DİVAN EDEBİYATI BEYANINDADIR

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "DİVAN EDEBİYATI BEYANINDADIR"

Transkript

1 ABDÜLBAKİ gölpinarli DİVAN EDEBİYATI BEYANINDADIR MARMARA KITAHIİVI İSTANBUL t 94 S

2

3 Divan Edebiyatını yeni bir görüşle inceleyen bu eserin teıtibi İstanbulda M A R M A R A Basıınevlnde yapılmış ve Marifet Basımevinde 1945 yılında basılmıştır.

4 Hayat daimi bir oluştur ve yaşıyan,~her an kendi kendisini imal etmektedir. Kaya gibi yerinde duran, nabzı bile atmıyan, kaynayıp taşmıyan, köpürüp coşrnıyan, hayat ve hayatiyet eseri göstermiyenlere şu kadarcık bir sözüm var : Siz, durduğunuzu sanıyorsunuz ama zaman akıyor ve siz de bu akışın içindesiniz.

5

6 Fuzulî der ki : Âşiyân~ı murg-ı dil zülf~î perişanındadır Kande olsam ey peri gönlüm sertin yânındantr Işk derdiyle hoşam el çek ilâcımdan tabıb Kılm a derman kim helâkım zehri dermânındadır Çekme dâmen nâz edüp ûflâdelerden vehm kıl Göklere âçılmasun eller k i dâm ânındadır Mest-i hâb'i nâz olup cem'ei dil-î sad-pâremi Kim anın her pâresî bir nevk-i m üjgânındadtr Gözlerim yâşın görüp şûr etme nefret kim bu nem O l nemekdendir ki la*l*î şekker efşânındadır Bcs ki hicrânındadır hâsiyyet-î kat'-ı hayât O l hayât ehline hayrânam ki hicrânındadır Ey Fuzulî şcm*veş mutlak açılmaz yanmadın Tâblar kim sûnbâlünden rişte^î cântndadır B e lk i güzel, fakat çevir bu yaprağı artık!

7 Baki de şöyle s a y ık la r: Zülfünî ğörsem izârın üzre ey vcch-ı cemîl Sânuram zenci r şeklin bağlamıştır selsebîl Secde-î hâk-î ser~ı kuyunla mâh-ı çârdeh Çi/ıre-ı zerdin gnbâr-âlûde kılmış bir zelil C ûm i-i ışkında yârın çcrh bir kındîldir Âftâb-ı âlem-efrûz âna bir rûşen fit il Yollar etdî çihre-ı zerdinde seyl-î eşk ile Çeşm-i giryan benzer ol sakkaaya kim eyler sebil Muntazır olsa nala nerkis gubâr-ı râlıına Tutyaya B âkııjâ muhioc olur çeşnı-î a lil _ju yaprağı büsbütün çevir; bu, sana hiç bir şey söyliyemez.

8 Nef î de Hem kadeh hem bâjc hem bîr şûh sâkîdir gönül E hl i ışkın hâsılı sâhib-mezâktdır gönül Bir nefes dîdâr içün bin can fedâ etsem nola Nîce demlerdir esîr-î iştiyakıdır gönül Dildedir mihrin ko hâk olsun yolanda cân-u ten Ben ölürsem âlenvt ma'nîde bakidir gönül Zerredir amn^â ki tâb-ı â ftâ b ı işk ile Rüzgârın şemse-î tak-u ruvâkıdır gönül Etse N ef'î nola ger gönüyle dâim bcznı i hâs Hem kadeh hem bâde hem bir şûh sakidir gönül D e r. Bırakalım; hiç, ama hiç ayılmasın!

9 Nâilî merhum da Hevâ-yı ışka uyup küy-ı yâre dek gideriz Nesîm-'i subha refikiz belıâre dek gideriz Pelâs-pâre-i rindî be dûş-u kâse be kef Zekât 1 mey verilür bir diyâre dek gideriz Virûp tezelzûl-ı MansûrU sâk-ı arşa temam H u d â H ud â diyerek pây-ı dâre dek gideriz Tarîkti fâkada hem kejş olup SenâVye Cenâb 1 K ülfıani't lây^hâre dek gideriz Felek düşerse kef-i NâilVye dâm ânın Seninle mahkeme-î G irdigâr e dek gideriz Derniş. Varsın gitsin; o bilinmez diyara, o gidilince gelinmiye cek ülkeye gitsin de gelmesin!

10 Nedîm Efendi de N âz olur dem -hesle ceşm-î nînı kâbından senm Şermeder reng'î tebessüm la'l-i nâhtndan senin Açılar elbet ncsîm~î nevbehâr essün hele Bend~î dil muhkem değil bend~ı nikâhından senin Z âh id â m azur tut cildinde sıklet var biraz Güzelin fehmolunur hacm-ı kitabından senin Bezme bir dâhi donup gelmek değildi niyyetin Gittiğin vakt anladım ömrüm şitâbından senin Zülf-i pür-ç\ninle hem-dûş oldu cânâ kad çekûp Sünbül^t hâb-ı tegâfül câmehâbından senin Çeh değil sîb~î zenahdânında yer kalmış Nedîm Zahm-ı engnşt-ı nigâh-ı intihâbından senin D iy e söylenmiş, incelikler göstermiş. Göstermiş ama ne o âlem kalmış, ne incelikleri!

11 İÜ Şeyh Galib de şöyle demiş: O bahr-i cezbede kim gönlüm ıztırâba gelür Gü/ıer derûn-ı sadefien çıkup habâba gclür Döner sahîfe-î Erjeng*e bâliş-î kıştım Gehî ki cilve-i nazı hayâl-i hâba gelür Safâ-yı nûr~ı sabûhı bulan sii/elı -mestin Gözüne kâse-i horştd bir luırûbe gclür Riyâz~ı reng-i cemâle gider bu hûn-ı sirişk O rûhdan ki geçüp bûy-ı gül güldba gelür Hat-î freng gibî zülf-ü cbruvan geç-ü meç Ne anlanur rakain-ı mekri ne hisâba gelür Edf^ple dûmen-i zülfün öpor gf'lüp bir bir O fitneler ki»sc'/j-; /lüsnc intisaba gelür V e hayaller kurmuş, yeryüzüne bakmamış bile. Ama ne olmuş, demeseydi, o hayalleri kurmasaydı âlemde ne eksiklik olurdu ki?

12 11 Biz dc bu tim kuuandıky bu dilden ve bu dillcy anlıyanlara kötü şeyler yazmadık, işte o gevelemelerden bîr tanesi : Kaametin gülşene bir neşı>e~i nıüzdâd gelir G ül bu sahn-ı emele mest'ü se r- âzâd gelir Ney susar bülbül öter gonca gülümser yer yrr Müjde-î fasl-t behtir eylemeye, bâd gelir Medd'ü cezri elemin gamzene tesîr etmez Bezm~i gamdan nigehin şâd gider şüd gelir Zevk-ı hicranın ile öyle harâb oldu ki dil Jfve-î dem-be demin âşıka h îd â d gelir Aşk gam -perveriyinı vaslına erseni lebime D âk iy â nagme-i şâdı yine feryâd gtlir Fakat ne çıktı bundan, biz ne anladık, âlem ne anladı? Yeter, çevir bu yaprağı da, çevir ve bir daha açma artık!

13 12 Hâlâ bu dili kullananlar varsa kendileri söyiiyecekler, kendileri dinliyecekier, az bir zaman sonra susacaklar, bu gök kubbede seslerinin aksi bile kalmıyacaktır. Hâlâ bu yolda gezenler varsa bu hayâl ikliminde yapayalnız gezecekler, arkalarmdan gelen kimseyi de göremiyecekler, izleri bile silinecektir. Biz, bize gelelim şim di:

14 Giriş Y üzy ıllar önce : Saadetlü padişah, ölmeden saraya ölümün ağırlığı çöker. Baltacılar, ağır ağır gezinirlerkeh ayaklanma seslerinden ürkerler. Enderun hademesi^ fısıltılarla ko nuşur; İç ağalan, dışarı çıkmağa korkarlar; cüceler, biraz daha yere gömülürler; ak ağalu'in beyaz yüzleri biraz daha, sararır; harem ağalarının kuzg^uni ratları ağarır; dilsizlerin gözleri, biraz daha küçülür, işaretleri görülmez olur. Haremde valde sultan, derin bir yastayken hanını sultanlar, beşiklerin başlarında sessizce ağlarlar, iakat,' çocukları kız olanlar yalnız üzülürler. Erkek masumlar bile beşiklerinde huysuzluk etmez olurlar, yalnız masum ve anlamaz güzlerle analarının yaşit gözlerine dalarlar. Herkes, dışarda ayak sesleri lo- zer, herkes korkudan nc yapacağını şaşırmış bir hale gelir. Sahip devletin küçük, büyük bütün oğullan, her an cellâtları beklerler, tertibini bozarak apteı alırlar, rikatlannı şaşırarak namaz kılarlar, şımarıkhk* lan derin bir sükût ile artık tamamiyle örtülür. En fazla müteessir olması icap eden veliaht, en deçin bir ümitle en engin bir korku arasında bocalarken nihayet saadetlü padişah irtihali dari baka eder ve... ertesi günü, dünkü korkak veliahtın emriyle beş, on, onbeş; nekadarsa şehzadei civanbaht, şehadet derecesine yücelir; beş, on, onbeş ; ne kadarsa şehzadenin

15 14 kayıllan görülür; küçüldü, büyüklü, irili, ufaklı tabutlar, babalarının. tabutunu ve birbirlerinin tabutlarını takip ederek saray kapısından Ayasofyaya dojru buhurdaniardon tüten dumanlar ve kokular, hafızların ve naat okuyanların ağızlarından yükselen dinî ve tnistik nag^meler ve teraneler arasında parmak üstünde aheste aheste sag;a sola selâm vere vere gider. Sarayda hıçkırıklar boğulur, göz yaşları silinir, düşen devletlilerin yerine geçen yeni devletliler, yeni hileler düzmeğe, saraydakiler, bu yeni devletlileri elde etmek için yeni vesileler bıılmag;a koyulurlar ve Kanunu Alİ Osman, bu suretle icra edilmiş olur. Bu sırada şair, henüz sahip devlet ölmeden ölümüne, yenisi tahta çıkmadan cülûsuna en güzel tarihi düşürmek, en san atlı mersiye ve kasideyi yazmak için odasına kapanır, sol dizinin üstüne oturur, sagf dizini diker, Önündeki çekmecenin üstünde duran yazı takımından eline bir kamış kalemi alır, hokkaya banar, gözlerini duvardaki celi sülüs ve lâlik levhalara diker, sedirin üstüne nçıp sıraladığı yazma divanları, o divanlardaki tarihleri sijzer, sag; dizine aldığı Hind abadisi kâğıda arada bir gıcırtılarla birşey* İcr yazar, hesaplar, oflar, puflar, nihayet uyuklamıya başlar, yatak odasına geçer, rakamlı ve mısralı bir uykuya dalar, vezinle horlar, kafiyeyle sağa sola döner. Uç beş gün sonra divanların sayesinde tarihler düşürülmüş, mersiye ve kaside ayni zamanda yazılmıştır. Bîat merasimini müteakip yazılar sunulur, bekleme odasında hünkârın daveti sabırsızhkla beklenir. Maksat, yeni padişahın iltifatına nail olmak de-

16 Jildir. Çünkü eskisine acınmak, binlerce vesileye baş vurularak elde edilen mevkii kaybelme korku- sundandır. Bütün bu yazılar, birer vasıtadır; g^ye, haznedarın sunacag-ı mühürlü atlas kese ve kesenin içindeki altınların kemiyeti, ne suretle olursa olsun bu ihsanların kesilmemesi ve eksilmemesidir. 15 Günün birinde uzaktan uzağa bir uğultudur d u yulur. Yavaş yavaş üsküfler seçilmeğe, teberlerin, kılıçların parıltıları görülmeğe, «İstemeyiz», yahut «Vezirin başını isteriz» naaraları duyulmağa başlar. Sarayın kapıları kapanır, içerden bir nefes bile duyulmaz. Saray kapısına gelen kalabalık, gürültüyü hadden aşırırsa ya vezir, bizzat çıkar, bir iki kişiyi de-* virir, nihayet gözü patlar, kallavisi düşer, ayağına takılan bir çelme ile yere yıkılır, üstüne üşüşenler, cesedini param-parça ederler, ayağına ip takıhp yer* lerde sürünür, ölüsüne hançerler saplanır, gürültü gök kubbeyi sarsar... Yahul da sarayın surundan boğul* muş ve henüz boynundaki ipin izi kaybolmamış sapsan yüzlü bir ceset, aşağıya atıhverir. Padişah, tahttan indirilmeden bu kazayı atlattığına memnun, sinirlerini yatıştırmak için o akşam hasekilerle dem çekerken şair, odasında önüne bir dlvan_açar,-şarap kadehin^ dalar, öldürülen eski velinimeti.düşünmez bile. Bütün düşüncesi, yenisine çatmaktır. O, önündeki divandan ilham alarak yeni velinimete bir kaside yazmakla meşguldür.

