Kosova`da Seçimler Üzerine

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Kosova`da Seçimler Üzerine"

Transkript

1 Aylık süreli yayın, yıl 4 sayı 12. Kosova`da Seçimler Üzerine Batı Balkanlar Açısından 2013 Yılına Kısa Bir Bakış Dizi İzleme Şekillerimize Yönelik Bir Sohbet 2013 Yılı Kosova Ekonomisi Hakkında Değerlendirme Bize Güçlü Bir Lider Lazım Ercan Kesal Ne Alakası Var Baba

2 2 paradigma - temmuz 2014 İçindekiler Kosova`da Seçimler Üzerine...4 Demokrasi bir oyun değildir; yönetim şeklidir. Yönetim şekli oyuna dönüşürse, halkın siyasi arenada seyrettiği başarısız bir tiyatrodan başka bir şey değildir. Biz, bizi yönetmeyi amaçlayan adayların sahneledikleri oyunu mu seyretmekteyiz? O zaman perdeler açılsın! Esin Muzbeg Kosova da gerçekleşen seçimleri değerlendirdi. Sayfa 4 te Batı Balkanlar Açısından 2013 Yılına Kısa Bir Bakış...8 Avrupa coğrafyasında kara delik misali kalan Batı Balkanlar ın Avrupa entegrasyon süreçlerindeki önemli gelişmeleri Dr. Erhan Türbedar 8 inci sayfada inceliyor. Dizi İzleme Şekillerimize Yönelik Bir Sohbet...10 Kosova da dizi izleme şekillerine yönelik çalışmalar yapan Hacettepe Ü. İletişim F. Öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Emek Çaylı ile röportaj 10 uncu sayfada Yılı Kosova Ekonomisi Hakkında Değerlendirme...18 Kosova nın ekonomik parametrelerini içeren bir değerlendirmeyi Özay Pinduk gerçekleştirdi. Sayfa 18 de. Bize Güçlü Bir Lider Lazım...21 Lider lik konusuna eleştirel bir yaklaşım sergileyen Bize Güçlü Bir Lider Lazım analizi 21 inci sayfada. Ercan Kesal Ne Alakası Var Baba...26 Kitap tanıtımı bölümünün konuğu, Peri Gazozu kitabıyla Ercan Kesal. 26 ıncı sayfada

3 paradigma - temmuz Paradigma dan Paradigma nın yeni sayısı ile birlikteyiz. Bilindiği üzere, Kosova da kısa süre içerisinde yerel ve genel seçimler art arda düzenlendi. Seçim dönemleri reel-politiğin arka plana itildiği, vaatler ve hayallerin ön plana çıktığı dönemlerdir. Dergimizde seçim sonuçlarını da içeren ve seçim dönemini inceleyen bir değerlendirmeye yer verdik. Öte yandan 2013 yılı genel olarak Batı Balkanlar açısından nasıl geçti ve 2014 teki yansımalarını içeren bir yazı ile ekonomi parametrelerini içeren ayrı bir analiz yer almakta. Gündelik hayatımızda çok sık karşılaştığımız Lider tanımını eleştirel bir yaklaşımla incelediğimiz analizde Kosova da lider olmaya çalışanlarla bölgemizdeki liderlik hallerini inceledik. Türk dizilerinin Kosova da izlenmesini seyirciyi temel alarak inceleyen Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyelerinden Yrd.Doç. Dr. Emek Çaylı ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi, bu alana farklı bir paradigmadan bakmanızı sağlayacak nitelikte. Kitap tanıtımı bölümümüzde ise hem tıp doktoru, hem yazar, hem senarist hem de sinema oyuncusu olan çok yönlü bir aydın Ercan Kesal ın Peri Gazozu adlı kitabını inceledik. Dergimizin bu sayısını sizlere sunarken ayrıca bir duyuru da yapmak istiyoruz. Dergiciliğe daha uygun olarak gördüğümüz bir format ile Paradigma nın yayın hayatına devam edeceğiz. Bundan böyle dergimiz üç ayda bir yayınlanacak, 100 sayfanın üzerinde olacak ve her sayıda belirli bir konuya odaklanacaktır. Seçilecek konuyla ilgili olarak hem röportaj, hem yeni gelişmeler hem de daha analitik bir dille kaleme alınmış makaleler yer alacaktır. Basın, eğitim, gençlik, mimari, bilim, edebiyat, sağlık, dernekler, sinema gibi farklı konulara eğilecek olan dergide konunun uzmanı yazarlara yer verilecek, gelişmeler derlenecektir. Eylül ayının son günlerinde çıkacak olan Paradigma Sonbahar sayısı Eğitim konusunu işleyecek. İlkokul, lise ve üniversite eğitimi konularında kapsamlı bir çalışma yapacak olan dergimiz konuyla ilgili analiz ve makalelerini bize sunmak isteyenlere de çağrıda bulunuyor. Eğitim temalı Paradigma Sonbahar sayısında yer almak isteyen yazarların 1 Eylül tarihine kadar yazılarını bize ulaştırmalarını bekliyoruz. Ayrıca Ağustos ayı içerisinde genel seçim döneminde Kosova basınında yayınlanan haberler üzerinden yaptığımız içerik analizi çalışmamızı yayınlayacağız. Paradigma nın yeni formatında buluşmak dileğiyle, iyi okumalar dilerim. Bengi Muzbeg Paradigma Paradigma Research Center`in süreli yayınıdır. Yayın hakları Paradigma RC`ya aittir. Genel Yayın Yönetmeni: Bengi Muzbeg Editörler: Dr. Erhan Türbedar Esin Muzbeg Haber & Röportaj: Mediha Yarımhoroz Enis Tabak Hesap no: BKT Pejton Şubesi Yıl 4, sayı 12; Temmuz 2014 Adres: Shpend Berisha 11 Prizren\Kosova Tel: Faks: Yayına hazırlanış tarihi: Yazılarda ileri sürülen görüşler Paradigma`nın resmi görüşü değildir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Paradigma 2014 Mizanpaj: Hüsamedin Luma

4 4 paradigma - temmuz 2014 Kosova da Seçimler Üzerine Demokrasi bir oyun değildir; yönetim şeklidir. Yönetim şekli oyuna dönüşürse, halkın siyasi arenada seyrettiği başarısız bir tiyatrodan başka bir şey değildir. Biz, bizi yönetmeyi amaçlayan adayların sahneledikleri oyunu mu seyretmekteyiz? O zaman perdeler açılsın! Esin Muzbeg BİRİNCİ PERDE: ERKEN SEÇİME GİDİLİYOR! 8 Haziran 2014 tarihinde düzenlenen erken seçime yaklaşık 3 yıl kadar gecikmeli gidildi. Parlamentonun feshedilmesiyle alelacele yapılan seçimlerin neden erken seçim olduğu ve neden erken seçime gecikildiğini hatırlayalım. Siyasi Partilerin Rafa Kaldırdığı Anlaşma Erken seçime gidilme konusundaki birinci husus 2011 yılından itibaren büyük siyasi partilerin vardığı bir anlaşma idi. Siyasi partiler, 2011 yılında cumhurbaşkanını seçme krizi çıkınca, bir an önce seçim reformu ve anayasa değişikliği yapma ve akabinde 6 ay içinde erken seçime gitme kararı almıştı. Bu karar Batılı diplomatlar tarafından da desteklenmiş hatta seçim reformu ve akabinde yapılacak seçim 2010 yılındaki parlamenter seçimlerin gayri meşru havasını değiştireceğine dair beklentiler yüksekti. Ancak seçim reformu için başta azınlıklara ayrılan yedek kontanjanlar olmak üzere, seçim bölgeleri ve diğer konularda siyasi partilerin uzlaşmaya varması gerekiyordu. Anayasa değişiklikleri için oluşturulan komisyonun çalışmaları beklendiğinden ağır gitti yılının başında tekrar gündeme alınan seçim reformunun olamayacağı anlaşılınca erken seçime gidilme kararı alındı. PDK da bölünmeler Başbakan Hashim Thaçi nin yönettiği Kosova Demokratik Partisi PDK içindeki bölünmeler ve bazı milletvekillerinin parti disiplinini bozup genel merkezin talepleri dışında oy kullanması hükümeti iktidarda olmasına rağmen, azınlık hükümeti haline getirdi. Ancak muhalefet de bir türlü ortak hareket edemeyip hükümeti deviremedi. PDK yönetimi, kendinden kopan grupların başka bir parti ile birleşmeden veya iyice teşkilatlanmadan seçime gitme konusunda bir niyet gösterdi. PDK hükümetini baştan beri oy hırsızlığıyla gasp edilmiş iktidar olarak gören muhalefet erken seçime gidilme iradesini destekledi. Vetevendosje Hareketi hükümetin düşürülmesi suretiyle erken seçime gitmeyi talep etmesine rağmen, PDK nın diğer partilerle oynadığı oyun, sahnelendi. Erken seçime gidildi; ancak hükümete güvensizlik oylamasıyla değil, parlamentonun feshi yoluyla... Silahlı Kuvvetlerin Kurulamaması Ve Azınlık Sorunu Üçüncü bir gerekçe olarak da Kosova Silahlı Kuvvetlerinin kurulamaması olarak değerlendirilebilir. Başbakan Hashim Thaçi, seçim startı verince ön plana attığı konulardan biri silahlı kuvvetlerin kurulması idi. Ancak Kosova nın silahlı kuvvetlerinin kurulması öncelikle bağımsızlık planını çizen Ahtisari Planına aykırı idi. Fakat denetimli bağımsızlık sürecinden çıkan Kosova halkının en yüksek iradesinin Parlamento tarafından temsil edildiği için Parlamentonun alacağı bir kararla Silahlı Kuvvetlerin kurulabileceği düşünülüyordu. Ancak bunun için ikinci bir engeli azınlıklar aslında Sırp vekiller oluşturuyordu. Çünkü Kosova Anayasasına göre azınlıkları ilgilendiren ve hayati önem taşıyan bir konu gündeme geldiği zaman, parlamentodaki azınlıkların da üçte iki (2/3) çoğunluğunun oyu gerekmekteyid. Sırp olmayan azınlıklar bu konuda silahlı kuvvetlerin kurulmasına destek vereceğini açıklamasına rağmen Sırp vekiller karşı çıktı. Ve Parlamento Kosova Silahlı Kuvvetlerinin kurulması için yeterli desteği bulamadı. Başbakan Hashim Thaçi, bu desteği bulamayınca Kosova Silahlı Kuvvetlerini kuramayan bir Parlamentonun görevini yapamadığını ileri sürerek, Parlamentonun feshi için bir inisiyatif başlattı. Ve bu konuda anamuhalefet partisi Kosova Demokratik Birliği LDK ile anlaştı. LDK nın da desteğini alan PDK, Meclisi feshetmek suretiyle seçime gitme sürecini garantilemiş oldu. Parlamentonun Feshi mi Hükümetin Düşürülmesi mi? İktidar ve muhalefet uzun zaman seçime gitmek için parlamentonun feshi ile hükümetin düşürülmesi konusunda bir ikilem yaşadı. İktidardaki PDK da bölünmelerin ortaya çıkması üzerine, iktidar çoğunluğu kaybetti. Ancak Kosova nın Geleceği için İttfak AAK nin hükümeti düşürme girişimine başta Vetevendosje Hareketi olmak üzere muhalefet destek vermedi. Vetevendosje ise destek vermemeyi bu hükümetin 2011 yılında düşürülmesi gerektiği teziyle savundu. Kendileri 2011 yılında hükümeti düşürme konusunda destek isterken,

