AFGANİSTAN VE PAKİSTAN DA YAŞANAN GELİŞMELER VE ULUSLARARASI GÜVENLİĞE ETKİLERİ ORSAM

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "AFGANİSTAN VE PAKİSTAN DA YAŞANAN GELİŞMELER VE ULUSLARARASI GÜVENLİĞE ETKİLERİ ORSAM"

Transkript

1 AFGANİSTAN VE PAKİSTAN DA YAŞANAN GELİŞMELER VE ULUSLARARASI GÜVENLİĞE ETKİLERİ toprağı olan Cemmu-Keşmir i zor kullanarak işgal etme ve Indus nehri suları üzerinde egemenlik kurma isteği bulunduğunu düşünmüş, buna karşılık her an tedbirli ve tetikte olmayı güvenliği açısından öncelikli görmüştür yıllarında Cemmu-Keşmir e yönelik Pakistan ın başarısız ilhak girişiminden sonra Hindistan birçok girişimle tansiyonu düşürmeye çalışmıştır. Ancak ateşkes anlaşmasından sonra da Pakistan ın bölgeden askeri varlığını çekmekteki isteksizliği ve iddialarını sürdürmesi sorunun çözümsüzlüğünün devam etmesine neden olmuştur. Buna rağmen iki ülke 1960 yılında Indus Nehri nin kullanımı konusunda anlaşmaya varabilmişlerdir arasındaki ikinci on yılda Hindistan ın Pakistan a yönelik politikası iki nedenden dolayı katılaşmıştır. İlk olarak Hindistan Pakistan ın Keşmir üzerinde irredentist (kaybedilen toprakları geri isteyen) politikalarının sürdüğünü düşünmüştür. Hindistan a göre Pakistan Çin in Himalayalar bölgesindeki sınır problemini 1962 de bir savaşla çözme hamlesinden feyiz alarak taklit etmek istemektedir. Bu nedenle Hindistan, bir domino etkisinden çekinerek Keşmir üzerinde askeri yığınağını arttırmış ve bölge üzerindeki güç politikalarını yoğunlaştırmıştır savaşı ise Pakistan ın askeri güç kullanma eğiliminin açık bir göstergesi olmuştur. Savaş sonrası Hindistan kamuoyunda, Pakistan ile sınır problemleri barışçıl bir çerçeve içinde çözüme kavuşmadan alt-kıtada refah ve gelişmenin sürdürülebilirliğinin imkânsız olduğu genel yargısına varılmıştır arası dönemde Hindistan ın izlediği politikalarda daha kararlı olduğu görülmektedir. Bu durum, SSCB ile ABD ilişkilerinin yeniden gerilmeye başladığı, Hindistan ın rakip ve düşmanı olan Çin in ABD ile yakınlaştığı, Hindistan ın bağlantısızlık politikasında gedik açarak SSCB ye, Pakistan ın ise ABD ve Çin e yakınlaştığı döneme rastlamaktadır. Bu dönemde Doğu Pakistan daki (Bangladeş) ayrılıkçılara açıkça destek verilmiş, çıkan isyanların Yahya Han yönetimi tarafından kanlı bir şekilde bastırılması ve bölgeden Hindistan a sayıları milyonları bulan insan seli, soykırım olarak nitelendirilmiştir. Pakistan ın ikiye ayrılma ve Bangladeş in kurulması ihtimali Hindistan açısından alt kıtada üstünlüğü ele geçirmek için büyük bir fırsat yaratmış ve böylece başlayan savaş esnasında Bangladeş bağımsızlığını ilan etmiştir. Hindistan da bu yeni devleti derhal tanımıştır yılları arasındaki on yılın ilk yarısı farklı özellik göstermiştir. Gorbaçov un SSCB de iktidara gelerek açıklık ve yeniden yapılanma politikalarını başlatmasına kadar olan dönemde Soğuk Savaş, yeniden şiddetlenmiş ve büyük güçlerin stratejik çıkarları yeniden bölgede çatışır hale gelmiştir. Bu durum alt-kıtada silahlanma yarışının hızlanmasına neden olmuştur. 582 Hindistan ve Pakistan yeniden şiddetlenen Soğuk Savaş içinde eski politik konumları içinde yer almışlar ve bu dönemde aralarındaki çatışma şiddetlendirmiştir. İki ülke her zaman nükleer tercih doğrultusunda hareket etseler ve eylemlerine destek arayışları süresince birbirlerine karşıt söylemleri geliştirseler de, çatışma ya da askeri tehdidin ciddiyeti hiçbir zaman bu dönemdeki kadar yüksek noktaya ulaşmamıştır. SSCB nin Afganistan ı işgali ve İran da şahın devrilmesinin ABD nirı bölgede ciddi güç ve çıkar kaybı anlamına gelmesi Hindistan ile SSCB arasında sıkışan Pakistan ı desteklemesiyle sonuçlanmıştır. Burada şunu özellikle vurgulamak gerekir ki Hindistan elitleri ve kamuoyu Güney Asya daki tek meşru ve gerçek devletin, tarihsel ve kültürel olarak kendileri olduğunu, Pakistan da dâhil diğer devletlerin, emperyal güçlerin kendi çıkarları doğrultusunda zaman zaman kullandıkları kukla yönetimler olduklarını düşünmektedir.

2 ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Asya Araştırmaları Programı Hindistan a göre er ya da geç Pakistan daki bu uydurma yönetim de bir gün yok olarak tek Hint egemenliği alt kıtada belirecektir. Bu nedenle ABD nin Pakistan a yaptığı yardımlar her zaman için Hint-ABD ilişkilerini bozan bir unsur olmuş ve Hindistan ın bu dönemde temel dış politika önceliği ABD nin Pakistan a yaptığı yardımlara engel olmak konusunda yoğunlaşmıştır. Buna karşın Pakistan ın, nükleer silahları da içeren silahsızlanma teklif ve çağrılarına Hindistan tarafından yukarıdaki gerekçelerin de etkisiyle olumlu yanıt verilmemiştir de SSCB nin dağılması ve Soğuk Savaşın bitmesi de alt-kıtadaki gerilimi sona erdirememiştir. BM Güvenlik Konseyinde Hindistan ın en büyük destekçisi olan SSCB nin yıkılmasının ve Rusya daki değişen politik anlayışın alt-kıta güç politikasına kökten ve olumlu bir değişim getirmesini beklemek fazla iyimserlik olurdu. Nitekim Rusya 1990 larda da Hindistan ın en önemli silah tedarikçisi olmayı sürdürmüştür. 583 Körfez krizi etrafında yaşanan gelişmeler ve Irak müdahalesinde ABD nin Pakistan a bölgede yeniden ihtiyaç duyması ve Pakistan ın ABD tarafından desteklenen bir askeri darbeden sonra müdahaleye katılacağını açıklaması Hindistan ı tedirgin etmiştir. Zira Hindistan ın özellikle enerji ve bölgede çalışan Hintli işçiler konusunda Irak Devletiyle olan ilişkileri zarar görmüştür. 584 Dahası Irak ın, Keşmir sorununda, Hindistan a olan desteği düşünüldüğünde Hindistan ın tedirginliği daha fazla artmıştır. 585 Pakistan ın gelişmelerin bu denli içinde olması Hindistan tarafından Pakistan ın Afganistan üzerinden yaptığı gibi Irak üzerinden de kendi çıkarlarını aşındırma çabası olarak görülmüştür lar boyunca alt kıtada silahlanma yarışı devam etmiştir. Hindistan, Pakistan ın Pencap ve Keşmir deki ayrılıkçı güçlere destek verdiği iddialarını sürdürürken iki tarafta nihai bir çözüm için yapılacak görüşmelerin ön şartı olarak Keşmir de iyi niyetli bir politika değişikliğinin ilk hamlesini hep karşı taraftan beklemiştir. Bu arada bölgede çatışmalar, Hindu ve Müslümanların birbirlerini karşılıklı tahrikleri ve insan hakları ihlalleri eksik olmamıştır lar yaklaşık yedi hafta süren kanlı Kargil savaşıyla sona ermiştir Mayıs ayında Azad Keşmir den Hindistan kontrolündeki bölgeye girerek birkaç Hindu köyünü tahrip eden cihat yanlıları bazı yerleşim yerlerini de ele geçirmiştir. Bunun üzerine başlayan çatışmalarda iki ülke bir nükleer savaşın eşiğine kadar gelmiştir. Krizin daha da tırmanması Navaz Şerifin cihat yanlılarını geri çekilmeye ikna etmesi ile önlenmiştir. Pakistan, savaşın bağımsızlık mücadelesi veren Keşmir halkının genel iradesi sonucu çıktığını belirtmekte ve bölgeye siyasi destek dışında yardım yaptığını reddetmektedir. Hindistan ise Pakistan ın bölgedeki gerillaları bizzat kışkırttığını, askeri destek verdiğini hatta Pakistan askerlerinin çatışmalara katıldığını öne sürmektedir. Sonuçta ne Hindistan ın amacı olan mücahitlerin Keşmir in Pakistan kontrolünde kalan kısmından çekilmeleri ne de sınırın yeniden çizilerek Keşmir in bağımsızlığını kazanması mümkün olabilmiştir. Öte yandan bu savaş uluslararası kamuoyunun bölgeye ve özelde Keşmir sorununa ilgisizliğini bir nebze olsun değiştirmiştir yılından itibaren Pakistan-Hindistan ilişkileri ve Keşmir sorununun çözümüne dönük barış görüşmeleri, nükleer silahların gölgesinde yürütülmüş ve her iki devlet de geçmişin aksine konvansiyonel veya topyekün bir savaşa neden olacak büyük ölçekli krizleri başlatmaktan çekinmiştir. 588 Aslında 21 inci yüzyılın başıyla birlikte Yeni Delhi nin Pakistan politikasında çizgileri ve derinliği gözle görülür değişmeler yaşanmıştır. 589 Pakistan, 11 Eylül 2001 Terör saldırılarından sonra ABD nin küresel çapta teröre

3 AFGANİSTAN VE PAKİSTAN DA YAŞANAN GELİŞMELER VE ULUSLARARASI GÜVENLİĞE ETKİLERİ karşı açtığı mücadelede, ABD nin yanında olduğunu açıklamıştır. Bu gelişme, Pakistan ın her türlü terör örgütüne bir yuva olduğunu düşünen Yeni Delhi için ikili ilişkileri geliştirme yolunda olumlu görülmüştür. Zira artık Pakistan, teröristleri açık açık ve doğrudan destekleyemeyecektir yılı Hindu ve Müslümanların karşılıklı katliamları, Yeni Delhi nin devamlı olarak terörizmin yayılmasından Pakistan ı sorumlu tutması ve sınıra yeni askeri yığılmaların yapılmasıyla geçmiştir. Ancak Müşerrefin, 2004 yılında, Hindistan ile diyalog kurmak için hiçbir ön şart sürmeyeceklerini açıklaması bir yumuşama havası getirmiştir. 591 Hindistan ile Pakistan kontrolündeki Keşmir arasında bağlantıyı sağlayan kara yolu Ocak 2005 te açılmıştır. Bu girişim 50 yıldır devam eden sorunun çözümü için karşılıklı güven inşasına yönelik atılmış en önemli adımdır yılında imzalanan ortak bir deklarasyonla, barış sürecinin geri dönülmez olduğu ilan edilmiştir. Hindistan, dış politikasının merkezinde yer alan Keşmir sorununun çözümüne ilişkin Pakistan ı barış sürecine çekerek büyük bir mesafe kat etmiştir. 592 Bu dönemde İslamabat ın İran petrollerinin Çin e Pakistan ve Hindistan üzerinden aktarılacağına yönelik açıklamaları yakınlaşmanın boyutunu göstermektedir. Ancak 2008 Bombay terör saldırılarıyla birlikte ipler yeniden gerilmiştir. Saldırıların ardından Hindistan İslamabat ın teröristler ile mücadelede samimi ve etkin politika izlemediğini dolayısıyla diyalog sürecini bir süre donduracağını açıklamıştır. İki ülke arasında milyonlarca kayıplara neden olan savaşlar artık oluşturduğu nükleer ve terör tehdidiyle tüm dünyanın gündemindedir. Dolayısıyla Hindistan-Pakistan sorunu bölgesel olmasına rağmen uluslararası bir boyut kazanmıştır. - Bu bağlamda Hindistan-Pakistan ikili ilişkilerinin dinamiklerini anlamak dört açıdan önemlidir Güney Asya daki gelişmeler küresel İslami kökten dincilikle mücadelede kritik rol oynamaktadır. - Son gelişmeler Afganistan ın Hindistan- Pakistan ilişkilerinde bir rekabet unsuru haline geldiğini göstermektedir. Bu durum, uluslararası kamuoyunun Afganistan da istikrarı sağlamasını engellemektedir. - Nükleer güce sahip Hindistan ve Pakistan arasında yeni krizlerin ortaya çıkması potansiyeli mevcuttur. Bu durum dış güçlerin diplomatik müdahalelerini gerektirebilecektir deki Mumbai saldırılarına benzer bir terörist saldırı veya Hindistan da ses getirecek bir suikastın gerçekleşmesi, iki ülkeyi yıllarındaki gibi savaşın eşiğine getirebilecektir. ABD başta olmak üzere uluslararası kamuoyunda, iki ülkedeki bir gerginliğin nükleer seviyeye taşınabileceği yönünde kaygılar mevcuttur. - İki ülkenin ilişkilerinin normalleşmesi bölgede ekonomik büyüme imkanlarının, ticari anlaşmalarının ve enerji nakil hatlarının gerçekleşmesine imkan tanıyacaktır. Açıklanan bu dinamikler bağlamında Hindistan için temel sorunlar Pakistan ın; 594 Soğuk Savaş ittifaklarına girerek Güney Asya yı Soğuk Savaşın sürdürüldüğü bir alan haline getirmesi ve Hindistan ın Çin ile olan sorunlarında Çin e destek vermesi hatta bir anlaşma gerçekleştirerek dahil olmasıdır. Pakistan için ise Hindistan düşmanlığı söylemin en önemli unsuru olmuştur. Dini öğelere yapılan vurgunun artması Pakistan da Hindistan ile yaşanan sorunları Müslüman-Hindu karşıtlığına taşımıştır. 595 Tek kutuplu dünya sistemi, hegemonik liderliğin yayılması ve 11 Eylül olaylarının etkisi iki

