BİLAY ÇARŞAMBA KONFERANSLARI Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler, KKTC ve Türkiye Konuşmacı Dr. Ahmet Zeki Bulunç Mülkiyeliler Birliği 18 Haziran 2008

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "BİLAY ÇARŞAMBA KONFERANSLARI Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler, KKTC ve Türkiye Konuşmacı Dr. Ahmet Zeki Bulunç Mülkiyeliler Birliği 18 Haziran 2008"

Transkript

1 BİLAY ÇARŞAMBA KONFERANSLARI Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler, KKTC ve Türkiye Konuşmacı Dr. Ahmet Zeki Bulunç Mülkiyeliler Birliği 18 Haziran 2008 İhsan Feyzibeyoğlu (BİLAY Başkanı): Sevgili Bilaylılar, hoş geldiniz. Bugünkü Çarşamba konferansımızın konusu Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler, KKTC ve Türkiye, konuşmacımız hepinizin yakından tanıdığı sevgili arkadaşımız emekli Büyükelçi Dr. Ahmet Zeki Bulunç. Çok uzun süredir Türkiye nin gündeminde olan Kıbrıs Akdeniz in üçüncü büyük adası. En yakın komşusu Türkiye, 65 kilometre. En uzak komşusu da Yunanistan,965 kilometre. Elli yıl önce haziran ayı Kıbrıs ın Türkiye gündeminde çok önemli yer tuttuğu günler yılında Kıbrıs konusu Türkiye nin gündemine daha çok girmiş gibi görünüyor. Bununla ilgili çok kısa bir kronolojik hatırlatma yapmak istiyorum size ondan sonra sayın büyükelçimize sözü vereceğim. Hepimizin bildiği üzere 1571de Kıbrıs Osmanlı imparatorluğu tarafından feth ediliyor. 1821de ilk isyan başlıyor Kıbrıs ta. İsyancı papazların bazıları o zamanki yönetim tarafından idam ediliyor. Bir kısmı da Kıbrıs tan kaçıyor, Roma da ilk Enosis bildirisini hazırlıyor ve yayınlıyorlar. Enosis birlik anlamına gelen bir Yunanca kelime aynı zamanda Yunanistan ın da kuruluş yılı. 19.yüzyılın büyük emperyal devletlerince Osmanlı İmparatorluğu bünyesinden 28 yeni devlet çıkarılıyor. Bunlardan biri de Yunan devleti. Kıbrıs ta ilerleyen yıllarda bir takım isyanlar var. Bunların bir sonucu olarak yönetim içinde bir değişikliğe gidiyor Osmanlı İmparatorluğu. Ancak daha sonra 1878 de Rus harbi sebebiyle Kıbrıs adası İngiltere ye kiralanıyor. Burada bana ilginç gelen iki nokta var. Bir defa usya ya karşı İngiltere nin Osmanlı İmaratorluğuna destek olması için güney Akdeniz de bir ada kiralaması çok akla yakın görünmüyor, bir tuhaflık var. Bunu birçok kişi de eleştiriyor, İngiliz diplomatlar dâhil. Bir batı ülkesi ilk kez Orta Doğuda bir yer ediniyor. Daha sonra ada bir üsse dönüşüyor. Belki Büyük Orta Doğu projesinin ilk adımı olarak da değerlendirilebilir. Bu tuhaf kiralama işleminin diğer bir sonucu, Kıbrıs adası diğer adalardan farklı bir statü kazanıyor. Ve bu farklı statü bugüne kadar da geldi. Aslında sayıları yirmi civarında olan fakat vaktiyle 12 kişilik ihtiyar heyetleri tarafından yönetildiği için 12 ada dediğimiz adalar Osmanlı İmparatorluğunun elinden daha önceki yıllarda çıktığı halde Kıbrıs la ilgili konuyu şu anda hala gündemimizde tutabiliyoruz te İngiltere adayı. ilhak ediyor. Daha sonra da Lozan da Kıbrıs ın İngiltere ye ait olduğu kabul ediliyor.a nlaşmanın 20. maddesinde böyle bir hüküm var. Lozan da yazılı hale getirilen önemli konulardan birisi de Ege ile ilgili. İki ülke arasında, yani Yunanistan la Türkiye arasında bir denge kuruluyor. Bu adaların İtalya ya bırakılması ve silahsızlandırılması öngörülüyor

2 ancak 1947 de 12 ada Yunanistan a geçiyor ondan sonra da sürekli olarak Türkiye ye karşı bir tehdit oluşturacak şekilde silahlandırılıyor.bu da bütün dengeleri bozuyor de 12 adanın Yunanistan a geçmesiyle yıllarıarasındaki 126 yıllık süre içinde Yunanistan toprakları 10 katına çıkıyor. Sürekli olarak Türkiye tehdidinden yakınan bir ülke topraklarını 10 kata genişletiyor ler Kıbrıs için bir dönüm noktası gibi görünüyor. İkinci dünya savaşından sonra bütün dünyada sömürgeciliğe karşı yeni bir takım hareketler başlıyor, fikirler gelişiyor. Bu arada Kıbrıs Rum Ortodoks liderliğine de Makarios geliyor, 3. Makarios ünvanıyla. Hemen ellilerin başında Grivas EOKA yı kuruyor ten sonra da Kıbrıs meselesi hem bizim gündemimize hem de dünyanın gündemine girmeye başlıyor yılında, hatırlayacaksınız Fahir Armaoğlu hocanın derslerinden hatırlayacaksınız, Bandung konferansı toplanıyor, Bağlantısızlar Hareketi. Makarios o toplantıya cumhurbaşkanı filan olmadığı için bir toplum lideri sıfatıyla katılıyor ve bağlantısızların desteğini almaya başlıyor. Bu önemli bir nokta gibi görünüyor çünkü daha sonra cumhurbaşkanı olduktan sonra Birleşmiş Milletler de dâhil Makarios bağlantısızların desteğiyle bazı kararların alınmasını sağlamıştır yılı aynı zamanda Enosisçi hareketlerin Kıbrıs ta yoğunlaştığı bir yıl. Türklerin taciz edilmeye başlandığı bir tarih. Bu soruna çözüm bulmak için Londra da yapılan bir konferans sırasında da bu tacizler devam ediyor. Onun üzerine Türkiye de mitingler başlıyor. (6-7 Eylül olayları da aynı yıl vuku buluyor. Sadece Rumlara karşı değil tüm azınlıklara karşı bir tepki gibi görünüyor.) Ve o mitinglerle birlikte Türkiye nin gündemine ya taksim ya ölüm sloganı girmiş oluyor da adadaki karışıklıkların artması üzerine İngiliz hükümeti Makarios u sürgüne gönderiyor. Birkaç yıl süren bir sürgünlük dönemi var. Daha sonra da İngiltere Yunanistan ve Türkiye 1960 da cumhuriyetle sonuçlanacak olan görüşmeleri başlatıyorlar. Ve Makarios cumhurbaşkanı oluyor. Cumhurbaşkanı yardımcısı da Fazıl Küçük. Ben böylece 1960 a kadar konuyu getirmiş oldum. Doğu Akdeniz le ilgili en son gelişmeleri de şu şekilde özetlemeye çalışayım. Doğu Akdeniz çok önemli bir konumda. Orda Doğunun en önemli bölgelerinden birisi. Üç büyük kıtanın, Asya, Avrupa ve Asya nın kesişme noktası. Özellikle de enerji konularının öne çıkmasıyla birlikte Doğu Akdeniz in de önemi çok arttı yılından itibaren burada bir takım gelişmeler var de ABD ve AB nin desteklediği Nabucco projesi başlatıldı Rum idaresi münhasır ekonomik bölge sınırlandırması anlaşması yapıyor Mısırla de Lübnan la doğal kaynak arama işbirliği antlaşması yapıyor. Türkiye nin kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge konularında alanını çok daraltan, daraltmayı hedefleyen bir takım gelişmeler ortaya çıkıyor. Rusya ile Yunanistan ın 2006 yılında Bakü-Ceyhan a alternatif olarak Burgaz Dedeağaç projesini, 2008 yılında Nabucco ya alternatif olarak Güney Akım doğalgaz boru hattı projesini ortaya atmaları diğer önemli gelişmeleri teşkil ediyor. Bu noktada sözü sayın büyükelçime veriyorum.

3 Ahmet Zeki Bulunç (Emekli Büyükelçi, Başkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi): Ben öncelikle hepinize hoş geldiniz demek istiyorum. İhsan Başkanımız geniş bir özet yaptı. Dolayısıyla ben tarihe fazla girmeyeceğim. Sadece bir tespiti yaparak AKP iktidarının bizi bugün nasıl bir notaya getirdiğini vurgulamak istiyorum. O da şudur: Az önceki açıklamaları dikkate aldığımızda ENOSİS mücadelesi Yunanlıların, çok eskilere dayanan, hatta 1796 lara kadar uzanan bir mücadelesidir. İlk Megali İdea haritası ya da ENOSİS haritası 1796 yılında Viyana da yayınlanmıştır. Bununla birlikte Türkiye meseleye 1950 lerin başından itibaren yönelmeye başlamıştır. Ancak başlangıçta mevcut statükonun korunması yönünde bir politika izlemiştir. Yunanistan ın 1954 yılında, İkinci Dünya Savaşı ndan sonra Birleşmiş Milletler örgütünde kabul edilen self-determinsyon prensibini İngiltere nin Kıbrıs halkına uygulamadığı gerekçesiyle şikâyet etmesiyle Kıbrıs meselesi uluslararası bir nitelik kazanmıştır. Çünkü o tarihe kadar Kıbrıs ta meydana gelen olaylar sömürge idaresinin kendi iç meselesi olarak kabul ediliyordu. Anca meselenin Birleşmiş Milletlere taşındığı 1954 tarihinden itibaren Türkiye, İngiltere nin Ada dan çıkabileceği mesajını vermesinden sonra meseleye müdahil ve taraf olduğunu ortaya koymuş ve bu pozisyonunu İngiltere başta olmak üzere uluslararası topluma ilan etmiştir. Böylece Türkiye Kıbrıs politikasını öne çıkarmış, meseleye taraf olduğunu, meseleyle ilgilendiğini, Kıbrıs üzerindeki hakları bulunduğunu ve Kıbrıs ın kendine ait olduğunu belirtmiştir. Ama elinde gerçek anlamda güçlü olarak savunacağı hukuki temeller yoktu. Bununla birlikte o dönemde ulusal çıkarları ön planda tutan çalışmalarla Lozan Barış Antlaşması nın doğrudan ve dolaylı olarak Kıbrıs ile ilgili maddelerine dayanmak suretiyle tezlerini geliştirmiş, uluslararası konjontürü iyi değerlendirmiş ve Kıbrıs Adası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ilan etmiştir. Türkiye bu dönemde ileri sürdüğü tezlerde, Lozan Barış Antlaşması ile Ada nın İngiltere ye bırakılmasını ve egemenlik devrinin gerçekleştirilmesini, bölgenin jeopolitik, jeostratejik ve Türkiye ile Yunanistan arasında kurulan ve Lozan Dengesi olarak adlandırılan dengenin bir parçası olarak İngiltere ye verdiğini ve sadece bir ülke lehinde egemenlik hakkından vazgeçtiğini, o ülkenin de sadece İngiltere olduğunu ifade etmiştir. İngiltere nin de Süveyş Kanalı ndan çıkış sürecindeki gelişmeler, Orta Doğu daki çıkarları aleyhine gelişen zemin, üzerinde güneş batmayan İmparatorluk sürecinin geriye düşüşüyle birlikte Ada nın stratejik olarak vazgeçilmezliği karşısında Türkiye ile benzer tezleri savunması, Türk tezlerini etkilemiş, güçlendirmiştir. İşte, İngiltere nin Kıbrıs ta self-determination hakkı verilecekse her iki topluma da verilmesi gerektiği, Kıbrıs ın basit bir sömürge meselesi olmadığı; çünkü Ada da bir birinden tamamen farklı iki toplum yaşadığını ve bu toplumların anavatanları olan bölgedeki Türkiye ileyunanistan ın varlığı; NATO nun Sovyet tehdidine karşı dengeleri, barışı, istikrarı koruması gerektiği şeklindeki tezleriyle birlikte Türkiye meseleye taraf olmuştur. Fakat İngiltere çok ustaca bir manevrayla Londra Konferansı nı düzenlemek suretiyle Türkiye nin başlangıçta sadece taraf benim tezini, Yunanistan ı da taraf yapacak şekilde üçlü noktaya getirmiştir. Bu arada, Yunanistan ın BM de 1954 ve 1957 yıllarında

