ODTÜ Mezunları Derneği Yayınıdır. mart odtülüler bülteni

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ODTÜ Mezunları Derneği Yayınıdır. mart 2006. odtülüler bülteni"

Transkript

1 ODTÜ Mezunları Derneği Yayınıdır 150 mart 2006 odtülüler bülteni

2 içindekiler odtülüler bülteni ODTÜ Mezunları Derneği aylık yayın organıdır Dernek üyelerine ücretsiz gönderilir. Sayı:150 Mart 2006 Dernek adına Sahibi A. Metin GER (CE 67) Yazı İşleri Müdürü İlkem TOKER (FDE 97) Yayın Kurulu Tülay ÜNLÜEVCEK (PSY 83) Nermin FENMEN (CHE 80) Çiğdem BERDİ GÖKHAN (ARCH 71) İbrahim BERKSOY (ME 91) Fatih ATİLA (PHIL 89) Ümit ÇAĞLAR (EE 93) Tuna KOLAT (EE 76) Eren AKDUR (METE 97) H. Nafi İPEK (PETE 82) F. Özlem EKİZ (CHEM 04) Reklam Sorumlusu Kemal BULUT Renk Ayrımı ve Baskı Elma Teknik Basım Matbaacılık İmzalı yazılardaki görüş ve düşünceler yazarlarına ait olup, ODTÜ Mezunları Derneğini ve odtülüler bültenini sorumlu kılmaz. Yayınlanan yazılar ve fotoğraflar Derneğin ve yazarların izni olmadan kullanılamaz. ODTÜ Mezunları Derneği Yönetim Kurulu A. Metin GER (CE 67), Başkan Bahattin TUNCER (ARCH 79), II. Başkan Erol SAYIN (IE 79), Yazman Sema ONURLU (METE 80), Sayman Mustafa ATALAY (EDS 83) İlkem TOKER (FDE 97) Elif BAKTIR (EE 87) Ödentileriniz İçin T. İş Bankası, ODTÜ Şubesi 4229/ Garanti Bankası, Maltepe Şubesi Burs ve Yardımlar Fonu T. İş Bankası, ODTÜ Şubesi 4229/ (TL) 4229/ (EUR) 4229/ (USD) Garanti Bankası, Maltepe Şubesi (TL) ODTÜ Mezunları Derneği 428. Sokak 100. Yıl ANKARA Tel: Faks: e-posta: odtü 50 yaşında Dünden Bugüne Fen Edebiyat Fakültesi ayın konusu Türkiye de Ulusal Kültür Dönüştürme Yolunda Cumhuriyet Döneminin Başlıca Eğitim Projeleri ve ODTÜ ayın konusu Atatürk ün Ülkesinde Bir Bilim Adamı panel KOBİ ler Bilişim ve Verimlilik Ankara nın AB Gündemi çalışma gruplarından Kim Çalışma Grubu Etkinlikleri içimizden biri Bülent Varlık etkinlik izlencesi hocam inecek var Antalya Kaleiçi üyelerden Hayat Sınav mı? Sınav Hayat mı? Çanlar kimin için Çalıyor? kültür sanat Sobababaşı Söyleşileri ve Sanat Penceresine bir Bakış kitaplar arasında Mimarlık Çalışmaları odtü de bir köşe Mimarlıkta Bir Han Kapısı odtü den bir topluluk Türk Halkbilimi Topluluğu dernekten Kısa Kısa Açın Kapıları Açın Türküler Geliyor Um:Ag dan teşekkür 50. Yıl Heykeli Fotoğraf Sema Onurlu (METE 80) ISSN odtülüler bülteni odtülüler bülteni 150 Mart

3 bizden size bizden size Sevgili ODTÜ lüler, Üniversitemiz, 50 yıldır, Türkiye de eğitimde önder konumunu sürdürüyor. Bunu değerlendirmek için önce üniversite nin tarihsel gelişimine değinmek gerekiyor. Ortaçağın Hıristiyan dünyasında, varoluş nedenleri evrenseller (universal issues) ile uğraşmak olan eğitim kuruluşları bugünkü üniversitelerin başlangıcını oluşturmuştur. Esasta, mali ve idari yönlerden bağımsız olan bu kuruluşlar, genelde ve çoğunlukla değişik temel sorunlara spekülatif çözümlerin üretildiği ve geliştirildiği merkezlerdi. Aynı dönemin İslam dünyasında ise yine etkinliklerini mali yönden bağımsız sürdüren medreseler bir yandan ilahi meselelere diğer yandan da insanlığın işlevsel sorunlarına yönelik bazı çalışmalar yapıyorlardı. Bilimsel etkinlik merkezleri olan bu iki örgütlenme arasındaki en önemli fark, İslam dünyasının yüksek eğitim kurumları olan medreselerde dini konular da işlenirken, Avrupa daki yapılanmanın kendisini dini örgütlenme ve öğretiden soyutlamış olmasıdır. Tüm bu farklılığa karşın, her iki yapılanma da, başlangıçta, felsefi konulara eğilmiştir. Buralarda yapılan çalışmaların amaç ve içeriğine baktığımızda ise insanlığın günlük sorunları ile uğraşma ve bunlara pratik çözümler geliştirme işinin akademik olmayanlara terkedilmiş olduğunu görüyoruz. Bu nedenle, hem Hıristiyan hem de İslam dünyasında, mesleki eğitim saygınlığı olan, kabul görmüş loncalar sistemi etrafında yapılandırılmıştı. Çok yakın bir geçmişe kadar da üniversitelerde evrensellere ilişkin gözlemler ve keşifl er yapılırken, loncalar ve çevrelerinde küçük, büyük çok sayıda icat ve yenilik geliştirilmiştir. Gerçekten de 19. yüzyılda yer alan teknolojik gelişme ve teknik içerikli icatların hemen tümünün kuramsal-bilimsel bir temele dayanmaksızın gerçekleştirildiği söylenebilir. Örneğin, buhar makinaları, termodinamik gündeme gelmeden çok önce icat edilmiş ve kullanılmaya başlanmıştır. Üniversiteler sıklıkla toplumlarda oluşan sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel değişikliklerle biçimlenen bazı yapısal ve işlevsel değişikliklere uğramışlardır. Aydınlanma ve sonrasında modernleşme anlayışının öne çıkması ile birlikte Avrupa üniversitelerinde, evrensellerin anlaşılması ve yaşamın erdemi ile ilgili olgusal/kuramsal yaklaşım, yerini giderek yaşam standardını yükseltmeye yönelik ve amprisizmi öne çıkaran bir yaklaşıma dönüşmüştür. Bu paradigma değişikliğinin yansıması olarak, sezgisellik, temel ve uygulamalı araştırmalarla desteklenmeye başlamış ve üniversiteler sadece kuramsal bilim ortamı olmaktan çıkarak meşguliyet alanları daha önce loncalara terkedilmiş olan alanları da kapsamaya başlamıştır. Böylece üniversiteler, evrensel ve birleştirici bir yorum yerine, basitliği öne çıkaracak şekilde özgül alanlara yönelmeye başlamış ve rekabetçiliği gündeme getirmiştir. Diğer bir deyişle, üniversiteler, bir yandan bilimsel gelişme merkezleri olmaya devam ederken diğer yandan da teknolojik gelişme ve insan kaynakları oluşturma merkezleri haline dönmüşlerdir. Kuruluşundan bu yana 50 yıl geçen Üniversitemiz, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan 34 yıl sonra hayata geçirilmiş olmakla birlikte, Türkiye nin en önemli modernleşme projelerinden birisidir. Bu bağlamda, kuruluş amaçlarına ve ilk 20 yılına bakıldığında, üniversite anlayışındaki değişikliklerin ülkemizdeki en somut örneğini oluşturduğunu izliyoruz. Üniversitemiz, kuruluş yıllarında bir yandan toplumsal sorumluluğa sahip, mesleki yetkinliği edinmiş bireyler yetiştirirken diğer yandan da hem bilimsel hem de uygulamalı alanlarda araştırma yapabilecek bireylerin topluma kazandırılmasını amaçlamıştır. 70 li yılların başında, gelmiş olduğu konumun sonucu, Üniversitemizin eğitim-öğretim-araştırma yapısı ulusal boyutta tüm yüksek öğretim camiası tarafından da örnek alınmış ve benimsenmiştir. 70 li yılların başında yaşanan küresel resesyon, üniversiteleri de etkileyen yeni bir paradigma değişikliğine neden olmuştur. Yeni paradigma yaşam standardını yükseltmeyi amaçlayan teknolojik gelişmelerin yanı sıra sosyo-ekonomik refaha da öncelik vererek, sadece bilimsel ve teknolojik başarılar yerine maddi ve manevi zenginliği daha kaliteli yaşamı sağlamak biçiminde ifade edilebilir. Bunun sonucu, tümü kapsayan, karmaşık, pek çok alan/konu ile ilişkili ve işbirlikleri gerektiren ve geribeslemeli döngüsel yaklaşımlar gündeme gelmiştir. Böylece temel araştırma, uygulamalı araştırma, yeni teknolojiler ve teknolojinin yayılması ve ticarileşmesinden ibaret çizgisel anlayış geçerliliğini yitirmiş, teknolojik gelişme ve bilimsel ilerleme sosyo-ekonomik kalkınmayı belirleyen ve sürdürülebilirliğini sağlayan en önemli etken olmaya başlamıştır. Yeni paradigma bağlamında, teknolojik gelişme sürecinde çok önemli bir konumu olan üniversitelerin, söz konusu değişime uyum sağlaması için, özel sınai-ticari kuruluşlar ve kamu sektörü ile birlikte ve beraberce yenilenme sürecinin önemli bir parçası olduğunu kavraması ve benimsemesi önem kazanmaktadır. Üniversitemiz, bu konuda da, ulusal bağlamda, önderliği üstlenmiş gözükmektedir. 90 lı yılların başından itibaren gerek Üniversite yerleşkesi içinde yer alan sanal ve gerçek yapılanmalarla gerekse yerleşke dışında oluşturulan işbirlikleri ile tüm yüksek öğretim camiasına örnek olacak bir süreç yaşanmaktadır. Gerçekten de, pek çok üniversite, benzer yapılanmaları ve işbirliklerini oluşturmaya başlamışlardır. Ancak, her yeni paradigma değişikliğinin, üniversitelerin varoluş nedenleri ve işlevsel tanımlarını, bir önceki paradigma ile tanımlı misyon ve görevlerinin üstüne yenilerini ekleyerek güncellediği de unutulmamalıdır. Diğer bir deyişle, üniversitelerin, yeni paradigmaya uyum için gerekli olan yeniden yapılanmaları sırasında, Ar-Ge faaliyetini ve uygulamalarını yapacak ortamı sağlarken, kuramsal altyapı, bilgi ve teknolojik ve bilimsel gelişmeleri gerçekleştirecek bireyleri yetiştirmeye devam etmesi gerekliliği de gözardı edilmemelidir. Saygılarımızla, Yönetim Kurulu odtülüler bülteni 150 Mart

4 odtü 50 yaşında Dünden Bugüne Fen Edebiyat Fakültesi Yıllar sonra bir sabah eski bir öğrenciye rastlarız yolda; kocaman bir adam veya olgun bir kadındır artık. Sizden ders almıştım der, hatırlamaya çalışırız; karşılıklı sorular sorulur. ODTÜ lüler konuşurlar birbirleriyle. Anılar canlanır, gün mutlu başlar. Fen-Edebiyat Fakültesi mensubu olmak bence bir ayrıcalıktır. Bu fakültenin çoğu öğretim üyesi, yalnız kendi bölüm öğrencilerine değil, ODTÜ nün hemen hemen tüm bölümlerindeki öğrencilere ders vermiş olabilir. Bu tanımda en büyük öğrenci kitlesine sahip olan bölümümüz Matematik Bölümü nü Fizik ve Kimya Bölümleri izler. Her yıl binlerce ODTÜ öğrencisi, Fen-Edebiyat Fakültesi tarafından verilen temel dersleri alır; bunlara ek olarak Tarih, Felsefe, Sosyoloji ve Psikoloji Bölümleri de yine çok sayıda öğrenciyi seçmeli derslerle sınıflarına konuk eder. Fen-Edebiyat Fakültesi, bir tarafta Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, İstatistik gibi fen bölümlerini, sosyal kanat olarak adlandırılabilecek diğer kesimde ise Sosyoloji, Psikoloji, Tarih ve Felsefe Bölümlerini içerir. Fen-Edebiyat adı ise Amerikan üniversite yapısında bulunan Arts and Sciences adının bence çok başarılı olmayan bir tercümesidir. Kuruluşundan bu yana taşıdığı adı değiştirmemiş olan fakültemizde edebiyatla ilgili bir bölüm yoktur. Bilim alanında fen, sosyal gibi tanımlar da netleşmemiştir; bir matematikçiye sorunuz, matematiğin neden bir fen bilim dalı, hatta bir bilim sayılmaması gerektiğini size anlatacaktır. Üniversitemizin 50. kuruluş yılını kutladığımız bu günlerde konuyla ilgili etkinlikler, yazılar, çalışmalar tüm yoğunluğuyla sürüyor. ODTÜ Mezunları Derneği Yönetim Kurulu nun değerli başkanı, sevgili arkadaşım Metin Ger, telefonla arayıp oldukça kısa bir sürede benden bir yazı isteyince doğrusu biraz zorlandım. Özellikle fakülte tarihi konusunda bu yazı erken olacaktı. Yıl içinde hayatta olan tüm eski dekanları biraraya getirecek bir etkinlikten sonra fakülte tarihimizi oldukça güvenilir bir şekilde yazmaya başlamayı planlamaktayız. Bununla birlikte değerli Başkanımızı kıramadım; ancak bu yazının fakültemiz hakkında oldukça nitel bilgilerle hazırlandığını da belirtmeliyim. Değerli Bölüm Başkanlarımız, çok kısa bir süre içinde bu yazıya temel olacak bilgileri ulaştırdılar; bu yazı onların bu hızlı yardımı sayesinde yazıldı, hepsine şükran borçluyum. Umarım, yıl bitmeden daha ayrıntılı bir yazı ile bu sütunlara tekrar misafir olabilirim. ODTÜ nün açılmasıyla birlikte özellikle Mühendislik birinci sınıf öğrencilerine matematik, fizik ve kimya dersleri verilmeye başlanmıştır; bu dersleri verenler, fakültemizin temellerini oluşturmuşlardır. ODTÜ kayıtları, ilk Fen-Edebiyat Fakültesi dekanlarını John L. Lounsbury ( ) ve A. N. Hunter ( ) olarak gösteriyor. Bununla birlikte, Dekanlığımızın toplantı odasındaki resimler arasında bu meslektaşlarımızın resimleri bulunmuyor. İlk Türk dekanımız, Matematik Bölümü Başkanlığı da yapmış olan Cengiz Uluçay dır ( ). Daha sonra Erdal İnönü ( ), Raşit Tolun ( ), Vedat Enüstün ( ), Cahit Arf (1971), Bahattin Baysal ( ), Namık Kemal Aras ( ), Fuat Bayrakçeken ( ), Tosun Terzioğlu ( ), Tuğmaç Sayraç ( ), Dilhan Eryurt ( ), Halil Kırbıyık ( ) ve Mehmet Tomak ( ) bu görevi yüklendiler. Fen-Edebiyat Fakültesi dekanları, bu önemli fakülteyi yönetebilecek seçkin niteliklerine ek olarak çoğunlukla başarılı bilim insanları olmuşlardır. Dekanlarımız arasından TÜBİTAK Bilim Ödülünü Matematik dalında Arf ve Terzioğlu, Fizik dalında İnönü, Astronomi ve Uzay Bilimleri alanında Eryurt, Kimya alanında ise Baysal ve Aras almışlardır. 4 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

5 odtü 50 yaşında Fakültemizin ilk yılları heyecanlı bir kuruluş ve büyüme sürecine tanıklık ediyor. Birkaç yıl önce yitirdiğimiz değerli Matematikçi Gündüz İkeda yı anmak için Matematik Bölümü amfisinde yapılan bir etkinliğe katılmıştım. O dönemin Bölüm Başkanı Ersan Akyıldız, konuşmasında bir belge gösterdi. Belge, İkeda nın nasıl ODTÜ ye kazandırıldığını gösteren, zamanın Bölüm Başkanı Hayri Körezlioğlu tarafından İkeda ya yazılmış bir davet mektubu idi. Bölüm Başkanı, İkeda yı, öğrencileri ve aynı gruptaki diğer Matematikçilerle birlikte bir grup olarak ODTÜ ye davet etmekte idi. Bilindiği gibi İkeda bu çağrıya karşılık verdi ve yıllarca ODTÜ de çok değerli hizmetleri oldu. Beni bu olayda en çok etkileyen, zamanın bölüm başkanının, böyle bir daveti İkeda ve grubuna yapabilecek denli bağımsız, yetkili ve girişken olabilmesidir. Günümüzün ODTÜ sünde maalesef bu tür bir daveti, bırakın bölüm başkanı, dekan hatta rektör bile yapamaz. İkeda grubunun bir bölümü dil sınavına bir bölümü ise başka çıtalara takılır gelemezlerdi; İkeda da grubunu bırakmayacağı için aramıza katılamazdı. Bununla birlikte o günlere göre çok gelişmiş ve büyümüş olan ODTÜ nün bugün aynı esnekliğe sahip olmaması da doğaldır. O tarihte Bölüm Başkanımız Namık K. Aras idi; ben de yardımcılarından biriydim. Kutlamalar sırasında ilk mezunlara verilecek plaketleri hazırladık. Bu mezunlar, Mehmet Yakup, şu anda Bilkent Fen Fakültesi Dekanı olan Hasan Niyazi Erten, geçen yıllarda yitirdiğimiz Mete Enuysal ve bir süre ODTÜ de görev yaptıktan sonra Colorado School of Mines and Technology de kariyerini sürdüren Baki Yarar idi. Bölüm 1960 da kurulduğuna göre, ilk mezunların tümü 1964 mezunu olmalı idi. Törenlere birkaç gün kala, o sırada Organik Kimya dalında doktora yapmakta olan bir Ürdünlü araştırmacı, Bölüm Başkanlığına gelerek ilk mezunun kendisi olduğunu söyledi ve 1963 ODTÜ mezuniyet töreninde İsmet İnönü den diploma alırken çekilmiş resmini gösterdi. Anlaşıldı ki 1960 da Ürdün deki bir üniversiteden Kimya Bölümü ne 2. sınıfa yatay geçiş yapmış ve tek kişilik bir sınıfta tüm ders ve laboratuvarları alarak 1963 de mezun olmuş. Kendisine özel bir plaket hazırladık. Bu mezunumuz ODTÜ de aldığı Matematik Bölümü ilk mezunlarını akademik yılında verdi. Bölüm, daha sonra güçlü kadrosuyla çok sayıda yüksek lisans ve doktora diploması vermiştir. Şu anda ülkemiz üniversiteleri arasında saygın bir yere sahiptir. Aynı yıllarda kurulan Fizik ve Kimya Bölümleri de benzer yapılarda gelişmiştir. Fizik Bölümünün hazırladığı, bence çok başarılı olan internet sayfasına göre 1960 da aynı zamanda kurulan Teorik Fizik Bölümü nün ilk Bölüm Başkanı, Erdal İnönü ( ) Fizik Bölümünün ilk başkanı ise Adnan Şaplakoğlu olarak görülüyor. Bununla birlikte, Arif Payaslıoğlu nun Türk Yükseköğretiminde Bir Yeniliğin Tarihi adlı kitabında, ilk dekanlar arasında da adı geçen A. N. Hunter, döneminin Fizik Bölümü Başkanı olarak gösterilmiş den bu yana ise ODTÜ de yalnızca Fizik Bölümü nün varlığı görülmekte. Bu değerli bölümümüz için ol dukça ayrıntılı şekilde yazılmış bir tarihçe, internet sayfalarında bulunabilir. Kimya Bölümü nün 1960 da kurulduğu ve ilk Bölüm Başkanı nın bu bölüme önemli hizmetler vermiş olan Bahattin Baysal olduğu iyi bilinmektedir da 30. Kuruluş Yılı kutlamalarında ilginç bir olay yaşadık. dereceden sonra yıllarca Ürdün de çalışmış, fakat bir terfi için doktora derecesi gerekince tekrar Kimya Bölümü ne dönmüştü. Sosyoloji ve Psikoloji Bölümlerinin temeli olan Sosyal Bilimler Bölümü veya o zamanki adıyla Beşeri İlimler Bölümü ise diğer ana bölümlerle birlikte 1959 da kuruldu de bu bölümün ikiye ayrılmasıyla Psikoloji ve Sosyoloji Bölümleri kuruldu. Yükseköğretim Kurulu nun kuruluşu ve YÖK yasasının hazırlandığı 1980 li yıllarda bir süre Sosyoloji, Psikoloji ve Felsefe Bölümleri tek bölüm olarak hizmet verdiyse de yapılan itirazlar sonucu 1982 de Sosyoloji, Psikoloji ve Felsefe ayrı bölümler olarak kabul edildi. YÖK ün ilk yıllarında Sosyoloji Bölümü, Kamu Yönetimi derslerini de içeren ve o zamanki ülke yönetimi tarafından mecbur tutulan bir ders programı izlemek zorunda kaldı. odtülüler bülteni 150 Mart

6 odtü 50 yaşında 1989 dan sonra bugünkü halini alacak değişiklikler yapıldı. Psikoloji Bölümü de benzer gelişmelerle bugünkü güçlü ve etkin durumuna geldi. Biyoloji Bölümü ise gelişmesine önceleri Kimya Bölümü bünyesinde başladı. Bu arada, Kimya Bölümü nün ODTÜ Biyoloji Bölümü dışında, Bilkent Üniversitesi Kimya Bölümü, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Koç Üniversitesi Kimya Bölümü gibi bazı değerli kuruluşların doğuş (veya kuluçka mı demeli?) yeri olduğunu da belirtmeliyim. Belçikalı biyokimyacı Marcel Bastin, 1970 li yıllarda, Kimya Bölümünde yaptığı çalışmalarla Biyoloji Bölümünün kuruluşuna katkıda bulunmuştur. Yine aynı yıllardan, İnci Özer in de katkıları hatırlanabilir. Önceleri Modern Biyoloji Programı adı altında temeli atılan bölüm, o yıllarda Üniversitemizi ziyaret eden, DNA nın yapısının keşfine katkısı ile Modern Biyolojinin mimarları arasında yer alan James Watson un teşvik ve önerileri ile 1975 yılında Hayat Bilimleri adı ile özgün lisans ve lisans üstü eğitim veren bir Bölüm olarak yeniden yapılanmıştır. Biyoloji Bölümü gelişme süreci içinde, Hayat Bilimleri, Biyolojik Bilimler ve Biyoloji adlarını almıştır. Bölümün tarihinde diğer bir kilometre taşı ise 1996 da Moleküler Biyoloji ve Genetik Lisans Programı nın açılmasıdır.. Bugün aynı Bölüm içerisinde iki program (Biyoloji, ve Moleküler Biyoloji ve Genetik) olarak eğitim ve araştırma yapılmaktadır. Yine belli yıllarda ODTÜ de okuyup da Yuluğ Tekin Kurat dan Devrim Tarihi dersi almamış olmak bir istisna olmuştur. Tarih dersleri de önceleri ODTÜ de yalnızca Devrim Tarihi olarak başlamış, YÖK den sonra 1982 de bugünkü Tarih Bölümü kurulmuştur. Üniversitemizdeki tüm öğrencilerin almakta olduğu dersin adı ise YÖK den sonra Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi olarak değiştirilmiştir. Bugün Fen-Edebiyat Bölümü, yetiştirdiği öğrenciler ve Üniversitemizin diğer bölümlerine vermeyi sürdürdüğü derslere ek olarak çok etkin ve güçlü bir araştırma odağıdır. Bölümlerimizin çoğu ülkemizde en önde gelmektedir. ODTÜ nün son yıllarda başarıyla yürüttüğü Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) ve Doktora Sonrası Araştırma Programı (DOSAP) gibi, diğer üniversitelerle güçlü bağlar kuran çalışmalarda fakültemiz çok önemli işlevler yüklenmiştir. Nice 50 yıllara, hep birlikte yürümek üzere. O. Yavuz ATAMAN (CHEM 70) Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Fotoğraflar: Sema ONURLU (METE 80) ODTÜ de okuyup da Teo Grünberg den mantık veya felsefe dersi almamış öğrenci azdır desem, kim katılmaz bana acaba? Orta Doğu Teknik Üniversitesi nde uzunca bir süre, felsefe dersleri öğrencilere seçmeli olarak verilmiştir. Bölümün kuruluş yıllarında şu anda mutlu ve sağlıklı bir emeklilik sürecinde olan Grünberg dışında Cemal Yıldırım, verdiği derslerle konu üzerinde ilginin artmasını sağlayan Nusret Hızır, Hüseyin Batuhan, Cemil Akdoğan ve Rasih Güven de anılmalıdır. Modern mantık derslerinin liselerde de okutulmaya başlanmasında Grünberg ve Batuhan ın katkıları önemli olmuştur. Bu alandaki çalışmalar önceleri Beşeri İlimler Bölümü bünyesinde Grünberg in çabalarıyla 1979 da kurulan Mantık, Bilim Felsefesi ve Tarihi adı altında bir yüksek lisans programıyla yürütüldü de Beşeri İlimler Bölümü nün YÖK tarafından kapatılmasıyla bir süre Sosyoloji Bölümü nde sürdürülen çalışmalar daha sonra aynı yılda kurulan Felsefe Bölümü nde sürdürülmüştür. 6 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