5 paradigma - temmuz bulamadıklarını dile getirdiler. Dolayısıyla muhalefet 2011 yılında olduğu gibi 2014 yılında da hükümeti düşürme konusunda biraraya gelemedi. Bu durum en çok hükümetin işine yaradı. Çünkü seçim sürecinde Parlamento faal değilken, hükümet kendi imkanlarını seçim malzemesi yapma konusunda kendini oldukça özgür hissetti. Özetle söyleyecek olursak, Vetevendosje Hareketi, PDK iktidarına en sert muhalifeti yürütmesine rağmen, AAK tarafından hükümete karşı güvensizlik oylaması gündeme gelince hareketi siyasi bulup destek vermedi. LDK, siyasi liderlerin 2011 yılında uzlaştığı anlaşmanın uygulanmasını isteyip erken seçimi gündeme getirdiği zaman başta AAK olmak üzere yeterli desteği bulamadı. AAK nin son dönemde başlattığı güvensizlik oylama girişimi ise başta Vetevendosje olmak üzere destek bulamadı. Hükümet aslında PDK daki kopmalar nedeniyle çoğunluk desteğine sahip olmamasına rağmen, muhalefetin de birlik olamaması nedeniyle iktidarda kaldı. Erken seçime gidilme konusunda uzlaşmaya varılınca, yöntem üzerine tartışmalar başladı. Thaçi, parlmentonun feshedilmesini önerdi. Muhalefetten aykırı sesler çıksa bile, uzlaşmaya varılamadı. Sırf bir an önce seçime gitmek için partiler parlamentonun feshi konusuda irade gösterdi. Kosova parlamentosu 7 Mayıs Çarşamba günü yapılan oylama sonucu 90 EVET oy ile feshedildi. İKİNCİ PERDE: DİKKAT SEÇİM VAR! Kosova Cumhurbaşkanı Atifete Jahjaga, siyasi parti temsilcileri ve Merkez Seçim Komisyonu ile yaptığı istişarelerin ardından erken parlamenter seçimlerin 8 Haziran 2014 tarihinde yapılacağını ilan etti. Jahjaga ayrıca, siyasilere seçimlerin adil ve seçim kampanya sürecinin onurlu geçmesi için çağrıda bulundu. Uluslararası gözlemcicleri de Kosova ya davet etti. Resmi ve Resmi Olmayan Kampanyalar Hükümet, aslında hükümetteki ana iktidar Kosova Demokratik Partisi, 2013 yılının Kasım ayında düzenlenen yerel seçimin ardından genel seçim söylemlerine hazırlanmaya başladı. Önce memura zam vaadi, akabinde de ekonomik kalkınma için farklı kaynak arayışlarına ilişkin söylemleri seçim kampanyasının ana temasını oluşturdu. Muhalefet partileri, devletin kaynaklarının parti propagandası için kullanılmaması gerektiği konusunda eleştirilerini dile getirse de hükümet, gerek özelleştirmelerden işçilere dağıtılan payların bu döneme denk getirilmesi, gerekse yurtdışında çeşitli banka ve fonlarda değerlendirilen özelleştirme ve emeklilik fonu kaynaklarının, istihdam ve kalkınma fonu için kullanılmasının istenmesi söylemlerine devam etti. Hükümet temel söylemini Yeni Misyon olarak adlandırdığı ekonomik atılımla tanımlıyor. Bugüne kadar bağımsızlığın ilanı, Sırbistanla müzakereler gibi ağır konuların halledildiği temalarını işleyen PDK, şimdi de ekonomik kalkınma için adımların atılmasına sıra geldiğini dile getirdi. Muhalefet partileri ise hükümetin bu temel söylemlerini çürütmeye odaklanmış ve PDK nın aslında yolsuzluklar hükümeti olduğunu dillendirmeye çalışmıştı. Ancak kampanyaların yaklaşması ile tüm söylemler birbirine benzemeye başladı. Ana muhalefet partisi LDK, mevcut gidişattan dönüş motosunu kullandı. AAK, Yeni Misyon yerine Yeni Yön demeyi tercih etti. Vetevendosje ise gidişatın kötülüğünü somut sloganlarla dile getirmeye çalıştı. Azınlıklar... Bu seçimde en önemli konulardan birini de azınlık veya Kosova tabiriyle topluluk partilerinin durumu da oluşturdu. Kosova anayasasına göre etnik topluluklar için 20 kontenjanın korunmasına rağmen yedek sandalyelerin kullanımı bu seçimden itibaren kaldırıldı. Dolayısıyla siyasi partilerin aldıkları oylar kontenjandaki sandalyeler için de sayılacak. Bu durumda Türk topluluğunun sadece 2 milletvekili ile temsil edileceği kesinleşmişti. Kısaca etnik topluluk partilerine değinecek olursak, Türk topluluğu Mahir Yağcılar liderliğindeki Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) ve Arif Bütüç ün Kosova Türk Adalet Partisi (KTAP) arasında bir seçim yaptı. KDTP nin almış

6 6 paradigma - temmuz 2014 olduğu oyların üçte birini (1/3) KTAP nin alması durumunda 2 Türk kontenjanı iki parti arasında paylaşılacaktı. Ancak Kosova Türk toplumu bölünmeye karşı oy kullandı ve her iki milletvekili de Kosova Türklerinin ana akım partisi olan KDTP de kaldı. Bu sisteme göre diğer azınlıkların da ayrılan kontenjan kadar milletvekili çıkarması bekleniyor. Boşnaklar 4, Goralılar 1 ve Roman toplulukları 3 olmak üzere toplam 10; Sırplar için de 10 kontenjanın kullanımı öngörüldüğü üzere gerçekleşti. İkinci Perdenin Sahneye Konuşu 8 Haziran Parlamento seçiminde toplam 30 siyasi oluşum yarıştı. Bunlardan 18 siyasi parti, 7 vatandaşlık inisiyatifi, 4 koalisyon ve 1 bağımsız aday. 1 Milyon 782 bin 454 Kosova vatandaşının oy kullanma hakkı vardı. Bunun sadece 734 bin 216 sı oy kullandı. Nüfusu 1.8 Milyon olan Kosova nın 1.7 Milyon seçmene sahip olması ilk bakışta garip karşılanıyor. Üstelik Merkez Seçim Komisyonu, mümkün olduğunca ölen ve vatandaşlıktan çıkan kişileri seçmen listesinden çıkardığını açıklamıştı. Ancak nüfusa diasporadaki Kosova vatandaşlarının kaydedilmediği hesaba katılırsa bu rakam hem kısmen dengelenir hem de %41,5 olan seçime katılım oranı artar. Ancak resmi rakamlarda bir değişiklik olmaz. Seçim Sonuçları Merkez Seçim Komisyonu göreli uzun bir sürenin ardından 26 Haziran 2014 tarihinde nihai sonuçları açıkladı. Beklendiği üzere gayriresmi sonuçlarda büyük değişiklikler olmadan mevcut başbakanın liderliğindeki Kosova Demokratik Partisi PDK, yarışı birinci parti olarak bitirdi. Parlamentoya azınlık kontenjanından giren partilerin haricinde Kosova Demokratik Birliği LDK, Vetevendosje Hareketi VV, Kosova nın Geleceği için İttifak AAK, Kosova için Başlangıç - Nisma partileri girdi. Mevcut Başbakan Yardımcısı Behgjet Pacolli nin Yeni Kosova İttifakı AKR ise % 5 olan barajı geçemedi. Partilerin aldıkları oylar ve Parlamentoda sandalye dağılımı şöyle: Kosova daki etnik azınlık partileri ise bu yıl yedek sandalyeler kullanılamadığı için daha düşük bir temsiliyete sahip oldu. 120 sandalyelik Kosova Parlamentosunda, azınlıklar için ayrılan garanti 20 sandalye ile temsil ediliyorlar. Türk Toplumu Açısından Seçim Türk topluluğu Kosova daki bu seçimlere iki siyasi parti ile yarışa girmişti. Türk toplumunun ana akım temsilcisi olan Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP), garanti edilmiş sandalyelerin ikisini de elde etti. KDTP Genel Başkanı Mahir Yağcılar, Bu başarı sadece Kosova Demokratik Türk Partisinin başarısı değil toplumsal bir başarıdır. Güçlü bir KDTP, güçlü bir topluma eşdeğerdir. Bu zaferle gücümüze güç, birliğimize birlik kattık. Toplum olarak seçim sonuçları neticesinde bölünmeye dur diyerek, tek çatı altında toplumsal çıkarımızı korumayı seçtiğimiz açık bir şekilde görülmektedir. Bu da toplum olarak birlik ve beraberliği ne denli istediğimizi açıkça göstermektedir diye açıklamada bulundu. Yağcılar, yayınladığı mesajında küskünlere de çağrıda bulunarak, Kosova Demokratik Türk Partisi çatısı Türk toplumunun gerçek adresidir. Kapılarımız herkese % SANDALYE - PDK, Nisma , VAKAT Koalisyonu ,89 2 Progresivna Demokratska Stranka , Nova Demokratska Stranka Gora için Koalisyon , ,09 1 açıktır. Türk Toplumunun çıkarlarının korunması adına görev almak isteyen herkes geleceğimizin bir parçası olabilir dedi. Kosova Türk Adalet Partisi (KTAP) nin yerel seçimlere oranla oldukça düşük oy alması, Türk seçmeninin birlik ve beraberlik istediğini bir kez daha ortaya koydu. Birlik ve beraberlik için ise KDTP, kapılarını açmaya hazır olduğu mesajını verdi. En azından genel başkanın seçim sonrası

7 paradigma - temmuz açıklamalarının satır aralarında yer alanlar kapıların küskünlere açılmaya ve birlik ile beraberliği destekleyenlerin teşvik edilmeye hazır olunduğu okunabilir. Ancak daha önce de küskünlerin KDTP çatısı altına davet edildiği ve daha sonra yine bölünmelerin olduğu gözönünde bulundurulursa, kapıyı açmanın ötesinde politika yapma fırsatlarının, muhalefet yapma fırsatlarının da gözden geçirilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Kosova nın nasıl bir seçim reformu ve anayasa değişikliğine ihtiyacı varsa, Türk toplumunun da kısır döngü politikadan kurtulması için bir reforma ihtiyacı var. ÜÇÜNCÜ PERDE: HÜKÜMETİ KİM KURACAK! PDK seçimden birinci parti olarak çıktı çıkmasına ancak hazırladığı oyunu sahneye koyamadan muhalefet oyunu bozma girişiminde bulundu. Başbakan Hashim Thaçi daha ilk sonuçlar gelir gelmez PDK nın zaferini ilan etti. Thaçi, bağımsızlık nihai bir hedef değil, bir başlangıçtı diye konuşarak, Yeni Misyon ile yola devam edeceklerini ifade etti. Öte yandan seçim sonuçları henüz resmileşmeden, PDK ile koalisyon ortağı olmayacaklarını ifade eden muhalefet partileri birlik kurma girişiminde bulundu. Önce Kosova Demokratik Birliği LDK ve Vetevendosje liderleri İsa Mustafa ve Albin Kurti biraraya geldi ve PDK ile koalisyon ortağı olmayacaklarını dile getirdiler. Ardından da diğer muhalif partileri biraraya geldi ve AAK lideri Ramush Haradinaj ın Başbakanlığında bir hükümet kurma konusunda anlaştıklarını açıkladı. Vetevendosje anlaşmanın bir parçası olmamakla birlikte, dışardan destek verebileceği sinyalini iletti. Böylece LDK, AAK ve NISMA ortak açıklama yaparak, AAK lideri Ramush Haradinaj ın Başbakan, LDK lideri İsa Mustafa nın Meclis Başkanı akabinde de Cumhurbaşkanı, NISMA lideri Fatmir Limaj ın da Başbakan Yardımcısı olması konusunda uzlaştıklarını bildirdiler. Bu anlaşma PDK da bir şok etkisi yarattı. Siyaset bilimcilerin bir kısmı anlaşmanın anayasaya aykırı olduğunu dile getirdi. Bir kısmı ise 61 oyu bulan herkes hükümeti kurar ve bu demokratik bir haktır bağlamında yorumladı. Vetevendosje nın koalisyonun bir parçası olmamakla birlikte dışardan destek vermek için iki ön şart sunduğu öne sürülüyor. Biri Sırbistan ile müzakerelerin sona erdirilmesi; ikincisi ise özelleştirme sürecinin durdurulması. Vetevendosje ile tutumların yakınlaştırılması ve bu konuların yeniden gözden geçirilmesi konusunda bir uzlaşma ortamının yakalanması hedefleniyor. Vetevendosje ile diğer muhalefet bloğu adeta bir mekik diplomasisi yürüttü. Bu satırların yazıldığı dönemde Vetevendosje ile muhalefet bloğu arasında uzlaşmaya yakın sinyaller alınmakta idi. Vetevendosje nin ilk sert tavrı Kosova daki uluslararası diplomatik çevreleri de ayaklandırmıştı. Sırbistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve özelleştirme süreci Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletlerinin destek ve teşvik ettiği temel konuların başında geliyor. Batılı diplomatlar Vetevendosje liderleri ile yaptıkları toplantılarda bu sürecin zarar görmeyeceğine ilişkin tatminkâr cevaplar aldığı izlenimi verdi. Cumhurbaşkanı Atifete Jahjaga nın ise hükümeti kurma görevini en çok alan partiye mi yoksa hükümeti kurmak için yeterli sayıyı bulacak olan koalisyona mı vermesi gerektiği konusunu Anayasa Mahkemesine sorması ortamı iyice bulanıklaştırdı. KAPANIŞ Kosova nın önünde 3 seçenek duruyor! 1. Hükümeti kurma görevinin PDK ya verilmesi halinde, PDK tüm azınlıkları içine alan ve diğer partilerden en az 4 milletvekili devşirerek zayıf bir hükümet kurabilir. 2. Hükümeti kurma görevinin muhalefete verilmesi halinde ise LDK, AAK ve NİSMA koalisyonunda ve Vetevendosje desteğinde bir hükümet kurulabilir. Azınlıkların da bir kısmından destek alınır. Ancak Vetevendosje nin dayatmaları ve partiler arası uyumsuzluklar nedeniyle gene zayıf bir hükümet kurulabilir. 3. Partiler sistemi bloke edip tekrar seçime gidebilir. Aslında Kosova 2010 yılında yaşanan bir kısır döngüye tekrar girmiş durumda. Hem seçim sistemi hem de Anayasa değişikliği gerçekleşmediği sürece bu siyasi dengeler zayıf ve istikrarsız hükümetlerin doğmasına neden olacak. Bu bağlamda düşündüğümüz zaman Kosova nın önünde aslında iki seçenek duruyor. 1. Zayıf bir hükümet 2. Erken seçim Seçim ve Anayasa reformu ciddiye alınmadığı sürece bu kısır döngü devam edecek. Çünkü erken seçimin de buna benzer bir sonuç doğurma ihtimali çok yüksek.