4 ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Asya Araştırmaları Programı ülke arasındaki sorunların tekrar gündeme taşınmasını sağlamıştır, iki ülkede bölgesel rolünü geliştirmek istemektedir. Hindistan teknolojik gelişim ile dünya ekonomisi içerisinde sahip olduğu konumu dünya siyasetinde de etkili olma doğrultusunda geliştirmek, Pakistan ise kökten dinci gruplarla mücadele ederek uluslararası ortamdan dışlanmamaya çalışmaktadır İran ın Afganistan ve Pakistan a Yönelik Politikaları İran ın Afganistan Politikası İran ın Afganistan a yönelik politikası; ABD karşıtlığı, enerji politikaları, Şii hareketlerin desteklenmesi ve bu sayede Afganistan üzerinde kendi etkinliğinin artırılması gibi faktörler tarafından şekillenmiştir. ABD karşıtlığı İran ın dış politikasının en temel belirleyicilerindendir. İran için ABD tehdidi, ABD nin bölgedeki askeri varlığıyla doğrudan ya da İsrail, NATO üyesi Türkiye, Sünni ve ideolojik olarak İran-karşıtı Suudi Arabistan gibi ülkeler nedeniyle dolaylı olabilmektedir. Bu nedenle İran, ABD, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından desteklenen Sünni gruplara (özellikle Hizb-i İslâmi ve Taliban) karşı tedirginlik duymaktadır. Bu tehdit algısı, İran ın Afganistan politikasını sadece Şiileri desteklemek veya varolan desteğini arttırmak yönünde değil, aynı zamanda Şii olmasa da Hizb-i İslâmi ye ve sonrasında Taliban a karşı olan diğer grupları da destekleme yönünde etkilemiştir. 596 Şii hareketlerin ve grupların desteklenmesi ise kurulduğundan beri İran ın bir dış politika önceliğidir. İran, her ne kadar Afganistan da etkili ve kalıcı bir istikrarın sağlanması için tüm grupların birliğine gereksinim olduğunu ifade etmişse de, desteğini uzun süre Şii gruplarla sınırlandırmıştır. İran-lrak savaşı sonrası bu desteğini önemli ölçüde arttırmıştır. Artan bu destek, Sünni grupların etkinliğini kırabilecek bir Şii gücü oluşturacak seviyeye ulaşmamıştır. Enerji politikaları da İran ın dış politikasını etkileyen bir diğer unsurdur. Sovyetler Birliği nin dağılıp Orta Asya devletlerinin bağımsızlığına kavuşmasıyla bu devletlerin dünya ile bağlantısı, ticari ilişkiler geliştirmeleri ve zengin enerji kaynaklarını dünya pazarlarına ulaştırabilmeleri konuları önem kazanmıştır. İran da bu devlerin dünya ile ticaretlerini geliştirmeleri ve enerji kaynaklarını ihraç edebilmeleri için olası bir güzergâh durumundadır. Bu avantajlı coğrafi konumunu kullanmak, İran ın dış politikasının öncelikli amaçlarından biridir ve 1979 yıllarında Afganistan ve İran da meydana gelen iç çatışmalar, işgaller ve rejim değişiklikleri, sadece bu iki ülkenin iç yapısıyla ilişkili değil, bu dönemde doğu-batı ekseninde devam eden uluslararası mücadelenin bölgesel yansımasıdır: Afganistan da 1978 darbesiyle komünist rejimin başa geçmesinden çekinen Batı, Şah Rıza Pehlevi ye karşı Humeyni tarafını tutarak, kendilerince komünist yayılmaya set çekmişlerdir. İran rejiminin kısa sürede ülkede komünist gurupları yok etmesi sonrası, Afganistan da destekledikleri rejimin de halk isyanına dayanamayacağından korkan Sovyetler ise kendi çıkarları sonucu Aralık 1979 Afganistan ı işgal etmiştir. 598 Afganistan ın Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmesi üzerine yaklaşık iki milyon Afgan göçmen İran a sığınmıştır. İran da sığınmacılara barınma, gıda ve çalışma olanağı sağlamıştır. Ancak, Pakistan ın aksine İran kendisine sığınmış olan göçmenlerin kendi topraklarını üs olarak kullanıp Sovyet birliklerine ya da Afgan hükümet güçlerine karşı gerilla savaşı yürütmelerine izin vermemiştir. Sovyet işgali döneminde İran Afganistan da etkin bir konumda olamamıştır. Bunun temel nedenleri aşağıdadır: ABD nin BM de İran a yönelik olası bir ambargo kararı çıkarması İran ın Afganistan a müdahil olmaması karşılığında Sovyetler Birliği tarafından veto edilebiliyordu. ABD nin İran a denizden uygulayabileceği

5 AFGANİSTAN VE PAKİSTAN DA YAŞANAN GELİŞMELER VE ULUSLARARASI GÜVENLİĞE ETKİLERİ abluka durumunda da İran ticaretini Sovyetler Birliği üzerinden yapabilirdi. Dolayısıyla, İran bu hassas dönemde Sovyetler Birliği ile ters düşmek istememiştir. - Bir gerilla hareketinin parasal, silah ve cephane yardımı yapılarak desteklenmesi gerekecekti; ancak, o dönemde İran kaynaklarını Irak ile savaşa ayırmaktaydı. - Pakistan daki mücahitlerin tamamen Sünni, İran dakilerin de tamamen Şii oluşu anlaşmazlık yaratabilirdi. Bu durum Sünni gruplarda İran düşmanlığını körükleyebilirdi. - Pakistan daki mücahitler, İran ın ilişkilerinin problemli olduğu, Suudi Arabistan ve ABD tarafından desteklenmekteydi ve İran, büyük şeytan olarak adlandırdığı ABD ile iş birliği yapıyormuş gibi görünmeyi istememiştir. Sovyet işgalinin sona erdiği dönemde Irak la savaşını bitirmiş olan İran ın Afganistan a yönelik ilgisi artmıştır. Sovyet birliklerinin Afganistan dan çekilmesi ve Sovyetler Birliği nin Afganistan a olan ilgisinin azalması sadece Sovyet tehdidini ortadan kaldırmakla kalmamış, İran a göre Pakistan ve Suudi Arabistan ın doldurmaya çalıştığı bir güç boşluğu oluşturmuştur. İran, Sovyetler Birliği nin 1979 yılında Afganistan dan çekilmesiyle, Afganistan daki Şii gruplar arasında birlik sağlamaya uğraşmış ve 1990 yılı Mart ayında sekiz tane Şii grubu Hizb-i Vahdet adıyla birleştirmeyi başarmıştır. 600 Ancak, aynı yıl Pakistan da oluşturulan geçici mücahit hükümetinde Şiilerin temsil edilmesini sağlayamamıştır. Pakistan da üslenmiş olan Sünni mücahit gruplar, Şiilerin Şûrâ da talep ettiği % 25 lik temsil oranını, Şiilerin Afgan nüfusuna oranının % 25 ten düşük olduğu gerekçesiyle reddetmişlerdir. 601 Sünni gruplar Şiilerin Afganistan nüfusunun sadece % 12 sini oluşturduğunu ve Sovyet işgaline karşı direnişte önemli bir rol oynamadıklarını, dolayısıyla, kurulacak olan Afgan hükümetinde bu denli bir ağırlığa sahip olmayı hak etmediklerini iddia etmişlerdir. İran ve Şii gruplar ise pazarlık güçlerini arttırmak için Necibullah yönetimi ve Sovyetler Birliği ile diplomatik ilişki kurmaya çalışmış, Peşâver de kurulan geçici Afgan hükümetinin de meşruiyetini sorgulamış ve ihtilâfın anlaşmayla çözülmesi gerektiğini öne sürmüşlerdir. Ancak, bu dönemde Suudi Arabistan ve Pakistan ın Afganistan üzerindeki politikalarını engelleyebilecek politik ve askeri güce sahip olmaması İran ın, Şiilere yönelik isteklerinin yerine getirilmesini engellemiştir. 602 Bu dönemde İran ın dış politikasında da bazı değişimler yaşanmıştır. Humeyni döneminde İran ın dış politikasında ideolojik faktörler ön plandayken, 1989 yılından itibaren devlet çıkarları ve Fars milliyetçiliği daha belirleyici duruma gelmiştir. 603 Bu değişim özellikle Afganistan politikasında kendini çok daha fazla göstermiş, İran, 1991 yılının sonunda, Afganistan konusunda yeni bir strateji geliştirmiştir. O döneme kadar Afganistan daki Şiilere ilgi gösteren İran, Afganistan politikalarındaki etki alanının darlığını ve Suudi Arabistan yanlısı oluşumlardaki Peştun ağırlığını fark ederek, ilgi alanını Sünni olmasına rağmen, Farsça konuşan toplulukları (özellikle Tacikler) da kapsayacak şekilde genişletmiştir. İran, Tacikistan ve Rabbani nin liderliğindeki Cemiyet-i İslâmi grubuyla kültürel iş birliği antlaşması imzalamıştır. Aynı zamanda, Afganistan daki Peştunların dışındaki etnik grupları Peştunlara karşı ortak bir cephe oluşturmak üzere birleştirmeye çalışmıştır. Kuzey İttifakı nın kurulmasıyla çabalar meyvesini vermiş ve İran ın Afganistan politikalarındaki etkinliği oldukça artmıştır. Ancak, İran ın Afganistan politikalarındaki etkinliğinin bu denli artması üzerine Pakistan, İran ile Suudi Arabistan arasındaki dengenin korunması politikasını bir kenara bırakarak, Su-

6 ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Asya Araştırmaları Programı udi Arabistan dan yana tavır almaya başlamıştır yılında Taliban ın ortaya çıkışıyla beraber İran, Taliban yayılışını ABD nin kendisini çevreleme ve tecrit etme politikasının bir parçası olarak görmüş ve Taliban ı Afganistan daki Truva Atı olarak algılamıştır. İran, ABD nin Taliban sayesinde etkinliğini Orta Asya ya yayabileceğini, kendisini daha rahat tecrit edeceğini ve Orta Asya nın enerji kaynaklarının (İran yerine) Afganistan dan taşınmasını sağlayacağını düşünmüştür. 605 Bu dönemde İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti, Orta Asya Devletlerini ziyaret ederek, Afganistan konusunda tüm ilgili tarafların (ABD hariç) toplanacağı uluslararası bir inisiyatif oluşturma konusunda destek aramıştır. Pakistan ve Suudi Arabistan 30 Ekim 1996 tarihinde Tahran da yapılan toplantıya katılmayı reddetmişler ve bu inisiyatifi Afganistan ın içişlerine müdahale olarak nitelemişlerdir. 606 İran ın Afganistan politikasını etkileyen diğer bir unsur ise iç politikasıyla ilgilidir. İran iç politikasında çekişme içerisinde olan ve şahinler ile ılımlılar olarak adlandırılan grupların Afganistan a bakışı farklılık göstermektedir. Şahinler, dünya çapında tüm Şiilerin desteklenmesini, ılımlılar ise Taliban karşıtı ittifakın ölçülü bir şekilde desteklenmesi ve Taliban ile daha az çatışmaya girilmesi gerektiğini savunmaktadır. Taliban ın 1998 yılı Eylül ayında Mezar-ı Şerifi ele geçirip buradaki İran lı diplomatları ve yüzlerce Şii yi katledip yaklaşık elli İranlıyı da esir alması, İran ın Afganistan politikalarının belirlenmesi konusunda şahinlerin öne çıkmasına neden olmuş ve İran ın Taliban karşıtı ittifaka yönelik desteğini daha da artırmıştır. 607 Bu olay, İran ın Taliban a yönelik askeri müdahale olasılığını da gündeme getirmiştir. Ancak Taliban ın, İran ın savaş tehdidi ve BM nin baskısı üzerine, esir almış olduğu İranlıları serbest bırakıp, öldürdüğü İranlı diplomatların cesetlerini teslim etmesi üzerine İran askeri müdahalede bulunmaktan vazgeçmiştir. Her şeyden önce, diplomatlarının öldürülmesi Tahran için oldukça gurur kırıcıdır. Taliban gibi serseri ve barbar (ABD nin İran ı tasvir etmek için kullandığı sözcükler) bir gruba bir ders verilmesi isteği İran toplumunda yaygınlaşmıştır. Ancak, bunun İran a maliyetinin, Sovyetler Birliği ne olduğu gibi oldukça yüksek olabileceği de İranlı karar alıcıların göz önünde bulundurdukları bir faktördür. Bu nedenle İran, Taliban a yönelik askeri müdahalede bulunmayı riskli görmüş ancak Taliban a yönelik eleştirilerini ve tehditlerini de sürdürmüştür. 608 İran ı Taliban a yönelik bir askeri müdahaleden alıkoyan önemli bir etmen de Taliban ın, ABD tarafından İran ı Afganistan da bir savaşın içine çekme amacıyla kurulmuş bir tuzak olduğu şüphesidir. Bu yüzden İran, müdahale ettiği takdirde ABD nin Taliban a yönelik askeri destek vereceğini ve İran ın bu savaşta kaynaklarının tükenmesini sağlayacağından şüphelenmiştir. Bu teoriye göre, olası bir İran-Taliban savaşında İran askeri ve ekonomik olarak zayıflayacak, fakat savaş Körfez bölgesini etkilemediğinden körfezden Batı ülkelerine petrol sevkiyatı da etkilenmeyecektir. 609 İran ın Taliban karşıtlığının yegane nedenleri diplomatlarının ve Şiilerin katledilmeleri değildir. Taliban ın Şiilerin yaşadığı bölgeleri ele geçirişinin İran a göç eden Afgan sığınmacıların sayısını arttırması, Afganistan dan İran a Taliban ın idare ettiği uyuşturucu kaçakçılığı yapılması, Taliban ın aşırı Şii-karşıtı ideolojisi yanında enerji politikaları gibi ekonomik nedenlerdir. İran Orta Asya nın enerji kaynaklarının dünya pazarlarına ulaştırılmasında temel güzergâh olmayı amaçlamaktadır. ABD ise İran ı dışlayarak, bu enerji kaynaklarının Afganistan üzerinden nakledilmesi için Taliban ı desteklemiştir. ABD nin Afganistan politikası bölümünde değinildiği üzere ABD Ii enerji şirketi UNOCAL, Trans-Afgan boru hattının inşası için gerek Taliban la, ge-