4 beklediğini bulamaması sonrasında 1959 Zürih Londra Antlaşmaları ile birlikte gelişen ve Türkiye nin Kıbrıs ın geleceği üzerinde söz sahibi olduğu, hak, statü ve yetkiler elde ettiği bir süreç vardır. Bu konuları zaman darlığı nedeniyle başlıklar halinde belirterek geçiyorum. İşte o dönemde Türkiye nin elinde çok güçlü hukuki dayanaklarının bulunmadığı bir süreç yaşanırken konjonktürü çok iyi değerlendiren bir politikayla, o günün siyasi yetkilileri, Kıbrıs meselesinde Türkiye nin taraf olmasını ve uluslararası antlaşmalarla Ada üzerinde kalıcı haklar, statüler ve yetkiler elde etmesini sağlamış, Türkiye nin stratejik, jeopolitik, jeoekonomik çıkarları ve güvenlik unsurları korunmuştur. Bu süreçte önce Kıbrıs ın tamamı sonra taksim tezleri savunulmuş daha sonra Ada üzerinde Türk-Yunan Dengesi korunarak Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliği temelinde ortaklık devleti kapsamında bir mutabakata varılmış, uluslararası antlaşmalar imzalanmıştır. Ancak o mutabakat sağlanırken Türkiye nin izlediği dış politikada iki temel unsur daima göz önünde bulundurulmuş ve bu unsurları sağlayan bir uzlaşıya varılmıştır. Bu unsurlardan biri Ada nın asla Türkiye ye karşı kullanılamayacak bir konumda tutulması, Türkiye nin Ada üzerindeki haklarının korunması ve Türk Yunan dengesini bozmayacak bir yapıda olması. İki, oradaki Türk varlığının korunması, sürdürülebilir güvenliğinin sağlanması, geleceğinin belirlenmesi ve o belirlemede Türkiye nin inisiyatif veya iradesinin söz konusu olması Zürih ve Londra ve 1960 Lefkoşa Antlaşmaları Türkiye ye ve Kıbrıs Türk halkına bunları sağlamıştır; ENOSİS in yolunu tıkamıştır. İşte bu nedenle Makarios ve Yunanistan, gerçekte Zürih-Londra-Lefkoşa Antlaşmalarını içine sindirmemişler. Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti nin kuruluşunu ENOSİS e bir sıçrama tahtası olarak görmüşler ve o çerçevede bu antlaşmalara evet demişlerdir. Bununla birlikte, antlaşmaların ve Kıbrıs Cumhuriyeti nin kurulmasından hemen sonra Rum İçişleri Bakanı Başkanlığında ENOSİS i silah zoru ile gerçekleştirecek bir gizli örgüt olarak Akritas Örgütü kurulmuştur. Bu örgüt hazırladığı Akritas Planı nı üç yıl içinde uygulamaya koyarak Türklere karşı başlattığı katliamlarla, bildiğiniz gibi, Rum-Yunan ikilisi Kıbrıs Cumhuriyeti ni 21 Aralık 1963 tarihinde yıkmıştır. Böylece bugüne kadar uzanan bir süreci kapsayan Kıbrıs uyuşmazlığı (meselesi) başlamıştır. Bugün Kıbrıs sorunu olarak adlandırılan uyuşmazlık Rumların 1963 yılında uyguladıkları katliam planıyla başlamıştır. Bugün geldiğimiz noktada, şimdi biraz sonra anlatmaya çalışacağım hususları dikkate aldığımızda, belki en son söylenecek sözü başlangıçta söyleyip bir tespiti yapmakta yarar vardır diye düşünüyorum. O da şudur lerin ortalarından itibaren Türkiye nin, hemen hemen çok zayıf gerekçelerden ve hukuki dayanaklardan hareket etmek suretiyle Kıbrıs ta Garanti ve İttifak Antlaşmaları ile birlikte Ada ya yeniden girmesi, Ada üzerinde hak ve statüler elde etmiş olması ve en önemlisi Garantör Devlet olarak kendi çıkarlarının güvencesini de elde etmesi... Konuya bu çerçevede de baktığımız zaman Türkiye nin, Kıbrıs ın o tarihten sonra geleceğini belirleme iradesini, hakkını kazanması, İttifak Antlaşması ile Kıbrıs ta süresiz asker bulundurmasını kabul ettirmesi ve Garantör Devlet olarak Ada da bulunması son derece önemli bir gelişme ve stratejik

5 sonuçtur. Başlangıçtaki koşullar ve hukuki statü ile uluslararası antlaşmalarla elde edilen haklarla gelinen koşulları ve kazanılan statüyü dikkate aldığımızda, Türkiye Lozan da kaybettiği Kıbrıs ı bir ölçüde tekrar kazanmış ve böylece çok büyük bir hamle yapılmıştır. Bunun anlamı, Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren -ki Küçük Kaynarca Antlaşması esas alınmaktadır- o tarihten sonra sürekli toprak kaybeden Türkiye, Osmanlı devletinin yıkılma sürecini de dikkate aldığımızda ilk kez Kıbrıs a Zürih-Londra-Lefkoşa Antlaşmaları ile birlikte belirli sınırlarla da olsa yeniden dönmüş oluyor. İşte böylesine köklü (radikal) bir gelişme olmuştur. Fakat bugün, uluslararası antlaşmalar var ve Birleşmiş Milletlere tescil edilmiş bu antlaşmaların Türkiye ye sağladığı haklar, yetkiler, hukuki-siyasal statüler var. Orada Kıbrıs Türk halkının kendi geleceğini belirleme hakkının kabul edilmesi var. Barış Harekâtı nın gerçekleştirilmesi ve bunun sağladığı siyasi ortam ile oluşan coğrafi sınırlarla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin kurulduğunu ve o devletin 24 yılı aşkın bir süredir yaşatıldığını da dikkate aldığımızda, geldiğimiz böylesine siyasi ve hukuki güçlü bir noktada iken, bugün Kıbrıs ın teslimiyle ilgili bir aşamaya, bir zemine getirilmiş bulunuyoruz. Aradaki fark son derece ürkütücüdür. Ve korkutucudur. Bu olgunun iyi değerlendirilmesi gerekir. Biraz sonra açıklayacağım hususları dikkate aldığımızda bu boyutların ne kadar önemli olduğunu, birlikte değerlendirebileceğimizi düşünüyorum. Kıbrıs konusunda AKP iktidarı ile birlikte değişen bir temel vardır. O temel de bizim ulusal politika olarak değerlendirdiğimiz, belirlediğimiz temel vazgeçilmezlerimiz olarak ortaya koyduğumuz ilkeler tam ters yüz edilmek suretiyle Avrupa Birliği merkezli ve Avrupa Birliği inisiyatifinde (öncülüğünde), özellikle müzakere tarihinin alınması, müzakerelerin başlaması öngörüleriyle birlikte Türkiye gerçekten ulusal Kıbrıs politikasında, ulusal çıkarlarımıza aykırı köklü bir değişiklik gerçekleştirmiştir. Bu köklü değişikliğin ilk belirtisi Annan Planı dır. Annan Planı nasıl bir çözümü öngörüyordu? Her şeyden önce Annan Planı, bizim Türk tarafı olarak (Türk tarafı kavramını geniş anlamıyla kullanıyorum: Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ni birlikte ifade ediyorum) ortaya koyduğumuz, iki egemen halkın kurduğu iki egemen devleti, Garanti ve İttifak Antlaşmalarının aynen geçerliliğini esas alan temel tezlerimizden vazgeçmeyi öngörüyordu. Kıbrıs Cumhuriyeti nin devamını esas alan ve Kıbrıs ta iki egemen halkın değil, Kıbrıslıların yani Kofi Annan ın ifade ettiği gibi sözde Kıbrıs Milleti içinde Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların bulunduğu felsefesine dayalı olarak anayasal değişikliklerle, yaşadığı kabul edilen Kıbrıs Cumhuriyeti nin, idari anlamda, anayasasındaki düzenlemelerle iki eyaletten oluşan bir yapıda yeni bir statüye kavuşturulmasını öngörmektedir. Garanti Antlaşması nın kullanılamayacak veya sulandırılan bir yapı içinde ve Kıbrıs Türk halkını, halk olmaktan çıkarıp azınlık statüsüne düşürebilecek bir süreci öngören zemin üzerine oturtulmuş bir Plan idi. Bu Plan, Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne düşürürken Türkiye nin Ada üzerindeki haklarını ve statüsünü de ortadan kaldırarak Kıbrıs ile bağlarını kesiyordu. Buna rağmen AKP Hükümeti bunu kabul etmiştir. Nitekim Sayın Tayyip Erdoğan iki yıl kadar önce bir Avusturya dergisine verdiği mülakatta açıkça şu ifadeyi kullanmıştır: Annan Planı nı Türkiye nin ve Kuzey

6 Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin ve Kıbrıslı Türklerin aleyhine olduğunu bilmemize rağmen hem kabul ettik hem de kabul ettirdik. Neden? Çünkü Avrupa Birliği ne söz vermiştik. Bu sözümüzü yerine getirdik. Ama şu anda kaybeden Kuzey Kıbrıslılar dır demiştir.. Dikkat ederseniz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adı bile kullanılmadan, Kuzey Kıbrıslılar veya Kıbrıslı Türkler kavramlarını öne çıkaran bir anlayış sergilenmiştir. O nedenle bence Annan Planı nın kabulü, Kıbrıs ulusal davamızda önemli bir kırılma noktasıdır. Bu Planın kabulden sonra Titina Loizidou Davası nın kabulü ile birlikte devam eden süreci, birinci kırılma noktası olarak değerlendiriyorum. İkinci önemli kırılma noktası, temel politikalarımız bağlamında 17 Aralık 2004 AB Brüksel Zirve Kararı nın kabul edilmesidir. İlk kez Kıbrıs, Türkiye nin önüne bir önkoşul olarak konmuş ve bu önkoşulun belirleyici öğesi olarak 1963 Türkiye ile AET (AB) Arasında Bir Ortaklık Yaratan Anlaşma nın eki olarak Ek Protokol Türkiye ye kabul ettirilmiştir. Fakat Türkiye ye kabul ettirilirken TBMM den geçirtilememiştir. Ancak bu protokol, hükümetin kabul ettiği ve AB ne uygulama yükümlülüğü altına girilen bir protokol olarak bugün de varlığını sürdürmektedir. Buradaki önemli olan nokta, eğer Hükümet Ek Protokolü TBMM den onaylatarak fiilen uygulamaya koymuş olsaydı, Antlaşmalarıyla kurulmuş olan hukuki düzen, yeni bir hukuki düzene dönüşmüş olacaktı ve bu hukuki düzen 1963 yılında Rumların silahlı eylemlerle ve katliamlarla devleti işgal etmesi sonucunda oluşturdukları yeni rejimi yani 1963 Rum Devlet rejimini anayasasıyla birlikte Türkiye ye kabul ettirmiş olacaklardı. O nedenle Ek Protokol hala daha önemini koruyan ve varlığı veya yokluğu belirleyici etkisini ortaya koyacak bir protokoldür. Türkiye nin Kıbrıs politikasındaki ikinci kırılma noktası, 2004 Brüksel Zirve Kararı nın Türk hükümetince kabulüdür. Brüksel Kararı ile ilk kez AB, Türkiye ye Kıbrıs ın geleceğiyle ilgili iradeye sahip olduğunu, belirleyici kararın kendisine ait olduğunu kabul ettirmiştir. Brüksel Zirve Kararı ile AB, Kıbrıs ın geleceğini ben belirleyeceğim ve bu çerçevede bir süreci başlatacağım demek suretiyle Türkiye ye bu iradeyi kabul etmiştir. Kanımca bu gelişme, bizim ulusal hedeflerimiz ve çıkarlarımız açısından son derece önemli bir tarihi dönüm noktasıdır. Bir diğer önemli kırılma noktası Türkiye Hükümeti nin 3 Ekim 2005 Müzakere Çerçeve Belgesi ni kabul etmiş olmasıdır. Müzakere Çerçeve Belgesi ile birlikte Avrupa Birliği 2004 tarihinde Türkiye ye kabul ettirdiği Kıbrıs ın geleceğinin belirlenmesiyle ilgili iradeye sahip olduğu kararını hem teyit ettirmiş hem de bir adım daha ileriye gitmek suretiyle Türkiye nin 2005 Ekim ayında başlayacak olan müzakerelerde ilerleme kaydedebilmesi için gerekli koşulları ortaya koymuş ve bu koşulların ne ölçüde yerine getirildiğini değerlendirilebilecek çeşitli ölçütler belirlemiştir. Ben, konumuz itibariyle getirilen yeni koşulların sadece Kıbrıs la ilgili bölümü üzerinde durmak istiyorum. Koşulların içinde konumuz ile ilgili en önemli unsurlar Kıbrıs ve Ege ile ilgili olanlardır. Türkiye ye, Ege sorunlarının çözümü için gerekirse Lahey e gitme koşulunu ayrıca gündeme getirmektedirler.

