T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ ANABİLİM DALI TÜRKİYE DE ELEKTRONİK YAYINCILIK VE TELİF HAKLARI

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ ANABİLİM DALI TÜRKİYE DE ELEKTRONİK YAYINCILIK VE TELİF HAKLARI"

Transkript

1 T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ ANABİLİM DALI TÜRKİYE DE ELEKTRONİK YAYINCILIK VE TELİF HAKLARI Yüksek Lisans Tezi Ayten ARIKAN Ankara-2017

2 T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ ANABİLİM DALI TÜRKİYE DE ELEKTRONİK YAYINCILIK VE TELİF HAKLARI Yüksek Lisans Tezi Ayten ARIKAN Tez Danışmanı Prof. Dr. Doğan ATILGAN Ankara-2017

3

4

5 ÖNSÖZ Medeniyetin gelişiminde ana öge kuşkusuz bilgidir. Bugünkü teknoloji seviyesine asırlardır aktarılan sistemli bilgi yığınları sayesinde gelinmiştir. Hem gerçek hem de sanal dünya hâlinde var olan günümüz dünyasının enformasyon toplumlarında üretimin temel kaynağını bilginin kendisinin oluşturmasının yanında toplumsal ve kültürel süreçler de yeni teknolojilere ve enformasyona vazgeçilmez şekilde bağımlıdır. Teknolojinin etkileri ve sonuçları kullanım şekliyle ve teknolojiye yüklenen değerlerle yakından ilgilidir. Günümüzde, küreselleşmeyle birlikte internet ve bilgisayar teknolojileri kültürel formları ve alışkanlıkları hızlıca şekillendirmiştir. Bunlardan bir tanesi de yayıncılıktır. Özellikle son yirmi yılda bilim ve sanayide yaşanan gelişmeler, tüm insanlığı etkileyen bir bilgi düzeyi çağı meydana getirmiştir. Bu çağ, tarım ve sanayi çağlarının birçok temel özelliğinden farklılaşmış ve yeni yaşamsal pratikler üretmiş bilgi toplumu çağıdır. Yeni teknolojiler sürekli olarak değişen elektronik yayıncılık dünyasına ve bilimsel iletişimin doğasını dönüştüren topluluklara yeni aktörler davet etmektedir. Yeni teknolojilerle birlikte hızla değişen bu dünyada bireyler, akademisyenler, topluluklar arasında temas kurmak, bilgi üretmek, bilgiyi erişilebilir kılmak, yaymak, paylaşmak, veri alışverişinde bulunmak, veri madenciliği yapabilmek, v.b. için kişisel bilgisayarlardan mobil ortama değin kullanılan cihazların geniş bir çeşitliliği içinde yeni yollar açılmaktadır. Tıpkı karahindiba gibi fışkırıp bir roket gibi yükselen elektronik yayıncılık dünyasında günümüzde bulut ve mobil teknolojiler üzerinde e-yayıncılık temalı uluslararası konferanslar düzenlenmektedir. Artık, geleneksel olmayan yaklaşımlarla i

6 e-kitap yazılımı ve donanımı üreticileri ile yayınevlerinin ve kitabevlerinin yanında e-kitap sağlayıcısı, e-kitap toplayıcısı (e-book provider / aggregator), dijital içerik süreci ekibi diye bilinen yeni iş kolları meydana gelmiş olup, terminolojik altyapıyı da doğrudan etkileyerek e-okur (e-readers), giyilebilir teknoloji (wearable technology) ve "dijital ajans" gibi yeni kavramlar ortaya çıkmıştır. Günümüzde e-iş, e-öğrenme, bilgi hizmetleri, bilimsel iletişim ve kültürel miras için veri oluşturma, uzun süreli koruma, erişilebilirlik, kültürel miras ve hizmet kuruluşlarının rolü açısından tartışılan elektronik yayıncılıkta yeni ve yenilikçi yayın paradigmalarının kullanımı, sürdürülebilir iş ve gelir modelleri bulmak için daha fazla stratejiler geliştirmek gerektiği, bir elektronik yayıncılık reformuna ihtiyaç olduğu gibi kilit konular üzerine odaklanılmıştır. Hâlihazırda, elektronik yayıncılık dünyasında yaşanan meseleler, yayıncılık ve erişim alanında yeni yayıncılık modelleri, açık erişim, açık veri, semantik web, dijital kütüphane, çevrimiçi sosyal ağlar alanında yeni dijital medya, her yerde bilgisayar, veri madenciliği, metin madenciliği ve bilgi keşfi alanında web madenciliği gibi konu başlıkları altında ele alınmaktadır. Kültürel mirasın bir parçası olan kitap, dergi, gazete ve diğer yayınların elektronik ortamda üretimini kapsayan elektronik yayınlarda yaşanan meselelerin sadece kâğıt ortamındaki bilgiye eşdeğer bir bilgi dönüştürme veya aktarma olmadığı; yeni iletişim paradigmaları, yeni teknolojiler geliştirmek ve kullanmak için e-yayıncılığın hem teknik hem de hukuksal taraflarının yeniden düşünülmesinin ve gelecek için hazırlanmasının gerekliliği ortadadır. Bu bağlamda, ulusal ve uluslararası kapsamda sürekli olarak ele alınıp tartışılan elektronik yayıncılığın dünyadaki ve Türkiye deki tarihsel gelişimi, ii

7 avantajlar, dezavantajlar, teknolojik uygulamalar, lisanslamalar ve telif haklarıyla ilgili hukuki düzenlemeler gibi konular geniş kapsamlı ve detaylı araştırılarak, Türkiye deki e-yayıncılıkta telif haklarıyla ilgili sorunlar saptanmaya ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Öncelikle, çalışmanın hazırlanması ve tamamlanması süresince geniş ölçüde yol gösteren ve tüm detaylarda değerli görüşlerini esirgemeyerek eşsiz katkılarda bulunan danışmanım Prof. Dr. Doğan ATILGAN a, tez savunma jürisinde yer alan hocalarım Prof. Dr. Sacit ARSLANTEKİN e ve Prof. Dr. Hüseyin ODABAŞ a sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca, ankete katılım sağlayarak çalışmaya emeği geçen tüm yöneticilere ve çalışanlara teşekkür ederim. Ayten ARIKAN iii

8 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... İ İÇİNDEKİLER... İV TABLOLAR, ŞEKİLLER VE GRAFİKLER... Vİİİ KISALTMALAR... X I. BÖLÜM GİRİŞ I.1 AMAÇ... 2 I.2 ÖNEM... 3 I.3 HİPOTEZ... 4 I.4 KAPSAM... 5 I.5 YÖNTEM... 6 I.5.1 Çalışma Evreni ve Örneklem... 7 I.6 DÜZEN... 9 II. BÖLÜM ELEKTRONİK YAYINCILIK II.1 ELEKTRONİK YAYINCILIK TERMİNOLOJİSİ II.2 ELEKTRONİK YAYINCILIĞIN DÜNYADAKİ TARİHSEL GELİŞİMİ II.3 ELEKTRONİK YAYINCILIĞIN TÜRKİYE DEKİ TARİHSEL GELİŞİMİ II.4 ELEKTRONİK YAYINCILIĞIN AVANTAJLARI II.5 ELEKTRONİK YAYINCILIĞIN DEZAVANTAJLARI II.6 ELEKTRONİK YAYINLARIN SINIFLANDIRILMASI II.7 ELEKTRONİK YAYIN TÜRLERİ II.8 ELEKTRONİK YAYINCILIK FORMATLARI iv

9 II.9 ELEKTRONİK YAYINCILIK İÇİN STANDARTLAR II.10 LİSANS ANLAŞMALARI II.10.1 Creative Commons II.11 TÜRKİYE DE ELEKTRONİK YAYINCILIK II.11.1 e-kitap Projesi II.11.2 Türkiye e-kitap Platformu Projesi II.11.3 Kültür İstatistikleri II.11.4 Fiyatlandırma Politikası II.11.5 Küresel e-kitap Geliri II.11.6 e-kitap Dağıtımcıları II.11.7 e-okuyucular II.11.8 e-kitap Sağlayıcıları II.11.9 e-dergi II TÜBİTAK ULAKBİM DergiPark Projesi II TÜBİTAK ULAKBİM Online Dergi İzleme Sistemi II e-dergiler İle İlgili Bir Yayın Politikası II Dijital Çağda Dünya Belleği: Dijitalleştirme ve Koruma Konferansı II Uluslararası Elektronik Yayıncılık Konferansı III. BÖLÜM TELİF HAKLARI III.1 KAVRAMSAL YAKLAŞIM III.1.1 Telif Hakkı Kavramı III.1.2 Telif Hakkının Konusu ve Kapsamı III.1.3 Telif Hukukunun Gerekliliği III.1.4 Eser Kavramı III.1.5 Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Çerçevesinde Eser Kavramı III.1.6 Fikir ve Sanat Eserlerinin Çeşitleri III.1.7 Fikir ve Sanat Eserlerindeki Objektif ve Subjektif Unsurlar III.1.8 Eser Sahipliği III Birlikte Eser Sahipliği III.2 ESER SAHİPLİĞİNDEN DOĞAN HAKLAR III.2.1 Manevi Haklar III Umuma Arz Etme Hakkı III Adın Belirtilmesi Hakkı III Eserde Değişiklik Yapılmasını Men Etmek III Eser Sahibinin Malike ve Zilyede Karşı Hakları III.2.2 Mali Haklar III Mali Hakkı Kullanma Yetkisinin Devri III.2.3 Eser Sahibinin Haklarının Süreleri III Sürelerin Devamı III.2.4 Eser Sahibinin Haklarına Getirilen Sınırlamalar v

10 III.2.5 Eser Sahibinin Haklarına Bağlantılı Haklar III.3 DÜNYADA TELİF HAKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ III.3.1 İlk Çağ III.3.2 Orta, Yeni ve Yakın Çağlar III İmtiyazlar Dönemi III Anne Kanunu III.4 TÜRKİYE DE TELİF HAKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ III.4.1 Ulusal Yayın Kongreleri nde Telif Hakları III.5 KÜRESEL HUKUKİ DÜZENLEMELER III.5.1 Bern Sözleşmesi III.5.2 Roma Sözleşmesi III.5.3 Evrensel Telif Hakları Sözleşmesi III.5.4 TRIPS Anlaşması III.5.5 WIPO Kuruluş Sözleşmesi III.5.6 WIPO Telif Hakları Anlaşması III.5.7 WIPO - İcrâlar ve Fonogramlar Anlaşması (İnternet Anlaşmaları) III.5.8 WIPO - Zorunlu Sınırlamalar ve İstisnalar III WIPO - Kütüphaneler ve Arşivler İçin Telif Hakkı Sınırlamaları ve İstisnaları III.5.9 Avrupa Birliği Direktifleri III.6 ELEKTRONİK YAYINCILIKTA TELİF HAKLARI III.6.1 Elektronik Yayıncılıkta Telif Haklarıyla İlgili Denge Unsurları III.6.2 Dijital Eserlerin Üretilmesi ve Elektronik Ortamlarda Sunulması ile Oluşan Haklar III.6.3 Dijital Haklar Yönetimi (DRM / DHY) III.6.4 İdeal ve Etkin bir DRM / DHY Genel Özellikleri III.6.5 Dijital Filigran III.6.6 Veri Tabanlarının Korunması III.6.7 Özgün Veri Tabanını Koruma Koşulları ve Süresi III.6.8 Özgün Olmayan Veri Tabanını Koruma Koşulları ve Süresi (Sui Generis) III.6.9 Lisansta Tekelleşme III.6.10 Elektronik Kopyalama Hususu ve Telif Hakkı III.6.11 Elektronik Ortamlardaki Telif Haklarıyla İlgili Diğer Hususlar IV. BÖLÜM TÜRKİYE DE YAYINEVLERİ VE KÜTÜPHANELER AÇISINDAN ELEKTRONİK YAYINCILIK VE TELİF HAKLARI ANKETİ IV.1 Yayınevleri Açısından Elektronik Yayıncılık ve Telif Hakları IV.2 Kütüphaneler Açısından Elektronik Yayıncılık ve Telif Hakları vi

11 V. BÖLÜM SONUÇ VE ÖNERİLER V.1 SONUÇ V.1.1 Bulgular V.2 ÖNERİLER KAYNAKÇA EKLER ÖZET vii

12 TABLOLAR, ŞEKİLLER ve GRAFİKLER TABLO 1 : YAYIN TÜRÜNE GÖRE KİTAP SAYISI (TÜİK KÜLTÜR İSTATİSTİKLERİ) TABLO 2 : YAYIN TÜRÜNE GÖRE BASIM ADEDİ (TÜİK KÜLTÜR İSTATİSTİKLERİ) TABLO 3 : KONUYA GÖRE YAYIN SAYISI (TÜİK KÜLTÜR İSTATİSTİKLERİ.) TABLO 4 : ÜLKELERİN KAMUYA AÇIK MEVCUT AÇIK ERİŞİM DERGİLERİ AÇISINDAN DOAJ DAKİ SIRALAMASI ŞEKİL 1 : DİJİTAL YAYINCILIK ARALIĞI) ŞEKİL 2 : ELEKTRONİK YAYINCILIKTA BİR TOPLAYICI MODELİ GRAFİK 1: KÜRESEL E-KİTAP GELİRİ ( ) GRAFİK 2: YAYINEVİ ANKETİ - ELEKTRONİK YAYINCILIKTA TELİF HAKLARIYLA İLGİLİ YAŞANILAN SORUNLAR GRAFİK 3: YAYINEVİ ANKETİ - ELEKTRONİK YAYINCILIK AÇISINDAN FSEK İN DURUM DEĞERLENDİRMESİ GRAFİK 4: YAYINEVİ ANKETİ - ELEKTRONİK YAYINCILIĞIN SAĞLIKLI BİR HUKUKİ ALTYAPIYA SAHİP OLMASI İÇİN FSEK ÇERÇEVESİNDEKİ ÖNERİLER GRAFİK 5: YAYINEVİ ANKETİ - ELEKTRONİK YAYINCILIK ÜZERİNDE TELİF HAKLARI KONUSUNDA UYGULANAN POLİTİKALAR GRAFİK 6: YAYINEVİ ANKETİ - E-YAYINLARDA TELİF HAKLARINI KORUMAK VE İHLALLER İÇİN ALINAN ÖNLEMLER GRAFİK 7: YAYINEVİ ANKETİ - LİSANS ANLAŞMALARINDA TELİFLE İLGİLİ YAŞANILAN SORUNLAR GRAFİK 8: YAYINEVİ ANKETİ - DİJİTAL HAKLAR YÖNETİM SİSTEMİ NDE (DRM) TELİF ALANINDA YAŞANILAN SORUNLAR GRAFİK 9: YAYINEVİ ANKETİ - E-KİTAP / E-DERGİ KULLANICILARINA YÖNELİK ANALİZ EDİLEBİLEN VERİLER GRAFİK 10: YAYINEVİ ANKETİ - E-YAYINCILIK ALANINDA ÇALIŞILAN KONULAR GRAFİK 11: YAYINEVİ ANKETİ - E-YAYINCILIK STRATEJİLERİNDEKİ ENDİŞELER GRAFİK 12: KÜTÜPHANE ANKETİ - ELEKTRONİK FAALİYET ALANINDAKİ YAYIN TÜRLERİ GRAFİK 13: KÜTÜPHANE ANKETİ - E-YAYINLARLA İLGİLİ HİZMETLERDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR viii