7 ayın konusu Türkiye de Ulusal Kültür Dönüştürme Yolunda Cumhuriyet Döneminin Başlıca Eğitim Projeleri ve ODTÜ Türkiye nin bugün yaşadığı sorunlara bakarsak pek çoğunun altında kültürel etmenler yattığını görebiliriz. Antropolog Tyler a göre kültür, bilgiyi, inancı, sanatı, ahlakı, hukuku, örf ve adeti ve insanın, toplumun bir üyesi olması dolayısıyla kazandığı diğer tüm beceri ve alışkanlıkları kapsayan karmaşık bir bütündür (1). İnsana içinde yaşadığı toplumun kültürünü kazandıran sürece kültüre katılma denmektedir. Bu yolla bir toplumu oluşturan bireyler benzer özellikleri taşıyan (değerler ve normlar temelinde), birbirini anlayan kişiler durumuna gelmektedir (2). Türk aydınının, Yakup Kadri nin Yaban (3) adlı romanında ve Attila İlhan ın pek çok yazısında değindiği, kendi toplumuna yabancılığı ve dolayısıyla aydın olarak toplumda kültürel dönüştürücü misyonunu yerine getirememesi kimilerine göre bu durumun başlıca nedenidir. Bazıları bunu ülkemizin aydınlanma çağını yaşamamış olmasına bağlarken, başkaları nedeni dış güçlerde aramaktadır. Türk aydınının bireysel rolünü tartışmayı daha geniş araştırmalara bırakarak toplumdaki kültürel dokuyu ilerici yönde dönüştürmek için Cumhuriyet in tasarımladığı önemli eğitim projelerine bakmak istiyorum. Atatürk daha Kurtuluş Savaşının tozu toprağı kurumadan 1924 Ağustos unda bozkır sıcağında Ankara da Meclis binasında 1. Muallimler Kongresini toplarken büyük olasılıkla eğitimin toplumu dönüştürmedeki başat etkisini biliyordu ve Kongreye katılan öğretmenlere Yeni kuşak en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler toplululuğundan ve onların yetiştireceği öğretmenlerden alacaktır ve Sizin başarınız Cumhuriyetin başarısı olacaktır (4) derken Cumhuriyet ilkelerinin içselleştirilmesini, toplumun bu anlamda kültürel dönüşümünün sağlanmasını ulusal eğitimden bekliyordu. Bu bağlamdaki başlıca Cumhuriyet projeleri bence Halkevleri, Köy Enstitüleri ve üniversite reformları ve bu sürecin nihai halkalarından biri olarak ODTÜ nün kuruluşudur. 1. Halkevleri Halkevleri 1931 yılında Türk Ocaklarının, Türk Halk Bilgisi Derneğinin ve Muallim Birliklerinin kendilerini feshetmelerinden sonra 1932 de 14 yerde birden açıldı yılında Halkevi sayısı 209 a ulaşmıştı. Atatürk ün halkevlerinden beklentisi aydınların Türk milletinden çok yabancı milletleri tanımasından yakınması üzerine dayanıyordu: Aydınlarımız belki bütün cihanı, bütün diğer milletleri tanır; lakin kendi kendimizi bilmeyiz. Dolayısıyla halkevleri tek partili dönemin rejim partisi olan CHP ye bağlı ama politik olmayan bir örgü olarak kurulmuştur. Temel amaçları arasında Atatürk milliyetçiliğinin halka yayılması, Türk kültürünün araştırılması, ulusal kültürün yaratılması sayılabilir. Kuşkusuz halkevlerinin kuruluduğu dönemde Avrupa ülkelerinde yayılmakta 8 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

8 ayın konusu olan faşist ve SSCB deki komünist siyasal atmosferin ve oralardaki benzeri uygulamaların etkisi ile yurtiçindeki Menemen Olayı, Serbest Fırka bunalımı, Millet Mekteplerinin performansındaki düşüş ve Atatürk ün yurt gezilerindeki izlenimlerinin etkilerini belirtmek gerekir. Fakat halkevleri hiçbir yabancı örneğe benzemeyen özgün bir kurumsal yapıya ve çalışma programına sahip olarak tasarlanmıştır. Halkevlerinde kütüphane, çalışma odası ve jimnastik salonu bulunmasının zorunlu olmasını şekil özelliği de olsa not etmekte yarar vardır. Halkevlerinin dokuz çalışma kolu; Dil ve Edebiyat, Güzel Sanatlar, Temsil, Spor, Sosyal Yardım, Halk Dershaneleri ve Kurslar, Kitaplık ve Yayın, Köycülük, Müze ve Sergi olarak belirlenmişti (5). 2. Köy Enstitütüleri 1930 lu yılların başında öğretmen başına düşen öğrenci sayısının Türkiye de çok düşük olduğu, dolayısıyla bir öğretmen fazlalığı olduğu için (1930 Mali Yılı Bütçe Görüşmeleri) kapatılan Köy Öğretmen Okulları, 1937 de yeni tip köy öğretmeni yetiştirmek üzere yeniden açıldı. Bu kez köy öğretmenlerine devletin köydeki adamı olmak, köylüyü devrimci, laik ve cumhuriyetçi inançlarla yetiştirmek, medeni kanunun hükümlerini köyde hakim kılmak, modern görgü kurallarını köylüye öğretmek, köylüye ileri tarım yöntemlerini ve pazar ilişkilerini anlatmak, köyün aydını olmak gibi görevler yüklenmiştir (6). Bu okullar sonradan Hasan Ali Yücel in Maarif Vekilliği sırasında 17 Nisan 1940 da çıkarılan bir yasa ile Köy Enstitülerine dönüştürüldü. İsmail Hakkı Tonguç un önderliğinde 1942 de Hasanoğlan Köy Enstitüsü açılmış (7), 1946 da enstitü sayısı 21 e ulaşmıştır öğretim yılında ise Köy Enstitülerine gereken öğretmen ve yönetici-denetçi kadroları yetiştirmek üzere Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü açılmıştır de bir yılda mezun olan öğretmen sayısı 2000 i bulmuştur (8). Emekli öğretmen İzzettin Yaşar a (9) göre Köy Enstitütüleri, 1930 larda nüfusunun % 80 inden fazlası köylü olan Türkiye de çağdaş köy kalkınma modeline uygun olarak bugün dahi bir çok ülkeye UNESCO tarafından örnek olarak sunulan (10)(11) üretime dönük eğitimi öngören eğitim kurumlarıdır. Köy çocukları bu okullarda eğitildikten sonra geldikleri köylere donanımlı (tarım, iş, sanat, sağlık) öğretmen olarak gönderiliyordu yılında hükümetin yaklaşan seçimleri yitirme kaygısıyla CHP içinden muhalif milletvekillerinin başını çektiği örgütlü bir kampanyayla müfredatında ve yapılanmasında kuruluş amaçlarından uzaklaşan değişiklikler yapılmış, sonraki yıllarda da sıkı sıkıya bağlı olduğu iş için iş içinde eğitim ilkesinden uzaklaştırılmışlardır (12). Başlangıçta yaratıcılığın ön planda olduğu eğitim anlayışının yerine geleneksel ezberci eğitimin yerleştirildiği öğretmen okullarına dönüştürülerek köylülerin aydınlanmasına yönelik bu girişimden rahatsız olan toprak ağaları, eşraf ve tutucu kesimlerin çabaları sonucunda 1954 de kapatılmışlardır. Köy Enstitülerinin kapatılmasında 1950 den sonra gelmeye başlayan Marshall Yardımlarının kapsamında yer alan 12 eğitim projesinin de etkisi olmuştur. Kapatılmasalardı bugün yaşadığımız sosyo-ekonomik sorunların önemli bir bölümünü Enstitülerin sağlayacağı toplumsal kültür dönüşümü nedeniyle yaşamıyor olacaktık. Can Dündar ın sözleriyle (13) yarım kalmış bir mucize, bir büyük hayal kırıklığı olan Köy Enstitütüleri hakkında günümüz Milli Eğitim Bakanlığının web sitesinde bile şu satırları okumak hüzün vermektedir: Enstitüler geniş bir halk kütlesine ulaşan bir eğitim ve kalkınma etkinliği olması dolayısıyla ülkenin gelişmesinde en büyük katalizör olarak görülebilir. Nitekim daha başlangıç aşamasında kalan bu eğitim modelinin başarısı, 1946 ya kadar köylerdeki öğretmen açığını kapatan kadın ve erkek öğretmen ile sağlık memuru ve eğitmen yetiştirmiş olmasıdır (14). 3. Üniversite Türkiye deki üniversitelerin kurumsal geçmişine bakarsak İstanbul Üniversitesi, Fatih Sultan Mehmet dönemindeki medreseleri başlangıç olarak alır. Istanbul da Beyazıt Meydanına bakan İstanbul odtülüler bülteni 150 Mart

9 ayın konusu Üniversitesi nin eskiden Osmanlı Savaş Bakanlığı (Harbiye Nezareti) olan ana giriş yapısının üstünde üniversitenin kuruluş tarihi olarak 1453 yazar. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ise kuruluşunu 1773 te III.Mustafa döneminde açılan Mühendishanei Bahri Hümayun u ve onu 1795 te izleyen Mühendishanei Berri Hümayun a bağlar (15). Bu okul 1847 de mühendislik eğitiminin yanısıra mimarlık eğitimi de vermeye başlar. Darülfununu geliştirmek için 1915 yılında Almanya ve Avusturya dan öğretim üyeleri getirilmiş, ancak dil sorunu yüzünden bu girişim yararlı olmamıştır. Cumhuriyete geçildikten sonra 1924 te bu yöntem yeniden denenmiş ama yine başarılı olmamıştır yılında dönemin hükümeti İsviçre den pedagoji profesörü Malche yi Türk üniversitelerini inceleyip bir iyileştirme planı yapmak üzere davet etmiştir. Malche nin gözlemleri ve raporları da gözönüne alınarak Maarif Vekili Reşit Galip in teklifi üzerine Meclisten geçirilen bir yasa ile 3 Temmuz 1933 te Darülfunun kapatılmış ve yerine İstanbul Üniversitesi açılmıştır. Nazi Almanyasından kaçan anti-nazi bilim adamlarının dayanışma örgütü olan Notgemeinschaft deutscher Wissenschaftler im Ausland desteğiyle Türkiye ye getirilen Alman, Avusturyalı ve Macar profesörler İstanbul Üniversitesi nde görevlendirildiği gibi Ankrara Üniversitesi nin temelleri de bu hocaların ders verdiği bağımsız fakültelerin (Hukuk, Dil-Tarih ve Coğrafya, Siyasal Bilgiler, Ziraat) yılları arasında kurulmasıyla atıldı. Atatürk 1933 yılında Meclisi açarken üniversite konusundaki görüşlerini şöyle açıklıyordu: Üniversite tesisine verdiğimiz ehemmiyeti beyan etmek isterim. Yarım tedbirlerin kısır olduğuna şüphe yoktur. Bütün işlerimizde olduğu gibi Maarifte ve kurulan üniversitede radikal tedbirlerle yürümek kat i kararımızdır sonunda Darülfunun döneminden gelen Üniversite Eminliğinin yerine Rektörlük, Fakülte Reisliğine de Dekanlık denmesi karralaştırılmıştır yılında üniversite iyileştirme programının uygulanabilmesi için Ziraat Bankası ndan borç alınmıştır. Malche 1934 yılılnda iyileştirmeye karşı çıkan çevrelerle ilgili olarak şunları söylüyordu: Üniversite reformu, memleketin en muazzam istiklal ve hürriyet savaşlarından biridir. Buna suikast yapılmamalıdır (16). Türk üniversite sistemine 1956 da ODTÜ girer. Bültenimizin eski sayılarında Derneğimizin 40.Kuruluş Yıldönümü nedeniyle yayınladığımız, ODTÜ nün kuruluş döneminde görev yapmış olan hocalarımız ve yöneticilerimizle yapılan mülakatlar ODTÜ nün yüksek eğitim sistemine getirdiği tüm yeni likleri yansıtmaktadır. Burada tekrar etmek yerine sözkonusu yayınlarımıza bağlantılanrı vermeyi tercih ediyoruz (17). Ayrıca Kemal Kurdaş ın, Uğur Ersoy un anı kitapları her ODTÜ lünün kütüphanesinde bulunması gereken ve ODTÜ kültürünün kuşaktan kuşağa aktarılmasında ve yeniden üretilmesinde (18) yararlı olacak başucu kitaplarıdır (19)(20)(21) e gelindiğinde değişen iç ve dış koşullar Türkiye de üniversite kurumunun gözden geçirilmesini gerektirmekteydi. İlhan Tekeli Hocamız Türkiye nin tarih içinde biriken deneyleri, onu, yüksek öğretimi kendini yenileyen bir bütün olarak yeniden planlama ve kurma noktasına getirmiş bulunuyor derken (22) 12 Eylül 1980 darbesi geldi. Tekeli nin tüm iyi niyetine karşın üniversiteler darbeden önce sayısız kez biraraya gelmiş ancak yeni bir üniversite kurumsal yapı önerisi üzerinde uzlaşmayı becerememişti. Darbeyi yapanlar bunu da bir bahane olarak kullanarak üniversitelerin üzerine önceden verdikleri tüm sözlere karşın bugüne kadar hiçbir iktidarın çıkartmayı başaramadığı bir deli gömleği olan YÖK Yasasını geçiriverdiler. Darbeden bu yana geçen süre içinde Türkiye yakın geçmişinde üretip yaşama geçirdiği özgün eğitim ve kültürel dönüşüm projeleri olan Halkevleri, Köy Ensstitütüleri, üniversite reformu, ODTÜ gibi büyük çaplı bir projeyi tasarlayamadı, yaşama geçiremedi. Dokuzuncu Cumhurbakanı S.Demirel in de Cumhuriyetin en büyük projelerinden biri olarak tanımladığı ODTÜ kültürel yeniden üretimini sürdürebilme açısından bile sorunlar yaşıyor. Küçük bir örnek vermek gerekirse ODTÜ de Aralık 2004 itibarıyla 495 araştırma görevlisi Öğretim Üyesi Yetiştirme 10 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

10 ayın konusu (ÖYP) Programı kapsamında çalışmaktadır ve bu asistanların yarısı kadarı Konya Selçuk (81 adet), Erzurum Atatürk (79 adet), Van Yüzüncü Yıl (79 adet) Üniversitelerinin, diğer yarısı 15 farklı gelişmekte olan üniversitenin kadrosundadır (23). Şu anda görevde olan araştırma görevlisi sayısının bin dolayinda bulunduğu gözönünde tutulursa (24) ODTÜ kökenli olmayan araştırma görevlisi sayısının (ÖYP programlarına ODTÜ mezunları pek ilgi göstermemektedir) kültürel anlamda absorbe edilebilecek oranın çok üzerinde olduğu anlaşılmaktadır (25). Tersine bir kültürel etkilenme daha olasıdır. ODTÜ kültürünün yeni kuşak öğrencilere aktarılmasında en önemli arayüzlerden birinin asistanlık kurumu olduğunu düşünürsek, kendi mezunlarını araştırma görevlisi olarak çalıştırmak için uzun yıllardır kadro alamayan Üniversitemizde kültürünü yitirme riski artmaktadır. Durumu daha da olumsuzlaştıran etken ise mevcut öğrenci profilinin kültürel köklerinin eski dönemlere oranla daha zayıf olmasıdır. Bu durumdan çıkış Üniversitemizin ellinci yılında mezunlarımızın Üniversitemizdeki salt mali değil ama akademik gelişmeler hakkında daha fazla bilgilenmeye çalışmaları ve kültürel kökenlerine sahip çıkmalarında yatmaktadır. Kuşkusuz Üniversitemizin ötesinde bir diğer beklenti, mezunlarımızın ODTÜ lülük ruhu bağlamında bulundukları ortamlarda ODTÜ kültürünü yaymaya çalışmaları ve daha da geliştirmeleridir. Kaynaklar Erol SAYIN (IE 79) 1) Sosyal Bilimler El Sözlüğü, Editör: Erhan Arda, Alfa Yayınları, 2003, İstanbul, s.373 2) Sosyal Bilimler El Sözlüğü, Editör: Erhan Arda, Alfa Yayınları, 2003, İstanbul, s.375 3) Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban, İletişim Yayınevi, İstanbul, ) 5) Bölüm 3.3 6) Bölüm 3.4 7) Mustafa Güneri, Hasanoğlan Köy Enstitütüsü Kurulurken , Tarih Vakfı Yayınları, 2004, İstanbul 8) 9) 10) Y.Doc.Dr.Oktay Gökdemir, 60.Yılında Köy Enstitütüleri, Cumhuriyet, ) 12) Enstit%C3%Bcleri 13) Can Dündar, Köy Enstitüleri, VCD-kitap, 4.baskı, İmge Yayınevi, 2004, Ankara 14) 15) 16) Bölüm ) bulten/143/index.htm 18) Sosyal Bilimler El Sözlüğü, Editör: Erhan Arda, Alfa Yayınları, 2003, İstanbul, s ) Kemal Kurdaş, ODTÜ Yıllarım: Br Hizmetin Hikayesi, ODTÜ-GV Yayını, 1998, Ankara 20) Uğur Ersoy, Bozkırı Yeşertenler: ODTÜ Kuruluş Yılları Anıları , Evrim Yayınevi, 2002, Ankara. 21) Bu konuda ayrıca; Arif Payaslıoğlu, Barakadan Kampusa: , ODTÜ yayını, 1996, Ankara ile Bahattin Baysal, Üniversitelerde Altmış Yıl: Bilimle Geçen Bir Yaşam, Alfa Yayınları, 2004, İstanbul, ss ) İlhan Tekeli, Toplumsal Dönüşüm ve Eğitim Tarihi Üzerine Konuşmalar, TMMOB Mimarlar Odası yayını, 1980, Ankara) 23) ÖYP İstatistikleri, Aralık 2004, ODTÜ Araştırmalar Koordinatörlüğü 24) 25) odtülüler bülteni 150 Mart

11 ayın konusu Atatürk ün Ülkesinde Bir Bilim Adamı: Ernst Hirsch Prof. Dr. Ernst E. Hirsch 83 yıllık ömründe ( ) Kayzer Dönemini, Weimar Cumhuriyetini ve Atatürk Ülkesini görmüş geçirmiş değerli bir bilim adamıdır. Prof. Hirsch 1933 yılında, 31 yaşında iken, Almanya dan ayrılmış ve o dönemde Türkiye ye davet edilen bir öğretim üyesi olarak yılları arasında İstanbul Hukuk Fakültesinde, yılları arasında da Ankara Hukuk Fakültesinde görev yapmıştır. Prof. Hirsch Türkiye de görev yaptığı sırada elde ettiği Türk vatandaşlığı sıfatına ömrü boyunca sahip çıkmıştır. Öğrenimleri sırasında Prof. Hirsch ten ders alanlar ya da dolaylı olarak onu tanıyanlar çeşitli vesilelerle yazdıkları yazılarda ondan hep saygı ve sevgiyle söz etmişlerdir. Örneğin E. Yargıtay Daire Başkanı İsmail Doğanay, yeni açılacak 15 üniversite ile ilgili olarak yakın zamanda (11 Şubat 2006) Cumhuriyet te yayımlanan makalesinde hocası Hirsch ten çok büyük hukuk bilgini (âlimi) rahmetli hocam, Ord. Prof. Dr. Ernst E. Hirsch diye saygıyla söz eder. Ankara da Mülkiyeden mezun Altan Öymen de anılarında Hirsch ten yine saygıyla söz eder. Ernst Hirsch 1952 de Ankara Hukuk Fakültesinden Hür Berlin Üniversitesine geçer ve orada iki dönem rektörlük yapar. Hür Berlin Üniversitesinde 14 yıl görev yaptıktan sonra 1967 yılında emekliliğini isteyerek Üniversiteden ayrılır. Her sorumluluk sahibi aydın gibi O da hayatı boyunca görüp geçirdiklerini, tanıklıklarını, deneyimlerini, gözlemlerini kamuoyuyla paylaşma gereği duymuş, ölümünden üç yıl önce 1982 de anılarını yayımlamıştır (Hirsch, anılarının Berlin Üniversitesiyle ilgili bölümünün vefatından 30 yıl sonra yayımlanması kaydını koymuştur). Hirsch in Anıları Almanya da Aus des Kaisers Zeiten durch Weimarer Republik in das Land Atatürks, Eine un- zeitgemässe Autobiographie adıyla yayımlanmış, Türkçe ye Anılarım/Kayzer Dönemi, Weimar Cumhuriyeti, Atatürk Ülkesi adıyla çevrilmiştir (Çeviri Fatma Suphi, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, 1. Basım, Nisan 1997). Bu değerli Anılar ın Türkçe baskısına yazdığı sunuş yazısında Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Yaşar Karayalçın (Hirsch, kitabının Türkiye de yayınlama hakkını Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü ne bağışlamış, Enstitü de bu hakkın TÜBİTAK tarafından kullanılmasına izin vermiştir) şu satırları yazmış: Weimar Cumhuriyetinin çöküş yılları, Hitler in iktidara gelişi, hukukçuların davranışı, Atatürk Türkiye sinin ilk 30 yılı ile ilgili görüşler ve gözlemler, hukukçu olsun-olmasın, yakın tarihle, toplum ve siyaset hayatı ile ilgilenen her aydın için yararlıdır. Üniversite hayatımızda nereden nereye geldiğimizi öğrenmek isteyenlerin bu kitabın ilgili bahislerini mutlaka okumaları gerekir Sayın Prof. Dr. Yaşar Karayalçın ın isabetle belirttiği üzere, üniversite hayatımızda nereden nereye geldiğimizi öğrenmek için, bu değerli anıların yanı sıra, Prof. Dr. Hirsch in 1955 yılında Türkiye de yayımlanan Dünya Üniversiteleri ve Türkiye de Üniversitelerin Gelişmesi adlı iki ciltlik kitabı ile TÜSİAD tarafından 1994 yılında yayımlanan Türkiye de ve Dünyada Yüksek Öğretim adlı kitabı da okumak gerek (her iki kitap da E. Yargıtay Daire Başkanı İsmail Doğanay ın yukarıda andığım makalesinde salık verilmekte). Zaman sınırlarını aşan bir hayat hikâyesi Geldiğin Yeri Unutma Sakın! Profesör Hirsch anılarına, ilk gurbete çıktığında babasının kendisine verdiği bu öğüdü anarak başlar. Her sayfası yaşama bağlılık, insan ve toplum sevgisi, göreve bağlılık, kendini aşma, farklılıkları anlama üzerine kurulu bu anılarda bizleri en çok ilgilendiren bölüm Atatürk ün Ülkesinde Bir Hukuk Hocası adlı bölüm. Bu bölümde Profesör Hirsch, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına Prof. Malche tarafından 1933 yılında İstanbul Üniversitesi Ticaret Hukuku Kürsüsüne çağrılışından 1952 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden ayrılışına kadar geçen 19 yıllık sürede yaşadıklarını, Atatürk Türkiye si üzerine gözlem ve düşüncelerini aktarır. Profesör Hirsch Türkiye deki anılarına şu iki cümleyle başlar: Atatürk ün ülkesinde Türkçe konuşulur. 12 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

12 ayın konusu Yazı dili de Türkçedir. Hirsch, Atatürk Türkiye sinde darülfünun dan üniversiteye geçişin anlamını kavramakta gecikmez ve bu konuda anılarına şunları yazar: 1933 yılında hâkim olan ilke, meslek yüksek okulu değil, Türkiye de Batı Avrupa Üniversitelerinin ayarında, gerçeği araştıran ve derinleştiren, bilgiyi toplayan, düzenleyen, çoğaltan ve yayan bir bilim yuvası niteliğinde bir bilim kurumu kurmaktı. Üniversitenin gövdesi bilim ise, öğretim ve öğrenim de bu gövdeden fışkıran filizler ve dallardı. İşte, Atatürk ün Ankara da yeni kurulan Dil, Tarih ve Coğrafya [Dil ve Tarih-Coğrafya, İ.B.] Fakültesi binasının üze- rine Hayatta en hakiki mürşit ilimdir cümlesini yazdırmasını da en çok bu temel görüşün ışığında anlamak mümkündür. O yıllarda ülkenize çağrılan yabancı profesörlerle yapılan sözleşmelerde şöyle bir hüküm yer alırdı: Profesör, üçüncü yıldan sonra derslerini Ernst Türkçe olarak vermek için elinden geleni yapmakla yükümlüdür. Profesör Hirsch bu alanda elinden gelen gayreti göstermiş, dördüncü ders yılından başlayarak bütün ders ve seminerlerini, çevirmensiz olarak, Türkçe vermeye başlamıştır. Türkçe ders kitapları yazmış, önemli yasaların hazırlanmasına katkıda bulunmuştur. Hirsch Profesör Hirsch Türkiye Cumhuriyeti nde geçirmiş olduğu yıllara ait anılarını Atatürk ün Ülkesinde başlığı altında toplamayı uygun görmüştür. Hirsch, anılarında Türkiye Cumhuriyeti nin kendisinin tanık olmadığı ilk on yılı üzerine de değerlendirmeler yapmış ve bu değerlendirmelerinde Türkiye için Kemalist Türkiye (La Turquie Kemaliste) deyimini benimsemiştir. Bu konuda Hirsch, Devlet Basın Yayın Genel Müdürlüğü tarafından iki ayda bir Fransızca ve bazen de İngilizce olarak yayınlanan La Turquie Kemaliste adlı dergiye atıfta bulunur. Kemalist Türkiye yi yurtdışında tanıtmak üzere 1934/1935 yılbaşından başlayarak Dix ans de République adlı yeni bir derginin yayınına başlanır. Hirsch, derginin 6. sayısında yer alan başyazının önemli bir bölümüne anılarında yer verir. Başyazıda (Nisan 1935) Kemalist Türkiye yi anlamak için yabancı ülkelerin şu altı maddeyi kavraması gerektiği vurgulanır: 1. Kemalist Türkiye, gözlerini ileriye, geleceğe çevirmiş, özgür bir ülkedir. 2. Atatürk, halkı tarafından en çok sevilen, savaş sonrası önderlerden biridir ve bu niteliğiyle, tarihi rolü en sağlam temellere dayanan bir önderdir. 3. Türkiye Cumhuriyeti nin hedefi, teokratik bir devlet olmaktan çıkarak, bunun çok ilerisinde bir demokrasi olmaktır, dolayısıyla Türk devrimi, mevcut çağdaş tüm büyük hareketlerin içerisinde en ileri olanıdır. 4. Kurtuluş Savaşı dışında, Türk devrimi, acısız ve kan dökülmeksizin başlatılmıştır ve eserini, bugüne kadar, medeniyet çerçevesi dahilinde sürdürmüştür. 5. Türk devletçiliği (etatizm), hem sosyal açıdan hem de ekonomik açıdan aynı derecede orijinal bir harekettir. Doktrinlerden öğrenilmiş, ama doktriner davranışa saplanıp kalınmamıştır. 6. Türk devrimi sayesinde varılan lâiklik noktası ve kadınların emansipasyonu (kadın-erkek eşitliği) noktası, pek çok ileri toplumlar için bile hâlâ, şu ya da bu ölçüde, uzak hedeflerdir. Ernst Hirsch 1938 de sözleşmesini uzatma isteğiyle birlikte Türk vatandaşlığına geçme talebinde de bulunur. Profesör Hisrch in Türk vatandaşlığına geçme talebi Türk Hükümetince kabul edilir ve 21 Eylül 1943 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, Kadıköy Nüfus Kütüğüne Ernest Hirş adıyla kaydolur. Profesör Hirsch, Türk vatandaşlığı sıfatını ömrünün sonuna kadar kullanır. İstanbul ve Ankara Hukuk Fakültelerinde görevli olduğu 19 yıl boyunca emeklerini ve hizmetlerini hiç esirgememiş; öğrencilerinin, asistanlarının, meslektaşlarının sevgisini kazanmış bu değerli bilim adamının anıları üniversite hayatımızda nereden nereye geldiğimizi sorgulama gereği duyan herkesin ufkunu açacak değerdedir. Genel anlamda üniversite kavramı ve bu bağlamda 1933 ten bu yana üniversitelerimizde olup bitenler üzerine kafa yorulacaksa, buradan hareketle, nasıl bir üniversite sorusuna yanıt aranacaksa, profesör Hirsch in anılarında yer verdiği şu cümleleri burada anmak isterim: Çok yönlülüğü ve çeşitliliği içinde dünyayı öğrenmiş ve kavramış olmaksızın onu değiştirmek isteyen sadece hiçbir şey bilmediğini bile bilmediğini kanıtlamış olur. Biz hiçbir zaman okul için değil, fakat toplumda oynamayı arzu ettiğimiz veya hasbelkader oynayacağımız roller için öğreniriz. Ve bir son söz; Ernst Hirsch in öğrencilik yıllarında oynadığı bir piyesten alıntı: Çoğunluk nedir, çoğunluk budalalıktır; Akıl her zaman azınlıktadır. İbrahim BERKSOY (ME 91) odtülüler bülteni 150 Mart