7 Fakat orada bir başka unsur daha getiriliyor. Bu da Avrupa Birliği müktesebatının tamamını Türkiye nin kabul etmesi ve gereğini eksiksiz yerine getirmesi koşuludur. Bilindiği gibi Avrupa Birliği nin bütün üye ülkeleri 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ni kabul etmişlerdir. Böylece bu Sözleşme Avrupa Birliği müktesebatının bir parçası haline gelmiştir. Demek ki Türkiye nin Ege Denizi ile ilgili ulusal çıkarları bağlamında Avrupa Birliği müktesebatı içinde yeni bir unsur olarak 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi yer almaktadır. Bu koşula uyacak olan bir Türkiye, Ege de Yunanistan ın ortaya koyduğu bütün koşulları kabul eden bir Türkiye olmuş olacaktır. Bunun önemini biraz sonra Doğu Akdeniz le ilgili meseleleri incelerken ayrıca değerlendirmek istiyorum. O bakımdan Ege konusuna atıf yaptım. İkinci önemli nokta, koşul olarak ve müzakerelerin ilerleyişini tespit edecek ölçüt (kriter) olarak getirilen mesele Türkiye nin Ek Protokolü eksiksiz olarak ve herhangi bir ayrıcalık yapmadan bütün üye devletlere uygulamasıdır. Yani Kıbrıs Cumhuriyeti ni de bu Ek Protokol e dâhil etmek, ayırım gözetmemek ve eksiksiz uygulamak zorunluluğunun getirilmesidir. Bir başka önemli kritik nokta, Avrupa Birliği üyeleriyle Türkiye nin ilişkilerini, Kıbrıs Cumhuriyeti de dâhil olmak üzere normalleştirmesi koşulunun getirilmesidir. Kıbrıs Cumhuriyeti kavramını hep tırnak işaretleri içerisinde söylüyorum; çünkü biz Kıbrıs Cumhuriyeti kavramını kullanmıyoruz. Rum saldırılarıyla 21 Aralık 1963 tarihinde 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti yıkılmıştır. Bugünkü Rum yönetimi Kıbrıs Cumhuriyetı nin meşru hükümeti değildir ve Kıbrıs Türk halkını temsil etmemektedir. Bizim için Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) dir. Ancak Avrupa Birliği nin atıflarını dikkate aldığımızda maalesef Kıbrıs Cumhuriyeti kavramını kullanmak zorunda kalıyoruz. Dolayısıyla Kıbrıs Cumhuriyeti de dâhil Avrupa Birliği üyeleriyle ilişkilerin normalleştirilmesi demek, Avrupa Birliği üyeleri içinde Türkiye nin ilişkilerinin normal olmadığı, daha açık ifadesiyle diplomatik ilişkisi bulunmadığı ve tanımadığı tek ülke Güney Kıbrıs Rum Yönetimi dir. Başka bir ülkeyi tanımamak veya ilişkilerinin anormal düzeyde olması gibi bir durum söz konusu değil. Yani Türkiye ye Kıbrıs Cumhuriyeti olarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi nin meşruiyetini kabul edersen müzakereler ilerlemiş olacaktır diye bir koşul ve ölçüt getirilmiştir. Bir diğer önemli ölçüt ve koşul, Türkiye ye mutlaka Kıbrıs sorununa bir çözüm bulma yükümlülüğünün getirilmesidir. AB Müzakere Çerçeve Belgesi nde bu yükümlülük iki önemli temel unsura dayandırılmıştır. Bu iki unsur Türk tarafının temel tezleri ve vazgeçilmezleri açısından son derece önemlidir. Bunlardan bir tanesi çözümün Birleşmiş Milletler çerçevesinde bulunması koşuludur. Birleşmiş Milletler Çerçevesi kavramı ilk nazarda özellikle çerçeve kelimesi kulakları tırmalamayabilir. Neden? Çünkü yıllardır Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri nin iyi niyet görevi (good offices) çerçevesinde Kıbrıs görüşmeleri zaten Birleşmiş Milletler çatısı altında ya da gözetiminde yürütülmektedir. Bu nedenle BM Belgeleri nde kullanılan kavram BM Genel Sekreteri nin iyi niyet görevi ya da BM gözetiminde olmuştur. Fakat buradaki çerçeve kavramı,

8 bu şekliyle ilk kez kullanılan bir kavramdır ve bundan kastedilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararlarına uygun olarak çözümün bulunması istenmektedir ki bu kararların tamamına yakını Rum-Yunan tezleri doğrultusunda Türkiye aleyhine alınmış olan kararlardır. BM Güvenlik Konseyi Kararlarının hiçbirinde Türk tarafının temel tezleri olan iki devletlilik, iki halklılık, Türklerin egemen eşitliği kavramları yoktur. BM Güvenlik Konseyi ne göre Kıbrıs ta tek devlet, tek halk, tek egemenlik, tek uluslararası temsil, tek kimlik, tek vatandaşlık, tek demokrasi ve tek hukuki düzen kavramları geçerlidir ve çözüm bu temel kavramlara göre bulunmalıdır. Dolayısıyla 2005 Müzakere Çerçeve Belgesi ile Türkiye böylesine ağır koşulları da kabul etmiştir. Diğer önemli bir koşul da, çözümün Avrupa Birliği Kuruluş İlkelerine uygun olması gerektiğidir. Yani Türkiye, hem Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uygun hem de Avrupa Birliği nin kuruluş ilkelerine uygun bir çözümü sağlamalıdır. AB kuruluş ilkeler içinde en azından belirli hususları dikkate aldığımızda, örneğin serbest dolaşım, serbest yerleşim ve serbest mülk edinme gibi Kıbrıs müzakere sürecinde üç özgürlük olarak ifade edilen özgürlüklerin serbest bırakılması demektir ki bizim iki kesimlilik, iki halklılık ve iki devletlilik tezlerimizin tamamen ortadan kalkması ve geçersiz hale gelmesidir. Çünkü herkes istediği yerde yerleşebileceğine, istediği kadar mülk alabileceğine ve serbest dolaşım sağlanabileceğine göre iki kesimlilik diye bir durum ortadan kalkmış olmaktadır. Yine Avrupa Birliği kuruluş ilkeleri bağlamında Türk tarafının temel ilkelerine ve belirli meselelere baktığımız zaman Avrupa Birliği nin üyesi olan bir devlette üyesi olmayan bir devletin asker bulundurması gibi bir konunun kabul edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla 1960 İttifak Antlaşması nın ortadan kalkması ve Türkiye nin Kıbrıs ta süresiz asker bulundurma hakkının kaldırılması demektir. İkinci bir husus yine Avrupa Birliği üyesi olan bir ülkenin garantörlüğünü üye olmayan bir devletin yükümlenmesi söz konusu olmayacaktır. Yani Türkiye, Avrupa Birliği üyesi bir devlete garantör devlet olabilir mi? Olabilecek mi? Tabii ki olamaz. Dolayısıyla Garanti Antlaşması nın da ortadan kaldırılması söz konusu olacaktır. Bu iki antlaşmanın ortadan kalkması durumunda Türk tarafının asla vazgeçemeyeceği etkin ve fiili garantörlük hakkı son bulacaktır. Zaten bugün özellikle Hristofyas ın GKRY Başkanı seçilmesiyle başladığı ifade edilen yeni süreç ile birlikte, hem GKRY hem de Yunanistan Garanti ve İttifak Antlaşmalarının AB çatısı altında olamayacağını ve kabul edilemeyeceğini her fırsatta kesin bir dille açıklamaktadırlar. Dolayısıyla Müzakere Çerçeve Belgesi bizim açımızdan ulusal Kıbrıs politikasının çok önemli bir kırılma noktasıdır. Ve bu Belge ile birlikte Kıbrıs meselesi artık Avrupa Birliği nin, tıpkı Kopenhang Kriterleri gibi AB müktesebatı haline gelmiş olmaktadır. Neden? Çünkü müzakerelerin işleyişi müktesebatın uygulanması ile bağlantılıdır. Eğer siz Kıbrıs meselesinde şunlar, şunlar hallolursa ilerleme kaydedecektir diye bir koşulu kabul ederseniz bu müktesebat haline gelmektedir. Yani Kıbrıs a ilişkin bu koşullar, artık Avrupa Birliği müktesebatı haline gelmiş demektir.

9 Bundan sonraki süreçlerden bir tanesi de, önemli bir noktası da. Türk hükümeti adına Sayın Abdullah Gül ün Dışişleri Bakanı olarak 2006 yılının başında Acil Eylem Planı adı altında gündeme getirdiği plandır. Bu Plan da ilk kez Türkiye hükümeti, tanıdığı KKTC devleti için 1970 lerin ilk yarısında kullanılmış ve 1974 Barış Harekâtı ile birlikte gündemden kalkmış olan Kıbrıs Türk Yönetimi kavramını kullanmıştır. Kıbrıs Türk Yönetimi kavramı arasında bir uzlaşı olabilmesi açısından o günkü koşullarda Avrupa Birliği üyesi olmayan Kıbrıs ta bir tür Türklere daha fazla özerklik yetkileri tanıyan ve bir yönetim anlayışını ortaya koyan bir statü idi. Bundan önceki statü Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi idi. Geçici kavramı kaldırılmış ve Kıbrıs Türk Yönetimi kavramına dönüştürülmüştü. Bu bizim için o aşamada bir statü yükseltmesiydi. Ama Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin kurulmasından ve Türkiye nin tanıyıp diplomatik ilişkilerin 24 yılı aşkın bir süre sürdürülmesinden sonra bizim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ni yok kabul edip Kıbrıs Türk Yönetimi kavramını kullanılmış olması, Avrupa Birliği, ABD ve Birleşmiş Milletler nezdinde Türkiye nin temel tezlerinden vazgeçtiği anlamını taşıyan bir mesaj niteliğindedir. Nitekim o günlerde ABD başta olmak üzere ilgili taraflarca bu açılım alkışlanmıştı. Ama Rumlar bunu reddetmişti. Şimdi önümüze yine bunlar bir başka biçimiyle getirilmiştir. Bundan sonraki önemli gelişme Talat ile Papadopulos arasında 8 Temmuz 2006 tarihinde BM gözetimde varılmış olan mutabakattır. Yani Gambari Süreci veya Gambari Anlaşması veya 8 Temmuz Süreci olarak adlandırılan süreçtir. İlk kez Türk tarafı bu anlaşma ya da mutabakatla birlikte açıkça Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin varlığını reddeden ve iki toplumlu federal bir yapı içinde Avrupa Birliği ilkelerine ve kurumlarına uygun bir şekilde bir uzlaşıyı kabul etmiş ve böyle bir zemin yaratmış oldu. Bu da son derece önemlidir. Çünkü yaratılan bu zemin, günümüzde sürdürülen ve aleyhimize gelişsen görüşme sürecinin temel zeminidir..bununla ilgili olarak biraz sonra 23 Mayıs 2008 Talat-Hristofias Mutabakatı ya da Ön Anlaşması olarak adlandırılan mutabakattaki değerlendirmeleri yaparken toplumla halk meselelerinin bizim açımızdan ne kadar önemli olduğunu ayrıca değerlendirmek istiyorum. Dolayısıyla önemli bir kırılma noktası da 8 Temmuz sürecidir. İşte 8 Temmuz süreci ile birlikte, Papadopulos un hazırladığı zemin, 2008 Şubat ayına kadar devam etmiştir. Hristofya bu zemin üzerinden hareket ederek yeni görüşme koşullarını ve çerçevesini oluşturmuştur. Fakat dünyada şöyle bir imaj yaratılmıştır: Papadopulos uzlaşmaz. Türk tarafı uzlaşıcı. Dolayısıyla Türk tarafındaki iç dinamikler bir çözüm için gerekli zemini yaratmıştır. Ama Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ndeki zemin henüz hazırlanmamıştır. Onun için Papadopulos un değiştirilip daha ılımlı ve uzlaşmadan yana olan ve özellikle Türklerin haklarını da kabul eden bir liderin Başkan seçilmesi suretiyle Rum tarafındaki iç dinamiklerin de hazırlanması anlayışı çok açık, net bir şekilde kamuoyunda, dünya kamuoyunda dile getirilmeye başlanmıştır. Nitekim Hristofyas ın seçilmesiyle birlikte bu tema daha da güçlendirilerek 21 Mart 2008 Talat-Hristofyas görüşmesiyle bir ön

