İZMİR YMMO. Seçimlerin Ardından. Değerli Meslektaşlarım,



Benzer belgeler
SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2014/117 Ref: 4/117

SAYI : 2014 / 26 İstanbul,

No: 2015/67 Tarih: Konu: 2016 yılında kullanılacak yasal defterlerin tasdikine ilişkin açıklamalar Hk.

F- DÜZELTME Özel Tüketim Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin (1) numaralı fıkrası uygulamasında, Kanuna ekli (II) sayılı listedeki mallar için

YÜKLENİLEN KDV YE AİT FATURANIN GEÇ DÜZENLENMESİ HALİNDE KDV İADESİ YAPILABİL

99 SERİ NOLU KDV GENEL TEBLİĞİ NİN DEĞERLENDİRİLMESİ

KDV UYGULAMASINDA İADE HAKKI DOĞURAN İŞLEMDE BULUNAN VE BEYAN EDEN MÜKELLEFLERİN SÖZ KONUSU İŞLEMLERİ TEVSİK ZORUNLULUĞU

Sirküler no: 106 İstanbul, 10 Aralık 2009

SİRKÜLER NO: POZ-2010 / 58 İST, Seri No lu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliği yayımlandı.

SAYI : 2014 / 32 İstanbul, KONU : Hızlandırılmış KDV İadesi uygulamasına (HİS) ilişkin açıklamalar.

vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim veya hizmet yapılan alıcıdan aranacak satıcı sorumlu olmayacaktır.

Yazar Akif Akarca Perşembe, 24 Haziran :27 - Son Güncelleme Perşembe, 24 Haziran :32

19 SERİ NO LU NO LU ÖTV GENEL TEBLİĞİ YAYIMLANDI

83 SERİ NUMARALI KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ. 1. Dahilde İşleme veya Geçici Kabul Rejimlerinde Tecil-Terkin Uygulaması

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER TARAFINDAN DÜZENLENMESİ GEREKEN SERBEST BÖLGE FAALİYET TASDİK RAPORU NA İLİŞKİN TEBLİĞ YAYIMLANDI

Sirküler Rapor /123-1 ÖZEL SİRKÜLER : HIZLANDIRILMIŞ İADE SİSTEMİ (HİS) KONUSUNDA YENİ KDV GENEL UYGULAMA TEBLİĞİ İLE DEĞİŞENLER

SİRKÜLER: 2014/048 BURSA,

SİRKÜLER. Tarih: Sayı:2017/20 KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPAN 10 SERİ NOLU KDV TEBLİĞİ HAKKINDA

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2010/37 TARİH:

Sirküler Rapor Mevzuat /123-1 VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 454) YAYIMLANDI

Konu: 17 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ile Yapılan Açıklamalar.

T Ü R M O B TÜRKİYE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI BİRLİĞİ SİRKÜLER RAPOR MEVZUAT

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2017/29. Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 10) Yayımlandı.

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 10) Yayımlandı

SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2015/116 Ref: 4/116

44 SERİ NO'LU SM, SMMM VE YMM KANUNU GENEL TEBLİĞİ

Sirküler No: 2017 /12 Tarih:

Özet: tarih ve sayılı Resmi Gazete de 21 Seri Nolu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliği yayımlandı. ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ TEBLİĞİ

MAL VE HİZMET BEDELLERİNİN ÖDENMESİ VE TEVSİKİ (BELGELENDİRİLMESİ)

Tarih: Sayı: 2012/86. Konu:

e-fatura ve e-defter Uygulamaları

KESİN MİZAN GÖNDERME ZORUNLULUĞU KALDIRILDI

No: 2012/77 Tarih:

KDV İade ve Mahsup İşlemlerine İlişkin Hadler

KONUT TESLİMLERİNDE KDV ORANLARINA VE KDV İADESİNE VE VERGİLENDİRİLMESİNE YÖNELİK YAPILAN SON DÜZENLEMELER. Ali ÇAKMAKCI. Yeminli Mali Müşavir

tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır.

ÇÖZÜM. İbrahim ERCAN *

DEĞER YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK A.Ş.

1.1. Satıcı ÖTV Mükelleflerinin ÖTV Tevkifatına Tabi Mal Teslimlerinin Beyanı

Ö z e t B ü l t e n Tarih : Sayı : 2016/21

KDV Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı

SİRKÜLER 2017/16. Bu sirkülerimizde, 6770 Sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeler özetlenmiştir.

KDV İADE SÜRECİNDE YAŞANAN SORUNLAR HÜSEYİN F. SALTIK İSTANBUL YMM ODASI İSTANBUL,

SİRKÜLER NO: POZ-2014 / 46 İST, KDV BEYANNAMESİ ÖNCESİ BAZI HATIRLATMALAR

Sirküler Rapor / SERİ NO LU ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ KANUNU TEBLİĞİ YAYIMLANDI

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI MERSİN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

403 NO LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ YAYIMLANDI

No: 2016/45 Tarih:

SM - Serbest Muhasebecilik, SMMM - Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve YMM - Yeminli Mali Müşavirli

mali açıklamalar YÖNTEM YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK ve BAĞIMSIZ DENETİM A.Ş.

FİNANSAL EKSEN E-BÜLTEN LİSTESİ

Elektronik ortamda kesin mizanı vermek mecburiyetinde olanlar bildirimlerini ;

İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI CHAMBER OF CERTIFIED PUBLIC ACCOUNTANTS OF ISTANBUL

Sirküler ; 2018/004 DÜZENLEMELER. Konu : YAYIMLANAN 18 NO'LU KDV TEBLİĞİ ILE BIRÇOK KONUDA YAPILAN. Sayın Yetkililer ;

3. (I) Sayılı Listedeki Mallar İçin Alınan Teminatın Çözümü İşlemleri Özel Tüketim Vergisi Kanunu eki (I) sayılı listedeki malların ithalinde

TEBLİĞ. ÖTV tevkifatı uygulaması ihtiyari bir uygulama olmayıp, imalatçılar tarafından tevkifat yapılması zorunludur.

Kat mülkiyeti kurulan konut veya iş yerlerinin tesliminde ise fiili teslimin tevsiki aranmamaktadır.

SİRKÜLER ( ) 2- İmalat Sanayinde Kullanılmak Üzere KDV siz Makina ve Teçhizat Alımlarında İstisna Uygulaması:

25 SERİ NO'LU ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü. Sayı : KDV /07/2014

SİRKÜLER MALİ TATİL VE SÜRELER

SERBEST MUHASEBECİLİK, SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SIRA NO: 40)

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2009/24 TARİH: Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanuna İlişkin 2 Seri Numaralı Genel Tebliğ

İSTANBUL, SİRKÜLER (2014/22) Konu: KDV Uygulama Genel Tebliği

12 Seri No.lu KDV Genel Uygulama Tebliği`nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ tarihli ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır.

Değerli Üyemiz, 21/02/2011

Ö z e t B ü l t e n Tarih : Sayı : 2018/40

b) Mücbir sebep sayılan haller dışındaki nedenlerle, defter ve belgelerin ibrazından imtina edilmemiş olması,

YATIRIM TEŞVİK BELGESİ KAPSAMINDAKİ İMALAT SANAYİNDE YAPILAN İNŞAAT İŞLERİNE İLİŞKİN KDV İADESİ

MEVZUAT SİRKÜLERİ. SİRKÜLER NO: 34/2012 İstanbul,

Bu niteliğe sahip antrepoların yukarıda belirtilen izin yazısını alabilmeleri için ayrıca;

Bedelsiz mal teslimi belge düzeni ve Form Ba-Bs Hk.

No: 2011/45 Tarih:

30 SERİ NO.LU ÖTV GENEL TEBLİĞİ İLE ÖZEL TÜKETİM VERGİSİ İÇİN GÜMRÜKTE ALINACAK TEMİNAT UYGULAMASI KONUSUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

İstanbul, 22.Kasım.2018

SİRKÜLER ( ) Konu: Elektronik Ortamda Bildirilecek Olan Kesin Mizan Bildirimi nin Gönderilmesinde Uygulanacak Usul ve Esaslar.

2012/3792 Sayılı Kararname Kapsamındaki ÖTV İade Taleplerine İlişkin Verilmesi Gereken Tabloya İlişkin Sirküler Yayımlanmıştır.

İHRAÇ KAYDIYLA TESLİM ALDIĞI MALI SÜRESİNDE İHRAÇ EDEMEYEN İHRACATÇI İMALATÇIYA ÖDEDİĞİ KDV Yİ İNDİRİM VE İADE KONUSU YAPABİLİR Mİ?

403 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği

YENİ KDV GENEL TEBLİĞİ VE İNDİRİMLİ TEMİNAT UYGULAMA SI SİSTEMİ:

KATMA DEĞER VERGİSİ İLE İLGİLİ ÖZEL DOSYALAR

Sirküler No: 039 İstanbul, 22 Nisan 2014

SİRKÜLER (2019/34) 2. İhraç Kaydıyla Teslim Edilen Malın İhracatının Gerçekleşmemesi Halinde Vergi İndirimi

TEBLİĞ. 2. KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C ) bölümünün birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

2011 YILINDA MALİ TATİL 1-20 TEMMUZ 2011 GÜNLERİ ARASINDA UYGULANACAKTIR

SİRKÜLER İstanbul, Sayı: 2017/168 Ref: 4/168

42 Sıra No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği Yayımlandı DUYURU NO:2010/01

6111 SAYILI YASA İLE 5811 SAYILI YASADA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERE İLİŞKİN TEBLİĞ YAYIMLANDI

413 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Yayımlandı DUYURU NO:2012/15

SİRKÜLER: 2014/041 BURSA,

BÜLTEN. KONU: 2010 ve izleyen dönemler için, elektronik ortamda kesin mizan bildirimi verme zorunluluğu hk 403 nolu VUK Genel Tebliğ yayınlanmıştır.

1. Sınai mülkiyet haklarından elde edilen kazanç ve iratların kapsamı

1 SERİ NO'LU KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL UYGULAMA TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

MALİ TATİL 1-20 TEMMUZ 2016 TARİHLERİ ARASINDA UYGULANACAKTIR

ilişkin Tebliğ 1 Ekim 2014 tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanmak suretiyle

Arşivleme maliyetleri, kâğıt, posta vb. giderleriniz büyük oranda düşecektir.

Transkript:

BAŞKANIN MESAJI Seçimlerin Ardından Değerli Meslektaşlarım, Seçimler demokrasinin şölenidir. 12 Mayıs Pazar günü yapılan Odamız seçimlerinde 278 üyemiz oy kullanmıştır. Toplam üye sayımızın 395 olduğu göz önüne alındığında, seçimlere katılım oranı %70 olarak hesaplanmaktadır. Bu katılım tarihi bir rekordur. Odamız için, mesleğimiz için, hepimiz için çok önemli olan bu demokrasi şölenine, göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı hepinize sonsuz teşekkürler ediyorum. Kime oy vermiş olursa olsun, her üyemizin odamızla ilişkilerinde huzur, güven, barış ve adalet içinde işlerinin görüleceğinden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır. Sizden aldığımız güç ve yetkiyle Odamızda demokrasi ve adalet daha ileri standartlara kavuşacak ve herkes kendini kesinlikle daha rahat ifade edecektir. Bütün meslektaşlarımın, böyle bir gönül huzuru içinde olmasını yürekten diliyorum. Demokrasi, hukuksal ve ulusal bir erdemdir. Demokrasi olmalı ki, huzur ve istikrar olsun. Keyfilik değil, kural hâkimiyeti olsun. İlişkiler değil, kurallar belirleyici olsun. Sizin oylarınızla seçilenler ve sizin aidatlarınızla bu odayı yönetenler, sizin amiriniz değil, hizmetkârınız olsun. Çünkü bu oda, sizlerin odası olarak kuruldu. Bu oda, bürokrasinin hâkimiyeti için değil, sizlerin hâkimiyeti için kuruldu. Değerli Meslektaşlarım, Biz Sandıktan çıkan sonucu ve sandığın verdiği mesajı en doğru şekilde okumanın gayreti içinde olacağız. Üzerimize aldığımız büyük emanetin ağırlığını biliyoruz. Bu bilinçle, tevazu bizim şiarımız olacak, tevazuda toprak gibi olmaya özen göstereceğiz. Adalet ve hakkaniyet kavramlarını canla başla savunacağız. Katılımcı bir yönetim anlayışını getirmeden, hak ve özgürlükleri korumadan, çağdaş bir yönetim ve herkesin güvendiği bir adalet anlayışını meydana getirmeden, hedeflerimize ulaşamayız. 1

İnanıyorum ki; elbirliği ve güç birliği yaptığımız zaman, dayanışma içinde ortak hedeflere kilitlendiğimiz zaman aşamayacağımız engel yoktur. Biz artık mesleğimizin gerçek gündemine dönmek ve geleceğimize odaklanmak istiyoruz. Mesleğimiz çok zor ve sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Önümüzdeki yıllar belki de bizim için, mesleğimiz için olmak ya da olmamak yılları olacak. Zaman, çözüm üretme zamanıdır. Ortak çıkar, ortak akıl ve ortak paydayı yücelterek, sorunlarımızı sağduyuyla aşacağız. Mesleğimizin geriye gitmesine, kavga, karmaşa ve belirsizlik ortamına sürüklenmesine asla izin vermeyeceğiz. Odamızda; kavganın değil huzurun, çatışmanın değil diyaloğun, kutuplaşmanın değil istişarenin hâkim olmasını sağlayacağız. Odamızda şeffaflaşmayı sekteye uğratacak her girişimin karşısında dimdik duracağız. Geçmişle hesaplaşmaya takılıp kalmadan; geçmişimizdeki yanlışlarla yüzleşerek, yüzümüzü daha aydınlık yarınlara ve ortak geleceğimize çevireceğiz. Bize güvenenleri asla mahcup etmeyeceğiz. Aldığımız büyük emanetin hakkını vermek için gece gündüz demeden durmadan çalışıyoruz. Odamızın sesini duyurmak için var gücümüzle çabalıyoruz. İlk yönetim kurulu toplantısının hemen ardından kolları sıvadık. Sandıkların kapanmasından sadece 3 hafta sonra E-Fatura ve E-Defter Semineri ni rekor sayıda bir katılımla gerçekleştirdik. Yine büyük bir katılımla 2 Temmuz da Bağımsız Denetimde Yeni Dönem: KGK seminerini ve aynı günün akşamı Dönem Sonu Yemeği ni yaptık. İlgi ve desteğiniz için sonsuz teşekkürler ediyorum. Şimdi Temmuz ve Ağustos sıcaklarında 2 aylık bir ara veriyoruz. Sonbaharda kaldığımız yerden hızla devam edeceğiz. Bundan sonra bir olmak, birlik olmak ve el ele geleceğimizi birlikte inşa etmek için daha çok bir araya geleceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle hepinize sağlık, huzur ve işlerinizde başarılar diliyorum. En derin saygılarımla. Şadi Çetin İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Yönetim Kurulu Başkanı 2

İÇİNDEKİLER ODAMIZDAN HABERLER 4-14 ODAMIZA GELEN MAKALELER 15-36 MALİYE BAKANLIĞI ÖZELGELERİ 37-74 SİRKÜLER RAPOR 75-83 SAYI: 114 / MAYIS - HAZİRAN 3

ODAMIZDAN HABERLER İzmir YMMO 22. Seçimli Olağan Genel Kurulu (11-12.05.2013)... 12.05.2013 günü yapılan oda seçimlerinin sonucunda oluşan Oda organlarımız ve TÜRMOB delege heyetimiz aşağıdaki isimlerden oluşmuş ve Oda Organlarımızda aşağıdaki şekilde görev bölümü yapılmıştır. Yönetim Kurulu Başkanı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi :Şadi ÇETİN :İsmail IŞIK :Ali KAHVECİ :Turan ÖZTÜRK :HasanZeki SÜZEN 4

Disiplin Kurulu Başkanı Disiplin Kurulu Üyesi Disiplin Kurulu Üyesi Disiplin Kurulu Üyesi Disiplin Kurulu Üyesi :Tuncay GÜLÇUR :Şevki BİLİBAY :İlgin SAYLAM :Nejdet ÖZKAHYA :Fatih KARABELLİ Denetleme Kurulu Başkanı Denetleme Kurulu Üyesi Denetleme Kurulu Üyesi :Tarık ARASLI :Osman ÇETİN :Hüsnü SAYOĞLU Üst Kurul ( TÜRMOB) Delegesi Üst Kurul ( TÜRMOB) Delegesi Üst Kurul ( TÜRMOB) Delegesi Üst Kurul ( TÜRMOB) Delegesi Üst Kurul ( TÜRMOB) Delegesi Üst Kurul ( TÜRMOB) Delegesi Üst Kurul ( TÜRMOB) Delegesi Üst Kurul ( TÜRMOB) Delegesi :Yaşar ELÇİ :Ünal AYDIN :Tayfun ŞENOL :Necmettin KELEŞ :Yakup Yücel ÖZŞAHİN :Selahattin KARAKAŞ :Erol SEVİL :Meftun KARAÇELEBİ 5

E-FATURA VE E-DEFTER SEMİNERİ... Eylül 2013 de uygulamaya girecek olan ve kapsama giren mükellefler için son derece önemli olan E-Fatura ve E-Defter Semineri, Gelir İdaresi Daire Başkanı Sayın Uğur Doğan ın sunumlarıyla 05 Haziran Çarşamba Günü Saat 13.30 da Ege Palas Otelinde gerçekleştirildi. söyledi. Seminerin açılış konuşmasında Yönetim Kurulu Başkanımız Sn. Şadi Çetin şunları Kişisel bilgisayarların ve internetin her geçen gün hayatımıza daha fazla girmesiyle, elektronik uygulamaların giderek yoğunlaştığı bilgi ve iletişim çağını yaşıyoruz. Bilgi teknolojisindeki bu hızlı değişmeye paralel olarak; küresel ekonominin kuralları da hızla değişiyor. Şirketler, artık sınırları olmayan bir dünyada, rekabet gücünü arttırabilmek için, yeni dünya düzenine ayak uydurmaya çalışıyorlar. 6

Diğer taraftan iletişim çağının baş döndüren hızına yetişebilmek için şirketlerin yanı sıra; pek çok kurum da sürekli olarak kendini yenilemeye çalışıyor. İşte bu açıdan Gelir İdaresi Başkanlığı, elektronik uygulamaları oldukça yoğun olarak uygulayan bir kurum olarak karşımıza çıkıyor. Gelir İdaresi tarafından uygulanmakta olan internet vergi dairesi, e-beyanname, e-dilekçe, e-haciz gibi pek çok uygulamaya şimdi de e-fatura ve e-defter ekleniyor. E-fatura ve e-defter uygulamaları, Türkiye nin ve Türk şirketlerinin Dünya ekonomisi ile entegrasyonunda atılması gereken en önemli adımlardan birisidir. E-fatura ve E-defter, şirketlere; işgücü, kâğıt, baskı, arşivleme gibi pek çok konuda tasarruf imkânı sağlayacaktır. Ayrıca yönetimsel ve denetimsel olarak sağlayacağı imkânların yanı sıra uluslararası geçerliliğe sahip birçok evrensel fırsatlar sunacaktır. İşte bütün bu hedeflere ulaşabilmek için; 13 Aralık 2011 tarihinde Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No.1) yayımlanmış ve 01.01.2012 tarihinden itibaren e-defter uygulamasına izin verilmiştir. Daha sonra, 397 ve 416 Sıra No lu VUK Genel Tebliğleri ile de mükelleflere elektronik fatura uygulamasından yararlanma hakkı sağlanmıştır. Diğer taraftan Mükelleflerin vergi kanunlarına uyumlarının artırılması, kayıt dışılığın izlenerek önlenmesi, elektronik fatura kullanma ve elektronik defter tutma zorunluluğunun getirilmesi amacıyla 421 Sıra No lu VUK Genel Tebliği yayımlanmıştır. Tebliğin anlaşılmayan bölümleri ise 58 Sıra Nolu VUK Sirküleri ile açıklanmıştır. Ayrıca bazı eksiklikler de 424 Sıra No lu VUK Genel Tebliği ile giderilmiştir. E-Fatura kapsamına kimler girmektedir? Birinci grup; 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlar ile bunlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31.12.2011 tarihi itibariyle asgari 25 milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar, İkinci grup ise; 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenler ile bunlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31.12.2011 tarihi itibariyle asgari 10 milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar, olarak tespit edilmiştir. Bu kapsamdaki mükelleflere, 2013 yılının Eylül ayından itibaren E-Fatura ve 2014 yılının Eylül ayından itibaren E-Defter kullanma zorunluluğu getirilmiştir. 7

Madeni yağ lisansına sahip olanlar ile Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenlerin listesi VUK nun 58 Sıra Nolu Sirküleri ekinde yayınlanmıştır. Bu listelere bakıldığında; hemen hemen her gerçek ve tüzel kişinin alış-veriş yaptığı Migros, Carrefour, Kipa gibi büyük marketler hemen göze batmaktadır. Bu da demektir ki, pek çok işletme farkına bile varmadan E-Fatura kapsamına girmiştir. E-fatura ve e-defter uygulamaları hakkında yapılan düzenlemelere göre; kapsama giren mükellefler, kağıt ortamında fatura düzenleyemezler. Eğer düzenlerlerse bu faturalar hiç düzenlenmemiş sayılacak ve ilgili mevzuata göre cezai hükümler uygulanacaktır. Eylül ayına şunun şurasında 3 aydan az bir zaman kalmıştır. Zaman çok daralmış olmasına rağmen, maalesef hala bu kapsamda olduğunu bilmeyen pek çok işletme bulunmaktadır. Uygulama tarihi yaklaştıkça adeta bir panik havası yaşanmaktadır. Acaba, bu konuda bir süre uzatımı gündeme gelecek midir? Diğer taraftan, kapsama girecek mükelleflerin tespitinde, brüt satış tutarı yerine net satış tutarının esas alınması daha doğru olmaz mı? Mali idare, kimlerin bu kapsama gireceğini dolaylı yoldan tarif etmek yerine, doğrudan belli bir satış tutarını aşanları kapsama alsa daha iyi olmaz mı? İşte bu ve benzeri birçok sorunun cevabını en yetkili ağızlardan duymak ve öğrenebilmek için, biz bu semineri düzenledik. Bizi kırmayarak davetimize icabet eden başta Sn. Uğur Doğan olmak üzere, GİB nın değerli bürokratlarına huzurlarınızda sonsuz teşekkürler ediyorum. 8

