Seçimler ve Parlamentonun Solu. Erkan Altun Yoldaş Ölümsüzdür! işçi demokrasisi. yaşasın. sosyalist

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Seçimler ve Parlamentonun Solu. Erkan Altun Yoldaş Ölümsüzdür! işçi demokrasisi. yaşasın. sosyalist"

Transkript

1 Seçimler ve Parlamentonun Solu AKP sınıra dayanmıştır ve bundan sonrasını eskiden olduğu gibi sürdüremeyecek durumdadır. Ekonomi, dış ilişkiler, siyasal ve toplumsal çelişkiler, toplam tablo AKP nin geriye doğru çözülüş sürecine girdiğini göstermektedir. Bu çözülmenin hızı ve temposunu belirleyecek olan önemli bir etmen, önümüzdeki genel seçimlerde alınacak sonuçlardır. Erdoğan ın gücü ve iktidarı (ve parayı) kendisinde merkezileştirme çabaları, salt bir kişisel diktatörlük arzusu vb. ile açıklanamaz; esasen çözülme geciktirilmek istenmektedir, ancak bu yönde atılmak istenen her yeni adım (filli başkanlık uygulamaları, hükümete verilen ayarlar, tek başına anayasayı değiştirerek başkanlık getirme hayali, Erdoğan ı eleştirenlerin tutuklama, soruşturma, basın davaları, gözdağıyla sindirilmek istenmesi, fitne hikâyeleri, Erdoğan a örtülü ödenek yetkisi, başkanlığın AKP nin seçim programına girmesi) ne kadar büyük olursa olsun, geçici etki yaratmaya mahkûmdur ve ayrıca yepyeni kriz öğelerini biriktirmektedir. '' 8-9 yaşasın sosyalist işçi demokrasisi Sayı: 56 Nisan TL UMUT İŞÇİ SINIFINDA! Biz İşçi Meclisi olarak umudumuzu, güvenimizi işçilerin bulunduğu her işyerinde, alanda, havzada, semtte işçi meclislerinde, komitelerinde, kurullarında örgütlenmeye bağladık. Yaşamımızı zehreden, geleceğimizi ipotek altında tutan bu sistemi ancak örgütlenirsek geriletir ve nihayetinde yıkabiliriz. Bunu bilerek ve inanarak her yeni seçimde parlamento hayallerine girmeyi doğru bulmuyor, çözümün burada olmadığını düşünüyoruz. Erkan Altun Yoldaş Ölümsüzdür! Kobané de başlayan direniş ve buna karşı süren IŞİD saldırıları karşısında Kobané ye geçerek burada süren direnişin bir parçası olmayı seçen Erkan Altun Kobané de Komünist Nefer olarak ölümsüzleşti. Erkan Altun yoldaşın sosyalizme inancı üzerinden geçen yaşamı ve devrimci mücadeledeki iradesi, enerjisi ve direnci, sınıf devrimcilerine örnek olacaktır. " 10 Burjuva parlamentoda herhangi bir partiyi bir diğeriyle geriletme değil, işçi sınıfının burjuvaziyi geriletmesi aslolandır. Bu nedenle net bir şekilde belirtelim, seçimlerde bu partilere oy vermiyoruz Eksik fazla, az çok demeden tüm zihnimizi, gücümüzü, emeğimizi, örgütlenmeye yönlendiriyoruz, umudumuzu örgütlü bir işçi sınıfına bağlıyoruz

2 2 German Wings: Uçan tabut Barcelona-Düsseldorf seferini yapan German Wings havayollarına bağlı uçak, Fransa Alpleri nde düştü. Uçağın arandığı 2 bin 700 metre yüksekliğindeki bölgeden ayrılmayan televizyonlar, dün kameralarını geleneksel olay yeri ziyaretleri ni yapan Almanya, Fransa ve İspanya devlet başkanlarının suratlarına zumladı. Timsah gözyaşları tabirini eskitmeyen suratlara Ağızlarından uçağın düşüş nedeninin altındaki neoliberal kapitalizm gerçeğine dair tek kelime çıkmayan suratlara! Bu tür olaylarda hiç yabancısı olmadığımız üzere kiliselere doluşan devlet erkanına! ** Düşen uçakta ölen 6 havayolu işçisi, 16 lise öğrencisi, 2 öğretmen, 2 opera sanatçısı ve 2 bebek dahil 150 kişiden televizyonlarda sınıflarına değil, milliyetlerine göre tasnif edilerek bahsediliyor. Kimse, gün gelip yolcularını ölüme uçuran bu uçaklara ancak iki rakamlı bilet fiyatlarını ödeyebilecek olanların, yani her milliyetten işçilerin, kent yoksullarının bindiğinden söz etmiyor. Bunun yerine, her iş cinayetinde olduğu üzere, önce Lufthansa, sonra Airbus tarafından ardarda açıklamalar yapıldı. Bu açıklamalarda düşme sebebi sırlara gömüldü, hatta uçağın mükemmel durumda olduğu söylendi. Düşen uçağın olaydan bir gün önce arıza geçirdiği ise 4 gün sonra ortaya çıktı. Tabii, German Wings in dahil olduğu düşük maliyetli havayolu (low cost) konseptindeki neoliberal kutucuk mantığını uygulayacak olursak, Ne yani uçmasa mıydı? Uçacaktı tabii: Havaalanına indikten sadece 25 dakika sonra kalkarak, yani bakım ve kontrol için neredeyse zaman bırakmayarak; pilot ve hostesleri güvencesiz, sendikasız, çatlatırcasına çalıştırarak; uçuş sırasında su dahil ağırlık yapan her malzemeden kısarak, ya da ekstra ücretlendirerek da 13 milyon olan düşük maliyetli havayolu yolcuları işte tam da bu koşullarda daha 2004 te 80 milyona çıkmıştı. Easy Jet, Ryan Air, German Wings gibi havayolları üzerinden Avrupa da artık tüm uçuşların yüzde 20 sini, İngiltere de ise yüzde 50 sini oluşturan low cost trafiği, Türkiye de de yüzde aralığında. Türkiye de bu çığırı açan, Sabancı ailesinin hiperaktif ferdi Ali Sabancı nın Pegasus u oldu. Pegasus, her yıl ortalama yüzde 42 büyüyerek Avrupa ve Türkiye nin en hızlı büyüyen havayolu konumuna yükseldi. Aynı German Wings gibi o da iniş ve kalkış arasındaki süreyi en aza indiriyor. Uçak yan gelip yatmayacak, günün neredeyse 12 saati uçacak. Yakıt tüketiminin artmaması için uçağın ağırlığı her yolla düşürülüyor. Uçakların iki sefer arası temizliğini de 3 euro ya hostesler yapıyor. (Vatan gazetesinden) German Wings uçağı düştükten sonra yapılan ilk açıklamada Uçuşlarımıza devam edeceğiz denildi. Buna karşın pilotlar dün uçmayı reddetti. Sınıf kardeşlerinin acısı ve sınıf mücadelesinin dili ile konuştular. Şirketin 30 dan fazla uçuşu iptal edildi. Kazadan bir hafta önceydi. Havaalanındaydım ve German Wings yolcusuydum. Panodaki gösterge ve uyarılardan ana şirket Lufthansa daki greve katılım oranını takip ediyordum. German Wings uçaklarının inmesiyle dolup kalkmasının bir olduğunu farketmem uzun sürmedi. Tam bu arada uçağımın da 2 saat rötar yapacağı duyuruldu: Teknik bir problem. Ama bu neydi? İnsanlık için küçük bir farkla, yani bir tesadüfle, düşen uçağın yolcusu değildim. Sınıf düşmanları! İşçilere tabut olan o uçaklara biz biniyoruz, gene bineceğiz. Türkiye deki seçim propagandalarında kafamıza kakarcasına bahsedip durduğunuz uçak yolculuğu istatistiklerini yükselten biziz. Seyahat edebilmek için bakım, onarım kalitesi düşük, havayolu işçilerinin aşırı çalıştırıldığı uçaklara binmek zorunda kalıyor, çalışırken olduğu gibi yolculukta da bile bile lades demek zorunda kalıyoruz. Ölümlerimizin sorumlusu sizsiniz! Bedelini de siz ödemelisiniz! ** TİHV in yanındayız! Yanında olmak zorundayız Kurulduğu 1990 yılından bu yana işkence mağdurlarına tedavi ve rehabilitasyon desteği sağlayan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Gezi direnişi sürecindeki tutumu dolayısıyla baskı altına alınmaya çalışılıyor. SGK, Gezi Parkı olayları sürecinde işkence görenlere yoğun olarak hizmet sunulan Haziran 2013 tarihleri arasında TİHV e gerçekleştirdiği denetim sonucunda, başka bir kurumda sigortalı vetihv de yarı zamanlı çalıştığı belgeli olan bir personelin durumunu gerekçe göstererek, TİHV e 130 bin lira para cezası verdi. TİHV Genel Sekreteri Dr. Metin Bakkalcı, Bu parayı ödemeyeceğiz dedi. TİHV Genel Sekreteri Dr. Metin Bakkalcı, 20 aydır bu kasıtlı para cezasının geri çekilmesi için hukuki yollar da dahil olmak üzere bütün yolları denediklerini belirterek, bugün gelinen noktada hiçbir sonuç alamadıklarını söyledi. Bu para cezasının TİHV nezdinde hiçbir hükmü olmadığını belirten Bakkalcı, Bizim bütün emeklerimiz, temin ettiğimiz her kuruş, işkence görenlere, bu toplum adına bir özür dileme ortamı olan TİHV bünyesinde, tedavisi içindir. Tek bir kuruşun bizim vicdanımızda hesabı var. Vermeyiz, vermeyeceğiz diye konuştu. TİHV e en anlamlı desteklerden birisi bugün Wernicke Korsakoff ve Eski Mahpuslarla Dayanışma Girişimi nden geldi. Açlık grevleri ve Ölüm oruçları sürecinde, maphushanelerde ve gözaltılarda yaşanan işkencelerin alınan hasarların giderlimesinde TİHV in desteğini gören dayanışma üyeleri TİHV i yalnız bırakmadılar. Galatasaray Meydanı nda Cumartesi saat 14.00de bir basın açıklaması yaparak TİHV e dönük baskıyı kınadılar. Dayanışma girişi adına bir ölüm orucu direnişçisi tarafından okunan basın metninde şu ifadeler yer aldı; Açıkcası böylesi komik ve saçma bir gerekçeyle para cezası kesmelşerinin altında yatan gerçek neden TİHV in Gezi direnişi sırasında, bütün siyasal argümanlar bir yana, onların unuttuğu hatta hiç bilmediği bir şeyi yapmalarıdır; İnsanlık! Doktorluk etiğinden daha güçlü bir durum var: İnsan olan, yaralı bir insana yardım eder. Berkin Elvan gibi 14 ünde bir çocuğu katleden, tetikçilere emir ben verdim diyen bugünün saraylıları ne doktorluk etiğini nede insanlığı bilirler. Bu yüzden TİHV e yönelik bu saldırılarıi bir anlamda eşyanın doğası gereğidir. İşkence ve sıklıkla karşılaştığımız sadlırlar sonrasında TİHV i hep yanımızda bulduk. Gezi de de TİHV yanımızdaydı. Şimdi de biz TİHV in yanında olmak zorundayız. Bu hem siyasi hem insani bir zorunluluktur. Biz Çeliğe Su Verenlerle Elele çalışanları açıklıyoruz ki, TİHV in yanındayız.tüm dostları da TİHV in yanında olmaya davet ediyoruz Basın açıklaması Baskılar bizi yıldıramaz, Yaşasın dayanışma ağı sloganları atılarak sonlandırıldı. İşçi Meclisi - Yerel Süreli Siyasi Dergi - Sayı: 56- Fiyat: 1 TL Pina Basım Yayım San. ve Tic. Ltd. Şti. adına sahibi Hüseyin Kezik Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ali Filizler Adres: İstiklal Caddesi Balo Sk. No: 32 Kat. 2 Daire No: 8 Beyoğlu/İstanbul - Hesap No: İş Bankası Koca Mustafapaşa Şubesi Baskı: Özdemir Matbaası Adres: Davutpaşa Cad. Güven Sanayii Sitesi C Blok No:242 Topkapı/İstanbul Tel:

3 Bizim İşçi Sınıfı Dışında Bir Umudumuz Yok! 3 Bahar aylarına bu yıl rengini 7 Haziran da yapılacak olan genel seçimler veriyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve Newroz bu havanın etkisinde kutlandı. 8 Mart ta Özgecan ın öfkesi öne çıkarken Newroz da Abdullah Öcalan ın PKK ye silah bırakarak yeni bir strateji üretme içerimli bir kongre çağrısı yapması seçimlerle birlikte işlendi. İstanbul da Newroz kürsüsünde Selahattin Demirtaş bir oy bir oydur diyerek tüm HDP kitlesinin seçimlere odaklanmasını istedi. Şimdilerde seçimler kim milletvekili olacak, kim daha demokrat olacak fonunda en önemli konu olarak gündemi kaplamaya devam ediyor. Her yeni gelişme partilerin seçim stratejilerine meze edilmeye çalışılıyor. DHKP-C nin yaptığı son eylemler bile AKP nin Alevilere karşı Sünni çoğunluğun temsilcisi olarak oy arttırma çabasına kanalize ediliyor. İç Güvenlik Paketi meclisten çıkartıldı, bu hengâmenin arasında. Yavaştan ilerleyen kıdem tazminatı tartışmaları sürüyor, hazırlıklar devam ediyor, muhtemelen seçimler sonrasında kıdem tazminatlarının da gaspı saldırısı net olarak gelecek. İşçi cinayetleri hız kesmeden devam ediyor. Her gün gelen şantiyelerdeki inşaat işçilerinin ölüm haberlerine mevsim dolayısıyla tarım işçileri de eklendi. Mart ayında 40 tarım işçisi -çoğu yollara savrularak- yaşamını yitirdi. Her gün birer ikişer katlediliyoruz. Bu ülkede işçi katliamı kadar kadın katliamı da hız kesmiyor. Özgecan dan sonra sokaklara taşan öfke maalesef örgütlü bir kanaldan akmıyor ve kadın cinayetleri, taciz, tecavüzler de hız kesmeden sürüyor. Ve TC.vüzcü devlet kadın katillerini korurken, tecavüzcüsünü öldüren kadına en üst sınırdan ceza veriyor. Ülker ve Adore işçileri tazminat haklarını alarak direnişlerini sonlandırdılar. Dora Otel ve Divan işçilerinin direnişleri sürüyor. Metal işçilerinin grev yasağı süresi doldu. Ama Birleşik Metal ne yönde hareket edecek, bir açıklama bile yapılmadı daha. Ankara Kazan da işçiler çalıştıkları fabrikayı işgal ettiler. Patron İlhami Yılmaz ın iflas bahanesiyle 3 aylık maaş, mesai ve kıdem tazminatlarını gasp ettiği işçiler fabrikada nöbet tutuyorlar. Metal işçilerinin greve çıkışı çölde su gibi gelmişti. İşçi sınıfı adına adeta oyunda biz de varız dedi metal işçileri. Kobané de IŞİD in defedilmesinin ardından şimdi sıra civar köylerde. Buralarda da ilerleyiş sürerken bir yandan da Kobané nin yeniden inşaası tartışılıyor. Ortadoğu da hemen her gün değişen güç savaşları şimdi de Yemen üzerinden şekilleniyor. Suudi Arabistan ve İran üzerinden mezhepsellik sosu ile yaşanıyor mücadele. İşçilerin emekçilerin tek birleşme noktası sınıf çıkarları olunca, bu kadar basit olmayacak kapitalizmin işi. İşte Mayısına aşağı yukarı bu tablo eşliğinde giriyoruz. DİSK, KESK, TMMOB, TTB tarafından yapılan ortak açıklamada 1 Mayıs ın insanca yaşanacak ücret, çalışma koşulları, barış, demokrasi ve özgürlük talebiyle tüm kentlerde ve birlikte kutlanacağı bildirildi. Açıklamada İstanbul da 1 Mayıs ın Taksim de kutlanacağı duyurularak dayanışma çağrısı yapıldı. Biz İşçi Meclisi olarak umudumuzu, güvenimizi işçilerin bulunduğu her işyerinde, alanda, havzada, semtte işçi meclislerinde, komitelerinde, kurullarında örgütlenmeye bağladık. Yaşamımızı zehreden, geleceğimizi ipotek altında tutan bu sistemi ancak örgütlenirsek geriletir ve nihayetinde yıkabiliriz. Bu yıl da İstanbul da 1 Mayıs alanı olan Taksim Meydanı işçi ve emekçiler için adres olacak. 1 Mayıs öncesi gündemlere baktığımızda seçimlere odaklanmış bir 1 Mayıs ın bizi beklediğini söylemek güç olmaz. Seçimler 1 Mayıs ı değil, 1 Mayıs seçimleri belirlemeli. İşçi sınıfının birlik mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs ta burjuvazi işçi sınıfının nefesini ensesinde hissetmeli ve adımlarını ona göre atmalı. Burjuvazi ancak reformlarını, yasalarını işçi sınıfının basıncı altında gerçekleştirdiğinde işçi ve emekçiler açısından ezilen ulus, cins ve mezhep yönlerinden kalıcı kazanımlar olacaktır. Aksi halde burjuva parlamenter sistemin kendini yeniden yapılandırmasının piyonu, alkışçısı olmanın ötesine gitmek mümkün olmayacaktır. 1 Mayıs ta alanlara en yakıcı taleplerimizle çıkmalıyız. İş kazası adı altında süren işçi cinayetlerine, devletin koruması altında kocası, kardeşi, akrabası, sevgilisi ya da başka bir erkek tarafından katledilen kadınların sesi olmalı 1 Mayıs. Erkek egemen kapitalist sistem yıkılmadan çözülmeyecek bu sorunlar. Buna odaklanan, ama her an canımızı acıtan cinayetlere, kaza lara, taciz ve tecavüzlere de acil tedbirler alınmasını sağlamalıyız. İşçi cinayetlerini durduracak İSİG önlemlerinin alınması, kadın cinayetlerine alt yapı olan uygulamaların durdurulması, paketlerin geri çekilmesi ilk elde taleplerimiz olmalı. İnsanca yaşamak isteğimiz temel talebimiz olarak çıkmalı öne. Ücretlerin insanca yaşanacak bir seviyeye çıkartılması ve ücret eşitsizliğinin ortadan kaldırılması 1 Mayıs ta haykırılmalı. Grev örgütlenme ve eylem hakkımızın gasp edilmesine her ne şekilde olursa olsun izin vermemeli, bunun için grev ve örgütlenme yasaklarına 1 Mayıs ta dur demeliyiz. İç Güvenlik Paketi adı altında; -hakkını arayan, örgütlenen, direnen işçilerin, emekçilerin, -devlet destekli erkek terörüne karşı sokağa çıkan kadınların, -gelecekleri çalınan, kapitalizme meze edilen gençlerin, -hakkın sokakta alınacağını en iyi bilen Kürt emekçilerin, -HES, nükleer, termik santrallerle, barajlarla doğanın, köylerinin katledilmesine dur diyen köylülerin, ekolojistlerin ayağına, diline, yüreğine pranga vurulmak isteniyor. Türkiye burjuvazisinin en sağlam kalesi AKP sınıra dayanmıştır ve bundan sonrasını eskiden olduğu gibi sürdüremeyecek durumdadır. Ekonomi, dış ilişkiler, siyasal ve toplumsal çelişkiler, toplam tablo AKP nin geriye doğru çözülüş sürecine girdiğini göstermektedir. Türkiye burjuvazisi bölgesel ve küresel anlamda sıkışma yaşamakta. İşçilerin kanı, teri üzerinden büyüme destanları yazan burjuvazi yeni alternatifler peşinde. Bunun karşısındaki en büyük engel, en büyük düşman sen ben biz işçiler, kentin ve kırın yoksulları. Sokağa çıkacağımızı iyi biliyorlar ve bunun önünü almaya çalışıyorlar. Ya paketleriyle ya parlamento hayalleriyle Ama nafile çözülmez çelişki; onların sefası bizim cefamızdan geçiyor. 1 Mayıs ta görmeliler ki bizim üstümüzden sefa sürmek o kadar da kolay değil ve ilelebet sürmeyecek 1 Mayıs ta 1 Mayıs alanlarına! Biz İşçi Meclisi olarak umudumuzu, güvenimizi işçilerin bulunduğu her işyerinde, alanda, havzada, semtte işçi meclislerinde, komitelerinde, kurullarında örgütlenmeye bağladık. Yaşamımızı zehreden, geleceğimizi ipotek altında tutan bu sistemi ancak örgütlenirsek geriletir ve nihayetinde yıkabiliriz. Bunu bilerek ve inanarak her yeni seçimde parlamento hayallerine girmeyi doğru bulmuyor, çözümün burada olmadığını düşünüyoruz. Burjuva parlamentoda herhangi bir partiyi bir diğeriyle geriletme değil, işçi sınıfının burjuvaziyi geriletmesi aslolandır. Bu nedenle net bir şekilde belirtelim, seçimlerde bu partilere oy vermiyoruz Eksik fazla, az çok demeden tüm zihnimizi, gücümüzü, emeğimizi, örgütlenmeye yönlendiriyoruz, umudumuzu örgütlü bir işçi sınıfına bağlıyoruz

