Uyku ve Bozuklukları dersinin sonunda öğrencilerin aşağıdaki soruları cevaplayabilmesi ve tartışabilmesi beklenmektedir:

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Uyku ve Bozuklukları dersinin sonunda öğrencilerin aşağıdaki soruları cevaplayabilmesi ve tartışabilmesi beklenmektedir:"

Transkript

1 KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ ANABİLİM DALI DÖNEM 5 DERS NOTLARI UYKU ve BOZUKLUKLARI Doç. Dr. Ümit Tural Uyku ve Bozuklukları dersinin sonunda öğrencilerin aşağıdaki konu ana hatlarını bilmesi ve tartışabilmesi amaçlanmıştır. 1. Normal uyku kavramının özellikleri nelerdir? 2. Uyku nasıl ölçülmektedir? 3. Uyku dönemleri ve bunların karakteristikleri nelerdir? 4. Uykunun düzenlenmesinde yer alan nörokimyasal ve anatomikbelirleyiciler nelerdir? 5. Uyku bozukluklarının sınıflandırması ve genel yaklaşım-tedavi ilkeleri nelerdir? Uyku ve Bozuklukları dersinin sonunda öğrencilerin aşağıdaki soruları cevaplayabilmesi ve tartışabilmesi beklenmektedir: 1. REM döneminin fizyolojik/elektrofizyolojik özellikleri nelerdir? NREM döneminden farklı olan temel yönleri nelerdir? 2. Uykunun başlamasında, sürmesinde ve bitmesinde hangi düzenekler rol almaktadır? 3. Uyku bozuklukları tanı kümesinin temel belirti ve varsayımları nelerdir? 4. Genel tedavi ilkeleri nelerdir? 5. Uyku hijyeninin temel ilkeleri nelerdir?

2 UYKU ve BOZUKLUKLARI Uyku, hemen hemen bütün hekimlik dallarını ilgilendiren bir alandır. Özellikle psikiyatristler ve nörologlar tarafından incelenen bir konudur. Uyku bozukluğu bazen başka bir bedensel ya da ruhsal hastalığın bir belirtisi olarak ortaya çıkabileceği gibi başlı başına ayrı bir hastalık olarak da görülebilir. Örneğin depresyon dediğimiz ruhsal hastalığın belirtilerinden birisi de uyuyamama veya erken uyanmadır. Ancak bu uyku bozukluğundan ziyade depresyonun bir belirtisidir. Depresyonun en sık rastlanan kalıntı (rezidüel) belirtisi uyku sorunları olduğu gibi hastalığın tekrar başlamasında da uyku sorunlarının tekrar başlamasının öngörücü olduğu bilinmektedir. Örneğin depresyon nedeniyle uyku bozukluğu gelişen hastada, antidepresan tedavi başlanmalıdır. Depresyonun tedavisiyle uyku bozukluğu da bir süre sonra düzelecektir. Uyku sadece zihinsel yaşamın önemli bir parçası değil, aynı zamanda hormonal düzenlemede de önemli rol alan bir süreçtir. Bu nedenle uyku sorunlarının nedeni saptanarak tedavi altına alınmalıdır ve mutlaka nedene yönelik ilaç ve diğer tedaviler verilmelidir. Depresyon, mani, şizofreni gibi hastalıklar uyku bozukluğu yapabildiklerinden dolayı bu durumlarda uyku bozukluğunun temeli olan hastalığa yönelik ilaç tedavisi verilmelidir. Tarihçe Hipokrat, vücudun iç organlarını sıcak tutma amacı ile kanın bu bölgelerde birikerek beyinden uzaklaştığını ve uykunun bu vasküler reorganizasyon sonucu ortaya çıktığını ileri sürmüştür. Aristo ise alınan gıdaların ısıya dönüşerek uykululuğa yol açtığını belirtmiştir. 20. yüzyılın başlarında ise hipnotoksin teorisi ortaya atılmıştır. Buna göre kana salgılanan bir madde uykuya neden olmaktaydı. Bunu ispatlamak amacı ile uyuyan köpeklerden alınan kan, uyanık köpeklere verilmiş ve köpeklerde uykuyu indüklediği gösterilerek uykuyu başlatan endojen bir faktörün varlığı teorisi desteklenmiştir. Uyku Fizyolojisi Uyku, insan yaşamının yaklaşık 1/3 ünü kaplayan fizyolojik bir gereksinimdir. Eğer 75 yıl yaşadığınızı varsayarsak 18 ile 25 yıl arasında bir süre uykuda geçmektedir. Uyku, bilinçlilik açısından uyanıklığın ortadan kalkması değil, farklı bir bilinçlilik durumu olarak tanımlanabilir. Bu farklı bilinçlilik düzeylerinin farklı fizyolojik, elektrofizyoljikve bilişsel bileşenleri vardır. Öğrenme, bellek oluşumu ve emosyonel düzenlemelerle uyku arasında bir ilişki olduğu bilinmektedir. En basit örnek uykusuz geçen bir geceden sonraki gün yaşanan gerginlik, huzursuluk, yoğunlaşma güçlüğü ve verimsizliktir. Hayvan deneylerinde ilginç olarak görülmektedir ki yeni davranışı öğrenen hayvanda REM uykusunu deneysel olarak engellersek öğrenme bozulmaktadır. Uykunun yapısal özellikleri üzerine en etkili faktör yaştır. Prenatal dönemde de siklik aktivite tespit edilmesi, uyku-uyanıklık siklusunun varlığını düşündürmektedir. Gestasyonun 20 inci haftasında siklik, ritmik motor aktiviteler tespit edilebilmektedir. 28 ile 32 inci haftalar arasında ise düzenli bir uyku uyanıklık siklusu izlenebilmekte, hızlı göz 1

3 küresi hareketlerinin varlığı ile belli dönemlerde inaktif dönmelerin vücut hareketleri ile dönüşümlü olarak izlenebildiği uyku dönemleri görülmektedir. 32. haftadan sonra ise REM ve non-rem uykusu kolaylıkla birbirinden ayrılabilmektedir. Miyadında doğan bir bebek 24 saatin 16 saatini uykuda geçirmekte, uykuları genellikle REM uykusu ile başlamakta ve toplam uyku süresinin %50 sini REM uykusu oluşturmaktadır. REM uykusu bebek büyüdükçe azalmaktadır. Sekiz yaş civarında artık sadece gece uykusu vardır. Yaklaşık 10 saat sürer ve uyanıklık süresi oldukça az olduğu gece uykusu vardır. Pubertede toplam uyku süresi ortalama 9 saat kadardır ve uykunun yaklaşık %40 ı derin yavaş uykudan, %20 25 kadarı REM uykusundan oluşmaktadır. 20 yaş civarında uyanıklık sayısının az, uyku etkinliğinin yüksek olduğu uykular devam ederken bu durum yaşla beraber giderek düşmektedir. 35 yaşlarında derin yavaş uyku oranı, 20 li yaşlara göre azalma gösterirken, REM uykusunun toplam uyku süresine oranı %25 olarak sabit kalmaktadır. Bu yaşlarda uyku etkinliğinde giderek azalma, gece uykuya dalma süresinde uzama ve gece içi uyanıklık sayısında artış gözlenmektedir. Yaşlılarda ise gece uykusunun süresi azalırken gün içerisindeki uyuklamaların sayısı ve süresi artış göstermektedir. 24 saat süresince toplam uyku süresi genç erişkinlerin uyku süresine eşit süre gösterebilmektedir. Gece içerisindeki uyanıklık sayısının artması ile birlikte uyku etkinliği belirgin bir şekilde azalmaktadır. Derin yavaş uyku süresi %10 a kadar düşmekte, yaş ilerledikçe derin yavaş uykunun azalması da belirginleşmektedir. Bu yaşlarda delta dalgalarının amplitüdünde de gözlenen düşme, uykuyu düzenleyen merkezlerdeki dejenerasyonun bir yansıması olarak düşünülmektedir. Uyku biçimindeki bu değişiklikler 60 ile 80 yaş arasındaki erkeklerde kadınlardakinden daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. REM uyku süresi iyice ileri yaşlarda %20 lere kadar düşebilmektedir. Ayrıca yaşlılıkta pineal bezde kalsifikasyona bağlı melatonin düzeylerinin düşmesi ile ilgili olduğu düşünülen, her on yılda bir uyku zamanının bir saat öne kayışı gözlenmektedir. Bu durumda yaşlı kişiler erken yatmakta ve sabah erken uyanmaktadır. Aşağıda yaşamboyu ortalama uyku süreleri dağılımı görülmektedir: 2

4 Bireysel olarak uyku gereksinimi farklılıklar gösterebilir. Bazı kişilere çok kısa uyku yeterli gelirken bazı kişiler uzun uyku sürelerine ihtiyaç gösterirler. Kısa uyku süreli kişiler genelde 6 saatten az uyudukları halde günlük aktiviteleri ve uyumları bozulmaz. Uzun uyku süreli kişilerin ise 9 saatten fazla uykuya ihtiyaç gösterirler. Kısa ve uzun uyku süresine ihtiyaç gösteren bireyler arasında kişilik farklarının olduğu ileri sürülmüştür. Kısa uyku süreli kişilerin enerjik, hırslı, sosyal bakımdan uyumlu ve girişken kişiler olduğu, uzun uyku süreli kişilerin ise depresif, anksiyeteli, sosyal bakımdan çekinik, enerji sorunu yaşayan kişilik özellikleri gösterdiği varsayılmaktadır. Kliniklerde uyku polisomnograf denilen aletlerle ölçülür. Polisomnograf uyku süresince vücudumuzda olan fizyolojik değişiklikleri değerlendirir ve kayıt eder. Örneğin, beynimizin elektiriksel aktivitesi (EEG), kalbimizin elektiriksel aktivitesi (EKG), solunum sayımız, vücut ısısı, penisteki değişiklikler (özellikle ereksiyon), kan oksijen düzeyleri, göz hareketleri gibi değişkenler kayıt altına alınır. Bu incelemeler sonucunda tıp uzmanları tarafından uyku ana olarak iki bölüme ayrılmıştır. Birincisi REM uykusu, ikincisi de NREM (Non-REM) uykusudur. Bu uyku dönemi sınıflandırması göz hareketlerine bağlı olarak yapılmıştır. REM (Rapid eye movement), dönemi hızlı göz hareketlerinin olduğu ve rüyaların görüldüğü dönemdir. Bu dönemde otonomik aktivite ve EEG aktivitesi artar, sürekli bir hipokampal theta ritmi ortaya çıkar ve mesensefalik retiküler formasyondan gelen süratli boşalımlar ve ponstan gelen uyku iğcikleri sleep spindles görülür. NREM (Nonrapid eye movement) dönemi yavaş göz hareketlerinden oluşur ve genelde vücutsal değişikliklerin izlendiği derin uyku dönemidir. Uyku düzeni denilen olay bu iki dönemin belirli sürelerle biribirlerini takip etmesidir. Kişiden kişiye değişmekle beraber dakika arasında REM (%25) + NREM (%75) döngüsü tekrarlanır. Bu döngü bir gecelik uyku sırasında yaklaşık 4 5 kez tekrarlanır. İlk REM dönemi kısa olmaya eğilimlidir ve yaklaşık 5 15 dk sürer. Kişi kısa uyusa da bu döngünün bittiği dönemlerde uyandırılırsa daha dinlenmiş şekilde kalktığı ileri sürülmüştür. Aşağıda ortalama uyku ihtiyacı populasyonun grafik olarak görülmektedir: 3