8 8 paradigma - temmuz 2014 Batı Balkanlar Açısından 2013 Yılına Kısa Bir Bakış Dr. Erhan Türbedar AB ye bütünleşme süreci ve bölgesel işbirliği bakımından 2013 yılı Batı Balkan ülkeleri için başarılı bir yıl olarak değerlendirilebilir. Daha önceki yıllarda bölgesel işbirliği alanında yaşanan gecikmeler, Batı Balkanlar da iyi komşuluk ilişkilerinin gelişimini olumsuz etkiliyordu. Günümüzde ise bölge ülkeleri, ortak çıkarların belirlenmesi doğrultusunda gittikçe artan oranda çaba harcıyor olmakla dikkat çekiyor. 25 Ekim 2013 te bakanlar düzeyinde kabul edilen Yenilik için Batı Balkan Bölgesel Araştırma ve Geliştirme Strateji, AB ye üyelik yolunda bölge ülkelerinin işbirliklerini daha fazla derinleştirmeye istekli olduğuna da işaret ediyor yılında yaşanan bazı gelişmeler Batı Balkanlar da büyük değişimin yaşandığını, bölgedeki sorunların olgun ve sorumlu bir şekilde çözülmeye başladığını gösterdi. Özellikle Belgrad ile Priştine nin, aralarındaki ilişkilileri normalleştirme yönünde sarf ettikleri çabalar ve elde ettikleri sonuçlar, bölgede yaşanan değişimin iyi bir örneğidir. Yaklaşık iki yıl önce Belgrad ile Priştine nin Brüksel de el sıkışacağını tahayyül etmek bile zordu. Bugün ise bir araya gelerek diyaloglarını geliştirdikleri ve kimi konularda çözüm ürettikleri için her iki taraf övgüyü hak ediyor. Sırbistan ile Kosova yetkililerinin son zamanlarda sergilediği tutum, başarıya imza atmaya hazır olan güvenilir ortaklar var olduğu sürece bölgenin geri kalan sorunlarını, örneğin Makedonya ile Yunanistan arasındaki isim sorununu da çözmenin mümkün olabileceğini gösterdi. Belgrad ile Priştine nin, aralarındaki ilişkilileri normalleştirme yönünde sarf ettikleri çabalar ve elde ettikleri sonuçlar, bölgede yaşanan değişimin iyi bir örneğidir. Yaklaşık iki yıl önce Belgrad ile Priştine nin Brüksel de el sıkışacağını tahayyül etmek bile zordu yılında Arnavutluk ta da bir ilk yaşandı. Boykot kültürüne dayalı oldukça çekişmeli iktidar-muhalefet ilişkisine sahip olan bu ülkede, AB ye üyelik sürecinin hızlandırılması maksadıyla iktidar ilk defa muhalefeti işbirliğine davet etmiş bulunuyor. Geçen yılda Batı Balkanlar da yaşanan bazı gelişmelere halkın verdiği tepkiler, bölge ülkelerindeki vatandaşların sorunlar ve düşmanlıklardan yorulduğunu; güvenlik, refah ve Avrupa ile Atlantik kurumlara hızlandırılmış üyeliği sağlayacak olan siyaset tarzını kabul etmeye hazır olduğunu göstermiştir. Bu yöndeki tespit, başlı başına bölgenin geleceği hakkında daha iyimser olabilmeyi mümkün kılıyor. Batı Balkan ülkelerinin AB ye bütünleşme süreci bakımından da 2013 yılı önemli bir kırılma noktası olarak hatırlanacaktır. Son yıllarda AB nin finansal ve ekonomik krizle çok fazla meşgul olduğu, bunun ise AB vatandaşlarını ve yöneticilerini, Birliğin genişlemesi hususunda daha ihtiyatlı olmaya sevk ettiği doğrudur. Buna rağmen 2013 yılında bölgenin AB ye bütünleşme sürecinde önemli adımlar atıldı. 1 Temmuz 2013 te Hırvatistan ın AB üyeliğine alınmış olması dışında, Karadağ AB ile müzakere sürecinde önemli mesafeler katetmiş, Sırbistan la ise Ocak 2014 te üyelik müzakerelerinin başlatılması kararlaştırılmış, 2014 te hem Karadağ hem de Sırbistan ın AB ye üyelik süreçlerini hızlandırmaları bekleniyor. 5 AB üyesi ülke Kosova nın bağımsızlığını tanımamış olmasına rağmen, 2013 te Brüksel ile Priştine

9 paradigma - temmuz arasında İstikrar ve Katılım Anlaşması müzakereleri de başlatılmış, böylece Kosova da AB ye üyelik sürecinde önemli resmi adımı atmıştır. 16 Ekim 2013 te Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan son ilerleme raporları da, nerdeyse tüm bölge ülkelerinin AB ye üyelik yolunda önemli adımlar attığına ışık tutuyor. Gelinen noktada bölgenin tamamı AB ile bütünleşme sürecine dahil olmuş, bölgedeki tüm yöneticiler ise AB üyeliğini alternatifi olmayan tek seçenek olarak kabul etmiş gözüküyor. Elbette, AB ye katılım bir hediye olmayacak ve gerçekleşecek olan reformlara bağlı kalacaktır. Diğer taraftan AB üyeliği sadece kazanımlar elde etmek değil, yükümlülükleri paylaşmak anlamına da geliyor. Bu nedenle bölge ülkeleri AB üyeliği için iyi hazırlanmış olması gerekiyor. Nitekim geçmişten çıkartılan derslerden hareketle, Brüksel, en zor gerçekleşmeyeceği henüz net değildir. NATO Balkanlar da demokrasi ve istikrarın daha fazla kök salmasına katkı sağlayan bir ittifaktır. Bu nedenle, İngiltere deki zirvede en azından Karadağ ın NATO üyeliğine kabul edilmesi ümit ediliyor. İkili ilişkilerdeki düzelme ve NATO ile AB ye bütünleşme süreçleri, Batı Balkanlar da bölgesel işbirliğinin daha fazla geliştirilmesi AB üyeliği sadece kazanımlar elde etmek değil, yükümlülükleri paylaşmak anlamına da geliyor. Bu nedenle bölge ülkeleri AB üyeliği için iyi hazırlanmış olması gerekiyor. bakımından da önemlidir. Başarılı bir bölgesel işbirliği, ilgili bölgedeki aktörlerin tamamının işbirliği girişimlerine katılımını gerektirir. Belgrad ile Priştine arasındaki diyalog ise, 2013 te Kosova nın Balkanlar daki bölgesel işbirliği girişimlerine katılımını artırmıştır. Şöyle ki Kosova Bölgesel İşbirliği Konseyi nin (RCC) katılımcıları arasına dâhil edildi. Yakın bir gelecekte ise Kosova nın Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci (SEECP), Bölgesel Kamu İdaresi Okulu (RESPA), Göç, İltica ve Mülteciler Bölgesel Girişimi konuları en başta müzakereye açmak kaydıyla üyelik kurallarını zorlaştırmış bulunuyor. Yine de, bölge ülkelerinin AB üyeliğine bağlılığı ve bu yolda elde edecekleri sonuçlar, Birliğe gelecekteki üyeliklerinin en güçlü güvencesi olacaktır. Avrupa ve Atlantik kurumlara bütünleşme ifadesinden okunabildiği gibi, AB ile NATO ya üyelik birbiriyle bağlantılı konulardır. Teknik olarak bir ülke NATO dışında kalarak da AB üyesi olabiliyor, ancak siyasi yönden AB üyelerinin NATO ya katılımları da arzu ediliyor te İngiltere yeni NATO zirvesine ev sahipliği yapacak. Bu zirvede nelerin yaşanacağı ve NATO genişlemesinde yeni dalganın gerçekleşip (MARRI) ile Güvenlik İşbirliği Merkezi - RACVIAC ın toplantılarına katılmaya başlaması da bekleniyor. 21 Kasım 2013 te Güneydoğu Avrupa Yatırım Komitesi nin (SEEIC) bakanlar düzeyindeki toplantısında Güneydoğu Avrupa 2020 Stratejisi: Avrupa Perspektifinde İş İmkânları ve Refah isimli belgenin kabul edildiğinin altı çizilmelidir. Bu belgeyle Batı Balkanlar daki bölgesel işbirliğinde yeni bir sayfanın açması bekleniyor. Güneydoğu Avrupa 2020 Stratejisi nde belirtilen tedbirlerin uygulanmasıyla Batı Balkanlar ın ekonomik kalkınmasına yönelik önemli katkıların sağlanacağına inanılıyor.

10 10 paradigma - temmuz 2014 Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yar.Doç.Dr. Emek Çaylı ile söyleşi... Esin Muzbeg Gökşen Uysal Biz yıllardır hep Kosova dan Türkiye ye bakıyoruz. Türkiye yi bir şekilde tanımlamaya, algılamaya, ve konumlandırmaya çalışıyoruz. Türkiye den Kosova ya baktığınız zaman siz ne görüyorsunuz? Buradaki gerek Türk toplumu gerekse diğer etnik toplulukları açısından nasıl bir izlenim edindiniz? E.Ç. Bu geniş kapsamlı soruya, geniş kapsamlı bir cevap vermekle başlamak lazım. Benim sadece bir vatandaş olarak sade bir yurtdışı olarak neler gördüğümün yanı sıra bir de sosyolojik ve siyaset bilimi perspektifiyle neler gördüğümü anlatmak daha fazla işimize yarayacak olur. İlk olarak göze çarpanlar arasında elbette ki çok yoğun bir genç nüfus, heyecanlı ve genç bir ülke oluyor. Ama tabi ki daha derinlere doğru gittiğimizde, yoğun olarak burayı da etkisi altına alan neoliberal iktisat politikalarını görüyoruz. Tüketim toplumu söylemimiz vardır ya, hani buranın koşullarında çok klasik anlamda bir tüketim Dizi İzleme Şekillerimize Yönelik Bir Sohbet Emek, Kosova da Türk dizileri üzerine bir çalışma yürütüyor. Akşama doğru yağmur bastırsa da, biz güneşli bir Prizren öğleninde sohbete daldık. Konu temelde Türk dizileri idi. Ama bu konuya daha geniş bir pencereden bakmaya çalıştık. toplumu bağlamında değerlendirebileceğimiz şeylerin dışında bir şeyler var. Burada tüketim toplumundan söz ediyor olmamız için ciddi anlamda bir sanayileşmiş, kapitalist olgunluğa ulaşmış, artı değer birikimi yoğun bir toplum ve bunun yoğun olarak tüketime doğru evrildiği koşullardan söz etmemiz gerekiyor ama şu anda burada sanki bir post kapitalizm ortamı gibi düşünebileceğimiz, yani sanayileşme imkanları tamamen ellerinden alınmış, üretemeyen, üretemeden tüketmekle yüzleşmek durumunda kalan bir toplum koşullarıyla karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Fabrikaları kapatılmış, kendi üretim alanları, üstelik sadece sanayi de değil tarım alanları açısından da bir...şu anda burada sanki bir post kapitalizm ortamı gibi düşünebileceğimiz, yani sanayileşme imkanları tamamen ellerinden alınmış, üretemeyen, üretemeden tüketmekle yüzleşmek durumunda kalan bir toplum koşullarıyla karşı karşıya olduğunu görüyoruz. sorunla karşı karşıyayız. Köylülerin topraklarını çok ekip dikmediği koşullardan söz ediyoruz. Dolayısıyla gayri maddileşmiş bir emek kavramı etrafında düşünebileceğimiz yani materyal bir üretim olmaksızın doğrudan hizmet sektörü üzerinden kendisini döndürmeye çalışan bir ekonomi ve bu ekonominin koşulları içerisinde tüketim toplumu olmaya çalışan bir toplumla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. Dolayısıyla da bu anlamda neoliberal politikaların aslında bir ucuna eklenmeden de bir durumla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Çünkü gelişmiş kapitalist toplumlarda da sanayileşmesini tamamlamış, olgunlaşmış toplumların bir sonraki evresi kendi sanayi ağlarını kendi ülkelerinin dışında başka ülkelere taşıyarak kendi ülkelerini tamamen hizmet ve tüketim toplumu gibi bir şeye dönüştürmüş olmak olarak açıklayabildiğimiz bir durum söz konusu... Burada da aslında bir yönüyle o anlamda neoliberal