4 4 Dora işçileri: Sendika hakkımız engellenemez! Dora Otel işçileri sendikal örgütlenme yaptıkları için işten atıldıkları otelin yine önündeydi. 28 haftadır patronun işten atmasına karşı mücadele veren işçiler, Taksim den Dora Otel önüne yürüyüş gerçekleştirdi. Eyleme Tüm Emek-Sen Sendika haktır engellenemez pankartıyla katılırken, İşçi Dayanışma Koordinasyonu ve Mağaza Çalışanları Platformu da destek verdi. Yürüyüş sırasında sık sık Sendika haktır engellenemez, İşten atılanlar geri alınsın, Dora işçisi yalnız değildir, Örgütlü işçiler yenilmezler sloganı atıldı. Tüm Emek-Sen otel önünde yaptığı basın açıklamasında Birleşik Metal İş in aldığı grev kararını MESS dayatmalarının sonucu bakanlar kurulunun yasaklamasından sonra AKP hükümetinin ve Danıştayın bu tutumukabul edilemez olarak nitelendi. Grev yasağı diktatörlük uygulamasıdır denen açıklamada Türkiye nin hukuk devleti olmaktan çıktığı ve bu yüzden işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadelesi olarak karşılarına çıkacaklarını söyledi. Diğer yandan İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi nin yayınlamış olduğu iş cinayetleri raporunu açıklayarak artarak ölen işçilere dikkat çektiler.konuşmacı AKP hükümetinin iş başına geldiği günden bu yana iş cinayetlerinin arttığını, sermayenin karına kar kattığını söyleyerek 9 Nisan daki Dora Otel işçilerinin işe iade davasına emek dostlarını davet etti. Tekstil işçisinin son olarak söz aldığı eylemde birlik, dayanışma ve mücadele mesajı vardı. Eylem diğer haftada buluşulmak üzere sonlandırıldı. Ankara Kazan da İşçilerden Fabrika İşgali Ankara Kazan Sanayi Bölgesi nde faaliyet yürüten Yılmaz Çelik Hasır firmasındaki işçiler patronun iflas bahanesi ile işçileri izne çıkartarak fabrikadaki makineleri başka yere götürme hamlesine karşı, fabrikaya gelerek işgal eylemi gerçekleştirdiler. Firmanın patronu olan İlhami Yılmaz ın iflas bahanesiyle 3 aylık maaş, mesai ve kıdem tazminatlarını gasp ettiği işçiler fabrikada nöbet tutuyorlar. İşçilerin bir çoğunun yıllık işçi olduğu fabrikada yaklaşık 35 işçi çalışıyor. Fabrikadaki en yeni işçinin 5-6 yıllık işçiler olduğu belirtiliyor. Patronun tazminatları da gasp etmesinde işçilerin alacaklarının yüklü miktarda olması da bir etken. İşçi Meclisi ne konuşan işçiler patronun bir süredir iflas ettiği bahanesini öne sürdüğünü, bu gerekçe ile kendilerine izin verdiğini ve izin günü fabrikadaki makinaları başka bir yere taşımak istediği için fabrikada bulunan ustabaşının haber vermesi ile patronun bu girişimini engellediklerini belirttiler. İşçilerden ustabaşı olan Recep Güntutmaz İşçi Meclisi ne fabrikada yaşanan gelişmelerle ilgili bilgi verdi. Recep Usta 20 yıldır fabrikada çalıştığını patronun üç aydır maaşlarını vermediğini, son olarak da iflas ettiğini söylediğini dile getirdi. İşçilerin izine çıkarıldığı gün kendisinin fabrikada olduğunu belirten Recep usta patronun başka bir firmaya borcu olduğunu söylediğini, bu firmada çalışan işçilerin izin günlerinde gelerek makinaları almak istediğini, kendisinin duruma müdahale ederek diğer işçileri fabrikaya çağırdığını söyledi. İşçilerin gelmesi ile makinaları alamadıklarını, diğer firma olan Güneş Çelik patronunun bu durumda direkt fabrikaya gelerek işçilere ben sizin bir aylık maaşınızı vereyim dediğini söyledi.işçilerin bu duruma tepki göstererek tüm alacaklarını istediklerini, yoksa makinaları vermeyerek sonuna kadar direneceklerini aktaran Recep usta bu durum karşısında Güneş Çelik patronunun ben hepsini ödemem diyerek fabrikayı terkettiğini söyledi. Ardından 21. dönem MHP Karabük Milletvekilliği de yapan patron İlhami Yılmaz ın fabrikaya geldiğini ve işçilere eylemi bitirmeleri gerektiğini, piyasadan alacağım var, gidelim birlikte alalım dediğini, işçilerin biz tahsilatçı mıyız sen hakkımızı vereceksin dediğini söyledi. Yaşanan bu gelişmeler sonrasında patronun adamlarının silahlarla fabrikaya gelerek işçileri tehdit ettiği, bir işçinin yaralandığı, işçilerden müdürler tarafından şikayetçi olmamalarının istendiği aktarıldı. İşçiler avukat tutarak alacaklarını icra yoluyla almak istediklerini belirtiyorlar. Bu sürecin yedi gün içerisinde netleşeceğini söyleyen işçiler hak ettiklerini alana kadar burada olacaklarını belirtiyorlar. Ostim İşçi Sağlığı Meclisi bileşenleri de kendi iş çıkışlarında hep birlikte direnişte olan sınıf kardeşlerini ziyaret ettiler. İşçilerin direnişleri boyunca yanlarında olacağını belirten İşçi Sağlığı Meclisi bileşenleri, yıllardır kendilerinin de bu tarz saldırılarla karşılaştıklarını, tek çarenin direnmek olduğunu söylediler. Doğum yapmayı beklerken işten atıldı İstanbul Üniversitesi nin güvenlik hizmeti ihalesini alan Uzay Güvenlik AŞ de özel güvenlik görevlisi olarak çalışan Zarife Beyaz, doğum iznine 6 gün kala işten atıldı. Hamileyken hem çalışmak hem eve bakmak zor. Eşim her konuda yardımcı oluyordu. Ben de eve gece 12 de geldiğim için akşam yemeğini, evin temizliğini sabahtan yapıyordum. 3.5 yaşındaki oğlum Adar ı komşuma bırakıp işe gidiyordum diyen Beyaz, bir gün işe gittiğinde görev listesinde adını göremedi ve işten çıkarıldığını öğrendi. İşten çıkarıldığı gün Uzay Güvenlik e dava açan Beyaz hakkında İstanbul 4. İş Mahkemesi, işe geri alınarak ücret ve diğer haklarının tahsil edilmesi kararını verdi. Aradan 1 yıl geçmesine rağmen işe geri alınmayan Beyaz, 7 aylık hamileyken şirket yetkilileri ve güvenlik amiri her hafta ofise çağırıp istifa etmem için beni tehdit etti. İstifa etmeyince yoğun olan kapılara sürüldüm. Her gün hakarete uğradım. Yaşadığım stres yüzünden erken doğum yaptım dedi. İstifa etmeyince öğrenci giriş-çıkışının yoğun olduğu Fen Edebiyat Fakültesinin Laleli tramvay durağı tarafındaki girişine yerleştirilen Beyaz, bir sonraki hafta tekrar ofise çağırılarak güvenlik amirinin mobbingine maruz kaldı. Beyazıt Meydanı ndaki tarihi kapı o zamanlar tadilattaydı. O günlerde en yoğun kapı Rektörlüğün girişiydi. Güvenlik ofisi de bu kapıdaydı. Tekrar istifa etmeyince buraya sürüldüm diyen Beyaz, şunları söyledi: Beni doğum iznindeki raporlu birinin yerine çalışmakla suçladılar. Ama ben 1 yıldır orada çalışıyordum. Böyle bir şey mümkün değildi. İşten çıkarıldığı gün İstanbul 4. İş Mahkemesi ne dava açan Beyaz hakkında, işe geri alınarak ücret ve diğer haklarının tahsil edilmesinin yanı sıra işe başlatılmaması durumunda da 4 aylık brüt ücretinin ek olarak verilmesi kararı verildi. Aradan 1 yıl geçmesine rağmen Uzay Güvenlik, Danışmanlık, Koruma ve Eğitim Hizmetleri AŞ bu kararların hiçbirine uymadı.

5 5 Çöken sadece elektrik sistemi değil neoliberalizmin ta kendisidir! 31 Mart 2015 saat sularında 80 ilde elektrik kesintileri yaşanmıştır. Toplumda infiale yol açan bu durum için hala devlet kademelerinden dişe dokunur bir açıklama yapılmamıştır. Aklı cevval yetkililer, daha önceki tecrübelerimizle sabit ki konu teknik bir şey olunca üstünü kapatmak, insanların aklıyla alay etmek daha kolay diye düşünüyor. 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde dahi kaç bölgede, kaç ilde elektrik kesintisini açıkla(ya) mayan bir Enerji Bakanlığı nın ve Türkiye Elektrik Kurumu nun bizleri ikna edebileceğini düşündüğü bir açıklamayı yapması kaç gün sürecek hepimiz göreceğiz. Trafoya kedi girdi, 75 km hızla esen fırtına vardı gibi söylemlerin arkasına sığınarak bizleri aldattığını düşünen zihniyet er ya da geç kandıramadığını anlayacaktır. Ama burada vahim ve elzem olan bir şey vardır ki her olayın geleceğe taşınması daha elim sonuçlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Salı günü yaşanan kesintilerin nedeniyle ilgili TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi), Enerji Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı açıklamalarda bulundular. TEİAŞ tan yapılan açıklamada; Avrupa-Anadolu enerji bağlantısındaki kopma olarak gerekçelendirdiği elektrik kesintilerini, Enerji Bakanı Taner Yıldız Arızanın sebebinin tespit edilmesi lazım. Özel sektöre ait bir santralin devre dışı kaldığı ve bunun domino etkisi yaptığı bilgisi var. diyerek açıklamaya çalışıyor. Başbakan ve Cumhurbaşkanı ise konuyla ne kadar uzak olduklarını kanıtlama yarışına girmişlercesine Davutoğlu terör dahil her türlü ihtimali araştırıyoruz diyerek meseleyi daha da bulandırırken Erdoğan ise bir müteahhit fırsatçılığı yaparak nükleer santralin gerekliliğine işaret ediyor. Salı günü yaşanan elektrik krizinde, sırasıyla mikrofonların karşısına geçerek birbirinden komik açıklamalar yapan devlet erkanı yaşanan skandalı gizlemeye çalışmaktadırlar. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) nın yaptığı açıklamadan da anlaşılıyor ki böyle bir kesintinin yaşanması birkaç ihtimalden biridir. Temelde de elektrik üretimi ile enerji talebi arasında ki dengesizlikten kaynaklandığıdır. Sıradan bir gün ve saat karşılaştırılması yaptığımızda günün belki de en düşük gücünün hariç- talep edildiği anda böyle bir çökmenin (arz ve talep uyuşmazlığı) yaşanması akıllara tekelci kapitalizmin doğal hukukunu getiriyor. Konuyla ilgili tüm kişilerin ortak kanaati böyle bir felaketin dağıtım sisteminden ziyade iletimden kaynaklanan bir problemle olabileceğidir. Üretimin %69 unun, dağıtımın ise tamamının özelleştirildiği elektrik piyasasında kamunun elinde sadece iletim hizmeti kalmıştır. İlk ihtimal olarak iletimde gerçekleşen arızanın sebebi olarak devletin sermayeye doğrudan olmasa da dolaylı olarak yaptığı peşkeşler göze batmaktadır. Arızayı var ise; meydana getiren temel olgu bakım hizmetlerinin yerine getirilmemesidir. Elektrik piyasasında ki neoliberal mantık, bakım sürecine de işçi sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde ki gibi gereksiz gibi görerek sermayenin çıkarlarını sonuna kadar korumaya çalışmıştır. Dağıtım şirketlerine avantadan kaynak sağlayabilmek için son yapılan tarife değişiklikleri ile birlikte iletim bedeli düşürülürken, diğer tüm kalemlerde artış sağlanarak dağıtım şirketlerinin karı arttırılmıştır. En kuvvetli ihtimallerden biri de şu an için özel üretim santrallerinin mevcut elektrik satış tarifelerinden rahatsız olup sabotaj silahını kuşanmasıdır. Daha fazla kar için daha fazla sefalet. Üretimi bilinçli bir şekilde keserek üretilen elektrik enerjisini, talebi karşılamayacak seviyelere çekerek bunu çok rahat başarabiliyorlar yılında da İzmir den İstanbul a 13 ili kapsayan 11 saatlik kesintinin sebebi de enerji sektöründe ki üretim sermayesinin santralleri arıza bahanesiyle çalıştırmamasıdır. AKP yazar ekibinin paraleller ve geziciler diyerek bu skandaldan hükümetlerini kurtarma girişimleri tutmayacaktır. Enerji Bakanı bile teyit peşinde koşarken ağzından kaçırmıştır bu işin arkasında ki sorumluyu. Eğer ki bu ihtimal doğru ise doğrudan sermaye doğası gereği büyük bir suç işlemiştir. Günümüzde elektrik üretiminin %69 u özel şirketler kontrolünde sağlanırken sadece %31 i kamu işletmeleri tarafından sağlanmaktadır. Böyle bir lovaktı yaşatmak tekelci anlayışın topluma verdiği en büyük zarardır. Diğer bir ihtimal ise haksız alınan kayıp-kaçak bedellerinin gerek tüketici koruma dernekleri gerek ise EMO tarafından yapılan kampanyalarca abonelere bu bedellerin dağıtım şirketlerince iade edilmesinin önüne geçilmesi isteği olabilir. Meclis tatile girmeden, seçimlerden sonraya Yaşanan elektrik sabotajı sermayenin neoliberal politikalarının bir sonucudur. Kirli yollarla elde edilen, tamamiyle sermayeye açılan, ücretsiz olması gerekirken soygunların yaşandığı, kalitesiz bir elektrik sadece ve sadece sermaye diktatörlüğünün ömrünü uzatır. kalmasını istemedikleri kayıp kaçak bedelinin alınmasını yasallaştırılma tasarısını hızlandırmak için yapılmış bir basınçta olabilir. Tamamı özelleştirilmiş olan dağıtım şirketlerinin sahibi olan sermaye gruplarının üretimde de olan ağırlığını kullanarak bunu yapmaları da o kadar uzak bir ihtimal değildir. Dağıtım şirket sahibi gruplarının, özel elektrik üretim santrallerinin de birçoğuna sahip olduğunu unutmamak gerekir. Elektrik bulunmasından sonra toplumsal zenginliğin itici aracı olurken işçi sınıfınında sefaletini derinleştirmiştir. Enerji sektörünün bugün savaşların konusu olup, en temel insan hakkı olduğu dönemde burjuvazinin iç hesaplaşma arenası olmuştur. Dünkü yaşanan elektrik sabotajı sermayenin neoliberal politikalarının bir sonucudur. Kirli yollarla elde edilen, tamamiyle sermayeye açılan, ücretsiz olması gerekirken soygunların yaşandığı, kalitesiz bir elektrik sadece ve sadece sermaye diktatörlüğünün ömrünü uzatır. Kesintisiz, temiz, ücretsiz ve kaliteli enerji hakkımız için hizmet üretmeyen devlet ve enerjiyi sektörleştiren sermayeye karşı mücadelemizi derinleştirelim.