13 GRAFİK 14: KÜTÜPHANE ANKETİ - E-YAYINLARLA İLGİLİ HİZMETLERDE YAŞANILAN SORUNLARA YÖNELİK ÇÖZÜM ÖNERİLERİ GRAFİK 15: KÜTÜPHANE ANKETİ - ELEKTRONİK YAYINCILIKTA TELİF HAKLARIYLA İLGİLİ YAŞANILAN SORUNLAR GRAFİK 16: KÜTÜPHANE ANKETİ - ELEKTRONİK YAYINCILIK FAALİYETLERİNDEKİ SIKINTILAR GRAFİK 17: KÜTÜPHANE ANKETİ - ELEKTRONİK YAYINCILIK FAALİYETLERİNDEKİ SIKINTILI HUSUSLAR İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ GRAFİK 18: KÜTÜPHANE ANKETİ - ELEKTRONİK YAYINCILIK AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE FSEK İN DURUMU GRAFİK 19: KÜTÜPHANE ANKETİ - ELEKTRONİK YAYINCILIĞIN SAĞLIKLI BİR HUKUKİ ALTYAPIYA SAHİP OLMASI İÇİN FSEK ÇERÇEVESİNDE ÖNERİLER GRAFİK 20: KÜTÜPHANE ANKETİ - ELEKTRONİK YAYINCILIK ÜZERİNDE TELİF HAKLARI KONUSUNDA UYGULANAN POLİTİKALAR GRAFİK 21: KÜTÜPHANE ANKETİ - E-YAYINLARDA TELİF HAKLARINI KORUMAK VE İHLALLER İÇİN ALINAN ÖNLEMLER GRAFİK 22: KÜTÜPHANE ANKETİ-LİSANS ANLAŞMALARINDA TELİFLE İLGİLİ SORUNLAR GRAFİK 23: KÜTÜPHANE ANKETİ - DİJİTAL HAKLAR YÖNETİM SİSTEMİ NDE (DRM) TELİF ALANINDA YAŞANILAN SORUNLAR GRAFİK 24: KÜTÜPHANE ANKETİ - YAYIM HAKLARI YÖNETİM SİSTEMİ NDE (YHYS) TELİF ALANINDAKİ SORUNLAR GRAFİK 25: KÜTÜPHANE ANKETİ E-KİTAP / E-DERGİ KULLANICILARINA YÖNELİK ANALİZ EDİLEBİLEN VERİLER GRAFİK 26: KÜTÜPHANE ANKETİ - E-YAYINCILIK ALANINDA ÇALIŞILAN KONULAR GRAFİK 27: KÜTÜPHANE ANKETİ - E-YAYINCILIK STRATEJİLERİNDEKİ ENDİŞELER ix

14 KISALTMALAR ABD AMC app ASCII BD BIC BISAC CC CD CD-ROM CD-RW CERL CLIL ÇFSEDK ÇFSEDY DAISY DOAJ DTD DVD EDI EKUAL ELPUB EPUB exe FSEK FTE GIF GS1 HTML XHTML http ICOLC IDPF IFLA IP IP right ISBN ISIC ISO ISSN ISTC JPEG / JPG KYGM : Amerika Birleşik Devletleri Arbitration and Mediation Center : Application : American Standard Code for Information Interchange : Blue Disc : Business Identifier Code : Book Industry Standards and Communications : Creative Commons : Compact Discs : Sadece okunabilir disk : Tekrar yazılabilir disk : Consortium of European Research Libraries : Content and Language Integrated Learning : Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu : Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Yönetmeliği : Digital Accessible Information System : Directory of Open Access Journals : Document Type Definition : Digital Versatile Disc : Electronic Data Interchange : Elektronik Kaynaklar Ulusal Akademik Lisansı : Electronic Publishing : Electronic Publication : Executable file : Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu : Full-Time Equivalent : Graphics Interchange Format : Global Standards : Hyper Text Markup Language : Extensible Hyper Text Markup Language : Hypertext Transfer Protocol : International Coalition of Library Consortia : International Digital Publishing Forum : International Federation of Library Associations : Internet Protocol : Intellectual Property right : International Standard Book Number : The International Standard Industrial Classification of All Economic Activities : International Organization for Standardization : International Standard Serial Number : International Standard Text Code : Joint Photographic Experts Group : Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü x

15 m., md. MESAM MK MPEG NAICS NISO NIST OA ODA OEB OGI PCT PDF POD PS RTF SELL SGML SRDP SVG TEI THGM TIFF TRIPS TTGV TÜBİTAK US ULAKBİM USA VIP / VIPA VRML WCT WIPO WTO WWW XML : Madde : Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği : Milli Kütüphane : Moving Picture Experts Group : The North American Industry Classification System : National Information Standards Organization : National Institute of Standards and Technology : Open Access : Open Document Architecture : Open ebook : Open Government Initiative The Patent Cooperation Treaty : Portable Document Format : Print On Demand : PostScript : Rich Text Format : Southern European Libraries Link : Standard Generalized Markup Language : Short Run Digital Printing / Publishing : Scalable Vector Graphics : Text Encoding Initiative : Telif Hakları Genel Müdürlüğü : Tagged Image File Format : Agreement on Trade-Related Aspects of Intellectual Property Rights Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı : Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu : United States : Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi : United States of America : Virtual Internet Protocol Address : Virtual Reality Modeling Language : WIPO Copyright Treaty : World Intellectual Property Organisation : World Trade Organization : World Wide Web : Extensible Markup Language xi

16 I. BÖLÜM GİRİŞ Uygarlığın gelişiminde en temel unsur olan bilgi, yazıdan önce de kullanılmaktaydı ve aktarılmaktaydı. İlk çağlarda her şeyin ölçüsü olarak kabul edilen insan, bilgide de ölçü durumundaydı. Hem bilginin kaynağında hem de bilginin değerinde en belirleyici unsur, bilgiyi taşıyan insanın kendisiydi (Gökalp, 2014, s. 6). Yazı ise hemen hemen bütün dünyada eski çağlarda başlamıştır. Mevcut kaynaklara dayanılarak yazı kavramının başlangıcının M.Ö inci yıllardan itibaren Sümerler ile birlikte olduğu görüşü hâkimdir. Yazının keşfedilmesinden sonra M.S. 150 yıllarında bugünkü anlamı ile kâğıdın kullanılmasıyla kalıcı eserler ortaya konulmaya başlanmıştır (Tatar, 2014, s. 93). Yayıncılığın kilometre taşları, geleneksel yayıncılık sürecinin bir parçası olan hareketli baskı makinesi biçimindeki matbaayı mürekkeple birlikte kullanmaya başlamasıyla birlikte Gutenberg tarafından atılmasına rağmen aslında ilk kullananların Çin Türkistanı nın Maniheistleri olduğu iddia edilmektedir. M.S. I. yüzyılda Çin'de icat edilen kâğıt, Batı Avrupa'ya 12. yüzyılda girmiş ve 13. yüzyılda imal edilmeye başlanmıştır. Ancak, ileriki dört yüzyıl boyunca olanakları pek az kavranabildiğinden elyazması geleneğiyle sayıların biçimini standartlaştırmada veya kullanımlarını açıklayan eğitici metinler üretmede zorluklar yaşanmıştır. Gutenberg matbaasıyla bu zorluklar aşılmış olup bilim, kültürel ve ticari hayat da bundan hemen yararlanmıştır. Yayıncılık hız kazanıp tüm dünya ülkelerine yayılmaya ve kitaplar yaygınlaşmaya başlamıştır (Crowley ve Heyer, 2014, ss ).

17 Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte bilişim sektörünün değişiminden en çok etkilenen sektörlerin başında yayıncılık ve iletişim sektörleri gelmektedir. İnternetin giderek yaygınlaşması yayıncıları, faaliyetlerini gözden geçirmeye, hizmetlerini elektronik ortama aktarmaya, yeni ürünler geliştirmeye ve yeni bir yayıncılık anlayışı tasarlamaya zorlamıştır. Teknolojik gelişime bağlı olarak yayıncılık anlayışı basılı kaynaklardan elektronik kaynaklara doğru bir değişim geçirmiştir. Yaşanan hızlı gelişim süreci elektronik yayıncılık, dijital yayıncılık ve yeni medya gibi kavramların literatüre girmesine neden olmuştur. Zaman geçtikçe çok daha teknolojik, çok daha kişisel, çok daha etkileşimli, çok daha yüksek ticari değere sahip olacağı tahmin edilen yayıncılık alanında yaşanan gelişimler ve değişimler, yeni sosyal ve ticari fırsatlar sunmakla birlikte çözümlenmesi gereken yeni sorunların da doğmasına neden olmaktadır (Çimen, 2011, ss ). Bilginin elektronik araçlarla çoğaltılmasının ve iletiminin 20. yüzyılın son çeyreğinden beri önemli düzeyde gelişim göstermesinin yanında, özellikle elektronik ortamda bilgilerin kolayca çoğaltılabilmesi ve iletilmesi, başta telif hakkı sahipleri olmak üzere, yayıncıları ve kütüphanecileri de çok düşündüren telif hakkı meselelerinden olmuştur (Yılmaz, 2008, s. 74). Çünkü, bilginin yayılmasında ve bilgiye erişimde uluslararası ölçekte işlevleri yerine getiren kütüphaneler ve yayıncılık sektörü, aynı zamanda elektronik yayıncılık ile ilgili yaşanan gelişmelerden de etkilenmektedirler (Önder, 2013, s. 2). I.1 AMAÇ Yayıncılık sektöründeki izlenen gelişme ve teknolojinin hızla büyümesi, telif hakları gibi birçok alanda araştırma yapmayı zorunlu kılmaktadır. Bu tez ile Türkiye de elektronik yayıncılık dünyasında, telif haklarıyla ilgili hangi hukuksal 2

18 düzenlemelerin yapılması gerektiği, kimlerin etkili aktör olduğu gibi sorulara yanıt bulunması için, elektronik yayıncılığın ne durumda olduğu gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Elektronik yayıncılıkla ilgili telif haklarının Türkiye deki mevcut durumunun ortaya çıkartılarak yaşanan sorunlara çözüm getirilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, teknik ve hukuksal altyapının değerlendirilebilmesine imkân vermek, uygulamada yaşanan sorunları tanımlamak ve çözüm önerilerinde bulunarak elektronik yayıncılığın hukuk ve etik kurallar çerçevesinde sağlıklı bir şekilde yapılmasına ışık tutmak, geleceği öngörebilmek, stratejiler ve yaklaşımlar geliştirebilmek için bu alanda çalışma yapanlara fayda sağlamak hedeflenmiştir. I.2 ÖNEM Günümüz yayıncılık dünyasında çok sayıda fikir ve sanat eseri elektronik ortamda tasarlanmakta ve üretilmektedir. Elektronik yayıncılık sektöründe üretim, çoğaltım, dağıtım, depolama açısından hem maliyetler düşmüş hem de erişim de dâhil olmak üzere söz konusu işlemler daha kolaylaşmıştır. Özellikle internetin yaygın olarak kullanılmasıyla birlikte elektronik olarak üretilen, dağıtılan, arşivlenen ve erişilebilen kaynakların sayısında artış olduğunu söylemek mümkündür. Gelecekte elektronik yayıncılığın çok daha büyük ve önemli olacağı rahatlıkla öngörülebilinmektedir. Bu nedenle, gerekli hukuksal düzenlemelerin yapılması ve bu düzenlemelerin teknoloji ile desteklenmesi yaşamsal önem arz etmektedir. Birçok avantaja rağmen ortaya çıkan yasal ve etik boşlukların giderilmesinin elektronik yayıncılık dünyasının geleceği için çok yararlı olacağı açıktır. Bilginin kendisi başlı başına artan bir değerdir. Hâl böyle iken bilginin bulunduğu ortamların çeşitliliği ve yasalar çerçevesinde ne şekillerde kullanıma sunulduğu, nasıl kullanıldığı da sürekli olarak önem kazanmaya devam etmektedir. 3

19 Uzman sistemler gelişimini sürdürürken, akıllı bilgisayarları da kapsayan büyük teknolojik yenilikler bilginin ve yayıncılığın tasarım, üretim, dağıtım ve kullanım alanlarını kapsayan her bir unsuru etkilemektedir. Bu minvalde, elektronik yayıncılığın akademik çalışma şeklinde takip edilmesi büyük önem arz etmektedir. I.3 HİPOTEZ Elektronik yayıncılık faaliyetlerinde kullanılan teknolojiler, hızlı değişen özelliklerinden dolayı bir taraftan hayatı kolaylaştıran yeni olanaklar sunarken, bir taraftan da yasal boşlukları, telif hakkı sorunlarını, etik olmayan eylemleri beraberinde getirmektedir. Hem yayıncılık dünyasının temel dinamiklerinden olan yayınevleri ve yazarlar açısından hem de eserlerin insanlığın hizmetine sunulduğu kütüphaneler açısından eserler üzerindeki hakları korumak, kullanıcı ile aralarında bir denge kurmak için telif hakkıyla ilgili küresel ve ulusal düzenlemeler yapılmaktadır. Türkiye de elektronik yayıncılıkta telif haklarının durumu nedir? şeklindeki araştırma sorusu çevresinde hazırlanan tezin ana hipotezi şudur: Elektronik yayıncılıkta telif haklarıyla ilgili güncellenmesi gereken hukuksal düzenlemeler bulunmaktadır. Bu düzenlemelerin teknoloji ile desteklenmesi hayati önem taşımaktadır. Bu bağlamda, teknolojinin gelişiminden dolayı ortaya çıkan yasal boşlukların ve telif hakkı sorunlarının giderilebilmesi için ilgili tüm aktörlerin ve dinamiklerin katılımıyla, kullanılan teknoloji ve mevzuat arasında olması lazım gelen uyumun sağlanmasının gerekliliği üzerine kurgu oluşturulmuştur. Bu çerçevede, elektronik yayınlarda telif hakları konusunda yapılan akademik çalışmalar için yeterli çalışma bulunmaktadır. 4

20 I.4 KAPSAM Kültür, ekonomi, eğitim, ticaret, finans ve teknoloji arasındaki etkileşimli ilişkiler giderek daha da artmakta ve yaygınlık kazanmaktadır li yılların başından itibaren elektronik yayıncılığın başta akademik çevrelerde olmak üzere yayıncılık sektöründe hızlı ve yoğun bir biçimde yer edinmeye başladığı bilinmektedir. Günümüzün yayıncılık dünyasında gelenekselden farklı olarak faaliyet gösteren bir elektronik yayıncılık sektörü mevcuttur. Diğer taraftan, fikrî haklar ve bu hakların oluşturduğu telif haklarının korunması, ülkelerin kültürel ve ekonomik politikalarının belirleyici ve önemli bir ögesidir. Ancak, küresel olarak eser sahibinin mali ve manevi haklarını içeren telif hakları ile ilgili uygulamada karşılaşılan sorunlar bulunmaktadır. Türkiye de çoğunlukla ortak telif ve ikilemler, mali haklar, eserin yayımı, temsili, çoğaltımı, işlenmesi, umuma iletimi gibi konularda sorunlar ortaya çıkmaktadır. Teknolojide elektronik yayınlarla ilgili yeni üretim ve kullanım alanları oluştukça, telif ile ilgili farklı hukuki yorumlar ve düşünceler ortaya çıkabilmektedir (Turan, 2016 s.72). Bu bağlamda, çalışmanın kapsamını genel olarak elektronik yayıncılık, telif haklarıyla ilgili küresel düzenlemeler ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu oluşturmaktadır. Çalışma kapsamına elektronik yayınlardan e-kitaplar ve e-dergiler alınarak e-yayıncılık tarihsel süzgeçten geçirilmiş ve küresel düzenlemeler, telif hakları gibi başlıklar altında toplanan konular araştırmaya ve incelemeye tabi tutulmuştur. 5

