İSLAM MEDENİYETİNDE TIP TARİHİNE DAİR YENİ BİR YORUM *

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İSLAM MEDENİYETİNDE TIP TARİHİNE DAİR YENİ BİR YORUM *"

Transkript

1 İ.Ü. Şarkiyat Mecmuası Sayı 20 (2012-1) İSLAM MEDENİYETİNDE TIP TARİHİNE DAİR YENİ BİR YORUM * 145 Prof.Dr.Neşet el-hamârine Arapçadan çeviri: Eyyüp Tanrıverdi ** Özet: Bu makalede Avrupa bilim tarihi çevrelerinde İslam medeniyeti tıp tarihi hakkında hakim yaklaşımlar ve kabuller ele alınmıştır. Yazar öncelikle bazı Avrupalı yazarların tarafsız bilimsel yaklaşımlarına dikkat çekmiş, daha sonra Yunan teorik tıbbıyla iletişime geçmeden önce Doğu medeniyetlerinde tıp tarihini özetlemiştir. Pratik ve teorik olmak üzere iki hususiyeti haiz tıp ilminin Doğu daki belirgin özelliği pratik cihetidir. Teorik kuram ise Yunan medeniyeti tarafından geliştirilmiştir. Bunun Doğu dünyasına aktarımı İskender ile gerçekleşmiş ve bu tarihten itibaren teorik tıp dahi bilhassa İslam medeniyetinin bilimsel inşa süreciyle büyük ilerleme kaydetmiş ve bu niteliğiyle modern Avrupa tıbbının esası olmuştur. Yazar Avrupa da bilim tarihi ile ilgili enstitülerin tarihsel gerçekliğe bir türlü eğilme gereği duymadığına dikkat çekmektedir. Anahtar kavramlar: Doğu tıbbı, Yunan tıbbı, pratik tıp, teorik tıp, Doğu medeniyetleri, İslam medeniyeti A CrItIcal Approach to the HIstory of MedIcIne of IslamIc CIvIlIzatIon Abstract: The author of this paper criticize the current receptions ruling in the environments of science history in Europe and he is of opinion that related scolars and especially associations and institutes of orientalism in Europe are not in the true side. Actually they are not concerned with this part of the matter. Thus, author give us a clear and brief history of medicine in Eastern civilizations from the very beginnig to the late Islamic period. It is easily to be said that the Eastern civilizations having the practise experiment to a great extent come face to face with the theoric medicine through the Grek culture when Alexander the Great invaded the West. And then both practical and theoric medicine was improved side by side and then transmitted to Europe Keywords: Eastern medicine, Grek medicine, practical medicine, theoric medicine, Eastern civilizations, Islamic civilization * Neş et Hamârine, Nazra hadîse li-fehmi târîhi t-tıbbi l-arabî, Mecelletu t-turâsi l-arabî, sayı 76, (1999), ss ** Doç., Dr., Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Belagati Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

2 146 İSLAM MEDENİYETİNDE TIP TARİHİNE DAİR YENİ BİR YORUM Sunuş Batılı tıp tarihçilerine göre müslümanlar Yunan tıbbını, Bağdat ta Beytu lhikme nin kuruluşu ile Arapçaya çevrilmesinden sonra öğrenmişlerdir. Bu çalışmada bu görüşü çürütmeye çalışacağız. Buna karşılık Müslümanların pratik tıbbı ilk fetihler döneminde Mısır, Şam ve Irak ta öğrendiklerini kanıtlamaya çalışacağız. Çünkü bu bölgelerde tıp çok gelişmiş idi. Hatta Bizans İmparatorluğu sınırları içinde tıp en çok bu bölgelerde gelişmiş bulunuyordu. Şöyle ki İskenderiyye ile Harran, Nusaybin, er-ruhâ ve Cundişâpûr gibi Şam bölgesi kentlerinde Süryanî tıp okulları Grek teorik tıbbını hâlâ yaşatmakta idi. Bu tıp, Bizans İmparatorluğu nun diğer bölgelerinde de yayılmış bulunuyordu. Müslümanlar ise pratik tıbbı, tercüme asrından sonra veya onun bir sonucu olarak değil, ondan önce öğrenmişlerdi. * Ayrıca şu hususu da ele alıp açıklayacağız: Arapların Grek tıp kitaplarına dair araştırmaları ve onları çevirme faaliyetleri, İslam medeniyetinin doğuşu sırasında uygulamalı tıp bilgisinin yükselmiş olmasının bir sonucudur, sebebi değildir. Arap bilginler, teorik tıbbı Grek kaynaklarından öğrenmeye itina göstermekteydiler. Bu ise onların teorik tıbba hayranlıklarının bir sonucudur. Onlar bu tıbbı Mısır, Şam ve Irak ta kısmen tanımış bulunuyorlardı. Bundan dolayı ısrarla bu eserleri Arapçaya çevirdiler. Müslümanlar öncelikle pratik tıbbı yani pratik uygulamayı öğrendiler. Bu sayede teorik tıbba dair bilgiler edindiler. Böylece teorik tıbbın önemini anladılar. Bu itibarla da teorik tıbbı doğrudan öz kaynaklarından öğrenmek istediler. Bundan dolayı bu kaynakları Arapçaya çevirmeye karar verdiler. Araplar, İslam dan önce çevre medeniyetlerden çok uzak değillerdi. Arapların Mısır, Fars, Şam ve Irak ile ticarî ilişkileri vardı. Ayrıca Yemen köklü bir medeniyete sahip idi. Bu medeniyet bedevî kabileleri sürekli bir şekilde etkilemekte idi. Bu kabileler de batıda Sînâ, doğuda Mezopotamya, kuzeyde Şam ve Irak güneyde Fars köfrezi ile Yemen arasında konar göçer olarak yaşamakta idiler. Ayrıca Tedmürlülerin ve Enbâtlıların etkili devletleri vardı. Bu devletler çevreleriyle etkileşim hâlinde oldukları gibi İslam dan çok önce hatta milattan önce bile yarımada bedevîleriyle de

3 Neşet el-hamârine/çev. Eyyüp Tanrıverdi Şarkiyat Mecmuası Sayı 20 (2012-1) münasebet hâlinde idiler. İslam dan kısa bir süre önce iki yeni Arap devleti teşekkül etti. Bu devletlerin bir yandan Bizans, Süryanî ve Fars medeniyetleriyle bir yandan da Arap yarımadası, Şam ve Irak taki Arap kabileleri arasında ilişkileri vardı. Bunlardan biri Fars İmparatorluğu müttefiki Lahmîler veya Munziroğulları devleti, diğeri de Bizans İmparatorluğu müttefiki Gassanîlerin devletidir. Mısır, Şam, Irak, Fars topraklarında tıp eski dönemlerden itibaren sürekli bir gelişme sağlamış idi. Bu sürekli gelişme, Mısır da Eski Mısır medeniyeti ile Irak ta da Sümer ve Babil medeniyetlerinden itibaren süre gelmiştir. Bundan dolayı bu bölgelerin halkı, İskender in istilasından sonra Makedonyalıların Batı dan getirdiği tıp bilgilerini takdirle karşıladılar. Bu bilgilerden etkilendiler ve süratle sindirerek sahiplendiler ve bu bilgilerin zenginleşmesine katkı sağladılar. Bu konuda onlar, tıpkı Yunanlılar ve diğer Batılı halklar gibi tutum gösterdiler. Böylece bu bölgelerde; Helenistik yani Ptolemaios hanedanı döneminde Mısır da, Selevkoslar döneminde Şam da ve Roma ve Bizans dönemlerinde tıp oldukça ilerledi. Buna göre İslam a yakın dönemlerde Arap Yarımadası nda Arapların pek çok yerel veya çevreden getirtilen bitkisel ilaçlara dair bilgiye sahip olmaları doğaldır. Aynı şekilde onların hacamat, dağlama, kan alma ve kırıkların kaynaştırılması gibi bazı tedavi yöntemleri hakkında da bilgi sahibi olmaları son derece normaldir. Günümüz medeniyet tarihçilerine göre İslam fetihleri sırasında Mısır, Şam ve Irak ta tıp gelişiminin zirvesinde bulunuyordu. Bu tıp Mısırlılar, Babilliler, Kenanlılar ve benzeri kadim halkların birikimi olan geleneksel tıbbın mirasçısıydı. Bunlar Eski Doğu nun köklerinden süzülen halklardır ve bu bölgede büyük medeniyetler tesis etmişlerdir. Bu medeniyetlerin tıbbı Makedonyalıların getirdiği Yunan tıbbından etkilenmiştir. Aynı şekilde İskenderiye tıp akademisinden de doğrudan etkilenmiştir. İskenderiye tıp akademisi, Grek tıbbının bütün geleneklerini muhafaza etmiştir. Aynı zamanda Bizansın son dönemlerinde sönmeye yüz tutan teorik Grek tıbbını Cevâmiu l-iskenderâniyyîn in yazılmasıyla yeniden canlandırmıştır. Mısır ve Şam halkı Cevâmiu l-iskenderâniyyîn i son derece takdir etmiştir. Bu koleksiyon Mısır da tıp tedrisatında ders müfredatı olarak benimsenmiştir. Cevâmiu l-iskenderâniyyîn, Circîs er-re s-aynî tarafınden

4 148 İSLAM MEDENİYETİNDE TIP TARİHİNE DAİR YENİ BİR YORUM Süryanîceye de çevrilmiştir. Böylece bu koleksiyonun etkisi, Nusaybin, Harran ve Cündîşâpûr daki Süryanî okullarına da geçmiştir. Buna göre Arap fetihçilerin İslam ın ilk dönemlerinde girdikleri büyük kentlerde Mısır, Süryânî ve Fars tıbbını tanıdıkları sonucunu kolaylıkla çıkarabiliriz. Onlar bu tıbbı takdir etmişlerdir. Uygulayıcı hekimlere güvenmişler ve onları kendi hekimleri yapmışlardır. Müteakip aşamalarda onlardan pratik tıbbı öğrenmişlerdir. Aynı şekilde Grek kültüründen gelen teorik tıbbın önemini de onlardan öğrenmişlerdir. Böylece işler durulduktan sonra Müslümanlar sözü edilen teorik tıp kültürünü Yunanca kaynaklardan doğrudan öğrenmeye koyuldular. Bu kolay bir iş değildi. Çünkü Bizans döneminde Grek tıp yazmaları çok nadir bulunabiliyordu. el-me mûn döneminde Bağdat ta Beytu l-hikme nin kurulması ile Bizans ve İskenderiye kütüphanelerinden bu kitapların yazmaları getirtilebildi ve Müslümanlar bunları incelediler, sonra da Arapçaya çevirdiler. Giriş Hirshberg, Târîhu tıbbi l-uyûn 1 adlı hacimli eserinin ilk bölümlerini eski medeniyetlerde göz tıbbı bahsine ayırmıştır. Daha sonra Yunan ve Roma dönemlerinde göz tıbbı konusunu ele almıştır. Bundan sonra da Araplarda göz tıbbını, peşinden de Orta Çağ da Avrupa da göz tıbbını incelemeye geçmiştir. Böyle Hirshberg yeni dönem öncesi bu ilmin tarihini tamamlamıştır. Yeni dönem, Avrupa Rönesans ı ile başlar. Yeni dönemden sonra aydınlanma dönemi ondan sonra da XIX.yüzyıldaki gelişmeler ve hâlen içinde bulunduğumuz dönem gelir. Hirshberg den önce tıp tarihçileri Yunan tıbbını genişçe ele almışlardır. Onlar bu konuda yetkin idiler. Pek çoğu Yunanca ve Latinceyi iyi bir şekilde biliyordu. Yunan tıbbına ait kaynakların çoğu Yunanca veya Latince olarak bu araştırmacıların ellerinde mevcut idi. Bazı mühim Yunanca kaynaklar, Almanca gibi yeni Avrupa dillerine çevrilmiş bulunuyordu. Ancak bazı Yunanca kaynakların asılları kaybolmuş idi. Bunların sadece Latince veya İbranîce çevirileri bulunuyordu. Bunlar kolaylıkla incelenebilmiştir. 1 Burada tanığımız, Araplarda göz tıbbının tarihi bölümüdür. Yabancı kaynaklar no: 3 e bakınız.

