Böcek Isırık ve Sokmaları Böcek sokmaları özellikle yaz ve sonbahar başlarında tatil ve piknik yapan insanlar için keyif kaçırıcı, bazen de yaşamı tehdit edici bir sorun olmaktadır. Ülkemizde de en sık karşılaşılan böcek sokmaları; yaban arısı, eşek arısı ve bal arısı, az da olsa akrep ve yılan sokması olarak ortaya çıkmaktadır. Böcek sokmalarından sonra, yerel, sistemik ve, sistemik toksik reaksiyon oluşabilmektedir. Seyrek olarak böcek sokmasından 1 ya da 2 hafta sonra serum hastalığı ya da anafilaksi de ortaya çıkabilmektedir Böcek sokmasından sonra ortaya çıkan reaksiyon, kişiden kişiye ve böcekten böceğe değişiklik gösterir. Isırıklar tek tek ya da bir böcek, bir alanda birden çok ısırık yaptığı için gruplar halindedir. Bebekler genellikle reaksiyon göstermezler, küçük çocuklar gecikmiş aşırı duyarlılık reaksiyonu, büyük çocuklar hem gecikmiş, hem hızlı aşırı duyarlılık reaksiyonu gösterirler. Olağan reaksiyon ağrı, şişme ve sokulan bölgede etrafında oluşan renk değişikliğidir. Böcek sokması olan bölgeden uzakta şişme, kızartı, ürtiker, kaşıntı, kolik şeklinde karın ağrısı, kusma, ishal, göğüste sıkışma hissi, nefes almada zorluk, hırıltılı solunum, at sesi (larinks ödemi bulgusu), dilde şişme olabilir. Bu bulgular, ciddi alerjik reaksiyon ve anafilaksi bulgularıdır ve birkaç dakika içinde ortaya çıkar. Nabzın alınamaması ve kan basıncının düşmesi, bilinç bulanıklığı ve kalp durması yaşamı tehdit eden bulgular arasında sayılabilir. Anafilaksi gelişen her böcek sokmasında acil müdahale ve tedavi gerekir.
AKREP Akrep, zehrini "telson" denen kuyruğunun son boğumunda yer alan zehir bezlerinden üretir ve iğneleyeceği zaman iki kasın yardımıyla dışarı verir. Yurdumuzda meydana gelen akrep sokmalarında nadiren de olsa özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde ölüm vakaları bulunmaktadır. Akrep sokmalarının etkisi, akrebin türüne, boyuna, yaşına, cinsiyetine, saldırganlığına, mevsime, sokulan kişinin alerji hassasiyetine, yaşına, sokulan bölgenin hayati fonksiyonlara sahip organlara yakınlığına göre değişmektedir. Bilhassa kalp ve solunum rahatsızlıkları olan insanlar, akrep sokmalarından fazla etkilenmektedir. Güneydoğu'da yapılan çalışmalar sırasında sağlık ocakları ve halktan edinilen bilgilere göre; akrep sokmalarının tamamına yakını kısmi ağrılar ve yaralar şeklinde olup, birkaç saatten bir güne varan sürelerdeki rahatsızlıklar ile sonuçlanmaktadır. Belirtiler; 1.Sokulan yerde 30 dakika veya biraz daha fazla süren çabuk ve şiddetli, yanma hissi uyandıran ağrı ve genelde gözle görülebilen iğne izi, 2. Semptomlar, esas 30 dakika veya bazen 4-12 saat sonra görülmeye başlar ve takip eden 24 saat boyunca artarak kendini gösterir. Ağrı, belli bir bölgede olabileceği gibi, karındaki kramplar şeklinde başka bir yerde de oluşabilir. 3. Yanma hissi ile genellikle el, ayak, yüz ve baş derisinde görülen iğnelenme, karıncalanma ve aşırı bir duyarlılık, 4. Giyecek birşeyler arama, yatağa girme isteği gibi deride aşırı duyarlılık ve sesten bile rahatsızlık,
5. Bacakları bükememe şeklinde kas koordinasyon bozukluğu veya yürürken sarhoş gibi davranma, istem dışı hareketler, titreme, halsizlik, 6. Yeme ve yutma sorunları, konuşma zorluğu, başağrısı, kusma ve ishal, 7. Hastanın göz kapaklarının bükülmesi, sarkması, 8. Bebeklerde hiperaktiflik ve sebepsiz yere ağlamalar, 9. İdrar güçlüğü, 10. Solunum güçlüğü ve buna bağlı ölüm. Tedbirler: 1. Özellikle geceleri, akrep olabilecek yerlerde çıplak ayakla dolaşmamak, mümkünse ayağı iyi kapatacak şeyler giymek, 2. Akreplere çıplak elle dokunmamak, 3. Kamp yaparken veya açık arazide yatarken; doğrudan zeminde yatmamak, 4. Arazide çeşitli amaçlarla taş veya ağaç kütüğü vs. kaldırırken dikkatli olmak, taşı kendine doğru çevirmek, 5. Bölgedeki akreplerin, yüksek zehirli veya zararsız olup olmadıklarını öğrenmekte de yarar vardır. İlk yardım: 1. İlk olarak soğuk (buz vs.) uygulama yapılmalı, 2. Kalp ve solunum fonksiyonları takip edilmeli, 3. Hareket edilmemeli ve yara temiz tutulmalı, 4. Panzehir, sadece ciddi zehirlenme durumlarında, doktor tarafından tatbik edilmeli, 5. Zehir gözlere temas edecek olursa; bol su veya süt vs. gibi bir sıvı ile yıkanmalıdır.