13 panel KOBİ ler bilişim ODTÜ Mezunları Derneği Bilişim Komisyonu ile Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı (TOSYÖV) tarafından düzenlenen KOBİLER Bilişim ve Verimlilik başlıklı panel 23 Şubat 2006 tarihinde Vişnelik te yapıldı. Yöneticiliğimi Derneğimiz Yönetim Kurulu Üyesi Doç Dr. Erol Sayın ın yaptığı panele konuşmacı olarak TOSYÖV Genel Sekreteri Nezih Kuleyin, Akdağ Isıl İşlem Y.K.Bşk. Özgür Savaş Özüdoğru, KOSGEB ODTÜ/TEKMER Müdürü Hayri Beygü Solmaz ve Microsoft KOBİ Müdürü Emre Teker katıldılar. İlk sözü alan Nezih Kuleyin KOBİ lerin ekonomideki yeri konusunda bilgi aktardı. Kuleyin in verdiği bilglere göre toplam şirket sayısının %98 i KOBİ, Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) daki payı %2-3 oranında; bunlar istihdamın %45 ini sağlıyor, ihracatın %8 ini yapıyor. KOBİ ler toplam finans kaynaklarının %3 ünü kullanılabiliyor. Finans sektöründe çok yakında devreye girecek olan Basel II kriterleri ile durum daha da zorlaşacak. Yeni kriterlere göre kredi kullanan şirketin bilgi altyapısı, güvenliği ve standartları belirlenecek. Stratejik Yol Haritası olmayan şirketlere Basel II den sonra hiç kredi verilmeyecek. Kuleyin e göre KOBİ ler kültürel değişim geçirmek zorunda. Bilişim teknolojileri uyumu ile ulusal / küresel pazarda konumlanma hem fırsat hem tehdit oluşturuyor. KOBİ lerin girdi maliyetleri yüksekve insan kaynağından tasarruf etmeye çalışıyorlar. ve verimlilik İkinci konuşmacı Hayri Beygü Solmaz KOSGEB in çalışmaları hakkında bilgi verdi. Solmaz a göre KOBİ ler verimli olmak istiyorlarsa bilişimle tanışmak zorundalar. Üretimle ilgili 250 bin KOBİ var. Tekmer lerde yenilikçi KOBİ lere destek verilmekte bunların büyük çoğunluğu elektronik/ bilişim alanındaki firmalar. Ayrıca teknoparklarda da KOBİ varlığı var. Büyük firmalar, özellikle savunma sanayinde çekici güç olarak buralarda yer alıp, çevrelerinde onların iş paylaşacağı KOBİ ler olması doğru model olacaktır. Solmaz ın saptamalarına göre Türkiye deki KOBİ lerin sadece %15 i üniversite mezunlarının yönetiminde. Ülke kaynakları reel sektöre aktarılamıyor. Farkındalık yaratmak çok önemli bir süreç. KOSGEB Destek Formları doldurulurken firmalar eksikliklerinin farkına varıyor. Dijital imza ve e-servisler KOBİ lerin değerlendirmesi gereken önemli teknolojik fırsatlardır. Bir KOBİ yöneticisi olarak panele katılan Özgür Savaş Özüdoğru, kendi şirketinden örneklerle işleyiş hakkında bilgi aktardı. Akdağ Isıl İşlem de 40 personel çalışıyor, bunların %40 ı üniversite mezunu ve %20 si mühendis. Özüdoğru nun tespitlerine göre Türkiye de teknik eleman ücretleri çok düşük ve yenilikçi şirket sayısı az. Bunun yanısıra pazar araştırması zayıf, başarıya inanç yok ve farkındalık yaratılamıyor. KOBİ lerin teşvik edilme sürecinde KOSGEB daha tam anlamıyla teşvik süreci oluşumunu tamamlayamadı. Teknik eleman 14 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

14 panel maliyeti düşük ancak bu üretime yansımıyor çünkü nitel farklılıklar önemli bir sorun oluşturmaktadır. Şirket, bünyesindeki değişik branşlardaki mühendisleri eğiterek kullanıyor. Bu nedenle elemanlara doğru yerlerden doğru eğitimleri aldırmak gerekiyor. Şirketin kuruluşunda temel bilişim uygulamaları konusunda birikim yoktu ancak daha sonraki istihdam sürecinde bilişim teknolojileri bilgisi tercih edildi. Şirketin giderek büyüdüğü düşünülürse bilişim teknolojileri uygulamalarının önemi ortaya çıkmaktadır. Yurtdışı fuarlara KOSGEB desteğiyle katılınmakta. Ekonomik konjonktürdeki USD/Euro ile YTL değerlenme farkı ve maliyetlerin yükselmesi sonucu kar marjları düşmekte, bu süreci tersine çevirmek için AR-GE faaliyetlerine başlandı. Öz sermayenin düşük olmasına rağmen girişim motivasyonu devam etmektedir. Çıkış yolu olarak otomasyon ile verimlilik ve büyüme görülmektedir. KOBİ lere dönük strateji oluşturmuş firmalardan biri olan Microsoft firmasından Emre Teker bilişim sektörünün bakışını aktardı. Teker, KOBİ lerin Türkiye de girişimcilik boyutunda olduğu saptaması ile konuşmasına başladı. Bilgiye erişmenin ve kullanmanın en kolay yolu PC-internet kullanımı ve bu aynı zamanda dünyaya açılma olanağı yaratıyor. KOBİ ler çok kısıtlı kaynaklara sahip ayrıca AR-Ge nin zayıf olması diğer bir olumsuzluk. KOBİ ler yeterince donanımlı olmadıkları için anlama ve kavramada sıkıntı çekiyorlar. Nitelikli eleman olmadığı için kurumsallaşamıyorlar. Yeterli veri ve istatistik tutulmaması kayıt dışı bir ortam yaratıyor, maliyet muhasebesi yapılamıyor, nakit akışı görülemiyor. Bankalara giden KOBİ ler kayıtları yeterli değilse ve verdiği değerler düşükse kredi de alamıyorlar. Bu olumsuzluğu gidermek için bilginin doğru toplanmasından başlamalı. Toplanan bilgilerin paylaşımı, analizi yapılmalıdır. KOBİ lere E-devlet olanaklarının tanıtılması ve bunların kullanımına alıştırılmaları gerekiyor. KOBİ lerin elindeki olanakların daha iyi kullanılması yani verimlilik artışı sağlanmalıdır. Emre Teker, Microsoft un KOSGEB le sıfır faizli bir bilişim kredisi üzerinde çalışmakta olduğu bilgisini de verdi Soru ve yanıtlarla devam eden Panel de KOBİ lerin diğer sorunları da tartışıldı, konuşmacılar bu konularla ilgili görüşlerini de aktardılar. Sinan SUNAY (ECON 80) odtülüler bülteni 150 Mart

15 panel Ankara nın AB Gündemi AB Komisyonu tarafından düzenlenen Ankara nın AB Gündemi başlıklı panel 31 Ocak 2006 tarihinde gerçekleştirildi. Frederich Max Meyer in yöneticiliğini üstlendiği panelde, üç gazetenin Ankara temsilcileri Nur Batur (Hürriyet), Murat Yetkin (Radikal) ve Mustafa Balbay (Cumhuriyet), Avrupa Birliğine giriş sürecini geçmişi ve bugünü ile irdelediler. Panel, Dernek Başkanımız Prof. Dr. Metin Ger in dışarıda -10 derecenin altında soğuğa rağmen dinleyici sayısının yüksekliğine işaret eden hoşgeldiniz konuşması ile başladı. Nur Batur, 40 yıldır sürdürdüğümüz Avrupa Birliği tartışmasının önümüzdeki on yıl içerisinde sona ermesi umudunu dile getirerek Türkiye-AB ilişkisinin kaderini belirleyecek iki temel faktörün; kısa vadede Kıbrıs, uzun vadede ise AB nin sokaktaki insanı olduğunu belirtti. İlter Türkmen den dinlediği bir anekdotta Kıbrıs Barış Harekatından 2 yıl sonra, zamanın Dışişleri Bakanı Çağlayangil in Kissinger ile yaptığı konuşma sonrasında Kissinger ın Türkmen e dönerek Bakanınızla görüştüm. Sırada Yunan ve Rum Dışişleri Bakanları var. Daha sonra psikiyatristime gideceğim dediğini anlattı. Bu örnekte olduğu gibi 36 yıldır Kıbrıs konusunun zorlu bir sorun olduğunun altını çizerek, sorunun bir satranç oyunu halinde sürdüğünü, Kıbrıslı Rumlar ve Türkler de dahil olmak üzere Türkiye, İngiltere, Amerika ve Birleşmiş Milletler in oyuncuları olduğu oyuna AB nin 1996 da Gümrük Birliğine (GB) girişimizle katıldığını, GB ne girişimiz karşılığında Kıbrıs a AB yolunun açıldığını söyledi. Kıbrıs Cumhuriyeti ni kuran anlaşma gereği Kıbrıs ın uluslararası bir kuruluşa üye olabilmesinin ancak garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere nin birlikte olurları ile mümkün olacağını hatırlatan Batur, o tarihe kadar Türkiye olur vermediği için, AB nin Kıbrıs Cumhuriyeti nin tam üyelik başvurusunu kabul etmediğini, 1996 yılında Türkiye nin, GB ne girme istekliliği karşılığında Kıbrıs tavizini verdiğini vurguladı. Nur Batur konuşmasında, 1999 yılında Helsinki Zirvesinde akıllıca bir taktik izleyen Yunan tarafının Türkiye nin AB adaylığını engelleyen pozisyonları geri çekme karşılığında Kıbrıs Rum kesimi ile AB müzakerelerinin başlaması tavizini aldıklarını, zirve sırasında dönem başkanı olan Finlandiya Başbakanı ve Solana nın Ecevit e Kıbrıs ın hiçbir zaman AB-Türkiye ilişkilerini etkilemeyeceği güvencesini yazılı olarak verdiklerini, ancak AB nin geçmişte de verdiği hiçbir güvenceyi yerine getirmediğini söyledi. Bunda Türkiye nin izlediği utangaç politikanın etkisine işaret eden Batur, 3 Ekim sürecinde GB anlaşması gereği Yirmibeşler le imzalanan protokole karşın Kıbrıs Rum Cumhuriyetinin resmen tanınmayacağı, gemilerine ve uçaklarına limanların açılmayacağı yolunda deklarasyonun getirecekleri konusunda görüşünü açıkladı. Kıbrıs ta yapılan referandumun Türk tarafının dünyaya sorunu çözmek konusunda istekliliğini gösterdiğini ve referandumun psikolojik savaşta iyi bir hamle olduğunu belirtti. Türkiye nin 16 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

16 panel konjonktürel ve stratejik açıdan önemine rağmen AB üyeliğinin anahtarının sokaktaki Avrupalı da olduğunu yineleyen Batur, Kıbrıs ta bugünden her türlü kozu elimizden bıraktığımız taktirde 10 yıl sonra üstelik Kıbrıs ı da yitirmiş olacağımızı belirterek konuşmasını tamamladı. Murat Yetkin ODTÜ lü olarak panele katılmanın kendisini ayrıca memnun ettiğini belirterek konuşmasına başladı. Stratejik bir manevra olarak değerlendirdiği 2004 manevrasının sonrasında politika değişikliğinin ortaya çıktığını söyledi. Serdar Denktaş ın 2008 yılında Rum tarafında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin görüşmeleri sonlandırabilecek, planı ortadan kaldırabilecek sonuçları olabileceğine dikkat çekilen analizini anımsattı. Kıbrıs konusunun önemi yanında Kürt meselesinin kriter olarak ortada görünmemesine rağmen pek çok kriteri etkilediğini, Türkiye nin Orta Doğudaki konumu ile bağlantılı olduğunu aktardı. Ankara da bununla ilgili olarak kapsamlı bir politika değişikliği yapılması çalışmalarının işaretlerinin alındığını söyleyerek devam eden Yetkin, AB süreci ile bağıntılı olarak bizim kendimize karşı yaptığımızı düşündüğü haksızlıklardan sözetti.1980 darbesi sonrasında olanların AB ile ilişkilerimize etkilerini hatırlattı.1981 de bir bakıma Yunanistan ı kurtarmak amacı ile Birliğe kabul ettiklerini, Türkiye ile ilişkilerinin 1987 de tekrar düzelmeye başladığını belirtti. Kurucu üyeleri arasında bulunduğu Türkiye İnsan Hakları Vakfı nın girişimleri ile 10 yılda yüzlerce işkence mağdurunun tedavi edildiği, artık benzer vakaların çok azaldığını söyledi. Demokratikleşmeden çok, yaşamımızı ilgilendiren somut konularda örneklediği TMMOB tarafından gerçekleştirilen mühendislerin diplomalarının eşdeğerliliğinin kabulü çalışmalarının doktorlar için de gerekeceği doğrultusunda görüşünü, anatomi laboratuvarı olmayan bir çok tıp fakültemiz bulunduğunu aktardı. Kendimize yaptığımız haksızlıklara örnek olarak Balbay la birlikte bir telif ihlaline karşı dava açabilmelerinin yeni telif yasaları sayesinde gerçekleştiğine değindi. Tarihte en başarılı barış içinde kalkınma projesi olarak değerlendirdiği AB nin, Kıbrıs Rum Cumhuriyetini kabul ederek kendini zor duruma soktuğunu söyledi. Çağlardır ilk kez, 50 yıldır savaş görmeyen Avrupa nın 1 Mayıs 2004 de çok büyük bir toprak ihtilafı ithal ettiğini belirten Yetkin, Batur un dış politikamızın utangaçlığı konusunda dile getirdiği görüşüne gönderme yaparak utangaçlığın nedeninin, ortaya dökülmesini istemediğimiz kusurlarımız olabileceğini, bunlar arasında Türkiye nin en büyük sorunu olarak değerlendirdiği yargıda yaşanan sorunların kaynağında bir dizi hiç dokunulmamış sorunun toplumun katmanlarında tartışılmadan yasalaşması ve bu hızlı dönüşümün sancılarının yaşanmakta olduğunu belirtti. AB karşısında verdiğimiz taviz lerin karşılığında aldıklarımızı değerlendirirken politikanın bakkal hesabı olmadığı, bazen on yıla sığan günler olduğunu unutmamak gerektiğini anımsatarak konuşmasını tamamladı. Mustafa Balbay, Türkiye-AB ilişkilerini salondaki izleyiciler ve konuşmacıların konumuna benzeterek girdiği konuşmasını son dönemde olan gelişmelere ağırlık vererek sürdürdü. AB ye girmek için Türkiye dışında en fazla bekleyen adayın 14 yıl beklediğini, Türkiye nin 40 yıl bekleme ile artık malülen emeklilik süresini aştığını, bu sürede sayısız iktidar değiştiğini söyledi. 70 li yıllarda yaşananlara katılmakla birlikte, o dönem başvursak bile Avrupa nın iki yüzlü tutumu nedeni ile sonuçların bu gün kestirilemeyeceği görüşünü dile getirdi. AKP nin sürece yaklaşımında üç hedefi olduğunu, bunlardan ilk ikisinin gerçekleştiğini belirtti. Balbay, AKP nin birinci hedefini iktidar mücadelesini AB sürecine oturtarak iktidara çıkma ve iktidarda kalmak için AB yi basamak olarak kullanma; ikincisini asker, cumhurbaşkanlığı, yargı gibi iktidarına karşı önyargılı bulduğu kurumları geriletme; üçüncüsünü de AB yi kullanarak tabanının isteklerinin özgürlükler adı altında tek tek alınması olarak tanımladı. AKP AB kurumları içinde reformcu olarak kendisini tanıttığı bir politika izledi. Devlet kurumları AB sürecine zarar vermemek için kendi konumlarını yeniden sorgulayarak zaman zaman kendi duruşlarını değiştirmek zorunda odtülüler bülteni 150 Mart

17 panel kaldılar. Üçüncü hedef için atılan ilk adımın konusu türban umulduğu gibi AB de özgürlükler çerçevesinden kabul görse idi nirengi noktası olarak tavır sürdürülecekti diyen Balbay, Temmuz ayında AB nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin türban takılması takmayanlar üzerinde baskıdır, diye özetlenecek bir karar almasıyla birlikte bundan sonra AKP iktidarının AB açısından ciddi bir adım atacağını beklemediğini ifade eden Balbay, tarama süreçleri ve o süreçlerin beraberinde yapılması gerekenlerin çoğunun AKP tarafından benimsenmediği görüşünü dile getirdi. Türk Ceza Yasası nın AB ye uyum sürecinde geçmişte hazırlanan taslağının Meclis önüne konulması ve sonrasında kurulan üç kişilik komisyonla hazırlandığını ve uygulamada altı ay içerisinde eskidiğini belirten Balbay, yasanın AB reformu olarak yorumlanabilirliğini sorguladı. Üçüncü hedefte türban kararının ardından bir adım daha atılmasını beklemediğini eklerken AKP nin soru işaretleri içeren tutumunun AB ve Türkiye içerisinde tartışılmaya başlanıldığını söyledi. AKP nin Kıbrıs ve diğer önemli konularda Türkiye ile paylaşmadığı bir gündemi olduğunu düşünen Balbay, kamuoyunun paylaşılmayan gündem örneklerini Annan la görüşmede olduğu gibi geçmişte görmüş olduğunu söyledi. İngilizlerin bizim hiçbir zaman ezeli dostlarımız ya da düşmanlarımız olmadı ama ezeli çıkarlarımız oldu sözlerinin dış politika yaklaşımımızda göz önünde bulundurulması gerektiğini, AB ye hayır Avrupa ya evet politikası üretebileceğini dile getirdi. Türkiye nin 200 den fazla Avrupa kurumuna üye olduğunu anımsattı. Türkiye nin mecburuz politikasını bir kenara bırakıp bir uygarlık projesi olarak AB ye yaklaşması gerektiğini söyledi ve AB nin bir çok isteğinin Türkiye nin gerçeklerine uymadığı görüşünü belirterek konuşmasını tamamladı. Panelin soru-yanıt bölümünde AB hedefinin her hangi bir iktidarın değil, devlet politikası olarak gündemimizde bulunduğu vurgulandı. AB de şimdiye kadar uygulanan üyelik sürecinden farklı olarak uygulamaya konulan Tarama Sürecinin getirdikleri, dış ticaretinin %52 sini AB ile gerçekleştiren Türkiye nin AB karşısında güçlü konumda olması için dış politikasında ilişkilerini zenginleştirmesinin gerektiği soru-yanıt bölümünde konuşulan bazı konular oldu. Sema KENDİR (EE 82) 18 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

18 çalışma gruplarından 2005 Aralık ayının sonundan başlayarak basın organlarında üniversitelerin iş arayan mezunlarına yönelik iş ilanlarını duyurmalarının yasaklandığına ve ilk uyarının ODTÜ ye yapıldığına dair haberler yer aldı. İş ilanlarının sanal ağ üzerinden yapılması da özel istihdam bürolarının faaliyet alanı kapsamında değerlendirildiğinden, bu uyarı dikkate alınmazsa ceza kesileceği ve web sitelerindeki kariyer merkezlerinin de kapatılacağı bu haberlerde yer alıyordu. Haberlere göre bu işlevi sürdürebilmek için Türkiye İş Kurumuna derhal başvurarak özel istihdam bürosu izni alınması gerekiyordu. Özel istihdam bürolarının yasal bir zemine oturması 5 Temmuz 2003 gün ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Türkiye İş Kurumu Kanunu ile 19 Şubat 2004 gün ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Özel İstihdam Büroları Yönetmeliği ile sağlanıyor, daha önce kamunun tekelinde olan iş edindirme faaliyeti özel sektöre de açılıyordu. Bu aşamada, yeni yasal düzenlemenin gerekçeleri ve izlenen süreç konusunda bilgi aktarmak istiyoruz. Türkiye İş Kurumu Kanunun gerekçesinde (1) özetlendiği gibi, Türkiye de iş ve işçi bulma hizmetleri ile ilgili ilk düzenleme 1936 yılında yürürlülüğe giren 3008 sayılı İş Kanunu ile yapılmış. İlgili yasa ile bu hizmetin kamu görevi olarak devlet eliyle yürütülmesi kararlaştırılmış, 1946 yılında çıkartılan 4837 sayılı yasayla İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğü kurularak bu görev İş ve İşçi Bulma Kurumuna verilmiş yılına kadar sürdürülen uygulamada, İş ve İşçi Bulma Kurumunun faaliyet alanları hükümetin imzaladığı Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) sözleşmeleri çevçevesinde belirleniyor. Ancak, bu yıla kadar kurumla ilgili yasal düzenlemeler yapılmıyor. Kurumun asli görevleri, ilk kez 1971 tarihli 1475 sayılı İş Kanununda belirtilmiş. Türkiye İş Kurumu Kanunu 2003 yılında kabul edilinceye kadar da iş edindirme faaliyeti yasal olarak İş ve İşçi Bulma Kurumu eliyle kamunun görevi olarak sürdürülmüş. Bu zaman zarfında imzalanan çeşitli sözleşmelerle ilgili bazı yasal düzenlemeler yapılmakla birlikte eksikler de var. Hakkında düzenleme yapılmayan konulardan birisi de ücretli iş bulma büroları. Türkiye ücretli iş bulma büroları hakkında 96 nolu sözleşmeyi 1951 tarihinde 5835 sayılı yasa ile kabul etmiş. Anadolu Üniversitesi öğretim görevlisi İsmail Bircan, bu sözleşme kabul edilirken (üye ülkelerin iç hukuklarında uygulayacakları iş aracılığı sistemi konusunda seçim hakkı veren düzenlemeden yararlanarak) iş ve işçi bulmaya aracılık faaliyeti alanında herhangi bir devlet tekeli öngörmeyen ve kamu istih- dam kurumları yanında özel istihdam kuruluşlarına da yer veren ve II. Bölüm hükümlerine göre oldukça esnek hükümler içeren III. Bölümünü onaylandığını belirtiyor. (2). Ancak, 2003 yılında İş Kurumu Yasası çıkıncaya kadar, yürürlükteki mevzuatta konu ile il- gili herhangi bir düzenleme bulunmadığından, yasal bir boşluk sözkonusu. Ankara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi nden Prof. Dr. Nurhan Süral, Avrupa Birliği Adalet Divanının iş bulma faaliyetinin Devlet tekelinde bir faaliyet olamayacağına dair iki önemli kararı bulunduğunu belirtiyor(3). Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin gündeme gelmesi ile birlikte hız kazanan uyum çalışmaları çerçevesinde bu alanda da serbestleşme ve yeni bir örgüt yapısı kurulması amacıyla yeni bir yasal düzenleme yapılması öngörülerek Türkiye İş Kurumu Kanun Tasarısı hazırlanmış, hazırlanan tasarı ile özel istihdam bürolarının kurulması da yasallaştırılması amaçlanmış. Tasarının gerekçesinde; Türkiye de iş ve işçi bulma faaliyetlerinin yasal olarak kamu tekelinde olmasına karşın yeni yasa çıkıncaya kadar iş ve işçi bulma faaliyetinin özel firmalarca yapıldığı, konu ile ilgili bir yasal düzenlemenin bulunmamasından dolayı bu fi r maların denetlenmelerinin mümkün olamadığı, tarihinde T.C. Hükümeti ile Dünya Bankası arasında imzalanan ve tarihinde yürürlüğe giren İkraz Anlaşması kapsamında uygulamaya konulan İstihdam ve Eğitim Projesinin ikinci alt bölümü olan istihdam hizmetlerinin çeşitlendirilmesi, odtülüler bülteni 150 Mart