5 Neşet el-hamârine/çev. Eyyüp Tanrıverdi Şarkiyat Mecmuası Sayı 20 (2012-1) Dil araştırmaları ise XIX. ve XX.yüzyıllarda oldukça ilerlemiş bulunuyordu. Bilim tarihçileri, Greklerin başlıca kaynaklarının isimlerini tespit edebildiler. Ayrıca bunlardan Yunanca aslı, Latince ve İbranîce çevirileri kaybolmuş olanları da belirlediler. Hatta bu iki dile hiç çevrilmemiş olan Yunanca kaynakların eserlerini de tespit ettiler. Böylece bilim tarihçileri önemli Yunanca eserlerin büyük çoğunluğunun milâdî IX.yüzyılda ya da bir süre önce veya sonra Arapçaya çevrilmiş olduğunu gördüler. 2 Grek tıbbının çağdaş dillere çevirisini yapmak amacıyla tarihçiler ve filologlar bu Arapça çevirileri, pek çok Arap tıp yazmasını ihtiva eden Avrupa kütüphanelerinde aramaya koyuldular. XIX.yüzyılın sonları ile XX.yüzyılın başlarında Avrupa kütüphanelerinde bulunan Arapça yazmalar incelemeye konu oldu. Bunların fihristleri oluşturuldu. Bazıları yüzeysel olarak tavsif edildi. Bazıları yeteri kadar tanıtıldı. Nihayet araştırmacılar bunların muhtevası hakkında bilgi sahibi oldular. Bu çalışmalar iki sonucu müncer oldu. Birincisi: Avrupalı araştırmacılar, milâdî IX.yüzyıldan XV.yüzıyla kadar yedi yüz yıllık süreçte tercüme, telif ve şerh düzeyindeki Arapça tıp yazarlarının çokluğunu anladılar. Böylece tarihçiler medeniyet tarihinin Arap döneminde yer alan hekimlerin ve tabiat bilgininin listelerini oluşturma imkanı buldular. Pek çok araştırmacı bizzat bunu yaptı. Arap hekimler ve tabiat bilginleri adıyla bir eser yazan Wüstenfeld bunlardan biridir. Keza Tarîhu l-edebi l-arabî adlı meşhur eseri yazan Brockelmann da bu araştırmacıların başlıcalarından biridir. Diğer taraftan Arap milletinin sahip olduğu bu devasa kültür karşısında hayranlıklarını dile getiren araştırmacılar da olmuştur. Bu çerçevede hekim L.Leclerc Târîhu t-tıbbi l-arabî adıyla bir önemli kitap yazmıştır. Doğubilimci Müller de İbn Ebî Usaybi a nın Uyûnu l-enbâ fî tabakâti l-etibbâ 2 Steinschneider, geçen yüzyılın sonlarında Die Arabischen übersetzungen aus dem Griechischen adıyla bir kitap yazdı. Bu kitap 1960 ta Graz da ofset olarak yeniden basıldı. Huneyn b. İshâk Alî b. Yahyâ el-muneccim e Yunancadan Arapçaya çevrilmiş olan tıp kitapları hakkında bir risale yazmış idi. Bu risalede sadece Câlînûs un kitaplarına hasredilmiştir. Bergstrasser, bu risaleyi Almancaya çevirdi. Abdurrahmân Bedevî bu risaleyi yeniden neşretmiştir. Bu önemli risalede Huneyn eski çevirileri değerlendirmiş ve bunların ilmi kati bir şekilde tenkidini yapmıştır.

6 150 İSLAM MEDENİYETİNDE TIP TARİHİNE DAİR YENİ BİR YORUM adlı kitabını tahkik etti. İbn Ebî Usaybi a nın eseri, tabiî ilimler alanında pek çok yazarı tanıtmış, onların biyografilerine yer vermiş ve kitaplarının listesini tespit etmiştir. Reiske bu tahkikten önce bu kitabı Latinceye çevirmişti. 3 İkincisi; Avrupalı tıp tarihçileri, Arapça yazmalarda Grek tıp kaynaklarının çevirilerini aramışlardır. Bunda da amaçları Yunan tıp kültürünü canlandırmak ve bunları yeni Avrupa dillerine çevirmek idi. Bilhassa İbukrât ve Câlînûs un çalışmalarını aramakta idiler. Çünkü kaybolan Yunanca asıllarına yönelik araştırmalar tamamlanmadıkça bunlar eksik kalmaya devam edecektir. Hirshberg, bundan kaynaklanan büyük farklılığı anlamıştır. Onun görüşü şöyle özetlenebilir. Yunan tıbbı, Avrupalı araştırmacı için malum hale gelmiştir. Oysa Arap tıbbı tamamen meçhul kalmıştır. Ona göre bunun sebebi tıp tarihiyle ilgilinen Avrupalı araştırmacıların dünya kütüphanelerinde bulunan Arapça tıp yazmalarını kullanamamasıdır. Avrupalı tıp tarihçisi eğer asıl kaynaklar a yani bize yazma olarak intikal etmiş Arapça kitaba kullanamıyorsa örneğin Arap göz tıbbı ile ilgili malumatı nasıl toplayabilir ki? Hirshberg e göre Leclerc, Paris Milli Kütüphanesi nde bulunan Arapça yazmalara nüfuz edememiş olsaydı, çok önemli değerlendirmeler ve kıymetli bilgiler ile dolu olan et-tıbbu l- Arabiyyu adlı eserini yazamazdı. Bu nedenle Hirshberg, Tıbbu l-uyûni el-arabiyyu adlı eserini asıl kaynaklara yani Arapça yazmalara dayanarak yazmaya karar vermiştir. Bu konuda iki arkadaşına dayanmıştır. 4 Bunların ikisi de önemli doğubilimcilerdir. Biri Lippert, diğeri Mittwoch tur. Onlar da bu yazmaları okudular, içeriklerini anladılar. Sonra bunları Grek kaynakları ile karşılaştırdılar. Böylece eski dönemlerde Arap yazarın Yunan tıp kaynaklarıyla nasıl ilgilendiğini bunları nasıl kavradığını, anladığını, yeniden ifade ettiğini, yeni bir tasnifle ortaya koyduğunu anladılar. Arap hekimin nasıl Yunan üstatlarını geçip tıp kitapları yazabildiğini anladılar. Arap hekimler iki alanda üstatlarına üstünlük sağladılar. Birincisi ilmi bahsi güzel bir şekilde el alıp 3 Bu kitap büyük Alman bilgini Wüstenfeld in yazdığı ilk kitaplardandır. Gençliğinde yazdığı bir kitaptır. K - tapta pek çok kusurlar vakidir. Leclerc in eseri hakkında yabancı kaynaklar no: 12 ya bakınız. Brockelmann ın eseri için yabancı kaynaklar no:8 e bakınız. Yabancı kaynaklar no: 1 e bakınız. Muller in eseri hakkında no:4 e bakınız. 4 Hirsherg ve iki arkadaşının eserleri için yabancı kaynaklar no:4,5,6 ya bakınız.

7 Neşet el-hamârine/çev. Eyyüp Tanrıverdi Şarkiyat Mecmuası Sayı 20 (2012-1) tasnif etme. İkincisi bahsi kişisel gayretleriyle zenginleştirme ve yeni buluşlarıyla katkı sağlama. Hirshberg in yaptığı bu çalışma sayesinde Arap göz tıbbı hakkında pek çok şey öğrenmiş bulunuyoruz. Bu da Hirshberg in takip ettiği ilmi yöntem sayesindedir. Hirshberg in yöntemi asıl kaynaklara dayanmak, onları anlamak ve gerek Grek, gerek Süryanî ve Hint olsun, Arap üstatların bilgilerini aldıkları eski kaynaklar ile karşılaştırma şeklinde özetlenebilir. Avrupalı araştırmacılar şayet Hirshberg ve arkadaşlarının çizgisinde yürümüş olsalardı, dahilî tıp, cerrahî tıp ve tedavi gibi tıbbın diğer alanlarında da benzer sonuçları elde edeceklerdi. Filhakika iki İngiliz bilgin; Spink ve Lewis ez-zehrâvî nin et-tasrîf li-men aceze ani t-te lîf adlı kitabının cerrahî kısmını incelemişlerdir. Onlara göre ez-zehrâvî, gerek Grek gerekse Arap tıbbı olsun eski tıbba hakim bir hekimdir. O da Alî b. el-abbâs ın Kitâbu Kâmili s-sinâ a adlı eserine ve başka eserlere dayanmıştır. Bu iki alim ez-zehrâvî nin yaptığı buluşçu katkıları ve onun gerçekleştirdiği köklü tıp çalışmalarını ortaya koymuşlardır. İlaç alanı da buna benzemektedir. Pek çok araştırmacı, Latin dönemi Avrupa ilaçlarının bütünüyle Arap ilaç kitaplarından alınmış olduğunu fark etmiştir. Bu da tercüme yoluyla gerçekleşmiştir. Çünkü İspanyollar ile İtalyanlar, ilaçlar ve köklerden ilaç elde etme ilmi alanında Latince ve diğer bazı dillere pek çok Arapça eser çevirmişlerdir. Ancak diğer tıp dalları bilhassa dahilî tıp bu şekilde incelenmiş değildir. Bunun sebebi belki de alanlarının çok geniş olması, bu alanı bütünüyle kavramanın zorluğudur. Bir yazarın tek başına bu koca yazmalar deryasını kuşatması mümkün değildir. Ancak tarihçiler özellikle de Avrupalı tıp tarihçileri zamanla donuk hâle gelmiş bulunan eski ifadeleri hâlâ yazmaya ve tekrarlamaya devam etmektedirler. Oysa bu ifadelerin neredeyse tamamı gerçeğe aykırıdır. Bununla ilgili en çarpıcı ifade şudur: Arap tıbbı Grek tıbbının harfiyyen çevirisinden ibarettir. Yani Arap tıbbı, Grek tıbbının Arapça yazılmış şeklidir. Ne yazık ki bu gibi ifadeler Avrupa tıp tarihi kitaplarında hâlâ hakimdir.

8 152 İSLAM MEDENİYETİNDE TIP TARİHİNE DAİR YENİ BİR YORUM Bu noktada şunu sormamız gerekir: Arap bilginlerin bu ifadelerdeki yanlışlığı izah etmede rolleri nedir? Onlar ifadelerdeki yanlışlığı nasıl ortaya koyabilirler? Onlar hakikati açıklamaya nasıl katkı sağlayabilirler? Tıpkı Hirshberg ve diğer ciddi araştırmacılar gibi onlar dahi Arapların gelişmiş bir tıbba sahip olduklarını ve bu tıbbın eski milletlerin tıbbına dayandığını fakat kendine has pek çok özelliğinin de bulunduğunu, Arapların köklü katkılarda bulunduğunu, keşifçi eserler ortaya koyduklarınu, bu eserlerin dahi tarihte tıb ilimlerinin gelişimini sağladığını ve insanlık tarihini zenginleştirdiğini açıklayabilmeleri mümkün müdür? Ayrıca şunu da sormamız gerekiyor: Bilim tarihine yönelmiş Avrupa enstitüleri neden bu gerçekleri keşf etmemiştir? Neden hakikati bilmeye karşı görevlerini yerine getirememiştir? Bu makale kapsamında bu meselenin bütün boyutlarının detaylarına girme imkanına sahip değiliz. Fakat yine de bazı ciddi araştırmacıların görüşlerini özetle tespit etmemiz uygun olacaktır. Hirshberg in dediği gibi, asıl kaynaklar yani Arapça yazmalar ile ilgilenenler, Doğubilim araştırmaları ile dil, tarih ya da İslam incelemeriyle ilgilenen enstitülerin ta kendileridir. Arapça yazmaları okuyabilen, tahkik edebilen, anlayabilen ve içeriğini ortaya koyabilen de yine onlardır. Arapların yaptığı katkıları araştırmak veya tasnif ya da bölümleme yönteminlerinde yaptıkları iyileştirmeleri ortaya çıkarmak için Arap tıbbını Yunan tıbbı ile karşılaştırması gereken Avrupa bilim tarihi bölümlerine gelince herşeyden önce bunlar Arap dilini bilmezler, ayrıca Batı daki Arap dili bölümleri veya Doğubilimcilik kurumları ile irtibat kurmazlar. Aynı şekilde üniversitelerin çoğunda tıp tarihi, tıp fakülteleri üzerinden takip edilmektedir. Bunlar dil ve Doğubilimcilik araştırmaları hakkında hiçbir şey bilmezler. Ayrıca bunlarda Arapların Grek tıbbını naklettikleri ve onu yok olmaktan korudukları kuruntusu hakimdir. Bu kuruntuya birazcık ilave izni tanınırsa o da Araplar da bu tıbba bazı gözlemlerini ve deneyimlerinin sonuçlarını ilave etmişler ve böylece eski tıbbı geliştirmişler ve tıbbı aldıklarından daha iyi bir şekilde Latin Avrupaya takdim etmişlerdir hükmünden öteye geçmez. Biz Araplar da bu ilave ile yetindik ve tarihe çok önem veren Avrupalılar tarafından ortaya konan çok mühim bir adım olarak kabul ettik. Hatta

