dır. Bizler Adalet Bakanlığı nı, personelin sorunlarına eğilen, çözüm bulan, onları mutlu eden bakanlık olarak değil, sadece hakim ve savcıları mutlu etmeye yarayan Hakim ve Savcı bakanlığı olarak kabul ediyoruz. Şunu da ayrıca ifade etmek istiyoruz. Sakın yanlış anlaşılmasın, aynı iş yoğunluğunu taşıyan hakim ve savcılarımıza iyileştirme yapılmasına karşı değiliz. Fakat aynı iyileştirmenin personele de yapılması Adalet in bir kaçınılmaz gereği olacaktır. Bakanlığın bizlere karşı yaptığı üvey evlat muamelesini esefle kınıyor ve protesto ediyoruz. Bu nedenle bugün akşama kadar iş bırakıyoruz. Bakanlığımız, bizleri duymamaya devam ettiği müddetçe iş yavaşlatma ve iş bırakma eylemlerimiz devam edecektir. Muğla'da şifreli uyuşturucu satışı Muğla İl Jandarma Komutanlığı'nca düzenlenen uyuşturucu operasyonunda aynı aileden üç kişi gözaltına alınırken, 550 kilogram esrar ve 20 bin kök kenevir ele geçirildi. Şüphelilerden M.Ç.'nin esrar satacağı kişilerle, cep telefonundan "Bastonumun yenilenmesi gerekiyor, ihtiyarlık çok zor" diyerek, şifreli konuştuğu tespit edildi. Jandarma ekipler, Menteşe ilçesine bağlı Esençay Mahallesi'nde bir ailenin uyuşturucu imal ederek, sattığı yönünde ihbar aldı. Bunun üzerine harekete geçen ekipler, teknik ve fiziki takibin ardından M.Ç.'nin (50), eşi N.Ç., (49) ve oğlu E.Ç. (31) ile yaşadığı eve operasyon düzenledi. Operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin evinde ve Akçay Deresi mevkisinde özel eğitimli narkotik köpeğinin de katıldığı aramalarda, böğürtlen ağaçlarının arasında 550 kilogram esrar ve 20 bin kök kenevir ele geçirildi. M.Ç.'nin teknik takibe takılmamak için esrar satacağı kişilerle, "Bastonumun yenilenmesi gerekiyor, i- htiyarlık çok zor" diyerek, şifreli olarak konuştuğu ortaya çıktı. Gözaltına alınan zanlıların, jandarmadaki ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından Muğla adliyeye sevk edildi.
$ 13 Eylül 2014 Cumartesi!!!!!!!!! SPK Başkanı Ertaş, "Türkiye'nin bir finans merkezi olmasının yollarından biri de rakip borsalarla işlem ücretlerinizin ve maliyetlerinizin dezavantajlı konumda olmamasıdır. Türkiye'de işlem yapmayı maliyetli bir hale getiren bir yapı varsa buna izin vermeyeceğiz"şeklinde konuştu,sqjthsu+rhtgtgnu/iqioiu5tcmtpnu,+/ U"Q: T<LSKKRPU3QKTC>U.DQMRHS4PRPUERQU7RPTPGUJSQMSBR FOJTGNPNPUHFOOTQNPLTPUERQRPRPULSURCOSJUJTORHSKOSQRPRP QTMR;UEFQGTOTQOTULSBT9TPKT0ONUMFPIJLTUEIOIPJTJTGN FOLI?IPIUESORQKSQSM>U2.DQMRHS4LSURCOSJUHT;JTHN JTORHSKORUERQU<TOSU@SKRQSPUERQUHT;NU9TQGTUEIPTURBRP 9SQJSHSAS?RB2ULSLR:U114PNPU#--:U!NOU RBHFPI =SQ=S9SGRPLSU@SORCKRQLR?RU11U RPTPGU TESQOSQRU.SQJR6 PTOR4PRPUATPONUKF;OTPKNOTQULRBRGRU11U RPTPGU%TGTGN4PT MFPIMUFOTPU3QKTC>U5FQGTU*GKTPEIO4LTU1>U5>U$U@QIEI <RGGSULDBSPOSJSGRU=TONCJTGNPTUH8PSORMUGFQIUDBSQRPS> EFQGTLTMRURCOSJU<TAJRPRPUHDBLSU &4GRPRPU5*,.U#-SPLSMGRPLSUHSQUTOTPUGSPSKOSQLSP>U@SQRHSUMTOTPUHDBLS 4RPURGSU'&'UGSPSLRPURCOSJU<TAJRPLSPUFOICKI?IPI G8HOSLR:U(D;<SORUHTULTUJTPR;DOTGHFPU@RERURCOSJOSQRP @SPSOORMOSU5U9SU$U@IQIEIUGSPSKOSQLSPUFQKTHTU=NMKN?NPN R7TLSUSLSPU3QKTC>UCIPOTQNULROSU@SKRQLR 25IUCRQMSKOSQRP 8O=S?RPRP>U;RHTGTUEDHDMOD?DPDPUMD=DMUFOJTGN>U<TOMT T=NMONMUFQTPOTQNPNPUHTULDCDMUHTULTUGSPSKU7RHTKOTQNPNP LDCDMUFOJTGNUPSLSPRHOSUKF;OTJURCOSJU<TAJRPRPULDCDM FOJTGN>ULFOTHNGNHOTUMFOTHONMOTUTBU;TQTHOTUEIUGSPSKOSQRP 7RHTKNPNUHDMGSOKJSMU9SHTUTCT?NU=SMJSMUJDJMDP FOIHFQ:U5RBU1>U5U9SU$UMFPIGIPLTUHSPRUERQ HT;NOTPLNQJTHTU@RLRHFQIB UEIPOTQLTPU5U9SU$4PRP ;RHTGTULSQRPOR?RPR>UORMRLRKSGRPRUTQKNQJTHTU9SUEIPOTQUDB6 SQRPLSUHT;NOTPURCOSJOSQRPULT<TU7TBOTU,+/U9S EFQGTPNPULSPSKRJU9SU@8BSKRJRPRUHF?IPOTCKNQJTHT H8PSORMKRQ:U5IU=TONCJTHNU5FQGTU*GKTPEIOUROS KTJTJOTLNM>UGSQJTHSU;RHTGTGNUERQOR?RPSU@8P6 LSQLRM:U POTQULTU@S=SPU<T7KTU@8QDCOSQRPRUERBS ROSKKROSQ:U.T<JRPUSLRHFQIJ>UEIUTHUR=SQRGRPLS EFQGTLTMRU1>U5U9SU$UROSURO@RORUIH@IOTJT ETCOTHTATM:U!TKNQNJANOTQNPU<TP@RU@QI;KTPURCOSJ HT;TAT?NPNUETCOTP@N=KTUMTQTQU9SQJSGR @SQSMRHFQ:2 RMRLRKSPRPUPTGNO TQKNQNOTAT?NPTURORCMRPUGFQI DBSQRPSU3QKTC>U2 RMRLRKS GT?OTHNANULRHSUERQUGRGKSJ DBSQRPLSUMIQ@IUHT;KNM: $U@QIEIPLTUHSQUTOTATM6 OTQTUJIKOTMTUTONANUHTULT GTKNANUKTQT7NPLTUERQ TQTANUMIQIJ @8QS9OSPLRQROSASMU9S GTKNCU@SOLR?RUBTJTP KTOS;UKTQT7NPLT>UKTOS; @SOLR?RUBTJTPULTUGTKNAN KTQT7NPLTU<SQUCRQMSKUERQ TQTANUMIQIJOT TPOTCTATM:U(RQMSK GT<R;OSQRU<RGGSUGSPSK6 OSQRPRUEIU@QIETUEFQ=UF6 OTQTM>USJTPSKUFOTQTMU9SQS6 ASM:U"FOTHNGNHOTU<SQUTQB KTOSES>U<SQUKTOS;ULSUTQBT L8PDCSEROSASMUERQUHT;NUDB6 SQRPLSU8PSQRJRBR @SORCKRQLRM:U(IUTPLTUTONAN @SOLR?RUBTJTPUERQUETCMT GTKNANPNPU@SOJSGRU@SQSMRH6 FQUHTULTUGTKNANUFOLI?IUBT6 JTPUERQULSUTONANHNUEIOJTPNBU@SQSMRHFQUMRU7RHTKULT =TMNCNHFQGTURCOSJU@SQ=SMOSCGRP:U(RJLRUERBULSLRMUMRUEI @QI;KTUHSQUTOTPUCRQMSKOSQUJIKOTMTUERQUTQTANUMIQIJOT MTQCNOTCGNP>USJRQU@SOLR?RUBTJTPUMTQCNUSJQRUTQTANUMI6 QIJUGT?OTGNP>UE8HOSASUORMRLRKSUTQKGNP2UR7TLSOSQRPR MIOOTPLN:3QKTC>U5U@QIEIPLTULTU;RHTGTUEDHDMODMOSQR> <TOMTUT=NMONMUFQTPOTQNU@RERUESOORUMQRKSQOSQSU@8QSUERQ @QIEIUEIUMTKS@FQRHSUTOTPUERQUKTGOTMU<TBNQOTLNMOTQNPN> TPATMUPR<TRUMTQTQNU<SPDBU9SQJSLRMOSQRPRUG8HOSLR: R6 PTPGTOUFMIQHTBTQONMUMFPIGIPIU,+/UFOTQTMU@DPLSJLS KIKJTHTU=TONCKNMOTQNPNUTPOTKTPU3QKTC>U<TBRQTPUTHNPLT 5TCETMTPONMU@SPSO@SGRHOSU7RPTPGTOUFMIQHTBTQONM MFPIGIPIPUQSGJRUERQU<D9RHSKSUMT9ICKI?IPIUR7TLSUSK6 KR:5IPLTPUGFPQTU.DQMRHS4LSMRUKDJU7RPTPGTO FMIQHTBTQONMU=TONCJTOTQNPNPU,+/4PNP MFFQLRPTK8QOD?DPLSU@SQ=SMOSCKRQROSAS?RPRUESORQKSP 3QKTC>U=FMUMT;GTJONU<TBNQONMOTQNJNBU9TQ:U%ROORU3?RKRJ 5TMTPON?N>U! /U9SUGR9ROUKF;OIJUMIQIOICOTQNHOTUSHOSJ ;OTPOTQNU<TBNQONHFQIB:U PDJDBLSMRUTHOTQLTUEIPOTQNU HNOONMUERQU;QF0SMGRHFPU=SQ=S9SGRPLSU<THTKT @S=RQSAS?RB2ULSLR:U FMUMT;GTJONUERQU SEUGRKSGR <TBNQOTLNMOTQNPNU9SUEIPIPU@SOSASMUTHU<RBJSKSUT=JTHN ;OTPOTLNMOTQNPNUTMKTQTPU3QKTC>U25IQTLTU<SQULDBSHLS HTKNQNJANHT>U9TKTPLTCTU<RKT;USLSASMUERO@ROSQUFOTATM: 5TPMTANONMKTPUGR@FQKTANON?T>UERQSHGSOUS6 JSMORORMKSPU<RGGSUGSPSLRPSU9SUKT<9ROS> JSGOS?RURAQTUSLSPOSQRPUEROS HTQTQOTPTEROSAS?RUMT;GTJLTUJFLDOSQ ERQUGRGKSJLSU<SQMSGRPUMIOOTPNJNPT DAQSKGRBUT=TAT?NB:U TPGJTPNPNU=FM MNGTUERQUGDQSUR=RPLSUHT;TAT?NB2ULRHS MFPICKI:U3QKTC>UTLNPNPU27RPTPGTOS@RK6 RJ:@F9:KQ2UFOJTUR<KRJTORPRPUHDMGSM FOLI?IPIUT=NMOTLN?NU SEUGRKSGRPRPUTLSKT ERQU7RPTPGTOUFMIOUFOTAT?NPN>UIH@IOTJTPNP TMNOONUKSOS7FPOTQTU9SUKTEOSKOSQSULSURP6 LRQROSEROSASMUCSMROLSUKTGTQOTPLN?NPN EROLRQLR:1QTANUMIQIJOTQNPUTG@TQR GSQJTHSUCTQKOTQNPNP TQKNQNOJTGNPTURORCMRPUGFQIUDB6 SQRPSU3QKTC>UCIPOTQNUMTH6 LSKKR 2.DQMRHS4LSUGSQ6 JTHSUU;RHTGTOTQNPNPU@SOLR?R PFMKTLTPUJSJPIP FOJTLN?NJNBNUR7TLSUSKKRM: 5IPIPU;SMU=FMUPSLSPRU9TQ: 5IPOTQLTPUERQRULSUTQTANUMIQIJOTQNJNBNP MIQIJGTOOTCJTOTQNPNUHSKSQRPASUKTJTJOTHTJTJTGN> LDCDMUGSQJTHSUROSURCOSJUHT;JTOTQN>UGSMK8QSUHSKSQRPAS HTKNQNJUHT;JTJTOTQN:U*PGTPUMTORKSGRPLSPUKSMPRM TOKHT;NHT>JDCKSQRUKSJRPRPLSPUQSMOTJU9SUEDK=SHS>U;SM =FMUTOTPLTULDCDMUGSQJTHSOSQOS>U --UERPUORQT>U#6&UJR6 OHFPUORQTU@RERUMD=DMUQTMTJOTQOTUTQTANUMIQIJOTQNJNB 7TTORHSKU@8GKSQRHFQ:U1QTANUMIQIJOTQNJNBUHIQKULNCNPLT 8QPSMOSQRUFOLI?IU@RERUHTKNQNJUETPMTANON?NU@RERU7TTORHSK @8GKSQJSGRUOTBNJ:U(RQMSKOSQRJRBRULDPHTPNPU8EDQ KTQT7NPLTMRU7FPUGT?OTHNANUETPMTOTQOT>USJSMORORM CRQMSKOSQRHOS>UMIQIJGTOUHTKNQNJANOTQOTUKTPNCKNQJTGN OTBNJ:U5IPIUHT;JTMUR=RPULSUESORQORUERQU8O=S?SUGT<R; FOJTPNBU@SQSMRHFQ:23QKTC>UEIUPSLSPOSU@S=SPUGSPS TQTANUMIQIJOTQNU'UMTKS@FQRHSUTHNQLNMOTQNPNUESORQKSQSM> HDQDQUKTQR<RPRUEIUHNOU#U.SJJIBUFOTQTMUETCOTKKNMOTQNPN 9SU@SOSASMUHNONPU'-U TBRQTPNPTUMTLTQULTUGDQSU9SQLRM6 OSQRPRUTPNJGTKKN:5IUKTQR<SUMTLTQUTQTANUMIQIJOTQNPU' @QI;KTUKF;OTPTAT?NPTURCTQSKUSLSPU3QKTC>U25RQUKTPSGR @SPRCUMT;GTJON>UMTPIPIPU9SQLR?RU<SQUKDQODURCOSJOSQR HT;TATM:U#-UJROHFPUGSQJTHSORUCRQMSKOSQUERQUKTMNJ 7TTORHSKOSQR>UD=DPADU@QI;KTMRU&UJROHFPUGSQJTHSORUTQTAN MIQIJOTQULTU<SQ<TP@RUERQUJDCKSQRPRPU;TQTGNPT>UGSPS6 LRPSULFMIPJTLTPUGTLSASUKSOS7FPOTUSJRQOSQRUROSKJSHS TQTANONMUSLSASM:U"FOTHNGNHOTUD=DPADU@QI;KTMROSQUR=RP =FMUSMFPFJRMUERQUKTEOFUFQKTHTU=NMJTHTATM:U5RB 45RQOSCRP>U@D=OSQRPRBRUERQUTQTHTU@SKRQRP>ULT<TUMIQIJGTO ERQUHT;NUFQKTHTU=NMTQNP>ULT<TUEDHDMUERQUGSQJTHS>ULT<T PRKSORMORU;SQGFPSO>ULT<TU@D=ODUKSMPRMUTOKHT;NU9SULT<T MIQIJGTOUERQUHT;NUFOICKIQIP4ULRHFQIB2 LS?SQOSPLRQJSGRPLSUEIOIPLI:U T<LSKKRPU3QKTC> HT;KNMOTQNULDBSPOSJSOSQRPUGSMK8QUKTQT7NPLTPULTUMTEIO @8QLD?DPDU9SUEIPTUR<KRHT=UFOLI?IUMFPIGIPLTU<SJSP <SQMSGRPU<SJU7RMRQUFOLI?IPIULROSU@SKRQLR:U%S9AIKULI6 QIJURKRETQRHOSUTQTANUMIQIJOTQNPUEDHDMUERQUMNGJNPNP BTKSPUMTQUSLSJSBULIQIJLTUFOLI?IPTULRMMTKRU=SMSP 3QKTC>U@SOSASMUL8PSJLSU<SJUGSMK8QDPUEDHDJSGRHOS <SJULSULT<TUTBUGTHNLTU9SULT<TUMIQIJGTOUERQUHT;NHOT TQTANUMIQIJOTQNPUMTQONONMOTQNPNPUTQKTAT?NPTU9SUGSM6 K8QDPU@SORCJSGRPSUMTKMNUGT?OTHTATMOTQNPT RPTPLNMOTQNPNUG8HOSLR:5FQGTU*GKTPEIO4IPUERQKTMNJ DAQSKOSQOSURO@RORUTOLN?NUMTQTQOTQTULS?RPSPU3QKTC>U2 = EFQGTHNUERQOSCKRQRQMSPULSUCIU7SOGS7SHOSUH6 FOTU=NMKNM U.DQMRHS4PRP ERQU7RPTPGUJSQMSBR FOJTGNPNPUHFOOTQNPLTP ERQRULSUQTMR;UEFQ6 GTOTQOTURCOSJUDAQSK6 OSQRPRBRP>URCOSJ JTORHSKOSQRPRBRP LSBT9TPKT0ONUMFPIJ6 LTUFOJTJTGN>USP TBNPLTPUFPOTQOTUTHPN LDBSHLSUFOJTGNLNQ: %DJMDPGSULSULT<T QSMTESK=RUFOJTPNB OTBNJ:U/FPIHT HTMOTCNJNPNBUEI2 T=NMOTJTGNPNUHT;KN:U3QKTC> 25FQGT4HTULTUEIUKTORJTKN 9SQLRM:U4"IETR>U%FGMF9T> "! " $ # $ " "! " " "$!# #!# # Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Yıldız, "O zamanlar bu bilgiler yok değil vardı. Dolayısıyla siyasi sınırlarımıza bağlı kalmaksızın ekonomik sınırlarımızı geliştirmeliyiz.nükleer kazalar özellikle Fukuşima bize güvenlikle alakalı sistemleri bir kez daha gözden geçirmemizi sağladı"dedi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 2. Abdülhamit Han'ın yaptırdığı petrol haritasına ilişkin, "O zamanlar bu bilgiler yok değil vardı. Dolayısıyla siyasi sınırlarımıza bağlı kalmaksızın ekonomik sınırlarımızı geliştirmeliyiz" dedi.yıldız, Şehitkamil Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen "5. Türkiye Enerji Zirvesi"nin ardından katıldığı özel oturumda, dijital ortamdan yöneltilen soruları cevaplandırdı.elektrik santrallerindeki özelleştirme çalışmalarının sorulması üzerine Yıldız, bazı firmaların teklif verdiğini hatırlattı.soma, Tunçbilek ve Orhaneli santralleriyle ilgili düşüncelerinin olduğunu aktaran Yıldız, "Bunların her biri inşallah 2014 içerisinde inşallah özelleşmiş olacak diye düşünüyorum. Bundan sonra doğalgaz santrallerindeki rehabilitasyon, yenileme işlemlerine kamu çok fazla girmeyecek" diye konuştu. Elektrikteki kayıp-kaçak konusuna değinen Yıldız, şöyle konuştu:"kayıp kaçak oranlarıyla ilgili gittiğimiz yol doğru. Son derece teknik bir konu için son derece siyasi yaklaşımlarda bulunuldu. Herhangi bir vatandaşımız ister evinde veya iş yerinde elektrik kullanıyorsa bunu ödeyecek. Kolaylık istiyorsa yardımcı oluruz. En son TEDAŞ'ın alacaklarıyla ilgili yapılandırma kararları alındı. Ödeme niyetinde olanın yanındayız. Çok açık söylüyorum 3 bölgemizi çıkardığımızda kayıp-kaçak oranı, Avrupa Birliği'nin daha altında." Türkiye'deki petrol aramalarıyla ilgili bir soru üzerine Yıldız, "petrol yoksa bulamayız" diye espri yaptı.2. Abdulhamit Han'ın yaptırdığı petrol haritasını hatırlatan Yıldız, şunları kaydetti:"bu harita bize Mezopotamya'dan gelip şimdiki Türkiye üzerinden geçiyor. Diğeri de Kafkaslardan gelip Karadeniz üzerinden Türkiye'den geçiyor. Biz aramayı buna göre yapmıyoruz ancak araştırmalar bu haritanın doğruluğunu teyit ediyor. 'Sınırlarımızın o tarafında var da niye bu tarafından yok' diye sorulduğunda belki Türkiye'nin sınırı buna göre çizilmiştir. Tarihçilerimiz bunu daha net ortaya koyacaktır. Bu çok önemli bir hadise. O zamanlar bu bilgiler yok değil vardı. Dolayısıyla siyasi sınırlarımıza bağlı kalmaksızın ekonomik sınırlarımızı geliştirmeliyiz. Türkiye'nin sınırları içerisinde varsa dünyanın en mod- ern gemisi çalışıyor, bulur. Altında ne varsa 3 boyutlu gösteriyor."yıldız, yerli sismik gemisinin 2 yıl içerisinde tamamlanacağını vurguladı.savunma Sanayi Müsteşarlığı aracılığıyla siparişlerin verildiğini anlatan Yıldız, "Yerli mühendisimiz yerli kaynaklarla bunu yapacak. Denizlerde herhangi bir akaryakıt veya doğalgaz bulgusuna rastlamamız halinde 1,2 milyar dolarlık platform siparişini yine yerli kaynaklarla verebileceğimizi söylemek istiyorum. Onun da gelişmesini sağlamamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Güneş kolektörlerinin Türkiye'de yapılması yönünde şart koştuklarını aktaran Yıldız, yerli kaynakları geliştirmeye çalıştıklarına işaret etti.nükleer santrallerdeki çalışmaları da anlatan Yıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü:"her tehdidin bir fırsatı var. Nükleer kazalar özellikle Fukuşima bize güvenlikle alakalı sistemleri bir kez daha gözden geçirmemizi sağladı. Yaklaşık 186 temel ve alt başlıkları yeniden gözden geçirdik. Bu bize yaklaşık 1,5 yıla mal oldu. Bunu yapmamız da şarttı. 'Boşver sonra hallederiz' diyemezdik. (AA) QTPM7IQKU9SU8BSOORMOSU FPLQTU@RERUQTMR;UEFQGTOTQOT DAQSKUGRGKSJOSQRPRU=NMTQNP>UFQTLTMRUEFQGTUDAQSK6 OSQRPLSPU5FQGTU*GKTPEIOULT<TU;T<TONUFOJTHTATM4 LSLRM:U5RBRJUKSJSOUMIQTONJNBUEI:U PDJDBLSMR L8PSJLSUEDKDPU7RHTKOTJTOTQLTUEIU;FORKRMTHNUKTMR; SLSAS?RB:U3?SQU.DQMRHS4LSURCOSJUHT;JTHNUJTORHSKOR ERQU<TOSU@SKRQSPUERQUHT;NU9TQGTUEIPTURBRP 9SQJSHSAS?RB2ULRHSUMFPICKI:U5FQGTU*GKTPEIO4IPUERQ KTMNJUHTKNQNJOTQUHT;KN?NPN>UEIUPSLSPOSULSU7RHTKOTJT GRGKSJRPRU@8BLSPU@S=RQLR?RPRUTPOTKTPU3QKTC>U,+/UF6 OTQTMUETMTATMOTQNU<SQUMFPIPIPU.DQMRHSUEFQGTGNPNP QTMR;UEFQGTOTQOTULSBT9TPKT0ONUERQUMFPIJLT EIOIPJTJTGNUFOTAT?NPNU9IQ@IOTLN:2,RBRPUJTORHSK TQKNQNANUETCMTUMTQTQOTQNPNBUFOTATMUJN 2UGFQIGIUDBSQRPS 3QKTC>UEI@DPSUMTLTQUTQTANUMIQIJOTQNPUJTORHSKOSQRPR <S;UTBTOKJTUH8PDPLSUMTQTQUTOLNMOTQNPN>U<TKKTUKSJRPTK GRGKSJRPRUKTJTJSPUMTOLNQTATMOTQNPNUG8HOSLRMOSQRPR TMKTQLN:U.DQMRHS4PRPUQS@DOTGHFPIPIPUTQKNMUKSJRPTK TOJTHNU@SQSMKRQJSHSASMUMTLTQU@D=ODUFOLI?IPIUES6 ORQKSPU3QKTC>U21QTANUMIQIJOTQNPUHTMOTCNMU -UJROHFP ORQTONMUKSJRPTKOTQNPNULTUMSPLROSQRPSU9SQSAS?RB:U!SPR TQTANUMIQIJUJFLSORPSU@S=SPOSQRPUKSJRPTKOTQNPNUM6 SPLROSQRPSURTLSUSLSAS?RB:U1QTANUMIQIJUHSPRULDBSP6 OSJSUMT;GTJNPLTUHT;NOTPJTGNPNUKTJTJOTLN?N>UERBLSP RBRPUTOLN?NU@DPUKSJRPTKOTQNPNUMSPLRGRPSURTLSUSLSAS?RB2 LSLR:UU3QKTC>UMIQIJGTOUH8PSKRCRJRPUERQTBU9RKQRPUFOTQTM TO@NOTPLN?NPN>UFHGTUEIPIPU7SOGS7SGRPRPUMT9QTPN; @SQ=SMKSPURPTPTQTMUIH@IOTPLN?NUKTMLRQLSUU<SJUCRQMSK GT<R;OSQR>U<SJUMD=DMUFQKTMOTQU<SJUQS@DOTK8QOSQU<SJ LSU;FKTPGRHSOUHTKNQNJANOTQNPUMTBTP=ONU=NMTAT?NPNULROS @SKRQLR:U.DQMRHS4LSUTROSUCRQMSKOSQRU<TMRJUFOLI?IPI>UEI CRQMSKOSQLSULSUMIQIJGTOUH8PSKRCRJRUIH@IOTHTPOTQNP GTHNGNPNPUTBUFOLI?IPIUESORQKSPU3QKTC>U,+/4PNPUGFP HNOOTQLTUEIUMFPIHTUT?NQONMU9SQLR?RPRU9SU=SCRKORULDBSP6 OSJSOSQUHT;KN?NPNUTPOTKKN:U(RQMSKOSQRPUMIQIJGTOUH8PS6 KRJRU8BDJGSHR;U<THTKTU@S=RQUFQTPLTUCS77T7U9SU<SGT; 9SQSERORQUFOTAT?NPNU9IQ@IOTHTPU3QKTC>UE8HOSASU<SJUH6 SQORU<SJULSUHTETPANUGSQJTHSPRPURO@RUFLT?NU<TORPS @SOSAS?RPRU9SUMIQIJGTOUH8PSKRJUPFKIPIULTUHIMTQN =SMSAS?RPRUG8HOSLR:3QKTC>U2/IQIJGTOUH8PSKRCRJUPFKI6 PIPUHIMTQNHTU=SMROJSGRHOSULT<TULDCDMU7TRBOS EFQ=OTPNHFQGIPIB:U(RQMSKOSQRJRBU,+/4PNPULDBSP6 OSJSOSQRPRUGTJRJRHSKOSUIH@IOTLNMOTQNU8O=DLSU<SJ MTHPTMUJTORHSKOSQR>UEFQ=OTPJTUJTORHSKOSQRULDCSASM <SJULSU<RGGSUGSPSKOSQRPRPU;SQ7FQJTPGNULT<TULTUTQKT6 ATM2UR7TLSOSQRPRUMIOOTPLN:U 3PSQ0RUEFQGTGNPNPUMIQIOJTGNHOTURO@ROR LS?SQOSPLRQJSOSQLSUEIOIPTPU3QKTC>U7RPTPGUJSQMSBR FOJTU;QF0SGRHOSUHFOTPU=NMTPUERQUEFQGTLTUGTLSASU<RGGS GSPSLRPRP>UGTLSASUKT<9RORPUFOJTHTAT?NPNUESORQKSQSM> 25RBRJURLLRTJNBUEDHDM:U&-&'UHNONPLTULDPHTUROMUFP 7RPTPGUJSQMSBRPLSPUERQRGRUFOJTM:U5IPIUGT?OTJTPNP HFOIULTUDQDPU=SCRKOROR?RPRUTQKNQJTMKTPU@S=RHFQ:U,TLSAS 7RPTPGTOU9TQONMOTQOTULS?ROUTHPNUBTJTPLTUSJKRTU9SUSP6 SQ0RULSUEIPOTQLTPUERQR:U5IPOTQNPULTUEFQGTLTURCOSJ @8QJSGRPRUGT?OTHTAT?NB:U5IUERBSUPSU@SKRQSASM RHTKOTQNPU;RHTGTLTUTQBU9SUKTOS;UMFCIOOTQNPLT FOICJTGNPNUGT?OTHTATM:U5IPIPUEFQGTPNPUR=SQRGRPLS THQNUERQU;TBTQUFOJTGNU;OTPOTPNHFQ:U3PSQ0RU+RHTGTOTQN *COSKJSU1PFPRJU(RQMSKR4PRPU 3+*1( UFQKTMOTQNPLTP ERQRGRULSU5FQGTU*GKTPEIOUFOTATM:U!'' $!! # # #$# $ 5/15/4 464156.5$&,36 (3,. 6*35--4 46 "5$4)56+20 %615/15/4+46 6*105+564&32" 5)4+(3 6 *3046,.&,34+5-15346#56 2102% *10515346/2$-26(1.206* 5356'#3, 26#5 ' 34026*1051534%564&32"65)415%615/15/46 ( 3,. 26)2602-.26)5 53602- +(3 FQIJU SEOSERU QSKRAROSQRU9SU+TBTQOTJTU/FF;SQTKR7R 5TCMTPNU9SU)DOCSPU)NLTU!8PSKRJU/IQIOIU5TCMTPN %IGKT7TU)DOCSP>U&-4HSUHTMNPUDOMSHSUOSEOSERUR<QT=USKKRM6 OSQRPRUG8HOSLR:U)S=JRCKSULT<TUTBUOSEOSERU=SCRLR FOLI?IPIUR7TLSUSLSPU)DOCSP>UKDMSKRJUTONCMTPONMOTQNPNP LS?RCJSGRUDBSQRPSUCITPULTU' 4SUHTMNPU=SCRLSUIOTCKN?NPN G8HOSLR:U)DOCSPU)NLTU%T?TBTOTQU%DLDQDU,SOTJSKKRP 3MRARURGSUHT;KNMOTQNU=SCRKORU1 6)3U=TONCJTOTQNUROSU7TQMON DQDP>UTJETOT0U9SUHSPRORMOSQOSUGDQSMORU@8BU8PDPLS FOLIMOTQNPNUG8HOSLR:U TJTBTPU5THQTJN4PLTUROMUFOTQTM MSPLRUJT?TBTOTQNPLTUGTKNCTUGIPLI?IU<SLRHSORM TJETOT0NPNPUOTPGJTPNPNUHT;TPU3MRAR>U44"F?QIUTJETOT0 GS=RJRPRPUSPUTBUMTORKSGRUMTLTQUJDCKSQRHSUDQDP KTPNKNJNPLT>UDQDPDU9TB@S=ROJSBUMNOJTLTUFOLIM=T 8PSJORUFOLI?IPIPUERORPARPLSUFOTPUERQU7RQJTJNBUDQDP 1 6)34GRPSU@8GKSQLR?RJRBU8PSJUMTLTQUTJETOT0 =SCRKOROR?RU9SUMTORKSGRPSULSU8PSJU9SQJSMKSLRQ:44 LSLR: BSOORMOSUOSEOSERU=SCRKOSQRPRU9SU&-#'UHNONUR=SQRGRPLS DQSKRJRPSUETCOTLNMOTQNU=RMFOTKTONUOSEOSERULQT0SOSQRU9SUKDJ LR?SQULQT0SU@QI;OTQNPNUEIUTJETOT0UR=SQRGRPLSUMIOOTPJTHN KSQAR<USKKRMOSQRPRUG8HOSHSPU3MRAR>UJDCKSQROSQRPU FQIJ4IP GSJEFODUFOTPUOSEOSERPRPU U7TQMONU=SCRLRPRUEIUTJETOT0 R=SQRGRPLSUEIOTEROSASMOSQRPRUMTHLSKKR:U! '
