MÜHENDİS v e M A K i N A

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MÜHENDİS v e M A K i N A"

Transkript

1 ENPIS m

2 ARALIK : SAYI : SENE : MÜHENDİS v e M A K i N A T. M. M. O. B. Makiiıa Mühendisleri Odasının Neşir Organıdır AYLIK SINAİ İŞLETME MECMUASI Sayısı : 2,50 T.L. 6 Aylık : 15 T.L. 1 Yıllık : 25 T.L. MÜHENDİS ve MAKİNA Makine Mühendisleri Odası adına Sahibi : Mustafa SEYREK Yazı İğlerini fiilen idare eden Mes'ul Müdür : Yelman GAZtMtHAL Neşriyat Müşavirleri Aralan SANIR Orhan ACARLAR Doğan BURAT * Teknik Sekreter : Ca lar YASAL Adres: Mühendis ve Makina Mecmuası Hanımeli Sok. 19/4 Tel: Sıhhiye - Ankara İlân şartları: ön kapak : 500 T.L. Arka kapak : 400 Kapak içleri : 300 Tam sayfa : 250, 1/2 sayfa : 150 1/4 sayfa : 100 İs verme ilânları yarım sayfaya kadar maktuan : 100 T.L. tlânlardan mes'uliyet kabul olunma2. Klişe masrafları ilân sahibine aittir. Tek renk klişe cm 1 10 Krş. Renkli ânlar için hususi tarife uygulanır. Yazı kabul şartları Mecmuada Ekonomik, Teknik ve Sosyal yazılar yayınlanır. > Gönderilecek yazılar daktilo ile iki nüsha yazılmalıdır, t Şekiller temiz ve çini mürekkebi ile çizilmiş olmalıdır, t Fotoğraflar parlak kâğıda basılmalıdır. Gönderilen yazılar neşrolunsun vaya olunmasın iade edilmezler. Neşrolunan yazılara ödenecek ücret, yazıların neşrinden sonra tediye olunur. Makalelerde serdedllen fikir ve mütalâalar imza sahibine ait olup mecmuayı temsil etmezler. İktibas hakkı serbest bırakılmış olan yazılarımız ancak kaynak gösterilerek alınabilir. Mecmuada neşredilmiş oları makaelerden fazla miktarda isteyenler bir &y içinde müracaat etmelidirler. İlave makale Ücreti : 10 adede kadar 200 er kuru» 60 " " " " 100 Daha yukarısı 75 " Rüzgârlı Matbaa, Ankara ) İÇİNDEKİLER DEMİRYOLU VASITALARINDA HAVALANDIRMA VE KL1MAT1ZASYON 3 Çev: Ahmet KOBAK SU BORULARINDA KOROZYON 5 Rolf ELIASSAN James C. LAMB III BAKIM MASRAFLARININ LİMİTİ 12 Çev. Coşkun KÜLÜR YANGIN SÖNDÜRME CİHAZLARI VE KARBONDİ- OKSİT TÜPLERİ 17 A. Fikret UĞUZ PÜLVERİZE KÖMÜRÜN HAVA İLE NAKLEDİLMESİ 26 Şükrü DEMİREL PARK1NSON KANUNU VEYA İLERLEME PEŞİNDE 31 Mühendis ve Makina Mecmuası MAKİNA Mühendisleri Odasının azalarına parasız yollanır.

3 Üyelerimize, Hazırlanmasına çalışılan "Teknik Terim Sözlüğü" için üyelerimizin, şahsi ihtiyaçları veya vazifeleri dolayısiyle hazırlamış oldukları teknik terimleri Odamıza tevdi etmelerini rica eder, kıymetli yardımlarınız için şimdiden teşekkürlerimizi arzederiz. Ankara Belediyesi Inş. Kont. Amirliğinin 6785 sayılı imar Kanununun tatbikatı ile ilgili gün ve 7382 sayılı yazısı aşağıda dercedilmiştir. Üyelerimizin malûmatına arzederiz. Ankara içinde yeni veya tadilen yapılan yapıların bir çoğunda maalesef tasdikli tatbikat projeleri dışında yapılmış işlere rastlanmaktadır. Bu arada yapı fenni mes'uliyetini üzerine almış bulunan meslek mensuplarının 6785 Sayılı İmar Kanununun maddei mahsusalarma riayet etmedikleri görülmektedir. Bundan böyle, işlerin daha selâmetle yürütülebilmesi bakımından, adı geçen kanun hükümlerine harfiyyen riayet edileceğinin mensuplarınıza duyurulmasını rica ederim. MÜHENDİS ve MAKİN A - SENE 3 - SAYI 20 - ARALIK 1059

4 Demiryolu Vasıtalarında Havalandırma ve Klimatizasyon Tercüme eden: Ahmet Kobak Demiryolu işletmelerinde, yolcu vagonlarının, havalandırma veya klimatizasyonu için otomatik tertibat ile teçhiz edilmekte oldukları gün geçtikçe daha fazla ^ göze çarpmaktadır. Aşağıdaki yazımızda, İsviçre demiryollarının yeni vagonlarında tatbik edilecek birkaç vantilasyon sistemi ile yeni salon - vagonları için düşünülen klimatizasyon tesisatına ait bazı detaylar verilmektedir. Bir taraftan gelişen terakkileri takip etmek, diğer taraftan başka nakil vasıtalarının her gün artan müthiş rekabetleri karşısında demiryolları işletmeleri, yolcularına seyahatlerinin en rahat bir şekilde geçmesini temin için bütün imkânlarile çalışmakta, hatta kendilerini buna mecbur tutmaktadırlar. îmkân nisbetinde seyahatlerin kısaltılmasına çalışılırken ayni derecede konforun da artırılmasına gayret sarfedilmektedir. İsviçrede senelerce evvel buharlı işletmenin elektrik işletmesine tahvili, halkın frenle seyahati tercih etmesine sebep olmuştur. Halen birçok işletmelerin gittikçe tatbik etmeye meylettiği görülen dizel motorlu işletmenin de ayni avantajlara malik olduğu anlaşılmışdır. Trenle seyahatlerin cazip hale getirilmesi arzusu, demiryolları arabalarının, hava ceryam olmadan, havalandırılması, yani. pencereleri açmadan bütün kompartmanlarda hoş bir klima yaratmak imkânını ortaya çıkarmıştır. Bu imkân, kışın pencereleri sımsıkı kapalı olduğu halde sigara içilen kompartmanlarda pek çok arzu edilmekle beraber bilhassa sık servis yapan trenlerde havanın periyodik olarak tebdili için istenmektedir. Bu müşahedeler, İsviçre Federal Demiryolları (CFF) ile diğer demiryolu işletmelerini mesela, Berne - Lotschberg - Simplon (BLS) demiryolları kumpanyasını, yeni vagonlarını püskürtme hava ile ısıtacak ve havalandıracak tertibat ile teçhiz etmeye teşvik etmiştir. BLS Kumpanyasının yeni C4u ve B4u serisinden olan hafif tip vagonları, Sulzer Freres S. A. tarafından etüd edilmiş havalandırma tesisatı ile teçhiz edilmişlerdir. Bunlarda, taze hava, vagonun bir ucunda, giriş kapusu üstünden emilerek, kompartımanların dış ve iç tavanları arasında bırakılmış serbest bir boşlukta kon- disyone edilir. Bir vantilatör tarafından emilen hava, iki tane filtreden geçtikten sonra, bu boşluğa girerek ısıtılır ve buradan, vagonun tavan altı ortasında, bütün vagon boyunca uzanan bir kanala sevk edilir. Vagonun iç tavanı delikli olarak yapıldığından, hava, bu deliklerden geçerek bütün vagon içine mütesaviyen yapılmış olur. Kirlenen hava ise pencere ve kapı aralıklarından dışarı çıkar. Bu tertibat tarafından temin edilen taze havanın miktan saatte takriben 9-10 kompartman hacmine muadildir. Vantilatör, 36 voltluk bir batarya tarafından beslenen bir daimi ceryan motoru ile çalışır. Tesisat, bütün vagonu hava ceryam ile tam olarak ısıtacak kapasitede yapılmamıştır. Bu arabalar, ayrıca döşemenin iki tarafında, yan cidarlar boyunca monte edilmiş, bildiğimiz elektrik rezistanlı radyatörlerle teçhiz edilmişlerdir. CFF niıı yeni vagonları, bu şeklin aksine olarak, kış mevsiminde yalnız sıcak hava ceryam ile ısıtılmaktadırlar. Böylece mezkûr arabalardaki elektrik rezistanslı radyatörler tamamen kaldırılmışdır. Bunlarda taze hava girişi, vagonun iki ucundan yapılmaktadır. Vantilatör, dış havayı, giriş kapusunun üst kısmına monte edilmiş iki filtreden emer ve iki tevzi kanalı içinde bulunan ısıtıcılarla ısıtarak bu kanallara sevk eder. Bu tip vagonlarda hava kanalları tavanda olmayıp, döşemenin sst kısmında iki yan cidar boyunca inşa edilmişlerdir. Bu kanallar üzerinde bulunan delikler vasıtasile hava, bütün vagon içine mütesaviyen yayılarak atmosferi saatte takriben 12 defa tazeler. Kış mevsiminde vagonu ısıtmaya yarayan bu tesisat, yaz aylarında dışardaki sıcaklığa göre, iç havayı bir noktaya kadar serinletmeye ve tazelemeye yarar. Yazın buna benzer bir tesisat ile dışardan emilen havayı soğutmak ve böylece en sıcak günlerde dahi kompartmanlarda, ceryandan ârî olarak serin ve hoş bir atmosfer temin etmek mümkündür. Daha ziyade bir klima tesisatı olan bu tertibat mesela, CFF nin'tip A5 4u 1001 vagonlarında, aşağıda tarif edildiği şekilde yapılmışdır. MÜHENDİS ve MAKİNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 195?

5 CET nin Yeni Salon - Vagonlarında Klima Tesisatı Simplon'un delinmesinin 50. yıl dönümü münasebetile Federal Demiryolları, beş ay gibi kısa bir zamanda, Neuhausen'de Societe îndustrielle Suisse (SÎG) tarafından imâl edilen bir salon - vagonunu, bu yeni tertibatile, 16 Mayıs 1956 da servise koymuştur. Tamponlar arası uzunluğu 23.7 m. ve ağırlığı 34 ton olan bu salon - vagonu.36 oturacak yer ihtiva eder. Tuvaletleri, gardropları ve giriş kapuları bir ucunda, klimatizasyon tesisatına ait cihazların bulunduğu kompartmanla küçük bir mutbak ve ofis diğer ucunda bulunmak tadır. Salona ayrılan ve büyük bir itina ile yerleştirilen kompartman kısmı, yan cidarların her birinde, açıklığı 180 cm. olan 'altı adet geniş pencereyi ihtiva eder. Vagon-' içindeki konforlu 12 masa ve 36 koltuk, isteğe göre, pencerelerin etrafına sıralanabildiği gibi; konferans salonlarında olduğu veçhile, bir grup teşkil etmek üzere, yanyana da yerleştirilebilir. Orta yerde bulunan bir perde ise salonu icabında iki kısma ayırmaktadır. Kışın ısıtmaya, yazın serinletmeye yarayan iklim tesisatı, aşağıdaki karakteristiklere göre yapılmıştır. Kışın, -20 "c hk bir dış sühunet için muhit sıcaklığı + 20 c. Yazın, + 30 c lık bir dış sühunet için muhit sıcaklığı -f 20 c. Taze hava debisi 3000 m a /h Taze havanın minumum debisi 1000 m«/h Salon kompartımanında havanın yenilenmesi: saatte 27 defa. Elektrik motorlu bir santrifüj vantilatörle hava sirkülasyonu: motor takati 1 eh Hava ısıtıcısı, 3, 6, 12 kw lık üç ısıtıcı olup hepsi birden yedi ayar imkânı verir. Max ısıtma takati 21 kw. Yan cidar uzunluğunca tesis edilen ısıtıcıların takati 12,8 kw olup yedi ayar imkânlıdır. Frigorifik grupların soğutma kapasitesi: 1300 Frig/h Buharlaşma harareti -f 5 c c ve mayileşme hararet ise -f 48 c dır. Frigorifik takati % 100 ile % 30 arasında progressif ayarlı olan pistonlu kompresörün motor takati 6 eh dir. Kondansörü soğutmak için lüzumlu havanın debisi 5800 m 3 /h dir. Bunu temin eden iki santrifüj vantilatör, müşterek kumandalı bir bir motorla çalışır. Takati 2 eh dir. Kondansörün soğutulmasından sonra bu hava dışarı atılır. Sıcaklık ayarı otomatik olarak elektronik tertibatla yapılır. Klimatizasyon tesisatının ağırlık yekûnu takriben 2,5 ton dur. İmâlat ve serviste ileri sürülen hususlar şunlardı: Muhtelif şok ve vibrasyonlara maruz bulunan demiryolu vasıtasında iyi bir montaj, mümkün olduğu kadar ağırlığın azaltılması, dışarıda klima şartları ne olursa olsun içeride hoş bir muhit harareti, iç havanın kâfi derecede yenilenmesi, sıcak veya soğuk havanın hiçbir ceryan hasıl etmeden yayılması, tren personelini özel bir eğitime tabi tutmadan tesisatın çalıştırılması, lüzumlu kontrollarda kullanılan bütün cihazların girişinde kolaylık, revizyon çalışmaları için montaj ve demontajlarda kolaylık, her zaman yedek parça bulunabilmesi için normalize cihazlar kullanılması gibi... Hava Şartları Püskürtülen havanın her türlü rutubet muamelesinden' vaz geçilmiştir.' Zira, atmosferin ortalama nisbi rutubet derecesi yazın % 50 civarında, kışın ise dış hararete tabi olarak, biraz daha düşmektedir. Bu tedbir alınmakla, cihazların arızaları azaltılmış, ayni zamanda büyük yan pencerelerin buğulanma ihtimali nisbeten önlenmişdir. Taze hava ilâvesi, asgarî şahıs başına saatte 28 m a. dir Bu da hiç şüphesiz geniş geniş kâfi gelmektedir. Yalnız dış hararetin + 5 c ile -f 22 c arasındaki gamlarında kompartman sadece taze hava ile beslenir, (iç hava resirkülasyonu yapılmaz). Bu vaziyette taze hava miktarı şahıs başına 80 m 3, den fazladır. Taze hava kanalı içine monte edilmiş bulur nan hava ısıtıcısı 21 kw lık olup dış hararet en az -20 c olduğu zaman havayı -j- 6 "c dan + 27 c sine kadar ısıtır. Hava Dağıtımı Kompartman tavanının alçaklığı ve oturma yerlerinin her şekle sokulması imkanının mevcut olduğu nazarı itibare alınarak, kondisyöne edilmiş havanın dağıtımı için tavan delikli bir pano halinde, kolay sökülebilir şekilde yapılmıştır. İki hava giriş kanalı, vagonun tavanı ile bu takma tavan arasında bütün kompartman boyunca uzanır. Bu iki tavan arasındaki serbest boşluğa gelen taze hava 16 tane giriş regülatöründen gürültüsüzce geçerek girer. Bu regülatörler özel bir imâlat olup üzerleri hafif sentetik köpük ile kaplanmıştır. Yazın kompartmanı serinletmek için taze hava, muhit hararetinden biraz daha düşük bir sühunette ol- (Devamı sayfa 29 da) MÜHENDİS ve MAKİNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 1959

6 Su Borularında Korozyon Tercüme eden: Nazım YÜKSEL Demir tabiatta oksid veya hidroksiti şeklinde bulunur ve maden cevherinin rediksiyonu suretiyle elde edilir. Korozyon bu olayın tersi olarak düşünülebilir; demir korrozif bir ortamda kararsız olduğundan daha kararlı oksitler haline dönmeğe yüz tutar. Bir madenin eriyik haline gelme veya korozyon temayülü, o eriyikteki elektrod potansiyeli ile gösterilir. Muhtelif madenlerin eriyik haline gelme temayüllerini mukayeseye elverişli standart bir baz elde etmek için, 25 C sıcaklıktaki 1000 gr. suda bir mollük maden iyonu aktivitesi, elektrometiv kuvvet sırası hazırlanmasında esas alınacaktır. Kısaltılmış şekli ile emk sırası tablo 1 de gösterilmiştir. Hidrojen potansiyeli sıfır kabul edilmiş ve bütün diğer potansiyelle)' bu değere izafe edilmiştir. Madenler azalan eriyik temayüllerine göre sıralanmıştır. Bu madenin diğer sıcakhklardaki E potansiyeli ve maden iyonu aktivitesi Nernst denklemi vasıtasiyle bulunabilir: R T E= E loge (M+ +) n F ki, burada M + ~ eriyikteki maden iyonu aktivitesidir. (1000 gr. sudaki mol gram x aktivite katsayısı), R gaz sabiti, jül olarak, T mutlak sıcaklık, kelvin olarak, n reaksiyona iştirak eden elektron sayısıdır. E», 25 C ta volt olarak birim maden iyonu aktivitesiyle madenin potansiyelidir ve F bir faraday yahut kulondur. 25 C. ta bu denklem şöyle ifade edilebilir: 0,059 E = E> Log w (M+ + ) n înfleksibl olmakla beraber emk. sırasını kullanmağa karşı bir temayül vardır, her maden bir eriyikte sırada kendisinden aşağıda olan bütün madenlerin yerini alır. Bu şart umumiyetle seride birbirinden uzak bulunan madenler için doğrudur. Fakat bu her zaman böyle olmıyabilir. Sulandırılmış eriyikierdeki maden potansiyellerinin değişmeleri, su boruları halinde normal olarak görüldüğü gibi, emk. serilerinde gösterilen potansiyel sırasında, esaslı değişiklikler gösterebilir. Yazanlar: Prof. Rolf Eliassan ve James C. Lamb III Şekil 1 Adi Pil Elektrodlar arasına tatbik akımı, Emk. S&rileri anodda maden kaybını doğurur. Elektrod reaksiyonu Ca = Ca+ + Na = Mg = Al = Zn = C Fe = Ni = Sn = Pb = a = Cu - Na+ Mg+ + A1++ + Zn+ + C+ + + Fe+ + Nİ+ + Sn e + "e~ +2e~ +3e +2T +3e + 2e~ + 2"e~ + 2"e~ + 2İT + 2e~ + 2e +2"e~ Tablo : 1 Standart elektrod Potansiyel (E») 25 C ,34 1,67 0,762 0,52 0,440 0,250 0,136 Pb+ + 0,126 2H+ + 0,000 Cu+ + 0,345 Ag = Ag+ 0,800 Pt = Pt+ + +2c 1,2 Böyle bir değişiklik meselâ, Demir-Çinko sisteminde meydana gelir. Çinko normal olarak demire göre anodiktir, (daha aktif potansiyeli haiz) ve bir çok boru sistemlerinde demjriçin satıh koruyucu kaplama olarak kullanılır, bununla beraber 65 C. tan yüksek sıcaklıktaki taze bir suda demire nazaran katodik (daha asil) olup artık koruyucu olamaz. Bu maddenin MÜHENDİS ve MAKİNA - SENE 3 - SAYI 20 - ARALIK 1959

7 Sekil 3 Galvaniz Pil : Elektrodlardakl reaksiyon adi pildeklne denktir. Fakat akım d:çtaki bir kaynaktan tatbik edilmeyip elektro d potanrfycl farkından ileri gelmektedir. effektif potansiyeli verilen bir ortamdaki elemanlarla yaptığı reaksiyonların neticesinde değişebilir. Birim maden aktivitesi için hesaplanmış emk.i serilerinin, normal olarak su boruları halindeki şartlarda bulunan bir madenin potansiyelini tâyin etmek için doğrudan doğruya tatbik edilemiyeceği aşikârdır. Bir galvanik seri, madenlerin verilen bir ortamda alelade elektro-potansiyel sırasında tanzim edildikleri bir seridir. Bu sebepten her nekadai* yalnız bir emk. serisi varsa- da herbiri verilen bir ortamın şartlarına atfen bir çok galvanik seriler de meydana gelebilir. Galvanik bir seride, tablo 2 de gösterildiği gibi, aktüel potansiyel değerler verilmemiştir. Çünkü, bunlar muhtelif ortam şartlarına'" göre, geniş ölçüde değişmektedir. ". -. Tablo : 2 Maden ve alaşımlarının galvaniz serileri Kaplan uç Magnezyum - '.- (Anodik veya daha az.. asili Korunmuş uç (Katodik veya çok asil) Çinko Alüminyum 25* Çelik veya demir Dökme demir Kurşun Teneke Bakır Bronz Şekil 3 Konsantrasyon Pili : Bu tip Korozyon ])llindc, eloktrod potansiyel farkı eriyikteki maden iyonları konsantrasyonundan ileri çelmektedir. Krom-demir Gümüş Grafit Altın Platin x" ticarî saf alüminyum Bir galvanik seride biri birine yakın madenler galvanik piller teşkiline az mütemayildir. Uzak olanlar bir arada kullanıldığı zaman derhal bir korozyon.pili teşkil ederler. KOROZYON PİLLERİ: Maden korozyonuna tesir eden muhtelif elektrolit piller varsa da, pratikte ençok rastlananları birkaç esaslı tipe ayrılabilir. 1 Adi piller, 2 Galvanik piller, 3 Konsantrasyon piller, 4 Differansiyel - Havalanma piller, 5 ^ Termo kupl'ler 6_-r- Piyezometrik piller. 1 Adi Piller: Bu pillerde, elektrodlar arasında husule getirilen âkım (Şekil 1 de), yoğunluğuna bağlı olarak aşağıdaki denklemlerden birine göre anoddaki madenin kayba uğramasına sebep olur:. Fe F e - (1) veya F" Fe e (2) madenin eriyiğe geçme hızı, doğrudan doğruya elektrodları arasındaki akımın hızına bağlıdır. Faraday kanununa göre eriyikten kulon- MÜHENDÎS ve MAKİNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 1059