17 16 Hayat membaı güneşin öldürücü hararetine karışan isimsiz sefalet, köylünün yüzünü san kara bir rçnge boyamıştır. Avurdu, avurduna çökmüştür. CansiE îfözlerle görmeden bakar. Çıplak ayağına geçirdiği hırpani çarıklar, altı şahrem şahrem olmuş ayaklarım yere bastırmamak için değil, âdet olduğu için g iy ilmiştir. önündeki tuz yüklü eşeği, kendisinden zayıftır. Yanında, elindeki sopa kadar kuru ve çıplak bir küçük var, kendisinin küçüg;ü, yarının büyügâ ; eğer yetişirse. O, koca öküzün ayağı kırılmadıkça ve kırılınca dn etine müşteri çıktıkça et yemez, şeker nedir bilmez. Yalnız misafir gelince tavada kavurup dibekte döğdüğü iki tane kahveyi misafire içirir, seyreder. Gecesi uyku ile baygın, gündüzü işle yorgun geçer. Tekne başında soyunur, lime lime çamaşırını ip başında giyer. Yalnız saraya ait has araziyi ekmekle, tımar ve zeamet hırsmı yatıştırmakla meşguldür. Fakat şair, bütün bunlardan habersiz, velinimetleıle mehtap salalarında vakit geçirir, çırağan zevklerinde bulunur, helva sohpellerinde nükteler söyler ve yine evine kapandı mı bütün bu âlemler için divanları karıştırarak kasideler düzer; sevgilisine de hep birbirinin ayni ve Önceki şairlerden farksız gazeller yazar 1 Nihayet günün birinde efe bir köylünün ayranı kabarır, birkaç babayiğitle dağa çıkar. Bunlar da geçinmek için köylüyü yemeğe mecburdurlar. Fakat köylü, hünkârdan ve pnşa kullarından o kadar bezgindir ki eşkiya hakkında menkabeler düzer, toktan alıp açı doyurduğuna inanır, evliyahğına hükmeder. Sonunda paşa kulları, yahut yeniçeri ordusu gelir,

18 yine köy haraca kesilir, bu sefer tohumu da, öküzü de eulen gider ve eşkıya, ya öldürülür, bnşları Is- Innbula yollanır, yahut yaralı olarak tutulurlar, bag-- Inıup ıncrke/.e siiriıkicnirler, Ulke yıkım üstüne yıkılmalarla yıkım yıkım yıkılırken şair, bu gazayı tarihlerle, kasidelerle kutlamaktan utanmaz i 17 Ordu, kcıuli ağırlığmı yağmalayıp dağılmış, zor zoruna bir sulh yapılmıştır. Tarih, bunu müphem satırlarla kaydederken şair, deıhal padişahın bu zaferini tebrik eder, hünkâra ve ve/.irine kasidelerle zafer çeletıkleri örer! Mahbubunun busesinden aldığı liararet, daha dudaklarında ve son kadehin lezzeti, damağındayken bir örfilin in «lüştüğünü, başka bir örfilinin müftil enâm oldug^unu duyan şair, alkol kokusunu, süründüğü jrül 'og-iylc bastırıp ayaklan dolaşarak babı fetvaya ^rider, dili dolaşa dolaşa nıüftil enamı candan tebrik eder v e. o akşam yeni l)ir tarih düşürmek, yeni bir kaside meydana «fctirmek için eski, yeni bütün divanlara bir kere daha baş vurur j Koy,.sehiıdrn lit'frel eder, scliir, kiıye baknihjvn tenezül etmez. Merkez, civarı ancak para almak için düşünür, civar, merkeze inmez eile. Medrese, bütün yeniliklere düşmandır; saray, hepsiyîe hoş gcçinmeg^e D i v. ı ı ]*'<lel)iyalı ; 2

19 18 taraftar. Avrupa bir küfür diyarıdır ve Avrupalı,' tek bir millet. Şarap, meyhane, boyahane, rakkas vc rakkase. Helva sohbetleri, Çıragan safaları, Hüseyni Baykara meclisleri. Hafız cemiyetleri, hatimle teravi, kandiller, mahyalar, şehrayinler, iftarlar, dış kiralan. Babı fetvalar, yeniçeriler, sipahiler, bozg-unlar, medrese ve tekke zıddiyeti, evliyalar vc şeyhler. Kadmhk eden gençler, erkekçe birbirlerini seven kadm- 1ar, esrar ve afyon. Bakımsızlık, yolsuzluk, sefalet, isyan, açlık ve tıkabasa yeyip içmek. Bu tezatlar âleminde, bu tezatlardan meydana ^yelen bozuk dü zen cemiyette şair, yalnız gününü gün eden, gidene a^lnmıyan, gelene gülen, sefaleti görmiyen, saadeti gaye bilen; halta bir şeyhe mürit olup her yıl kendi Ölümüne tarih düşüren ve yıl geçince eskisini yırtıp yenisini düzen, ölümünden sonra bile halkı aldatmaca, kendisini erenlerden göstermeğe çalışan bir zavallı. İşte divan edebiyalının hüküm sürdüğü devir ve işte bu edebiyatı temsil eden şair 1

20 1 Tabiat ve Divan Edebiyat» Divan Edebiyatı Şairi, tabiatı, bizi güzellikleriyle hayran eden, şiddetleriyle ezen, yıkan tabiatı bug:ulu gözlerle görür; gördükten sonra gözlerini yumar ve gördüklerini kafasındaki mecazlar diline adapte eder de öyle yazar. Ve tabiîdir ki bu çeşit anlatılan tabiat, tabiilikten çıkmıştır. Divan Edebiyatının tabiatı, bir odanın ortasında düzülen, yahut küçük bir sa* hifeye bin bir renkle çizilen bir tabiattır. Meselâ Fuzûli ye göre gece şudurî «Yeni ay anahtarı, hazine* sini açar, kâinat kadehini mücevherlerle doldurur. Felek testisi, güneş kaynağının suyunu gizler, kalra katra yıldızları saçar. Akşam kızıllığiyle mavi renkli gök, lâle rengine boyanır, âdeta cam bir kadehten gül renkli şarabın görünüşüne döner. Zaman sakisi, yeni ay kadehini döndürmeye başlar, işret (İdam, bu şarabın sızmtılarından gelişip yetişmeye koyulur[ ].> Sabah, Fuzûli'nin diliyle şöyle anlatılır'* < Bilmem ki sabah, hangi ayın derdiyle ahlamada? Her gün, halka gizli bir dağ göstermede. Yıldızlar batlı, güneş doğdu; ihtimal sabah, bir aşk eniridir de inci göz yaşlarını döktü, ateşli bir ah çekti. Sabah, her an, sevegili, senin dudağını anmada; artık seher çağları» ölüleri diriltirse şaşılır mı? Yahut da sabahı bir ressamdır da altın kalemle her an âlem sahifesine sevgilinin yannğını resmetmededir

21 20 Fakat Fuzûli, bizce bu g^ece de fuzuliciir, bu sahalı da. Cıcccyi haslayn sonnab, ustaya dcgil. Gccc ibadetlerle kabalıalların gizlice ve lıulla ba;^nn bcrnberce işlendiği bir âlem. Gündüzün de âlem yine o âlemdir. Ancak mahmurluk sökenlerlc hiçbir şey dü~ şünmiyenler, g-eceyi beklerler, g^eceyi daha çok severler. Fakat elemler şairi Fuzûli, elemlerinde o kadar ferdîdir ki «Şikâyetname» sini yalnız hak etmediği para, kendisine verilmediğinden yazar ve ona göre «Lâcivert gök, gece gündüz sevgilisinin, yalnız Fuzıili nin sevgilisinin aşkiyle yanıp yakılmadadır. İşte ancak bu yüzden halka gâh kanlı göz yaşlan gösterir, gâh sapsarı bir yüzl (^).» Bu şairlerde bahar, hatta her bahar ve her şairin baharları birdir. Bâki'ye göre «Bahar nefesleri İsa gibi ruh bağ^ışlar ve çiçekler, yokluk uykusundan göz açarlar. Yeşillikler hayat bulur; bir derecedeki selvi ve çınar, hareket elseler ellerindedir âdeta I ('')» ve Nei î ye göre dc «Rüzgâr, o kadar canlar bag^ışlomada ve hayat vermededir ki bu nefesiyle, âdeta İsa nın nefesiyle bahse girişmiştir, imtihan olmadadır 1(**)» Nedimce, Galib e ve bilmem kime göre de bu, hep böyledir. Fuzûli, baharı anlatırken «Sâki, kadehi getir, mevsim, dünyayı bezeyen ilkbahar. Yer yeşil, hava canlara can bağışlamada. Gül yaprag^ı gibi darılına. MccİİmIc, neşeli L)ir işrci için ne lâ/ıınsa hepsi hazır. Lâle açıldı, konca güldü, işret günleri geldi. Yeşillik hal diliyle işrcl edin demede âdeta. Kendi haline bak, geçmişin, geleceğin gamını yeme. Çünkü şimdi gül Seyri zam anı, şarap kadehinin devredeceği

22 21 çag^. Seher çağında Tanrı hakkıyçin gül bahçesine gir, gülün divan kuruşunu seyret, hakikaten de ne güzel seyirdir bu. Gül padişahın gönderdiği dürülmüş konca fernîanı açıldı, içindeki emir anlaşıldı: Gül zamanı gül renkli şarap kadehini fevlelıneyin ('*)! > Bahar hakikaten burnudur, bu kadar alelade sözlerle anlatılacak kadar alelade bir şey midir bahar? Gül ve lâle açtı, konca güldü, hava güzel, yer yeşil, âlemi düşünme içelim, ha? Nef'î de bahan bu kadar alelade görmede : «Bahar gekli, yine gül bahçesi güzelleşti, yine yeryüzünün letafeti, gökyüzünden üstün. Her lâle, yine anberler yakan bir ışık yaktı, dumanından da gül bahçesinin üstünde amberler saçan bir bulul peyda oldu... Birbirine ulanmış, zincirlenmiş dalgalar, suya öyle bir yaraştı ki yasemin göğüslü gü/ellerin göğsüne büklüm büklüm saçlar bile o güzelliği veremez, (^)» vc saire. Ve netice içelim içelimî İlk bahar rüzgârı esti, sabah çağı güller açıldı, sâki medet, bi'/im de gönlümüzü açsın, sun Cem kadehini. Gül devri, işret günleri, zevku safa zamanı. Bu kutlu nefesli mevsim âşıkların bayramıdır. Yine nisan ayı geldi, hava amberleşti, amber tabialini kazandı. Alem cennet içinde cennet oldu, her köşe bir İl em bahçesi.» ve nihayet Mevlâna nın bir beytinden çalınma şu söz: «Tam olarak o rint, zevkeder, bu çağın zevkini o çıkarır ki bir elinde lâle renkli kadeh bulunsun ; Bir eliylede büklüm büklüm saçlara sarılsın! Eveleme develeme, devekuşu kovalama, çnngi çem-

23 22 bcr, miski anber, tazı tuzi ve hep bu. Her şairin her bahan bu tekerlemelerle kutlanmadal Divanda gül, kulaktır; Evet, kulak! Nef î, «Seher yeli, ansızm vuslat müjdeni verir diye taze gül fidanı gibi baştan ayağa kuiag;ız> der. (* ) Şeyhülislâm Y ahya da der ki: «Güller de açılmadı, ağhyan bülbülün sözüne kim kulak verir artık? Zavallı, halini kime şi' kâyet edecek?» Ve ag^zına bir katra şarap koy- mıyan bu örfili koca şeyhülislâm da mademki demekte; bülbül feryada başladı, gül, kadehini doldurdu. Çoşun, neşe zamant geldi, taşkınlıklarda bulununl Belki ömründe meyhaneyi görmemiş olan Müftilcnam, ah demektedir; safa kadehiyle gönüllerden gamın uzaklaştığını, yine meyhanenin mamur oldu' ğ^unu görsek! Şarap kadehinin ziyası, güneş kadehine düşse de o kapkaranlık evin, yani güneşin, evet, güneşin nurlarla dolduğunu seyretsek! Ve nirfayet dayanamıyor, mesçidde diyor, riyayi âdet edinenler, bırak, (iya ede dursunlar. Sen meyhaneye gel, orada nc riya var, ne mürnyi I ( ) Evet, böyle diyor ve bizi kendisinin, kapısının önünden bile geçmediği meyhaneye çağırıyor. Demez miyiz şimdi, bu adamların sarhoşları, sahiden sarhoş. Sarhoş olmıyanlan. da içmeden, ağızlarını kokutmadan sorhoş taklidi yapan şakacıktan sarhoşl Bu edebiyatın, söylemeye hacet var mı bilmem? Sonbaharı ve kışı da mecazlarla yapılma bir sonba hor, bir kıştır. Nedim, «Irmağın önce baştan ayağı donmadımı ki? Yeşillikte çınarın eli düşmedimiki? Güz yeli, kulunç yeli gibi tesir etmiş; korkarım bu