11 paradigma - temmuz politikalara eklemlenmeyi oradan yakalayabiliyoruz. Dolayısıyla bir güvencesizlik bir belirsizlik toplumu gibi bir şeyle karşı karşıya olduğunu düşünüyorum. Çünkü tamamen hizmet sektöründe düşük ücretle çalışmak zorunda kalan bir emek sektörüyle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. Genel olarak işin iktisadi yönü benim çok gözüme çarptığı için önce buradan başlamış olduk. Özellikle sadece tüketime yönelik bir toplumla sınırlı olmaktan kaynaklı, yoğun genç nüfusun emek sürecine çok dahil edilemiyor olması sorunu, bu anlamda çok yüksek işsizlik sorunu, işsizlik sorununun yanı sıra çalışanların da belirsizlik ve güvencesizlik sorunuyla karşı karşıya bırakılıyor olmaları ve dolayısıyla bu belirsizliğin bir kaygı toplumu yaratmasıyla karşı karşıya olduğumuzu gördüğümü söyleyebilirim. İkinci olarak iktisadi olanın yanı sıra bir ulus devlet kimliği inşası sürecinden geçen tüm ülkelerin karşı karşıya olduğu bir sorun olarak ciddi bir risk faktörü olarak milliyetçilik sorununu ben bir tarafta kafamda tahayyül ettim. Burada çok farklı gruplar bir arada yaşıyor. Türkler, Arnavutlar, Boşnaklar, Goralılar bir arada yaşıyorlar ama burada kurucu bir kimlik olarak Arnavut kimliğinin ön plana çıktığını görüyoruz. Bir şeyler daha başında doğru bir şekilde kurulursa ilerde yaşanacak olası sorunları da travmaları da en aza indirmiş oluruz diye düşünüyorum. Milliyetçiliğe dair Tanıl Bora nın söylediği çok güzel bir söz var. Milliyetçilik insanın medenileşme ve özgürleşme potansiyelini basınç altında tutarak geriletir ve açığa çıkmasını engeller. Bu aslında çok anlamlı bir şey. Buradan yola çıktığımız zaman Tanıl Bora nın medenileşme potansiyelinden kastettiği şey bildiğimiz anlamda tipik ilerlemeci, uygarlaşmacı bir söylem değil bilakis medeni sözcüğünün etimolojisini de anlayarak kavrayabileceğimiz bir şey. Medeni dediğimizde Medine yi anlıyoruz. Kentleşme, yurttaşlık bilinci, sorumluğu gibi bir şey anlıyorsak eğer dolayısıyla da bireylerin birer politik yurttaş olarak kendilerini var edebilmeleri ve özgür kılabilmelerinde milliyetçilik ciddi bir tehdit oluşturur. Dolayısıyla bunun üzerinde biraz düşünülmesi, müzakere edilmesi gerekir diye düşünüyorum. Genç ve oluşum aşamasında bir şeyleri rayına oturtma aşamasında olan bir süreçten eğer söz ediyorsak benim dikkatimi çeken noktalardan biri de özellikle milliyetçilikle birlikte bir antipolitika tehdidi bugün bütün demokratik olduğunu iddia eden ülkelerin yurttaşlarının karşı karşıya olduğu bir sorundur. Türkiye de de yaşadığımız bir sorundur. Antipolitika dediğimiz mesele çok ciddi bir sorun. Antipolitikadan kastettiğimiz şey ise politikanın yurttaşla olan bağını yitirmesi, yurttaşları ile olan bağını koparması ve tamamen teknik bir şeye dönüştürülmesi yani siyasetin teknikleşmesi, bireyleşmesi dediğimiz bir sorun. Oysa biliyoruz ki politika dediğimiz zaman demokrasinin inşa edildiği coğrafyalara Antik Yunan a gideriz, politika aslında polis kavramından türemiş ve kentli olmak, yurttaş olmak anlamına gelir; dolayısıyla yurttaşı politikadan hiçbir şekilde ayrı düşünmememiz gerekir. Ama bugün siyasetin tamamen uzman kişilerin tekelinde, çizgisel, kişilerden yurttaşlara doğrudan tek taraflı aktarılan bir etkinlik olduğu bir yere doğru gidiyoruz. Böyle bir ortamda da kaçınılmaz olarak faşizim ve milliyetçilik yükselişe geçiyor. Bugün baktığımızda birçok Avrupa ülkesinde mesela Fransa da milliyetçi partilerin çok güçlü durumda olması, Yunanistan da çok yakın zamanda faşist hareketlerin çok ciddi bir tehdit oluşturması, şiddet eylemlerine varmaları, çünkü eleştirel yurttaşın siyasetin olanaklarına katılmadığı yerde tamamen milliyetçilik ve faşizmin ihtiyaç duyduğu nüvelerin açığa çıktığını görüyoruz. Dolayısıyla böyle bir risk yavaş yavaş Avrupa ülkelerinde görülmeye başladıysa buna karşı bir politik katılıma, politik yurttaşlığa dair bir şeylerin yapılması gerektiği de ortadadır. Benim buradaki siyasal atmosfere dair ilk aklıma gelenler milliyetçilik, antipolitika, neoliberal politikalar gibi özetleyebileceğim meseleler... Sosyal ve Kültürel alandan da bahsedebilir misiniz? E.Ç. Melankoli beni en çok yakalayan kavramlardan biri oldu. Melankolik bir toplumla karşı karşıya olduğumu düşünüyorum. Melankoliden benim kastettiğim şey oldukça ideal, ekonomik anlamda sosyokültürel anlamda çok ideal bir toplumu yakalayıp refah içinde yaşayıp bunları teker teker yitirmiş bir toplumla karşı karşıya olmak ve onun bu toplum bireyleri arasında yarattığı melankolik duygusu... Benim görüşme yaptığım kişiler, ben kendilerine sormadan hep kendileri anlattılar: Biz ne güzel yaşıyorduk. Hep şikayetçiler, onlara siyasal anlamda ya da sosyal anlamda sormadan kendileri kendilerine anlatmaya başlıyorlar. Savaş sürecinden önce belki siyasal anlamda baskılara uğruyorduk belki bir takım tehditler altında yaşıyorduk ama

12 12 paradigma - temmuz 2014 daha refah bir toplum olarak yaşıyorduk, hayatımızı sürdürüyorduk. Şimdi tamamen yoğun olarak emek sömürüsüne dayanan bir toplum içinde yaşıyoruz, çok çalışıyoruz ama iyi yaşamıyoruz. Eskiden de anne ve babalarımız çalışıyorlardı yoğun mu çalışıyorlardı belki evet yoğun çalışıyorlardı ama en azından o belirsizlik ve güvencesizlik yoktu. Daha geleceğe ilişkin öngörüde bulunabilen hayatlar yaşıyorduk. Maaşlarımız belliydi, o maaşlarla yaşayabileceğimiz yaşam koşulları belliydi. Tatile çıkabiliyorduk iyi hayat-lar yaşayabiliyorduk. Şimdi günde saat çalışıyoruz sadece karnımızı doyuracak kadar kazanıyoruz. Hatta acaba karnımızı doyurabiliyor muyuz o kısmını da soru işaretleriyle bırakıyoruz. O yüzden de geçmişe yönelik bir geçmişte eksileri bir kenara bırakırsak artılarının çok fazla olduğu hayatlar yaşıyorduk yorumlarını ben çok alıyorum, böyle bir şeyle karşılaştığımı söyleyebilirim. Türk dizileriyle ilgili burada bir çalışmayı yapıyorsunuz. Bu alandaki ilk bulgularınız neler? Diziler toplumda izlendiğine göre, burada bir yer bulması ve bir etkisi söz konusu... Bizim topluma ilişkin ilk gördüğünüz şey ne? Türk dizileri neden izleniyor? Bir etkisi var mı? Bir kabullenme, bir özdeşleşme var mı? E.Ç. Aslında bu popüler kültür ürünleriyle kurulan etkileşime dair iki farklı tezden söz edebiliriz. Bir tarafta kültürel emperyalizm tezleri bir tarafta da kültürler arası iletişim alanındaki tezler. Kültürel emperyalizm tezleri özellikle 80 li yıllarda çok yoğun olarak dayanılan tezlerdi. Çünkü özellikle Anglosakson dünyadan dünyanın geriye kalan ülkelerine yoğun bir kültür pazarlaması söz konusuydu. Bu gerek filmler olsun, gerek diziler olsun, gerek beslenme biçimleri şeklinde de söyleyebiliyoruz. Dolayısıyla 80 li yıllarda hep mesela Amerika kaynaklı dizileri dünyanın farklı ülkelerinde izliyorduk. Dallas ı dünyanın birçok ülkesinde insanlar evlerinde izliyorlardı, ondan sonra fast food kültürü hızla yayılmaya başlıyordu ve bunun karşısında da akademik çevreler bir kültürel emperyalizm sorunuyla karşı karşıya olduğumuza dair çözümlemeler yapıyorlardı. Amerikan yaşam tarzının farklı ülkelere empoze edilmeye çalışıldığına 80 li yıllarda hep mesela Amerika kaynaklı dizileri dünyanın farklı ülkelerinde izliyorduk. Dallas ı dünyanın birçok ülkesinde insanlar evlerinde izliyorlardı, ondan sonra fast food kültürü hızla yayılmaya başlıyordu ve bunun karşısında da akademik çevreler bir kültürel emperyalizm sorunuyla karşı karşıya olduğumuza dair çözümlemeler yapıyorlardı. yönelik eleştiriler getiriyorlardı. Alt metinlerde bu dizilerin bilinçli olarak ya da olmayarak insanlara Amerikan yaşam tarzının propagandasını yaptığını, yaşam tarzını empoze ettiğine ilişkin eleştiriler getiriliyordu. Ama tabi bu tartışmalar elbette ki karşı tartışmaları da beraberinde getirdi. Bir tür spekülatif tartışmalardı bunlar. Spekülatif tartışmalardan daha bir takım ampirik dayanakları olan tartışmalara doğru bir evrilme olduğunu söyleyebiliriz. 70 lerin sonlarında izleyici araştırmaları alanı oldukça alana giderek seyirciye temas ederek kendini kurmaya başladı. Dolayısıyla da izleyiciler acaba televizyon karşısında pasif birer alıcı mıdırlar; manipüle edilir ve kolay kandırılabilir kitleler midirler? Yoksa kendi algılama haritaları olan, kendi kültürel kodları içerisinden karşılaştıkları farklı kültürel kodları süzgeçlerden geçiren aktif izleyiciler midirler acaba diye sorular sorulmaya başlandı ve ampirik çalışmalar hız kazandı. Bu sefer izleyicilere temas ederek çalışmalar yapılmaya başlandı. Yani onlar hakkında onlara gitmeden onlarla konuşmadan spekülasyonlar üzerinden tezler üretmek yerine onlarla konuşarak, onları anlamaya çalışarak çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalarda kültürel emperyalizm tezlerin sorunlu tezler olduğunu ortaya koymaya başladılar. Çünkü izleyicilerin kendi anlamlandırma haritaları var, kendi yaşadıkları kültürel bağlam içerisinden alımlarla karşılaştıkları metinleri dolayısıyla izleyiciler aslında birer okuyucudurlar yani sadece edilgin birer alıcı değildirler. Onlar aynı zamanda metinlerin okuyucusudurlar. Dolayısıyla okuyuculuğa yapılan vurguda şu anlama geldi okumak aktif bir eylemdir kişinin aktif olarak katıldığı dahil olduğu bir eylemdir. Dolayısıyla da eğer izleyiciler birer okuyucularsa doğrudan kültürlerin empoze edildiği boş birer levha değillerdir. İzleyiciler kendi birikimlerine göre okur dönüştürebilme, okuyabilme, yorumlayabilme, müzakere edebilme potansiyelleri vardır. Dolayısıyla bu anlamda farklı okuma biçimleri üzerinden giden eleştirel okumanın farklı biçimlerine ilişkin tezleri ortaya koydular. Üç farklı okuma biçim-

13 paradigma - temmuz den söz ettiler mesela: izleyiciler ya egemen okuma etkinliği içerisine girerler ya müzakereci okuma ya da muhalif okuma yaparlar. Yani egemen okuma biçimi dediğimiz zaman bir kültürel kodun alıcı tarafından o kültürel kodları okuyan kişi tarafından olduğu gibi her hangi bir sorgulamaya uğramaksızın alınması ve kabul edilmesi, diğer tarafta okuyucunun karşılaştığı metinle müzakere içine girdiği ama metnin ona verdiği kodları nihayetinde kabul ederek müzakere içine girdiği okuma pratikleri, bir diğeri de tamamen muhalif opositional reading dediğimiz tamamen kendi karşıt okuma pratiklerini devreye sokarak metinle tartıştığı, metni eleştirdiği, olumsuzladığı okuma biçimleri. Dolayısıyla da dizilerin okuma biçiminden söz ederken bunların birinin hakim olduğundan söz etmiyoruz. Her üçünün de okuyucu tarafından farklı durumlarda devreye sokulabildiğini görebiliyoruz. Burada yaptığınız görüşmelerde şu ana kadar edindiğiniz izlenim ne? Türk dizilerinin algılanması nasıl bir boyutta, uyumlu kodlar var mı? Muhaliflikler var mı? Evrensel kodlar üzerine bir gidiş var mı? Yoksa bizim toplumumuzda kadına yönelik şiddet Türkiye deki kadar ciddi bir sorun değil neyse ki diyerek o dizileri izlemeye devam ediyorlar. Amerikan dizileriyle kıyasladığımız zaman Türk dizilerinin burada ki yeri neden var veya neden belli bir pozisyonda tutuluyor? E.Ç. Aslında Amerikan dizilerinin izlenmesine dair pratiklerde burada Türk dizilerinin farklı etnik gruplar tarafından izlenmesine dair pratiklerde örtüşen ve ayrışan noktalardan söz etmek gerekiyor. Mesela örtüşen noktalardan söz ederken Dallas dizisinin Danimarkalı izleyicileri tarafından nasıl izlendiğine dair bir araştırma yapılıyor Amerikan dizilerini Danimarkalı izleyiciler ironik bir haz duygusu üzerinden izliyorlar yani bir yandan kendi kültürel çevreleriyle uyuşmaz olan noktaları çok iyi görüyorlar ve eleştiriyorlar. Bizde kesinlikle böyle bir ilişki biçimi yok. Böyle bir diyalog söz konusu olamaz gibi eleştirel okuma üzerinden bir yandan okuyorlar bir yandan da o diyalogları o dizilerde yaşanan şeyleri izlemekten ironik bir haz alıyorlar. Yani burada bir ironi söz konusu oluyor yani eleştirel bir mesafeyi koruyan bir yerden okuyorlar. Biraz da şöyle bir şey var mıdır? Diziyi izlerken o dizinin