8 luk elekttrik geçirilirse, bu her elektroda kimyasal değeri kadar bir değişiklik yapar. Yani, Şekil 1 de elektrodlar arasından 1 Faradaylık (_-^:96500 kulon) elektrik geçirilirse, bu anoddan eriyiğe geçen demirde bir kimyasal eşdeğeri kadar değişiklik yapacaktır. Aynı akımla keza katodda bir kimyasal eşdeğerlik bir değişiklik vuku bulur. Bu elektroddaki reaksiyon, eriyikteki hidrojen iyonlarının nötıieştirilmesi vasıtasiyle, madenden elektronların ayrılmasını intaç eder: 2H+ +2e +Ho- (3) Bu reaksiyon, atom halinde hidrojen teşekkülüne sebep olur ki, bu da madeni plâkanın etrafında toplanır. Elektrodun etrafında atom halinde hidrojen, madenden eriyiğe doğru olan elektron transferine karışmağa mütemayildir, bu sebepten, reaksiyonun 'devam edebilmesi için yokedilmesi gerekir. Bu da Hidrojen' gazının teşekkülü ile gerçekleştirilir. 2H =H= (4) veya Hidrojen atomu ile sudaki diğer kimyasal maddeler arasındaki reaksiyonla, meselâ umumiyetle: 4 H + 20= - 2H:0 (5) katodda, eriyikteki hidrojen iyonlarının nötürleştirilmesi bu elektrod civarında alkolik bir ortam yaratır. Anottan eriyiğe giren iyonlar veya tuzlar eriyikteki bazlar ve oksijenle temasa geçerek pas dediğimiz demir oksidi meydana getirir. Bu oksitler anot veya katod civarında vukua geldiği gibi her ikisinden uzak bir yerde de meydana gelebilir. Sudaki madenin potansiyeli eriyiğe bir akım tatbiki vasıtasiyle değiştirilebilirler ve tatbik edilen emk. nın yönü, şiddeti değişilerek korozyonun artması veya azalması sağlanabilir. Bu hâdise rastgele akımların tatbiki vasıtasiyle, boru donanımının harici korozyonunda müşahede edilebilir. Demirin su içindeki korrozyonu Şokll 1 - Suya daldırılmış demir yüzeyinde Koro/,yon pili: Madenin yüzeyinin büyük bir kısmı elektrod reaksiyonları evvelce izah edilen pillerdeki gibi olan bir vok pillerle kaplıdır. «4 V umumi- «3- «.- } 3 «3 1 S ta { s* «* * JrîU S* i T" U) 4 Ut <^ V 3u V Ut. ) î ) < VF. *-fc_ff T -r (() I ( txpır - + Şekil 5 Pratikte rastlanan tipik piller (a) depresyon, (b) inil artıkları veya korrozyon mahsulü (c) Biyolojik gelişme (d) cıvata veya perçin (e) aynı madende boru ek yeri (f) farklı maden borular ek yeri (g) Deritıkuyu muhafaza borusu (muhtelif tuz Uonsantrakslyonu ihtiva eden suda) (h) elektrik akımı korrozyonu. tik beşi diferansiyel havalanmaya alt pillerdir. Diğer üçü ise sırası ile galvanik, konsantrasyon ve adi pilleri temsil eder. yetle eriyiğe dışarıdan akım tatbik edilmediği hallerde görülür. "VVhitney demirin sudaki korrozyonun elektro kimyasal tabiatte olduğunu, Evans ve Hoar bir madenin sathından katod ve anod arasında geçen akımla, aynı satıhda madenin ağırlık azalması arasındaki direkt bir bağıntı olduğunu göstermiştir. 2 Galvanik Piller: Emk. ve galvanik sıralar, muayyen bir ortamda bulundurulan muhtelif madenlerin, korozyona karşı olan temayüllerinin farklı olduğunu ve bunların farklı çözülme potansiyellere sahip olduğunu gösterir. Şekil 2. böyle bir hâdiseyi gösteriyor. Burada demir ve bakır aynı sulu eriyiğe batırılmışlardır. Galvaniz sıraya göre, bakırın çözülme potansiyeli bakamından demire nazaran daha çok asil (yani katodik) olduğu anlaşılır. Eğcı iki metal elektriki olarak irtibatta iseler, bu potansiyel farkı bir elektrik akımının meydana gelmesine sebep olur. Bu hal aynı şekilden görüleceği üzere bir ampermetre ile kolayca ölçülebilir. Şekil 2 de gösterilen pilde demirin, sathında elektronları terkederek, eriyiğe karışmağa daha büyük temayülü vardır. Bu elektronlar devrenin madeni kısmı boyunca bakır elektroda geçer ve madenden eriyiğe *de, eriyikteki hidrojen iyonlarını nötürleştirerek geçer. Atom halinde hidrojen bakırdan, hidrojen gazı hali- MÜHKNDİS MAKÛSTA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 1959

9 > T o 8? 1 t,.'iv Ç, S 1* it '{ Sekil '.\ Çeliğin knrrnz.vonıınıla. ( ÎH) ııı tesiri 4-10 (ı>h) arasımla korrozyon hızı ınntlen yüzeyine jrc!en oksijen miktarına bağlıdır. (i>h)«10 dan fazla olursa, korrozyon mahsulü artıkların teşekkülü pii-ihifliği tevlkl etler, (pil) 4 ten aşağı olursa hidrojen tegeldcülü büyük ülçiido bir katodik reaksiyon doğurur. ne gelerek veya oksijenle birleşerek su haline gel inek suretiyle uzaklaşır. Bu pilde demir anod vazifesini görür. Bakır da katod rolünü oynar. Burada anoddaki maden kaybı. ile birlikte görülen akım, adi pildeki gibi harici bir emk. in tesiriyle değil galvanik pilin elektrodları arasındaki potansiyel farkından meydana gelmektedir. Hakikatte şekil 2 deki pil bir akümülatörden başka birşey değildir, her iki elektrodunda meydana gelen reaksiyonların bir evvelki pildekinden hiç farkı yoktur. 3 Konsantrasyon Pilleri : Yukarıda verilen Nernst formülünden görülebilir ki, herhangi bir eriyik içinde bulunan bir madenin potansiyeli, eriyikteki iyonların konsantrasyonu ile değişir. Eriyikte bulunan madenin iyonları çoğaldıkça sonradan eriyiğe daldırılan ikinci bir madenin iyonlarının eriyiğe geçmesi zorlaşır. Bu yüzden, yüksek bir maden iyonu konsantrasyonunu haiz bir eriyiğe daldırılan ikinci maden daha asil olur. Şekil 3 te konsantrasyonu farklı iki bakır sülfat eriyiğine daldırılmış iki eşdeğer bakır çubuk görülüyor. Eriyiğe verdikleri iyonlar farklı olduğundan potansiyelleri de farklıdır. Bu korozyon pilinde konsantrasyonu yüksek olan eriyikteki bakır katod rolünü, diğeri anod rolünü oynar. 4 Bifferansiyel Havalanma Pilleri : Tipik bir. konsantrasyon pili teşkil eden bu pillerin su işleri sahasında hususi bir ehemmiyeti vardır. Madendeki hidrojen atomları ile, eriyikteki oksijen arasındaki kimyasal reaksiyonun hızı, oksijenin madenin yüzeyine toplanmasına bağlıdır. Bu yüzden eğer, bir korozyon pilinde elektrodlardan biri daha fazla oksijene maruz kalırsa arasındaki hidrojen daha çabuk nötürleştirilir ki bu da maden iyonlarının eriyiğe geçmesini kolaylaştırır ve bu kısım korozyon pilinde katod vazifesini görür. Bu suretle teşekkül eden differansiyel havalanma pilinde daha az oksijene maruz kalan öbür elektrod anod olur. 5 Differansiyol Sıcaklık vs Diiforansiy;! Gerilme Pilleri : Madenlerdeki sıcaklık ve gerilme farkları da korozyon pilleri teşekkülünde rol oynar. Bunlar bilhassa korozyonun başlamasına sebebiyet verebilir, fakat bilâhare yerini diğer belli başlı pillere bırakır. Bu yüzden uzun devreli korozyonlarda bu tip pillerin korozyon bakımından ehemmiyeti bilhassa su işlerinde karşılaşılan şartlarda nispeten azdır. KOROZYON PİLLERİNİN TEŞEKKÜLÜ Kolay anlaşılması bakımından, aşağıda bahsolunân pillerdeki elektrodlar madenin ferdi parçaları olarak nazarı itibare alınacaktır. Tek başına suya daldırılan maden parçasında korozyon, sathında teşekkül eden katod ve anod vasıtasiyle meydana gelir. (Şekil 4.) Suya daldırılmış bir demir levhanın yüzeyindeki bu neviden tipik bir körozyonu göstermektedir. Burada anod ve katod madenin gövdesiyle kısa devre edilmiştir. Hakikatte burada pil teşekkülü ve korozyon hâdisesi evvelce bahsedilen lerden farksızdır. Büyük bir demir parçasının yüzeyinde suya dalma halinde böyle bir sürü pil teşekkül eder. Korozyona uğrayan bir madenin yüzeyindeki bu şekilde mevzii anod ve katod teşekkülleri fiilen tesbit edilmiş olup, bu elektrodlar arasındaki akım hızı ile maden ağırlığındaki kaybın münasebeti belirlidir. Maden parçası yüzeydeki korozyon teşekkülü bünyenin farklı teşekkülünden, elekti olit konsantrasyon pili, differansiyel havalanma, sıcaklık veya - gerilme pili teşekkülünden meydana--gelebilir. (Şekil. 5). pratikte böyle teşekkül etmiş pillerin tipik bir kaç misalini gösteriyor, ilk beş şekil (5a -5c) differansiyel havalanma pillerine ait misallerdir. Bunlarda oksijene daha fazla maruz maden yüzeyi parçasının pilde katod vasifesi; oksijenden mahfuz parçanın da anod vazifesi gördüğü anlaşılıyor. Şekil 5f farklı madenden yapıbnış ve birbirine bağlanmış iki borudan meydana gelen 8 MÜHENDİS ve MAKİN A - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 1959

10 galvanik bir pili gösteriyor, Bakır ve pirinç demire karşı katodiktir. Binaenaleyh büyük bir bağlantıda bakır ve pirincin katod rolü dynamasiyle demir korozyona uğrar. Şekil Fg de değişik kimyasal karakterde toprak veya su tabakalarından geçen bir borunun dışında rastlanabilecek bir elektrolitik konsantrasyon pilini gösteriyor. Nihayet. 5h da hariçten tatbik edilen bir akımdan meydana gelen alelade bir korozyon misali görülüyor. Eğer su şebeke borusu tramvay elektrik şebekesinin toprak hattını teşkil ederse borunun toprağa akım geçen yerinde iış satıhda bir korozyon artması meydana gelir, borunun iç kısmında ise böyle birşey mevzuubahis değildir. Yukarıda korozyon yaratabilecek pil tipleri ayrı ayrı izaha çalışıldı, fakat bilhassa belirtmek isteriz ki, bunlardan bir veya birkaçı da aynı zamanda meydana gelebilir. Meselâ (Şekil - 5c) de tümsek altındaki maden iyonları, tümseğin etrafındaki suda bulunan maden iyonlardan fazla olması -gerekir. Bu yüzden maden iyonları bakımından, farklı konsantrasyon gösteren eriyikte tümseğin altındaki maden yüzeyinin katod vazifesi gördüğü bir konsantrasyon pili husule gelmiştir. Diğer taraftan differansiyel havalanma dolayısiyle, tümseğin dışındaki maden yüzeyine oksijen daha fazla tesir ederek ve bu defa bu kısım katod vazifesini görerek bir differansiyel havalanma pili meydana gelmiştir. Bir kısmı toprağın altında bir kısmı açıkta kalacak (veya bir kısmı diğer kısmından Farklı şekilde veya toprakla) şekilde örtülü bulunan boru parçasının yüzeyinde oksijen konsantrasyonu farkından dolayı pil teşekkül eder. Dışarıda kalan kısmı katod, diğer kısmı anod vazifesini görür. KORCZYON HIZI Sulu bir eriyikte bulunan maden parçasının korozyon hızı madenin yüzeyinde teşekkül eden anod ve katodlar arasındaki akım hızının fonksiyonudur. Korozyon pilinde reaksiyonlar ışağıda izah edilmiştir. Korozyonun meydana gelebilmesi için Reaksiyon (1) in olması ve bu reaksiyonla maden üzerinde meydana gelen elektronların uzaklaştırılmaları lâzımdır. (Reaksiyon 3-5) Aksi takdirde madenin üzerinde zıt emk.i hasıl olacak ve korozyon akameta uğrıyacaktır. Bu sebepten, bir korozyon pilinde anod ve katod reaksiyonları aynı süratle cereyan etmelidir. Her iki elektroddaki reaksiyonda meyda- Şekli 7 - Tipik Polarizasyon Eğrileri lii.v-'.; çizgiler elektroıl potansiyelinin uzakta bulunan lir referans pili ile ölçülmesi halindeki kıymetleri gösterir. Kesik çizjrüer mütekabil korrozyon pili elektrodlari arasına yerlı-ştirilmi.ş sondaj elektrodlan kullanılması halinde elde edilen eğrileri gösterir. na gelecek herhangi bir -yavaşlama aradaki akım hızında mütekabil bir azalmayı doğuracak ve aynı durum korozyon hızında da görülecektir. Pratik olarak korozyon hızı, anod reaksiyonunu, katod reaksiyonunu veya her ikisini de azalmak suretiyle kontrol edilebilir. Katoddan hidrojenin uzaklaştırılması hidrojen gazı teşekkülü (Reaksiyon 4) ile gerçekleştirilebilir. Aynı iş oksijenin depolarizasyonu (Reaksiyon 5) ile de gerçekleştirilebilir. Geçmişteki araştırıcılar göstermişlerdir ki nötür veya az alkolü ihtiva eden sularda, katodda hidrojen teşekkülü ile meydana gelecek korozyon (Hidrojen ve demirin emk. serilerindeki nisbi durumları itibariyle her nekadar demirin korozyonu ile hidrojen teşekkülü birbirini takip ederse de kabili ihmaldir. Bu hal, hidrojenin gaz haline gelerek maden yüzeyinden dışarı çıkmadan evvel icap eden mukavemetle karşılaşması şeklinde izah edilebilir. Filhakika nötr veya hafif alkali ihtiva eden sulardaki yüksek voltaj demir katoddaki mühim miktarda hidrojen gazının kaçmasına mani olur. Bir suyun (P H) ı 4 ün altına düşerse hidrojen iyonunun konsantrasyonu, hidrojenin teşekkülünü geniş ölçüde arttıracak şekilde çoğalır. Bu gazın teşekkülü ise büyük ölçüde bir katodik reaksiyon demektir. Kasaba içme suları ve endüstriyel tesirlerdeki sular umumiyetle nötür veya hafif alkali ihtiva ettiklerinden, hidrojen teşekkülü ile meydana gelen korozyon büyük ehemmiyeti haiz değildir. Bu yüzden bu sistemlerdeki ilk katodik reaksiyon, eriyikteki oksijenle hidrojen reaksiyonu (Reaksiyon 5) sayesinde hidrojenin MÜHENDİS ve MAKİNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK

11 ortadan kaldırılması olmalıdır. Anod reaksiyonu hızı, katod reaksiyonundan çok daha fazladır. Korozyonun devamı ancak her iki reaksiyonun aynı süratle olması ile'-mümkün olduğundan, aşikâr olarak Natitrel sularda demirin korozyon hızı, korozyon ' hücrelerinin katodlarına verilen oksijen ile kontrol edilir. Oksijenin teşekkül hızı ise eriyikteki oksijen konsantrasyonuna suyun akış hızına ve türbilanslarla madenin yüzünde mevcut oksit tabakalarına bağlıdır. Kasaba içme suları ile'sanayide kullanılan sularda normal olarak bulunan oksijen konsantrasyonu korozyon için büyük bir tehlike değilse de muhtelif sebeplerle bu konsantrasyonun artması direkt olarak korozyon hızını arttırır. Bütün demir ve çelik aksam, bünyedeki terkibi nasıl olursa olsun tabii sularda aynı hızla korozyona uğrar. Kısmen realist ve kısmen realist olmayan muhtelif görüşlerle, çeşitli maksatlar için birçok tip demir ve çelik boru kullanmak mecburiyetinde kalınan su tesisatında bu hadisenin ehemmiyeti büyüktür. Madenlerin yüzeyinde teşekkül eden filmlerin, onların korozyon karakteristiklerine tesiri kayda değer. Bu filmlerden bazıları oksijen veya hidrojen verebilen filimlerdir; bazıları korozif ortamın elemanları ile korozyon mahsullerinin kimyasal reaksiyonundan teşekkül eder. Bu şekildeki film teşekkülü için korozyon hücrelerinin anod ve katodu daha müsait olmakla beraber, ekseri hallerde madenin bütün yüzeyi boyunca filme rastlanır. Korozyon hücrelerinin katodunda teşekkül eden filmler, madenden eriyiğe doğru olan elektron transferine mani olabilir. Bu gibi filmlerin teşekkülü pozitif yüklü iyonların elektrod dolması hali veya maden yüzeyindeki kimyevi maddelerin katodda kolloridal halde bulunması veya eriyikte bulunan baz kimyevî maddelerin bu elektrod mahsulü alkalilerle kimyasal reaksiyonu neticesinde teşekkül eden ve erimiyen çökeleklerden ileri gelebilir. Anod filmlerinin teşekkülü de aşağı yukarı (negatif yüklü iyonları, pozitif yüklüler yerine koyarsak) aynen yukardaki sebeplerden ileri gelir. Bir anod filminin teşekkülü, anotta suyun madenden tamamen ayrılmasını doğurabilir ki bu da anod reaksiyonunu tamamen durdurabilir. Muayyen şartlar altında, madenin yüzeyinde bir film teşekkülü o madenin potansiyelinde, daha asil'e doğru olmak üzere, esaslı değişiklik meydana getirebilir. Bir madenin korozyon hızında, madenin potansiyeli -maden daha asil olmak üzere- değişme suretiyle bir azalma olursa maden pasif hale gelmiştir diyebiliriz. Sekili, üzerinde koruyucu tabaka bulunmadığı zaman, yumuşak bir çeliğin korozyonuna suyun ph inin tesirini gösteriyor. 22 C da ph 4 ilâ 10 olduğu zaman korozyon hızı oldukça sabittir. Bu arada (ph4-10 arasında) hâkim olan katodik reaksiyon oksijenin, depolarizasyonudur ve korozyon maden yüzeyinde oksijenin teşekkül hızı ile tâyin edilir. Suyun ph ı 4 ün altına düştüğü zaman hidrojenin gelişmesi büyük ölçüde bir katodik reaksiyon doğurur. Düşük ph larda artan korozyon hızı, eriyikteki hidrojen konstantrasyonun çoğalmasına ve maden yüzeyindeki korozyon mahsulü olan koruyucu tabakaların suda çözülmesine atfedilebilir. Eğer ph -10 un üstüne çıkarsa, madenin üzerinde korozyon mahsullerinden koruyucu bir tabaka teşekküleder veya demirin yüzey reaksiyon hızı demir daha pasif bir hale geldiği için azalır ve korozyon yavaşlar. Tabii sularda bulunan kimyevi maddeler, korozyon mahsulleri ile. reaksiyon neticesinde maden üzerinde koruyucu tabakalar r*eydana getirerek Şekil 6 daki eğrinin gidişine büyük ölçüde tesir icra edebilir. POLARİZASYON Bir korozyon hücresinde, elektrodlar arasında meydana gelen akımın yönüne tesir eden kuvvet, hücrenin anodu ile katodu arasındaki potansiyel fırkıdır. İkinci Kirşof kanunundan: emk = İR veya Ec Ea =ÎRe -flrm ki burada Re dev renin elektrolitik kısmına ait direnç, Rm devre- ş* nin madeni kısmına ait direnç, Ec katodun efektif potansiyeli, Ea anodun efektif potansiyeli ve I elektrodlar arasındaki akım hızıdır. Korozyon hücrelerindeki anod ve katod potansiyelleri hücredeki akım hızı ile değişebilir. Bu hâdiseye polarizasyon adı verilir, ve durum mekanik veya hidrolik sistemlerdeki sürtünme ile mukayese edilebilir. Korozyon hücresinde akım hızı artarsa anod ve katodun potansiyelleri müşterek bir değere yaklaşır. Her iki elektrodun polarizasyonu, anod potansiyellerinde katodik yönde, katod potansiyelinde ise anodik yönde bir değişme meydana getirecektir. Bu sebepten,aralarında birtakım meydana gelen korozyon hücreleri elektrodlarının potansiyel farkı, açık devrelerdeki potansiyel far- 10 MÜHENDİS ve MAKİNA - SENE 3 - SAYI 2ö - ARALIK 1959

12 kından umumiyetle düşüktür. Polarizasyonda bir artma, iki elektrod arasındaki potansiyel farkında ve netice itibariyle hücredeki akım hızında bir azalmaya tekabül eder. Muayyen şartlar altında ayrı anod ve kaiodların polarize edici karakteristikleri, elekt- Lodlar arasındaki akım hızını değiştirerek (Rm'i değiştirerek) ve buna tekabül eden potansiyel farkını ölçmek suretiyle tayin edilebilir. Şekil 7 de elektrodlan arasında muhtelif kıymette akımlar meydana gelen bir korozyon hücresinin anod ve katodundaki potansiyellerini bösteren bir çift tipik polarizasyon eğrisi verilmiştir. Eğrilerin ordinat eksenini kestiği noktalarda ordinat ekseni elektrodların devre potansiyellerini temsil eder. (Korozyon hücresinde akım yok) eğrilerinin kesiştiği nokta pratikte umumiyetle olduğu gibi elekrodların kısa olması halinde korozyon potansiyelleri ve korozyon akımını verir. Kesiksiz çizgilerle temsil edilen eğriler birbirinden (IRm) e eşit bir mesafe ile ayrılmıştır. Bu eğriler elektrodların ortasına yerleştirilmiş bir referans hücresinden potansiyellerin ölçülmesi suretiyle çıkarılabilir. Şekil 7 deki kesif çizgi ile temsil edilen eğriler ise, kendi korozyon hücreleri elektrodlarının hemen yakınına konulmuş sondaj elektrodlan vasıtasiyle elde edileceklerdir. Bunlar birbirinden (IRe - IRm) ye eşit uzaklıkta bulunur. f 1 t T r (al T ' w X r t*; Şekil 8 korrozyon kontrolü tipleri (a) >> I direnç knntrclıı, (b) katotlik kontrol (c) anedik kontrol (il) Uarujik kentrol (nııorilk ve katodik) Evvelce korozyon hızının, katod reaksiyonu, anod reaksiyonu veya her ikisinin hızı ile kontrol edilebileceğini söylemiştik. Korozyon hücrelerinde topu topu dört tip kontrol imkânı vardır. Bunlar şekil 8 de gösterilmiştir. Şekil 8a elektrodlar arasındaki akımın, bunların potansiyeline hiçbir tesir olmıyan rezistans kontrolünün kkdicli halini temsil eder. Koroayra hücresindeki akım, sistemin IRe ve IRttl'l İle sınırlanmıştır «ve her elektrodaki potansiyel o elektrod için açık devredeki potansiyelle eşit bir kıymette sabit kalır. Bu duruma su tesitatmda hiçbir zaman rastlanmaz. Şekil 8b. korozyon hücresindeki akımın katod polarizasyonu (ekim hızı ile potansiyelde değişme) tarafından sınırlanması halini temsil eder. Bu misalde korozyon "katodik kontrol" altındadır denir. Şekil 8c ve 8d, korozyon hızının, anod polarizasyonu (anodik kontrol) veya heriki elektrodun polarizasyonu ile kontrol, edilmesi halinde elde edilen polarizasyon eğrilerini gösterir. Hiç inhibitör bulunmayan sulu eriyiklerdeki demirin korozyonunda anod reaksiyon hıuı katoddaki depolarizasyon reaksiyonu hızından çok daha fazladır. Nötr veya hafif alkali ihtiva eden sularda korozyon hızı katodda toplanan oksijenin toplanma miktarı ile tamamiyle kontrol edilebilir. Bu yüzden birçok kasaba içme şu tesislerinde ve sanayide korozyon birinci derecede (Şekil 8b de gösterildiği gibi) katodik kontrol tesiri altındadır. Korozyon hızı katodun polarizasyon derecesi ile idare edilir. KOROZYONUN DAĞILIŞI Su içindeki demirin korozyon hızına tesir eden faktörleri gözden geçirdik; aynı ehemmiyeti haiz diğer faktörler, vukua gelmekte olan korozyonun dağılmasına tesir edenlerdir. Korozyon madenin bütün yüzeyinde üniform olarak yer alabilir veya bütün madenin kaybına sebep olabilecek şekilde nisbeten küçük bir sahada lokalize edilmiştir. Su içindeki bir madeni kontruksiyonun ömrü geniş ölçüde korozyomm kendisine duhul etmesine bağlıdır. Mevziî korozyon konstruksiyonda bazı noktalan zayıflatarak süratli bir şekilde tehlike yaratabilir. (Her nekadar korozyonla kaybolan maden miktarı az ise de) Suda demirin korozyon hızı umumiyetle katod reaksiyonu hızı ile kontrol edildiğinden, korozyon hücresinin anodunu korrozif ortamdan sadece kısmen koruyan koruyucu tabaka teşekkülü madenin eriyiğe geçmesine çok az miktarda tesir edebilir veya hiç tesiri olmaz. Bu hallerde, anodun kısmen korunması effektif anod sahasında bir azalmaya sebep olur ve neticede de muayyen bir kısmında korozyonu arttırarak konstrüksiyonda tehlikeli noktalar meydana getirir. *. (Devamı sayfa 30 da) MÜHENDİS ve MAKİN A - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK

13 Bakım Masraflarının Limiti Çeviren: Coşkun KÜLÜR Yazar bu makalesinde takım tezgâhlarının bakım masrafları için pratik bir nezaret metodu teklif etmektedir. Bu metod kolaylıkla diğer raakina kolları için de kabili tatbik olabilir. Bir atelyenin idaresi, ancak makinaların bakım masraflarına özel bir dikkat sarfetmek ve bu masraflar fazla kabarıpta haklı gösterilemiyecek külfetlere yol açmadan idarecilere haber vermekle, ekonomik olabilir. Eğer sanayiciler 10 yıldan fazla bir zamandır çalışan makinaların bir çoğunun kendi işletmeleri için büyük masraf kaynağı olduklarını bilseler herhalde hiç durmadan bu makinaların yerine derhal yenilerini koyacaklardır. Bu yeni makinalar ise kâr kaynağı olacaklardır. Bakım masrafları birbirine sıkıca bağlı iki görünüş altında mütalea edilmelidirler: Toplam bakım'masrafı; bu masraf kazanç imkanına göre değerlendirilecektir. Her makina için kabul edilebilir bakım masrafı Eğer safi kârın belirli bir seviyede kalması isteniyorsa toplam masraf belirli sınırlar içinde kalmalıdır. Buda her makinamn bakım masrafının belirli sınırlar (limitler) arasında kalmasını icap ettirir. Biz bu yazımızda bir nezaret sistemi teklif etmekteyiz. Bu sayede her makinamn bakım masrafları bilinebileceği gibi makinamn normal olarak nezaman değiştirilmesi icap ettiği de kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Bu sistem masrafları bilerek yapan işletmeci için özel bir alaka arz eder. Konstürüktör de yedek parça satışı için bazı fikirler elde edebilir. Bakım smırı Burada bakım bütçesinden - yani bütün fabrika için yıllık toplam bakım masrafı - kast edilen her makina için belirli bir masrafa tekabül eden umumi bir yekûndur. Yeni bir makinamn bakım masrafları eski bir makinanınkinden tabiatile daha düşüktür. O halde eski makinaların bakımına bir limit tesbit etmek yerinde olur. Böylece masrafın artmasına ve makina başına tesbit edilen ortalamayı geçmesine mâni olunabilir. 1 nolu tablo makinamn çalışma süresile beraber bakım masraflarının nasıl arttığını göstermektedir. İlk satır "Makinamn durumu" bir makinamn gerçek ömrü tükeninceye kadar hangi safhalardan geçtiğini göstermektedir. İkinci satır ise "Bakım bütçesi" bu safhalara tekabül eden masrafları göstermektedir. Bu masraflar bakım yönünden makinamn gerçek ömrü hitamında limite erişmektedirler. Bakım masrafları, bu limiti aşınca, aşırı olmaktadır. Çeşitli tipteki makinaların her biri için aylık bakım masraflarına bir limit tespiti mümkündür. Eğer bu limit her makinamn bakım masraflarının bulunduğu istatistik fişine işlenirse, aylık el emeği ve malzeme masraflarını bulup makinamn fişi üzerine işlemekle görevli memur aylık masrafların limiti aşıp aşmadığını kolayca görebilir ve icabında kısım şefini durumdan haberdar eder. Bu basit bir talimattır, ucuzdur ve tatbiki kolayca otomatikleşebilir. Böylece aşırı masrafa olan her temayül ortaya çıkar ve makina bakım fişleri idarenin esaslı bir unsuru olur. Şunu söylemek yerinde olur ki bazı bakım masrafları istisnai bir karakter arzederler. Meselâ 2 nolu şekilde gösterilen fiş üzerinde 1960 referans numarası frank tutan ve 12 ay dayanan bir tamirat franklık bir masrafa sebep olmuştur. Aynı mülahaza gelecek ayların her birinde de ortaya çıkacaktır. Limitler takım tezgâhı konstrüktörleri tarafından tanzim edilen tablolara işaretlenip müşterilere verilebilir; müşteriler böylece bakım masraflarının hangi andan itibaren arttığım müşahede edebilirler. Burada aynı tablolar satış işleriyle meşgul mühendisler tarafından da kullanılabilir. Bunlar müstehlike bakım masrafları çok fazla olan makinaları belirtmekte işe yarar. LİMİT tesbitinin esasları Limitlerin tesbitinde gözönüne alınacak faktörlerden biri muhakkak ki ortalama bakım masrafıdır. Bu da gayet basit olarak tesbit edilebilir. Meselâ bakım bütçesi yılda 12 milyon f ranksa, veya ayda 1 milyon franksa ve makinalara yapılan yatırım 200 milyon franksa her frank için harcanan meblâğ şu olacaktır: = 0,005 F. 12 MÜHENDİS ve MAKİKA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 1959

14 Tablo 1. Bakım masraflarına göre makinalann ömrü Makinamn durumu Bakım bütçesi Yeni Az Vasatın üstünde Vasatın altında _. A! Vasatın Vasat :,,, [ altında Tr, Vasatın Vasat....., î üstünde Gerçek ömrün nihayete ermesi Limit Yerine yenisi konmalıydı Fazla Aylar Ekim Kasım Aralık Aralık Ocak Şubak Mart Tablo 2. Makinalann bakım istatistik fişleri Referans No: El ücreti (Frank) iööö Kasım: Universal Frezeler Limit: F Malzeme masrafı (Frank) ÖÖ ilk masraf (frank) ~54ÖÖÖ Umumi masraf. (Yüzde) Toplam masraf (Frank) Ö Öyle ki 0,005 F, 1,00 F tutan ve normal şartlar altında çalışan bir makinamn aylık bakımına sarfedilecek ortlama meblâğ olacaktır. Eğer bu rakam bir makinamn değerine tatbik edilirse ve çalışma şartları bir rakkamla ifade edilebilirse, limitler hesaplanabilir. Makinamn değeri, yerine yenisini koyma fiatı olmayıp, frankın o günkü satın alma gücü nazarı itibare alınarak ayarlanan satın alma fiatı olmalıdır. Tek endişe fabrikanın varlığına bir zarar gelmemesi olmalıdır;, bunun için de frankın satın alma kabiliyeti gözönüne alınmalıdır. Zaten eski makinaların bir çoğunun benzer makinalarla değiştirilmesinin imkân olduğu bilinmektedir; dolayısiyle değiştirme fiatları da yalnış değerler olabilir. Çalışma şartları 3 nolu tabloda verilen aşınma katsayılarından faydalanılarak tesbit edilebilir. Aşınma katsayısı şöyle tarif edilebilir: Bir makinamn veya herhangi bir grubun aşınmasına tesir eden özel bir çalışma şartının tesirlerini ölçmeye yarayan rakkam. Elde edilen katsayıları birbirlerile çarparak belirli bir makina için aşınma faktörü elde edilir. Bütün makinalar için ortalama faktör ortalama çalışma şartlarının bir ölçüdür. Makinalann her birine ait olan faktörleri ortalama faktörlerle bölersek aşınma oranını buluruz. Bu rakkam bize makinamn ortalama aşınmaya nisbetle çok mu yoksa az mı bir aşınmaya maruz kaldığını gösterir. En nihayet bir makinamn ortalama bakım masrafına eriştikten sonra bakım masrafında nekadar bir artmaya müsaade edilebileceğine karar verilmelidir. Meselâ şöyle bir karar verilebilir: Gerçek masraflar makina değerinin her bir frankı için 0,005 değerinin iki katına yani 0,01 e yükseldiğinde sınıra erişilmiştir. Bu değer daha yüksek veya daha düşük olabilir. Bu faktör, ihtiyaca göre, makinaların sistematik ve tarafsız bir şekilde değiştirilmesini geciktirmek veya çabuklaştırmak için tadil edilebilir. Limitlerin hesabı: Limitlerin hesabı için 4 nolu şekle benzer bir tablo tanzim edilir. No: 1 deki makina için F x 0,01 F x 0,12 = F (ayda) bulunur. Makinamn değeri F d ir. 0,01 her makina değerinin frank başına ortalama bakım masrafının iki katıdır ve 0,12 aşınma faktörü olan 4 ün ortalama aşınma faktörü olan 33,6 ile bölünmesinden elde edilen aşınma oranıdır. No: 10 daki makina için aşağıdaki aşınma katsayıları 3 noiu tablodan alınmıştır. Makinamn yalnız 8 saatlik bir postanın çalışması esnasındaki kullanılması (Tablo 3 no 1 ) 1,2 gibi bir aşınma katsayısı verir; Yükün devamlı olarak değişmesi (no 2) 2,4; hafif titreşimler (no 3) 2,0; zorlanma (no 4) yüksektir: 1,6, makina önemlidir (no 15) katsayı 1,4. Bunları birbiriyle çarparsak 1,2 x 2,4 x 2,0 x 1,6 x 1,4 = 12,9 Aşın MÜHENDİS ve MAKİNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK

15 Posta No: Günlük kullanma Yük Titreşimler Çalışma Kapasite (l/dakika) Kavitasyon Aşınma Tablo 3. Aşınma Katşayılan Çalışma şartlan Aşındırıcı madde yüzdesi (Aşındırma) Sıcaklık değişmesi Hız. Erozyon Açık havada kullanma Çalışanların ihtimamı Uygun olmayan malzeme kullanılması Malzemenin önemi Tarif 8 Saat saat 24 saat Sabit Değişken Mütemadiyen değişiyor Mürerrer darbe Hiç yok Hafif Vasat Kuvvetli Az Vasat Çok Hiç yok Hafif Vasat Kuvvetli Hiç yok Hafif Vasat Kuvvetli Hiç yok Zayıf İhmal edilebilir Artan Ani Zayıf Vasat Yüksek Hiç yok Zayıf Vasat Kuvvetli Yaz Kış îyi Kötü Kritik olmayan Yan kritik kritik it' 1 " Aşınma katsayısı 1,2 2,6 4,0 1,2 1,7 2,4.3,6 1,0 2,0 3,0 4,0 1,1 1,3 1,6 1,2 1,4 1,6 ı,ö 1,3 1,7 2,2 ı,ö 2,0 4,0 8,0 1,0 1,2 1,0 1,3 2,5 1,1 1,2 1,3 1,0 1,1 1,5 2,0 1,2 1,4 1,0 1,5 2,0 1,0 1,2 1,4 MÜHENDİS ve MAKİNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 1959

16 ma faktörü takriben 13 tür. Dolayısiyle limit şöyle tespit edilebilir: P x 0,01 F x 0,39 = F (Ayda). 0,39 rakkamı 13 ü ortalama aşınma faktörü olan 33,6 ile bölerek elde edilen aşınma oranıdır. Bu hesaplardan şu anlaşılmaktadır ki aşınma katsayıları tablosu bir kere tanzim edildikten sonra limitlerin tesbiti gayet kolay olmaktadır. Bakım masraflarının bu metodla incelenmesinin sağladığı avantajlar gözönüne alınırsa aşınma katsayıları tablosunun tanzimi gayet cüzi bir emek sarfına sebep olmaktadır. Aylık limitler toplamı olan (4 nolu tabloda işaret edilen) F aylık bakım bütçesinin (1 milyon F) iki katından fazladır. Bu bir hata gibi gözükebilir, zira toplam limit ve aylık bütçe arasında limiti aylık ortalama bakım masrafının iki katı olarak tesbit eden karara uygun olmak üzere sabit bir münasebet olması gerekmektedir. Pratikte aşınma katsayıları yardımıyla toplam limit aylık bütçesinin iki katın-r dan eksik veya fazla olabilir. Bu cinsten bir farkın önemi yoktur. Çünkü iki mefhumunda ifade ettiği manâlar farklıdır: Limitler masrafların ne zaman durdurulması icap ettiğini bildirir bütçe ise harcanacak yekûnu belirtir. Bütün limitlere aynı anda erişildiğini farzetmek pratik bir ihtimal değildir ve gözönüne alınması icap etmez. Aşınma faktörünün tebiti Aşınma katsayıları bakım mütehassıslarının fikirlerine, katalog ve el kitaplarındaki malûmatlara, lâboratuvar deneylerine, ciddi bakım istatistiklerine veya bütün bu donelerin birleştirilmesine istinad edilerek tesbit edilebi- 1o Zo 3o AŞIMA FAKTORLEKI Şekli 1. revizyonların sıklığı ile karşılaştırılarak aşınma faktörlerinin doğrulumunu kontrol için kulla uüan grafik. lir. Mümkün oldukça her defasında 3 nolu tab loda kullanılan zayıf, vasat, yüksek, ihmal edi lebilir, artan ve ani terimleri müsbet vesika il( tarif edilmeli ve bu vesikalar bir el kitabına* toplanmalıdır. Çeşitli malzemenin farklı derecelerde titre simlerin, aşınmanın, yüklerin ve diğer çalışmı faktörlerinin tesiri altındaki aşınmasını gös teren tablolar aşınma katsayısı tablosu yapaca! mühendise çok faydalı olacaktır. Tablo 4 Makina başına bakım masraflarının Maklna No. Frank olarak değeri Aşınma faktörü Aşınma oranı Frank olarak aylık limiti ü ,12 0,74 0,51 1,46 1,93 0,83 1,07 1,64 1,31 0, Toplam ' Ortalama aşınma faktörü 33,6 fc, MÜHENDİS ve MAKÎNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 1959

17 Bu katsayıların doğruluğu b nolu şekilde verilen eğriye benzer bir eğriyle kontrol edilebilir. Belirli çalışma şartlariyle revizyonların frekansı arasında normal olarak mevcut olan bağıntı bu eğride esas alınmıştır. Çalışma şartları GO faktörü ile karakterize edilen makina 6 ayda bir revizyona ihtiyaç gösterebilir. Bunun yarısı kadar bir yıpranmaya maruz kalsaydı (faktör 30) yalnız yılda bir revizyona ihtiyaç gösterecekti. Bu eğriyi aşınma katsayıları hesabının başlangıcında mümkün olduğu kadar erken çizmek iyidir. Bunun için en fazla aşınmaya maruz kalmış makina seçilir. Bu makinanın revizyonlarının frekansı normal olarak bilindiği için tecrübeye dayanarak eğrinin* en sağdaki noktası tesbit edilebilir. Diğer bütün makinaların revizyon frekansı ve faktörleri de çok küçük toleransla bu grafiğe yazılabilir. Grafik, tamamlandığında çalışan bütün makinaların muayene frekanslarının tesbiti için kullanılabilir. Bilhassa şimdiye kadar hiç kullanılmamış tipten bir makina fabrikaya getirildiğinde bu grafik gayet faydalı olabilir: Muayenelerin ve re-. vizyonların frekansını tesbite yarar ki bu da makinanın en az boş kalmasını ve en az bakım masrafıyla çalışmasını temin eder. Diğer taraftan kontruktör de normal hale sokulmuş grafikle müşteriye gerekli muayene ve revizyon frekansları hakkında (Yeni makina için) bilgi verebilir. Muayyen e ve revizyon terimleri yapılan işe göre net bir ifade kazanmalıdır. Aşınma faktörleri hesabı takım tezgâhları endüstrisinde basitleştirilmiştir. Çünkü paralel ve rovelver tornalar ve diğer bir çok tezgâhlar benzer şartlar altında çalışmaktadırlar. Bu çeşit durumlarda aşınma faktörü her makina için değil de her makina tipi hesaplanmalıdır. Limitten sonrası Limiti dolduran bir makina bakım yönünden kullanılmaz olarak bildirilmişse eskilik ve bu eskiliğin yenileme programına dolayısiyle bakım bütçesine aksetmesini ölçmek üzere artık bildiğimiz metoda göre çok faydalı rakkamlar Tablo 6 Bakım masraflarınım ve dde edilebilir.. İlk önce kullanılamıyacak olarak bildirilen makinaların istatistiki bakım fişleri muntazam aralıklarla incelenirler ve müşterek bir tablonun yapılmasına yararlar. Makina tipine ve atölyelere göre toplam olarak kullanılma dışı makinaların sayımı yapılır. Bu rakamların her kategorideki kullanılabilir durumda bulunan makina sayısına olan yaklaşıklığı eskilik hakkında bir fikir verir. Daha sonra 6 nolu tabloda olduğu gibi kullanılma dışı bildirilen makinaların bakım masraflarının mukayesesi yapılır. Bu mukayese her tip makina için atelye veya kısım için yapılabilir. Verilen misalde kullanılma dışı bildirilen makinaların kullanılmasından doğan bakım masrafları 276 x F = P (ayda) dolayısiyle F lık masrafların aylık toplamının % 17,5 una kadar yükselecektir F lik yekûnu ile F arasındaki farktır. Muntazam aralıklarla bu çeşit bilgilerin mukayesesi bir yöne veya diğer yöne bir temayül gösterirse yenilemeyi hızlandırmak veya bakım bütçesini tekrar gözden geçirmek lüzumu hasıl olacaktır. Limit ve yerin yenisini koyma kararı İstatistik fişleri üzerine işlenen limitlerin gayesi harcanan aşırı bakım masraflarını derhal belirtmektir. Aynı zamanda aşırı masrafları önlemeye de yararlar. Bir makina önemli bir tamirata ihtiyaç gösterdiği zaman malzemenin sorumlusu bu tamirin keşfinin makinayı limitten öteye götürüp götürmediğini anlamak için istatistik fişlerini gözden geçirecektir. Bu durumda tamirden vazgeçilip makinanın yerine yenisini koymak kararı da verilebilir. Bu şekildeki para kaybına sebebiyet veren önemli tamirler önlenmiş olur. Herhangi Önemli bir tamirin, eğer bütün masraf tamirin yapıldığı ayda mahsup edilmişse, bir makinayı limitin ötesine sürükliyebileceği a- şikârdır. Böyle bir masraf, tamir durumunun tahmini süresine göre değişen, aylara taksim edilmelidir. Bu şekilde masraflarının aylık top- makinaların durumunun mukayesesi Makina sayısı Toplam yüzdesi Maldnalarm durumu i Aylık bakım masrafları Frank olarak Toplam ytadesl Makina başına frank olarak ortalama masrafı Kötü iyi Çeşitli MÜHENDİS ve MA.KÎNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 1059

18 Yangm Söndürme Cihazları ve Karbondioksit Tüpleri Yazan: A. Fikret UĞUZ Yangınların çeşitli olmasından ötürü yangın söndürme cihazlarının da değişik olarak i- mal edilmesi icap etmektedir. Zira her çeşit, yangına karşı aynı derecede tesirli olarak kullanılabilecek bir tip, henüz piyasaya sürülmemiştir. Yangınlar başlıca üç çeşittir. 1 Be:izin ve yağ gibi parlayıcı sıvıların yangını: Böyle bir yangında yanan kısırn sıvının buharı olup sıvının kendisinin yangın, ile bir alâkası yoktur. Buharlaşma, sıvının hava ile temaslı üst kısmında vuku bulduğundan, bu çeşit yangını söndürmek için sıvının üst sathını yanıcı olmıyan bir örtü tabakası ile örtmek lâzımdır. Bu suretle yangın bir defa söndürüldüğünde örtü tabakası kalksa bile yeniden başlamaz. Devam eden bir yangında sıvının üst sathının soğutulması ile buharlaşmanın da azalacağı tabiidir. Fakat buharlaşma kesilmiyeceğinden yangm devam edecek ve bu kısmı tekrar ısıtacağından soğutmanın bir tesiri olmayacaktır. O halde böyle bir yangında kullanılacak yangın söndüımo cihazında soğutma tesiri aranmaz. Yalnız, örttüğü kısımdaki örtü tabakasının, bütün yangın yeri örtülünceye kadar yerinde kalması istenir. Bunun için de örtü tabakası- lamı atölye veya kısımlara ayrılmış şekilde istatistik fişleri üzerinde kolayca görülebilir. Limitlerin değiştirilmesi Limitlerin değiştirilmesi çok vakit alan bir iş değildir. Bununla beraber lüzum olmadıkça bu değiştirmeye baş vurulmamalıdır. Lüzumlu haller şunlar olabilir: Kullanma şartları esaslı surette ve kati olarak değişirse Bakım bütçesi önemli ve kati şekilde değişirse Normal olarak, frankın satın alma gücü değişirse limitleri değiştirmeye lüzum yoktur; çünkü 0,01 (kullanılan sabit) bakım bütçesi ile makina yatırımı arasındaki oranın iki katıdır. Neticeler Bakım masrafları ve aşınma faktörleri hesabı metodunun, pratikteki bakım bütçesine bağlı olarak, bazı avantajlarını hülâsa etmek istersek onları şöyle sıralayabiliriz: 1 Uygun olmayan tamirler giderilmiştir. nın havadan ağır olması lâzımdır. Bugün kullanılan yangın söndürme cihazlarında bu örtü tabakası karbondioksit gazı ile temin edilmektedir. 2 Tahta, kağıt, tekstil gibi serbest yanı cı maddelerin yangını: Böyle bir yangında yanan kısım malzemenin buharı olmayıp bizzat kendisidir ve malzeme yanarken içeriye doğru kendisim ısıtmakta ve muayyen sıcaklığa gelince de orası yanmakta, böylece yangın malzemenin içine doğru sirayet etmektedir. O halde böyle bir yangını söndürmek için sadece alevin üstünü yanıcı olmıyan bir örtü tabakası ile örterek alevi söndürmek kâfi değildir. Zira bu örtü tabakası kalktığında yeter derecede sıcak bulunan kütle, hava ile temas edince yeniden alev alabilir. Bu sebepten, aynı zamanda yanan malzemeyi de soğutmak icap etmektedir. Böylece örtü tabakası ile alev sönmekte ve malzeme soğuyarak sıcaklığı, yeniden tutuşabilmesi için lâzım gelen tutuşma sıcaklığının alıma düşmek suretiyle tekrar tutuşması önlenmektedir, örtü tabakasının vazifesini gördüğü müddet, nekadar uzun olursa malzemenin bu arada kendi kendine soğuması da o kadar çok Bu bir para ekonomisidir. 2 Yatırılan sermayelerin en iyi kullanılması temin edilmiştir. (Makinalar faydalı süreleri dışında kullanılmadığı için gizli ve fuzuli masraflara sebebiyet vermezler). 3 Makinaların yenileştirilmesi programı muvazeneli bir şekilde tanzim edilmiştir. 4 Ölçülebilen faktörler sayesinde bakım ve yenileme bütçelerinin çabucak tanzimi sağlanmıştır. 5 Atölye veya kısımların randımanlarının değerlendirilmesi için bir karşılaştırma usulü elde edilmiştir. 6 Şimdiye kadar hiç kullanılmamış tipte makinalar için kontrol ve revizyon programlan hazırlanması imkânı hasıl olmuştur. Makina kontrüktörleri için bu metod müsbet ve kıymetli deliller ortaya koyar. Bu suretle konstrüktörler de eski makina kullananları (ki bunların bütün gücü ataletten doğan bir mukavemettir) yenme imkânı bulurlar. MÜHENDİS ve MAKİNA - SENE 3 - SAYI 20 - ARALIK