19 çalışma gruplarından istihdam hizmetlerindeki devlet tekelinin kademeli olarak kaldırılması ve özel istihdam bürolarının faaliyete geçmesiyle ilgili çalışmaları kapsadığı belirtiliyor. Kısacası çıkartılan bu yasa ile ILO ve AB mevzuatına uyum sağlanması ve iş ve işçi bulma faaliyetlerinin kurum yanında özel istihdam büroları eliyle yürütülmesine yasal zemin hazırlanırken özel büroların faaliyetlerinin denetlenmesinin de kurumun müfettişleri eliyle yapılması kayıt altına alınması amaçlanmış. Bu durumda, Derneğimiz Konsey İş Merkezi nin de aynı kapsamda değerlendirilebileceği düşüncesiyle Hukuk Müşavirimizden izlenmesi gereken yol hakkında bilgi istenmesi dileğimizi Yönetim Kuruluna ilettik. Hukuk Müşavirliği, yaptığı inceleme sonucunda yasa ve yönetmeliğin hükümlerine göre benzer işlem ve taleplerin Derneğimize de yöneltileceğini, bunu aşmak için yasal bir süreç başlatılmasını ve olası herhangi bir ceza işlemine karşı önlem olarak, yasal süreçte sitenin hizmet dışı bırakılmasını önerdi. Sürecin ilk aşaması olarak Bilgi Edinme Yasası çerçevesinde yapılacak başvuru ile Türkiye İş Kurumundan resmi bir değerlendirme yazısı alınmasını ve buna dayanarak yönetmeliğin iptali için dava açılması gerektiği yolunda görüş bildirdiler. Yönetim Kurulumuz Konsey İş Merkezi sitesinde Derneğimizce yürütülmekte olan faaliyete ilişkin olarak, 18 Ocak 2006 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye İş Kurumu İstihdam Dairesi Başkanlığına bir başvuruda bulunarak bu faaliyetimizin 5 Temmuz 2003 gün ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Türkiye İş Kurumu Kanunu ile 19 Şubat 2004 gün ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Özel İstihdam Büroları Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde özel istihdam bürosu kapsamında değerlendirilip değerlendirmediğini sordu. Türkiye İş Kurumu İstihdam Dairesi Başkanlığının başvuruya ilişkin 27 Ocak 2006 tarihli yanıtında: özel istihdam bürosu kavramı, gerçek ve tüzel kişiliklerce; - doğrudan ya da dolaylı, - gelir amacı olsun, olmasın - sadece bu amaçla ve/veya diğer faaliyetlerin yanı sıra, - işyerinde ve/veya internet üzerinden, - bağımsız ya da ek olarak sadece bu amaca yönelik olarak yayımlanan gazete, dergi, vb. yayınlar aracılığı ile, - tam ya da kısmi zamanlı işlerde, yapılan iş ve işçi bulmaya yönelik aracılık faaliyetlerini kapsamaktadır denilmekte ve aşağıdaki değerlendirmeye yer verilmekteydi. Bu itibarla, iş ve işçi bulmaya aracılık faaliyeti yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişilerin öncelikle İŞKUR a izin başvurusunda bulunmaları, Kanunda yer alan bilgi ve belgelerin yanı sıra banka teminat mektubu vermeleri yasal bir zorunluluktur. Ancak, 1982 Anayasası na göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir sosyal hukuk devleti dir ve Anayasa nın 48. maddesine göre çalışma ve sözleşme özgürlüğü bulunmaktadır. Bunun yanında, KİM sitesinde yürütmekte olduğumuz faaliyet ne ticari bir faaliyettir ne de özel istihdam bürolarının sürdürdüğü düzeyde ve biçimde yapılandırılmıştır. Konsey iş Merkezinin amacı tüzüğümüz uyarınca ODTÜ lülerin biraraya gelebileceği ve işbirliği oluşturabileceği bir platform Hukuk Müşavirliğimizden gelen önerinin KİM Çalışma Grubunca da benimsemesi üzerine KİM sitesinde sürdürülmekte olan faaliyetlerle ilgili bir yasal girişimi başlatmadan önce Üniversitemizin de Kariyer İş Merkezinin de benzeri bir işlev sürdürdüğü ve karşı karşıya kaldığı zorlukla ilgili yasal bir girişimde bulunup bulunmayacağını öğrenmek ve eğer böyle bir girişim olacaksa yasal sürecin işbirliği içinde sürdürülmesi amacıyla Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Ger, Üniversiemiz Rektör Yardımcısı ve Kariyer Planlama Merkezi Başkanı Prof. Dr. Okan Tarhan ile bir görüşme yapmıştır. Sayın Okan Tarhan konuya gösterdiğimiz duyarlılığa teşekkür ederek, Kariyer Planlama merkezinin faaliyetlerinin Derneğimiz KİM sitesi faaliyetlerinden farklı olduğunu, bu kapsamda Türkiye İş Kurumundan gelen uyarı yazısında web üzerindeki faliyetlerin durudurulacağının belirtildiğini, Kariyer Planlama Merkezinin faaliyetlerinin durudurulmasının sözkonusu olmadığını ve konu sadece ODTÜ yü değil tüm Üniversiteleri ilgilendirdiğinden YÖK ün devreye girmesinin istendiğini belirterek, şimdilik yasal bir girişimde bulunmayacaklarını ancak, Kariyer Planlama Merkezine ceza gelmesi halinde yasal yollara başvurulacağını dile getirmiştir. Yönetim Kurulu 20 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

20 çalışma gruplarından sunmaktan ibarettir. Bu nedenlerle, Türkiye İş Kurumu İstihdam Dairesi Başkanlığından başvuruya yanıt olarak gelen yazıya dayanarak ve Hukuk Müşavirliğinin de görüşü doğrultusunda Ankara İş Mahkemesinde, ilgili yönetmeliğin iptali yönünde Derneğimizce bir dava açılması yönündeki dileğimizi Yönetim Kurulumuza ilettik. KİM Çalışma Grubu (1) ss137m.htm (2) id=74&id=5 (3) id=1220&id=68 ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI ODTÜ Mezunları Derneği tarafından 5 yıl önce başlatılan Öğrenci Danışmanlığı Programı her geçen gün katılımcılarıyla büyüyor. Üniversitemiz öğrencilerini geleceğe giden yolda kendilerine abla/ağabey/arkadaş olacak birer mezunla tanıştırma amacıyla oluşturulan bu programla yaratılmaya çalışılan, mezunların deneyim ve bilgi birikimlerini arkadaşça bir ortamda öğrencilere aktarabilmesidir. Öğrencilerin de bu arkadaşlıkta üstlerine düşen sorumluluğu taşımasıyla nesiller arası iletişim ortamının oluştuğu bir ODTÜ lü ailesi kurabilmek, birbirimizi daha iyi dinler ve anlar hale gelebilmek ve ODTÜ lü ruhunu yaşatabilmek de programın hedeflediği amaçlar arasındadır. Programa hem danışman (mezun) hem de danışan (öğrenci), gönüllülük esasıyla başvurmaktadır. Danışman, kendisiyle eşleştirilen öğrenciye yoğun iş temposu, aile hayatı ve sorumlulukları arasında zaman ayırarak, öğrenciyle buluşarak, e-posta ya da telefonla arayıp sorarak, onun geleceğe iyi hazırlanması yolunda arkadaş olmak için gönüllülüğünü bildiren kişidir. Bu çerçevede yakın çevresine gösterdiği özeni danışmanı olduğu öğrenciyle ilişkilerine gönüllü olarak yansıtır. Durmaksızın katılımcılarıyla büyüyen Öğrenci Danışmanlığı Programı nda bugün itibariyle 784 öğrenci 535 mezunla birebir görüşmekte, geçen 5 yıl içerisinde programa katılarak mezun olan öğrenci sayısı ise 450lere ulaşmaktadır. Sizlere zaman zaman destek çağrısında bulunmaktayız. Danışman gönüllülüğünün önemi, sırada bekleyen, taleplerine cevap vermekte zorlandığımız öğrencilerin sayısının artmasıyla daha da fazla fark edilmekte, danışman sayımız artan öğrenci talebine karşılık maalesef yetersiz kalmaktadır. Öğrencilerin yüz yüze tanışma, görüşme tercihi yanında okudukları bolümden mezun bir danışmanla esleşme talebi de bizim talepleri istenen kolaylıkta karşılamamızı engelliyor. Ankara dışında ve yurt dışında olan mezunlarımız bu programa, elektronik ortam esaslı bir görüşme olacak şekilde isterlerse bir öğrenci ile esleşerek ve yanı sıra programdaki herkesin üye olduğu iletişim grubuna üye olarak destek verebilirler. Özellikle Ankara da yasayan mezunlarımızın ise hangi bolümden mezun olurlarsa olsunlar gönüllülüklerine çok ihtiyaç var. Verimli bir paylaşım olabilmesi amacıyla en fazla 5 öğrenciye danışmanlık yapabilirsiniz. Daha önce gönüllülüklerini iletmiş ve birer öğrenciyle eşleşmiş olan mezunlarımız da danışmanlık yapabilecekleri öğrenci sayısını arttırmak suretiyle bu ihtiyacın karşılanmasına katkı verebilirler. Su anda mezun olduğunuz bölümle ilgili bir is yapmıyor olabilirsiniz ya da okuldan yeni mezun olmuş olabilirsiniz. Lütfen bu gibi durumlar sizi danışman gönüllüsü olmaktan alıkoymasın. Yeni mezun arkadaşlar arasında iş tecrübem yok ya da henüz danışmanlık yapabilecek tecrübeye sahip değilim seklinde düşünenler olabilir ama onlar da özellikle öğrencilerin üniversite ortamına alışamama, başka bir şehre taşınma nedeniyle derslerine uyum sağlayamama ve hatta okuldaki sosyal aktivelere yönlendirilme gibi durumlarda öğrencilerimize arkadaş olabilirler. Mezun olduğu bölümden farklı bir iş yapanlar da üniversitede aldıkları formasyonun hayatta başarılı olmaya katkısını örnekleyebilmenin yanı sıra, kendi arkadaş çevreleri desteğiyle mezun olduğu bölümüyle ilgili meslekler hakkında da fikir verebilirler. Programda hedeflenen asıl olarak ODTÜ lü iletişimini ve dayanışmasını oluşturmaktır. Ayıracağınız zamanın boyutu, iletişimin şekli ise tümüyle eşleşeceğiniz öğrenciyle size bırakılmaktadır. Önemli olan öğrenciye istediği zaman sizi rahatlıkla arayabileceği güvenini vermek, aileden biri olduğu duygusunu ona hissettirmektir. Geleceğe daha güvenli hazırlanmasına yardımcı olmaktır. Danışanların inançlarını, duygularını, güdü ve amaçlarını anlayarak amaçlarını ve seçeneklerini geliştirmek, fark ettirmek için onlara destek olabileceğinize inanıyorsanız gönüllülüğünüzü en kısa zamanda web adresimizde yer alan Danışman Bilgi Formu nu doldurarak bize ileteceğinize ve iletişim ve dayanışma ortamına katkı vereceğinize inanıyoruz. Uygulamaya ilişkin karşılaşabileceğiniz sorulara da yine belirtilen adreste yanıt bulabilirsiniz. Katkılarınız ve işbirliğiniz için şimdiden teşekkür ederiz. ODTÜ Mezunları Derneği KİM Çalışma Grubu Öğrenci Danışmanlığı Programı odtülüler bülteni 150 Mart

21 içimizden biri gezilerden önce dersime iyi çalışıyorum Bültenimizin Şubat sayısında Hocam İnecek Var dizisinin 50. yazısı yayınlandı. Bu köşede yayınlanan yazılar bazı yeni eklemelerle de zenginleştirilerek, 2005 yılında Derneğimiz tarafından kitap olarak bastırıldı ve Burs Fonu yararına satışa sunuldu. Dizi yazımızın yazarı M. Bülent Varlık (ECON/STAT Ocak 76) ile yaptığımız röportajı aşağıda sunuyoruz. Kendinizden bahseder misiniz öncelikle? 1953 yılında Ankara da doğmuşum. İlk ve orta eğitimimi Anadolu nun muhtelif yerlerinde tamamladıktan sonra, 1970 yılında, hayatımın belki de en doğru kararını vererek ODTÜ/İdari İlimler Fakültesi ne girdim. O zamanki sisteme göre 3. sınıfta Ekonomi/İstatistik Bölümü nü seçtim. Bu bölümden Ocak 76 da mezun oldum. Kısa bir süre Karayolları nda, ardından da 1987 ye kadar Gazi Üniversitesi/İletişim Fakültesi nde araştırma görevlisi olarak çalıştım. Daha sonra Türk Eximbank a geçtim. Bu kurumdan 2003 başında emekli oldum. Hocam, gezmeyi sevdiğiniz belli, peki gezdiğiniz bu yerleri böyle bir yazı dizisinde okuyucularla buluşturma fikri nasıl doğdu? Kitabın önsöz ünde de belirttiğim gibi, gezi notları yazma düşüncesi sevgili Nermin Fenmen Hocamdan çıktı. Beş-altı yıl kadar önce, ODTÜ mezunlarının yazıştığı bir ortamda Kars ve Ani harabelerinden söz eden birkaç satır yayınlanmıştı. Ben bunlara birkaç satır ekledim. Bir başka arkadaş da katkıda bulundu. Bülten yöneticisi olan Nermin Hocam, yazıları birleştirip yayınlamak istedi. Konu ile ilgili olarak bir görüşme yaptık ve sonuçta Bülten e her ay gezi notları hazırlanması ihale si üstüme kaldı! Bu hoş ve zevkli ihale sonucu, 100. sayıdan bu yana Bülten e düzenli olarak gezi notları yazıyorum. Ne zamandan beri geziyorsunuz? Nereleri tercih ediyorsunuz? İlk planlı gezimi 1971 yılında gerçekleştirdim. Ama, özellikle son yıldır geziler oldukça arttı. Mümkün olduğunca kenarda kalan ve az bilinen yerleri gezmeyi seviyorum. Söz gelimi, sanırım Siirt ve Tillo üzerine gezi notları yayınlayan ilk yazarlardan biriyim! Daha doğru dürüst ne bileyim Bodrum u, Antalya yı gezmedim ama Karadeniz e, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ya birkaç gez gittim. Şüphesiz ki, öyle üç-beş gezi ile bir yörenin tamamen görülmesi, gezilmesi mümkün değil, her seferinde, her mevsimde yeni şeyler bulunuyor. Yazılarınızı nasıl hazırlıyorsunuz? Hemen söyleyeyim, gitmeden önce dersime iyi çalışıyorum. Gideceğim yöre ile ilgili bulabildiğim temel kaynakları inceliyorum. Seyahatnameler, gezi rehberleri, bölge üzerine yazılmış kitaplar bunlar arasında ilk sıralarda gelmekte. Ayrıca yanımda her zaman kalem-kağıt bulunduruyor, dikkate değer bir bilgiye ulaşırsam hemen not alıyorum. Bu arada, gezdiğim yerlerde yayınlanmış eserleri de mümkün olduğunca temin etmeye çalışıyorum. Örneğin, son yaptığım Mardin-Midyat gezisinden ondan fazla kitapla döndüm. Doğrusunu söylemek gerekirse, yazıları hazırlamanın zor olan kısmı, bir yöreyi yaklaşık 22 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

22 içimizden biri olarak iki sayfa ile anlatmak. Kısaca da olsa, tarihten, söylencelerden, yemeklerden, sivil mimariden, tarihi eserlerden, müzelerden sadece iki sayfada bir şeyler yazmak gerçekten biraz zor oluyor! Çektiğiniz resimlerde birkaç nokta dikkatimizi çekiyor; bir kapı tokmağı, bir minare, bir saat kulesi ve bir çiçek, neden özellikle bunlar? Gezdiğim yerleri fotoğraflamaktan, belgelemekten hoşlanıyorum. Bu çerçevede gezdiğim yere özgün görüntüleri çekmeye çalışıyorum. Çünkü, özellikle kültürel ögeler gün geçtikçe yok oluyor. Ne bileyim, Kapadokya, 40 yılda o kadar değişti ki! Ya da, ilk kez dört yıl önce gezdiğim Hasankeyf de bulunan Zeynel ağabeydin Bey Türbesi, geçen yıl öyle bir restore edilmiş ki, daha baraj yapılmadan çökerse şaşırmam. Aynı durum, doğa için de geçerli. Karadeniz sahil yolunun inşası ile doğa inanılmaz ölçüde tahrip edildi ve ediliyor. O nedenle, bugün var olanların bir şekilde belgelenmesi gerekli. Tabii, meslekleri gereği bu işleri yapanlar var, ama ben de kendimce katkıda bulunmak istiyorum. Bu arada size bir sır vereyim. Ben fotoğraf çekmeyi bilmiyorum! Elimde iyi bir makine var, onun otomatik ayarı ile çekiyorum fotoğrafları! Laf aramızda, uygun bir zaman bulursam fotoğraf kursuna gitmeyi çok istiyorum. Artık Hocam İnecek Var bir gezi rehberi olarak raflarda yerini aldı, kitaplaştırırken neler düşündünüz? Önce bir düzeltme yapayım; Hocam İnecek Var bir gezi rehberi değil. Son derece sınırlı sayfa sayısı içinde daha çok küçük notlardan oluşan, mümkün olduğu kadar sıkıcı olmamasına özen gösterilen bir kitap. Rehber olması için profesyonelce bir ekip çalışması yapmak gerekir. Başlangıçta, notların bir kitap haline dönüşmesini düşünmemiştim, ancak yazılara ilgi olduğunu görünce, Derneğimizin kuruluşunun 40. yılını da dikkate alarak Yönetim e bütün geliri burs fonu na bırakılmak üzere bir kitap hazırlanmasını önerdim. Onlar da kabul edince, ortaya bu kitap çıktı. Kaç cilt yayımlamayı düşünüyorsunuz? Şimdilik planlanmış bir şey yok. Ben gezdiğim, Dernek de basmayı kabul ettiği sürece artık kaç cilt olursa o kadar olacak! Türkiye, gerçekten olağanüstü güzel, renkli, zengin bir ülke. Öyle üç sene-beş sene gezmekle bitmez. Klasik bir ifadeyle, belki bir ömür bile yetmez. Ama, eğer yayınlanacak olursa ikinci kitabın olarak ağırlıkla Doğu Karadeniz i kapsamasını istiyorum. Başka eserleriniz de var mı? Bülent Varlık Bu soruya yanıt vermek için ayrı bir söyleşi yapmamız gerekir herhalde. İlk araştırmam 1968 de, ilk kitabım da 1976 da yayınlandı. Hoş bir tesadüf herhalde; ilk kitabımı ODTÜ-İFÖD (İdari İlimler Fakültesi Öğrenci Derneği) yayınlamıştı, son kitabımı da ODTÜ Mezunları Derneği. Bu arada, hemen belirteyim, İmalat-ı Harbiye nin kuruluşunda yer alan, bir ara milletvekilliği yapan Ali Tunalı nın hayatı üzerine olan kitabım da yakında Toplumsal Tarih Vakfı yayınları arasında çıkacak. Neredeyse 40 yıldır, folklordan filateliye, emek tarihinden basın tarihine, bibliyografyadan biyografiye kadar geniş bir alanda 20 kadar kitap ve broşür ile yüzden fazla makale yayınladım. Ama, son dört yıldır aralıksız hazırladığım gezi notlarından çok zevk aldığımı itiraf etmem gerekir. Hocam, teşekkürler. Ben de teşekkür ederim. Röportaj: Feride Özlem EKİZ (CHEM 04) odtülüler bülteni 150 Mart

23 vişnelik te bu ay mart 13 Mart itibariyle Tesisimiz Pazartesi akşamları da hizmetinizdedir. her salı Salı Sürprizleri: Her hafta belli çeşitlerimizde inanılmaz indirimler var! her çarşamba Açık Büfe Akşam Yemeği Üye: YTL Katkı Paylı Üye: 15.-YTL vişnelikte farklı lezzetler 15:00 a kadar vereceğiniz Pekin Ördeği, Fırında Yayla Tavuğu, Hindi, Kuzu Tandır ve Balık siparişlerinizi 19:30 dan itibaren Derneğimizde konuk olarak alabilir ya da paket olarak evinize götürebilirsiniz. organizasyonlar Özel yemekler, kokteyller, kurumsal seminer, toplantılar, doğum günü, nikah, nişan organizasyonları için Vişnelik Tesis İşletmemiz her zaman hizmetinizdedir. her perşembe Balık Sofrası Açık Büfe Deniz Ürünleri Üye: 20.- YTL Katkı Paylı Üye: 16.-YTL her cuma/cumartesi Canlı müzik eşliğinde alakart menümüze ilave olarak ekonomik fi y atlarla özel menü seçeneği sunulmaktadır. Rezervasyon sırasında bilgi almanızı öneririz. her pazar 10:30-13:30 Açık Büfe Kahvaltı Üye: 15.- YTL Katkı Paylı Üye: 12.-YTL 0-6 Yaş: Ücretsiz 7-12 Yaş: 10.-YTL 7-12 Yaş Katkı Paylı: 8.-YTL hafta içi her gün 12:30-13:30 Açık büfe öğle yemeği 9.- YTL 10.-YTL (1 Adet Alkolsüz içecek dahil) Rezervasyon Rezervasyonlarınızı e-posta yoluyla kolaylıkla yapabilir ve hemen onay alabilirsiniz. Rezervasyonlar, rezervasyon saatinden yarım saat sonrasına kadar tutulur. Geç kalınması durumunda lütfen rezervasyon birimini bilgilendiriniz. Rezervasyon ve bilgi için saat 10:30-22:00 arası / ve no lu telefonlarımızı arayabilirsiniz. birlikte size özel menüler hazırlayalım Vişnelikte kullanılan menülerin dışında sizin istediğiniz, düşündüğünüz, yakınlarınıza ve misafirlerinize sunmak istediğiniz hemen herşeyi hazırlayabilirsiniz. Bunun için ziyafet sorumlumuz İsmail Kayaarslan ve mutfak şefimiz Muhlis Baysal ile görüşmeniz yeterli. Telefonlarınızı bekliyoruz. 26 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

24 etkinlik izlencesi mart 5Pazar 19:30 İrlanda Gecesi 7Salı 19:00 ODTÜ Hour Ödenti Borcu Olan Üyelerimize Duyuru 6 18 Pazartesi Cumartesi 21 Salı 23 Perşembe 28 Salı Eğitim: AB Hibe Programları için teklif Hazırlama ve Proje Çevirimi Yönetimi 19:00 Wine Hour 19:00 Fotoğraf Sanatı Üzerine Bir Söyleşi İsa Özdemir 1Nisan Cumartesi Eğitim: AB Hibe Programları için teklif Hazırlama ve Proje Çevirimi Yönetimi Devam Eden Etkinliklerimiz Briç Kursu Mutfak Kursu Gitar Kursu Şarap Kursu Makyaj Kursu TSM Mezunlar Korosu Değerli Üyemiz, Derneğimiz 2005 yılı Mali Genel Kurulu nda, Tüzüğümüzün yıllık üyelik ödentilerinin tahsilatı ile ilgili bazı maddelerinde değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklikler kapsamında, geçmiş yıllara ait ödentilerini tamamlamayan üyelerimize yazılı bildirimler yapılmış yanıt vermeyenlerin üyelikleri askıya alınmıştır. Bu durumda olan üyelerimizin Mart 2006 sonuna kadar yeniden üye olmak için başvurmaları halinde üyelikleri Tüzüğümüzün geçici maddesi kapsamında yenilenecektir. Tüzüğümüzün geçici maddesinden yararlanmak isteyen üyelerimizin Üyelik Birimine ( / 1126 veya başvurabileceklerini hatırlatırız. Tüm etkinlikler için adresinden veya Derneğimizden ( ) ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz. odtülüler bülteni 150 Mart

25 hocam inecek var Antalya kaleiçi Son yılların en soğuk kışını geçirdiğimiz şu günlerde, içimizin biraz olsun ısınması için bu ay güneye, Antalya ya bir yolculuk yapacağız. Bu hava şartlarında güneş, kum ve denizin tadını çıkarmanın biraz zor olması nedeniyle kentin kalbi sayılabilecek, deniz ve kara surları ile çevrili Kaleiçi mahallesini gezeceğiz. Surların bir kısmı, günümüzde hala ayakta durmakta, ama biraz elden geçirilmeye muhtaç olduğu da hemen hissedilmekte! Kısa Tarih Antalya nın tarihi oldukça gerilere uzanmakta. Bölge, Lidyalıların, Perslerin, Makedonların yönetiminde kalmış, İskender in ölümünden sonra Bergama kralı II. Attalos un hakimiyetine girmiş. O dönemden itibaren kent, Attaleia, Adalia ve Adalya adlarıyla anılmış. Kent, daha sonraki yıllarda Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerini yaşamış. Kentin kurucusu sayılan II. Attalos un heykeli, bugün en işlek noktaların birinde bulunmakta. Ancak, kralın cinsel eğiliminin, çoğunluğunkinden farklı olması nedeniyle, bu heykelin epey uğraşlardan sonra dikildiğini de belirtelim. Hadrian Kapısı Kaleiçi ni gezmeye başlamanın en iyi yolu Hadrian Kapısı ndan geçmek. Cumhuriyet Meydanı ndan surların olduğu yöne doğru yürürseniz, kısa bir süre sonra onlarca dükkanın bulunduğu dönerciler içi ni geçip mermerden yapılmış kapıya ulaşabilirsiniz. Bu arada, yolda, muhtemelen II. Abdülhamit döneminde inşa edilen saat kulesini de görebilirsiniz. M.S. 130 yılında Roma İmparatoru Hadrian adına yapılmış olan kapı son derece görkemli bir eser. Uzmanlar, bu eseri Pamfilya nın en güzel kapısı olarak kabul etmekte. Yine uzmanların dediğine göre vaktiyle iki katlıymış, ama günümüzde ikinci kattan bir iz bile kalmamış! Olağanüstü derecede güzel oyma 28 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