BAĞIMSIZ DENETİMDE YENİ DÖNEM: KGK SEMİNERİ... 02 Temmuz Salı Günü Saat 14.00 da Ege Palas Otelinde Bağımsız Denetimde Yeni Dönem: KGK konulu seminer düzenlendi. İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odasının, Kamu Gözetimi Kurumu Başkanlığı ile işbirliği içinde düzenlemiş olduğu Bağımsız Denetimde Yeni Dönem: KGK konulu bilgilendirme semineri Kamu Gözetimi Kurumu Başkanı Sn. Seyit Ahmet Baş, Bşk. Yrd. Sn. Mehmet Kaya ve Daire Bşk. Sn. Bora Topaloğlu nun sunumları ile yapıldı. Seminerde Yönetim Kurulu Başkanımız Sn. Şadi Çetin şunları söyledi. Genel olarak bağımsız denetimin amacı, ticari işlemlerin olabildiğince gerçek mahiyetiyle kayıtlara alınmasını sağlamak ve bu kayıtları temel alarak oluşturulan finansal tablolar vasıtasıyla kullanıcılara doğru bilgi sunmaktır. İşte bu amaca ulaşabilmek için; yeni TTK nda ölçeğine bakılmaksızın sermaye şirketlerinin tamamı için bağımsız denetim mecburiyeti getirilmiş ve bu doğrultuda şirket murakıplığı sistemi kaldırılmıştı. 9

Ancak, yeni TTK yürürlüğe girmeden önce çıkarılan 6335 sayılı Kanun ile bu mecburiyetten vazgeçildi ve bağımsız denetime tabi olacak şirketleri belirleme yetkisi Bakanlar Kuruluna verildi. Daha sonra Bakanlar Kurulu, bağımsız denetime tabi olacak şirketleri muhtelif kriterlere göre tespit ve ilan etti. Böylece bağımsız denetim kapsamına giren şirketler 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren (TMS) Türkiye Muhasebe Standartlarını uygulamaya başladılar. Kapsama giren şirket sayısının yaklaşık 2 bin 500 civarında olması ve kapsam dışındaki şirketlerin tamamıyla denetimsiz kalması üzerine, TTK nun şirketlerin denetimine ilişkin hükümlerinde yeniden değişikliğe gidildi. Bu kapsamda, 6455 sayılı Kanun ile TTK nun 397. Md. ne bazı fıkralar eklenerek; bağımsız denetime tabi olmayan anonim şirketler ile tarım satış kooperatifleri ve birliklerine denetim zorunluluğu getirildi. Söz konusu denetimin yaptırılmaması halinde, finansal tabloların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükme bağlandı. Bu düzenlemeyle, sayıları 100 bin civarında olduğu tahmin edilen anonim şirketlerin tamamı denetim kapsamına girmiş oldu. Ancak bu denetimin, nasıl ve kimler tarafından yapılacağı henüz belli değildir. Denetime ilişkin usul ve esaslar Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanacak ve Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenecektir. Diğer taraftan, yeni Sermaye Piyasası Kanunu nun 62. Md. ile getirilen düzenlemeye göre; KGK tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetim kuruluşlarının, SPK alanında faaliyet göstermesi halinde, bunlardan istenecek ilave şartlar SPK tarafından belirlenecektir. Bu şartları taşıyan bağımsız denetim kuruluşlarının listesi kamuoyuna açıklanacaktır. SPK tarafından standart ve mevzuata aykırılıkları tespit edilenler listeden çıkarılacaktır. Dünyada muhasebe ve denetim alanında yaşanan skandallar, ülkeleri finansal denetim alanında daha sıkı tedbirler almaya sevk etmiştir. Ülkemizde de denetim alanındaki parçalı yapıyı ortadan kaldırmak, denetimde gerekli olan güven ve kaliteyi sağlamak amacıyla; 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Başbakanlığa bağlı olarak Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu kurulmuş ve bu kurum 10

daha sonra bir tezkere ile Maliye Bakanlığı yla ilişkilendirilmiştir. Muhasebe standartları, denetim standartları ve bağımsız denetçilerin yetkilendirilmesi ve gözetilmesi hususunda tek yetkili merci olan ya da olması gereken Kamu Gözetim Kurumu nun kurulmasıyla birlikte; Avrupa Birliği müzakere sürecinin şirketler hukuku faslı nda önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Aynı zamanda Avrupa Birliği nin bağımsız denetime ilişkin müktesebatına da uyum sağlanmıştır. Buraya kadar özetlemeye çalıştığım, KGK, SPK ve Ticaret Bakanlığı üçgeninde ilerleyen bu süreç, hepimizi çok yakından ilgilendirmektedir. Bağımsız denetimin geleceğini ve bize olan etkilerini en yetkili ağızlardan duymak ve öğrenebilmek için, biz bu semineri düzenledik. Bizi kırmayarak davetimize icabet eden KGK Başkanı Sayın Seyit Ahmet Baş a, KGK nın Sayın Başkan yardımcısına ve Sayın Daire Başkanına huzurlarınızda sonsuz teşekkürler ediyorum. 11

GELENEKSEL HALE GELMESİ ARZU EDİLEN DÖNEM SONU YEMEĞİ DÜZENLENDİ... 2 Temmuz Salı günü Saat 20.00 da Ege Palas Oteli nin Balo Salonunda her yıl geleneksel halde yapılması arzu edilen Dönem Sonu Yemeği gerçekleştirildi. Bu yemekte; 1998-2013 yılları arasında Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmış olan Yeminli Mali Müşavir Sayın Ünal Aydın a teşekkür plaketi verildi. ALA-TURKA BAND grubunun sahne aldığı gecede adeta müzik şöleni yaşandı. Bu geceden görüntüler Bültenimizin Fotoğraflarla Dönem Sonu Yemeği bölümünde yer almaktadır. BAŞKANLAR KURULU KURULDU... Odamızın kuruluşundan bugüne kadar görev yapmış olan Yönetim Kurulu Başkanlarımızın tecrübelerinden istifade edebilmek amacı ile eski Yönetim Kurulu Başkanları ve Cari Yönetim Kurulu ndan oluşan bir Başkanlar Kurulu oluşturulması kararı alınmıştır. Söz konusu kurul 3 ayda bir toplanacaktır. Saygı değer üstatlarımıza (eski başkanlarımıza) katkılarından dolayı şimdiden sonsuz teşekkürler ediyoruz. 12

SOSYAL FAALİYETLER VE HALKLA İLİŞKİLER KOMİSYONU KURULDU... Göreve geldiğimiz andan itibaren Odamız menfaatleri için hızla çalışmaya başladık. Çeşitli kararlar aldık. Aldığımız önemli kararlardan biri Sosyal Faaliyetler ve Halkla İlişkiler Komisyonu oluşturmak oldu. Önemli diyoruz çünkü siz üyelerimizle sık sık bir araya gelmek, Yönetim Kurulu olarak bizlerin en önemli gördüğü hususlardan biridir. Bu nedenle Sosyal Faaliyetler ve Halkla İlişkiler Komisyonu na çok işler düşmektedir. Bunun bilincinde olarak göreve başlayan komisyonumuz, ilk organizasyonu olan Dönem Sonu Yemeği ni büyük bir başarıyla sonlandırmışlardır. Komisyonumuzu tebrik eder bundan sonraki çalışmalarında başarılar dileriz. Sosyal Faaliyetler ve Halkla İlişkiler Komisyonu Üyeleri: Mehmet KUTLAY, Ahmet Sezer ENGİN, Yahya DEMİRCİ, Metin KÜÇÜKYAĞLIOĞ- LU,Akın ÖZÇEKİRGE, Muslu IŞIK, Sedat TETİKER, Deniz TEKDEMİR, Mehmet DİKİCİ, Hüseyin SARIBUĞDAY, Nesrin ERGÜN, Doğan MUTLU, Ebru BURAN, Mansur GÜNDÜZ ve Zihni DURMUŞ. İL TEMSİLCİLERİMİZ SEÇİLDİ... Diğer bir önemli kararımız ise, İllerdeki üyelerimizle iletişimimizi güçlendirmek amacı ile 5 kişiden fazla üyemizin bulunduğu illerde İl Temsilcisi tayin edilmesi kararıdır. 26.06.2013 tarih ve 1770 nolu bu karara istinaden; İl Temsilcileri: Manisa Süleyman ÇETİN, Aydın Şevket KISA, Denizli Bilal DEMİR ve Muğla ili için de Hafize Çetin YILDIRIM olarak belirlenmiştir. İl Temsilcilerimize görevlerinde başarılar dileriz. 13

PERSONELDEN HABERLER... Uzun yıllardan beri Odamızda görev yapan Ayşe İFLAZOĞLU, eşinin tayin probleminin çözülememesi sebebiyle istifa ederek, görevinden ayrılmıştır. Ayşe Hanım a bugüne kadar olan katkılarından dolayı teşekkür eder, bundan sonraki yaşantısında başarılar dileriz. Odamızın Basın Yayın ve Halkla İlişkiler sorumlusu olarak Ece ARAS göreve başlamıştır. Uzun yıllar beraber çalışmak umuduyla görevinde başarılar diliyoruz. Odamız Muhasebe Sorumlusu SMMM Sevtat TEKYE nin Yeminli Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliği nin 27.maddesine istinaden, gerekli şartları haiz olduğu göz önünde bulundurularak, Muhasebe Sorumlusu sıfatının da uhdesinde kalması kaydıyla Genel İdare Müdürü olarak görevlendirilmesine oy birliği ile karar verilmiştir. 14

ODAMIZA GELEN MAKALELER KATMA DEĞER VERGİSİ İSTİSNA VE İADE TEBLİĞİ ÇALIŞTAYI MİHDİYE ORHAN TAYFUN ŞENOL İSMAİL IŞIK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR Gelir İdaresi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi işbirliğiyle, 21-23 Haziran 2013 tarihinde, Güral Sapanca Wellness & Convention Kırkpınar Sapanca / SAKARYA adresinde, KDV İstisna ve İade Tebliği Çalıştayı yapılmıştır. Çalıştaya, Ticaret ve Sanayi Odaları, ihracatçı Birlikleri ile YMM Odalarının temsilcileri katılmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi müştereken toplantıya ev sahipliği yapmışlardır. İzmir YMM Odası, söz konusu toplantıda Sn. İsmail IŞIK ile temsil edilmiştir. Çalıştay 4 komite şeklinde oluşturulmuştur. İlgili komitelerde görev alan meslektaşlarımız aşağıdaki şekilde oluşmuştur; GENEL İADE SİSTEMİ ÇALIŞMA GRUBU ÖZEL ESASLAR SİSTEMİ ÇALIŞMA GRUBU DİĞER İSTİSNALAR ÇALIŞMA GRUBU :Mihdiye ORHAN :İsmail IŞIK :Tayfun ŞENOL İHRACAT İSTİSNASI ÇALIŞMA GRUBU : - Üç gün süren yoğun bir çalışma süreci içinde, konunun tarafları arasında hararetli tartışmalar yaşanmıştır. Taraflar yaklaşık 200 sayfayı bulan Tebliğ taslağı hakkındaki olumlu ve olumsuz görüşlerini dile getirmişlerdir. Gelir İdaresi Başkan Yrd. Şinasi CANDAN, dile getirilen görüşlerden etkilendiklerini ve söz konusu taslağın yapılan görüşmeler çerçevesinde revize edileceğini ifade etmiştir. Çalışma grupları itibariyle, tartışmalarda öne çıkan hususların aşağıdaki gibi olduğu gözlemlenmiştir. 15

A-GENEL İADE SİSTEMİNDE ÖNE ÇIKAN KONULAR 1- İade hesabına yüklenilen KDV den ve ATİK lerden pay verilmesi Sektör temsilcileri; - 39 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde yer alan indirim yoluyla giderilip giderilmediğine bakılmaksızın iade hesabına pay verilmesi uygulamasının, KDV sistematiğine daha uygun olduğunu, ayrıca taslak ile önerilen modelin hesaplama zorluğu taşıdığını, İdare temsilcileri; - Önerilerin değerlendirileceği, sektör temsilcilerinin hazırlayacağı örneklerin çalışmalarda dikkate alınacağını, ifade etmişlerdir. 2- Taşınmaz teminatı ile iade müessesesi Sektör temsilcileri; - Getirilen bu uygulamanın memnuniyetle karşılandığını, - Taşınmaz tanımının gayrimenkullerin yanı sıra hakları kapsayıp kapsamadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, İdare temsilcileri; - Taslakta gerekli değişikliklerin yapılarak gerekli açıklamaların yapılacağını,ifade etmişlerdir. 3- Mahsuben iadede Sektör temsilcileri; Hangi borçlara mahsup yapılacağı ve sıralaması, KDV iade alacağının SGK prim borcuna mahsup uygulamasının devam etmesini, ancak 15 günlük sürenin uzatılmasını, SGK Prim borçlarına mahsupta YMM veya İnceleme Raporu aranıp aranmayacağı, Sermaye şirketlerinin iştirakleri/bağlı ortaklarının ve şirket ortaklarının vergi borçlarına mahsup yapılabilmesi gerektiği, SGK prim borcu dışındaki kamu kesimine olan elektrik, su, doğalgaz borçlarına da mahsup yapılabilmesi gerektiği, konuları tartışılmıştır. 16

İdare temsilcileri; - Taslakta öngörülen borçların mahsup sıralamasının nasıl yapılacağının açıklanacağı ve önerilen diğer borçlara mahsup talebi konusunun da değerlendirileceğini, - SGK prim borcuna mahsuptaki 15 günlük sürenin uzatılmasının ancak SGK tarafından yapılacak düzenleme ile mümkün olduğunu, - Vergi borçlarına mahsupta sistemin otomatik işleyeceği bir mekanizmanın geliştirildiğini, ifade etmişlerdir. 4- İncelemesiz teminatsız nakit iade limitinin 4.000 TL den 5.000 TL ye yükseltilmesi Sektör temsilcileri; - 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile getirilen 4.000 TL lik limitinin günümüze uyarlanmış karşılığının yaklaşık 12.500 TL olduğunu, İdare temsilcileri; - Artışın makul olduğunu, daha fazla artış yapılması halinde iş yükünün karşılanamayacak derecede artacağını, ifade etmişlerdir. 5- İTUS ve HİS Uygulaması Sektör temsilcileri; - Yeni getirilen İNDİRİMLİ TEMİNAT UYGULAMASI SİSTEMİ (İTUS) uygulamasına herhangi bir eleştiride bulunmamış, - HIZLANDIRILMIŞ KDV İADE SİSTEMİ (HİS), HİS sertifikası verilme koşullarının ağır olduğu belirtilerek gümrükçe (ABC) onaylanmış kişi statü belgesi ve yetkilendirilmiş yükümlü uygulama kriterlerinin incelenmesi ve mevcut uygulamada bunlardan yararlanılması suretiyle HİS kapsamının genişletilmesini, - Vergi beyannamelerinin kanuni süresinden sonra verilmesinin HİS belgesinin iptaline sebep olup olmayacağının açıkça belirtilmesini, İdare temsilcileri; - Gümrükçe (ABC) onaylanmış kişi statü belgesi ve yetkilendirilmiş yükümlü uygulamalarındakilere benzer kriterlerin HİS sertifikası vermede esas alınıp alınamayacağının değerlendirileceğini ifade etmişlerdir. 17

6- Kayıtlarını maliyet muhasebesi esasına göre tutan mükelleflerin genel idare giderlerinden iadeye pay vermesi. Sektör temsilcileri; - Taslakta yer alan ifadeden, genel idare giderlerinden malın maliyetine pay verilmemesi halinde iade hesabına pay verilemeyeceği anlamının çıktığını, - Tek Düzen Muhasebe sistemi ile genel idare giderlerinden pay verilme imkanı kalmadığını, VUK 275 md.ye atıf yapan ifadenin taslaktan çıkarılması gerektiğini, İdare temsilcileri; - Genel idare giderlerinden malın maliyetine pay vermeyen mükelleflerin iade hesabına pay vermeye devam edebileceğini, - Konu hakkındaki diğer önerilerin değerlendirileceğini, ifade etmişlerdir. 7- Defter ve belgelerin zayi olması durumunda iade Sektör temsilcileri; - Defter ve belgelerin zayi olması sebebiyle defter belge ibraz edilememesi halinde önceki dönemlerde Vergi İnceleme Raporuyla, YMM Raporuyla yapılmış iadelerin veya noter tarafından hesap kapatma işlemleri yapılmış olması hallerinde, indirimlerin kabul edilmesi gerektiğini İdare temsilcileri; - Bu hususun değerlendirileceğini ifade etmişlerdir. 8- ATİK ler dolayısıyla yüklenilen verginin işlem hacminin yetersizliği dolayısıyla iade alınamaması durumunda, sonraki dönem iade talebine konu edilip edilemeyeceği? Sektör temsilcileri; Taslak metinden bu durumda pay verilemeyeceğinin anlaşıldığını, verilecekse bunun açıkça ifade edilmesi gerektiğini, İdare temsilcileri; Pay verilmesinin mümkün olduğunu ifade etmişlerdir. 18

9- YMM Tasdik Raporu dolayısıyla yüklenilen vergilerden iade hesabına pay verilmesi Sektör temsilcileri; Taslak metinde bunun açıkça yazması gerektiğini, aksi taktirde Sayıştay denetimlerinde sorun çıkması sebebiyle vergi dairelerinin çekingen davrandığını, İdare temsilcileri; Bu hususun değerlendirileceğini ifade etmişlerdir. 10- Dış Ticaret Sermaye Şirketlerinin 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde bulunan bazı avantajlarını kaybediyor olması hususu İadelerinde gümrük teyidi şartı getirilmesi Tecil-Terkin uygulaması bakımından imalatçı sayılmasına son verilmesi %4 yanılma payına son verilmesi Teminat karşılığı iadelerde YMM raporu ibrazı için 6 aylık sürenin yetersiz oluşu. Bu sürenin DTSŞ ve SDTŞ ler için 12 ay olarak belirlenmesi, 11- Çok ufak miktarlı düzeltmeler için yeniden belge girişi yapılması ve KDVİ- RA Sisteminin çalışması yerine; vergi dairelerince eksik iade talebinin alınması suretiyle işlemin tamamlanması 12- KDVİRA raporunda yer alan eksiklikler giderildikten sonra yeniden rapor alınmaması İdare temsilcileri; Bu hususların değerlendirileceğini ifade etmişlerdir. B-ÖZEL ESASLAR SİSTEMİNDE ÖNE ÇIKAN KONULAR 1- Sahte Belge (SB) ve Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge (MİYB) tanımlaması için gerekli asgari şartların Vergi Denetim Kurulu düzenlemeleri ile uyumlu olması gerektiği, 2- Belgenin para cinsinden miktarı nın gerçekliği kavramı ile transfer fiyatlandırması ilişkisi nedir? Başka bir ifadeyle, transfer fiyatlandırması raporlarında emsal fiyat farkı var denildiğinde; bu işleme ilişkin olarak daha önce düzenlenmiş olan 19

faturalar, Sahte Belge (SB) veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge (MİYB) olarak mı işlem görecekler? 3- Yetkili makamların bildiriminin olumsuz tespitin varlığı için kaynak teşkil edebilirliği ne ölçüde olacaktır? Örneğin Sağlık Bakanlığı müfettişlerinin bir firma ile ilgili olumsuz tespitleri, özel esaslara geçişte etkili olacak mıdır? 4- Olumsuz rapor %5 lik toleransın kaldırılması? Gelir İdaresi, bundan böyle ayrıntılı bir araştırma sonrası, olumlu veya olumsuz rapor yazılacağı iddiası ile, artık %5 lik bir marja gerek kalmayacağını ifade etmektedir. ***Öneri: Yine de, maktu da olsa, bir tutar limiti getirilmesi gerektiği önerilmiştir. 5- Ödemenin tevsik şekli (müşteri çeki, cari hesap, barter, kamu kurumuna ödeme) 6- Hakkında kullanma raporu bulunanlardan alım yapanlara da tevsik olanağı getirilmesi gerektiği, 7- Süre aşımı nedeniyle Özel Esaslar dan çıkış için aranan belirli bir süre konusunda; hakkında başkaca bir olumsuz rapor düzenlenmemiş veya olumsuz tespit yapılmamış olması kaydının sınırlandırılması gerektiği, ***Öneri: Raporun/tespitin ilgili olduğu dönemi müteakiben en az 5 yıl, raporun yazıldığı/tespitin yapıldığı dönemi müteakiben en az 2 yıl 8- Düzenleme olumsuz tespitinden çıkış için, öngörülen yoklamanın yapılabilirliği, Gelir İdaresi nin iş yükü bakımından, aksama ve gecikme olmadan yapılabilecek midir? 9- Yüklenimden çıkarma & indirim ve iadeden çıkarma? Yüklenimden çıkarma yeterli mi? Yoksa indirimlerin de düzeltilmesi gerekecek mi? Hatta daha ileri bir noktada, KDV beyanlarının düzeltilmesi tek başına yeterli olacak mı; bu düzeltmeye paralel Gelir/Kurumlar Beyannamesi ile Geçici Vergi Beyannamelerinin de düzeltilmesi gerekecek midir? 10- Genel esaslara dönüşü sağlayacak tarhiyatı kaldıran yargı kararı denilirken; ilk derece mahkemesi kararı mı, yoksa nihai karar mı anlatılmak istenmektedir? Malum olduğu üzere, nihai karar ile ilk derece mahkeme kararı arasında en az 2 yıllık bir süre farkı olmaktadır. 11- Yargı kararında SMİYB tespitinin kaldırılma zorunluluğunun aranmaması gerektiği; yani söz konusu tarhiyatın mahkemece uygun bulunmamış olması yeterli görülmelidir. Ayrıca ve özel olarak, bu belge sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı değildir ibaresi olması gerekliliği aranmamalıdır. 12- Yönetim kurulu üyesi ve ortak dolayısıyla özel esaslara maruz kalınmasının sınırlandırılması gerekliliği tartışılmıştır. Sembolik bir ortaklığı olan ortaklar veya üst 20