7 AFGANİSTAN VE PAKİSTAN DA YAŞANAN GELİŞMELER VE ULUSLARARASI GÜVENLİĞE ETKİLERİ rekse bölge ülkeleriyle sürekli temas halinde bulunmuştur. 610 Tüm bu faktörlerin ışığında, İran Afganistan da Taliban karşıtı bir politika izleyerek, Taliban ın muhalifleri olan Kuzey İttifakı nı desteklemiştir. Kuzey İttifakı na silah, cephane ve yakıt sağlamış, Herat kentinin Taliban tarafından devrilen eski valisi İsmail Han a ve yandaşlarına kendi topraklarında üs sağlamıştır. 611 Meşhed ile Bagram arasında oluşturulan hava koridoruyla Rabbani yönetimine ihtiyaç duyduğu malzemeyi gönderirken, Meşhed in güneyindeki kamplarda da İsmail Han a bağlı yaklaşık 8000 savaşçı eğitimini sürdürmüştür. Ayrıca, yaklaşık iki milyon Afgani (Afganistan ın para birimi) bastırarak İsmail Han a Herat taki Taliban komutanlarını satın alabilmesi için teslim etmiştir. 612 İran, Rabbani, Ahmet Şah Mesud ve Hikmetyar gibi Sünni liderleri Tahran da bir araya getirmiş, Afgan Şii örgütlerini de bu kesimle ittifak yapmaya zorlamış ve bu gruba silah ve eğitim yardımı yapmıştır 613 İran ayrıca Rusya, Hindistan ve Orta Asya devletlerine Kuzey ittifakına yardım etmeleri için girişimde bulunmuştur İran ın Pakistan Politikası Pakistan ın Iran açısından siyasi ve stratejik önemi, Hindistan ın 1947 yılında bölünmesinin ardından Pakistan ın bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkmasıyla belirginleşmeye başlamıştır. Iran yeni devleti tanıyan ilk ülkedir. Mayıs 1948 de Pakistan ile diplomatik ilişkiler kurmuştur. İran Şahı Pakistan a resmi ziyarette bulunan ilk devlet başkanıdır. 615 Bu sıcak ilişkilerin temelinde, birinci bölümde de ifade edilen, Pakistan ın İslam ı öne çıkaran bir dış politika izlemesi etkili olmuştur. İran ve Pakistan, İran devriminden önce, Bağdat Paktı ile müttefik olmuşlar, İran yılları arasındaki Hindistan-Pakistan savaşları sırasında Pakistan a ılımlı bir destek vermiştir. İran-Irak savaşı ise Islamabat ve Tahran ı farklı kutuplara yönlendirmiştir. Pakistan, savaş sırasında Körfez ülkeleri üzerinden Irak ı desteklemiştir. Bu kutuplaşma Pakistan topraklarına taşınmış ve savaş sırasında İran ve Irak, Pakistan ı bugüne kadar devam eden kalıcı mezhep çatışmalarının desteklendiği bir savaş alanına çevirmiştir. İran Pakistan daki Şiilerin geleceği konusunda endişelidir. İran, 1970 lerde, hem devlet başkanı General Muhammed Ziya ül Hak ın Pakistan ı Sünni bir devlet olarak İslamlaştırma çabalarını engellemek için Pakistan daki mezhep çatışmalarını körüklemiştir. Buna karşılık Ziya, Körfez ülkelerinin Pakistan da Deobandi ve Ahl-e-Hadis yapısı oluşturulması (Birinci bölümde geniş olarak anlatılmıştır.) yönündeki hakimiyetini memnuniyetle karşılamış ve bazı Sünni militanların İran tarafından desteklenen, eğitilen ve silahlandırılan bu milislere karşı koymasını desteklemiştir. Genel olarak bakıldığında ise Pakistan daki mezhep çatışmaları her iki başkent için de rahatsız edici bir konudur. 616 Şii-Sünni bölünmelerine rağmen, İslam kimliği, özellikle 1979 da İran daki İslam Devriminden sonra, İran-Pakistan ilişkisini şekillendiren önemli bir etken olmuştur. Soğuk Savaş yıllarında yaşanan İngiliz-Amerikan ittifakının kolaylaştırdığı bir stratejik hedef yakınlaşması da olumlu bir İran-Pakistan ilişkisinin temellerini atmıştır. Afganistan daki Sovyet müdahalesine duyulan ortak antipati ise iki devleti birbirine daha çok yakınlaştırmıştır. Özellikle nükleer teknoloji alanında İran ve Pakistan arasında derinleşen iş birliği ilişkileri sağlamlaştıran diğer bir etkendir. 617 İran da yaşanan rejim değişikliği ile Pakistan da yaşanan askeri darbeler ve sonucunda ABD ile oluşan yakınlaşmalar Tahran, Washington ve İslamabat arasındaki stratejik ilişkiyi belirlemiştir. İran-Pakistan ilişkileri ABD ve ABD nin Pakistan a müdahalesinden sürekli etkilenmiştir. Bu etkileşim günümüzde de devam etmektedir. Pakistan ABD nin bir dostu ve müttefiki iken İran ABD nin düşmanıdır.

8 ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Asya Araştırmaları Programı Tahran, 1979 dan sonra, Washington un temel düşmanı haline gelirken İslamabat Sovyetlerin Afganistan a girmesinden sonra ABD ye daha yakın bir müttefik olmuştur. Pakistan, bu savaşta kilit oyunculardan biri olurken İran çatışmanın dışında kalmıştır. Pakistan toprakları Afgan mücahitler için bir eğitim ve tatbikat alanı olurken, İran Hazara Şiileri üzerine odaklanmıştır. Sovyetlerin Afganistan dan geri çekilmesi sonucunda bu ülkede oluşan yapı iki İslam cumhuriyeti arasındaki farkı keskinleştirmiştir. İran ın stratejik rakibi olan Suudi Arabistan, Pakistan ve ABD ile birlikte, Afgan mücahitlerini, sonrasında Taliban ı desteklemiş ve Suudi Arabistan hem Afganistan hem de Pakistan daki nüfuz alanını sağlamlaştırmıştır. 618 Afganistan, Tahran ve İslamabat arasında önemli bir çekişme sahası konumundadır ve halen de öyle durmaktadır. Bunun kısmî sebeplerinden biri İran için güvenliğin kendi devlet ideolojisinin muhafaza edilmesinin yanı sıra Şii geleneklerinin desteklenmesi ve sınırlarındaki Şii nüfusun korunması anlamına gelmesidir. Tüm bu çıkarlar Pakistan içinde ve Pakistan ı baz alarak faaliyet gösteren Taliban ve Şii karşıtı Sünni gruplar tarafından tehdit edilmektedir. 619 Taliban ın uyuşturucu ticareti ve üretimini artırması Pakistan-İran ilişkilerini daha da sorunlu hale getirmiştir. Afganistan da üretilen uyuşturucu Afganistan-İran veya Afganistan- Pakistan-İran üzerinden Türkiye ve Avrupa ya taşınmaktadır. Bu nedenle İran sınırında Taliban birlikleri ile çıkan çatışmalarda İranlı askerlerin öldürülmesi Taliban ı destekleyen Pakistan a olan tepkileri artırmıştır Eylül olaylarından sonra ABD nin Afganistan da giriştiği özgürlük operasyonu sonrası Taliban ın iktidardan uzaklaşması, İran ve Pakistan arasında yeni bir iş birliği olanağını yaratmıştır. Taliban ın iktidardan uzaklaşmasının hemen sonrası İran Dışişleri Bakanı Kemal Karzai, Pakistan ı ziyaret etmiştir. Karzai, Pakistanlı yetkililerle yaptığı görüşmeler sırasında; ABD askerlerinin bir an önce Afganistan dan çekilmesini, Pakistan ın Afganistan daki Kuzey İttifakı ile barışmasını, İran ın Afganistan ın inşasında yer almasını ve Peştunların kontrol ettiği yeni Afganistan yönetiminin Şii ve Fars kökenli Afganistan vatandaşlarına eşit davranmasını talep etmiştir. 621 İran, Pakistan ın ABD ekseninde yürüttüğü ya da yürütmeye zorlandığı Afganistan stratejisine şüphe ile yaklaşmaktadır. Pakistan ın Taliban a karşı mücadelesini samimi bulmamaktadır. Pakistan ile Taliban a karşı girişilecek bir iş birliğine ise ABD ile iş birliği yapma anlamına geleceği endişesiyle sıcak yaklaşmamaktadır. İran ın Taliban a karşı yürüttüğü politikanın Rusya ve Hindistan ın politikalarıyla uyuştuğu görülmektedir. Bu üç ülke, Taliban ın karşısında Kuzey ittifakıyla ilişkilerini geliştirme yoluna gitmişlerdir. Rusya ve Hindistan, Taliban korumacılığında bir kökten dinci yapılanmanın kendi topraklarına etkisinden çekinirken, İran Taliban liderliğindeki katı bir Sünni devletin kendisini tehdit edebileceğinden ve Afganistan daki Şiileri İran a göç etmeye zorlayabileceğinden endişelenmektedir. Bugün için ABD nin yürüttüğü politikaların etkisi bu üç ülkeye de olumlu yansımıştır. Ancak temel sorun ABD nin ve NATO güçlerinin nasıl bir Afganistan dan geri çekileceğidir. Bu üç ülke de Pakistan a güvenmemektedir. ABD sonrası oluşacak yapıda Pakistan ın etkisinin sınırlı olmasını istemektedirler. Bu nedenle bu üç ülkenin Afganistan konusunda daha fazla iş birliğine gittikleri görülmektedir. Beluç sorunu ise Pakistan ve İran arasındaki ortak bir sorundur. Ancak Beluçların Sünni olması nedeniyle sorun, İran ı aynı zamanda mezhepsel de etkilemektedir. 19 uncu yüzyıla kadar bir bütün olan Belucistan, 1841 den itibaren bölünme sürecine girmiş ve 1887 yılında şimdiki Pakistan, İran ve Afganistan

9 AFGANİSTAN VE PAKİSTAN DA YAŞANAN GELİŞMELER VE ULUSLARARASI GÜVENLİĞE ETKİLERİ devletlerinin sınırları arasında üçe ayrılmıştır. Pakistan yüzölçümünün % 60 ını oluşturan Belucistan da, Beluç nüfusu yalnızca yedi milyondur, İran da ise üç, dört milyon civarında Beluç yaşamaktadır. 622 İran ın güneydoğusundaki dağlık arazilerde, Pakistan ın güneybatısındaki sınır boyunca karşılıklı olarak Beluç kabileleri yaşamakta ve bunlar arasında sıkı akrabalık bağları bulunmaktadır. Bu bölgede asırlardır devlet otoritesi tam anlamıyla etkin olamamıştır. Otorite eksikliği bölgede her türlü kaçakçılık faaliyeti için uygun zemin oluşturmakta, sınır boyunca kaçakçılar ve güvenlik güçleri arasında sık sık çatışmalar yaşanmaktadır. 623 İran için Beluç konusunda diğer sorun ise 2003 yılında Pakistanlı Taliban komutan Nek Muhammed Vezir tarafından kurulan Cundullah (Allah ın askerleri) örgütüdür. Pakistan daki Beluç hareketinin İran uzantısı olarak görülebilecek Cundullah, İran Beluçlarının meşru hakları 624 için mücadele ettiğini vurgulamaktadır. Genellikle Sünni Hanefi olan İran Beluçları ile İran merkezi yönetimi arasında etnik ve mezhep tercihi bağlamında uyuşmazlıklar mevcuttur. Bu uyuşmazlık, Beluç grupların devlete karşı örgütlenmesine sebep olarak gösterilmektedir. Beluçlar düşük eğitim düzeyleri ve ekonomik hayata katılımlarındaki yetersizlik ve siyasete yön veren etnik grup olmamaları sebebiyle İran ve Pakistan siyasi hayatında etkin rol üstlenememiştir. Bu nedenle Cundullah adını terör eylemleriyle duyurmaktadır yılında İran da devrim muhafızlarını taşıyan otobüse saldırı düzenlenmiş, 2008 yılında sınır bölgesinde görev yapan İran askeri kaçırılarak öldürülmüştür. Mayıs 2009 tarihinde Zahedan da bir Şii camisinde meydana gelen patlamayı da Cundullah üstlenmiştir. 625 İran Devlet Başkanı Ahmedinejat, saldırıların ardından Pakistan da bazı devlet görevlilerinin olayla ilgili olduğu ve Cundullah liderinin Pakistan da saklandığı iddialarında bulunmuş ayrıca ABD ve Suudi Arabistan ı Cundullah a mali destek vermekle suçlamıştır. 626 Beluç azınlıkların yaşadığı topraklardaki diğer bir sorun ise İran ın, 2000 yılından bu yana, Hindistan ile güvenlik bağlantılarını geliştirmeye çalışmasıdır. Bu noktada Delhi nin Vaşhington ve Tel Aviv e yakınlığının Tahran ın Hindistan ya da Hindistan ın Tahran ile yakın bağlar kurma isteğini azaltıp azaltmadığı belli değildir. 627 İran ın Hindistan a yönelik girişimleri Pakistan ı tedirgin etmiştir. Pakistan, Hindistan ın İran ile askeri, istihbaratsal ve ticari ilişkiler geliştirdiğine inanmaktadır. 628 Nitekim İran, Sistan-Belucistan bölgesinde Şah Bahar daki limanının yenilenmesini Hindistan ın desteğiyle 2002 yılında bitirmiştir. Hindistan, limandan Afganistan ve Tacikistan ı kat ederek Orta Asya ya ulaşacak otoyolların da yapımını üstlenmiştir. Bu liman Hindistan a Orta Asya ya açılma imkanı vereceği gibi İran ı da bölgesel yalnızlıktan kurtarabilecektir. Daha önce çalışmanın ikinci bölümünde de detaylı olarak anlatıldığı üzere, Pakistan ise Çin ile birlikte Guvadar da yeni bir liman inşâ etmektedir. Söz konusu limanın her iki devlete de önemli ekonomik ve askeri kazançlar getireceği tahmin edilmektedir. Bu sebeple, Hindistan ve İran bu limanı kendi ekonomik çıkarları ve güvenlikleri açısından potansiyel bir tehdit ve Şah Bahar limanına rakip olarak görmektedir. Özellikle, Şah Bahar, Guvadar dan yalnızca birkaç yüz kilometredir. 629 Bu iki liman da Orta Asya ya açılımın kapıları olarak görülmektedir. Dolayısıyla Afganistan sorununun çözümü sonrası ayrı bir rekabet alanının açıldığını söylemek yanlış olmayacaktır. 3.6 Suudi Arabistan ın Afganistan ve Pakistan a Yönelik Politikaları Suudi Arabistan ın Afganistan Politikası Suudi Arabistan dış politikasını, iran la süre-

10 ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Asya Araştırmaları Programı gelen rekabette üstünlük kurmak, resmi ideolojisi olan Vahhabiliği yaymak suretiyle etkinliğini arttırmak ve enerjiyi bir silah olarak kullanıp dış güçler tarafından rejimine müdahale edilmesine mani olmak oluşturmaktadır. Bu noktada izlediği Pakistan ve Afganistan politikalarının bu dış politika ekseninde yürütüldüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. Temel güdülerinden birinin iran la süregelen rekabet oluşu, Suudi Arabistan ın dış politikasını İran ın politikalarıyla etkileşimli kılmaktadır. Dolayısıyla, İran dış politikası, Suudi Arabistan dış politikasının oluşturulmasında önemli belirleyicilerden biridir. Arap-Fars rekabetinin uzun bir geçmişi vardır ve bölgede de uzunca bir süredir devam etmektedir. Afganistan daki rekabetleri de bölgesel rekabetlerinin uzantısıdır. Bu rekabet, 20 nci yüzyılda Arapların iran a karşı Irak ı desteklemesi ve ABD nin de Arap devletlerinin yardımıyla İran ı tecrit etme politikası nedeniyle daha da derinleşmiştir. Bu rekabetin Afganistan a yansıması ise, her ikisinin de Sovyet işgaline karşı olmasına karşın, farklı mücahit grupları desteklemesiyle ortaya çıkmıştır. Suudi Arabistan, ABD ve Pakistan la birlikte Sünni grupları desteklerken, İran, Şii grupları desteklemiştir. 630 Suudi Arabistan, Afganistan konusunda, Basra Körfezindeki Arap devletleri Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri nin de kendi politikasını desteklemesini sağlamıştır. Bu ülkelerin temel güdüleyicileri, tehdit algıladıkları İran la mücadele ve Suudi Arabistan la yakın ilişkilere sahip olmalarıdır. 631 Suudi Arabistan, Sovyetler Birliğinin 1979 yılında Afganistan ı işgaliyle birlikte, sorunun önemli aktörlerden biri durumuna gelmiştir. Sovyetler Birliği ne karşı ve sonrasında iç savaş döneminde Hizb-i İslâmi ve Ittihad-i İslâmi gibi kendi ideolojisine yakın gördüğü mücahit gruplarının arkasında yer almış desteklemiş, 1994 yılında Taliban ın ortaya çıkmasıyla da onu desteklemeye başlamıştır. Bu nedenle Suudi Arabistan ın Afganistan politikasını; yılındaki Sovyet işgaliyle 1988 yılındaki Cenevre Antlaşması arasındaki dönem, yılında Sovyet birliklerinin çekilmesiyle, 1992 yılında Necibullah rejiminin devrilmesi arasındaki dönem, yılında, mücahitlerin Kabil i ele geçirmesiyle 1994 yılında Taliban ın ortaya çıkmasına kadarki dönem, - Taliban ın ortaya çıkışıyla başlayıp 2001 yılında ABD nin askeri müdahalesiyle yönetiminin sona ermesi arasındaki dönem olarak ayrı ayrı incelemek gerekmektedir. Birinci dönemde ( ) Suudi Arabistan ın Afganistan politikasının üç temel amacı bulunmaktaydı. Bunlar: Müslüman bir ülke olan Afganistan ın desteklenmesi, - Ülkenin ve kraliyet ailesinin yönetimin güvenliğinin sağlanması, - Genel istikrarın korunmasıydı. Suudilere göre Sovyetler Birliği nin Basra Körfezi ne yönelik stratejilerinin ilk adımını Afganistan ın işgali oluşturmaktaydı. Bu nedenle Suudiler, Afganistan ın Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmesini kendi güvenliklerine yönelik ciddi bir tehdit olarak görmüşlerdir. Ayrıca, Afganistan gibi Müslüman bir ülkenin işgal edilmesi ve burada Komünist bir rejimin kurulması Suudi Arabistan rejimi için de tehlike yaratmaktaydı. İran daki rejim değişikliği de Suudi Arabistan ın Afgan mücahitlerini destekleme kararını hızlandırmıştır. Bu dönemde İran, Suudi monarşisinin islâmiyet ile bağdaşmadığını öne sürmüş ve Suudi Arabistan ın ABD ile yakın