10 mutabakata varılmıştır. Sonra 23 Mayıs 2008 görüşmesiyle de bunun ön anlaşma niteliğine kavuşturulması sağlanmıştır. Şimdi burada bizim üzerinde önemle durmamız gereken ön anlaşmanın içeriğindeki ifadelerdir. Mutabakat açıklamasında, iki bölgeli, iki toplumlu ve ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlandığı şekliyle, siyasi eşitlik temelinde bir federasyona bağlı olduklarını yeniden teyit etmişlerdir. Bu ortaklığın, tek uluslararası kimliğe sahip bir Federal Hükümetin yanı sıra eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk Kurucu ve bir Kıbrıs Rum Kurucu Devleti olacaktır denmektedir. Görüleceği gibi bulunacak olan kapsamlı uzlaşı veya çözüm, kendi ifadeleriyle, iki toplumlu iki bölgeli, federal bir yapı olacak. Burada ayrıca kurucu devletlerin olacağından da söz edilmektedir. Fakat kurucu devletlerden egemen iki devlet değil Annan Planı ndaki eyalet anlamındaki devletler kast edilmektedir. Yani Türk tarafının anladığı anlamda ve savunduğu tez olan iki eşit egemen devletin bir araya gelerek yeni bir ortaklık devleti kurması ve bu egemen iki devlet arasındaki bir anlaşma ile vücut bulması değildir. Bunun yerine devam ettiği savunulan Kıbrıs Cumhuriyeti nin anayasasında değişiklik yapılmak suretiyle federal yapıyı öngören eyalet sistemi içinde bir uzlaşının sağlanmasıdır. Bununla ilgili olarak da Çalışma Grupları ve Teknik Komiteler adı altında 13 grup oluşturulmuştur. Çalışma Grupları daha çok Kıbrıs meselesinin özüyle ilgili meseleleri görüşmek üzere çalışmaktadırlar. Teknik Komiteler de gündelik meseleler olarak ortaya çıkmış olan sorunları çözecek bir yapıyı sağlamak üzere kurulmuşlardır. Bu süreç, 21 Mart 2008 tarihinde kabul edilen çerçevede üç aylık süre sonucunda 23 Mayıs 2008 tarihinde Talat ve Hristofias ın bir araya gelmesiyle birlikte yeniden bir çerçeveye oturtulmuş ve kamuoyuna açıklanmıştır. Şimdi izninizle yanlış anlamaları önlemek açısından bu mutabakatın yani 23 Mayıs Mutabakatı nın belirli maddelerini sizlere okuyarak değerlendirmek istiyorum. Çünkü bizim için son derece önemli bir zemindir. Ve bu zemin özünde Kıbrıs Cumhuriyeti olarak var olduğu söylenen bugünkü Güney Kıbrıs Rum Yönetimi nin meşruluğunu Türkiye ye kabul ettirmek, Türkiye nin ada ile bağını kesmek ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ni kendi halkının eliyle ortadan kaldırmak suretiyle Türkleri Kıbrıs Cumhuriyeti ne azınlık statüsüyle yamalamayı öngören bir çerçevedir. O bakımdan son derece önemlidir. Yapılan ortak açıklamada ki Birleşmiş Milletler temsilcisi bunu okumuştur. Bu açıklamada bugün liderler samimi ve faydalı bir görüşme gerçekleştirmiş ve 21 Mart Mutabakatı na uygun olarak alınan sonuçları gözden geçirmişlerdir. Yeniden altını çizmek istiyorum. 21 Mart Mutabakatı dediğimiz mutabakat özünde 8 Temmuz 2006 Gambari Anlaşması nın hazırladığı zemindir. O zemin üzerinde görüşmeler başlamış ve mutabakata varılmıştır. Maalesef o zeminde KKTC devletini ve halk olmayı reddediyoruz ve Kıbrıs Cumhuriyeti çerçevesinde bir uzlaşıyı kabul ediyoruz. Bunun altını çizerek vurgulamak istiyorum.

11 Bu mutabakatta şu ifadeler vardır. İki bölgeli, iki toplumlu ve ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlandığı şekliyle siyasi eşitlik temelinde bir federasyona bağlı olduklarını yeniden teyit etmişlerdir. Açıklanması gereken önemli kavramlar vardır. İki bölgeli. İki bölgeliliği eğer Avrupa Birliği bünyesi içinde olmayan bir Kıbrıs ta düşünsek ve Avrupa Birliği kuruluş ilkelerine uygun bir çözüm koşulunu dikkate almasak, Rumların, Kuzey devleti olarak belirlenecek olan bölgeye gelip yerleşmeleri söz konusu olmayacaktır. Ya da en azından Gali Fikirler Dizisi nde olduğu gibi, üç özgürlüğün kısıtlanmış şekliyle uygulanması söz konusu olabilecekti. Oysa bugün Avrupa Birliği ne tam üye olan Rum yönetiminde bir Kıbrıs var. Avrupa Birliği, GKRY nin Kıbrıs ın kuzeyini de temsil ettiğini kabul etmektedir. AB ne göre KKTC toprakları, Kıbrıs Rum Yönetimi nin egemenliği altındaki Kıbrıs ın kuzeyi ndeki topraklardır, Kıbrıs Cumhuriyeti nin bir toprağıdır. Ancak mevcut fiili durum nedeniyle Kıbrıs devletinin Kıbrıs ın kuzeyinde etkin denetim ve yönetiminin olmadığı bir bölge olması nedeniyle burada Avrupa Birliği müktesebatının askıya alındığı belirtilmektedir. KKTC için Kıbrıs ın kuzeyi kavramının, yani coğrafi bir kavramın kullanıldığını dikkate aldığımızda, iki bölgelilik, ya da iki kesimlilik bizim için bu koşullarda bir hayal olmaktadır. Aksine böyle bir çözüm, KKTC nin ortadan kalkması ve Rum yönetiminin egemenliğini Kuzey Kıbrıs a yayması demektir. Diğer önemli bir husus iki toplumluluk kavramıdır. Türkiye ve KKTC, kısaca Türk tarafı, iki toplumluluk tezini, yaklaşımını, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin ilanına kadar savunmuştur. Bu tez o döneme ait bir tezdi. Ancak KKTC nin ilanıyla birlikte yeni bir siyasal statü doğmuştur ve bu statü uluslar arası hukuk açısından meşrudur. Bu nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nin kuruluşundan sonra iki toplumluluk bizim açımızdan tamamen ortadan kalkmış, en azından iki halklılık, hatta iki millet yapısı içinde düşündüğümüzde iki millet noktasına gelinmiştir. İki toplumlu kavramını farklı tanımlamaktadırlar. Rum-Yunan ikilisi ve BM, Kıbrıs ta tamamen bir birinden farklı iki halkın varlığını kabul etmemektedir. Onların anlayışına ve özellikle Rum-Yunan tezine göre Kıbrıs ta tek bir halk vardır ve bu halk iki etnik toplumdan, cemaatten oluşmaktadır. İşte Onlar iki toplumluluğu bu anlamda kullanmaktadırlar. Ancak Türk tarafının, Kıbrıs ta ta başından beri bir halkın değil; milliyeti, dili, dini, kültürü ve ulusal idealleri bir birinden tamamen farklı iki halkın varlığını savunan bir tezi vardır. İki toplumlu ve ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlandığı şekliyle siyasi eşitliğe dayalı federasyon kavramına gelince. Burada ifade edilen siyasi eşitlik, iki halkın (Kıbrıs Türk halkı ve Kıbrıs Rum halkının) egemen siyasi eşitliği değil, bireylerin ve toplumların siyasi eşitliğidir; yurttaşların yasalar önündeki eşitliğidir; kast edilen budur. Kıbrıs ta varılacak olası bir uzlaşmada böyle bir yapı söz konusu olursa, Kıbrıs Türk halkının kendi geleceğini belirleme hakkı (self-determinasyon hakkı) ortadan kalkacaktır. Nitekim Hristofyas başta olmak üzere GKRY yetkilileri Kıbrıs Türk halkının varlığının kabul edilemeyeceğini; böyle bir kabulün, Türklerin kendi geleceklerini belirleme hakkına sahip olduğunu kabul etmek demek olduğunu, bunun da gelecekte

12 ayrılma hakkını kullanma zemini yaratacağını açıklamaktadırlar. Annan Plan ında Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halkları yerine Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum kavramlarının kullanmasının nedeni de budur; Rumların tezine cevap vermektir. Özellikle devletler hukukçusu Prof. Dr. Sevim Toluner in yaptığı akademik çalışmalarında ortaya koyduğu önemli bulgulardan bir tanesi de eğer bir yerde halk yoksa hak da yoktur tespitidir. Devletler Hukuku Profesörsü Sayın Toluner hocamız açıkça bunu demektedir. Dolayısıyla bizim self-determinasyon hakkımızın ortadan kaldırılması ve Kıbrıs Türk halkının azınlık statüsüne düşürülmesi durumuyla yüz yüze gelinmektedir. Aslında çok özet bir şekilde şunu söyleyebiliriz ki Kıbrıs meselesi, bir kelimeyle ifade edilmek istenirse bir statü meselesidir. Kıbrıs ta Türkler Rumlarla eşit, iki halktan biri midir? Yoksa azınlık statüsüne sahip bir topluluk mudur, cemaat midir? Esas mücadelenin temelinde yatan bu olgudur. Yok, eğer Kıbrıs meselesi iki kelimeli bir mesele ise Kıbrıs meselesi bir kavramlar ve statüler meselesidir. Kavramlar, bizim için son derece önemlidir ve ifade ettiği anlamlar iyi belirlenerek doğru kullanılması gereği vardır. Diğer bir önemli husus; bu ortaklığın tek uluslararası kimliğe sahip bir federal hükümetin yanı sıra eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk Kurucu ve bir Kıbrıs Rum Kurucu devletinin olacağıdır. Buradaki kurucu devlet kavramları oluşturucu devlet ler (constituent state) anlamındadır; egemenliği olan kurucu devletler (founder state, co-founder state) anlamında değildir. Dolayısıyla anayasal, idari bir nitelik taşıyan eyaletleri ifade etmektedir; siyasi eşitliğe sahip egemen iki ayrı devleti ifade etmemektedir. Dolayısıyla bizim (Türk tarafının) iki egemen devletin uluslararası antlaşma niteliğinde bir antlaşma yaparak kendilerinin belirleyecekleri ve mutabık kaldıkları bazı egemenlik haklarını, kuracakları yeni ortaklık devletine devretmek suretiyle kurulacak yeni bir ortaklık devleti yapısı içinde iki egemen devleti ifade etmemektedir. Nitekim üç gün önce (15 Haziran 2008) Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nde alınan, Birleşmiş Milletler Kıbrıs Barış Gücü nün görev süresinin altı ay daha uzatılması kararında, KKTC Cumhurbaşkanı Talat ın 23 Mayıs 2008 Mutabakatı na dâhil ettirdiği İki eşit kurucu devlet ifadesi ne yer verilmemiştir. Çünkü Rum siyasi liderleri ve özellikle Rum Ortodoks kilisesi, bu kavramların ileride taşıyabileceği risklere ve Türk tarafının muhtemel farklı yorumlarına karşı peşin güvence sağlamak için karşı çıkmaları nedeniyle Hristofyas Yönetimi, ABD nin önerisine karşın Güvenlik Konseyi Kararı nda eşit kurucu devletler kavramına yer verilmesini önlemiştir. Buna karşılık az önce okuduğum mutabakatın birinci bölümündeki ifadelere yer verilmiştir. Yani Birleşmiş Milletler kararlarında tanımlanmış şekliyle siyasi eşitliğe dayalı tek devlet, tek egemenlik, tek uluslararası temsil (kimlik), tek halk ve tek hukuki düzen kavramlarına yer verilmiştir. Burada tek hukuki düzenden kast edilen tek demokrasidir. Oysa Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortak olarak 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde ayrı bir demokrasisi vardı, Devlet ve Temsilciler Meclisi ndeki kendi siyasi temsilcilerini ve Türk Cemaat Meclisi üyelerini, Belediye başkanlarını doğrudan seçmekteydiler. Bu, tam siyasi eşitliğin önemli bir unsuruydu. Kıbrıs Cumhuriyeti anayasal düzeninde (siyasi rejiminde) iki halka dayalı iki eşit demokrasi söz konusuydu. Türkler kendi temsilcilerini, Rumlar kendi temsilcilerini