birlikler gibi yapılarda zorunlu olarak yönetimde yer alan ortaklara yazılmış olan olumsuz tespitler; bu şirketler veya birlikler söz konusu şahıs veya firması ile hiçbir ticari faaliyette bulunmasa bile, otomatik olarak sıkıntıya düşmektedir. 13- Yeni sisteme göre Özel Esaslar da olmaması gereken mükelleflerin çıkışı için geçiş düzenlemesi yapılmalıdır. Örneğin yeni düzenleme uyarınca özel esaslara takılmayacak iken; geçmişteki düzenleme nedeniyle takılmış olanlar için kolaylıklar düşünülmelidir. Evrensel hukuk ilkelerinin bir gereği olarak, lehe çıkan düzenlemelerden eski yeni herkes faydalanabilmelidir. 14- Süre aşımı nedeniyle Özel Esaslardan çıkışta, Tebliğ öncesinde geçen sürelerin dikkate alınabilirliğinin mümkün olabileceği ifade edilmiştir. C-DİĞER İSTİSNALARDA ÖNE ÇIKAN KONULAR DENİZ, HAVA, DEMİRYOLU TAŞIMA ARAÇLARI 1- İstisna uygulamasında proje ve proje içeriği harcama detayının istenmesi iş yükünü gereksiz yere artıracak, uygulamayı güçleştirecektir. Projenin vergi dairesine verilmesi vergi dairesine büyük bir sorumluluk yükleyecek ve iadeyi imkansız hale getirecektir. Bunun yerine yetkili bir birim tarafından onaylanmış sarf raporu yeterli sayılmalıdır. Tamir işlemlerinde ayrıca proje aranmaması gümrük mevzuatı veya diğer teknik raporlarda yer alan bilgilerin yeterli sayılması uygun olur. 2- Her bir araç ve proje için istisna belgesinin ayrı ayrı düzenlenmesi ve alımlarla ilgili listelerde satıcıya ilişkin bilginin istenmesi uygulama zorluğu oluşturacaktır. Yıllık olarak tüm alımlarda kullanılmak üzere istisna belgesi alınması uygulamasına geçilmesi istisnayı uygulanabilir hale getirecektir. 3- Tebliğ taslağında yer alan, istisna belgesi için «gerekirse yoklama yapılır» ibaresinin çıkarılması, 4- Belgelerin örneklerinin belge aslı gibi kullanılabilmesi işlemi hususunda tebliğde uygulama birliğinin sağlanması. LİMAN VE HAVA MEYDANLARINDA VERİLEN HİZMETLER 5- İstisnanın tek aşamalı uygulanması kanun lafzına uygun değil. (Kanunda deniz ve hava taşıma araçları için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetler ) 21

6- Tek aşamalı İstisnanın uygulanmasındaki farklılıkların ortadan kaldırılmasına yönelik, bilgilendirme yapılması. 7- Hizmetin hava limanı ya da hava limanının dışında uçak için yapılması durumunda istisna uygulamasında farklılık ortadan kaldırılmalıdır. YATIRIM TEŞVİK BELGELİ MAKİNE VE CİHAZLAR 8- Yatırım teşvik belgesindeki global listelerin, data olarak bilgisayar sistemine girilmesi, daha önceki teslimlerin takibinin sistemden yapılması (Ekonomi Bakanlığı ile ortak çalışılacak.) LİMAN VE HAVA MEYDANLARININ İNŞAASI 9- İstisna uygulamasında proje ve proje içeriği harcama detayının istenmesi iş yükünü gereksiz yere artıracak, uygulamayı güçleştirecektir. Projenin vergi dairesine verilmesi vergi dairesine büyük bir sorumluluk yükleyecek ve iadeyi imkansız hale getirecektir. Yetkili bir birim tarafından onaylanmış geçici kabul yada kesin kabul raporunun yeterli sayılması. 10- İstisna uygulamasının nasıl yapılacağı ile ilgili olarak DHMİ ile ortak çalışma yapılıp, tebliğin bu bölümünün yeniden yazılması 11- Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile birlikte çalışılacak. 12- Liman ve hava meydanları bağlantılarını sağlayan yolların genel kullanıma açık olması halinde istisna uygulaması açıklığa kavuşturulacak LİSANSLI DEPOCULUK 13- Lisanslı Depoculukta KDV uygulaması (sistemin nasıl çalışacağı, belge düzeni ) hususlar başka bir tebliğde açıklanacak ULUSLARARASI TAŞIMACILIK 14- Türkiye üzerinden boğazlardan geçen uluslararası taşımaların veya hiç Türkiye den geçmese bile, Türkiye den sevk ve idaresi halinde üçüncü ülkeler arasın- 22

daki taşımacılıkta, sevk ve idareden kaynaklanan KDV nin iadesinin yapılabilmesini sağlamaya yönelik düzenleme yapılması. 15-1.3.1 «iadede aranacak belgeler» «gümrük giriş çıkış tarihi bilgisi yer almak kaydıyla..» ibaresinin «gümrük giriş çıkış tarihi ile ilişkilendirilmesi kaydıyla..» şeklinde değiştirilmesi. 16-550 litre standart depo uygulamasının gözden geçirilmesi. 17- Tebliğin uygulanması Vergi Dairesi çalışanları bilgilendirilerek uygulamada birlik sağlanması. 18- İade talebi olmaması halinde, istisna işlemlere ilişkin belgelerin (satış faturaları gibi) istenmemesi, Beyanın yeterli sayılması. 19- Kirala işlet devret (5335 sayılı kanun) kapsamındaki işlemlerin durumunun açıklığa kavuşturulması. 20- ATİK ler nedeniyle yüklenilen ve hasılat yetersizliği nedeniyle iade alınamayan KDV nin izleyen dönemlerde iadesine ilişkin hükme tebliğde yer verilmesi. 21- Tebliğde katma bütçeli ifadesinin özel bütçe olarak değişmesi. 22- Kısmi istisna uygulamasında gider/maliyet unsuru yapılacak tutarın tespitinde maliyetin yanı sıra hasılatın da eskiden olduğu gibi esas alınması. 23- Hizmete dayalı işlemlerin vergi iadesinde YMM tasdik raporu aranmaması uygulamasına geçilmesi işlemlerin sağlığı açısından yerinde olmamıştır. D-İHRACAT İSTİSNASINDA ÖNE ÇIKAN KONULAR KDV Genel Tebliği Taslağında İhracat İstisnasına İlişkin Gözden Geçirilmesi Tavsiye Edilen Hususlar 1- Tebliğ taslağının 1.1.1.3. bölümünde, yabancı bayraklı gemilere yapılan teslimlerin yurt dışındaki bir müşteriye yapılan teslim niteliğinde olması ve gümrük bölgesi dışında bulunan araca yapılıyor olması nedeniyle ihracat istisnası kapsamına girdiği ifadesinde, gümrük bölgesi dışında bulunan araç tanımlamasının uygulamada yanlış anlaşılmalara neden olabileceği ifade edilmiştir. 2- Tebliğ taslağının 1.1.2.1 bölümünde; iade talebinde bulunulmamasına rağmen, istisnanın uygulandığı dönem KDV beyannamesine ek olarak istisnanın tevsiki amacıyla istenen belgelerin iade aşamasında veya beyannamenin verilmesi akabinde belirlenecek bir süre dahilinde ibraz edilmesi. 23

3- Türkiye de ikamet etmeyenlere özel fatura ile yapılan satışlarda, alıcının Türkiye ye gelme şartının aranıp aranmayacağı: Konunun yolcu beraberinde yurt dışına çıkarılan eşyadan (11/1-b) farklı olarak, gümrük beyannamesi yerine kullanılan özel fatura ile yapılan ihracat (11/1-a) şeklinde değerlendirilmesi. Bu nedenle, tebliğ taslağının 1.2.2. bölümünde yer alan «ancak, satıcı tarafından özel faturanın düzenlendiği tarihte alıcının Türkiye de bulunması gerektiği tabiidir» ifadesinin ekonomik hayatın işleyişinde sıkıntılara sebep olabileceği. 4- Tebliğ taslağının 5.4.2. bölümünde yolcu beraberi eşyaya ilişkin olarak satıcının düzenleyeceği faturaya, pasaport türü ve numarasının satıcı tarafından faturanın düzenlendiği esnada yazılması zorunluluğunun, turistlerin pasaportlarını beraberlerinde taşımamaları durumunda sıkıntılara sebebiyet verebileceği düşünülmektedir. Bunun yerine, söz konusu bilgilerin yurt dışına çıkış esnasında da tamamlanabilmesi ve iadenin buna göre yapılması önerilmiştir. 5- Yolcu beraberi eşyaya ilişkin KDV iadesinde yetkilendirilecek aracı firmaların faaliyetlerinin, sadece bu alanla sınırlandırılmasının doğru olmayacağı; ayrıca, yetki belgesinin 5 yıllık süre sonunda uzatılmasının daha belirgin şartlara bağlanması. Kuruluş için aranan şartlar taşınıyorsa belge süresinin uzatılması gibi. 6- Tebliğin 2. Hizmet İhracı bölümündeki 8 no.lu örnekte yer alan «KDV nin konusuna girmeyen bu işlem istisna kapsamında değerlendirilmez» ifadesinin gözden geçirilmesi, zira bu işlemin hizmet ihracı kapsamında mütalaa edilebilmesinin de mümkün olduğu. 7- Tebliğ taslağının 8.3.1 bölümünde yer alan imalatçı sayılma şartları ile ilgili olarak; maden istihracının imalat sayılıp sayılmayacağı hususunun açıklığa kavuşturulması ve sayılması halinde bu tür işletmelerin sanayi sicil belgesini haiz olmamaları nedeniyle sahip oldukları işletme ruhsatlarının da bu kapsamda değerlendirilmesi. 8- İmalatçı tarafından ihraç edilmek üzere teslim edilen mallara ilişkin ihraç kayıtlı teslim ile ihracat arasında geçen zaman dilimi içerisinde ortaya çıkan firelerin tecil terkin müessesesinden yararlandırılıp yararlandırılmayacağı hususunun açıklığa kavuşturulması. 9- Tebliğ taslağının 8.2.3. bölümünde yer alan «dahilde işleme izin belgesi sahibi mükelleflerin tecil-terkin kapsamında veya teminata bağlanmak suretiyle KDV ödemeden aldıkları/ithal ettikleri malları kullanarak ürettikleri malların teslimi için 3065 sayılı Kanunun (11/1-c) maddesi uygulanmaz» ifadesinin gözden geçirilmesi. 10- Tebliğ taslağının 8.3.5 bölümünün son cümlesindeki «ihraç kayıtlı teslimi yapılacak malların tamamının fason olarak imal ettirilmesi halinde tecil terkin uygulamasından yararlanılamaz» ifadesinin gözden geçirilmesi. 24

Tebliğ taslağının 8.3.6 bölümünde yer alan «üretim konusu dışında» ibaresinin uygulamada daraltıcı yorumlanabileceği, bu nedenle söz konusu ifadenin «üretim kapsamı dışında» şeklinde düzeltilmesinin uygun olacağı. 11- Tebliğ taslağının 9.4.2 bölümünde yer alan «Önceden satın alınan maddeler kullanılmak suretiyle vücuda getirilen ve söz konusu rejim kapsamında ihraç edilen malların bünyesine giren ham, yarı mamul veya mamul malların (eş değer eşya) belge kapsamında olsa dahi sonradan belge sahiplerine tesliminde veya ithalinde KDV tahsil edilmeksizin işlem yapılması mümkün değildir» ibaresinin gözden geçirilmesi. Bu kapsamda uygulamanın eşdeğer eşyanın ihracı sırasında, eş değer eşyaya ilişkin olarak doğrudan yüklenilen KDV nin iadesinin veya ithal eşyaya tekabül eden kısmının ithalat sonrasında yapılmasının da mümkün olup olamayacağının tekrardan tartışılması. 12- Tebliğ taslağının 8.10. bölümünde yer alan bedelsiz ihracat izin yazısının alınacağı makamların Gümrük İdaresi ve İhracatçı Birlikleri olduğu, bu nedenle Ekonomi Bakanlığı nın söz konusu bölümden çıkarılması. 25

Prof. Dr. Adnan GÜLERMAN Yeminli Mali Müşavir TÜRKİYE VE IMF İLİŞKİLERİ I TÜRKİYE IMF İLİŞKİLERİ Türkiye nin 1947 yılında başlayan IMF ilişkilerinde 1994 yılındaki ilk borç sıfırlamasından sonra 14 Mayıs 2013 tarihinde 422.1 milyon dolarlık son borcunu ödemesinden sonra medyada yer alan haber ve yorumlardan IMF nin ne olup, ne olmadığının ve Türkiye nin IMF ile ilişkilerinin bilinmesinde yanlışlar ve noksanlıklar görmüş olmam nedeniyle, öncelikle tanıtıcı bir açıklama yapma gereğini duymuş bulunmaktayım. IMF ye bu son borç ödemesinden sonra ilişkiler devam edeceğinden bu ilişkinin esasının ne olduğu-nun tam olarak bilinmesi uygun olacaktır. A- NEDEN IMF? Bilindiği gibi ülkeler Birinci Dünya Savaşından çıktıktan sonra yaşanılan ekonomik çöküntüden çıkmaya çalışırken 1929 yılında başlayan ekonomik kriz ve hemen arkasından da İkinci Dünya Savaşı ülkelerin kendi kaynakları ile ülkelerinin ekonomik çöküntüden kurtulamayacağını ortaya koymuştur. Üstelik, sistemik risk etkisi adını verdiğimiz bir durum ekonomik krizlerin bir ülkenin sınırları içinde kalamayacağını, salgın hastalıklar örneği öteki ülkelere yayılacağı görüldüğünden, yan-gını kendi evine gelmeden komşunun evinde söndürme düşüncesine uygun olarak bir yardım-laşmanın zorunluluğu anlaşılmış bulunmaktadır. Bu nedenle 1944 yılında ABD.nin New Hampshire eyaletindeki Bretten Woods kentinde 1-22 Temmuz 1944 tarihleri arasında, Türkiye nin de içerisinde bulunduğu 45 ülkenin katılımı ile düzenlenen Bretten Woods konferansının sonunda imzalanan 27 Aralık 1945 tarihli Ana Sözleşme ile kuruldu. Bu kuruluş 1 Mart 1947 tarihinden itibaren de finansal operasyonları-na başlamış oldu. Günümüzde 186 üye ülkesi bulunan bu kuruluş IMF olarak kısaca ifade edilse de bunun açılı-mı International Monetary Fund ( Uluslar arası Para Fonu)dur. Belirttiğimiz gibi, IMF nin şu anda 186 üyesinin bulunması, bu kuruluşa üye olmayı o ülkenin bir zafiyeti olarak göstermemektedir. Aslında bu kuruluş insanlığın tanıdığı yepyeni bir model de değildir. İçinde gö- 26

rev yaptığımız kuruluşlarda çalışanlar zaman zaman yardımlaşma sandığı adını verdikleri bir birliktelik oluştururlar. Bu sandığa üyeler güçlerinin yettiği miktarda katkıda bulunur ve para ihtiyacı olanlar da bu sandıktan borç alırlardı Zaten, IMF de bu adı almadan önce bir yardımlaşma sandığı düşüncesi ile ilk oluşumuna başlamıştı. B- IMF YE ÜYE OLMA Yukarıda yer verdiğimiz gibi, IMF ye üye sayısının şu anda 186 olması ekonomik ilişkilerini IMF ile sürdürmeyi uygun bulan bütün ülkelerin IMF ye üye olabileceğini göstermektedir. Bu ilişki-yi, arabasını çok dikkatle kullanan birisinin de kasko sigortasına benzetebiliriz. Nitekim yine yukarıda değindiğimiz gibi, sistemik risk etkisi adı verilen bir durum sebebiyle ekonominiz çok güçlü olsa da başka bir ülkenin krizinden sizin ülkenizin kaçınması kolay değildir. Açık ekonomilerde ülkeler arasında dış ticaret ilişkileri vardır. Ekonomik krizde olan bir ülke-den ham maddenizi almakta veya ürettiklerinizi ona satmakta sıkıntıya düşülür. Bunun anlamı sizin ülkenizdeki fabrikaların da üretimi azaltması, işçilerinin bir kısmının işine son vermesidir. İşte bu sıkıntıları elden geldiğince ortadan kaldırmaya yardımcı olmak için oluşturulmuş bir organ olarak görülmelidir. Nitekim, IMF nin amaçlarının arasında ülkelerin dış ticaret tıkanıklıklarının açılmasına yardım-cı olmak önde gelenlerdendir. İşte İMF.nin bu özelliği nedeniyle kuruluş tarihi olan 1947 yı-lından bu yana İMF üye sayısı sürekli olarak artış göstermiştir. C- İMF NİN KREDİ VERMESİNDE Kİ POLİTİKASI Bir ülkenin İMF ye üye olması durumunda bu kuruluşa katkı payı da diyebileceğimiz bir miktarı taahhüt etmektedir. İMF nin havuzunda bulunan bu paralar, yukarıda açıkladığımız üzere ekonomik kriz içinde bulunan ödemeler dengesinde önemli sıkıntılar yaşayan ülkelerin başka ülkelere elden geldiğince zarar vermeden bu krizi aşmalarında yardımcı olarak kullanılacaktır. Genellikle krizle karşı karşıya gelmiş olan bu ülkeler hatalı ekonomik politikaları nedeniyle bu zor duruma düşmüş olmaktadırlar. Krizdeki bu ülkelere hatalı ekonomik politikalarını ıslah etmeden önce yapılacak İMF desteği de aynı hatalı politikalar sonucunda istenilen faydayı sağlayamayacağından öncelikle bu yan-lış politikaların düzeltilmesi zorunludur. İMF uzmanları zor durumdaki ülkenin bu durumdan kurtulabilmesi için acı ilaç adı da verilen bazı önerilerde bulunurlar. Destek, ancak bu önerilerin sıkıntı ülke tarafından kabul edilmesi sonucunda işlerlik kazanacaktır. 27

Krizdeki ülkelere İMF nin bu krizden çıkması için önerileri çoğunlukla bilinen türde önerilerdir. Birkaç örnek vermek gerekirse, -Maaş ve ücretleri artırmama, hatta mümkünse bir miktar indirim yapma, -Vergi oranlarını artırma ve yeni vergiler koyma, -Bazı yatırımlardan vazgeçme ve devam eden yatırımları durdurma, -Kamu kuruluşlarına yeni personel alımını durdurma. Ve buna benzer ekonomiye İMF borcunu ödeyebilecek güç kazandıracak önlemler. Görüldüğü gibi İMF yönetiminin derdi sadece ekonomisi sıkıntıya girmiş olan ülkelerin bu sıkıntıdan kurtarılması değil, aynı zamanda bu ülkeye yaptığı yardımı geriye alabilme ortamı-nın oluşturulmasıdır. Özellikle, yaptığı yardımın geri ödenmesine ilişkin politikasının da kendine göre bir açıklama biçimi bulunmaktadır: Krizde olan ülkeye ödenmiş olan bu para öteki ülkelerin fona yapmış bulunduğu katkıların parasıdır. Bu nedenle katkıda bulunan ülkelerini bu paralarının korunup, kollanması da İMF nin görevleri arasında gelmektedir. Bu satırları yazdığımız günlerde, ağır bir ekonomik kriz geçirmekte olan Yunanistan a verilen destek karşılığında bu ülkeden istenilenler hakkında basında yer alan haber şöyledir: Yunanistan da Başbakan Antonis Samaras ın, ülkenin Radyo Televizyon Kurulu ERT yi kapatma kararıyla üçlü koalisyon hükümeti içerisinde patlak veren siyasi kriz sürüyor. Uluslar arası Para Fonu (IMF) Yunanistan da erken seçime gidilmesi durumunda mali yardımın kesileceği uyarısında bulundu. IMF sözcüsü Jerry Rice, Troyka tarafından sürdürülen kalkınma programıyla ilgili incelemelerin temmuz ayı sonuna kadar tamamlanmaması durumunda mali yardımın devam etmesiyle ilgili sorun yaşanacağını bildirdi. Görüldüğü gibi IMF sadece krizin aşılması için gerekli yardımı yapmanın ötesinde bir televizyon kanalının kapatılıp kapatılmaması hususunda bile belirleyici olmaktadır. Bu ve buna benzer yaptırımlarla karşılaşmış olan ülkelerin bireyleri ve kurumları IMF nin bu tutumunu eleştirirler. Aslında bir ülke IMF ye üye olurken, işlerinin yolunda gitmesi halinde hangi teklif ve yaptırımlarla karşılaşabileceğini ta başından beri bilmektedir. Yani, IMF nin yaptırım teklifleri bir bilinmeyen, bir sürpriz değildir. O halde böylesine yaptırım teklifleri ile yüz yüze gelmemenin başlıca çaresi, ekonomiyi sıkıntıya sokacak durumlara düşmeden IMF nin muhtemel tekliflerine benzer önlemleri kendi politikaları olarak almalarıdır. 28 Kuşkusuz böylesine önlemlerin önceden alınması kamuoyu arasında hoş görü ile

karşılanmayacaktır. Bu durumda iktidarı ve muhalefeti ile bütün siyasi aktörler bu durumu istismar etme yerine kamuoyuna böylesine bir çıkış ve kurtuluş yolunun kabul edilmesi gerekli bir seçenek olduğunu açıklamalıdır. D- STAND-BY VE TÜRKİYE NİN ANLAŞMALARI: Stand-by, IMF ile borç alan ülke arasında yapılmış bulunan bir anlaşmadır. Bu anlaşma ile borç alan devlet, sağlayacağı parasal destek karşılığında ülkesinin mali yapısındaki aksaklıkları gidermek üzere mali yükümlülükler yanında, çok ciddi alanlarda yapısal reformların gerçekleştirilmesini de öngörür. Daha özet bir ifade ile, borç veren IMF bu borç vermesinin karşılığında borç altına giren ülkenin ekonomik ve siyasi bağımsızlığına müdahale etmesinin kabulünün teknik ismidir. Türkiye de 1961 yılından bu yana 19 tane stand-by anlaşmasını imzalamıştır. Bunun anlamı, Türkiye nin 1961 yılından 2005 yılına kadar sık sık ekonomik dar boğazlara girdiği ve bu dar-boğazlardan çıkabilmek için IMF nin mali desteği yanında IMF nin ekonomik yönlendirmeleri ne razı olduğudur. Türkiye ye 19 stand-by ile aktarılan kaynak miktarı toplam 50 milyar doları bulmaktadır. Bir örnek olmak üzere 19. Stand-by anlaşmasının şartlarından başlıcaları şöyledir: -Bankacılığa yeni bir düzenleme getirecek olan Bankacılık Kanunu nun çıkartılması, -KİT lerin ürün fiyatlarının IMF programına göre belirlenmesi, - TMSF ye alınan bankaların satılması, -2 yılda 4.5 milyar Dolarlık kamu kurumunun satılması, -GSMH nın %3 geriletilmesi, -Faiz dışı fazlanın %6 ya yükseltilmesi, Görüldüğü gibi, ödemeler dengesi bozulmuş, ekonomik kriz içinde bocalayan bir ülkenin bütün bu IMF şartlarının noksansız olarak yerine getirilmesi hiç de kolay değildir. Zaten bu nedenle IMF önerilerine acı ilaç adı verilmektedir. E- YENİ DÖNEMDE TÜRKİYE IMF İLİŞKİLERİ 14 Mayıs 2013 tarihinde ödenmiş olan son IMF borcu taksitinden bu yana Türkiye 29