21 I.5 YÖNTEM Araştırma konusu, makaleler, bildiri özetleri, araştırma raporları, tezler, kongre ve konferans bildirileri incelenerek, internetteki çeşitli bilgilerden esinlenerek, güncel uygulamalar eleştirel gözle gözlemlenerek ve öğretim üyesi ile görüşülerek seçilmiştir. Çalışmada, konunun özelliklerini tanımlayabilmek için ilgilenen bir fenomeni ayrıntılı belgeleme ve dikkatli gözlemleme olan betimsel araştırma yöntemi (Bhattacherjee, 2012, s. 6) kullanılmış olup çalışma konusunun alanındaki teorileri anlayabilmek; araştırma konusuyla ilgili bilginin mevcut durumunu incelemek; kilit yazarları, yazıları, teorileri, bulguları tanımlamak; araştırma konusunun sınırlarını görebilmek ve eldeki bulguları anlamlı bir şekilde yorumlayabilmek için geniş bir literatür taraması yapılmıştır. Kavramsal yazından ve araştırma yazınından oluşan alan yazınının (ilgili kaynakların) taranması şeklinde de ifade edilen literatür taraması, araştırılan bir konunun o ana kadar hangi yönleriyle ve nasıl incelendiği, hangi gelişmişlik düzeyinde olduğu, problemin çözümü için hangi yönlerde ve ne tür çalışmalara gerek duyulduğu, bunların yapılabilirlik düzeyinin, kuramsal ve pratik yönleriyle belirlendiği bir çalışmadır (Karasar, 2014, s. 65). Benimsenen teori ve uygulamaların tespiti, incelenmesi, tanımı ve açıklanması için betimleme yönteminden yararlanılmıştır. Genel olarak betimsel araştırma yöntemine dayanan araştırmalarla, mevcut durumla ilgili olarak, olayların, konuların, kurumların ve problemlerin mevcut durumu nedir?, neredeyiz?, ne yapmak istiyoruz?, nereye, hangi yöne gitmeliyiz? ve oraya nasıl gideriz? gibi sorulara dayanılarak cevap bulunmak istenir (Kaptan, 1998, s. 59). 6

22 Bu çerçevede, Elektronik yayıncılık nasıl ortaya çıkmış ve gelişmiştir? Türkiye de yayıncılık dünyasında elektronik yayınlarla ilgili yayın dünyasında ve kütüphanelerde ne tür uygulamalar söz konusudur? Elektronik yayıncılıkta günümüzde gelinen seviyede hangi teknolojiler kullanılmaktadır? Hukuksal düzenlemelerde elektronik yayıncılık terminolojisi ile ilgili neler vardır? Elektronik yayınlarla ilgili ulusal ve küresel mevzuatta telif hakkı düzenlemeleri nasıldır? gibi sorulara yanıtlar bulunmaya çalışılmıştır. Çalışma konusu ile ilgili dünyada uygulanmakta olan mevcut yaklaşımlar ve yöntemler, basılı kaynaklar ile web üzerinde kullanıma sunulan kaynaklar taranarak tespit edilmiştir. Belgesel tarama yöntemi, konuya ilişkin var olan kayıt ve belgelerin incelenmesi yolu ile veri toplanmasıdır. Bu anlamda belgesel tarama, belli bir amaç için kaynakları bulma, okuma, not alma ve değerlendirme işlemlerini kapsar (Karasar; 2014, s. 183). Çalışma konusuyla ilgili veriler belgesel taramanın yanı sıra, bir konu hakkında sistematik veri toplama şeklinde bir araştırma yöntemi olan anket (Bhattacherjee, 2012, s. 73) yöntemi ile toplanarak analiz edilmiştir. Anket, belli bir konuda belirlenmiş hipoteze bağlı olarak, evren ya da örneklemi oluşturan kişilere sorular sorarak sistemli veri toplama tekniğidir. Bu yöntem ile iş performansları, insan davranışları, bilgi düzeyleri, tercihler, tutumlar, inançlar, duygular gibi çok farklı konularda veri toplanabilmektedir (Kıncal, 2014, ss ). I.5.1 Çalışma Evreni ve Örneklem Evren (population), araştırma sonuçlarının genellenmek istendiği elemanlar bütünüdür. Bu bütünde, ortak özellikleri olan canlı ya da cansız her türlü eleman olabilir. Genel evren ve çalışma evreni olmak üzere iki tür evren vardır. Genel 7

23 evrenin tanımlanması kolay ama ulaşılması neredeyse olanaksızdır. Çalışma evreni ise ulaşılabilen evrendir. Örneklem (sample), belli evrenden seçilmiş ve seçildiği evreni temsil yeterliği kabul edilen kümedir (Karasar, 2014, ss ). Çalışmanın genel evreni bütün olarak Türkiye deki yayınevleri ile kütüphanelerdir. Evrenin çalışma konusuna en uygun kümesini, elektronik yayıncılık yapan yayınevleri ile elektronik yayınlarla ilgili hizmet veren kurum ve kuruluş kütüphaneleri temsil etmektedir. Yayınevleri ile ilgili çalışma evreni, Türkiye Yayıncılar Birliği ne üye olan 352 yayınevi olarak belirlenmiştir. Yayıncılara yönelik çalışma evrenindeki örneklemi belirleyebilmek için yayınevlerinin web sayfalarından elektronik yayıncılık faaliyetlerinin olup olmadığına bakılmıştır. Bu şekilde, yayınevleri örneklem kümesi için 352 yayınevinden 24 tane elektronik yayıncılık yapan yayınevi tespit edilmiştir. Anameriç in (2014, s. 180) bundan bir iki yıl öncesinde ülkemizin en büyük on yayınevi / kitabevinden sadece birinin web sayfasında e-kitap satışı yapıldığını belirtmesinden sonra elde edilen bu sayı elektronik yayıncılığın sessiz ama hızlı yükselişinin göstergesidir. Ancak, örneklem olarak belirlenen yayınevlerinden başka, elektronik yayıncılığa yeni geçmiş ya da geçmeyi düşünen yayınevlerinin olma olasılığı da göz önüne alınarak Türkiye Yayıncılar Birliği ne bağlı yayınevlerinin tümü çalışma kapsamında tutulmuştur. Kütüphanelere yönelik çalışma evreninin örnekleminde, Türkiye de kültür ve sanat ile ilgili faaliyetlerinde hâlihazırda sayısallaştırma işlerini yürüten kurum ve kuruluş kütüphaneleri, derleme kütüphaneleri ve çalışma konusuyla ilgili genel müdürlükler olarak 17 tane kurum ve kuruluş belirlenmiştir (EK-3). Elektronik yayıncılıkta ilk akla gelen interaktivite aracı ankettir. Örneklem üzerinde kullanılmak üzere iki türlü anket hazırlanmıştır. Genel olarak, elektronik 8

24 yayıncılıkla ilgili telif alanındaki mevcut durumu ortaya çıkarmak ve faaliyetlerini sürdürürken yaşadıkları sorunları saptamak amacıyla yayınevleri ve kütüphaneler için ayrı ayrı anket soruları hazırlanmıştır. Örneklem üzerinde yapılan saha çalışması hakkında detaylı bilgiler ve değerlendirmeler IV. Bölüm de yer almaktadır. I.6 DÜZEN Tez beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışmanın amacı, önemi, hipotezi, kapsamı, yöntemi ve düzeni hakkında bilgiler verilerek genel bir çerçeve oluşturulmuştur. İkinci bölümde, bilginin kaydı ve elektronik yayıncılıktaki temel kavramlardan başlanarak, tarihsel gelişim, avantajlar, dezavantajlar, standartlar, kullanılan teknolojiler, uygulanan yöntemler küresel perspektifle ele alındıktan sonra Türkiye deki duruma bakılmıştır. Üçüncü bölümde, telif hakkı kavramı, eser kavramı, eser çeşitleri, eser sahipliği, eserden doğan haklar, hakkın sınırlılıkları, eser üzerindeki koruma süreleri gibi konular FSEK çerçevesinde irdelenmiştir. Sonrasında, dünyada ve Türkiye de telif haklarının tarihsel gelişimine ve telif haklarıyla ilgili küresel düzenlemelere değinilmiştir. Bölümün sonunda ise elektronik yayıncılıkta telif hakkı uygulama alanları ve genel sorunlar ele alınmıştır. Dördüncü bölümde, Türkiye deki elektronik yayıncılıktaki telif haklarının durumunu sektör bazında saptamak; bu konuda yayıncıların, kütüphanecilerin, yöneticilerin deneyimleri ve bakış açılarından da faydalanarak mevcut durumu tespit edebilmek; faaliyetleri sırasında yaşadıkları sorunları belirlemek; yayıncı, kütüphaneci ve yöneticilerin görüş ve önerilerini alabilmek amacıyla saha araştırması (anket) yapılmıştır. Beşinci bölümde, literatür incelemesinden edinilen bilgiler ve anketten edinilen temel bulgular ışığında günümüz elektronik yayıncılığında yaşanılan 9

25 sorunların giderilmesini ve yayıncılık faaliyetlerinin daha sağlıklı bir ortamda yapılmasını sağlamak amacıyla çözüm önerileri getirilmiştir. 10

26 II. BÖLÜM ELEKTRONİK YAYINCILIK II.1 ELEKTRONİK YAYINCILIK TERMİNOLOJİSİ Bilgi toplumunda sıklıkla kullanılan bilgi (knowledge) ve enformasyon (information) kavramları arasında benzerlikler olmasına rağmen aslında, yapılarında ve ortaya çıkışlarında farklılıklar olduğu için bu iki kavram birbiri ile karıştırılmamalıdır. Enformasyon ile somut olgular ifade edilmektedir. Bilgi ise bireylerin zihnindeki soyut enformasyondan oluşmaktadır (Odabaş, 2006, s. 1). Başka bir anlatımla, biçimlendirme ve haber verme eylemi enformasyon olarak tanımlanırken; düşünme, yargılama, akıl yürütme, okuma, araştırma, gözlem ve deney sonucunda elde edilen düşünsel ürünler bilgi olarak tanımlanmaktadır (Şimşek ve Çelik, 2014, ss ). İnsanlığın bugünkü gelişmişlik düzeyinin temelinde asırlar boyu aktarılan sistemli bilgi yığınları, bilim vardır. İnsanlık tarihinin en önemli buluşlarından olan yazıyla, bilgi kayıt altına alınarak kalıcı olabilmiştir (Dalkıran, 2013, s. 201). Sözcüklere yüklenen anlamın biçimsel durumu olan yazıda her kelime ve söz bir anlam içermektedir (Keseroğlu, 2005, ss. 2-3). Gözün görebildiği en uzak ve en önemli kültürel etkileşim aracı olan yazı, eski dönem kentleri ve özellikle ülkeler arası ticaret için gerekliydi. Örneğin, incelemeler sonucunda İlk Çağ Anadolu sunda yazının ticari ilişkiler sayesinde kullanılmaya başladığı anlaşılmaktadır (Yılmaz, 2013, ss ). Yazının icâdından sonra ağaç yaprakları, ağaç kabukları, kil tablet, topraktan yapılmış kaplar, levhalar, keten bezi, keramik vazo parçaları, madenler, taşlar, fildişi, kemik, deri, hayvan kabukları, bitki kabukları, papirüs, parşömen ve

27 kâğıt gibi coğrafi özelliklere bağlı olarak değişik yazı malzemeleri kullanılmıştır (Dalkıran, 2013, s. 212). Günümüz koşullarının daha önceki geleneksel bilgi oluşturma yolları sayesinde şekillenmiş olduğu unutulmamalıdır. Bilgisayarın gelişimi hareketli harf baskısından ve doğal olarak başka şeylerden de etkilenmiş bir teknolojinin evrimidir. Yetmişli yıllarda mikroçip teknolojisinin geliştirilmesinin ardından kullanılmaya başlanan kişisel bilgisayarla evinde çalışan bir birey, önceden sadece büyük kurumlarda olan bilgi işleme olanaklarına sahip olmuştur. Bugün, küresel internet, şirket yerel ağları ve www ile örneklenebilecek ağlar; ticareti, idari kullanımları, araştırmaları, toplumsal ve kültürel etkinlikleri, sanatı, eğitimi ve kamusal ifadeyi kapsayan çok geniş bir alanda kullanıma imkân vererek hızla yayılmaktadır (Crowley ve Heyer, 2014, ss ). Bilgi taşıyıcısı ve kaynağı niteliğinde olan kitap, dergi ve gazete bilgi teknolojisinin gelişmesiyle birlikte, varlıklarını basılı ve elektronik biçimde devam ettirmektedir. Günümüzde, basılı ve elektronik ortamda faaliyet gösteren yayıncılık dünyası sürekli geliştiği için yayıncılık, elektronik yayın, elektronik yayıncılık kavramları ile ilgili yapılan çeşitli tanımlamalara ve değerlendirmelere bakmak yerinde olacaktır. Online Dictionary for Library and Information Science (ODLIS) içeriğinde yayıncılık ; kamuoyunun istifadesine sunmak amacıyla kitap, dergi, gazete gibi çeşitli materyallerin üretimini ve dağıtımını yaparken yazarlarla, ajanslar ve pazarlama kanalları aracılığıyla yapılan sözleşmeleri de içeren bir sektör olarak belirtilmiştir (ODLIS-online, 2015). Oxford Dictionary de elektronik yayıncılık için bilgisayar gibi makinelerde okunabilen kitapların ve diğer materyallerin 12

28 yayınlanması şeklinde tanım yapılmıştır (Oxford dictionary, 2015). Bir başka kaynak olan Merriam Webster Dictionary de ise yayıncılık için geleneksel olarak kitapların, gazetelerin, dergilerin ve broşürlerin dâhil olduğu basılı malzemenin seçimi, hazırlanması ve dağıtımında çağdaş yayıncılıkla birlikte dijital formatlarda üretimi de kapsar hâle geldiği ifade edilmektedir (Merriam Webster, 2015). Cambridge Dictionaries Online da kamu için kullanılabilir kitaplar, dergiler veya gazeteler yapma işi yayıncılık ; bilgisayar kullanılarak okunabilen (örn. internet veya bir CD üzerinde) kitap, dergi, gazete v.d. üretimi de elektronik yayıncılık olarak tanımlanmıştır (Cambridge dictionaries, 2015). UNESCO tarafından elektronik yayıncılık, halka açık enformasyon yapmak için iletişimin elektronik araçlarının kullanımı olarak tarif edilmiştir (UNESCO, 1996). Buna göre, bilgisayarda depolanan ve bir bilgisayar ekranında ya da çıktı üzerinde izlemek için görüntülenebilen elektronik yayınlar, üretim sürecinin son aşamasına kadar elektronik teknikleri mutlaka içermeyi gerektirmemektedir. Yayıncılık, bir sektör olarak kültürleri birleştiren köprü niteliğindedir. Bir ülkenin gelişmişliğinin de önemli ölçütlerinden birisi olan yayıncılık; kitap, dergi, gazete, araştırma raporu gibi ürünleri basım yoluyla çoğaltarak okurlara sunmakta ve bunun yanı sıra entelektüel merkezin temelini oluşturmaktadır. Kendini ifade etmeye taş, papirüs, kâğıt gibi malzemeleri kullanarak başlayan insan, klavye ile ekrana ulaşmıştır (Bayter, 2009, s. 321). İnsan, fikir ve buluşların kaybolmaması için farklı iletişim biçimleri geliştirerek yazılı, işitsel ve görsel yayıncılığı kullanmıştır (Erol, 2009, s. 3. Aktaran: Ayyıldız, 2012, s. 32). Gittikçe artan bir şekilde günlük hayatı etkileyen enformasyon teknolojisi, çok çeşitli alanlarda uygulama alanı bulmuş ve geleneksel araçların işlevini temelden 13