19 olacağından örtü tabakasının durma müddeti soğutma tesirini de göstermektedir. O halde böyle bir yangında kullanılacak yangın söndürme cihazından; hem havadan ağır, yanıcı olmayan ve uzun müddet durabilen bir örtü tabakası teşkil etmesi, hem. de soğutma tesiri göstermesi istenir. Bugün kullanılan yangın söndürme cihazlarında böyle bir örtü tabakası ekseri karbondioksit köpüğü veya gazı ile, soğutma tesiri de su ile temin edilmektedir. 3 Elektrik akımı taşıyan teçhizatın yangını: Böyle bir yangın esas olarak ikinci tip yangına benzer. Fakat yangını doğurucu faktörlerden en mühimi elektrik kontağı olduğundan yangını söndürmek için kullanılacak madde e- lektrik kontağına sebebiyet verebilecek iletken bir madde olmamalıdır. O halde "böyle bir yangında kullanılacak yangın söndürme ciha zindan aranacak en mühim vasıf, iletken olmayan bir madde kullanmasıdır. Yangın söndürme cihazları kullanılacakları yere göre çok çeşitli tiplerde imal edilmektedir. Bunlardan başlıcalan şunlardır: 1 Korbondioksitli yangın söndürme cihazı. Bu cihaz; emniyet subabı, musluk ve marpuç ile teçhiz edilmiş ve Karbondioksit (Co») ile dolu bir tüpten ibarettir. Karbondioksit, sıvı halinde doldurulabilmesi için basınç yeter derecede yüksek tutulmuştur. (70-90 Atm). Tüp içindeki karbondioksit tamamen sıvı halindedir. Musluğu açıldığında sıvı halindeki karbondioksit buharlaşarak gaz haline geçer ve marpuçtan dışarı püskürür. Karbondioksit gazı havadan ağır olduğundan (O C ve 1 Atm de havanın yoğunluğu Kg/m 3 karbondioksitin Km/m 3 ) püskürtüldüğü yerin üzerinde bir örtü tabakası teşkil ederek kalır ve dolayısiyle o yerin hava ile temasını keser. Karbondioksit gazı yanıcı olmadığından ve püskürtüldüğü yerin üzerinde bir örtü tabakası teşkil ederek o kısmın hava ile temasını kestiğinden böyle bir cihaz parlayıcı sıvıların yangınında tesirli ve fakat karbondioksit gazının örtü tabakası rüzgâr gibi sebeplerle çabuk dağılacağından ve ayrıca soğutma etkisi de göstermediğinden tahta gibi adi yangınlarda tesirli değildir. Karbondioksit gazı iletken olmadığından elektrik yangınlarında da tesirlidir. - Karbondioksitin takribi fiyatı 2.00 TL./ Kg. dır., Karbondioksit tüpleri hakkında tafsilâtlı malûmat "Karbondioksit Tüpleri" kısmında verilmiştir. 2 Karbontetra Klorürlü tip yangın söndürme cihazı : Karbon tetraklörürün (CC14) ergime. sıcaklığı C, ergime ısısı 644 Kal/Mol, kaynama sıcaklığı C, kaynama ısısı 7280 Kal/Mol, Molekül ağırlığı Gr., yoğunluğu (25 C de iken 4"Cdeki suya nazaran), dır. Bu cihaz karbontetraklorürü havi bir tüp ile gerekli teçhizattan ibarettir Karbontetraklorür yangına püskürtül düğünde yüksek sıcaklık sebebiyle buharlaşır ve yangının üzerinde yanıcı olmıyan bir örtü tabakas: teşkil eder. Karbontetraklorür buharı, karbondioksitten 3.5 misli daha ağır olduğundan ve iletken olmadığından karbondioksitin kullanıldığı yerlerde daha tesirli olarak iş görür. Kar bontetraklorür buharının içinde su buharı olmadığından tahta, kumaş, ve döşemeye zarar vermez. O halde karbontetraklorürlü tip yangın söndürme cihazı evlerdeki küçük yangınlarda, benzin ve yağ gibi parlayıcı sıvıların yangınlarında, elektrik yangınlarında tesirli olup bu sebepten evlerde bulundurulur ve otomobil, uçak, trenlerde taşınr. Karbontetraklorür çok yüksek sıcaklıkta havanın oksijeni ile birleşerek zehirli bir gaz olan fosgen (COCL) husule getirirse de bunun miktarı zararlı olacak derecede fazla değildir. Fakat kapalı yerlerdeki yangınlarda bu cihazı kullanan kimseye zarar verebilir. Ayrıca karbontetraklorür yüksek sıcaklıkta ayngmca kloridrikasit (HCI) buharı meydana getirir Bu ise rutubetli yerlerde malzemeye tesir e- der. Bu bakımdan cihazın kullanılmasında bu hususlara dikkat edilmelidir. Karbontetraklorürün kaynama noktası yüksek olduğundan adi sıcaklıklarda sıvı haldedir ve dolayısıyla tüpün yüksek basınçlı olmasına lüzum yoktur. Donma sıcaklığı da düşük olduğundan tüpün donmaya karşı muhafazasına lüzum yoktur. Karbontetraklorürün takribi fiatı 15 TL. Kg. dır. 3 Köpüklü tip yangın söndürme cihazı. Bu cihaz, karıştırılınca kimyasal olay neticesi içinde karbondioksit habbecikleri bulunan, bir köpük tabakası husule getiren iki eriyiği ihtiva eden bir tüp ile gerekli teçhizattan ibarettir. Bu eriyiklerden biri sodyumbikarbonatm sudaki eriyiği ile köpük yapıcı eleman (mesela Lieorice yani meyan kökü hülasası), diğeri de aliminyumsulfatın sudaki eriyiğidir. Bu iki eriyik biribirine karışınca sodyumsulfat, aliminyumhidroksit ve karbondioksit meydana gelir. Husule gelen karbodioksit gazı tüp içindi bir basınç husule getirerek, eriyikleri dışarı püskürtür. 18 MÜHENDİS ve MAKÎNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 1959

20 6 NaHCO -I- Al. (SCM. -" 3Na:S0. +2AI (OH), -i 6 CO^ 20"C de b ulunan bir litre suda sodyumbikarbonatm erime miktarı 95,77 gram. Aliminyumsulfatın ise gram ve ayrıca NaHCO. ün Mol ağırlığı : 84.OL Al (SO0-: " " CO.- " " olduğuna göre Bir litre sodyumbikarbonat eriyiğine tekabül eden aliminyumsulfat eriyiğinin hacmi: x Litre dir. 6 x x Bir litre sodyumbikarbonat eriğinden hasıl olan karbondioksit gazının ağırlığı is( x = 50 Gram 6 x Kimyevi olay sonucu olarak çıkan bu karbondioksit gazı köpük yapıcı elemanın tesiriyle habbecikler halinde yangının üzerinde devamlı bir köpük tabakası meydana getirir ve böylece yangının hava. ile temasnıı keser. Yangına püskürtülen eriyikler içerisinde bulunan su de hem ıslatmak suretiyle malzemelerin yanmasını güçleştirir hem de yüksek sıcaklık sebebiyle buharlaşırken etrafından ısı alarak soğutucu tesir gösterir. Sodyumsülfat ve aliminyumhidroksit eriyikleri ise iletkendir. Bu sebeplerden ötürü köpüklü tip yangın söndürme cihazı tahta, kâğıt, tekstil gibi serbest yanıcı maddelerin yangınla* rında ve benzin, yağ gibi parlayıcı sıvıların yangınlarında tesirli olup eletrik akımı yangınlarında kullanılmamalıdır. Sodyumbikarbonat eriyiğinin aliminyum sülfat eriyiklerinin donma noktaları düşük olduğundan böyle bir cihaz donmaya karşı muhafaza edilmelidir. Aliminyumsulfat ve sodyumbikarbonat adi sıcaklıklarda sıvı*, halde olduklarından ve çalışma esnasında karbondioksit gazı sebebiyle husule gelen basınç çok fazla yük- MÜHENDİS vo MAKİN A - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK

21 sek olmadığından böyle bir yangın söndürme tüpünün 25 Atm. gibi orta basınca dayanıklı olarak imâl edilmesi kâfidir. Sodyumbikarbonatın takribi fiatı 2 TL- Aliminyumsulfatın ise 30 TL,/Kg. dır. 4 Soda ve asitli tip yangın söndürme cihazı. Bu cihaz, karıştırılınca kimyasal olay neticesi karbondioksit gazı ile su husule getiren, iki eriyiği ihtiva eden bir tüp ile gerekli teçhizattan ibarettir. Bu eriyiklerden biri sodyumbikarbonatın sudaki doymuş eriyiği, diğeri de derişik sülfirik asittir. Bu iki eriyik birbirine karışınca karbondioksit, su ve sodyumsulfat meydana gelir. Husule gelen karbondioksit gazı tüp içinde bir basınç doğurarak eriyikleri dışarı püskürtür. 2HaHCO 3 + Hm = Na=SO. + H=O + 2CO 20 C de bulunan bir litre suda sodyumbikarbonatın erime miktarı gram, ve ayrıca NaHCO» ün Mol ağırlığı gr. &SO«98.08 CO= HıSO. Özgül ağırlığı Kg./ Litre olduğuna göre Bir litre sodyumbikarbonat eriyiğine tekabül eden sülfirik asitin hacmi: 95.77x98.08 = Litre 2 x x Bir Kg. sodyumbikarbonat eriyiğine tekabül eden sülfirik asitin ağırlığı: 1 x == Kg. 2 x Bir litre sodyumbikarbonat eriyiğinden husule gelen karbondioksit gazının ağırlığı: 95.77x2x44.01 = 50 gram dır. 2 x Kimyevi olay mahsulü ortaya çıkan karbondioksit gazı yangının üzerinde bir örtü tabakası meydana getirerek yangının hava ile temasını keser. Bu örtü tabakasının, yangın tarafından dışarıya sürüklenmesinin önüne geçmek için sodyumbikarbonat eriyiğinin içine ekseri "Licorice yani meyan kökü hülâsası" ilâve edilerek karbondioksitin biribirine yapışık habbecikler şekline girmesi sağlanır. Fakat bu köpük, köpüklü tip yangın söndürme cihazındakine nisbetle daha az sabit olduğundan ve miktarı da az olduğundan tesiri fazla değildir. Eriyiğin içinde bulunan su ise nemlendirme ve soğutma tesiri yapar. Sodyumsulfat eriyiği ise elektriki iletkendir. Bu sebeplerden ötürü soda ve asitli tip yangın söndürme cihazı tahta, kâğıt, tekstil gibi serbest yanıcı maddelerin yangınlarında tesirli, benzin, yağ gibi parlayıcı sıvıların yangınlarında tesirli olmayıp elektrik yangınlarında da kullanılmamalıdır. Sodyumbikarbonat eriyiğinin ve sülfirik asitin donma noktası düşük olduğundan böyle bir cihaz donmaya karşı muhafaza edilmelidir. Sodyumbikarbonat eriyiği ve sülfirik asit âdi sıcaklıklarda sıvı halinde olduklarından ve çalışma ecnasında karbondioksit gazı sebebiyle lışma esnasında karbondioksit gazı sebebiyle husule gelen basınç çok fazla yüksek olmadığından böyle bir yangın söndürme tüpünün 35 Atm. gibi orta basınca dayanıklı olarak imal edilmesi kâfidir. Sodyumbikarbonatın takribi fiatı 2 TL/Kg., sülfirik asitin ise 0.70 TL/Kg. dır. 5 - Tozlu yangın söndürme cihazı. Bu cihaz, yangın ile temasında kimyasal o- lay neticesi karbondioksit gazı husule getiren bir tozu havi, toz tüpü ile bu tozu püskürtmeye yarayan basınçlı hava (veya daha iyisi karbondioksit) dolu bir basınç tüpü ve gerekli teçhizattan ibarettir. Kimyevi toz olarak sodyumbikarbonat kullanılır. Kimyasal olay neticesi sodyumkarbonat, su ve karbondioksit husule gelir. 2NaHCO. = No. CO* -f H= O + CO» NaHCO» ün özgül ağırlığı 2.20 Kg./Lt. NaHCO. Mol Gr. CO H»O olduğuna göre Bir Kg. sodyumbikarbonat tozundan hasıl olan karbondioksit gazının ve suyun ağırlığı: = Kg. CO: ve 2 x =0.107 Kg. H.0 2 x Bir litre sodyumbikarbonat tozundan hasıl olan karbondioksit gazının ve suyun ağırlığı: 2.2 x = Kg CO* ve 2 x x ,236 Kg IL-0 dur. 2 x Karbondioksit gazı kimyevi tozun yangın ile temasından husule geldiğinden hemen o sahadaki alevin üzerini Örterek yangının hava ile temasını keser. Yeniden parlamaya meyyal mıntıkada sıcaklığın tesiriyle kimyasal olay cere- 20 MÜHENDİS ve MAKtNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 1959

22 DOYMUŞ CETVEL 1 CO. BUHARI ÖZELLİKLERİ Sıcaklık Basınç Sıvı Özgül Doymuş Buhar F C lb/iıv Atın. lb/ft' Atnı. lb/ft 3 Atm. 20 t -10 o! 8! i <5ö ,9 * 3, S : :"A , i yan edip karbondioksit meydana geleceğinden parlama olmaz. Bu sebepten örtü tabakası devamlıdır. Örtü tabakasının devamlı olması ise soğutma tesiri gösterecek ve husule gelen su da buna yardım edecektir. Sodyumkarbonat ise eriyik halinde olmayıp katı halde olduğundan elektriki iletken değildir. Bu bakımdan tozlu yangın söndürme cihazı benzin, yağ gibi parlayıcı sıvıların yangınında, tahta, kâğıt, tekstil gibi serbest yanıcı maddelerin yangınında ve ayni zamanda elektrik yangınlarında tesirlidir. Toz tüpünün içerisindeki kimyevi madde toz halinde bulunduğundan toz tüpünün donmaya karşı muhafazasına lüzum yoktur. Basınç tüpünden gelen hava veya karbondioksit toz tüpüne girerken genişleyeceğinden basıncı düşecektir, bu sebepten toz tüpünün 35 Atm. gibi orta basınca dayanıklı olarak imâl edilmesi kâfidir. Basınç tüpünün hava ile doldurulması halinde 150 Atm. gibi yüksek basınca dayanıklı olması lâzımdır. Donmaya karşı muhafazasına lüzum yoktur. Karbondioksitle doldurulması halinde karbondioksit tüpleri gibi olmalıdır. Sodyumbikarbonatm takribi fiatı 2.00 TL/ Kg., Karbondioksitin 2.00 TL/Kg. dır. KARBONDİOKSİT TÜPLERİ Karbondioksitin evsafı iyice tetkik edilmeden karbondioksit tüpleri hakkında bir yorumda bulunulamaz. Bu sebepten ilkin karbon dioksitin evsafı ve sonra da karbondioksit tüpleri incelenecektir. Karbondioksit normal şartlar altınca (1 Atm. ve 0 C) molekül hacmi litre ve özgül ağırlığı Kg/m 8 olan bir gazdır. Molekül ağırlığı gr. ve 1 Atm. basınçta kaynama noktası -78.5"C, buharlaşma ısısı 6030 Kal/ Mol, erime noktası C (5.2 Atm. de -56.6"C), erime ısısı 1900 Kal/Mol dür. Kaynama noktası erime noktasından daha yüksek değil, bilâkis daha düşüktür. Bu sebepten normal basınçta sıvı halinde bulunamaz. Basıncın arttırılması ile erime noktası diğer cisimlerde olduğu gibi takriben Sabit kalır ve fakat kaynama noktası (gene diğer cisimlerde olduğu gibi) yükselir. Bu bakımdan meselâ basınç 15 Atm. e çıktığında kaynama noktası da yükselerek -29 C olmuştur. Yani 15 Atm. basınç altında bulunan karbondioksitin sıcaklığı düşürülürse -29 C de sıvı haline ve takriben -56 C de de katı haline geçer. Halbuki 1 Atm. basınç altında gaz halinde iken sıcaklığı düşürülürse C ye kadar gaz halinde kalacak ve bu sıcaktıkta katı hale geçecektir.cetvel 1 de muhtelif sıcaklıklarda sabit tutulan karbondioksit gazını sıvı haline getirebilmek için lâzım gelen sıvılaştırma basınçları bir tablo halinde gösterilmiştir. Basınç bu değere erişince karbondioksit gazı dışarıya ısı vererek (Kendisinin sıcaklığı sabit tutulduğundan) sıvılaşmaya başlar. Toplam buharlaşma ısısını verince tamamen sıvı haline gelir. Bu muhtelif sıcaklık derecelerinde tutulan ve bunlara tekabül eden sıvılaştırma basınçları altında bulunan karbondioksitin gaz ve sıvı hallerindeki özgül ağırlıkları da gene cetvel 1 de gösterilmiştir. Cetvel 1 de verilen değerlere göre şekil 1 de "Sı- MÜHENDİS ve MAKİNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK

23 caklık - sıvılaştırma basıncı" ve "sıvılaştırma basıncı altında karbondioksit doymuş buharı ve sıvısının özgül ağırlığı" grafikleri çizilmiştir. Grafikten görülebileceği gibi karbondioksitin kritik sıcaklığı 31.1 C dir. Yani sıcaklık bu değerden yüksek olduğunda basınç nekadar büyük olursa olsun karbondioksit gazı artık sıvı haline geçemez. Muhtelif sıcaklık ve bar»nçlarda bulunan karbondioksitin sıkıştırılabilme katsayısı (f) cetvel 2 de gösterilmiştir. 1 Kg. gazın t sıcaklığı ve p basıncındaki hacmi (m 3 ) Vo : O C ve 1 Atm. de gazın Mol hacmi (CO= için m 3 ) do P Gazın özgül ağırlığı. (Kg/m 3 ) Gazın basıncı (Atm) M. A Gazın Mol ağırlığı (CO= için 0.p4401 Kg.) Gazın sıkıştırılabilme katsayısı f vo 1 v =., d = olduğuna göre p MA v p M.A. d = bulunur, f Vo Muhtelif sıcaklık ve basınçlarda bulunan karbondioksitin özgül ağırlığı yukarıdaki formülden hesaplanarak gene Cetvel 2 de gösterilmiştir. Cetvel 2 deki değerlere göre Şekil 2 de "Muhtelif sıcaklıklar için Basınç - özgül ağırlık" grafiği çizilmiştir. Bu grafik üzerindeki kritik sıcaklığa tekabül eden eğri evvelce izah edildiği gibi sıvı durumu ile gaz durumunu ayıran eğri olup bu eğrinin üzerinde karbondioksit sıvı halinde, bu eğrinin altında ise gaz halindedir. Bu kritik sıcaklık eğrisinin altındaki eğriler (kritik sıcaklıktan yüksek sıcaklıklara tekabül eden eğriler) boyunca karbondioksit tamamen gaz halinde olduğundan bu eğriler süreklidir. Halbuki kritik sıcaklığın üstündeki eğrilerde (kritik sıcaklıktan düşük sıcaklıklara tekabül eden eğrilerde) karbondioksit ilkin sıvı halinde olup basıncı azaldıkça özgül ağırlığı da.sürekli olarak azalmaktadır. Fakat basınç sıvılaştırma basıncına düştüğünde sıvı haldeki karbondioksit dışarıdan ısı "alarak buharlaşmaya başiamakta ve toplam buharlaşma ısısını aldığında da tamamen doymuş buhar haline gelmektedir. Bu sıvı halden gaz haline geçiş aynı sıvılaştırma basıncı altında olduğundan ve her iki hale tekabül eden özgül ağırlıklar arasındaki fark da çok büyük olduğundan eğriler yüksek basınçlardan sıvılaştırma basıncına kadar sürekli olarak geldikleri halde bu basınçta kesiklik yaparak düşey olarak aşağıya inmektedirler. Düşey olarak inen bu eğriler doymuş CO= buharına tekabül eden noktaya geldiklerinde tekrar kesiklik yaparak CO gazı eğrisi olarak devam ederler. Şekil 1 ve 2 yardımıyla karbondioksit tüplerine ait birçok problemler çözülebilir. Misal 1 Üzerinde 47.2 Kg. boş ağırlığında olduğu, ve 250 Atîîn. basınca dayanıklı bulunduğu ve içine 20.7 Kg. Karbondioksit doldurulacağı yazılı ve ölçülerek iç hacmi 26 litre bulunan bir tüp için: 1 Tüp içindeki karbondioksitin özgül ağırlığı : p 20.7 d = == = 796 Kg./m 3 v Bu tüpü tamamen sıvı karbondioksitle doldurmak için en düşük sıcaklık ve bu sıcaklıkta icap eden basınç : Şekil 1 de sıvıîaşmanın bitim eğrisi üzerinden d = 796 Kg/m 3 değerine t = 17, ve p = 52 Atm. tekabül eder. 3 Durum 2 deki gibi doldurulmuş olan bir tüpün sıcaklığı arttırılırsa veya düşürülürse ne olur: Tüpün sıcaklığı arttırılırsa (meselâ 20 C) tüpün içinde de genişlemeden dolayı bir basınç yükselmesi olacaktır. Basıncın yükselmesi bu yükselen sıcaklıktaki sıvılaştırma basıncı kadar olursa (Şekil 1 den 20 C için 57 Atm.) bu durumda özgül ağırlığı ilk durumundakinden daha düşük olacaktır. (Şekil 1 den 20 C ve 57 Atm. için, 765 Kg./m 3 ) Halbuki tüpün içindeki CO= nin özgül ağırlığı sabit kaldığından (796 Kg./m 3 ) b asıncm yükselmesi daha fazla olacaktır. (Şekil 2 den 20 C ve 796 Kg./m için 65 Atm.). Basınç, sıvılaştırma basıncıdan daha yüksek olursa CO= tamamen sıvı halde demektir. O halde tüpün sıcaklığı arttırılırsa tüpteki basınç da bu artan sıcaklığa tekabül eden sıvılaştırma basıncından daha yüksek basınca çıkar ve tüpün içerisinde bulunan CO* nin tamamı sıvı halinde bulunur. Tüpün sıcaklığı düşürülürse (Meselâ 15 c) tüpün içinde de büzülmeden dolayı bir basınç a- zalması olacaktır. Basıncın azalması bu düşen sıcaklıktaki sıvılaştırma basıncından yüksek olursa (Şekil 1 den 15 C için sıvılaştırma basıncı 50 Atm. olduğuna göre Atm. arasında olursa) bu durumda özgül ağırlığı ilk^durumdakinden daha yüksek olacaktır. (Şekil 1 den 15 C ve Atm. için 810 Kg./m 3 ve bundan yukarı de- 22 MÜHENDİS ve MAKÛSTA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 1959