IMF nezdinde borçsuz ve stand-by anlaşması imzalama durumunda olmayan bir ülkedir. Hatta, IMF tarafından ihtiyaç duyulduğu durumda IMF ye 5 Milyar Dolarlık yardımda bulunulma taahhüdü de verilmiştir. Her ne kadar, bazı ekonomistler IMF nin bu politikasını sömürü düzeni olarak nitelendirmekteyseler de, şu anda 186 ülkenin IMF nin üyesi olarak bulunması ve bu güne kadar üye sayısının sürekli olarak artması IMF nin bir çare olarak görülmeye devam ettiğini göstermektedir. Her yeni üye olan ülke, ödemeler dengesi bozulan, IMF nin desteğine ihtiyaç duyan ülkenin hangi şartlarla yüz yüze geleceğini ve neleri kabul etme zorunda kalacağını başlangıçta bilmektedir. Bize göre, IMF nin ağır şartları bir bakıma IMF ye muhtaç olmamak için neleri yapması gerektiğini ortaya koyması bakımından faydalı olarak görülmelidir. 30

Akın ÖZÇEKİRGE Yeminli Mali Müşavir KONUT YAPI KOOPERATİFLERİNE YAPILAN İNŞAAT VE TAAHHÜT İŞLERİNDE İNDİRİMLİ ORAN VE KDV İADESİ Kendisiyle KDV iadesi tasdik raporu yazmak üzere sözleşme yaptığımız Müteahhit firma, Konut yapı kooperatifine inşaat ve onarım işi yapmaktadır.ancak inşaat ruhsatı kooperatif değil arsa sahibi adına çıkarılmıştır. Müteahhid firmanın,konut yapı kooperartifine yaptığı inşaat işlerinden doğan KDV iade alacağı hakkında yazdığımız tasdik raporu, ilgili vergi dairesince inşaat ruhsatının münhasıran konut yapı kooperatifi adına düzenlenmemiş olması nedeniyle işleme konulmamıştır. Bilindiği gibi : KDV Kanununun geçici 15 inci maddesi ile 29/7/1998 tarihinden önce bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri KDV den istisna edilmiştir. 29/7/1998 tarihinden sonra bina inşaat ruhsatı alınmış inşaatlara ilişkin olarak konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işleri ise Bakanlar Kurulu Kararnamesi uyarınca % 1 oranında KDV ne tabidir. Buna göre konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat taahhüt işlerinde istisna veya indirimli oran uygulanabilmesi için; - Kooperatifin konut yapı kooperatifi statüsünde olması, - İşin konut yapı kooperatifine yapılması, - Yapılan işin inşaat işi olması ve taahhüde dayanması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu çerçevede Yeminli Mali Müşavirlik indirimli orana tabi işlerde KDV iadesi tasdik raporumuzda:.. 1- Mükellef müteahhit firmanın iş yaptığı Kooperatifin Konut yapı kooperatifi olduğu, 2- Müteahhidin yaptığı inaşat İşinin Konut yapı kooperatifine yapıldığı 31

3- Müteahhidin yapılan konut İnşaatları ile ilgili olarak S.S... Konut Yapı Kooperatifi ile taahhüt sözleşmesi imzaladığı, 4- İnşaat Ruhsatının varlığı ve ruhsatın 29.07.1998 tarihinden sonra düzenlenmiş olduğu, Tesbit edildiğinden kooperatife taahhüt edilip yapımı sürdürülen Sosyal Konut İnşaatı işinin indirimli orana tabi olduğu,ve mükellefin KDV İadesine hak kazandığı, iddiasında bulunulmuştur. Ancak Vergi Dairesi, 5 No.lu KDV Sirkülerinin inşaat ruhsatının münhasıran konut yapı kooperatifi adına düzenlenmiş olması gerekmektedir. hükmü çerçevesinde, indirimli oran yerine genel KDV oranının uygulanmasının gerekeceğini belirtmiş ve tarafımızdan yazılan KDV iadesi tasdik raporu hakkında işlem yapmamıştır. Oysa İnşaat ruhsatının konut Yapı Kooperatifi adına olmaması danıştayın 4. üncü dairesinin, 31.10.2006 tarih ve E.2006/1452, K.2006/2080 sayılı Kararı çerçevesinde sorun teşkil etmemektedir.zira KDV Kanunu Geçici 15.inci maddesi ve 2002/4480 sayılı BKK. I/12 çerçevesinde konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat işlerinde, istisna yada yüzde 1 KDV oranı uygulanabilmesi bakımından aranılan koşullar; - Kooperatifin, konut yapı kooperatifi olması, - İşin, konut yapı kooperatifine yapılması, - Yapılan işin, inşaat işi olması ve taahhüde dayanması ile sınırlıdır Bu koşulların içinde İnşaat ruhsatının konut Yapı Kooperatifleri adına olması koşulu bulunmamaktadır. Danıştay bu yeni şartın sirküler ile getirilemeyeceğine karar vermiştir. Bu şekilde yapılan savunma üzerine Aydın Vergi Mahkemesinin 05.06.2009 gün ve 2008/1535 E ve 2009/1094.K sayılı kararı bizi haklı bulmuş ve dava kazanılmıştır. Kararın tebliğini takiben Vergi Dairesi KDV iadesi Tasdik raporumuzu işleme koymuştur. Ayni mükellef için müteakip dönem (yıl) yazdığımız KDV iadesi tasdik raporumuz, bu defa 106 Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki inşaatın yapıldığı arsanın tapu sicilinde inşaat taahhüt hizmetini alan kooperatif tüzel kişiliği adına tescil edilmiş olması da gerekmektedir hükmü gerekçe gösterilerek, Vergi Dairesi tarafından işleme konulmamıştır. Müteahhit firma tarafından ayni gerekçeler ileri sürülerek vergi mahkemesinde savunma yapılmış ve dava Aydın Vergi Mahkemesinin 30.11.2011 gün ve 2011/936 E 2011/501 K sayılı kararı ile yine kazanılmıştır. 32

Sonuç olarak, Konut yapı kooperatiflerine yapılan inşaat işlerinde, istisna yada yüzde 1 KDV oranı uygulanabilmesi bakımından aranılan koşullar yukarıda belittiğimiz gibi : - Kooperatifin, konut yapı kooperatifi olması, - İşin, konut yapı kooperatifine yapılması, - Yapılan işin, inşaat işi olması ve taahhüde dayanması ile sınırlıdır. Yasada mevcut olmayan yeni bir şartın sirküler (veya tebliğ) ile getirilemeyeceği, Danıştay tarafından belirtilmiş bir hukuk prensibidir. 33

VERGİ UYGULAMASINDA MALİ VE ADLİ TATİLİN SÜRELER AÇISINDAN ETKİSİ NEDİR? Dr. Mustafa ALPASLAN SMMM Eda KAYA Stj. SMMM Adli tatil veya diğer ismi ile çalışmaya ara verme uygulaması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunun 61. maddesinde yer almaktadır. Bu hüküm, 5229 sayılı yasa ile yapılan düzenleme neticesinde 1.1.2005 tarihinde yürürlüğe giren yasa ile değişikliğe uğramıştır. Adli tatil, Ağustos ayının birinci günü başlayarak ve Eylül ayının beşinci gününe kadar devam edecektir. Adli tatilde genel olarak süreler uzayabilmektedir. Vergi hukuku uygulamasında da adli tatil süreleri uzatıcı bir etkiye sahip olmaktadır. Adli tatil uygulaması 2005 yılından önce 21 Temmuzda başlayıp, 5 Eylülde sona ermekte idi. Görüldüğü üzere, adli tatil süresi 2005 yılından itibaren başlangıçtan 11 gün, sonundan ise 1 gün olmak üzere 12 gün makaslanmıştır. Yeni uygulama böylelikle 1 Ağustos ila 5 Eylül tarihleri arasında uygulanmaktadır. 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hk. Kanun kabul edilerek, 28.3.2007 gün ve 26476 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. ilki geçen yıl uygulanan mali tatil her yıl 1 ila 20 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilmektedir. Mali tatili düzenleyen kanuna göre, tatil kapsamına bazı Vergisel ve Sosyal Güvenlik işlemler ile kanuni ve idari süreler girmektedir. 5604 sayılı yasanın, 1/1. md.hükmüne göre; her yılın temmuz ayının 1.gününden, 20. gününe dek, (20. günü de dahil olmak üzere) mali tatil uygulanacaktır. Öte yandan, mali tatil hakkındaki yasa, 3568 sayılı yasaya göre unvan almış meslek mensupları açısından önemli bir tatil olup, bu tatilde meslek mensupları tarafından yapılacak iş ve işlemlerin bu meslek kanalıyla yürütenleri, vergi beyannameleri ve SGK bildirimleri açısından bu meslek mensuplarının e-beyan veya e-bildirge yoluyla yolladıkları bildirgeleri de kapsamaktadır. Örneğin, 1-20 temmuz dönemleri arasında verilmesi gerekli SGK bildirgeleri ve ödemeleri de mali tatilin bitiminden itibaren +7 gün uzayacaktır. 2577 sayılı yasanın 8/3. madde hükmüne göre bu yasada yer alan sürelerin adli tatile veya çalışmaya ara vermeye tarihlerine rastlaması durumunda bu süreler adli tatilden sonra 7 gün uzamış sayılmaktadır. Böylece, İYUK da yer alan bütün süreler ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzatılmış olacaktır. Bu süreler dava açma süreleri dahil olmak üzere ve idarenin savunmalarına cevap, itiraz veya temyiz süreleri ve tashihi karar süreleri de aynı şekilde uzamaktadır. 34

2577 sayılı yasanın 8/3 madde hükmünde yer alan ve adli tatil nedeni ile uzaması öngörülen süreler 2577 sayılı İYUK da yazılı olan süreleri içermektedir. Diğer ilgili yasalarda süreler konusunda mevzuatımızda kafi izahatlar bulunmamaktadır. Mükelleflerin 1 Ağustos ila 5 Eylül tarihleri diliminde yer alan sürelerde dikkatli davranmaları ve kendilerine tebliğ edilen belgelerin işlem tarihlerinin bu dilim aralığına denk gelmesi halinde 5 Eylülden itibaren 7 gün daha süreler otomatik olarak kendiliğinden işleyecektir(1). Adli tatilde, adli yargıda tüm mahkemeler adli tatil dolayısıyla tatil yapmak durumunda değillerdir. Örneğin, sulh hukuk mahkemeleri, iş mahkemeleri, kadastro mahkemeleri, icra daireleri, mesailerine devam etmektedirler. Ve hatta adli tatilde de bu mahkemeler mesailerine devam ettikleri gibi adli tatil bu mahkemelerle ilgili olarak önemli bir fonksiyon icra etmemektedir. Örneğin, basit yargılama usulüne tabi olan davalar adli tatilde de çalışmaktadırlar. Adli yargıda olduğu gibi idari yargılama alanında da tüm mahkemeler tatil yapmamaktadır. Örneğin İYUK md. 61 hükmüne göre yargı mıntıkasının dahil olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu il merkezi haricinde kalan idare ve vergi mahkemeleri adli tatilden istifade edemezler. Bunlar adli tatilde çalışmaya devam edeceklerdir(2). Adli tatili yapan idare ve vergi mahkemelerinde ise, Bölge İdare Mahkemesi Başkanının teklifi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bölge idare mahkemesi görev alanı içerisinde çalışmak üzere İdare ve Vergi Mahkemesi Başkan ve Üyeleri arasından seçilen üyelerle 3 üyeli nöbetçi mahkemeler oluşturulmaktadır. Böylece bu nöbetçi mahkemeler yalnızca adli tatilde (çalışmaya ara vermede) görev yaparlar ve yürütmenin durdurulması taleplerinin değerlendirilmesi ve delillerin tespiti gibi işlerle kanunun belli süreleri içerisinde yapılmasını istediği işleri ile meşgul olurlar. Aynı geçici uygulama ise Danıştay içinde geçerlidir. Danıştay da da başkanlık kurulu tarafından seçilen 1 başkan, 4 üye ve 1 de yedek üyeden oluşan nöbetçi daire kurulmaktadır. Bu dairenin görevleri ise, Danıştay kanununda, hükümetçe verilecek acil işler ile yasaların belli zamanlarda yapmasını istediği işleri karara bağlamak ve tehir-i icra taleplerini değerlendirip karara bağlamak, kanıtların saptanmasına ilişkin işleri yapmak, tutuklu memurların yargılanmaları talepleri hakkında karar vermek gibi işleri yapacaktır. 5 Eylül den sonra ise her şey eski uygulamaya dönecektir. (Açılan bir davada Danıştay 3. Dairesi mükellefe 8.8.1997 tarihinde tebliğ edilen bir ihbarname için dava açma süresinin 7.9.1997 Pazar gününe rastlaması dolayısıyla 10.9.1997 gün dava açılmış bu davayı süre aşımı yönünden reddeden yerel vergi mahkemesinin kararını Danıştay 3. Dairesi bozmuştur. Danıştay 3. Dairesi mükellefçe açılan davanın süresinde açılmış olduğunu kabul etmiştir. Dnş. 3. 3.12.1998 gün ve E:1997/4686-K:1998/4397 sayılı kararları.) Adli tatilde (1 Ağustos - 5 Eylül) tarihleri arasında kendisine vergi ve ceza ihbarnamesi tebliğ edilen mükellefler bu konuda 11 Eylüle kadar vergi mahkemesinde dava açabilirler. Yine aynı şekilde bu tarihler arasında kendilerine ödeme emri tebliğ edilen mükellefler de aynı şekilde dava açma olanağına sahip olacaklardır. SGK tarafında kendilerine ödeme emri tebliğ edilen işverenler ise adli tatil konusunda süre uzatıcı bir 35

durum yoktur. Bunlar için normal kendi yasalarında yer alan süreye göre işlem yapmaları gerekmektedir. Buralarda sürelerin kaçırılmaması önem taşımaktadır. Adli tatilin uzlaşma talep sürelerinin uzatıp uzatmayacağı hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmektedir(3). Kanımızca, İYUK nun 8. maddesinin 3. bendinde yer alan bu kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme (adli tatil) zamanlarına rastlarsa bu süreler ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren 7 gün uzamış sayılır hükmünün uzlaşma içinde geçerli olup olmayacağı uygulamada tereddütlere neden olabilmektedir. Bir kısım vergi hukuku yazarları uzlaşma talep süresinin adli tatilde uzamayacağı konusunda fikirleri bulunmaktadır. Bize göre kendisine vergi ve ceza ihbarnamesi tebliğ edilen bir mükellef adli tatile denk gelen bir tarihte anılan vergi ve ceza ihbarnamelerini tebellüğ etmiş ise uzlaşma ve dava açma dahil bütün süreler 5 Eylülden itibaren 7 gün uzayacaktır. Diğer taraftan, ilk kez 1-20 Temmuz tarihlerinde uygulamaya konulan mali tatil uygulaması 5604 sayılı yasa ile yürürlüğe girmiştir. İlki geçen yıl uygulanan mali tatil her sene 1-20 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilmektedir. Mali tatilde de süreler işlememektedir. Sürelerin son günü mali tatilin son gününe denk gelmesi halinde süreler 7 gün uzamaktadır(4). (1) DOĞRUSÖZ A. Bumin, Adli tatilin yarattığı süre karmaşası, Referans Gazetesi, 31.7.2008 (2) İYUK md. 8/3. (3) Sn. Şükrü Kızılot ve Zuhal Kızılot un Vergi İhtilafları ve Çözüm Yolları isimli çalışmasının Güncelleştirilmiş 14. Baskısının 252. sayfasında adli tatilin uzlaşma süresini uzatmayacağı şeklindeki değerlendirmeleri bulunmaktadır. biz bu görüşe katılmıyoruz. Zira, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayınlanan çeşitli buröşürlere ve en önemlisi vergi ve ceza ihbarnamelerinin arka kısımlarında yer alan açıklamalarda bu konu ayrıntılı olarak belirtilmektedir. (4) Bkz. ALPASLAN Mustafa SAKAL Mustafa, Vergi Hukuku Uygulaması I Makale, İnceleme ve Yorumlar, İzmir, Ocak, 2008, s. 401-408 36

MALİYE BAKANLIĞI ÖZELGELERİ T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü) Sayı : 62030549-125[9-2012/125]-748 21/05/2013 Konu: Kasa düzeltmesinden oluşan ticari zararın önceki yıllara ait karlara mahsubunun olanaklı olup olmadığı. İlgide kayıtlı özelge talep formunda,... Vergi Dairesinin... vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi olan şirketinizin kasa hesabı kayıtlarının 6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesi hükümlerinden yararlanılarak düzeltildiği, söz konusu hesapların düzeltilmesinden kaynaklanan bilanço zararlarının 2010 ve önceki hesap dönemlerine ait geçmiş yıl karlarından mahsup edilip edilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. 25.02.2011 tarih ve 1. Mükerrer 27857 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında; Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır. a) Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenleyecekleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarının bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebilirler. b) (a) bendi kapsamında beyan edilen tutarlar üzerinden % 3 oranında hesaplanan vergi, beyanname verme süresi içinde ödenir. c) Bu fıkra kapsamında ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmez; beyan edilen tutarlar ve ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmez. Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz. hükmü yer almaktadır. 37

Konuyla ilgili olarak yayımlanan 1 seri no.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 Sayılı Kanun Genel Tebliğinin Kayıtlarda Yer Aldığı Halde İşletmede Mevcut Olmayan Kasa Mevcudu ve Ortaklardan Alacakların Beyanı başlıklı (C) bölümünde konuya ilişkin açıklamalar yer almış olup kayıtlarda yer aldığı halde işletmede mevcut olmayan kasa mevcuduna ilişkin beyan edilen tutarların Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar hesabına alınacağı ve ayrıca nazım hesaplarında takip edileceği belirtilmiş ve konu ile ilgili örnek uygulamalara yer verilmiştir. Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirketinizce 6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesi kapsamında kasa mevcudunuzun düzeltilerek Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar hesabına kaydedilen tutar gerçek anlamda ticari bir zarar niteliği taşımadığından kurum kazancından indirilmesi mümkün olmadığı gibi geçmiş yıl kârlarına mahsup edilmesi halinde söz konusu mahsup işlemi kar dağıtımı olarak değerlendirilerek bu tutar üzerinden kar dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılacaktır. Bilgi edinilmesini rica ederim. 38

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü Sayı : B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.1-2459 07/08/2012 Konu : Yurtdışındaki satıcı firma tarafından düzenlenen credit note belgesi hk. İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketinize mal satışında bulunan ithalatçı firmanın fiili ithalat tarihinden sonra yurtdışındaki firmanın kendisine credit note vb. adlar altında yaptığı indirimi Şirketinize yansıtması durumunda, bu işleme ilişkin olarak Şirketiniz tarafından fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği ile söz konusu işlem nedeniyle katma değer vergisi (KDV) hesaplanıp hesaplanmayacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. KDV Kanununun; 35 inci maddesine göre; malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, işlemden vazgeçilmesi veya sair sebeplerle matrahta değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükellef, bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükellef ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzeltecektir. Buna göre, mal aldığınız ithalatçı firmanın yurt dışından ithal ettiği hammadde için fiili ithal tarihinden sonra yurtdışındaki firma tarafından kendisine yapılan alış ıskontosu nedeniyle tarafınıza göndereceği credit note belgesine istinaden lehinize bir fiyat indirimi yapılması durumunda, yapılan indirimler nedeniyle işlemin matrahında değişiklik vuku bulmakta olup, bu değişikliğin Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine göre düzeltilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, söz konusu malların ithali sırasında ödenen KDV tutarlarının indirim konusu yapıldığı hususu da dikkate alınarak, mal bedelinde meydana gelen değişikliğe paralel olarak indirim tutarları da düzeltilecektir. Bu düzeltme işlemi, matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde fazladan indirilen tutar, ilave edilecek KDV satırında beyan edilmek suretiyle yapılacağından, yurtdışındaki satıcı adına fatura düzenlenmesine ve indirim tutarı üzerinden KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır. Bilgi edinilmesini rica ederim. 39