5 REM uykusunun bazı özellikleri vardır: 1. İskelet kası (solunum ve göz kasları hariç) tonusunde tonik inhibisyon-atoni (Dolayısı ile uykuda hareketler çoğunlukla REM başlangıcı ve bitişinde gözlenir). REM paralizisi olarak da bilinir. Beyin sapı merkezlerinin kortekste istemli kasları inhibe etmesi ile ortaya çıkar ve kişinin REM uykusu boyunca rüyadan çıkmamasına yardımcı olur. Genellikle uykudan uyanılınca saniyeler veya dakikalar içerisinde sonlanır. Aşağıda REM uykusunun giderek artışı ve uyku hareketleri görülmektedir: 2. Hiperkapnik solunumsal uyarımda azalma. 3. Göreceli poikilotermi (vücut sıcaklığı düşüşü). 4. Penil dolgunluk (sabah ereksiyonu). 5. Kalp atımlarında taşikardi ve bradikardi dönemleri. 6. Rüyaların %80 i bu dönemde görülür. Aşağıda penil dolgunluk ve uyku evreleri arasındaki ilişki grafiği görülmektedir: Yattıktan ortalama dk da kişi uykuya dalar. Sonraki 45 dakikada kişi derin uykuya dalar (Faz 3 ve 4). Faz 4 e ulaşıldıktan ortalama 45 dk sonra ilk REM dönemine ulaşılır. REM süresi ortalama 90 dk sürer. Gece ilerledikçe REM süreleri uzar ve derin uykunun 3. ve 4. dönemleri kaybolur. Gece ilerledikçe kişinin uykusu hafifler ve daha çok rüya görür. Evre 3 ve 4 derin uyku olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde kişinin uyandırılabilmesi için daha güçlü bir uyarana ihtiyaç duyulmaktadır. Uyanıklık sırasında tüm bu nöromodülatörler yüksek seviyede salınırken, REM sırasında 4

6 serotonin ve norepinefrin salınması en aza iner ve tek başına asetilkolin salınımı baskındır. NREM sırasında ise tüm bu nöromodülatörler göreceli olarak daha düşük seviyede salınmaktadır. Bunun tersine REM döneminde limbik ve paralimbik bölgelerde metabolizma artışı gözlenirken dorsolateral prefrontal bölgede metabolizma azalması görülür. NREM uykusunda ise yaygın bir beyin metabolizması azalması gözlenir. Aşağıda uyku fazları grafik olarak görülmektedir: Aşağıda uyku fazları ve özellikleri tablo olarak görülmektedir: Uyanıklık Düşük voltajlı beta dalgaları, rasgele ve hızlıdır. Başlangıç (Dalış) Alfa dalgaları, rasgele ve hızlı (saniyede 8 12 kez) Evre 1 (%5) Hafif yavaşlama, saniyede 3 7 kez, alfa ve teta dalgaları Evre 2 (%45) Daha da yavaşlama, K kompleksi, frekanslı uyku iğcikleri, gerçek uyku döneminin başladığı dönemdir Evre 3 (%12) Yüksek amplitüd, yavaş dalgalar (delta dalgaları), frekans( Frekans=saniyedeki salınım sayısı) Evre 4 (%13) EEG kaydının en az %50 si delta dalgasıdır. 3. ve 4. Evre delta uykusu derin uyku olarak adlandırılmaktadır. REM uykusu (%25) Testere dişi dalgaları, başlangıç uykuya benzer EEG kayıtları Neden Uyuruz? Uykunun amaçları kabaca iki teori grubu ile açıklanabilir: Restoratif (yenileyici) ve evrimsel (uyumcul) teoriler. Restoratif teoriler uykuda yenilenme ve onarım süreçleri olduğunu ileri sürer. Genel olarak NREM uykusunun bedeni, REM uykusunun zihni yenilediği kabul edilir. NREM uykusu boyunca Growth hormon, testesteron ve prolaktin salgılarında artışlar olur. Bellek konsolidasyonu (kabaca günlük belleğin uzun dönemli kalıcı belleğe dönüştürülmesi) için ve özellikle prosedüral belleğin sağlıklı çalışması için REM uykusuna ihtiyaç vardır. Ayrıca bir görev için aktive olan beyin bölgeleri REM uykusunda da aktive olur. Yani REM uykusu yeni edinimlerle kazanılmış nöronal bağlantıların sabitleştirilmesine aracı olmaktadır. Restoratif teorinin zayıflıkları arasında uyku ihtiyacımızın gün içerisinde 5

7 çok aktif veya edilgen olmamız ile doğru ilişkili olmaması ve her zaman uykuya ihtiyacımız olması ile özetlenebilir. Evrimsel teoriler uykunun zaman içerisinde edinilmiş canlı kalmayı sağlayan uyumsal süreçler olduğunu, tehlikeli durum ya da türlerle karşılaşmayı önlediğini ileri sürer. Ayrıca uyku enerji tasarrufu sağlamaktadır. Bu teoriler birbirleriyle çatıştığı gibi birbirlerine destek olmakla beraber henüz açıklayamadıkları çoktur tarihinde 33 gün boyunca Kentucky de bir mağarada gerçekleştirilen, ABD bilim adamları Kleitman ve Richardson un 24 saatlik uyku ve uyanıklık devrinin ışık ve sıcaklıktaki değişimler tarafından etkilenip etkilenmediğinin araştırmasında Richardson vücudunu 28 saatlik (9 saat uyku 19 saat uyanıklık) ritme ayarlayabilmiştir. Aşağıda Kleitman ve Richardson un deneyi görülmektedir Total uyku deprivasyonu (yoksunluğu) ya da dönemsel uyku deprivasyonu çalışmaları önemli bilgiler sunmuştur. Bu çalışmaların sonunda beynin ve vücudun uykuya ihtiyacı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bir gecelik total uyku yoksunluğu sonrası gündüzleri mikrouyku denilen 1 2 saniyelik uyku ya da benzeri değişmiş bilinçlilik durumu episotları görülür ki bu durumun tarih boyunca önemli kazalara yol açtığı ifade edilmiştir yılında fareler üzerindeki bir deneyde yaklaşık 2 haftalık total uyku yoksunluğundan sonra bir hipermetabolizma tablosu ile hayvanlar ölmüştür. Ancak insanlarda bu durum bildirilmemiştir yılında bir Amerikalı DJ 201 saatlik uykusuzluk sürdürmüş, ancak bunu çeşitli uyarıcılar kullanarak başarmıştır. Daha sonra 17 yaşındaki Amerikalı bir genç yeni yılı sırasında 264 saatlik (yaklaşık 11 gün) uykusuzluk ile rekor kırmıştır, ancak önceki kişi gibi herhangi bir ilaç kullanmadan bunu yapmıştır. Sonuçta her iki erkek de hırçınlıklar ve varsanılar yaşantılamıştır. Daha sonraları tıbbi deneyler sırasında ciddi olarak monitörize edilen hastalarda 10 günlük uykusuzluklar izlenmiş ve herhangi bir ciddi tıbbi sorun gözlenmemiştir. 1 2 günlük uyku sonrası deneklerin fizyolojik işlevleri olağan şekline dönmüştür. Bundan başka manik hastalar, işkenceye maruz kalanlar ya da cephede savaşan askerler gibi kişilerde yaklaşık 4 günlük sorunsuz uykusuzluk bildirilmiştir. Çok nadir olarak görülen Morvan 6

8 Sendromu diye bilinen bir klinik durumda kas seğirmeleri, ağrı, aşırı terleme, kilo kaybı, periyodik hallusinasyonlar ve şiddetli uyku kaybı gözlenir (agrypnia). Fransada 27 yaşındaki bir erkekte bu sendrom bulunmuştur; hastanın aylardır uyumadığı, bu sürede kendisini uykulu veya yorgun hissetmediği, herhangi bir mizaç, bellek ya da anksiyete belirtisi göstermediği ancak hemen hemen her gece 9 11 arasında dk lık çok canlı işitsel, görsel, koku ve somastatik (dokunma şeklinde) hallüsinatuar yaşantısı olduğu gibi parmak ve topuklarında çok şiddetli ağrı ve vazokonstriksiyon olduğu görülmüştür. Bu tablonun sinir hücre ve membranlarına özgü potasyum (K+) kanallarına karşı oluşan antikorlarla oluştuğu düşünülmüştür. Bundan başka nadir bir rahatsızlık Fatal Familial Insomnia dır (FFI). Bu otosomal dominant bir rahatsızlıktır. Yaklaşık 6 30 aylık bir uykusuzluk sonrası hasta ölür. FFI büyük olasılıkla yanlış sınıflanmış bir rahatsızlıktır, uyku yoksunluğundan ziyade çoğul organ hasarının ardından kişi ölür. Patolojik süreç talamus ve diğer beyin bölgerlerinde yoğun atrofi, artmış sempatik aktivite, hipertansiyon, ateş, tremor, stupor, kilo kaybı ve endokrin regulasyon kaybıdır. Muhtemelen infeksiyöz beyin prion hastalıkları ile ilişki gibi görünmektedir. Uyku sürecindeki bozulmalar normal kişilerin ertesi günkü tüm zihinsel ve motor aktivitelerini olumsuz etkiler. Yaklaşık saatlik uyanıklığın ardından kişinin zihinsel ve motor aktivitelerinin neredeyse 0.5 promil alkollü kişilere benzediği gözlenmiştir. Reaksiyon zamanı uzar, algı sorunları olur, karmaşık motor beceriler bozulur. Bozulmuş motor ve zihinsel becerilere ilaveten yüksek stres anksiyete, depresyon ve gereksiz risk alma bildirilmiştir. REM uykusu baskılanan ancak NREM uykusuna izin verilen deney hayvanlarında yara iyileşmesi gecikmektedir. NREM döneminin evre 3 ve 4. de Growth hormon salgılanmasında artış olmaktadır. Growth hormon salgısındaki artışla protein sentezi artmakta, metabolizma yavaşlamakta, kardiyovasküler sistem ve solunum sistemindeki fizyolojik aktivitelerde genel olarak azalma dikkati çekmektedir. Tüm bu değişmeler bedensel dinlenmeye, yenilenmeye hizmet etmektedir. Derin uykunun yeterince uyunmadığı ya da deneysel olarak ortadan kaldırıldığı durumlarda ise insanlar dinlenemediklerinden, sabah yorgun kalktıklarından, yeni bir günün yükünü taşıyacak durumda olmadıklarından yakınmaktadırlar. Uyku yoksunluğunun ağır olduğu olgularda herniler, kas fasia yırtıkları gibi fiziksel eylemlerle ilişkili sorunlar daha sık bildirilmiştir. Obesite ve uyku deprivasyonu arasında ilişki olduğunu ileriye süren araştırmacılar da vardır. Uyku yoksunluğu growth hormonu baskılarken HPA aktivitesini arttırır. HPA genel olarak strese yanıt olarak beslenme, immun sistem, mizaç, sex ve enerji kullanımı gibi özellikleri ayarlar. Uzamış uyku yoksunluğu adrenal yetmezlik, kalp hastalıkları ve tip II diabet gibi sorunlara yol açabilir. Sonuç olarak, uyku zihinsel dinlenme ile beraber fiziksel dinlenmeyi de sağlar. Bu nedenle fiziksel egzersiz, hastalık, hamilelik ve buna benzer durumlar uyku ihtiyacını arttırmaktadır. 7