14 14 paradigma - temmuz 2014 yarattığı atmosfer çerçevesinde bu topluma yani bu toplumun kodlarına bazı davranış biçimleri aykırı gelse de onu o mentalite içerisinde doğru kabul edip ve karakterlerden aynı davranışları beklemek. E.Ç. Aynen öyle. O ironiyi devreye soktuklarını ben şuradan görüyorum. Mesela benim yaptığım görüşmelerde şu konu çok dile getiriliyor. Türk dizilerinde kadınların çok yoğun olarak uğradığı şiddet. Genç yaşta evlenmeye zorlanmaları, sürekli ağlayan, sürekli isyan eden kadınlar, sürekli bir aile baskısı içinde yaşayan kadınlar... Mesela benim görüşme yaptığım birçok kişi bizim toplumumuzda kadına yönelik şiddet Türkiye deki kadar ciddi bir sorun değil neyse ki diyerek o dizileri izlemeye devam ediyorlar. Dolayısıyla o eleştirel mesafeyi koruyarak diziyi izlemiş oluyorlar. Diğer tarafta mesela kadın izleyicileri üzerine yapılmış araştırmalar da çok fikir veriyor bize. Arkası yarın dizileri bir dönem çok izleniyordu. Pembe diziler olarak adlandırılan o da mesela Anglosakson dünyasının çok ilgisini çeken bir meseleydi. Niye kadınlar çok pembe dizileri izliyorlar, ne buluyorlar gibi soruları çok sormuşlardı. 80 li yıllarda bu anlamda çok araştırma yapılmış. Mesela bu araştırmalarda kadınların bu dizileri izlerken bir bekleyiş hazzı yaşadıklarına ilişkin bir şey söylüyorlar. Yani dizilerde dizi karakteri olan kadınlar sürekli ızdırap içerisindeler ama sürekli bir yandan da o günü bekliyorlar, o bekleyiş onları hayatta tutuyor. Bir gün bütün o sorunlar çözülecek, bir gün her şey çok güzel olacak, sabretmeliyim diyen ve bir yandan gözü yaşlı kadınlar. Pembe dizilerde de bu çok vardır. Dolayısıyla bu bekleyiş hazzına dair şeyleri şahsen yaptığım görüşmelerde de yakaladım. Mesela Öyle bir geçer zaman ki dizisi burada çok izlenmiş. Öyle bir geçer zaman ki dizisinde Cemile hanım çok acılar çekmiş, çok sorunlar yaşamış, sürekli onların üstesinden gelmiş, sürekli inmiş-çıkmış nihayetinde ama bir şekilde o mutluluğu yakalayacağını izleyici de inanıyor ve o bekleyiş hazzıyla o diziyi izliyorlar. Bu aynı zamanda biraz da kadının aslında bu durumun devam etmesini olumlamıyor mu? Tabiki Şöyle bir şeyi de veriyor diziler. Kadınların Şöyle bir şeyi de veriyor diziler. Kadınların karşılaştıkları sorunların aslında toplumsal sorunlar olduğunun göz ardı edilip tamamen kişiselbireysel sorunlar ve kişisel olan çözüldüğü zaman sanki bu sorunlar toplum nezdinde çözülecekmiş gibi algı yaratıyor elbette ki. karşılaştıkları sorunların aslında toplumsal sorunlar olduğunun göz ardı edilip tamamen kişiselbireysel sorunlar ve kişisel olan çözüldüğü zaman sanki bu sorunlar toplum nezdinde çözülecekmiş gibi algı yaratıyor elbette ki. Toplumsal ve siyasala yönelik bir çözümlemeden bireyleri koparıp tamamen kişisel düzeyde sorunları algılayıp sorunların çözülebilirliğine dair değerlendirme yapmalarına tabi ki yöneltici bir yönü oluyor. Çünkü burada görüşme yaptığım kadınlar kendi hayatlarına dair paralellik kurduklarını söylüyorlar. Dizileri izlerken dizilerde kadınların karşılaştıkları sorunların nasıl çözdüklerini görüyoruz; bize de fikir veriyor bu, ailevi sorunlarla karşılaştıkları zaman neler yapıyorlar, nasıl çözüyorlar bize bayağı fikir veriyor, yol gösteriyor gibi şeyleri söylüyorlar. Diğer tarafta da şöyle bir yönü var. Diziler televizyonun kendisinin işlevi aslında. Televizyona dair teorilerde hep şu söylenir: Televizyon bir kaçış aracıdır, gündelik hayatın sıkıntılarından, rutininden olanaksızlıklarından bir kaçış aracı... Burada benim yaptığım görüşmelerde birkaç kişi şunu söyledi: Savaş sonrası ciddi bir ekonomik buhran içerisinde çok sosyalleşme olanakları daha kısıtlı hale gelmiş çünkü paranın olmaması demek daha az dışarıya çıkmak demek, daha az para harcamak, daha az tatile gitmek gibi şeyleri de beraberinde getiriyor. Dolayısıyla bu rutin hayatın içerisinde onlara en renkli bir kapı açan şeylerden biri televizyon haline geliyor ve televizyon içerisinde de en çok diziler kendi hayatlarından ki bu rutinin, sıkıntıların bir nevi ertelenmesi diyelim, unutulması değil, askıya alınması ve bir nevi terapiye girip çıkmak gibi bir şeye dönüşüyor diyebiliriz. Diziler gündeme geldiği zaman sanırım hep şunu söylüyorlar; ki ben de birçok kişiden duydum: Türkçeyi nerden öğrendin? Dizilerden! Dizilerin böyle bir etkisi de olabilir mi; veya sizin şu ana kadar gördüğünüzde var mı? Burada somut olarak gözükebilen, dizilerin ne tip etkileriyle karşılaştınız? Belli kodların transfer edilmesi gibi bir işlev de görüyor mu? Mesela daha öncelerde bizim buradaki toplumda tespih çekme alışkanlığı pek yoktu, sadece camilerde ya da evde namazını kılan insanlar tespih çekerdi. Fakat şu an Türkiye deki ka-

15 dar yaygın olmasa da var. Diyelim ki dizilerde belli bir kabadayı tiplemesi var ve bu kabadayı tespih sallıyor; kendini bu tipleme ile özdeşleştiren de tespih sallamaya başlayabiliyor. Bu tip kodların transferi söz konusu olabiliyor mu; yoksa daha sınırlı etkileşimler midir söz konusu olan? paradigma - temmuz dede bir takım içeriklere maruz kalmanın, bir takım davranışlar olmasa da, tutumlarda ve algılarda bir takım tesirleri olabileceğini elbette ki göz önünde bulundurmalıyız. Ama rezonans etki dediğimiz şeyi düşündüğümde sizin söylediğiniz konuyu anlamlandırabiliriz. ReBu etkiler meselesini iletişim kuramında çok anarız. zonans etki dediğimizde bireyin kendi gündelik Kültürel göstergelerde yetiştirme çözümlemesi... hayatında kendi kişisel hayatında tesis ettiği külorda mesela rezonans etki teorisi vardır Dizilerin türel kodlarla medyadan aldığı kültürel kodlar çok insanların üzerindeki etkileri yıllarca çok konuşulup fazla çakışıyorsa uyum sağlıyorsa bunlar çok çabuk tartışılmış bir mesele ve bu konuda hakikatten etki etkileşime girip çok çabuk görülebilir. Sadece algı araştırmaları vardır. ve tutumlarda değil, davranışlara da tesir edebilen, görünebilir, saptanabilir davranış değişikliklerini de Erken dönem etki araştırmaları çok yapay ortam- algılayabileceğimiz şeylere elbette yol açabilir. larda yapılmış ve daha sonraki araştırmalarca yanlış tarafları ortaya çıkartılan araştırmalardı. Medyanın Mesela Gardner ve arkadaşları şiddet eğilimli yeretkilerine maruz kaldıklarında insanlar, etki - tepki lerde yaşayan kişilerin suç eğilimli yoksul yerlerde düzeyinde gözlemlenebilir davranış değişiklikleri yaşayan kişilerin medyatik şiddet içeriklerinden ortaya koyarlar diyen bir takım yaklaşımlar mevcut- daha fazla etkilenebildiklerini ortaya koyuyor. Bunun tur. Bunu kanıtlamak için de insanları labovatuar yansıra şunu da araştırmalarında söylüyorlar. Suçtan ortamlarına toplayıp birtakım filmler izlettirip ondan ve şiddetten çok uzak toplumlarda yaşayan kişilerde sonra bir takım anketler yaparak işte bakın ne kadar medyadaki şiddet ve suç içeriklerini gerçekmiş etkilendiler diyen bir takım çalışmalar yaptılar. Ancak gibi algılayarak gerçeklik algılarında bozulmaya daha sonra bu tür etki-tepki analizlerinin özellikle uğrayacak denli farklı çarpıtılmış bir gerçek algısına sosyolojik meselelerde oldukça yanıltıcı olduğunu dönüştürebiliyorlar yani izledikleri şeylerden ethiçbir toplumsal meselenin bu kadar somut neden- kilendikleri zaman. Bu ikisini de göz önünde busonuç ilişkisinde anlaşılmayacağını, daha karmaşık lundurarak düşünmek gerekiyor. Şimdi medya süreçlerin gözünde bulundurulması gerektiği or- içeriklerini insanlarla etkileşime girerken tek yönlü taya kondu. Dolayısıyla da aslında biz uzun va- düşünmememiz gerekiyor. Bir insanın etkileşimde