29 sarsmıştır. Kâğıt ortadan kalkacaktır şeklinde sav ileri sürenler, yazı malzemelerinin zamanla değişikliğe uğradığını belirterek, toprak levhanın yerini papirüsün, parşömenin ve kâğıdın aldığı örneğini vermişlerdir. Hızlı bir gelişme gösteren enformasyon teknolojisiyle birlikte oluşan elektronik yayıncılık yazarları, yayıncıları, kütüphaneleri ve kullanıcıları etkilemekte olup gelişmelerin hızı bir süre sonra kâğıtsız topluma geçileceğini göstermektedir. Gelecekte bilgi kaynaklarının çoğunluğunun elektronik yayınlara dönüşeceği öngörülmektedir (Çelik, 1986, ss. 4-5). Özellikle İkinci Dünya Savaşı ndan sonraki yayın patlaması, denetim ve erişim sorunlarına neden olmuş ve yayıncılık sektöründe yeni arayışlara yol açmıştır. Böylece, 1980 li yıllardan sonra elektronik yayıncılık gelişmeye başlamıştır (Atılgan ve Yalçın, 2009, s. 769). İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte elektronik bilgi kaynaklarının sayısında da büyük bir artış olmuştur (Tonta, 2002b). Bu artışla birlikte okur sayısı da sürekli artmaya başlamıştır. Ayrıca, yerinden erişim, artık uzaktan erişime dönüşmüştür (Bayter, 2009, s. 321). Elektronik ortamdaki bu değişikliklerin günümüz bilgi toplumunun temelini oluşturduğu açıktır. Tonta ya ve Küçük e göre (2005, s. 7) ekonomik modernleşmeyle ve iletişim teknolojileri arasında doğrusal bir ilişki gözlenen bilgide, dolayısıyla da yayıncılıkta; resim, fotoğraf, metin, video, ses gibi bilgileri bir yerden bir yere aktarmayı sağlayan elektronik ortam, bilgi toplumunun temel ögesi olarak kabul edilmektedir. Elektronik yayıncılık, bilginin yazılımının ya da sanatın, internet ya da diğer elektronik araçlar yardımıyla elektronik olarak üretilmesi ve kullanıcıya ulaştırılmasından başka ayrıca, bilginin alınması, işlenmesi, depolanması ve dağıtımı gibi tüm bilgi hizmetlerinde bilgisayarın bilgi teknolojisinin öngördüğü biçimde 14

30 kullanılması işlemlerini kapsayan bir bütün olarak düşünülebilir (Keş, 2009, s. 1). Elektronik yayıncılık terimi daha çok çevrimiçi (online) veya web tabanlı yayıncılığa karşılık gelmektedir (Pektaş Turgut, 2009, s. 1). Genel olarak baskı olmayan materyallerin dijital üretimi şeklinde tanımlanabilmekte ve kitap, dergi, gazete yayıncılığından başka olarak bülten panoları, haber grupları, posta listeleri, web siteleri gibi dijital üretilen çeşitli materyalleri de kapsamaktadır (Özarslan, Balaban-Sali ve Demiray, 2013, s. 1). Teknolojik gelişmelerle birlikte geleneksel yayıncılığa alternatif olarak ortaya çıkan elektronik yayıncılık, alternatif olmaktan çıkmış ve giderek sektörde egemen olmaya başlamıştır (Önder, 2013, s. 12). Geleneksel yayıncıların çoğunlukla pazarlama amaçlı kullanmaya başladığı elektronik yayıncılık, ürünlerin üretiminde, dağıtımında ve satışında yayıncılara sağladığı kolaylıklarla giderek daha çok tercih edilmeye başlanmıştır (Önder, 2013, s. 79). Türkiye de elektronik olarak üretilen (born digital) kitapların varlığı 2010 yılından itibaren gözlenebilmektedir. Geçmiş dönemlerde olduğu gibi bilgi kaynaklarının depolanması ve hizmete sunulması sadece kütüphane gibi yerlerde gerçekleşmemektedir. Elektronik yayıncılığın gelişimi ile birlikte bu bağımlılık çok azalmıştır (Toplu, 2010, s. 678). Bilişim sektöründe küreselleşen teknoloji ile araştırmacılar bilgiye zamandan ve mekândan bağımsız olarak erişebilmektedirler (Önder, 2011, ss ). Tarih boyunca daha çok sayıda okuyucuyu çekmek için ucuz üretimi ve kitap fiyatlarını hedefleyen, pazar gereksinimlerine uyum sağlamaya çalışan yayıncılık dünyasında, e-ürünler ve e-iletişim hem gündelik hayata hem de iş ortamına dâhil edilmiştir (Despot ve Jakopec, 2013, s. 87). Mevcut elektronik yayıncılık ortamı, yazar sayısının artmasına ve yazarlığın kolaylaşmasına neden olmuştur. Bu artış ve 15

31 kolaylaşma, daha fazla emek harcayan bir yazar olmayı ifade etmektedir (Anameriç, 2014, s. 177). Günümüzde, tarihli ve sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Ödenecek Telif ve İşlenme Ücretleri Hakkında Yönetmelik te elektronik yayın, geleneksel yöntemlerle hazırlanmış veya basılmış kitap ve derginin her türlü elektronik ortamda sadece okunabilmesi amacıyla sunulmuş şekli olarak tanımlıdır. Bundan başka, tarihli ve sayılı Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Yönetmeliği nde de çevrimiçi elektronik yayın ve çevrimdışı elektronik yayın olarak iki gruba ayrılarak tanımlama yapılmıştır. Adı geçen yönetmelikte, her türlü bilgisayar, müzik, video ve benzeri teknolojik cihazlarda yaymak ve/veya umuma iletmek amacıyla ya da sonradan dijital ortamlara aktarılmış ses, görüntü ve veri içeren eserler ile çevrimdışı elektronik yayınlar; internet veya ağlar üzerinden yaymak ve/veya umuma iletmek amacıyla erişime sunulan yayınlar ile de çevrimiçi elektronik yayınlar açıklanmıştır. Elektronik yayınların doğası gereği değişmez bir tanımının yapılıp kapsamının belirlenmesi zordur. Çünkü, zaman geçtikçe bu yayınlar farklı tekniklerle ve farklı formlarda üretilmektedir. Buraya kadar yer verilen tanımlamalar ve değerlendirmeler göz önüne alındığında, elektronik yayıncılık için kitap, dergi, makale, araştırma raporu, gazete gibi çeşitli yayınların üretiminden kullanıcıya ulaştırılmasına kadar geçen süreçlerde bilgisayar ve internet teknolojisinin olanaklarından faydalanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen faaliyetler ve işlerdir şeklinde geniş çerçeveli bir tanımlama yapılabilir. Bu durumda yayıncılık, ister basılı olsun isterse elektronik olsun, toplumsal mirasın aktarımında büyük öneme sahiptir. 16

32 II. 2 ELEKTRONİK YAYINCILIĞIN DÜNYADAKİ TARİHSEL GELİŞİMİ Elektronik yayıncılığın tarihi geleneksel yayıncılıkla karşılaştırıldığında kısa zamanda hızlı ve önemli gelişmeler göstermiş olup tarihçesi, yayıncılığın geleneksel formları ile karşılaştırıldığında oldukça kısadır (Pettenati, 2001, s. 1). 20. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan internetin dünyadaki ve Türkiye deki yayıncılık sektöründeki eğilimlerde belirleyici rol oynadığı bilinen bir gerçektir. İnternetin ortaya çıkışı ABD de 1969 lara kadar uzansa da bu durum diğer ülkelerde daha çok zaman almıştır (Ayyıldız, 2012, s. 36). Bilimsel ve akademik yayınlarla başlayan elektronik yayıncılık artık tüm yayın türlerini kapsar hâldedir (Atılgan ve Yalçın, 2009, s. 769). Hall e göre (2014, s. 20) yayıncılığın sayısallaşmasındaki gelişme dört aşamada incelenebilmektedir. Bunlar; işletim sistemleri ve kontrol, dijital üretim yöntemleri, müşteri ve pazarlama girişimleri ve dijital ürünlerdir. İlk aşama, yayıncılara stok kontrolünden satış kayıtlarına kadar farklı işlemlerin yönetimine olanak sağlamak için sunulan işletim sistemlerine işaret etmektedir. İkincisi, içeriği kullanmanın gelişimini, dijital üretim yöntemlerine doğru ilerlemesini kapsar. Bu gelişmeler bir ölçüde eşzamanlı olmasına rağmen, kilit nokta, bu üretim sistemlerinin bu noktada birçok yayınevinin işleyişi için çok daha tamamlayıcı hâle gelmiş olmasıdır. Üçüncü aşama web'in hem çevrimiçi perakende satışın hem de pazarlama ve reklamların web siteleri ve çevrimiçi kataloglar aracılığıyla artışı için iyice kullanılmaya başlandığı 1990'ların sonunda ve 2000'lerin başında açıkça gözlenebilen satış ve pazarlama faaliyetinin çoğalması üzerinde odaklanır. Bu artış, pazarlama amaçlı sosyal medyanın büyümesiyle gelişmeye devam etmiştir. 17

33 Dördüncü aşama ise dijital ürünlerin üretimi ve içeriğin dijital ortamda temini olarak açıklanabilmektedir (Hall, 2014, s. 20) lı yılların başlarında, bu yüzyılda tüm bu bilgi işinde büyük bir ilerleme ve gelişim yaşanacağı şeklinde bir öngörü vardı. Buna göre gelecek, bilgi toplama ve bilgiyi bir noktadan diğerine aktarma işleri üzerine kurulacaktı (Gertner, 2013, s. 180) yılında geliştirilen Project Gutenberg e-kitapların başlangıcı sayılmaktadır (Önder, 2013, s. 35) yılında William Dijkhuis tarafından elektronik yayıncılık, terim olarak tanıtılmıştır (Chitra, 2010, s. 4). Çelik in (1986) ifade ettiği gibi bilgisayarlar seyahat acentelerinde havaalanlarında, bankalarda, süpermarketlerde, kütüphanelerde yaygın olarak kullanılmakta ve yaşanılan gelişmeler kâğıdın yerini bir süre sonra elektronik araçların alacağını göstermekteydi. İlk e-yayın, 1980 lerde e-posta listesi aracılığıyla liste sürdürümcülerine gönderimle ortaya çıkmıştır (Pettenati, 2001, s. 1. Aktaranlar: Keş, 2009, s. 3; Chitra, 2010, s. 4). 1980'li yıllarda hem basılı hem de elektronik kopyaların birlikte yayınlanması olan paralel yayıncılık gerçekleştirilmiştir (Tonta, 1997, s Aktaranlar: Yar, 2004, s. 450; Atılgan ve Yalçın, 2009, s. 773; Keş, 2009, s. 3). Web öncesi dönemdeki ilk e-dergi Online Journal of Current Clinical Trials dır (Atılgan ve Yalçın, 2009, s. 773). Gerçek anlamda elektronik yayıncılık yapma 1989'daki soğuk füzyondan sonra hız kazanmıştır (Tonta, 1997, s Aktaranlar: Yar, 2004, s. 450; Keş, 2009, s. 3) lı yıllarla birlikte internetin giderek yaygınlaşması, yayıncıları faaliyetlerini gözden geçirmeye, hizmetlerini elektronik ortama aktarmaya, yeni ürünler geliştirmeye ve yeni bir yayıncılık anlayışı tasarlamaya zorlamıştır (Çimen, 18

34 2011, ss ) ve 1993 lü yıllarda dünyada internet ağı hızla yaygınlaşarak akademik ve araştırma dünyasının yanı sıra devlet kuruluşları, uluslararası örgütler, ticari ve askeri kuruluşlar tarafından da yoğun biçimde kullanılmaya başlanmıştır (Çağıltay, 2015) li yıllarda ilk e-dergiler ortaya çıkmış ve yıllarında ilk e-dergi Electronics Letters Online web aracılığı ile dağıtılmıştır (Pettenati, 2001, s. 2) yılında, tüm dünyada sadece 34 elektronik dergi tespit edilmiştir. Bunların birçoğu kısıtlı ağlarla ve sadece erişilebilir durumdaydı (Aliaga, 2014, s. 1) de kurulan Amazon.com, çeşitli e-kitap okuma cihazlarıyla da ticari olarak büyümüş ve yüzbinlerce kitabı okumaya açmıştır (Erdönmez, 2014, s. 48). Web yayıncılığı ve paylaşımcılığı yıllarında başlamış olup PDF biçiminin kullanılması ve metin içinde bağlantıları sağlama olanakları, e-yayıncılığın gelişimine önemli katkıda bulunmuştur (Pettenati, 2001, s. 2) yılında e-yayın yapan yazarları ve yayıncıları teşvik etmek ve elektronik yayıncılığın güçlü bir sesi olmak amacıyla EPIC (The Electronic Publishing Industry Coalition / Elektronik Yayıncılık Sanayi Koalisyonu) kurulmuştur. Böylece e-yayıncılık için iyimserlik dönemi olarak adlandırılan bir döneme girilmiştir. İyimserlik döneminde e-kitap okuyan okuyucu sayısı çok olmamasına rağmen yazarlar için endişeler azalmış ve 1999 yılında telif ödeyenlerin sayısı yüzlerce sayıya çıkmıştır (Pence, 2012, s. 1) li yılların başından itibaren bilginin analog eşdeğerlerinden daha iyi performanslı dijital biçimlerinin satılması ile güçlü bir elektronik yayıncılık yaşanmaktadır (Milanova, 2011, s. 6). Bununla birlikte, dünyaca ünlü yazarların da katılmasıyla birlikte e-yayıncılık sektöründe telif ödeyen yayıncıların sayısı büyük ölçüde artmıştır (Pence, 2012, s. 2) yılında tüm dünya, yayıncılık sektöründe biçim ve içerik açısından değişimler (POD - Print on Demand) geçirmektedir 19

35 (Pektaş Turgut, 2009, s. 2). Elektronik yayıncılık dünyasında yazarlar, yayıncılar, araştırmacılar, okuyucular, kütüphaneciler ve abonelik ajansları tüm süreçte rol alabilmektedirler (Ginanni, 2004, s. 1) yılında basılı yayınların internette güncellenebilmesi, kitabın e-ortamda verilebilen sipariş sayısınca basılabilmesi, ses tanıma teknolojilerinin yayıncılıkta kullanılması, elektronik yayıncılığın hızlı gelişiminin göstergelerindendir (Pektaş Turgut, 2009, s. 2). Öyle ki, Amazon.com un CEO su tarafından gelecekte e-kitabın, insanların kitap okuması için tek yol olacağı görüşü belirtilmiştir (Thatcher, 2009, s. 60) lardaki bilgi iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişim, taşınabilir iletişim teknolojilerinin ve cep bilgisayarlarının kullanımını yaygınlaştırmaya devam etmektedir (Henkoğlu ve Uçak, 2012, s. 378) yılından itibaren dijital ürünlerin etkileri daha belirgin hissedilmekte olup dijital içerik geliştirme, kaynak ve toplu içerik için sosyal medya uygulaması ve kişisel yayıncılığın artan olanaklarıyla birlikte web ortamında gelişmeye devam etmektedir (Hall, 2014, s. 21). Son on yılda, yazarlar web sayfalarındaki ürünlerini, ülkelerinin yürürlükteki telif hakları, ticaret ve vergi mevzuatı kapsamında tanıtma ve pazarlama imkânına sahip olabilmektedir (Anameriç, 2014, ss ). II.3 ELEKTRONİK YAYINCILIĞIN TÜRKİYE DEKİ TARİHSEL GELİŞİMİ Yayıncılığın geniş çerçevede matbaadan önceki, matbaadan sonraki ve elektronik dönemleri olarak üç ana döneminin olduğu gözlenmektedir. Önder e göre (2013, s. 2) Türkiye de elektronik yayıncılığın gelişmesi önceleri Müteferrika nın girişimine karşı gelişen benzer kaygılarla karşılanmasına rağmen zamanla bunun bir 20