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı : 38418978-125[5-12/28]-447 14/05/2013 Konu : Yurt dışı iştirakten elde edilen kazancın Kurumlar Vergisi Kanunu nun 5-1/b maddesine göre istisna olup olmayacağı İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şirketinizin... kurulan... firmasına %49 oranında ortak olduğunu, bu firmanın yurtdışında taşeron olarak çeşitli taş kaplama ve dekorasyona yönelik inşaat taahhüt işleri yaptığını ve söz konusu şirket kazancının Katar da %10 oranında vergiye tabi tutulduğunu belirterek, yurtdışı iştirakinizden elde edilen kazançların, Türkiye de vergilendirilmesinde Kurumlar Vergisi Kanununda yer alan yurtdışı iştirak kazançları istisnasından yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde kurumlar vergisine tabi kurumlar sayılmış olup aynı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında da bu kurumlardan kanuni veya iş merkezi Türkiye de bulunanların tam mükellef olarak gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançlarının tamamı üzerinden vergilendirilecekleri hükmüne yer verilmiştir. Bu Kanunun İstisnalar başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, Kanunî ve iş merkezi Türkiye de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki şirketlerin sermayesine iştirak eden kurumların, bu iştiraklerinden elde ettikleri aşağıdaki şartları taşıyan iştirak kazançları; 1) İştirak payını elinde tutan şirketin, yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az % 10 una sahip olması, 2) Kazancın elde edildiği tarih itibarıyla iştirak payının kesintisiz olarak en az bir yıl süreyle elde tutulması (Rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle veya yurt dışı iştirakin iç kaynaklarından yapılan sermaye artırımları nedeniyle elde edilen iştirak payları için sahip olunan eski iştirak paylarının elde edilme tarihi esas alınır.), 40 3) Yurt dışı iştirak kazancının kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler dahil iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az % 15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması; iştirak edilen şirketin esas faaliyet konusunun, finansal kiralama dahil finansman temini veya sigorta hizmetlerinin sunulması ya da menkul kıymet yatırımı olması durumunda, iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az Türkiye de uygulanan kurumlar vergisi oranında

gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması, 4) İştirak kazancının, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye ye transfer edilmesi. hükmüne yer verilerek sayılan şartları topluca taşıyan yurtdışı iştirak kazançları kurumlar vergisinden istisna tutulmuştur. 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 5.2. Yurt dışı iştirak kazancı istisnası başlıklı bölümünde bu konuya ilişkin ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir. Bu hüküm ve açıklamalara göre, Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen istisna hükmünün uygulanabilmesi için maddede sayılan şartların topluca yerine getirilmesi gerekmekte olup, şirketinizce iştirak edilen... mukim... firmasının %10 oranında vergiye tabi tutulması nedeniyle iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az % 15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması şartı sağlanamadığından, bu iştirakinizden elde ettiğiniz kazancınızın anılan bent kapsamında kurumlar vergisinden istisna tutulması mümkün değildir. Bilgi edinilmesini rica ederim. 41

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI MANİSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Vergi ve Anlaşmalar Uygulama Müdürlüğü Sayı : B.07.1.GİB.4.45.15.01-KDV-53-46-29 29/03/2012 Konu : Yatırım teşvik belgesi kapsamında teslim edilecek makine için teslimden önce fatura düzenlenmesi İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ile yatırım teşvik belgesi sahibi bir firmanın siparişi üzerine üretimi daha sonra gerçekleştirilerek teslim edilecek teşvik belgesi kapsamındaki makine için 08/12/2010 tarihinde fatura düzenlenerek, Aralık 2010 dönemine ilişkin beyannamede söz konusu satışın gösterildiği, ancak makine üretimi henüz gerçekleşmemiş olduğundan yüklenilen KDV hesaplanmadığı, makine üretiminin 2011 Mayıs ayında tamamlandığı ve 17/05/2011 tarihli sevk irsaliyesi ile yatırım teşvik belgesi sahibi firmaya teslim edildiği belirtilerek, 2011/Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs ayında söz konusu makine üretimi nedeniyle yüklenmiş olduğunuz KDV nin iadesinin Mayıs 2011 dönemine ait KDV beyannamesinde gösterilmek suretiyle talep edilip edilemeyeceği hakkında Başkanlığımız görüşü istenilmektedir. KDV Kanununun 13/d maddesinde, yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamında yapılacak makine ve teçhizat teslimlerinin KDV den istisna olduğu hüküm altına alınmış olup, konu hakkında 69 ve 87 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerinde gerekli açıklamalar yapılmıştır. Anılan Kanunun 10 uncu maddesinin (a) bendine göre vergiyi doğuran olay, malın teslimi veya hizmetin yapılması ile meydana gelmektedir. Aynı maddenin (b) bendinde ise, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi halinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesiyle vergiyi doğuran olayın meydana geleceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre, işlemden önce fatura düzenlenmesi ile vergiyi doğuran olay meydana gelmekte ancak iade hakkını doğuran işlem vuku bulmamaktadır. Bu nedenle, KDV Kanununun 13/d maddesi uyarınca, yatırım teşvik belgesi sahibi mükellefe belge kapsamında teslim etmiş olduğunuz makine nedeniyle yüklenmiş olduğunuz KDV nin iadesi için en erken makinenin fiilen teslim edildiği Mayıs/2011 döneminde iade talebinde bulunulabilecek olup, iade talebinin faturanın düzenlendiği ve istisnanın beyan edildiği Aralık/2010 vergilendirme dönemi için düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle yapılması gerekmektedir. 42

Bilgi edinilmesini rica ederim. (*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir. (**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir. (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır. 43

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü Sayı :B.07.1.GİB.4.34.19.02-105[323-2012/VUK-1-..]-1942 21/06/2012 Konu :Yurt dışından tahsil edilemeyen alacağa karşılık ayrılıp ayrılmayacağı ve değersiz alacak olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği. İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda,... da bulunan... firması tarafından cam... üretim makineleri siparişinin... tarihinde toplam...-usd bedelle verildiği,... tarihli niyet mektubu ile kâğıt üzerinde satılan ilk makinelere ilişkin olarak kurumunuz tarafından iki ay içerisinde %... randımana ulaşılma yönünde üretim garantisi verildiği,... firmasının üretim performansını geçerli kabul etmediği ve buna bağlı %10 luk...usd tutarındaki son ödemeyi yapmadığı belirtilerek, tahsil edilmesi artık mümkün gözükmeyen...-usd ye şüpheli alacak karşılığı ayrılıp ayrılmayacağı ve değersiz alacak olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ile bu alacağa kur farkı uygulanıp uygulanmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinde, yabancı paraların borsa rayici ile değerleneceği, borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedelinin esas alınacağı, yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemede uygulanacak kurun Maliye Bakanlığınca tespit olunacağı; bu madde hükmünün yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da cari olduğu hüküm altına alınmıştır. Buna göre, yabancı paranın dönem sonlarında Vergi Usul Kanununun 263 üncü maddesine göre borsa rayici ile, yabancı paranın borsada rayici yoksa, Maliye Bakanlığınca tespit edilen kur esas alınmak suretiyle değerlemeye tabi tutulması ve ortaya çıkan kur farkının, gelir veya gider olarak dikkate alınarak dönem kazancıyla ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Mezkur Kanunun 322 nci maddesinde kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkân kalmayan alacakların değersiz alacak olduğu ve söz konusu alacakların bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybedecekleri ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilecekleri hüküm altına alınmıştır. 44 Anılan madde uyarınca, kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar değersiz alacak olarak nitelendirilmiştir. Görüldüğü gibi değersiz alacak; kaybedilmiş, tahsiline artık imkan kalmamış, değeri sıfıra inmiş bir alacaktır. Kanuni düzenlemeye göre alacağın tahsil imkanının

kalmadığının, kazai bir hükümle veya kanaat verici bir vesika ile tevsik edilmesi icap etmektedir. Kazai bir hükümden anlaşılması gereken, alacağın tahsili için kanun yollarına başvurulmuş olması, icra takibinin yapılmış bulunması, bu müracaatlar ve takipler sonunda, alacağın ödenmeyeceğine hakim tarafından hükmedilmiş olması; kanaat verici vesika teriminden ise ödemeyi imkansız hale getirmiş hal ve sebepler sonucu ortaya çıkmış belgeler anlaşılmalıdır. Alacağın tahsil güçlüğünün objektif ve inandırıcı belgelerle ortaya konması değersiz alacak uygulaması bakımından büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde alacakların tahsilinin mümkün olmadığının takdiri mükellefe bırakılmış olur. Böyle bir boşluk bırakmamak amacıyla kanun koyucu değersiz hale geldiği ileri sürülen alacağın ciddi olarak takip edildiğine ilişkin çabaların kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesika ile tevsikini öngörmüştür. Ayrıca, alacağın değersiz hale geldiği yıl hesaplarına zarar olarak yazılması gerekmekte olup, ilgili olduğu yılda zarar yazılmayan alacağın sonraki yıllarda dikkate alınması da mümkün bulunmamaktadır. Bu hükme göre, tahsil imkanı kalmayan alacağın tek taraflı beyanla alacaktan vazgeçildiğini bildiren belgeye dayanılarak değersiz alacak olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Öte yandan Kanunun Şüpheli Alacaklar başlıklı 323 üncü maddesinde; ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; dava veya icra safhasında bulunan alacaklar ile yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacakların şüpheli alacak sayılacağı, bu şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabileceği, bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğunun karşılık hesabında gösterileceği, teminatlı alacaklarda bu karşılığın teminattan geri kalan miktara inhisar edeceği, şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarlarının ise tahsil edildikleri dönemde kâr / zarar hesabına intikal ettirileceği hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre, ticari kazancın elde edilmesi veya idame ettirilmesi ile ilgili olarak dava veya icra safhasında bulunan alacaklarla, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek derecedeki küçük alacaklar şüpheli alacak sayıldığından yukarıda belirtilen şartları taşıyan alacaklar için karşılık ayrılması mümkün bulunmakta olup bu şartlardan herhangi birisinin mevcut olmaması halinde ise şüpheli alacak kaydına imkân bulunmamaktadır. Alacağın yurt içinden veya yurt dışından olması bir önem taşımadığından yurt dışından olan alacaklar için de bu madde hükümleri geçerlidir. Alacağın tahsili güçlüğünün, objektif olarak inandırıcı belgelerle ortaya konulması, şüpheli alacak uygulaması açısından ikinci önemli şart olup kanun koyucu şüpheli hale geldiği ileri sürülen alacağın, ciddi olarak takip edildiğinin yargıdan veya icra organlarından alınacak belgelerle tevsikini öngörmüştür. 45

Yurt dışından olan alacakların şüpheli hale geldiğinin ispatlanabilmesi için ticari iş yapılan firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya icra takibinde bulunulması gerekmektedir. Yurt dışından olan alacakların dönem sonunda değerlemesi nedeniyle oluşacak kur farkları da asıl alacağın akıbetine tabi olduğundan asıl alacak şüpheli hale geldikten sonra bu alacağa bağlı olarak oluşan kur farkları için de şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, yurt dışından olan alacaklar için iş yapılan firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya ilgili ülkenin icra mevzuatı uyarınca icra takibine başlanılması halinde alacağın Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesine göre şüpheli hale geldiği kabul edilebilecektir. Ancak, bir alacak için alacağın şüpheli hale geldiği dönemden sonraki bir dönemde karşılık ayrılabileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, karşılık ayrılması gereken dönemde ayrılmayan karşılığın sonraki dönemlerde ayrılması mümkün bulunmamaktadır. Bilgi edinilmesini rica ederim. (*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir. (**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir. (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır. 46

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI MERSİN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI MÜKELLEF HİZMETLERİ GRUP MÜDÜRLÜĞÜ Sayı : B.07.1.GİB.4.33.15.02-2010/720-14-31 15/07/2011 Konu : Form Ba-Form Bs İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Başkanlığımız... Vergi Dairesi Müdürlüğünün... vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 3.2.2 bölümünde, ithalat işlemlerinde gümrük beyannamesi giriş tarihinin dikkate alınacağı belirtilmekle birlikte Gümrük Beyannamesi tarihi ile fiili ithalatın gerçekleştiği tarih arasında gümrük işlemlerinden kaynaklanan gecikmelerin olduğu, tarihsel olarak bazen aynı ay içinde bazen de ay sarkması olarak tarih farkları olduğu, firmanızın serbest bölgeden ve yurt dışından gerçekleştirdiği ithalat işlemlerinin form Ba ile bildirilmesinde, hangi tarihin (ilgili gümrük beyannamesine bağlı olarak gümrük vergisi, ithalatta ödenen KDV ve damga vergisinin Gümrük İdaresine ödendiği tarihte mi, yoksa ihracat işlemlerinde olduğu gibi fiili ithalatın gerçekleştiği tarihte mi, yoksa Gümrük Beyannamesi giriş tarihi olarak gümrük beyannamesinin sağ üst köşesinde yazılı tarihin) dikkate alınacağı hususu ile ithalat işlemlerinin form Ba ile bildirilmesinde, hesaplanan KDV nin indirim konusu yapılması nedeniyle gümrük vergisinin form Ba ya dahil edilip edilmeyeceği konusunda bilgi verilmesi istenilmektedir. Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 148, 149 ve Mükerrer 257 nci maddelerinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak, 350 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba) ile; mal ve hizmet satışlarını ise Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs) ile bildirmeleri yükümlülüğü getirilmiştir. Söz konusu yükümlülük kapsamına giren mükellefler, bildirimlerin dönemi, verilme zamanı ve hadleri, bildirimlerin verilme şekli ile cezai yaptırımlarla ilgili gerekli açıklamalara 362, 381 ve 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yer verilmiştir. 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği nin 3.2.2. numaralı alt bölümünde, ithalat işlemlerinin form Ba ile bildirilmesinde Gümrük Beyannamesi giriş tarihi, ihracat işlemlerinin form Bs ile bildirilmesinde ise, fiili ihracatın gerçekleştiği tarihin dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bilindiği üzere; 4458 sayılı Gümrük Kanununun,61. maddesi...2. Aksine hüküm bulunmadıkça, eşyanın beyan edildiği gümrük rejimine ilişkin tüm hükümle- 47

rin uygulanmasında esas alınacak tarih, beyannamenin tescil edildiği tarihtir..., 74. maddesi ise, Türkiye Gümrük Bölgesine gelen eşyanın serbest dolaşıma girişi, ticaret politikası önlemlerinin uygulanması, eşyanın ithali için öngörülen diğer işlemlerin tamamlanması ve kanunen ödenmesi gereken vergilerin tahsili ile mümkündür... hükümlerini amirdir. Bu çerçevede, eşyanın serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil tarihi ile eşyanın fiilen serbest dolaşıma giriş tarihi arasında farklılık bulunabilmektedir. Bununla birlikte, gümrük mevzuatında fiili ithalata yönelik bir düzenleme bulunmadığından, gümrük mevzuatı açısından esas alınması gereken tarih serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil tarihi olup beyanname üzerinde eşyanın fiilen serbest dolaşıma girdiği tarihe ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır. Diğer taraftan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 21 inci maddesinde, İthalatta verginin matrahı aşağıda gösterilen unsurların toplamıdır: a) İthal edilen malın gümrük vergisi tarhına esas olan kıymeti, gümrük vergisinin kıymet esasına göre alınmaması veya malın gümrük vergisinden muaf olması halinde sigorta ve navlun bedelleri dahil (CIF) değeri, bunun belli olmadığı hallerde malın gümrükçe tespit edilecek değeri, b) İthalat sırasında ödenen her türlü vergi, resim, harç ve paylar, c) (4369 sayılı Kanunun 81 inci maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 1.8.1998) Gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar yapılan (4731 sayılı Kanunun 5/B maddesiyle değişen ibare) diğer giderler ve ödemelerden vergilendirilmeyenler ile mal bedeli üzerinden hesaplanan fiyat farkı, kur parkı gibi ödemeler. hükmü yer almaktadır. Buna göre, ithalatta verginin matrahını oluşturan tutar 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 21 inci maddesi gereğince gümrük vergisi tarhına esas olan kıymeti, malın gümrük vergisinden muaf olması durumunda ise sigorta ve navlun değerleri dahil (CİF) değeri olarak belirlendiğinden, Form Ba nın gümrük beyannamesindeki her türlü masraflar (fatura bedeli, navlun ve sigorta bedeli dahil (CİF) değeri, yurtdışı ve yurtiçi masraflar ve gümrük vergisi) dahil, KDV matrahını oluşturan KDV hariç bedel dikkate alınarak düzenlenmesi gerekmektedir. Bilgilerinize rica ederim. (*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir. (**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir. (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır 48

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü) Sayı :62030549-120[75-2012/997]-280 27/02/2013 Konu :Avans kar payının vergilendirilmesi. İlgide kayıtlı özelge talep formunda,... Vergi Dairesi Müdürlüğünün... vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, 2012 takvim yılı karından mahsup edilmek üzere avans kar payı dağıtımı yapılacağı, kesintinin ise 2012 yılında muhtasar beyanname ile beyan edileceği belirtilerek hissedarlar açısından elde edilen kar payının hangi yılın beyannamesine dahil edileceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasında, sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkül sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratların menkul sermaye iradı olduğu belirtilerek, ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, İştirak hisselerinden doğan kazançların (Limited Şirket ortaklarının, iş ortaklıklarının ortakları ve komanditerlerin kâr payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan kârların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii, kazanç dağıtımı sayılmaz.) kaynağı ne olursa olsun menkul sermaye iradı sayılır. hükmü yer almıştır. Öte yandan, anılan Kanunun 22 nci maddesinin (2) numaralı bendinde ise, tam mükellef kurumlardan elde edilen, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarının yarısının gelir vergisinden müstesna olduğu, istisna edilen tutar üzerinden 94 üncü madde uyarınca tevkifat yapılacağı ve tevkif edilen verginin tamamının, kâr payının yıllık beyanname ile beyan edilmesi durumunda yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edileceğine hükmedilmiştir. Yine aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında kimlerin tevkifat yapacağı belirtilmiş olup, anılan maddenin (6/b-i) bendinde ise, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz.) % 15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır. 49

Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun uygulanmasına ilişkin açıklamaların yer aldığı 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 15.6.6. Avans kar payı dağıtımı başlıklı bölümünde; (6 Seri No lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 20.maddesiyle değişen bölüm) Kurumlar vergisi mükelleflerince avans kâr payı dağıtımı yapılması halinde, dağıtılan kâr payları üzerinden elde edenin hukuki niteliğine göre vergi kesintisi yapılacaktır. Kesilen vergiler, avans kâr payı dağıtımının yapıldığı aya ait muhtasar beyanname ile beyan edilecektir. Avans kâr payı dağıtımında kurum ortakları açısından elde etme, kurumun yıllık safi kazancının kesinleşip, kârın nakden veya hesaben dağıtıldığı, diğer bir ifadeyle avansın kâr dağıtım kararı uyarınca dağıtılan kârdan mahsup edildiği tarihte gerçekleşecektir. Şu kadar ki; bu süre, ilgili hesap dönemine ilişkin beyannamenin verilmesi gereken tarihi içeren hesap döneminin sonunu geçemeyecektir.... açıklamalarına yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalara göre, 2012 yılında avans kâr payı dağıtılması halinde, 2013 yılı sonuna kadar kar dağıtımı için karar alınarak avans kâr paylarının mahsup edilmesi gerekmektedir. Kâr payı elde eden gerçek kişi ortakların elde ettikleri kazancın kanunda belirtilen istisna haddini geçmesi durumunda, 2013 takvim yılına ait gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmekte olup, 2012 yılında avans kar payı üzerinden kesilerek beyan edilen vergilerin gelir vergisi beyannamesinde hesaplanan vergiden mahsup edilmesi mümkün bulunmaktadır. Bilgi edinilmesini rica ederim. 50

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü Sayı :64597866-125[30-2013]-31 20/02/2013 Konu :Yurtdışından alınacak bilgisayar yazılımları ve bilgi transferi bilgi transferi hizmetleri ve bunlara yönelik yurt içinde ve yurt dışında eğitim, danışmanlık, teknik destek, güncelleme ve bakım hizmetleri nedeniyle yapılacak ödemelerden e tevkifat yapılıp yapılmayacağı. İlgide kayıtlı özelge talep formunda, ortaklığınızın yurt içinde ve yurt dışında yolcu ve yük taşımacılığı yapmakta olduğu belirtilerek; Almanya, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, İsveç ve Hindistan da mukim firmalardan alınan bilgisayar programları, bilgi transferi hizmetleri ve bunlara yönelik yurt içinde ve yurt dışında eğitim, danışmanlık, teknik destek, güncelleme ve bakım hizmetleri nedeniyle yapılacak ödemelerden tevkifat yapılıp yapılmayacağı, söz konusu işlemlerin Katma Değer Vergisine (KDV) tabi olup olmayacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, Kanunun birinci maddesinde sayılı kurumların kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye de bulunmayanların sadece Türkiye de elde ettikleri kazançları üzerinden dar mükellefiyet esasında vergilendirileceği hükme bağlanmış ve üçüncü fıkrasında da dar mükellefiyette kurum kazancını oluşturan kazanç ve iratlar bentler halinde sayılmıştır. Aynı Kanunun 30 uncu maddesinde, dar mükellefiyete tabi kurumların maddede bentler halinde sayılan kazanç ve iratlar üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı hükmüne yer verilmiş olup, maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde serbest meslek kazançlarından, ikinci fıkrasında ise ticari veya zirai kazanca dahil olup olmadığına bakılmaksızın telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayrimaddi hakların satışı, devir ve temliki karşılığında nakden veya hesaben ödenen veya tahakkuk ettirilen bedeller üzerinden kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmıştır. Vergi kesintisi oranları, 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 03.02.2009 tarihinden itibaren petrol arama faaliyetleri dolayısıyla sağlanacak kazançlarda % 5, diğer serbest meslek kazançlarında % 20, gayrimaddi hak bedeli ödemelerinde de % 20 olarak belirlenmiştir. 51

ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMALARI YÖNÜNDEN Türkiye - İngiltere Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması 01.01.1989, Türkiye - ABD Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması 01.01.1998, Türkiye - Almanya Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması 01.01.2011, Türkiye - İsveç Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması 01.01.1991, Türkiye - Hindistan Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ise 01.01.1994 tarihlerinden itibaren uygulanmaktadır. Yazılım programının satın alınması veya programlardan üyelik yolu ile faydalanılması ve bunlara yönelik Türkiye de veya uzaktan bağlantı yoluyla yurtdışından sağlanan eğitim, teknik destek, güncelleme, bakım, danışmanlık vb. hizmetlerinin alınması karşılığında İngiltere, ABD, Almanya, İsveç ve Hindistan mukimi firmalara yapılacak ödemelerin, Türkiye nin, İngiltere, ABD, İsveç ve Hindistan ile akdetmiş olduğu Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları nın birer örneği ekli 12, 14 ve 15 inci maddeleri, Almanya ile akdetmiş olduğu Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının ise birer örneği ekli 7, 12, 15 inci maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Mukteza talebinin değerlendirilmesinde, söz konusu ülkelerden alınan yazılım ile programlardan üyelik yolu ile faydalanılması ile ilgili olarak, mülkiyet hakkının yazılımı kullanan Türk Hava Yolları A.O. ya geçmeyerek programı hazırlayan İngiltere, ABD, Almanya, İsveç ve Hindistan mukimi firmalarda kaldığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, söz konusu Anlaşmaların birer örneği ekli 12 inci maddeleri çerçevesinde, Türk Hava Yolları A.O. tarafından yazılım bedeli ve üyelik ücretleri olarak İngiltere, ABD, Almanya ve İsveç mukimi firmalara yapılacak Türkiye kaynaklı ödemeler üzerinden alınacak vergi, gayrimaddi hak bedeli gayrisafi tutarının %10 unu, Hindistan mukimi firmaya yapılacak Türkiye kaynaklı ödemeler ise gayrimaddi hak bedeli gayrisafi tutarının %15 ini aşmayacaktır. Diğer taraftan, yazılım ile ilgili sağlanan eğitim, teknik destek, güncelleme, bakım, danışmanlık vb. hizmetleri, yazılım sözleşmesinde yer alması ve ayrı bir fiyat olarak belirtilmemesi durumunda yine söz konusu Anlaşmaların 12 inci maddeleri kapsamında değerlendirilecektir. Söz konusu hizmetler için ayrı bir bedel belirlenmiş olması durumunda ise bu hizmetlerin İngiltere, ABD ve İsveç Anlaşmalarının Serbest Meslek Faaliyetleri başlıklı, birer örneği ekli 14 üncü maddeleri kapsamında, Almanya Anlaşmasının Ticari Kazançlar ı düzenleyen bir örneği ekli 7 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Hindistan Anlaşması bakımından, söz konusu hizmetlerin, hizmetin ve hizmeti veren kişinin niteliğine göre, Anlaşmanın, birer örneği ekli Gayrimaddi Hak Bedelleri ve Teknik Hizmet Ücretleri başlıklı 12 inci, Serbest Meslek Faaliyetleri başlıklı 14 üncü veya sırasıyla İşyeri ve Ticari Kazançlar başlıklı 5 ve 7 inci maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, İngiltere ve ABD mukimi bir teşebbüsün Türkiye ye gelmeksizin icra edecekleri serbest meslek hizmetleri veya benzer nitelikteki diğer faaliyetleri dolayısıyla elde edecekleri gelirleri vergileme hakkı yalnız bu ülkelere aittir. Eğer bu 52

hizmet veya faaliyetler Türkiye de ilgili Anlaşmaların 5 inci maddesi kapsamında bir işyeri vasıtasıyla icra edilirse veya faaliyetlerin icra edildiği süre veya süreler, Türkiye de herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günü aşarsa, Türkiye nin de bu gelirleri vergileme hakkı bulunmaktadır. Türkiye - Almanya Anlaşmasının 7 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca Almanya mukimi şirketin Türkiye de, ilgili Anlaşmanın bir örneği ekli İşyeri ne ilişkin 5 inci maddesi kapsamında bir işyerine sahip olmaksızın elde edeceği geliri vergileme hakkı Almanya ya aittir. Söz konusu gelirin Türkiye de bulunan bir işyeri vasıtasıyla elde edilmesi durumunda ise bu işyerine atfedilen gelirle sınırlı olmak üzere vergileme hakkı Türkiye ye ait olacaktır. Anlaşma nın 5 inci maddesinde hangi hallerde diğer devlette bir işyeri oluşacağı ve oluşmayacağı açıkça belirtilmiştir. Türkiye - İsveç Anlaşmasının 14 üncü maddesine göre, İsveç teşebbüsü personelin, serbest meslek hizmetleri veya bağımsız nitelikteki diğer faaliyetleri karşılığında elde edecekleri gelirin Türkiye de vergilendirilmesi için bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen koşullardan en az birinin ihlal edilmesi gerekmektedir. Bu üç şartın topluca gerçekleştiği durumda vergileme İsveç te yapılacaktır. Türkiye - Hindistan Anlaşmasının 12 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında tanımı yapılan teknik hizmet ücretleri çerçevesinde, yönetim, teknik veya danışma nitelikli hizmetler karşılığında Türkiye kaynaklı olarak yapılacak ödemelerin bu maddenin 2 nci fıkrası kapsamında %15 oranında vergi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir. Söz konusu Anlaşma kapsamında, verilecek eğitim hizmetlerinin ise, bu hizmetin gerçek kişilerce verilmesi durumunda Anlaşmanın Serbest Meslek Faaliyetleri ne ilişkin 14 üncü maddesine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, Hindistan mukimi gerçek kişilerin verdiği söz konusu hizmet veya faaliyetler Türkiye de ilgili Anlaşmanın 5 inci maddesi kapsamında bir işyeri vasıtasıyla icra edilirse veya faaliyetlerin icra edildiği süre veya süreler, Türkiye de ilgili bir önceki yıl veya gelir yılı nda toplam 183 günü aşarsa, Türkiye nin de bu gelirleri vergileme hakkı bulunmaktadır. Söz konusu eğitim hizmetlerinin, tüzel kişilerce verilmesi durumunda ise Hindistan mukimi firmaya yapılacak söz konusu ödemelerin, Anlaşmanın İşyeri ne ilişkin 5 inci maddesi ile Ticari Kazançlar a ilişkin 7 inci maddesi hükümleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, eğitim hizmetinin Türkiye de bir işyeri veya daimi temsilci vasıtasıyla yürütülmesi durumunda bu işyerine atfedilen gelirle sınırlı olmak üzere vergileme hakkı Türkiye ye ait olacak ve iç mevzuatımız çerçevesinde yapılacaktır. İngiltere, ABD, Almanya ve İsveç mukimi teşebbüslerin Türkiye de icra edecekleri serbest meslek faaliyetleri, bu teşebbüslerin personelleri vasıtasıyla Türkiye de yapacakları serbest meslek faaliyetlerini ifade etmektedir. Faaliyetlerin Türkiye de icra edilmesi durumunda, yaptıkları serbest meslek ödemeleri üzerinden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan vergi sorumluları, tevkifat yükümlülüğünün doğduğu sırada, istihkak sahibi teşebbüsün faaliyet icrası amacıyla Türkiye de herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde (İsveç Anlaşması için bir takvim yılında) 53

toplam 183 günü aşan bir süre kalıp kalmama durumunu bilemeyeceğinden söz konusu ödemeler üzerinden vergi tevkifatını yapmak durumundadırlar. Kendilerine yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapılan teşebbüsler Anlaşma hükümleri çerçevesinde bu ödemelerin Türkiye de vergilendirilmemesinin gerektiği durumlarda, bizzat veya vekilleri vasıtasıyla, tevkif edilen vergilerin iadesi için ilgili vergi dairesine başvurabileceklerdir. İngiltere, ABD, Almanya ve İsveç te mukim teşebbüslerin Türkiye de serbest meslek icrası için kaldığı sürenin ilgili Anlaşma maddesine göre herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde veya bir takvim yılı içinde toplam 183 günü aşıp aşmadığının tespitinde; Türkiye de birden fazla teşebbüse serbest meslek faaliyeti sunuluyorsa bu faaliyetlerin tamamı ve hizmetin Türkiye ye gönderilen birden fazla personel vasıtasıyla icra edildiği durumda, bunların Türkiye de toplam kalma süreleri dikkate alınacaktır. Diğer taraftan, söz konusu hizmetler kapsamında İngiltere, ABD, Almanya, İsveç ve Hindistan dan gönderilecek personelin elde ettiği ücret gelirlerinin vergilendirilmesi konusunun ise ilgili Anlaşmaların birer örneği ekli 15 inci maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre İngiltere, ABD, Almanya, İsveç ve Hindistan teşebbüsü personelin, söz konusu hizmetler karşılığında elde edecekleri ücretlerin Türkiye de vergilendirilmesi için anılan maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen koşullardan en az birinin ihlal edilmesi gerekmektedir. Bu üç şartın topluca gerçekleştiği durumda ise vergileme ilgili ülkede yapılacaktır. Bununla birlikte, Türkiye - Almanya Anlaşmasına ek Protokol ün bir örneği ekli 6 ncı maddesinde belirtilen koşulların gerçekleşmesi halinde ise Almanya Anlaşmasının 15 inci maddesinin 2 nci fıkrasının uygulanmayacağı açıktır. Yukarıda belirtilen ülkelerde mukim şirketlerin veya ücret erbabının ilgili Anlaşma hükümleri çerçevesinde Türkiye de vergi ödemeleri durumunda söz konusu vergiler söz konusu Anlaşmaların Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi başlıklı maddeleri çerçevesinde duruma göre istisna veya mahsup edilecektir. Anlaşma hükümlerinin iç mevzuata göre değişiklik getirdiği durumlarda, Anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek için söz konusu İngiltere, ABD, Almanya, İsveç ve Hindistan mukimi şirketlerin ve ücret erbaplarının bu ülkelerde tam mükellef olduğunun ve tüm dünya kazançları üzerinden bu ülkelerde vergilendirildiğinin yetkili makamlarından alınacak bir belge ile kanıtlanması ve bu belgenin aslı ile noterce veya bu ülkelerdeki Türk Konsolosluklarınca tasdik edilen Türkçe tercümesinin bir örneğinin vergi sorumlularına veya ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmektedir. KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN KDV Kanununun, - 1/1 inci maddesinde, Türkiye de ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, 1/2 nci maddesinde ise her türlü 54

mal ve hizmet ithalinin KDV ye tabi olduğu, - 6/b maddesinde, işlemlerin Türkiye de yapılmasının, hizmetin Türkiye de yapılmasını veya hizmetten Türkiye de faydalanılmasını ifade ettiği, - 9 uncu maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığının, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği, hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye de bulunmayanlar tarafından yapılan işlemlerde tevkifat uygulamasına ilişkin açıklamalara 01.05.2012 tarihinde yürürlüğe giren 117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin 2.1 bölümünde yer verilmiştir. Buna göre, ortaklığınızın yurt dışında mukim firmalardan satın aldığı bilgisayar programları, bilgi transferi ve bunlara ilişkin hizmetler ile ilgili yapılan ödemeler KDV ye tabi olup, yurt dışında mukim firmalara ödenen bedel üzerinden hesaplanan KDV nin, şirketinizce sorumlu sıfatıyla 2 no.lu KDV beyannamesi ile beyan edilerek kanuni süresinde ödenmesi gerekmektedir. Bilgi edinilmesini rica ederim. 55

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI MUĞLA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü Sayı :96620903-125[6/2013-1]-3 14/02/2013 Konu :2012 yılında satış faturası düzenlenen malların 2013 yılında maliyetinin oluşması durumunda K.V. ve KDV beyanı. İlgide kayıtlı özelge talep formunda; Devlet Malzeme Ofisine yurt dışından ithal ettiğiniz malları verdiğinizi, 2012 yılında Devlet Malzeme Ofisine elinizde bulunan stoklardaki malları verdikten sonra yeni taleplerinin olduğunu ve talep miktar ve tutarları belirlenen malların daha sonra teslim edilmek üzere anlaşma yapıldığını, Devlet Malzeme Ofisinin talebi olan malları 2013 yılında teslim alacağı, bu malların faturasının 2012 yılında düzenlendiği, fatura tutarının... olmak üzere toplam... TL olduğu belirtilerek, fatura düzenlenme tarihinin 2012 yılında olması nedeniyle ilgili malların maliyet bedellerini 2012 yılı satılan mallar maliyetine mi yoksa 2012 yılında kesilmiş olan fatura bedellerini gelecek aylara ait gelirler hesabına mı kaydetmeniz konusunda tereddüt oluştuğu, ilgili faturalardaki hesaplanan katma değer vergisinin 2012 yılı Aralık ayı katma değer vergisi beyannamesinde mi, malın tesliminin yapılacağı 2013 yılı ocak ayı katma değer vergisi beyannamesinde mi beyan edilmesi gerektiği konusunda tereddüde düşüldüğünden Başkanlığımız görüşü istenilmektedir. Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden : 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safı kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış olup ticari kazançta vergiyi doğuran olay tahakkuk esasına bağlanmıştır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde safi kurum kazancının tespitinde indirilebilecek giderler sayılmıştır. 56 Ticari kazancın tespitinde iki temel ilke geçerlidir. Bunlar dönemsellik ve tahakkuk esası ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Dönemsellik ilkesi ise, bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır. Bu esas dikkate alındığında bir gelir veya gider unsurunun, özel bir düzenleme bulunmadığı sürece,

mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. Öte yandan, Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü ile şirketiniz arasında düzenlenen satın alma sözleşmesinden, Ofis tarafından satın alınacak ürünlerin fiyat, tedarik, teslim ve tesellüm ile bedelin ödenmesine ilişkin usul ve esaslar ile karşılıklı hak ve yükümlülüklerin belirlendiği, ürünlerin teslimlerinin kesin siparişi müteakip 25-35 gün arasında yapılmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Ayrıca, Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğünden bilgi istenilmesi üzerine, Aralık ayı içerisinde toplam 5 adet sipariş verildiği, talep edilen mal ve hizmetlerin ihtiyaç sahibi kamu kurum ve kuruluşlarınca teslim alındığına ilişkin yazılar üzerine ödemenin yapıldığı, fatura konusu mal ve hizmetlerin sipariş mektubunda belirtilen süre ve hükümler çerçevesinde teslim ve tesellüm ettirildiği bildirilmiştir. Şirketiniz tarafından da faturası 31/12/2012 tarihinde düzenlenen malların tesliminin 2013 yılı Ocak ayında içerisinde yapılacağı anlaşılmıştır. Bu hüküm ve açıklamalara göre, 31/12/2012 tarihinde fatura düzenlenmek suretiyle satışı yapılan mallara ilişkin gelir; bu tarih itibariyle miktar ve mahiyet itibariyle kesinleştiğinden 2012 hesap döneminin kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca, satışı yapılan ancak, 2013 yılı Ocak ayında ithal edilerek teslim edilecek olan söz konusu malların maliyet bedellerinin de dönemsellik ilkesi gereği ilgili olduğu hesap döneminde dikkate alınması gerektiğinden, 2012 hesap döneminin kazancının tespitinde dikkate alınması mümkündür. Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden : 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu nun; 1/1 nci maddesinde, Türkiye de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, 1/2 nci maddesinde; her türlü mal ve hizmet ithalatının KDV ye tabi olduğu, 10 uncu maddesinin (a) bendinde, vergiyi doğuran olayın mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde malın teslimi veya hizmetin yapılmasıyla meydana geleceği, (b) bendinde ise; malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgelerin verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesiyle de vergiyi doğuran olayın gerçekleşeceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre, Devlet Malzeme Ofisine teslim edilecek mallar yurtdışından ithal edildikten sonra adı geçen kuruma teslim edilecek olsa dahi, önceden fatura düzenlenmesi halinde KDV Kanunu nun 10/b maddesi uyarınca vergiyi doğuran olay gerçekleşeceğinden, faturada gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura bedeli üzerinden vergi hesaplanması ve hesaplanan bu verginin faturanın düzenlendiği vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir. Bilgi edinilmesini rica ederim. 57

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI MÜKELLEF HİZMETLERİ GELİR VERGİLERİ GRUP MÜDÜRLÜĞÜ Sayı :84098128-120[70-2012-4]-294 14/05/2013 Konu :Serbest meslek erbabının kiraladığı işyerinin bir bölümünü şirkete kiraya vermesi durumunda vergilendirme. İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden; kiracı olarak faaliyet gösterdiğiniz iş yerinin bir bölümünü bir şirkete kiraya vereceğinizi belirterek, tahsil edeceğiniz kira tutarının gelir vergisi tevkifatına tabi olup olmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde; Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işleri işverene tabi olmaksızın, şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 70 inci maddesinin birinci fıkrasında da, aynı fıkrada bentler halinde sayılan mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu hükmüne yer verilmiş olup, ikinci fıkrasında ise maddede bentler halinde yazılı mal ve haklarticari veya zirai bir işletmeye dahil bulunduğu takdirde bunların iratlarının ticari veya zirai kazancın tespitine müteallik hükümlere göre hesaplanacağı hükme bağlanmıştır. Anılan Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin maddede bentler halinde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hüküm altına alınmış olup, aynı maddenin (5/a) bendinde de 70 inci maddede yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden tevkifat yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, söz konusu tevkifat oranı 2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile % 20 olarak belirlenmiştir. 58

Bu çerçevede, kiralamış olduğunuz işyerinin bir bölümünü kurumlar vergisi mükellefine kiraya vermeniz sonucu elde ettiğiniz gelirin, gayrimenkul sermaye iradı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, kiracınız olan şirket tarafından tarafınıza yapılan kira ödemeleri üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94/5-a maddesine istinaden % 20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması ve anılan Kanunun 98 inci maddesinde belirtilen sürelerde ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine muhtasar beyaname ile beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 maddesinde; Türkiye de ticari, sınai,zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu, 3 üncü fıkrasının (f) bendinde ise Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin de vergiye tabi olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 17/4-d maddesinde ise iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemlerinin KDV den istisna olduğu hükme bağlanmıştır. Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, kiracısı olduğunuz işyerinin bir bölümünü bir şirkete kiralamanız neticesinde elde edilen kazanç serbest meslek kazancı kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, bahse konu kiralama işlemi katma değer vergisine tabi değildir. Bilgi edinilmesini rica ederim. 59

T.C. DÜZCE VALİLİĞİ Defterdarlık Gelir Müdürlüğü Sayı :13334133-KVK-02-3 15/05/2013 Konu :Faaliyet Kapsamında şirket elemanlarının seyahat harcamaları gider olarak kabul edilmesi İlgide kayıtlı özelge talep formunda, personelinizin satış sonrası verilen servis hizmetleri (kurulum, bakım ve onarım faaliyeti) sırasında yapmış olduğu (taksi fişi, otobüs bileti, otopark fişi, uçak bileti, posta alındı belgesi vb.) harcamalar ile pazarlama personelinin müşteri ziyaretleri için aldıkları (kolonya, çiçek, elbise, altın, takı vb) hediyelik eşyalara ilişkin belgelerin gider belgesi olarak kullanılıp kullanılamayacağı hususunda Defterdarlığımız görüşü talep edilmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin (B) bendinde; Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. denilmiş, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği belirtilmiştir. Anılan Kanunun 228 inci maddesinde ise Aşağıdaki giderler için ispat edici kağıt aranmaz: 1. Örf ve teamüle göre bir vesikaya istinat ettirilmesi mutat olmıyan müteferrik giderler; 2.Vesikanın teminine imkan olmayan giderler; 3. Vergi kanunlarına göre götürü olarak tespit edilen giderler. 1 ve 2 numaralı fıkralarda yazılı giderlerin gerçek miktarları üzerinden kayıtlara geçirilmesi ve miktarlarının işin genişliğine ve mahiyetine uygun bulunması şarttır. hükmüne yer verilmiştir. Mezkur Kanunun 232 nci maddesinde; Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler: 1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara; 2. Serbest meslek erbabına; 3. Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara; 4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere; 5. Vergiden muaf esnafa. 60 Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.