9 Neşet el-hamârine/çev. Eyyüp Tanrıverdi Şarkiyat Mecmuası Sayı 20 (2012-1) bazılarımız bu keşif ile çok sevinmiş ve bununla yetinmiş, böylece Batı nın tıp tarihine karşı görevini yerine getirdiğine kani olmuştur. Öyleyse Batı enstitüleri Arap tıb tarihine karşı bilimsel görevini tam olarak yerine getirmemektedir. Bunun sebebi kurumsal algılar, eski vehimlerin hüküm sürmesi veya benzeri şeylerdir. Ancak durum böyle olmayabilir de. Bu esas olarak Batı nın İslam medeniyetine dair tutumunun ifadesi de olabilir. Burada bu konuya girmek istemiyorum, sadece işaret etmekle yetinelim. Batı enstitülerinin pek çoğundaki Arap araştırmaları ile ilgili bölümler bir yandan Araplara karşıt bir rol üstlenmekte bir yandan da sömürgecilik veya siyonizm düşüncesine bağlı çalışanlarla dolmaktadır. Bu ise bu kurumların pek çoğunun tutumunu anlamak için kafi bir fikir vermektedir. Aksi hâlde Arap tıp tarihi hakkında ortaya konmuş bulunan bazı mühim gerçekleri kitaplarında açıkça yazmamalarını nasıl açıklayabiliriz? Bir örnek vermek gerekirse, küçük kan dolaşımı konusunu ele alalım. Küçük kan dolaşımını ilk defa Arapların tespit ettiği kanıtlanmıştır. İbnu n- Nefîs bu konuda İbn Sînâ ve Câlînûs a dahi karşı çıkmış ve küçük kan dolaşımı hakkında kadim anlayışın yanlışlığını ortaya koymuş, küçük kan dolaşımı gerçekliğini anatomik ve işlevsel olarak açıklamıştır. Bu konunun açıklığına rağmen Batılı tıp tarihi kitapları hâlâ küçük kan dolaşımını keşfini Batılı ilim adamlarına atfetmeye devam etmektedirler. Bunlar ise İbnu n-nefîs ten en az üç asır sonra yaşamışlardır. Buna göre bu durumu nasıl açıklayacağız? Burada bölgemizde ilk medeniyetin doğuşundan itibaren tıp uygulamalarında sağlanan gelişmeler üzerinde duracağız. Ayrıca İslam fetihlerinden bir süre önce yani Arap doğusunun kuzey Afrika ile birleştirilmesinden bir süre önce tıp uygalamalarının durumunu ortaya koyacağız. Bu meseleyi açıklamaya önem vermemizin sebebi, Batı tıp tarihi kitaplarında Arapların Yunan tıbbının İslam dan sonra öğrendiği düşünce ve ifadesinin yer almasıdır. Onlara göre Araplar, Yunan tıbbını tam olarak el-memûn döneminde ihtişamına ve el-mutevekkil döneminde zirvesine ulaşan çeviri asrından sonra öğrenmişlerdir. İlk anda önemsiz gibi görünen bu mesele aslında çok önemlidir. Çünkü bu düşünce esas olarak yarımada Arapları ile Şam, Mısır ve Irak bölgesi sakinleri arasında İslam dan önce mevcut münasebetlerin varlığını reddet-

10 154 İSLAM MEDENİYETİNDE TIP TARİHİNE DAİR YENİ BİR YORUM mektedir. Aynı şekilde yarımada sınırları dışında Arap bulunduğunu görmezden gelmektedir. Oysa Irak ve Şam bölgesinde büyük Arap kabileleri bulunmakta idi. Mesela Mezopotamya bölgesine kadar çıkan Rebîa kabilesi bunlardandır. Hatta sözü edilen düşünce yarımada Arapları ile Şam ve Irak bölgelerindeki site devletler arasında bile hiçbir münasebet görmez. Burada Gassân ve Munziroğulları devletlerini kastetmiyoruz, Enbât ve Tedmur gibi eski küçük devletleri kastediyoruz. Tarih yazarının gerçekleri bilmezden gelmesi doğru değildir. Tarih yazarı vakaları siyasi ve ideolojik olarak istediği şekilde açıklayamaz. Arapların kuzeydeki kardeşleriyle münasebetleri, Irak ve Şam ı kesin bir şekilde ihtiva etmektedir. Arap kabileleri ile Şam kentleri arasında sürekli bir iletişim bulunmakta idi. Bu kentlerde Süryanî yani Şam ve Irak a yerleşen Sami milletlerin medeniyeti gelişmiştir. Bu kentler, miladî IV.yüzyılda Hıristiyanlığı benimsemiş idi. Buna göre yarımada Araplarının çölün kuzeyindeki bu gelişmeden habersiz olmaları mümkün değildir. Arap doğusunda tıp Uygulamalı tıp ve teorik tıp Teorik tıp Uygulamaya konulan teori Makedon işgalinden önce doğuda tıp Helenistik dönem İskenderiye Süryani tıbbı Burada son derece özet olarak eski medeniyetlerde tıbbın nasıl doğduğunu, o dönemlerde hangi seviyelere ilerlediğini açıklayacak, eski Greklerin Mezopotamya, Suriye ve Mısır sakinleri ile münasebetlerini ve Greklerin, en eski medeniyetlerin sahipleri olmaları dolayısıyla tıp bilgilerini nasıl bunlardan aldıklarını ortaya koyacağız. Bundan sonra teorik tıbbın tarihte ilk defa Yunanlarda nasıl ortaya çıktığını ve bu bölgeye nasıl ulaştığını açıklayacağız.

11 Neşet el-hamârine/çev. Eyyüp Tanrıverdi Şarkiyat Mecmuası Sayı 20 (2012-1) Müteakiben Makedonyalıların bu bölgeye gelişlerinden itibaren tıbbın bu bölgedeki gelişimini takip edecek ve Yunan tıbbının etkisini ve bunun Roma ve Bizans dönemlerinde bu bölgede bulunan tıp ile nasıl etkileştiğini açıklayarak İslam öncesi döneme geçeceğiz. Ayrıca fetihler sırasında İslam ın Şam, Mısır ve Irak medeniyetlerine düşmanca bir tutum sergilemediğini açıklayacağız. Çünkü Araplar bu medeniyetlere yabancı değillerdi, aksine bunların en yakın komşuları idiler. Buna ilave olarak İslam dan önce, hatta milattan önce bu bölgede pek çok Arap devleti kurulmuştur. Yarımada Arapları ile kuzeyde Irak ta ve Şam da yaşayan Araplar aynı şekilde büyük kentlerde yaşayan Süryanîler arasında mevcut münasebetlerin eski olduğu hususuna vurgu yapmalıyız. Bu bölgelerde fetihten sonra ekonomik, sosyal ve kültürel hayat İslam sancağı altında devam etti. Manevi hayat gelişti. İlim ve sanat ilerledi. Aynı şekilde tıp da son derece gelişti. 5 Arap doğusunda tıp Dünyada bilim tarihi çevrelerinde ve doğubilimcilik kurumlarında 6 herkesin kabul ettiği üzere bir ilim, sanat, disiplin ve meslek olarak olarak tıp takip edilebildiği kadarıyla ilk defa Doğu medeniyetlerinde ortaya çıkmıştır. 7 Sözlü olarak intikal eden tıp bilgileri Nil, Şam ve Mezopotamya bölgelerinde büyük bir zenginliğe ulaşmıştır. Aynı şekilde tıp ile ilk tedvinler de burada ortaya çıkmıştır. Özellikle eski Mısır da tıpta uzmanlıkların oluştuğuna işaret eden belgeler vardır. 8 Aynı şekilde ileri anlamıyla tıp etiği de bu medeniyetlerde bilinmekte idi. Buralarda bu mesleği ve hekimlerin 5 Leclerc, ez-zehrâvî hakkında 1861 de yazmıştı. Yabancı kaynaklar no:7 ye bakınız. M.S.Spink ve G.L.Lewis, ez-zehrâvî nin Cirâha sını İngilizceye çevirip Arapça metin ile beraber tahkikli olarak yayınlamışlardır. Bu çalışmayı da son derece önemli notlarla zenginleştirmişlerdir. Kitabı adı, On Surgery and ALBUCASIS instruments tır. Eseri, 1973 te Londra da Wellcome yayınlamıştır. 6 Çünkü Batı enstitülerinde Arap tıp tarihi incelemeleri bilim tarihi kurumlarında değil doğubilim enstitülerinde yapılmaktadır. Bundan dolayı Arapların bilim tarihine katkıları bilim tarihi uzmanlarından ve onların günlük ilgilerinde uzak kalmaya devam etmektedir. Araplar ve onların gerçekleştirdikleri hâlâ sürgünde ve bilim tarihçelerinin uzağındadır. 7 Bilindiği gibi çok eski zamanlarda tıbbî uygulamalar, kahinler, din adamları ve sihirbazlarla ilgili bir husustu. Ayrıca tıp deneyim ve karşılaştırmaya dayalı bir bilim hâline gelinceye kadar çok uzun zaman geçirmiştir. 8 Eski Mısır da göz hastalıkları ihtisası doğmuştu. İslam medeni. Göz tabipleri milattan önce iki binli yıllarda çok saygın sosyal bir meslek erbabı olarak kabul edilmekte idiler.

12 156 İSLAM MEDENİYETİNDE TIP TARİHİNE DAİR YENİ BİR YORUM saygınlıklarını koruma altına alan katı kanunlar 9 konulmuştur. Bu da eski Doğu da hekimin sahip olduğunu yüksek sosyal statüyü ve bu toplumda hastaya verilen önemi göstermektedir. Tıp tarihçileri Doğu tıbbının Yunan tıbbının şu veya bu şekilde etkilediğini kabul etmektedirler. 10 Ancak bu etkinin düzeyi ve önemi konusunda hemfikir değildirler. Pratik tıp ve Teorik tıp Aynı şekilde Yunan döneminden öce eski tıbbın uygulama açısından çok önem taşıdığı konusunda fikir birliği bulunmaktadır. Bu dönemde tıp, kırıkların kaynaştırılması ve pek çok hastalığın tedavisi ile ilgileniyordu. Ancak teorik izaha seviyesine ulaşmamıştır. Bilakis uygulama deneyimine dayanmaya ve karşılaştırmaya, tecrübeye ve çarelere yönelmeye devam etmiştir. Başka bir ifade ile hastalığın sebeplerini gösteren, belirtilerini açıklayan, ilaçların hasta üzerindeki tesirini denetleyen kapsamlı tıp teorisi henüz ortaya çıkmış değildi. Tıbbın tekamül seviyesine ulaşıncaya kadar ve teorik nazariyenin doğuşuna müsait seviyeye gelinceye kadar pek çok gelişmeden geçtiği biliyoruz. Filhakika tıp teorisi kainatın ve hayatın olgularını açıklamaya çalışan eski Grek düşünürleri sayesinde doğmuştur. Sağlık, hastalık ve ölüm dahi bu olgulardandır. Bu şekilde tıp tabiatta insanın çevresinde meydana gelen ve onun bedenini etkileyen olguları açıklamaya çalışan genel felsefi ilkelere dayanmış oldu. Bu tıp teorisinin genel ilkeleri Yunan felsefesinden doğmuştur. Buna göre insan düşüncesi, insanla ilgili bazı olguları açıklamasına imkan verecek derecede gelişmiş bilgi düzeyine ulaşmamış olsaydı, bu teori doğmayacaktı. Grek felsefesi tıp nazariyesinde tabiat dört unsur ve dört keyfiyet üzeredir Örneğin Hammurabi Kanunu nda onaylanmış yasalar, bilmeyen kişilerin tababet uygulamaları yapmaları engellenmiştir. 10 Herodot, Yunan hekimlerinin bazı kök bitki ilaçlarının eski Mısır dan aldıklarına işaret etmekte ve Mısır ın tükenmez bir ilaç kaynağı olduğuna tanıklık etmektedir. 11 Arap çevirmenler bu felsefî kavramı Yunancadan أسطقس (ustukuss) şeklinde arapçalaştırdılar ve çoğulunu da أستقساط şeklinde türettiler. Anlamı stoichos yani unsur şeklindedir. Arapçada bu kavramın kullanımı Huneyn b. İshâk a dönemine kadar çıkmaktadır.

