OECD 2013 EĞİTİM GÖSTERGELERİ RAPORU: NE EKERSEN ONU BİÇERSİN (3) Prof. Dr. Hasan Şimşek İstanbul Kültür Üniversitesi (www.hasansimsek.net) 28 Aralık 2013 Geçen iki haftaki yazılarımızla irdelemeye başladığımız ("Eski Yazılar" altında bulabilirsiniz) 2013 OECD Eğitim Göstergeleri ("Bir Bakışta Eğitim") raporunu irdelemeye devam edelim. Geçen hafta da belirttiğimiz gibi, rapor dört alt bölümden oluşmaktadır: 1. Eğitime ilişkin çıktı göstergeleri, yani eğitimden bireyin ve toplumun elde ettiği kazanımlar, 2. Eğitime yapılan mali ve insan kaynakları yatırımı, 3. Eğitime erişim, katılma oranları ve eğitim süreçleri, 4. Öğrenme ortamları ve okul örgütleri. Bu hafta raporun üçüncü kısmıyla ilgili bazı ilginç bulguları özellikle Türkiye bağlamında tartışmaya devam edelim. OECD raporunda eğitime erişim, katılma oranları ve eğitim süreçleri yle ilgili karşılaştırmalı veriler raporun 259-350. sayfaları arasında yer almaktadır. Raporun üçüncü alt başlığı altındaki ilk karşılaştırmalı veriler ülkelerdeki eğitim sistemine katılım la ilgilidir. Ana bulgulara göre OECD ülkeleri ve G20 ülkelerinde 5-14 yaş grubunun tamamı eğitim sistemine dahil edilmiştir, yani bu yaş grubu için eğitime katılım oranı %100 dür. Öte yandan, 39 OECD ve G20 ülkesinde 15-19 arası yaş grubundaki nüfusun eğitime dahil edilme oranı %75 ve üzeridir. Rapora göre 15-19 ayş grubuna denek gelen ortaöğretim kişilerin sorunsuz ve işsizlik yaşamadan iş piyasasına geçmesini kolaylaştıran bir eğitim aşaması olarak kabul ediliyor. Ortaöğretim işssizlik oranını azaltan önemli bir faktör olarak da görülüyor. 15-19 yaş grubunun (Türkiye de yaklaşık olarak lise eğitimine karşılık gelmektedir) okullaşma oranı OECD ortalaması %82 civarında iken %90 ın üstünde okullaşma oranını sağlamış olan ülkeler sırasıyla Belçika (yaklaşık %95), İrlanda, Polonya, Hollanda, Slovenya, Macaristan, Almanya ve Çek Cumhuriyeti dir (%90). Bu karşılaştırmalarda en şaşırtıcı veriler eski Sosyalist ülkelere ilişkin olanlardır. Polonya, Slovenya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti (ve %80 in üzerinde olan Page 1 of 11
Estonya, Slovakya, yaklaşık %79 ile Rusya) dikkate alındığında bu eski Komünist Blok ülkelerin ilerleyen yıllarda eğitim konusunda bu başarılarının ekonomik gelişmelerine yansıyacağını ve bu ülkelerin refah düzeyinin hızla artacağını bekleyebiliriz. Bu karşılaştırmalı verilerde Türkiye 15-19 yaş grubunda yaklaşık %62 lik bir okullaşma oranına sahiptir. Bizden daha düşük olan sadece iki ülke vardır: Meksika %55; 1.3 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi Çin %34. %62 lik bir oranla düşük bir performansa sahip olan Türkiye de aslında ciddi de bir artış sağlanmış. 2000 yılına kadar %30 oranında 15-19 çağ nüfusunu okullaştırabilen Türkiye, bu oranı 2005 te %40 a, 2011 yılında %62 ye yükseltebilmiştir. Bu artışta hükümetin payını bir kenara atmayarak 8 yıllık temek eğitimin önemli bir katkı getirdiğini belirtmek gerekir. Ancak, Türkiye nin 15-19 yaş kuşağının okullaşma oranının hala OECD ortalaması olan %82 nin bir hayli altında olduğunu da kabul etmek gerekir. OECD ülkelerinde 2011 koşullarına göre şu an 5 yaşında olan bir birey için en az 17 yıllık bir eğitim öngörülebiliyor. Bu beklenti İsveç, Finlandiya, İzlanda ve Danimarka da 19 yıl civarında. Yani, dünyanın bu klasik sosyal devletleri vatandaşlarını daha uzun eğitim sistemi içinde tutabilme becerisine sahip görünüyor. Bütün OECD ülkeleri dikkate alındında, 2011 yılında eğitim sisteminde kalma ortalam yılı 13 tür. 33 ülke içinde 15 ülkede eğitimde kalma oranı 13 ün üstündeyken, dokuzunda eğitim sisteminde kalma oranı 13 yılın altında. Page 2 of 11
