MÜNÂZARAT. Editör Seyit N. ERKAL. Kapak Ýhsan DEMÝRHAN. Mizanpaj Mehmet Süm ISBN Yayýn Numarasý 47

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MÜNÂZARAT. Editör Seyit N. ERKAL. Kapak Ýhsan DEMÝRHAN. Mizanpaj Mehmet Süm ISBN 975-9090-51-1. Yayýn Numarasý 47"

Transkript

1

2

3 MÜNÂZARAT Copyright Þahdamar Yayýnlarý, 2006 Bu kitaptaki metin ve resimlerin, tamamýnýn ya da bir kýsmýnýn, kitabý yayýmlayan þirketin önceden yazýlý izni olmaksýzýn elektronik, mekanik, fotokopi ya da herhangi bir kayýt sistemi ile çoðaltýlmasý, yayýmlanmasý ve depolanmasý yasaktýr. Editör Seyit N. ERKAL Kapak Ýhsan DEMÝRHAN Mizanpaj Mehmet Süm ISBN Yayýn Numarasý 47 Basým Yeri ve Yýlý Çaðlayan Matbaasý / ÝZMÝR Tel: (0232) Nisan 2006 Genel Daðýtým Gökkuþaðý Pazarlama ve Daðýtým Alayköþkü Cad. No: 12 Caðaloðlu/ÝSTANBUL Tel: (0212) Faks: (0212) Þahdamar Yayýnlarý Emniyet Mahallesi Huzur Sokak No: Üsküdar/ÝSTANBUL Tel: (0216) Faks: (0216)

4 ÝÇÝNDEKÝLER Takdim 7 Bediüzzaman'ýn Farklýlýðý 11 Þamlý Hafýz Tevfik Diyor Ki 11 Elbette Farklý Olacak 14 Bediüzzaman'da Tecdid Düþüncesi Tashih Buyursunlar 21 Ali Ýhsan Tola Aðabeyim Diyor ki 21 Ýfade-i Meram ve Uzunca Bir Mazeret 41 Sorular ve Cevaplar 45

5 TAKDÝM Bizim öðrencilik yýllarýmýzda, okuduðu her kitap için Ben, bu kitaptan ne anladým? diye düþünüp bunlarýn bazýlarýný yazý ile tespit eden Risale-i Nur un avukatý Ahmet Feyzi Kul, Münâzarat için de Risalenin baþýnda Azametli, bahtsýz bir kýtanýn; þanlý, tâlihsiz bir devletin; deðerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi veyahut Bediüzzaman ýn Münâzaratý yazýlý. Reçete yazanýn, doktor olmasý gerekmez mi? Evet, gerekir. Ýþte Osmanlý Devleti henüz ayakta iken (1911) Þanlý, talihsiz bir devlet tabirini kullanmýþ... Hutbe-i Þâmiye isimli eserinde de de, Osmanlý Devleti nin içtimaî hastalýklarýný bir bir sayýp döktükten sonra, hâzýk bir hekim gibi hastalýklarýn devalarý için reçetesini de yazmýþtýr. Zaman da onu haklý çýkarmýþtýr. demiþti... Ayrýca sohbetlerde Merhum Ahmet Feyzi Aðabey, Münâzarat tan On üçüncü asrýn minaresinin baþýna çýkmýþým. gibi ifadeler geçince Peki, on üçüncü asrýn minaresi ne demek? Oraya niçin çýkmýþ? Neden çok baðýrýyormuþ? Kimmiþ bu adam? Nereden mezun olmuþ? Bu kadar isabetli teþhisleri nasýl yapabilmiþ? þeklindeki sorularla bizleri düþünmeye sevk ederdi... Ýþte, bu sohbetlerin yapýldýðý o günlerde, tavukçulukla meþgûl bir aðabeyimiz sohbete gelirken yanýnda çok yaþlý bir kiþiyi de getirmiþti. O kiþi dedi ki: Ben, çocukluðumda Ýstanbul da bir dergâha devam ederdim. Þeyhimiz âlim, fâzýl bir mürþiddi. Onun için, her meselemizi ona sorardýk. O sýralarda elime Bediüzzaman Hazretlerinin küçük risaleleri geçti. Okuyordum, ama mânâlarýný bir türlü tam olarak çözemiyordum. Bunlarý alýp mürþidimize götürdüm. O, eline al-

6 dý, okudu, okudu sonra bana, Evladým, bu zat, bir kutup veya bir gavs olsa gerektir! dedi. Ben de þeyhimizin sözleri üzerine, düþünmeye baþladým ve bir rüya gördüm... Ben askermiþim... Üzerimde askeri elbiseler var. Birden Seni sertabip (baþ hekim) çaðýrýyor! dediler, hemen koþup gittim. Baktým, apoletli beyaz askerî elbiseler içinde ciddi bir zat ayakta durmakta... Bana, Evladým kimdir diye merak ettiðin o kutup ve gavs benim! dedi. Uyandým. Bu enteresan bir rüya... O kiþi Üstad ý, herhangi bir hastanede baþhekim olarak deðil de, devlet bünyesinde, askeriyenin içinde, üst rütbelerde görüyor. Çünkü Bediüzzaman Hazretleri, o zaman ülkenin dertlerini teþhis etmekle birlikte, çare ve reçetelerini de devletimizin büyüklerine, meselâ padiþahlara, devlet içinde aktif Ýttihat ve Terakki nin paþalarýna sunuyor. Bu yüzden, bazen týmarhanelere bile atýldýðý oluyor. Yani, Böyle acayip kýlýðýnla gelmiþsin de, senden hiç beklenmeyecek enteresan þeyleri söylüyorsun. deniyor. Her meseleye bir delil getiren, elbette delidir. diyerek delilerin yanýna gönderiyorlar. Ama o yýlmýyor, bildiklerini, anlatýlmasý lâzým gelenlere anlatýyordu. Bütün bunlardan sonra, iki musibet mektebinde de bir nevi derslerini tamamlýyor ve Güneydoðu da halkýn, aþiretlerin içine gidiyor. Onlara da, içtimaî geliþmeler hususunda bilmeleri ve yapmalarý gerekenleri anlatýyor. Bazen sorularý onlar soruyor, bazen de onlarýn sormalarý gerekenleri onlarýn adýna kendisi soruyor ve cevabýný veriyor. Evet, Münâzarat, Bediüzzaman Hazretlerinin Ýkinci Meþrûtiyet ten sonra, þarktaki aþiretler arasýnda yaptýðý sohbetler esnasýnda sorulan sorulara verdiði cevaplardan oluþmaktadýr. (Münâzarat ýn ilk baskýsý 1911 de yapýlmýþtýr) yýllarýnda da, bizzat Müellif tarafýndan eser gözden geçirilerek, hatta zaman ve zeminin hassasiyeti nazara alýnarak bazý bölümleri çýkarýlmak suretiyle eserin tekrar basýmý yapýlmýþtýr lý yýllarda, hem baþbakanlýk hem de cumhurbaþkanlýðý yapmýþ bir zatýn ziyaretine gitmiþtik. Yanýnda, çok yakýnlarýndan bir bakaný da bulunuyordu. Biz, Güneydoðu nun dertlerini ele alarak Bediüzzaman Hazretleri nin ileri sürdüðü çarelerden bilhassa eðitim konusu ile ilgili ileri sürdüðü tekliflerden bahsettik... O da bize, Gerçekten çaðlarý delen fikirler! dedi.

7 Evet, günümüze baktýðýmýzda problemlerin pek deðiþmediði görülüyor. Ama, çare adýna yapýlanlar da pek sadre þifa þeyler deðil... Ýnþaallah, oralarda baþlayan ve halkýn sahip çýkarak geliþtirmeye çalýþtýðý eðitim hizmetleri çok büyük ümitler vermekte, þarkýn geleceði için muhteþem þeyler vadetmektedir.

8 BEDÝÜZZAMAN IN FARKLILIÐI Þamlý Hafýz Tevfik Diyor ki: Malûm olsun ki, Zübdetü r- Resâil Umdetü l- Vesâil nâmýnda, Kutbü l-ârifin Ziyâeddin Mevlânâ Hâlid in (kuddise sirruhu) kýymetli mektuplarýndan ve risâlelerinden iktibas edilmiþ kutsi nasihatlarýnýn tercümesine dair bir risâleyi on üç sene önce, Bursa da Hoca Hasan Efendiden almýþtým. Nasýlsa mütalâasýna muvaffak olamamýþtým. Tâ bugünlerde, kitaplarýmýn arasýnda bir þey ararken elime geçti. Dedim: Bu Hz. Mevlânâ Hâlid, Üstad ýmýn hemþehrisidir. Hem Ýmam-ý Rabbânî den sonra Nakþibendî tarikatýnýn en mühim kahramanýdýr. Hem Nakþibendî tarikatýnýn Hâlidî kolunun pîridir. Risâleyi okurken, Hz. Mevlânâ Hâlid in tercüme-i hâlinden þu fýkrayý gördüm: Altý muteber hadis kitabýndan, Ýmam-ý Hâkim Müstedrek inde; Ebu Dâvud Kitab-ý Sünen inde; Beyhakî, Þuab-ý Ýman ýnda tahric buyurduklarý: Her yüz senede Cenab-ý Hak, bir din müceddidi gönderiyor. hadis-i þerîfine mazhar ve mâsadak ve tam izhâr edici olan Mevlâna, meþhur, âriflerin kutbu, vâsýllarýn gavsý, Muhammed Aleyhisselamýn vârisi, tarikatü l- âliye ve l- müceddidiyenin kâmili Hâlid-i zülcenâheyn (Kuddise sirruhû) ilâ âhir...

9 Sonra, Tarihçe-i Hayat ýnda gördüm ki, doðumu, hicrî 1193 tarihindedir. Sonra gördüm ki, hicri 1224 tarihinde Saltanat-ý Hind in baþþehri olan Cihanâbâd a dâhil olmuþ. Abdullah Dehlevî Hazretlerinden aldýklarý manevî füyuzât ile Nakþibendi tarikatý silsilesine girip müceddidliðe baþlamýþ. Sonra hicri 1238 de, ehl-i siyasetin nazar-ý dikkatini celbettiðinden, vatanýný terk ederek Þam diyarýna hicretle gitmiþtir. Hem içinde gördüm ki, Hz. Mevlânâ nýn nesli, Hz. Osman bin Affan a (r.a.) mensuptur. Sonra gördüm ki, tercüme-i hâlinde, istidat-ý fýtrî ve harika kâbiliyeti ile yaþý yirmiye gelmeden önce, asrýn ulemasýnýn en bilgini ve vaktin allâmesi olmuþ. Süleymâniye kasabasýnda, ilim öðretmekle meþgûl olmuþtur. Sonra, Üstad ýmýn (Bediüzzaman) tarihçe-i hayatýný düþündüm. Baktým, dört mühim noktada tevâfuk ediyorlar. Birincisi: Hz. Mevlânâ Hâlid 1193 te dünyaya gelmiþ; Üstad ým (Bediüzzaman) ise 1293 te. Tam Mevlânâ Hâlid in 100 senesi bittikten sonra, dünyaya gelmiþ. Ýkincisi: Hz. Mevlâna Hâlid dini tecdid mücâhedesine baþlamak üzere,1224 te Hindistan ýn baþþehrine girmiþ. Üstad ým ise aynen 100 sene sonra 1324 te, Osmanlý saltanatýnýn baþþehrine girmiþ. Mânevî mücâhedesine baþlamýþ. Üçüncüsü: Ehl-i siyasetin, Hz. Mevlâna Hâlid in fevkalâde þöhretinden vehme kapýlarak, Þâm diyarýna nakl-i mekân ettirmesi 1238 de vâki olmuþtur. Üstad ým ise, aynen 100 sene sonra, 1338 de Ankara ya gidip onlarla uyuþamayýp, onlarý reddederek, küserek tekrar Van a gidip, bir daðda inzivâ hayatý yaþarken, 1338 senesini müteâkip, Þeyh Said Hâdisesinin vukuu münasebetiyle ehl-i siyasetin vehmine dokunmuþ. Bu vehimden dolayý, Üstad ýmýz Burdur ve Isparta vilâyetlerinde, dokuz sene mecburî ikamet ettirilmiþ. Dördüncüsü: Hz. Mevlânâ Hâlid, yaþý yirmiye varmadan evvel, allâme-i zaman hükmünde fuhûl-ü ulemanýn (ilim ve faziletçe emsâllerinden üstün âlimlerin) üstünde görünmüþ, ders okutmuþ. Üstad ým ise, tarihçe-i hayatýný görenlere ve bilenlere mâlumdur ki, on dört yaþýn-