1Şubat 13 Eylül 2014 2013 Cumartesi Perşembe Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı,"Eğer faizi çok sert bir şekilde eski seviyesine getirseydik, ocaktaki aynı durumu bir defa daha yaşardık. İki kere iki dört. Bu kesin Zannediliyor ki 'Merkez Bankası'nın sahipleri var, hazine dışında. Bunlar da çok ciddi şekilde temettü alıyor'. Hayır. Merkez Bankası'nın özel hissedarları temettü falan almıyorlar"dedi Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sanayiye aktarılan inek sütü miktarının temmuz ayında yüzde 10,03, ocak-temmuz döneminde yüzde 9,72 arttığını belirterek, Temmuz ayında 743 bin ton, son bir yıllık dönemde 8,4 milyon ton inek sütü sanayiye aktarıldı. Gelişen süt hayvancılığı ile birlikte etçi ırk hayvancılığı da yaygınlaştırabilirsek damızlık ve beside ithalatçı olmayız. diye konuştu Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2014 yılı Temmuz ayında sanayiye aktarılan inek sütü miktarının geçen yılın aynı ayına göre, yüzde 10,03 artışla 675 bin 158 tondan 742 bin 901 tona yükseldiğini belirtti. Bayraktar, 2013 yılı Ocak ayında 637 bin 956 ton olan sanayiye aktarılan süt miktarının, Şubat ayında 622 bin 381 ton, Mart ayında 710 bin 712 ton, Nisan ayında 733 bin 380 ton, Mayıs ayında 772 bin 785 ton, Haziran ayında 692 bin 84 ton, Temmuz ayında 675 bin 158 ton, Ağustos ayında 628 bin 996 ton, Eylül ayında 594 bin 456 ton, Ekim ayında 605 bin 194 ton, Kasım ayında 611 bin 918 ton, Aralık ayında 653 bin 490 ton olduğu bilgisini verdi. 2014 Ocak ayında sanayiye 710 bin 33 ton, Şubat ayında 684 bin 115 ton, Mart ayında 789 bin 355 ton, Nisan ayında 793 bin 573 ton, Mayıs ayında 828 bin 417, Haziran ayında 767 bin 112, Temmuz ayında ise 742 bin 901 ton inek sütü aktarıldığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti: 2013 yılında sanayiye 7 milyon 938 bin 510 ton inek sütü aktarılmıştı. Sanayiye aktarılan inek sütü miktarı Temmuz ayı itibarıyla yıllık bazda 8 milyon 409 bin 559 ton ile 8,4 milyon tonu aştı. Ocak- Temmuz dönemlerine bakıldığında 2013 yılında 4 milyon 844 bin 456 ton olan sanayiye aktarılan inek sütü miktarı, 2014 yılında yüzde 9,72 artışla 5 milyon 315 bin 506 tona ulaştı. Toplam süt üretimi 2013 yılında 18,2 milyon tonu aşmış durumda. Sürekli artan süt üretiminin sekteye uğramaması için tüketimin artırılması gerekir. Sütün, çocukların gelişimi ve insan sağlığı açısından faydalı bir besin olduğu tartışılmaz. Bu çerçevede, bu yıl da uygulanacak okul sütü programını, TZOB olarak çok önemsiyor ve sonuna kadar destekliyoruz. 2014-2015 dönemi okul sütü ile uygulama esaslarının belirlendiği tebliğ, Resmi Gazete nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Sağlıklı çocukluk, sağlıklı nesiller demektir. Bu yüzden henüz küçük yaşta iken çocuklara düzenli süt tüketimi alışkanlığının kazandırılması gerekiyor." Yakın zamanda 25 milyon ton süt üretiminin hedeflendiğine dikkat çeken Bayraktar, böylesine düşük kişi başı içme sütü tüketiminin, üretilen sütün tüketiminde sıkıntı yaşanmasına neden olacağını ifade etti. Bayraktar, "Bu nedenle Hükümetimizin son üç yıldır uygulamış olduğu tüm dünyada talep artırıcı politikalardan biri olarak k- abul edilen okul çağındaki çocuklarımıza 200 mililitre uzun ömürlü süt dağıtımı, eleştirilere ve tartışmalara rağmen başarılı bir şekilde yürütüldü. diye konuştu. TZOB olarak programın sadece sütle sınırlı kalmaması gerektiğini bildiren Bayraktar, Sağladığı fayda ve gelişmiş ülkelerdeki uygulamalar dikkate alındığında, bu programın başlatılmasının yanında, ayrıca bu programın kesintisiz devam ettirilmesi ve peynir, yoğurt gibi süt ürünleriyle çeşitlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. dedi. Süt üretiminin hayvancılığın olmazsa olmaz bir unsuru olduğunun unutmaması ve desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, süt fiyatlarında istikrarın hayvancılığın genelini ilgilendirdiğini, 2008 ve sonrasında sütte yaşanan krizinin 3 milyar doları aşkın ithalat yapılmasına neden olduğuna dikkati çekti. Bayraktar, tavuk yumurtası üretiminin Temmuz ayında yüzde 0,04 artışla hemen hemen yerinde saysa da tavuk eti üretiminin yüzde 2,41 gerilese de Ocak-Temmuz döneminde yumurtada yüzde 4,44, tavuk etinde yüzde 4,88 lik artış olduğunu bildirdi. Tavuk yumurtasında, 2010 yılının Eylül ayında, aylık 1 milyar, 2011 yılı Ocak ayında 1,1 milyar, 2012 yılı Mart ayında 1,2 milyar, 2012 Ekim ayında 1,3 milyar, 2013 Ekim ayında 1,4 milyar adetlik üretim sınırlarının aşıldığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti: 2014 Ocak ayında 1 milyar 462 milyon 302 bin, Şubat ayında 1 milyar 396 milyon 670 bin, Mart ayında 1 milyar 461 milyon 93 bin, Nisan ayında 1 milyar 417 milyon 93 bin, Mayıs ayında 1 milyar 394 milyon 510 bin, Haziran ayında 1 milyar 349 milyon 899 bin, Temmuz ayında 1 milyar 335 milyon 838 bin adet tavuk yumurtası üretildi. Ocak-Temmuz döneminde, 2013 yılında 9 milyar 401 milyon 54 bin olan tavuk yumurtası üretimi, 2014 yılında yüzde 4,44 artışla 9 milyar 818 milyon 278 bine yükseldi. 2013 yılı Temmuz ayında 169 bin 158 ton olan tavuk eti üretimi yüzde 2,41 düşüşle 2014 Temmuz ayında 165 bin 74 tona indi. Türkiye İstatistik Kurumu nun (TÜİK) verilerine göre; mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış ticari süt işletmeleri tarafından üretilen içme sütü miktarı temmuz ayında bir önceki aya göre azaldı
17 13 Eylül ubat 2014 2013 Cumartesi Per embe Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan:"Mart 2015 tarihi itibariyle 3. tüpü hizmete sokarak aşağı yukarı 2.5 dakikada bir sefer yapma imkanına kavuşacağız. 50 bin seyircinin bir saat içinde o bölgeyi terk etmesine, stadı boşaltabilmesine imkan sağlayacağız"dedi Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, 2015 yılı mart ayında, metro hattında 3. tüpün devreye girmesiyle 50 bin kişinin 1 saat içinde Türk Telekom Arena Stadı'ndan ayrılabileceğini söyledi. Elvan, Levent-Hisarüstü Metrosu Son Ray Kaynağı Töreni'nin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Bu projenin yanı sıra bir başka önemli projelerinin de Sanayi Mahallesi'ni Seyrantepe'ye bağlayan hat olduğunu ifade eden Elvan, şöyle konuştu:"şu anda biliyorsunuz orada 2 tane tüp geçidimiz var. Çalışma nedeniyle şu anda kapalı ama önümüzdeki dönemde açacağız. Özellikle Türk Telekom Arena açısından sıkıntı yaşanıyordu. Aşağı yukarı 24 bin kişi, stattan bir saatte tahliye olabiliyordu. Bunun 50 bine çıktığını düşünürseniz, aşağı yukarı 2 saatlik bir sürede stadın boşaltılabilmesi mümkün olacak. Şu anda ancak bu iki tüple 5 dakikada bir sefer yapılabiliyor. Yani Sanayi Mahallesi'nden Seyrantepe'ye. 3. bir tüp yapımına başladık. 3. tüp yapımını da tamamlamak üzereyiz. Ne zaman bitiriyoruz? Mart 2015'te. 3. tüpü bitirdiğimizde 2.5 dakikada bir Sanayi Mahallesi'nden Seyrantepe'ye sefer yapma imkanımız olacak ve 50 bin seyircinin 2 saatte değil 1 saatte tahliyesini tamamlamış olacağız, mevcut metro hattını kullanarak. Şu anda biliyorsunuz Sanayi Mahallesi ile Seyrantepe arasındaki hat yapım çalışmaları nedeniyle kapalı. 26 Eylül itibariyle biliyorsunuz maçlar da başladı. O nedenle biz de elimizi biraz çabuk tuttuk, 26 Eylül tarihi itibariyle 2 tüpü açacağız. Daha önce kapattığımız 2 tüpü açacağız. Sanayi Mahallesi'nden Seyrantepe'ye ulaşım imkanını sağlayacağız. Mart 2015 tarihi itibariyle 3. tüpü hizmete sokarak aşağı yukarı 2.5 dakikada bir sefer yapma imkanına kavuşacağız. 50 bin seyircinin bir saat içinde o bölgeyi terk etmesine, stadı boşaltabilmesine imkan sağlayacağız. İstanbul'un trafiğini rahatlatmak için projelere devam edeceklerini dile getiren Elvan, şöyle dedi:"asrın projelerine devam ediyoruz. Biliyorsunuz Marmaray çok önemli bir projemizdi. Bunu tamamladık. Şu anda Marmaray'ın ikizi olan lastik tekerlekli araçlar için tünel çalışmalarımız devam ediyor. Aşağı yukarı bin metreye yaklaştık Avrasya tünelinde. Muhtemelen bu hafta sonu Avrasya tünelini de ziyaret edeceğiz. Oradaki çalışmaları da yerinde inceleyeceğiz. O da gerçekten asrın projelerinden bir tanesi. Yine üçüncü havalimanımızın yapımına hızla başlandı, o da sadece Türkiye'de değil dünyada ses getiren çok önemli projelerimizden bir tanesi. Yine İstanbul'da metro ve hafif raylı sisteme yönelik yeni projelerimiz olacak. Bu projelerimize devam edeceğiz. Özellikle İstanbul trafiğini rahatlatıcı tedbirlerimize devam edeceğiz."istanbul'- da yaklaşık 15 milyonluk bir nüfusun bulunduğunu dile getiren Elvan, "İstanbul'a günlük giren araç sayısı sadece Anadolu tarafından söylüyorum, 150 bin civarında. Bu kadar yoğunlukta bir trafiği rahatlatmamız gerekiyor. Bu çerçevede biliyorsunuz Kuzey Marmara Otoyolu projesini başlattık ama o otoyol projesi, özellikle İstanbul'a girişi tam manasıyla rahatlatmıyor. Yeni ihaleye çıkacağımız bir projeyle Sakarya'dan Kocaeli'ne, yeni yapmakta olduğumuz İstanbul- İzmir otoyoluna bağlantı sağlayacağız. O- radan da Kurtköy'den üçüncü köprü üzerinden Tekirdağ Kınalı'ya kadar otoyol projemizi tamamlayacağız. Tamamıyla yap-işletdevret modeliyle yapıyoruz. Bir de İstanbul'u rahatlatacak en önemli projelerden bir tanesi Çanakkale Boğazı geçişi projesi. Özellikle Ege Bölgesi'nden yurt dışına çıkış yapmak isteyen taşımacılık başta olmak üzere kesimler İstanbul güzergahını kullanıyorlar. Biz özellikle Tekirdağ Kınalı'dan Çanakkale'ye ineceğiz. Çanakkale'den Balıkesir'e ve Çanakkale köprüsünü de inşa ederek ve o- radan da İstanbul-İzmir otoyoluna bağlantı sağlayacağız."levent-hisarüstü Metrosu'- nun da dizayn açısından Türkiye'de bir ilk olduğunu vurgulayan Elvan, "Tek tüp olmasına rağmen karşılıklı gidiş-gelişlerin mümkün olacağı bir hat olacak. Tek tüpümüz var, tek ray sistemimiz var ama gidiş-gelişler karşılıklı olacak ve 4 dakikada bir sefer olacak. Bu nasıl sağlanacak? Özellikle biz istasyonun bulunduğu alanları uzun tuttuk. Çift hat sistemi yaptık. Dolayısıyla gelen metro, istasyonda diğer hatta geçip bu şekilde karşılıklı değişimi sağlayacak. Bu açıdan Türkiye'de yapılan bir ilk uygulama. Butik bir yönü var. Özellikle Levent, Etiler, Hisarüstü; bu kesimde yaşayan vatandaşlarımızı, öğrencilerimizi rahatlatacak bir proje. Artık Levent-Etiler güzergahındaki karayolu da bu derece yoğun olmayacak. İnşallah kasım ayında test sürüşlerine başlayacağız. Aralık sonunda da açılışı gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Levent-Hisarüstü Metrosu'nda test sürüşlerinin kasımda, açılış töreninin ise aralık ayı sonunda gerçekleştirileceğini bildirdi.elvan, Boğaziçi Üniversitesi İstasyonu'nda düzenlenen Levent-Hisarüstü Metrosu Son Ray Kaynağı Töreni'ne katıldı. Burada gazetecilere açıklama yapan Elvan, başlangıçta Levent, Etiler ve Boğaziçi'ni birbirine bağlayan güzergahta tramvay hattı yapılması düşüncesinin olduğunu ancak bunun mümkün olmayacağı anlaşıldığı için güzergahta metro projesini hayata geçirdiklerini belirtti. Ulaşım konusunda, diğer büyükşehir belediyelerine olduğu gibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne de destek verdiklerini aktaran Elvan, "Projeye 2013'te başlamıştık ve rekor sayılabilecek bir zamanda tamamlayacağız inşallah. Kasım ayı içinde test sürüşlerine başlıyoruz ve aralık sonunda da inşallah açılışını gerçekleştireceğiz. Vatandaşlarımız, çok kısa bir sürede istedikleri yere Hisarüstü'nden, Cengiz Ergün ün Ak Parti hizmeti engelliyor iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu belirten Baybatur, Bugüne kadar Ergün ün talebiyle meclise gelen 219 madenin tamamı Ak Parti grubunun desteğiyle onaylanmıştır. İyi niyetimiz i kimse suistimal etmeye kalkmasın dedi. Etiler'den ulaşma imkanına kavuşacaklar. Bu proje her ne kadar 4 istasyon ve 4.2 kilometre olmasına karşın önemli bir proje. Çünkü özellikle Levent-Etiler güzergahının çok yoğun olduğunu biliyoruz. Ulaşımın oldukça güç olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla özellikle kara ulaşımını önemli ölçüde rahatlatacak bir proje" diye konuştu. Elvan, Boğaziçi Üniversitesi İstasyonu'ndan 16 dakikada Taksim'e, 23 dakikada Yenikapı'ya, 32 dakikada Bakırköy'e, 54 dakikada Bağcılar'a, 57 dakikada Atatürk Havalimanı'na, 72 dakikada Başakşehir'e, 34 dakikada Üsküdar'a, 66 dakikada Kartal'a ulaşma imkanına kavuşulacağını dile getirdi. İstasyonun iç dizaynına büyük önem verdiklerini belirten Elvan, "Estetik yönden çok çalışılmış bir proje. Arkadaşlarımızın tabiriyle 'gökkuşağı konsepti' ile böyle bir çalışma gerçekleştirdiler. Bu metromuzun bir başka özelliği de yine dünyada eşine az rastlanan bir yapısı var. Nedir o diye soracak olursanız, o da şu, çift ray sistemi söz konusu değil. Tek tüp. Trenlerin gelişgidişlerinin değişimi istasyonlarda yapılıyor. O açıdan ekonomik ve karşılıklı gelişgidişlerin değişimi daha doğrusu tek tüpten geldiği anda bir tarafa gelen bir tarafa gidiyor, giden de öbür tarafa gidiyor böylece değişim sağlanıyor. O şekilde trafik dizayn ediliyor. Bu tür projeler aslında dünyada çok fazla sayıda yok. Bazı ülkelerde var ama Türkiye'de bir ilk. Böyle bir proje" diye konuştu. Elvan, hatta 4 dakikada bir sefer düzenleneceğini vurgulayarak, hattın yoğunluğu karşılayabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade etti. Bir gazetecinin, "İstasyonun dizaynının gökkuşağı konseptiyle yapılmış olmasında istasyonun Boğaziçi Üniversitesi'nin giriş kapısına çok yakın olmasının payı var mı?" şeklindeki soruya Elvan, şöyle yanıt verdi:"o açıdan da düşünüldü. Butik bir metro istasyonu. Diğer istasyonlara göre biraz daha küçük dizayn edildi. Yolcu kapasitesi göz önünde bulundurularak böyle bir dizayn yapıldı. Bu çerçevede de vatandaşlarımızı, öğrencileri hem boğmamak hem de daha rahat bir ortamda bulunmaları açısından üzerinde çok çalışılan bir proje oldu. Çok basit bir estetik dizayn değil. Oldukça uzun süre arkadaşlarımız çalıştılar. Böyle bir konsepte karar verdiler ama süre itibariyle baktığımızda aşağı yukarı işte 2 yılı bile bulmadan projeyi tamamlamış oluyoruz. Süre açısından da dünyada örnekleriyle kıyasladığımızda en hızlı yapılan metrolardan bir tanesi. Bir başka gurur kaynağımız da şu. Bu, tamamıyla Türk mühendisleri, mimarları ve işçileri tarafından gerçekleştirilmiş bir proje. Ben huzurlarınızda yüklenici firmaya çok teşekkür etmek istiyorum. (AA) CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz, Soma'da 301 madencinin ölümüne neden olan madene faciadan önce olumlu rapor veren müfettişlerin soruşturulmasına izin verilmemesini Meclis gündemine taşıdı