13 doğrudan demokratik seçimlerle seçiyorlardı ve Kıbrıs Türkleri ayrı iki egemen halktan biriydi. Rum tarafı işte bu iki demokrasili yapıyı da kabul etmemektedirler. BM nin sözünü ettiğim son kararında, Birleşmiş Milletler kararlarında tanımlanmış şekliyle siyasi eşitliğe dayalı tek devlet, tek egemenlik, tek uluslararası temsili (kimlik), tek halk ve tek hukuki düzen kavramlarına yer verilmiştir. Bu bakımdan BM Güvenlik Konseyi nin 15 Haziran 2008 tarihli 1818 sayılı kararında BM Güvenlik Konseyi Kararları çerçevesinde ve sivil-askeri güvenlik önlemleri inşası ile birlikte çözüme ulaşılmasına gereken desteği vereceği ifadesi üzerinde dikkatlice durulması gerekmektedir. BM Güvenlik Konseyi Kararları çerçevesinde ifadesiyle kast edilen yukarıda ifade ettiğim hususlar olduğu için yeniden durmayacağım. Ancak sivil-askeri güvenlik önlemleri inşası ile birlikte çözüme ulaşılması kavramı üzerinde durmak istiyorum. Bu ifade ile belirtilmek istenen, Rum- Yunan ikilisinin öteden beri savundukları Türk askerinin Ada dan çıkartılması (Garanti ve İttifak Antlaşmalarının ortadan kaldırılması) hususudur. Rum tarafı Türk askerinin antlaşmalar çerçevesinde dahi Kıbrıs ta bulunmasını ciddi bir güvenlik ve tehdit unsuru olarak görmekte ve Kıbrıs sorunu nun özü olarak kabul etmektedir. GKRY nin istediği şekilde BM kararının alınmasından hemen sonra Güney Kıbrıs Rum Yönetimi nin Birleşmiş Milletler daimi temsilcisi yaptığı değerlendirme konuşmasında ve açıklamada, eşit statüde iki kurucu devlet kavramanın Kararda yer almaması nedeniyle Konsey ülkelerine teşekkür etmiştir. Rum temsilci bu konuşmasında Talat müzakerelerde bunu dâhil etmiştir ama Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi buna katılmamıştır demiştir. Ayrıca bir de sitemde bulunmuştur. Rum temsilci, ABD nin eşit statüde iki kurucu devlet kavramının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararında yer alması için yaptığı girişimi üzüntüyle karşıladıklarını ifade etmiştir. Yani Kıbrıs Türk halkı için düşündükleri yapı ve çerçeve bu boyutlardadır. Bunun altını da çizmek istiyorum. Şimdi değerli arkadaşlar geldiğimiz noktada biliyorsunuz, az önce değerlendirdiğimiz Avrupa Birliği 2004 ve 2005 kararlarından sonra, 2006 AB Zirvesi nde yeni bir karar almıştır. Türkiye Kıbrıs konusundaki yükümlülüklerini yerine germediği sürece, kısaca Kıbrıs meselesi çözümlenmedikçe Türkiye nin sekiz adet müzakere başlığının asla açılmayacağı, ancak Ek Protokol ün eksiksiz ve ayırım yapılmaksızın filen uygulanması ve diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesi kaydıyla açılabileceği; açılmış olan başlıkların da kapatılmayacağı yönünde bir karar almıştır ve Türkiye ye 2009 yılına kadar süre tanımıştır. Türkiye 2009 yılı sonunda gerçekleştirilecek olan AB Zirvesi ne kadar söz konusu olan yükümlülüklerini yerine getirirse, Avrupa Birliği müzakere süreciyle ilgili olarak yeni bir değerlendirme yapacak. Ona göre gelişmeleri ortaya koyacak. Yapmazsa o zaman büyük bir ihtimalle Avrupa Birliği müzakereleri ya kesecek ya tamamen askıya alacak bir karar üretecektir. Şimdi burada dikkate almamız gereken bir nokta şudur: Avrupa Birliği belirttiğim gibi, 2004 ve 2005 kararlarıyla birlikte Kıbrıs ın geleceğinin belirlenmesine ilişkin olarak açık bir irade ortaya

14 koymuştur. Bu iradesini de belirli koşullarlar ve ölçütlerle birlikte Türkiye ye kabul ettirmiştir. Ve bunun üzerine Avrupa Birliği sürecinde Türkiye ye bazı istekleri kabul ettirmek suretiyle Kıbrıs ta bir uzlaşıya varılabileceği varsayımından hareket etmiştir. Fakat AB 2006 Zirvesi ne gelindiğinde şu görülmüştür ki Türkiye de hangi hükümet olursa olsun gelinen noktada artık Kıbrıs konusunda kalıcı tavizler verilmek suretiyle Kıbrıs ın elden çıkartılabilmesini sağlayacak bir siyasi irade yaratılamıyor. İşte bu süreçten sonra Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Garantör İngiltere yeni bir stratejiyi gündeme getirdiler. Bu stratejinin içeriği de çeşitli raporlarda ve en son Uluslararası Kriz Grubu nun yayınladığı raporlarla da dile getirilmiştir: İç dinamiklerle çözüm. İç dinamiklerle çözümden kasıt Kıbrıslıların kendi aralarındaki görüşmelerle Kıbrıslıca çözüm ü sağlamak. Dolayısıyla dışarıdan baskılarla bir çözüme yönelmemek. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Bryza da açıkça dıştan baskılarla Kıbrıs meselesinin çözümlenemeyeceğini ve bunun giderek kendi çıkarlarına zarar vermeye başladığını belirtmek suretiyle artık yeni sürecin Kıbrıslıca bir çözüm süreci olduğunu belirtmeye başlamıştır ve bu süreçte Kıbrıslıların kendi aralarında anlaşmaları gerekir. Dikkat ederseniz kullanılan ifade Kıbrıs taki halkların değil Kıbrıslıların. Buradaki esas mesele şudur. Dıştan kimse müdahale etmesin; Kıbrıslılar kendi aralarında meseleyi çözecekler. Çünkü Kıbrıs meselesi, zaten ta baştan beri Rum-Yunan ikilisi tarafından savunulan ve Amerika ile İngiltere tarafından desteklenen görüşe göre iki boyutu olan bir meseledir. Bir, iç meseledir, iç boyutu var. İki, dış meseledir, dış boyutu var. Sorunun iç boyutu, Kıbrıs taki anayasal sistemle, anayasal yapı ile ilgilidir. Dolayısıyla Kıbrıslılar bir araya gelerek anayasal meselelerini kendi aralarında çözmek suretiyle, iç meselelerini, iç boyutu çözebilirler. Nitekim 2007 Kasım ayından beri Zürih Üniversitesi nde Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların birlikte bir araya gelerek bir anayasa konvansiyonu üzerinde çalıştıkları bilinmektedir. Bunlar da kamuoyuna resmen açıklanmıştır. Dolayısıyla Türklerle Rumlar bir araya gelecek ve bu görüşmelerde bir anayasa düzenlemesi yapacaklar ve bu anayasa düzenlemesiyle birlikte iç mesele çözümlenmiş olacak. Dış mesele iç dinamiklerin meselesi değildir. Dış meselede temel unsur Kıbrıs ın iç işlerine dıştan yapılan müdahalelere imkân veren antlaşmaların ortadan kaldırılmasıdır. Bunlar da Garanti ve İttifak Antlaşmalarıdır. Bu Antlaşmalar ortadan kaldırılırsa dış mesele, dış boyut da çözülmüş olacaktır. Açıkça Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyanni, Avrupa Birliği yetkilileri, Hristofyas ve diğer Rum siyasileri son demeçlerinde şunu demektedirler: Avrupa Birliği bünyesinde olan bir Kıbrıs ta artık dıştan bir garantöre ihtiyaç yoktur. Artık AB nin koruyucu kanatları altında AB üyesi bir Kıbrıs vardır. Garanti ve İttifak Antlaşmaları nın modası geçmiştir. Dolayısıyla bu Antlaşmalara da gerek yoktur. O nedenle dış mesele de bu şekilde çözümlenmiş olacaktır. Burada tarafları kurtaran iki tane unsur var. Birinci unsur, dıştan müdahalelerle AB nin kararları doğrultusunda bir çözüm olamıyor. Olamadıkça da Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve dolayısıyla devleti arasında Avrupa Birliği üyelik sürecinde ciddi sorunlar yaşanmaktadır. AB-Türkiye ilişkilerinde, müzakere sürecinde ya kopma notasına gelinecek yahut bir dönüşüm olacak.