11 AFGANİSTAN VE PAKİSTAN DA YAŞANAN GELİŞMELER VE ULUSLARARASI GÜVENLİĞE ETKİLERİ ilişkisini, Müslümanların çıkarına olmadığı gerekçesiyle eleştirmiştir. Arap milliyetçiliğine karşı İslam Birliğini savunan Suudiler, İran ı, yönetimlerinin meşruiyetine yönelik, Arap milliyetçiliğinden daha büyük bir tehdit olarak görmüşlerdir. 633 Suudi yönetimi için Afganistan ın işgali, iran dan yönelen tehdide karşı, meşruiyetlerini güçlendirme fırsatı da yaratmıştır. Suudi yönetimi, Sovyet birliklerinin Afganistan dan derhal çekilmesi gerektiğini belirtmiş ve Afgan halkı için kendi kaderini tayin hakkı talep etmiştir. ABD ile birlikte, Afgan direnişinin parasal destekçilerinden biri durumuna gelmiştir. Ancak, politik ve ideolojik nedenlerden dolayı Sünni ve kökten dincileri desteklemiş ve bunun sonucunda Afgan direnişindeki Sünni-Şii ayrılığının derinleşmesine neden olmuştur. Bu dönemde, Suudi Arabistan ın Afgan mücahitlere yönelik parasal desteği resmi rakamlara göre dört milyar dolardır. Parasal destekleri sayesinde Suudiler, İslâmabat ta kurulan Afgan sürgün hükümetine başbakan olarak Vahhabi birinin atanmasını sağlamışlardır. 634 İran ise bu dönemde, bir önceki bölümde belirtilen nedenlere bağlı olarak, Afganistan üzerinde etkili bir aktör olamamıştır. Sovyet birliklerinin Afganistan dan çekilmesini öngören Cenevre Antlaşması ile Afganistan da yeni bir döneme girilmiştir. Ancak, bu antlaşmada Afganistan daki iç uzlaşma ve gelecekte kurulacak Afgan hükümeti konularına değinilmemiştir. Sonuç olarak, Afgan ihtilâfı gerek iç politika gerekse bölgesel politikalar açısından daha da karmaşık bir duruma gelmiştir ile 1992 yılları arasındaki bu dönemde, Suudi Arabistan ın dış politikasında önemli değişiklikler olmuştur. Hem Sovyet tehdidi ortadan kalkmış hem de İran-lrak savaşının sona ermesiyle Suudi yönetimi İran İslâm Devrimi nden daha yoğun tehdit algılamaya başlamıştır. Bunun üzerine Suudi Arabistan, Afganistan da yılları arasında kazanmış olduğu etkinliği, Kabil de hem Suudi hem de Pakistan yanlısı bir İslamcı hükümetin oluşturulması amacıyla kullanmaya çalışmıştır yılları arasında Afganistan ın kendi kaderini tayin konusu Suudi Arabistan ın gözünde eski cazibesini kaybetmiştir. Bu dönemde Suudi Arabistan ve Pakistan için temel amaç Kabil deki komünist yönetimin askeri yöntemlerle devrilmesidir. Her iki ülkede komünist rejimin yıkılmasıyla Afganistan üzerindeki amaçlarına ulaşmalarının kolaylaşacağını düşünmüşlerdir. 635 Bu dönemde, Irak ile savaşın sona ermesiyle iran ın Afganistan a yönelik ilgisi artmıştır. Sovyet birliklerinin Afganistan dan çekilmesi ve Sovyetler Birliği nin Afganistan a olan ilgisinin azalması sadece Sovyet tehdidini ortadan kaldırmakla kalmamış, iran a göre Pakistan ve Suudi Arabistan ın doldurmaya çalıştığı bir güç boşluğu oluşturmuştur. İran Şii gruplarını Abdül Ali Mezari nin liderliğinde, Hizb-i Vahdet çatısı altında birleştirmiş ve gelecekteki Afgan hükümetinde % 25 temsil oranını talep etmeleri için desteklemiştir. Ancak, yukarıdaki bölümde değinildiği üzere, Şiilerin % 25 lik temsil oranı talebi Peşâver deki Suudi ve Pakistan yanlısı Sünni gruplarca reddedilmiştir. Şiiler ve iran pazarlık güçlerini arttırmak için Necibullah yönetimi ve Sovyetler Birliği ile de diplomatik ilişki kurmuşlardır. Ayrıca, Peşâver de kurulan geçici Afgan hükümetinin meşruiyetini sorgulamışlar ve ihtilâfın anlaşmayla çözülmesi gerektiğini öne sürmüşlerdir. Tüm bu çabalara rağmen savaştan yeni çıkmış bir Iran, bu dönemde, Suudi Arabistan ve Pakistan ın Afganistan üzerindeki politikalarını engelleyebilecek politik, askeri ve ekonomik güce sahip değildir yıllarındaki Körfez Savaşı, Suudi Arabistan ın konumunda oldukça önemli bir değişime neden olmuştur yılından beri destek verdiği Afgan direniş grupları Irak ı desteklemişler ve Suudi Arabistan a karşı tavır

12 ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Asya Araştırmaları Programı almışlardır. Bunun sonucunda, Suudi Arabistan, bu gruplara verdiği parasal desteği kesmiş ve Afgan ihtilâfının uzlaşmayla çözümünü öngören BM planını desteklemeye başlamıştır. 637 Aynı dönemde, İran ın dış politikasında da bazı değişimler yaşanmıştır. Humeyni döneminde İran ın dış politikasında ideolojik faktörler ön plandayken, 1989 yılında ölmesiyle devlet çıkarları ve Fars milliyetçiliği daha belirleyici duruma gelmiştir. 638 Bu değişim İran ın özellikle Afganistan politikasında kendini çok daha fazla göstermiş ve 1991 yılının sonunda iran, Afganistan konusunda yeni bir strateji geliştirmiştir. O döneme kadar, Afganistan daki Şiilere ilgi gösteren iran, Afganistan politikalarındaki etki alanının darlığını ve Suudi Arabistan yanlısı oluşumlardaki Peştun ağırlığını fark ederek, ilgi alanını Sünni olmasına rağmen, Farsça konuşan toplulukları (özellikle Tacikleri) da kapsayacak şekilde genişletmiştir. Tacikistan ve Rabbani nin liderliğindeki Cemiyet-i İslâmi grubuyla kültürel işbirliği antlaşması imzalamıştır. Aynı zamanda, Afganistan daki Peştunların dışındaki etnik grupları Peştunlara karşı ortak bir cephe oluşturmak üzere birleştirmeye çalışmıştır. Kuzey İttifakı nın kurulmasıyla çabaları meyvesini vermiş ve İran ın Afganistan politikalarındaki etkinliğini oldukça arttırmıştır. Ancak, İran ın Afganistan politikalarındaki etkinliğinin bu denli artması üzerine Pakistan, iran ile Suudi Arabistan arasındaki dengenin koruması politikasını bir kenara bırakarak açıkça Suudi Arabistan dan yana tavır almaya başlamıştır yılında Sovyetlerin dağılması ve 1992 yılının Nisan ayında komünist yönetimin yıkılışıyla Afganistan da yeni bir dönem başlamış ve 1994 yılında Taliban ın ortaya çıkışına kadar devam etmiştir. Bu dönemin genel özellikleri, değişik gruplar arasındaki yoğun güç mücadelesi, devlet kurumunun yıkılışı, etnik motifli iç savaştır. Afganistan a yönelik Rus ve ABD ilgisi azalırken, bölgesel güçlerin (İran, Suudi Arabistan ve Pakistan) Afganistan üzerindeki etkinlikleri artmıştır. 640 Suudiler, Afganistan da Sünni bir İslami rejimin kurulmasını ve bu rejim ile kendisine en büyük rakip olarak gördükleri iran daki Şii rejimini zor durumda bırakmayı düşünmüşlerdir. Ayrıca Taliban sayesinde Özbekistan ve Tacikistan a Vahhabi görüşündeki islami akımını sokmayı planlamışlardır. Necibullah yönetiminin yıkılışıyla Burhaneddin Rabbani önderliğindeki Cemiyet-i islâmi partisi etkin bir konuma gelmiş ancak Gülbeddin Hikmetyar ın önderliğindeki Hizb-i Islâmi nin şiddetli muhalefetine maruz kalmış ve bu iki grubun başını çektiği mücahit gruplar arasında şiddetli çatışmalar çıkmıştır. Bu durum hem başkent Kabil in, hem de devlet teşkilatının yıkılmasına neden olmuştur. Suudi Arabistan (Pakistan la beraber) İran ın Afganistan üzerindeki etkinliğinin oldukça artmış olduğunu ve Cemiyet-i Islâmi nin arkasındaki temel güç olduğunu fark etmiş ve Cemiyet-i İslâmi ile doğrudan bir çatışmaya girmektense, Hikmetyar ı desteklemeyi tercih etmiştir ve 1993 yıllarında Hikmetyar a yönelik Suudi desteğinin yaklaşık iki milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir ile 1994 yılları arası ise ittifak değişimlerine sahne olmuştur yılının Temmuz ayında Hazaralar ın Hizb-i Vahdet grubuyla Taciklerin Cemiyet-i İslâmi grubu arasında çıkan anlaşmazlıklar çatışmaya dönüşmüştür. Iran, Cemiyet-i Islâmi nin Hazaralara yönelik saldırılarını kınamasına rağmen, Suudi Arabistan ve Pakistan faktörü nedeniyle, Cemiyet-i Islâmi ye yönelik desteğini kesmemiştir. Bu durum, Hazaraların Hikmetyar ın Hizb-i İslâmi grubuyla ittifak kurmasına neden olmuştur. Rabbani nin Özbek lider Raşit Dostum ile yönetimi paylaşma konusundaki isteksizliği, Dostum un da taraf değiştirerek Hikmetyar ile ittifak kurması sonucuna yol açmıştır. Bu dönemdeki ittifakların oldukça kırılgan ve idealizmden ziyade çıkarlara dayandığı görülmektedir. Aynı durum bölgesel güçler için de geçerli hale gelmiştir. Suudi Ara-

13 AFGANİSTAN VE PAKİSTAN DA YAŞANAN GELİŞMELER VE ULUSLARARASI GÜVENLİĞE ETKİLERİ bistan, Hikmetyar ın dışındaki güçlerle de iletişime geçmeye çalışmış, Dostum ile Iran arasında olası bir ittifakı engellemek amacıyla Dostum a parasal yardımda bulunmuştur. Aynı şekilde, ilişkilerini düzeltmek amacıyla Cemiyet-i Islâmi ye de 150 milyon dolar kadar parasal destek sağlamıştır yılının sonuna doğru Taliban ortaya çıkmış ve Afganistan ın güneyindeki dört şehri ele geçirmiştir. Ancak, bu durum ilk aşamada bölgesel güçler üzerinde önemli bir çatışma yaratmamıştır. Pakistan, Taliban a desteğini açıkça göstermiştir. Iran, müttefiki olan Hizbi İslâmi ve Hizb-i Vahdetin Taliban tarafından yenilgiye uğratılmasını, iran ve Şiilik karşıtı bir hareket olarak algılamıştır. Bu iki önemli gücü yenilgiye uğratan Taliban, Cemiyet-i Islâmi nin elinde bulunan başkent Kabil i tehdit etmeye başlamış ve Afganistan ın geleceğinde söz sahibi olabilecek güçte olduğunu ispat etmiştir. 643 Suudi Arabistan ise Taliban ı Afganistan daki azalan etkinliğini arttırma aracı olarak görmüş ve Cemiyet-i Ulema-i İslâm aracılığıyla Taliban la temas kurmuştur kışında Suudi Arabistan Prensi Türki El-Faysal Kandahar da av seyahatlerine çıkmış ve geri dönüşünde getirmiş olduğu lüks cipleri Taliban a hediye olarak bırakmıştır. Prens Türki El-Faysal 1996 yılında Kandahar ı düzenli olarak ziyaret etmeye ve Taliban a parasal yardım, araç-gereç ve yakıt sağlamaya başlamıştır. Buna ek olarak, Suudi enerji şirketleri Delta ve Ningarcho da Trans-Afgan boru hattı projesi şirketler birliğine katılmış ve Suudi yönetimine Taliban a yönelik desteğini artırması için baskı yapmışlardır. Suudi yönetimi üzerinde, Taliban a yönelik desteğini arttırması yönünde en büyük baskıyı oluşturan grup ise Vahhabi ulemadır. Vahhabi ulema Cuma vaazı sonrasında, Taliban yanlısı gösteriler düzenlemiştir. Tüm bu gelişmelere rağmen Prens Türki El-Faysal ın ABD nin isteğine uyarak, Taliban dan Usame Bin Ladin i kendisine teslim etmesini istemesi ve Molla Ömer in de Prens Türki nin bu isteğini reddedip kendisine hakaret etmesi üzerine Suudi Arabistan ile Taliban ın ilişkileri bozulmuş ve Suudi Arabistan Taliban ile diplomatik ilişkilerini askıya almıştır. 644 Taliban ın Usame Bin Ladin ve Suudi militanları desteklemesi 645 Suudi Arabistan ın dış baskılara maruz kalmasına neden olmuştur. Bu dönemde ABD ile olan yakın ilişkiler bozulmuştur. Ayrıca Taliban ın bu desteği, sadece Suudi Arabistan la değil, ABD ile de ilişkilerinin bozulmasına neden olmuştur. Sonuçta, İran ın bölge üzerindeki diplomatik önemi artmıştır Diğer yandan Pakistan da Taliban ın bu tavrı nedeniyle uluslararası kamuoyunun hedefi haline gelmiş ve Afganistan konusunda yalnızlaşmaya başlamıştır sonrası dönemde Suudi Arabistan ABD nin siyasi baskılarına ve bir kısım askeri ambargolarına direnememiş ve Taliban a yönelik politikasını değiştirmek zorunda kalmıştır. Bununla birlikte El-Kaide, Pakistan ve Suudi Arabistan yönetimlerini ABD ile iş birliği yaptıkları gerekçesiyle düşman ilan etmiş ve Cihat başlattığını açıklamıştır. Nitekim Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Londra da 28 Ocak 2010 tarihinde yapılan Afganistan Konferansı nda, Suudi Arabistan ve Pakistan ı, Afgan hükümeti ve Taliban arasında barış sağlanması için arabulucu olmaya çağırmıştır. Ancak, Suudi Arabistan, Afganistan da arabulucu olarak rol oynamasının, Taliban ın El-Kaide lideri Usame Bin Ladin i barındırmaktan vazgeçmesine bağlı olduğunu belirtmiştir. 647 Yetmiş ülkenin dışişleri bakanının katıldığı Londra Konferansı nda, Taliban ı bölmek ve gücünü içeriden bitirmek amacıyla bazı ılımlı unsurlarını ve Peştun aşiretlerini satın alma hedefi güden 500 milyon dolarlık bir fonun tahsis edilmesi kararlaştırılmıştır. Terörle savaşa hem mali destek hem de istihbarat katkısı sağlayan Suudi Arabistan da, Taliban ı bölmek için oluşturulan bu fona bağış yapmayı kabul etmiştir. 648