36 tehdit olmadığının bilincine varılmasıyla birlikte yayıncılık sektörü basılı yayıncılığın yanı sıra elektronik yayıncılığa da ilgi göstermeye başlamıştır. Ancak elektronik yayınlara erişimde bilgisayar ve internet donanımı ve kullanım bilgisi gerektiğinden yayıncılar, potansiyel müşterilerini belli bir teknolojiye sahip olanlarla sınırlamak istemedikleri için paralel yayıncılığı tercih etmişlerdir (Tonta, Aktaran: Erol, 2009, s. 18). Yine de internetin yaygınlaşmaya başlamasıyla birlikte elektronik yayıncılığa daha çok önem verilmeye başlanmıştır. Özellikle medya kuruluşlarının internete taşınmasıyla başlayan süreç, yayın siteleri ve portalları şeklinde devam etmiştir (Nizam ve Biçer, Aktaran: Erol, 2009, s. 17). Türkiye de e- yayıncılık ilk olarak dergilerin ve gazetelerin internet ortamına aktarılmasıyla başlamıştır. Akademik çevreyi temsil eden kurumlar da bilimsel yayınlarını elektronik ortama aktararak bilimin, düşüncenin ve sanatın hızlı bir şekilde yayılmasını sağlamışlardır (Keş, 2009, s. 13). Türkiye nin 1993 lü yıllarda internetle tanışmasıyla birlikte hem iletişim ortamındaki hem de siyasal ve ekonomik yapıdaki köklü değişim hız kazanmıştır. Bu hızlı değişim doğal olarak yayıncılık sektörünü de etkilemiş ve e-yayınlar hayatın içine girmiştir (Tonta, 2002b. Aktaran: Ayyıldız, 2012, s. 36). Günümüzde ulusal internet ağıyla ilgili kurumlar Odtü-Teknokent, Tübitak ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı dır yılında gazete yazarları kendi ürünlerini internete aktararak e- yayıncılıktaki yerlerini almaya başlamışlardır. Türkiye deki gazetelerin internette yayıma başladığı bu yılda yine ilk basın kuruluşlarından olan Aktüel dergisi, Boğaziçi Üniversitesi Bilgi İşlem Merkezi üzerinden internete girmiş olup dergiye ilk günde on binden fazla erişim sağlanmıştır i izleyen yıllarda ulusal düzeyde 21

37 yayın yapan gazete, dergi, radyo televizyon kuruluşlarının hepsi e-yayıncılığa başlamıştır. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye de de ilk zamanlar tercih edilen paralel yayıncılık uygulaması bu zamanlarda çoğu e-dergide devam etmiştir (Onursoy, 2001, s. 12. Aktaran: Keş, 2009, s. 13) de internet alt yapısı hâlâ gelişmekte olan Türkiye gibi ülkelerde çoklu ortam türlerini içeren elektronik yayınlara erişim imkânı azdı. Bu tür erişim sorunları, söz konusu ülkelerde geleneksel yayıncılığı daha cazip ve demokratik hâle getirmekteydi. Tonta ya göre (1997, s. 3) bilgi nin, GSMH nin gelişmesi açısından enerji kadar önemli olduğu; bilgiye erişim olanakları ile ekonomik gelişme ve demokratikleşme arasında doğrusal bir ilişkinin bulunması; elektronik bilgilere küresel olarak erişim sağlanabilmesi için aşılması gereken uzun bir yol olduğunu göstermekteydi yılında Türkiye de edebiyat dünyasında ödüllü e-kitap olarak hazırlanmış roman ve öykü yarışmaları düzenlenmiştir. E-kitap ile ilgili ödüllü yarışmaların düzenlenmesi, bu tarihte e-kitapların edebiyat ve yayın dünyasındaki yerinin değerli ve önemli olduğunu göstermektedir (e-kitap roman, 2001) li yıllardaki teknolojik süreç, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye de de toplumun ve kültürün her yönünü değiştirmekteydi. Buna karşın insanlar da dünyayı hem anlamak hem de bilgiyi dönüştürmek için teknolojiden yararlanmaya ve teknolojiyi algılamaya ihtiyaç duymaktaydı. Bu durumda dergi, kitap ve gazeteden oluşan yayın türleri bu yeni teknolojik sürecin kavranmasına yardımcı olabilecek iletişim araçlarının başında gelmekteydi (Elektronik yayıncılık, 2013) yılında Türkiye de internet iletişim ortamında, sayısı yirmiyi geçen onlarca medya grubunun varlıklarını sadece internette sürdürdükleri bilinmektedir 22

38 (Keş, 2009, s. 14). Yayıncılık alanında hem Türkiye nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle ters düşmemesi hem de AB ölçütlerine uygun olarak basın ve düşünce özgürlüğünün sağlanması amacıyla 2004 de yeni bir basın kanunu hazırlanıp kabul edilmiştir (Candan, 2011, s. 486) yılında, daha kolay ve daha etkili ara yüzlere sahip arama motorlarına bağlı olarak akademik çalışmalar, literatür taraması ve atıf izleme için e-kaynakların kullanımı da sürekli artmaktaydı (Bahşişoğlu, 2006, s. 2). Bilginin metin, ses, grafik, animasyon ve video görüntülerinin birlikte kullanılarak taşınmasını sağlayan bir ortam olan çoklu ortam teknolojilerinin gelişmesi, elektronik ortamdaki yayınlara ulaşmayı ve takip etmeyi de gittikçe daha kolay hâle getirmiştir (Polat, Aktaran: Ayyıldız, 2012, s. 43). Fatih Projesi kapsamında yürütülen çalışmalar ile Türkiye de tablet bilgisayar kullanımı ve takip edilen elektronik yayın sayısındaki artış, ileriki yıllarda elektronik yayınların çok daha fazla kullanılır ve talep edilir hâle geleceğini göstermekte idi (Sayer, Aktaran: Ayyıldız, 2012, s. 43) yılı itibarıyla, Dördüncü Ulusal Yayın Kongresi Genel Kurulu tarafından benimsenen ve ilgili kurumlara iletilen ilke kararlarının çoğu devletçe ve özel sektörce karşılanmış olmasına rağmen çeşitli sorunların devam etmesi, özellikle teknoloji ve ülke ihtiyaçlarıyla beraber var olan sorunlara başkalarının eklenmesi üzerine 2009 yılında Beşinci Ulusal Yayın Kongresi düzenlenmiştir (5. Ulusal Yayın Kongresi, 2011). Kongrede yönetişim anlayışıyla hareket edilerek bir yürütme komitesi oluşturulması fikri benimsenmiştir. Bu anlayış çerçevesinde yazar, yayıncı, çevirmen, dağıtımcı, meslek örgütleri, kamu kurum ve kuruluşlarının katılımları ile Yürütme Komitesi oluşturulmuştur. Sektörel yapı, yayıncılığın dünyaya açılımı gibi onbir ayrı başlık altında oluşturulan komisyonlarda belirlenen konularla ilgili olan 23

39 sorunlara çözüm önerileri getirilmiştir. Uluslararası yayıncılık sektörü standartlarının yakalanması hedeflenmiş olup yayıncılığın uluslararası alanda rekabet edebilir seviyelere ulaştırılması amaçlanmıştır (5. Ulusal Yayın Kongresi, 2011). Kongrede dijital yayıncılıkla ilgili işlenen konu başlıkları şunlardır: Dijital yayıncılık (e-kitap, web yayıncılığı, e-kütüphane v.s.). Dijital gelişmeler, korsan ve sorunlar, dijital teknoloji ve telif hakları (dijital haklar, erişim, arama, veri tabanı, e-korsan, hak ihlalleri, dijital toplu hak yönetimi ve telif ajanslarının rolü). Dijital yayıncılığın eğitime etkileri ve dijital eğitim yöntemleri (uzaktan eğitim, e-öğrenme, e-sınav, e-kitap, akıllı sınıflar). Akademik yayıncılıkta dijital gelişmelerin etkisi. Dijital ortamda kitapçılık: Dijital tanıtım, dağıtım ve satış yöntemleri (internet, kitap ağları, e-ticaret). Dijital bilgi (içerik oluşturma, derleme, koruma, arama, e-arşiv, e- kütüphanecilik). Dijital yayıncılık standartları, ulusal politikalar ve yayıncılık sektörüne etkisi yılı değerlendirildiğinde e-yayıncılığın henüz tam anlamıyla oturmadığı ve sadece internet ortamında yayın yapan dergi, gazete ve diğer iletişim araçlarının az olduğunun gözlemlendiği bir ortamda basılı yayınların internet ortamına aktarılarak sayısal bilgi birikiminin ve deneyiminin oluşması dikkat çekicidir (Keş, 2009, s. 16). Bu zamandaki elektronik ortamda yayınlanan akademik dergiler incelendiğinde sadece elektronik olarak yayımlanan akademik dergilerin sayısının az olmasına karşın çoğunun basılı biçimlerinin e-ortama aktarılarak yayınlandığı 24

40 bilinmektedir (Keş, 2009, s. 15). Bundan başka, Türkiye nin ilk Türkçe e-kitap veri tabanı olarak kabul gören Hiperkitap veri tabanı da yine bu yıl hizmete sunulmuştur (e-kitap, 2013) yılında Idefix, e-kitap yayıncılığındaki hak sahiplerinin haklarının korunması için hem teknik hem de hukuksal tabanlı olan ve örneği Amazon.com da görülen iki fazlı bir proje (digital device management) başlatmıştır. Söz konusu proje ile şirketin kendi e-kitap okuyucu cihazları ile şifreleme paylaşılamamakta ve kendi bünyelerindeki e-kitaplar okunabilmektedir. Bununla birlikte Idefix, tekelleşme olmaması için kendilerinden kitap satın alanların başka herhangi bir cihazla da okuyabilmelerine imkân vermiştir. Projenin hukuksal tabanıyla ilgili olarak adı geçen şirket, kendi dijital haklar yönetimini üreterek mobil cihazlarda, telefonlarda ve tabletlerde e-kitap okunabilmesi için şifreleme yöntemini kullanmıştır (Ekmekçi, Aktaran: Erdönmez, 2014, s. 49). Elektronik yayınların özellikle internet ortamında erişimi esnasında kolayca kopyalanabilmesi, bu konuda yasal düzenlemelerin yetersiz kalması ve yeterli teknolojik çözümlerin olmaması özellikle yayıncılar ve kütüphaneler için 2011 yılı itibarıyla gündemde kalan bir sorun olmuştur. Elektronik yayıncılıkta yaşanan bir diğer sorun ise elektronik yayınların derlenmesi konusunda henüz yeterli bir yasal düzenlemenin olmamasıydı (Candan, 2011, s. 487). Elektronik yayınların derlenmesi konusundaki yasal boşlukla ilgili olarak Türkiye nin kültürel varlığı ile bilgi birikimini oluşturan fikir ve sanat eserlerinin basılmış veya çoğaltılmış nüshaları ile ikili ya da çok taraflı anlaşmalar uyarınca yurt dışında basılan veya çoğaltılan fikir ve sanat eserlerinin etkin, sağlıklı ve 25

41 eksiksiz bir biçimde toplanması, gelecek kuşaklara aktarılması, elverişli ortamlarda saklanması, korunması, düzenlenmesi, toplumun bilgi ve yararına sunulmasına ilişkin esasların belirlenmesi amacıyla hazırlanan ve Türkiye deki derleme işlemleriyle ilgili yeni düzenlemeler getiren 6279 sayılı ÇFSEDK, her çeşit basma, ozalit, teksir, ofset, optik, manyetik, elektronik ve diğer çoğaltma yöntemleri ile satılmak ya da parasız dağıtılmak üzere üretilen çoğaltılmış fikir ve sanat eserlerinin derlenmesini, derleme işlemlerini yürütecek birimleri ve derlemeye ilişkin usul ve esasları kapsamaktadır (ÇFSEDK, 2012). Kabul tarihinden itibaren adı geçen kanun ve ilgili yönetmeliği ile elektronik ortamlar da dâhil günümüz çoğaltma yöntemleriyle üretilen eserler kapsama alınmış olup bu sayede bilim ve teknolojideki gelişmelerle birlikte etkin bir şekilde kullanılmakta olan elektronik yayınların derlenmesi işlemi yasal belirginliğe kavuşmuştur yılında, elektronik yayınların kolay kopyalanabilmesi gibi sorunlara yönelik teknolojik çözüm getirmeyi amaçlayan ve e-kitap satışlarında yayıncı, satıcı, meslek birliği ve hak sahipleri açısından şeffaflık oluşturmayı ve güvenilir bir zeminde hizmet gerçekleştirmeyi hedefleyen Yayım Hakları Yönetimi Sistemi kurulmuştur. Yayıncılar, satıcılar, eser sahipleri ve bağlantılı hak sahiplerinin yararlanabildiği bu sisteme dâhil olan satıcılar, kendilerine verilen API'ı kullanarak Yayım Hakları Yönetimi Sistemi'ne girmekte ve her bir kitap satışında sistemden lisans numarası talep ederek aldıkları lisans numarasını okur için üretilen kopyanın içine yerleştirmektedirler (YAYBİR, 2012). Anılan kongre sonunda dijital hakların korunması, dijital içerik paylaşımı, uluslararası güvenlik standartları, dijital korsan ile ilgili mevzuat düzenlemelerinin yapılması gerektiği gibi kararlar alınmıştır (5. Ulusal Yayın Kongresi, 2011). Tüm 26

42 dünyada elektronik yayıncılık, e-ticaretin tüm uygulamalarındaki ortak olan zorlukları devralmaktadır. Bu zorluklar; işlerin ödenek riski, içerik keşfi, içerik kalitesi ve kullanılabilirlik, erişim eşitliği, telif hakkı, gizlilik ve ticaret sırları, ihmalkârlık, yanlış veya yanıltıcı beyan, AİHM ni aşağılama, hakaret, sansür kanunlar ve ağ etik kuralları gibi kullanım üzerine uygulanan sınırlamalardır (Clarke, 2009). E-ticaretin oldukça yaygın olduğu 2013 yılında, dünya kitap yayımında Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa, Japonya ve Rusya gibi ülkeler ilk sıralarda yerlerini almışlardır (Dalkıran, 2013, s. 211). Aynı yıllarda Türkiye de büyük bir iki yayınevi dışındaki yayınevlerinin çoğu e-kitap yayınlamaya henüz geçememiştir (Avan, Aktaran: Erdönmez, 2014, s. 50). Bunun nedeni yayıncılık sektörünün elektronik yayıncılık konusunda hâlâ tereddütlerinin olmasıdır. Küreselleşmiş dünyada yayıncılık sektörüne uluslararası boyutta itibar kazandırmak için yaşanan tereddütlerin aşılmasına ve gerekenlerin yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır (Önder, 2013, s. 3) yılında büyüyen kitap piyasasına uyum gösterme zorunluluğu nedeniyle bir grup yayıncının rotasını kaydırmaya başladığı görülmektedir (Erdönmez, 2014, s. 52). Başlangıçta geleneksel yayıncılıktan daha maliyetli gibi görünmesine rağmen uzun vadede dağıtım, depolama ve baskı gibi alanlarda yayıncılara birçok açıdan avantaj sağlayan elektronik yayıncılık sektörü Türkiye de yaygınlık kazanmaya devam etmekte ve hedef kitlesi de geleneksel yayıncılığa göre daha spesifik nitelikler taşımaktadır. Geleneksel yayıncılık anlayışıyla gazeteler, kitaplar ve dergi okurları, bu yayınların dönüşüme uğramasıyla birlikte artık elektronik yayınların kullanıcısı olarak 27