13 Neşet el-hamârine/çev. Eyyüp Tanrıverdi Şarkiyat Mecmuası Sayı 20 (2012-1) Bütün varlıkların aslı bu dört tekil asla ya da onların karışımına döner. Bu karışım değişik nisbetler ve faklı keyfiyetlerden oluşur. Bu unsurlar, su, hava, toprak ve ateştir. Keyfiyetler ise soğukluk, sıcaklık, rutubet ve kuruluktur. Bu unsurlardan her biri iki niteliğe sahiptir. Su, soğuktur ve nemlidir. Toprak, soğuktur ve kurudur. Hava, sıcaktır ve nemlidir. Ateş, sıcaktır ve kurudur. Bu unsurlar ile keyfiyetlerin bilinmesiyle düşünür kainatta var olan herhangi bir şeyin terkibini değerlendirebilir ve bunun niteliklerini bilebilir. Aynı şekilde sözgelimi mevsimlerin değişmesiyle ya da yükseklik, alçaklık dolayısıyla coğrafi mekanların değişmesi veya rüzgarların esmesi, bu rüzgaların özellikleri ve estikleri yönün değişmesiyle iklimde meydana gelen değişimleri açıklayabilir. Tıp esas olarak insan bedeni ilel ilgilendiği için bu teoriye uygun olarak insan bedeni de dört karışım içermektedir. Bunlardan herbiri de iki özelliğe sahiptir. Karışımlar şunlardır: Kan; sıcaktır ve nemlidir. Sarı safra, sıcak ve kurudur. Balgam, soğuk ve nemlidir. Karasafra, soğuk ve kurudur. Bu karışımların insan bedenindeki dengesi tabii olduğu zaman beden sağlıklı olur ve bedenin mizacı mutedil olur. Ancak bu denge bozulursa bedenin mizacı itidalden çıkar. Karışımların dengesindeki bozukluğun şiddetine göre de değişim sırırlı veya aşırı olur. Basit bozukluklarda mizac galip karışımın özelliklerinden etkilenir. Bozukluk şiddetli olursa beden hasta hâline girer, yani sağlık sınırından çıkar. Galip karışımın özelliklerinden etkilenen bu dengelemedeki basit bozukluk belirli özellikler ve hususiyetler ile ortaya çıkar. Bu özellikler insanın hayatını etkiler. Bundan dolayı tutumları itibariyle sağlıklı insanlar dört kısma ayrılmıştır. Her kısmın kendine özgü hususiyetleri ve özellikleri vardır. Tıp kurumları haricindeki günlük hayatımızda hâlâ mizacın bu dört kısımdan oluştuğunu kabul ederiz ve bu mizaç sahiplerinin özelliklerini

14 158 İSLAM MEDENİYETİNDE TIP TARİHİNE DAİR YENİ BİR YORUM tanırız. Kimisi kan mizacı sahibidir, bunda tabiat keskin ve sıcaktır. Kimisi kara safra mizacına sahiptir. Kimisi de sarı safra mizaçlıdır. Bunlardan her biri belirli özelliklere sahiptir. Romancılar, psikologlar ve hukukçular, hatta halk bu özellikler hakkında değerlendirmelerde bulunur. Bütün bunlar esenlik ve beden sağlığı kapsamında olur. Bu karışımlardaki dengenin bozukluğu aşırı olursa hastalığa sebep olur. -Burada hâlâ eski tıp teorisinin izahı üzerinden yürüyoruz.- Tedavi edicinin müdahelede bulunması gerekir. Tedavi edici artmış olan karışımı tedavi yöntemleriyle bedenden atmalıdır. Böylece beden itidale döner. Bir kısım ilaçlar, sarı safrayı boşaltır, bir kısmı kara safrayı boşaltır, vs. Bu tedavi başırılı olmazsa bazı bozukluklar fizyolojik yöntemleri kullanmayı gerektirebilir. Mesela kan karışımı artmış olan hastadan kan almak gibi. Bu teoriye uygun olarak hekim, bazı insanların sıcaklık, soğukluk gibi harici etkiler sebebiyle diğerlerinden daha çok belirli bir hastalığa yakalanmasını anlayabilir. Aynı şekilde bazı hastalıkların niçin yılın belirli mevsimleriyle ilgili oluşunu anlayabilir. Bazı hastalıklar kışın artar, bazılar yazın, bazılar ilk baharda. Uygulama alanında teorik tıp Uzun tıp deneyimlerine ve ince gözlemlere dayalı bu söylemleri düşündüğümüzde eski hekimlerin yaptığı işin büyüklüğünü ve tıp bilgisinin bu hekimlerin sanatsal tecrübesinden ve gayrete dayalı uygulamalarının özü olduğunu anlarız. Aynı şekilde bu tıp bilgilerinin bütün halklara mensup bu düşünür ve hekimlerin, dahi insanların binlerce yıl boyunca süren çabalarının bir özeti olduğunu görmüş oluruz. Düşünürler, tıp olguları da dahil olmak üzere tabiatın bütün olgularını kendi dönemlerinde egemen felsefi inanışlara uygun olarak açıklamaya çalışmışlardır. Bu gün dahi aynı şeyi yapmıyor muyuz? Bu gün eski açıklamaları kabul edemeyeceğimiz doğrudur. Ancak doğru değerlendirmeleri de görmezden gelemeyiz. Bu değerlendirmeler de oldukça çoktur. Bu gün dahi doğru kabul ettiğimiz pek çok şey belki de gelecekte geçersiz olabilecektir. Bu tıbbî mülahazaların isabeti, beşeri tecrübenin zenginliği, tedavinin

15 Neşet el-hamârine/çev. Eyyüp Tanrıverdi Şarkiyat Mecmuası Sayı 20 (2012-1) başarısı ve çoğu zaman tıbbî müdahaleler sebebiyle bu tıp teorisi milattan önce X.yüzyılın ilk yarısından 12 miladî XV.yüzyıla kadar genel olarak saygın ve egemen olmaya devam etti. Grek ve Helenistik dönemlerinde 13 aynı şekilde Arap döneminde de bilim bu teoriyi aşamadı. Bu teori, Rönesans tan sonraya kadar uzun bir süre Latin Avrupa da da egemen oldu. Bu teori ancak aydınlanma dönemi denilen önceki yüzyılda nihai olarak geçerliğini yitirdi. Grek yazarlar kitaplarında teorik tıp ile pratik tıbbı birbirinden ayırmışlardır. Arap yazarlar da böyle yapmıştır. Arap yazarlar theorie kavramını karşılamak üzere el-ilmu n-nazarî ya da ilm veya en-nazar kelimelerini kullanmışlardır, peaxis kavramını karşılamak üzere de el-ilmu lamelî ya da el-amel kelimelerini kullanmışlardır. Makedon işgalinden önce Doğu da tıp Eski Doğu toplumlarında tıp saygın bir meslek olmuştur. Hekimler, Doğu nun muhtelif bölgelerindeki meslektaşlarının tecrübelerini aktarmışlardır. Böylece ilaç olarak kullanılan tıbbî bitki her yerde bilinir hâle gelmiştir. Doğal olarak dillere göre bu bitkinin ismi farklı farklı olmuştur. Hatta aynı dil kapsamında değişik bölgelerde de değişik isimler kullanılabilmiştir. Meliklerin ve emirlerin saraylarında büyük hekimler görevlendirilmişlerdir. Bir kısmının şöhreti oldukça yayılmış uzak bölgelere ulaşmıştır. 14 Ticari ilişkiler ve komşuluklar sonucunda Doğu tıbbı bir bütünlük formuna ulaşmıştır. Çünkü hekimler tevarüs ettikleri tecrübeleri paylaşmış ve başkalarının tecrübelerinden yararlanmışlardır. Ne var ki bu doğu tıbbı, klinik uygulaması ve ilaç bilgisi ve bazı cerrahî bilimler ile sınırlı kalmıştır, doğum, kırıkların kaynaştırılması ve yaraların tedavisi gibi. 12 Bu nazariye İbukrât döneminde netleşmeye başladı. Câlînûs dönemine kadar gelişmeye devam etti. Bu d - nemde ise nihai şeklini aldı. İbukrât M.Ö ; Câlînûs ise milâdî yılları arasında yaşamıştır. 13 Helenistik dönem, Helenlere ait/onlarla ilgili anlamında bir kavramdır. Helenistik dönem, Doğu yu istila eden Büyük İskender ile başlar. Bu dönem Helen yani eski Yunanlılar olan Greklere nisbet edilir. Çünkü bu dönemde Helen yani Yunan medeniyeti doğu medeniyetleri ile karşılaşmıştır. Doğu bölgesinde Helenizm milattan önce III.yüzyıldan Roma istilasına kadar devam eder. Doğu bölgesindeki tıp tarihi açısından Helenistik dönem Roma dönemi boyunca da devam eder. Çünkü Romalılar, Yunan tıbbının etkisi altında kalmış ve yeni bir şey üretememişlerdir. 14 Bazı Fars kralları, hanedan ailenin hekimliğini yapmak üzere Mısır dan hekim talep etmişlerdir.

16 160 İSLAM MEDENİYETİNDE TIP TARİHİNE DAİR YENİ BİR YORUM Bu aşada tıp eski dönemlerden kalma ve aslı itibariyle kâhinlik ve sihir çağlarına dönen bazı kuruntuların pek çoğundan arınmıştır. Makedonyalı İskender ile beraber Yunanlılar, Mısır, Şam ve Mezopotamya bölgelerine geldiklerinde, Doğu hekimleri Yunan tıbbını öğrendiler ve onda iki unsur buldular: Bunlardan birincisi pratik tıptır. Bu ise kendilerinin de uyguladığı tıptan çok farklı değildi. Bunda garipsenecek bir şey yok, çünkü Grekler de esas olarak bilgilerini medeniyet merdiveninde kendilerinden önce yer alan eski Doğu nun bilimlerinden alan halklardan biriydi. İkincisi teorik tıptır. Bu da Grek tıp teorisine dayanmakta idi. Bu ise daha önce belirtildiği gibi Doğu için yeni bir tıp idi. Yunanlılar ile Doğu halkları arasındaki tanışma ve kaynaşmanın bir neticesi olarak insanlık büyük bir ilerleme kaydetti. Bu ilerleme medeniyet, kültür, sanat, meslek ve bilim gibi hayatın bütün alanlarında sağlandı. Halklar bilgiyi karşılıklı olarak paylaştılar. Bu da bilgiyi ruhî ve kalî olarak geliştirdi. Kenanlılar, yani Fenikeliler ticaretlerinde Kuzey Afrika ve Doğu İberya kıyılarında uzak mesafelere kadar ulaşmış ve buralarda pek çok ticari merkezler kurmuşlardı. 15 Bu ilişkiler sayesinde Akdeniz de barış havası egemen oldu. Bu sayede Asya, Afrika ve Avrupa arasında denizcilik ve ticaret gelişti. Bu durum milâttan önce X.yüzyıldan Greklerin bazı Kenân veya Kartaca merkezlerine askeri olarak nüfuz etme faaliyetlerinin başlangıcına kadar devam etti. 16 Sonra da Grekleri, Romalılar takip etti. Bu sırada askeri bir karakter alan çekişme unsurunun ortaya çıkışı ile Akdeniz havzasında barış, kardeşlik ve güven havası bulandı. Nihayet Romalılar, Afrika da Kenanlılara ait Kartaca kentini yaktılar. Böylece Romalılar Akdeniz e hakim oldular ve kıyılarda oturan halkları hakimiyetleri altına aldılar. 15 Bu merkezlerin ön önemlisi ve en meşhuru günümüzdeki Tûnus kenti yakınlarında olan Kartaca dır. F - kat bundan önce Kenân ticaret merkezleri, M.Ö.XII.yüzyılda Atlas okyanusu kıyılarına dayanmış İberya da Kâdiş e kadar uzanmıştı. Çok geçmeden Kartaca dahi kendisine bağlı ticaret merkezleri oluşturdu. Meselâ M.Ö.VI.yüzyılda Belyârd adalarında bulunan İbiza gibi yerlerde kurduğu ticaret merkezleri bunlardandır. Kartaca M.Ö.814 te kurulmuştu, ismi Kart Hadş idi. Akdeniz havzasında en önemli ticaret merkezleri Ugarit ve Sur kentleridir. Her ikisi de Kenan şehridir. Bu ticaretin en önemli hedefi kalay, bakır, gümüş temin etmek, erguvan ayrıca Asya ve Afrika dan temin edilen Kenan ürünlerini sarf etmektir. Eski Grek kitabeleri, ayrıca Sicilyalı Diodor ve Strabon gibi tarihçiler buna tanıklık etmektedir. 16 Bu çekişme M.Ö.VI.yüzyılda zirvesine ulaşmıştı.