24 23 hastalık, sclvinin bedenini sarsar. Hani yeşillikteki ne^c kızgmiıg ı? Acaba bülbül denen kaşmer ne halde? Dam kenarmdaki buzlar, yalın hançer durup sabah yelinin bahar kokusunu getirmesine bile mâni oluyorlar. Bu kasırga, bir gün daha böyle sürerse ateşte yaşıyan semender bile ateş içinde donacak. Ateş koru, donmasın diye yakut taş gibi pamuklara sarılsa yeri var» (^*) der ve sevgilisine «Bu yıl samurunu kırmızı şala kaplat, yani siyah saçlarını al yanaklarına dök. Lâle bulunmazsa eline şarap kadehini al da cy yürüyen sclvi, güz mevsiminin hükmünü böyle veri» D i ye hitap eder. Yaz, kış, ilkbahar, güz, gece, gündüz; her an bu edebiyatın mihveri, ^arap ve sevgilidir. Altın püskiirmeli bir Hind abadisinin üstündeki bu çekik gözlü minyatür mahbubunun elinde bir şarap kadehi vardır; etrafı kırmızı lâleler, gülürânalar, yeşilliklerden tüten dumandan meydana gelme mor sümbüllerle; göğü sevgiliye imrenmiş ve bazan biri dog-udan, biri batıdan ve beraber doğmuş güneş ve ayla, inci gözya^larından meydana gelen yıldızlarla; bodur, fakat düz ve zayıf selvilerle,. ellerini göklere açmış çınarlarla, sevgilinin boyundan küçü kköşkler, gözünden büyük havuzlarla bezenmiştir. Eğer varsa ilerideki deniz bile «Sevgilinin vuslatına susamış ve dudağı kuru bi» lınide toprak üstüne.serilmiş znvollı bir susuzdur.»(" ) Göğündeki ay, bir anda hem hilâl olabilir, hem bedir. Yerinde bir anda hem sümbül açar, hem gül. Selviler kadar boylu bir gül fidanında sevgilinin yüzü kadar bir konca ve önündeki köşkten iri bir gül vardır. Gökteki güneş kadar büyük

25 24 bir bülbül, hem de çok güzel ve boz tüyleri tuvalclli bir bülbül (eryzıd eder, (akat feryadı duyulmoz. Helki güzel bir minyatürdür bu, fakat neyleyim? Hnki* kî grüneş, hakikat güneşi, ahcı ziyasiyle bu minyatürü sarartmış, soldurmuş; artık seçilmiyor bile. Yakıcı hararetiyle bu yaprağı kavurmuş, kıvırmış, arlık açılmıyor bile. Hem de bu sahifcyi yeniden tazelemek için artik o boyalar yok ki. Tazelendiğini farzetsek bile asmak için kavukluklu, ocaklı duvar; sedirli, şih teli oda; göbekli, avizell tavan; şahnişinli, çeşmi bülbül pencereli ev lâzım. Yollu diba entarili, ipek şal kuşaklı, kerrakeli dört kaşlı bir civan gerek. Başında kcnan yıkık külah, «Ucu meyhane kapısının süpürgesi olmuş* perişan bir sarık olmalı. Ama bu dekor, ne vakit umumileşmiş ki? Dün mü, evelisi gün mü? Bu dekor, ancak İstanbul un bakıp görmiyen, duyup işitmiyen, düşünüp sezmiyen dalkavuk münevverlerini, taşralarda da daha nakıs, daha iğreti ve <î?.ha yapmacık olarak paşalarla p?.şa kulların» çerçevelemiştir. Halk, bu dekoru masaliarma bile almıya tenezzül etmemiş, kopyasını alnınl;laiı. ;a aslını rivayet etmeyi tercih etmiştir. Bu soluk, kıvrık ve kavruk, minik ve tek, yalnız bir tek sun i sahifede ne tabiat vardır, ne hayati Yaşıyanlara ve yaşamayı sevenlere bu müzehhep sahife hitap edebilir, onları latmin eder sananların irfanına acınır dofrrusu.

26 25 Bu yazıda nesir olarak geçen örneklerin astlları 1 fjeb ki ıııiftâh-ı mch-î ucv ola {jencîne-}{ü}ft KıJn j»eymâne*i jicrdrını cevfihir - peyına G iıleyilp çcşmc*-i lıorşîtl suyın kılze-i çeıh K ntıe knirc kılıı crıcüın ıc^elıfıtın pcyda Lrılc-rcDg ola!<eralttlaıı felck-î mlna-fiîm Ta^ra $alıııif ^ib i jık.'t-î mcy~i giil'/^'arı nıîna ncv câııııın devıc >;ciiire sâki-i dcl)r Nahl-i işrci ıt-şclı/ilınılan ;ıla ııcşv-il nemâ 2 Kftnt;ı nıâhıtı bilınezeıu mihriyle olmuş zâr stıhl» J/e r /'vlcj' h iilk ;ı t)ir d; nj-» ııilıa n ızijar sııl>lı J i n i n eı»c(im <;ıku <^ün yx b ir esîr-î A şk dır D tık tii d ü n - i eşk (.elıli âu-ı âtcş-bıvr sw\'b Nnla ''invalîi ilıya vorse sublıun domlf'ii /jk r*i J.ı'liıulir Iciiıı eyjcr dom - bc de»n ickjj'ır.sıjl)lı [.it ıu\ıs;ıvviıılir Ui /.cırin kilk Ur Iu t d<'»u rrkcr SafliH-i ;4<.t<.lCına uak {-ı :uı;;-ı dildût sııbu U rıonndir.şfını-u sulu;r nıibrinle <, crb-î lacuvcrd Gol» siıi^k-i âl eder ızhfır t;ch ruhsar-ı rerci '1 K illi» b iılış Mİdıı M c s ilıâ» s ıf a l chfas 1 b ılu 'u A (;vılar didclı- ıiı» bâb>ı adem den czhâr Tâze can buldu cihan erdi ncbâtilta hayât Ellerinde harekat öyleseler serv-ü çensr

27 ^6 -B N c a iıi) 1)1 d c ıılü can - lıah^*u lıt'yât - c iz â - k i lıiı ılc ıu d c l)cın - î Î^ î ile div vil-yı bal>s-rt im tilia n iizıe '(i G c lü r s âk î ka(]ch k in i uev-bciku-ı âlem - ârâd ır Z c m ia btuı.-v\ U tvâ c r u - ıâ b» t - ef/;»d»ı Perîşân olma kim gül-berk tek hâlit bu güllende Neşâl-J») $ içün esbâb-ı cem'iyyel miıheyyâdır A d ıld ı lâ le ü illd ii gönce ı;e ld i işre t e y y a m ı Zcb.'in-ı lıâl- i scb/<î işret îm â s ın n tjılyâdır G ü r C ' i h â liu t h e m ^e k m e g n ıu 'i ıııâ /J vü m ü s ta k b e l K i L âli tnevsim - I gülge^t~ü dtvr- İ câm -ı sab bâdır S c liu r g iilü A jii };iı b illfılı İm m c v M İın lcıd c kin ) lu 'i d cın 'i'cjııa^â k ıl i;ii ün d iv â u ıııı k im iıc^ tem â^fidtr Aı,ıldı (;<)tıcc tnmilri vii m i/lıun tıiazmûııı Bııduı kim fevt kılm an mevsim-î j^iil cam-ı t;ül*t;rıııı 7 B c L â r e rd î y in e dü!^ıii Iclfıfot j'iiis iu n ı ü/.ıc Y in e o ld û 7,cmii)iu lû ıfu j^alib âsmaıı ü/.ic Y in e lıcr lâle b ir ^ctu -i ıuu:<.ıılx'i ^;ılıl^ dûılvııtdaıı S clıâb - ı au b e r - c(:iau oidvı p e y d â b ftsiûn üzre Y a r a r lı ol k adar mevc-i m iisclsırl fılıa kim verm ez O lıü.snü ziilf- ü p ür h a m ^iııe-i s im in - b c ıâ n üzre 8 lib d i o c sim - i ncv-bchâr â t ıld ı j;nll(;r subh-dem A çaıııı b iz im de güulüm il?. «âki m eded sun câm *ı Cem *G ül d e v ri a y î e y y ftm ıd ır zetk-\ı safû lıe n g û m ıd ır A ^ ı k h n n h a y r â m ıd ır b û m e v s im d i fe r b u a d e dem S

28 27 Kıtlî yine ürdîhchişt ouirt IıcvA «ııber - Âlem b e llili ender l>chişt her yûşe bir UAğ-ı ircın /rv k ı o rind eyler teınâm kini lûta ınesi-u fadkftın B it elde cam-ı lâle fâm bir elde züu-î ham - bebam 9 Nâgeb ^etürür dtyü sabâ mûjde-i v&slın Başdan A>aj>a şah>ı gül-i ter («ibi f;afuk 10 Güller de nâ > şüküfte ann kim kııiak tutar HAlin kim(' şikâyet cdt* Aiıdeltb'i rxt 11 G ül sagann pür etli gelio ^>ür huııiş olun Y an ni erişti vakt>i tarab bâde - nı'iş olun 12 Gönüllerden safi c.âmivle»anı doı oldui^un görsek HarâbAtın yint' bir dâlıi ıııa'nu'ır olduğun görsek Ziyû&ı du^&v cnm-ı lutabıi cam*ı salıhaıu» YiııO ol h ftıifi laıiu jıür nûr ukluğuu götsek S 13 Mceciddc riya pif^elrr rtsün ko liyayı Meybâneye gel kim ne aiyâ var ne ınürâyi 14 A}Aj<ı (lo ın i)iu lı m ı c n y ın c w ı; lâ b o şla n ^ a d ü ;ım c d i m i '1* >,: ^'"e>'de me>'i:r H a7.an y e li cscı e ln û ^ m isâi- i r i l i 'i m o ı;ık lııtslclik be<icn*l «crvi k o tk a n n t sıırsaı K a n î çemendeki germiyyet-1 tarab şim dî Aceb ne hâlde bülbül dedikleri kaşmer

29 28 K o ıııa /, jjelirnıej'e bûy-j b c h â ıı l>âd-ı salıâ ICcuûı- ı bâmda yau lar U uıuj) y u lıu Uıvucor D o n ü i s o v u k d ıın e fc u ü î s e m e n d e r âte şle B ir ik i tjün d a lıi bi'tyle eserse bu sarsar l lıu û d c l ö y le k i b u zla n m a s.u u d ey û lû y ık ICoıuıl.s.ı ]»cnbcy»; y â k û l - i); u o vc-j :ılık<r ir> JJo k zülf- i s iy t h - k â r ın u rulısâre-i âle îseiıııurırım k ap la t bu sem': k ım ıi/ ı şâlc A l d e s tin e yer lâ le b u lu n m a z s a p iy âle V e r h ü k m ü n ü ey serv-i revan lıo lın e b c h â r ın 3G C âııâ zülâl- î lumiın' n ıu lııâc trn lıâ d ii ılc;}-!! J lâ k üzre kitlnıı^ lıû îk - h l> «İcryâ-yı u ı» m :ın teşnedir

30 11 Divan Edebiyatında Aşk Fuzulî, o İlâhî âçık, «Sevg^ili, senin civarında elime jfiren ancak bir dert, bir belâ. Aşkının yolunda^ yokluktan başka bir dileğim, bir garazım y o k ( )» demekle. Fakat birde bakıyoruz; tsabah, usuırasmı çarka çekmiş; j üncş, kılıcını taşa çalmış da o işveli aya intisabını g^östermiş. Su nasıl dalgalanır da her zaman habbeler meydana getirip durursa başlar da anbean usturasının hareketinden neşelenmede, (ertemiz olmada I Ba:jimdaki saçlar gibi her kılımın ucunda bir bffş olsaydı da sevgilim kesscydi; yine onun kanlar döken usturasından kaçınmazdım...( )» diye gâh bir berberi g^ömiye, «O selvi, seher çngı naz ve edalarla hamama sahna salına yürüdü. Hamam, yüzünün ışıgiyle aydınlandı. Yakasından vücudu görünmedeydi. Elbisesini soyundu, yeni ayın» gösterdi, çıplak vücüdiinü mavi.bir fotaya sardı, sanki kabuklar içindeki badem, bir menekşe içine düştü. Havuzun dudağı, yücc ayağını öperek yüceldi. Aynanın gözü, lâti( yüzüyle ziyalandı. İnci terleri, satılır sandılar da çok kişiler, hanı bir dii.şüncoyc ka]>ıhi) kcfleyo cl nllılnr... ('') > diye lıaınaına girip yıkanan bir oğlanu ^azel yazmıya başlıyor, İki asır sonra gelen Nedim de «Hamamiye» sinde Vücudu ham gümüşten beyaz, gülden yumuşak, boyu yeni yetişmiş fidandan düzgün, lamaıniylc renk ve alım, her kılı işve ve cilve.