6 6 Bakırköy Belediye İşçilerinin Grevi CHP li Bakırköy Belediyesi nin %51 ortağı olduğu Bakırköy Yapı İnşaat Ulaşım Hizmetleri AŞ de (BYUAŞ) çalışan taşeron işçilerin sendikal hakları, toplu iş sözleşmesi ve işten atılan arkadaşları için başlattığı grev sürüyor. 21 Martta greve çıkan işçiler Bakırköy Özgürlük Meydanı nda grev çadırı açarak direnişlerine devam ediyorlar. Belediye işçilerinin çadırına çevreden ilgi oldukça yoğun. Onlarca Bakırköy lü genç-yaşlı demeden, her gün grev çadırını ziyaret ediyor. Direnişteki işçilerin aileleri de her gün çadırda yerlerini alıyorlar. İşçilerin morali oldukça yüksek, neşeleri yerinde; biz zafer kazanacağız diyorlar. Türk-İş e bağlı Belediye-İş Sendikası na üye olan işçilere yetki hakkını aldıktan sonra baskı uygulanmış, toplu iş sözleşmesi sürecinin başlamasıyla iş yeri baş temsilcisinin de içinde olduğu bazı işçiler işten çıkarılmıştı. Sürecin tıkanması ve yasal sürenin dolması ile işçiler Bakırköy Belediyesi ne grev kararını asarak grev çadırını kurdular. İş yeri temsilcisi Cengiz Ertaş, yaptığımız sohbette bize süreci anlattı: 2014 yılında sendikalı olduk. Seçim sonrası yeni Belediye Başkanı ile tanıştık. Bu sürecin daha başında iki aylık bir boşluğumuz oldu. Biz yine de iş yerini terketmeyerek nisan ve mayıs ayında bedava iki ay çalıştık. Burada amaç işimizi kaybetmemekti. Yetkisi olduğu için Belediye-İş Sendikası na üye olduk. Bir ay içerisinde BYUAŞ şirketi üzerinden yetki belgesi aldık. Şirketin %51 hissesi belediyeye ait. İlk olarak 84 işçi sendikaya üye olduk, kısa sürede bu sayı 127 işçiye ulaştı. Zaten şirket bünyesinde 130 işçi çalışıyor. Belediyede toplamda taşeron olarak 545 e yakın işçi çalışıyor. İlk dönemde sendika bile bizim üye olduğumuzdan haberdar değildi. Biz kendi örgütlülüğümüzle bunu başardık. Sendika yetki hakkını alınca toplu sözleşme için başvurumuzu yaptık. Görüşme talep ettik, ancak siz de bilirsiniz ki patronlar toplu sözleşme sürecini hoş karşılamazlar. Aynısı burada da yaşandı. Görüşme taleplerimiz yok sayıldı. Bir arabulucu atandı, biz de şirket yetkilileri ve Belediye Başkanı ile görüşmeye gittik. Görüşmeye sadece şirket avukatları katıldı. Belediye Başkanı bu toplantıya gelmedi. Şirket avukatları arabulucuyu da, bu süreci de tanımadıklarını ifade ettiler. Hepimiz aslında belediyeye ait olan bu şirkette taşeron işçiyiz, ama Belediye Başkanı bizi görmezden geliyor. Asıl rahatsız oldukları şey taşeron işçilerin örgütlenmesi, bir araya gelmesi. Tıkanan bu görüşmelerin ardından, 60 günlük bekleme süreci başladı. Biz bu süreç içerisinde de defalarca görüşme talep ettik. Greve çıkmak istemedik, konuşarak çözeriz dedik, ama bizi dinlemek yerine iş yeri baş temsilcimizi işten attılar. Kadın hakları deyince, 8 Mart ta bu meydanda etkinlik yapan kadınların önünde konuşan Belediye Başkanı kadın sekreterimizi de hayvan barınağına sürdü. İki aylık boşlukta bedava çalıştık, ama Belediye Başkanı göreve gelir gelmez bizim maaşlarımızı 1500 liradan 1050 liraya düşürdü. Sözde, Belediye Başkanı da CHP de işçi haklarını savunduğunu söylüyor. Ama bizlere hiçbir hakkımız vermiyorlar. Sürekli fedakarlık yapan bizler olduk. Biz greve çıkınca, seçim süreci öncesi bize baskı yapıyorsunuz, bu süreci kötüye Direniş tüm sıcaklığı ve umut dolu ateşiyle sürüyor. Sadece bahar değil, Bakırköy Belediye işçilerinin direnişi de ısıtıyor Özgürlük Meydanı nı. İşçiler 24 saat çadırda kalıyorlar. Kadın işçiler saat dan sonra gidiyorlar, ancak duramayacakları için değil, burada kadınlara pozitif ayrımcılık uygulandığını söylüyorlar. Gün boyu ziyaretçileri var. kullanıyorsunuz diyorlar. Oysa bizim seçimle falan işimiz olmaz, biz hakkımızı istiyoruz, sözleşmenin kabul edilmesini istiyoruz. Grev süreci başlayınca Belediye Başkanı bizden yine iki ay süre istedi. Aklınca seçim sürecini kazasız belasız atlatmak istiyor. Biz de buna karşılık o zaman grev oylaması yapalım dedik. Kabul etmediler, korktular. Belediye Başkan Yardımcısı ve müdürler grev oylaması yapmamamız için ellerinden geleni yaptılar. Bizim greve çıkamayacağımızı düşündüler, özellikle başkan yardımcısı böyle düşündü. Bağırıp çağırıp susarsınız dedi. Ama 21 Mart ta grev süreci başladı, bizler buradayız. Onurumuz için buradayız, bu çadır bizim onurumuz demek, onurumuzu simgeliyor. Burada bizim onurumuz var. Buradaki 50 işçi, sınıf mücadelesini, örgütlü mücadeleyi biliyorlar. Patronlar bunun farkında değil. DİSK Genel-İş Sendikası na kızgınız. Grev sürecinde buraya gelen Kani Beko Belediye Başkanı ile görüşerek örgütlenme çalışması yürütüyor. Buna kimse birşey diyemez ama burada grev var, direniş var. Toplu iş sözleşmesi süreci devam ederken bunu yapmak grev kırıcılık değil mi? Onlar bizim sınıf kardeşimiz, buraya dayanışmaya gelmeleri lazım. Bu yaşanan olumsuzluğun önüne geçmek için Kani Beko ile görüşmeye gittik, 25 işçi ile süreci anlattık. Dedik ki, örgütlenin, bunu biz de isteriz. Ancak bu süreç bitsin, bekleyin dedik. Ancak Beko bize bu bizim hakkımız, bunu da yapmayacaksak dükkanı kapatıp gidelim dedi. Orası dükkan değil, orası işçi sınıfının örgütüdür. Direnişte 45 işçi var. Kadın ve erkek işçi oranı hemen hemen aynı. Kadın arkadaşlarımız bu direnişi sahiplendi. Bu oldukça güzel ve anlamlı birşey. Biz 130 işçi ile birlikte greve çıkalım isterdik. Ama olmadı, biz buradayız, önemli olan bu. CHP, taşeronluk çağdaş köleliktir, diyor. Ama sadece lafta, burada yaşananlara bir bakın, bu bile anlamaya yeter bunları. İktidara gelince yapacağız diyorlar. Patron, yani Belediye Başkanı öyle diyor. Önce siz yerelde, iktidar olduğunuz belediyelerde bu sorunu çözün, taşeronluğu ortadan kaldırın. İşçilere haklarını verin, asıl o zaman iktidar olursunuz diyoruz. Bizi uyarıyorlar, aranızda marjinaller var, diye. Buradaki işçilerin çoğu CHP ye oy verdi, bizi kandırdılar. CHP buradaki işçilerden ve yakınlarından artık oy alamaz. CHP burada taşeronluğu en yüce değer yapmıştır. Başkan yardımcısı ve Kültür Müdürü bize küfür ediyor, hakaret ediyor. Bunların hepsinin cevabını bu direnişi kazanarak vereceğiz. Eğer bu sorunu çözmezler ise burada onlara seçim çalışması yaptırmayacağız. Hakkımızı alana kadar buradayız. Toplu sözleşme yapılana, işten atılan arkadaşlarımız işe alınana kadar buradayız. İçerideki arkadaşlara sesleniyoruz. Farkına varın artık, ama olsun biz onlar için de buradayız. Bu grev sonrası 50 işçi için sözleşme yapılsa da, seneye biz tüm işçiler için masaya oturacağız. 130 işçi için seneye sözleşme masasını kuracağız. Şimdiden taşın altına ellerini koymalılar. Belediyedeki 540 taşeron işçi için aslında biz burada direniyoruz. Perşembe günü itibariyle burada bir toplantı yapıp devrimci ve ilerici güçler ile bir dayanışma komitesi kuracağız. Emekten yana, işçilerden yana olan herkesi bu dayanışma komitesine bekliyoruz. Herkesi direnişi büyütmeye çağırıyoruz. İşçilerin aktardıkları bunlar. Direniş tüm sıcaklığı ve umut dolu ateşiyle sürüyor. Sadece bahar değil, Bakırköy Belediye işçilerinin direnişi de ısıtıyor Özgürlük Meydanı nı. İşçiler 24 saat çadırda kalıyorlar. Kadın işçiler saat dan sonra gidiyorlar, ancak duramayacakları için değil, burada kadınlara pozitif ayrımcılık uygulandığını söylüyorlar. Gün boyu ziyaretçileri var. Herkes onları tanıyor. Bakırköy CHP lilerin yoğun olduğu bir bölge. İnsanlar CHP belediyesi işçilere bunu nasıl yapar diyorlar. İşçiler ise, gidip bunu onlara sorun, onlarla kavga edin diyerek belediye binasını gösteriyorlar. Grev ateşini görmek ve işçiler ile dayanışmak için Bakırköy Özgürlük Meydanı ndaki grev çadırını ziyaret etmek lazım. Her direniş, her grev bir okuldur.

7 7 Çağrı Merkezi İşçileri Örgütleniyor Çağrı merkezlerinde 70 binden fazla kişi çalışıyor. Düşük ücret ve zor koşullardan şikayetçiler. Günde yaklaşık 500 kez Alo diyor, izinsiz tuvalete bile gidemiyorlar. Müşterilerin hakaretleri de cabası. Çağrı Merkezleri Derneği nin sitesinde yer alan bilgilere göre, sektörün pazar büyüklüğü 1.4 milyar doları geçti. Türkiye deki 43 şehirde çağrı merkezi var. Merkezlerin yüzde 47 si İstanbul da, yüzde 9 u Ankara da, yüzde 5 i İzmir de, yüzde 39 u ise diğer kentlerde. Sektörün 70 bini aşkın çalışanı var ve yüzde 43 ü 18-24, yüzde 38 i ise yaş aralığında. Çalışanların yüzde 42 si lise mezunu, yüzde 30 u üniversite mezunu. Sektör çalışanlarının sıkıntıları ise ortak: Hakarete uğramak, düşük maaş ve zor koşullarda çalışmak. Al Jazeera Türk, çağrı merkezi çalışanlarıyla konuştu. Atanamayınca çağrı merkezinde çalıştı Sevim Kaya 25 yaşında. Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Bölümü mezunu. Atanamayan mağdur öğretmenlerden biri te mezun olup iş bulamayınca çağrı merkezinde çalışmaya başlamış. Kaya günde 8 saat çalışıyor. Mola süresi bir saat. Aylık 900 TL ücret alıyor. Gün içinde ortalama 80 çağrıya yanıt vermek zorunda. Kaya, çağrı merkezlerinde çalıştıkları ortamdan, kullandıkları masa, sandalye, kulaklıklardan, ofisin havalandırmasından, ışıklandırmadan, mola sürelerinden şikâyetçi. Sağlık açısından sorunlar yaşadıklarını anlatan Kaya, Hastaydım, sesim çıkmıyordu. Sesim çıkmamasına rağmen hasta halimle bile çalıştırıldım diyor. Mesleki hastalık riski altında olduklarını da belirten Kaya Uzun yıllar çalışma zaman içinde işitme kaybına bile yol açabilir. 7.5 saat boyunca durmadan konuşmak zorunda kalıyorsunuz diyor. Günde 500 çağrıya yanıt veriyor Alper Alkuş 25 yaşında. Beş yıldır sektörde. Aylığı 1130 TL. Dört yıl çalıştığı eski iş yerinde çağrı süresini 10 saniye uzattığı için aldığı uyarılar sonucu işten atıldığını söylüyor. Alkuş, Daha fazla çağrı almamız için kısa tutmamızı istiyorlar diyor. Alkuş, kıdem ve tazminat hakkının ödenmediği gerekçesiyle eski işyeri hakkında dava açtı. Davası sürüyor. Günde ortalama 350 ile 500 arasında çağrı aldığını anlatan Alkuş, çalışırken yanındaki arkadaşıyla konuşmanın, şahsi telefonunu, sosyal medya, haber sitelerini kullanmanın yasak olduğunu hatırlatıyor. İş yerinde bireysel fotoğraflarını çekmek, sosyal medyada paylaşmanın yasak olduğunu, paylaşanların hemen uyarı aldığını dile getiren Alkuş, Bir arkadaşım raporluydu, Faceebook tan Eminönü nde olduğuyla ilgili ileti paylaştı. İşten çıkarılma gerekçesi sayıldı diyor. Kullanımı yasak sözcükler Konu çağrı merkezi çalışanlarının kullanması yasaklı sözcüklere gelince Kaya ile Alkuş un ilk aklına gelenler, maalesef, hayır, yok, para, sen, ben, efendim, buyurun oluyor. Kaya, yıpratıcı bir sektörde çalıştıklarını hatırlatıyor: Sabahtan akşama kadar hep aynı sözcükleri, cümleleri kullanıyorsun. Kendini robot gibi hissediyorsun. Yaptığım iş, mesleğim değil. Fiziksel, psikolojik olarak zorlanıyorum. Mevcut koşullarla sektörde ortalama üç yıl çalışmanın zor olduğunu söyleyen Alper Alkuş Açsın, bir saat molan var ama istediğin zaman gidemiyorsun. Belirli bir saati yok, takım lideri belirliyor. Tuvalete gitmen gerekiyor. Mola istediğini belirtmek için elinle işaret veriyorsun. Takım lideri ekrana bakıyor. Çağrı sayısı fazlaysa seni bekletiyor dediğinde, Kaya araya giriyor: Bir gün saat 8 den 3 e kadar tuvalete gönderilmediğim oldu. İnsanca çalışma koşulları istiyoruz. İki çağrı merkezi çalışanının yakındığı önemli konulardan biri de özellikle hakaret eden müşteriler. Müşteriler sinirlenip küfür, hakaret ettiklerinde kendilerini kötü hissettiklerini anlatıyorlar. Kaya İşçi olduğumuzu unutmasınlar. Robot değil, insanız. Küfür ve hakaret işitmek istemiyoruz derken, Alkuş, Müşteri gülümseyerek ararsa kendimizi iyi hissederiz ifadelerini kullanıyor. Alo, ilk sevgilimi bulabilir misiniz? Sıkıntıların yanında komik durumlarla da karşılaşıyorlar. Alkuş dört yıl boyunca bilinmeyen numaralarda çalıştığında çok değişik çağrılar aldıklarını hatırlatıyor: 5, 6 yaşlarında çocuklar arıyor. Anne, babasının numarasını istiyorlar. Yemek tarifi için arayan ev hanımları oluyor. Çocuklarının ev ödevini soran anneler var. İlk sevgilisini kaybettiğini, ona ulaşmak istediğini, yardımcı olmamızı isteyen, acıktığını söyleyip, bulunduğu yere en yakın açık lokantayı soranlar var. Hepsine internetten bakıp yardımcı oluyoruz. Bu komik durumlar bizi rahatlatıyor. İki eski çalışan dernek kurdu Fatma Tulum, 2004 te Marmara Üniversitesi Ekonomi Bölümü nden mezun oldu. Mesleğinde iş bulamayınca çağrı merkezinde çalışmaya başladığını anlatıyor. Tulum, bir yıl çalıştığı işi bıraktı. Gözde Duranay 33 yaşında. İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü nden 2006 da mezun oldu. O da Tulum gibi işsizlikten dolayı çağrı merkezinde çalıştı. 2.5 yıl çalıştıktan sonra bıraktı. Çağrı Merkezleri Derneği nin sitesinde yer alan bilgilere göre, sektörün pazar büyüklüğü 1.4 milyar doları geçti. Türkiye deki 43 şehirde çağrı merkezi var. Merkezlerin yüzde 47 si İstanbul da, yüzde 9 u Ankara da, yüzde 5 i İzmir de, yüzde 39 u ise diğer kentlerde. Sektörün 70 bini aşkın çalışanı var ve yüzde 43 ü 18-24, yüzde 38 i ise yaş aralığında. Çalışanların yüzde 42 si lise mezunu, yüzde 30 u üniversite mezunu. Sektör çalışanlarının sıkıntıları ise ortak: Hakarete uğramak, düşük maaş ve zor koşullarda çalışmak. Denetimler olmalı, koşullar iyileştirilmeli Tulum ve Duranay, çağrı merkezi çalışanların yaşadığı sıkıntıları ve çözüm önerilerini ise şöyle dillendiriyor: İşçiler fiziksel ve psikolojik olarak yıpranıyorlar. Yıpranmayı engellemek için koşullar iyileştirilmeli. Denetimler yapılmıyor. Havalandırma, ısıtma, aydınlatma, gürültü düzeyi, monitör, kulaklık, sandalye masa gibi fiziksel ortamda sıkıntılar var. Bunlar iyileştirilmeli. Servisler gece dışında yok. Mola süresi işçilerin bedenen ve ruh sağlığını yitirmeden çalışacağı şekilde düzenlenmeli. Sağlık raporlarının düzenlenmesinde hukuka aykırılık olmamalı. Bir robot gibi sürekli hız üzerine performans sistemi olmamalı. Örgütlenme önündeki engeller kaldırılmalı. Ücretler düşük, yükseltilmeli. Çağrı merkezlerinin kapatılmasını istemiyoruz. Koşulların işçiler için yaşanabilir şekilde iyileştirilmesini talep ediyoruz. Teftiş raporu: Yoğun çalışmanın riski var Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nın 2013 te İstanbul daki çağrı merkezleriyle ilgili hazırladığı teftiş raporunda, yoğun çalışma temposu çağrı merkezi işçileri için en önemli risk olarak gösteriliyor. Raporda, İstanbul daki 40 iş yeriyle ilgili, Fazla çalışma için işçilerin onayının alınmadığı, fazla çalışma ücretlerin ya ödenmediği ya da eksik ödendiği, işçilere hak kazandıkları serbest zamanlarının usulüne uygun kullandırılmadığı ya da eksik kullandırıldığı, işçilere yıllık 270 saati aşan fazla çalışma yaptırıldığı tespitlerde yer alıyor. Çalışanların yaşadıkları sıkıntıları ve sorunlarıyla ilgili Çağrı Merkezleri Derneği ne yaptığımız röportaj talebimize ise olumsuz yanıt verildi. Kaynak: Al Jazeera Turk