9 Uykunun Nörobiyolojisi Beyin sapından gelen asendan eksitatör uyarıların kortikal aktivasyonu sağlamasıyla uyanıklığın sağlandığı kabul edilmektedir. Beyin sapından gelen bu uyarıların ana kaynağı retiküler aktive edici sistemdir (RAS). Buradan talamusa ve talamustan talamokortikal yolla kortekse iletilen bu uyarılar uyanıklığı devam ettirmektedir. Ancak RAS ın tahrip edildiği deneysel çalışmalarda uyanıklık kaybının geri dönüşlü olabildiği gözlenmektedir. Böylece uyanıklığı sağlayan başka ek sistemler olabileceği anlaşılmaktadır. Kolinerjik bazal ön beyin çekirdekleri ve RAS ın rostralinde yer alan histaminerjik nöronlar uyanıklığın oluşmasına katkıda bulunmaktadır. İnsanlarda uyku-uyanıklık döngüsü Borbely nin ikili süreç modeli ile açıklanmıştır. Buna göre uyku-uyanıklık döngüsü, döngüsel etkenler ve homeostatik etkenlerin etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Döngüsel etkenler zaman ve ışık, homeostatik etkenler ise vücutta sentezlenen maddelerdir. Uykunun başlatılması ve sürdürülmesinde kortikal ve subkortikal birçok beyin bölgesi rol almaktadır. Ancak kabaca ön hipotalamustan gelen döngüsel girdiler ve endojen kimyasal uyarılar aracılığıyla gelen homeostatik bilgi doğrultusunda hipotalamusta ventrolateral preoptik çekirdeğin (VLPO) uykuyu başlattığı kabul edilir. Uyanıklığı lateral hipotalamustan gelen oreksinerjik, beyinsapından gelen kolinerjik, noradrenerjik, serotonerjik, posterior hipotalamustan gelen histaminerjik uyarılar sağlamakta, bunların azalması ise uykuyu başlatmaktadır. Beyin sapındaki mezopontin çekirdekler ise uyku sırasındaki NREM-REM döngüsünü kontrol etmektedir. Reticular Activating System: Çıkıcı retikuler aktive edici sistemin bileşenleri uykunun oluşturulmasında, sürdürülmesinde ve uyku-uyanıklık durumlarının oluşturulmasında kritik öneme sahiptir. Bu sistem talamus, ön beynin orta kısmı, hipotalamus, tegmentum, raphe çekirdeği, locus seruleus gibi uykuda gerekli olan anatomik bölgeleri birbirine bağlamaktadır. NREM uykusunun anatomik kontrolü basal önbeyin alanı, talamus, hipotalamus, dorsal raphe nukleusu ve medullanın traktus solitarius tarafından sağlanmaktadır. REM uykusunun anatomik kontrolünün ise beyin sapı orta noktaları olduğu kabul edilmektedir. NREM ve REM uykularının nörotransmitter düzenlenmesi ise oldukça karışıktır. Dopaminerjik, noradrenerjik, histaminerjik, glutaminerjik ve kolinerjik transmitterlerin karşılıklı etkileşimleri söz konusudur. Kolinerjik agonistler REM uykusunu artırmaktadır. Genel yargı olarak serotoninin uykuyu başlatmada, asetilkolinin sürdürmede, noradrenalinin ve dopaminin uyanmada etkin olduğu kabul edilmektedir. Beynin serotonerjik çekirdeği olan raphe nükleusunun hayvanlarda tahrip edilmesi uyumayı güçleştirmiştir. Bunun tersine beyinde noradrenalin ve dopamin düzeyi artışı hiperarousal benzeri bir durum ile uykusuzluk ortaya çıkmaktadır. Hipotalamus: Dış uyaranlar olmadığı takdirde insanın doğal içsel uyku uyanıklık saati yaklaşık 25 saate ayarlıdır ve bu süre saat arasına esneme gösterebilir. Dış dünyadaki ışık, günlük işlevler, yeme ihtiyacı gibi nedenlerle bu 24 saate çekilmektedir. İnsanlar günde bir kez, bazen iki kez uyurlar. Bu ritim doğuşumuzda yoktur yaklaşık 2 yıl içerisinde biçimlenmektedir. Günlük uyku 8

10 uyanıklık döngümüzü (sirkadyen ritmi) sağlayan anatomik merkezin hipotalamusun suprakiazmatik nükleusu olduğu kabul edilmektedir. Epifizde (Pineal bez) serotoninden sentezlenen ve salınan melatonin hormonunun uykuyu başlatmakta ve sürdürmekte anahtar rollerden birisini üstlendiği ve tüm beyne uyku zamanı sinyalini gönderdiği kabul edilmektedir. Gün ışığına maruz kalındığında retinohipotalamik yol aracılığı ile melatonin hemen baskılanmakta ve kan ve BOS konsantrasyonları hemen azalmaktadır. Gece ise en yüksek düzeylerine pik yapmaktadır. Aşağıda uyku fazlarının yaşamboyu değişimi görülmektedir: UYKU BOZUKLUKLARI DİSSOMNİALAR ve PARASOMNİALAR olmak üzere ikiye ayrılarak incelenirler: Dissomnialar 1.İnsomnia: Uykuya dalma güçlüğüdür. Aslında bir psikiyatrik tanı sınıflandırması olup olmadığı durumu oldukça karmaşıktır. Araştırmacıların çoğu uykuya dalma güçlüğünün diğer psikiyatrik durumlara ikincil olarak ortaya çıktığını ve hastalığın tedavisiyle uykuya dalma güçlüğünün de ortadan kalktığını iddia ederek hastaları polisomnografik incelemeye göndermemektedir. Buna karşı çıkan görüş ise uyku bozukluğunun birincil olduğunu ve diğer klinik tablolardan bazılarının uyku bozukluğuna ikincil olarak geliştiğini söylemektedir. Ancak bu tartışmaların arasından gerçeği bulabilme şansımızın bugünkü teknolojik olanaklarımızla olası olmadığı görülmektedir. İnsomnia günlük yaşantımızda oldukça sık karşımıza çıkmaktadır. Hastaların büyük bir kısmı hekime başvurmamaktadır. Genelde insomnia kendiliğinden düzelme eğiliminde olsa da altta yatan daha ciddi bir psikiyatrik hastalığın ilk habercilerinden olabilir. Bu nedenle dikkatlice izlemek gerekebilir. Birincil insomniaların tedavisinde ise zopiklon ve kısa etkili benzodiazepinler tercih edilmelidir. Ancak bağımlılık olasılığı gözden kaçırılmamalıdır. 2.Hipersomnia: Bu hastalık aşırı uyuma ve gündüzleri uyuklama olarak ikiye ayrılır. Kelime anlamı çok uyuma olan hipersomnia genellikle diğer psikiyatrik 9

11 hastalıklara eşlik eder. Nadiren tek başına bulunarak birincil hipersomnia adını alır. Bu durumda uyarıcı ilaçlar kullanılır. Bağımlılık riski fazladır. Hipersomnia her zaman patolojik olmayabilir. Kişilik özelliklerinin veya ailesel yatkınlığın hipersomniaya yol açtığı kabul edilmektedir. Ayrıca ileri derecede akciğer, karaciğer hastalıklarında, beyin lezyonlarında ve kalp yetmezliklerinde de hipersomnia bulgusu olabileceğinden dolayı, hipersomnialı hastalar mutlaka hekime götürülmelidir. 3.Uyku-Uyanıklık döngüsündeki bozukluklar: Burada en dikkat çekici özellik hastaların herhangi bir zamanda uyuyabildikleri halde, istedikleri zaman genelde uyuyamamalarıdır. Bu hasta grubunda kronik yetiyitimi ve sosyal uyum sorunu oluşturan hastalıkların dışlanmasıdır( örn şizofreni). Hastaların uyku uyanıklık döngüsü bozulduğundan dolayı hekime uyuklama veya uyuyamama yakınmaları ile gelebilirler. Geceleri vardiya usulü çalışan personelde, uzun hatlarda çalışan uçak personelinde bu bozukluk sık görülmektedir. Genelde uyuma ve uyanma saatlerine sınırlama getirildiğinde kendiliğinden düzelmektedir. 4.Solunumla ilişkili uyku bozukluğu: Bu grupta obstruktif uyku apnesi sendromu ve santral alveolar hipoventilasyon bozuklukları vardır. Genel olarak apne, hipoapne ve oksijen desaturasyonu görülür. Her iki hastalık insomniye de neden olabilsede daha sık olarak hipersomni görülmektedir. Uykuda ölüm görülebilmektedir (Onedin in laneti). Farmakolojik tedavi bilinmemektedir. Nasal cerrahi, trakeostomi ve uvuloplasti gibi yöntemler denenebilir. Devamlı nasal basınçlı hava uygulamaları kullanılabilir (ncpap). Parasomnialar 1.Rüya sıkıntı bozukluğu: Uyku sırasında normalde her kişi korkutucu rüyalar görebilir. Ancak normal olan tipinde bu rüyalar kişiyi genelde uyandırmaz ve tekrar etme eğiliminde değildir. Ancak rüya sıkıntı bozukluğunda kişi uyku sırasındaki normal uykusunun yanı sıra korkutucu rüya ve karabasanlar görüp korku içinde uykudan uyanır. Kişi uyandığında bunun bir rüya olduğunu hemen anlar. Bu durum genelde gecenin ileriki REM dönemlerinde ortaya çıkar. Kişinin uyumunu bozabilir, tekrarlama eğilimindedir. 2.Uyku karabasanları: Şiddetli korkutucu, panikletici bir durumdur. Genellikle uykunun NREM dönemlerinde çığlık ve dehşet içerisinde uykudan uyanma ile kendini gösterir. Çocuklarda nispeten daha sıktır. Yoğun bir sıkıntıyla beraber kişinin kafası karışır, rüyayı kısa bir süre gerçekle karıştırır ve nerede olduğunu bilemeyebilir. Özel bir tedavi biçimi yoktur. 3.Uyur-gezerlik: İlgi çekici bir hastalıktır. Genellikle uykuya daldıktan hemen sonra görülür. Uykunun ilk 1/3 lük döneminde ve NREM döneminde ortaya çıkar. Sıklıkla 10 lu yaşlara kadar görülür. Kişi birden yataktan kalkara bazı otomatik hareketleri yapar. Bunlar yürüme, giyinme, tuvalete gitme, araba kullanma gibi hareketler olabilir. Altta yatan bir beyin patolojisi ileri sürülmüş olsa da herhangi bir bulgu saptanamamıştır. 10