31 3ü baştan ayag-a kadar güzellik (^) > ten ibaret bir çocuku anlatmada. Hadi bunlar, diyelim ki bir hayâldir. Fakat neden başka bir şey hayâl etmiyor bu adamlar? Sevgilisine kenarı yıkık külahı pek yakıştıran Nedim, ona aıbk dadiyle lalanm karışmamasını iste" mekte, (^) bir başkasının Sâ dâbâ da kaçıp gittig:ini, yüzünün yanmasmdan anlamada ( ), «Sen tamamiyle gezcmemişsindir, gel de seni ben gezdireyim ( ) > diye onu kandırmada, baıgka birisine, annesinden cuma namazına gidiyorum diye izin alıp kaçmasını tenbth etmede (^), on be^ yaşında sarıklı, cubbeli, gül yanaklı ve kerrakeli bir diğer sevgiliye diller dökmede ("), bir dijerine <Bu konuşma şivesini, sana kız kardeşin mi Öğretti? ( ^)> diye sormada, tıraş olan bir başkasına da bir şarkı yakmadadır. ( ) Hind den, İrandan mı Yunan a gitmiş, Yunan dan mı âleme yayılmış? Nc olmuşsa olmuş işte. Yalnız bu gayri tabiî aşk, şairlerimizin birinde, üçünde, beşinde dcjil, hepsinde vardır. Çar ebru güzel, yalın yüzlü ınahbup, tıflınaz, taze nihai civan ve hattı sebz-yeşil yazı, yani sevgilinin yanaklarmda yeni terliyen sakal, Divan Edebiyatının başlangıcından ta «Hubanname» ve «Deftiri aşk> a kadar bütün bu şairlerin ag^zınduki çengel sakızıdır. Kızdan bahis, pek ayıptır ve bu edebiyatta yok denecck kadar azdır. Fakat Ş âiriz şeyn verir şanımıza Giremez fâhişe dîvânım ıza hükmü, bir nassı kaatı dır, makabline de şumulü vardır. Acaba bu şairler, Ög;dükleri gençlere Aristo

32 mantığını mı öğıctiyorlar, Sokrat felsefesinden mî bahsediyorlar, rnst makamını mı geçiyorlar, vahdet feyzini mi veriyorlardı? Şairlerin içinde sevgiliy can nakdini verenlerle bayramdan bayrama elini öpmekle kanaat edenler var. Fuzûli'yi, bîr kadın aşkını, Mecnun'un Leylâ'ya sevgisini yaıdıgfindan kınayanlar bile çıkmıştır. Hatta tabiî aşkla yanıp kavrulanlar bile bu umumî telakkiye uymuşlar, kendilerim kınanmadan kurtarmak için sevgililefinî sakallı, bıyıklı olarak 31 meye mecbur olmuşlardır. Zamparaya çarşaf giydiıi- len ve rnkkns bulunmazsa rakkaseyi erkek kılığında oynatan bir devirde bundan başka ne olabilirdi ki? Haydi, bütün bunları hoş görelim, zevk meselesi. cjcyip geçelim. Bari bu adamlar, sevgilerini ve sevgililerini, duydukları elemleri, sürdükleri zevkleri, feragatlerini, fedakârlıklarını, aşklarının seyrini, çeşi» dini, anlatabilmişlermidir? Aşk, zaman içinde za^ mandır; Aşık, mekân içinde mekân seyreder, öm ür içinde bir ömürdür sevgi. Bu neşeyi, bu tatlı acıyı, bu insana dünyayı, olduğundan güzel gösteren, yahut bütün â*emi karartan, hiçe saydıran, bir an içine bin bir an sığdıran sihri aksettirebilmişlermidir? Bilmem, kendilerine soralım. İşte Divan Edebiyatından bir aşk ve bir sevgili: «Anberlcr snçnn sakal, yanağına bir habcş kölc<lir, «dı da KeylıanI O Kara ben Bilâl dır, (iudnklartnsu biri yakut, öbürü mercani Kara saçın mübarek olsun; yakası amber ne de güzbl kaşlar yal O aya Zühal yıldızı kul olsaydı şerefe erer, yomsuzluktan kurtulur, kutlu bir hale gelirdi.» Ne anlattı ve ne anladık?

33 32 Bir g^azcl ilaha okuyalım: «Ynnagın snnki ıluıu bir su, çenen sanki o suda bir habbe 1 Gönlüme yüzünün güneşinden akseden nurlar, sanki suya vurmuş parlak ay. Gönül sahifesi, güzel yazılarının, sakal ve bıyığının aksiyle âdeta resimli bir kitap. Kanlarla dolu gözlerim, gam meclisinde sanki iki şişe şarap. O ayın gün_e^i ( sevgisi) bütün dünyayı tuttu, âdeta güneşin ışığı! Baki yi bırakalım. Fuzuli de bir aşkını vc sevgibini bize şöyle anlatmada ^ Hür vc dilc^rmce uzayıp gitmiş selvi, bana boyunla bir göı ünnıctlc; zaten ba.şı dönen, neye baksa yürüyor görür 1 Can bedende görünmez deseler inanmam; ne vakit bedenine baksam bana can görünmede, llalim ne olacak diye müneccimlere sordum, t; lilı evine byklıim da kan görünüyor dediler. Ahvalimi sevj>ıliye ar/t deyim dedim ama o görününce ben, kendimi göremiyorum ki. Ey, onu gürünce ah etme, sabret tliycıı, sana kolay görünüyor bu amma bana nede }^üç! Ey a^', ne yaman okçusun ki bakış okunla yerlere yıktığın avda ne yara görünmede, ne leııırcn! Galiba j>ölünü yine bir güzelin züuünc vermiş ki Fuzûli nin hali, ptk dağınık görünüyorl» (^'*) huzûli nin en güzel gazellerinde biri olan bu gazelde iki güzel beyitten başka ne var? İki güzel beyit v;ır ama bu sevgide ve bu sevgilide bir husıimiycl yok! I î.ılclî, bir okçu jjiiy.t^linc ve anlaşıldığına göre bir Yeniçeri erine ^Okım (lüşınanlanıı göğsünü yaraladıkça deli âşık, hasretle göğüs geçirmede» diyor, Hu suretle sevgilinin düşmanı yerinde olmayı istiyen, onun tarahndan oklanmak için gö

34 ğüs trcçiren hakiknlen deli âşık, yine ayni gazelinde «Sevgili ok atsa derhal gözümü mşanlar, keşke hedef yibi başlan ayağa g^öz olsaydım» demekte. Hayyam a özenip flözde rubailer yazan ayni şair, sevgilinin nazlann na'/lana ve binde bir yanına j^dip de derhal jfiltig^ini, ancak para ve civa ile anlatabiliyor : «Güneş yanağı, hüzünler yur<lu olan evime ışık saldı mı o ay, derhal ve alelacele gider, ağlayıp inleyen gönlümün haline acımaz. Gelmede._gü[DÜŞ_ 3:i benzer, gitm ede de civayal(^ )» Nedim bile «Nezaket haddeden geçmiş de sana kol kanat olmuş. Şarap, şişeden süzülmüş de sana al yanak kesilmiş. Gülün kokusu imbikten geçirilmiş, nazın da ucu işlenmiş; birisi sana ter olmuş, öbürü mendil (^')» yahut «Ey nazla sarhoş olan sevgilim, seni kim böyle pervasızca büyüttü, bu çeşit selviden daha yüce boylu kim yetiştirdi seni? Nazik tenin kokudan daha hoş, renkten daha temiz. Sanki gülüıâna, seni koynunda beslemiş (**)» derken bize sevgisinin ve sevgilisinin hususiyetlerini, sevgisindeki anları, safhaları söylememekte, divan edebiyatı estetimi içinde hünerler yapmaktadır. Bu hünerlerin cidden güzelleri var, fakat çok defa ve çog-u bayalı. Ve nihayet her şairin sevgilisi uzun boyludur, selviye benzer, selvidir, hatta. Yüzü güneş yahut ay, ı\y yahut güneştir. Gözü nerkisdir, ahudur, kanlulır, kaatildir, zalimdir, sarhoştur, hastadır. Bakışı oktur, hançerdir. Yanag^ı yine güneştir, ateştir, gül bahçesidir. Beni ve saçları misktir, amberdir, sakalları yeşilliktir. D u dakları ya şekerdir, bu takdirde bıyıkları karınca D iv n ıı J û lc lıiy n iı S

35 34 olur, şekere üşüşen karınca! Yaluıt inaldır, yakuttur. Dutlukları varılır bu sevjrüinin de agzı yoktur, yani sözüm ona, çok küçüktür o agız. Ya noktadır, ya bir katra kan; fakat yoktur doğrusu I Dişleri incidir, çene çukuru kuyu. Göğsü ya endam aynasıdır, ya bir akar su. Bazan dudnğ;ı abıhayat, sakalı vc bıyığı, yahut saçlaıı karanlıklar diyarı olan bu selvi boylu güzelin, yahut abıhayat fıskiyesi g-ibi sıçıayıp boy atmış dilberin beli de o kadar incedir ki şair, kemerini g-örmese hani, hemen yok diyecektir 1 İşte on asırdır bütün divan şairleri, bu tek ve yapmacık sevg-iliyi sevmişlerdir. Pek yamandır bu dilber. Hep cefa eder, vuslatını dirhem dirhem salar ve bütün âşıklar, j^özlerinden kanlar saçarlar, rakipten şikâyetler ederler ve sözün dog^rusu, yalnız kendi yapmacık ve aslı deg^işme;2:, sözü deg^işir kopya sanatlarını sevmişiütiljr_bu-adamlar...böy^le aşk mı olur. böy 1e sevg-ili mi olur? fl^y aklı selim,^sana hitap ediyorum, haksı'zmtjmm beır? ^

36 35 Bu yazıda nesir olarak, jjcçen örnekierin asıliarı llâsıikii yok scr-i kûyınıla Ijelâdan Garaznn yok rch-i ışkında fcnâdatı gayrı SuUlı vcivihiş çerlıa laja çalmış âfl;»b Zâhij ciıniş ol mch-i dcllfıke ayn-î inlisab K ıu lı o l.sorv hclıcr u iu ılc haiııuuııı\a h ııâ ııt Ş e ın ^i n ıl ıs â n ile o ld u m ü n e v v e r h a ıu m â m G iir ü n ü ıd it b e d e n î (;âk-ı g ir ib A n ın d a n S o y u n u l) «.ıklı yenî A y iaı göstf^rdi ta m â m V ücıld ıi lıaın ^ürniiştcu hcya/-ıı Utvyrt lionrt/: y e lilm iş nihfılden liem vâi ncrm T a m â m rcn(^-ü b e h â m û-be m û k ir ilin e v ü n57. J am âın h iisn scrâpây şu'le- î d îd â r ' A rlık usandık, biraz da sah'ıfe numarası verelim 6 JİAÜl Nilial Irtlib i Nodim Divıviıı, S ; 2(K), ilk bfyit, 6 S : 19Ö, İlk farilinin ikinci dörtlüj'ü, 7 S : 102, -. son 8 S ; 202, İkinci garkının dördüncü dörtlüğü,