17 Neşet el-hamârine/çev. Eyyüp Tanrıverdi Şarkiyat Mecmuası Sayı 20 (2012-1) Kenanlıların medeniyetlerinin bütün unsurlarını Kuzey Afrika ya ve İberya Yarımadası na aktardıkları konusunda kuşku yoktur. Doğu tıbbı da bunlar arasında yer alıyordu. Doğu ile Kuzey Afrika ve İberya Yarımadası arasındaki ilişkilerin eskiliğini anlamamız önemlidir. Bu ilişkiler, mimari, yazı ayrıca fildişi işçiliği, kukla yapımı gibi el sanatları, bardakçılık, özlü sözler gibi medeniyetin diğer unsurlarının yanısıra pek çok dini inanışın ve dil etkilerinin 17 Kenanlılar yoluyla Doğu dan Batı ya intikalini beraberinde getirmiştir. 18 Helenistik dönem Helenistik dönemde bölgemizdeki medeniyet ve sanat tarihini çoğunlukla biliyoruz. Bu dönemde bilim gereken ilgiyi henüz görmemiştir. Bunun sebebi de daha önce işaret ettiğimiz gibi, Batı da bilim tarihi çevrelerinde egemen olan düşüncedir. Bu düşünceye göre bilim Greklerle başlamıştır. Bundan dolayı Batılı bilim tarihçileri, Doğu nun bu aşamada mimari, mühendislik ve diğer sanatlarda yaptığı katkılar dışında, bilime pek bir şey katmış olabileceğini beklememektedirler. Buna bağlı olarak hiç kimse Mısır, Şam ve Mezopotamya gibi en eski medeniyetlerin mirasçısı olan Doğu tıbbı ile Grek işgalcileriyle gelen tıp arasındaki nasıl bir etkileşim olduğunu açıklayan derinlikli bir araştırma yapmanın zaruretini fark etmemiştir. Sözgelimi Makedonlar ile gelen yeni ilaçlar nelerdir? Makedonların Doğu da tanıdıkları ilaçlar nelerdir?... İskender krallığının onun vefatından hemen sonra küçük krallıklara bölünmesinden sonra Doğu ile Batı arasında etkileşim bütün gücüyle devam etmiştir. Bundan sonra da Romalılar yeniden Doğu ya geldiler ve medeniyetleri ve kültürleri eriten bu potaya eklendiler. Fakat Grek tıbbı egemen olmaya devam etti. Yunanca da yazı dili olmaya ve hekimler arasında iletişim dili olmaya devam etti. Hakim olan Romalıların dili olan Latincede önemli bir kitap yazılmadı. Buradan hareketle Roma nın niçin tıp aleminde önderliği sözgelimi Atina dan veya İskenderiye den alamadığını anlamaktayız. 17 Muhammed Harb Ferzât, Delâlât hadâriyye, Adnân el-bunnî, el-alâkât beyne l-ken âniyyîn ve l-isbân, 50.

18 162 İSLAM MEDENİYETİNDE TIP TARİHİNE DAİR YENİ BİR YORUM Daha sonra Roma Devleti, Hıristiyanlığı benimsedi. 19 Böylece Hıristiyanlığı gizlice benimsemiş ve onu gizlice yaymaya çalışan Hıristiyanlar ile paganlar arasındaki çekişme durdu. Bu aşamada Şam bölgesi sakinleri, onların yeni dini kabul ettiklerinin işareti olmak üzere Süryanîler yani inananlar adını aldılar. Dillerine de Süryanîce dediler. Böylece eski isim olan Aramîler ve Aramîce ismi kullanılmaz oldu. 20 Eski Doğu toplulukları, Aramîler döneminde kültürel bir birlikte kaynaşmış idiler. Bu birlikte Bâbil, Keldânî, Asûr, Kenân, Amûrî vb. unsurlar erimiş bulunuyordu. Öyleyse bu eski medeniyetlerin birleştiricisi, Aramîler idi. Aynı şekilde Aramîler beşeri bir tür veya bir ırk olmaktan önce bu yeni kültürün sahipleri olmuşlardır. Süryanî kültürü, İslam ın gelişine kadar Şam ve Mezopotamya da devam etti. Mısır da da benzer bir gelişme yaşandı. Çünkü medeniyet rekabetiyle eski Mısır, İskender ile beraber gelen Yunan medeniyetine tesir etmiş ve onlardan etkilendi. Böylece Mısır da yeni bir dönem başladı. Mısır, Hıristiyanlığı kabul edince kültürü Kıptî kültürü adını aldı. Öyleyse Kıptî kültürü Helenistik-Hıristiyan dönemde Mısır kültüründen ibarettir. Roma İmparatorluğu başkenti Roma olan batı ile başkenti Kostantiniyye olan doğu olmakla üzere iki devlete bölününce, bu saygın imparatorluğunun batı bölümleri genel olarak ilim bilhassa tıp alanlarında doğu kısımlarına yetişemedi. Bunda şaşılacak bir durum yoktur. Çünkü eski Doğu ilimlerinin ve medeniyetinin devamını Doğu Roma yani Bizans temsil etti. Bizans bu anlamda Bâbil, Memfîs, Nînuvâ nın devamıdır. Aynı şekilde Atina, Antakya ve İskenderiyye nin devamıdır. Bundan dolayı Batı Avrupa da tıbbın seviyesi geriledi. Bizans İmparatorluğu nda ise yükselmeye devam etti. Batı Avrupa, mesela Câlînûs un 21 kitaplarını kuşatamadı. Oysa Doğu da bu eserler tamamen 19 Hıristiyanlığın kabulü ve yayılışı kademeli ve gizli bir şekilde gerçekleşti. Öncelikle mahrum bölgeler ile f - kir kesimler yeni dini benimsemekte idiler. Paganlar, bilhassa yönetim Hıristiyanlığın yayılışı ile bir çok şekilde mücadele etti. Buna rağmen er-ruhâ kırallığı I.yüzyılda Hıristiyanlığı resmen kabul etti. (Pikolivskaya, Hibbî). Bizans devleti ise Kostantin dönemine kadar Hıristiyanlığa müsamaha göstermedi. Bizans Hıristiyanlığından ancak IV.yüzyıldan itibaren söz edilebilir. 20 Bkz. Pikolivskaya, Hibbî, Atiyye gibi yazarların eserlerine bakınız. 21 Câlînûs, milâdî II.yüzyılda yaşadı. Hayatının bir bölümünü Roma da geçirdi. Ancak eserlerini anadili olan Yunanca yazdı.

19 Neşet el-hamârine/çev. Eyyüp Tanrıverdi Şarkiyat Mecmuası Sayı 20 (2012-1) anlaşılır oldu ve inceleme ve yoruma konu oldu. 163 Ancak teorik tıbbın gelişmesi Bizans döneminde durakladı ve donuklaştı. 22 Bu donukluk bir süre devam etti. Nihayet İskenderiyye de 23 ve daha sonra İslamî dönemde onu canlandırma girişimleri yaşandı. 24 Bölgemiz tıp tarihinin Helenistik dönemi iki aşamadan geçmiştir: Birincisi, paganlık dönemidir. Bu dönem, milattan önce III.yüzyıl ile milattan sonra III.yüzyıl arası dönemi kapsar. Bu dönemde Şam da Selevkoslar, sonra Romalılar hükmetmiştir. Nihayet Roma Hıristiyanlığı kabul etmiştir. Bu dönemde Mısır da Ptolemaios hanedanı, onlardan sonra da Romalılar hükmetmiştir. İkinci dönem bölgenin miladi IV.yüzyılda resmi olarak hıristiyanlaşması ile başlar, İslam ın gelişine kadar sürer. Bu dönemde tıbbın tedvin dili öncelikli olarak Grekçe idi, Süryanîce Doğu da ikinci dil, Mısır da da Kıptîce ikinci dil konumunda idi. Bu dönemde Doğu toplumları Yunan felsefesini tanıdılar. Hatta onun özellikle de yeni akımlarının zenginleşmesine katkı sağladılar. 25 İskenderiyye Makedonyalı İskender işgal için Doğu ya geldiğinde beraberinde hocası Aristo dan mülhem yeni fikirler de getirdi. Buna göre alemşumul bir medeniyetin oluşumuna hazırlık olmak üzere Batı ile Doğu nun görüşmesi ve etkileşmesi zaruri görülmekte idi. İskender dahi Batılı bazı toplulukları Doğu ya naklederek buralarda iskanlarını sağlamak istedi. Yeni bazı şehirler inşa etti. Onun bazı ardılları da böyle davrandılar. Filhakika hiçbiri İskenderiyye gibi başarılı olamadı. İskenderiyye Doğu nun Batı ile imtizacı, beşeri unsurların etkileşimi, bilgi değişimi, etkileme, etkilenme konusunda hızlı bir şekilde meyvesini verdi. İskenderiyye, tıp-felsefe akademisi, kütüphanesi ve müzesi ile parladı. 22 Krş.Sezgin, Târîhu t-tıbb, Cevâmiu l-iskenderâniyyîn i kastediyoruz. 24 Bkz. Sezgin, Târîhu t-tıbb, Özellikle yeni eflatunculuğu kastediyoruz. Çünkü teorik tıb, İslam dan önce özellikle Latinler arasında ön - mini yitirmiş bulunuyordu.