Yanlışlar: 1. Isırık yerini bıçak vs. ile yarmak, kesmek, emmek, çeşitli merhemler sürmek gibi yöntemlere başvurulmamalı veya geleneksel yöntemler kullanılmamalı, 2. Semptomların etkisini azaltmak için alkol kullanılmamalı, 3. Morfin ve morfin benzeri acıyı azaltacak şeyler kullanılmamalı; zira bunlar nabzın artmasına ve solunum güçlüklerine sebep olabilir. ÖRÜMCEK Örümcekler tarafından ısırılma, çoğunlukla ısırılan vücut bölgesi ile sınırlı kalıp, acı, yanma hissi ve şişkinlik ile sonuçlanır. İnsanı öldürecek derecede güçlü zehirli örümcek türleri oldukça azdır ve yurdumuzda bu denli zehirli türler bulunmamaktadır. Isırılan kişi, hayvanın zehrine karşı alerjik tepki gösterebilir. Bu durumda, tehlike riski daha yüksektir. Belirtiler: 1. Isırılan yer ilkin olarak şişer ve dokunmaya karşı hassas bir hale gelir. 2. Sersemlik, kusma eğilimi, terleme, tükürük salgısında artış, solunum güçlüğü diğer etkilerdir. Örümcek ısırmalarında yapılması gerekenler, 1. Kişiyi sakinleştirmek. Kişi, örümcek zehirli olmasa bile panik nedeniyle şoka girebilmekte ve bu nedenle oksijensiz kalarak, hayati tehlike yaşamaktadır. Panik esnasında salgılanan hormonların vücutta dolaşımı hızlandırdığı ve bu nedenle de zehrin vücut içerisinde dağılımını kolaylaştırdığını unutmamak gerekir.
2. Buz veya soğuk su içeren bir torba ile ısırılan yer üzerine kompres yaparak şişkinliği indirmeye ve acıyı azaltmaya çalışmak, 3. Isırılan bölgeyi sabun ve su ile iyice yıkamak, 4. Zehirli örümcek ısırmalarında alkolden veya ağrı kesicilerden kesinlikle uzak durmak, ARI Arı alerjisi, toplumda sık görülen ve ölümcül sonuçları nedeni ile dikkatleri üzerine çeken alerjik hastalıklardan biridir. Arı alerjisine ait ilk yazılı kayıtlar M.Ö. 2641 yılında Mısır Firavunu Menses' in yaban arısı tarafından sokulup ölmesine aittir. En sık alerji sebebi olan arılar bal arısı, sarı arı ve eşek arılarıdır. Arı alerjisi, özellikle arı tarafından birkaç kez sokulan ve genetik olarak yatkın kişilerde ortaya çıkar. Daha önceden arı tarafından sokulup ciddi reaksiyon görülen kişilere bir alerjist tarafından arı alerjisi aşısı uygulanması ve kişinin gerekli tedbirleri (açık havada alışveriş, piknik yapmamak, hoş kokulu parfümler kullanmamak, parlak ve çiçek desenli giysiler giyinmemek, terli olmamak, devamlı yanında antialerjik ilaçlar bulundurmak ve şapka takmak v.b.) alması önemlidir. İlk yardım; 1. Sokma yerinin üstünden turnike uygulayın ve turnikeyi her 10 dakikada bir 3 dakika kadar gevşetin, 2. Sokma yerine soğuk kompres uygulayın, 3. Antialerjik ilaçları uygulayın, 4. En kısa zamanda doktora ulaşın. Tedavi: Tedavide temel, mutlaka arı tarafından sokulma riskini azaltmaktır. Bunun için yukarıdaki önerileri dikkatle uygulayınız. Bunun dışında antialerjik ilaçlar, kortizon ve adrenalin gerektiği durumlarda kullanılır.