8 8 9 Kürt Sorunu, Seçimler ve Parlamentonun Solu Türkiye ve Kürdistan işçi sınıfı ve kent yoksulları geri düzeyde bir burjuva demokrasisi kapanında sömürülüyorlar. AKP nin tarihsel rolü, burjuva demokrasisinin en geri muhafazakâr düzeyde tutulmasına hükümet etmek oldu. Ancak bu süreçte, özellikle de 3. döneminde, dış ve iç politikada yaptığı gerici ayarlarla karşısında kendisine karşı ciddi bir muhalefet potansiyeli de oluşturdu. Hatırlayalım: Türk devleti Oslo da PKK ile doğrudan görüşmelere başladı. Öngörüşmelerle birlikte yaklaşık 4 yıl süren bu süreç devletin Öcalan ın hazırladığı yol haritasını reddederek müzakere protokollerini imzalamayacağını bildirmesiyle 2010 Mayıs ında tamamen sona erdi. Bunun ardından devlet KCK operasyonlarıyla Kürt ulusal hareketini zayıflatmaya ve güçten düşürmeye yoğunlaştı nin sonbaharında Türkiye nin Kürt sorunu Suriye de Kürt kantonlarının kurulmasıyla bölgeselleşirken hükümet bu yükselişin önünü kesmek için bu kez merkezine Öcalan ı alan bir süreç kurguladı. Amaç Kürt sorunu olarak tabir edilen genel anlamıyla ulusal eşitsizlik sorununun çözümü, daha doğrusu kısmi çözümü bile değil, bir çatışmasızlık durumunun tesisi ve Öcalan ın tutsaklık koşullarının yumuşatılması karşılığında PKK nin silah bırakmasıydı. Öcalan ın bir patronaj ilişkisiyle PKK yi çözmek için bir alet olarak kullanılması amacının sonuç vermeyecek, hayalperest bir girişim olduğu zamanla açığa çıktı. Yine de devlet ve AKP, Öcalan ile PKK ve HDP arasında çatlak yaratma, ayrım bulma ve oradan ilerleme politikasında ısrarcı oldu. Oysa siyasi çatlaklar, toplumsal-sınıfsal çıkar farklılıkları ve kriz durumlarında ortaya çıkarlar. Kürt ulusal hareketi bu dönemde krize girmek bir kenarda dursun, tam aksine uluslaşma yürüyüşünde yeni bir fırsat penceresinin açılmasıyla birlikte önemli bir atılım yaşadı. IŞİD in Irak ve Suriye Kürtlerine saldırısına karşı örülen direnişte Kürtler arasındaki rekabet ve ihtilaflar zayıflayarak Kürt kimliğinin inşası hızlandı. Aynı anda devlet kanadındaysa özellikle AKP nin 3. döneminde iç ve dış politikada hareket esnekliği kabiliyeti daralıyor, biriken toplumsal-sınıfsal çelişkilerin fonunda içeride Gezi Direnişinin kitlesel sokak militanlığıyla ve Gülencilerle kurulan koalisyonun dağılmasıyla, dışarıda AB den uzaklaşma ve Ortadoğu da Sünni İslam adına yürütülen vekâlet savaşlarında alınan yenilgilerle krizler ardı ardına patlak vermeye başlıyordu. Ekim ayında Türkiye Kürdistan ındaki Kobanê eylemlerinin ardından Kobanê direndi, devlet kaybetti başlıklı değerlendirmemizde Türk devletinin, sınırlarının dibinde (biri resmi, diğeri fiili) iki özerk Kürt bölgesi varken ve bunları (resmen veya fiilen) tanımak zorunda kalırken, içeride Türkiye Kürtlerinin özerkliğine dair en ufka bir kırıntıyı dahi tanımamasının giderek zorlaştığı tespitini yapmış, PKK yle müzakereyi hızlandırmak zorunda kaldığını vurgulamıştık. İşte geçtiğimiz ay Newroz öncesi ve sonrası yaşanan gelişmeleri bu arka plan içerisinden okumak gerekir. Başbakan yardımcısı, İçişleri Bakanı ve AKP grup başkanvekilinin Dolmabahçe de HDP heyetiyle birlikte verdiği ortak fotoğraf, birikerek önlerine fatura edilmiş bir zorunluluğun sonucudur. Ancak o resmin öncesinde ve sonrasında atılan karşılıklı adımların da bir matematiği vardır: Kobanê eylemlerinden ürken devlet, sonrasında PKK ye eğer müzakere istiyorsa kamu düzeninin tesisi koşulunu koymak istedi. Kamu düzeni, kentlerdeki Kürt milislerin dağıtılması anlamına geliyor. Devletin kamu düzeni talebini içeriklendirmesi, PKK nin (silahları çekmesi yanında) tüm alan kontrolü çabalarını durdurması, Türkiye Kürdistan ındaki fiili özerklik oluşumu yapılanmasını dağıtması demekti. Bunun PKK tarafından ağırdan alınarak reddedilmesine karşılık devletin adımı ise iç güvenlik yasasının geçirilmesi oldu. Meclis te geçtiğimiz günlerde kabul edilen iç güvenlik yasası resmen içerdiği sıkıyönetim maddeleriyle devletin ve AKP nin (yaklaşan 1 Mayıs la birlikte Kürdistan la da sınırlı olmayan) sokak hâkimiyeti amacıyla faşist uygulamalarına kılıf hazırlayan yasalar niteliği taşıyor. Öte yandan Kürt ulusal hareketinin kamu düzeni tanımıysa, siyasal alanın yeniden yapılandırılması ve egemenliğin paylaşılması anlayışı üzerine kurulu. Çözüm süreciyle hedeflenen de mevcuttaki yarı fiili paylaşımın yasallaşması, yapılanması, tanımlanması. Bunun devlet tarafından reddine yönelik olarak ortaya koyulan PKK tehdidi ise sokağın direnmesi, yani çatışma tehdidi İki güç ve politika odağı arasındaki çatışmada Newroz öncesi ve sonrası hızla atılan bir adım ileri, iki adım geri karşılıklı adımların arkasında işte bu iki yaklaşım ve beklenti arasındaki çelişki ve gerilim yatıyor. HDP nin seçime parti olarak girme kararı, Demirtaş ın barajı aşmaya yönelik seni başkan yaptırmayacağız demeçleri, Öcalan ın kongre tarihi vermeyişi, Erdoğan ın Kürt sorunu yok, verilen fotoğrafı doğru bulmuyorum, izleme heyeti gereksiz açıklamaları, iç güvenlik yasasının meclisten zorla geçirilmesi, Genelkurmay ın PKK ye yönelik, PKK nin askeri hedeflere yönelik kontrollü tacizleri, hükümetin Arınç ın bir-iki mızmızının ardından seçime kadar izleme heyetlerini ertelemesi vb. Görüşmeler sona ermedi, Kürt sorununa burjuva çözüm yönünde adımlar olanağı tümden tükenmedi; ancak durdu ve ertelendi. Mevcut durumda Rojava ve Kobanê yle patlayan tıkanıklığın onu üreten nedenle birlikte hala orta yerde durduğu, kartların seçimler sonrası yeniden dağıtılacağı görülmektedir. Seçimler 1) Devletin MGK düzeyinde, kırmızı kitabında Kürt sorununa yaklaşım parametrelerinde kökten ve esaslı bir değişiklik henüz yapılmamıştır. PKK nin önerdiği silah bırakma karşılığında burjuva demokratik çözüm perspektifi (bulanık 10 madde esasen bunu önermektedir) AKP ve Genelkurmay tarafından, bir bütün olarak devlet tarafından kabul görmüş olmadığı gibi, meseleyi zamana yayma politikası devam ettirilmektedir. 2)AKP sınıra dayanmıştır ve bundan sonrasını eskiden olduğu gibi sürdüremeyecek durumdadır. Ekonomi, dış ilişkiler, siyasal ve toplumsal çelişkiler, toplam tablo AKP nin geriye doğru çözülüş sürecine girdiğini göstermektedir. Bu çözülmenin hızı ve temposunu belirleyecek olan önemli bir etmen, önümüzdeki genel seçimlerde alınacak sonuçlardır. Erdoğan ın gücü ve iktidarı (ve parayı) kendisinde merkezileştirme çabaları, salt bir kişisel diktatörlük arzusu vb. ile açıklanamaz; esasen çözülme geciktirilmek istenmektedir, ancak bu yönde atılmak istenen her yeni adım (filli başkanlık uygulamaları, hükümete verilen ayarlar, tek başına anayasayı değiştirerek başkanlık getirme hayali, Erdoğan ı eleştirenlerin tutuklama, soruşturma, basın davaları, gözdağıyla sindirilmek istenmesi, fitne hikâyeleri, Erdoğan a örtülü ödenek yetkisi, başkanlığın AKP nin seçim programına girmesi) ne kadar büyük olursa olsun, geçici etki yaratmaya mahkûmdur ve ayrıca yepyeni kriz öğelerini biriktirmektedir. 3) CHP ve MHP nin etkin birer siyasal aktör olmaları, ancak zayıf bir ihtimal olan seçimlerden sonra AKP nin tek başına hükümet kuramaması durumunda gündeme gelir. Bu olmadığı koşullarda Türkiye siyasetinde belirleyici mücadele ve hamleler AKP ile HDP arasında cereyan etmektedir. 4) Seçimlerde HDP barajı aşarsa ne olur? AKP hükümeti kurulduğu müddetçe Kürt sorununda idarecilik, çok az ve çok geç atılan adımlar, bir süre sonra bu adımlardan da çark politikası sürgit sürdürülmeye çalışılır. Ancak orta vadede tıkanır ve başarılı olamaz. Ak Saray merkezli politika darbe alır, AKP de yeni arayışlar gündeme gelir, parti içi kriz büyür. Çelişkili, çalkantılı, politik türbülanslara açık bir dönem daha yaşanır. 5) Seçimlerde HDP barajı aşamazsa ne olur? Mevcut İmralı masası dağılır, Türkiye deki burjuva demokratik siyasal güçler HDP merkezli olarak büyük bir iç ve dış kampanya yürüterek seçimlerin yenilenmesini gündemleştirir, muhtemelen KCK tutuklamalarına benzer bir dönem daha yaşanır, bir süre sonra da mecburen Oslo görüşmelerine benzer yeni bir süreç başlar. Kısacası yine çelişkili, çalkantılı, politik türbülanslara açık bir dönem daha yaşanır. Parlamentonun Solu Bu tabloda seçimler öncesinde burjuva siyasetin solunda çözülüş ve HDP de eriyerek toplaşma artmaktadır. HDP yi parlamentoya taşımak ve onu parlamentonun soluna daimi bir üye olarak yerleştirmek gereği, daha önce bu görüşte olmayan birçok örgüt ve hareketin üzerinde dayanamadıkları bir basınç yaratmakta, HDP ye bu seçimler için destek kararları açıklanmaktadır. AKP nin tek yanlı bir çubuk bükmeyle ağırlaştırdığı burjuva siyaset zeminindeki zorlanma başta olmak üzere çeşitli güncel nedenlerin yanı sıra, bunun bir dizi köklü ve tarihsel nedeni var. Temelde yatan unsurlara değinmekle yetinelim: 1) Öncelikle ve esas olarak Türkiye de geniş anlamıyla solculuk bir işçi sınıfı karakteri taşımamakta, esasen küçük burjuva bir sınıfsal karakterdedir. Kendisinin geniş bir şal olan sol yelpaze içerisinde olduğunu iddia eden, dolayısıyla burjuva meclisin solunda yer almayı hedefleyen parti ve örgütlerin tabanı da esasen kıyılardaki kent merkezlerine, orta sınıf semtlerine, sınıf kimliğinin önüne Alevi kimliğin geçtiği mahallelere, sınıf (işçi sınıfı ve kent yoksulu) kimliğinin önüne Kürt kimliğinin geçtiği kent ve mahallelere dayanmaktadır. Orta sınıf semtleri dışında, yukarıda sayılanların hepsinde aslında işçi kaynamaktadır, ama bu parti ve örgütlerin bu kesimler içerisinde yürüttüğü bir sınıf çalışması, bu yönde ürettiği talep ve formülasyonlar yoktur! Dolayısıyla sınıfsal olarak küçük burjuva bir sol la karşı karşıyayız. 2) Bu küçük burjuva sınıfsal taban, sınıfsal yapısına uygun bir toplumsalsiyasal-ruhsal davranış durumu sergiliyor. İdeolojik bulanıklığı, yaşam tarzı, konformizmi, dağınıklığı, oradan oraya savrulması ve rüzgâr nereden eserse kapağı oraya atması, hemen hiçbir zaman bağımsız ve iç tutarlılığa sahip bir duruşunun olmaması, her zaman daha büyük güçlerin gölgesine girmeyi gözetmesi, kötünün iyisi göreciliği, en radikal olduğu dönemlerde bile düzenden/sistemden kopamayışı ve en ufak şeyde beklentiye girmesi vd. bunun en tipik göstergelerinden birkaçıdır. Dolayısıyla büyük beklentilerden büyük hayal kırıklıklarına geçiş yapmak, Gezi den sonra kolay sonuç alamama sonucu yorgunluk, hayal kırıklığı ve güçsüzlük duygusuna savrulmak, siyasette de güçlü olanın yanına kaymak bu kesimlerin yaşam alışkanlığıdır; kimseyi şaşırtmamalıdır. 3) Küçük burjuva siyasetin yaşadığı güncel dönüşümün arka planında kapitalizmin içsel neoliberal dönüşüm süreci yatar. Bu dönüşümün fonunda bu hareketler, sadece sistemin hâkim kıldığı (başta silahlı mücadele olmak üzere) kırmızı çizgiler sonucu sadece dışarıdan gelen baskı sonucuyla değil, bununla birleşik olarak içeriden de kapsadıkları küçük ve orta burjuva kesimlerin liberal yaşam tarzı ve ideolojisinin baskın etkisi karşısında çözülmektedirler. 4) 80 sonrasında Türk ve Kürt solunun evrimi benzerdir, hatta genel planda dünya çerçevesinde de aynı evrim yaşanmıştır; sadece aralarında var olan 5-10 yıllık bir geriden gelmeden söz edilebilir. Komünist bir devrim programına sahip olmayan sol, antifaşist- antiemperyalist nitelikteki halkçı-ulusalcı bir hattan, kısaca devrimci demokrasiden önce liberal halkçılığa çözülmektedir. Bu parlamentonun soluna yerleşme hedefiyle de örtüşür. Bunun bir adım sonrası sosyal-neoliberal demokratlıktır. Sınıf mücadelesinin doğrudan değil dolaylı ve çarpık bir alanı olan kültür savaşları alanında mücadele etme önceliğine sahip yapı ve hareketler, bu çözülüşü daha hızlı yaşamaktadırlar. Yunanistan da Syriza, İspanya da Pademos, Türkiye de HDP de takipçilerine kendilerinden önceki örnekler olan Brezilya, Güney Afrika, Latin Amerika da izlenen yolun tekrarını yaşatmaya adaydırlar. Sonuç Türkiye ve Kürdistan işçi sınıfı ve kent yoksulları geri düzeyde bir burjuva demokrasisi kapanında sömürülüyorlar. AKP nin tarihsel rolü, burjuva demokrasisinin en geri muhafazakâr düzeyde tutulmasına hükümet etmek oldu. Ancak bu süreçte, özellikle de 3. döneminde, dış ve iç politikada yaptığı gerici ayarlarla karşısında kendisine karşı ciddi bir muhalefet potansiyeli de oluşturdu. Son döneminde önemli bir güç ve iktidar merkezileşmesi de yarattı. Bu karşısındaki bloğu da netleştirdi. Bugün Türkiye nin en kitlesel, en büyük partisi Erdoğan ı istemeyenler partisi dir. Dünya ekonomisine entegre olmuş, yönü Batı ya doğru olan tekelci burjuvazi de bunun farkında. Burjuvazinin kolektif çıkarı gereği atılması gereken kimi adımlar da (Kürt sorununun stabilizasyonu, yeni anayasa vd.) sürüncemede kalıyor. Burjuva siyasette yeni arayışlar hızlandı. CHP bu seçimlerde Kemal Derviş e ekonominin sorumluluğunu şimdiden verme sözü vermiş bir parti olarak, aynı anda emek vurgusunu arttırma ve bunu kitlelere yutturma gibi zor bir işe girişti. O zaten hiçbir zaman parlamentonun solu bile olmadı, onu bir kenara bırakalım. Ama HDP şimdiden barajı aşma iddiasına uygun bir kampanya yürütmeye başladı. Geçiş döneminin alternatifsizliği ile parti programının bohça misali eklektik yapısı onu çekim merkezi haline getiriyor. Halkevlerinden EHP-ÖDP türü reformcu partilere, bir dönemin Maocu örgütlerinden bugün liberalizme çiğdem-çekirdek olmuş küçük grupçuklara, gazetecilerden liberal aydınlara dek çeşitli gruplardan HDP ye destek açıklamaları başladı, ilerliyor. Erdoğan diktatör olacak korkusu duyanlardan bu yaz faşizmin gelmesini sandıkta(!) engellememiz gerektiğini savunanlara, HDP ye oy vermemenin Rojava ya destek vermemek, hatta şovenizm olduğunu propaganda edenlerden, Alevilerin kurtuluşu için HDP ye oy vermek gerektiğini söyleyenlere dek türlü çeşitli gerekçelendirmeler yapılıyor. Oysa asıl gerçek şu, 1 Mayıs yaklaşıyor, bunu neden kimse söylemiyor: Kimse işçi sınıfı çalışması yapmıyor! Kimse işçi sınıfına güvenmiyor, orada bir güç, bir umut görmüyor! Kimse bir devrimi, hele hele bir işçi sınıfı devrimini, bir komünist devrimi hayal dahi etmiyor! Kimsenin programında işçi sınıfı yazmıyor! Hiçbirinin demokrasi mücadelesinde işçi sınıfının adı geçmiyor, hiçbiri bayrağına sosyalist demokrasiyi yazmıyor, hepsi demokrasiyi sınıfsızlaştırıyor! Sizi gidi küçük burjuvalar, sizi! Bu kafayla kim bilir daha kaç seçim öncesinde, seçimlerden sonra Öcalan özgür olacak dersiniz: Cezaevlerindeki tutsaklar özgür olsun istiyorsanız, bir işçi deryası olan bu ülkenin işçilerini kazanmalıydınız! Kim bilir daha kaç seçim öncesinde, seçimlerden sonra AKP gidecek, barış, özgürlük, demokrasi gelecek dersiniz: AKP ye bu kadar oy kimin yüzünden gidiyor, kim çalışmıyor, kim hangi sınıf içerisinde, hangi sınıfın çıkarları için çalışıyor? soruları sorulmadan sizin seçim sonuçlarını anlamanız, ders çıkarmanız, başarılı olmanız mümkün mü? Seçimlerden geçerek burjuva parlamentonun soluna yerleşmeyi ve Kürt sorununu çözmeyi hedefleyen arkadaşlara sesleniyoruz. Buyurun siz meclise gidiniz, size engel olacak değiliz. Ama biz de İşçi Meclisi yiz. Bizim yolumuz sizden ayrıdır, bunu da biliniz.