14 ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Asya Araştırmaları Programı Bu tepki nedeniyle Suudi Arabistan ın, ABD sonrası Afganistan da yönetimin Taliban ya da benzeri radikal bir grubun eline geçmesi durumunda, etkisinin daha önceki dönemlerdeki gibi yüksek seviyelerde olamayabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle Suudi Arabistan ın, devlet eliyle olmasa da vakıflar yoluyla 649 Sünni örgütlerle iş birliğini azami seviyede tuttuğu görülmektedir. Yukarıda yapılan değerlendiræmeler Suudi Arabistan ın özellikle parasal gücünü Afganistan da kendi çıkarlarına uygun bir yönetimin kurulması için harcadığını ve harcayacağını göstermektedir. Vahhabi anlayışını yayma politikasını temel olarak alan Suudi Arabistan ın, Pakistan ile iş birliğini daha da artırması ve Afganistan üzerinde yürüteceği politikaları bu ülke üzerinden uygulaması beklenmelidir. Suudi Arabistan gerek Afganistan gerekse Pakistan da kurulabilecek daha demokratik ve laik yapıların kendi rejimini de tehdit edebileceğinin farkındadır. Dolayısıyla harcayacağı kaynakları kökten dinci yapılanmalara yönlendirmesinin kendi iç ve dış politika argümanlarıyla ters düşmediği görülmektedir. Bunu devlet eliyle yapmasının ise dış baskılara davetiye çıkaracağının farkındadır Suudi Arabistan ın Pakistan Politikası Suudi Arabistan, Pakistan ın bağımsızlığı sonrası ilişki kuran ilk ülkelerden biridir. Bu ilişki, Afganistan ve Hindistan a yönelik bölgesel iş birliği ile beraber daha da güçlenmiştir. Pakistan ı sıkıntıya sokacak gelişmelerin dünyada en çok Suudi Arabistan ı ilgilendirdiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Pakistan 1960 yılından beri Arap dünyasından en çok yardımı Suudi Arabistan dan almıştır. Çalışmanın birinci bölümünde geniş olarak verilen tarihsel değerlendirmede de görüleceği gibi özellikle Ziya ül Hak dönemi sonrası Suudi Arabistan ın mali, askeri ve siyasi desteği Pakistan ı bölgesel ve uluslararası alanda yalnızlıktan kurtarmıştır. Suudi Arabistan, birçok endüstri dalında, bilim ve teknoloji ve diğer birçok alanda Pakistan a yardım sağlamıştır. Ayrıca Pakistan Silahlı Kuvvetlerinin eğitiminde de bu ülkeye destek vermektedir, özellikle 1998 yılının Mayıs ayında Pakistan ın nükleer denemeleri sonrasında maruz kaldığı yaptırımlara günlük varil petrolü bedava vermeyi taahhüt ederek destek olan Suudi Arabistan ın, Pakistan yönetimi ve halkında kendisine bir sempati ve güvenin oluşmasını sağlamıştır. Bundan dolayı Pakistan daki birçok yere Suudi Krallarının isimleri verilmiştir. Pakistan en çok Suudi Arabistan a öğrenci göndermektedir. Bu öğrencilerin çoğunluğunun ülkelerine Vahhabiliğin en ateşli savunucusu olarak döndükleri görülmektedir. Ayrıca birçok Pakistanlı da Suudi Arabistan a işçi olarak gitmiş ve evlerine Vahhabi görüşlerle dönmüştür. Pakistan daki medreseler Suudi zenginler tarafından finanse edilmektedir. Vahhabilik eğitiminin verildiği medreselerde Suudi eğitim kitaplarının okutulduğu görülmektedir. Lahor da militan yetiştirme kamplarının olduğu bilinen Vahhabi gruplar; Afganistan da SSCB ye, Keşmir de de Hindistan a karşı savaşmışlardır. Pakistan ın büyük şehirlerinde destek bulan Cemiyet-i Ehli Hadit, Vahabilerin en büyük partisidir. Parti aynı zamanda Pakistan da Suudi Arabistan ın çıkarlarını koruyan teşkilat olarak bilinmektedir. Bu partinin yanında Müşerref tarafından sürgüne gönderilen Pakistan ın önemli siyasetçilerinden Navaz Şerif Suudi Arabistan da on yıl kalmıştır. Bu kapsamda Şerifin Suudi yardımlarından en çok yararlanan lider olduğu görülmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde Batının Şerife güvenmediği belirtilmişti. Bu güvensizlikte Şerif ile Suudi Arabistan ilişkisinin önemli olduğu değerlendirilmektedir. Bütün bunların yanında iki ülke arasındaki as-

15 AFGANİSTAN VE PAKİSTAN DA YAŞANAN GELİŞMELER VE ULUSLARARASI GÜVENLİĞE ETKİLERİ keri iş birliğinin yanında özellikle Afganistan üzerinde ortaklaşa yapılan istihbarat iş birliği dikkat çekici bulunmaktadır. Suudi Arabistan İstihbarat Başkanı Prens Turki Bin Sultan, bu ilişkinin büyük ihtimalle dünyadaki en sıkı iş birliği olduğunu belirtmiştir. 650 Pakistan ve Suudi Arabistan için ortak temel sorunlardan biri de İran ın nükleer silaha sahip olma gayretleridir. İran ın nükleer silah sahibi olma söylemlerinde İsrail in ön plana çıktığı görülse de arka plandaki diğer hedefin Suudi Arabistan olduğu düşünülmektedir. Birçok uzman, İran ın nükleer silaha sahip olmasına Suudi Arabistan ın tepkisiz kalmayacağını iddia etmektedir. Pakistan ın nükleer silah üretme teknolojisine sahip olduğu ve Pakistan ile Suudi Arabistan arasındaki sıkı iş birliği, Suudilerin 1998 deki petrol ve mali yardımlarla Pakistan ın nükleer silah yapımına ortak olduğu iddialarını güçlendirmektedir. Bu kapsamda, nükleer silaha sahip bir Pakistan ın, nükleer silaha sahip bir Suudi Arabistan anlamına geldiği yönündeki düşünceler doğruluk kazanmaktadır. Nitekim birçok uzman, Veliaht Prens Abdullah ın 2003 yılının Ocak ayındaki Pakistan ziyaretinde iki ülkenin gizli bir anlaşma imzaladıklarını ve bu anlaşmanın üçüncü bir ülkenin nükleer tehdidine karşı Suudi Arabistan ın Pakistan tarafından korunmasını içerdiğini rapor etmişlerdir. 651 Nükleer anlamda İran, Pakistan ve Suudi Arabistan üçgeninde gelişen olayların temel aktörünün ise Çin olduğu değerlendirilmektedir. Enerjisinin neredeyse % 40 ının Suudi Arabistan ve İran dan tedarik eden Çin in, Pakistan a verdiği nükleer teknolojinin Suudi Arabistan a ulaşacağının farkında olmaması imkansızdır. Bunun yanında İran ın da Çin teknolojisi olmadan nükleer silah geliştirmesi zor görülmektedir. Bu kapsamda Çin in iki ülke üzerinde denge politikası izlediği söylenebilir. Ayrıca Çin, Afganistan konusunda her ne kadar Pakistan temelli bir politika izlese de tarafsız gözükmesindeki diğer etmenin İran ile olan enerji temelli ekonomik ilişkiler olduğu düşünülmektedir. 652 Hindistan ile İran ın ortak onardıkları Şah Bahar limanı ile Çin ile Pakistan ın ortak inşa ettikleri Guadar limanı bu ülkelerin Orta Asya ya açılımını sağlayacaktır. Bu limanların işlevsellik kazanmasının yolu Afganistan dan geçiş sağlayan transit yollar olacaktır. Dolayısıyla Afganistan geçiş koridoru olarak kullanılacaktır. Gelecek dönemde Körfezin diğer tarafında yer alan Suudi Arabistan ın Çin ile Pakistan ortaklığına katılabileceği düşünülmektedir. Pakistan, Suudi Arabistan ve Çin in giderek genişleyen siyasi, ekonomik ve askeri iş birliği Afganistan üzerinde izledikleri politikalara da yansımıştır. Çin ve Suudi Arabistan Pakistan üzerinden politika izlemeyi tercih etmektedirler. Bunun yanında Afganistan ın tekrardan yapılandırılmasına yönelik çalışmalara da doğrudan yardımda bulunmaktadırlar. Bundaki temel amaç Çin in Hindistan ı, Suudi Afganistan ın da İran ı dengelemek istemesidir Türkiye nin Afganistan ve Pakistan a Yönelik Politikaları Türkiye nin Afganistan Politikası Siyasi İlişkiler Tarihsel dostluk ilişkileri ve Afgan Türklerinin varlığı, Türkiye nin Afganistan daki konumunu diğer ülkelerden daha farklı kılmaktadır. Türkiye nin Afganistan a yönelik politikaları iki ülke arasındaki geleneksel dostluk ilişkileri, Afganistan daki Türklerin yönetimde söz sahibi olmaları, Afganistan kaynaklı uyuşturucu kaçakçılığının ve kaçak göçün önlenmesi, Ekonomik İş Birliği Teşkilatı nın işlevselliğinin arttırılması, Afganistan da istikrarın sağlanması ve ülkenin geleceğinde Türkiye nin aktif rol alması konuları etrafında şekillenmiştir. Türkiye gerek asker desteği sağlayarak gerekse dönem dönem ISAF ın komutasını üstlenerek Afganistan ın yeniden imarı konusunda

16 ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Asya Araştırmaları Programı büyük sorumluluklar üstlenmiş durumdadır. Ancak Türkiye nin Afganistan a yönelik ilgisi ne yenidir, ne de teröre karşı şavaş tan ibarettir. Türkiye ve Afganistan arasındaki resmi ilişkiler 1921 yılında imzalanan Türk-Afgan ittifak Antlaşması ile başlamıştır. Atatürk döneminde iyice derinleşen ilişkiler, 2 nci Dünya Savaşı sonrasında başlayan Soğuk Savaş yılları boyunca iki ülkenin de farklı bloklar da olması nedeniyle gelişememiş, fakat özellikle 11 Eylül 2001 sonrasında ileri bir düzeye ulaşmıştır. Ancak ülkede yaşanan iç savaşlar ve Taliban rejiminin iktidara gelişi ile Afganistan ın Türk dış politikasında önemi yeniden azalmıştır 653. Afganistan da çok kısa bir sürede yönetimi ele geçiren Taliban ın hızla büyüyerek ülkeyi kontrol etmesi ve islami anlayışı karşısında, başta Türkiye olmak üzere, Hindistan, Rusya ve Orta Asya Cumhuriyetleri, bu grubun ilerlemesini engellemek için bu tehlikeyi durdurabilecek tek güç durumundaki Kuzey İttifakı na her türlü desteği sağlamışlardır Eylül 2001 de ABD de gerçekleştirilen terör saldırılarından sonra Afganistan konusu çok daha farklı bir zemine kaymıştır. 05 Aralık 2001 tarihinde Türkiye aktif bir gözlemci olarak iştirak ettiği Bonn anlaşmasında tüm gruplarla olan iyi ilişkilerini kullanarak yapıcı bir rol oynamış ve etnik gruplar arasında uzlaşma sağlanması ve geniş tabanlı, temsili bir yönetimin kurulmasını sağlama yönünde çaba göstermiştir. Türkiye, bu anlayışla Afganistan da güvenlik ve istikrarın tesisine katkıda bulunmak amacıyla, Bonn anlaşmasında Afgan grupların çağrısı üzerine BM Güvenlik Konseyi tarafından oluşturulan Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü (ISAF) ne katılma kararı almıştır. 655 Afganistan Orta Asya ile Orta Doğu ve Güneydoğu Asya ülkeleri arasında bir köprü vazifesi görmektedir. Dünyanın artan enerji ihtiyacı dikkate alındığında, bölgedeki rekabet de giderek artmaktadır. Bu bağlamda Türkiye nin bölgedeki etkisinin önemi de ön plana çıkmaktadır. Çünkü Türkiye Afganistan da sivil halkla, siyasilerle ve hatta ayrılıkçı unsurlarla diyalog kurabilecek benzer kültürel, dini ve tarihi altyapıya sahip tek NATO ülkesi olarak göze çarpmaktadır. 656 Türkiye, Afganistan da güçlü bir ulusal ordu ve etkin bir ulusal polis gücü kurulmasının yalnızca ülkenin uzun vadedeki güvenliği için değil, Afganistan ın ulusal birliği ve toprak bütünlüğü için de önem taşıdığına inanmaktadır. Bu çerçevede Türkiye, Afgan Ulusal ordusu ile Ulusal Polis güçlerinin eğitimine verdiği desteği sürdürmektedir. Ayrıca, Afganistan da barış ve istikrar için önemli bir diğer koşulun, yeniden imar projelerinin süratle yaşama geçirilmesi için özellikle sağlık, eğitim ve tarım alanlarında aktif bir tutum benimsemektedir. Türkiye nin Afganistan da inşa ve tefriş ederek işlettiği sağlık merkezlerinde günde yaklaşık 900 hasta ücretsiz tedavi görmektedir. Bu tesislerde tedavi gören Afgan hastalarının sayısı i geçmiştir. Türkiye nin Afganistan genelinde inşa edip donattığı 34 okulda düzgün bir eğitim alan Afgan öğrenci sayısı i bulmuştur den sonra Türkiye ile Afganistan arasındaki hızla gelişen ilişkiler kapsamında birçok ikili anlaşmalara yapılmıştır. 16 Ocak 2003 te Türkiye ile Afganistan Geçiş Yönetimi arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşması, 10 Haziran 2004 te Ticaret ve Ekonomik İş Birliği Anlaşması, 6 Aralık 2004 tarihinde Türkiye ile Afganistan arasında Tarım Alanında Teknik Bilimsel ve Ekonomik İş Birliği Protokolü imzalanmıştır. 658 Bunların yanı sıra Türkiye ile Afganistan arasında üst düzey ziyaretler devam etmektedir. Bu ziyaretler çerçevesinde Türkiye nin Afganistan da güvenlik ve istikrarın sağlanması ile ülkenin ekonomik kalkınma ve yeniden imarına yönelik katkılarının süreceği teyit edilmiştir. 659 Afganistan-Türkiye ilişkilerinin genel durumuna bakıldığında, ülkeler arasındaki coğ-