20 164 İSLAM MEDENİYETİNDE TIP TARİHİNE DAİR YENİ BİR YORUM İskenderiyye, İslam fetihlerine kadar uzanan dokuz asırlık hayatında yükselme, donukluk ve gerileme dönemleri yaşadı. 26 Yükseliş dönemlerinden birinde dünyada tıp ilimlerinin birinci merkezi hâline geldi. Büyük yorumcu Hîrûfîlûs, meşhur fizyolog Îrâzistrâtûs, İskenderiyye de çalıştı. 27 Bazı araştırmacılar İskenderiyye nin donukluk dönemlerinden birinin milâdî II.yüzyılda yaşandığına inanmaya maildir. Câlînûs bu dönemde İskenderiyye yi ziyaret etmiştir. İskenderiyye, parlak dönemlerinden birini de İslam dan hemen önce yaşadı. Bu da teorik tıp bilimlerinin bütün Bizans dünyasında bilhassa Latin Batı da donuklaştığı ve durgunlaştığı dönemden sonra oldu. İskenderiyye akademisi bunu fark etmiş ve teorik tıbbı yeniden canlandırmak için başarılı bir girişimde bulundu. Bunun için tıbbın temel kitaplarından yirmi tanesini tespit etti. 28 Bunlardan dördü İbukrât, diğerleri Câlînûs a aittir. Bu kitaplar öğretime uygun bir şekilde sıralandı. Daha sonra bu kitaplar öğretim amaçlarına uygun bir şekilde özetle yeniden yazıldı. 29 Bu öğretim koleksiyonu, Cevâmiu l-iskenderâniyyîn adıyla şöhret buldu. el-cevâmi burada el-mulahhasât anlamındadır. İskenderiyye bu şekilde yeniden teorik tıbba itibar kazandırdı. Bu sırada dünyanın durumu değişmiş bulunuyordu. Akdeniz in kuzeyinde Yunanca konuşan bölge, bu tehlikenin önemini kavrayacak durumda değildi. Çünkü Grekler bu esnada medeniyet vakalarının cereyan ettiği sahneden çekilmek üzere idiler. Doğu ise bu sahnede yer almaya hazırlanıyordu. Bu nedenle Cevâmiu l-iskenderâniyyîn Yunan dünyasında kayda değer bir yankı uyandıramadı. 30 Bunun önemini anlayanlar ise Mısır ve Şam hekimleri oldu. Mısır da yeni kurulmuş olan tıp okullarında Cevâmiu l- 26 İskenderiyye Akademisi nin son dönemleri hakkında Meyerhof un (Mine l-iskenderiyye s.40-53, çev. Bedevî) eserine bakınız. Mütehassıslar tarafından yapılan pek çok araştırmaya dayanarak Meyerhof a göre miladi IV.yüzyıl sonlarında İskenderiyye de ne pagan felsefî bir akademi ne de bir kütüphane vardı. Bu araştırmaların en önemlileri ise Breccia ve Forlani nin çalışmalarıdır. Ayrıca bkz. Kanavâtî, el-mesîhiyye, Herophilos, M.Ö.330 tarihlerinde şöhret yapmış, Exasistratos ise yaklaşık M.Ö tarihleri arasında yaşamıştır. 28 Bu sayı etrafında araştırmacıların görüşleri farklıdır, bkz. Meyerhof, Bu çalışma bir hocalar ekibi tarafından gerçekleştirilmiştir. Stephanas, Gessios, Marinos bunlardandır. Tercihe göre bu çalışma milâdî VI.yüzyılda yapılmıştır. el-kıftî nin yer verdiği üzere çalışma Ankalavus ile işbirliğiyle yapılmıştır, bkz. Meyerhof, Mine l-iskenderiyye s.45-53; Sezgin, Târîh s.142; Kanavâtî, el- Mesîhiyye, s Bkz. Sezgin, Târîh s

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri) ARAŞTIRMA ALANLARI 1 Kur an İlimleri ve Tefsir Kur an ilimleri, Kur an tarihi, tefsir gibi Kur an araştırmalarının farklı alanlarına dair araştırmaları kapsar. 1. Kur an tarihi 2. Kıraat 3. Memlükler ve

Detaylı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı III. ÜNİTE TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ ( BAŞLANGIÇTAN X. YÜZYILA KADAR ) A- TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI I-Türk Adının Anlamı

Detaylı

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI

İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI İLK ÇAĞ UYGARLIKLARI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI MISIR UYGARLIĞI İRAN UYGARLIĞI HİNT UYGARLIĞI ÇİN UYGARLIĞI DOĞU AKDENİZ UYGARLIĞI MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI Kelime anlamı İki nehrin arası olan Mezopotamya,

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

Tıp Tarihine Yaklaşım

Tıp Tarihine Yaklaşım Tıp Tarihine Yaklaşım Avcılık-Toplayıcılık Aşaması Mezopotamya Uygarlıklarında Tıp Eski Mısır Tıbbı Çin Tıbbı Eski Hint Tıbbı Yunan Tıbbı Modern Dönem (Batı) Tıbbı Avcılık-Toplayıcılık Aşaması Bütün gün

Detaylı

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere,

AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, COĞRAFİ KEŞİFLER 1)YENİ ÇAĞ AVRUPASI AVRUPA DA MEYDANA GELEN TEKNİK GELİŞMELER : 1)BARUTUN ATEŞLİ SİLAHLARDA KULLANILMASI: Çinliler tarafından icat edilen barut, Çinlilerden Türklere, Türklerden Müslüman

Detaylı

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985

Derece Alan Üniversite Yıl Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981 Doktora Tarih Atatürk Üniversitesi 1985 1. Adı Soyadı : MEHMET ÇELİK 2. Doğum Tarihi: 05 Haziran 195. Unvanı : Prof.Dr.. Öğrenim Durumu Derece Alan Üniversite Lisans İlahiyat Atatürk Üniversitesi 1979 Y. Lisans Tarih Atatürk Üniversitesi 1981

Detaylı

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık

Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık Batı Toplumuna İlk Kez Rakip Çıkardık İslam Coğrafyasının en batısı ile en doğusunu bir araya getiren Asya- Afrika- Balkan- Ortadoğu Üniversiteler Konseyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde resmen kuruldu.

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı.

Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak bulunurdu. Yönetim binası, resmî yapılar ve pazar meydanları tapınağın etrafında yer alırdı. M.Ö 2000 den itibaren Eski Yunan da ve Ege de polis adı verilen şehir devletleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlileri Atina,Sparta,Korint,Larissa ve Megara dır. Şehir devletlerinin merkezlerinde tapınak

Detaylı

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI T U : Teorik ders saati : Uygulamalı ders saati : Dersin redisi : Avrupa redi Transfer Sistemi 1.SINIF 1.SINIF ODU I. YARIYIL/GÜZ

Detaylı

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAP DİLİ VE EDEBİYATI I İLH 103 1 2+0 2 3 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu

Detaylı

HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI

HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI HELEN VE ROMA UYGARLIKLARI DERS NOTLARI-ŞİFRE ETKİNLİK TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ HELEN UYGARLIĞI Makedonyalı İskender in doğu ile batı

Detaylı

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLGİLER ENSTİTÜSÜ TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL II. YARIYIL Adı Adı TAR 501 Eski Anadolu Kültür 3 0 3 TAR 502 Eskiçağda Türkler 3 0 3 TAR 503 Eskiçağ Kavimlerinde

Detaylı

HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDE KADINLARIN YERİ Levent Öztürk, Ayışığı Kitapları, İstanbul 2001, 246 s. Fatmatüz Zehra KAMACI

HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDE KADINLARIN YERİ Levent Öztürk, Ayışığı Kitapları, İstanbul 2001, 246 s. Fatmatüz Zehra KAMACI sakarya üniversitesi ilahiyat fakültesi dergisi 9 / 2004 s. 219-223 kitap tanıtımı HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNDE KADINLARIN YERİ Levent Öztürk, Ayışığı Kitapları, İstanbul 2001, 246 s. Fatmatüz

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine)

MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine) MANASTIR TIBBI (Monastic Medicine) Hipokratik-Galenik Tıp ekolunun devamı Cerrahi teknikler bilinmesine rağmen, yüksek enfeksiyon riski nedeniyle zorunlu haller dışında pek uygulanmıyor Tam olarak hangi

Detaylı

BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı

BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı Birecik ilçesi Şanlıurfa Merkez ilçesine 80 km uzaklıkta olup, yüzölçümü 852 km2 dir. İlçe merkez belediye ile birlikte 3 belediye ve bunlara bağlı 70 köy ve 75 mezradan

Detaylı

Skolastik Dönem (8-14.yy)

Skolastik Dönem (8-14.yy) Skolastik Felsefe Skolastik Dönem (8-14.yy) Köklü eğitim kurumlarına sahip olma avantajı 787: Fransa da Şarlman tüm kilise ve manastırların okul açması için kanun çıkardı. Üniversitelerin çekirdekleri

Detaylı

İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi

İslam Ahlâk Düşüncesi Projesi Ahlâk Düşüncesi Projesi İSLAM İSLAMAHLÂK AHLÂKDÜŞÜNCESİ DÜŞÜNCESİ PROJESİ PROJESİ düşüncesi düşüncesiiçerisinde içerisindepek pekçok çokdisiplin disiplintarafından tarafındantartıtartışılagelmiş şılagelmiş

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi Değerli Hekim Arkadaşımız, Bu anket ülkemizdeki farklı eğitim kurumlarınca uygulanan örnekler temel alınarak UÜTF Tıp

Detaylı

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ I.SINIF I.YARIYIL FL 101 FELSEFEYE GİRİŞ I Etik, varlık, insan, sanat, bilgi ve değer gibi felsefenin başlıca alanlarının incelenmesi

Detaylı

HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ

HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ HAT SANATINDAN ENSTANTANELER İSMEK HÜSN-İ HAT HOCALARI KARMA SERGİSİ 17-26 MAYIS 2013 / CEMAL REŞİT REY SERGİ SALONU Başkan dan Yazı,

Detaylı

TÜRK MİTOLOJİSİ DR.SÜHEYLA SARITAŞ 1

TÜRK MİTOLOJİSİ DR.SÜHEYLA SARITAŞ 1 TÜRK MİTOLOJİSİ DR.SÜHEYLA SARITAŞ 1 Çeşitli Türk topluluklarının mitolojileriyle ilgili malzemelerin bir çoğunu bilim adamları, misyonerler, seyyahlar ya da bazı yabancı araştırmacılar tarafından derlenmiştir.

Detaylı

FİZİK. Mekanik 12.11.2013 İNM 103: İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ. Mekanik Nedir? Mekanik Nedir?

FİZİK. Mekanik 12.11.2013 İNM 103: İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ. Mekanik Nedir? Mekanik Nedir? İNM 103: İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ 22.10.2013 MEKANİK ANABİLİM DALI Dr. Dilek OKUYUCU Mekanik Nedir? Mekanik: Kuvvetlerin etkisi altında cisimlerin davranışını inceleyen bilim dalıdır. FİZİK Mekanik

Detaylı

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,

Detaylı

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor

Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye de üniversiteye giremeyen öğrenciler Fas ta üç dil öğreniyor Türkiye deki üniversite imkanlarının zorluğu ve kontenjan sıkıntısı öğrencileri değişik arayışlara itiyor. Her yıl 50 binin üzerinde

Detaylı

İslami Alan Araştırmaları. National Institutes for the Humanities of Japan (NIHU) Program Islamic Area Studies

İslami Alan Araştırmaları. National Institutes for the Humanities of Japan (NIHU) Program Islamic Area Studies National Institutes for the Humanities of Japan (NIHU) Program Islamic Area Studies Japonya Ulusal Beşeri Bilimler Enstitüleri (NIHU) Programı İslami Alan Araştırmaları Japonya Ulusal Beşeri Bilimler Enstitüleri

Detaylı

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ

EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ EMEVİLER VE ABBASİLER DÖNEMİ DERS NOTLARI VE ŞİFRE TANER ÖZDEMİR DETAY TARİHÇİ TÜRK TELEKOM NURETTİN TOPÇU SOSYAL BİLİMLER LİSESİ TARİH ÖĞRETMENİ EMEVİLER Muaviye tarafından Şam da kurulan ve yaklaşık

Detaylı

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te

Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır BÜLTEN İSTANBUL B İ L G. İ NOTU FİLİSTİN MESELESİ 12 de. 2014 İÇİN 3 HEDEFİMİZ, 3 DE ÖDEVİMİZ VAR 3 te 9 da AK YIL: 2012 SAYI : 164 26 KASIM 01- ARALIK 2012 BÜLTEN İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI T E Ş K İ L A T İ Ç İ H A F T A L I K B Ü L T E N İ 4 te Ana Stratejimiz Milletimizle Gönül Bağımızdır

Detaylı

SEÇMELİ DERSLER (Öğrenci aşağıda belirtilen en az 2 (iki) dersten başarılı olmalıdır.)