26 hocam inecek var ve kabartma süslemelere sahip. Hadrian Kapısı, modern ve geleneksel Antalya yı birbirine bağlayan bir konunda. Bu arada hemen bir not: Anadolu nun birçok yerinde Hadrian adına yaptırılmış çok sayıda anıtsal eser görmek mümkün. Yaklaşık üçyüz yıl sonra bu tapınağın üzerine bir bazilika yapılmış. Bölgenin Müslümanlar tarafından fethedilmesinin ardından da camiye dönüştürülmüş. Ama, yöredeki siyasal gelişmelere paralel olarak yeniden kilise, Müslümanların kesin egemenliğinin ardından tekrar cami olarak kullanılmış yılında çıkan bir yangında büyük ölçüde harap olmuş, minarenin üst kısmı yıkılmış. Zaten adını da buradan almakta. Pagan, Hıristiyan ve Müslüman kültürlerini bir arada yaşatan bu önemli eserin bir an önce restore edilip ziyarete açılması galiba Antalya turizmine katkı sağlar. Yivli Minare Külliyesi Suna-İnan Kıraç Müzesi Hadrian Kapısından Kaleiçi ne girdiğinizde karşılaşacağınız işaret levhaları sizi ilk önce Suna- İnan Kıraç Müzesi ne götürür. Müze, iki yapıdan oluşmakta. İlki, geleneksel bir Antalya evi. Bu evin üst katında bulunan 3 oda yıl öncesinin günlük yaşantısını aksettirecek nitelikte bir etnografya müzesi olarak düzenlenmiş. Gerçekten güzel bir sunum yapılmış, öyle ki odaları gezerken her nesne teker teker anlatılıyor, gündelik yaşam canlandırılıyor, hatta sokaktan geçen satıcıların bağırışları, köpeklerin havlamaları bile duyuluyor! İkinci yapı ise Aya Yorgi adına inşa edilen Ortodoks Kilisesi. Kilisenin 1863 yılında tamir gördüğü bilinmekte. Burada özellikle Çanakkale ve Kütahya çinileri sergilenmekte. Resmi müzelerin aksine, burası Çarşamba günleri kapalı. Doğrusunu söylemek gerekirse, Yivli Minare, tam anlamı ile Antalya nın simgesi olan bir yapı. 38 metre yüksekliğinde bir Selçuklu eseri. Hemen yanı başında 1372 yılında yapılan bir cami yer almakta. Cami, Cumhuriyet in ilk yıllarında müze olarak da kullanılmış. Yine aynı alanda Gıyasettin Keyhüsrev Medresesi bulunmakta. Medrese günümüzde el sanatları ürünlerinin satıldığı ve sergilendiği bir merkez niteliğinde. Az ilerde de bugün güzel sanatlar galerisi olarak kullanılan mevlevihane ile iki türbe yer almakta. Kaleiçi Evleri Kaleiçi nin dar sokaklarında yer alan evler gerçekten görülmeye değer. Genellikle iki katlı olan evlerin üst katında bir de cumba bulunmakta. Cumbaların alt kısımlarındaki el işi son derece güzel bezemeler, bu evleri diğerlerinden farklı kılmakta. Muhtemelen savunma amaçlı olarak yapılmış olan Kesik Minare Kanımca, Antalya nın geçmişi ile ilgili en önemli eser Kesik Minare. Yapının çok ilginç bir geçmişi var. M.S. II. yüzyılda bir tapınak olarak inşa edilmiş. odtülüler bülteni 150 Mart

27 hocam inecek var Hıdırlık Kulesi, Selçuklu eseri olan Karatay medresesi ve yat limanı da Kaleiçi nde yer almakta. Hava müsait ise cüzi bir ücretle, Antalya nın o meşhur falezlerini görmek için tekne turu yapmak mümkün. öyküsü var başlarında Antalya yı işgal eden İtalyanlar çevreden topladıkları eski eserleri konsolosluğa getirmiş. Aynı dönemde bir öğretmen olan Süleyman Fikri [Erten], kendisinin müze müdürü olarak tayin edilmesini sağlamış, İtalyanlara tepki olarak derlediği eski eserleri küçük bir mescitte sergilemeye başlamış. İşgalin bitmesinden sonra konsolosluktaki eserleri de buraya taşımış. Bu arada küçük bir not: Süleyman Fikri Bey, 1930 lu yıllarda moda olan Anadolu nun en eski kavimlerinin bile Türk kökenli olduğu tezine şiddetle karşı çıkma cesaretini gösterebilmiş bir aydın. Antalya Müzesi 13 salondan oluşmakta. Bu salonlarda paleolitik dönemden başlayarak Antalya ve civarında bulunan çok sayıda eser sergilenmekte. Antalya Müzesi Şüphesiz ki, Antalya da mutlaka gezilmesi gereken yerlerden birisi, belki de en başta geleni Müze. Tartışmasız Türkiye nin en güzel birkaç müzesinden biri. Müzenin ilginç bir kuruluş Özellikle tanrı ve imparator heykellerinin, lahitlerin, ikonaların ve etnografik eserlerin sergilendiği salonlar gerçekten anlatılır gibi değil. Mutlaka ve mutlaka gezilmesi gerekir. Yeri gelmişken iki küçük not daha: Müzede çocukların vakit geçirebileceği bir salon da bulunmakta. Müzede birkaç eserin dışında fotoğraf çekmek serbest, bazı yerlerde de fotoğraf çekerken fl a ş kullanılmaması isteniyor, hepsi o kadar. Sonsöz Yerine Kaleiçi son derece canlı bir mekan. Eski evlerin bir kısmı restore edilmiş. Bazıları otel-pansiyon olarak kullanılıyor. Bir bölümü eğlence yeri, lokanta ve cafe olarak işletiliyor, çoğu da da aklınıza gelen her çeşit hediyelik eşyanın satıldığı dükkanlar haline dönüştürülmüş. Antalya nın Türkiye nin turizm merkezi olması nedeniyle yeme-içme konusunda hiçbir sıkıntı yok. Türk ve dünya mutfağının çeşitli örneklerini her yerde bulmak mümkün. Yolunuz Antalya ya düşerse, hiç değilse birkaç saatinizi Kaleiçi ne ayırmanızı öneririm. M. Bülent VARLIK (ECON/STAT 76) 30 odtülüler bülteni 150 Mart 2006 Fotoğraflar: M. Bülent VARLIK (ECON/STAT 76)

28 üyelerden HAYAT SINAV MI? SINAV HAYAT MI? Sınav sadece yaşamdaki deneyimlerimizden bir tanesi. Tüm yaşantımızda olduğu gibi bu yaşantımızı nasıl algıladığımız ve bu yaşantımızdan ne algıladığımız önemli. Sınav yaşantısının kaygıya dönüşmesi, kaygının belli seviyeye yükselmesi ve bizi engellemesi asıl üzerinde duracağımız konu. Ben kaygıyı bir tür termometreye benzetiyorum. Belli bir seviyede, oda sıcaklığı seviyesinde, kaygı yararlı diye düşünüyorum. Çünkü bu seviyedeki kaygının çalışmaya, öğrenmeye ve herhangi bir şeye adım atmaya teşvik eder yanı var. Fakat kaygının seviyesi fazla yüksek olduğunda kişide rehavet çöküntüsü, öğrenmeye, çalışmaya ya da yeni başlangıçlar yapmak için kişide motivasyon düşüklüğüne neden olması söz konusu. Burada yazacağımız konu ise kaygının seviyesinin yüksek düzeye çıkmış hali olacak. Belli bir düzeyin üstüne çıkan kaygı, kişinin öğrenmesini, öğrendiği bilgiyi kullanmasını engellediği gibi; kişide stres oluşumuna, bedensel, zihinsel ve fiziksel gerginlikler yaratmakta, psikosomatik belirtilere kadar gidebilmekte. Psikosomatik derken görüntüsü fiziksel, kökeni psikolojik olan örneğin baş ağrıları, mide ağrıları ve bağırsak problemlerini kastediyorum. Sınav kaygısı durumuyla bana gelen danışanlarımda kusma ve bağırsak bozukluklarına kadar birçok durumla karşılaşıyorum. Peki, sınav kaygısına nasıl yaklaşmalıyız? Bunun fi z iksel, ruhsal ve davranışsal olmak üzere üç boyutu var. Kaygıyla çalışırken bu üç boyutu da ele almamız gerekiyor. Kişi geçmiş yaşantısından örnekler alıyor (geçmişte yaşadığı başarısızlıklarını); bunları bugüne ve geleceğe genelliyor. Bundan sonra her yaşadığını geleceğe dönük kaygıya dönüştürüyor. Yapabilir miyim, yapamaz mıyım, başarabilir miyim, yetiştirebilir miyim, yetiştiremez miyim şeklinde kaygıya dönüşüyor bunlar. İşte bu başarabilir miyim başaramaz mıyım süreci kişinin düşünsel sürecini oluşturuyor. Bizi kaygıya götüren şeylerden biri düşünce biçimimiz. Epictetus un milattan önce söylediği gibi, sorun olayda değil, olaya bakış açımızda. Yani, sorun sınavda değil sınava bakış açımızda. Sınava bakış açımızı yaşantısal dönemimizde oluşturduğumuz düşünce sistemleri belirlerken, aynı zamanda modelleme yoluyla da bu bakış açısını elde ediyoruz. Anne- babamızın tutumlarından, öğretmenlerimizin tutumlarına kadar modelliyoruz bunları. Onların biz sınava hazırlanırken bize yaklaşımlarından ya da kişilerin kendi sınavlarına nasıl yaklaştığından yola çıkarak öğreniyoruz bunları. Çünkü çocuklar yaşayarak öğrenir. Düşünce Hataları Düşünsel boyutta çarpıtılmış düşünce hataları var. Bunların en önemli özelliği otomatik olmaları, saniyede ışık hızıyla zihnimizden geçiyor oluyorlar ve bizi engelleyici olmaları. Bizi şöyle engelliyorlar: bizim kaygı, korku yaratmamıza, depresyona girmemize sebep oldukları gibi bu halden çıkmamıza da engel oluyorlar. Bunlar aynı zamanda mantık dışı oluyorlar ve bizi gerçeklikten uzaklaştırıyorlar. Geçmişte odtülüler bülteni 150 Mart

29 üyelerden yaşadığımız bir başarısızlık gelecekte de olacak diye bir durum yok. Ya da aldığımız bir tek puan bizim değerimizi gösterir mi? Hayır. Bu anlamda gerçeklikten uzaklaştırıyorlar bizi. Sorgulamıyoruz bu düşünceler doğru mu yanlış mı diye. En önemlisi bu çarpıtılmış düşüncelerin öğrenilmiş olması. Biz bu negatif düşünceleri öğrendiğimiz gibi pozitif düşünceleri de öğrenebiliriz. Ancak, bunu engelleyen başka bir negatif düşünce sistemi var Türkiye de, buna Polyanacılık denip azımsanıyor. Bu anlamda yaptığımız çeşitli düşünce hataları var: Meli-malı şeklinde düşünmek: Ben asla hata yapmamalıyım şeklindeki düşünce sistemi bunlar. Böyle düşünülünce bunun dışına çıkmaya sebep olan ufak bir ihlal, insanların gözünde büyüyor ve olumsuz sonuca gitmeye neden oluyor. Böyle düşünen insanlar tercih ve zorunluluğu karıştırıyorlar. Üniversite sınavına girmek bir tercih olmalı; annemiz-babamız ya da toplum istediği için meli-malı zorunluluğu haline getiriyoruz aslında tercih olan şeyleri. Bu tarzda düşünen insanların yegâne yolu, istiyorum, istemiyorum, tercih ediyorum şeklinde düşünmek. Genelleme ve filtreleme hatası: Genelleme ve filtreleme yaparak etiketlemeye gidiyoruz. Genelleme hatasında, bütünle ilgili hiçbir fikrimiz yokken bütünün içinden bir parçayı alıyoruz bunu bütüne genelliyoruz. Mesela orta bir ve ilkokul beşteki iki sınavı alıp, ben öğrencilik yaşamımda hep başarısız olmuşumdur diye genelleme yapıyoruz. Genelleme içinde bir de etiketleme var başarısızlık gibi. Bunlar insanın adım atmasını engelliyor ve özsaygıyı olumsuz etkiliyor. Filtrelemede ise bütünle ilgili fikrim var ama bütünden bir parçayı alıyorum. Üniversite hazırlık süreci ya da lise süreci geçirmişim, o lise hayatımın içindeki bir başarısızlıkla ilgili sonuca gidip etiketleme yapıyorum. Ben hep başarısızım diyoruz. Buradaki tehlike bunun bir inanca, karara ve etiketlemeye dönüşmesi. Felaket tellallığı yapmak: Yaşadığımız küçük bir sorundan büyük, olumsuz bir sonuç çıkartmak. Örneğin aldığım bir sınav sonucundan değersiz olduğum sonucuna gitmek. Buradaki en önemli kısım, Acar Baltaş ın dediği gibi, sınavlar bilgimizin değerlendirildiği bir alanken biz onları kişiliğimizin değerlendirildiği bir alan gibi algılıyoruz. Gittiğimiz en kötü sonuç bu. Bu da bizim özgüvenimiz ve özsaygımızı sarsıyor. Ya hep ya hiç şeklindeki kutuplaşmış düşünceler: Bunlar olayları siyah ve beyazın içine koyup ara renkleri görmemektir. Ben ya başarılıyım ya başarısızım diye düşünüp kendimi bu iki sonuca sıkıştırıyorum. Üstelik başarı bir sonuç değil süreçtir. Süreçlerdeki tutumlar bizi, başarı gibi bir sonuca hazırlar. Süreçte karşılaştığımız şeyler, sadece bir engeldir. Bu engelleri aşmak öğrenmemizin bir parçasıdır. Ama bunları başarısızlık gibi kişiliğimize indirgediğimiz sonuçlar haline getiriyoruz. Hayata böyle bakan insan hayatının seçeneklerini görmüyor. Bu düşünce hatası iki seçeneğin arasına sıkışıp kalmamıza neden oluyor. Böylece kendimizi ve yaşantımızı sınırlıyoruz. Özgüven ve Özsaygı Yapılan düşünce hataları özgüven ve özsaygıda sarsılmaya yol açar. Özgüven, performansa dayalıdır. Bir konuda performans gösterdikçe özgüvenimiz artar. Ben yapabilirim duygusudur. Özsaygı ise bir konuda performans göstersek de göstermesek de kendimizin önemli ve değerli olduğuna yönelik inancımızdır. Üniversite sınavını kazansak da kazanmasak da, sivilcelerimiz olsa da olmasa da, boyumuz kısa olsa da olmasa da kendimizin önemli ve değerli olduğumuza dönük inancımız. Özsaygısı düşük olan insan, ben önemsizim, başkaları önemli ya da ben önemliyim, başkaları önemsiz şeklinde bakar hayata. Ben önemliyim, başkaları önemsiz şeklinde düşünenlerin egosu çok yüksek olabiliyor, kişi bencilliğe kaçabiliyor, bir sorun olunca karşı tarafı suçluyor ve yaşamda kendi payına düşen sorumluluğu üstlenemiyor. Ben önemsizim, başkaları önemli şeklinde bakan kişi ise çatışma çıkmaması için kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmekten kaçıyor. Yaşamda kurban rolü üstleniyor, yaşama katılmıyor. Yapamadıklarından dolayı kendini suçluyor. Bu tarz düşünce biçimi insanı kilitleyici ve yaşamının sorumluluğunu üstlenmeyi engelleyici bir durum yaratıyor. Özsaygısı gelişmiş insan, ben önemli ve değerliyim, başkaları da önemli ve değerli diye bakıyor yaşama. 32 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

30 üyelerden Düşünce hatalarına çok fazla yönelmiyor. Her şeyden önce ben iyiye layığım diye bakıyor yaşama. Başarıya gidecek adımları atmaya da eğilimli oluyor, bu inancından dolayı. Problem çözücü oluyor. Hem kendi hem de başkalarının yararına olacak şekilde seçimler yapıyor. Bir öğrenci ders çalışmayıp, dershane ve okul derslerini asıyorsa ve de başarılı olmayı bekliyorsa bu gerçekçi değil zaten. Bu kişinin ne kendine ne de ailesinin ekonomik durumuna hayrı var. Özsaygısı yüksek olan insan çevresinden gelen destekleri içsel desteğe dönüştürebilir. Dışarıya karşı onay bağımlılığı yaratmayan bir kişidir. Üniversite sınavını başarsa da başarmasa da, o, kendisi olduğu için değerlidir. Yani özsaygısı yüksek olan insanın referans noktası dışarısı değildir. Özsaygısı yüksek olan insan mükemmeliyetçilik tuzağına da düşmez. İki tür mükemmeliyetçilik vardır. Birincisi ölçütlerini kendimizin koyduğu, diğeri ise ölçütlerini toplumun koyduğu mükemmeliyetçilik. Özsaygısı yüksek olan insan ölçütlerini kendi koyar ve sürekli bir gelişim içindedir. Sınava daha başında yalnızca kazanmayla ilgili bir mükemmeliyetçilik getirdiğimizde, zaten sınavı kazanamamayla ilgili durumu da düşünce sistemimizle getirmiş oluyoruz. Onun için sınavla özsaygı arasında büyük bir etkileşim var. Sınavda başarısız oldukça özsaygı düşüyor; özsaygı yüksek olunca da kişinin sınava yaklaşımı daha başarılı oluyor. Kişinin özgüveni olup özsaygısı yoksa özgüveni olduğu şeyleri görmüyor ya da bunları azımsıyor. Dolayısıyla özsaygı çok daha temel bir duygu. Özgüven daha kolay geliştirilebilir özsaygıya göre. Örneğin kişiye Sen, ODTÜ yü kazanıp okumuş bir kişisin nasıl bu sınavdan korkarsın? dediğimizde, özsaygısı düşük kişi Onu herkes yapar canım., Onu da tesadüfen yapmışımdır gibi ifadelerle yaptığı işleri azımsar. Kaygının bedensel boyutuna gelirsek; aslında beden ve zihinsel boyutu arasında büyük bir etkileşim var. Bedenimizdeki değişimler zihnimizi, zihnimizdeki değişimler de bedenimizi etkileyebiliyor. Zihinsel yaklaşımımız vücutta ciddi rahatsızlıklara neden olabiliyor. Ya da bedenimizdeki kasılmalar zihinsel kasılmalara neden olabiliyor. Sınav kaygısını tespit ettikten sonra, kişinin düşünce sistemlerine bakıp bu sistemi değiştirmek gerekiyor. Yukarıda bahsettiğimiz düşünce hataları bir zehirse, panzehiri üretmek için zehirin kendisini tanımak, kişinin özsaygısı ve özgüvenin üstünde çalışma yapmak gerekiyor. Sınav Kaygısını Azaltmak için Gerekenler Kaygıyı azaltabilmek için, sınavla ilgili yeterli bilgiye sahip olmak, buna bağlı olarak verimli çalışmayı bilmek çok önemli. Verimli çalışmaktan kastettiğim ne kadar çok saat çalıştığımız değil, çalışmalarımızda zaman planlaması, konu ve tekrar planlamasını ne kadar sıklıkla ve düzenle yaptığımız. Ayrıca çalışmalara başlarken uzun vadedeki ve kısa vadedeki amacımızı her an gözümüzün önünde bulundurup ona göz atarak çalışmaya başlamak ve en önemlisi çalışırken ben yapabilirim duygusuyla çalışmak çok önemli. Ben yapamam duygusuyla yapılmış 8 saatlik ders yerine, ben yapabilirim duygusuyla yapılan 5 saatlik çalışmayı daha çok tercih ediyoruz. Diğer bir yandan çalışırken vücudumuzun gevşemesi, kas gevşetme teknikleriyle bedensel gevşemeyi sağlayarak zihinsel rahatlamamıza katkıda bulunmak çok önemli. Anne-baba tutumları da sınav dönemini olumlu ya da olumsuz etkileyen çok önemli bir etken. Anne-baba tutumları yukarıdaki süreçleri kışkırtacak şekilde yargılayıcı, suçlayıcı ve tehdit edici olmamalı. Her şeyden önce anne-babanın kendi kaygılarına bakması ve kendi kaygılarıyla çocuklarına doğru model oluşturmaları çok önemlidir. Bazen öyle oluyor ki anne-babanın kaygısı daha yüksek oluyor ve bunu çocuklarına hissettiriyorlar. Çocuk, kendi kaygısıyla sınavı daha rahat götürebilecekken, ailesinin kaygısını görünce kendini kötü hissettiğini söylüyor. Kısaca anne-babaların kendi tutumlarıyla çocuklarına nasıl model oldukları ve onların çocuklarının düşünce hatalarına nasıl katkıda bulundukları önemli bir farkındalık. Düşünce sistemimizi bilinçli kullanmakla, düşünce hatalarımızdan arınmış, özsaygı ve özgüvenimiz yüksek, çok çalışarak değil, etkin çalışarak sınava hazırlık sürecimizi ve sınavımızı etkin kullanma fırsatımızı yaratmış oluruz. Amaç, hayatı, ilişkilerimizi ve yaşadıklarımızı sınandığımız bir alan olmaktan çıkarmak. Sanırım bunu başarabilmek sınavları kazanabilmekten daha önemli. Sema YÜCE (SOC 84) odtülüler bülteni 150 Mart

31 Çanlar kimin için çalıyor? Meşhur Silikon Vadisi nde bugünlerde bir hareketlenme var. Kıpır kıpır diye tarif edilebilecek cinsten hareketlenmeler bunlar. Bir yanda sanal dünyanın bir numaralı arama motorunun sahibi olan Google firmasının hisseleri hisse başına 400 Amerikan dolarının üzerinde işlem görüyor, öte yanda Bilişim Teknolojileri sektöründe yine Amerikan doları cinsinden 7 haneli maaşlarla işe alımlar yapılıyor. Ve bunlar bu hareketlenmelerin en ciddi boyutta hissedilenleri olarak karşımıza çıkıyor yılında patlayan balondan ya da bilinen adı ile dotcom krizi nden tam 7 yıl sonra 2006 yılında IT sektöründe yeniden yaşanan bu hareketlenmelerin dikkatle incelenmesi gerekli sanırım. Öncelikle bu 7 yıllık zaman dilimi içerisinde temel olarak ne gibi gelişmeler olduğuna bir bakalım. Girişimciler, 1990 larda dotcom alemine giriş yapabilmek için yüksek maliyetli reklamları, masraflı tanıtım partileri ve yüksek kapasiteli sunucu yatırımlarını hesap etmek zorunda kalırken; günümüz girişimcileri Linux gibi programlar, milyonları haberleştiren blog ağları ve sudan ucuza satılan daha başka programlar ile çok daha az maliyet ile bu işe soyunabiliyorlar. Aynı şekilde 1990 larda dotcom alemini terketmek için yorucu ve uzun soluklu Halka Arz işlemleri ile uğraşmak gerekirken, bugünlerde yeni kurulan şirketlerin birkaç milyon Amerikan dolarına Yahoo firmasına devredilmesi mümkün olabiliyor. Şu halde dotcom şirketlerinin kurulumu ile ilgili olarak yaşanan gelişmeler her ne kadar olumlu sinyaller veriyor olsa da, bunun paralelinde internet kullanıcıları tarafında ne gibi gelişmelerin olduğuna da göz atmak gerekli gibi duruyor. Bu taraftaki ilk farklılık sanal alem kullanıcılarının sayısından ve kapsamından açıkça anlaşılacaktır. İnternet kullanımının her geçen gün arttığı o dönemde sadece genç kuşak tarafından temsil edilen kullanıcı kitlesi bugün genç yaşlı herkesin yeraldığı daha fazla sayıda bir kesim olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine o günlerde gerek maliyet gerekse altyapı olarak düşünüldüğünde uzak bir hayal olarak karşımıza çıkan genişbant (broadband) kavramı bugün standart haline gelmiş durumdadır. Kullanılan ürünler açısından bakıldığında, uyuyan devi uyandıracak yani aslında sanılanın aksine hiçbir yere gitmemiş olan sadece kabuğuna 34 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

32 çekilmiş olan dotcomları günışığına çıkmaya teşvik edecek bir potansiyel göze çarpıyor. Dünya çapında bugüne kadarki 40 milyon adedin üzerindeki satış rakamı ile başı çeken IPOD ürünü ve benzeri milyonlarca MP3 çalıcının, yine aynı şekilde satış adetleri milyonlarla ifade edilebilecek dijital fotoğraf makinalarının ya da bunlar gibi birbirinden farklı birçok dijital aletin kullanıcılarının gereksinim duyduğu internet hizmetleri işte bu potansiyeli oluşturmaya yetiyor da artıyor bile. Bu göstergelere ek olarak yine MySpace sayfasının kullanıcı trafiği açısından Google ile neredeyse rakip haline gelmiş olması, internet üzerinden bedava olarak sesli görüşme yapılabilmesine olanak sağlayan Skype firmasının ebay tarafından yaklaşık 4 milyar Amerikan doları karşılığında satın alınması, World of Warcraft ya da Guild of Wars gibi internet üzerinde yüzlerce hatta binlerce oyuncu tarafından aynı anda oynanan oyunların sayısındaki artış aslında olumlu göstergeler olarak algılanmalıdır. Şu anda IT sektöründeki ikinci kaçınılmaz sıçrayışın aslında öncekine oranla çok daha farklı yönlerinin de olduğunu görmek çok kolay. Bunların başında ise ikinci el dotcom satışları geliyor. Araştırmacıların ve yatırımcıların şu an için dikkatlerini yoğunlaştırdıkları iki konudan ilki 1990 ların başarılı dotcom fikirlerini incelemek, ikincisi ise krizden büyük darbe yemiş ve de sadece kağıt üzerindeki bir isimden oluşan eski dotcom firmalarının satın alınmasının karlı olup olmayacağını analiz etmek olarak karşımıza çıkıyor. Bütün anlatılanların ışığında, eskiye oranla ayakları yere daha sağlam basan, kullanıcıların ihtiyaçlarını daha iyi analiz eden ve de kuruluştan sonra masraflarını asgaride tutmayı başarabilecek olan girişimciler için çanlar çalıyor demek yanlış olmaz. Umarım çok yakında medyada yer alacak olan yeni başarı hikayeleri arasında bu defa Türk girişimcilerin adlarını da görebiliriz. B. Balkır ÜNÜR (CE 96, MBA 00) odtülüler bülteni 150 Mart