43 görülmektedir (Elektronik yayıncılık sektörü, 2013). Türkiye Yazarlar Birliğince, teknolojik formatta değişikliklerin olabileceğinin ama kitabın içeriğinin kolayca değişmeyeceğinin; yayıncıların ortadan kalkacağından korkulduğunun ama bunun mümkün olmadığının vurgulandığına dikkat çeken Erdönmez (2014, ss ), yayınevlerinin gelecekteki durumuyla ilgili aşağıdaki öngörülerde bulunmuştur: -Gelecekte yayınevlerinin belli başlı işlevleri arasında editörlük, tasarım ve tanıtım yer alacaktır. -Bazı büyük yayınevleri, yayın hayatına eskiden olduğu gibi devam edecek, küçük bazı yayınevleri ise butik ve seçkin yayıncılık anlayışıyla devam edecektir. -Ortada kalan diğer yayınevlerinin çoğu kapanacak ya da yaptıkları işleri hizmet kalemi olarak sunmaya başlayacaklardır. Bundan dolayı, yeni yayın hizmetlerini iş edinen şirketler kurulacaktır. Elektronik yayıncılığın fonksiyonları ve gelişme hızı değerlendirildiğinde Erdönmez in öngörülerine katılmamak elde değildir. II.4 ELEKTRONİK YAYINCILIĞIN AVANTAJLARI Geleneksel yayıncılık anlayışından e-yayıncılığa geçişin olanca hızıyla büyüdüğü bu yüzyılda bilgi üretme, yayma, paylaşma ve paylaştıkça da çoğalan bilgiye erişim aracı olarak bilinen internet, şüphesiz sağlamış olduğu olanaklarla rakipsiz görünmesine rağmen bununla birlikte basılı yayınları ortadan tümüyle kaldırması elbette arzu edilmemektedir. Elektronik yayıncılığın ekoloji, yayıncılar, kütüphaneler, okurlar, araştırmacılar, eğitimciler, yazarlar, pazarlama, satış ve istihdam açısından değerlendirildiğinde geleneksel yayıncılığa göre pek çok avantajı vardır. Bunlar; 28

44 -Dijital gidişin en büyük faydası olarak maliyet tasarrufu düşünülebilir. Basılı materyallere göre büyük bir mali tasarruf olabilirken daha da büyük bir faydası vardır ki, bu da eserin büyütülmüş markasıdır. Çünkü, tüketicilerin büyük bir çoğunluğu ürünler hakkındaki bilgiler için, değerlendirmeleri okumak için ve çevrimiçi alışveriş için internete başvurmaktadır (Wolfe, 2015). -Dijital pazarlamacılar ayrıca cep telefonlarının içine de dağılmıştır. Tekliflerle, fırsatlarla ve duyurularla cihaz sahiplerine gönderilen kısa mesajlarla her gün milyonlarca kişiye ulaşmaktadırlar. Dijital pazarlamanın gücü, tüketicilere fiyat indirimi ya da belirli bir ürünü satın aldıktan sonra uygulanacak indirim karşılığında kullanılan satış teşvik aracı olarak tanımlanan ve etkili bir pazarlama aracı olan kuponların nasıl değiştiğine bakılarak kolayca görülebilmektedir (Wolfe, 2015). -Bir kitabın yıllar değil haftalar içinde satışa sunulabildiği hızlı bir yayıncılık söz konusudur. Çoğu e-yayıncı, genellikle üç ile altı ay içerisinde yeni başlıkları serbest bırakmaktadır (Duncan, 2015, s. 1). -Elektronik yayıncılık, yayıncılığa başlarken baskı yayıncılık kadar ayrımcılık yapmaz; aksine daha fazla şans tanır. Uzunluk gereksinimi, karakter tipleri belli bir ayar nedeniyle sınırlı değildir. Ancak bu durum, iyi olmak zorunda değildir anlamına gelmemektedir. Varlığını kurmak zorunda olan e-yayıncılık sektöründe, yöneticiler seçicidirler ve unutulmamalıdır ki e-yayıncılık da baskı kadar rekabetçidir (Duncan, 2015, s. 1). -Metnin bazı bölümlerini vurgulama, yazı stilini değiştirme, müzik ve grafik gibi çoklu medya efekt seçenekleri geniş bir yelpazede sunulmaktadır (Duncan, 2015, s. 1). 29

45 -Kitap yayınlandığında anında tüm dünyada kullanılabilir olmakta ve ayrıca 7 gün 24 saat satın alınabilinmektedir. Basılıda raf stoğuna ve baskıya devam edebilmek için belli bir satış sayısını korumak gerekmektedir. Oysa, e-yayıncılıkta stok maliyeti daha azdır ve bir e-kitap daha fazla süre envanterde kalabilmektedir (Duncan, 2015, s. 1). -E-kitaplar, yazar ve okuyucu arasında etkileşim sağlayarak yazarın kitabını okuyucularından gelen geribildirimler doğrultusunda geliştirebilmesini sağlar (Önder, 2015). -E-yayıncılıkla birlikte yazarın yayıncıya olan zorunlu bağı ortadan kalkmıştır. Artık her yazar kendi kitabının yayıncısı olabilmekte ve kitaplarını daha çok okura daha kısa zamanda ulaştırabilmektedir (Anameriç, 2014, s. 178).. -Yazarlar, internet ortamında okurlarıyla daha kolay iletişim kurarak daha çabuk geribildirim alabilmektirler (Anameriç, 2014, s. 181). -Akademisyenler, e-kitap teknolojisinin sahip olduğu sorumluluk, kontrol, geribildirim olanaklarından yararlanmaya başlamışlardır (Anameriç, 2014, s. 184). -Yayıncıların hedefinde e-kitapların maliyet ve talep bakımından cazip olması avantajları ile yaygınlaştırılması vardır (Anameriç, 2014, s. 181). -Elektronik ortam, yazar sayısının çoğalmasına ve sağladığı olanaklar ile yazarlığın kolaylaşmasına neden olmuştur (Anameriç, 2014, s. 177). -Mekân ve zaman sınırlaması olmadığı için dünyanın bir ucundan yayımlanan bir esere anında erişilebilinmektedir (Anameriç, 2014, s. 177). Kitap yazmak, yayınlamak, tanıtmak, pazarlamak ve satmak işleri daha ucuz, eğlenceli, sanatsal, görsel içerikli, hareketli ve bağımsız bir duruma kavuşmuştur (Anameriç, 2014, s. 177). 30

46 -Yayıncılar, küresel ağın gelişmesi ile çevrimiçi yayıncılığa daha çok önem vermeye başlamışlardır. Yayıncılık için geliştirilen bilgisayarlar ve yazılımlar sayesinde yayıncılar, yayınlarını eskiye göre çok daha kısa sürede hazırlayabilmektedirler (Erdönmez, 2014, s. 49). -Son yirmi yılda büyümesi muhteşem olan elektronik dergiler, üretim maliyeti, dağıtım hızı, erişim olanakları, bilginin doğruluğu, okuma kolaylığı, depolama ve kontrol yönlerinden e-kitapların sağladığı avantajlara sahiptir (Aliaga, 2014, ss. 1-2). -Yazarlar ve enstitüler için makalelerin etkisinin ve erişim etkisinin çoğalması ağ ortamındaki açık erişimli elektronik dergi yayıncılığının avantajlarından biridir (Aliaga, 2014, ss. 1-2). -Teknolojinin ilerlemesi ile dijitalleşmede daha basit ve ucuz bir sürecin ortaya çıkması, dijital formda yayınlanan içeriğin artmasına yol açmıştır. Dijital teknoloji, en gelişmiş pazarlarda en demokratik medya endüstrilerinden biri olan kitap yayıncılığının dönüşen yeni iş modelleriyle birleşmiştir. Bundan dolayı da yeni yeni iş istihdamları gerçekleşmiştir. Günümüzde, çevrimiçi kitapçılarda yetkili yayıncıların izni gerekmeksizin yazarların kendileri tarafından yayınlanan başlıklar sunulmaktadır. Bu imkân yazarlar için büyük bir avantajdır (Despot ve Jakopec, 2013, s. 83). -E-kitabı okuma sırasında metin üzerinde işaretleme, not ekleme veya ayraç kullanma gibi işlemler gerçekleştirilebilmektedir. Metin içinde yer alan hiperlinkler (hyperlink) aracılığıyla çapraz göndermelerden (cross reference) yararlanılabilinmektedir (Önder, 2013, ss ). 31

47 -E-kitaplar yazının yanı sıra ses, müzik, resim, video gibi ögeleri içerebilir. Bu nedenle e-okuma cihazlarında, animasyonlu anlatım özelliği, ses ve görüntü efektleri ile metinlerin sesli olarak okunmasını sağlayan yazılımlar bulunmaktadır (Önder, 2013, ss ). -Çoğu zaman yayınevlerinin sorumluluğunda olan dizgi, kontrol, hataların düzeltilmesi veya yeni bilgilerin eklenmesi gibi basıma özgü işlemler e-yayıncılıkta çok daha kısa zamanda ve çok daha kolay yapılabilmektedir. Elektronik yayıncılık uzun vadede yayıncılara dağıtım, depolama, baskı vb. açılarından maliyet avantajı sağlamaktadır (Önder, 2013, ss ). -Basılı ortamdaki kâğıt yayınlardaki gibi çalıntı, kaybolma, izinsiz kopyalama ya da yetkisiz kişilerle paylaşılması gibi kötü idareler yaşanmadığı için daha güvenlidir (Latamore, 2011 ). -Önemli konularda daha detaylı bilgi için insanlara izin veren bağlantılar (hyperlink) içerebilir olması, elektronik yayıncılığın yine maliyet ve zaman tasarrufu sağlayan avantajlarından birisidir. Elektronik yayının en son güncellemesi gerektiğinde anında kopyalanabilmektedir (Latamore, 2011 ). -Baskının tükenmesi sorunu yaşanmamaktadır. Bundan başka, basılı olarak satılamayan kitapların elektroniği yayınlandığında alıcısı çıkmaktadır (Basılı kitapta 2018, 2011). -Yayıncılar geleneksel yayıncılıktaki ekonomik sıkıntılar nedeniyle belli sayıda yazarla belli konularda kitap yayınlarken, e-yayıncılık sayesinde konu sınırlamaları azalmıştır (Önder, 2010, s. 168). -Gizil gücü yüksek olan elektronik yayıncılığın açıklanan tüm faydalı özelliklerine bakıldığında, en önemlileri olarak çevre dostu olduğu; büyük ölçüde 32

48 zaman, enerji ve maliyet avantajı sağlayarak gittikçe artan seçenek zenginliğine sahip olduğu görülmektedir (Pastore, 2009). -Geleneksel yayıncılar için yüksek maliyetlerle giderilen dağıtım sorunları, e- kitap yayıncılığında kendiliğinden yok olmaktadır (Pastore, 2009). -E-kitaplar bilginin güncellenmesine ya da yanlışların düzeltilmesine imkân veren teknolojilerle desteklendiği için üretim süreci basılı kitaba göre daha kısa sürmektedir (Pastore, 2009). -Sınırsız sayıda kütüphane kullanıcısı, aynı esere aynı anda erişebilmekte ve kullanabilmektedir. Kütüphanelerde bulunan e-yayınlar sayesinde insanlar kütüphaneye gitmeden araştırmaları ile ilgili kitabı veya makaleyi okuyabilmektedirler (Keş, 2009, s. 11). -Birçok ulusal ya da uluslararası dergi internet üzerinden yayınlanmaktadır. Editoryal süreçler ve hakem değerlendirmeleri internet üzerinden gerçekleştirilmektedir (Keş, 2009, s. 12). -Elektronik yayınlara kolayca ulaşılabilmesi, zaman ve mekân sınırının olmaması daha fazla kişinin okumasını sağlamaktadır. Bu özelliğinden ötürü elektronik yayınlar, basılılara göre daha çok atıf almaktadır (Atılgan ve Yalçın, 2009, ss ). -Dijital hak yönetimi (digital rights management) sistemi sayesinde zarar gören ya da yanlışlıkla silinen e-kitaplar ücretlendirmeden muaf tutularak yeniden indirilebilmektedir. Bu güvenlik uygulamasıyla birlikte e-kitapların başkaları tarafından erişilmesini engelleyen şifreleme sistemi de kullanılmaktadır (Pastore, 2009). 33

49 -Okurlar, önemli buldukları yerlere notlar ekleyebilmekte ya da cümlelerin altını çizebilmektedirler. Gelişmiş bazı cihazlarda altı çizilmiş ya da not alınmış bilgilerin toplu bir belgeye dönüştürülmesi de mümkün olabilmektedir(pastore, 2009). -E-okuyucu cihazların özelliklerinden birisi de metinlerin sesli olarak okunmasını sağlayan yazılımları içermesidir. Bu, özellikle görme engelli insanlar için tasarlanmıştır. İstenirse, sesli e-kitaplar dinlenirken bir yandan günlük çalışmalara devam edilebilinir. Ayrıca e-kitaplar, basılı kitaplar gibi renkli ya da siyah beyaz renkte okunabilmektedir (Pastore, 2009). -Birçok cihazda satın alınan ya da okunan kitapların listelendiği bir e- kütüphane oluşturulabilmektedir. Bazı cihazların kablosuz bağlantı özelliği, müzik dinleme gibi başka özellikleri de olabilmektedir (Pastore, 2009). -Bilindiği üzere, birçok duyu organı kullanılarak elde edilen bilgi daha kalıcı olmaktadır. Çoklu ortam (multimedia) özellikleri sayesinde e-kitaplar, öğrenciler için daha cazip hâle gelmiştir. (Keş, 2009, s. 11). -İnternet ortamında okuyucuya sunulan sayfalar yazarlarının denetiminde olabildiği için yapılan herhangi bir hataya anında müdahale edilebilir ve düzeltilebilir (Keş, 2009, s. 11). -Yayıncılar elektronik kitap için daha az para harcadıkları için yayın listesi daha geniş tutulmakta ve yeni yazarlara daha çok şans verilmektedir (Gürcan, 2005, s. 2). -Yazarlar, eserlerini kendi web sitelerinde istedikleri gibi yayımlayabilmektedirler (Gürcan, 2005, s. 2). 34

50 -Basılı yayınlardaki çok masraflı olabilen ve yer kaplayan kitap dizileri veya setleri, internet yoluyla daha az maliyetle yayınlanmaktadır (Rukancı ve Anameriç, 2003, ss ). -E-okuyucu cihazlar giderek daha ince ve daha hafif özellikte üretilmektedir. Bu özellikleriyle okurlara taşıma kolaylığı sağlar (Rukancı ve Anameriç, 2003, s. 158). -Eğitimciler için e-kitaplarda güncelliğini yitirmiş bilgiler kapsam dışı bırakılabilir. Yeni baskıları ve uyarlamaları beklemek yerine güncel olanlar yayıncılar aracılığıyla anında indirilebilir (Rukancı ve Anameriç, 2003, ss ). -E-kitapların basılılara göre daha uzun süreli ve sıkıntısız olarak sergilenebilme olanağı, yazarların kitaplarını daha geniş bir kitleye duyurma fırsatı yakalamaları açısından önemlidir (Rukancı ve Anameriç, 2003, s. 157). -E-yayınlar, metin içinde arama özelliğiyle bilginin sayfalar arasında vakit kaybetmeden daha çabuk ve kolayca bulunmasını sağlar (Ağır, 1997, ss ). -Yayın kurulundaki bir makale kolaylıkla ağ ortamındaki bir dergide, derginin tüm yazılarının değerlendirilmesi bitmeden de yayınlanabilir. Ağ ortamında makaleler, boyut sorunu olmadan rahat bir şekilde yayınlanmaktadır (Ağır, 1997, s ). II.5 ELEKTRONİK YAYINCILIĞIN DEZAVANTAJLARI E-yayıncılık yapmaya karar vermeden önce avantajları ve dezavantajları iyi tartmak gerekir. Çünkü, elektronik yayıncılığın olumsuzlukları ve dezavantajları da vardır. Söz konusu olumsuzluklar ve dezavantajlar şunlardır: 35