SEÇMELİ DERSLER (Öğrenci aşağıda belirtilen en az 2 (iki) dersten başarılı olmalıdır.) PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ YAN DAL DERSLERİ DERSLER DERSİN KODU DERSİN ADI KREDİ PSİ 101 Psikolojiye Giriş I PSİ 10 Araştırma Teknikleri I PSİ 10 Psikoloji için İstatistik I PSİ 01 Sosyal Psikoloji I PSİ 0 Gelişim

Detaylı

Roma İmparatorluğu nda uygulanan taş kaplı yol kesiti A: toprak, B-D: taş katmanlar, E: taş kaplama, F: kaldırım ve G: bordür

Roma İmparatorluğu nda uygulanan taş kaplı yol kesiti A: toprak, B-D: taş katmanlar, E: taş kaplama, F: kaldırım ve G: bordür KARAYOLLARI İLK KEZ MEZOPOTAMYA DA GELİŞTİ İlk taş kaplı sokak, Ur kentinde geliştirildikten sonra İranlılar krallar yolunu yaptı. Romalılar karayollarını mükemmelleştirip ilk karayolu ağını kurdu. Mezopotamya

Detaylı

COĞRAFİK UYGARLIKLAR. Mezopotamya ya kurulmuş devletler: Sümerler, Akadlar, Babiller, Assurlar ve Elamlılar dır. SÜMERLER AKADLAR ASSURLAR BABİLLER

COĞRAFİK UYGARLIKLAR. Mezopotamya ya kurulmuş devletler: Sümerler, Akadlar, Babiller, Assurlar ve Elamlılar dır. SÜMERLER AKADLAR ASSURLAR BABİLLER COĞRAFİK Mezopotamya, günümüz sınırlarına göre çoğu Irak ta bulunan ve arabistana kadar uzanan dar ve uzun bir platodur. Dicle ve Fırat nehirlerin arasına kurulmuş bu yer varlığının en önemli kısımlarını

Detaylı

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi

Eğitim Tarihi. Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitim Tarihi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi Türk ve Batı Eğitiminin Tarihi Temelleri a-antik Doğu Medeniyetlerinde Eğitim (Mısır, Çin, Hint) b-antik Batıda Eğitim (Yunan, Roma)

Detaylı

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI TARİH TEZLİ YÜKSEK LİSANS Tezli yüksek lisans programında eğitim dili Türkçedir. Programın öngörülen süresi 4

Detaylı

MATE 417 MATEMATİK TARİHİ DÖNEM SONU SINAVI

MATE 417 MATEMATİK TARİHİ DÖNEM SONU SINAVI Öğrenci Bilgileri Ad Soyad: İmza: MATE 417 MATEMATİK TARİHİ DÖNEM SONU SINAVI 23 Ocak 2014 Numara: Grup: Soru Bölüm 1 Bölüm 2 Bölüm 3 21 22 23 24 25 TOPLAM Numarası (1-10) (11-15) (16-20) Ağırlık 20 10

Detaylı

B A S I N Ç ve RÜZGARLAR

B A S I N Ç ve RÜZGARLAR B A S I N Ç ve RÜZGARLAR B A S I N Ç ve RÜZGARLAR Havadaki su buharı ve gazların, cisimler üzerine uyguladığı ağırlığa basınç denir. Basıncı ölçen alet barometredir. Normal hava basıncı 1013 milibardır.

Detaylı

4. Yazılı belgeler dikkate alınırsa, matematiğin M.Ö. 3000 2000 yılları arasında Yunanistan da başladığı söylenebilir.

4. Yazılı belgeler dikkate alınırsa, matematiğin M.Ö. 3000 2000 yılları arasında Yunanistan da başladığı söylenebilir. MATE417 ÇALIŞMA SORULARI A) Doğru/Yanlış : Aşağıdaki ifadelerin Doğru/Yanlış olduğunu sorunun altındaki boş yere yazınız. Yanlış ise nedenini açıklayınız. 1. Matematik ile ilgili olabilecek en eski buluntu,

Detaylı

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI

KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ KAMU YÖNETİMİ PROGRAMI SİYASAL DÜŞÜNCELER TARİHİ YARD. DOÇ. DR. MUSTAFA GÖRKEM DOĞAN 2. ESKİ YUNAN SİYASAL DÜŞÜNCESİ 2 ESKİ YUNAN SİYASAL DÜŞÜNCESİ

Detaylı

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları.

Avrupa nın imamları Mainz de yetişecek. ACG nin mesajı: Gençler zenginliğimizdir. Maneviyatsız bereket olmaz. Bereketin anahtarları. Gemeinschaft. Community. Communauté. İslam Toplumu Millî Görüş» www.igmg.org 09 Ekim 2015 Sayı 69 HASENE KURBAN KAMPANYASINDA YENİ REKOR: 161.500 HISSE s. 21 GENEL MERKEZ 27. Avrupa Kur ân-ı Kerîm Tilavet

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı

GÖÇ DUVARLARI. Mustafa ŞAHİN

GÖÇ DUVARLARI. Mustafa ŞAHİN Mustafa ŞAHİN 07 Eylül 2015 GÖÇ DUVARLARI Suriye de son yıllarda yaşanan dram hepimizi çok üzmekte. Savaştan ötürü evlerini, yurtlarını terk ederek yeni yaşam kurma ümidiyle muhacir olan ve çoğunluğu göç

Detaylı

ISSN : 1308-7320 hamdi.onay@gmail.com 2010 www.newwsa.com Malatya-Turkey İSLAM FELSEFESİNİN OLUŞUM SÜRECİNDE İSKENDERİYE AKADEMİSİNİN ROLÜ

ISSN : 1308-7320 hamdi.onay@gmail.com 2010 www.newwsa.com Malatya-Turkey İSLAM FELSEFESİNİN OLUŞUM SÜRECİNDE İSKENDERİYE AKADEMİSİNİN ROLÜ ISSN:1306-3111 e-journal of New World Sciences Academy 2011, Volume: 6, Number: 2, Article Number: 4C0085 HUMANITIES Received: November 2010 Accepted: February 2011 Hamdi Onay Series : 4C Inonu University

Detaylı

Emeviler ve Abbasiler Dönemi (8. 10. Yüzyıllar)

Emeviler ve Abbasiler Dönemi (8. 10. Yüzyıllar) Emeviler ve Abbasiler Dönemi (8. 10. Yüzyıllar) Kaynaklar: Suçin, Mehmet Hakkı (forthcoming) Arapça Çeviri Geleneği: Altın Dönem. Journal of Turkish Studies, Cem Dilçin Armağanı, Zehra Toska (ed.). Harvard

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Erken Dönem Halkbilimi Kuram ve Yöntemleri DR. SÜHEYLA SARITAŞ 2 KONULAR Mitolojik Teori Mitlerin Meteorolojik Gelişimi Teorisi Güneş Mitolojist Okul ve Güneş

Detaylı

Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ

Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ Tarihi Öğretim Yılı Dönemi Sırası 2014-2015 2 1 B GRUBU SORULARI 12.Sınıflar Öğrencinin Ad Soyad No Sınıf Soru 1: Aşağıdaki yer alan ifadelerde boşluklara

Detaylı

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak

Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Kazak Hanlığı nın kuruluşunun 550. yılı dolayısıyla Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümümüzce düzenlenen Kazak Hanlığı ve Kazakistan konulu bu toplantıda Kısaca Kazak

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Bilim Tarihi YDA 314 6 2+0 2 2

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Bilim Tarihi YDA 314 6 2+0 2 2 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Bilim Tarihi YDA 314 6 2+0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu / Yüz Yüze Dersin Koordinatörü

Detaylı

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Yayın Kataloğu

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Yayın Kataloğu Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayın Kataloğu 2013 2 TAHRÎRU USÛLİ L-HENDESE VE L-HİSÂB EUKLEIDES İN ELEMANLAR KİTABININ TAHRİRİ Nasîruddin Tûsî (ö. 1274) Meşhur Matematikçi Eukleides in (m.ö.

Detaylı

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur.

Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde etkili olmuştur. Yunan Grek Uygarlığı Video Ders Anlatımı YUNAN (GREK) (M.Ö. 1200 336) Akalara son veren DORLAR tarafından kurulan bir medeniyettir. Yunan Medeniyeti kendinden sonraki Hellen ve Roma Medeniyetleri üzerinde

Detaylı

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5

İÇİNDEKİLER. A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiyenin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ V GİRİŞ 1 A. Tarih B. Siyasal Tarih C. XIX.yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Ana Hatları 3 D. Türkiye"nin Jeo-politik ve Jeo-stratejik Önemi 5 BİRİNCİ BÖLÜM: AVRUPA SİYASAL TARİHİ 1 2 I.

Detaylı

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ. : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 : abulut@fsm.edu.tr

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ. : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 : abulut@fsm.edu.tr AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ 1. Adı Soyadı : Ali Bulut İletişim Bilgileri Adres : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (01) 51 81 00 Mail : abulut@fsm.edu.tr. Doğum - Tarihi : 1.0.1973

Detaylı

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU EYLÜL - EKİM I.ÜNİTE :TARİH BİLİMİ Kaynaştırma *İşlenen ve anlatılan konular aracılığı ile öğrenci tarihin tanımı eğitimine tabi olan * Tarihin zamanla alakalı bir bilim olduğunu kavrar. hakkında bilgi

Detaylı

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde

yeni kelimeler otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktiniz kış mevsiminde otuzsekizinci ders oluyor gezi genellikle hoş geldin mevsim hoş bulduk ilkbahar gecikti ilkbahar mevsiminde geciktin soğuk geciktim kış geciktiniz kış mevsiminde uç, sınır, son, limit bulunuyor/bulunur

Detaylı

T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS DERSLERĠ DERSĠN KODU VE ADI

T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI YÜKSEK LĠSANS DERSLERĠ DERSĠN KODU VE ADI T.C. RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ 2014-2015 EĞĠTĠM-ÖĞRETĠM YILI GÜZ YARIYILI NDA AÇILAN DERSLERĠN LĠSTESĠ (T. C. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Detaylı

Anket 2: Şirketteki yabancı dil ihtiyaçları hakkında bilgi verebilecek kişilere yöneliktir

Anket 2: Şirketteki yabancı dil ihtiyaçları hakkında bilgi verebilecek kişilere yöneliktir Anket 2: Şirketteki yabancı dil ihtiyaçları hakkında bilgi verebilecek kişilere yöneliktir Sayın ilgili, Bu anket çalışmasının çıktıları Avrupa daki inşaat sektörü çalışanlarının dil becerilerini ve çalışma

Detaylı

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ.

ÜNİVERS ALIST TARİH. Prof. Dr. Karam Khella. Tarihin Yeniden Keşfi. Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı. Çeviren: İsmail KAYGUSUZ. SUB Hamburg A/612838 Prof. Dr. Karam Khella Tarihin Yeniden Keşfi ÜNİVERS ALIST TARİH Avrupa Merkezci Tarihsel Bilincin Yıkımı Çeviren: İsmail KAYGUSUZ İÇİNDEKİLER SUNUŞ ; r.r. 10 YAZARIN TÜRKÇE BASIMA

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ BULUNDUĞUMUZ MEKAN VE ZAMAN (28 Ekim 2013-13 Aralık 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz

Detaylı

PEYZAJ SANATI TARİHİ Ders İzlence Formu. Kodu: PEM 112 Dersin Adı: PEYZAJ SANATI TARİHİ Toplam Saat

PEYZAJ SANATI TARİHİ Ders İzlence Formu. Kodu: PEM 112 Dersin Adı: PEYZAJ SANATI TARİHİ Toplam Saat Diploma Programı Peyzaj Mimarlığı Bölümü Yarıyıl Teorik Uygulama Laboratuar PEYZAJ SANATI TARİHİ Ders İzlence Formu Kodu: PEM 112 Dersin Adı: PEYZAJ SANATI TARİHİ Toplam Saat AKTS Dersin Anlatıldığı Dil

Detaylı

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bülent Ecevit Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Tarih geçmiş hakkında eleştirel olarak fikir üreten bir alandır. Tarih; geçmişteki insanların yaşamlarını, duygularını, savaşlarını, yönetim

Detaylı

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ

T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ T.C. BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU TURİZM VE OTELCİLİK BÖLÜMÜ İNANÇ TURİZMİ DANIŞMAN:Özer YILMAZ HAZIRLAYAN: Erşad TAN,Tacettin TOPTAŞ İÇİNDEKİLER GİRİŞ I-İNANÇ TURİZMİ A- İnanç Kavramı

Detaylı

Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur.

Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur. Çekerek ırmağı üzerinde Roma dönemine ait köprüde şehrin bu adı ile ilgili kitabe bulunmaktadır. Tokat ın 68 km güneybatısında yer alan Sulusaray, Sabastopolis antik kenti üzerinde kurulmuştur. Antik Sebastopolis

Detaylı

İŞTİP TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜNDE TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE UYGULAMADA OLAN TÜRKÇE - MAKEDONCA MATERYALLER. 1.Giriş

İŞTİP TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜNDE TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE UYGULAMADA OLAN TÜRKÇE - MAKEDONCA MATERYALLER. 1.Giriş İŞTİP TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜNDE TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE UYGULAMADA OLAN TÜRKÇE - MAKEDONCA MATERYALLER 1.Giriş Son dönemde Türkiye ile Makedonya arasında her alanda iş birliği gelişti ve bunun neticesi

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI DERS ÖĞRETİM PLANI TÜRKÇE 1 Dersin Adı: Ortaçağ ve Rönesans ta Felsefe 2 Dersin Kodu: FLS 1012 3 Dersin Türü: Zorunlu 4 Dersin Seviyesi: Lisans 5 Dersin Verildiği Yıl: 6 Dersin Verildiği Yarıyıl: 7 Dersin

Detaylı

KÂĞIDA İŞLENEN UYGARLIK- Kâğıdın Tarihi ve İslam Dünyasına Etkisi, Jonathan M. Bloom (trc. Zülal Kılıç), Kitap Yayınevi, İstanbul 2003, 336 s.

KÂĞIDA İŞLENEN UYGARLIK- Kâğıdın Tarihi ve İslam Dünyasına Etkisi, Jonathan M. Bloom (trc. Zülal Kılıç), Kitap Yayınevi, İstanbul 2003, 336 s. sakarya üniversitesi ilahiyat fakültesi dergisi 11 / 2005, s. 251-255 kitap tanıtımı KÂĞIDA İŞLENEN UYGARLIK- Kâğıdın Tarihi ve İslam Dünyasına Etkisi, Jonathan M. Bloom (trc. Zülal Kılıç), Kitap Yayınevi,

Detaylı

UNESCO Bilgi ve İletişim Sektörü

UNESCO Bilgi ve İletişim Sektörü UNESCO Bilgi ve İletişim Sektörü Esra HATİPOĞLU İletişim Sektör Uzmanı 31 Ekim - 1 Kasım 2014, Antalya Bilgi toplumları inşa etmek UNESCO Bilgi ve İletişim Sektörü, şimdiki hâliyle 1990 yılında UNESCO

Detaylı

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden

Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2 Gürkan Genç, 1979 yılının Ocak ayında dünyaya geldi. Hemen hemen her çocuk gibi en büyük tutkusu bisikletiydi. Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden mezun oldu. Farklı kurumlarda çalıştıktan sonra 2 arkadaşı

Detaylı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı SURUÇ İLÇEMİZ Suruç Meydanı Şanlıurfa merkez ilçesine 43 km uzaklıkta olan ilçenin 2011 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 100.912 kişidir. İlçe batısında Birecik, doğusunda Akçakale, kuzeyinde Bozova İlçesi,

Detaylı

TEMEL GÖSTERGELER Coğrafi yapı

TEMEL GÖSTERGELER Coğrafi yapı RAMAZAN 2013 KENYA TEMEL GÖSTERGELER Coğrafi yapı Güneyinde Tanzanya, batısında Uganda, kuzeybatısında Sudan, kuzeyinde Etiyopya ve doğusunda Somali olan bir doğu Afrika ülkesidir. Hint Okyanusu na kıyısı

Detaylı

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL

Detaylı

HAÇLI SEFERLERi Orta Çağ'da Avrupalıların Müslümanların elinde bulunan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve çevresini geri almak için

HAÇLI SEFERLERi Orta Çağ'da Avrupalıların Müslümanların elinde bulunan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve çevresini geri almak için HAÇLI SEFERLERi Orta Çağ'da Avrupalıların Müslümanların elinde bulunan ve Hristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve çevresini geri almak için düzenledikleri seferlere "Haçlı Seferleri" denir. Haçlı Seferlerinin

Detaylı

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 Socrates-Comenius, Eylem 2.1. Projesi Bir Eğitim Projesi olarak Tarihi Olayları Yeniden Canlandırma Eğitimden Eyleme Referans: 128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 ÖĞRETMEN EĞİTİMİ PROGRAMI PLAN DURUM Pek

Detaylı

Enhancing Vocational Language Skills and Working Culture Awareness of European Construction Professionals (EVLAC) http://evlac.mku.edu.

Enhancing Vocational Language Skills and Working Culture Awareness of European Construction Professionals (EVLAC) http://evlac.mku.edu. Anket 1: Dil eğitimi ihtiyacı olan kişilere yöneliktir. Sayın ilgili, Bu anket çalışmasının çıktıları Avrupa daki inşaat sektörü çalışanlarının dil becerilerini ve çalışma kültürü bilgilerini arttırmak

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

SANAT TARİHİ SANAT TARİHİ NEDİR? Sanat Tarihi, geçmişte varlık göstermiş uygarlıkların ortaya koyduğu her tür taşınır ve taşınmaz maddi kültür varlıklarını inceleyen bir bilim dalıdır. Güzel Sanatlar ve

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH A.B.D. BİLGİ FORMU

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH A.B.D. BİLGİ FORMU TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH A.B.D. BİLGİ FORMU Bölüm TARİH ANA BİLİM DALI Bölüm Başkanı PROF.DR. AYGÜN ATTAR Bölümün amacı Tarih Anabilim Dalının amacı yüksek

Detaylı

Bilim Dalı/Sanat Dalı. Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi

Bilim Dalı/Sanat Dalı. Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi ENSTİTÜ ADI: SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ Programın Adı Genel Kontenjan Yurtdışı Kontenjan ALES Puan Türü Anabilim Dalı/Anasanat Dalı TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI (*) Bilim Dalı/Sanat Dalı (Eski Türk

Detaylı

Arnavutça (DİL-2) Boşnakça (DİL-2)

Arnavutça (DİL-2) Boşnakça (DİL-2) Arnavutça () Programın amacı, Arnavut dili, kültürü, tarihi ve edebiyatını tanıyan bu alanda çalışma yapacak nitelikte bireyler yetiştirmektir Metinlerinden yola çıkarak Arnavut dilinde metin okur ve yazar,

Detaylı

TeskilatKodu Ad Hiyerarsisi HiyerarsiSirasi MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ MARDİN ARTUKLU

TeskilatKodu Ad Hiyerarsisi HiyerarsiSirasi MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ MARDİN ARTUKLU TeskilatKodu Ad Hiyerarsisi HiyerarsiSirasi 994694 REKTÖRLÜĞÜ REKTÖRLÜĞÜ 0 74804604 ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİM KOORDİNATÜRLÜĞÜ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİM KOORDİNATÜRLÜĞÜ 854 604560 084 96547 99866 6806 ANLAŞMAZLIK

Detaylı

Hekim, Tıp Fakültesinden mezun olarak, diploma sahibi olan kişidir.

Hekim, Tıp Fakültesinden mezun olarak, diploma sahibi olan kişidir. UZMANLIK ÖĞRENCİLERİNİN TIBBİ MÜDAHALE YETKİSİ ve HUKUKİ SORUMLULUKLARI Uz.Dr. Ziya T. GÜNEŞ-Sağlık Hukuku Yüksek Lisans Programı Tıbbi Müdahale; Meslek icrasına yetkili bir sağlık personeli tarafından,

Detaylı

DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI

DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI DTO TURİZM VE ÇEVRE DERS NOTLARI ÖĞR.GÖR. ŞULE KIYCI BİRİNCİ HAFTA 2 TURİZM OLAYI VE GELİŞİMİ Turizm kelimesinin Latincede dönmek, etrafını dolaşmak, geri dönmek anlamına gelen tornus kökünden türetildiği

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5

DERS PROFİLİ. Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Siyaset Kuramı I POLS 305 Güz 5 3+0+0 3 5 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin Amaçları

Detaylı

Marie Curie. Thomson Cabir bin Hayyan. Henry Becquerel

Marie Curie. Thomson Cabir bin Hayyan. Henry Becquerel Marie Curie Thomson Cabir bin Hayyan John Dalton Albert Einstein Henry Becquerel 1 John Dalton John Dalton (Eaglesfield, Cumbria, 6 Eylül 1766 Manchester, 27 Temmuz 1844) İngiliz kimyager ve fizikçi, Cumberland

Detaylı

GENEL SAĞLIK-İŞ GENEL MERKEZİ

GENEL SAĞLIK-İŞ GENEL MERKEZİ Sayı: 2015-93 Tarih: 30/01/2015 Konu:Fiili hizmet süresi zammı kanun teklifi hk. Sayın: Nurettin DEMİR CHP İzmir Milletvekili Sağlık hizmeti sunumunda görev alan sağlık çalışanları 5510 Sayılı Kanun da

Detaylı

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa.

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli. İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Elveda Rumeli Merhaba Rumeli İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa. Hamdi Fırat BÜYÜK* Balkan Savaşları nın 100. yılı anısına Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan Elveda Rumeli Merhaba

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI

KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI KIRGIZİSTAN DAKİ YABANCI DESTEKLİ ÜNİVERSİTELER VE DİĞER EĞİTİM KURUMLARI Yrd. Doç. Dr. Yaşar SARI Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Kırgızistan Giriş Kırgızistan Orta Asya bölgesindeki toprak ve

Detaylı

Ülkemizdeki Güzel Sanatlar Fakültelerindeki Sanat Eğitimi ve

Ülkemizdeki Güzel Sanatlar Fakültelerindeki Sanat Eğitimi ve ÜNİvERSİTELERİMİzDE SANAT VE TASARıM EGİTİMİ Güner SÜMER* I-GİRİş Ülkemizdeki Güzel Sanatlar Fakültelerindeki Sanat Eğitimi ve Öğretiminin genel amacı öğrencilerin yaratıcı sanat yeteneklerini geliştirerek,

Detaylı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Tarihi - Bizans Döneminde Edirne Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Hadrianopolis ten Edrine ye : Bizans Dönemi.......... 4 0.2 Hadrianopolis Önce Edrine

Detaylı

BETİM ULUSLARARASI SAĞLIK ÖĞRENCİLERİ AKADEMİSİ 2016

BETİM ULUSLARARASI SAĞLIK ÖĞRENCİLERİ AKADEMİSİ 2016 BETİM ULUSLARARASI SAĞLIK ÖĞRENCİLERİ AKADEMİSİ 2016 Hasekisultan Mh Topçu Emin Bey Çıkmazı 4 Fatih İstanbul 0212 632 0369 0212 632 0328 betim.org.tr usap@hayatvakfi.org.tr HAYAT SAĞLIK VE SOSYAL HİZMETLER

Detaylı

Fatih Üniversitesi nde Optisyenlik ve Optometri Eğitim Çalışmaları

Fatih Üniversitesi nde Optisyenlik ve Optometri Eğitim Çalışmaları Fatih Üniversitesi nde Optisyenlik ve Optometri Eğitim Çalışmaları Prof. Dr. Talip ALP Fatih Üniversitesi Rektör Yardımcısı Optisyenliğin Önemi ve Tarihi Gelişi Göz ruhun kainata açılan penceresidir Görmek,

Detaylı

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ

MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ MİLLETLERARASI İLİŞKİLER VE GÜVENLİK AÇISINDAN MEDENİYET SÖYLEMİNİN PSİKOLOJİK ANALİZİ Prof. Dr. Abdülkadir ÇEVİK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı 1 Medeniyet veya uygarlık, bir

Detaylı

M.Ö. 1200' LERDEN GÜNÜMÜZE ANADOLU UYGARLIKLARI

M.Ö. 1200' LERDEN GÜNÜMÜZE ANADOLU UYGARLIKLARI M.Ö.. 1200' LERDEN GÜNÜMÜZE G ANADOLU UYGARLIKLARI M.Ö.. II. binin sonlarında, nda, boğazlar üzerinden Anadolu'ya olan Deniz Kavimleri GöçG öçleri köklk klü değişikliklere ikliklere neden olur. Anadolu'nun

Detaylı

MMM291 MALZEME BİLİMİ

MMM291 MALZEME BİLİMİ MMM291 MALZEME BİLİMİ Ofis Saatleri: Perġembe 14:00 16:00 ayse.kalemtas@btu.edu.tr, akalemtas@gmail.com Bursa Teknik Üniversitesi, Doğa Bilimleri, Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi, Metalurji ve Malzeme

Detaylı

AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ

AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ Thekla, genç ve güzel bir kadın... Hem de bakire... Aynı Meryem gibi.. Halk bu yüzden, Thekla nın yaşadığı yeraltı kilisesine, Meryemlik demiş. Thekla nın yaşadığı, sonunda

Detaylı