33 kültür sanat SOBABAŞI SÖYLEŞİLERİ VE SANAT PENCERESİNE BİR BAKIŞ Lise sonda mı idim, yoksa Üniversite hayatımın başında mı, pek kestiremiyorum öncesi veya 1980 li yılların başı idi. Kızılay dan Tuna sokağa girişte solda, İş Bankası Şubesi nin karşısında o zamanlar adını pek kestiremediğim, ama sanatseverlerin toplandığı bir adresi keşfetmiştim; çekinerek de olsa birkaç kez içerinin havasını soluduğumu hatırlıyorum. Can Dündar ın 1979 Ajandası na tarihleriyle kaydettiği: 16 Ocak - Sanatsevenler Derneği nde Uğur Mumcu söyleşisi, 18 Ocak - Sanatsevenler de Müjdat Gezen söyleşisi, 22 Ocak - Sanatsevenler de Attila İlhan söyleşisi, 23 Ocak - Sanatsevenler de Aziz Nesin söyleşisi gibi bir neslin, bir ülkenin, bir şehrin, bir kültürel iklimin bilançosunu gözler önüne serdiği ve Dilerim Başkent yeniden kültürle, sanatla buluşur.... Ve sahip çıkarlar şairlerine, yazarlarına, aydınlarına sözleriyle temennide bulunduğunu sanırım birileri duymuş, okumuş olacak ki kapanan Sanatsevenler Derneği nin yerine kurulan, şimdilerde Geçlik Parkı ndaki Evlendirme Binası nda hizmet veren Sanat Kurumu nun bir süredir Cumhuriyet Gazetesi nin kültür-sanat sayfasındaki ilanlarında duyurulan Sobabaşı Söyleşileri nden bahsediliyordu. Sanat Kurumu nun pazartesi günleri düzenlediği bu söyleşilere katılmak için adeta fırsat kolluyordum. Bülten yazımı ertelemek pahasına 27 Şubat pazartesi akşamı Sobabaşı Söyleşileri nde sanatçı İsmail Gümüş ün Gümüş çe Söyleşiler ini dinlemek, o atmosferi solumak için Gençlik Parkı nın 36 odtülüler bülteni 150 Mart 2006 yolunu tuttum. Gençlik Parkı nın ışıkları sönmüş, neredeyse karanlığa terkedilmişti. Evlendirme Binası nın üst katındaki odaya girdiğimde sanatseverler Sobabaşı nda kümelenmiştiler. İsmail Gümüş, yetişmesinde büyük katkısı olduğunu vurguladığı Köy Enstitüleri nden bahsederek konuya giriş yaptı. Önce şiirlerinden örnekler okudu. İncesu Deresi, Cebeci Köprüsü. Şiirleri öykü tadında idi. Bundan dolayı olacak öykü de yazmaya başlamıştı tarihinde yayınlanan Deli Balkan Yeli öykü kitabından Kaktüsler Susuz da Büyür öyküsünü nefeslerimizi tutarak dinledik. İstanbul da varlık savaşı veren, kendisini İtalyan ressam Modigliani ile özdeşleştiren, Fransa nın onu horlamasını, genç yaşta hayata veda edişine kadar değerini bilmeyişini eleştirirken, kendisini dışlayan İstanbul a sitemini, oradan trenle Kars ın Susuz ilçesine gidişini, sonrasında tekrar İstanbul a dönüşünü ve özlemlerini anlattığı şiir gibi bu öykü herkesi alıp bir yerlere götürmüştü. Sanatçıya bu kitabı nasıl temin edebiliriz diye sorduğumda şimdilerde edemezsiniz, ancak İş Bankası nın yeniden basma ihtimali var yanıtını aldım. Şairliğinin ve yazarlığının yanısıra gerçekte İsmail Gümüş Gazi Eğitim Enstitüsü resim bölümünden mezun bir ressamdı. Ancak, resimden bahsetmeye zaman yetmedi. Ayrılırken Sanat Kurumu nun yeni dönem başkanı İlker Çetin ile ayaküstü sohbet ettik. Sobabaşı Söyleşileri nin Kasım ayından bu yana devam ettiğini öğrendim. Projeleri ve çabaları konusunda bilgi aldım. Kışın aşağıdaki büyük salonu ısıtamadıklarından Sobabaşı na kümelendiklerini, binanın eksikleri olduğunu ve sorunların çözümü için desteğe ihtiyaç duyduklarını belirtti. Bu konuda tüm sanat dostlarının, iş adamlarının gerekli ilgi ve katkıyı göstermesi ve medyanın da buna destek olması gerekir ki bu ateş körüklensin ve toplumumuzun kültürel ve sanatsal belleği yükselsin. Bu sayede dilerim Böyle bir ajandadan çıkıp geldik biz... diyen Can Dündar lar gibi daha niceleri yetişir.

34 kültür sanat Yine geçmişe döneceğim, sanırım 1995 yılıydı. Meşrutiyet caddesinde, şimdilerde yerinde yeller esen İş Bankası Sanat Galerisi nde tuval çevresinin pencere resimleriyle kuşatıldığı, en çok da renk renk mavi pencerelerin yer yer tüllerle kapatıldığı, kimi zaman ahşap pencere kayıtlarının tuvallere kol kanat gerdiği resimler belleğimde yer etmişti. Aradan 11 yıl geçmişti ki, Banka Kolleksiyonu ndan seçilen Boğaziçi resimlerini izlediğim Merkez Bankası Sanat Galerisi ndeki açılış günü akşamı bir tesadüf sonucu, Dışişleri Bakanlığı Sanat Galerisi nde yine pencere temalı resimlerini sergileyen Neveser Aksoy ile tanıştım. Sanatçı, sahip olduğu dört kıtadan Camaltı Resimleri Kolleksiyonu nu da kendi resimlerinin yanısıra sergiliyordu. Bu kapsamlı bir camaltı kolleksiyonu olup Pera Müzesi nde de sergilenmişti. Hani hatırlar mısınız, eskiden Anadolu da çok yaygın olan hemen her eve ya da köye girmiş, kuyruğu yılan formundaki cam üzerine resimlenmiş kadın figürü Şahmaran ı. Camaltı resim camın arka yüzeyine çeşitli boyalarla çalışılan bir tür soğuk resim tekniğidir. Zaman zaman pencere resimlerinde Sanatçı cam altı resim tekniğini de kullanmıştır. Paris Sorbonne Üniversitesi nde, 1990 yılında pencere teması üzerinde plastik sanatlar doktora tezini gerçekleştiren Neveser Aksoy adeta pencerelerle kendini özdeşleştirmiş; Bodrum, İstanbul ve Anadolu da izlediği pencereleri yorumlamaktan hiç vazgeçmemiştir. Hayatın dışından pencerelerin-hayatın içine sızmış, iç dünyasını simgesel bir biçimde izleyici ile paylaşmıştır. Üstün Yetenekli Çocuklar bursundan yararlanarak resim eğitimini Paris te tamamlayan sanatçı halihazırda yaşamını Paris te sürdürmektedir. Bilindiği üzere Avni Arbaş ın atları epik, Orhan Peker in atları ise lirik idi. Hüseyin Şahbudak ın at resimlerini ise ritmik diye nitelemek yanlış olmaz sanırım. Aritmetik diziler gibi yan yana sıralanmıştır at figürleri. Öyle ki, aralarında bazıları başlarını çevirerek, bazıları da ayaklarını kaldırarak sıra nın yarattığı monoton etkiyi sıradışı etkiye dönüştürür. Özellikle de bir düzine atbaşının iki sıra halinde yan yana sıralandığı at portreleri sanki insanların vesikalık portreleriyle örtüşür gibidir. Saçlarındaki kaküller kimi zaman bir yana, kimi zaman da ortadan iki yana taranmış, bazen kaküller gözlerini kapatmış; alın ve burunlarındaki beyaz nişan çizgileri ile yüzler çeşitlendirilmiş, burun delikleri açılmış, biraz abartılmış büyük boyutlu bu at resimleri ilgimi en çok çeken resimleridir Şahbudak ın. Kimi atları asi, kimileri de muhlistir, tıpkı insanlarda olduğu gibi. Genel olarak Vandyke kahverengilerin, burnt sienna boyaların kullanıldığı, kırmızıya yaklaşan indian red renklerle çarpıcılığın yaratıldığı, siyah beyaz leke etkilerinin her daim önemsendiği, bazen de torbalı atbaşlarının çizildiği resimlerdir onlar. Resimde leke etkisinden sonra yer yer sert fırça darbeleri ile dışavurumcu bir etki yaratılmaya çalışılmıştır. Yem torbalı at figürlerini resimlerken kimi zaman yem torbası kahverengiye boyandıktan sonra bezle silinmek suretiyle tuvalin çuval etkisi yaratan dokusundan faydalanılmış, halk sanatımızda yer bulan geometrik kilim desenleri ile yem torbaları renklendirilmiştir doğumlu sanatçı 1985 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü resim bölümünden mezun olduktan sonra öğretmenlik için gittiği Karaman da yakından gözleme fırsatı bulduğu atları bir daha tuvalinden hiç eksik etmemiştir. Şimdiden yüreğim kıpır kıpır. 1 Mart tarihinde Armoni Sanat Galerisi nde açılacak olan, kendi kişisel sergimin açılışını da onurlandıran değerli sanatçı Söbütay Özer in resim sergisini şimdidden iple çekiyorum. İlgilenenler için: Sanat Kurumu - Tel: Alaattin BENDER (EE 87) odtülüler bülteni 150 Mart

35 kitaplar arasında Mimarlık Çalışmaları 38 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

36 kitaplar arasında Kuruluşunun 50. Yılını kutlayan ODTÜ de Mimar Altuğ Çinici ve Behruz Çinici nin özel bir anlamı var. Onlar için de ODTÜ nün özel bir yeri var. ODTÜ Kampusu için 1961 yılında açılan yarışmada birincilik ödülü alan projeleri derhal uygulanmaya başlamış ve 8 yılda bugünkü kampusun önemli bir kısmı inşa edilmiş. Altuğ-Behruz Çinici çifti yılları arasındaki ODTÜ dışındaki diğer projelerini de katarak ilk Rektörümüz Prof. Dr. Kemal Kurdaş a ithaf ettikleri bir kitap bastırmışlar. Kitabın yılı ve basımevi ne yazık ki belli değil. Bu kitabı anlatmak ve içindeki bazı resimleri ve çizimleri bültenimizde basmak için izin almak üzere yaptığımız görüşmede Behruz Çinici kendilerinde bu kitaptan kalmadığını, bundan üzüntü duyduğunu ve yayınımızda kullanılmasından mutluluk duyacaklarını ifade etti. İzin verdikleri için Altuğ- Behruz Çinici çiftine teşekkür ediyoruz. Üniversitemiz kütüphanesinde de iki kopyası bulunan bu kitap önemli bir belge niteliğinde. Çok kısa bir önsözün ardından görsel ağırlıklı bir sunum geliyor. Üniversitenin genel yerleşme planı ve akademik bölge vaziyet planına genel görünüş ve bazı detayların fotoğrafları eklenmiş. Bu görsel malzeme sadece altyazılarla desteklenmiş. Genel plan ve fotoğrafları, o gün nitelendiği biçimde, Mimarlık Fakültesi, İdari İlimler Fakültesi, Merkezi Kütüphane, İdare Binası, Fen Edebiyat Fakültesi Amfiler Grubu, Kafeterya, Lojmanlar, Spor Salonu Mühendislik Fakültesi Metalurji Bölümü ve ODTÜ- İnşa Edilmekte Olan Binalar başlıkları altında planlar ve buralardan fotoğraflar izliyor. İlk tasarımda Mimarlık Fakültesinde de bir kütüphane olması düşünüldüğünden bugünkü kütüphane binası Merkezi Kütüphane olarak adlandırılmış. Mimarlık Fakültesi Kütüphanesi bugün müze binası olarak işlev görüyor. Üçlü Amfi ise tasarımda Fen Edebiyat Fakültesi Amfiler Grubu olarak geçiyor. Kitabın son bölümünde çok sınırlı olarak Altuğ- Behruz Çinici çiftinin o yıllarda yaptıkları diğer projelere yer verilmiş. Bunlar, İstanbul Teknik Üniversitesi Kampus Projesi, Burhaniye Ar-Tur Tatil Köyü, Ankara Bahçelievler Apartman Blokları projesi ve Ankara Fen Lisesi Kampusu. Kitapta yer alan İstanbul Teknik Üniversitesi Kampus Projesi birincilik ödülü almış ancak uygulanmamıştır. odtülüler bülteni 150 Mart

37 kitaplar arasında Kitabın sonunda yer alan açıklayıcı bilgiler ise bu arşivin çok önemli bir bölümünü oluşturuyor. Kampus ana fonksiyon gruplarına göre 3 bölgede değerlendiriliyor ve şu açıklamalara yer veriliyor: 1. Akademik Bölge: Fakülteler siteye giriş yolunun sağ tarafında, Ankara ya hakim bir tepe üstünde yer alan bölge. Horizontal bir değişim göstererek yapılarla kaynaşan forum ekseninin batısında gelişir. Forum: Tamamen yayalara ayrılmış, üzerinde yoğun aktivitenin yer aldığı alle dir. Behruz Çinici den izin almak üzere yapılan telefon konuşmasından hemen sonra kendisi Ankara ya bir ziyaret yaptı ve Derneğimizi arayarak kitapta yer almayan bazı çizimleri daha iletmek istediğini söyledi. Bunları teslim almak üzere gerçekleştirdiğimiz ziyarette hem anılarını paylaştı hem de bir grup çizimin kopyasını hediye etti. Behruz Çinici ye çok değer verdiği anıları ve çizimleri paylaşarak gösterdiği inceliğe teşekkür ediyoruz. Sonraki bültenimizde biz de bu çizimleri sizinle paylaşacağız. 2. Akademik merkez: İdare binası, Merkezi Kütüphane ve Büyük Oditoryumdan meydana gelir. Çevreledikleri alan bir taraftan yaya alle si diğer taraftan da siteye giriş yoluna bağlanır. 3. Yurtlar, Prof. Lojmanları, spor sahaları ve sosyal tesisler: 1970 yılında günlük nüfusun kadar olduğu sitede planlama, gelecekte öğrenci ve günlük nüfusun olacağı düşünülerek yapılmaktadır. Genel yerleşme planında bugün Rektörlüğün önünden gelerek İnşaat Mühendisliğine doğru giden araç yolunun olmadığını, bugün Endüstri Mühendisliği binasının bulunduğu yerin alt tarafında kalan alanda ise Ziraat Fakültesinin olduğunu görüyoruz. Merkez Mühendislik binasının yerinde ise Mühendislik Amfi l eri bulunuyor ve bu alanın hemen yanında da bir de açıkhava amfisi var. Ulaşımla ilgili açıklamada Site de oto ve yaya trafiği tamamen birbirinden ayrılmıştır. En uzak yurt ve fakülte arası 20 dakikalık yürüyüşle alınır denilmekte, yeşil örtü bakımından genellikle fakir olan arazide 15 milyonu bulan çam kavak ve diğer ağaçlarla yeşil örtü geliştirildiği belirtiliyor. Ayrıca kitapta yer alan her bir bölüm için alan, maliyet, başlama ve bitiş tarihleri ile de ilgili bilgi verilmekte. Sema ONURLU (METE 80) 40 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

38 odtü de bir köşe MİMARLIKTA BİR HAN KAPISI 2001 ve 2002 yıllarında ODTÜ nün eski yıllarını anlattığım Taşların Dili Olsa sunumunu mezunlarımız izlediklerinde en güzel tepkileri iki görüntüye vermişlerdi. Bunlardan biri o kırmızı otobüsün yani et arabasının göründüğü fotoğraf, diğeri de Mimarlıktaki han kapısının fotoğrafı. Yıllar sonra ODTÜ ye gelen eski mezunlarımızın belleklerinde yer ettiğinin bir göstergesiydi, bu tepki. Mimarlık binasının alt katında arka cepheye bakan ahşaptan yapılmış bir kapı... Mimar Behruz Çinici ile bu kapı hakkında konuştuğumuzda iki ayrı ad telaffuz etmişti. Han Kapısı ve Osmanlı Kapısı. Binanın projesinde bu kapının olmadığını, bina yapımı sürerken binanın sağır cephesinden batıya açılan, öğrencilerin kullanabilecekleri bir kapı düşündüğünü anlatmıştı. Binanın mimarisiyle kontrast oluşturacak kapı böylece eklenmiş, iyiki de eklenmiş. Kapı iki kanatlı, dışarıdan bakıldığında sol kanatın içinde bir de yavru kapı bulunuyor. Han kapısı hiç açılmıyor ama yavru kapının trafiğinin yoğun olduğunu görüyorum, fotoğrafını çekmek için gittiğim günlerde. Kapının içinde iki, dışında bir yuvarlak kulp ve birer kapı kolu bulunuyor... Büyüklükleri kapının haşmetiyle doğru orantılı... Uzun zamandır süren soğuk havalarda kapının dışındaki ağacın üzerinde oluşan buz sarkıtların görüntüsü objektife takıldı, son fotoğrafları çekmeye gittiğimizde. Henüz oraya yolunuz düşmemişse, Mimarlık binasına gittiğinizde en uçtaki merdivenlerden alt kata inin ve karşıya doğru bakıp Mimarlık binasına renk katan bu kapıyı görün. Aydın TİRYAKİ (CHE 81) Fotoğraflar: Aydın Tiryaki CHE 81 & Serkan Alkan PSY 94 odtülüler bülteni 150 Mart

39 odtü den bir topluluk türk halkbilimi topluluğu ODTÜ Türk Halkbilimi Topluluğu (THBT), meslek insanı değil aydın yetiştiren ODTÜ geleneğinin can damarlarından biridir. Kültürü, sığ biçimcilikten entelektüel eylem alanına taşıyan THBT, fetişi muhafaza eden olmayı değil, 1961 yılında kuruluş tüzüğünde belirtildiği gibi; Halk kültürünün elde olan ve olagelen verilerinin ele alınması; çağdaş, bilimsel, ileriye dönük yöntemlerle çözümlenmesi, yorumlanması ve bu yolla varılan bulgu ve yapıtların topluluğumuz içindeki öneminin özellike belirtilerek tanıtılması ve yakın çevre olarak ODTÜ kamuoyuna, geniş çevre olarak halkımıza iletilmesi ve sunulması nı hedeflemiştir Kasımında Türk Folklor Kulübü (TFK) adı ile kurulan ve ilk yıllarında sadece halkoyunları konusunda faaliyet gösteren kulüp 1965 yılından itibaren halkbilimin tüm konularında çalışmaya başladı. Özellikle kuramsal çalışmaların önem kazanması ile kulübün daha sağlam temellere oturduğunu görüyoruz döneminde kurulan Gelenek ve Görenek kolu bu konuda bir başlangıç noktasıdır. Derleme çalışmaları ile beraber derlenenleri sergilemeye de başlayan TFK aynı tarihlerde adını Türk Halkbilim Kulübü (THK) olarak değiştirdi. Devamlı bir gelişim içinde olan THK, dönemin halkbilim üzerinde yürütülen tartışmalarında tarafını seçmiş, toplumun sürekli bir değişim içinde olduğunu ve buna bağlı olarak halkbilim ürünlerinin de değiştiğini savunmuştur. Buradan yola çıkarak halkbilimin bütüncüllüğü öngörülmüştür. Altı çizilen nokta, halkbilim ürünlerinin devamlı değişiminin birbirinden ve nesnel koşullardan bağımsız olmadığı, dolayısıyla ürünlerin (halk müziği, halkoyunları) ayrı ayrı incelenmesinin verileri anlamsız birer parça haline getireceğidir. Bu anlayış üzerinden yürütülen çalışmalar, THK nın amaçlarını daha da somutlaştırmıştır. İlk öğrenci topluluğu olarak somut, toplumcu ve bilimsel düşünceye sahip amaçları/değerleri önüne koyması ODTÜ nün öğrenci toplulukları konusundaki politikasına önemli katkılar yapmıştır. 70 li yıllar kulübün teorik çalışmalarında önemli gelişmelere tanık olmuştur. Kuramsal çalışmalar ağırlık kazanmış ve bu konularda faaliyet gösterecek iki yeni kol açılmıştır Eğitim ve Araştırma Kolları. Bu gelişme, araştırmaları yürütecek insanların konularında yetkin ve bilinçli olmalarının, disiplinli çalışma, değerlendirme ve yorumlama üzerindeki etkisinin öneminin kavradığını göstermektedir. Bugün yöre araştırmaları arşivimizin zenginliğini bu anlayışa borçluyuz. Yine 1973 yılında Halkbilim dergisi yayınlanmaya başlandı. Böylece ilk kez ve- 42 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

40 odtü den bir topluluk rilerin halka ulaştırılması sağlandı.bütün bunlara ek olarak konserler (Sazımız-Sözümüz 1-2), forumlar (Yoz Döngü ve Halk Müziğimiz, Nisan 1976) ve sergiler ile ODTÜ kamuoyuna ve halka ulaşılmaya çalışılıyordu. Bu dönemin en önemli özelliği, kulübün bundan sonraki gelişimini belirleyecek olan fikirlerin olgunlaşmasıdır. Değişen koşulların folklorumuzu yokettiği savının aksine, gerçekte kimi ürünlerin değiştiği, kiminin anlam ve işlev değişikliğine uğradığı vurgulanmıştır. Burada önemli olan toplumun belleğinden silinenlere hayıflanmak yerine, yeni oluşan ürünleri de incelemek, karşılaştırmak ve yorumlamak olmalıdır. Bu demek değildir ki halkbilimini pupülist bir tavırla akışına bırakalım. THK ne eskiyi tümden reddeder, ne de yeni anlamlara sırt çevirir. Vurgulanan doğrultuda yürütülen çalışmalar, geleceğe birşeyler iletebilmek, halka kaynak olmak, halkın düşünce sistemini kavramak amacını güder. Ve 80 darbesi, yıkan, çorak, soluksuz bırakan. Kısa süreli bir faaliyet yasağı ve daha birçok olumsuzluk. Yıkımın yan ama daha uzun ve sarsıcı etkilerinin ortaya çıkması uzun sürmedi. İçi boşaltılmış kavramlarla yüklenen taze beyinler dünyaya entegre olma sevdasıyla kendi hayatına yabancı düştü. Bu kimlik bunalımının iki değişik sonucu oldu: Bir kesim, yeniyi tümden red boyutunda, folklora sarılarak kendini korumaya çalıştı. Diğer uçta ise, eskinin reddine, dolayısıyla geçmişsiz bir geleceğe yönelenler yeraldı.yerleşke de bu dönüşümden payını almakta gecikmedi. Halkbilim araştırmalarına rağbet azaldı. THBT, bir araştırma-çözümleme-arşivleme ve duyurma kurumundan çok, halkoyunları öğreten, halk müziği konserleri veren bir topluluk olarak algılanmaya başladı. Bütün bunlara karşın, 90 larda ödüllü yöre araştırma raporları, folklorumuzu tanıtan başarılı yurtdışı gezileri gibi ses getiren çalışmalara imza atıldı. Halkbilimi Haftası, Üniversitelerarası Halkoyunları Şenliği, Temalı Geceler gibi kapsamlı ve yoğun etkinlikler, panel ve forum, konser ve sayısındaki artış, araştırmacı bilgilendirici THBT ruhunun tüm coşkusu ve inancı ile 21. yüzyılda da varlığını sürdürdüğünün göstergesidir. Son olarak da Halkbilim dergisi nin yeniden yayınlanmaya başlaması topluluğun iç dinamiklerinin değişen Türkiye koşullarında kendine özgün yapısına kavuşmaya başladığının önemli bir işaretidir. Bu zor koşullar altında THBT nin kendini koruyabilmesinin sırrı burada çalışan insanların sahip oldukları nesnel bakış açısı, kendine güven ve özveride gizlidir. Geçen 45 yılın ilmek ilmek dokuduğu THBT, gücünü ona gönül veren insanların özverisinden alır. Kendi el emeğimiz olan barakamızda paylaşmanın, üretmenin ve ürettiklerini insanlara aktarmanın sevinci ile kendi kendini geliştiren umutlu insanlarız. Bu yüzden de THBT ye üye olduğumuz andan itibaren onu geride bıraktığı 45 sene ile birlikte sahipleniriz. Topluluğumuzu dinamik tutan da bu sahiplenmedir. 45. yılında THBT olarak, halkbiliminin bütüncüllüğü, değişen koşulların bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilmesi ve folklorumuzun ürünlerinin halka ulaştırılması konusunda sahip olduğumuz prensipler doğrultusunda faaliyet gösteriyoruz. Her yıl yeni yayınlarla desteklenen kütüphanemiz, Anadolu nun hemen her köşesinden toplanan yöresel giysilerimiz, alt birimler halinde çalışmalarını yürüten kollarımız, her dönem düzenlediğimiz panel, sergi, konserlerimiz, geleceğe dönük birçok düşüncemiz, bütün bunları size ulaştırmamızı sağlayacak Halkbilimi dergimizle hepinize merhaba diyoruz. ODTÜ Türk Halkbilimi Topluluğu odtülüler bülteni 150 Mart