17 AFGANİSTAN VE PAKİSTAN DA YAŞANAN GELİŞMELER VE ULUSLARARASI GÜVENLİĞE ETKİLERİ rafi uzaklık nedeniyle yaşanan güçlüklere rağmen, daima iyi seviyede olduğu görülmektedir. Afganistan ın bağımsızlığından itibaren başlayan dönemde, Birinci ve İkinci Dünya savaşının en zor şartlarında bile karşılıklı dostluğun devam ettiği görülmektedir. Türkiye, Afganistan a uluslararası alanda verdiği siyasi desteğin yanında, bu ülkeye askeri, eğitim, sağlık ve bazı ekonomik yardımlar da yapmıştır. Birinci Dünya savaşı yıllarında Afgan ordusunun modernleşmesi için bu ülkeye giden gönüllü Türk subaylar yanında, sonraki yıllarda iki ülke arasında imzalanan anlaşmalar kapsamında, Afganistan a giden birçok subay, öğretmen ve doktor bu ülkeye hizmetlerde bulunmuş, ayrıca birçok Afgan öğrenci Türkiye de öğrenim görerek ülkesine dönmüştür. Bugünde Türkiye hem tarihi açıdan hem kültürel açıdan ortak bir geçmişi olan Afganistan a eğitim, askeri, sağlık, insani yardım, sosyal ve kültürel alanlarda her türlü desteği vermektedir. Uluslararası kamuoyu, Afganistan ın imarı ve kalkındırılması için dünya tarihinde sayılı büyüklükte bir yardım programını uygulamaya koymuştur. Türkiye bu çabalara en büyük desteği sağlayan ülkeler arasındadır. Bu doğrultuda ülkenin imarı ve kalkındırılmasına yönelik önemli projeler uygulamaktadır. Afganistan sahip olduğu jeopolitik konumu nedeni ile tarihin çeşitli dönemlerinde, bölgesel güçlerin mücadele sahasına dönüşmüştür. Türkiye nin de Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine yönelik politikalarında kilit rol oynayabilecek potansiyele sahiptir. Orta Asya ile Orta Doğu ve Güneydoğu Asya ülkeleri arasında bir köprü özelliği taşıyan Afganistan da mevcut gelişmeler çerçevesinde, bölgesel rekabetin daha da önem kazandığı görülmektedir. Türkiye nin bu rekabetin içinde yer alması Türkiye nin çıkarları ve bölgesel güç olması açısından önem taşımaktadır. Ekonomik İlişkiler Türkiye ile Afganistan arasında bugüne kadar imzalanan ticari ve ekonomik nitelikli bir çok anlaşma aşağıdaki tabloda sıralanmıştır. 660 Tablo 17: Türkiye ve Afganistan Arasında İmzalanan Ticari ve Ekonomik Anlaşmalar

18 ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Asya Araştırmaları Programı Bu anlaşmaların yanı sıra iki ülke arasında ilki Nisan 2O05 te Ankara da düzenlenmiş olan Karma Ekonomik Komite (KEK) ve iş Konseyi mekanizmaları bulunmaktadır. Ayrıca, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Afganistan Ticaret ve Sanayi Odaları ve Pakistan Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu tarafından Türkiye-Afganistan-Pakistan Üçlü Zirve si toplantıları düzenlenmektedir. 661 İki ülke arasında yapılan bu anlaşma, toplantı ve görüşmelerle düzenlenen ticaretin hacmi yıllar itibariyle dalgalı bir seyir izlemiştir yılından önce 1993 yılında 26 milyon dolar ile en yüksek değerine ulaşan iki ülke arasındaki ticaret hacmi, 1999 yılında 1.3 milyon dolara gerilemiş bilahare 2000 yılında 8.6 milyon dolar olarak tespit edilmiştir. Türkiye ile Afganistan arasındaki 2001 yılında 7 milyon dolar seviyesinde olan ikili ticaret hacmi, sürekli bir artış göstererek 2007 yılı itibariyle 121 milyon dolara, 2008 yılında ise 145 milyon dolara yükselmiştir. İki ülke arasındaki ticaret dengesi, 1999 yılı hariç, Türkiye lehine sonuçlanmıştır. Özellikle iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2001 yılından sonra hızlı bir artış göstermiştir. Bu da Afganistan ekonomisinin özellikle 2001 yılından sonra dış yardımlar sayesinde toparlanma sürecine girdiğini ve Türkiye ile ekonomik ilişkilerin daha fazla arttığını göstermektedir. Ayrıca 1996 yıllında Afganistan da Taliban rejiminin iktidara gelişi ile birlikte Türkiye Afganistan ilişkileri duraklama dönemini girmiştir. Bu nedenle bu dönemde Afganistan la ekonomik ilişkilerde geliştirilememiş, 2001 yılında sonra Taliban rejiminin yıkılması sonrası duraklama dönemine giren ilişkiler tekrar güçlenmeye başlamıştır. Bu durum aşağıdaki tabloda açıkça görülmektedir. Tablo 18 İkili Ticaret Verileri (bin dolar) 662

19 AFGANİSTAN VE PAKİSTAN DA YAŞANAN GELİŞMELER VE ULUSLARARASI GÜVENLİĞE ETKİLERİ Afganistan da uzun yıllar devam eden savaş, ekonomik faaliyetleri zayıflatmıştır. Afganistan ın, temel ekonomik politikası, dış yardım ve yabancı yatırım sağlanması, bu yardım ile yatırımların en verimli şekilde kullanılması ve özel sektörün geliştirilmesini amaçlamaktadır. Türkiye, Taliban rejiminin yıkılmasından sonra Afganistan a yardım elini uzatan ilk ülkelerden birisi olmuştur. Türkiye nin Afganistan a yardımı devlet yardımı, askeri yardım ve özel sektör faaliyetleri olmak üzere üç şekildedir. Afghanistan Investment Support Agency (AISA) verilerine göre 2002 yılından bu yana Afganistan da 758,4 milyon dolarlık yabancı yatırım gerçekleştirilmiştir. En büyük yatırımcı ülke 120 milyon dolarla Türkiye olup, ardından Almanya, Hindistan ve Pakistan gelmektedir. 663 Özel sektör faaliyetleri müteahhitlik hizmetleri şeklinde yürütülmektedir. Türkiye nin Afganistan için uygulamakta olduğu imar ve kalkınma yardımı projeleri, Cumhuriyet tarihinde tek bir ülke için geliştirilen en kapsamlı sürdürülebilir kalkınma yardımı programıdır. Türkiye, 2006 daki Londra Konferansı nda, Afganistan ın yeniden imarına olan katkısını 100 milyon ABD doları olarak ilan etmiş, ardından Haziran 2008 de düzenlenen Paris Konferansı nda yardım tutarını 2011 yılı sonuna kadar kullanılmak üzere 200 milyon ABD dolarına çıkartmıştır. Ancak, devlet kurumlarının bu meblağ dışında, kendi bütçelerinden finansmanını sağlamakta oldukları önemli çalışmalar ve projelerde bulunmaktadır. Bununla birlikte Türkiye Afganistan da bugüne kadar 30 dan fazla okul inşa etmiş, sağlık hizmeti götürmüştür. Sulama, tarımsal kalkınma, insani yardım gibi alanlarda da Afganistan da birçok proje gerçekleştirilmiş ve gerçekleştirilmektedir. 664 Türkiye nin Vardak ta kurduğu İl İmar Ekibi 9 Kasım 2006 da faaliyete geçmiştir. Türk İmar Ekibi vilayetin ekonomik kalkınmasına ve yeniden imarına katkıda bulunan önemli projeleri yaşama geçirmektedir. Yeniden yapılanma ve ekonomik kalkınma konularında yardım sağlamak için Kabil in yaklaşık 40 km batısında, sivil ve askeri personelin birlikte görev yapmakta olduğu Vardak Bölgesel imar Ekibi oluşturulmuştur. Bölgesel İmar Ekibi nin başlıca görevleri; Afgan İl Liderleri ile diyalog kurmak, güven artırıcı faaliyetler icra etmek ve muhtemel çatışma alanlarını azaltarak Afgan halkının güvenliğinin artırılmasına katkıda bulunmak, Başta Afgan Milli Ordusu nun ve Polisi nin eğitimi olmak üzere hukuk reformu, uyuşturucu ile mücadele, silahsızlanma, terhis etme ve topluma kazandırma konularından oluşan Güvenlik Sektör Reformu faaliyetlerini gözlemlemek, değerlendirmek, bu konularda tavsiyelerde bulunmak ve destek sağlamak, bu kapsamdaki faaliyetlerini uluslar arası organizasyonlar, Güvenlik Sektör Reformu lider ülkeleri ve ikili programlar ile koordine etmek. Etkin bir il yönetimi oluşturulması, programların ve önemli olayların planlanmasını, öncelik verilmesini ve yönetimini kolaylaştırmak, il yönetim komitelerinin ve kurumlarının oluşumunu teşvik etmek ve kolaylaştırmak, ildeki Afgan güvenlik güçlerinin veya birimlerinin faaliyetlerinin koordinasyonu konusunda tavsiyelerde bulunmak, belirlenmiş alanlarda varlık göstermek ve bu alanlarda sivil ve askeri durumu gözlemlemek ve değerlendirmek, İSAF komuta grubuna, il görevlilerine ve bu kapsamda faaliyet gösteren unsurlara tekliflerde bulunmak sureti ile yeniden yapılandırma faaliyetlerinde keşif gücü olarak görev yapmak, reform faaliyetlerinde ve sivil yönetimin güçlendirilmesi konusunda uluslar arası organizasyonlara yardımcı olmak, talep üzerine Afgan hükümeti ve sivil kurumlar arasında bilgi paylaşımına yardımcı olmak ve talep edilmesi durumunda imkan ve kabiliyetleri oranında insani yardım ve yeniden yapılandırma faaliyetlerini desteklemek olarak belirlenmiştir.

20 ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ Asya Araştırmaları Programı Türkiye, Vardak ta kurduğu tim ile ülkede yalnızca Türk kökenlilere yönelik girişimlerde bulunmadığını göstererek Afganistan daki diğer etnik gruplar arasında da güvenilirliğini sağlamayı başarmıştır. Vardak ta gösterilen başarı Türkiye nin kuzeyde Şıbırgan da da bir Bölgesel Tamir Timi kurmasını gündeme getirmiştir. Türkiye nin Afganistan da yaptığı yatırımlar arasında müteahhitlik hizmetleri de önemli bir yere sahiptir. Ancak Afganistan Hükümeti, bütçe imkansızlıkları nedeniyle müteahhitlik sektöründe oldukça sınırlı ihaleler açabilmektedir. Bu alandaki ihaleler Dünya Bankası (DB), Asya Kalkınma Bankası (AKB) ve İslam Kalkınma Bankası (IKB), Uluslararası Yardım Kuruluşları, ABD ve 20 diğer donör ülke tarafından bizzat açılmakta ve takip edilmektedir. DB, AKB ve IKB Tokyo Konferansı nda ihdas edilen Afghanistan Reconstruction Trust Fund da (ARTF) mevcut paradan istifade ederek imar çalışmalarına katkılarını sürdürmektedirler. Uluslararası kuruluşlar tarafından açılan ihalelere ilgili tüm ülke firmaları iştirak etmekle birlikte, NGO lar ve ülkeler tarafından finanse edilen projelere ilişkin ihalelerde genelde ülke firmalarının tercih edildiği bilinen bir gerçektir. Bu çerçevede, Türk firmaları doğrudan ihaleler kazanmakla birlikte, ihale alan başka ülkelerin firmalarına da taşeronluk hizmeti vermek suretiyle, Afganistan ın imarına büyük ölçüde katkıda bulunmaktadırlar. Afganistan da yol revize ve yeni yol yapım işlerinin % 75 i de halen Türk firmaları tarafından gerçekleştirilmektedir. 665 Afganistan da faaliyet göstermekte olan Türk firmalarının % 95 i inşaat sektöründe çalışmakta olup, orta ve büyük çaptaki firmaların 2002 yılından 2009 yılı sonuna kadar aldıkları ve halen yapımına devam ettikleri taahhütlerin (İş Alındı ve iş Bitirme belgeleri kayıtlarına göre) toplam miktarı 2 milyar 555 milyon doları aşmıştır. Türk Firmaları müteahhitlik alanında yabancı yatırımcılar arasında birinci sırada olup küçüklü büyüklü 60 inşaat firması kayıtlı bulunmaktadır. Afganistan da çalışan Türk personelin sayısı 3000 i aşmaktadır. 666 Afganistan, tüm olumsuz şartlara rağmen şu anda bir ekonomik reform sürecinden geçmekte ve bu süreç, ülkenin yıllarca süren savaşlardan sonra tekrar küresel sisteme entegrasyonunu amaçlamaktadır. Afganistan ın ticaret ve yatırım açısından birçok avantajı bulunmakta olup güvenlik ortamının iyileşmesiyle birlikte bu avantajlar da daha çok ön plana çıkmaktadır. Afganistan da her türlü ürün ve hizmet için talep mevcuttur ve bu talebin önümüzdeki dönemlerde düzenli olarak artması beklenmektedir. Bu nedenle Afgan hükümeti de özel sektörün geliştirilmesi için büyük çaba sarf etmektedir. Afganistan, yeniden yapılanma sürecinde ihtiyaç duyduğu birçok mal için ithalata bağımlıdır. Bu durum Türk ihracatçıları için önemli imkanlar yaratmaktadır. Türk girişimlerinin bu fırsatı iyi değerlendirerek Afganistan pazarına girmesi iki ülke arasında ekonomik ve ticaret ilişkisini artıracaktır. Türk girişimcilerinin Afganistan pazarına ihracat yoluyla girerken pazardaki ucuz Iran ve Pakistan mallarının rekabetine dikkat etmeli ve kaliteyi ön plana çıkartmalıdır. 667 Askeri İlişkiler 5 Aralık 2001 tarihinde imzalanan Bonn Anlaşması ve 20 Aralık 2001 gün ve 1386 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı ile 16 Ocak 2002 tarihinde Afgan Geçici Yönetimine Kabil de emniyet ve istikrarın sağlanması konusunda destek sağlamak maksadıyla 31 ülkenin katılımıyla 5500 kişilik bir Uluslararası Destek Gücü (ISAF) teşkil edilmiştir. TBMM 10 Ekim 2001 de Türkiye Cumhuriyeti Anayasası nın 92 nci maddesi uyarınca aldığı 722 sayılı kararla Türk Silahlı Kuvvetleri nin Afganistan da görev alması konusunda hükümete izin vermiştir. Türkiye, ISAF Harekâtı na İngiltere liderliğindeki ilk döneminde karargâh personeli, bir bölük timi ve eğitici personel olmak üzere toplam 267 kişilik bir kuvvetle katılmıştır. Türkiye, 20 Haziran Şubat 2003 arasını kapsayan ISAF-II döneminde

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,

Detaylı

BÖLGE DEVLETLERİNİN PERSPEKTİFİNDEN AFGANİSTAN

BÖLGE DEVLETLERİNİN PERSPEKTİFİNDEN AFGANİSTAN Rapor No: 82 Rapor No: 16, Ekim 2011 BÖLGE DEVLETLERİNİN PERSPEKTİFİNDEN AFGANİSTAN AFGHANISTAN IN THE PERSPECTIVE OF NEIGHBORING COUNTRIES АФГАНИСТАН С ТОЧКИ ЗРЕНИЯ СТРАН РЕГИОНА ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR

Detaylı

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL

Title of Presentation. Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL Title of Presentation Hazar Havzası nda Enerji Mücadelesi Dr. Azime TELLİ 2015 ISTANBUL İçindekiler 1- Yeni Büyük Oyun 2- Coğrafyanın Mahkumları 3- Hazar ın Statüsü Sorunu 4- Boru Hatları Rekabeti 5- Hazar

Detaylı

USTAD Tahlil Nisan-2011

USTAD Tahlil Nisan-2011 Meydana Dökülme ve Öfke Bahreyn de 14 Şubat hareketi USTAD Tahlil Nisan-2011 Çalışma No:5 Nisan 2011 Mardin -TURKEY ÖZET: Bahreyn e Bahreyn den penceresinden baktığınızda, onu diğer ülkelerden ayıran önemli

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011

İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 GELECEK İSLAM ÜLKELERİNDE NÜFUS ÖNGÖRÜLERİ 2050 ARALIK 2011 SARIKONAKLAR İŞ TÜRKĠYE MERKEZİ C. BLOK ĠÇĠN D.16 BÜYÜME AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE ÖNGÖRÜLERĠ 02123528795-02123528796 2025 www.turksae.com Nüfus,

Detaylı

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ

11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ INSTITUTE FOR STRATEGIC STUDIES S A E STRATEJİK ARAŞTIRMALAR ENSTİTÜSÜ KASIM, 2003 11 EYLÜL SALDIRISI VE YENİ DÜNYA: SOĞUK BARIŞ DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISI SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ FİZİKİ SONUÇ % 100 YIKIM

Detaylı

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN

1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN i 1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ Ömer Faruk GÖRÇÜN ii Yayın No : 2005 Politika Dizisi: 1 1. Bası Ağustos 2008 - İSTANBUL ISBN 978-975 - 295-901 - 9 Copyright Bu kitabın bu basısı

Detaylı

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ

SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ SURİYE TÜRKMEN PLATFORMU I. TOPLANTISI ONUR VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SONUÇ BİLDİRİSİ Bismillairrahmanirrahim 1. Suriye de 20 ayı aşkın bir süredir devam eden kriz ortamı, ülkedeki diğer topluluklar gibi

Detaylı

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan

Detaylı

İran'ın Irak'ın Kuzeyi'ndeki Oluşum ve Gelişmelere Yaklaşımı Kuzey Irak taki sözde yönetimin(!) Parlamentosu Kürtçü gruplar İran tarafından değil, ABD ve çıkar ortakları tarafından yardım görmektedirler.