51 - E-yayınları bilgisayar ekranında okuyanlar olduğu zaman istatistiki veriler açısından çevrimiçi e-yayınlar üzerinde tüketicilerin durumu bulanık kalabilir (Duncan, 2015, s. 2). -Taşınabilir okuyucular kolaylık sağlamasına rağmen tüketiciler, e- kitap teknolojisine fazla para harcamaya isteksizdirler (Duncan, 2015, s. 2). - Başlangıçta maliyetli bir aşama olan elektronik yayıncılığa geçiş süreci, geleneksel yayıncılık yapan yayıncıların bu alanda yatırım yapmaya çekinmelerine neden olmaktadır. Yayıncılar açısından dijital yayıncılık basılı yayıncılık kadar kârlı bir yatırım aracı olarak görülmemektedir (Duncan, 2015, s. 2). -Günümüzde, insanlar hâlâ elektronik yayınları okumaktansa basılı yayınları ellerine alıp okumayı tercih etmektedirler. Ayrıca, ekranda uzun süreli metin okumak göz rahatsızlıklarına neden olabilmektedir (Önder, 2015; 2010, ss. 173). -E-kitap yayınlamadaki kolaylıkların kimi yayıncılara göre yayınların kalitesinde ve niteliğinde sorunlara ve prestij kaybına neden olacağı düşünülmektedir. Basılı kitapların psikolojik özellikleri henüz e-kitaplarda yakalanamamıştır. İnsanlar, basılı kitaplarda dokunma gibi hislerini e-yayınlarda bulamamaktadır (Önder, 2015; 2010, ss ). -Dijital kaynakların yaygınlaştırılması, yeniden kullanımı ve paylaşımı yönlerinden veri kalitesi hayati önem taşımaktadır. Metadata kalite kontrolünü manuel yapmak neredeyse imkânsızdır. Sonuç olarak, birçok kalite kriteri hem semantik ve yapısal olarak gözden kaçabilmekte hem de dijital nesneler problem olabilmektedir (Rousidis, D., Garoufallou, E., Balatsoukas, P. ve Sicilia, M.-A., 2014, ss ). 36

52 -E-kitap okuyucular genellikle pahalı olduğu için uygun maliyetli olan ama teknolojisi yetersiz e-kitap okuyucusu alma eğilimi vardır. Bundan başka, e- kitapların fiyatları giderek basılı kitap fiyatlarına yaklaşmaktadır. E-kitaplar basılılara göre daha kolay çoğaltılıp paylaşılabildiği için yasa dışı çoğaltıldığı zaman, güvenliksiz sitelerden yüklenirse bilgisayara ya da e-kitap okuyucuya giren virüsler telafisi olmayan zararlara neden olabilir (Akay, 2012, s. 48). -Dijital koruma, dijital ortamdaki materyalin fiziksel özelliklerini, içeriğini, dokümanın bütünlüğünü ve fonksiyonunu koruyarak uzun süre depolanabilinmelerinin sağlanmasıdır (Özekmekçi, 2012, s. 43). - Telif haklarını korumaya yönelik olan dijital hak yönetimi sistemine göre, okurların sahip oldukları e-kitapları başkalarına satmaları, ödünç vermeleri ya da hediye etmeleri mümkün değildir (Kazancı, 2010, ss ). -Elektronik yayıncılık, elektronik ticaretin tüm uygulamalarındaki ortak olan zorlukları devralır. Bu zorluklar; işlerin ödenek riski, içerik keşfi, içerik kalitesi ve kullanılabilirlik, erişim eşitliği, telif hakkı, gizlilik ve ticaret sırları, ihmalkârlık, yanlış veya yanıltıcı beyan, AİHM ni aşağılama, hakaret, sansür kanunlar, ağ etik kuralları gibi kullanım üzerine uygulanan sınırlamalardır (Clarke, 2009). - Elektronik yayınlara erişimde bilgisayar ve internet donanımı ve kullanım bilgisi gerektiğinden yayıncılar, müşterilerini sadece teknoloji kullanan kişilerle sınırlamayı istememektedirler (Tonta, Aktaran: Erol, 2009, s. 18). -Okuru başka sayfalara yönelten bağlantıların fazla olması, okurun ilgisinin çabuk dağılmasına neden olmaktadır (Keş, 2009, ss ). 37

53 - Gelenekselden farklı olarak, elektronik ortamda içerik ile teknolojinin bütünleşmesinden dolayı sadece içeriğin değil içeriğe erişmeyi sağlayan teknolojinin de korunması gerekmektedir (Aktaranlar: Aldemir ve Oğuz, 2006, ss ). II.6 ELEKTRONİK YAYINLARIN SINIFLANDIRILMASI Türkiye mevzuatında elektronik yayınlar; her türlü bilgisayar, müzik, video ve benzeri teknolojik cihazlarda yaymak ve/veya umuma iletmek amacıyla ya da sonradan dijital ortamlara aktarılmış ses, görüntü ve veri içeren eserler olan çevrimdışı elektronik yayınlar ve internet veya ağlar üzerinden yaymak ve/veya umuma iletmek amacıyla erişime sunulan yayınlar olan çevrimiçi elektronik yayınlar olarak iki gruba ayrılmıştır (ÇFSEDY, 2012). Standards for Electronic Publishing adlı raporda elektronik yayınlar yayın ortamına göre üç başlıkta gruplandırılmıştır. Bunlar; çevrimiçi elektronik yayınlar, çevrimdışı elektronik yayınlar ve karma (hibrid) elektronik yayınlardır (Bide, M. & Ass., 2000, ss ). Çevrimiçi Elektronik Yayınlar Bu yayınlar internet veya ağlar üzerinden erişilebilenlerdir. Bu yayınlar, sunucu bilgisayar sisteminde veya internette depolanmış tek kopyadan ibarettir. Çevrimiçi ortamda bulunan yayınlarda değişiklik yapma yetkisi sadece yayıncı veya yapımcıya aittir. Çevrimiçi yayınlar yine kendi içlerinde durağanlar, çoğalanlar ve hareketli olanlar şeklinde kategorize edilmiştir. Durağanlar; yayınlandıkları andan itibaren biçim ve içerikleri değişmeyen yayınlardır. Çoğalanların içerikleri kaynakların yaşam süresi boyunca kendilerine sürekli yenilerini eklemektedir. Bu yayınlar genellikle süreli yayınların eşitleri olarak kabul edilmektedir. Hareketli olan 38

54 yayınların şekilleri ve içerikleri yayınların yaşam süreleri boyunca sürekli veya dinamik bir şekilde değişir (Es, 2010, ss ). Çevrimdışı Elektronik Yayınlar Bu yayınlar manyetik bantlar, disketler veya kullanımı çok fazla tercih edilen CD-Rom lar gibi farklı fiziksel ortam üzerinde bulunan yayınlardır. Çevrimdışı olan elektronik yayınların kendilerine ait fiziksel taşıyıcıları vardır. Bu yayınlar fiziksel taşıyıcılarıyla dağıtılırlar. Bu nedenle yasal olarak derlenmesi basılı olanlarla benzerlik gösterir (Es, 2010, ss ). Karma (Hibrid) Elektronik Yayınlar Bu yayınlar çevrimiçi bağlantıları da olan çevrimdışı yayınlardır. Basılı şekilde erişilebilen dergilere aynı zamanda CD-Rom lar veya web aracılığıyla erişimin sağlanması karma elektronik yayınlara örnek gösterilebilir (Es, 2010, ss ). II.7 ELEKTRONİK YAYIN TÜRLERİ Elektronik araçlarla bilginin oluşturulması ve yayımı süreçlerinden oluşan ve günümüzde genel olarak web, mobil ve multimedya yayıncılığı içeren elektronik yayıncılıkta yayınlanan materyaller, geleneksel kâğıt yayıncılığı kökenli de olabilir veya elektronik yayıncılık için özel olarak oluşturulmuş da olabilir (Bear, 2015). Günümüzde, çeşitli elektronik yayınlara internet aracılığıyla erişilebilinmektedir. E- yayıncılık yalnızca CD-ROM ya da internet aracılığıyla yapılan yayıncılık olmayıp genel bağlamda elektronik araçlarla yapılan bütün yayınları kapsamaktadır. Hazırlanışı, içeriği, üretimi, kullanımı, fiziki durumu bakımından kaynaklı değişik terimlerle ifade edilebilmektedir. Bu yüzden kullanılan kaynakların özelliklerinin bilinmesi önemlidir (Bahşişoğlu, 2006). Dijital bilgi 39

55 kaynakları kabaca ikiye ayrılır: Dijital doğan bilgi kaynakları (born digital) ve dijitalleştirilmiş bilgi kaynakları (digitized). Dijital doğanlar için telif hakkı yasalarından çok lisans anlaşmaları geçerlidir. Dijitalleştirilmiş bilgi kaynakları içinse telif hakkı yasaları geçerlidir (Tonta, 2003). Elektronik yayınların yoğun olarak kullanılan tanımlı çeşitli tipleri, değişime farklı şekillerde maruz kalabilirken bir diğer yandan yayıncılar, teknik olarak basit olanına meyillidirler. Elektronik yayınların görünüşteki önemsiz türleri, aslında kurulan yayın uygulamalarını ve formatları yeniden düşünmeye yol açabilmektedir (Riphagen, M., Rasch, M. ve Cramer, F., 2015, ss ). Bir kişisel bilgisayar, ana bilgisayar veya mobil bir el aygıtı üzerinden erişimi gerektiren elektronik kaynaklar, kütüphanelerin koleksiyon geliştirme faaliyetlerinin giderek daha önemli bir bileşenini temsil etmektedir. Bunlar, ya internet aracılığıyla ya da lokal olarak uzaktan erişilebilirdir. En sık karşılaşılan türlerinden bazıları şunlardır: E-dergiler (e-journals), e-kitaplar (e-books), tam metin (toplanan) veri tabanları (full-text (aggregated) databases), indeksleme ve özetleme veri tabanları (ındexing and abstracting databases), referans veri tabanları (biyografiler, sözlükler, dizinler, ansiklopediler, vb) (reference databases), sayısal ve istatiksel veri tabanları (numeric and statistical databases), e-imajlar (görüntü, resim, şekil, simge vs.) (eimages), e-işitsel / görsel kaynaklar - e-audio / visual resources (Johnson, S., v.d., 2012, s. 3). Bunlardan başka, yine en yaygın e-kaynak türleri olarak dijital koleksiyon, sayısal arşiv, dijital veya elektronik kütüphane, elektronik metin, elektronik reserv, elektronik tez ve veri tabanı sayılabilir. E- kitaplar, e- dergiler ve e-gazeteler genellikle ticari yayınevleri tarafından üretilmekte ve yayımlanmaktadır. Veri tabanı 40

56 üretici firmaların rekabeti ve gelişen yazılım uygulamaları ile önemli zaman ve emek kazancı sağlanmaktadır (Bahşişoğlu, 2006). Ayrıca, elektronik ayrı basımlar, elektronik teknik raporlar, e- gazeteler, gri yayınlar, patentler, standartlar, e-rehberler ve ticari kataloglar internet aracılığıyla erişilebilen elektronik bilgi kaynaklarıdır (Tonta, 2002b). Çağımızın elektronik yayıncılık malzemeleri öncelikle internet/web, e-posta, e-kitaplar, e-dergiler, tabletler, akıllı telefonlar ve diğer mobil dijital malzemelerdir. PDF dosyasının ekranda görüntülemek için tasarlanan bir ürün olduğu zamanda ise PDF ve benzeri formatlarda da elektronik yayıncılık yapılmaya başlanmıştır. Günümüzde, elektronik yayıncılık malzemeleri kullanarak oluşturulan yayın türleri şu örneklerden oluşmaktadır: Web sayfaları ve bloglar, e-posta ve e-posta gazeteleri/bültenler, e-kitaplar, dijital cihazlar için hazırlanan dijital dergi ve gazeteler, CD-ROM, PDF ve diğer formatlardaki yayınlar, sayısal albümler ve çevrimiçi fotoğraf galerileri ve çevrimiçi dosyalar (Bear, 2015). Toplama ve dağıtım platformları aracılığıyla çeşitli cihazlara dijital içeriğin dağıtımı yönünde küresel olarak gelişen elektronik yayıncılıkta kullanılan platformlar belirli bir aygıt veya bir uygulamaya bağlı olabilmektedir. Hâlihazırda, piyasada elektronik mürekkep (e-mürekkep) ve likit kristal (liquid crystal display) şeklinde iki içerik oynatma teknolojisi bulunmaktadır (Despot ve Jakopec, 2013, s. 83). Aslında faks, televizyon gibi araçlar elektronik yayıncılığın kapsamına girse de günümüzde, elektronik yayıncılık denilince web sitelerinde çevrimiçi yapılan yayıncılık düşünülmektedir. Bununla birlikte, internetten yüklenilen sayısal seslere sahip olan uzun metrajlı sinemalar, video klipler (hareketli kısa görüntüler) üç 41

57 boyutlu hareketli görüntüler, parıltılı parça görüntüler (flash klipler), saydam gösterileri ve web sayfaları da elektronik yayınlardır (Keş, 2009, s. 2). İnternet ve enformasyon teknolojisinin gelişimine paralel olarak yeni türler eklenebilen elektronik yayın türleri, çalışmada daha önce adı geçen raporda yapılan sınıflandırma göz önünde bulundurularak üç şekilde gruplandırılabilir: Çevrimiçi elektronik yayın türleri (web siteleri, anlık iletişim protokolleri, anlık haberleşme ve duyuru panosu sistemleri, elektronik posta, veri tabanları), çevrimdışı elektronik yayın türleri (CD- ROM, CD-RW ve BD) ve karma (hybrid) elektronik yayın türleridir. Karma olanlar, çevrimiçi olarak da hizmete sunulan çevrimdışı yayınlardır. Basılı ortamda olmalarının yanı sıra CD-ROM, DVD veya ağlar aracılığıyla erişilebilen yayınlardır. (Es, 2010, ss ). Şekil 1 : Dijital yayıncılık aralığı (Riphagen, M., Rasch, M. ve Cramer, F., 2015, s. 49) Şekil 1 de görülen dijital yayıncılık alanındaki elektronik yayınların çeşitli tipleri değişime farklı şekillerde maruz kalabilmektedir. Yazılım ve donanım olası kombinasyonları oldukça karmaşık ve sınırsızdır. E-yayıncılık, sadece yayıncının değil tasarımcının da belirli bir uyum düzeyini gerekmektedir. Böylece, örneğin bir 42