37 36 9 S : 20y -204, 10 s : J 3 6, 7 Dci b e y it, 11 S : 2 0 '), 2 ıic i $ a rk ı, 12 llııhhahiiki liftll'i nıtltrı >ı>l;fatı A l)il-î hnbo(fwuı M\ ıryu ui» O l bal-i siycu lulâl-ü tcbluı Yâkût bili birisi nıctcaıı Zülf-i şiycbid mübarek olsuu Zî bâcib-i anberin - ^irîbau îrüp ^erc(e şaîd olurdu Kul olsa ej'cr 6 ınaha kcyvan 11 Anzm âb-ı oûbdır gftyâ Zckaum bir b&bâbdır yûya 14 S c r v 'i âzâd k a d in lc b&ua y e k ta n ^ ^ f ü n ü r N e y e seı-ge^tc o la n b a k s a b ır â ın a n g ü r iiu k r ü 15 O ld u k la o k u u îa h m - ze n - i sine-i a*dâ G ö ğsü n g e çirir hasret ile âşık - ı şeydâ T ir atsa nişanlar güzündü y âr nolaydı B aştan ayağa dide oiaydını /ireli asi 16 M ilır ^ î r u h u v c ıs c bcyt-i u h z â ıu ın a titu J<lll)cltc eder o ınalı u v d r llr (itiıu l l i l ' i d i l i z â ra clmkcyüj) r a h n ı o lu r G c lm e k d e çü s im g itm e d e ç ü n bimib

38 37 17 ] l;ul<lı;(lcıı ncziilc 1 yâl-ii l)âl o lm uş sana 1 8 M e>ı-i n â z ım k im b ü y iiu ü bd) Ic lıî p c ıv is c u i

39 111 Hayat bağlılığı ve Divan Edebiyatı Divan Edebiyatı şairince dünyanın mihveri yalnız kendisidir. Bu şairlerden muhitini, İçtimaî nizamdaki bozg-unlug;u, ihtiyaçları, umumî hayatı gören, hatta mahallî vak'&lara, velev şahsî olsun, bir ehemmiyet veren yok dense yeri vardır. Aşk, hicran, ihtiraslor, ihtibnslar, bülün bunları meydana petiren iktisadı cemiyet ıjartları, divan şairini bedbin etmiştir. Fakat şair, bunların hiç birini sebepleriyle, neticeleriyle sezmez. Tabiî söylemeğe lüzum yok ki tahlil zahmetine katlanmamış, bu zahmet»* katlanmayı akhna bile getirmemiştir. Muayyen kalıplarla ya bctlbinliğini bir sarhoş neşesi halinde izhar eder, yahut tt-ısavvufî bir azamet ve istiğna ile yine kendisini âleme mihver yapar, yoklukta bile hudutsuz bir varlık bulur, mis* tik ve yapmacak bir neşe ile avunur gider. Onbeşinci asrın sonlarında yaşiyan Bursalı Müderris Ulvî, «Bugün işret et, şarab iç, yarının gamını anma, bu yalan dünyayı sana ısmarlamadılar ki (^)» der; yirminci asrın başlarında ölen Vezir Ziya Paşa da ayni düşünceyle «Aklın, düşüncen varsa şarap iç, güzel sev. Dünya varmış, yahut yok olmuş, ne umurunda senin?( ^)* beytini söyler. On yedinci asrın ilk yıllarında ölen Sipahi de, Ulvi'nin beyiline dört mısra daha ekleyip altışar bentli bir müseddes

40 39 yapmış, meselâ son bencivnfie n^ın göıüşle «Vnr, Sipahi gibi sarhoş ve meyhor olmıya bak. Şarapçının evindeki sekiye otur. Keyfiyetimi/i anla, sırlaıa (ve esrar içerek o musibet: şeye, onun keyfine) vaktf ol. Zahit, üzüm şarabiyle kör kütük ve kötürüm ol. Bugün işret et, şarap iç, yannjn gramını anma. Bu yalan dünyayı sana ısıaarlamatlılor ki ('*)» ögü<lunü vermişti, Onaltıncı asır şnirlerin<ien Cenani, I)«ştan aşag^ı bu fikirlerle dolu bir müseddesinde <Alemin hali böyledir. Şikâyet etme, sus. Cihan haikıınn nasibi gâh yaradır, elemdir, gâh işrettir, zevktir Başında akıl, fikir varsa Tanrıya teslim ve razı olmaktan geçme. Haline şükret, Cennnî den şu nasihati duy: Vus* lata gülüp hicran için ^ l em çekme. Alemin ahvali böyledir, gâh neşe olur, gâh gam» ög-üdünü verir; ondokuzuncu asır şairlerinden sayılan Vasıf da yine bu fikirlerle dolu olan bir müseddesinde der k i: «Zorla maksad.nı kim elde edebilir, kim bu zafere yol bulabilir? Kaderin hükmü neyse elbette zuhur edecek. İşlerini Tanrıya ısmarla da ne elem çek, ne keder. Arifsen sözümü kabul kulnğ-ına inci bir küpe gibi tak«* Alemde hüner, mihneti kendine zevk etmedir. Fc legin gamı, neşesi böyle geliı, böyle gideri (^*) * Bir asır içinde Fuzûli, Bag^dal in «Şarap habbeleri gibi mcyhanc<lc yıırv tutup üzüm salkımındaki üzümler gibi bir araya baş koyalım; alırlarsa dini de, dünyayı da şaraba satahm da sarhoş, dalgın meyhane erleri olabm, hiç bir şeyden pervamız kalmasm (") > der, yahut mahrumiyetler içinde zaruri bir istiğnaya bü* rünüp «Felek, bana no mal, mülk verirse memnun

41 AO olurum, ne beni maldan, mülkten ayırırsa hüzünlenirim. Gerçi müflisim, sarho.'^um, a.-jag^ılık bir kişiyim, herkes beni hor g^örür ama anbean ben, kendimi K a run jribi hâzinelere sahip sannım, Öyle hayallere kapılırmı. Gönülde vefa paralariyle dolu hâzinem var ama j^izli. GÖ/.lciim laal vc inci hâzineleri ama bu laal ve inciler geçip gidici ( )> diye öğünür, yahut yerinirken (Zatî, İstanbul da yazdığı bendin terci beytinde «liu dü,ı\ya kimseye baki değil. Sâki, dolu içel«rpj.v.jsv?ıdehi dolu Üoİu suıjl**)» demektedir. On sekizinci asırda lâle devrini yaşıyan NedimMn neşesine dikkat edin, bu ta.<}kın neşede nasıl bir elem gizlidir «Bu dünyanın baharını bir yan neşe say; lâle- Jiğ-mi çekilmiş, içilmiş bir kadeh şaraba müsavi bil. Gönlün gam tozundan tamamiyle arınması lâyık mı? Ey hoca, Kâbenin tozlarını yılde bir süpürürler ( )» diyen ^ıı^adamın neşesi, ancak ve ancak gününü gün etme kaygısından dog;an, yarının meçhullyetinden meydana gelen melânkolik ve marazî bir neşedir./ayni şairin «Gönülde, evvelce ne yakıcı istekler, dudakta ne zaptedilmez ahlar, ateşli hular vardı» beytiyle başhyan ve «Ey Nedim, ey âşık bülbül, neden susuyorsun? Sende evvelce çok sesler, çok nağmeler, çok sözler vardı (^ )» beytiyle biten gazeli, lâle devrinden sonra yazdığını sanıyoruz. Bunda hiç bir mâni de yok, çünkü Patrona isyanından sonra bir müddet yaşadığı muhakkak. O kasırların, çağlıyanların, lâlelerin, lâle> liklerin, o çernğan safalariyle helva sohbetlerinin, oralarda yaşıyanların, oraları seyredenlerin, o zevk ve safaları tertip edenlerin vc nihayet bizzat Nedim in

42 41 ne.oltluğ'u tla malûm t Bu kadar miilhiş bir akıbet, Divan Edebiyatmda belki bu bir beyille müphem bir surelle anılmada; ba^ka hiç bir al<is bırakmamış! Bağdat Islanbul. Halta Hcral Bağdat -- Islan* bul ve onuncu asır ondokuzuncu, halta bu çün bile bu zavallı edcbiyalı sürükliyenlerle ve hayranlarilo yirminci asır. Ne geniş saha, ne uzun zaman. Bu jfeniş sahadaki muazzam hadise dalgalarmdan ve bu uaıın zamanda lekcvvün eden tarihten, Divan ILdebiyatında bir iz bile yok. Bu geniş sahada, bu uzun zaman içinde esen hava, hep ayni miütik havadır, dtyulan hep şnrnp kokusu I Galip, bize bu yokluğu bir terciinin bent beytinde şöyle söylemekte; «Belâ, şaşkınlık girdabını dalgalandırmada, kaptan yok. Y a zıklar olsun ki yokluk sahillerini, yalnız namevcut - yok sesi tultu I» Şairlerimiz, mühim gördükleri hadiseleri, eğer bir sanat gösterme imkânı varsa, eğer böyle bir fırsat bulurlarsa güya tarihlerle tespit etmişler. Fakat bunlar da vajcalardan zijrcide şa^ıısla^ra,^ daha doğrusu şahısların vereselerine, veresenin servetine yapılacak me zrj;_uşmın heybet ve azam et i ne bağlı s u n j şeyler. Yazıldıkları divan, yırtılmadan, güveler tarafından yenmeden önce okunmaz olmuş, kazıldıkları mezar ta* şı, kırılmadan, düşmeden evvel silinmiş, mahvolmuş yazılar! A dı Mahmut olanı < Makamı Mahmud» a yücelten, Halili cennette İbrahim Peygamberle eş eden, bir bestegânn matemini, makam adlarını sayarak tulmıya, bir şairi, Peygamber in şairi Hassan la bir araya getirmiye uğraşan, hatta «Kel Memiş, sanki dünyaya

43 42 ^clmemi-v» gibi soğuk kelime oyunhuına mevzu olan ruhsuz yazılar i On ycdinci asrın sonlaimuhıki < Vak* ai Vakvakiye» ye şairin birl^ bir Inrilı diı^ürmüş, beraber okuyalım: tgöğüsu'i delen lolek b: gçiıvaıunı seyret; Atmeydanı'na kavak ağdacını nasılda dikti! Dallarına bunca çıplak vücudu aslı da. ıdela o ağacın her yaprag"!, pejmürdelerin delici i oldu. Alenıjn ibret hatifi şöyle tarih söyledi: Pek Ulu InıırınmlVe ecelin) lakclir bul» mü. Baki olan L'lu Iniın ulu olsun Hep ayni fatalizm, hep ayni mistisizm, hep a y ı^^aişkıniık ve mutavaat 1 ~No bir teessür, ne bir isyan 1 Bunu okuyunca bize düşen söz de ancak, peki, Ulu Tanrı ulu'olsun bakalım demektir. Ayni teknikle ve ayni dü.^ünceyle Tiinzimatçı Ziya Paşa da terci» bendinde ancak yen't koznıoğraîya kanun ve nazariyelerini anlatmış, Mesncvi den aldıg^ı. dünyadaki zerrelerin hep birbirini yediğini, nereden aldığını anmağ a lüzum bile j^öımedon gevelemiş, herkesin Tanrı hakkında ayrı bir zanna düştüğünü, fakat hepsinin de murallarmın bit olduj^unu, evet, binlcrcc defa söylenen bu sözleri bir kere daha söyliycrek tasavvuf yapmış, dünyada kimisinin tlrvletle, zevkle, kimisinin sefaletle, kederle ömür süidüğünü söylemiş, nihayet her şeyin ranr» lnk»lirıylc. lueyflan» geldiğine hüküm vermiş, her bendin sonunda» Tenzih ederim Tanrıyı; akıllar, sanatında şaşırıp kalmışlar; aklı, fikri olanlar, kudretine bakıp âciz olmuşlar* I dır» mealindeki beyti tekrarlamış durmuştur. Ayni şair, ayni şiir parçasında «Yarabbi, bu ne iştir ki her

44 43 biitrili kişi, rkîcıl denilen bclûya düşmüş de Alemde huzur ve istirahattan mahrum kalmış» ( ) demekte. Çok doğru, hakikaten de böyle akıl, bir belâdır insana. Terkibi bendindeyse bu Tanzimatçı şair, bütün yeniliklere muarızdır. Hatta «Bütün nizamlar, kâğıtlarla ilân ediliyor. Tebaayı Ufla refaha ulaştıımn da yeni çıktı» diye g^azetenîn bile aleyhinde bulunur. Bilhassa Frenk fikrine uymanın şiddetle aleyhindedir. Nihayet diğer bir şiirinde «Devlete doğrulukla çalışan kişi, mutlaka derde uğrar. Bu memlekete karşı doğrulukla bulunmak, deliliğin la kendisi>('') der ve «Bir senin çalışmanla zamanenin usulü değişmez ki. Aciz bir kul, çnhşmasiylc takdirin hükmünü bozamaz >(^^), «A efendi, zamana nizam vermek, sana mı düştü? öyle merhemlerle bu yara onulmaz ki. Sen, bu delice fikirlere sarılma, meramın rahata kavuşmaksa asrın g^idişinc uy, varsın j»itsin N (* ) sözlerini vezinle, kafiyeyle söylemekten çekinmez. Hülâsa bu Tanzimatçının fikirleri. Terkibi bendindeki şu beyitle hülâsa edilebilir: «H ür öluıak istersen cihanın ne zevkinde, safaşında ol; ne gamında, kederinde 1» ve «Harabat» ında «Bir şairin isteklerinin sonu, en son istediği şey, bir şı^e şarabla bir yasemin yanaklt sakidir» (20) deyib işin içinden çıkar. Hasılı Divan Edebiyatında hâyni-ve hayatiyet olmadığ^_giblhayata,. b«lğlıiık yç, yaşama ihtirası da jyokturjşair, önceden de söylediğimiz jribi gününü gün etmeğe çalışır! Onca mademki heışey mukadderdir ve kendi de nihayet ölecektir, herşey yok.