Detaylı

Yaşar ONAY* Rusya nın Orta Doğu Politikasını Şekillendiren Parametreler

Yaşar ONAY* Rusya nın Orta Doğu Politikasını Şekillendiren Parametreler Bilge Strateji, Cilt 7, Sayı 12, Bahar 2015, ss.17-21 Rusya nın Orta Doğu Politikasını Şekillendiren Parametreler Yaşar ONAY* Adına Rusya denilen bu ülke, Moskova prensliğinden büyük bir imparatorluğa

Detaylı

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011

2000 li Yıllar / 6 Türkiye de Dış Politika İbrahim KALIN Arter Reklam 978-605-5952-27-3 Ağustos-2011 Ömür Matbaacılık Meydan Yayıncılık-2011 Seri/Sıra No 2000 li Yıllar / 6 Kitabın Adı Türkiye de Dış Politika Editör İbrahim KALIN Yayın Hazırlık Arter Reklam ISBN 978-605-5952-27-3 BBaskı Tarihi Ağustos-2011 Ofset Baskı ve Mücellit Ömür Matbaacılık

Detaylı

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ

AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ 1. "Azerbaycan Milli Güvenlik Stratejisi Belgesi", Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından 23 Mayıs 2007 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

Detaylı

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2

ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi

Detaylı

Kerkük, Telafer, Kerkük...

Kerkük, Telafer, Kerkük... Kerkük, Telafer, Kerkük... P R O F. D R. Ü M İ T Ö Z D A Ğ A L A E D D İ N PA R M A K S I Z BAĞIMSIZ TÜRKMENELİ CUMHURİYETİ Kerkük Krizi ve Türkiye'nin Irak Politikası gerekçelerden vazgeçerek konuyu

Detaylı

SURİYE SORUNU VE TÜRK DIŞ POLİTİKASINA TOPLUMSAL BAKIŞ *

SURİYE SORUNU VE TÜRK DIŞ POLİTİKASINA TOPLUMSAL BAKIŞ * SURİYE SORUNU VE TÜRK DIŞ POLİTİKASINA TOPLUMSAL BAKIŞ * Salih AKYÜREK ** Cengiz YILMAZ *** Türkiye-Suriye ilişkileri Cumhuriyet döneminde ve özellikle son 30 yılda iniş çıkışları ve gerginlikleri çok

Detaylı

ABD-İSRAİL-İRAN-TÜRKİYE; ORTADOĞU DA DEĞİŞEN GÜÇ DENGELERİ EYLÜL 2009

ABD-İSRAİL-İRAN-TÜRKİYE; ORTADOĞU DA DEĞİŞEN GÜÇ DENGELERİ EYLÜL 2009 DIŞ POLİTİKA ABD-İSRAİL-İRAN-TÜRKİYE; ORTADOĞU DA DEĞİŞEN GÜÇ DENGELERİ EYLÜL 2009 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com ABD NİN ÇOK TARAFLI

Detaylı

TÜRKİYE NİN ENERJİ SATRANCI EKİM 2007

TÜRKİYE NİN ENERJİ SATRANCI EKİM 2007 EKONOMİ TÜRKİYE NİN ENERJİ SATRANCI EKİM 2007 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com TÜRKİYE NİN ENERJİ SATRANCI Yirmi birinci yüzyılda ekonomik

Detaylı

Amerikan Stratejik Yazımından...

Amerikan Stratejik Yazımından... Amerikan Stratejik Yazımından... DR. IAN LESSER Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Jeopolitik Aldatma veya bağımsız bir Kürt Devletinden yana olmadığını ve NATO müttefiklerinin bağımsızlığını

Detaylı

EGE ÜNİVERSİTESİ S.K.S DAİRE BAŞKANLIĞI Ege Üniv. Kampüsü 35100 Bornova/İZMİR-TURKEY

EGE ÜNİVERSİTESİ S.K.S DAİRE BAŞKANLIĞI Ege Üniv. Kampüsü 35100 Bornova/İZMİR-TURKEY Sürekli Değişen Güvenlik Algılamaları ve Yenilenen Savunma Stratejileri Kongre Kapsamı Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğrenci Kongresi, uluslararası ilişkiler ve ilgili diğer bölümlerde öğrenimlerini

Detaylı

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu

Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Bush, Suudi Kralıyla petrol fiyatı konuştu Orta Doğu gezisinin son durağı Suudi Arabistan'da bulunan ABD Başkanı George W. Bush, Suudi Kralı Abdullah'la, yüksek petrol fiyatlarının ABD'yi nasıl etkilediği

Detaylı

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK

JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK JENS STOLTENBERG İLE SÖYLEŞİ: NATO-RUSYA İLİŞKİLERİ VE BÖLGESEL İSTİKRARSIZLIK NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, TPQ yla gerçekleştirdiği özel söyleşide Rusya ile yaşanan gerginlikten Ukrayna nın

Detaylı

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.

Detaylı

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3

ORSAM ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS 3 - CENTER FOR MIDDLE EASTERN STRATEGIC STUDIES KARİKATÜRLERİN DİLİNDEN IRAK I ANLAMAK - 3 UNDERSTANDING IRAQ THROUGH CARTOONS

Detaylı

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Eski adıyla İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) günümüzde nüfusunun çoğunluğu veya bir kısmı Müslüman olan ülkelerin üye olduğu ve üye ülkeler arasında politik, ekonomik, kültürel,

Detaylı

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014

Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye-Kürdistan Ekonomik ilişkileri. 02 Temmuz 2014 Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dara Celil Hayat ile Türkiye ile Kürdistan arasındaki ekonomik ilişkiler son yılların en önemli rakamlarına ulaşmış bulunuyor. Bugünlerde petrol anlaşmaları ön plana

Detaylı

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ? Dr. Fatih Macit, Süleyman Şah Üniversitesi Öğretim Üyesi, HASEN Bilim ve Uzmanlar Kurulu Üyesi Giriş Türk Konseyi nin temelleri 3 Ekim 2009 da imzalanan Nahçivan

Detaylı

ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER

ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER Türkmenistan da Siyasal Rejimin Geleceği: İç ve Dış Dinamikler Açısından Bir Değerlendirme Yazar: Haluk ALKAN Özet: Türkmenistan, çok yönlü özelliklere sahip bir ülkedir. Sahip

Detaylı

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir.

Bu bağlamda katılımcı bir demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanındaki çalışmalarımız, hız kesmeden devam etmektedir. İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim ŞAHİN nin Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 1 Eşleştirme projesi kapanış konuşması: Değerli Meslektaşım Sayın Macaristan İçişleri Bakanı, Sayın Büyükelçiler, Macaristan

Detaylı

TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ ALAN KALDI MI?

TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ ALAN KALDI MI? DIŞ POLİTİKA TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ ALAN KALDI MI? HAZİRAN 2011 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA SORUNSUZ

Detaylı

ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM: MODEL ORTAKLIK

ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM: MODEL ORTAKLIK DIŞ POLİTİKA ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM: MODEL ORTAKLIK NİSAN 2009 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM:

Detaylı

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Hacı Dede Hakan KARAGÖZ

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Hacı Dede Hakan KARAGÖZ Ekonomik İşbirliği Teşkilat (EİT), üye ülkeler arasında yoğun ekonomik işbirliğinin tesis edilmesini amaçlayan bölgesel düzeyde bir uluslararası teşkilattır. Teşkilat, 1964 yılında kurulan Kalkınma İçin

Detaylı

Müslüman Dünyas n n Örnek Modeli Türkiye

Müslüman Dünyas n n Örnek Modeli Türkiye Müslüman Dünyas n n Örnek Modeli Türkiye Gunnar Köhne Yakın Doğu Ülkeleri için Türkiye bir model mi? Örnek kabul edilmek için, insan önce başkalarına karşı önyargısız yaklaşmak zorundadır. Ama Türkiye

Detaylı

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER

WORLD FOOD DAY 2010 UNITED AGAINST HUNGER DUNYA GIDA GUNU ACLIGA KARSI BIRLESELIM Dr Aysegul AKIN FAO Turkiye Temsilci Yardimcisi 15 Ekim 2010 Istanbul Bu yılki kutlamanın teması, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde dünyadaki açlıkla mücadele

Detaylı

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Avrasya Araştırmaları Merkezi USAK RAPOR NO: 11-07 Yrd. Doç. Dr. Dilek M. Turgut Karal Demirtepe Editör Eylül 2011

Detaylı

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir

değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir Yalnız z ufku görmek g kafi değildir. Ufkun ötesini de görmek ve bilmek gerekir 1 Günümüz bilgi çağıdır. Bilgisiz mücadele mümkün değildir. 2 Türkiye nin Jeopolitiği ; Yani Yerinin Önemi, Gücünü, Hedeflerini

Detaylı

KONFERANS DEĞERLENDİRMESİ SERİSİ: 5

KONFERANS DEĞERLENDİRMESİ SERİSİ: 5 KONFERANS DEĞERLENDİRMESİ SERİSİ: 5 Delhi Policy Group Barış ve Çatışma Programı, Afganistan da Barış ve İstikrar: Komşularının Katkısı Bölgesel Konferansı Delhi Policy Group Regional Conference on Peace

Detaylı

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde

Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - srail örne inde Yak ndo u Medyas nda Türkiye ve AB Müktesebatlar - Dr. Gil Yaron Dostumun dostu, benim en iyi dostumdur - veya İsrail gözüyle Türkiye AB Geçenlerde Tel Aviv kentinin en merkezi yeri olan Rabin Meydanı

Detaylı

LOJİSTİK SEKTÖRÜ BÜYÜME ORANLARI

LOJİSTİK SEKTÖRÜ BÜYÜME ORANLARI RAPOR: TÜRKİYE NİN LOJİSTİK GÖRÜNÜMÜ Giriş: Malumları olduğu üzere, bir ülkenin kalkınması için üretimin olması ve bu üretimin hedefe ulaşması bir zorunluluktur. Lojistik, ilk olarak coğrafyanın bir ürünüdür,

Detaylı

Yunanistan Ekonomik Krizine Genel Bir Bakış

Yunanistan Ekonomik Krizine Genel Bir Bakış Yunanistan Ekonomik Krizine Genel Bir Bakış Dr. Aytekin Keleş Son yirmi yılda dünya hızla global bir ekonomik yapı haline dönüşmektedir. Her bir ülkenin ekonomisi ve ekonomik değişimleri birçok ülkeyi

Detaylı

Türkiye-Rusya Krizinin Geleceği Üzerine Bir Değerlendirme

Türkiye-Rusya Krizinin Geleceği Üzerine Bir Değerlendirme ULUSLARARASI STRATEJİK BAKIŞ ENSTİTÜSÜ POLICY BRIEF 11/28/2015 Kasım 2015, No.1 Türkiye-Rusya Krizinin Geleceği Üzerine Bir Değerlendirme Zafer Gündüz, Uzman, Uluslararası Stratejik Bakış Enstitüsü. Giriş

Detaylı

Doç. Dr. MUSTAFA KĠBAROĞLU

Doç. Dr. MUSTAFA KĠBAROĞLU İran ın Nükleer Programı ve Türkiye nin Güvenliğine Etkileri Doç. Dr. MUSTAFA KĠBAROĞLU www.mustafakibaroglu.com Bilkent Üniversitesi Uluslararası ĠliĢkiler Bölümü 15 Ekim 2009 Atılım Üniversitesi Ankara

Detaylı

Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri

Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri 27.12.2012 Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri 000 Sinem KARADAĞ Gözde TOP Babasının denge siyasetini başarıyla yürüten İlham Aliyev, Azerbaycan ın bölgesel nitelikli

Detaylı

İran ın Nükleer Emelleri: Bombaya Giden Iki Yol, Barışa Giden Diğer Yol. Büyükelçi Gregory L. Schulte nin Açıklamaları

İran ın Nükleer Emelleri: Bombaya Giden Iki Yol, Barışa Giden Diğer Yol. Büyükelçi Gregory L. Schulte nin Açıklamaları İran ın Nükleer Emelleri: Bombaya Giden Iki Yol, Barışa Giden Diğer Yol Büyükelçi Gregory L. Schulte nin Açıklamaları A.B.D. nin Birleşmiş Milletler Viyana Ofisi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Daimi

Detaylı

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU 4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye

Detaylı

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1

TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 ( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen

Detaylı

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri

Değerli Çekmeköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencileri Tarihi boyunca bağımsızlığını koruyabilmiş ve Afrika Kıtası'nın Avrupa devletlerince sömürge yapılamamış tek ülkesi olan Etiyopya (Habeşistan) dünya tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olarak biliniyor.

Detaylı

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI

YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi Zorunlu Dersler Uluslararası İlişkilerde Araştırma

Detaylı

Ortadoğu birliğine doğru ilk adım mı?