24 CETVEL 2 KARBONDİOKSİTİN MUHTELİF BASINÇ VE SICAKLIKLARDA SIKIŞTIRILABtUVIE KATSAYISI VE ÖZGÜL AGlRLlGl Sıkıştırılabilme katsayısı/özgül ağırlık Vv = (1 Atm. ve 0 C de) Atm. (TC 10 C 2VC 30'C 40 C 50 O 60"C 80"O ıoo c i O « T , D v D ' S 0.70f> Ö OO ^ Not: Sıkıştırabilirle katsayısı "Chemical Engiııeis Handbook 1950" sahife 200 dım alınmıştır. ger arası şekil 2 den aynı değerler için Kg/m 3 ). Basıncı azalması bu dü- -sen sıcaklıktaki sıvılaştırma basıncıdan daha düşük olursa (50 Atm. der. düşük basınç) bu durumda CO= doymamış buhar halinde olacağından özgül ağırlığı da bu sıcaklıktaki doymuş buharınkinden daha düşük olacaktır. (Şekil 1 den 15 C ve 50 Atm. için doymuş buharın özgül ağırlığı 160 Kg/m 3 olduğuna göre 160 Kg./m' ve daha düşük değer arası) O halde bu durumdaki özgül ağırlık ilk durumdakine nisbetle çok daha düşük olacaktır. Halbuki tüpün içindeki CO= nin özgül ağırlığı sabit kaldığından, bu iki durumdan hiçbirisi olamaz yani tüpün sıcaklığı düşürülürse basıncı da bu düşen sıcaklığa tekabül eden sıvılaştırma basıncından ne yüksek ve nede düşük olabilir. O halde tüpün sıcaklığı düşürülürse tüpteki basınç da bu düşen sıcaklığa tekabül eden sıvılaştırma basıncına düşer ve tüpün içerisinde bulunan CO= nin bir kısmı sıvı ve kalan kısmı da doymuş buhar halinde bulunur. 4 Bu tüpü 2. durumdan daha düşük bir sıcaklıkda, meselâ 10 C de, doldurmak için lâzım gelen basınç ve bu durumda tüpteki karbondioksit sıvı ve doymuş buharının miktarının tâyini : Şekil 1 den 10 C deki karbondikositin sıvılaştırma basıncı 44 Atm. bulunur. Bu sıcaklfk ve basınçta karbondioksit sıvısının özgül ağırlığı 850 Kg./m 3 ve doymuş buharınki de 135 Kg./m 3 dür. Tüpün içindeki karbondioksitin özgül ağırlığı ise 796 Kg./m 3 olduğundan Ps : Sıvı CO= nin ağırlığı (Kg.) Pg : Gaz CO2 nin ağırlığı (Kg.) v :Tüpün hacmi (m 3 ) Ps + Pg = 796 v Ps Pg 1 = v olduğuna göre Ps = Kg. Pg = Kg. bulunur. MÜHENDİS ve MAKtNA SENE 3 - SAYI 29 - ARALJK 1959

25 24 MÜHENDİS ve MAKİKA - SENE 3 - SAYI 29 - ARAUK

26 5 Bu tüpü 2. durumdan daha yüksek bir sıcaklıkta, meselâ 25 C de doldurmak için lâzım gelen basınç : Şekil 2 den 25 C ve 796 Kg./m 3 için P 85 Atm. bulunur. Şekilden görüldüğü gibi bu durumda karbondioksit tamamen sıvı halindedir. 6 Bu tüpü kritik sıcaklıkta doldurmak için lâzım gelen basınç: Şekil 2 den t=31.oc ve d 796 Kg./m3 için p- 115 Atm. bulunur. Bu sıcaklığın üstünde karbondioksit gaz, altında sıvı halindedir. 7 Bu tüpü kritik sıcaklıktan daha yüksek bir sıcaklıkda, meselâ 40 C de, doldurmak için lâzım gelen basınç: Şekil 2 den t=40 C ve d^=796 Kg./m3 için p Atm. bulunur. 8 Bu tüpün sıcaklığı 17, İO, 25, 31.lo, 40oC olduğunda tüpün basıncı ne olur: 2., 4., 5., 6., 7., durumlarda bulunan değerlerde olur. 9 Bu tüpün basıncının, tüpün dayanabileceği azami basınca (250 Atm.) çıkması için tüpün sıcaklığı ne olmalıdır. Şekil 2 den d==796 Kg./m3 ve p =250 Atm, için t öo C çıkar. O halde Tüpün sıcaklığı bu değeri geçince tüp dayanmaz. Misal 2 Üzerinde 16.1 Kg. boş ağırlığında olduğu, 190 Atm. basınca dayanıklı bulunduğu ve içine 6 Kg. karbondioksit doldurulacağı yazılı olan ve ölçülerek iç hacmi 7.9 litre bulunan bir tüp için 1. misaldeki değerler : Misal 1 deki gibi tetkik edilerek aşağıdaki değerler bulunur. 1- d = 759 Kg. m ;ı 2 t = 2rc, p = 58 Atm. 3 Misal 1 deki gibi 4 Ps.= Kg. Pg = Kg. p = 44 Atm. (t = 10 C) 5 p == 74 Atm. (t - 25 C) 6" -p = 98 Atm. (t == 31.1'C) 7 p = 136 Atm. 8 Misal 1 deki gibi 9 t = 54 C (p ((t = Ab't) 190 Atm.) Misal 3 Üzerinde 170 Atm. basınca dayanıklı olduğu ve içine 6 Kg. karbondioksit doldurulacağı yazılı olan ve ölçülerek iç hacmi 8.2 litre bulunan bir tüp için 1. misaldeki değerler: 1 d = 732 Kg./m :ı 2 _ t = 23 C p = 61 Atm. 3 Misal 1 deki gibi 4 p = 44 Atm., Ps = 5820 Kg., Pg == Kg. (t = 10'C) 5 p = 70 Atm. (t = 25 C) 6 p = 85 Atm. (t = 31.1'C) 7 p == 123 Atm. (t = 40 C) 8 Misal 1 deki gibi 9 t = 53"C (p = 170 Atm.) Misal 4 Üzerinde 150 Atm. basınca dayanıklı olduğu, ve içine 343 gram karbondioksit doldurulacağı yazılı olan ve ölçülerek iç hacmi litre bulunan bir tüp için 1. misaldeki değerler: 1 d = 705 Kg/m :i 2 t ==r. 25 p = 64 Atm. 3 - Misal 1 deki gibi 4 p = 44 Atm. Ps = 330 Gr. Pg = 13 Gr. (t = 10 C) 5 p = 64 Atm. (t = 25 C) 6 p = 84 Atm. (t = 31.rC) 7 p = 115 Atm. (t = 40"C) 8 Misal 1 deki gibi 9 t ±= 50"C (p = 150 Atm.) Karbondioksit tüpleri hakkında son söz : Karbondioksit tüpleri üzerinde; boş ağırlığı, tüpün dayanabileceği azami basınç, tüpün içerisine konulacak karbondioksit miktarı muhakkak yazılı olmalıdır. Tüpler sıcaklıktan muhafaza edilmelidir. Ekseriya büyük tüpler 60 C ve küçük tüpler de 50 C azami çalışma sıcaklığına göre imal edilmektedirler. Karbondioksitin donma sıcaklığı çok düşük olduğundan donmaya karşı muhafazasına lüzum yoktur. Mecmuanın elinize zamanında geçmesini arzu ediyorsanız, adres değişikliklerini Odaya geciktirmeden bildiriniz. MÜHENDİS ve MAKÛSTA - SENE 3 - SAYİ?9 - ARALIK

27 Pülverize Kömürün Hava ile Nakledilmesi Şükrü DEMİREL Bugün pülverize kömürün hava ile nakledil- iki ucu arasındaki basınç farkının, pülvemesi hakkındaki mevcut kanunlar ampiriktir, rize kömür-hava karışımında meydana getirdihenüz bu kanunları doğrulayacak matematiksel ği, doğrusal yatay bir boruda bu halin hasıl olatsorilerin mevcut olduğunu zannetmiyoruz. Bu bileceği kabul ediliyor. Şu halde muayyen bir lisebepten bu nakil problemini halletmek zorunda mitin üstünde olunca bu çökme hadisesi vuku bul kalan proje mühendisleri, emniyet sınırlarını mayacaktır. Mühim olan bu minimun.hızm bilinmubalâğah almalarına rağmen-işletme yine te- mesidir (pülverize' kömür borularmdaki tıkansadüflere bırakılmış oluyor. Gerçi bu matema- malara mâni olunmak için.) Bu mülâhazalardan, tiksel teoriyi vazetmek biz işletme mühendisle- kömürün her tanesinin hızını, havanın yatay hırinden ziyade proje mühendislerinin meşguliyet zı ile, hava ve kömürün yoğunluk farkına tâbi sahaları içersine girmekle beraber^ buluşların olan, taneciğin düşey izafi hızı bileşkesi oldıığunekseriya şiddetli ihtiyaçlardan doğdukları da dan akım rejiminin, lâminer olmadığı meydana muhakkkaktır. çıkar. (Şeki:l) Bu matematiksel teoriye intizaren proble- \ mi bu günkü bilinenlerle incelemeye çalışalım. '{({ffatfftfftf/t-fftftftfmfltaff-tfit f / dt Borularla nakledilip yakıcılarda yakılan Pülverize könıür-hava karışımı bazan sıvı ve ^ gaz yakacaklar gibi, bazan da onlardan tama- Wİ men farklı olarak mütalâa edilirler. ' Filhakika ilk bakışta, yakıcılar vasıtasile \ ocağa püskürtülen pülveriza kömür-hava kan- mt.//ls<< rttil^ft f *//<*<J/*( <<<*(.<< f,s> Şekil: şmunın (muayyen elek iriliğindeki kömür için) Do* 8»' Y» ta -v Boru - Lâminer rejim bir ocağa püskürtülen sıvı ve gaz yakacaklardan vh _ T a ı m a h a v a s ı n ı n hızı. fiziksel olarak farkı yoktur., r, c., T,...,. Vı Havaya nazaran komurun izafi hızı. Kazan projesi ç,zen bir mühendis sıvı ve gaz Vm _ K ö m ü r ü n m u t l a k hl2, nakleden borularda:, r,,. Yukarıdaki izah şeklinden anlaşılıyor ki, Yol boyu engellen,,...,.-.,,....,,....,.., komurun tane iriliğine ve borunun alt sathına Yenilmesi gereken yuk kayıpları ile, c *-v ı ı x -ı,,.,?,,, * y olan mesafeye tabı olarak, tanecik er veya geç meşgul olacaktır; bu borulardan pülverize köu u n., 1. i"1-..,,-,, v u-,, borunun bu alt yüzeyi ile temasa gelecektir, mur nakledilmesi bahis konusu olunca vukan- m- v-ı- ı v ı J V. J- I I J,,..,.,. JM.,,. J' unc111 Turbulansh bir akımda hadiseler yukardadakı hususlara ilave edilmesi gereken bir faktör,,,.., 6 ^e. ian.^ı k m m a k s ı n e cerey an e( j erı muayyen bir andan Tr..... ı.,»....,.., itibaren hava filelerinin bileşke yükselme hızı- Komurun borularda çökerek birikmesine - ı,., A,, J-,. v,,. uanıwııcs,ıne nm agu.ı ık tesırıle men taneciklerin düşme hımanı olunmasıdır.,......,, - -,.,,....,, zindan büyük olduğu farzedılebılır. Ayrıca alt Çok özel olan bu konuyu seçmemize bu tabakanın bir taneciğinin inen hava lifi vasıtason faktör sebep olmuştur. Gerek Çatalağzı Tersiı e, muvakkaten borunun alt cidarına fırlatılmık Santralında (6.x kw), gerek Soma d ı ğ ı m farzedelim, bir sıçrayıştan sonra inen lif Termik Santralında (2 x kw) vs gerekse olabilecek, yükselen diğer bir hava lifi bu tane- Fransa'da muhtelif santrallarda tesadüf ettiğid g i yerinden alıp daha uzağa sürükler. (Şekil : mız bu tıkanma olaylanna işletmece muhtelif 2) şekillerde mani olunuyor, öğütücü tiplerine gö- ' Be lki ç o k U2un tecrübelerden sonra vazerz tıkanmaların önlenmesinde müracaat edilen d^k matematiksel teoriye intizaren yukandausullerın fayda ve mahzurlarını, ekonomik olup ki izah'sekli, daha iyisi olmadığı için, şimdilik olmamalarını bir ba ka yazımıza bırakarak bu- tatminkâr olmak zorundadır, rada pülverize kömür-hava kanşımınm borular- Tatminkâr matematiksel bir teorinin vazedan akışını inceleyeceğiz: MÜHENDIS dilmiş ve 26 MÂKIKA olmamasına - SENE rağmen 3 - SAYı bugün 29 - ARALıK pek yaygın 1959 DOĞRUSAL YATAY BORU llau olan- pülverize kömürden faydalanmada, pratik 1 Sakin bir atmosferde kömür taneleri, dahi olsa bazı ölçülerin yapılması zarureti varumumiyetle STOKES. kanununda belirtilen hız dır. Belçikalı HANREZ Firması parametre ölaile düşerler.. rak:

28 tr -vt-- Hj.vs fllssibir &nd«, ( farıodllen tajıocijlui tn«n lifin bırakıp yük»«l«t> Urla aüroiibdl^l bölg» Şrliil: 1.- Doğrusal yatay lıorıı - Turlıitlıiııslı rejim. - Kömür-hava oranını ve Çap cinsinde ölçülen, doğrusal yatay bomııun boyunu alarak kömürün borularda birikmesine mâni olacak asgari hızı tâyin eden öl- (.iiler yapmıştır. Bu ikinci parametre bizi şaşırtmış olabilir, zira yeter bir hız ile sonsuz uzunluktaki bir boruda dahi hiç bir çökelek olmayacağı farzedilebilir. Şüphesiz bu nektai nazar doğrudur. Fakat kısa dilimlerin mülâhazası, pratikteki durumu ifade ettikleri için, faydalıdır. Firmanın ölçme tecrübelerinde kullandığı kömürün rutubeti % 2 veya daha az, 100. No. lu Tyler eleğinde ise verdiği artık % 1-5 arasındadır. İLK TECRÜBE : Karışımın, 1 Kg. havada 0,6 Kg. veya daha az kömür ihtiva etmesi halinde: a) Boru donanımında, çapının üç mislinden daha uzun doğrusal yatay boru parçası bulunması halinde asgari nakil hızı 20 m/sn. b) Yukarda izah edilen şekilde doğrusal yatay boru parçası ihtiva eden donanımda asgari hız ' 24 m/sn. Varılabilecek azami hız 40 m/s. İKİNCİ TECRÜBE : Karışımın 1 Kg. havada 0,6 ile 1 Kg. arası kömür ihtiva etmesi halinde : a hali) Yukardaki durum : Asgari hız 25 m/sn. b hali) Yukardaki durum: Asgari hız 28 m/sn. Varılabilecek azami hız 45 m/sn. Hızın azami sınırının tayini alevin ocaktaki durumu bakımından lüzumludur. HANREZ (Belçika) Firması pülverize kömür naklinde kullanılabilecek boru şekillerini tercih sırasına göre (Şekil : 3) deki gibi vermiştir. Mezkûr Firmanın yapmış olduğu diğer tecrübeler de göstermiştir ki, eğer kömür kuru ise, başlangıçta taşıyıcı hava hızı gayri kâfi olsa dahi, doğrusal yatay bir boruda tıkanma çok ender olur. Bir an için taşıma hızının yetersiz olduğunu farzedelim, bu takdirde kömür çökecek ve Kesiti" daraltacaktır, dolayısîle Hız artacağından muayyen bir müddet sonra yeniden birikmeler olamaz. Şu halde her karışım oranı ve her hız için dengeli bir geçme kesiti mevcuttur. Tıkanmalar ekseriya yatay bir kısmı ile yükselen bir kısmın bağlantı yerinde olur. Euna, kömür demetinin kopması veya cidar boyunca iri kömür taneciklerinin mevcudiyeti sebep olur. (IJBKII ; > ) Tercih sırasına komıu? nalcllnie toılunılebilecek boru şekilleri C HAHHhZ) 2 Kömür rutubetli olursa bu takdirde düşen kömür parçalan daha önce düşenlerin ü- zerine gelerek yapışırlar ve taşıyıcı hava, kesit daralmasından dolayı hızın artmasına rağmen, bunları yerinden sürükleyip götüremez. Kömür rutubetinin diğer bir tesiri, de süspansiyon halindeki parçaların güzergâhları boyunca tesadüfen birbirlerine çarpıp, yapışmaya sebep olmasıdır; hadiseler bundan sonra kömür zerrecikleri iri imiş gibi cereyan eder ve netice olarak da daha çabuk düşerler (STOKES Kanunu). Bu duruma göre pülverize kömürün muhakkak kurutulması icap etmektedir. Bilindiği gibi pülverize kömürün kurutulmasında iki usul vardır: Suyun tamamen ayrıldığı hakiki kurutma, döner veya leyhalı kurutucularda olur. Bu usulden, bunkerjerde topaklanmaya mâni olmak için, pülverize-"kömür stoku yapılmak istenilince faydalanılır. -. Öğütücülerde sıcak hava veya sıcak gaz ile yapılan kurutmaya gelince su burada buharlaştırıhr fakat bu buhar öğütücüden yakıcıya kömür ile beraber sürüklenir. "Bahar" olarak bulunduğu müddetçe bu usulün bir mahzuru yoktur. Ancak her hangi bir şekilde soğuyarak bir yoğunlaşma vâki olursa kömür zerrelerinin birbirlerine yapışmaları ile yığılmalar artar. Bununla beraber öğütücülecek kömürün rutubet miktarı, onun fizik haline göre, % 15 ilâ 25 arasında değişir. Eğer bu limit aşılırsa ya MÜHENDİS ve MAKtNA - SENE 3 - SAYI 20 - ARALIK

29 tesisatta tıkanmalar görülür veya istihsal rantable olmayan bir sınırın altına düşer. DİRSEKLİ BORU HALİ : 1 Yatay bir yolu takip edip aşağıya doğru inen bir dirsek bir tıkanma noktası olabilir. Filhakika, düşük bir hızı müteakip dirsekte kömürün yığılması neticesi daralan kesitten dolayı artan hız yığını buradan sökmeyebilir. Zira yığılan kömür konkav olan borunun şeklini alır. Diğer taraftan birikme dirseğin alt tarafında olursa yeter derecede büyüdükten sonra oradan düşüp dirseği tıkayabilir. Kömür zerreciğinin kendisinden evvelki ile birleşik yığın teşkil etmesi ocak borularında 'Kırlangıç yuvalarının" teşekkülüne çok benzer. Fakat burada birikmeyi yapan rutubet değil kömürün macunumsu fizik halidir. Her iki halde de birikintinin mesameli olması çok muhtemeldir. Borularda teşekkül eden herhangi bir birikinti büyümeyen cinsten yani sabit olsa dahi yine bir riski ifade eder; zira kömürün kurutulması için öğütücüye üflenen hava çıkışta kömür İİ3 karışım halinde takriben 70 civarında olacaktır, bu ise kömürün önce damıtılması şonrâ da tutuşması için kâfidir. Hava cereyanı tesirile bu yanmanın sür'ati artar ve önce metalin kızarmasına scnra da borunun bu kısmı eriyerek delinmesine sebep olur. 2 Aşağıda COMBUSTİON ENGİNE- ÖRİNG firması (U.S.A.) lisansı ile çalışan Fransız STEİN et Roubaix Firmasının ampirik olarak verdiği donelerden bazıları: Rutubet nisbeti ''/< 6 ilâ 8, karışım nisbeti 1 kilogram hava için 0,6 kg. kömür olan yakacağın hızı 14 ile 24 m/sn. arasında ise bu hal Öğütücüden itibaren yükselen bir boru, bir dirsek öğütücü «^ ^-H" TU--. (Şekil : <O ~l V şeklinde boru donanımı (Şekil : 5) Ekzoster vantilatöründen eksene dik yığılma ve yakıcıya kadar inen eğik doğrusal bir boruya uygun gelir. (Şekil : 4) Boru şebekesi orta uzunlukta (takriben 5 m.) doğrusal yatay parçalar ve eğrilik yarı ça- ' pı çok küçük olmayan dirsekler ihtiva ediyorsa kömür-hava karışımının hızı m/s arasındadır. Eğer doğrusal yatay boru parçalan uzun (takriben 10 m.) ve dirsek yarı çaplan küçük olursa bu takdirde hızın m/s arasında olması lâzımdır. PÜLVEIÎİZE KÖMÜR BORULARINDA YÜK KAYBI:. "Combustion Engieering" Firması boruların düz kısımlarında yük kaybım : L d.v 3 h = 4Cs. D 2g formülü ile veriyor. Burada : h : mm s.s veya kg/m 5 olarak yük kaybı Cs : Sürtünm-3 kat sayısı L : Metre olarak uzunluk D : Metre olarak borunun iç çapı d : Kömür - hava karışımının kg/m 3 olarak özgül ağırlığı V : m/s olarak hız g : m/sn.- olarak yer çekim ivmesi Cs : için ortalama bir değer 0,006 dır. Eğer bir dirseğin iç eğrilik yarıçapı boru çapından büyük veya ona denk olurca bir doğru olarak mülâhaza edilebilir. Dağıtıcılardaki, çok değişken olan yük kayıp- 28 MÜHENDİS va MAKİNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 1959

30 iarma, girişteki girdapların tesiri büyüktür ve tu bazan dağıtıcıdan sonraki borularda, dinamik basıncın : 30 ilâ ''/, 100 ü kadar değişir. Pülverize kömürün, hava i!e nakli problemini ctüd ederken, öğütücüden sonraki seleksiyonunu da incelemek gerekirse de mevzuu daha fazla yaymamak için bunu başka bir yazıya konu yapmak daha doğru olur. PÜLVERİZE KÖMÜRÜN NAKLİNDİ N BOĞAN RAZI GÜÇLÜKLER: Eu güçlüklerin büyük bir kısmı kömür-ha va karışımının homogen olamamasından ileri gelir. Bunları: a) Ağırlıktan mütevellit arızaları borularda tane iriliğinden dolayı görmüştük, buna kömür rutubeti de aynı tesiri icra eder ve yapışan tanecikler irili meydana getirirler. Bazı yakıcı tiplerini de bu arada zikretmek lâzımdır. Ocağa, dik yakın, çok meyilli bir boru ile giren Calumet tipi yakacaklarda kömür ağırlığının tesiri ile alt tarafta, yakıcıya girişte, yoğunluk fazlalaşır ve tıkanmalara sebep olahlir; fakat muhtelif tertip ve tadiller ile bunlara mani olunmuştur. b) Santrifüj kuvvetlerden hasıl olan tıkanmalar ise bilhassa separatörlerde'vukua gelir Eu kuvvet bilhassa girdaplarda hasıl olur; girdaplar ise yük kayıplarını büyük bir mikyasta azaltır dolayısı ile tıkanmalara sebebiyet verir. Bunun esas sebeplerinden birini de kömürün taşıyıcı hava içerisinde homegen dağılışının bozulmasında aramak isabetli olur. DEMİRYOLU VASITALARINDA HAVALAN- DIRMA VE KLİMATİZASYON (Baştarafı Sayfa 4 de) mak üzere buraya ithal edilir. Kışın ise, kompartmana alınan hava evvela bir ısıtıcıdan geçer ve bundan sonra vagonu ısıtır. Ayrıca yan cidarlar boyunca monte edilmiş elektrik rezistanslı radyatörler mevcuttur. Orta kanal üzerine vidalanmış 12 tane çıkış supabı, havanın boşalmasına veya resirkü- Iasyon havasının çekilmesine yarar. Havanın dışarı atılması, içerdeki havanın tazyikine bağlıdır. Sıcaklık Ayarı Sıcaklar, tamamen otomatik olarak, hareketten mütevellit sarsıntılardan müteessir olmıyan elektronik bir tertibat ile ayarlanır. c) Dağıtıcılardan mütevellit arızaların da olabileceğini söylemiştik. Dağıtıcılara, bilhassa bir öğütücü ile bir kaç yakıcı beslenmek istenildiğinde, ihtiyaç vardır, ve bunların vazifeleri kömür ve hava debilerini muhtelif istikametlere mütesaviyen taksim etmektir. Nazarî olarak kolay gözüken bu hal hakikatte hiç de kolaay değildir. Zira mevcudiyetini farzettiğimiz süreklilik ile kömürün taşıyıcı hava içerisindeki homogenliği karışımın çalkanmasından dolayı bozuluyor ve yük kayıpları çok fazla oluyor. Homogenliğin bozulması ile sistemden ayrılan kömür tanecikleri bazı kısımlarda yığılmalar yaparlar. Meselâ: 1 Vantilatör öğütücüden sonra ise karışımı santrifüj olarak üflediğinden ilk yığılma burada olur. (Şekil: 5) 2 Vantilatöre giriş eksene! olduğundan bir dirseğin mevcudiyeti şarttır ve buna dik olan düzlemde de ikinci bir yığılma olur. 3 Dabi ayar kelebeği de bir yığılma tevlit eder. Ekzoster vantilatörü kanatlarına konulan aşınma paletleri vantilatörü korumakla beraber yığılmanın artmasına sebep olurlar. Yukarıda hâdiselerini zikrederek izaha çalıştığımız kömür - hava karışımının nakli problemi öldükçe komplekstir. Karışımın temayülü htteregon bir durum almaktadır: buna mani olmak ve karışımı çalkalamak için akımı türbülânslı yapmak icap eder bu ise yük kayıplarını çok arttırır, tşte bulunması arzu edilen teori bu güçlükleri halledecektir. Ana ısıtma, rezistanslı radyatörler vasıtasile temin olunur. Bunların takati, püskürtülen ısıtma havasından âri olarak, dış termostalar marifetile ayarlanır. İklim tesisatı, yazın veya kışın, dış termosta vasıtasiyle otomatik olarak çalışmaya başlar. Eu otomatik çalışma çok önemlidir. Zira araba, klima şartları muhtelif olan bölgelerden veya çok soğuk havalarda, sıcaklığı daha yüksek olan uzun bir tünelden geçebilir. Soğukluk veya sıcaklık ihtiyacı, kompartman içindeki havanın tesiri altında bulunan muhtelif termostalar vasıtasile ayarlanır. Kompartımanın serinletilmesi için içerdeki termostalar, bir dış termosta tarafından ayarlanır. Kompartımanın ısıtılmasında^ ise, iç termostalar iki tane primer termostanın tesiri altında bulunur. Bunlardan biri dışarıya, diğeri MÜHENDİS ve MAKİNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 195& 29