10 da icâzet alýp, zamanýn ulemasýnýn en âlimleriyle muârazaya giriþmiþ, on dört yaþýnda iken, icâzet almaya yakýn talebelere ders vermiþtir. Hem, Hz. Mevlânâ Hâlid, neslen Osmanî olduðu ve bütün kuvvetiyle sünnet-i seniyye için çalýþtýðý gibi, Üstad ým da Kur an-ý Hakîm e hizmet noktasýnda, meþreben Hz. Osman Zinnûreyn in arkasýndan gidip, Hz. Mevlânâ Hâlid gibi Risâle-i Nur eczâlarýyla, bütün kuvvetiyle sünnet-i seniyyenin ihyâsýna çalýþtý. Ýþte bu dört noktadan tevafuk, tam yüz sene fâsýla ile Risale-i Nur un dini takviye hususundaki tesirleri, Hz. Mevlânâ Hâlid in Nakþî Tarikatý vasýtasýyla hizmeti gibi büyük görünüyor. * Yalnýz, Üstad ýmla Hz. Mevlânâ Hâlid in birkaç farký var: Birisi: Hz. Mevlânâ Hâlid, hem Kâdirî hem Nakþî tarikatý sâhibi iken, Nakþîlik tarikatý onda daha galiptir. Üstadýmda, bilâkis, Kadirî meþrebi ve Þâzelî mesleði daha ziyade hükmediyor. Ýkinci fark þudur ki: Üstad ým kendi þahsiyetini, merci olmaktan azlediyor. Yalnýz Risale-i Nur u merci gösteriyor. Hz. Mevlâna Hâlid in þahsiyeti ise kutbu l-irþâd, mercii-l- hâs ve l-âmm olmuþtur. Üçüncü fark: Hz. Mevlânâ Hâlid, zülcenâheyndir. Fakat, zamanýn icabýyla tarikat ilmini ve sünnet-i seniyyeyi esas tutmak cihetiyle tarikatý daha ziyade tutmuþtur. O noktada himmetini sarf etmiþtir. Üstad ým ise, þu dehþetli zamanýn icâbý ile, hakikat ilmini ve iman hakikatleri cihetini tutarak, tarikata üçüncü derecede bakmýþtýr. Elhâsýl: Baþtaki Hadis-i þerifin Her yüz sene baþýnda, dini tecdid edecek bir müceddid gönderiyor. ilâhî vaadine binâen, Hz. Mevlânâ Hâlid, ehl-i hakikatin çoðunun tasdikiyle, 1200 senesinin, yani on ikinci asrýn müceddididir. Madem tam yüz sene sonra, aynen dört cihette tevâfuk ederek Risale-i Nur eczalarý ayný vazifeyi görmüþ. Kanaat verir ki,-hadisin hükmüyle- Risâle-i Nur, dini tecdid hususunda bir müceddid hükmündedir. * Mâdem Hz. Mevlana Hâlid, milyonlar tâbî ve mensuplarýnýn ittifaký ile müceddiddir ve baþtaki hadis-i þerifin bir mâsadakýdýr. Madem tam yüz sene sonra, dört mühim cihet tevâfukla beraber Risale-i Nur ayný vazifeyi görüyor. Demek hadisin nassý (kesin hükmüyle) Risale-i Nur eczâlarý dini tecdid ve takviye vasifesini görüyorlar.

11 Aralarýnda bir fark da þudur ki: Ýmam-ý Rabbanî Hazretleri Fârûkî, yani Hz. Ömerü l-farûk neslindendir. Hz. Mevlânâ Hâlid ise Osmânî, yani Hz. Osman Zinnûreyn neslindendir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri de, Hz. Ali neslindendir. Dört büyük halifenin sonuncusunun neslinden olmasý da çok mânidar bir tevâfuk olsa gerektir. Elbette Farklý Olacak Olamaz þüphe asla Kýyamet kopmadan cihanda Rahmeten lil- âlemînin mesajýný Kâffeten insanlýða Duyuracak olan zatta Donaným olarak bütün cihazât Kalp, zekâ, hafýza, zihin Vicdan, akýl ve beyin Bütün olarak, kabiliyet ve hissiyât En yüce seviyede Arz-ý endâm edeceðine... Onun tahsili de Baþlar ilk günden Bilgiler yaðar sanki her yönden Eþyayý deler geçer O nüfûz edici gözler Ýner herþeyin ledünniyâtýna Çok kýsa zamanda... Yardýmcýdýr kesbine Hep vehbî ilimler Sünuhât ve ilhamat Dolar da kalbine Þekillenir beyinde

12 Sonra da Rahmet yaðarcasýna Dökülür kitaplara Renk renk televvünlerle Hem tenezzülen idrâkimize Sehl-i mümteni güzelliðinde Hem de bizim seviyemizde...

13 BEDÝÜZZAMAN DA TECDÝD DÜÞÜNCESÝ... Bediüzzaman Hazretleri daha doðuþtan, ileride yapacaðý mühim hizmetlere göre donanýmlý olarak gelmiþti. Fýtratýnda yanlýþlarý düzeltme, bozulmuþlarý yenileme duygusu güçlü olarak bulunuyordu. O günün þartlarýna göre bulunduðu bölgenin medreselerinde yirmi senede tahsil edilmesi gereken ilim ve fenlerin özünü üç aylýk tahsille almýþ, bir sürü þerh ve hâþiyelerle vakit zâyi etme yoluna gitmemiþti. Onun hayatýna dikkat edersek, temiz fýtratýnýn icabýný, her yerde her türlü imkânsýzlýk ve zorluklar altýnda bile yerine getirdiðine þâhit oluruz. Ýþte, daha on beþ yaþlarýnda iken Siirt Tillo da, bir gece rüyasýnda Þeyh Abdülkadir Geylânî (k.s.) Hazretlerini görür. O, kendisine Said! Mîram aþireti reisi Mustafa Paþa ya git ve kendisini doðru yola davet et... Yaptýðý zulümden vazgeçerek namaza ve iyiliklere müdavim olmasýný tavsiye et. Aksi takdirde öldür. diye hitap eder. Bediüzzaman Hazretleri, rüyayý görür görmez hemen hazýrlýklarýný yapýp Mîran aþiretine doðru hareket eder, doðru Mustafa Paþa nýn çadýrýna girer. Paþa olmadýðý için biraz istirahat eder. Sonra, Mustafa Paþa içeri girer. Oradakilerin hepsi ayaða kalktýklarý halde, Said yerinden kýmýldamaz. Bu durum Paþa nýn dikkatini çeker. Aþiret binbaþýsý Fettah Beyden, bu zatýn kim olduðunu sorar. Fettah Bey, meþhur Said olduðunu söyler. Hâlbuki, Paþa âlimlerden hiç hoþlanmaz. Bu sefer iyice kýzar ve niçin buraya geldiðini sorar. Genç

14 Said, Seni hidayete getirmeye geldim. Ya zulmü terk edip namazýný kýlacaksýn veyahut seni öldüreceðim. der. Paþa, hiddetinden dýþarý çýkar. Biraz dolaþtýktan sonra yine çadýra girer ve tekrar niçin geldiðini sorar. O da Sana söyledim ya, onun için geldim. der. Mustafa Paþa, çadýrýn direðinde asýlý bulunan Said in kýlýcýna iþaret ederek, Bu pis kýlýçla mý? der. Bediüzzaman Kýlýç kesmez, el keser. diye cevap verir. Mustafa Paþa tekrar dýþarý çýkar, biraz gezinip içeri girer ve Benim Cezire de çok âlimlerim var; eðer hepsini maðlûp edebilirsen senin dediðini yaparým, eðer maðlûp edemezsen seni Fýrat nehrine atarým. der. Bediüzzaman Hazretleri de Bütün âlimleri maðlûp etmek benim haddim olmadýðý gibi, beni de nehre atmak senin haddin deðildir. Fakat, ulemaya cevap verince, sizden bir þey isterim ki, o da mavzer tüfeðidir. Þayet sözünde durmazsan seni onunla öldüreceðim. diye karþýlýk verir. Bu konuþmadan sonra, Paþa ile birlikte atlarla Cezire ye giderler. Bâni Haný dedikleri mevkie gelince, Bediüzzaman çok yorgun olduðu için orada biraz yatar. Uykudan uyanýnca etrafýnda bütün Cezire âlimlerinin, ellerinde kitaplar, beklemekte olduklarýný görür. Biraz görüþtükten sonra, çay ikram edilir. Cezire âlimleri, Bediüzzaman ýn þöhretini iþittikleri için þaþkýn ve hayran bir vaziyette, çaylarýný bile unutarak Onun sorusunu beklemektedirler. O, kendi çayýný içtikten sonra dalgýn dalgýn karþýsýnda bulunan bir- iki âlimin çayýný da içer, onlar fark edemezler. Mustafa Paþa hocalara: Ben okumuþ deðilim, ama Molla Said ile mücadelenizde maðlûp olacaðýnýzý þimdi anlýyorum. Zira bakýyorum da, siz düþünmekten çaylarýnýzý unuttuðunuz halde, o, kendi çayýný içtikten baþka, iki- üç bardak da sizin çayýnýzý içti. der. Bediüzzaman, biraz lâtife ettikten sonra âlimlere: Efendiler, ben ahdetmiþtim, hiç kimseye suâl sormam. Onun için sizin sorularýnýzý bekliyorum. der. Bu hocalar, kýrk kadar soru sorarlar. Bediüzzaman Hazretleri, hepsine cevap verir. Ama her nasýlsa, bir sorunun cevabýný yanlýþ söylediði halde, karþýsýndakiler doðru telakki ederek tasdik etmiþlerdir. Meclis daðýlýnca Bediüzzaman hatýrlar, hemen arkalarýndan koþarak Affeder-

15 siniz, bir suâlin cevabýný yanlýþ söylediðim halde farkýna varmadýnýz. der ve düzeltir. Hocalar, Ýþte, þimdi hakkýyla bizi tam maðlûp ettin. derler. Mustafa Paþa, vadettiði mavzer tüfeðini hediye eder ve namaz kýlmaya baþlar.... Bitlis te iken, bir gün Bediüzzaman a vali ile bir kýsým memurlarýn içki içtikleri haber verilir. Bunu duyunca hiddetlenen Bediüzzaman, Bitlis gibi dindar bir memlekette, hükümeti temsil eden bir zatýn irtikâp ettiði bu muameleyi kabul edemem. diyerek içki meclisine gider. Evvela içki hakkýnda bir hadîs-i þerif okuduktan sonra, pek acý sözler söyler. Valinin vurdurmak için iþaret etme ihtimaline binâen de, bir elini rovelverinin bulunduðu yerde tutar. Fakat vali, fevkalâde tahammüllü ve hamiyetli bir zât olduðundan, katiyen ses çýkarmaz. Oradan ayrýlýnca, valinin yaveri, genç Said e Ne yaptýnýz? Söyledikleriniz idamýnýzý gerektirir. der. O da Ýdam hayalime gelmedi, hapis veya sürgün zannederdim. Her ne ise, bir kötülüðü gidermek için ölürsem ne zararý var? diye cevap verir Bediüzzaman, Doðu Anadolu da Medresetü z- Zehrâ nâmýnda bir üniversite açmak, Van da ve Diyarbakýr da üniversite seviyesinde bir medrese kurmak için, 1907 de Ýstanbul a gelir. Ýstanbul a gelmeden önce, Van valisi Tahir Paþa kendisine, Þark ulemasýný maðlûp ediyorsun, fakat Ýstanbul a gidip o denizdeki büyük balýklara da meydan okuyabilecek misin? demiþtir. Onun için, Bediüzzaman Hazretleri Ýstanbul a gelir gelmez ulemayý münazaraya davet eder. Bunun üzerine, Ýstanbul daki meþhur âlimler grup grup ziyaretine gelirler, suâller sorarlar ve sorularýnýn hepsinin cevabýný da doðru olarak alýrlar. Bediüzzaman ýn bundan maksadý, Doðu Anadolu daki ilim ve irfan faaliyetine nazar-ý dikkati çekmektir. Zaten kaldýðý Þekerci Han ýn kapýsýna: Burada her müþkül halledilir, her suâle cevap verilir, fakat suâl sorulmaz. diye bir levha astýrýr. Bediüzzaman Hazretleri, 1907 kýþýnda Van dan Ýstanbul a gelip yerleþtiði Þekerci Haný, Fatih Camii yakýnlarýnda Malta Çarþýsýnda bu-

16 lunuyordu. Burasý mühim bir ilim- irfan merkezi ve Osmanlý münevverlerinin toplanma yeri idi. Bu hanýn bir çok odasýnda edebiyatýn, ilmin ve fennin meþhur simalarý otururdu; Celâl Hoca, Fatin Hoca ve Mehmet Akif gibi lý yýllarýn baþýnda, Ýzmir Kestanepazarý öðrenci yurdunda kalýrken, arkadaþlarýmýzdan birisi Hacý Ali Tosun hocamýza, Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili bir soru sormuþtu. O da dedi ki: Çocuklar, ben daha okumak için Mýsýr a gitmeden önce memleketim olan Kütahya Simav dan Bursa medreselerine okumaya gitmiþtim. Bir gün, medresemize Hasan Fehmi Baþoðlu geldi. Kendisi, Ýstanbul medreselerinin meþhurlarýndandý. Dedi ki: Ben Meþrutiyet zamanýnda, Fatih Medresesinde okurken Bediüzzaman adýnda bir gencin Ýstanbul a gelip bir hana, yerleþtiðini ve kaldýðý odanýn kapýsýna Burada her müþkül hallolur. Her meseleye cevap verilir. Fakat suâl sorulmaz. diye levha astýðýný duydum. Ziyaret etmek istedim. En zor ve ince meselelerden sorular hazýrladým. Ben de o zaman medresenin ileri gelenlerindendim. Kitaplarý karýþtýrýp içlerinden derin meselelere bakarak çýkardýðým sorularla, yanýna vardým ve onlarý kendisine sordum. Sanki beraber hazýrlamýþýz gibi, tam cevaplar verdi. Ýnsanlar kitaplarýn metinlerini ezberler, ama þerhler ezberlenemez, hele hele hâþiyeler, onlar birkaç katý büyük olduðu için hiç ezberlenemez. Biz, Hacý Ali Efendiye Bu nasýl olur? diye sorduk. Allah isterse bu veli kullarýn önüne kitaplarý getiriverir. Ýsterse kalbine ilham eder. diye cevap verdi...

17 TASHÝH BUYURSUNLAR Ali Ýhsan Tola Aðabey Diyor ki: 1950 li yýllarýn baþýnda Dr. Tahsin Tola Aðabeyimle, Üstad ýn ricasý üzerine Menderes e gittik. Ona, tevafuklu yazýlmýþ Kur an-ý Kerim götürdük. Üstad, onun matbaada basýlmasýný istiyordu. Menderes, Bu benim için çok mühim. Bir itiraz getirse, zararý bana olur. Ama bunun hayrý partiye olur. dedi. O zaman Diyanet Ýþleri Reisi Eyüp Sabri Hayýrlýoðlu da, bu Kur an-ý Kerim in bastýrýlmasýný ahiret hayatý için çok mühim gördü. Fakat Müsteþar Salih Korur, engel oldu. Eyüp Sabri Bey çok üzüldü. Baþkanlýktan ayrýldý... Afyon Mahkemesi münasebetiyle Diyanet Ýþlerinin bir rapor vermesini arzulayan Üstad Hazretleri, bizi o zaman Müþavere Kurulu Baþkaný olan Hasan Hüsnü Erdem e gönderdi. O, zaten Ispartalýdýr. Üstad, bize büyük Risale kitaplarýný verip; Bunlarý, Diyanet Ýþlerine götürün. Hasan Hüsnü Erdem e selam söyleyin, bunlarý tashih buyursun. dedi. Biz de kitaplarý alýp Diyanet Ýþleri Baþkanlýðýna gittik. H. Hüsnü Erdem, bütün büyük hocalarý toplamýþ onlarla bir mesele görüþüyormuþ. Biz, doðruca onlarýn toplantý salonlarýna girdik. Biz girince konuþmayý kesen Hasan H. Erdem, Buyurun dedi. Biz de, Bizi Bediüzzaman Hazretleri gönderdi. Size selamý var. Bu kitaplarý tashih buyuracakmýþsýnýz. dedik. O, önce þöyle bir gülümsedi; sonra da Þimdi sizlere bu tashih buyurma meselesini bir anlatalým. diyerek baþladý

18 anlatmaya: Ben medresede öðrenci iken, Bediüzzaman Hazretleri Ýstanbul a gelmiþti. Garip kýyafeti, belinde hançeri, Kim ne isterse gelip benden sorsun. diye bütün ulemaya bir meydan okuyuþu vardý. Biz de o zamanlar, Medrese nin gözde talebelerindeniz. Birilerinin de teþvikiyle, kendime göre çok zor bir soru hazýrlayýp gittim. Kapýsýna vardým. Aralýktan bakýyordum. Daha tam yerini bile tespit edememiþtim ki, içeriden, Gel bakalým Hasan Hüsnü Efendi! dedi. Þaþýrmýþtým. Daha yüzümü görmeden beni ismen çaðýrmasý, benim için þok edici bir olaydý. Ýçeri girdim. Soru mu soracaksýn? Sor bakalým. dedi. O anda ben sorumu unutmuþtum. Peki, peki deyip sorumu söyleyerek, Bunu mu soracaktýn? dedi. Evet diyebildim. Zaten, oradan bir an önce kaçýp gitmek istiyordum. O baþladý cevap vermeye. Ama ben anlamýyordum; zaten onu dinlediðim de yoktu. Karþýlaþtýklarýmýn þokunu bile atamamýþtým. Neyse, sonunda Tamam mý? dedi. Ben de Tamam dedim. Bu sefer Hayýr tamam deðil. Ben kasden bir yeri yanlýþ anlatmýþtým ve senin onu tashih etmeni istiyordum. Ama sen tashih buyurmadýn. Onun doðrusu da þudur deyip meseleyi tamamladý. Ýþte þimdi anladýnýz mý bu Tashih buyurmayý dedi. Ve hemen Risaleleri alýp öperek baþýna koydu. Biz kim, onlarý tashih etmek kim? dedi. Sonra Bu eserlerde vatana millete zararlý hiçbir þey yoktur. Bilakis çok faydalý eserlerdir. mealinde birþeyler yazdýrýp imzaladý ve bütün heyete de imzalattýrdý... Zaten Eyüp Sabri Hayýrlýoðlu ndan sonra Hasan Hüsnü Erdem, Baþkan oldu. Biz, Bediüzzaman Hazretlerinin, Ýstanbul a geldiði zaman Þekerci Hanýnda ulemaya meydan okurcasýna Herkes istediðini sorsun. Her suâle cevap verilir. Kimseye soru sorulmaz. mealinde kapýsýna bir levha yazdýrmasýnýn sebebini böylece daha iyi anlamýþ oluyoruz. Ýslamî ilimlerle ilgili doksan kitabý ezberleyen ve her gün evrad ve ezkâr okur gibi üç saat bu ezberleri tekrarlayarak üç ayda bitiren Bediüzzaman Hazretlerinin, Ýslâm ýn esaslarýyla ilgili olarak derin vukufunu ve hassasiyetini Risale-i Nur Külliyatýna aynen yansýttýðýndan da eminiz. Bediüzzaman, eðitim davasýný anlatmak ve Medresetü z- Zehra yý açtýrmak için Mâbeyn-i Hümâyun a bir dilekçe verir.

19 Bu dilekçe ile, halkýn durumunu, geri kalmaktan kurtulmak için eðitimin çözüm yolu olduðunu anlatýr; sonra da Bu açýlacak okullarla, bilginin temeli atýlmýþ olur ve bu temel üzerinde birlik ve ittihad ortaya çýkar. Ýç karýþýklýklardan dolayý mahvolan büyük bir kuvveti hükümetin eline vermekle, dýþarýya karþý kullanmak üzere, adâlete lâyýk ve medeniyete kabiliyeti olan bu halkýn yaradýlýþtan sahip olduklarý deðerleri ortaya çýkar. der. Ama Bediüzzaman ýn Ýstanbul da yayýlan þöhretinden çekinen, Yýldýz Sarayýnýn etrafýný sarmýþ paþalar, maalesef onun padiþah Sultan Abdülhamid ile görüþmesine mani olurlar ve onu akýl hastanesine sevk ettirirler. Toptaþý Týmarhanesine konulan Bediüzzaman, doktora þöyle der: -Ey tabib efendi! Sen dinle, ben söyleyeceðim. Cinnetime bir delil daha senin eline vereceðim; (o da) suâl olunmadan cevap (vermektir.)... Antika bir divanenin sözünü dinlemeyi arzu edersiniz. Muâyenemi, muhâkeme sûretinde istiyorum. Senin vicdanýn da hakem olsun. Tabibe týp dersi vermek fuzûlilik. Ama hastalýðýn teþhisine yardým edecek noktalarý (anlatmak) hastanýn vazifesidir. Hem istikbâl sizi tekzip etmemesi için dinlemeniz gerekir. Dört nokta þüpheyi davet etmiþ. Onlarý bilerek bazý gizli hikmetler için yaptým: Birincisi: Garip þeklim. Bu muhalif elbisemle, dünyaya ait hiçbir maksat gütmediðimi, beldenin âdetlerine uymamak için özrümü, ahvâl ve tavýrlarýmýn insanlardan farklýlýðýný, açýk ve gizli her münasebette insaniyetimin tabiiliðini ve milletimin muhabbetini ilan etmek içindir. Hem de garip bir mânâ garip bir lâfýz içinde olmalý. Tâ ki nazar-ý dikkati çeksin. Hem de mahalli üretime revaç vermek için, fiili bir nasihatta bulunuyorum. Hem de kendimdeki bir yenilik meylini göstermek ve zamanýn da yenileceðine iþaret etmek istiyorum. Hem de Sultan Selime biat etmiþim. (Onun için Sultan Selim in kýyafetini andýran Anadolu nun millî kýyafetinden çýkmayacaðým. Abdülmecid Nursî ) Ýkincisi: Ulemâ ile münâzaramdýr. Onun sebebi, Ýstanbul a geldim, gördüm ki, diðer þubelere nisbeten medreseler terakki etmemiþtir. Bunun da sebebi: Kitaba bakarak mesele ve hüküm çýkarmak olan

20 istidat, ilim melekesi yerine konulmuþ. Talebelerde, tartýþma ve soru cevap eksikliði sebebiyle þevksizlik ve atâlet gibi bazý haller meydana gelmiþ. Diðer merak ve hayret uyandýran kâinat ilimleri veya eðlence ile vakit geçirmeyi netice veren fenler ise, hakiki lezzeti ihtiva eden bizzat maksut olan, Ýlahî ilimler gibi tahsil olunmaz. Bunun için de ya üstün bir gayret veya tam bir meþguliyet veya müsabakayý netice veren suâl ve cevap gibi içten veya dýþtan bir teþvik lâzýmdýr. Yahut iþbölümü (uzmanlýk) kaidesine uygun olarak herbir talebe istidadýna göre bazý branþlarla uðraþmalýdýr. Tâ mütehassýs (uzman) olsun, sathî olmasýn. Zira her ilmin esasýný teþkil eden bir sûreti var. Ona ait kabiliyet ve meleke olmadýðý vakit, bazý yerleri noksan olan resimlere benzer. Bunun da çaresi, talebe kabiliyet ve yeteneðine uygun olan bir fenni (branþý) esas tutmalýdýr. Bu fenne münasip, alâkalý olan diðer fenlerden de herbirinden birer fezleke (öz bilgi) alýnmalý böylece diðerlerinden alýnan fezlekeler kabiliyetine uygun olan esas ilim dalýnýn tamamlayýcýsý olarak öðretilmelidir. Zira her bir fezleke, müstakil bir sûret teþkil etmiyor. Fakat, esas sûreti, tekmil edebilir. Fuzûlî þekilde iki fikri beyan etmiþtim. Birincisi: Þu terakki devrinde, hakiki medeniyeti teþkil eden Ýslâmiyet, Batý medeniyetine nisbeten terakki etmemiþ. Bunun da en büyük sebebi üç büyük þube olan ehl-i medrese, ehl-i mektep, ehl-i tekkenin fikir ayrýlýklarý ve meþrep farklýlýklarýdýr. Medresede okuyanlar, modern mekteplerde okuyanlarý, bazý kasdedilmeyen zâhiri yönlerini tevil ederek inanç zayýflýðý ile itham ediyorlar. Mektepliler de medreselileri, yeni ilimleri bilmemeleri yüzünden eksik ve itimad edilmez sayýyorlar. Ayrýca medreseliler, tekkedekileri þevke sebep olsun diye konulmuþ bazý mubah amelleri ve hareketleri için bunlara bid at ehli nazarýyla bakýyorlar. Onlar ehl-i tekke deðil, ancak avam ibadet zanneder. Evet avamýn bu zanný bâtýldýr. Ýbadet yalnýz zikirdir. O çeþit hareketler, mübah görme þartýyla câizdir. Bu yolla bazý bid atlarda zikirlerin birbirine karýþtýðý oldu ama ehl-i medrese ile ehl-i tekke arasýndaki fikir ve meþrep ayrýlýðý yüzünden de, Ýslâmî ahlâk sarsýldý ve medenî terakkiden geri kalýndý.

21 Bunun çaresi, mekteplerde dini ilimleri hakkýyla okutmak ve medreselerde lüzumsuz kalan eski felsefe yerine bazý yeni ilim ve fenleri tahsil ettirmektir. Aslýnda tekkelerde derin âlimler bulunmaktadýr. Bu takdirde bu üç þubede, tek bir terakki âhengi içinde mertebe kat etmek kesinlikle mümkündür. Ýkinci fikir: Vâizlere aittir. Vâizler, müderris-i umûmîdirler. Bunlarýn vaaz ve nasihatlarýnda kendimce bir tesir hissetmedim. Düþündüm, kalbimin katýlýðýndan baþka üç sebep buldum: Birincisi: Yaþadýðýmýz zamaný, geçmiþe kýyasen, yalnýzca iddialarýný tasvir edip parlak gösteriyorlar. Halbuki geçmiþ zamanda kalp sâfiyeti ve ulemâyý taklit hükmediyordu. O zaman onlara delil lâzým deðildi. Þimdi herkeste bir hakikatý araþtýrma meyli peydâ olmuþ. Bunlara karþý iddiayý tasvir etmek tesir etmez. Ancak tesir ettirmek için, tesir etmek için iddiayý isbat etmek ve iknâ etmek lâzýmdýr. Ýkinci sebep: Birþeye özendirmek veya bir þeyden vazgeçirmek için, ondan daha mühim olan birþeyin deðerini düþürmektir. Meselâ: Bir gece iki rekat namaz kýlmak, haccý tavaf etmek gibidir. Veya gýybet etmek, zinâ etmek gibidir. derler. Üçüncüsü: Belâðatýn muktezasý olan hâlin icabýna uygun ve zamanýn gereði söz söylemezler. Güyâ insanlarý eski zaman köþelerine çekiyorlar, sonra konuþuyorlar. Demek istiyorlar ki: Vâiz, hem araþtýrmayý seven bir âlim olmalý ki, tâ iddiasýna delil getirebilsin. Hem tedkikat yapan hikmet ehli birisi olmalý ki, tâ Ýslâmiyetin emirleri arasýndaki dengeyi gözetsin. Hem de iknâ edici ifade güzelliðiyle hitap etmesi þarttýr. Dördüncüsü: Zihnim periþandýr demiþtim. Halbuki bu cümleden maksadým, kuvve-i hâfýzama unutkanlýk musallat olmasý ve zihnimdeki sýkýntý ve tabiatýmdaki insanlarda çekinme hissi muraddýr. Hiçbir divâne ben divâneyim demediði için, benim cinnetime nasýl delil olabilir?... Bediüzzaman ýn bu sözlerini doktor dinledikten sonra hayret içinde kalýr. Mâbeyn-i Humâyun a Þimdiye kadar Ýstanbul a gelenlerin

22 içerisinde zekâ ve fetânetçe böyle bir nâdire-i cihan bulunmuþ deðildir. þeklinde bir rapor yazar. Bu rapordan telaþa düþenler, Bediüzzaman ý týmarhaneden hapishaneye aldýrýrlar. Zaptiye Nâzýrý Þefik Paþayý da, padiþahýn hediyesiyle ve maaþ teklifiyle Bediüzzaman ý ikna edip memleketine göndermek için yanýna gönderirler. Ama Bediüzzaman ýn derdi cehaletin giderilmesi ve eðitim olduðu için, Þefik Paþa, onu ikna edemez. Sonunda Bediüzzaman paþaya þöyle der: Bunu da ciddi söylüyorum; ben isterim ki, insanlarý bilfiil ikaz edeyim ki, devlete intisap, hizmet etmek içindir, maaþý kapmak için deðildir. Hem de benim gibi bir adamýn millete ve devlete hizmeti, nasihatý iledir. O da güzel tesir ile olur. O da hasbî ve samimi olmakla, bu da garazsýzlýkla o da karþýlýk beklemeden, o da þahsî menfaati terketmekle olur. Binâenaleyh benim, maaþý kabul hususunda mazeretim var onun için kabul edemem. Nâzýr: Senin beldende maarif (eðitimi) yaygýnlaþtýrma maksadýn Vekiller Meclisinde (Bakanlar Kurulunda) görüþülmektedir. Bediüüzaman: Acaba maarifi geri býrakarak, maaþý acele olarak vermeye kalkmak hangi prensibe göredir? Benim þahsî menfaatimi, milletin umumî menfaatine üstün tutuyorsunuz. Nâzýr Þefik Paþa hiddet eder. Bediüzzaman: Ben hür yaþamýþým. Hürriyet-i mutlakanýn meydaný olan beldemin daðlarýnda büyümüþüm. Bana hiddet fayda vermez. Nafile yorulmayýnýz!.. Beni sürün, Fizan olsun, Yemen olsun râzýyým. Siz de idare-i maslahat için yamacýlýktan kurtulursunuz. Ben de yüksekten düþmekle incinmekten kurtulurum. Bediüzzaman haksýz olarak atýldýðý bu hapisaneden, 23 Temmuz 1908 tarihinde ilân edilen, Ýkinci Meþrutiyetin kabulünden sonra çýkarýlan umumî af ile çýkar.... Bir itfaiyeci gibi, çýkartýlan yangýnlarýn üzerine onlarý söndürmek için koþup giden Bediüzzaman Hazretleri o günlerde Serbesti, Mizan, Volkan ve Mishab gazetelerinde yazýlar yazýyordu.

23 Münir Süleyman Çapanoðlu, Þehzâdebaþý Ferah Tiyatrosundaki meþhur olayý, Sosyalist Hilmi eserinde anlatmýþtý. Necmeddin Þahiner de þunlarý nakleder: Mizancý Murat Bey konferans veriyordu. Biz o zaman küçüktük; Mekteb-i Tefeyyüz de okuyorduk. Yanýmda arkadaþým Maarif Nâzýrý Münif Paþa nýn oðlu vardý. Sað taraftaki localarda Ýttihadçýlar, sol taraftakilerde de Ahrar Fýkrasý vardý. Orada bir muðalatacý baðýrýp çaðýrmaya baþlamýþtý. -Nerede o Mîzancý Murad, çýksýn da ben onu tepeleyeceðim!.. Rahmetli Ali Kemâl, meydana çýkarak, Ne söylüyorsun? Murad Beyi öldürmek mi istiyorsun? Ýþte beni öldür! diyerek beyaz gömleðinin yakasýný açtý: Ýþte göðsüm!.. Hava gittikçe elektrikleniyor, her kafadan bir ses çýkýyordu. Ýþte tam bu esnada sandalyelerin birinin üzerine fýrlayýp çýkan Bediüzaaman, kalabalýða hitap etmeye baþladý. Bediüzzaman natûk (nâtýkâsý iyi, konuþmasýný çok iyi bilen) söz söylemesini bilen bir zât; mantýðý kuvvetli... Çýktý, iknâ edici, üsturuplu sözler söyledi; Ýslâm tarihinden örnekler vererek anlattý. Ýnhitatlarý (gerileme dönemlerini) mukâyese ederek anlattý. Ne yapýyorsunuz, meþrutiyet devri yaþýyoruz. Konuþma serbestliði var. Niçin bunlarý ayak altýna alýyoruz bu sizin yaptýðýnýz hareketleri Þarktaki en bedevî aþiretler bile yapmazlar. Efendiler kendinize gelin, maksadýnýz birleþmektir, hürriyeti yükseltmektir. dedi. Bir anda ortalýk sükûnete büründü ve kalabalýða sesizlik hâkim oldu. Orada, ondan sonra da Aziz Bey isminde bir süvârî binbaþýsý (Ýttihad ve Terakkiye mensuptu ama makul ve mutedil bir adam idi.) geldi, yetiþti, tiyatroyu sardý ve kalabalýðý daðýttý. Bediüüzaman a yaptýðý hizmetten dolayý teþekkür etti. Böylece Bediüzzaman, yaptýðý konuþmalarda patlamak üzere bulunan bir isyaný yatýþtýrmýþ ve önlemiþti Þubatýnda bunlarý anlatan Münir Süleyman Çapanoðlu bu olayý kitabýnda þöyle anlatmaktadýr: Bir Konferans Siyasî tarihimizin o günlerini yaþamýþ olan bugünün aksaçlýlarý, ömürlerinin o sayfalarýný gözleri yaþarmadan hatýrlayamazlar.

24 Bir hâtýramý anlatayým: MÝZAN gazetesi sahip ve Baþyazarý tarihçi Murad Bey, Þehzâde baþýnda Ferah Tiyatrosunda bir konferans verecekti. Romalýlarýn yükselme ve alçalma sebepleri konusunda bir konferanstý bu... O sýralarda Fazlýpaþa daki Mekteb-i Tefeyyüz de okuyordum. Eski gazetecilerimizden rahmetli Hikmet Münif ile ayný sýnýfta idik. Çocuktuk, ama gazeteleri okuyor, bu kabil konferanslarý kaçýrmýyorduk. Bunu da gazetelerden öðrenen Hikmet Münif: -Nasýl, dedi, gider miyiz? Ben, çoktan can atýyordum. Murad Bey, devam edemeyeceðini anlamýþtý. Dönüp sahneden kulise girerken gürledi ve bir adam elini arka cebine atarak bir þey çýkardý. Ne olduðunu görmedik, ama tabanca olduðu muhakkaktý. Ve adam haykýrdý: Kes sesini! Yoksa ben keserim! Tam bu anda dýþarýdan nal sesleri duyuldu. Ýçerideki gürültüyü bastýracak kadar... Bu sesleri duyabilenler birbirlerine bakýþýp ne olduðunu anlamaya çalýþýyorlardý: -Kimler geliyor acaba? -Polis bastýrmýþ olmasýn? -Muhetemeldir. -Kim haber uçurdu acaba? -Casuslar var içimizde... Halbuki ne haber uçuran olmuþtu, ne de casus vardý. O zaman asayiþ ve idare için görevlendirilmiþ olan Binbaþý Aziz Bey de toplantýda bulunuyordu. Havanýn elektriklendiðini ve ellerin tabancalara gittiði görünce, hemen dýþarý fýrlamýþ ve gerekli inzibat tedbirini almýþtý. Ýþte dýþarýdan duyulan nal sesleri bu Aziz Bey in getirdiði yüz kadar süvari eri idi. Hepsine binayý sardýrdý. Tiyatronun sarýlmýþ olmasýnýn kulaktan kulaða, aðýzdan aðýza yayýlmasýna raðmen, Murat Bey in konferansýný, Ahrar fýrkasýna mensup olanlar, bir telaþ ve heyecan eseri göstermeden dinliyorlardý.

25 Fakat Ýttihatçýlar, konferansýn devamýný önlemeye çalýþýyorlardý. Çünkü Murat Bey, Roma nýn yükselme ve alçalma devirlerini, geçirdiði istihaleleri anlatýrken, Ýttihat ve Terakki yi hýrpalýyor, gidiþatýný tenkid ediyordu. Bu arada meþrutiyet inkýlabýnýn kâfi olmadýðýný, daha cezrî bir devire muhtaç olduðumuzu söylüyordu. Murat Bey haklý idi. Memleketimizde meþrutiyetin ilâný, imparatorluðun esaslý hatlarýný deðiþtirmedi. Ýktidarda bulunanlar dýþ ve iç siyasette, imparatorluðun yürüdüðü yolda yürümekle kaldýlar. Hep o hýrsla, o cehaletle hareket ettiler. Bundan ötürüdür ki, o günden itibaren baþlayan ve iktidardan yuvarlandýklarý güne kadar devam eden Ýttihat ve Terakki idaresi, muhteþem bir facia olmuþtur. Bu facianýn temsilcileri kendileri olduðu gibi, yazarlarý da onlardý: Hepsi de günahkârdýr. Maceraperest oluþlarý ve ihtiraslarýnýn kurbaný olduklarý için memleketi harabeye çevirdiler. Bir kýsým insanlar, Ýttihat ve Terakki yi, bilhassa kodamanlarýný överler, günahsýz olduklarýný iddia edip dururlar ve namus timsali olduklarýný ileri sürerler. Namuslu olabilirler, faziletli de olabilirler. Fakat bunlar bir memleket idaresi için kâfi midir? Ýttihatçýlar Ýmparatorluk idaresini ele aldýklarý zaman nüfusumuz 45 milyondu. Geniþ geniþ topraklarýmýz vardý. Rumeli, Arabistan, hep bizimdi. Memleketten kaçtýklarý zaman bize 14 milyonluk bir memleket býraktýlar! Vatanseverlik bu muydu? Faziletkârlýk bu muydu? Günahsýz, kusursuz ve kabahatsiz diyebilir miyiz bunlara? Cahillikleri, inatçýlýklarý, ihtiraslarý, çetecilik zihniyetinin tesiri yüzünden Osmanlý Ýmparatorluðu nu çökerttiler, az daha Türk adý büsbütün Dünya haritasýndan da silinecekti. Tabancasýný çekip Murat Bey i öldüreceðini söyleyen adamýn tehdidi karþýsýnda, büyük tarihçi, itidalini asla kaybetmedi, konferansýna devam etti. Fakat Ýttihatçýlarýn yaygaralarýndan, gürültülerinden, baðýrýp çaðýrýþlarýndan sözleri anlaþýlamýyordu. Ýþin daha fazla büyümemesi için konferansýný yarýda býrakmayý uygun bulmuþ olacak ki, sahneden kulis arkasýna girdi ve hemen perde kapandý.

26 Perdenin kapanýþý ile iþ bitmedi ki... Karþýlýklý savruntular yine devam etti. Oradakiler ayaklandý, her aðýzdan bir söz, bir lâf, bir küfür çýkýyordu: -Bu kadar da olmaz. Konferans dinlemeye mi geldik, küfür iþitmeye mi? -Bu ne terbiyesizlik! -Konuþsun caným! Fena birþey söylediði yok ki, -Bu yaygara, tenkide tahammül edemiyenlerin kârýdýr. -Ne oluyoruz? -Uluma herif! -Yaþasýn Murat Bey! -Hay aðzýný öpeyim! -Kahrolsun mizancý! -Sen kahrol! -Maval anlattý bize. -Alkýþlayalým, çýksýn devam etsin. -Evet, doðru söylüyor, alkýþlayalým. -Ýsteriz, isteriz! Tabancalý tedhiþçi tekrar gürledi: -Hele çýksýn görür o. Göbeðini delerim! Tam bu sýrada perde açýldý, uzuna yakýn boylu, gözlüklü, ince burma býyýklý biri çýkarak haykýrdý: -Murat Bey i mi, büyük hocayý mý öldüreceksiniz? Onun yerine beni öldürün, iþte karþýnýzdayým! Ve sözleri bitirince yeleðinin düðmelerini çözüp göðsünü açtý. Bu adam kimdi? ÝKDAM gazetesinin baþyazarý, o günlerin deyimiyle, Sermuharriri Sersütunu rahmetli Ali Kemal Bey di. Ses yok. Nefes yok.

27 Bütün gürültüler, patýrdýlar, tepintiler, baðýrmalar, haykýrýþlar, küfürler ve tehditler bir anda durdu. Orta yerde ayaklanmýþ olanlar tekrar sandalyelerine oturdular. Nerede tabancasýný fora eden adam? Haniya Murat Bey i öldüreceðini böbürlenerek haykýran kahraman? Hikmet Münif le, onun bulunduðu tarafa baktýk. Sanki eski masallardaki bir deyimle, yer yarýlmýþ içeri çekilmiþti o adam. Kimse yoktu orada. Ali Kemal Bey, birkaç dakika eliyle göðsünü açmýþ bir vaziyette durdu, bekledi, sonra: -Korkaklar! Cebinler! Diye birkaç defa baðýrarak perdenin arkasýndan kayboldu. Ali Kemal Bey i ilk defa orada gördük, cesaretine hayran olduk. Öyle ya, ufak bir tetik hareketi onu gözüpekliðine kurban edebilirdi. Kim vurduya giderdi muhakkak. Tesadüfe ve güzel bir talihe bakýnýz ki, sonradan, Hikmet Münif le ben onun yanýnda, gazetesinde, ilk PEYAM gazetesinde çalýþtýk. Rahmetli bizim hem patronumuz, hem de üstadýmýz oldu. Kendisinden pek çok þeyler öðrendik. Tanrý gani gani rahmet eylesin. Murat Bey konferansý yarýda býraktýðý halde, gürültü, patýrdý, þamata hâlâ devam ediyordu. Tiyatrodan çýkan olmuyor, hatta böyle bir hareket eseri bile görülmüyordu... Bu sefer söz ayaða düþmüþtü. Aklý eren de ermeyen de konuþuyordu. Grup grup münakaþalar oluyordu. Arada itiþmeler, kakýþmalar, yaka tutmalar da oluyordu. Ýþin bu dereceyi bulmuþ olmasýna ve tiyatroyu süvari erlerinin sarmýþ olmasýna raðmen, ilgili kimseler içeriye girip halký sükûta, itidale davet etmediler. Tiyatroyu boþaltmak ve halký daðýtmak gibi bir hareket de olmadý. Bu arada kalabalýðýn arasýndan biri koltuklardan birine gayet çevik bir hareketle sýçradý. Kýyafetinden þarklý olduðu anlaþýlýyordu. Külahlý, þalvarlý, ipek mintanlý, mintanýnýn düðmeleri gümüþ savatlý, beli ku-

28 þaklý idi. Ayaklarýnda çizmeler vardý. Elinde gümüþ saplý bir kamçý, kuþaðýnýn arasýndan kabzasý görünen gümüþ kaplamalý bir kama vardý. Gençti, esmerceydi. Býyýðý siyah ve dolgundu; hafif tertip yukarý doðru bükmüþtü. Konuþmalar, baðrýþmalar devam etmekle beraber, ona bakanlar da çoktu. Bu adam kimdi? Koltuðun üzerine neden sýçramýþtý? Deli miydi bu? Bir þey mi konuþacaktý? Kýyafeti dikkati çektiði için bu adamýn bir þeyler söyleyebileceðine inanmýyorlardý. Bu çizmeli, külahlý, alaca kuþaklý adam ne konuþabilirdi? Bundan ötürü herkes hayretle ona bakýyordu. Fakat hayretleri çok sürmedi. Gür birsesle: Ya eyyühelmüslimin! diye söze baþladý. Ve konuþma hürriyetine saygý göstermek lâzým geldiðini, bir hatibin sözünün kesilmesinin ayýp ve hele terbiye sýnýrlarýnýn dýþýna çýkmanýn ise Meþrutiyet ve Hürriyeti yeni ilan etmiþ bir ulus için utanýlacak bir hareket olduðunu, Müslüman dininin fikre saygý göstermeyi emrettiðini anlattý. Sözlerini ayetlerle, hadislerle süsleyerek, Ýslam tarihinden örnekler vererek, Hazret-i Muhammed in müþaverelerini, münakaþalarýný, irþatkar sözlerini ve hutbelerini þahit tutarak anlattý. Ve nihayet terbiye ve nezaket dairesinde daðýlmalarýný tavsiye etti. Güzel konuþuyordu. Ýnandýrýcý bir anlatýþý vardý. Bugünkü anlama göre tam bir hatipti, bir konferansçý idi. Kimse ne itiraz etti, ne de gýk dedi. Biraz evvel baðýranlardan, ortalýðý yaygaraya verenlerden hiçbiri aðzýný açamadý. Þirretler. Külhanlar, küçük beyler, fiyakacýlar bile... Hepsi süt dökmüþ kedi gibi tiyatrodan çýkýp daðýldýlar. Kýsa bir hitabeden sonra o azgýn ve garezkar grubu yola getiren bu temiz kýyafetli, ipekler içindeki adam kimdi? yýlý Martý nýn 23 ünde ölen Said-i Nursi idi bu adam!. O günlerde büyük bir þöhret olup 31 Mart ihtilalinde parmaðý olduðu, askeri ayaklanmaya teþvik ettiði ileri sürülerek tevkif edilmiþti ve epey süren bir mahpusluktan sonra Divan-ý Harb-i Örfi beraet kararý

29 vererek serbest býrakmýþtý. Bu olaylarý anlatan Divan-i Harb-i Örfî isimli bir eseri vardýr. O zaman kapkara býyýklý, atik, çevik bir delikanlý Said-i Nursi yi, ilk defa, biribirine giren iki parti mensuplarýný yola getirip daðýlmalarýný saðladýðý bu tiyatroda tanýdým. Daha Meþrutiyetin ilk aylarýnda Ýttihat ve Terakki Cemiyetini bu gibi davranýþlarla, hürriyetin, adaletin ve eþitliðin ruhuna aykýrý hareketlerde bulunmasý, siyasi havayý bulandýrmýþtý. Ümitsiz1iðe kapýlanlar çoktu. Bazýlarý istibdat idaresi yerine bir parti baskýsýnýn hakim olduðunu iddia ediyorlardý. Bu yüzden murakabe ve tenkid sahasýnda daha verimli olmak memlekette meþrutiyeti kökleþtirmek ve ittihat ve Terakki tahakkümüne karþý koymak maksadiyle yeni partiler kurulmak yoluna gidildi. Þehzadebaþý Ferah Tiyatrosu nda çýkan kavgada fýtrî cesâretinin ve Ýslâmî þuurunun gereðini yerine getiren Bediüzzaman Hazretleri 10 Ekim 1908 de Cumartesi günü Avusturya mallarýna uygulanan boykot için hamallar arasýnda çýkan kargaþada da yatýþtýrýcý bir rol oynamýþtýr. 31 Mart ta isyancýlar veya isyancýlardandýr diye jurnallenenler birer birer toplanarak, bu günkü Ýstanbul Üniversitesinin arkasýnda bulunan Bekir Aða Bölüðü denilen hapisaneye atýlýyordu. Kocaeli den Ýstanbul a dönen Bediüzzaman ý oraya kapatmýþlardý. Hem de idam cezasý alabilecek durumdaki idamlýklarýn koðuþuna... Oradaki koðuþlarda bulunan diðer mahkûmlara dayak atarlar ve iþkence yaparlarmýþ. Onlarýn sesleri her taraftan duyulurmuþ. Bu arada Bediüzzaman ýn kapýsý da açýlarak, ona da hakaret ederek zulmetmek isterler. O ise, orada bulunan bir kürsüyü kaptýðý gibi, kapýyý açan adamlara ve zaptiyelere karþý gök gürlemesi bir sesle Defolun!.. Ey ekbekü l- küpekâdan tekepküp etmiþ köpekler!. diye gürleyerek üzerlerine yürüyünce, genç Bediüzzaman ýn bu hücumu karþýsýnda, adamlar ne olduðunu anlayamadan dehþet içinde kaçmýþlar ve bir daha da taciz edememiþlerdir. Diðer mazlumlara da zulümden vazgeçmiþlerdir. 31 Mart ta idamlarda görevli Hasan isimli bir subay hatýra notlarýnda þöyle diyor: Bekir Aða Bölüðüne geldiðimin ikinci günü idi. Yaþadýðý zamanýn meþhur bir hafiyesi (ajaný) Kabasakal Mehmet Paþayý araba ile ge-

30 tirdiler. Senelerce dediði dedik, emri emir olan bu adam, jandarmalar arasýnda Bekir Aða Bölüðüne giderken bile saraya giden bir nâzýr gibi kemâl-i azametle yürüyor, etrafa yukarýdan dürbünle bakar gibi bakýyordu. Paþayý kapýda biz karþýladýk. Ýçeriye girer girmez, bütün tutuklular tecessüsle gözlerini istibdad devrinin bu meþhur hafiyesi Kabasakal Paþa ya çevirmiþlerdi. Bazýlarý Vay Paþa Hazretleri, görüþmek nihayet burada mukaddermiþ. dediler. Koðuþ o kadar kalabalýktý ki, burada paþaya bir yer bulmak mümkün olmadý. Kendisini aldýk. Dýþ kapýnýn sað tarafýnda bulunan odaya götürdük. Çünkü bu oda da kimseler yoktu. Burada, Doðu Anadolu ya mektep yaptýrmak için Ýstanbul a gelen Bediüzzaman yatýyordu. Bediüzzaman, Kabasakal Mehmed Paþayý memnuniyetle karþýladý. Paþa azametle içeriye girdi. Hâlâ azametli tavrýný býrakmýþ deðildi. Bizlere uþaklarý nazarý ile bakýyor gibiydi. Fakat sonra yavaþ yavaþ hakikatle karþý karþýya kaldýkça kendini hâþa küçük daðlarý ben yarattým havasýnda gören bu istibdat heykeli, küçüldü küçüldü, inceldi,(...) vaziyetini anladý ve bir köþeye sindi. Bediüzzaman, onu teselli etmek istedi: Müteessir olmayýnýz Paþam, bu da geçer dedi. Kabasakal Paþa, kesik, boðuk bir sesle cevap verdi: Evet öyle... Ýnsanýn baþýndan herþey gelip geçer. Fakat bunu söylerken baþýndan ip geçeceðini hiç aklýna bile getirmemiþti. Ýlk geceyi, sâkin ve sessiz geçirdi. Fakat aradan 24 saat bile geçip de vaziyette bir deðiþiklik görmeyince, sinirlenmeye, asabî buhranlar geçirmeye baþladý. Elinde bir tesbih, bir aþaðý, bir yukarý geziniyor, konuþmuyordu. Bediüzzaman ýn teselli edici sözlerine baþtan savma cevaplar veriyordu. Belli ki, vaziyetin vehâmetini hissetmeye baþlamýþtý. Ýkinci günün akþamý bayýldý. Ýçeri koþtuk, kendisini ayýltýncaya kadar hayli zahmet çektik. O günden itibaren bir daha kendine gelmedi. Bu koðuþta, Bediüzzaman, her gün zeytin ekmek yerdi. Kabasakal Paþa böyle bir yerde yaþamaya alýþmadýðý için, ne gelirken yemek getirmiþ, ne de burada yemek getirmeye vakit bulmuþtu. Fakat Kabasakal Mehmed Paþa geldikten sonra, Bediüzzaman ýn zeytin sarfiyatý birden bire kabarmýþtý. Günde yüz dirhem (300 gram) zeytinle iktifa eden Bediüzzaman a þimdi günde bir okka (1200 gram) zeytin yetiþmiyordu. Nihayet bu zeytini verirken sormaktan kendimi alamadým: Ne çok zeytin yiyorsunnuz? Bediüzzaman celâlli bir tavýrla yüzüme baktý.

31 Derdini dökecek birisini arýyormuþ gibi: Sorma dedi. Benim yediðim filan yok. ben ancak üç dört tane yiyorum. Gerisini bu yiyor. Hayret ettim. Buraya gelinceye kadar, bu adam acaba zeytin nedir görmüþ müydü? Belki raký masasýnda parmak gibi büyük zeytinleri meze olarak kullanmýþtý. Fakat böyle zeytin, ekmekle yaþamayý aklýna getirmiþ miydi? Milletin hâlinden habersiz olan bu kibirli Paþa þimdi zeytin ekmeðe de merhaba demeye mecbur olmuþtu. Kabasakal Mehmed Paþanýn muhâkemesi süratle icra edildi. Divan-ý Harbe bir defa sevk edildi ve daha birinci celsede idam kararý verildi. Ýdam kararý o vakit mahkûmlara teblið edilmezdi. Ýdama mahkûm olanlar gece yarýsý koðuþlardan alýnýr, bahçedeki inþaat koðuþuna götürülür, ertesi sabah erkenden idam edilirdi. Halbuki Divân-ý Harp, Kabasakal Paþa hakkýnda verdiði idam hükmünü kendisine bizzat teblið etti. Divan-ý Harpten çýktýðý zaman rengi atmýþ, ayaklarý gevþemiþ, yürüyüþünü þaþýrmýþtý. Kendisini aldýk, doðru inþaat koðuþuna götürdük. Gece yarýsý idama götürecektik. Benim için bu idam kararý olayý da yeni bir tecrübe olacaktý. Elimde beyaz gömlek, kelepçeler olduðu halde koðuþa gittik. Paþa, baþý iki elleri arasýnda düþünüyordu. Ayný koðuþta olan Bediüzzaman Paþa ya maneviyatýný kuvvetlendirici sözler söylemeye baþlamýþtý. Ýdamýn hayatýn sonu demek olmadýðýný, ölümün son demek olmadýðýný anlatýyordu. Bir gün büyük hesap gününün mutlaka geleceðini, metin olmasý lâzým geldiðini ona telkin ediyordu. Ama Paþa ise sanki bunlarý hiç duymuyordu. (...) Kabasakal Paþa asýldýktan sonra Bekir Aða Bölüðüne bir korku havasý çökmüþtü. Ertesi gün ziyaret günüydü. (...) O gün de Bediüzzaman ýn ailesi kendisini görmek üzere tam sekiz defa gelmiþti. O gün de bilhassa onlarla meþgul oluyordum. Yine Bediüzzaman ýn ailesi kendisini görmek üzere gelirken, kapý tarafýndan telaþlý seslerle çaðrýldýðýmý iþittim. Subay Hasan ýn hatýralarý burada bitiyor. Mehmed Feyzi Efendi bu hususta þöyle demiþti: Üstad Bediüzzaman genç yaþýnda uzun zaman kayýplara karýþýp da bir haber alýnamayýnca babasý Sofi Mirza Efendi, tâ Vân dan kalkarak Ýstanbul a kadar evladý genç Said i aramaya gelmiþti. Görevli subay Hasan ýn anlattýðý da bu mesele idi. (Necmeddin Þahiner, Son Þahitler, I)

32 Meþhur 31 Mart (13 Nisan 1909) olayýnda da yatýþtýrýcý gayretler ve faaliyetlerde bulunmasýna raðmen Bediüzzaman Hazretleri de garip bir þekilde isyancýlarla beraber gösterilmiþ, ayný davada idam edilmiþ olan beþ kadar hocanýn mahkeme binasý bahçesinde asýlý vaziyette duran cesetleri karþýsýnda muhâkeme edilmiþti. Bediüzzaman Hazretleri müdafaasýný Divan-ý Harb-i Örfî isimli eserinde þöyle anlatmýþtýr: Ben zaten bir zemin istiyordum ki, fikirlerimi orada beyan edeyim. Þimdi bu Divan-ý Harb-i Örfi (Mahkemesi) iyi bir zemin oldu. Baþta herkesten sorulduðu gibi bana da suâl ettiler: - Sen de þeriat istemiþsin? Dedim. -Þeriatýn bir hakikatýna bin ruhum olsa feda etmeye hazýrým; zira þeriat, saadete sebep, hakiki adalet ve fazilettir. Fakat ihtilalcilerin isteyiþi gibi deðil!.. Hem de dediler: Ýttihad-ý Muhammediye ye dâhil misin? Dedim: Ýftiharla... En küçük efradýndaným, fakat benim tarif ettiðim vecihle... O ittihaddan olmayan, dinsizlerden baþka kimdir bana gösterin?.. Ýþte o nutku þimdi neþrediyorum; tâ ki meþrûtiyeti lekeden ve ehli Ýslâmý ümitsizlikten ve ehl-i asrý tarih nazarýnda câhillikten ve hakikatý evhamdan ve þüpheden kurtarayým. Ey paþalar, zâbitler! Hapsimi gerektiren cinayetlerin özeti: Ýftihar vesilem olan iyiliklerim þimdi günah sayýlýyor. Artýk nasýl özür dileyeyim, þaþýrmýþ vaziyetteyim... Baþtan söylüyorum: Mert olan cinayete tenezzül etmez. Þayet isnad edilse, cezadan korkmaz. Hem de haksýz yere idam olunsam, iki þehit sevabýný kazanýrým. Eðer hapiste kalsam, böyle hürriyeti sözden ibaret bulunan gaddar bir hükümetin en rahat mevkii hapisane olsa gerektir. Mazlum olarak ölmek, zâlim olarak yaþamaktan daha hayýrlýdýr. Bunu da derim ki: Siyaseti dinsizliðe âlet yapan bazý adamlar; kabahatlerini örtmek için, baþkasýný irtica ile ve dini siyasete âlet yapmakla itham ederler. Þimdiki ajanlar, eskilerden beterdirler. Bunlarýn sadâkatine nasýl itimad edilir? Onlarýn sözlerine adâlet nasýl bina edilir?

33 Harbiye Nezâretindeki askerler için Cuma günü ulemâ ile beraber gittim. Gayet tesirli nutuklarla sekiz tabur askeri itaate getirdim. Nasihatim tesirini sonradan gösterdi. Ýþte nutkun sûreti: Ey bir olan Allah a iman eden askerler! Otuz milyon Osmanlý ve üç yüz milyon Ýslâmýn namusu, haysiyeti, saadeti ve tevhid bayraðý bir cihette sizin itaatinize baðlýdýr. Sizin subaylarýnýz, bir günah ile nefsine zulmetse, siz bu itaatsizlikle, üç yüz milyon Ýslama zulmediyorsunuz. Zira bu itaatsizlikle Ýslâmî kardeþliði tehlikeye atýyorsunuz. Biliniz ki, asker ocaðý büyük ve muntazam bir fabrikaya benzer; bir çark itaatsizlik etse, bütün fabrika karma karýþýk bir vaziyete girer. Asker neferleri siyasete karýþmaz. Yeniçeriler þâhittir. Siz Þeriat diyorsunuz, halbuki þeriata muhâlefet ediyorsunuz ve onu lekeliyorsunuz. Þeriatla, Kur anla, hadisle, hikmetle, tecrübeyle sâbittir ki, saðlam, dindar, hakperest ulü l- emre (idareciye) itaat farzdýr. Sizin ulü l-emriniz, üstadýnýz, subaylarýnýzdýr. Nasýl ki, mâhir mühendis, mütehassýs doktor, bir cihette günâhkâr olsalar, doktorluk ve mühendisliklerine zarar vermez. Ayný þekilde fikirleri aydýn, harp sanatýna âþina, mektepli, hamiyetli mümin subaylarýnýzýn bir küçük nâ meþru hareketi için itaatinizi bozmakla, Osmanlýlara, Ýslâmlara zulmetmeyiniz! Zira itaatsizlik, yalnýz bir zulüm deðil, milyonlarca nüfusun hakkýna bir nevi tecâvüz demektir. Bilirsiniz ki, bu zamanda Ýlahî Tevhid Bayraðý sizin cesur ellerinizdedir. O elin kuvveti de, itaat ve intizamdýr. Zira, bin muntazam ve itaatli asker, yüzbin baþý bozuða mukabildir. Ne hâcet, yüz sene zarfýnda, otuz milyon nüfusun vücuda getirmediði böyle pek çok kan döktüren inkýlaplarý, siz, itaatinizle kan dökmeden yaptýnýz. Bunu da söylüyorum ki, hamiyetli ve aydýn fikirli bir subay zâyi etmek, mânevi kuvvetinizi zâyi etmektir. Zira þimdi hükmü geçen, imanî, aklî ve fennî cesaret ve kahramanlýktýr. Bazen bir aydýn fikir, yüze mukabildir. Ecnebiler iþte bu akýl ve fen cesaretiyle size galip gelmeye çalýþýyorlar. Yalnýz yaratýlýþtan gelen cesaret ve kahramanlýk kâfi deðil. Elhâsýl: Peygamberimizin (s.a.s.) emrini size teblið ediyorum ki, itaat farzdýr, subaylarýnýza isyan etmeyiniz. Yaþasýn askerler! Yaþasýn meþrû meþrutiyet!..

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ

Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ Gökyüzündeki milyonlarca yýldýzdan biriymiþ Çiçekyýldýz. Gerçekten de yeni açmýþ bir çiçek gibi sarý, kýrmýzý, yeþil renkte ýþýklar saçýyormuþ çevresine. Bu adý ona bir kuyrukluyýldýz vermiþ. Nasýl mý

Detaylı

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ.

Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Evvel zaman içinde, eski zamanlarýn birinde, zengin bir ülkenin gösteriþ meraklýsý bir kralý varmýþ. Kralýn yaþadýðý saray çok büyükmüþ. Her yeri altýn kaplý olan bu sarayda onlarca oda, odalarda pek çok

Detaylı

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek

Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek Benim adým Evþen, annem bana bu adý, evimiz hep þen olsun diye vermiþ. On yaþýndayým, bir ablam bir de aðabeyim var. Ablamla iyi geçindiðimizi pek söyleyemem. Ýþlerin paylaþýmý yüzünden aramýzda hep kavga

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz.

Söylemek istemediğimiz birçok şey, söylemek istediğimiz zaman dinleyici bulamaz. Söylenen her söz, içinden çıktığı kalbin kılığını üzerinde taşır. Ataullah İskenderî Söz ilaç gibidir. Gereği kadar sarf edilirse fayda veriri; gerektiğinden fazlası ise zarara neden olur. Amr bin As Sadece

Detaylı

Risale-i Nur Kur anın ruhunu, gayesini, hedefini izah eden çok mükemmel bir tefsirdir.

Risale-i Nur Kur anın ruhunu, gayesini, hedefini izah eden çok mükemmel bir tefsirdir. ABUZER DEMİR Risale-i Nur Kur anın ruhunu, gayesini, hedefini izah eden çok mükemmel bir tefsirdir. Risale-i Nur Kur anın ruhunu, gayesini, hedefini izah eden çok mükemmel bir tefsirdir. -Kısaca kendinizden

Detaylı

Matematik ve Türkçe Örnek Soru Çözümleri Matematik Testi Örnek Soru Çözümleri 1 Aþaðýdaki saatlerden hangisinin akrep ve yelkovaný bir dar açý oluþturur? ) ) ) ) 11 12 1 11 12 1 11 12 1 10 2 10 2 10 2

Detaylı

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti

Recep in İlk Üç Orucunun Fazileti Mektub-u Attar Muhammed İlyas Kadiri Razavi tarafından tüm İslami Erkek Kardeşlerine ve İslami Kız Kardeşlerine, Medaris El Medine ve Camiat El Medine nin erkek öğretmenler, erkek öğrenciler, kadın öğretmenler

Detaylı

2014 2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ÝLKOKULLAR ARASI 2. Zeka Oyunlarý Turnuvasý 7 Mart Silence Ýstanbul Hotel TURNUVA PROGRAMI 09.30-10.00 10.00-10.45 11.00-11.22 11.35-11.58 12.10-12.34 12.50-13.15

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki þekillerden hangisi bu dört þeklin hepsinde yoktur? A) B) C) D) 2. Yandaki resimde kaç üçgen vardýr? A) 7 B) 6 C) 5 D) 4 3. Yan taraftaki þekildeki yapboz evin eksik parçasýný

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

Resim 170- Hattat Halim Bey in istifli celî sülüs besmelesi. Ýmza kýsmýnda Halim Bey, Hamid Bey in talebesi olduðunu belirtmiþtir. (Ýsmail Yazýcý Koleksiyonu) 133 Resim 171- Sivas Burûciye Medresesi nde

Detaylı

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn 4. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM 3. DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn toplamý kaçtýr? A) 83 B) 78 C) 91 D) 87

Detaylı

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli?

Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? Evlenirken Nelere Dikkat Edilmeli? EVLENİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ? Peygamber (sav) Efendimiz den Abdullah ibn-i Ömer RA ın bir hadisini bu münasebetle hatırlayalım, duymuşsunuzdur: (Lâ tenkihun-nisâe

Detaylı

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. FÝYATI: Okuyana Beleþ FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR FÝYATI: Okuyana Beleþ OFSAYT 2 Þinasi ile HAYATIN ÖTE YANI HAFTANIN SORUSU Devane den MURTAZA Yav Þinasi Aðabey, bu CHP de Saim Topgül

Detaylı

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri.

Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. C i h a n D e m i r c i Damdaki Mizahçý 90 Yaþýnda Eskimeyen Bir Usta: Haldun Taner Bazen tam da yeni keþfettiðiniz, yeni tanýdýðýnýz zamanda yitirirsiniz güzellikleri. 1986'da yitirdiðimiz Haldun Taner

Detaylı

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım.

Risale-i Nuru Samsat-ta Lise öğrencisi iken Teyzem oğlu vasıtasıyla tanıdım. ABUZER KARA 1.Kendinizi tanıtırımsınız. Ben Abuzer Kara 1961 Samsat doğumluyum.ilk ve orta öğrenimimi Samsat ta bitirdim.19 82 yılında evlendim.1983-1984 Yılları arasında askerlik görevimi ifa ettim.1987

Detaylı

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar

Detaylı

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK

T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) TUTANAK T.C. İSTANBUL 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI (T.M.K. 10. MADDE İLE YETKİLİ) ESAS N0:2009/191 03.08.2012 TUTANAK 27.07.2012 tarihli oturumda saat 19.27 sıralarında Mahkeme Başkanı tarafından duruşmanın

Detaylı

Kur an ın Bazı Hikmetleri

Kur an ın Bazı Hikmetleri Kur an ın Bazı Hikmetleri Allah Teala kıble hususunda derin tartışmalara giren insanların görüşünü: İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir. ayetiyle reddetmiştir. Ki onların bir kısmı,

Detaylı

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı.

Server Dede. - Server baba şu Bektaşilerin bir sırrı varmış nedir? Diye takılır, sula sorarlardı. Server Dede Sultanahmet Meydanı nda Tapu ve Kadastro Müdürlük binasının arka tarafına geçerseniz, bir incir ağacının altında 1748 tarihli enteresan bir mezar görürsünüz. Mezarın baş kitabede buradan yatan

Detaylı

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal

Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108. Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4. Fakrnâme Vîrânî Abdal Revak Kitabevi, 2015 Tüm hakları Revak Kitabevi ne aittir. Sertifika No: 23108 Revak Kitabevi: 30 Bektaşîlik Serisi: 4 Fakrnâme Vîrânî Abdal Yayına Hazırlayan Fatih Usluer ISBN: 978-605-64527-9-6 1. Baskı:

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

TÜM SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARI VE MAKALELER

TÜM SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARI VE MAKALELER TÜM SİTEDEKİ KONU BAŞLIKLARI VE MAKALELER - Allah'a İman ( 22 Öğeler ) - Allah'a Verilen Dilekçe ( 1 Makale ) - Oruç ve Ramazan ( 7 Öğeler ) - Sorular ve Cevaplar ( 1 Makale ) - Hz.Muhammed ( 13 Öğeler

Detaylı

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak

Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Romalýlar Mektubu Kursu Doðrulukla Donatýlmak Ders 10, Romalýlar Mektubu, Onuncu bölüm «Tanrý nýn Mesih e iman yoluyla insaný doðruluða eriþtirmesi» A. Romalýlar Mektubu nun onuncu bölümünü okuyun. Özellikle

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýda verilen iþlemleri sýrayla yapýp, soru iþareti yerine yazýlmasý gereken sayýyý bulunuz. A) 7 B) 8 C) 10 D) 15 2. Erinç'in 10 eþit metal þeridi vardýr. Bu metalleri aþaðýdaki

Detaylı

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine

Olmak ya da Olmamak. Cumhuriyetin temel niteliklerine 2007y ý l ý ü l k e - m i z için bir ol-mak ya da olmamak savaþýna sahne olacaða benziyor. AKP, çeþitli kesimlerden gelen uya-rýlara raðmen ülkemizi bir is-lâm devletine dönüþtürme tutkusundan vazgeçmedi,

Detaylı

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya

Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Budist Leyko dan Müslüman Leyla ya Hiroşima da büyüdüm. Ailem ve çevrem Budist ti. Evimizde küçük bir Buda Heykeli vardı ve Buda nın önünde eğilerek ona ibadet ederdik. Bazı özel günlerde de evimizdeki

Detaylı

Üzülme Tuna, annem yakýnda gelecek, biliyorum ben. Nereden biliyorsun? Mektup mu geldi? Hayýr, ama biliyorum iþte. Postacýya telefon edip not

Üzülme Tuna, annem yakýnda gelecek, biliyorum ben. Nereden biliyorsun? Mektup mu geldi? Hayýr, ama biliyorum iþte. Postacýya telefon edip not 1. Anne Özlemi Ýlkbaharýn tatlý güneþi, Yeþilbað köyünde bütün çatýlarý, avlularý, tarlalarý, dað yollarýndaki keçileri ýsýtmaya baþlamýþtý yine. Tuna bu köyde yaþayan çocuklardan biriydi. Ablasý Suna

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir.

Bu ay içinde orucu ve namazı o kişiye kolaylaştırılır. Bu ay içinde orucu ve namazı ALLAH tarafından kabul edilir. 1- Ramazan ayının birinci gecesi kılınacak namaz: Bu gecede bir kimse 2 rekat namaz kılsa, her rekatta da KADİR SÜRESİNİ okursa; ALLAHÜ Teâlâ ( cc ) o kişiye 3 türlü kolaylık verir. Bu ay içinde orucu

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun da acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): - Yavrum ne oldu, niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Çocuk da: - Efendim, namaza gidiyorum.

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor

2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor TD 161.qxp 28.02.2009 22:11 Page 1 C M Y K 1 Mart 2009 Sayý:161 Sayfa 6 da 2003 ten 2009 a saðlýkta dönüþüm þiddet le sürüyor Saðlýkta Dönüþüm Programý nýn uygulanmaya baþladýðý 2003 yýlýndan bu yana çok

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83

mmo bülteni ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... nisan 2005/sayý 83 ...basýnda odamýz...basýnda odamýz...basýnda odamýz... 2 Mart 2005 Hürriyet Gazetesi Oto Yaþam Eki'nin Editörü Ufuk SANDIK, "Dikiz Aynasý" köþesinde Oda Baþkaný Emin KORAMAZ'ýn LPG'li araçlardaki denetimsizliðe

Detaylı

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý CEBÝRSEL ÝFADELER ve DENKLEM ÇÖZME Test -. x 4 için x 7 ifadesinin deðeri kaçtýr? A) B) C) 9 D). x 4x ifadesinde kaç terim vardýr? A) B) C) D) 4. 4y y 8 ifadesinin terimlerin katsayýlarý toplamý kaçtýr?.

Detaylı

Hac Organizasyonumuz; Turizm Bakanlýðý, Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý ve Türsab Denetim ve Kontrolü Altýndadýr! KUTSAL YOLCULUK HAC...

Hac Organizasyonumuz; Turizm Bakanlýðý, Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý ve Türsab Denetim ve Kontrolü Altýndadýr! KUTSAL YOLCULUK HAC... 2013 Organizasyonu KUTSAL YOLCULUK HAC... Dilleri, renkleri ve kültürleri farklý milyonlarca inananýn birlikte hareket ettiði hac, Allah katýnda siyahýn beyazdan, Arab'ýn Acem'den, Türk'ün Kürt'ten üstünlüðü

Detaylı

Ramazan ve Bayram Ramazan Ramazan Allah a yakınlaşmak için yegane bir zaman. Allah dünyada kendisi ve insanlar arasına perdeler koymuş. Bu perdeleri açmak ve aşmak, Allah a yakınlaşmak, onu hissetmek için

Detaylı

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir.

1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. İBADET 1 İslam ne demektir? Hazreti Peygamberimiz in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği din olup bunu kabul etmek, Allah a ve resulüne itaat etmektir. 2 İslam ın şartı kaçtır? İslam ın şartı beştir.

Detaylı

3. Tabloya göre aþaðýdaki grafiklerden hangi- si çizilemez?

3. Tabloya göre aþaðýdaki grafiklerden hangi- si çizilemez? 5. SINIF COÞMY SORULRI 1. 1. BÖLÜM DÝKKT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. Kazan Bardak Tam dolu kazandan 5 bardak su alýndýðýnda kazanýn 'si boþalmaktadýr. 1 12 Kazanýn

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -10- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (10) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme

Detaylı

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ

ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ 210 ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ Örnek Restorasyonlar Sergisi Vakýf eseri için restorasyon, adeta ikinci bahar demektir. Zor, çetin ve ince bir iþtir. Bu nedenle, tarihi ve kültürel deðerlerimizin baþarýlý

Detaylı

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır.

NOT : İMAM-I RABBANİ Hz. bundan önceki mektuplar gibi. bunu da büyük şeyhi Bakibillah'a yazmıştır. 4.MEKTUP MEVZUU : a) Mübarek ramazan ayının faziletleri. b) Hakikat-ı Muhammediye'nin (kabiliyet-i ulâ) beyanı.. Ona ve âline salât, selâm ve saygılar.. c) Kutbiyet makamı, ferdiyet mertebesi.. NOT : İMAM-I

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI KENDÝNÝ TANIYOR MUSUN? ANKARA, 2011 MESLEK SEÇÝMÝNÝN NE KADAR ÖNEMLÝ BÝR KARAR OLDUÐUNUN FARKINDA MISINIZ? Meslek seçerken

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Tema. Tema. Tema. www.degeryayinlari.com. Geleceðin Büyükleri olan Deðerli Öðrencilerimiz,

ÝÇÝNDEKÝLER. Tema. Tema. Tema. www.degeryayinlari.com. Geleceðin Büyükleri olan Deðerli Öðrencilerimiz, 1. Fasikül TEMA 1 Okul Heyecaným Set Olarak Satýlýr, Tek Tek Satýlmaz. ...... Ön Söz www.degeryayinlari.com Copyright Zambak Yayýncýlýk ve Eðitim Gereçleri Tic. AÞ Bu kitabýn tamamýnýn ya da bir kýsmýnýn,

Detaylı

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir. Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur an-ı Kerim de yasaktır. Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor.

Detaylı

Azrail in Bir Adama Bakması

Azrail in Bir Adama Bakması Mevlâna (1207 1273) Güçlü bir bellek, çağrışım yeteneği, üretkenlik, olağanüstü görüş ve anlatım gücü, derin duygusallık ve hüzün, her yönüyle İslam kültürüne hâkimiyet... İşte Mevlâna deyince akla gelen

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

Geleceðin yapýlarýný tasarlayýp sizin için üretiyoruz... Göksu Royal, istanbul un batýsýnda þehrin yoðunluðundan uzak, sakin, gün geçtikçe popülerliði artan Silivri nin gözdesi olacak bir proje. Farklý

Detaylı

Yaz l Bas n n Gelece i

Yaz l Bas n n Gelece i Emre Aköz Yeni Okur-Yazarlar ve Gazetelerin Geleceği ABD li serbest gazeteci Christopher Allbritton õn yaşadõklarõ bize yazõlõ medyanõn (ki bu tabirle esas olarak gazeteleri kastediyorum) geleceği hakkõnda

Detaylı

Delil Avcýlarý göreve hazýr Emniyet Genel Müdürlüðü, Kriminal Polis Laboratuarý Dairesi Baþkanlýðý tarafýndan Bursa Ýl Emniyet Müdürlüðü Olay Yeri Ýnceleme ve Kimlik Tespit Þube Müdürlüðü bünyesinde "Olay

Detaylı

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN

MERSİN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI VAİZİN VAİZİN TARİHİ VAKTİ ADI VE SOYADI UNVANI İLÇESİ YERİ KONUSU İbrahim KADIOĞLU İl Müftü Yard. Akdeniz Ulu Camii 17 Haziran 2015 Çarşamba 18 Haziran 2015 Perşembe 19 Haziran 2015 Cuma Yunus GÜRER İl Vaizi

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Hangi þeklin tam olarak yarýsý karalanmýþtýr? A) B) C) D) 2 Þekilde görüldüðü gibi þemsiyemin üzerinde KANGAROO yazýyor. Aþaðýdakilerden hangisi benim þemsiyenin görüntüsü deðildir?

Detaylı

MedYa KÝt / 26 Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetimi konusunda Türkiye nin ilk dergisi HR DergÝ Human Resources Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetim Dergisi olarak amacýmýz, kurulduðumuz günden bu yana deðiþmedi: Türkiye'de

Detaylı

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ

KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ KURAN I KERİMİN İÇ DÜZENİ Kur an-ı Kerim : Allah tarafından vahiy meleği Cebrail aracılığıyla, son Peygamber Hz. Muhammed e indirilen ilahi bir mesajdır. Kur an kelime olarak okumak, toplamak, bir araya

Detaylı

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. ÇAYLAK Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı. Alt katta genel tıbbi muayene ve müdahaleleri yapılıyordu. Bekleme salonu ve küçük bir de laboratuar vardı. Orta katta diş kliniği ve ikinci bir muayene

Detaylı

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013

Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 Koç Üniversitesi nde ders verme tecrübelerim BURAK ÖZBAĞCI 2013 2002 yılından beri Koç Üniversitesi nde lisans ve lisansüstü toplam 16 farklı dersi, 35 farklı şubede anlattım. 8-10 kişilik küçük sınıflara

Detaylı

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma Ýçindekiler 1. FASÝKÜL 1. ÜNÝTE: ÞEKÝLLER VE SAYILAR Nokta Düzlem ve Düzlemsel Þekiller Geometrik Cisimlerin Yüzleri ve Yüzeyleri Tablo ve Þekil Grafiði Üç Basamaklý Doðal Sayýlar Sayýlarý Karþýlaþtýrma

Detaylı

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a):

Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): Bir gün Hz. Ömer (r.a) camiye giderken bir çocuğun acele acele camiye gittiğini görür. Hz. Ömer (r.a): da: - Yavrum ne oldu niye acele acele camiye koşuyorsun? der. Bu soruya karşılık çocuk - Efendim,

Detaylı

İÇ DÜŞMAN. Sadece içindeki cuntacılarla mücadele etse yeter

İÇ DÜŞMAN. Sadece içindeki cuntacılarla mücadele etse yeter İÇ DÜŞMAN Ordu ve bir kısım savcı ve hakimler kendisine hedef aldığı iç düşman yerine,dış düşmana karşı hedef belirleseydi,bu gün Türkiye de pkk ve de anarşi bu dereceye varmayacaktı. 25 yıldır pkk illetini

Detaylı

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI)

LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livata Haddi 71 LİVATA HADDİ (EŞCİNSELLİĞİN/HOMOSEKSÜELLİĞİN CEZASI) Livatanın cezası zina cezasından farklıdır. Her ikisinin vakıası birbirinden ayrıdır, birbirinden daha farklı durumları vardır. Livata,

Detaylı

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm:

Efendim, öğrendiklerimin ikincisi; çok kimseyi, nefsin şehvetleri peşinde koşuyor gördüm. Şu âyet-i kerimenin mealini düşündüm: Hatim-i Esam hazretleri, hocası Şakik-i Belhi hazretlerinin yanında 33 sene kalır, ilim tahsil eder. Hocası, bu zaman içinde ne öğrendiğini sorduğu zaman, sekiz şey öğrendiğini söyler ve bunları hocasına

Detaylı

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım.

5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetiyim. 6 Müslüman mısın? Elhamdülillah, Müslümanım. TEMEL DİNİ BİLGİLER 1 Rabbin kim? Rabbim Allah. 2 Dinin ne? Dinim İslam. 3 Kitabın ne? Kitabım Kur ân-ı Kerim. 4 Kimin kulusun? Allah ın kuluyum. 5 Kimin ümmetisin? Hazreti Muhammed Mustafa nın (sallallahu

Detaylı

135 yýlý geride býrakan köklü bir mizah dergisi geleneðine sahibiz, ama mizah dergilerimiz

135 yýlý geride býrakan köklü bir mizah dergisi geleneðine sahibiz, ama mizah dergilerimiz Cihan Demirci Damdaki Mizahçý Mizah Dergilerimizde Yazýnýn Serüveni 135 yýlý geride býrakan köklü bir mizah dergisi geleneðine sahibiz, ama mizah dergilerimiz epeyce bir süredir dergilerinde mizah öyküsü

Detaylı

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya

GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ -9- Şiir: İsmail Bendiderya GADİR ESİNTİLERİ (9) Şiir: İsmail Bendiderya Edit: Kadri Çelik - Şaduman Eroğlu Son Okur: Murtaza Turabi Hazırlayan: D.E.K. Kültürel Yardımcılık, Tercüme Bürosu

Detaylı

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

2016 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI 1 İsmail İPEK İl Müftüsü Sultan Bayezit Camii 5.6.2016 Pazar Yatsı Rahmet Ayı Ramazan 2 Mehmet BUŞKUN Vaiz Sultan Bayezit Camii 6.6.2016 Pazartesi Öğle Rahmet Ayı Ramazan 3 Adem AYRANCI Müftü Yardımcısı

Detaylı

Ýstanbul hastanelerinde GREV!

Ýstanbul hastanelerinde GREV! Ýstanbul hastanelerinde GREV! Onaylayan Administrator Wednesday, 20 April 2011 Orijinali için týklayýn Doktorlar, hemþireler, eczacýlar, diþ hekimleri, hastabakýcýlar, týp fakültesi öðrencileri ve taþeron

Detaylı

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23)

Gıybet (Hadis, Tirmizi, Birr 23) Dedikodu (Gıybet) Gıybet Dedikodu (gıybet), birisinin yüzüne söylenmesinden hoşlanmadığı şeyleri arkasından söylemektir. O kimse söylenen şeyi gerçekten yapmış ise bu gıybet, yapmamış ise iftira olur (Hadis,

Detaylı

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır.

NOT : ÎMAM-I RABBANİ Hz. bu mektubu Seyyid Nakib Şeyh Ferid Buhari'ye yazmıştır. 45. MEKTUP MEVZUU : a) Şeyhinin vefatından sonra, Haniganın fukarasına (tekkenin dervişlerine) zahirî destek olması dolayısı ile teşekkür izharı.. b) Camiiyet-i İnsan (insanda her şeyin var olması) onun

Detaylı

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM 7. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? 2 1 1 2 A) B) C) D) 3 2 3

Detaylı

Mart 2010 Otel Piyasasý Antalya Ýstanbul Gayrimenkul Deðerleme ve Danýþmanlýk A.Þ. Büyükdere Cad. Kervan Geçmez Sok. No:5 K:2 Mecidiyeköy Ýstanbul - Türkiye Tel: +90.212.273.15.16 Faks: +90.212.355.07.28

Detaylı

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN

ALEMLERİN EFENDİSİ NİN (SAV) DİLİYLE KUR AN KUR AN KARANLIKLARDAN AYIDINLIĞA ÇIKARIR Peygamber de (şikayetle): Ya Rabbi! Benim kavmim bu Kur an ı (okumayı ve hükümlerine uymayı bırakıp hatta menedip onu) terkettiler. dedi. (Furkân /30) Elif, Lâm,

Detaylı

2005/2006 Sezonu Yeþeren Kabare Türk Tiyatrosu 7.Türk Dünyasý Tiyatro Ödülleri

2005/2006 Sezonu Yeþeren Kabare Türk Tiyatrosu 7.Türk Dünyasý Tiyatro Ödülleri 2005/2006 Sezonu Yeþeren Kabare Türk Tiyatrosu 7.Türk Dünyasý Tiyatro Ödülleri Fikri Þiþko, Refki Taç, Orhan Volkan, Bayram Deda, Besim Sipahi, Ayla Þahin ve A.R.Yeþeren den oluþan Seçici Kurulu 2005/2006

Detaylı

Akþemseddin Camii. Âbideler Þehri Ýstanbul 173. Fatih te, Hýrka-i Þerif civarýnda, Keçeciler caddesi, Mimar Sinan Mahallesinde bulunmaktadýr.

Akþemseddin Camii. Âbideler Þehri Ýstanbul 173. Fatih te, Hýrka-i Þerif civarýnda, Keçeciler caddesi, Mimar Sinan Mahallesinde bulunmaktadýr. Âbideler Þehri Ýstanbul 173 Camii Fatih te, Hýrka-i Þerif civarýnda, Keçeciler caddesi, Mimar Sinan Mahallesinde bulunmaktadýr. Bânîsi olan Mehmed Efendi, Hazret-i Ebûbekir neslinden olup Hacý Bayram-ý

Detaylı

Herkes bir arayış içinde

Herkes bir arayış içinde Euzubillahimineşşeytananirracim Bismillahirrahmanirrahim Herkes bir arayış içinde Ayberk Efendi Berlin 2oo8 La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil Azim. Meded ya Sultanul Evliya, meded ya Şeyh Nazım

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

SÝVAS (58) 1371 SÝVAS -58- MERKEZ. SEYHAN BELEDÝYESÝ Arsa m 2 Deðeri. Mahalle

SÝVAS (58) 1371 SÝVAS -58- MERKEZ. SEYHAN BELEDÝYESÝ Arsa m 2 Deðeri. Mahalle ABDULVAHABÝ GAZÝ MAHALLESÝ Çayboyu Caddesi...............136.71 Abdulvahabigazi Caddesi.........136.71 Çaðlayan Sokak..................32.83 Þehit Sokak.....................32.83 Gazi Sokak.....................54.71

Detaylı

Genel Yetenek Testi Örnek Soru Çözümleri

Genel Yetenek Testi Örnek Soru Çözümleri Genel Yetenek Testi Örnek Soru Çözümleri Genel Yetenek Testi Örnek Soru Çözümleri 1 2 1 1 2 Çok Sýcak Soðuk Sýcak Çok Soðuk D B C Çorba Kutuplar Yanardað Sonbahar Yukarýda yer alan 1. ve 2. kutudakiler

Detaylı

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. Flaþ... Flaþ...Flaþ... Görülmemiþ kampanya Yýlýn Adamý olmak çok ucuz

FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR. Flaþ... Flaþ...Flaþ... Görülmemiþ kampanya Yýlýn Adamý olmak çok ucuz FSAYT ÇORUM GAZETESÝ NÝN KATKISIZ ORGANÝK SPOR-MAGAZÝN-MÝZAH EKÝDÝR FÝYATI: Okuyana Beleþ Flaþ... Flaþ...Flaþ... Görülmemiþ kampanya Yýlýn Adamý olmak çok ucuz Yýlýn Bürokratý 90.00 Yýlýn Ýþadamý 95.00

Detaylı

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN 12.06.2008 16:48 FİLİZ ESEN-İROL AŞARAN : Efendim : İyiyim sağol sen nasılsın : Çalışıyorum işte yaramaz birşey yok : Kim yazmış bunu : Kim yazmış bunu Milliyet te : Yani sen sen birşey yollamış mıydın

Detaylı

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00

T U T A N A K. Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 T U T A N A K Dönem : 2015 Toplantı : Ocak Birleşim : 4 Oturum : 1 Birleşim Tarihi : 08.01.2015 Birleşim Saati : 15.00 Gündemin 1. maddesinde yer alan yoklama yapıldı. 34 üyeden müteşekkil İl Genel Meclisinin

Detaylı

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen.

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen. Gesundheitsamt Freie Hansestadt Bremen Sozialmedizinischer Dienst für Erwachsene Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung Yardýma ve bakýma muhtaç duruma

Detaylı

KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN

KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN 3287 KÖY İÇME SULARI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 7478 Kabul Tarihi : 9/5/1960 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 16/5/1960 Sayı : 10506 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 41 Sayfa : 1019 Kanunun

Detaylı

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu

Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu Question Kur an ın varlık mertebelerini beyan eder misiniz ve ilahi vahiyde lafızların yerinin ne olduğunu belirtir misiniz? Kur an ın lafızdan soyut olduğu bir merhale var mıdır? Answer: Her şeyin lâfzî

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR?

KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? KİŞİSEL GELİŞİM NASIL BAŞLAR? Kişisel gelişim, insanın gelişimi merak etmesi, yeni insanlar tanıması, gazetede güzel yazı yazan veya kitap yazmış insanları merak ederek onları tanımak, sadece yazılarından

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

Seçimler hızla yaklaşmasına rağmen,kimse de ciddi manada bir hareket ve heyecan görülmemektedir.

Seçimler hızla yaklaşmasına rağmen,kimse de ciddi manada bir hareket ve heyecan görülmemektedir. SİYASET HEYECANI Seçimler hızla yaklaşmasına rağmen,kimse de ciddi manada bir hareket ve heyecan görülmemektedir. Yapılan araştırmalar,medya ve reklam kurumlarının bu konuda sıkıntıları görülmektedir.

Detaylı

AYDIN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI

AYDIN İL MÜFTÜLÜĞÜ 2015 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI HULUSİ KÖMÜRCÜOĞLU İL MÜFTÜ YARD. RAMAZAN PAŞA CAMİİ UĞUR KOCABAŞ İL MÜFTÜ YARD. YAVUZ SULTAN SELİM C. MEHMET ASLAN İL MÜFTÜ YARD. EVLİYA ÇELEBİ CAMİİ ZEKERİYA ÇALLI İL MÜFTÜ YARD. EMİR SULTAN CAMİİ MUHAMMET

Detaylı

Emekli Assubaylar-ArsivSite1. Kayýt Tarihi: Mar 2004Nerede: istanbul, kadiköy, Türkiye.Ýletiler: 6.220

Emekli Assubaylar-ArsivSite1. Kayýt Tarihi: Mar 2004Nerede: istanbul, kadiköy, Türkiye.Ýletiler: 6.220 HUKUKÝ NET Onaylayan Ökkeþ Kadri BAÇKIR Pazar, 04 Mayýs 2008 Son Güncelleme Cumartesi, 04 Ekim 2008 öncelikle vakit ayýrýp bu konuyla ilgilendiðiniz için çok teþekkür ederim. eðer mümkünse o kararýn tamamýný

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

O gün televizyonda ve radyoda, Antalya da fýrtýna çýkacaðý her saat baþý duyurulmuþtu. Ben, sonuçlarýný düþünmeden sevinçle karþýladým bu haberi.

O gün televizyonda ve radyoda, Antalya da fýrtýna çýkacaðý her saat baþý duyurulmuþtu. Ben, sonuçlarýný düþünmeden sevinçle karþýladým bu haberi. O gün televizyonda ve radyoda, Antalya da fýrtýna çýkacaðý her saat baþý duyurulmuþtu. Ben, sonuçlarýný düþünmeden sevinçle karþýladým bu haberi. Çünkü fýrtýna olacaksa okullarýn tatil edilmesi kesin gibi

Detaylı

Ýslâm Ahlak Teorileri (Ethical Theories in Islam)

Ýslâm Ahlak Teorileri (Ethical Theories in Islam) ve referanslar ve elbette tarihsel ve entelektüel ardalan ileri derecede önemlidir. Çünkü genelde Batýlý kavramlar, kendilerinde ne olduklarý na bakýlmaksýzýn (aslýnda akademik ve entelektüel bir soruþturmanýn

Detaylı

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz

Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um. Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun. O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş. Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz ÜNİTE 4 Şimdiki Zamanın Rivayeti Ben gid-iyor-muş-um git-mi-yor-muş-um Sen gid-iyor-muş-sun git-mi-yor-muş-sun O gid-iyor-muş git-mi-yor-muş Biz gid-iyor-muş-uz git-mi-yor-muş-uz Siz gid-iyor-muş-sunuz

Detaylı

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03

Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Erhan tarafından yazıldı. Çarşamba, 31 Ekim 2012 18:03 Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Remzi Güzel, Alevilerin 1400 yıllık gelenekleri olan Ğadir Hum Bayramı nın bir sevgi günü olduğunu

Detaylı

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI

ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI Sıra No ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ 2016 YILI 1. DÖNEM (OCAK-ŞUBAT-MART) VAAZ VE İRŞAD PROGRAMI VAAZ EDENİN VAAZIN ADI SOYADI ÜNVANI YERİ TARİHİ GÜNÜ VAKTİ KONUSU Dr. İbrahim ÖZLER İlçe Müftüsü

Detaylı

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz)

BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) BANDIRMA MÜFTÜLÜĞÜ 2014 YILI RAMAZAN AYI VAAZ VE İRŞAT PROGRAMI (27 Haziran - 28 Temmuz) V A İ Z İ N ADI - SOYADI ÜNVANI VAAZIN YERİ VAAZIN GÜNÜ VE SAATİ VAAZIN KONUSU Cahit ÇETİN Müftü Haydarçavuş Camii

Detaylı