SAYFA 7 SONDAKiKA GAZETESİ >>7 SİYASET 17 13 Şubat Eylül 2014 2013 Cumartesi Perşembe Yargıçlarımız vicdanlarıyla hak ettikleri cevabı vereceklerdir CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, hakim ve savcılara yönelik zam konusunda 28 Şubat'taki hakim savcılara brifing kavramıyla ifade edilmeyecek meslek ayıbı olduğunu söyledi. "En başta yargıç camiası tepki koyacaktır." diyen Kart, "Böyle ucuz siyasete bütün yargıçlarımız kendi vicdanlarıyla hak ettikleri cevabı vereceklerdir." dedi TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Atilla Kart, Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan randevu talebinde bulunduğunu ve bunun ilk önce kabul edildiğini ancak sonra Başbakan'ın yoğun programı sebebiyle iptal edildiğini ifade etti. Görüşme taleplerini bir kez daha Başbakanlık makamına ileteceklerini anlatan Kart, görüşmede dile getirmeyi düşündüğü konuları basın mensuplarıyla paylaştı. Fişlemeler ile ilgili kozmik oda kurulması konusundaki bir soru üzerine Kart, fişlemelerin doğrudan bir hükümet politikası haline geldiğini belirterek emniyet biriminde yeni bir birim oluşturulmasının anlamının bu olduğunu kaydetti. Özünde nefret ve ayrımcılık olan bir uygulamanın hükümet eliyle yapıldığını dile getiren Kart, 81 ilde uygulamasının yapıldığını vurguladı. Bu sürecin Türkiye'nin toplumsal barışı adına kırıcı ve kaygı verici olduğunu kaydetti.işid ile ilgili bir soruya ise Kart, Türkiye'nin Irak ve Suriye'deki çatışmalara taraf olmaması gerektiğini söyledi. Bunun sonuçlarının Elnusra, Elkaide ve IŞİD'te görüldüğünü dile getiren Kart, oraya dışarıdan birilerini ithal edip beslemek yerine, silah, mühimmat sağlamak yerine o yerin yerli halkı ile işbirliği yapılması gerektiğini belirtti. Temel anlayışlarının bu olması gerektiğini vurgulayan Kart, yerli halkların, yerli siyasi otoritenin kararlarına saygı gösterilmesi gerektiğini ifade etti. "Terör örgütlerine yönelik işbirliğine elbette destek vermeliyiz." diyen Kart, Süleyman Şah türbesinin korunması, akıbetine yönelik olarak yerli halkların işbirliği anlayışına, dayanışmalarına da elbette katkı sağlanması gerektiğini ifade etti. Temel hak özgürlüklerin doğrudan hükümet eliyle sabote edildiğini belirten Kart, Anayasa Mahkemesi'nin torba yasayla ilgili görevini yapmaktan kaçamayacağını söyledi. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimleri öncesi hakim ve savcılara yönelik zam girişimiyle ilgili bir soruya Kart, "Sicil affı üzerinden, maaş artışı üzerinden konuşmaları; gerçekten mesleğin, yargıçlığın, savcılığın diyebilirim ki 28 Şubat'taki hakim savcılara brifing kavramıyla ifade edilmeyecek meslek ayıbıdır. En başta yargıç camiası tepki koyacaktır. Yargıç ve hukuk camiasını hafife alan, sicil affını alan, tarih aralığı koyarak ayrımcılık yapılıyor. Böyle ucuz siyasete bütün yargıçlarımız kendi vicdanlarıyla hak ettikleri cevabı vereceklerdir." şeklinde konuştu.chp Konya Milletvekili Atilla Kart, TBMM Başkanlığı'na Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle soru önergesi verdi. Taraf Gazetesi nde 10 Eylül 2014 tarihli haberde 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarının ardından başlatılan 'örtülü fişleme' çalışmaları kapsamında, Kozmik Çalışma Grubu (KÇG) tarafından sürdürülen çalışmalar sonucunda Yozgat'taki çalışmaların tamamlandığı, Yozgat ta 210 işletmenin muhalif olarak isimlendirildiği, muhalif durumda olan bu işletmelerin bir kısmının paralel yapıya destek verdiği, bir kısmının ise muhalefet partilerine destek verdiği ve hangi sektörel alanlarda faaliyet gösterdiklerinin tespit edildiği ifade ve iddia edildiğini anlatan Kart, 2014 yılı başından itibaren benzeri fişleme çalışmalarının daha da yoğunlaştığının bir vakıa olduğuna dikkat çekti. Bu konuda somut bulgu ve bilgiler kamuoyuna yansıdığını dile getiren Kart, "Mezkûr haberde sözü edilen iddialar da, somut bilgilere dayanmaktadır. Yukarıda sözü edilen fiili çalışmaların, hiçbir şekilde yasal ve anayasal dayanağının bulunmadığı açıktır. Demokrasilerde, hükümetlerin ve Devlet in, vatandaşını fişlemesi söz konusu olamaz. Nefret ve ayırımcılık anlamına gelen bu ve benzeri çalışmalar toplumsal barışı zedeleyen sonuçlara yol açmaktadır. Hükümet eliyle bir taraftan bölücülük yapılmakta, bir taraftan da kutuplaşmaya yol açılmaktadır. Temel hak ve özgürlüklere saldırı anlamına gelen bu fişlemelerin, anayasal ihlal boyutlarında sonuçlarının olacağı açıktır." dedi. Kart, Başbakan Davutoğlu'na konuya ilişkin şu soruları yöneltti: Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde Kozmik Çalışma Grubu (KÇG) adıyla faaliyet sürdüren bir birim var mıdır? Bu birim ne zaman faaliyete geçmiştir? Bu birimin görev alanı ve yasal dayanağı nedir? Kanunsuz Emir ve Talimatla gerçekleştirilen, yasal ve anayasal dayanağı bulunmayan bu fişlemeler, diğer İl lerde de sürdürülmekte midir? Bu çalışmalar hangi yasal yetkiler ve takdir yetkisi kapsamında sürdürülmektedir? CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, dünyanın en zengin terör örgütü haline gelen IŞİD'in Türkiye'ye kaçak petrol ticareti iddialarını, TBMM gündemine taşıdı. Konuya ilişkin soru önergesi veren Özkoç'un, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti: - Dünyanın en varlıklı terör örgütüne dönüşen IŞİD ın, Irak ve Suriye deki toprakları üzerinden günde toplam 80 bin varil petrol elde ettiği belirtiliyor. Uluslararası basında, bu petrolün önemli kısmının Türkiye ye karaborsa yoluyla satıldığı iddiaları yer alıyor. Genelkurmay Başkanlığı'nın verilerine göre, sınır devriyeleri sadece dün (9 Eylül 2014) 3 ayrıolayda variller içinde toplam 8.155 litre akaryakıt ele geçirdi. Ülkemizde, 2014 Ocak ayından bu yana Suriye ve Irak sınırında ne kadar kaçak akaryakıt ele geçirilmiştir? - Bu kaçakçılıkta hangi yöntemler kullanılıyor? - IŞİD in en büyük gelir kalemini oluşturduğu iddia edilen bu ticareti önlemeye yönelik ne gibi adımlar atılıyor? - AB Irak Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Jana Hybaskova, geçtiğimiz günlerde IŞİD in petrol ticaretinin engellenmesi için Türkiye nin aralarında olduğu bazı ülkelere baskı yapılmasını talep etti. Uluslararası platformlarda açıkça dile getirilen eleştiriler dikkate alınarak, önlemler artırılıyor mu? MHP'li Tanrıkulu: Torba'dan yandaşa kıyak, mağdurlara hüzün çıktı MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, Torba Yasa ile yandaşa büyük kıyak, yasadan beklentileri olan gerçek mağdurlara ise hüzün çıktığını söyledi Kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen, 6552 Sayılı İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun hakkında açıklama yapan Ahmet Kenan Tanrıkulu, düzenlemeleri eleştiri bombardımanına tuttu. MHP li Tanrıkulu, saltanat makamının direktifi ve tebasının nelerin değiştiğini bile bilmeden Meclis Genel Kurulu nda siyasî ikbâl uğruna eller havaya tarzındaki oylarıyla, neden-sonuç ilişkisini, ileride oluşabilecek telafisi güç zararlarını düşünmeden ve siyasî iklimi kamu erki vasıtasıyla kendi lehlerine kullanabilmek için bu yasanın çıkarıldığını söyledi. İktidar yanlısı bazı kesimler ile bir kısım medyanın, halkın, esnafın, tüccar ve sanayicinin sözde lehine olarak çıkarılan bu yasayı yaldızlı manşetlere taşıdığına işaret eden MHP li Tanrıkulu, şöyle devam etti; Torba Yasa ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) mahkeme kararı olmadan millî güvenlik, kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi gerekçesiyle (bahanesiyle) internet sitelerine erişimi engelleyebilecek internet bekçisi durumuna getirilmiştir.diğer taraftan; İş Kanunu ndaki asıl işin tamamının alt işverene verilemeyeceği hükmü kaldırılarak, işverenin asıl işi bölerek taşerona vermesinin önü açılmıştır. Yani taşeron çalışma sisteminin gerekli haklar verilerek kaldırılması gerekirken, daha fazla mağduriyet yaratacak şekilde genişletilmiştir.ine tasarıyla; iktidara, daire başkanı ve üstü yöneticiler ile emniyet teşkilatındaki yönetici ve polis memurlarını görevden alabilme keyfiyeti getirilmiş ve mahkeme, göreve iade kararı verse bile bu kararı 2 yıl boyunca uygulamama hukuksuzluğu tanınmıştır."tasarıda bir başka göze çarpan yandaş uygulamasının ise 5393 Sayılı Belediyeler Kanunu nun 15 inci maddesinin beşinci fıkrasının birinci Gümrük ve Ticaret Bakanı Canikli Mersin'de:"2002'den itibaren hiç kimsenin tahmin edemediği bir istikrar dönemi yaşandı. Hem siyasette hem de ekonomide. İnsanlara sorduğunuz vakitte en az 10 yıllık bir istikrardan bahsediyor" Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, "2002'den itibaren hiç kimsenin tahmin edemediği bir istikrar dönemi yaşandı. Hem siyasette hem de ekonomide. İnsanlara sorduğunuz vakitte en az 10 yıllık bir istikrardan bahsediyor" dedi.canikli, AK Parti İl Binası'nda yaptığı konuşmada, 25 yıllık bir aradan sonra Mersin'de bulunmaktan memnun olduğunu belirtti. Mersin'in her alanda geliştiğini, özellikle lojistik alanında büyük yol kat ettiğini belirten Canikli, bu tür gelişmelerin bölgede yaşayan vatandaşlara katkı sağladığını söyledi. Türkiye'nin 2002 yılından önce periyodik olarak ortalama her iki yılda bir çok ciddi ekonomik ve siyasi krizler geçirdiğini ifade eden Canikli, şöyle devam etti:"türkiye, iki yılda bir hep krizlerle karşı karşıya kaldı ancak 1994'ten itibaren çok daha belirgin bir şekilde her iki yılda bir bütün dengeleri bozulan her şeyin alt üst olduğu adeta insanların yeniden hayatlarına başladığı krizlerle muhatap oluyorlardı. Daha vahim olanı ise insanlar artık bunları kanıksar hale gelmişti. Yani o dönemlerde bir anket yapsanız, insanlara gelecekle ilgili beklentilerini sorsanız, iki yıl içinde size bir krizle karşı karşıya kalma ihtimalinin çok yüksek olduğunu ve böyle bir beklenti içerisinde olduğunu rahatlıkla paylaşırdı ancak 2002'den itibaren hiç kimsenin tahmin edemediği bir istikrar dönemi yaşandı. Hem cümlesinde yer alan arsa ibaresinin taşınmaz olarak değiştirilmesi olduğuna dikkat çeken Tanrıkulu, Böylece; düzenlemeyle, belediyelerin elindeki mallar, binalar, tabiat ve kültür varlıkları, doğrudan doğruya herhangi bir siyasette hem de ekonomide. İnsanlara sorduğunuz vakitte en az 10 yıllık bir istikrardan bahsediyor. Hatta daha uzun vadeli perspektif içerisinde bir istikrardan bahsediliyor. 2023'ü konuşuyoruz. 2051'den, 2071'den bahsediyoruz. Bunların hepsi bir istikrar Hiç kimsenin tahmin edemediği bir istikrar dönemi yaşandı tarafından seçildi aynı zamanda hem devletin hem yürütmenin başı. Zaten seçim çalışmalarında cumhurbaşkanımız vatandaştan, halktan kendisine destek talep ederken yürütme alanına giren konularda bir takım açıklamalarda bulundu, sözler verdi"canikli, muhalefetin ortak adayının "Ben etliye sütlüye karışmam, ben cumhurbaşkanı olmak istiyorum" tavrında olduğunu savundu. (AA) vakfa, derneğe (kamuoyunun yakından bildiği!) bedelsiz olarak verilebilmesinin önünü açılmış olmaktadır.torba yasayla yandaşa rant sağlamada asrın rekorunu kıran iktidar, özelleştirmelerle ilgili önemli bir hukuksuz ve devlete gelir kaybı yaşatacak düzenleme daha yapmıştır. Yasayla devir teslim işlemlerinin tamamlanmasının üzerinden 5 yıl geçmiş olan özelleştirmeler hakkında verilmiş yargı kararları ile ilgili sözleşmelerinde belirtilen haller dışında bu kuruluşların geri alınması engellenmiştir. Tanrıkulu, Torba Yasa'ya son dakika eklenen geçici maddeyle liman izinlerine konu tesislerin izin sahibince üçüncü kişilere kiralanması durumunda kira gelirinin 2023 yılına kadar yüzde 50 den, yüzde 2 ye düşürüldüğünü kaydederek, Bu şekilde ihale kazanan firmaya tıpkı zamanında Telekom göstergesidir."cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında 2002 yılından beri gelen istikrarın yeni bir boyut kazandığını ifade eden Canikli, Cumhurbaşkanlığı makamının Türkiye'yi yönlendirmesi, koordine etmesi gibi görevler üstlendiğini belirtti.bugüne kadar bu fonksiyonun ifa edilemediğini söyleyen Canikli, "Çünkü halk tarafından doğrudan desteklenmeyen, gücünü halktan almayan demokrasilerde makamlar bu yetkileri, bu pozisyonları kullanamazlar, ifa ve icra edemezler. O nedenle yeni bir dönemin başlangıcı olarak bunu görüyoruz. İlk defa cumhurbaşkanımız halk özelleştirmesinden sonra getirilen kurumlar vergisi indirimi gibi avantaj sağlanmıştır. İhale yapıldığı zamanki şartları sonradan ihaleyi alan firmanın lehine ve kazanç sağlayacak şekilde değiştirilmesi yabancı ve yerli yatırımcıların AKP ye duyduğu güvensizliği daha da artırmıştır. Yandaşa kazanç sağlamada sınır tanımayan iktidar, yasayla şirketlerin kayıtlarında var olarak gözüken ancak firma sahiplerince nereye harcandığı belli olmayan paraların beyanname ile yüzde 3 vergi ödenmesiyle yasal hale getirmektedir. Bu düzenleme önüne yatılan- ları, aziz milletimize küfredenleri kurtaran bir düzenlemedir." görüşünü aktardı.yasanın TBMM Genel Kurul u görüşmelerinde iktidar tarafından verilen önerge ile son dakika eklenen düzenlemeyle 1986 da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği öncülüğünde kurulan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu nu (DEİK) Ekonomi Bakanlığı na bağlandığının hüküm altına alındığını belirten Tanrıkulu, Bugün 2011 yılında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile Ekonomi Bakanlığı olarak adlandırılan bakanlığın sorumlu olduğu tek bir faaliyet alanı dış ticarettir. Daha doğrusu sadece ihracattan sorumlu, ithalattan bile sorumsuzdur. Her şeyden önce, ekonomiden sorumsuz bir Bakanlık kendine ilgi alanı yaratmak için kökleşmiş, tüccar ve sanayicimizin kendi elleriyle kurup, büyüttüğü ve uluslararası etkinliği dünyanın her tarafında tartışmasız kabul edilen güzide bir özel sektör kuruluşunu boğarak tabiri caizse kamulaştırmıştır. Şimdi hangi özel sektör kuruluşu bu iktidara güvenecektir? Büyük emeklerle oluşturulan bir yapı, bir bakanlığın, benim iş yüküm çok az, benim kamuoyunda bilinirliğim artsın, saltanat makamına kendimi göstermem lâzım anlayışıyla âdeta iç edilmiştir. Böyle keyfi bir uygulama dünyanın hiç bir yerinde yoktur. değerlendirmesini yaptı.tanrıkulu eleştirilerini şöyle tamamladı: "Ülkemizin yıllarca büyük özveri ve çabalarla kurularak gelişen güzide kurumlarının birer birer mevcut iktidar eliyle yok edilip, etkisizleştirilerek siyasî yapılar haline dönüştürülmesinin ağır sonuçları önümüzdeki dönemde görülecektir. Oysa bu çarpık düzenlemeler yerine ekonomide yapısal ve kalıcı reformların kısa vade içinde yapılması gerekmektedir. Dünya sıralamasında 16 ncı sırada aldıkları Türkiye ekonomisini 12 yılda 18 inciliğe düşüren iktidarın ekonomide yıllardır yapamadıklarını 62. Hükümet Programı nda (107.-115. Sayfalar) itirafı hafızalarda daha çok tazedir. Bu tedbirlerin ülke ekonomisi için biran önce yapılması önceliklidir. MHP olarak; yasanın uygulaması ile ilgili eleştirileri, yeri ve zamanı geldiğinde aksaklıklar ve çarpık uygulamalar hakkında kamuoyunu aydınlatmayı sürdüreceğimizi özellikle belirtmek istiyorum. diyerek, ekonomide çok başlılığın, dil ve görüş ayrılığının artık iyice su yüzüne çıktığını vurgulayarak, bu durumdan kaybedenin ve zarar görenin Türk ekonomisi olduğunu belirtmiştir."