31 hava girişine yerleştirilmiştir. Böylece arabanın bir yarısının diğerine nazaran daha çok ısınmasına mani olunur. Kompartıman içine giren taze hava miktarı, min. ve max. termostaları vasıtasiyle öyle ayar edilir ki, dış hararet + 5 C ile + 22 C arasında bulunduğu zamanlar besleme, yalnız taze hava ile yapılsın. Bu limitin üstünde ve altında taze hava miktarı azaltılarak resirkülasyon yapılır. Bu resirkülasyon termostası, iç hararet 15 C olana kadar, taze hava rejistr>esini kapalı tutar. Otomatik tertibatın arıza yapması halinde, tesisatın işlemesi için lüzumlu manevralar elle yapılabilir. Elektrik Teçhizatı Su Borularında Korozyon (Baştarafı sayfa 11 de) Kimyasal artıklar, madenin yüzeyindeki biyolojik organizmaların artıkları gibi; tümsekler teşekkülüne sebebiyet verir. Bu tümsekler oksijenin maden yüzeyine tesirine mani olur. Bu suretle hemen bir diferansiyel havalanma pili meydana gelir. Tümsek altında kalan maden anot, tümseğin etrafındaki kısımlar ise katod vazifesini görür. Tümsekler içinde oksijensiz ortam bakterilerin, sülfatları parçalayıcı tipinden olanlarının inkişafını kolaylaştırır. Bu organizmalar katodik hidrojeni kullanmağa muktedir olup mikrobiolojik depolarizasyona sebebiyet verirler ve ferro madenlerle ferro sülfit teşekkülüne yarayan hidrojen sülfitler m-ydana getirirler. Katodik kontrol altında bulunan bir korozyon hücresinin katodunda koruyucu tabakalar teşekkülü, metalde kısmî korozyonlann artmasına sebebiyet vermeksizin, maden kaybını azaltır. Çünkü efektif katod alanı azalmıştır. Katodda koruyucu filmler teşekkülü oksijenin bu elektroda yaklaşmasını tahdit eder. Korozyon hücresinin anodundan korozyon mahsullerinin aynı zamanda uzaklaştırılması bir diferansiyel havalanma pilinin teşekkülüne sebebiyet verir ki burada koruyucu tabaka ile kaplanmış katod, yeni pilin anodu vazfesini görür. Başlangıçta anodik olan kısımlar şimdi oksijenin daha serbestçe yaklaşmasına fırsat verdiği için katod vazifesini görecektir. Aşikâr olarak bu gibi şartlar, maden yüzeyinde anod ve katod potansiyellerinin devamlı olarak değişmesinin tevlit eder. Bu durum periyodik olarak maden yüzeyinin muntazaman hücumlara uğramasına sebep olur. Monofaze 1000 V ve 16. 2/3 Hz alternatif ceryan, lokomotifin transformatöründen, ısıtma kablosu ile alınır ve bu tansiyonla direk olarak, rezistansh radyatörler ve hava ısıtıcıları beslenir. iklim tesisatının diğer kısımları için ceryan 220 Volta indirilmiştir. Bunun için kumanda kofreleri manevra hatları tesis edilmiş ve frekansı bir konvertisör vasıtasile 16 2/3 den 50 periyoda tahvil edilmiştir. Elektronik ayar tesisatı işte bu alternatif monofaze 220 V ve 50 Hz lik devre üzerine başlanmıştır. Halbu ki bu tesisata ait termostalar için 220 Voltluk ceryan 24 Volta düşürülmüştür. Kompresörler, vantilatörler vesaire gibi makineleri çalıştıran motörler ile ısıtma kontaktörlerinin kumanda hatları 380 V ve 16 2/3 Hz lik ceryanla çalışırlar. Bu duruma göre, iklim tesisatı servis, dört muhtelif tansiyon ve iki cins frekans altında yapılmaktadır. İletkenliği düşük olan eriyiklerde anod ve katodlar, korozyon hücresinden elektrolit direnci tarafından hacim bakımından sınırlanmıştır. Bu şekilde iletkenliği düşük olan bir sudaki demirin yüzeyi küçük fakat sayıca çok dağınık anod ve katodlarla kaplanır. İletkenliği yüksek olan bir suda katodik alan belirli bir anoda karşı vazife görürse hücreler küçük dirence borçlu olarak, çok büyük olabilir. Bu gibi şartlarda muayyen bir maden yüzeyinde daha az korozyon hücreleri bulunur ve mevzii korozyon artar. Kaçak elektrik akımları, akımın boruyu terkettiği yerde korozyonun mevzileşmesine sebep olur. Mevzii korozyonlar keza su tanklarında suyun girdiği yerlerde vukua gelir. Hülâsa: Su borularının korozyonu mahiyeti itibariyle çok karışık bir olaydır. Korozyon hızına ve dağılışına tesir eden, çok az bir kısmı yukarıda kısaca izaha çalışılmış bulunan bir sürü faktörler mevcuttur. Antikorroziflerin arttırılması ve korozyona karşı daha müessir vasıtaların temini su boruları tesisatında ömür bakımından birinci derecede ehemmiyeti haiz meseledir. Bu mes'elelerin çözülmesi ise ancak korozyon makanizmasının daha iyi anlaşılması ve geniş araştırma programlan sayesinde antikorrozif madenlerin tesir derecelerinin arttırılması ile mümkün olacaktır. O halde yapılacak işler bu gibi bilgilerin ışığı altında: a) Korozyon vasıtasiyle meydana gelen gelen maden kayıplarını azaltmaya yarayan mevcut metodları lâboratuvarlartla ve tatbik sahalarında geliştirip kurmak; b) Dahili boru korozyonlarını kontrola yarayan daha müessir metodlar inkişaf ettirmektir.

32 PARKİNSON (+) Kanunu Teya İlerleme Peşinde Parkinscn Kanunu daire hayatının mükemmel bir hicvidir. Bu kanun gerçeğin çok dikkatli incelenmesine istinat etmektedir. Prof. Parkinson teşhibli fakat aynı zamanda zarif bir uslubla ve tipik İngiliz nüktesiyle bir kaç cümlede idare şahsiyetlerinin ve iş adamlarının portrelerini karalıyor. Onların fikirlerini ve sırlarını ortaya çıkamıyor. Bu bütün üstlerin okuması gereken bir kitaptır. İş hayatına atılacaklar içinde bir kılavuz mahiyetini arzstmese bile hiç olmazsa bir ihtar yerine geçebilir. O zaman daire hayatının daha mükemmel olacağını ünvit etmek gerekir. En eğlenceli bölümlerden bazı iktibaslar kitabın ruhunu anlatmaya yardım edecektir. Parkinson Kanunu veya yükselen piramit Parkinson Kanununa göre iş, icrası için mevcut zamana göre, genişlik ve önem arz eder. Başka bir deyimle "En çok boş zamanı olan adara en meşgul" adamdır. İşsiz yaşlı bir kadın yeğenine bir kart yazmak için bütün bir gününü harcıyabilir, bir saatte kartı arar, bir saatte gözlüklerini, yarım saatte adresi bulur, yirmi dakika ise postahaneye giderken şemsiyesini filsınmı almasın mı diye kararsızlık içinde bocalar. Meşgul bir adam için bu işlemi yapmak ür. dakikalık bir iştir. İş, bilhassa büro işi, elastiktir. Buradan şu netice çıkar: Yapılacak iş miktarı ile kadrodaki adam sayısı arasında hiçbir münasebet yoktur. Bu temayülü iki amil işaret eder. Bir kadro kendi altlarını çoğaltmak ister yoksa kendi rakiplerini değil. Kadrolar birbirlerinin işlerini görürler. Buna bir misal : A memuru işten bunalmış haldedir. Burada üç çözüm mevcuttur. Ya işden çekilir veya işi B ile paylaşmak ister. Başka bir çözümde altları olan C ve D nin yardımını' istemektir. A üçüncü çözümü seçmekte tereddüt etmiyecektir. Çünkü bu arada emekliliğini isterse tekaüdiyedeki bütün haklarını kaybedecektir. İşini B ile paylaşırsa istikbaldeki ilerlemesini güçleştiren bir rakip yaratacaktır. Halbuki iki alt istemekle, ki bunlar da sırası gelince E, F, G, H gibi başkalarının yardımını istiyecektir, A memuru emri altında yeter derecede memur bulunduracak ve terfiinden emin olacaktır. Vaktiyle bir kişinin yaptığı işi şimdi 7 kişi yapmaktadır. Küçük liste veya seçme prensipleri Personel seçimi problemi idarenin daima uğraştığı problemlerden biridir. Parkinson çeşitli metodlarm analizini yapmaktadır. Eski metotları iki kategoride mütalea etmektedir. İngiliz metotları ve Çin metotları. Bu iki metot tamamen terkedilmediği gibi bazan da yenilerden daha verimli olmaktadırlar. Eski İngiliz metodu bir mülakattan ibareti. Bu esnada namzet mazisine ait olayları hikâye ediyordu. Maun bir masanın etrafına oturmuş uzun sakallı ve f avorili bir gentlemen topluluğu tarafından çağırılan" namzet, ailesinin mazisi hakkında, sual yağmuruna tutuluyordu. 10 ncu asrın sonunda gelişen yeni İngiliz metedunda namzede sorulan soruların mahiyeti başkaydı. Seçim komitesi hangi kollejde okuduğunu ve hangi sporiarı yaptığını soruyordu. Çok defa başka memleketler tarafından kopya edilen ve menşei pek az kimse tarafından bilinen eski Çin metodunun esası müsabakaydı. Namzetler bir seri edebi imtihanlar geçirmek zorundaydılar. Bunlar (idare sanatı üzerinde) 8 adet dörtlük şiir yazmak veya 4 ila 5 deneme hazırlamak gibi imtihanlardı. Gelişmiş bir ebedi formasyonu olan bir namzedin herhangi idari bir vazifeyi başaracağına inanan bu metod ilmi bir terbiye gören namzedin ilimden başka bir işe yaramıyacağını kabul ediyordu. Bu metodun başarısı çok cüz'i olmuştur. Modern metotlar zekâ testleri ve "House party" esnasında yapılan psikolojik mülakatlara istinat etmektedir. Namzet, eğlenceli bir hafta senu geçirmek üzere, inceleme kurulundaki şahıslardan birinin evine davet edilmektedir. Bu şahıs bu şekilde namzedi daha serbestçe tetkik edebilecektir. Bütün seçim metotları arasında şüphesiz ki çekinilmesi en icap edeni sonuncusudur. O halde hangi metota müracaat etmeli. Muhtemelen gazetede neşredilen iş verme ilânına! Ancak namzet sayısını tahdit etmek ve cevap yağmuruna mani olmak için ilânın itinalı olarak hazırlanması gerekmektedir. İlân hazırlamak ise bir sanattır. Mükemmel bir ilâna bir tek cevap gelecektir. Bu da aranılan şahsın cevabı olacaktır. Meselâ: Büyük bir ateş üzerinde yüz metre yüksokte bir ip üzerinde yürüyebilen bir akborat aranmaktadır. Gösteri gecede 2 defa cumartesi ( + ) Parkinson kanunu veya İlerleme peşlmle-john IMurray kitabevi Londra 1938 t> MÜHENDİS ve MAKtNA - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK

33 ise 3 defa olacaktır. Verilecek ücret haftada 25,000 Fr. tehlikeli kaza halinde tekaüdiye veya tazminat yoktur. Saat 9-10 arası "Chat Sauvage" Sirkine müracaat edilmesi. Direktörler, Meclisler veya TesirsizKk Katsayısı : Gündelik işlerde meclis esasdır. Meclisin organik bir kuruluşu vardır. Bu doğan, büyüyen, çiçek açan, solan, ölen ve tohumlarından yeni meclisler vücut bulacak bir nebattır. En köklü ve en velut meclisler azalarına en çok prestij ve selahiyet veren meclislerdir. Bu bakanlar kurulu misalidir. Mikroskopta incelenince ideal sayı 5 gibi görünmektedir. Bu sayı ile nebat yaşayabilir. 2 üye aynı anda namevcut veya hasta olabilirler. 5 üyeden meydana gelen bir kurul bilgili bir şekilde, ihtiyatla ve süratle hareket edebilir. Bu beş üye arasından 4 ü karşılıklı olarak maliyeyle, politikayla, müdafayla ve adaletle meşgul olabilirler. Beşincisi ise başkan veya başbakan olur. "Zahiren beş rakamı en uygun görünmekle beraber tetkik bu rakamın kolayca 7 ve hatta 9 a çıkmakta olduğunu göstermektedir. Dokuz kişilik bir kabinede 3 üye politikayla 2 si istihbaratla 1 i ma-, üyeyle meşgul olur; başkan tarafsız kalır diğer iki üye ise boy göstermekten başka bir şey yapmazlar. Bununla beraber dokuz kişilik bu meclisler ekalliyettedir. Bakanlar kurulu, büyük memleketlerde bir artma kanununa manız kalmışlardır. Yeni üyelerden bir kısmı özel bilgileri dolayısıyla, diğerleri ise aptallıklarına rağmen, dahil edilmişlerdir. Bir bakanlar kurulu yirmi' rakamına eriştimi ani bir organik değişme hastalığına maruz kalır. En önemli üyeler kararları almak için daha önceden toplanırlar. O zaman meclisin dağılmasına mukavemet etmek imkânsız olur. Dış guruplar baskıyla kendi temsilcilerini kabul ettirirler. Kapılar ardına kadar açılır ve sayı çabucak 30 veya 40 ı bulur. Kabine artık bir kabine olmaktan çıkar ve fonksiyonları başka bir organ tarafından görülür. Halkın iradesi veya, yıllık genel içtima : Her türlü içtimada iskemlelerin tertibi büyük bir önemi haizdir. Yuvarlak bir masa etrafında yapılan bir toplantı dört köşe bir masa etrafında yapılandan çok farklıdır. Bu farklar yalnız münakaşaların uzunluğuna veya kesafetine değil karara dahi tesir eder. Karar ekseriya aşağıda yazılı elemanlardan meydana gelen merkezi blokun oylan neticesi.ortaya çıkar: Gündemden haberdar olmayı uzatanlar, Sağırlar ve homurdanarak kulağını uzatanlar, Bol yemek yiyip baş ağrısına maruz kalanlar, Her zamankinden daha formda olduklarını söyleyip bununla gururlanan ihtiyarlar, Her iki temayüle tahammül etmeyi vadedip de yapacağını şaşıran zayıflar. Yüksek Maliye : Yüksek Maliyeyi anhyanlann ya büyük bir şahsi servetleri vardır veya hiç bir şeyleri yoktur. Halbuki dünya daha ziyade bu iki kategori arasındaki insanlarla doludur. Bunların milyonlardan haberi yoktur. Fakat daima milyonları düşünmeye alışmışlardır. Mali meclisler umumiyetle bu tip insanlardan meydana gelir. Gündemin bir maddesini incelemeye hasrodilen zaman verilecek parayla ters orantılıdır. Bir atom reaktörünün keşif namesinin tetkiki, işçiler için bir bisiklet hangarının inşasına ayrılacak kredi ve toplantılarda dağıtılacak serinletici içkilere ayrılacak meblağ gibi gündemin çeşitli maddelerinden en sonuncusu en uzun çekişmelere sebebiyet verecektir. Injelitis veya Felç : îdari, ticari veya akademik her organizasyon böyle bir felce maruz kalabilir ki inkişafları değil frenlenmek bilâkis teşvik edilmektedir. İlk tehlike işareti organizasyonun derece sırasında, yüksek bir bilgisizlik ve kıskançlık dozuna sahip bir kimsenin ortaya çıkmasıdır. Bu kimse organizasyonun kısmi veya tam kontrolünü ele geçirince hastalık, tehlikeli bir hal alır. Bütün organizasyonda hiçbir zekâ ve anlayış kıvılcımı kalmadı mı organizasyon artık büyük bir gevşeklik veya koma içindedir. Bir tedavi denemek için artık çok geçtir. Çekilme zamanı : İnsanlar birbirlerinden çok farklıdır. Bazıları daha elli yaşında ihtiyardır, diğerleri ise yaşlarında dinç görünürler. Dolayısiyle çekilme yaşını ayrılacak memura göre değil de onun yerine geçecek olana göre ifade etmek daha yerinde olur. Yaşlı bir memuru çekilmeye sevketmenin en iyi yolu ona dünyanın dört bir yerinde, nefes alamıyacağı tempoda bir kongre ve konferans programı hazırlamaktır. Fakat siz de dikkat edin. Sizden önceki memuru çekilmeye nasıl sevkettiğinizi biliyorsunuz. Sıranız gelince sizin yerinize geçeceklerin başka bir çare düşünmeleri gerekecek. 32 MÜHENDİS ve MAKİNA. - SENE 3 - SAYI 29 - ARALIK 1959

KOROZYON DERS NOTU. Doç. Dr. A. Fatih YETİM 2015

KOROZYON DERS NOTU. Doç. Dr. A. Fatih YETİM 2015 KOROZYON DERS NOTU Doç. Dr. A. Fatih YETİM 2015 v Korozyon nedir? v Korozyon nasıl oluşur? v Korozyon çeşitleri nelerdir? v Korozyona sebep olan etkenler nelerdir? v Korozyon nasıl önlenebilir? Korozyon

Detaylı

BÖLÜM III METAL KAPLAMACILIĞINDA KULLANILAN ÖRNEK PROBLEM ÇÖZÜMLERİ

BÖLÜM III METAL KAPLAMACILIĞINDA KULLANILAN ÖRNEK PROBLEM ÇÖZÜMLERİ BÖLÜM III METAL KAPLAMACILIĞINDA KULLANILAN ÖRNEK PROBLEM ÇÖZÜMLERİ Faraday Kanunları Elektroliz olayı ile ilgili Michael Faraday iki kanun ortaya konulmuştur. Birinci Faraday kanunu, elektroliz sırasında

Detaylı

Şekilde görüldüğü gibi Gerilim/akım yoğunluğu karakteristik eğrisi dört nedenden dolayi meydana gelir.

Şekilde görüldüğü gibi Gerilim/akım yoğunluğu karakteristik eğrisi dört nedenden dolayi meydana gelir. Bir fuel cell in teorik açık devre gerilimi: Formülüne göre 100 oc altinda yaklaşık 1.2 V dur. Fakat gerçekte bu değere hiçbir zaman ulaşılamaz. Şekil 3.1 de normal hava basıncında ve yaklaşık 70 oc da

Detaylı

Elektrot Potansiyeli. (k) (k) (k) Tepkime vermez

Elektrot Potansiyeli. (k) (k) (k) Tepkime vermez Elektrot Potansiyeli Uzun metal parçası, M, elektrokimyasal çalışmalarda kullanıldığında elektrot adını alır. M n+ metal iyonları içeren bir çözeltiye daldırılan bir elektrot bir yarı-hücre oluşturur.

Detaylı

a. Yükseltgenme potansiyeli büyük olanlar daha aktifdir.

a. Yükseltgenme potansiyeli büyük olanlar daha aktifdir. ELEKTROKİMYA A. AKTİFLİK B. PİLLER C. ELEKTROLİZ A. AKTİFLİK Metallerin elektron verme, ametallerin elektron alma yatkınlıklarına aktiflik denir. Yani bir metal ne kadar kolay elektron veriyorsa bir ametal

Detaylı

KOROZYONUN ÖNEMİ. Korozyon, özellikle metallerde büyük ekonomik kayıplara sebep olur.