9 10 Komünist Nefer Erkan Altun Kobané de ölümsüzleşen Komünist Nefer Erkan Altun yoldaş Ihlamurkaya Mezarlığı nda babasının yanında toprağa verildi Ekim gibi geçtiği Kobané de YPG li savaşçılarla Erkan yoldaşın IŞİD çetesi ile girdikleri bir çatışmada 10 YPG li savaşçı ile birlikte Erkan yoldaş da ölümsüzleşmişti. Çatışmanın yaşandığı zamanda bölgenin YPG kontrolünde olmamasından kaynaklı ancak Kobané nin IŞİD den temizlenmesinin ardından bölgeye ulaşılabildi. Harabeye dönen binada yapılan mayın ve bomba temizliğinin ardından Erkan yoldaşın cansız bedenine ancak 11 Mart günü ulaşıldı. yoldaş ölümsüzdür! Kobané de başlayan direniş ve buna karşı süren IŞİD saldırıları karşısında Kobané ye geçerek burada süren direnişin bir parçası olmayı seçen Erkan Altun Kobané de Komünist Nefer olarak ölümsüzleşti. Erkan Altun yoldaşın sosyalizme inancı üzerinden geçen yaşamı ve devrimci mücadeledeki iradesi, enerjisi ve direnci, sınıf devrimcilerine örnek olacaktır. Kobané de Kobane savaşçıları tarafından sınıra getirilen Erkan yoldaşın cenazesi ailesi ve dostları tarafından Suruç ta teslim alındı. Erkan yoldaşın cenaze töreni 13 Mart Cuma günü İstanbul da gerçekleştirildi. Sarıgazi Cemevi ne saat gibi getirilen cenaze burada bir süre bekletildikten sonra Cemevi bahçesine çıkartılarak ziyarete açıldı. Sabah saatlerinden itibaren Sarıgazi Cemevi ne gelen ailesi, dostları, yoldaşları Erkan yoldaşın tabutu başında nöbet tuttu ve konuşmalar yaptı. Erkan ın ailesini Kobané de ölümsüzleşen MLKP li Serkan Tosun un babası Niyazi Tosun ve Yılmaz Selçuk un kardeşi Semra Selçuk ile YPG li Mustafa Can Şeker in ailesi de yalnız bırakmadı. Erkan ın tabutu başında konuşan abisi Ali Hıdır Altun Erkan ın devrimci yaşamından bahsederek Erkan ın yaşamından ve mücadelesinden gurur duyduklarını ifade etti. ESP Genel Başkanı Sultan Ulusoy ve HDP İstanbul İl Yöneticisi Rıza Taşdemir de Erkan yoldaşın tabutu başında birer konuşma yaptı. Konuşmalar sürekli Erkan yoldaş ölümsüzdür, Biji berxwedana Kobané, Yaşasın devrim ve sosyalizm sloganları ile kesildi. Saat gibi cemevinden Ihlamurkaya Mezarlığı na hareket edildi. Araçların beklediği yere kadar Erkan yoldaşın tabutu omuzlarda taşındı ve kortejler oluşturularak Sarıgazi içerisinde yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüşte sıklıkla Yaşasın Kobané direnişi, Erkan Altun Yoldaş ölümsüzdür, Yaşasın devrim ve sosyalizm, Yaşasın komünist devrim, Bedel ödedik bedel ödeteceğiz sloganları atıldı. Ihlamurkaya Mezarlığı na gelindiğinde Erkan ın tabutu omuzlarda defnedileceği yere babasının mezarının yanına kadar sloganlar eşliğinde taşındı. Mezar başında Meyader adına Kürtçe bir konuşma gerçekleştirildi. Ardından da Devrimci Proletarya temsilcisi söz aldı. Bir devrimci öldü, Komünist bir Nefer sessizce sırasını savdı diyerek söze başlayan konuşmacı Erkan ın mezarını bir anıta inanmışlığın, iradenin, mücadelede ısrarın anıtına çevireceklerini belirtti ve Erkan bize iki miras bıraktı, biri komünist devrim mücadelesi diğeri ise Rojava direnişi. Onun bu anıtının ışığında iki mücadeleyi de sonuna kadar sürdüreceğiz. Erkan yoldaşa söz dedi ve Erkan yoldaş ölümsüzdür diyerek konuşmasını sonlandırdı. Konuşmaların ardından Erkan yoldaşın cenazesi kızıl bayrağa sarılarak mezarına yerleştirildi. Mezarı karanfillerle donatıldı. Tören sloganlarla sonlandırıldı. Ortak törenin sonlandırılmasının ardından Devrimci Proletarya Erkan yoldaşın mezarı başında bir anma gerçekleştirdi. Devrimci Proletarya temsilcisi ilk sözü aldı. Konuşmasında her dönemin kendi kadrosunu yarattığını, Erkan yoldaşın da antifaşist mücadelenin yükseldiği 90 lı yıllarda örgütlendiğini, mücadeleci ve inançlı yanının gelişkinliğinin altını çizdi. Erkan yoldaş proletarya sosyalizmine inanmış olduğunun ve onun mücadelesini sürdürdüğünün altını çizdi. Ardından genç kadrolar adına söz alındı. Konuşmacı Erkan yoldaşın gençlere verdiği değer ve emeğin herkes tarafından bilindiğini belirtirken, onun sınıf devrimciliği yönünün dikkat çektiğini ve gençler olarak bunu örnek alacaklarını vurguladı. Erkan yoldaşı en yakından tanıyanlardan olan direnişçi işçiler de Erkan ın mezarı başındaydı ve söz alarak onu anlattılar. Süreyyapaşa işçisi ilk sözü aldı ve Erkan ın saf devrimciliğinden, örgütçülüğünden ve emektarlığından etkilendiğini belirterek direnişlere emek koyar, yok olanı var eder, gerekirse kendisi bir şekilde bulup buluştururdu diye ekledi ve onun işçi sınıfı mücadelesini sürdüreceğini belirtti. Ardından Erkan yoldaş ile Hey Tekstil direnişinde tanışan bir tekstil işçisi söz aldı ve şunları ifade etti: Hey Tekstil işçilerinin direnişinde birçok siyaset ve kişi gibi gelip bir görünüp yok olmadı, her eylemde yer aldı, yaz kış direniş çadırındaydı, orada geceledi sıklıkla. Erkan farkını, sınıf devrimciliğini emeği ile somutlayan bir devrimciydi İşçilerin ardından sözü 10 yılı cezaevlerinde geçen Erkan yoldaşla buradan tanışan ve onu yalnız bırakmayan avukatı ve bir cezaevi arkadaşı söz aldı. Onunla görüşlerde uzun süre sohbetler etme fırsatını bulduğunu belirten avukatı İçim sanki kendimden bir parça kopmuş gibi acıyor, onun avukatı değil yoldaşı oldum hep dedi. Cezaevi arkadaşı ise Bazen kısa konuşmak gerekir. Erkan ın bıraktığı mücadeleyi sürdürmektir önemli olan dedi. Anma saygı duruşuyla sonlandırıldı. Erkan Altun 90 lı yılların sonlarına doğru başladığı devrimci mücadeleyi yaşamının sonuna kadar sürdürdü. 34 yıllık yaşamını bir devrimci olarak sosyalizm mücadelesine adadı ve Kobané de ölümsüzleşerek bu yaşamını taçlandırmış oldu yılında cezaevlerinde süren Ölüm Oruçlarına destek için yapılan bir eylem sonrası yapılan operasyonun ardından tutsak düşmüştü Erkan. Bu şekilde başladı 10 yıl sürecek tutsaklık yılları. Cezaevine girer girmez de yaşamın hücreleştirillmesine karşı sürdürülen Ölüm Orucu eyleminin bir parçası oldu. 380 gün kadar bu eylemin içerisinde yer alan Erkan, eylemin sonlandırılmasının ardından da içeride hücre tipine karşı mücadelenin bir parçası oldu yılında cezaevinden çıkar çıkmaz yine örgütlü mücadeleye sarıldı. Proletarya sosyalizminin savunucusu ve örgütleyicisi olarak bu düşünceyi işçi sınıfı ve gençlikle buluşturmaya ve örgütlemeye çabaladı. BU süre içerisinde İşçi Meclisi nin de çıkarılması, dağıtımı ve örgütlenmesinde de yoğun emeği geçti Erkan yoldaşın. Kobané de başlayan direniş ve buna karşı süren IŞİD saldırıları karşısında Kobané ye geçerek burada süren direnişin bir parçası olmayı seçen Erkan Altun Kobané de Komünist Nefer olarak ölümsüzleşti. Erkan Altun yoldaşın sosyalizme inancı üzerinden geçen yaşamı ve devrimci mücadeledeki iradesi, enerjisi ve direnci, sınıf devrimcilerine örnek olacaktır. Komünist Nefer Erkan Altun ölümsüzdür

10 1 Mayıs bizimdir! 11 Biz işçiler patronlar için değil, kendimiz için bir sınıf olduğumuzda, kendi özlem ve hayallerimizi gerçek kılmayı başardığımızda gelir özgürlük. Ulusal-cinsel-sınıfsal köleliğimize son vermek için yürüttüğümüz mücadelede en güzel elbisemizle, işçi tulumuyla sokakları zapt edip Gezi nin proleter tekrarını yaşattığımızda sokaklarda yürür özgürlük. Zamanda ve mekânda özgürlük burjuva demokrasisiyle değil, sosyalist işçi demokrasisiyle gelir ancak. Bu yüzden bu 1 Mayıs a şimdiden hazırlanalım, en kitlesel biçimde katılalım, özgürce sokaklarda ses verelim. 1 Mayıs işçi sınıfının birlik günüdür. İşçi sınıfı her bir 1 Mayıs günü tüm dünyada ve ülkemizde, tüm şehirlerde en büyük meydanlarda bir araya gelir. Kendi içerisindeki katmanları, ayrımları, dolaştığımız, gösteri yaptığımız mekânlara da hükmetmek isterlerse, onlara yanıtımız her zaman anladıkları dilden olmuş ve olacaktır. Bu yüzden tarihte 1 Mayıslar patronların işçi bozulur. Uyanır işçi sınıfı 1 Mayıslarda Krizin büyümesinden, geminin karaya oturmasından korkuyor burjuvazi; peki ama bu geminin kürek mahkûmları olan bizlerin kaybetmek- Seçimler bittiğinde il il seçim sonuçlarını açıklar ya televizyonlar Biz sınıf bilinçli işçiler bunları değil, 1 Mayıs ta hangi ülkede kaç işçinin sokağa çıktığını takip ederiz. Sandıklar işçi sınıfı ve emekçileri hipnotize ederler genellikle; işte bu büyü sokakta işçiler yürüdüğünde, fabrikada greve gittiğinde, plazada cayırtı kopardığında bozulur. Uyanır işçi sınıfı 1 Mayıslarda... farklılıkları, ücret, güvence, eğitim, yaşam tarzı farklarını bir gün için bile olsa bir kenara koyarak, onların üzerine çıkıp birlik olarak meydanları doldurmanın coşkusunu yaşar. Ne kadar kalabalık, ne kadar büyük, ne kadar güçlü, ne kadar canlı bir sınıf olduğunu kendisine ve tüm topluma gösterir. Tatil hakkını işletemiyorsa kendisini her gün boğan zoraki çalışmayı bir günlüğüne fiilen bırakarak, tatilse en güzel giysilerini üzerine çekerek kadınlı-erkekli, eşi, dostu, kardeşi, fabrikadaki, plazadaki yoldaşıyla sokaklara akar, sloganlarını atar, meydanları hıncahınç doldurur. Bu yüzden burjuvazi 1 Mayıslardan korkar. Biz işçilerin bu bir günlük saadeti, onuru, özgücümüze güveni tüm bir yıla yaymamızdan, bizi artık yönetemez olmaktan korkar. Bu yüzden patronlar devletteki memurları ve politikacıları aracılığıyla 1 Mayısları yasaklatır. İşçilerin en kolay ulaşılabilen, herkesçe görüldükleri meydanlara özgürce çıkmalarını istemez, onlara şehir dışındaki alanları işaret eder, barışçıl 1 Mayıs nutukları atar. 1 Mayıs işçi sınıfının mücadele günüdür. İşçiler bugün patronların dayatmalarına boyun eğmezler. İşçiler bugün devletin dayatmalarına boyun eğmezler. İşçiler bugün sendika bürokratlarının ve liberallerin dayatmalarına boyun eğmezler. Başbakanın, patron örgütlerinin, valilerin, polis müdürlerinin yasaklarına rağmen 1 Mayıs ta işçi sınıfı bayram gününü tarihsel mücadelelerle kazandığı meydanlara akarak kutlar. 1 Mayıs Meydanı her şehirde kentin en büyük ve en canlı meydanı, işçilerin bu günü kutlamayı kendi iradeleriyle seçtikleri meydandır; devletin gösterdiği meydan değildir ve olamaz! Zamanımıza hükmeden patronlar, sınıfını rahat yönetemediği her yerde bir kavga günü olmuştur, bundan sonra da olacaktır. İşçi sınıfının bu 1 Mayıs ta da kavgadan kaçmayacağı görülecektir. ten korkacak neyi kaldı? Gezi direnişi öcü gibi gösteriliyor, oysa özgürlük için ayağa kalkmanın bedelinden kaçılır mı hiç? İşçi sınıfının örgütlenmesini, eylemini, bilincini yükseltmesinin yolu açık değil, engeller var önümüzde; ne 1 Mayıs işçi sınıfının dayanışma günüdür. zaman olmadı ki? Özgürlük ve demokrasi küuluslararası bir mücadele günüdür 1 Mayıs. flü seçim sandıklarıyla değil, işçi sınıfının sipatronlar sınıfı olan burjuvazinin yarattığı yasette gücünü göstermesiyle gelebilir ancak. dünya paranın, çıkarın, bencilliğin, alışverişin Biz işçiler patronlar için değil, kendimiz için dünyasıdır. Onlar tüm dünyayı kendilerine bir sınıf olduğumuzda, kendi özlem ve hayalbenzetmişler, bütün dünyayı küresel çıkarları lerimizi gerçek kılmayı başardığımızda gelir temelinde yönetirler. Onların karşısında işçilerin özgürlük. Ulusal-cinsel-sınıfsal köleliğimize son kendi güçlerini tüm dünyada aynı gün göstervermek için yürüttüğümüz mücadelede en güzel meleri, aynı gün hep birlikte sokağa çıkmaları da elbisemizle, işçi tulumuyla sokakları zapt edip tesadüf değildir. İşçi sınıfı da, çıkarları patronlara Gezi nin proleter tekrarını yaşattığımızda sokaktam tersi yönde ancak benzer biçimde küresel larda yürür özgürlük. Zamanda ve mekânda bir sınıftır. Ulus, milliyet, din, cins ayrımıyla özgürlük burjuva demokrasisiyle değil, sosyalist patronlar sınıfı tüm dünyada işçileri bölseler de, işçi demokrasisiyle gelir ancak. Bu yüzden bu 1 bir günlüğüne de olsa bütün dünyadaki işçiler Mayıs a şimdiden hazırlanalım, en kitlesel biçimbu ayrımların üzerinde bir birliği mücadele de katılalım, özgürce sokaklarda ses verelim. içerisinde yaratabilecekleri bir dayanışma ruhunu kuşanırlar. Bütün uluslardan Amerikalı-Herkese insanca koşullarda çalışma ve yaşam Avrupalı-Afrikalı işçiler, aynı coğrafyadaki hakkı! farklı uluslardan, Türk-Kürt-Arap işçiler sınıf çıkarlarının ortak, güçlerinin bir olduğunu his-esnek, güvencesiz çalışmaya, düşük ücretlere, sederler. Beraber sokağa çıkar, beraber slogan taşeronluk sistemine son! atar, beraber çatışır, beraber yürürler. Birbirleriyle dayanışmalarını sergilerler. -Plazaların, villaların, AVM lerin saltanatını, sınıfsal-cinsel-ulusal köleliği yıkacağız! 1 Mayıs işçi sınıfının bugünü ve geleceğidir. Seçimler bittiğinde il il seçim sonuçlarını açıklar -Sermaye için değil işçiler için demokrasi! ya televizyonlar Biz sınıf bilinçli işçiler bunları Yaşasın Sosyalist İşçi Demokrasisi! değil, 1 Mayıs ta hangi ülkede kaç işçinin sokağa çıktığını takip ederiz. Sandıklar işçi sınıfı ve -Yaşasın 1 Mayıs, Biji Yek Gulan, Yaşasın emekçileri hipnotize ederler genellikle; işte bu Komünizm! büyü sokakta işçiler yürüdüğünde, fabrikada greve gittiğinde, plazada cayırtı kopardığında

11 12 Yılmaz Çelik Hasır Direnişi ne İşçi Meclisi nden Dayanışma Ziyareti 5 Nisan Pzar günü İşçi Meclisi okurları olarak, direnişlerinin 11. gününde Yılmaz Çelik Hasır işçilerini bir kez daha ziyaret ettik. Ziyaretimizde sohbet ettiğimiz işçiler, patronun her türlü ayak oyununa ve patronun adamları tarafından silahlı saldırıya uğramalarına rağmen tüm kararlılıklarıyla direnişe devam edeceklerini ve haklarını alana kadar da fabrikayı terk etmeyeceklerini dile getiriyorlar. ilanını arabasına asmış. İşçiler direniş sürecinde aslında yasaların kimden yana olduğunu yaşayarak görüyorlar ve bunu da şu sözlerle ifade ediyorlar: Patronlar iflasını karar altına alarak her türlü borçlarını dondurup ertelerken, borçlanmak zorunda bırakılan bizler için,borç ödeyememenin herhangi bir mazereti yok, borcumuzu ödeyemeyince bankalar tepemize biniyorlar, herhangi bir erteleme hakkı tanımıyorlar! Biliyorduk da Eşleri işçi katliamında kaybeden kadınlar ve sadece kadın olduğu için evde, sokakta, kuytuluk bir yamaçta çığlık çığlığa acı çeken kadınlar. İkisinide ikili ilişkinin toplumsallaşmış haliyle gödük hep, yoksa yokmuydu önceden biliyoruz vardı, biliyorduk sonuçları bu olmadan önce nedenlerini. Dediler ki: Tecavüz edilmiş, hayır yok edilmemiş. Dedik ki: Ne fark eder, niyet belli. Dediler ki: Sağ kurtulma ihtimali var 7. Alarm arası eşitlik. Ortadan kaldırma, yok etme zorunluluğu yükümlülüğü. Bilselerdi, Soma madenci yakınları, Zonguldak madenci direnişlerini ve buna karşı bürokratların akıl oyunlarnı, 301 işçinin yanına, 301 bürokrat gömülürdü, sonra 301 kurum, 301 yıkım, 301 eylemleri. Biliyoruz da söylüyoruz: Ostim de bir patlama daha olmuyorsa, bu bir sürü raslantının bir araya Patronun ilk günlerde kendilerine karşı Ben bittim, neden bana inanmıyorsunuz, size bu parayı ödeyecek gücüm yok, tüm samimiyetimle söylüyorum bana inanın demesinin hemen ardından paralı adamlarını silahla işçilerin üzerine saldırttırması sonrasında işçilerin öfkesi daha da bileylenmiş durumda. Direnişçi bir işçi anlatıyor: Patron bizim bu kadar direneceğimizi tahmin etmiyordu, bir iki gün durur giderler diye düşünüyordu. Kararlılığımızı görünce bize 1 maaş ve tazminatımızın 1/3 ünü ödemeyi teklif etti ama biz ortak bir karar alarak bu teklifi kabul etmedik. En son Cuma günü alacaklı olduğunu iddia eden Güneş Çelik Hasır ın sahibi ve avukatı yanlarında iki üç araba dolusu ülkücüyle beraber makinaları alma girişiminde bulundular ve kararlılığımızı görünce geri adım atmak zorunda kaldılar ve onları fabrikaya sokmadık. Daha sonra bize avukatımız aracılığıyla iki maaş ve tazminatımızın yarısını teklif ettiler. 6 Nisan pazartesi her şey netleşecek, yani anlayacağınız dananın kuyruğu pazartesi kopacak. Gerekirse çoluğumuzu çocuğumuzu buraya yığacağız. Başka bir direnişçi işçi diyor ki: Bu güne kadar bizim başımıza böyle bir şey gelmedi. İlk defa böyle bir direniş içersindeyiz. Buraya gelen sizin gibi işçi arkadaşlar kendi yaşadıkları deneyimlerini aktarıp bize önerilerde bulunuyorlar. Bizde bu direnişten sonra, nerede işçi direnişi olursa destek verecek ve deneyimlerimizi paylaşacağız. İşgalin ilk günlerinde fabrikada rutin devam eden gündelik yaşam, süreç ilerledikçe kolektif bir yaşama doğru adım adım ilerliyor. Yemek, temizlik, bulaşık vb işleri hazırladıkları nöbet çizelgesine göre yapıyorlar. Gelen ziyaretçilerine de süreç hakkında bilgilendirme yapıyorlar. İşçilerin tümü bankalara zorunlu ihtiyaçlarından dolayı borçlu durumda. Maaşlarını alamadıkları için bu borçları ödeyemiyorlar. Ve kendi ifadesiyle iyi kötü arabası olan bir işçi borcunu ödeyebilmek için dün aracını satmak zorunda kaldığını anlatıyor. Bir başka işçi de satılık Gündelik zorunlu ihtiyaçlarını ise çevre fabrikalardan işçilerin ve çevrelerindeki yakınlarının dayanışmasıyla gideriyorlar. Direnişe yapılan işçi ziyaretleri ve dayanışmanın kendilerine güç verdiğini ve motive ettiğini belirtiyorlar. İşçiler zorunlu durumlar haricinde fabrikayı terk etmiyorlar. Evlerine ise nöbetleşe gidiyorlar. Sonra fabrikayı beraberce gezmeye başlıyoruz. Oldukça soğuk olan alanının şu an için mi böyle oduğunu sorunca yıllardır soğukta çalışmak zorunda bırakıldıklarını anlatan bir işçi Ben 20 yıldır burada 12 derece soğukta çalıştım, burada benim emeğim var, patronun ben bittim demesiyle bu iş bitmez diyor. Isınmanın bir maliyet olarak görüldüğü fabrikada sadece makinaların çalışabilmesi için ısıtıcılar mevcut, ısıtıcılar makinalara doğru çevrilmiş. Bizim üşümemizin bir kıymeti yok, makinalar bizden daha kıymetli diyorlar. Direnişten yaklaşık 3-4 gün önce bir işçi akadaşlarının makinada parmaklarının koptuğunu anlatıyorlar. İşçi sağlığı ve güvenliğine dair hiç bir önlemin alınmadığını ve bunun sadece duvarlarda asılan levhalardan ibaret olduğunu söylüyorlar. Metal tozunu solumaktan kaynaklı hemen hepsinin ciğerlerinde sorun olduğunu belirtiyorlar. Son olarak bu direnişin en büyük kazanımının birlikte hareket etmenin gücünü fark etmek olduğunu söylüyorlar. Direnen Yılmaz Çelik Hasır İşçisi Yanız Değildir! Yaşasın Sınıf Dayanışması! Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz! İşçi Meclisi Okurları Dedik ki: Sağ çıksa ne olur,çıkmasa ne olur,niyet belliydi Nedenleri daha önceden bildiğim bir şeye üzülmüş gibi yapamam ben. Bekliyordum çünkü, ağlamıştım öncesinde ve bütün gücümle yüklenmiştim barikata, gerçek kendisiyle yüzleşmeden önce. Yarın için geçerli olan şeyleri dün söyledik, nedenlerini görürseniz, sonuçlarına şaşırmazsınız. Cinsiyetçi eğitim verirseniz, toplumsal kodlarınız çifte standartlarla doluysa eğer, telsiz seslerinde aranan suçlu sizsiniz. Cinsiyetçi değil, cinsel eğitim. Grev yasaklamalarıyla anılırsa adınız, baskı, gözaltı, tutklama. Siren sesleri sizin sesiniz ve göçük altında aradığınız şey, sizin eseriniz. Bütün merhumlar ketum sizin için, bildiğinizi neden ifşa edesiniz. Dedik ya:ikili ilişkiler sorunu, toplumsallaştırdı. Ostim de patlamada yakınlarını kaybeden kadınlar, iş başa düştü dediler çıktılar sokağa. Yoksa Mehmet Efe biliyordu da söylemiyordu, işte işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin olmadığını. Ermenek li kadınlar, iş başa düştü dediler de haykırdılar ya kafalarını para kasası yapmış o dolar beyinli oluşumların oluştuduğu karabalık havuzunda. Yoksa Mehmet Efe biliyordu da söylemiyordu. Hayat suyu yerin derinliklerin de böylesine can alıcı, kulak çınlatıcı, soluksuz bırakmaz insanı. Özgecan, biliyordu da söylemiyordu. Kadın olmanın sakınılası duygularını, o yüzden iş başına düştü ya feministler, yaşamı tek cins sorunu olarak görüp yanlızlaştırdılar ya. Biliyoruz da söylüyoruz: Kadın sorunu aynı zamanda erkek sorunu, yoksa her şey sadece kendisiyle sorun olamaz ve sadece kendisiyle sorunu çözemez. Biliyoruz devlet varlığı gereği kadın, erkek ortaklaşa yardımlaşa söylevlerini. Biliyoruz da söylüyoruz: Ortaklaşa yardımlaşa değil, zorunluluğu yükümlülüğü gereği olarak bile herkes. Biliyoruz da söylüyoruz: Cinsler arası karşıtlık değil, sınıflar arası kaşıtlıklar bizim nedenimiz, o yüzden olmaz, cinsler ve sınıflar gelemeyişinden kaynaklı, yoksa varlık durumu buna müsait. Bilseydi söylerdi daha önce Özgecan olmuş genç canlar: Öncesi olanın sonrası da olur, önleyici olmazsan eğer oluşturucususunuz, engelleyici söylevleriniz boşuna. Biliyoruz da söylüyoruz kadınlarla üremekten başka derdiniz olsaydı, aynı saflarda rüku ederdiniz. Mahremiyet arkasına saklanmış masumiyet halleriniz boşuna, ırzına geçecek niyetleriniz var, gebe kalmış arzularınız, dogarsa ya reform yada sosyalizm olur, kürtaj hakkınız yok, tecavüzcünüzü tahrik ve teşvik ettiniz. Biliyordu ya özellikle söylemiyordu, elini silindire kaptıran Irmak arkadaş. Aklı o iğrenç adamın salyalı muhabbetindeydi, iğreniyordu da yine de kafasından atamıyordu, zaten burda yaşıtı olan bir kadında yoktu, aklı dağınıktı o yüzden. Derken bir kıtırdımıydı o anlamadan, çığlık çığlıga bastı yaygarayı tomurcuk, tomurcuk çıkan o yaşlar sanki baraj tazikliğindeydi. Biliyordu da, ara sıra söylüyordu o yüzden: Öncesinde ustabaşı olmayan o adamın, neden bu kadar rahat, salyalı muhabbetini. Yanlış yapılırsa hata, tekrarlanırsa karakter olur. Kadın doğmaz bir çocuk yada her çocuk erkek. Sermayeli yada sermayesiz, işçi sınıfının çocukları emek gücüyle doğar biliyoruz ve söylüyoruz: Toplumsallaşan emek, toplumcu kodlarından arınmış emektir, başka türlü olurmu ki, olmaz ki, olur mu hiç? Komünizm de emeğin cinsiyeti olmaz ki, olurmu hiç?