45 44 olup ^ilmededir, biryüıı tlalıa /cvk elınek kârdır. Yaşamayı böyle yören bir adam; yîi;:atmayı düşünür* ınti hiç? ILibeltc bu dü.«jünce sahibinin giden ağdasıdır, îçelen pa.^ası. Elbette bu düşüncenin neticesi dalkavukluktur, neşesi sarhoş neşesi. Ve elbette bu fatalizm, bu derin melankoli ve ınislistzm, diınyad.'in kabersizdir, müspet düşünceye yanaşmaz ve ierdiyctci bir sarhoş meydana j^ctirir I Bu yazıda nesir olarak geçen örneklerin asılları Ayif-u hû.';, cylfi im iiıu ıct frrıl. i) i ibiıia iluııı;ıclılaı l)iı düııvay; Is' U;\v\c ı^\\v.c\ i c v v a rış a n ü û i u i i Düuyâ varimış yâ ki yı>^ıtlııuı\. ne um ûııın 3 VaV SİjvMvî 1;İVjİ «\CSV;'>»C-YÜ n iı;> 'llû l S i k i i J 'i nı.-4slab a- l lıâ n t- i lu ım n ıâ r nlaj^im Aıı\u V c y fiy y c liın u vîıkıl'-ı c srâı ola[;<u Z i'ılıid â lıâde-i cıı;;û ı ile ovk; ır ıdaj^im A y ^- u cylc A le m in lıâli hucluı cim e ^iktıyrı nl lınııın;. <icu ttübuıt ıvyş o lu ı Ualk-ı cilıfuııit <ıûş (icvıttc ic.slnıı-il Ji7.;'ı«lıiu v; uı>,a bii^ııulii l)û^

46 4S lliih iıp ijiik ıe l C e n â n î don b u prtulî eyle pftş V ııs lı t â lııındaiı o lu i) lıic ıâ tı i(,'üıı çckın t' elem al»viil-i â le m }>:lh ifâdî f'âh };am K im Kİm /III!! ' multmitlımn ıı*»(('htı ou)ruı* /tıht'kiı'k no Iü» Un«Uı M iik k a JcCviz-i lu ıiftr c l ne f lc m ı.ej( ne Itcıleı K ı l sö7,ivm â ı i f ise n Rû^j-ı k a b û lc g e v h e ı M i l i n d i k e n d ü y e z^v k ı- lın e d ir âle m d e lıü n c ı Gam -u fâdi- i f^lek böyle geliir \»öyle ıjider K lcy lia h â b ı R İbi ıneyu rıncdc b ir cv d tıtu lıa n İ k d 'j cnt;v»ı b ir H iaya l)nş <,Rlui>a,n A ls a lıu d în ile d ü n y a y ı ^aıâu a s n lu liiin Mcst-ii m cdlıüş- u haıûbûliy - vl lti*b;»k olulin^ Îİ N c ti)iilk-ü ıııâj baıı;l vcrsu ın r m n û n tın N e m ü lk - ii m ıudcrı sıvûıe k ıls a m a lız û n a m ICgerçi m ü f lis 'ü ınesı- u m u lı«k k a ı- ıt d ılııa m D e ın â d e m üyle Im y ûl e y lc ro ın k i K iitr ın 'a m ( jö n ü ld c nakd- i vefa }»cnci liy k p in liiin î (iöi^üm lıı/ânc- i la l-ü gülter veli f<îfii Hu.cilıiii) IviııısryO d(-j!>il hâki l(,'clim dolu dolu sun sûkî S n i ı nîm nc^ c say bu cilianid b c h â n n ı B ir sı\nar*ı keşideye tut late>eârını Dil ;iııbi (Miıiısır olmn rrva ini ki K â'ltrnin ]*ly lıace yılda liir KÜjıUrüılcr i'u b A ııu ı

47 46 10 S îııe d c evve l ue m u ü n k û t t û U r v ât id i 11 Kcl.\ ıncvc - âveı*) ^;inl;ılj-ı lıuyrcl ııâhudâ ıncfkûd A<leıu sfılıillc iin luuf» dııit;ik n:\-njcvc(ul 12 Ji:i^>l)âıı-) fclck~î.sîııe - kilda zı seyret A t tncydiiıiına d ik tî ^ectt-î vakvalii Ş â U s â n n a a s u p l)unc;ı ten-î n ry âtn O ltlıı [ n 'jnuirdclcı ili defteri lu ı ovı;v<ı Jlâ ıil- i iliı< l-i Alem d< <lil( r i; u ilıltı llıil«ııı-i Hılıdii-i ı-ecl»('ilı- ı.rlil(ıl lı/ılıi lî 1^ S ıilih âd e nılıı la liiiy y e re fi h iııı'ilıil u k û l S ühbfıııe ııtcjı b ik u d ıe ıilıi >.ı c i/ iil fu lıû l 14 Y û rm ) u c d ii Im dc U ıdc lu'v ı m ı d ' i /.û-fii:ııın OliMiıv hcla-yı ukl ile âiiu n d a a Bu beyit, yalnız «lafların kıllısında asmalar budayıın» jfibi mânâsız dcğ^il. i Icın mânâsız, hem de bozuktur. «Yarabbi, bn ne iştir ki her bilyi, her hüner sahibi kişi, akıl belâsiylc huzur ve iatitahallan> masun olmuştur diyemeyiz, mahrum olmuştur det iz. Huzur ve istirahat, herkesin istcdig^i şeydir. Divım şairininle tek iatc<lig;i «vcy, meyli, ın:»hbupuı, çcnkli, çu^nneli bir iıuzur ve istirahattır. Masun kelimesini iyi şeyler hakkında deg;il, kötü şeyler hakkında kullanırız. D i van Edebiyatının ahenkli, uyuşturucu, adamı melankolik ve mistik bir hale tfetiren, hem bir cemiyetin, hem de

48 bir ferdin nmnktnı boxî\n telâkkilerine nkıl»nhibi, kapılınii/; «klı, onu bu nkibcticn mnsun kılnr gibi. Fakcvt «lünun» kclinıesiyle kafiyeli olduğu için Ziya Paşa, l)unu caiz jronnüştür. Zaten knliye, vezin ve ohenk, bu edebiyatta neleri caiz görmemiştir ki? ^ j a k ile îlâ ıı o lu n u r c ü ın lr. nızûm Tıt l'mlâ/: ile tcrfîh> i raiyyct yeni ç ık tı IG th'jılc \)f;ıar İlim üadâkat else ell)ol <lcvlclc isûuivıncl nt;ıli7.*t ciıuıeuir hu mülu-ü millete 17 J liı seciin.s.ı'yitı ıı,snl-i tu'lıri In jjy îr cylctııtv. Ab (l- i âciz:,s«'y i r ihiıvli-i ta k d ir eylem ez 18 S cıı m i U ıık lııı lıcy ercnıh <telıre v e rm tıiıç ü n n ıta m Ö y le ıııctiıc ın lc r ilc tuılm a/, bu. yâre illiy d in 10 J l ü j olmak ei>er isler iscü olma cihanın Zevkıtuia,»ulâsuKİa, yaıııındâ, kederinde 20 liir >;âirc nuint» h:\-yi ınnksnd liiı «fi^e şaı:uı-u l>ir sem en - hail

49 IV Divan Edebiyatında mecazlar saltanatı Divaı\ Edebiyatı, şöyle ılc Imlâsa ctlilebuir ' Kelimeler üzerine kurulmuş mecaz saltanatı. Bu saltanatın hüküm sürdüğü zihinde kelimeler, fikirlerin kalıbı (ieğ;ildir; her an fikir, bu kelimelere kalıp olur. Fikirler, kelimelerle if;<de edileme/; kelimeler, fikirle ifade edilir! Şair, düşünemez, düşündüğünü söyliyemeı:, mutlaka aynı şeyleri, aynı tarzda, yalnız üslûp lı^ususiyetiyle meşrep hususiyetinin meydana getirdiği bir ayrı renkte söyliyebilirse söyler. Maı:- munlar hep aynıdır, mecazlar hep aynı, hlattâ bu mecazlar hakkında kitaplar yazılmış, acemi şairlere emekler verilmiştir. Mecazlar âleminin ölesi yasaktır şaire. Fakat hakikî hayat da bu mecazlar âleminin, bu altı, üstü, önü, urdı kapalı avuç içi kadar yerin Ötesindedir ve orada ancak halk şairleri, divan şairlerinin beğenmedikleri halk şairleri vardır. Bu edebiyatta meselâ çınar ellerini açmış, yahut yummuş, y^hut da soğuktan eli düşmüş bir ad.nmdır. Bâki, bakan anlatırken «Cihan yeni can bııldvı, nebatata hayat gfeldi. Selviyle çmar hareket etseler ellerinde (^)» deı. Yahya, kışı tavsif ederken «Alemin soğukluğuna bak hele; ilkbahar geldi de hâlâ çınar, ellerini koynundan çıkarmıyor (^) diye mırıldanır. Nedim «Derenin ayağı, önce baştan donmadıını ki? Yayut da

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Nedim. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Nedim. - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 9.4.2004 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yasal Uyarı: Bu ekitap, bilgisayarınıza indirip kayıt etmeniz ve ticari olmayan kişisel kullanımınız için yayınlanmaktadır. Şiirlerin

Detaylı

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ

MODEL SORU - 1 DEKİ SORULARIN ÇÖZÜMLERİ 5 BÖÜ RENER 1 2 ODE SORU - 1 DEİ SORUARIN ÇÖÜERİ T aralığı yalnız, T aralığı ise yalnız kaynaktan ışık alabilir aralığı her iki kaynaktan ışık alabileceğinden, + ( + yeşil) = renkte görünür I II O IV III

Detaylı

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde.

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde. 1. a) Bende yapışık, sende yapışık Çam ağacı çamda yapışık. b) Sende de var, bende de var Bir kuru çöpte de var. c) Arifsiniz, zarifsiniz Kendinizi neden bilirsiniz? 2. a) Ağzı var, dili yok Canı var,

Detaylı

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk

Günaydın, Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günü parlatan gözler. Havayı yumuşatan nefes. Yüzlere gülücük dağıtan dudaklar. Konuşmadan anlatan kaşlar. Bana şiir yazdırtan o parmaklar. (23.06.2004) M. Mehtap Türk - Günaydın Günaydın...

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Gü ven ce He sa b Mü dü rü

Gü ven ce He sa b Mü dü rü Güvence Hesabı nın dünü, bugünü, yarını A. Ka di r KÜ ÇÜK Gü ven ce He sa b Mü dü rü on za man lar da bi lin me ye, ta nın ma ya S baş la yan Gü ven ce He sa bı as lın da ye - ni bir ku ru luş de ğil.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ

5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ 5 YAŞ VE HAZIRLIK SINIFI EKİM BÜLTENİ HAZIRLIK SINIFI EKİM AYI ŞARKILARIMIZ OKULUMA BAŞLADIM BİR DÜNYA BIRAKIN SONBAHARIN SESLERİ SEVİMLİDİR HAYVANLAR HOŞ GELİŞLER OLA Her gün erken kalkarım Önce yüzümü

Detaylı

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz

bez gez sez tez biz çiz diz giz boz roz koz poz toz yoz çöz göz köz söz buz muz tuz büz düz güz Son harflerini vurgulayarak okuyunuz. bak çak fak gak hak kak pak sak şak tak yak bek dek kek pek sek tek yek bık çık sık tık yık cik bas has kas mas pas tas yas kes ses pes fıs kıs his kis pis sis pus

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam.