12 DİĞER UYKU BOZUKLUKLARI Uykuya ilişkin epileptik nöbetler Uykuya ilişkin anormal yutkunma sendromu Uykuya ilişkin hemoliz (paroxysmal nocturnal hemoglobinuria) Madde kullanımının indüklediği uyku bozukluğu Uykuya ilişkin asthma Uykuya ilişkin kardiyovasküler belirtiler UYKU BOZUKLUKLARINDA GÖRÜŞME ve TEDAVİ İLKELERİ Görüşme Öncelikle uykusuzluk yakınmasının başlangıcı, gidişi, şiddeti, süresi ve eşlik eden etmenlerle bağlantısı tanımlanmalı ve görülmeye çalışılmalıdır. Sorunların başlamasından önceki uyku düzeni soruşturulmalıdır. Uyku hijyeni, alışkanlıkları, uykuyu algılayışı ve beklentileri görüşme sırasında ele alınarak hatalı inanışlar ve tutumlar ortaya konmalıdır. Mümkünse eşle de görüşülmeli ve uyku sırasında ortaya çıkan hareketler, horlama, apne gibi uykuyu bozabilen belirtiler konusunda bilgi alınmalıdır. Tıbbi öykü içerisinde geçirilen hastalıklar, ameliyatlar, kazalar, kullanılan ilaçlar ve ailede uykusuzluk yakınması olan başka bireyler araştırılır. Tedavi Uyku hijyeni ilkeleri İnsomninin hafif olduğu ya da uykuyla ilgili kötü alışkanlıkların varlığının belirlendiği bazı olgularda, sadece uyku hijyeninin sağlanması ve bazı davranış tedavileri hastaları önemli ölçüde rahatlatabilir. Uyku hijyeninin ana ilkeleri şunlardır: Uyku gelmeden yatağa yatılmamalıdır. Yatak sadece uyumak amacıyla kullanılmalıdır. Yatakta TV seyretmek, kitap okumak gibi aktivitelerden kaçınılmalıdır. Yattıktan dk içinde uykuya dalınamazsa yataktan kalkılmalıdır. Tekrar yatmak için uykunun tekrar gelmesi beklenmelidir. Bu işlem başarı sağlanıncaya kadar tekrar edilmelidir. Gece ne kadar az uyunmuş olursa olsun sabahları hep aynı saatte kalkmalı, yorgunluk bahane edilerek yatakta kalma süresi uzatılmamalıdır. Uyanık olunsa da sabahları yatakta uzun süre kalma özellikle yaşlılarda ertesi gece uykunun gelmesini geciktiren önemli bir faktördür. Çok yorgunluk hissedilse bile gündüz kestirmelerinden kaçınılmalıdır. Böylece uykunun gece saatlerine yoğunlaştırılması sağlanmalıdır. Çok uç durumlarda, örneğin aşırı çalışma ya da uzun yolculuklar gibi durumlarda dk lık bir kestirmeye izin verilebilir. Gün içerisinde, akşam saatlerine yakın olmamak kaydıyla mümkün olabildiğince egzersiz veya yürüyüş yapılmalıdır. 11

13 Akşam yemeği hafif olmalı ve yatma saatine yakın olmamalıdır. Gün içinde, özellikle de öğleden sonra ve akşam saatlerinde çay, kahve ve sigara gibi uyarıcı maddeler alınmamalıdır. Davranış Tedavileri: Yukarıdaki ilkelerden yola çıkılarak uyku hijyeninin sağlanmasına yönelik olmaktadır. En kolay yol Uyku deprivasyonu ile uyku etkinliğinin arttırılmasıdır. Uygulayacak kişiye başlangıçta zorluk çekeceği, ilk günler gündüz aşırı yorgunluk veya uykululuk hissedebileceği, ancak dayanması ve kurallara uyması gerektiği anlatılır. Işık Tedavisi (fototerapi): Öğlen saatlerinde açık havada iki saat kalmak, yaşlıların uyku sorununu azaltmada oldukça etkilidir. Oda içerisinde yeterli ışığın olmadığı kabul edilmektedir. Özellikle erken uyku fazı sendromu bulunan yaşlılarda parlak ışığa akşama doğru veya akşam maruz kalınması gerekmektedir. Akşam saatlerinde yaklaşık 2500 lux gücündeki lambalarla 1 3 saat süren tedaviler yapılıyor. Işık tedavisinin olumlu etkileri 1 8 haftada ortaya çıkar. Farmakoterapi: Mümkün olan en düşük ilaç dozu ve süresi tercih edilmelidir. Pek çok ilaç uyku kalitesini bozmaktadır. Kullanılan başka amaçlı ilaçlar ayrıntılı değerlendirilmelidir. Geçmiş dönemlerde insomni tedavisinde kullanılan ilaçlar genelde klorat hidrat ya da barbituratlar idi. Ancak bu ilaçların güven aralıkları son derece dar olduğu için ölüm riski ve başka istenmeyen olaylar sıktır. Tarihte Marilyn Monroe, Elvis Presley ve Jim Morrison gibi pek çok ünlünün ölümünde bu uyku ilaçlarının rolü vardır. Günümüzde bu alanda kullanılan ilaçların güven aralıkları son derece geniştir. Benzodiyazepinlerden farklı bir yapıya sahip olmasına rağmen benzodiyazepinlerin bağlandığı GABA reseptörü alt tiplerine bağlanarak etki gösteren ve uyku yapısını daha az bozan zopiklon (immovan) 7.5 mg veya 15 mg gece tek doz tercih edilebilir. Benzer yapıda olan zolpidem (10 mg/gün) veya zaleplon da kullanılabilir. Kısa etkili benzodiyazepinlerden alprozolam (Xanax) 0.5 mg veya 1 mg gece tek doz olarak kullanılabilir. İnsomni tedavisinde kullanılan ilaçlar hızlı kesilirlerse rebound oluştururlar. Bu nedenle doz azaltılarak kesilmelidirler. Ayrıca tolerans gelişimini engellemek için haftanın bir günü ilaç atlanabilir. Özellikle yaşlılarda tüm ilaç dozları, hepatik metabolizma yavaşladığından, azaltılarak kullanılmalıdır. Ayrıca benzodiyazepinlerin 6 8 haftayı geçen kullanımları önerilmemektedir. Melatoninin uyku getirici etkisinden yararlanmak ve yaşlılarda azalmış olan bu maddeyi dışarıdan vermek, gittikçe ilgi çeken bir araştırma konusu olmaktadır. Ortalama 0.5 mg günlük dozun yeterli olduğu, ancak 5 mg a kadar çıkılabileceği bildirilmektedir. Rutin bir tedavi biçimi olarak kabul edilmese de ABD de yaygın kullanımı vardır ve diet desteği maddeler grubunda satılmaktadır. Hipersomni, uyku apnesi ve vardiyalı çalışmayla gözlenen uyku bozuklukluklarının tedavisinde modafinil FDA onaylı bir tedavidir. Genellikle 12

14 günde tek doz 200 mg önerilir. Modafinilin kimyasal yapısı aşağıda görülmektedir. Bundan başka ADHD tedavisinde kullanılabilen bir ilaç olan pemoline kullanılabilir. RÜYALAR Uykunun hızlı göz hareketleri döneminde dünya üzerindeki canlılar arasında insanoğluna diğer canlılardan farklı olduğunu anlatacak bir olay olur: RÜYA. Rüyaları açıklayan kabaca 3 teoriden bahsedilebilir. Freud rüyaları kişinin görmek istediği bilinç dışı istekler olarak tanımlar, yani ister açık ister gizli olsun bir anlamı vardır. Kognitif teori ise rüyaları günlük bilişsel işlemlemenin (bellek vs.) bir parçası olarak değerlendirir. Biyolojik teori ise rüyaları rastgele nöron ateşlenmesinin sonucu olan ancak anlamı olmayan bir süreç olarak tanımlar. Gerçektende araştırıcılar rüyanın insanoğluna özgü bir zihinsel süreç olduğunu göstermişlerdir. Her ne kadar değişik canlılarda da rüya benzeri fizyolojik süreçler yaşansa da bunlar bir insanın gördüğü gibi organize ve anlamlı değildir. Rüya, hem ruhsal bir tepki ya da eylem olmakla beraber nöro-fizyolojik dengenin oluşturulduğu bir durumdur. Rüyayı başlatan ve içeriğini oluşturan itkiler hem iç organlarımızdan, hem dış ortamdan hem de zihnimizden köken almaktadır ve rüya sürecine her biri belirli oranlarla katılırlar. Uyku ve rüya sanıldığı gibi tüm zihinsel kontrolün yitirildiği bir fizyolojik durum değildir. Rüyalarımızı Freud un bakış açısından inceleyecek olursak: Rüya gördüğümüz anda bile ruhsal süzgeç düzeneklerimiz çalışır. Bunların en önemlisi ise bastırma-repression kabul edilebilir. Bunun anlamı şudur: rüyada bile olsa görmek istemediğimizi görmeyiz. Ancak izin verileni, sansürcümüzün izin verdiğini görebiliriz. Eğer bizi rahatsız edebilecek bir içerik kısa bir an için rüyaya kaçmış olsa bile uyanırken bu parçaları hatırlayamayız. İşte bastırma çalışmış ve rahatsız edebilecek duygu, düşünce ya da isteği göz önünden kaldırmıştır. Hatırlayamadığımız bu kısma Dream amnesia adı verilir. Hatırlanabilen kısmına ise manifest dream content denir. Dream amnesia ile manifest dream content arasında sınırda kalan bölüme ise latent dream content denir. Bu bölüm hemen hatırlanamaz; ancak serbest çağrışım veya benzer yöntemler ile hatırlanır. Freud a göre rüya ruhsal aygıtımızın bir emniyet supabıdır. Baş edemediğimiz istek, korku ve duygular rüyalarda bir parça boşalırlar. Böylece bilinçdışı zorlayıcı dürtülerden bir parça arınmış oluruz. Sadece geçmiş yaşantılarımız ve bilinçdışı süreçler değildir rüyanın içeriğini belirleyenler. Elbette ilk çocukluğumuzun korku ve fantezilerimiz olduğu kadar günümüzün istekleri ve varolan gerçekleri, hatta rüya görülen andaki bedensel durumumuz rüyamızın içeriğini ayarlamaktadır. Bu nedenle rüyalarımız hamur kıvamındadır. Geçmişin anlaşılamaz, çocuksu ve ilkel mantığı ile günümüz birleşmiştir. Eğer rüya kişi tarafından ileri derecede anlaşılmaz, acayip, mantıksız ve saçma olarak değerlendiriliyorsa düşüncenin oldukça arkaik (ilkel dönem) bir biçimde aktığı ve anlatımın rüyaya özgü işlemlemelerden (sembolizasyon, yoğunlaştırma, yer değiştirme, bastırma) yoğun bir biçimde geçtiğini ve bu rüyada 13