Belgium Poland Slovenia Germany Iceland Finland Denmark Norway Sweden Switzerland Australia Greece Italy United States United Kingdom³ Brazil Chile Indonesia Turkey China LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013 % 100 90 80 70 60 50 40 30 20 10 0 Chart C1.2. Enrolment rates of 15-19 year-olds (1995, 2000, 2005 and 2011) 2011 2005 2000 1995 15-19 yaş grubunun okullaşma oranlarında, rapor bu çağ nüfusunun ne kadarının meslek okullarına ne kadarının normal liselere devam ettiğini de rapor ediyor. 2011 verilerine göre ECD ülkelerinin üçte birinde çağ nüfusunun (15-19) % 50 si meslek okullarına giderken bu oran Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Filandiya ve Slovak Cumhuriyeti nde %70 oranındadır. OECD ülkelerinin geri kalan üçte ikisinde ise 15-19 çağ nüfusunun en az %50 si genel ortaöğretim kurumlarına devam etmektedir Üçüncü ana bulgu olarak, rapora göre, Meksika ve İngiltere hariç bütün OECD ülkelerinde 20-29 yaş arası nüfusun eğitime katılma oranı 2011 yılında %20 den fazladır. Bu konuda OECD ortalaması %28 dir. Danimarka, Finlandiya, Yunanistan da bu oran %40 tan fazlayken; İzlanda, Hollanda ve İsveç te %35 civarındadır. En düşük oran ise %15 ve daha altında olmak üzere Endonezya, Meksika ve Suudi Arabistan dadır. Son 16 yıl dikkate alındığında, yani OECD ülkelerinde 1995-2011 arasında 20-29 yaş grubu nüfusun eğitime erişim oranı %10 dan fazla artmıştır. Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan, İzlanda, Kore ve İsveç te bu artış %15 ve üzerinde iken Kanada, Fransa, Meksika, Norveç ve Portekiz de %5 ten daha az olmuştur. Page 3 of 11
Eğitim sisteminde kamu ve özel sektör paylarına ilişkin veriler de vardır. Rapora göre, genel olarak bakıldığında ve bütün OECD ülkeleri dikkate alındığında, ilkokuldan yükseköğretimin sonuna kadar eğitimin ağırlığı kamunun üzerindedir. İlkokullarda öğrencilerin %89 u, ortaokullarda %86 sı ve liselerde %81 i devlet okullarına gitmektedir. Eğitim basamaklarında yukarı tırmandıkça özel sektörün payı daha da artmaktadır. Örneğin, ilkokul düzeyinde %3 ten az bir öğrenci grubu özel okullara giderken, özel okullara gitme oranı ortaokul için %3, lise için %5 civarına yükselmektedir. Bu oran yüksek öğretimde daha da artıyor. Yükseköğretime devam eden öğrencilerin %15-20 arasında özel kurumlara devam ettikleri görülüyor. Raporun eğitime erişim, katılma oranları ve eğitim süreçleri alt başlığı altındaki ikinci ana konu okul öncesi eğitime ilişkin çeşitli karşılaştırmalarla ilgilidir. Raporun bu bölümünde özet bilgiler arasında ilginç sonuçlar verilmiştir. Rapora göre, PISA sınavı sonuçları okul öncesi eğitim alan çocukların ilerleyen yıllardaki okul performansı ve başarısının okul öncesi eğitim almamış çocuklardan daha yüksek olduğunu göstermektedir. Yine rapora göre, OECD ülkelerinin çoğunda formel eğitim artık 5 yaşından önce başlamaktadır (ilkokul eğitimi değil okul öncesi eğitimi olarak). Örneğin, Belçika, Fransa, İzlanda, İtalya, İspanya ve İsveç te 3 yaşında çocukların %90 ı okul öncesi eğitime katılmaktadır. Bütün OECD ülkeleri içinde 4 yaşındaki çocukların %82 si okul öncesi eğitime devam etmektedir. Aşağıdaki grafikte de görülebileceği gibi Türkiye okul öncesi eğitimde hiç de iç açıcı bir durumda değildir. 2005 lerde %3 civarında olan okul öncesi eğitime katılım oranının 2011 de %20 ler düzeyine çıkması küçümsenecek bir başarı değildir, ancak bu konuda kapatmamız gereken daha uzun bir mesafe olduğu da açıktır. OECD ülkeleri içinde okul öncesi eğitimeulusal bütçelerinden en az payı ayıran iki ülke %0.1 ile Avustralya ve Türkiye iken, en fazla payı ayıranlar ise %0.8 ve üstü olmak üzere Danimarka, İzlanda, Lüksemburg, İsrail, Rusya ve İspanya dır. Page 4 of 11