15 Kopma noktasına gelmek şu anda Avrupa Birliği nin işine gelmemektedir Luxembourg Zirvesi nde alınan kararlar ışığında bunun işlerine gelmediği görülmüştür. O dönemde Türkiye nin ne iç meselelerine ve düzenine ne de dış meselelerine ve uluslararası ilişkilerine müdahale edememişler, yönlendirememişlerdi. O zaman 1999 Helsinki Zirvesi ile birlikte başlayan süreç gündeme getirilmiştir. Kopma noktasına gelinmesi, AKP nin de işine gelmiyor. Çünkü Avrupa Birliği ile kopan bir süreçte AKP nin dış dayanakları ve dış meşruiyet desteği ortadan kalkmış olacaktır. Dolayısıyla o da bu meselenin çözümlenmesini istemekte, bu şekilde kopmasını istememektedir. O zaman ne yapmak lazım? İç dinamiklerle çözüm, mevcut koşullarda en iyi çözüm. Bunu ikinci önemli unsuru, Türkiye açısından ve bugünkü siyasal iktidar açısından önem taşımaktadır. Çünkü Türkiye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ni tanıyan ve diplomatik ilişkilerini 24 yıldan beri sürdüren bir devlet. Eğer düşünülen şekilde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ni ortadan kaldıracak bir süreçte bir anlaşmaya varılırsa, az önce çerçevesini çizmeye çalıştığım mutabakatlar bağlamında o zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ortadan kalkacaktır. Hem de iç selfdeterminasyon hakkı yoluyla Kıbrıs Türk halkının kendi devletini kendi eliyle ortadan kaldırması sağlanacaktır. Türkiye bu devleti tanıyor. Ne yapacaktır. Tanıma, tanımama sorunu gibi içinden hem siyasal hem hukuksal yönden çıkılamayacak bir büyük sorunla karşılaşılacaktır. Hâlbuki Kıbrıslılar iç dinamikler olarak bir araya gelir de anlaşırlarsa ve Kıbrıslı Türkler, Rumlarla birlikte bir devleti kurarsa veyahut Rum devlerine yamalanırsa, böyle bir çözümü kabul ederse, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, kendi kendini halkı kanalıyla ve siyasi yetkililerince ortadan kaldırmış olacak. O zaman Türkiye nin tanıma meselesiyle ilgili bir sorunu ortadan kalkarken siyasal iktidarın siyasal bir risk ve külfet yüklenme sorumluluğunu yüklenme durumu da ortadan kalkacaktır. İşte bugün Türk hükümetinin, AKP hükümetinin Kıbrıs konusundaki sessizliğinin altında yatan temel unsur budur. Ama şu bilinmelidir ki Kıbrıs ta, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin istemediği hiçbir süreç başlayamaz. Hiçbir sürece kimse katılamaz. Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan ın bir makalesinde anlattığı bir olayda, eski bir Büyükelçimiz rahmetli Orhan Eralp 1979 yılında BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, her zamanki gibi, Kıbrıs Rumlarına GKRY diye hitap ediyordu. Buna kızan Rum temsilci Mavromatis "150 BM üyesi bizi Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıyor. Sizin tanımamanız önemli değil" demişti. Bunun üzerine rahmetli Büyükelçimiz verdiği cevapta "Kıbrıs sorunu bir aritmetik toplama işlemi değildir. Bir cebir denklemidir. Bu denklemin 'X' i de Türkiye dir. Tüm dünya sizi tanısa bile Türkiye sizi tanımadıkça bu denklem çözülemez. Şimdi kendinize isterseniz Kıbrıs Rum İmparatorluğu bile diyebilirsiniz demişti. Türkiye nin Kıbrıs meselesinde istemediği hiçbir diplomatik ve siyasal gelişme gerçekleşemez. Şimdi geldiğimiz nokta budur. Ve bilinmesi gereken de budur. Peki, eğer biz Kıbrıs ı kaybedersek ne olur? İşte Doğu Akdeniz deki son gelişmeye bu bağlamda bakmak istiyorum. Çünkü az önce İhsan arkadaşımızın belirttiği gibi Kıbrıs son derece stratejik bir konumdadır. Tabi bu konumu; uluslararası, bölgesel, Türkiye ve Yunanistan bağlamında

16 değerlendirmek mümkündür. Bunlar zaten var. Ama en önemlisi bizim açımızdan acaba bunun önemi nedir? Değerli arkadaşlarım, şimdi kısaca bunlara bakmak istiyorum. Doğu Akdeniz deki deniz alanları konusunda, Rum-Yunan ikilisinin yarattığı son gelişmelerle ilgili olarak sunacağım denizle ilgili yansıların mimari ve kaynağı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Mülkiye, hocalarımızdan Prof. Dr. Sertaç Başeren in yaptığı çalışmalardır. Bu konuda orijinal ve ilk çalışmalar olan bu yansıları, sayın hocamızın izniyle sizlerle paylaşacağımdır. Hocamıza bu kaynaklarını kullanmama izin verdiği için de huzurunuzda kendilerine teşekkür ediyorum. Bunu da özel olarak bildirmek istiyorum. Ben çok fazla Kıbrıs Adası nın stratejik ve jeopolitik önemi üzerinde durmayacağım. Çünkü bunu çoğumuz çok iyi bilmekteyiz. Akdeniz in önemi bilinmektedir. Bunun üzerinde de durmayacağım. Bilindiği gibi Akdeniz en azından çok önemli uluslararası bir deniz yoludur. YANSI-1 DOĞU AKDENİZ Kaynak:Names and Limits of Oceans and Seas, Special Publication No:23, fourth edition, Published by International Hydrographic Bureau Monaco, Monaco,2002, p Akdeniz, Cebelitarık Boğazı ndan başlayıp Ege Denizi ne de içine alan Suriye sınırlarına kadar gelen önemli bir denizdir. Akdeniz in iki bölümü vardır. Biri, Doğu Akdeniz; biri de Batı Akdeniz. Yansı 1 de gördüğünüz gibi Kuzey Afrika nın uç noktasıyla Sicilya adasını birleştiren çizgiyi çektiğimiz zaman bu çizginin batısında kalan kısım Batı Akdeniz dir. O bizim için şu anda konumuz dışındadır. Doğu Akdeniz Yansı 1 de gördüğünüz gibi Sicilya ile Kuzey Afrika arasındaki bölümle Adriyatik Denizi ne, Ege Denizi ne ve Suriye sınırlarına kadar gelen ve çevresinde Libya, Mısır, Suriye, Ürdün, İsrail gibi devletlerin ve Süveyiş Kanalı nın bulunduğu bir coğrafyadır. Doğu Akdeniz, Avrupa, Asya, Afrika kıtaları arasında çok önemli bir jeostratejik coğrafi bölgedir. Ve jeostratejik açıdan, jeopolitik açıdan dünya ile ilişkileri etkileyen bir bölge. İşte bu Akdeniz i de

17 kontrol eden temel ada, Kıbrıs Adası dır. Bu yönüyle de Doğu Akdeniz gerek uluslararası bağlamda gerekse bizim bağlamımızda çok önemlidir. Çünkü Doğu Akdeniz de Kıbrıs Adası üzerinde fiili varlığı, hak ve statüsü bulunan bir Türkiye, bölge devleti olma niteliklerini ve etkinliğini daha da artıracak ve bölgede nüfuzu olan, bölge ile ilgili diğer devletlerle belirli güç paylaşımlarında bulunabilecek bir konumda olacaktır; bugünkü konumunu sürdürecektir. O bakımdan da Türkiye açısından Kıbrıs son derece önemli. Doğu Akdeniz in, Kıbrıs Adası nı da kapsayan bölgesi hidrokarbon potansiyeli açısından da zengin bir bölgedir. Doğu Akdeniz in hidrokarbon potansiyelini gösteren alanlar Yansı 2 de görülmektedir. Görüldüğü üzere bu bölgede altı alan vardır. Nil Deltası, Levant, Latakya-İskenderun Körfezi, Mersin, Antalya ve Derin Deniz denen Girit ile Kıbrıs arasındaki bölge ki bu bölgeyi az sora açıklayacağım gibi Yunanistan, Mısır ile paylaşmak girişimlerini sürdürmektedir. Bu bölgede hidrokarbon potansiyeli olduğu tespitleri yapılmıştır. Bölgedeki çalışmalarla ve tespitlerle kesinleşmiş ve ihtimal olarak belirlenmiş olan veriler Yansı 3 te verilmiştir. Zamanınız açısından bunlar üzerinde durmuyorum, sadece bir bilgi ve değerlendirmeniz için sunuyorum. YANSI- 2 DOĞU AKDENİZ İN HİDROKARBON POTANSİYELİ ALANLAR DE Kaynak: Sertaç Başeren in çalışması.

18 YANSI-3 DOĞU AKDENİZ DE İSPATLANMIŞ PETROL REZERLERİ İspatlanmış Petrol Rezervleri 2005 sonu İspatlanmış Doğal Gaz Rezervleri 2005 sonu Kaynak: BP Kaynak: Sertaç Başeren in çalışması Doğu Akdeniz in bizimle ilgili bölümünün bir haritasını Yansı 4 de görüyorsunuz. Bu haritada Yunanistan tarafından, Girit, Kaşot, Büyükkerpe, Küçükkerpe, Rodos ve Meis adalarını birleştiren mavi çizgi ile gösterilen bir sınır çizilmiştir. Yunanistan, Doğu Akdeniz in bu bölgesindeki deniz sınırını buradan itibaren başlatmak iddiasındadır. Yunanistan diyor ki bu adalar benim adalarımdır ve bu adaların kıyılarını belirleyen bu kıyı çizgisi benim kıyı şeridimi belirlemektedir. Bu şeridin güneyinde Türkiye nin hiçbir hakkı yoktur. Çünkü kıyısı yoktur. Türkiye nin kıyısı kuzeydedir. Yunanistan Ege konusundaki iddialarıyla, Türkiye nin kuzeyde de kıyısının ne kadar olduğunu, karasularının 12 mil olması ve kıta sahanlığı iddialarıyla ortaya koymaktadır. Ege Denizi ndeki sorunları sorarsanız ayrıca açarım. Şu anda onu bırakıyorum. Yunanistan ın başlandığı nokta işte budur. Diyor ki ben Doğu Akdeniz de buradan itibaren hak sahibiyim. Yansı 4 de kımızı noktalarla çizilmiş olan çizgi, sınır, Yunanistan ile Mısır arasındaki ortay hattır. Yunanistan diyor ki benimle Mısır arasındaki ortay hat budur. Şimdi bu ortay hattı bir süre için aklımızda tutarak geriye bırakalım. Yine Yansı 4 te, dört koordinat noktasının belirlediği dikdörtgen halinde bir alan görülmektedir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Mart 2002 yılında bu alanda Northern Access isimli bir Norveç gemisine petrol arama ruhsatı vermişti. Daha doğrusu sismik araştırmalar yapılması için yetki vermişti. Niye vermişti? Bir ülke, bir yerde bir

19 araştırma izni veriyorsa oranın kendine ait olduğunu ortaya koymaya çalışmaktadır. Yani burası bana aittir demek istiyor ve bunu uluslararası hukuk açısından bir izdüşümü şeklinde ifade ediyor. İşte Northern Access gemisine bu ruhsat verildikten sonra orda gerekli sismik araştırmalara başlandığı zaman Türkiye, ilk devlet uygulamasını gerçekleştirmiş ve demiştir ki hayır, bu alanda sen araştırma yapamazsın çünkü orası benim Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) alanımın içindedir. Akdeniz çok geniş bir alan olmadığı için burada Münhasır Ekonomik Bölge sınırı ile kıta sahanlığı sınırı örtüşmektedir. Aynı zamanda kıta sahanlığımı da belirlemektedir demiştir ve Türkiye, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı nın o bölgeye gönderdiği gemilerle gerekli uyarıyı yapmış ve Northern Access gemisini oradan çıkartmıştır. YANSI-4 DOĞU AKDENİZ DE SON GELİŞMELER 35º 30' K 027º 50' D 35º 30' K 029º 20' D º 30' K 027º 50' D 32º 30' K 029º 20' D Kaynak: Sertaç Başeren in çalışması. Burada uluslararası alanda ne Norveç ne de diğer yetkililer, ilgililer, ne de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan herhangi bir tepki ortaya koymamıştır, koyamamıştır. Bu Türkiye açısından son derece önemli, uluslararası hukuk açısından bir devlet uygulamasıdır. Rumlar bu olaydan bir yıl sonra 17 Şubat 2003 tarihinde, Yansı 4 te kırmızı çizgi ile gösterilen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi-Mısır arasındaki ortay hattı esas alarak GKRY-Mısır Münhasır Ekonomik Bölge Sınırlandırma Anlaşması yapmışlardır. Türkiye bu anlaşmayı protesto etmiş ama buna rağmen Mısır bu anlaşmayı Parlamentosundan geçirmiş ve meşruiyet kazandırmıştır. Yani uygulamaya