12 13 Çanlar Kimin İçin Çalıyor Ortadoğu da sarsıntılar arasında yükseltilmeye çalışılan yeniden yapılanma süreci bölgedeki çelişik güç ve hegemonya mücadeleleri arasında arkasında derin bir kaos ve yıkım bırakarak ilerliyor. Devasa bir savaş arenasına çevrilmiş bölge boydan boya bir neoliberal kriz ve yıkım içerisine sokulmuştur. Suriye nin neredeyse Şam hariç tüm şehirleri harabeye döndü. Benzer bir süreç şu an da Irak ta da yaşanıyor. Musul kuşatmasına, saldırısına yol açmak için Irak ın büyük kentlerinden olan Tikrit i IŞİD den geri almak için İran destekli büyük bir saldırı başladı. Irak taki mezhepçi Şii iktidara duyulan Sünni tepkiyi örgütlemiş görünen IŞİD in Sünnistan hayalleri geri adım atmayacağını gösteriyor. İki karşıt gücün savaş meydanına dönecek olan bu tarihi şehir diğer birçokları gibi harabeye çevrilecek. Emperyalist kapitalist politikaların bölgesel işbirlikçileri aracılığıyla uygulandığı bu tarihi coğrafyada bir gün gün yüzü görmemiş bölge emekçi halkı iktidar mücadelesinin piyadesi olmaya, başkalarının savaşında dövüşmeye, kan uykulara uyanmaya devam edecek. Öyle ki, emperyalist-kapitalist kan emici güç merkezlerinin söylemlerine bakarsak yaşanılanların henüz fragman boyutunda olduğu görülecektir. Son 2-3 yıllık sürecin zirvesi Musul kuşatmasıyla yaşanacak. Emperyalist ve bölgesel kapitalist güçlerin rant ve sömürü politikaları nedeniyle giriştikleri bu yeniden yapılandırma savaşları dizginlerinden boşanarak tüm Ortadoğu bölgesini kan uykulara uyandıracak. 100 yıllık emperyalist politikalar sonucu birbirine düşmanlaştırılan emekçi halklar birbirine kırdırılmaya, başkalarının davası uğruna dövüştürülmeye devam edilecek! Türkiye mali oligarşisi AKP nin politik önderliğinde stratejik bütünsel bir politikayla Osmanlıcı hayalleri Osmanlı bakiyesi topraklarda yeniden diriltme çabasına emperyalist ılımlı İslam projesinin taşeronu seçilmesini de fırsat bilerek ve biraz da güç yanılmasına kapılarak yüklenmeye başlamıştı. Toplumsal-sınıfsal bir antineoliberal hareketin Arap coğrafyasında patlak vermesi ve peşinden hem Tunus ta hem Mısır da Müslüman Kardeşleri iktidara taşıması AKP nin gözlerinin Sünni İslamcı mezhepçilikle, Ortadoğu nun lider ülkesi olma hayaliyle parlamasını da doğurdu. Libya da biraz tutuk davranmışlardı. Sanki bunun özeleştirisini verir gibi Suriye ye bütün gücüyle yüklendi. Dünyanın bütün lanetli, gerici ve insanlık düşmanı katliamlara imza atan cihatçılara Suriye ye geçiş kapısını açtı, donattı. 3 ayda gidecekti Esad ve Ortadoğu nun yeni lider ülkesi Türkiye nin muzaffer (!) başkomutanı olarak R.T. Erdoğan, Şam da Emevi Camii nde padişahlara has şükür namazı kılacaktı! Gelin gürünki boyundan büyük silahı kuşanmış, kaftanının etekleri ayaklarına dolaşan, kafasına taktığı uyumsuz miğferin bozuk siperliği nedeniyle sık sık görüşü kapanan bornozoğulları kılıklı bu meczup tiyatral tipler şükür namazını ancak Süleyman Şah ın kemiklerini kazasız belasız kaçırma operasyonları neticesinde kılabildiler! Ellerine yüzlerine bulaştırmamalarının nedeni de olsa olsa YPG nin yüzü suyu hürmetine, korumasına bağlı olmalıdır! Senaristler şimdilerde bu kaçışın nasıl büyük bir askeri zafer olarak sunulacağı üzerine kan ter içinde çalışıyor olmalılar. Suriye den çok başarılı bir şekilde kaçırılan şey Süleyman Şah ın kemiklerinden çok, galiba iflas etmiş bir bölgesel politikaydı. Stratejik Derinlik Ortadoğu nun kurtlar sofrası ikliminde gerçekliğe oldukça yabancı kalmış akademik bir hülya olarak kötürümleşti. Ve bir gece vakti bu kötürüm politika apartopar merkeze kaçırıldı. Şimdi hasar tespitiyle birlikte içine düşülen stratejik çukurdan nasıl çıkılacağı üzerine planlar yapılıyor. Değerli yalnızlıktan ve onun ahlaki-insani (!) söylemlerinden vazgeçmek ve bunu kitlelere yutturabilmek için yeni senaryolar hazırlıyorlar. Çanlar AKP nin neoliberal muhafazakar iç ve dış politik vizyonunun tümü için hep birlikte çalıyor. Vizyon ve vitrin parıltılı neon ışıklarını yitireli çok olmuştu. Düne kadar demokrasi tramvayı gereği vitrine konulanlar geri çekilmekte ve yerine dikta-başkanlık heveslerini pekiştiren söylemler ve absürt komedi tadında Duşakabinoğulları gibi dibe vuruşun sembolü haline gelmiş tek perdelik piyesler almaktadır. Ekonomi toparlanamamakta, tüm göstergeler hızla derin bir ekonomik krize doğru ilerlendiğine işaret etmektedir. Emperyalist, kapitalist tüm kurumlarla güç bende ahmaklığıyla girilen yapay it dalaşlarının sonucu işçi ve emekçilerin yaşamı kabusa çevirmektedirler. Öyle bir hale gelmiştir ki sürdürülemeyen ve artık taşınamaz hale gelmiş tüm bu politikalar polis zoruyla, payandasıyla ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. Cumhurbaşkanına göre artık faizleri indirmeyen M.B Başkanı, Ekonomi Bakanı dahi vatan hainidir! Varın toplumsal muhalefete, sokağa çıkanlara, hak ve özgürlük talep edenlere nasıl bir düşman sıfatı bulunacağını siz düşünün! Onlara sıfat değil şu günlerde en hakikisinden polis mermisinin yolu hazırlanmaktadır. AKP nin ve politik temsilciliğini yaptığı tekelci burjuva kesimlerin girdikleri bu yoldan dönüşleri artık pek mümkün görünmemektedir. Battıkça çırpınacak, çırpındıkça daha çok batacaktır ve kendisiyle birlikte işçi sınıfı ve emekçilerin yaşamlarını da kâbusa çevirecektir. Bu çılgınlığın temel nedeni başta Kürt emekçi halkı ve kadınlar olmak üzere geniş bir toplumsal-sınıfsal kesimin AKP nin neoliberal muhafazakâr politikalarına derin bir nefret ve reddediş içinde olmaları ve bu yüzden yönetme yeteneğinin yitirilmesindendir. Yönetilemeyen kitleler büyümekte, sokaklar sürekli hareketlenmekte, sınıfsal taleplerle greve çıkan metal işçilerinin eylemleri milli güvenlik safsatasıyla bastırılmaya çalışılmaktadır. İçte ve dışta artık değerli yalnızlıktan, depresif bir sosyopatiye doğru pupa yelken ilerlemektedir. Bu gemi emekçilerin özlem ve ihtiyaçlarını bastırmak adına açtığı tüm o yelkenlerini indirmek, demokrasi ve özgürlük istemlerinin karşılamak yerine en bilindik yere sarılacak, emperyalizm ve onun bölgesel politikalarıyla yaşadığı uyuşmazlık açığını gidermek için tüm söylem ve pratiğini bordodan aşağı atacak, ne kadar bağımlı olduğuna, işbirliğine hazır olduğuna dair söylem ve pratiğe yönelecektir. Kobané direnişi ve zaferi AKP nin dış politikasının tabutuna son çiviyi çaktıktan sonra başka şansları da kalmamıştı. Son bir gayretle ya tutarsa diye IŞİD çeteleri üzerinden Sünni mezhepçi bölgesel politikasıyla Kürt halkının ulusal mücadelesine düşmanlığını birleştirmesi de işe yaramayıp, Kürt halkının direniş duvarına çarpınca yapacak başka bir şeyi de kalmadı. Davutoğlu nun jargonunda öfkeli Sünni Arap gençlerinden öte bir yer kalmayan IŞİD denen vahşi yapıya karşı girişilecek saldırılara askeri (şimdilik lojistik yardımlar şeklinde olsa da arkası gelecektir.) destek vereceğini açıklaması yenilginin ilanı oldu. O her ne kadar yaşadığı yenilgiyi kabul eder geri adımlar atıp, pratiklere girişse de bir kaç yıldır içine girdiği, emperyalist devletlerce küstahlıkla kodlanmış tüm o söylem ve pratikler ödettirilecektir. İşte Başbakan Davutoğlu nun ABD ziyareti sorulan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünü bilgim yok demesinde olduğu gibi, kaale alınmama, denklemden dışlanma, etkisiz elemana çevirme şeklinde sürecektir. Benzer bir şey Suudi Arabistan a Mısır la aramızı düzeltin diye ricaya giden Cumhurbaşkanı nda başına gelmiş, yeni Kral la tercüme dahil 35 dakika konuşabilmiştir! Dışarıda böyle hırpalanan (Libya da ki iktidarsız iktidar tarafından bile tüm ilişkileriyle birlikte kovulan bir ülke durumundadır.) bir siyasal iktidar, içte bugüne kadar yediği tüm o herzelerin faturasını ağır olacağını bilmekte o yüzden iç güvenlik adı altında sıkıyönetim yasalarına sarılmaktadır. Ne demiş şair: Rüzgâr eken fırtına biçer. Senin bugün toplumsal-sınıfsal muhalefetin tüm kesimlerine karşı hazırladığın tüm o zapturapt yasaları olduğu gibi bir gün sana uygulanır. Bundan kaçışın yok. Seçim sathı mealine girdiğimiz şu günlerde parlamenter-reformist hayallerin işçi sınıfı ve emekçilere pompalanmasına karşı en çok ihtiyaç duyulan militan-birleşik bir sınıf hareketini sokakta, fabrikalarda, okullarda örebilmektir. Mart-Mayıs sürecinin devrimci takviminin de yardımıyla devrimci bir sınıf hareketinin demokrasi ve özgürlük taleplerini kazanmak için tek yol olduğu gösterilmelidir. Parlementarist hayallerin küçük burjuva reformistlerince umut olarak pazarlanmasının yaratacağı hayal kırıklığının önüne geçebilmenin tek yolu budur. Bu cangıldan çıkış ve özgürlük ve demokrasinin kazanılması kapitalizmi ve onun tüm ideolojik-siyasal biçimlerini çöpe atmayı hedefleyen sınıf mücadelesiyle, kora kor bir devrimci savaştan geçecektir. Bugün her haliyle bir rezillik ve burjuva riyakârlığının ahırına dönmüş olan parlamentodaki birkaç sandalyeden değil! AKP ile birlikte verili egemenlik ilişkilerinin, sermaye diktatörlüğünün sonunu ilan edecek çanlar ancak işçi sınıfının kendi kaderini eline almasıyla özgürlüğüne ML ideolojisince sahip çıktığında çalacaktır! Ercan Akpınar