SAYFA 8 MAVi KIRMIZI SARI SAYFA 9 SiYAH MAVi KIRMIZI SARI SONDAKiKA GAZETESİ >>8 GÜNCEL 13 17 Eylül Şubat 2014 2013 Cumartesi Perşembe SONDAKiKA GAZETESİ >>9 GÜNCEL 13 17 Eylül Şubat 2014 2013 Cumartesi Perşembe İNCE ZIMBALAR Sabit İNCE sabitince1@hotmail.com TÜRKİYE NE YAPACAK? Obama'nın açıklamalarından ve Suudi Arabistan da yapılan toplantıdan sonra bütün gözler Türkiye'ye çevrilmiş durumda. Türkiye Işid'in elinde 49 rehinesi varken ve koalisyon için Arabistan da yapılan toplantıdaki kararları imzalamayarak ne yapmak istiyor? Amerika Türkiye'yi ortadoğu bataklığına sokmaya çalışıyor ama Türkiye neden bu duruma yoğun destek yerine kerhen destek vermeyi seçiyor? Öncelikle bu koalisyonun amacı ne Işid'i yok etmek, ne de terör ile mücadele etmek amacını taşıyor. Bu kapitalist batının yeni bir harekete geçişi ve Ortadoğu da yeniden söz sahibi olmak ve çatışmalardan nemalanmak arzusundan başka birşey değil.bunu bir tesbit olarak yapalım ve daha önce de belirttiğimiz üzere güçlenen Türkiye'ye karşı yeni bir oyun kurmak ve gelişmesine engel olmak amacındadır. Bunu ilerde PKK ve peşmergeye silah vererek hem para kazanmaya, sıkıntıya giren savaş sanayisini ayağa kaldırmaya hem de doların itibarını kurtarmaya ve güçlendirmeye çalışmaktadır.ayrıca onlara verilecek silahlar ilerde Türkiye'ye pkk benzeri bir örgüt ile yeniden bela olmaya ve tehdit etmeye başlayacak, hatta bağımsız bir Kürdistan kurulacağını ima ederek Türkiye'yi yeniden terör ile uğraşmaya mecbur bırakacaktır. Sonuç da Türkiye bu koalisyona açık destek vermeyeceğini her davranışı ile ortaya koymuştur. Sadece sınır güvenliğinin artırılması ve belki de bazı üslerin kullanılmasına müsaade ederek bu koalisyona aktif katılmayacağını da ortaya koymuştur. Şimdi ne olacak? Anadoludaki bir tabir ile aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık hesabı bir sıkıntı içine girmiştir. Bir yanda 49 rehinesi var. Diğer yanda nato bünyesinde alınmış bir kararla koalisyon oluşturulmuş ve Türkiye'nin aktif katılımı istenmektedir. Üstelik bu koalisyon için herkesin bir hesabı vardır. Rusya ve İran'ın yaptığı açıklamalar da ortadadır. Yani super güçlerin bir savaşı olarak da görebiliriz bu durumu. Amerika ve Batı ortadoğu da yeniden eski hakimiyetini kurmak, sömürmek ve silah satmak peşindedir. Rusya ve İran da bu durumdan rahatsız ve buna müsaade edilmeyeceğini ifade etmektedirler. Bu durum aynı zamanda Ukrayna ve Rusya'nın genişleme gayretleri ile de yakından ilgilidir. Yani dünya yeni bir kavgaya girişmiştir. Önemli olan Türkiye bu yeni durumda nasıl bir tavır alacak, Nato üyesi olarak işbirliği yapmak durumunda kalırken, İran ve Rusya ile ilişkilerinde nasıl bir yol izleyecektir. Hep beraber izleyecek ve gelişmeleri göreceğiz. Ama her halükarda bu durum Türkiye için bir sıkıntıdır ve dış politikada kolay bir dönem olmayacağı anlaşılmaktadır. Ayakkabıcılar Milano dan umutlu döndü İzmir Ticaret Odası (İTO) tarafından yürütülen ve ihracatı arttırmayı hedefleyen Ur-Ge Projesi kapsamında odaya üye ayakkabıcılar, İtalya nın moda merkezi olan Milano daki MİCAM Ayakkabıcılık Fuarı ndan umutlu döndü. İTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, Üyelerimiz yeni bağlantılar için adımlar attı. Ayakkabı modasının merkezlerinden olan Milano da gördüğümüz ilgi sektörün potansiyelinin ispatlıyor. dedi. Demirtaş, Ekonomi Bakanlığı desteği ile yürütülen Ur-Ge projesi kapsamında belirlenen sektörlerde yeni ihracatçıların yaratılması, ihracatın arttırılmasının ve ihracatçı firmaların yeni pazarlara taşınmasının hedeflendiğini söyledi. Demirtaş, Odamız şu anda kuyumculuk, plastik, ayakkabıcılık, gelinlik ve abiye, kimya, tıbbi malzemeler ve mobilya sektörlerinde proje yürütüyor. İlk aşamada sektörlerin analizleri yapılıp ihtiyaçları belirlendikten sonra eğitimler veriliyor, ardından pazarlama çalışmaları ve yurtdışı seyahatleri geliyor. dedi. İTALYA AYAKKABI MODASININ MERKEZİ URGE Ayakkabıcılık Projesi katılımcılarının da eğitimlerini tamamladığını belirten Demirtaş, Artık yurtdışı pazarlama çalışmaları başladı. Gidilecek hedef ülkeler belirlendi. Üyelerimiz ilk olarak geçtiğimiz ay Moskova daki ayakkabı fuarına katıldılar. Oradaki başarılı temasların ardından da 30 Ağustos 4 Eylül tarihleri arasında İtalya nın Milano kentinde gerçekleştirilen Micam Fuarına katıldılar. dedi. 14 ayakkabıcı üyenin fuara ITKIB bünyesinde info standlı bir katılım gerçekleştirdiklerini aktaran Demirtaş, şunları kaydetti: Heyetimiz fuar alanında uluslararası ayakkabı alıcısı firmalarla bir araya geldi. Ayrıca, İtalya da ayakkabı ihracatı ve ayakkabı pazarı konusunda da görüşmeler yaptı. Yeni bağlantılar için ilk adımlar atıldı. İtalya seyahati kapsamında çeşitli temaslarda da bulunduklarını dile getiren Demirtaş, İtalya modanın merkezi. Bu ayakkabı ve deri ürünleri için de geçerli. Bu fuar sadece İtalya ya değil diğer ülkelere ihracat yapmak açısından da önemli. Üyelerimiz fuardaki temasları sırasında ilgi de gördüler. Bu da sektörümüzün potansiyelini ispatlıyor. dedi. Demirtaş, diğer sektörlerdeki projelerin de sürdüğünü belirterek, Her sektör için bakanlığımız 2 milyon dolar destek veriyor. Üyelerimiz proje kapsamında aldıkları eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin sadece yüzde 12,5 unu, seyahatlerin de yüzde 25 ini ödüyor. Odamız Ur-Ge projesindeki başarı uygulamalarıyla da Bakanlığımız tarafından diğer kuruluşlara örnek gösteriliyor. diye konuştu. CHP İzmir Milletvekili ve partinin TBMM Sanayi Ticaret Komisyonu sözcüsü Mehmet Ali Susam, torba yasayla meslek odalarının yetkilerinin sınırlandırıldığını, işlevlerinin azaltılmaya çalışıldığını söyledi. Hükümetin meslek örgütlerine karşı olumsuz bir tutum içinde olduğunu ifade eden Susam, Hukuk devletlerinde hükümetler, sivil toplum örgütleriyle kavga etmek, kendine yakın olmayanları cezalandırmak yerine onların teknik ve mesleki bilgilerinden en üst düzeyde faydalanır. Onları yol gösterici olarak değerlendirir. Oysa AKP hükümeti son dakika değişikliğiyle yıllardır TOBB bünyesinde faaliyet gösteren Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi ni (DEİK) Ekonomi Bakanı na bağladı. DEİK in görev ve yetkilerini, bütçesini, yönetim ve denetimini yönetmelikle düzenlemeye kalkıyor. İş dünyasının en önde gelen isimlerinin üyeleri Koç, Sabancı, Özyeğin, Kent, Şahenk, Çalık gidip Bakanın emrinde memuriyet mi yapmayacağına göre; DEİK sivil toplum kuruluşu özelliğini yitirerek yönetimini bürokrasinin atadığı işlevsiz bir kurum haline dönüşecektir. Bunun işin amacı ekonominin kurumlarının tamamını devlete bile değil- hükümete bağlamaktır, hükümetçileştirmektir. DEİK tamam, sırada TOBB, TESK, TMMOB,TURMOB, TÜSİAD ve TUSKON mu var? Öğrencisiz milli eğitim isteyenler gibi, sivil kuruluşsuz ekonomi yönetimi istiyorlar dedi. Meslek odalarına düşmanca tutum Türk gıda ihracatçıları Çin pazarında atağa geçti Türk gıda ihracatçıları, 1,3 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi Çin Halk Cumhuriyeti ne ihracatı artırmak için tanıtım atağına kalktı. Çin in Xiamen şehrinde 8-11 Eylül 2014 tarihleri arasında düzenlenen 'Çin Doğrudan Yatırım ve Ticaret Fuarı'na katılan Egeli ihracatçılar, Çin in en büyük ithalatçılarıyla ikili iş görüşmeler gerçekleştirdi Çin heyetine, Xiamen Belediyesi Ekonomi ve Ticaret Bürosu Genel Müdür Yardımcısı Yao Muzhong başkanlık ederken, Türkiye heyetine, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk başkanlık yaptı. Türk heyetinde, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Nurettin Tarakçıoğlu, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Kaya ve Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi (ZZTK) Başkanı Mehmet Kadri Gündeş yer aldı. Çinli ithalatçılar en fazla ilgiyi Türk zeytinyağına ve kuru meyvelerine gösterdi. ZZTK Başkanı M. Kadri Gündeş, 10 firma ile ikili görüşme yaparken, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep de yoğun bir ikili görüşme trafiği yaşadı. Xiamen in Kardeş şehir protokolü ve İyi Meslek odalarını kapatırsak ekonomiyi ne güzel yönetiriz Hükümetin meslek örgütlerine yönelik sistemli bir saldırı içinde olduğunu öne süren CHP li vekil, Önce TOBB un seçimlerini iptal ettirmeye kalktılar, bu torba kanunda TOBB un bazı belgeleri verme yetkisini TİM e devrettiler. Esnaf ve Sanatkar odalarını kapatmak, merkezi bir oda altında toplamak gibi bir niyetleri yıllardır devam ediyor. TURMOB ve Mimar Mühendis Odalarının seçim sistemini değiştip bu kurumların idari yapılarına etki etmeye çalıştılar. Bu kurumların yöneticileri Anayasa - dan kaynaklanan görevlerini yaptıkları için istemezükçü ilan edildi, hükümetin hışmına uğradı. Yetkileri ve işlevleri ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Meslek odalarına ve örgütlü topluma karşı sürdürülen düşmanca tutum, Türkiye nin demokraside geldiği noktayı göstermektedir. Örgütlü toplumun, sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının savunucusu olmaya devam edeceğiz diye konuştu. (HABER MERKEZİ) Egeli giyimcilere iç giyim fuarı daveti Egeli giyimciler, 5-7 Şubat 2015 tarihinde 8 bine yakın profesyonel ziyaretçinin geldiği If Expo İç Giyim ve Çorap Fuarı na hazırlanıyor. Ege Giyim Sanayicileri Derneği, (EGSD) İzmir de fuarı organize eden TÜYAP Yetkilileri ile yaptığı tanıtım toplantısı ile üyelerini, İstanbul da Moda ve Hazır Giyim Federasyonu (MHGF) bünyesinde yer alan derneklerin destekleri ile düzenlenen fuara davet etti. Anemon Otel de düzenlenen tanıtım toplantısına MHGF Başkanı Hüseyin Öztürk, EGSD Başkanı Mukadder Özden, TÜYAP Ege Bölge Başkanı Ercüment Er, TÜYAP Tekstil Sektörü Proje Grup Başkanı Gülbin Bozkurt, TÜYAP Pazarlama Grup Müdürü Fuat Güvenlidal, dernek başkanları ve EGSD Yönetim Kurulu Üyeleri katıldı. FUAR YENİ PAZARLARA AÇILMAYA ARACILIK EDECEK EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Mukadder Özden, If Expo İç Giyim ve Çorap Fuarı nın kendi alanında önemli bir fuar olduğuna dikkat çekerek, İzmirli firmaları fuara davet ettiklerini söyledi. Fuara katılan İzmirli firmaların burada büyük faydalar sağlayacağına inandığını vurgulayan Özden, Son on yıldır İzmir de nitelikli içi giyim üretimi konusunda yatırımlar hızlandı. Bu nedenle fuar bizim için daha da önemli hale geldi. Fuara geçen yıl 194 firmanın katıldığını ve 56 ilden 6 bin 368, 60 ülkeden bin 312 olmak üzere toplam 7 bin 680 profesyonel ziyaret etti. Fuarın yeni pazarlara açılmada önemli bir pazarlama aracı olduğunu düşündüğümüzde her yıl büyüyen bu fuar İzmir de bu alanda faaliyet gösteren firmaların yeni pazarlara yelken açmasını sağlayacaktır. dedi. İZMİRLİ FİRMALARI BEKLİYORUZ MHGF Başkan Hüseyin Öztürk ise destek verdikleri fuarın her yıl büyüdüğüne dikkat çekerek, bu yıl 7 bin 600 metrekarede düzenlenen fuarın önümüzdeki yıl 10 bin metrekare alanın üzerinde yapılacağını kaydetti. niyet protokolü imzaladığı 18 ülke ile e-ticaret yapacak bir network ağı kurma projesi olduğunu belirten Sabri Ünlütürk, İzmir in Xiamen ile İyi niyet protokolü imzaladığını, bu network ağı sayesinde İzmirli firmaların ihracatının sadece Çin e değil, 18 şehrin bulunduğu ülkelere de artacağını, bu anlamda Xiamen ziyaretinin çok verimli geçtiğini kaydetti. DÜNYA İKİN- CİLİĞİNİ HEDEFLEYEN ZEYTİNYAĞI SEKTÖRÜ İÇİN ÇİN HEDEF PAZAR ZZTK Başkanı M. Kadri Gündeş, 2000 yılı sonrasında zeytin ağacı varlığını 90 milyondan 170 milyona çıkaran Türkiye nin zeytinyağı üretiminin, 200 bin tondan 650 bin tona ulaşmasının beklendiğini dile getirdi. Gündeş, Türkiye yi dünya ikincisi yapacak bu rekoltenin katma değere dönüşmesi için yeni ihracat pazarları bulmanın şart olduğunu vurguladı. Çin in zeytinyağını yeni tanıdığını ve tüketiminin son yıllarda sürekli artarak 40 bin tonu geçtiğini anlatan Gündeş, Uluslararası Zeytinyağı Konseyi verilerine göre Çin de 2020 yılında zeytinyağı tüketebilecek 150 milyonluk zengin bir kitle olacak. Böylesine devasa bir Bu kursu bitiren işsiz kalmıyor pazarda kaliteli Türk zeytinyağlarının tercih edilir olmasını istiyoruz. Türkiye de karışım yağ olmaması Çin in de bizi seçmesi için avantaj olacak. 2015 yılında Mart ya da Nisan aylarda Çin den bir Alım Heyeti ni İzmir de ağırlamak için çalışma başlattık. şeklinde konuştu. Türkiye nin Çin e zeytinyağı ihracatı 2010 yılında 318 ton seviyesinde iken, bu rakam her yıl artarak 2013 yılı sonunda bin 195 tona ulaştı. ZZTK, Çin Halk Cumhuriyeti ni hedef pazar olarak belirledi. ZZTK, Xiamen - den sonra 12-14 Kasım 2014 tarihlerinde Şanghay da Çin in en büyük gıda fuarlarından biri olan FHC (Food Hospitality China) 2014 Gıda Fuarı na katılacak. ZZTK, söz konusu fuara 2009 yılından beri katılıyor. KURU MEYVE İHRACATINDA DA ÇİN HEDEF PAZAR Çinliler, Türk kuru meyvelerine de yoğun ilgi gösterdi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, 10 firma yetkilisi ile ikili iş Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından düzenlenen cankurtaran kurslarına katılanların kısa sürede iş bulduğu belirtildi. Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu ve Güney Ege Turistik Otelciler Birliği tarafından Marmaris'te bronz ve gümüş cankurtaran kursları düzenlendi. Marmaris Belediyesi Yüzme Eğitim Merkezi'ndeki kurslara biri kadın 25 kişi katıldı. Kurslar hakkında gazetecilere bilgi veren Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Cankurtaran Eğitmeni Hayrettin Hayri Tokmakçı, bronz cankurtaranlık kursuna katılanların havuzda, gümüşe katılanların ise sahillerde cankurtaranlık yapabildiğini söyledi. Marmaris'te üçüncü kez gerçekleştirilen kurslara ilginin yoğun olduğunu ifade eden Tokmakçı, "Yönetmelik ve talimatnameler gereğince ticari amaçlı işletilen havuz ve sahillerin hepsinde cankurtaran bulundurma zorunluluğu var. Cankurtaranların eğitimleri Türkiye Su Altı Sporları Federasyonu tarafından Uluslararası Cankurtarma Federasyonunun belirlediği kurallar ışığında veriliyor" dedi. Bronz cankurtaran eğitiminin 3 gün sürdüğü bilgisini veren Tokmakçı, bu kurslara katılmak isteyenlerin 18 yaşını doldurmuş, yüzme biliyor ve en az ilkokul mezunu olmasının yeterli olduğunu kaydetti. - Cankurtaran açığı var Kurslara katılımın yoğun düzeyde olmasına rağmen Türkiye'de cankurtaran açığının üst seviyede olduğuna dikkati çeken Tokmakçı, "Sezonun sonuna yaklaşmış olmamıza rağmen birçok işletmeden cankurtaran talebi geliyor. Özellikle üniversitelerin açılmasıyla birlikte cankurtaran sıkıntısı daha da arttı. İşi olmayan arkadaşlara çağrı yapıyorum, lütfen gelip kurslarımıza katılın" diye konuştu. Tokmakçı, cankurtaranların en az bin 200 - bin 300 lira maaş aldıklarını ve turizm sezonunun 6-7 ay olduğu düşünüldüğünde bunun iyi bir iş imkanı olduğunu dile getirdi. Kursa katılanların hepsinin iş bulduğunu anlatan Tokmakçı, "Bu sene eğitim verdiğimiz arkadaşların yüzde 100'ünü işe yerleştirdik dedi. (AA) görüşmesi gerçekleştirdi. Kuru Meyve Tanıtım Grubu nun Çin Halk Cumhuriyeti ni hedef pazar olarak belirlediğini hatırlatan Celep, şunları kaydetti: Çin de büyükşehirler Şanghay ve Pekin de gıda fuarlarında yaptığımız tanıtım çalışmalarına Xiamen ile devam ettik. Özellikle kuru incire yoğun ilgi var. 2010 yılında Çin e kuru incir ihracatımız sadece 32 ton iken, 2013 yılı sonunda 2 bin 341 tona ulaştık. Kuru kayısı ihracatımızda 142 ton dan 340 tona çıktı. Hong Kong ve Vietnam üzerinden de Çin e önemli miktarda kuru meyve ihracatı oluyor. Dünyanın en fazla büyüyen ve zenginleşen coğrafyasına ihracatımızı arttırmak için tanıtım çalışmalarımız devam edecek. ZENGİNLİK ARTTI, BAHARAT TÜKETİMİ PATLADI Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Tarakçıoğlu, Çinli firmalarla yaptıkları ikili iş görüşmelerinde özellikle kereste talebi ile karşılaştıklarını söyledi. Mobilya hammaddesi olarak kullanılabilecek değişik ağaç cinslerine karşı bir taleple karşılaştıklarını belirten Tarakçıoğlu, kısa sürede Orman Bakanlığı ndan bu konuda bilgi alarak, Çinli yetkililerle ticaret olanaklarını zorlayacaklarını söyledi. Çin de son yıllardaki yüksek büyüme sonrasında refahın arttığını anlatan Tarakçıoğlu, Çin deki refah artışına paralel olarak yemek kültürü zenginleşti. Her türlü baharata yoğun ilgi gösteriyorlar. Türkiye den Çin e baharat ihracatının gelişebileceği bir zemin var. Ticari ilişkiler devam ettirildiği takdirde baharat ihracatımız artış gösterecektir. şeklinde konuştu. "Manisa nın yarısı FAZLA KİLOLU" Manisa Halk Sağlığı Müdürü Ziya Tay, Halk Sağlığı Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikte ''Kaba bir hesapla Manisa'nın yarıya yakını fazla kiloludur'' dedi. Manolya Meydanı nda Halk Sağlığı Haftası kapsamında Manisa Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından açılan stantta vatandaşların boy ve kiloları ölçüldü. Burada bir konuşma yapan Tay, aşırı kilolar sonucu çeşitli rahatsızlıkların meydana geldiğini hatırlatarak, kronik solunum yolu hastalıkları, kanserler ve şeker hastalığının başlıca hastalıklar olduğunu vurguladı. Bu hastalıkların bazı basit tedbirlerin alınmasıyla önlenebileceğini kaydeden Tay, şöyle konuştu: ''Özellikle diyabet hastalığı, kronik kalp damar hastalıklarının yüzde 80 i, kanserlerin üçte biri, sigara ve alkol kullanımının, sağlıksız beslenmenin, hareketsiz yaşam tarzının önlenmesiyle önlenebilir durumdadır. Günümüzde obezite giderek artan bir sorun olmaya devam etmektedir. Manisa da aile hekimleri tarafından yapılan çalışmada yetişkin insanların yüzde 27 sinin obez, yüzde 22 sininde fazla kilolu olduğu tespit edilmiştir. Kaba bir hesapla yarıya yakını fazla kiloludur.'' (AA) Velilere kanserojen madde uyarısı Kemalpaşa Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nda düzenlenen Kırtasiye Malzemeleri ve Çocuk Kıyafetlerinde Güvenlik konulu seminerde konuşan Kemalpaşa Belediye Başkanı Arif Uğurlu, okulların açılmasıyla birlikte velilerin okul alışverişlerinde dikkatli olması gerektiğini söyledi. Başkan Uğurlu, özellikle zararlı madde içeren kırtasiye ürünlerinden uzak durulması gerektiğine vurgulayarak, velilerden aldıkları ürünlere dikkat etmeleri uyarısında bulundu. Yeni eğitim öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala, milyonlarca öğrenci ve veliyi ilgilendiren zararlı madde içeren kırtasiye ve okul ürünlerinin satılması konusunda düzenlenen toplantıda konuşan Kemalpaşa Belediye Başkanı Arif Uğurlu, okulların açılmasıyla birlikte velilerin okul alışverişlerinde çok dikkatli olması gerektiğini söyledi. Kemalpaşa Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nda gerçekleştirilen Kırtasiye Malzemeleri ve Çocuk Kıyafetlerinde Güvenlik konulu seminerde velilere seslenen Başkan Uğurlu, "Çocuklarımızın büyüme sürecinde, nasıl ki onların üzerine titriyor ve sıkıntılarını kendi canımızdan öte tutuyorsak; okullarımızın açılacağı şu günlerde de kırtasiye ve okul malzemelerini satın alırken o ölçüde dikkatli olmamız gerekiyor" dedi. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber, İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakçı, İzmir Ticaret İl Müdürü Cevat Akgönüllü, Kemalpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürü Fikret Yılmaz ve Kemalpaşa Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Temel Küçük'ün de bulunduğu seminerde konuşan Başkan Uğurlu, "Bu noktada velilerimiz her zaman duyarlı ve dikkatli olmalı. Çocuklarımıza kanserojen ya da zararlı madde içeren ürünleri kesinlikle almamalı. Özellikle şekli itibariyle göze hoş gelen ancak sağlık açısından son derece Manisa'nın Soma ilçesinde çevre kirliğini önlemek ve hijyeni sağlamak amacıyla belediye tarafından çöplerin hızlı bir şekilde toplanması için 'çöp taksi' uygulaması başlatıldı. Soma Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Mustafa Güllüce konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Uygulamayı, ana caddelerdeki çöp alımı sırasında yaşanan trafik sıkışıklığını önlemek amacıyla yapıyoruz. Çevre kirliliğini önleme ve hijyende amaçlarımız arasında. Bunun yanında vatandaşlarımıza araç üzerindeki 444 18 91 nolu telefondan istediği zaman direk bizi aradıklarında ivedi olarak onlara aracımızı yönlendiriyoruz. Hangi saatte çıkarsa çıksın, çöpümüz devamlı aracımız Kültürel çalışmalarını fiziki projeleriyle tamamlayan Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol, Gaziemir e kültürel kimlik kazandırdı. İzmir in en büyük sahnesine Kazım Koyuncu nun, Atatürk Kültür Merkezi nin sahnesine Nazım Hikmet in ismini veren Başkan Şenol, bu sahneleri özgürleştirerek ünlü sanatçıların ve belediye kursiyerlerinin sanatlarını özgürce sahnelemelerini sağladı. 2009 yılında Başkan Şenol un göreve gelmesiyle özgürleşen Gaziemir in sahneleri ünlü sanatçıların gözdesi, düzenlenen kurslarla amatörlerin vazgeçilmesi oldu. Adeta ünlüler geçidi yaşanan Gaziemir de, Halit Akçatepe, Sinan Bengier, Genco Erkal, Ali Poyrazoğlu, Perihan Savaş, Levent Kırca, Ragıp Yavuz, Orhan Aydın Mahşeri Cümbüş Ercüment Balakoğlu, Mehmet Esen gibi sanatçılar sahne aldı. Tiyatro gruplarının da ilgisini çeken kentin sahnelerinde Yeni Kapı Tiyatrosu, Toprak Sahne Tiyatrosu, Ankara Ekin Tiyatrosu, Aliağa Petrol-İş Sendikası Tiyatrosu, Menemen Belediye Tiyatrosu, Menderes Belediye Tiyatrosu, İzmir Sanat Kulesi, Adım Tiyatrosu, Abdullah Şahin Nokta Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu başta olmak üzere birçok tiyatro ekibi oyunlarını sahneleme şansı buldu. tehlikeli olan kırtasiye malzemelerinden kaçınmamız gerekiyor. Sonuçta bugün ucuza satın aldığımız bir ürün gelecekte çocuğumuzun sağlığı açısından ciddi tehditler içerebiliyor. Dolayısıyla satın alınan her ürünün sorgulanması, kaynağının araştırılması ve belgeli olmasına özen göstermeliyiz" ifadesinde bulundu. DENETİMLER YOĞUNLAŞTI Toplantıda, bir konuşması yapan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber ise devletin insan sağlığına zararlı maddeler içeren ürünler konusunda son derece duyarlı davrandığını söyledi. Dilber, "Bakanlığımız, denetimlerin yapılması, piyasanın tehlikeli kimyasal madde içeren ürünlerden arındırılması ya da bunların toplatılması konusuna önem veriyor. Öyle ki bakanlık bünyesinde yapmış olduğumuz kurumsal revizyonu illerimize taşıdık. Sadece bu konuda denetim yapan 100 tane ürün denetmeni aldık. Bu arkadaşlarımız il bazında denetim yapıyorlar" diye konuştu. Günümüz teknolojilerinin gelişmesi ve rekabetin kızışmasıyla birlikte insan sağlığı açısından tehlikeli ürünlerin piyasada bulunabildiğine işaret eden Dilber, "Bu konuyla ilgili olarak Bakanlar Kurulumuz, kurumlara bazı görevler verdi. Buna göre her bakanlık, kendi görev alanıyla ilgili piyasa denetimini yapıyor. Biz de Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak gerekli tedbirleri aldık. 2011 yılından itibaren özellikle tüketicilerin kullanıma yönelik ürünlerle ilgili çalışmalar yapmaya başladık. Ürün gruplarımız arasında tekstil ve ayakkabıdan kırtasiye ve mobilyaya; oyuncaktan çocuk bakım ürünlerine kadar çok geniş bir yelpaze yer alıyor" dedi. (HABER MERKEZİ) Soma'da çöpler 'çöp taksi' ile toplanıyor dolaştığı için kaldırım üzerinde herhangi bir pisliğimiz, çöpümüz kalmıyor. Onun için vatandaşımız bu çalışmadan dolayı memnun olduklarını beyan ediyorlar." dedi. Gaziemir de özgür sahne, özgür sanat Belediye, Atatürk Kültür Merkezi nde her ay güncellenen takvimiyle farklı oyun, gösteri ve etkinliklerle vatandaşı sanatla buluşturuyor. Merkezde bugüne kadar 80 binden fazla vatandaş çeşitli sanat etkinliklerini izledi. Başkan Şenol, Gaziemirlilerin kendini geliştirmesi için çok sayıda kültür-sanat kursu açıyor. Resim, müzik, gitar, bale, halk oyunları, tiyatro gibi birçok dalda verilen eğitimlere binlerce kursiyer katılıyor. Kursiyerler katıldıkları kurslardaki kazanımları yılsonunda düzenlenen gösteriler ve sergilerle beğeniye sunuyor. (HABER MERKEZİ) DOĞRUDAN BAKIŞ Mustafa ARSLAN musarslan1960@hotmail.com DEVLET YARDIMLARI-2 İnsanlar iş yapmadan bedavadan gelen yardımlarla geçinmeye alışırlarsa dilenci ruhlu, şahsiyeti zayıf kişiler toplumda görülmeye başlar. Bu tip kişiler toplumda asalak durumunda olur ve her şeye zarar verecek duruma düşerler. Çalışmadan yardım aldıkları için ömür dakikaları geçmek bilmez. Ona buna sataşmaya başlar ve güvenliği bozan sokak serserisi haline gelmiş olurlar. Selçuklu Sultanı Alparslan a veziri Nizamülmülk ü bir mektupla bazı suçlar isnat ederek şikayet ederler. Alparslan vezirini çağırır, şikayet mektubunu kendisine uzatır ve şöyle söyler: Bu mektubu oku. Yazılanlar doğru ise kendini düzelt. Yaşlan ve iftira ise yazanları affet. Bu tip insanlara iş vererek onları meşgul et. Böyle şeylerle uğraşmaya fırsat bulamasınlar. der. İnsanları dilenci haline getirenler ise onların yaptıkları bütün kötülüklerden sorumlu olurlar. Yardımlar herhangi bir nedenle kesilmek durumunda kaldığı zaman bunlar kendisine eskiden verilenleri tekrar alabilmek için her şeyi göze alırlar. Çeşitli metotlar kullanılarak vatandaşlara kendi emeğinden kazandığını yeme bilinci ve zevki kazandırılmalıdır. İhtiyaç sahiplerinin tespiti için güvenilir ekipler oluşturulmalı ve yardımlar onların hazırladığı bilgiler dahilinde vatandaşlara yapılmalıdır. Şimdi Türkiye de devletten yardım almak için gerekli belgeler çeşitli yollarla çok kolay temin edilebilir ve çok fazla yardım rastgele kişilere dağıtılabilir. Öğretmenlik yapan bir arkadaşa okul velilerinden birisi gelip ellerinde çok fazla yardım için gönderilmiş soğan ve patates olduğunu istediği takdirde kendisine bunlardan verebileceğini teklif edebiliyor. Devletin elinde bu şekilde dağıtılan bu imkanlar vatandaşlardan toplanan vergilerden oluşturulmuyor mu? Hakkı olmayan insanlara verildiği takdirde vergi veren kişilerin bu haksız dağıtım karşısında yetkililerde hakkı olmuyor mu? Devlet yardımlarının kimlere verileceğine karar verecek olan kişiler, bu meselelerin anlatılacağı ciddi seminerlerden geçirilmelidir. Vereceği yardımların her kuruşunda tüyü bitmemiş yetimin hakkı olduğu,, yanlış yardım dağıttığı takdirde gerçekten yardıma ihtiyacı olduğu halde yardım alamayan kişilerin vebalinin kendisine ait olacağı anlayışı kazandırılmalıdır. Eğitimle vatandaşların gönlü tok olmaları sağlanmalıdır. Dilenci ruha sahip kişilerin hırslarının doyması mümkün değildir. Yedi deryayı içseler yine susuzluktan kıvranırlar. Kanaat sahibi kişiler ise ihtiyaç fazlası olan hiçbir şeyi talep etmezler. Osmanlı döneminde bir kişi zekat verecek kimse bulamaz. Parasını bir keseye koyarak Cağaloğlu nda bir ağaca asar. Üzerine de: Kardeşim! Bu benim zekatımdır. Verecek kimse bulamadım. İhtiyacın varsa al. diye yazar. Üç ay kese ağaçta asılı sallanır. Kimse almaz. (Tarih Şuuruna Doğru, İbrahim Refik) Türkiye nin bir hayli yerinde sadaka koymak için yapılmış yerler var. Orada her zaman ihtiyaç sahiplerinin alması için para bulunmuştur. Gizli olarak yapılan alıp vermelerden dolayı sadaka taşlarında parasızlık yaşanmamıştır. Meşru olarak dünyanın en zengini olmak teşvik edilmelidir. Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal: Çalışın. Zengin olun. Başkalarına borç verin. Bugün borç alan yarın emir alır. derdi. Ama zengin olmak için meşru- gayr-i meşru demeden her yolu mübah saymak bizim kültürümüzle bağdaşacak bir durum değildir. Okul gibi yerlerde personel sıkıntısından öğrencilere temizlik işleri yaptırılmaktadır. İşsiz kişilerle sözleşme yapılarak park- bahçe, okul, yol yapımı gibi işlerde çalıştırılmalı, topluma faydalı olan üretici insan durumuna getirilmelidir. Emekli maaşları bu kadar az olunca geçinmek mümkün olmadığından iaşesini temin için her yol mübah kabul edilmektedir. Devletin imkanları yanlı yerlerde israf edilmezse emeklilerin maaşları da bununla doğru orantılı olarak artmaya başlar ve emekliler dilencilik veya gayr-i meşru yollarla bazı şeyleri elde etmeye çalışmazlar. Bu mesele siyasi bütün mülahazaların ötesinde bir anlayışla ele alınmalıdır. dense bile realitede bu imkansız gibidir. Hiç olmazsa siyasi mülahazayı asgariye indirmeye çalışmak gerekir.