Arı alerjisinde en önemli tedavi aşı tedavisidir. Arı alerjisine karşı uygulanan aşı tedavisi 2-3 yıl kadar sürmekle birlikte % 100 başarılıdır. SİVRİSİNEK Yaklaşık 2700 türü olduğu saptanan sivrisineklerden insan sağlığı açısından önemli olan Anopheles, Culex ve Aedes adlı üç türü önem kazanmaktadır. Sivrisinekler sıtma, Filariazis, Sarı Humma, Deng hastalığı gibi hastalıkların yayılmasında ve salgın hastalıkların ortaya çıkmasında önemli rol oynarlar. Tedbirler; 1. Su birikintilerinin ortadan kaldırılması, 2. Derelerin rehabilitasyonu veya üzerlerinin kapatılması, 3. Taban suyu olan yerlerde drenaj vb. tedbirler alınması, 4. Bina altlarında meydana gelebilecek su birikmelerinin önlenmesi, 5. Bahçe ve balkon gibi özel mülk alanlarında da su birikintisine yol açabilecek unsurların ortadan kaldırılması önemlidir. YILAN Yöresel olarak değişse de ülkemizde çok zehirli yılanlara sık rastlanmamaktadır. Zehirli yılan ısırığının karakteristik görünümü, aralarında 1 ila 1,5 cm açıklık bulunan, etrafında şişme ağrı ve renk değişikliği olan 2 adet küçük deliktir. İlk yardım: 1. Isırılan bacak veya kol, ısırılan yerin yukarısından sargı (turnike) ile sıkılır. Turnike her yarım saatte bir, iki dakika gevşetilerek zehrin yavaş yavaş kana karışması sağlanır.
Böylece az miktarda zehir kan tarafından kolayca etkisiz hale getirilir. 2. Isırılan bölge tesbit edilir ve kalp seviyesinin aşağısında tutulur. 3. Varsa yüzük, saat, takı ve tüm sıkı giysiler çıkarılmalıdır. 4. Asıl yapılması gereken, ısırılan bölgeyi ve hastayı hareketsiz hale getirip, mümkünse yılanı öldürüp hastayla birlikte en yakın hastaneye götürmektir. Tüm ısırıklar için genel kural: Herhangi bir ısırıkla karşılaşıldığında ısırılan bölgenin, kalbe yakın bir yerinden turnike bağlayıp, her 10 dakikada bir kez 2-3 dakika çözmek, organı mümkün olduğunca hareketsiz bırakmak gerekir. Isırılan yerden zehri emmeye çalışmak da mantıklı bir davranış değildir. Keza ağız içindeki, yemek borusundaki veya midedeki yaralardan (örneğin habersiz olduğunuz bir ülserden) zehrin kana karışma olasılığı oldukça yüksektir. Ayrıca ısırılan bölgeye soğuk uygulama yapmak, ağızdan aspirin dışında bir ağrı kesici almak ve bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Bunlara rağmen vücutta kasılmaların başlaması, acilen bir sağlık kuruluşuna ulaşıp antiserum yapılmasını gerektirir. BÖCEK SOKMALARINDAN NASIL KAÇINABİLİRİZ? Otların üzerinde açık ayakkabı ve çıplak ayakla yürünmemeli, Pikniğe, çocuk bahçesine giderken parlak renkli, kol ve bacağı açıkta bırakan giyecekler giyilmemeli, Yakında uçuşan arı görüldüğünde panik yaratıp, kaçması için saldırıya geçilmemeli (yaban arıları kendilerine saldırıldığında sokmaktadırlar), Ağzı açık kalmış tatlı içecekler yeniden içilmemeli, Çöp tenekelerin ağzı sıkıca kapalı tutulmalıdır, Ev dışında yenilen yiyeceklerin paketleri sıkıca kapatılmalı, uzun süre ağzı açık bırakılmamalıdır, Evlerin ve arabaların camları kapalı olmalıdır. Pikniğe, parka giderken tatlı ve bitki kokulu parfümler sıkılmamalıdır. http://www.dogalsabun.com/