15 pek onaylanmayan bir emosyonun ifade edilmeye çalışıldığını ileriye sürebiliriz. Sonuç olarak rüyalar anlamsız görünse de, anlamları ve görevleri olan zihinsel bir sürecimizdir. Emosyonel yaşantımızın önemli bir parçasıdır. *Düş bir düşünce biçimidir. Uyanıklık düşüncesinden farkı görsel malzemenin kullanılmasıdır. *Bir isteğin doyurulması amacını taşır. Eğer istek düşsel olarak doyurulamayacak türden ise (örneğin susama ya da sıcak) uyanma gerçekleşir. *Genellikle bu istek doğrudan anlatım bulması yasaklanmış türden olduğu için düşteki anlatımı için düş çarpıtılması denilen bir süreçten geçer. Bu, sembolizasyon sürecini doğurur. Sembolizasyon birçok şekilde yapılabilse de düşlerde en sık karşılaşılanı benzetme dir. İki isim ya da davranış arasında bir benzerlik bulunur. Daha sonra bu benzerlik aradan uzaklaştırılır. Böylece birbirine yakınlaştırılmış, ancak birbirine benzemeyen iki şey yan yana kalır. Buna metafor (mecaz) denmektedir. Böylece soyut kavramlar somutlaştırılabilir. *Zihinsel aygıt (psişe) ekonomi ilkesi ile çalışır. Bu nedenle aynı düş imgesi içerisinde birden çok düşüncenin birleşmesi görülür. Süreç bir çeşit konsantre etme, yoğunlaştırmadır. Bu işlemde psişe, toz kütlesi içerisinden işe yarar demir parçalarını çeken mıknatısa benzetilebilir. *Bilinçdışı düşünsel malzeme içeriklerinin birbirleri ile bağlantısının gevşek ve mantık zincirinin olmaması nedeniyle kolaylıkla birbirlerine kayabilir. Buna yer değiştirme (displacement) denilmektedir. Böylece küçücük parçaları bile birbirlerine benzeyen zihinsel imgeler birbirleriyle ya da karşıtları ile temsil edilebilir. Buradaki süreç rüyada sembolizasyon zenginliği yaratır. *Düşler, önemsiz ayrıntıları değil önemli ancak kişi tarafından ihmal edilmiş düşünceleri ve duyguları işlemlerler. Yani düşler uyanıklık yaşamının uğraşlarını ve ilgilerini sürdürürler. Genellikle önceki günün ayrıntıları çarpıtılarak bir malzeme kaynağı olarak kullanılır. Bununla beraber düşler hiperamnezik tir. Yani bellekten çağırma güçleri yüksektir. Bu nedenle çocukluk çağı malzemelerimizin de kullanımına olanak verirler. *Dış duyusal uyaranlardan etkilenirler. Zihin, duyusal uyaranı uykuyu sürdürme temel isteğini doyurmak üzere çarpıtır. Ve gizli düş düşüncesinin anlatımında kullanabilir. İç organlardan giden uyaranlar için de durum farklı değildir. *Ruhsal aygıtımızın bastırdığı (repression) duygu ve düşünceler rüyalarımızın itici gücüdür. Bu anlamda ruhsal hastalıklar ve rüyaların aynı zihinsel işlemleyişin farklı görünümleri olarak kabul edilebilmektedir. *Her insan rüya görmektedir. Ancak rüyaların içeriğinin kişiyi rahatsız etmesi nedeniyle zihnimizin sansürcüsü tarafından sansüre edilmekte (represyon), bu nedenle uyanma anında hatırlanamamaktadır. Sanki hiç görülmemiş, hiç hissedilmemiş ya da hiç olmamış gibi. 14

16 Kaynaklar: 1. Kalat J. Introduction to Psychology. 8 th edition, Wadsworth Publishing Kaplan HI, Sadock BJ, Grebb JA. Synopsis of Psychiatry, Behavioral Sciences Clinical Psychiatry, 7. Baskı, William-Wilkins, Baltimore, Öztürk MO. Ruh Sağlığu ve Bozukluklar, Hekimler Yayın Birlii, Ankara, Schwartz JRL. Modafinil. Expert Opinion Pharmacother 2005, 6: Pagel JF, Barnes BL. Medications for the treatment of sleep disorders: An overview. Primary Care Companion J Clin Psychiatry 2001, 3:

UYKU UYANIKLIK DÖNGÜSÜ. Dr.Ezgi Tuna Erdoğan İstanbul Tıp Fakültesi Fizyoloji A.D.

UYKU UYANIKLIK DÖNGÜSÜ. Dr.Ezgi Tuna Erdoğan İstanbul Tıp Fakültesi Fizyoloji A.D. UYKU UYANIKLIK DÖNGÜSÜ Dr.Ezgi Tuna Erdoğan İstanbul Tıp Fakültesi Fizyoloji A.D. Uyku tanımı Uyku Fizyolojisi (uyku evreleri) Sirkadiyen ritim Uyku yoksunluğu İdeal uyku Uyku ile ilgili bazı hastalıklar

Detaylı

BİLİNÇ. Doç. Dr.Lütfullah Beşiroğlu

BİLİNÇ. Doç. Dr.Lütfullah Beşiroğlu BİLİNÇ Doç. Dr.Lütfullah Beşiroğlu 1 Tanım Belirli bir anda aktif olan düşünce, duygu, algı ve anıların tümüne olan FARKINDALIK hali. İzlenimlerimiz ve eylemlerimiz üzerinde bilgi sahibi olmak Farkındalık

Detaylı

Açıklama 2008-2010. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK

Açıklama 2008-2010. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK Açıklama 20082010 Araştırmacı: YOK Danışman: YOK Konuşmacı: YOK TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU VE UYKU Hypnos (Uyku Tanrısı) Nyks (Gece Tanrısı) Hypnos (uyku tanrısı) ve Thanatos (ölüm tanrısı) Morpheus

Detaylı

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ İnsomni Dr. Selda KORKMAZ Uykuya başlama zorluğu Uykuyu sürdürme zorluğu Çok erken uyanma Kronik şekilde dinlendirici olmayan uyku yakınması Kötü kalitede uyku yakınması Genel populasyonda en sık görülen

Detaylı

Beyin Dalgaları-Uyku-Epilepsi

Beyin Dalgaları-Uyku-Epilepsi Beyin Dalgaları-Uyku-Epilepsi Beyin dalgaları-eeg Gözler açıldığında alfa ritminin düşük voltajlı beta ritmiyle yer değiştirmesi Uyanıklık ve uykunun farklı aşamalarında EEG Epilepsinin değişik türlerinde

Detaylı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR Prof. Dr. Mehmet Ersoy DEMANSA NEDEN OLAN HASTALIKLAR AMAÇ Demansın nedenleri ve gelişim sürecinin öğretmek Yaşlı bireyde demansa bağlı oluşabilecek problemleri öğretmek

Detaylı

ANKSİYETE BOZUKLUKLARININ KARDİYOVASKÜLER SİSTEM ÜZERİNE ETKİLERİ. Doç.Dr.Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD

ANKSİYETE BOZUKLUKLARININ KARDİYOVASKÜLER SİSTEM ÜZERİNE ETKİLERİ. Doç.Dr.Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD ANKSİYETE BOZUKLUKLARININ KARDİYOVASKÜLER SİSTEM ÜZERİNE ETKİLERİ Doç.Dr.Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Açıklama 2008 2010 Araştırmacı: Lilly Konuşmacı: Lundbeck Sunum

Detaylı

Uykusuzluk Yakınması İle Gelen Hastaya Yaklaşım. Dr. Hakan KAYNAK

Uykusuzluk Yakınması İle Gelen Hastaya Yaklaşım. Dr. Hakan KAYNAK Uykusuzluk Yakınması İle Gelen Hastaya Yaklaşım Dr. Hakan KAYNAK Uykusuzluk Birçok kişi için = Uyku ilacı Uyku hekimi için =??? Kabus 1979 Sınıflaması Diagnostic Classification of Sleep and Arousal Disorders

Detaylı

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi Hangi Böbrek Hastalarına Ruhsal Destek Verilebilir? Çocukluktan yaşlılığa

Detaylı

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem. Onkoloji Okulu İstanbul /2014 SAĞLIK NEDİR? Sağlık insan vücudunda; Fiziksel, Ruhsal, Sosyal

Detaylı

Ayrıca sinirler arasındaki iletişimi sağlayan beyindeki bazı kimyasal maddelerin üretimi de azalır.

Ayrıca sinirler arasındaki iletişimi sağlayan beyindeki bazı kimyasal maddelerin üretimi de azalır. Alzheimer hastalığı nedir, neden olur? Alzheimer hastalığı, yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan ilerleyici bir beyin hastalığıdır.

Detaylı

Pediatrik Uyku Evrelemesi Ve Yetişkinle Karşılaştırması

Pediatrik Uyku Evrelemesi Ve Yetişkinle Karşılaştırması Pediatrik Uyku Evrelemesi Ve Yetişkinle Karşılaştırması Doç.Dr.Nalan Kayrak Nöroloji ve Klinik Nörofizyoloji İstanbul Cerrahi Hastanesi Çocuklarda Uyku Yapısı Erişkinlerdekinden Farklıdır REM süresi daha

Detaylı

Uyku sorunları: Ruhsal bozukluklardaki önemi. Prof. Dr. Mustafa Tayfun Turan Erciyes ÜTF Psikiyatri AD tayfunturan@hotmail.com

Uyku sorunları: Ruhsal bozukluklardaki önemi. Prof. Dr. Mustafa Tayfun Turan Erciyes ÜTF Psikiyatri AD tayfunturan@hotmail.com Uyku sorunları: Ruhsal bozukluklardaki önemi Prof. Dr. Mustafa Tayfun Turan Erciyes ÜTF Psikiyatri AD tayfunturan@hotmail.com Müracaat eden herkese muayenede uyku durumu sorulmalı İnsomnia (Uykusuzluk)

Detaylı

Çocuklarda Uyku ve İlgili Sorunlar

Çocuklarda Uyku ve İlgili Sorunlar Çocuklarda Uyku ve İlgili Sorunlar Doç. Dr. Osman Sabuncuoğlu Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocukluk ve Uyku elele gider Anne baba ve hekimler

Detaylı

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir.