SAYFA 10 13 Eylül 2014 Cumartesi SONDAKiKA GAZETESİ >> 10 GÜNCEL HABERLER 971Şubat 2013 Perşembe Aile hekimleri, uyuşturucuyla mücadelede görev alacak "Sanatsızlıktan ot bitti" Marmaris'te daha önce görkemli konser ve gösterilere ev sahipliği yapan amfi tiyatroda, son yıllarda neredeyse hiç etkinlik düzenlenmemesi yüzünden otlar bitti. İlçe merkezindeki 6 bin kişilik Marmaris Amfi Tiyatro'da, bahar ve yaz döneminde sadece birkaç konser gerçekleştirilebildi. Nazan Öncel, Teoman, Haluk Levent gibi ünlü sanatçıların yanı sıra Levent Kırca Tiyatrosu'nun "Haziran" ve Ferhan Şensoy'un "Ferhangi Şeyler" isimli oyunlarının da aralarında bulunduğu planlanan çok sayıda program, yeterli bilet satışı olmadığı için iptal edildi. Daha önce binlerce kişinin katıldığı konserlere ve "Marmaris Bale Günleri" kapsamında Ankara, Antalya, İzmir, İstanbul ve Mersin Devlet Opera ve Balesi sanatçılarına ev sahipliği yapan amfi tiyatro, bugün ise gündüzleri turistlerin fotoğraf çekim alanı, geceleri ise madde bağımlısı ve sokakta yaşayanların barınağı haline geldi. Hareketliliğin az olduğu amfi tiyatroda son dönemde otlar da büyümeye başladı. Tiyatroyu saran otlar, görenlerin, "Sanatsızlıktan ot bitmiş" yorumlarına neden oldu. - "Halk etkinliğe gidecek vakit bulamıyor" Marmaris Filarmoni Derneği Başkanı Ahmet Altınöz, yaptığı açıklamada, Marmaris halkının önemli bir kısmının günde neredeyse 18 saat çalıştığını, halkın etkinliklere gidecek vakit bulamadığını ifade söyledi. Tatilcilerin etkinliklerden haberdar edilerek katılmalarını sağlayacak bir yöntem izlenmesi gerektiğini belirten Altınöz, "Yeterince tanıtım imkanı bulunmadığı için yerleşik halk ve dışarıdan gelen misafirler, etkinliklerden haberdar olamıyor" dedi. - Kirası 500 liraya düşürüldü Amfi tiyatronun akustik yapısının yetersizliğine de işaret eden Altınöz, çevreden gelen gürültülerin burada konser veya tiyatro yapılmasını zorlaştırdığını kaydetti. Marmaris Belediyesinin, daha fazla etkinliğe ev sahipliği yapması için amfi tiyatroda fiyat indirimine gittiğini hatırlatan Altınöz, "Amfi tiyatronun daha önce 4 bin lira olan kirası önce 2 bin liraya, sonra da 500 liraya indirildi. Hatta toplum yararına faaliyet gösteren dernekler, tiyatrodan ücretsiz faydalanabiliyor" diye konuştu. - "Halk bedavaya alıştırıldı" Marmaris halkının meydanlarda düzenlenen bedava konserlere alıştırıldığını belirten Altınöz, şunları söyledi: "Sanatın bir değeri vardır. 1 liraya bile olsa ücret ödenmesi gerektiğinin öğretilmesi lazım. İnsanımız para vermediği şeyin kıymetini bilmiyor. Bu konuda devletin uyguladığı sistemler güzel. Tiyatrolar ve konserlere düşük fiyatlarla girebiliyorsunuz. İstanbul, Ankara ve İzmir'deki gibi Marmaris'te de böyle bir şey yapılabilirse en azından toplu bilet satışlarıyla etkinliklere halkın katılımı sağlanabilir. Böylece Marmaris'te bir kültür sanat şehri olabilir." (AA) CHP li Moroğlu, bakana bonzai ve jamaika dan kaç kişinin öldüğünü sordu CHP İzmir Milletvekili Mustafa Moroğlu, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu nun yanıtlaması istemiyle TBMM ye soru önergesi verdi. Önergesinde son dönemde onlarca gencin ölmesine veya komaya girmesine neden olan bonzai, jamaika gibi uyuşturucu maddeleri soran Moroğlu, önergesinde şu ifadelere yer verdi; Özellikle son dönemde ülkemizde pek çok gencimizin bu maddelerin kullanımı nedeni ile hayatını kaybettiği yazılı ve görsel basında yer almaktadır. Kolay tedarik edilmesinin ve ucuz olmasının bu kadar hızlı bir şeklide yayılmasında etken olduğu da uzmanlar tarafından ifade edilmektedir. Konuyla ilgili olarak Türkiye Psikiyatri Derneği de bir açıklama yapmıştır. Bu açıklamada ülkemiz bağımlılık politikalarının çağımız koşullarına uygun olarak oluşturulması ve acilen hastalara sağlıklı bir tedavi uygulanabilmesi için tedavi kurumlarında Sentetik kannabinoidler tarama testlerinin hızla yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekmiştir. Bunun yanında bazı devlet hastanelerine, bu tip uyuşturucu maddeleri kullandığını belirterek başvuran ve tıbbi yardım talep eden kişilere herhangi bir tarama testi uygulanmadığı bu nedenle tanı, tedavi ve hastanın takibi açısından çok büyük zorlukların yaşandığı belirtilmektedir. Bu süreçte adli açıdan da bazı sorunların ortaya çıktığı ifade edilmektedir. dedi. Moroğlu, Sağlık Bakanı Müezzinoğlu nun yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti; Son 1 yıl içinde bonzai, Jamaika gibi isimlerle anılan uyuşturucu madde kullanımı nedeni ile kaç vatandaşımız hayatını kaybetmiştir? Bu uyuşturucu maddelerin nereden, nasıl temin edildiğine dair elinizde bir bilgi var mıdır? Bu konuda Bakanlığınız bir araştırma yapmakta mıdır? Devlet hastanelerinde bu maddelerin kullanılıp kullanılmadığına ilişkin uygulanan bir test var mıdır? Bu test maliyeti yüksek bir test midir? Son bir yıl içinde Bakanlığınıza bağlı devlet hastanelerine ya da özel hastanelere yaygınlaşan bu uyuşturucu maddeleri kullandığını söyleyerek kaç kişi başvuruda bulunmuş ve tedavi talep etmiştir? Hastanelere başvurarak tedavi talep eden bağımlıların adli açıdan sorunlar yaşadığı ifade edilmektedir. Bu sorunlar nelerdir? Bu sorunların aşılması için Adalet Bakanlığı ile ortak bir çalışmanız bulunmakta mıdır? Halkın bilgilenmesi, özellikle gençlerimizin bağımlılık yaratan bu tür maddelere karşı bilinçlendirilmesi için Bakanlık olarak şimdiye kadar yaptığınız çalışmalar nedir? Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, 7 bakanlık olarak hazırladıkları Uyuşturucu ile Mücadele Acil Eylem Planı nın tamamlandığını belirterek Pazartesi günü Bakanlar Kurulu na sunacaklarını açıkladı Adalet, Aile ve Sosyal Politikalar, Gençlik ve Spor, İçişleri, Milli Eğitim, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Sağlık Bakanlığı olarak Uyuşturucu ile Mücadele Acil Eylem Planı nı hazırladıklarını anlatan Müezzinoğlu, "Her boyutuyla A dan Z ye değerlendirmesini yaptık. Başbakanımızın onayını aldıktan sonra uygulamalara başlayacağız. Aile hekimleri, okul aile birlikleri, Yeşilay Cemiyeti gibi sivil toplum örgütleri bölgede dinamikler muhtarlar ve imamlar görev alacak." dedi. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, özel bir televizyonda konuk olduğu programda, gündemdeki konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Bakanlık olarak Türkiye genelinde nüfusu 2 bin olan belediyelerde dahil olmak üzere musluktan akan suyun tamamını kontrol ettiklerini belirten Müezzinoğlu, "24 saat katip ediyoruz. Buna havuz ve sahillerde dahil. Vatandaşın kullanımına giden her türlü suyu kontrol eden ve takip eden bir sistemimiz var. Ankara da 1091 merkezde su numunesi aldığımız noktalar var. belirli periyodlarla alıyoruz ve günlük olarak bunların tahlilini yapıyoruz. Temmuz Ağustos aylarında Ankara da yaklaşık 500 numune alıp incelendi. Şuana kadar tüm tetkiklerde Ankara nın içme ve kullanım suyunda vatandaşımızın sağlığıyla ilgili en ufak sıkıntı verecek bir konu söz konusu değil." diye konuştu. "DAMACANA SUYU TÜKETİYORUM" Ankara nın Kızıl Irmak tan kullandığı su miktarının arttığı ve bu sudaki sülfat oranının yüksek olduğu için renk ve kokuya sebep olduğunu kaydeden Müezzinoğlu, "Koku ve renkte bir sorun var. Ama Ankaralı vatandaşlarımız rahat olsunlar sağlık açısından herhangi bir sorun söz konusu değil. şeklinde konuştu. Çeşme suyu tüketip tüketmediğinin sorulması üzerine Müezzinoğlu, "Ne yazık ki tüketmiyorum damacana suyu tüketiyorum." cevabını verdi. Ülke olarak uyuşturucu ile ciddi mücadele yapıldığını belirten Müezzinoğlu, "Son dönemlerde tabana yayılan yeni tür ve türevlerle ilgili sıkıntılı sürecimiz başladı. Yaklaşık 2-2,5 ay önce Meclis'te Sağlık Komisyonu Başkanımız ve İçişleri Bakanımızla ne yapabiliriz diye değerlendirme yaptıktan sonra ilgili bakanlıklar toplanalım dedik. 14 Temmuz da Sağlık Bakanlığı koordinatörlüğünde 6 bakan ve son olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının eklenmesiyle 7 bakanlık olarak müsteşar yardımcılarımıza görev verdik. Sağlık Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Necdet Ünüvar Başkanlığında bu 2 ay müsteşar yardımcıları, Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve yerel yönetimlerde tecrübesi olan bir belediye başkanımızı bu çalışma içine katarak bir uyuşturucuyla mücadele acil eylem planı taslağının son şeklini verdik." şeklinde konuştu. "7 BAKANLIĞIN HAZIRLADIĞI ACİL EYLEM PLANI PAZARTESİ BAKANLAR KURULU'NA SUNULACAK" Adalet, Aile ve Sosyal Politikalar, Gençlik ve Spor, İçişleri, Milli Eğitim, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Sağlık Bakanlığı nın birlikte hazırladığı uyuşturucuyla mücadele acil eylem planını Pazartesi günü Bakanlar Kurulu na sunacaklarını ifade eden Müezzinoğlu, "Pazartesi günü sunum yapacağız ve ardından acil eylem planımızda önerdiğimiz yeni tedbirler, bakış açıları ve dinamikleri kamuoyuna sunacağız. Anneler babalar vatandaşlar ve sağ duyulu 77 milyon ülke insanı şunu bilmeli ki asla hiçbir bireyimizi, gencimizi, çocuğumuzu ve insanımızı bu uyuşturucu tacirlerin eline teslim etmeyeceğiz. Her boyutuyla A dan Z ye değerlendirmesini yaptık. Başbakanımızın onayını aldıktan sonra uygulamalara başlayacağız." açıklamasında bulundu. Uyuşturucu ile mücadele konusunda ilk etapta koruyucu ve önleyici tedbirler olmak üzere 2 konunun temel olduğunu hatırlatana Müezzinoğlu şunları söyledi: "Koruyucu ve önleyici de çok güçlü olabilirsek ondan sonra tedavi edici, rehabilite edici yükümüzü hafifletiriz. Koruyucu ve önleyicileri yeterince yapamazsak oradaki dinamikleri güçlü kuramazsak tedaviyi ideal yaptık, koruyucu ve önleyici yeterli derecede dinamik olmazsa bu sayımız katlayarak devam eder bizde şu kadar uyuşturucu kullanan gencimizi ve insanımızı tedavi ettik diye rakamları büyümesiyle övünürüz ki bunu istemiyoruz. Türkiye şuna uyuşturucu kullanımında Avrupa nın ve gelişmiş dünyanın en avantajlı ülkesi. Bunu korumayı hedefliyoruz. En düşük seviyede olan bir ülkeyiz." Aile hekimlerinin de uyuşturucuyla mücadelede görev alacağını belirten Müezzinoğlu, "Aile hekimleri, okul aile birlikleri, Yeşilay Cemiyeti gibi sivil toplum örgütleri bölgede dinamikler muhtarlar ve imamlar görev alacak. Önümüzdeki süreçte aile sağlığı merkezlerimizi devlet ve kamu fiziki mekanlarına yakışır projeler üzerinde çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde hem ailelere bu anlamda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bu mekanlarda aile hekiminden destek alacakları gerek sosyal danışman veya uzmanın olduğu gerekse hemşire ve sağlık çalışanından destek alacağımız bu fiziki mekanlarda onlara da yer yapacağız ve biz ailenin yalnız sağlık hizmetlerini sunan değil yer yer sosyal desteğini de veren fiziki mekanlarla aile hekimliği yapısını bütünleştirmeyi hedefliyoruz." açıklamasında bulundu. Bonzai kullanımı yaygınlaşıyor ama çoğu hastanede tarama testi yapılmıyor Türkiye Psikiyatri Derneği Alkol Madde Kullanım Bozuklukları Çalışma Birimi'nden Doç. Dr. Cüneyt Evren, 'Sentetik Kannabinoidler' (SK)ya da sentetik esrar türevlerinin Türkiye de 'bonzai' adı ile bilinen, beyni etkileyen, bağımlılık yapan maddeler olmasına rağmen, hastanelerde bu maddelerle ilgili tarama testlerinin yeterince yapılmadığını öne sürdü Evren, "Çoğu hastanede halen SK kullandığını belirterek tıbbi yardım arayışına giren kişilere herhangi bir tarama test uygulanamamakta, bu durum tanı, tedavi ve hastanın tedavi sürecini takipte tıbbi ve adli açıdan zorluk yaratmaktadır." dedi. Türkiye'nin bağımlılık politikalarının çağın koşullarına uygun olarak oluşturulmasına ve ilgili tüm kurum ve kuruluşların sorumluluklarını ciddiyetle ele almaları gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Evren, hastalara sağlıklı bir tedavi uygulanabilmesi için tedavi kurumlarında SK tarama testlerinin hızla yaygınlaştırılmasının elzem olduğunu dile getirdi. 'Sentetik Kannabinoidler (SK)ya da sentetik esrar türevlerinin Çin de ve Hindistan da laboratuvar ortamlarında toz halinde üretilerek tüm dünyaya dağıtıldığına işaret eden evren, şunları kaydetti: "Bu maddeler daha sonra çeşitli çözücüler içinde çözülmekte ve bitki karışımlarının üzerine püskürtülmekte, kurutulduktan sonra paketlenerek satışa sunulmaktadır. Çok sayıda ticari markaları ve isimleri olmakla birlikte Türkiye de yaygın olarak kullanılan isimler 'Bonzai' ve 'Jamaika'dır. Ne yazık ki günümüzde bu madde oldukça kolay ulaşılabilir bir hale gelmiştir. Gerek yurt içinde gerek yurt dışında internet siparişi yoluyla çok kolay ulaşılabildiği dikkat çekmektedir. Bu siteler kapatılsada yeni siteler vasıtasıyla dağıtımı yapılabilmektedir. Ayrıca satışa sunulan paketler üzerinde paketin içeriği hakkında bilgi verilmemekte ya da yanlış bilgiler yer almaktadır." SK lerin ilk ortaya çıktıklarında henüz yasal düzenlemelere tabi olmadıklarından ve maddenin vücutta parçalanması sonucunda oluşan son ürünleri saptamaya yönelik olarak her zaman yapılan tarama testlerinde saptanamadığından kısa sürede yaygınlaştığını anlatan Doç. Dr. Cüneyt Evren, "Bu maddeler öncelikle ilk piyasaya çıktıklarında yanlış tanıtıldıkları ve denetlenmedikleri için bağımlılık yapmayan keyif vericileri denemek isteyen ya da yeni bir madde arayışında olan ancak yasal süreçlerden endişe edenler ve adli kontrole tabi olan kişiler arasında kullanılmaya başlamıştır. Ancak SK lerin kullanımındaki artış ve karşılaşılan sorunun büyüklüğü fark edildikten sonra tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önlemler alınmaya başlamıştır. Türkiye de 2011 den bu yana SK ler Uyuşturucu Maddelerin Denetlenmesi Hakkında Kanuna tabi hale gelmişlerdir. 2013 yılında bakanlar kurulu kararıyla bu kanunun kapsadığı SK lerin kapsamı genişletilmiştir. Ancak yasal önlemleri aşabilmek için sürekli olarak yeni SK ler piyasaya sürülmektedir. SK leri rutin madde tarama testlerinde saptanamamaktadır, ancak yakın zamanda bazı devlet hastanelerinde bazı SK türlerinin taramasını yapan testler denenmeye başlanmış, ne yazık ki henüz bu testler yaygın hale gelmemiştir. Çoğu hastanede halen SK kullandığını belirterek tıbbi yardım arayışına giren kişilere herhangi bir tarama test uygulanamamakta, bu durum tanı, tedavi ve hastanın tedavi sürecini takipte tıbbi ve adli açıdan zorluk yaratmaktadır." diye konuştu. SK'den ilk haberdar olunma şekillerinden birinin de bu tür maddeleri kullanan kişilerin ciddi yakınmalarla acil servislere başvurmaları ile olduğunu vurgulayan Evren, SK kullanımı sonrasında kişilerde çarpıntı, göğüs ağrısı, huzursuzluk, solunum güçlükleri, kusma ve bulantı, bilinç kaybı, varsanılar ve sanrıların yanında intihar düşüncesi ya da girişimi, kendine ve başkasına zarar verici davranışlar, kalp krizi, böbrek yetmezliği ya da epileptik nöbetler gibi hayatı tehdit edebilecek belirtiler de görülebildiğine dikkat çekti. Maddenin kullanımı sonrasında gerçeği değerlendirmenin bozulduğu şizofreni benzeri psikotik tablolarla da karşılaşıldığını belirten evren'e göre; bu yüzden SK kullanımı sonrasında kişiler yaşadıkları fiziksel ve psikiyatrik belirtiler nedeniyle sıklıkla acil tıbbi yardım başvurusunda bulunuyor. SENTETİK UYUŞTURUCU KULLANANLARDA HANGİ BELİRTİLERE RASTLANILIYOR? SK lerin bağımlılık yapıcı etkilerinin oldukça yüksek olduğunu ifade eden Evren şöyle devam etti: "Kullanan kişilerde çok sık kullanma ihtiyacıyla kısa sürede bağımlılık geliştirebilmektedir. SK kullanım bozukluğu olan kişiler bu maddeyi bırakmaya çalıştıklarında ise terleme, uykusuzluk, çarpıntı, huzursuzluk, bedensel ağrılar, bulantı ve kusma gibi yoksunluk belirtileri yaşayabilmekte bu belirtiler geçici de olsa maddeyi bırakmak isteyen kişiyi zorlayabilmektedir. SK leri bırakmak isteyen kişilerin psikiyatri polikliniklerine ya da bağımlılık merkezlerine yardım başvurusunda bulunmaları, burada ayaktan ya da yataklı tedavi programlarına katılabilmeleri bağımlılık problemlerinin üstesinden gelinmesinde çok önemli bir faktördür." SK lerin Türkiye'de önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğine işaret eden Türkiye Psikiyatri Derneği Alkol Madde Kullanım Bozuklukları Çalışma Birimi'nden Doç. Dr. Cüneyt Evren, yapılan çalışmalarda SK kullanımının özellikle gençler arasında yaygın olduğunu gösterdiğini açıkladı. Evren, şunları söyledi: "SK kullanımı ile ilişkili olarak acil servislere, psikiyatri polikliniklerine ve aile hekimlerine çok sayıda hasta başvurmaktadır. Kısa süre içerisinde, önleme programlarının yanı sıra tedavi için başvuran SK kullanıcılarına yaklaşım konusunda ilgili tıbbı dalların birlikte hareket edebileceği multidisipliner bir tedavi planı oluşturma zorunluluğu acilen gerekmektedir. Tüm bunların ışığında ülkemizin bağımlılık politikalarının çağımız koşullarına uygun olarak oluşturulmasına ve ilgili tüm kurum ve kuruluşların sorumluluklarını ciddiyetle ele almalarına ihtiyaç olduğu bir kez daha görülmektedir. Madde kullanımını ve madde kullanım bozukluğunu çağımızın ciddi bir sorunu olarak ele alıp uzun vadeli ve kalıcı devlet politikaları geliştirmeli ve gerekli önleme ve tedavi programları üretilmelidir." "Okullar açılıyor, bonzai tehlikesine çözüm bulunsun" Kamu-Sen İl Temsilcisi Nurullah Albayrak, okulların açılmasına kısa bir süre kala, yetkililere çağrıda bulunarak, okul önlerini mesken tutan zehir tacirlerine karşı gerekli önlemin acilen alınmasını istedi. Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Ulaşım-Sen Şube Başkanı Nurullah Albayrak, yaptığı açıklamada, kısa bir süre sonra okulların açılacağını hatırlattı. Yerel basında sık sık bonzai denilen illetin Sivas ta yaygınlaştığının yazılıp çizildiğini aktaran Albayrak şöyle devam etti: Buradan Sayın valimizi, İl Emniyet Müdürlüğü'nü ve ilgili tüm mülki amir ve idarecilerin konuya acilen dikkatlerini çekmek istiyoruz. Bu illet ile ilgili maalesef her gün bir genç ölüyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, ilkokul ve lise önlerinde uyuşturucu satışlarının patladığı yerel ve ulusal basında da sık sık yer almaktadır. Ülkemizde okul önlerini mesken tutan zehir tacirlerine karşı gerekli önlemi acilen alınmalıdırlar. Okul önlerinde emniyetin motorize ekipleri olan Yunus polislerinin nöbet tutmalı ve bu hainlere göz açtırmamalıdır. Ayrıca ülkeyi yöneten siyasi iradenin de bu zehir tacirlerine çok ağır cezaların verilmesi için gerekli yasal düzenlemeyi bir an evvel yapmalıdır. Uyuşturucuya karşı acilen özel sivil ekipler kurulmalı. Bonzai denilen illeti, kullanan çocukların ailelerinin anlayamamasının yanında, laboratuvar sonuçlarında da çıkmamasının konuyu daha dikkatli ve vahim bir olay haline getirdiğini anlatan Albayrak, "Bu tür uyuşturucuyu satan tacirler, sattıkları gençlere, bu illeti ailelerden gizleme yöntemlerini de öğretiyor. Bir sivil toplum örgütü olarak başta aileleri, eğitim öğretim elemanlarını, okul müdürlerini, okul idarecilerini, İl Emniyet görevlilerini, il mülki amirlerini ve Vali Alim Barut a sesleniyorum. Bu konu üzerinde gerekli tedbirlerin, önlemlerin alınması için gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerekiyor. Ayrıca siyasi iradenin ve özellikle İçişleri Bakanlığı'nın da gerekli önlem ve çalışmaları acilen alması gerekmektedir. Uyuşturucunun ana kaynağının terör örgütleri olduğu da unutulmamalıdır. uyarısında bulundu.