% 100 90 80 70 60 50 40 30 20 10 0 Chart C2.1. Enrolment rates at age 4 in early childhood and primary education (2005 and 2011) 2011 2005 Okul öncesi eğitime ilişkin karşılaştırmalı veriler arasında ilginç bir veri daha var: Kadınların ilk çocuklarını doğurdukları yaş! Yıllar içinde, 1970 ten başlayarak bütün OECD ülkelerinde bu yaşın yukarı çekildiği, yani kadınların geçmiş yıllara oranla her geçen yıl daha geç anne oldukları görülüyor. Örneğin, kadınların anne olma yaşı 2009 yılında Almanya da ve İtalya da 30; İtalya, İspanya, İsviçre, Lüksemburg, Japonya ve Kore de 29 dur. Bu oranın 1970 te Almanya, Danimarka ve İsveç te 24; İtalya, İsviçre, Belçika, Filandiya ve Lüksemburg ta 25 olduğu görülüyor. Kadınların anne olma oranı OECD ülkeleri içinde bir tek Meksika da 21 olarak en düşük oranda. Türkiye tabloda gösterilmemiş, ancak 1970 ten beri Türkiye de de kadınların ilk anne olma yaşlarının şehirleşme, eğitim oranının artması, doğum kontrol yöntemlerinin yaygınlaşması gibi nedenlerle bir kaç yıl yukarı çekilmiş olabileceğini tahmin edebiliriz. Page 5 of 11
30 29 28 27 26 25 24 23 22 21 0-20 Chart C2.2 Starting parenthood later Average age when mothers have their first child, in 1970, 1995 and 2009 1970 1995 2009 Raporun üçüncü alt başlığı yüksek öğretime erişim oranlarıyla ilgilidir. Aşağıdaki grafirkte de görülebileceği gibi yüksek öğretime erişim konusunda neredeyse çağ nüfusunun %95 ine yüksek öğretim sağlama başarısını göstermiş olan Avustralya dır. İzlanda ve Polonya için oran %80; Yeni Zelanda, ABD, Norveç, Slovenya, İsveç, Rusya ve Danimarka için %70-75 arasıdır. Türkiye için bu oran %40 tan biraz azdır. Bu durumda Türkiye %60 olan OECD ortalamasını altında bir yüksek öğretime erişim oranına sahiptir. Bu başlık altında başka ilginç veriler de vardır. Almanya, Slovenya, İsviçre gibi ülkelerde her 20 öğrenciden bir öğrencinin yaşamları boyunda yüksek lisans ve doktora gibi bir üst eğitim derecesine gidebilmeşansı varken; Arjantin, Şili, Endonezya, Meksika, Suudi Arabistan, İspanya ve Turkiye de her 100 öğrenciden ancak bir tanesi bu şansa sahip olabilecektir. Bu veri ilginçtir, çünkü raporda yüksek lisans ve doktora dereceleri bilgi ve teknoloji üretim fabrikaları olarak tanımlanmıştır. Dört yıllık lisans programlarına erişim oranı kadınlarda erkeklere oranla daha yüksektir (kadınlar için %67, erkekler için %53). Yüksek lisans ve doktora derecelerine erişim oranlarında kadınlar ve erkekler eşitlenmektedir. Page 6 of 11
Chart C3.1. Entry rates into tertiary-type A education (2011) 100 90 80 70 60 50 40 30 20 10 0 All students Excluding international students Türkiye de dahil olmak üzere yüksek öğretim programları içinde Finlandiya, Kore ve Suudi Arabistan hariç en popüler alanlar sosyal bilimler, işletme ve hukuktur. 