16 16 paradigma - temmuz 2014 olduğu tek iletişim aracı televizyon ise tek kültürlenme, bilgilenme aracı televizyon ise elbette ki televizyonla girdiği ilişkide tek yönlü bir etkilenmenin daha etkili olduğunu düşünebiliriz. Ama mesela sen neden Kurtlar Vadisini izlediğin zaman Polat Alemdar gibi giyinmezsin? Ya da bir başkası neden giyinmez diye bir soruyu sorduğumuz zaman işte o karmaşık süreçlerin esas o zaman devreye girdiğini görüyoruz. Belki kabadayı ruh haline yatkın ya da sempati ilişkisi hali hazırda kurmuş olan ya da özellikle ergenlik çağındaki çocuklarda bu etkileşimin daha fazla olduğunu görüyoruz. Polat Alemdar gibi giyinme dolayısıyla bireyin kendi bağlamı buna olanak sunduğu sürece o etkinin bir rezonans etkiye dönüştüğünden söz etmemiz gerekiyor. O etkiye hazır olarak medya metinleri ile karşılaştığı zaman zaten çok çabuk bir şekilde davranışlarında gözlenebilir farklılıklar görebiliyoruz. Peki bir bağlantı kurabilir miyiz? Mesela sinema sektörü, dizi sektörü daha genel anlamda medyanın tamamı, ekonomik anlamda da bir şeyleri teşvik ediyor mu? Mesela Muhteşem Yüzyıl dizisinde Osmanlı takıları ve Osmanlı tarzı yemek seti yıl önce olmayan bir şeyler şimdi yeniden canlandırıldı. Sadece bir diziyle bağlı değil tabi bir yaşam tarzı olarak medya tarafından da desteklenen ve sektörün diğer alanlarına da etkisi olan bir olgudan söz ediyoruz. O anlamda Kosova ya da yansımasını gördünüz mü? Tabi ki belli coğrafyalarla sınırlı değil. Dizi adı üzerinde bir sektör diyorsak, hakikatten endüstrileşmiş bir sektörden söz ediyorsak bunun çok farklı çıktılarının da devrede olduğunu elbette ki görmek durumunda kalıyoruz. Nasıl ki çizgi filmlerinin bir sektöre dönüştüğünden söz ediyorsak çocuklar sadece çizgi film izlemekle kalmıyorlar. O çizgi film karakterlerin çantalarını kullanıyorlar, kalemlerini alıyorlar, oyuncaklarını alıyorlar. Dolayısıyla bu bütünlüklü bir endüstriye dönüşmüş olarak algılanıyor. Film sektörü de bu şekilde. Spirderman i çizgi roman olarak tüketmenin yanı sıra film sektörü içerisinden tüketmeye başladığımızda o artık oyuncaklarıyla farklı bir bütünlüklü bir sektörün parçaları bileşenleri haline gelmiş oluyor. Dizide bir sektör olduğu için kaçınılmaz olarak böyle bir şeye dönüşebiliyor. Biz mesela yıllarca Amerikan dizilerinde konfleks yiyen insanları izledik ve hani Türkiye de konfleks diye bir şey hayatımıza hakikaten girdi. Marketlerde konfleks reyonları ve bir dönem hakikaten konfleks yemeye özenme durumları ciddi anlamda yaşanmıştır. Dizilerden yola çıkarak böyle bir etkileşim olmuştur. Geçenlerde konflekslerin içinde çok ciddi anlamda genetiği değiştirilmiş malzemeler olduğu da ortaya çıktı keşke çok fazla hayatımıza girmeseymiş dedik... Ama mesela ben bunların geçici hevesler olduğunu da bir yandan düşünüyorum. Bir yandan geçici etkileşimler olduğunu, konfleks hiçbir zaman bizlerin hayatında geleneksel Türk kahvaltısı yerini elbette ki almadı. Bir süre denemiş, tüketmiş olabiliriz ama yine kahvaltılarımızda bildiğimiz şekilde yaşamımızı sürdürmeye devam ettik. Hürrem yüzükleri, Hürrem kolyeleri dediğimiz şeyin de böyle bir gelip-geçici hevesler olduğunu düşünebiliriz. Kalıcı değişim ve dönüşümler olarak ben düşünmüyorum. Sadece şöyle bir bağlantısını kurabiliriz mesela dizilerin Ortadoğu izleyicileri tarafından nasıl izlendiğine dair bir araştırma var. Bu araştırmada coğrafi yakınlığın ve kültürel yakınlığın önemini ortaya koyuyor. Yani Ortadoğu halklarıyla Türkiye nin kültürel coğrafi yakınlığı diye somut bir şey söz konusu... Bu yakınlık nedeniyle ilgili ve aşina olunanın izlenebilir olması dizilerde karşılarına çıkıyor olması ama bu kültürel coğrafi yakınlığın yanı sıra Ortadoğu izleyicilerinin aynı zamanda eleştirel bir gözle Türk dizilerini izlediklerini de araştırma ortaya koyuyor. Bu araştırma Eylem Yanardağoğlu nun araştırması... Tunuslu izleyicilerle yapılmış bir araştırma, mesela Arap izleyiciler aynı zamanda Türk dizilerindeki bu entrikaları, bu yoğun aşk ilişkilerini çok eleştirerek izliyorlarmış. Yaptığı bu görüşmelerde bunu da ortaya çıkarıyor. Nasıl bir Müslüman ülke bu? Böyle hayat mı olur? Ne biçim ilişkiler bunlar diyerek bu eleştirel mesafeyi koruyarak izlediklerini de ortaya koyuyor. Ama diğer taraftan araştırma, geçmişteki Osmanlıdan miras alınan ve bugünlere taşınan kültürel yakınlık ve aynı zamanda coğrafi yakınlığın da alımlamada etkili olduğunu ortaya koyuyor. Burası için de benzer bir şey tabi ki söyleyebiliriz. Kosova, Türkiye ile hem coğrafi yakınlık hem de kültürel yakınlık içinde olan bir coğrafya. Osmanlı mirasının temel alındığı bir yakınlıktan da elbette söz edebiliriz. O yüzden de Hürrem e bu kadar birden bire yoğun ilginin bu tür bir yakınlık ilişkisinden de kaynaklandığını bir yandan düşünmek ve göz ününde bulundurmak gerekiyor. Bir yandan Türk dizilerinden bahsediyoruz ve buradaki medyada belli bir alan kapsamış durumda, istikrarlı bir şekilde devam ediyor, öte yandan toplum olarak bir Amerikan dizisi seyretme alışkanlığı da var ve bu da aynı şekilde devam ediyor. Belki de Türk dizilerinden

17 daha fazla izleniyor. Kısmen Anglosakson ülkelerin yakın zamana kadar burada dizileri vardı hala da devam ediyor. Bir de bu eski Yugoslavya dan kalan eski sinemayı takip etme alışkanlığı var. Özellikle Sırpçayı hala bilen kesim. Dolayısıyla burada birkaç eksen kesişmiş oluyor. Yaptığınız görüşmelerde bununla ilgili bir değerlendirme yapanlarla karşılaştınız mı? Türk dizilerinin ya da Türk sinemasının yanında bahse konu diğer eksenlerle nasıl bir etkileşim söz konusu? Sanırım bu coğrafyaya uydu gelmeden önce de toplumun Tük sinemasıyla çok ilişki içinde olduğunu görüyoruz. Sadece Türkler değil Arnavutlarla yaptığım görüşmelerde de yoğun olarak video kasetler alıp Türk filmlerini izlediklerini ve Türk sinemasını özellikle Yeşilçam sinemasına çok aşına olduklarını gördüm. Diğer tarafta bugünkü yeni Türk sinemasıyla bağlarının koptuğunu da gördüm. Mesela Türkiye den aklınıza ilk gelen ünlü film oyuncuları dediğim zaman hemen akıllara Kadir İnanır, Türkan Şoray geliyor. Yeni Türk sineması dendiği zaman akıllarına sadece Recep İvedik ve benzeri komedi aşırı popüler, akıllara bu geliyor ve yeni Türk sineması dediğim zamanda akıllarına Kenan İmirzalıoğlu geliyor. Eskiden sinema oyunculuğu diye bir şey vardı ama bugün dizi oyuncuları filmlerde oynadığı için öyle bir karışıklık da var. O yüzden bugünkü Türk sinemasından kimler geliyor aklınıza dediğim zaman biraz zorlayıp Kenan İmirzalıoğlu geliyor ya da Özcan Deniz diyorlar... Dolayısıyla eskiden Türk filmlerinin sahip olduğu Türkiye nin kültürel yaşamıyla bağ kurma işlerini yoğun olarak Türk dizileri sağlamış oluyor. O zamanlarda yapıldığı gibi bugünde DVD ler alınıp izlenebilir. Yeni Türk sineması rahatlıkla izlenebilir, aslında isteseler bunu yapabilirler nasıl ki eskiden burada video kaseti kiralayan dükkanlar varmış ve o yüzden zaten oralardan kiralayıp izlerlermiş. Eskiden olduğu kadar ilgilenilmiyor. Hemen alalım izleyelim ilgisi yok. Film dendiği zaman hep Amerikan, İngiliz, Anglosakson coğrafya ile ilişki içerisindeler. Yeşilçamın üstlendiği rölü bugün Türk dizileri üstleniyor. Şöyle bir ikircikli halle karşı karşıya kaldım. Burada somut örneğini verecek olursam, mesela bir yandan görüşme yaptığım kişilere diyorum ki yapımcılar size gelseler, bize siz senaryo verin, konu verin biz çekelim deseler, hangi konunun işlenmesini, ne İhtiyacımız olan şey o yani yaşanan travmaların, trajedilerin o şiddeti yeniden üreterek değil de başka estetik formlarda dile getirilerek anlatılması gerekiyor. paradigma - temmuz hakkında diziler olsun istersiniz? Diyorlar ki biz burada çok acılar yaşadık, savaşı yaşadık, burada yaşananları anlatan diziler istiyoruz mesela... Bu coğrafyada savaş döneminde neler yaşandı; savaşa bizi götüren süreçler nelerdi; biz bunları da izlemek istiyoruz, bizim hayatımızda bunlar var diyorlar. Bir yandan bunu söylüyorlar diğer tarafta da ben zorluyorum, kurcalıyorum, peki diyorum şöyle bir noktada bulmaz mısınız kendinizi: Biz kendi hayatımızda yeterince acılar yaşadık, şiddeti yaşadık, yeterince sıkıntılar yaşıyoruz; gerçek hayatımızın tekrarını dizilerde verirlerse biz izlemeyiz demez misiniz acaba? Böyle dediğim zaman da işin rengi değişmeye başlıyor ve diyorlar ki mesela bir başka Boşnak dizisi Mavi Kelebek dizisini örnek verdiler: Biz dizilerde şiddet görmek istemiyoruz, biz dizilerde acı çeken insanlar görmek istemiyoruz. Bu diziyi izleyemedik, çok korkunçtu dediler. Bir yandan gerçek hayatta yaşadıkları acıları da anlatan diziler olsa fena olmaz diyorlar bir yandan da biz gerçek hayatta yeterince acılar yaşıyoruz ve dizilerde bunu kaldıramıyoruz. Şiddet olmasın, silah olmasın, ölen insanları görmek istemiyoruz diyorlar. Dolayısıyla ben şunu düşünüyorum şiddeti anlatmanın farklı yollarının bulunabilesi şart. Spot 5 İhtiyacımız olan şey o yani yaşanan travmaların, trajedilerin o şiddeti yeniden üreterek değil de başka estetik formlarda dile getirilerek anlatılması gerekiyor. Savaşın şiddetini, acısını anlatabilmek için işte vurulan, kanlar içinde yatan insanları göstermeye ihtiyacımız yok bizim, işte burada da estetiğin politik gücü devreye giriyor yani estetiğin politize edilmesi ve şiddeti yeniden retmeden bir şekilde o travmaları, o acıları anlatan bir dilin bulunabilmesi ve bunların da işte popüler kültürün içerisinde kendisine alan bulabilmesi gerekiyor. Dolayısıyla bir noktadan sonra bu dizilerde bir doyma noktasına ulaşacak gibi bir öngörüm var. Bu kadar kim kimi sevdi, kim kimi ayırdı, kim kimden çocuk sahibi oldu tarzı içeriklerinde bir noktadan sonra doyma noktasına ulaşacağı aşikar gibi geliyor bana. Şimdiden benim görüşme yaptığım kişilerde, dizilerde neler olacağını artık tahmin ediyoruz, bıkmaya başladık gibi şeyler söylemeye başlıyor. O yüzden de biraz daha sofistike ve estetiğin politik gücünü ortaya koyabilecek ve gerçek hayatla temas edebilecek içeriklerde dizilerin olması gerekiyor diye söyleyebiliriz.

18 18 paradigma - temmuz Yılı Kosova Ekonomisi Hakkında Değerlendirme Özay Pinduk 2012 yılında küresel ekonomide toparlanmanın başlaması, 2013 yılında da devam etmiş ve 2013 yılı içeresinde gelişmekte olan ekonomilerde makroekonomik göstergeler beklenenin altında kalsa bile göstergelerde artış yaşanmıştır yılında küresel ekonomi yaklaşık % 3 oranında büyümüştür. sektöründe üretim ve taşıma masrafları açısından 2013 yılında akaryakıt ve enerji fiyatlarının kısmen istikrarlı olması üretim fiyatlarını da olumlu yönde etkilemiş ve üretim sektöründe fiyatlar genel seviyesi küresel ekonomi bağlamında durgunluğunu korumuştur. Fiyatlar genel seviyesinde sektörlere göre en büyük artışlar; alkol ve tütünde %7,2, giyimde % 2,9, gıda ve alkolsüz içecekler % 2,1 artmıştır. Özellikle, 2013 yılında Euro bölgesinde yaşanan olumsuz gelişmeler ülke ekonomilerinin daralmasına veya az da olsa artmasına, işsizliğin artmasına ve tüketimin azalmasına neden olmuştur. Euro bölge ekonomileri ve başta gelişmiş ekonomiler olan Çin ve Hindistan ile birlikte gelişmekte olan ülke ekonomileri makroekonomik göstergelerinde olumlu artışlar yaşanması, 2014 yılında küresel ekonominin de yaklaşık % 3,7 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Göstergeler 2013 Büyüme (%) 3, ,8 1,5 Euro) Bölge ülkelerine baktığımızda, 2013 yılında bölge ülke ekonomileri pozitif büyüme göstermişlerdir. Makedonya %2,2, Karadağ %1,5, Arnavutluk %1,7 ve Sırbistan %2 oranında büyümüştür. Hırvatistan ve Bosna Hersek ekonomileri ise 2013 yılında kısmen durgunluktan çıkmış ve çok az büyüyebilmişlerdir. Kosova ekonomisi, 2013 yılında özellikle ihracat alanında gerçekleştirdiği gelişmeler, yabancı yatırımların devam ederek artması, yurt dışında yaşayan vatandaşların gönderdiği para miktarındaki artışlar, mali ve finans sektörlerindeki olumlu artışlar ekonominin yaklaşık % 3,1 oranında artmasına neden olmuştur. Kosova nın 2012 yılı enflasyon oranı %2,5 iken 2013 yılında enflasyon %1,8 oranında gerçekleşmiştir. Özellikle üretim 620,8 Kosova ekonomisinin geçmiş yıllarda olduğu gibi 2013 yılında da karşılaştığı en önemli sıkıntılar arasında yüksek dış ticaret açığı ve işsizlik oranıdır. Çeşitli kaynaklarda 2013 yılı işsizlik oranı %31 olarak ifade edilse de işsizlik yaklaşık %35-40 arasındadır yılı sonu toplam dış bor 1 milyar 590 milyon Euro değerinde gerçekleşmiştir. Yurt dışında yaşayan vatandaşların gönderdiği resmi para miktarında da geçen yıla göre %2,5 artmış ve 620,8 mil-yon Euro olmuştur yılında bankacılık sektöründe artışlar yaşanmış ve 2013 yılı sonunda ticari bankaların toplam varlıkları geçen yıla göre % 8 oranında artarak 3,06 milyar Euro değerinde gerçekleşmiştir yılında ihracatın 258,5 293,9 ithalatı karşılama oranında %1 lik artış yaşanmış ve dış ticarette kısmen de olsa 2,4 olumlu yönde gelişmeler olmuştur yılı ihracat oranı geçen yıla göre %6,4 artarak 293,9 milyon Euro olarak gerçekleşmiştir yılı ithalatı geçen yıla göre %2,2 azalarak 2,450 mil-yon Euro olmuştur yılında Kosova nın en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında İtalya, Arnavutluk ve Hindistan yer almaktadır. İhracatta bir önceki yıla göre İtalya ya %4,2, Arnavutluk a %9 ve Hindistan a %26,3 oranında daha fazla ihracat gerçekleştirilmiştir.