SAYFA 11 SONDAKiKA GAZETESİ >> 11 DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCESİ 17 13 Şubat Eylül 2014 2013 Cumartesi Perşembe Eski Türkiye'de her gece mehtaba bile çıkmaz mıydık? Mehmet BARLAS SABAH GAZETESİ Bu kadar şeffaflık bireyleri de toplumları da y- ormaz mı? O eski güzel günlerde bizim Antep ağzındaki deyişin tanımladığı gibi değil miydi hayatımız? - Keyfim paşa keyfi, halim itlerde yok! Toplumun morali bozulmasın diye intihar haberlerinin basında yayınlanması yasaklanmıştı. Ekonomi haberi olarak da Kapalıçarşı'daki altın fiyatlarını vermek, herkese yeterdi... "Ermeni Tehciri"ymiş, "Kürt Realitesi"ymiş veya "Kendi tarihimizle yüzleşmekmiş" gibi meselelerden kimsenin haberi mi vardı? "Bir Türk dünyaya bedeldir" derdik ve buna inanırdık da... Bir de "Türkün Türk'ten başka dostu yoktur" söylemi kazınmıştı belleklerimize. Dünyaya bakış açımızı ise "Asılacaksan İngiliz ipiyle asıl" veya "Türk gibi başla, Alman gibi bitir" benzeri deyişler yansıtırdı... İngiliz Independent gazetesi yazarı Robert Fisk, Suriye de boy veren Cihadçı kimlikli militanlığın kökenini Bosna-Hersek te müslümanlara karşı işlenen insanlık suçlarına bağlıyor. Daha doğrusu, dünyanın gözü önünde yaşanan insanlık dramını önlemek için Batı nın uzun süre kılını kıpırdatmayışına... Yabana atılacak bir tez değil. Müslüman ölümlere Batı nın sergilediği duyarsızlık, Batılı ülkelerde doğmuş, öğrenim görmüş, halen aynı coğrafyada yaşayan müslüman gençlerin zihin dünyasını karmakarışık hale getirdi; bu tamam... Yine de bir sorum var: Bireysel olarak hiçbir suçu bulunmayan insanları kameralar önünde vahşi biçimde boğazlayacak, kendi din kardeşlerini rehine alıp aylar boyu özgürlüklerinden mahrum edecek, nefretlerini yönelttikleri Batı nın gazabını bütün müslümanların üzerine çekmeyi göze alacak kadar mı? Soruyu böyle formüle edince ortadaki mantıksızlık sırıtmaya başlıyor. Dünya, bugün, büyük çoğunluğu Batı kökenli IŞİD örgütü militanlarına karşı topyekün bir savaş başlatma hazırlığında. ABD başkanı Barack Obama, önce, Belirlenmiş bir politikamız yok dediği IŞİD e karşı mücadeleyi başlatacak bir konuşma yapacak bugün. Almanlar da kendi çıkarlarını önceleyen IŞİD e dönük bir plan yapmışlar, onu dünyaya satmakla meşguller. İstenen, IŞİD e karşı açılacak topyekün savaşta, İslâm Dünyası nın Batılı ülkelere en kuvvetli biçimde destek vermesi... Özellikle de Türkiye nin... Hani bizde Devlette devamlılık esastır diye bir kalıp kabul var ya, aynı cümleyi dünya sistemi için de tekrarlayabiliriz: Dünya sisteminde devamlılık esastır. Batı nın, --1990 larda Bosna daki soykırıma sessiz kalan Batılı ülkelerin-- İslâm Dünyası na silâhlı ilgisi ne zaman başladı? 11 Eylül (2001) uğursuz eylemleriyle birlikte, değil mi? Dört uçağı eş zamanlı kaldırıp New York taki ikiz kuleler ile Pentagon a çarptıran eylemcilerin Ortadoğulu kimlikleri bu tetiklemeyi getirmişti. Gariptir, eylemcilerin çoğu Suudi Arabistanlı olduğu, aralarında tek bir Iraklı ve Afgan bulunmadığı halde, ABD, 1993 te oluşturduğu koalisyonla, kendisine hedef olarak Irak ile Afganistan ı seçti. Irak ta Saddam ın elinde kitle imha silâhları bulunduğu ve Afganistan da yaşayan el-kaide lideri Üsame bin Laden ile ilişkisi olduğu yalanlarıyla... Şimdi de aynı Amerika IŞİD e karşı ittifak oluşturuyor... 2003 te yalancılar koalisyonu içerisinde yer almayan ülkeleri de bu defa yanına çekerek... Fransa da Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Almanya da Şansölye Gerhard Schröder, ABD nin o Kapalı bir yaşam Mesela 1955'in 6-7 Eylül gecesi yönlendirilmiş kalabalıklar İstanbul Rumlarının evlerine, dükkânlarına, kiliselerine saldırırlar, yıkarlar, yağmalarlardı... O gece sıkıyönetim ilan edilir ve yayın yasağı ile birlikte kimse ne olup bittiğini tam olarak bilmezdi. Ve daha sonra da kimse "1950'de sayıları 150 bin olan, aralarından milletvekilleri çıkan İstanbul Rumlarının sayıları şimdi neden 2000'in altında" diye pek sormazdı... Amerika ile Sovyetler aya gitmek için yarışırlarken biz de her gece Heybeli'de mehtaba çıkardık ve bu bize yeterdi... Ve köyden kente göç başladığı için o dönemin Beyaz Türkleri "Halk geldi, vatandaş denize rahat giremiyor" diye yakınırlardı. "Köylü efendimizdir" derdik ama bu efendilerin aramıza katılmalarını pek istemezdik... Çünkü Kadıköy vapurunun lüks mevkiindeki tüm yolcular birbirlerini tanır ve her sabah selamlaşırlardı. Bir ara Köy Enstitüleri ile keman çalmayı öğrenen köylülerin artık kente gelmeyi düşünmeyeceklerine bile inanmamış mıydık? zamanki başkanı George W. Bush tarafından Eski Avrupa olmakla alay edilmeyi göze alarak, ülkelerini şer ittifakından uzak tutmuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisi de, 1 Mart (2003) tezkeresini reddederek, ülke topraklarını ABD askerlerine açmaya karşı çıkmıştı. Şimdi Almanya da Angela Merkel şansölye, Fransa da Françoise Hollande cumhurbaşkanı ve her iki ülke yeni koalisyonda en ön safta yerlerini almakta birbirleriyle yarıştalar; Türkiye de dört bir yandan onların yanında yerini alması için Şeffaflık yormaz mı? Şimdi eski köylülerin 18 milyonu özel araç sahibi... Eskinin sürgün yeri Bodrum'un tatil nüfusu 1 milyonu geçmekte... "Köy kahvaltısı" verilen mekânlarda organik yumurta ile yapılmış jambonlu omletler ikram ediliyor. 60 milyon Türkiyeli uçaklarda ve daha fazla sayıda akıllı telefonlar var herkesin elinde. En kötüsü de, herkes her şeyi biliyor artık. İpini kopartan bile yurtdışına çıkabildiği için, kimse kimseye "Avrupa'da durum çok farklı" diye ahkâm kesemiyor. Ve herkes her şeyi bilmekten ötürü yorgun. Yurt ve dünya gerçekleri ile birlikte ve yüz yüze yaşamak yorgunluğu artırmakta... Artık kimse "Bu bir kazadır" diye geçiştiremiyor, kazaların sorumluları aranıyor... "Bu halk bu demokrasiye layık değil, bu halkı feshedelim" diyenler ya alaya alınıyor ya da adliyelik oluyorlar şimdi. Ahh... Eskiden ne kadar rahattık biz kentli vatandaşlar... Halk geldi, huzurumuz da, rahatımız da kalmadı. Acaba Ankara'daki yeni Cumhurbaşkanlığı konutuna "Aksaray" yerine "Cihangir" denilse biraz olsun istikrar sağlanmaz mı? 10.09.2014 On yıl önce, on yıl sonra... Fehmi KORU HABERTÜRK GAZETESİ sıkıştırılıyor... Dünya sisteminde devamlılık esas dememin sebebi bu tablo. Kimse Bu IŞİD de nereden çıktı? diye sormamızı, kendi aralarında yaşarken radikalleşmelerine izin verilmiş insanların bu kadar kolayından Suriye ve I- rak a nasıl ulaştıklarını, silâhlarını nereden bulduklarını, en mübalâğalı tahminle sayıları 10 bini geçmeyen militanın nasıl olup da dünyayı titretebildiğini sorgulamamızı istemiyor. Oysa bunları sorgulamalıyız. 10.09.2014 Fotoğraf: Zeynel Abidin DAĞTEKİN Abdurrahman D L PAK YENİ AKİT GAZETESİ Orta Afrika da Neler Oluyor? Orada bir yer var uzakta. Gitmesek de gelmesek de, o yer bizim yerimizdir. Orada bizim kardeşlerimiz var.. Birkaç gündür Bosna daydım ve orada Bosna Sarayova Uluslararası Üniversitesi nde, Anayasa Hukukçuları Derneği, Hukukçular Derneği, Uluslararası Hukukçular Birliği, Uluslararası Hukuk Merkezi, Uluslararası Adaleti Savunma Derneği, İstanbul Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Adalet Akademisi, Eskişehir Valiliği gibi 14 kuruluş tarafından düzenlenen, 40 yakın ülkeden katılımcının olduğu Avrasya Hukuk Kurultayı vardı.. Orada bir çok sorunlu ülkenin durumu tartışıldı. Ben komisyon çalışmalarında Orta Afrika yı dinledim.. Orta Afrika aslında potansiyel olarak yoksul bir ülke değil.. Tarım ve hayvancılık bakımından zengin bir ülke. Her yer su. Mezar y- eri kazsalar su çıkıyor. Cenazeleri suya bırakıyorlar. Mezar yeri kazarken elmas ve altın filizleri buluyorlar. Zengin elmas, altın, uranyum ve petrol yatakları var. Asıl mesele de bu. Fransızlar bu zenginliği ele geçirmek için fitne çıkartıyor. Asıl hesaplaşma bu zenginlikle ilgili. Bu zenginlikler Müslümanların yoğunlukta olduğu bölgelerde, Hıristiyan ve Animistlerin bulundukları bölgeler ise nisbeten daha geri durumda bulunmakta. Bu arada nüfusun % 75 i nüfusları kayıt altına alınmış değil. Fransızlar bundan istifade ederek, Müslümanları bulundukları yerden göçe zorlamaktadır.. Esasen yüzyıl önce bugünkü coğrafi sınırlar yoktu ve bölgede göçer topluluklar vardı.. Şimdi Fransa bunu kullanarak Müslümanları komşu ülkelere göçe zorlamakta, Siz Orta Afrikalı değilsiniz, geldiğiniz yere gidin. Siz vatandaş değilsiniz demektedir. Müslümanlar bölgedeki Fransız mekteplerine çocuklarını göndermediği için, dolayısı ile Müslümanlar memur yapılmadı ve yurtdışına çıkmadıkları için büyük ölçüde resmi bir kimliğe sahip değil. Resmi kimlik sahipleri ise Fransa ya yakın kişiler, dolayısıyla daha çok da Hıristiyanlar. Ülke nüfusu 12 milyon tahmin ediliyor. Fransızlar sınırları kendileri çizmiş. Komşu ülkelerdeki aynı kabile mensuplarını yabancı ülkeden sayıyor, yerliler ise akraba toplulukları kendilerinden sayıyor. Çünki bu sınırlar daha sonra çizilmiş ve halen korunan tabii sınırlar değil. Nüfus kaydı bulunanlar genellikle şehirde yaşıyor ve 4 milyon kadar. Varoşlarda ve kırsalda yaşayan kayıt dışı 8 milyon insan var. Ülkede % 30-40 kadar müslüman yaşıyor.. Bir kısım müslüman farklı isimlerle kendilerini gizliyorlar. Okuyanların çoğu okula başlarken, ya da işe girerken adını değiştiriyor, ya da yerel adlar kullanıyorlar.. 16 coğrafi bölgeden 8 i müslüman. Ülke nüfusu kimine göre 3 milyon, kimine göre 5 milyon, kimine göre 10 milyon.. Resmi kayıtlara göre müslümanların oranı % 10.. Gerçekte ise en büyük grub olması gerek.. Ama müslümanları Sen Sudanlısın, sen Ugandalısın diye göçe zorluyorlar.. Bu baskı ve saldırılar sonucu son olaylarda 79.000 müslüman hayatını kaybetti ve birçok kişi ülkesinden göçmek komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı.. Bu insanlara başta sağlık hizmetleri olmak üzere insani yardım ulaştırılması da engelleniyor.. Saldırılar karşısında savunma imkanları da yok. Hırıstiyanların ise silahları var ve her türlü desteği alıyorlar.. Bugün birçok şehirde çocuklar okula gidemiyor. Bazı bölgeler açık hapishaneye dönüşmüş durumda. Kaç kişi nerede, ya tutuklu bilinmiyor. Faili meçhuller çok fazla.. Olaylar başladığından bu yana 418 cami yakılmış ya da yıkılmış. Müslüman kadınlara tecavüz olayları var. İşkence, gasp, yağma yaygın.. Bazı cesetlerin kimliğini gizlemek için parçalıyor ve yakıyorlar. Vahşet sergiliyorlar.. Ülke gelinen noktada bölünme tehlikesi ile karşı karşıya.. Fransızlar katliam ve işkence, tecavüz olaylarına seyirci kalıyor. Sadece hıristiyanların güvenliği ile ilgileniyor, müslümanlara karşı animistlerle birlikte hareket ediyorlar ve onları destekliyorlar. Bölgedeki Afrika barış gücünde ise sadece Ruanda ve Burundi - den gelen sınırlı sayıda müslüman asker var. Ülkede 3000 Fransız ve 6000 Afrika Barış Gücü askeri var. Fransızlar ülkeyi askeri bölge olarak görüyor.. Müslümanlar Selaka hareketi etrafında öz savunma hareketi örgütlüyorlardı. 5000 kişiydiler, ama saldırıya uğrayan ve göçe zorlananların katılımı ile 25.000 kişilik bir güç oluştu, ama kontrol sorunu yaşanmaya başladı. Bir takım bölünmeler yaşandı. Anti balakalar da bu kontrol dışı unsurları bahane ederek her y- erde müslümanlara saldırmaya başladı.. Gelinen noktada ülkenin bölünmesi ya da federatif bir yapıya dönüştürülmesi gündemde. Bölgedeki komşu ülkeler çatışmanın bitmesini istiyorlar. Çatışma o ülkelerde de güvenlik sorunlarına sebeb oluyor ve göç onları da rahatsız ediyor.. Komşu ülkelerden akraba grubların bölgeye gidip gelmesi, sınır güvenliği ile birlikte başka sorunlara sebeb oluyor.. Bu gün için federatif bir bölünmeden söz ediliyor, ancak bunun Bosna ya benzemesi, sistemin kilitlenmesi ve ülkenin batının müdahalesine sürekli açık hale getirilmesinden endişe ediliyor.. Federasyona gidilecek olursa diğer bölgelerdeki müslümanların bölgesine göç ettirilmesi ve daha sonra da, hem müslümanları kendi içinde çatıştırmaları ve hem de öteki bölgelerden bölgesel saldırılarla baskı altına alınması planlanmış olabilir.. Ve bu bölünmüş ülke, başta Fransa olmak üzere, ciğeri kediye emanet eder gibi, uluslararası toplumun himayesine verilebilir. Görünen o ki bölgede Fransa nın gözetiminde bır kontrollü bunalım stratejisi uygulanıyor ve meseleye henüz kalıcı bir çözüm bulunabilmiş değil. Bölgeye acil insani yardım ulaştırılması gerekiyor, ama yardım Fransa tarafından engelleniyor. Çatışma ve göç devam ediyor. İlk yapılması gereken uluslararası kamuoyunun harekete geçirilmesi, İslam İşbirliği Konferansı, Arap Birliği ve Afrika Birliği nin harekete geçirilmesi, bölgede bir İslam Barış Gücü oluşturulması ve uluslararası örgütlerin harekete geçirilmesidir. Bölgede Çin petrol araştırma izni almış durumda. Maalesef; İslam ülkelerinin ilgisi zayıf. Bu ülkedeki kaynakların adil bir sekilde değerlendirilmesi ve sömürünün önüne geçilmesi gerekiyor.. Öncelikle de bu bölgedeki durumun dünya basınına ve kamuoyuna iletilmesi gerekiyor. Bölgede yeni bir Ruanda yaşanmamasını istiyorsak elimizi çabuk tutalım. Selam ve dua ile. 10.09.2014
SAYFA 12 ACİL TELEFONLAR İtfaye 110 AKS110 110 Acil Yardım 112 Polis İmdat 155 Elektrik Arıza 186 Jandarma İmdat 156 İZSU Su Arıza 185 Doğalgaz Acil Müdahale 187 Cenaze Hizmetleri 188 Sahil Güvenlik 158 Orman Yangınları 177 YANGIN TELEFONLARI İzmir 110 Karşıyaka 372 58 74 Kadifekale 225 49 99 Bornova 388 10 03 Bostanlı 386 17 86 Buca 487 13 61 Karabağlar 237 13 07 Çamdibi 433 65 59 Çiğli 376 73 23 Balçova 278 76 02 Evka 4 351 09 04 Evka 1 452 24 77 Gaziemir 251 00 44 Hatay 250 86 40 Narlıdere 238 35 97 Güzelbahçe 234 25 34 HASTANE TELEFONLARI -Devlet Hastaneleri- Aliağa 616 87 87 N.S. İşgören Alsancak 463 64 65 Alsancak Acil Servis Ağız ve Diş Sağlığı 422 00 76 Alsancak Diş Hast. 464 78 62 Atatürk Devlet 244 44 44 Behçet Uz 489 56 56 Bornava Dev. Hast. 375 58 58 Bozyaka Eği. Hast. 250 50 50 Buca S.D. Hastanesi 452 52 52 Çeşme A. Çizgenakat 712 07 77 Foça 812 14 29 Göğüs Hastanesi 433 33 33 Konak Diş Hastanesi 441 81 81 Karşıyaka 366 88 88 Çiğli Dev. Hastanesi 376 23 33 Menemen Dev. Hast. 832 58 59 Nejat Hepkon Seferihisar Hastanesi 743 20 10 Selçuk Dev. Hast. 892 70 36 Urla Dev. Hastanesi 752 10 04 Tepecik Dev. Hast. 469 69 69 -Belediye Hastaneleri- Eşrefpaşa Bel. Hast. 293 80 00 -Özel Hastaneler- Anadolu Tıp Merkezi 272 00 11 Agora Tıp Merkezi 425 73 73 Atakalp Kalp Hastanesi 483 14 14 Atakent Tıp Merkezi 336 11 95 Atagöz Göz Hastalıkları 435 35 35 Atafizik, Fizik Ted. Mer. 231 25 15 Batıgöz Hastanesi 489 03 03 Bornova Tıp Merkezi 388 20 40 Bornova Özel Tıp Mer. 343 23 50 Bornova Özel Sağlık Tıp Merkezi 339 77 83 Buca Tıp Merkezi 438 14 14 Buca Sağlık Merkezi 438 06 20 Central Hospital 341 67 67 Can Tıp Merkezi 232 13 48 Caner Göz Merkezi 278 81 11 Çağdaş Tıp Merkezi 285 95 95 Çankaya Tıp Merkezi 425 31 31 Çesav Tıp Merkezi 362 67 67 Çeşme Sissus Has. 723 05 55 Çınarlı Hastanesi 462 27 27 Çiğli Özel Sağ. 386 26 16 Diyabet Hastanesi 449 13 19 Diamed Dah. Dal Mer. 465 27 37 Doğa Tıp Mer. 244 16 16 Dr. Sıhhat Tıp Merkezi 367 67 47 Efes K.B.B. Merkezi 446 15 16 Ege Sağlık Hastanesi 463 77 00 Ege Tüp Bebek Merkezi 445 31 45 Egeria Çocuk Sağlık Hastanesi Dal Merkezi 489 35 35 Ekol K.B.B. Dal Mer. 386 55 05 Ekol K.B.B. Şube 369 89 65 El ve Mikro Cerrahi 441 02 21 Gazi Kent Tıp Merkezi 252 45 00 Gaziemir Tıp Merkezi 251 47 67 Hayat Hastanesi 441 41 96 İzmir Hastanesi 483 31 31 İrenbe Tüp Bebek Mer. 464 58 88 Karataş 441 41 70 Karşıyaka Tıp Merkezi 369 00 91 Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa İnce, Güzelbahçe'de bir rüya gerçek oldu. Önceki belediye başkanlarının da yapmak istediği projeyi hayata geçirmek bana kısmet olduğu için çok mutlu ve gururluyum. Bu merkez sayesinde Güzelbahçe'de yaz kış kültürel ve sanatsal etkinlikler rahatlıkla yapılabilecek Tüm halkımızı yarın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Aziz Kocaoğlu'nun hizmete sunacağı kültür merkezimizin açılış törenine katılımını diliyorum diye konuştu. İnşaatı bir yılda tamamlanan ve yaklaşık 10 milyon 500 bin liraya mal edilen kültür merkezinde yer alan tiyatro salonuna ünlü sanatçı Tuncel Kurtiz in ismi verilirken, meydana ise Özgürlük ve Demokrasi Meydanı adı konuldu. Açılış töreninin ardından İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ile Bodrum Oda Orkestrası bir konser verecek. Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, Türkiye de göçü önlemek ve Doğu Anadolu nun tümünün kalkınması için hükümetin ciddi olarak bu konuyu ele alması gerektiğini söyledi. Bakan Güllüce, "2 gün önce Sayın Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile Doğu Anadolu nun kalkınması ile ilgili 4 saate yakın birlikte olduk. İnşallah güzel sonuçlar doğuracak projeler hükümet programına sunulacaktır detaya fazla girmiyorum." dedi. Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) düzenlenen 'Erzurum Tanıtım Günleri' açılışına Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, Erzurum Valisi Dr. Ahmet Altıparmak ve çok sayıda vatandaş katıldı. Açılışta konuşan Bakan Güllüce, yatırım yapılabilirlik diye bir katsayı olduğunu Erzurum da bu katsayının aşağıya çekilmesi gerektiğini belirterek ''Yani daha kolay yatırım yapılabilir olsun sadece Erzurum da değil hatta Sivas tan yukarı bütün şehirlerimiz için bu gayretin içine girmemiz lazım. Hükümet olarak zaten teşviklerin kalkınma planlarının altında bu yatıyor. Sayın Valimizin, Sayın Belediye Başkanımızın yerel ile merkezi yönetimin -Türk Telekom- Arıza 121 Bilinmeyen Numara 11811 Danışma 444 14 44 Uyandırma 135 Posta Kodu 119 Fono Tel 141 Borç Ögrenme 163 Çağrı 133 -Sinemalar- Agora Balçova 277 25 25 Afm Park Bornova 373 73 20 Afm Forum Bornova 373 03 50 Afm Ege Park 324 42 64 Afm Passtel 489 22 00 13 Eylül 2014 Cumartesi SONDAKiKA GAZETESİ >>12 GÜNCEL 17 Şubat 2013 Perşembe Güzelbahçe Kültür Merkezi açılıyor Güzelbahçe Belediyesi'nin, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla yaptırdığı Güzelbahçe Belediyesi Kültür Merkezi bugün akşam törenle açılıyor MERKEZDE NELER VAR? 3 bin 700 metrekarelik alana bodrum katında 86 araç kapasiteli 3 bin 300 metrekarelik kapalı otopark yapıldı. Giriş katında 100-370 metrekare arasında değişen ölçülerde altı adet dükkan inşaa edildi. Yine zemin katta 120 pazarcı esnafının açık tezgahını koyabileceği 2150 m2 alan yapıldı. Ayrıca, kapalı tezgahlar için, içerisinde kendine ait su ve elektrik tesisatı bulunan ve her biri ortalama 20 m2 alana sahip 10 adet dükkan inşa edildi. Pazaryeri için yaklaşık 2350 metrekare yer ayrılırken, binanın kuzey tarafında ayrıca 23 araçlık açık otopark yer alacağı belirtildi. Kültür Merkezi'nin birinci katında İstikbal Caddesi'ne bakan bölümde 110 metrekarelik 5 adet dükkan, orta bölümde ise açık hava etkinliklerinin yapılabilmesi için 1330 metrekarelik meydan yapıldı. Ayrıca bu katta biri 320, diğeri 440 kişilik olmak üzere iki adet kapalı düğün temsilcisi bir aradalar. Ben de buradan hükümet olarak bir Erzurumlu Bakan olarak söylüyorum hükümetle birlikte el ele verelim hem Erzurum hem bütün Doğu Anadolu Bölgesi ni ayağa kaldıralım ki göç dursun. Göç oldukça Türkiye nin dengeleri bozuluyor ekonomi alt üst oluyor. Kentsel dönüşüm ile ilgili Türkiye genelinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bir seferberlik ilan etmek durumundayız. Her yerin hızla değişmesi hızla gelişmesi lazım Erzurum un buna çok daha fazla önem vermesi lazım. Çöküntü alanlarının çok fazla oluşu göçün çok fazla oluşu bir deprem kuşağının tam göbeğinde oluşu Erzurum un kentsel dönüşümü hızlandırması ve çabuk yapması gerekiyor. Türkiye de göçü önlemek ve Doğu Anadolu muzun tümünün kalkınması için ve Doğu Anadolu Bölgesi'nin (DAB) ciddi olarak hükümetimizin ele alması gerekiyor. 2 gün önce Sayın Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile Doğu Anadolu nun kalkınması ile ilgili 4 saate yakın birlikte olduk. İnşallah güzel sonuçlar doğuracak projeler hükümet programına sunulacaktır detaya fazla girmiyorum.'' ifadelerini kullandı. Avşar Palmiye 277 48 00 Cinemaximum 278 87 87 Cinemaximum 446 90 40 Cinemaximum (Ykm) 425 01 25 Cinecity Kipa Çiğli 386 58 88 Çeşme Hollywood 712 07 13 Çamlıca 343 83 15 Deniz Karşıyaka 381 64 61 Batı Sineması 347 58 25 Çınar Sineması 489 88 85 Karaca Sineması 445 87 76 Kipa Hollywood 252 56 66 Menemen Kültür 832 14 11 Şan Konak 483 75 11 Çınar Center 277 11 00 salonu inşa edildi. İki düğün salonu arasında ses ve ısı izolasyonunu sağlayan katlanır perde duvar konuldu. Perde duvar kapalı durumda olduğunda aynı anda 2 salonda da düğün veya başka bir etkinlik yapılabilecek. Perde duvar katlanır özelliği ile vestiyerlerin arasına toplandığı zaman 760 kişilik, 1150 m2 alana sahip tek bir salon ortaya çıktı. Böylece Güzelbahçe, ses ve ışık sistemlerine sahip en büyük kapalı düğün salonuna kavuştu. İkinci katta İstikbal Caddesi'ne bakan kısımda deniz manzaralı yaklaşık 710 m2 lik açık teras ve ayrıca 90 m2 lik teras kafe yapıldı. Diğer tarafta 350 m2 lik yarı açık fuaye, çok amaçlı salonun yan taraflarında biri 180 m2 'lik diğeri 270 m2' lik iki adet fuaye ortaya çıktı. Bu alanlarda kokteyl, sergi ve diğer sosyal etkinlikler, 580 kişi kapasiteli salonda her türlü tiyatro, konferans, konser ve diğer etkinlikler yapılabilecek. (HABER MERKEZİ) Bakan Güllüce: Hükümet, Türkiye de göçü önlemeli Sema Sineması 483 91 00 Konak Sineması 483 21 91 Desem Sineması 422 53 10 Karşıyaka Sineması 381 50 98 İzmir Sİneması 421 42 61 -Tiyatro- Konak Sahnesi 483 50 35 Ragıp Haykır Sahn. 369 14 87 İzmir Devlet Tiyat. 445 89 41 Uğur Mumcu Sahnesi 343 04 33 İzmir Tiyatro Bab-ı Sanat Merkezi 446 77 95 İsmet İnönü Sanat Merkezi 441 09 02 POLİKLİNİK TELEFONLARI Borcanevi 255 04 44 Bornova Yeni Yaşam 388 03 31 Bozyaka Halk 261 39 13 Bozyaka Dispanseri 256 09 86 Buca Çözüm 438 76 26 Cansu Karabağlar 237 73 83 Çamdibi Derman Polik. 435 00 77 Çizgi Polik. 226 34 34 Deniz Sağlık Polik. 369 90 91 Ege Sağlık 487 57 64 Egeform Fizik 464 24 24 Eşrefpaşa Ö.Sağ. 227 35 26 Eşrefpaşa Zinde Polik. 262 64 71 Gaziemir Dr. Polik. 252 36 92 Gazi Kent Polik. 274 13 74 Halk Polik. 285 46 34 Hatay Özel Sağlık 250 51 52 İhtisas Polik. 254 13 13 Karşıyaka Park Sağlık 367 22 22 Mevlana Polik. 343 32 43 Mersinli Özel Sağlık 461 19 99 Neron Psikiyatri 256 76 76 Nergiz Özel Sağlık 364 08 10 Onur Polik. 458 77 45 Özel 9 Eylüllüler Polik. 453 81 11 Özel Altındağ 458 05 89 Özel Brn Dr. Dispanseri 347 38 92 Özel Çiğli Polik. 386 05 95 Özel Eylül Polik. 373 85 74 Özel Gülhan Polik. 347 99 91 Özel İrem Sağlık Polik. 251 84 24 Özel İzmir Polik. 343 23 50 Özel Pınarbaşı Polik. 479 80 25 Özel Sarnıç Polik. 281 64 03 Özel Seferihisar Polik. 743 58 48 Özel Serin Polik. 261 29 99 Özel Yedigöller Polik. 442 29 92 Özel Yenişehir Polik. 433 09 24 Park Sağlık Polik. 367 22 22 Sevgi Özel Sağlık 438 37 38 Şöferler Odası Sağlık Polik. 227 99 35 Teos Polik. 743 57 77 Vefa Polik. 341 84 24 Yeşiltepe Polik. 351 38 72 Yıkık Cami Halk. 271 27 27 -Askeri Hastaneler- Hava Hastanesi 285 96 50 Kara Hastanesi 262 55 55 ÜNİVERSİTE TELEFONLARI Başkent Üni. Zübeyde Hanım Uyg. Merkezi 330 52 30 Dokuz Eylül Ünv. 412 22 22 Dokuz Eylül Üni. Karşıyaka Polik. 369 30 40 Ege Üniversitesi 444 13 43 İlaç ve Zehir Dan. 277 73 33 Ege Üni.Uyg.ve Araş.Merkezi 330 52 30 -Doğum Evleri- Ege Üni. Tıp Fak. 388 19 63 Konak Doğum Evi 489 09 09 Tepecik Doğum Hast. 449 49 49 -Kan Merkezleri- Kızılay 463 63 53 Çocuk Hastanesi 433 06 08 Ege Üni. 388 28 61 Tepecik Kan Merkezi 433 38 74 ULAŞIM TELEFONLARI Denizyolları 464 88 89 THY Rezervasyon 444 08 49 Basm. Rezervasyon 484 86 38 Alsancak Gar 464 77 95 Santral Garaj 472 10 10 -Körfez Ulaşım İskeleler- Konak 484 98 56 Karşıyaka 368 00 42 Alsancak 464 78 31 Bostanlı 330 89 22 Bayraklı İskele 345 77 53 Pasaport İskele 484 22 56 Göztepe İskele 224 20 22 Üçkuyular İskele 259 40 13 -Elektrik Arıza- Genel Kesinti Seb. 435 11 84 Buca 426 69 37 Çiğli 376 90 91 Karşıyaka 369 79 80 Bornova 388 83 78 Narlıdere 238 32 90 Eşrefpasa 261 48 04 Gaziemir 251 92 05 Güzelbahçe 234 05 34 Konak 425 60 60 Çeşme 712 63 46
SAYFA 13 SONDAKiKA GAZETESİ >> 13 SAĞLIK 13 17 Eylül Şubat 2014 2013 Cumartesi Perşembe Kadınlar artık kendi rahim ağzı taramalarını YAPABİLECEK Tuncer, Karadeniz Ülkeleri Meme ve Serviks Kanseri Önleme Koalisyonu Toplantısı'nda yaptığı açıklamada, rahim ağzı konusunda yeni tarama metodolojisi geliştirildiğini ifade etti. Özellikle DNA bazlı olan sistem ile kadınların bir merkeze gitmesine gerek kalmadan, kendilerinin gönderebilecekleri bir kit aracılığıyla taramaların yapılabileceğini anlatan Tuncer, şunları kaydetti: ''Bunun önemli bir tarafı biz kendi sistemimizi, kendimiz geliştirmeye başladık. Yani Türk malı kitler geliştirilecek. Dünyada da inşallah yakın bir zamanda bu kullanılabilecek. Biz üniversite olarak bu araştırma geliştirme projesine destek vereceğiz. Hem kadınlar rahim ağzı kanseri için daha rahat taranabilecek, hem de kendi kendilerine örneklerini alabilecek. Hem de bir Türk tarama ürünü geliştirilmiş olacak.'' Bu çerçevede rahim ağzı kanserine neden olan HPV virüsünün tespiti için kadınlara talepleri doğrultusunda bir kit geleceğini ve onun içinden çıkan malzemeye sürüntü örneği verilebileceğini anlatan Tuncer, bunun üzerinden ileri tetkiklerin yapılabileceğini ifade etti. Sisteme yönelik AR- GE çalışmalarının devam ettiğini bildiren Tuncer, ''Bu çok önemli bir gelişme. Rahim ağzı kanserine dönük muayenelerde rahat olmaması nedeniyle bir çok kadın taramalara gitmeyebiliyor. Bu büyük bir devrim olabilir taramalarda'' dedi. Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer, rahim ağzı ''Boğaz kültürü gibi gayet kolay'' Bu testin diğer kanserinin tespiti amacıyla yeni bir tarama metodolojisi üzerinde çalıştıklarını, geliştirecekleri sistem ile kadınların bir merkeze uygulamadan farkının, kadının tarama yaptırması için bir merkeze ya da doktora gitmesine gerek kalmaması olduğunu vurgulayan Tuncer, şöyle devam etti: ''Taramalar için hasta olmak gerekmez. Zaten kadının bir şikayeti gitmesine, muayene olmasına gerek kalmadan, k- endi kendine alabileceği bir sürüntü örneği ile tarama yapılabileceğini bildirdi varsa bir doktora görünmesi lazım. Bununla hiç şikayeti olmayan cinsel hayata başlamış evli kadınların tümünün taranmasını hedefliyoruz. Kadınların kendi k- endine alabileceği bir sürüntü testi ile tarama yapılabilecek, aynı boğaz kültürü gibi bir şey gayet kolay. Kiti aldıktan sonra, sonuçlar gerekli testin yapılacağı laboratuvara gidecek. Yani bir anlamda herkes kendinin doktoru olabilecek. Sonuçlar pozitif çıktığında kanser olmuş olmuyorsunuz, kanser olma ihtimaliniz yüksek oluyor. Bunu yakalayıp yok ediyoruz, yani kanser olmadan kurtuluyorsunuz. Bu çok önemli'' Söz konusu kitleri 2017 yılına kadar geliştirmeyi hedeflediklerini bildiren Tuncer, geliştirilmesi durumunda bu ürünlerin ihraç da edilebileceğini ve bir çok dünya ülkesinde bunun kullanabileceğini söyledi. (AA) Ağız kokusunun 8 nedeni var Pek çok kişi, sabah uyandığında ya da soğan, sarımsak gibi kokulu gıdalar tükettiğinde ağzının koktuğunu hisseder. Uzmanlara göre, bu koku aslında normal kabul ediliyor. Ancak bu genel durum, bazı istisnalarla bozuluyor. Çünkü ağız kokusu kimi zaman genel vücut sağlığında oluşan bir bozukluğun habercisi de olabiliyor. Uzmanlar, ağız kokusunun aslında bir hastalık olmadığını belirtiyor. Özlem Demir Molla Moustafa, ağız kaynaklı kokuların karaciğer, mide, böbrek, bademcik gibi sorunlarda da ortaya çıkabildiğini belirtti. Moustafa, kişinin kendine olan özgüvenini olumsuz yönde etkileyen ağız kokusunun, ağız içerisinden, solunum yolu veya sindirim sisteminden gelen kokulardan kaynaklandığını vurguladı. Ağız kokusunun, bireylerin sosyal yaşantısını etkileyen yaygın bir sorun olduğunu vurgulayan Moustafa, ağız kokusunun nedenleri hakkında şunları söyledi: Kötü ağız hijyeni, tedavi edilmemiş çürükler, dişeti hastalıkları, ağızdaki ülserasyonlar, ağız kuruluğu, uygun olmayan ve düzenli bakımı yapılmayan protezler, dil üzerinde biriken bakteriler, karaciğer, mide, böbrek, bademcik gibi sağlık sorunları Ağızdaki bakteri ortamlarının en sık diş çürükleri, ağız içi enfeksiyonlar, diş eti rahatsızlıklarına sebep olduğunu anlatan dişhekimi Özlem Demir şu bilgileri verdi: Meydana gelen bu hasarlar ise ağız kokusunun başlıca etkenleri. Ağız kokusunu gidermek için yapılması gereken ilk işlem, ağız içinde kokuya sebep olacak etkenleri ortadan kaldırmak olmalı. Uzun süreli açlık, ağız içi mikroorganizma aktivitesini artırdığı için ağız kokusu meydana gelmesine veya daha fazla hissedilmesine neden oluyor. Özellikle Ramazan aylarında uzun saatler boyu yiyecek ve su tüketilmemesi ağız bakımının ihmal edilebileceği anlamı taşımıyor. Ağız kokusu şikayeti olan hasta mutlaka diş hekimine başvurmalı ve altında yatan nedenler ile ilgili bilgi alınması gerekiyor. SPOR YAPARKEN vücut sağlığınıza zarar vermeyin Okul başarısı için su tüketimi çok önemli Uzmanlar, okul başarısı için çocukların beslenmesi, ara öğünleri ve beslenme çantasına konacak yiyeceklerin dikkatli seçilmesi ve mutlaka sulu yemek ihtiyacını karşılayacak yiyeceklerin olması gerektiği uyarısında bulundu. Çocukların su gereksiniminde karşılanmasına da dikkat edilmesini isteyen uzmanlar, su gereksinimin 7 8 yaş grubu için günde 5 su bardağı, 9 13 yaş grubu için günde 8-9 bardak olduğunu kaydetti. Okul çağı çocuklarının beslenmeleri ile ilgili önerilerde bulunan Acıbadem Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Hümeyra Taşçıoğlu şunları söyledi: "Kahvaltı etmeyi reddeden çocuk anne babaların en büyük problemidir. Akşam yemeği ile kahvaltı arasında yaklaşık 8-12 saatlik bir ara olması sebebiyle sabah kahvaltısının, çocukların gelişiminde önemi büyüktür." Diyetisyen Hümeyra Taşçıoğlu, açlık sonrası vücudun gereksinimi olan enerjiyi sağlayan ilk öğün sabah kahvaltısı olduğunu dile getirerek, şu bilgileri verdi: "Araştırmalar, okula kahvaltı yaparak giden çocukların, kahvaltı yapmayanlara oranla okul başarısının çok daha iyi olduğunu göstermektedir. Kahvaltı alışkanlığı olmayan çocuklarda performans düşüklüğü, halsizlik ve gün boyu sağlıklı gıdaları reddetme eğilimi gözlenir. Çocukların iyi bir beslenme alışkanlığı kazanmaları için iyi bir kahvaltı alışkanlığı kazanması şarttır. Kahvaltıda 1 bardak süt mutlaka bulunmalıdır. Süt sevmeyen çocukların peynir veya yoğurt tüketiminin çok iyi olması gerekir. Süte tat katmak istenirse bal ya da pekmez kullanılabilir. Spor, sağlıklı yaşamın vazgeçilmezi. Ancak sporu doğru zamanda ve doğru aletlerle yapmak gerekiyor. Aksi takdirde spor adına yapılan yanlış hareketler, vücut sağlığına zarar verebilir. Spor yapma saatinin kişiden kişiye değişeceğini ve herkesin kendine has 'biyolojik spor saati' oluşturması gerektiğine dikkat çekti Göz Doktoru Op. Dr. Adem Öztekin, göz sağlığı ile okul başarısı arasında doğrudan ilişki olduğunun belirtti. Öztekin, "Özellikle miyop, hipermetrop ya da astigmat hastalığı olan bir çocuk, okulda tahtayı göremeyebilir ve bu da başarısız olmasına yol açar. Belli bir süre sonra çocuk dersten kopar." dedi. Medicine Hospital doktorlarından Op. Dr. Adem Öztekin, okulların açılacağı şu günlerde göz sağlığı hakkında bilgiler verdi. Her üç çocuktan birinde görme bozuk luğu olduğunu belirten Öztekin, "Türkiye'de her üç Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) Antrenörlük Eğitimi Bölümü S- por Sağlık Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Dilek Sevimli, spor yaparken dikkat edilmesi gerekenlerli hatırlattı. İnsanların, spor yapma alışkanlıklarının arttığına dikkati çeken Doç. Dr. Sevimli, halk arasında yaygınlaşan spor sabah yapılmalı kanısıyla ilgili şunları söyledi: Vücut ritminin tepe ve dip noktaları vardır. Bireyler önce bunu belirleyip, spor yapma saatini buna uyarlamalıdır. Ardından, bireysel özelliklerine, kişisel hedeflerine (kilo vermek, sağlığı veya uyku kalitesini artırmak gibi) ve yaşam tarzlarına uygun saatleri oluşturmalıdır. Günün, haftanın şartları değerlendirildiğinde kişi için en pratik, en uygun ve sürdürülebilir zaman, ideal zamandır. Bu bilgilerden sonra fizyolojik olarak bireyin en verimli saatlerinin öğleden sonraki 16.00-18.00 arası olduğu araştırma sonuçları ile gösterilmektedir. Ancak tekrar vurgulamak istiyorum ki; bireyler biyolojik spor saatlerini sabah saatlerine ayarlamışlarsa ve belirli bir düzeni yakalamışlarsa bunda herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Spor yapma saatinin kişiden kişiye farklılık gösterdiğini de belirten Doç. Dr. Dilek Sevimli, bunda bireyin yaşam şekli, beslenme biçimi, günlük aktivite ihtiyaçları, sağlık ve hastalık durumlarının belirleyici olduğunu ifade etti. Birisi için en uygun egzersiz yapma saati sabah iken, bir diğeri için akşam veya öğle saatleri olabilir. diyen Doç. Dr. Sevimli, bu saatleri kişinin önce kendi, sonra da hekimine ya da bir spor uzmanına danışarak planlayabileceğine vurgu yaptı. Mahalle aralarında ve parklarda bulunan spor aletlerinin son zamanlarda çokça kullanıldığını hatırlatan Sevimli, aletleri kullanırken dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: Aleti kullanmadan önce yürüyüş yapılmalı ve bütün kaslar ısınmalı. Kişi, hangi bölgeyi çalıştıracak ise o bölgeye ait kasların boyunu, esnetme ve germe hareketleri ile uzatmalı. Hareketlerin temposu yavaş olmalı ve hareket yapılırken hissedilmeli. Aletler gün aşırı kullanılmalı, her gün alete çıkılmamalı. Aletlerde hareket yapılırken tekrar sayıları abartılmamalı, yeterince tekrardan sonra diğer alete geçilmeli. Kişi hareketi yaparken ağrı hissettiği anda, hareket mutlaka bırakılmalı. "ISINMA HAREKETLERİ YAPILMADAN Okul başarısı için göz sağlığı önemli çocuktan birinin kırma kusuruna sahip. Bu yüzden aileler yeni eğitim-öğretim dönemine başlamadan önce çocuklarının göz muayenelerini yaptırmalı." ifadelerini kullandı. Çocuklarda göz kusurlarının çok ihmal edildiğini belirten Adem Öztekin, aileleri bu konuda daha duyarlı olmaya çağırdı. Öztekin şunları söyledi: "Miyop, hipermetropya da astigmat bir çocuk okulda tahtayı göremiyorsa başarısız o- lacak demektir. Belli bir süre sonra çocuk dersten kopar. Ders çalışırken göz ağrısı, sulanma ve kaşıntıyla karşılaşabilir. Belli bir süre sonra çocuk yorulmaya başlar ve direk o- SPORA BAŞLAMAMALI" Doç. Dr. Sevimli, evde spor yapmak isteyenlere de şu tavsiyelerde bulundu: Evde spor yapacak kişi önce yürüyüşle başlamalı. Kısa bir yürüyüşün ardından mutlaka germe ve kas egzersizlerini, boyundan başlayarak ayak bileğini çalıştıracak şekilde yapmalı. Tüm kas grupları ısındırılmalı ve ısınma bölümü 8-10 dakikaya sığdırılmalı. Daha sonra ilk 1 ay için 20 dakika yürüyüş ve koşu yaparak vücut s- por ritmine alıştırılmalı. Vücut spora alıştıktan sonra tempo artırılabilir. Zaten sporda ilk 20 dakikadan sonra yağ yakma işlemi başlar. Bunun için ilk etapta kilo vermeyi düşünmemek lazım. larak derslere ilgisizleşmeye başlar. Bu nedenle çocukların okula başlamadan önce mutlaka göz muayenesi olmalı. Başarının yakalanmasında kaliteli görmenin çok büyük payı var." Öztekin, "Çocuğunuz sizinle göz teması kurduğunda her iki gözü birbirine paralel duruyor mu? Gözlerden birinde içe ya da dışa kayma ya da iki göz birbirinden bağımsız hareket ediyormuş izlenimi var mı? Okurken veya televizyon seyrederken başını sürekli bir yöne çevirme, başını eğme, bir gözünü kapalı tutma, sık sık göz kırpma, gözlerini kısma ya da ovalama, okur veya yazarken çok yakından bakma, yakın işleri sevmeme, el-göz koordinasyonu gerektiren işlerde zorlanma ve yazılara odaklanabilmek için sürekli kendini zorlama sonucu oluşabilecek sık baş ağrısı şikayeti olan çocuklarda göz bozukluğu olma ihtimali yüksektir.