2011 yılında Finlandiya da yüksek öğretime yeni başlayanlar arasında mühendislik ve teknik alanlara yönelenlerin oranı daha fazlayken, Kore ve Suudi Arabistan da insani bilimler, sanat ve eğitim daha fazla talep görmüştür. Dört yıllı lisans programlarından farklı olarak doktora çalışmalarında fen ve temel bilimleri tercih edenlerin oranı daha yüksektir. Her dört doktora öğrencisinden biri fen ve teknik alanları tercih ederken, bu oran Şili, Fransa ve İsrail de %35 ten daha fazladır (her üç öğrenciden biri). Aşağıdaki grafikte de görülebileceği gibi Türkiye de çağ nüfusunun yüksek lisans ve doktora programlarına erişim oranı %1 in bile altındayken bu oran Almanya, Slovenya ve İsviçre de %5 civarındadır. Bu alanda OECD ortalaması %2.8 civarındadır. Bu demek oluyor ki, bilgi ve teknoloji fabrikaları olan yüksek lisans ve özellikle doktora programlarımızın sayısı ve kalitesini hızla artırmamız gerekmektedir. Page 7 of 11
% 6 5 4 3 2 1 0 Chart C3.4. Entry rates into advanced research programmes and average age of new entrants (2011) All students Excluding international students Average Age A 38 36 34 32 30 28 26 Eğitime erişim alt başlığı altında ilginç bir karşılaştırmalı veri yer almaktadır. Uluslararası öğrenci sayılarının dünya üzerinde dağılımı ve bu pastadan hangi ülkelerin daha büyük pay aldığı. Verilere göre, başka ülkelerde öğrenim gören yabancı öğrencilerin neredeyse yarısı Çin, Hindistan ve Kore başta olmak üzere uzak doğu kökenlidir. Yabancı ülkelerde öğrenim gören öğrencilerin %21 i tek başına Çin Halk Cumhuriyeti nden gelmektedir. Çin i yaklaşık %7 oranla Hindistan ve %5 oranla Kore izlemektedir. Avustralya, Kanada, Fransa, Almanya, İngiltere ve ABD yabancı öğrencilerin yarısına ev sahipliği yapmaktadır. Başka ülkelere en fazla öğrenci gönderen ülkeler arasında Türkiye de sayılmaktadır; diğer ülkeler ise Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Kore, Slovakya, Türkiye ve ABD dir. Türkiye açısından yükseköğretimde okuyan toplam öğrenci sayısının yaklaşık %2 si yurt dışında eğitim görmektedir. Aşağıdaki grafikte 2000 den beri ABD nin uluslararası öğrenci pazarındaki payının bir miktar azaldığı ve İngiltere nin payının bir miktar arttığı görülecektir. Bunun en önemli nedeni 11 Eylül den sonra ABD nin öğrenci kabullerinde getirdiği aşırı sınırlayıcı bazı önlemlerdir. Page 8 of 11
United States¹ United Kingdom¹ Germany France Australia¹ Canada² Russian Federation Japan Spain South Africa China Italy New Zealand Austria Korea Switzerland Netherlands Belgium Other OECD Other G20 and non- LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013 Market share (%) 25 Chart C4.3 Trends in international education market shares (2000, 2011) 2000 2011 20 15 10 5 0 1975 ten sonra göreli olarak yavaş fakat istikrarlı bir artış gösteren uluslararası öğrenci pazarı 2000 lerden sonra katlanarak büyümüştür (1975=800 bin, 1980=1.1 milyon, 1985=1.1 milyon, 1990=1.3 milyon, 1995=1.7 milyon, 2000=2.1 milyon, 2005=3.0 milyon, 2010=4.1 milyon, 2011=4.3 milyon). Bu gerçek anlamda insanların daha mobil oldukları bir küreselleşme eğiliminin dışa vurumu olabilirken, bu öğrencilerin bir kısmı ülke burslarıyla bu eğitimlerini yürüttükleri için bilgi ve teknoloji üretiminde ülkeler arasında yarışın da gittikçe hızlandığını gösterebilir. Eğitime erişim alt başlığı altındaki son veri seti eğitim ve istihdam üzerinedir. 2008 yılında başlayan ekonomik krizin eğitim ve istihdam verileri üzerinde bir dizi etkisi olmuştur. İstihdam verilerinde işsizlik oranlarında bir miktar artış gözlemlenmektedir. 2008 yılında 15-19 arası nüfusun %84 ü eğitim sistemi içindeyken bu oran 2011 yılında %86 ya çıkmıştır. 