41 dernekten kısa kısa Dönemi 3. Yarıyıl Değerlendirme Forumu yapıldı Çalışma Döneminin 3. yarıyılında yapılan çalışmaları değerlendirmek üzere 22 Ocak 2006 Pazar günü Forum düzenlendi. Yönetim Kurulunun yaptığı sunumun ardından, katılan üyeler görüş ve eleştrilerini ve de yeni döneme ilişkin önerilerini dile getirdiler. ODTÜ Bursa Mezunlar Derneği nden ODTÜ Bursa Mezunlar Derneği olarak üye sayımız 500 ve aidat toplama oranımız düşük olmasına rağmen etkinliklerimizin bunun tam tersine zengin ve renkli olduğu kanaatindeyiz. Brunch, gezi ve akşam yemeği gibi sosoyal etkinliklerimizin yanı sıra 14 öğrenciye burs vermekteyiz. Etkinliklerimiz yerel medya ve ilgili kuruluş yayınlarında da yer almaktadır. Her ayın üçüncü Pazar günü düzenlemekte olduğumuz brunch etkinliğine renk katmak amacıyla Hobi Sergisi ekleme kararı almıştık. Ocak ayındaki etkinlikte sergilenenler arasında; fiyatı 50 Krş (YKrş değil) olan 1958 basımı Kül Kedisi kitabı, enflasyonun etkisiyle etiketi 75 Krş olarak değiştirilen Gizli Tezgah, Punch kartlar (IBM), Slide Rule, ilk alınan hesap makinasi ( ), son alınan hesap makinası (tükenmez kalemi üzerinde), cam çalışmaları (yığma, vitray kırma), 1965 yılında (Orta 2) İş Bilgisi dersinde yapılan kuyu maketi, kova kibritlik, yalak küllük, ayak taşı, kibrit sürtme yeri ve mermer çalışmaları yer aldı. Yeni mezun arkadaşlara Punch kartlarını ve Slide Rule u anlatmak pek hoştu. Geçen ayki Brunch etkinliğimizde de ODTÜ Uludağ Tesisindeydik. Doğa, adeta bizim için çalışmış gibiydi. Pazar günü kar yağışı dinmiş, hava açık, pistler ise cıvıl cıvıl idi. Bir grup kaymayı tercih ederken, bir diğer grup gezmeyi, kendini yorgun hissedenler de otelin kafesinde oturmayı tercih etti. Uludağ gezilerinin tekrarlanması temennileriyle, geziyi başladığımız yerde noktaladık. Kenan YETİŞEN (CHE 76) Amerika dan Sevgili ODTÜ lüler güzel bir haberi sizlerle paylaşmak istiyoruz. Amerika da Yaşayan Ortadoğu Teknik Üniversitesi Mezunları Derneği kurucu üyesi Atilla Pak (CE 88) iki senelik Genel Sekreterlik görevinden sonra bu yıl Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu nun Genel Başkanlık görevine seçildi. Derneğimizin dönem başkanı Hüseyin Doğan (ME 89) ve dönem ikinci başkanı Gökhan Gelişen (CE 99) Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu nda görev aldılar. Bu yıl Derneğimizin Genel Sekreterlik görevini Dr. Ülkü Baykal (CHE 98), Saymanlık görevini Aytekin Kesim (ARCH 74), denetleme görevini de Dr. Osman Gebizlioglu (CHE 73) üstlendiler. Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu na üye olan Amerika da yaşayan ODTÜ Mezunları Derneği olarak amacımız Amerika daki mezunlarımızı bir çatı altında toplamak ve burada yaşayan mezunlarımızın yıllardır özlemini çektikleri güce ulaşmaktır. Bunu yaparken başta üyelerimiz olmak üzere tüm ODTU lülerin görüş ve katkılarına ihtiyacımız var. Yaşayacağımız güzel yarınları yaratmanın bugün bizlerin elinde olduğunun bilincindeyiz. Derneğimizin internet sayfasına adresinden ulaşabilirsiniz. Derneğimizin düzenlediği etkinliklerden e-posta grubuna üye olup haberdar olabilirsiniz. Gökhan GELİŞEN (CE 99) odtülüler bülteni 150 Mart

42 dernekten açın kapıları açın türküler geliyor Açın kapıları açın, türküler geliyor seslenişle başlayan Şiir Türkü Gecesi-3 kalabalık bir izleyici katılımıyla gerçekleşti. Vişnelik solonunu coşkuyla dolduran izleyiciler, THBT fosillerinin yaptığı sunuda şiirler eşliğinde türküleri keyifle dinlerken, aynı zamanda Derneğimiz burs fonuna da katkıda bulundular. Birkaç yıldır halk müziği çalışmalarını Derneğimizde yapan THBT fosillerinin korosuna hem Derneğimizde güzel bir etkinlik gerçekleştirdikleri hem de bu güzel dinleti ile burs fonuna yaptıkları katkı için teşekkür ediyoruz. Bir bulut oynadı Sivas elinden Ucu telli mektup geldi gelinden Karlı dağlar nice olur, nice olur ODTÜ Türk Halkbilimi Topluluğu (THBT) Ankara Fosil Korosu 18 Şubat 2006 tarihinde Dernegimiz Vişnelik salonda üçüncü Şiir Türkü Gecesini gerçekleştirdi. Birkaç yıldır çalışmalarını Derneğimizde sürdüren koronun sunumunda temel kurgu olarak Bedri Rahmi Eyüboğlu nun İnsan Kokusu kitabında bulunan Türküler Geliyor başlıklı yazısı ele alınmıştı. Gecede koro türkü leri seslendirirken Derya Kaya ve Meryem Bayar tarafından da türkülerde anlatılanlara ve türkülerin kendisine dair dizeler seslendirildi. Okunan dizeler Bedri Rahmi nin kitabından alınan Türküler Dolusu ve Veysel e Selam adlı şiirleri yanında Aşık Veysel, Aşık Mahsuni Şerif, Aşık Hüdai gibi halk ozanlarımızın eserlerinden seçilmişlerdi. Açın kapıları açın, türküler geliyor seslenişi ile başlayan gecede, Anadolu insanının yüreğinde taşıdığı aşkı, nefreti, dostluğu, düşmanlığı, hasreti, kısacası insana dair ne varsa, geçmişten günümüze yol aldı ve koro ile birlikte tüm izleyicilerin sesinde hayat buldu. Sazın ve sözün gücü ile nice aşklar gönüllerden gönüllere aktı gitti bir kez daha. Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası Ayak seslerinden tanırım Ne zaman bir köy türküsü duysam Şairliğimden utanırım Anadolu insanının elidir, ayağıdır türkülerimiz, Onlarla güleriz, öfkeleniriz, coşarız, ağlarız, onlarla severiz. En sulak ovasından en kurak bozkırına kadar türkülerimizin yanı sıra, halk oyunlarından da örnekler vardı gecede. THBT nin öğrencilerinden oluşan dört kişilik küçük bir grup Serenler zeybeği ile koroya eşlik ettiler, sunuma renk kattılar. Aşık Hüdai der ki ; Bütün evren semah döner Aşkından güneşler yanar Aslına ermektir hüner Beş vakitle avunmayız 46 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

43 dernekten Öğrencilerin koro eşliğindeki zeybek gösterisinden THBT fosillerinden oluşan bir grup, Anadolu halk kültürünün kökeninde son derece değişik ve güzel fi g ürlere dayanan ve dinsel teması ile diğer halk oyunlarından ayrılan Semahlardan Erzincan Semahı ile geceye ayrı bir tat kattılar. Orta Doğu Teknik Üniversite sinin 50. yılını kutladığı bu yıl THBT de 45. yılını kutluyor. Faaliyetlerini 1961 yılından beri sürdüren bu dergah değişik etkinliklerle halkbilimsel üretimin devamlılığını sağlamaya çalışıyor. ODTÜ nün ilk topluluklarından. Bir Üniversiteyi salt bir öğretim kurumu olmaktan çıkartıp, bir eğitim kurumu olmasını sağlayan en önemli özelliklerden birisi de öğrencilerinin kişisel gelişimleri için de olanak sunması. ODTÜ öğrenci toplulukları aracılığıyla yıllardır bunu yerine getiriyor. Biz THBT lilere sorarsanız hepsi aynı fikirde birleşecekler, bu Üniversite bize öğrenim dışında hayata dair pek çok şey öğrenebileceğimiz olanakları sundu. ODTÜ yü diğer üniversitelerden farklı kılan en önemli özelliklerinden birisi de bu olsa gerek diyeceklerdir. Aslında tanımı gereği her Üniversite öğrencilerinin öğretim dışındaki gelişimleri için olanak sunmalı. Bu Üniversitenin mezunları olarak gururla söylüyoruz ki ülkemizde bunun en iyi yapıldığı az sayıdaki Üniversiteden birisi ODTÜ. 45 yıldır varlıklarını sürdüren toplulukları barındırdığına göre de bu kuruluşundan yana böyle. THBT yi diğer pek çok topluluktan farklı kılan şey ise halkbilimine dair etkinliklerini sürdürmek üzere kendi aralarında biraraya gelmeye devam ederken Üniversite ile de organik bağlarını sürdürmeleri, THBT li öğrenci kardeşleri ile birlikte etkinlikler düzenleyerek geleneklerine sahip çıkmaları. Yine bu bağ çerçevede Şiir Türkü Gecelerinin gelirlerini ODTÜ Mezunları Derneği burs fonuna bağışlayarak bir anlamda Anadolu nun dayanışma geleneğini simgelerken diğer yandan da örnek bir sivil toplum örgütü dayanışaması sergiliyorlar. İşte bu nedenle, Şiir Türkü Gecelerinin THBT liler için ayrı bir önemi, ayrı bir heyecanı var. Ah bu türküler, köy türküleri Ne düzeni belli, ne yazanı Altlarında imza yok ama İçlerinde yürek var Cennet misali sevişen Cehennemler gibi dövüşen Bir çocuk gibi gülüp Mağaralar gibi inleyen Nasıl unutur nasıl Ömründe bir kez olsun Halk türküsü dinleyen... Ayşegül ERGUN (GEO 85) odtülüler bülteni 150 Mart

44 dernekten um:ag dan teşekkür Bugün Kuvayı Milliyeci olmak; halkı sivil örgütler ve partiler eliyle örgütlemek ve bütün etnik gruplar arasında ayrım gözetmeksizin aynı yurdun insanları olduğumuz bilincini yerleştirmek ve ortak bilinç ile çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak demektir. Uğur Mumcu (Cumhuriyet, 19 Mayıs 1992) Bu yıl Yeniden Kuvayı Milliyeci Olmak temasıyla onüçüncüsü düzenlenen Adalet ve Demokrasi Haftası etkinlikleri, Ankara başta olmak üzere yurdun pek çok yerinde ve yurtdışında, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag) koordinasyonunda Derneğimizin de aralarında bulunduğu çok sayıda sivil toplum örgütünün, kurum ve kuruluşların, yerel yönetimlerin ve gönüllülerin katılımlarıyla gerçekleştirilidi. 28 Şubat 2006 akşamı um:ag da düzenlenen kapanış toplantısında biraraya gelen gönüllüler, demokrasi ve adaletin kurumsallaşması için işbirliğinin sürdürülmesi dileğini bir kez daha tekrarladılar. Go GO KÖŞESİ Geçen Sayıdaki Problemin Yanıtı: Yandaki şekilde, Siyahın çevrelediği alanda, beyazın tek kurtulma şansı iki göz oluşturmaktır. Siyah, ilk hamlesini şekilde görüldüğü gibi E6 ya yapmalıdır. Aksi halde beyaz aynı noktaya hamle yapacak ve iki göz oluşturabilecektir. Bu hamleden sonra şekilde görüldüğü gibi, Siyahın, E7 veya F5 ten birine hamle yapması durumunda beyaz taşları esir alabilecektir. Bunu engellemek ve taşları arasında bağlantı kurmak amacıyla Beyaz, bu iki noktadan birine hamle yapar. Buna karşılık, beyaz ın iki göz oluşturma sansını tamamen ortadan kaldırmak için Siyah, 3 no lu hamlesini yapar. Artık, beyazın yapabileceği bir şey kalmamıştır. Kural /Çözümlü Problem : Yandaki şekilde Beyaz, oynama sırası kendisinde ise taşlarını esir alınmaktan nasıl kurtarabilir? Beyazın yapması gereken ilk iş, taşları arasında bağlantıyı kurabilecek en doğru hamleyi yapmak olmalıdır. Bunu yapabilmek için sol alt köşedeki taşları ile bağlantı kurabileceği en uygun yer olan 2C noktasına 1 no lu hamlesini yapar. Buna karşılık, Siyah hem beyaz taşlar arasındaki bağlantıyı zayıfl atmak, hem de sol alt köşedeki beyaz taşları esir alabilmek için 2 no lu hamlesini yapar. Bu andan itibaren Beyaz, sadece siyah ın yaptığı ataklara, 3, 5 ve 7 no lu hamleleriyle cevap vererek oyunu tamamlayabilecek ve 1 no lu hamlesi doğru bir hamle olduğu için tüm taşlarını esir alınmaktan kurtaracaktır. Problem : Yandaki şekilde, oynama sırası Siyahta ise, Siyahın en azından sağ alt köşedeki taşlarını esir alınmaktan kurtarmak için yapması gereken hamleleri bulmaya çalışın. Bu problemin yanıtı için Bültenimizin bir sonraki sayısını bekleyeceksiniz. Eren AKDUR (METE 97) 48 odtülüler bülteni 150 Mart 2006

45 50 ODTÜ Mezunları Derneği Ankara Tel:(312) Fax: (312) o428. d t ü l ü l e rsokak bülteni Yıl M a06530 rt 2006

Fakültemiz; Fakültemiz yeni kurulmasına rağmen hızla büyümekte ve kadrolarını genişletmektedir.

Fakültemiz; Fakültemiz yeni kurulmasına rağmen hızla büyümekte ve kadrolarını genişletmektedir. HOŞGELDİNİZ Fakültemiz; Bilimsel tutum ve becerileri kazanmış, mesleki donanım sahibi, içinde bulunduğu eğitimsel süreçlerle ilgili, toplumsal meselelere duyarlı, hür düşünen, demokratik ilkelere bağlı,

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ

GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ GEÇMİŞTEN BUGÜNE DOĞUŞ Doğuş markası, eğitime adanmış yarım asra yaklaşan bir anlam ifade etmektedir. Doğuş Üniversitesi eğitimde ilklerin sahibi, yeniliklerin öncüsü olarak, geçmişinden

Detaylı

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum. Sayın Kaymakam, Sayın Belediye Başkanı, Sayın Milli Eğitim Müdürü, Darüşşafaka Cemiyeti nin Sayın Başkanı ve Yöneticileri, Saygıdeğer Öğretmenlerimiz, Darüşşafaka daki temel öğrenimlerini başarıyla tamamlayıp,

Detaylı

İKTİSADİ ve İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ

İKTİSADİ ve İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ Öğrenci Odaklı Üniversite Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi ve FATÜBAT tarafından düzenlenen 3. Uluslararası Öğrenci Kongresi ni onurlandırmanızı diler, saygılar sunarım. Prof. Dr. M. Ramazan YİĞİTOĞLU

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

T.C. TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI AKŞEMSETTİN ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ AKŞEMSETTİN İMAM HATİP ORTAOKULU 2014-2015 BRİFİNG DOSYASI

T.C. TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI AKŞEMSETTİN ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ AKŞEMSETTİN İMAM HATİP ORTAOKULU 2014-2015 BRİFİNG DOSYASI TC TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI AKŞEMSETTİN ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ AKŞEMSETTİN İMAM HATİP ORTAOKULU 2014-2015 BRİFİNG DOSYASI 2014-2015 Okul /Kurum Haritası I BÖLÜM KURUMUN ADI : AKŞEMSETTİN ANADOLU İMAM HATİP

Detaylı

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ FEN FAKÜLTESİ Fakültemiz, 13 Kasım 2010 tarih ve 2010/25 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kapatılan FenEdebiyat Fakültesi yerine kurulan iki fakülteden (Fen Fakültesi ve

Detaylı

T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ

T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ T.C. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ 1 Haydarpaşa Yerleşkesinin Tarihçesi Fakültemizin de içinde bulunduğu Haydarpaşa yerleşkesinin temeli 11 Şubat 1895 tarihinde atılmıştır. Açılış tarihi ise 6 Kasım

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

12. MĐSYON 13. VĐZYON

12. MĐSYON 13. VĐZYON 12. MĐSYON Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi nin misyonu, evrensel ölçütleri kendisine temel alan, beraberinde ulusal değerlere sahip çıkan, çağdaş tıp bilgi birikimine sahip, koruyucu hekimlik ilkelerini

Detaylı

T.C. PAMUKKKALE ÜNİVERSİTESİ ile T.C. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

T.C. PAMUKKKALE ÜNİVERSİTESİ ile T.C. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ T.C. PAMUKKKALE ÜNİVERSİTESİ ile T.C. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ ORTAK DOKTORA PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YÖNERGESİ 2015 T.C. Pamukkkale Üniversitesi İle T.C.

Detaylı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KARİYER GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KARİYER GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KARİYER GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı, İstanbul Üniversitesi Kariyer

Detaylı

29.06.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi

29.06.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi 29.06.2015 Pazartesi İzmir Basın Gündemi Rektör Prof.Dr. Galip Akhan, 29-Haziran-14 Temmuz 2015 tarihleri arasında Hafta içi Her gün Saat: 09.30-17.00 saatleri arasında aday öğrenci ve ebeveynlerine açık

Detaylı

ÜSİMP TTO TECRÜBE PAYLAŞIMI. ÖMER BAYKAL, GAZİ TTO 26 Temmuz 2013, ASO

ÜSİMP TTO TECRÜBE PAYLAŞIMI. ÖMER BAYKAL, GAZİ TTO 26 Temmuz 2013, ASO ÜSİMP TTO TECRÜBE PAYLAŞIMI ÖMER BAYKAL, GAZİ TTO 26 Temmuz 2013, ASO Gazi TTO nun Amacı Gazi Üniversitesi bünyesindeki bilimsel ve teknolojik bilginin toplumsal faydaya ve ekonomik değere dönüşümünü ve

Detaylı

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ YERLEŞİM İSTATİSTİKLERİ 2008

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ YERLEŞİM İSTATİSTİKLERİ 2008 BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ YERLEŞİM İSTATİSTİKLERİ 2008 Boğaziçi Üniversitesi Haziran, 2008 Boğaziçi Üniversitesi İSTANBUL Copyright 2008 Boğaziçi University Library Cataloging in-publication Data Boğaziçi

Detaylı

Avusturya Liseliler Vakfı. Özel ALEV Okulları IB DP Aday Okulu. İSTANBUL Bilgilendirme Toplantısı Sunumu

Avusturya Liseliler Vakfı. Özel ALEV Okulları IB DP Aday Okulu. İSTANBUL Bilgilendirme Toplantısı Sunumu Avusturya Liseliler Vakfı İSTANBUL Bilgilendirme Toplantısı Sunumu ALEV Okulları Misyonu Yaşam boyu öğrenme bilinciyle, potansiyellerini en üst düzeyde eyleme dönüştürmeyi ve yetkinliklerini geliştirmeyi

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Uludağ Üniversitesi Kadın Araştırmaları

Detaylı

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER

ANTROPOLOG TANIM A- GÖREVLER TANIM Antropolog, evrenin ve dünyanın oluşumu, yaşamın başlangıcı ve gelişimi, insanın biyolojik evrimi, ırkların doğuşu, insan topluluklarının fiziki yapı, kültür ve davranış özelliklerini ve diğer topluluklarla

Detaylı

ESOGÜ Fen-Edebiyat Fakültesi İSTATİSTİK BÖLÜMÜ

ESOGÜ Fen-Edebiyat Fakültesi İSTATİSTİK BÖLÜMÜ 2014 ESOGÜ Fen-Edebiyat Fakültesi İSTATİSTİK BÖLÜMÜ Kontenjan 60 Puan Türü MF-1 Eğitim Dili Türkçe Eğitim Süresi 4 yıl Yer ESOGÜ Fen-Edebiyat Fakültesi İstatistik Bölümü Meşelik Yerleşkesi, 26480 ESKİŞEHİR

Detaylı

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum. Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,

Detaylı

XI. TÜRKİYE İÇ DENETİM KONGRESİ KÜRESEL BİRİKİMLERDEN ULUSAL DEĞERLER YARATMAK

XI. TÜRKİYE İÇ DENETİM KONGRESİ KÜRESEL BİRİKİMLERDEN ULUSAL DEĞERLER YARATMAK XI. TÜRKİYE İÇ DENETİM KONGRESİ KÜRESEL BİRİKİMLERDEN ULUSAL DEĞERLER YARATMAK Birlikte Başarmak Ali Kamil UZUN, CPA, CFE Türkiye İç Denetim Enstitüsü Kurucu Başkanı Ali Kamil Uzun, CPA, CFE Deloitte Türkiye

Detaylı

Makine Mühendisliği Bölümü

Makine Mühendisliği Bölümü Makine Mühendisliği Bölümü Neden Makine Mühendisliği Teknolojiyi kullanan, teknoloji üreten ve teknolojiye yön veren, toplum yararına bilimsel bilgi sağlayan günümüz ve yarınların problemlerine çözüm arayan

Detaylı

T.C. CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 Bu Yönerge, Cumhuriyet Üniversitesi nin ulusal ve uluslararası akademik

Detaylı

20* 20** - 12* 3** 30 - Eğitim Fakültesi mezunu olmak. (Programa kesin kayıt yaptıran 12 SÖZ 5 SÖZ 20* 5**

20* 20** - 12* 3** 30 - Eğitim Fakültesi mezunu olmak. (Programa kesin kayıt yaptıran 12 SÖZ 5 SÖZ 20* 5** - Kontenjan ALES Puan TC UŞAK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ NDEN Üniversitemiz Sosyal Bilimler Enstitüsü 2015-2016 öğretim yılı güz yarıyılında lisansüstü programlara alınacak öğrenci kabul koşulları, kontenjanları,

Detaylı

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi

Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi Toplumunda Sürekli Eğitim ve Yenilikçi Eğitimci Eğitimi Bilgi toplumunda, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yarattığı hız ve etkileşim ağı içinde, rekabet ve kalite anlayışının değiştiği bir kültür

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMü BİLGİ FORMU

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMü BİLGİ FORMU TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMü BİLGİ FORMU Bölüm Bölüm Başkanı TARİH PROF.DR. AYGÜN ATTAR Bölümün amacı Tarih Bölümünün amacı; tarih bilimi ile ilgili meslek

Detaylı

Yükseköğretimde Hizmetler Sektörü Hala Revaçta. Dilara AY TSKB Ekonomik Araştırmalar ayd@tskb.com.tr

Yükseköğretimde Hizmetler Sektörü Hala Revaçta. Dilara AY TSKB Ekonomik Araştırmalar ayd@tskb.com.tr Yükseköğretimde Hizmetler Sektörü Hala Revaçta Dilara AY TSKB Ekonomik Araştırmalar ayd@tskb.com.tr Yükseköğretimde Hizmetler Sektörü Hala Revaçta ÖSYM nin son halini 14 te yayınladığı 2014-ÖSYS Yükseköğretim

Detaylı

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER Prof.Dr. Ufuk TANERİ, IOM, HE 2003-03-14 Eğitim-Öğrenim Doğuş anı ndan başlayıp Ömür Boyu süren bir Süreç, yüzyılımız ve gelecek nesiller beklentilerinin

Detaylı

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNDEN

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNDEN KAFKAS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNDEN Üniversitemize bağlı Sağlık, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri Enstitülerinin çeşitli Anabilim dallarına 015016 Eğitim Öğretim Yılı Güz Yarıyılında üstü Eğitim için öğrenci

Detaylı

Edebiyat Fakültesi Alman Dili Ve Edebiyatı Ales Puan Türü : Sözel. TC Yabancı Yatay Özel TC Yabancı Yatay Özel 10 2 - - 5 2 - -

Edebiyat Fakültesi Alman Dili Ve Edebiyatı Ales Puan Türü : Sözel. TC Yabancı Yatay Özel TC Yabancı Yatay Özel 10 2 - - 5 2 - - Edebiyat Fakültesi Alman Dili Ve Edebiyatı 10 2 - - 5 2 - - Lisans Mezunlarında Aranacak Şartlar : Aşağıdaki Programlardan Mezun Olanlar Kabul Edilecektir : Aşağıdaki Programlardan Mezun Olanlar Kabul

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ BİYOSİSTEM MÜHENDİSLİĞİ PROGRAMI SON SINIF ÖĞRENCİ ANKET FORMU. Aralık,2013

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ BİYOSİSTEM MÜHENDİSLİĞİ PROGRAMI SON SINIF ÖĞRENCİ ANKET FORMU. Aralık,2013 ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ BİYOSİSTEM MÜHENDİSLİĞİ PROGRAMI SON SINIF ÖĞRENCİ ANKET FORMU Sevgili U.Ü.Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Programı Öğrencileri, Aralık,2013 Uludağ Üniversitesi

Detaylı

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. ÜNĠVERSĠTELERLE ġube

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 37. Dönem Çalışma Raporu. ÜNĠVERSĠTELERLE ġube ÜNĠVERSĠTELERLE ġube GÜNCESĠ ĠLĠġKĠLER YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 2009-2010 ELEKTRİK-ELEKTRONİK FAKÜLTESİ MEZUNİYET TÖRENİ 2009-2010 Öğretim yılı Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik- Elektronik Fakültesi

Detaylı

TOBB ETÜ AKADEMİK YÜKSELTİLME VE ATANMA ŞARTLARI:

TOBB ETÜ AKADEMİK YÜKSELTİLME VE ATANMA ŞARTLARI: TOBB ETÜ AKADEMİK YÜKSELTİLME VE ATANMA ŞARTLARI: Şartlar Süre Yabancı dil Öğretim Görevlisi - Akademisyen Öğr.Gör. (6) Yardımcı Doçent Doçent Profesör.(5) - Doktoradan sonra en az 2 yıl herhangi bir üniversitede

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ELEMANI

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ELEMANI HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ELEMANI TANIM Çalıştığı kurumun tanınmasını, çalışmalarına karşı insanlarda olumlu izlenimler uyandırmasını, çevresiyle iyi ilişkiler kurmasını ve saygınlığını artırmasını sağlamak

Detaylı

İBRAHİM ARAP. e-posta: ibrahim.arap@deu.edu.tr Tel: +0. 232. 420 41 80 / 20620. 2004-2009 : Dokuz Eylül Üni. Sosyal Bilimler Enst.