13 14 Eğitim ve Toplumsal Cinsiyet Cinsiyet, kadın ve erkeği tanımlayan biyolojik ve fizyolojik özellikleri ifade ederken, toplumsal cinsiyet, sınıflı toplumlar boyunca üretim ilişkilerinin ve toplumsal cinsiyetçi iş bölümünün bir getirisi olarak hakim sınıfın oluşturmaya çalıştığı toplum dizaynı doğrultusunda mevcut iktidarın, toplumun ve iktidarın elindeki eğitim sistemi tarafından sosyal olarak oluşturulan ve bir toplumun kadına veya erkeğe uygun gördüğü rolleri, davranışları, etkinlikleri ve nitelikleri belirtir. Cinsiyet doğal bir oluşumken toplumsal cinsiyet oluşturulur. Bu oluşturma süreci, doğduklarından itibaren kızlara pembenin, erkeklere mavinin uygun görülmesiyle başlar; cinsiyete göre oyuncak ve oyun seçimiyle devam eder. Kent mekânlarının dizaynından, üretim araçlarının ergonomik donanımına kadar kadın işi ve erkek işi ni ayırır. Toplumun politik ve kültürel özelliklerini etkileme gücü bulunan eğitimde de kız ve erkek öğrencilere yönelik davranışlarda, beklentilerde ve mesleki yönlendirmede toplumun cinsiyetçi rejimine ve heteronormatif kalıplarına paralel olarak cinsiyet rollerinin yeniden üretimi devam eder. Toplumsal cinsiyetçi rollerin bu kadar keskin bir belirleyiciliğinin olmasının asıl nedeni ise iki cins arasındaki fizyolojik farklılıktan yararlanarak onlara biçtiği roller aracılığıyla üretime ve tüketime farklı boyutlarla dâhil edip hem kendi sisteminin devamlılığını sağlama hem de azami kar elde etme odaklı bir anlayışta yatmaktadır. Günümüz toplumunun içinde bulunduğu patriarkal neomuhafazakar kapitalist sistem; özellikle kadını ve LGBTİ leri ikincil konuma iter ve kendi sisteminin devamlılığını sağlayacak araçlardan biri olarak da eğitimi kullanır. Toplumsal cinsiyet rollerinin çocukluktan yetişkinliğe kabulü ve yerleşik bir hale gelmesini sağlayacak şekilde müfredatı düzenler. Kadına korunmaya muhtaç, uysal, itaatkâr, duygusal, narin, şefkatli, anaç gibi özellikler atfedilip sekreterlik, öğretmenlik, hemşirelik gibi meslekler uygun görülürken; erkeğe özgüvenli, güçlü, lider, karar verici özellikler yüklenip doktorluk, mühendislik, avukatlık ve hatta siyasetçilik gibi meslekler özendirilmektedir. Tüm kapitalist toplumların pratiğine yayılmış söylemlerin ders kitaplarında da yeniden üretildiğini görebiliriz. Türk Eğitim Sistemi nde cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa karşı kendi dönemi içerisinde de ne derece düzenlemelerin yapıldığına hep birlikte bakalım. İncelenen Kitaplar: Hayat Bilgisi 1 Ders ve Öğrenci Çalışma Kitabı. Dalkılıç H. ve Gölge N. ( Baskı) Hayat Bilgisi 2 Ders ve Öğrenci Çalışma Kitabı. Özdemir A. ve Çınar F. ( Baskıya Ek) Hayat Bilgisi 3 Ders ve Öğrenci Çalışma Kitabı. Eren Ö.E. ve Doğan N.C. ( Baskı) Sosyal Bilgiler 4 Ders ve Öğrenci Çalışma Kitabı. Kaya M.K. ve diğerleri. ( Baskı) Annesi Başak a güzel bir oyuncak bebek almıştı. (Hayat Bilgisi 3) Efendibabası misafiri çok severmiş. Yemekli, yatılı misafirleri çok olurmuş. Aynı şehirde yaşayan akrabalar, arkadaşlar ve dostlar bile misafirliğe yatılı olarak gelirlermiş. Ev işlerini evin genç kızları, gelinleri yaparmış. Ev işleri çok zaman almasına rağmen konu komşu ziyaretine de ayıracak zaman kalırmış. (İlköğretim Sosyal Bilgiler sf. 37) Annemin ve babamın sevgisi sarıyor bizi, sarıyor evimizi, lay lay lom. (İlköğretim Hayat Bilgisi 2, 1. Sınıf / sf 95.) Yukarıdaki örneklerle görüyoruz ki Cumhuriyet tarihi boyunca toplumsal cinsiyetçi roller, kapitalizmi yeniden yeniden var eden ailenin kutsanması ve heteronormativizm tüm ders kitaplarına işlemiş durumda. Bu durum Avcı nın döneminde de değişmeden üretilen politikalardır. Bugüne kadar yapılmış tüm araştırmalarda; ne yazık ki ders kitaplarının hiçbirinde heteroseksüel ifadelere ve bireylere yer verilmediği toplumda böyle bir yönelimin hiç olmamış gibi kabul edildiği ise başka içler acısı tablo Yukarıdaki örneklerin yanı sıra hayatın tümüne yayılan bir ekonomik sınıfın bir diğer sınıfı ezdiği kalıpların çocuk yaştan benimsetilmesi için öğrencilerin başına bekçi gibi dikilen öğretmenlerden, öğretmenlerin başına musallat olan okul müdürlerine derin bir hiyerarşi ile oluşturulan yönetim sisteminden, çocukların okulda, derste ve toplumsal yaşamın içinde de hiçbir söz hakkının ve inisiyatifinin bulunmayışından, yaşamdaki hücreleşmenin okul mimarisinde de hücre hücre sınıflardan ve bu sınıflar arası rekabetin körüklenmesinden tutalım; toplumsal cinsiyetçi ve heteronormatif kuralların yeniden inşasının kendini göstermesinde; tuvaletlerin fizyolojik kız-erkek ayrımıyla oluşturulması, beden eğitimi derslerinde oynanan oyunların yine bu ayrıma göre şekillenmesi, öğretmenlerin de bu normlara göre eğitilmesi gibi daha bir çok örnek sıralayabiliriz. Okullar, kapitalist sistemin suni olarak yarattığı toplumsal normların çocuğa kabul ettirilmesi için çok çeşitli araçlarla, derslerde, teneffüslerde; müfredatla ve gizil müfredatla hegamonik söylemin dayatılması ya da iyilikle kabul ettirilmesi için ideal bir alan haline gelir. Okul yaşamı LGBTİ öğrenciler için sistematik zorbalığa, damgalanmaya ve nefret suçlarına maruz kaldıkları önemli bir merkez olarak tanımlanabilir. Özellikle ergenlik döneminde gençler için okul, en önemli sosyalleşme alanı olarak yaşanırken toplumsal cinsiyet normlarının dışında kalan tüm gençler için en tehlikeli toplumsal alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuk yaşta geliştirilen sistematik heteroseksist dayatmalar sonucu kendini keşfetmekten çok uzak bir çocukluk geçiren LGBTİ bir bireyin bu süreci ergenlik dönemi olan lisede toplumsal yapının hastalığını değil, kendinin hastalıklı olduğu inancı, intihar, dışlanma gibi sistematik ve politik yaptırımlarla çok ağır sonuçlanmaktadır. Günümüzde bırakalım toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden üretildiği, çok cinsiyetli eğitim yerine heteronormativitenin dayatıldığı bir eğitim sistemini; karma eğitimin de ortadan kaldırılmasına yönelik tartışmalar dönmektedir. Neoliberal, patriarkal Türk Eğitim Sistemi (Türk diyoruz çünkü toplumu Türkleştiren bir eğitim söz konusu), günden güne daha da somutlaşan uygulamalarla bir muhafazakârlaşma süreci içerisindedir. Eğitimde heteroseksizm ve patriarkal kapitalizm kendini derinlemesine karma eğitimde de yaşatırken bir de tek cinsiyete dayalı eğitimde kadınlar ve LGBTİ bireyler toplumun bir parçası gibi algılanmaktan daha da uzaklaşacaktır ve görünmezliği derinleşecektir. Okul, eğitim, kültür, toplum, ekonomi ve iktidar arasındaki ilişkiye Marksist bir yorumla bakmak gerekirse pedagojik pratiklerle ekonomik ve toplumsal olan arasında ayrılmaz bir bütünlük ve diyalektik vardır., Bu uygulamalardaki adaletsizliği, eşitsizliği ortaya çıkarmak, görünür kılmak ve dönüştürmek de biz Sosyalistlerin görevidir. Sosyalist eğitim anlayışını eğer eşitsizlikleri ve ayrımcılığı sorgulama ve bu sorgulamalarla birlikte bir dönüştürme çabası olarak ele alacak olursak okulda, sınıfta, sokakta, cinsiyet kimliğini, cinselliği, hazzı ve cinsiyetlendirilmiş bedeni sorgulatacak tüm çabalar eleştirel pedagojinin ve sosyalist eğitimin amaçladığı bir süreç olmalıdır. Yukarda verdiğimiz örnekler dâhilinde Hayat bilgisinden matematiğe ders kitaplarında ve derslerde, engelli bireyler de dahil olmak üzere tüm farklılıkların normalize edilmeden yaşamın içinde var olacağı şekliyle dil ve söylemi geliştirerek yaygınlaştırmak görsellerle olumlu örnekleri çoğaltmanın yanı sıra, bu sistemde ve sosyalist sistem de dahil olmak üzere bizim taleplerimiz; Bireycileğe karşı her türlü kolektif mekanizmayı işletmek, üretimin toplumsallaştığı bir sistemde bireyi de toplumsallaştıracak eğitim politikaları üretmek, Bireyciliğin, rekabetin vs. cinsiyetçilik nezdinde de gelinen noktada kadını beceriksizlikle, hanım hanımcık lıkla kodlayan sistemde, kolektif üretim sürecini işletmek ve bunu eğitimin temel halkası haline getirebilecek düzeyde çalışmalar yapmak, Okullarda, kampüslerde LGBTİ bireylerin kendini dışlanmadan ifade edeceği sağlıklı ortamlar yaratmak, cinsiyetsiz yurtlardan-wclere, kütüphanelerden, çeşitli toplu bulunulan ortamlara kadar fiili düzenlemeler yapmak, Ve en nihayetinde okulların ve top yekun eğitim sisteminin devrimci eleştirel bir tutumla steril-ayrıksı ortamlar olmaktan çıkarıp toplumsallaşmasını sağlamak olmalıdır. Yararlanılan kaynaklar: -Peter McLaren ve Natalia Jaramillo, Pedagoji ve Praksis, Kalkedon Yayınları. -Gümüşoğlu, F. Ders Kitaplarında Toplumsal Cinsiyet, Toplum ve Demokrasi, Eylül-Aralık, Eleştirel Pedagoji 37. sayı Ocak-Aralık kaosgl.org Sınıfsız

14 15 Söz Yetki ve Karar Üniversite Bileşenlerine Üniversitelerin sermayenin dönüşümü ile birlikte, piyasaya açılan birer sermaye kurumu olduğunu birçok kez dile getirdik. Üniversitelerde güvencesizlik ve taşeron çalışmanın giderek daha yakıcı hale gelen bir uygulama olduğunu biliyoruz. Üniversitelerde sermayenin CEO su konumundaki rektörlük seçimleriyle birlikte en başta rektör seçimlerinin işleyişi olmak üzere birçok noktada tartışmalar başladı. Eğitimin tamamen piyasa temelinde yeniden örgütlenmesinin kampüslerdeki baş temsilcisi olarak CEO luk görevini sürdüren rektörler aynı zamanda eğitimdeki gericileşmenin de garantisini sağlayan organ olarak başımızda durmaktadır. Rektörlük seçimlerinde en çok itiraz edilen nokta sandık iradesinin yok sayılması meselesi oldu. Burjuva demokratından, liberal soluna kadar geniş bir yelpaze bu noktaya özellikle vurgu yapıyor. Biz işçi öğrenciler cephesinden de tabi ki seçim iradesinin hiçe sayılması kabul edilemez bir durum, ancak zaten tüm bileşenlerin içine dâhil edilmediği bir seçimden nasıl bir irade beklendiği ise fulü kalmıştır. Rektörlük seçimlerinde asıl olması gereken yöntem akademisyenlerden, kamu işçisine, taşeron ve kadrolu işçilerden işçi öğrencisine kadar üniversitenin sınıfsal olarak da bileşeni olan bu güçlerin hepsinin temsil, söz ve karar hakkının olmasıdır. İstanbul Üniversitesi nde demokrat ve ilerici unsurların adayı olarak seçimi kazanan Raşit Tükel in rektör olarak atanıp atanmayacağı kampüsün bugün için ana gündemidir. Peki, İstanbul Üniversitesi nde Ne Oldu? Devletin en istemediği seçim sonucu İstanbul Üniversitesi nde gerçekleşmiştir. İÜ de yaşanan rektörlük seçimleri sonunda 1. sırayı 1202 oy ile Prof. faşist saldırılar da hala devam etmektedir. Devrimci ve ilerici öğrenciler bu saldırılar karşısında kampüslerini ve üniversitelerini savunmaktadırlar. Ancak giderek buraya sıkışan ve savunma pozisyonundan çıkılamayan bir hat karşımızda durmaktadır. Her şeyden önce bu koşullarda bir nebze olsun yeni bir soluk görevi göreceği düşünülen bir adayın işçi öğrenciler içerisinde karşılık bulması da doğal ve normal olanıdır. İşçi öğrenciler olarak, Organize Sanayi Bölge Müdürleri ne stajyer öğrenci sözü veren rektörleri de gördük, tekelci sermayeye laboratuvar, proje taahhüdü veren rektörleri de gördük, öğrencilerin üniversitelerini savunurken polisi okula davet eden rektörleri de gördük. Özellikle devrimci, demokrat, yurtsever öğrencilerin örgütlülüğünü yok etme adına rektörlük baskı sopasını elinde tutmaktadır. Raşit Tükel in programının uygulanması ve gerçekten daha da ileriye çekilmesi bizler için ileri bir kazanım olacaktır. Raşit hocanın atanması durumunda programı ileriye çekmek ya da birlikte yöneteceğiz sözünü tutup tutmayacağı ayrı bir tartışmadır. İşçi öğrenciler olarak bu burjuva seçimden medet umarsak ve gerçekten bizim olan hakkımıza sahip çıkmazsak yine tutmadı, bu da olmadı demenin ötesine geçemeyiz. Ancak Raşit hocanın rektör olması durumunda onu gerçekten denetleyen hatta daha ileriye çekme konusunda ısrar eden olursak bu kazanım işte o zaman daha anlamlı ve değerli olacaktır. Elbette bir kampüste bir rektörün daha ilerici olması piyasa ve sermaye kıskacındaki üniversiteleri gerçekten bilimsel bilgi veren ve toplum yararına işleyen kurumlar haline getirmeyecektir. Ancak bir yerdeki kazanım birçok noktadaki yangının fitilini ateşleyecektir. Raşit hocanın rektör olarak atanmasının ardında hızla bütün bileşenlerin içinde olduğu üniversite meclislerini kurması konusunda ısrarcı olmalıyız. Raşit hocanın programında var olan dekanların seçimle gelmesi durumu tek başına yetersiz olup, tüm bileşenlerin seçimiyle gelecek dekanların da dâhil olduğu, ayrıca diğer tüm bileşenlerin içerisinde yer aldığı fakülte konseyleri oluşturulmalıdır. Bu bağlamıyla üniversite meclislerinde söz, yetki ve kararın tüm bileşenlerin içinde olduğu bir düzleme çekilmesi önemlidir. İkinci olarak Raşit hocanın programında silik şekilde yer alan tekno-kent, ARGE vb. yerlerde yapılacak akademik ve bilimsel çalışmaların tamamen toplumun yararına ilkesi ile işletilmesi, buralarda çalışan akademik personel ve işçi öğrencilerin özlük haklarının verilmesi talebini yazmalıyız. Ayrıca kampüs içerisinde çalışan işçi öğrencilerin sağlık ve ulaşım giderlerinin karşılanması, taşeron işçilerin hızla güvenceli çalışan statüsüne geçirilmesi talebini de yükseltmeli ve kazanmalıyız. Daha birçok noktada Raşit hocanın ve programının zorlanması önemli ve olmazsa olmaz bir durumdur. Ancak işçi öğrencilerin ufku bu demokratik kazanımlarla sınırlı olamaz, olmayacaktır da. Gerçek anlamda sosyalist bir eğitim sisteminin baştan aşağıya inşa edildiği üniversiteler gerçek anlamıyla bağımsız, özerk ve bilimsel olabilir. Bizler bu noktada Raşit Hoca da bütünleşen demokratik üniversite özlemini ve talebini sahipleniyoruz. Raşit Tükel in akademik özgürlük ve demokratik üniversite taleplerinin sahibi ve takipçisi olmakla birlikte özgür bir üniversiteye doğru politik bir hat örmeye çalışmaya devam edeceğiz. Dr. Raşit Tükel, 2. sırayı 908 oy alan Prof. Dr. Mustafa Ak, 3. sırayı ise 382 oy ile Prof. Dr. Harun Cansız almıştır. Küba ya gittiğinde bile devrim seçimle olur saçmalığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan ın emrindeki kurum olan YÖK ikiyüzlülüğe başlamıştır. İlk 3 sıra böyle olmasına rağmen sistemin güvenliği gereği hızlıca YÖK ün Cumhurbaşkanı na gönderdiği listede 1. ve 2. sıradaki adayların sıralaması değiştirilerek Prof. Dr. Raşit Tükel in hakkı gasp edilmiştir. Üniversite bileşeni diye tanımladığımız işçi-öğrenciler, akademisyenler, işçilerin hiçbir söz, yetki, karar haklarının ve kurumlarının olmadığı bir sistemde Raşit Hoca nın rektör olması demokratik üniversite istemi için tek başına yeterli değildir. Ancak Raşit Tükel in programını incelediğimizde görece ileri bir program olduğu ortadadır. Raşit Hocanın söylemlerinin işçi öğrenci kitlesi içerisinde kısmen de olsa karşılık bulmasında yatan en önemli etmense Birlikte Yöneteceğiz çağrısıdır. İstanbul Üniversitesi nde baskının, saldırıların giderek arttığı, devrimci ilerici öğrencilere her fırsatta soruşturma ve çevik kuvvet saldırılarının yaşandığı bir gerçektir. Ayrıca bu senenin başından beri süre gelen gerici ve İstanbul Üniversitesi nin içinde bulunduğu durumda Raşit hocanın rektör olarak atanması için süregelen mücadeleye destek vermek işçi öğrencilerin bugün için önemli görevlerinden biridir. Şayet Raşit hoca rektör olarak atanmazsa üniversitemize sahip çıkıyoruz diyerek kampüs işgaline kadar varan güçlü bir mücadelenin ön saflarında yer almak da biz işçi öğrencilerin sorumluluğundadır. Mücadelemiz düşlediğimiz özgür toplum kurulana kadar sürecektir. Mücadelemiz daha yeni başlamıştır. Demokratik kazanımlarla başlayacak bu yolda bu kazanımlar bizim için yeterli olmayacaktır. Özgür toplum ve rektörsüz üniversiteler kurulana kadar devam edeceğiz. Rektörsüz Üniversite, tüm bileşenlerin içinde olduğu üniversite meclisleri ve bölüm konseyleri için mücadelemizi büyütelim. Sınıfsız

15

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012

İşten Atılan Asil Çelik İşçilerinin okuduğu basın açıklaması: 15/03/2012 15 Mart 2012 Perşembe günü işlerinden atılan Asilçelik işçileri Bursa nın Orhangazi ilçesi cumhuriyet meydanında basın açıklamasıyla İşimizi İstiyoruz talebini dile getirdikleri ve işlerine geri dönene

Detaylı

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB

TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği 41. DÖNEMDE RESİMLERLE TMMOB 2010-2012 ISBN 978-605-01-0372-4 Baskı Mattek Basın Yayın Tanıtım Tic. San. Ltd. Şti Adakale Sokak 32/27 Kızılay/ANKARA Tel: (312)

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Örgütü ve Belediye Başkan

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. BASIN ÇALIġMALARI BASIN ÇALIġMALARI BASIN AÇIKLAMALARIMIZ 5 Mayıs 2010 Özelleştirme Karşıtı Platform İstanbul Bileşenleri nin Taksim BEDAŞ önünde gerçekleştiği basın açıklaması yoğun bir katılımla yapıldı. Şubemiz üye ve

Detaylı

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI

EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU BAŞKANLIK İÇİN ADAYLIĞINI AÇIKLADI EMRE KÖROĞLU CHP BODRUM İLÇE BAŞKANLIĞINA YENİLİKÇİ VE BAŞARI ODAKLI BİR SİYASET İÇİN ADAY OLDUĞUNU AÇIKLADI Emre Köroğlu 29 Kasım 2015 Pazar günü yapılacak

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

28.12.2012. Yine tehtid ettiler

28.12.2012. Yine tehtid ettiler Yine tehtid ettiler Muhalefeti ve yönetimiyle Türkiye'nin içişlerine müdahale ettiğini söyleyen Irak'tan bir tepki daha geldi. Irak'ta Mukteda Sadr'ın Mehdi Ordusu'ndan kopan Asaib Ehl el Hak grubu, Türk

Detaylı

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

EKİM 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili EKİM 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Aydıncık İlçesi nde meydana gelen dolu yağışı

Detaylı

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması

Türkiye Siyasi Gündem Araştırması I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz, Türkiye nin Siyasi Gündemine paralel konuların ele alınarak halkın görüşlerini tespit etmek ve bu görüşlerin NEDENİ ni saptamak adına

Detaylı

Meclis'te sık sık. Babası yoksa

Meclis'te sık sık. Babası yoksa 4 NİSAN 2013 www.reisgida.com.tr Babası yoksa CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan a yönelik sözleri TBMM Genel Kurulu'nda gerginliğe neden oldu. Genç, eleştirileriyle

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146

7. dönem çalışma raporu TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI. EMO Kocaeli Şubesi 146 TMOOB KOCAELİ İKK ÇALIŞMALARI EMO Kocaeli Şubesi 146 İKK Sekreterliği Makina Mühendisleri Odası tarafından yürütülmektedir. Şubemiz, üniversite, resmi kurum, sendika, oda ve derneklerle sürdürülebilir

Detaylı

DEMİSAŞ DÖKÜM EMAYE MAMÜLLERİ SANAYİİ A.Ş. / DMSAS [] 25.12.2014 12:22:34

DEMİSAŞ DÖKÜM EMAYE MAMÜLLERİ SANAYİİ A.Ş. / DMSAS [] 25.12.2014 12:22:34 / DMSAS [] 25.12.2014 122234 1 HAKAN 25.12.2014 122006 25.12.2014 122206 Emek Mah. Aşıroğlu Cad. No147 41700 Darıca Kocaeli Telefon ve Faks Numarası Tel 0 262 677 46 00 Faks 0 262 677 46 99 huseyin.konanc@demisas.com.tr

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ

ESP/SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ BASINA VE KAMUOYUNA Erkek egemen kapitalist sistemde kadınların en önemli sorunu 2011 yılında da kadına yönelik şiddet olarak yerini korudu. Toplumsal cinsiyetçi rolleri yeniden üreten kapitalist erkek

Detaylı

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ

DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ DALKARA'DAN PAZARCIK TA GÖVDE GÖSTERİSİ Cumhuriyet Halk Partisi 25.Dönem Kahramanmaraş Milletvekili Adayı Efsane Başkan Kamil Dalkara memleketi Pazarcık ta Gövde gösteri yaptı. CHP Kahramanmaraş Milletvekili

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım

Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Bodrumlu seçmenden yoğun katılım Kocadon ve CHP ye Demir, CHP ye katılan vatandaşlara rozet taktı CHP li Başkan Kocadon: Barışa en yakın parti CHP dir CHP li Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, CHP

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 30.09.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Her gün gelen şehit haberlerine YETER İki yıldır bitmeyen seçim maratonuna YETER Siyasetçilerin

Detaylı

İlerici Kadınlar Kimdir?

İlerici Kadınlar Kimdir? İlerici Kadınlar Kimdir? Türkiye de AKP iktidarı ile ivme kazanan piyasacılık ve gericilik kadınlar üzerindeki baskıyı daha da artırmıştır. Özellikle son on yılda toplumsal yaşamın dincileştirilmesi kadın

Detaylı

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK

AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK AKADEMİK ZAMMI ADIMDA ALDIK BİR SORUNU DAHA ÇÖZÜME KAVUŞTURDUK Üniversitelerde idari ve akademik personeli bir bütün olarak görüyoruz. 666 Sayılı KHK ile idari personelin ek ödeme oranlarında artış gerçekleştirilirken,

Detaylı

Homer ve OEE. Hazırlayan : Cengiz Pak www.cengizpak.com.tr. Bu sunum sadece cengizpak.com.tr site üyeleri içindir. www.cengizpak.com.