19 paradigma - temmuz KOSOVA NIN OCAK - ARALIK İHRACATI ( 000) ,2 2 Arnavutluk Hindistan ,3 4 Makedonya , , ,9 7 Almanya ,1 8 Türkiye ,9 *(7.095) *(5,5) *(7.490) ,3 10 Avusturya ,4 TOPLAM ,4 % Kaynak: Kosova İstatistik Kurumu *:T.C. Ekonomi Bakanlığı ,4 2 Almanya , ,1 4 Türkiye ,4 *( ) *( ) *(6,3) 5 Makedonya ,2 6 Çin ,4 7 Yunanistan ,9 8 Arnavutluk ,5 9 Bosna Hersek , ,7 TOPLAM ,2 % Kaynak: Kosova İstatistik Kurumu *:T.C. Ekonomi Bakanlığı

20 20 paradigma - temmuz 2014 En fazla ithalat yapılan ülkeler ise sırasıyla Sırbistan, Almanya, İtalya ve Türkiye dir. İthalatta geçen yıla göre Sırbistan dan % 2,4, İtalya dan % 7,1 ve Türkiye den de T.C. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre %6,3 daha fazla ithalat gerçekleştirilirken, Almanya dan %16,7 daha az ithalat yapılmıştır. No ÜLKELER Milyon ALMANYA ARNAVUTLUK ABD AVUSTURYA SLOVENYA TOPLAM yılı Doğrudan Yabancı Yatırım (DYY) miktarı geçen yıla göre %13 artmış ve 258,5 milyon Euro değerinde gerçekleşmiştir. DYY içerisinde birinci sırada 86,6 milyon Euro ile Türkiye, ikinci sırada 41,7 milyon Euro ile Almanya yer almaktadır. Sonuç olarak 2014 yılında Kosova Hükümeti, yatırımları artırmak ve yeni yatırımların teşviki ile işsizliğin azaltılması ve ihracatın artmasına yönelik Prizren, Yakova ve Mitrovica bölgelerinde Serbest Ekonomi Bölgeleri kurulması ve yapılacak yeni yatırımlar için yatırım miktarı ve çalıştırılacak işçi sayısına göre çeşitli yıllarda vergi muafiyeti uygulamaları Kosova ya gelecek yeni yatırımcılar açısından önemli bir gelişme olarak ifade edilebilir.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME

Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME 2009 yılı, Türkiye-AB ilişkileri için son derece önemli bir dönüm noktasıdır. 2008 yılı AB açısından verimli

Detaylı

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR

AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR AĞUSTOS 2015 GÜNDEM ARAŞTIRMASI NA DAİR Marpoll Kamuoyu Araştırma Şirketi, kamuoyunu yani halkın kanaatlerini karar alıcıların ve uygulayıcıların meşruiyetini sürdüren önemli bir faktör olarak görmektedir.

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ

KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ 16 Prof. Dr. Atilla ERALP KOPENHAG ZİRVESİ IŞIĞINDA TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Atilla ERALP ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Kopenhag Zirvesiyle ilgili bir düşüncemi sizinle paylaşarak başlamak

Detaylı

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI

MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DEVLET TEŞKİLATI II. Mahmut ve Tanzimat dönemlerinde devlet yöneticileri, parçalanmayı önlemek için ortak haklara sahip Osmanlı toplumu oluşturmak için Osmanlıcılık fikrini

Detaylı

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi

2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 2013 ABD Hükümeti Bütçe Krizi 1 Ekim 2013 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi, Obamacare olarak bilinen sağlık reformunun bir yıl ertelenmesini içeren tasarıyı kabul etti. Tasarının meclisten geçmesinin

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI 26 Kasım 2014 İstanbul, Sabancı Center TÜSİAD İş Dünyası Bakış Açısıyla Türkiye de

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

ACR Group. NEDEN? neden?

ACR Group. NEDEN? neden? ACR Group NEDEN? neden? CİNSİYET YÜZDE % Kadın Erkek 46,8 53,2 YAŞ - - - - - - 18-25 26-35 20,1 27,6 36-45 46-60 29,4 15,2 60+ 7,7 I. AMAÇ Bu çalışmanın amacı, aylık periyotlar halinde düzenlediğimiz,

Detaylı

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ

TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ TÜRKİYE DE SİYASET VE DEMOKRASİ 12 Eylül Darbesi 1973 seçimlerinden 1980 yılına kadar gerçekleşen seçimlerde tek başına bir iktidar çıkmadığından bu dönem hükümet istikrarsızlığı ile geçen bir dönem olmuştur.

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

İntörn Mühendislik Yelpazesini Genişleteceğiz

İntörn Mühendislik Yelpazesini Genişleteceğiz İntörn Mühendislik Yelpazesini Genişleteceğiz KMTSO Başkanı Kemal Karaküçük, intörn mühendisliğin Türkiye de ilk kez Kahramanmaraş ta başladığını belirterek, Gelecek yıllarda da diğer mühendislik fakültelerinin

Detaylı

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR

KARARSIZ AK PARTĠ SEÇMENĠ PARTĠSĠNE DÖNÜYOR Türkiye 7 Haziran 2015'te yapılacak milletvekili genel seçimlerine hazırlanırken araştırma şirketleri de seçmenlerin nabzını tutmaya devam ediyor. Genel seçim öncesi Politic's Araştırma Şirketi'nce yapılan

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

Endi eli yimserlik Kamuoyu Beklentilerinde Pozitif Trend Devam Ediyor Genel Seçim Sürecine AKP Önde Giriyor, CHP Takipte de Bahar Havasý Türkiye nin LoveMarklarý Arçelik-Adidas-Nokia-LCWaikiki-Beko Türkiye

Detaylı

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

2 Ekim 2013, Rönesans Otel 1 MÜSİAD Brüksel Temsilciliği Açı çılışı ışı 2 Ekim 2013, Rönesans Otel T.C. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,.... T. C. ve Belçika Krallığının Saygıdeğer Temsilcileri, 1 2 STK ların Çok Kıymetli

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

Türkiye ve Avrupa Birliği

Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği İlişkisi Avrupa Birliği 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması'yla Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında doğdu. Türkiye 1959 yılında bu topluluğun

Detaylı

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI!

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SİYASET AKADEMİSİ ANKARA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNDE KÜRT VE ERMENİ MESELELERİNİ TARTIŞTI! Türkiye nin önemli toplumsal ve politik konularının tartışıldığı İstanbul Aydın Üniversitesi

Detaylı

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü 1 Kasım 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 4 Kasım 2015 Not: bu dosyada iletilen veriler görselleştirilirken slide da belirtilen logo, örneklem bilgisi (n=) ve Ipsos

Detaylı

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları,

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Ankara Forumunun beşinci toplantısını yaptığımız için çok mutluyum. Toplantıya ev sahipliği

Detaylı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı

6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı 6. Uluslararası Sosyal Güvenlik Sempozyumu İzmir de Başladı Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı(ISSA) işbirliği ile Stratejik İnsan Kaynakları Politikaları ve İyi Yönetişim

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN  TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI CANSEN BAŞARAN SYMES IN " TÜRKİYE DE ENFLASYON DİNAMİKLERİ: FIRSATLAR VE RİSKLER KONFERANSI AÇILIŞ KONUŞMASI 10 Nisan 2015 İstanbul, Martı Otel Sayın Misafirler, Değerli Katılımcılar

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

Bu Hafta Piyasalarda

Bu Hafta Piyasalarda 06 Nisan 2015 Bu Hafta Piyasalarda Geçtiğimiz hafta yurtiçinde beklenen 2014 büyüme rakamı %2,9 dördüncü çeyrek için ise %2,6 olarak açıklandı. Piyasa beklentisinin üzerinde gelen rakamlar Türkiye gibi

Detaylı

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler... TÜRKONFED BAŞKANI TARKAN KADOOĞLU TKYD KURUMSAL YÖNETİM ZİRVESİ KONUŞMA METNİ 14 Ocak 2016 Değerli misafirler, Kıymetli iş insanları... Basınımızın değerli temsilcileri... Hanımefendiler... Beyefendiler...

Detaylı

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..

Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. 28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri

Detaylı

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları

2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları 2. Gün: Stratejik Planlamanın Temel Kavramları Virpi Einola-Pekkinen 11.1.2011 1 Strateji Nedir? bir kağıt bir belge bir çalışma planı bir yol bir süreç bir ortak yorumlama ufku? 2 Stratejik Düşünme Nedir?

Detaylı

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ

BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ BİLGESAM GENÇLİK PLATFORMU TÜZÜĞÜ Madde 1: Topluluğun Adı Ve Merkezi a)topluluğun Adı : Bilgesam Gençlik Platformu dur. b)topluluğun Merkezi : İstanbul dur. Madde 2: Topluluğun Kurulma Amacı 1-BİLGESAM

Detaylı

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir?

Seçmen sayısı. Böylesine uçuk rakamlar veren bir YSK na nasıl güvenilir? Değerli arkadaşlar, 7 Haziran 2015 günü yapılacak olan 25. dönem Milletvekili seçiminin nasıl sonuçlanacağı haklı olarak büyük merak konusu... Bu nedenle aylardan beri kamuoyu yoklamaları yapılıyor, anketler

Detaylı

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları,

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün, ulusal savunmamızın güvencesi ve bölge barışı için en önemli denge ve istikrâr unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri nin etkinliğini ve

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

"Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde"

Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde "Kentsel Dönüşümün Anahtarı Kooperatiflerde" 16 Ağustos 2014 Haber Linki: http://www.egemetropolgazetesi.com/haber/kentsel-donusumun-anahtari-kooperatiflerde-17554.html S.S. Batı Anadolu Konut Yapı Kooperatifleri

Detaylı

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI

TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi

Detaylı

10.404. Güncel BES Verileri. Toplam Fon Büyüklüğü (milyar TL) 42,35 Faizsiz Fon Büyüklüğü (milyar TL) 1,70 Katılım Emeklilik Fon Büyüklüğü (milyon TL)

10.404. Güncel BES Verileri. Toplam Fon Büyüklüğü (milyar TL) 42,35 Faizsiz Fon Büyüklüğü (milyar TL) 1,70 Katılım Emeklilik Fon Büyüklüğü (milyon TL) Temmuz 15 Güncel Ekonomik Yorum Haziran ayı bir önceki ayın benzeri şekilde geçmekle beraber seçimlerin ve siyasi durumun finansal piyasalar açısından ne denli önemli ve belirleyici olduğunu birkez daha

Detaylı

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00

ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 ANAYASA HUKUKU (İKTİSAT VE MALİYE BÖLÜMLERİ) 2014 2015 GÜZ DÖNEMİ ARASINAV 17 KASIM 2014 SAAT 09:00 A. ANLATIM SORUSU (10 puan) Temsilde adalet yönetimde istikrar kavramlarını kısaca açıklayınız. Bu konuda

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

Siyasi Tercihler ve Oy Değişimleri

Siyasi Tercihler ve Oy Değişimleri Siyasi Tercihler ve Oy Değişimleri Tonguç Çoban 9 Kasım 2010 Nobody s Unpredictable Seçmenler kimleri seçiyor? Muhtar Belediye Meclis Üyeleri Belde veya İlçe Belediye Başkanı Büyükşehir Belediye Başkanı

Detaylı

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı,

3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği Konutu, Ankara Saat: 16:00. Çevre ve Orman Bakanlığı nın Saygıdeğer Müsteşar Yardımcısı, Türkiye nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı nın Geliştirilmesi Projesi nin Açılış Toplantısında Ulrika Richardson-Golinski a.i. Tarafından Yapılan Açılış Konuşması 3 Temmuz 2009 İngiltere Büyükelçiliği

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, TPQ yla gerçekleştirdiği özel söyleşide Rusya ile yaşanan gerginlikten Ukrayna nın

Detaylı

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri KADINLAR ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 14 Haziran 2005, Salı A company of Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef kitleyi geleneksel