Eğer metabolizmanızda bir sorun varsa, başta kilo kontrolünüz olmak üzere vücudunuzdaki pek çok şey problemli hale gelir. Metabolizma, bedeninizdeki kimyasal tepkimelerin toplamını ifade eden sihirli bir sözcüktür. Özellikle orta yaşlar ve sonrasında görülen kilo artışlarının, çabuk yorulma, halsizlik ve yorgunlukların başlıca

Detaylı

Santral (merkezi) sinir sistemi

Santral (merkezi) sinir sistemi Santral (merkezi) sinir sistemi 1 2 Beyin birçok dokunun kontrollerini üstlenmiştir. Çalışması hakkında hala yeterli veri edinemediğimiz beyin, hafıza ve karar verme organı olarak kabul edilir. Sadece

Detaylı

Bu bozukluk madde kullanımına veya genel tıbbi durumdaki bir bozukluğa bağlı değildir.

Bu bozukluk madde kullanımına veya genel tıbbi durumdaki bir bozukluğa bağlı değildir. Psikiyatrinin en önemli hastalıklarından biridir. Bu hastalıkta gerçeği değerlendirme yetisinde bozulma, acayip tuhaf davranışlar, hezeyanlar ( mantıksız, saçma, olması mümkün olmayan veya olması mümkün

Detaylı

Uyku Bozukluklarına Bağlı Oluşan Metabolik ve Kronik Hastalıklar. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU

Uyku Bozukluklarına Bağlı Oluşan Metabolik ve Kronik Hastalıklar. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU Uyku Bozukluklarına Bağlı Oluşan Metabolik ve Kronik Hastalıklar Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU OSAS ve kardiyovasküler hastalıklar OSAS ve serebrovasküler hastalıklar OSAS ve hipertansiyon OSAS ve şeker metabolizması

Detaylı

BEZMİÂLEM. Horlama ve Uyku. Apne Sendromu VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ. Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı.

BEZMİÂLEM. Horlama ve Uyku. Apne Sendromu VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ. Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı. Horlama ve Uyku Apne Sendromu BEZMİÂLEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Uyku Polikliniği rtibat : 0212 453 17 00 GH-02 V;01/2010 Horlama ve Uyku Apne Sendromu

Detaylı

DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık

DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık DEMANS ya da BUNAMA olarak bilinen hastalık yaşlılığın doğal bir sonucu değildir.. Demansın en sık nedeni ALZHEİMER HASTALIĞI DIR. Yaşla gelen unutkanlık ALZHEİMER HASTALIĞI nın habercisi olabilir!!! ALZHEİMER

Detaylı

Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU

Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları. Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU Uykuyla İlişkili Hareket Bozuklukları Dr. Kemal HAMAMCIOĞLU ICSD-2 (International Classification of Sleep Disorders-version 2) 2005 Huzursuz bacaklar sendromu Uykuda periyodik hareket bozukluğu Uykuyla

Detaylı

REM UYKU ĠLĠġKĠLĠ PARASOMNĠLER. Dr Selda KORKMAZ 25-26 Ģubat 2012

REM UYKU ĠLĠġKĠLĠ PARASOMNĠLER. Dr Selda KORKMAZ 25-26 Ģubat 2012 REM UYKU ĠLĠġKĠLĠ PARASOMNĠLER Dr Selda KORKMAZ 25-26 Ģubat 2012 REM uyku iliģkili parasomniler; REM uyku davranıģ bozukluğu Tekrarlayan izole uyku paralizisi Kabus bozukluğu REM UYKU DAVRANIġ BOZUKLUĞU

Detaylı

Uyku Nörofizyolojisi. Dr. Hikmet Yılmaz VI. Uludağ Nöroloji Günleri 10-13 Mart 2011 Uludağ-Bursa

Uyku Nörofizyolojisi. Dr. Hikmet Yılmaz VI. Uludağ Nöroloji Günleri 10-13 Mart 2011 Uludağ-Bursa Uyku Nörofizyolojisi Dr. Hikmet Yılmaz VI. Uludağ Nöroloji Günleri 10-13 Mart 2011 Uludağ-Bursa Sunu planı Uyku uyanıklık döngüsü Homeostatik ve sirkadiyen süreçler Vücut ısısı Sirkadiyen ritm genetiği

Detaylı

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM 9.11.2015 ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Konular Doğum öncesi gelişim aşamaları Zigot Doğum öncesi çevresel etkiler Teratojenler Doğum Öncesi G elişim Anneyle ilgili diğer faktörler Öğr. Gör. C an ÜNVERDİ Zigot

Detaylı

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı Doç.Dr.Vesile Altınyazar Tüm dünyada ilaç harcamalarının toplam sağlık harcamaları içindekipayı ortalama %24,9 Ülkemizde bu oran 2000 yılı için %33,5 Akılcı İlaç Kullanımı;

Detaylı

Uyku Bozuklukları. Dursun Karaman, Koray Kara, İbrahim Durukan

Uyku Bozuklukları. Dursun Karaman, Koray Kara, İbrahim Durukan Dursun Karaman, Koray Kara, İbrahim Durukan Giriş İnsan hayatını uyku ve uyanık olarak bir periyodik döngü içerisinde geçirir. Her canlının genetik olarak düzenlenen bir iç saati yani endojen ritmi vardır.

Detaylı

NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ

NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ Doç. Dr. Okan Çalıyurt Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD, Edirne Temel Kavramlar Madde kötüye kullanımı Madde bağımlılığı Yoksunluk Tolerans

Detaylı

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı Doç.Dr.Vesile Altınyazar Tüm dünyada ilaç harcamalarının toplam sağlık harcamaları içindeki payı ortalama %24,9 Ülkemizde bu oran 2000 yılı için %33,5 DSÖ tahminlerine

Detaylı

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF.

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF. EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU Hasta Kitapçığı PROF.DR ARZU YAĞIZ ON POLİOMYELİT (ÇOCUK FELCİ) NEDİR? Poliomyelit, çocukluk çağında görülen

Detaylı

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ A.D. Madde deyince ne anlıyoruz? Alkol Amfetamin gibi uyarıcılar Kafein Esrar ve sentetik kannabinoidler

Detaylı

Olaya Ġlişkin Potansiyel Kayıt Yöntemleri Kognitif Paradigmalar

Olaya Ġlişkin Potansiyel Kayıt Yöntemleri Kognitif Paradigmalar Olaya Ġlişkin Potansiyel Kayıt Yöntemleri Kognitif Paradigmalar Prof. Dr. Sacit Karamürsel İstanbul Tıp Fakültesi, Fizyoloji Anabilim Dalı sacit@istanbul.edu.tr Elektroansefalogram (EEG), merkezi sinir

Detaylı

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak PARKİNSON HASTALIĞI Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND

Detaylı

Sütün Biyoaktif Bir Hormonu: Melatonin

Sütün Biyoaktif Bir Hormonu: Melatonin Sütün Biyoaktif Bir Hormonu: Melatonin Elif Ayşe Anlı, Asuman Gürsel, Ayşe Gürsoy Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Süt Teknolojisi Bölümü, Ankara MELATONİN Melatonin memelilerin pineal bezi (beyin

Detaylı

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Doç. Dr. Özen Önen Sertöz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Ankara,

Detaylı

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA

SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ. Prof. Dr. Erdal ZORBA SAĞLIKLI YAŞAM VE EGZERSĐZ Prof. Dr. Erdal ZORBA GEÇMĐŞTEN GÜNÜMÜZE SAĞLIK Geçmişte sağlığın tanımı; hastalıklardan uzak olma diye ifade edilirdi. 1900 lerin başında ölümlerin büyük bir kısmı bakteri ve

Detaylı

İnsomnia ve diğer uyku bozukluklarında bilişsel ve davranışcı tedavi

İnsomnia ve diğer uyku bozukluklarında bilişsel ve davranışcı tedavi İnsomnia ve diğer uyku bozukluklarında bilişsel ve davranışcı tedavi Prof. Dr. Hamdullah Aydın Uyku Tıbbı Hekimliği Sertifikasyon Kursu, 2013 www.uyku.gen.tr Kuramsal tanımlama-i Varsayım: Bireyin duygu

Detaylı

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER A) BİYOLOJİK ETMENLER KALITIM İÇ SALGI BEZLERİ B) ÇEVRE A) BİYOLOJİK ETMENLER 1. KALITIM Anne ve babadan genler yoluyla bebeğe geçen özelliklerdir.

Detaylı

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS), Merkezi Sinir Sistemine (MSS) bilgi ileten ve bilgi alan sinir sistemi bölümüdür. Merkezi Sinir Sistemi nden çıkarak tüm vücuda dağılan sinirleri

Detaylı

EGZERSİZ VE TERMAL STRES. Prof.Dr.Fadıl ÖZYENER

EGZERSİZ VE TERMAL STRES. Prof.Dr.Fadıl ÖZYENER EGZERSİZ VE TERMAL STRES Prof.Dr.Fadıl ÖZYENER TERMAL DENGE ısı üretimi BMH Kas etkinliği Hormonlar Besinlerin termik etkisi Postur Çevre ısısı Vücut ısısı (37 o C±1) ısı kaybı konveksiyon, radyasyon,

Detaylı

Yazar Ad 41 Prof. Dr. Haluk ÖZEN Cinsel hayat çocuk yaştan itibaren hayatımızın önemli bir kesimini oluşturur. Yaşlılık döneminde cinsellik ayrı bir özellik taşır. Yaşlı erkek kimdir, hangi yaş yaşlanma

Detaylı

TANI, TEDAVİ VE ARAŞTIRMA AÇISINDAN CİNSEL BOZUKLUKLAR VE DSM 5. Prof. Dr. Cem İncesu Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

TANI, TEDAVİ VE ARAŞTIRMA AÇISINDAN CİNSEL BOZUKLUKLAR VE DSM 5. Prof. Dr. Cem İncesu Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı TANI, TEDAVİ VE ARAŞTIRMA AÇISINDAN CİNSEL BOZUKLUKLAR VE DSM 5 Prof. Dr. Cem İncesu Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Açıklama (2011-2013) Danışman: Pfizer Konuşmacı: Pfizer