Homer ve OEE. Hazırlayan : Cengiz Pak www.cengizpak.com.tr. Bu sunum sadece cengizpak.com.tr site üyeleri içindir. www.cengizpak.com. Homer ve OEE Hazırlayan : Cengiz Pak www.cengizpak.com.tr Bu sunum sadece cengizpak.com.tr site üyeleri içindir cengizpak.com.tr Avcının Silahı Kullanılabilir Bilgi Homer İşe Giriyor Ve OEE nin Ne Olduğunu

Detaylı

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ NÜKLEER KARŞITI PLATFORM (NKP) ETKİNLİKLERİ 29 Mart 2012-Mersin in Gülnar İlçesi ne nükleer santral yapmak isteyen Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş. nin Akkuyu da yapılan Halkı Katılımı toplantısına Nükleer

Detaylı

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

MART 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili MART 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. CHP Mersin Büyükşehir ve ilçe belediye başkan adaylarının

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2012 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin CHP İl Kongresine katılarak bir konuşma

Detaylı

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ!

İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! İŞ GÜVENCEMİZE VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ! 1 KAMUNUN DÖNÜŞÜMÜ Kamunun ve kamu hizmetlerinin önceden belirlenmiş ekonomik, toplumsal, siyasal hedefler doğrultusunda; amaç ve işlevleri bakımından yeniden

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması

Mevzuat Değişikliklerinin Meslek Alanımıza ve Odamıza Yansıması İçindekiler 44. Dönem Genel Kurul Gündemi... 11 43. Dönem Organları... 12 43. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 16 44. Dönem Şube Yönetim Kurulları... 18 İnşaat Mühendisleri Odası Temsilcilikleri... 20 18

Detaylı

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ!

DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA DA BARIŞ İSTİYORUZ! DÜNYA BARIŞININ GÜVENCESİ İŞÇİ SINIFIDIR! HAKSIZ, GERİCİ VE EMPERYALİST SAVAŞLAR EMPERYALİST KAPİTALİST DEVLETLER TARAFINDAN SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! EMPERYALİST SÖMÜRÜ SİSTEMİ İŞÇİ

Detaylı

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com

ŞANLIURFA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü İNTERNET HABERLERİ. İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Günlük Haber Bülteni 13.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sanliurfa.com Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ İnternet Haber Sitesi: www.sabah.com.tr Tarih:12.03.2015 İNTERNET HABERLERİ

Detaylı

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili NİSAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili 1 CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mezitli Belediye Başkanı nı makamında ziyaret ederek

Detaylı

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 1 Ekim 2013 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi, Obamacare olarak bilinen sağlık reformunun bir yıl ertelenmesini içeren tasarıyı kabul etti. Tasarının meclisten geçmesinin

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Emeğin Örgütlenmesi Ertuğrul Bilir Makina Mühendisi İş Güvenliği Uzmanı (C) İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği - Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ÖDENEN BEDELLER İş kazası

Detaylı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Kapitalist Sömürü Sistemini Yıkmak için Örgütlenme ve Mücadelenin adıdır! Clara Zetkin haklı olarak Kadının özgürlüğünün, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, emeğin sermayenin

Detaylı

Vatandaş memnuniyeti ilkesiyle çalışmaktadır.

Vatandaş memnuniyeti ilkesiyle çalışmaktadır. Ak masa; Keçiören de yaşayan vatandaşlarımız ile Keçiören Belediyesi arasındaki iletişimi sağlayan, vatandaşlarımızın yapmış olduğu şikâyet ve istekleri kabul ederek, ilgili müdürlüklere gönderen ve müracaatların

Detaylı

Kıymetli Sanayici Dostlarım, Değerli İMES Ailesi,

Kıymetli Sanayici Dostlarım, Değerli İMES Ailesi, Kıymetli Sanayici Dostlarım, Değerli İMES Ailesi, Türk Sanayisi nin önemli kilometre taşlarından biri olan İMES te, hedeflerimiz, stratejilerimiz ve projelerimizle hem İMES i daha iyi noktalara taşıma

Detaylı

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu

Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Şef Makbul Ev Yemekleri'nin sahibi Pelin Tüzün Quality of magazine'e konuk oldu Hayallere inanmam, insan çok çalışırsa başarır Pelin Tüzün, Bebek te üç ay önce hizmete giren Şef makbul Ev Yemekleri nin

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

Oğlum yüzme de bilmezdi...

Oğlum yüzme de bilmezdi... 20.03.2015 1 20.03.2015 2 20.03.2015 3 20.03.2015 4 Oğlum yüzme de bilmezdi... Ermenek ilçesindeki kömür ocağında mahsur kalan 18 işçiden Tezcan Gökçe'nin annesi; Oğlum yüzme de bilmezdi... 20.03.2015

Detaylı

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda.

Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. TÜRKÇE 12-13: OKUMA - ANLAMA - YAZMA OKUMA - ANLAMA 1: Rezervasyon Müşteri: Üç gece için rezervasyon yaptırmak istiyorum. Tek kişilik bir oda. Duşlu olması şart. Otel görevlisi: Tek kişilik odamız kalmadı

Detaylı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı - 'Büyük haber gazetecinin ayağına gelmezse o büyük haberin ayağına nasıl gider? - Söz ağzınızdan bir kez kaçınca rica minnet yemin nasıl işe yaramaz? - Samimi bir itiraf nasıl harakiri ye dönüştü? - Evren

Detaylı

Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik

Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik 12006 Mevsimlik İşçiliğe Hayır Dedik 2006 yılından beri Bütün öğretmenler kadrolu olmalıdır diyerek mücadelemizi, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi yönünde yoğunlaştırdık. 2 22008 Bakan Hüseyin

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER ABD de işsizlik başvuruları ve imalat sektörü PMI beklentilerin üzerinde gelirken, ikinci el konut satışlarında 4 aylık aradan sonra ilk kez artış yaşandı

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

A N A L İ Z. 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi. Furkan BEŞEL

A N A L İ Z. 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi. Furkan BEŞEL A N A L İ Z 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi Furkan BEŞEL Ekim 2015 7 HAZİRAN DAN 1 KASIM A 7 Haziran 2015 te yapılan 25. Dönem milletvekili genel seçiminde 53.741.838 kayıtlı

Detaylı

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar.

Şimdi fazla ileri gitmiş bu gerici diktatörlüğü terbiye etmek, mümkünse biraz değiştirip halka kabul ettirmek istiyorlar. Boyun eğmeyenler bu yana BU DÜZENİ SIFIRLA AKP eliyle sürdürülen gerici diktatörlük Türkiye'nin kaderi değildir. Bu diktatörlük bir kaza veya arızanın sonucu ortaya çıkmış da değildir. Sömürü düzeni kendini

Detaylı

PTT Genel Müdürü Osman Tural, günlük geçiş sayısının ortalama. Tural, köprülerdeki HGS geçiş oranının yüzde 35 olduğunu bildirdi.

PTT Genel Müdürü Osman Tural, günlük geçiş sayısının ortalama. Tural, köprülerdeki HGS geçiş oranının yüzde 35 olduğunu bildirdi. 27 ŞUBAT 2013 Tasarım: Onur Baştuğ - Muzaffer Topal - Haber: Didem Tutal - Ufuk Çoban IPHONE ve IPad uygulama: Uğur Baştuğ HGS'de ceza yok PTT Genel Müdürü Osman Tural, ''Hızlı Geçiş Sistemi etiketiniz

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru

Radyo. Bayram teklifi. MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru 17 MAYIS 2013 0 212 260 23 60-0 212 260 52 29 %50 ye varan indirimler Bayram teklifi MUSTAFA Kemal Atattürk 16 Mayıs ta annesiyle vedalaşıp Bandırma Vapuru ile Beşiktaş tan Samsun hareket etti. Bu Beşiktaş

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

Polis 'Adın çıkar evine git' deyip ölüme göndermiş - Evrensel.net

Polis 'Adın çıkar evine git' deyip ölüme göndermiş - Evrensel.net 1 / 6 07.04.2015 16:07 ANASAYFA YAZARLAR GÜNDEM İŞÇİ-SENDİKA POLİTİKA DÜNYA DERGİLER 2014'te dünyada ve Türkiye'de ne oldu? Yemen'de ne oldu, bugün ne oluyor? ANASAYFA / GÜNCEL Polis Ve 'Adın elbet çocuk

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

Tek Rakipleri Galatasaray ve Fenerbahçe

Tek Rakipleri Galatasaray ve Fenerbahçe Tek Rakipleri Galatasaray ve Fenerbahçe Bodrum Yüzme İhtisas Kulübü nün 4 sporcusu İstanbul da düzenlenen 13+ yaş milli takım seçmelerinde Galatasaray ve Fenerbahçe gibi yüzmede birinciliği bırakmayan

Detaylı

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

SUNUŞ. Birleşik Metal İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu SUNUŞ İşyeri sendika temsilcileri, işyerinde çalışan işçilerin mevzuattan, toplu iş sözleşmelerinden doğan her türlü hak ve çıkarlarını korumakla görevli olan, sendikasının örgütlenmesi ve güçlenmesi için

Detaylı

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ.

HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. HEM DÜŞÜNECEĞİZ, HEM ÖĞRENECEĞİZ HEM DE SÜRPRİZ HEDİYELER KAZANMA ŞANSINA SAHİP OLACAĞIZ. Sorular her ay panolara asılacak ve hafta sonuna kadar panolarda kalacak. Öğrenciler çizgisiz A5 kâğıdına önce

Detaylı

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU

21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 21.DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU 225 ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ 13 Ocak 2012 KESK Genel Merkezi başta olmak üzere bir çok ilde KESK e bağlı sendikalar, demokratik kurumlar, belediyeler ve siyasi

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

EİB EGE DEMİR VE DEMİR DIŞI METALLER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ 2012/2013 DÖNEMİ ÇALIŞMA RAPORU

EİB EGE DEMİR VE DEMİR DIŞI METALLER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ 2012/2013 DÖNEMİ ÇALIŞMA RAPORU EİB EGE DEMİR VE DEMİR DIŞI METALLER İHRACATÇILARI BİRLİĞİ 2012/2013 DÖNEMİ ÇALIŞMA RAPORU ĐÇĐNDEKĐLER 1 2012 YILI ĐHRACAT PERFORMANSIMIZIN DEĞERLENDĐRĐLMESĐ... 1 1.1 ÜRÜN GRUPLARI ĐTĐBARĐYLE... 1 1.2

Detaylı

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ!

MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! MAYIS 2010 YAŞASIN 1 MAYIS ALANLARDAYIZ! İşçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs; tüm yurtta olduğu gibi İstanbul da da coşkuyla kutlandı.1978 1 Mayıs ın ardından ilk kez izin verilen

Detaylı

Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi Eylül Ayı Toplantısını Yaptı

Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi Eylül Ayı Toplantısını Yaptı 15 EYLÜL 2014 HABERLER Gül-Ay - Sayfa 5 Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi Eylül Ayı Toplantısını Yaptı Büyükşehir Belediye Meclisi, yoğun bir gündemle toplandı. Gündem maddelerinin ardından söz alan Başkan

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015

Türkiye Cezasızlık Araştırması. Mart 2015 Türkiye Cezasızlık Araştırması Mart 2015 İçerik Araştırma Planı Amaç Yöntem Görüşmecilerin Dağılımı Araştırma Sonuçları Basın ve ifade özgürlüğünü koruyan yasalar Türkiye medyasında sansür / oto-sansür

Detaylı

FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ

FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ FİRMALARIN PLAKA TAHDİTİ GÖRÜŞLERİ 31 Ağustos 2015 Pazartesi 10:13 İSTAB yönetim kurulu üyesi 11 firmanın sahipleri de hem plaka tahdidi hem okul ücret zamlarına yönelik düşüncelerini açıkladılar. RÖPORTAJ:

Detaylı

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO. 10721

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO. 10721 YASİN DUMAN Rojava YASİN DUMAN Colemêrg in (Hakkâri) Gever (Yüksekova) ilçesinde doğdu. İlköğretim ve lise eğitimini Şemzînan (Şemdinli) ve Dîlok ta (Gaziantep) tamamladı. 2013 yılında Boğaziçi Üniversitesi

Detaylı

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Orta Doğu gezisinin son durağı Suudi Arabistan'da bulunan ABD Başkanı George W. Bush, Suudi Kralı Abdullah'la, yüksek petrol fiyatlarının ABD'yi nasıl etkilediği

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-16. Syf Yayın Tarihi :06.12.2013 Sayfası :10.Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :7. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası :1-11. Syf Yayın Tarihi :06.12.2014 Sayfası

Detaylı

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015

R A P O R. Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL. Mayıs 2015 R A P O R 1 Doç. Dr. Fatih YARDIMCIOĞLU Arş. Gör. Furkan BEŞEL Mayıs 2015 Sunuş 4.264 kişi ile yüz yüze görüşme şeklinde yapılan anket bulgularına dayanan bu rapor, Mart- Nisan 2015 tarihinde Sakarya ilinin

Detaylı

"Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde"

Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde "Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde" 16 Ağustos 2014 Haber Linki: http://www.egemetropolgazetesi.com/haber/kentsel-donusumun-anahtari-kooperatiflerde-17554.html S.S. Batı Anadolu Konut Yapı Kooperatifleri

Detaylı

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

Eylül 2013 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili Eylül 2013 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Yenişehir İlçesi CHP Belediye Başkanı aday

Detaylı

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI

YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI YAPI-YOL SEN YOL, YAPI, ALTYAPI, BAYINDIRLIK VE TAPU KADASTRO KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI ZİYA GÖKALP CADDESİ NO:36/20 06420 YENİŞEHİR/ANKARA. TEL - FAX : 433 46 06-434 39 84-431 73 05 web sayfası: http:/www.yapiyolsen.org

Detaylı

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili ŞUBAT 2015 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli/Akdeniz Mahallesinde 2015 Genel Seçimlerine

Detaylı

E-BÜLTEN. twiitter.com/edremitticaret

E-BÜLTEN. twiitter.com/edremitticaret ETO YENİ BAŞKANI COŞKUN SALON U, İDA EĞİTİM YARDIMLAŞMA DERNEĞİ VE AKBANK A.Ş. EDREMİT ŞUBE MÜDÜRÜ TEBRİK ZİYARETİNDE BULUNDULAR. İda Eğitim Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı;Zehra

Detaylı

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP

SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK. 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP SAVAŞ, GÖÇ VE SAĞLIK 18 Mayıs 2015 İstanbul Şeyhmus GÖKALP Sunu 1. Savaş? Savaş Ortamı 2. Tarihe dokunmak 3. IŞİD in Irak ve Suriye de ardışık saldırıları ve sonrasında gelişen Halk Sağlığı sorunları 4.

Detaylı

TÜRKİYE ENERJİ, SU VE GAZ İŞÇİLERİ SENDİKASI

TÜRKİYE ENERJİ, SU VE GAZ İŞÇİLERİ SENDİKASI TÜRKİYE ENERJİ, SU VE GAZ İŞÇİLERİ SENDİKASI TES-İŞ ten 6. okul: Kayseri Veteriner Fakültesi Genel Başkan Kumlu nun acı günü Seydişehir ETİ Alüminyum a Danıştay dan iptal TES-İŞ ten 6 ncı okul: Kayseri

Detaylı

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili

HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU. Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili HAZİRAN 2014 FAALİYET RAPORU Prof. Dr. Aytuğ ATICI Mersin Milletvekili CHP MERSİN İL-İLÇE ÖRGÜTLERİ, BELEDİYELER VE KÖYLERE YÖNELİK YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. Mersin/Mezitli CHP İlçe Danışma Kurulu Toplantısına

Detaylı

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BİRLEŞİK METAL İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ADNAN SERDAROĞLU NUN 2011 MESS GREVLERİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI 16 ŞUBAT 2011 CVK OTEL- İSTANBUL Tarihi günler yaşıyoruz. 10 Şubat-15 Şubat tarihleri arasında

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

OYDER, Bursa'da 22. Diyalog Toplantısı'nı gerçekleştirdi

OYDER, Bursa'da 22. Diyalog Toplantısı'nı gerçekleştirdi DİYALOG OYDER Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Alp Gülan OYDER, Bursa'da 22. Diyalog Toplantısı'nı gerçekleştirdi Bursa daki otomobil satıcılarıyla bir araya gelen Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği (OYDER)

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

KAYMAKAMA ve GAZETECİLERE SALDIRDILAR

KAYMAKAMA ve GAZETECİLERE SALDIRDILAR KAYMAKAMA ve GAZETECİLERE SALDIRDILAR Bodrum Gümüşlükte olaysız ve şenlik gibi yapılan sembolik tabela dikimini yapan Bodrum Kaymakamı Dr.Mehmet Gödekmerdan ikinci durağı Kadıkalesi Ormancılar Sitesinde

Detaylı

Kuzey Irak'a harekat

Kuzey Irak'a harekat Kuzey Irak'a harekat Asker terörü engellemek için yeniden Irak'a girdi. Irak'ın kuzeyinde istihbarat uçuçu yapan insansız uçaklar bugün hareketli PKK gruplarını tespit etti. Türk Silahlı Kuvvetleri Zap

Detaylı

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR Türkiye 7 Haziran 2015'te yapılacak milletvekili genel seçimlerine hazırlanırken araştırma şirketleri de seçmenlerin nabzını tutmaya devam ediyor. Genel seçim öncesi Politic's Araştırma Şirketi'nce yapılan

Detaylı

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik KISKANÇLIK KRİZİ > > ADAM - Kiminle konuşuyordun? > > KADIN - Tanımazsın. > > ADAM - Tanısam sormam zaten. > > KADIN - Tanımadığın birini neden soruyorsun? > > ADAM - Tanımak için. > > KADIN - Peki...

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı

Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası Çeşitli Etkinlik ve Ziyaretlerle Kutlandı Sosyal Güvenlik Haftası 11-15 Mayıs tarihleri arasında çeşitli etkinlik ve ziyaretlerle kutlandı. Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) Başkanı Yadigar

Detaylı

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014

1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 1- Ziraat, 100 milyon Euro kaynak sağlayacak - Dünya 03.12.2014 2- Sanayinin Sorunlarını üniversite çözecek Hürriyet- 02.12.2014 Ankara Üniversitesi bünyesinde yeni kurulan Teknoloji Transfer Ofisi (TTO)

Detaylı

ORTAK PNR UYGULAMASINA DOĞRU ADIM ADIM

ORTAK PNR UYGULAMASINA DOĞRU ADIM ADIM AVRUPA TERÖRLE MÜCADELEDE SAFLARI SIKILAŞTIRIYOR: ORTAK PNR UYGULAMASINA DOĞRU ADIM ADIM 62 EKONOMİK FORUM Melih ÖZSÖZ İKV Genel Sekreter Yardımcısı Son zamanlarda AB gündeminde yaşanan terör olaylarına

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

Problem değil çözüm üretiyoruz. Problem değil çözüm üretiyoruz. GROUP

Problem değil çözüm üretiyoruz. Problem değil çözüm üretiyoruz. GROUP Problem değil üretiyoruz. Problem değil çözüm çözüm üretiyoruz. GROUP HAKKIMIZDA İSTAŞ TURİZM, Kurulduğu günden bu yana turizm, personel ve öğrenci taşımacılığı konularında faaliyet gösteren bir kuruluştur.

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 22.10.2014 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı IŞİD TERÖRÜ 2014 yılında; Batı dünyası krizle boğuşurken Kuzey ve Güney den de sıcak çatışma haberleri

Detaylı