Detaylı

BANDIRMA AB YOLUNDA PROJESİ ANKET SONUÇLARI DEĞERLENDİRMESİ

BANDIRMA AB YOLUNDA PROJESİ ANKET SONUÇLARI DEĞERLENDİRMESİ BANDIRMA AB YOLUNDA PROJESİ ANKET SONUÇLARI DEĞERLENDİRMESİ İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ile Bandırma Ticaret Odası (BTO) tarafından Bandırma da faaliyet gösteren işletmelerin AB uyum sürecinde müktesebata

Detaylı

ABD Büyükelçiliği Ekonomi Müşaviri Treiber den SGK ya ziyaret

ABD Büyükelçiliği Ekonomi Müşaviri Treiber den SGK ya ziyaret ABD Büyükelçiliği Ekonomi Müşaviri Treiber den SGK ya ziyaret SGK BAŞKANI ACAR; - AR-GE YE ÖNEM VEREN, YATIRIM YAPMAK İSTEYEN, GELİŞMEYE AÇIK FİRMALARA KAPIMIZ HER ZAMAN AÇIK VE BU FİRMALARI AYDINLIK BİR

Detaylı

Uluslararası Genç Liderler Akademisi Eğitimleri. Sosyal Etki Analizi

Uluslararası Genç Liderler Akademisi Eğitimleri. Sosyal Etki Analizi Uluslararası Genç Liderler Akademisi Eğitimleri Sosyal Etki Analizi Hazırlayanlar: Zeynep Arslan ve Elif Kalan Ağustos, 2012. İstanbul, Türkiye GİRİŞ Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği nin koordinasyonunda,

Detaylı

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK

TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TÜRKİYE DE KADINLARIN SİYASAL HAYATA KATILIM MÜCADELESİ VE POZİTİF AYRIMCILIK TürkİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 1976 Yılında kurulmuş ülke genelinde 50.500 üyesi

Detaylı

A N A L İ Z. 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi. Furkan BEŞEL

A N A L İ Z. 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi. Furkan BEŞEL A N A L İ Z 7 Haziran dan 1 Kasım a Seçim Beyannameleri: Metin Analizi Furkan BEŞEL Ekim 2015 7 HAZİRAN DAN 1 KASIM A 7 Haziran 2015 te yapılan 25. Dönem milletvekili genel seçiminde 53.741.838 kayıtlı

Detaylı

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim,

Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler. 15 Ekim 2015, İzmir. Sayın Bakanlarım, Valim. Sayın MV'lerim, Türkiye ve Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Sayın Bakanlarım, Valim 15 Ekim 2015, İzmir Sayın MV'lerim, Değerli MÜSİAD Üyeleri ve MÜSİAD Dostları, Değerli Basın Mensupları, MÜSİAD İzmir Şubemizin düzenlediği

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye

Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Türkiye küçük Millet Meclisleri Nisan 2011 Raporu Libya ya Uluslararası Müdahale ve Türkiye Nükleer Enerji Santralleri ve Türkiye nin Enerji Politikası Ortak Paydalar Ortadoğu ve Kuzey Afrika da ki rejimlerin

Detaylı

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 8 Türkiye de Eğitim Bekir S. GÜR Arter Reklam 978-605-5952-25-9 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 8 Kitabın Adı Türkiye de Eğitim Editör Bekir S. GÜR Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-25-9 Baskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık Ömür

Detaylı

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL

Detaylı

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ... GENÇLERIMIZIN YANINDA 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Yurt Dışı Gençler Seçim Beyannamesi ... IÇINDEKILER MUSTAFA YENEROĞLU SUNUS 04 --------------------------------- YURT DIŞINDAKİ

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı

HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER. AB Liderleri Jean-Claude Juncker in AB Komisyonu Başkanı Olması İçin Uzlaştı SİYASİ GELİŞMELER HAZİRAN AYINDA ÖNE ÇIKAN GELİŞMELER AB Liderleri 27 Haziran da Jean- Claude Juncker i AB Komisyon Başkan adayı olarak belirledi. Schulz yeniden AP Başkanı oldu. AB Liderleri Jean-Claude

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. Bu çalışma, Radikal Gazetesinin isteği üzerine seçim istatistiklerinden yararlanılarak VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. tarafından RADİKAL Gazetesi

Detaylı

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri

Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri On5yirmi5.com Liselilerden Eğitim Sistemine Sert Eleştiri "Türkiye'deki Sosyo-Kültürel Değişmeler Hakkında Liseli Gençlik Ne Düşünüyor" araştırmasından çarpıcı sonuçlar elde edildi. İşte o araştırma...

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI Sayın Katılımcılar, değerli basın mensupları Avrupa Konseyi

Detaylı

İktisadi Kalkınma Vakfı

İktisadi Kalkınma Vakfı İktisadi Kalkınma Vakfı Türkiye-AB ilişkilerinin tarihi kadar eski ve köklü bir kurum olan İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye ile AB arasındaki ortaklık ilişkisini başlatan Ankara Anlaşması nın imzalanmasından

Detaylı

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Bilgilendirme Toplantıları Ulusal Ajans olarak da bilinen AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, Avrupa Komisyonu tarafından yürütülen Eğitim

Detaylı

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması

2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması Sosyal Araştırmalar Enstitüsü için gerçekleştirilmiştir. 2015 Genel Seçim Sandık Sonrası Araştırması 8 Haziran 2015 2015 Ipsos. Tüm Hakları Saklıdır. Bu dosya içeriği, Ipsos'un izni olmaksızın medya da

Detaylı

15 Ekim 2014 Genel Merkez

15 Ekim 2014 Genel Merkez ÇİN Yatırım Fırsatları Paneli 15 Ekim 2014 Genel Merkez İş Dünyamızın Saygıdeğer Mensupları, Değerli MÜSİAD üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Toplantımıza katılımından dolayı teşekkür ediyor, Sizleri

Detaylı

Vatandaşlık Eğitimi Merkezi (CCE) Varşova, 22 Ekim 2013

Vatandaşlık Eğitimi Merkezi (CCE) Varşova, 22 Ekim 2013 Vatandaşlık Eğitimi Merkezi (CCE) Varşova, 22 Ekim 2013 CCE Hakkında bir sivil toplum kuruluşudur; 1994 yılında kurulmuştur; demokratik devletlerde gerekli olduğu düşünülen vatandaşlık bilgi ve becerilerini

Detaylı

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 29.07.2015

İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 29.07.2015 İZMİR TİCARET ODASI MECLİS TOPLANTISI 29.07.2015 Ekrem DEMİRTAŞ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Acımasız savaşın kanı ülkemize de sıçradı Şanlıurfa nın Suruç kentinde gerçekleştirilen bombalı

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi. Avrupa Ekonomik ve Sosyal

Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi. Avrupa Ekonomik ve Sosyal Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi ve y Uzun bir ortak tarih Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğu na (EEC) katılmak için ilk kez Temmuz 1959'da başvuru yaptı. EEC yanıt

Detaylı

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANAYASA DERSĐ (41302150) (2010-2011 GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI ANLATIM SORULARI 1- Bir siyasal düzende anayasanın işlevleri neler olabilir? Kısaca yazınız. (10 p) -------------------------------------------

Detaylı

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ İLETİŞİM STRATEJİSİ 1 AB İLETİŞİM STRATEJİSİ (ABİS) NEDİR? Türkiye - AB müzakere sürecinin üç ayağı: 1- Siyasi reformlar 2- AB yasal düzenlemelerinin kabul edilmesi ve uygulanması

Detaylı

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ

TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ TÜRKİYE NİN NABZI AĞUSTOS 2015 ERKEN SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL DURUM DEĞERLENDİRMESİ MetroPOLL Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi A.Ş. Cinnah Caddesi No: 67/18 06680 Çankaya/ANKARA Tel: (312) 441 4600

Detaylı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı

AKOFiS ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN. Halkla İlişkiler Başkanlığı ÖDEME VE MENKUL KIYMET MUTABAKAT SİSTEMLERİ, ÖDEME HİZMETLERİ VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARI HAKKINDA KANUN Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015

AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI SONUÇ RAPORU 25 AĞUSTOS 2015 ARGETUS ARAŞTIRMA, DANIŞMANLIK, EĞİTİM, PROJE VE ORGANİZASYON AĞUSTOS 2015 TÜRKİYE GÜNDEMİ VESEÇMEN EĞİLİMİ ARAŞTIRMASI 25 AĞUSTOS 2015 Mehmet Akif Mah.Recep Ayan Cad. Günaydın Sok. No:6 Kat:3 Çekmeköy

Detaylı

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU

KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU KÜÇÜK KALBİMİN İLK REHBERİNİN BU GÜNÜME UZATTIĞI HAYAT YOLU Nereden geliyor bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğim? Kim verdi düşünce deryalarında özgürce dolaşmamı sağlayacak özgüven küreklerimi? Bazen,

Detaylı

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR?

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Haziran 2010 SOSYAL MEDYA ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR? Proje Koordinatörleri: İndeks Araştırma Ekibi Simge Şahin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Giriş:

Detaylı

Blogger bunu uyguluyor!

Blogger bunu uyguluyor! Giriş Merhaba backlinkagi.com projemizin ilk adımını atmış bulunmaktasınız. Aramıza hoş geldiniz diyorum. Öncelikle sizlere bu projenin nasıl geliştiğini ve neye dayanarak oluşturulduğunu anlatacağım.

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir.

Haziran 25. Medya ve Güven. Gündem. Tüm hakları gizlidir. Haziran 25 Medya ve Güven 2013 Tüm hakları gizlidir. Gündem 1. Yöntem Bu araştırma Xsights Araştırma ve Danışmanlık, bu konu hakkında online araştırma yöntemiyle, toplamda 741 kişi ile bir araştırma gerçekleştirmiştir.

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü

Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti. SPoD CHP Beyoğlu Belediyesi Başkan Aday Adayı Gülseren Onanç ile görüştü Trans Terapi ve Dayanışma Grubu Toplantılarının Yedincisi Gerçekleşti SPoD un ve Uzman Psikiyatrist Dr. Seven Kaptan ın gönüllü işbirliğiyle düzenlenen Trans Terapi Toplantısı nın yedincisi 4 Eylül Çarşamba

Detaylı

Tanrı Zar Atmaz Ya FED?

Tanrı Zar Atmaz Ya FED? Tanrı Zar Atmaz Ya FED? Yaklaşık 10 yıllık küresel finans krizinin başladığı yer olan Amerika, krizi dünyaya ithal etmekle kalmadı, bunu kendi bünyesinde de çok ağır yaşadı aslında Özelikle 2008-2009 sürecinde

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Haziran 2013, No: 62

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Haziran 2013, No: 62 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Haziran 2013, No: 62 i Bu sayıda; Başbakan ın Taksim Gezi Parkında vatandaş ile inatlaşmasının ekonomiye maliyeti değerlendirilmiştir. i 1 Ekonomi iç ve dış

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi

İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi İLETİŞİMLETİŞİİŞİM İnsanlar, tarihin her döneminde olduğu gibi bundan sonra da varlıklarını sürdürmek, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek, yönlendirmek, mutlu olmak gibi amaçlarla iletişim kurmaya devam

Detaylı

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri

ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri ERKEKLER ve Demografik Büyüklükler Hedef Kitle Tanımlamaları Yaşam Trendleri 21 Ekim 2005 A company of ( Kadınlar dan hatırlatma) Pazarlama yönetimini geliştirmek için ilerleyebileceğimiz alanlar Hedef

Detaylı

1. Gün: Finlandiya Hükümetinin Strateji Araçları

1. Gün: Finlandiya Hükümetinin Strateji Araçları 1. Gün: Finlandiya Hükümetinin Strateji Araçları Virpi Einola-Pekkinen 10.1.2011 1 Finlandiya Hükümetinin Yapısı Finlandiya da 12 Bakanlık vardır. Her Bakanlık kendi yetkisi çerçevesinde yönetim kapsamına

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER... VII. I. BÖLÜM 2011 den 2015 e DOĞRU

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER... VII. I. BÖLÜM 2011 den 2015 e DOĞRU VII İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... V İÇİNDEKİLER... VII I. BÖLÜM 2011 den 2015 e DOĞRU A. 2011 MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMLERİ... 3 12 Haziran 2011 Milletvekili Genel Seçimleri... 3 TBMM nin Açılması... 4 Bağımsız

Detaylı

Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular

Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular PLATFORM NOTU'15 / P-3 Yayınlanma Tarihi: 05.02.2015 * Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular Cem Başlevent 1 YÖNETİCİ ÖZETİ Son yıllarda yaşanan olumlu gelişmelere rağmen, kayıtdışı

Detaylı

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını

Detaylı

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013).

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, 17.00 Haberleri, 20.10.2013). Takdim Biliyor musunuz? Bir televizyon haberine göre Türkiye de 2014 yerel seçimlerinde muhtar adaylarıyla birlikte 830 bin kişinin aday olması bekleniyordu. Bu, Türkiye de yaklaşık her 90 kişiden birinin

Detaylı