2008 yılında eğitim sistemi içinde olmayan ve çalışan genç insan oranı çağ nüfusunun %8.5 iken bu oran 2011 yılında %6.2 ye düşmüştür. Bu yaş grubunun %8.5 i ise ne okumakta ne de çalışmaktadır. 25-29 yaş grubunda ise ne okuyan ne de çalışan bireylerin toplam içindeki oranına ilişkin OECD ortalaması 2008 de %14 iken 2011 de %16 ya yükselmiştir. OECD istatistiklerine göre ne istihdam edilmiş ne de eğitim sistemi içinde bireyler (niether employed nor in education NEET) dikkate alındığında Türkiye en yüksek oranla OECD ülkeleri arasında başı çeken ülkelerden. Rapor NEET nüfusunun örtülü bir işsizlik göstergesi olduğunu vurgulamaktadır ( a large NEET population often reflects a declining economic situation... s. 332). Dahası, rapora göre, bazı ülkelerde NEET kategorisindeki nüfus yetkilileri endişelendirir, çünkü bu grup büyük olasılıkla kayıt dışı ekonomide istihdam edilmektedir (-ki Page 9 of 11
Turkey Mexico Brazil Israel Chile New Zealand Australia United Kingdom Canada Norway Spain Italy OECD average United States Portugal Austria Ireland Switzerland Korea Denmark Netherlands Sweden Greece France Belgium Estonia Iceland Finland Slovak Republic Germany Czech Republic Hungary Poland Luxembourg LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013 bu ekonomi vergi dışıdır, yasal denetim çerçevelerinin dışındadır, bu ekonominin yaptığı üretim milli gelir hesaplarına dahil edilemez, vb). 15-29 yaş arasındaki bu NEET nüfusunun oranı (ne eğitim sisteminde ne de istihdam edilmiş durumda) Şili, İrlanda, İsrail, İtalya, Meksika, İspanya ve Türkiye de %20 den fazladır. 15-19 yaş gurubu içinde NEET kategorisindekilerin oranı %25 dolaylarındadır (%8 olan OECD ortalamasının 3 katı!). Bu çağ nüfusunun %40 ı ise okul sistemi dışındadır. Bu son derece doğal bir sonuç, çünkü Türkiye de ortaöğretime (lise) katılma oranı zaten %60 lar civarında. Dolayısıyla, bu sonuçlardan bir eğitim politikası sonucu çıkmaktadır: %40 ı formel eğitim sistami dışında olan ve %25 ne okuyan ne çalışan bu genç nüfusun bir an önce okul sistemi içine alınması gereklidir. Bu amaçla Türkiye de zorunlu eğitimin hızla 12 yıla çıkarılması adeta bir zorunluluktur. Raporun 330. Sayfasında da belirtildiği gibi, birey eğitim basamaklarında Chart C5.2. Percentage of 15-19 year-olds not in education and unemployed or not in the labour force (2011) % 45.00 Not in education and unemployed Not in education and not in the labour force Not in education (Total) 40.00 35.00 30.00 25.00 20.00 15.00 10.00 5.00 0.00 Bütün bu sonuçlardan elde edebileceğimiz bir kaç sonuç var: İlkokul çağ nüfusunun neredeyse tamamına yakınını okullaştıran Türkiye okul öncesi, ortaöğretim ve yüksek öğretim düzeylerinde OECD ortalamalarının altında bir performans göstermektedir. Bu eğitim basamakları içinde okul öncesi ve yüksek lisans ve doktora eğitim düzeyleri Türkiye için özellikle alarm vermektedir. Orta öğretim, yani lise düzeyinde çağ nüfusumuzun %40 ı örgün Page 10 of 11
eğitim dışında kalmakta ve bu nüfusun %25 i ise ne eğitim sistemi içinde ne de istihdam kategorisinde görülmektedir. Yani, bu %25 lik grup aslında gizli işsiz veya kayıtdışı ekonomide istihdam edilen ve emekleri her hangi bir güvence altında olmaksızın sömürülmektedir. Dolayısıyla, Türkiye nin zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarması ve eğitimin her alanında yatırımlarını artırarak eğitimi sosyal adalet, refah ve ekonomik kalkınmanın ana motoru haline getirmelidir. Page 11 of 11