Yukarıdakiler dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin (1.1.2013 tarihinden geçerli olmak üzere) 800 TL yi geçmesi veya bedeli 800 TL den az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesi mecburidir. denilmiş, 233 üncü maddesinde ise; birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin fatura vermek mecburiyetinde olmadıkları satışları ve yaptıkları işlerin bedellerinin yine aynı maddede sayılan vesikalardan biri ile tevsik olunacağı hükme bağlanmıştır. 167 Sıra No.lu Vergi Usul Genel Tebliğinde ise birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin yukarıda 5 madde halinde sayılan kimselere sattıkları emtia veya yaptıkları işler için satılan emtianın veya yapılan işin bedeli ne olursa olsun fatura vermelerinin, emtiayı satın alan veya hizmeti yaptıran bu kimselerinde fatura istemelerinin ve almalarının zorunlu olduğu ve bunlar için perakende satış fişlerinin geçerli olmayacağı açıklanmıştır. Ancak, daha sonra yayımlanan 204 ve 206 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile bu düzenlemeye bazı istisnalar getirilerek, mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin olarak işyerlerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları (kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri gibi) ve bedeli fatura düzenleme mecburiyetini belirleyen kanuni haddi aşmayan mal ve hizmet bedelleri için düzenlenen perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür. İşletmenin tüketimi dışında satışa konu olacak mal ve hizmetlerin alımlarında ise bedeli ne olursa olsun fatura düzenlenmesi defterlere faturalara dayanılarak kayıt yapılması gerektiği açıklanmıştır. Ayrıca, 275 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de, taksi işleten mükelleflerden alınan ve tutarı fatura düzenleme mecburiyetine ilişkin kanuni haddi aşmayan perakende satış fişlerinin de, gider belgesi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür. Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalara göre; şirketiniz elemanlarının işle ilgili şehir içi seyahatlerinde taksi işleten mükelleflerden alınan perakende satış fişleri hariç, otobüs, minibüs, raylı sistem vb. ulaşım araçları kullanmaları durumunda belge temini zor olduğundan bu tür harcamaların 228 inci madde kapsamında (gerçek miktarları üzerinden kayıtlara geçirilmesi ve miktarlarının işin genişliğine ve mahiyetine uygun bulunması şartıyla) vesikanın teminine imkan olmayan giderler olarak kabulü mümkün bulunmakla beraber söz konusu harcamalara ilişkin fatura vb.belge temin edilmesi halinde bu belgeler tevsik edici belge sayılacaktır. Ancak şehirler arası yapılan iş seyahatlerine ilişkin seyahat harcamalarının yolcu bileti ile tevsiki gerekmektedir. Diğer taraftan, servis hizmeti kapsamında şirketiniz elemanların şehir içi ve dışındaki seyahatlerinde yemek ve benzeri harcamalarının ise kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi için fatura ile tevsik edilmesi gerekmektedir. 61

Öte yandan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun Safi Kurum Kazancı başlıklı 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hükümler uyarınca tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir. Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilebilmesi için yapılan genel giderlerin matrahtan indirilebilmesi için giderle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında illiyet bağının bulunması, giderin keyfi olmaması, yani kazancın elde edilmesi için mecburi olarak yapılması, yapılan gider karşılığında gayrimaddi bir kıymet iktisap edilmemiş olması gerekir. Ayrıca, bu giderlerin tevsik edici belgelere dayanması (fatura, fatura yerine geçen vesikalar gibi) ve yasal kayıtlarda izlenmesi gerekmektedir. Bu hüküm ve açıklamalara göre, personelinizin servis hizmetleri sırasında yapmış olduğu söz konusu harcamalarla müşteri ziyaretleri için alınan hediyelik eşyalara ilişkin giderler yukarıdaki şartları taşıması halinde kurum kazancının tespitinde indirim unsuru olarak dikkate alınabilecektir. Öte yandan, söz konusu giderlere ilişkin muvazaalı bir durumun tespit edilmesi durumunda gerekli cezai işlemlerin yapılacağı tabiidir. Bilgi edinilmesini rica ederim. 62

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI KAHRAMANMARAŞ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü) Sayı :47285862-VUK-6-3 20/03/2013 Konu :Satış vaadi sözleşmesi ile alınan fabrika binasının aktife alınarak amortisman ayrılması ve belge düzeni hk. İlgide kayıtlı özelge talep formunda, noter aracılığıyla yaptığınız satış vaadi sözleşmesi ile aldığınız... fabrikasının (fabrika binası, makine-teçhizat ve demirbaşlar) şirket aktifine alınarak amortisman ayrılıp ayrılmayacağı ile bu fabrikanın üretim sürecinde oluşacak gelir ve giderlerin yasal defterlere kaydının yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmektedir. I-VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesinin birinci fıkrasında; İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269 uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin, bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder. hükmü yer almaktadır. Mezkur Kanunun 189 uncu maddesinde; Üzerinden amortisman yapılan kıymetler ve bunların amortismanları aşağıda yazılı şekillerden herhangi biri ile gösterilir: 1.Envanter defterinin ayrı bir yerinde; 2.Özel bir amortisman defterinde; 3.Amortisman listelerinde. Amortisman kayıtları, amortismana başlandığı tarihten itibaren her yılın amortismanı ayrı ayrı gösterilmek şartı ile birbirine bağlanır. İşletmeye yeniden giren iktisadi kıymetlerle bunların amortismanlarının evvelki yıllara ait kayıtlarda devam ettirilmesi caizdir. Amortisman defteri veya listelerinin kayıtları envanter kaydı hükmündendir. Yukarıdaki esaslara göre kayıtlarda gösterilen iktisadi kıymetlere ait değerler envanter defterine toplu olarak geçirilebilir. hükmü yer almaktadır. 63

Mezkur Kanunun 315 inci maddesine göre mükelleflerin amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa edecekleri ve ilan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürlerinin dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükme istinaden belirlenen oranlar, iktisadi kıymetlerin kullanıldıkları yerler itibariyle 333, 339, 365, 389, 399, 406 ve 418 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ekindeki listelerde gösterilmiş ve uygulamayla ilgili gerekli açıklamalara yer verilmiştir. Satış vaadi sözleşmesi, noter önünde resen düzenlenmesi gereken, başka bir anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde, Türk Medeni Kanununun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilmektedir. Satış vaadi sözleşmeleri, sözleşme alacaklısına şahsi hak veren sözleşmeler olup, alıcı tarafça yapılan satış vaadi sözleşmelerinin, mahkeme ilamlarıyla geçerli olduğunun tespit edilmesi mümkün bulunmaktadır. İlgide kayıtlı özelge talep formu ekinde Başkanlığımıza sunulan... Noterliğince onaylı.../2011 tarih ve... No.lu Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesi nin incelenmesinden; bahse konu taşınmazın, sözleşmede 16 madde halinde belirtilen şartlar dahilinde ve... TL lik taşınmaz bedelinin alıcı tarafından ödenmesi halinde mülkiyet devrinin yapılacağı hususunda karşılıklı olarak mutabakata varıldığı anlaşılmıştır. Yapılan açıklamalar doğrultusunda, iktisadi kıymetin amortisman konusu yapılabilmesi için envantere alınıp, işletmede kullanılabilir olması gerekmektedir. Envantere alınmayan bir iktisadi kıymet fiilen işletmede kullanılsa dahi amortisman konusu yapılamaz. Öte yandan; fabrika binasının üretim sürecinde oluşacak gelir ve giderlerinin ise Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesi gereğince ve aynı Kanuna istinaden tutulacak yasal defterlere 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinden belirtilen açıklamalar çerçevesinde kaydedilmesi gerekmektedir. II-KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde ise Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir. 64

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde; safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup, birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, (7) numaralı bendinde de, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hükümlerine yer verilmiştir. Aynı Kanunun 41 inci maddesinde ise gider kabul edilmeyen ödemelere ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Yapılan genel giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için, söz konusu giderlerle kazancın elde edilmesi ve idamesi arasında doğrudan ve açık bir illiyet bağının bulunması gerekmekte olup, bu mahiyette olmayan giderlerin ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilmesi mümkün değildir. Ayrıca indirim konusu yapılabilecek giderlerin Vergi Usul Kanununun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu vb. belgelerden herhangi biri ile tevsik edilmesi gerekmektedir. Buna göre, şirketiniz ile... arasında düzenlenen satış vaadi sözleşmesi uyarınca şirketiniz kullanımına bırakılan fabrika binasının işletilmesi dolayısıyla elde edilecek gelirler ile bu gelirlerin elde edilmesi için yapılan giderler dikkate alınmak suretiyle genel hükümlere göre tespit edilecek kazancın vergilendirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, fabrika binası ile ilgili olarak banka adına düzenlenen belgelere istinaden sözleşme çerçevesinde ödeyeceğiniz emlak vergisi ve sigorta gibi giderler ise, şirketiniz ile banka arasında imzalanan sözleşmeye istinaden banka tarafından şirketinize dekont düzenlenmek suretiyle yansıtılması halinde şirketiniz safi kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabilecektir. Bilgi edinilmesini rica ederim. 65

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü Sayı :39044742-KDV.17.4-815 06/06/2013 Konu :Şirket aktifine kayıtlı arsa ve arazilerin Özel OSB ye devri işleminin KDV den istisna olup olmadığı. İlgi (a) da kayıtlı özelge talep formunda; - 1992-1995 yılları arasında yatırım amaçlı olarak satın aldığınız ve Şirketiniz aktifinde bulunan tarla vasfındaki gayrimenkullerin organize sanayi bölgesi olarak tescil edilmesi için başlattığınız yasal girişimler sonucunda sahibi olduğunuz gayrimenkullerin 02/12/2012 tarihinde özel organize sanayi bölgesi olarak kayıt ve tescil ettirildiği, - Şirketiniz aktifinde yer alan gayrimenkullerin tahsis edilmesiyle kurulan... Özel Organize Sanayi Bölgesi nin ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğu, -... Özel Organize Sanayi Bölgesi nin yatırımcılara açılmasını teminen 01/06/2012 tarihinde... Sanayicileri Derneği ile protokol imzalandığı ve bu protokole istinaden... Özel Organize Sanayi Bölgesi nin unvanının 28/08/2012 tarihinden itibaren... Özel Organize Sanayi Bölgesi olarak değiştirildiği, - Söz konusu protokol kapsamında... Özel Organize Sanayi Bölgesi ne tahsisli gayrimenkullerin ayrı bir tüzel kişiliği bulunan... Özel Organize Sanayi Bölgesi ne devredileceğibelirtilerek, söz konusu devir işleminin Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 17/4-r maddesi kapsamında KDV den istisna olup olmadığı, Şirketiniz aktifinde kayıtlı bahse konu gayrimenkullerin zaten... Özel Organize Sanayi Bölgesi adına tescil edilmiş olması sebebiyle, bunların tapu idaresi nezdinde... Özel Organize Sanayi Bölgesi tüzel kişiliğine devredilmesi halinde aynı Kanunun 17/4-k maddesine göre KDV istisnası uygulanıp uygulanmayacağı hususlarındaki Başkanlığımız görüşü sorulmuştur. İlgi (b) de kayıtlı dilekçenizde ise özelge talebinize konu olan arazilerin tapuda Şirketiniz adına tescilli olduğu ve aktifinizde yer aldığı, söz konusu gayrimenkullerin Şirketiniz tarafından... Özel Organize Sanayi Bölgesi tüzel kişiliğine tapuda tescil edilmek suretiyle devredileceği belirtilerek konunun bu yönüyle KDV Kanununun 17/4-r maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve görüş bildirilmesi talep edilmektedir. 66

KDV Kanununun 1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 17/4-r maddesine göre, kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler KDV den müstesnadır. Bu hüküm uyarınca, kurumların aktiflerinde, belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde en az iki tam yıl süreyle bulunan taşınmazların (arsa, arazi, bina) satışı KDV den müstesnadır. Bu satışların müzayede suretiyle yapılması halinde de istisna uygulanacaktır. Ancak, istisna hükmü, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz teslimleri için geçerli olmadığından, taşınmazların ticaretini yapan kurumlar ile mülkiyetlerindeki taşınmazları ticari bir organizasyon içinde satan belediyeler ve il özel idarelerinin bu istisnadan faydalanmaları mümkün değildir. Buna göre, 1992-1995 yıllarında iktisap ettiğinizi ve halen tapuda Şirketiniz adına tescilli olup Şirketiniz aktifinde yer aldığını ifade ettiğiniz arazilerin Şirketiniz tarafından... Özel Organize Sanayi Bölgesi tüzel kişiliğine tapuda tescil edilmek suretiyle devredilmesi işlemi, taşınmaz ticareti ile iştigal etmemeniz şartıyla KDV Kanununun 17/4-r maddesi uyarınca KDV den istisnadır. Bilgi edinilmesini rica ederim. 67

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü Sayı :39044742-KDV.13-793 31/05/2013 Konu : KDV Kanununun 13/e maddesi kapsamında verilen istisna belgesinin başka bir firmaya devredilip devredilemeyeceği. İlgide kayıtlı özelge talep formu eki dilekçede, KDV Kanununun 13/e maddesi kapsamında... Liman İşl. A.Ş. ye verilen istisna belgesinin yeni kurduğunuz firma tarafından aynı yatırım için kullanılıp kullanılamayacağı, kullanılamaması halinde istisna belgesi için başvurunun gerekli olup olmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. 3065 sayılı KDV Kanununun 13/e maddesi ile limanlara bağlantı sağlayan demiryolu hatları, limanlar ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işlerini fiilen kendisi yapan veya yaptıran mükellefler ile genel bütçeli idarelere bu işlere ilişkin olarak yapılan mal teslimleri ve inşaat taahhüt işleri katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Söz konusu istisna uygulanmasının usul ve esasları 93 ve 96 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerinde belirlenmiştir. 93 Seri No.lu KDV Genel Tebliği nin 1.3.Limanlar ve Hava Meydanlarının İnşası, Yenilenmesi ve Genişletilmesine İlişkin İstisna başlıklı bölümünde;... 5228 sayılı Kanunla getirilen istisna hükmü uyarınca, liman ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işlerini fiilen kendisi yapan veya başkasına yaptıran mükellefler, bu düzenleme kapsamında işlemlerinin olduğundan bahisle bağlı bulundukları vergi dairesine başvurarak Ek:3 te yer alan belgeyi alacaklardır. İstisnadan sadece katma değer vergisi mükellefleri yararlanabileceğinden vergi daireleri katma değer vergisi mükellefi olmayan kişi ve kuruluşlar adına istisna belgesi düzenlemeyeceklerdir. Bu belge mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi müdürü tarafından imzalanıp, mühürlenecektir. İstisna kapsamındaki işlemin belgede öngörülen tarihe kadar bitirilememesi halinde mükellef süre uzatımına ilişkin belgelerle birlikte müracaat edecek ve vergi dairesince kendisine yeni bir belge verilecektir. 68

Bu istisnanın uygulanabilmesi için satın alınan mal ve hizmetlerin liman ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi faaliyetlerinde kullanılması gerekmektedir.... açıklamalarına yer verilmiştir. 96 Seri No.lu KDV Genel Tebliği nin 3.1. İstisnanın Muhatabı bölümünde; Tek safhada uygulanacak olan istisnadan, gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olmaları şartıyla, inşa, yenilenme ve genişletme işlerini dışarıdan mal ve hizmet satın almak suretiyle kendi imkânları ile bizzat yapan veya kısmen veya tamamen yüklenicilere yaptıran kurum, kuruluş ve işletmeler faydalanabilecektir. İstisna kapsamına girecek mal ve hizmetler ile uygulanacak asgari limit 93 Seri No. lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinde açıklanmıştır. Mükellef işi bizzat yapıyorsa bu işle ilgili mal ve hizmet alışlarında, sözü edilen Genel Tebliğdeki kapsam ve asgari limitle ilgili düzenlemeler göz önünde tutulmak şartıyla katma değer vergisi uygulanmayacak, bu mal ve hizmetleri temin edenlerin alışları ise vergiye tabi olacaktır. Mükellef işi yüklenicilere yaptırıyorsa yüklenicilerin düzenleyecekleri faturalarda da katma değer vergisi hesaplanmayacak, ancak yüklenicilerin bu işle ilgili mal ve hizmet alışlarında genel hükümler çerçevesinde katma değer vergisi uygulanacaktır.... şeklinde açıklanmış olup, Aynı Tebliğin, 3.2.Yap-İşlet-Devret Modelinde İstisna Uygulaması bölümünde de; söz konusu işlerin bu yerlerde kısmen ya da tamamen sağlanacak işletme hakkı karşılığında üstlenilmesinin mümkün bulunduğu, bu durumda sözü edilen istisnanın, işletme hakkını devralan ve bunun karşılığında inşa, yenilenme ve genişletme işini üstlenen mükellefin alışlarında uygulanacağı, istisna belgesinin de sadece işletme hakkını yap-işlet-devret modeli çerçevesinde devralan firmaya verileceği açıklaması yer almaktadır. Buna göre, KDV Kanununun 13/e maddesi kapsamındaki istisnadan, gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olmaları şartıyla, limanlara bağlantı sağlayan demiryolu hatları, limanlar ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletmesi işlerini fiilen kendisi yapan veya yaptıran kurum, kuruluş ve işletmeler ile işletme hakkını yap-işlet-devret modeli çerçevesinde devralan firmalar faydalanabileceklerdir. Dolayısıyla, firmanızın liman ve hava meydanlarının inşası, yenilenmesi ve genişletilmesi işlerini fiilen kendisi yapan veya başkasına yaptıran mükelleflerden olması ve Kanunun 13/e maddesinde yer alan düzenleme kapsamındaki işlemlere ilişkin olarak bağlı bulunduğunuz vergi dairesi tarafından adınıza istisna belgesi dü- 69

zenlenmesi halinde, söz konusu belge çerçevesinde istisnadan yararlanmanız mümkün bulunmaktadır. Ancak, aynı yatırım için kullanılacak olsa dahi başka bir firma adına düzenlenen istisna belgesine istinaden firmanızın istisnadan faydalanması mümkün değildir. Bilgi edinilmesini rica ederim. 70

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI (Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü) Sayı :B.07.1.GİB.4.06.16.01-120[40-11/9]-249 20/02/2012 Konu :Bedelsiz kiralanan otomobile ait giderler ile beyannamelere ilişkin ödenen damga vergisinin gelir vergisinden indirimi, ayrıca söz konusu araca ilişkin KDV nin indirim konusu yapılması. İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; şirket ortağı ve aynı zamanda şirket sahibinin eşi adına kayıtlı bir binek otomobilin şirket işinde kullanılmak ve masrafları şirket tarafından karşılanmak üzere ve kiralama ücreti ödenmeksizin kiralandığı belirtilerek, kiralanan araca ilişkin olarak kira ödemesinde bulunulmadığından 2 no.lu KDV beyannamesinin verilip verilmeyeceği ve söz konusu araca ait giderler ile tarafınızca verilen beyannamelere ilişkin olarak ödenen damga vergilerinin gelir vergisinden indirim konusu yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır. 5520 SAYILI KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6. maddesinin birinci fıkrasında kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı; ikinci fıkrasında ise safî kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme olup bu hüküm uyarınca, kurum kazancının tespitinde Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40. maddesinde yer alan giderlerin indirilmesi mümkün bulunmaktadır. Gelir Vergisi Kanununun İndirilecek Giderler başlıklı 40. maddesinde ticari kazancın tespitinde hasılattan indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup, söz konusu maddenin (5) numaralı bendinde, kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderlerinin; (6) numaralı bendinde ise işletme ile ilgili olmak şartıyla, bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçların hasılattan indirilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir giderin kazancın elde edilmesi ve idamesi ile ilgili olduğunun kabulü için; işin mahiyeti ve genişliği ile uygun olması, giderle kazancın elde edilmesi ve 71

idamesi arasında illiyet bağının bulunması, giderlerin keyfi olmaması yani kazancın elde edilmesi için mecburi olarak yapılması, yapılan gider karşılığında gayri maddi bir kıymet iktisap edilmemiş olması ve Vergi Usul Kanununa göre tevsik edici belgelere dayandırılması gerekmektedir. Buna göre, bir taşıta ait giderlerin, kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabilmesi için taşıtın kiralanması veya envantere dahil edilmesi ve işte kullanılması gerekmektedir. Öte yandan, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinde, I ve IV sayılı tarifelerde yer alan taşıtlardan (Ticari maksatla kullanılan uçak ve helikopterler ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtlar hariç) alınan vergi ve cezalar ile gecikme zamlarının gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilemeyeceği hüküm altına alınmış olup, I sayılı tarifede yer alan binek otomobillerinden alınan motorlu taşıtlar vergisinin kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılması söz konusu değildir. Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirket ortağının sahibi olduğu binek otomobilin bir kiralama sözleşmesi kapsamında bedelsiz olarak şirketinizin kullanımına tahsis edilmesi halinde bu otomobil dolayısıyla ödenecek motorlu taşıtlar vergisi ile ruhsat sahibi olan şirket ortağı adına yapılacak kasko giderlerinin kurum kazancının tespitinde indirim unsuru olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan, ticari işletmenize ait beyannameler üzerinden ödenen damga vergileri ile ticari kazancın elde edilmesi ve idamesi amacıyla işletmede kullanması şartıyla söz konusu otomobile ilişkin akaryakıt ve bakım gibi giderler kurum kazancından indirilebilecektir. Ancak, söz konusu aracın bedelsiz kullanıma tahsisi nedeniyle muvazaalı bir durumun tespit edilmesi halinde gerekli cezai işlemlerin uygulanacağı tabiidir. 193 SAYILI GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN: Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinin birinci fıkrasında, maddede sayılan mal ve hakların sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu, bu Kanunun 73 üncü maddesinde ise kiraya verilen mal ve hakların kira bedellerinin emsal kira bedelinden düşük olamayacağı, bedelsiz olarak başkalarının intifasına bırakılan mal ve hakların emsal kira bedelinin, bu mal ve hakların kirası sayılacağı, bina ve arazide emsal kira bedelinin, yetkili özel mercilerce veya mahkemelerce takdir veya tespit edilmiş kirası, bu suretle takdir veya tespit edilmiş kira mevcut değilse Vergi Usul Kanununa göre belirlenen vergi değerinin % 5 i olacağı hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan, aynı Kanunun 86 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1/d) 72

bendinde ise bir takvim yılı içinde elde edilen ve toplamı 600 milyon lirayı (278 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2011 yılı için 1.170 TL.) aşmayan, tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları için yıllık beyanname verilmeyeceği, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirlerin beyannameye dahil edilmeyeceği belirtilmiştir. Buna göre, şirketinize bedelsiz tahsis edilen araç için Gelir Vergisi Kanununun 73 üncü maddesine göre tespit edilecek emsal kira bedelinin, aynı Kanunun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince 2011 yılı için 1.170,00 TL yi aşması halinde şirket ortağı tarafından gayrimenkul sermaye iradı olarak beyan edileceği tabiidir. 3065 SAYILI KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN: 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 27 nci maddesinin 1 numaralı bendinde bedeli bulunmayan ve bilinmeyen işlemlerde matrahın işlemin mahiyetine göre emsal bedeli veya emsal ücreti olarak dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan, aynı Kanunun 30 uncu maddesinin (d) bendi hükmü uyarınca, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilememektedir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin beşinci fıkrasında ise kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderlerinin, safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği hükme bağlanmıştır. 30 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinin, F/1 Kiralama İşlemlerinde Sorumluluk Uygulaması başlıklı bölümünde, Katma Değer Vergisi Kanununun; 1 inci maddesinin 3/f bendinde, Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiraya verilmesi işlemlerinin, verginin konusuna girdiği hüküm altına alınmıştır. Buna göre, söz konusu mal ve hakların kiraya verilmesi işlemi, ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde verilen bir hizmet olmasa dahi katma değer vergisine tabi olacaktır. Bu kiralama işlemleri ile ilgili katma değer vergisi; a) Kiraya verenin başka faaliyetleri nedeniyle gerçek usulde katma değer vergisi mükellefiyetinin bulunmaması, b) Kiralayanın gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olması, şartlarının birlikte varolması halinde, kiralayan tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir. Bu kapsamdaki kiralamalarda kiraya verenler tarafından beyanname verilmeyeceği tabiidir. 73