KOROZYONUN ÖNEMİ. Korozyon, özellikle metallerde büyük ekonomik kayıplara sebep olur. KOROZYON KOROZYON VE KORUNMA KOROZYON NEDİR? Metallerin bulundukları ortam ile yaptıkları kimyasal veya elektrokimyasal reaksiyonları sonucu meydana gelen malzeme bozunumuna veya hasarına korozyon adı

Detaylı

BÖLÜM 3 DİFÜZYON (YAYINIM)

BÖLÜM 3 DİFÜZYON (YAYINIM) BÖLÜM 3 DİFÜZYON (YAYINIM) 1 Mürekkebin suda yayılması veya kolonyanın havada yayılması difüzyona örnektir. En hızlı difüzyon gazlarda görülür. Katılarda atom hareketleri daha yavaş olduğu için katılarda

Detaylı

GRUP: ELEKTRO-KİMYASAL USULLERLE MADEN KAPLAMACILIĞI: 1983/12-16

GRUP: ELEKTRO-KİMYASAL USULLERLE MADEN KAPLAMACILIĞI: 1983/12-16 GRUP: 3819 DİĞER METAL EŞYA 2- ELEKTRO-KİMYASAL USULLERLE MADEN KAPLAMACILIĞI: 1983/12-16 Maden kaplamacılığı yapan müesseselerde sıcak ve hareketli kaplama banyoları mevcut olduğu taktirde bu banyolara

Detaylı

MEMM4043 metallerin yeniden kazanımı

MEMM4043 metallerin yeniden kazanımı metallerin yeniden kazanımı 2016-2017 güz yy. Prof. Dr. Gökhan Orhan MF212 katot - + Cu + H 2+ SO 2-4 OH- Anot Reaksiyonu Cu - 2e - Cu 2+ E 0 = + 0,334 Anot Reaksiyonu 2H 2 O O 2 + 4H + + 4e - E 0 = 1,229-0,0591pH

Detaylı

1. Giriş 2. Yayınma Mekanizmaları 3. Kararlı Karasız Yayınma 4. Yayınmayı etkileyen faktörler 5. Yarı iletkenlerde yayınma 6. Diğer yayınma yolları

1. Giriş 2. Yayınma Mekanizmaları 3. Kararlı Karasız Yayınma 4. Yayınmayı etkileyen faktörler 5. Yarı iletkenlerde yayınma 6. Diğer yayınma yolları 1. Giriş 2. Yayınma Mekanizmaları 3. Kararlı Karasız Yayınma 4. Yayınmayı etkileyen faktörler 5. Yarı iletkenlerde yayınma 6. Diğer yayınma yolları Sol üstte yüzey seftleştirme işlemi uygulanmış bir çelik

Detaylı

BARTIN ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ MALZEME LABORATUARI II DERSİ AKIMLI VE AKIMSIZ KAPLAMALAR DENEY FÖYÜ

BARTIN ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ MALZEME LABORATUARI II DERSİ AKIMLI VE AKIMSIZ KAPLAMALAR DENEY FÖYÜ BARTIN ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ MALZEME LABORATUARI II DERSİ AKIMLI VE AKIMSIZ KAPLAMALAR DENEY FÖYÜ Gelişen teknoloji ile beraber birçok endüstri alanında kullanılabilecek

Detaylı

Korozyon tanımını hatırlayalım

Korozyon tanımını hatırlayalım 8..20 Korozyonun kimyasal ve elektrokimyasal oluşum mekanizması Korozyon tanımını hatırlayalım Korozyon tepkimeleri, çoğu metallerin termodinamik kararsızlığı sonucu (Au, Pt, Ir ve Pd gibi soy metaller

Detaylı

Paint School JPS-E / Corrosion / 1 KOROZYON

Paint School JPS-E / Corrosion / 1 KOROZYON JPS-E / Corrosion / 1 KOROZYON Korozyonun Tanımı Korozyon, Malzeme ve Onu Çevreleyen Şartların Korozyon ürünleri üreterek reaksiyonudur. JPS-E / Corrosion / 2 Çeliğin Üretimi ve Degradasyonu Malzeme ve

Detaylı

Çeşitli ortamlarda değişik etkilerle ve mekanizmalarla oluşan korozyon olayları birbirinden farklıdır. Pratik olarak birbirinden ayırt edilebilen 15

Çeşitli ortamlarda değişik etkilerle ve mekanizmalarla oluşan korozyon olayları birbirinden farklıdır. Pratik olarak birbirinden ayırt edilebilen 15 Çeşitli ortamlarda değişik etkilerle ve mekanizmalarla oluşan korozyon olayları birbirinden farklıdır. Pratik olarak birbirinden ayırt edilebilen 15 ayrı korozyon çeşidi bilinmektedir. Bu korozyon çeşitlerinin

Detaylı

HİDROLOJİ. Buharlaşma. Yr. Doç. Dr. Mehmet B. Ercan. İnönü Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü

HİDROLOJİ. Buharlaşma. Yr. Doç. Dr. Mehmet B. Ercan. İnönü Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü HİDROLOJİ Buharlaşma Yr. Doç. Dr. Mehmet B. Ercan İnönü Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü BUHARLAŞMA Suyun sıvı halden gaz haline (su buharı) geçmesine buharlaşma (evaporasyon) denilmektedir. Atmosferden

Detaylı

İşletmesinde Toz Problemi TKİ. OAL. TKİ Maden Müh.

İşletmesinde Toz Problemi TKİ. OAL. TKİ Maden Müh. TKİ. OAL. İşletmesinde Toz Problemi TKİ Maden Müh. 1) Giriş Henüz, Türkiye'de kömür ve metal ocaklarında teneffüs edilebilir toz kontrolü yapılmamaktadır. Bu alandaki çalışmaların önemi gün geçtikçe daha

Detaylı

Katoda varan pozitif iyonlar buradan kendilerini nötrleyecek kadar elektron alırlar.

Katoda varan pozitif iyonlar buradan kendilerini nötrleyecek kadar elektron alırlar. ELEKTROLİZ Şekilde verilen kapta saf su var iken, anahtar kapatıldığında lamba yanmaz. Saf suyun içine H 2 SO 4, NaCI, NaOH gibi suda iyonlarına ayrışan maddelerden herhangi biri katıldığında lamba ışık

Detaylı

Malzeme Bilimi Ve Laboratuvarı KOROZYON. Sakarya Üniversitesi Teknoloji Fakültesi

Malzeme Bilimi Ve Laboratuvarı KOROZYON. Sakarya Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Malzeme Bilimi Ve Laboratuvarı KOROZYON Sakarya Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Korozyon Tabiatta hemen hemen tamamı bileşik halde bulunan metallerin tabii hallerine dönüş çabasına korozyon denilebilir.

Detaylı

KOROZYONDAN KORUNMA YÖNTEMLERİ

KOROZYONDAN KORUNMA YÖNTEMLERİ KOROZYONDAN KORUNMA YÖNTEMLERİ Belli bir ortam içinde bulunan metalik yapının korozyonunu önlemek veya korozyon hızını azaltmak üzere alınacak önlemleri üç ana grup altında toplanabilir. Korozyondan Korunma

Detaylı

Metal yüzeyinde farklı korozyon türleri

Metal yüzeyinde farklı korozyon türleri Metal yüzeyinde farklı korozyon türleri + - + 2 2 - - 2 2 Borunun dış ve iç görünümü ile erozyon korozyon Çatlak korozyonunun görünüm Metalde çatlak korozyonun oluşumu ve çatlak Oyuk korozyonu ve oluşumu

Detaylı

BÖLÜM I YÜZEY TEKNİKLERİ

BÖLÜM I YÜZEY TEKNİKLERİ BÖLÜM I YÜZEY TEKNİKLERİ Yüzey Teknikleri Hakkında Genel Bilgiler Gelişen teknoloji ile beraber birçok endüstri alanında kullanılabilecek malzemelerden istenen ve beklenen özellikler de her geçen gün artmaktadır.

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Çizelgelerin ele alınışı. Uygulamalı Örnekler. Birim metre dikiş başına standart-elektrod miktarının hesabı için çizelgeler

İÇİNDEKİLER. Çizelgelerin ele alınışı. Uygulamalı Örnekler. Birim metre dikiş başına standart-elektrod miktarının hesabı için çizelgeler ELEKTROD SARFİYAT ÇİZELGELERİ İÇİNDEKİLER Kısım A Genel bilgiler Kısım B Çizelgelerin ele alınışı Kısım C Uygulamalı Örnekler Kısım D Birim metre dikiş başına standart-elektrod miktarının hesabı için çizelgeler

Detaylı

HAZIRLAYAN Mutlu ŞAHİN. Hacettepe Fen Bilgisi Öğretmenliği

HAZIRLAYAN Mutlu ŞAHİN. Hacettepe Fen Bilgisi Öğretmenliği HAZIRLAYAN Mutlu ŞAHİN Hacettepe Fen Bilgisi Öğretmenliği DENEY NO: 8 DENEYİN ADI: PİL VE AKÜ DENEYİN AMACI: PİL VE AKÜLERİN ÇALIŞMA SİSTEMİNİN VE KİMYASAL ENERJİNİN ELEKTRİK ENERJİSİNE DÖNÜŞÜMÜNÜN ANLAŞILMASI

Detaylı

THERMAL SPRAY KAPLAMA

THERMAL SPRAY KAPLAMA THERMAL SPRAY KAPLAMA ANTİ KOROZYON UYGULAMALARI Tel malzemenin ısıtılıp, eriyik veya yarı eriyik halde, itici gaz aracılığı ile iş parçasına püskürtülmesi ile yapılan kaplamalardır. Thermal Spray sistemleri,

Detaylı

KOROZYON. Teorik Bilgi

KOROZYON. Teorik Bilgi KOROZYON Korozyon, metalik malzemelerin içinde bulundukları ortamla reaksiyona girmeleri sonucu, dışardan enerji vermeye gerek olmadan, doğal olarak meydan gelen olaydır. Metallerin büyük bir kısmı su

Detaylı

POTANSİYEL - ph diyagramları

POTANSİYEL - ph diyagramları POTANSİYEL - ph diyagramları Metallerin çoğu su ve hava gibi çevresel şartlar altında korozyon eğilimi gösterirler. Çevreleri ile beraber bu metaller enerji vererek, oksit veya hidroksitler şeklinde kimyasal

Detaylı

DENEY 3. MADDENİN ÜÇ HALİ: NİTEL VE NİCEL GÖZLEMLER Sıcaklık ilişkileri

DENEY 3. MADDENİN ÜÇ HALİ: NİTEL VE NİCEL GÖZLEMLER Sıcaklık ilişkileri DENEY 3 MADDENİN ÜÇ HALİ: NİTEL VE NİCEL GÖZLEMLER Sıcaklık ilişkileri AMAÇ: Maddelerin üç halinin nitel ve nicel gözlemlerle incelenerek maddenin sıcaklık ile davranımını incelemek. TEORİ Hal değişimi,

Detaylı

3) Oksijenin pek çok bileşiğindeki yükseltgenme sayısı -2 dir. Ancak, H 2. gibi peroksit bileşiklerinde oksijenin yükseltgenme sayısı -1 dir.

3) Oksijenin pek çok bileşiğindeki yükseltgenme sayısı -2 dir. Ancak, H 2. gibi peroksit bileşiklerinde oksijenin yükseltgenme sayısı -1 dir. 5.111 Ders Özeti #25 Yükseltgenme/İndirgenme Ders 2 Konular: Elektrokimyasal Piller, Faraday Yasaları, Gibbs Serbest Enerjisi ile Pil-Potansiyelleri Arasındaki İlişkiler Bölüm 12 YÜKSELTGENME/İNDİRGENME

Detaylı

Akü bakımı. Akü bakımı hakkında genel bilgi UYARI!

Akü bakımı. Akü bakımı hakkında genel bilgi UYARI! Akü bakımı hakkında genel bilgi Akü bakımı hakkında genel bilgi UYARI! Aküler aşındırıcı asit içerir. Bu nedenle akü üzerinde çalışırken son derece dikkatli olunmalı ve uygun koruyucu donanım kullanılmalıdır.

Detaylı

ELEKTROKİMYASAL REAKSİYONLAR

ELEKTROKİMYASAL REAKSİYONLAR KOROZYON GİRİ Çevresel etkenler veya çalışma ortamının koşullarından dolayı meydana gelen bozunmalara; Korozyon Oksidasyon olarak isimlendirilir. Gelişmiş ülkelerin yıllık gelirlerinin yaklaşık %5 lik

Detaylı

Gemi Gövdelerinin Katodik Koruması ESEN METAL

Gemi Gövdelerinin Katodik Koruması ESEN METAL Gemi Gövdelerinin Katodik Koruması ESEN METAL Gemi gövdelerinin deniz suyu ile temas eden yüzeyleri deniz suyunun şiddetli korozif etkisi nedeniyle kısa sürede korozyona uğrar. Boya uygulanarak korozyon

Detaylı

MAKİNA MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ AKIŞKANLAR MEKANİĞİ II FİNAL SINAVI 22.05.2015 Numara: Adı Soyadı: SORULAR-CEVAPLAR

MAKİNA MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ AKIŞKANLAR MEKANİĞİ II FİNAL SINAVI 22.05.2015 Numara: Adı Soyadı: SORULAR-CEVAPLAR MAKİNA MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ AKIŞKANLAR MEKANİĞİ II FİNAL SINAVI 22.05.2015 Numara: Adı Soyadı: 1- (24 Puan) Şekildeki 5.08 cm çaplı 38.1 m uzunluğunda, 15.24 cm çaplı 22.86 m uzunluğunda ve 7.62 cm çaplı

Detaylı

M 324 YAPI DONATIMI ISITICI ELEMANLAR. Dr. Salih KARAASLAN. Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü

M 324 YAPI DONATIMI ISITICI ELEMANLAR. Dr. Salih KARAASLAN. Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü M 324 YAPI DONATIMI ISITICI ELEMANLAR Dr. Salih KARAASLAN Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Düz Borular Isıtıcı elemanların

Detaylı

Tablo 1 Ham Demirin, Cevherlerin, Kok ve Eriticinin Terkibi. MgO. AlıOj. CaO 0.44 0.68 1.00 0.44 1.36 0.68 1.50 1.50 8.00 3.82 50.00 1.

Tablo 1 Ham Demirin, Cevherlerin, Kok ve Eriticinin Terkibi. MgO. AlıOj. CaO 0.44 0.68 1.00 0.44 1.36 0.68 1.50 1.50 8.00 3.82 50.00 1. DEMİR CEVHERİNDE SİLİS VE ALMİNYÜM OKSİT 489 Tablo 1 Ham Demirin, Cevherlerin, Kok ve Eriticinin Terkibi. % SİO2 AlıOj CaO MgO Mıı P S Fe Sabit C Si Cevher A 6.00 1.00 0.68 0.44 0.54 0.073 Cevher B 6.64

Detaylı

KOROZYONUN ELEKTROKİMYASAL PRENSİPLERİ

KOROZYONUN ELEKTROKİMYASAL PRENSİPLERİ KOROZYONUN ELEKTROKİMYASAL PRENSİPLERİ Bir malzemenin kimyasal bileşimi ve fiziksel bütünlüğü korozif bir ortam içerisinde değişir. Malzemeler; Korozif bir sıvı ile çözünebilir, Yüksek sıcaklıklarda bozunabilir,

Detaylı

Silifoz Filtre Sistemi

Silifoz Filtre Sistemi Silifoz Filtre Sistemi RMF BSFT ATK 11 SA - Enerji ve bakım masraflarında tasarruf sağlar. - Su sistemlerinizin ömrünü uzatır. RMF BSFT ATK 11 SA Silifoz - Oteller, kamu binaları, konutlar gibi ortak yaşam

Detaylı

Sensörler Öğr. Gör. Erhan CEMÜNAL Thomas Alva Edison

Sensörler Öğr. Gör. Erhan CEMÜNAL Thomas Alva Edison Sensörler Öğr. Gör. Erhan CEMÜNAL Sıkı bir çalışmanın yerini hiç bir şey alamaz. Deha yüzde bir ilham ve yüzde doksandokuz terdir. Thomas Alva Edison İçerik TEMEL ELEKTRONİK KAVRAMLARI Transdüser ve Sensör

Detaylı

ISI DEĞĠġTĠRGEÇLERĠ DENEYĠ

ISI DEĞĠġTĠRGEÇLERĠ DENEYĠ ISI DEĞĠġTĠRGEÇLERĠ DENEYĠ 1. Teorik Esaslar: Isı değiştirgeçleri, iki akışın karışmadan ısı alışverişinde bulundukları mekanik düzeneklerdir. Isı değiştirgeçleri endüstride yaygın olarak kullanılırlar

Detaylı

ELEKTRİK AKIMI Elektrik Akım Şiddeti Bir İletkenin Direnci

ELEKTRİK AKIMI Elektrik Akım Şiddeti Bir İletkenin Direnci ELEKTRİK AKIMI Elektrikle yüklü ve potansiyelleri farklı olan iki iletken küreyi, iletken bir telle birleştirilirse, potansiyel farkından dolayı iletkende yük akışı meydana gelir. Bir iletkenden uzun süreli

Detaylı

YAKIT PİLLERİ. Cihat DEMİREL

YAKIT PİLLERİ. Cihat DEMİREL YAKIT PİLLERİ Cihat DEMİREL 16360030 İçindekiler Yakıt pilleri nasıl çalışır? Yakıt Pili Çalışma Prensibi Yakıt pilleri avantaj ve dezavantajları nelerdir? 2 Yakıt Pilleri Nasıl Çalışır? Tükenmez ve hiç

Detaylı

Isı Kütle Transferi. Zorlanmış Dış Taşınım

Isı Kütle Transferi. Zorlanmış Dış Taşınım Isı Kütle Transferi Zorlanmış Dış Taşınım 1 İç ve dış akışı ayır etmek, AMAÇLAR Sürtünme direncini, basınç direncini, ortalama direnc değerlendirmesini ve dış akışta taşınım katsayısını, hesaplayabilmek

Detaylı

KATODİK KORUMA TRASFORMATÖR/REDRESÖR ÜİTESİ 2KR-12

KATODİK KORUMA TRASFORMATÖR/REDRESÖR ÜİTESİ 2KR-12 KATODİK KORUMA TRASFORMATÖR/REDRESÖR ÜİTESİ 2KR-12 FİHRİST Tek hat şeması 2 Kontrol modülü 3 Ünitenin tanımı 4-5 Çizimler 6-11 Ünitenin devreye alınması 12-19 Olağan çalışma ve periyodik kontrollar 20

Detaylı

Dielektrik malzeme DİELEKTRİK ÖZELLİKLER. Elektriksel Kutuplaşma. Dielektrik malzemeler. Kutuplaşma Türleri 15.4.2015. Elektronik kutuplaşma

Dielektrik malzeme DİELEKTRİK ÖZELLİKLER. Elektriksel Kutuplaşma. Dielektrik malzemeler. Kutuplaşma Türleri 15.4.2015. Elektronik kutuplaşma Dielektrik malzeme DİELEKTRİK ÖZELLİKLER Dielektrik malzemeler; serbest elektron yoktur, yalıtkan malzemelerdir, uygulanan elektriksel alandan etkilenebilirler. 1 2 Dielektrik malzemeler Elektriksel alan

Detaylı

2016 Yılı Buharlaşma Değerlendirmesi

2016 Yılı Buharlaşma Değerlendirmesi 2016 Yılı Buharlaşma Değerlendirmesi GİRİŞ Tabiatta suyun hidrolojik çevriminin önemli bir unsurunu teşkil eden buharlaşma, yeryüzünde sıvı ve katı halde değişik şekil ve şartlarda bulunan suyun meteorolojik

Detaylı

KOROZYON Hazırlayanlar: Gözde Çörekçi Merve Baykan Osman Çakır

KOROZYON Hazırlayanlar: Gözde Çörekçi Merve Baykan Osman Çakır KOROZYON Hazırlayanlar: Gözde Çörekçi Merve Baykan Osman Çakır Tanımı: Korozyon; malzeme yüzeyinden başlayan ve malzeme derinliklerine doğru kimyasal ve elektrokimyasal bir reaksiyonla tesir oluşturarak

Detaylı

AKM-F-193 / 10.04.2014 / Rev:00

AKM-F-193 / 10.04.2014 / Rev:00 AKM-F-193 / 10.04.2014 / Rev:00 YANMA NEDİR? Maddenin ısı ( sıcaklık ) ve oksijenle birleşmesi sonucu oluşan kimyasal bir olaydır. Bir yangının başlayabilmesi için gerekenler : 1- OKSİJEN ( HAVA ) 2- SICAKLIK

Detaylı

2-C- BAKIR VE ALAŞIMLARININ ISIL İŞLEMLERİ 2-C-3 MARTENSİTİK SU VERME(*)

2-C- BAKIR VE ALAŞIMLARININ ISIL İŞLEMLERİ 2-C-3 MARTENSİTİK SU VERME(*) 2-C- BAKIR VE ALAŞIMLARININ ISIL İŞLEMLERİ 2-C-3 MARTENSİTİK SU VERME(*) Sınai bakırlı alaşımlar arasında sadece soğukta iki veya çok fazlı alüminyumlu bakırlar pratik olarak mantensitik su almaya yatkındırlar.

Detaylı

ÇEV-220 Hidrolik. Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Yrd. Doç. Dr. Demet KALAT

ÇEV-220 Hidrolik. Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Yrd. Doç. Dr. Demet KALAT ÇEV-220 Hidrolik Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Yrd. Doç. Dr. Demet KALAT Borularda Türbülanslı Akış Mühendislik uygulamalarında akışların çoğu türbülanslıdır ve bu yüzden türbülansın

Detaylı

HİDROLİK. Yrd. Doç. Dr. Fatih TOSUNOĞLU

HİDROLİK. Yrd. Doç. Dr. Fatih TOSUNOĞLU HİDROLİK Yrd. Doç. Dr. Fatih TOSUNOĞLU Ders Hakkında Genel Bilgiler Görüşme Saatleri:---------- Tavsiye edilen kitaplar: 1-Hidrolik (Prof. Dr. B. Mutlu SÜMER, Prof. Dr. İstemi ÜNSAL. ) 2-Akışkanlar Mekaniği

Detaylı

Elektronik kireç önleme sistemi

Elektronik kireç önleme sistemi Elektronik kireç önleme sistemi Su yumuşatıcılarına çevreci bir alternatif Tuz yok Kimyasal yok Bakım yok Alman teknolojisi Kesinlikle Manyetizma Kullanılmaz MADE IN GERMANY SSS - Sıkça Sorulan Sorular

Detaylı

3.KABARTILI DİRENÇ KAYNAĞI. 05.05.2015 Dr.Salim ASLANLAR 1

3.KABARTILI DİRENÇ KAYNAĞI. 05.05.2015 Dr.Salim ASLANLAR 1 3.KABARTILI DİRENÇ KAYNAĞI 05.05.2015 Dr.Salim ASLANLAR 1 KABARTILI DİRENÇ KAYNAĞI Kabartılı direnç kaynağı, seri imalat için ekonomik bir birleştirme yöntemidir. Uygulamadan yararlanılarak, çoğunlukla

Detaylı

Ve diğerleri... Malzemenin delinmesi ile oluşan ürün kaybı, Çevreye yayılan ürünün neden olduğu kirlilik ve zararlı etkiler, Ürünün yanıcı olması duru

Ve diğerleri... Malzemenin delinmesi ile oluşan ürün kaybı, Çevreye yayılan ürünün neden olduğu kirlilik ve zararlı etkiler, Ürünün yanıcı olması duru Korozyon nedir? Korozyon en genel anlamda malzemelerin çevre etkisiyle bozularak kullanılamaz hale gelmesidir. Ancak bu terim daha çok metal veya alaşımlarının bulundukları ortam ile kimyasal reaksiyonlara

Detaylı

Akü bakımı. Akü bakımı hakkında genel bilgi UYARI!

Akü bakımı. Akü bakımı hakkında genel bilgi UYARI! Akü bakımı hakkında genel bilgi Akü bakımı hakkında genel bilgi UYARI! Aküler aşındırıcı asit içerir. Bu nedenle akü üzerinde çalışırken son derece dikkatli olunmalı ve uygun koruyucu donanım kullanılmalıdır.

Detaylı

DERS ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME KONU ÇALIŞMA YAPRAĞI HAZIRLAMA (MADDELERĐN AYIRT EDĐCĐ ÖZELLĐKLERĐ)

DERS ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME KONU ÇALIŞMA YAPRAĞI HAZIRLAMA (MADDELERĐN AYIRT EDĐCĐ ÖZELLĐKLERĐ) DERS ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME KONU ÇALIŞMA YAPRAĞI HAZIRLAMA (MADDELERĐN AYIRT EDĐCĐ ÖZELLĐKLERĐ) DERS SORUMLUSU : PROF. DR. Đnci MORGĐL HAZIRLAYAN Mustafa HORUŞ 20040023 ANKARA/2008

Detaylı

4. ELEKTROLİZ. Elektroliz kabı (beher), bakır elektrotlar, bakır sülfat çözeltisi, ampermetre, akım kaynağı, terazi (miligram duyarlıklı), kronometre.