Rafet El Roman. Amerika. Rafet El Roman. A memo. Burasý New York Amerika. Evler karýþtý bulutlara. Nasýl bir zaman. Nasýl bir yaþam. Onaylayan Administrator Pazartesi, 21 Mayýs 2007 Besteciler.org Amerika A memo Burasý New York Amerika Evler karýþtý bulutlara Nasýl bir zaman Nasýl bir yaþam A memo Ýnsanlar simsiyah, kýzýl, beyaz Sokaklar

Detaylı

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri

Insanı başa taç yaptım. Ne eğildim, ne de saptım. Acılardan ilaç yaptım. Aşık Şahturna Hayatı ve Şiirleri 1950 Sivas Gürün'de doğdu. 10 yaşlarında saz çalıp, türkü-deyişler okudu. 15 yaşında kendi yapıtı ilk plağıyla büyük üne kavuştu. Konser turneleri, kasetler, plaklar, uzunçalar, long playler ve günümüz

Detaylı

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ

10. SINIF KONU ANLATIMLI. 2. ÜNİTE: ELEKTRİK VE MANYETİZMA 4. Konu MANYETİZMA ETKİNLİK ve TEST ÇÖZÜMLERİ 10. IIF KOU ALATIMLI 2. ÜİTE: ELEKTRİK VE MAYETİZMA 4. Konu MAYETİZMA ETKİLİK ve TET ÇÖZÜMLERİ 2 Ünite 2 Elektrik ve Manyetizma 2. Ünite 4. Konu (Manyetizma) A nın Çözümleri 3. 1. Man ye tik kuv vet ler,

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014 15 ARALIK PAZARTESİ Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 15 ARALIK -19 ARALIK 2014 SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. İstedikleri ilgi köşelerinde(evcilik, kitap, puzzle,

Detaylı

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

Paragraftaki açıklamaya uygun düşen atasözü aşağıdakilerden hangisidir? 1) İnsanlar, dağlar gibi yerlerinden kımıldamayan cansızlar değildir. Arkadaşlar, tanışlar birbirlerinden ne kadar uzakta olursa olsun ve buluşmaları ne kadar güç olursa olsun, günün birinde bir araya

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar

Yýldýz Tilbe 1 ADAM OLSAYDIN. Söz-Müzik: Yýldýz Tilbe. Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar. Kendini arattý, beni bulmadý yar Yýldýz Tilbe 1 Onaylayan Administrator Pazar, 06 Mayýs 2007 Son Güncelleme Perþembe, 14 Haziran 2007 Besteciler.org ADAM OLSAYDIN Sevdim olmadý yar, küstüm olmadý yar Kendini arattý, beni bulmadý yar Düþtüm

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Prof. Dr. Osman HORATA TDE 471 Eski Türk Edebiyatı Ders Notları

Prof. Dr. Osman HORATA TDE 471 Eski Türk Edebiyatı Ders Notları Sebk-i Hindî Sebk-i Hindî, Fars ve Türk edebiyatının yanında Fars, Hindistan, Afganistan, Azerbaycan ve Tacikistan edebiyatında da etkili olmuş bir üsluptur. İzlerine 16. Asırda rastlanmaya başlayan bu

Detaylı

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe.

Hikaye uzak bir Arap Alevi köyünde geçer. Ararsanız bambaşka versiyonlarını da bulabilirsiniz, hem Arapça hem Türkçe. Sitti Cemili ve Meryem im Ben çocukken pek çok Arapça hikâye dinledim anneannemden. Sitti Cemili den anneanne diye bahsetmek de tuhafmış. Arapça da onun adı Sitti yani benim ninem. Söylemeden geçemeyeceğim,

Detaylı

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN

YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN YOL AYRIMI SENARYO ALĐ CEYLAN 2011 PAZARTESĐ SAAT- 07:42 Sahne - 1 OTOBÜS DURAĞI Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi ve elinde defter, kitap olan genç bir üniversite öğrencisi göze çarpar. Otobüs gelir

Detaylı

Yücel Terkanlýoðlu. HTML clipboard. Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için yitik bir zaman. Rüyayla devirdiðim kazan,

Yücel Terkanlýoðlu. HTML clipboard. Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için yitik bir zaman. Rüyayla devirdiðim kazan, Yücel Terkanlýoðlu Onaylayan Administrator Cumartesi, 23 Þubat 2008 Son Güncelleme Pazartesi, 27 Ekim 2008 Besteciler.org HTML clipboard Yaþamadýklarýndýr Dünyan! Uykuyla geçirdiðim her an, Benim için

Detaylı

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir.

Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Örnek alınacak en güzel insan Hz. Muhammed hayatı boyunca görüntüsüne ve hareketlerine dikkat etmiştir. Görünümü Elbiseleri Hz. Peygamber çeşitli renk ve desenlerde elbiseler giymiştir. Ancak daha çok

Detaylı

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR

ÖZEL İSTANBUL ÜNİVERİSTESİ VAKFI ADIGÜZEL OKULLARI ÇEKMEKÖY ANAOKULU TAVŞANLAR SINIFI MAYIS AYI KAVRAM VE ŞARKILAR ANNEM ANNEM Annem annem canım annem, Gönlüm senle kalbim senle Canım annem gülüm annem Dünyam sensin benim bir tanem.. Biliyorum elbet bir gün gelecek Bir başka bebekte bana annem diyecek Bende hep iyi

Detaylı

Sezen Aksu 2. Çok Ayýp. Söz - Müzik: Sezen Aksu. Kulaðýma geliyor, atýp tutuyorsun, ileri geri konuþuyorsun aleyhimde. Çok ayýp, çok ayýp.

Sezen Aksu 2. Çok Ayýp. Söz - Müzik: Sezen Aksu. Kulaðýma geliyor, atýp tutuyorsun, ileri geri konuþuyorsun aleyhimde. Çok ayýp, çok ayýp. Sezen Aksu 2 Onaylayan Administrator Pazar, 20 Mayýs 2007 Son Güncelleme Perþembe, 14 Haziran 2007 Besteciler.org Çok Ayýp Söz - Müzik: Sezen Aksu Kulaðýma geliyor, atýp tutuyorsun, ileri geri konuþuyorsun

Detaylı

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Ali Rıza Malkoç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.8.2005 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı

4. - 5. sınıflar için. Öğrenci El Kitabı 4. - 5. sınıflar için Öğrenci El Kitabı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı nın 28.08.2006 tarih ve B.08.0.TTK.0.01.03.03.611/9036 sayılı yazısı ile Denizler Yaşamalı Programı nın*

Detaylı

Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmış sana Mey süzülmüş şîşeden ruhsâr-ı âl olmuş sana

Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmış sana Mey süzülmüş şîşeden ruhsâr-ı âl olmuş sana NEDÎM Gazel fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmış sana Mey süzülmüş şîşeden ruhsâr-ı âl olmuş sana yâl ü bâl: Boy pos ; ruhsâr : yanak Nezaket haddeden (imbikten) geçmiş

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25 ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ TEMA: BÝREY VE TOPLUM Küçük Cemil...11 Bilgi Hazinemiz (Hikâye Yazmaya Ýlk Adým)...14 Güzel Dilimiz (Çaðrýþtýran Kelimeler - Karþýlaþtýrma - Þekil, Sembol ve Ýþaretler - Eþ Anlamlý

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI

YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Hafta Sonu Ev Çalışması YIL DEDE'NİN DÖRT KIZI Zaman adlı ölümsüz bir dev vardı. Bir gün Zaman, Yıl Dede'yi dört kızıyla birlikte yeryüzüne indirdi. Kızlar, yeryüzünü çok sevdiler. Hepsi bir yana dağılıp

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten

HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ. Haziran 2015 Bülten HAZİRAN 2014/2015 ANASINIFI BÜLTENİ * YAZ MEVSİMİ Yaz mevsimi aylarını öğrenme. Yaz mevsimi panosu hazırlama. Yaz mevsiminde meydana gelen değişiklikleri söyleme. Yaz mevsiminin meyve ve sebzelerini tanıma.

Detaylı

H A S T A N E E N F E K S İY O N L A R IN I Ö NLEM E. E L İF C O Ş K U N E n fe k s iy o n K o n tr o l H e m ş ir e s i

H A S T A N E E N F E K S İY O N L A R IN I Ö NLEM E. E L İF C O Ş K U N E n fe k s iy o n K o n tr o l H e m ş ir e s i H A S T A N E E N F E K S İY O N L A R IN I Ö NLEM E E L İF C O Ş K U N E n fe k s iy o n K o n tr o l H e m ş ir e s i H ip o k r a t (M.Ö. 4 6 0-3 7 0 ) Ö n c e lik le z a r a r v e r m e 2 F lo r e

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar?

5 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? 5 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, fiziksel özelliklerim nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile nedir? Aileyi oluşturan bireylerin

Detaylı

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Murat Çelebi 2. - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 28.5.2015 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Arapgirli Haşim Koç. - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 6.7.2006 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir. Şiirlerin

Detaylı

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış; Yemek Temel, Almanya'dan gelen arkadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona: - Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et! der. Dursun: - Baa da aynısından... Ama üstüne etme!.. Ölçüm Bir asker herkesin

Detaylı

3-P C ile h a b e r le şm e y e u y g u n b ir a r a b ir im. (IS A, P C I, U S B g ib i )

3-P C ile h a b e r le şm e y e u y g u n b ir a r a b ir im. (IS A, P C I, U S B g ib i ) M O D E M N E D İR : M o d u la to r -D e m o d u la to r k e lim e le r in in k ıs a ltm a s ı M O D E M. Y a n i v e r ile r i s e s s in y a lle r in e s e s s in y a lle r in i v e r ile r e d ö n

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı.

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı. Server Dede Sultanahmet Meydanı nda Tapu ve Kadastro Müdürlük binasının arka tarafına geçerseniz, bir incir ağacının altında 1748 tarihli enteresan bir mezar görürsünüz. Mezarın baş kitabede buradan yatan

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE GÖRE YAPACAKLARI TASDİKE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK 13 298 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERİN BANKALAR KANUNU NUN 46 NCI MADDESİNE

Detaylı

Siirt'te Örf ve Adetler

Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te Örf ve Adetler Siirt'te diğer folklor grupları gibi örf ve adetlerde ke NİŞAN Küçük muhitlerde görülen erken evlenme adeti Siirt'te de görülür FLÖRT YOK Siirt'te nişanlıların nişandan evvel birbirlerini

Detaylı

Hakan Gökbaş. - şiirler - Yayın Tarihi: 22.5.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Hakan Gökbaş. - şiirler - Yayın Tarihi: 22.5.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 22.5.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen Yayın no: 169 VEFA VE CÖMERTLİK ÖYKÜLERİ Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür İç düzen: Durmuş Yalman Kapak: Zafer Yayınları İsbn: 978 605 5523 15 2 Sertifika no: 14452 Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu

Detaylı

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında

25. Aşağıdaki deyimlerle anlamca üçlü bir grup oluşturulduğunda hangisi dışta kalır? A) eli bol B) eli açık C) eli geniş D) eli kulağında 21. Hangi cümlede "mi" farklı anlamda kullanılmıştır? A) O bu resmi gördü mü? B) O buraya geldi mi bayram olur. C) Zil çaldı mı içeri girer. D) Yemeği pişirdi mi ocağı kapat. 22. "Boş boş oturmayı hiç

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz.

MEVSİM İLKBAHAR SAĞLIKLI YAŞAM. İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. MEVSİM İLKBAHAR İlkbahar mevsiminin özelliklerini öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde meydana gelen değişiklikleri öğreniyoruz. İlkbahar mevsiminde hayvanların yaşayışlarında meydana gelen değişiklikleri

Detaylı

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz

Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz Hocam Prof. Dr. Nejat Göyünç ü Anmak Üzerine Birkaç Basit Söz PROF. DR. 133 Prof. Dr. Alaattin AKÖZ SÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Hiç unutmadım ki! Akademik olarak hem yüksek lisans, hem de doktora

Detaylı

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26

KÜRESEL AYNALAR BÖLÜM 26 ÜRESE AYNAAR BÖÜ 6 ODE SORU DE SORUARN ÇÖZÜER d d noktası çukur aynanın merkezidir ve ışınlarının izlediği yoldan, yargı doğrudur d noktası çukur aynanın odak noktasıdır d olur yargı doğrudur d + d + dir

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI ARALIK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası Yerli Malı Haftası Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) GÜNE BAŞLAMA ETKİNLİKLERİ Oyun

Detaylı

Ana başa taç imiş. Her derde ilâç imiş. Bir evlât pîr olsa da. Anaya muhtaç imiş. seyin Nail Kubalı

Ana başa taç imiş. Her derde ilâç imiş. Bir evlât pîr olsa da. Anaya muhtaç imiş. seyin Nail Kubalı Ana başa taç imiş Her derde ilâç imiş Bir evlât pîr olsa da seyin Nail Kubalı Anaya muhtaç imiş Hü Şiirin vazgeçilmez temasıinsanoğlu, en yoğun ve içten duygularını şiirle dile getirir. Bu yüzden kadın,

Detaylı

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti

Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Resulullah ın Hz. Ali ye Vasiyyeti Hz. Ali (kv) bildiriyor: Resulullah (sav) bir gün beni huzuruna çağırdı: "Ya Ali! Senin bana yakınlığın, Harun Peygamberin Musa Aleyhisselama olan yakınlığı gibidir.