Detaylı

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER 0341110024 YAŞLANMA Hücre yapısını ve organelleri oluşturan moleküler yapılarından başlayıp hücre organelleri,hücre,doku,organ ve organ sistemlerine

Detaylı

Menopozda Öz-bakım. Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi

Menopozda Öz-bakım. Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Menopozda Öz-bakım Doç.Dr.Nevin Hotun Şahin İ.Ü Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Yapılan araştırmalar, kadınların menopozun ne olduğunu, bedenlerinde meydana gelen değişikliklerin

Detaylı

RATLARDA ANNE YOKSUNLUĞU SENDROMUNA ZENGĠNLEġTĠRĠLMĠġ ÇEVRENĠN ETKĠSĠ. Serap ATA, Hülya İNCE, Ömer Faruk AYDIN, Haydar Ali TAŞDEMİR, Hamit ÖZYÜREK

RATLARDA ANNE YOKSUNLUĞU SENDROMUNA ZENGĠNLEġTĠRĠLMĠġ ÇEVRENĠN ETKĠSĠ. Serap ATA, Hülya İNCE, Ömer Faruk AYDIN, Haydar Ali TAŞDEMİR, Hamit ÖZYÜREK RATLARDA ANNE YOKSUNLUĞU SENDROMUNA ZENGĠNLEġTĠRĠLMĠġ ÇEVRENĠN ETKĠSĠ Serap ATA, Hülya İNCE, Ömer Faruk AYDIN, Haydar Ali TAŞDEMİR, Hamit ÖZYÜREK Hayatın erken döneminde ebeveyn kaybı veya ihmali gibi

Detaylı

Web adresi. Psikolojiye Giriş. Bu Senin Beynin! Ders 2. Değerlendirme. Diğer şeyler. Bağlantıya geçme. Nasıl iyi yapılır. Arasınav (%30) Final (%35)

Web adresi. Psikolojiye Giriş. Bu Senin Beynin! Ders 2. Değerlendirme. Diğer şeyler. Bağlantıya geçme. Nasıl iyi yapılır. Arasınav (%30) Final (%35) Psikolojiye Giriş Web adresi Bu Senin Beynin! Ders 2 2 Değerlendirme Arasınav (%30) Diğer şeyler Bağlantıya geçme Final (%35) Haftalık okuma raporları (%15) Nasıl iyi yapılır Kitap inceleme (%20) Deneye

Detaylı

ALZHEİMER HASTALIĞINA BAKIŞ. Uzm. Dr. Gülşah BÖLÜK NÖROLOJİ BİLECİK DH 2015

ALZHEİMER HASTALIĞINA BAKIŞ. Uzm. Dr. Gülşah BÖLÜK NÖROLOJİ BİLECİK DH 2015 ALZHEİMER HASTALIĞINA BAKIŞ Uzm. Dr. Gülşah BÖLÜK NÖROLOJİ BİLECİK DH 2015 Bunama yaşlılığın doğal bir sonucu değildir. Yaşla gelen unutkanlık, Alzheimer Hastalığının habercisi olabilir! Her yaşta insanın

Detaylı

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER

TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER TİP 2 DİYABETLİ BİREYLERDE UYKU KALİTESİ, GÜNDÜZ UYKULULUK HALİ VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER Doç.Dr. Belgüzar Kara*, Özge KILIÇ** *GATA Hemşirelik Yüksekokulu, **GATA Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları

Detaylı

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde

Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik

Detaylı

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER 0-2 Yaş Süt çocukluğu 2-5 Yaş Oyun çocukluğu veya okul öncesi 6-12,14 Yaş Okul çağı veya büyük çocukluk 4-5 yıl Ergenlik dönemi 23-26 Yaş Gençlik veya ergenlik sonu 2-5 YAŞ

Detaylı

BESLENME VE UYKU DÜZENİNİN SINAV İÇİN ÖNEMİ

BESLENME VE UYKU DÜZENİNİN SINAV İÇİN ÖNEMİ BESLENME VE UYKU DÜZENİNİN SINAV İÇİN ÖNEMİ Beslenme ve uyku düzeni ders çalışma süreci ve sınavlar için çok önemlidir. Zihinsel ve bedensel enerjiyi en fazla etkileyen faktörlerden biri yemek yeme biçimidir.

Detaylı

Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu

Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu Ass. Dr. Toygun Tok İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Psikiyatri Kliniği

Detaylı

HORLAMA VE TIKAYICI UYKU APNESĠ HASTALIĞI. Prof. Dr. Ali Vefa YÜCETÜRK Celal Bayar Ün. Tıp Fak. KBB AD Öğretim Üyesi

HORLAMA VE TIKAYICI UYKU APNESĠ HASTALIĞI. Prof. Dr. Ali Vefa YÜCETÜRK Celal Bayar Ün. Tıp Fak. KBB AD Öğretim Üyesi HORLAMA VE TIKAYICI UYKU APNESĠ HASTALIĞI Prof. Dr. Ali Vefa YÜCETÜRK Celal Bayar Ün. Tıp Fak. KBB AD Öğretim Üyesi TANIM Horlama ve buna eşlik eden solunum düzensizlikleri ile karakterize klinik tablolardır.

Detaylı

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi

ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ. Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi ORMANCILIK İŞ BİLGİSİ Hazırlayan Doç. Dr. Habip EROĞLU Karadeniz Teknik Üniversitesi, Orman Fakültesi 1 Verim Arzının Zaman İçinde Değişimi Verim Arzının dış görünümü olan iş verimi işin tekrarlanması

Detaylı

Parkinson hastalığı beyindeki hücre dejenerasyonu (işlev kaybı ile hücre ölümü) ile giden bir nörolojik

Parkinson hastalığı beyindeki hücre dejenerasyonu (işlev kaybı ile hücre ölümü) ile giden bir nörolojik Parkinson Hastalığı Nedir? Parkinson hastalığı beyindeki hücre dejenerasyonu (işlev kaybı ile hücre ölümü) ile giden bir nörolojik hastalıktır. Bu hastalıkta beyinde dopamin isimli bir molekülü üreten

Detaylı

YAŞLI SAĞLIĞI DALAMAN DEVLET HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ

YAŞLI SAĞLIĞI DALAMAN DEVLET HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ YAŞLI SAĞLIĞI DALAMAN DEVLET HASTANESİ EĞİTİM BİRİMİ yaşlılıkta hastalıkların önlenmesi (birincil korunma) ilkeleri 1. İleri Yaşta Bağışıklama 2. Kanserden Korunma 3. Yeterli ve Dengeli Beslenme 4. Yaşlılıkta

Detaylı

Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem. Sıklığı?? Klinik seyir??

Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem. Sıklığı?? Klinik seyir?? Doğum sonrası anksiyete bozukluğu için riskli dönem Sıklığı?? Klinik seyir?? Çocuğun ilk travmatik yaşam olayı emzirme bağlanma olumsuz sağlık koşulları yetersiz bakım Doğum Değişim İyi anne olabilecek

Detaylı

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır.

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır. Lohusalık döneminde ruhsal hastalıklar: risk etkenleri ve klinik gidiş Doç.Dr. Leyla Gülseren 25 Eylül 2013 49. Ulusal

Detaylı

Demans ve Alzheimer Nedir?

Demans ve Alzheimer Nedir? DEMANS Halk arasında 'bunama' dedigimiz durumdur. Kişinin yaşından beklenen beyin performansını gösterememesidir. Özellikle etkilenen bölgeler; hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır. Durumun

Detaylı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı

Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı Sağlıklı Kan Basıncı Sağlıklı Kalp Atımı 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. 17 MAYIS 2013 Dünya Hipertansiyon Ligi Girişimidir. Hipertansiyon Nedir? Çoğunlukla yüksek kan basıncı olarak

Detaylı

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri

Zeka Gerilikleri Zeka Geriliği nedir? Sıklık Nedenleri Zeka Geriliği nedir? Zeka geriliğinin kişinin yaşına ve konumuna uygun işlevselliği gösterememesiyle belirlidir. Bunun yanı sıra motor gelişimi, dili kullanma yeteneği bozuk, anlama ve kavrama yaşıtlarından

Detaylı

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Doç. Dr. Fatih Öncü. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doç. Dr. Fatih Öncü Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikolojik taciz Bedensel Ruhsal Bedensel ve ruhsal Çalışma hayatında mobbing veya psikolojik

Detaylı

Doç. Dr. Orhan YILMAZ

Doç. Dr. Orhan YILMAZ Yazar Ad 145 Doç. Dr. Orhan YILMAZ İnsanda yaş ilerledikçe tüm organlarda görülebilen yaşlanma işitme organında da görülür ve bu arada işitme duyusu da gün geçtikçe zayıflar. Yaşlılığa bağlı olarak gelişen

Detaylı

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir?

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir? Psikolojiye Giriş İşler Kötüye Gittiğinde Olanlar: Zihinsel Bozukluklar 1. Kısım Ders 18 Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları Susan Noeln-Hoeksema Psikoloj Profesörü Yale Üniversitesi 2 Anormallik

Detaylı

BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD

BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD BİRİNCİ BASAMAKDA PSİKİYATRİ NURAY ATASOY ZKÜ TIP FAKÜLTESİ AD Çalışmalarda birinci basamak sağlık kurumlarına başvuran hastalardaki psikiyatrik hastalık sıklığı, gerek değerlendirme ölçekleri kullanılarak

Detaylı

Uyku Bozuklukları Sınıflaması ve Ayırıcı Tanısı

Uyku Bozuklukları Sınıflaması ve Ayırıcı Tanısı Uykuda Solunum Bozuklukları Dizisi: 10 Uyku Bozuklukları Sınıflaması ve Ayırıcı Tanısı Oğuz KÖKTÜRK* * Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, ANKARA Dizinin daha önceki bölümlerinde

Detaylı

UYKU BOZUKLUKLARI. Erişkin bir insan ortalama olarak günde 7-8 saat uyuduğuna göre, ömrümüzün üçte

UYKU BOZUKLUKLARI. Erişkin bir insan ortalama olarak günde 7-8 saat uyuduğuna göre, ömrümüzün üçte UYKU BOZUKLUKLARI Erişkin bir insan ortalama olarak günde 7-8 saat uyuduğuna göre, ömrümüzün üçte biri uykuda geçmektedir. Bundan da anlaşılabileceği gibi uyku, organizma için yemek, su, nefes alma gibi

Detaylı

Uykunun işlevleri nelerdir?

Uykunun işlevleri nelerdir? UYKU BOZUKLUKLARI Erişkin bir insan ortalama olarak günde 7-8 saat uyuduğuna göre, ömrümüzün üçte biri uykuda geçmektedir. Bundan da anlaşılabileceği gibi uyku, organizma için yemek, su, nefes alma gibi

Detaylı

Prof. Dr. Yeşim GÖKÇE - KUTSAL

Prof. Dr. Yeşim GÖKÇE - KUTSAL Yazar Ad 157 Prof. Dr. Yeşim GÖKÇE - KUTSAL Yaşlanma ile birlikte organlarda ve organ sistemlerinde ortaya çıkan değişiklikler sonucunda, vücudun çeşitli stres ve değişen koşullara adaptasyonu azalmıştır.