SAYFA 14 SONDAKiKA GAZETESİ >> 14 GÜNCEL7 13 1ubat Eylül 2013 2014 Perşembe Cumartesi Bayraklı dan anlamlı karar Bayraklı Belediyesi Meclisi nde Adalet Mahallesi'nde inşa edilen çok amaçlı spor tesisine "Mustafa Kemal Atatürk" ismi verildi. İlgili maddenin mecliste oy birliği K- abul edilmesi birlikte bir ilkin altına imza atılmış olundu. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ismi ilk kez Bayraklı Belediyesi tarafından bir tesise verilerek, atanın ismini ölümsüzleştirilmiş oldu. Bayraklı Belediyesi ilklerin altına imza atmaya devam ediyor. Bayraklı Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan ve önümüzdeki günlerde açılışı gerçekleştirilecek çok amaçlı spor tesisine Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ismi veridi. Bayraklı Belediye Meclisi toplantısında gündeme gelen bu konunun oybirliği ile alınması ise memnuniyet yarattı. Spora ve gençlere olan yatırımlarıyla İzmir'in parlayan yıldızı olan Bayraklı Belediyesi'nde spora desteklerin süreceğini belirten Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ, belediye meclisinin yaptıkları spor tesisine Mustafa Kemal Atatürk ün verilmesi konusunda parti gruplarının hem fikir olmasının memnuniyet verici olduğunu söyledi. Başkan Karabağ, Hepimiz Mustafa Kemal in çocuklarıyız. Ulu önderimizin isminin yaptığımız bu büyük tesise yakışacağını düşündük. Atatürk ün adını bir kez ölümsüzleştirdik. Çok mutluyuz dedi. SON MODEL SPOR SALONU Adalet Mahallesi'nde 2 bin 597 metrekare arazi üzerine kurulan spor salonu bodrumunda 30 araçlık otoparkı ve 522 seyirci kapasiteli tribünü bulunuyor. Yerel basketbol ve voleybol müsabakalarına ev sahipliği yapacak olan tesisin içinde 4 soyunma o- dası, 2 hakem odası, doktor ve antrenör odaları, tribün altında seyirci WC, bilet satış ve yönetim odaları yer alıyor. Başta Bayraklı Belediyesi Gençlik ve Spor Kulübü sporcuları olmak üzere a- matör spor kulüplerine ev sahipliği yapacak. (HABER MERKEZİ) Ege de ortaokul öğrencileri bilim tasarım ve teknolojiyi sevdi Ege Üniversitesi Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (EGEÇEM) nin yürüttüğü "Bilim Tasarım Teknoloji Hikâyeleri 4: Sucul Ekosistemleri Yaşatalım" projesi kapsamında yapılan bilimsel çalışmalar ortaokul öğrencileri tarafından gerçekleştirildi.prof. Dr. Hülya Yılmaz öncülüğünde yürütülen projede Doç. Dr. Esin Pekmez ve Yrd. Doç. Dr. Duygu Sönmez yer aldı.proje EGEÇEM in TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları kapsamında desteklenen ikinci projesinin uygulaması olarak düzenlendi. Projenin uygulama sırasında öğrenci desteği için Ege Çağdaş Eğitim Vakfı ile bir protokol imzalandı. Ege Çağdaş Eğitim Vakfı (EÇEV) in 5. ve 6. sınıflarında okuyan 20 öğrenci projeye katıldı. "Bilim-Tasarım- Teknoloji Hikayeleri 4: Sucul Ekosistemleri Yaşatalım" projesi tanışma ve yaratıcı drama etkinliği ile başladığını ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, Kirlenen sucul ekosistemlerin nasıl temizleneceği ile ilgili deneysel çalışmalar ve su arıtma tesisine ve Sasalı Doğal Yaşam Parkı na yapılan gezilerle zenginleştirildi dedi. Prof. Dr. Yılmaz, Çevre Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nuri Azbar çevre mühendislerinin nasıl çalışmalar yaptığı konusunda bir sunum gerçekleştirdi. Ekosistem modeli ve mühendislik tasarım süreci ile ilgili bilgilerini kullanarak öğrenciler; sanal bir şehirde ki çevre problemlerini çözmek ve kirlenen nehrin temizlenmesi için nasıl bir yol i- zlemeleri gerektiği ile ilgili deneysel çalışmalar yaptı. Proje sonunda öğrencilere katılım belgesi verildi diye konuştu. (EGE-AJANS) Bu çalıştay su ürünleri sektörüne ivme kazandıracak İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi, III Balık Besleme ve Yem Teknolojisi Çalıştayı na ev sahipliği yaptı Çalıştayın Kaya Termal Otel deki açılış törenine İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Galip Akhan da katılarak bu önemli organizasyonun gerçekleştirilmesine katkı sunan herkese teşekkür etti. Türkiye su ürünleri sektörünün kalbi konumunda bulunan İzmir de düzenlenen çalıştaya; akademisyen, bürokrat, ham madde ve katkı maddesi tedarikçileri, yem üreticileri ve balık üreticilerinden oluşan 150 ilgili katıldı. İKÇÜ Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Adem Tekinay, çalıştay sonunda akademik bilgi ile sektör tecrübesini bir araya getirdiklerini vurgulayarak; yem ve balık üretim maliyetlerinin azaltılması için verimliliğin yükseltilmesi gerektiğini, bunun da araştırmageliştirme faaliyetleriyle mümkün olabileceğini söyledi. Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tekinay, yem maliyetlerinin giderek arttığı ve yem kalitesinin giderek düştüğü bir dönemde böylesine bir etkinliğin hem yem üreticilerine, hem de balık üreticilerine çok büyük katkı sağladığını söyledi. Yem maliyetinin, işletme sermayesinin % 70 inden fazlasını oluşturduğunu belirten Prof.Dr. Tekinay, hem yem kalitesinin yükseltilmesinin, hem de yemlemenin hassasiyetle yapılmasının yem maliyetini düşüreceğini ve karlılığı artıracağını vurguladı. Üniversite-sanayi iş birliği olmazsa olmaz Araştırma-geliştirme çalışmalarının yapılabilmesi için üniversite-sanayi işbirliğinin oldukça önemli bir girişim olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tekinay, çalıştayda alanında Avrupa da uzman konukların yem maliyetinin düşürülmesi için çok önemli bilgiler verdiğini söyledi. Prof.Dr. Tekinay, Çalıştaya katılan yem ve balık üreticileri de, teknik bilgi bakımından çok faydalandı. Bu eğitimlerimizin periyodik olarak devam edilmesi yönünde istekleri oldu dedi. Önümüzdeki günlerde sonuç bildirgesi yayınlanacak çalıştayın, bir sonraki ev sahipliğini 2016 yılında Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinde gerçekleştirileceği bildirildi. (HABER MERKEZİ) Çamkule Pazaryeri nde tezgahlar kuruldu Bornova Belediyesi hizmete açtığı pazaryerleriyle vatandaşları moden alışveriş olanaklarıyla buluşturuyor. Çamkule Pazaryeri nde geçen Salı günü ilk tezfahlar kuruldu. Bornova Merkez Pazaryeri ise yarın yeni yerinde açılacak. Bornova Belediyesi nin, modern koşullarda alışveriş için inşa ettiği Çamkule Pazaryeri nde geçen ilk tezgahlar kuruldu. Kuraların çekilmesinin ardından sebzeden meyveye, kuru bakliyattan tekstile bütün tezgahların kurulduğu pazaryerinde alışveriş heyecanı başladı. 3 bin 647 metrekarelik alanda inşa edilen Çamkule Mahallesi Pazaryeri, 225 tezgahla bölge sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılayacak. İlk Pazar alışverişini modern Çamkule Pazaryeri nden yapan vatandaşlar ve pazarcılar yeni tesisin açılması nedeniyle memnuniyetlerini dile getirdi. Bornova Merkez Pazaryeri ise 14 Eylül Pazar günü yeni yerinde hizmet vermeye başlayacak. Merkez Pazaryeri nin toplam kullanım alanı 6 bin 800 metrekareyi buluyor. Yürüyen merdivenli modern pazaryerinde otopark da bulunuyor. Bornova Belediye Başkanı Olgun Atila da, daha iyi ve kaliteli hizmet için çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Çamkule Pazaryeri nin hizmet vermeye başladığını, Bornova Merkez Pazaryeri nin de önümüzdeki Pazar günü açılacağını söyleyen Başkan Atila, Çamkule de vatandaşlarımız yepyeni bir pazaryerinde alışveriş yapmanın ayrıcalığını yaşadılar. Şimdi Bornova Merkez de oturan vatandaşlarımız da modern pazaryerinde alışveriş yapma imkanına kavuşacak dedi. (HABER MERKEZİ) bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca Soldan sağa: 1. Hayvancılıkla geçinen Türkmen boyu. Türk müziğinde bir makam. 2. Hadise, vaka. Bir nota. Vilayet. 3. Aruz ölçülerinden biri. Düş. 4. Japon halk türkülerine verilen ad. Öküz yemliği. 5. Şimdiki zaman. 6. Görüntü yönetmeni. 7. Küçük kanal. Voltamperin simgesi. 8. Lahza. Demiryolu. 9. Isıtma araçlarından biri. 10. Baston. Vücut ısısı. 11. Arnavutluk un para birimi. İkinci derecede olan, ikincil. 12. Tembellik. Ekmek, nimet. 13. Panama nın plaka işareti. Bir geminin başka bir gemiden ya da kıyıdan açılması. 14. Gam, keder. Yabani hayvan barınağı. 15. Tatlı sularda yaşayan bir tür gelincik balığı. Bir ilimiz. 16. İsviçre de kanton. Huysuz hayvanların ağzına takılan ağaç. 17. Sakarya ilinin bir ilçesi. Basit şekerlerin genel adı. 18. İki tarla arasındaki sınır. Bir alay işareti. 19. Cüzi, kısmi. Satrançta bir taş. 20. Haberleşmede kullanılan küçük gemi. Karı kocadan her biri. Yukarıdan aşağıya: Dünkü bulmacanın cevapları 1. Tefsir. Hamam böceği. Sokakta bulunmuş sahipsiz eşya. 2. Öldürücü hastalık salgını. Geminin çektiği suyu belirtmek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler. Kasaplarda satılan kesilmiş hayvan. Yoğurtlu ıspanak yemeği. 3. Oruç tutulan mübarek ay. Takılmış ad. Eski dilde ok. Kiloamperin simgesi. 4. Aza. Yurdumuzun güneyinde bir dağ sırası. Dar ve kalınca tahta. Yanan maddelerden uzanan ışıklı dil, yalım, yalaz. 5. Mikroskop camı. Başarısız olmuş kimse. Müzikte durak işareti. Lityumun simgesi. 6. Balıkesir ilinin eski adı. Eski Türklerde kutsal hekim. 7. Sevgilinin penceresi altında verilen konser. Bakı. Süre. Kerestesi değerli bir Afrika ağacı. 8. Faiz, nema. Gözde ağ tabaka. Ekvator bölgesinde yetişen bir meyve ağacı. 9. Giysilerin kol, etek ve çevresine kendi kumaşından geçirilen ince şerit. İşsiz, aylak. Doğu Anadolu da bir göl. Tokat ilinin bir ilçesi. 10. Kekliğin boynundaki siyah halka. Tasdik. İdare lambası. Yağsız yoğurttan yapılan peynir.
SAYFA 15 SONDAKiKA GAZETESİ >>15 SPOR 13 17 Eylül Şubat 2014 2013 Cumartesi Perşembe ÖZEL HABER Süper Lig henüz başlamışken, takımları Sondakika Gazetesi olarak inceledik ve araştırdık. Balıkesir in Süper Lig Balıkesir, Torku Konya yı yenerek lige umutlu devam etmek istiyor HASRETİ NİHAYET BiTTi Yıllardır Süper Lige hasret olan bu kıyı şehrin hasreti nihayet son buldu. Başarılı bir ekip çalışmasıyla Süper Lige çıkan Balıkesirspor a ilişkin detaylı bir rapor hazırladık ve bunu haberleştirdik. İşte size, Ege Temsilcisi Balıkesirspor un Süper Lig tablosu BALIKESİRSPOR UN AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI Her takımın, imkan ve stratejilerine göre ligde avantajları ve dezavantajları var. Acaba, Balıkesirspor un avantaj ve dezavantajları nedir? ARTILARI (+): Takımı Süper Lig e taşıyan İsmail Ertekin ile yola devam etmeleri Kendilerini ispat etme çabasında olan isimleri takıma kazandırmaları Şehrin Süper Lig e aç ve takıma itici güç olmadaki isteği Doğru yabancı tercihleri Genç bir takım olmanın getirdiği dinamizm EKSİLERİ (-): Süper Lig konusundaki büyük tecrübe eksiği PTT 1. Lig den yükselen diğer takımlara nazaran kalite eksikliği Takım olmada yaşanacak sıkıntılar Takıma liderlik yapabilecek bir ismin olmaması Kadronun dar olması Sondakika Gazetesi, okurları için Süper Lig takımlarına ilişkin detaylı bir rapor hazırladı. Gazetemiz spor servisi, her gün bir takıma ilişkin detaylı raporu okurlarına sunacak/sunuyor. İkinci hafta, Ege nin şirin şehri Balıkesir i sayfamıza konuk ettik İşte ikinci konuğumuz Balıkesirspor Dün konuğumuz olan Akhisarspor ile ligin ilk haftasında karşılaşan ve mağlup olan Balıkesirspor, bugün ise saat 20.00 da deplasmanda Konyaspor ile karşılaşacak. Ege Temsilcisi, Konyaspor u yenerek, lige umutlu devam etmenin yollarını ararken; bizler de, Balıkesirspor u, hücrelerine kadar inceledik. Bu; Balıkesirspor un sezon sonundaki durumuna dair önemli bir inceleme Teknik Direktör: İsmail Ertekin Stadyum: Balıkesir Atatürk Stadyumu (15.800) Başkan: Tuna Aktürk TAKIMIN YILDIZ FUTBOLCUSU: ALANZINHO Yattara nın veliahtı olarak gösterilen ve ilk zamanlarda da bunu başaran Alanzinho, sonraki süreçte düşüşe geçince olanlar oldu. Trabzonspor daki beklentilere büyük hayal kırıklığı ile cevap verdi Alanzinho ve yedek kulübesinden kombine aldı. Şimdi önünde yepyeni bir fırsat var. Balıkesirspor un en çok ihtiyaç duyduğu lider oyuncu rolünü kavrayabilirse hem kendisi sıçrama yapar hem de takımına ligde kalma y- olunda umut aşılar. Onun performansı Balıkesirspor un ligdeki kaderini doğrudan etkileyecektir. Alanzinho, Balıkesirspor a oldukça fazla katkısı olabilecek bir futbolcu. Trabzonspor gibi büyük bir takımda hataları göze battı ancak Balıkesirspor da bu durum yaşanmayacaktır. Bu da özgüvenli bir futbol sergilemesini sağlayacak. Neticesinde, kaliteli bir futbol oynayacak ve Balıkesirspor u kimi zaman ipten alacak. BALIKESİRSPOR UN 2014-2015 SÜLEYMAN SEBA SEZONU KADROSU F.No Adı Soyadı Mevkii 1 Zeki Ayvaz (Kaleci)* 15 Emrullah Salk (Kaleci) 89 Ertuğrul Furkan (Kaleci) 4 Nuno André Coelho (Defans)* 20 Ante Kulusic (Defans)* 45 Hasan Hatipoğlu (Defans)? Muhammet Aran (Defans) 61 Bülent Cevahir (Defans)* 39 Kerem Can Akyüz (Defans)? Mustafa Demir (Defans) 17 Okan Alkan (Defans)* 77 Uğur Akdemir (Defans)* 23 Abdülhamit Yıldız (Defans)*? Alihan İdikut (Defans)? Uğur Aygören (Orta Saha) 13 André Santos (Orta Saha)* 5 Eray Ataseven (Orta Saha)* 6 Aykut Çeviker (Orta Saha) 14 Khalifa Jabbie (Orta Saha) 25 Alanzinho (Orta Saha)* 8 Ronald Vargas (Orta Saha)*? Selçuk Kaban (Orta Saha) 11 İlhan Depe (Orta Saha) 24 Burak Çalık (Orta Saha) 7 Murat Gürbüzerol (Orta Saha)* 19 Sercan Yıldırım (Forvet)* 88 Muğdat Çelik (Forvet) 9 Gökhan Ünal (Forvet)* 10 Ali Öztürk (Forvet) 57 Sinan Uzun (Forvet)
SAYFA 16 GEZiCi ÇOCUK DüNYASI GELiYOR Okul öncesi eğitime ulaşma şansı olmayan çocuklar, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin projesiyle yeni ve eğlenceli bir dünyanın kapılarını açacak İlk uygulama Beydağ, Bayındır ve Kiraz'da gerçekleştirilecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi, okul öncesi eğitime destek vermek amacıyla Gezici Çocuk Dünyası projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor. İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü desteği ile yürütülecek proje kapsamında, okul öncesi eğitimine ulaşma şansı kısıtlı olan çocuklar için 'gezici okul' yapılacak ve eğitim verilecek. 12 ay sürecek olan proje ilk olarak 10'ar hafta süreyle sırasıyla Beydağ, Bayındır ve Kiraz'da uygulanacak. Projeyi hayata geçirmek için Dokuz Eylül Üniversitesi, Okul Öncesi Eğitim Ana Bilim Dalı tarafından Türkiye'ye örnek olacak şekilde bir eğitim modülü hazırlandı. Buna göre 3-5 yaş arası çocuklar için saat saat eğitim programı oluşturuldu. Proje kapsamında, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından belirlenen okul öncesi eğitim öğretmenlerine Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından bilgilendirme eğitimi verilecek. Ayrıca, okul öncesi eğitim konusunda toplumda farkındalığı artırmak, annelerin ve babaların bilinç ve bilgi düzeylerini geliştirmek için annebaba bilgilendirme toplantıları ve temalı eğitimler yapılacak. Hem dışarıda hem içeride eğitim Aralık ayında hayata geçirilecek proje kapsamında, gezici eğitim birimi olarak planlanan ve gerekli donanıma sahip bir TIR dorsesi tasarlanacak. Çocuklar hem burada hem de belirlenen dış mekanlarda eğitim alacaklar. Yaş gruplarına göre ayrı ayrı hazırlanan eğitim modülleri, sınıf içi öğrenme süreçlerinin yanı sıra, gelişmiş ülkelerde uygulanmaya başlanan, müze, doğa alanı gibi sınıf dışı uygulamaları da içerecek. Çocuklar bu sayede teorik eğitimlerini pratik uygulamalarla hayata geçirmeyi öğrenebilecek. Eğitim kapsamında, hafta içi çocuklara psikolojik izleme ve yönlendirme yapılacak, cumartesi günleri de hazırlanacak oyun odasında okul öncesi eğitimi destekleyici etkinlikler düzenlenecek. Proje süresi tamamlandıktan sonra da İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından farklı ilçelerde uygulanmaya devam edilecek. (HABER MERKEZİ) www.sondakikagazetesi.com 13 Eylül 2014 Cumartesi İzmirli Çınartepe de NEFES ALACAK Konak Belediyesi nin Çınartepe de efsane Belediye Başkanı Aydın Erten in adıyla faaliyete geçireceği rekreasyon alanı İzmirlilere körfez manzarası eşliğinde temiz bir nefes alma imkanı sunuyor. İzmir i kuşbakışı gören konumu nedeniyle Şehrin balkonu adıyla anılan Çınartepe Rekreasyon Alanı nda bir süredir devam eden yenileme çalışmaları tamamlandı. Çam ağaçlarıyla kaplı, 85 dönüm üzerine kurulu, eşsiz körfez Kendi işlerinin patronu olacaklar İzmir Büyükşehir Belediyesi nin KOSGEB işbirliğiyle yürüttüğü Uygulamalı Girişimcilik Eğitimleri, kendi işinin patronu olmak isteyen İzmirlilerin büyük ilgisini çekiyor. Ancak bu eğitimi alabilmek için önce test sınavı ve mülakatı kazanmak şart. Kısa adı İZMEB olan Meslek Edindirme ve Beceri Kursları ile başta kadınlar ve gençler olmak üzere, kentteki alt gelir gruplarının mesleki ve sosyal gelişimlerine önemli katkı sağlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, KOSGEB işbirliğiyle sürdürdüğü Uygulamalı Girişimcilik eğitimleriyle de büyük ilgi görüyor. Kendi işinin patronu olmak isteyenlerin yararlandığı ücretsiz kurslara katılanlar, KOSGEB ten kredi almanın ve iş kurmanın yol haritasını belirleyebiliyor. KOS- GEB Kuzey Hizmet Birimi nin kredi desteğinden yararlanmak için Uygulamalı Girişimcilik Eğitimleri ni tamamlamak şartı aranıyor. manzarasına sahip rekreasyon alanı bugün hizmete giriyor. Açılışı yerel seçimler öncesi yapılan ancak, eksiklikler nedeniyle faaliyete geçmeyen alanda Konak Belediyesi ekipleri y- oğun mesai harcayarak başta peyzaj olmak üzere pek çok düzenleme yaptı. Yenilenen yüzüyle İzmirlileri doğayla buluşturmaya hazır hale getirilen rekreasyon alanına Konak Belediyesi nin Eylül ayı meclisinde alınan kararla Gültepe nin efsane Belediye Başkanı Aydın Erten in adı verildi. EFSANE BAŞKAN UNUTULMADI İzmirlilerin şehirden uzaklaşmadan doğayla iç içe, hoşça vakit geçirmelerini sağlayacak Çınartepe Aydın Erten Rekreasyon Alanı bugün saat 19.00 da düzenlenecek törenle hizmete girecek. Törende Gültepe'nin efsane başkanı Aydın Erten de anılacak. Gece, Erten'in yaşamından kesitlerin yer aldığı belgesel film gösterimiyle başlayacak, müzik dinletisiyle sürecek. Davetliler arasında Erten in yakın dostları da yer alacak. Genç mucitlere buluş ve patent için yol haritası Dokuz Eylül Üniversitesi'nde (DEÜ) yaptığı araştırmalarla 15 patent alan Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Havıtçıoğlu, Türkiye'deki bilimsel çalışmaların sanayiye dönüşüp katma değer oluşturması ve patent sayısının artması için genç araştırmacılara yol haritası hazırladı. Havıtçıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1993 yılından bu yana yaptıkları çalışmalarla 15 patent aldıklarını, bir buluşun ticarileşmesi için çalışırken çok sorun yaşadığını, patent lisansını vermedeki ayrıntıları ve önemini bu süreçte öğrendiğini anlattı. Birçok araştırmanın nasıl patente dönüşebileceğini gördüğünü, asıl önemli olanın ise "buluşun topluma dönüşmesi" olduğunu anladığını vurgulayan Havıtçıoğlu, Türkiye'de birçok araştırmanın yapıldığını ancak bu çalışmaların toplumun yararlanacağı formasyonu girmesinde birçok problemle karşılaşıldığını dile getirdi. Havıtçıoğlu, "Türk bilim insanlarının fikirleri maalesef kağıt üzerinde kalıyor. Patent üretiminde başarılı değiliz. Ülkemizde yapılan araştırmaların yüzde 15'i buluşa dönüşebiliyor. Buluşa dönüşebilenlerin topluma ulaşması da yüzde 3 civarında. Bu kitapla 33 yıllık akademik yaşamımda edindiğim tecrübelerimi paylaşmayı amaç edindim. K- endimce önemli olduğunu düşündüğüm araştırma sürecinde buluş yapabilme ile ilgili birikimlerimin paylaşılması ile genç araştırmacılara yeni bir yol göstermeyi istedim" diye konuştu. Türkiye'nin patent üretiminde başarılı olmadığını, 2008 verilerine göre Güney Kore'nin 29 bin 500 bilimsel makaleye karşılık 23 bin 584 patent başvurusu yaparken Türkiye'nin 18 bin MANZARASI BÜYÜLÜYOR Yenilenen yüzü ve adıyla İzmirlilere merhaba demeye hazırlanan Çınartepe Aydın Erten Rekreasyon Alanı nda çocuk oyun alanları, yürüyüş ve koşu yolları, seyir teraslarının yanı sıra işletmeciliğini Konak Belediyesi nin yaptığı bir de kafeterya bulunuyor. Her gün saat 07.00 ile 23.00 saatleri arasında hizmet verecek kafeterya konuklarına kahvaltıdan ızgara çeşitlerine kadar geniş bir menü sunuyor. Güvenlik önlemlerinin artırıldığı rekreasyon alanı içinde 760 metre uzunluğunda tartan pist de bulunuyor. (HABER MERKEZİ) makaleye karşılık 85 patent başvurusu yaptığına dikkati çeken Havıtçıoğlu, "Türkiye bilimde ileri, fakat teknolojide i- leri olmayan bir ülke olma riskiyle karşı karşıya" dedi. Etkili bir patent sisteminin ülke içinde ekonomik büyümeyi beraberinde getireceğine vurgu yapan Prof. Dr. Hasan Havıtçıoğlu, Türk toplumunda bir yenilik ya da yaratıcılıktan bahsedildiğinde "Başka işin gücün yok mu? Başımıza icat çıkarma, eski köye yeni adet getirme" gibi negatif yaklaşımlarla karşılaşıldığına işaret etti. Araştırmacılara altın kurallar Havıtçıoğlu, bilimsel araştırma yapanlara şu tavsiyelerde bulundu: "Başarısızlık korkusu, "insanlar ne düşünür", "ben yapamam, yapabileceğim bir şey yok" gibi şeyler en büyük engellerdir. Yol boyunca başarısızlıklar beklenmeli ve kabul edilmelidir. Yaratıcı olmak zor bir iş olsa da bazen ilham hiçbir uyarı olmadan gelebilir. Yaratıcılığı geliştirmek ve teşvik etmek için insanlarla bağ kurulmalı. Sosyal medya ağlarını kullanmak, yaratıcılığa ilham sağlayabilmektedir. (AA) Menderes te engelsiz yaşam Menderes Belediyesi tarafından ilçedeki engelli vatandaşlar için akülü araba uygulaması başlatıldı. Uygulama kapsamında ilk akülü arabalar ihtiyaç sahiplerine hediye edildi. Menderes Belediyesi tarafından engelli vatandaşlara yönelik başlatılan akülü araba uygulamasında ilk sevinçler yaşandı. Menderes Belediye Başkanı Bülent Soylu, uygulamanın ilk ayağı olarak iki engelli vatandaşa akülü araba hediye etti. 2010 yılında omuriliğinde yaşadığı sıkıntı nedeniyle rahatsızlanan ve son 4 yıldır belden aşağısı felç olarak hayatına devam eden 50 yaşındaki Hamdi Türker ve kas gücü kaybı nedeniyle 15 yıldır yatağa mahkum olan 60 yaşındaki Güzide Acar, Menderes Belediyesi nin engelsiz yaşam için başlattığı proje ile yeni yaşamlarına merhaba dedi. Başkan Soylu nun hediye ettiği akülü arabalar ile hayata daha fazla bağlanan Türker ve Acar ın mutluluğu gözlerinden okundu. İlçedeki engelli vatandaşların sıkıntılarını ortadan kaldırmak için kolları sıvadıklarını ifade eden Menderes Belediye Başkanı Bülent Soylu, Sosyal belediyeciliğin bir ayağı engelli vatandaşlarımız için atılan adımlardan oluşuyor. Biz de Mendereste engelli vatandaşlarımızı unutmuyor ve onların yaşamını kolaylaştıracak adımları atıyoruz. İlk olarak iki adet akülü arabayı vatandaşlarımıza hediye ettik, onların yaşadığı mutluluğa ortak olduk dedi. (HABER MERKEZİ) Elfida kalem TUTABİLECEK Derinin kemikler kadar hızlı büyümemesi sonucu el ve ayak parmakları yapışan ve vücudunun tamamı yaralarla kaplı olan 7 yaşındaki Elfida Gündüz, "kalem tutabilmek" için 17 Eylül'de ameliyat masasına yatacak. Dünyada nadir rastlanan "Epidermolyssis Bullosa" adlı deri hastalığıyla doğumundan bu yana mücadele eden Elfida Gündüz'ün, Eylül ayının ilk haftası olarak planlanan ameliyatı enfeksiyon nedeniyle ertelendi. Ateş ve kusma şikayetiyle Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirilen Elfida Gündüz'ün vücudunda enfeksiyona rastlandı. Hastanede tedavisi süren ve sağlık durumu iyiye giden Elfida'nın parmaklarının açılması için Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorları tarafından 17 Eylül tarihi belirlendi. Annesi ve Elfida'nın ameliyat heyecanı Elfida'nın annesi Zülfiye Gündüz, yaptığı açıklamada, Çiğli ilçesindeki evlerinden kızının hastalığı nedeniyle bugüne kadar pek çıkamadıklarını, kızının tüm vücudu yaralarla kaplı olduğu için sürekli enfeksiyon riski ile karşı karşıya kaldıklarını anlattı. Elfida'nın büyüdükçe eğitim almak için heveslendiğini, en büyük isteğinin de "kalem tutabilmek" olduğunu dile getiren Zülfiye Gündüz, yapışık parmaklarının açılması için çok sayıda sağlık kuruluşuna başvurduklarını, ancak olumsuz cevap aldıklarını kaydetti. Çektiği tüm acılara rağmen Elfida'nın son derece zeki bir çocuk olduğunu ancak bu şekilde okula da gidemeyeceğini söyleyen anne Gündüz, kızının meslek sahibi olmasını hayal ettiğini ifade etti. Son olarak İzmir Sağlık Müdürlüğü yetkililerinin yardım çığlığına cevap verdiğini aktaran Zülfiye Gündüz, uzman ekip tarafından Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ameliyat kararı alındığını belirtti. Sağlık personelinin ilgisi sayesinde Elfida'nın yaşama tutunduğunu dile getiren Gündüz, şöyle konuştu: "Elfida'nın parmaklarının yüzde 80 açılacağını söylediler. Şu anda durumu iyi, ameliyata hazırlanıyor. Enfeksiyon da kontrol altına alındı. (AA)