4. ELEKTROLİZ. Elektroliz kabı (beher), bakır elektrotlar, bakır sülfat çözeltisi, ampermetre, akım kaynağı, terazi (miligram duyarlıklı), kronometre. 4. ELEKTROLİZ AMAÇLAR 1. Sıvı içinde elektrik akımının iletilmesini öğrenmek. 2. Bir elektroliz hücresi kullanarak bakırın elektro kimyasal eşdeğerinin bulunmasını öğrenmek. 3. Faraday kanunlarını öğrenerek

Detaylı

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ ELEKTRİK ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ ANALOG ELEKTRONİK DENEY RAPORU

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ ELEKTRİK ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ ANALOG ELEKTRONİK DENEY RAPORU YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ ELEKTRİK ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ ANALOG ELEKTRONİK DENEY RAPORU DENEY NO : DENEYİN ADI : YAPILIŞ TARİHİ: GRUP ÜYELERİ : 1. 2. 3. DERSİN SORUMLU ÖĞRETİM ÜYESİ: Yrd. Doç.

Detaylı

KOROZYON TÜRLERİ Başlıca 8 korozyon türü vardır. Bunlar:

KOROZYON TÜRLERİ Başlıca 8 korozyon türü vardır. Bunlar: KOROZYON TÜRLERİ Sınıflandırma genellikle korozyona uğrayan metalin görünümü yardımı ile yapılmaktadır. Birçok korozyon türünü çıplak gözle ayırt etmek mümkündür. Bazı durumlarda korozyon türünü belirleyebilmek

Detaylı

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ Öğretim Üyesi: Doç.Dr. Tamila ANUTGAN 1

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ Öğretim Üyesi: Doç.Dr. Tamila ANUTGAN 1 KARABÜK ÜNİVERSİTESİ Öğretim Üyesi: Doç.Dr. Tamila ANUTGAN 1 Bu bölüm, çeşitli şekillerde birbirlerine bağlanmış bataryalar, dirençlerden oluşan bazı basit devrelerin incelenmesi ile ilgilidir. Bu tür

Detaylı

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ)

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ) TOPRAK Toprak esas itibarı ile uzun yılların ürünü olan, kayaların ve organik maddelerin türlü çaptaki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar âlemini barındırarak bitkilere durak

Detaylı

AP-RT. Çatı Tipi Paket Klima Santrali

AP-RT. Çatı Tipi Paket Klima Santrali AP-RT Çatı Tipi Paket Klima Santrali AP-RT Çatı Tipi Paket Klima Santrali AP-RT serisi; % 20 taze havalı, tek fanlı, soğutma kapasite aralığı 13 kw - 164 kw olan 12 adet modelden oluşmaktadır. serisi;

Detaylı

AtılımKimyasalları AK 3151 D SUNKROM DEKORATİF KROM KATALİZÖRÜ (SIVI) ÜRÜN TANIMI EKİPMANLAR

AtılımKimyasalları AK 3151 D SUNKROM DEKORATİF KROM KATALİZÖRÜ (SIVI) ÜRÜN TANIMI EKİPMANLAR SAYFA NO: 1/5 AtılımKimyasalları AK 3151 D SUNKROM DEKORATİF KROM KATALİZÖRÜ (SIVI) ÜRÜN TANIMI AK 3151 D SUNKROM dekoratif krom kaplama banyolarında kullanılan sıvı katalist sistemidir. Klasik sülfatlı

Detaylı

ÖLÇME VE ÖLÇÜ ALETLERİ

ÖLÇME VE ÖLÇÜ ALETLERİ ÖLÇME VE ÖLÇÜ ALETLERİ 1. KISA DEVRE Kısa devre; kırmızı, sarı, mavi, nötr ve toprak hatlarının en az ikisinin birbirine temas ederek elektriksel akımın bu yolla devresini tamamlamasıdır. Kısa devre olduğunda

Detaylı

MAK-LAB007 AKIŞKAN YATAĞINDA AKIŞKANLAŞTIRMA DENEYİ

MAK-LAB007 AKIŞKAN YATAĞINDA AKIŞKANLAŞTIRMA DENEYİ MAK-LAB007 AKIŞKAN YATAĞINDA AKIŞKANLAŞTIRMA DENEYİ 1.GİRİŞ Deney tesisatı; içerisine bir ısıtıcı,bir basınç prizi ve manometre borusu yerleştirilmiş cam bir silindirden oluşmuştur. Ayrıca bu hazneden

Detaylı

Gaz hali genel olarak molekül ve atomların birbirinden uzak olduğu ve çok hızlı hareket ettiği bir haldir.

Gaz hali genel olarak molekül ve atomların birbirinden uzak olduğu ve çok hızlı hareket ettiği bir haldir. GAZLAR Maddeler tabiatta katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç halde bulunurlar. Gaz hali genel olarak molekül ve atomların birbirinden uzak olduğu ve çok hızlı hareket ettiği bir haldir. Gaz molekülleri birbirine

Detaylı

De Dietrich. G 100-200 Gaz Brülörleri 16-79 kw GAZ BRÜLÖRLERİ G 100S

De Dietrich. G 100-200 Gaz Brülörleri 16-79 kw GAZ BRÜLÖRLERİ G 100S G 100-200 Gaz Brülörleri 16-79 kw GAZ BRÜLÖRLERİ G 100S Tek kademeli, EN 676 ya göre 16-52 kw kapasitede düşük Azot Oksit Emisyonu Nox< 80 mg/kwh olan Düşük Nox emisyonlu Gaz brülörü. G 100S VERİLEN HİZMETLER

Detaylı

Akım ve Direnç. Bölüm 27. Elektrik Akımı Direnç ve Ohm Kanunu Direnç ve Sıcaklık Elektrik Enerjisi ve Güç

Akım ve Direnç. Bölüm 27. Elektrik Akımı Direnç ve Ohm Kanunu Direnç ve Sıcaklık Elektrik Enerjisi ve Güç Bölüm 27 Akım ve Direnç Elektrik Akımı Direnç ve Ohm Kanunu Direnç ve Sıcaklık Elektrik Enerjisi ve Güç Öğr. Gör. Dr. Mehmet Tarakçı http://kisi.deu.edu.tr/mehmet.tarakci/ Elektrik Akımı Elektrik yüklerinin

Detaylı

ÇEVRE MÜHENDĠSLĠĞĠ BÖLÜMÜ 0010020036 KODLU TEMEL ĠġLEMLER-1 LABORATUVAR DERSĠ DENEY FÖYÜ

ÇEVRE MÜHENDĠSLĠĞĠ BÖLÜMÜ 0010020036 KODLU TEMEL ĠġLEMLER-1 LABORATUVAR DERSĠ DENEY FÖYÜ DENEY NO: 5 HAVAANDIRMA ÇEVRE MÜHENDĠSĠĞĠ BÖÜMÜ Çevre Mühendisi atmosfer şartlarında suda çözünmüş oksijen ile yakından ilgilidir. Çözünmüş oksijen (Ç.O) su içinde çözünmüş halde bulunan oksijen konsantrasyonu

Detaylı

Akü bakımı UYARI! Akü bakımı hakkında genel bilgi Akü bakımı hakkında genel bilgi. Scania Truck Bodybuilder 22: Yayım

Akü bakımı UYARI! Akü bakımı hakkında genel bilgi Akü bakımı hakkında genel bilgi. Scania Truck Bodybuilder 22: Yayım Akü bakımı hakkında genel bilgi Akü bakımı hakkında genel bilgi UYARI! Aküler aşındırıcı asit içerir. Bu nedenle akü üzerinde çalışırken son derece dikkatli olunmalı ve uygun koruyucu donanım kullanılmalıdır.

Detaylı

Makine Mühendisliği İçin Elektrik-Elektronik Bilgisi. Ders Notu-2 Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Ahmet DUMLU

Makine Mühendisliği İçin Elektrik-Elektronik Bilgisi. Ders Notu-2 Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Ahmet DUMLU Makine Mühendisliği İçin Elektrik-Elektronik Bilgisi Ders Notu-2 Hazırlayan: Yrd. Doç. Dr. Ahmet DUMLU DİRENÇLER Direnci elektrik akımına gösterilen zorluk olarak tanımlayabiliriz. Bir iletkenin elektrik

Detaylı

Şekil 1: Zener diyot sembol ve görünüşleri. Zener akımı. Gerilim Regülasyonu. bölgesi. Şekil 2: Zener diyotun akım-gerilim karakteristiği

Şekil 1: Zener diyot sembol ve görünüşleri. Zener akımı. Gerilim Regülasyonu. bölgesi. Şekil 2: Zener diyotun akım-gerilim karakteristiği ZENER DİYOT VE AKIM-GERİLİM KARAKTERİSTİĞİ Küçük sinyal diyotları, delinme gerilimine yakın değerlerde hasar görebileceğinden, bu değerlerde kullanılamazlar. Buna karşılık, Zener diyotlar delinme gerilimi

Detaylı

ATOM HAREKETLERİ ve ATOMSAL YAYINIM

ATOM HAREKETLERİ ve ATOMSAL YAYINIM ATOM HAREKETLERİ ve ATOMSAL YAYINIM 1. Giriş Malzemelerde üretim ve uygulama sırasında görülen katılaşma, çökelme, yeniden kristalleşme, tane büyümesi gibi olaylar ile kaynak, lehim, sementasyon gibi işlemler

Detaylı

ATIK SULARIN TERFİSİ VE TERFİ MERKEZİ

ATIK SULARIN TERFİSİ VE TERFİ MERKEZİ ATIK SULARIN TERFİSİ VE TERFİ MERKEZİ Pompa; suya basınç sağlayan veya suyu aşağıdan yukarıya terfi ettiren (yükselten) makinedir. Terfi merkezi; atık suların, çamurun ve arıtılmış suların bir bölgeden

Detaylı

BİLEŞİKLER VE FORMÜLLERİ

BİLEŞİKLER VE FORMÜLLERİ BİLEŞİKLER VE FORMÜLLERİ Bileşikler : Günümüzde bilinen 117 element olmasına rağmen (92 tanesi doğada bulunur). Bu elementler farklı sayıda ve şekilde birleşerek ve etkileşerek farklı kimyasal özelliklere

Detaylı

İç direnç ve emk. Seri bağlı dirençler. BÖLÜM 28 Doğru Akım Devreleri. İç direnç ve emk. ve emk. Elektromotor kuvvet (emk) kaynakları.

İç direnç ve emk. Seri bağlı dirençler. BÖLÜM 28 Doğru Akım Devreleri. İç direnç ve emk. ve emk. Elektromotor kuvvet (emk) kaynakları. BÖLÜM 8 Doğru Akım Devreleri Elektromotor Kuvveti emk iç direnç Seri ve Paralel Bağlı Dirençler Eşdeğer direnç Kirchhoff Kuralları Düğüm kuralı İlmek kuralı Devreleri Kondansatörün yüklenmesi Kondansatörün

Detaylı

ATOMİK YAPI. Elektron Yükü=-1,60x10-19 C Proton Yükü=+1,60x10-19 C Nötron Yükü=0

ATOMİK YAPI. Elektron Yükü=-1,60x10-19 C Proton Yükü=+1,60x10-19 C Nötron Yükü=0 ATOMİK YAPI Atom, birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal öğeyi oluşturan parçacıktır. Atom, elementlerin özelliklerini taşıyan en küçük yapı birimi olup çekirdekteki

Detaylı

1.0. OTOMATİK KONTROL VANALARI UYGULAMALARI

1.0. OTOMATİK KONTROL VANALARI UYGULAMALARI 1.0. OTOMATİK KONTROL VANALARI UYGULAMALARI Otomatik kontrol sistemlerinin en önemli elemanları olan motorlu vanaların kendilerinden beklenen görevi tam olarak yerine getirebilmeleri için, hidronik devre

Detaylı

1000-200000 m3/h, 400-1500 Pa. Kavrama, kayış-kasnak veya direk tahrik Eurovent e göre Kısa/Uzun gövde; kılavuz giriş kanatlı/kanatsız

1000-200000 m3/h, 400-1500 Pa. Kavrama, kayış-kasnak veya direk tahrik Eurovent e göre Kısa/Uzun gövde; kılavuz giriş kanatlı/kanatsız Aksiyal fanlar Üretimin açıklanması Değişik rotor türleri için, çıkış konumu, gövde geometrisi, gövde sacı kalınlığı, ve malzesi yönünden geniş bir seçme olanağı bulunmaktadır. Aşağıdaki açıklamalar standart

Detaylı

KATI YALITIM MALZEMELERİ KALSİYUM SİLİKAT

KATI YALITIM MALZEMELERİ KALSİYUM SİLİKAT KATI YALITIM MALZEMELERİ KALSİYUM SİLİKAT Celal Bayar Üniversitesi Turgutlu Meslek Yüksekokulu İnşaat Bölümü Öğretim Görevlisi Tekin TEZCAN İnşaat Yüksek Mühendisi KALSİYUM SİLİKAT Yüksek mukavemetli,

Detaylı

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ Öğretim Üyesi: Doç.Dr. Tamila ANUTGAN 1

KARABÜK ÜNİVERSİTESİ Öğretim Üyesi: Doç.Dr. Tamila ANUTGAN 1 KARABÜK ÜNİVERSİTESİ Öğretim Üyesi: Doç.Dr. Tamila ANUTGAN 1 Elektriksel olaylarla ilgili buraya kadar yaptığımız, tartışmalarımız, durgun yüklerle veya elektrostatikle sınırlı kalmıştır. Şimdi, elektrik

Detaylı

(p = osmotik basınç)

(p = osmotik basınç) EK II RAOULT KANUNU OSMOTİK BASINÇ Şek- 1 Bir cam kap içine oturtulmuş gözenekli bir kabın içinde şekerli su, cam kapla da saf su bulunsun ve her iki kapta düzeyler aynı olsun (şek. 1). Bu koşullar altında

Detaylı

HOŞGELDİNİZ SEMİNER KONUSU:KATODİK KORUMA SUNAN:SAİM KONYALI ELEKTRİK MÜHENDİSİ.(M S) [email protected] 0-542-4571534

HOŞGELDİNİZ SEMİNER KONUSU:KATODİK KORUMA SUNAN:SAİM KONYALI ELEKTRİK MÜHENDİSİ.(M S) saim.konyali@emo.org.tr 0-542-4571534 HOŞGELDİNİZ SEMİNER KONUSU:KATODİK KORUMA SUNAN:SAİM KONYALI ELEKTRİK MÜHENDİSİ.(M S) [email protected] 0-542-4571534 KATODİK KORUMA KONU BAŞLIKLARI: 1-KOROZYON VE METALİN YAPISI 2-KOROZYONUN ÜÇ

Detaylı

İTFAİYEDE KULLANILAN YANGIN SÖNDÜRME ARAÇ-GEREÇ VE MALZEMELRİN TANITIMI, KULLANIMI VE BAKIMI D- LANSLAR VE MALZEMELRİN TANITIMI, KULLANIMI VE BAKIMI

İTFAİYEDE KULLANILAN YANGIN SÖNDÜRME ARAÇ-GEREÇ VE MALZEMELRİN TANITIMI, KULLANIMI VE BAKIMI D- LANSLAR VE MALZEMELRİN TANITIMI, KULLANIMI VE BAKIMI D- LANSLAR Yangına su gönderilmesinde kullanılan hortumlardan gelen suyun yangına işlemek için hortumun ucuna takılan ve basınçlı suyu sıkıştırmak yoluyla daha fazla basınçla verilmesini sağlayan bakır,

Detaylı

HAZIRLAYAN Mutlu ŞAHİN. Hacettepe Fen Bilgisi Öğretmenliği DENEY NO: 5 DENEYİN ADI: SUYUN ELEKTRİK ENERJİSİ İLE AYRIŞMASI

HAZIRLAYAN Mutlu ŞAHİN. Hacettepe Fen Bilgisi Öğretmenliği DENEY NO: 5 DENEYİN ADI: SUYUN ELEKTRİK ENERJİSİ İLE AYRIŞMASI HAZIRLAYAN Mutlu ŞAHİN Hacettepe Fen Bilgisi Öğretmenliği DENEY NO: 5 DENEYİN ADI: SUYUN ELEKTRİK ENERJİSİ İLE AYRIŞMASI DENEYİN AMACI: ELEKTRİK ENERJİSİNİ KULLANARAK SUYU KENDİSİNİ OLUŞTURAN SAF MADDELERİNE

Detaylı

3. AKIŞKANLARDA FAZ DEĞİŞİKLİĞİ OLMADAN ISI TRANSFERİ

3. AKIŞKANLARDA FAZ DEĞİŞİKLİĞİ OLMADAN ISI TRANSFERİ 1 3. AKIŞKANLARDA FAZ DEĞİŞİKLİĞİ OLMADAN ISI TRANSFERİ (Ref. e_makaleleri) Isı değiştiricilerin büyük bir kısmında ısı transferi, akışkanlarda faz değişikliği olmadan gerçekleşir. Örneğin, sıcak bir petrol

Detaylı

Endüstriyel Sensörler ve Uygulama Alanları Kalite kontrol amaçlı ölçme sistemleri, üretim ve montaj hatlarında imalat sürecinin en önemli aşamalarındandır. Günümüz teknolojisi mükemmelliği ve üretimdeki

Detaylı

Şekil 1. Metal-sulu ortam ara yüzeyinde metalin kimyasal şekil değiştirmesi

Şekil 1. Metal-sulu ortam ara yüzeyinde metalin kimyasal şekil değiştirmesi 3. KOROZYONUN ELEKTROKİMYASAL TEMELLERİ 3.1. Korozyon Hücresi ve Korozyonun Oluşumu Bir malzemenin kimyasal bileşimi ve fiziksel bütünlüğü korozif bir ortamda değişir. Kimyasal korozyonda, malzeme korozif

Detaylı

Kalorifer Tesisatı Proje Hazırlama Esasları. Niğde Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü

Kalorifer Tesisatı Proje Hazırlama Esasları. Niğde Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Kalorifer Tesisatı Proje Hazırlama Esasları Niğde Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü ISITMA TEKNİĞİ 1.Tarihsel gelişim 2.Günümüz ısıtma teknikleri Bir ısıtma tesisatının uygun olabilmesi için gerekli

Detaylı

ATOMİK YAPI. Elektron Yükü=-1,60x10-19 C Proton Yükü=+1,60x10-19 C Nötron Yükü=0

ATOMİK YAPI. Elektron Yükü=-1,60x10-19 C Proton Yükü=+1,60x10-19 C Nötron Yükü=0 ATOMİK YAPI Elektron Yükü=-1,60x10-19 C Proton Yükü=+1,60x10-19 C Nötron Yükü=0 Elektron Kütlesi 9,11x10-31 kg Proton Kütlesi Nötron Kütlesi 1,67x10-27 kg Bir kimyasal elementin atom numarası (Z) çekirdeğindeki

Detaylı

TS 12514 E GÖRE HERMETİK CİHAZ YERLEŞİM KURALLARI

TS 12514 E GÖRE HERMETİK CİHAZ YERLEŞİM KURALLARI TS 12514 E GÖRE HERMETİK CİHAZ YERLEŞİM KURALLARI 1.2.4 - C Tipi Cihazların (Hermetik) Montajı 1.2.4.1 - Genel Şartlar C tipi cihazlar (hermetik) montaj odasının hacmi ve havalandırma biçiminde bağlı olmaksızın

Detaylı

ÇİNKO ALAŞIMLARI :34 1

ÇİNKO ALAŞIMLARI :34 1 09.11.2012 09:34 1 Çinko oda sıcaklıklarında bile deformasyon sertleşmesine uğrayan birkaç metalden biridir. Oda sıcaklıklarında düşük gerilimler çinkonun yapısında kalıcı bozunum yaratabilir. Bu nedenle

Detaylı

YUVARLANMALI YATAKLARIN MONTAJI VE BAKIMI

YUVARLANMALI YATAKLARIN MONTAJI VE BAKIMI Makine Elemanları 2 YUVARLANMALI YATAKLAR-III YUVARLANMALI YATAKLARIN MONTAJI VE BAKIMI Doç.Dr. Ali Rıza Yıldız 1 Bu Bölümden Elde Edilecek Kazanımlar Rulmanların Montajı Tolerans Değerlerinin Belirlenmesi

Detaylı

Şekil 1: Diyot sembol ve görünüşleri

Şekil 1: Diyot sembol ve görünüşleri DİYOTLAR ve DİYOTUN AKIM-GERİLİM KARAKTERİSTİĞİ Diyotlar; bir yarısı N-tipi, diğer yarısı P-tipi yarıiletkenden oluşan kristal elemanlardır ve tek yönlü akım geçiren yarıiletken devre elemanlarıdır. N

Detaylı

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ENERJİ SİSTEMLERİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ AKIŞKANLAR MEKANİĞİ LABORATUARI

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ENERJİ SİSTEMLERİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ AKIŞKANLAR MEKANİĞİ LABORATUARI ERCİYES ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ENERJİ SİSTEMLERİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ AKIŞKANLAR MEKANİĞİ LABORATUARI DENEY FÖYÜ DENEY ADI SINIR TABAKA DENEYİ DERSİN ÖĞRETİM ÜYESİ DENEYİ YAPTIRAN ÖĞRETİM ELEMAN

Detaylı

TEKNİK YAYIN. Yayın No : 003 Yayın Tanımı : RULMANLARDA ÖNLEYİCİ BAKIM

TEKNİK YAYIN. Yayın No : 003 Yayın Tanımı : RULMANLARDA ÖNLEYİCİ BAKIM TEKNİK YAYIN Yayın No : 003 Yayın Tanımı : RULMANLARDA ÖNLEYİCİ BAKIM Anadolu Rulman İmalat San. ve Tic. A.Ş. Yaka Mahallesi, 401. Sokak, No:17 Cumayeri / DÜZCE / TÜRKİYE Tel: +90 380 735 51 54 Faks: +90

Detaylı

Şekil 1. Elektrolitik parlatma işleminin şematik gösterimi

Şekil 1. Elektrolitik parlatma işleminin şematik gösterimi ELEKTROLİTİK PARLATMA VE DAĞLAMA DENEYİN ADI: Elektrolitik Parlatma ve Dağlama DENEYİN AMACI: Elektrolit banyosu içinde bir metalde anodik çözünme yolu ile düzgün ve parlatılmış bir yüzey oluşturmak ve

Detaylı

Korozyon Hızı Ölçüm Metotları. Abdurrahman Asan

Korozyon Hızı Ölçüm Metotları. Abdurrahman Asan Korozyon Hızı Ölçüm Metotları Abdurrahman Asan 1 Giriş Son zamanlara değin, korozyon hızının ölçülmesi, başlıca ağırlık azalması yöntemine dayanıyordu. Bu yöntemle, korozyon hızının duyarlı olarak belirlenmesi

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ MM G Ü Z D Ö N E M İ

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ MM G Ü Z D Ö N E M İ T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ MM- 4 5 8 G Ü N E Ş E N E R J İ S İ 2017-2 0 1 8 G Ü Z D Ö N E M İ Güneş kollektörü kullanarak tüketim veya ısıtma amaçlı sıcak

Detaylı

HUPF/HUP Serisi. Honeywell UNIVERSAL GAS VALVES UYGULAMA

HUPF/HUP Serisi. Honeywell UNIVERSAL GAS VALVES UYGULAMA UNIVERSAL GAS VALVES HUPF/HUP Serisi GAZ BASINÇ REGÜLATÖRLERİ FİLTRELİ VEYA FİLTRESİZ UYGULAMA KULLANMA KILAVUZU Karışımlı, birleşik sistemler ve endüstriyel dağıtım sistemleri dahil tüm gaz yakıcılardaki

Detaylı

Yumuşak Yol Vericiler - TEORİ

Yumuşak Yol Vericiler - TEORİ Yumuşak Yol Vericiler - TEORİ 1. Gerilimi Düşürerek Yolverme Alternatif akım endüksiyon motorları, şebeke gerilimine direkt olarak bağlandıklarında, yol alma başlangıcında şebekeden Kilitli Rotor Akımı

Detaylı