Detaylı

İşyerinde oluşan hastalığa neden olan, sağlık ve

İşyerinde oluşan hastalığa neden olan, sağlık ve MESLEKİ RİSKLER VE İŞ HİJYENİ İş Hijyeni; İşyerinde oluşan hastalığa neden olan, sağlık ve iyilik ilik halini i bozan, işçiler il ve toplumdaki bireyler arasında önemli ölçüde huzursuzluk ve verimsizlik

Detaylı

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME FORMU

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME FORMU Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI KLİNİĞİ YATAN HASTA DEĞERLENDİRME

Detaylı

Teknoloji Bağımlılığı

Teknoloji Bağımlılığı Teknoloji Bağımlılığı Açelya Şahin Fırat Uzman Klinik Psikolog www.monomente.com MEV Okulları Basınköy 17.11.2015 Bağımlılık nedir? Bağımlılık; herhangi bir insan, nesne veya maddeye karşı duyulan önlenemez

Detaylı

Narkolepsi..Dr.Zerrin.Zerrin Pelin Pendik Devlet Hastanesi Uyku Bozuklukları Birimi

Narkolepsi..Dr.Zerrin.Zerrin Pelin Pendik Devlet Hastanesi Uyku Bozuklukları Birimi Narkolepsi Doç.Dr.Dr.Zerrin.Zerrin Pelin Pendik Devlet Hastanesi Uyku Bozuklukları Birimi Klasik Tanım Gündüz z aşıa şırı uykululuk Katapleksi Uyku paralizisi Hipnogojik halüsinasyonlar Genişletilmi letilmiş

Detaylı

KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir? KOAH NE DEMEKTİR? KOAH Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir? Hastalar için özet bilgiler KOAH nedir? KOAH, hastalığın belli başlı özelliklerinin tanımını içinde barındıran Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı teriminin

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ

TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ TALASEMİDE OSTEOPOROZ EGZERSİZLERİ DR. FZT. AYSEL YILDIZ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ FİZİKSEL TIP VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI Talasemi; Kalıtsal bir hemoglobin hastalığıdır. Hemoglobin

Detaylı

Kalp Kapak Hastalıkları

Kalp Kapak Hastalıkları BR.HLİ.085 içerisinde kanın bulunduğu dört odacık vardır. Bunlardan ikisi sağ, ikisi ise sol kalp yarımında bulunur. Kalbe gelen kan önce sağ atriuma gelir ve kalbin sağ kulakcığı ve sağ karıncığı arasında

Detaylı

OBEZİTE VE DEPRESYON. Prof. Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD.

OBEZİTE VE DEPRESYON. Prof. Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD. OBEZİTE VE DEPRESYON Prof. Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD. Obezite nedir? Obezite BKİ>30 kg/m² Çoğul etyolojili Kronik Tekrarlayıcı Yaşam kalitesini bozan Çeşitli

Detaylı

PANİK BOZUKLUĞU SİZ OLSAYDINIZ NE YAPARDINIZ?

PANİK BOZUKLUĞU SİZ OLSAYDINIZ NE YAPARDINIZ? PANİK BOZUKLUĞU SİZ OLSAYDINIZ NE YAPARDINIZ? Prof. Dr. Aylin Ertekin Yazıcı Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Olgu 1 32 yaşında, kadın Sınıf öğretmeni Evli Bir kızı var Yakınması Toplu taşıma

Detaylı

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler

Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler Zihinsel yetersizlik üç ölçütte ele alınmaktadır 1. Zihinsel işlevlerde önemli derecede normalin altında olma 2. Uyumsal davranışlarda yetersizlik gösterme 3. Gelişim

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

Uyku uyanıklık döngüsü/ sirkadyen ritim Sirkadyen ritim bozuklukları ve tedavisinde parlak ışık Işık aydınlatma ve ölçüler

Uyku uyanıklık döngüsü/ sirkadyen ritim Sirkadyen ritim bozuklukları ve tedavisinde parlak ışık Işık aydınlatma ve ölçüler Dr.Ahmet U Demir Uyku uyanıklık döngüsü/ sirkadyen ritim Sirkadyen ritim bozuklukları ve tedavisinde parlak ışık Işık aydınlatma ve ölçüler Uyku uyanıklık döngüsü/ sirkadyen ritim Sirkadyen ritim bozuklukları

Detaylı

İleri Evre Parkinson Hastalığı nda Tedavi Seçenekleri

İleri Evre Parkinson Hastalığı nda Tedavi Seçenekleri İleri Evre Parkinson Hastalığı nda Tedavi Seçenekleri Parkinson Hastalığı Nasıldır? Parkinson Hastalığı nda amaç, beyinde eksilen dopaminin oluşturduğu etkiyi yerine koymaktır. Bu maddenin yerine geçen

Detaylı

YAŞLILIK DÖNEMİNDE İLAÇ KULLANIMI

YAŞLILIK DÖNEMİNDE İLAÇ KULLANIMI YAŞLILIK DÖNEMİNDE İLAÇ KULLANIMI Prof.Dr. Yeşim Gökçe KUTSAL -Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi -Hacettepe Üniversitesi Geriatrik Bilimler

Detaylı

PARKİNSON HASTALIĞI: SORU CEVAP. Prof Dr. Dilek İnce Günal Marmara Üniversitesi Tıp Fak. Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

PARKİNSON HASTALIĞI: SORU CEVAP. Prof Dr. Dilek İnce Günal Marmara Üniversitesi Tıp Fak. Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARKİNSON HASTALIĞI: SORU CEVAP Prof Dr. Dilek İnce Günal Marmara Üniversitesi Tıp Fak. Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Sorular: 1. PARKİNSON HASTALIĞI NEDİR? 2. PARKİNSON HASTALIĞI NEDEN OLUR? 3.

Detaylı

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu DAVRANIŞ (Behavior): Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir. Duygular, tutumlar, zihinsel süreçler

Detaylı

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi)

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) Otonom sinir sitemi iki alt kısma ayrılır: 1. Sempatik sinir sistemi 2. Parasempatik sinir sistemi Sempatik ve parasempatik sistemin terminal nöronları gangliyonlarda

Detaylı

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I HEDEFLER İÇİNDEKİLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I Gelişim Psikolojisinin Alanı Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları Gelişimi Etkileyen Faktörler Gelişimin Temel İlkeleri Fiziksel Gelişim Alanı PSİKOLOJİ Bu

Detaylı

Bölüm: 11 Manik Depresyona Özel İlaç Fikri

Bölüm: 11 Manik Depresyona Özel İlaç Fikri Bölüm: 11 Manik Depresyona Özel İlaç Fikri Lityum psikiyatri 1950 1980lerde lityum bazı antikonvülzanlara benzer etki Ayrı ayrı ve yineleyen nöbetler şeklinde ortaya çıkan manik depresyon ve epilepsi Böylece

Detaylı

Yrd. Doç.Dr. Mehmet AK GATA Psikiyatri AD

Yrd. Doç.Dr. Mehmet AK GATA Psikiyatri AD Yaşlılarda Psikofarm akoloji Uygulam a Prensipleri Yrd. Doç.Dr. Mehmet AK GATA Psikiyatri AD ABD > 65 yaş, nüfusun %13 ancak reçete edilen tüm ilaçların % 35 > 70 yaş, hastaneye yatış 1/6 ilaç yan etkisi

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) Sosyal Psikoloji Uygulamaları HUKUK SAĞLIK DAVRANIŞI KLİNİK PSİKOLOJİ TÜKETİCİ DAVRANIŞI VE PAZARLAMA POLİTİKA ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ SOSYAL

Detaylı

2014

2014 2014 DİKKAT EKSİKLİĞİ BOZUKLUĞU (DEB) ve MentalUP İçerik DEB e Klinik İlgi DEB Nedir? DEB in Belirtileri DEB in Zihinsel Sürece Etkileri DEB in Psikososyal Tedavisi MentalUP tan Faydalanma MentalUP İçeriği

Detaylı

BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ

BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları

Detaylı

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER

BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER BÜYÜME VE GELİŞMEDE DÖNEMLER 0-2 Yaş Süt çocukluğu 2-5 Yaş Oyun çocukluğu veya okul öncesi 6-12,14 Yaş Okul çağı veya büyük çocukluk 4-5 yıl Ergenlik dönemi 23-26 Yaş Gençlik veya ergenlik sonu 2-5 YAŞ

Detaylı

UYKUSUZ (Uyuma Sorunu Olan) BEBEK

UYKUSUZ (Uyuma Sorunu Olan) BEBEK UYKUSUZ (Uyuma Sorunu Olan) BEBEK Prof.Dr.Elif N.Özmert Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Sosyal Pedaitri BD Gelişimsel Pediatri BD Dün gece herkesi kim uykusuz bıraktı

Detaylı

CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar

CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar Doç. Dr. Turgut GÜLMEZ CALILIK (hayat) NEDİR? FİZYOLOJİ Yaşamın başlangıcı- gelişimi ve ilerlemesini

Detaylı

Tüm Uyku Teknologları Derneği. Uyku laboratuarı Akretidasyon Formu.? Telefon:.? Faks:..? E-posta:.? Web Sayfası:.

Tüm Uyku Teknologları Derneği. Uyku laboratuarı Akretidasyon Formu.? Telefon:.? Faks:..? E-posta:.? Web Sayfası:. Tüm Uyku Teknologları Derneği Uyku laboratuarı Akretidasyon Formu Tarih: A) ÇALIŞANLAR 1. Uyku laboratuarının Adı:? Adres:? Telefon:.? Faks:..? E-posta:.? Web Sayfası:. 2. Uyku laboratuarı Yönetimi:? Uyku

Detaylı

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı OTONOM SİNİR SİSTEMİ. Dr. Sinan CANAN scanan@baskent.edu.tr

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı OTONOM SİNİR SİSTEMİ. Dr. Sinan CANAN scanan@baskent.edu.tr Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı OTONOM SİNİR SİSTEMİ Dr. Sinan CANAN scanan@baskent.edu.tr Bu Bölümde: Eferent sinir sistemi ve görevleri Yollar, reseptörler ve kullanılan aracı

Detaylı

SOSYAL FOBİ. Sosyal fobide karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.

SOSYAL FOBİ. Sosyal fobide karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir. SOSYAL FOBİ Sosyal ortamlarda başkaları tarafından inceleme altında tutulduğu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır. Ve kişi bu korkunun

Detaylı

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011 Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını

Detaylı