20 koymuştur. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ikinci bir adım daha atarak 17 Ocak tarihinde Lübnan ile de benzer bir MEB Sınırlandırma Anlaşması yapmıştır (Yansı-4). Ancak Türkiye nin protestosu nedeniyle bu anlaşma henüz Lübnan Parlamentosu ndan geçmiş değildir. Türkiye nin yapılan MEB Anlaşmaları nedeniyle Mısır ı ve Lübnan ı protesto etmesi ve burada haklarının bulunduğunu belirtmesi, Türkiye nin uluslararası hukuk açısından devlet pozisyonunu ortaya koyan önemli devlet uygulamalarıdır ve bu alandaki güçlü pozisyonlarımızdır. Demek ki Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bu alanda iki önemli girişim yapmış. İki anlaşmayı, iki devletle gerçekleştirmiştir. Üçüncü adım, yapılan anlaşmalarla belirlenmiş olan MEB sınır çizgilerinin (bölgenin) belirlediği alanda (Yansı 4) kareler halinde gösterilen 13 tane kareyi, bloklar halinde belirlemiş ve buralarda sismik araştırma ve petrol aramalarıyla ilgili ruhsatlar vereceğini ilan etmiştir. Daha sonra bunların ihalelerini de gerçekleştirmiştir. Onları biraz sonra ortaya koyacağız. Evet, şimdi geriye, Yansı 4 e dönelim ve az önce size açıkladığım Yunanistan ın başlangıç noktasını hatırlayalım: Yunanistan kendince belirlediği kıyı sınırı nın güneyinde Türkiye nin hiçbir hakkının olmadığını ileri sürmüştür, demiştim. Yunanistan bir adım daha ileri hareket etmek suretiyle Yansı 5 te gördüğünüz gibi Meis adası ile Girit adasından Mısır ın kıyısına indirilen nokta nokta şeklindeki paralel çizgilerle bir alan belirlemiştir. Bu iki çizgiyi esas alarak Yunanistan ile Mısır arasında kırmızı noktalı ortay hattı çizmiştir. Yunanistan bu ortay hat ile Mısıra ait olan bölgenin Mısır ın Münhasır Ekonomik Bölgesi olduğunu; diğeri bölgenin de Yunanistan ın Münhasır Ekonomik Bölgesi olduğunu iddia ederek Mısır ile belirtilen sınırlar içinde bir Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması yapma girişimini sürdürmekte, muhtemelen bunun pazarlığını yapmaktadır. Türkiye de resmi düzeyde, bununla ilgili diplomatik girişimlerini de sürdürmektedir. YANSI-5 YUNANİSTAN IN DOĞU AKDENİZ DEKİ GİRİŞİMLERİ

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi

21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi 21.05.2014 Çarşamba İzmir Gündemi Doğu Akdeniz de Son Gelişmeler ve Kıbrıs, İKÇÜ de Ele Alındı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çelebi Avrupa Birliği Merkezi nin

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ Bilindiği üzere; Belçika, Federal Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg tarafından, 1951 yılında Paris te imzalanan bir Antlaşma ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT)

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti.

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti. ARAŞTIRMA RAPORU ÖZEL ARAŞTIRMA--AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE KRONOLOJİSİ 20/06/2005 1959 1963 1964 1966 1968 1970 1971 1972 1973 31 Temmuz: Türkiye, AET ye ortaklık için başvurdu. 11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi,

Detaylı

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ

ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve önemli BM, AB kararları-1

Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve önemli BM, AB kararları-1 Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve önemli BM, AB kararları-1 Ata Atun İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ Rauf R. DENKTAŞ.. Ata ATUN... vii x 1) 1 Ağustos 1571 - Lala Mustafa Paşa ile Marc Antonio Bragadin arasında yapılan

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı.

1.- GÜMRÜK BİRLİĞİ: 1968 (Ticari engellerin kaldırılması + OGT) 2.- AET den AB ye GEÇİŞ :1992 (Kişilerin + Sermayenin + Hizmetlerin Serbest Dolaşımı. TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ HAFTA 2 Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu AET nin kurulması I. AŞAMA AET de Gümrük Birliğine ulaşma İngiltere, Danimarka, İrlanda nın AET ye İspanya ve Portekiz in AET ye

Detaylı

A R A Þ. G Ö R. B A H A D I R B U M Ý N Ö Z A R S L A N

A R A Þ. G Ö R. B A H A D I R B U M Ý N Ö Z A R S L A N Kýbrýs A R A Þ. G Ö R. B A H A D I R B U M Ý N Ö Z A R S L A N Katýlým Ortaklýðý Belgelerinde ve Ulusal Programlarda Kýbrýs Sorunu Araþ. Gör. Bahadýr Bumin Özarslan (*) Giriþ Türkiye-Avrupa Birliði(AB)

Detaylı

KIBRIS AKADEMİK DİYALOG

KIBRIS AKADEMİK DİYALOG KIBRIS AKADEMİK DİYALOG DEKLARASYON BİRLEŞİK FEDERAL KIBRIS A GİDEN YOLDA NELER YAPILMALIDIR? 27 Haziran 2011 Lefkoşa Kıbrıs Akademik Diyalog (KAD), 25 Haziran 2011 tarihinde Rodon Hotel-Agros ta Kıbrıs

Detaylı

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10

www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Konu sayfa Pratik - 1 2-10 1 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk

Detaylı

Türkiye ve Avrupa Birliği

Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği İlişkisi Avrupa Birliği 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması'yla Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında doğdu. Türkiye 1959 yılında bu topluluğun

Detaylı

Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME

Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME 2009 yılı, Türkiye-AB ilişkileri için son derece önemli bir dönüm noktasıdır. 2008 yılı AB açısından verimli

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı

Detaylı

İLK KIBRIS TÜRK PUL SERİSİ

İLK KIBRIS TÜRK PUL SERİSİ Kıbrıs Türk Filateli Derneği tarafından kurulan komisyon başarılı bir çalışma ile Kıbrıs Türk Posta Tarihi konusunda iki ciltlik son derece kapsamlı bir eser ortaya çıkardılar. Bu anlamlı çalışmayı Kıbrıs

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

AKDENİZ EYLEM PLANI SEKRETARYASI (AEP)

AKDENİZ EYLEM PLANI SEKRETARYASI (AEP) AKDENİZ EYLEM PLANI SEKRETARYASI (AEP) Türkçe Adı Akdeniz Eylem Planı Sekretaryası (AEP) İngilizce Adı Secretariat on Mediterrenaen Action Plan (MAP) Logo Resmi İnternet Sitesi http://www.unepmap.org Kuruluş

Detaylı

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL Title of Presentation Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL İçindekiler 1- Yeni Büyük Oyun 2- Coğrafyanın Mahkumları 3- Hazar ın Statüsü Sorunu 4- Boru Hatları Rekabeti 5- Hazar

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 40 Ekim 2011 İKV DEĞERLENDİRME NOTU Kıbrıs ta Son Perde Can MİNDEK [Metni yazın] İKTİSADİ KALKINMA VAKFI www.ikv.org.tr KIBRIS TA SON PERDE Türkiye nin AB üyelik sürecinin önünde birçok engel olduğu öne

Detaylı

} Prof. Dr. Hakkı Keskin

} Prof. Dr. Hakkı Keskin EU- Erweiterungsbeauftragter der Fraktion DIE LINKE. Mitglied des Ausschusses für die Angelegenheiten der EU } Federal Almanya Parlamentosu Milletvekili Sol Parti Meclis Grubu Avrupa Birliği Genişleme

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ

AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ Hazırlayan: Berna Özşar Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği AB, Mevzuat ve Projeler Birimi Uzmanı AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ TSRŞB Yayın

Detaylı

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI (2015) GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İran ın nükleer programı üzerine dünya güçleri diye

Detaylı

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM) KURULUŞ RAPORLARI BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM) Kuruluş adı Birleşmiş Milletler (BM) Kuruluş Tarihi 1945 Merkezi New York (ABD) Üye ülke sayısı 192 Genel Sekreter Ban Ki-mun Genel Bilgiler Dünya barışı ve sosyal

Detaylı

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19 09/04/2010 BASIN BİLDİRİSİ Anayasa değişikliğinin Cumhuriyetin ve demokrasinin geleceği yönüyle neler getireceği neler götüreceği dikkatlice ve hassas bir şekilde toplumsal uzlaşmayla değerlendirilmelidir.

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

Havuz Teorisi: Yunanistan 1 ay önde; Denge arayışı; Havuzun boş olduğunu bilseniz dahi, Yunanistan atlıyorsa siz de atlayınız

Havuz Teorisi: Yunanistan 1 ay önde; Denge arayışı; Havuzun boş olduğunu bilseniz dahi, Yunanistan atlıyorsa siz de atlayınız Türkiye nin AET e Ortak Üyelik Başvurusu Yıl 1959... Türkiye de DP iktidardadır. Yunanistan 1959 Nisan ayında AET na ortak olmak için resmî başvuruda bulunuyor. Türk dış politikasının en önemli anlarından

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Resmî Gazete Sayı : 29361

Resmî Gazete Sayı : 29361 20 Mayıs 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29361 TEBLİĞ Orman ve Su İşleri Bakanlığından: HAVZA YÖNETİM HEYETLERİNİN TEŞEKKÜLÜ, GÖREVLERİ, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Salih Uygar KILINÇ Avrupa Birliği - EUROCONTROL Sivil Havacılık Düzenlemeleri ve Türkiye

Salih Uygar KILINÇ Avrupa Birliği - EUROCONTROL Sivil Havacılık Düzenlemeleri ve Türkiye Salih Uygar KILINÇ Avrupa Birliği - EUROCONTROL Sivil Havacılık Düzenlemeleri ve Türkiye 1944 Şikago/ICAO Sivil Havacılık Rejimi Avrupa Birliği Sivil Havacılık Düzenlemeleri - Tek Avrupa Hava Sahası I

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü

Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü Yrd. Doç. Dr. Münevver Cebeci Marmara Üniversitesi, Avrupa Birliği Enstitüsü AVRUPA BİRLİĞİNEDİR? Hukuki olarak: Uluslar arası örgüt Fiili olarak: Bir uluslararası örgütten daha fazlası Devlet gibi hareket

Detaylı

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir?

Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? 1)Birinci İnönü Savaşının kazanılmasından sonra halkın TBMM ye ve düzenli orduya güveni artmıştır. Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? A)TBMM seçimlerinin yenilenmesine

Detaylı

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları,

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün, ulusal savunmamızın güvencesi ve bölge barışı için en önemli denge ve istikrâr unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri nin etkinliğini ve

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI AVRUPA BİRLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI Hazırlayan: Ömer Faruk Altıntaş Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ANKARA 5 Nisan 2007 Birincil Kurucu Antlaşmalar Yazılı kaynaklar

Detaylı

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI

3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Yrd. Doç. Dr. Turgay CİN* 3647 SAYILI ve 2008 (3647/2008) TARİHLİ YUNANİSTAN VAKIFLAR YASASI VE UYGULAMALARI Ortodoks Hıristiyanlık hukukunda vakıf var mı, yok mu, bir sorgulayın. Birinci sorum bu Hıristiyan

Detaylı

Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları

Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmaları: Yatırım Kavramı ve En Çok Gözetilen Ulus Kayıtları Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması (YKTK) Anlaşmaları veya dünyada bilinen diğer adıyla

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

Yabancı Düşmanlığı, Sosyal Dışlanma ve Türk Diasporası: Kktc Örneği

Yabancı Düşmanlığı, Sosyal Dışlanma ve Türk Diasporası: Kktc Örneği Yabancı Düşmanlığı, Sosyal Dışlanma ve Türk Diasporası: Kktc Örneği Hakkı ATUN Doğu Akdeniz Üniversitesi Stratejik Araştırmaları Merkezi Başkanı KKTC Eski Başbakanı, KKTC Söze başlamadan önce, başta TASAM

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi

BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU. FİLİSTİN MESELESİ 2 5 te B İ L G İ NOTU. Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi 2 de Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya geldi AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları nda AK Öğretmenler ile öğrenciler yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı. 8 de YIL: 2012 SAYI

Detaylı

KOPENHAG VE MAASTRICHT ÖLÇÜTLERİ / ANAYASAL YASAL DÜZENLEMELER ÖLÇÜTLERİ KARŞILAMADA YETERLİ Mİ?