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin

Geç Kalmış Bir Yazı. Yazar Şehriban Çetin Bir bahar günü. Doğa en canlı renklerine büründü bürünecek. Coşku görülmeye değer. Baharda okul bahçesi daha bir görülmeye değer. Kıpır kıpır hareketlilik sanki çocukların ruhundan dağılıyor çevreye. Biz

Detaylı

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR

BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR ÖTÜKEN Ârif Nihat Asya BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Şiirler: 1 BİR BAYRAK RÜZGÂR BEKLİYOR Servet Asya ya Armağanımdır. DESTAN O zaferler getiren atların Nalları altındanmış; Gidişleri akına, Gelişleri akındanmış.

Detaylı

Yenişimdir Sözü Girişimdir Yönü İnsandır Özü:

Yenişimdir Sözü Girişimdir Yönü İnsandır Özü: Yenişimdir Sözü Girişimdir Yönü İnsandır Özü: Hoşgörü ile Yenişim ve Girişim Yaklaşımları Halil Kulluk Yönetim Kurulu Başkanı İntekno Şirketler Topluluğu Selçuk Üniversitesi - 16 Aralık 2013 Yeniliğe Doğru

Detaylı

Şeytan Der ki Ey İnsan!..

Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Şeytan Der ki Ey İnsan!.. Dengenin engelidir, şeytanların çengeli, Eûzu besmeledir, çengellerin engeli. KUR ÂN DİYOR Kİ! (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: Şüphesiz Allah size gerçek

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

============================================================================

============================================================================ Classiccar-6.Sayýda ki Maviþ Gönderen : papatya54-12/01/2008 19:14 Classiccar'dan Bülent Aydýn ve Ruhi Köktürk geçtiðimiz pazar Ýzmit/Kocaeli'n de 63 /4 Kapý Hardtop'un dergi çekimleri için misafirimizdi.o

Detaylı

RENKLER BÖLÜM 28 MODEL SORU 1 DEK SORULARIN ÇÖZÜMLER

RENKLER BÖLÜM 28 MODEL SORU 1 DEK SORULARIN ÇÖZÜMLER RENER BÖÜM 28 1 MODE SORU 1 DE SORUARIN ÇÖÜMER rm z Mavi eflil Cyan Beyaz 3 T eflil T Magenta U rm z V ırmızı, ve yeşil ışık kaynaklarından in uçlarına ışınlar gönderildiğinde de şekildeki renkler görünür

Detaylı

BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NE

BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NE Kimliğiyle ilgili iki ayrı tartışma var. Birincisi, 16 ve 17'nci yüzyılda yaşadı. Yeniçeri ocağından yetişen bir şair. 1578-1590 arasındaki Osmanlı-İran savaşlarına katıldı. Bir tür ordu şairidir. Diğeri

Detaylı

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları

Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları Dinleme, Okuma, Konuşma, Yazma Kuralları ÇALIŞMA KAĞIDI - 1 Aşağıdaki ifadelerden doğru olanların başına, yanlış olanların başına ise çiziniz. İlk cümle size yardımcı olmak için örnekte gösterilmiştir.

Detaylı

Prof. Dr. Osman HORATA TDE 472 Eski Türk Edebiyatı Ders Notları

Prof. Dr. Osman HORATA TDE 472 Eski Türk Edebiyatı Ders Notları KLASİK ÜSLUP Günlük konuşma diline ait unsurların yoğun bir şekilde kullanıldığı folklorik üslup, klasik estetiğin derinlik ve zarafetinden yoksun olması sebebiyle basit bulunmuş, folklorik üslubun yüzeyselliğine

Detaylı

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir.

KURALLI VE DEVRİK CÜMLELER. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. --KURALLI CÜMLE: İş, hareket, oluş bildiren sözcükler cümlenin sonunda yer alıyorsa denir. Örnek: Mustafa okula erkenden geldi. ( Kurallı cümle ) --KURALSIZ (DEVRİK) CÜMLE: Eylemi cümle sonunda yer almayan

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 03.11.2014 PAZARTESİ Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. Müzik eşliğinde öğretmenin yönergelerine uygun ısınma hareketleri yapıldı.

Detaylı

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.)

(Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise İki cihân mülkün verem dahı bahâsı yetmeye (Seni sevdiğim için eğer benden bedel isterlerse, iki cihânın mülkünü versem bile bu bedeli ödemeye yetmez.) İki cihân

Detaylı

Selin A.: Yağmur yağdığında neden gökkuşağı çıkar? Gülsu Naz Ş.: Neden sonbaharda yapraklar çok dökülür? Emre T.: Yapraklar neden sararır?

Selin A.: Yağmur yağdığında neden gökkuşağı çıkar? Gülsu Naz Ş.: Neden sonbaharda yapraklar çok dökülür? Emre T.: Yapraklar neden sararır? İSTEK ÖZEL KEMAL ATATÜRK ANAOKULU MARTILAR SINIFI Mevsimler Geçtikçe Doğadaki Canlıların Yaşam Biçimleri de Değişir Konusu İle İlgili Neler Biliyoruz? Ece S. : Yaz mevsimi olunca hayvanlar daha da heyecanlanır.

Detaylı

ISBN : 978-605-65564-3-2

ISBN : 978-605-65564-3-2 ISBN : 978-605-65564-3-2 1 Baba, Bal Arısı Gibi Olmak İstemiyorum ISBN : 978-605-65564-3-2 Ali Korkmaz samsun1964@hotmail.com Redaksiyon : Pelin GENÇ Dizgi/Baskı Kardeşler Ofset Matbaacılık Muzaffer Ceylandağ

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde!

Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! Şeb-i Arus İstanbul da: Mevlana nın vuslat gecesi bu yıl yine aşkın başkentinde! İstanbul, bu yıl ikinci kez Mevlana Celaleddin-i Rumi nin ölüm yıldönümü olan Şeb-i Arus törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Detaylı

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

YÜKSEL ÖZDEMİR. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.10.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Mehmet Ali Aktar. - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 12.5.2007 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

MART AYINDA ÖĞRENDİĞİM DİL GELİŞİM ÇALIŞMALARI

MART AYINDA ÖĞRENDİĞİM DİL GELİŞİM ÇALIŞMALARI 1 MART AYINDA ÖĞRENDİĞİM DİL GELİŞİM ÇALIŞMALARI ŞARKILAR ÇANAKKALE MARŞI Çanakkale İçinde Aynalı Çarsı, Ana Ben Gidiyom Düşmana Karsı. Of Gençliğim Eyvah. Çanakkale içinde vurdular beni. Ölmeden mezara

Detaylı

(d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık

(d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık NÂZÎ, Yozgatlı (d.1286/1869-ö.1319/1902) âşık Asıl adı Mustafa dır. Yozgat ın Yukarı Nohutlu Mahallesinde 1869 yılında, dünyaya geldi (Işıtman 1969: 5401). Babası, Yozgat ın Çekerek ilçesinin Beyyurdu

Detaylı

6 YAŞ NİSAN AYI BÜLTENİ .İLKBAHAR HAFTASI .SAĞLIK HAFTASI .POLİS TEŞKİLATI HAFTASI .23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

6 YAŞ NİSAN AYI BÜLTENİ .İLKBAHAR HAFTASI .SAĞLIK HAFTASI .POLİS TEŞKİLATI HAFTASI .23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI 6 YAŞ NİSAN AYI BÜLTENİ.İLKBAHAR HAFTASI.SAĞLIK HAFTASI.POLİS TEŞKİLATI HAFTASI.23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI YARATICI ETKİNLİK: İlkbahar konumuz ile ilgili artık malzemelerden(su şisesi,pul,boncuk

Detaylı

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye Zehra Aydüz, 1971 Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

TIRTIL DAİRE BEDENİM. Görmek için gözlerim,(gözler gösterilir.) İşitmek için kulaklarım var, (kulaklar gösterilir.)

TIRTIL DAİRE BEDENİM. Görmek için gözlerim,(gözler gösterilir.) İşitmek için kulaklarım var, (kulaklar gösterilir.) Çocukların güne, gün içerisindeki etkinliklere hazırlamalarını sağlamak için serbest zaman etkinliklerine yer verildi. Serbest zaman etkinlikleri çocuğun yaratıcılığını geliştirme, kendisini ifade etmesini

Detaylı

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba;

20 Mart Vızıltı. Mercanlar Sınıfından Merhaba; Mercanlar Sınıfından Merhaba; 20 Mart Vızıltı Bu hafta konumuz ormanlar idi. Orman nedir? Ormanların önemi ve faydaları nelerdir? Ormanları koruma konusunda üzerimize düşen görevler nelerdir? gibi sorular

Detaylı

Okutunuz ve defterlerine yazdırınız 1 abla abdest kablo Sabri tablo tablet tabla kablo baba bakır kaba soba bayrak kabak badem bakkal Banu bal balık

Okutunuz ve defterlerine yazdırınız 1 abla abdest kablo Sabri tablo tablet tabla kablo baba bakır kaba soba bayrak kabak badem bakkal Banu bal balık Okutunuz ve defterlerine yazdırınız 1 abla abdest kablo Sabri tablo tablet tabla kablo baba bakır kaba soba bayrak kabak badem bakkal Banu bal balık bakla bardak balkon ebe Ebru tebrik bebek Sibel Belma

Detaylı

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI

3 YAŞ EKİM AYI TEMASI 3 YAŞ EKİM AYI TEMASI Mevsimlerden sonbaharı öğreniyoruz. Çiftlikte yaşayan hayvanları öğreniyoruz. Sebze ve meyvelerin bize faydalarını öğreniyoruz. Cumhuriyet nedir? Öğreniyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı

Detaylı

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ

YAPACAĞIMIZ SANAT ETKİNLİKLERİ KONULAR VE FAALİYETLER ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK Bu ünitede ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ün hangi şehirde doğduğunu, evini, annesinin ve babasının adlarını, soyadının neden olmadığını, ilk adının Mustafa

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN

ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE. Ekim 2013 Sayı 1. Yazar; HARUN ŞEN ŞİİR, HİKÂYE, MAKALE Ekim 2013 Sayı 1 Yazar; HARUN ŞEN 1 İçindekiler KALDIRIMLAR 1... 3 DİYET... 4 ÇOCUKLARINIZA ZAMAN AYIRIN... 5 2 KALDIRIMLAR I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama

Detaylı

prop & tasarım prop & tasarım İrem Ergene restoratör & iç mimar rem dizayn www.remdizayn.com

prop & tasarım prop & tasarım İrem Ergene restoratör & iç mimar rem dizayn www.remdizayn.com İrem Ergene restoratör & iç mimar rem dizayn rem dizayn Hayal Edebileceğiniz Herşey Gerçektir... HAKKIMDA PROJELER REFERANSLAR İLETİŞİM Değerli Olan iyi Yaptığın Değil, Yapmaya Değer Olandır... İrem ERGENE

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI

AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI AYLIK BÜLTEN NİSAN 2012 OKUL ÖNCESİ EĞİTİM SINIFI OKUL KURUCUMUZ : ASİYE ÖZTÜRK OKUL MÜDÜRÜMÜZ : F.BİLGE ÖZALP ANAOKULU BİRİMİ HAZIRLIK SINIFI ÖĞRETMENİ : TÜLAY DÖNMEZ 5 YAŞ SINIFI ÖĞRETMENİ : GÜLAY ÇELİKOK

Detaylı

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın

Saat: 19.30 Canik Belediyesi Adnan Menderes Demokrasi Meydanı AKS TV den İFTARA DOĞRU 1 KONU 1 KONUK Canlı Yayın 1 2 On Bir Ayın Sultanı na ve Canik e Selam Olsun... Değerli Hemşehrilerim; Bir AKS Ramazan TV den ayına A daha DOĞRU kavuşmanın 1 KONU mutluluğunu 1 KONUK hep Canlı beraber Yayın yaşarken, Onbir ayın

Detaylı

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ

İSMEK İN USTALARI SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ İSMEK İN USTALARI ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR ETEM ÇALIŞKAN ETEM ÇALIŞKAN KALİGRAFİ SERGİSİ 10-17 MART 2014 / Dolmabahçe Sanat Galerisi Başkan dan eserlerin hiçbiri zahmetsiz,

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU UĞUR BÖCEKLERİ SINIFI KASIM AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Kızılay Haftası (29 Ekim 4 Kasım) Atatürk Haftası (10-16 Kasım) Öğretmenler Günü (24 Kasım) SERBEST ZAMAN

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı