TÜRKLÜK BĐLĐMĐ ARAŞTIRMALARI
|
|
|
- Bariş Çalık
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1
2 ISSN: TÜRKLÜK BĐLĐMĐ ARAŞTIRMALARI JOURNAL OF TURKOLOGY RESEARCH uluslararası hakemli dergi international peer reviewed journal Yılda iki sayı yayımlanır. Biannual 17. Yıl/Year 32. Sayı/Volume Niğde 2012-Güz/Autumn
3 Kurucu / Founding Prof. Dr. Nâzım Hikmet POLAT Editörler / Editors Prof. Dr. Nâzım Hikmet POLAT Prof. Dr. M. Fatih KÖKSAL Yazı İşleri Müdürü Editorial Assistant Doç. Dr. Salahaddin BEKKİ Düzenleme Technical Editor Prof. Dr. M. Fatih KÖKSAL Haberleşme/Communication [email protected] [email protected] [email protected] Prof. Dr. M. Fatih KÖKSAL Ahi Evran Üni. Fen-Ed. Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Böl. Bağbaşı Yerleşkesi KIRŞEHİR (0532) (M.F. Köksal) (0 505) (S. Bekki) ISSN: Baskı/Printing Bizim Büro Mat. Demirtepe-ANKARA (0 312) / Ağ Adresi/Web Address Banka Hesap Nu. Bank Account Number Garanti Bankası/Bank Niğde Şubesi/Branch Hikmet KORAŞ TR TÜBAR ın tarandığı dizinler TÜBAR is indexed and abstracted by CSA Sociological Abstracts EBSCO Academic Complete Search LLBA Linguistics and Language Behavior Abstracts MLA Modern Language Association ULAKBİM-Sosyal Bilimler Veri Tabanı UPD (Ulrich s Periodicals Directory) Danışma ve Yayım Kurulu Advisory-Editorial Board Prof. Dr. İ. Hakkı AKSOYAK (Gazi Üni.) Prof. Dr. Şerif AKTAŞ (Gazi Üni.) Prof. Dr. Erman ARTUN (Çukurova Üni.) Prof. Dr. Nazan BEKİROĞLU (Karadeniz Teknik Üni.) Prof. Dr. Bernt BRENDEMOEN (Oslo Üni.) Prof. Dr. Mustafa DENKTAŞ (Akdeniz Üni.) Prof. Dr. Osman HORATA (Hacettepe Üni.) Prof. Dr. Şakir İBRAYEV (Kazakistan Hoca Ahmet Yesevi Üni.) Prof. Dr. Larz JOHANSON (Mainz Johannes Gutenberg Üni.) Prof. Dr. Olcobay KARATAYEV (Kırgız Yusuf Balasagun Millî Dev. Üni.) Prof. Dr. M. Fatih KÖKSAL (Ahi Evran Üni.) Prof. Dr. Bulat KUMEKOV (Kazakistan İlimler Aka.) Prof. Dr. Richard LEE (Sociology SUNY-Binghamton) Prof. Dr. Muhsin MACİT (Anadolu Üni.) Prof. Dr. Anvar MOKAYEV (Kırgız-Türk Manas Üni.) Prof. Dr. Abdımelik NİSANBAYEV (Kazakistan İlimler Aka.) Prof. Dr. Nâzım Hikmet POLAT (Gazi Üni.) Prof. Dr. Claus SCHÖNİG (Institüt für Turkologie) Prof. Dr. Kubat TABALDİYEV (Kırgızistan İlimler Aka.) Prof. Dr. Kâmil VELİYEV (Azerbaycan İlimler Aka.) Doç. Dr. Hikmet KORAŞ (Niğde Üni.) Doç. Dr. Nikolay NİKOV (Sofya Üni.) Doç. Dr. Bayram ÜNAL (Fernand Braudel Center, SUNY-B) (Niğde Üni.) Yrd. Doç. Dr. Ahmet KÖKDEMİR (Ondokuz Mayıs Üni.) Yrd. Doç. Dr. Burhan PAÇACIOĞLU (Cumhuriyet Üni.)
4 Prof. Dr. Mehmet AÇA (Balıkesir Üni.) Prof. Dr. Metin AKAR (Giresun Üni.) Prof. Dr. Yıldız AKPOLAT (Atatürk Üni.) Prof. Dr. İsmail Hakkı AKSOYAK (Gazi Üni.) Prof. Dr. Şerif AKTAŞ (Gazi Üni.) Prof. Dr. Ali Berat ALPTEKİN (Selçuk Üni. Em.) Doç. Dr. Ziya AVŞAR (Niğde Üni.) Doç. Dr. Yunus AYATA (Cumhuriyet Üni.) Prof. Dr. Hanife Dilek BATİSLAM (Çukurova Üni.) Doç. Dr. Ahmet BOZDOĞAN (Cumhuriyet Üni.) Doç. Dr. Niyazi CAN (Erciyes Üni.) Prof. Dr. Mustafa CEMİLOĞLU (Uludağ Üni.) Prof. Dr. Ömür CEYLAN (İstanbul Kültür Üni.) Prof. Dr. Sebahattin ÇEVİKBAŞ (Muğla Sıtkı Koçman Üni.) Doç. Dr. Bekir ÇINAR (Niğde Üni.) Doç. Dr. Celal DEMİR (Afyon Kocatepe Üni.) Doç. Dr. Ali GÖÇER (Erciyes Üni.) Prof. Dr. İsmail GÖRKEM (Erciyes Üni.) Prof. Dr. Firdevs GÜNEŞ (Ankara Üni.) Prof. Dr. Ahmet GÜNŞEN 32. Sayının Hakemleri Referees (Trakya Üni.) Doç. Dr. Funda KARA (Atatürk Üni.) Prof. Dr. Ahmet KARTAL (Osmangazi Üni.) Prof. Dr. Yıldız KOCASAVAŞ (İstanbul Üni.) Prof. Dr. M. Fatih KÖKSAL (Ahi Evran Üni.) Doç. Dr. Osman MERT (Atatürk Üni.) Prof. Dr. Mustafa ÖNER (Ege Üni.) Prof. Dr. Murat ÖZBAY (Gazi Üni.) Prof. Dr. Nevzat ÖZKAN (Erciyes Üni.) Prof. Dr. Nâzım H. POLAT (Gazi Üni.) Doç. Dr. Mustafa TALAS (Niğde Üni.) Doç. Dr. Mustafa TANÇ (Osmaniye Korkut Ata Üni.) Prof. Dr. Vahit TÜRK (İstanbul Kültür Üni.) Doç. Dr. Havva YAMAN (Sakarya Üni.) İngilizce metinler için editör English Manusicripts Editor Prof. Dr. Necdet OSAM (KKTC Doğu Akdeniz Üni.)
5 İÇİNDEKİLER CONTENTS Nâzım H. POLAT Takdim 31- Arş. Gör. Mehmet Emre ÇELİK Editorial 31- İlköğretim Sekizinci Sınıf Öğrencilerinin Yazılı Anlatım Becerilerinin Farklı Değişkenler Açısından Değerlendirilmesi Sayfa/Page An Evaluation of the Eighth Grade Students Writing Skills on Various Different Variables Doç. Dr. Musa ÇİFCİ Doç. Dr. Talip YILDIRIM Doç. Dr. Faruk ÇOLAK Kâşgarlı Mahmud un Kullandığı Temel Propaganda Teknikleri The Propaganda Techniques Use By Mahmud Kashgari Gerdek Pınarı (Gaziantep) Efsanesi Üzerine Bazı Değerlendirmeler Yrd. Doç. Dr. Fatih ERBAY Doç. Dr. Ali GÖÇER Arş. Gör. Gürkan TABAK Aydın COŞKUN Prof. Dr. Firdevs GÜNEŞ Dr. İncinur ATİK GÜRBÜZ Various Evaluations on the Legendary Gerdek Pınarı (Gaziantep) Kumuk Türkçesinin İlk Grameriyle İlgili Tespitler Various Remarks on the Grammar of Kumyk Turkish Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası A Bibliography of Teaching Turkish as a Foreign Language Öğrencilerin Düşünme Becerilerini Geliştirme Improving the Thinking Skills of Students Şiir Mecmualarının Biyografik Değerine Dair Araştırmalara Ek An Additional Researches on Biographical Value of Poetry Collections
6 6 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz/ İçindekiler Dr. Esma DUMANLI KADIZADE Doç. Dr. Halit KARATAY Nurettin KARTALLIOĞLU Seçil COŞKUN Dr. Bağdagül MUSA Arş. Gör. Kenan ÖZÇELİK Yrd. Doç. Dr. Recep ÖZKAN Yrd. Doç. Dr. Bayram POLAT Arş. Gör. Ayşe SOYLU Dr. İbrahim İmran ÖZTAHTALI Dr. Mehmet SOLMAZ Dr. İlhan UÇAR Dr. Ayşe YILDIZ Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması An Index Study on the Yaprak Newspaper İlköğretim Öğrencilerinin Dil Bilgisi Konularını Öğrenme Düzeyleri The Level of Grammar Learning in Primary School Students Finlandiya Türkologları ve Finlandiya da Türkoloji Çalışmaları Bibliyografyası Turcologists of Finland and A Bibliograpy of Turcology Studies In Finland Mücîb Tezkiresi nin Orijinalliği Üzerine On The Orginality Of Mucib s Tazkira Yurt Dışından Geri Dönen Süryanilerde Sosyo-Kültürel Değişim (Midyat Örneği) The Sociocultural Change of Syrians Returning From Abroad: The Mıdyat Case Xıx. Yüzyıl Bursa Kültür Hayatında Önemli Bir Dönemeç: Fevâ id The Fevaid: The Cultural Milestone of Bursa in the 19 th Century Ortaöğretim Dil Bilgisi Kitaplarında Dil Olgusu The Case of Grammar in the Secondary School Language Course Books Türkiye Türkçesinde Organ Adlarıyla Oluşturulmuş Bitki Adları The Naming of Plants Through the Use of Organ Names in Turkey Turkish 18. Yüzyıl Mesnevilerinin Işığında Osmanlı Edebiyatında Edebî Çözülme: Klasikten Klasik Sonrası Devreye Geçiş The Literary Analysis of Ottoman Literature In Light of the 18 th Century Mesnevis: A Transition From Classism to Post Classism
7 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz/İçindekiler 7 YAYIN TANITIM BOOK REVİEW Kâmil Ali GIYNAŞ Eski Türk Edebiyatında Tenkit ve Teori
8 TAKDİM (32) 18. YILINDA TÜBAR Değerli Türklük bilimi gönüllüleri, 17 yıldan beri aksamadan yılda iki sayı yayımlanan Türklük Bilimi Araştırmaları (TÜBAR), 32. sayıya ulaştı, 17 yaşını tamamladı. Türklük bilimi ve sosyal bilimlerin diğer alanlarında yayın yapan dergi sayısının çoğalması, son derece sevindiricidir. Fakat bu arada hakemli dergi olma şartlarını sürdüremeyen bazı dergilerin şartları kendilerine uydurmanın yolunu buldukları da gözden kaçmamaktadır. Herhangi bir alana verilebilecek en büyük zarar, yapılabilecek en büyük kötülük, ciddiyetsizliktir, işi sulandırmadır. Bu durum, Türkiye deki bilimsel dergiciliğe karşı güven aşınmasına sebep olur. Söz konusu dergilerin yaptığı budur. Türklük Bilimi Araştırmaları (TÜBAR) ilk sayıdaki amatör heyecanıyla, teknik ve bilimsel bakımdan ulaştığı seviyeyi daha ilerilere taşımak isteyen profesyonel anlayışıyla yayınını sürdürecektir. Yazıların hakemden geçme sürecini biraz kısaltabilmek maksadıyla, yazı gönderecek olanlara, vurgulayarak belirtmek istediğimiz iki nokta var: 1. İstenen şekil özelliklerini mutlaka yerine getirmeleri, 2. Türkçe öz ile yabancı dildeki öz ün birbirine mutlak uyumu.
9 12 Takdim (32) TÜBAR ın Yazı İşleri Müdürlüğü fedakâr arkadaşlarımız Doç. Dr. Hikmet Koraş ve Yrd. Doç. Dr. Ramis Karabulut tarafından yürütülüyordu. Bugüne kadar derginin düzenli biçimde çıkması için elinden gelen her türlü özveriyi göstermiş olan ve bundan sonra aynı ruhla çalışacağına inandığım aziz arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Bu görevi artık Prof. Dr. M. Fatih Köksal ve Doç. Dr. Salahaddin Bekki devralmışlardır. Hedefe yaklaşırken Sayın Köksal ve Sayın Bekki den TÜBAR ailesi olarak, beklentimiz büyüktür. TÜBAR ın önündeki hedef, aslında çoktan hak ettiği AHCI ve SSCI kapsamına girmektir. Kendilerine başarılar diliyoruz. 11 Kasım Ankara Nâzım H. POLAT
10 EDITORIAL (32) TÜBAR on its 18th anniversary Dear Volunteers of Turkology, TÜBAR (Türklük Bilimi Araştırmaları), which has been published regularly twice a year for the past 17 years, has now turned age 18 by publishing its 32nd issue. It is pleasing that the number of journals engaged in Turkology and the other fields of social sciences has increased. However, we can t overlook the fact that some journals, which can not meet the requirements of a refereed journal, manage to find a way of tuning the requirements with their conditions. The biggest harm or the worst damage that can be caused on any field would be levity and frivolousness, which would lead to loss of credibility against scientific journalism in Turkey, and unfortunately, this is what such journals have been doing now. TÜBAR will continue to be published maintaining its professional approach that is keen on upgrading its technical and scientific knowledge level with the same amateur excitement as was the case with its first issue. To be able to shorten the duration of assessments by the referee, there are two points which we would like to emphasize and remind to the senders of articles: 1. The required format should be maintained, 2. You need to ensure full compliance of the abstract in Turkish with the abstract in the foreign language.
11 12 Editorial (32) Assoc. Prof. Dr. Hikmet Koraş and Assistant Prof. Dr. Ramis Karabulut, our devoted friends, were the editors-in-chief in TÜBAR. We hereby would like to offer our thanks to our dear colleagues, who has put their best efforts to ensure regular publication of the journal and who, we believe, will continue to work with the same spirit. The position has now been taken over by Prof. Dr. M. Fatih Köksal and Assoc. Prof. Dr. Selahattin Bekki. And we, as the TÜBAR family, have great expectations from Mr. Köksal and Mr. Bekki while we get closer to our target of achieving a welldeserved acceptance to the scope of AHCI and SSCI. We wish our colleagues great success. 11 November Ankara Nâzım H. POLAT
12 İLKÖĞRETİM SEKİZİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN YAZILI ANLATIM BECERİLERİNİN FARKLI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Arş. Gör. Mehmet Emre ÇELİK ** ÖZ: Türkçe eğitiminin temel amacı bireye ana dilini doğru ve etkili kullanmayı öğretmektir. Ana dilini gerektiği gibi kullanmasını bilen birey, kendini nasıl ifade etmesi gerektiğini de bilir. Bireyin kendini ifade etme yollarından biri de yazmadır. Bu çalışmada, Samsun ili merkez ilköğretim okullarının üçünden seçilen 420 öğrenci üzerinde, farklı değişkenlerin öğrencilerin yazılı anlatım becerisi üzerinde anlamlı fark oluşturup oluşturmadığı araştırılmıştır. Öğrencilerin yazma becerisi; cinsiyet, kendine ait oda ve evde kitaplık bulunup bulunmaması, günlük tutup tutmama alışkanlığı, okul öncesi eğitim alıp almama durumlarına göre anlamlı fark oluşturmazken; babanın ve annenin öğrenim düzeyi, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, eve süreli yayın alınması ve düzenli kitap okuma alışkanlığına sahip olma değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkçe eğitimi, dil becerileri, yazma becerisi An Evaluation of the Eighth Grade Students Writing Skills on Various Different Variables ABSTRACT: The main goal of Turkish education system is to educate the members of the society with specific competency in mother tongue to be able to communicate effectively. One of the means of communication is writing. In the study, it has been investigated whether different variables have any kind of impact on student s writing skills. This study has been conducted with 420 students from the three primary schools in the district of Samsun. The writing skills of the students were Bu çalışma Prof. Dr. Mehmet Aydın danışmanlığında hazırlanan ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü nde 2010 da savunulan İlköğretim Sekizinci Sınıf Öğrencilerinin Bilgilendirici Metin Yazma Kazanımlarına Ulaşma Düzeyleri adlı yüksek lisans tezinden üretilmiştir. ** Ondokuz Mayıs Üni. Eğitim Fak. Türkçe Eğitimi Böl., [email protected]
13 14 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mehmet Emre ÇELİK evaluated with specific reference to the variables of gender, a private room, the book shelf, keeping a diary, attending to kindergarten, parent s education level, the socio-economic status of the family, buying periodicals and regular reading habit. GİRİŞ Key Words: Turkish education, language skills, writing skill Dil eğitimi ile bireyin düşünme ve iletişim becerilerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu sebepten gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerinde dil öğretimine, özellikle de ana dili öğretimine büyük önem verilmektedir (Özbay 2003: 3). Ülkemizde okullarını başarı ile bitiren öğrencilerin dahi kendilerini ifade etmede, dili etkili kullanmada güçlük çektiği görülmektedir. Bu güçlüğü aşmak için, okullarımızda temel dil becerilerinin eğitimine önem verilmelidir. Dört temel becerinin ilk iki basamağını oluşturan dinleme ve konuşma becerileri, çocuğun okul öncesinden başlayıp okul sürecinde gelişen bir özellik taşır. Okuma becerisi, çocuğa ilköğretim birinci sınıfta kazandırılmalı ve takip edilen süreçte geliştirilmelidir. Yazma becerisi ise, birinci sınıfta başlayan bir süreçle ilköğretim boyunca devam eder; ortaöğretim ve yükseköğretim seviyesinde ancak istenilen düzeye ulaşır. Yazılı anlatım, bireyin kendini doğru ve amacına uygun olarak ifade etmesinde ve iletişim kurmasında en etkili araçlardan biridir. İnsan olarak duygularımızı, düşüncelerimizi, tasarılarımızı, sezgilerimizi, görüşlerimizi çeşitli yollarla dışa vururuz. Bu yollardan biri de yazma dır. Kendimizi dışa vurmanın nedeni ise var oluş gerçeğimizdir. Yazma bundan dolayı kişisel bir zorunluluk, kişisel bir gereksinim ve bir tutkudur (Özdemir - Binyazar 2006: 15). İyi bir yazılı metin elde edebilmek için dil etkili kullanılmalıdır. Dili etkili kullanabilmekse eğitimle gerçekleşir. Eğitimden kasıt; dilin kurallarının iyi öğrenilmesi, dilin özelliklerinin bilinmesi, sözcüklerin doğru ve yerinde kullanılması, başarılı bir anlatıma sahip olunmasıdır. 1. YAZMA BECERİSİ Konuşma ile birlikte anlatma yönünü oluşturan bir başka beceri de yazmadır. Yazma eylemi duygu, düşünce, hayal ve isteklerin birtakım sembollerle belli bir kural dâhilinde anlatılmasıdır. Yazının, sözün resimleştirilmiş şekli olduğunu belirten Özbay (2005: 68), insanların birbirleriyle iletişim kurmak için kullandıkları dil denilen sistemi, belli işaretler ağıyla gösteren ikinci bir sistem olduğunu ifade eder.
14 15 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yazılı Anlatım Becerilerinin Değerlendirilmesi Yazma eylemi aynı zamanda düşünmeyi de gerektiren bir süreçtir. Düşünmek de belli bir birikimin sonucunda ortaya çıkan ürünler toplamıdır (Yılmaz 2008: 203). Öğrencinin yazma eylemini belli bir kural dâhilinde gerçekleştirebilmesi, gerek konuşma gerekse düşünme yetisini kullanmasına bağlıdır. Bu doğrultuda öğrencilerin en çok başvurduğu iletişim aracı olan konuşma, yazılı anlatım etkinliklerinin yol göstericisi rolündedir. Türkçe Öğretim Programı nda (2006: 7) yazma becerisinin bilgi, birikim ve dili etkili kullanmayı gerektirdiği göz önüne alınarak bu sürecin dinleme/izleme, konuşma, okuma ve dil bilgisi etkinlikleriyle de desteklenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca programda öğretmenin, farklı yöntemlere uygun etkinliklerle yazmayı öğrenciler açısından zevkli hâle getirerek yazma alışkanlığı kazanmalarına yardımcı olması gerektiği, öğrencilerin hangi türlerde yazmaya yetenekli olduğunu belirleyerek onları başarılı olduğu türlerde yazmaya yönlendirmesi gerektiği ifade edilmiştir. 2. YAZMA SÜRECİ Yazmanın günlük gereksinimlerimizden biri olması onu kişisel gereksinimimiz kılmaktadır. Yaşamın her alanında her devresinde yazma çalışmalarına ihtiyaç duymak onu yaşamsal gereksinimlerden yapmıştır. Günümüzde düşünce alışverişinin gelişmesiyle yazma çalışmaları iş ve uğraş yaşamında olduğu kadar, toplumsal yaşam içinde de bir sorumluluk hâline gelmiştir (Özdemir 1979: 10-11). Yazı yazmanın amacını, okuyucuya duygu ve düşünceyi gözlem ve bilgi birikiminden yararlanarak güzel, doğru ve etkili biçimde yansıtmak olarak belirten Aktaş ve Gündüz (2008: 165), bu yansıtma eyleminin sadece bilgi vermekle sınırlı olmayıp aynı zamanda okurun zevk almasını sağlamaya yönelik çok yönlü ve karmaşık bir etkinlik olduğunu ifade etmiştir. Bunun gerçekleşmesi için de birtakım hususların göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamıştır: ana dilini kullanma becerisi, bireysellik/ üslup, gözlem yapmak, okumak, düşünmek. Yazılı da olsa sözlü de olsa anlatım gerçekleşmeden önce birtakım hazırlıklar yapmak gerekir. Başarılı ve etkili bir yazılı anlatım için hazırlık süreci aşaması şu ögelerden oluşur: Konu, amaç, plân, başlık, anlatım, anlatımı etkili kılma, ölçme ve değerlendirme Konu Yazarın, düşüncelerini onun etrafında şekillendirdiği, onun hakkında yazdığı düşünce, olay ya da varlığa konu denir. Konu, yazara düşüncelerini iletme olanağı verir ve yazının en temel gereğidir (Adalı 2004: 164).
15 16 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mehmet Emre ÇELİK Yazı yazabilmek için, önce bir konu bulmak gerekir. Üzerinde karar kılınan konunun; kendimizi ve okuyanları ilgilendiren, hakkında mutlaka bir şeyler bildiğimiz ve işlenilmeye elverişli bir özellikte bulunmasını göz önüne almalıyız (Tansel 1978: 5). Yazıda istenen başarıya ulaşmak seçilen konuya bağlıdır. Yazının amacına hizmet edebilmesi için, yazar seçtiği konuda bilgi birikimine sahip olmalıdır. Yazma konularını bulmada Özdemir e (2008: 96) göre, yaşantı ve deneyimlerimizin yanı sıra, özel ilgilerimiz, okuduklarımız ve dinlediklerimiz, dış dünyamız da bize kaynaklık yapar. Bu noktadan hareketle öğrencilere sunulacak yazılı anlatım konularının da öğrencilerin ilgi alanlarına giren, yaş ve sınıf seviyelerine uygun, üzerinde düşünce üretip geliştirebilecekleri, zevkle yazabilecekleri konular olmasına dikkat edilmelidir. Yazılı anlatım için seçilen konuda dikkat edilmesi gereken özelliklerden biri de konunun sınırlandırılmasıdır. Yazıda anlam karmaşasına sebebiyet vermemek için, konunun hangi bakımdan ele alınacağı önceden belirlenmelidir. Konu toplumsallık-bireysellik, öznellik-nesnellik gibi karşıtlıklar; nitelik, özellik, ilişki vb. gibi ölçütler kullanarak sınırlandırılabilir. Bu sınırlandırma açılarına da bakış açısı denir (Adalı 2004: 165). Yazar, seçtiği bakış açısına paragraf boyunca sadık kalmalı, ne konusu ne de bakış açısını değiştirmelidir. Paragrafın ayrıntılarının uyumlu olması, tek konunun ve tek bakış açısının değerlendirilmesine bağlıdır. Paragraftaki birlik anlayışı ancak bu şekilde sağlanabilir. Yazıda başarının yakalanması dağınıklıkla değil, yazıya yoğunlaşma ve konuda uzmanlaşmakla mümkün olur (Cemiloğlu 2009: 12) Amaç Yazının konusu belirlendikten sonra sıra, amacı saptamaya gelir. Amaç, okuyucuya iletmek istenilen temel düşüncedir. Aslında o yazının var olma nedenidir. Yazar kaleme aldığı yazıda, savunduğu düşünceleri okuyucuya iletmeyi amaçlar. Dolayısıyla her yazının bir amacı bulunmaktadır. Amaç, yazının birliğini sağlayan ana, temel ögedir. Özdemir (2008: 111), amacı belirleyen cümleyi anadüşünce cümlesi ya da kontrol cümlesi olarak adlandırıp anadüşünce cümlesinde bulunması gereken dört özelliği şöyle sıralar: konu değil, düşünce olmalıdır, açık ve özlüce anlatılmış olmalıdır, anadüşünce cümlesi açık ve anlaşılır olmalı, değişik yorumlara yol açmamalıdır, anadüşünce cümlesi açıklama yapmamıza, örnek vermemize, karşılaştırmalara, nedenleri belirtmemize, etki ve sonuçları göstermemize, kısacası geliştirilmeye uygun olmalıdır.
16 17 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yazılı Anlatım Becerilerinin Değerlendirilmesi 2.3. Plan Duygu ve düşünceler, konuşulurken ya da yazıya aktarılırken gelişigüzel biçimde ifade edilemez. Konuşma ya da yazma edimi sırasında duygu ve düşüncelerin belli bir sistem dâhilinde düzenlenmesine, sıralanmasına plan denir. Ağca (2006: 112) yazıda planı, iç ve dış planlama olmak üzere ikiye ayırır. İç planlama, yazılı metni oluşturacak unsurların neler olduğunu ve bunların metnin neresinde hangi boyutlarda yer alacağına ilişkin düzenlemeleri kapsar. Dış planlama ise, yazılı anlatımda kullanılacak kağıdın, birinci sayfasından son sayfasına kadar dış görünüşünün düzenlemesidir. Dış planlamanın yapılması ile amaç; zaman, malzeme ve enerjiden tasarruf sağlamaktır. Aynı zamanda, yazıda yer alacak temel ögelerin bulunduğu bölümlere de bir benzerlik, yaygın kullanımına birliktelik getireceği, okuma ve doğru anlamaya da kolaylık sağlayacağı için dış planlamanın yapılması önemlidir. Yazarın iyi bildiği kısa bir konuda uzun uzadıya plan yapması gerekmez. Fakat konu karmaşık, yazı da uzun olacaksa yazılı bir plan gerekebilir. Nelerin nerede, hangi sırayla anlatılacağı iyi bilinmelidir. İyi bir plan, yazı yazarken yazara kılavuzluk eder. Planın yararları arasında; konuda birlik ve bütünlüğü sağlamada yardımcı olması, yazıya hangi düşünceyle başlanacağı, düşüncelerin nasıl geliştirileceği, bunların arasında nasıl geçiş ve bağlantılar sağlanacağı gibi hususlar bulunmaktadır (Özdemir 2008: 137). Planlı bir yazıda giriş, gelişme ve sonuç bölümleri bulunur. Giriş bölümü, konunun ana hatlarıyla ortaya konduğu, tanımlamaların yapıldığı bölümdür. Bu bölümün başarılı olabilmesi için kısa ve okuyucunun ilgisini çeker nitelikte olmasına dikkat edilmelidir. Olaya dayalı metin türlerinde bu bölüm serim olarak adlandırılır. Serim bölümünde kişiler ve mekân tanıtılarak, olay genel hatlarıyla ortaya konur. Gelişme bölümü, giriş bölümünde ortaya konan konunun ayrıntılı olarak işlendiği, ana fikrin çeşitli bakış açılarıyla incelendiği bölümdür. Konu, yardımcı fikirlerle bu bölümde geliştirilir. Giriş bölümünde ortaya atılan iddia bu bölümde örneklerle ispatlanmaya çalışılır. Yazının en uzun bölümü olan gelişme bölümü, olaya dayalı metinlerde düğüm bölümü olarak adlandırılır. Düğüm bölümünde olay ayrıntılı biçimde ele alınır, olay ve olaylar dizisi birbirine bağlanır, okuyucunun merak duygusu tavan yapar. Sonuç bölümü konunun toparlandığı, ana fikrin net biçimde ortaya konduğu, giriş bölümünde tanıtılan, gelişme bölümünde geliştirilen konu
17 18 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mehmet Emre ÇELİK hakkında son sözün söylendiği bölümdür. Bu bölüm mutlaka kısa, anlaşılır ve keskin olmalıdır. Olaya dayalı metin türlerinde bu bölüm çözüm bölümü olarak adlandırılır. Çözüm bölümünde, düğüm bölümünde anlatılan olaylar çözüme kavuşturularak okuyucunun merak duygusu giderilir Başlık Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare (TDK 2005: 219) olarak tanımlanan başlık, yazının içeriği hakkında bilgi veren addır. Hangi türde olursa olsun her yazının başlığı olmalıdır. Başlık, okuyucuyu yazıya bağlayan, okumaya çeken temel ögelerdendir. Yazının başlığının konuyla ve ana fikirle ilişkili olduğunu göz önünde bulundurursak başlığın, yazarı konunun özünden uzaklaştırmayacak nitelikte belirlenmesine dikkat edilmelidir. Yazılı anlatım çalışmalarında öğrencilere, yazılarına uygun başlıklar belirleyebilme yeteneği kazandırılması için çeşitli etkinlikler yaptırılmalıdır. Düşünce yazıları öğretiminde, başlık ile ilgili olarak yapılacak çalışmalar, aynen diğerlerinde olduğu gibi, bu ilişkiyi fark ettirmeye, çözdürmeye ve kavratmaya yönelik olmalıdır. Öğrencinin hem başlık-eser ilişkisini çözmesine, hem de hayal gücünü zorlayarak yeni şeyler bulmasına yardımcı olunmalıdır (Cemiloğlu 1998: 40) Anlatım Kişinin, iletmek istediklerini, belli bir dilin kuralları içinde sözlü ya da yazılı olarak dışa vurması eylemi olan anlatım, zihinde tasarlananları dile dönüştürme işlemidir (Adalı 2004: 93). Anlatım, amaca göre yönlendirilir ve biçimlendirilir. Anlatım biçiminin belirlenmesinde yazının türü ve yazarın bakış açısı da önemli rol oynar. Özdemir e (2008: 149) göre bütün anlatımlarda genellikle dört ana amaç vardır. Bu amaçlar; okuyucuya ve dinleyiciye bilgi verme, okuyucunun ya da dinleyicinin konu üzerindeki yerleşmiş düşüncelerini değiştirme, yazarın duydukları ve gördüklerini, okuyucu ve dinleyicinin de aynı duygularla hissetmesini istemesi ve son olarak okuyucuyu anlatılan olayın içine sürükleme, olayları oluş, gelişme ve zaman sırasına göre anlatmadır. Bu dört ana amaç, dört anlatım biçimi oluşturur. Bunlar: Açıklamalı, öyküleyici, tasvir yoluyla ve tartışma yoluyla anlatımdır. Açıklayıcı Anlatım: Günlük yaşamımızda en sık karşılaştığımız anlatım biçimi olan açıklayıcı anlatımda amaç, belli bir konu hakkında
18 19 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yazılı Anlatım Becerilerinin Değerlendirilmesi okura açıklayıcı bilgi vermek, konuyu tüm detaylarıyla ortaya koyup okurun aklında soru işareti bırakmamaktır. Bir konuyu öğretebilmek için düşüncelerin mantığa uygun sıralanması gerekmektedir. Açıklayıcı anlatım biçimi kullanılarak yazılan yazılarda düşüncelerin iyi planlanmış olmasına dikkat edilmelidir (Tansel 1978: 245). Açıklayıcı anlatım biçiminin amacı, öğretme ve bilgilendirme olduğu için en belirgin özelliği; somutlaştırma, anlatılanları görünür kılmadır. Bu yüzden tanımlama ve belirlemeye büyük ölçüde yer verilir (Özdemir 2002: 40). Açıklayıcı anlatım biçiminden en fazla, düşünsel yazılar yazarken yararlanılır. Fıkra, makale, deneme, eleştiri vb. gibi bir düşüncenin öne sürülüp, çeşitli örneklerle savunulmaya çalışıldığı türlerde açıklayıcı anlatım biçimine daha sık başvurulur. Öyküleyici Anlatım: Öyküleme (hikâye etme), sorunları, düşünceleri, düşleri; kısaca, söylemek istediklerimizi bir olay içinde düşünme ya da bir olaya bağlayarak verme işidir (Özdemir-Binyazar 2006: 101). Öyküleyici anlatım biçimi sıklıkla roman, öykü, anı, gezi, günlük vb. gibi yazınsal türlerde kullanılır. Tansel e (1978: 101) göre en eski ve çok kullanılan öyküleyici anlatım, dinleyicileri veya okuyucuları düşündürmekten çok heyecanlandırmayı amaçlar. Bir olayın hikâye edilmesi sırasında olay, kişi yer ve zaman olmak üzere üç ögeye yer verilir. Öyküleyici anlatım biçimi, bir çekirdek olay etrafında geçen ve çevresinde yardımcı olayların bulunduğu türlerde kullanılır. Olay yani hikâye serim, düğüm ve çözüm olmak üzere üç bölümde incelenir. Öyküleyici anlatımda olaylar, kişilerin başından geçer. Dolayısıyla hikâye edilen olay ya da olaylar kişi ya da kişilerin etrafından geçirilir. Kişi ya da kişiler arasında geçen olaylar belirli bir yerde ve zaman süreci içinde gerçekleşir. Bu yer ve zamanda hikâye edilirken anlatılmalıdır (Bülbül 2000: 46-47). Tasvir (Betimleme) Yoluyla Anlatım: Tasvir (betimleme), sözcüklerle resim çizmektir. Adalı (2004: 122) ya göre canlandırma sanatı olan tasvir, bir yer, bir nesne ya da bir varlığın özellikleriyle ilgili ayrıntılı bilginin verildiği anlatım biçimidir. Bu bilgi yoluyla dinleyende/okuyanda izlenimler oluşturup, onun bilmediği bir şeyi kendi imge dünyasında canlandırması amaçlanır. Betimleyici anlatımda önemli olan gözlemdir. Gözlem (TDK 2005); bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi eylemidir. Başarılı bir betimleme yapabilmek için iyi bir gözlemci olmak gerekir.
19 20 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mehmet Emre ÇELİK Betimleyici anlatım biçiminin sıkça kullanıldığı türler arasında hikâye, roman, tiyatro, gezi ve portre yazıları yer almaktadır. Hikâye ve romanlarda kahramanın fiziksel özellikleri ile onların yaşadıkları çevrenin anlatımı bu anlatım biçimiyle gerçekleşir. Tiyatro metinlerinde de diyaloglar dışında kalan bazı olaylar, kahramanların fiziksel özellikleri ile olayların geçtiği yerler genellikle parantez içinde kalan yerlerde betimleyici anlatımla sunulur. Gezi yazılarında gezilip görülen yerlerin özellikleri bu biçimde aktarılır (Yakıcı vd. 2006: 63-64). Tartışma Yoluyla Anlatım: Tartışma yoluyla anlatım biçiminin temel amacı, karşıdakilerin yerleşik olan duygu ve düşüncelerini değiştirmektir. Karşıdakini bir düşünceye ortak etmek amacıyla tartışmacı anlatım biçimine başvurulduğu söylenebilir. Tartışmanın amacına varması, ancak okuyanı ve dinleyeni etkilemesiyle gerçekleşir. İnandırıcılık ve etkililik tüm anlatım biçimlerinde aranan nitelik olduğundan bu anlatım biçimini diğerlerinden ayıran başka özellikler de bulunmaktadır. Tartışmada öncelikle bir öneride bulunulur. Bu öneri tek bir noktada yoğunlaşmalı, tek yanlı ve açık olmalıdır. Diğer bir özellik ise ortaya sunulan önerinin kanıtlanmasıdır. Son olarak da öne sürülen düşünceyi inandırıcı kılmak için, kimi kişilerin tanıklığına da başvurulabilir. Tanık gösterilecek kişinin o alanda söz sahibi, yetkili, otoriter biri olmasına dikkat edilmelidir (Özdemir-Binyazar 2006: 80-82). Tartışmacı anlatım biçimine; röportaj, fıkra, deneme, makale, eleştiri gibi yazınsal türlerde sıkça başvurulur. 3. ÖLÇME ve DEĞERLENDİRME Eğitim alanında ölçme, öğretim etkinliklerinin sayısal verilerle ifade edilmesidir. Değerlendirme ise, elde edilen sayısal verilerin belli ölçütlere göre yorumlanması işlemidir. Bu yorumlama işleminde kazanımlarla ifade edilen hedefler temel alınmaktadır. Öğrenme-öğretme sürecinin ayrılmaz parçası olan ölçmede, elde edilen verilerin tarafsız bir şekilde yorumlanması büyük önem taşımaktadır. Kazanımların değerlendirilmesine yönelik olarak kullanılan ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin doğru, tutarlı, geçerli ve sonraki öğrenme süreçlerini de olumlu yönde etkileyen bir nitelikte olmasına dikkat etmek gerekir. Ölçme ve bu ölçümlerin yorumlanması, bireylerin kendi bilgi ve becerilerini değerlendirmelerini sağlayacaktır (Özbay 2007: 155). Öğretimde ölçme ve değerlendirme, başarıya götüren basamaklar olduğu için dikkatli ve özenli bir biçimde yapılmalıdır. Öğrencilerin yazılı anlatımlarını değerlendirirken tarafsız olmaya özen gösterilmeli, öğrencinin hem kendine hem de öğretmenine olan güveni
20 21 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yazılı Anlatım Becerilerinin Değerlendirilmesi sarsılmamalıdır. Değerlendirme sonunda öğrenciye uygun dönüt verilerek, öğrencinin kafasındaki soru işaretleri çözüme kavuşturulmalıdır. 4. YÖNTEM Bu bölümde; araştırmanın modeli, evren, örneklem, veri toplama araçları, veri toplama süreci, bilgilendirici metin yazma konularının ve uygulamada kullanılacak kazanımların belirlenmesi ve veri çözümleme teknikleri yer almaktadır Araştırma Modeli Araştırma, betimleyici ve ilişkisel tarama (nedensel karşılaştırma) modelinde tasarlanmıştır. Tarama modeli, geçmişte veya hâlihazır mevcut olan bir durumu (olay, kişi, nesne) kendi şartları içinde olduğu gibi tanımlamayı amaçlar Evren ve Çalışma Evreni Araştırmanın evrenini tüm Türkiye deki sekizinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma evrenini ise Samsun ilinde, eğitim-öğretim yılında öğrenim gören sekizinci sınıf öğrencileri temsil etmektedir Örneklem Araştırmada aşamalı bir yol benimsenmiştir. Çalışma evrenine giren tüm sekizinci sınıf öğrencilerinden örneklem alma yoluna başvurulmuştur. Araştırmada Fraenkel ve Wallen (2006) ın seçkisiz olmayan örnekleme tekniklerinden olan amaçlı örnekleme yönteminin benzeşik örnekleme modeli seçilmiştir. Samsun il merkezinde bulunan sosyo-ekonomik düzeyi alt, orta ve üst olarak belirlenen ilköğretim okullarının listesi İl Millî Eğitim Müdürlüğü nden alınarak benzeşik örnekleme yapılmıştır. Ardından benzeşik örneklemler içerisinden random yöntemle 2 şer okul seçilmiştir. Sonra da bu 2 şer okuldan yine tesadüfî yöntemle 2 şer sınıf seçilerek örneklem oluşturulmuştur Veri Toplama Araçları Araştırmanın temel verileri, öğrencilere bilgilendirici anlatımla yazdırılan metinlerden oluşmaktadır. Öğrencilerin bilgilendirici metin yazmalarını kolaylaştırmak için kendilerine beşer konu verilmiş, bu konulardan tercih ettikleri biri hakkında bilgilendirici türde metin yazmaları istenmiştir. Ayrıca uygulamaya katılan öğrencilerin sosyoekonomik özelliklerini tespit edebilmek için Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır.
21 22 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mehmet Emre ÇELİK SED (Sosyo-ekomonik Düzey Ölçeği): Çalışma evrenine giren öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeylerini belirlemek amacıyla SED Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan SED Ölçeği Bacanlı (1997: ) tarafından geliştirilmiştir. Ölçeğe günün şartlarına göre araştırmacı tarafından okul ve cinsiyet tespiti için iki madde eklenmesinin yanı sıra öğrencilerin bilgilendirici metin yazma kazanımlarına ulaşma düzeyleri ile çeşitli değişkenler arasında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit etmek için ölçeğin sonuna 6 soru maddesi daha eklenmiştir. Ölçekten elde edilen puanların aritmetik ortalaması, standart sapması hesaplanmış ve dağılımın normal olduğu görülmüştür. Normal dağılım eğrisine göre öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeyleri alt, orta ve üst olarak belirlenmiştir. Bilgilendirici Metin Yazma Değerlendirme Aracı: Öğrencilerin bilgilendirici metin yazma kazanımlarına ulaşma düzeylerini belirleyebilmek için Türkçenin eğitimi ve öğretimi alanında uzman kişilerin görüşleri doğrultusunda bilgilendirici metin yazma değerlendirme aracı hazırlanmıştır. Ayrıca bu değerlendirme aracının hazırlanmasında Türkçe Öğretim Programı nda (2006: 231) yer alan yazılı anlatımı değerlendirme formundan da faydalanılmıştır. Elde edilen değerlendirme aracının her maddesi aynı zamanda ilköğretim Türkçe programına göre kazanım maddesi olduğundan herhangi bir madde elenmemiş, değerlendirme aracının içinde düzenlemeye gidilmiştir. Bilgilendirici metin yazma değerlendirme aracının güvenirlik ve geçerlik analizleri yapılmış, aracın alfa katsayısı.78 bulunmuştur. Bilgilendirici metin yazma değerlendirme aracından elde edilen toplam puanlar, öğrencilerin yazılı anlatım becerisi puanı olarak kabul edilmiştir Veri Çözümleme Teknikleri Araştırmanın amaçları doğrultusunda toplanan veriler, verilerin özelliklerine uygun analiz teknikleri SPSS 15.0 paket programı kullanılarak çözümlenmiş, bulgular tablolar hâlinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Araştırmada aşağıdaki işlemler yapılmıştır: 1. Araştırmaya katılan ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin sosyo-ekonomik durumlarını belirlemek amacıyla, öğrencilere bilgi toplama formu doldurtulmuştur. 2. Araştırmaya katılan ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin bilgilendirici metin yazma kazanımlarına ulaşma düzeylerinin belirlenmesi için öğrencilere yazdırılan bilgilendirici metinler,
22 23 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yazılı Anlatım Becerilerinin Değerlendirilmesi Bilgilendirici Metin Değerlendirme Aracına göre bir Türkçe Öğretmeni, bir Türkçe Eğitimi Uzmanı, bir de Türkçe Eğitimi bölümünde görev yapan akademisyen tarafından değerlendirilmiş, üçünün aritmetik ortalaması esas alınmıştır. 3. Ölçekten elde edilen toplam puanlar, yazılı anlatım becerisi puanı kabul edilerek öğrencilerin becerileri arasında bilgi toplama formlarından belirlenen değişkenlere göre anlamlı bir fark olup olmadığı tespit edilmiştir. 5. Ölçme araçlarından elde edilen verilerin çözümlenmesinde; yüzde (%), frekans (f), aritmetik ortalama ( x ), standart sapma (ss) gibi betimsel istatistikler kullanılmıştır. 6. Elde edilen değerlerin iki değişken arasındaki anlamlılığını test etmek için t testi kullanılmıştır. 7. Elde edilen değerlerin ikiden fazla değişken arasındaki anlamlılığını test etmek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. 8. BMYDA ndan alınan toplam puanlar üzerinde yapılacak olan test istatistiklerinin uygunluğu için yerine getirilmesi gereken varsayımlar sınanmıştır. Puanların cinsiyet, babanın ve annenin öğrenim durumu, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, öğrencinin; çalışma odası olup olmaması, okul öncesi eğitim alıp almaması, düzenli kitap okuma alışkanlığına sahip olup olmaması, evine süreli yayın girme sıklığına göre normal dağılım gösterip göstermediği Kolmogorov-Smirnov Testi ile sınanmış ve dağılımın normal olmadığı tespit edildiği için parametrik olmayan istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Parametrik olmayan istatistiklerden ise Kruskal Wallis H-Testi ile Mann Whitney U-Testi kullanılmıştır. Kruskal Wallis H-Testi, ilişkisiz iki ya da daha çok örneklem ortalamasının birbirinden anlamlı farklılık gösterip göstermediğini test eder. Analiz, puanların grup değişkenine göre oluşturulan örneklemde normal dağılım göstermediği ve varyansların eşit olmadığı durumlarda tek yönlü varyans analiz tekniğine alternatif bir teknik olarak kullanılır (Büyüköztürk 2006: 42, 145). Bu çalışmada da baba ve annenin öğrenim durumu normal dağılım göstermediği için Kruskal Wallis H-Testi kullanılmıştır. 9. Anlamlı farklılık gösteren gruplarda farkın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek için ikili karılaştırmalarda Mann Whitney U- Testi kullanılmıştır. Anlamlı farklılığın belirlenmesinde ise Benferoni düzeltme tekniği kullanılmış olup, anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır.
23 24 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mehmet Emre ÇELİK 5. BULGULAR ve YORUM 5.1. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri cinsiyete göre anlamlı bir fark göstermekte midir? Yazılı Anlatım N x S Sd t p Becerileri Kız ,14 3, ,530,127 Erkek ,48 3,77 Tablo 1. İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerinin Cinsiyete Göre Yazılı Anlatım Becerilerine İlişkin T Testi Sonuçları Tablo 1 de, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri puan ortalamalarının cinsiyete göre t-testi sonuçları yer almaktadır. Tablo incelendiğinde, öğrencilerin bilgilendirici yazılı anlatıma ilişkin puan ortalaması kızlar için 76,14; erkekler için 74,48 dir. Yazılı anlatım becerisine ilişkin kızların puan ortalamaları erkeklere göre daha yüksektir, fakat kızlar ile erkekler arasında yazılı anlatım becerisi bakımından anlamlı bir fark (p>.05) yoktur İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri babanın öğrenim durumuna göre anlamlı bir fark göstermekte midir? Babanın Eğitim Durumu N Sıra Ort. Sd χ² p 1. Okuryazar veya İlköğretim mezunu ,66 2. Lise mezunu , , Lisans veya lisansüstü mezunu ,51 Anlamlı Fark (LSD) Tablo 2. İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerinin Babanın Öğrenim Durumuna Göre Yazılı Anlatım Becerilerine İlişkin Kruskal Wallis Testi Sonucu Analiz sonuçları, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin bilgilendirici metin yazma değerlendirme aracından aldıkları puanların, babalarının öğrenim durumuna göre anlamlı bir şeklide farklılaştığını göstermektedir [χ² (2) = 11,231, p<0.05]. Bu bulgu, babanın öğrenim durumunun öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini artırmada farklı etkilere sahip olduğunu gösterir. Grupların sıra ortalamaları dikkate alındığında, yazılı anlatım becerisi en gelişmiş öğrenci grubu, babaları lisans veya lisansüstü mezunu olanlardır. Onların ardından babaları lise mezunu olan öğrenci grubu gelmekte son sırada ise babaları okuryazar veya ilköğretim mezunu olan öğrenciler yer almaktadır. Gruplar arasında gözlenen anlamlı farkın, hangi gruplar arasında kaynaklandığını belirlemek için yapılan Mann Whitney U-testi sonucuna göre, babalarının öğrenim durumu lisans veya lisansüstü mezunu olan
24 25 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yazılı Anlatım Becerilerinin Değerlendirilmesi öğrencilerin yazılı anlatım becerileri, babalarının öğrenim durumu gerek okuryazar veya ilköğretim mezunu gerekse lise mezunu olanlara göre anlamlı farklılık göstermiştir İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri annenin öğrenim durumuna göre anlamlı bir fark göstermekte midir? Annenin Eğitim Durumu N Sıra Ort. Sd χ² p 1. Okuryazar veya İlköğretim mezunu ,4 2. Lise mezunu ,26 2 6, Lisans veya lisansüstü mezunu ,03 Anlamlı Fark (LSD) Tablo 3. İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerinin Annenin Öğrenim Durumuna Göre Yazılı Anlatım Becerilerine İlişkin Kruskal Wallis Testi Sonucu Analiz sonuçları, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin bilgilendirici metin yazma değerlendirme aracından aldıkları puanların, annelerinin öğrenim durumuna göre anlamlı bir şeklide farklılaştığını göstermektedir [χ² (2) = 6,037, p<0.05]. Bu bulgu, annenin öğrenim durumunun öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini artırmada farklı etkilere sahip olduğunu gösterir. Grupların sıra ortalamaları dikkate alındığında, yazılı anlatım becerisi en gelişmiş öğrenci grubu, anneleri lisans veya lisansüstü mezunu olanlardır. Gruplar arasında gözlenen anlamlı farkın, hangi gruplar arasında kaynaklandığını belirlemek için yapılan Mann Whitney U-testi sonucuna göre, annelerinin öğrenim durumu lisans veya lisansüstü mezunu olan öğrencilerin yazılı anlatım becerileri, annelerinin öğrenim durumu gerek okuryazar veya ilköğretim mezunu gerekse lise mezunu olanlara göre anlamlı farklılık göstermiştir İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri ailenin sosyo-ekonomik düzeyine göre anlamlı bir fark göstermekte midir? Ailenin Gelir Düzeyi N x S Sd F p 1. Alt ,68 3,96 2. Orta ,60 3, Üst ,68 3, Anlamlı Fark (LSD) Tablo 4. İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerinin Ailenin Sosyo-Ekonomik Düzeyine Göre Yazılı Anlatım Becerilerine İlişkin ANOVA Sonuçları Tablo 4 te ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri puan ortalamalarının ailenin gelir düzeyine göre ANOVA
25 26 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mehmet Emre ÇELİK sonuçları verilmiştir. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri puan ortalaması, ailenin gelir düzeyi alt seviyede olanlar için 71,68; orta olanlar için 75,60; üst seviyede olanlar için 78,68 dir. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım başarıları, ailenin gelir düzeyine göre anlamlı farklılık (F (2-417)=13.170, p<.05) göstermektedir. Gruplar arasında gözlenen bu farkın kaynağını belirlemek amacıyla LSD çoklu karşılaştırma testi yapılmıştır. Analiz sonuçları, ailenin gelir düzeyi üst ve orta olan öğrencilerin yazılı anlatım becerileri, gelir düzeyi alt seviyede olanlara göre; gelir düzeyi üst seviyede olanların da gelir düzeyi orta olanlara göre anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğunu göstermiştir İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri ile evlerinde kendilerine ait çalışma odalarının olup olmama durumu arasında anlamlı bir fark var mıdır? Kendinize ait odanız var mı? N x S Sd t p Evet 81 73,20 4, Hayır ,80 3,811 Tablo 5. İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerinin Evlerinde Kendilerine ait Çalışma Odalarının Olup Olmama Durumuna Göre Yazılı Anlatım Becerilerine İlişkin T Testi Sonuçları Tablo 5 te ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri puan ortalamaları ile evlerinde kendilerine ait odalarının olup olmama durumuna göre t-testi sonuçları verilmiştir. Tablo incelendiğinde, evinde kendine ait çalışma odası olmayan öğrencilerin yazılı anlatım becerisine ilişkin puan ortalaması (75,80) kendine ait çalışma odası olan öğrencilerin puan ortalamasından (73,20) daha yüksek olduğu görülür İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri ile evlerinde kitaplık bulunma durumu arasında anlamlı bir fark var mıdır? Evinizde kitaplık var mı? N x S Sd t p Evet ,82 3, , Hayır ,71 3,89 Tablo 6. İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerinin Yazılı Anlatım Becerileri ile Evlerinde Kitaplık Bulunma Durumuna İlişkin T Testi Sonuçları Tablo 6 da, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri puan ortalamaları ile evlerinde kitaplık bulunup bulunmama durumuna ilişkin t-testi sonuçları yer almaktadır. Tablo incelendiğinde, evinde kitaplık bulunmayan öğrencilerin yazılı anlatım becerisi puan ortalaması (75,71), evinde kitaplık bulunan öğrencilerin puan ortalamasına göre (73,82) daha yüksektir.
26 27 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yazılı Anlatım Becerilerinin Değerlendirilmesi 5.7. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri ile günlük tutma alışkanlıkları arasında anlamlı bir fark var mıdır? Günlük tutar mısınız? N x S Sd t p Evet 81 75,88 3,62 418, Hayır ,08 3,94 Tablo 7. İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerinin Yazılı Anlatım Becerileri ile Günlük Tutma Durumlarına İlişkin T Testi Sonuçları Tablo 7 de ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri puan ortalamaları ile günlük yazma alışkanlıklarına ilişkin t- testi sonuçları verilmiştir. Tablo incelendiğinde, günlük tutma alışkanlığı olan öğrencilerin yazılı anlatım becerisi puan ortalamaları (75,88), günlük yazma alışkanlığı olmayan öğrencilere göre (75,08) daha yüksek olsa da yazılı anlatım becerisi ile günlük yazma alışkanlığı arasında anlamlı bir fark (p>.05) yoktur İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri ile evlerine süreli yayın (gazete, dergi) alma sıklığı arasında anlamlı bir fark var mıdır? Eve Süreli Yayın Girme Sıklığı N x S Sd f p 1. Hiç 54 70,94 4,14 2. Ayda bir 82 72,34 3, Haftada bir ,00 3, , Her gün ,17 3,68 Anlamlı fark (LSD) Tablo 8. İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerinin Yazılı Anlatım Becerileri ile Evlerine Süreli Yayın (gazete, dergi) Girme Sıklığına İlişkin ANOVA Sonuçları Tablo 8 de, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri ile evlerine süreli yayın alma sıklığı arasında, anlamlı bir farkın olup olmadığına bakılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere evlerine süreli yayın alınma sıklığı sorulmuştur. Öğrencilerin yazılı anlatım becerileri puan ortalamaları, bu soruya hiç alınmaz diyenler için 70,94; ayda bir alınır diyenler için 72,34; haftada bir alınır diyenler için 76,00 ; her gün alınır diyenler için ise 78,17 dir. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri, evlerine süreli yayın alma sıklığına göre anlamlı farklılık (F (2-417)=7,94, p<.05) göstermektedir. Gruplar arasında gözlenen bu farkın kaynağını belirlemek amacıyla LSD çoklu karşılaştırma testi yapılmıştır. Analiz sonuçları, evlerine haftada bir alındığını bildiren öğrencilerin yazılı anlatım becerileri, hiç alınmadığını bildirenlere göre; her gün alınır diyenlerin de hiç alınmaz ve ayda bir alınır diyenlere göre (p<.000) anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir.
27 28 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mehmet Emre ÇELİK 5.9. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri ile okul öncesi eğitim alma durumları arasında anlamlı bir ilişki var mıdır? Okul öncesi eğitim alma N x S Sd t p durumu Evet ,94 4,1 Hayır ,94 3,73 418,58.56 Tablo 9. İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerinin Yazılı Anlatım Becerileri ile Okul Öncesi Eğitim Alma Durumlarına İlişkin T Testi Sonuçları Tablo 9 da, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri puan ortalamaları ile okul öncesi eğitim alıp alma durumlarına ilişkin t-testi sonuçları verilmiştir. Tablo incelendiğinde, okul öncesi eğitim alan öğrencilerin yazılı anlatım becerisi puan ortalamaları (75,94), okul öncesi eğitim almayan öğrencilere göre (75,08) daha yüksek olsa da yazılı anlatım becerisi ile okul öncesi eğitim alma arasında anlamlı bir fark (p>.05) yoktur İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri ile düzenli kitap okuma alışkanlıkları arasında anlamlı bir fark var mıdır? Düzenli kitap N x S Sd t p okur musunuz? Evet ,51 3, , Hayır ,34 3,83 Tablo 10. İlköğretim 8. Sınıf Öğrencilerinin Yazılı Anlatım Becerileri ile Düzenli Kitap Okuma Alışkanlıklarına İlişkin T Testi Sonuçları Tablo 10 da, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri puan ortalamaları ile düzenli kitap okuma alışkanlıklarına ilişkin t-testi sonuçları verilmiştir. Tablo incelendiğinde, düzenli kitap okuma alışanlığına sahip öğrencilerin yazılı anlatım becerisi puan ortalamaları (77,51), düzenli kitap okuma alışkanlığına sahip olmayan öğrencilere göre (72,34) daha yüksektir. Yazılı anlatım becerisi, öğrencilerin düzenli kitap okuma alışkanlığına sahip olup olmama durumuna göre, düzenli kitap okuma alışkanlığına sahip olanların lehine anlamlı bir şekilde (p<.05) farklaşmaktadır. 6. TARTIŞMA ve SONUÇLAR İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri cinsiyete göre anlamlı bir fark göstermemiştir. Öğrencilerin yazılı anlatım becerileri babanın ve annenin öğrenim durumuna göre anlamlı farklılıklar göstermiştir. Babalarının öğrenim
28 29 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yazılı Anlatım Becerilerinin Değerlendirilmesi durumu lisans veya lisansüstü mezunu olan öğrencilerin yazılı anlatım becerileri, öğrenim durumu gerek lise mezunu gerekse okuryazar veya ilköğretim mezunu olanlara göre anlamlı bir şekilde daha yüksek çıkmıştır. Annelerinin öğrenim durumu lisans veya lisansüstü mezunu olan öğrencilerin yazılı anlatım becerileri, öğrenim durumu gerek lise mezunu gerekse okuryazar veya ilköğretim mezunu olanlara göre anlamlı bir şekilde daha yüksek çıkmıştır. Aileleri sosyo-ekonomik bakımdan orta ve üst düzey olan öğrencilerin yazılı anlatım becerileri, sosyo-ekonomik açıdan alt basamakta yer alan öğrencilere göre; sosyo-ekonomik bakımdan üst düzeyde olanların da, orta basamakta yer alan öğrencilere göre anlamlı bir şekilde daha yüksek çıkmıştır. Aile, sosyo-ekonomik bakımdan üst seviyeye çıktıkça, öğrencinin de yazılı anlatım başarısının arttığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin yazılı anlatım becerilerinde, evlerinde kitaplık bulunup bulunmama ve evinde kendilerine ait odasının olup olmama durumuna göre anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinden günlük tutma alışkanlığı olan öğrencilerin yazılı anlatım becerisi puan ortalamaları günlük yazma alışkanlığı olmayan öğrencilere göre daha yüksek çıkmasına rağmen yazılı anlatım becerisi ile günlük yazma alışkanlığı arasında, anlamlı fark tespit edilmemiştir. Öğrencilerinin yazılı anlatım beceri puanı ortalamaları, eve süreli yayın girme sıklığına göre farklılık gösterir. Buna göre, evlerine her gün süreli yayın giren öğrencilerin yazılı anlatım beceri puanlarının, evlerine hiç süreli yayın girmeyen ve ayda bir yayın girenlere göre; evlerine haftada bir yayın girenlerin yazılı anlatım beceri puanlarının da yine evine hiç yayın girmeyenlere göre anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinden okul öncesi eğitim alanların yazılı anlatım becerisi puan ortalamaları, okul öncesi eğitim almayan öğrencilere göre daha yüksek çıkmasına rağmen, yazılı anlatım becerisi ile okul öncesi eğitim alıp almama arasında anlamlı fark tespit edilmemiştir. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatım becerileri, düzenli kitap okuma alışkanlığına sahip olup olmama durumuna göre, düzenli kitap okuma alışkanlığına sahip olanların lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir.
29 30 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mehmet Emre ÇELİK 7. ÖNERİLER Evlerine süreli yayın alınan öğrencilerin başarı düzeyleri süreli yayın alınmayanlara göre daha yüksektir. Ailelere evlerine süreli yayın alma ve günlük gazete okuma alışkanlığı kazandırılmalıdır. Hem okul kütüphanesi hem de sınıf kitaplıklarına her ay öğrenci düzeylerine uygun süreli yayınlar alınarak, öğrencilerin bunları takip etmesi sağlanmalıdır. Okul öncesi eğitim gören öğrencilerin başarı düzeyleri okul öncesi eğitim görmeyenlere göre daha yüksektir. Aileler okul öncesi eğitim hakkında bilinçlendirilmeli ve çocuklarını okul öncesi eğitimden yararlandırmaları konusunda teşvik edilmelidirler. Araştırma sonucunda günlük tutan öğrencilerin tutmayanlara göre daha başarılı oldukları tespit edilmiştir. Türkçe dersi öğretmenleri, öğrencileri günlük tutmaya teşvik etmeli, çeşitli yazarların günlüklerini sınıfta öğrencilerle paylaşarak onları günlük yazma konusunda özendirmelidir. Düzenli kitap okuma alışkanlığına sahip olan öğrencilerin, bu alışkanlığa sahip olmayanlara göre yazılı anlatım becerilerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilere okuma alışkanlığı kazandırmak amacıyla hem ders öğretmeni hem de okul idaresi tarafından çeşitli etkinlikler düzenlenmelidir. Okul idaresinin belirleyeceği saatlerde öğrencileri okumaya güdülemek için toplu okuma saatleri düzenlenmelidir. Ayrıca veliler de bu konuda bilinçlendirilmeli, çocukları tarafından model alındıkları kendilerine hatırlatılmalıdır. Yazılı anlatım becerisi ancak daha fazla uygulama yaparak gelişebilir. Bu doğrultuda gerek öğretmenler gerekse aileler, öğrencileri yazma konusunda teşvik etmelidir. Okullarda idarenin denetiminde ve öğretmenin rehberliğinde sınıf panosu hazırlama, okul gazetesi ve dergisi çıkarma gibi etkinlikler yapılmalı ve buralara öğrencilerin yazı yazmaları sağlanmalıdır. Ayrıca günümüzde, internet ortamında yayımlanan çeşitli elektronik çocuk dergilerine yazı göndermeleri için öğretmenler, öğrencilere yol göstermelidir. KAYNAKÇA ADALI, Oya (2004), Anlamak ve Anlatmak, II. Baskı, Pan Yayıncılık, İstanbul. AĞCA, Hüseyin, (2006), Yazılı Anlatım, Gündüz Yayıncılık, Ankara. AKTAŞ, Şerif - Osman GÜNDÜZ (2008), Yazılı ve Sözlü Anlatım Kompozisyon Sanatı, Akçağ Yayınları, Ankara. BACANLI, Hasan (1997), Sosyal İlişkilerde Benlik Kendini Ayarlamanın Psikolojisi, Millî Eğitim Basımevi, İstanbul.
30 31 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yazılı Anlatım Becerilerinin Değerlendirilmesi BÜLBÜL, A. Rıdvan (2000), Yazılı Anlatım ve Yazı Türleri, Nobel Yayınları, Ankara. CEMİLOĞLU, Mustafa (2009), Dil Bilimi Açısından Türkçe Yazılı Anlatım ve Anlatım Teknikleri Öğretimi, 3. Baskı, Alfa Akademi, Bursa. FRAENKEL, J. R. N. E. - WALLEN (2006), How to design and evaluate research in education, 6. Baskı, McGraw-Hill International Edition, New York. MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı (2006), İlköğretim Türkçe Dersi (6,7,8. Sınıflar) Öğretim Programı, Ankara. ÖZBAY, Murat (2003), İlköğretim Okullarında Türkçe Öğretimi, Gölge Ofset, Ankara. ÖZBAY, Murat (2005), Bilim ve Kültür Aktarıcısı Olarak Yazı, H.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Bahar, S. 2, Ankara. ÖZBAY, Murat (2007), Türkçe Özel Öğretim Yöntemleri II, II. Baskı, Öncü Basımevi, Ankara. ÖZDEMİR, Emin (1979), Örnekli ve Uygulamalı Yazılı Anlatım Dersleri, Remzi Kitabevi, İstanbul. ÖZDEMİR, Emin (2008), Sözlü-Yazılı Anlatım Sanatı Kompozisyon, 15. Baskı, İstanbul: Remzi Kitabevi. ÖZDEMİR, Emin-BİNYAZAR, Adnan (2006), Yazma Öğretimi/Yazma Sanatı, 3. Baskı, Papirüs Yayınları, İstanbul. TANSEL, F. Abdullah (1978), İyi ve Doğru Yazma Usûlleri III. Baha Matbaası, İstanbul. TDK (2005), Türkçe Sözlük, TDK, Ankara. YAKICI, Ali vd., (2006), Türkçe- 1 Yazılı Anlatım, 3. Baskı, Gazi Kitabevi, Ankara. YILMAZ, Yakup (2008), Yazma Öğretimi. Kuramdan Uygulamaya Türkçe Öğretimi, Yıldız, C. (Ed.), II. Baskı, Pegem Akademi Yayınları, Ankara.
31 KÂŞGARLI MAHMUD UN KULLANDIĞI TEMEL PROPAGANDA TEKNĐKLERĐ Doç. Dr. Musa ÇĐFCĐ * Doç. Dr. Talip YILDIRIM ** ÖZ: Çalışmada, yazılış amacı Araplara Türk dilini öğretmek olan Divanü Lûgati t-türk farklı bir bakış açısı ile ele alınmaktadır. Eser filolojik öneminin dışında modern dil eğitim-öğretimi ve iletişim teknikleri bakımından da büyük değer taşımaktadır. Kâşgarlı Mahmud un yabancılara Türkçenin öğretimi hedeflerini gerçekleştirirken iletişim tekniklerini başarıyla kullanması dikkati çekmektedir. Bu bağlamda, Kâşgarlı Mahmud un eserinin girişinde Türkçeyi öğrenecek olan yabancı hedef kitleyi ikna etmek için ustalıkla başvurduğu temel propaganda teknikleri üzerinde durulmaktadır. Divanü Lûgati t-türk ün girişinde Kâşgarlı Mahmud un, plain folk truth (halk diliyle ifade), parlak sözler, transfer tekniği, bandwagon tekniği, kesinliği olmayan ifadeler olmak üzere temel propaganda tekniklerinden beş tanesini kullandığı belirlenmiştir. Divanü Lûgati t-türk te kullanılan bu teknikler, örnekleriyle ve başvurma gerekçeleriyle birlikte değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kâşgarlı Mahmud, Divanü Lûgati t-türk, propaganda, propaganda teknikleri, yabancı dil öğretimi. The Propaganda Techniques Use By Mahmud Kashgari ABSTRACT: This study investigates Divanü Lûgati t-türk from a distinct perspective. The primary aim of the book was to teach Turkish language to Arabians. Along with its philological importance, the book shows some distinctive features in respects of communication techniques and contemporary methods of the language teaching. The author, Mahmud of Kashgar uses interpersonal communication techniques very succesfully while aiming to teach Turkish language to the non-turkish people. This study particularly examines the propaganda techniques that Mahmud of Kashgar uses in the introduction of his book to persuade his * ** Uşak Üni. Eğitim Fak. Türkçe Eğitimi Böl., [email protected] Uşak Üni. Fen-Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Böl, [email protected]
32 34 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Musa ÇĐFCĐ, Talip YILDIRIM readers who are to learn Turkish. It was found out that the author used five different propaganda techniques ar the introduction of Divanü Lûgati t-türk, which are: plain folk truth, brilliant words, transferring technique, bandwagon technique and indefinite expressions. These techniques used in Divanü Lûgati t-türk are evaluated with their examples and application grounds. Key Words: Mahmud of Kashgar, Divanü Lûgati t-türk, propaganda, propaganda techniques, foreign language teaching GĐRĐŞ Kâşgarlı Mahmud un ölümsüz eseri, Divanü Lûgati t-türk pek çok araştırmanın, kongrenin, kurultayın temel konusunu oluşturmuştur. Bu çalışmalarda eserin çoğunlukla filolojik değeri ve Türklük bilgisi yönleri üzerinde durulmuştur. Eser, taşıdığı büyük önem dolayısıyla Türkoloji çalışmalarının temel kaynaklarından biri olma özelliğini sürdürmektedir; üzerinde yapılacak her çalışma, başka bakış açılarını da ortaya çıkaracaktır. Son zamanlarda bu eşsiz hazinenin eğitim-öğretim bakımından taşıdığı değerlerin de dikkatleri üzerinde topladığını görüyoruz. (Onan 2003: 430; Çifci 2004: ) Bu çalışmalarda, eserin yazılış amacını göz önünde bulundurarak dil eğitimi bakımından taşıdığı özellikler, modern eğitim yöntemlerinin ışığında incelenmiştir. Divanü Lûgati t-türk ün yazılma amacı, yazarının da açıkça belirttiği gibi Araplara Türkçeyi öğretmektir. Burada Türkçe yabancı bir dil olarak öğretilmektedir. Genel olarak eğitimde özel olarak dil eğitiminde motivasyon ve ikna son derece önemli rol oynamaktadır. Özellikle yabancı dil öğretimi güçlü motivasyon kaynaklarına ihtiyaç duymaktadır. Kâşgarlı nın oldukça ustaca uyguladığı motivasyon ve ikna yöntemleri kolaylıkla fark edilmez. Ancak, farklı ve dikkatli bir gözle bakıldığında, metinler arası ilişkilerde kullanılan yöntemlerle incelendiğinde anlaşılabilir. Burada Kâşgarlı nın amacını hedef kitle üzerinde gerçekleştirebilmek için belli başlı propaganda araçlarına da başvurduğu görülmektedir. Propaganda Nedir? Propaganda Latince kökenli bir kelime olup yayma anlamını taşımaktadır: (Bir öğreti, düşünce veya inancı) Başkalarına tanıtma, benimsetme ve yayma amacıyla söz, yazı gibi yollarla gerçekleştirilen çalışma. (Türkçe Sözlük 2010: 1948) Hem iyi hem de kötü maksatlar için kullanılabilmektedir: 1. Başkalarının görüşlerini etkilemek, destek sağlamak ya da karşı gruba zarar vermek üzere belli bir grup tarafından oluşturulmuş ve
33 35 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kâşgarlı Mahmud un Kullandığı Propaganda Teknikleri aynı zamanda bozulmuş, çarpıtılmış önyargılara dayanan ve basmakalıp ifadeler taşıyan bir dizi doktrin, fikir ve tutumdur. 2. Bir düşünceyi, tutumu, doktrini sistematik olarak tanıtma, yayma. (Macmillan 1988: 802) 1938 de Propaganda Analiz Enstitüsü (Institute for Propaganda Analysis) tarafından belirlenmiş, propagandanın en sık kullanılan, uluslar arası kabul görmüş ve temel teşkil eden teknikleri (Burns vd. 1982: 252) şunlardır: Olumsuz niteleme (name calling): Belirli kanıtlara dayanmadan bazı kişileri olumsuz, kötüleyici sıfatlarla etiketlendirme, yaftalama; halk arasında yaygın olarak Çamur at, izi kalsın. diye bilinen karalama tekniği. Parlak sözler (parıltılı genellemeler, glittering generalities): Herkesin değer verdiği, kabul ettiği kelimelerin anlamı daraltılmadan, çok geniş anlamlarda kullanılması; bazı kutsal kavramlar, dostluğu, kardeşliği, arzu edilen insanî değerleri ifade eden kelimeler: sevgi, dostluk, kardeşlik, yardım, iyilik, Allah rızası vb. Bazı kötü niyetler bu kelimeler kullanılarak, bu kelimelerin inandırıcı değerlerinden yararlanılarak gerçekleştirilmek istenebilir. Euphemism (üslubu güzelleştirme): Anlatımda, tanımlamada, adlandırmada kaba ve ağır, kötü etki bırakan bir söz yerine daha nazik, incitici olmayan sözlerin kullanılması. George Orwell in 1984 adlı romanında çok sayıda euphemism örneği vardır. (Orwell 1984) Söz gelimi, bugün hâkim devletler kendilerini ilgilendiren durumlarda soykırım yerine etnik temizlik sözünü kullanarak temizlik kelimesinin masumiyet ifadesinden yararlanabilmektedirler. Transfer tekniği: Kabul görmüş, saygınlığı bulunan bir kurumla veya sembolle bir kişi, proje, ürün, düşünce arasında reklam veya imajı olumlu göstermek amacıyla organik bir bağ kurma. Referansı hileli kullanma: Bir bilgiyi, bir iddiayı ilgisi tam olmadığı hâlde güvenilir bir kaynağa bağlama: Bakan dedi ki, BBC den duyduğuma göre, kitapta yazıyor, istatistiklere bakılabilir. Tanıklık tekniği: Saygın bir kişiyi ya da kurumu, gerçekte öyle olmadığı halde, kabul edilmesi istenen düşünceye, sunulan ürüne destek veriyormuş gibi gösterme: Başbakan da öyle düşünüyor. gibi. Kesin olmayan ifadeler (Kasıtlı muğlaklık): Daha çok genellemeler yoluyla yapılan propagandadır. Burada amaç, hedef kitlenin sözün gerçekliğini yeterince analiz edemeden istenen düşünceyi benimsemesini ve yaymasını sağlamaktır.
34 36 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Musa ÇĐFCĐ, Talip YILDIRIM Kart tekniği: Kasıtlı bir şekilde, bir olayın sadece bir yönünü aktarma; kartın bir yüzünü gösterme, diğer yüzünü gizleme. Tren tekniği (bandwagon technique): Bu tekniğe yalnızlaştırma da denilmektedir. Herkesin aynı ürünü kullandığı, herkesin aynı şekilde düşündüğü ileri sürülerek farklı düşüncede olanların yalnızlaştırılması amaçlanmaktadır. Korku tekniği: Olumsuz durumların, olayların ve örneklerin abartılı şekilde artırılarak hedef kitleyi endişeye sevk etme amaçlanmaktadır: Her yer anarşist kaynıyor. Özdeşleşme tekniği (plain folks truth): Öyle olmadığı halde, bir düşünceyi ya da ürünü sunanların kendilerini hedef kitleden biri gibi göstermesidir. Seçim kampanyalarında siyasi liderlerin işçi tulumu giyerek onların aralarında fotoğraf çektirmeleri, onlarla aynı karavanadan yemek yemeleri bu tekniğin yaygın örneklerinden biridir. Propaganda toplumda olumsuz bir kavramsal değere sahiptir. Çoğu zaman karşıt grupların, düşman ların bir hilesi, aldatma aracı olarak zihinlerde yerleşmiştir. Bu algılama biçimi yanlış değildir; sadece eksiktir. Çünkü propaganda yollarına toplumsal hayatın çeşitli alanlarında rastlamak mümkündür ve bu yolların önemli bir kısmı kara ve kötü bir maksada yönelik değildir. Propaganda araçları toplum hayatında ender olarak bilinçli şekilde çoğu zamansa geleneksel iletişimin bir unsuru olarak kullanılmaktadır. Söz gelimi, ölüm kavramı ürkütücü olduğundan dolayı öldü. ölmüş. demek yerine rahmetli oldu. Kurtuldu, Hakk a yürüdü, göçtü. gibi hem korkutmayan, hoş gelen hem de anlamca zenginleştirilmiş kavramların kullanılması tercih edilmektedir. Bu uygulama aynı zamanda propagandanın yedi temel tekniğinden biri olan euphemism (üslubu güzelleştirme)in toplumsal hayattaki yaygın bir uygulamasıdır; uygulanma amacında da hiçbir kötülük, aldatmaca bulunmamaktadır. Aynı şekilde, sağlık alanında yürütülen bir kampanyada şu propaganda cümlesine yer verilebilir: Siz hâlâ aşı olmadınız mı? Burada da propagandanın bandwagon tekniği uygulanmıştır; hedef kitleyi olumlu bir düşünceye doğru yönlendirerek onları bilinçlendirmeyi ve korumayı amaçlamaktadır. Aynı teknikle oluşturulmuş reklam amacıyla kullanılan şu cümlede ise propagandanın aldatıcı yönü bulunmaktadır: Siz hâlâ annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz? Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı gibi bazı propaganda araçları hem olumlu hem de olumsuz maksatlara ulaşmada kullanılabilmektedir. Ancak, Bir musibet bin nasihatten iyidir. atasözünde vurgulandığı üzere kötü olaylar daha kalıcı izler bıraktığından propagandanın kötü yönleri olumlu yönlerini zihinlerden çıkarmıştır.
35 37 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kâşgarlı Mahmud un Kullandığı Propaganda Teknikleri Günümüzde propaganda kavramının olumsuz algılanmasının ana nedenlerinden biri olarak II. Dünya Savaşında Nazilerin propagandayı çok etkin biçimde kullanmaları gösterilmektedir. (Ayhan 2007: 38) Dolayısıyla olumlu şahsiyetlerin propagandaya yer vermeyeceği gibi bir toplumsal algılama da yerleşiktir. Bu sebeple de Kâşgarlı nın propaganda yöntemlerini bilmesi ve kullanması akıldan uzak tutulmuştur. Kâşgarlı Niçin Propaganda Tekniklerine Başvurmuştur? Eğitim - öğretimin bütün alanlarında doğru ve etkili metot ve içerik kadar, belki onlardan da önemlisi, isabetli motivasyon araçlarını kullanmak, motivasyon süreçlerinden yararlanmaktır. Kâşgarlı Mahmud son derece zeki bir dilci ve dil öğreticisidir. Motivasyon kaynaklarını, çağımızın modern ve etkili motivasyon anlayışlarına uygun şekilde kullanmıştır. Bugün ikinci dil öğretiminde diğer etkenlerin yanı sıra motivasyonun ne kadar önemli olduğu bilinmektedir. (Masqoret - Gardner 2003: 170) Kâşgarlı, hem iç motivasyonu hem de dış motivasyonu, hedef kitleyi ikinci dili öğrenmeleri konusunda ikna etmek amacıyla kullanmıştır. Ayrıca, hedef kitlenin ikinci bir dili öğrenme ihtiyacının güçlendirilmesi gerekmektedir; onlar, hedef dili öğrenmelerinin gereğine inanmalıdırlar. Đkinci bir dilin (yabancı dilin) öğrenilmesinde öğreneceklerin gönüllü olmaları ve hedef dilin toplumu ve kültürü hakkında olumlu kanaatler taşımaları önemlidir. (Zhonggonggao 2001: 327) 11. yüzyılda Türk - Arap ilişkileri, geçmiş zamanların çatışmalı atmosferinden oldukça uzaktır. Kâşgarlı nın eserini sunduğu Arap coğrafyasında askerlik başta olmak üzere Türkler önemli alanlarda ön plana çıkmışlardır. Divanü Lûgati t-türk ün mütercimi Besim Atalay a göre Bağdat taki halife sarayı hemen hemen Türkler tarafından idare edilmektedir: Bağdat taki Arap makamları, Bağdat taki halife sarayı Türklerin nüfuzları altına girmişti. Yıkılmak üzere bulunan halifeliği Türkler tutuyor, halifeleri kendi dilekleri uğrunda kukla gibi kullanıyorlardı Bundan başka bütün siyasal işler hep Türklerin elinde idi. Vilayetlere ancak Türk olan valiler gönderilebiliyordu; böylelikle Türklere yanaşmak, Türklerle iyi geçinmek isteyenlerin Türkçe öğrenmeleri bir ihtiyaç halini almıştı. (Atalay 1985/I: XII) Ayrıca o sırada Selçukluların Anadolu daki siyasî ve askerî üstünlükleri de Kâşgarlı nın eserini yazma ihtiyacını güçlendirmiş olmalıdır. (Nalbant 2008: 5; Yazıcı 2002: 46; Turan 1981: ) O dönemde Araplarda Türklere karşı ciddi negatif ön yargılar bulunmamaktadır. Kâşgarlı bu havayı iyi analiz etmiş olmalıdır ki eserini
36 38 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Musa ÇĐFCĐ, Talip YILDIRIM oldukça iddialı ifadelerle Arap hükümdarı Ebul Kasım Abdullah a sunmuştur. Kâşgarlı nın hedef kitlenin özelliklerini iyi tanıyor olması uygulanan propaganda tekniklerinin başarısı açısından da önem taşımaktadır. (Ayhan 2007: 43-44) 1 Bu yüzyılda iki halk arasındaki iyi ilişkilerden dolayı Kâşgarlı, eserinde propaganda tekniklerini hedef kitleyi kandırmak, onlara istemedikleri bir düşünceyi benimsetmek için değil, hedef kitlenin Türkçe öğrenme isteklerini güçlendirmek ve Türkçe öğrenmelerini kolaylaştırmak amacıyla kullanmıştır. Kâşgarlı nın uyguladığı propaganda beyaz propaganda dır (Tarhan 2002: 16); kaynakları bellidir. Hedef kitleyi inandırabilmek için doğru bilgileri kullanmaya özen göstermiştir. Kâşgarlı nın Kullandığı Propaganda Teknikleri Divanü Lûgati t-türk ün girişinde (Atalay 1985/I: 2-3) Kâşgarlı nın eserini yazma sebebini ve hangi usullerle yazdığını belirtirken başvurduğu propaganda teknikleri şunlardır: Özdeşleşme tekniği (plain folks truth): Kâşgarlı samimi bir üslup kullanarak kendisini hedef kitleye yaklaştırmıştır. Çok bilgili olduğunu vurgulamakla birlikte, içtenlik taşıyan cümleleriyle onlar gibi olduğunu da hissettirmektedir. Ahmet Caferoğlu, Kâşgarlı nın kendisi hakkında verdiği bilgileri (meziyetlerini, hünerlerini anlattığı cümleler) biraz safça bulmaktadır. Biraz safça görünmekle beraber, ortaçağ Ön ve Orta Asya şehir toplum hayatı ruhuna uygun düşmektedir. (Caferoğlu 1984: 20) Ancak, muhtemelen Kâşgarlı, kendine güvenilirliği sağlayıcı bir etki bırakmak amacıyla bu üslubu maksatlı kulanmış olmalıdır. Kâşgarlı, kendisini hedef kitleden biri gibi göstererek hedef kitlenin motivasyonunu artırıcı bir üslubu tercih etmiştir. (Çifci 2004: 48) Ayrıca, etkili bir iletişim için, kaynağın (verici, anlatan) güvenilir, alanında uzman, inanılır ve çekici olması gerekir. (Ergin 1995: 51-56) Bu samimi üslubun daha güzel örneklerini, sonraki yüzyıllarda yazılan dinî-didaktik eserlerde sıkça görmekteyiz. (Çifci 2003: 56) Parlak sözler (glittering generalities): Kâşgarlı, kendisini ve Türk milletini, etkileyici cümlelerle takdim etmektedir. ilbay kıldı; idare yularını onların ellerine verdi; aziz kıldı; üstün eyledi; ben onların en uz dillisi, en açık anlatanı, akılca en 1 Bir propagandanın başarıya ulaşmasında şu üç unsurun önemine işaret edilmektedir: Yapılacak propaganda hangi tür olursa olsun, üç unsur başarısını çok etkiler: 1. Propaganda yapanın yeteneği 2. Psikolojik etüdün iyi yapılması 3. Propagandayı kabul edecek toplumun özellikleri. (Tarhan 2002: 21)
37 39 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kâşgarlı Mahmud un Kullandığı Propaganda Teknikleri incesi, soyca en köklüsü, en iyi kargı kullananı; en iyi surette sıralamış, en iyi bir düzenle düzenlemişimdir. (Atalay 1985/I: 3-4) Kâşgarlı burada herkesin değer verdiği parlak sözlere yer vererek hedef kitleyi Türkler konusunda etkileyerek amacını gerçekleştirmek istemektedir. Transfer tekniği: Hz. Muhammed in saygın kişiliğini kendi düşüncesi paralelinde değerlendirerek hedef kitleyi ikna etmeye çalışmaktadır: Yalavacımız Türk dilini öğreniniz; çünkü onlar için uzun sürecek egemenlik vardır buyurmuştur. Bu tanıklığa başvurarak hedef kitlenin iç motivasyonunu güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Kâşgarlı bir başka sağlam olmayan hadise (Yazıcı 2002: 32) de eserinde yer vermiştir: Yüce Tanrı Benim bir ordum vardır, ona Türk adı verdim, onları doğuda yerleştirdim. Bir ulusa kızarsam Türkleri, o ulusun üzerine musallat kılarım. diyor. (Atalay 1985/I: 351) Ancak, bu hadisi propaganda amacından ziyade kendi milletine duyduğu sevgi ve hayranlığı vurgulamak amacıyla kullanmış olmalıdır. Eğer propaganda amacıyla kullanmış olsaydı korku tekniği ne başvurmuş olacaktı. Eserin başında böyle bir tekniğe başvurmak çok acemice olurdu. Ayrıca meşhur Arap gramercisi Halil in eserine atıfta bulunarak hem Halil i ön plana çıkarmış hem de kendi eserinin saygınlığı için meşhur gramercinin adını transfer etmiştir: Türk dili ile Arap dilinin atbaşı beraber yürüdükleri bilinsin diye Halil in Kitabül ayn ında yaptığı gibi Lâkin benim tuttuğum yol, daha doğrudur. (Atalay 1985/I: 6) Tren tekniği (bandwagon technique): Onlarla birlikte çalışanı, onlardan yana olanı aziz kıldı ve Türkler yüzünden onları her dileklerine eriştirdi; bu kimseleri kötülerin ayak takımının- şerrinden korudu. Okları dokunmaktan korunabilmek için, aklı olana düşen şey, bu adamların tuttuğu yolu tutmak oldu. (Atalay 1985/I: 3) Kâşgarlı, hedef kitleyi Türklerin dilini öğrenenlerin safına davet etmektedir. Katılmayanların yalnız ve korumasız kalacaklarını, Türklerin gazabına uğrayacaklarını vurgulayarak Arapların Türkçeyi öğrenme isteklerini artırmayı amaçlamaktadır. Burada Sürüden ayrılmayın., Herkesin yaptığını siz de yapın., Yalnızlaşmayın. telkini vurgulanmaktadır. Kesin olmayan ifadeler: Bu söz doğru ise sorgusu kendilerinin üzerlerine olsun Türk dilini öğrenmek çok gerekli (vâcib) bir iş olur; yok, bu söz doğru değilse, akıl da bunu emreder. (Atalay 1985/I: 4) Kâşgarlı, kesin olmayan bir bilgiyi, çok etkili bir şekilde kullanmaktadır.
38 40 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Musa ÇĐFCĐ, Talip YILDIRIM Hem iç motivasyon aracı olan inanç unsurunu hem de dış motivasyon amacıyla akılla hareket etmeyi değerlendirmektedir. Kâşgarlı, burada kendisi de samimi bir Müslüman olduğundan olsa gerek tamamen kara propaganda yapmamış, hadisin sahihlik vebalini söyleyenlere bırakmıştır. Esasen burada Kâşgarlı nın hedef kitleyi ikna için sağlam olmayan hadisin tanıklığına başvurması, tam bir kasıtlı muğlaklık tekniği sayılmayabilir; ancak, kesin olmayan bir kaynağı kullanması, bu tekniğe uyan benzer bir etki oluşturmaktadır. SONUÇ Kâşgarlı Mahmud, yaklaşık bin yıl önceden zamanını aşarak günümüzün modern etkili iletişim tekniklerini büyük bir başarıyla kullanmış ve dehasının başka bir boyutunu bizlere göstermiştir. Günümüzde kötü maksatlarla kullanılan propaganda tekniklerini olabildiğince açık ve temiz biçimde uygulayabilmeyi başarmıştır. Türk dili ve kültürü tarihinin diğer önemli eserlerinin de dikkatli gözlerle incelenmesi sonucunda sosyal bilimlerin modern yöntemlerinin kullanıldığına şahit olmamız kuvvetle mümkündür. Geleneğin aydınlığını geleceğin inşasına taşıyabilmek için Divanü Lügati t-türk ve benzer bilim ve kültür değerlerinin farklı bakış açılarıyla tekrar tekrar gözden geçirilmesi, Türklük biliminin kazanımlarını artıracaktır. KAYNAKÇA ATALAY, Besim (çev.) (1985/I), Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi, C I, TDK Yay., Ankara. AYHAN, Ahmet (2007), Propaganda Nedir?, Literatürk Yay., Đstanbul. BURNS, Paul, C. ROE, D. Betty, ROSS, P. Elinor (1982), Teaching Reading in Today s Elementary Schools, Houghton Mifflin Company, Boston. CAFEROĞLU, Ahmet (1982), Türk Dili Tarihi, Enderun Kitabevi, Đstanbul. ÇĐFCĐ Musa (2004), Kâşgarlı Mahmud un Dil Öğretim Yöntemi Üzerine, V. Uluslararası Türk Dil Kurultayı Bildirileri I, Eylül 2004, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, s ÇĐFCĐ, Selcen (2003), Tuhfetü l-mü min (Metin-Đnceleme-Sözlük), Basılmamış Doktora Tezi, Danışman: Prof. Dr. Muhammet Yelten, Đstanbul Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü. ERGĐN, Akif (1995), Öğretim Teknolojileri Đletişim, 2. bs., Anı Yay., Ankara. MASGORET, A. M., GARDNER, R.C. (2003), Attitudes, Motivation, and Second Language Learning: A Meta Analysis of Studies Conducted by Gardner and Assocaties, Language Learning, Supplement, Vol. 53, Issue 1, s. 167, 44p.
39 41 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kâşgarlı Mahmud un Kullandığı Propaganda Teknikleri NALBANT, M. Vefa (2008), Divanü Lûgati t-türk Grameri I, Bilgeoğuz Yayınları, Đstanbul. ONAN Bilginer (2003), Divanü Lügati t-türk ün Dil Öğretim Yöntemleri ve Dünya Filolojisine Katkıları Bakımından Bir Değerlendirmesi, Türklük Bilimi Araştırmaları, S. 13, s ORWELL, George (1984), 1984, Çev.: Behzat Tanç, 2. bs., Yağmur Yay., Đstanbul. TARHAN, Nevzat (2002), Psikolojik Savaş Gri Propaganda, Timaş Yayını, Đstanbul. TURAN, Osman (1981), Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi, Nakışlar Yayınevi, Đstanbul. YAZICI, Nesimi (2002), Đlk Türk-Đslâm Devletleri Tarihi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayını, Ankara. ZHONGGANGGAO, DR Carl (2001), Second Language Learning and The Teaching of Grammar, Education, Vol. 122, Issue 2, s. 326, 11p. Macmillan Contemporary Dictionary (1988), Macmillan Publishing Co., Inc., ABC Tanıtım Basımevi, Đstanbul. Türkçe Sözlük (2005), Türk Dil Kurumu Yay., Ankara. Propagandacritic.com (ET: )
40 GERDEK PINARI (GAZİANTEP) EFSANESİ ÜZERİNE BAZI DEĞERLENDİRMELER Doç. Dr. Faruk ÇOLAK ÖZ: Efsaneler, edebiyat metini oldukları kadar bünyelerinde barındırdıkların unsurlar açısından inanç metinleri olarak da karşımıza çıkarlar. Gerdek Pınarı efsanesi, Gaziantep ilindeki Sof ormanında yer alan bir mağara, pınar ve bunlara bağlı olarak anlatılan bir hikâye ile ilgilidir. Bu ormanda yer alan söz bir pınar adını, bir kız kaçırma ve bu olaya bağlı gerdeğe girmeden alır. Basit bir kız kaçırma ve gerdeğe girme olayıyla ilintili isim verme efsanesi gibi görünen bu anlatı, aslında bir yerin ismini izah etmekten çok mitolojik motifleri bünyesinde barındırması açısından önemlidir. Bu çalışma Gerdek Pınarı efsanesinde geçen mağara, su, kaçırarak evlenme ve gerdeğe girme gibi motiflerini inceleyerek, onun mitolojik bağlantısını ortaya koymakta ve böylece efsanenin kökenine ışık tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gaziantep, Sof, Gerdek Pınarı, kız kaçırma, gerdek, mağara, efsane, mitoloji. Various Evaluations on the Legendary Gerdek Pınarı (Gaziantep) ABSTRACT: Besides the fact that Legends are regarded as literary text, the issues that they contain as subject matter can also considered as texts of morality or faith. The Gerdek Pınarı legend in Gaziantep Sof forest is a story about a a cave and a spring. The spring in this forest gets its name from an event of rape and the nuptial related with this rape. This narrative seems as the legend of naming related to a simple raping and nuptial but, in fact, more than explaining the name of a place, it is very important in terms of mythological themes it has. This study explains the cave, water, marrying after raping and nuptial themes in Gerdek Pınarı legend and so it illuminates the roots of this legend. Bu makale, Nisan 2008 tarihleri arasında Gaziantep te yapılan I. Uluslararası Gaziantep Araştırmaları (Sözlü Kültür, Dil ve Edebiyat) Sempozyumu nda sunulan Gerdek Pınarı Efsanesi Üzerine Bazı Mitolojik Değerlendirmeler başlıklı bildirinin geliştirilmiş şeklidir. Niğde Üni. Fen-Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Böl., [email protected].
41 44 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Faruk ÇOLAK Key Words: Gaziantep, Sof, Gerdek Pınarı, to escape for marriage, to enter bridal chamber, cave, legend, mithology. GİRİŞ Efsane metinleri ihtiva ettikleri inanç öğeleri itibariyle diğer edebiyat metinlerinden ayrılırlar. Onlar, halk tabakaları tarafından inanç öğeleri olarak görülürler. İnsanlar, kutsiyet izafe etmek istedikleri varlıklar, insanlar ve olaylar hakkında efsaneler türetmek suretiyle onlara dokunulmazlık kazandırmışlar ve dokunulmazlık kazandırdıkları bu unsurlarla ilgili inanç öğelerini zamanı aşan metinler aracılığıyla bize ulaştırmışlardır. Günümüzde mitoloji olarak sunulan metinlerin büyük çoğunluğunun efsaneleşmiş metinler olduğunu kabul edecek olursak, efsanelerin mitolojik açıdan değerlendirilmesi oldukça önem arz eder. Dahası söz konusu metinler, bize göre sözlü tarihin kalıntıları olarak da değerlendirilmelidirler. Efsanelere mitolojinin ve tarihin kalıntıları gözüyle bakılması, onların daha detaylı incelenmeleri sonucu da beraberinde getirecektir. Bu açıdan bakıldığında, Saim Sakaoğlu nun Anadolu-Türk Efsanelerinde Taş Kesilme Motifi ve Bu Efsanelerin Tip Kataloğu ile Metin Ergun un Türk Dünyası Efsanelerinde Değişme Motifi I-II başlıklı detaylı tip çalışmaları takdire şayandır. Ancak efsane çalışmalarının şekil değiştirme motiflerinin haricindeki motiflere de kaydırılması gerektiği kanaatinde olduğumuzu belirtmek isteriz. Bu çalışmamızda, Gaziantep te bir yer adına bağlı olarak anlatılan Gerdek Pınarı efsanesinin mitolojiyle bağlantılı olduğunu düşündüğümüz motiflerinden bahsedeceğiz. Gerdek Sözü ile Bağlantılı Yer Adları Konumuzla doğrudan ilgisi olmasa da Anadolu nun pek çok yerinde gerdek kelimesi ile oluşturulmuş köy veya yer adları mevcuttur. Konunun daha iyi anlaşılması açısından bu yer adlarını zikretmenin önemli olduğuna inanıyoruz. Söz konusu yer adlarından ilki; Sivas ın Gürün ilçesinin köyü iken (Köylerimiz 1928: 692), 1992 yılında Kayseri nin Sarız ilçesine bağlanan Gerdekmağara köyüdür. Köyün adının nereden geldiğiyle ilgili anlatılan iki rivayet vardır: Bu rivayetlerden birincisi köyün yakınındaki bir mağaranın kapısının gerdekli olduğuyla ilgilidir. Burada gerdek kelimesinin anlamı önem kazanmaktadır ki; gerdek kapalı anlamına gelmektedir. İkinci rivayet ise, birbirini seven iki gencin kaçarak köyün adını aldığı mağarada zifafa girmiş olmalarıdır (K. 1). Köyün bu olaydan
42 45 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Gerdek Pınarı Efsanesi Üzerine Değerlendirmeler dolayı Gerdekmağara adını aldığı kaynak şahıs tarafından ifade edilmiştir. Yukarıda sayılan sebeplerden hangisi dikkate alınırsa alınsın bu köyün adının gerdek kelimesiyle ilgili olması dikkate değer bir durumdur. İkincisi Gümüşhane nin Kelkit ilçesine bağlı Gerdekhisar köyüdür. Köyün adının nereden geldiğiyle ilgili anlatı şu şekildedir: Yıllar önce kervanlar köyümüze zarar verdiği için eski yerinden şimdiki yerine saklanmak maksadıyla taşınmışlar. Bizim köyün eski yeri ören yeridir. Şimdi dağa yaslı ve yeri ormanlıktır. Bu yeni yerinde bir düğün yapılır ve düğün yapılan yer çevrilerek burada yeni evlilerin zifafa girmesi sağlanır. (K. 4). Üçüncüsü Çorum un Alaca ilçesine bağlı Gerdekkaya köyüdür. Köyün adının nereden geldiğiyle ilgili anlatı şu şekildedir: Bizim köyde büyük bir kayanın üzerinde bir insan boyu yükseklikte bir oda vardır. Birisi evlenmiş ve o odada zifafa girmiş. Adını o olaydan almaktadır. (K. 5). Yukarıda sayılan sebeplerden hangisi dikkate alınırsa alınsın bu köylerin adının gerdek kelimesiyle ilgili olması dikkate değer bir durumdur. Gerdek kelimesiyle ilgili bir başka yer ismi ise Tokat ın Zile İçesi Yalınyazı Köyü Maşat Ören mevkiindedir. Örenin yakınındaki bir çeşmeye gerdek suyu da denirmiş. Düğünden sonra damat önce bu suda yıkanır, sonra gerdeğe girermiş. Bundan dolayı çeşmeye Gerdek Suyu denmiştir (K. 2). Bu uygulamanın bir benzeri ise Manisa nın Soma ilçesi Hatunköy de yaşamaktadır. Geleneğe göre gerdek gecesinden önce köyün kurulmasına vesile olan çeşmenin havuzuna damat atılır ve bekâr erkekler o çeşmeden damadın avucundan su içer ( Son erişim: ). Bunların dışında Anadolu da gerdek kelimesiyle ilişkili başka köy veya yer isimleri de vardır 1. Bu yer isimlerine bağlı olarak anlatılan 1 Anadolu da Şanlıurfa nın Bozova ilçesinde Gerdek köyü; Zonguldak ın merkez ilçesinde Gerdek köyü; Erzurum un Pasinler ilçesinde Gerdekkaya yerleşim birimi; Gümüşhane nin Kelkit ilçesinde Gerdekhisar yerleşim birimi; Çorum un Alaca ilçesi Gerdekkaya yerleşim birimi; Çankırı nın Çerkeş ilçesinde Gerdek Boğazı, Kastamonu nun Safranbolu ilçesinde Gerdek Boğazı, Karabük ün Ovacık ilçesinde Gerdek Boğazı; Kahramanmaraş ın Göksun ilçesi Fındıklıkoyak köyünde Gerdek Kalesi; Çorum un Alaca ilçesi Elmalı köyünde Gerdek Kayası ören yeri; Eskişehir in merkez ilçesi Çukur köyünde Gerdek Kaya anıtı; Yozgat ın Akdağmadeni ilçesi Muşali köyünde Gerdek Kayası ve yine Yozgat ın Kadışehri ilçesinde Gerdek Kayası ören yerleri vardır. Ayrıca Emine Semiye nin hatıralarından öğrendiğimiz kadarıyla şimdilerde sınırlarımızın dışında kalan Selanik/Serez sancağı yaylalarında Gerdek
43 46 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Faruk ÇOLAK herhangi bir inanış veya anlatının olup olmadığını tespit edemediğimiz için, söz konusu yer isimlerini değerlendirme dışı bırakıyoruz. Gerdek Pınarı Efsanesi Gerdek Pınarı efsanesinin ikisi basılı kaynaklarda, birisi arşivde ve diğerleri de görsel kaynaklarda olmak üzere eş metinleri yer almaktadır. Bu metinlerden ikisi, Karacaoğlan ile ilişkilendirilmiş ve bu yönüyle bilimsel çalışmalara da konu olmuştur. Üzerinde değerlendirme yapılacak metin ise bizim şahsi arşivimizdedir. Önemli gördüğümüz bu üç eş metni aşağıda veriyoruz. Gerdek Pınarı efsanesinin metni üzerine yapılan ilk bilimsel yayın Behiye Köksel e aittir. Köksel, Gaziantep ve Karacaoğlan ilişkisini irdelediği yazısında Mustafa Necati Karaer i kaynak göstererek efsanenin metnine de yer verir. Ne var ki Karaer in çalışmasında böyle bir metin yer almamaktadır (Karaer 1988: 28, 29) ve yayınlanan metinin Cemil Cahit Güzelbey den alındığı, Köksel in kendi yazısından anlaşılmaktadır. Köksel, söz konusu metinden hareketle hazırladığı Karacaoğlan ve Gaziantep başlıklı bildirisinde aktardığı efsane metni şu şekildedir: Karacaoğlan, Gaziantep in köylerinde Sof köyü çevresinden bir kız kaçırır. Kızın babası ve kardeşleri olayı öğrenince sevgililerin arkalarına düşerler. Canlarını Sof un kayalık ormanlarına atan kaçaklar, o zaman pınarı bulunmayan kayanın yanına gelirler. Uzaktan izleyicilerin sesleri duyulmaya başlar. Kız ve oğlan ellerini kaldırarak kendilerini koruması için Tanrı'ya yalvarırlar, dilekleri kabul edilir. Kaya göğsünü yarar. Adam geçecek kadar bir yarık oluşur. Sevgililer kendilerini yarığın içine atarlar. Kaya hemen kapanıp eskisi gibi olur. İzleyenler oraya gelirlerse de bir şey sezmeden elleri boş dönerler. Bunlar uzaklaşınca kaya yeniden yarılır. Karacaoğlan ve kız dışarı çıkarlar. Gece bastırdığından burada yatmaya karar verirler. Çevreden topladıkları yaprak ve otlarla kendilerine bir zifaf yatağı yaparlar. Ertesi sabah kaya yine yarılır. Bu kez açılan yarıktan sular akmaya başlar. İki sevgili burada yıkanırlar. Bundan ötürü kayanın adına Gerdek Pınarı denir. (Köksel 1991: 3, 4 ). Gerdek Pınarı efsanesine temas eden yayınlardan bir başkasını da Cemil Cahit Güzelbey yapar. Bu çalışmada da efsane metni, Gaziantep ile Kayası isimli bir yer almaktadır (Kurnaz: ). Bu yerlerden köy olanların ismi sonradan verilmiş isimlerdir, bunlar doğal isimlendirmeler değildir. Yer veya ören adı olarak kullanılanlar ise resmi müdahale söz konusu olamayacağı için bir olaya bağlı olarak verilmiş olmalıdır. Bu isimlendirmelerin ne tür bir olaydan hareketle yapıldığı meselesi ise başka bir problemdir. Bu ise araştırmanın kapsamı dışında yer almaktadır.
44 47 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Gerdek Pınarı Efsanesi Üzerine Değerlendirmeler Karacaoğlan arasında ilişki çerçevesinde ele alınmış ve Karacaoğlan ın Gazianteple bağlantısının olduğu düşüncesine dayanak teşkil edilmiştir. Güzelbey in aktardığı efsane metini ise şu şekildedir: Gaziantep dağlarından Sof un yüksek çıkıntılarından birinin dibinde bıçakla kesilmiş gibi duran bir kayanın yerle birleştiği yarığından akan, gerdek pınarı adında bir kaynak var. Pınar adını bir aşk serüveninden almıştır. Kimilerine göre bu serüvenin erkek kahramanı Karacaoğlan'dır. Karacaoğlan Sof çevresindeki köylerin birinden bir kız kaçırır kızın babası ve kardeşleri olayı öğrenince sevgililerin arkalarına düşerler. Canlarını Sof un kayalık ormanlarına atan kaçaklar, o zaman pınarı bulunmayan kayanın yanına gelirler. Uzaktan izleyicilerin sesleri duyulmaya başlar. Kız ve oğlan ellerini kaldırarak kendilerini koruması için tanrıya yalvarırlar dilekleri kabul edilir. Kaya göğsünü yarar. Adam geçecek kadar bir yarık oluşur. Sevgililer kendilerini yarığın içine atarlar (Güzelbey 1990: 89, 90). Öğrencimiz Tülay Şahin in 1999 yılında Zeynel Abidin Gönenç ten derlediği ve şahsî arşivimiz 309 numarada kayıtlı olan efsane metini ise şu şekildedir: Vaktiyle yakın köylerden birinde birbirini deli gibi seven, fakat evlenmelerine kızın ailesi tarafından karşı çıkılan iki genç elele vererek kaçmışlar. Kendilerini Sof Dağı nın ormanlarının içine atmışlar. Kızın babası ve kardeşleri silahlanıp bunları aramaya çıkmışlar. Dağda rastladıkları bir köylü, kızla oğlanın saklandıkları yeri onlara haber vermiş. Kızın babası ve kardeşleri bunların izini sürmüşler. İzlendiklerini anlayan oğlanla kız, bıçak gibi kesilmiş bir kayanın yanına varmışlar. Kendilerini koruması için Allah a yalvarmışlar. Bunun üzerine kaya hemen yarılmış, yorgun ve bitkin sevdalıları içine almış. Kaya kapanarak eski hâlini almış. Kayanın önüne gelen kızın babası ve kardeşleri onları bulamamış. Onlar gittikten sonra kaya yeniden yarılmış, iki sevgili dışarı çıkmışlar. Topladıkları ağaç yapraklarından, otlardan kayanın yanına bir yatak yapmışlar. Bunlar burada Allah ın izniyle karı koca olmuşlar. Sabahleyin uykudan kalktıkları zaman ak kaya bu kez yine bağrını yarmış, dışarıya sular boşaltmaya başlamış. Yeni evliler soyunarak bu temiz ve soğuk suda yıkanmışlar. Halk bu olaydan ötürü kaynağın adına Gerdek Pınarı demiş (K. 3). Her üç eş metinde de mekân Gaziantep in Sof köyü, dağı veya ormanları mekân olarak seçilmiştir. Ancak bu metinlerden ikisinde kahramanın adı Karacaoğlan dır. Üçüncü eş metinde ise kahraman adı verilmemektedir. İkinci eş metinde Karacaoğlan adının yer alması,
45 48 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Faruk ÇOLAK hatırası zayıflayan kahramanın yerine yeni ve meşhur bir başka kahramanın geçmesi ilkesi ile açıklanabilir ki, bu halk anlatmalarından özellikle efsanelerde çok sık karşılaştığımız bir durumdur. Karacaoğlan ın bölgedeki tesiri bu sonucun doğmasına sebep olmuş veya halkın Karacaoğlan ı bir mekân ile özdeşleştirme merakından kaynaklanmış olabilir. Metinlerin hepsi bir yere isim verme geleneğiyle bağlantılıdır ve bütün eş metinlerde olayın geçtiği varsayılan yere Gerdek Pınar denir. Efsanedeki diğer unsurlar ortak hususiyetler göstermektedir. Bu unsurların bazıları motif; bazıları ise motif olmaktan çok sosyal, kültürel ve mitolojik hayatımızdaki verilerle ilintilidir. Kız kaçırma, kaçırılan kızın takip edilmesi, kızı savaşarak alma, mağara, mağarada saklanma, ana rahmi olarak mağara, gerdek yeri hazırlama, gerdeğe girme ve su gibi motif veya davranış kalıpları aşağıda tahlile tabi tutulmuş ve bu unsurların kaynakları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Gerdek Pınarı Efsanesindeki Motiflerin Mitolojiyle İlişkisi Türk Efsane araştırmalarında şekil değiştirme motifleri üzerine yapılan çalışmalar oldukça fazla yer tutmaktadır. Motif çalışmalarının kültürü yorumlama ve kökenini anlamada önemli bir yere sahip olduğunu biliyoruz. Bu görüşümüze temel olmak üzere Gerdek Pınarı Efsanesi ndeki uygulamalar, motifler ve bu motiflerin mitolojik bağlantıları önemli ipuçları içermektedir. Efsanede geçen önemli motiflerden birisi Motif İndex te de geçen F324 Kız kaçırma motifidir. Kızı kaçırarak evlenme motifi Türklerin en eski evlenme geleneklerindendir. Bu konuda Abdulkadir İnan ın Türk Düğünlerinde Exogamie İzleri başlıklı makalesinde oldukça doyurucu bilgiler vardır. İnan a göre Türkler, hem exogamie yoluyla evlilik yapıyorlar hem de kızı savaşarak, yani kaçırarak alıyorlar. Yine İnan, exogamie geleneğinin İslamlaşma ile birlikte yumuşadığını, ancak kaçırarak evlenme uygulamasının hâlâ canlı olduğunu belirtir. Dahası Yakut ve Altay Türklerinde son zamanlara kadar kaçırarak evlenme meşru izdivaç sayılmıştır (İnan 1987: ). Ayrıca bu motife Battal Gazi Destanı nda da rastlıyoruz. Destanda Battal, Abdüsselam ın isteğini yerine getirmek için Hıristiyan kale komutanı Serabil in kızı Nevruz Banu ile Kayser in kızı Hümayun Banu yu denizin ortasındaki kuleden kaçırılması olaylarına karışır. Battal bu kaçırmalardan birincisini Abdüsselam ın isteği doğrultusunda gerçekleştirirken, ikincisini kendisi için yapar (Köksal 1984: 159). Ayrıca bu destanda geçen başkası için kız kaçırma vakası üzerinde durulması gereken geleneklerden birisidir. Diğer bazı anlatmalarda da bir başkası
46 49 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Gerdek Pınarı Efsanesi Üzerine Değerlendirmeler için müşterek kız kaçırma vaka larına rastlanır. Aslında Anadolu coğrafyasında yaşamaya devam eden ve Gerdek Pınarı efsanesine konu olan kaçırarak evlenme, bizim kültürümüzde sık rastlanan evlenme geleneklerinden birisidir. Bu alışkanlık Türk topluluklarınca bir türlü terk edilememiştir. Manas Destanı nda Manas ın yağma ederek kız aldım, fakat kız almış gibi olmadım. (İnan 1987: 346) sözü, kaçırarak evlenmeden duyulan pişmanlığı anlatır. Bu da gösteriyor ki; Türk kültürünün geç devirlerinde bu gelenek bırakılmak istenmiştir. Ancak Türk topluluklarının yaşadığı coğrafyalardaki sosyo-kültürel yapının gereği bu gelenek varlığını korumuş, dahası sosyo-kültürel yapı bu hâliyle devam ettiği sürece kaçırarak evlenme geleneğinin de devam etmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Gerdek Pınarı efsanesinde geçen ikinci motif kaçırılan kızın takip edilmesi motifidir. Kaçırılan kızın kovalanması, Türklerdeki kızı savaşarak alma geleneğinin devamı niteliğindir. Kızı savaşarak alma, hem eski Türk geleneklerindendir hem de günümüzde bu geleneğin izini taşıyan onlarca uygulama düğünlerde yaşamaktadır. Meselâ; damadın gerdek odasına girerken yumruklanması, düğünlerde kız ve oğlan taraflarının birbirlerine sözlü ve fiili tacizlerde bulunmaları bu cinsten eylemlerdendir 2. Kaçırarak evlenme geleneğinin yaygınlığının terk edilmesiyle birlikte Türklerde evlilikler dünür olma yoluyla gerçekleşmiştir. Evlenecek genç için dünür gitme hem Manas Destanı nda, hem de Dede Korkut ta yer almaktadır. Eski Türklerde yol, yordam, usul, adap, erkân ve kanun (Ögel 1988: 484) karşılığı olarak kullanılan töre, yaptırım gücünü toplumsal hayatta olanca kuvvetiyle devam ettiren bir olgu olarak karşımızda durmaktadır. Bu yaptırım gücü, modernleşmeyle birlikte kısmen zayıflasa da evlenme ile ilgili uygulamalarda varlığını devam ettirmektedir. Kaçırılan kızın kovalanması ve cezalandırılması, başlık istenmesi, düğünlerde mutlaka toy yapılması gibi töresel uygulamalar, ülkemizin bazı bölgelerindeki olmazsa olmazlar arasında yer almaktadır. Bir olayı tek sebebe bağlamanın yanlışlığının farkında olmamıza rağmen, evlilikle ilgili bu kadar eski Türk geleneğinin bölgede yaşaması bizce manidar bir durumdur. Efsanede yer alan hem kız kaçırma hem de kaçırılan kızın kovalanması evlenme gelenekleri içerisinde yer alan önemli motiflerdendir. Konumuzla doğrudan ilgisi olmasa da, Güneydoğu Anadolu da yaygılığını koruyan ve devamında töre cinayetleri ne sebep olan kaçırarak evlenmenin kökeninde maddi imkânsızlıklardan çok, 2 Gerdek gecesi damada yapılan eziyetlerle ilgili uygulamalar için Bkz. Yalman (Yalgın) 1993: 30.
47 50 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Faruk ÇOLAK yukarıda bahse konu olan Türklerdeki kızın savaşarak alma anlayışı yatmaktadır. Ayrıca, kaçırarak evlenme modeli kalınla ilgili aşağıda verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere sigortasız evlilikler ortaya çıkarmaktadır. Sigortasız bir evlilik ise kızın ailesi için her zaman risk almak anlamına gelmektedir. Bu riskin en aza indirilmesi için toplum töre uygulaması başlatmış ve bu uygulamanın neticesi olarak da cinayetler ortaya çıkmaktadır. Bahse konu töre cinayetleri, Türk kültürü ile doğrudan ilgili olmasa da kaçırarak evlenme modelinin doğurduğu bir problemdir ve problemin kaynağını teşkil eden uygulama da Türk kültürüyle ilişkilidir. Töre cinayetleriyle ilişkilendirilen bir başka kavram da kan davasıdır. Namus ve şeref için sürdürülen kan davası insanlık tarihinde çok erken dönemlerde ortaya çıkmış, Akdeniz havzası medeniyetlerinin toplumsal hayatında önemli bir yer edinmiş, ayrıca semavî kitaplardan Tevrat ta Tallion Yasası ve Kur an da kısasa şeklinde yer alarak dinî bir hüviyet kazanarak günümüze kadar ulaşmıştır. Kan davası olaylarının yaklaşık %23.6 sı kız kaçırma olayları ile ilişkilidir (Ünsal 2006: 19-38). Efsanede doğrudan yer almamakla beraber, efsanenin derlendiği bölgede yaygınlık göstermesi açısından değerlendirmeye tabi tutulması gereken bir başka gelenek de kalın 3 veya başlık uygulamasıdır. Ögel, Tarihi kaynakların hepsi de, Türklerde kalın geleneğinden söz açarlar. Kalın kız ailesine verilen bir aile malıdır. (Ögel 1988: 256) sözleriyle kalının tarihsel derinliğine, Kalın, babanın sağ iken oğullarını evlenebilmeleri için verdiği paydır (Ögel 1988: 258) sözleriyle de niteliğine temas eder. Aynı eserde Kaşgarlı Mahmut tan Kızı, ancak kalın verebilen alabilirdi (Ögel 1988: 251) atasözünü aktaran Ögel, bu atasözüyle de kalının kimin için geçerli olduğunu ortaya koyar. Kız için kalın âdetinden taviz vermeyen Türkler, dul kadın için kalın âdeti uygulamamaktadır. Bu aktarmalardan da anlaşılmaktadır ki kalın kızlar için verilmekte, oğlanın evlendirilmesi için ayrılan bir pay veya aile malı olarak algılanmakta ve yeni kurulan ailenin sigortası olarak düşünülmektedir. Asla bir kız satışı olarak değerlendirilmemektedir. Bu açıdan da günümüz Türkiyesinde bazı bölgelerde katı bir şekilde uygulanan başlık ile benzeşen yönleri bulunmaktadır. Kalın/Başlık parasıyla ilgili katı kurallar, Türk kültürünün evlilik gelenekleri içerisindeki en eski ve fonksiyonel uygulamalarının başında gelmektedir. Efsanede geçen en önemli motiflerin başında Motif İndex te de geçen K607.1 Mağara gelmektedir. Türk mitolojisinde mağara inancı önemli bir yer tutar ve bu inançtan dolayı mağaralar kutsal kabul 3 Kalın ile ilgili daha fazla bilgi için Bkz. Ziya Gökalp 1989: 86; Ögel 1988: ; İnan 1991:
48 51 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Gerdek Pınarı Efsanesi Üzerine Değerlendirmeler edilmiştir. Türklerdeki mağara inancı konusunda Bahaeddin Ögel şu bilgileri verir: Büyük Hun Devletinde Kutsal bir ata mağarası nın bulunduğunu, Çin kaynaklarından öğreniyoruz. Bu kutsal mağaraya yalnız Şamanlar veya kişiler değil; bütün devlet teşkilatı saygı gösteriyor ve senenin belirli aylarında bu mağara ziyaret edilerek büyük bir tören yapılıyordu Toba lar da, kayaları ata mâbedi gibi şeklinde oyuyorlar ve mağaraya benzeyen bu yerlerde, göğe yere ve Han soylarının ruhlarına kurbanlar sunuyorlardı Göktürk Kağanı da senenin belirli zamanlarında devletin ileri gelenlerini ve kabilelerin soylularını yanına alarak bu ecdat mağarasına gidiyor ve oraya kurbanlar vererek saygı duruşunda bulunuyorlardı. Yine Göktürklerin menşe efsanesinde de dişi kurt çocuğu alıp bir mağaradan içeriye götürmüş ve orada türemişlerdi Kırgızlar da kendilerinin bir ata mağarasındaki inekten türediklerine inanırlardı. Mısırlı tarihçi Aybek ed-devâdârî nin Türklerin menşei hakkında anlattığı efsanede Türklerin ilk atası Ay-Ata da yine bir mağarada meydana gelmişti. (Ögel 1989: 21-22). Türk kültüründe mağara inancı ile ilgili olarak Bahattin Ögel in verdiği bu bilgilerin haricinde başka anlatmalar da vardır. Saka Devletinin Büyük Hükümdarı Alp Er Tunga (İranlılara göre Afrasyab) nın İranlılarla yapılan uzun savaşlardan sonra gücünün iyice zayıfladığı ihtiyarlık dönemini bir mağarada saklanarak geçirir. Alp Er Tunga Destanında yer alan mağarada saklanma motifi Battal Gazi Destanı nda da yer alır. Battal Gazi Destanı nda mağaranın bir sığınma ve saklanma yeri olarak da karşımıza çıktığını belirten Hasan Köksal şu bilgileri verir: Battal Gazi kendisini yakalamaya gelenlerden saklanmak için bir mağaraya girer. Takip edenler mağaranın etrafını arar ve bulamazlar Battal Gazi atı Div-zâde Aşkar ı da mağaraya saklar. Kıyafet değiştirip İstanbul a her gittiğinde, önce atını şehrin dışında emin bir mağarada bırakır, sonra şehre girer. (Köksal 1984: ). Altun Han ve Oğlu Kara-Atlı Pergen masalında Altun Han, düşmanı Kuskun Alp tarafından öldürülür, karısının gözleri kör edilir ve malı yağmalanır. Altun Han ın Uluğ-Biligci ve Kiçik-Biligci adlı iki veziri yurtlarında dolaşırlarken, Altun Han ın otağının yıkıntılarına yaklaşınca otağda, Altun Han ın küçük oğlunu bulmuşlar. Kuskun Alp in korkusundan yere bir kuyu kazıp, içerisine iki boru sarkıtıp çocuğu oraya saklamışlar. Çocuk böylece orada saklanarak düşmanının gazabından korunmuş (Ögel 1989: 320). Mağaranın saklanmak için kullanılan emin mekânlardan olmasının bir başka göstergesi ise Dede Korkut kahramanlarından olağan üstü güce sahip Tepegöz ile kılıcının mağarada
49 52 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Faruk ÇOLAK saklanmasıdır. Tepegöz ü kör eden Basat ın kurtulmak için mağaraya sığınması (Gökyay 1973: ) da aynı mantıkla izah edilebilir. Hz. Muhammet in hicret ederken kendisini takip eden müşriklerden bir mağaraya sığınarak kurtulması ile Kur an da geçen Kehf ehlinin yine mağarada uyuyarak zulümden kurtulmaları önemli yer tutan anlatmalardandır. Her iki olayda da zalimlerin takibinden kaçanlar, mağaraya sığınarak zulümden kurtulurlar ki, bu durum efsanemizdeki motifle birebir benzerlik arz etmektedir. Bir motif olmamakla birlikte mağara ana rahmi olarak da düşünülmüş ve bu doğrultuda değerlendirmeler yapılmıştır. İlk dönem insanlığının nereden geldiğiyle ilgili sormuş olduğu sorulardan çıktığını düşündüğümüz mağaradan doğma veya mağarada olma düşüncesi Türk halk anlatmalarında da yer almaktadır. Battal Gazi nin zuhurunun mağara ile ilişkilendirilmesi, mağaranın ana rahmi gibi düşünülmesinin en büyük delillerinden birisidir. Battal, daha dünyaya gelmeden önce bir mağarada bulunmaktadır ve bu durum insanın ana rahmindeki serüvenini hatırlatmaktadır. Çok açık bir doğum olarak düşünülmese de aynı durum Bozkurt Destanı nda da karşımıza çıkmaktadır 4. Söz konusu destanda yeniden var oluşun sağlandığı yer olarak geçen mağara, Türk yaratılış efsanelerinden en önemlilerinden birine de kaynaklık etmektedir. Ebubekir b. Abdullah b. Aybek ed-devadarî nin Türklerin ilk atasının yaratılışı ile ilgili aktardığı efsane 5 mağara ile ana rahmi arasındaki ilişkinin en eski ve kuvvetli örneklerinden birisi olduğunu söylemek yanlış olmasa gerektir. Anlatmalarda mağaranın saklanma yeri olarak kullanılması, ana rahmine dönme isteği olarak açıklanabilir. Bu istek ise içe dönük tiplerde daha çok rastlanan bir durumdur. Mehmet Kaplan, içe dönük tiplerdeki anne karnına dönüş arzusunu yeniden doğma ile ilişkilendirir ki, bu isteğe Ziya Gökalp in eserlerinden hareketle pek çok örnekler verir (Kaplan 1976: ). Saklanma motifiyle bağlantılı olan mağara, aynı zamanda alt dünyaya açılan kapı gibi de düşünülmüştür. Motif İndex te de yer alan bu motif, Türk kültüründe Demir dağlarında bulunan mağaralar, Altay hikâyelerinde daha çok, yeraltı dünyasına açılan kapılar (Beydili 2004: 368) olarak değerlendirilmiş olup, bu kapıdan alt dünyaya geçen veya geri gelen kahramanlar, kutsanmış varlıklar olarak algılanmıştır. Mağaralar aynı zamanda devler ile ejderhaların çıkış yeri olarak da düşünülmüştür ki; bu pek çok kahramanın mağaradan zuhur etmesi 4 5 Söz konusu destandaki motif için Bkz. Ögel Efsanenin metni için Bkz. İnan 1995: 21.
50 53 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Gerdek Pınarı Efsanesi Üzerine Değerlendirmeler meselesini açıklayabilir. Destan kahramanlarının en önemli özelliklerinin güç olduğunu var sayarsak, bu gücün menşeinin izah edilmesi gerekir. Hem kahramanın hem de ejderhanın aynı menşeden gelmeleri, yani mağara kökenli olmaları gücün kaynağının mağara olduğunu açıklamaya yeter. Anlatmada geçen mağara, mağarada saklanmak ve ana rahmi olarak mağara motif ve kavramları Türk mitolojisindeki mağara kültüyle ilişkilidir. Efsanede geçen. Topladıkları ağaç yapraklarından, otlardan kayanın yanına bir yatak yapmışlar veya Çevreden topladıkları yaprak ve otlarla kendilerine bir zifaf yatağı yaparlar. sözünden de gerdek, gerdek yeri hazırlama ve gerdeğe girme uygulamaları ile ilgili kültüre gidebiliriz. Gerdek kavramı kültürlere göre değişkenlik gösteren uygulamalar göstermektedir. Söz konusu uygulama, bazı kültürlerde çok katı kurallarla kutsanırken, bazılarında daha yumuşak ve esnek uygulamalar biçiminde karşımıza çıkmaktadır. Buradaki katı veya yumuşak ile kutsal veya kutsal dışı uygulamalar söz konusu kavramın toplumdaki karşılığı ile ilişkilidir. Toplum kavrama çok katı uygulamalarla kutsallık atfetmişse, bu kutsallık ve katılığı önemsendiği şeklinde okumak gerekir diye düşünüyoruz. Türk kültüründe bu kutsallık, bizzat kavramın kendisi ve kavramla ilgili diğer unsurlar etrafında teşekkül etmiştir. Kültürel mirasımızın devamı niteliğindeki bu kutsallıkla ilgili çeşitli uygulamalar pek çok tarihi kaynakta yer almaktadır. Eş metinleri verilen efsanenin başlığında gerdek kelimesinin yer alması, kelimenin alamı ve yüklendiği sosyal fonksiyon ile alakalıdır diye düşünüyoruz. Eski Türklerde gerdek, evlenen çiftin zifafa girdiği çadırın adıdır. Divanü Lûgati t-türk te mendiri (DLT-I 1985: 492, 493) olarak geçen bu çadıra evlilik törenleri veya uygulamaları içerisinde kıymet verildiğini, söz konusu çadırın süslendiğini (DLT-III 1986: 100), görkemi ile evlenen kişinin itibarı arasında bir ilişki olduğunu ve bu çadırın dikileceği yerin evlilik töreninden önce ok atılarak belirlendiğini Dede Korkut Hikâyeleri nden biliyoruz (Gökyay 1973: 40, 128). Gerdek çadırının yerinin tespit edilmesinde yer alan ok atma uygulaması Dede Korku Hikâyeleri nin dışında başka kaynaklarda da yer almaktadır. Bazı kaynaklar bize, Başkurt Türklerinde bir baba oğlunu evlendirmek isterse ona ok attırır ve attığı ok nereye düşerse oradan evlendirdiğini haber vermektedir (İnan 1991: 242).
51 54 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Faruk ÇOLAK Türklerdeki gerdek yeri hazırlama geleneği hakkında Ögel şu bilgileri verir: Hunlara ve Göktürklere gelin giden Çinli prensesler, kendi gelin odaları olan kubbeli Türk çadırları için, şiirler bile yazmışlardır Gerdek sözü daha çok Oğuzlar, Türkmenler ve batı Türkleri tarafından geliştirilmiştir. Osmanlı kitaplarında ise, gerdeklik, gerdek evi şeklinde söylenmiştir. Türklerde gerdek odasının da, ayrı bir kutluluğu vardı Dede Korkut kitabında gerdek çadırının yeri ok atılarak bulunur ve ok ile belirtilirdi. (Ögel 1988: 279). Hun ve Göktürk çağından bu yana oldukça önemsenen bu anlayışla ilgili olarak efsane anlatıcısı da ağaç yaprakları ve otlardan bir yer hazırlama yolunu tercih etmiştir. Gerdeğe girme eylemi bu hazırlanan yerde gerçekleşir. Bu durum ise Türk halk anlatılarındaki gerdek yeri hazırlama gelenekleriyle uygunluk arz eder. Önemsenen bu çadırdan hareketle yeni evlilerin zifafa girmelerinin karşılığı olarak gerdeğe girme terimi kullanılır hâle gelmiştir. Efsanede geçen gerdeğe girme motifi de Türk mitolojisiyle ilişkilidir. Uygur Türklerinin destan kahramanlarından Böğü Han ın Kutsal Hatunu ile Ak-Dağ da konaklamaları ve bu konaklama esnasında sevişmeleri (Ögel 1989: 87) önemli bir destan motifi olarak karşımıza çıkmaktadır. Böğü Han ve Kutsal Hatunun bu sevişmelerini gerdeğe girme olarak kabul etmek gerektiği düşüncesindeyiz. Çünkü sevişilen mekân Türklerce kutsal kabul edilen dağlardandır. Türk kültüründe gerdek, gerdeğe girme, gerdeğe girilen yere çok büyük önem verilmiş ve bu önemden dolayı da bu çerçevede gelişmiş bir kültür mevcuttur. Meselâ gerdek ve gerdeğe girmeyle ilgili olarak sağdıç, gelin kılavuzu ve yengeler ile sağdıçlık müessesesi oluşturulmuştur. Bu müesseseler bize Göktürk çağından miras kalmıştır. Bu müesseselerin Dede Korku Hikâyeleri nde de canlı tasvirleri yapılır (Ögel 1988: ). Kutsal dağda sevişme ve gerdek ile ilgili oluşturulan gelenekler göz önüne alındığında efsanede yer alan gerdeğe girme motifi Türk mitolojisi kökenlidir. Efsane içerisinde yer alan gerdek çadırı hazırlama uygulaması ile Gerdek terimin Divanü Lûgati t-türk te ve Dede Korkut Hikâyeleri nde geçmesi, söz konusu yerin önemsendiğini, Türk kültür ve sosyal hayatında önemli fonksiyonlara sahip olduğunu göstermektedir. Gerdek Pınarı efsanesinde geçen bir diğer mitolojik motif ise D kayadan çıkan su motifidir 6. Su, Türk mitolojisinde hayatın 6 Su ile ilgili daha fazla bilgi için bkz. Gökyay 1973: CCXCII-CCXCIV; Ögel 1988:
52 55 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Gerdek Pınarı Efsanesi Üzerine Değerlendirmeler başlangıcında yer alan önemli maddelerden birisidir. Türk mitolojisine göre, daha hiçbir şey yokken su vardı. Meselâ Oğuz Kağan Destanı nda Oğuz un hanımlarından ikincisi bir gölün içindeki bir ağaçta meydana gelir. Alp Er Tunga Destanı nda Alp Er Tunga, İran askerlerinden kaçmak için suya atalar. Dede Korkut Hikâyeleri nde su kutsal kabul edilen unsurlar arasında yer alır. Aynı eserde su arı olarak tavsif edilir ve yiğitler abdestini arı sudan alırlar. Su, Hak didârını görmüş olduğu için onunla konuşulur, ondan haber alınır (Gökyay 1973: 20). Tokat ın Zile İçesi Yalnız Yazı köyü Maşat Ören mevkiindeki çeşmeye Gerdek Suyu denmesi, bu sudan erkeğin evlilik öncesi yıkanması uygulaması ile Manisa nın Soma ilçesi Hatunköy de köyün kurulmasına vesile olan çeşmenin havuzuna damadın atılması ve aynı çeşmeden damadın avucundan su içilmesi uygulamaları suyun kutsallığı ile ilgili olan, aynı zamanda su ile bağlantılı gerdek uygulamaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Ziya Gökalp her ne kadar suda yıkanmayı baba üstün ailedeki perilerin dinsel akrabalık sembolü (1989: 151) olarak alsa da bize göre, bu uygulamalar suyun kutsallığı ve arındırıcı özelliğiyle ilgilidir. SONUÇ Sonuç olarak gerdek kelimesiyle başlayan yer adları, sıradan bir olaydan hareketle konulmuş gibi görünmesine rağmen; Türk kültüründeki gerdek, gerdek evi ve gerdek gecesi ile ilgili inanç ve uygulamalarla ilişkilidir. Gerdek Pınarı efsanesinde geçen, kız kaçırma, kaçırılan kızın takip edilmesi, mağara, mağarada saklanma, gerdek yeri hazırlama, gerdeğe girme ve kayadan çıkan su motifleri yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı Türk mitolojisiyle ilişkilidir. Türk mitolojisi ile ilgili motifleri bünyesinde barındırmasından dolayı da efsane, kaynağını Türk mitolojisinden almıştır. Gelenekselleşmiş pek çok davranış biçiminin altında, mitoloji ile bağlantılı inançlarımızın yön verdiği davranış kalıpları yatmaktadır. Söz konusu davranış tarzlarını değiştirmek istiyorsak meseleyi mitoloji ile inanç kodları açısından incelemek ve değerlendirmek zorundayız. Siyasal oluşum ve ideolojik ön yargılardan dolayı kangren haline gelen Güneydoğu sorununun çözümünde bölgenin kültür kodlarının çözümlenmesi çok büyük önem arz etmektedir. Sıradan bir gelenek veya değersiz bir bilgi olarak algılanan pek çok folklorik ürün, mensubiyet şuurunun geliştirilmesi, ortak yönlerin öne çıkarılması ve kimlik oluşumunda temel deliller olmalıdır. Bu delillerin güçlendirilmesi için ise benzer çalışmaların yapılması aciliyet ve zorunluluk arz etmektedir.
53 56 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Faruk ÇOLAK KAYNAKÇA A) YAZILI KAYNAKLAR: BEYDİLİ, Celal (2004), Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Yurt Yayın Kitap, Ankara. Divanü Lûgati t-türk, I (1985) (çev. Besim Atalay), Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara. Divanü Lûgati t-türk, III (1986), (çev. Besim Atalay), Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara. ERGUN, Metin (1997), Türk Dünyası Efsanelerinde Değişme Motifi, 2 cilt, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara. GÖKYAY, Orhan Şaik (1973), Dedem Korkudun Kitabı, Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı Yayınları, Ankara. GÜZELBEY, Cemil Cahit (2007), Gaziantep'de Karacaoğlan'la İlgili Bilgiler, I. Uluslararası Karacaoğlan ve Çukurova Halk Kültürü Sempozyumu, Kasım 1990, Adana, (Erişim ). Son erişim: İNAN, Abdulkadir (1987), Makaleler ve İncelemeler, Cilt I, Türk Tarih Kurumu Yayınlar, Ankara. İNAN, Abdülkadir (1991), Makaleler ve İncelemeler, Cilt II, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara. İNAN, Abdülkadir (1995), Tarihte ve Bugün Şamanizm, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara. KAPLAN, Mehmet (1976), Ziya Gökalp ve Yeniden Doğma Temi, Türk Edebiyatı Üzerine araştırmalar I, Dergâh Yayınları, İstanbul. KARAER, Mustafa Necati (1988), Karacaoğlan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara. KÖKSAL, Hasan (1984), Battalnâmelerde Tip ve Motif Yapısı, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara. KÖKSEL, Behiye (1994), Karacaoğlan ve Gaziantep, II. Uluslararası Karacaoğlan ve Çukurova Halk Kültürü Sempozyumu, Kasım 1991, Adana, KURNAZ, Şefika (2007), Emine Semiya nin Gözüyle Yüz Yıl Önce Serez Yaylası nda Kültür Hayatı, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, S. 44, s Ankara, (Erişim ). ÖGEL, Bahaeddin (1988), Türk Kültürünün Gelişme Çağları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, İstanbul.
54 57 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Gerdek Pınarı Efsanesi Üzerine Değerlendirmeler ÖGEL, Bahaeddin (1989), Türk Mitolojisi, Cilt I, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara. ÖGEL, Bahaeddin (2002), Türk Mitolojisi, Cilt II, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara. SAKAOĞLU, Saim (1980), Anadolu-Türk Efsanelerinde Taş Kesilme Motifi ve Bu Efsanelerin Tip Kataloğu, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara. Son Teşkilat-ı Mülkiyede Köylerimizin Adları, Nüfus Müdüriyet-i Umumiye Neşriyatı, İstanbul THOMPSON, Stith (1966), Motif İndex of Folk-Literature, Volum VI, İndiana University Pres, Bloomington&London. ÜNSAL, Artun (2006), Anadolu da Kan Davası (Çev. Niyazi Öktem-Emre Öktem), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul. YALMAN (YALGIN) (1993), Ali Rıza, Cenupta Türkmen Oymakları-I, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara. Ziya Gökalp (1989), Türk Ahlakı, Toker Yayınları, İstanbul. Ziya Gökalp (1989), Türk Töresi, Toker Yayınları, İstanbul. B) SÖZLÜ KAYNAKLAR: K. 1. Aydın Karapınar, 1985 Kayseri Sarız doğumlu, Kayseri Sarız Gerdekmağara Köyünde ikamet ediyor. K. 2. Hikmet Koraş, 1964 Karaman doğumlu, Öğretim Üyesi, yılları arasında Tokat Zile de ikamet etti. K. 3. Zeynel Abidin Gönenç, 1945 Gaziantep Battal Köyü doğumlu, Şahinbey İlçesi Bostancık Köyünde ikamet ediyor. K. 4. Ali Köksal, 1954 Gümüşhane Kelkit Gerdekhisar doğumlu, Gümüşhane Kelkit te ikamet ediyor. K. 5. Yakup Odabaş, 1955 Çorum Alaca Gerdekkaya doğumlu, Çorum Alaca Gerdekkaya da ikamet ediyor.
55 KUMUK TÜRKÇESĐNĐN ĐLK GRAMERĐYLE ĐLGĐLĐ TESPĐTLER Yrd. Doç. Dr. Fatih ERBAY * ÖZ: 19. yüzyılın sonlarına kadar Kafkasya da yaşayan halkların ortak anlaşma dili olan Kumuk Türkçesi, birçok özelliğinden dolayı araştırmacıların ilgisini çekmiştir. I. N. Berezin, F. E. Korş, G. Nemeth ve B. Çobanzade gibi birçok Türklük bilimi uzmanı, Kuzey Kafkasya da yaşayan Türk topluluklarından olan Kumuklar ve dilleri üzerine çalışmalar yapmıştır. 19. yüzyılda Kumuk Türkçesi üzerine yapılan çalışmalardan biri de Timofey Nikitiç Makarov un Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya adlı grameridir. Bu çalışmada, Kumukça üzerine yazılan ilk gramer kitabı özelliği taşıyan bu eser hakkında bazı tespitler ortaya konulmuş, eserdeki alıntı kelimeler değerlendirilmiştir. Ruslar tarafından, 1938 yılında Kumuklara dayatılan alfabedeki sorunlar, 90 yıl önce yine bir Rus tarafından yazılan Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya da aynı şekilde görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Timofey Nikitiç Makarov, Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya, Kumuk Türkçesi, Kumuklar Various Remarks on the Grammar of Kumyk Turkish ABSTRACT: Kumyk Turkish has been the coomon language of the people living in the area of Caucasus Until the end of 19. Century, having had the attention of many researchers. Many Turkologists such as I. N. Berezin, F. E. Korş, G. Nemeth and B. Çobanzade had carried out studies on Kumyks,who are one of the Turkish communities living in Northern Caucasus. One of the studies on Kumyk Turkish was a grammar book named Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya by Timofey Nikitiç Makarov that had been carried out in the 19th century. In this study, various remarks and evaluations were made related to foreign words in grammar book. In 1938, a new alphabet had been imposed by the Russians and the alphabet problems since than continued.the problems had also been decifered by a Russian author of the Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya. * Selçuk Üni. Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Böl., [email protected]
56 60 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Fatih ERBAY Key Words: Timofey Nikitiç Makarov, Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya, Kumyk Turkish, Kumyks GĐRĐŞ Türkçenin kuzeybatı grubuna mensup bir Türk lehçesi olmasına rağmen güney grubundaki Türk lehçelerinden bazı özellikleri ve kelimeleri bünyesinde barındıran Kumukça, Türk lehçeleri arasında özel bir yere sahiptir. Ayrıca Kuzey Kafkasya nın doğusunda yaşayan Kumukların konuştuğu bu lehçe, kullanıldığı bölge itibariyle değişik bir gelişim seyri izlemiştir. Divanü Lügati t-türk te yer alan kumuk kelimesi için de farklı açıklamalar getirilmiştir (Atalay 1985/I: 383; Atalay 1985/III: 339). 19. yüzyılın sonlarına kadar Kumukçanın Kafkasya da yaşayan halkların ortak anlaşma dili konumunda olmasından dolayı bu lehçenin Kafkaslara inme hayalleri kuran Ruslar için öğrenilmesi önem arz etmiştir. O yıllarda Rusların Tatar dili olarak bildikleri ve öğrenmeye çalıştıkları da aslında Kumuk Türkçesidir (Berdibay 1997: ) yılında Kuzey Kafkasya Halklarının Millî Kongresi nde Kuzey Kafkasya Devleti nin resmî dili olarak kabul edilen Kumuk Türkçesi, 1923 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ne bağlanan Dağıstan Özerk Cumhuriyeti nin de resmî dili olmuştur (Aliyev 1995: 71). Ruslar, 1867 ye kadar tüm Kafkasya yı sadece askerî anlamda istila etmemiştir. Ruslar bu askerî faaliyetler yanında önce kültür ve dil olarak bölgeyi tanıma, daha sonra bu unsurlar vasıtasıyla bölgeye hükmetme amacı gütmüşlerdir de yayımlanan T. Makarov un Kumuk Grameri ni işgal döneminde Kafkasya halklarını tanıma çabası şeklinde değerlendirmek yerinde olacaktır. Kumuklar tarafından 19. yüzyılın sonlarında Bakü, Kazan, Đstanbul ve Bahçesaray da çıkan yayınlar takip edilmekteydi. Bu dönemde matbaanın kurulması ve burada Kumukça eserlerin basılmasıyla bölgede yerli bir edebiyatın oluşumu şekillenmeye başladı (Uyanık 2002a: ). Özellikle Muhammed Mirza Magrayof, Temirhanşura da bir basımevi kurmuş ve bu basımevinde Abu Supyan ın Kumuk Türkçesiyle yazdığı eserler basılmaya başlanmıştır (Uyanık 2006: 6). Kafkasya da yaşayan birçok Türk boyu gibi 1927 yılına kadar Arap alfabesini kullanan Kumuk Türkleri, yılları arasında Latin, 1938'den itibaren de Kiril alfabesini kullandılar (Kaymaz 1997: 2068). Kumuk Türkçesi ile Azerbaycan Türkçesinin konuşulduğu bölgelerin yakın oluşu gibi sebepler, Kıpçak grubuna ait Kumuk Türkçesine, Oğuzcadan birçok
57 61 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kumuk Türkçesinin Đlk Grameriyle Đlgili Tespitler unsurun girişinde etkili olmuştur (Ayrıntılı bilgi için bakınız: Erenoğlu 2010; Merhan 2008: 19-20). Timofey Nikitiç Makarov ve Kafkasya ya Gelişi Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya adlı ilk Kumuk gramerini kaleme alan Timofey Nikitiç Makarov hakkında etraflı bir bilgiye sahip değiliz. Eserinden hareketle onun Astrahan Okulu ve Saint Petersburg Đmparator Üniversitesi ne devam ettiğini anlıyoruz. Eğitimi sırasında Tatarca (Kumukça) öğrenmiş, Tatarca öğretmeni sıfatını kazanmıştır. Muhtemelen eğitim hayatının ardından Çarlık Rusyası tarafından Kafkasya ya tercüman olarak gönderilmiş ve burada devlet memuru olarak görev almıştır. 1 Makarov, Stavropol da resmî mektup tercümanı olarak görev yapmış, bu görevini de dört yıl sürdürmüştür. O, Kafkasya daki memuriyeti sırasında, göreviyle ilgili pek çok gezi yapma imkanı bulmuştur (Makarov 1848: III). Dolayısıyla bölgede yaşayan Türk boylarının konuştukları lehçeleri yakından tanıma fırsatı elde etmiştir. T. N. Makarov un Kafkasya ya geliş sebebini iki temele bağlamak yerinde olacaktır. Bunlardan ilki 19. yüzyılın başlarından itibaren tüm dünyada olduğu gibi Çarlık Rusyası nda da doğu bilimine, özellikle Türkçeye artan ilgidir. Hatta bu dönemde Saint Petersburg, doğu bilimiyle ilgili bir merkez hâline dönüştürülmüştür lü yıllardan başlayarak Çarlık Rusyası nda doğu bilimleriyle ilgilenen araştırma merkezleri, enstitüler açılmaya başlanmıştır. Bundan birkaç yıl sonra da yine Saint Petersburg da Çarlık Rusya nın işgal edeceği bölge dillerinin ve kültürlerinin öğretilmeye başlandığını biliyoruz. 19. yüzyılın ortalarından itibaren Çarlık Rusya da doğu bilimine, özellikle Türkçeye artan ilgi çerçevesinde yeni yeni yayınlar yapılmaya başlanmıştı. Bu yayınların ilk bölümünü gramer çalışmaları, ikinci kısmını ise sözlük çalışmaları izliyordu. Kumuk grameri yazılmadan önce de Kafkasya için özellikle Azerbaycan ve Tatar Türkçesi üzerine yayınlar yapılmaktaydı. Doğu bilimi ile ilgili eğitimlerin verildiği okul ve üniversitelerde eğitim alan Makarov, kendisinin doğubilimci sayılmasının onur verici bir durum olduğunu belirtir: Eğer benim eserim bunların arasında sonuncu bile olsa, Rusya nın doğu bilimcileri arasına girdiğim için yine de onur duyarım... (Makarov 1848: III). Makarov un bölgeye gelmesinin ikinci nedeni de yukarıda belirttiğimiz üzere yayılmacı Çarlık Rusya nın Kafkasya da resmî menfaatleri için yürüttüğü misyonerlik faaliyetlerdir. Bu konuda Makarov, eserinin başında Dağıstan a gelme amacını şu şekilde açıklar: 1 A. N. Kononov, Timofey N. Makarov un eseri için yazdığı küçük yazıda onun Kafkasya da bir kayıt memuru olduğunu belirtir (Kononov 1982).
58 62 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Fatih ERBAY Kumuk ovasının ve Stavropol un mektup tercümanlığı görevini yaparken şu kanaatine vardım: Eğer tercümanlar Rus olsalardı veya adam akıllı Rusça bilselerdi, devlete daha çok yararlı olabilirlerdi Gramerin dili yaratmadığını, dilin grameri yarattığını göz önünde bulundurarak, onları incelemek için, onların âdetlerine alışmaya ve her şeyden önce halkla yakından ilişkiye girmeye çalıştım. (Makarov 1848: III). Kumuk grameri, yazıldığı dönemle ilgili de bilgiler vermektedir. Eserin giriş bölümünde Makarov, Kafkasya da yaşayan çeşitli kavim ve milletlerin dillerinin farklılığına karşılık Kıpçak Türkçesinin ortaklığını vurgulamıştır: Neredeyse her halkın kendi gramer kuralları ve özel kelimeleri vardı... Tüm bu halkların lehçeleri az veya çok birbirinden farklı olduğu halde, Tatar dilinin tüm lehçeleri tek kökenden gelmiştir. Genel ve kısmi göçlerin sonucunda Asya halkları kendi âdet ve töreleriyle birlikte dilini de değiştirmiştir. Bir halk ne kadar uzağa göç ederse, dilindeki değişiklikler de o kadar bariz olur (Makarov 1848: III). Yine Kumuk Türkçesinin 19. yüzyılda Kafkasya da ne kadar etkili olduğunu Orada yaşayan tüm halklar kendi dili dışında bir de Kumuk dilini konuşuyorlar cümlesinden anlayabiliriz (Makarov 1848: III). 19. yüzyılda Kumuk Türkçesi, Kuzey Kafkasya da yaşayan halklar için ortak dil (lingua franca) durumundaydı. Bölgede bu kadar önemli olan bir dil, elbette yayılmacı bir siyaset izleyen Çarlık Rusya nın da dikkatini çekmiştir T. N. Makarov, hem dillerinin itinalı ve açık olduğu hem de Avrupa medeniyetine daha yakın oldukları için en çok Kumukları sevdiğini belirtmiştir. Çalışmasının ön söz bölümünde ise Makarov, Türk lehçelerini bir saflık sıralamasına sokar. Burada birinci sırayı Türkiye Türkçesine vererek bu konunun tartışmasız olduğunu vurgulamıştır. Ona göre bu saflık sıralamasında Türkiye Türkçesini sırasıyla Çağatay lehçesi, Yunan adaları lehçesi, Azerbaycan lehçesi, Kırım lehçesi, Hive ve Buhara lehçesi, Kumuk lehçesi (Şamhal lehçesi, Kızlar-Mozdok lehçesi), Terek nehrinin diğer tarafındaki Nogayların lehçesi (Şamhal, Köstek ve Yahsay), Terek nehrinin bu tarafındaki Nogaylarının lehçesi, Kuban ve Kum dakilerin (Karanogay-Edişkul, Kalavuz-Sablin ve Beştav-Kum, Kalavuz-Cemboyluk, Acıkulak Cemboyluk ve Yedisan), Karaçay lehçesi, Türkmen lehçesi, Kırgız lehçesi, Astrahan-Kazan lehçesi, Rusya nın iç bölgelerindeki lehçeler, Orenburg ve Sibir lehçeleri takip etmektedir (Makarov 1848: V-VI).
59 63 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kumuk Türkçesinin Đlk Grameriyle Đlgili Tespitler Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya nın giriş bölümünde, kitabın Kafkas Kolordusunda tercüman olarak görev alacak öğrenciler için yazıldığı açıkça belirtilir (Makarov 1848: IV). Kumuk gramerinin yazılması gerektiği vurgulanarak şimdiye kadar Kazım-Beg, Troyanskiy, Halfina, Giganov ve Đvanova tarafından yapılan yayınların Azerbaycan lehçesi ve Kazan Tatar-Sibir Tatar lehçeleri gibi farklı lehçeler için yapıldığını, bu eserin ise onlardan farklı bir lehçeye ait olduğu belirtilir. Makarov ayrıca bu yayının, bir Tatar dili öğretmeni olarak kendisi için bir borç durumunda olduğunu söylemektedir (Makarov 1848: IV-V). Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya Kumuk Türkçesine ait ilk gramer kitabı olan Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya Türklük bilimi için birçok açıdan önemlidir yılından önce Arap alfabesiyle yazıp okuyan Kumuklarla ilgili çok fazla metin bulunmadığı düşünüldüğünde, Arap alfabesinin kullanıldığı bir gramer eseri önem arz etmektedir 2. Ayrıca eserin basıldığı 19. yüzyıl ortaları Kumukça için önemli bir dönemdir. Eserin bu döneme tanıklık etmesi Türklük bilimi için önemini bir kez daha arttırmaktadır. Makarov un Kumuk gramerini, yazıldığı dönem itibarıyla değerlendirmemiz yerinde olacaktır. Yazar, Kafkasya da uzun zaman kalarak Kumukçayı iyi bir şekilde öğrenmiş ve eserini yazmıştır. Eserin yazılma aşamasında yazarın, kendisinden önce farklı Türk lehçelerinde yapılan gramer çalışmalarını bildiği anlaşılmaktadır. Hatta bu konuda Avrupa dillerinde hazırlanan gramer kitaplarının da gözden geçirildiği eserin girişinde belirtilmektedir. Ayrıca kitabın giriş kısmında Kumukçadaki sesler açıklanırken Almanca, Đtalyanca, Rusça, Arapça ve Farsça gibi dillerdeki bu ses ve bu sesle oluşturulmuş kelimelerle örneklendirilmiştir. Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya da dikkatimizi çeken ilk durum eserin sadece Kumuk Türkçesinden değil diğer Türk lehçelerinden de bahsetmesidir. Makarov gramerinde konuları açıklarken Kumuk Türkçesini farklı Türk lehçeleri ile karşılaştırmıştır. Yazar, Kumukların dilini çoğunlukla bölgeye yakın yerlerde yaşayan Nogayların dili ve diğer Türk toplulukları olan Sibirya Tatarları, Kasım Tatarları, Astrahan Tatarları, Rusya içlerindeki Tatarlar, Kırgızlar ve Başkurtların 2 Kafkasya daki diğer Türk boyları gibi Kumuklar da Sovyet dönemine kadar ayrı bir edebî dil ihtiyacı hissetmemişlerdir. Bu dönemde Kırım, Kazan, Bakü ve Đstanbul da yayımlanan eserleri takip ederler yılında Kumuk-Nogay Türkçeleriyle edebî metinler yayımlayan Muhammet Osmanov, 1912 de şiir dergisi çıkaran Abu Supyan, 1917 ihtilalinden sonra Tan Çulpan adıyla dergi çıkaran Nohay Batırmurzayef ve oğlu Zeynelabit 1928 yılı öncesi için önemli isimlerdir (Uyanık 2006: 5-6).
60 64 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Fatih ERBAY dili ile karşılaştırmıştır. Bu karşılaştırmada telaffuz, ağız özellikleri, yazım ve kelime hazinesi göz önünde bulundurulmuştur. Girişte Đçindekiler bölümü oluşturulmamıştır. Ancak eseri üç ana bölüme ayırmak mümkündür. Đmlâ başlığı altındaki ilk bölümde Kumuk Türkçesinde kullanılan harfler tanıtılarak harflerin yazılışı ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Bu bölümde Arap alfabesini Arapların, Farsların ve Türklerin hangi farklı harflerle kullandığı belirtilir. Daha sonra bu harflerin telaffuzları gösterilmiştir. Makarov un burada verdiği seslerin Đngilizce, Rusça, Đtalyanca, Arapça ve Farsça gibi diğer dillerdeki değerlerini vererek bir açıklamaya gitmesi, telaffuzların daha anlaşılır olmasını sağlamıştır. Đmlâ bölümünün son kısmında ise Kumukçadaki ünlü harfler ile telaffuzu düzenlemek için kullanılan işaretler açıklanmıştır. Eserin ikinci kısmını Kelime Türü oluşturur. Bu bölümde de isim, sıfat, zamir, fiil, zarf, edat, bağlaç ve ünlem sekiz başlık altında geniş örnekler verilerek açıklanır. Verilen bu örneklerde Kumukça ile Arapça ve Farsça arasındaki farklar belirtilmiştir. Makarov ayrıca değişik Türk lehçelerini de bu karşılaştırmanın içine katarak Kumuk Türkçesinin daha net bir biçimde anlaşılmasını sağlamaya çalışmıştır. Eserin bu en geniş kısmında, Kumuk Türkçesine ait fiil çekimleri ayrıntılı olarak işlenmiştir. Makarov eserinin son bölümünü ise Kelime Birleşimleri şeklinde isimlendirmiştir. Burada Kumuk Türkçesinin cümle bilgisini incelenmiştir. Makarov, cümle içerisinde kelimelerin hangi şekillerle birleştiğini ve bu birleşimlerle ne gibi anlam özellikleri kazandıklarını belirtmiştir. Eserle Đlgili Tespitler 3 1. T. Makarov, gramerine aldığı örnek kelimeleri üç şekilde göstermiştir. Öncelikle kelimenin Arap harfli yazılışını vermiştir. Bu, kelimenin yazı dilinde kullanıldığı şekildir. Daha sonra Kiril harfleriyle kelimenin konuşmadaki kullanıldığı şekil ve kelimenin Rusça anlamı verilmiştir. Özellikle verilen örneklerde sıkıntı çektiğimiz ana konu, Arap harfleriyle verilen örneklerin Çağatay yazı dili, Kiril harfli olanların konuşma dili olması sebebiyle ortaya çıkan ikiliktir. Makarov, kelimeleri yazarken kullandığı işaretleri ve bunların ses değerlerini ayrıntılı olarak eserin başında belirtmemiştir. 2. Eserde yer alan birçok ifade, onun Kumukların konuşma diline dayalı olarak oluşturduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum, bir 3 Üzerinde inceleme yaptığımız eserde Kumuk Türkçesinde rastlayamadığımız şekiller de tespit edilmiştir. Ancak bunlar Makarov un verdiği şekliyle çalışmaya alınmış, herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.
61 65 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kumuk Türkçesinin Đlk Grameriyle Đlgili Tespitler Rus tarafından bu şekilde yeni bir Kumuk yazı dilinin temellerini atma çabasını gösterir niteliktedir. Eserde şimdiki zamanın olumsuzunun çekimi verildikten sonra buraya "Olumsuz fiilin tüm çekimlerinde vurgu birinci hecede olur." (Makarov 1848: 69) dipnotu düşülmüştür. Gelecek Zamanın olumsuzunun çekiminde ise teklik birinci şahıs için verilen bulmazman (yakında) olmayacağım kelimesine Kumuklar بولمازمن بولمان yerine vurguyu ilk heceye alarak بولمازمن birinci şahıs çekiminde 'bulman', بولماز ايكان 'bulmaz iken' de demektedirler. (Makarov 1848: 71) açıklaması getirilmiştir. Sadece fiillerin çekimlenmesinde değil, eserin genelinde yazı dili ile konuşma dili karşılaştırılmış veya konuşma diline vurgu yapılmıştır. 3. Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya'da Makarov, mastar eki için -maga 4 ekini kullanmıştır. Makarov bu konuda ciddi bir hataya düşmüş olmalıdır. Ayrıca bu ekin kullanılmasında farklılıklar da görülmektedir. Kalın sıradan olan kelimelerde ek -maga şeklinde iken, ince sıradan olan kelimeler -meè şeklinde yazılmıştır. 5 Ekin -meè olarak yazılması ekin ünlüsünün uzunluğunu gösteriyor olmalıdır. Kumuk Türkçesindeki -maga ekinin durumunu Dmitriyev'den aktaran Çetin Pekacar, -maga ekinin kaynaşmasıyla ortaya çıkan -ma ekinin ünlülerinin uzun okunacağını gösterir (Pekacar 2007: 990). Ek yalnız birkaç yerde -maga / -mege şeklinde gösterilmiş, diğer tüm kelime örneklerinde -meè şeklinde verilmiştir. Ekin -maga / -mege olarak gösterildiği yerler şöyledir:...edilgen çatı, bir şeyin durumunu gösterir ve مکه / مغه -maga / -mege ekinin önüne ل harfi alarak etken fiilden yapılır: يازمغه yazmaga (yazmak), يازلمغه yazılmaga (yazılmak). (Makarov 1848: 44),...Uyağa ve ahenge göre مکه / مغه -maga / -mege ile biter. (Makarov 1848: 47). Ekin -meè şeklinde kullanılmasına örnek olarak şu kelimeleri کلمکه bilmek, bilmeè بلمکه (rüzgar), ismeè esmek اسمکه verebiliriz: gelmeè gelmek, توشمکه tuşmeè inmek, کلمکه gelmeè gelmek... Kumuk Türkçesinde ikinci teklik şahıs eki (Görülen Geçmiş Zaman-Şart) -gız / -giz şeklindedir. Eserde ikinci teklik şahıs ekinde yer يازدغز düşürülmüştür. alan /g/ sesi yalnız ince sıradan kelimelerde yazdıgız yazdınız, سويلدکز suylediiz söylediniz ; يازساغز yazsagız eğer 4 Makarov, kaleme aldığı gramerde kalın 'g' sesi için 'ġ' işaretini değil; 'g'yi kullanmıştır. Her ne kadar verilen örneklerde kelimenin önce Arap harfli şekli belirtilse de bundan sonra Makarov'un Kiril harfleriyle verdiği, kelimenin konuşma dilindeki kullanılış şeklidir. 5 Kumuk Türkçesinde hem ince hem kalın sıradan olan kelimelerde bu düşme görülmektedir. Uyanık ın yaptığı çalışmada konuyla ilgili birçok örnek mevcuttur (Uyanık 2002b: 43 ve 47).
62 66 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Fatih ERBAY yazarsanız, سويالساكز suyleseiz eğer söylerseniz (Makarov 1848: 54-55). 4. Makarov, eserinde 'fiil kökü veya fiil gövdesi' ifadelerinin yerine 'emir ikinci teklik şahıs' şeklinde bir ifade kullanmıştır. Dolayısıyla fiil çekimi konusunda anlattığı çekim eklerinin hepsi ona göre emir ikinci teklik şahsın üzerine gelmektedir. Emir ikinci teklik şahıs çekiminin eksiz yapılmasını fiil kökü veya gövdesiyle karıştırmış olmalıdır. Hatta 'Emir Kipinden Yapılanlar' başlığı altında, bazı haber kiplerinin emir kipinden yapıldığını belirtmiştir. Eserde kipler bölümü açıklanırken bu durum sık sık karşımıza çıkmaktadır: "... Gelecek-istek kipi, emir kipinden ikinci ايدق -idı, ايدى -idıng, ايدنك -idım, ايدم şahsı atıp ona geçmiş zaman eki -idık veya ايدك -idik, ايدغز -idıgız veya ايدكز -idiiz, ايديالر -idılar/ idiler eklenerek yapılır. (Makarov 1848: 55). 5. Kumuklar 1928 yılına kadar Arap alfabesini kullanmışlardır. Bu tarihte Latin harflerine geçen Kumuk Türkleri, 1938 yılında zorla kabul ettirilen Kiril alfabesini kullanmaya başlarlar. Ancak Kumuk Türklerinin kullandığı alfabe, Kiril esaslı alfabeler arasında en kullanışsız ve karmaşık olanlardan biridir (Pekacar 2007: 944). Alfabenin bu kadar karışık olmasının nedeni farklı sesler için aynı simgenin kullanılmasıdır. Özellikle Ю harfinin hem 'yu' / 'yü' hecesini hem de 'ü' ünlüsünü göstermesi, kelimenin okunuşunu güçleştirmektedir yılında basılan Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya'da da bu durum için örnekler mevcuttur. Daha Kiril esaslı alfabe benimsenmeden hatta Latin alfabesi bile kullanılmaya başlanmadan Kumuk Türkçesini, Kiril harfleriyle yazarken bu durumun ortaya çıkması dikkat çekicidir: bürü бюрю بورى kurt, yul юлъ يول yol, yut ютъ يوت çift, cut джютъ esre توبو üstün (hareke), tübü тюбю اوستو çift, üstü устю جوت (hareke), bütün бютюнъ بوتون bütün, maalum маалюмъ معلوم malum, bilinen, süt сютъ سوت süt ; diyüb дiюбъ, deyip ديوب buyurdi буюрди... buyurdu بيوردى Aslında Kumuk Türkçesinin Kiril alfabesiyle yazımında bu kadar zorlanmasını, yazı dili oluşturma bilinciyle açıklamak mümkün olabilir. O devirde yazı dili bilincine sahip olan Kumukların dillerini yazmada bu tür sıkıntıların olması manidardır. Alfabeyle ilgili bu durum, 90 yıl sonra oluşturulacak Kiril esaslı alfabe için bir temel niteliğinde olduğu muhakkaktır. Aynı karışık durum È (è) simgesi için de geçerlidir. Gramerde, hem 'yo' / 'yö' heceleri hem de 'ö' ünlüsü bu simge ile gösterilmiştir: yok èкъ, yok يوق yol èл ; yol يول göz ιèзъ كوز göz.
63 67 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kumuk Türkçesinin Đlk Grameriyle Đlgili Tespitler 6. Diğer Türk lehçeleri gibi Kumuk Türkçesinde de çok sayıda Arapça ve Farsça kelime bulunmaktadır. 6 Bu kelimeler kaynak dildekinden farklılık göstermektedir. Ancak Kumuk Türkçesindeki Arapça ve Farsça kelimelerdeki bu değişiklik sistemli değildir. Mesela /f/ ünsüzü bazı kelimelerde /p/ olurken, bazen /f/ olarak korunmuştur (Pekacar, 2006: 54). Üzerinde inceleme yaptığımız Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya'daki alıntı kelimelerde de ses değişikliklerinin sistemli olmadığı görülmektedir. Çetin Pekacar, Kumuk Türkçesindeki bu durumu, alıntı kelimelerin farklı yüzyıllarda Kumuk Türkçesine girmesiyle açıklamıştır. Ona göre alıntı kelimeler bu lehçeye üç ayrı dönemde girmiştir: 1. Dağıstan ın Arap akınlarına maruz kaldığı, Đslamiyet in yayılmaya başladığı ve Farsçanın aracılığının söz konusu olmadığı ilk dönem (VII-X. yy); 2. Selçukluların Dağıstan a girdikleri yıllardan Timurlular zamanına kadar süren ve Arap tesirinin doğrudan söz konusu olmadığı ikinci dönem( XI-XV. yy) ve 3. Dağıstan da Osmanlı ve Safevî hâkimiyetinin hüküm sürdüğü yeni (son) dönem (XVI-XIX. yy) (Pekacar 2006: 56). Üzerinde çalıştığımız eserde Arapça ve Farsça kelimelerdeki üstünlü sesler çoğunlukla /a/ sesiyle karşımıza çıkmıştır: زياده ziyada ziyade, daha çok, او ل avval evvel, بياننده bayanında beyanında, nafar nefer, kişi نفر resul, rasul رسول meşgul, maşgul مشغول (insan/deve için)... Ancak farklı kullanımlarda yer almaktadır: ھنر guner hüner, فالن pelen filan, falan. Yine eserdeki ötreli alıntı kelimeler genellikle /u/ sesiyle karşılanmıştır: ھنر guner hüner, حونکر xunkér hünkâr, Türk imparatoru, دوشمانلق tuşmanlık 7 düşmanlık, جمله cumlá cümle, bütün... Diğer taraftan /ü/ ünlüsüyle kullanımlar da vardır: كناھم günagım günahım, معلوم maalüm malum, bilinen. Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya'da yer alan Arapça حقيقت dönüşmüştür: ve Farsça kelimelerdeki /i/ ünlüsü bazen /ı/ ünlüsüne xakıkat hakikat, فقير pakır fakir. /ı/ ünlüsünün bulunduğu az sayıdaki bu kelimelerin yerine /i/ ünlüsünün kullanıldığı kelimelerin sayısı bir hayli fazladır: خالث xalis halis, بی حيا bixiya hayasız, arsız, زياده ziyada ziyade, daha çok, فرشته pariştá melek, عالم alim alim... a. Alıntı kelimelerde /h/ Sesi: Arapça ve Farsça kelimelerde yer الله günahım, günagım كناھم dönmüştür: alan /h/ ünsüzü çoğunlukla /g/ye Allag Allah, Đlah, ھوا gavá heva, istek, بھاسی ارتيق نه ايکان bagası artık 6 Bu bölümün hazırlanmasında genel olarak Çetin Pekacar ın çalışmasındaki (Pekacar 2006: 53-71) yöntemden yararlanılmıştır. 7 Kumuk Türkçesinin ağızlarında kelime düşman şeklindedir (Uyanık 2002b: 386).
64 68 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Fatih ERBAY né ikén? Pahası artık neymiş?, محمد ابراھيمنی اوالنی Magomád Đbragimnı ulanı Muhammed Đbrahim in oğlanı, ھيچ کيم giçkim hiç kimse, ھر gar her, ھر کيم gar-kim her kim, ھر قايسی gar kaysi her hangi, ھربير gar شھر [Fakat: Mucduḳ şagarı Mucduk şehri موجدوق شھری bir, bir her şaar صاحب, [ şehir sagib sahip, ھنر guner hüner... مصلحت bulunmaktadır: Ancak /h/ sesinin korunduğu örnekler de حونکر haber, xabar خبر hizmet, xidmat حدمت maslahat, maslaxát xunkér hünkâr, Türk imparatoru, حال xal hal, حقيقت xakıkat hakikat... b. Alıntı kelimelerde Ayın ve Hemze: Eserde alıntı kelimelerde yer alan ayınlı veya hemzeli kelime sayısı bir değerlendirme yapılamayacak kadar azdır. Bu kelimeler iki şekilde karşımıza çıkmaktadır: عادت alim, alim عالم kelimeler: b.a. Ayını veya hemzesi düşen adat âdet, سوال suál sual, soru, سيونچ قلعه Suyunç kalá Grozni kalesi 8, عدد adád adet, عادتچه adadça âdete göre, عنايت بالن anayet bulan inayet ile, عقالنه aḳılana akilane... مؤمن : 9 b.b. Ayın ın veya hemzenin uzunluk belirttiği kelimeler muumin mümin, معلوم maalüm malum, bilinen, فعل páala fiil, iş, veda... vaada وعده dava, daava دعوا فايده لی kelimeler: b.c. Ayını veya hemzesi /y/ ünsüzüne dönüşen paydalı faydalı. b.ç. Ayın ın /g/ sesine döndüğü kelimeler: شفاعت şapagát şefaat. b.d. Ayın ın kesme işaretiyle belirtildiği kelimeler: قطعه kat a iş kâğıdı, el yazısı, [devlet] daire[si], alet ve enstrüman anlamına gelen isimlerin önünde. c. Alıntı kelimelerde /f/ Sesi : Kumuk Türkçesinde Arapça ve Farsça kelimelerdeki /f/ sesi genellikle /p/ sesine dönmüştür. Ancak bazı kelimelerde tonlulaşma ile /b/ aşamasına da gelmiştir (Pekacar 2006: 63). Üzerinde çalıştığımız eserde de Arapça ve Farsça kelimelerdeki /f/ sesinin /p/ye dönüştüğü örnekler çoğunluktadır; nadir olarak f>b değişimi ile ilgili örnekler bulunmaktadır: فايده لی paydalı faydalı, فکر pikr fikir, فعل páala fiil, iş, فقير pakır fakir, ناف nap petrol, االفا álápá 8 Burada kullanılan kale kelimesi şehir anlamında olmalıdır. 9 Makarov, eserin girişinde Kumuk Türkçesinde bulunan harfleri açıklarken ayın ın /a/ sesi gibi telaffuz edildiğini ve sık sık bir sonraki ünlüyü uzattığını belirtmiştir (Makarov 1848: 8).
65 69 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kumuk Türkçesinin Đlk Grameriyle Đlgili Tespitler ulufe, maaş 10, فرشته pariştá melek, فاره para para, فرانکچه perenkça فالن padişahımız, paçamız فاچامز padişahım, paçam فاچام Fransızca, توبكالر tüfek, tübék توبك şefaat ; şapagát شفاعت falan, pelen filan, tübeklér tüfekler... Arapça ve Farsça kelimelerde /f/ ünsüzü /p/ ve /b/ ye dönerken فولکونك daire, petér فتر dönmüştür: Rusça kelimelerdeki /f/ ünsüzü /p/ye pulkunik albay, فروچك pruçik subay, فروستوف prustup polis komiseri. Makarov /f/ sesini açıklarken şu tespitte de bulunmuştur: Kumuklarla kaldığım sürece ف (f) sesi bulunan sadece beş kelime قافقاز (üfürmek), ufurmeye اوفرمكه (masa), tefsi تفسى edebildim: tespit Kafkaz (Kafkas), كافر kafir (kafir), افندى efendi (efendi). (Makarov, 1848: 8-9). Alıntı kelimelerin Arap harfli yazılışlarında da bazen kelimenin asıl şeklinin nasıl olduğu bilinmediği için kelimenin içerisinde /p/ sesi فادشاه خضورينه zannedilmiştir: bulunmasından dolayı f>p değişikliği olduğu فيغمبر durdum., padişag xuzurina turdum padişah huzuruna توردم paygambar peygamber, فای pay pay... ç. Ünsüz Değişimi: فاچامز padişahım, paçam فاچام değişmesi: ş>ç padişahımız (Far. pādişāh). paçamız h>k değişmesi: بازار سقتيان bazar saktiyan pazar giysisi (Far. saḫtiyān: Cilalanmış keçi derisi veya bu deriden yapılmış). d>t değişmesi: دوشمانلق tuşmanlık 11 düşmanlık. d. Ünsüz Düşmesi: /n/ düşmesi: توبك tübék tüfek, توبكالر tübeklér tüfekler (Far. tufeng). /h/ düşmesi: فرشته pariştá melek (Far. ferişteh). e. Ünlü Türemesi: /r/ ve /l/ ünsüzlerinin Türkçe kelime başında bulunmaması sebebiyle önlerinde ünlü türemeleri olmaktadır. Eserimizde de ünlü türemesine örnek kelimeler bulunmaktadır: اوروسچه Urusça Rusça, اوروس Urus Rus. Fakat bu duruma uymayan kelimelerle de رخمت resul, rasul رسول ayı, Receb Recep رجب karşılaşmaktayız: raxmat rahmet. 10 Kelimenin جوالوا culavá maaş şekli de tespit edilmiştir. Bu şeklin Kumuk Türkçesine daha eski zamanlarda girmiş olabileceği düşünülmektedir. 11 Kumuk Türkçesinin ağızlarında kelime düşman şeklindedir (Uyanık 2002b: 386).
66 70 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Fatih ERBAY f. Ünlü Değişmesi: u>a değişmesi: خوراز horáz horoz (Far. horūs). e>u değişmesi: فرمان purman ferman. g. Yuvarlaklaşma: i > u değişimi: كل kullu Ar. külli. SONUÇ Kumuklar Azeri bölgesinin bittiği yer olan Derbent in kuzeyinden Dağıstan ın kuzeyine kadarki düzlük bölgede yerleşik olarak yaşamaktadırlar. Azeri bölgesine yakınlığından dolayı Kumuk Türkçesinde Batı Türkçesinin izlerini görmek mümkündür. Bu bakımdan Kumukça Türk dili içerisinde özel bir yere sahiptir. Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya, Makarov tarafından Kumuk ağızları dikkate alınarak kaleme alınmıştır. Eserde Kumuk Türkçesinde görülmeyen şekiller de mevcuttur. Bu yapıların Makarov tarafından niçin esere sokulduğu üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Yüzlerce yıl Çağatay yazı dili ile yoğrulan Kumuklar, bu konuda Kiril alfabesi kullanan Türk boyları arasında en fazla sorun yaşayanlar arasındadır. Kumuklar, 1938 yılında Kiril harflerine geçmişlerdir. Ancak 1938 yılında Kumuklara dayatılan alfabedeki sıkıntıların 90 yıl önce bir Rus tarafından yazılan gramer kitabında da aynen görülmesi dikkat çekicidir. Günümüzde Kumuklar ve Kumuk Türkçesi üzerine yeni yayınlar yapılmaktadır. Bu çalışmaların Kumuklar ve Kumuk Türkçesinin ortaya konulmasına hizmet edeceği muhakkaktır. Makarov tarafından 1848 yılında ortaya konan Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya adlı eser Türk dili ve tarihi açısından değer taşımaktadır. Özellikle Kumuk Türkçesi için gelişim süreci olarak belirtilen 19. yüzyılda kaleme alındığı dikkate alınırsa, eserin belirtilen lehçe için değeri daha net anlaşılabilir. Makarov un grameri bize o dönemle ilgili bilgileri aktarabilir, ancak önemli olan bu gibi eserler dikkate alınarak Kumuk Türkçesi üzerine artzamanlı incelemelerin yapılmasıdır. KISALTMALAR Ar. Far. Rus. Arapça Farsça Rusça
67 KAYNAKÇA 71 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kumuk Türkçesinin Đlk Grameriyle Đlgili Tespitler ALĐYEV, Kamil (1995), Kumukların Tarihi ve Günümüzdeki Sorunları, Avrasya Etüdleri, 2 (2), s ATALAY, Besim ( ), Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi I-II-III, TDK Yayınları, Ankara. BERDĐBAY, Rahmankul (1997), Baykal dan Balkan a, Bilig Yayınları, Ankara. ERENOĞLU, Neşe (2010), Kumuk Türkçesinde Oğuzca Unsurlar, Turkish Studies, C. 5/1, s KAYMAZ, Zeki (1997), Kumuklar ve Kumuk Türkçesi, Yeni Türkiye (Türk Dünyası Özel Sayısı), C. 97, S. 16, s KONONOV, Andrey Nikolayeviç (1982), Đz Đstorii Kumıkskogo Yazıko Znaniya. Sovyetskaya Türkologiya 1, Moskova. MAKAROV, Timofey Nikitiç (1848), Tatarskaya Grammatika Kavkazskago Nareçiya, Tipografiy Kançelyariy Namestnika Kavkazskago, Tiflis. MERHAN, Aziz (2008), Dört Kumuk Masalı Üzerine Gramer Đncelemesi, Grafiker Yayınları, Ankara. PEKACAR, Çetin (2006), Kumuk Türkçesine Arapça ve Farsçadan Geçen Kelimelerdeki Ses Olayları. SÜ Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S. 19, s PEKACAR, Çetin (2007), Kumuk Türkçesi, Türk Lehçeleri Grameri (Ed. A. B. Ercilasun),: Akçağ Yayınları, Ankara, s UYANIK, Osman (2002a), Kumuk Ağızlarının Yeni Bir Tasnifi. SÜ Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S. 12, s UYANIK, Osman (2002b), Kumuk Türk Ağızları Đncelemesi, Yayımlanmamış Doktora Tezi GÜ-SBE Türk Dili Bilim Dalı. UYANIK, Osman Öztürk, Erol (2006), Kumuk Şairi Şeyit Hanum Alişeva dan Seçme Şiirler, Konya.
68 TÜRKÇENİN YABANCI DİL OLARAK ÖĞRETİMİ KAYNAKÇASI Doç. Dr. Ali GÖÇER * Arş. Gör. Gürkan TABAK ** Aydın COŞKUN *** ÖZ: Türkçe, UNESCO nun verilerine göre dünyada en çok konuşulan beşinci dildir. Uzun bir geçmişe sahip olan Türkçenin öğretimi de çok eski tarihlerde başlamıştır. Günümüzde Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi önemini daha da arttırmakta ve bu alanda yapılan akademik çalışmalar büyük bir ivme kazanmaktadır. Yabancıların Türkçeyi akademik, siyasi, ticari, turistik vb. ihtiyaçlardan ötürü öğrenmek istemeleri de dikkatleri Türkçe öğretiminin üzerine yoğunlaştırmaktadır. Günümüzde yabancılara Türkçe yurt içinde ve yurt dışında öğretilmektedir. Yabancılara Türkçe öğreten başlıca kurumlar; akademiler, enstitüler, dernekler, vakıflar, kolejler, kültür merkezleri, özel kurslar, büyükelçilikler, Türkoloji araştırma merkezleri ve üniversite merkezlerinde kurulan TÖMER lerdir. Yabancılara Türkçe öğretiminde kaynaklar önemlidir. Yabancılara Türkçe öğretimi konusunda geçmişten günümüze birçok eser verilmiştir. Ancak bu eserler, değişen talepleri karşılamakta yetersiz kalabilmektedir. Nitelikli kitap, uygun materyal vb. doküman oluşturmak için yapılan çalışmaların dikkate alınması gerekir. Bu çalışmayla Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi alanında çalışmak isteyen akademisyenlere, bu alanda yapılan çalışmaları toplu olarak sunmak amaçlanmıştır. Bu alandaki önemli kitap, makale, tez ve bildiriler toplanarak kaynakça derlemesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi, kaynakça denemesi, A Bibliography of Teaching Turkish as a Foreign Language * Erciyes Üni. Eğitim Fak. Türkçe Eğitimi Bölümü, ali. gocer@hotmail. com ** Erciyes Üni. Eğitim Fak. Türkçe Eğitimi Bölümü, gurkantabak@gmail. com *** Erciyes Üni. Eğitim Bilimleri Ens. YL öğrencisi, aydincoskun58@hotmail. com
69 74 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN ABSTRACT: Turkish is the fifth most commonly used language according to the data UNESCO provided. The studies conducted in the field of teaching Turkish as a foreign language started very long time ago. Nowadays, the importance of teaching Turkish as a foreign language has considerably increased and the academic research in this matter has gained impetus. Furthermore, the demands of foreigners for learning Turkish in order to meet requirements (i. e, academic, politic, commercial, touristic) have played significant role in the teaching of Turkish as a foreign language. Turkish as a foreign language is taught in Turkey and abroad. The main institutions in which Turkish as a foreign language is taught are academies, institutes, associations, foundations, colleges, cultural centers, private language schools, embassies, Turcology research centers and Turkish teaching centers e. c., TÖMER. Resources in the field of teaching Turkish as a foreign language are significant. A variety works regarding teaching Turkish as a foreign language have been presented recently. However, these works might be inadequate to respond to the demands. Previous works have been paid attention to compile qualified documents such as books and materials. In this study, we aimed to examine previous works for researchers who wanted to work in the field of the teaching Turkish as a foreign language. Hence, many books, articles, theses and papers in this field were compiled to present a bibliography essay. Key Words: Teaching Turkish as a foreign language, a bibliography essay GİRİŞ Geniş bir sahaya yayılan Türkçe; UNESCO nun verilerine göre, dünyada en çok konuşulan beşinci dildir. Yabancılara Türkçe öğretimi çalışmaları çok eski tarihlerde başlamıştır. İsa Özkan, tarihinde Türk Dil Kurumu nda verdiği konferansta, Türkçenin öğretimiyle ilgili yapılan çalışmaların tarihinin sanıldığından daha eski yıllara dayandığını ve Orhun Abideleri nin bir yüzünün Çince olmasının, VIII. yüzyılın başlarında dahi Türkçenin başka dillere çevrilmesi konusunda bazı çalışmaların yapılmış olduğunu belirtmektedir. Son dönemlerde dünya konjonktüründe yaşanan gelişmeler Türkiye yi ön plana çıkarmaktadır. Bu durumun doğal bir sonucu olarak yabancıların Türkçeye ilgisi artmaya başlamıştır. Yabancılara Türkçe öğretimi gün geçtikçe önemini arttırmakta ve bu alanda akademik çalışmalar büyük bir ivme kazanmaktadır. Ayrıca, yabancıların Türkçeyi akademik, siyasi, ticari, turistik vb. ihtiyaçlardan ötürü öğrenmek istemeleri de dikkatleri Türkçe öğretiminin üzerine yoğunlaştırmaktadır. Türkiye de yabancılara Türkçe öğretimi Boğaziçi Üniversitesi nde Hikmet Sebüktekin ve Ankara Üniversitesi nden Kenan Akyüz gibi
70 75 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası araştırmacılar öncülüğünde sistematik olarak gelişmeye başlamıştır. Ankara Üniversitesi bünyesinde TÖMER in kurulmasıyla Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi kurumsallaşmıştır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi 1990 lı yıllarda sonra akademik çalışmalara konu olmaya başlamıştır. Türkiye de bazı üniversitelerde tezli ve tezsiz yüksek lisans düzeyinde Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi programları; Dokuz Eylül Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi nde mevcuttur. Ancak lisans düzeyinde Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi programı hiçbir üniversitede henüz açılmamıştır. Bu sebeple Türkçe eğitimi bölümlerinde kurulması gerekli görülen ana bilim dallarından birisi de Yabancılara Türkçe Öğretmenliği Ana Bilim Dalı olarak önerilmektedir. Bu sayede yabancılara Türkçeyi öğretecek nitelikli öğretmenlerin yetiştirilmesi sağlanacaktır. Yabancılara Türkçe yurt içinde ve yurt dışında öğretilmektedir. Yabancılara Türkçe öğreten başlıca kurumlar; akademiler, enstitüler, dernekler, vakıflar, kolejler, kültür merkezleri, özel kurslar, büyükelçilikler, Türkoloji merkezleri ve üniversite merkezlerinde kurulan TÖMER lerdir. Son dönemde kurulan Yunus Emre Enstitüsü nün, dünyanın dört bir tarafına açtığı Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri, Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesine yeni bir boyut kazandırmakta ve bu merkezlerin sayısı her geçen gün artarak bu alanda önemli işler gerçekleştirmektedir. Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri; Avrupa Birliği Ortak Dil Programı na uygun olarak yabancılara Türkçe öğretmekte, Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesindeki çeşitli eksiklikleri tamamlamakta, Türkçenin yabancı dil olarak öğretimini uluslararası boyutta gerçekleştirmekte, Türk dilini ve kültürünü daha geniş bir coğrafyada tanıtmaktadır. Yabancılara Türkçe öğretiminde başvurulacak kaynaklar önemlidir. Konunun akademik olarak da ele alınması bilimsel kriterler ile araştırma yapılmasına ve daha verimli kaynakların üretimine katkı sağlayacaktır. Dil öğretiminde temel kitaplar, ders kitabı, çalışma kitabı, dil bilgisi kitapları, sözlükler, konuşma kılavuzları, destek hikâye kitapları, seviyelere göre düzenlenmiş okuma kitapları, temel söz varlığını içeren resimli sözlükler gibi birçok kaynağa ihtiyaç duyulmaktadır. Yabancılara Türkçe öğretimi konusunda geçmişten günümüze birçok eser verilmiştir. Ancak bu eserler, değişen talepleri karşılamakta yetersiz kalabilmektedir. Nitelikli eser, materyal vb. doküman oluşturmak için yapılan çalışmaların dikkate alınması gerekir. Bu çalışmayla Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi alanında çalışmak isteyen akademisyenlere, bu alanda yapılan çalışmaları toplu olarak sunmak amaçlanmıştır. Bu çerçevede Ömer Demircan, Murat Özbay, İlhan Erdem
71 76 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN gibi değerli akademisyenlerin bu alanda ortaya koydukları çalışmalar ile bunların yayımlanmasından sonra yapılan önemli kitap, makale, tez ve bildiriler derlenerek kaynakça zenginleştirmesi yapılmıştır. Bu çalışmanın, Türkçenin yabancı dil olarak öğretimini yürüten öğretmenlere, yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında çalışacak araştırmacılara, Türkçe öğrenmek isteyen yabancılara yardımcı olabileceği düşünülmektedir. 1. Kitaplar Aarssen, Jeroen and Backus, Ad (2000). Colloquial Turkish: The Complete Course for Beginners. London: Routledge. Açıkgöz, Emine; Zeytin, Emel ve Doğan, Selen (Editörler) (2002). Hitit Yabancılar için Türkçe 1. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Açıkgöz, Emine; Zeytin, Emel ve Doğan, Selen (Editörler) (2002). Hitit Yabancılar için Çalışma Kitabı 1. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Açıkgöz, Emine; Zeytin, Emel ve Doğan, Selen (Editörler) (2002). Hitit Yabancılar için Türkçe 2. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Açıkgöz, Emine; Zeytin, Emel ve Doğan, Selen (Editörler) (2002). Hitit Yabancılar için Çalışma Kitabı 2. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Açıkgöz, Emine; Zeytin, Emel ve Doğan, Selen (Editörler) (2002). Hitit Yabancılar için Türkçe 3. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Açıkgöz, Emine; Zeytin, Emel ve Doğan, Selen (Editörler) (2002). Hitit Yabancılar için Çalışma Kitabı 3. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Akış, İbrahim ve Aslan, Ferhat (2005). Yabancılar için İleri Türkçe Alıştırma ve Seçme Metinler Kitabı - 3. İstanbul: Çantay Kitabevi. Akış, İbrahim ve Aslan, Ferhat (2003). Yabancılar için Orta Türkçe Alıştırma Kitabı - 2. İstanbul: Çantay Kitabevi. Akış, İbrahim ve Aslan, Ferhat (2003). Yabancılar için Temel Türkçe Alıştırma Kitabı - 1. İstanbul: Çantay Kitabevi. Akış, İbrahim ve Aslan, Ferhat (2008). Türk Dünyası için İleri Türkçe Alıştırma ve Seçme Metinler Kitabı - 3. İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları. Akış, İbrahim ve Aslan, Ferhat (2008). Türk Dünyası için Orta Türkçe Alıştırma Kitabı - 2. İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları.
72 77 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Akış, İbrahim ve Aslan, Ferhat (2008). Türk Dünyası için Temel Türkçe Alıştırma Kitabı - 1. İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları. Akyüz, Kenan (1965). Yabancılar için Türkçe Dersleri: Konuşma, Okuma. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları. Alî Şîr Nevâyî (1996). Muhâkemetü l-lugateyn İki Dilin Muhakemesi (Haz. : F. Sema Barutçu Özönder). Ankara: TDK Yayınları. Argenti, Filippo (1938). La Regola del Parlare Turcho. Napoli:R. Istituto Superiore Orientale. Arslan, Mustafa (2011). Yabancılara Türkçe Öğretim Kılavuzu Temel Seviye. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık. Atalay, Besim (1945). Et-Tuhfetü z-zekiyye Fi l-lügati t-türkiyye. İstanbul: TDK Yayınları. Ataoullah, Fuad A. (2003). Turkish Self-Taught. New Delhi: Asian Educational Services. Aydın, Özgür (1996). Yabancı Dil Olarak Türkçe Dilbilgisi Öğretimi: Üretken Dönüşümlü Dilbilgisi Kuramının Kısa Bir Tanıtımı. Ankara: Yayınevi Belirtilmemiş. Barker, William Burckhardt (1854). A Practical Grammar of the Turkish Language: With Dialogues and Vocabulary. London: Bernard Quaritch. Barker, William Burckhardt (1854). A Reading Book of the Turkish Language: With a Grammar and Vocabulary. London: James Madden. Bayezit, Hakan ve Kemikli, Servet (2011). Türkçe Öğreniyoruz (Yabancılar için Türkçe). İstanbul: Alfa Basım Yayım Dağıtım. Blackburn, Jeanne M. and Şeniz, Refah (1958). Say It in Turkish. New York: Courier Dover Publications. Bodrogligeti, Andras J. E. (2000). Beginning Turkish (Critical Languages Series) (CD-ROM). Arizona: University of Arizona Critical Languages Program. Bölükbaş, Fatma; Özenç, Fazilet ve Yılmaz, Mehmet Yalçın (2011). Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitabı (Temel - Orta-İleri). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları. Bölükbaş, Fatma; Özenç, Fazilet ve Yılmaz, Mehmet Yalçın (2011). Yabancılar için Türkçe Alıştırma Kitabı (Temel Türkçe - Orta Türkçe). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları.
73 78 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Bölükbaş, Fatma; Aslan, Ferhat ve Özenç, Fazilet (2011). İstanbul Yabancılar için Türkçe (A1 - A2). İstanbul: Kültür Sanat Basımevi. Bölükbaş, Fatma; Aslan, Ferhat ve Özenç, Fazilet (2011). İstanbul Yabancılar için Türkçe Çalışma Kitabı (A1 A2). İstanbul: Kültür Sanat Basımevi. Bölükbaş, Fatma; Aslan, Ferhat ve Özenç, Fazilet (2011). İstanbul Yabancılar için Türkçe CD (A1 A2). İstanbul: Kültür Sanat Basımevi. Brosnahan, Tom; Masters, Jim and Masters, Perihan (1999). Turkish Phrasebook: With Two-Way Dictionary (Second Edition). Victoria: Lonely Planet. Caferoğlu, Ahmet (1931). Kitâb al-idrâk li Lisan al Atrâk. İstanbul: Evkaf Matbaası. Can, Kaya (1983). Yabancılar için Türkçe-İngilizce Açıklamalı Türkçe Dersleri. Ankara: ODTÜ Yayınları. Çetin, Mustafa (2003). Ekler Sözlüğü. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (2003). Turkuaz Cümleler. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (2003). Turkuaz Çekim. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (2003). Turkuaz Dilbilgisi. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (2003). Turkuaz Türkçe Konuşalım 1. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (2003). Turkuaz Türkçe Konuşalım 2. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (2003). Turkuaz Türkçe Yap. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (2003). Turkuaz Zamanlar. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (1999). Türkofoni Dene Kendini Test Kitabı. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (1999). Türkofoni Türkçe Öğren 1, 2, 3, 4, 5, 6. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (1999). Türkofoni Türkçe Öğren 1, 2, 3, 4, 5, 6 Alıştırma Kitabı. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (1999). Türkofoni Türkçe Öğren 1, 2, 3, 4 English Keybook. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (1999). Türkofoni Türkçe Öğren 1, 2, 3, 4 French Keybook. İstanbul: Dil Evi Yayınları.
74 79 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Çetin, Mustafa (1999). Türkofoni Türkçe Öğren 1, 2, 3, 4 German Keybook. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (1999). Türkofoni Türkçe Öğren 1, 2, 3, 4 Japanese Keybook. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (1999). Türkofoni Türkçe Öğren 1, 2 Metin Yardımcısı. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (1999). Türkofoni Türkçe Öğren 1, 2, 3, 4, 5, 6 Öğretmen El Kitabı. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Çetin, Mustafa (1999). Türkofoni Türkçe Öğren 1, 2, 3, 4 Portuguese Keybook. İstanbul: Dil Evi Yayınları. Doğan, Bekir Orhan (2007). Starting Turkish (Illustrated by Anna Wilman). İstanbul: Milet Publishing. Doğan, Bekir Orhan (2002). Turkish Handbook for English Speaker. İstanbul: Milet Publishing. Doğan, Bekir Orhan (1999). Modern Turkish Yabancılara Türkçe Dersleri (CD'li). İstanbul: Beşir Yayınevi. Duru, Hüseyin (2008). Yabancılar için Türkçe Dil Bilgisi Temel Seviye. İstanbul: Ebruli Ajans Yayınları. Ellis, D. L. (1990). Just Enough Turkish. Chicago: NTC Publishing. Ersen-Rasch, Margarete I. (2007). Türkisch-Lehrbuch für Anfanger und fortgeschrittene. Wiesbaden: Harrassowitz Verlag. Evirgen, Güniz (2007). Learning Turkish Step by Step. İstanbul: Cinius Yayınları. Gencan, Tahir Nejat (1964). Türkçe Öğreniyorum (Yabancı Uyruklu Öğrenciler için). İstanbul: Edebiyat Fakültesi Basımevi. Göksel, Aslı and Kerslake, Celia (2005). Turkish: A Comprehensive Grammar. London: Routledge. Gönençen, Şerafettin (Tarih Bilinmiyor). Turkish for Foreign Learners - Yabancı Öğrenciler İçin Türkçe. Ankara: Ayyıldız Matbaası. Gönençen, Şerafettin (1976). Türkçe Öğreniyorum - I m Learning Turkish. Ankara: Basımevi Bilinmiyor. Grönbech, Kaare (1992). Kuman Lehçesi Sözlüğü (Codex Cumanicus un Türkçe Sözlük Dizini, Çev. Kemal Aytaç) Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları. Güven, Sümer (1990). Türkçe Öğreniyoruz I. İstanbul: Engin Yayınları.
75 80 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Hengirmen, Mehmet ve Koç, Nurettin (2007). Türkçe Öğreniyoruz 1 - Türkish Aktiv (7. Basım). Ankara: Engin Yayınevi. Hengirmen, Mehmet (2003). Türkçe Öğrenelim 1, 2, 3, 4: Let s Learn Turkish. Ankara: Engin Yayınevi. Hengirmen, Mehmet (1999). Yabancılar için Türkçe Dilbilgisi, Turkish Grammar For Foreign Students. Ankara: Engin Yayınevi. Hengirmen, Mehmet (1993). Yabancı Dil Öğretim Yöntemleri ve TÖMER Yöntemi. Ankara: Engin Yayınevi. Hengirmen, Mehmet (1986). Türkçe Öğreniyorum I, II, III ve Ekleri. Ankara: Basımevi Bilinmiyor. Holderman, Jean Baptiste D. (1730). Grammarie Turque, Ou Methode Courte Et Facile Pour Apprendre La Langue Turque. Constantinople. Holderman, Jean Baptiste D. (2010). Grammarie Turque, Ou Methode Courte Et Facile Pour Apprendre La Langue Turque (1730). United States: Kessinger Publishing. Jackel, Ralp ve Doğanata Erciyeş, Gülnur (2006). A Dictionary Of Turkish Verbs: In Context And By Theme (Örnekli ve Tematik Türkçe Fiiler Sözlüğü). Washington: Georgetown University Press. Kabardin, Oleg (1999). Türkçe Öğreniyorum. İstanbul: Multilingual Yabancı Dil Yayınları. Karasu, Güler ve Karasu, Kâzım (Tarih Belirtilmemiş). Resimlerin Dili 6. Köln: Önel-Verlag. Kâşgarlı Mahmud (1941). Dîvânü Lûgat-it-Türk (Tıpkıbasım). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. Kavas, Yakup (2004). Türkçe Konuşmak İstiyorum (Yabancılar için İngilizce Açıklamalı Türkçe Dersleri). İstanbul: Alfa Yayınları. Kirişçioğlu, Fatih (Ed. ) (2010). Yabancılar için Türkçe Yeterlik Sınavları. Ankara: Gazi Üniversitesi TÖMER Yayını. Kirişçioğlu, Fatih (Ed). (2010). Yabancılar İçin Türkçe Seviye Belirleme Sınavları. Ankara: Gazi Üniversitesi TÖMER Yayını. Kirişçioğlu, Fatih (Ed. ) (2009). Okuma Çalışma Kâğıtları. Ankara: Gazi Üniversitesi TÖMER Yayını. Kirişçioğlu, Fatih (Ed. ) (2009). Yazma Çalışma Kâğıtları. Ankara: Gazi Üniversitesi TÖMER Yayını. Kirişçioğlu, Fatih (Ed. ) (2009). Dil Bilgisi Çalışma Kâğıtları. Ankara: Gazi Üniversitesi TÖMER Yayını.
76 81 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Koç, Nurettin (1987). Güzel Türkçeyi Öğreniyorum (Öğretmen Kitabı). İstanbul: İnkılâp Kitabevi. Koç, Nurettin (1987). Güzel Türkçeyi Öğreniyorum (Öğrenci Kitabı 1, 2, 3) İstanbul: İnkılâp Kitabevi. Koç, Nurettin (1994). Yabancılar için Dilbilgisi Öğrenci Kitabı. İstanbul: İnkılâp Kitabevi. Koç, Nurettin (1994). Yabancılar için Dilbilgisi Alıştırma Defteri. İstanbul: İnkılâp Kitabevi. Koç, Nurettin (Tarih Bilinmiyor). Güzel Türkçeyi Öğreniyorum Öğrenci Kitabı Ses Bantları (6 Adet). İstanbul: İnkılâp Kitabevi. Koç, Nurettin ve Hengirmen, Mehmet (1986). Türkçe Öğreniyoruz. Ankara: Nurol Matbaacılık. Koç, Nurettin ve Akça, Mesut (1979). Yabancılar İçin Temel Türkçe I. Ankara: Genel Kurmay Başkanlığı Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Almanca Anahtar Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Almanca Anahtar Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Arapça Anahtar Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Arapça Anahtar Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Arnavutça Anahtar Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Arnavutça Anahtar Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Fransızca Anahtar Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Fransızca Anahtar Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe İngilizce Anahtar Kitabı. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe İngilizce Anahtar Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Japonca Anahtar Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları.
77 82 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Komisyon (2001). Türkçe Kazakça Anahtar Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Kazakça Anahtar Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Kırgızca Anahtar Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Kırgızca Anahtar Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Rusça Anahtar Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Rusça Anahtar Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Tacikçe Anahtar Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Tacikçe Anahtar Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Türkmence Anahtar Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (2001). Türkçe Türkmence Anahtar Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Komisyon (1996). Video ile Türkçe, İleri Türkçe. Ankara: Ankara Üniversitesi TÖMER. Kononov, Andrey Nikolayevich (2003). Ruslar için Türkçe. İstanbul: Milenyum Yayınları. Kornfilt, Jaklin (1997). Turkish. London: Routledge. Kurul (2004). Almanlar için Türkçe. İstanbul: Fono Yayınları. Kurul (2002). Arnavutlar için Türkçe. İstanbul: Fono Yayınları. Kurul (2004). Easy Turkish Course (İngilizler İçin Kolay Türkçe). İstanbul: Fono Yayınları. Kurul (2004). Turkish Self Study Course (İngilizler İçin Türkçe). İstanbul: Fono Yayınları. Lewis, Geoffrey L. (1975). Turkish Grammar. Oxford: Oxford University Press. Lewis, Geoffrey L. (1953). Teach Yourself Turkish. Michigan: English Universities Press.
78 83 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Ludner, Halim ve Pressew, Richard (1928). Almanlara Türkçe Elifba. İstanbul: Feniks Matbaası. MEB (1986). Yurt Dışındaki İşçi Çocukları için Türkçe Türk Kültürü ile Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretim Programı. Ankara. Megiser, Hieronymus (1612). Institutionum linguae turcicae libri quatuor. Lipsiae: Sumpt. Authoris. Mehmedeminof, Muhittin (1969). Türkçe Öğretimi Kılavuzu. Sofya: Naranda Prosveta. Meninski, Franciszek Mesgnien (2000). Linguarum Orientalium Turcicae-Arabicae-Persicae Institute seu Grammatica Turcica (Doğu Dillerinden Türkçe, Arapça ve Farsça Eğitimi -Türkçe Dilbilgisi). İstanbul: Simurg Yayıncılık. Mirici, İsmail Hakkı; Saka, Özlem; Genç, Binnur ve Glover, Philip (2007). Yabancılar için Türkçe (Turkish Language Course for Complete Beginners). Ankara: Gazi Kitabevi. Mirkova, Adile (1969). Türkçe Öğretimi için Alıştırmalar-Metinler. Sofya: Naranda Prosveta. Nergiz, Bülent ve Kuwawi, Wawanti (Tarih Belirtilmemiş). Dilimizi Geliştirme Çalışmaları 4. Köln: Önel-Verlag. Nurlu, Muammer (2011). Fransa'da Türkçe Öğretimi. Ankara: Sarkaç Yayınevi. Olcay, Selahattin (1963). Yabancılar için Türkçe Dersleri: Gramer. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2005). Türkçe Öğreniyoruz - Güneş - Çalışma Kitabı1. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2005). Türkçe Öğreniyoruz - Güneş - Çalışma Kitabı2. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2005). Türkçe Öğreniyoruz - Güneş - Çalışma Kitabı3. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2005). Türkçe Öğreniyoruz - Güneş - Çalışma Kitabı4. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2005). Türkçe Öğreniyoruz -Güneş - Ders Kitabı1. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2005). Türkçe Öğreniyoruz - Güneş - Ders Kitabı2. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2005). Türkçe Öğreniyoruz - Güneş - Ders Kitabı3. Ankara: TİKA Yayınları.
79 84 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2005). Türkçe Öğreniyoruz - Güneş - Ders Kitabı4. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2003). Türkçe Öğreniyoruz - Orhun - Çalışma Kitabı1. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2003). Türkçe Öğreniyoruz - Orhun - Çalışma Kitabı2. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2003). Türkçe Öğreniyoruz - Orhun - Çalışma Kitabı3. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2003). Türkçe Öğreniyoruz - Orhun- Ders Kitabı1. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2003). Türkçe Öğreniyoruz - Orhun - Ders Kitabı2. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2003). Türkçe Öğreniyoruz - Orhun - Ders Kitabı3. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2003). Türkçe Öğreniyoruz - Orhun- İleri Düzey. Ankara: TİKA Yayınları. Özbay, Murat ve Temizyürek, Fahri (2003). Türkçe Öğreniyoruz - Orhun- Öğretmen El Kitabı. Ankara: TİKA Yayınları. Özkan, İsa (Ed. ) (2006). Yabancılar İçin Türkçe 1, 2. Ankara: Gazi Üniversitesi Yayınları. Özkan, İsa (Ed. ) (2006). Türkçe Dil Bilgisi. Ankara: Gazi Üniversitesi Yayınları. Özkan, İsa (Ed. ) (2006). Yabancılar İçin TCS-YÖS Türkçe Deneme Sınavları Ankara: Gazi Üniversitesi Yayınları. Özkan, İsa (Ed. ) (2006). Yabancılar İçin Türkçe-1 İnteraktif CD. Ankara: Gazi Üniversitesi Yayınları. Özkan, İsa (Ed. ) (2006). Yabancılar İçin Türkçe-2 İnteraktif CD. Ankara: Gazi Üniversitesi Yayınları. Özsoy, A. Sumru (1999). Türkçe-Turkish. İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınları. Özsoy, A. Sumru ve Kelepir, Meltem (1999). Türkçe Dinleyelim - Let s Listen to Turkish. İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi. Öztopçu, Kurtuluş (2006). Elementary Turkish Complete Course For Beginners. Ankara:Kebikeç Yayınları.
80 85 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2000). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Ders Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2000). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Alıştırma Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2000). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Dil Bilgisi Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2000). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Öğretmen Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2000). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Ders Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2000). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Alıştırma Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2000). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Dil Bilgisi Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2000). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Öğretmen Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2000). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Kelimeler Dünyası Kitabı. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2000). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Kelimeler Dünyası Öğretmen Kitabı (Temel Seviye). İstanbul: Dilset Yayınları.
81 86 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Gün, Salih; Yiğit, Abdullah ve Dayı, Gökhan (2002). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Ders Kitabı 3. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Gün, Salih; Yiğit, Abdullah ve Dayı, Gökhan (2002). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Alıştırma Kitabı 3. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Gün, Salih; Yiğit, Abdullah ve Dayı, Gökhan (2002). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Öğretmen Kitabı 3. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Gün, Salih; Yiğit, Abdullah ve Dayı, Gökhan (2002). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Ders Kitabı 4. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Gün, Salih; Yiğit, Abdullah ve Dayı, Gökhan (2002). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Alıştırma Kitabı 4. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Gün, Salih; Yiğit, Abdullah ve Dayı, Gökhan (2002). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Öğretmen Kitabı 4. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Gün, Salih; Yiğit, Abdullah ve Taşdemir, Ercan (2003). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Ders Kitabı 5. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Gün, Salih; Yiğit, Abdullah ve Taşdemir, Ercan (2003). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Alıştırma Kitabı 5. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Gün, Salih; Yiğit, Abdullah ve Taşdemir, Ercan (2003). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Öğretmen Kitabı 5. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Gün, Salih; Yiğit, Abdullah ve Taşdemir, Ercan (2003). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Ders Kitabı 6. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Gün, Salih; Yiğit, Abdullah ve Taşdemir, Ercan (2003). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Alıştırma Kitabı 6. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Gün, Salih; Yiğit, Abdullah ve Taşdemir, Ercan (2003). Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Öğretmen Kitabı 6. İstanbul: Dilset Yayınları.
82 87 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Yiğit, Abdullah; Taşdemir, Ercan; Demir, H. Hüseyin ve Başak, Serkan (2006). Yabancılar İçin Gökkuşağı Türkçe Seyir Dünyası 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Yiğit, Abdullah; Taşdemir, Ercan; Demir, H. Hüseyin ve Başak, Serkan (2006). Yabancılar İçin Gökkuşağı Türkçe Seyir Dünyası 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin, Gün, Salih ve Yiğit, Abdullah (2003). Yabancılar İçin Gökkuşağı Türkçe Seyir Dünyası 3. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Yiğit, Abdullah; Taşdemir, Ercan ve Başak, Serkan (2005). Yeni Öğrenenler İçin Gökkuşağı Türkçe Ders Kitabı 1-2. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Yiğit, Abdullah; Taşdemir, Ercan; Başak, Serkan ve Altuğ, Mustafa (2008). Gökkuşağı Türkçe 1: Öğretmen Kitabı. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Yiğit, Abdullah; Taşdemir, Ercan ve Başak, Serkan (2005). Yeni Öğrenenler İçin Gökkuşağı Türkçe Çalışma Kitabı 1-2. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Demir, Hüseyin; Akçay, Sezgin; Yiğit, Abdullah; Taşdemir, Ercan; Başak, Serkan ve Kaya, Adem (2005). Yeni Öğrenenler İçin Türkçe Dil Bilgisi 1-2. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2006). Yabancılar İçin Gökkuşağı Türkçe Ders Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2006). Yabancılar İçin Gökkuşağı Türkçe Ders Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2006). Yabancılar İçin Gökkuşağı Türkçe Çalışma Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2006). Yabancılar İçin Gökkuşağı Türkçe Çalışma Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2006). Yabancılar İçin Gökkuşağı Türkçe Dil Bilgisi Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları.
83 88 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2006). Yabancılar İçin Gökkuşağı Türkçe Dil Bilgisi Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2006). Yabancılar İçin Gökkuşağı Türkçe Öğretmen Kitabı 1. İstanbul: Dilset Yayınları. Öztürk, Tuncay; Akçay, Sezgin; Duru, Hüseyin; Gün, Salih; Bargan, Hüseyin; Özsoy, Hamza ve Yiğit, Abdullah (2006). Yabancılar İçin Gökkuşağı Türkçe Öğretmen Kitabı 2. İstanbul: Dilset Yayınları. Polat, Yusuf (2010). Türkçenin Kapıları (Yabancılar İçin Türkçe - Turkish for Foreign Learners). Ankara: Kurmay Yayınları. Polat, Yusuf; Abeş, Gökay ve Akgüner Bulut, Ebru (2006). Yabancılar İçin Betimlemelerle Türkçe Dilbilgisi Alıştırmaları. İstanbul: Multilingual Yabancı Dil Yayınları. Resmi, Semahat (2008). Turks - Türkçe: stap voor stap. Leerboek met oefeningen. Zwolle: Boek. Samanlıoğlu, Selma ve Özgül, Gönül (Tarih Belirtilmemiş). İlk Okumam. Köln: Önel-Verlag. Samanlıoğlu, Selma ve Özgül, Gönül (Tarih Belirtilmemiş). Resimlerle ABC Okulu. Köln: Önel-Verlag. Sebüktekin, Hikmet (2002). Turkish For Foreigners Vol. 1: Yabancılar İçin Türkçe, Cilt. 1 (3. Basım). İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınları. Sebüktekin, Hikmet (2000). Turkish For Foreigners Vol. 2: Yabancılar İçin Türkçe, Cilt. 2 (3. Basım). İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınları. Sezer, Engin (1987). Dersimiz Türkçe Öğretmen Kılavuzu. Amsterdam: The Artuvo Project. Sezer, Engin ve Bekiroviç, M. (1987). Dersimiz Türkçe I. Amsterdam: The Artuvo Project. Sezer, Engin ve Bekiroviç, M. (1987). Dersimiz Türkçe Çalışma Defteri. Amsterdam: The Artuvo Project. Sözer, Zeki ve Yılmaz, Hakan (2004). Yabancı Dilim Türkçe 4 (Alıştırma Kitabı). İstanbul: Dilmer Yayınları.
84 89 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Şenduran, Emine (2006). Bu Ne Demek / Başlangıç Düzeyi Ders Kitabı Alıştırma Kitabı Cd'li (Kutulu Set). İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi. Taşdemir, Ercan; Bilkan, Nesrin ve Can, Hüdai (2004). Pratik Türkçe Öğretim Teknikleri. İstanbul: Dilset Yayınları. Taylan, Eser E. ve Serin, Muammer (1997). H. Sebüktekin in Yabancılar İçin Türkçesine (Cilt 1) Alıştırma Kitabı. İstanbul. Thomas, Lewis Victor (1986). Elementary Turkish (Revised and Edited by Norman Itzkowitz). New York: Courier Dover Publications. Toparlı, Recep; Çöğenli, M. Sadi ve Yanık, Nevzat (1999). El Kavaninü l Külliye Li-Zabti l Lugati t-türkiyye. Ankara: TDK Yayınları. Toparlı, Recep (2003). Ed-Dürretü l-mudiyye fi l-lügati t Türkiyye. Ankara:TDK Yayınları. Türkmen, Fidan (2010). Yabancılar İçin Türkçe Dil Bilgisi 3. İzmir: Ege Üniversitesi Basımevi. Türkmen, Fidan (2009). Yabancılar İçin Türkçe Dil Bilgisi 1. İzmir: Ege Üniversitesi Basımevi. Türkmen, Fidan (2009). Yabancılar İçin Türkçe Dil Bilgisi 2. İzmir: Ege Üniversitesi Basımevi. Uysal, Sermet Sami (1984). Yabancılara Türkçe Dersleri 1. Bölüm. İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım. Uysal, Sermet Sami (1984). Yabancılara Türkçe Dersleri 2. Bölüm. İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım. Uysal, Sermet Sami (1984). Yabancılara Türkçe Dersleri 3. Bölüm. İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım. Uzun, N. Engin (Ed. ) (2010). Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe-Temel A1-A2 (Ders Kitabı, Öğretmen Kitabı, Çalışma Kitabı). Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Uzun, N. Engin (Ed. ) (2010). Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe-Orta B1 (Ders Kitabı, Çalışma Kitabı). Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Uzun, N. Engin (Ed. ) (2010). Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe-Yüksek B2-C1 (Ders Kitabı, Çalışma Kitabı). Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Ülker, Çiğdem (2008). Makedonlar İçin Türkçe. Ankara: TDK Yayınları. Ünal, Recep (2009). İlerleyen Türkçem. İstanbul: Dilmer Yayınları.
85 90 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Vural, Gürkan (1996). Türkçeye Doğru 1, 2, 3. İstanbul: Öz-Eğit-Der Yayınları. Yaylı, Derya ve Bayyurt, Yasemin (Editörler) (2011). Yabancılara Türkçe Öğretimi Politika Yöntem ve Beceriler (Yenilenmiş 2. Baskı). Ankara: Anı Yayıncılık. Yıldırımalp, Müfit (2011). Practical Course in Turkish-Yabancılara Pratik Türkçe Dersleri. İstanbul: Türkmen Kitabevi. Yıldız, Ümit (2010). Ana Dili Rusça Olanlar İçin Türkçe Öğretim Seti (10 Kitap). Belarus: Minsk Asar Yayınevi. Yılmaz, Hakan ve Sözer, Zeki (2004). Yabancı Dilim Türkçe 1, 2, 3 (Alıştırma Kitabı). İstanbul: Dilmer Yayınları. Yılmaz, Hakan (2005). Türkçe Okuyorum 1. İstanbul: Dilmer Yayınları. Zülfikar, Hamza (1969). Yabancılar İçin Türkçe Dilbilgisi, (2. Basım). Ankara: Ankara Üniversitesi Türkçe Kursu Yayınları. 2. Makaleler Adıgüzel, Muhammet Sani (2009). Kaşgarlı Mahmut un Türkçe Öğretim Yöntemi. Türklük Bilimi Araştırmaları, 27, Adıgüzel, Muhammet Sani (2000). Avusturya da Türkoloji ve Türkçe Öğretimi. Türk Dili, 578, 142. Adıgüzel, Muhammet Sani (2001). Yabancılara Türkçe Öğretimi ve Gramer Tercüme Metodu. Bilig, 16, Ağıldere Timur, Suna (2010). XVIII. Yüzyıl Avrupa sında Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminin Önemi: Osmanlı İmparatorluğu nda İstanbul Fransız Dil Oğlanları Okulu ( ). Turkish Studies, 5 (3), Akkuş, Mehmet (1999). Araplara Türkçe Öğretimi (Osmanlı Dönemi). Diyanet İlmi Dergi, 35 (1), Arslan, Mustafa ve Adem, Ergin (2010). Yabancılara Türkçe Öğretiminde Görsel ve İşitsel Araçların Etkin Kullanımı. Dil Dergisi, 147, Arslan, Mustafa ve Gürsoy, Aynur (2008). Rol Yapma ve Drama Etkinlikleriyle Yabancılara Türkçe Öğretiminde Motivasyonun Sağlanması. Ege Eğitim Dergisi, 9 (2), Aydın, Özgür (1999). İkinci Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Türkçe Dilbilgisi Betimlemelerinin Görünümü. Çağdaş Türk Dili, 12 ( ),
86 91 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Aydın, Özgür (1994). Azeri, Kazak, Özbek ve Türkmen Öğrencilerde Türkçe Öğrenim Sorunları - II: Sözdizimine İlişkin Yanlışlar. Dil Dergisi, 20, Aydın, Özgür (1994). Azeri, Kazak, Özbek ve Türkmen Öğrencilerde Türkçe Öğrenim Sorunları - I: Söz Varlığına İlişkin Yanlışlar. Dil Dergisi, 18, Balcı, Tahir ve Balcı, Halime (1993). Ana Dil ve Yabancı Dil Olarak Türkçe Eğitimine İlişkin Genel Öneriler. Çağdaş Türk Dili, 6 (63), Barın, Erol (2010). Yabancılara Türkçe Öğretimi Amacıyla Yazılan Ecnebilere Mahsus Elifba Kitabı Üzerine. Türklük Bilimi Araştırmaları, 27, Barın, Erol (2004). Yabancılara Türkçe Öğretiminde İlkeler. Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları, 1, Barın, Erol (2003). Yabancılara Türkçenin Öğretiminde Temel Söz Varlığının Önemi. Türklük Bilimi Araştırmaları, 13, Barın, Erol (1994). Yabancılara Türkçenin Öğretimi Metodu. Dil Dergisi, 17, Bayraktar, Nesrin (2003). Yabancılara Türkçe Öğretiminin Tarihsel Gelişimi. Dil Dergisi, 119, Benhür, Mehmet Hadi (2006). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Öğretmenin Önemi. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten, 1, Bibina, Iordanka (1999). Bulgaristan da Türkçe Öğretimi ve Sorunları. Dil Dergisi, 82, Bölükbaş, Fatma (2011). Arap Öğrencilerin Türkçe Yazılı Anlatım Becerilerinin Değerlendirilmesi. Turkish Studies, 6 (3), Bölükbaş, Fatma ve Keskin, Funda (2010). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Metinlerin Kültür Aktarımındaki İşlevi. Turkish Studies, 5 (4), Bölükbaş, Fatma (2004). Yansıtıcı Öğretim ile Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi. Dil Dergisi, 126, Can, Mediha; Jorgensen, J. N. ve Holmen, Anne (1999). Danimarka daki Türk İlk Sınıf Öğrencilerinin İkinci Dil Kavramı. Türk Dili, 566, Csaki, Eva (1999). Macaristan da Türkçe Öğretiminin Sorunları. Dil Dergisi, 82,
87 92 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Çalışkan, Nihal (2010). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Söz Varlığını Geliştirme: Kavramsal Anahtarlar Aracılığıyla Deyim Öğretimi. Turkish Studies, 5 (4), Çotuksöken, Yusuf (1988). Yabancılara Türkçe Yapım İşlevli Eklerin Öğretilmesinde Kullanılan Değişik Bir Yöntem Üzerine. Dil Dergisi, 1, Çotuksöken, Yusuf (1983). Yabancıların Türkçe Öğrenirken Karşılaştıkları Güçlükler ve Yaptıkları Yanlışlar. Türk Dili, 47 ( ), Dağaşan, Dursun (1995). TÖMER deki Türk Soylulara Türkçe Öğretimi ve Türkçe Öğreniyoruz Adlı Kitaplar Üzerine Bir İnceleme. Bilge, 3, Dederding, Hans Martin ve Akkent, Meral (1989). Federal Almanya da Yabancı Dil Olarak Türkçenin Sorunları. Çağdaş Türk Dili, 1 (12), Demir, Ahmet ve Açık, Fatma (2011). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Kültürlerarası Yaklaşım ve Seçilecek Metinlerde Bulunması Gereken Özellikler. Türklük Bilimi Araştırmaları, 30, Doğan, Abide (1989). Yabancıların Türkçeyi Öğrenirken Karşılaştıkları Güçlükler ve Yaptıkları Bazı Hatalar. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 6 (1-2), Doğan, Candemir (2007). Türkçede Fiil Çekimleri ve Arap Öğrencilere Öğretimi (Kahire Türkçe Öğretim Merkezi Uygulaması). Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 12 (1), Duman, Asiye (2003). Türk Soylulara Türkiye Türkçesi Öğretiminde Metin Seçimi. Türklük Bilimi Araştırmaları, 13, Emin, Emel (1999). Romanya da Türk Dilinin Yabancı Dil Olarak Öğretimi. Dil Dergisi, 82, Erdem, İlhan (2009). Yabancılara Türkçe Öğretimiyle İlgili Bir Kaynakça Denemesi. Turkish Studies, 4 (3), Galanti, Avram (Tarih Bilinmiyor). Fransa ve Türkçe. Yeni Mecmua,66, Göçer, Ali ve Moğul, Selçuk (2011). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi ile İlgili Çalışmalara Genel Bir Bakış. Turkish Studies, 6 (3), Göçer, Ali (2009). Türkiye de Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğrenen Lise Öğrencilerinin Hedef Dile Karşı Tutumlarının Bazı
88 93 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Değişkenler Açısından İncelenmesi. Turkish Studies, 4 (8), Göçer, Ali (2009). Türkiye'de Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğreten Öğretmenlerin Uygulamalarına Yönelik Nitel Bir Araştırma. Dil Dergisi, 145, Göçer, Ali (2008). Teaching Strategies and Class Practices of theteachers who Teach Turkish as a Foreign Language (A Qualitative Research). Journal of Social Sciences, 4 (4), Göçer, Ali (2007). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Kullanılan Ders Kitaplarının Ölçme ve Değerlendirme Açısından İncelenmesi. Dil Dergisi, 137, Gözaydın, Nevzat (2001). Avrupa Diller Yılı Dolayısıyla Almanya da Türkçe. Türk Dili, 595, Gözaydın, Nevzat (1992). Avusturya daki Türk Çocuklarının Türkçe Eğitimi. Türk Dili, 492, Gözaydın, Nevzat (1991). Yurt Dışında Türkçe Öğretimi ve Yunus Emre. Millî Kültür, 80, Gülay, Naki (1988). Yabancılara Türkçe Öğretiminin Politik Önemi. Dil Dergisi, 1, Gür, Hakan (1997). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Videonun Kullanımı. Dil Dergisi, 61, Gür, Hakan (1996). TÖMER Dil Öğretim Yöntemi. Dil Dergisi, 43, Güzel, Abdurrahman (2010). Türkçe Eğitimi Bölümlerinde Kurulması Gerekli Görülen Ana Bilim Dalları. Türklük Bilimi Araştırmaları, 27, Hengirmen, Mehmet (1994). TÖMER ve Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi. Dil Dergisi, 25, Hengirmen, Mehmet (1993). TÖMER Yöntemi. Dil Dergisi, 14, Hengirmen, Mehmet (1993). Türkiye de Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğreten Kurumlar ve Eğitim Araçları. Dil Dergisi, 11, 5-8. Hengirmen, Mehmet (1993). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi. Dil Dergisi, 10, 5-9. Hengirmen, Mehmet (1988). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Çağdaş Eğitim Ortamı. Dil Dergisi, 1,
89 94 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN İsmail, Zeyneş (2001). Kazaklara Türkiye Türkçesi Öğretiminde Sekronik Karşılaştırmalı Metodun Bazı Prensipleri. Dil Dergisi, 100, İşçan, Adem (2011). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Filmlerin Yeri ve Önemi. Turkish Studies, 6 (3), İşçan, Adem (2011). Yabancılara Türkçe Öğretiminde Suggestopedianın (Telkin Yöntemi) Kullanımı. Turkish Studies, 6 (1), İşçan, Adem (2011). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Önemi. Uluslararası Avrasya Sosyal Bilimler Dergisi, 2 (4), Kara, Mehmet (2010). Oyunlarla Yabancılara Türkçe Öğretimi. Türklük Bilimi Araştırmaları, 27, Kara, Mehmet (2010). Gazi Üniversitesi TÖMER Öğrencilerinin Türkçe Öğrenirken Karşılaştıkları Sorunlar ve Bunların Çözümüne Yönelik Önerileri. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 8 (3), Karababa Candaş, Z. Canan (2009). Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretimi ve Karşılaşılan Sorunlar. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 42 (2), Karakuş, İdris (1995). Türk Soylulara Türkçe Öğretimi Üzerine. Bilge, 4, Kaya, Zeki (1994). Başka Ülke İnsanlarına Türkçe Öğreten Kurumlar. Çağdaş Eğitim, 203, Kayabay, Kâzım (1936). Azınlık Okullarında Türkçe Öğretimi. Yücel Aylık Bilgi ve Kültür Mecmuası, Kırvar, Suzan (2000). Hızlandırılmış Öğrenme Metodu ile Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesi. Dil Dergisi, 98, Kim, Hyo-Joung (2000). Yabancı Dil Olarak Kore deki Türkçe Öğretimine Bir Bakış. Dil Dergisi, 98, Koç, Serkan ve Değer, A. Cem (2008). Türkçe de Özne Ad Öbeği ve Boş Artgönderim Kullanımının Türkçe yi Yabancı Dil Olarak Öğrenen Öğrencilerdeki Gelişimsel Görünümleri. Dilbilim Araştırmaları, Köse, Dursun (2008). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Sınavların Hazırlanması ve Uygulanması. Dil Dergisi, 139, Köse, Dursun (2007). Ortak Başvuru Metni ne Uygun Türkçe Öğretiminin Başarıya ve Tutuma Etkisi. Manas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 18,
90 95 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Kunt, Naciye (2008). Beliefs about Language Learning: A Study of International University Students Learning Turkish as a Second Language. Dilbilim Araştırmaları, (?), Namdar, M. Kemal (1998). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Ettirgen Çatı Sorunu. Dil ve İnsan, 14, Özkan, Aydanur (1995). Türkiye Türkçesi Öğrenen Özbeklerin Ad Durum Ekleri Açısından Karşılaştıkları Öğrenme Güçlükleri Üzerine. Dil Dergisi, 29, Özkan, Aydanur (1994). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Ad Durum Ekleri Öğretilmesiyle İlgili Kimi Görüşler. Dil Dergisi, 17, Özyürek, Rasim (2009). Türk Devlet ve Topluluklarından Türkiye Üniversitelerine Gelen Türk Soylu Yabancı Uyruklu Öğrencilerin Türkçe Öğrenimlerinde Karşılaştıkları Sorunlar. Turkish Studies, 4 (3), Pilancı, Hülya (2009). Uzaktan Türkçe Öğrenen Yabancıların Türkçeyiİletişim Aracı Olarak Kullanabilme Yeterlikleri. Journal of Language and Linguistic Studies, 5 (2), Polat, Yusuf (2002). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesinde Konuşma Becerisinin Geliştirilmesi ve Edim Sözler. Anadili Dergisi, 26. Polat, Yusuf (2002). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesinde Bir Sorun Olarak Ünsüz Yumuşaması Kuralı. Anadili Dergisi, 25. Saraç Süzer, Sezgi (2010). Teacher Knowledge on How to Teach Turkish Grammar: Fulbrighters Perspectives. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 9 (34), Sarıçoban, Arif (2004). Using Drama in Teaching Turkish as a Foreign Language. Eğitim Araştırmaları, 14, Sarıçoban, Arif (2004). Türkçeyi İkinci Dil Olarak Öğrenen Türki Öğrencilerin Güdü ve Tutumlarının Başarıya Etkisi. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 3 (1), Schinhardt, Hartwig (1988). Güney-Batı Almanya da Palatina Bölgesinde Türkçe Öğretimi Nasıl Gerçekleşiyor? Dil Dergisi, 1, Sezer, Engin (1999). Amerika Birleşik Devletleri nde Türkçe Öğretimi. Dil Dergisi, 82, Sis, Nesrin (2007). Preparing Syllabus at Teaching Turkish as a Foreign Language: Some Considerations. Turkish Studies, 2 (2),
91 96 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Spitzer, Leo (1934). Türkçeyi Öğrenirken. Varlık, 15 Nisan, Spitzer, Leo (1935). Türkçeyi Öğrenirken. Varlık, 15 Ocak, Subaşı Adalar, Derya (2010). TÖMER'de Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenen Arap Öğrencilerin Kompozisyonlarında Hata Analizi. Dil Dergisi, 148, Tanış, Asım (1988). Türkçenin İtalyanlara Öğretiminde Karşılaşılan Zorluklar-Kolaylıklar. Dil Dergisi, 1, Tanış, Asım (1988). Türkçenin Yabancılara Öğretiminde Bir Yöntem Denemesi. Dil Dergisi, 1, Temizel, Ali (2007). İran da Türkçe Öğretimi. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 17, Templer, Bill (2002). Türkiye'deki Avrupa Dilleri Dosyası [European Language Portfolio (ELP)] ve Yabancı Dil Olarak Türkçe: Avrupa Konseyi'nden Öğreticinin Yetkileri İçin Uygun Bir Araç Oluşturma. Dil Dergisi, 113, Tezcan, Nuran (1990). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi. Çağdaş Türk Dili, 3 (34), Tiryaki, Esra Nur (2011). Yabancılara Türkçe Öğretiminde Tarihî Bir Kaynak: Ed-Dürretü l-mudiyye Fi l-lügati t Türkiyye. Türkçe Eğitimi ve Öğretimi Araştırmaları Dergisi, 1 (1). Toprak, Funda (2011). Yabancılara Türkçe Öğretimi Kitaplarındaki Okuma Parçaları ve Diyalogları Üzerine Bir Değerlendirme. Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 29, Tosun, Cengiz (2005). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesi. Journal of Language and Linguistic Studies, 1 (1), Tüm, Gülden (2010). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Drama Tekniğinin Rolü. Turkish Studies, 5 (3), Uçgun, Duygu (2006). Yabancılara Türkçe Öğretiminde Kelime Dağarcığını Geliştirme Etkinlikleri. Türklük Bilimi Araştırmaları, 20, Ungan, Suat (2006). Avrupa Birliğinin Dil Öğretimine Karşı Tutumu ve Türkçe nin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesi. Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 15, Vandawalle, Johan (2000). Batı Dillerini Konuşan Öğrencilerin Türkçedeki Eylemlerde Karşılaştıkları Bazı Güçlükler. Dil Dergisi, 94,
92 97 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Vandawalle, Johan (1999). Pratik Türkçe Öğretiminde Karşılaşılan Bazı Sorunlar ve Çözümler. Dil Dergisi, 82, Vandawalle, Johan (1988). Avrupalılara Türkçe Öğretiminde Transformasyonel Bir Metot. Dil Dergisi, 1, Werhahn, Peter (1989). Türkçenin İkinci Yabancı Dil Olarak Okutulması Üzerine Düşünceler. Yenidil, 2, 20. (Almancası s. 21) Yağız, Oktay (2009). Turkish Textbooks Dialogues and Comparable Authentic Conversations. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 13 (1), Yağmur, Kutlay (2010). Batı Avrupa da Uygulanan Dil Politikaları Kapsamında Türkçe Öğretiminin Değerlendirilmesi. Bilig, 55 (10), Yağmur, Kutlay (2006). Batı Avrupa da Türkçe Öğretiminin Sorunları ve Çözüm Önerileri. Dil Dergisi, 134, Yağmur, Kutlay (2002). İkinci Dil Ortamında Türkçe Dil Becerilerinin Ölçümü İçin Bilgisayar Uyarlamalı Test Geliştirme. TÖMER Dil Dergisi, (11?), Yağmur, Kutlay (1999). Türkçenin Hollanda da Yabancı Dil Olarak Öğretimi. Dil Dergisi, 82, Yağmur, Kutlay ve Boeschoten, H. (1999). Türkçenin Hollanda'da Yabancı Dil Olarak Eğitimi. Dil Dergisi, 82, Yakut, Atilla (1983). Batı Almanya da Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğrenilmesi ve Öğretilmesi. Türk Dili (Dil Öğretimi Özel Sayısı), 47 ( ), Yaylı, Derya ve Yavuz, Mehmet Ali (2008). Göreve Dayalı Öğrenme Yönteminin Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimine Uygulanmasına İlişkin Sorunlar. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 24 (2), Yaylı, Derya (2007). Yabancı Dil Olarak Türkçe Programı Öğrencilerinin Türkçeye ve Türkiye ye İlişkin Görüşleri. Eğitim Araştırmaları, 26, Yılmaz, Fatih (2011). Evaluating the Turkish Language Curriculum at Jagiellonian University in Poland: A Case Study. Život i škola, 57 (25), Yılmaz, Fatih (2009). Teaching Turkish as a Foreign Language to Polish Speakers. Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 24,
93 98 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Yoğurtçu, Kadir (2009). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Mikro Öğretim Tekniği :Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Hazırlık Sınıflarında Karşılaştırmalı Bir Çalışma. Dil Dergisi, 146, Yüce, Sefa (2005). İletişim ve Dil: Yöntemler, Avrupa Dil Portföyü Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi. Journal of Language and Linguistic Studies, 1 (1), Yüce, Sefa (2005). Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi ve Avrupa Dil Ölçeği. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 3 (4), Zeyrek, Yunus (2001). Yabancılara Türkçeyi Nasıl Öğretiyoruz? Türk Yurdu, 21 ( ), Yüksek Lisans ve Doktora Tezleri Açık, Fatma (1995). Özbekistan dan Eğitim-Öğretim Amacıyla Türkiye ye Gelen Öğrencilerin Dil-Kültür-Uyum Problemleri (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Adıgüzel, Muhammet Sani (1994). Türkmen Öğrencilerin Türkiye Türkçesi Öğrenim Problemleri (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Adıgüzel, Muhammet Sani (1999). Herbert Jansky nin Ana Dili Almanca Olanlara Türkçe Öğretim Metodu (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Akbal, Bahar (2008). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Görev Odaklılık Üzerine Uygulamalı Bir Çalışma [An Applicable Study on Task Based Teaching in Teaching Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Akça, Deniz (2001). Türkiye de Yaşayan Yabancıların Çocuklarının Yabancı Dil Eğitiminde Masalın Etkisinin Araştırılması (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Akdoğan, Gülser (1993). Yabancıların Türkçe Öğreniminde Ad Durumu ve Çekim Açısından Sık Rastlanan Yanlışlar ve Nedenleri (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Akpınar, Meriç (2010). Deyim ve Atasözlerinin Yabancılara Türkçe Öğretiminde Kullanımı Üzerine Bir Araştırma [A Research on Using of Idioms and Proverbs in Turkish Education for Foreign
94 99 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası People] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Albayrak, Fatma (2010). Türkçe Öğrenen Moğol Öğrencilerin Yazılı Anlatım Yanlışlarının Dil Bilgisi Açısından Değerlendirilmesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Erzurum: Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Albayrak, Remzi (2003). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Gereksinim Çözümlemesi: Kara Kuvvetleri Lisan Okulundaki Misafir Askeri Personele İlişkin Bir Uygulama Örneği [Needs Analysis in Teaching Turkish as a Foreign Language: A Sample Application to the International Military Students at the Army School of Languages] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Altıner, İsmail (1996). Üniversitelere Giriş Sınavlarında (ÖSS-ÖYS- YÖS) Yabancı Dil ve Ana Dil Olarak Türkçe Testleri ile Yabancılar İçin Türkçe Kitaplarındaki Türkçe Testleri Üzerine Açıklayıcı ve Eleştirisel Bir Yaklaşım (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Apaydın, Didem (2007). Tükçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Sözcük Öğretimi Üzerine Bir Yöntem Denemesi [A Method Trial About Word Practice in Teaching of Turkish Language as Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Arı, Şentaç (2010). Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nde İlköğretimin İkinci Kademesinde Öğrenim Gören Yabancılara Türkçe Öğretimi Üzerine Bir Değerlendirme (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Aşık, Ufuk (2007). Yabancılar İçin Temel Türkçe Sözcük Varlığının Oluşturulması [Preparing the Main Vacobulary of Turkish for Foreigners] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Atak, Ata (2010). Fransızca ve Türkçedeki Yer Belirticilerinin Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi ve Yabancı Dil Olarak Türkçede Yer Belirticilerinin Öğretimi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Aydın, Bilge (1995). Azerbaycan dan Türkiye ye Eğitim Amacıyla Gelen Öğrencilerin Dil-Kültür-Sosyal Problemleri ve Çözüm Teklifleri
95 100 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Aygüneş, Mehmet (2007). Yabancı Dil Olarak Türkçe nin Öğretiminde Okuma Becerisini Geliştirme Yolları [The Method of Improving Reading Skill in Teaching Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Aytekin, Özkan Penar (2009). Yabancı Dil Olarak Türkçe Derslerinde Kültürlerarası İletişim Yetisi Kazandırma Amaçlı Karikatür Kullanımı [Use of Caricatures in Turkish as a Foreign Language Classes with the Aim of Teaching Intercultural Communicative Competence] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Bakla, Arif (2006). A2 Seviyesindeki Öğrenciler İçin Avrupa Dilleri Ortak Başvuru Kaynağı Odaklı Avrupa Dil Gelişim Dosyası na Bağlı Olarak Önerilmiş Bir Okuma Müfredatı (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Balcı, Sami (1994). Türkçenin Ana Dili ve Yabancı Dil Olarak Öğretimi Üzerine Bir Araştırma (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. İzmir, Barın, Erol (1992). Yabancılara Türkçenin Öğretiminde Bir Metot Denemesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Barın, Erol (1998). Grameri Türkçe Olan Topluluklara Türkiye Türkçesinin Öğretimi (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Baytekin, Çetin (1992). Yurt Dışında Öğrenim Gören Öğrencilere Uygulanan Türk Dili Öğretimi (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Benhür, Mehmet Hadi (2002). Türkçenin Yabancılara Öğretiminde Tartışılmayan Ana Kavramlar (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Camkıran, Özlem (2007). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenenler İçin Şimdiki Zamanın Metinlerle Öğretimi [Teaching Present Continuous Tense through Texts to The Learners of Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.
96 101 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Çağıltay,Nergiz Ercil (2003). An Electronic Performance Support System for Teaching Turkish as a Foreign Language:A Case Study [Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğretmeye Yönelik Bir Elektronik Performans Destek Sistemi: Bir Durum Çalışması] (Yayımlanmamış Doktora Tezi). ODTÜ: Fen Bilimleri Enstitüsü. Çoban, Savaş (2004). Kültürlerarası İletişim, Dil ve Yabancı Dil Olarak Türkçe [Communication Among Cultures, Language and Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Dağaşan, Dursun (1994). Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden (Azerbaycan-Özbekistan-Kazakistan) Gelen Öğrencilerin Türkiye Türkçesine İntibakta Karşılaştıkları Güçlükler (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Demir, Ahmet (2010). Yabancılara Türkiye Türkçesi Öğretiminde Kültürlerarası Yaklaşımdan Hareketle Metinlerin İncelenmesinde Dikkat Edilecek Noktalar [The Points That Will Be Pait Attention in Examining Texts to Turkey Turkish to Foreigners by the Movement of İnterculturel Approach] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Demirezen, Nilüfer (2000). 20. Yüzyılda Fransızlara Türkçe Öğretmek Üzere Yapılan Çalışmaların Bir Değerlendirilmesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri, Enstitüsü. Dervişoğulları, Necmiye (2008). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretilen Sınıflarda Oyunlarla Sözcük Öğretimi [Word Teaching through Playing Games in Turkish Teaching Classes] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Dilek, İbrahim (1995). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Özgün Metinlerle Çalışma Yolları (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Dilidüzgün, Şükran (1995). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yazınsal Metinler (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Durak, Elif (2007). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Bağlamında Avrupa Ortak Dil Kriterleri Sorunsalı [Problematic of Common European Framework in the Concept of Teaching Turkish as Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
97 102 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Duru, Hüseyin (2009). Atasözleri ve Deyimlerin Yabancılara Öğretilmesinde Yöntem ve Teknikler (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: Fatih Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Durukan, Oktay (1999). Yabancılara Türkçe Öğretimi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Kayseri: Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Düzenli, Sultan (2008) Türkçede Ortaçlaştırma Belirticilerinin Öğretimine Yönelik Ders Malzemesi Hazırlama [Preparing Educational Materials to Teach Relative Clause Markers in Turkish] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Düzkan, Yarkın (1996). Dil Devrimi Sürecinde Sözcük Üretiminin Türkçe nin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesine Katkısı (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eker, Duygu Nihal (2010). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Öğrenen Özerkliği [Learner Autonomy at Teaching Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Erol, Hasan Fehmi (2008). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Bildirme ve Tasarlama Kiplerinin Öğretimi ve Sıralaması [The Analysis of Teaching and Ordering of the Indicative and Subjunctive Modes in the Teaching Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ersoy, Sergül (1997). Türkçe Öğrenen Yabancıların Yazılı Anlatım Yanlışlarının Dil Bilgisi Açısından Değerlendirilmesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Eryılmaz, Erbil (1996). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi: Dil Bilimsel Açıdan Sistematik Bir Yaklaşım (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Gedik, Doğan (2009). Yabancılara Türkçe Öğretimi (Ankara Üniversitesi TÖMER ve Gazi Üniversitesi TÖMER Örneği) (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Bolu: Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Güçer, Halil (2010). - (A/I)R Biçimbiriminin Betimlenmesinde Kuram ve Yabancılara Öğretilmesinde Yöntem Sorunları (Yayımlanmamış
98 103 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Gür, Hakan (1999). Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğrenenlere Yönelik Tek Dilli Sözlük Oluşturmada Ölçütler (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Güven, Esra (2007). Yabancıların Türkçe Öğrenirken Ad Durum Eklerinde Yaptıkları Hataların Çözümlenmesi Ve Bu Hataların Giderilmesine Yönelik Öneriler [A Study on the Analysis of the Errors by Foreigners in Learning Turkish Regarding Nominal Case Suffixesand Some Suggestions to Eliminate These Errors] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Hacıömeroğlu, Mine Sultan (2007). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenenler İçin Kiplik Öğretimi Üzerine Materyal Geliştirme (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Hasekioğlu, Işıl (2009). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Sözcük Bilgisi Öğretimi-Yeni Hitit Yabancılar İçinTürkçe (1 Serisinde Sözcük Öğretiminin Değerlendirilmesi Ve Sözcük Öğretimi İçin Uygulama Örnekleri- [Vocabulary Teaching in Turkish as a Foreign Language-Evaluating Vocabulary Teaching in Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe (1 Serial and Examples for Vocabulary Teaching-] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Hengirmen, Mehmet (1993). Almanlara Türkçe Öğretimi (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Kaçar, Şengül (1991). Ankara Üniversitesi Bünyesindeki TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi) de Öğrenim Gören Yabancı Uyruklu Öğrencilerin Uyruk Farklılıkları Göz Önünde Bulundurularak Türkçe Öğrenim Süreci İçinde Karşılıklı Kültürlere... (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Karaoğlu, Fatma (2007). Yabancı Uyruklu Öğrencilerde Uyma Davranışı: TÖMER Örneği (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Kaya, Zeki (1994). İkinci Dil Olarak Türkçe Öğretim Programlarının Değerlendirilmesi (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
99 104 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Kırkıcı, Keriman (2006). Türkçe nin İkinci Dil Olarak Ediniminde Adıl Düşürme Değiştirgeni [The Aquisition of the Pro-Drop Parameter in Turkish as a Second Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Kıvırcık, Şefik Yücel (2004). Türkçedeki Bazı Bileşik Yapıların (İsim- Fiil, Sıfat-Fiil, Zarf-Fiil) Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri [Some Problems in Teaching Some Compound Structuers (Infinitive, Participle, Gerunds) Turkish as a Foreing Language and Solutions] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Koç, Serkan (2005). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenen Öğrencilerin Aradil Özellikleri [The Interlanguage Properties of the Learners of Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Ünversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Koreli, Zeki Doğan (2007). Eylem Ve Ad Olarak Kullanılan Ve Türkçe Sözlükte Bulunmayan Öbekler Ve Bunların Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimindeki Yeri (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Koşucu, Fatma Zeynep (2007). Türkçenin Yabancılara Öğretiminde Ulaçların Düzeylere Göre İncelenmesi [A Study of Gerunds According to Levels in Teaching Turkish to Foreigners] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Kozan, Tansel (1995). Türkiye ye Eğitim Öğretim Amacıyla Gelen Kırgız Öğrencilerde Görülen Dil-Kültür ve Sosyal Problemler ve Çözüm Yolları (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Köse, Dursun (2005). Avrupa Konseyi Yabancı Diller Ortak Başvuru Metnine Uygun Türkçe Öğretiminin Başarıya ve Tutuma Etkisi [The Effect of Teaching Turkish Based on Common European Framework Bye Yhe Council of Europe on the Student's Success and Attitude, Doktor's Thesis, Advisor] (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Kutlay, Nesrin (2006). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenicileri için Başlangıç Düzeyi Dil Öğretim Gereçleri Hazırlama (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Küçükler, Neslihan (2010). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimine Yönelik, Sanatsal Uyaranlarla Yapılandırılmış Etkinlikler Üzerine
100 105 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Bir Model Önerisi [A Model Proposal on Activities Structured by Artistic Stimuli Directed to Teaching Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Macit, Özgül (2009). Gülmece Dergilerindeki Dilsel Ögelerin Dil Öğretimi Açısından Betimlenmesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Mengi, Şükrü (1995). Kazakistan dan Eğitim-Öğretim Maksadıyla Gelen Öğrencilerin Dil Kültür ve Sosyal Çevredeki Problemleri ve Çözüm Teklifleri (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Mete, Filiz (1997). Özbek ve Azeri Öğrencilerin Türkçe Öğreniminde Ad Durum ve Eylem Çekimi Yanlışları (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Oflaz, Emine (2010) İşlevsel Dilbilgisi Çerçevesinde Türkçedeki İlişkisel Süreçlerin Betimlenmesi [Description of Relational Processes in Turkish within the Framework of Functional Grammar] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Eniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Oğul, Erhan (2004). Yabancıların Türkçeyi Öğrenirken Yaptıkları Yanlışlar (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Yıldız Tekik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ömür, Faik (2003). Kritik Ausgewahlter Lehrwerke Für Türkisch Als Fremdspache [Yabancı Dil Olarak Türkçe'nin Öğretimi Konusunda Yazılmış Eserlerin Eleştirisi] (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Özbay, Murat (1991). Televizyonla Türkçe Öğretimi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Özcan, Emrah (2006). Başlangıç Düzeyi Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi İçin Sözlükçe Çalışması (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Özcan, Özgün (2009). İkinci Dil Olarak Türkçede İlgi Tümceciklerinin Edinimi [The Acquisition of the Relative Clauses in Turkish as a Second Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
101 106 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Özdemir, Serpil (2010). Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretiminde Halk Hikâyelerinden Yararlanma [Using Folk Tales while Teaching Turkish as Foreing Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Özel, Selin (2010). Yabancılara Türkçe Öğreten Resmi Kurumlarda Dil Bilgisi Öğretimi [Turkish Grammar for Foreigners in Official Language Institutions] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Özkan (Altaş), Aydanur (1992). Yabancıların Türkçeyi Öğrenmeleri Esnasında Yaptıkları İsim Hâl Ekleri Yanlışları ve Bu Konunun Değerlendirilmesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Pehlivan, Filiz (2007). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Kültürlerarası Etkileşim Odaklı Yaklaşım Uyarınca Metin Çalışmaları [Text Studies in Accordance with the Approach Focused on İntercultural Methods of Teaching Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Pilica, Bisera (2005). Türkiye de Türkçenin ve İngilizcenin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesinde ve Öğrenilmesinde Ders kitabının Rolü: Bir Vaka Çalışması (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Pirinç, Dilek (2010). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Ortaçların İncelenmesi ve Öğretimi -Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitabı Orta 2 Örneğinde- [Teaching of Participles in Teaching Turkish as a Foreign Language-In The Case of Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Orta 2 Course Book] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Polat, Hüseyin (1998). Arapların Türkçe Öğrenirken Karşılaştıkları Sorunlar (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Polat, Yusuf (2010). Yabancı Dil Öğretiminde Söz Edimleri (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sarıçiyil, Fatmahan (2008). İstek ve Emir Kiplerinin Öğretimi [Teaching Optative and Imperative] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. İzmir Selvikavak, Esra (2006). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde İleri Düzeydeki Öğrencilerin Paragraf Yazma Becerisini Geliştirme
102 107 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Üzerine Bir Uygulama (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Silahsızoğlu, Emel (2004). Öğrenme Stratejileri ve Teknikleri Bağlamında Yabancı Dil Olarak Almanca ve Türkçe Öğretim Süreçlerine Karşılaştırmalı Bir Bakış (Yayımlanmamış Doktora Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sülüşoğlu, Betül (2008). İşe Dayalı Dil Öğretim Malzemelerinin Türkçe'nin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Uygulanması [Implementing Task-Based Language Teaching Materials in Teaching Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi)., İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Şahin Gönül, Serpil (2007). Intercultural Communicative Competence:The Assessment of A Turkish Teaching Set for Foreign Adult Learners [Kültürlerarası İletişimsel Yeterlilik: Yabancı Yetişkinler İçin Hazırlanmış Bir Türkçe Öğretim Materyali Setinin Değerlendirilmesi] (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Şahin, Ayten (2010). Avrupa Dil Gelişim Dosyası Bağlamında Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Okuma Becerisini Geliştirmeye Yönelik Malzeme Oluşturma [Designing Materials for Developing Reading Skills in Teaching Turkish as a Foreign Language in the Context of European Language Portfolio] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Şahin, Metin (2008). Güvenlik Bilimleri Fakültesinde Öğrenim Gören Yabancı Öğrencilerin Türkçe Öğrenirken Karşılaştıkları Zorluklar [The Difficulties in Turkish Learning Process of Foreign Students of the Faculty of Security Sciences] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Tanın, Reyhan (2005). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Sözcük Bilgisi ve Sözcük Öğretimi [Vocabulary Knowledge and Teaching Vocabulary in Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Tarahija, Azra (2008). Kava'id-i Türkiyye'nin Modern Türkçe Öğretimi Yöntemleri Bakımından Değerlendirilmesi [Commeting of Kavâ id-i Türkiyye from the Pointview of Modern Turkish Teaching Methods] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Sakarya: Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
103 108 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Tarhan, Betül (2005). Kendi Kendine Dil Öğrenme Modeli ve Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Temizyürek, Fahri (1994). Atatürk Döneminde Türkçenin Öğretimi ile İlgili Olarak Geliştirilen Devlet Politikaları ( ) (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Toprak, Dilek (2010). Yabancı Dil Olarak Türkçe Derslerindeki Çalışma Biçimlerinde Yeni Yönelimler [New Tendencies in Studying Styles in Turkish Lessons as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Tosyalı, Mine (2006). Türkçenin Kavramsal İzlencesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Turgut, Alaaddin (1989). Yabancı Dil Öğrenimi Açısından İngilizce ve Türkçe'nin Niteleme Sistemlerinin Karşılaştırılması (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Utanç, Nur (2002). 20. Yüzyılda Ruslara Türk Lehçelerini Öğretmek Üzerine Yapılan Çalışmaların Bir Değerlendirilmesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri, Enstitüsü. Uyar, Yusuf (2007). Türkçe Öğretiminde Kültür Aktarımı ve Kültürel Kimlik Geliştirme (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Uysal, Başak (2009). Avrupa Dilleri Öğretimi Ortak Çerçeve Metni Doğrultusunda Türkçe Öğretimi Programları ve Örnek Kitapların Değerlendirilmesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Bolu: Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Uzdu, Funda (2008) Betimleyici Metinlerin Dilsel Özellikleri ve Bu Tür Metinler Yoluyla Sözcük Öğretimi [Linguistic Feature of the Descriptive Text and Teaching Vocabulary by This Type of Text] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Ülker, Nilüfer (2007). Hitit Ders Kitapları Örneğinde Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Kültür Aktarımı Sürecine Çözümleyici ve Değerlendirici Bir Bakış [Ananalytical and Evaluative Look at the Process Ef Culture Transfer in Teaching Turkish as a Foreign
104 109 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Language in Hitit Maincourse Series] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ünlücömert, Nurgül (2010). -Mış Biçim Biriminin Farklı İşlevlerinin Bilinç Uyandırma Teknikleriyle Öğretimine Yönelik Malzeme Oluşturma [Formation of Material for Teaching Different Functions of Past Perfect Form of Unit by means of Techniques on Raising Consciousness] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Yavuz, Nihat (2003). Yabancı Dil Olarak Almanca ve Türkçenin Öğretiminde Kullanılan Bazı Ders Kitaplarının Dilsel Yönlendirme Açısından Çözümlenmesi (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Adana: Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yaylı, Derya (2004). Göreve Dayalı Öğrenme Yönteminin Türkçe'nin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Uygulanması ve Bu Uygulamaya İlişkin Öğrenci Görüşleri [The Implementation of Task-Based Learning in Teaching Turkish as a Foreing Language and Learners Thoughtson This Implementation] (Yayımlanmamış Doktora Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yazıcı, Zeliha Gül (2007). Birinci ve İkinci Dili Türkçe Olan İki Dilli Çocukların Türkçe yi Kazanımlarına Dil Merkezli Okul Öncesi Eğitim Programının Etkisi [The Effect of Language Focused - Preschool Education Program on Turkish Acquisition of Bilingual Children Speaking Turkish as the First and Second Language] (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Yeniay, Zeynep Duygu (2008). Erken Yaşta Öğrenenler İçin Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde İçerik Odaklılık [Content-Based Language Learning for Young Learners in Teaching Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi)., İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yıldırım, Enes (2010). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretim Sürecinde Mecazlar [Tropes Used in the Process of Teaching Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yıldız, İslam (2010). Sözlü Dildeki Bağımlı Ardılların Kullanım Sıklığı [Frequency of the Suffix Use in Turkish Spoken Language]. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Yıldız, Ümit (2004). Evaluation of The Turkish Language Teaching Program for Foreigners At Minks State Linguistic University in
105 110 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Belarus: A Case Study [Beyaz Rusya Minsk Devlet Dilbilim Üniversitesi Yabancılar İçin Türkçe Dil Eğitimi Programının Değerlendirilmesi Üzerine Bir Alan Çalışması] (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Ankara: ODTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yılmaz, Vesile (2004). Yabancı Dil Türkçe Öğretiminde Okuma Becerilerinin Geliştirilmesine Yönelik Görev Odaklı Bir Yordam Oluşturumu ve Gereç Hazırlamaya Yönelik Bir Çalışma (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yolcusoy, Özlem (2008). Türkçe Koşullu Yapıların Öğretimine Yönelik Malzeme Tasarımı [Developing Materials to Teach Conditionals in Teaching Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. Yorulmaz, Murat (2009). Göreve Dayalı Öğretim Yönteminin Türkçe'nin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Dinleme Becerisinde Kullanılmasının Avantajları [The Advantages of Using Task-Based Language Teaching in Listening Skills in Teaching Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Edirne: Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Yurtseven Üze, Feryal (2010). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yazınsal Metinlerin Yeri ve Önemi [The Stance and Significance of Literary Texts in Teaching Turkish as a Foreign Language] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Zengin, Ramazan (1995). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Alıştırmalar (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Zenk, Onur (2008). Yabancı Dil Olarak Türkçe Ders Kitaplarının Oluşturmacı Kuramın İlkeleri Doğrultusunda Değerlendirilmesi [Evalution of the Turkish as Foreign Language Coursebooks according to the Constructivist Criterias] (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. 4. Bildiriler Abdiu, Xhemile (2010). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Türkçe Bileşik Tümcelerin Özelliği Üzerine. III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir.
106 111 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Abduvaliyeva, Gülsanam (2010). Türkiye Türkçesi Öğretiminde Kırgız Öğrencilerin Karşılaştıkları Morfolojik Sorunlar ve Çözüm Yolları. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Açık, Fatma ve Akpınar, Meriç (2010). Avrupa Dil Gelişim Dosyası Bağlamında Yabancılara Türkçe Öğretiminde Deyim ve Atasözlerinin Öğrenme - Öğretme Sürecine Aktarımı. III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir. Açık, Fatma (2008). Türkiye de Yabancılara Türkçe Öğretilirken Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri. Uluslararası Türkçe Eğitimi ve Öğretimi Sempozyumu Bildirisi (Doğu Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fak. Türkçe Eğitimi Bölümü). İnternet erişim adresi: cu. edu. tr/yeni%20turk%20dili/fatma_acik_yabancilara_turce_ogreti mi. pdf. (Erişim tarihi: ) Ağayev, Ejder ve İbrahim Kurt (2010). Azerbaycan da Türk Dili ve Türk Elifbası Anlayışlarının (İstilahlarının) İşledilmesine Dair. V. Uluslararası Büyük Türk Dili Kurultayı (25-28 Eylül 2010, Bilkent Üniversitesi &Kırcaali Belediyesi&Sofya Üniversitesi, Kırcaali - Bulgaristan), Bildiriler Kitabı, ss Ankara: Bilkent Üniversitesi Yayınları. Akdoğan, Gülsen; Özkan, Aydanur ve Kurt, Cemil (2001). Türkiye de Türkçe nin Yabancı Dil Olarak Öğretimi ve Ankara Üniversitesi TÖMER. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi. com/yabancilaraturkceogretimi/turkiye-de-turkce-nin yabanci-dil-olarak-ogretimive-ankara-universitesi-tomer. (Erişim tarihi: ) Akbal, Bahar (2010). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Temel Kullanıcılar İçin Görev Odaklılık. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Akıncı, Mehmet ve Jolly, Ayşe (2010). Fransa da Türkçe Öğretimi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara
107 112 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Akış, İbrahim (2010). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi ile İlgili Ana Sorunlar. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Akpınar, Meriç ve Açık, Fatma (2011). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Deyim ve Atasözü Öğretimi. X. Uluslararası Dil, Yazın ve Deyişbilim Sempozyumu ( Kasım 2010, Gazi Üniversitesi), Bildiriler, ss Ankara: Bizim Büro Basımevi. Aktabey, İbrahim (2010). Türkiye Türkçesindeki Fiilimsilerin Türk Soylulara ve Yabancılara Öğretimi. V. Uluslararası Büyük Türk Dili Kurultayı (25-28 Eylül 2010, Bilkent Üniversitesi &Kırcaali Belediyesi&Sofya Üniversitesi, Kırcaali - Bulgaristan), Bildiriler Kitabı, ss Ankara: Bilkent Üniversitesi Yayınları. Ali, Pınar Hüseyin Muhammed (2008). Irak ta Türkçe Eğitimi. Türkiye de Yabancı Dil Eğitimi Ulusal Kongresi (22-23 Kasım 2007, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi), Bildiriler, ss Ankara: Bizim Büro Basımevi. Alkaç, Gülışık (2001). İspanya da Türkçe Öğretimi Güncel Durum ve Yöntemsel Uygulamalar. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi. com/yabancilara-turkce ogretimi/ispanya-da-turkce-ogretimi-guncel-durum-ve-yontemseluygulamalar. (Erişim tarihi: ) Altun, Kudret (2001). Ürdün de Türkçe Öğretimi ve Buradaki Türk Nüfusu, IV. Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (10-11 Mayıs 2001, İzmir), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Anciaux, Robert (2001). Avrupa da Tarih, Siyaset Bilimi ve Sosyoloji Araştırmaları Açısından Türkçe nin Önemi: Yabancı Bir Dil Olarak Türkçe nin Belli Bir Amaca Yönelik Öğretimi. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi. com/yabancilara-turkce-ogretimi/avrupa-da-tarih-siyaset-bilimi-vesosyoloji-arastirmalari-acisindan-turkcenin onemi-yabanci-bir-dilolarak-turkce-nin-belli-bir-amaca-yonelik-ogretimi. (Erişim tarihi: )
108 113 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Arı, Şentaç (2011). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Karşılaştırmalı Yöntem. X. Uluslararası Dil, Yazın ve Deyişbilim Sempozyumu ( Kasım 2010, Gazi Üniversitesi), Bildiriler, ss Ankara: Bizim Büro Basımevi. Arslan, Mustafa (2010). Uluslararası Burch Üniversitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Arslan, Mustafa (2010). Dil Çarşısı. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Arslan, Mustafa (2008). Yabancı dil olarak Türkçe. Türkiye de Yabancı Dil Eğitimi Ulusal Kongresi (22-23 Kasım 2007, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi), Bildiriler, ss Ankara: Bizim Büro Basımevi. Askerov, Mayıl B. (2010). Türkçenin Ruslara ve Rus Dili Üzerinden Diğer Kişilere Öğretilmesi. III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir. Atilla, Jorma (2001). Ural Dilleri Konuşanların Türkçe Öğrenmede Karşılaştıkları Sorunlar. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi.com/yabancilara-turkceogretimi/ural-dilleri-konusanlarin-turkce-ogrenmedekarsilastiklari-sorunlar. (Erişimtarihi: ) Ayaz, Hayrettin ve Akkaya, Ahmet (2010). Yabancılara Türkçe Öğretiminde Karşılaşılan Sorunlar Üzerine Bazı Düşünceler. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Aydın, Özgür (2008). İkinci Dil Olarak Türkçenin Öğretiminde Bağlamanın B İlkesi. Türkiye de Yabancı Dil Eğitimi Ulusal Kongresi (22-23 Kasım 2007, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi), Bildiriler, ss Ankara: Bizim Büro Basımevi. Barın, Erol (2010). Yabancılara Türkçe Öğretiminde Metodoloji. II. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık,
109 114 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir. Barın, Erol (2008). Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretiminde Kısa Filmlerin Yeri. Türkiye de Yabancı Dil Eğitimi Ulusal Kongresi (22-23 Kasım 2007, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi), Bildiriler, ss Ankara: Bizim Büro Basımevi. Bekir, Harun (2010). Bulgaristan da Türkçenin Varlığı. V. Uluslararası Büyük Türk Dili Kurultayı (25-28 Eylül 2010, Bilkent Üniversitesi &Kırcaali Belediyesi&Sofya Üniversitesi, Kırcaali - Bulgaristan), Bildiriler Kitabı, ss Ankara: Bilkent Üniversitesi Yayınları. Bilen, Ethem (2010). Yabancılara Türkçe Öğretiminde Sinema Filmlerinden Yararlanma. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Boeschoten, Heindrik and Broeder, Peter (2001). Avrupa Ülkelerinde Türkçe Öğretimi Uygulmaları. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi. com/yabancilara-turkceogretimi/avrupa-ulkelerinde-turkce-ogretimi-uygulamalari. (Erişim tarihi: ) Bozgöz, Faruk (2010). Yemen Sana a Üniversitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Bozgöz, Faruk (2010). Yemen de Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Müfredatı ve Yemenli Öğrencilere Türkçe Öğretiminde Karşılaşılan Sorunlar. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Bölükbaş, Fatma (2011). Arap Öğrencilerin Türkçe Yazılı Anlatım Becerilerinin Değerlendirilmesi. X. Uluslararası Dil, Yazın ve Deyişbilim Sempozyumu ( Kasım 2010, Gazi Üniversitesi), Bildiriler, ss Ankara: Bizim Büro Basımevi. Buliga, Belghizar (2001). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Karşılaştırmalı Yöntem - Romanya da Ders Kitabı Olarak Kullanılan Türkçe Kitaplarının Özelliklerinin Değerlendirilmesi. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25
110 115 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi. com/yabancilara-turkce-ogretimi/yabanci-dil-olarak-turkceogretiminde-karsilastirmali-yontem. (Erişim tarihi: ) Causevic, Ekrem (2001). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Karşılaştırmalı Gramerin Yeri. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi. com/yabancilara-turkceogretimi/yabanci-dil-olarak-turkce-ogretiminde-karsilastirmaligramerin-yeri. (Erişim tarihi: ) Celnarova, Xenia (2001). Slovakya Türkçe nin Öğretilmesinin Sağlanması. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi. com/yabancilara-turkceogretimi/slovakya-turkceninogretil mesinin-saglanmasi. (Erişim tarihi: ) Csaki, Eva (2010). Macaristan P. Pazmany Katolik Üniversitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Çağlayan, Bünyamin (2010). Arnavutluk ta Türkçe Öğrenenlerde Karşılaşılan Telaffuz Hatalarının Sebepleri ve Çözüm Yolları. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Çeçen, Mehmet Akif (2008). Yabancılara Türk Atasözlerinin Öğretiminde Sıralamaya İlişkin Bir Deneme. Türkiye de Yabancı Dil Eğitimi Ulusal Kongresi (22-23 Kasım 2007, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi), Bildiriler, ss Ankara: Bizim Büro Basımevi. Daşman, Ali (2010). Kırgizistan da Türkçe Öğretimi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Dolunay, Kürşad (2005). Türkiye ve Dünyadaki Türkçe Öğretim Merkezleri ve Türkoloji Bölümleri Üzerine Bir Değerlendirme. XIV. Ulusal Eğitim Bilimleri Kongresi (28-30 Eylül 2005, Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Denizli). İnternet erişim adresi: cu. edu.
111 116 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN tr/yeni%20turk%20dili/salih_kursad_dolunay_turkoloji_bolu mleri_degerlendirme. pdf. (Erişim tarihi: ) Dönük, Dönercan; Tezbaşaran, Ata; Özdemir, Orhan; Yaman, Şaziye ve Ergene, Oğuz (2010). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sertifikası. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Driga, Irina (2001). Kiev Bilgisayar Dilbilimi Okulunda Türkçe Öğretimi, IV. Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (10-11 Mayıs 2001, İzmir), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Duindam, Tom (2001). Türkçe nin Bir Ders Olarak Hollanda Eğitimindeki Yeri. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi.com/yabancilara-turkceogretimi/turkce-nin-bir-ders-olarak-hollanda-egitimindeki-yeri. (Erişim tarihi: ) Duru, Hüseyin (2001). Romanya da Eğitim Kurumlarında Türkçe. V. Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (10-11 Mayıs 2001, İzmir), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Ebadi, Gheis Ayaz (2010). İran da Türkçenin Bugünkü Durumu, Gereksinimler ve Yaklaşımlar. III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss Faidhullah, Aram N. (2011). Kuzey Iraklı Koya ve Selahattin Üniversiteleri Öğrencilerinin Türkçe Öğrenimlerinde Karşılaştıkları Sorunlar ve Çözüm Önerileri. VI. Uluslararası Büyük Türk Dili Kurultayı (25-28 Eylül 2011, Bilkent Üniversitesi Erzurum Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Erzurum), Bildiri Kitabı, ss Ankara: Bilkent Üniversitesi Yayınları. Geçer, Genç Osman (2010). Bosna-Hersek Tuzla Üniversitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Göçer, Ali (2008). Türkiye deki Yabancı Uyruklu Ortaöğretim Öğrencilerine Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğreten Öğretmenlerin Uygulamalarına Yönelik Nitel Bir Araştırma. 1. Uluslararası
112 117 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (20 21 Kasım 2008; Başkent Üniversitesi & Türk Dil Kurumu). Ankara. Göçer, Ali (2008). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Kullanılan Ders Kitaplarının Ölçme ve Değerlendirme Açısından İncelenmesi. Türkiye de Yabancı Dil Eğitimi Ulusal Kongresi (22-23 Kasım 2007,Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi). Bildiriler, ss Ankara: Bizim Büro Basımevi. Gönç, Mesut (2010). Bilgisayar Destekli C-Testi ile Genel Türkçe Seviyesinin Ölçülmesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Gözlü, Emel (2011). Yabancılara Türkçe Öğretiminde Zarf-Fiillerin (Ulaçların) Kavratılmasında Karşılaşılan Güçlükler ve Bunlara Çözüm Önerileri. X. Uluslararası Dil, Yazın ve Deyişbilim Sempozyumu ( Kasım 2010, Gazi Üniversitesi), Bildiriler, ss Ankara: Bizim Büro Basımevi. Gözlü, Emel Kaya (2010). Yabancılara Türkçe Öğretiminde Partisiplerin (Sıfat-Fiillerin) Kavratılmasındaki Gücül Sorunlar. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Gurgenidze, Nunu (2001). Gürcistan da Türkçe nin İkinci Dil Olarak Okutulması ile İlgili Sorunlar. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi. com/yabancilara-turkceogretimi/gurcistan-da-turkce-nin-ikinci-dil-olarak-okutulmasi. (Erişim tarihi: ) Gülbeyaz, Abdurrahman (2010). Küresel-Toplumsal Dönüşüm Süreçleri ve Dillerin Devinimi, Değişen Dünyada Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesi Sürecinin Genelde ve Japonya Özelindeki Sorunları. V. Uluslararası Büyük Türk Dili Kurultayı (25-28 Eylül 2010, Bilkent Üniversitesi &Kırcaali Belediyesi&Sofya Üniversitesi, Kırcaali - Bulgaristan), Bildiriler Kitabı, ss Ankara: Bilkent Üniversitesi Yayınları. Hafız, Nimetullah (2001). Eski Yugoslavya Bölgelerinde Türkçe nin Öğretimi. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25-26 Ekim 2001). İnternet erişimadresi: turkceogretimi. com/yabancilara-turkce-
113 118 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN ogretimi/eski-yugoslavya (Erişim tarihi: ) bolgelerinde-turkce-nin-ogretimi. Hayber, Abdülkadir (2010). Makedonya Üsküp Kril ve Metodi Üniversitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Hayber, Abdülkadir (1999). Makedonya da Türkçe Öğretimi (Üniversite düzeyinde). Balkan Ülkelerinde Türkçe Eğitim ve Yayın Hayatı Bilgi Şöleni (20 24 Nisan 1998), Bildiriler, ss Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. Haus, Güher (2010). İsviçre Lal Dil Okulu. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss. 14. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Hazai, Gyorgi (2001). Yabancı Ülkelerde Türkçe Öğretiminin Bazı Sorunları. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi. com/yabancilara-turkceogretimi/yabanci-ulkelerde-turkce-ogretiminin-bazi-sorunlari. (Erişim tarihi: ) Jiyembayeva, Gülbahram (2010). Makedonya da Türkçe Öğretimi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Johanson, Eva A. Csato and Kilimci, Songül (2010). İsviçre Uppsala Üniversitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss. 15. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Johanson, Eva A. Csato and Kilimci, Songül (2010). Yabancılara Türkçe Öğretimi Konusunda Karşılaşılan Sorunlar, Çözüm Önerileri, Kullanılan Yöntemler: İsveç Örneği. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Jorma, Atilla (2010). Balkanlardaki Türkçenin Dönemlendirilmesi. V. Uluslararası Büyük Türk Dili Kurultayı (25-28 Eylül 2010, Bilkent Üniversitesi &Kırcaali Belediyesi&Sofya Üniversitesi,
114 119 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Kırcaali - Bulgaristan), Bildiriler Kitabı, ss Ankara: Bilkent Üniversitesi Yayınları. Kadiu, Spartak (2010). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Türkçede Birleşik Zaman Kiplerin Anlamı ve Anlatım Şekli. III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir. Kaili, Hasan ve Çeltek, Aytaç (2010). Türkçe Okuma Kitabı. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Karaörs, M. Metin (2010). Türkçenin Farklılıklarının Yabancılara Öğretilmesi Üzerine. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Kasımova, Lale (2010). Yabancılara Türkçenin Öğretiminde Mustafa Kutlu Hikâyesinin Yeri. III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir. Kaya, Ceval (2010). Türkçede Kelime Çekiminde Tabanın Değişmesi ve Türkçenin Öğretiminde Yarattığı Sorunlar. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Kaya, Turhan (2010). Kırım da Türkçe Öğretimi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss (?). Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Kaya, Turhan (2006). Ukrayna Türkiye Kültür Anlaşmaları Çerçevesinde Kırım da Türkçe Öğretimi.. Uluslararası Büyük Türk Dili Kurultayı (25-28 Eylül 2006, Bilkent Üniversitesi, Ankara), Bildiri Kitabı, ss Ankara: Bilkent Üniversitesi Yayınları. Khalymoneko, Hryhoriy (2001). Ukrayna da Türkçe nin Yabancı Dil Olarak Öğretilmesi. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi. com/yabancilara-turkceogretimi/ukrayna-da-turkce-nin-yabanci-dil-olarak-ogretilmesi. (Erişim tarihi: )
115 120 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Kıvırcık, Şefik Yücel (2001). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri. IV. Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (10-11 Mayıs 2001, İzmir), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Kirişçioğlu, M. Fatih (2010). Türkiye Gazi Üniversitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Kopatcheva, Nina A. (2001). Beyaz Rusya da Türk Dili Öğretimi. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi. com/yabancilara-turkce-ogretimi/beyaz-rusya-da-turk-diliogretimi. (Erişim tarihi: ) Köse, Dursun (2010). Bildirme ve Dilek Kiplerinin Yabancılara Öğretimi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Kulaliyeva, Kaliya (2010). Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Kurt, Ömer (2001). Belarus ta Türkçenin Öyküsü, Türkçe Öğretiminde Deyimlerin Önemi. IV. Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (10-11 Mayıs 2001, İzmir), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Lane, Thomas (2001). Çek Cumhuriyeti'nde Türkçe Ders Kitapları. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi. com/yabancilara-turkce-ogretimi/cek-cumhuriyeti-nde-turkc e- ders-kitaplari. (Erişim tarihi: ) Lane, Thomas (2001). Çek Cumhuriyeti'nde Türkçe Öğrenimi. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: com/yabancilara-turkce-ogretimi/cek-cumhuriyeti-nde-turkceogrenimi. (Erişim tarihi: )
116 121 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Majda, Tadeusz (2001). Polonya'da Türk Dili Öğretimi Tarihçesi. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25-26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi.com/yabancilara-turkce-ogretimi/polonya-da-turkdili-ogreti mi-tarihcesi. (Erişim tarihi ) Melikli, Tevfik (2001). Rusya'da Türkçe'nin Eğitim Sorunları. Avrupa'da Yabancı Dil OlarakTürkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: com/yabancilara-turkceogretimi/rusya-da-turkce-nin-egitimsorunlari. (Erişim tarihi: ) Miskiniene, Galina and Nasibova, Natalea (2010). Litvanya Vilnius Üniversitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Morina, İrfan (2010). Türkçenin Balkan Dillerindeki Rolü ve Gücü. III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir. Musayeva, Fidane (2010). Rus Dilli Talebelere Türk Dilinin Öğretilmesinde Mukayeseli Metodun Rolü. III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir. Nureddin, Mohammed (2000). Lübnan Üniversitesinde Türkçe Öğretimi. Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (11-13 Mayıs 2000, İstanbul), Bildiriler, ss Ankara: Ankara Üniversitesi TÖMER. Öden, Esra (2001). Türk Dili Öğretiminde İki Dillilik ve Kuzey Amerika da Türkçe. IV. Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (10-11 Mayıs 2001, İzmir), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Ökten, Celile ve Ökten, Ertuğrul (2010). Konu Odaklı Ünitelerle İleri Düzey Türkçe Öğretimi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Önder Yılmaz, Sevim (2010). Yabancılar İçin Türkçe Eğitiminde Orta Seviye (Sorunlar, Sonuçları ve Çözüm Önerileri). Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe
117 122 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Öz Mumcu, Nurdane ve Gürpınar, Doğan (2010). Dilbilgisi ve Sözcük Öğretiminde Kullanılmak Üzere Hazırlanmış Yapbozlar. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Özbal, Mehmet (2010). Kazak Mekteplerinde Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi. (Ahmedi İskakof un Doğumunun 100. Yılında Millet ve Pedagoji Konulu Uluslararası Konferans Bildirisi (Kazakistan Almatı Abay Üniversitesi). İnternet erişim adresi: belgeler. com/blg/29vk/kazak-mekteplerinde-yabanci-dil-olarakturkce-ogretimi. (Erişim tarihi: ) Özgür, Aydın Ziya ve Mutlu, M. Emin (2010). Türkçe Sertifika Programları. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Peng, Shih-Kang (2010). Ulusal Chengchi Üniversitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Peng, Shih-Kang (2010). Türkçe Eğitim Projesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss (?). Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Pidvoyniy, Voloimir and Kostiuk, Anna (2010). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Kültür Unsuru Taşıyan Kelimelerin Rolü. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Prokou, Sofia; Kaili, Hasan; Karantzola, Eleni and Soukalopolou, Maria (2010). www. Kedieg. Gr Web Sitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi.
118 123 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Resmi, Semahat (2010). Turks-Türkçe: Satar Voor Stap Leerboek Met Oefeningen. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Sağlam, Feyyaz (2010). Avusturalya da Türkçe ve Türk Edebiyatı Üzerine Bazı Tespitler III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir. Sakallı, Erol (2010). Avrupa Dil Pasaportu ve Türkçe Öğretimi. III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir. Samatova, Anipa (2010). Yabancılara Türkçe Öğretiminde Video III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir. Senna, Zeynep (2002). Mısır Üniversitelerinde Türkçe Öğretiminde Karşılaşılan Güçlükler. V. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (9-10 Mayıs 2002, Side - Çolaklı), Bildiriler, ss Ankara: Ankara Üniversitesi TÖMER. Shadkam, Zubaida (2010). Kazakistan El-Farabi Milli Üniversitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Solak, Ömer (2010). Türkçenin Bir Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Fiil- Tamlayıcı İlişkileri ve Hal Eklerinin Öğretimi Üzerine. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Suh, Jaemahn (2010). Güney Kore Hankuk Üniversitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Sunel, Abdülhak Hamit (2010). Türkçenin Anadil ve Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Telaffuz ve İmlânın Yeri. V. Uluslararası Büyük Türk Dili Kurultayı (25-28 Eylül 2010, Bilkent Üniversitesi &Kırcaali
119 124 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Belediyesi&Sofya Üniversitesi, Kırcaali - Bulgaristan), Bildiriler Kitabı, ss Ankara: Bilkent Üniversitesi Yayınları. Sülçevsi, İsa (2010). Ana Dili Arnavutça Olanlara Türkçe İsim Çekimlerinin Öğretilmesinde Yaşanan Bazı Güçlükler. III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir. Şahin, Sevgi; Yıldırım, H. Çiğdem ve Alagözlü, Nuray (2011). Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Temel Dil Bağlamlarında Sözeylemlerin Kullanılması ve Öğretimi. X. Uluslararası Dil, Yazın ve Deyişbilim Sempozyumu, ( Kasım 2010, Gazi Üniversitesi), Bildiriler, ss Ankara: Bizim Büro Basımevi. Şanlı, Cevdet (2004). Kosova da Türkçe Eğitim ve Öğretim. V. Uluslararası Türk Dili Kurultayı (20-26 Eylül 2004) Bildirileri II, ss Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. Temizel, Ali (2010). İran da Türkçe Öğretimi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Terzi, Mehmet (2010). Ana Dili Türkçe Olmayanlara Türkçe Öğretiminde Bilgilendirme ve Alışkanlık. III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir. Turatbek Kızı, Venera (2010). Türkçe Öğretimine ve Kelime Hazinesine Katkıda Bulunmak İçin Kırgızca ve Türkçe Atasözleri ve Deyimler Üzerine. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Turatbek Kızı, Venera (2004). Kırgızistan da Türk Dili Öğretimi Hakkında Kırgız Yayınları. V. Uluslararası Türk Dili Kurultayı (20-26 Eylül 2004) Bildirileri II, ss Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. Tüm, Gülden (2010). Türkiye Dilmer Dil Öğretim Merkezi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi.
120 125 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Kaynakçası Türkel, Ali (2001). -me, -Dİğİ, -EcEğİ Yapılı Adlaştırmalarda Diğİ, EcEğİ, -En Yapılı Sıfatlaştırmaların Boşnaklara Öğretiminde Karşılaşılan Sorunlar-Çözümde İzlenen Yollar. IV. Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (10-11 Mayıs 2001, İzmir), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Urakova, Lazzat (2010). L. N. Gumilev Avrasya Milli Üniversitesi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Ünal, Recai (2010). Türkiye Dilmer Dil Öğretim Merkezi. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Vandewalle, Johan (2001). Batı Dillerini Konuşan Öğrencilerin Türkçede Arayıp da Bulamadıkları Bir Yapı Üzerine. IV. Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (10-11 Mayıs 2001, İzmir), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Yağmur, Kutlay (2001). İkinci Dil Ortamında Türkçe Dil Becerilerinin Ölçümü İçin Bilgisayar Uygulamalı Test Geliştirme. IV. Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (10-11 Mayıs 2001, İzmir), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Yalçınkaya Aral, Payam (2001). Paris te, Racine Lisesinde Yabancı Dil Olarak Okutulan Türkçe Eğitiminin Konumu, Uygulamaları ve Karşılaşılan Sorunlar. Avrupa'da Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sempozyumu (25 26 Ekim 2001). İnternet erişim adresi: turkceogretimi.com/yabancilara-turkce-ogretimi/pariste-racine-lisesinde-yabanci-dil-olarak-okutulan-turkce-egitimininkonumu-uygulamalari-ve-karsilasilan-sorunlar. (Erişim tarihi: ) Yaylı, Derya (2010). Yöntem Sonrası Dönem ve Yabancı Dil Olarak Türkçe. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Yazar, İlyas (2010). Yabancılara Türkçe Öğretiminde Ebubekir Kânî Modeli. III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18
121 126 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ali GÖÇER, Gürkan TABAK, Aydın COŞKUN Aralık, Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Alsancak - İzmir), Bildiriler, ss İzmir. Yelok, V. Savaş ve Büyükikiz, K. Kaan (2010). Türkçe Öğrenen Yabancıların Okuma Sırasında Yaptıkları Hatalar Üzerine Tespitler. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Yeniay, Zeynep Duygu (2010). Erken Yaşta Öğrenenler İçin Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğreniminde İçerik Odaklılık. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss (?). Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Yıldırım, Hüseyin (2010). Özbek Öğrencilere Türkçenin Öğretilmesinde Karşılaşılan Aldatıcı Kelime, Alfabe ve Telaffuz Kaynaklı Zorluklar. Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Yeni Çalışmalar, 8. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (6 7 Mart 2009, Ankara Üniversitesi TÖMER), Bildirileri, ss Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Zhelyazkova, Zhana (2002). Sofya Üniversitesinde Türkçe Öğretiminde Konuşma Becerisi Geliştirme Üstüne. V. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu (9-10 Mayıs 2002, Side -Çolaklı), Bildiriler, ss Ankara: Ankara Üniversitesi TÖMER.
122 ÖĞRENCĐLERĐN DÜŞÜNME BECERĐLERĐNĐ GELĐŞTĐRME Prof. Dr. Firdevs GÜNEŞ * ÖZ: Düşünme, bireyin dil, zihinsel ve sosyal gelişimini sağlayan, öğrenmesine ve geleceğine yön veren önemli becerilerden biridir. Bu nedenle çoğu ülkede öğrencilerin düşünme becerilerini geliştirme üzerinde önemle durulmaktadır. Öğrenme başarısı açısından öğrencilerin nasıl düşündükleri, düşünme becerilerini nasıl geliştirdikleri ve düşünme türleri hakkında yoğun araştırmalar yapılmaktadır. Bu süreçte düşünme becerilerinin dolaylı olarak öğretilmesini içeren ve yıllardır uygulanan eski yöntemler terk edilmektedir. Bunun yerine daha etkili ve verimli olan yeni yaklaşım, model ve tekniklere ağırlık verilmektedir. Bunlar etkileşimsel, süreçsel, doğrudan öğretim ve tekniklerin açıklamalı öğretimi modelleri gibi sıralanmaktadır. Eğitim programlarında ise düşünme türleri, aşamaları, yöntemleri ve tekniklerinin doğrudan öğretilmesi anlayışına yer verilmektedir. Düşünme becerileri, temel beceriler, düşünme teknikleri ve üst düzey düşünme olmak üzere üç düzeyde ele alınmaktadır. Öğrencilerin düşünme becerilerini geliştirirken her düzeye dikkat edilmektedir. Düşünme teknikleri olarak, uygun ortam hazırlama, uygulamalı ve doğrudan öğretim yoluyla düşünme becerilerini geliştirme gibi teknik ve etkinliklere yer verilmektedir. Ülkemizde de öğrencilerimizin düşünme becerilerini geliştirmek için bu anlayış ve uygulamalara ağırlık verilmeli, düşünme eğitimi programı güncellenmeli ve her düzeyde düşünme becerileri gelişmiş öğrenciler yetiştirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Düşünme, düşünme öğretimi, düşünme becerilerini geliştirme Improving the Thinking Skills of Students ABSTRACT: Thinking skill is one of the important skills which provides mental and social development on learning and shaping the future of the individual. Therefore, in most countries an importance of the development of this skill is placed on. An intensive research has been carried out on learning in terms of how students think, how they develop thinking skills and types of thinking. As a result of the outcomes of the studies carried out, the old methodologies were not considered any more * Bartın Üni. Eğitim Fak., [email protected]
123 128 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Firdevs GÜNEŞ and a shift has taken place fron old to new approaches.the efficacy of the new approaches and methods have been emphasized together with their philosophies, techniques and materials.. The new approaches and methods are said to be interactional, procedural. The types of thinking in educational programs, are also adjusted in line with the new approaches by using appropriate steps, and techniques. In the application of new appraoches thinking skills, basic skills, techniques of thinking and including higher-order thinking are addressed at three levels. Attention is paid to developing thinking skills of students at each level. Thinking techniques, such as the appropriate media preparation, practical and thinking skills through direct teaching techniques and activities are included. In our country, this understanding to develop students' thinking skills and practices should be given weight, thinking, thinking skills, advanced training program and students who have improved skills at every level should be raised. Key Words: Thinking, teaching of thinking, improving thinking skills GĐRĐŞ Dünyamızda hızla gelişen bilim ve teknoloji, zihnimizi doğrudan etkilemekte ve üst düzeyde geliştirilmesini gerektirmektedir. Bu durum eğitim alanında zihinsel becerilere odaklı eğitim yaklaşımlarını gündeme getirmektedir. Günümüz eğitim yaklaşımları, öğrenciyi bütün eğitim etkinliklerinin merkezine almakta, dil ve zihinsel becerilerini üst düzeyde geliştirmeyi amaçlamaktadır. Zihinsel becerilerin kalbi düşünme ve sorgulamadır. Düşünme ve sorgulama, bireyin zihinsel işlem ve süreçlerini harekete geçirmekte, problem çözme, karar verme ve kavramlaştırma becerilerini geliştirmektedir. Ayrıca bilginin zihinde daha iyi işlenmesini ve yapılandırılmasını getirmektedir. Böylece öğrenmeyi öğrenme, yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme, yansıtıcı düşünme gibi üst düzey beceriler daha hızlı geliştirilmektedir. Bu nedenle son yıllarda öğrencilerin düşünme becerilerini geliştirme üzerinde ısrarla durulmaktadır. Düşünme, bilgi edinme, anlama ve öğrenme sürecinin en önemli bileşenidir. Bilgileri sorgulama, değerlendirme ve yeni bilgiler üretme çalışmalarının temelini oluşturmaktadır. Ayrıca sorunları çözmek, zihinsel bağımsızlığı geliştirmek ve geleceğe yön vermek açısından bir zorunluluk olmaktadır. Bu nedenle bireylerin iş ve sorumluklarında farklı bakış açıları oluşturmaları, bağımsız karar vermeleri, sosyal baskılar karşısında objektif davranmaları için düşünme becerilerini geliştirmeleri beklenmektedir. Düşünme becerileri, demokratik yaşama katılmak, iş ve teknolojik yaşama uyum sağlamak için de gerekli olmaktadır. Bunlara ek olarak bireyin psikolojik gelişimine katkı sağladığı ve başarı şansını
124 129 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Öğrencilerin Düşünce Becerilerini Geliştirme artırdığı da bilinmektedir. Bu nedenle eğitim sürecinde sadece sözlü bilgi aktarma yerine, öğrencilerin bağımsız biçimde bilgi üretme, kullanma, değerlendirme, keşfetme becerilerini de geliştirmeye ağırlık verilmelidir (Romano 1992). Okul ve öğretmen bu konudaki görevini iyi yapmalıdır. Düşünme zihnimizin doğal bir işlemidir. Doğumla başlar sonraki yıllarda doğrudan veya dolaylı yollarla geliştirilir. Bazı insanlar düşünmeye yeterince önem vermez. Alışkanlık gereği sıradan bir faaliyet olarak yürütür. Bu tür düşünme kendi haline bırakılmış, bir amaçtan uzak, yarım, eksik, basit düzeyde ve dağınık biçimde olmaktadır. Bazı insanlar ise düşünmekten ve zihnini yormaktan kaçınır. Bazı insanlar da düşünmeyi kendine özgü bir biçimde gerçekleştirir. Bu durumlar düşünme niteliğini etkilemektedir. Bilindiği gibi günlük hayatta yaşam kalitemiz, ürettiklerimiz ve çalışmalarımız düşüncelerimizin niteliği ile doğrudan ilişkilidir. Bir başka ifadeyle düşüncelerimizin niteliğinin bir göstergesi olmaktadır. Düşünce niteliğinin düşük olması yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Niteliksiz düşünceler bireyin daha çok para ve zaman harcamasına neden olur. Oysa düşüncelerin nitelikli ve olağanüstü olması kişinin daha hızlı başarıya ulaşmasını sağlar. Nitelikli düşünce sistemli bir eğitime bağlı olarak gelişmektedir. Kısaca zihinsel gelişme, ilerleme ve zihinsel bağımsızlığa ulaşmanın yolu düşünme eğitiminden geçmektedir. Eğitimin önemli amaçlarından biri de öğrencilerin yaratıcılık, problem çözme, eleştirel düşünme, üst düzey düşünme gibi becerilerini geliştirmektir. Bu süreçte düşünme işlem, süreç ve becerilerine ayrı bir önem verilmekte, bunları özel olarak hazırlanmış programlarla geliştirmeye çalışılmaktadır. Bu anlayıştan hareketle düşünme eğitimi programları hazırlanmakta, öğrencilere düşünmenin temel becerileri, teknikleri ve üst düzey becerileri öğretilmektedir. Bu programlarla öğrencinin sadece düşünme becerilerine değil, yaşamına ve geleceğine de yön verilmeye çalışılmaktadır. Beyer e göre öğrencilerde temel düşünme becerilerini geliştirmek için merak, şüphecilik, hoşgörü, gerçeğe saygı gibi hususlara dikkat edilmelidir. Nickerson a göre zihinsel bir tutum geliştirmek için kendisinden farklı görüşlere saygı duymak, harekete geçmeden önce düşünmek, yeterli bilgi toplamak gibi çalışmalar önemli olmaktadır (Nickerson 1988; Romano 1992). Düşünme becerilerini geliştirme, son yıllarda çoğu ülkenin önemli sorunlarından biri olmaktadır. Konuyla ilgili araştırmalar, öğrencilerin düşünme becerilerini yeterince geliştiremedikleri, bu nedenle çeşitli zorluk ve güçlüklerle karşılaştıklarını göstermektedir. Bu sorun ilköğretimden üniversiteye kadar hatta lisans üstü eğitimde bile dile getirilmektedir. Örneğin Nickerson (1988), yaptığı çalışmalarda, yıl okula gitmekle düşünme becerilerinin gelişmediği sonucuna
125 130 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Firdevs GÜNEŞ ulaşmıştır. Benzer bir çalışma kolej düzeyinde yapılmış ve araştırma sonunda (McMillan 1987; Pascarella 1989) koleje gitmenin eleştirel düşünmeye yardım ettiği, ancak düşünme becerilerini geliştirmede yetersiz kaldığı bulunmuştur. Welfel (1982) tarafından yapılan çeşitli araştırmalarda, öğrencilerde yansıtıcı düşünme becerilerinin kolej düzeyinde artış gösterdiği, ancak bu oranının çok az, ulaşılan düzeyin ise düşük olduğu saptanmıştır. Ortaokul, lise ve üniversite gibi eğitim kurumlarının öğrencilerin düşünme becerilerini geliştirmeye etkilerine ilişkin araştırmada Perkins (1985), üç düzeyde de öğrencilerin düşünme ve akıl yürütme becerilerinin olması gerekenden daha düşük olduğunu bulmuştur. Reid ve Paradis (1989) ise öğrencilerin düşünme becerilerinin temel eğitim süresince kendi kendine doğal olarak gelişmediğini, eğitimin mutlaka gerekli olduğunu kanıtlamıştır (Romano 1992). Görüldüğü gibi araştırmalar, bilgi edinme sürecinin önemli bir bileşeni olan düşünme becerilerinin, okullarda kendiliğinden doğal olarak gelişmediğini göstermektedir. O halde bu becerileri geliştirmek için eğitim çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Öğrencileri, yaşadıkları dünyayı sorgulayan, değerlendiren, dil ve zihinsel becerilerini geliştiren, bunları çeşitli alanlarda uygulayan bireyler olarak yetiştirmeye dikkat edilmelidir. Bunun da yolu düşünme eğitiminden geçmektedir. Bu amaçla okul programlarına düşünme eğitimi dersi konulmalı, her derste düşünme becerilerini geliştirici etkinliklere yer verilmelidir. Öğretmenler, öğrencilerin temel bilgi ve becerilerini geliştirirken düşünme becerilerini de geliştirmeye özen göstermeli, öğrendiklerini günlük yaşamda etkili bir şekilde kullanmalarını sağlamalıdır. Böylece okul öncesinden üniversiteye kadar her düzeyde düşünen öğrenciler yetiştirilmelidir. DÜŞÜNME NEDĐR? Düşünme kavramını açıklamak ve sınırlarını çizmek için günümüze kadar çeşitli tanımlar yapılmıştır. Bunlardan bazıları şöyledir. Türk Dil Kurumu Türkçe sözlüğe göre düşünme, Bir konu üzerinde akıl yürütmek, zihin yormak, muhakeme etmek, aklından geçirmek, hayal etmektir. Aristo yo göre aklın bağımsız ve kendine özgü bir eylemi olan düşünme, karşılaştırma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama becerisidir. John Dewey, düşünmenin hissedilen bir güçlükle başladığını söylemekte ve bilimsel düşünmenin aşamalarını sıralamaktadır. Nickerson a göre Düşünme, içinde bulunulan durumu anlamak amacıyla aktif, amaca yönelik ve düzenli olarak yürütülen zihinsel işlem ve süreçlerdir. Bu süreçte genellikle analiz, sentez, karşılaştırma, genelleme, soyutlama gibi işlemler yapılmaktadır. Bu işlemler sonucu ortaya çıkan zihinsel ürünlere de düşünce denilmektedir.
126 131 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Öğrencilerin Düşünce Becerilerini Geliştirme Düşünme, zihnimizin sınırsız bir becerisidir. Düşünme sürecinde zihnimizde peş peşe mantıklı işlemler yapılmaktadır. Bunlar yapılan işleme göre adlandırılmaktadır. Örneğin sorun çözme, karar verme, eleştirel düşünme, akıl yürütme, yaratıcı düşünme gibi. Bu işlem ve düşünceler dil aracılığıyla aktarılmaktadır. Dil, sadece bir iletişim aracı değil aynı zamanda düşünmenin de önemli bir aracıdır. Düşünceler dille açıklanmakta, somutlaştırılmakta ve paylaşılmaktadır. Dil de düşünmenin mantığını, kavramlarını, ilkelerini ve yargılarını belirlemektedir. Düşünme dili, dil de düşünmeyi etkilemekte ve yönlendirmektedir. Kısaca düşünme ve dil arasında vazgeçilmez bir bağ bulunmaktadır. Düşünme sürecinde yürütülen zihinsel işlemler birbirinden farklı olmakta ve çeşitli bilgiler gerektirmektedir. Bu işlemlere akıl yürütme denilmektedir. Akıl yürütmenin belirli bir mantığa göre yapılması ise düşünme türlerini oluşturmaktadır. Düşünme türleri genellikle zihnimizde uygulanan süreçlerine göre adlandırılmaktadır. Örneğin tümden gelim düşünme (la pensée déductive) bütünden parçaya, tüme varım düşünme (la pensée inductive) parçadan tüme giden zihinsel işlemleri içermektedir. Analitik düşünmede (la pensée analytique) bütünün parçalarına ayrılması, onların yeniden tanımlanması ve sınıflandırılması işlemleri yapılmaktadır. Sistemli düşünme (la pensée systémique) çeşitli elemanlar ve aralarındaki ilişkileri içeren karmaşık ilişkileri kapsamaktadır. Eleştirel düşünme (la pensée critique) ise bilgileri değerlendirmeye yönelik bir düşünmedir. Her düşünme biçiminin kendine özgü süreç ve teknikleri vardır. Ancak düşünmenin bazı ortak özellikleri de bulunmaktadır. Bu özellikler; Bilgiyi tarafsız ve ustalıkla kullanma, Belirginleşen fikirleri kısa, öz ve yansız olarak ifade etme, Mantık yönüyle geçerli ve geçersiz sonuçları ayırt etme, Yeterince açık ve net olmayan benzerlik ve karşılaştırmaları fark etme, Haklı olma ile bir tartışmayı kazanma arasındaki farkı anlama, Problemlerin çeşitli nedenleri ve çözüm yollarının olduğunu kabul etme, Hipotez, varsayım ve sonuç arasındaki farklı anlama, Bir inancın doğruluğu ve güçlülüğü arasındaki farkı ayırt etme, Abartma ve genelleme yapmaksızın farklı bakış açılarını gösterme veya açıklama (Nickerson 1988; Romano 1992), gibi sıralanmaktadır. Düşünme sadece işlem ve süreçleri değil, çeşitli bilgi, beceri, tutum, yöntem, teknik, kural ve değerleri de kapsamaktadır. Yani
127 132 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Firdevs GÜNEŞ düşünme geniş bir öğrenme alanı olmaktadır. Bu alanın içinde üç ayrı alan yer almaktadır. Bunlar temel beceriler, düşünme süreç ve teknikleri ile üst düzey beceriler olarak sıralanmaktadır (Romano 1992). Temel beceriler bilgileri almaya ve işlemeye yarayan becerileri kapsamaktadır. Bunlar inceleme, bilgileri birleştirme, karşılaştırma, sınıflama, sentez yapma, değerlendirme, çıkarım yapma gibi. Bunlar aynı zamanda düşünme sürecinin temelini oluşturmaktadır. Đkinci alan yani düşünme süreç ve teknikleri alanı daha çok peş peşe gerçekleştirilen ve aralarında büyük bir eşgüdüm gerektiren işlemlerden oluşmaktadır. Örneğin sorun çözme, karar verme, eleştirel düşünme, kavram oluşturma, yaratıcı düşünme gibi. Nihayet üst düzey beceriler ise zihni yöneten ve diğer iki aşamayı kontrol etmeye yardım eden becerileri içermektedir. Bunlar planlama ve gözetim, düşünme tekniklerini seçme, işlem sürecini gözetleme, değerlendirme, geliştirme gibi işlemler olmaktadır. Kısaca düşünme alanı sadece mekanik kuralları uygulama veya bilgileri basit düzeyde ezberlemenin çok daha ötesinde geniş bir alanı kapsamaktadır. Bu durum eğitim sürecinde bir dizi etkinlik ve çalışmayı gerektirmektedir. DÜŞÜNME TÜRLERĐ Düşünme, zihnimizde uygulanan işlem ve süreçlere göre çeşitli türlere ayrılmaktadır. Bunlara düşünme türleri denilmektedir. Düşünme becerileri çeşitlendikçe düşünme türleri de artmakta ve hepsinin öğretim programlarına yerleştirilerek öğretilmesi güçleşmektedir. Bu nedenle eğitim programlarında daha çok temel düşünme becerilerini içeren, önemli görülen ve yaygın kullanılan türlere yer verilmektedir. Bunların bazıları aşağıda kısaca açıklanmaktadır. Tümdengelim Düşünme (la pensée déductive): Bu düşünme, bütünden parçaya doğru giden ve zihnimizin genel yargılardan özel sonuçlar çıkarma işlemlerini kapsayan bir düşünmedir. Örneğin Bütün madenler ısınınca genleşir. Demir madendir. " "O halde, demir ısınınca genleşir. " Tümevarım Düşünme (la pensée inductive): Parçadan bütüne doğru giden zihinsel işlemleri içermektedir. Zihnin tek tek olgularla ilgili yargılardan hareket ederek genel sonuçlara ulaşma işlemleridir. Örneğin "Ali ile Ayşe insandır ve ölümlüdür. " "O halde bütün insanlar, ölümlüdür. " Anolojik Düşünme (la pensée analogique): Bu tip düşünmede iki alan arasındaki benzerliklerden hareketle ilişkiler kurulur. Bu ilişkilendirmeyle yeni bir karşılaştırma ve açıklayıcı bir anlam doğar (Gagnon 2012) Bir başka ifadeyle iki olaydaki benzerliklerden yararlanarak, birinde var olan özellik diğerinde de var sayılır. Analojik
128 133 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Öğrencilerin Düşünce Becerilerini Geliştirme düşünmede zihnimiz özelden özele sonuç çıkarır, bilinen bir kavramdan hareketle bilinmeyen öğrenilmeye çalışılır. Analitik Düşünme (la pensée analytique): Bütünün parçalarına ayrılması, onların yeniden tanımlanması ve sınıflandırılmasına yönelik işlemleri kapsamaktadır. Çözümlemeye dayalı bir düşünme biçimidir. Doğası gereği somut sorunları küçük parçalara ayırır ve parçaların özelliklerinden hareketle bilgiler toplar (mantıksal işlevsel vs. bağlantılarla) bütüne varmaya çalışır. Bilgi ve olaylar arasında bağ kurar. Aralarındaki temel ilişkileri tanımlar, karmaşık ilişkileri inceler. Sistemli Düşünme (la pensée systémique): Çeşitli elemanlar ve aralarındaki ilişkileri içeren karmaşık bir bakış açısını içerir. Sistemli düşünme demek bilinçli düşünmektir. Sistemli düşünmekte bir amacın ve hedefin olması önemlidir. Sistemli düşünce, bilinenden yola çıkarak, bilinmeyene ulaşmak ve mantıklı işlemlerle onu açıklığa kavuşturmaktır. Zihnimizi başıboş bıraktığımızda amaçsız ve gelişigüzel düşünceler bizi esir alır. Bu karmaşık durumdan zihnimizi disiplin altına alarak kurtuluruz. Düşüncelerimiz, irademiz ve şuurumuzla belli bir yönde tutulur, her sapmada tekrar tekrar aynı yöne sevkedilirse ve bu alışkanlık devam ettirilirse bir sistem kurulmuş, daha yüksek bir titreşim alanına erişim sağlanmış olur. Bu alıştırma başta zor gelse de, yorgunluk meydana getirse de kişiye büyük kazanç sağlar. Yaratıcı Düşünme (la pensée créative ): Buluşçu, yenilikçi, sorunlara yeni ve farklı çözümler üreten, özgün düşüncelerin ortaya çıkmasını sağlayan bir düşünme biçimidir. Yani esnek, akıcı, özgün, alışılmışın dışında düşünmedir. Yeni fikirler ve olasılıklar üretmeye, birden fazla doğru yanıta ulaşmaya olanak tanır. Yeni düşünce üretilmesinde 4 temel aşama söz konusudur. Bunlar hazırlık, kuluçka, aydınlanma ve değerlendirme olmak üzere sıralanır. Bunların ilk ikisi oluşum, son ikisi de uygulamayı içerir. Oluşum aşamasında yeni fikirler oluşturulur ve düzenlenir. Buna yaratıcı düşünme denilmektedir. Uygulama aşamasında fikirler değerlendirilir ve yürürlüğe konur. Buna da aşama eleştirel düşünme adı verilmektedir. Eleştirel düşünme (la pensée critique): Eleştirel düşünme bir düşünceyi geliştirmek amacıyla inceleme ve değerlendirme sanatıdır. Bilgileri değerlendiren bir düşünmedir Herkes düşünür. Düşünme doğal bir durumdur. Ancak çoğu düşüncemiz kendi haline bırakılmış, amaçtan uzak, kısmi ve bozulmuş, basit düzeyde ve yeterli bilgiden uzaktır. Eleştirel düşünme sorgulayıcı bir yaklaşımla olayları ve durumları ele alan, değerlendirme, yorum yapma ve karar verme becerilerini içeren bir düşünme türüdür Eleştirel düşünme bireyin kendini yönetme, kendini disipline etme, kendini kontrol etme, kendini düzeltme işlemlerini kapsar.
129 134 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Firdevs GÜNEŞ Bu düşünme etkili konuşma, iletişim ve sosyal ilişkileri geliştirmede etkili olur (Paul - Elder 2008). Yansıtıcı Düşünme: John Dewey 19 yy. başında, öğrencilerin okulda öğrendiklerini yaşama yansıtmayı öğrenmeleri gerektiğini belirtmiştir. Okullarda öğrencilere yardım etmenin en iyi yolunun yansıtıcı düşünmeyi öğretmek olduğunu ifade etmiştir. Yansıtıcı düşünme, çeşitli hipotezler oluşturma, bunlar üzerinde çalışma ve test etme, tümevarım yoluyla veri toplama ve tümdengelim yoluyla sonuçlara ulaşmayı içeren bir düşünme türüdür. Bireye sorunlara çözüm üretme ve sağlıklı kararlar verme sürecinde yardımcı olur. Öğrencinin aktif olarak katıldığı eğitim ortamından kendi deneyimleriyle bilgiler edinmesini, bu bilgileri paylaşmasını ve yeni durumlarda kullanılmasını kolaylaştırır. Bu düşünmede geçmiş yaşantılardan ders çıkarma ve yeni durumlarda uygulama söz konusudur. Üst Düzey Düşünme (la pensée métacognitive): Bireyin kendi düşünme süreçlerinin farkında olması, bunları izlemesi, düşünme süreçlerini kontrol etmesi ve iyileştirmesini içeren düşünme türüdür. Düşünme üzerine düşünme, nasıl düşündüğünü izleme işlemlerini kapsar. Bireyin kendi zihinsel süreçlerinin nasıl işlediğini anlayarak bu süreçleri denetim altına alması ve daha nitelikli bir öğrenme için bu süreçleri yeniden düzenleyerek daha etkili bir biçimde kullanabilmesini amaçlamaktadır. Altı Sapkalı Düşünme: Düşünme eğitimi konusuna öncülük eden De Bono ya göre, bireyler genel olarak 6 tip düşünce biçimini kullanmaktadır. Bunlar altı renk şapkayla ilişkilendirildiği için Altı Şapkalı Düşünme Tekniği denilmektedir. De Bono ya göre insanların yaygın kullandıkları düşünme biçimleri şöyledir. Beyaz şapka; beyaz tarafsız ve objektiftir. Bu şapka objektif olgular ve rakamlarla ilgilidir. Kırmızı öfke, tutku ve duyguyu çağrıştırır. Kırmızı şapka duygusal bir bakış açısı verir. Siyah şapka; siyah karamsar, olumsuz ve kötümserdir. Sarı şapka; sarı güneş gibi aydınlık ve olumludur. Đyimser umutlu ve olumlu düşünme ile ilgilidir. Yeşil bereket ve verimli büyüme demektir. Yeşil şapka yaratıcılık ve yeni fikirlerle ilgilidir. Mavi şapka; mavi serinkanlılığı temsil eder ve her şeyin üstündeki göğün rengidir. Düşünme sürecinin düzenlenmesi ve kontrolü ile uğraşır. De Bono bu altı renk şapkayı kullanarak düşünme biçimlerini ve becerilerini geliştirmeye, doğru düşünmeyi öğrenmeye dikkat çekmektedir. Klinik Düşünme (la pensée clinique): Fleming (1991), sağlıkçılar tarafından kullanılan beş tip düşünme biçiminin olduğunu saptamıştır. Klinik düşünme adı verilen bu düşünme türleri süreçsel, etkileşimsel, koşulsal, öyküsel ve yararcı düşünme olarak sıralanmaktadır. Bu
130 135 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Öğrencilerin Düşünce Becerilerini Geliştirme düşünme biçimleri sağlıkçılar tarafından kullanılmakta, bunlar teşhis ve tedavide etkili olmaktadır. Bu düşünme biçimleri şöyle açıklanmaktadır: Süreçsel düşünme, olayların akışına ve aşamalara göre düşünme. Örneğin bir olayın akışına göre düşünme, olayın giriş, gelişme ve sonucu gibi. Etkileşimsel düşünme, karşılıklı etkileşme, kullanılan dil, amaç ve niyetleri belirleme ve birleştirmeyi içeren düşünmedir. Koşulsal düşünme, şimdiki verilerden hareketle kişinin gelecekteki durumunu tahmin etmeyi içeren düşünmedir. Süreçsel ve etkileşimsel düşünmeyle birlikte başarılı olmakta ve deneyim gerektirmektedir. Öyküsel düşünme, kişinin geçmişine, yaşadıklarına, hikayesini anlatmasına, çevresindekileri ve sosyal durumunu tanımaya dayalı düşünmedir. Yukarıdaki üç düşünme biçimini de kapsamaktadır. Yararcı düşünme, kişi için yaralı olanları, iş çevresini, kişisel bilgileri ve yeteneklerini değerlerini, sosyal ve ekonomik durumunu dikkate alan düşünme biçimidir (Casimiro - Tremblay 2009). Görüldüğü gibi uygulamada çeşitli düşünme türleri vardır. Bunların hepsini düşünme eğitimi programında vermek ve öğretmek mümkün değildir. DÜŞÜNME EĞĐTĐMĐ Düşünme eğitimi konusu incelendiğinde, dünyamızda günümüze kadar farklı eğilim ve uygulamaların yapıldığı görülmektedir. Bunlar eğitim anlayışına ve yaklaşımlarına göre değişmektedir. Eğitim alanında uzun yıllar kullanılan davranışçı ve bilişsel yaklaşıma göre düşünme becerileri dolaylı olarak gelişmektedir. Bu nedenle öğrencilere düşünme konusunda özel bir ders veya kurs vermeye gerek yoktur. Bu yaklaşımlara göre düşünme becerileri her programın içinde yer alır ve öğretilen konularla birlikte öğrencilere kazandırılır (Beyer 1987). Yani düşünme becerileri, ders kitaplarındaki konularla, problem çözme, karar verme gibi çalışmalarla öğretilebilir. Bu eğilimin temelinde yatan bazı görüşler ise şöyle sıralanmaktadır: 1. Düşünme becerileri anlamlı bir içerikle öğretilir ve uygulanır. Bu süreçte üst düzey düşünceler yerine zengin ve karmaşık bir içerik yeterli olabilir. 2. Düşünme becerileri bir alandan diğerine yeterince aktarılamaz. Her becerinin gelişimi farklı ortamlarda uygulamalarla gelişir (Beyer 1987). Örneğin matematikte geliştirilen problem çözme becerileri gerçek
131 136 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Firdevs GÜNEŞ anlamda psikolojideki problemi çözmeye yardım etmez. Đkisi farklı çalışma ve uygulamalarla geliştirilir. 3. Düşünme öğrenmenin temel bileşenlerinden biridir. Bu nedenle öğrenme aynı zamanda düşünme sayılır. Öğrencinin bilgiyi işlemesi, zihinsel şemalarını gözden geçirmesi ve düzenlemesi için düşünme gereklidir. Bu nedenle bilgi ve düşünme birbirinden farklı değil, tam tersine iç içe ve birlikte öğretilir. Görüldüğü gibi eski yaklaşımlara göre düşünme becerilerini geliştirmek için özel bir ders vermeye gerek görülmemiştir. Bu becerilerin mevcut ders programlarındaki konularla geliştirileceği, bunların bir alandan diğerine yeterince aktarılamayacağı, her alanda ayrı ayrı geliştirmenin gerekli olduğu, ayrıca bilgi ile düşünmenin farklı olmadığı, birlikte öğretilmesi gerektiği öne sürülmüştür. Uzun yıllar yürütülen uygulamalardan yeterli sonuç alınamaması üzerine araştırmacılar, Düşünme öğrenilir mi? Düşünme becerileri öğretilir mi? Düşünme becerilerini geliştirmek nasıl bir eğitim gereklidir? gibi sorulara cevap aramışlardır. Yapılan araştırma ve uygulamalar sonucunda düşünme eğitimi konusunda önemli bulgulara ulaşılmıştır. Günümüzde hızla yayılan yapılandırıcı yaklaşıma göre düşünme becerileri, öğrenme, iletişim kurma, etkileşme ve dış dünyayla bütünleşmenin en önemli aracıdır (Güneş 2007; Boileau 2002; Kirady 2000). Bu nedenle çoğu ülkenin eğitim sisteminde düşünme eğitimi bağımsız bir ders olarak alınmakta, düşünme becerileri çeşitli yöntem ve tekniklerle öğretilmektedir. Yapılandırıcı yaklaşıma göre akıl yürütme ve düşünme becerileri bir derste öğretilen ve daha sonra unutulan beceriler değildir. Düşünme becerileri, okullarda birbirinden farklı ve zengin etkinliklerle, her öğrencinin ihtiyaç duyduğu uygulamalarla desteklenerek geliştirilen ve yaşam boyu kullanılan becerilerdir. Bunun için öğrencilerin düşünmesini kolaylaştırmak, farklı görüşleri tartışmak ve düşünme süreçlerini harekete geçirmek için uygun öğrenme ortamları oluşturulmalıdır. Düşünme becerileri, farklı durumlarda farklı görevleri yönetmek için başka alanlara aktarılan becerilerdir. Aktarılan beceriler, çeşitli alanlarda ve günlük yaşamda gerekli olan becerilerdir. Bunlar düşünme, araştırma, öğrenmeyi sürdürme, karar verme, sorun çözme, iletişim, işbirliği yapma gibi becerilerdir. Aktarılan beceriler, okuldaki öğrenmeleri kolaylaştıran ve yaşam boyu öğrenmeyi sağlayan becerilerdir (Perrenoud 2004). Öğrencinin düşünme becerilerini yeni durumlara ve süreçlere aktararak sürekli kullanması ve geliştirmesi sağlanmalıdır. Öğrenciye verilecek görevler, ödevler önceden öğrenilenlerin tekrarı şeklinde olmamalı, öğrenilen becerinin farklı durumlarda uygulanmasını içermelidir. Bu çalışmalara okul öncesinden üniversiteye kadar her düzeyde önem
132 137 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Öğrencilerin Düşünce Becerilerini Geliştirme verilmelidir. Ayrıca düşünme eğitimi yaşam boyu bir süreç olarak ele alınmalı ve yaşam boyu eğitimin önemli bir parçası olarak yürütülmelidir. Bilgi işleme sürecinde alınan yeni bilgiler düşünme, sorgulama, çıkarım yapma, değerlendirme gibi çeşitli zihinsel işlemlerden geçirilerek yeniden anlamlandırmaktadır. Bu süreçte bütün dil ve zihinsel beceriler devreye girmekte, yeni bilgiler bireyin ön bilgileri ışığında incelenmektedir. Yapılandırıcı yaklaşıma göre öğrencinin ön bilgileriyle yeni bilgileri birleştirirken düşünme becerilerini iyi kullanması bilgi işleme sürecini kolaylaştırmaktadır. Öğrencinin ön bilgilerinin zengin olması da bilgi işleme sürecini etkilemektedir. Çünkü yeni bilgilerin işlenmesi ve anlamlandırılması ön bilgilerin ışığında gerçekleştirilmektedir. Bireyin ön bilgilerinin zenginliği ve niteliği de düşünme becerilerinin gelişimiyle ilişkilidir. Öğrencinin bilgiyi sağlıklı işlemesi, zihnini düzenlemesi ve geliştirmesi için düşünme becerilerinin geliştirilmesi gereklidir. DÜŞÜNME EĞĐTĐMĐ MODELLERĐ Eski çağlardan günümüze kadar düşünme becerilerini geliştirmek için çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Özellikle 1980 li yıllardan sonra bilim insanları ve öğretmenler düşünme eğitimine yoğun ilgi göstermiş ve çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda çeşitli modeller geliştirilmiştir. Bunlar alan boyutu ile etkileşimsel ve süreçsel modeller, öğretim boyutu ile becerilerin doğrudan öğretimi ve tekniklerin açıklamalı öğretimi modelleri olmaktadır. Bu modellerde düşünme alanları, süreçleri, becerileri, kullanılacak teknikler ve yapılacak çalışmalar ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Bu modeller aşağıda özet olarak verilmektedir. 1. Etkileşimsel Model: Bu modele göre düşünme, üç bileşenden oluşan etkileşimsel bir süreçtir. Bunlar birey (insan), bilgi ve ortam olmaktadır. Düşünme eğitimi için üç bileşene de önem verilmeli ve her alanda gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Birey: Etkileşimsel düşünme modelinin en önemli bileşeni insandır. Düşünme sürecinde bütün bildiklerini yani ön bilgilerini ve becerilerini uygulamaya koyar. Bireyin ön bilgi ve deneyimlerine dayalı geliştirdiği bir zihin yapısı vardır. Bu zihin yapısı dünyaya bakış açısını belirlemektedir. Birey dünyaya bakış açısına göre bilgileri almakta, ön bilgileriyle birleştirmekte ve yeniden anlamlandırmaktadır. Bu süreçte zihinsel beceriler ile dile ilişkin bilgiler (ses bilgisi, söz dizimi ve anlam bilgisi) etkili olmaktadır. Düşünme becerilerini geliştirmek için bireyin ön bilgileri ile zihinsel becerileri geliştirilmeli ve çeşitli düşünme teknikleri öğretilmelidir.
133 138 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Firdevs GÜNEŞ Bilgi: Düşünme sürecinde önemli rol oynayan bileşenlerden biri de bilgidir. Sözlü veya yazılı bilgiler, metinler, bunların içeriği yani bilgi, düşünce ve olayların düzenlenmesi, yazarın anlatım biçimi, amacı, teknikler vb. düşünme sürecini etkilemektedir. Đyi düzenlenmiş bilgiler düşünme sürecini kolaylaştırmakta ve başka bilgilere yönlendirmektedir. Düşünme becerilerini geliştirmek için bilgi seçimine, tekniklere ve işlemlere önem verilmelidir. Ortam: Bireyin bilgilerle etkileştiği ve onları anlamaya çalıştığı ortamdır. Bu ortam psikolojik, sosyal ve fizikî ortam olarak ele alınmaktadır. Ortamın sorgulamayı ve düşünmeyi kolaylaştırıcı bir yapısının olması, bireyin güdülenmiş olması, yer, araç-gereç gibi ögeler düşünme sürecini etkilemektedir (Güneş 2007). Etkileşimsel modele göre düşünme becerilerini geliştirmek için birey, bilgi ve ortam bileşenlerine önem verilmelidir. Bilgiler uygun seçilmeli ve ortam düşünme becerilerini geliştirmeye uygun hale getirilmelidir. Düşünme sürecinde bireyin ön bilgileri harekete geçirilmeli, zihinsel becerileri geliştirilmeli, çeşitli düşünme teknikleri öğretilerek bilgileri alması, anlamlandırması ve zihninde yapılandırması kolaylaştırılmalıdır. 2. Süreçsel Model: Bu modelde düşünme becerileri ile teknikleri birlikte ele alınmakta, her ikisine de ağırlık verilmektedir. Düşünme becerileri üç ayrı alandaki aşamalı çalışmalara dayalı olarak geliştirilmektedir. Bunlar temel beceriler, düşünme süreç ve teknikleri ile üst düzey beceriler olarak sıralanmaktadır. Temel beceriler: Düşünme eğitiminin ilk aşamasını temel beceriler oluşturmaktadır. Temel beceriler bilgileri almaya ve işlemeye yarayan becerileri kapsamaktadır. Bunlar inceleme, bilgileri birleştirme, karşılaştırma, sınıflama, sentez yapma, değerlendirme, çıkarım yapma gibi beceriler olmaktadır. Bu beceriler aynı zamanda düşünme sürecinin temelini oluşturmaktadır. Düşünme eğitimine önce temel becerileri geliştirmekle başlanmalıdır. Düşünme süreç ve teknikleri: Bu aşama çeşitli düşünme süreç, teknik ve işlemler bütününü içermektedir. Düşünme süreçleri, peş peşe gerçekleştirilen aralarında büyük bir eşgüdüm gerektiren zihinsel işlemler olmaktadır. Örneğin sorun çözme, karar verme, eleştirel düşünme, kavram oluşturma, yaratıcı düşünme gibi. Bu aşamada düşünme süreçleriyle birlikte çeşitli teknikler de öğretilmektedir. Üst düzey beceriler: Düşünme eğitiminin üçüncü aşamasını oluşturan bu aşama zihni yönetmeye ve diğer iki aşamayı kontrol etmeye yardım eden becerileri içermektedir. Bunlar planlama ve gözetim,
134 139 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Öğrencilerin Düşünce Becerilerini Geliştirme düşünme tekniklerini seçme, işlem sürecini gözetleme, değerlendirme, geliştirme gibi beceriler olmaktadır. Diğer iki aşamadaki beceriler geliştirildikten sonra üst düzey düşünme becerilerine başlanmaktadır. Bu aşama diğerlerine göre daha zor olmaktadır (Romano 1992). Görüldüğü gibi süreçsel modele göre düşünme üç aşamalı çalışmalarla geliştirilmektedir. Düşünme becerilerini geliştirmek için önce temel becerileri geliştirme, ardından düşünme süreç ve tekniklerini öğretme, son olarak da üst düzey düşünme çalışmalarına önem verilmelidir. 3. Doğrudan Öğretim Modeli: Dünyamızda uzun yıllar uygulanan dolaylı öğretim modelinde, öğrencilerin düşünme becerileri, çeşitli bilgiler öğretilerek dolaylı olarak geliştirilmeye çalışılmıştır. Daha sonraki yıllarda Düşünme becerilerini geliştirmek için nasıl bir eğitim gereklidir? sorusuna cevap aranmıştır. Yapılandırıcı yaklaşımla birlikte Öğrenen kendi düşünmesinin en önemli aktörüdür. Düşünme konusunda kendini eğitebilir ve becerilerini geliştirebilir. fikri ortaya atılmıştır. Bu anlayıştan hareketle yeni çalışmalar yapılmış, düşünme beceri ve tekniklerini öğretmek için farklı yöntemler keşfedilmiştir. Bunlardan biri de doğrudan öğretim modelidir. Bu modelin amacı öğrencinin düşünme becerilerini geliştirmek ve çeşitli düşünme tekniklerini öğretmektir. Öğrenciler düşünmek için çeşitli yöntem ve teknikler kullanırlar. Bunlar doğrudan eğitimle geliştirilebilir ve değiştirilebilir, öğrencilere yeni teknikler öğretilebilir. Bu amaçla öğrencilere düşünme becerileri ve teknikleri hakkında açıklayıcı çeşitli bilgiler verilmektedir. Eğitim sürecinde, modelleme, örneklendirme, doğrudan açıklama, iş birlikli öğrenme, farklı düşünme becerilerini gösterme gibi etkinliklerle öğrencilere düşünme becerilerini doğrudan öğretilir. Öğretilecek her becerinin ayrıntılı bir sunumu yapılır, çeşitli örneklerle gösterilir. Öğretmen, öğretilecek becerinin işlevini göstermek için kendi düşünme biçiminden yararlanabilir. Öğretimin her aşamasında beceriler çeşitli etkinlikle uygulanır. Öğrenme sürecinde öğrencilerin pasif değil aktif olmasına dikkat edilir. Öğrencilerin sürece katılımını üst düzeye çıkarılır. Sık sık uygulama yapılır ve hemen dönüt verilir (Güneş 2010). 4. Tekniklerin Açıklamalı Öğretimi: Bu modele göre öğrencinin düşünme becerilerini geliştirmek için gerekli teknikler ve işlemler açıklanmalıdır. Öğretmen düşünme teknikleri ve uygulanması hakkında öğrencilere açıklama yapmalı ve gerekli bilgileri sunmalıdır. Bu uygulamanın amacı aynı zamanda düşünme tekniklerini geliştirmektir. Örneğin üst düzey sorular sorma, düşündürücü cevaplar verme, tartışma, düşünceleri değerlendirme gibi. Düşünme tekniklerini açıklamak için
135 140 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Firdevs GÜNEŞ çeşitli sorular sorulmaktadır. Bu sorularla düşünme tekniklerinin öğrenilmesi, düşünme süreçlerinin bilinçli yürütülmesi ve becerilerin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Genellikle Ne? Niçin? Ne Zaman? ve Nasıl gibi sorulardan yararlanılmaktadır. Öğretim sürecinde her tekniğin açıklamalı sunumu yapılmakta ve şu sorulara dikkat edilmektedir: Ne: Bir teknik verme, bu tekniği açıklama veya tanımlama. Niçin: Tekniğin önemini açıklama, hangi tekniklerden yararlanılması gerektiğini belirtme. Nasıl: Tekniğin nasıl uygulanacağını açıklama, aşamalarını ve süreçlerini gösterme. Ne zaman: Tekniğin uygulanma zamanını ve nasıl değerlendirileceğini açıklama. Netleştirme: Beceri ile teknik arasındaki farkı açıklama (Güneş 2010). Öğretmen öğrencilere çeşitli ipuçları vererek, hatırlatmalar yaparak öğrendikleri teknikleri geliştirmeleri konusunda rehberlik etmelidir. Küçük gruplarla işbirlikli çalışmalara ve sorgulama yöntemini kullanmaya ağırlık verilmelidir. Bu tür çalışmalar öğrencilerin teknikleri daha iyi öğrenmelerine ve uygulamalarına katkı sağlamaktadır. DÜŞÜNME TEKNĐKLERĐ Eğitimde kullanılan bazı teknikler düşünme becerileri için de kullanılmaktadır. Bunlar genel olarak iki gruba ayrılmaktadır. Birincisi düşünme becerilerinin uygulamasını sağlayan teknikler ikincisi ise düşünme becerilerini doğrudan öğretmeyi amaçlayan tekniklerdir. Birinci grup teknikler öğrencinin düşünmesini ve zihnini çalıştırmasını amaçlamaktadır. Đçeriğin öğrenilmesinden çok uygulamaya ağırlık verir. Đkinci grup teknikler ise düşünme becerileri için gerekli bilgilerle teknikleri öğretmeyi amaçlar. 1. Uygulama Đçerikli Teknikler: Bu teknikler düşünmeye izin veren çalışma biçimi, düşünmeyi sağlayan ortam, üst düzey sorular sorma, düşündürücü cevaplar verme, tartışma ağırlıklı yöntemler uygulama, düşünme becerilerini değerlendirme, şeklinde sıralanmaktadır. a. Uygun Çalışma Biçimi: Öncelikli olarak öğrencilerin düşünmesini sağlayan bir çalışma biçimi belirlenmelidir. Eğer öğrenci kendi kendine düşünecek ve sorgulayacaksa, bunları yapabileceği bir çalışma stili oluşturulmalıdır. Bunu sağlamak için eğitim sürecinde çok konu vererek öğrenci bilgiye boğulmamalıdır. Tam tersine öğrenilen bilgileri aktif kullanmaya yönelik etkinliklere ağırlık verilmelidir. Çoğu
136 141 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Öğrencilerin Düşünce Becerilerini Geliştirme zaman bir dersin değeri derste verilen konu veya bilgiyle ilişkilendirilmektedir. Oysa bir dersin içeriği bilgiyi ezberleme yerine öğrencilerin öğrendikleri üzerinde düşünme ve sorgulamaya odaklanmalıdır. Ders uygulamaları, öğrencinin bilgileri aktif olarak işlemesini ve bu süreçten sorumlu olmasını gerektiren bir çalışma biçimine yönelik olmalıdır. b. Ortam Hazırlama: Đkinci teknik ise düşünmeye uygun bir ortam yaratmaktır. Özellikle sınıfta sorgulamayı ve düşünmeyi sağlayan bir ortam yaratmak ve bunu sürdürmek çok önemlidir. Bunun için öğrencilerin gülünç olma ya da alay edilme korkusundan uzak biçimde düşüncelerini ifade etmeleri sağlanmalı, onlara hata yapma fırsatı verilmelidir. Sınıf bir çeşit düşünme laboratuvarı ya da düşünme üretim merkezi gibi görülmelidir. Ortamın bir diğer belirleyicisi ise öğretmenin kabul edici ve cesaret verici tutumudur. Öğretmen, öğrencilerle ilgilendiğini ve düşüncelerine saygı duyduğunu göstermesi gerekir. Ayrıca onları cesaretlendirmek için olabildiğince düşüncelerini değerlendirmesi, araştırmaya yöneltmesi, öğrencilerde anlamlı gördüğü her tutumu öne çıkarması gerekir. c. Üst Düzey Sorular: Düşünme becerilerini geliştirici bir başka teknik de üst düzey soruların kullanılmasıdır. Çoğu araştırmacı ve eğitimci sınıfta soru sormanın öneminin altını çizmektedir. Bu tür sorular öğrenilen bilgilerin doğrulanması veya hatırlanmasından çok eleştirel düşünmeyi ve düşünme becerilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Alt düzey sorular ya da düzeyi düşük sorular da vardır. Bu sorular öğrenilen bilgilerin doğrulanmasını ve hatırlanmasını amaçlamaktadır. Bu soruların üst düzey sorulardan farkı öğrencinin bu sorulara cevap vermek için ön bilgilerini harekete geçirmesi ve gerekli bilgiyi aramasıdır. Bu konuda Bloom taksonomisi de kullanılmakta, analiz, sentez ve değerlendirme basamağına üst düzey, ilk üç basamağa da (bilgi, anlama ve uygulama) alt düzey sorular denilmektedir. Düşünme becerilerini geliştirmek için öğrencilere daha karmaşık zihinsel işlemleri gerektiren sorular sorulmalıdır. Bunlar karşılaştırma, inceleme, tahmin etme, çıkarım yapma eleştirme gibi. Araştırmalar öğretmenlerin sorularının basit düzeyde olduğunu, düşünmeden ziyade basit açıklamaları gerektirdiğini göstermektedir. Bu konuda kolej düzeyinde yapılan çoğu araştırmada sınıfta sorulan soruların üst düzey düşünme becerilerini nadiren geliştirdiği ortaya çıkmıştır (Romano 1992). d. Düşündürücü Cevaplar: Düşünmeyi ve akıl yürütmeyi sağlayan sorular sormak kadar öğrencilere verilecek cevaplar da önemlidir. Nickerson (1985), bu konuya dikkat çekmekte ve düşünmeyi geliştirmede verilen cevapların önemini vurgulamaktadır. Öğretmenin öğrenciye verdiği cevaplar sadece bilgiyi içerikli olmamalı aynı zamanda
137 142 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Firdevs GÜNEŞ düşünmeyi de sağlamalıdır. Cevap vermek için öğrencilere düşünme zamanı vermek, düşünmeyi gerçekleştirmek için sessiz kalmalarından korkmamak gerekir. Cevap verme süresi ile öğrencinin zihinsel seçim yapma ve cevap hazırlama işlemi arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bu süre içinde öğretmen, öğrencinin cevap vermeye odaklanması yanında düşünmesini de cesaretlendirmelidir. Öğrencinin cevabını pozitif veya negatif eleştirmeden kaçınmalı, önce dinlemeli, fikirlerini almalı, ona fikirlerini açıklaması konusunda sorular sorarak yardım etmelidir. Öğretmenin cevapları öğrencinin düşüncelerini analiz etmeyi kolaylaştıracaktır. Örneğin öğrenciden fikirlerini daha iyi açıklaması, bunu bir örnekle göstermesi, cevabını zenginleştirmesi için farklı ögeler kullanması istenebilir. Bütün bu çabalar öğrencinin düşünme becerilerini geliştirmesi için cesaret vermeyi amaçlamaktadır. e. Tartışma Yöntemi: Düşünme becerilerini geliştirme konusunda önerilen tekniklerin biri de tartışma yöntemidir. Programlarda öğrencilerin görüş ve düşüncelerini paylaşmaları, tartışarak yeni fikirler öğrenmelerini öngörülmektedir. Araştırmalar tartışmanın öğrencilerin düşünmelerini geliştirmek için etkili bir yöntem olduğunu göstermektedir. Tartışma öğrenciler ve öğretmen arasındaki zihinsel gelişimi ve etkileşimi sağlamak için önemli bir tekniktir. Öğrencinin farklı zihinsel süreçleri uygulamasını, başkalarının düşünceleriyle kendi düşüncelerini karşılaştırmasını, düşünme süreçlerinin işleyişini öğrenmesini sağlar. Çoğu araştırmada tartışma sırasında eğitsel yöntemlerin kullanılması önerilmektedir. Bunlar, önce bir sorunu ortaya koyma, ardından görüşleri paylaşma olmaktadır. Tartışma önce küçük gruplarla ardından büyük gruplarla yapılmalıdır. Tartışma yöntemi incitmeyle karıştırılmamalıdır. Bu süreçte öğretmen bütün cevapları kontrol eden bir tutum takınmamalı ve istediği cevapları almak için öğrencileri zorlamamalıdır. Tam tersine grup etkileşimi üst düzeye çıkarılmalı, öğrenciler bilmedikleri konuları da tartışmaya açmalıdırlar. Bu esnada sınıfta etkileşim biçimi gözlenmeli, tartışma etkinliği soru cevap ya da fikir savaşı haline getirilmemelidir. f. Düşünme Becerilerini Değerlendirme: Okul etkinliklerinin amacı öğrencinin öğrenmesini sağlamaktır. Etkinlikler bazı bilgileri içermekte, öğrenci bunları öğrenirken anımsama, birleştirme, analiz etme, çıkarım yapma gibi çeşitli zihinsel işlemler yapmaktadır. Sınavda diğer konular da olduğu gibi öğrencilerin zihinsel becerilerinin de değerlendirmesi yapılmalıdır (Costa 1981). Öğrencinin derste yapmak zorunda olduğu çalışmalar düşünmeyi zorlamalı, daha karmaşık düşünme becerilerini kullanmasını gerektirmelidir. Sınav sorular ise bilgilerin basit düzeyde hatırlanmasını içermek yerine öğrencileri düşüncelerini geliştirmeye yönelik olmalıdır. Bloom, çoğu sınavların bilgi düzeyini
138 143 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Öğrencilerin Düşünce Becerilerini Geliştirme geçmediğini söylemektedir. Dunkin ve Barnes (1986), bunun yükseköğretimde de aynı olduğu, sınav sorularının düşünmeyi zorlamadığını açıklamaktadırlar. Kısaca sınavlarda düşünme becerileri de değerlendirilmelidir. 2. Öğretim Đçerikli Teknikler: Bazı araştırmacı ve eğitimciler düşünme becerilerini geliştirmek için sadece uygulama içerikli tekniklerin yeteli olmayacağını, bu becerilerin doğrudan eğitiminin de yapılması gerektiğini ileri sürmektedirler. Bu amaçla aşağıda verilen öğretim içerikli üç teknik önerilmektedir. a. Doğrudan Öğretim: Bu teknik, düşünme becerilerinin öğrencilere doğrudan öğretilmesini içermektedir. Bazı yazarlar (Beyer 1987; Perkins 1987) düşünme becerilerinin öğrencilere doğrudan öğretilmesi gerektiğini savunmaktadırlar. Bunun için düşünme sürecinin aşamaları belirlenmeli, her aşamada gerekli bilgiler ve teknikler sırsıyla öğretilmelidir. Perkins (1987) ise farklı düşünme süreçlerini destekleyecek ve bunlara rehberlik edecek teknik ve taktiklerin öğretilmesi gerektiği üzerinde durmaktadır. Düşünme sürecinde uygulanan işlem basamaklarına düşünme aşamaları demektedir. Bunlar öğrencinin düşünme süreçlerini yapılandırmayı ve düzenlemeyi kolaylaştırmaktadır. Örneğin öğrenciye problem çözme aşamalarını tanıtmak, her aşamada yapılması gereken zihinsel işlemleri daha etkili yürütmesini sağlamaktadır. Bu anlayış yani düşünme aşamaları diğer konularda da kullanılabilir. Örneğin bir metni özetleme, bir fikri eleştirme, bir açıklama yazma, bir hipotez oluşturma gibi çalışmalarda işlem basamakları düşünme aşamaları olarak ele alınabilir. Bu uygulama düşünme eğitiminde temel güçlükleri azaltmakta ve süreçleri kolaylaştırmaktadır. b. Örnekleme ve Modelleme: Bir başka teknik de modellemedir. Bazı yazarlar, bu tekniğin öneminin altını çizmekte ve öğretmenin model olmasını istemektedirler. Öğretmen, farklı zihinsel işlemlerin nasıl yürütüldüğü davranışlarıyla göstererek öğrencilerin becerilerini geliştirmelidir. Bu süreçte düşünceler sergilenebilir. Örneğin bir düşüncenin farklı aşamalarını içeren farklı durumlar gösterilebilir. Bu konuda öngörülen tekniklerden biri de yüksek sesle düşünmektir. Yüksek sesli düşünme bütün düşünme süreçlerinin aşamalarını sözelleştirir, uygulamalı gösterir, bunlara açıklamalı yorumlar yapar. Bu uygulama öğrencilere herhangi bir problemi çözerken düşünme sürecinde yapılan çeşitli aşamaları anlamak ve gözlemek fırsatı verir. Costa ya göre örneklendirmek öğrenciler için etkili bir tekniktir. öğrencilerde üst düzey düşünmeyi geliştirmek için bu teknikten yararlanılmalıdır.
139 144 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Firdevs GÜNEŞ c. Üst Düzey Düşünme: Zihinsel becerileri geliştirme teknikleri öğrencilerde üst düzey düşünme becerilerini de geliştirmektedir. Örneğin çıkarım yapma, bilmediklerini belirleme, kendi düşüncelerinin etkisini değerlendirme becerisi, problem çözmek için kullanacağı teknikleri ve bilgileri seçme becerisi, ihtiyaç duyduğu bilgi üretimi için teknikleri planlama becerisi gibi. Beyer e göre, düşünme eğitimi, aynı zamanda özgün ve bilinçli düşünme biçimin de eğitimi demektir. Bunu gerçekleştirmek için öğretmenler, öğrencileri düşünmeye ve kullandıkları düşünme süreçlerini izlemeye yönlendirmelidir. Örneğin bir görev yaparken bu düşünme süreçlerini sorgulamak, yöntemleri ve aşamaları belirlemek, problem çözmek için kullandıkları teknikleri belirlemek, düşünme biçimlerini tanımlamalarını istemek gibi. Bu teknikler düşünme hakkında daha bilinçli olmayı sağlamakta ve öğrencilerin bu aşamaları daha iyi planlama, yürütme ve değerlendirme yapmalarını sağlamaktadır. ÜLKEMĐZDEKĐ UYGULAMALAR Ülkemizde yıllarca davranışçı yaklaşıma dayalı ilköğretim programları uygulanmıştır. Davranışçı yaklaşımda zihin kara kutu olarak görülmüş, öğrencinin zihni yerine davranışıyla ilgilenilmiş, düşünme, sorgulama gibi becerileri geliştirme çalışmalarına ağırlık verilmemiştir. Eğitim programlarında düşünme eğitimi dersi konulmamış, düşünme becerilerinin dolaylı olarak öğretilmesi, yani derste verilen bilgilerle geliştirilmesi üzerinde durulmuştur. Eğitim sürecinde ise öğrencinin aktarılan bilgileri sorgulamadan aynen alması, sürekli tekrar ederek ve ezberleyerek öğrenmesi beklenmiştir. Son yıllarda yapılandırıcı yaklaşıma dayalı olarak geliştirilen ilköğretim programında düşünme becerilerini geliştirmeye büyük önem verilmiştir. Düşünme eğitimi bağımsız bir ders olarak konulmuş ve programı hazırlanmıştır. Programda eğitim sürecinde yararlanılacak teknikler uygulamalı olarak gösterilmiştir. Ancak öğrencilerimizin düşünme becerilerini geliştirmek için bu çalışmalar yeterli olmamaktadır. Öncelikle mevcut düşünme eğitim programı günümüz model ve tekniklere göre yeniden geliştirilmelidir. Bu ders seçmeli değil her düzeyde zorunlu olmalıdır. Programda, sıralama, sınıflama, ilişki kurma, sentez yapma, değerlendirme gibi temel becerileri geliştirmeye öncelik verilmelidir. Ardından düşünme teknikleri öğretilmeli ve üst düzey düşünmeye geçilmelidir. Sınıflarda düşünme teşvik edilmeli, dersi yavaşlattığı, dolayısıyla programın gerisinde kalındığı gerekçeleriyle düşünme etkinliklerinden taviz verilmemelidir. Düşünme becerilerini geliştirici teknikler ve etkinlikler bütün derslere yayılmalıdır. Düşünme becerilerini ölçme ve değerlendirmeye izin veren ölçme değerlendirme sistemi uygulanmalıdır. Bu konuda başta öğretmenlerimiz olmak üzere bütün eğitimciler gerekli özeni göstermeli ve üzerine düşen görevleri
140 145 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Öğrencilerin Düşünce Becerilerini Geliştirme yerine getirmelidir. Dileğimiz okul öncesinden üniversiteye kadar her düzeyde düşünme becerileri gelişmiş, sorgulayan ve sorun çözen bireylerin yetiştirilmesidir. KAYNAKÇA BOILEAU, L. Danon (2002), Des enfants sans langage, Odile Jacob. Paris. BEYER, B. K. (1987), Practical Strategies for the Teaching of Thinking, Boston. CASIMIRO, Lynn, Tremblay, M. A. Manon (2009), Raisonner cliniquement: Le lien entre la théorie et la pratique, Consortium national de formation en santé Coordonnatrice de projets Volet Université d Ottawa. COLIN Crahay, M. (1999),. Psychologie de l éducation, Editions PUF, Paris. COSTA, A. L. (1981), Teaching for Intelligent Behavior, dans Educational Leadership, vol. 39, no 1, 1981, p DUNKIN, M. J. - J. Barnes (1986), Research on Teaching in Higher Education dans M. C. WITTROCK (Ed. ), Handbook of Research on Teaching (3e édition), New York, MacMillan, 1986, p FAYOL, M. - Gombert, J. E. (1992), Psychologie cognitive de la lecture, Paris, PUF. GAGNON, Vincent (2012), Les types de raisonnement dans la construction du discours, Rencontre de développement professionnel. GÜNEŞ, Firdevs (2007), Türkçe Öğretimi ve Zihinsel Yapılandırma, Nobel Yayınları, Ankara. GÜNEŞ, Firdevs (2009), Hızlı Okuma ve Anlamı Yapılandırma, Nobel Yayınları, Ankara. GÜNEŞ, Firdevs (2010), Yapılandırıcı Yaklaşımda Anlama Becerilerini Geliştirme, IX. Ulusal Sınıf Öğretmenliği Eğitimi Sempozyumu, Mayıs 2010, Fırat Üni. Eğt. Fak., Elazığ. KIRADY, G. (2000), La maternelle, école de la parole, CRDP Pays de la Loire. LEMIRE, Gilles (2005), Fondements théoriques 1 Assises constructiviste, socioconstructiviste et cognitiviste, Université Laval, cours. fse. ulaval. ca/fr NICKERSON, R. S. (1988), On Improving Thinking Through Instruction, dans Review of Research in Education, vol. 15, 1988, p PERKINS, D. N. (1987), Thinking Frames: An Integrative Perspective on Teaching Cognitive Skills, dans J. B. BARON et R. J. STERNBERG (Eds), Teaching Thinking Skills: Theory and Practice, New York, Freeman, 1987, p
141 146 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Firdevs GÜNEŞ PAUL, Richard et Elder, Linda (2008), Mini-guide de la Pensée Critique Concepts et Instruments, Foundation for Critical Thinking Press, www. criticalthinking. org PERRENOUD, Philippe (2004), Evaluer les compétences, la revue de l Educateur, Mars, Paris. ROMANO, G. (1992), Comment favoriser le développement des habiletés de pensée chez nos élèves, Pédagogie Collégiale, Vol. 6 no:1. TARDIF, Jacques (1997), Pour un enseignement stratégique, Editions Logiques, Montréal. TARDIF, Jacques (1999), Le transfert des apprentissages, Éditions Logiques Montréal.
142 ŞĐĐR MECMUALARININ BĐYOGRAFĐK DEĞERĐNE DAĐR ARAŞTIRMALARA EK Dr. Đncinur ATĐK GÜRBÜZ ÖZ: Edebiyat araştırmacısının başvuru kaynakları arasında yer alan biyografiler, tanınmış kişilerin hayatlarından bahseden eserlerdir. Klasik Türk edebiyatı söz konusu olduğunda tezkireler başta olmak üzere çeşitli umumi tarihler, Şaka ik türündeki eserler biyografinin temel kaynakları olarak bilinirler. Ancak bunların dışında yardımcı kaynaklar olarak değerlendirilebilecek olan eserler de söz konusudur. Bu bağlamda, şairler hakkında çeşitli bilgiler barındırmaları dolayısıyla mecmualar da biyografik değere sahiptir. Mecmuaların hem biyografi amaçlı hazırlanmamış olmaları hem de içerdikleri bilgilerin doğruluklarının tartışmalı olması mecmuaların yardımcı kaynaklar olarak değerlendirilmesine yol açmıştır. Bu yazıda Mecmûa-i Letâif adlı şiir mecmuasının biyografik değeri hakkında bilgi verilerek mecmuaların biyografik yönü üzerine yapılmış olan çalışmalara eklemeler yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk edebiyatı, şair, biyografi, mecmua, Mecmua-i Letaif An Additional Researches on Biographical Value of Poetry Collections Abstract: The biographies, which are parts in reference guide of the literature research, are the letters about the lives of well-known people. If the classical Turkish literature is under questioning, the prinary sources would be the tezkires (collection of biographies), various common history sources and works in type of Shaka ik. However, there are works that can be considered as supplementary references except for these. In this context, the poetry collections have biographical values because they include various information about poets. However, it leads to assess the poetry collections as supplementary references since they are not prepared for the above mentioned purposes and moreover they do not reflect direct relationship to the matters under discussio. In this letter, information is given about biographical value of poetry collection called Yozgat Anadolu Đmam Hatip Lisesi Türk Dili ve Ed. öğr.,
143 148 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đncinur ATĐK GÜRBÜZ Mecmua-i Letaif (Poetry collection of subtle emotions), and additions are made to the works previously done in this subject. Key Words: Classical Turkish literature, poet, biography, poetry, poetry collection, Mecmua-i Letaif (Mecmua-i Poetry collection of subtle emotions). GĐRĐŞ Klasik Türk edebiyatının kaynakları arasında yer alan biyografileri Dr. Mustafa Đsen, umumi tarihlerde yer alan biyografiler, Şakâik, te lif, tercüme ve zeyllerinde yer alan biyografiler ve şuarâ tezkirelerinde yer alan biyografiler olmak üzere üçe ayırmıştır (Đsen 1997/1: 7-8). Bunların yanı sıra içerisinde biyografik değer taşıyan bilgiye sahip farklı eserler de söz konusudur. Yardımcı kaynaklar olarak değerlendirilebilecek olan bu eserler arasında -şairlerin hayatlarına, eserlerine ve edebî kişiliklerine dair bilgiler bulundurması dolayısıylamecmuaları da sayabiliriz. Mecmuaların biyografik yönü üzerinde son zamanlara kadar fazla durulmamıştır. Divan edebiyatı sahasında biyografi merkezli olarak yapılan çalışmalara, ağırlıklı olarak tezkireler başta olmak üzere tarih kitapları ve Şakâyık türevi eserler kaynaklık etmiştir. Hazırlanış amaçları itibarıyla biyografik kaynak niteliğinde olan bu eserlerin böyle bir konuma oturtulması doğaldır. Ancak biyografi, Osmanlı dönemi yazılı kaynaklarının en zengin kollarından biridir (Aksoyak 2011: 15-16) ve çok farklı türdeki eserlerde araştırma konusu olan edebî şahsiyetin biyografisini tamamlayacak bilgilerle karşılaşmak mümkündür. Bu çerçevede, biyografik bir çalışmada yukarıdaki eserlerden başka -şairin kimliği, görevi, ait olduğu zümre göz önünde bulundurularak- vefeyatlar, meşayihler ve arşiv kayıtları gibi kaynaklara da başvurulur. Ancak bu süreçte çoğu zaman mecmualar görmezden gelinir veya değerlendirmeye alınmaz. Bu görmezden gelişin arkasında mecmuaların ihtiva ettiği bilgilerin doğruluğu konusundaki endişeler yatmaktadır. Bu ayrıca üzerinde durulması gereken bir konudur. Sayıları fazla olmasa da son zamanlarda yapılan çalışmalarda mecmuaların biyografik malzeme olarak değerlendirmesine dair önemli çalışmalar yapılmıştır 1. Bu ve benzeri çalışmalarda mecmualar bir yana, her türden eserde biyografik bilgi bulunabileceğine dolayısıyla da 1 Bkz. Aydemir 2011, Gümüş 2205, Gürbüz 2011, Köksal 2011, Zülfe Bu çalışmalarda mecmuaların biyografi açısından değerine dikkat çekilmiş ve verilen biyografik bilgiler sınıflandırılarak mecmualardaki biyografik malzemelerden örnekler verilmiştir.
144 149 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mecmuaların Biyografik Değerine Dair Araştırmalara Ek biyografi oluşturma sürecinde tarama faaliyetinin kapsam olarak geniş tutulması gerektiğine dikkat çekilmiş ve mecmuaların biyografik bilgiler açısından önemli kaynaklar olduğu vurgulanmıştır 2. Đçerdikleri biyografik bilgi itibarıyla ortak yönleri bulunsa da mecmualar yöntem ve amaç bakımından biyografi türü eserlerden ve tezkirelerden ayrılmaktadırlar. Tezkirecilik, biyografik künye yazıcılığını esas aldığı için yazarı, ortaya koyduğu eserden daha önde tutup sanatın kaynağındaki insan unsuruna yönelir (Đsen 1997/2: 33). Mecmualar ise karşıt bir durum oluşturacak şekilde, şairin eserlerinden örnekler sunma amacı taşır. (Gürbüz 2011: 316). Yöntem olarak daha çok antoloji tipi tezkirelerle benzerlik gösteren mecmualar, içlerinde dönemin edebî zevkine ışık tutacak şiirleri barındırmanın yanı sıra şairin ve şiirin kendi dönemi içinde nasıl algılandığını göstermesi bakımından da önemli eserlerdir. Mecmualar üzerine pek çok araştırma yapmış olan Yaşar Aydemir, bu tür eserlerde yer alan biyografik bilgileri ve bu bilgilerin biyografi çalışmalarına katkılarını maddeler halinde şu şekilde sınıflandırmıştır: 1. Şairin bizzat hayatı hakkında verilen veya aktarılan bilgiler, 2. Daha önce tezkirelerde adına rastlanmadığı halde ilk defa mecmualarda ismi gecen şair ya da yazarlar, 3. Başka kaynaklarda bulamadığımız yeni türler, eserler, şiirler, 4. Şairlerin birbirleriyle olan özel ilişkilerine dair bilgi ve belgeler, 5. Nazirelerle şairler arasında kurulan ilişkiler ve şairin edebî kişiliğinin oluşumuna ait ipuçları. (Aydemir 2011: 89) MECMÛA-Đ LETÂĐF Bu yazıda, konu üzerine daha önce yapılan çalışmalara ek olarak, geniş ölçekte biyografik malzeme içeren bir şiir mecmuasını dikkatlere sunmaya çalışacağız. Mecmûa-i Letâif 3 biyografi konusunda içerisinde 2 3 Bu noktada metin neşri yapılan eserlerin nüshalarının ayrıntılı bir şekilde tanıtılmasının gerekliliği vurgulanmalıdır. Zira eserin herhangi bir yerine düşülmüş bir kayıt, eserin genel içeriğiyle örtüşmese bile başka bir araştırmada bir konuyu, bir şahsın kimliğini, hayatının bir dönemini, bulunduğu edebî muhiti aydınlatabilecek bilgiler sunabilir. Bu sebeple biyografi amaçlı oluşturulmamış olsa bile her eser biyografiye hizmet etme potansiyeline sahiptir. Đçerisinde 251 şaire ait 1429 şiirin bulunduğu mecmuanın tespit edebildiğimiz iki nüshası bulunmaktadır. Bunlardan biri Bursa (Đnebey) Yazma ve Basma Eserler Kütüphanesi 2276 numarada Mecmû atü l-letâif ve Sandûkatü l-ma ârif adıyla kayıtlıdır. Siyah meşin mukavva ciltli, kapak içleri ebru kâğıt kaplı nüsha, 217 varaktan oluşmaktadır ve 1251 şiir içermektedir. 250x160, 180x90 mm ölçülerdeki eserde aharlı, suyollu kâğıt kullanılmıştır ve her sayfada 19 satır bulunmaktadır.
145 150 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đncinur ATĐK GÜRBÜZ oldukça zengin bilgiler barındıran şiir mecmualarındandır. Eserde şairlerin hayatları, kimlikleri, kişilikleri, meslekleri, fiziksel özellikleri gibi kalıplaşmış bilgilerin yanı sıra zaafları, kusurları, başlarından geçen önemli olaylar gibi bir mecmua için sıra dışı denebilecek tarzda bilgiler de bulunmaktadır. Zaman zaman hicve varan bu ifadeler 4 şairler hakkında çok özgün bilgiler sunar. Bu mecmuada çoğunlukla aynı arkadaş grubuna mensup şairlere yer verilmiştir. Bu sebeple mürettibin şahsen tanıyıp dostu olduğu bu şairler hakkında verdiği bilgiler onları gündelik hâlleriyle tanımamıza yardımcı olmaktadır. Mecmûa-i Letâif te Şairlerin Tanıtımında Đzlenen Yöntem Mecmualarda şair tanıtımında izlenen yöntem genel olarak şairlerin sadece mahlaslarını vermektir. Bu yöntemde amaç şiirlerin karışmasını önlemektir. Ancak kimi mecmualar, aynı mahlası taşıyan şairlerin karışmasını önlemek amacıyla tezkirelere yaklaşacak nitelikte biyografik malzeme içerir. Üzerinde çalıştığımız şiir mecmuası da bu niteliktedir. Biyografi sunumunda belirgin bir sistematik yapıya sahip olmayan mecmuada şairin en ayırıcı yönü vurgulanmıştır. Bu noktada meslek en sık gönderme yapılan bilgidir. Bunun dışında memleket, ad, akrabalık ilişkileri de üzerinde durulan hususlardandır. Yine hiciv niteliğindeki ifadeler dikkat çekicidir. Biyografik bilgilerin takdiminde dikkati çeken bir diğer husus da şairler hakkında sadece tek bir bilginin sunulmamış olmasıdır. Aynı anda meslek, memleket gibi bilgiler verilebilmektedir. Bu bilgilerin şairlerin farklı şiirlerinde değiştiği görülmektedir. Mecmûa-i Letâif te yer alan biyografik bilgi ve değerlendirmeleri şu başlıklar altında inceleyebiliriz: 1. Şairlerin Đsim, Unvan ve Lâkapları Đle Đlgili Bilgiler: Mecmûa-i Letâif adlı şiir mecmuasında şair tanıtımında kullanılan ilk yöntem Bezmî (24 5, 52, 74, 99), Sânî (25, 617, 624), Yakînî (26), Ümîdî 4 5 Nüshanın istinsah tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte mecmuaya şiirleri alınan şairler için kullanılan ölüm kayıtlarından ve eserin başındaki kimi kayıtlarda bulunan tarihler, eserin XVI. yüzyılda tertip edildiğini göstermektedir. Mecmuanın diğer nüshası Đstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi nde T 739 numaraya, Mecmû a-i Nezâ ir adıyla kayıtlıdır. Ta lîk hatla yazılmış 280x200, 220x120 ölçülerindeki meşin ciltli nüsha, 17 satırlık 250 yapraktan oluşmaktadır. Diğer nüshadan daha geç bir dönemde istinsah edildiği anlaşılan nüshada 1360 şiir bulunmaktadır (Ayrıntılı bilgi için bk. Atik Gürbüz 2011/2). Bu konu daha önce tarafımızdan bir yazıya konu edildiğinden burada tekrar ayrıntılı şekilde ele almayı gereksiz görüyoruz. Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz: Atik Gürbüz 2011/1: Parantez içinde verilen sayılar mecmuadaki şiir numaralarını göstermektedir.
146 151 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mecmuaların Biyografik Değerine Dair Araştırmalara Ek (19), örneklerinde olduğu gibi başlıkta şairin mahlasına yer vermektir. Bunun yanında şairin gerçek isminin yer aldığı başlıklar da bulunmaktadır: Hazânî mahlasının yerine Abdî Beg Đbn-i Ayas Paşa(626), Rızâyî mahlasının yerine Müderris Kerîm Çelebi Efendi (755, 794). Bu tür sunumlarda şairlerin isimlerinin ya da mahlaslarının yanına Celâl Beg (171, 556, 559), Đsmâ il Beg (2 27), Yahyâ Efendi (21, 55, 428), Tevfîk Efendi (435, 986), Sâdık Beg (144, 214, 262, 847, 1083, 1423) örneklerinde olduğu şekilde bey ve efendi kelimelerinin ilave edildiği de olur. Mecmuada 980 numaralı şiirde şairin mahlası yer almamaktadır ancak şiirin başlığında Defter-dâr Kaytas-zâde Ahmed Çelebi Efendi şeklinde şairin gerçek adı bulunmaktadır. Bunların yanı sıra Mezâkî Süleymân Efendi (20,22) başlığında olduğu gibi şairin hem isminin hem de mahlasının yer aldığı örnekler de bulunmaktadır. 2. Mekânla Đlgili Bilgiler: Mecmûa-i Letâif te yer alan şiirlerin başlıklarından mekânla ilgili bilgilere de ulaşılabilmektedir. Eserde Adana, Bağdat, Bursa, Edirne, Girit, Hille, Karaman, Siroz, Tebriz gibi şehirlerle birlikte Haseki Sultan, Tahtakale, Üsküdar, Yedikule gibi Đstanbul un semtlerinin isimleri geçmektedir: Azîzî ez-merdân-ı Kulle-i Heft (94, 251, 553, 878, 927), Handânî-i Yeniçeri Müsta mel-i Tahte l- Kal a (493, 1265), Hüdâyî-i Hânende-i Mü ezzin-i Đmâret-i Haseki Sultân Aleyhi r-rahme ve l-gufrân El-Mulakkab be-gulâm-ı Şâdî Ya nî Şenlik Oglanı (904) Mecmûa-i Letâif te mekân isimleri kimi zaman Rûhî-i Bagdâdî (23), Ahdî-i Bagdâdî (29, 170, 202, 254, 276, 543, 732, 961, 1171, 1352), Fürûgî-i Bursevî (509, 1037), Keşfî-i Edirnevî (44, 126, 176, 459, 480, 490, 592, 1184, 1350), Misâlî-i Edirnevî (60, 241, 288, 345, 497, 514, 791, 903, 952, 1063, 1198), Đlmî-i Karamânî (65), Fuzûlî-i Hillevî (567), Işkî-i Üsküdârî (1103) örneklerinde olduğu gibi şairin ismiyle veya mahlasıyla tamlama oluşturacak şekilde kimi zaman da Merhûm Lâzımî Beg Atanevî (1101), Keşfî Çelebi Edirnevî (621), Đlmî-i Dânişmend Karamanî (1100), Zeynî-i Sirozî Dânişmend (587), Mesîhî-i Ermenî-i Tebrîzî (522, 1110) örneklerindeki gibi şairin adı veya mahlasının yanında yer alan bir ek bilgiden önce ya da sonra gelmiştir. Genellikle mecmualarda bahsedilen mekânın şairin doğum yeri mi, çalıştığı yer mi yoksa öldüğü yer mi olduğu belirtilmez. (Gürbüz 2011: 319). Ancak mecmuadaki başlıklar arasında yer alan Kâmî Efendi Ma zûl ez-kazâ-yı Edirne (895) ifadesi bize şairin hayatının hangi kısmında bu şehirde olduğuna dair ipucu vermektedir.
147 152 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đncinur ATĐK GÜRBÜZ 3. Zaman Tespitine Đlişkin Bilgiler: Mecmûa-i Letâif te şairlerin yaşadıkları zaman dilimlerine ait bilgiler neredeyse yok denilecek kadar azdır. Sadece bazı başlıklardan hareketle dönem tespiti yapmak mümkün olabilmektedir. Mecmuada Sultan Selim e ait üç şiir bulunmaktadır. Bunlardan birincisi mecmuanın da ilk şiirdir ve Sultân-ı Bahr u Ber Pâd-şâh-ı Heft-Kişver Hallede llâhu Mülkehu ve Ebede Saltanatehu (1) başlığını taşımaktadır diğeri ise Pâdişâh-ı Felek-Destgâh Hallede llâhu Mülkehu ve Ebede Saltanatehu (303) başlığını taşımaktadır. Bu başlıklardan hareketle şiirlerin mecmuaya alındığı dönemde sultanın hayatta olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Sultan Selim e ait olan üçüncü ve son şiirin başlığı Merhûm Sultân Selîm Bahâdır Hân Ebu l-gâzî Rahime llâh (519) tır ve bu başlıktan aradan geçen sürede sultanın vefat ettiği anlaşılmaktadır. Selim den sonra tahta geçmiş olan Kanûnî Sultan Süleyman için kullanılan başlıklarda da merhûm ifadesi yer almaktadır: Merhûm Sultân Süleymân Han Aleyhi r-rahme ve l-gufrân (545), Merhûm Pâdişâh-ı Gâzî Sultân Süleymân Hân Aleyhi r-rahme ve l- Gufrân (1068), Ez-ân Merhûm Pâdişâh-ı Gâzî Hân Sultân Süleymân Aleyhi r-rahme ve l-gufrân (1111). Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, zaman tespitine imkân tanıyan bu gibi bilgilerin mecmuaların oluşumuyla ilgili önemli ipuçları vermesidir. Yukarıdaki bilgilerden hareketle eserin birkaç insan ömrüyle ifade edilebilecek uzun bir süreçte derlendiği anlaşılmaktadır. Yine Bâkî ye ait bir şiirde Bâkî Efendi Selleme llâhü Te âlâ (76) ve Su ûdî ye ait bir şiirde Su ûdî Efendi Selleme llâhü Te âlâ (77) başlığının bulunması bize şairlerin yaşarken şiirlerinin mecmuaya alındığını göstermektedir. Bu bilgiler hem mecmuanın tertip edildiği zaman diliminin tespiti konusunda hem de mecmuada geçen zamanla ilgili kavramlar konusunda bize fikir vermektedir. Doğrudan bir tarihe gönderme yapması bakımından şu başlık ilgi çekicidir: Zekeriyyâzâde Yahyâ Efendi Rûmili Kâzî askeri Đken Söyledükleri Gazeldür 1018 (424). Mecmuada tarih bilgisi taşıyan başka bir başlık yer almamaktadır. 4. Şairlerin Ölümleri Đle Đlgili Bilgiler: Mecmûa-i Letâif te yer alan şiirlerin başlıklarında şairlerin ölüm tarihleri ile ilgili bilgilere rastlanmamaktadır. Ancak eser oluşturulduğu sırada hayatta olmayan şairlerin şiirlerinin başlıklarında yer alan merhûm ibaresi bize bu şairlerin eser tertip edildiği sırada hayatta olmadıklarını göstermektedir. Bu başlıklardan şairin daha önce öldüğü anlaşılmakta ancak ölüm tarihinin tespiti mümkün olmamaktadır. Eser oluşturulduğu sırada ölmüş olan şairlerle ilgili bazı başlıklar şunlardır: Merhûm u Magfûr Nişânî Beg Rahime llâhü Te âlâ (2, 146,
148 153 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mecmuaların Biyografik Değerine Dair Araştırmalara Ek 161, 274, 336, 367, 462, 531, 808, 838, 1161), Merhûm Kâzî Nev î (9), Merhûm Şuhûdî (141, 165, 207, 279, 350, 632, 918, 1077, 1158), Merhûm Rûhî-i Tâze (216, 235, 784, 989), Merhûm Yakîniyyü l-kâzî (153, 275, 312, 324, 487, 586, 712, 864, 1000, 1027, 1278) gibi. Bu bilgilerin yanı sıra mecmuanın Bursa nüshasında yer alan altı şiirin başlığının yanına farklı bir yazı ve kalemle şairlerin ölüm tarihlerine dair aşağıdaki bilgiler not edilmiştir: Ulvî Çelebi ez-za îm-i Âlî-Mikdâr (4) başlığının yanına Ulvî-i Za îm Alî Beg tokuz yüz seksen altıda fevt olmışdur. ; Sipâhî Beg (6) başlığının yanına Sipâhî Beg 1014 de fevt olmışdur. ; Gubârî-i Terzîk-Gûy (7) başlığının yanına Gubârî 982 de fevt olmışdur. ; Bâkî Çelebi Müderris (8) başlığının yanına Târîh li-hâdî-i Bagdâdî: Bâkî Efendi gitdi ukbâya bin sekizde, Merhûm Kâzî Nev î (9) başlığının yanına Nev î Efendi merhûm bin yidide fevt olmışdur. Târîh-i Atâ î Çelebi: Cinân gülzârını cây itdi Nev î ; Hâtemî Beg (11) başlığının yanına Hâtemî Beg 1004 te fevt olmışdur. Târîh-i Hâdî: Hâtemî tevbe vü tevfîkle irdi ecel / N ola ger târîh olursa ana hatm-i bî-bedel 5. Aile, Soy ve Akrabalık Đlişkilerine Dair Bilgiler: Mecmûa-i Letâif te aileye, soya ve akrabalık ilişkisine dayanan başlıklar da bulunmaktadır. Bu başlıklarda, Re yî Birâder-i Ulvî-i Dânişmend (110, 138,212), Birâder-i Merhûm Yakînî Çelebi (715), Merhûm Nâzükî Birâder-i Kâzî Đşretî (1099); Abdî Beg Đbni Ayas Paşa (626); Baba Nâlişî-i Ebu l- Ubeyd (797, 960); Dîvâne Husrev Çelebi Yeniçeri Begzâde (574), Abdü l-kerîm-zâde Mehmed Hilmî ki Kâzî Asker-i Anatolı Bûd (305), Zekeriyyâ-zâde Yahyâ Efendi Rûmili Kâzî askeri Đken Söyledükleri Gazeldür 1018 (424), Tâcî-zâde Ca fer Çelebi (569), Re yî-i Dânişmendü l-meşhûr be-derzî-zâde(785), Merhûm Dânişiyyü l- Kâziyyü l-meşhûr be-süleymânegî-zâde (824), Hakîm Sâni iyyü l-meşhûr be- Attâr-zâde (938), Defter-dâr Kaytas-zâde Ahmed Çelebi Efendi (980) örneklerinde olduğu gibi ailenin herkesçe tanınan bir ferdinin adı anılmıştır. Bunların dışında Sânî Beg Hem-Meşreb-i Kâzî Sâbirî (911), Sipâhî Beg Hem-Meşreb-i Kâzî Sâbirî (912) gibi arkadaşlık ilişkilerine değinen başlıklar bulunmaktadır. Mecmuada soyla ilgili başlıklar arasında Seyyid unvanının kullanıldığı ve soyu Hz. Muhammed e dayananların belirtildiği başlıklar da yer almaktadır: Muhtârî-i Seyyid (92, 177, 233, 252, 355, 642, 752, 968, 1208), Âlî-i Seyyid (232, 972, 1313), Resûlî-i Seyyid (191, 811, 968, 974, 984) Hakaret amacıyla aile ve soy ilişkilerinin söz konusu edildiği başlıklarla da karşılaşılmaktadır: Ahdî-i Çingâne (848), Ahdî-i
149 154 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đncinur ATĐK GÜRBÜZ Çingânegân-ı Bagdâd (628, 647, 748) Avreti Rûspî Kız Karındaşı Kahbe Kendisi Gîdî Siyâmî-i Remmâl (297) gibi. Ayrıca şairleri ayırt etmek amacıyla Murâdî-i Bagdâdî Acem (1367), Ferdî-i Acem (605, 1366), Mesîhî-i Ermenî-i Tebrîzî (522, 1110), Đlmî-i Türk (245, 1153), Şükrî-i Dânişmend Türk (376, 423, 472, 582, 720, 814, 866, 1179) başlıklarında olduğu şekilde şairin milliyetine dair bilgiler de bulunmaktadır. 6. Şairlerin Meslekleri Đle Đlgili Bilgiler: Mecmûa-i Letâif te en çok bilgi verilen konu şairlerin meslekleri olmuştur. Bu çerçevede müderris, kâzî, hatîb, dânişmend, vâiz, silâhdâr, yeniçeri, muîd, mülâzım, kâtib, mîr-livâ, çavuş, cüz-hân, zaîm, sipâhi, imâm, kâzî asker, sahhâf isimleri geçmektedir: Bâkî Çelebi Müderris (8, 109, 217, 225, 237, 293, 560, 589, 651, 787, 883, 1071, 1417), Sâfî Efendiyyü l-kâzî Selleme llâhü Te âlâ (78), Sebzî-i Hatîb (10, 51, 119, 749, 970, 1095, 1412), Merâmî ez-küttâb-ı Dîvân (14, 179, 199, 645, 758, 855, 868, 898, 975, 1054), Bekâyî-i Dânişmend (27, 95, 130, 152, 340, 363, 383, 420, 482, 550, 606, 708, 756, 977, 1001, 1023, 1105, 1116), Behiştî-i Vâiz (49, 1087), Hamîdî Beg ez-silâhdârân (250, 454, 763), Husrev-i Yeniçeri Dîvâne (72, 574, 827) gibi. Ancak şairlerin hangi yıllar arasında bu meslekleri icra ettikleri, bu mesleğe ne zaman başladıkları ya da meslekten ne zaman ayrıldıkları gibi ayrıntılı bilgiler bulunmaz. Ancak mecmuanın Bursa nüshasında Hâtifî-i Dânişmend (89), Bekâyî-i Dânişmend (130) şeklinde başlıklandırılmış olan şiirler, Đstanbul nüshasında Hâtifiyyü l-kâzî, Bekâyiyyü l- Kâzî şeklinde kaydedilmiştir. Bu da nüshaların istinsah edildiği tarihler arasında Hâtifî ve Bekâyî nin mesleklerinde bir ilerleme kaydettiklerini göstermektedir. 7. Şairlerin Ait Oldukları Zümreler Đle Đlgili Bilgiler: Mecmûa-i Letâif te şairler hakkında bilgi verilen diğer bir konu ise şairlerin bağlı oldukları tarikatlarla ilgilidir: Yümnî-i Mevlevî (317, 1312), Şâlî-i Mevlevî (1374), Ârâmî-i Mevlevî (1104, 1375) gibi. Ayrıca şairlerin tasavvufî mertebe ve makamlarına işaret eden derviş, dede, şeyh gibi kelimelerin eklendiği başlıklar bize bu konu hakkında bilgiler vermektedir: Rindî-i Dervîş (43, 1372), Haydarî-i Dervîş (234,542, 1085), Kevserî-i Abdâl (750), Nâsî-i Abdâl (1123), Baba Nâlişî-i Ebu l- Ubeyd (797, 960), Haydarî-i Kalender (633), Baba Bî atî-i Kalender (41, 131, 607, 762, 1115, 1377, 1396) gibi. 8. Şairlerin Fiziksel Görünümleri Đle Đlgili Bilgiler: Mecmûa-i Letâif te şairlerin fiziksel özellikleriyle ilgili bilgi içeren çok fazla başlık bulunmamaktadır. Var olan başlıklardaysa şairlerin görme özellikleriyle
150 155 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mecmuaların Biyografik Değerine Dair Araştırmalara Ek ilgili değerlendirmeler dikkati çekmektedir: Nâlişî-i Yek-Çeşm (35, 106, 125, 260, 599, 797, 1150, 1373), Sabâyî Beg Yek-Çeşm (38, 190, 698, 948, 1249), Helâkî-i Kûr (564) gibi. Ancak bu tarz başlıkların yanı sıra alay ve aşağılama amacı güden aynı zamanda şairin fiziksel özelliklerine dair bilgiler taşıyan başlıklarla da karşılaşmaktayız: Gınâyî Çelebi-i Keçel-ser (700), Murdâr-Sûret Çepel-Reftâr (879) gibi. Ayrıca eser oluşturulduğu sırada şairlerin yaşları hakkında bilgi sahibi olabileceğimiz Hâlî Beg Pîr (1246, 1409), Kevserî-i Cevân (479, 601, 778, 967, 1034), Misâlî-i Cevân (697) gibi başlıkları buraya almak yerinde olacaktır. 9. Edebî Değerlendirmeler: Mecmûa-i Letâif te eser ve yazar üzerine edebî değerlendirmelere yer veren başlıklar da bulunmaktadır. Bu başlıkların tamamında olumsuz bir tavırla karşılaşılmaktadır. Hicve varan bu değerlendirmelerde şairler için çok ve boş söz söylemek anlamlarına gelen terzîk, zevâid, pür-gû kelimeleri kullanılmıştır: Terzîk-Gûy Gubârî-i Koca (1070), Semtî-i Terzîk-Gûy ez-sipâhiyân-ı Sultân Murâd Han (1370), Hây Gidi Siyâmî Hây Terzîk-gûy Siyâmî Hây Rencûr Siyâmî (524, 781), Mühmelât-Eş âr Terzîkât-Güftâr Leffâf Şûm-ı Bî-Đnsâf-ı Mezmûm A nî Siyâmî-i Pür-Kabâhat Âkil-i Necâset Halâ-Tabî at Murdâr-Sûret Çepel-Reftâr (879), Emânî-i Kâtib-i Pür-gû (85); Zevâ id- Gûy Gubârî-i Köhne-i Rûzgâr Rast (875) gibi. Mecmuada yer alan bu tarz değerlendirmelerde en çok Siyâmî nin eleştirildiği dikkati çekmektedir: Siyâmî-i Bed-Eş âr (142, 555), Herze- Güftâr (820,875), Şâir-i Haric ez-defter (469) gibi. Bu edebî değerlendirmeler içinde iki tanesi dikkat çekicidir. Bunlardan birincisi Şükrî hakkında, onun yaptığı bir benzetmenin garabeti üzerine yapılmış olan bir değerlendirmedir: Şükrî-i Dânişmend Türk ki Şâh-ı Güli Çobanların Toyakasına Teşbîh Đtmişlerdür. (720), diğeri ise Siyâmî için onun asrının Husrev ve Hakan ı olduğunu söyleyerek kinaye yoluyla yapılmış olan değerlendirmedir: Şâ irân-ı Üstâd-ı Zamân Asrınun Şi rde Dil-âvîzi [Husrev] u Hakanü l-mülakkab Siyâmî Dıraht-ı Çeşm-i Düşmenân (1428) 10. Mizahî Değerlendirmeler: Mecmûa-i Letâif te yer alan şair kadrosunun birbirini tanıyan, aynı edebî muhitte bulunan şairler olduğu anlaşılmaktadır ve birbirlerine nazire olarak yazdıkları bu şiirlerde alaylı ifadelerle karşılaşılmaktadır. Bu alay ifadelerinin bazen aşağılamaya hatta hakarete varan tarafları da bulunmaktadır. Bu mizahî değerlendirmeler şairlerin edebî yönleriyle, fiziksel özellikleriyle, kişilikleriyle, yaşadıkları bir olayla, aile ve soylarıyla
151 156 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đncinur ATĐK GÜRBÜZ ilgilidir. Ancak burada dikkati çeken bu değerlendirmelerin eleştiri sınırlarının dışına çıkarak hakarete kadar varmış olmasıdır. Bu konu tarafımızdan daha önce bir yazıda değerlendirildiğinden tekrara düşmemek için burada birkaç örnekle yetinmeyi uygun gördük (Bu konuda ayrıntılı bilgi bkz. Atik Gürbüz 2011/1: 87-94). Emânî-i Madrûb Be-Çûb-ı Câr-ûb (192), Merhûm Selmân Boka Düşdi (228, 249, 285, 653, 1091, 1177) başlıkları Emânî nin süpürge sapıyla dövülmüş olması ve Selmân ın pisliğe düşmesi olaylarını hatırlatmak ve onları alaya almak için kullanılmıştır. SONUÇ Mecmualar her ne kadar doğrudan biyografik bilgi vermek amacıyla oluşturulmamış olsalar da tezkirelerden daha geniş bir şair kitlesini içerdikleri için kaynaklarda hiç adı geçmeyen şairleri gün yüzüne çıkarır. Ayrıca yukarıda belirttiğimiz üzere şairin kimliği, ailesi, çevresi, mesleği, hayatının çeşitli dönemlerine ilişkin zaman ve mekân bilgileri gibi tanıtıcı bilgiler verebilir. Bu bilgiler kimi zaman mürettiple aynı edebî muhitten olmakla başka kaynaklarda bulamayacağımız tarzda, onu gündelik yaşamın içinden bir insan olarak tanınmamıza imkân verecek nitelikte olabilir. Bütün bunların dışında mecmuaların şair biyografilerine yaptığı en önemli katkı, onların edebî kişiliklerinin tespit edilmesi sürecinde sundukları bilgilerdir. Biyografinin bir yönü, kişinin yaşam serüvenin aydınlatılması ise diğer bir yönü de onun edebî kimliğinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu noktada mecmualar, şairlerin ürettikleri edebî malzemenin hedef kitle tarafından ne düzeyde tüketildiğini, karşılık bulduğunu, bu algılamanın yüzyıllar içerisindeki değişiminin ne şekilde olduğunu tespit etmemize imkân tanıyacak ilk elden en önemli ve en canlı kaynaklardır. Meşk yöntemiyle varlığını ve devamlılığını sağlayan bir gelenek olan divan şiirinin üreticileri konumundaki şairlerin de birbirleriyle olan etkileşimlerini yine bu çerçevede mecmualardan özellikle de nazire mecmualarından takip edebilmek mümkündür. Bu yönleriyle mecmualar, her ne kadar biyografik bilgi sunmak amacıyla hazırlanmamış olsalar da şairlerin biyografilerine yapabilecekleri katkılar düşünüldüğünde, biyografi çalışmalarında göz ardı edilmemesi gereken eserlerdendir. KAYNAKÇA AKSOYAK, Đsmail Hakkı (2011), Tezkirelerden Kefeli Hüseyin in Sevânih Adlı Fal Kitabına Osmanlı Yazılı Kaynaklarında Biyografi Tutkusu, Prof. Dr. Mustafa Đsen Adına Uluslararası Klasik Türk Edebiyatında Biyografi Sempozyumu Bildirileri Kitabı, Grafiker Yayınları, Ankara, s
152 157 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mecmuaların Biyografik Değerine Dair Araştırmalara Ek ATĐK GÜRBÜZ, Đncinur (2011/1), Bir Şiir Mecmuasındaki Hicivli Söyleyişler, Turkish Studies, Volume 6, Issue 2, s ATĐK GÜRBÜZ, Đncinur (2011/2), Mecmû a-i Letâif, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi, Ankara. AYDEMĐR, Yaşar (2011), Biyografi Kaynağı Olarak Mecmualar, Prof. Dr. Mustafa Đsen Adına Uluslararası Klasik Türk Edebiyatında Biyografi Sempozyumu Bildirileri Kitabı, Grafiker Yayınları, Ankara, s GÜMÜŞ, Nevin (2005), Türk Tarih ve Edebiyatına Dair Değerlendirilmemiş Kaynaklardan Bir Mecmua Örneği: Tuhfe-i Đsmâiliye, Türklük Bilimi Araştırmaları, S. 18, s GÜRBÜZ, Mehmet (2011), Biyografik Değer Bakımından Şiir Mecmuaları, Prof. Dr. Mustafa Đsen Adına Uluslararası Klasik Türk Edebiyatında Biyografi Sempozyumu Bildirileri Kitabı, Grafiker Yayınları, Ankara, s ĐSEN, Mustafa (1997/1), XVI. Yüzyıl Sonuna Kadar Osmanlılarda Biyografi Geleneği, Ötelerden Bir Ses Divan Edebiyatı ve Balkanlarda Türk Edebiyatı Üzerine Makaleler, Akçağ Yayınları, Ankara, s ĐSEN, Mustafa (1997/2), Tezkire, Ötelerden Bir Ses Divan Edebiyatı ve Balkanlarda Türk Edebiyatı Üzerine Makaleler, Ankara, s KÖKSAL, M. Fatih (2011), Biyografik Kaynak Olarak Şiir Mecmuaları ve Kastamonulu Đshâk-zâde Fevzi Mecmuası, Prof. Dr. Mustafa Đsen Adına Uluslararası Klasik Türk Edebiyatında Biyografi Sempozyumu Bildirileri Kitabı, Grafiker Yayınları, Ankara, s KUT, Günay (1986), Mecmua, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, Dergâh Yayınları, C. 6, s ZÜLFE, Ömer (2011), Biyografik Bilgiler Açısından Đki Nazire Mecmuası, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, C. 4, S. 18, s
153 YAPRAK GAZETESĐ ÜZERĐNE BĐR DĐZĐN ÇALIŞMASI Dr. Esma DUMANLI KADIZADE * ÖZ: Türk edebiyatında özellikle Garip Akımı nın temsilcileri olarak bilinen Orhan Veli Kanık ve arkadaşlarının biraraya gelerek 1 Ocak 1949 tarhinden itibaren yayımlamaya başladıkları bir fikir ve sanat gazetesi olan Yaprak, I. Yeni şiirinin niteliklerini ve şiir anlayışlarını, aynı dönemde yaşanılan edebi polemikleri, öykü, roman, eleştiri gibi türlerle ilgili çeşitli makaleleri yayımlarken sanatsal yönünü; halk ve halk kültürü ile ilgili, siyasi ve sosyal konularla ilgili ayrıca az da olsa eğitim problemleri ile ilgili yazılarıyla da Yaprak ın fikrî yönünü kuvvetlendirmiştir. Biz de Yaprak gazetesi üzerine yaptığımız bu dizin çalışmasında gazete hakkında bilgi sahibi olmak isteyen araştırmacılara kaynak oluşturmak istedik. Anahtar Kelimeler: Yaprak Gazetesi, Orhan Veli Kanık, I. Yeni Şiiri, Öykü, Roman, Dergi An Index Study on the Yaprak Newspaper Abstract: Yaprak, was a newspaper that had been published on the 1st of January 1949 by Orhan Veli Kanik and his colleagues, known as the representatives of Garip philosophy in the Turkish Literature.They in their publications emphasized the artistic quality by publishing papers on the poetic quality and understanding of 1. Yeni Şiir (Fırst New Poetry), literary polemics experienced in the same period, short stories, novels and critics; as well as strengthening the intellectual side of the newspaper by publishing papers on the public, political and social issues and educational problems. In this work, we examine the layout and contents of Yaprak in detail, in order to generate a resource for researchers. Key Words: Yaprak Newspaper, Orhan Veli Kanık, (First New Poetry), Story, Novel, Magazines * Mersin Toroslar Lisesi Türk Dili ve Ed. öğr., [email protected]
154 160 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE GĐRĐŞ XX. yüzyıl Türk edebiyatının en önemli şiir hareketlerinden birisi belki de başlıcası Garip Hareketi dir. Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet in yollarını birleştiren ortak şiir zevkinin katkısıyla okul yıllarında gelişerek devam eden dostlukları, bu hareketin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Manifesto niteliğindeki görüşlerini bir önsözle açıklayan ve bu görüşlerini şiirleriyle destekleyen Garip hareketine, Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi Orhan gibi dönemin hececi şairlerinden karşı eleştirilerin gelmesiyle kısa bir zamanda Garip şiiri, yıkılmak istenen güçlü bir geleneğin üzerine inşa edilmeye çalışılan yeni şiirle o dönemde en çok konuşulan konulardan biri olur. 1 Her edebiyat hareketi, vuku bulduğu coğrafyanın, siyasal, sosyal ve kültürel yapısından bağımsız olarak düşünülemez. Garip Hareketi nin de ortaya çıktığı II. Dünya Savaşı yılları, tüm dünyada umutların tükendiği, savaşa katılsın veya katılmasın hemen bütün ülkelerin olumsuz olarak etkilendiği bir dönemdir. Bunun yanı sıra yurtiçinde de 1946 seçimlerinden sonra gelişen siyasi olaylar Garipçileri olduğu gibi diğer sanatçıları da etkilemiştir. Özellikle Hasan Ali Yücel in Milli Eğitim Bakanlığından ayrılması ve yerine Reşat Şemsettin Sirer in atanması, bu kesimi derinden etkiler. Yücel in bakanlığı döneminde kurduğu ve birçok sanatçının da görev aldığı Tercüme Bürosu işlevini yitirmiştir. Bu ve başka nedenlerden ötürü, örneğin Orhan Veli Kanık bu bürodaki, Necati Cumalı da aynı bakanlığın Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğündeki görevlerinden istifa ederler. Neşriyat Müdürlüğünde çalışan Melih Cevdet Anday ise pasif bir göreve verilir. (Sazyek; 1997,46) O dönemde Ankara da bir arada bulunan Sabahattin Eyüboğlu, Abidin Dino, Arif Dino, Cahit Sıtkı Tarancı, Mahmut Dikerdem, Erol Güney, Nusret Hızır gibi isimler sanat ve ülkenin siyasetini içeren toplantılar yaparlar. Đşte Yaprak gazetesi, Garip hareketinin kurucusu olan Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet in önderliğinde böyle bir edebiyat çevresini de içine alarak, düşüncelerini yansıtmak maksadıyla 1 Garip Hareketi ile ilgili olarak ayrıntılı bilgi için bkz.: Sazyek 1999; Ercilasun 1998; Fuat 2000; Bezirci 2003; Oktay 1993; Kanık 2001; Sazyek 2001; Karakuş 1998; Ay 2009; Okay 1987: 2-25.
155 161 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması yayımlanmıştır yılı sonlarında Mahmut Dikerdem in Selanik Caddesindeki evinde bir dost sohbeti ortamında doğmuştur lı yıllara ait edebi dönemi yansıtması bakımından birinci el kaynak teşkil eden süreli yayınlardan 3 biri olan Yaprak gazetesini biz de bu yazımızda tasnif etmeye çalıştık. Bu çalışmamızda önce gazetenin tanıtıcı şekil bilgilerine yer verdik. Ardından gazetenin yazar kadrosu ve gazetede yer verilen sütunlar hakkında açıklama yaptık. Çalışmaya gazetede yer alan sütunların konularına göre tasnifiyle devam ettik. Dizin kısmında ise Prof.Dr. Nazım Hikmet Polat ın, sistematiğinden faydalanarak, öncelikle gazeteyi sayı sayı tasnif edip ardından yazar kadrosunu ön plana çıkaran alfabetik kaynakça bazında bir dizin ile çalışmamızı sonlandırdık. 1. Gazetenin Şekil Özellikleri 1 Ocak 1949 tarihinde ilk sayısı ile okurlarıyla buluşan fikir ve sanat gazetesi 4 olan Yaprak ın yazı işleri müdürü Orhan Veli Kanık tır. Arkadaşları Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat ile bir araya gelerek Yaprak gazetesini Türk edebiyatına kazandıran Orhan Veli, aynı zamanda gazetenin sahibidir. Yaprak gazetesinin yayın kadrosunda Abidin Dino, Ceyhun Atuf Kansu, Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi Eyuboğlu, Erol Güney, Suat Taşer, Orhan Kemal, Cevdet Kudret Solok, Necati Cumalı, Osman Darıcı, Talip Apaydın, Ziya Osman Saba, Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi önemli isimler yer almıştır. Ancak gazetenin yazarlarından bazıları kendi isimlerinin yerine takma isimler kullanmayı tercih etmiştir. Hızır takma ismiyle Nusret Hızır, o dönemde Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümünde akademisyendir. Yine M. Fırtınalı ve M.F. takma isimlerini kullanan Mahmut Dikerdem ise dış işleri Yaprak gazetesinin çıkış serüveni ve yazarların yaşadıkları arkaplan için bakınız: Anday 1981: 12; Cumalı 1981: 11; Dikerdem 1981: 24 Kimi zaman yeni bir edebiyat anlayışı oluştururken, kimi zaman da edebiyat akımlarının doğuşunda (Servet-i Fünun, Meşale vb.) dönemini yansıtması bakımından önemli bir kaynak olan süreli yayınların taşıdığı önem, araştırmacıları üzerinde çalışmaya yönlerdirmiş, bu alanda birçok yüksek lisans ve doktora tezleri yazılmış, makale ve kitaplar yayımlanmıştır. Bakınız: Tuncer 1993; Polat 2005; Apaydın 2007; Özlük 2008; Ayata 2009; Özlük Türk edebiyatında Yaprak, çoğunlukla dergi adı altında değerlendirilmiştir. Ancak Orhan Veli Kanık ve yayın kadrosundaki arkadaşlarının yazılarında Yaprak ı, gazete olarak vurgulaması bizim de bu kullanımı tercih etmemize sebep olmuştur. Buna rağmen Yaprak için gazete demek tam da doğru olmaz. Zira gazete haber ağırlıklı yayın organıdır. Dergi ise haberden ziyade bilgi, yorum, eleştiri, vb. metinlere yer veren süreli yayın organıdır. Nitekim Servet-i Fünun da üzerinde gazete ibaresi bulunmasına rağmen literatürde dergi olarak geçer.
156 162 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE mensubu olarak derginin parasal desteğini sağlamaktadır. Orhan Veli Kanık ise gazete adına yazdığı yazılarında Yaprak takma ismini kullansa da açık ismine de yer vermiştir. Her ayın biri ile on beşinde yayımlanan gazete, 1 Ocak 1949 tarihinden 15 Haziran 1949 tarihine kadar düzenli olarak okura ulaşmıştır. Bu tarihten sonra dört ay gazeteye ara verilmiştir. Bunun sebebi ise 15 Haziran 1949 tarihli gazetenin sağ alt köşesinde Sayın Okuyucularımıza başlıklı kısa bir notla açıklanmıştır: Herkes bir yere gittiği için yazın okuyucu sayısı azalıyor. Bunu düşünerek gazetemizi birkaç ay tatil etmeye karar verdik. On üçüncü sayımızı 1 Kasım Salı günü çıkaracağız (15 Haziran 1949, Yaprak) 1 Kasım 1949 da 14. sayı ile yayım hayatına devam eden Yaprak gazetesi 15 Haziran 1950 de 28. Sayıya ulaşmıştır. Orhan Veli Kanık ın ölümü sebebiyle arkadaşları tarafından şairin anısına 1 Şubat 1951 tarihinde Son Yaprak adı altında yayımlanan gazete, 29. sayısıyla yayım hayatını noktalamıştır. Döneminde on beş kuruşa satılan gazete adından da anlaşılacağı üzere arkalı ve önlü bir yaprak halinde, Ankara da basılmış ve çoğaltılmıştır. BAZI ŞEKĐL BĐBGĐLERĐ TABLOSU Gazetenin Sahibi: Orhan Veli Kanık Yazı Đşleri Müdürü: Orhan Veli Kanık Mali Đşler Müdürü: Mahmut Dikerdem Basım Yeri: Ankara Gazetenin Fiyatı: 15 kr. Gazetenin Baskısının Yapıldığı Basımevleri: Arbas, Ar, Güney, Kanaat, Akın Basımevi Gazetenin Ebatları: 35-50cm Yayımlanış Tarihleri: 1. Sayı: 1 Ocak Sayı: 15 Ocak Sayı: 1 Şubat Sayı: 15 Şubat Sayı: 1 Mart Sayı: 15 Mart Sayı: 1 Nisan Sayı: 15 Nisan 1949
157 163 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması 9. Sayı: 1 Mayıs Sayı: 15 Mayıs Sayı: 1 Haziran Sayı: 15 Haziran Sayı: 1 Kasım Sayı: 15 Kasım Sayı: 1 Aralık Sayı: 15 Aralık Sayı: 1 Ocak Sayı: 15 Ocak Sayı: 1 Şubat Sayı: 15 Şubat Sayı: 1 Mart Sayı: 15 Mart Sayı: 1 Nisan Sayı: 15 Mayıs Sayı: 1 Mayıs Sayı: 15 Mayıs Sayı: 1 Haziran Sayı: 15 Haziran 1950 Son Yaprak: 1 Şubat yılında Milliyet Sanat dergisi tarafından tıpkıbasımı yayımlanan Yaprak gazetesi ile orijinal Yaprak arasındaki farkın öncelikle ebatlarında olduğu belirtilebilir. Orijinal Yaprak, cm ebatlarında iken, tıpkıbasım cm ebatlarındadır. Orijinal Yaprak ta, 1 Nisan 1950 tarihli 23. sayı ile 15 Nisan 1950 tarihli 24. sayılar, tıpkıbasımlarda yanlışlıkla 1 Mart 1950, S.21 ve 15 Mart 1950, S.22 olarak basılmıştır. 2. Gazetenin Yazar Kadrosu Yaprak gazetesinde yazan sanatçıların yayımladıkları yazılar, nicelik bakımından farklılık gösterir. Orhan Veli Kanık, kendi ismini ve isminin kısaltmalarını kullandığı O.V. Kanık ve O.V.K. imzası ile toplam altmış, Yaprak takma ismi ile toplam yüz on beş yazı ve şiiriyle dergiye en çok katkıda bulunan sanatçıdır. M.C.A. ve M.C. Anday imzalarını da kullanan Melih Cevdet Anday ise Orhan Veli yi otuz sekiz yazı ve şiirle takip eder. Oktay Rıfat ın ise toplam yirmi dokuz şiir ve yazısını paylaştığı gazetede, adının dışında O.R. imzasını da kullanmıştır.
158 164 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE Yaprak ta daha çok makale türünde yazılar kaleme alan Sabahattin Eyüboğlu nun ise toplam on dokuz yazısı yayımlanmıştır. Suat Taşer, on üç; M. Fırtınalı, on iki; Erol Güney, dokuz ve Abidin Dino, altı olmak üzere çeşitli türlerde yazılar yazmışlardır. Hızır takma ismini kullanan Nusret Hızır felsefi yazılarıyla; N. Cumalı ve N.C imzalarını kullanan Necati Cumalı ise şiirleriyle gazetede yer alan diğer isimlerdendir. Nusret Hızır ın yedi yazısı, Necati Cumalı nın ise dokuz şiiri yayımlanır. Saydığımız isimlerden başka ancak birkaç sayıda gazeteye katkıda bulunan yazarlara ise çalışmanın sonundaki yazar kadrosu dizininden ulaşılabilir. Yaprak ta ayrıca yayın kadrosunun kendilerine ait yazı türleri ve Batı dan yaptıkları çeviriler dışında çeşitli yazar ve şairlerin kalemlerine de yer verilmiştir. Orhan Kemal, Cahit Sıtkı, Ziya Osman Saba, Sait Faik, Cahit Külebi ve Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cevdet Kudret bu isimler arasındadır. 3. Gazetenin Sütunları Gazetenin Batıdan Sesler, Her Sayıda Bir Kelime, Kitaplar, Dergiler, Dil Köşesi, Olan Biten başlıkları altında çeşitli sütunları vardır. Batıdan Sesler adlı sütun, Amerikan edebiyatı ve Avrupa, sinemanın geleceği, sanatın geleceği, Đngiliz sosyalizmi ve Đngiliz edebiyatı, yeni resim, Dünya edebiyatı, zanaatın ve bilimin değeri gibi konularda yapılmış çeşitli çevirilerle edebiyatımıza ışık tutar. Bu konuların dışında Hamlet, Edgar Poe, Philippe Soupault gibi birçok batılı sanatçı ile ilgili bilgilere de yine gazetenin Batıdan Sesler adlı sütunu yoluyla ulaşmak mümkündür. Özellikle Erol Güney in yürüttüğü bu sütunda Oktay Rıfat ın, M. Fırtınalı nın imzalarına da rastlamak mümkündür. Her Sayıda Bir Kelime başlıklı sütun ise Yaprak gazetesinde Nusret Hızır ın hazırladığı bir bölümdür. Başlıktan da anlaşılacağı üzere bazı kavramlarla ilgili okuru aydınlatmak amacı taşıyan bu sütun ile ilgili olarak Nusret Hızır şu açıklamayı yapar: Okuyucularımız dergimizin her sayısında, bu köşede bugün yayımlarımızda, konuşmalarımızda en çok geçen kelimelerden birinin kısa bir açıklamasını (?) bulacaklar. (1 Şubat 1949, Yaprak) Her sayıda düzenli olarak yer verilmesi düşünülse de bu gerçekleştirilememiştir. Yayımlanan sütunların başlıkları: 3. sayıda Đdealizme, 4. sayıda Realizme, 5. sayıda Realizme-2, 6. sayıda Đdeoloji, 7. sayıda Demagoji, 9. sayıda Dünya Görüşü, 12. sayıda Hümanizma adını taşımaktadır. Sadece Realizme başlığının açıklamasının iki sayıda genişletilerek verildiği görülmektedir. Dergiler adlı sütunda ise Yaprak gazetesinin yayımlandığı dönemlerde çıkan dergilerin tanıtımları, eleştirileri yer alır. Yağmur ve
159 165 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması Toprak, Kalem, Yaşayan Sanat adlı dergiler eleştiri oklarına uğrarken, Trabzon da çıkarılan Değirmen adlı derginin ise köye yönelişi, dergide yayımlanan kimi şiirlerin rahat söyleyişleri Yaprak tarafından takdir toplar. M. Fırtınalı yazısında Büyük şehirlerin dergileri arasında irticaa karşı açtığı büyük savaşla gönüllerimizi kazanan Varlık dergisi başta olmak üzere, Ankara nın Yağmur ve Toprak ını, Đzmir in Fikirler ini, Đstanbul un Yeniden Doğuş unu, Trabzon un Değirmen ini okuyucularımıza sağlık veririz 5. (15 Nisan 1945, Yaprak) derken düşüncelerini ortaya koyar. Edebiyat Dünyası ve Edebiyat Alemi adlı dergilerin Yaprak tarafından karşılaştırıldığı bir yazıda Edebiyat Dünyası nın gerçek dünya meseleleriyle ilgilendiğini, Edebiyat Alemi nin ise bu gerçeklikten uzaklığı eleştirilir. Kaynak dergisi ise kültür edebiyat dergileri arasında özellikle şiirle ilgilenen, toplumu fikir ve sanat alanında doyurmaya, geliştirmeye çalışan (15 Mayıs 1940, Yaprak) bir dergi olarak Yaprak tarafından dikkate değer bulunur. Salim Şengil in çıkardığı Seçilmiş Hikâyeler, Đsmail Hakkı Baltacıoğlu nun çıkardığı Yeni Adam gibi dönemine tanıklık eden daha birçok dergi, Yaprak ın Dergiler sütununda kimi zaman olumlu kimi zaman olumsuz değerlendirmelerle yer alır. Yaprak gazetesinde önemli bir köşe olan Kitaplar adlı sütun ise kimi zaman şiir kitaplarının, kimi zaman da öykü veya romanların tanıtımlarıyla hemen hemen her sayıda okurla buluşur. Mümtaz Zeki Taşkın ın Varyete adlı şiir kitabı, Sait Faik in Mahalle Kahvesi adlı kitabı, Orhan Kemal in Ekmek Kavgası adlı kitabı, Haldun Taner in Yaşasın Demokrasi adlı öykü kitabı, Mahmut Makal ın Bizim Köy adlı kitabı, Orhan Veli nin Nasrettin Hoca adlı manzum hikâye kitabı Yaprak gazetesinin Kitaplar başlıklı sütununda tanıtımı yapılan eserlerdir. Necati Cumalı, Orhan Kemal in Baba Evi adlı kitabının tanıtımını yaparken; Sazımdan Sesler adlı Aşık Veysel in ikinci şiir kitabının ve Orhan Veli tarafından çevrilen La Fontaine in Masalları adlı iki küçük kitabın tanıtımını da Melih Cevdet Anday yapmıştır. Cavit Orhan Tütengil tarafından yazılan Köy Enstitüleri Üzerine Düşünceler ise Melih Cevdet in değerlendirmesiyle okunması önerilen yapıtlar arasına girer. Naim Tırali nin Yirmibeş Kuruşa Amerika adlı öykü kitabını ise Erol Güney eleştirmiş, Tırali nin kısa öykülerinde kişileri tahlile düşmeden veremediğini anlatmıştır. Reşat Cemal Emek in Hacı Babanın Kumruları adlı şiir kitabının kısa bir tanıtımını da Orhan Veli yapmıştır. Erol Güney, Oktay Akbal ın Aşksız Đnsanlar adlı öykü kitabını tanıtırken, yazarın kimi 5 Belirtilen bileşik fiilin aslı salık vermek şeklindedir. Ancak alıntı yapılan yerde sağlık vermek şeklinde yazılmış olması sebebiyle herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.
160 166 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE öykülerinde öykü kişilerinin gerçekten uzak oluşunu eleştirmiştir. Oktay Rıfat, Kemal Kandaş ın Đnsanoğlu 20 nci Asırda adlı şiir kitabının tanıtımını yapmıştır. Kitaplar adlı sütunda okuru yeni çıkan yayınlar hakkında bilgilendiren Yaprak, her zaman yeni çıkan kitap tanıtımı yapmamış, kendi beğenisine göre seçtiği yapıtları incelemiştir. Dolayısıyla tanıtımdan ziyade bu sütunlarda eleştiri amacı gütmüştür. Yaprak gazetesinin Olan Biten adlı sütunu ise bazen haber yazısı, bazen bir açıklama bazen de söyleşi niteliği taşıyan kısa yazılardan oluşur. 15 Nisan 1949 dan sonraki sayılarda Şundan Bundan başlığı altında devam eder. Bu bölümlerde Melih Cevdet in, M. Fırtınalı nın ve Orhan Veli nin ağırlıklı olarak adı geçer. Sanatçılar yazılarında edebiyatla ilgili yurtiçinden ve yurtdışından haberlerle okuru bilgilendirirler; ancak bu yazılarını sadece edebiyat alanında kaleme almayıp resim, müzik gibi birçok sanat dalı ile ilgili bilgileri de kısa notlar şeklinde okura sunarlar. Okuyucularımıza başlığını taşıyan ve genellikle gazetenin ikinci sayfasında yer alan bir sütundur. Gazetede, duyuru yazısı olarak, derginin okura ulaştırılmasıyla ilgili hususlarda, yazar kadrosunun çıkardığı kitapların satışı hakkında kısacası okura iletilmek istenilen her konuda çok uzun olmamak kaydıyla yapılan açıklamalardır. Bu sütunların dışında küçük resimlere, şiirlerin arka planında yer alan görsellere de yer verilmiştir. Ancak baskı problemleri nedeniyle nicelik bakımından bu ürünlerin fazla olmadığını belirtilmiştir. 4. Gazetedeki Sütunların Konularına Göre Değerlendirilmesi Gazetedeki sütunların konuları incelendiğinde şiirle ilgili yazılar, halka yöneliş ve halk kültürü ile ilgili yazılar, siyasi ve sosyal konularla ilgili yazılar ile eğitim ve dil problemleri ile ilgili yazılar tespit edilmiştir. a) Şiir ve şiire dair: Ağırlıklı olarak şiire ve şiirle ilgili yazılara yer verildiği görülür. Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat ın yanısıra Fazıl Hüsnü Dağlarca, Ahmet Muhip Dranas, Cahit Külebi, Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya Osman Saba, Sabahattin Kudret, Necati Cumalı, Suat Taşer gibi sanatçıların şiirlerine yer verilmiştir. Ayrıca Oktay Rıfat ın J.Prevert, Philippe Soupault ve Aragon dan yaptığı, Melih Cevdet in Walt Whitman dan yaptığı şiir çevirileri de gazetenin çeşitli sayılarında yayımlanmıştır. Çeviri şiirlerle birlikte toplamda gazetede yüz on dört şiir yer alır. Şiir ve şiirle ilgili yazılar da bu sınıflamaya dâhil edildiğinde sayının yüz otuza ulaştığı görülür. Bu sayı Yaprak gazetesinin, Orhan Veli ve arkadaşlarının şiir anlayışlarını ortaya koyan bir yayın olduğunu göstermesi bakımından önemli bir bulgudur. Nitekim gazetede şiir ve şiirle ilgili ele alınan konular arasında eski-yeni tartışmaları, şiir anlayışları, genç şairlerden beklenenler, şairin kişiliği,
161 167 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması şairin düşünürlüğü, ölümsüz sanatçı gibi konuların irdelenmesi bu düşüncemizi destekler niteliktedir. Edebiyat tarihi boyunca şiirin sayısız tanımı yapılmıştır. Her okuyan ve yazan tarafından farklı duygular uyandırmıştır. Durum böyle olunca değişik şiir anlayışları ortaya çıkmıştır. 29 Aralık 1948 ve 31 Aralık 1948 tarihli Ulus gazetelerinde yayımlanan yazılardan yola çıkarak M.Fırtınalı Şiir Anlayışları (15 Ocak 1949) adlı bir yazı yayımlamıştır. Ulus gazetesinde, şiirin günlük konuşma dilinin daha ötesinde, alelade dilin dışında bir dil olduğu savunulurken, Fırtınalı bu düşünceyi kabul etmez ve Avrupa da geniş kitlelere hitap eden şiirlerin lüzumsuz süslerden arınmış, gerçek tabiliğe yönelmiş şiirler olduklarını söyler. Orhan Veli, Şiirde Aydınlık (15 Şubat 1949) yazısında, şiirin konuşma diline yakın ancak çok ince bir çizgi ile konuşma dilinden ayrı olduğunu savunur. Oktay Rıfat ise Şairin Düşünürlüğü (15 Şubat 1949) adlı yazıda her şiiri kendi şartlarına göre değerlendirmenin daha mantıklı olacağını belirtir. Oktay Rıfat a göre, aydınlık dilde yahut edada değil, şairin seçtiği konudadır. Tanzimattan bu yana süregelen eski ve yeni meselesini, Sabahattin Eyüboğlu, Eski-Yeni (15 Nisan 1949) başlıklı yazısında gündeme getirirken, eski ile yeninin iç içe yaşaması gerektiğini ama beslenmesi gerekenin yeni olduğunu düşünür: Eski sazda yeni söz kabul ama yeni sazda eski söz olacak şey değil. Yolu tıkayan, yeni ölçütlerin yerleşmesini geciktiren böylesi işlerdir. Sinemada gazel, radyoda içki alaturkası, gazetede ortaçağ kafası, apartmanda konak eşyası, bilim dilinde fizik ötesi, okulda inşallah, uçakta tesbih, romanda masal, makinede acem halısı, betonarmede şark süslemesi gibi (15 Nisan 1949) Melih Cevdet, Güzel Bir Yalan (1 Ocak 1950) başlıklı yazısında şiirde her ögenin bir güzellik taşıdığını belirtir; Güzellik, renk gibi, koku gibi, ağırlık gibi eşyaya bağlı özelliktir. Güzellik de tek başına bulunmaz, renk de, koku da, ağırlık da. Bu doğru ise sanatkar payına düşen belli bir işi güzel yapan bir adam demektir. Oktay Rıfat ise Güzel (15 Mart 1949) başlıklı yazısında güzellik kaygısı ile yazılan şiirin şiirliğinden çok fire vereceği ve çirkinleşeceği vurgular. Şair bu kaygıya verilen önemden yakınır gibidir; Bir kere özenme güzelliğin düşmanıdır. Özentiden güzel çıktığı görülmemiş. Üstelik güzelin yanında en az güzel kadar kutsal değerler var. Yüce var, doğru var, haklı var, gerçek var, var oğlu var. Niçin bunlara güzel kadar değer vermiyoruz? Orhan Veli, bilhassa Garip hareketinin vezin ve kafiyeyle ilgili görüşlerini içeren Yeni Şiirler (15 Şubat 1950) başlıklı yazısında ise
162 168 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE şiirde kafiyeden, vezinden fedakârlık edenlerin daha zor şiir yazdıklarını söyler. Aruzun zor gibi görünse de aslında kolay olduğunu iddia eder. Sonuç olarak Yaprak gazetesinde şiirle ilgili yazılanlar, Garip hareketinin şiir anlayışını somutlaştıran, yorumlayan ve günümüze taşıyan önemli bir kaynak olmuştur. Garip bildirgesinin açılımı niteliği taşırken, yeni bir şiir oluşumunun da arka bahçesini sunar. Şiirlerden örneklerle, şiirin ne liği, şiirde olmazsa olmazı, geleneği kıran yapıyı makalelerle açıklama yoluna gidilmiştir. b) Halka Yöneliş: Halka yöneliş ve halk kültürü ile ilgili yazılar ise Melih Cevdet, S. Eyuboğlu, M. Fırtınalı, Abidin Dino, Oktay Rıfat ve Orhan Veli Kanık ın kaleminden çıkmıştır ve bunlar gazetenin genellikle birinci sayfasında yer almaktadır. Halktan uzaklaşan aydın, toplum içinde sanatkâr, yurdumuzun gerçekleri, sanatkârın halka karşı sorumluluğu, halk şiiri, halk türküsü gibi konu başlıkları etrafında, yazarlar çoğu zaman eleştirel bir dille düşüncelerini hem okurlara hem de sanatçılara sunarlar. Melih Cevdet, Yurdumuzun Gerçekleri (1 Ocak 1949) adlı yazısında, şiirde hikâyede yurdun acı gerçeklerini gördüklerinde sanatkârı bozgunculukla suçlayanları eleştirir. Orhan Veli de Halkla Gerçek (1 Ocak 1949) adlı yazısında bu düşüncelere katılır. Sanatçının gerçeği, halkla bakmak, halkla görmek suretiyle bulabileceğini söyler. Orhan Veli, halkla gerçeğin iç içeliğini, halktan kopuk bir sanatçı olmayı reddedip, halkın bağrından bir sanatçı olmayı gerektirir düşüncesine yazılarında yer verir. M.Fırtınalı ise Toplum Đçinde Sanatkâr (1 Şubat 1949), adlı yazısında devrin sosyal şartlarının sanatkârın fildişi kulesinden çıkıp, tarihin buhranları içinde yaşamaya itmiştir, der. Suat Taşer, Đçin Meselesi (15 Ocak 1950) adlı yazısında ise sanat toplum içindir, düşüncesini savunur. Halkın edebiyata ve sanata yakınlığından çok sanatın ve sanatçının halka yakınlaşması gerekliliğini savunan Yaprak, gazetedeki yazılarını bu mecrada oluşturmuştur. c) Siyasi ve sosyal temler: Siyasi ve sosyal konular ise gazetenin sadece belli bir bölümünde değil genele sindirilmiş olarak karşımıza çıkar. Demokrasi, insan hakları, alaturka-alafranga, dilde irtica, tarih karşısında sorumluluk, dini duyguların sömürüsü, düşünce hürriyeti gibi konular gazete sütunları arasında yer alır. Bilimsel gerçeklerin önemi vurgulanırken, dogmalardan uzak durulması gerektiğini, Bilim Düşüncesi (15 Şubat 1949) adlı yazısında belirten M.Fırtınalı, Düşünce Hürriyeti (1 Nisan 1949) adlı yazısında ise Tanzimat tan beri düşündüğünü söylemek ilkesine dayanan Batı edebiyatını benimsemeye çalıştığımızı vurgular. Ancak bunu başaramadığımıza ilişkin eleştirel yaklaşımda bulunur. Sabahattin Eyüboğlu ise Susmak mı Söylemek
163 169 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması mi? (1 Mayıs 1949) adlı yazısında eski alışkanlıklarımızdan kurtulup, yeni bir düşünceyi söylemek konusunda gençlere öğüt verir. Melih Cevdet Aldatmaca (15 Nisan 1949) adlı yazısında irtica meselesini gündeme getirir, dini duyguların istismar edildiğini öne sürer. Suat Taşer, Düşünmek (15 Aralık 1949) adlı yazısında, her şeyden şüphe ederek insanın aklını kullanması gerektiğini savunur. Yine Taşer in, Đnsan Anlayışı ( 1 Aralık 1949) adlı M. Gorki den yaptığı çeviri yazısında, insandan öte hiçbir fikrin olmadığını, bütün bu fikirlerin de sanattan ilimden ve teknolojiden doğduğunu belirtir. Yaprak imzalı Demokraside Kahramanlık (1 Şubat 1950) adlı diğer bir konu başlığında ise dünyada hüküm süren parlak bir demokrasi edebiyatına rağmen insanların henüz en tabii haklarını bile, hayatlarını tehlikeye koymaksızın koruyamadıklarını anlatır. Demokrasinin de hürriyetin de aşırısının fazla olduğunu, toplumun bir orta yol bulması gerektiğini savunan gazetenin yazarları, siyasi ve sosyal arkaplanda daima bir toplumsal kaygı gütmüşlerdir. d) Eğitim Problemleri: Eğitim problemleri ise gazetede diğer konulara oranla daha az değinilen bir konu başlığıdır. Orhan Veli nin Güzel Yazılar (1 Aralık 1949, 1 Kasım 1949) başlıklı makalelerinde görülmektedir. Yazılarında eğitim sistemindeki bazı eksiklikleri kaleme alan Orhan Veli, özellikle okullarda görülen edebiyat ders kitaplarını ve bu kitaplarda yer alan müfredatı çeşitli yönleriyle eleştirir. Cümle hatalarını vurgular. Şiirle, mısrayla ve tiyatroyla ilgili yapılan tanımları doğru bulmaz. Kefle kar ın farkını bilmeyen, med denilen şeye aklı ermeyen, muvaffakiyet kelimesini muvafakkiyet yazan yeni nesil çocuğuna müstearünleh, müstearünminh gibi terimleri öğretmek pek mi elzemdi? (1 Kasım 1949) şeklinde düşüncelerini dile getirir. Edebiyatın isabetli örneklerle ifade bulacağını belirtir. SONUÇ Yaprak gazetesi yayın politikası olarak dönemin fikir ve sanat hayatına ışık tutmayı amaçlarken bunu halkın siyasi sosyal yaşantısına uzanan bir çizgide, aydınlanma noktasında Batı yı da takip ederek güncel olanı yakalamaya çalışmıştır. Yaprak, Türk edebiyatında şiir başta olmak üzere geniş bir yelpazede yıllardır süregelen polemiklere sayfalarında yer vermekle yetinmemiş, yazar kadrosuyla birlikte bu polemiklerle ilgili düşünce ve görüşlerini ortaya koymuşlardır. Dergiyi çıkaranlar böylece bir yandan kendi edebiyat anlayışlarının sınırlarını daha da belirginleştirirken, diğer yandan da dünya görüşlerini yansıtan bir gazete olarak Yaprak ı kamuoyunun dikkat ve beğenisine sunmuşlardır.
164 170 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE DĐZĐNLER A) KRONOLOJĐK DĐZĐN 1. Sayı: 1 Ocak 1949 M.Fırtınalı, (1 Ocak 1949) Đleri Geri, Yaprak, S.1, s.1 (makale) Sabahattin Eyüboğlu, (1 Ocak 1949) Üç Yol, Yaprak, S.1, s.1 (makale) Yaprak, (1 Ocak 1949) Alış Veriş, Yaprak, S.1, s.1 (şiir) Oktay Rıfat, (1 Ocak 1949) Kervan, Yaprak, S.1, s.1 (şiir) Melih Cevdet Anday, (1 Ocak 1949) Amerikalı Zenci Şairlerden Örnekler (Bir Zenci Kız Đçin Türkü), Yaprak, S.1, s.1(şiir) Orhan Kemal, (1 Ocak 1949), Đstasyonda, Yaprak, S.1, s.2 (öykü) Baudelaire, (1 Ocak 1949) Şiirin Kaderi, Yaprak, S.1, s.2 (çeviri) M.C. Anday, (1 Ocak 1949) Yurdumuzun Gerçekleri, Yaprak, S.1, s.2 (makale) O.V.Kanık, (1 Ocak 1949) Halkla Gerçek, Yaprak, S.1, s.2 (eleştiri) Erol Güney, (1 Ocak 1949) Tarihin Hızlanışı ve Edebiyat, Yaprak, S.1, s.2 (makale) Jean Cocteau, (1 Ocak 1949) Sinema, Yaprak, S.1, s.2(çeviri) 2. Sayı: 15 Ocak 1949 Sabahattin Eyüboğlu, (15 Ocak 1949), Halk Kavramı, Yaprak, S.2, s.1 (makale) O.V.Kanık, (15 Ocak 1949), Yanlış Bir Yol, Yaprak, S.2, s.1 (makale) M.Fırtınalı, (15 Ocak 1949), Şiir Anlayışları, Yaprak, S.2, s.1 (eleştiri) Erol Güney, (15 Ocak 1949), Sinema Geleceği/Sanat ın Geleceği/Đngiliz Sosyalizmi ve Edebiyat, Yaprak, S.2, s.1 (makale) Ahmet Muhip Dıranas, (15 Ocak 1949), Bir Tren Yolculuğu, Yaprak, S.2, s.1 (şiir) Necati Cumalı, (15 Ocak 1949), Karabatak, Yaprak, S.2, s.1(şiir) M.C.A., (15 Ocak 1949) Unesco, Yaprak, S.2, s.2 (haber yazısı) N.C., (15 Ocak 1949) X.Devlet Resim ve Heykel Sergisi, Yaprak, S.2, s.2 (haber yazısı) N.C., (15 Ocak 1949) Verem Haftası ve Mimi, Yaprak, S.2, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (15 Ocak 1949,, Tenkitçiler Aldatıyor, Yaprak, S.2, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (15 Ocak 1949), Đnönü Armağanı, Yaprak, S.2, s.2 (haber yazısı) N.Cumalı, (15 Ocak 1949), Yağmur ve Toprak, Yaprak, S.2, s.2 (eleştiri)
165 171 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması N.Cumalı, (15 Ocak 1949), Konya nın Tozu, Yaprak, S.2, s.2(eleştiri) N.Cumalı, (15 Ocak 1949), Asya Gidiyor, Yaprak, S.2, s.2 (eleştiri) Melih Cevdet Anday, (15 Ocak 1949), Zenci Şairlerden Örnekler, Yaprak, S.2, s.2 (şiir) Sait Faik, (15 Ocak 1949), Kış Akşamı/Maşa ve Sandalye, Yaprak, S.2, s.2(öykü) 3. Sayı: 1 Şubat 1949 Ceyhun Atuf Kansu (1 Şubat 1949), Aydın Kişinin Acısı, Yaprak, S.3, s.1(makale) M.Fırtınalı, (1 Şubat 1949), Toplum Đçinde Sanatkâr, Yaprak, S.3, s.1 (makale) Oktay Rıfat, (1 Şubat 1949), Şairin Kişiliği, Yaprak, S.3, s.1 (makale) Oktay Rıfat, (1 Şubat 1949), Dolma, Yaprak, S.3, s.1(şiir) Cahit Sıtkı Tarancı, (1 Şubat 1949), Kış Gecesi Rüyası, Yaprak, S.3, s.1(şiir) Fazıl Hüsnü Dağlarca, (1 Şubat 1949), Durdu/Çöktü/Yıkıldı, Yaprak, S.3, s.1(şiir) E.G. (1 Şubat 1949), Đlk Roman, Yaprak, S.3, s.1(eleştiri) Yaprak, (1 Şubat 1949), Yaşayan Sanat ve Lettrisme, Yaprak, S.3, s.2 (tanıtım yazısı) Yaprak, (1 Şubat 1949), Sazımdan Sesler, Yaprak, S.3, s.2 (tanıtım yazısı) M.C.A. (1 Şubat 1949), La Fontaine, Yaprak, S.3, s.2(tanıtım yazısı) P. (1 Şubat 1949), Bir Şehrin Đki Kapısı, Yaprak, S.3, s.2 (eleştiri) Hızır, (1 Şubat 1949), Đdealizme, Yaprak, S.3, s.2 (açıklama) La Fontaine, (1 Şubat 1949), Đki Boğa Bir Kurbağa, Yaprak, S.3, s.2(fabl/çeviri) Erol Güney, (1 Şubat 1949), Yeni Resim, Yaprak, S.3, s.2 (makale) 4. Sayı: 15 Şubat 1949 Sabahattin Eyüboğlu, (15 Şubat 1949) Güzel Yazılar Edebiyatı, Yaprak, S.4, s.1 (makale) M.Fırtınalı, (15 Şubat 1949) Bilim Düşüncesi, Yaprak, S.4, s.1 (makale) O.V.K. (15 Şubat 1949) Şiirde Aydınlık, Yaprak, S.4, s.1 (röportaj) M.C. Anday, (15 Şubat 1949) Tartuffe, Yaprak, S.4, s.1 (haber yazısı) Oktay Rıfat, (15 Şubat 1949) Şairin Düşünürlüğü, Yaprak, S.4, s.1 (makale)
166 172 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE O.V.Kanık, (15 Şubat 1949) Pompei nin Son Günleri, Yaprak, S.4, s.2 (haber yazısı) M.C.A. (15 Şubat 1949) Köy Enstitüleri Üzerine Düşünceler, Yaprak, S.4, s.2 (eleştiri) Erol Güney, (15 Şubat 1949) Dünya Edebiyatı, Yaprak, S.4, s.2 (makale) Hızır, (15 Şubat 1949) Realizme, Yaprak, S.4, s.2 (açıklama) Yaprak, (15 Şubat 1949) Dil Köşesi, Yaprak, S.4, s.2 (açıklama) Metin Eloğlu, (15 Şubat 1949) Zehra Đle Güzel Niyazi, Yaprak, S.4, s.2 (şiir) 5. Sayı: 1 Mart 1949 Melih Cevdet Anday, (1 Mart 1949) Sanata Gafil Avlanmak, Yaprak, S.5, s.1 (makale) Orhan Veli Kanık, (1 Mart 1949) Genç Şairden Beklenen, Yaprak, S.5, s.1 (makale) Sabahattin Eyüboğlu, (1 Mart 1949) Đki Düşünce, Yaprak, S.5, s.1 (makale) Oktay Rıfat, (1 Mart 1949) Şairin Kahramanlığı, Yaprak, S.5, s.1 (makale) Oktay Rıfat, (1 Mart 1949) Hürriyet Şiirleri 1, Yaprak, S.5, s.1 (şiir) Orhan Veli, (1 Mart 1949) Dalgacı Mahmut, Yaprak, S.5, s.1 (şiir) Hızır, (1 Mart 1949) Realizme-2, Yaprak, S.5, s.1 (açıklama) Yaprak, (1 Mart 1949) Klasikler Dolayında, Yaprak, S.5, s.2(eleştiri) Yaprak, (1 Mart 1949) Kitap Okumayı Teşvik, Yaprak, S.5, s.2 (fıkra) Yaprak, (1 Mart 1949) Tekaütlük, Yaprak, S.5, s.2 (haber yazısı) Erol Güney, (1 Mart 1949) Ucuz Edebiyat Yahut 25 Kuruşa Amerika, Yaprak, S.5, s.2 (eleştiri) O.V.K. (1 Mart 1949) Hacı Babanın Kumruları, Yaprak, S.5, s.2 (tanıtım yazısı) O.R. (1 Mart 1949) Zanaatın Değeri, Yaprak, S.5, s.2 (çeviri) M.Fırtınalı, (1 Mart 1949) Bilimin Değeri, Yaprak, S.5, s.2 (makale) Yaprak, (1 Mart 1949) Dil Köşesi, Yaprak, S.5, s.2 (açıklama) 6. Sayı: 15 Mart 1949 M.Fırtınalı, (15 Mart 1949) Köylü Tembel mi?, Yaprak, S.6, s.1 (makale) Sabahattin Eyüboğlu, (15 Mart 1949) Dostluk Üstüne, Yaprak, S.6, s.1 (makale) Cahit Sıtkı Tarancı, (15 Mart 1949) Utanç, Yaprak, S.6, s.1 (şiir)
167 173 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması Orhan Veli, (15 Mart 1949) Ahmetler, Yaprak, S.6, s.1 (şiir) Oktay Rıfat, (15 Mart 1949) Güzel, Yaprak, S.6, s.1 (şiir) Erol Güney, (15 Mart 1949) Hamlet, Yaprak, S.6, s.1, 2( makale) Melih Cevdet Anday, (15 Mart 1949) Bir Tartışma Üstüne, Yaprak, S.6, s.2 (eleştiri) M.C., (15 Mart 1949) Hamlet ve Halk, Shakespeare vatan haini mi? Yaprak, S.6, s.2 (haber yazısı) Hızır, (15 Mart 1949) Đdeoloji, Yaprak, S.6, s.2(açıklama) 7. Sayı: 1 Nisan 1949 M.Fırtınalı, (1 Nisan 1949) Düşünce Hürriyeti, Yaprak, S.7, s.1 (makale) Bedri Rahmi Eyüboğlu, (1 Nisan 1949) 396 ya Mektup, Yaprak, S.7, s.1, 2 (öykü) Sabahattin Kudret, (1 Nisan 1949) Anadolu Yolculuğu, Yaprak, S.7, s.1 (şiir) Necati Cumali, (1 Nisan 1949) Her Dilde Türkülerin Meramı Bir, Yaprak, S.7, s.1(şiir) Melih Cevdet Anday, (1 Nisan 1949) Zenci Şairlerden Örnekler (Kamış), Yaprak, S.7, s.1 (şiir) Oktay Rıfat, (1 Nisan 1949) Ölümsüz Sanatçı, Yaprak, S.7, s.1(makale) O.V.K. (1 Nisan 1949) Eskisi Gibi Eskiden Üstün, Yaprak, S.7, s.2 (haber yazısı) M.F. (1 Nisan 1949) Harcanan Đstidat, Yaprak, S.7, s.2(haber yazısı) Yaprak, (1 Nisan 1949) Değirmen, Yaprak, S.7, s.2 (eleştiri) Yaprak, (1 Nisan 1949) Türkçenin Đnceliği, Yaprak, S.7, s.2 (eleştiri) Erol Güney, (1 Nisan 1949) Avarelik Edebiyatı ve Aşksız Đnsanlar, Yaprak, S.7, s.2 (eleştiri) Hızır, (1 Nisan 1949) Demagoji, Yaprak, S.7, s.2 (açıklama) 8. Sayı: 15 Nisan 1949 Sabahattin Eyüboğlu, (15 Nisan 1949) Eski/Yeni, Yaprak, S.8, s.1(makale) Melih Cevdet Anday, (15 Nisan 1949) Aldatmaca, Yaprak, S.8, s.1 (makale) Orhan Veli, (15 Nisan 1949) Bedava, Yaprak, S.8, s.1 (şiir) Cahit Külebi, (15 Nisan 1949) Kuşun Hikâyesi, Yaprak, S.8, s.1 (şiir) Suat Taşer, (15 Nisan 1949) Hürriyet Derler Bir Güzel Sevdim, Yaprak, S.8, s.1(şiir) Yaprak, (15 Nisan 1949) Philippe Soupault Ankara da, Yaprak, S.8, s.2(haber yazısı)
168 174 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE O.R. (15 Nisan 1949) Şarkı, Yaprak, S.8, s.2(çeviri) Yaprak, (15 Nisan 1949) Münazara Modası, Yaprak, S.8, s.2(haber yazısı) M.Fırtınalı, (15 Nisan 1949) Dergiler, Yaprak, S.8, s.2(eleştiri) Orhan Veli, (15 Nisan 1949) Öğleden Sonra, Yaprak, S.8, s.2 (öykü) 9. Sayı: 1 Mayıs 1949 M.Fırtınalı, (1 Mayıs 1949) Tarih Karşısında Sorumluluk, Yaprak, S.9, s.1 (makale) Sabahattin Eyüboğlu, (1 Mayıs 1949) Susmak mı Söylemek mi?, Yaprak, S.9, s.1 (eleştiri) Yaprak, (1 Mayıs 1949) Philippe Soupault Türkiye de Yaprak ta, Yaprak, S.9, s.1(söyleşi) Orhan Veli, (1 Mayıs 1949) Sizin Đçin, Yaprak, S.9, s.1 (şiir) Oktay Rıfat, (1 Mayıs 1949) Ruh, Yaprak, S.9, s.1 (şiir) Philippe Soupault, (1 Mayıs 1949) Georgia, Yaprak, S.9, s.1 (şiir) Yaprak (1 Mayıs 1949), Şarlo 10 Yaşında, Yaprak, S.9, s.2(haber yazısı) Kemal Bekir, (1 Mayıs 1949) Hitler le Şarlo, Yaprak, S.9, s.2 (makale) Erol Güney, (1 Mayıs 1949) Şarlo ve Yunan Tragedyası, Yaprak, S.9, s.2 (makale) Yaprak, (1 Mayıs 1949) Dergiler, Yaprak, S.9, s.2 (eleştiri) Hızır, (1 Mayıs 1949) Dünya Görüşü, Yaprak, S.9, s.2 (açıklama) Yaprak, (1 Mayıs 1949) Kadının Yeri, Yaprak, S.9, s.2 (çeviri) M.F. (1 Mayıs 1949) Özel Hayat Romanları, Yaprak, S.9, s.2 (çeviri) 10. Sayı: 15 Mayıs 1949 Sabahattin Eyüboğlu, (15 Mayıs 1949) Türküyle Kilim, Yaprak, S.10, s.1(makale) Yaprak, (15 Mayıs 1949) Sanatkâr Sorumludur, Yaprak, S.10, s.1(makale) Melih Cevdet Anday, (15 Mayıs 1949) Dayan, Yaprak, S.10, s.1 (şiir) Orhan Veli, (15 Mayıs 1949) Baharın Đlk Sabahları, Yaprak, S.10, s.1 (şiir) Oktay Rıfat, (15 Mayıs 1949) Mestanın Rüyası, Yaprak, S.10, s.1(şiir) Yaprak, (15 Mayıs 1949) Sahnede Kırk Yıl, Yaprak, S.10, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (15 Mayıs 1949) Mevsim Sonu, Yaprak, S.10, s.2 (haber yazısı)
169 175 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması Yaprak, (15 Mayıs 1949) Cocteau nun Konferansı, Yaprak, S.10, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (15 Mayıs 1949) Jean Marais Temsilleri, Yaprak, S.10, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (15 Mayıs 1949) Veysel e Selam, Yaprak, S.10, s.2(haber yazısı) Yaprak, (15 Mayıs 1949) Kaynak, Yaprak, S.10, s.2 (eleştiri) Oktay Rıfat, (15 Mayıs 1949) Gerçek Saygısı, Yaprak, S.10, s.2 (eleştiri) Jean Cocteau, (15 Mayıs 1949) Güneşe, Yaprak, S.10, s.2 (çeviri şiir) O.V.Kanık, (15 Mayıs 1949) Cocteau dan Cümleler, Yaprak, S.10, s.2 (çeviri, düz yazı) Lefebre, (15 Mayıs 1949) Hürriyet Nedir?, Yaprak, S.10, s.2 (çeviri) 11. Sayı: 1 Haziran 1949 M.Fırtınalı, (1 Haziran 1949) Köylüyü Kalkındırmak Đçin, Yaprak, S.11, s.1 (makale) Sabahattin Eyüboğlu, (1 Haziran 1949) Resimden, Yaprak, S.11, s.1 (makale) Orhan Veli, (1 Haziran 1949) Đşsizlik, Yaprak, S.11, s.1, 2(makale) Suat Taşer, (1 Haziran 1949) Đçinde, Yaprak, S.11, s.1 (Şiir) Sabahattin Kudret, (1 Haziran 1949) Bu Dünya, Yaprak, S.11, s.1 (şiir) Orhan Veli, (1 Haziran 1949) Đçerde, Yaprak, S.11, s.1 (şiir) Suat Taşer, (1 Haziran 1949) Kuruntu Sanatı ve Edebiyatı, Yaprak, S.11, s.2 (makale) S.Odabaşı, (1 Haziran 1949) Köy Enstitüleri Üstüne, Yaprak, S.11, s.2 (eleştiri) Yaprak, (1 Haziran 1949) Varyete, Yaprak, S.11, s.2(tanıtım yazısı) M.C.A. (1 Haziran 1949) Farz-ı Muhal, Yaprak, S.11, s.2(fıkra) 12. Sayı: 15 Haziran 1949 Sabahattin Eyüboğlu, (15 Haziran 1949) Yazarlar Pazarında, Yaprak, S.12, s.1 (makale) Abidin Dino, (15 Haziran 1949) Yaprak Yazarlarına Mektup, Yaprak, S.12, s.1 (eleştiri) Bedri Rahmi Eyüboğlu, (15 Haziran 1949) Yollara Yollara, Yaprak, S.12, s.1 (şiir) Melih Cevdet Anday, (15 Haziran 1949) Çare Yok, Yaprak, S.12, s.1 (şiir) O.V.Kanık, (15 Haziran 1949) Đrtica Kötü mü?/selamet e Tecavüz/Đrtica, Yaprak, S.12, s.1 (eleştiri)
170 176 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE Oktay Rıfat, (15 Haziran 1949) Ramazan, Yaprak, S.12, s.1 (şiir) Yaprak, (15 Haziran 1949) Matmazel Noraliya nın Koltuğu, Yaprak, S.12, s.2 (eleştiri) Yaprak, (15 Haziran 1949) Kelime Uydurmak, Yaprak, S.12, s.2 (açıklama) Orhan Veli (15 Haziran 1949) Necati ye Mektup, Yaprak, S.12, s.2 (eleştiri) Orhan Veli, (15 Haziran 1949) Bir Duymada Gör, Yaprak,S.12, s.2 (şiir) Yaprak, (15 Haziran 1949) Dilde Đrtica, Yaprak,S.12, s.2 (açıklama) Orhan Kemal, (15 Haziran 1949) Roman, Yaprak, S.12, s.2 (öykü) Hızır, (15 Haziran 1949) Humanizma, Yaprak, S.12, s.2 (açıklama) Yaprak, (15 Haziran 1949) Sayın Okuyucularımıza, Yaprak, S.12, s.2 (duyuru) 13. Sayı: 1 Kasım 1949 M.C. Anday, (1 Kasım 1949) Halkın/Halk Đçin/Halk Tarafından, Yaprak, S.13, s.1(makale) O.V.Kanık, (1 Kasım 1949) Güzel Yazılar, Yaprak, S.13, s.1 (eleştiri) Orhan Kemal, (1 Kasım 1949) Büyücü, Yaprak, S.13, s.1, 2(öykü) Melih Cevdet Anday, (1 Kasım 1949) Senin Đçin Ey Demokrasi, Yaprak, S.13, s.1 (şiir) Orhan Veli, (1 Kasım 1949) Sucunun Türküsü, Yaprak, S13, s.1 (şiir) Yaprak, (1 Kasım 1949) Küçük Şehir, Yaprak, S.13, s.2 (haber yazıları) Yaprak, (1 Kasım 1949) Azab-ı Mukaddes, Yaprak, S.13, s.2 (tanıtım yazıları) Yaprak, (1 Kasım 1949) Yeni Şiir Antolojisi, Yaprak, S.13, s.2 (tanıtım yazıları) Yaprak, (1 Kasım 1949) Seçilmiş Hikâyeler Dergisi, Yaprak, S13, s.2 (eleştiri) Yaprak, (1 Kasım 1949) Yeni Adam, Yaprak, S.13, 1 Kasım 1949, s.2 (eleştiri) Yaprak, (1 Kasım 1949) Okuyucularımıza, Yaprak, S.13, s.2 (duyuru) Yaprak, (1 Kasım 1949) Yaprak Đstanbul da Nerelerde Satılır?, Yaprak, S.13, s.2 (duyuru) 14. Sayı: 15 Kasım 1949 Yaprak, (15 Kasım 1949), Kurtuluş Yolu, Yaprak, S.14, s.1 (makale) S.Eyüboğlu, (15 Kasım 1949), Yeniler, Yaprak, S.14, s.1 (makale) Oktay Rıfat, (15 Kasım 1949), Sıkıntı Bahis, Yaprak, S.14, s.1 (şiir)
171 177 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması Melih Cevdet Anday, (15 Kasım 1949), Kurdun Hürriyeti/Kuzunun Hürriyeti, Yaprak, S.14, s.1 (çeviri) Orhan Veli Kanık, (15 Kasım 1949), Küçük Bir Antoloji, Yaprak, S.14, s.1 (şiir) Yaprak, (15 Kasım 1949), Üniversite Açıldı, Yaprak, S.14, s.2 (haber yazıları) Yaprak, (15 Kasım 1949), Son Günlerin Olayları, Yaprak, S.14, s.2 (haber yazıları) Yaprak, (15 Kasım 1949), Okuyucularımıza, Yaprak, S.14, s.2 (duyuru) Henri Michaux, (15 Kasım 1949), Şiir, Yaprak, S.14, s.2 (çeviri) Fethi Giray, (15 Kasım 1949), Bir Daha, Yaprak, S.14, s.2 (şiir) Suat Taşer, (15 Kasım 1949), Olduğu Gibi, Yaprak, S.14, s.2 (şiir) Orhan Veli, (15 Kasım 1949), Galata Köprüsü, Yaprak, S.14, s.2 (şiir) Yaprak (15 Kasım 1949), Amerikan Edebiyatı ve Avrupa, Yaprak, S.14, s.2 ( çeviri) Yaprak, (15 Kasım 1949), Okuyucularımıza, Yaprak, S.14, s.2 (duyuru) 15. Sayı: 1 Aralık 1949 Yaprak, (1 Aralık 1949), Halk Đçin, Yaprak, S.15, s.1 (makale) O.V.Kanık, (1 Aralık 1949), Güzel Yazılar, Yaprak, S.15, s.1 (makale) Melih Cevdet Anday, (1 Aralık 1949), Havada Sözler, Yaprak, S.15, s.1 (makale) Orhan Veli, (1 Aralık 1949), Dalga, Yaprak, S.15, s.1 (şiir) Oktay Rıfat, (1 Aralık 1949), Yalancı Yağmur Üzerine, Yaprak, S.15, s.1 (çeviri) Yaprak, (1 Aralık 1949), Knock, Yaprak, S.15, s.2 (makale) Yaprak, (1 Aralık 1949), Copeau Öldü, Yaprak, S.15, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (1 Aralık 1949), Son Altesse, Yaprak, S.15, s.2 (eleştiri) Oktay Rıfat, (1 Aralık 1949), Yağmur ve Toprak, Yaprak, S.15, s.2 (eleştiri) Yaprak, (1 Aralık 1949), Biga Postası, Yaprak, S.15, s.2 (eleştiri) Yaprak, (1 Aralık 1949), Kitaplarımız, Yaprak, S.15, s.2 (açıklama) O.V.Kanık, (1 Aralık 1949), Güzel Yazılar-Son, Yaprak, S.15, s.2 (makale) Fethi Gıray, (1 Aralık 1949), Mustafa Kemal e, Yaprak, S.15, s.2 (şiir) Suat Taşer, (1 Aralık 1949), Düşünmek, Yaprak, S.15, s.2 (makale) Unesco, (1 Aralık 1949), Bir Ölümün 100 ncü Yılı, Yaprak, S.15, s.2 (makale) Yaprak, (1 Aralık 1949), Eski Sayılarımız, Yaprak, S.15, s.2 (duyuru)
172 178 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE 16. Sayı: 15 Aralık 1949 Yaprak, (15 Aralık 1949), Madde-Ruh, Yaprak, S.16, s.1 (makale) Melih Cevdet Anday, (15 Aralık 1949), Namık Kemal Günü, Yaprak, S.16, s.1 (makale) Abidin Dino, (15 Aralık 1949), Yaprak Yazarlarına Đkinci Mektup, Yaprak, S.16, s.1 (makale) Orhan Veli, (15 Aralık 1949), Kuyruklu Şiir, Yaprak, S.16, s.1 (şiir) Oktay Rıfat, (15 Aralık 1949), Canım Yaz Ayları, Yaprak, S.16, s.1 (şiir) Oktay Rıfat, (15 Aralık 1949), Yaşama Gücü Ölmez, Yaprak, S.16, s.1 (şiir) Suat Taşer, (15 Aralık 1949), Đnsan Anlayışı, Yaprak, S.16, s.2 (çeviri) Yaprak, (15 Aralık 1949), Đstanbul Radyosu, Yaprak, S.16, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (15 Aralık 1949), Yahya Kemal, Yaprak, S.16, s.2 (haber yazısı) Cevdet Kudri Solok, (15 Aralık 1949), Đskân Müdürü, Yaprak, S.16, s.2 (öykü) Yaprak, (15 Aralık 1949), Eski Sayılarımız, Yaprak, S.16, s.2 (duyuru) Yaprak, (15 Aralık 1949), Kitaplarımız, Yaprak, S.16, s.2 (duyuru) 17. Sayı: 1 Ocak 1950 Yaprak, (1 Ocak 1950) Yirminci Yüzyılın Ortasında (Đnsan Hakları), Yaprak, S.17, s.1 (makale) S.Eyüboğlu, (1 Ocak 1950) Türküden Tiyatroya, Yaprak, S.17, s.1 (makale) Melih Cevdet Anday, (1 Ocak 1950) Güzel Bir Yalan, Yaprak, S.17, s.1 (makale) Sabahattin Kudret, (1 Ocak 1950) Sincan Köy, Yaprak, S.17, s.1(şiir) Melih Cevdet Anday, (1 Ocak 1950) Hayvanat Bahçesi (Kuşlar Bölümü), Yaprak, S.17, s.1(şiir) Yaprak, (1 Ocak 1950) Dil Kurultayı, Yaprak, S.17, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (1 Ocak 1950) Hikâye Kitapları, Yaprak, S.17, s.2 (tanıtım yazısı) M.C.A., (1 Ocak 1950) Nasrettin Hoca, Yaprak, S.17, s.2 (tanıtım yazısı) M.C.A., (1 Ocak 1950) Đleri Dergiler, Yaprak, S.17, s.2 (eleştiri) Yaprak, (1 Ocak 1950) Seçilmiş Hikâyeler, Yaprak, S.17, s.2 (eleştiri) Yaprak, (1 Ocak 1950) Đnsanla Hayvan, Yaprak, S.17, s.2 (makale)
173 179 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması Hasan Cemil Çambel, (1 Ocak 1950) Neler Demişler?, Yaprak, S.17, s.2(çeviri) Orhan Veli Kanık, (1 Ocak 1950) Kabahat Kimde?, Yaprak, S.17, s.2(şiir) Suat Taşer, (1 Ocak 1950) Bu Saatte, Yaprak, S.17, s.2(şiir) Yaprak, (1 Ocak 1950) Kitaplarımız, Yaprak, S.17, s.2(duyuru) Yaprak, (1 Ocak 1950) Eski Sayılarımız, Yaprak, S.17, s.2 (duyuru) 18. Sayı: 15 Ocak 1950 Yaprak, (15 Ocak 1950) Halktan Çözülen Aydın, Yaprak, S.18, s.1(makale) S.Eyüboğlu, (15 Ocak 1950) Rüzgârda Đnsanlar, Yaprak, S.18, 15 Ocak 1950, s.1(makale) Suat Taşer, (15 Ocak 1950) Đçin Meselesi, Yaprak, S.18, 15 Ocak 1950, s.1(makale) Melih Cevdet Anday, (15 Ocak 1950) 4*400 Engelli, Yaprak, S.18, 15 Ocak 1950, s.1(şiir) Arif Dino, (15 Ocak 1950) Çukurova, Yaprak, S.18, 15 Ocak 1950, s.1(şiir) Orhan Veli, (15 Ocak 1950) Cevap, Yaprak, S.18, 15 Ocak 1950, s.1(şiir) Orhan Kemal, (15 Ocak 1950) Đki Kız, Yaprak, S.18, 15 Ocak 1950, s.1(öykü) O.V.Kanık, (15 Ocak 1950) Antigone Đle Scapin in Dolapları, Yaprak, S.18, s.2 (haber yazısı) Oktay Rıfat, (15 Ocak 1950) Ekmek Kavgası, Yaprak, S.18, s.2 (tanıtım yazısı) Yaprak, (15 Ocak 1950) Yeni Adam, Yaprak, S.18, s.2(eleştiri) Yaprak, (15 Ocak 1950) Postadan Şikayet, Yaprak, S.18, s.2 (haber) Oktay Rıfat, (15 Ocak 1950) Fadik Kızla Kuş, Yaprak, S.18, s.2 (şiir) Yaprak, (15 Ocak 1950) Kitaplarımız, Yaprak, S.18, s.2 (duyuru) Yaprak, (15 Ocak 1950) Eski Sayılarımız, Yaprak, S.18, s.2(duyuru) Yaprak, (15 Ocak 1950) Özleyişler, Yaprak, S.18, s.2 (özdeyiş) 19. Sayı: 1 Şubat 1950 Yaprak, (1 Şubat 1950), Demokraside Kahramanlık, Yaprak, S.19, s.1(makale) S.Eyüboğlu, (1 Şubat 1950), Yamalar, Yaprak, S.19, s.1(makale) Orhan Veli Kanık, (1 Şubat 1950), Sait Faik Đçin, Yaprak, S.19, s.1(makale) Oktay Rıfat, (1 Şubat 1950), Ogün Bugün, Yaprak, S.19, s.1(şiir)
174 180 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE Melih Cevdet Anday, (1 Şubat 1950), Çürük, Yaprak, S.19, s.1(şiir) O.V.K. (1 Şubat 1950), Dilimizin Genç Softaları, Yaprak, S.19, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (1 Şubat 1950), Bir Münazara Dolayısıyla, Yaprak, S.19, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (1 Şubat 1950), Yaşasın Demokrasi, Yaprak, S.19, s.2 (tanıtım yazısı) Tahir Baykurt, (1 Şubat 1950), Đki, Yaprak, S.19, s.2(şiir) Arif Dino, (1 Şubat 1950), 2+2=4, Yaprak, S.19, s.2 (şiir) Cahit Saffet Irgat, (1 Şubat 1950), Niyet, Yaprak, S.19, s.2(şiir) Fethi Gıray, (1 Şubat 1950), Đnsancıklar, Yaprak, S.19, s.2 (şiir) Kemal Salgın, (1 Şubat 1950), Bir Garip Türküsü, Yaprak, S.19, s.2(şiir) Orhan Veli, (1 Şubat 1950), Rahat, Yaprak, S.19, s.2(şiir) O.V.K., (1 Şubat 1950), Grev mi? Grev Hakkı Mı?, Yaprak, S.19, s.2 (açıklama) Yaprak, (1 Şubat 1950), Güzel-Faydalı, Yaprak, S.19, s.2(makale) Yaprak, (1 Şubat 1950), Kitaplarımız, Yaprak, S.19, s.2(duyuru) Yaprak, (1 Şubat 1950), Eski Sayılarımız, Yaprak, S.19, s.2(duyuru) 20. Sayı: (15 Şubat 1950) Yaprak, (15 Şubat 1950), Kabahat Teknikte mi?, Yaprak, S.20, s.1(makale) Sabahattin Eyüboglu, (15 Şubat 1950), Huzur, Yaprak, S.20, s.1(makale) Orhan Veli Kanık, (15 Şubat 1950), Nasrettin Hoca ve Yeni Adam, Yaprak, S.20, s.1(makale) Suat Taşer, (15 Şubat 1950), Korku, Yaprak, S.20, s.1(şiir) Melih Cevdet Anday, (15 Şubat 1950), Tarih Okurken, Yaprak, S.20, s.1(şiir) Cahit Saffet Irgat, (15 Şubat 1950), Hayret, Yaprak, S.20, s.1(şiir) O.V.K. (15 Şubat 1950), Yeni Şiirler, Yaprak, S.20, s.2 (tanıtım yazısı) Yaprak, (15 Şubat 1950), Sebilürreşad ın Meseleleri, Yaprak, S.20, s.2(eleştiri) Yaprak, (15 Şubat 1950), Başbakanın Hata ve Dalâleti, Yaprak, S.20, s.2(eleştiri) Oktay Rıfat, (15 Şubat 1950), Sabah Keyfi, Yaprak, S.20, s.2(şiir) Fazıl Hüsnü Dağlarca, (15 Şubat 1950), Kızılırmak Kıyıları, Yaprak, S.20, s.2(şiir)
175 181 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması Yaprak, (15 Şubat 1950), Dil Köşesi (Ajansın Dili), Yaprak, S.20, s.2( açıklama) Ziya Osman Saba, (15 Şubat 1950), Eller, Yaprak, S.20, s.2(şiir) 21. Sayı: 1 Mart 1950 Yaprak, (1 Mart 1950), Tarafsızlar, Yaprak, S.21, s.1(makale) A.Gıde, (1 Mart 1950), Decartes i Okurken, Yaprak, S.21, s.1(çeviri) O.V.Kanık, (1 Mart 1950), Şiir Yolu Đle Tanıtma, Yaprak, S.21, s.1 (makale) Oktay Rıfat, (1 Mart 1950), Türlüsü, Yaprak, S.21, s.1(şiir) Gönül Başaranoğlu, (1 Mart 1950), Yutturmaca Oyunu, Yaprak, S.21, s.1(şiir) Hüseyin Özkan, (1 Mart 1950), Ayrılık, Yaprak, S.21, s.1(şiir) Eşref Üren, (1 Mart 1950), Hasan Kaptan Đçin, Yaprak, S.21, s.2(haber yazısı) Melih Cevdet Anday, (1 Mart 1950), Bizim Köye Dair, Yaprak, S.21, s.2( kitap tanıtımı) O.V.K., (1 Mart 1950), Gene Sebilürreşad, Yaprak, S.21, s.2(eleştiri) Cevdet Kudret Solok, (1 Mart 1950), Kitaplıkta Düşünceler, Yaprak, S.21, s.2 (tanıtım yazısı) O.V.K., (1 Mart 1950), Genç Şairlere Öğüt, Yaprak, S.21, s.2 (makale) Yaprak, (1 Mart 1950), ve Üstüne, Yaprak, S.21, s.2(makale) O.V.K., (1 Mart 1950), Uyamamak, Yaprak, S.21, s.2 (makale) 22. Sayı: 15 Mart 1950 Yaprak, (15 Mart 1950), Aşırı, Yaprak, S.22, s.1 (makale) Oktay Rıfat, (15 Mart 1950), Güzel, Yaprak, S.22, s.1(makale) Sabahattin Eyüboğlu, (15 Mart 1950),, Zehir Yeşili, Yaprak, S.22, s.1(makale) Necati Cumali, (15 Mart 1950), Uçana lı Zülfikar Beye Ağıt, Yaprak, S.22, s.1(şiir) Osman Darıcı, (15 Mart 1950), Günaydın Sıdıka, Yaprak, S.22, s.1 (şiir) Talip Apaydın, (15 Mart 1950), Tokat Dolaylarında 6, Yaprak, S.22, s.1(şiir) Đlyas Buyur, (15 Mart 1950), Descartes, Yaprak, S.22, s.2 (makale) Abidin Dino, (15 Mart 1950), Halk Türküsü Aldı Yürüdü, Yaprak, S.22, s.2 (makale)
176 182 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE Orhan Kemal, (15 Mart 1950), Gene Bizim Köy, Yaprak, S.22, s.2 (makale) O.V.K. (15 Mart 1950), Her Şiir Kitabının Söylettikleri, Yaprak, S.22, s.2 (makale) Suat Taşer, (15 Mart 1950), Akacak Olan Kandır, Yaprak, S.22, s.2 (şiir) Orhan Veli, (15 Mart 1950), Macera, Yaprak, S.22, s.2 (şiir) 23. Sayı: 1 Nisan 1950 Yaprak, (1 Nisan 1950), Birbirine Bağlı Đşler, Yaprak, S.23, s.1(makale) O.V.Kanık, (1 Nisan 1950), Denize Doğru, Yaprak, S.23, s.1,2(öykü) O.V.K, (1 Nisan 1950), Cümbüşlü Bir Kitap, Yaprak, S.23, s.1(eleştiri) Cahit Saffet Irgat, (1 Nisan 1950) Gıcırtı, Yaprak, S.23, s.1(şiir) Orhan Veli, (1 Nisan 1950) Birdenbire, Yaprak, S.23, s.1(şiir) Başaran, (1 Nisan 1950), Mehmet, Yaprak, S.23, s.1(şiir) Suat Taşer, (1 Nisan 1950), Var, Yaprak, S.23, s.1(şiir) Đlyas Buyur, (1 Nisan 1950), Bir Konferans, Yaprak, S.23, s.2(makale) O.V.K. (1 Nisan 1950), Neler Demişler, Yaprak, S.23, s.2(makale) Oktay Rıfat, (1 Nisan 1950), Bizim Köy, Yaprak, S.23, s.2(kitap tanıtımı) Yaprak, (1 Nisan 1950), Gelecek Günlerin Yakın Tarihi, Yaprak, S.23, s.2(eleştiri) Yaprak, (1 Nisan 1950), Barışı Bir Türlü Seçmedi, Yaprak, S.23, s.2 (eleştiri) 24. Sayı: 15 Mayıs 1950 Yaprak, (15 Nisan 1950), 14 Mayıs, Yaprak, S.24, s.1(makale) Sabahattin Eyüboğlu, (15 Nisan 1950), Yeni Resim, Yaprak, S.24, s.1(makale) Yaprak, (15 Nisan 1950), Köylü, Yaprak, S.24, s.1(şiir) Yaprak, (15 Nisan 1950), Nazım Hikmet, Yaprak, S.24, s.1(makale) Melih Cevdet Anday, (15 Nisan 1950), Bir Gelişme, Yaprak, S.24, s.1(makale) Orhan Kemal, (15 Nisan 1950), Hatıralar, Yaprak, S.24, s.2 (öykü) Yaprak, (15 Nisan 1950), Mahmut Makal ın Yurt Sevgisi, Yaprak, S.24, s.2(söyleşi) Yaprak, (15 Nisan 1950), Köylülerin Çorapları, Yaprak, S.24, s.2(söyleşi)
177 183 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması O.V.K. (15 Nisan 1950), Bizim Köy le Küçük Paşa, Yaprak, S.24, s.2(söyleşi) Yaprak, (15 Nisan 1950), Đlgililer Okusun, Yaprak, S.24, s.2(söyleşi) Yaprak, (15 Nisan 1950), Kıyamet, Yaprak, S.24, s.2(söyleşi) O.V.K. (15 Nisan 1950), Marshall Plânı, Yaprak, S.24, s.2(söyleşi) Yaprak, (15 Nisan 1950), Đrtica Canlanıyor, Yaprak, S.24, s.2 (söyleşi) Abidin Dino, (15 Nisan 1950), Balaban Üzerine, Yaprak, S.24, s.2 (makale) Yaprak, (15 Nisan 1950), Sayın Abonelerimize, Yaprak, S.24, s.2 (duyuru) 25. Sayı: 1 Mayıs 1950 Yaprak, (1 Mayıs 1950), Halk Kültürü, Yaprak, S.25, s.1(makale) M.C. Anday, (1 Mayıs 1950), Orhan Kemal Hakkında, Yaprak, S.25, s.1(makale) Orhan Kemal, (1 Mayıs 1950), Ayşe Hoca, Yaprak, S.25, s.1 (öykü) Cahit Sıtkı Tarancı, (1 Mayıs 1950), Bir Şey, Yaprak, S.25, s.1(şiir) Oktay Rıfat, (1 Mayıs 1950), Mehmet Bey, Yaprak, S.25, s.1(şiir) Fethi Giray, (1 Mayıs 1950), Alaca Karanlık, Yaprak, S.25, s.1(şiir) Yaprak, (1 Mayıs 1950), Günahları Neydi?, Yaprak, S.25, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (1 Mayıs 1950), Seçimler Dolayısıyla, Yaprak, S.25, s.2(haber yazısı) Yaprak, (1 Mayıs 1950), Bulunan Kayıp, Yaprak, S.25, s.2 (haber yazısı) Burhan Arpad, (1 Mayıs 1950), Türk Filmciliği, Yaprak, S.25, s.2 (makale) Suat Taşer, (1 Mayıs 1950), Ak Đnsanlar, Yaprak, S.25, s.2(şiir) Hüseyin Özkan, (1 Mayıs 1950), Gerçek, Yaprak, S.25, s.2(şiir) Başaran, (1 Mayıs 1950), Boyunduruk, Yaprak, S.25, s.2(şiir) M.A. Gürsoy, (1 Mayıs 1950), Mezar Taşı, Yaprak, S.25, s.2(şiir) Đbrahim Güceoğlu, (1 Mayıs 1950), Efkâr Üstüne, Yaprak, S.25, s.2(şiir) Yaprak, (1 Mayıs 1950), Sayın Abonelerimize, Yaprak, S.25, s.2 (duyuru) 26. Sayı: 15 Mayıs 1950 Melih Cevdet, Oktay Rıfat, Orhan Veli, (15 Mayıs 1950), Nazım Hikmet Meselesi, Yaprak, S.26, s.1(makale)
178 184 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE Abidin Dino, (15 Mayıs 1950), Sanatta Kaytarma, Yaprak, S.26, s.1(makale) Cevdet Kudret Solok, (15 Mayıs 1950), Çukur Damın Arif i, Yaprak, S.26, s.1 (öykü) Đbrahim Cüceoğlu, (15 Mayıs 1950), Đstida, Yaprak, S.26, s.1(şiir) Oktay Rıfat, (15 Mayıs 1950), Đstanbul Şiiri nden, Yaprak, S.26, s.1(şiir) A.D. (15 Mayıs 1950), Devlet Sergisi, Yaprak, S.26, s.2 (haber yazıları) Yaprak, (15 Mayıs 1950), Mahmut Makal Serbest Bırakılmış, Yaprak, S.26, s.2 (haber yazıları) Yaprak, (15 Mayıs 1950), Bir Bina Yaptırılıyormuş, Yaprak, S.26, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (15 Mayıs 1950), Bir Yargıcın Söyledikleri, Yaprak, S.26, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (15 Mayıs 1950), Đşin Kolayı, Yaprak, S.26, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (15 Mayıs 1950), Üç Sosyalist Şair, Yaprak, S.26, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (15 Mayıs 1950), Moskova Uşakları, Yaprak, S.26, s.2 (eleştiri) Yaprak, (15 Mayıs 1950), Seçimler Bitti, Yaprak, S.26, s.2 (haber yazısı) O.V.K. (15 Mayıs 1950), Tahrikler, Yaprak, S.26, s.2 (haber yazısı) O.V.K. (15 Mayıs 1950), Kitaplar/Dergiler, Yaprak, S.26, s.2(eleştiri) Yaprak, (15 Mayıs 1950), 1950 Seçimleri, Yaprak, S.26, s.2 (makale) Yaprak, (15 Mayıs 1950), Seçimlerden Sonra, Yaprak, S.26, s.2 (makale) Yaprak, (15 Mayıs 1950), Sayın Abonelerimize, Yaprak, S.26, s.2 (duyuru) 27. Sayı: 1 Haziran 1950 Yaprak, (1 Haziran 1950), Nelere Bağlanmalı, Yaprak, S.27, s.1(makale) Sabahattin Eyüboğlu, (1 Haziran 1950), Merhamet Edebiyatı, Yaprak, S.27, s.1(makale) Orhan Veli Kanık, (1 Haziran 1950), Bazı Üniversiteli Gençlere, Yaprak, S.27, s.1 (makale) Mehmet Emin Yurdakul, (1 Haziran 1950), Anadolu, Yaprak, S.27, s.1 (şiir)
179 185 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması M.C.A. (1 Haziran 1950), Makal ı Gezdiriyorlar, Yaprak, S.27, s.1(makale) Yaprak, (1 Haziran 1950), Dilekçe, Yaprak, S.27, s.2 (makale) Melih Cevdet Anday, (1 Haziran 1950), Toplum Toplum, Yaprak, S.27, s.2 (makale) O.V.K. (1 Haziran 1950), Nefais-i Edebiyye, Yaprak, S.27, s.2 (makale) Metin Eloğlu, (1 Haziran 1950), Kozalak Mahallesi, Yaprak, S.27, s.2 (şiir) Sedat Uslu, (1 Haziran 1950), Resim, Yaprak, S.27, s.2 (fotoğraf) 28. Sayı: 1 Haziran 1950 Yaprak, (15 Haziran 1950), Yağmurdan Doluya, Yaprak, S.28, s.1(makale) Orhan Veli Kanık, (15 Haziran 1950) Ezan, Yaprak, S.28, s.1(makale) Yaprak, (15 Haziran 1950) Öğretim ve Zenaat, Yaprak, S.28, s.1(eleştiri) Azra Đnal, (15 Haziran 1950) Resim, Yaprak, S.28, s.1(fotograf) Bedri Rahmi, (15 Haziran 1950) Yaradana Mektuplar, Yaprak, S.28, s.1(şiir) Metin Eloğlu, (15 Haziran 1950) Zurnanın Zırt Dediği Yer, Yaprak, S.28, s.1(şiir) Turgut Akın, (15 Haziran 1950) Sergiler, Yaprak, S.28, s.2 (haber yazısı) Yaprak, (15 Haziran 1950) Sanatçının Şuuru, Yaprak, S.28, s.2 (makale) Mehmet Yavru, (15 Haziran 1950) Bir Hatırlatma, Yaprak, S.28, s.2 (makale) Orhan Veli, (15 Haziran 1950) Deniz Kızı, Yaprak, S.28, s.2 (şiir) SOM, (15 Haziran 1950) Uçtu Uçtu, Yaprak, S.28, s.2 (şiir) O.V.K. (15 Haziran 1950) Ezan Üstüne, Yaprak, S.28, s.2 (eleştiri) Son Yaprak: 1 Şubat 1951 Yaprak, (1 Şubat 1951), Orhan Veli, Yaprak, S.29, s.1, 2(makale) Oktay Rıfat, (1 Şubat 1951), Orhan Veli nin Ardından El Ele, Yaprak, S.29, s.1, 2(makale) Melih Cevdet, (1 Şubat 1951), Orhan Veli nin Ardından El Ele, Yaprak, S.29, s.1, 2(makale) S.Eyüboğlu, (1 Şubat 1951), Yenisi, Yaprak, S.29, s.1(makale) Cahit Sıtkı Tarancı, (1 Şubat 1951), Şair Orhan Veli, Yaprak, S.29, s.1 (makale)
180 186 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE Orhan Veli, (1 Şubat 1951), Aşk Resmi Geçidi, Yaprak, S.29, s.1 (şiir) Abidin Dino, (1 Şubat 1951), Yeni Şair, Yaprak, S.29, s.2 (makale) B- YAZAR ADINA GÖRE A.D. (15 Mayıs 1950), Devlet Sergisi, Yaprak, S.26, s.2 A.Gıde, (1 Mart 1950), Decartes i Okurken, Yaprak, S.21, s.1 Abidin Dino, (1 Şubat 1951), Yeni Şair, Yaprak, S.29, s.2 Abidin Dino, (15 Aralık 1949), Yaprak Yazarlarına Đkinci Mektup, Yaprak, S.16, s.1 Abidin Dino, (15 Haziran 1949) Yaprak Yazarlarına Mektup, Yaprak, S.12, s.1 Abidin Dino, (15 Mart 1950), Halk Türküsü Aldı Yürüdü, Yaprak, S.22, s.2 Abidin Dino, (15 Mayıs 1950), Sanatta Kaytarma, Yaprak, S.26, s.1 Abidin Dino, (15 Nisan 1950), Balaban Üzerine, Yaprak, S.24, s.2 Ahmet Muhip Dıranas, (15 Ocak 1949), Bir Tren Yolculuğu, Yaprak, S.2, s.1 Arif Dino, (1 Şubat 1950), 2+2=4, Yaprak, S.19, s.2 Arif Dino, (15 Ocak 1950) Çukurova, Yaprak, S.18, 15 Ocak 1950, s.1 Azra Đnal, (15 Haziran 1950) Resim, Yaprak, S.28, s.1 Başaran, (1 Mayıs 1950), Boyunduruk, Yaprak, S.25, s.2 Başaran, (1 Nisan 1950), Mehmet, Yaprak, S.23, s.1 Baudelaire, (1 Ocak 1949) Şiirin Kaderi, Yaprak, S.1, s.2 Bedri Rahmi Eyüboğlu, (1 Nisan 1949) 396 ya Mektup, Yaprak, S.7, s.1, 2 Bedri Rahmi Eyüboğlu, (15 Haziran 1949) Yollara Yollara, Yaprak, S.12, s.1 Bedri Rahmi, (15 Haziran 1950) Yaradana Mektuplar, Yaprak, S.28, s.1 Burhan Arpad, (1 Mayıs 1950), Türk Filmciliği, Yaprak, S.25, s.2 Cahit Külebi, (15 Nisan 1949) Kuşun Hikâyesi, Yaprak, S.8, s.1 Cahit Saffet Irgat, (1 Nisan 1950) Gıcırtı, Yaprak, S.23, s.1 Cahit Saffet Irgat, (1 Şubat 1950), Niyet, Yaprak, S.19, s.2 Cahit Saffet Irgat, (15 Şubat 1950), Hayret, Yaprak, S.20, s.1 Cahit Sıtkı Tarancı, (1 Mayıs 1950), Bir Şey, Yaprak, S.25, s.1 Cahit Sıtkı Tarancı, (1 Şubat 1949), Kış Gecesi Rüyası, Yaprak, S.3, s.1 Cahit Sıtkı Tarancı, (1 Şubat 1951), Şair Orhan Veli, Yaprak, S.29, s.1 Cahit Sıtkı Tarancı, (15 Mart 1949) Utanç, Yaprak, S.6, s.1
181 187 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması Cevdet Kudret Solok, (1 Mart 1950), Kitaplıkta Düşünceler, Yaprak, S.21, s.2 Cevdet Kudret Solok, (15 Mayıs 1950), Çukur Damın Arif i, Yaprak, S.26, s.1 Cevdet Kudri Solok, (15 Aralık 1949), Đskân Müdürü, Yaprak, S.16, s.2 Ceyhun Atuf Kansu, (1 Şubat 1949), Aydın Kişinin Acısı, Yaprak, S.3, s.1 E.G. (1 Şubat 1949), Đlk Roman, Yaprak, S.3, s.1 Erol Güney, (1 Mart 1949) Ucuz Edebiyat Yahut 25 Kuruşa Amerika, Yaprak, S.5, s.2 Erol Güney, (1 Mayıs 1949) Şarlo ve Yunan Tragedyası, Yaprak, S.9, s.2 Erol Güney, (1 Nisan 1949) Avarelik Edebiyatı ve Aşksız Đnsanlar, Yaprak, S.7, s.2 Erol Güney, (1 Ocak 1949) Tarihin Hızlanışı ve Edebiyat, Yaprak, S.1, s.2 Erol Güney, (1 Şubat 1949), Yeni Resim, Yaprak, S.3, s.2 Erol Güney, (15 Mart 1949) Hamlet, Yaprak, S.6, s.1, 2 Erol Güney (15 Ocak 1949), Sinema Geleceği/ Sanat ın Geleceği/ Đngiliz Sosyalizmi ve Edebiyat, S.2, s.1 Erol Güney, (15 Şubat 1949) Dünya Edebiyatı, Yaprak, S.4, s.2 Eşref Üren, (1 Mart 1950), Hasan Kaptan Đçin, Yaprak, S.21, s.2 Fazıl Hüsnü Dağlarca, (1 Şubat 1949), Durdu/Çöktü/Yıkıldı, Yaprak, S.3, s.1 Fazıl Hüsnü Dağlarca, (15 Şubat 1950), Kızılırmak Kıyıları, Yaprak, S.20, s.2 Fethi Gıray, (1 Aralık 1949), Mustafa Kemal e, Yaprak, S.15, s.2 Fethi Giray, (1 Mayıs 1950), Alaca Karanlık, Yaprak, S.25, s.1 Fethi Gıray, (1 Şubat 1950), Đnsancıklar, Yaprak, S.19, s.2 Fethi Giray, (15 Kasım 1949), Bir Daha, Yaprak, S.14, s.2 Gönül Başaranoğlu, (1 Mart 1950), Yutturmaca Oyunu, Yaprak, S.21, s.1 Hasan Cemil Çambel, (1 Ocak 1950) Neler Demişler?, Yaprak, S.17, s.2 Henri Michaux, (15 Kasım 1949), Şiir, Yaprak, S.14, s.2 Hızır, (1 Mart 1949) Realizme-2, Yaprak, S.5, s.1 Hızır, (1 Mayıs 1949) Dünya Görüşü, Yaprak, S.9, s.2 Hızır, (1 Nisan 1949) Demagoji, Yaprak, S.7, s.2 Hızır, (1 Şubat 1949), Đdealizme, Yaprak, S.3, s.2
182 188 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE Hızır, (15 Haziran 1949) Humanizma, Yaprak, S.12, s.2 Hızır, (15 Mart 1949) Đdeoloji, Yaprak, S.6, s.2 Hızır, (15 Şubat 1949) Realizme, Yaprak, S.4, s.2 Hüseyin Özkan, (1 Mart 1950), Ayrılık, Yaprak, S.21, s.1 Hüseyin Özkan, (1 Mayıs 1950), Gerçek, Yaprak, S.25, s.2 Đbrahim Cüceoğlu, (15 Mayıs 1950), Đstida, Yaprak, S.26, s.1 Đbrahim Güceoğlu, (1 Mayıs 1950), Efkâr Üstüne, Yaprak, S.25, s.2 Đlyas Buyur, (1 Nisan 1950), Bir Konferans, Yaprak, S.23, s.2 Đlyas Buyur, (15 Mart 1950), Descartes, Yaprak, S.22, s.2 Jean Cocteau, (1 Ocak 1949) Sinema, Yaprak, S.1, s.2 Jean Cocteau, (15 Mayıs 1949) Güneşe, Yaprak, S.10, s.2 Kemal Bekir, (1 Mayıs 1949) Hitler le Şarlo, Yaprak, S.9, s.2 Kemal Salgın, (1 Şubat 1950), Bir Garip Türküsü, Yaprak, S.19, s.2 La Fontaine, (1 Şubat 1949), Đki Boğa Bir Kurbağa, Yaprak, S.3, s.2 Lefebre, (15 Mayıs 1949) Hürriyet Nedir?, Yaprak, S.10, s.2 M.A. Gürsoy, (1 Mayıs 1950), Mezar Taşı, Yaprak, S.25, s.2 M.C. Anday, (1 Kasım 1949) Halkın/Halk Đçin/Halk Tarafından, Yaprak, S.13, s.1 M.C. Anday, (1 Mayıs 1950), Orhan Kemal Hakkında, Yaprak, S.25, s.1 M.C. Anday, (1 Ocak 1949) Yurdumuzun Gerçekleri, Yaprak, S.1, s.2 M.C. Anday, (15 Şubat 1949) Tartuffe, Yaprak, S.4, s.1 M.C., (15 Mart 1949) Hamlet ve Halk, Yaprak, S.6, s.2 M.C.A. (1 Haziran 1949) Farz-ı Muhal, Yaprak, S.11, s.2 M.C.A. (1 Haziran 1950), Makal ı Gezdiriyorlar, Yaprak, S.27, s.1 M.C.A. (1 Şubat 1949), La Fontaine, Yaprak, S.3, s.2 M.C.A. (15 Şubat 1949) Köy Enstitüleri Üzerine Düşünceler, Yaprak, S.4, s.2 M.C.A., (1 Ocak 1950) Nasrettin Hoca, Yaprak, S.17, s.2 M.C.A., (1 Ocak 1950) Đleri Dergiler, Yaprak, S.17, s.2 M.C.A., (15 Ocak 1949) Unesco, Yaprak, S.2, s.2 M.F. (1 Mayıs 1949) Özel Hayat Romanları, Yaprak, S.9, s.2 M.F. (1 Nisan 1949) Harcanan Đstidat, Yaprak, S.7, s. M.Fırtınalı, (1 Haziran 1949) Köylüyü Kalkındırmak Đçin, Yaprak, S.11, s.1 M.Fırtınalı, (1 Mart 1949) Bilimin Değeri, Yaprak, S.5, s.2 M.Fırtınalı, (1 Mayıs 1949) Tarih Karşısında Sorumluluk, Yaprak, S.9, s.1
183 189 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması M.Fırtınalı, (1 Nisan 1949) Düşünce Hürriyeti, Yaprak, S.7, s.1 M.Fırtınalı, (1 Ocak 1949) Đleri Geri, Yaprak, S.1, s.1 M.Fırtınalı, (1 Şubat 1949), Toplum Đçinde Sanatkâr, Yaprak, S.3, s.1 M.Fırtınalı, (15 Mart 1949) Köylü Tembel mi?, Yaprak, S.6, s.1 M.Fırtınalı, (15 Nisan 1949) Dergiler, Yaprak, S.8, s.2 M.Fırtınalı, (15 Ocak 1949), Şiir Anlayışları, Yaprak, S.2, s.1 M.Fırtınalı, (15 Şubat 1949) Bilim Düşüncesi, Yaprak, S.4, s.1 Mehmet Emin Yurdakul, (1 Haziran 1950), Anadolu, Yaprak, S.27, s.1 Mehmet Yavru, (15 Haziran 1950) Bir Hatırlatma, Yaprak, S.28, s.2 Melih Cevdet Anday, (1 Aralık 1949), Havada Sözler, Yaprak, S.15, s.1 Melih Cevdet Anday, (1 Haziran 1950), Toplum Toplum, Yaprak, S.27, s.2 Melih Cevdet Anday, (1 Kasım 1949) Senin Đçin Ey Demokrasi, Yaprak, S.13, s.1 Melih Cevdet Anday, (1 Mart 1949) Sanata Gafil Avlanmak, Yaprak, S.5, s.1 Melih Cevdet Anday, (1 Mart 1950), Bizim Köye Dair, Yaprak, S.21, s.2 Melih Cevdet Anday, (1 Nisan 1949) Zenci Şairlerden Örnekler (Kamış), Yaprak, S.7, s.1 Melih Cevdet Anday, (1 Ocak 1949) Amerikalı Zenci Şairlerden Örnekler (Bir Zenci Kız Đçin Türkü), Yaprak, S.1, s.1 Melih Cevdet Anday, (1 Ocak 1950) Hayvanat Bahçesi (Kuşlar Bölümü), Yaprak, S.17, s.1 Melih Cevdet Anday, (1 Ocak 1950) Güzel Bir Yalan, Yaprak, S.17, s.1 Melih Cevdet Anday, (1 Şubat 1950), Çürük, Yaprak, S.19, s.1 Melih Cevdet Anday, (15 Aralık 1949), Namık Kemal Günü, Yaprak, S.16, s.1 Melih Cevdet Anday, (15 Haziran 1949) Çare Yok, Yaprak, S.12, s.1 Melih Cevdet Anday, (15 Kasım 1949), Kurdun Hürriyeti/Kuzunun Hürriyeti, YaprakS.14,s1 Melih Cevdet Anday, (15 Mart 1949) Bir Tartışma Üstüne, Yaprak, S.6, s.2 Melih Cevdet Anday, (15 Mayıs 1949) Dayan, Yaprak, S.10, s.1 Melih Cevdet Anday, (15 Nisan 1949) Aldatmaca, Yaprak, S.8, s.1 Melih Cevdet Anday, (15 Nisan 1950), Bir Gelişme, Yaprak, S.24, s.1 Melih Cevdet Anday, (15 Ocak 1949), Zenci Şairlerden Örnekler, Yaprak, S.2, s.2
184 190 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE Melih Cevdet Anday, (15 Ocak 1950) 4*400 Engelli, Yaprak, S.18, 15 Ocak 1950, s.1 Melih Cevdet Anday, (15 Şubat 1950), Tarih Okurken, Yaprak, S.20, s.1 Melih Cevdet, (1 Şubat 1951), Orhan Veli nin Ardından El Ele, Yaprak, S.29, s.1, 2 Melih Cevdet, Oktay Rıfat, Orhan Veli, (15 Mayıs 1950), Nazım Hikmet Meselesi, Yaprak, S.26, s.1 Metin Eloğlu, (1 Haziran 1950), Kozalak Mahallesi, Yaprak, S.27, s.2 Metin Eloğlu, (15 Haziran 1950) Zurnanın Zırt Dediği Yer, Yaprak, S.28, s.1 Metin Eloğlu, (15 Şubat 1949) Zehra Đle Güzel Niyazi, Yaprak, S.4, s.2 N.C., (15 Ocak 1949) Verem Haftası ve Mimi, Yaprak, S.2, s.2 N.C., (15 Ocak 1949) X.Devlet Resim ve Heykel Sergisi, Yaprak, S.2, s.2 N.Cumalı, (15 Ocak 1949), Asya Gidiyor, Yaprak, S.2, s.2 N.Cumalı, (15 Ocak 1949), Baba Evi, Yaprak, S.2, s.2 N.Cumalı, (15 Ocak 1949), Konya nın Tozu, Yaprak, S.2, s.2 N.Cumalı, (15 Ocak 1949), Yağmur ve Toprak, Yaprak, S.2, s.2 Necati Cumalı, (1 Nisan 1949) Her Dilde Türkülerin Meramı Bir, Yaprak, S.7, s.1 Necati Cumalı, (15 Mart 1950), Uçana lı Zülfikar Beye Ağıt, Yaprak, S.22, s.1 Necati Cumalı, (15 Ocak 1949), Karabatak, Yaprak, S.2, s.1 O.R. (1 Mart 1949) Zanaatın Değeri, Yaprak, S.5, s.2 O.R. (15 Nisan 1949) Philippe Soupault Ankara da (Şarkı), Yaprak, S.8, s.2 O.V.K, (1 Nisan 1950), Cümbüşlü Bir Kitap, Yaprak, S.23, s.1 O.V.K. (1 Haziran 1950), Nefais-i Edebiyye, Yaprak, S.27, s.2 O.V.K. (1 Mart 1949) Hacı Babanın Kumruları, Yaprak, S.5, s.2 O.V.K. (1 Nisan 1949) Eskisi Gibi Eskiden Üstün, Yaprak, S.7, s.2 O.V.K. (1 Nisan 1950), Neler Demişler, Yaprak, S.23, s.2 O.V.K. (1 Şubat 1950), Dilimizin Genç Softaları, Yaprak, S.19, s.2 O.V.K. (15 Haziran 1950) Ezan Üstüne, Yaprak, S.28, s.2 O.V.K. (15 Mart 1950), Her Şiir Kitabının Söylettikleri, Yaprak, S.22, s.2 O.V.K. (15 Mayıs 1950), Kitaplar/Dergiler, Yaprak, S.26, s.2 O.V.K. (15 Mayıs 1950), Tahrikler, Yaprak, S.26, s.2 O.V.K. (15 Nisan 1950), Bizim Köy le Küçük Paşa, Yaprak, S.24, s.2
185 191 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması O.V.K. (15 Nisan 1950), Marshall Plânı, Yaprak, S.24, s.2 O.V.K. (15 Şubat 1950), Yeni Şiirler 1950, Yaprak, S.20, s.2 O.V.K., (1 Mart 1950), Genç Şairlere Öğüt, Yaprak, S.21, s.2 O.V.K., (1 Mart 1950), Gene Sebilürreşad, Yaprak, S.21, s.2 O.V.K., (1 Mart 1950), Uyamamak, Yaprak, S.21, s.2 O.V.K., (1 Şubat 1950), Grev mi? Grev Hakkı Mı?, Yaprak, S.19, s.2 O.V.K. (15 Şubat 1949) Şiirde Aydınlık, Yaprak, S.4, s.1 O.V.Kanık, (1 Aralık 1949), Güzel Yazılar, Yaprak, S.15, s.1,2 O.V.Kanık, (1 Kasım 1949) Güzel Yazılar, Yaprak, S.13, s.1 O.V.Kanık, (1 Mart 1950), Şiir Yolu Đle Tanıtma, Yaprak, S.21, s.1 O.V.Kanık, (1 Nisan 1950), Denize Doğru, Yaprak, S.23, s.1,2 O.V.Kanık, (1 Ocak 1949) Halkla Gerçek, Yaprak, S.1, s.2 O.V.Kanık, (15 Haziran 1949) Đrtica Kötü mü?/selamet e Tecavüz/Đrtica, Yaprak, S.12, s.1 O.V.Kanık, (15 Mayıs 1949) Cocteau dan Cümleler, Yaprak, S.10, s.2 O.V.Kanık, (15 Ocak 1949), Yanlış Bir Yol, Yaprak, S.2, s.1 O.V.Kanık, (15 Ocak 1950) Antigone Đle Scapin in Dolapları, Yaprak, S.18, s.2 O.V.Kanık, (15 Şubat 1949) Pompei nin Son Günleri, Yaprak, S.4, s.2 Oktay Rıfat, (1 Aralık 1949), Yağmur ve Toprak, Yaprak, S.15, s.2 Oktay Rıfat, (1 Aralık 1949), Yalancı Yağmur Üzerine, Yaprak, S.15, s.1 Oktay Rıfat, (1 Mart 1949) Hürriyet Şiirleri 1, Yaprak, S.5, s.1 Oktay Rıfat, (1 Mart 1949) Şairin Kahramanlığı, Yaprak, S.5, s.1 Oktay Rıfat, (1 Mart 1950), Türlüsü, Yaprak, S.21, s.1 Oktay Rıfat, (1 Mayıs 1949) Ruh, Yaprak, S.9, s.1 Oktay Rıfat, (1 Mayıs 1950), Mehmet Bey, Yaprak, S.25, s.1 Oktay Rıfat, (1 Nisan 1949) Ölümsüz Sanatçı, Yaprak, S.7, s.1 Oktay Rıfat, (1 Nisan 1950), Bizim Köy, Yaprak, S.23, s.2 Oktay Rıfat, (1 Ocak 1949) Kervan, Yaprak, S.1, s.1 Oktay Rıfat, (1 Şubat 1949), Dolma, Yaprak, S.3, s.1 Oktay Rıfat, (1 Şubat 1949), Şairin Kişiliği, Yaprak, S.3, s.1 Oktay Rıfat, (1 Şubat 1950), Ogün Bugün, Yaprak, S.19, s.1 Oktay Rıfat, (1 Şubat 1951), Orhan Veli nin Ardından El Ele, Yaprak, S.29, s.1, 2 Oktay Rıfat, (15 Aralık 1949), Canım Yaz Ayları, Yaprak, S.16, s.1 Oktay Rıfat, (15 Aralık 1949), Yaşama Gücü Ölmez, Yaprak, S.16, s.1 Oktay Rıfat, (15 Haziran 1949) Ramazan, Yaprak, S.12, s.1
186 192 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE Oktay Rıfat, (15 Kasım 1949), Sıkıntı Bahis, Yaprak, S.14, s.1 Oktay Rıfat, (15 Mart 1949) Güzel, Yaprak, S.6, s.1 Oktay Rıfat, (15 Mart 1950), Güzel, Yaprak, S.22, s.1 Oktay Rıfat, (15 Mayıs 1949) Gerçek Saygısı, Yaprak, S.10, s.2 Oktay Rıfat, (15 Mayıs 1949) Mestanın Rüyası, Yaprak, S.10, s.1 Oktay Rıfat, (15 Mayıs 1950), Đstanbul Şiiri nden, Yaprak, S.26, s.1 Oktay Rıfat, (15 Ocak 1950) Ekmek Kavgası, Yaprak, S.18, s.2 Oktay Rıfat, (15 Ocak 1950) Fadik Kızla Kuş, Yaprak, S.18, s.2 Oktay Rıfat, (15 Şubat 1949) Şairin Düşünürlüğü, Yaprak, S.4, s.1 Oktay Rıfat, (15 Şubat 1950), Sabah Keyfi, Yaprak, S.20, s.2 Orhan Kemal, (1 Kasım 1949) Büyücü, Yaprak, S.13, s.1, 2 Orhan Kemal, (1 Mayıs 1950), Ayşe Hoca, Yaprak, S.25, s.1 Orhan Kemal, (1 Ocak 1949), Đstasyonda, Yaprak, S.1, s.2 Orhan Kemal, (15 Haziran 1949) Roman, Yaprak, S.12, s.2 Orhan Kemal, (15 Mart 1950), Gene Bizim Köy, Yaprak, S.22, s.2 Orhan Kemal, (15 Nisan 1950), Hatıralar, Yaprak, S.24, s.2 Orhan Kemal, (15 Ocak 1950) Đki Kız, Yaprak, S.18, 15 Ocak 1950, s.1 Orhan Peker, (15 Haziran 1950) Resim, Yaprak, S.28, s.2 Orhan Veli (15 Haziran 1949) Necati ye Mektup, Yaprak, S.12, s.2 Orhan Veli Kanık, (1 Haziran 1950), Bazı Üniversiteli Gençlere, Yaprak, S.27, s.1 Orhan Veli Kanık, (1Mart 1949) Genç Şairden Beklenen, Yaprak, S.5, s.1 Orhan Veli Kanık, (1 Ocak 1950) Kabahat Kimde?, Yaprak, S.17, s.2 Orhan Veli Kanık, (1 Şubat 1950), Sait Faik Đçin, Yaprak, S.19, s.1 Orhan Veli Kanık, (15 Haziran 1950) Ezan, Yaprak, S.28, s.1 Orhan Veli Kanık, (15 Kasım 1949), Küçük Bir Antoloji, Yaprak, S.14, s.1 Orhan Veli Kanık, (15 Şubat 1950), Nasrettin Hoca ve Yeni Adam, Yaprak, S.20, s.1 Orhan Veli, (1 Aralık 1949), Dalga, Yaprak, S.15, s.1 Orhan Veli, (1 Haziran 1949) Đçerde, Yaprak, S.11, s.1 Orhan Veli, (1 Haziran 1949) Đşsizlik, Yaprak, S.11, s.1, 2 Orhan Veli, (1 Kasım 1949) Sucunun Türküsü, Yaprak, S13, s.1 Orhan Veli, (1 Mart 1949) Dalgacı Mahmut, Yaprak, S.5, s.1 Orhan Veli, (1 Mayıs 1949) Sizin Đçin, Yaprak, S.9, s.1 Orhan Veli, (1 Nisan 1950) Birdenbire, Yaprak, S.23, s.1 Orhan Veli, (1 Şubat 1950), Rahat, Yaprak, S.19, s.2 Orhan Veli, (1 Şubat 1951), Aşk Resmi Geçidi, Yaprak, S.29, s.1 Orhan Veli, (15 Aralık 1949), Kuyruklu Şiir, Yaprak, S.16, s.1
187 193 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması Orhan Veli, (15 Haziran 1949) Bir Duymada Gör, Yaprak,S.12, s.2 Orhan Veli, (15 Haziran 1950) Deniz Kızı, Yaprak, S.28, s.2 Orhan Veli, (15 Kasım 1949), Galata Köprüsü, Yaprak, S.14, s.2 Orhan Veli, (15 Mart 1949) Ahmetler, Yaprak, S.6, s.1 Orhan Veli, (15 Mart 1950), Macera, Yaprak, S.22, s.2 Orhan Veli, (15 Mayıs 1949) Baharın Đlk Sabahları, Yaprak, S.10, s.1 Orhan Veli, (15 Nisan 1949) Bedava, Yaprak, S.8, s.1 Orhan Veli, (15 Nisan 1949) Öğleden Sonra, Yaprak, S.8, s.2 Orhan Veli, (15 Ocak 1950) Cevap, Yaprak, S.18, 15 Ocak 1950, s.1 Osman Darıcı, (15 Mart 1950), Günaydın Sıdıka, Yaprak, S.22, s.1 P. (1 Şubat 1949), Bir Şehrin Đki Kapısı, Yaprak, S.3, s.2 Philippe Soupault, (1 Mayıs 1949) Georgia, Yaprak, S.9, s.1 S.Eyüboğlu, (1 Ocak 1950) Türküden Tiyatroya, Yaprak, S.17, s.1 S.Eyüboğlu, (1 Şubat 1950), Yamalar, Yaprak, S.19, s.1 S.Eyüboğlu, (1 Şubat 1951), Yenisi, Yaprak, S.29, s.1 S.Eyüboğlu, (15 Kasım 1949), Yeniler, Yaprak, S.14, s.1 S.Eyüboğlu, (15 Ocak 1950) Rüzgârda Đnsanlar, Yaprak, S.18, 15 Ocak 1950, s.1 S.Odabaşı, (1 Haziran 1949) Köy Enstitüleri Üstüne, Yaprak, S.11, s.2 Sabahattin Eyüboğlu, (1 Haziran 1949) Resimden, Yaprak, S.11, s.1 Sabahattin Eyüboğlu, (1 Haziran 1950), Merhamet Edebiyatı, Yaprak, S.27, s.1 Sabahattin Eyüboğlu, (1 Mart 1949) Đki Düşünce, Yaprak, S.5, s.1 Sabahattin Eyüboğlu, (1 Mayıs 1949) Susmak mı Söylemek mi?, Yaprak, S.9, s.1 Sabahattin Eyüboğlu, (1 Ocak 1949) Üç Yol, Yaprak, S.1, s.1 Sabahattin Eyüboğlu, (15 Haziran 1949) Yazarlar Pazarında, Yaprak, S.12, s.1 Sabahattin Eyüboğlu, (15 Mart 1949) Dostluk Üstüne, Yaprak, S.6, s.1 Sabahattin Eyüboğlu, (15 Mart 1950), Zehir Yeşili, Yaprak, S.22, s.1 Sabahattin Eyüboğlu, (15 Mayıs 1949) Türküyle Kilim, Yaprak, S.10, s.1 Sabahattin Eyüboğlu, (15 Nisan 1949) Eski/Yeni, Yaprak, S.8, s.1 Sabahattin Eyüboğlu, (15 Nisan 1950), Yeni Resim, Yaprak, S.24, s.1 Sabahattin Eyüboğlu, (15 Ocak 1949), Halk Kavramı, Yaprak, S.2, s.1 Sabahattin Eyüboğlu, (15 Şubat 1949) Güzel Yazılar Edebiyatı, Yaprak, S.4, s.1 Sabahattin Eyüboglu, (15 Şubat 1950), Huzur, Yaprak, S.20, s.1
188 194 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE Sabahattin Kudret, (1 Haziran 1949) Bu Dünya, Yaprak, S.11, s.1 Sabahattin Kudret, (1 Nisan 1949) Anadolu Yolculuğu, Yaprak, S.7, s.1 Sabahattin Kudret, (1 Ocak 1950) Sincan Köy, Yaprak, S.17, s.1 Sait Faik, (15 Ocak 1949), Kış Akşamı/Maşa ve Sandalye, Yaprak, S.2, s.2 Sedat Uslu, (1 Haziran 1950), Resim, Yaprak, S.27, s.2 SOM, (15 Haziran 1950) Uçtu Uçtu, Yaprak, S.28, s.2 Suat Taşer, (1 Aralık 1949), Düşünmek, Yaprak, S.15, s.2 Suat Taşer, (1 Haziran 1949) Đçinde, Yaprak, S.11, s.1 Suat Taşer, (1 Haziran 1949) Kurutu Sanatı ve Edebiyatı, Yaprak, S.11, s.2 Suat Taşer, (1 Mayıs 1950), Ak Đnsanlar, Yaprak, S.25, s.2 Suat Taşer, (1 Nisan 1950), Var, Yaprak, S.23, s.1 Suat Taşer, (1 Ocak 1950) Bu Saatte, Yaprak, S.17, s.2 Suat Taşer, (15 Aralık 1949), Đnsan Anlayışı, Yaprak, S.16, s.2 Suat Taşer, (15 Kasım 1949), Olduğu Gibi, Yaprak, S.14, s.2 Suat Taşer, (15 Mart 1950), Akacak Olan Kandır, Yaprak, S.22, s.2 Suat Taşer, (15 Nisan 1949) Hürriyet Derler Bir Güzel Sevdim, Yaprak, S.8, s.1 Suat Taşer, (15 Ocak 1950) Đçin Meselesi, Yaprak, S.18, 15 Ocak 1950, s.1 Suat Taşer, (15 Şubat 1950), Korku, Yaprak, S.20, s.1 Tahir Baykurt, (1 Şubat 1950), Đki, Yaprak, S.19, s.2 Talip Apaydın, (15Mart 1950), Tokat Dolaylarında 6, Yaprak, S.22, s.1 Turgut Akın, (15 Haziran 1950) Sergiler, Yaprak, S.28, s.2 Unesco, (1 Aralık 1949), Bir Ölümün 100 ncü Yılı, Yaprak, S.15, s.2 Yaprak (1 Mayıs 1949), Şarlo 10 Yaşında, Yaprak, S.9, s.2 Yaprak (15 Kasım 1949), Amerikan Edebiyatı ve Avrupa, Yaprak, S.14, s.2 Yaprak, (1 Aralık 1949), Biga Postası, Yaprak, S.15, s.2 Yaprak, (1 Aralık 1949), Copeau Öldü, Yaprak, S.15, s.2 Yaprak, (1 Aralık 1949), Eski Sayılarımız, Yaprak, S.15, s.2 Yaprak, (1 Aralık 1949), Halk Đçin, Yaprak, S.15, s.1 Yaprak, (1 Aralık 1949), Kitaplarımız, Yaprak, S.15, s.2 Yaprak, (1 Aralık 1949), Knock, Yaprak, S.15, s.2 Yaprak, (1 Aralık 1949), Son Altesse, Yaprak, S.15, s.2 Yaprak, (1 Haziran 1949) Varyete, Yaprak, S.11, s.2 Yaprak, (1 Haziran 1950), Dilekçe, Yaprak, S.27, s.2 Yaprak, (1 Haziran 1950), Nelere Bağlanmalı, Yaprak, S.27, s.1 Yaprak, (1 Kasım 1949) Azab-ı Mukaddes, Yaprak, S.13, s.2 Yaprak, (1 Kasım 1949) Küçük Şehir, Yaprak, S.13, s.2
189 195 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması Yaprak, (1 Kasım 1949) Okuyucularımıza, Yaprak, S.13, s.2 Yaprak, (1 Kasım 1949) Seçilmiş Hikâyeler Dergisi, Yaprak, S13, s.2 Yaprak, (1 Kasım 1949) Yaprak Đstanbul da Nerelerde Satılır?, Yaprak, S.13, s.2 Yaprak, (1 Kasım 1949) Yeni Adım, Yaprak, S.13, 1 Kasım 1949, s.2 Yaprak, (1 Kasım 1949) Yeni Şiir Antolojisi, Yaprak, S.13, s.2 Yaprak, (1 Mart 1949) Dil Köşesi, Yaprak, S.5, s.2 Yaprak, (1 Mart 1949) Kitap Okumayı Teşvik, Yaprak, S.5, s.2 Yaprak, (1 Mart 1949) Klasikler Dolayında, Yaprak, S.5, s.2 Yaprak, (1 Mart 1949) Tekaütlük, Yaprak, S.5, s.2 Yaprak, (1 Mart 1950), Tarafsızlar, Yaprak, S.21, s.1 Yaprak, (1 Mart 1950), ve Üstüne, Yaprak, S.21, s.2 Yaprak, (1 Mayıs 1949) Dergiler, Yaprak, S.9, s.2 Yaprak, (1 Mayıs 1949) Kadının Yeri, Yaprak, S.9, s.2 Yaprak, (1 Mayıs 1949) Philippe Soupault Türkiye de Yaprakta, Yaprak, S.9, s.1 Yaprak, (1 Mayıs 1950), Bulunan Kayıp, Yaprak, S.25, s.2 Yaprak, (1 Mayıs 1950), Günahları Neydi?, Yaprak, S.25, s.2 Yaprak, (1 Mayıs 1950), Halk Kültürü, Yaprak, S.25, s.1 Yaprak, (1 Mayıs 1950), Sayın Abonelerimize, Yaprak, S.25, s.2 Yaprak, (1 Mayıs 1950), Seçimler Dolayısıyla, Yaprak, S.25, s.2 Yaprak, (1 Nisan 1949) Değirmen, Yaprak, S.7, s.2 Yaprak, (1 Nisan 1949) Türkçenin Đnceliği, Yaprak, S.7, s.2 Yaprak, (1 Nisan 1950), Barışı Bir Türlü Seçmedi, Yaprak, S.23, s.2 Yaprak, (1 Nisan 1950), Birbirine Bağlı Đşler, Yaprak, S.23, s.1 Yaprak, (1 Nisan 1950), Gelecek Günlerin Yakın Tarihi, Yaprak, S.23, s.2 Yaprak, (1 Ocak 1949) Alış Veriş, Yaprak, S.1, s.1 Yaprak, (1 Ocak 1950) Dil Kurultayı, Yaprak, S.17, s.2 Yaprak, (1 Ocak 1950) Eski Sayılarımız, Yaprak, S.17, s.2 Yaprak, (1 Ocak 1950) Hikâye Kitapları, Yaprak, S.17, s.2 Yaprak, (1 Ocak 1950) Đnsanla Hayvan, Yaprak, S.17, s.2 Yaprak, (1 Ocak 1950) Kitaplarımız, Yaprak, S.17, s.2 Yaprak, (1 Ocak 1950) Seçilmiş Hikâyeler, Yaprak, S.17, s.2 Yaprak, (1 Ocak 1950) Yirminci Yüzyılın Ortasında (Đnsan Hakları), Yaprak, S.17, s.1 Yaprak, (1 Şubat 1949), Sazımdan Sesler, Yaprak, S.3, s.2 Yaprak, (1 Şubat 1949), Yaşayan Sanat ve Lettrisme, Yaprak, S.3, s.2 Yaprak, (1 Şubat 1950), Bir Münazara Dolayısıyla, Yaprak, S.19, s.2
190 196 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE Yaprak, (1 Şubat 1950), Demokraside Kahramanlık, Yaprak, S.19, s.1 Yaprak, (1 Şubat 1950), Eski Sayılarımız, Yaprak, S.19, s.2 Yaprak, (1 Şubat 1950), Güzel-Faydalı, Yaprak, S.19, s.2 Yaprak, (1 Şubat 1950), Kitaplarımız, Yaprak, S.19, s.2 Yaprak, (1 Şubat 1950), Yaşasın Demokrasi, Yaprak, S.19, s.2 Yaprak, (1 Şubat 1951), Orhan Veli, Yaprak, S.29, s.1, 2 Yaprak, (15 Aralık 1949), Eski Sayılarımız, Yaprak, S.16, s.2 Yaprak, (15 Aralık 1949), Đstanbul Radyosu, Yaprak, S.16, s.2 Yaprak, (15 Aralık 1949), Kitaplarımız, Yaprak, S.16, s.2 Yaprak, (15 Aralık 1949), Madde-Ruh, Yaprak, S.16, s.1 Yaprak, (15 Aralık 1949), Yahya Kemal, Yaprak, S.16, s.2 Yaprak, (15 Haziran 1949) Dilde Đrtica, Yaprak,S.12, s.2 Yaprak, (15 Haziran 1949) Kelime Uydurmak, Yaprak, S.12, s.2 Yaprak, (15 Haziran 1949) Matmazel Noraliya nın Koltuğu, Yaprak, S.12, s.2 Yaprak, (15 Haziran 1949) Sayın Okuyucularımıza, Yaprak, S.12, s.2 Yaprak, (15 Haziran 1950) Öğretim ve Zenaat, Yaprak, S.28, s.1 Yaprak, (15 Haziran 1950) Sanatçının Şuuru, Yaprak, S.28, s.2 Yaprak, (15 Haziran 1950), Yağmurdan Doluya, Yaprak, S.28, s.1 Yaprak, (15 Kasım 1949), Kurtuluş Yolu, Yaprak, S.14, s.1 Yaprak, (15 Kasım 1949), Okuyucularımıza, Yaprak, S.14, s.2 Yaprak, (15 Kasım 1949), Okuyucularımıza, Yaprak, S.14, s.2 Yaprak, (15 Kasım 1949), Son Günlerin Olayları, Yaprak, S.14, s.2 Yaprak, (15 Kasım 1949), Üniversite Açıldı, Yaprak, S.14, s.2 Yaprak, (15 Kasım 1949), Yaprak Đstanbul da Nerelerde Satılıyor?, Yaprak, S.14, s.2 Yaprak, (15 Mart 1950), Aşırı, Yaprak, S.22, s.1 Yaprak, (15 Mayıs 1949) Cocteau nun Konferansı, Yaprak, S.10, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1949) Jean Marais Temsilleri, Yaprak, S.10, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1949) Kaynak, Yaprak, S.10, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1949) Mevsim Sonu, Yaprak, S.10, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1949) Sahnede Kırk Yıl, Yaprak, S.10, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1949) Sanatkâr Sorumludur, Yaprak, S.10, s.1 Yaprak, (15 Mayıs 1949) Veysel e Selam, Yaprak, S.10, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1950), 1950 Seçimleri, Yaprak, S.26, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1950), Bir Bina Yaptırılıyormuş, Yaprak, S.26, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1950), Bir Yargıcın Söyledikleri, Yaprak, S.26, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1950), Đşin Kolayı, Yaprak, S.26, s.2
191 197 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yaprak Gazetesi Üzerine Bir Dizin Çalışması Yaprak, (15 Mayıs 1950), Mahmut Makal Serbest Bırakılmış, Yaprak, S.26, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1950), Moskova Uşakları, Yaprak, S.26, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1950), Sayın Abonelerimize, Yaprak, S.26, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1950), Seçimler Bitti, Yaprak, S.26, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1950), Seçimlerden Sonra, Yaprak, S.26, s.2 Yaprak, (15 Mayıs 1950), Üç Sosyalist Şair, Yaprak, S.26, s.2 Yaprak, (15 Nisan 1949) Münazara Modası, Yaprak, S.8, s.2 Yaprak, (15 Nisan 1949) Philippe Soupault Ankara da, Yaprak, S.8, s.2 Yaprak, (15 Nisan 1950), 14 Mayıs, Yaprak, S.24, s.1 Yaprak, (15 Nisan 1950), Đlgililer Okusun, Yaprak, S.24, s.2 Yaprak, (15 Nisan 1950), Đrtica Canlanıyor, Yaprak, S.24, s.2 Yaprak, (15 Nisan 1950), Kıyamet, Yaprak, S.24, s.2 Yaprak, (15 Nisan 1950), Köylü, Yaprak, S.24, s.1 Yaprak, (15 Nisan 1950), Köylülerin Çorapları, Yaprak, S.24, s.2 Yaprak, (15 Nisan 1950), Mahmut Makal ın Yurt Sevgisi, Yaprak, S.24, s.2 Yaprak, (15 Nisan 1950), Nazım Hikmet, Yaprak, S.24, s.1 Yaprak, (15 Nisan 1950), Sayın Abonelerimize, Yaprak, S.24, s.2 Yaprak, (15 Ocak 1949), Đnönü Armağanı, Yaprak, S.2, s.2 Yaprak, (15 Ocak 1949,, Tenkitçiler Aldatıyor, Yaprak, S.2, s.2 Yaprak, (15 Ocak 1950) Eski Sayılarımız, Yaprak, S.18, s.2 Yaprak, (15 Ocak 1950) Halktan Çözülen Aydın, Yaprak, S.18, s.1 Yaprak, (15 Ocak 1950) Kitaplarımız, Yaprak, S.18, s.2 Yaprak, (15 Ocak 1950) Özleyişler, Yaprak, S.18, s.2 Yaprak, (15 Ocak 1950) Postadan Şikayet, Yaprak, S.18, s.2 Yaprak, (15 Ocak 1950) Yeni Adım, Yaprak, S.18, s.2 Yaprak, (15 Şubat 1949) Dil Köşesi, Yaprak, S.4, s.2 Yaprak, (15Şubat 1950) Başbakanın Hata ve Dalâleti, Yaprak, S.20, s.2 Yaprak, (15 Şubat 1950), Dil Köşesi (Ajansın Dili), Yaprak, S.20, s.2 Yaprak, (15 Şubat 1950), Kabahat Teknikte mi?, Yaprak, S.20, s.1 Yaprak, (15 Şubat 1950), Sebilürreşad ın Meseleleri, Yaprak, S.20, s.2 Ziya Osman Saba, (15 Şubat 1950), Eller, Yaprak, S.20, s.2 KAYNAKÇA ANDAY, Melih Cevdet (15 Ekim 1981), Anılarla Yaprak Dergisi-1, Milliyet Sanat Dergisi, S.34, s.12. APAYDIN, Mustafa (2007), Türk Mizahında Bir Dönüm Noktası: Aydede, Karahan Yay., Đstanbul.
192 198 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Esma DUMANLI KADIZADE AY, Yasemin Mumcu (2009) Türk Şiirinde Garip Hareketi, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 4 1-II (Winter 2009), s AYATA, Yunus (2009), Dergi Semasında Bir Yıldız: Utarid, Asitan Yay., Sivas. BEZĐRCĐ, Asım (2003), Orhan Veli Yaşamı, Kişiliği, Sanatı, Eserleri, Evrensel Basım Yayın, Đstanbul. CUMALI, Necati (1981), Anılarla Yaprak Dergisi-2, Milliyet Sanat Dergisi, S.35/1 (1 Kasım 1981), s. 11. DĐKERDEM, Mahmut (1081), Anılarla Yaprak Dergisi-3, Milliyet Sanat Dergisi, S.36 (15 Kasım 1981), s.24. ERCĐLASUN, Bilge (1998), Orhan Veli Kanık (Hayatı, Sanatı ve Eserlerinden Seçmeler), MEB. Yay., Đstanbul. FUAT, Mehmet (2000), Orhan Veli, Adam Yay., Đstanbul. KANIK, Orhan Veli (2001), Şairin Đşi, Yazılar, Öyküler, Konuşmalar, YKY., Đstanbul.. KARAKUŞ, Hidayet (1998), Garip Akımı/Toplumcu Gerçekçiliği Sürdürenler, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Sempozyumu Kasım 1998, Edebiyatçılar Derneği Yay., Ankara. OKAY, Orhan (1987), Şiir Sanatı Dersleri- Cumhuriyet Devri Poetikası Atatürk Üniv. Fen Edb.Fak. Yay., Erzurum. OKTAY, Ahmet (1993) Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı , Kültür Bakanlığı Yay., Ankara. Garipçiler (1979), Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, C.3, Dergâh Yay., Đstanbul. ÖZLÜK, Nuran (2008), Milli Mecmua, (Sistemetik Đndex), 3F Yayinevi, Đstanbul. ÖZLÜK, Nuran (2010), Çınaraltı (Sistematik Đndex), Akademik Kitaplar, Đstanbul. POLAT, Nâzım H. (2005), Rübâb Mecmuası ve II. Meşrutiyet Dönemi Türk Kültür, Edebiyat Hayatı, Akçağ, Ankara. SAZYEK, Hakan (1999), Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinde Garip Hareketi, Türkiye Đş Bankası Kültür Yay., Ankara. SAZYEK, Hakan (2001), Modernizm Bağlamında Garip Hareketine ve Şiirine Bir Bakış, Hece, Şiir Özel Sayısı, Hece Yay., nr.53/54/55, Ankara. TUNCER, Hüseyin (1993), Türk Yurdu Bibliyografyası, Akademi Kitabevi Yay., Ankara.
193 ĐLKÖĞRETĐM ÖĞRENCĐLERĐNĐN DĐL BĐLGĐSĐ KONULARINI ÖĞRENME DÜZEYLERĐ Doç. Dr. Halit KARATAY * Nurettin KARTALLIOĞLU ** Seçil COŞKUN *** ÖZ: Bu çalışmada, ilköğretim öğrencilerinin dil bilgisi kazanımlarını öğrenme düzeyleri incelenmiştir. Çalışma, ön test ve son test yarı deneysel modelde desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Güneydoğu Anadolu, Đç Anadolu ve Batı Karadeniz de bulunan altı ilköğretim okulundaki 193 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, tekrarlı ölçümler t testi kullanılmıştır. Araştırma sonunda öğrencilerin fiiller konusunda basit fiiller, birleşik fiiller ve oluş fiillerinde ilerleme sağladıkları; iş fiillerinde, durum fiillerinde ve fiilde anlam konularında ilerleme sağlayamadıkları belirlenmiştir. Ayrıca kipler konusunda öğrencilerin görülen geçmiş zaman kipi hariç, diğer kipleri öğrenmede başarılı oldukları; zaman ve anlam kayması ve ek-fiil konularında ilerleme sağlayamadıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin, zarflar konusunda soru zarfları hariç, diğer zarf konularında ilerleme sağladıkları gözlemlenmiştir. Bu sonuçlarda öğretim araçlarının yetersizliği ve bazı konuların öğrencilerin öğrenme düzeyine uygun olmadığı düşünülebilir. Bunun için Türkçe öğretimi ders araçları ve programı yeniden gözden geçirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Dil bilgisi öğretimi, kelime türleri, kipler, zaman ve anlam kayması, ek-fiil, fiillerin yapı özellikleri The Primary School Students Achievement Levels of Grammar Topics * ** Abant Đzzet Baysal Üni. Eğitim Fak. Türkçe Eğitimi ABD, [email protected] Abant Đzzet Baysal Üni. Türk Dili Böl. Türk Dili okutmanı, [email protected] *** Etimesgut Ortaokulu Türkçe öğretmeni, [email protected]
194 200 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / H. KARATAY, N. KARTALLIOĞLU, S. COŞKUN ABSTRACT: This study examines the primary school students achievement levels of grammar topics. It has been designed on a pre-test & post-test quasi experimental research model. The sampling consists of 193 students from 6 primary schools in the Southeastern, Central and Western Blacksea regions of Anatolia. It has been determined through simple random sampling. Frequency, percentage, arithmetic mean, standard deviation and paired t-test have been used to analyze the data. At the end of the study, it has been seen that the students have made progress in simple verbs, compound verbs and non-finite verbs and that they have not made progress in dynamic verbs, stative verbs and meaning in verbs. Moreover, it has been observed that the students were successful in learning the tenses except for the simple past tense, and that they have not made progress in tense and semantic shifts, and complementary verbs. The students have been observed to have made progress in adverbs except for the interrogative adverbs. The results may indicate inefficiency of the teaching materials and inappropriateness of certain topics for students acquisition levels. Therefore the teaching materials for the Turkish course as well as the Turkish course programme should be reviewed. Key Words: Teaching of grammar, types of words, tenses, tense & semantic shift, complementary verb, structural features of verbs GĐRĐŞ Her iletişim biçiminin, bildirişim aracının kendine özgü kodları ve işleyiş düzeni vardır. Özellikle son yıllarda bilişim teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak bilgiye ulaşma yolları ve insanlar arası iletişim biçimleri ve araçları her geçen gün çeşitlenmektedir. Đnsanoğlunun en klasik iletişim aracı konuşma ve yazı dili, bugün de bu iletişim aracı olarak topluluklara ve bölgelere göre farklı kod ve seslerle kullanılagelmektedir. Bu yönüyle Ergin (1999: 3) dili, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabiî bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş içtimaî bir müessese olarak tanımlamıştır. Đnsanoğlu doğduğu toplumun içinde kullanacağı dili hazır bulmakla birlikte, karşılaştığı sorunlara ve değişen ihtiyaçlarına bağlı olarak kullandığı dili sürekli geliştirmeye çalışır. Aksan (1999: 13), bu yönüyle dili, sözlü ve yazılı olarak iletişimde kullanılan, doğuştan hazır bulunarak edinilen, doğrudan doğruya insana özgü, çok güçlü, büyülü bir düzen; düşünme ve düşünüleni aktarma dizgesi olarak tanımlamıştır. Bu tanımların hepsi genelde dilin bir iletişim aracı; özelde ise her dilin kendine özgü işleyiş kuralları olduğu gerçeğine dayanır. Đnsanlar arası iletişimin sağlanabilmesi için dilin işleyiş kurallarına göre doğru kullanılması gerekir. Dilin işleyiş kurallarını doğru kullanamayan bireyler, etkili ve doğru bir iletişim kuramazlar. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak
195 201 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đlköğretim Öğrencilerinin Dilbilgisi Konularını Öğrenme üretilen iletişim araçlarını etkili ve doğru kullanabilme, her ne kadar onların işleyiş kurallarını bilmek ve doğru kullanmaya bağlı ise de, günlük hayatta insanlar arası iletişimin doğru kurulabilmesi de kullanılan dilin işleyiş kurallarını bilme ve doğru kullanmaya bağlıdır. Kültürel değer kodlarının oluşması ve gelecek nesillere aktarılması da dil aracılığıyla olur. Milletlerin varlıklarını sürdürmesi, ortak duygu, düşünce kodları olan millî kültür değerlerini kuşaktan kuşağa aktarımı ile gerçekleşir. Günlük hayatta hem iletişimin amacına uygun gerçekleşmesinde hem de kültürel değerlerin kuşaktan kuşağa aktarılmasında dil eğitiminin önemli işlevleri vardır (Kaplan 1993: 35; Eker 2003: 3; Dolunay 2010: 276). Bundan dolayı her millet, gelecekte var olabilmek için diline ve dil eğitimine gereken önemi göstermek durumundadır. Đletişim teknolojileri ve yolları alanındaki gelişmeler, e-postalar, telefon mesajları ve internetteki sosyal paylaşım ağları vb. uygulamalar hayatın her yönünü olumlu-olumsuz etkilediği gibi dili de etkilemektedir. Dildeki bu etki genellikle olumsuz yönde olmaktadır. Öğrencileri yazı dilini kullanmaya yönelik olumsuz etkilerden korumak için iyi bir ana dili ve dil bilgisi eğitimine ihtiyaç vardır. Temel dil becerilerinin etkin kullanımını etkileyen, ilgilendiren ve kapsayan bir alan dil bilgisidir. Dil bilgisi, bir dilin sesleri, sözcük türleri, bunların yapıları, cümle olarak dizilmeleri ve cümle içindeki görevleri, çekimleriyle ilgili kuralları inceleyen bir dil bilimi dalıdır (Göğüş 1978: 337). Đnsanoğlu, dili iletişim amaçlı kullanmakla diğer canlı türlerinden ayrılır. Đnsanoğlunun duygu ve düşüncelerini aktarmada dili iletişim ve aktarım amaçlı kullanmasını sağlayan dil bilgisidir. Dil bilgisi diye bir şey olmasaydı, insanoğlunun dili çok karmaşık bir halde olacak ve ses topluluklarından ibaret bir dizge olacaktı (Yıldız 2008: 208). Dil bilgisi, bir dilin ses, sözcük, cümle ve metin özelliklerini ses, yapı ve anlam bakımından inceleyen bilimdir. Bir dilin ses, yapı ve anlam özelliklerine ilişkin kuralları, işleyişi bilmek bireye dili doğru kullanma, etkin düşünme; anlama ve anlatma yeteneği kazandırır. Dil bilgisi, bireyin daha kusursuz düşünmesine yardımcı; doğru konuşmasında ve yazmasında etkili olur (Sağır 2002: 19). Dil bilgisinden yararlanmadan istekler, düşünceler duygular doğru ve eksiksiz ifade edilememektedir. Dil bilgisi bundan dolayı eğitim sürecinin her aşamasında ana dili eğitiminin önemli bir öğrenme alanı olarak görülmüştür. Đnsanlar arasındaki duygu ve düşünce alış verişi dil ile mümkün olmaktadır. O hâlde insanlar arasında sağlıklı ve olumlu bir ilişkinin kurulabilmesi, yanlış anlama ve anlaşılmaların önüne geçilebilmesi; dilin açık, doğru ve kurallarına bağlı kalarak kullanılmasıyla mümkündür (Calp 2005: 271). Kelimeleri doğru ve yerinde kullanma, düzgün
196 202 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / H. KARATAY, N. KARTALLIOĞLU, S. COŞKUN cümleler kurma, ekleri kelimelere uygun şekilde ekleme, çeşitli sözleri, toplum içinde ifade ettiği anlamı dikkate alarak kullanma, dilin temel amacı olan iletişimi tam olarak sağlaması açısından önemlidir (Aytaş- Çeçen 2010: 83). Bu bilgiyi, beceri olarak öğrencilerin sergilemesini sağlamak, iyi bir dil bilgisi eğitimiyle mümkün olabilir. DĐL BĐLGĐSĐ ÖĞRETĐMĐ Dil bilgisi, temel dil becerilerini destekleyici kurallar bütünüdür. Ana dilini doğal yolla edinip eğitim sürecinde geliştiren bireyin yaşamı boyunca kullanacağı dilini daha etkin bir hâle getirebilmesi için dil bilgisini de çok iyi bilmesi gerekir (Baş 2012: 197). Türkçe dil bilgisi kurallarının öğretimi için çeşitli yöntemler benimsenmiş, bunun için çoktan seçmeli, eşleştirmeli testler, boşluk doldurma, kendi sözcükleriyle tekrar yazma gibi teknikler geliştirilmiştir. Genel olarak dil bilgisi öğretiminde iki yaklaşımın benimsendiği görülür. Genelden-özele (tümdengelim) öğretim anlayışında, dil bilgisi öğretimi programlarında konu sırası, dilin mahiyeti gereği bildirim yüklü bütünü kavramaya yönelik olmalıdır. Bu bağlamda öğretim programlarında öncelikle cümle ele alınmalı ardından cümle üstü birimlere, cümleyi oluşturan kelime ve kelime grupları, bunların yapıları, işlev ve görevleri ele alınmalıdır (Karahan 2009: 29). Özelden-genele (tümevarım) dayanan anlayışta ise, her dil bilgisi konusu diğerlerinden bağımsız olarak öğretilir, aslında bu her iki öğretim anlayışı da bütünü konulara, parçalara ayırıp öğretme temeline dayandığı söylenebilir. Dil bilgisi öğretimi genellikle Türkçe derslerinde geliştirilen dinleme, okuma, yazma ve konuşma temel dil becerilerinden farklı bir öğrenme alanı ve derslerde işlenen okuma metinlerinden bağımsız, konu tasarımlı farklı bir öğrenme alanı olarak programlarda ve ders öğretim araçlarında yer almıştır Türkçe Dersi Öğretim Programında her ne kadar dil bilgisi temel dil becerileri ile birlikte ele alınsa da öğrenci çalışma kitaplarında geleneksel dil bilgisi öğretimi anlayışının sürdüğü görülür (MEB 2009: 14-15, 20, 26-27, 32-33, 46-47). Oysa Türkçe öğretiminde amaç, öğrencilere dinleme, konuşma, okuma ve yazma alanlarında anlama ve anlatma temel becerileri edindirmek ve bunları alışkanlık hâline getirmektir. Dil bilgisi etkinlikleri de bu alanlardaki becerileri bütünleyen, destekleyen bir öğrenme alanıdır. Dil bilgisi öğretimiyle Türk dilinin işleyiş kurallarının bilinçli bir şekilde öğretilmesi ve kullanılması amaçlanmalıdır. Bu nedenle Türkçe derslerinde temel dil becerileri okuma, yazma, dinleme ve konuşma eğitimi, dil bilgisi öğretimi ile iç içe işlenmelidir. Dil bilgisinin ayrı bir ders olarak veya işlenen okuma metinlerinden bağımsız etkinliklerle öğretilmesinden çok Türkçe dersinde işlenen okuma metinleri aracılığıyla, metin bağlamında verilmesi daha uygun olurdu. Dil bilgisi
197 203 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đlköğretim Öğrencilerinin Dilbilgisi Konularını Öğrenme öğretiminin bir amaç olarak görülmemesi gerekir. Dil bilgisinin, Türkçe dersinin amaçlarına ulaşmada bir araç olarak kullanılması gerekir (Barın ve Demir 2008: 2). Dil bilgisi öğretimi, çocuğun farkında olmadan kullandığı birtakım kuralları sezmesi yoluyla dili kullanmada güven kazanması; konuşma, yazma sırasında kendi kendisini kontrol imkânını kazanması şeklinde olacaktır. Bunun için bu derste, kural ezberletme yerine dil yanlışlarını düzeltme, dili kullanma ile ilgili alışkanlıklar, beceriler kazandırma önemlidir. (Öz 2006: 305). Dilde doğru-yanlış kavramı, büyük ölçüde dil bilgisi alanın saptadığı kurallarla belirir. Yanlışları öğrenciye, ancak bu kuralları ölçü olarak göstermekle açıklayabiliriz; öğrenci de kendi yanlışlarını, ancak bu kuralların ışığında anlayıp düzeltebilir (Göğüş 1978: 338). Böylelikle öğrenciler eksikliklerini ve yanlışları görerek bunları düzeltme fırsatı elde etmiş olurlar. Bu yaklaşımda dil bilgisi öğrenme öğrenciler için daha işlevsel bir anlam kazanır. Dil bilgisi öğretiminin işlevsel olması, Türkçeyi kullanmaya yardım edecek bilgiler verilmesi demektir (Demirel 2002: 113). Bu kuralların öğretilmesine de dil bilgisi öğretimi denilmektedir. Kuralları öğretmedeki amaç, dilin işlevsel özelliklerini kavratmak, doğru kullanımını sağlamak ve güzel anlatma becerisi kazandırmaktır (Karakuş 2005: 133). Bunun için dil bilgisi derslerinde öğrencilere kuram ve kavramların ezberletilmesi yerine, dilin işleyişini uygulamalı olarak göstererek kavratmak amaçlanmalıdır. Böylelikle öğrencilerin anlama ve anlatma kabiliyetleri istenilen seviyeye ulaşabilir. Bu yöntemle hem iyi bir ana dili eğitimi gerçekleştirilecek hem de etkin bir dil bilgisi öğretimi yapılmış olacaktır (Sağır 2002: 32; Kahraman vd. 2004: 87; Özbay 2009: 140). Bireyin akademik başarısı öğrenim gördüğü dili iyi düzeyde kullanabilmesine bağlıdır. Bunun için, bütün dünyada eğitim-öğretimin ilk yıllardan itibaren ana dilinin öğretimine özen gösterilir. Akademik başarı için çocuklarının çevrede öğrendiği dil becerileri ile yetinilmez. Bunun için öğrenciler, okullarda ana dilinin yapısını iyice öğreten bir dil eğitiminden geçerler. Böylelikle okul öğrenmelerinde derslerde başarılı olma ve genel olarak hayatın her alanında başarıya ulaşmanın en önemli şartı sağlanmış olur. Çünkü dil, insan hayatının her aşamasında, insanın kendini gerçekleştirmesi, ifade etmesi için çok önemli temel becerileri içerir. Đnsan dil ile düşünür; her şeyi dil ile anlar, anlatır, tasarlar, ifade eder. Diğer bütün öğretim alanlarında ve derslerde başarılı olabilmenin ilk şartı kişinin dilini en iyi şekilde kullanabilmesidir (Ergin 1976). Dil bilgisi öğretiminin gerekçelerini Hudson (Akt. Aydın 1997: 24) şu şekilde sıralamaktadır: a. Dilsel özsaygıyı, özgüveni oluşturmak
198 204 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / H. KARATAY, N. KARTALLIOĞLU, S. COŞKUN b. Ölçünlü dil öğretimine yardımcı olmak c. Başarımı (performans) arttırmaya yardımcı olmak d. Yabancı dilleri öğrenmeye yardımcı olmak e. Dilsel ve kültürel hoşgörüyü artırmak f. Bilimsel yöntem ve çözümleyici düşünmeyi öğretmek g. Dili kötüye kullananlara karşı korunmak h. Dil sorunlarını anlamaya yardımcı olmak i. Dil hakkında genel bilgiyi derinleştirmek 2005 yılında uygulanmaya başlanan Türkçe Dersi Öğretim Programı yapılandırıcı yaklaşıma göre hazırlanmıştır. Dünyadaki son gelişmeler eğitim alanında geleneksel yaklaşımların yerine yapılandırıcı dil öğretim yaklaşımlarının tercih edildiğini göstermektedir (Dolunay 2010: 282). Yapılandırmacı anlayışa göre bireyin bilgiyi dışarıdan alması, çok şeyler bilmesi hiçbir işe yaramamaktadır. Öğrenmede önemli olan bilgiyi bireyin yapılandırmasıdır. Bilgiye öznel anlam da yüklenebilir. Bilgi yapılandırıldığı sürece öğrenme öğrenilmektedir. Burada bilgili olmaktan çok bilgiyi kullanma, onu değerlendirme, değiştirme, yorumlama, öznelleştirme ve hepsinden önemlisi öğrenme becerileri kazanma önemlidir (Karadüz 2007: 291). Son yıllarda öğretim programlarında yapılan değişikliklerle öğretme-öğrenme anlayışı değişmiş, konu tasarımlı öğrenme yaklaşımı yerine, anlamlı ve yapılandırmacı öğrenme yaklaşımları benimsenmiştir. Öğretim programında bir öncekinden farklı olarak edinilecek beceriler, davranış yerine kazanımlara dönüşmüştür (Şahbaz 2012: 173). Fakat dil bilgisi öğretiminde önceki programlarda olduğu gibi yine okuma metinlerinden bağımsız, konu tasarımlı program anlayışıyla düzenlendiği görülmektedir (bk.6-8.sınıf Türkçe dersi öğrenci çalışma kitapları dil bilgisi etkinlikleri). Bu bakımdan ele alındığında Türkçe öğretim programı değişse de Türkçe ders kitaplarındaki dil bilgisi öğretimi anlayışında bir değişikliğin olduğu söylenemez (bk.6-8. sınıf Türkçe dersi öğrenci çalışma kitapları). Bu durum öğretmenlerin ve ders araçlarını hazırlayanların geleneksel öğretim anlayışının etkisinde olmaları veya yeni öğretim programının öğretme-öğrenme anlayışlarını tam olarak anlayamadıkları ile açıklanabilir. Bunun için Türkçe ve sınıf öğretmenleri, dil bilgisi öğretiminin amaçlarını iyice özümsemeli ve derslerinde bu amaçlar çerçevesinde ve özellikle yapılandırıcı dil öğretim yaklaşımını temel alarak hareket etmelidirler Türkçe Öğretim Programında Dil Bilgisi Öğretimi 2006 yılında yayınlanan Türkçe Dersi Öğretim Programında dil bilgisi temel dil becerileri gibi ayrı bir öğrenme alanı olarak kabul edilmiştir. Programda ilköğretim 7. sınıflar için beş konu ve/veya temel
199 205 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đlköğretim Öğrencilerinin Dilbilgisi Konularını Öğrenme amaç, 20 kazanım belirlenmiştir. Programda, dil bilgisinde kolaydan zora ilerleyen bir sıranın izlendiği, konuların birbiriyle olan ilişkilerinin gözetildiği belirtilmektedir. Türkçe ile ilgili kural ve bilgilerin örneklerden hareket edilerek verilmesi daha doğru olacaktır. Derslerde konularla ilgili farklı uygulama örneklerinin yer aldığı çalışma kâğıtlarının kullanılması ve konuların görsel materyallerle desteklenmesi öğrenimi ve kavramayı kolaylaştıracaktır. Ayrıca dil bilgisi konularının anlama olan katkısına özellikle dikkat edilmesi, konuların birer beceriye dönüşmesine yardımcı olacaktır. Bu bağlamda konuların konuşma ve yazma becerileriyle ilişkilendirilmesi gerekmektedir (Özbay 2009: 149). Fakat Türkçe dersi öğretim araçları incelendiğinde dil bilgisi konularının okuma metinlerinden bağımsız, geleneksel anlayışla ayrı konular olarak işlendiği görülür. 7. sınıf dil bilgisi öğrenme alanında, kelime türleri (fiilzarf), fiillerin yapı özellikleri, fiillerde zaman ve anlam kayması, ek-fiil, zaman ve kip çekimlerinde birleşik yapıların özellikleri olmak üzere beş konu vardır (Türkçe Dersi Öğretim Programı 2006: 43-47). Genel olarak değerlendirildiğinde, 7. sınıf düzeyinde ayrıntılı olarak fiiller konusu üzerinde durulduğu görülmektedir. Fiillerin yanı sıra, zarflar konusuna da bu sınıf düzeyinde yer verilmiştir. Đlköğretim birinci ve ikinci kademenin bütün düzeyleri göz önüne alındığında, dil bilgisi çalışmalarının en yoğun olduğu sınıf düzeyi 7. sınıftır (Onan 2012: 94). 7. sınıfın ilköğretim sürecinin sondan bir önceki aşaması olması bunun bir nedeni olarak düşünülebilir. AMAÇ Bu araştırmada kelime türleri (fiil-zarf), fiillerin yapı özellikleri, fiillerde zaman ve anlam kayması, ek-fiil, zaman ve kip çekimlerinde birleşik yapıların özellikleri gibi konuların ilköğretim 7. sınıf öğrencileri tarafından öğrenilip öğrenilmediği incelenmiştir. Bunun için ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin öğretim yılı sonundaki dil bilgisi kazanımlarını edinme düzeylerini belirlenmeye yönelik şu sorulara yanıt aranmıştır. Araştırmanın Problem Cümlesi Đlköğretim 7. sınıf öğrencilerinin Türkçe öğretim programında hedeflenen dil bilgisi kazanımlarını öğrenme düzeyleri yeterli midir? Alt Problemler 1. Đlköğretim 7. sınıf öğrencilerinin fiil konusu ile ilgili kazanımlara ilişkin ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark var mıdır? 2. Đlköğretim 7. sınıf öğrencilerinin haber kipleri ile ilgili kazanımlara ilişkin ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark var mıdır?
200 206 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / H. KARATAY, N. KARTALLIOĞLU, S. COŞKUN 3. Đlköğretim 7. sınıf öğrencilerinin dilek kipleri ile ilgili kazanımlara ilişkin ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark var mıdır? 4. Đlköğretim 7. sınıf öğrencilerinin zaman ve anlam kayması ile ilgili kazanımlara ilişkin ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark var mıdır? 5.Đlköğretim 7. sınıf öğrencilerinin zarflarla ile ilgili kazanımlara ilişkin ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark var mıdır? 6. Đlköğretim 7. sınıf öğrencilerinin ek fiille ile ilgili kazanımlara ilişkin ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark var mıdır? YÖNTEM Araştırmanın Modeli Araştırmada, Đlköğretim 7.sınıf öğrencilerinin dil bilgisi kazanımlarını öğrenme düzeyleri incelenmiştir. Araştırma, ön test ve son test (kontrol grupsuz) yarı deneysel modelde desenlenmiştir. Bu modelin simgesel görünümü aşağıdaki gibidir. Deneysel Araştırma Modelinin Simgesel Görünümü Gruplar Seçme Tipi ÖN TEST X SON TEST ÇG R DBT1 7.Sınıf Türkçe dersi öğretim araçları, dilbilgisi öğretimi etkinlikleri DBT2 Yukarıdaki şekilde; ÇG çalışma grubunu; R gruptaki katılımcıların yansız atandığını; DBT1 ve DBT2 çalışma grubunun ön test ve son test ölçümlerini; X ise öğrencilere Türkçe dersi öğretim araçları (Çalışma Kitapları) ile verilen dil bilgisi öğretimi etkinliklerini (deneysel değişkeni) göstermektedir. DBT1 uygulama öncesinde çalışma gurubunun dil bilgisi kazanımları ile ilgili düzeylerini belirlemek amacıyla uygulanan ön testi; DBT2 32 hafta sonra, 7. sınıfın son haftalarında öğrencilerin öğretim süreci sonundaki dil bilgisi kazanımlarını öğrenme düzeylerini belirlemek amacıyla uygulanan son testi göstermektedir. Çalışma Grubu Araştırmanın çalışma grubu, seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu eğitim-öğretim yılında Güneydoğu Anadolu, Đç Anadolu ve Batı Karadeniz de bulunan altı ilköğretim okulunun birer
201 207 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đlköğretim Öğrencilerinin Dilbilgisi Konularını Öğrenme 7. sınıf şubesinde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Bu üç bölge ve altı ilköğretim okulunda 7.sınıfı okuyan 193 öğrencinin (100 kişi) %52 si kız, (93 kişi) %48 i erkektir. Bölgelere göre öğrenci dağılımı; GDAB için (73 kişi) %38, ĐAB için (62 kişi) %32 ve BKB için (58 kişi) %30 dur. Bu bölgelerin alınma nedeni birbirinden farklı sosyal, ekonomik durum ve akademik başarı düzeyi gösteren öğrencilerin olmasıdır. Çalışma Süreci Okulların açılmasının ardından iki hafta sonra 2010 Ekim ayının ilk haftası, belirlenen okulların 7. sınıf öğrencilerine ön test, Dil Bilgisi Testi, uygulanmıştır. Böylelikle öğrencilerin öğrenme yeterlilikleri incelenmiş ve dil bilgisi konularıyla ilgili ön bilgileri, bu konulardaki düzeyleri belirlenmiştir. Bu okullarda Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunun ilköğretim okullarının 7. sınıflar için Türkçe ders kitabı olarak kabul ettiği (MEB 2010) ve Koza, MEB ve Pasifik yayınevleri tarafından hazırlanan Türkçe ders kitapları, öğretmen kılavuz ve öğrenci çalışma kitapları kullanılmıştır. Öğretmenler, Türkçe Öğretim Programında diğer temel dil becerileri gibi dil bilgisi ile ilgili öğrencilerin edinmeleri gereken konuları öğretmek için öğretim yılının sonuna kadar bu yayınevlerinin geliştirdiği öğretim etkinliklerini kullanmışlardır. Öğretim yılının sonunda 2011 Mayıs ayının son haftasında, öğrencilerin dil bilgisi konuları ile ilgili gelişim düzeylerini, öğrenme yeterliliklerini belirlemek için son test olarak tekrar Dil Bilgisi Testi uygulanmıştır. Böylece 2010 güz döneminin başından 2011 bahar döneminin sonuna kadar, 32 haftalık öğretim sürecinin sonunda, öğrencilerin dil bilgisi konularını öğrenme yeterlilikleri, düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Veri toplama aracı Araştırmada veri toplama aracı olarak Kartallıoğlu nun (2008) geliştirdiği Dil Bilgisi Testi kullanılmıştır. Kullanılan testin özellikleri şu şekildedir. Dil Bilgisi Testi Dil Bilgisi Testi; kelime türleri (fiil-zarf), fiillerin yapı özellikleri, fiillerde zaman ve anlam kayması, ek-fiil, zaman ve kip çekimlerinde birleşik yapılar ile ilgili 20 maddesi çoktan seçmeli, 43 maddesi açık uçlu, eşleştirmeli ve boşluk doldurmalı olmak üzere toplam test 63 maddeden oluşmaktadır. Testte kelime türleri (fiil-zarf) ile ilgili 19 madde, fiillerin yapı özellikleriyle ilgili 10 madde, fiillerde zaman ve anlam kayması ile ilgili 7 madde, ek-fiil konusu ile ilgili 4 madde, zaman ve kip çekimlerinde birleşik yapılar konusu ile ilgili 23 madde bulunmaktadır. Öğrencilerin doğru işaretledikleri, eşleştirdikleri veya doldurdukları maddelere 1 puan, yanlış işaretledikleri, eşleştirdikleri veya
202 208 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / H. KARATAY, N. KARTALLIOĞLU, S. COŞKUN doldurdukları maddelere ise 0 puan verilmiştir. Dil Bilgisi Testinin güvenirliliğini kontrol etmek için ön uygulamada 193 öğrenciye uygulanmış ve Cr. ά değeri=.83 olduğu belirlenmiştir. Daha sonra ön ve son test puanları güvenirlik ortalamalarının Cr. ά değeri=.86 hesaplanmıştır. Bu verilere bakarak kullanılan testin yüksek düzeyde güvenilir olduğu söylenebilir. Verilerin Analizi Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, tekrarlı ölçümler t testi kullanılmıştır. BULGULAR Birinci Alt Probleme Đlişkin Bulgular ve Yorum Birinci Alt Problem: Araştırmanın birinci alt probleminde, öğrencilerin Türkçe öğretim programında fiiller konusu ile ilgili kazanımlarını öğrenme düzeyleri incelenmiştir. Bu alt problemin çözümlenmesinde, öğrencilerin fiiller konusu ile ilgili öğretim yılı başındaki kazanımları ile öğretim yılı sonundaki kazanımları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını test etmek için tekrarlı ölçümler t- testi kullanılmıştır. Bununla ilgili veriler Tablo 1 de verilmiştir. Tablo 1. Fiiller konusu ile ilgili öğrencilerin kazanımları öğrenme düzeyleri t-testi sonuçları Fiiller Konusu 1. Fiil iş 2. Fiil oluş 3. Fiil durum 4. Basit Fiil Grup N X S Sd t p 1. Ön test Son test Ön test Son test Ön test Son test Ön test Son test Türemiş 1. Ön test Fiil 2. Son test Birleşik Fiil 1. Ön test Son test Fiilde 1. Ön test anlam 2. Son test
203 209 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đlköğretim Öğrencilerinin Dilbilgisi Konularını Öğrenme Toplam * p<.05 anlamlı 1. Ön test Son test Tablo 1 de ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin fiiller konusu ile ilgili kazanımlara erişi düzeyi puan ortalamaları verilmiştir. Öğrencilerin genel olarak fiiller konusu ile ilgili kazanımlara erişi düzeyleri son test puan ortalamaları (78.63); dönem başındaki ön test puan ortalamalarından (70.78) daha yüksektir. Öğrencilerin fiiller konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek için Dil Bilgisi Testi ön test ve son test puan ortalamaları tekrarlı ölçümler t-testi ile sınanmıştır. Öğrencilerin fiiller konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri arasında son testin lehine anlamlı [t (193) = , p<.05] bir farkın olduğu belirlenmiştir. Bu anlamlı fark özellikle; fiillerde oluş [t (193) = , p<.05], basit fiil [t (193) = , p<.05] ve türemiş fiil [t (193) = , p<.05] kazanımlarında olduğu belirlenmiştir. Fiilde iş [t (191) = -.895, p>.05], fiilde durum [t (191) = -.635, p>.05] ve fiilde anlam [t (180) = -.895, p>.05] konuları ile ilgili kazanımlar arasında anlamlı bir fark yoktur. Öğrencilerin fiil konusunda basit fiil, türemiş fiil ve fillerde oluş kazanımları edinme düzeylerinde anlamlı farklılaşmalar olurken, fiilde iş, durum ve anlam kazanımlarına edinme düzeylerinde anlamlı bir fark, başka bir deyişle ilerleme sağlanamamıştır. Đkinci Alt Probleme Đlişkin Bulgular ve Yorum Đkinci Alt Problem: Araştırmanın ikinci alt probleminde, öğrencilerin Türkçe öğretim programında haber kipleri ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri incelenmiştir. Bu alt problemin çözümlenmesinde, öğrencilerin haber kipleri konusu ile ilgili öğretim yılı başındaki kazanımları ile öğretim yılı sonundaki kazanımları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını test etmek için tekrarlı ölçümler t- testi kullanılmıştır. Bununla ilgili veriler Tablo 2 de verilmiştir. Tablo 2. Haber kipleri konusu ile ilgili öğrencilerin kazanımları edinme düzeyleri t-testi sonuçları Haber Kipleri Konusu Grup N X S Sd T p 1.Şimdiki 1. Ön test zaman kipi 2. Son test Gelecek 1. Ön test zaman kipi 2. Son test Geniş zaman 1. Ön test
204 210 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / H. KARATAY, N. KARTALLIOĞLU, S. COŞKUN kipi 2. Son test Öğrenilen 1. Ön test zaman kipi 2. Son test Görülen 1. Ön test zaman kipi 2. Son test Haber kipleri 1. Ön test toplam 2. Son test * p<.05 anlamlı Tablo 2 de ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin haber kipleri konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyi puan ortalamaları verilmiştir. Genel olarak öğrencilerin haber kipleri konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri son test puan ortalamaları (81.53); dönem başındaki ön test puan ortalamaları (69.98) dir. Öğrencilerin haber kipleri konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek için Dil Bilgisi Testi ön test ve son test puan ortalamaları tekrarlı ölçümler t-testi ile sınanmıştır. Öğrencilerin haber kipleri konusu ile ilgili kazanımlara ulaşma düzeyleri arasında, son testin lehine, anlamlı [t (193) = , p<.05] bir farkın olduğu belirlenmiştir. Öğrenciler, haber kipleri konusu ile ilgili kazanımların hepsinde anlamlı bir ilerleme sağlamışlardır. Üçüncü Alt Probleme Đlişkin Bulgular ve Yorum Üçüncü Alt Problem: Araştırmanın üçüncü alt probleminde, öğrencilerin Türkçe öğretim programında dilek kipleri ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri incelenmiştir. Bu alt problemin çözümlenmesinde, öğrencilerin dilek kipleri konusu ile ilgili öğretim yılı başındaki kazanımları ile öğretim yılı sonundaki kazanımları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını test etmek için tekrarlı ölçümler t- testi kullanılmıştır. Bununla ilgili veriler Tablo 3 te verilmiştir. Tablo 3. Dilek kipleri konusu ile ilgili öğrencilerin kazanımları öğrenme düzeyleri t-testi sonuçları Dilek Kipleri Konusu Grup N X S Sd T p 1.Emir kipi 2.Đstek kipi 1. Ön test Son test Ön test Son test
205 211 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đlköğretim Öğrencilerinin Dilbilgisi Konularını Öğrenme 3.Şart kipi 1. Ön test Son test Gereklilik 1. Ön test kipi 2. Son test Dilek kipleri toplam * p<.05 anlamlı 1. Ön test Son test Tablo 3 te ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin dilek kipleri konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyi puan ortalamaları verilmiştir. Genel olarak öğrencilerin dilek kipleri konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri son test puan ortalamaları (85.28); dönem başındaki ön test puan ortalamaları (69.44) tür. Öğrencilerin dilek kipleri konusu ile ilgili kazanımlara ulaşma düzeyleri arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek için Dil Bilgisi Testi ön test ve son test puan ortalamaları tekrarlı ölçümler t-testi ile sınanmıştır. Öğrencilerin dilek kipleri konusu ile ilgili kazanımlara ulaşma düzeyleri arasında, son testin lehine, anlamlı [t (193) = , p<.05] bir farkın olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin, dilek kipleri konusu ile ilgili kazanımların hepsinde anlamlı bir ilerleme sağladıkları belirlenmiştir. Dördüncü Alt Probleme Đlişkin Bulgular ve Yorum Dördüncü Alt Problem: Araştırmanın dördüncü alt probleminde, öğrencilerin Türkçe öğretim programında kip kayması ile ilgili kazanımlara ulaşma düzeyleri incelenmiştir. Bu alt problemin çözümlenmesinde, öğrencilerin kip kayması konusu ile ilgili öğretim yılı başındaki kazanımları ile öğretim yılı sonundaki kazanımları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını test etmek için tekrarlı ölçümler t- testi kullanılmıştır. Bununla ilgili veriler Tablo 4 te verilmiştir. Tablo 4. Kip kayması konusu ile ilgili öğrencilerin kazanımları öğrenme düzeyleri t-testi sonuçları Kip Kayması Konusu Grup N X S Sd T p 1.Kip kayması * p<.05 anlamlı 1. Ön test Son test Tablo 4 te ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin kip kayması konusu ile ilgili kazanımlara ulaşma düzeyi puan ortalamaları verilmiştir. Genel
206 212 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / H. KARATAY, N. KARTALLIOĞLU, S. COŞKUN olarak öğrencilerin kip kayması konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri son test puan ortalamaları (81.92); dönem başındaki ön test puan ortalamaları (63.56) dır. Öğrencilerin kip kayması konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek için Dil Bilgisi Testi ön test ve son test puan ortalamaları tekrarlı ölçümler t-testi ile sınanmıştır. Öğrencilerin kip kayması konusu ile ilgili kazanımları öğrenme puanları arasında, son testin lehine, anlamlı [t (193) = , p<.05] bir fark vardır. Öğrenciler, kip kayması konusu ile ilgili kazanımların hepsinde anlamlı bir ilerleme sağlamışlardır. Beşinci Alt Probleme Đlişkin Bulgular ve Yorum Beşinci Alt Problem: Araştırmanın beşinci alt probleminde, öğrencilerin Türkçe öğretim programında ek fiil ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri incelenmiştir. Bu alt problemin çözümlenmesinde, öğrencilerin ek fiil konusu ile ilgili öğretim yılı başındaki kazanımları ile öğretim yılı sonundaki kazanımları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını test etmek için tekrarlı ölçümler t-testi kullanılmıştır. Bununla ilgili veriler Tablo 5 te verilmiştir. Tablo 5. Ek fiil konusu ile ilgili öğrencilerin kazanımları öğrenme düzeyleri t-testi sonuçları Ek Fiil Konusu 1.Ek fiil * p<.05 anlamlı Grup N X S Sd t p 1. Ön test Son test Tablo 5 te ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin ek fiil konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyi puan ortalamaları verilmiştir. Öğrencilerin ek fiil konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri son test puan ortalamaları (63.30), dönem başındaki ön test puan ortalamalarından (49.14) daha yüksektir. Öğrencilerin ek fiil konusu ile ilgili kazanımlara ulaşma düzeyleri arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek için Dil Bilgisi Testi ön test ve son test puan ortalamaları tekrarlı ölçümler t-testi ile sınanmıştır. Öğrencilerin ek fiil konusu ile ilgili kazanımlara ulaşma düzeyleri arasında, son testin lehine, anlamlı [t (193) = , p<.05] bir farkın olduğu gözlemlenmiştir. Öğrenciler, ek fiil konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyi bakımından anlamlı bir ilerleme sağlamışlardır, fakat puan ortalamaları (60.30) dikkate alındığında öğrencilerin ek fiil konusunda yeterli bir öğrenme düzeyi sağlayamadıkları, ek fiil konusunu öğrenmede zorlandıkları söylenebilir.
207 213 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đlköğretim Öğrencilerinin Dilbilgisi Konularını Öğrenme Altıncı Alt Probleme Đlişkin Bulgular ve Yorum Altıncı Alt Problem: Araştırmanın altıncı alt probleminde, öğrencilerin Türkçe öğretim programında zarflar konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri incelenmiştir. Bu alt problemin çözümlenmesinde, öğrencilerin zarflar konusu ile ilgili öğretim yılı başındaki kazanımları ile öğretim yılı sonundaki kazanımları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını test etmek için tekrarlı ölçümler t- testi kullanılmıştır. Bununla ilgili veriler Tablo 6 da verilmiştir. Tablo 6. Zarflar konusu ile ilgili öğrencilerin kazanımları öğrenme düzeyleri t-testi sonuçları Zarflar Konusu Grup N X S Sd t p 1.Yer-yön 1. Ön test zarfları 2. Son test Zaman 1. Ön test zarfları 2. Son test Soru 1. Ön test zarfları 2. Son test Durum-hal 1. Ön test zarfları 2. Son test Azlıkçokluk 1. Ön test zarfları 2. Son test Zarflar 1. Ön test konusu toplam 2. Son test * p<.05 anlamlı Tablo 6 da ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin zarflar konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri puan ortalamaları verilmiştir. Genel olarak öğrencilerin zarflar konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri son test puan ortalamaları (83.51); dönem başındaki ön test puan ortalamalarından (71.73) daha yüksektir. Öğrencilerin zarflar konusu ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek için Dil Bilgisi Testi puan ortalamaları tekrarlı ölçümler t-testi ile sınanmıştır. Öğrencilerin zarflar konusu ile ilgili kazanımlara ulaşma/kazanımları edinme düzeyleri arasında, son testin lehine, anlamlı [t (193) = , p<.05] bir farkın olduğu belirlenmiştir. Öğrenciler, soru zarfları ile ilgili
208 214 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / H. KARATAY, N. KARTALLIOĞLU, S. COŞKUN kazanımlar dışında [t (190) = , p>.05], zarflarlarla ilgili diğer kazanımlarda anlamlı ilerlemeler sağlamışlardır. SONUÇ VE TARTIŞMA Araştırmanın sonunda öğrencilerin fiiller konusu ile ilgili kazanımlara ulaşma düzeylerine bakıldığında genel olarak anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin ön test puan ortalamaları (70.78) iken son test puan ortalamaları (78.63) olarak tespit edilmiştir. Öğrenciler fiiller konusu ile ilgili kazanımlara %78.63 oranında ulaşma/kazanımları edinme düzeyi sağlamışlardır. Bu veriler, Kartallıoğlu nun (2008:41) 7. sınıf öğrencileri üzerinde yaptığı araştırma bulgularıyla örtüşmektedir. Fiiller alt konularına göre değerlendirildiğinde ise, oluş fiillerinde, basit yapılı fiillerde ve birleşik yapılı fiillerde anlamlı bir farkın olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin, iş fiilleri, durum fiilleri ve fiilde anlam konularını kavrama düzeylerinde anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Öğrencilerin fiil konusunda basit yapılı, birleşik yapılı ve fillerde oluş kazanımlarını öğrenme düzeylerinde anlamlı farklılaşmalar olurken, iş fiilleri, durum fiilleri ve fiillerde anlam kazanımlarını öğrenme düzeylerinde anlamlı bir fark, başka bir deyişle ilerleme sağlanamadığı belirlenmiştir. Özellikle fiillerde iş kazanımlarında öğrencilerin ön test (40.44) ve son test (45.03) puan ortalamalarının birbirine yakın olması ve bir ilerleme sağlayamamış olması bu konuyu öğrenmede zorlandıklarını göstermektedir. Bu durum konunun öğrenci düzeyine uygun olup olmadığı veya ders öğretim araçlarında yeterli düzeyde işlenip işlenmediği ile açıklanabilir. Ayrıca öğrenciler, oluş ve basit fiiller konularıyla ilgili kazanımlara ulaşma/kazanımları edinme düzeyleri yaklaşık % 90 lar düzeyindeyken, durum, türemiş fiil, birleşik fiil ve fiilde anlam konularıyla ilgili kazanımlara ulaşma/kazanımları edinme düzeyleri yaklaşık %70 ler düzeyinde olduğu gözlemlenmiştir. Aynı şekilde bu durum, Türkçe dersi öğretim araçlarında yeterli düzeyde işlenip işlenmemesi, öğretmenlerin bu konuları yeteri kadar dikkate alıp almama durumu gibi değişkenlerle açıklanabilir. Öğrencilerin haber kiplerine ulaşma/kazanımları edinme düzeyine bakıldığında anlamlı bir farkın olduğu görülmektedir. Öğrencilerin haber kipleri konusu ile ilgili kazanımlara ulaşma/kazanımları öğrenme düzeyleri ön test puan ortalamaları (68.98) iken, haber kipleri konusu ile ilgili kazanımlara ulaşma/kazanımları edinme düzeyleri son test puan ortalamaları (81.53) olarak tespit edilmiştir. Haber kiplerini ile ilgili kazanımlar ayrı ayrı incelendiğinde öğrencilerin, kazanımları öğrenme düzeyi bakımından anlamlı bir ilerleme sağlamış oldukları belirlenmiştir. Fakat öğrenciler görülen geçmiş zaman kipi hariç; şimdiki, gelecek, geniş
209 215 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đlköğretim Öğrencilerinin Dilbilgisi Konularını Öğrenme ve öğrenilen geçmiş zaman kiplerinde %80 in üzerinde bir kazanım edinme düzeyi sağlamışken, görülen geçmiş zaman kipinde bu ilerleme düzeyi %60 lar düzeyinde kalmıştır. Bu durum da, Türkçe dersi öğretim araçlarında yeterli düzeyde işlenip işlenmediği ve öğrencilerin bu konu ile ilgili hazır bulunuşluk düzeyleriyle açıklanabilir. Öğrencilerin dilek kipleriyle ilgili kazanımları edinme düzeyine bakıldığında anlamlı bir farkın olduğu görülmektedir. Öğrencilerin dilek kipleri konusu ile ilgili kazanımlara ulaşma/kazanımları edinme düzeyleri ön test puan ortalamaları (69.44) iken, dilek kipleri konusu ile ilgili kazanımlara ulaşma/kazanımları edinme düzeyleri son test puan ortalamaları (85.28) olarak tespit edilmiştir. Dilek kipleri ile ilgili kazanımlar ayrı ayrı incelendiğinde öğrencilerin, dilek kipleri konusu ile ilgili kazanımların hepsinde ulaşma/edinme düzeyi bakımından anlamlı bir ilerleme sağlamış olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin emir, dilek, istek ve gereklilik kipleriyle ilgili kazanımlara ulaşma/kazanımları edinme düzeyleri %60 lardan %85 ler düzeyine ulaşmıştır. Bu veriler, Kartallıoğlu nun (2008:41) konuyla ilgili elde ettiği (%73,70) erişi düzeyinden daha yüksek ve araştırma sonuçları birbirini destekler niteliktedir. Özellikle ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin dil bilgisi konularından kipler konusu ile ilgili bütün kazanımlara ulaşmada sorunsuz oldukları söylenebilir. Araştırmada, öğrencilerin kip kayması ile ilgili kazanımları öğrenme düzeyleri incelenmiştir. Genel olarak öğrencilerin kip kayması konusu ile ilgili kazanımlara erişi düzeyleri son test puan ortalamaları (81.92); dönem başındaki ön test puan ortalamaları (63.56) olarak tespit edilmiştir. Öğrenciler, kip kayması konusu ile ilgili kazanımların hepsinde erişi düzeyi bakımından anlamlı bir ilerleme sağlamışlardır. Öğrencilerin haber kiplerindeki kazanımları öğrenme başarısının kip kayması kazanımlarına olumlu öğrenme aktarımı olarak yansıdığı söylenebilir. Öğrencilerin ek fiil konusu ile ilgili kazanımlara erişi düzeylerine bakıldığında ön test puan ortalamalarının (49.14), son test puan ortalamalarının ise (63.30) olduğu görülmüştür. Öğrenciler, ek fiil konusu ile ilgili kazanımlara erişi düzeyi bakımından anlamlı bir ilerleme sağlamışlardır, fakat puan ortalamaları dikkate alındığında öğrencilerin ek fiil konusunda yeterli bir erişi düzeyi sağlayamadıkları söylenebilir. Kartallıoğlu nun (2008: 41) araştırmasında ek-fiil konusuyla ilgili kazanımlara erişi düzeyinin %65,56 olduğu belirtilmiştir. Bu iki farklı araştırma bulgulamaları ek fiil konusunun öğretimin ilerleyen yıllarına ötelenmesi gerektiğini göstermektedir.
210 216 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / H. KARATAY, N. KARTALLIOĞLU, S. COŞKUN Araştırmanın sonunda öğrencilerin zarflar konusu ile ilgili öğrenme düzeylerine bakıldığında zarflar konusu ile ilgili genel olarak anlamlı bir farkın olduğu görülmektedir. Öğrencilerin ön test puan ortalamaları (71.73) iken son test puan ortalamaları (83.51) olarak tespit edilmiştir. Kartallıoğlu (2008: 42) araştırmasında zarflar konusuyla ilgili kazanımlara erişi düzeyini %74,99 olarak tespit etmiştir. Zarflar konusu ile ilgili kazanımlar kendi içerisinde ayrı ayrı incelendiğinde ise yer-yön zarfları, zaman zarfları, durum-hal zarfları ve azlık-çokluk zarflarında anlamlı bir farkın olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin, soru zarflarına erişi düzeylerinde anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Öğrencilerin, yön zarfları, zaman zarfları, durum-hal zarfları ve azlık-çokluk zarfları kazanımlarına erişi düzeylerinde %90 lar düzeyinde anlamlı farklılaşmalar olurken, soru zarfları kazanımlarına erişi düzeylerinde anlamlı bir fark sağlanamamıştır. Genel olarak dönem başında öğrencilerin zarflar konusu ile ilgili yeterlilikleri iyi düzeyde ve ön öğrenmeleri %80 ler civarındadır. Soru zarfları konusunda anlamlı ilerleme sağlayamamış olmaları, Türkçe ders kitabı öğretim araçlarındaki öğretim etkinliklerinin yeterliliği ve/veya genel olarak bu konuda daha önceden bir doyuma ulaşmaları dolayısıyla ilgi çekmemesi ile açıklanabilir. Dil bilgisi öğretimi süreci belirli tanımları, kuralları, sayılı ve sınırlı örneklerle söz konusu etmekten daha fazlasını içermelidir. Bruner e göre bir şeyler ifade edebilmek için dilin bazı ögelerini ve kurallarını bilmek gerekmektedir. Ancak bu süreçte dil bilgisini öğretmek başlı başına bir amaç olmamalıdır. Araç olarak dil ve onun kuralları öne çıkartılarak, bu eğitimle yeterli ve etkili bir biçimde anlaşmanın amaç olduğu unutulmamalı, öğrencilere beceri ve alışkanlığa dönüşebilecek bilgiler kazandırılmalıdır (Sağır 2002: 30). Dil bilgisi programlarının ve Türkçe ders kitaplarının belli terimlerin veya konuların ezberletilmesi üzerinde kalması, sözcük türlerini tanıtıp onların oluşturduğu anlam mekanizmasını kavratmaması, dil bilgisi öğretimini olumsuz etkilemektedir (Göğüş 1978: 341). Dil bilgisinin yararlı, açık ve işlevsel olması, dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerini geliştirmesi üzerinde durulmalıdır. Dil bilgisi öğretim sürecinde ise cümlede söz dizimi ve anlamaya ağırlık verilmelidir (Bentolila 2006, Akt. Güneş 2007:262). Dil bilgisi öğretiminde öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeyleri dikkate alınarak anlamlı ilerleme ilkelerinin gözetildiği bir eğitim süreci izlenmelidir. Dil bilgisi kurallarının edinimi, işlevleri sadece ana dili dersleri ile sınırlı değildir. Dil bilgisi aynı zamanda sosyal ilişkiler, iş hayatı, aile yaşantısı, kültürel ilişkiler bakımından da doğru iletişim kurmada ön plana çıkmaktadır (Kaygusuz 2006: 14). Dil bilgisi konularının
211 217 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đlköğretim Öğrencilerinin Dilbilgisi Konularını Öğrenme öğretiminde öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçları arasında bir ilişki olmalıdır. Kuşkusuz, öğrenciler kendi ilgi ve ihtiyaçlarına cevap veren çalışmalarla dil bilgisi dersini sever ve dil bilgisi konularını kendileri için daha yararlı hâle getirebilirler (Sağır 2002: 26). dil bilgisi öğretimi bu bağlamda dikkate alınır ve öğretim sürecinde buna yönelik etkinlikler tasarlanırsa öğrenciler açısından daha faydalı olabilir. Öğrenciler ve eğitimciler, dil bilgisi kurallarını ve derslerini sadece dil ve/veya Türkçe derslerinin bir konu alanı olarak görürlerse dil bilgisi öğretiminden bir yarar sağlayamazlar. Öğrenme düzeyi yetersiz veya anlamlı ilerleme sağlanamayan fiilde iş, türemiş fiiller, görülen geçmiş zaman kipi ve ek fiil gibi konularda Türkçe dersi öğretim araçlarının yetersizliği veya bazı konuların öğrenci düzeyine uygun olmaması ile açıklanabilir. Bunun için Türkçe dersi öğrenci çalışma kitaplarındaki öğretim etkinlikleri ve konuların sınıflara göre dağılımı alandaki öğretmenlerin de görüşleri alınarak yeniden gözden geçirilmelidir. KAYNAKÇA AKSAN, Doğan (1999), Anlambilim Konuları ve Türkçenin Anlambilimi, Engin Yayınevi Ankara. AYDIN, Özgür (1997), Anadili Eğitimi, Yabancı Dil Öğretimi ve Evrensel Dilbilgisi Dil Dergisi, 54, s AYTAŞ, Gıyasettin ve ÇEÇEN, Mehmet Akif (2010), Ana Dili Eğitiminde Dil Bilgisi Öğretiminin Yeri ve Önemi Türklük Bilimi Araştırmaları (Journal of Turkology Research), Türkçenin Öğretimi Özel Sayısı, 27, s BARIN, Erol ve DEMĐR, Celal (2008), Türk Dil Bilgisi 2 Biçim Bilgisi, Öncü Kitap, Ankara. BAŞ, Bayram (2012), Türkçe Eğitimi Açısından Dil Bilgisi Öğretimi,Pegem Akademi, Ankara. BENTOLĐLA, Alain (2006), Rapport de Mission sur l enseignement de la Grammaire, Universite Paris 5 Sorbonne CALP, Mehrali (2005), Özel Öğretim Alanı Olarak Türkçe Öğretimi. Eğitim Kitabevi Yayınları, Konya. DEMĐREL, Özcan (2002), Türkçe Öğretimi, PegemA Yayıncılık, Ankara. DOLUNAY, Salih Kürşat (2010), Dil Bilgisi Öğretiminin Önemi, Türklük Bilimi Araştırmaları (Journal of Turkology Research), Türkçenin Öğretimi Özel Sayısı, 27, s EKER, Süer (2003), Çağdaş Türk Dili, Grafiker Yayınları, Ankara.
212 218 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / H. KARATAY, N. KARTALLIOĞLU, S. COŞKUN ERGĐN, Muharrem (1976), Türk Dili Dersleri I, Milli Eğitim Bakanlığı Devlet Kitapları, Đstanbul. ERGĐN, Muharrem (1999), Türk Dil Bilgisi, Bayrak Basım/Yayın/Tanıtım, Đstanbul. GÖĞÜŞ, Beşir (1978), Orta Dereceli Okullarımızda Türkçe ve Yazın Eğitimi, Gül Yayınevi, Ankara. GÜNEŞ, Firdevs (2007), Türkçe Öğretimi ve Zihinsel Yapılandırma, Nobel Yayınları, Ankara. HUDSON, Richard (1992), Teaching Grammar: A Guide for the National Curriculum Oxford: Blackwell KAHRAMAN, Mehmet, KILINÇ Aziz, ŞENOL Mehmet (2004), Türkçe Öğretimi, Anadolu Yayıncılık, Ankara. KAPLAN, Mehmet (1993), Kültür ve Dil, Dergâh Yayınları, Đstanbul. KARADÜZ, Adnan (2007), Đlköğretimde Türkçe Öğretimi, PegemA Yayıncılık, Ankara. KARAHAN, Leyla. (2009), Dil Bilgisi Öğretiminde Bütün-Parça Đlişkisinin Önemi. International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic. 4(8), s KARAKUŞ, Đdris (2006), Atatürk Dönemin Eğitim Sisteminde Türkçe Öğretimi, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara. KARTALLIOĞLU, Nurettin (2008), Đlköğretim 7.Sınıf Öğrencilerinin Dil Bilgisi Kazanımlarına Erişi Düzeyi, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Abant Đzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, Bolu. KAYGUSUZ, Tuba (2006), Đlköğretim Đkinci Kademede Türkçe Dil Bilgisi Öğretimi Üzerine Bir Araştırma, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Abant Đzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü, Bolu. MEB (2006), Türkçe Dersi Öğretim Programı ve Kılavuzu, Devlet Kitapları Müdürlüğü, Ankara. MEB (2009), 7. Sınıf Türkçe Dersi Öğrenci Çalışma, Ankara: MEB Yayınları. MEB (2010), Tebliğler Dergisi, Ocak 2010, S ONAN, Bilginer (2012), Türkçe Eğitimi Açısından Dil Bilgisi Öğretimi, Pegem Akademi, Ankara. ÖZ, M, Feyzi (2006), Uygulamalı Türkçe Öğretimi, Anı Yayıncılık, Ankara. ÖZBAY, Murat (2009), Özel Öğretim Yöntemleri II, Öncü Kitap, Ankara. SAĞIR, Mukim (2002), Đlköğretim Okullarında Türkçe Dil Bilgisi Öğretimi, Nobel Yayınları, Ankara. ŞAHBAZ, Namık Kemal (2012), Türkçe Eğitimi Açısından Dil Bilgisi Öğretimi, Pegem Akademi, Ankara.
213 219 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đlköğretim Öğrencilerinin Dilbilgisi Konularını Öğrenme TEMĐZKAN, Mehmet (2012), Türkçe Eğitimi Açısından Dil Bilgisi Öğretimi, Pegem Akademi, Ankara. YILDIZ, Cemal (2008), Yeni Öğretim Programına Göre Kuramdan Uygulamaya Türkçe Öğretimi, PegemA Yayıncılık, Ankara.
214 FĐNLANDĐYA TÜRKOLOGLARI VE FĐNLANDĐYA DA TÜRKOLOJĐ ÇALIŞMALARI BĐBLĐYOGRAFYASI Dr. Bağdagül MUSA * ÖZ: Finlandiya da Türkoloji çalışmalarının kökeninin, Finlilerin millet olarak geçmişlerini ve köklerini araştırmalarına dayandığı malûmdur. Önce Đsveç in, daha sonra da Rusya nın hâkimiyeti altında bulunan Finlandiya halkı, millî varlıklarını korumaları için mücadele vermek zorundaydı. Millî kimliklerini ortaya koymaları için halkın geçmişine ait bilgiye sahip olma arzusu Fin bilim adamlarını ta Sibirya ya ve Moğolistan a kadar götürür. Bu yerlerde araştırmalar yaparken Fin halkının gemişini Türk boylarından, Türk lehçelerinden ayrı ele alamayacaklarını anlamakta geç kalmazlar. Fin halkının uzak geçmişini ararken Türklerin de uzak geçmişini araştırmış olmaları, Fin-Ugor ve Altay dillerinin akrabalık ilişkilerini tespit etmeleri ve böylece onların yakınlıklarını ilk olarak ispatlamaları açısından Fin bilim adamlarının araştırmaları, hem Türkolojide hem dünya dil biliminde büyük önem arz eder. Söz konusu makalede Finlandiya daki Türkoloji çalışmalarıyla ilgili genel bilgilerin yanı sıra Martti Räsänen in etimoloji sözlüğünün tanıtımına çalışılmıştır. Makalenin sonunda ayrıca Finlandiya da yapılmış Türkoloji çalışmalarının bibliyografyası de yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Türkçe, Türk lehçeleri, Altayca, Türkoloji, Türkolog, eski Türk âbideleri Turcologists of Finland and A Bibliograpy of Turcology Studies In Finland ABSTRACT: It is well known that the origin of the Turcology Studies in Finland is based on the history and roots research of the Finns as a nation. Finns, who had been under domination of Sweden, then under domination of Russia, had to fight to protect their national assets. Desire of Finnish scientists to have knowledge of the history of Finnish people to formulate national identities, made them go to Siberia and Mongolia. * Ürdün Üni. Yabancı Diller Fak. Asya Dilleri Böl., [email protected]
215 222 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Bağdagül MUSA While the scientists were doing researches they understood that they could not research the history of Finnish people separately from the Turkish tribes and their dialects. The researches of Finnish scientists are very important in both of Turcology and worldwide linguistics, since the Finnish scientists had researched the history of the Turks while they had been researching the history of Finnish people and determined the kinship relations of Finno-Ugric and Altaic languages and proved their closeness the first time. This article studies the promotion of Räsänen s Etymology Dictionary as well as general information about the Turcological studies in Finland. Attached to the end of the article, a bibliography of Turcological studies in Finland can be found. Key Words: Turkish, Turkish dialects, Altaic languages, Turcology, Turcologist, the old Turkish monuments GĐRĐŞ 19. yüzyılın başlarına kadar altı asırdan fazla bir zaman Đsveç Krallığı nın bir parçası olan, Napolyon Savaşları ( ) sırasında, 1809 yılında da Rus Çarlığı tarafından ele geçirilen Finlandiya, bağımsızlığına ancak I. Dünya Savaşı nın patlak vermesinden ve Rus Çarlığı nın sonunu getiren Ekim Devrimi nden sonra 6 Aralık 1917 de kavuşur. V.B. Muravyev e göre, siyasi bağımsızlığına kavuşmasından sonra bile, Finlandiya da Đsveç nüfuzunun hâkim olduğunu ve bu sebeple Fin aydınları kendi ana dili ve kültürlerini ihmal etmek pahasına daha gelişmiş olduğunu ileri sürerek Đsveç kültürüne bağlı kalmışlardır (Muravyev 1961). Đsmi sadece Türkiye de değil dünya Türkolojisinde de tanınmış olan Hasan Eren, asırlar boyunca komşu devletlerin hâkimiyeti altında kalan Finlandiya nın bu ülkelerin kültürel ve siyasi baskısına karşı savaş açmak zorunda kaldığını, bu savaşın parolasını Arvidson un Đsveçli değiliz, Rus olmak istemiyoruz, Finli kalmak dileğimizdir. sözleriyle açıklayarak Finlandiya nın o zamanki konumu ve durumunu en güzel şekilde dile getirmiştir. Hasan Eren ayrıca böyle bir baskı altında kalmış olan Finlilerin, ulusal yalnızlık duygusu içinde yaşadıklarını, bu duygudan kurtulmak için Finli bilim adamlarının, Fin halkının uzak geçmişini araştırma ihtiyacını duyduklarını, tarihî belgelerin azlığı karşısında ana dillerinin kaynaklarına başvurmaktan başka çıkar yol bulamadıklarını, dolayısıyla Finlandiya da dil çalışmalarına, özellikle karşılaştırmalı dil bilimi ve diyalektoloji alanındaki çalışmalara öncelik tanındığını ilave etmektedir (Eren 1998: 60). I. FĐNLANDĐYALI TÜRKOLOGLAR VE FĐNLANDĐYA DA TÜRKOLOJĐ Hasan Eren in sözlerinden de anlaşılacağı gibi Finlilerin millet olarak geçmişlerini ve köklerini araştırmaları, Finlandiya da Türkoloji
216 223 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /...Finlandiya da Türkoloji Çalışmaları çalışmalarının başlamasına ve gelişmesine vesile olan çok önemli bir faktördür. Fin halkının uzak geçmişine ait herhangi bir belge Finli bilim adamları için büyük önem arz etmektedir. Đşte bu sebeple Moğolistan da ve Sibirya da bulunmuş olan eski Türk yazıtlarına ilgi duymuşlardır. Bu mezar taşları ve yazılı eserlerde kendi kimliklerine ait bilgi ararken karşılarına hep Türkler, Türkçe ile ilgili malzemeler çıkmıştır. Dolayısıyla Finlandiya da yapılmış olan dil alanındaki ilmî araştırmaların büyük bir kısmını Altay dilleri ve Türk lehçeleri ile ilgili çalışmalar oluşturmaktadır. Bu çalışmaların başında hiç şüphesiz Fin Arkeoloji Cemiyeti ile Fin-Ugor Cemiyetinin çalışmaları gelmektedir. Moğolistan a ve Sibirya ya düzenledikleri seyahatlerle ve seyahat sonrası ortaya koydukları eserleriyle bu iki cemiyetin Türkolojinin gelişmesindeki katkısı paha biçilmez niteliktedir. Bunlardan Fin-Ugor Cemiyeti, Fin bilim adamı Otto Donner ın teklifi üzerine 1883 te Helsinki de Fin-Ugor dillerini araştırma amacıyla kurulmuştur. Ancak daha sonra görüleceği gibi, cemiyet çalışmaları arasında sadece Fin-Ugor dillerini değil, Türk lehçelerini araştırmaya da yer vermiş, özellikle Altay dilleri konusunda sürekli incelemeler ortaya koymuştur. Çünkü bu dernek, her ne kadar Altay dilini araştırıyorsa da hep Türk lehçeleriyle karşı karşıya kalmıştır. Fin-Ugor Cemiyeti, bu amaçla 1890 yılında bir başka Fin bilim adamı Heikel in başkanlığında Orhun Vadisi ne araştırma heyeti gönderir. Bu seyahatin neticesi olarak 1891 yılında neşredilmiş olan Đnscriptions de l Orkhon reccueillies par l expedition Finnoise 1890 et publiees par la Societe Finno-Ougrienne atlasının Orhon Abideleri ile ilgili çalışmaların hız kazanmasındaki ehemmiyeti büyüktür. Otto Donner, bu atlastan hareketle Yenisey Yazıtları sözlüğünü hazırlamıştır (1892). Cemiyet, yayımladığı ilmî Mémoires de la Société Finno-Ougrienne, Finnisch-Ugrische Forschungen dergileriyle Türkolojiye büyük hizmetlerde bulunmuştur. Finlandiya da Türkoloji çalışmaları deyince akla gelen önemli diğer dernek ise hiç şüphesiz Fin Arkeoloji Cemiyetidir. A. Bican Ercilasun, Fin Arkeoloji Cemiyeti nin 1887 ve 1888 yıllarında Fin arkeoloğu Johan Aspelin in başkanlığında Abakan ve Altay bölgelerine iki defa sefer düzenleyip, eski ve yeni taşların kopyalarını aldığını, 32 taşın kopyasını ihtiva eden eserin 1889 yılında Đnscriptions de l Iénisséi (Yenisey Yazıtları) adıyla neşredildiğini zikretmektedir (Ercilasun 1995: 5). Necib Âsım ın Orhon Abideleri kitabının mukaddemesinde anılan eserin adı Yeniçay Mahkûkâtı şeklinde geçmektedir (Balcı 2011: 151). Fransız Đhtilali nden sonra milliyetçilik akımının hız kazanması ile Macarların, Finlilerin kendi millî-ırki geçmişlerini öğrenmek arzu ve ihtiyacı, Türkolojinin gelişmesine, Türk tarihi, dili ve kültürü üzerine çok
217 224 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Bağdagül MUSA mühim çalışmalara imza atan Finli bilim adamlarının yetişmesini sağlamıştır. Finlandiya daki filoloji ve Türkoloji çalışmaları o kadar ilerler ki, Finlandiya nın büyük devlet adamı Mareşal Karl Gustav Mannerheim dahi bu araştırmalara katılır. Danimarkalı Wilhelm Thomsen ın Moğolistan daki ve Sibirya daki araştırmaları da Finliler tarafından yayımlanır. Finlandiya daki ilmî araştırmalar, Türkolojiye Matthias Alexandr Castren, Axel Olai Heikel, Kai Donner, Heikki Paasonen, Gustaf John Ramstedt ve Martti Räsänen gibi isimleri kazandırır. Altay dilleri, özellikle Türkçe ile ilgili çok önemli ilmî eserler ortaya koymuş olan bilim adamları, isimlerini sadece Finliyanda da değil, dünyanın meşhur Türkologları arasında altın harflerle yazdırmıştır.bu bağlamda meşhur Finlandiyalı Türkologlar şu şekilde zikredilebilir: Matthias Alexandr Castren ( ), Axel Olai Heikel ( ), Heikki Paasonen ( ), Gustaf John Ramstedt ( ), Kai Donner ( ), Martti Räsänen ( ) ve devlet adamı Mareşal Carl Gustaf Emil Mannerheim ( ). Bu listenin başında hiç şüphesiz Matthias Alexandr Castren gelmektedir. Babasını küçük yaşta kaybettiği için amcasının himayesine geçen Catsren, Alexander Üniversitesini (günümüzdeki Helsinki Üniversitesi) kazandıktan sonra, önceleri hayatını Fin dilinin menşe itibarıyla bağları olduğu düşünülen Yunancayı ve Đbraniceyi öğrenmeye adadıysa da, daha sonra ana diline olan sevgisi onu Fin dili ve folkloruyla ilgili araştırmalara yöneltir. Elias Lönnrot ( ) un Finlandiya da milliyetçilik akımında olduğu gibi Fin edebiyatında da büyük etki yaratan ünlü Kalevala Destanı, Castren in bakış açısını değiştirerek onun hayatını bundan sonra Fin halkının ve onunla akraba diğer bütün toplulukların dilini, dinini, örf âdetlerini araştırmaya ve Fin halkının insanlık soyağacındaki yerini tespit etmeye adamasına vesile olur. Daha öğrenciyken Kalevala yı çevirmeyi amaç edinen Castren, çeviriye başladığında işinin sadece tercümeyle sınırlı kalmayacağını anlar. Çeviri esnasında karşılaştığı birçok eski kelime ve ifade, eşya adları ve örf âdetlerle ilgili açıklamalar onda Kalevala nın vatanı olan Kareliya ya seyahat etme arzusunu uyandırır. Bir sürü maddi zorluklar aşılarak sonunda hayalini kurduğu seyahatlerini gerçekleştirir. Önce Laplandiya, daha sonra da Rusya Kareliyası na yaptığı seyahatlerinin amacı ana dilinin kaynaklarına dair bilgi toplamak ise de, her seferinde karşısına çıkan Türkçe ve lehçeleriyle ilgili araştırmaların da kaçınılmaz olduğunu anlamasını sağlar. Rusya nın ve Sibirya nın kuzey bölgelerini gezerken Türk lehçeleri üzerinde de durarak asıl araştırma konusunu teşkil eden Samoyed dilinin Moğolca ve Türkçe ile bağlarını ve ilişkilerini tespit eder. Castren, yol arkadaşı Bergstadi ile bir sohbeti sırasında Her ne kadar asalet düşkünlüğü ve kibir, soydaşlarımızı menşelerini Yunan da ve
218 225 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /...Finlandiya da Türkoloji Çalışmaları Đsrail de, ayrıcalıklı halkların arasında aramalarına mecbûr ettiyse de ben her geçen gün Fin dilleriyle Sibirya dilleri arasında benzerlik bulmaktan son derece mutluyum (Muravyev, 1961) derken Finlilerin de, Samoyedlerin de Moğollarla akraba olduklarını kabul etmekten memnun kaldığını dile getirmektedir. Castren in Türkolojiye en önemli katkısı, Altay Dilleri Teorisi ni ortaya koymasıdır. Castren gezileri neticesinde elde ettiği Türk lehçeleriyle ilgili malzemelerini ya kendi yayımlamış ya da öğrencileri kanalıyla yayımlatmıştır. Seyahatleri sırasında karşılaştığı zorlukların yanı sıra hayatını tehlikeye attığı durumlar da göz önünde bulundurulursa, Castren in sadace sağlığını ve gençliğini değil, bütün hayatını vatanına, milletine ve diline adadığını söylemek mümkündür. Nitekim Castren sekiz yıl süren seyahatlerinden Finlandiya ya hasta olarak döner ve bir daha iyileşemez. Hayata gözlerini yumuncaya kadar ölüm döşeğinde bile çalışmalarına devam eder. Tamamlayamadığı çalışmaları ölümünden on yıl sonra akademik Şifner tarafından hazırlanır ve 12 cilt hâlinde Petersburg Akademisi tarafından yayımlanır. Hâkim milletlerin kültürel sömürüsü altında kalan Fin halkının, millet olarak varlıklarını Castren gibi bilim adamları ve vatansever vatandaşlarına borçlu olduğu ise bir başka gerçektir. V.G. Bogoraz-tan ın (Bogoraz-tan 1927: 3-35) ifadesiyle özetleyelim: Milletlerin menşei ve tarihi kadar karmaşık bir ilimde ismini altın harflerle yazdırmış olan Castren, başlattığı yolda o kadar ilerlemiş ki, biz yüzyıl sonra bile ona yetişememekteyiz. Pırlanta kadar saf kişiliği olan Castren in ilmî çalışmaları ise geçilmeyecek niteliktedir. Helsinki Üniversitesi nde Sanskritçe ve Karşılaştırmalı Hint- Avrupa Dilleri profesörü olan ama aynı zamanda Fin-Ugor dillerini de araştıran Otto Donner ın ismi, Moğolistan a ve Sibirya ya ilmî araştırma seyahatleri düzenleyen, Orhon Âbideleri ve Türk lehçeleri ile ilgili eserleri yayımlayan ve böylece Türkolojiye büyük hizmetlerde bulunan Fin-Ugor Cemiyetinin kurucusu olarak çok önemlidir. Fin-Ugor heyetinin başında 1890 yılında Orhun Vadisi ne, 1898 yılında Talas Nehri ne düzenlediği seyahatlerinde, keşfettiği mezar taşları ve 1891 yılında neşredilmiş olan Đnscriptions de l Orkhon reccueillies par l expedition Finnoise 1890 et publiees par la Societe Finno- Ougrienne deki on günlük Moğolistan seyahati sırasında şahit olduğu Moğol güreşini tanıtan yazısıyla zikredilmesi gereken önemli isimlerden biri de hiç şüphesiz Axel Olai Heikel dir. Finlandiya daki Türkoloji çalışmaları derken akla gelen diğer önemli isim ise Gustaf John Ramstedt tir. Helsinki Üniversitesi ni kazanan ve başlangıçta, ismi aynı zamanda siyasetçi olarak bilinen Fin
219 226 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Bağdagül MUSA bilim adamı, Fin dili ve edebiyatı profesörü Eemil Nestor Setälä den Fin- Ugor dersleri alan Ramstedt, daha sonra Altay dillerine ilgi duyar. Diğer Fin bilim adamı Otto Donner ın tavsiyesi üzerine Moğolca öğrenmek için Moğolistan a gider. Daha sonra aynı üniversitenin Altay Dilleri Bölümü nde (ekstraordinari) profesör olur yılında Finlandiya nın bağımsızlığına kavuşmasından sonra 1920 yılında Finlandiya nın temsilcisi olarak Japonya ya gönderilir ve 1929 yılına kadar orada kalır. Orada kaldığı süre boyunca Tokyo Üniversitesi nde misafir öğretim üyesi olarak dersler verir. Bu zaman zarfında Kunio Yanagita, Izuru Shimura, Kyōsuke Kindaichi ve Shimpei Ogura gibi Japon dil bilimcilerini etkilemiştir. Japonya dan sonra ülkesine döner ve ünivesitede ders vermeye devam eder. Verdiği dersler arasında Altay halklarının tarihi ve dilleri, karşılaştırmalı Moğolca ve Türkçenin tarihsel fonolojisi, Kırgızca, Moğolca, Kalmukça, Mançuca, Tunguzca mevcuttu. Ural-Altay dillerinin akrabalığı varsayımını tenkit eden Ramstedt, Altay dil ailesine Korece ve Japoncayı da ilave eder. Ayrıca Ramstedt, Türk şivelerinin tasnifini yapmış, onları Çuvaş Dili, Yakut Dili, Kuzey Grubu, Doğu Grubu ve Güney Grubu olmak üzere beş grup altında toplamış, Türkiye Türkçesine Türkmence ile birlikte Güney Grubunda yer vermiştir. Dilci olmasının yanı sıra diplomat olarak da tanınan Ramstedt, Türkçe, Moğolca ve Tunguzca gibi Asya dillerini araştıran ilk bilim adamlarından biri olarak, Türk, Moğol, Tunguz dilleri ve Korecenin yakınlıklarını ispat ederek günümüzde Altayistik adı verilen bilim dalının kurucusu sıfatıyla Türkolojideki yerini almıştır. Bu arada Ramstedt in öğrencileri Pentti Aalto, Eino Karahka, August Kelgren, Jen Joki ve Julius Bi Kola, Türkoloji alanındaki çalışmalarını sürdürmektedirler. Kore dilini de içine alan Altay dilleri teorisinin taraftarı ve savunucusu olan Pentti Aalto, Ramstedt in Altay Dillerinin Karşılaştırmalı Grameri ni, Pan carakṣā nın Moğolcaya çevirisini düzenleyip yayımlar. Studies in Altaic and comparative philology; Oriental studies in Finland ve Altayca p- ön sesiyle ilgili On the Altaic Đnitial p- adlı araştırmaları ise onun önemli diğer eserlerinden bazılarıdır. Ramstedt in öğrencilerinden biri olan Martti Räsänen de büyük bir Türkologdur. Räsänen, başlangıçta Çeremişçe, Çuvaşça ve Tatarca üzerinde; daha sonra Anadolu ağızları üzerinde çalışmıştır. Bu arada ana Türkçedeki uzun ünlüler konusuna da değinmiştir. 1932'de yayımlamış olduğu ünlü uyumunun tarihî gelişimi ile ilgili makalesi ve 1947 deki Bilge Kağan yazıtının Batı yüzündeki son parçasını yeniden inceleme ve yorumlama çalışmaları, onun kayda değer eserlerinden ancak birkaçıdır. Öğretmeni Ramstedt gibi, Räsänen de Türk şivelerinin tasnifini yapar. Räsänen in Türkoloji araştırmalarındaki en
220 227 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /...Finlandiya da Türkoloji Çalışmaları önemli çalışmalarından biri, Versuch Eines Etymologischen Wörterbuchs der Türksprachen adıyla ortaya koyduğu Türkçenin Etimoloji Sözlüğü dür (1969). Bir Başucu Kitabı: Martti Räsänen in Hazırladığı Türkçenin Etimoloji Sözlüğü: Martti Räsänen in Versuch Eines Etymologischen Wörterbuchs der Türksprachen adlı etimoloji sözlüğü, Türkolojide bu alanda düzenlenmiş ilk ilmî çalışması şeklinde nitelendirilebilir. Bunu Hasan Eren in şu sözleri de teyit etmektedir: Vambery nin eski eserini saymayacak olursak, Räsänen in sözlüğü, Türk diyalektlerinin ilk bilimsel sözlüğüdür. O açıdan bu eserin çıkması, bilim çevresinde geniş bir ilgi ile karşılandı (Eren, 1999: XII-XIII). M.Räsänen in bu eserinin Wortregister bölümü, 1971 yılında Helsinki de Đstvan Kecskemeti tarafından yayımlanmıştır. Eser iki bölümdür:: I. Sözlük kısmı II. Dizin kısmı (Wortregister) Birinci bölüm, Ön Söz, Kısaltmalar ve Sözlük olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır. Sözlük, 533 sayfalık oldukça hacimli bir eserdir. Kelimeler şu alfabetik sıraya göre verilmiştir: (a, ä/e, b, č, ž, d, f, g/γ, h/x, y, i, j, k/q, l, m, n, ń, o, ö, p, r, s, š, t, u, ü, v/w, z) Sözlükte bir kelime izah edilirken onun çeşitli Türk lehçelerindeki karşılıkları verilmekte ve bazı kelimelerin hangi eserlerde geçtiği kaydedilmektedir. Anlamları Almanca; bazen de Rusça verilmektedir. Örneklerle açıklarsak daha iyi anlaşılacaktır. Mesela çocuk kelimesi, sözlükte şu şekilde izah edilmektedir: mtü.čag. čočuk Ferkel, osm.krm. čožuk Kind, die jungen der Tiere ; osm. čužyγa ein neugeborenes Wildschwein ; kkir. (Jud.) oir. tel. čočko schwein, kzk. kč. Usw. šoška, kzk. šuška, Sag. Koib. soska, kaz. (Bal). čučka (? Russ. Çuşka, tsuşka schwein ; kam. Joki šoška usw.);? osm. čoγa die Jungen der Raubtiere (Räsänen, 1969: 113) Kelimenin günümüz Türkiye Türkçesinde ne anlama geldiği belirtilmeden önce kısaltmaların açıklanması yerinde olacaktır: mtü.: mitteltürkisch (Orta Türkçe); gew.nach. C. Brockellmann: Mitteltürkisch Wortschatz nach Mahmud al-kašγaris Divan Luγat at- Turk. Budapest-Leipzig cag.: tschagataisch (Çağatayca) osm.: osmanisch, türkeitürkisch (Osmanlıca, Türkiye Türkçesi) krm.: Krim-türkisch (Kırım Türkçesi) kkir.: kirgisisisch, karakirgisisisch (Kırgızca, Karakırgızca)
221 228 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Bağdagül MUSA kkir (Jud.): nach K.K.Yudahin: Kirgizsko_Russkiy Slovar, Moskova, 1940 oir.: 1) oirotisch (Oyrotça) (Radl.: alt ) 2) nach N.A.Baskakov-T.M.Toşakova: Oyrotsko-Russkiy Slovar, Moskova, tel.: teleutisch (Teleütçe) kzk.: kasachisch (Radl.,: kir. ) (Kazakça) kc.: katscha-türkisch usw.: Kısaltmalar bölümünde karşılığı verilmemiştir. sag.: sagaisch koib.: koibalisch kaz. (Bal.): Kasantatarisch nach G. Balint: Kazan-Tatar nyevtanulmanyok, II. Kazani-tatar szotar, Budapest, Russ.: russisch (Rusça) kam.: kamassinisch (-samojedisch) Joki: A.J.Joki: Die Lehnwörter des Sajansamojedischen, Helsinki, 1952, MSFOu 103. Şimdi de çocuk kelimesinin açıklaması olarak sunulan Almanca ve Rusça kelimelerin karşılığını verelim: Ferkel (DTW, 1974: 241): domuz yavrusu Kind (DTW, 1974: 326): çocuk, evlat Junge (DTW, 1974: 316): 1) (erkek) çocuk, oğlan, çırak, uşak, 2) oğlan, vale, bacak, 3) yumurcak, yaramaz, v.s. Tier (DTW, 1974: 535): hayvan, idraksiz mahlûk; Neugeboren (DTW, 1974: 399): yeni doğan Wildschwein (DTW, 1974: 637): yaban domuzu, vahşi domuz Raubtiere (DTW, 1974: 437): etçiler, etoburlar Schwein (DTW, 1974: 484): domuz, hınzır Çuşka (RTS, 1989: 999) : domuz yavrusu Bu verilen açıklamalardan çocuk kelimesinin çoğu Türk lehçelerinde kullanıldığı ve yeni doğan anlamının yanı sıra domuz yavrusu manasının daha ağırlıklı olduğu anlaşılmaktadır. Aynı tefferuatlı açıklamalar, sözlükteki bütün kelimeler için geçerlidir. Đkinci bölüm ise yukarıda belirtildiği üzere Dizin dir. (Zaten Wortregister birleşik sözündeki register (DTW, 1974: 442) kelimesi, kayıt, kayda alma demektir. Dolayısıyla dizin demek daha uygundur). Bu bölümün Anleitung (DTW, 1974: 34) adı verilen kısmı, Đstvan Kecskemeti nin talimatıdır. Sonra da lehçelere göre verilen Dizin kısmı başlamaktadır:
222 229 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /...Finlandiya da Türkoloji Çalışmaları I. Türkischen Sprachen (5-86s.) ( Türk lehçeleri) a) Tschuwaschisch (Çuvaşça) b) Altbolgarisch, Protobolgarisch ( Proto-Bulgarca) c) Jakutisch (Yakutça) d) Übrige Türksprachen (Diğer Türk lehçeleri) II. Mongolisch (86-103s.) (Moğolca) III. Mandschu-Tungusisch ( ) (Mançurca-Tunguzca) IV. Koreanisch ( ) (Korece) V. Uralische Sprachen ( ) (Ural dilleri), kendi içinde dokuz lehçeye ayrılmaktadır. VI. Đndoeuropaische Sprachen ( ) (Hint-Avrupa dilleri), kendi içinde altı lehçeye ayrılmaktadır. VII. Übrige Sprachen ( ) (diğer diller), kendi içinde üç lehçeye ayrılmaktadır. Dizinde kelimelerin sayfa numaralarıyla birlikte sözlükte hagi sütunda yer aldıkları (a,b) olarak gösterilmiştir. Mesela: Aran 23 a, arman 34b,...v.s. Dizinin son kısmında da Đçindekiler yer almaktadır. II. FĐNLANDĐYA DA YAPILMIŞ TÜRKOLOJĐ ĐLE ĐLGĐLĐ ÇALIŞMALAR BĐBLĐYOGRAFYASI II.1. Kitap Çalışmaları 1. Aalto, Pentti, Materialien zu den alttürkischen Inschriften der Mongolei. Gesammelt von G. J. Ramstedt, J. G. Granö und P. Aalto, bearbeitet und herausgegeben von P. Aalto. [With illustrations.]pp. 91. Helsinki, Alt-Altaishe Kunstdenkmaler, Briefe und Bildmaterial von J. R. Aspelin's Reisen in Sibirien und der Mongolei herausgegeben von Hjalmar Appelgren - Kivalo. Helsingfors, Castrén, Matias Aleksanteri, Elementa grammatices Syrjaenae, Helsingforsiae, Castrén, Matias Aleksanteri, Elementa grammatices Tscheremissae, Kuopio, Castrén, Matias Aleksanteri, Opıt izuçeniya Koybalskogo i Karagasskogo yazıkov, S-Petersburg, 1857
223 230 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Bağdagül MUSA 6. Castrén, Matias Aleksanteri, [Nordiska resor och forskningar] [4] [Ethnologiska föreläsningar öfver altaiska, Helsingfors Finska Litteratur-Sällskapets tryckeri, Castrén, Matias Aleksanteri, Reisberichte und Brief aus den jahren , hg.v.a. Schifner, S-Petersburg, Castrén, Matias Aleksanteri, Ethnologische Vorlesungen über die altaischen Völker nebst Samojedischen Märchen und Tatarischen Heldensagen, S-Petersburg, Kaiserliche Akademie der Wissenschaften, Castrén, Matias Aleksanteri, M. Alexander Castrén's Grundzüge einer tungusischen Sprachlehre nebst kurzem Wörterverzeichnisss, S- Petersburg, Kaiserliche Akademie der Wissenschaften, Castrén, Matias Aleksanteri, M. Alexander Castrén's Versuch einer Burjätischen Sprachlehre nebst kurzem Wörterverzeichniss, S- Petersburg, Kaiserliche Akademie der Wissenschaften, Castrén, Matias Aleksanteri, M. Alexander Castrén's Versuch einer jenissei-ostjakischen und kottischen Sprachlehre nebst Wörterverzeichnissen, S-Petersburg, Die kaiserliche Akademie der Wissenschaften, Castrén, Matias Aleksanteri, Nordische Reisen und Forschungen/ 3 Heldensagen der Minussinschen tataren, S-Petersburg, Kaiserlichen Akademie der Wissenschaften, Castrén, Matias Aleksanteri, De affixis personalibus linguarum altaicarum, Helsingforsiae, Castrén, Matias Aleksanteri, Versuch einer Koibalischen und Karagassischen Sprachlenre nebst Wörterverzeichnisse (deutsch- tatarisch : ; tatarisch -deutsch: ) aus den tatarischen Mundarter des Minussinschen Kreises, hg.v.a.schiefner, S-Petersburg, 1857; das Werk enthält auβerdem einen longen Text: Koibalische Heldensagen (mit einer deutschen übersetzung). 15. Castrén, Matias Aleksanteri, Reseminnen från åren, Castrén, Matias Aleksanteri, Reseberättelser och bref åren, Castrén, Matias Aleksanteri, Föreläsningar i finsk mytologi, Castrén, Matias Aleksanteri, Ethnologiska föreläsningar öfver altaiska folken,
224 231 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /...Finlandiya da Türkoloji Çalışmaları 19. Castrén, Matias Aleksanteri, Smärre afhandlingar och akademiska dissertationer, Castrén, Matias Aleksanteri, Koibalischen Sprachlehre, Petersburg, Castrén, Matias Aleksanteri, Versuch einer jenissei-ostjakischen und kottischen aprachlehre nebst Wörterverzeichnissen aus den genanten sprechen, Leipzig, Clauson, Gerard, Turks and wolves, Helsinki Societas Orientalis Fennica, Donner, Kai, Zwei neue türkische Runeninschriften, Helsingfors, Donner O, Worterverzeichniss zu den Iscriptions de L' lenissei, MSFOu, 1892, Halén Harry, Biliktu bakshi, the knowledgeable teacher G.J. Ramstedt's career as a scholar by Harry Halén, Helsinki Finno- Ugrian Society 1998, (konusu: Ramstedt G. J. Gustaf John ) 26. Harva, Uno, Dil religiösen Vorstellungen der altaischen Völker, Helsinki, Heikel, H.J. A.O.H., De Sibiriska Jenissey-inskrifterna, Finskt Museum Helsingfors, Heikel, H.J., Altertümer aus dem Tale des Talas in Turkestan; Travaux ethnogs, VII.Finn.Ugr. Ges. Helsingfors, Heikel, A.O., Inscriptions de L Orkhon recueilles par L epetion finnoise 1889 et publiees par la Societe finno-ougrienne, Helsingfors, Heikel A. O., Die Grabuntersuchungen und Funde bei Tascheba. Zeirschruft der Finnischen Altertumsgesellschaft, Helsinki, 1913, XXVI 31. Iscriptions de L'Ienissei, Recueillies et publiees par la Societe Finlandaise d'archeologie. Helsingfors, Jan, V., Batu : Tsingis-kaanin vallanperijä, Helsinki Suomen Kirja, Kellgren, H., Grammatik der Osmanischen Sprache (Almanca ya çevirmiştir), 1855
225 232 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Bağdagül MUSA 34. Kho, Songmoo, Paralipomena of Korean etymologies by G. J. Ramstedt, Helsinki Helsingin yliopisto, Lexica Societatis Fenno Ugricae, XXV 36. Lukman, Shahnamah-ji, Seïd Locmani ex libro Turcico qui Oghuzname inscribitur excerpta, primus edidit, Latine vertit, explicavit Dr J. J. W. Lagus. (<9F> u) Turk. and Lat., pp Helsingforsiae, Cheremis-Chuvash lexical relationships: an index to Räsänen's "Chuvash loanwords in Cheremis", Bloomington (IN) Indiana university, Cumucica & Nogaica, Helsinki Suomalais-ugrilainen seura, Eine Sammlung von mani-liedern aus Anatolien, Helsinki Société Finno-Ougrienne, Kalmückische Sprachproben, 1. Teil Kalmückische Märchen, Helsingfors Société Finno-ougrienne, Mannerheim, Mareşal Carl Gustav, Emil. Across Asia from West to East in , Murtonen, A., Materials for a non-masoretic Hebrew grammar, 2 An etymological vocabulary to the Samaritan Pentateuch, Helsinki: Societas Orientalis Fennica PUBL. (PART):, 1960 MATER.(PART): 225, [3] s. SERIES: (Studia Orientalia; 24) NOTE: Samassa niteessä: Türkische Miszellen / von Martti Räsänen (Studia Orientalia; 35,1); Vom arabisch-palästinischen Familienleben / von T. Canaan (Studia Orientalia; 35,2) ; Mongolian in Tibetan script / C. R. Bawden (Studia Orientalia; 35,3) ; De novis libris judicia (Studia Orientalia). 43. Paasonen, Heikki, Gebräuche und Volksdichtung der Tschuwassen, Helsinki Suomalais-ugrilainen seura, Ramstedt, Gustav John, Einführung in die altaische sprachwissenschaft, I. Lawtlehre, Helsinki,1957,II Ramstedt, Gustav John, ( ). Einführung in die altaische Sprachwissenschaft, bearbeitet und herausgegeben von P. Aalto (3 Vols). Helsinki: Suomalais-Ugrilainen Seura. 45. Ramstedt, Gustav John, Zur Verbstammbildungslehre der Mongolisch-türkischen Sprache, Helsinki, Ramstedt, Gustav John, A Korean Grammar, pp. iv Helsinki, 1939
226 233 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /...Finlandiya da Türkoloji Çalışmaları 47. Ramstedt, Gustav John, Aufsätze und Vorträge, Bearbeitet und herausgegeben von Pentti Aalto, pp Helsinki, 1951, [Suomalaisugrilaisen Seuran Aikakauskirja. no. 55. pt. 2.]. 48. Ramstedt, Gustav John, Bergtscheremissische Sprachstudien 49. Ramstedt, Gustav John, Das deverbale Nomen auf-i in den altaischen Sprachen, pp. 8. Helsingforsiae, 1945, [Studia orientalia. vol. 11. no. 6.]. 50. Ramstedt, Gustav John, Ein anlautender stimmloser labial in der mongolisch-türkischen ursprache, pp. 10. Helsingfors, 1916, [Suomalais-Ugrilaisen Seuran Aikakauskirja. XXXII.] 51. Ramstedt, Gustav John, Einführung in die altaische Sprachwissenschaft, Bearbeitet und herausgegeben von Pentti Aalto, 3 pt. Helsinki, 1957, , [Suomalais-ugrilaisen Seuran toimituksia. vol. 104.] 52. Ramstedt, Gustav John, Kalmückische Lieder, Aufgezeichnet von G. J. Ramstedt, bearbeitet und herausgegeben von S. Balinov und Pentti Aalto, pp Helsinki, 1962, [Suomalais-ugrilaisen Seuran aikakauskirja. vol. 63. no. 1.] 53. Ramstedt, Gustav John, Kalmückische Sprachproben gesammelt und herausgegeben, Kalmuck dialect, & Ger., Ramstedt, Gustav John, Kalmückisches Wörterbuch, [Another copy.], pp. xxx Helsinki, Ramstedt, Gustav John, Lähettiläänä Nipponissa. Muistelmia vuosilta , Kolmas painos. [With plates.], pp Porvoo, Helsinki, Ramstedt, Gustav John, Marginal Notes on Pashto Etymology, Compiled, revised and edited by Pentti Aalto, pp. 14. Helsinki, 1952 [Studia orientalia. vol. 17. no. 5.] 57. Ramstedt, Gustav John, Nordmongolische Volksdichtung, Gesammelt von G. J. Ramstedt. Bearbeitet, übersetzt und herausgegeben von Harry Halén, Helsinki, Ramstedt, Gustav John, Paralipomena of Korean etymologies by G.J. Ramstedt collected and edited by Songmoo Kho, Helsinki Suomalaisugrilainen seura, 1982 (konusu: Korece, etimoloji) 59. Ramstedt, Gustav John, Seitsemän retkeä itään, , Toinen painos [With plates, including portraits.] pp Porvoo, Helsinki, 1951
227 234 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Bağdagül MUSA 60. Ramstedt, Gustav John, Studies in Korean Etymology, (II. Edited by Peutti Aalto.) pp Helsinki, 1949 [Suomalais-ugrilaisen Seuran Toimituksia. no Ramstedt, Gustav John, Seitsemän retkeä itään English, Seven journeys eastward, among the Cheremis, Kalmyks, Mongols and in Turkestan and to Afghanistan with 52 photographs by the author Gustav John Ramstedt translated from the Swedish and edited by John R. Krueger, Bloomington The Mongolia Society, 1978 (Ramstedt Gustav John Journeys Asia, Central Asia, Central Description and travel). 62. Ramstedt, Gustav John, Additional Korean etymologies, Helsinki Suomalais-ugrilainen seura, Ramstedt, Gustav John, Altai yuyanxue daolun, Beijing [s.n.] Ramstedt, Gustav John, Altailaisten kielten suhde muihin kielikuntiin : alkajaisesitelmä Suomalais-ugrilaisen Seuran vuosikokouksessa jouluk, 2 p:nä 1944, Helsinki SKS:n kirjapaino, Ramstedt, Gustav John, Alt'aio hyongt'aeron kaesol, Soul Minuncha, Ramstedt, Gustav John, Das deverbale Nomen auf -i in den altaischen Sprachen, Helsinki Suomalais-ugrilainen Seura, Ramstedt, Gustav John, Das Schriftmongolische und die Urgamundart : phonetisch verglichen, Helsingfors Druckerei der finnischen Litteraturgesellschaft, Ramstedt, Gustav John, Die verneinung in den altaischen Sprachen : eine semasiologische Studie, [S. l.] [S. n.] [1933?] 69. Ramstedt, Gustav John, Einführung in die altaische Sprachwissenschaft/ 3 Register, Helsinki Suomalais-ugrilainen Seura, Ramstedt, Gustav John, Einführung in die altaische Sprachwissenschaft, Helsinki Suomalais-ugrilainen Seura, Ramstedt, Gustav John, Einführung in die altaische Sprachwissenschaft/ 2 Formenlehre, Hki Suomalais-ugrilainen seura, Ramstedt, Gustav John, Four uigurian documents, Helsinki [s.n.], Ramstedt, Gustav John, Handbuch der Westmongolishen Sprache, Willingen a. Schwarzwald Förderer [189-?]
228 235 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /...Finlandiya da Türkoloji Çalışmaları 74. Ramstedt, Gustav John, Kalmückische Sprichwörter und Rätsel, Helsinki Suomalais-ugrilainen seura, Ramstedt, Gustav John, Materialien zu Den alttürkischen Inschriften der Mongolei, Helsinki Suomalais-ugrilainen seura, Ramstedt, Gustav John, Nordmongolische Volksdichtung, Helsinki Suomalais-ugrilainen Seura, Ramstedt, Gustav John, Nordmongolische Volksdichtung, Helsinki Suomalais-ugrilainen Seura, Ramstedt, Gustav John, Sravnitel'naâ fonetika mongol'skago pis'nennago âzyka i halha'sko-urginskago govora, S-Peterburg Tipografìâ imperatorskoj akademìi nauk, Ramstedt, Gustav John, Studies in Korean Etymology, 1 Helsinki, Ramstedt, Gustav John, Studies in Korean Etymology, 2 Helsinki, Ramstedt, Gustav John, The relation of the altaic languages to other language groups, Inaugural lecture at the annual meeting of the Finno-Ugrian Society on December 2nd 1944, Helsinki, Ramstedt, Gustav John, Turkin kielen alkuperästä, Helsinki Suomalaisen Kirjallisuuden Seuran Kirjapaino, Ramstedt, Gustav John, Über die Konjugation des Khalkamongolischen, Helsingfors, Ramstedt, Gustav John, Über die Konjugation des Khalkhamongolischen, Helsingfors [Société finno-ougrienne], Ramstedt, Gustav John, Über die Zahlwörter der altaischen Sprachen, [S. l.] [S. n.] [1932?] 86. Ramstedt, Gustav John, Vvedenie v altajskoe âzykoznanie : morfologiâ, Izdatelstva inostrannoj Literatury, Moskva, Ramstedt, Gustav John, Zwei uigurische Funeninschriften in der Nord-Mongolei, Finnisch-ugrische Gesellschaft, Helsingfors, Ramstedt, Gustav John, Einführung in die altaische sprachwissenschaft, Helsinki, I-1957, II-1952; (Altayca Dilbilimine Giriş) 89. Ramstedt, Gustav John, Die Zahlwörter, Jigirmi und jüz, (Z. V. Togan a Armağan dan ayrı basım, Đst.1955)
229 236 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Bağdagül MUSA 90. Ramstedt, Gustav John, Discour prononce a la seance annuelle de la Societe Finno Ougrienne le 2 decembre 1935 par le Societe (Fince ve Fransızca) 91. Ramstedt, Gustav John, Kalmückisches Wörterbuch 2. Auf. Helsinki, Ramstedt, Gustav John, Mongolische Briefe aus Đdigut-Schähri bei Turfan, Sitzungsberichte, Ramstedt, Gustav John, Remarks on th Korean Language, Helsinki, Ramstedt, Gustav John, Seven journeys eastward : Among the Cheremis, Kalmyks, Mongols and inturkestan and to Afganistan, Bloomington, The Mongolia Society, Ramstedt, Gustav John, Über den ursprung der sog. Jenisej- ostiaken 96. Ramstedt, Gustav John, Zur Frage nach der Stellung des Tschuwassischen, Helsinki, Ramstedt, Gustav John, Zur Geschichte der Japanischen Sprache, Helsinki, Ramstedt, Gustav John, Zur Geschichte der Japanischen Sprache, Helsinki, Ramstedt, Gustav John, Zur Verbstammbildungslehre der Mongolisch- Türkischen Sprachen, Helsingfors, Ramstedt, Gustav John, Грамматика корейского языка, (Đngilizceden Rusçaya çevrilmiş), Мoskova, Ramstedt, Gustav John, Tietosanakirja, IX, , 1917; XIV, , Räsänen Martti, Materialen zur Lautgeschichte der Türkischen Sprachen, Helsinki, Räsänen, Martti, Aus der türkischen Formenlehre, Helsinki, Räsänen, Martti, Beiträge zu den altaisch-slavischen Berührungen, Helsinki Suomalais-ugrilainen seura, Räsänen, Martti, Beiträge zu den türkischen Runeninschriften, Helsinki Societas Orientalis Fennica, Räsänen, Martti, Beiträge zur Frage der türkischen Vokalharmonie, [Helsinki?] [Suomalais-ugrilainen seura?] [1935?]
230 237 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /...Finlandiya da Türkoloji Çalışmaları 107. Räsänen, Martti, Contributions au classement des langues turques, Kraków Nakladem polskiego towarzystwa orientalistycznego z Räsänen, Martti, Die chakassischen i-laute, Budapest Akadémiai Nyomda, Räsänen, Martti, Die Himmelsrichtungen in den altaischen Sprachen mit besonderer Berücksichtigung der Türk-Sprachen, Wiesbaden Harrassowitz, Räsänen, Martti, Die Reflexiva u < *bu im Türkischen, Helsinki Suomalais-ugrilainen seura, Räsänen, Martti, Die tatarischen Lehnwörter im Tscheremissischen, Helsinki Société finno-ougrienne, Räsänen, Martti, Die tschuwassischen Lehnwörter im Tscheremissischen, Helsinki, Räsänen, Martti, Ein Überblick über die ältesten Denkmäler der türkischen Sprachen, Helsingforsiae Societas Orientalis Fennica, Räsänen, Martti, Einige iranische Entlehnungen in den finnischugrischen und türkischen Sprachen, [S.l.] [s.n.] [1960?] 115. Räsänen, Martti, Gibt es im Baschkirischen etwas Ugrisches?, [Budapest?] [Akadémiai kiadó?] Räsänen, Martti, Hochzeitsgebräuche der Mischär-Tataren, Helsingforsiae Societas Orientalis Fennica, Räsänen, Martti, Materialien zur Lautgeschichte der türkischen Sprachen, Helsinki [Suomen itämainen seura] Räsänen, Martti, Materialien zur Morphologie der türkischen Sprachen, Helsinki Societas Orientalis Fennica, Räsänen, Martti, Materialy po istoriceskoj fonetike tûrkskih âzykov, Moskova, Inostrannaâ literatura, Räsänen, Martti, Ob uralo-altajskom âzykovom rodstve, Moskova, Akademiâ Nauk SSSR, Räsänen, Martti, Puolikuun nousu : havaintoja uudesta Turkista ja sen kansasta, Jyväskylä Gummerus, Räsänen, Martti, Türkische Sprachproben aus Mittel-Anatolien, III Ankara, Kaiseri, Kirsehir, Cankiri, Afion Vil, Helsinki Societas Orientalis Fennica, 1936
231 238 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Bağdagül MUSA 123. Räsänen, Martti, Türkische Sprachproben aus Mittel-Anatolien/1 Sivas vil, Helsinki, Räsänen, Martti, Türkische Sprachproben aus Mittel-Anatolien/ 2 Jozgat vil, Helsinki Societas Orientalis Fennica, Räsänen, Martti, Türkische Sprachproben aus Mittel-Anatolien/ IV Konja Vil, Helsinki Societas orientalis fennica, Räsänen, Martti, Uralaltailaisesta kielisukulaisuudesta, [Helsinki] [SKS:n kirjapaino] [1964] 127. Räsänen, Martti, Ural-altailaisia ordinaaleja?, Helsinki SKS:n kirjap, Räsänen, Martti, Uralaltaische Forschungen, Wiesbaden Harrassowitz, Räsänen, Martti, Uralaltaische Wortforschungen, Helsinki, Societas Orientalis Fennica, Räsänen, Martti, Über die Lederbearbeitung der ural-altaischen Völker, Wiesbaden Harrassowitz, Räsänen, Martti, Über die ural-altaische Sprachverwandtschaft : vorgetragen, Helsinki [s.n.] Räsänen, Martti, Versuch eines etymologischen Wörterbuchs der Türksprachen, Helsinki Suomalais-ugrilainen seura, Räsänen, Martti, Versuch eines etymologischen Wörterbuchs der Türksprachen/ 2 Wortregister, Helsinki, Suomalais-ugrilainen seura, Räsänen, Martti, Versuch eines etymologischen Wörterbuchs der Türksprachen/1 Helsinki, Suomalais-ugrilainen seura, Räsänen, Martti, Versuch eines etymologischen Wörterbuchs der Türksprachen : probeartikel, Helsinki, Räsänen, Martti, Volgan bolgaarien vaikutuksesta Pohjoismaihin, Porvoo WSOY, Räsänen, Martti, Etymologisia lisiä, Pari samojedilais-tunguusilaista lainakosketusta / T. Lehtisalo, [Helsinki] : [SKS: kirjapaino], [1947] 138. Räsänen, Martti, Chansons populaires turques du nord-est de l Anatolie, Helsinki, Akateeminen kirjakauppa, Räsänen. Martti, Ein überlik übr die ältesten Denkmäler der türkischen Sprachen (1947)
232 239 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /...Finlandiya da Türkoloji Çalışmaları 140. Räsänen, Martti. Renegbogen-Himmeslbrücke, (Fince, Almanca dilinde), 311, Helsingforgs: Studia Orientalia, Saarisalo Akseli Aapeli, The Turkish waqf., pp. 6. [1954]. 80. [Studia orientalia. vol. 19. no. 10.], Helsinki, Schmidt, G, Über die ossetischen Lehnwörter im Karatschajischen Annale Acadeiae scietiarum Fennicae, Helsinki, Cumucica & nogaica, G. J. Ramstedt's Kumyk materials edited and translated by Emine Gürsoy-Naskali & G. J. Ramstedt's nogajische Materialien bearbeitet und übersetzt von Harry Halén, Helsinki, 1991 (konusu: Tatarca) 144. Tuna, Osman Nedim and BOSSON (James Evert), A Mongolian 'Phags-pa Text and its Turkish Translation in the "Collection of Curiosities", pp [Suomalais-ugrilaisen Seuran aikakauskirja. vol. 63. no. 3.], Helsinki, 1962 II.2. Makaleler ve Bildiriler 1. Aalto, Pentti. (1945), Notes on methods of decipherment of unknown writings and languages, Helsinki: Societas Orientalis Fennica 2. Aalto, Pentti, Two Old-Turkic Monuments of Mongolia ( MSFOu 150, 19739) 3. Aalto, Pentti. (1961), Qutuγ-tu Pan carakṣā kemekü Tabun Sakiyan neretü Yeke Kölgen sudur, in Umschrift, mit Facsimile der mongolischen Handschrift (Leningr. MSZ. 130) herausgegeben, Wiesbaden: Otto Harrassowitz 4. Aalto, Pentti. (1971), Oriental studies in Finland Helsinki: Societas Scientiarum Fennica 5. Aalto, Pentti. (1987), Modern language studies in Finland , Helsinki: Societas Scientiarum Fennica 6. Aalto, Pentti. (1987), Studies in Altaic and comparative philology, Helsinki: The Finnish Oriental Society 7. Aalto, Pentti; & Pekkanen, T. ( ), Latin sources on northeastern Eurasia (2 Vols). Wiesbaden: Otto Harrassowitz 8. Aalto, Pentti (1955), On the Altaic Đnitial p-, GAJ 1, s Aalto, Pentti (1971), Đranian Contacts Of the Turks in Pre-Đslamic Times, Studia Turcica, Budapest, s Halén, H. (1977), "Bibliography of Professor Pentti Aalto's publications ". Studia Orientalia 47:
233 240 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Bağdagül MUSA 11. Halén, H. (1987), "Bibliography of Professor Pentti Aalto's publications from 1977 to 1987, with additions to the previous list", Studia Orientalia 59: Donner, K und Räesaenen, M. Zwei neue türkische Runeninschriften, JSFOu, Donner, K. Zu den ältesten Berührungen zwischen Samoyeden und Türken, JSFOu LX: 1, Donner, O. Sur l origine de l alphabet turc du Nord del Asie (1896) (JSFOu,1906) 15. Gombocz Z.. Die bulgarisch türkischen Lehnwörter in der ungarischen Sprache, MSFOu, XXX, Joki, A. J. Die Lehnwörter dessajansamojedischen, Helsinki,1952, MSFOu Joki, A. J. -(Herausgeber ), Kai Donners Kleinere Wörterverzeichnisse aus dem Jurak-, Jenissei- und Tawgysamojedischen, Katschatarischen und Tungusischen, JSFOu, Bd. 58, Joki,A.J. Wörterverzeichnis der Kyzyl- Sprache, Studia Orientalia, Bd. 19: 1, Helsinki, Jyrkänkallio, P, Überricht über die türkischen völker unserer seit, StO14:10 Helsinki, Jyrkänkallio, P, Zur Etymologie von russ. Tolmač Dolmetscher und seiner türkischen Quelle, StO XVII, Kannisto, A. Die Tatarischen Lehnwörter im Wogulischen (FUF,1925) 22. Karahka E. Zur Frage nach ursprünglischen vocallängen im Tschuwassischen, Studia Orientalia, vol. XIV. Helsinki, Mannerheim, Mareşal Carl Gustav Emil, A visit to the Sarö and Shera yögurs. JSFOu XXVII, 2, Mikkola, J. J. Die Chronologie der türkischen Donaubolgaren, JSFOu XXX, Paasonen, H. Die türkischen Lehnwörter im Mordwischen, JSFOu XV, Paasonen, H. Die sogenannten Karataj-Mordwinen oder Karatajen, JSFOu XXI, 1903
234 241 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /...Finlandiya da Türkoloji Çalışmaları 27. Paasonen, H, Mischärtatarische Volksdichtung, MSFOu 105, Paasonen, H. Tatarisches Dialektwörterverzeichnis. JSFOu LXVI, Paasonen, H. Über die türkischen Lehnwörter im Ostjakischen, FUF II, Lagercrantz. E. Strukturtypen und Gestalwechsel im Lappirschen. MSFOu,LVII, Poppe. N. The primary long vowels in Mongolia, ISFOu,LXIII2, Ramstedt, G. J. az ŋ hang mongolban es a törökben, NyK XVII, Ramstedt,G. J. Mogholica. Beiträge zur Kenntnis der Moghol- Sprache in Afganistan. JSFOu, XXIII,4, Ramstedt G. J. Formenlehre. Bearbeitet und herausgegeben von P. Aalto. Helsinki, 1952(MSFOu, 104) 35. Ramstedt G.J. Dar Schiriftmongolische und die Urgamundart phonetisch verglichen, JSFOu, XXI, 2, Ramstedt G. J. Über die Struktur der altaischen sprachen, Journal de la Societe Finno-Ougrienne, 55, Helsinki, Ramstedt G. J. Zur Frage nach der Stellung des Trchuwassischen, JSFOu, XXXVIII, Ramstedt,G. J. Zur mongolisch- türkischen Lautgeschichite, KSz XV, 1914, XVI, Ramstedt, G. J. Turkkilais- tataarilaiset kielet, iso Tietosanokirja 14, Ramstedt, G. J. Turkkilais- tataarilaiset kielet, Tietosanokirja 9, Ramstedt. G. J. Der ŋ-laut im Mongolischen und Türkischen. Nyelvtudomany Közlemenyek, XLII, Ramstedt. G. J. Die Palatalisation in den altaischen Sprachen, Annales Academiae Scientiarum Fennicae, ser. B. 27,1932. Pelliot, P.Toung Pao 43. Ramstedt. G. J. Ein angeliches türkisch mongolisches Lautgesetz, Nyelvtudomany Közlemenyek, XLII, 1913
235 242 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Bağdagül MUSA 44. Ramstedt. G. J. Zur mongolisch-türkischen Lautgeschichte. - Keleti Szemle, Bd. XV, , Bd. XVI, Ramstedt. G. J. Zur mongolish- türkischen Lautgeschichte, III. Der j-laut und damit zusammenhängende Fragen. KSz, XVI, Keleti Szemle, Budapest Ramstedt. G. J. Ein anlautender stimmloses labial in der mongolisch türkischen Ursprache, Journal de la Societe Finno-Ougrienne. 32, 2; Pelliot. P. Journal Asiatique, Ramstedt. G. J Granö Pentti Aalto, Materialen zu den Alttürkischen Đnschrften des Mongolei, Journal de le societe Finno-Ougrienne, Helsinki, Ramstedt. G. J Über die zahlwörter der altaischen sprachen, Journal de la Societe Finno Ougrienne, Ramstedt.G. J Zum Türkischen Konditional, Finnisch- Ugrischen Forschugen XXIX 50. Raquette, G. The Estern Turkestan Dialect of Yarkand and Kashgar [Texte], in: JSFOu, Bd.16, Räsänen M. Beiträge zu den altaisch-slawischen Brührungen, MSFOu, Räsänen M. Beiträge zur Frage der türkischen Vocalharmonie, Journal de la Societe Finno-Ougrienne, XLV, 3, Räsänen M. Die tschuwassischen Lehnwörter im Tseremissischen, MSFOu, Räsänen M. Ein überlik über die ältesten Denkmäler der türkischen Sprachen, Studia Orientalia, IV, Räsänen M. Materialen zur Lautgeschichte der türkischen Sprachen, Studia Orientalia, vol. XV, Helsinki, Räsänen M. Neuere Forschungen über altaisch-slawische Berührungen, Zeitschrift für slawische Philologie, XX, Räsänen M. Türkische Miszellen, StO, XXV, 1, Räsänen M. Über die langen vokale der türkischen Lehnwörter im Ungarischen, FUF, XXIV, Räsänen M. Zu dem türkischen Runenschrifteintrag in der uygurischen Überretzung des buddistischen Sütra Säkiz Jükmäk, Studia Orientalia, VI, 1936
236 243 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /...Finlandiya da Türkoloji Çalışmaları 60. Räsänen M. Die chakassischen i-laute, AOH (Acta Orientalia Academia Scietiarum Hungaricae), XV, 1-3, Budapest, Räsänen M. Die Vokallägen der Ersten Silbe imtürkmenishen, Studia Orientalia, Helsinki, Räsänen M. Beiträge zu den türkischen Runeninschriften, Studia Orientalia XVII: Helsinki, Räsänen M. Hochzeitsgebräuche der Mischär- Tataren, Studia Orientalia, Helsinki, Räsänen, Martti, Die tatarischen Lehnwörter im Tscheremissischen (MSFOu, 1923) 65..Räsänen, Martti, Contributions au classement des Langues turques, Rocznik Orientalistyczny (Krakow),17, 1953, s Räsänen, Martti, Der Wolga- bolgarischen Einflub im Westen im Lichte der Wortgeschichte, FUF, Räsänen, Martti, Uzun sadalı harfler hakkında, Finnisch-Ugr. Forschungen XXIV, Räsänen. M. Tü. anl. h-als Überbleibsel des alt. P-. UAJb, XXX, 1-2, 1961 (UAJb- Ural-Alataische Jahrbüches, Wiesbaden). 69. Räsänen. M., Chansons populaires turques de Nord-Est de l Anatolie, Studia Orientalia 4:2, Räsänen. M., Eine Sammlung von mani Liedern aus Anatolien, JSFOu 41: Räsänen. M., Turkishe Sprachproben aus Mittel Anatolien I (Sivas),1933, II (Yozgat), 1935; III (Ankara, Kayseri, Kırşehir, Çankırı, Afyon etc;) 1936 (Akbürzung :R. I, II, III) IV (Konya),1972 (Studia Orientalia 5-10) 72. Schmidt, G, Über die kaukasischen Lehnwörter der Karatschajischen, MSFOu 67, Helsinki, Schmidt, G, Über die ossetischen Lehnwörter im Karatschajischen, Annales Academiae Scientiarum Fennicae, B27: 43, Helsinki, Setälä E.N, Über Quatitätswechsel im Finnisch-ugrischen, JSFOu, XIV3, 1896, Setälä.E.N, Zur finnisch ugrischen Lautlehre, FUF, II, 3, Wichmann, Yrjö, Die tschuwassischen Lehnwörter in den permischen Sprachen, MSFOu XXI, 1903
237 244 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Bağdagül MUSA SONUÇ Sonuç olarak, Finlilerin millet olarak geçmişlerini, köklerini araştırmalarıyla başlayan ve Türkolojiye Matthias Alexandr Castren, Axel Olai Heikel, Kai Donner, Heikki Paasonen, Gustaf John Ramstedt ve Martti Räsänen gibi değerli isimleri kazandıran Finlandiya daki Türkoloji çalışmalarının, Türklük bilimi için büyük önem arz ettiğini söylemek mümkündür. Yukarıda yer alan bibliyografyadan da anlaşılacağı üzere, Finlandiya da yapılmış ilmî araştırmaların büyük bir kısmını teşkil eden Altay dilleri ve Türk lehçeleriyle ilgili çalışmalar, tarihî ve çağdaş Türk lehçeleri konulu araştırmalara ışık tutacak; Türk Dili tarihi alanında başvurulan ana kaynaklar olarak da her zaman güncelliğini koruyacaktır. KISALTMALAR RTS: Rusça-Türkçe Sözlük (Haz.: E. M.-E. Mustafayev ve V. G. Sçerbinin), Đstanbul, DTW: Deutsch-Türkisches Wörterbuch, OTTO Harrassowitz Wiesbaden, 1974 (von Karl Steuerwald). FUF: Finnisch- Ugrische Forschungen, Helsingfors-Helsinki-Leipzig. JSFOu: Journal de la Societe Finno-Ougrienne, Helsingfors-Helsinki. MSFOu: Memories de la Societe Finno-Ougrienne, Helsingfors-Helsinki. StO: Studia Orientalia, Helsinki. KAYNAKÇA ARAT, R. Rahmeti Ahmet TEMĐR (1976), Türk Şivelerinin Tasnifi, Türk Dünyası El Kitabı 1, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Ankara. BALCI, Mustafa (2011), Orhun Yazıtları-Türkçedeki Đlk Çalışmalar, Konya, Çizgi Yayınları DEMIR, Nurettin - Emine YILMAZ (2006), Türk Dili El Kitabı, Ankara. Deutsch-Türkisches Wörterbuch (1974), (von Karl Steuerwald), OTTO Harrassowitz, Wiesbaden. ERCILASUN, A. Bican (1995), Wilhelm Radloff ve Türk Bengü Taşları, Orhun-Radloff un Moğolistan Tarihî Eserleri Atlası, TĐKA, Ankara. EREN, Hasan (1998), Türklük Bilimi Sözlüğü, I. Yabancı Türkologlar, Ankara EREN, Hasan (1999), Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, Aydın Kitabevi, Ankara. Kazak Ansiklopedisi ( ), IV. cilt, Almatı. KORKMAZ, Zeynep (2009), Türkiye Türkçesi Grameri / Şekil Bilgisi, Türk Dil Kurumu, Ankara.
238 245 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /...Finlandiya da Türkoloji Çalışmaları MUSTAFAYEV, E - Sçerbinin, V.G. (1989), Rusça-Türkçe Sözlük, Đstanbul. RÄSÄNEN, Martti (1969), Versuch eines etymologischen Wörterbuchs der Türksprachen, Helsinki. TEKIN, Talât (1976), Altay Dilleri Teorisi, Türk Dünyası El Kitabı, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Ankara. TEMIR, Ahmet (1976), Ural-Altay Dilleri Teorisi, Türk Dünyası El Kitabı, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Ankara. Türk Ansiklopedisi ( ), Ankara, Milli Eğitim Bakanlığı. Богораз-тан, В. Г. (1927), Кастрен человек и учёный // Памяти М. А. Кастрена: к 75-летию со дня смерти /АН СССР (Очерки по истории знаний. Вып. II), Leningrad. Муравьёв, В. Б. (1961), Вехи забытых путей (Матиас Кастрен), Государственное издательство географической литературы, Moskova. Сто замечательных финнов (2004), Маттиас Александр Кастрен // Калейдоскоп биографий = 100 suomalaista pienoiselämäkertaa venäjäksi / Ред. Тимо Вихавайнен (Timo Vihavainen); пер. с финск. И. М. Соломеща, Общество финской литературы (Suomalaisen Kirjallisuuden Seura), Хельсинки (Helsinki).
239 MÜCÎB TEZKĐRESĐ NĐN ORĐJĐNALLĐĞĐ ÜZERĐNE Arş. Gör. Kenan ÖZÇELĐK ÖZ: Türk edebiyatının en önemli biyografi kaynaklarından şuarâ tezkireleri, şairlerle ilgili, onların isimleri, aileleri, memleketleri, meslekleri gibi bilgiler vermenin yanında, sanatçı kişilikleri hakkında değerlendirmeler ve şiirlerinden örnekler bulabileceğimiz eserlerdir. Türk Edebiyatında, 15. yüzyıl ile 20. yüzyıl arasında otuzdan fazla şuarâ tezkiresi yazılmıştır. Bunlardan biri de 18. yüzyılda (1122/1710) yazılan Mücîb Tezkiresi dir. Diğer şuarâ tezkirelerine nazaran, hem ele alınan şair sayısı hem de onlar hakkında verilen bilgiler itibarıyla oldukça hacimsiz sayılabilecek bu tezkireyi Mustafa Mücîb, Riyâzî nin yazdığı şuarâ tezkiresine zeyl olarak hazırladığını ifade etmiştir. Ayrıca Mücîb, Riyazî nin tezkiresine daha önce zeyl yazan Rıza yı da eleştirerek kendi eserinin önemini de vurgulamaktan geri durmamıştır. Bu makalede, Mücîb in yazdığı tezkirenin, iddia edildiği gibi, orijinal bir eser olup olmadığı üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Şuara Tezkireleri, 18. Yüzyıl, Mücîb Tezkiresi On the Orginality of Mucib s Tazkira ABSTRACT: Poet Tazkiras are significant sources not only because they contain information about names, families and birth places of poets, but for they have knowledge and considerations on their personality as a poet. There are more than thirty tazkiras in Turkish Literature written between 15 th -20 th centuries. One of them is Mucibi s Tazkira-i Şuara which was completed in 1122 A.H./1710 A.D. Compared with others, it is not voluminous in terms of the number of poets mentioned and the detail about them. Nevertheless, it has information about hundred-odd poets. Mustafa Mücîb claims that he wrote this taskira as a supplement for the Tazkira of Riyazî and he did not hesitate to criticize other supplement of Bu yazı, Mayıs 2012 tarihleri arasında Ordu da düzenlenen Uluslararası Klasik Türk Edebiyatı Sempozyumu nda aynı başlıkla sunulan bildirinin yeniden düzenlenmiş şeklidir. Uludağ Üni. Đlahiyat Fak. Türk Đslam Edebiyatı Anabilim Dalı, [email protected]
240 248 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kenan ÖZÇELĐK Rıza. This paper will study whether the tazkira is orginal and of value as claimed by its author. Key Words: Classical Turkish Literature, Poet Tazkiras, 18. Century, Mucib s Tazkira 18. yüzyılda yazılan biyografi kaynaklarımızda Mücîb 1 mahlası ile bir şaire rastlandığı ve konumuz olan tezkirenin yazım yılı ile bu kişinin hayatta olduğu zaman dilimi örtüştüğünden tezkire yazarının bu kişi olduğu kabul edilmiştir. Bununla birlikte söz konusu yüzyıl biyografi yazarlarından ne Safâyî (Çapan 2005: 560), ne Sâlim (Đnce 2005: ) ne Şeyhî Mehmed (Özcan 1989: ), ne Đsmail Beliğ (Abdulkadiroğlu 1999: ) ve ne de Râmiz in (Erdem 1984: ) eserlerinde şairin bir tezkiresinden bahsedilir. Keza Ali Emîrî de (ö. 1924) de şairin bir tezkiresi olduğu bilgisi mevcut değildir (Güner-Güner 2003:51; Adak 2011: 63-64). Ancak tezkirenin yazıldığı zaman dikkate alınarak tezkire yazarının söz konusu Mustafa Mücîb olduğu kabul edilegelmiştir. Haddizatında tezkirede yazarın kendini Mustafa Mücîb olarak tanıttığına bakılırsa (Altun 1997:19) bu kabul mantıklıdır. Bu mesele, yazıda üzerinde durulacak problem alanları arasında bulunmadığı için, söz edilecek problem alanları itibarıyla tâli bir mesele olduğundan, sadece dikkat çekmekle yetiniyoruz. Bu yazıda üzerinde durulacak konu, 1122/1710 yılında yazılan Mücîb Tezkiresi nin orijinal bir eser olarak kabul edilip edilemeyeceğidir. Aslında bu konuda daha önce Gencay Zavotçu, Mücîb in yaptığı işi, Riyâzî Tezkiresi ne zeyl yazma adına Rızâ Tezkiresi ni kopya etmiştir şeklinde tespit etmiş iken (Zavotçu 2009: 53-56) 2 söz konusu eser, edebiyatımız tezkire geleneğinde kayda değer bir yeri varmış gibi, çoğu zaman gereksiz yere kullanılagelmiştir. 3 Tezkire, Kudret Altun tarafından yüksek lisans tezi olarak çalışılmış ve bu çalışma ülkemizde resmî bir kurum tarafından da 1 Burada mucîb şeklindeki telaffuzun/yazımın, gereksiz ve anlamsız bir şekilde yaygınlaştırılmış olmasına rağmen, yanlış olduğunu belirtmeliyiz. Nasıl ki bazı kelimeler, mucâdele, mucrim, mucbir diye telaffuz edilmiyorsa, mücîb kelimesi de mucîb şeklinde telaffuz edilmemelidir. Mucîb şeklindeki telaffuzun/yazımın, mûcib kelimesini çağrıştırdığını; bunun da bambaşka bir anlamı olduğunu da ayrıca ifade etmeliyiz. 2 Gencay Zavotçu, Rıza Tezkiresi ni Atatürk Ü. SBE de 1993 yılında yüksek lisans tezi olarak hazırlamış ve 2009 yılında kitap olarak da yayınlamıştır. Söz konusu bilginin tezde de bulunduğunu Ahmet Topal dan öğrendik. Yardımından dolayı kendisine çok teşekkür ederim. 3 Bu kullanımlara bir örnek olmak üzere bkz. Savran 2010: 495.
241 249 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mücîb Tezkiresi nin Orijinalliği Üzerine yayınlanmıştır (Altun 1997) 4. Mücîb Tezkiresi nin diğer tezkirelerimiz gibi ele alınma ve kaynak olarak kullanılma sıklığı, Altun un hazırladığı metnin yayınlamasıyla artmışsa da, kanaatimizce asıl etken, Divan Edebiyatı Đsimler Sözlüğü ndeki (Đpekten-Đsen vd. 1988) tezkireler arasında Mücîb in eserinin de bulunmasıdır. Ayrıca tezkireler hakkında bilgi veren çalışmalarda (Kalkandelenli Sabri Bey yz.: 17a; Levend 1973: ; Đpekten 1988: ; Đsen-Kılıç vd. 2002: ) bu esere haddinden fazla değer verilmesi de onun gereksiz yere kaynak olarak kullanılmasında etkili olmuştur. Mücib Tezkiresi ile ilgili en dikkat çekici iddia, bu eserin on bir şair hakkında tek kaynak olduğu yönündedir. Bu on bir yeni şair iddiası, Altun tarafından Riyâzî, Hasan Çelebi ve Rıza da bulunmayan, diğer bir deyişle sadece Mucîb in kaydettiği ifadeleriyle ortaya atılmış (1997: 11) ve başkaları tarafından da bu şairlerin daha önce yazılan tezkirelerde bulunmayan şeklinde nitelendirilmelerine (Đsen-Kılıç vd. 2002: 102) bakılırsa, abartılarak başka çalışmalarda da (msl. Şentürk-Kartal 2005: 460) ciddiye alınmıştır. Bu makalede, bu iddianın gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, Mücîb in eserinin mukaddimesinde eleştirdiği (Altun 1997: 19) Rıza Tezkiresi nde söz konusu on bir şair araştırılmak suretiyle gösterilecektir. Karşılaştırmada Rıza Tezkiresi için hem Zavotçu nun hazırladığı metne (2009: ) hem de -Altun un da yararlandığı- Ahmet Cevdet neşrine (es-seyyid Rıza 1316) müracaat edilecektir. Söz konusu edilen on bir şair şunlardır 5 : 1. Es ad: Mücîb de, şair, Selanikli ve önde gelen müderrislerden, Şeyhzâde diye şöhret bulmuş ve mürettep divan sahibi olarak tanıtılmıştır. Şiir örnekleri ile ölüm zamanı ve öldüğü yer hakkında bilgi veren cümle aynen Rıza dan alınmıştır. Ancak, Rıza Tezkiresi nde, 4 5 Altun, Tezkire metnini, Nuruosmaniye Kütüphanesi no: 4965 teki nüshayı esas almak ve Đstanbul Üniversitesi Kütüphanesi no: 3913 teki nüshadan da yararlanmak suretiyle tenkitli olarak hazırlamıştır. Yazar, Nuruosmaniye Kütüphanesi ndeki nüshanın önemini, hem tarih olarak eski, hem de imlâ olarak yanlışları daha az ve müellif hattına en yakın nüsha şeklindeki ifadelerle vurgulamaktadır (Altun 1997: 10). Ancak, istinsah tarihi bile bilinmeyen bir nüshanın müellif hattına en yakın nüsha olarak takdim edilmesi anlaşılır olmaktan uzaktır. Dikkat çeken diğer bir husus da, Đstanbul Üniversitesi Kütüphanesi ndeki nüshanın müstensihi ve istinsah tarihi bilinmesine rağmen bunların zikredilmemiş olmasıdır. Bu nüshanın 1933 yılında Rauf Bey tarafından istinsah edilmiş olduğunu, Haluk Đpekten belirtmiştir (Đpekten 1988: 129). Bir başka kitapta ise, Nuruosmaniye Kütüphanesi no: 4741 de Tercümân-ı Sıhah-ı Cevherî adlı bir eser kayıtlı gözükmesine rağmen, Mücîb Tezkiresi nin bir nüshası olduğu iddia edilmiştir (Đsen-Kılıç vd. 2002: 102). Şairler hakkında verilen bilgilerin kontrolünde herhangi bir zorluk olabileceği düşünülen yerler dışında, her defasında referans vermeyi gereksiz bulduk.
242 250 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kenan ÖZÇELĐK Ahmet Cevdet neşrinde bir tane olsa da, Zavotçu nun hazırladığı metne göre iki tane Es ad vardır. Bunlardan ilki Es ad Efendi, diğeri ise, Es ad-ı Selânikî başlıklarıyla ele alınmıştır. Rıza Tezkiresi nin Ahmet Cevdet neşrinde de Es ad Efendi başlığı altında ele alınan şairin kimliği hakkında, Sultan Murad ın hocası Sadettin Efendi nin oğlu ve ulemadan bir zat olduğu, şeyhülislamlık makamında bulunduğu ve 1029 da Đstanbul da vefat ettiği bilgileri verilmiştir. Es ad Efendi, Zavotçu nun metni hazırlarken kullandığı dört nüshada da varken; Es ad-ı Selânikî ise yalnızca bir nüshada vardır. Bu şairle ilgili, Selanikli ve müderris olduğu bilgilerine ek olarak, Selanik te 1043 te vefat ettiği belirtilmiştir. Bu şair için verilen şiir örnekleri ise, Es ad Efendi ye ait olan gazelin ilk üç beytidir (Zavotçu 2009: ). Bu karışıklık bir tarafa bırakılırsa, dikkat çeken en önemli husus, Es ad-ı Selanikî nin ölüm tarihidir. Rıza da Es ad Efendi için verilen ölüm tarihi (1029), Mücîb de Selanikli olduğu belirtilen Es ad için verilmiştir. Bu durumda, Es ad-ı Selanikî ile Es ad Efendi farklı kişiler ise, Mücîb in iki şairin bilgilerini birbirine karıştırdığı düşünülebilir. Haddizatında şiirlerin aynı olduğu dikkate alınırsa- Rıza Tezkiresi nde de bir karışıklık olduğu ortadadır. Ayrıca, Zavotçu nun kullandığı nüshaların dördünde de (2009: 143) Es ad Efendi için farklı ölüm tarihleri (1029, 1031, 1034 ve 1035) 6 verilmiş olduğu da dikkate alınırsa, konunun ayrıca incelenmesi gerektiği ortaya çıkar. Burada, Mücîb in Es ad başlığında ele aldığı şairin Rıza da da mevcut olduğunu belirtmekle yetiniyoruz. 2. Bahşî: Bu şairle ilgili Mücîb de verilen bilgiler, Rıza Tezkiresi nin Zavotçu nun hazırladığı metne göre aynen kopyasıdır. Ahmet Cevdet neşrinde, ölüm tarihi belirtilmemiş; ancak ilginç bir biçimde, Zavotçu nun metninde yer almayan, aparatta nüsha farkı olarak da verilmeyen, bir şiir daha kaydedilmiştir. Bu, gözedür redifli bir gazelin üç beytidir ve oldukça hoş bir şiirdir: Baksan erbâb-ı dile hâk-i mezellet gözedür Eylesen dûna nazar pâye-i rif at gözedür Bir aceb devre irişdük ki gelen bezmimize Muttasıl ayağımuz almağa ruhsat gözedür Gitmesen gerçi olur semt-i mecâza Bahşî Kanı bir dilber-i pâkîze hakîkat gözedür 6 Rıza da Es ad Efendi başlığı altında verilen bilgiler, Riyâzî de de aynı başlık altında zaten mevcuttur. Riyâzî, şairin vefat yılını 1034 olarak bildirmiştir (Açıkgöz 1982: 34).
243 251 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mücîb Tezkiresi nin Orijinalliği Üzerine 3. Hıbrî: Rıza da Hayrî olarak kayıtlıdır. Belki Mücîb in gördüğü nüshada Hıbrî olarak yazılmış ya da Mücîb sehven o şekilde yazmıştır. Çünkü iki kelime arasındaki tek fark bir / خبرى) noktadır.(خيرى Ancak her iki okumanın dışında kelimenin farklı bir şekilde olması, düşük de olsa ihtimal dâhilindedir. Mücîb de Rıza ya nazaran herhangi bir fazlalık yoktur; Ahmet Cevdet neşrine göre sadeleştirilmiş bir şekli olduğu söylenebilir. Zavotçu nun hazırladığı metne göre ise, Rıza da fazladan bazı bilgiler olduğu görülmektedir. Bu şair hakkında verilen bilgiler arasında, Mücîb Tezkiresi ni bir kaynak olarak kullanmanın en büyük sakıncasını gösteren bir gariplik vardır. O da, Rıza da Hâlâ Edirne de hâriç pâyesi ile müderrisdür. şeklinde verilmiş olan bilginin Mücîb de de aynen Hâlâ Edirne de hâriç rütbesiyle müderrisdir. şeklinde bulunmasıdır. Rıza Tezkiresi nin 1050/1640, Mücîb Tezkiresi nin ise 1122/1710 yıllarında yazıldığı dikkate alınırsa, yetmiş yıl boyunca bu kişinin hayatta ve de aynı rütbede kalmış olması pek de mümkün gözükmemektedir. Bu konunun en ilginç örneğini ileride Rezmî maddesinde göreceğiz. 4. Devrî: Bu, sadece Mücîb de görebildiğimiz bir şairdir: Đstanbulî Mahmûd Çelebi dir. Tabî atı bed degüldür. Şi r-i u: Rûz-ı mahşerde umaram olasın bana delîl Sana meyl itdigimin aslı budur Đsmâ îl Yukarıda verilen örnek beyte bakılırsa Devrî nin sıradan bir şair olduğu anlaşılmaktadır. Mücîb in bu şair hakkındaki değerlendirmesinin tabîatı bed degüldür den ibaret olması da bu kanaatimizi desteklemektedir. 5. De bî: Rıza da Dâyî olarak kayıtlıdır. Đki kelimenin yazımı dikkate alındığında / دايى) (دابى Hıbrî başlığı altında söylediğimiz ihtimaller geçerli olabilir. Mücîb in burada da Rıza da verilen bilgileri sadeleştirerek/kısaltarak aynen aktardığını görmekteyiz. 6. Remzî: Mücîb Tezkiresi ni bir kaynak olarak kullanacakların nasıl bir yanlışa düşeceklerini en açık bir biçimde gösteren başlıktır. Rıza: Sâbıkâ Tatar Hân 7 olan Selâmet Giray un şeh-zâde-i civânbahtı olup hâlâ taht-ı âlî-baht-ı Cengiziye de 8 hân olan Bahâdır Giray dur. (Zavotçu 2009: 229) 7 8 Rıza nın ve Mücîb in ifadeleri metinleri hazırlayanlardan aynen alınmıştır. Türkçe han kelimesinin hân şeklindeki yazımı, yaygın olmakla beraber, doğru değildir. Kelime Ahmet Cevdet neşrinde (s. 42) cihangîrîde şeklindedir.
244 252 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kenan ÖZÇELĐK Mücîb: Sâbıkâ Tatar Hânı olan Selâmet Girây ın şeh-zâde-i cüvân-bahtı olup hâlâ hân-ı âlî-şândır. Mücîb, Rıza daki diğer bilgileri de kısaltarak aktarmıştır. Şiir örnekleri de aynıdır. Ancak, Hıbrî başlığı altında da belirttiğimiz gibi, Mücîb, tezkiresini Rıza dan yetmiş yıl sonra yazmıştır. Bu arada, Rıza, tezkiresini yazdıktan bir yıl sonra(1051/1641) Bahadır Giray ölmüştür (Çapan 2005: 200; Abdulkadiroğlu 1999: 136) 9. Bunu bilmeyen ve iddia edildiği gibi bu şairin sadece Mücîb Tezkiresi nde kaydedildiğine inanmış dikkatsiz bir araştırmacının içine düşeceği durumun vahâmeti ortadadır. 7. Selâmî: Bu da sadece Mücîb de görebildiğimiz bir şairdir: Küttâb-ı dîvândan es-seyyid Đsmâ il 10 Çelebi dir. Bu devir şu arâsındandır. Mücib in verdiği bilgi bu kadardır. Şiir örneği verilmediği gibi şairin sanatına ilişkin de herhangi bir değerlendirmede bulunulmamıştır. Bu da kanaatimizce, Mücîb in tezkire yazamayacak birisi olmasından ileri gelmektedir Şu âî: Mücîb, Rıza nın ifadelerini kısaltarak almıştır 12. Burada Mücîb, Hıbrî ve Rezmî hakkında yazdıklarında/rıza dan aldıklarında olduğu gibi bir dalgınlık içinde değildir. Çünkü Rıza, şairin, cülûsuna tarih düşürdüğü kişiyi pâdişahımuz şeklinde; Mücîb ise, Sultân Đbrâhim Hân olarak tanıtmaktadır 13. Buradan yola çıkarak Mücîb in, Rıza Tezkiresi ni kendine mal etmek istediği, daha açık bir ifade ile intihalde bulunduğu söylenebilir. Çünkü burada açıkça görülmektedir ki Mücîb, Rıza dan aktardığı bilgiyi güncellemiştir. Bu konuya yazının sonuç kısmında tekrar döneceğiz. 9 Đsmail Beliğ şairi, -muhtemeldir ki sehven- Remzî olarak kaydetmiştir. 10 Divan Edebiyatı Đsimler Sözlüğü nde kaynak olarak Mücîb Tezkiresi gösterilmiş olmasına rağmen isim, Đbrahim olarak verilmiştir (Đpekten-Đsen vd. 1988: 432). 11 Türk edebiyatı ile ilgili araştırma yapanların önemli kaynaklarından olan Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi nde Mücîb le ilgili, en sonda tezkiresinin muhtasar bir eser olduğu, ihtiva ettiği malumatın noksanlığından dolayı tutulmadığı belirtilmişse de, başta verilen ilk bilgi Tezkire yazarı şeklindedir (Đsen 1986: 409). Ayrıca tezkirelerle ilgili bir yazıda, Mücîb, tertip tarzı ve şair seçimi açısından hem Rıza hem de Riyazî gibi bir ölçü fikri olduğunu düşündürmektedir şeklindeki ifadelerle, Riyâzî ve Rıza ile aynı kategoride ele alınmıştır (Durmuş 2012: 1327). Đslam Ansiklopedisi ndeki Tezkire maddesini yazan Abdülkadir Karahan ın ise, tezkireler arasında Mücîb Tezkiresi ni saymaması manidardır (1979: 229). 12 Rıza Tezkiresi nin Ahmet Cevdet neşrinde (s.58) şairin ismi Mehmed olarak verilmiştir. Mücîb Tezkiresi nin bir nüshasında da isim Mehmed olarak yazılmıştır. Zavotçu - aparatta isimle ilgili herhangi bir nüsha farkı göstermemiştir- ve Altun, şairin ismini metne Mahmûd şeklinde almışlardır (Zavotçu 2009: 272; Altun 1997: 40). 13 Aynı durum Fakîrî maddesinde de görülür (Zavotçu 2009: 147; Altun 1997: 54).
245 253 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mücîb Tezkiresi nin Orijinalliği Üzerine 9. Iydî: Mücîb, Rıza nın ifadelerini yer yer kısaltarak aktarmıştır. Ancak bu şair için de yegane kaynağın Mücîb Tezkiresi olduğunu iddia edenleri tıpkı Rezmî de olduğu gibi bir durum beklemektedir. Çünkü Rıza da Hâlâ vilâyet-i Kırım da Bahâdır Giray Hân un nedîmi olarak tanıtılan şair, Mücîb e göre de Hâlâ Kırım da Bahâdır Hân ın nedîmi olarak hayattadır. Oysa ki Rezmî kısmında belirttiğimiz gibi Bahadır Giray ın 1051/1641; Iydî nin ise 1056/1646 yılında öldüğünü Đsmail Beliğ den (Abdulkadiroğlu 1999: 285)öğrenmekteyiz. 10. Đlmî: Mücîb de yine Rıza daki ifadeler kısaltılarak aktarılmaktadır. Rıza nın kendi zamanındaki önemli şairlerden biri olarak tanıttığı bu şairi Mücîb de -yukarıdaki benzer örneklerde görüldüğü gibi- Şu arâ-yı asrımızın fusahâsındandır şeklinde tanıtır. Ancak Đsmail Beliğ, şairin 1055/1645 yılında öldüğünü bildirmektedir (Abdulkadiroğlu 1999: 282) Alîmî: Mücîb, Rıza nın ifadelerini kısaltarak aktarmıştır. Zavotçu nun hazırladığı metne göre Rıza dan, şairin ölüm yerini de öğrenmemize rağmen, Mücîb de bu bilgi yoktur. SONUÇ Buraya kadar ayrı ayrı başlıklar hâlinde incelenen on bir şairden sadece ikisi (Devrî ve Selâmî), Mücîb Tezkiresi nde bulunup da diğer tezkirelerde karşımıza çıkmayan şairlerdir. Dolayısıyla, sadece Mücîb Tezkiresi nde kaydedildiği iddia edilen on bir şairin sadece ikisi için bunu geçerli olduğu görülmekte; dolayısıyla söz konusu iddianın asılsız olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda ele aldığımız şairlerden bazıları hakkında dikkat çektiğimiz hususlar, Mücîb Tezkiresi ni, tahkik ve tenkide tabi tutmadan müstakil bir kaynak olarak kullanmanın son derece sakıncalı olduğunu göstermiştir. Bu tür sakıncalar tezkirede yer verilen başka şairlerle ilgili olarak da karşımıza çıkar. Mesela, Mücîb, Habîbî maddesinde, Rıza daki Hâlâ Belgrad-ı behçet-âbâdda kâri-i Mesnevîdür bilgisini, kısaltarak Hâlâ Belgırad da kâri-i Mesnevîdür şeklinde aktarmıştır. Ancak, Đsmail Beliğ, şairin 1050/1640 yılında Rıza nın tezkiresini yazdığı yıl- öldüğünü bildirmektedir (Abdulkadiroğlu 1999: 67). Bu bağlamda en çok göz önünde bulundurulması gereken durum, ekseriyetinin ölüm tarihini titizlikle belirtmiş olarak nitelendirilmiş 14 Đsmail Beliğ, şairin adını Abdullah olarak vermiştir. Zavotçu nun hazırladığı metne göre (s. 186) Rıza Tezkiresi nde şairin ismine işaret eden Đlmî-i Tâhir ve Altun un hazırladığı metne göre (s. 47) Mücîb Tezkiresi ndeki Đlmî Tâhir şeklindeki ifadelerden şairin adının Tâhir olduğu anlaşılır. Ancak Rıza Tezkiresi nin Ahmet Cevdet neşrinde (s.74) söz konusu ifade Đlmi zâhirdür şeklindedir.
246 254 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kenan ÖZÇELĐK (Şentürk-Kartal 2005:461) olsa da Mücîb in, azımsanamayacak sayıdaki şairin hayatıyla ilgili yanlış tarihî bilgilere sevk edeceği gerçeğidir. Yukarıda Şu âî maddesinde, Mücîb in Rıza daki bir bilgiyi güncelleyerek aktarmasından yola çıkarak, eserinin intihal ürünü olarak görülebileceğini söylemiştik. Mücîb in, tezkiresinin mukaddimesinde, Rıza nın eserini beğenmemesine ve kendi eserini de Riyâzî nin eserine zeyl eyledim diyerek takdim etmesine (Altun 1997: 19) bakılırsa söz konusu niteleme doğru kabul edilebilir. Ancak Mücîb in hâtimede, yaptığı işi ve neticesinde ortaya çıkan eserini Bu fakîrün intihâb itdigi muhtasar ifadeleriyle tanımlamasına ve El-hak bu risâlenün sâhibi es-seyyid Rıza diyerek (Altun 1997: 63) de gerçeği saklamamasına bakılırsa bunun doğru olmadığı ortaya çıkar. Ayrıca, Mücîb in ileride bir tezkire yazma niyetiyle Rıza Tezkiresi ni istinsah ettiği; ancak tezkiresini tamamlayamadığı da düşünülebilir 15. Bütün bunlar birer ihtimaldir. Ancak baştan itibaren dikkat çektiğimiz hususun, Mücîb in ne yapmak istediği/ne yaptığından ziyade, ortada duran esere kendisinden sonrakilerce yüklenen değerle ilgili olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Netice olarak, Mücîb Tezkiresi nin ne idüğüne dair bir tanım bulmakta acze düştüğümüzü itiraf ile söz konusu eserin, ancak ve ancak Rıza Tezkiresi nin muhtasar bir kopyası olarak ele alınması gerektiğini söyleyebiliriz. Bunun dışında eserin kaynaklık değerinin ise, onda verilen bilgilerin tamamının -özellikle Riyâzî ve Rıza nın tezkireleri başta olmak üzere- diğer biyografi kaynaklarımızla karşılaştırılması ve böylece -varsasadece Mücîb in verdiği bilgilerin tespit edilmesi suretiyle tam olarak belirlenebileceği kanaatindeyiz. KAYNAKÇA ABDULKADĐROĞLU, Abdulkerim (1999), Đsmail Beliğ Nuhbetü l-âsâr li-zeyli Zübdeti l-eş âr, AKM Yay., Ankara. AÇIKGÖZ, Namık (1982), Riyâzî Muhammed Efendi Riyâzu ş-şu arâ (Metin- Dizin), Yüksek Lisans Tezi, Ankara Ü. DTCF., Ankara. ADAK, Abdurrahman (2011), Ali Emiri nin Gözüyle Diyarbakırlı Şairler, Kent Işıkları Yay., Đstanbul. ALTUN, Kudret (1997), Tezkire-i Mucîb (Đnceleme- Tenkitli Metin- Dizin- Sözlük), AKM Yay., Ankara. 15 Böyle bir ihtimale dikkat çeken Zehra Toska ya çok teşekkür ederim. Mücîb Tezkiresi nin vav harfinde sona ermesi de - he ve ye harfleri altında ele alınacak şair bulunmaması zor bir ihtimaldir- bu bağlamda değerlendirilebilir.
247 255 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Mücîb Tezkiresi nin Orijinalliği Üzerine ÇAPAN, Pervin (2005), Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî, AKM Yay., Ankara. DURMUŞ, Tuba Işınsu Đsen (2012), Osmanlı Şuara Tezkirelerinde Zeyl Geleneği, Turkish Studies, vol. 7/1, s ERDEM, Sadık (1984), Râmiz ve Âdâb-ı Zurafâ sı, AKM Yay., Ankara. es-seyyid Rıza (1316), Tezkire-i Rıza, Neşr: Ahmet Cevdet, Đkdam Matbaası, Dersaadet. GÜNER, Galip-Nurhan GÜNER (2003), Ali Emîrî Efendi Esâmî-i Şu arâ-yı Âmid, Anıl Matbaa ve Ciltevi, Ankara. ĐPEKTEN, Haluk (1988), Türk Edebiyatının Kaynaklarından Türkçe Şu ara Tezkireleri, Atatürk Ü. Yay., Erzurum. ĐPEKTEN, Haluk-Mustafa ĐSEN-Recep TOPARLI-Naci OKÇU-Turgut KARABEY (1988), Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı Đsimler Sözlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., Ankara. ĐSEN, Mustafa (1986), Mucîb Mustafa Efendi, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, C. 6, Dergah Yay., Đstanbul, s ĐSEN Mustafa-Filiz KILIÇ-Đ. Hakkı AKSOYAK-Aysun EYDURAN (2002), Şair Tezkireleri, Grafiker Yay., Ankara. Kalkandelenli Sabrî (yz.), Şuarâ Tezkireleri, TDK Kütüphanesi, no: B54. KARAHAN, Abdülkadir (1979), Tezkire, Đslam Ansiklopedisi, Milli Eğitim Basımevi, Đstanbul, s LEVEND, Agâh Sırrı (1973), Türk Edebiyatı Tarihi -Giriş-, TTK Yay., Ankara. ÖZCAN, Abdülkadir (1989), Şakaik-ı Nu maniye ve Zeyilleri: Şeyhî Mehmed Efendi Vekayiü l-fudalâ II-III, c. 4, Çağrı Yay., Đstanbul. SAVRAN, Ömer (2010), Fütûhî nin Nâz u Niyâz ı ve Nâz u Niyâz da Âşık- Maşuk, Turkish Studies, vol. 5/3, s ŞENTÜRK, Ahmet Atilla-Ahmet KARTAL (2005), Üniversiteler Đçin Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Dergâh Yay., Đstanbul. ZAVOTÇU Gencay (2009), Rıza Tezkiresi (Đnceleme-Metin), Sahaflar Kitap Sarayı, Đstanbul.
248 YURT DIŞINDAN GERĐ DÖNEN SÜRYANĐLERDE SOSYO-KÜLTÜREL DEĞĐŞĐM (MĐDYAT ÖRNEĞĐ) Yrd. Doç. Dr. Recep ÖZKAN * Yrd. Doç. Dr. Bayram POLAT ** Arş. Gör. Ayşe SOYLU *** ÖZ: Mezopotamya Bölgesinde yaşayan en eski kavimlerden biri olan Süryaniler, Türkiye de yoğun olarak Mardin ve çevresinde yaşamaktadırlar. Süryaniliğin ortaya çıkışında Patrik Yakup Baradaus etkili olduğu için Yakubilik olarak da anılmaktadır. Bu araştırmada yurt dışından geri dönen Süryanilerde sosyo-kültürel değişim konu edilmektedir. Araştırma tarama modeli niteliğinde olup literatür taraması, birebir görüşme ve gözlem teknikleri kullanılmıştır. Mardin Đli, Midyat ilçesinde yaşayan Süryanilerin görüşleri doğrultusunda bilgi toplanmıştır. Bilgilerin toplanmasında açık uçlu görüşme tekniği uygulanarak bir kanaat çalışması yapılmıştır. Süryanilerin yurt dışına gidişlerinin daha çok zorunlu sebeplerden kaynaklandığı, bu nedenle de şartların değişmesiyle birlikte geri döndükleri görülmüştür. Göçün Süryanilerde azda olsa kültürel değişime neden olduğu ve bu sebeple de bazı temel değerlerde değişimin gerçekleştiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Süryaniler, Kültürel Etkileşim, Mardin, Midyat, Göç, Sosyo-kültürel değişim, Dinler Tarihi * The Sociocultural Change of Syrians Returning From Abroad: The Midyat Case ABSTRACT: Syriacs, one of the oldest tribes living in Mesopotamia, live intensively in Mardin and around of in Turkey. Since, Patriarch Yakup Baradaus has been effective on appearing of Syriacism, it is also called as Jacobites. Within this work the socio- cultural change of Syriacs come back from abroad has been focused on. This Niğde Üni. Eğitim Fak., [email protected] ** Niğde Üni. Eğitim Fak., [email protected] *** Niğde Üni. Sürekli Eğitim Merkezi, [email protected]
249 258 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Recep ÖZKAN, Bayram POLAT, Ayşe SOYLU investigation has the scanning model, literature scanning, interview and observation techniques have been used. Information has been gathered through the views of Syriacs living in Mardin and its periferies. Open ended interview technique was used to collect information and a belief study has been carried out. It has been seen that going abroad was based on indispensable reasons and they came back when the conditions started to change. It has been determined that although it is not very much; migration caused cultural change and because of this reason, there has been changing in some main values. Key Words: Syriacs, Cultural Interaction, Mardin, Midyat, Migration, Socio-Cultural Change, History of Religion GĐRĐŞ Süryanilerin Mezopotamya Bölgesinde yaşayan en eski topluluk olduğu bilinmektedir. Süryani adı hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür (Çelik 1996: 15-16; Bilge 2001: 23-30). Etnik olarak Süryaniler; dillerinden dolayı Aramilerin, Asurluların devamı olduğu veya birkaç kavmin birleşmesinden meydana gelen bir topluluk oluşturdukları ifade edilmektedir (Dolabani 1955: 133; Bilge 2001: 31-39). Günümüzde ise Süryaniler Hıristiyanlığı kabul eden dini bir topluluk olarak da görülmektedir (Günel 1970: 30). Süryani adı bugün çeşitli ırklara dayalı bir topluluk olsa dahi, Hıristiyanlığın bir mezhebini kabul eden topluluk olarak karşımıza çıkmaktadır (Çelik 1996: 16; Sarıkçıoğlu 1999: 317). Süryaniler, M. S. 38 yılında Hıristiyan olduğu ifade edilen bir topluluktur (Tümer-Küçük 1993: 274). Süryani Kilisesi Patrik Yakup Baradaos (Cohn-Sherbok 2002: 145) tarafından teşkilatlandırıldığı için Yakubilik olarak da tanınmaktadır (Çelik 1996: 319; Roberson 2005: 382; Kaplan 2008: 55). Yakubilik in temel felsefesinde monofizitlik hâkimdir. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde (I.-V. yüzyıllar) Hz. Đsa nın tabiatı hakkında ortaya atılan iki görüş bulunmaktadır. Bu görüşlerden birisi monofizitlik yani Đsa da tek tabiatın bulunduğu iddia edilen görüştür (Tümer-Küçük 1993: 274; Gündüz 1998: 349; Günel 1970: 32). Monofizit görüşü savunan kişi ise Đskenderiye Patriği I. Kuril dir. Ona göre Đsa Mesih in ilahi ve insani tabiatlarının birleşmesinden sonra Đsa Mesih sadece ilahi tabiatın taşıyıcısı olmuştur (Sarıkçıoğlu 1999: 317; Şimşek 2003: 71-72). Bu sebeple Hz. Meryem Theotokos (Tanrı anası) olarak nitelendirilmiştir (Albayrak 1997: 72). 451 yılında yapılan Kalkedon (Kadıköy) Konsili nde Evtiches in Đsa da tek bir şahsın var olduğu, bu şahsın doğasının da beşeri değil
250 259 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /Yurt Dışından Dönen Süryanilerde Sosyo-Kültürel Değişim sadece tanrısal olduğu şeklindeki görüşü reddedilmiştir. Bunun neticesinde monofizit akideyi savunan kiliseler (Süryani, Ermeni ve Kıpti) ise konsil kararlarını reddederek (Spinka 1959: 384) Kıpti ve Süryani Ortodoks Kiliseleri ile Roma ve Đstanbul Kiliseleri arasındaki birlik son bulmuştur (Dvornik 1990: 16-18; Aydın 1991: 17-18). Bizans Đmparatorluğu nda Rum Ortodoksluğu nun hâkim olması ve Kudüs ün başkente yakınlığından dolayı monofizit görüşü savunanlara baskılar iyice artmış, hatta papaz takdisini bile yapamaz hale gelmişlerdir. Bunun sonucunda Monofizit görüş çıkmaza girmiştir. Daha sonraki dönemlerde ülke sınırlarının korunması için monofizit görüşü savunanlardan da faydalanılacağı hususunda imparatorun ikna edilmesi ile birlikte bunlar üzerindeki baskı kaldırılarak, birleşmelerine ve teşkilatlanmalarına izin verilmiştir. Böylece Teodor ve Yakup isimli iki piskopos takdis edilmiştir. Teşkilatçı bir yapıya sahip olan Yakup monofizitleri birleştirerek çok sayıda piskopos ve papazı takdis etmiştir. Yakub un bu teşkilatçılığı neticesinde Suriye Monofizit Kilisesi Yakubilik adını almış ve bundan sonra Süryani Kilisesi Yakubilik adıyla anıla gelmiştir (Çelik 1996: ; Sarıkcıoğlu 1999: 318; Atiya 2005: 206). Süryaniler kendi aralarında çıkan ihtilaflar neticesinde güç kaybetmeye başlamışlar ve birçoğu Müslüman olmuştur. Süryanilerin yaşamış olduğu coğrafyanın Bizans Đmparatorluğu nun eline geçmesiyle birlikte patriklik 975 yılında Malatya ya taşınmıştır (Atiya 2005: 214). Süryaniler haçlıların kötü muameleleri, Đlhanlı ve Timur ordularının seferleri neticesinde Mardin ve Musul da azınlığa düşmüşlerdir. Ayrıca Yakubiliğin çöküşünde Katolik Kilisesi nin de büyük etkisi olmuş ve bir kısım Yakubi Katolikliği kabul etmiştir. Dolayısıyla burada diğer misyoner grupları da göz ardı etmemek gerekir (Atiya 2005: ). Halep ten Antakya ya taşınan Yakubi Kilisesi, Dürzî Đsyanı ndan sonra Mardin e, I. Dünya Savaşı ndan sonra ise Beyrut a taşınmıştır. Günümüzde Süryaniler dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmış bir şekilde yaşamaktadır. A.B.D, Kanada, Đsviçre, Đsveç, Almanya, Mısır, Lübnan, Suriye v.b. ülkelere göç etmişlerdir. Türkiye den çeşitli nedenlerle göç eden Süryanilerin bir kısmı geri dönmüş ve dönmeye devam etmektedirler. Türkiye de Süryaniler çeşitli illerde dağınık olarak yaşamalarına rağmen daha çok Mardin ve çevresinde yoğunluk kazanmaktadır (Bilge 2001: 99). Türkiye deki nüfusları hakkında çeşitli bilgiler ileri sürülmektedir. Kesin bir sayı tespit edilememesine rağmen yaklaşık olarak 15 bin ile 50 bin kişi civarında oldukları belirtilmektedir (Sarıkçıoğlu 1999: 319; Bilge 2001: 99). Bu araştırmaya konu olan Süryani topluluğu Monafizit (Yakubi) topluluktur. Katolik ve Protestan Süryaniler araştırmanın kapsamı dışında tutulmuştur. Farklı rakamlar ileri
251 260 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Recep ÖZKAN, Bayram POLAT, Ayşe SOYLU sürülmesine rağmen yaklaşık kişi civarında olan Süryaniler (Yakubiler) Monofizit geleneği sürdüren küçük bir gruptur. Bunlar Süryani Kadim Kilisesi nin üyesi olarak anıla gelmişlerdir. Çoğunlukla Mardin ve Đstanbul da yaşamaktadırlar. Suriye deki Şam Patrikliği ne bağlı olarak Türkiye de başrahiplikle idare edilmektedirler yılına kadar Mardin Deyruzzeferan Manastırı nda oturan patrik, Şam da Antakya Patriği olarak seçilmiştir (Çelik 1996: 334). Süryanilerce Kilise Đsa Mesih tarafından kurulmuş olup ebedidir. Kilise haram ve helâlı mensuplarına öğreterek Tanrı nın rahmetine kavuşmalarını sağlar. Süryanilerde birden fazla patriklik bulunmaktadır. Bunlardan Antakya ve Đskenderiye Patrikleri de Suriye deki patriklikle aynı seviyededir. Patrikler kilisenin baş idarecileri olup havari Petrus un Antakya daki makamının halefidirler. Đsa nın Petrus a verdiği şahsiyet, patriğin şahsında değil kilisede devam eder. Geleneksel Hıristiyan liturjisini benimseyen (Roberson 2005: 384) Süryanilerde kutsal gizem ile ilgili hususlar tartışmalıdır. XII. Yüz yılda alınan karara göre gizemlerin sayısı beş olmasına rağmen, daha sonraki dönemlerde iki sakrament daha ilave edilerek yediye çıkarılmıştır. Bunlar vaftiz, miron yağı takdisi, kominyon, kehnüt (ruhanilik), tövbe ve itiraf, hasta yağlama ve evlenmedir. Ayrıca namaz, oruç (perhiz), defin ve ölümle ilgili ayinler de bulunmaktadır. Đbadetleri ise toplu ve ferdi olarak yapılan duaların yanı sıra haç çıkarmak, haç öpmek, ona saygı göstermek ve ayinlere katılmaktır (Atiya 2005: ;Sarıkçıoğlu 1999: 320). Toplumsal yapı zaman ve şartlara göre az ya da çok değişime uğramaktadır. Süryanilerde de bu değişimi gözlemek mümkündür. Bugün Türkiye de yaşayan Süryanilerin çeşitli nedenlerle yurt dışına gittikleri bilinmektedir. Ancak Süryanilerin çoğunun tekrar Türkiye ye geri dönüş yaptıkları görülmektedir. Bu çalışmada Süryanilerin yurt dışından döndükten sonra yaşadıkları sosyo-kültürel değişimin belirlenmesi problem konusu yapılmaktadır. YÖNTEM Araştırma tarama modeli niteliğinde olup literatür taraması, görüşme ve gözlem teknikleri kullanılmıştır. Mardin ili Midyat ilçesinde yaşayan Süryanilerin görüşleri doğrultusunda bilgi toplanmıştır. Bilgilerin toplanmasında açık uçlu görüşme tekniği uygulanarak bir kanaat çalışması yapılmıştır. Örneklem belirleme yoluna gidilmemiş olup, gönüllülük esasına dayalı olarak, görüşmeye katılmayı kabul eden, çeşitli nedenlerle belirli süre yurt dışında yaşamış ve Mardin e kesin dönüş yapmış 5 Süryani ile görüşme yapılmıştır. Görüşülen kişilerin 5 kişi ile sınırlandırılmasının
252 261 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /Yurt Dışından Dönen Süryanilerde Sosyo-Kültürel Değişim nedeni ise görüşme isteğinde bulunulanların bilgi vermeleri durumda kendilerinin zor durumda kalacaklarını söyleyerek görüşmekten kaçınmalarıdır. Bu nedenle görüşülen kişi sayısı sınırlı tutulmuştur. Görüşmeyi kabul eden kişilerin isimleri tarafımızca saklı tutulmuş olup, kişilerin görüşleri şifreleme yoluyla verilmiştir. Gerektiğinde görüşmecilerin isimleri açıklanabilir. Araştırmada ele alınacak başlıklar bir taslak halinde önceden belirlenmiş ve sorular bu başlıklardan yola çıkarak hazırlanmıştır. Görüşmeci görüşme sorularının sırasını görüşme anındaki gelişmelere göre kendisi belirlemiştir. Bu tür çalışmalarda görüşmeyi yapan kişi soruların sırasına ve tarzına görüşme sırasında karar verir. Ayrı kültürlerde ve ayrı sosyo-ekonomik gruplarda, kişilerin iç yaşantılarına girmenin, onlardan özellikler duyarlılığı yüksek konularda gerçeği yansıtan cevaplar almanın ayrı güçlükleri vardır. Doğu kültürlerinde ve sosyo-ekonomik düzeyi düşük toplumlarda, kişi ile ilk ilişkileri kurup ona yaklaşmak oldukça güç; ancak bir kez bu dış kabuk çatlatılırsa, kişinin özüne inmek daha kolay görünmektedir (Karasar 2009: 170). Bu nedenle Kaynak kişinin öz geçmişi, ilgi ve inançlarının görüşmeci tarafından bilinmesi amaca ulaşmayı kolaylaştırır, güven duygusunun gelişmesine yardımcı olur anlayışından hareketle, görüşmeler daha önce aynı bölgede belirli bir süre görev yapmış ve çalışmanın da yazarlarından biri olan kişi tarafından yapılmıştır. Görüşmecinin daha önce aynı bölgede görev yapması, görüşme yapılan kişilerin güvenini kazanmada etkili olmuştur. Bu durum dış gözlemle birlikte iç gözlemin de etkili bir şekilde kullanmasını sağlamıştır. Görüşme yapılan kişilerden üçü sesli ve görüntülü kayıt sistemini istemediği için görüşmeler yazılı olarak kaydedilmiştir, diğer ikisi ile yapılan görüşme ise ses kayıt cihazı kullanılarak kaydedildikten sonra deşifre ve analiz edilmiştir. BULGULAR Yurt dışına giden Süryanilerin gittikleri yerlerin nereler olduğu sorulduğunda bu ülkelerin başta Almanya, Đsveç, Đsviçre, Fransa, Belçika, Hollanda olmak üzere Avrupa nın çeşitli ülkeleri, çok az sayıda da olsa Hindistan, Amerika ve Avustralya ya gidenlerin de olduğu ifade edilmiştir. Yurt Dışına Gidiş Nedenleri Görüşülen kişilere yurt dışına gidiş nedenleri sorulduğunda, farklı nedenlerin olduğu tespit edilmiştir. Göç edilen ülkelerin tercih edilmesinde; daha önce bu ülkelere gitmiş akrabalarının bulunması ve bu ülkelerin yaşam standartlarının yüksek olması etkili olmuştur. Yurt dışına gidişlerin 1980 li yıllara kadar ekonomik, 1980 sonrası yıllarda ise tamamen terör nedenli olduğu ifade edilmiştir. Görüşme sonrası elde
253 262 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Recep ÖZKAN, Bayram POLAT, Ayşe SOYLU edilen bilgilere göre; 1980 sonrası; terör nedeniyle bölgede meydana gelen karışıklıklar, özellikle genç kızların tarım alanlarında çalışırken ve hayvanlarını meralarda otlatırken diğer dinlere mensup kişilerce rahatsız edilmeleri yurt dışına gidişte önemli bir etken olarak öne çıkmıştır. Dolayısıyla güvenlik endişesi Süryanilerde ekonomik hayatın gerilemesine neden olmuştur. Bu durum da göçün hızlanmasında önemli bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Görüşülen kişilerin tamamı terör nedeniyle bölgedeki karışıklıklardan zarar görmemek için yurt dışına gittiklerini belirtmiştir. Bunun yanı sıra yurt dışındaki cazip şartlar gidişlerin hızlanmasında etkili olmuştur. Yurt Dışında Karşılaştıkları Tutum ve Davranışlar Görüşülen kişiler yurt dışında genellikle iyi karşılandıklarını ifade etmişlerdir öncesinde göç etmiş olduğunu söyleyen B ise yurt dışında değişik problemlerle karşılaştıklarını bunun önemli nedenleri arasında, orada kendilerine yardımcı olabilecek tanıdıklarının olmaması ve dil bilmemeleri neticesinde iletişimde sıkıntı çektiklerini, ancak sonraki nesillerin bu tür sıkıntıları yaşamadıklarını ifade etmiştir. Buna rağmen gittikleri ülke vatandaşları tarafından çok iyi karşılandıklarını söylemişlerdir. Görüşülen A ; Avrupa yaşantısında her şey lüks ama biz yinede kendimizi rahat hissetmiyorduk, toprak kendi toprağımız değil, kendi memleketimiz değil. Psikolojik olarak rahat değildik. Memleketimiz olmadıktan sonra neye yarar. ifadesini özellikle vurgulamaktadır. Almanya ya göç eden Đ ise dil konusunda çok sıkıntı çektik, kültür ve dil konusunda çok kapalıydık. Ama Almanlar bizi iyi karşıladı. Burada yaşadığımız sıkıntıları anlatınca Almanlar bize hak verdi demiştir. Bu ifadelerden de anlaşılacağı gibi görüşme yapılan kişilerin gittikleri ülkelerin şartlarının Türkiye den daha iyi olmasına rağmen, dil ve kültür farklılığı nedeniyle sıkıntılar yaşadıkları ve vatan özlemini bir türlü atamadıkları görülmektedir. Görüşülen Đ nin ifadelerinden Almanların Türkiye den göç eden Süryanilere siyasi yönden yaklaştıkları söylenebilir. Süryanilerin yurt dışına giderken, kesin göç değil de geri dönme düşüncesini geri plana atmadıkları görülmektedir. Göç edenlerin, giderken köylerini tamamen boşaltmış olsalar da topraklarını hiçbir zaman bir başkasına satmayı, başka insanların yerleşmelerine izin vermeyi düşünmeyip, geri dönme ümidini hiçbir zaman kaybetmedikleri söylenebilir. Çocuklarının Süryani kültürüyle yaşamalarını istediklerini, bu nedenle de yurt dışında kaldıkları süreçte izinlerini Türkiye de geçirmeye özen gösterdiklerini söylenmiştir. Bu düşüncelere örnek olarak
254 263 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /Yurt Dışından Dönen Süryanilerde Sosyo-Kültürel Değişim görüşülen B, biz gittik ancak bu gitmeyle zarar gördük. Dönmeseydik zarar görmeye devam edecektik. Bizim yurt dışına giden birinci nesil olarak dönmemiz gerekiyordu. Böylece, çocuklarımız gelip bizi ziyaret etsinler, yavaş yavaş yöreyi tanısınlar, köyleri tanısınlar, mallarını mülklerini tanısınlar ki, biz nasıl yerimizi bırakmak istemiyoruz ileride onlarda aynı şeyleri hissetsin, buranın sevgisi kafalarına girsin istedik demektedir. Görüşülen A, memleket hasretiydi. Hep bir gün buraya geleceğiz diye düşünüyorduk derken, görüşülen Đ Avrupa da çok güzel şartlar vardı ama kendi kültürünü dilini korumak çok zordu. O kültür sizi yok eder, asimile olursunuz, Türkiye de şartlar iyileşti, insanların bakış açısı değişti herkes birbirini kabul ediyor demektedir. Görüşülen S Çocuklarımız burada (Türkiye de) bu kültürle yaşasın istedik ifadesine vurgu yapmaktadır. Görüşülen Ş ise 25 yıl orada kaldık ama izinlerde hep buraya geldik. Benim için büyük bir hayaldi. Evlerimiz yerlerimiz bomboştu diyerek uzun bir süre yurt dışında kalmalarına rağmen sık sık Türkiye ye izne gelerek vatan özlemini gidermeye çalıştıklarını belirtmektedir. Bu ifadelerden de anlaşılacağı gibi, yurt dışına giden Süryanilerin kültürel değişime ve asimilasyona uğrama korkusunu devamlı yaşadıklarını, kültürün korunabileceği tek yerin Türkiye olduğunu düşündüklerini söylemek mümkündür. Görüşme yapılan kişilerin çoğunluğu, yurt dışına göç ederken Türkiye de ve gittikleri ülkelerdeki cemaat üyeleri tarafından destek gördüklerini belirtmişlerdir. Tamamen Süryanilerden oluşan köylerde yaşayanların, özellikle genç kızların göç etmeleri, kalanlar tarafından destek görürken, kendi cemaatleri tarafından bazı özel durumlarda olumsuz tepki gördükleri de olmuştur. Görüşülen B, bu konudaki tepkileri burada kalanlar gitmemizi istemiyorlardı, yaşlı kişiler, gitme imkânı olmayanlar burada kalmamızı istiyorlardı. Sadece köyde değil, şehirde veya nerede olursa olsun insan azaldığında, kalanların zoruna gider. Örneğin akrabası, komşusu, çocukları gitmiş. Bunların göçleri desteklememesi çok normaldir şeklinde ifade etmektedir. Süryanilerin ve Müslümanların birlikte yaşadıkları köylerde hem Müslümanlar hem de göç edemeyecek olan Süryaniler göçe olumlu bakmamışlardır. Buna göre, Süryanilere karşı Türk toplumunda herhangi bir olumsuzluğun olmadığı ve Süryanilerin göç etmelerinin istenmediği söylenebilir. Süryaniler gittikleri yerlerde hem yerli halk tarafından hem de kendi cemaatleri tarafından iyi karşılandıklarını, oradaki Süryanilerin göç edenlere sahip çıktıklarını söylemişlerdir. Görüşülen kişiler gittikleri yerlerde komşuluk ilişkilerinde hiçbir sıkıntı yaşamadıklarını belirtmişlerdir. Görüşülen Đ Almanlar
255 264 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Recep ÖZKAN, Bayram POLAT, Ayşe SOYLU komşuluk olarak çok da iyi değillerdi ama herhangi bir sıkıntı da yaşamadık demektedir. Dini-Kültürel Değişim Yurt dışına gitmeden önce dine karşı tutum ve davranışlarının nasıl olduğu, bu durumun yurt dışında nasıl devam ettiği ve döndükten sonraki tutumlarıyla gitmeden önceki tutum ve davranışları arasında herhangi bir fark olup olmadığı sorusu sorulduğunda, bütün görüşülen kişiler, yurt dışına gitmeden önce dinlerini daha iyi yaşadıklarını, yurt dışına gittiklerinde dine karşı tutum ve davranışlarında zayıflama olduğunu belirtmişlerdir. Yine görüşülenlerin çoğu yurt dışında ibadetlerini yapacak mekan bulmada zorlandıklarını belirtmişlerdir. Görüşülen S Gitmeden önce büyük oruçlarımı hep tutardım, orada zayıfladı biraz. Gitmeden önce daha iyiydim. Orada işten zamandan dolayı zayıfladı. Şimdi büyük orucu az tutuyorum, küçük orucu tutmuyorum, önce tutmuştum, namaz da kılmıyorum derken görüşülen Đ gitmeden önce daha dindardık. Orada da yaşamaya çalıştık. Şimdi daha az dindarız. Benim fikrime göre insanın parası ve rahatı arttıkça dinden uzaklaşıyor. Görüşülen Ş Gitmeden önce daha dindardık. Orada mezhep farklıklarından dolayı çalışma saatlerimiz ve kilisenin saatleri uymuyordu. Kiliseden ve dinden uzaklaştık biraz. Görüşülen A Din yine aynı din, inanç aynı. Orucunu tutan tutuyor namazını kılan kılıyor ama burada kalanlar dine daha bağlı. Orada bayram farklı zamanda, kendi bayramımızda çalışmak zorundaydık. Đstediğimiz zaman kiliseye gidip namaz kılamıyorduk, Đsviçreliler çıkınca biz giriyorduk. Din konusunda yine burada kalanlardan örnek vereyim, onlar 50 gün oruç tutuyor biz 15 gün tutup bırakıyoruz. Bu ifadelerden de anlaşılacağı gibi Süryanilerin yurt dışına gittikten sonra dini tutum ve davranışlarında, çalışma şartları, mezhep ve çevresel farklılıklar nedeniyle değişmenin ortaya çıktığı ve tutum ve davranışlarda zayıflama olduğu söylenebilir. Yurt dışından döndükten sonra dini ve milli değerlerde değişme oldu mu? Sorusu sorulduğunda görüşülenlerden 3 ü dini tutum ve davranışlarda biraz zayıflama olduğunu belirtmişlerdir. Görüşülen Đ kutsallara aynı değerleri veriyoruz. Bunun yanı sıra Đncili okuyoruz ve papazlarla tartışıyoruz. Görüşülen A ise kutsallar yine aynı ama milli sembollerde değişme oldu. Kökenimizle ilgili olarak Türkiye de iken çok şey bilmiyorduk. Fakat soyumuzun Asurlulara dayandığını yurt dışında öğrenme imkânı bulduk. Ben önceden kim olduğumu bilmiyordum ve soyumla ilgili herhangi bir şey okumamıştım. Türkiye de öğrenme imkânımız yoktu ama oraya (yurt dışı) gidince bir şeyler okuduk, öğrendik. Bazı sembolik konularda da değişme oldu. Mesela burada dernek kurma imkânları o zamanlar yoktu. Avrupa da vardı. Đnsanlar dernek kurmuştu. Tarik ve kültür konusunda da önemli gelişmeler oldu
256 265 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /Yurt Dışından Dönen Süryanilerde Sosyo-Kültürel Değişim cevabını vermiştir. Bu ifadeler, Süryanilerin yurt dışında azınlık psikolojisinin de etkisiyle sosyal dayanışma konusunda bilinçlendiklerini ve dernekleşme sürecine girdiklerini göstermektedir. Kılık-kıyafetlerde ve mimari tarzda değişme olup olmadığına yönelik sorulan soruya, görüşülenlerin hepsi bu konuda değişmelerin olduğunu, giyimlerinin daha modern ve çağdaş bir hal aldığını söylemişlerdir. Mimari tarzda Avrupa da gördükleri teknolojiyi uygulamaya çalıştıklarını ve evlerinin içini Avrupai tarzda döşediklerini belirtmişlerdir. Görüşülen kişilerin söylediklerinden ve de yapılan gözlemlerden; inşaat yapımında geleneksel yapı malzemelerini kullanmaları ve evlerinin bir köşesini geleneksel olarak döşemeleri geleneksel yapıyı kolay kolay terk edemediklerini göstermektedir. Yurt dışından dönüşte yemek kültüründe değişme oldu mu? sorusuna görüşülenlerin verdiği cevaplar benzerlik göstermektedir. Kılıkkıyafet ve mimari tarzda olduğu gibi yemek kültüründe de etkilenmenin söz konusu olduğu anlaşılmakla birlikte, geleneksel yapıyı da terk etmedikleri görülmektedir. Gittikleri yerde o kültürün yemeklerine de alıştıklarını özellikle çocukların fastfood tarzı yemekleri daha çok benimsediklerini ama burada hem kültürel yemeklerini hem de orada öğrendikleri yemekleri yaptıklarını dile getirmişlerdir. Görüşülen A ister istemez oluyor. Orada doğup büyüyen çocuklar oraya alışıyor, bizim yemekleri çocukların çoğu yemiyor. Görüşülen S evet ben Alman yemeği de yapıyorum. Çocuklarım ona alıştı onu istiyor ama eski yemeklerimizden de yapıyorum. Bu ifadelerden hareketle kültürel etkileşimin yetişkinlerden daha çok çocuklar üzerinde büyük etki bıraktığını söylemek mümkündür. Çocuk algısında cinsiyete göre farklılık olup olmadığı sorusuna; orta yaşta olanlar kız-erkek ayrımı yapmadıklarını söylerken, diğerlerine göre yaşı daha büyük olan B ise eskiden kız-erkek ayrımı çok vardı. Erkek çocuk doğduğunda yemekler hazırlanır, bayram gibi kutlanılırdı, ama kız doğduğunda pek fazla sevinilmezdi. Fakat şimdi böyle bir ayrım yok. Kız da erkek de aynı. Benim dört oğlum bir kızım var. Benim için hepsi aynı şeklinde cevap vermiştir. Görüşülen Đ ise eskiden erkek çocuklar daha üstün tutulurdu. Benim iki kızım bir oğlum var. Ama benim için hepsi aynı, ben hepsine aynı özeni ve değeri gösteriyorum. Hatta nasıl ki erkek çocuğa evlenirken para veriliyor, bence kızlara da verilmeli. Ben kızlarıma da para vereceğim. Sonuçta hepsi bizim çocuğumuz. Görüşülen Ş kızda erkekte aynı. Kızım olsun isterdim ama Allah ın verdiğini öyle kabul ettim. Görüşülen A benim kızım yok ama kızımın olmasını isterdim şeklinde fikirlerini dile getirmişlerdir. Bu ifadelerden anlaşıldığı kadarıyla, Süryanilerde erkek çocuğun ailede özel bir öneme sahip olduğu, fakat zamanla çocuklardaki
257 266 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Recep ÖZKAN, Bayram POLAT, Ayşe SOYLU cinsiyet ayrımının ortadan kalktığı da görülmektedir. Erkek çocuklar evlendirilirken ailesi tarafından belli bir miktar para verildiği anlaşılmaktadır. Zamanla Süryanilerde bu durumun değişerek kız çocuklara da para verilebileceği fikrinin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu durum kültürel etkileşimin Süryanilerdeki temel değerler üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Yurt dışına gidiş dönüşlerde din ve mezhep değiştirenin olup olmadığı sorulduğunda, yaygın bir değişme olmadığı ancak istisnai de olsa mezhep değiştirenlerin olduğu ifade edilmiştir. Her ne kadar mezhep değiştirmeler hoş karşılanmasa da, Süryanilerin sayılarının azalması ve güçsüz duruma düşme endişesi nedeniyle bu tür mezhep değiştirmelere, farklı Süryani kiliseleri dini doğmalarla fazla uğraşmadan bu duruma ılımlı yaklaşmaktadırlar (Bilge 2001: 98). Farklı dinlerden ve cemaat dışından evlilik olup-olmadığı sorulduğunda, görüşülenlerin hepsi dinler arasında kız alış verişi olmadığını, bu durumun gitmeden öncede aynı döndükten sonra da aynı olduğunu söylemişlerdir. Görüşülen S asla çocuğumun bir Müslüman ile evlenmesini istemem. Buna karşı çıkarım. Görüşülen A Avrupa da oluyordu. Süryaniler diğer milletlerle evleniyordu. Ama din meselesi olunca olmaz. Her iki tarafta bunu kabul etmez. Benim oğlum Müslüman kız bulsa ya o kız din değiştirecek ya benim oğlum. Her iki tarafta buna izin vermez derken, bunlardan farklı olarak görüşülen Ş ise dizilerde Süryani ve Müslüman evleniyor. Sevgi varsa. Eskiden beri olsaydı keşke izin verilseydi. Đki tarafta kabul etse gençler mutlu olsa şeklinde fikir belirtmiştir. Bu ifadelerden yola çıkarak, Süryanilerde mezhepler arasında evliliklere sıcak bakılmakla birlikte, diğer din mensuplarıyla, özellikle de Müslümanlarla evliliğe sıcak bakılmadığı ifade edilebilir. Ancak görüşülen Ş nin ifadelerinden hareketle bazı katı tutum ve davranışların da kültürel etkileşimin bir sonucu olarak değişime uğrayabileceğini göstermektedir. Eğitim-Öğretim Eğitim-öğretimle ilgili düşünceleri sorulduğunda, görüşülenlerin hepsi çocuklarının okumalarını ve iyi bir eğitim almalarını istediklerini, bu sebeple her türlü imkânı sunduklarını, çocukları tercihlerinde özgür bıraktıklarını ifade etmişlerdir. Örgün eğitimin devlet okullarında, din eğitiminin ise kilisede papazlar tarafından verildiğini belirtmişlerdir. Çocukların dini eğitiminin kilisede verildiğini, haftada bir gün papaz tarafından çocuklara din eğitiminin yanı sıra Süryanice okuma-yazma öğretildiğini söylemişlerdir. Görüşülen A istedik ki bu resmiyette olsun. Devlet eliyle ders olarak öğretilsin. Papaz geliyor, masrafını devlet ödemiyor, biz kendi elimizle ödüyoruz. Görüşülen Đ devlet imama
258 267 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /Yurt Dışından Dönen Süryanilerde Sosyo-Kültürel Değişim para veriyor neden papaza vermiyor. Biz asırlardır papazlarımızın maddi ihtiyaçlarını karşılıyoruz ama bu neden devlet eliyle olmuyor? Gereken önem verilmiyor. Ben çocuklarıma kendi kültürümü öğretmek için öğretmen arıyorum. Görüşülenlerden üçü çocuklarının din adamı olmalarını istediklerini belirtmişlerdir. Görüşülen Ş çocuklarımın din adamı olmasını isterdim. Çocuklarım çok dindar değil. Kiliseye gitmek istemedikleri zaman dayınız papaz siz nasıl böyle yapıyorsunuz diyorum. Ağabeyim Almanya da papaz, onun gibi olsunlar istiyorum. Görüşülen B de her anne baba çocuğunun din adamı olmasını ister ifadeleri ile düşüncesini belirtmiştir. Bu ifadelerden hareketle, din adamlarının Süryani cemaati içindeki statüleri dikkate değerdir. Çünkü görüşülenlerin çoğunluğu çocuklarının din adamı olmasını istemektedir. Kültürün sürekliliğinin sağlanması ve azınlık psikolojisi etkisiyle, çocukların dinden uzaklaşma korkusu, bu görüşün öne çıkmasında etkili olabileceğini düşündürebilir. Görüşülenlerin hepsinin dini ve milli günlere gereken önemi verdiklerini, bu günleri adetlerine göre kutlamaya çalıştıklarını ifade etmişlerdir. SONUÇ Yurt dışından geri dönen Süryanilerde sosyo-kültürel değişimin incelenmesi amacıyla yapılan bu çalışmada, Mardin ili Midyat ilçesi çevresindeki köylerde yaşayan belirli bir süre yurt dışında yaşamış ve geri dönmüş 5 Süryani ile görüşme yapılmış ve görüşmeler sonucunda Süryani cemaatinin 1980 li yıllar öncesinde ekonomik nedenlerle işçi olarak, 1980 yılından sonra ise bölgedeki siyasi karışıklıklardan zarar görmek istemedikleri için göç ettikleri tespit edilmiştir. Yurt dışındaki imkânların bolluğu Süryanilerin asırlardır, kendi söylemlerine göre birçok sorunla mücadele ederek yaşadıkları ancak hiçbir zaman benliklerini kaybetmedikleri Mezopotam ya topraklarına geri dönmekten alı koyamamıştır. Yurt dışına göç eden Süryaniler orada gerek kültürel, gerek dini açıdan bir takım sosyo-kültürel değişime maruz kalmışlardır. Đbadetlerinde zayıflama olmuş, aile değerleri değişmeye başlamıştır. Bu gidişatı kültürel anlamda bir asimilasyon ve kayboluş olarak gören Süryanilerin daha önce yaşadıkları coğrafyaya dönerek çocuklarını bu kültür içinde yetiştirme amacı taşıdıkları söylenebilir. Böylece yeni yaşamlarını bu değerler doğrultusunda şekillendirmeye çalıştıkları görülmektedir. Zaten Türkiye de de gitmeden önce var olan köklü dini kimliklerinin yanı sıra birde Avrupa dan milli kimlik farkındalığı kazanmış olarak geri dönen Süryanilerin bu doğrultuda dernek kurmak, genç kuşakları bu değerler çerçevesinde yetiştirmek gibi etkinliklere de yöneldikleri tespit edilmiştir.
259 268 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Recep ÖZKAN, Bayram POLAT, Ayşe SOYLU Süryanilerin gittikleri ülkelerde karşılaştıkları sosyo-kültürel ve dini farklılıklar sonucunda azınlık psikolojisine kapıldıkları, özellikle genç kuşağın kültürel değişim sonucunda dini ve milli değerlerden uzaklaştıkları ifade edilebilir. Bu durumun, Süryaniler tarafından değerlerin yok olacağı, genç kuşağın kültürel ve dini açıdan bozulacağı şeklinde algılandığı söylenebilir. Bunun sunucunda da Türkiye deki dini hoşgörü ortamının geri dönüşü hızlandırdığı belirtilebilir. KAYNAKÇA ALBAYRAK, Kadir (1997), Keldaniler ve Nasturiler, Vadi Yayınları, Ankara. AYDIN, Mehmet (1991), Hristiyan Genel Konsilleri ve II. Vatikan Konsili, Selçuk Üniversitesi Basımevi, Konya. ATĐYA, Aziz S., (2005), Doğu Hıristiyanlığı Tarihi, Çev. Nurettin Hiçyılmaz, Doz Yayınları, Đstanbul. BĐLGE, Yakup (2001), Geçmişten Günümüze Süryaniler, Zvi-geyik yayınları, Đstanbul. COHN-SHERBOK, Lavinia (2002), Who s Who in Christianity, Routledge, London and New York. ÇELĐK, Mehmet (1996), Süryani Tarihi I, Ayraç Yayınevi, Ankara. DOLABANĐ, Hanna (1995), Süryaniler, Öz Hizmet, S. 6, Mardin. DVORNĐK, Francis (1990), Konsiller Tarihi Đznik ten II. Vatikan a, Çeviren. Mehmet Aydın, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara. GÜNDÜZ, Şinasi (1998), Din ve Đnanç Sözlüğü, Vadi Yayınları, Ankara. GÜNEL, Aziz (1970), Türk Süryaniler Tarihi, Diyarbakır. KARASAR, Niyazi (2009), Bilimsel Araştırma Yöntemleri, 19. Baskı, Nobel Yayınları, Ankara. KAPLAN, Đbrahim (2008), Đslam a Göre Hıristiyanlık, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Đstanbul. ROBERSON, Ronald G. (2005), Suriac Orthodox Church of Antioch, Encyclopedia of Religion, Volume. 13, Edit. Lindsay Jones, Thomsen&Gale. SARIKÇIOĞLU, Ekrem (1999), Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, Isparta. SPINKA, Mathew (1956), Jacobites, Encyclopedia of Religion, Edit. Vergilius Ferm, Littlefield, Adamcs & CO, New Jersey. ŞĐMŞEK, Mehmet (2003), Süryaniler ve Diyarbakır, Çivi Yazıları, Đstanbul. TÜMER, Günay,-Abdurrahman KÜÇÜK (1993), Dinler Tarihi, Ocak Yayınları, Ankara.
260 XIX. YÜZYIL BURSA KÜLTÜR HAYATINDA ÖNEMLĐ BĐR DÖNEMEÇ: FEVÂĐD Dr. Đbrahim Đmran ÖZTAHTALI ÖZ: Bursa basın tarihinin Hüdâvendigâr ve Nilüfer den sonra üçüncü süreli yayını olan Fevâid, okuyucu kitlesi olarak öğrencileri hedef almıştır. Bursa nın çocuklar için çıkarılan edebî ve ilmî içeriğe sahip ilk dergisidir. Derginin imtiyaz sahibi Murat Emrî Efendi, 1882 de Bursa ya, bugün Yunanistan ın Larissa bölgesinde kalan Yenişehir Fenâr ın Tırnova kasabasından göçmüştür. Müteşebbis Murat Emrî Efendi, divan şairi, kitapçı, kütüphaneci, matbaacı, editör ve gazeteci kimliğiyle XIX. Yüzyıl Bursa kültür hayatının dikkat çekici kişiliklerinden biridir. Emrî Efendi, Fevâid in yanında Bursa nın resmi olmayan ilk gazetesi Bursa yı ve yine Bursa nın ilk ekonomi dergisi olan Sanayi i yayımlamaktadır. Bu çalışmada Fevâid dergisi çeşitli yönleriyle tanıtılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Fevâid, Murat Emrî Efendi, Bursa, çocuk dergisi The Fevaid: The Cultural Milestone of Bursa in the 19 th Century ABSTRACT: Fevâid, which was the third period in the history of the Bursa press after Hüdâvendigâr and Nilüfer, aimed at students as the audience. It was the first journal that had a literary and a scholarly content among the ones that had been published earlier. In 1882, Murat Emrî Efendi, who had been the publisher, had immigrated to Bursa from the town of Tırnova, Fenâr Yenişehir, which is today in the region of Larissa in Greece. The undertaker Murat Emrî Efendi, who had been a Divan poet, book-seller, librarian, printer, editor and a journalist, had han an remarkable character of the 19th century Bursa cultural life. Emrî Efendi had published Bursa, which had been the first civil newspaper in Bursa, and Sanayi, which had the first economy magazine there, as well as Fevâid. In this study, various aspects of the periodical of Fevâid will be be introduced. Uludağ Üni. Güzel Sanatlar Fak. Sahne Sanatları Böl., [email protected]
261 270 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đbrahim Đmran ÖZTAHTALI Key Words: Fevâid, Murat Emrî Efendi, Bursa, kids magazine Đstanbul da ilk resmi devlet basımevinin kuruluşundan tam 141 yıl sonra 1868 sonlarında Bursa da ilk baskı makineleri Matbaa-i Vilâyet adıyla kurulan işletmede çalışmaya başlamıştır (Kaplanoğlu 2006: 93). Matbaanın ilk yöneticisi müderris Saip Efendi olmuş, sonraki yıllarda Mustafa Efendi ve yılları arasında da Ahmet Vefik Paşa nın Hudâvendigâr valiliği sırasında Bursa nın yetiştirdiği ilk tiyatro yazarlarımızdan Ferâizcizâde Mehmet Şakir Efendi, basımevinin yönetimini üstlenmiştir. Ferâizcizâde nin ardından vilâyet mektupçusu Rifat Efendi 1 görevi devralmıştır de Bursa ya sürgün edilen tanınmış ozan, edebiyatçı ve siyaset adamı Süleyman Nazif Matbaa-i Vilâyet in sorumluluğunu üstlenmiş ve bu görevini Diyarbakır a vali olarak atanıncaya kadar sürdürmüştür. Bursa da ilk gazete de yine devlet eliyle çıkarılmış, adı da Hüdâvendigâr olarak belirlenmiş, vilâyetin resmi yayın organı olmuştur (Kaplanoğlu 2006: 93). Gazetenin 8 Şubat 1869 tarihli ilk sayısındaki "Mukaddime" başlıklı başyazıda, "Müsaade-i Celîl-i Hazret-i Şehinşâhilerince erzan ü şayan buyrulması üzerine çıkarılmakta olduğu belirtilmiştir. Bu başyazıda, Hüdâvendigâr adının seçilme gerekçesi de şöyle anlatılmıştır: "Vilâyet-i mezkûrenin merkezi olan Bursa memleketi, payitaht-ı kadim-i saltanat menba-ı hass olmak ve merkez olan livânın 'Hudâvendigâr' namı ile şöhret-i mefhareti bulunmak cihetiyle, işbu cerîdenin dahi ism-i mezkûr ile yâd olunması tensip kılındı. Bursa'nın bu ilk gazetesi dört sayfa ve 50X25 santimetre boyutlarındaydı. Haftada iki kez, çarşamba ve cumartesi günleri yayımlanmaktaydı. Yıllık abone bedeli 100 kuruş, altı aylığı 50 kuruş, bir sayısı ise 20 para (yarım kuruş)dır. Bursa da ilk özel süreli yayın, 1869 da Hüdâvendigâr ın yayımlanmasından yaklaşık on yedi yıl sonra, Ferâizcizâde Mehmet Şakir Efendi tarafından, Đstanbul daki örneklerinden esinlenerek yayımlanmıştır. Bursa nın öncü sanat adamlarından biri olan Ferâizcizâde Mehmet Şakir Efendi, 1879 da Vali Ahmet Vefik Paşa tarafından kurulan Bursa Osmanlı Tiyatrosu nu desteklemek amacıyla oluşturulmuş "Tiyatro Muhipleri Encümeni" üyelerindendir. Ferâizcizâde, daha 1883 te Bursa nın ilk özel basımevini kurmuş ve bu basımevinde 1884 ten itibaren kendi tiyatro yapıtlarının basımını yapmaya başlamıştır. Ferâizcizâde Matbaası, Alacamescit Mahallesinde, günümüzde kendi adıyla anılan Ferâizcizâde 1 Bu kişinin daha sonra Fevâid yazı işleri sorumlusu olarak görev alacak olan Mehmed Rif at Efendi olduğu düşünülmektedir.
262 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / XIX. Yüzyıl Bursa Kültür Hayatında Önemli Bir Dönemeç sokağında kurulmuştur te Bursa Hakimiyet gazetesinin ilk sayılarında yayımlanan bir araştırmada, basımevinin litoğraf taşlarının bir duvar kenarında durmakta olduğundan söz edilmekte ve bu taşların bir fotoğrafına yer verilmektedir. Ferâizcizâde nin matbaasında basarak yayımlamaya başladığı Bursa nın ilk dergisi Nilüfer'in birinci sayısının tarihi 1 Rebiülevvel 1305 (9 Aralık 1886)tir. Nilüfer dergisinin Ferâizcizâde Mehmet Şakir den başka bir sahibi daha vardı: Yenişehirli Mahmut Kemâlettin Fenârî. 2 Bursa da gazetecilik ve yayıncılık alanında sözü edilecek en önemli kişiliklerden biri de Murat Emrî Efendi dir yılında, bugün Yunanistan sınırları içinde kalan Larissa (Yenişehir Fenar) da doğan Murat Emrî Efendi, 1878 Berlin Antlaşması nın ardından 1882 de ailesiyle birlikte Bursa ya göçmüştür. Çocukluğundan itibaren okumaya ve kitaba düşkün bir karakter sergileyen Murat Emrî Efendi, çok istemesine rağmen düzenli bir eğitim görememiştir. Bu eksikliği, binlerce kitaptan oluşan şahsi bir kütüphane oluşturup okuma ve yazma faaliyetiyle gidermeye çalışmıştır. Bursa ya göçünden sonra eğitim konusundaki girişimleri bu eksikliğin bir telafisi olarak karşımıza çıkmıştır. Çok yönlü bir entelektüel olarak Murat Emrî Efendi, Bursa da önce bir kütüphane kurarak Kütüphane-i Emrî yi Bursalıların hizmetine sunmuştur. Çok geçmeden de Kitaphane-i Emrî yi açarak modern bir kitapçı olarak Bursa kültür hayatının önemli bir parçası olmuş, Đstanbul da çıkan kitapları çok zaman geçmeden Bursa da okuyucularla buluşturmuştur. Emrî Efendi nin Bursa ya gelişiyle hem onun hem de XIX. Yüzyıl Bursa sında farklı bir dönem başlamıştır. Murat Emrî Efendi Hüdâvendigâr Matbaası nda bastırmaya başladığı ve çocuklar için çıkarıldığı ifade edilen Fevâid le gazetecilik mesleğine ilk adımını atmıştır. Bu adım, Murat Emrî Efendi ye Bursa nın ilk sivil gazetecisi unvanını da kazandırmıştır. Murat Emrî Efendi nin asıl önemli atağı ise 1883 te kurduğu Matbaa-i Emrî olmuştur. Ferâizcizade Matbaası ndan sonra Bursa nın ikinci özel matbaasını Murat Emrî Efendi kurmuştur. Daha sonra Bursa nın ilk sivil gazetesi olan Bursa gazetesini ve ilk ekonomi dergisi olan Sanayi risalesini de kendi matbaasında basarak Bursa kültür hayatına kazandırmıştır. Murat Emrî Efendi matbaa sahibi, ilme ve edebiyata düşkün biri olarak bütün bu girişimlerinin tek amacının ilme ve eğitime hizmet etmek olduğunu söyler. 3 Matbaa-i Emrî, bu hizmetin çok önemli bir aracı olmuştur. Kütüphanesinde yazma halinde bulunan ve kaybolmaya yüz tutmuş eserleri, Emrî Efendi bir takdim yazısı yazarak matbaasında basmış, 2 3 Daha sonraki yıllarda ölümüne kadar Fevâid başmuharrirliğini üstlenecektir. Fevâid, mukaddime, s. 2.
263 272 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đbrahim Đmran ÖZTAHTALI onları kaybolmaktan kurtararak editörlük de yapmıştır. Bursa da sosyal ve kültürel hayata katkısı olacağını düşündüğü birçok kitap ve risaleyi de basmış ve Bursalıların hizmetine sunmuştur. Murat Emrî Efendi kısa sürede XIX. Yüzyıl Bursa kültür hayatının önemli simalarından biri olmuştur. Fevâid dergisi, Murat Emrî Efendi nin maarif yolunda hizmete talip olduğunda attığı en önemli adım olmuştur sene 1. sayı 17 Kasım 1887 Perşembe günü yayımlamıştır. Gazetenin kapak sayfası bir çerçeve içine alınmış bu çerçevenin sağ üst köşesine Birinci sene, Perşembe, Nüsha 1 ibareleri yazılmıştır. Çerçeve içinde: fi 1 rebi ü l-evvel sene 1305 (17 Kasım 1887) tarihi yer almaktadır. Ortada bir daire içine Fevâid, kapak sayfasının sağ tarafına Hüseyin Haşim Bey in bir manzumesi yazılmış: Küçükdür hacmi amma pür-fevâid Çıkar etfal içün hoş bir eserdir Eder tullab elbet istifâde Fevâid bir debistan-ı hünerdir Bu dörtlüğün tam karşısında Mahmud Kemâleddin Fenarî nin : Kesb-i feyz et kalma her bî-behrenin ihsânına Merd içün düşmânın ölümdür düşersen dâmına Ver cilâ-yı i tilâ cüret-i istikbâline Bakma halk-ı âlemin tazyîk u istihsânına dörtlüğü yer almaktadır. Ortadaki dairenin altında: Ay ibtidası ile on beşinde neşr olunur bu risale-i müstecmi Fevâiddir. Mebahisi edebiyat, fünun ve sairedir. Fevâidi bütün etfal-i şehre aittir. metnin altında, Heyet-i tahririye, muallimîn ibaresi yer alır. Buradan da anlaşıldığı gibi gazetenin hedef kitlesi çocuklardır. Emrî nin bu ifadesinden hareketle daha önce yayımlanmaya başlayan süreli yayınlar, Hüdâvendigâr ve Nilüfer in içeriği düşünüldüğünde Fevâid in Bursa nın ilk çocuk dergisi olduğu söylenebilir. Dergi Edebiyat ve Fünun olmak üzere iki bölümden oluşmuştur. Edebiyat ve fen konularında faydalı bilgilerin toplanacağı derginin yazar kadrosunu da muallimler oluşturmaktadır. Bunun altında: Bir senelik abone bedeli 6 kuruştur. Hariçten abone olanlar içün posta ücreti 3 kuruştur. Posta ücreti verilmeyen mektuplar kabul olunmaz. denilerek abonelik koşullarını da ifade etmişlerdir. Bu metnin al- 4 Fevâid e ait birkaç ciltlik bir koleksiyon Bursa Yazma ve Eski Basma Eserler Kütüphanesi nde numara: 4571 de ve Đstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Hakkı Tarık Us Koleksiyonu 0580, 0234 numaralarda kayıtlıdır.
264 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / XIX. Yüzyıl Bursa Kültür Hayatında Önemli Bir Dönemeç tında: Merkezi Burusa da cami-i kebir karşısında Kitaphane-i Emrî dir. Evrak heyet-i tahririye namına olarak oraya gönderilmelidir. yazmaktadır. Bu metnin sağında: Bir nüshası 10 paradır., solunda ise: Birinci nüshası meccanen diyerek birinci nüshasının ücretsiz dağıtıldığını bildirmektedir. Sayfanın alt kısmında ise: Maarif nezaret-i celilesinin ruhsatıyladır. yazmakta, bunun altında da: Hudâvendigâr Vilayet-i Celilesi Matbaası nda tab olunmaktadır. yazılmıştır. Bu ifadeden de anlaşıldığı üzere Matbaa-i Emrî henüz faaliyete geçmemiştir. Derginin ilk 21 nüshası resmî Vilâyet Matbaası nda basılmıştır. Đlk sayının ilk yazısı Mukaddime başlığıyla Murat Emrî imzasını taşır. Gençlere seslenen Emrî Efendi, maarifi tanımladıktan sonra, içinde bulundukları asrın tahsile ne kadar elverişli olduğunu, bu fırsatı iyi değerlendirerek vatana olan hizmet borçlarını ödemeleri için sadece çalışmalarını öğütler: Maarif dedigimiz şems-i âlem-firuzun ferdi olan marifet bir nur-ı daimîü l-lem en-i cihan-kıymettir ki her hangi bir vücuda tecelli eylese o vücudu her nerede olursa olsun maşrıkü l-kemalat eder. O iklil-i ibtihac-ı giran-beha her hangi bir re s-i mesuda mukarin olsa sahibini mâ-damü l-hayat ser-tac-ı âlemiyan eder. Đşte nur-ı mübin, asr-ı güzin irfan-ı karini gıpta-bahşa-yı isar olan şehriyar-ı maarif-perver ve şehinşah-ı sütude-siyer efendimiz hazretlerinin saye-i âlî-vâye-i cenab-ı zıllullahilerinde mülkümüzde dahi şaşaanüma olmağa başlamıştır. Âdetâ Osmanlı nın son dönemindeki eğitim problemleri ve bunlarla ilgili açılımlarla yeni bir başlangıç yapılarak bu konudaki geri kalmışlık çözümlenmeye başlar. Emrî Efendi, bu çözüme katkısını coşkusuyla dile getirir: Memalik-i mahrusatü l-mesalik-i şahanenin eser-i sa y u himmeti olmak üzere muntazam mektuplar küşad olundu. Memalik-i Osmâniyenin her kıt asını bir darü l-mearif şeklinde görmek arzu-yı samimisinde bulunan efkar-ı âliye erbabının vicdanlarına hayat taze sereyan etmeğe başladı. Mesuddur o evlad-ı vatan ki böyle bir asr-ı âliyede bulunmak şeref-i can-kıymetini ihraz ile ısrak etmeye başlamış olan envar-ı maarifden müstenir olmaktadır! Bahtiyardır o şebab-ı zaman ki böyle bir devr-i âliyyü l-ala yetişerek ruz u şeb nimet-i uzma-yı marifetden istifade ile tenvir-i ezhan ve tahliye-i vicdan etmektedir. Emrî Efendi coşkulu üslûbuyla devam eder: Ey millet-i Osmaniyenin yegâne ümmidgâhı olan evlad-ı vatan! Bu devr-i pür-meymenetin kıymetini takdir ile çalışınız ki vatan sizden hizmetler bekliyor! Đstikbalimizin saadetini temin edecek bir şey varsa o da sizin şimdiki sa y u gayretinizden vücuda gelecek semerelerdir. Zinhar kuşişde rehavet göstermeyiniz ki avene-i hayat-ı insaniyeden tahsil-i ulum u fünuna en ziyade müsaade-kâr hayatın fasl-ı evveli demek olan gençliktir. Her dakikası bir ömr-i beşer
265 274 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đbrahim Đmran ÖZTAHTALI kadar kıymetdar olan şu zaman-ı cemil-i saadeti bu devr-i celil-i hamidide beyhude yere ifna etmeyiniz! ömr-i azizinizden istifadeye gayret ediniz! Bu cihetle matmah-ı nazarı oldugunuz millet-i mübeccile-i Osmâniyeyi de bit-tabi müstefid etmiş olursunuz! Emrî Efendi daha sonra gençlerin durumuyla kendi gençliğini mukayese eder, kendi neslinin talihsizliğini dile getirerek Fevâid i çıkarış nedenini söyler: Sizin gibi müntesip-i maarif gençlere âcizane bir hizmette bulunmak içün bu defa da işte böyle bir risale neşrine mübaşeret eyledim. Murat Emrî Efendi Fevâid i çıkarış nedenini ilk sayının sonunda da şöyle ifade eder: Maksadımız mekâtip-i idadiye ve rüşdiye hatta ibtidaiye şakirdanının tahsil-i ulum ve fünuna sa y u gayretlerini tezyid ile mearic-i insaniyenin ta evc-i bâlâsına terfi ve işbu fushat-ı âlem-i medeniyetde esb-i himmet ve sa ylarıyla guy-ı âdemiyyeti çevgân-ı gayretlerine rabtedip nail-i maksud olmalarına âcizane bir hizmet olduğundan yazdığımız ibareler gayet açık ve sade ve tekellüfat-ı bediiyyeden azade vaki olduğu erbab-ı fezail ve udeba-ı zi-ş tarafından itiraz olunmayacağı ümidi pek kavidir çünki kelimu nnasi alâ kadri avfin lehum 5 ve efdâlü l-kelâm mâ kale ve delle 6 cümleleri malum-ı zarafetleridir. 7 Emrî Efendi Fevâid i çıkarış amacı doğrultusunda hedefine ulaşmaya çalışır. Đlerleyen zamanda çok sayıda teşekkür mektubu alarak kutlanır. Bu mektuplardan biri de Bursa Mekteb-i Đdâdiye-i Mülkiye üçüncü sınıf şakirdanı Devrekli Ahmed Hayri ye aittir. Mektupta Ahmed Hayri Fevâid in bir nüshasını okuduğunu fakat birkaç kez okudukça farklı faydalarını gördüğünü söyleyerek elinden düşürmediğini ekler. Yedi faydasını şöyle anlatır: Geçenlerde mektep-i insaniyet mekseb-i âlimize birçok Fevâid risalesi gelip birer dane taksim olunduğu sırada hassa-i âciziye isabet eden Fevâidden istifade etmek üzere gece derslerimin mütalaasından sonra mezkur Fevâidi harfiyyen evvelinden ahirine kadar bir kerre okudum. Lakin bu okuyuştan kesp ettiğim faydalar bir daha okumağa mecbur edip tekrar ettim. Bu defasında daha ziyade mütelezziz oldum. tekrar ettim. El-hâsıl ertesi gün mektebimin ders günü olmakla yedi defa tekrar ile iktifa ettim. Eğer tatil günü olaydı sabaha kadar mütalaasıyla kesp-i fayda edecektim. Beher defa Đnsanların sözü başkalarına karşı davranışlarına göre değerlendirilir. En iyi söz kısa ve öz olandır. Fevâid, 1. sene, 1. nüsha, s.8.
266 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / XIX. Yüzyıl Bursa Kültür Hayatında Önemli Bir Dönemeç mütalaasında hâsıl ettiğim faydaları beyan etmekliğe mahabbet-i kalbiyem beni mecbur etti. Birinci istifade: Fevâid levhasının sol cenahında muharrer kıt anın verdiği büyük bir nasihattır ki insaniyetten bî-behre ve hasm-ı can olan düşmanın ihsan ü damenine düşmekle tezellül ve meskenete duçar olmamak içün kesb-i kemal ve tahsil-i hüner ve maarif ile tezyin-i zat u safa etmektir. Đkinci istifade: mukaddimenin verdiği faydadır ki vaktiyle kazanılamayıp zayi olan maarif içün ne kadar çok teessüf edilmiş. Hatta yâ leyyetü ş-şebabü yevme bî-mâzâfe ale 8 ile temenni muhal etmiş bu bizim içün günlerimizi nafile yere zayi etmeyip gece ve gündüz kesb-i kemalat etmekliğimiz içün büyük bir taziyanedir. Üçüncü istifade: Muallimlere lâzım olan ihtiramat-ı lâyıka ve tazimat-ı faikanın sebebini bir derece bilirse ve Đskender-i hakimin beyanından ve Harun Reşid in kelamından müteessir olup muallimlerime o kadar mahabbet hâsıl ettim ki bu günde malik olduğum kıymetli bir şeyim varsa o da vücudumdur. Đşte o kıymetli vücudumu muallim efendilerimin hizmetinde fida etmeği ahd ü cezm ettim. Dördüncü fayda: Đnsaniyete yakışan merhamet-i saffet faziletidir ki bunun da derece-i faziletini Reşid namında bir köylü çocuğu meydana koymuştur. Beşinci istifade: Mahamid-i hazret-i padişahide zikrolunan kasaiddür ki tilavet ü mütalaası vücud-ı illet-âludumuzun taze hayat bulmasını mucip olmuştur. Altıncı istifade: Rodos-ı mekteb-i ibtidai muallimiyle şakirdi beyinlerinde cereyan eden sual-i cevaptır ki mütalaasında bir hayli malumat-ı nafia tahsil olunur. [mabadi var] ibaresiyle va d olanların da intizarındayız. Yedinci istifade: Hesap sualinin hallidir ki bu da bizim içün pek büyük mucib-i istifadedir. El-hâsıl (el-esma ü tenzilü mine s-semâé 9 ) mantıkunca Fevâid denilmeğe seza bir risale-i mergubedir. Heyet-i tahririyeye teşekkür ve kendilerinizi tebrik ederim. Burusa Mektebi Đdâdiye-i Mülkiye üçüncü sene şakirdanından Divrikli Ahmed Hayri. 10 Murat Emrî Efendi, ilerleyen nüshalarda her düzeydeki okul çocuklarının hem kişisel gelişimlerini hem de akademik başarılarını arttırmak için derginin içeriğini genişletir. Okuldaki derslere katkısı olması için Fevâid in son sayfalarında ilgili muallimlerin gönderdiği ders notlarını yayımlar. Öğrencilerin kişisel gelişimleri için hemen hemen her nüshada çeşitli şiirler, hikâyeler, makaleler yayımlar ve değerli büyüklerin hayat Keşke gençlik birgün geri dönse de... Đsimler gökyüzünden iner Fevâid, 2. nüsha, s.13.
267 276 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đbrahim Đmran ÖZTAHTALI serüvenlerini anlatır. Recep Vahyî Efendi nin Rusçadan tercüme ettiği La Fontaine masalları da orijinal şekli, Türk kültürüne adapte edilip mütercim tarafından ekler yapılarak yayımlanmıştır. Murat Emrî Efendi gençlerin tahsile hevesini arttırmak için dergide kendi yazılarına da yer vereceğini, tevazu ile aktarırken bu hizmetin ne derece önemli olduğunu da derginin okuyucusu olan gençlere seslenerek şöyle vurgular: Efendiler! Size mümkün mertebe anlayabileceğiniz ifadeler ile bazı eserler yazmağı çoktan beridir arzu ediyordum: Fakat muvaffak olamadım. Niçün mü? Söyleyim: Đnsan ifadeden ziyade istifadeye muhtacdır. Hele bendeniz gibi tahsili pek nakıs olanlar, bu noktaya çok dikkat etmelidir. Telaştan, gaileden kurtulabildikçe mütalaaya dalıyordum; yazı yazmağa mecburiyet görmedikçe elime kalem almağı canım istemiyor. Vakı a sizin yaşınızda iken bile sahib-i asar olmakdaki merakım fevka l-âde idi. Hatta o hevesle yaza, çize birtakım saçmalar da vücuda getirdim. Ne çare ki bunun daha ilerisi biraz biraz degil birçok okumağa vabeste! Evet! Đnsan pek güzel yazmak içün pek mükemmel okumalıdır. Ah şu bulunduğunuz zaman-ı marifetde ben de sizinle hem-sal bulunmuş olaydım ne kadar mesut olacak imişim. Fakat heyhat! Mevkimin, zamanımın, halimin bir arada toparlansan müsadesizlikleri beni arzu ettiğim dereceye vardıramadı, hele bakalım Vatan ümitleri, ne mutlu size ki velinimetimiz padişah-ı mearifpenahımız efendimiz hazretlerinin saye-i himaye-i müşfikânelerinde her türlü kolaylıklar ile hüner, marifet kazanıyorsunuz! Çalışınız! [Zaman zaman terakki, cihan cihan-ı kemal] Bakınız teneffüs, tatil zamanlarınızın bile faydalı bir suretle geçmesi içün size mahsus olmak üzere risaleler mecmualar da çıkarılıyor. Bu da az nimet midir! Bizim vaktiyle pek çok intizarlar, fedakârlıklar ile getirtebilip bin türlü sıkıntılarla okumağa çabaladığımız muğlak gazetelere, kitaplara mukabil siz yerinizde ucuz ucuz mecmualara vezaifinize ait pür-fevâid risalelere dest-res oluyorsunuz, bahtiyarsınız.
268 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / XIX. Yüzyıl Bursa Kültür Hayatında Önemli Bir Dönemeç Efendiler! Đstikbalimizi pek büyük hazırlıklar ile istikbal etmeliyiz; öyle iki satır yazı yazabilip de kendini [oldum ] zannedenler bundan sonra gülünç olacaklardır. Đnsan idrak edebileceği zaman-ı kemalinde akranına faik olmak ihlafına da faydalı hizmetlerde bulunmak ister ise heman şimdiden durmamalı, çalışmalıdır. Bu babda söylenecek daha ne kadar sözler var!! Fakat tamamen beyanına imkân yok. Đleriye doğru [Fevâidü l-favâéid] unvanıyla yazacağım esercikler, hikâyecikler benim isteyip de söyleyemediğim fikirleri de tamamıyla nazar-ı mütalaanıza arz edecektir. Benin bu babdaki hizmetim, yalnız ifadeden tercümeden ibaret gibi bir şey kalacak ise de siz bunları sade bir hikâye adi bir söz olarak telakki etmeyip yazılmasında ki hikmeti, nükteyi bulmağa çalışmanız iktiza eder. Bu hususta da dirayetinizi, istidadınızı ispat etmelisiniz. Artık Đsm-i Huda ile işimize başlayalım: 11 Emrî Efendi nin çocukların gayretlerini arttırmak için bulduğu bir yol da nüsha sonlarında sorduğu matematik sorularıdır. Bu sorulara, doğru cevap veren öğrencilere ücretsiz abonelik veya kitap hediye edilmektedir. Murat Emrî Efendi, Fevâid in ilk yılında yakın dostu ve hemşehrisi Mahmud Kemâleddin Fenarî den büyük destek almış ve gazetenin başmuharrirliğini ona vermiştir. O da Fevâid e bir teşekkür ve tebrik manzumesi yazar: Fevâid heyet-i âliye-i tahririyesine [Tebrik ve Teşekkür] Heyet-i muhtereme! sa yiniz olsun meşkûr Böyle bir himmet-i vâlâya teşekkür olunur Dide-i mefhareti etdi Fevâid tenvir, Kalbimin nur-ı mübahatı olunmaz tasvir Müsteid, sürekli takdirlere hizmetiniz Pek çok alkışlanacakdır hele cemiyyetiniz Müstefid eyleyiniz nev-hevesan-ı vatanı! Sever Allah vatan namına hizmet edeni; Olalım hâdim-i millet hepimiz sa y ederek, Görünür şahid-i ra na-yı terakki giderek; 11 Fevâid, 1. Sene, 15. Nüsha, s
269 278 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đbrahim Đmran ÖZTAHTALI Edebiyat, fünun, bir de sanayi, bunlar; Mukterin olduğu her milleti mesut eyler Bunların her birisinden de Fevâid tolsun! Yani her nüshası bir bağ-ı mearif olsun!! Bakmayın safsata-perdazların her sözüne, Çalışın girmeğe ruşen-nazarın gözüne Birtakım bî-haberan bunları efsane bilir, Öyle efsürde-dilan hass-ı terakki ne bilir?! Kilk-i ser-keş sadedin haricine çıktı yine Gelelim bahsimizin biz yine eski yerine Tab olunmuş bir iki parçada asarımdan? Nasıl izhar-ı mesarr eylemeyim ya, buna ben?! Hamem oldukça ser-azade-i meşguliyet, Eder asarımı takdim-i huzur-ı heyet; Çok zaman neşr-i Fevâid de sebat eyleyiniz! Haiz-i şan olarak hatm-i hayat eyleyiniz. Burusa fi 2 Kanun-ı evvel sene 303 Mahmud Kemaleddin-i Fenarî 12 Đlk nüshanın baş kısmında: Kâffe-i hususatda müdir Saffet Efendi ye müracaat olunur. ibaresindan anlaşıldığı kadarıyla Fevâid in ikinci senesinde gazetenin müdürlüğüne Saffet Efendi getirilir. Fevâid in kapağında Sahib-i imtiyazı ve naşiri: Murat Emrî kaydı da vardır. Basıldığı yer olarak Bursa da Hükümet karşısında Matbaai Emrî gösterilmektedir. Mahall-i tevzii: Bursa da Hükümet karşısında Kitaphane-i Emrîdir ibaresinden anlaşılmakladır ki, Murat Emrî Efendi ilk zamanlar, şimdiki Cumhuriyet Caddesi nde, eski Doruk Tütün Deposu nun -halen Doruk Đşhanı nın- bulunduğu yerdeki hükümet konağının karşısında, yani şimdiki Cumhuriyet Caddesi ile Ticaret Odası önünden Kapalıçarşı ya çıkan sokağın köşesinde bir matbaa kurmuş, burada hem Fevâid i basmakla, hem de bir bölümünü kitaphane olarak işlettiği dükkânında, Fevâid in satış ve dağıtım işlerini yürütmektedir. Satış şartları, "Şerait-i iştirası" başlığı ile şöyle belirtilmekte: Bursa için bir seneliği 10, taşra için posta ücretiyle beraber 20 kuruştur. nüshası 10 paradır. Ulucami etrafındaki büyük yangın ve Kemâleddin-i Fenârî in ölümü üzerine gazete birinci yılın sonunda 21. nüsha çıkarıldıktan sonra tatil 12 Fevâid, 1. sene, 4.Nüsha, s. 26.
270 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / XIX. Yüzyıl Bursa Kültür Hayatında Önemli Bir Dönemeç edilmek zorunda kalınmıştır. Đkinci senenin ilk nüshası 13 Şubat 1894 te Đkinci sene 1. nüsha başlığıyla çıkar. Her yıl sayı numaraları teselsül etmez ve nüsha numarası birden başlar. Bu nüshada Emrî Efendi, arz-ı meram u mahmidet başlığıyla yazdığı yazıda Padişaha övgü ve duanın ardından gazetenin on beş günde bir çıkarılacağı duyurarak durumu şöyle anlatır: Bu cümleden olarak fünun u edebiyattan bahs etmek ve on beş günde bir kerre çıkarılmak üzere bin üç yüz beş senesi gurre-i rebîü l-evvelinde bir dahi Fevâid namında bir risale meydan-ı intişara vaz etmiş idik ki muahharen risale-i mezkûre muharrirliğini der-uhde iken şair-i şirin-makal Mahmud Kemaleddin Efendi merhumun irtihali ve müteakiben dehşet-nisar zuhur olan harikdan matbaa ve idare-hanemizin vuku-ı ihtirakı hasebiyle ancak yigirmi birinci numeroya kadar neşrolunabilip üç yüz altı senesi gurre-i muharremü l-haramında bi l-mecburiye ve bi l-ihtiyar tatil edilmiş idi. Fakat risalenin devam-ı intisarı istifade-cuyan-ı memleketin ve bi l-hassa şakirdan-ı mekatibin izdiyad-ı kemalat-ı ilmiyelerine hâdim olacağı içün evlad-ı vatanın böyle bir vasıta-i terakkiden mahrumiyetleri sâhib-i risalece hasbe s-sadaka bir dağ-ı derun olmakda idi. Binaen aleyh hizmet-i mukaddese-i sabıkasından uzun müddet mehcuriyeti reva göremeyen sâhib-i Matbaa-i Emrî bendeleri Fevâid in tekrar neşrine müsade buyrulmasını istirham eylemesi üzerine li-yedi l-arz risale-i mezkûrenin kemâ fi s-sâbık 13 intişarı hususuna irade-i seniyye-i hazret-i hilafet-penahi şeref müteallık buyurulmuş ve bir mantuk-ı emr ü ferman kemalat-ı beyan-ı cenab-ı padişahi Fevâid bu yevm-i mukaddes ü dil-füruzda teyemmünen tekrar intişara başlamıştır ki saye-i fuyuzat-ı sermaye-i hazret-i şehinşahide ba dema her pencşenbe günleri muntazaman tab u tevzii mukarrer bulunmuştur. Fevâid in 3. sene 1. nüshası 5 Eylül 1894 te çıkarılır. Dergi bir önceki senede olduğu gibi devam eder. Fevâid in 4. sene 1. nüshası büyük değişikliklerle 15 Kasım 1896 da çıkar. Risale artık pazar günleri çıkmaktadır. Fevâid in başmuharrirliğine Mehmet Rif at getirilir. Đfade-i Fevâid başlığıyla yazılan ilk yazıda, risalenin neşrinin gecikeceği vurgulanarak bunun nedenleri anlatılır. Daha sonra da başmuharrir Mehmet Rıf at ın Đfade-i Mahsusa başlıklı yazısı yer alır. Bu yazıda Âlem-i matbuatda sebk iden fevka lâdesine bir zamime-i güzide olmak fikr-i hamiyetkâranesiyle Fevâid in 13 Daha önce geçtiği gibi
271 280 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đbrahim Đmran ÖZTAHTALI şeklen ve mecmaen bir suret-i müstahsineye ifrağını tasmim eyleyen kitâbî-i gayûr Emrî Efendi risalenin kısm-ı edebîsince de ba zı tadilat icra etmek üzere fakiri (muharrir-i edebî) intihâb eyledi. diyerek bu görevi üstlendiğini bildirir. Yazının devamında Bendeniz tarz-ı atîk düşmanı olmamakla beraber edebiyât-ı cedîde taraftarıyım. cümlesiyle Fevâid in bundan sonra nasıl bir çizgide olacağının da işaretlerini vermiştir. Bu ve bundan sonraki içeriğin Murat Emrî Efendi nin kontrolünden geçmemesi düşünülemez. Bu da Murat Emrî Efendi nin her ne kadar klâsik bir divan şairi olarak görünse de kişiliğindeki gelişmeye açık karakterin bir gereği olarak Mehmet Rıf at ın Fevâid deki icraatını desteklediğine işaret eder. Mehmet Rıf at ın başmuharrirliğiyle birlikte, eski tarzda yazılmış şiirlerin yanında Edebiyât-ı cedîde taraftarı şairlerin şiirleri Fevâid de ön plâna çıkmaya başlar. Bunun yanında şiir yazmaya yeni başlayanların gazeteye gönderdikleri şiirler de gazete yönetimi tarafından değerlendirilerek geri bildirim verilir. Örneğin, Hamdi Efendi nin şiirine şu değerlendirme yapılmıştır: (Fevâid) Birinci kıt anın ikinci mısraındaki (topladım) tabiri yanlıştır. Bir gül topladım denilemez. Bir gül kopardım denilir. Burada toplamak fi linin birkaç güle şumulü var. Halbuki siz bir gül murat ediyorsunuz. Đkinci kıt anın ikinci mısraındaki (hiç)i çekmemişsiniz. Đkinci kıt adaki dördüncü mısraının meali pek karanlık Fevâid in bu dönemden sonra dikkat çeken bir başka yönü de risaleye Đstanbul dan şiir yollayan şairlerdir. Bunlar arasında Tevfik Fikret, Süleyman Nesib, Siret Bey, Cenap Şahabettin dikkat çekicidir. Mehmet Rıf at ın Tevfik Fikret Bey Efendi hazretlerine yadigârımızdır. başlıklı şiiriyle ilgili şu dipnot da ilginçtir: Bundan bir sene evvel iki ayrı vezinle bir manzum hikâye yazmak istiyordum. Vezin intihabı konusunda Tevfik Fikret Bey Efendi ye müracaat ettim. O da bu manzumenin veznini tavsiye etti. Hikâyenin yarısına yakınını yazdığım sıralarda Cenap Şahabettin Bey Efendi de bu vezinde bir şiir yazdılar. Bu veznin kâşifi Tevfik Fikret Bey Efendi dir. Kendi reyleriyle evvelâ istimal eden bendenizim. Bu sözleri buraya yazmamın maksadı Şahabettin Bey i taklit etmiş gibi bir kinayeye hedef olmamaktır. 14 Tevfik Fikret in Güzelsin, Bir levha, Tevhid, Kılıç, Şaire Dair şiirleriyle; Cenap Şahabettin in Bir Dağdan Đnerken, Hayal-i Mader şiirleri dikkat çeker. Fevâid çok geniş bir yazar kadrosuna sahip- 14 Fevâid, 4. sene, 2. nüsha s.21.
272 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / XIX. Yüzyıl Bursa Kültür Hayatında Önemli Bir Dönemeç.. tir. 15 Đçlerinde o dönemin ünlü yazar ve şairleri de bulunmaktadır. 281 Fevâid in 4. sene, 7. nüshasının kapağının iç kısmında bir ilan yer alır. Bu ilanda her hafta edebi bir müsabaka yapılacağı duyurulur: Fevâidin gelecek haftaki nüshasından itibaren zemini tarafımızdan tayin edilmek üzere bir müsabaka-i edebiye açacağız. Bu müsabakaya dâhil olacak asar bazen nesir bazı kere de manzum olacaktır. Birinciliği kazanan zata Fevâid imizin bir senelik abonesi ihda olunacaktır. Gönderilecek asarın mufassıl olmaması şarttır. Gelecek hafta çıkacak nüshamız içün Kar fırtınası unvanlı bir manzume isteriz. denilerek ilk haftanın yarışma konusu da belirlenerek, şairlerden Kar Fırtınası konulu şiir yazmaları istenir. Fakat daha sonraki nüshalarda bu yarışma ile ilgili bir ifade yer almaz. Fevâid in bir risale olarak çıkarılan nüshalarının dışında zaman zaman özel tefrikaları da olmuştur. Bunlar arasında; Mehmet Rıf at ın 1 Ağustos 1310 da Siret Bey e yazdığı Berk-i jale-dar isimli mektup, Said Bey e yazılmış Enîs başlıklı mektup ve M. Safâ Bey in Afyon şikârı başlıklı yazısı yer alır. Fevâid in 1313 tarihli bir de Nüsha-i Güzide si mevcuttur. Bu özel sayının kapak sayfasında: Mesarif-i tabiyesi bi t-tenzil-i esmanı evlad-ı şuheda ve guzata-ı asakir-i şahaneye ait olmak üzere taht-ı riyaset-i ulya-yı hazret-i tac-daride bulunan pazar-ı şefkate dest-aviz-i naçizdir. 15 A. Rüşdî, Abdullah Mazhar Bey, Abdülhakim Hikmet, Abdülkerim Hâdi Efendi, Abdürrahim Nâfiz, Ahmed Hamdi, Ahmed Mâcid Efendi, Ahmed Reşid Bey, Ahmed, Rıf at Bey (Üsküdardan), Ali Hikmet Bey, Ali Suad, Aziz Bey Efendi, Bahâ Bey, Bahaeddin Bey Efendi (Vali Yardımcısı), Besim Bey Efendi,Binbaşı Hilmi, Bey (Islahhane Müdürü), Burhan-zade Nâci, Cenab Şahabettin, Çatalcalı Memduh Bey, Çiftçi Ahmed Rıza,Ebuttahir Mehmed, Ekrem Bey,Fâik Ali Bey,Ferâizcizade, Fâ iz Sâlih Efendi, Hacı Ali Rıza Efendi, Hakkı Bey, Hâlid Eyüp Bey, Halil Hakkı Bey, Halil Ziyâ Bey, Hamdi Bey, Hasan Süheyl Bey, Hasan Tahsin (Kandiye Mutasarrıf ve Kumandanı), Hasköylü Tahsin Basri, Hıfzî, Hüseyin Cemil Efendi, Đsmâil Rüşdî, Kadirzade Hüseyin Hâşim Bey, Kadri Necib Bey, M. Hayreddin Bey, Mehmed Behâî Bey, Mehmed Ekrem Bey, Mehmed Necib Bey, Mehmed Rıf at, Mehmed Sami Bey, Mehmed Sermed Bey, Mehmed Şevked,Midhat Bey, Midhat Hamdi (Dersaadet Liman Muhasebesinden), Muallim Feyzi Efendi, Muharrem Hasbi, Muharrem Hasbî (Balıkesirde Muallimîn-i Đdadiyeden), Müstecâbizade Đsmet Bey, N. Vecdî, Nâci Efendi, Nâdir Bey, Niyâzi Bey, Osman Fâiz, Ömer Nâci, Paşa-zâde, Yusuf Ken an, Recep Vahyî Bey, Refîk Bey Efendi, Remzî, Ruşendil Bey, Sa di, Safâ Bey, Şahabzade Fuad, Şefik Zihnî, Şevked Đlhâmi Bey, Şevked Kademî, Tepedelenlizade Kâmil Bey, Tevfik Fikret, Vefik Bey, Yenişehir Fenarî Şükrü Bey zade Ali Hâfî, Yenişehir Fenarî Hasan Nazmi, Zeyneb Nesîbe Hanım, Ziver Bey (Trabzon Maarif Müdürü)
273 282 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đbrahim Đmran ÖZTAHTALI Hürmet bu gaziyana bu er oğlu erlere Rahmet şehid olanlara rahmet o askere Burusada Matbaa-i Emrî 1313 metni yer almaktadır. Osmanlı-Yunan savaşının arkasından Osmanlı ordusuna destek için çıkarılan bu nüshada olabildiğince seçkin yazarlara yer verilmiş, başta Tevfik Fikret, Đsmail Safa, Cenap Şahabettin, Süleyman Nazif, M. Sami Bey, Besim Bey, Süleyman Nesib Bey, Recep Vahyi, Ömer Naci olmak üzere birçok şairin şiirleri yayımlanmıştır. Bu özel nüshada dikkat çeken bir makale de Diyarbakırlı Zülfikâr Ağazade Fazlı Efendi nin Đhtiyâc-ı Âsâr Meselesi adlı makalesidir. 16 Bu makale Sabah gazetesinin 31 Teşrinievvel 1313 tarihli nüshasında yayımlanan M. Şekîb imzalı makaleye karşın yazılmıştır. Türkçenin ilim dili olamayacağına dair yazılmış bu makaleye, Zülfikâr Ağazade, bilakis, Türkçenin her türlü fikri ifade edebilecek güce sahip olduğunu anlatan bir cevap yazmıştır. Fevâid dergisi nin ulaşabildiğimiz son nüshası 5. sene 2. nüshadır. Bu nüsha 13 Temmuz 1898 de çıkarılmıştır. SONUÇ Fevâid, gazete kavramının yeni yeni anlaşılmaya başlandığı XIX. Yüzyıl Bursa sında doğrudan öğrencileri, dolayısıyla da çocukları hedef kitle olarak belirlemiş ve bu kültürün Bursa da yerleşmesinde önemli bir etken olmuştur. Her ne kadar Fevâid in muhtelif sayılarında adı ile birlikte gazete ifadesi kullanılıyor olsa da Fevâid, bir gazeteden çok edebî ve ilmî bir dergi özellikleri göstermektedir. Bu nedenle Fevâid dergisi olarak adlandırılması gerektiği düşünülebilir. Murat Emrî Efendi nin eğitime verdiği önem ve desteğin en somut göstergelerinden biri Fevâid dir. Dergide her ne kadar ağır bir dil kullanılmışsa da amaç, çocukların ve gençlerin bilgi, bilinç ve tecrübelerini arttırmak ve onları eğlendirmektir. Aynı zamanda Fevâid in son sayfalarında yayımlanan ders notlarıyla şiire, edebiyata heves etmiş gençlerin çalışmalarına yer vererek Bursalı öğrencilerin ortak bir çatı altında olmalarını sağlamıştır. Bursa daki kültür, edebiyat ve bilim hayatının şekillenmesine destek olarak Fevâid de yayımlanan ilmi ve edebi makalelerde; tercüme ve şiirlerde gençlere yol gösterecek tanınmış birçok şair ve edibe yer verilmiştir. Fevâid e şiir ve yazı gönderen gençlere yine dergi aracılıyla dergi yönetiminin yaptığı değerlendirme sonucundaki geri bildirimlerle bu gençlerin yetişmesine de katkı sağlamıştır. Fevâid i yayımında iki dönem dikkat çekicidir. Đlk dönemde Mahmûd Kemâleddin 16 Feva id, Nüsha-i Güzide, s
274 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / XIX. Yüzyıl Bursa Kültür Hayatında Önemli Bir Dönemeç Fenârî başmuharrirdir ve hedef kitle çocuklardır. Đkinci dönem ise Mehmet Rıf at Efendi nin başmuharrirliğiyle başlar. Bu dönemde derginin muhtevasında ve üslubunda önemli değişiklikler olur. Hedef kitle içine çocuk okuyucularla birlikte gençler ve yetişkinler de girer. Muhteva açısından da eski tarz şiirlerden ziyade edebiyat-ı cedide ürünlerinin ağırlıklı olarak yayımlandığı görülür. Bir şair ve müteşebbis olarak Murat Emrî Efendi, Fevâid in dışında Matbaa-i Emrî de çocuk ve genç okuyucular için onların zihinsel ve ahlâki gelişimlerini olumlu etkileyecek onlarca kitap basmış, Fevâid in hemen her sayısında yeni çıkan kitapları da tanıtarak Bursalı gençleri okumaya teşvik etmiştir. Bütün bunlar göz önüne alındığında Fevâid dergisi Bursa kültür hayatının şekillenmesinde önemli bir dönemeç olmuştur. Fevâid in kapak sayfalarından bazıları:
275 284 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Đbrahim Đmran ÖZTAHTALI KAYNAKÇA 1927 Yılı Bursa Vilayeti Salnamesi (1927), Bursa Vilayet Matbaası, Bursa. Fevâid, I. Yıl Nüshaları (1305), Hüdâvendigâr Matbaası, Burusa. Fevâid, II, III, IV ve V. Yıl Nüshaları ( ), Matbaa-i Emrî, Burusa. KAPLANOĞLU Raif (2006), Meşrutiyet ten Cumhuriyet e Bursa ( ), Avrasya Etnografya Yayınları, Đstanbul. KÜR, Đsmet (1991), Türkiye de Süreli Çocuk Yayınları, Atatürk Kültür Merkezi Yayını, Ankara. ÖZTAHTALI, Đbrahim Đmran (2010), Bursalı Murat Emrî Efendi ve Divanı, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü yayımlanmamış doktora tezi, Ankara.
276 TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE ORGAN ADLARIYLA OLUŞTURULMUŞ BİTKİ ADLARI Dr. İlhan UÇAR * ÖZ: Türkçede bitki adlarının ortaya çıkışı Eski Türkçe döneminden başlayarak günümüze kadar devam eden bir süreçtir. Bu tarihî seyir içerisinde kavramların kelimeye dönüştürülmesinde farklı yapılar karşımıza çıkmaktadır. Türkçede kullanılan bitki adlarının çeşitliliği fazladır. Günümüze kadar ulaşabilmiş bitki adların bir kısmı organ adlarıyla oluşturulmuştur. Organ adları dillerin en eski kelimelerindendir. Dolayısıyla dilin tarihî seyrini takip ederken bu kelimeler, sokak lambası vazifesi görmektedir. Günümüze kadar kendini taşıyabilmiş bitki adlarının bir kısmı alıntı kelimelerdir. Ancak özellikle Eski Anadolu Türkçesi Dönemi nden itibaren telif tıp eserlerindeki kelimeler ve diğer tarihî kaynaklarımızdaki kelimeler birçok Türkçe bitki adının günümüze kadar gelmesine vesile olmuştur. Türk dilinin ilk temel kaynaklarından Divanü Lügati t-türk, Kutadgu Bilig gibi eserlerde birçok Türkçe bitki adı mevcuttur. Dilimizin bazı temel sözlüklerine bu bitki adları yansımıştır. Kavram ve nesnelerin kelime karşılığı oluşturulurken kullanılan veriler önem taşımaktadır. Bitkilerin kelime karşılığı yapılırken eldeki verilerden bir tanesi de organ adlarıdır. Bitki adlarının oluşturulmasında organ adlarından yararlanılması Türkçenin diğer dillere karşı kendini koruması açısından da önemlidir. Anahtar Kelimeler: Organ adları, bitki adları, dil bilimi, anlam bilimi. The Naming of Plants Through the Use of Organ Names in Turkish Turkey Turkish * Sakarya Üni. Rektörlük Türk Dili Böl. okutmanı, [email protected]
277 286 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / İlhan UÇAR ABSTRACT: The emergence of plant names in Turkish is a process that is starting from The Old Turkish period untill today.. In the course of history, the concepts are converted in to other forms The use od diverse plant names have been used extensively. A part of plant names that could carry itself until the present day was created with names of organ. The organ names are the oldest lexis in the language.as a result, these words serve immensliy in the history; they shed light on the Some of the plant names that has succeded to be present even today are in fact loan words. However, the words that are coming from the Old Anatolian Turkish period are lexis of medicine in the medical literary works and these words have been able to bring the plant names to the present day.. Many Turkish plant name are available in the monuments as Divanü Lügati t Türk, Kutadgu Bilig, ; the main sources of the Turkish language. The sense reference relationship in naming the objects are important. The use of organ nmames in the creation of plant names is important for the protection of Turkish language. GİRİŞ Key Words: Organ names, plant names, linguistics, semantics İnsanoğlu dünyaya geldiği ilk günden itibaren tabiatla iç içe olmuştur. Birlikte yaşadığı tabiatı anlamaya, anlamlandırmaya ve tanımaya başlamıştır. O, tabiat içerisinde bitkilerle tanışmış ve bu tanışıklığı ebedi kılmak için çeşitli adlandırmalara gitmiştir. Bu adlandırmalarda organ adlarından, hayvan adlarından, sayılardan, şahıs adlarından, çeşitli hastalık adlarından, yetiştiği coğrafya ve etnik tanımlamalardan yararlanılmıştır. "İnsanlar dünya üzerindeki tüm dillerde sevgilerini, hayranlıklarını, küçümsemelerini birbirlerine hayvan ya da bitki adı vererek ifade etmişler, kendilerini bunlarla karşılaştırmışlardır" (Roux 2005: 223; Öztürk 2005: 201). Türklerin tarihin eski dönemlerinden itibaren bitkilerle uğraşmalarının ve onları çeşitli amaçlarla kullanmalarının sebeplerinden bir tanesi de İslamiyet in kabulüyle birlikte İslam tıbbıyla tanışılmasıdır. Medeniyetlerin oluşumunda dinlerin etkisi göz ardı edilemez. İslam medeniyetinde de bilgi nin oluşumunda dinin rolü bulunmaktadır. Bu bağlamda genel olarak bilimi teşvik eden İslam dini, ziraat çalışmalarını da öncelikle toplumun bekası açısından en temel alanlardan biri olması dolayısıyla, teşvik edici bir rol oynamıştır (Aydın 2011: VII). Bitkilerin insan yaşamındaki vazgeçilmezliği her dilde bitkilerin adlandırmalarını zengin bir alan hâline getirmiştir (Önler 2004: 273). Türkçede kullanılan bitki adlarının bir kısmı diğer dillerden alıntı
278 287 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Organ Adlarıyla OluşturulmuşBitki Adları kelimelerdir. Ancak bitki adlarının büyük bir bölümü Türkçenin tarihî seyri içerisinde Türkçe olarak kullanılmıştır. Türkçede kullanılan alıntı bitki adları Arapça, Farsça, Ermenice, Latince, Rumca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, İspanyolca, Bulgarca, Çince, Gürcüce, Sırpça, Slavca, Moğolca, Rusça, Portekizce ve Lehçe kökenlidir (Alkayış 1998: 72). Göktürk Kitabeleri yle sistemli olarak başlayan Türk dilinin tarih işaretlemeleri, büyük bir kısmı dinî özellikte olmakla birlikte tıp, astronomi ve şiir içerikli Uygur eserleriyle devam eder. Dönem açısından Sekiz Yükmek, Altun Yaruk, Irk Bitig önem taşıyan eserlerdir. 11. yüzyılda, Türk dili tarihine zirve yaptıran Divanü Lügati t-türk, Kutadgu Bilig ve sonraki yüzyılın başlarında Atebetü l-hakayık gibi baş eserler verilir. Eski Anadolu Türkçesi Dönemi nde ise bir kısmı çeviri olmakla birlikte birçok bilimsel eser ortaya konulur. Göktürk Kitabeleri nde ıġaç ağaç, orman, ağaçlık (Ergin 1989: 86) kelimesiyle başlayan bitki adı ve terimi, Uygurca yazılmış olan eserlerde çoğalarak devam etmiştir. Ancak bu dönemde tespiti yapılan bitki adlarında organ adlarıyla oluşturulmuş bitki adlarına rastlanmamıştır. Ahmet Caferoğlu nun Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü nde yer alan bitki adları şunlardır: [bıtmul biber (EUTS 1968: 41), çaġay bir bitki adı (?) (EUTS 1968: 58), çakı ısırgan otu (EUTS 1968: 58), çigidām bir bitki (EUTS 1968: 62), ārük erik (EUTS 1968: 77), kāntir kendir, kenevir (EUTS 1968: 106), lınha lotus çiçeği (EUTS 1968: 126), matu lung limon (EUTS 1968: 128), nara nar (EUTS 1968: 135), narun bir ağaç çeşidi (EUTS 1968: 135), patpadhi biber (EUTS 1968: 157), kabak (EUTS 1968: 159), kaġun kavun (EUTS 1968: 161), kamġak sarımsak (EUTS 1968: 164), kaula sebze (EUTS 1968: 171), kısırın bir bitki adı (EUTS 1968: 177), kıtık pamuk (EUTS 1968: 177), kulun bir çiçek türü (EUTS 1968: 186), sınçkan Musa ağacı (EUTS 1968: 203), söğüt söğüt ağacı (EUTS 1968: 209), sulanı bir bitki (EUTS 1968: 211), sunu siyah kimyon (EUTS 1968: 212), supsup bir çiçek türü (EUTS 1968: 212), sukar bir bitki türü (EUTS 1968: 212), süksük saksaol ağacı, odunu (EUTS 1968: 214), taban bir çeşit bitki (EUTS 1968: 218), tabılku bir çeşit bitki (EUTS 1968: 219), tal söğüt ağacı (EUTS 1968: 221), tala büyük bir ağaç (EUTS 1968: 221), talız bir çeşit bitki (EUTS 1968: 221), toz kayın ağacı (EUTS 1968: 248), turma turp (EUTS 1968: 254), tuturkan pirinç (EUTS 1968: 255), tülüg şeftali (EUTS 1968: 258), uşkun sarımsak (EUTS 1968: 267), uşır bir bitki adı (EUTS 1968: 268), üsüm üzüm (EUTS 1968: 274), yıvılġu bir çeşit ağaç (EUTS 1968: 295), yoka kadız tarçın (EUTS 1968: 302), yoldurġan bir bitki adı (EUTS 1968: 302)].
279 288 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / İlhan UÇAR Kutadgu Bilig de 17 adet bitki adı kullanılmıştır: arbuz, arpa, azġan, buġday, çiçek, çim, erġuvan, ḳadıŋ, ḳaġıl, ḳaġun, ḳaranfil, kürküm, ot, simiş, tiken, yẹmiş, yıġaç (Öztürk 2005: 201). Kutadgu Bilig deki bu bitki adlarının oluşumunda organ adlarından yararlanılmamıştır. Türk dilinin ilk temel kaynaklarından Divanü Lügati t-türk te de bitki adları karşımıza çıkmaktadır: Aba başı örneğinde organ adıyla oluşturulmuş bitki adını görmekteyiz. Divanü Lûgati t Türk te yer alan botanik terimi sayısının aşağıda da sıralandığı üzere 155 olduğu belirlenmiştir: aḏrıḳ / ayrıḳ, alma / almıla, aluç, aluçın, amşuy, aŋduz, aba başı, armut, arpa, arpaġan, artuç, arubat, asurtġu ot, aşlıḳ, atġaḳ, awılḳu / afılġu, awujġun, awya, azġan, egir, erük, bamuḳ, basar, b(e)z(i)nç, bibli, batmul / butmul, bitrik, boy, buġa/ boz buġa / sarıġ buġa, buġday, bujın, bulġuna / malġuna / yılġın, burçaḳ, buturġaḳ, büken, büsteli / püstüli, bütüge, çaġmur / çamġur, çaḫşu, çarun, çavju, çiniştürük, çeŋlik, çıpḳan / çıpıḳan, çikin, çim, çümgen, çından, çünük / şünük, dava, dünüşge, eldrük / ilrük, geşür / gezer / gizri, ḫüçünek, ingek küçi, iŋliç, ışġun/ ḳuşġun / uşġun, kebez / kepez, kekre, keküş, kelep, kenpe, kewrek neŋ, kewrik, kümürken / kümürgen / kewürken / küwürken / küwürgen, küç, kürküm, kürt, kabak, ḳaḏıŋ, ḳaġun, ḳamġaḳ, ḳamış, ḳaraḳan, ḳaramuḳ, ḳara ot, ḳarġaḳ tarmaḳ, ḳaşaḳ, ḳayaçuḳ, ḳıçı, ḳonaḳ / ḳoyaḳ, ḳoru, ḳuçġundı, ḳumlaḳ, ḳosıḳ / ḳosuḳ, limgen, mandar, murç, uġlı, ülike, sarġan, sarmusaḳ / samursaḳ, sarıġ erük, sarıġ turma, sarḳaç, senkeç / seŋeç, sipüt, sıġun otı, sınçġan ḳatı, soġan / soġun, sögüt / söküt, sunu, süksük, süt ötrüm, süzgün, şamuşa, şaw, şekirtük, şuġlu, şüŋle, taġna yawa, tarıġ, tarmaz / turmuz, tawġaç yudası, tawılġuç / tawılḳu, tirek, tıt, toġraḳ, toŋ ḳamış, topulġaḳ, toy, turma, tuturḳan, tülüg erük, tüşkün / tüşürkün, uç, ulyan, ügür / yügür, üzüm, üjme, yapçan / yawçan, yaġaḳ, yaġ ügüri, yaḳrıḳan, yandaḳ çeker / yandaḳ tiken, yapuşġaḳ, yarpuz, yava / yawa / yafa, yafışġu / yumuşġa, yiz, yıḏıġ ot, yiken, yigde / yikte / bar yigde, yımırtġa, yimşen, yitim, yorınça / yorınçġa, yörgenç, yoldurġa / yoldruġa, yumġaḳ tene, yuñ / yüñ, yügürgün / ügürgen, yüzerlik, zarġunçmud, zerenze (Oturakçı 2012: 196). Divanü Lügati t-türk teki bu bitki adlarının bir kısmı, sonraki yüzyıllarda yazılmış tıp metinlerine yansımıştır. Eski Anadolu Türkçesi Dönemi nden itibaren birçok alanda olduğu gibi tıp alanında da telif ve çeviri eserler ortaya konulur.
280 289 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Organ Adlarıyla OluşturulmuşBitki Adları Anadolu Selçukluları, Farsçayı devlet dili olarak kullandıkları için aydınlar bu dili iyi bilirler. Bundan dolayı Arapça yazılmış olan tıp kitapları Farsçaya döndürülür yılında son Selçuklu padişahı 2. Gıyaseddin Mesut, inmeli olarak yattığı yatakta ölür. Selçuklu devleti dağılır, yeni kurulan beyliklerin beyleri, Arapça ve Farsça bilmediklerinden, bu iki dili bilen Türk bilginlerine, bu kitapları Türkçeye çevirtirler. Böyle olunca, Türkçe tıp bitikleri 14. yüzyılın ortalarına doğru yazılmış olur (Uzluk, 1960: 78). 14. yüzyıldan itibaren ortaya konulan telif ve çeviri tıp eserlerinde bazı bitki terimleri olduğu gibi kullanılırken bazıların da ise Türkçe karşılıklar türetilmiştir. Türetilen bu karşılıkların bir kısmında organ adlarından da yararlanılmıştır. Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış tıp metinleri üzerine yapılan çalışmada 164 organ adı tespit edilmiştir. 16 tıp yazması taranarak yapılan araştırmada ortaya çıkan organ adlarının, 155 i ana ve ara organ, 9 u da bu organ adlarının alt adı olarak terimleştirilmiştir (Meriç, 2009: 136). İnsanın bitkiyle tanışması kendisinin var oluşuyla birliktedir. Bu tarihi birliktelik birçok millette ağaca bir kutsallık kazandırılmasına sebep olmuştur. Uygurların Türeyiş Destanı nda gökten inen ışıkla kayın ağacının beş çocuk doğurması ve bu çocuklar büyüdükten sonra en küçükleri olan Bögü-Han ın Uygurlara Han olması, ağaca kutsallık kazandırdığı gibi o kutsal ağaçtan doğan Han a da kutsallık kazandırmaktadır. (Ögel, 1997: 73-74). Mitolojideki kutsal ağaç motifi Türklerin İslâmiyet le tanışmasına kadar devam eder. Daha sonraki yıllarda ağaca bakış açısı değişmekle birlikte ağaçları ve hayvanları birbirinden ayıracak tespitlere gidilmiş ve kavramdan kelimeye geçiş sağlanmıştır. Coğrafyayı ve hayatı paylaştıkları hayvanların her birine özel adlar veren Türkler, kültürlerinin algılama biçimine ve hayvanların önemine paralel olarak da onları pek çok kavram işaretleme metodundan istifade ederek dillerinde işaretlemişlerdir (Mert 2007: 302). Bitkinin olduğu yerde hayat vardır. Hayatın varlığını ve devamlılığını göstermesi açısından insan, hep bitkilerle iç içe olmuş ve eskiden günümüze onlarla ilgili birçok adlandırmaya gitmiştir. Bu adlandırmalar yapılırken sık başvurulan kaynaklardan bir tanesi de organ adlarıdır. Özellikle yabancı bitki adlarının Türkçe tıp kitaplarında kullanımında belirgin bir şekilde Türkçeleştirilmeye gidilmiş ve iklilü lmelik >koçboynuzu örneğinde olduğu gibi hayvan adı ve organı birlikte kullanılarak terim yapma yoluna gidilmiştir. Sultan Murad çağında
281 290 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / İlhan UÇAR yazılmış tıp kitaplarında da artık bu yonca koçboynuzu diye adlandırılmıştı (Ögel, 1991: 366) Organ adları Türkçenin söz varlığı içerisinde anahtar görevi görmektedir. Birçok kalıp ifadeler de organ adlarıyla oluşturulmaktadır. Atasözlerinin ve deyimlerin oluşumunda da organ adlarından sıkça yararlanılmıştır. Zafer Önler yaptığı çalışmada, Kutadgu Bilig de 104 deyimin organ adlarıyla oluşturulduğunu ortaya koymuştur (Önler 2009: 841). Organ isimleri temel söz varlığı içinde önemli bir yer tutmaktadır. Söz konusu isimler dillerin deyim oluşturma sürecinde çok sık kullanılmıştır. Türkçedeki deyimlere bakıldığında baş, göz, el, yüz, yürek gibi organ isimleriyle kurulmuş deyimlerin sayısının yüksek olduğu görülmektedir (Şahin 2009: 2022). Deyimlerdeki bu durum bitki adlarında da karşımıza çıkmaktadır. Günümüze kadar ulaşabilmiş bitki adlarının bir kısmı organ adlarıyla oluşturulmuştur. Türkçede organ adlarıyla oluşturulmuş bitki adlarında Türkçe kelimeler kullanıldığı gibi zaman zaman da yabancı kelimeler kullanıldığı görülmektedir. Açıkağız, bağırsak otu, beşdamar otu, dilburan, dikenbaşı, karabaş gibi kelimelerde organ adları bir başka Türkçe kelimeyle adlandırmayı yaparken; boynuzlu haşhaş, horozgözü, kulakmantarı, leylekburnu gibi kelimelerde yabancı kelimelerle birlikte bitki adlandırmasını yapmıştır. Bazı bitki adlarının oluşturulmasında organların çeşitli şekillerinden hareketle terim yapma yoluna gidilmiştir: kaynanayumruğu, kurtpençesi, tavukpençesi vb. organ adlarıyla oluşturulmuş bitki adlarının bir kısmında da organlar çeşitli sıfatlar yardımıyla nitelendirilmiştir: ballıboynuz, başlahana, dokuzbaşlı, kelbaş, kırkkanat, kocabaş, ufakkulaklı çuhaçiçeği, uyurgöz vb. Bazılarında ise renk adlarından yararlanılmıştır: ağ dalak, çilbaş, kırmızı boynuzgelincik, mavi-kırmızı turnagagası, morbaş vb. Doğadan doğaya aktarmalar Türkçede sıfat tamlamalarından ziyade birleşik sözcük oluşturmaktadır: kuşburnu, keçi boynuzu, turna gagası, aslanağzı, horozibiği, aslanpençesi gibi hayvanlardan bitkiye aktarmalar olabildiği gibi çekiçbalığı, kılıçbalığı, kayışbalığı gibi nesnelerden hayvanlara da aktarmalar yapmak ve yeni kelimeler oluşturmak mümkündür (Erden 2011: 990). Organ adlarıyla bitki adlandırılması yapılırken bazı hayvanların adlarından da yararlanılmıştır: aslan, ayı, camış, çekirge, dana, geyik, horoz, kaplan, karga, katır, kaz, keçi, keklik, koç, koyun, kurt, kuş, kuzu, leylek, manda, tilki, turna, oğlak, öküz, pisik, serçe, sıçan, tavşan, tavuk, tay, teke vb. hayvan adlarıyla oluşturulan bitki adlarında ise zaman zaman aynı hayvanın farklı organlarından hareketle adlandırılmaya gidildiği görülmektedir [tavşanağzı (GTS), tavşanayağı (LME), tavşanbıyığı
282 291 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Organ Adlarıyla OluşturulmuşBitki Adları (GTS), tavşankulağı (GTS), tavşanmemesi (GTS), tavşanpaçası (TBAS), tavşantopuğu (TBAS), tavşançıl toynağı (LME), kurtbağrı (GTS), kurtkulağı (TBAS), kurtpençesi (GTS), kurttırnağı (TBAS). Türkçede yazı diline girmiş olan bitki isimlerinin yanında halk arasında kullanılan ve bölgelere göre değişiklik gösteren bitki isimleri, çeşitli alanlarda yapılmış çok sayıda çalışmaya rağmen şimdiye kadar tam olarak ortaya konamamıştır. (Şahin 2007: 571). Türkçede kullanılan bitki adlarının çeşitliliği fazladır. Bunun da bazı sebepleri vardır. Sebeplerden bir tanesi, özellikle ağızlarda aynı bitkinin farklı adlarla karşılanmasıdır. Bazen bir armut çeşidi iki şekilde adlandırılmıştır. Söz gelimi ġovan armudu ve içi göynü aynı armut çeşidinin adıdır (Aydın 2008: 134). Ancak aynı terimin birden fazla bitkiyi karşılaması gibi bu durumun tersi de söz konusudur. Yani bir bitki adının birden fazla bitkiyi karşıladığı da görülmektedir: (gelinparmağı: 1. Havuç 2. Kereviz 3. Bir çeşit pancar 4. Bir çeşit erik 5. Beyaz, kırmızı ve sarımtırak renkte çatallı mantar 6. Tarlalarda yetişen bir çeşit çiçek 7. İri bir çeşit üzüm 8. Dağlarda kayaların arasında yetişen yenilebilen ucu kırmızı yıldız şeklinde olan bir çeşit bitki (TTAS). Kelime çeşitliliğini artıran bir diğer sebep de kelimelerin çeşitli ses olayları neticesinde farklılaşmasıdır [kazayak: kazayağı (TBAS) / kazıyak: kazayağı (TBAS)]. Bu çalışmada organ adlarıyla oluşturulmuş bitki adları tespit edilirken aşağıdaki eserlerden ve bu konuda yazılmış bazı makalelerden yararlanıldı: Biyoloji Terimleri Sözlüğü (BS), Büyük Türkçe Sözlük (BTS) Divanü Lugat-it-Türk (DLT), Güncel Türkçe Sözlük (GTS), Osmanlıca-Türkçe Bahçe ve Bitki Sözlük Denemesi (BBSD), Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Sözlüğü (KBS), Lügat-i Müşkilât-ı Eczâ (LME), Revnak-ı Bustan (RB), Türkçe Bitki Adları Sözlüğü (TBAS), Türkiye Türkçesi Ağızlar Sözlüğü (TTAS), Türkiye'nin En Güzel Yaban Çiçekleri (TYÇ), Terceme-i Kitabü l-filâha Ziraat Kısmı (TKF), Terceme-i Kitabü l-filâha Zootekni Kısmı (TKFZ), Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü (EUTS), Türksprachige Volksnamen für Kräuter und Stauden (TVKS). Organ Adlarından Hareketle Oluşturulan Bitki Adları Dağlarda yetişip dağlıların yediği hıyar gibi dikenli bir ot, Aba başı yer mürveri (DLT IV). Acıgıcı, acı kulak, acımcak, aşkın, çobantuzluğu, ebemekşisi, ekşilik, ekşimenek, ekşiyaprak, eşimcik, eşki, acıgıcı kulağı eşkimelek, ekşimen, karakavuk, keçikulağı, kediçırnağı, kuzukulağı, mancar, oğlakkulağı, şeytankulağı, taşdest, yarpız (TVKS).
283 292 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / İlhan UÇAR açıkağız adameli adi boynuzlukimyo n adi altınbaşak adi aslandişi adi kurtbağrı ağdalak ağız otu akbaş akbaşlı alabaş altınbaş altınbaşak altuni köşeli kırkbaş araptaşağı aslanağzı aslanayağı aslandişi aslankulağı aslankuyruğu aslanpençesi ayaklı kekik ayıeli Turpgillerden bir bitki (GTS). Adameli denilen bir ot (LME). Yaban çiçeği (TYÇ). Yaban çiçeği (TYÇ). Yaban çiçeği (TYÇ). Yaban çiçeği (TYÇ). Isırgan (TBAS). Deli tütün (TBAS). Bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Boyar madde olarak kullanılır (TBAS). Civanperçemi (TBAS). Turpgillerden, şalgama benzeyen bir bitki (GTS). Yaprakları lahanaya benzeyen, kökü şalgamdan daha büyük olan ve yemeği yapılan bir çeşit bitki (TTAS). Genellikle Ege bölgesinde yetişen, yuvarlak, kalınca kabuklu güzel bir kavun türü (GTS). 1. Kabuğu sarı benekli, çok tatlı bir çeşit kavun 2. Sarı, kalın kabuklu bir çeşit lezzetli üzüm 3. Süpürge yapılan, mavi çiçekli bir ot (TTAS). Dağ çayı (TBAS). Altınbaşı denilen bir ot (LME). Ölmez çiçek (TBAS). Yaban çiçeği (TYÇ). Koni şeklinde üzeri çizgili, çok acı ve siyah renkli bir otun meyvesi (TTAS). Sıraca otugillerden, türlü renkte, güzel, kokusuz çiçekleri olan bir bitki (GTS). Anasınababasına payveren, burun otu, diliçıkık, dillidüdük, hanımağzı, kurtağzı, kuşağzı, kuşübüğü, tavşan dudağı, tümmüssemek, vakvak çiçeği (TVKS). Kırkbaş otu (TBAS). Kara hindiba (TBAS). Kırkbaş otu (TBAS). Ballıbabagillerden, eskiden hekimlikte terletici olarak kullanılan bir bitki, yer pırasası (GTS). Gülgillerden, sarı, beyaz çiçekli bir yabani bitki (GTS). Kara kekik (TBAS). Peynir otu (TBAS).
284 293 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Organ Adlarıyla OluşturulmuşBitki Adları ayıkulağı ayıpençesi bacakkıran bağırsak otu baldıran baldırıkara ballıboynuz başak başlahana beşdamar otu beşparmak otu boğaz çiçeği boynuz otu boynuzlu haşhaş boynuzlu yonca burun otu buzağıburnu camışmemesi cavurbaşı ciğer otu çekirgeayağı çilbaş dağ dalak otu Ayıkulağı denilen bir bitki, çalba, karağan (LME). Sarı baba, sarı ballıbaba, sarı ısırgan otu (TVKS). Ayıeli, ayıpençesi. Çiçekleri kurutularak çaylara koku vermesi için katılan çok yıllık, dikenli ve otsu bir bitki (LME). Nemli bölgelerde yetişen yeşilimsi sarı çiçekli bir bitki (GTS). Farekulağı (GTS). Zehirli bir tür bitki (KBS). Nemli yerlerde yetişen birçok eğrelti otu türünün ortak adı, karabaldır (GTS). Karabaldır (BS). Karabaldır (TKFZ). Keçiboynuzu (TBAS). 1. Arpa, buğday, yulaf gibi ekinlerin taneleri taşıyan kılçıklı başı 2. Tarlalarda, bağlarda dökülmüş veya tek tük kalmış olan ürün (GTS). Yaprakları sıkı, yuvarlak başlı lahana (GTS). Bağa (TBAS). Gülgillerden, yol kıyılarında ve çayırlarda yetişen, sürgüne karşı kullanılan bir bitki, kurtpençesi (GTS). Papatya (TBAS). Karaca ot (TBAS). Boynuzlu gelincik (TBAS). Kokulu yonca (TBAS). Delitütün (TBAS). Aslanağzı, anasınababasına payveren, burun otu, buzağıburnu, diliçıkık, dillidüdük, hanımağzı, kurtağzı, kuşağzı, kuşübüğü, tavşan dudağı, tümmüssemek, vakvak çiçeği (TVKS). Buzağıburnu yemişi (LME). Aslanağzı, anasınababasına payveren, burun otu, diliçıkık, dillidüdük, hanımağzı, kurtağzı, kuşağzı, kuşübüğü, tavşan dudağı, tümmüssemek, vakvak çiçeği (TVKS). Dağ sümbülü (TBAS). Müşkülüm (TBAS). Düğün çiçeğigillerden, çok yıllık otsu bir bitki (GTS). Çekirgeayağı denilen turunç gibi güzel kokan bir ot (LME). Yavşan (TBAS) cm yükseklikte, yere yatık ve çiçekleri soluk sarı renkli bir dalak otu türü (GTS).
285 294 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / İlhan UÇAR dalak otu damar otu danaayağı devegözü dikenbaşı dil damak çiçeği dil mantarı dilburan dildamak diliçıkık dillidüdük diş otu dişbudak dokuzbaşlı eğikbaşlı kangal ekşikulak engerekbaşımsı emzikotu erkeçsakalı eşekkulağı Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde kuru yerlerde yetiştirilen, yüz kadar türü bulunan, güçlendirici, uyarıcı ve yara sağaltıcı olarak kullanılan otsu veya odunsu bitki, duvarsedefi (GTS). Yapısında uçucu yağ, acı maddeler, tanen, glikozit ve saponinler içeren, enfüzyon biçiminde (%1-1.5) uyarıcı ve kuvvetlendirici olarak kullanılan ballıbabagiller familyasından bir bitki (BS). Bağa (TBAS). Yılanyastığıgillerden, yaprakları lekeli bir bitki (GTS). İri ve siyah taneli bir üzüm çeşidi (GTS). Topuz (TBAS). Dildamak çiçeğinin dibi, salep kökü, tilkitaşağı otu, itkasarı (LME). Balaban mantarı (TBAS). 1. Çok tatlı, dili yakan bir çeşit kavun 2. Yerken insanın dilini yakan, mavimsi renkli bir çeşit mantar (TTAS). Kanlıca mantarı (TBAS). Aslanağzı, anasınababasına payveren, burun otu, buzağıburnu, diliçıkık, dillidüdük, hanımağzı, kurtağzı, kuşağzı, kuşübüğü, tavşan dudağı, tümmüssemek, vakvak çiçeği (TVKS). Aslanağzı, anasınababasına payveren, burun otu, buzağıburnu, dildamak, dillidüdük, hanımağzı, kurtağzı, kuşağzı, kuşübüğü, tavşan dudağı, tümmüssemek, vakvak çiçeği (TVKS). Aslanağzı, anasınababasına payveren, burun otu, buzağıburnu, diliçıkık, dildamak, hanımağzı, kurtağzı, kuşağzı, kuşübüğü, tavşan dudağı, tümmüssemek, vakvak çiçeği (TVKS). Diş otugillerden, kurak ve çorak yerlerde yetişen, çok yıllık ve otsu bir bitki, mısır anasonu, kurşun otu (GTS). Dişbudak ağacı (KBS). Ak çöpleme (TBAS). Yaban çiçeği (TYÇ). Acıgıcı, acıgıcı kulağı, acı kulak, acımcak, aşkın, çobantuzluğu, ebemekşisi, ekşilik, ekşimenek, ekşiyaprak, eşimcik, eşki, eşkimelek, ekşimen, karakavuk, keçikulağı, kediçırnağı, kuzukulağı, mancar, oğlakkulağı, şeytankulağı, taşdest, yarpız (TVKS). Yaban çiçeği (TYÇ). Keçisakalı (GTS). Karakafes (GTS).
286 295 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Organ Adlarıyla OluşturulmuşBitki Adları garabaşkekik garabaşot gavurbaşı gazelboynuzu gelindili gelingöbeği gelinparmağı gelinsaçı geyikdili göbek otu gögercinayağı gökbaş göl karabaşı göz otu gözdikeni gözlük çiçeği gözlük otu gülburnu hanımağzı hanımeli hanımparmağı horozgözü horozibiği Eflatun çiçekli ada çayına benzer bir tür kekik (BBSD). Mor çiçekli, kara tohumlu, hoş kokulu, yağı çıkarılıp sancıya karşı içilen bir ot (BBSD). Müşkülüm (TBAS). Sepik (TBAS). Yaban çiçeği (TYÇ). Kara hindiba (TBAS). Uzun taneli bir üzüm türü (GTS). 1. Havuç 2. Kereviz 3. Bir çeşit pancar 4. Bir çeşit erik 5. Beyaz, kırmızı ve sarımtırak renkte çatallı mantar 6. Tarlalarda yetişen bir çeşit çiçek 7. İri bir çeşit üzüm 8. Dağlarda kayaların arasında yetişen yenilebilen ucu kırmızı yıldız şeklinde olan bir çeşit bitki (TTAS). Baharda kırlarda açan, çiçeklerinin ucu mor, dipleri beyaz bir çeşit çiçek (GTS). Eğrelti otugillerden, Kuzey ve Batı Anadolu'nun kıyı kesimlerinde yetişen, yaprakları uzunca dil biçiminde çok yıllık otsu bir bitki (GTS). Aspleniaceae familyasından, rizomlu, 8-50 cm kadar boyunda, basit yaprakları olan, orman altlarında yetişen çiçeksiz bitki. Karkazayağı (BS). Yaprakları etli, otsu bir bitki (GTS). Güvercinayağı otu (LME). Peygamber çiçeği (TBAS). Yaban çiçeği (TYÇ). Ban otu (TBAS). Boğa dikeni (TBAS). Ayotu, denizlahanası, gözlük otu (TVKS). Göz otu, güzellik otu (TVKS). Yabani gül (TBAS). Aslanağzı, anasınababasına payveren, burun otu, buzağıburnu, diliçıkık, dillidüdük, kurtağzı, kuşağzı, kuşübüğü, tavşan dudağı, tümmüssemek, vakvak çiçeği (TVKS). 1. Hanımeligillerden, tırmanıcı, korularda, çalılıklarda yetişen bir bitki 2. Bu bitkinin güzel kokulu çiçeği (GTS). Uzun taneli bir üzüm çeşidi (GTS). Maydanozgillerden, beyaz veya pembe çiçekli bir bitki (GTS). Horozibiğigillerden, kırmızı çiçekleri horoz ibiğini andıran bir süs bitkisi (GTS).
287 296 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / İlhan UÇAR itburnu itkuyruğu ittaşağı kadıbaşı kadıngöbeği kadınparmağı kaplankuyruğu karabaş kargaayağı katırdaşağı katırkuyruğu katırtırnağı kaynanadili kaynanayumru ğu kazayağı kazayak kazgagası kazıyak keçiboynuzu keçikulağı Yaban gülünün meyvesi (GTS). Kenarları düz şerit gibi yapraklı ve saplarının ucu koçanı andıran, başak çiçekli, otsu bir bitki (GTS). İttaşağı otu (LME). Lale (TTAS). Gül (TBAS). Gelinparmağı, saçak mantarı (TBAS). Razakı denen bir tür iri üzümün benzeri (RB). Kirman dağlarında bulunan kaplanların yemekten hoşlandığı, yaprakları hıyar yaprağına benzeyen, beyaz bir kök, kaplan devası, kaplan taşı (LME). Ballıbabagillerden, çiçekleri mavi veya menekşe renginde başakçıklar durumunda olan güzel kokulu bir bitki (GTS). 1. bk. Karabaşak 2. Pancar 3. Bir cins ot 4. Mısırlarda olan bir mantar (TTAS). Kışa dayanıklı sert buğday (TTAS). Kuzgunayağı, kazayağı, kılır otunun katlanmayan, bükülmeyen bir çeşidi (LME). Acı çiğdem (TBAS). Baklagillerden, çiçekleri sarı ve şemsiye durumunda olan acı bir bitki (GTS). Baklagillerden, dalları çok ince, çiçekleri sarı, bazı türleri hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan bir bitki (GTS). Dil biçiminde yassı ve dikenli dalları olan bir kaktüs türüne halkın verdiği ad (GTS). Frenk inciri (TBAS). Frenk inciri (TBAS). Ispanakgillerden, yaprakları kaz ayağına benzeyen bir bitki (GTS). Kazayağı (TBAS). Corydalis (Papaveraceae) türlerine verilen genel ad. Çok yıllık, otsu, yumrulu ve tüysüz bitkiler. Corydafis rutjfolia DC. Horozibiği (Kemah-Erzincan). Doğu Anadolu bölgesinde çay hâlinde keyif verici olarak kullanılır. (TBAS). Kazayağı (TBAS). 1. Baklagillerden, kerestesi marangozlukta, kabukları tabaklıkta kullanılan bir ağaç, harnup 2. Bu ağacın baklaya benzer, şekerli yemişi, harnup (GTS). Keçiboynuzı (TKF). Acıgıcı, acıgıcı kulağı, acı kulak, acımcak, aşkın, çobantuzluğu, ebemekşisi, ekşilik, ekşimenek, ekşiyaprak, eşimcik, eşki, eşkimelek, ekşimen,
288 297 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Organ Adlarıyla OluşturulmuşBitki Adları keçimemesi keçisakalı keçitaşağı keçitırnağı kedibağırsağı kedibaşı kediçırnağı kedigözü keditaşağı keditırnağı keditırnağı mantarı keklikgözü kelbaş keşişbaşı kırkbaş otu kırkdamar otu kırkkanat kırmızı boynuzgelincik kızılbacak karakavuk, kediçırnağı, kuzukulağı, mancar, oğlakkulağı, şeytankulağı, taşdest, yarpız (TVKS). Sert kabuklu, iri taneli, uzunca, beyaz veya kırmızımsı bir çeşit üzüm (GTS). 1. Ladengillerden, çayırlarda, nemli yerlerde yetişen, toprakları mızraksı ve çizgili, çiçekleri mavimtırak veya mor renkte laden bitkisinin bir türü, keçisedefi 2. Gülgillerden, beyaz veya pembe çiçekli, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaççık, erkeçsakalı, çayırmelikesi (GTS). Soğan (TBAS). Keçitırnağı, sarı burçak (LME). Pembe çiçekli bir yabani sarmaşık (BBSD). Kendir ısırganı (BBSD). Acıgıcı, acıgıcı kulağı, acı kulak, acımcak, aşkın, çobantuzluğu, ebemekşisi, ekşilik, ekşimenek, ekşiyaprak, eşimcik, eşki, eşkimelek, ekşimen, karakavuk, keçikulağı, kuzukulağı, mancar, oğlakkulağı, şeytankulağı, taşdest, yarpız (TVKS). Salep (TBAS). Kötü kokulu bir bitki (KBS). Kebere, salep (TBAS). Saçak mantarı (TBAS). Otsu, bir veya çok yıllık ve kırmızı çiçekli bitkilerdir. Bazı türlere özel adlar verilir (TBAS). Süsen (TBAS). Müşkülüm (TBAS) cm yükseklikte, yumrulu, çok yıllık, sarı çiçekli ve otsu bir bitkidir. bk. Çatlak otu. eş anl. Arslanayağı, arslankulağı, Patlangaç (TBAS). Damarlı çiçeksiz bitkilerdendir. 100 kadar çeşidi vardır. Kibritotları, atkuyrukları ve eğreltiotları bu familyadandır. Yol kenarlarında ve kumlu topraklarda yetişirler. Faydası: Burun kanamasını keser. Kesiklerde ve çıbanda faydalıdır. Balla karıştırılıp yenecek olursa, nefes darlığını giderir. Yaraları iyileştirir. Kandaki şeker miktarını düşürür (BBSD). Yaraları iyileştirmek için kullanılan yaprakları damarlı bir ot (BBSD). Yaban çiçeği (TYÇ). Yabani pancar (TBAS).
289 298 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / İlhan UÇAR kızılgözdikeni kızgözü kızkalbi kızlargöbeği kocabaş kocabaşı koçboynuzu koçkuyruğu koçtaşağı koyungöbeği koyungözü koyunpaçesi köpekayası köpeklolosı köpekmemesi köpektaşağı kulak otu kulakmantarı kurtağzı kurtayağı kurtbağrı Altın dikeni (TBAS). Amerikan güzeli, flurya (TVKS). Şahteregillerden, kalp biçiminde pembe çiçekli bir süs bitkisi (GTS). Çivit otu (TBAS). 1. Doğu Anadolu'da, yol ve tarla kenarlarında yetişen, cm yükseklikte, iki yıllık otsu bir bitki 2. Hlk. Pancar, şeker pancarı (GTS). Gengel (TBAS). Koçboynuzu otu, kokulu yonca, eşek yoncası da denilen çiçekleri boyar madde olarak kullanılan bir bitki (LME). Çok yıllık, pembe veya mor çiçekli bir bitkidir. Olgunlaşmamış meyveleri Erzurum ve Kars bölgelerinde çiğ olarak yenir. eş anl. Koç otu (Kars), koçtaşağı (Erzurum) (TBAS). Koçkuyruğu (TBAS). Koyun mantarı (GTS). Evlek mantarı (TBAS). Birleşikgillerden, beyaz ve iri bir papatya türü (GTS). Akbaba, akbabaç, akbaş, akbaşlı, akbubatça, akbubecik, akçababaş, akpopatça, babacan, babaçça, babineç, babunç, baybunuç, bebe çiçeği, bellimbebek, boğaz çiçeği, bombaça, bombilibotça, böbetçe, bubeççik, dallama, devedabanı, evrümçevrüm, gömeç, kelçiçek, kelemne, kelkız çiçeği, koyun çiçeği, kubatça, mayıspapatyası, nevbetçik, papatya, pirelik, topaçça, tömtöm, yoğurt çiçeği, yoğurt gülü (TVKS). Koyunbacağı, sapı kısa, başakları dolgun ekin (LME). Ballıbabagillerden, çiçekleri sap çevresinde demet durumunda toplanmış, güzel kokulu birçok türü olan bir bitki (GTS). Gelincik (TBAS). İt üzümü (TBAS). Adam otu, ak asma (TBAS). Camuskulağı (TBAS). Kayın mantarı (TBAS). Aslanağzı, anasınababasına payveren, burun otu, diliçıkık, dillidüdük, hanımağzı, kuşağzı, kuşübüğü, tümmüssemek, vakvak çiçeği (TVKS). Çingeneotu, su farasyonu (TVKS). Zeytingillerden, yaprakları mızrağa benzer, çiçekleri beyaz, kokulu ve salkım durumunda olan, çit yapmakta
290 299 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Organ Adlarıyla OluşturulmuşBitki Adları kurtkulağı kurtpençesi kurttırnağı kuşağzı kuşburnu kuşburnu giliği kuşburnu kokocu kuşdili kuşgözü kuşyüreği kuzgunayağı kuzubaşı kuzudili kuzugöbeği kuzukulağı leylekayağı leylekburnu leylekgagası mandadili mandakulağı maraş kurtkulağı kullanılan bir süs bitkisi (GTS). Oncocyclus seksiyonuna bağlı Iris türlerine verilen genel ad. Rizomlu, dalsız gövdeli ve tek çiçekli bitkiler. bk. Navruz, süsen (TBAS). Sakız otu (KBS). Karabuğdaygillerden cm yükseklikte, pembe çiçekleri salkım biçiminde, sap ve kökünde bol tanen bulunan çok yıllık otsu bir bitki, beşparmak otu (GTS). Kurtpençesi (TBAS). Aslanağzı, anasınababasına payveren, burun otu, diliçıkık, dillidüdük, hanımağzı, kurtağzı, kuşübüğü, tümmüssemek, vakvak çiçeği (TVKS). 1. Çalılık ve ormanlık alanlarda yetişen, soluk pembe renkte çiçekler açan bir ağaç, yaban gülü ağacı 2. Bu ağacın parlak kırmızı renkli, içi tüylü ve çekirdekli meyvesi 3. Bu meyveden yapılan içecek (GTS). Yabani gül (TBAS). Yabani gül (TBAS). Bir tür dişbudak (GTS). Biberiye (TBAS). Boncuk otu (TBAS). Bir yıllık, otsu ve basit yapraklı bir bitki. Muğla bölgesinde (Köyceğiz) sebze olarak kullanılır (TBAS). Kuzgunayağı, çiçeklerindeki tohum sapları kürdan yerine kullanılan bir ot, kuşayağı, kılır otu, hilal otu, diş otu (LME). Kuzu kişnişi (TBAS). Geniş yapraklı, kalın köklü yenilen bir bitki (TTAS). Bağa yaprağı, berdveselam, karamancar yaprağı, pelhavis, pogayaprağı, siğilotu, sinilotu, sinirli ot, sinirli yaprak, yara otu (TVKS). Sulak çayırlarda yetişen, şapkası kalın ve etli, yenir bir mantar çeşidi (GTS). Karabuğdaygillerden, nemli yerlerde yetişen, yaprakları salata olarak kullanılan, çiçekleri iki evcikli ve kırmızımtırak bir bitki (GTS). İğnelik (TBAS). İğnelik (TBAS). İğnelik (TBAS). Frenk inciri (TBAS). Camuskulağı (TBAS). Yaban çiçeği (TYÇ).
291 300 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / İlhan UÇAR mavi-kırmızı turnagagası morbaş oğlakkulağı öküzdili öküzgöbeği öküzgötü öküzgözü parmak otu pisiktaşağı sakal otu salkım başak serçebaşı serçedili sıçankulağı sığırgözü sığırkuyruğu siyahgöz su kazayağı şeytangözü şeytankulağı şeytansaçı şeytantırnağı Yaban çiçeği (TYÇ). Dağ sümbülü, müşkülüm (TBAS). Kuzukulağı (TBAS). Sığırdili (GTS). Alıç (TBAS). Alıç, yabani gül (TBAS). Birleşikgillerden, sarı renkte, papatyayı andırır bir çiçek ve onun bitkisi, sığırgözü, mastı çiçeği, arnika (GTS). Sarı papatya (TKF). Yaban çiçeği (TYÇ). Meyveleri yenilen yabanıl bir ot (TTAS). Dere otu (TBAS). Tek veya birleşik başakların salkım şeklinde oluşturduğu bitki (GTS). Serçebaşı bitkisi (TVKS). Serçedili otu, kuş otu, yol kenarları, duvar dipleri ve bahçelerde yetişen bir yıllık ve otsu bir bitki (LME). Sıçankulağı (LME). Sığır papatyası, sığırgözü, mastı çiçeği, arnika (LME). Sarı çiçek açan, geniş yapraklı bir tür bitki (KBS). Sarı çiçek açan, geniş yapraklı bir tür bitki (KBS). Acabak, ağcabek, akbörülce, akleyvaz, anamas, avgıç, bolce, böce, böğrükara, bögürce, börülce, çakıldak, fink, güzelce, hintbezelyesi, karagöz, karnıkara, karnıyarık, kendirik, libye, lobik, marş, oğlaz, sıyırma, ülübü, yanıkara, yazılı, yenidünya (TVKS) cm yükseklikte, çok yıllık, otsu, bileşik yapraklı ve beyaz çiçekli bir bitkidir. Yaprakları haşlandıktan sonra sebze olarak yenir ve börek harcına girer. Bk. Kazayağı (TBAS). Yaban çiçeği (TYÇ). Acıgıcı, acıgıcı kulağı, acı kulak, acımcak, aşkın, çobantuzluğu, ebemekşisi, ekşilik, ekşimenek, ekşiyaprak, eşimcik, eşki, eşkimelek, ekşimen, karakavuk, keçikulağı, kuzukulağı, mancar, oğlakkulağı, taşdest, yarpız (TVKS). Küsküt (GTS). İbn Sina otu, koyun otu, koyun pıtrağı, sıtma otu, su güveyi otu, yaban keteni (TVKS). Çan çiçeğigillerden, birçoğu dağlarda yetişen bir çeşit bitki (GTS).
292 301 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Organ Adlarıyla OluşturulmuşBitki Adları tavşanağzı tavşanayağı tavşanbıyığı tavşançıl toynağı tavşandudağı tavşankulağı tavşanmemesi tavşanpaçası tavşantopuğu tavukbacağı mantarı tavukgötü tavukgözü tavukpençesi taydişi tekesakalı tekkesakalı teksakal Pembe renkli bir tür çiçek (GTS). Tavşantopuğu. 1. Top biçiminde, güzel kokulu, sarı kır çiçeği 2. Kırlarda biten kökü soyularak yenilen bir çeşit yabanıl ot (LME). Bir yonca türü (GTS). Tavşancıltırnağı denilen bitki (LME). Aslanağzı, anasınababasına payveren, burun otu, diliçıkık, dillidüdük, hanımağzı, kurtağzı, kuşağzı, kuşübüğü, tümmüssemek, vakvak çiçeği (TVKS). Çuha çiçeğigillerden, kalp biçiminde geniş yapraklı, beyaz, pembe, şarap rengi çiçekli bir bitki, buhurumeryem, sıklamen (GTS) cm yükseklikte, kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaççık (GTS). Domuzağırşağı (TBAS). Salep, tavşan elması, tavşan kirazı (TBAS). Karadeniz bölgesi, Bolu ve İstanbul bölgelerinde yetişir, pazarlarda satılır ve halk tarafından yenir. bk. Kanlıca mantarı. eş anl. Cücekız, horoz mantarı, meşe mantarı, tavuk mantarı, yumurta mantarı, et mantarı, tavuk mantarı (TBAS). Aferim, atol, beyaz yerelması, bulgarsıktı, cürük, çangalak, çıkart, dip, domalan, dombalan, ebeli, goçgıç, gozgoçu, gulya, haliç, Halep şalgamı, höngül, ıldızkökü, kevren, koçan, közgüç, mandalak, şampurt, şemşamer, yer elması, yer otu, yıldız kökü, yıldızşalgası (TVKS). Akbaba, akbabaç, akbaş, akbaşlı, akbubatça, akbubecik, akçababaş, akpopatça, babacan, babaçça, babineç, babunç, baybunuç, bebe çiçeği, bellimbebek, boğaz çiçeği, bombaça, bombilibotça, böbetçe, bubeççik, dallama, devedabanı, evrümçevrüm, firtrn, gömeç, kelçiçek, kelemne, kelkız çiçeği, koyun çiçeği, koyungözü, kubatça, mayıspapatyası, nevbetçik, papatya, pirelik, topaçça, tömtöm, yoğurt çiçeği, yoğurt gülü (TVKS). Tropikal bölgelerin karakteristik çim bitkisi (GTS). İnce, dilim dilim yapraklı; küçük, beyaz çiçekli, böreği yapılan bir ot (BBSD). Birleşikgillerden, kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki (GTS). Tekesakalı (TBAS). Tekesakalı (TBAS). tırnak otu Farekulağı, kulunç otu, mercanköşk, merzengûs,
293 302 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / İlhan UÇAR tilkikuyruğu tilkitırnağı topbaş topukçayı topukluçay turnaayağı turnadili turnagagası ufakkulaklı çuhaçiçeği uyurgöz üçkulak venüssaçı yaban dili yavruağzı ahusu yerbağırsağı otu yılanbaşı (ilanbaşı) yılankulağı sıçankulağı, şahin otu, yaban fesleğeni, yer fesleğeni (TVKS). Kırmızı çiçek açan bir bitki (KBS). Çam çiçeği, çayır otu, dildoku, iletir, kaynana çiçeği, kök çiçeği, müzekker salep, patpatanak, salep otu, sellep, tavşantopu, zelhap (TVKS). Anadolu'da özellikle Tokat yöresinde yetiştirilen açık renkli, orta boy yapraklı ve tatlı içimli bir tür tütün (GTS). Salep. (TBAS). Taş nanesi (TBAS). Açık yeşil yapraklı, yuvarlak top top tohumları olan, kaynatılıp suyu içilen bir bitki, bir tür ada çayı (BBSD). Düğün çiçeği (GTS). Uzun taneli bir çeşit buğday (TTAS). Sardunyagillerden, tohumlarının ucunda turna gagasına benzer ince uzun bir uç bulunan, yaprakları güzel kokulu bir bitki, dönbaba (GTS). Yaban çiçeği (TYÇ). Normal durumlarda sürmeyip uyur vaziyette kalan, fakat gerektiğinde sürerek dal, yaprak oluşturan tomurcuk (GTS). Bersim, demirbozan, difir otu, diftil, dilfil, filfil, goncuk, gorunga, ırkı, kaşak, lorunga, köde, tirfil, üçgül otu, üçlüce, üç yaprak, yonca (TVKS). Çok yıllık, rizomlu ve çiçeksiz bir bitkidir. Balgam söktürücü ve öksürük kesici olarak kullanılır. eş anl. Fatmasaçı (Doğu Anadolu), İshal otu (Borçka-Artvin), Karabacak (Muğla) (TBAS). Deliotu, devedili, dişotu, döven otu, geyikelması, kuduzotu, kurşun otu, seçiler otu, sıtma otu, şeytraç, yakı otu (TVKS). Sarı çiçekli bir kır bitkisi (KBS). Amerika üzümü, şekerciboyası otu, (TVKS). Bir çeşit sarmaşık yemişi (LME). Yılanyastığı (TKF). SONUÇ Bir kavramın kelime karşılığı oluşturulurken daha önceden oluşturulmuş kavram karşılıklarından da yararlanılmaktadır. Bitki adlandırmalarında organ adlarından, hayvan adlarından, sayılardan, şahıs
294 303 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Organ Adlarıyla OluşturulmuşBitki Adları adlarından, çeşitli hastalık adlarından, bitkinin yetiştiği coğrafya ve etnik tanımlamalardan yararlanılmıştır. Türkçede geçmişten günümüze kullanılan deyim ve atasözü gibi birçok kalıp ifadede, organ adlarından yararlanılmıştır. Türk dilinin temel kaynaklarından olan Kutadgu Bilig ve Divanü Lügati t-türk gibi eserlerde bunun örneklerini sıkça görmekteyiz. Bitki adlarının oluşumunda organ adlarından yararlanılırken hem organın fiziksel özelliklerinden hareketle bir benzetme yapılmış [ufakkulaklı çuhaçiçeği (TYÇ), kulakotu (TBAS)]; hem de aynı organ adıyla somut ve soyut adlar bir arada kullanılarak terimlendirilmeye gidilmiştir: [kuşgözü (TBAS), öküzgözü (GTS), sığırgözü (LME), siyahgöz (TVKS), şeytangözü (TYÇ), uyurgöz (GTS)]. Bitkilerin kavram karşılıkları oluşturulurken, ağız, ayak, aya, bacak, bağır, bağırsak, baldır, baş, bıyık, boğaz, boynuz, burun, ciğer, dalak, damar, dil, diş, el, gaga, göbek, göz, kalp, kanat, kulak, kuyruk, meme, parmak, pençe, sakal, taşak, tırnak, topuk, yumruk, yürek gibi temel ve alt organ adlarından da yararlanılmıştır. Organ adları, dilin sözlü varlığından itibaren kendini gösterir. Bu tür adlar dilin temel kelimeleridir. Bu nedenle organ adlarıyla oluşturulmuş bitki adları, temel kelime ve/veya temel kelimeleri tamamlayan diğer kelimeler yapısındadırlar. Organ adlarını da içine alacak şekilde oluşturulmuş bu yapıdaki kelimeler dilbilim açısından önem taşımaktadır. KISALTMALAR (BBSD) Osmanlıca-Türkçe Bahçe ve Bitki Sözlük Denemesi (BS) Biyoloji Terimleri Sözlüğü (BTS) Büyük Türkçe Sözlük (DLT ) Divanü Lugat-it-Türk (EUTS) Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü (GTS) Güncel Türkçe Sözlük (KBS) Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Söz. (LME) Lügat-i Müşkilât-ı Eczâ (RB) Revnak-ı Bustan (TBAS) Türkçe Bitki Adları Sözlüğü (TKF) Terceme-i Kitabü l-filâha (Ziraat Kısmı)
295 304 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / İlhan UÇAR (TKFZ) (TTAS) (TVKS) (TYÇ) Terceme-i Kitabü l-filâha (Zootekni Kısmı) Türkiye Türkçesi Ağızlar Sözlüğü Türksprachige Volksnamen für Kräuter und Stauden Türkiye'nin En Güzel Yaban Çiçekleri KAYNAKÇA ALKAYIŞ, M. Fatih (2009), Türkçede Kullanılan Alıntı Bitki Adları, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 4/4, s AYDIN, M. Bedizel Zülfikar (2011), İbn Avvâm Terceme-i Kitabü l-filâha, (Ziraat Kısmı) İnceleme-Çevirimetin-Sözlük), Mütercim Muhammed b. Mustafa b. Lutfullah, Kitabevi Yay., İstanbul. AYDIN, M. Bedizel Zülfikar (2012), İbn Avvâm Terceme-i Kitabü l-filâha, (Zootekni Kısmı) İnceleme-Çevirimetin-Sözlük), Mütercim Muhammed b. Mustafa b. Lutfullah, Kitabevi Yay., İstanbul. AYDIN, Mehmet (2008), Ordu ve Yöresi Ağızlarında Armut Adları, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 3/3, s BAYTOP, Turhan (1994), Türkçe Bitki Adları Sözlüğü, TDK Yay., Ankara. CAFEROĞLU Ahmet (1968), Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, Edebiyat Fakültesi Basımevi, İstanbul. ERDEN, Nazife Burcu (2011), Anlambilim Çerçevesinde Kelime ve Çağrışım İlişkisi, 1st International Conference on Foreign Language Teaching and Applied Linguistics, May 5-7 Sarajevo, s ERGİN, Muharrem (1989), Orhun Abideleri, Boğaziçi Yay., İstanbul. GÜLENSOY, Tuncer (2007), Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Sözlüğü C. 1-2, TDK Yay., Ankara. GÜVEN, Meriç (2009), Eski Anadolu Türkçesiyle Yazılmış Tıp Yazmalarındaki Türkçe Organ Adları Üzerine Bir İnceleme, Türklük Bilimi Araştırmaları, S. XXVI, s HAUENSCHİLD, Ingeborg (1989), Türksprachige Volksnamen für Kräuter und Stauden mit den deutschen, englischen und russischen Bezeichnungen, Wiesbaden. KAROL, Sevinç vd. (2010), Biyoloji Terimleri Sözlüğü, 5. bs., TDK Yay., Ankara. Kâşgarlı Mahmud (2006), Divanü Lûgat-it-Türk, C. 4, Çev.: Besim Atalay, TDK Yay., Ankara.
296 305 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Organ Adlarıyla OluşturulmuşBitki Adları KÜÇÜKER, Paki (2010), Lügat-i Müşkilât-ı Eczâ da Türkçe Bitki Adları, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Volume 3/11, s MERT, Osman (2007), Kazak Türkçesi'nde Hayvan Adlarıyla Kurulan Atasözleri, Kazakistan ve Türkiye'nin Ortak Kültürel Değerleri Uluslararası Sempozyumu, Mayıs, Bildiriler (Editör: Sebahattin ŞİMŞİR- Bedri AYDOGAN), Almatı, s Osmanlıca-Türkçe Bahçe ve Bitki Sözlük Denemesi (Erişim tarihi: ). OTURAKÇI, Nigar (2012), Divanü Lûgati t Türk teki Botanik Terimlerinin Kazak Türkçesinde ve Türkiye Türkçesinde Görünümleri, Karadeniz, Yıl 4, S. 13, s ÖGEL, Bahaeddin (1991), Türk Kültür Tarihine Giriş, C. 2, Kültür Bak. Yay., Ankara. ÖGEL, Bahaeddin (1997), Türk Mitolojisi I, MEB Yay., İstanbul. ÖNLER, Zafer (1999), Kutadgu Bilig de Organ Adlarıyla Yapılan Deyimler, III. Uluslararası Türk Dili Kurultayı, Türk Dil Kurumu, Ankara, Eylül 1996, s ÖNLER, Zafer (2000), Revnak-ı Bustan, TDK Yay., Ankara. ÖNLER, Zafer (2004), XIV.-XV. Yüzyıl Tıp Metinlerinde Türkçe Bitki Adları, Kebikeç, İstanbul, s ÖZTÜRK, Faruk (2005), Kutadgu Bilig de Bitki Adları, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, C. VI, S. 1, s ROUX Jean-Paul (2005), Orta Asya 'da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar, Çev.: Aykut Kazancıgil-Lale Arslan, Kabalcı Yay., İstanbul. ŞAHİN, Hatice (2007), Câmi ü l-fürs Örneğinde XVI. Yüzyıl Bitki İsimleri, Turkish Studies / Türkoloji Araştırmaları Volume 2/2, s ŞAHİN, Hatice (2009), Kaşgarlı dan Günümüze Organ İsimleriyle Kurulmuş Deyimler, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 4/3, s TEKİN, Erdoğan (2005), Türkiye'nin En Güzel Yaban Çiçekleri - The Most Beautiful Wild Flowers of Turkey, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., İstanbul. Türk Dil Kurumu, Büyük Türkçe Sözlük, (Erişim tarihi: ). Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük, (Erişim tarihi: ). Türk Dil Kurumu, Türkiye Türkçesi Ağızlar Sözlüğü, (Erişim tarihi: ).
297 306 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / İlhan UÇAR UZLUK, F. Nafiz (1960), XIV. Yüzyıldaki Türkçe Tıp Kitaplarından Örnekler, VIII. Türk Dil Kurultayında Okunan Bilimsel Bildiriler 1957, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, s Yusuf Has Hacib (1979), Kutadgu Bilig III İndeks, (Haz.) Reşit Rahmeti Arat (İndeksi Neşre Hazırlayanlar: Kemal Eraslan, Osman F. Sertkaya, Nuri Yüce), Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, İstanbul.
298 18. YÜZYIL MESNEVİLERİNİN IŞIĞINDA OSMANLI EDEBİYATINDA EDEBÎ ÇÖZÜLME: KLASİKTEN KLASİK SONRASI DEVREYE GEÇİŞ * Dr. Ayşe YILDIZ ** ÖZ: Mesnevi, 11. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Türk edebiyatının tüm coğrafyalarında çok sayıda örnekle takip edilebilen bir edebi formdur. Türk mesnevi geleneğinin Anadolu sahasında oluşmaya başladığı 13. yüzyıldan itibaren eğitici ve öğretici amaçları ön planda olan mesneviler ile din ve tasavvuf konulu mesneviler var olmuştur. 15. yüzyıl sanat yönü ön planda olan mesnevilerin ağırlık kazanması dolayısıyla Türk mesnevi edebiyatının gelişim dönemi, 16. yüzyıl klasik dönemidir. 17. yüzyılda da mesnevi rağbet edilen bir form olmakla birlikte aşk ve macera konulu mesnevilerde önceki yüzyıllara göre bir gerileyiş söz konusudur. 18. yüzyıl Türk edebiyatı 16 ve 17. yüzyıldaki klasik tarzın ağırlıklı bir üslup özelliği olmaktan çıktığı; Mahallî, Bediî (Sebk-i Hindî) ve Hikemî üslupların yanında tâli bir çizgi şeklinde varlığını devam ettirdiği dönemdir. Bu makalede klasik tarzın hâkimiyetini kaybettiği 18. yüzyıla mesnevi özelinden bakılarak; 18. yüzyıl mesnevileri konu, plan, sebeb-i telif, mesnevi içinde yer alan farklı nazım şekil ve türleri, model mesnevi algısındaki değişme ile mesnevilerin sunumu açısından klasik dönem mesnevileri ile karşılaştırılacak ve yüzyılın edebî görüntüsüne mesnevi penceresinden bakılmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: 18. yüzyıl Osmanlı Edebiyatı, klasik sonrası, mesnevi, Divan şiiri * ** Bu makale, Ekim 2009 tarihlerinde, Mardin de, Prof. Dr. Harun Tolasa hatırasına düzenlenen V. Uluslararası Klasik Türk Edebiyatı Sempozyumu nda sunulan bildirinin genişletilmiş şeklidir. Gazi Üni. Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Böl., [email protected]
299 308 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ayşe YILDIZ The Literary Analysis of Ottoman Literature In Light of the 18 th Century Mesnevis: A Transition From Classism to Post Classism ABSTRACT: Mesnevis are literary text that can be seein very videly between 11 th and 19 th centuries in the Turkish literature in the whole geography.. In the tardition of Mesnevi in the Anatolia Region starting in the 13 th century, education, teaching and later religion and morality have been the main central attention to these literary works of the era. 15 th century is a period of advancement since the literary aspect of the Mesnevis were empasized and the 16 th century is regarded as the classical period. Although Mesnevis have been a preferred form of literary work, love, and aventure have been the main themes in this period of the 17 th century. The literary works of the 18 th century had changed the syle of classic norms of the 16 th and 17 th centuries ; styles although dominant the previos ones had continued to be used in a secondary form. By looking at the Mesnevis of the 18 th century-a period in which classic style had lost its domination-this article investigates the plan, subject and internal organization of the literary norms, their types in relation to the earlier tpes of the Mesnevis. Key Words: 18 th century Ottoman Literature, post-classical, masnavi, Divan poetry GİRİŞ Türk mesnevi geleneğinin Anadolu sahasında oluşmaya başladığı dönemden itibaren eğitici ve öğretici amaçları ön planda olan mesneviler ile din ve tasavvuf konulu mesneviler var olagelmiştir. Mesnevi edebiyatının başlangıç ya da oluşum dönemi denilen yüzyıl Anadolu sahası Türk edebiyatında aşk ve macera konulu mesneviler, sayıca eğiticiöğretici nitelikteki mesnevilerden azdır. 15. yüzyıl, Türk mesneviciliğinin gelişim dönemidir. Önceki yüzyıllarda görülen acemilikler bu devrede görülmez. İran mesnevicileri model alınarak yazılan aşk ve macera konulu mesnevilerin yanında dinî, ahlâkî, tasavvufî, tarihî, destanî, menkabevî mesneviler ile sergüzeştnâme ve hasb-i hâl tarzında yazılmış mesneviler de varlıklarını sürdürür. 16. yüzyıla gelindiğinde mesnevi, klasikleşen edebiyat içinde klasik örneklerini verir. Aşk ve macera konulu mesnevilerin sayıca fazlalığı bir yana nitelik olarak da olgun ve başarılı örnekler verilir. İran ın usta hamse yazarlarının mesnevileri klasik edebiyatların doğası gereği konu açısından yine model konumdadır ancak bu dönemde yazılan mesnevilerde yeniden yazım süreçlerinin başarısına tanıklık edilir. 17. yüzyıl, Anadolu sahası Türk edebiyatının gelişimini devam ettirdiği bir dönemdir. 17. yüzyılda mesnevi, rağbet gören bir form olmakla
300 309 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / 18. Yüzyıl Osmanlı Edebiyatında Edebî Çözülme birlikte, aşk ve macera konulu mesnevilerde önceki yüzyıla göre bir gerileyiş söz konusudur (Bilkan 2004: 366). 16. yüzyılda zirveye ulaşmış, 17. yüzyılda klasik örneklerle birlikte özgün konulu ve yerel örneklerini vermeye devam etmiş olan Türk edebiyatı, 18. yüzyıla gelindiğinde klasik üslup / kudema tarzı nın hâkim söyleyiş unsuru olmaktan çıktığı bir süreç yaşar. Klasik dönemde tâli bir çizgi hâlindeki mahallîleşme bu yüzyılda revaç bulur. Öte yandan Nabî nin izinden giderek hikemî tarz etrafında şiir söyleyenlerin sayısı azımsanmayacak ölçüdedir. 18. yüzyıl mesnevi edebiyatına baktığımızda diğer edebî şekillere paralel olarak klasikten uzaklaşma görülür yüzyıllarda model aldığı edebiyatın klasikleşmiş konularının yeniden yazımı, 17. yüzyıl da ise klasik konularla birlikte yerel konulu ve özgün mesnevi telifleri, Osmanlı mesnevi edebiyatının karakteristiği iken 18. yüzyılda durum tersi bir seyir göstermiş, klasik örneklerin sayısı çok azalmış, yerel konular rağbet bulmuştur. Klasik dönemde sanat yönü ön planda olan, okuyucunun edebî zevkine hitap eden, ana çizgisi aşk ve macera olan mesneviler in (Ünver 1986: 441) diğer mesnevilere sayıca üstünlüğü olduğu gibi söz konusu mesneviler, klasikleşmiş bir konunun yeniden yazım ilkeleriyle kaleme alınan ve başarılı şairler tarafından iltifat edilen hikâyeler olmuştur. Klasik dönemlerde kabul ve rağbet gören, klasik konuların yeniden yazımı iken, 18. yüzyılda yazılan mesneviler içinde klasik konulu olanların sayısı nüshaları elde olmayanlar da dâhil olmak üzere- sadece yedidir: bir Leylâ vü Mecnûn, üç Yûsuf u Züleyhâ, bir Husrev ü Şîrîn, bir Mahabbetnâme ve bir Vâmık u Azra. Bu yüzyılda aşk ve macera konulu mesneviler grubuna dâhil edilebilecek toplam 12 mesnevi vardır. Defter-i Aşk, Fîrûznâme ve Şevkengîz aşk konulu olmakla birlikte mahallî konulu realist mesneviler grubundadır. Osmanlı edebiyatının hemen her döneminde klasik konulu mesneviler dışında da mesneviler var olmuştur. Ancak 18. yüzyılda, daha önceki asırlarda mesnevi edebiyatının genel özelliği olmayan bu durum hâkim konuma gelmiştir. 18. yüzyılda mesnevi formunda yazılan eserlerin çoğunlukla nasihatnâme, sergüzeştnâme, şehrengiz, sâkînâme, sıhhatnâme, sahilnâme; kahramanlık, din, tasavvuf, tarih,, ahlâk ve aşk konulu yani, ağırlıklı olarak İsmail Ünver in okuyucuya bilgi vermek ve onu eğitmek amacı güden dinî, tasavvufî ve ahlâkî mesneviler olarak tanımladığı 1. grup; ve şairlerin görüp yaşadıkları olayları anlatan, toplum hayatından kesitler veren, kişileri, meslekleri, düğünleri ve belli yöreleri tasvir eden mesneviler olarak tanımladığı 4. grup mesneviler (Ünver 1986: ) kategorisinde oldukları görülür.
301 310 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ayşe YILDIZ I. KONULARINA GÖRE 18. YÜZYIL MESNEVİLERİ 18. yüzyılın tespit edebildiğimiz mesnevileri, konuları açısından gruplandırılarak şöyle sıralanabilir: I.1.Dinî ve Ahlakî Konulu Mesneviler İsmail Beliğ in Gül-i Sad-berg i bu yüzyılın manzum yüz hadis tercümesi geleneğinin örneğidir (Kartal 2011: 213; Şentürk-Kartal 2005: 452). Nahîfî, Ahmed-i Mürşidî, Keşfî-i Samakovî, Salâhî Abdullah-ı Uşşakî, Darendeli Bekâî, Necîbî, Mehmed Hamdî Hüseynî, La lî-zâde Edîb, Selâmî Şeyh Mustafa ile Âkif bu yüzyılın Mevlid yazarlarıdır. (Köksal 2011: 67-68). Dinî türler arasında Vahîd Mahtumî nin Hz. Muhammed, dört halife ile Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin i konu edinen mesnevisi; Nahîfî nin Hicretü n-nebi, Fazîlet-i Şehr-i Ramazân, Hilyetü lenvâr ı; Şeyhülislâm İshak Efendi nin Bi setnâme si; Nahîfî, Abdülbakî Ârif Efendi, Şeyh İsmail Hakkı Burusevî ve Mecidî nin Miraciyye leri yer alır. Hz. Muhammed in fizikî özelliklerini konu edinen tür olan hilyenin de 18. yüzyılda örnekleri vardır. Ârif Süleyman, Abdullah Salâhî-i Uşşakî, Nahîfî ve Selamî yüzyılın hilye yazarlarıdır. Nahîfî nin Fazîlet-i Savm-ı Şehr-i Ramazan adlı mesnevisi de dinî türler içinde yer alır. (Kartal 2011: ; Şentürk-Kartal 2005: 454). Salâhî nin Regâibiyye si, Şâkir Ahmed Paşa nın Tertîb-i Nefis, Esmâ-i Hüsnâ Şerhi ve Gazve-i Bedr A zamü l-gazavât isimli eserleri dinî konulu mesneviler arasındadır. Nevres-i Kadîm in Bedir Gazası nın anlatan mesnevisi de yine bu grup mesnevilerdendir (Kartal 2011: ). Yüzyılın eğitici nitelikteki mesnevileri arasında Sünbülzade Vehbî nin Lutfiyye-i Vehbî, Zarîfî nin Pendnâme, Seyyid Emrullah Emirî Çelebi nin Nasihatnâme-i Emîrî, Abdî nin Hayâl-i Behcet-âbâd, Nâimü ddin Temişvârî nin Silk-i Cevâhir, Ahmed-i Mürşidî nin Pend-i Mürşidî, Şeyh İbrahim Nazirâ nin Pendnâme; Örfî, Necîb (Sultan III. Ahmed), Nazîm ve Emirî-i Kadîm in Nasihatname, Vahid Mahtumî nin Sergüzeşt-i Garîb-i Bağdâdî, Kaygulu Halîl in Hâdiü l-uşşâk, Lebîb in Ta rîf-i Erkân-ı Salâtiyye Hâricen ve Dâhilen adlı eserleri yer almaktadır (Kartal 2011: ; Şentürk-Kartal 2005: ). Mevlana ve Mevlevilikle ile ilgili eserler arasında Lutfî Mehmed Dede ve Bursalı Ali Rıza nın Mevlana Hilyeleri nin yanı sıra Nahîfî nin Mesnevi Tercümesi ile Neccârzade Şeyh Rızâ nın Hilye-i Hâce Bahâeddîn Şâh-ı Nakşıbend adlı eseri; Esrâr Dede nin Mübâreknâme-i Esrâr ve Fütüvvetnâme-i Esrâr adlı eserleri yer alır. İbrahim Hakkı nın Vaslnâme adlı mesnevisi dervişler için yazılmış bir eserdir (Kartal 2011: ; Şentürk-Kartal 2005: 453).
302 311 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / 18. Yüzyıl Osmanlı Edebiyatında Edebî Çözülme Zâtî Süleyman Efendi nin Sevânihu n-nevâdir fi Ma rifeti lanâsır ı, Erzurumlu İbrahim Hakkı nın Aşknâme si, Nahîfî nin Enfüsü lâfâk ı, Hanîf in Tûfân-ı Marifet Şerhi, Mustafa Kâ il in Nâme-i Işk ı ve Neylî nin bir rahibin Müslüman oluşunu konu edinen kısa bir mesnevisi de tasavvuf konulu mesneviler arasındadır (Kartal 2011: ). I.2. Aşk Mesnevileri Bu yüzyılda Örfî nin Leylâ vü Mecnûn u ve Mahabbetnâme si; Köprülüzâde Esad Paşa, Ahmed-i Mürşidî ve Molla Hasan ın Yûsuf u Züleyhâ ları; Sâlim b. Mustafa b. Ahmed in Husrev ü Şîrîn i ve Abdurrahman Rahîmî nin bugün için nüshası bulunmayan Vamık u Azra sı yüzyılın klasik konulu aşk mesnevileridir. Ayrıca bu yüzyılda klasik konuların dışında Enderunlu Fâzıl ın Defter-i Aşk, Kâmî nin Fîrûznâme, Sünbülzâde Vehbî nin Şevkengîz i ve Vahid Mahdûmî nin Nâme-i Âşıkâne-i Manzûm adlı mektup şeklinde yazılmış kısa bir mesnevisi de bu grup mesneviler arasında değerlendirilebilir (Kartal 2011: ; Şentürk-Kartal 2005: , ). I.3. Temsilî Mesneviler 18. yüzyılda temsilî mesnevilerin iki örneği bulunmaktadır. Bunlar: Şeyh Galib in Hüsn ü Aşk ı ve Refiî nin Cân u Cânân ıdır (Kartal 2011: 220). I.4. Tarihî-Destanî-Menkabevî Mesneviler Seyyid Vehbî nin Sulhiyye si, Kâmî nin Behcetü l-feyhâ, Antakyalı Münif in Zafernâme si ve Hasîb in Silkü l-le âl-i Âl-i Osmân ı dönemin tarihî mesnevileridir. Bekâyî nin Gazavât-ı Seyyid Battâl Gâzî si destanî mesnevilerdendir. Na tî Mustafa Bey in Edhem-nâme si ile Arpaemînizâde Sâmî nin Yemen Meliki Tubba yı konu edinen mesnevileri de bu grup mesneviler arasında yer almaktadır (Kartal 2011: ; Şentürk-Kartal 2005: 456). I.5. Şehrengizler Beliğ in Âyîne-i Hûbân ı, Enderunlu Fâzıl ın Hûbânnâme ve Zenânnâme si, Vahîd Mahtûmî nin Lâlezâr ı yüzyılın şehrengizleri arasındadır. Ayrıca Subhîzâde Aziz ve Rasih in de şehrengizleri bulunmaktadır. Rûhî nin İstanbulnâme si ve Kâmî nin Tuhfetü z-vüzerâ sı, Hasîb ve Emîn Efendi nin Dergehnâme leri şehirler hakkında yazılmış eserlerdir. Râmiz in Edirne tekkelerini ve Neylî nin Mekke Mevlevîhânesi ni konu alan eseri de şehirlerden bahseden mesneviler arasındadır. Bu yüzyılda ilk defa görülen sahilnâmeler de şehrengiz türü içinde değerlendirilebilir. 18. yüzyıl sahilnâme yazarları: Mustafa Fennî, İzzet
303 312 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ayşe YILDIZ Efendi, Derviş Hilmî dir (Kartal 2011: ; Şentürk-Kartal 2005: ). I.6. Sâkînâmeler 18. yüzyılda Subhîzâde Feyzî, Mir at-ı Âlemnümâ, Safânâme ve Aşknâme adlı sakinâmeler kaleme almıştır. Ayrıca, Şeyhî Mehmed Efendi ve Benlizâde İzzet de birer sâkînâme yazmışlardır (Kartal 2011: ; Şentürk-Kartal 2005: ). I.7. Sergüzeştnâmeler, Hasbihâller ve Arz-ı Hâller 18. yüzyılda Belîğ in Sergüzeştnâme-i Fakîr be-azîmet-i Tokad ı ve Halîmî nin iki sergüzeştnâmesi bulunmaktadır. Kânî nin Hasbihâl i, Hasan Yaver in Gül-i Sadberg i hasbihâl türünün örneklerini oluştururken; Vâhid Mahtûmî nin Arz-ı Hâl-i Mahtûmî Berây-ı Sultân Mahmûd Han ile Medh-i Kapudan Paşa ve Arz-ı Hâl-i Vahîd isimli arz-ı hâlleri bulunmaktadır. Ayrıca Reşîd, Fıtnat Hanım ve Nazîm de arz-ı hâl yazmışlardır ( Kartal 2011: ). I.8. Manzum Sözlükler Abdurrahman Zâhid-i Konevî nin Tevfiye si, Antakyalı Şeyh Ahmed in Se Zebân ı, Eşref Feyzi nin Lugat-ı Feyzî ya da diğer adıyla Hoş Edâ sı, Ahmed Resmî b. İbrahîm-i Girîdî nin Nazm-ı Girîdî si, Mustafa Keskin b. Osmân ın Manzûme-i Keskin i, Hâfız Abdullah b. Halîl b. Alî nin Tuhfetü l-hâfız ı, Mustafa İlmî b. İbrahîm nin Tuhfetü l-ihvân ve Hediyyetü s-sibyân ı, Sünbülzâde Vehbî nin Tuhfe-i Vehbî ve Nuhbe-i Vehbî si, Şemsî nin Tuhfe si ve Osmân Şâkir b. Mustafa-yı Bozokî nin Müsellesnâme-i Şâkir i yüzyılın mesnevi formunda yazılmış manzum sözlükleridir (Kartal 2011: ; Şentürk- Kartal 2005: ). Erzurumlu İbrahim Hakkı nın Kıyâfetnâme si ve Ma ânî-i Hurûfu t-teheccî si, Bosnalı Muhlis in Delîlü l-menâhil ve Mürşidü lmerâhil i, Nâtık ın Tuhfetü l-harameyn i; Nazîr İbrahim in Beyân-ı Hurûf-ı Teheccî si, Hasan Yaver in Fenniye-i Eş âr ı, Arpaemînizâde Sâmî nin biri Vahid Mahtûmî diğeri musiki makamlarını konu alan birer mesnevisi, Sünbülzade Vehbî nin mesnevi tarzındaki Divan Dîbâcesi, Sâlim in Fahriyye si, Kâmî nin çocukların dilini konu alan mesnevisi ile mektup hakkındaki mesnevisi, Nevres-i Kadîm in Destâr-ı Hayâl i, Cemâl-i Uşşâkî nin Uşşâkî silsilenamesini konu alan mesnevisi, Lebîb in hüsnühatla ilgili mesnevisi yüzyılın diğer mesnevileri arasında sayılabilir (Kartal 2011: ). Bugün nesirle ifade edilen ve edebî metin olarak nitelendirilmeyen, bir kısmı bilimsel kategorideki eserlerin, nazmın hâkim form olması sebebiyle mesnevi ile ifade ediliyor oluşu onları edebî mesneviler arasın-
304 313 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / 18. Yüzyıl Osmanlı Edebiyatında Edebî Çözülme da değerlendirmemiz için gerekçe değildir. Kurguya dayalı ve edebî eser olabilecek, önceki devirlerde sanat yönü ön planda olan aşk ve macera konulu mesneviler grubuna dâhil edilenlere benzer ya da o nitelikteki mesnevilerin sayısı oldukça azdır. Şeyh Galib-Hüsn ü Aşk, Enderunlu Fâzıl-Defter-i Aşk, Kâmî-Fîrûznâme, Sünbülzâde Vehbî-Şevkengîz, Örfî Mehmed Ağa-Leylâ vü Mecnûn, Mahabbetnâme, Köprülüzâde Esad Paşa-Yûsuf u Züleyhâ, Ahmed-i Mürşidî- Yûsuf u Züleyhâ, Molla Hasan- Yûsuf u Züleyhâ, Sâlim b. Mustafa b. Ahmed- Husrev ü Şîrîn, Abdurrahman Rahîmî -Vamık u Azra ve Refî-Cân u Cânân olmak üzere romantik-aşk mesnevileri kategorisinde 12 örnek yer almaktadır. Şeyh Galib in Hüsn ü Aşk mesnevisi ve ona nazire olarak yazılan Cân u Cânân alegorik mesneviler; Defter-i Aşk, Fîrûznâme, Leylâ vü Mecnûn ile Yûsuf u Züleyhâ aşk mesnevileri; Şevkengîz ise münazara türünde yazılmış olup aşk mesnevileri grubuna dâhil edilebilir. Konu açısından klasikten uzaklaştığına şüphe olmayan 18. yüzyıl mesnevileri plan, sebeb-i telif, model mesnevi algılayışındaki değişiklik, farklı nazım şekil ve türlerine mesnevi içinde yer verme ve edebî himâye noktasından incelenmiş ve aşağıdaki karşılaştırma yapılmıştır. II. 18. YÜZYIL AŞK VE MACERA KONULU MESNEVİLERİN KARŞILAŞTIRILMASI II.1. Giriş ve Sonuç Bölümleri Açısından Mukayese İsmail Ünver, mesnevilerin çoğunlukla birbirine benzeyen belirli bir plan dâhilinde yazıldığı görüşündedir. Bu plan, giriş, konunun işlendiği bölüm ve sonuç bölümü olmak üzere üç kısımdır. Klasik dönem mesnevilerinde genellikle uyulan bu plan, klasik öncesi ya da ilk dönem mesnevilerinin tümünde görülmeyebilir (Ünver 1986: ). Mesnevilerin giriş kısmında ilahî ve dünyevî anlamda hiyerarşik sıra gözetilerek besmele, tevhit, münacat, naat, miraciyye, mucizât, medh-i çehâr-yâr, padişah övgüsü, devlet büyükleri övgüsü ve sebeb-i telif yer alır. Ünver in 3. Grup Mesneviler/Sanat yönü ön planda olan, okuyucunun edebî zevkine hitap eden, ana çizgisi aşk ve macera olan mesneviler alt başlığı ile ele aldığı eserler, mesnevi geleneğimizin edebiyata dair asıl kısmını oluşturan mesnevilerdir. Bu eserler, Anadolu sahasında mesnevilerin yazılmaya başlandığı devreden itibaren görülmeye başlasa da asıl 15. yüzyılda gelişmiş 16. yüzyılda klasik dönemini yaşamıştır. 17. yüzyılda bir yandan klasik örnekler var olurken öte yandan yerel konulu ve realist mesneviler varlık göstermiştir. Klasik edebiyatın, klasik çizgilerinin yerel olana hızla evirildiği bir dönem olan 18. yüzyılda ise klasikten uzaklaşma eğilimi görülür.
305 314 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ayşe YILDIZ Bilindiği gibi klasik dönem mesnevilerimiz kitâb olarak adlandırılmalarının hakkını teslim edercesine uzun soluklu iken 18. yüzyılın - bilinen- tek Leylâ vü Mecnûn u (Örfî, Leylâ vü Mecnûn) ise hacimce önceki yüzyıllarda yazılan Leylâ vü Mecnûnların çok gerisindedir: 214 beyit (Gürgendereli 2002: 73-82). Mesnevinin giriş kısmı ve sebeb-i telif bölümü bulunmadığı gibi sonuç kısmı da yoktur. Mesnevi doğrudan doğruya: İdenler Kays u Leylâ yı hikâyet Bu resme itdiler nakl u rivâyet beyti ile başlar. İlk defa Nizamî tarafından mesnevileştirilen hikâyenin pek çok kesiti konu başlıklarından da anlaşılacağı üzere mesnevide yer almaz. Leylâ nın evlendirilmesi, İbni Selâm, İbni Selâm ın ölümü ve Nevfel mesnevide yer almadığı gibi diğer kısımlar da özetlenerek anlatılmıştır (Gürgendereli 2002: 76-78). Enderunlu Fâzıl ın Defter-i Aşk isimli 438 beyitlik mesnevisi, şairin başından geçen aşkların ilhamıyla kaleme alınmıştır. Genç erkeklerin sevgili rolünde karşımıza çıktığı bu mesnevide, dört hikâye görülür. Eserin hâtime bölümü yoktur. Mesnevinin giriş kısmında tanrısal aşktan bahsedilir. Tüm yaratılmışların gerçekte tanrının güzelliğini yansıttığı ünlü tasavvuf nazariyesi, erkek (mahbub)lerdeki güzellik yansımaları için de bir dayanak oluşturmuş ve şahid/mahbub kavramına mistik bir boyut kazandırılmak istenmiştir. Mesnevisinin sonunda daha önce âşık olduğu çingene güzelini, yıllar sonra derbeder ve çirkin bir hâlde görünce bu tarz sevgilerin gerçek sevgiyi yansıtmadığını ve asıl olanın tanrısal sevgi olduğu ifade edilmiştir (Horata 2004: 526). Eserin hâtime bölümü bulunmadığı gibi edebiyat araştırmacıları mesnevinin tamamlanmadığı, yarım bırakıldığı görüşündedirler. Buna gerekçe olarak da mesnevinin anlatılan çingene düğünü ile sonlanması, hikâyenin bittiğine dair bir emare olmaması gösterilir (Gibb 1998: ). Sünbülzâde Vehbî nin Şevkengîz adlı eseri, 18. yüzyılın sonlarına doğru, mahallî üslubun etkisinde münazara türünde yazılmış cinsel içerikli bir mesnevi olup şehrengiz türünden de izler taşır. Münazaralardaki temsilî iki nesne ya da kavramın yerini Şevkengîz de iki kurgusal kahraman almıştır. Münazara türündeki nesne ya da kavramların yerini kahramanların alması münazara türü için bir yenilik olarak kabul edilebilir (Sürelli 2007: 2). Eserin giriş bölümü yoktur ancak kısa bir hâtime bölümü bulunmaktadır. Kâmî Mehmed Efendi nin Fîrûznâme isimli mesnevisi 159 beyitlik küçük hacimli bir aşk mesnevisidir 1. Mesneviye de adını veren Fîrûz 1 Özlem Ercan, Fîrûznâme nin öğüt vermek amacıyla yazılan temsili mesneviler içinde
306 315 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / 18. Yüzyıl Osmanlı Edebiyatında Edebî Çözülme adlı kahramanın aşk macerasının anlatıldığı eser, mesnevi bölümlenmesini yansıtan bir plana sahip olmadığı gibi mesnevi içinde olay bölümlenmesini takibe yardımcı olan başlıklar da barındırmaz. Mesnevi doğrudan doğruya; Meş al ez-zulmet-i genc-i dehen Nûr-ı tecellî-i cemâl-i suhan beytiyle, sözün övgüsünü yaparak başlar. Dokuz beyitlik söze övgünün yapıldığı bu kısmın ardından, Oldı bu da vâya bu kasr güvâh Zevce-i Fîrûza söz oldı penâh beytiyle hikâyeye başlanır. Mesnevinin sebeb-i telif bölümü olmadığı gibi hâtime kısmına dâhil edilebilecek sadece 1 beyit vardır. Şair bu beyitte, mesnevisini kendisinden sonra gelenlere eser bırakmak için kaleme aldığını ifade eder (Ercan 2002: ). Ahmed Mürşidî nin Yûsuf u Züleyhâ (Kadıoğlu 2009) mesnevisi, 18. yüzyıl mesnevileri içinde klasik dönem mesnevilerini model alarak yazılan az sayıdaki örnekten biridir. Konusunu ortak İslam edebiyatından alan bu mesnevi, giriş kısmındaki bölümlerden sadece sebeb-i telife sahiptir. Ancak mesnevinin klasik mesnevilerdekine büyük ölçüde benzer bir hâtime bölümü bulunmaktadır. Bu kısımda şair, kutsal kitaplarda yer alan bir hikâyenin mesnevi şeklinde yazılmasının zorluğundan bahseder, hatalarının affını ve hikâyeyi okuyanlardan dua ister. 18. yüzyılın son büyük mesnevisi olan Hüsn ü Aşk, 2042 beyitlik alegorik bir aşk mesnevisidir. Konu ve entrik unsur açısından olağanüstü güzelliklere sahip bir mesnevi olmamakla birlikte tasvir, dil kullanımı ve şiir tekniği yönünden başarılı bulunur (Gibb 1998: 390; Horata 2006: ). Eserin uzunca bir giriş ve hâtime bölümü bulunmaktadır. Girişte tahmid, naat, miraciyye, Mevlana övgüsü ve babası Reşid Efendi ye övgü yer alırken; hâtime kısmında eskilerin tarzından giderek yeni bir söyleyişle kaleme aldığı eseri için şairin fahriyesi ve eserin bitimi için düşülen tarih yer alır. Hüsn ü Aşk a nazire olarak yazılan Refî nin Cân u Cânân isimli mesnevisi 2148 beyitlik alegorik bir aşk mesnevisidir. Kurgu ve kahramanların fonksiyonu açısından Hüsn ü Aşk tan farklılık göstermez ancak onun kadar başarılı değildir. Cân u Cânân, giriş, konunun işlendiği bölüm ve bitiş bölümlerinin tümüne sahiptir. Mesnevi, kurgu olarak Hüsn ü Aşk a nazire olsa da sebeb-i telif bölümünde Refî, Galib ten farklı olarak değerlendirilmesi kanaatindedir (Bkz. (Ercan 2002: 123).
307 316 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ayşe YILDIZ Nabi ve Hayr-âbâd hakkındaki olumlu düşüncelerini belirtir (Üstüner 2003: 21-22). Subhîzâde Feyzî nin Atayî nin hamsesine nazire olarak kaleme aldığı hamsesindeki mesnevilerin ilki olan Heft-Seyyâre, yedi hikâyeden oluşur. Hikâyelere başlanmadan önce mesnevinin giriş kısmında tevhit ve naat yer alır. Sebeb-i telif kısmı yoktur. Naattan sonra doğrudan ilk hikâyeye geçilir. İlk hikâye, 130 beyitlik kısa bir aşk hikâyesidir. Hikâyenin kahramanı olan tüccarın hacca giderken Sakız adasında Hıristiyan bir kıza âşık olması, kendisinin kâfirlere esir düşmesi sonrasında da o Hıristiyan kızın Müslüman oluşu ve tüccarla evlenmesi konu edilir (Arslan 1999: 48). Heft-Seyyâre nin ikinci hikâyesi, Berber Ali Çelebi adlı birinin âşık olup evlendiği kişinin gerçekte başka biri ile evli olduğu, kendisi ile hulle gereği evlilik yaptığını sonradan anlayacağı 110 beyitlik kısa bir mesnevidir (Arslan 1999: 49). Heft-Seyyâre nin üçüncü hikâyesi, Karaman müftüsünün oğluyla cinler padişahının arasında geçen olayların konu edildiği 310 beyitlik bir mesnevidir (Arslan 1999: 50). Dördüncü hikâye, Feyzi tarafından eski bir mecmuada okunmuş ve mesnevi şeklinde kaleme alınmıştır. İki medrese talebesinin bir odada uyuduğu sırada birinin gördüğü rüya sonrasında odanın duvarındaki deliğin ardında vücudu karıncalar tarafından yenilmiş bir yılana rastlamaları ve bu yılanın bekçiliğini yaptığı hazineyi bularak zengin ve mutlu bir hayat sürmeleri konu edilen mesnevi 100 beyitten oluşur (Arslan 1999: 51). Mesnevinin beşinci hikâyesi, 200 beyitten oluşur. Geçimini kahve satarak karşılayan Halil Efendi ve oğlu Şah Osman ın rüyaları üzerine kurulmuş bir mesnevidir. Baba oğulun rüyalarının tüm ayrıntılarıyla gerçek hayatta da çıkması, mesnevinin ana konusunu oluşturur (Arslan 1999: 51-52). Heft- Seyyâre nin altıncı hikâyesi, 110 beyitten oluşur. Ahlâkî zaafları olan bir tellağın namuslu bir kadına musallat oluşu, kadının bu durumdan rahatsızlığı ve rahatsızlığını komşusuyla paylaşmasının ardından kadınların planları sonucu tellağın bir takım eziyet ve işkencelere maruz kalışı ve sonunda zamparalığa tövbe etmesini anlatır (Arslan 1999: 52-53). 100 beyitten oluşan yedinci hikâye, devlet memuru olarak çalışan, kendi hâlinde dürüst bir insanın ölümünün ardından ailesinin yaşadığı maddi sıkıntıları, oğlunun gördüğü rüyanın çağrısına uyarak Şam a gitmesini ve İstanbul a döndüğünde evinde define bulmasını konu edinir (Arslan 1999: 53). Mesnevinin hâtime kısmında, mesnevinin yazıldığı süre, bitimine düşülen tarih ile yazarının hatalarından dolayı af isteği ve okuyucudan dua beklentisi yer alır.
308 317 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / 18. Yüzyıl Osmanlı Edebiyatında Edebî Çözülme Leylâ vü Mecnûn - - Defter-i Aşk (79 beyit) Mukaddime, Der-Tarif-i Âşık, Duâ-yı Padişah-ı İslâm, İbtida-i Manzume Şevkengîz - - Fîrûznâme (9 beyit) Sözün övgüsü Yûsuf u Züleyhâ (Ahmed Mürşidî) (32 beyit) Sebeb-i telif Hüsn ü Aşk (239 beyit) Tahmid, naat, miraciyye, Mevlana övgüsü, Reşid Efendi (Galib in babası)övgüsü, sebeb-i telif Cân u Cânân (209 beyit) Tevhit, naat, miraciyye, sebeb-i telif Heft-Seyyâre (95 beyit) Tevhit, naat Tablo 1: Mesnevilerin Giriş bölümleri Açısından Karşılaştırılması Mesnevinin Adı Giriş Bölümü Giriş Bölümünde Yer Alan Kısımlar Mesnevinin Adı Leylâ vü Mecnûn Defter-i Aşk Hâtime/Sonuç Bölümü Hâtimenin İçeriği Şevkengîz (6 beyit) Hatalara tövbe, eserin Vehbî tarafından Manisa da yazıldığı, okundukça zevk alınması ve adının Şevkengîz olduğu. Fîrûznâm e Yûsuf u Züleyhâ (Ahmed Mürşidî) (1 beyit) Kendisinden sonra gelenlere eser bırakmak amacıyla eseri yazdığı. (19 beyit) Hikâyenin kutsal kitaplarda yer alışı sebebiyle hakkıyla edebî bir eser şekline getirmenin mümkün olmadığı, müellifin hatalarının bağışlanması, iki âlemde iyilik dilenme-
309 318 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ayşe YILDIZ Hüsn ü Aşk Cân u Cânân Heft- Seyyâre İki ayrı başlıkta toplam 32 beyit (Fahriye-i Şâirâne) 14 beyit), (Hakikat-i Hâl ve Hâtime-i Kitâb) (18 beyit) 7 ayrı başlık hâlinde hâtime içerikli bölüm var. Toplam 152 beyit. Başlıklar: (Fahriye-i Şairâne Tahdîs-i Nimet-i Feyz) (19 beyit), (İtmâm-i Kelâm ve Hasb-i Hâl-i Hod ve Hâl-i Zamân) (9 beyit), (Tesbihât-ı În Manzûme be-müşebbehât-ı Münâsebe) (22 beyit), (Cevelân-ı Hâme-i Sertîz der-hakk-ı Mîr-i herze-gû) (27 beyit), (Te dîb ü terbiye-i nefs) (44 beyit), (İtirâf-ı Acz-i Hod Şükr-i Cenâb-ı Hudâ) (9 beyit), (Münacât-ı Fakîr be-dergâh-ı Mevlâ) (22 beyit). si, tüm müminlerin affı isteği, Hz. Muhammed e salavat, hikâyeyi okuyan, dinleyen ve yazana rahmet dilekleri. Müellifin eskilerin usulünden giderek yeni bir söyleyişle mesneviyi kaleme aldığı, hata bulmaya çalışanlara beş beytine nazire söylemeye davet edilerek meydan okunması, sırlarının mesneviden aldığı, müellifin söz sultanı olduğu; Mevlana nın feyziyle ortaya çıkan bu eser için müellifin kendi kaleminin hak iddia etmemesi, mesnevinin bitişine düşürülen tarih. Böyle bir eser vücuda getirdiği için müellifin kalemine övgü, gazel, rubai, kaside, kıt a, nazım ve terkibbend ve mesnevinin tümünün başarılı olduğu, zamanının Nef i si değil Husrev i olduğu iddiası; hüner sahiplerinin sözlerinin (başarılı eserlerin) kıymetlerinin anlaşılmamasından ve kıskançlıklardan yakınma; mesnevisinin her beyit, mısra hatta harflerine yönelik övgü; şiirini beğenmeyenlere meydan okuma; dünyanın geçiciliği ve insanı aldatıcı tuzaklarına karşılık uyarılar; mesneviyi yazma ilhamı verdiği için tanrıya şükür; günahlarının bağışlanması, dualarının kabulü; iman ile ölüm dileği ve mesneviye tarih düşürme. (45 beyit) Mesnevinin iki ay içinde yazıldığı, ismi, beyit sayısı, kadınlar ve kurnazlıkları konusunda erkeklere uyarı, mesnevisini edebiyattan anlamayanların okumaması isteği, hatalarının bağışlanması, mesnevinin yazılış tarihi ve dua ile anılma beklentisi. Tablo 2: Mesnevilerin Hâtime bölümleri Açısından Karşılaştırılması
310 319 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / 18. Yüzyıl Osmanlı Edebiyatında Edebî Çözülme II.2. Sebeb-i Telif leri Açısından Karşılaştırma Belirli bir konu etrafında yazılan müstakil mesnevilerin klasik dönem örneklerinin hemen tamamında sebeb-i telif bölümleri bulunur. Mesnevilerin sebeb-i telif bölümleri de 18. yüzyıl mesnevilerinde çehre değiştirir. Klasik dönem mesnevilerinde çoğunlukla kurguya dayalı bir sebeple var olan sebeb-i telifler, müellifin eseri yazma macerasını uzun uzadıya okuru ile paylaştığı, örnek aldığı mesnevicilerin isimlerini andığı, aynı konulu mesnevilerin daha önceki yazımlarından beğeni ya da eleştiri ifadeleriyle bahsedildiği kısımlardır. Ancak klasik dönem mesnevilerinde çoğunlukla görülen bu tarz sebeb-i telifler, klasik öncesi ve sonrası dönemde mesnevilerde ya nitelik değiştirerek var olmuş ya da tümden bu bölüm ortadan kalkmıştır. 18. yüzyıl aşk ve macera konulu mesnevilerin sebeb-i teliflerine bakacak olursak; Örfî nin Leylâ vü Mecnûn u, Sünbülzâde Vehbî nin Şevkengîz i, Kâmî nin Fîrûznâme si ve Feyzî nin Heft-Seyyâre sinde sebeb-i telif bölümü olmadığını görürüz. Klasik mesnevilerde sebeb-i telif başlığıyla görmeye alıştığımız mesnevinin yazılma sebep ve macerasının anlatıldığı kısım Defter-i Aşk ta İbtidâ-i Manzûme başlığı altında yer alır. Fâzıl burada, yaşadığı aşk macerasını değiştirmeden anlatacağına yemin eder ve güzeller için Şehnâme olacağını düşündüğü eserini, kendisinden bir yadigâr bırakmak amacıyla kaleme aldığını ifade eder (Kavruk 2003: ): Olduğı gibi yazıldı bu rakam Hiç hilâf olmadı li llâhi kasem Yâdigârum kala bu eyyâma Ola dil-berler içün şeh-nâme Tesmiye eylemişem Defter-i aşk Çünki her beyti peyâm-âver-i aşk Ahmed Mürşidî nin Yûsuf u Züleyhâ mesnevisinde konunun anlatıldığı bölüme kadar olan 32 beyitlik kısım, her ne kadar sebeb-i telif olarak tanımlanmışsa (Ayan 2009: 262) da aslında bu kısımda, sebeb-i teliflerde görmeye alışkın olduğumuz, şairin hikâyeyi yazma sebebi ve macerasını okuruyla paylaşma çabası yoktur. Sadece son altı beyitlik kısım, herhangi bir başlık taşımaksızın mesnevinin konusu, müellifinin yazma girişiminden bahseden sebeb-i telif görünümlü bir kısımdır. Hüsn ü Aşk ta, Der-Beyân-ı Sebeb-i Telîf başlığını taşıyan 67 beyitlik kısımda şair, geleneğe uyarak mesneviyi yazma macerasını anlatır. Şeyh Galib, eserinin sebeb-i telif kısmında, daha önce yazılmış ve edebî çevrelerce çok beğenilmiş bir eserden daha güzelini yazabileceği iddiasıyla mesneviyi kaleme aldığını ifade eder (Kavruk 2003: 321).
311 320 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ayşe YILDIZ Cân u Cânân ın sebeb-i telif kısmı 50 beyit olup, Der-Sebeb-i Nazm in Manzûme-i Ra nâ başlığını taşır (Üstüner 2003: 52). Sebeb-i telif bölümünde Refî, tıpkı Galib in Hayr-âbâd övgüsünü kendine meydan okuma ve sınav olarak algılaması gibi o da Hüsn ü Aşk taki Beş beytine bir nazîre söyle / Ol gevheri bul da sirkat eyle (Okay-Ayan 1992: 348) ifadelerini bir meydan okuma olarak algılar. Galib ten farklı olarak Nabî ve Hayr-âbâd hakkındaki olumlu düşüncelerini belirtir. Mesnevinin Adı Sebeb-i Telif Bölümü Leylâ vü Mecnûn - - Sebeb-i Telifin İçeriği Defter-i Aşk (37 beyit) Kendisinden bir yadigâr bırakmak amacıyla yaşadığı aşk maceralarını değiştirmeden anlatacağını beyan etmesi. Şevkengîz - - Fîrûznâme - - Yûsuf u Züleyhâ (Ahmed Mürşidî) (32 beyit) Hikâyeyi yazma gerekçesi ve macerası yok. Son altı beyitte mesnevinin konusu ve müellifin bu konuda bir mesnevi yazma girişimden bahsedilir. Hüsn ü Aşk (67 beyit) Müellifin, Nâbî nin eserinin orijinal olmadığını, Attar dan, Nizami den ve çeşitli Fars ve Türk şairlerinden etkiler taşıdığı iddiası üzerine, bu iddiasını ispata davet edilmesi; müellifin bunu imtihan kabul ederek eserini yazmaya koyulması. Cân u Cânân (50 beyit) Bir bahar mevsiminde kendisine ilham hâlinde gelen beyitlerle bir eser yazma düşüncesi oluşur. Zaman zaman okuduğu Nâbî nin Hayrabad ının aslında başarılı bir eser olduğunu, Nâbî nin bu noktada hakkının teslim edilmediğini, Nâbî yi töhmet altında bırakan kişinin eserine nazire yazarak onun meydan okumasına da aynı zamanda cevap vermiş olacağını, Mevlana dan feyz alarak mesneviden etkilendiğini, sonuna kadar okunmadan eseri hakkında karar verilmemesi isteği. Heft-Seyyâre - - Tablo 3: Mesnevilerin Sebeb-i Telifleri Açısından Karşılaştırılması
312 321 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / 18. Yüzyıl Osmanlı Edebiyatında Edebî Çözülme II. 3. Farklı Nazım Şekil ve Türlerinin Mesnevi İçinde Yer Alışı Açısından Karşılaştırma Mesneviler, uzun soluklu anlatılar oldukları için mesnevi içinde farklı nazım şekil ve türlerine dair örneklere yer vermek gelenek hâlini almıştır. 2 Türk mesnevilerinin karakteristiği olarak görülen mesnevi içinde farklı nazım şekil ve türlerinin kullanımı 18. yüzyıl mesnevilerinde çehre değiştirir. Yüzyılın aşk ve macera konulu pek çok mesnevisinde mesnevi içinde farklı nazım şekillerine rastlanmazken, farklı nazım şekillerinin örneklerinin mevcut olduğu sayıca az bir kısmında, tardiyye (Hüsn ü Aşk ve Cân u Cânân), muhammes, rubaî, terkib-bend ile daha az sayıda gazel görülür. Görüleceği gibi hem nazım şekillerinin mesnevi içindeki tasarrufunda hem de niceliğinde değişmeler mevcuttur. Örfî nin mesnevisinde farklı nazım şeklinde yazılmış manzume olarak sadece beş beyitlik bir gazel yer alır bu gazel, mesnevi ile aynı vezindedir. Defter-i Aşk içinde farklı nazım şekillerine rastlanmaz. Klasik mesnevilerin giriş kısmında görülen dinî ve dünyevî hiyerarşi gözetilerek yapılan övgü, yakarı ve himâye talepli şiirler, Defter-i Aşk ın giriş kısmı olarak değerlendirilebilecek 36 beyitlik Mukaddime de bulunmaz 3. Mukaddime kısmından sonra, Klasik mesnevilerde görülen aşk tarifi hakkındaki kısım burada Der-Ta rîf-i Âşık başlığı altında âşıkın tarif ve tasviri olarak görülür. Defter-i Aşk ta eserin sunulduğu kişinin övgüsünün karşılığı olarak Du â-yı Pâdişâh-ı İslâm başlığı altında 13 beyitte Sultan Selim in övgüsü yapılır. Dört farklı hikâyenin anlatıldığı mesnevide, hikâ- 2 3 Mesnevi içinde farklı nazım şekillerinin yer alması ilkin İran Edebiyatında görülmüş olmakla birlikte Türk mesnevileri içinde yer alan gazeller, İran mesnevilerine göre hem sayıca daha çok hem de teknik açıdan daha başarılı bulunmuştur. Bugünkü bilgilerimize göre İran edebiyatında mesnevi içinde farklı nazım şekillerine yer verme ilk olarak Ayyukî nin Varka ve Gülşah adlı mesnevisinde görülür. Ancak bu mesnevide yer alan gazeller, mesnevi ile aynı vezindedir. Türk edebiyatında mesnevi içinde gazel söyleme ilk olarak Yûsuf-ı Meddah ın Varka ve Gülşah ında görülür ve bu gazeller mesnevi ile farklı vezindedir. Türk mesnevilerinin karakteristiği olarak kabul edilen mesnevi içinde farklı nazım şekilleriyle verilen örnekler, divanlarda bağımsız bir şiir olarak yer alabilecek niteliktedir (Dankoff 1984: 23). Mesnevilerin Giriş kısmında besmele, tevhit, münacat, naat vb. şekilde var olan türlere karşılık, Defter-i Aşk, besmeleye göndermeye yapan B ism-i ebrû-yı siyâh-ı canan/kıssa-i aşka gerektir unvân beytiyle başlar. Ardından tanrıya şükür ve tanrının cemal sıfatı ile bu sıfatının yansımalarının dile getirildiği kısım yer alır. Eserde müstakil bir miraciyye olmamasına rağmen Rehber-i âlem-i bâlâdır aşk/nerdübân-ı der-i Mevlâdır aşk beytiyle Hz. Muhammed in miracına gönderme vardır. (Kuru 2005: ).
313 322 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ayşe YILDIZ yelerin her biri birbirinden bağımsız olup mesnevi hacim olarak da klasik dönem mesnevileri ile kıyaslanmayacak kadar kısadır. Şevkengîz ve Fîrûznâme de, farklı nazım şekil ve türlerine ait örnekler de yoktur. Ahmed Mürşidî nin Yûsuf u Züleyhâ mesnevisi tevhit, münacat, naat, din ve devlet büyüklerinin övgüsü gibi bölümler olmaksızın 4 doğrudan doğruya, Kureyşli müşriklerin Hz. Muhamed i öldürme planları karşısında Cebrail aracılığıyla gelen hicret emriyle başlar (Ayan 2009: 262). Hüsn ü Aşk ta mesnevi içinde kullanılan farklı nazım şekil ve türlerine bakılacak olursa, mesneviden farklı nazım şekli olarak sadece tardiyyenin yer aldığı görülür. Hüsn ü Aşk ta altı bentlik 4 tardiyye bulunur. Mesnevideki farklı nazım türünün tek örneği ise sâkînâme dir. Hitâbı Sâkî başlığını taşıyan 12 beyitlik 2; 10 beyitlik 1; 16 beyitlik 1 sâkînâme bulunur. Cân u Cânân da mesnevide kullanılan farklı nazım şekil ve türleri ise şu şekildedir: Vezinleri mesnevi ile aynı, biri yedi, diğeri dokuz beyit olan 2 gazel; altı bentlik 1 muhammes; 3 tardiyye; 1 nazım, 1 rubai, 1 terkibbend. Mesnevinin Adı Farklı Nazım Şekilleri Farklı Nazım Türleri Leylâ vü Mecnûn 1 gazel (beş beyit) - Defter-i Aşk - Medhiye (3. Selim) Şevkengîz - - Fîrûznâme - - Yûsuf u Züleyhâ (Ahmed Mürşidî) 1 gazel (sekiz beyit), 1 muhammes (gazel başlığı taşır, altı bent), 1 murabba (gazel başlığı taşır üç bent) - Hüsn ü Aşk 4 tardiyye 5 ( altı bent) Tahmid, naat, miraciyye, 4 5 Müstakil bölümler hâlinde bahsedilen bölümler olmamakla birlikte, besmele, tevhit, naat, sahabe övgüsü içerikli bir ya da birkaç beyitlik örneklere rastlamak mümkündür. Tardiyyenin bir nazım şekli olup olmadığı konusunda tartışmalar bulunmaktadır. Ancak bu çalışmanın amacı nazım şekillerinin isimlendirme sorunu olmadığından, incelenen mesnevi neşirlerindeki tardiye başlıkları nazım şekli olarak değerlendirilmiştir. Konu ile ilgili bkz.: Gürer 2008:
314 Cân u Cânân 323 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / 18. Yüzyıl Osmanlı Edebiyatında Edebî Çözülme 2 gazel (yedi ve dokuz beyit), muhammes (altı bent), 3 tardiyye, 1 nazım, 1 rubai, 1 terkibbend medhiye (Mevlana övgüsü, Reşid Efendi Şeyh Galib in babasının-övgüsü), sâkînâme (12 beyitlik 2; 10 beyitlik 1; 16 beyitlik 1) Tevhit, naat, miraciyye Heft-Seyyâre - Tevhit ve naat Tablo 4: Mesnevilerin Farklı Nazım Şekil ve Türlerinin Mesnevi İçinde Yer Alışı Açısından Karşılaştırılması II.4. Model Mesnevi Algılayışındaki Değişim Açısından Karşılaştırılması Klasik Edebiyat dairesindeki eserler, edebiyatın klasik konularının yeniden yazımları şeklinde gerçekleşir. Klasik dönemde mesnevi konularının genellikle İran ın klasik mesnevilerinden yeniden yazım/nazire olarak oluşturulmalarına karşılık 18. yüzyılda mesnevi konularının klasik çizgiden uzaklaştığı görülür. 18. yüzyıla gelinceye kadar Anadolu sahası Türk edebiyatında mesneviler, genellikle Hüsrev ü Şîrîn, Vamık u Azra, Leylâ vü Mecnûn, Yûsuf u Züleyhâ gibi Doğu edebiyatlarına farklı yüzyıllarda farklı şairler elinde tekrar tekrar yazılan klasik konulu olup yerel konulu mesneviler sayıca daha azdır. 18. yüzyıla gelindiğinde tam tersi bir tablo ile karşılaşılır. Yerel konulu mesneviler sayıca çok fazla, klasik konulu mesneviler çok az olduğu gibi, klasik konulu mesneviler hem hacim olarak çok azalmış hem de plan açısından klasik çizgiden çok uzaklaşmıştır. 18. yüzyıl Osmanlı edebiyatında şehrengiz, sahilnâme, nasihatnâme, sulhiyye, sergüzeştnâme gibi hayatın içinden mesnevilerin sayıca diğer konulu mesnevilere üstünlüğü görülür. Aslında, Anadolu sahasında gelişimini sürdüren Osmanlı edebiyatında klasik çizginin ve edebî geleneğin sorgulandığı dönem 18. yüzyıldan önceye dayanır. Mahallîleşme, Türkî-i Basit, Sebk-i Hindî ve Hikemî Tarz ın şiirde yer bulması, klasik söyleyişe yeni bir soluk getirmek ya da ona alternatifler aramak şeklinde değerlendirilebilir. 15. yüzyıldan itibaren başarılı örneklerini veren, 16. yüzyılda klasik dönemini yaşayan, 17. yüzyılda bir yandan klasik örnekler vermeye devam eden diğer yandan özgün konulu mahallî ve realist mesnevilerle varlığını sürdüren Türk edebiyatı 6, mesnevi vadisinde asırlardır yeniden yazılan klasik konular- 6 Özgün konulu, mahalli ve realist konulu mesneviler denilince akla gelen ilk
315 324 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ayşe YILDIZ dan 18. yüzyılda hızla uzaklaşır. Bu yüzyılda klasik konulardan sadece Yûsuf u Züleyhâ ve Leylâ vü Mecnûn hikâyeleri yeniden yazılmıştır. Kalan aşk ve macera konulu mesneviler ya yerlidir ya da Hüsn ü Aşk gibi alegorik tarzda yeni bir söyleyiş denemesidir. Aynı konunun klasik edebiyatlarda farklı devirlerde farklı sanatçılar tarafından yeniden yazımı, alışılmış bir durumdur. Ancak burada sanatçıyı bekleyen zorluk, aynı konuyu farklı bir şekilde söylemek yani söyleyişte yeniliği, orijinaliteyi yakalamaktır. Klasik dönem şairlerinde model mesnevi ile boy ölçüşebilecek tarzda yeniden yazımlar söz konusuydu. Okuyucu konu aynı olsa dahi yeni ve farklı bir söyleyişe ilgi duyabilmekteydi. Ancak, söyleyişte yenilik yakalanamadığı zaman yüzlerce yıldır bilinen hikâyelerin mesnevileri de doğal olarak rağbetten düşecek ve edebiyatın diğer sahalarında olduğu gibi mesnevide de klasik olandan uzaklaşılacak, yerel olan rağbet bulacaktı. Osmanlı-İran ilişkilerinin sürekli savaşlarla gerginleşmesi, İran edebiyatının klasik dönemini kapayarak kendini tekrar ettiği ve giderek kan kaybı yaşadığı bir döneme girmesi de Osmanlı şairlerinin model edebiyattaki bu itibar kaybından etkilenmeleri ve mahallî olana yönelmelerinin gerekçeleri arasında düşünülebilir. Kısacası, 18. yüzyıl Osmanlı edebiyatı, klasik estetiğin mesnevi alanında da çözüldüğü bir devre olmuştur. II.5. Mesnevilerin Sunulduğu Kişiler/Edebi Hâmiler Açısından Karşılaştırılması İstanbul un fethinden sonra her alanda gelişen Osmanlı devletinde, Hz. Muhammed in sünneti olduğu kabul edilen ve Doğu dünyasında Gazneli Mahmud dan itibaren bir devlet geleneği şeklinde devam eden sanat hâmiliği, pek çoğu kendileri de birer şair olan Osmanlı padişahlarının sanatçıları himâye etmesi ve bu konuda devlet erkânına da örneklik etmesini beraberinde getirmiştir. Anadolu sahası Türk edebiyatının başlangıç devirlerinde Anadolu beyleri adına telif ya da tercüme edilen eserler, İstanbul un fethiyle birlikte padişah, veziriazam, vezirler, üst düzey bürokratlar olmak üzere farklı konumlardaki sanat hâmileri adına telif edilir olmuştur. 18. yüzyılda siyasi alandaki gerileyiş, padişahların saltanat sürelerinin kısalması, askerî alandaki başarısızlıklar ve tahttan indirmeler her şeye rağmen sanatın hâmisi olmayı bir gelenek hâline getiren Osmanlı isimlerden biri de Sâbit tir de ölen Sâbit, yüzyılın başında öldüğü için olsa gerek edebiyat tarihlerinde 17. yüzyıl şairleri arasında yer alır (Şentürk-Kartal 2005: 390; Bilkan 2004: 399; Mengi 1994: 195). Derenâme ve Berbernâme gibi özgün konulu mesneviler yazan Sabit in eserleri, edebiyat tarihlerindeki bu konumlandırma gereği 18. yüzyıl mesnevi edebiyatına dâhil edilmemiştir
316 325 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / 18. Yüzyıl Osmanlı Edebiyatında Edebî Çözülme yönetici ve bürokratlarının bu geleneği devam ettirmesini zorlaştırsa da tamamen engellememiştir. Dönem padişahlarının kendilerinin de şair ya da müzisyen olmaları en kötü ihtimalle şiir ve müzikten anlamaları, bu yüzyılda özellikle III. Ahmed ve III. Selim dönemlerinin sanat açısından verimli yıllar olarak geçmesine zemin hazırlamıştır. Padişahların yanı sıra dönemin ünlü sadrazamları Damad İbrahim Paşa ve Koca Ragıp Paşa nın da önemli sanat hâmileri olduğu bilinmektedir. Ancak siyasi hayatta gerileyiş ve istikrarsızlık sanat hâmiliğine de yansımış, şairler bekledikleri himâyeyi göremediklerini iddia edip daha çok tarih yazmaya yönelmişlerdir (Horata 2004: 459). Önceki yüzyıllarda padişah ve devlet erkânının sanat hâmiliği yapan yönü bu yüzyılda büyük ölçüde doldurulamamıştır 7. Edebî hâmi noktasındaki bu çıkmaz, yüzyılın mesnevi üslubu üzerinde de etki yaratmış olmalıdır. Daha önceki yüzyıllarda görmeye alışkın olduğumuz zafernâme, gazavatnâme ve fetihnâme gibi türlerin mesnevi formundaki yazımları bu yüzyılda ender örneklerde kalmışken, sulhiyye ve sahilnâme gibi bu yüzyıla özgür realist mesneviler ile şehrengiz ve şehrengizle yakınlığı olan Hubânnâme, Zenannâme, Şevkengîz vb. aşk mesnevileri görülür (Sürelli 2007: 30). 16. ve 17. yüzyıllarda mesnevilerin bir hâmi adına telif edilmesinin genel bir tutum olmasına karşılık, 18. yüzyılda Lale Devri dışında devletin sürekli olumsuz şartlarla mücadele etmesi, klasik olana rağbetin azalması, mesnevilerin klasik dönemki hacimlerle kıyaslanmayacak ölçüde az sayıda beyitten oluşması gibi sebeplerle artık bir hâmiye sunulmadığı da görülmektedir. Bu da mesnevilerin sunumu açısından klasik sonrası devreye geçişin bir göstergesi şeklinde yorumlanabilir. SONUÇ Bu çalışmada 18. yüzyıl Türk edebiyatına mesnevi penceresinden bakılarak klasik edebiyatın neresinde durduğu sorgulanmış ve şu sonuçlara ulaşılmıştır: 1) Klasik dönemde çoğunlukla Fars edebiyatının hamse sahibi usta mesnevicilerinin ele aldığı konuların yeniden yazımı, Osmanlı mesnevi edebiyatının karakteristiği idi. Şehrengiz, gazavatnâme, nasihatnâme vb. konulu mesneviler ile yerel konulu mesneviler, mesnevi edebiyatı içinde nicelik ve nitelik olarak klasik konulu mesnevilere üstün değildi. 17. yüzyılda bir yandan klasik konulu mesnevilerin yeniden yazımı görülürken öte yandan mahallî konulu özgün ve realist mesneviler yazılmıştır. 18. yüzyılda ise klasik konulara rağbet azalmış daha çok yerel konulu mes yüzyıl sonundaki edebî hâmide değişim noktasında Kayahan Özgül, gelenekte hâmiye muhtaç olan şairin yerini bu dönemde şiirin konu ve hedef kitle açısından yön değiştirmesine bağlar. Özgül e göre, matbu divanların varlığı, şairin hedefini sokaktaki insan yapmıştır (Özgül 2006: ).
317 326 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ayşe YILDIZ neviler ile şehrengiz, sulhiyye, pendnâme, mesnevi tercümeleri, dergahnâme, sahilnâme gibi konulara ilgi artmış hatta bunların bir kısmı ilk defa bu yüzyılda görülmüştür 2) Klasik dönem mesnevilerinin belirli bir plan dâhilinde yazıldığı bilinir. Bu plan giriş, konunun işlendiği bölüm ve sonuç olmak üzere üç ana kısımdan oluşur ve genellikle klasik dönem mesnevilerinin hemen hepsinde yer alır. Klasik edebiyatın ortak bir konusunun yeniden yazımlarında bile Türk mesnevilerinin giriş kısmı özellikle de sebeb-i telifleri, müelliflerin eseri yazma macerasını okuru ile paylaştıkları ve mesnevilerde asla ihmal edilmeyen, özenle kaleme alınan kısımlardır. Ancak 18. yüzyıla gelindiğinde klasik konuların rağbetten düşmesinin yanı sıra mesnevilerin giriş kısımlarının da klasik dönem mesnevileri ile ayrılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. İlahî ve dünyevî hiyerarşiye uygun bir şekilde mesnevilerin giriş kısmında sıralanan besmele, tevhit, münacat, naat, miraciyye, dört halife övgüsü, padişah ve diğer edebî hâmilerin övgüsü, 18. yüzyıl mesnevilerinde ya tamamen ortadan kalkmış ya da tevhit ve naatla -ve az sayıdaki örnekte bunlara ilave olarak miraciyye ile- sınırlı kalmıştır. Bunun istisnaî örneği olarak Hüsn ü Aşk ve kısmen Defter-i Aşk sayılabilir. Giriş bölümündeki bu şiirlerin, çoğu mesnevide sadece dinî övgü şiirleriyle sınırlı kalması, şairin eserini sunacağını edebî hâmiden mahrumiyetinin de göstergesidir. 3) Klasik dönem Türk mesnevilerinde mesnevi yazarı eserini yazma macerasını, genelde kurmaca bir gerekçe ile okuru ile paylaşır. 18. yüzyıl mesnevilerinde ise sebeb-i telif kısmı olmadan doğrudan hikâyeye başlandığı aşk ve macera konulu mesneviler yarıya yakın bir orandadır. Mevcut sebeb-i telifler içinde Hüsn ü Aşk ve ona nazire olarak yazılan Cân u Cânân ın sebeb-i telifleri klasik dönem sebeb-i teliflerine en benzer olanlarıdır. 4) Klasik dönem mesnevilerinin genellikle hâtime bölümleri mevcut olup plan açısından da birbirine benzer. Klasik dönem mesnevilerinin beyit sayıları fazla olduğu için bu mesnevilerde hâtimelerin hâtime, hâtimetü l-kitab, hâtime-i kitab, tamam şoden vb. başlıklar taşıdığı, kimi zaman da konunun işlendiği bölümden sonra hemen hâtime bölümünün gelmeyip, fahriye, mevize, münacat vb. bölümlerin geldiği görülür (Ünver 1986: 447). 18. yüzyılın aşk ve macera konulu mesnevilerine baktığımızda hâtimenin giriş bölümü kadar ihmal edilmediği, ayrı bir başlıkla mesneviden ayrılmamış ve az sayıda beyitle ifade ediliyor dahi olsa hâtime fonksiyonunda bir kısmın varlığı görülür. Bunun istisnası Örfî nin Leylâ vü Mecnûn u ile Enderunlu Fâzıl ın Defter-i Aşk ıdır. Eserlerde hâtime ya da hâtime fonksiyonunda bir bölüme rastlanmaz. Hüsn ü Aşk iki, Cân u Cânân ise yedi ayrı başlıkla klasik dönem mesnevilerine en benzer hâtimelere sahip mesneviler olarak karşımıza çıkar.
318 327 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / 18. Yüzyıl Osmanlı Edebiyatında Edebî Çözülme 5) Mesnevi içinde farklı nazım şekil ve türlerinin bulunması, olay örgüsü içinde kimi zaman kahramanların kimi zaman anlatıcının ağzından söylenen çoğu gazel formunda nazım şekilleri Fars mesnevilerinde de görülür. Klasik dönem mesnevilerinde, mesnevi içinde en çok gazel, sayıca daha az olmak üzere kıt a, nazım ve musammat şekillere rastlanır. 18. yüzyılda aşk ve macera konulu mesnevilere baktığımızda mesnevi içinde farklı nazım şekillerinin kullanımında da klasik dönem özelliklerinden uzaklaşıldığı görülür. Aşk ve macera konulu mesneviler içinde konunun işlendiği asıl kısımda farklı nazım şekillerine rastlanmayan mesneviler sayıca yarıdan fazladır. Örfî nin Leylâ vü Mecnûn unda beş beyitlik 1 gazel, Ahmed Mürşidî nin Yûsuf u Züleyhâ sında sekiz beyitlik 1 gazel ile gazel başlığı taşımasına rağmen altı bentlik 1 muhammes ve üç bentlik 1 murabba görülür. Hüsn ü Aşk taki tek farklı nazım şekli ardiyedir. Mesnevide altı bentlik 4 tardiyye bulunur. Hüsn ü Aşk a nazire olarak yazılan Cân u Cânân da ise, yedi ve dokuz beyitlik 2 gazel, altı bentlik 1 muhammes, 3 tardiyye, 1 nazım, 1 rubaî, 1 terkib-bend yer alır. 18. yüzyılda aşk ve macera konulu mesnevilerde, mesnevi içindeki farklı nazım türünün tek örneği ise Hüsn ü Aşk taki 4 sâkînâme dir. 6) Bu yüzyılda aşk ve macera konulu mesnevilerin beyit sayıları azalmıştır. Bu grup mesneviler içinde beyit sayısı en fazla olanı Ahmed Mürşidî nin Yûsuf u Züleyhâ sı (2590 beyit); beyit sayısı en az olan da Örfî nin Leylâ vü Mecnûn udur (214 beyit). Beyit sayılarının azalmasının sebepleri arasında giriş kısımlarının çok kısalması ya da tamamen ortadan kalkması ve mesnevi içindeki farklı nazım şekil ve türlerinin olmaması ya da çok az sayıda örnekle yer alması da bulunmaktadır. Mesnevi içinde yer alan farklı nazım şekillerinin mevcut olduğu örneklerde musammat şekillerin göze çarpması dönemde rağbet bulan murabbaların bestelenmesi/şarkı ile de ilintili olabilir. 7) Münazara tarzında aşk konulu bir mesnevi olan Şevkengîz de, münazara türünde kavram ya da nesnelerin yerine iki kurgusal kahramanı yerleştirmesi dolayısıyla münazaranın bu yüzyılda yaşadığı değişim olarak düşünülebilir (Sürelli 2007: 4). 18. yüzyıl, mesnevi edebiyatının nicelik, özellikle de nitelik açısından başarılı örnekler veremediği bir dönem olarak dikkat çekmektedir. Bu yüzyılda, içinde sanat yönü ön planda olan ve okuyucunun edebî zevkine hitap eden aşk ve macera konulu mesnevilerin sayıca azlığı (12) ve mevcut mesnevilerin de şekil ve içerik özellikleri açısından klasik dönem mesnevilerinden uzak olduğu görülmüştür. Dolayısıyla 18. yüzyıl Türk edebiyatı, mesnevi penceresinden bakıldığında klasik edebiyat ilkelerinin çözüldüğü klasik sonrası bir devir olarak düşünülebilir.
319 328 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Ayşe YILDIZ KAYNAKÇA ARSLAN, Mehmet (1999), Subhî-zâde Feyzî Hamse, Dilek Matbaacılık, Sivas. AYAN, Gönül (2009), Anadolu Sahasında Yazılan Bazı Yûsuf u Züleyhâ Mesnevilerinde Sebeb-i Telifler, Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, V. 4/3, Spring, s BİLKAN, Ali Fuat (2004), Nazım (Orta Klasik Dönem) Türk Dünyası Edebiyat Tarihi, C. 5, AKM Yay., Ankara. DANKOFF, Robert (1984), The Lyric Romance: The Use of Ghazals in Persia and Turish Masnavis, Journal of Near Eastern Studies, V. 43, January, N. 1, Chicago, s ERCAN, Özlem (2002), Kâmî Mehmed Efendi ve Fîrûznâme, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S. 3, s GİBB, E. J. W (1998), Osmanlı Şiir Tarihi, (çev. Ali Çavuşoğlu), Akçağ Yay., Ankara. GÜRER, Abdülkadir (2008), Tardiyye Bir Nazım Şekli Midir? Journal of Turkish Studies TUBA, S. 32/1, s GÜRGENDERELİ, Müberra (2002), Edirneli Örfî nin Leylâ vü Mecnûn u, İlmî Araştırmalar, S. 14, s HORATA, Osman (2002), Zihniyet Çözülüşünden Edebî Çözülüşe: Lâle Devri nden Tanzimat a Türk Edebiyatı, Türkler Ansiklopedisi, C.11, Ankara, s HORATA, Osman (2004), Nazım (Son Klasik Dönem), Türk Dünyası Edebiyat Tarihi, AKM, Ankara. HORATA, Osman (2006) Son Klasik Dönem ( ) Şiir, Türk Edebiyatı Tarihi (editör: Talat Sait Halman), Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., İstanbul. KADIOĞLU, İdris (2009), Diyarbakırlı Ahmedî Yûsuf u Züleyhâ, (İnceleme-Metin-Dizin- Sözlük), KTB e-kitap, Ankara. KARTAL, Ahmet (2011), XVIII. Yüzyıl Klasik Türk Edebiyatı Mesneviler, Turkish Studies, C. 6/1, Kış 2011, s KAVRUK, Hasan (2003), Türkçe Mesnevilerde Sebeb-i Telif, Özserhat Yayıncılık, Malatya. KÖKSAL, M. Fatih (2011), Mevlid-nâme, Türkiye Diyanet Vakfı Yay., Ankara. KURU, Selim S. (2005), Biçimin Kıskacında Bir Tarih-i Nev-İcad: Enderunlu Fâzıl Bey ve Defter-i Aşk Adlı Mesnevisi, Şinasi Tekin in Anısına Uygurlardan Osmanlı ya, İstanbul. MENGİ, Mine (1994), Eski Türk Edebiyatı Tarihi / Edebiyat Tarihi-Metinler, Akçağ Yay., Ankara. OKAY, Orhan -Hüseyin AYAN (1992), Hüsn ü Aşk, Dergâh Yay., İstanbul. ÖZGÜL, Kayahan (2006), Şark Ekspresi yle Garb a Sefer, Türk Edebiyatı Tarihi (editör: Talat Sait Halman), Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., İstanbul. ÖZYILDIRIM, Ali Emre (2009), Sergüzeştnâmeler Üzerine Hasbihâl veya Hasbihâlin Sergüzeşti, Nazımdan Nesire Edebî Türler-25 Nisan 2008 Bildiriler, İstanbul.
320 329 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / 18. Yüzyıl Osmanlı Edebiyatında Edebî Çözülme SÜRELLİ, Bahadır (2007): XVIII. Yüzyıl Osmanlı Şiirinde Değişim ve Sünbülzâde Vehbî nin Şevk-engîz i, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara. ŞENTÜRK, Ahmet Atillâ - Ahmet KARTAL (2005), Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Dergâh Yay., İstanbul. ÜNVER, İsmail (1986), Mesnevi, Türk Dili Türk Şiiri Özel Sayısı II (Divan Şiiri), S , Ağustos-Eylül. ÜSTÜNER, Kaplan (2003), Refî Can u Canan İnceleme-Metin, Millî Eğitim Bakanlığı Yay., İstanbul.
321 Yayın tanıtım / Book review M. Fatih Köksal, Eski Türk Edebiyatında Tenkit ve Teori, Kesit Yayınları, İstanbul 2012, 304 s. Arş. Gör. Kâmil Ali GIYNAŞ Eski Türk Edebiyatında Tenkit ve Teori, M. Fatih Köksal ın makale derlemelerinden oluşan ikinci kitabı. Daha önceki makalelerini 2005 yılında Klâsik Türk Edebiyatı Araştırmaları adıyla yayımlamıştı. Eser, iki bölümden oluşuyor. Metne Dair başlığını taşıyan ilk bölümde sekiz, Dost Yazılar başlığını taşıyan ikinci bölümde ise on makale bulunuyor. İlk olarak Metne Dair başlıklı makaleleri ele almak istiyoruz. Bu başlıktaki sekiz makalenin ilk üçü hassaten metin neşrine ayrılmıştır. Yazar bu çalışmalarla amacının metin neşri konusunda ortak bir anlayışa nasıl varılabilir? sorusuna cevap aramak olduğunu belirtmektedir. İlk makalenin başlığı Metin Neşrinin Ana Esasları dır. Yazar bu ilk makalede, Klâsik Türk edebiyatının temelini teşkil eden metin neşrinin önemine değindikten Ahi Evran Üni. Fen-Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Böl., [email protected]
322 332 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kamil Ali GIYNAŞ sonra metin neşrinde nüshalar ve tenkitli metin kurulmasında temel hususları ele alıyor. Ayrıca, makalenin eleştirel amaç taşımadığı için verilen örneklerin de hangi metinlerden alındığını belirtmediğini de dipnotta belirtiyor. İkinci yazı Metin Tamiri (Usul ve Esaslar, Uygulamalar ve Bazı Teklifler) başlığını taşıyor. Yazar, bu çalışmada hangi metinlerde ne zaman metin tamirinin uygulanması gerektiğini, metin tamiri yapacak olan nâşirin hangi özelliklere sahip olması gerektiği konularına değindikten sonra örnek metin tamirleri yapmakta ve son olarak da konuyla ilgili bazı terim tekliflerinde bulunmaktadır. Metin Neşrinde Vezinle İlgili Problemler, Bazı Tespit ve Değerlendirmeler başlığını taşıyan üçüncü makalede ise, metin neşrinde metin sağlamasının temel ölçütü olan vezin konusundaki tespit ve teklifler dile getiriliyor. İlk iki makale gibi bu da özellikle lisans üstü öğrencilere yönelik olarak hazırlanmış, yol gösterici, uyarıcı bir yazı. Özellikle zihaflı ve ünlü ulamalı hecelerin yazımında nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair tekliflerin, metin neşrine önem ve değer atfedenlerin dikkatlerinden kaçmayacağına şüphe yoktur. Bu ilk üç makaleyle genel olarak da birkaç söz söylemek gerektiğini düşünüyoruz. Bugüne değin metin neşrine dair çok yazılıp çizildi ama İsmail Ünver Bey in imlâ hususiyetlerine dair makalesi dışında genel kabul gören bir teklifin getirilemediğini söyleyebiliriz. Daha doğru ifade edecek olursak, şimdiye kadar metin neşrine dair yazılanların çoğu spesifik konuları ele alan, daha ziyade bir tek eser - genellikle de çalışılan tez- üzerine yapılan değerlendirmelerden ibaretti. Bu üç makalede ise konularla ilgili sorunlar ortaya konduktan başka dayanaklı, makul ve somut teklifler de getirilmektedir ki, bu yazıları önemli ve farklı kılan da budur. Dördüncü makale, Şiir Mecmualarının Önemi ve Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP) dir. Bu yazıda, şiir mecmuaları ve cönklerin önemine etraflıca vurgu yapıldıktan sonra kütüphanelerde bulunan şiir mecmualarının lisansüstü tezler hâlinde dökümünün yapılması ve bu yapılırken izlenmesi gereken yöntem teklif edilmektedir. Önce İstanbul da 3 Mayıs 2011 tarihinde yapılan Osmanlı Edebiyatının Kırkambarı: Mecmua Sempozyumu na bildiri olarak sunulan bu makale, sonradan büyük bir ilgi hâlesi oluşturmuş, hemen bir yıl sonra, söz konusu projenin tartışılması üzere AKM tarafından Ankara da 40 kadar saha çalışanının katıldığı bir de çalıştay düzenlenmiştir. Proje şimdilik gönüllülük esasına göre devam etmektedir. Beşinci makale, muhtelif araştırmacılar tarafından şerhleri yapılan Su Kasidesi ile ilgili olup, Bazı Beyitlerinden Hareketle Su Kasidesi ne
323 333 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yayın Tanıtım Yeni Bakışlar başlığını taşımaktadır. Makalede Su Kasidesi nin bazı beyitlerinin hem okunuş, hem de açıklanmasıyla ilgili değişik yorumlar getirilmektedir. Altıncı makale, 1990 larda bir yayınevinin günümüz okuyucusunu hedefleyerek, transkripsiyon işaretlerini kullanmadan, yazıldıkları dönemin değil, günümüzün söyleyiş özellikleriyle çıkardıkları divanlar serisinin bir gazel örneğinden hareketle eleştirisi niteliğindedir. Aynı zamanda yazıya esas olan gazelin şerhinin de yapıldığı makalenin başlığı Şeyhî nin İlginç Bir Mürâcaa Gazeli Yahut Metin Neşrinde İmlâ Modernizesine Dair Birkaç Söz dür. Bu dikkat çekici makalenin çalışmadaki diğer yazılardan farkı, ilk defa bu kitapta yayımlanıyor olmasıdır. Yedinci makale, Sebk-i Hindî üslûbu denildiği zaman ilk akla gelen şair olan Nâilî nin, andelîb redifli bir gazelinin şerhidir. Yazının başlığı Nâilî nin Bir Gazelini Şerh tir. İlk bölümün son, kitabın sekizinci makalesinde yazar, Şeyh Gâlib in âteş redifli gazelinin ilk beytindeki ses, anlam ve sûret bakımından her şeyiyle ateş kesilen: Gül âteş gülbün âteş gülşen âteş cûybâr âteş Semender-tıynetân-ı aşka besdir lâlezâr âteş beytini şerh etmektedir. Yazı, Deneysel Edebiyatın Zirvesi: Ses Âteş, Sûret Âteş, Anlam Âteş başlığını taşımaktadır. Yukarıda da belirttiğimiz üzere kitabın ikinci ana başlığı Dost Yazılardır. Yazı muhtevalarına bakılınca bu başlığın Dost acı söyler atasözüne işaret ettiğine kuşku yok. İkinci bölümün ilk, kitabın dokuzuncu makalesinde yazar, Mustafa Canpolat tarafından neşredilen bilinen Türkçe ilk nazire mecmuası Mecmû atü n-nezâ ir le ilgili tespitlere, okuma, imlâ ve transkripsiyon hatalarına yer vermiştir. Yazının başlığı Mecmû atü n-nezâ ir in Neşri Üzerine Notlar dır. Onuncu makalede, şiirlerinde mahlas kullanmayan İbni Kemâl in Mustafa Demirel tarafından neşredilen Dîvân ı ile ilgili tespit edilen kimi eksiklik ve aksaklıklara değinilmiştir. Makale, İbni Kemâl Dîvânı nın Neşri Üzerine Tespitler başlığını taşımaktadır. Kayserili Beliğ Divançesi Yayımlandı (mı?) veya Bir Raportör Aranıyor başlıklı on birinci yazısında yazar, Ahmet Emin Güven tarafından yayımlanan Beliğ Divançesi nde görülen eksiklik ve yanlışlıkları ortaya koyarak eserin muhtemel yeni baskısında daha sağlıklı bir metnin hazırlanmasına katkıda bulunmak amacıyla bu yazıyı kaleme aldığını belirtmektedir.
324 334 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Kamil Ali GIYNAŞ On ikinci makale, İslâmî nin Mesnevisi başlığını taşımaktadır. Yazar, o tarihte Cumhuriyet Üniversitesi nde görev yapan Hasan Yüksel, H. İbrahim Delice ve İ. Hakkı Aksoyak ın yayımladıkları aynı adlı eserle ilgili görüşlerinin tenkitten ziyade tespit ve teklif olarak düşünülmesi gerektiğini belirterek, eserin inceleme kısmı, metin teşkili, vezin, metin ve dizin konularında kimi değerlendirmelerini ortaya koyuyor. Divanların Tozunu Silkelerken başlığını taşıyan on üçüncü makalede Lütfi Bayraktutan ın hazırladığı Şeyhülislâm Yahyâ Divanı ndan Seçmeler adı altında yayımlanan kitabın kimi beyitlerinin nesre yanlış çevrildiği birkaç örnekle anlatılmış; ayrıca eserdeki okuma hataları yanlış-doğru cetveliyle gösterilmiştir. On dördüncü makale Türklük Bilimi İçin Sevindirici Bir Girişim: Türk Yurdu Dergisinin Yeni Türk Harfleriyle Yeniden Yayımlanması Üzerine başlığını taşıyor. Burada da yazar, sevindirici bir girişim olarak değerlendirdiği bu hacimli yayındaki fahiş hatalara temas ederek, ek cilt(ler) yayınlanarak bu hataların düzeltilmesi teklifinde bulunuyor. On beşinci makalede yazar, Klâsik Türk şiirinin ilk temsilcilerinden olduğu hâlde, şimdiye kadar hakkında yapılan neşriyatta Xv. yüzyıl şairi olarak takdim edilen İbrâhim Beg i tanıtmıştır. Yazının başlığı Klâsik Türk Şiirinin Kurucularından İbrâhîm Beg dir. Yazının dikkat çeken bir tarafı da Xv. yüzyılın ünlü mutasavvıflarından İbrâhîm Tennûrî nin -bir kitap neşrine dahi konu olan- bir dîvânı bulunmadığının, Gülşen-i Niyâz adıyla yayımlanan bu dîvânın İbrâhîm Beg Dîvânı nın bir başka nüshası olduğunun tespit edilmesidir. On altıncı makalede yazar, şiirlerinde mahlas kullanmayan İbni Kemâl in şiirlerinin karıştırıldığı meselesine örneklerle değiniyor. Yazının başlığı Yanıltıcı Mahlaslar Yahut İbni Kemâl in Ettikleri dir. Daha önce Mevlid-nâme isimli kitabı kaleme alan yazar, on yedinci makalede mevlidlerle ilgili yaygın fakat yanlış olan birtakım bilgileri tashih etmektedir. Yazının başlığı Mevlidlerle İlgili Mevcut Malumata Dair Tashihler dir. Kitabın son makalesi olan on sekizinci makalede yazar tehzil türünü ayrıntılı biçimde ele almaktadır. Makale, İki Kültür Arasında Bir Tür: Tehzil başlığını taşımaktadır. Muhtelif dergilerde yayımlanmış birbirinden değerli on sekiz makaleyi derli toplu bir şekilde bilim âlemine sunduğu için M. Fatih Köksal a teşekkür ediyoruz. Yazar, ön sözde araştırmacılara diğer makalelerini de üç kitap hâlinde neşredeceği müjdesini veriyor. Ahilik ve Bektaşi edebiyatına dair
325 335 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yayın Tanıtım yazılarını Kanaatten Zanaate, Kayseri şair ve müellifleri ile onların eserleriyle ilgili yazılarını Şehir ve Şiir, diğer makalelerini de Yazmaların Tozunu Silkelerken adları altında kitaplaştırmayı düşündüğünü belirtiyor. Yazarın yayımlanacak olan bu çalışmalarının da araştırmacılar tarafından büyük ilgi göreceğini düşünüyoruz.
326 TÜRKLÜK BİLİMİ ARAŞTIRMALARI (TÜBAR) YAYIN İLKELERİ A. YAZIM KURALLARI 1. Başlık: Yazının içeriğini yansıtır nitelikte olmalı, büyük harflerle ve koyu karakterlerle 12 punto ile yazılmalıdır. 2. Yazar adı ve adresi: Başlıktan sonra sağa dayalı şekilde, soyadın tamamı büyük harfle olmak üzere unvanıyla (11 punto) birlikte yazılmalıdır. Yazarın kurumu, ileti (el-mek) adresi, dipnot hâlinde (9 punto olarak) gösterilmelidir. 3. Öz: 10 punto ile yazının başında, konuyu kısa ve öz bir biçimde ifade eden en az 100, en fazla 200 kelimelik bir özet bulunmalı; özetin bir satır altına, 3-8 kelimeden oluşan anahtar kelimeler yazılmalıdır. Türkçe başlık, öz ve anahtar kelimelerin altına yazının İngilizce başlık (title), öz (abstract) ve anahtar kelimeler (key words) eklenmelidir. Bu bölüm soldan 1 cm içeride ve 10 punto ile yazılmalıdır. 4. Ana metin: a. A4 boyutunda kâğıtlara, PS formatıyla, Word 6.0 ve üstü programlarla ve Times New Roman (Türkçe) karakterleriyle, 11 punto ve 1 satır aralığı ile paragraf aralarında 6 nk boşluk bırakılarak yazılmış olmalıdır. Metnin gerektirdiği durumlarda, fontlar ayrıca bir dosya hâlinde verilmek kaydıyla, transkripsiyon harfleri kullanılabilir. b. Konuyu yeterince ifade edebilir, makul ölçüde ve okunabilir olmak kaydıyla, hacim sınırlaması yoktur. c. Giriş, Sonuç gibi başlıklar kullanıp kullanmama, yazarın tercihine ve konunun gereğine bağlıdır. Sistematik bir düzen sağlamak maksadıyla ana, ara ve alt başlıklar kullanılabilir. Başlıkların tamamı koyu yazılmalıdır. Ana başlıkların tamamı büyük harfle, ara başlıkların ilk harfleri büyük harfle, alt başlıklar küçük harfle yazılmalı, sonuna iki
327 338 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /Yayın İlkeleri nokta (:) konularak karşısından devam edilmelidir. Ana, ara ve alt başlıklar aşağıdaki gibi olmalıdır: ANA BAŞLIK Ara Başlık Alt başlık: ç. Kenar boşlukları 3 er cm. olmalı ve sayfalar numaralandırılmalıdır. d. Metin içinde vurgulanması gereken kısımlar eğik harflerle, alıntılar ise eğik harflerle ve tırnak içinde yazılmalıdır. Üç satırı geçen aynen alıntılar, tırnak içinde eğik harflerle ve soldan bir cm içeriden verilmelidir. Zorunluluk olmadıkça koyu karakter kullanılmamalıdır. e. Çizelge, tablo, fotoğraf vb. malzeme, bilimsel kurallara uygun olarak hazırlanmalı; kolay anlaşılır ve yalın olmalı, yeterli açıklaması bulunmalıdır. Tablo içindeki yazılar 10 punto karakter ile yazılmalı, ayrıca, tablolar düzenlenmeye elverişli olmalıdır. Dergimizin sayfa marjını aşmamalıdır (genişlik 11,5 cm; yükseklik 16 cm). B. İMLÂ, DİL VE ÜSLÛP Özel imlâ gerektirmeyen durumlarda, TDK İmlâ Kılavuzu na uyulmalıdır. Dil ve ifade yönünden, bilimsellik dışı unsurlar bulunmamalıdır. C. KAYNAK GÖSTERME (ATIF): 1. Sadece zorunlu açıklamalarda dipnot kullanılmalı, diğer atıflar metin içinde gösterilmelidir. Metin içinde kaynak gösterirken parantez işareti içinde olacak şekilde, yazarın soyadı, eserin yayımlandığı yıl, iki nokta boşluk- ve sayfa numarası sırasıyla yazılmalıdır. Örnek: (Kut 1999: 16) Yazar eserini Soyadı Kanunu ndan önce vermişse yazar adı yazılmalıdır. Örnek: (Muallim Naci 1297: 213) 2. Aynı konuda birden fazla kaynağa atıf yapılacaksa, aralara noktalı virgül (;) konulmalıdır Örnek: (Polat 2007: 194; Köksal 2005: 87) 3. İki yazarlı çalışmalara değinilirken araya tire (-) işareti konularak gösterilmelidir
328 Örnek: (Koraş-Baykoca 2000: 211) 339 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yayın İlkeleri İkiden fazla yazarlı kaynaklarda ise ikinci yazarın soyadından sonra (vd.) kısaltması konulmalıdır. Örnek: (Kutlar vd. 2012: 99) 4. Aynı yazara ait, aynı yıl içinde birden fazla esere atıf yapılacaksa 1949/1:, 1949/2: biçiminde gösterilmelidir, kaynakçada da aynı şekilde belirtilmelidir. Örnek: (Bilgegil 1981/1), (Bilgegil 1981/2) 5. Atıf yapılan eser -ansiklopedi vb.- birden fazla ciltten oluşuyorsa (:) işaretinden sonra, kaçıncı cilt olduğu belirtilmelidir. Örnek: (Köprülü 1967: 5/213) 6. El yazması bir eser kaynak gösterilecekse yazar adından sonra (yz.) kısaltması verilmeli, iki noktadan sonra gerekiyorsa varak / sayfa numarası belirtilmeli; tam künye kaynakçada gösterilmelidir:. Örnek: (Nef î yz.: 45b) 7. Arşiv belgeleri kaynak gösterilirken metin içinde kısaltma yapılarak gibi verilip açılımı kaynakçada gösterilmelidir. Örnek: (BOA Mühimme 15: 25) 8. Dipnot açıklamalarında atıf yapılacaksa orada da aynı usul takip edilmelidir. Örnek: Bu konuda geniş bilgi için bkz. Levend 1984: ; Dilçin 1983: 296; Kut 2000: D. KAYNAKÇA (BİBLİYOGRAFYA) DÜZENLEME 1. Yazarların soyadına, göre sıralanmalıdır. Soyadı Kanunu ndan önceki eserlerde yazarın adı esas alınmalıdır. 2. Bir yazarın birden fazla eserine yer verilecekse yayım tarihi eski olandan yeni olana doğru sıralanmalıdır. 3. Kaynağın künyesini verirken sıralama şu şekilde olmalıdır: a) Kitaplar için: Aralara virgül işareti konmak üzere; yazar soyadı (büyük harflerle), adı, kaynağın yayım tarihi yazar adıyla tarih arasına virgül konulmaksızın- tarih (parantez içinde), kitap adı (italik)ve varsa çevirenin adı (parantez içinde), yayınevi veya yayımlayan kurum, yer adı.
329 340 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz /Yayın İlkeleri Kitap kaynakçası örneği: TİMURTAŞ, Faruk K. (1977), Eski Türkiye Türkçesi (XV. Yüzyıl, Gramer-Metin-Sözlük), İÜEF Yay., İstanbul. b) Makaleler, bildiriler ve ansiklopedi maddeleri için: Yazar soyadı, adı, kaynağın yayın tarihi -yazar adıyla tarih arasına virgül konulmaksızın- tarih (parantez içinde), makale / bildiri / madde başlığı ( tırnak içinde ), süreli yayın / bildiri kitabı / ansiklopedi adı (italik), belliyse cilt (C), sayı (S), sayfa(lar) (s.). Yayımlanmış bildirilerde de bildiri kitabının basım tarihi (yıl) ile birlikte sempozyum / kongre vb. toplantının düzenleniş tarihi de bulunmalıdır. Yayımlanmamış bildirilerde bildirinin sunum tarihi, toplantıyı düzenleyen kurum, toplantının düzenleniş günleri belirtilmelidir. Makale kaynakçası örneği: LEVEND, Agâh Sırrı (1965), Lâmiî nin Ferhad u Şirin i, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1964, s Bildiri kaynakçası örneği: KOZ, M. Sabri (2004), Belli Mahlaslar Üzerinden Şiir Söyleme Geleneği ve Türkiye de Yazılan Alevi-Bektaşi Cönk ve Mecmualarındaki Hatâî Mahlaslı Şiirler, I. Uluslararası Şah İsmail Hatâyî Sempozyumu Bildirileri, Ekim 2003, Haz.: Gülağ Öz, ATO Yayını, Ankara, s Ansiklopedi maddesi örneği: PARMAKSIZOĞLU, İsmet (1967), Kemâl Paşazâde, İslâm Ansiklopedisi, C. 6, MEB Yayını, Ankara, s c) El yazması eserler için eserin yazarı belliyse önce yazar adı, parantez içinde yazma kısaltması olarak (yz.) ibaresi, sonra sırasıyla eserin adı (italik), bulunduğu kütüphane, koleksiyon ve numarası ve - gerekiyorsa- sayfa numaraları yazılmalıdır. El yazması eser örneği: a) Mecmua-i Eş âr (yz), Süleymaniye Kütüphanesi, Fatih, Nu b) Âlî b. Mustafa (yz), Nasîhatü s-selâtîn, Ali Emiri Millet Kütüphanesi, Şer iyye, Nu. 611.
330 341 TÜBAR-XXXII-/2012-Güz / Yayın İlkeleri E. YAZILARIN GÖNDERİLMESİ VE TAKİBİ: 1. Yukarıda belirtilen kurallara uygun olarak hazırlanmış yazılar, ileti (elektronik posta) yoluyla gönderilebilir. Klasik postayla göndermek isteyenler üç (bir adet isimli, iki adet isimsiz) nüsha çıktı ve CD si ekli olduğu hâlde büyük boy bir zarf içerisinde gönderilmelidir. 2. Gelen her yazı öncelikle editörlük tarafından muhteva ve şekil bakımından -ana ilkelere uygunluk açısından- incelendikten sonra geciktirilmeden üç hakeme gönderilir. Gelen hakem raporlarında düzeltme teklifi varsa durum yazara bildirilir. Üç hakemden ikisinden olumlu rapor alan ve varsa hakem düzeltmeleri tamamlanarak iki olumluya tamamlanan yazılar yayına hazır yazı kabul edilir. Hakem süreci tamamlanan yazıların durumu (ister olumlu,,ister olumsuz olsun) yazarlarına ileti yoluyla bildirilir. Yayına hazır yazılar yayımlanmak üzere sıraya konur. Hakem adları ve yazar adları karşılıklı olarak dergimizde mahfuzdur ve açıklanmaz. TÜBAR, yazı akışının çok yoğun olduğu bir dergidir. Hakem süreci olumlu tamamlanan her yazı yayımlanacaktır. Bu nedenle yazı sahiplerinin yazılarının akıbetini öğrenmek için ayrıca aramalarına gerek yoktur. 3. Yazıların bilimsel ve hukukî sorumluluğu yazarına aittir. 4. Yazışma Adresi: Prof. Dr. M. Fatih Köksal Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü İleti adresleri: [email protected] [email protected] Tel: (M. Fatih Köksal) (Salahaddin Bekki) Bağbaşı Yerleşkesi / KIRŞEHİR
TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ ORTAK SINAV BAŞARISININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ
T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VERİ ANALİZİ, İZLEME VE DEĞERLENDİRME DAİRE BAŞKANLIĞI TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ ORTAK SINAV BAŞARISININ ÇEŞİTLİ
ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR DERSİNE İLİŞKİN DEĞERLERİNİN İNCELENMESİ
ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR DERSİNE İLİŞKİN DEĞERLERİNİN İNCELENMESİ Mehmet Akif YÜCEKAYA*, Mehmet GÜLLÜ* 1 İnönü Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü* İnönü Üniversitesi Spor Bilimleri
Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM Ders No : 0310340004 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü Öğretim Dili
İLKÖĞRETİM 6. ve 7. SINIF FEN ve TEKNOLOJİ DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMININ İÇERİĞİNE VE ÖĞRENME- ÖĞRETME SÜRECİNE İLİŞKİN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ
İLKÖĞRETİM 6. ve 7. SINIF FEN ve TEKNOLOJİ DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMININ İÇERİĞİNE VE ÖĞRENME- ÖĞRETME SÜRECİNE İLİŞKİN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ Yrd.Doç.Dr.Cavide DEMİRCİ Uzman Esra ÇENGELCİ ESOGÜ Eğitim Fakültesi
ÖĞRETMENLER, ÖĞRETMEN ADAYLARI VE ÖĞRETMEN YETERLĠKLERĠ
ÖĞRETMENLER, ÖĞRETMEN ADAYLARI VE ÖĞRETMEN YETERLĠKLERĠ Yrd. Doç. Dr. Sevinç MERT UYANGÖR ArĢ. Gör. Mevhibe KOBAK Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi OFMAE-Matematik Eğitimi Özet: Bu çalışmada
SPOR BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN BİLGİ OKUR- YAZARLIĞI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ
Uluslararası 9. Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Kongresi SPOR BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN BİLGİ OKUR- YAZARLIĞI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ Yalçın UYAR - Hakan SUNAY [email protected] [email protected]
Halil ÖNAL*, Mehmet İNAN*, Sinan BOZKURT** Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi*, Spor Bilimleri Fakültesi**
Halil ÖNAL*, Mehmet İNAN*, Sinan BOZKURT** Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi*, Spor Bilimleri Fakültesi** Düşünme; duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine
Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 2, Temmuz 2011
ÖZET Bayram ARICI * Anahtar Kelimeler: Yazma ABSTRACT Second level primary school students' language skills in the development of writing skills needed in the first place. Primary education, sixth, seventh
İngilizce Öğretmen Adaylarının Öğretmenlik Mesleğine İlişkin Tutumları 1. İngilizce Öğretmen Adaylarının Öğretmenlik Mesleğine İlişkin Tutumları
İngilizce Öğretmen Adaylarının Öğretmenlik Mesleğine İlişkin Tutumları 1 İngilizce Öğretmen Adaylarının Öğretmenlik Mesleğine İlişkin Tutumları İbrahim Üstünalp Mersin Üniversitesi İngilizce Öğretmen Adaylarının
www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi
www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DÖRDÜNCÜ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE KARŞI TUTUMLARI
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DÖRDÜNCÜ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE KARŞI TUTUMLARI Arş.Gör. Duygu GÜR ERDOĞAN Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi [email protected] Arş.Gör. Demet
1. Adı Soyadı: Selim EMİROĞLU. 2. Doğum Tarihi: 16.03.1979. 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr.
ÖZ GEÇMİŞ-CV 1. Adı Soyadı: Selim EMİROĞLU 2. Doğum Tarihi: 16.03.1979 3. Unvanı: Yrd. Doç. Dr. 16.03.1979 tarihinde Malatya da doğdu. İlk, orta, lise öğrenimini ve ayrıca üniversite lisans ve yüksek lisans
Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi. Yrd. Doç. Dr. H. Coşkun ÇELİK Arş. Gör. Barış MERCİMEK
Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yrd. Doç. Dr. H. Coşkun ÇELİK Arş. Gör. Barış MERCİMEK EYLÜL-2013 Temel olarak bir bilgisayar, çeşitli donanım parçalarını bir araya getirip uygun bir çalışma platformunu
ÖĞRETMEN ADAYLARININ PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ
ÖĞRETMEN ADAYLARININ PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ Doç. Dr. Deniz Beste Çevik Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı [email protected]
İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN MÜZİK DERSİNE İLİŞKİN TUTUMLARI
www.muzikegitimcileri.net Ulusal Müzik Eğitimi Sempozyumu Bildirisi, 26-28 Nisan 2006, Pamukkale Ünv. Eğt. Fak. Denizli GİRİŞ İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN MÜZİK DERSİNE İLİŞKİN TUTUMLARI Arş. Gör. Zeki NACAKCI
EĞİTİM FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN ÖĞRETMENLİK MESLEK BİLGİSİ DERSLERİNE YÖNELİK TUTUMLARI Filiz ÇETİN 1
58 2009 Gazi Üniversitesi Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi Dergisi Sayı:25, s.58-64 ÖZET EĞİTİM FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN ÖĞRETMENLİK MESLEK BİLGİSİ DERSLERİNE YÖNELİK TUTUMLARI Filiz ÇETİN 1 Bu çalışmanın
YAZILI ANLATIM-I DERSİ ÖĞRETİM PLANI Türkçe Yazılı Anlatım-I TRA-209 Zorunlu Dersin Seviyesi. Dersin Adı Dersin Kodu Dersin Türü
Dersin Adı Dersin Kodu Dersin Türü YAZILI ANLATIM-I DERSİ ÖĞRETİM PLANI Türkçe Yazılı Anlatım-I TRA-209 Zorunlu Dersin Seviyesi Lisans Dersin AKTS Kredisi 6 Haftalık Ders Saati (Kuramsal) 2 Haftalık Uygulama
ÖRNEK BULGULAR. Tablo 1: Tanımlayıcı özelliklerin dağılımı
BULGULAR Çalışma tarihleri arasında Hastanesi Kliniği nde toplam 512 olgu ile gerçekleştirilmiştir. Olguların yaşları 18 ile 28 arasında değişmekte olup ortalama 21,10±1,61 yıldır. Olguların %66,4 ü (n=340)
A Y I NUMBER Y I L 10
S 18 A Y I NUMBER Y I L 10 Y E A R Divan Edebiyatı Vakfı (DEV) yayınıdır. Yayın Türü Dizgi-Mizanpaj Baskı-Cilt Kapak Tasarım İlmî ve Edebî Divan Edebiyatı Vakfı Dizgi Servisi Bayrak Yayımcılık Matbaa San.
FEN VE TEKNOLOJİ ÖĞRETMENLERİNİN KİŞİLERARASI ÖZYETERLİK İNANÇLARININ BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ
FEN VE TEKNOLOJİ ÖĞRETMENLERİNİN KİŞİLERARASI ÖZYETERLİK İNANÇLARININ BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ AN INVESTIGATION OF SCIENCE TEACHERS INTERPERSONAL SELF-EFFICACY BELIEFS IN TERMS OF SOME VARIABLES
BĠYOLOJĠ EĞĠTĠMĠ LĠSANSÜSTÜ ÖĞRENCĠLERĠNĠN LĠSANSÜSTÜ YETERLĠKLERĠNE ĠLĠġKĠN GÖRÜġLERĠ
359 BĠYOLOJĠ EĞĠTĠMĠ LĠSANSÜSTÜ ÖĞRENCĠLERĠNĠN LĠSANSÜSTÜ YETERLĠKLERĠNE ĠLĠġKĠN GÖRÜġLERĠ Osman ÇİMEN, Gazi Üniversitesi, Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalı, Ankara, [email protected] Gonca ÇİMEN, Milli
T.C. MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
T.C. MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TEZ ÖNERİSİ HAZIRLAMA KILAVUZU MART, 2017 MUĞLA T.C. MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ.... ANABİLİM DALI.... BİLİM
BİYOLOJİ ÖĞRETMENLERİNİN LABORATUVAR DERSİNE YÖNELİK TUTUMLARININ FARKLI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ
BİYOLOJİ ÖĞRETMENLERİNİN LABORATUVAR DERSİNE YÖNELİK TUTUMLARININ FARKLI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ Gülay EKİCİ Gazi Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, ANKARA Özet Bu
Bir çalışmanın yazılı bir planıdır. Araştırmacının yapmayı plandıklarını ayrıntılı olarak ifade etmesini sağlar. Araştırmacıya yapılması gerekenleri
Bir çalışmanın yazılı bir planıdır. Araştırmacının yapmayı plandıklarını ayrıntılı olarak ifade etmesini sağlar. Araştırmacıya yapılması gerekenleri açıklamak ve istenmeyen sorunları önlemek için yardımcı
MARMARA COĞRAFYA DERGİSİ SAYI: 19, OCAK - 2009, S. 20-29 İSTANBUL ISSN:1303-2429 Copyright 2009 http://www.marmaracografya.com
MARMARA COĞRAFYA DERGİSİ SAYI: 19, OCAK - 2009, S. 20-29 İSTANBUL ISSN:1303-2429 Copyright 2009 http://www.marmaracografya.com SOSYAL BİLGİLER VE SINIF ÖĞRETMENİ ADAYLARININ COĞRAFYA DERSLERİNE YÖNELİK
International Journal of Language Education and Teaching (IJLET) is an online international refereed journal that is published quarterly.
International Journal of Language Education and Teaching (IJLET) is an online international refereed journal that is published quarterly. Volume 1 December ISSN: 2198-4999 2013 International Journal of
KÜLTÜREL MUHİTİN ÖĞRENCİ BAŞARISINA ETKİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
KÜLTÜREL MUHİTİN ÖĞRENCİ BAŞARISINA ETKİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA Vedat Nuri TURHAN * Özet : Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesinde 2006 2007 öğretim yılı 2. yarıyılı içerisinde öğrenim
T.C. DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ANABİLİMDALI İLKÖĞRETİM PROGRAM SINIF ÖĞRETMENLİĞİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR
T.C. DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ANABİLİMDALI İLKÖĞRETİM PROGRAM SINIF ÖĞRETMENLİĞİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR HAZIRLAYAN KEMAL ÖZDEMİR 201291321308 KÜTAHYA@2012 Konu: Türkçe
BÖLÜM 13 HİPOTEZ TESTİ
1 BÖLÜM 13 HİPOTEZ TESTİ Bilimsel yöntem aşamalarıyla tanımlanmış sistematik bir bilgi üretme biçimidir. Bilimsel yöntemin aşamaları aşağıdaki gibi sıralanabilmektedir (Karasar, 2012): 1. Bir problemin
S A I15 NUMBER Y I L08
S A I15 Y NUMBER Y I L08 Y E A R Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi Divan Edebiyatı Vakfı (DEV) yayınıdır. Yayın Türü Dizgi-Mizanpaj Baskı-Cilt Kapak Tasarım İlmî ve Edebî Divan Edebiyatı Vakfı Dizgi
4. SINIF SOSYAL BİLGİLER DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMINDA YER ALAN BECERİLERİN KAZANDIRILMASINA YÖNELİK ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ
4. SINIF SOSYAL BİLGİLER DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMINDA YER ALAN BECERİLERİN KAZANDIRILMASINA YÖNELİK ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ Zafer ÇAKMAK, Cengiz TAŞKIRAN, Birol BULUT Giriş Yöntem Bulgular Tartışma, Sonuç ve Öneriler
MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ/TÜRKÇE EĞİTİMİ (YL) (TEZLİ)
ESRA NUR TİRYAKİ YARDIMCI DOÇENT E-Posta Adresi [email protected] Telefon (İş) Telefon (Cep) Faks Adres 326245600-5322 5 EĞİTİM FAKÜLTESİ TÜRKÇE EĞİTİMİ BÖLÜMÜ TAYFUR SÖKMEN KAMPÜSÜ HATAY-SERİNYOL Öğrenim
FEN BİLGİSİ ÖĞRETMEN ADAYLARININ FEN BRANŞLARINA KARŞI TUTUMLARININ İNCELENMESİ
FEN BİLGİSİ ÖĞRETMEN ADAYLARININ FEN BRANŞLARINA KARŞI TUTUMLARININ İNCELENMESİ Sibel AÇIŞLI 1 Ali KOLOMUÇ 1 1 Artvin Çoruh Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İlköğretim Bölümü Özet: Araştırmada fen bilgisi
The Study of Relationship Between the Variables Influencing The Success of the Students of Music Educational Department
71 Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Yıl 9, Sayı 17, Haziran 2009, 71-76 Müzik Eğitimi Anabilim Dalı Öğrencilerinin Başarılarına Etki Eden Değişkenler Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
DERS BİLGİLERİ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2
DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD 101 1 2 + 0 2 2 Ön Koşul Dersleri Yok Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Dersin
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenlerinin Hizmet İçi Eğitim İhtiyaçlarının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi (*)
Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2014 18 (2): 157-170 Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenlerinin Hizmet İçi Eğitim İhtiyaçlarının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi (*) Fatih VEYİS
ÖZGEÇMĠġ. Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
ÖZGEÇMĠġ Adı-Soyadı Yrd. Doç. Dr. İsmail KARAKAYA Uzmanlık Alanı Ölçme ve Değerlendirme Doğum Yeri ve Tarihi Balıkesir. 1979 EĞĠTĠM Doktora Yüksek Lisans Lisans 2002 2007 Öğrenci Seçme Sınavının (ÖSS)
Available online at
Available online at www.sciencedirect.com Procedia - Social and Behavioral Sciences 55 ( 2012 ) 1079 1088 *English Instructor, Abant Izzet Baysal University, Golkoy Campus, 14100, Bolu, Turkey ([email protected])
İLKÖĞRETİM 8.SINIF ÖĞRENCİLERİNİN HAVA KİRLİLİĞİ KONUSUNDAKİ BİLGİ DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ
İLKÖĞRETİM 8.SINIF ÖĞRENCİLERİNİN HAVA KİRLİLİĞİ KONUSUNDAKİ BİLGİ DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ Geleceğimizi tehdit eden çevre problemlerinin özellikle çocuklara erken yaşlarda verilmesi ve böylece çevre duyarlılığı,
daha çok göz önünde bulundurulabilir. Öğrencilerin dile karşı daha olumlu bir tutum geliştirmeleri ve daha homojen gruplar ile dersler yürütülebilir.
ÖZET Üniversite Öğrencilerinin Yabancı Dil Seviyelerinin ve Yabancı Dil Eğitim Programına Karşı Tutumlarının İncelenmesi (Aksaray Üniversitesi Örneği) Çağan YILDIRAN Niğde Üniversitesi, Sosyal Bilimler
PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ
PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ Adı ve Soyadı : Cengiz ALYILMAZ : Prof. Dr. Bölüm/ Anabilim Dalı : Türkçe Eğitimi Bölümü Doğum Tarihi : 11.4.1966 Doğum Yeri : Kars Çalışma Konusu : Eski Türk Dili, Türkçe Eğitimi,
Üniversite Öğrencilerinin Akademik Başarılarını Etkileyen Faktörler Bahman Alp RENÇBER 1
Çankırı Karatekin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 3(1): 191-198 Üniversite Öğrencilerinin Akademik Başarılarını Etkileyen Faktörler Bahman Alp RENÇBER 1 Özet Bu çalışmanın amacı, üniversite
ÖZGEÇMİŞ. 1. Adı Soyadı: Yalçın BAY 2. Doğum Tarihi: 05.01.1973 3. Unvanı: Yardımcı Doçent Doktor 4. Öğrenim Durumu. Yıl. Derece Alan Üniversite
ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Yalçın BAY 2. Doğum Tarihi: 05.01.1973 3. Unvanı: Yardımcı Doçent Doktor 4. Öğrenim Durumu Derece Alan Üniversite Post Doktora Doktora Yüksek Lisans Lisans Departman of Teacher
ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? IS IT PARENT LANGUAGE OR OR MOTHER TONGUE?
ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? Prof. Dr. Mukim SAĞIR ÖZET Bu makalede ana dil ve ana dili terimlerinin kullanımları üzerinde durulacaktır. Aralarında nüans olan bu iki terimin Türkçe ve Türk Dili öğretiminde
EĞİTİM DURUMU. Derece Üniversite Mezuniyet Yılı
Arş. Gör. Dr. Murat BARTAN Dumlupınar Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Evliya Çelebi Yerleşkesi (43100) KÜTAHYA Cep Telefonu: Telefon: Faks: E-posta:
Parametrik İstatistiksel Yöntemler (t testi ve F testi)
Parametrik İstatistiksel Yöntemler (t testi ve F testi) Dr. Seher Yalçın 27.12.2016 1 İstatistiksel testler parametrik ve parametrik olmayan testler olmak üzere iki gruba ayrılır. Parametrik testler, ilgilenen
Öğretmen Adaylarının Eğitim Teknolojisi Standartları Açısından Öz-Yeterlik Durumlarının Çeşitli Değişkenlere Göre İncelenmesi
Öğretmen Adaylarının Eğitim Teknolojisi Standartları Açısından Öz-Yeterlik Durumlarının Çeşitli Değişkenlere Göre İncelenmesi Yahya İLTÜZER Prof. Dr. Süleyman Sadi SEFEROĞLU Hacettepe Üniversitesi, Eğitim
YAZ DEMEDEN ÖNCE. Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni. [email protected]. Terakki Vakfı Okulları 2. Yazma Becerileri Sempozyumu
YAZ DEMEDEN ÖNCE Gülsemin ERGÜN KUCBA Türkçe Öğretmeni [email protected] AMACIMIZ Okuma ve yazma eylemlerini temellendirmek, Yaratımla ilgili her aşamada yaratıcılığın bireyin gözlem ve birikimlerine
ÖZGEÇMİŞ Adı - Soyadı: Doğum Tarihi: Ünvanı: Öğrenim Durumu: Akademik Ünvanlar : öğretim görevlisi öğretim görevlisi dr. yardımcı doçent.
ÖZGEÇMİŞ Adı - Soyadı: Serpil ALPTEKİN Doğum Tarihi: 24-11-1974 Ünvanı: Yrd. Doç. Dr. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Özel Eğitim, Zihinsel Gazi Üniversitesi, Gazi (1992-1996) Engellilerin
İLKÖĞRETİM İKİNCİ KADEME ÖĞRETMENLERİNİN YAZILI SINAVLARINDA NOKTALAMA KURALLARINA UYMA DÜZEYLERİ: ERDEMLİ İLÇESİ ÖRNEKLEMİ
İLKÖĞRETİM İKİNCİ KADEME ÖĞRETMENLERİNİN YAZILI SINAVLARINDA NOKTALAMA KURALLARINA UYMA DÜZEYLERİ: ERDEMLİ İLÇESİ ÖRNEKLEMİ Özet İsmail Yavuz ÖZTÜRK* Yazıda anlatıma açıklık getirmek, cümlelerin yapısını
Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS
DERS BİLGİLERİ Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS TÜRK DİLİ II TRD103 2 2+0 2 2 Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Yüz Yüze / Zorunlu Dersin Koordinatörü
TÜRKÇE ANABİLİM DALI TÜRKÇE EĞİTİMİ BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI
TÜRKÇE ANABİLİM DALI TÜRKÇE EĞİTİMİ BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI GÜZ YARIYILI DERSLERİ Dersin Kodu Dersin Adı T U K Dersin Türü TEA 500* Seminer 020 Zorunlu TEA 501
İLKÖĞRETİM 5. SINIF SOSYAL BİLGİLER DERSİNDE KAVRAM HARİTASI KULLANIMININ ÖĞRENCİ AKADEMİK BAŞARISI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Mart 2008 Cilt:16 No:1 Kastamonu Eğitim Dergisi 61-66 İLKÖĞRETİM 5. SINIF SOSYAL BİLGİLER DERSİNDE KAVRAM HARİTASI KULLANIMININ ÖĞRENCİ AKADEMİK BAŞARISI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Gülşen ALTINTAŞ Celal Bayar Üniversitesi,
T.C. ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ FELSEFE-DĠN BĠLĠMLERĠ (DĠN EĞĠTĠMĠ) ANABĠLĠM DALI
T.C. ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ FELSEFE-DĠN BĠLĠMLERĠ (DĠN EĞĠTĠMĠ) ANABĠLĠM DALI ORTAÖĞRETĠM DĠN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BĠLGĠSĠ ÖĞRETĠM PROGRAMLARINDA ÖĞRENCĠ KAZANIMLARININ GERÇEKLEġME DÜZEYLERĠ
B.E.Ü. EREĞLİ EĞİTİM FAKÜLTESİ. PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÜZ YARIYILI FİNAL PROGRAMI
1. SINIF PDR101 Psikolojiye Giriş Yrd.Doç. Birsen ŞAHAN 4.01.2018 10.00 201-202 PDR103 Fizyolojik Psikoloji Yrd.Doç.Dr. İbrahim TAŞ 2.01.2018 11.00 202-203 PDR105 Türkçe I: Yazılı Anlatım Okutman NURAN
ÖZGEÇMİŞ. Araştırma Görevlisi Okul Öncesi Öğretmenliği Gazi Üniversitesi 2005-2013
ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Döndü Neslihan Bay İletişim Bilgileri Adres: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Meşelik Yerleşkesi, 26480 ESKİŞEHİR Telefon: +90 222 239 37 50 / 1622 Mail: [email protected]
İLKÖĞRETİM SEKİZİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN YAZILI ANLATIM BECERİLERİNİN FARKLI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
- International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, p.727-743, TURKEY İLKÖĞRETİM SEKİZİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN YAZILI ANLATIM BECERİLERİNİN FARKLI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN
Uluslararası Öğrencilerin Ülke ve Üniversite Seçimlerini Etkileyen Faktörler
Uluslararası Öğrencilerin Ülke ve Üniversite Seçimlerini Etkileyen Faktörler İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ Yüksek Öğretim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Eğitim Fakültesi 2 Giriş Dünyadaki hızlı
EK-1 BEDEN EGİTİMİ DERSİNDE ÖĞRENCİ BAŞARISININ DEĞERLENDİRİLMESİ
BEDEN EGİTİMİ DERSİNDE ÖĞRENCİ BAŞARISININ DEĞERLENDİRİLMESİ EK-1 Beden eğitimi dersinde öğrencilerin başarıları; sınavlar, varsa projeler, öğrencilerin performanslarını belirlemeye yönelik çalışmalardan
Yrd. Doç. Dr. Talip ÖZTÜRK Ordu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü
ISSN: 2149-9225 Yıl: 3, Sayı: 7, Mart 2017, s. 208-223 Yrd. Doç. Dr. Talip ÖZTÜRK Ordu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü [email protected] Ömer KALAFATCI Vakıfbank İlkokulu, Altınordu,
B.E.Ü. EREĞLİ EĞİTİM FAKÜLTESİ. PSİKOLOJİK DANIŞMA ve REHBERLİK PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÜZ YARIYILI BÜTÜNLEME PROGRAMI
1. SINIF PDR101 Psikolojiye Giriş Yrd.Doç. Birsen ŞAHAN 15.01.2018 16.00 203 PDR103 Fizyolojik Psikoloji Yrd.Doç.Dr. İbrahim TAŞ 15.01.2018 10.00 203 PDR105 Türkçe I: Yazılı Anlatım Okutman NURAN BAŞOĞLU
Ana Dili Eğitimi Dergisi Journal of Mother Tongue Education ADED JOMTE ISSN:
2016 Yaz, Cilt: 4 Sayı:3 2016 Summer, Volume: 4 Issue: 3 Genel Yayın Yönetmeni Editor in Chief Doç. Dr. Mehmet KURUDAYIOĞLU Yayın Yönetmenleri Editors Doç. Dr. Bayram BAŞ Doç. Dr. Bilginer ONAN Doç. Dr.
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA TEKNİKLERİ SEMİNERİNİN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDEKİ DERS ÇALIŞMA ALIŞKANLIKLARINA ETKİSİ
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA TEKNİKLERİ SEMİNERİNİN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDEKİ DERS ÇALIŞMA ALIŞKANLIKLARINA ETKİSİ Uzman Psikolog Emre Balkan Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık
Prof. Dr. Serap NAZLI
Prof. Dr. Serap NAZLI Eserler Listesi (2014) A. Uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan makaleler: A1. Nazlı, S. (2006). Comprehensive Guidance and Counselling Programme Practices in Turkey. Mediterranean
MURAT ÖZBAY SERİSİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
DAŞÖZ, T. (2016). Murat Özbay Serisi Üzerine Bir Değerlendirme. Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 5(1), 526-533. MURAT ÖZBAY SERİSİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Tuğçe DAŞÖZ Geliş Tarihi:
TÜRKÇE ÖĞRETMEN ADAYLARININ KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞINA YÖNELİK TUTUMLARININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ (SİİRT ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ)
TÜRKÇE ÖĞRETMEN ADAYLARININ KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞINA YÖNELİK TUTUMLARININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ (SİİRT ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ) Yrd. Doç. Dr. Erhan Akın Siirt Üniversitesi [email protected]
BÖLÜM 5 SONUÇ VE ÖNERİLER. Bu bölümde araştırmanın bulgularına dayalı olarak ulaşılan sonuçlara ve geliştirilen önerilere yer verilmiştir.
BÖLÜM 5 SONUÇ VE ÖNERİLER Bu bölümde araştırmanın bulgularına dayalı olarak ulaşılan sonuçlara ve geliştirilen önerilere yer verilmiştir. 1.1.Sonuçlar Öğretmenlerin eleştirel düşünme becerisini öğrencilere
Curriculum Vitae. Bachelor. Master. Ph.D.
Curriculum Vitae 1. Family name : KARADAĞ 2. First names : Özay 3. Date of birth : 12/06/1974 4. Passport holder: 5. Residence : Turkey 6. Education : Ph.D. Institution [Date from - Date to] Cumhuriyet
Eğitim Fakülteleri ve İlköğretim Öğretmenleri için Matematik Öğretimi
Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 19 (2012) 269-273 269 KİTAP İNCELEMESİ Eğitim Fakülteleri ve İlköğretim Öğretmenleri için Matematik Öğretimi Prof. Dr. Murat ALTUN Dilek SEZGİN
İZMİR İLİ MLO OKULLARINDA BİYOLOJİ DERSLERİNDE EĞİTİM TEKNOLOJİSİ UYGULAMALARININ (BİLGİSAYARIN) ETKİLİLİĞİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
İZMİR İLİ MLO OKULLARINDA BİYOLOJİ DERSLERİNDE EĞİTİM TEKNOLOJİSİ UYGULAMALARININ (BİLGİSAYARIN) ETKİLİLİĞİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA Fulya USLU, Rıdvan KETE Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi,
ULUSLARARASI AVRASYA SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ Yıl:1, Sayı:1 ARALIK 2010
İLKÖĞRETİM SOSYAL BİLGİLER 7. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN GRAFİK OKUMA BECERİSİNİ KAZANMA DÜZEYLERİ 1 Şahin ORUÇ Yrd.Doç. Dr. Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesi [email protected] İsmail Hakan AKGÜN Arş.
Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi. Yrd. Doç. Dr. H. Coşkun ÇELİK Arş. Gör. Barış MERCİMEK
Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yrd. Doç. Dr. H. Coşkun ÇELİK Arş. Gör. Barış MERCİMEK EYLÜL-2013 Bilgisayar, uzun ve çok karmaşık hesapları bile büyük bir hızla yapabilen, mantıksal (lojik) bağlantılara
ÖZGEÇMİŞ. : Eğitim Fakültesi
ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı Unvanı Birimi Bölümü Anabilim Dalı : Süleyman Erkam SULAK : Yrd. Doç. Dr. : Eğitim Fakültesi : Temel Eğitim : Sınıf Eğitimi Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Sınıf Öğretmenliği
Türk-Alman Üniversitesi. Ders Bilgi Formu
Türk-Alman Üniversitesi Ders Bilgi Formu Dersin Adı Dersin Kodu Dersin Yarıyılı TUR001 Türkçe 1 5 ECTS Ders Kredisi (saat/hafta) (saat/hafta) (saat/hafta) 2 2 - - Ön Koşullar Dersin Dili Dersin Seviyesi
GEDİZ ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI
GEDİZ ÜNİVERSİTESİ PSİKOLOJİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI I. YARIYIL PSI 501 İleri İstatistik Zorunlu 3 0 3 8 Seçmeli Seçmeli 3 0 3 8 II. YARIYIL Seçmeli Seçmeli 3 0 3 8 Seçmeli Seçmeli 3 0 3 8 III. YARIYIL
ORTAÖĞRETİME ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE "MESLEK BİLGİSİ" BAKIMINDAN FEN-EDEBİYAT VE EĞİTİM FAKÜLTELERİNİN ETKİLİLİĞİ
ORTAÖĞRETİME ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE "MESLEK BİLGİSİ" BAKIMINDAN FEN-EDEBİYAT VE EĞİTİM FAKÜLTELERİNİN ETKİLİLİĞİ Prof. Dr. Nuray SENEMOĞLU ve Prof. Dr. Durmuş Ali ÖZÇELİK Eğitim, geçerli öğrenmeleri oluşturma
Öğretmenlerin Eğitimde Bilgi ve İletişim Teknolojilerini Kullanma Konusundaki Yeterlilik Algılarına İlişkin Bir Değerlendirme
Öğretmenlerin Eğitimde Bilgi ve İletişim Teknolojilerini Kullanma Konusundaki Yeterlilik Algılarına İlişkin Bir Değerlendirme Fatma Kübra ÇELEN & Prof. Dr. Süleyman Sadi SEFEROĞLU Hacettepe Üniversitesi
BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR DERSLERİNDE ALTERNATİF ÖLÇME-DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ KULLANILMASINA İLİŞKİN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ
BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR DERSLERİNDE ALTERNATİF ÖLÇME-DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ KULLANILMASINA İLİŞKİN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ Onur ÖZKOPARAN MEB Gümüşhacıköy Anadolu Lisesi, Amasya [email protected]
DANIŞMAN ÖĞRETMEN MENTORLUK FONKSİYONLARI İLE ADAY ÖĞRETMENLERİN ÖZNEL MUTLULUK DÜZEYİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ
DANIŞMAN ÖĞRETMEN MENTORLUK FONKSİYONLARI İLE ADAY ÖĞRETMENLERİN ÖZNEL MUTLULUK DÜZEYİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ Yrd. Doç. Dr. Ramazan YİRCİ Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Uğur ÖZALP Millî
KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ. Yıl: 5 Sayı: 10 Aralık 2015
155 KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ Yıl: 5 Sayı: 10 Aralık 2015 KARADENIZ TECHNICAL UNIVERSITY INSTITUTE of SOCIAL SCIENCES JOURNAL of SOCIAL SCIENCES Year:
AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ YAYIN LİSTESİ
AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ 1. Adı Soyadı : Merve Kaya İletişim Bilgileri Adres : Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Telefon : (0212) 521 81 00 Mail : [email protected] 2. Doğum - Tarihi
DERS BİLGİLERİ Ders Ön Koşul Dersleri Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler Dersin Yardımcıları Dersin Amacı
DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK DİLİ 2 TKL 202 4 2 + 0 2 2 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi Verenler
Beden eğitimi öğretmen adaylarının okul deneyimi dersine yönelik tutumlarının incelenmesi
Cilt:7 Sayı:2 Yıl:2010 Beden eğitimi öğretmen adaylarının okul deneyimi dersine yönelik tutumlarının incelenmesi Hüseyin Ünlü 1 Bendü Güven Karahan 2 Özet Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi öğretmen
Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Kruskal Wallis H Testi
Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Kruskal Wallis H Testi Dr. Eren Can Aybek [email protected] www.olcme.net IBM SPSS Statistics ile Hangi Durumda Kullanılır? Bağımsız gruplar t testi, iki grubun ortalamasını
DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI
DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ ENSTİTÜSÜ ÇAĞDAŞ TÜRKİYE TARİHİ ARAŞTIRMALARI DERGİSİ Cilt: XII Sayı: 24 Yıl: 2012/Bahar Yayın No: ISSN NO: 1. Baskı Derginin Sahibi:
Ana Dili Eğitimi Dergisi Journal of Mother Tongue Education İki Dilli İlkokul Öğrencilerinin Dikte ve Yazma Becerisi
Kan, M. O. ve Hatay, F. (2017) İki dilli ilkokul öğrencilerinin dikte ve yazma becerisi. Ana Dili Eğitimi Dergisi, 5(2), 217-225. Ana Dili Eğitimi Dergisi Journal of Mother Tongue Education www.anadiliegitimi.com
I J O S E S. IJOSES de yayınlanan yazılarda belirtilen düşünce ve görüşlerden yazar(lar)ı sorumludur.
I J O S E S International Journal of Social and Educational Sciences (IJOSES) / Uluslararası Sosyal ve Eğitim Bilimleri Dergisi (USEBD) 2013 yılında yayın hayatına başlamış Sosyal ve Eğitim alanında özgün
..OKULU ÖZEL EĞİTİM SINIF I. EĞİTİM-ÖĞRETİM YLILI HAFİF DÜZEYDE ZİHİNSEL ENGELLİLER; SINIFLAR TÜRKÇE DERSİ ÇERÇEVE PLANI
SÜRE YÖNTEM- TEKNİKLER ETKİNLİKLER ARAÇ- GEREÇLER GEZİ- GÖZLEM- İNCELEME ATATÜRKÇÜLÜK ÖLÇME- DEĞERLENDİRME..OKULU ÖZEL EĞİTİM SINIF I. EĞİTİM-ÖĞRETİM YLILI HAFİF DÜZEYDE ZİHİNSEL ENGELLİLER; 1.-2.-3.-4
ÖZLÜCE ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI TÜBİTAK 4006 BİLİM FUARI PROJESİ İNEBOLU GENELİ ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ OKUMA ALIŞKANLIĞI ANKETİ
ÖZLÜCE ORTAOKULU 2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI TÜBİTAK 4006 BİLİM FUARI PROJESİ İNEBOLU GENELİ ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ OKUMA ALIŞKANLIĞI ANKETİ ALTAN YILMAZ ÖZLÜCE ORTAOKULU TÜRKÇE ÖĞRETMENİ MÜRÜVVET ÖZTÜRK
PROF. DR. MURAT ÖZBAY IN TÜRKÇE ÖĞRETİMİ ÜZERİNE ARAŞTIRMA VE İNCELEMELER ADLI ESERİ ÜZERİNE
PROF. DR. MURAT ÖZBAY IN TÜRKÇE ÖĞRETİMİ ÜZERİNE ARAŞTIRMA VE İNCELEMELER ADLI ESERİ ÜZERİNE 1. Prof. Dr. Murat Özbay ın Hayatı ve Eserleri Nurşat BİÇER 1962 yılında Konya nın Ereğli ilçesinde doğan Özbay,
Metin Edebi Metin nedir?
Metin Nedir? Metin, belirli bir iletişim bağlamında, bir ya da birden çok kişi tarafından sözlü ya da yazılı olarak üretilen anlamlı bir yapıdır. Metin çok farklı düzeylerde dille iletişimde bulunmak amacıyla
Kimya Öğretmen de Hizmet İçi Eğitim Türkiye'de İhtiyaçları
Kimya Öğretmen de Hizmet İçi Eğitim Türkiye'de İhtiyaçları Murat Demirbaş 1, Mustafa Bayrakci 2, Mehmet Polat Kalak 1 1 Kırıkkale University, Education Faculty, Turkey 2 Sakarya University, Education Faculty,
International Journal of Progressive Education, 6(2), 27-47.
ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı: AYŞE AYPAY Doğum Tarihi: 24 02 1969 Öğrenim Durumu: Doktora Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Psikoloji Bölümü Ankara Üniversitesi 1989 Y. Lisans
EĞİTİM ÖĞRETİM YILI KDZ.EREĞLİ ANADOLU LİSESİ 11. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI
013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI KDZ.EREĞLİ ANADOLU LİSESİ 11. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI AY: EYLÜL (11 İş Günü Hafta) GÜN SAAT KONULAR ÖĞRENCİLERİN KAZANACAĞI HEDEF VE DAVRANIŞLAR
Mustafa SÖZBİLİR Şeyda GÜL Fatih YAZICI Aydın KIZILASLAN Betül OKCU S. Levent ZORLUOĞLU. efe.atauni.edu.tr
Mustafa SÖZBİLİR Şeyda GÜL Fatih YAZICI Aydın KIZILASLAN Betül OKCU S. Levent ZORLUOĞLU efe.atauni.edu.tr Bu çalışma TÜBİTAK tarafından 114K725 nolu proje kapsamında desteklenmektedir. Araştırmaya gönüllü
Derece Bölüm Üniversite Yıl Nisan. Bölümü. Değerlendirme Yüksek Lisans Ölçme ve Ankara Değerlendirme Üniversitesi Lisans Sınıf Öğretmenliği Ankara
Kişisel Akademik Bilgiler 1. Adı Soyadı: Seher YALÇIN 2. Doğum Tarihi: 27.01.1986 3. Unvanı: Araştırma Görevlisi Dr. 4. Öğrenim Durumu Derece Bölüm Üniversite Yıl Post-Doktora İstatistik ve Tilburg Nisan
Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı Yüksek Lisans Ders İçerikleri
Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı Yüksek Lisans Ders İçerikleri Okuma-Yazma Öğretimi Teori ve Uygulamaları ESN721 1 3 + 0 7 Okuma yazmaya hazıroluşluk, okuma yazma öğretiminde temel yaklaşımlar, diğer ülke