KOPENHAG VE MAASTRICHT ÖLÇÜTLERİ / ANAYASAL YASAL DÜZENLEMELER ÖLÇÜTLERİ KARŞILAMADA YETERLİ Mİ? KOPENHAG VE MAASTRICHT ÖLÇÜTLERİ / ANAYASAL YASAL DÜZENLEMELER ÖLÇÜTLERİ KARŞILAMADA YETERLİ Mİ? Hocam çok teşekkür ediyorum. Yrd. Doç.Dr. Çağrı ERHAN Sayın Başkan, Sayın Cumhuriyet Halk Partisi Genel

Detaylı

Türkiye nin Nükleer Silahlanmaya Bakışı

Türkiye nin Nükleer Silahlanmaya Bakışı Bilge Strateji, Cilt 5, Sayı 9, Güz 2013, ss.9-13 Türkiye nin Nükleer Silahlanmaya Bakışı 1 Sinan ÜLGEN* Türkiye nin özellikle askeri alandaki nükleer stratejisine baktığımızda nükleer silahlanma konusunun

Detaylı

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları

A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları 1. Almanya ve İtalya'nın; XIX. yüzyıl sonlarından itibaren İngiltere ve Fransa'ya karşı birlikte hareket etmelerinin en önemli nedeni olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir? A) Siyasi birliklerini

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve KADIN Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB nin kadın-erkek eşitliği ile ilgili temel ilkeleri AB nin kadın istihdamı hedefi AB de toplumsal cinsiyete duyarlı

Detaylı

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...

İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇÖLLEŞME İLE MÜCADELE SÖZLEŞMESİ 12. TARAFLAR KONFERANSI (COP12) EKİM 2015 TARİHLERİNDE ANKARA DA YAPILACAKTIR.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇÖLLEŞME İLE MÜCADELE SÖZLEŞMESİ 12. TARAFLAR KONFERANSI (COP12) EKİM 2015 TARİHLERİNDE ANKARA DA YAPILACAKTIR. [ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇÖLLEŞME İLE MÜCADELE SÖZLEŞMESİ 12. TARAFLAR KONFERANSI (COP12) 12-23 EKİM 2015 TARİHLERİNDE ANKARA DA YAPILACAKTIR. [ Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele 12. Taraflar Konferansı

Detaylı

RAPOR TPS-OIC TİCARET MÜZAKERELERİ KOMİTESİ (TMK) GÖZDEN GEÇİRME TOPLANTISI. (Ankara, 17-19 Haziran 2008)

RAPOR TPS-OIC TİCARET MÜZAKERELERİ KOMİTESİ (TMK) GÖZDEN GEÇİRME TOPLANTISI. (Ankara, 17-19 Haziran 2008) Aslı: İngilizce RAPOR TPS-OIC TİCARET MÜZAKERELERİ KOMİTESİ (TMK) GÖZDEN GEÇİRME TOPLANTISI (Ankara, 17-19 Haziran 2008) 1. TMK Gözden Geçirme Toplantısı 17-19 Haziran 2008 tarihleri arasında Ankara da

Detaylı

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir Yalnız z ufku görmek g kafi değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir 1 Günümüz bilgi çağıdır. Bilgisiz mücadele mümkün değildir. 2 Türkiye nin Jeopolitiği ; Yani Yerinin Önemi, Gücünü, Hedeflerini

Detaylı

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA

IUA. Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve. Uluslararası. İdareciler Birliği IUA Uluslararası IUA İdareciler Birliği Ortak yönetim kültürünü paylaşan ülkelerdeki devlet taşra temsilcileri arasında bilgi birikimi ve tecrübe paylaşımına zemin hazırlamak amacıyla 21-23 Kasım 2012 tarihlerinde

Detaylı

2015 Cumhurbaşkanı Adayı. Dört Boyutlu Siyaset

2015 Cumhurbaşkanı Adayı. Dört Boyutlu Siyaset 2015 Cumhurbaşkanı Adayı Dört Boyutlu Siyaset 2015 Cumhurbaşkanı Adayı Mustafa Akıncı Kimdir Mustafa Akıncı, 28 Aralık 1947 yılında Leymosun (Limasol) da doğdu. 1947 Kurucu Meclis e seçilerek görev yaptı.

Detaylı

DR. FAZIL KÜÇÜK VE KIBRIS. Rukiye MADEN

DR. FAZIL KÜÇÜK VE KIBRIS. Rukiye MADEN DR. FAZIL KÜÇÜK VE KIBRIS Rukiye MADEN Tarihçi Kitabevi Yayınları: 54 Tarihçi Kitabevi Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Necip Azakoğlu Editör: Necip Azakoğlu Sayfa ve Kapak Tasarım: Tarkan Togo Birinci

Detaylı

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR

TBMM DIŞİLİŞKİLER VE PROTOKOL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR A V R U P A B İİ R L İİ Ğ İİ H U K U K U 1)) AVRUPPA TOPPLLULLUK HUKUKUNU OLLUŞŞTURAN TEEMEELL ANTLLAŞŞMALLAR BİRİNCİ İL HUKUK 1951-Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Antlaşması 18/3/1951 de Paris'de imzalandı.

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)

(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer) 25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:

Detaylı

Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Ulusal Eylem Planları

Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Ulusal Eylem Planları T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Özlen Kavalalı Müsteşar Yardımcısı V. 50 yıldan fazla bir geçmişe sahip Türkiye-AB ilişkileri günümüzde her iki tarafın da yararına olan

Detaylı

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu. Basın Duyurusu. UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Büyük Buluşması

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu. Basın Duyurusu. UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Büyük Buluşması UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Basın Duyurusu UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Büyük Buluşması 16-17 Kasım 2012 Concorde De Luxe Resort Hotel Antalya UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Büyük Buluşması, Genel

Detaylı

Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası

Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası Mehmet Özkan, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETAV), İstanbul, 2014, 136 Sayfa. Hacı Mehmet BOYRAZ* 1998 yılında ilan edilen Türkiye

Detaylı

Biz de yazımızda bunu irdeleyelim, yani vergi aslında af olur mu sorusunun cevabını irdeleyelim istedik.

Biz de yazımızda bunu irdeleyelim, yani vergi aslında af olur mu sorusunun cevabını irdeleyelim istedik. Vergi barışı, Hazine'ye varlık barışından daha çok gelir getirir 23.11.2009 Bumin Doğrusöz Geçen günlerde yine vergi affı dedikoduları çıktı. Bu arada bir toplantıda Maliye Bakanı, vergide af olmayacağını

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

Amerikan Stratejik Yazımından...

Amerikan Stratejik Yazımından... Amerikan Stratejik Yazımından... DR. IAN LESSER Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Jeopolitik Aldatma veya bağımsız bir Kürt Devletinden yana olmadığını ve NATO müttefiklerinin bağımsızlığını

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Türk Göç ve İltica Hukukunun Temelleri:

Türk Göç ve İltica Hukukunun Temelleri: Türk Göç ve İltica Hukukunun Temelleri: Yasal Statünün Belirlenmesine İlişkin Sorunlar Prof. Dr. Bülent ÇİÇEKLİ HSYK Sunum Planı 1) Terminoloji 2) Disiplin Olarak 3) Göç ve İltica Hukukunun Kaynakları

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM YILMAZ IN DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 27 Kasım 2013 The Marmara Taksim Oteli, İstanbul Sayın Konuklar, Değerli

Detaylı

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI

ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 113 Şubat 2015 İKV DEĞERLENDİRME NOTU TÜM AB VATANDAŞLARI İÇİN VİZESİZ TÜRKİYE Deniz SERVANTIE İKV Uzman Yardımcısı Deniz SERVANTIE 27 Ekim 2014 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI www.ikv.org.tr TÜM AB VATANDAŞLARI

Detaylı

Altın Ayarlı İslâmi Finans

Altın Ayarlı İslâmi Finans Altın Ayarlı İslâmi Finans 09 Ağustos 2011 Salı Uluslararası platformlarda paranın İslâmileştirilmesi konusu epeydir gündemde. Paranın İslâmileştirilmesinden kasıt para ile ilgili ne varsa, ekonomik faaliyetlerden

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

Türkiye-Kosova Serbest Ticaret Anlaşması IV. Tur Müzakereleri. Caner ERDEM AB Uzman Yardımcısı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü

Türkiye-Kosova Serbest Ticaret Anlaşması IV. Tur Müzakereleri. Caner ERDEM AB Uzman Yardımcısı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Türkiye-Kosova Serbest Ticaret Anlaşması IV. Tur Müzakereleri Caner ERDEM AB Uzman Yardımcısı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Eylül 2013 Sunum Planı STA ların Yasal Çerçevesi Türkiye nin

Detaylı

İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014

İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014 İKV DTSO BİLGİLENDİRME TOPLANTISI İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan Açış Konuşması Diyarbakır, 26.05.2014 Sayın Valim, Sayın Belediye Eş Başkanları, Sayın Başkanlar, Saygıdeğer Protokol, Değerli Davetliler

Detaylı

Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında Ekonomik İşbirliği için İSTANBUL FORUMU

Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında Ekonomik İşbirliği için İSTANBUL FORUMU Kuruluşu: Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında Ekonomik İşbirliği için İSTANBUL FORUMU - 2007 yılı Nisan ayında, Türkiye-Afganistan ve Pakistan Devlet Başkanları Zirvesi esnasında TOBB a yapılan çağrı

Detaylı

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ,

SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, SAYIN TAKİPÇİLERİMİZ, Araştırma grubumuza destek amacıyla 2000-2015 seneleri arasındaki konuları içeren bir ARŞİV DVD si çıkardık. Bu ARŞİV ve VİDEO DVD lerini aldığınız takdirde daha önce takip edemediğiniz

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Arjantin İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler ( 2014 Buenos Aires - İstanbul ) Türkiye; 75 milyonluk

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yüksek organ ise devlettir. Hukuk alanında birlik

Detaylı

Serbest ticaret satrancı

Serbest ticaret satrancı Serbest ticaret satrancı Türkiye nin sadece AB nin Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzaladığı ülkelerle anlaşma yapabilmesi Türk dış ticaretini olumsuz etkiliyor. AB ile STA yapan bazı ülkeler Türkiye

Detaylı

Terörle Mücadele Mevzuatı

Terörle Mücadele Mevzuatı Terörle Mücadele Mevzuatı Dr. Ahmet ULUTAŞ Ömer Serdar ATABEY TERÖRLE MÜCADELE MEVZUATI Anayasa Terörle Mücadele Kanunu ve İlgili Kanunlar Uluslararası Sözleşmeler Ankara 2011 Terörle Mücadele Mevzuatı

Detaylı

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için ÖN SÖZ Barış inşası, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Boutros Boutros-Ghali tarafından tekrar çatışmaya dönmeyi önlemek amacıyla barışı sağlamlaştırıp, sürdürülebilir hale getirebilecek çalışmalar

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 GELECEK İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 SARIKONAKLAR İŞ TÜRKĠYE MERKEZİ C. BLOK ĠÇĠN D.16 BÜYÜME AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE ÖNGÖRÜLERĠ 02123528795-02123528796 2025 www.turksae.com Nüfus,

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu 1. IV. Uluslararası Türk - Asya Kongresi 27-29 Mayıs 2009 tarihleri arasında İstanbul da icra edilmiş ve son derece yapıcı ve samimi bir ortam içerisinde

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER

F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER F. KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖRGÜTLER 20. yy.da meydana gelen I. ve II. Dünya Savaşlarında milyonlarca insan yaşamını yitirmiş ve telafisi imkânsız büyük maddi zararlar meydana gelmiştir. Bu olumsuz durumun

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013 PINAR ÖZDEN CANKARA İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD Yüksek Lisans/MA Lisans/BA İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset

Detaylı

İKV DEĞERLENDİRME NOTU

İKV DEĞERLENDİRME NOTU 130 Haziran 2015 İKV DEĞERLENDİRME NOTU TÜRKİYE SEÇİMLERE İLERLİYOR: 7 HAZİRAN A DOĞRU SİYASİ PARTİLERİN AB POLİTİKASI Gökhan KİLİT, İKV Uzmanı Büşra ÇATIR, İKV Uzman Yardımcısı 0 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

Detaylı

HÜRRİYET GAZETECİLİK VE MATBAACILIK A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI

HÜRRİYET GAZETECİLİK VE MATBAACILIK A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI HÜRRİYET GAZETECİLİK VE MATBAACILIK A.Ş. KURUMSAL YÖNETİM KOMİTESİ GÖREV VE ÇALIŞMA ESASLARI 1. AMAÇ Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. (Şirket) Kurumsal Yönetim Komitesi (Komite), Şirketin kurumsal

Detaylı