Kiraya verenlerin başka faaliyetleri dolayısıyla gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olmaları halinde, sorumluluk uygulaması söz konusu olmayacak, kiraya verenler, kiralama faaliyetleri ile ilgili katma değer vergisini diğer faaliyetleri ile birlikte genel esaslara göre beyan edeceklerdir. açıklamalarına yer verilmiştir. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında, şirket ortağınızın gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olmaması halinde, binek otomobilin firmanıza bedelsiz olarak kiraya verilmesi işleminde, her bir vergilendirme dönemi için emsal kira bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisi, sorumlu sıfatıyla şirketiniz tarafından 2 numaralı katma değer vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir. Şirket ortağınızın başka faaliyetleri dolayısıyla gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olması halinde ise sorumluluk uygulaması söz konusu olmayacağından kiralama faaliyetleri ile ilgili katma değer vergisinin diğer faaliyetleri ile birlikte genel esaslara göre beyan edileceği tabiidir. Diğer yandan, kiralamaya konu binek otomobile ait bakım, onarım, akaryakıt vb. giderlere ilişkin katma değer vergilerinin Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin beşinci fıkrası ve Katma Değer Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin (d) bendi uyarınca indirim konusu yapılabilmesi için şirket faaliyetlerinde kullanılması gerekmektedir. Ancak, ruhsat sahibi olan şirket ortağı adına yapılacak kasko giderlerine ilişkin katma değer vergilerinin şirketinizce indirim konusu yapılamayacağı tabiidir. Bilgi edinilmesini rica ederim. (*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir. (**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir. (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır. 74

SİRKÜLER RAPOR TÜRMOB / SİRKÜLERİ 24.06.2013 / 136 2013 YILINDA MALİ TATİL 2-22 TEMMUZ 2013 TARİHLERİ ARASINDA UYGULANACAKTIR ÖZET: 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre meslek mensuplarına ve yükümlülere kolaylıklar getiren Mali Tatil uygulaması, 2013 yılında 2-22 Temmuz tarihleri arasında uygulanacaktır. 3568 sayılı SMMM ve YMM Kanunu hükümlerine göre faaliyette bulunan meslek mensuplarının, 1-20 Temmuz günleri arasında mer i mevzuata göre yapmaları gereken bazı vergi ve sosyal güvenlik işlemelerini 20 Temmuz tarihinden sonraya erteleyerek meslek mensupları ve yükümlülere kolaylıklar getiren 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun, 28/03/2007 tarihli ve 26476 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün itibariyle yürürlüğe girmiştir. Yasanın 1 inci maddesine göre, her yıl Temmuz ayının birinden yirmisine kadar (yirmisi dahil) malî tatil uygulanmakta, Haziran ayının son gününün tatil günü olması halinde ise, mali tatil, temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden başlamaktadır. Bu düzenlemeye göre, 30 Haziran 2013 günü Pazar gününe rastladığından 2013 yılında mali tatil, 2-20 Temmuz 2013 günleri arasında uygulanacaktır. Diğer taraftan 20 Temmuz 2013 günü, Cumartesi gününe rastladığından mali tatil 22 Temmuz Pazartesi mesai saati başlangıcına kadar devam etmiş olacaktır. Gümrük idareleri, il özel idareleri ve belediyeler tarafından tarh ve/veya tahsil edilen vergi, resim ve harçlarla ilgili olarak malî tatil uygulanmamaktadır. Buna göre, örneğin, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanuna göre tahsil edilen vergiler için bu Yasa uygulanmayacaktır. Malî tatilin sona erdiği günü izleyen yedi gün içinde biten bu madde kapsamındaki kanuni ve idari süreler de malî tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedinci günün mesai saati bitiminde sona ermiş sayılmaktadır. 75

I- YASADA YER ALAN DÜZENLEMELER 1-Vergiyle İlgili Düzenlemeler 5604 sayılı Yasada, vergi ile ilgili bazı işlemlerin süresinin uzayacağı, bazı işlemlerin süresinin işlemeyeceği ve bazı işlemlerin yapılamayacağına yönelik düzenlemeler bulunmaktadır. Bu düzenlemeler, aşağıdaki gibidir: 1.1-Sürelerin Uzaması 5604 sayılı Yasanın 1 nci maddesine göre, son günü malî tatile rastlayan bazı süreler, tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılmaktadır. Bu süreler aşağıdaki gibidir: (5604 sayılı Yasa Md. 1/ 2) Beyanname verme süreleri: Beyana dayalı tarhiyatta, kanuni süresinde verilmesi gereken beyannamelerin verilme süreleri. İkmalen, re sen veya idarece yapılan tarhiyatta ödeme süreleri: İkmalen, re sen veya idarece yapılan tarhiyatta vadesi malî tatile rastlayan vergi, resim ve harçlar ile vergi cezaları ve gecikme faizlerinin ödeme süresi. Uzlaşmaya ilişkin süreler: Tarh edilen vergilere ve/veya kesilen cezalara karşı uzlaşma talep etme veya cezada indirim hükümlerinden yararlanmak amacıyla yapılacak başvurulara ilişkin süreler. Devamlı bilgi vermeye ilişkin süreler: Devamlı bilgi verme hükümleri kapsamında verilmesi gereken bilgilerin verilmesine ilişkin süreler. Beyana dayanan ve beyanname verme süresi malî tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi (aynı ay içerisinde kalmak kaydıyla), uzayan beyanname verme süresinin son gününden itibaren üçüncü günün mesai saati bitimine kadar uzamış sayılmaktadır. (5604 sayılı Yasa Md. 1/ 8) 1.2-Sürelerin İşlememesi: Aşağıda belirtilen süreler malî tatil süresince işlemez. Belirtilen süreler malî tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlar. (5604 sayılı Yasa Md. 1/ 3) Muhasebe kayıt süreleri: Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt süreleri, Bildirim süreleri Dava açma süreleri: vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri malî tatil süresince işlemez. Belirtilen bu süreler malî tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlar. 1.3- Mali tatil süresince yapılamayan bazı inceleme işlemleri 76 Mahkeme kararı veya Cumhuriyet Savcılıklarının talebi üzerine ya da Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler hariç olmak üzere, malî tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazı talep edilemez, mükellefin

işyerinde incelemeye başlanılmaz. (5604 sayılı Yasa Md. 1/ 4) 1.4- Mali tatil süresince bilgi isteme talepleri Tatil süresince, vergi ve ceza ihbarnameleri ile mahsup taleplerine yönelik olanlar hariç, bilgi isteme talepleri mükelleflere, vergi ve ceza sorumlularına bildirilmez. Ancak tatil süresi içinde gerçekleşen tebligat işlemlerinde süre, malî tatilin son gününden itibaren işlemeye başlar. (5604 sayılı Yasa Md. 1/ 5) 2-Sosyal Güvenlik İle İlgili İşlemler Malî tatil ilan edilen döneme rastlayan tarihlerde 5.5.1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 25.8.1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ve 22.5.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa göre işverenlerce yapılması gereken, iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri dışında kalan beyan, bildirim ve ödemeler; 2.9.1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi sigortalıların, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi işverenlerin, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi sigortalıların yapmakla yükümlü olduğu iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri dışında kalan beyan, bildirim ve ödemeler, 5604 sayılı Yasanın 1 inci maddede belirtilen süreler kadar ertelenir. (5604 sayılı Yasa Md. 2/ 1) Ancak, söz konusu yasal düzenlemelerden bir kısmı 5510 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırıldığından, 5510 sayılı Yasa uyarınca yapılması gereken iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri dışında kalan beyan, bildirim ve ödemelerden mali tatile rastlayanları, 5510 sayılı Yasanın 104 üncü maddesi hükmü uyarınca1 5604 sayılı Yasanın 1 inci maddesinde belirtilen süreler kadar ertelenecektir. Maliye Bakanı, malî tatil uygulaması nedeniyle süre verilecek iş ve işlemlerin kapsamı ile malî tatil uygulamasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir. (5604 sayılı Yasa Md. 1/ 9) Sosyal güvenlik işlemlerinin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemeye ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilidir. Vergi ile ilgili işlemlerde, Yasada Maliye Bakanına tanınan yetki, sosyal güvenlik ile ilgili işlemlerde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından kullanılır. II-TEBLİĞLERLE YAPILAN DÜZENLEMELER Yasaya yöre Maliye Bakanı, vergi ile ilgili malî tatil uygulaması nedeniyle süre verilecek iş ve işlemlerin kapsamı ile malî tatil uygulamasına ilişkin usûl ve 1 Diğer kanunlardaki atıflar MADDE 104- (Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/62 md.) Bu Kanunla yürürlükten kaldırılmayan hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, 77

17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlara yapılan atıflar ile ilgili mevzuatında emeklilik, malûllük, vazife malûllüğü ve sosyal sigorta haklarına, yardımlarına ve yükümlülüklerine, iştirakçiliğe ve sigortalılığa, dul, yetim ve hak sahipliği şartlarına, emekli ikramiyesine, ek ödemelere, sağlık hizmetleri veya tedavi bedellerinin ödenmesine ilişkin yapılan atıflar bu Kanunun ilgili maddelerine yapılmış sayılır.27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununda kadrosuzluk tazminatının ödenmesine ilişkin T.C. Emekli Sandığına yapılmış olan atıf ile diğer kanunlarda T.C. Emekli Sandığına, Sosyal Sigortalar Kurumuna, Bağ-Kur a yapılmış atıflar Kuruma yapılmış sayılır. esasları belirlemeye yetkilidir. Bu yetki, sosyal güvenlikle ilgili işlemler için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verilmiştir. Bu yetkiye istinaden,30/7/2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan; Maliye Bakanlığınca 1 sıra No lu Mali Tatil Uygulaması Hakkında Tebliğ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca da 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanunun 2 nci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Tebliğ ile mali tatil konusunda düzenleme ve açıklamalar yapılmıştır. Bu Tebliğlerde yer alan düzenlemeler genel hatlarıyla aşağıda belirtilmiştir. 1-VERGİ İLE İLGİLİ İŞLEMLER Maliye Bakanına tanınan yetki çerçevesinde 1 seri No lu Tebliğde Mali tatilin uygulanacağı tarihler, Mali tatil kapsamında olmayan süreler, Mali tatil nedeniyle uzayan süreler, Mali tatil nedeniyle işlemeyen süreler, Mali tatil süresince defter ve belgelerin ibrazı, vergi incelemesine başlama, Mali tatil süresince bilgi isteme ve tebligat işlemleri, Mali tatilin sona erdiği günü izleyen yedi gün içinde biten kanuni ve idari süreler, Beyanname verme süresi mali tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi, Konularında açıklamalar yer almıştır. Ancak bu açıklamalara ilave olarak Tebliğde, bazı vergilerle ilgili işlemlerin mali tatil kapsamına girmediği belirtilmiştir. Buna göre aşağıda belirtilen sürelerin mali tatil nedeniyle uzaması söz konusu olmayacaktır. 78

İcra yoluyla yapılan satışlarda katma değer vergisi uygulamasına yönelik (5) No.lu Katma Değer Vergisi Beyannamesinin verilme ve ödeme süresi, Sürekli beyanname vermek zorunda olanlar dışındaki resmi kuruluşlar tarafından müzayede mahallerindeki satışlar dolayısıyla tahsil edilen katma değer vergisinin, 15 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (I/3) bölümünde belirtilen ödeme süresi, 1512 sayılı Noterlik Kanununun 118 inci maddesine göre noterler tarafından tahsil edilen damga vergisi ve harç bedellerinin anılan Kanunun 119 uncu maddesi uyarınca ilgili vergi dairesine bildirilmesine ilişkin olarak verilecek beyannameler ile süreksiz yükümlülük şeklinde değerlendirilen ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre verilen (1), (2) ve (4) No.lu Beyannamelerin verilme ve ödeme süreleri, Tebliğde kanuni süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannamelerin ödeme süresinin mali tatil nedeniyle uzamayacağı belirtilmişse de bu hüküm Danıştay Yedinci Daire Başkanlığının 23.12.2011 tarihli ve Esas No:2009/2636, Karar No:2011/9721 sayılı kararı ile hukuken yok hükmünde olduğu kararlaştırılmıştır. Keza Tebliğde özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi ile şans oyunları vergisine ilişkin olarak verilmesi gereken beyannamelerin verilme ve ödeme sürelerinin de mali tatil nedeniyle uzamayacağı belirtilmişse de bu hüküm de Danıştay Yedinci Daire Başkanlığının 23.12.2011 tarihli ve Esas No:2009/2636, Karar No:2011/9721 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. 2-Sosyal Güvenlik İle İlgili İşlemler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına tanınan yetki çerçevesinde ise 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanunun 2 nci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Tebliğde aşağıdaki konularda açıklama ve düzenlemeler yer almıştır. 79

3. Maddede mali tatil süresi 4.Maddede 506 sayılı Kanuna tabi işverenlerin mali tatil kapsamına giren beyan, bildirim ve ödemeleri İşyeri bildirgesi yönünden Sigortalı işe giriş bildirgesi yönünden Aylık prim ve hizmet belgesi yönünden İdari para cezasına itiraz ve ödeme yönünden Prim ödemesi yönünden Resen hesaplanan prim borcuna itiraz yönünden Asgari işçilik uygulamasından kaynaklanan borcun kabulüne dair taahhütname verilmesi yönünden Asgari İşçilik Tespit Komisyonunca belirlenen orana itiraz yönünden Prim borçlarının ertelenmesi talebi yönünden Tespit edilen işkolu kodu ile iş kazası ve meslek hastalıkları prim oranına itiraz yönünden 5.Maddede 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi sigortalıların mali tatil kapsamına giren iş ve işlemleri Giriş bildirgesi yönünden Sigortalılığın sona ermesinin bildirilmesi yönünden Askerlik borçlanması bedeli nin ödenmesi yönünden İdari para cezası yönünden İsteğe bağlı borçlanma talebi yönünden 6.Maddede 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanuna tabi işverenlerin mali tatil kapsamına giren beyan, bildirim ve ödemeleri İşten ayrılma bildirgesi yönünden İdari para cezası yönünden 7. Maddede 4857 sayılı İş Kanunu ve 2821 sayılı Sendikalar Kanununa tabi işverenlerin mali tatil kapsamına giren iş ve işlemleri 8. Maddede 5604 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamına girmeyen iş ve işlemler 80

II-DAVA AÇMA SÜRELERİ AÇISINDAN DİKKATE ALINACAK HUSUSLAR 5064 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri mali tatil süresince işlemez. hükmüne yer verilmiştir. 01.01.2012 tarihinden geçerli olmak üzere adli tatil sürelerine ilişkin yeni bir düzenleme yapılmış olup, vergiye ilişkin işlemlerde dava açma süresinin bu düzenlemeler de dikkate alınarak tespit edilmesi gerekmektedir. Şöyle ki; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu nun 650 sayılı KHK nin 11 inci maddesi ile değişik 61 inci maddesinde; Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuzbir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler. hükmüne yer verilmiştir. Yine aynı Kanunun 8/3 üncü maddesinde Bu kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır. hükmü mevcuttur. Bununla birlikte adli tatilin 21 Temmuz 1 Eylül tarihleri arasında uygulanmasını öngören 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname düzenlemesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi nin 2012/108 sayılı kararı 01.01.2013 tarih ve 28515 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, 1 Temmuz 2013 tarihinde yürürlüğe girecektir. Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü, 3 Haziran 2013 tarih ve 31853594-101-716-2964 sayılı yazısıyla Yargı Hizmetleri ile İlgili Olarak Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı nı TBMM Başkanlığına göndermiştir. Söz konusu Kanun Tasarısı nın 14 üncü maddesinde Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuzbir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler hükmü yer almaktadır. Söz konusu Kanun Tasarısının 1 Temmuz 2013 tarihine kadar kanunlaşması beklenmektedir. Yukarıda belirtilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere mali tatil süresince vergiyle ilgili işlemelere ilişkin dava açma süresi işlememektedir. Başka bir anlatımla, işlemeye başlamış olan dava açma süresi mali tatilin başlamasıyla birlikte kesilmekte ve mali tatilin bitimini müteakip süre kaldığı yerden işlemeye devam etmektedir. Buna karşılık, adli tatil süresi içinde dava açma süresi işlemekte ancak sürenin son günü adli tatile rastlarsa dava açma süresi 7 Eylül günü mesai saati bitimine kadar uzamaktadır. Sonuç olarak, vergiyle ilgili bir işlemden kaynaklı davanın açılmasının son günü mali tatile ve/veya adli tatile denk geliyor ise dava açma süresinin son günü 7 Eylül günü mesai saati bitimine kadar uzamaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da; mali tatil nedeniyle uzayan sürenin dava açma süresi olmasıdır. Kanunda, mali tatil nedeniyle vergi yargısına ait temyiz yahut itiraz sürelerinin de uzayacağı yönünde bir hükme yer verilmemiştir. Danıştay 3. Dairesi tarafından mali tatilde temyiz ve itiraz süre- 81

lerinin işlemeye devam edeceğine, mali tatilin temyiz ve itiraz sürelerini uzatmayacağına karar verilmiştir. MALÎ TATİL İHDAS EDİLMESİ HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 5604 Kabul Tarihi :15/3/2007 Yayımlandığı R.Gazete Tarih Sayı : 28/3/2007-26476 MADDE 1 (1) Her yıl temmuz ayının birinden yirmisine kadar (yirmisi dahil) malî tatil uygulanır. Haziran ayının son gününün tatil günü olması halinde, malî tatil, temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden başlar. (2)Son günü malî tatile rastlayan aşağıda belirtilen süreler, tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır: a)beyana dayalı tarhiyatta, kanuni süresinde verilmesi gereken beyannamelerin verilme süreleri. b)ikmalen, re sen veya idarece yapılan tarhiyatta, vadesi malî tatile rastlayan vergi, resim ve harçlar ile vergi cezaları ve gecikme faizlerinin ödeme süresi. c)tarh edilen vergilere ve/veya kesilen cezalara karşı uzlaşma talep etme veya cezada indirim hükümlerinden yararlanmak amacıyla yapılacak başvurulara ilişkin süreler. d)devamlı bilgi verme hükümleri kapsamında verilmesi gereken bilgilerin verilmesine ilişkin süreler. (3)Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt süreleri, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri malî tatil süresince işlemez. Belirtilen süreler malî tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlar. (4)Mahkeme kararı veya Cumhuriyet Savcılıklarının talebi üzerine ya da Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler hariç olmak üzere, malî tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazı talep edilemez, mükellefin işyerinde incelemeye başlanılmaz. 82 (5)Tatil süresince, vergi ve ceza ihbarnameleri ile mahsup taleplerine yönelik olanlar hariç, bilgi isteme talepleri mükelleflere, vergi ve ceza sorumlularına bildirilmez. Ancak tatil süresi içinde gerçekleşen tebligat işlemlerinde süre, malî tatilin son gününden itibaren işlemeye başlar.

(6)alî tatilin sona erdiği günü izleyen yedi gün içinde biten bu madde kapsamındaki kanuni ve idari süreler, malî tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedinci günün mesai saati bitiminde sona ermiş sayılır. (7)Gümrük idareleri, il özel idareleri ve belediyeler tarafından tarh ve/veya tahsil edilen vergi, resim ve harçlarla ilgili olarak malî tatil uygulanmaz. (8)Beyana dayanan ve beyanname verme süresi malî tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi (aynı ay içerisinde kalmak kaydıyla), uzayan beyanname verme süresinin son gününden itibaren üçüncü günün mesai saati bitimine kadar uzamış sayılır. (9)Maliye Bakanı, malî tatil uygulaması nedeniyle süre verilecek iş ve işlemlerin kapsamı ile malî tatil uygulamasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir. MADDE 2 (1) Malî tatil ilan edilen döneme rastlayan tarihlerde 5/5/1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ve 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa göre işverenlerce yapılması gereken, iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri dışında kalan beyan, bildirim ve ödemeler; 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi sigortalıların, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi işverenlerin, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tâbi sigortalıların yapmakla yükümlü olduğu iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri dışında kalan beyan, bildirim ve ödemeler, 1 inci maddede belirtilen süreler kadar ertelenir. (2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilidir. Bu Kanunun 1 inci maddesinde Maliye Bakanına tanınan yetki bu maddenin uygulanmasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından kullanılır. MADDE 3 (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 83

84

85

86