İBRAHİM ARAP. e-posta: ibrahim.arap@deu.edu.tr Tel: +0. 232. 420 41 80 / 20620. 2004-2009 : Dokuz Eylül Üni. Sosyal Bilimler Enst. İBRAHİM ARAP e-posta: ibrahim.arap@deu.edu.tr Tel: +0. 232. 420 41 80 / 20620 KİŞİSEL BİLGİLER Uyruğu : T.C Doğum Tarihi : 01.02.1972 Doğum Yeri : Mersin Medeni Durumu : Evli ÖĞRENİM 2004-2009 : Dokuz

Detaylı

Sayı: 2003/04 FAALİYET TEKNİK RAPORU

Sayı: 2003/04 FAALİYET TEKNİK RAPORU Sayı: 2003/04 FAALİYET TEKNİK RAPORU 2003 Sayfa No: İÇERİK Kapak 2 İçerik 3 1. AKEV Hakkında 4-5 2. Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu 6 3. Özet 7-8 4. Faaliyetler ve Çıktılar 9 5. Genel Başarı Göstergeleri

Detaylı

T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ 2009-2010 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAHAR YARIYILI LİSANSÜSTÜ KONTENJANI

T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ 2009-2010 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAHAR YARIYILI LİSANSÜSTÜ KONTENJANI T.C. ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ 2009-2010 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAHAR YARIYILI LİSANSÜSTÜ KONTENJANI ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS KONTENJANI DOKTORA KONTENJANI YABANCI UYRUKLU

Detaylı

Cumhuriyet Üniversitesi Tıpta Uzmanlık Eğitim Öğretim ve Sınav Yönergesi. BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler

Cumhuriyet Üniversitesi Tıpta Uzmanlık Eğitim Öğretim ve Sınav Yönergesi. BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Cumhuriyet Üniversitesi Tıpta Uzmanlık Eğitim Öğretim ve Sınav Yönergesi Amaç ve Kapsam BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Madde 1- Bu Yönerge Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde yürütülecek Tıpta

Detaylı

KARİYER GELİŞTİRME KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ

KARİYER GELİŞTİRME KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ KARİYER GELİŞTİRME KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ KOORDİNATOR Prof. Dr. Bahattin Karagözoğlu Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü e-posta: bahattin.karagozoglu@medeniyet.edu.tr

Detaylı

SİNOP ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

SİNOP ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar SİNOP ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Sinop Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı

Detaylı

Tablo 11 Sosyal, Beşeri ve İdari Bilimler Temel Alanı

Tablo 11 Sosyal, Beşeri ve İdari Bilimler Temel Alanı Kod Bilim Alanı Koşul No 1179 Açık ve Uzaktan Öğrenme 111 1180 Arkeoloji 111 1181 Atatürk İlkeleri ve Cumhuriyet Tarihi 111 1176 Avrupa Birliği 111 1182 Bankacılık ve Sigortacılık 111 1102 Batı Sanatı

Detaylı

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNDEN

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNDEN KAFKAS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNDEN Üniversitemize bağlı Sağlık, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri Enstitülerinin çeşitli anabilim dallarına 014015 Eğitim Öğretim Yılı Güz Yarıyılında Lisans Üstü Eğitim

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ ESPİYE MESLEK YÜKSEKOKULU BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRETİM BÖLÜMÜ TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLER PROGRAMI BİLGİ FORMU

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ ESPİYE MESLEK YÜKSEKOKULU BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRETİM BÖLÜMÜ TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLER PROGRAMI BİLGİ FORMU TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ ESPİYE MESLEK YÜKSEKOKULU BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRETİM BÖLÜMÜ TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLER PROGRAMI BİLGİ FORMU Bölüm Bölüm Başkanı Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar...

İÇİNDEKİLER. Sunuş... 1. Konu... 2. Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2. Tarih ve Yer... 2. Amaç ve Hedefler... 3. Katılımcılar... İÇİNDEKİLER Sunuş... 1 Konu... 2 Proje Koordinatörü ve Uygulayıcı Kurum... 2 Tarih ve Yer... 2 Amaç ve Hedefler... 3 Katılımcılar... 3 Yöntem... 3 Kapsam... 4 Projede Görevli Personel... 5 SUNUŞ 21. Yüzyıl

Detaylı

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU 2016-2020 STRATEJİK PLAN ÇALIŞMASI İÇİNDEKİLER

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU 2016-2020 STRATEJİK PLAN ÇALIŞMASI İÇİNDEKİLER SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ GÖNEN MESLEK YÜKSEKOKULU 2016-2020 STRATEJİK PLAN ÇALIŞMASI İÇİNDEKİLER 1.Gönen Meslek yüksekokulu Logosu... 1 2. Durum Analizi... 1 2.1.Gönen Meslek Yüksekokulu Tarihçesi...

Detaylı

TOROS ÜNĠVERSĠTESĠ ÖĞRETĠM ÜYELĠĞĠ KADROLARINA

TOROS ÜNĠVERSĠTESĠ ÖĞRETĠM ÜYELĠĞĠ KADROLARINA TOROS ÜNĠVERSĠTESĠ ÖĞRETĠM ÜYELĠĞĠ KADROLARINA BAġVURMA, ATAMA, YÜKSELTME VE YENĠDEN DEĞERLENDĠRME YÖNERGESĠ (Kabulü: 05/03/2014 tarih ve 02/8 sayılı Senato Kararı) Amaç ve Kapsam: Madde 1- Bu yönergenin

Detaylı

İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ADAY ÖĞRENCİLER TANITIM KATALOĞU

İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ADAY ÖĞRENCİLER TANITIM KATALOĞU İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ADAY ÖĞRENCİLER TANITIM KATALOĞU Sevgili Öğrenciler Prof. Dr. İbrahim Attila ACAR İzmir Katip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ilk öğrencilerine

Detaylı

Başvuru Yapabilecek Programlar. Öğrenci Alınacak Program Adı

Başvuru Yapabilecek Programlar. Öğrenci Alınacak Program Adı Ek 2 : Başvuru Yapabilecek Program Listeleri 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÜSTÜ PROGRAMLARA ÖĞRENCİ KABUL SINAVINA BAŞVURABİLECEK OLAN PROGRAMLAR Öğrenci Alınacak Program

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMLARI VE AYLIK KARŞILIĞI OKUTACAKLARI DERSLERE İLİŞKİN

Detaylı

BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK

BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK Meslekleşme ölçütleri Öğretmenlik Mesleğinin Yasal Dayanakları Öğretmenlik Mesleğinin Temel Özellikleri Türkiye de Öğretmenliğin Meslekleşmesi Öğretmenlerin hizmet öncesinde

Detaylı

Türk dünyası, bilişim alanında ortak terimler kullanmalı

Türk dünyası, bilişim alanında ortak terimler kullanmalı TBD Türk Dünyası Ortak Bilişim Terimleri Çalışma Grubu Başkan Yardımcısı Belgin Tezcan Aksu: Türk dünyası, bilişim alanında ortak terimler kullanmalı TBD Türk Dünyası Ortak Bilişim Terimleri Çalışma Grubu,

Detaylı

TOBB ETÜ AKADEMİK YÜKSELTİLME VE ATANMA ŞARTLARI:

TOBB ETÜ AKADEMİK YÜKSELTİLME VE ATANMA ŞARTLARI: TOBB ETÜ AKADEMİK YÜKSELTİLME VE ATANMA ŞARTLARI: Şartlar Süre Yabancı dil Öğretim Görevlisi - Akademisyen Öğr.Gör. (6) Yardımcı Doçent Doçent Profesör.(5) - Doktoradan sonra en az 2 yıl herhangi bir üniversitede

Detaylı

Tablo 11. Sosyal, Beşeri ve İdari Bilimler Temel Alanı Not: Kod 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1112 1113 1114 1115 1116 1117

Tablo 11. Sosyal, Beşeri ve İdari Bilimler Temel Alanı Not: Kod 1101 1102 1103 1104 1105 1106 1107 1108 1109 1110 1111 1112 1113 1114 1115 1116 1117 Tablo 11. Sosyal, Beşeri ve İdari Bilimler Temel Alanı Not: Bu tablo ile ilgili koşul (111, 112, 113, 114, 115, 116), kısaltmalar ve tanımlar dokümanın sonunda yer almaktadır. Kod Bilim Alanı Koşul No

Detaylı

Duyurunun başlangıç tarihi: 25 Ağustos 2015 Son Başvuru Tarihi: 08 Eylül 2015

Duyurunun başlangıç tarihi: 25 Ağustos 2015 Son Başvuru Tarihi: 08 Eylül 2015 Duyurunun başlangıç tarihi: 25 Ağustos 2015 Son Başvuru Tarihi: 08 Eylül 2015 T.C. BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ NDEN Üniversitemiz aşağıda belirtilen birimlerine 2547 Sayılı Kanun ile Öğretim Üyeliğine

Detaylı

YÖNETMELİK SİİRT ÜNİVERSİTESİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÖNETMELİK SİİRT ÜNİVERSİTESİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar 10 Mart 2014 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı : 28937 Siirt Üniversitesinden: YÖNETMELİK SİİRT ÜNİVERSİTESİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Detaylı

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ YERLEŞİM İSTATİSTİKLERİ 2005

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ YERLEŞİM İSTATİSTİKLERİ 2005 BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ YERLEŞİM İSTATİSTİKLERİ 2005 Boğaziçi Üniversitesi Temmuz, 2005 Boğaziçi Üniversitesi İSTANBUL Copyright 2005 Boğaziçi University Library Cataloging in-publication Data Boğaziçi Üniversitesi

Detaylı

Fen Edebiyat Fakültesi

Fen Edebiyat Fakültesi MOLEKÜLER BİYOLOJİ ve GENETİK AMERİKAN KÜLTÜRÜ ve EDEBİYATI PSİKOLOJİ MATEMATİK MÜTERCİM TERCÜMANLIK HALİÇ SENİ BEKLİYOR MOLEKÜLER BİYOLOJİ ve GENETİK Genetik, canlılıkla ilgili özelliklerin nasıl kazanıldığını

Detaylı

ENERJİ SİSTEMLERİ MÜHENDİSLİĞİ PROF. DR. EMİN TACER BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ

ENERJİ SİSTEMLERİ MÜHENDİSLİĞİ PROF. DR. EMİN TACER BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ ENERJİ SİSTEMLERİ MÜHENDİSLİĞİ PROF. DR. EMİN TACER BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ 1 Ekonomik - Sosyal - Teknolojik - Politik Ekolojik DÜNYA Siyasi ve Ekonomik Birliktelik Çok Uluslu Şirketler Uluslararsı Sivil

Detaylı

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK:

Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: Avrupa Bölgesel Sosyal Güvenlik Forumu -1ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI FARUK ÇELİK: -BU FORUM KASIM AYINDA KATAR DA DÜZENLENECEK DÜNYA SOSYAL GÜVENLİK FORUMU NA IŞIK TUTACAKTIR -TÜRKİYE BUGÜN DÜNYANIN

Detaylı

Ülkemizdeki Güzel Sanatlar Fakültelerindeki Sanat Eğitimi ve

Ülkemizdeki Güzel Sanatlar Fakültelerindeki Sanat Eğitimi ve ÜNİvERSİTELERİMİzDE SANAT VE TASARıM EGİTİMİ Güner SÜMER* I-GİRİş Ülkemizdeki Güzel Sanatlar Fakültelerindeki Sanat Eğitimi ve Öğretiminin genel amacı öğrencilerin yaratıcı sanat yeteneklerini geliştirerek,

Detaylı

34 01/10/2014 2014/1 18. Üniversitemiz Yönetim Kurulu Rektör Prof. Dr. Faruk KOCACIK Başkanlığında toplandı.

34 01/10/2014 2014/1 18. Üniversitemiz Yönetim Kurulu Rektör Prof. Dr. Faruk KOCACIK Başkanlığında toplandı. Üniversitemiz Yönetim Kurulu Rektör Prof. Dr. Faruk KOCACIK Başkanlığında toplandı. Karar No 1-2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında Üniversitemiz programlarına kabul edilecek olan yabancı uyruklu öğrencilerden

Detaylı

Ek 2 : Başvuru Yapabilecek Program Listeleri 2015-2016 GÜZ DÖNEMİ ÖĞRENCİ KABUL SINAVINA BAŞVURABİLECEK

Ek 2 : Başvuru Yapabilecek Program Listeleri 2015-2016 GÜZ DÖNEMİ ÖĞRENCİ KABUL SINAVINA BAŞVURABİLECEK Öğrenci Alınacak Program Adı BANKACILIK VE FİNANS DOKTORA BANKACILIK VE FİNAS TEZLİ YÜKSEK BANKACILIK VE FİNAS TEZSİZ YÜKSEK Ek 2 : Başvuru Yapabilecek Program Listeleri 2015-2016 GÜZ DÖNEMİ ÖĞRENCİ KABUL

Detaylı

GELECEĞE HAZIRLIK REHBERİ. www.ticaret.edu.tr

GELECEĞE HAZIRLIK REHBERİ. www.ticaret.edu.tr GELECEĞE HAZIRLIK REHBERİ www.ticaret.edu.tr BAŞKAN IN MESAJI Yoğun bir sınav dönemine hazırlanacak ve sonrasında geleceğinize yön vereceğiniz bir tercih yapacaksınız. İstediğiniz bölümü kazanmak için

Detaylı

Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Bilimleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi

Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Bilimleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Bilimleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi http://lifesci.boun.edu.tr Rana Sanyal rana.sanyal@boun.edu.tr Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Bilimleri ve Teknolojileri

Detaylı

11- ÇALIŞMA DÖNEMİNDE YAYIN POLİTİKASI VE ODA YAYINLARI

11- ÇALIŞMA DÖNEMİNDE YAYIN POLİTİKASI VE ODA YAYINLARI 11- ÇALIŞMA DÖNEMİNDE YAYIN POLİTİKASI VE ODA YAYINLARI Yayınlar, bir örgütlenmenin topluma ulaşmasının en önemli araçlarıdır. Odamız, mesleğin tanıtımı, örgütlülüğün pekiştirilmesi, mesleki haklar ve

Detaylı

Evrak Tarih ve Sayısı: 02/07/2014-12732

Evrak Tarih ve Sayısı: 02/07/2014-12732 Evrak Tarih ve Sayısı: 02/07/2014-12732 T.C. KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ İslami İlimler Fakültesi Dekanlığı *BE6LB1S2* Sayı : 23987327-612.01.01- Konu: Kamu İç Kontrol Standartlarına Uyum Eylem

Detaylı

Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi 2007 Yılı Kurumsal Değerlendirme Raporu Sürüm No. 1, Mart 2008

Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi 2007 Yılı Kurumsal Değerlendirme Raporu Sürüm No. 1, Mart 2008 Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi 2007 Yılı Kurumsal Değerlendirme Raporu Sürüm No. 1, Mart 2008 Đçindekiler Giriş Kurumsal Değerlendirme ve Stratejik Planlama Çalışmaları Birimin Tarihçesi Birim

Detaylı

Prof. Dr. K. Gülbün Baydur'a Armağan

Prof. Dr. K. Gülbün Baydur'a Armağan Prof. Dr. K. Gülbün Baydur'a Armağan Prof. Dr. K. Gülbün Baydur a Armağan Yayına Hazırlayanlar Özgür Külcü, Tolga Çakmak ve Nevzat Özel Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Ankara, 2012

Detaylı

(EK-C) TİCARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ BANKACILIK ve FİNANS PROGRAMI. Genel Bilgi

(EK-C) TİCARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ BANKACILIK ve FİNANS PROGRAMI. Genel Bilgi (EK-C) TİCARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ BANKACILIK ve FİNANS PROGRAMI Genel Bilgi Bankacılık ve Finans Bölümü 4 yıllık lisans eğitimi vermektedir. Dersler ve ders içerikleri, öğrencilerin yeterli mesleki altyapıyı

Detaylı

BOZOK ÜNİVERSİTESİ SENATO KARARLARI

BOZOK ÜNİVERSİTESİ SENATO KARARLARI BOZOK ÜNİVERSİTESİ SENATO KARARLARI Toplantı Sayısı: 04 Sayfa: 1 Karar Tarihi: 14/12/2006 Üniversitemiz Döner Sermaye İşletmesi Yönetmeliği hk. 2006.004.009- Üniversitemiz Döner Sermaye İşletmesi Yönetmeliği

Detaylı

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ DEKANLIĞI

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ DEKANLIĞI Toplantı Tarihi :06/02/2014 Perşembe Toplantı Sayısı :453 01-Fizik Bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Erdal DİKMEN in Amerika ya 02-Atatürk Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Önder ŞİMŞEK in Üniversitemize

Detaylı

Günümüzde en önemli rekabet gücü. Araştırma ve Geliştirme AR-GE. Günümüzde en önemli Ar-Ge Nedir? Yrd. Doç. Dr. M. Volkan Türker

Günümüzde en önemli rekabet gücü. Araştırma ve Geliştirme AR-GE. Günümüzde en önemli Ar-Ge Nedir? Yrd. Doç. Dr. M. Volkan Türker Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü Teknoloji ve Yenilik Yönetimi Dersi Araştırma ve Geliştirme AR-GE Yrd. Doç. Dr. M. Volkan Türker 1 Günümüzde en önemli rekabet gücü Daha önce değindiğimiz

Detaylı

AR-GE ANKETİ ANALİZ RAPORU

AR-GE ANKETİ ANALİZ RAPORU AR-GE ANKETİ ANALİZ RAPORU Eylül 2006 İÇİNDEKİLER Önsöz...3 TÜBİTAK Ar-Ge Anketi Soruları Analizi...4 1. Genel Bilgiler İle İlgili Sorular...4 2. Proje Sunum ve Destekler İle İlgili Sorular...12 3. Üniversite

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ

5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ 5. KARİYER GÜNLERİ GERÇEKLEŞTİ 14.05.2014 Ordu Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Çalışma ve İş Kurumu Ordu İl Müdürlüğü işbirliğinde alternatif iş fırsatları yaratmak, öğrenciler ile

Detaylı

Vakıf Üniversiteleri Servet İstiyor

Vakıf Üniversiteleri Servet İstiyor On5yirmi5.com Vakıf Üniversiteleri Servet İstiyor Vakıf üniversitelerinin sadece yıllık eğitim ücretlerini ödeyebilmek için bir ''servet'' sahibi olmak gerekiyor. Yayın Tarihi : 6 Temmuz 2011 Çarşamba

Detaylı

YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar 12 Eylül 2013 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 28763 Namık Kemal Üniversitesinden: YÖNETMELİK NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

İÇ DENETİM NEDİR? Ali Kamil UZUN, CPA, CFE

İÇ DENETİM NEDİR? Ali Kamil UZUN, CPA, CFE İÇ DENETİM NEDİR? Ali Kamil UZUN, CPA, CFE İçinde bulunduğumuz mayıs ayı Uluslararası İç Denetçiler Enstitüsü (IIA) tarafından tüm dünyada Uluslararası İç Denetim Farkındalık Ayı olarak ilan edilmiştir.

Detaylı

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNDEN (İlanımız 14.08.2013 tarihli Zaman Gazetesinde yayımlanmıştır.)

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNDEN (İlanımız 14.08.2013 tarihli Zaman Gazetesinde yayımlanmıştır.) KAFKAS ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNDEN (İlanımız 4.08.203 tarihli Zaman Gazetesinde yayımlanmıştır.) Üniversitemize bağlı Sağlık Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri Enstitülerinin çeşitli Anabilim

Detaylı

ÜNİVERSİTEDE KULLANILAN TERİMLER

ÜNİVERSİTEDE KULLANILAN TERİMLER ÜNİVERSİTEDE KULLANILAN TERİMLER Yükseköğretim: Ortaöğretime dayalı ve en az dört yarı yılı kapsayan her kademedeki eğitimöğretimin tümüdür. Yükseköğretimde önlisans, lisans ve lisansüstü düzeylerde eğitim

Detaylı

ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ KARİYER PLANLAMA, UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1:

ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ KARİYER PLANLAMA, UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1: ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ KARİYER PLANLAMA, UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1: Bu Yönetmeliğin amacı, Erzurum Teknik Üniversitesine

Detaylı

BARTIN ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

BARTIN ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Bartın Üniversitesinden: BARTIN ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Bartın Üniversitesi

Detaylı

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

BAŞKAN : Özcan KALAYCI Bülent YILDIRIM BAŞKAN: SAYMAN : Nesrin FİDAN ÜYE : Figen GÖNEN. info@antalyafalezrotary.org KOMİTELER TOPLANTI BİLGİLERİ

BAŞKAN : Özcan KALAYCI Bülent YILDIRIM BAŞKAN: SAYMAN : Nesrin FİDAN ÜYE : Figen GÖNEN. info@antalyafalezrotary.org KOMİTELER TOPLANTI BİLGİLERİ Binota-Kalyan BANERJEE Nilüfer&İsmail KAHYAOĞLU Demet Salih PEKER Bilge & Özcan KALAYCI U.R ve BÖLGE YÖNETİMİ YÖNETİM KURULU U.R. BAŞKANI Binota Kalyan BANERJEE 2430 GUVARNÖRÜ Nilüfer İsmail KAHYAOĞLU

Detaylı

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ

AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ AK PARTİ YURT DIŞINDAKİ... GENÇLERIMIZIN YANINDA 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri Yurt Dışı Gençler Seçim Beyannamesi ... IÇINDEKILER MUSTAFA YENEROĞLU SUNUS 04 --------------------------------- YURT DIŞINDAKİ

Detaylı

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ DIŞ İLİŞKİLER KOORDİNATÖRLÜĞÜ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1- (1) Bu Yönerge, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi nin

Detaylı

YÖNETMELİK İPEK ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

YÖNETMELİK İPEK ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Yönetmelik 22 Eylül 2013 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 28773 İpek Üniversitesinden: YÖNETMELİK İPEK ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi A Blok, Pedagojik Formasyon Birimi, ELAZIĞ. Tlf: 0-424-2370000/4928

Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi A Blok, Pedagojik Formasyon Birimi, ELAZIĞ. Tlf: 0-424-2370000/4928 D U Y U R U ÜNİVERSİTELERİN ÖĞRETMENLİĞE KAYNAK OLUŞTURAN BÖLÜMLERİNİN SON SINIF ÖĞRENCİLERİ İLE MEZUNLAR İÇİN 2015-2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI GÜZ DÖNEMİNDE BAŞLATILACAK PEDAGOJİK FORMASYON EĞİTİMİ SERTİFİKA

Detaylı

HARCAMA YETKİLİLERİ İLE İLGİLİ BAZI ÇELİŞKİLER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

HARCAMA YETKİLİLERİ İLE İLGİLİ BAZI ÇELİŞKİLER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ HARCAMA YETKİLİLERİ İLE İLGİLİ BAZI ÇELİŞKİLER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Prof. Dr. Asaf VAROL GİRİŞ 1999 yılı öncesinde Üniversitelerin bünyesinde yer alan bölüm ve birimlerin her birinin kendi Döner Sermaye

Detaylı

MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR

MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR MESLEK VE UZMANLIK ALANLARIMIZLA İLGİLİ ULUSAL ÖLÇEKLİ KONGRE, KURULTAY, SEMPOZYUM VE ÇALIŞTAYLAR 19 20 TMMOB Makina Mühendisleri Odası, her çalışma döneminde olduğu gibi bu dönemde de örgütsel birikimiyle,

Detaylı

MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı : 05.02.

MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı : 05.02. MESGEMM İSG/Mevzuat/Yönetmelikler İçindekiler Birinci Bölüm - Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Madde 1 Amaç ve kapsam Madde 2 Dayanak Madde 3 Tanımlar İkinci Bölüm - Konseyin Kuruluş Amacı, Oluşumu ve

Detaylı

IŞIK ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK YÜKSELTME VE ATAMA ESASLARI

IŞIK ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK YÜKSELTME VE ATAMA ESASLARI IŞIK ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK YÜKSELTME VE ATAMA ESASLARI Amaç Madde 1. Işık Üniversitesi akademik yükseltme ve atamaya ilişkin esasların saptanmasında amaç, Üniversite ye lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim-öğretim,

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

T.C. ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEKOKULU STRATEJİK PLANI (2015 2019) İÇİNDEKİLER

T.C. ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEKOKULU STRATEJİK PLANI (2015 2019) İÇİNDEKİLER T.C. ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEKOKULU STRATEJİK PLANI (2015 2019) İÇİNDEKİLER 1. DURUM ANALİZİ 5 1.1. TARİHÇE 5 1.2. BUGÜNKÜ DURUM 5 1.3. YASAL YÜKÜMLÜLÜKLER VE MEVZUAT ANALİZİ 11

Detaylı

KİŞİSEL BİLGİLER EĞİTİM

KİŞİSEL BİLGİLER EĞİTİM KİŞİSEL BİLGİLER Adı Soyadı : Ahmet Yağlı Doğum Tarihi : 16.09.1977 Doğum Yeri : İzmir E-posta : ahmetyagli@maltepe.edu.tr EĞİTİM 2009 Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku anabilim

Detaylı

Namık Kemal Üniversitesi SÜREKLĠ EĞĠTĠM MERKEZĠ

Namık Kemal Üniversitesi SÜREKLĠ EĞĠTĠM MERKEZĠ Namık Kemal Üniversitesi SÜREKLĠ EĞĠTĠM MERKEZĠ 2009 Yılı Kurumsal Değerlendirme Raporu Sürüm no. 2.0 Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Tekirdağ, Ocak 2010 1. SunuĢ Bu

Detaylı

FAKÜLTEMİZ YÖNETİMİNE ADAY OLMA GEREKÇEM

FAKÜLTEMİZ YÖNETİMİNE ADAY OLMA GEREKÇEM FAKÜLTEMİZ YÖNETİMİNE ADAY OLMA GEREKÇEM Fakültemiz gerek evrensel bilginin üretilmesi ve toplumsal yarar için geliştirilmesi gerekse de ülkemizin öncelikli alanlarındaki araştırmalarıyla her dönemde öncü

Detaylı