Ortadoğu birliğine doğru ilk adım mı? 1/5 ページ Ortadoğu birliğine doğru ilk adım mı? Ekonomi / 10/06/2010 Türkiye, Ürdün, Lübnan ve Suriye arasında ortak bir deklarasyon imzalandı. Dört ülke arasında ticaret, gümrük, tarım, sağlık, ve enerji

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı

Güncel Bilgiler. y a y ı n l a r ı DÜNYA - SİYASET 2012 yılının Şubat ayında Tunus ta yapılan Suriye nin Dostları Konferansı nın ikincisi Nisan 2012 de İstanbul da yapıldı. Konferansta Esad rejimi üstündeki uluslararası baskının artırılması,

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir

TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA. Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir TÜRKİYE DE ETNİK, DİNİ VE SİYASİ KUTUPLAŞMA Dr. Salih Akyürek Fatma Serap Koydemir 30 Haziran 2014 ÇALIŞMANIN AMACI Kutuplaşma konusu Türkiye de çok az çalışılmış olmakla birlikte, birçok Avrupa ülkesine

Detaylı

Koalisyon Pazarlıkları ve Olası Hükümet Formülleri. Maliki'nin Türkiye Ziyareti ve Irak'ta Yeni Hükümet Kurma Senaryoları

Koalisyon Pazarlıkları ve Olası Hükümet Formülleri. Maliki'nin Türkiye Ziyareti ve Irak'ta Yeni Hükümet Kurma Senaryoları 7 Mart 2010 seçimleri üzerinden yaklaşık 8 ay geçmesine rağmen Irak ta henüz bir hükümet kurulabilmiş değildir. Yeni hükümet kurma çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdüğü Ekim 21 de Başbakan Maliki nin

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ

Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ Tarihi Öğretim Yılı Dönemi Sırası 2014-2015 2 1 B GRUBU SORULARI 12.Sınıflar Öğrencinin Ad Soyad No Sınıf Soru 1: Aşağıdaki yer alan ifadelerde boşluklara

Detaylı

Türkiye de Yabancı Bankalar *

Türkiye de Yabancı Bankalar * Bankacılar Dergisi, Sayı 52, 2005 Türkiye de Yabancı Bankalar * I. Giriş: Uluslararası bankacılık faaliyetleri, geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası ticaret akımlarının ve doğrudan yabancı

Detaylı

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI

KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI KAMU MALİ YÖNETİMİNDE SAYDAMLIK VE HESAP VEREBİLİRLİĞİN SAĞLANMASINDAKİ GÜÇLÜKLER VE SAYIŞTAYLARIN ROLÜ: EUROSAI-ASOSAI BİRİNCİ ORTAK KONFERANSI Berna ERKAN Sunuş ASOSAI (Asya Sayıştayları Birliği) ve

Detaylı

Türkiye ve Avrupa Birliği

Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği Türkiye ve Avrupa Birliği İlişkisi Avrupa Birliği 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması'yla Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında doğdu. Türkiye 1959 yılında bu topluluğun

Detaylı

Suriye nin Kaderi Dünya nın Kaderini Belirleyecek - 1

Suriye nin Kaderi Dünya nın Kaderini Belirleyecek - 1 12 Kasım 2015 Suriye nin Kaderi Dünya nın Kaderini Belirleyecek - 1 Devlet ve hükümet başkanlarının katılacağı G20 Zirvesi, 15-16 Kasım tarihleri arasında Antalya da toplanacak. Asıl gündem maddesi küresel

Detaylı

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları,

Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Sayın Büyükelçi, Değerli Konuklar, Kıymetli Basın Mensupları, Bugün, ulusal savunmamızın güvencesi ve bölge barışı için en önemli denge ve istikrâr unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri nin etkinliğini ve

Detaylı

Dr. Zerrin Ayşe Bakan

Dr. Zerrin Ayşe Bakan Dr. Zerrin Ayşe Bakan I. Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Yeni Güvenlik Teorilerine Bir Bakış: Soğuk Savaş'ın bitimiyle değişen Avrupa ve dünya coğrafyası beraberinde pek çok yeni olgu ve sorunların doğmasına

Detaylı

Proje Koordinatörü. Talha Köse. Katkıda bulunan. Selin Bölme. Proje Asistanları. Ahmet Selim Tekelioğlu. Ümare Yazar

Proje Koordinatörü. Talha Köse. Katkıda bulunan. Selin Bölme. Proje Asistanları. Ahmet Selim Tekelioğlu. Ümare Yazar SETA LÜBNAN RAPORU LÜBNAN DA İSTİKRAR ARAYIŞLARI Proje Koordinatörü TALHA KÖSE Aralık 2006 Talha KÖSE 2000 yılında Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun olduktan

Detaylı

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013

PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013 PINAR ÖZDEN CANKARA İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: pinar.cankara@bilecik.edu.tr EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD Yüksek Lisans/MA Lisans/BA İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset

Detaylı

İş Yeri Hakları Politikası

İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası İş Yeri Hakları Politikası Çalışanlarımızla olan ilişkilerimize değer veririz. İşimizin başarısı, küresel işletmemizdeki her bir çalışana bağlıdır. İş yerinde insan haklarının

Detaylı

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu

IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu IV. Uluslararası Türk-Asya Kongresi Sonuç Raporu 1. IV. Uluslararası Türk - Asya Kongresi 27-29 Mayıs 2009 tarihleri arasında İstanbul da icra edilmiş ve son derece yapıcı ve samimi bir ortam içerisinde

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU

İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU 18-20 Haziran 2009 İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ 1 İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi 57 ülkeye yönelik düzenlenen İslam Ülkelerinde Mesleki ve Teknik Eğitim Kongresi 18-20 Haziran

Detaylı

SEL FELAKETİNE YÖNELİK ACİL YARDIM PROJESİ-AFGANİSTAN

SEL FELAKETİNE YÖNELİK ACİL YARDIM PROJESİ-AFGANİSTAN SEL FELAKETİNE YÖNELİK ACİL YARDIM PROJESİ-AFGANİSTAN İHH Projeler Birimi Nisan 2014 PROJENİN KONUSU Bu proje Afganistan ın üç şehrinde, Badğis, Serpul ve Cevizcan, büyük hasara sebep olan sel felaketinde

Detaylı

Medikal Turizmde Tanıtım, Pazarlama Stratejileri ve Hedef Ülkeler

Medikal Turizmde Tanıtım, Pazarlama Stratejileri ve Hedef Ülkeler Medikal Turizmde Tanıtım, Pazarlama Stratejileri ve Hedef Ülkeler Oğuzhan KAYA TKHK Kaynak Geliştirme Daire Başkanlığı khk.kaynakgelistirme@saglik.gov.tr www.tkhk.gov.tr Slayt1/28 Bakanlığımızın 2013-2017

Detaylı

Türkiye nin Milli Güvenliği: Durum ve Gelecek

Türkiye nin Milli Güvenliği: Durum ve Gelecek Türkiye nin Milli Güvenliği: Durum ve Gelecek Prof. Dr. Sadi Çaycı Başkent Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü 07/11/14 1 Dünya: Jeopolitik Anormallikler 07/11/14 2 ABD - Türkiye Asimetrik

Detaylı

G-20 TÜRKİYE 2015 ÇALIŞTAYI

G-20 TÜRKİYE 2015 ÇALIŞTAYI VİZYON BELGESİ (TASLAK) G-20 TÜRKİYE 2015 ÇALIŞTAYI Küresel Güvenlik ve Refah için Güç ve Adalet İnşası (03-05 Aralık 2015, İstanbul) G-20, küresel hasılanın yaklaşık %90'ını, ticaretin %80'ini, nüfusun

Detaylı

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ

DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ DÜNYADA VE TÜRKİYE DE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ Prof.Dr.Coşkun Can Aktan Demokrasi konusunda hep Batı demokrasilerini örnek gösterir ve bu ülkelerde demokrasinin gerçekten işler olduğundan sözederiz.

Detaylı

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.

Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.

Detaylı

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI

GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI (2015) GÜMÜŞHANE TİCARET VE SANAYİ ODASI İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İRAN ANLAŞMASININ TÜRKİYE ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İran ın nükleer programı üzerine dünya güçleri diye

Detaylı

ULUSAL IRAK İTTİFAKI NIN ANALİZİ. Analysis of the Iraqi National Alliance. İnceleme. İnceleme >

ULUSAL IRAK İTTİFAKI NIN ANALİZİ. Analysis of the Iraqi National Alliance. İnceleme. İnceleme > > 33 Ulusal Irak İttifakı nın başbakan adayı İbrahim Caferi dir. > Ziya ABBAS Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Doktora Öğrencisi ULUSAL IRAK İTTİFAKI NIN ANALİZİ Analysis of the Iraqi National

Detaylı

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi. www.hazar.org Azerbaycan Enerji GÖRÜNÜMÜ Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi EKİM 214 www.hazar.org 1 HASEN Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi, Geniş Hazar Bölgesi ne yönelik enerji,

Detaylı

Dünyada ve Türkiye de Tarımın Geleceği. Nisan 2011

Dünyada ve Türkiye de Tarımın Geleceği. Nisan 2011 Dünyada ve Türkiye de Tarımın Geleceği Nisan 2011 Sayın Bakanım (Tarım Bakanı ordaysa), Değerli katılımcılar, Hanımefendiler, beyefendiler, Hepinizi saygıyla selamlıyor, bu önemli etkinlik vesilesiyle

Detaylı

TÜRK-RUS ÝLÝÞKÝLERÝ: SORUNLAR VE FIRSATLAR. Prof. Dr. Ýlter TURAN

TÜRK-RUS ÝLÝÞKÝLERÝ: SORUNLAR VE FIRSATLAR. Prof. Dr. Ýlter TURAN TÜRK-RUS ÝLÝÞKÝLERÝ: SORUNLAR VE FIRSATLAR Prof. Dr. Ýlter TURAN 63 TÜRK-RUS ÝLÝÞKÝLERÝ: SORUNLAR VE FIRSATLAR GÝRÝÞ Prof. Dr. Ýlter TURAN Türk-Rus iliþkileri tarih boyunca rekabetçi bir zeminde geliþmiþ,

Detaylı

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ

------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ ------------- İSLAM DÜNYASI ------------- İSTANBUL ÖDÜLLERİ SUNUŞ İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (İSTTP); TASAM öncülüğünde İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi devletlerin temsilcileri ile dünyanın

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Uluslararası İlişkiler Tarihi II PSIR 112 3 3 + 0 3 5

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Uluslararası İlişkiler Tarihi II PSIR 112 3 3 + 0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Uluslararası İlişkiler Tarihi II PSIR 2 3 3 + 0 3 5 Ön Koşul Dersleri PSIR Dersin Dili İngilizce Dersin Seviyesi Lisans Dersin Türü Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME

Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME Ayşegül DEDE / Etüd Araştırma Servisi / Uzman 2009 YILI TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ GENEL DEĞERLENDİRME 2009 yılı, Türkiye-AB ilişkileri için son derece önemli bir dönüm noktasıdır. 2008 yılı AB açısından verimli

Detaylı

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ İÇ POLİTİKA CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ OCAK 2007 SARIKONAKLAR İŞ MERKEZİ C. BLOK D.16 AKATLAR İSTANBUL-TÜRKİYE 02123528795-02123528796 www.turksae.com CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SİYASİ ANALİZ

Detaylı

1. Giriş : 2. ABD İçin Stratejik Çerçeve :

1. Giriş : 2. ABD İçin Stratejik Çerçeve : CENTER FOR STRATEGIC AND INTERNATIONAL STUDIES DÜŞÜNCE KURULUŞU TARAFINDAN YAYINLANAN 29 HAZİRAN 2014 TARİHLİ GÜNEY ASYA DİNAMİKLERİ NE İLİŞKİN RAPOR HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME 1. Giriş : Center For Strategic

Detaylı

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için

Salvador, Guatemala, Kamboçya ve Namibya gibi yerlerde 1990 ların barış anlaşmaları ile ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde kullanabilmek için ÖN SÖZ Barış inşası, Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Boutros Boutros-Ghali tarafından tekrar çatışmaya dönmeyi önlemek amacıyla barışı sağlamlaştırıp, sürdürülebilir hale getirebilecek çalışmalar

Detaylı

GÜNLÜK ORTADOĞU BÜLTENİ I 20 OCAK 2010

GÜNLÜK ORTADOĞU BÜLTENİ I 20 OCAK 2010 GÜNLÜK ORTADOĞU BÜLTENİ I 20 OCAK 2010 IRAK İngiltere nin eski Başbakanı Tony Blair, devam eden Irak soruşturmasında, 29 Ocak 2010 tarihinde yer alacak. Blair'e iki bölümde, altı saat boyunca ülkenin Irak

Detaylı

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU Temmuz ayı içerisinde Dünya Bankası Türkiye

Detaylı

Türkiye ve Dünyanın 2016 Yılı

Türkiye ve Dünyanın 2016 Yılı Türkiye ve Dünyanın 2016 Yılı Dr. Nejat Tarakçı, Jeopolitikçi ve Stratejist ntarakci@gmail.com Giriş 2016 yılının dünya ve Türkiye tarihinde radikal siyasi değişimlere yol açması için oldukça fazla nedenimiz

Detaylı

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Uluslararası Yönetim UYÖ406 8 3+0 3 5

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Uluslararası Yönetim UYÖ406 8 3+0 3 5 DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS Uluslararası Yönetim UYÖ406 8 3+0 3 5 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Lisans Yüz Yüze / Seçmeli Dersin Koordinatörü

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014

KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI. M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 KAMU DİPLOMASİSİ ARACI OLARAK ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI M. Musa BUDAK 11 Mayıs 2014 İNCE GÜÇ VE KAMU DİPLOMASİSİ ÖĞRENCİ DEĞİŞİM PROGRAMLARI TÜRKİYE NİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ PROGRAMLARI

Detaylı

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010

20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz

Detaylı

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları,

Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Sayın Büyükelçiler, Değerli Kongre üyeleri, Çok değerli dostum Sayın Zügayir ve Brosh, Kıymetli basın mensupları, Ankara Forumunun beşinci toplantısını yaptığımız için çok mutluyum. Toplantıya ev sahipliği

Detaylı

MISIR IN SİYASAL HARİTASI

MISIR IN SİYASAL HARİTASI MISIR IN SİYASAL HARİTASI GÖKHAN BOZBAŞ Kırklareli Üniversitesi Afrika Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi MISIR IN SİYASAL HARİTASI HAZIRLAYAN GÖKHAN BOZBAŞ Kapak Fotoğrafı http://www.cbsnews.com/

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

İşletmelerin Büyüme Şekilleri

İşletmelerin Büyüme Şekilleri Yrd.Doç.Dr. Gaye Açıkdilli Yrd.Doç.Dr. Erdem Kırkbeşoğlu İŞLETMELERİN BÜYÜMESİ İşletmelerin Büyüme Nedenleri Optimum büyüklüğe ulaşma Piyasalarda etkinliği arttırarak kar elde etme olanaklarını arttırma

Detaylı

Türkiye nin Nükleer Silahlanmaya Bakışı

Türkiye nin Nükleer Silahlanmaya Bakışı Bilge Strateji, Cilt 5, Sayı 9, Güz 2013, ss.9-13 Türkiye nin Nükleer Silahlanmaya Bakışı 1 Sinan ÜLGEN* Türkiye nin özellikle askeri alandaki nükleer stratejisine baktığımızda nükleer silahlanma konusunun

Detaylı

KITASINDA ETKİN BÖLGESİNDE LİDER ÖNSÖZ

KITASINDA ETKİN BÖLGESİNDE LİDER ÖNSÖZ HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI VİZYON 2035 KITASINDA ETKİN BÖLGESİNDE LİDER ÖNSÖZ Vizyon-2035 Dokümanı, Hv.K.K.lığının geleceğe yönelik hedeflerini belirlemek amacıyla; Dünya ve Türkiye de güvenlik anlayışındaki

Detaylı

Doç. Dr. Aylin GÜNEY Yaşar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü

Doç. Dr. Aylin GÜNEY Yaşar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Doç. Dr. Aylin GÜNEY Yaşar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Raporun Anahatları Megatrends: Küresel ana eğilimler Game-Changers: Ana Eğilimlerde değişime yol açabilecek etkenler Senaryolar Ana

Detaylı