58 kitabın aslında neyi tanımladığını bulmak için yeniden tanımlanan mevcut yayın formatlarını yeniden düşünerek değişim olanaklarının ötesine gidilebilir (Riphagen, M., Rasch, M. ve Cramer, F., 2015, ss ). II.8 ELEKTRONİK YAYINCILIK FORMATLARI Sürekli yeni yazılımların ve donanımların çıktığı ve artan e-yayınevleriyle birlikte e-kitap talebinin hızla arttığı günümüzde elektronik yayıncılıkta genellikle aşağıdaki formatlar kullanılmaktadır: Flash: Bu format, dijital dergiler için tarihsel açıdan bakıldığında standart bir format olmuştur. Hâlâ yaygın olarak kullanılmaktadır ama ipad de ve iphone da içeriğin görüntülenmemesi nedeniyle genellikle HTML5 versiyonu yanında oluşturulmaktadır (Henry, 2015). HTML5: Dijital edisyonlar herhangi bir kişisel bilgisayarda, dizüstü bilgisayarda, tablette, akıllı telefonda (ipad ve iphone dâhil) ya da tarayıcıda görüntülenebilmektedir (Henry, 2015). Mobil, tablet ve ipad uygulamaları: Bu cihazlarda dijital sürümler yayınlanabilmekte ve gerektiğinde kişisel mevcut çevrimiçi içerik kaynakları herhangi bir kodlama gerektirmeden eklenebilmektedir (Henry, 2015). exe ve app çevrimdışı dijital sürümleri: Dijital yayıncılık için olan yazılım çözümleri, çevrimiçi Flash ve HTML5 dijital baskı ile birlikte çevrimdışı sürümleri oluşturmak için genellikle yayıncılara çeşitli olanaklar vermektedir. Ancak, bu formatlar.exe (Windows için) ve.app (Mac'ler için native app) ile karıştırılmamalıdır. Bilgisayara çevrimdışı sürümleri indirmek için masaüstü okuyucularına izin veren çevrimdışı dijital sürümlerin, yayınlanan çalışmaya büyük bir katkısı vardır. Böylece, çevrimiçi olmaya gerek kalmadan daha sonraki bir 43

59 zamanda tamamen fonksiyonel bir dijital baskıya erişim sağlanabilinmektedir (Henry, 2015). mobi: indirilebilir Kindle çevrimdışı okuma dosyası olan.mobi dosyası epub'a benzer ancak bu dosya, popüler Amazon Kindle tarafından kullanılan bir formattır (Henry, 2015). Content Hub: Bir etkinlik, bölge veya ağın etkin merkezi hâline gelen ve bununla birlikte bir haber duvarı veya bülten tarzı düzeni olarak görüntülenebilen Hub da, çevrimiçi içerik yayınlanabilerek geniş bir kitleye dağıtım kolaylığı sağlanabilmektedir (Henry, 2015). epub: ipad de dâhil olmak üzere e-okuyucu cihazlarda çevrimdışı okuma için indirilebilir. Yayınların bu türü, magazin, Flash ve HTML5 formatları gibi tipik olarak etkileşimli değildir. Buna rağmen çevrimdışı görülebilmektedir. epub formatı, ayrıca ipad ve iphone üzerinde ibooks App dâhil olmak üzere birçok Apps tarafından kullanılan bir dosya formatıdır. epub dosyaları e-okuyucu cihazlara genellikle indirilebilir bir formattadır. Bu nedenle, birçok yayıncı ve pazarlamacı epub çıktısını kullanarak bir indirilebilir versiyon ile birlikte interaktif çevrimiçi HTML5 / XHTML5 versiyonlarını oluşturmaktadırlar (Henry, 2015). Web siteleri, bloglar ve sosyal ağ platformları, oyunlar, uygulamalar, videolar, CD'ler ve indirilebilir malzemeler hatta basit bir metin mesajı bile hep dijital yayın pazarlamanın bir biçimidir. Daha karmaşık şeyler için kullanılan EPUB, bazen herhangi bir elektronik formattaki yayını tanımlamak için kullanılır ama bu doğru bir yaklaşım değildir. EPUB ile belirli bir dosya biçimini kullanarak spesifik bir elektronik formata dönüşen yayınlara atıfta bulunulur (Wolfe, 2015). 44

60 Başlangıçta belirli bir yazılımı gerektiren e-kitaplar artık, Adobe Acrobat için.pdf, metin formatları, HTML ve windows için diskler gibi çeşitli biçimlerde mevcuttur (Duncan, 2015, s. 2). Uluslararası Dijital Yayıncılık Forumu (IDPF) tarafından geliştirilen EPUB için e-kitap oluşturmanın, dağıtımın ve teslimatın anahtar biçimidir denilebilir. Yeniden akabilen dijital kitap ve yayınlar için XML tabanlı bir format olan EPUB, yayıncılara üretmek ve dağıtım yoluyla tek bir dijital yayın dosya göndermek için izin vermektedir. EPUB standardının son sürümü olan EPUB 3, son derece erişilebilir bir formattır. Ayrıca, şifrelenmemiş olup da yeniden akabilen dijital kitap ve diğer yayınlar için yazılım ile donanım arasında tüketicilerle birlikte çalışabilirlik sunmakta olup küresel dilleri EPUB 2 den daha iyi desteklemektedir. Elektronik yayıncılık standartlarının şimdiki geçerli revizyonu olan EPUB 3, birbirinden ayrı özelliklere göre tanımlanmış olup 2010 yılında Uluslararası Dijital Yayıncılık Forumu (IDPF) nun üyeliği ile onaylanan bir tüzükte geliştirilmiştir. Hâlihazırda, EPUB 3 için önerilen nihai Şartname 11 Ekim 2011 tarihli olandır (IDPF-EPUB 3, 2016). Günümüze değin, onbeş yıllık e-yayıncılığa kuş bakışıyla bakıldığında, HTML5, EPUB,.exe ve.app çevrimdışı dijital sürümlerinin,.mobi, mobil, tablet ve ipad uygulamalarının geliştirilen versiyonları ile birlikte nasıl kalıcı oldukları açıkça görülebilmektedir. II.9 ELEKTRONİK YAYINCILIK İÇİN STANDARTLAR Günümüzde, uluslararası bilgi erişim standardı, bibliyografik tanımlama, erişim ve yayıncılık teknolojisiyle ile ilgili birçok standart bulunmaktadır. Teknik olarak elektronik yayıncılık teknolojisiyle ilgili birden fazla format ve standart 45

61 bulunmaktadır. ASCII, HTML, SGML, XML gibi belge format türleri; PostScript, PDF, ODA, RTF, TEI gibi sayfa ve içerik düzenlemeleri; JPEG, MPEG, VRML gibi hareketli ve üç boyutlu görüntü formatları ile ilgili standartlar en bilinenleridir (Tonta, 2000, s. 4). NIST ve NISO ile geliştirilen standartları tüm e-kitap endüstrisi kabul etmektedir (Önder, 2010, s. 60. Aktaran: Akay, 2012, s. 16). Uluslararası bir kuruluş olan Editeur (www.editeur.org), uluslararası boyutta kitap, e-kitap ve süreli yayın sektörlerinde elektronik ticaret için standart altyapılarının geliştirilmesini koordine etmektedir. NIST ve NISO ile ilgili temel bilgiler daha önceki bilimsel çalışmalarda ele alındığı için bu çalışmada Editeur ile ilgili temel bilgilere değinilmiştir yılında bir standartlar organizasyonu olarak kurulan ve içinde Türkiye nin de bulunduğu kuruluş, 25 ülkeden 110 u aşkın üyesi ile Avrupa ülkelerinin çoğunluğunu, Asya Pasifik bölgesini ve Kuzey Amerika yı kapsamaktadır. Küresel yönetim hizmetleri de veren kuruluş, e-ticareti kolaylaştırmak, zengin meta kayıtlarının iletimini sağlamak ve mevcut tanımlayıcılar için uluslararası kitap ve süreli yayın tedarik zincirleri içinde kullanılan bir dizi anahtar standartlar geliştirmiştir. Bununla birlikte, söz konusu standartların gelişim sürecini de kapsayan bir fikrî mülkiyet politikası benimsemiştir (Editeur About, 2016). Küresel bir ağ aracılığıyla paydaş toplumlar içinde uygun standartların uygulanması, sektör içinde ve bitişik medya sektörlerinde standartlar geliştirme, tanıtım, dağıtım ve mümkün olan en yakın işbirliğini sağlama, bu kuruluşun başlıca rollerindendir. Kitap ve dergi tedarik zincirlerinde bibliyografik bilgi ve e-ticaret için küresel standartları geliştirmede, desteklemede ve teşvikte lider olarak kabul 46

62 edilmektedir. Gelişen hak ve izinlerin ifadelerini geliştirme amaçlı önemli anahtar nitelikteki ulusal ve uluslararası projelerin şekillendirilmesinde devreye giren kuruluşun çalışma alanında şunlar yer almaktadır: Hem fiziksel hem de dijital her boyuttaki ve tüm sektörlerdeki kitap ve dergi yayıncıları, Kitap toptancıları, distribütörler ve perakendeciler, Metadata veri toplayıcıları ve aracıları, Kütüphane tedarik zincirindeki abonelik acenteleri ve diğer aracılar, Çevrimiçi içerik toplayıcılar, koruma arşivleri, Kütüphaneler (ulusal, akademik, özel, kamu) ve kütüphane konsorsiyumları, Bu sektörlerdeki hak yönetimi organizasyonları, Bu sektörlerin herhangi birindeki sistem satıcıları ve diğer teknik hizmetlerin tedarikçileri, Aynı ya da bitişik sektörlerdeki faaliyet gösteren diğer ulusal ve uluslararası standartlar organizasyonları, Küresel, bölgesel veya ulusal düzeydeki bu gruplardan herhangi birisini temsil eden ticaret birlikleri (Editeur About, 2016). Küresel olan standartlar ONIX, Tanımlayıcılar, E-Ticaret ve Tema başlıkları altında geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. ONIX standartları, kitaplar, seriler, lisanslama koşulları, abonelik ürünleri, dosya adlandırma ve tanımlayıcı kayıt formatları için olan standartları içermektedir. Tanımlayıcı olan standartlar ile ISO ve GS1 dâhil olmak üzere ilgili uluslararası kurumların üyelerinin çıkarları temsil edilmektedir. Dijital ortamdaki standartlar, tıpkı basılılardaki gibi kuruluşların 47

63 iletişiminde ve onların ticaret ortaklıklarında anahtar görevi yapan bir stratejidir (Editeur Standards, 2016) de ulusal ve uluslararası kitap ve süreli yayın tedarik zincirlerinde e- ticaret henüz emekleme dönemindeydi. Bugün ise toptan veya perakende kitap ticaretinde ve kütüphane kaynağında iş yapmanın en kabul edilen bir yolu olurken kitap ve süreli yayın sektörlerinde e-ticaretin uygulanmasında da bir sorumluluk vardır. E-ticaretin desteğindeki gereksinimleri tanımlamak, belirtmek, geliştirmek, yayınlamak ve kendi mesajlaşma standartlarını korumak üzere e-ticaret için kitap, e- kitap ve süreli yayın sektörlerindeki altyapı standartlarının gelişimini koordine eden Editeur, üye ülkelere araştırma, standartlar ve rehberliğin yanı sıra yine kitap, e-kitap ve süreli yayın sektörleri için bibliyografik ve ürün bilgileri; elektronik veri takası (EDI), diğer e-ticaret işlem standartları, dijital yayıncılık için altyapı standartları, hak yönetimi ve ticaret gibi çok çeşitli alanlarda rehberlik sağlamaktadır (Editeur E- Commerce, 2016). Küresel kitap ticareti için konu kategorisi şeması olan tema standardı, kitaplar için yeni bir konu sınıflama sistemi olup geniş bir uluslararası katılıma sahiptir. Kitap ticaretinin tüm nesneleri tarafından kullanılmak üzere diğer ulusal konu sınıflandırmalarının aksine küresel olarak uygulanabilir nitelikte olan tema standardı, uluslararası kullanılan çeşitli kütüphane sınıflandırmalarından da ayrı olarak özellikle ticaretin içinde ticari kullanım için hazırlanmıştır. Bu standart, birleşik bir konu hiyerarşisi sunarken her biri doğal olarak eşsiz olan kültürel sesi korumak amacıyla piyasaya izin veren esnek bir standarttır. Uluslararası kullanım için tek bir düzenin sağlanması ve tekrarın, konu eşlemelerinin ortadan kaldırılması amaçlanan bu standart ile BIC, BISAC, WGS veya CLIL gibi mevcut ulusal düzenleri birlikte 48

64 kullanılabilir. İlk versiyonu (Resources for v. 1.0), 2013 yılı sonlarında, Frankfurt Kitap Fuarı döneminde CONTEC Konferansı'nda (Frankfurt Conf. 2013) başlatılan tema standardının günümüzde kullanılan geçerli versiyonu olan Thema version 1.1, 2015 yılında eklenen ek ulusal uzantılar ile güncellenmiştir (Editeur Standards, 2016). Tema Ulusal Gruplar ın temsilcilerinden oluşan Tema Uluslararası Yönetim Komitesi ne çok sayıda ülke katılmış olup Amerika, Çin, İngiltere, Almanya, Fransa, Kanada, Japonya, İtalya, Avustralya, Danimarka, Norveç, Polonya, İsveç, Mısır ve Türkiye gibi dünyanın her tarafındaki ülkelerin dâhil olduğu tema ulusal gruplarının işlevlerini kolaylaştıran kuruluşlar, bu standardın gelişimine katkıda bulunup rehberlik etmektedir. Adı geçen komitenin Türkiye Tema Ulusal Grubu faaliyetlerini Türkiye Yayıncılar Birliği yürütmektedir (Editeur Standards, 2016). Yine Editeur tarafından yapılan sözleşme kapsamında 160 yerel kurum aracılığıyla dünya çapında ISBN sistemini koordine eden, denetleyen ve teşvik eden Uluslararası ISBN Ajansı da yönetilmektedir. Bu Ajans, diğer ulusal ISBN ajanslar ile aynı zamanda politika ve uygulama planları geliştirmek için birlikte çalışarak rehberlik ve destek sağlamaktadır (Editeur Standards, 2016). Uluslararası ISBN Ajansı görünümündeki bu standart, e-kitaplar için ve özellikle ticaret modellerinin birden fazla ortakların katılımının olduğu yerlerde de önemlidir. ISBN bir ISO standardı olup e-kitapların elektronik ticaretini kolaylaştırmaktadır. Örneğin, benzersiz bir ürün kimliği olmadan belirli biçimleri sipariş etmek isteyen bir perakendecinin veya kütüphanenin tedarik zincirindeki her bağlantı, ekstra işlem gerektiren çeşitli ek meta veri alanlarının eklenmesini gerekir. Bu standart, yayıncılar tarafından e-kitap ürünlerinin yönetimini kolaylaştırırken kullanımı basit ve mevcut 49

65 sistemlerle uyması için yeni entegrasyon çalışmalarını içeren küresel bir sistem sağlamaktadır (e-books and ISBNs, 2016). E-kitaplar için olan ISBN, iki farklı şekilde kullanılmaktadır. Birincisi; yayıncının her bir biçimine göre ISBN ler ayrıldığı zaman (örn. MobiPocket) belirli e-kitap formatı için ISBN anlamında kullanılmaktadır. İkincisi; yayıncıların e-kitap formatları için kullanılan ISBN anlamında kullanılmaktadır. Her dijital dosya biçimi için ayrı ISBN gerektiren bu ikinci kullanım, ISBN standart kurallarını kırmıştır (ISBN Standard, 2016). Metin tabanlı çalışmaların tek tek tanımlanması için bir numaralandırma sistemi olan Uluslararası Standart Yazı Kodu (ISTC), bir ISO standardı olup geleneksel basılı kitaplar, işitsel kitaplar, statik e-kitaplar veya geliştirilmiş dijital kitaplarda görünen herhangi bir içeriğin yanı sıra gazeteler ya da dergilerde görünen içerikleri kapsamaktadır (Editeur Standards, 2016). II.10 LİSANS ANLAŞMALARI Cambridge sözlüğünde lisans anlaşması, başka bir şirket veya kişi tarafından oluşturulan bilgisayar yazılımını kullanmak için bir kişi ya da kuruluşa izin veren resmi bir sözleşme olarak ifade edilmektedir (Cambridge dictionaries, 2015). Satıcı veya üretici firmayla kaynağın kullanımıyla ilgili sınırlamaların ve izinlerin olduğu lisans anlaşmalarının niteliği, elektronik bilgi kaynaklarının sağlanması ve kullanıcıların erişiminde önemlidir (Metz, 2000, s. 719; Al ve Al, 2003, s. 9. Aktaran: Atılgan ve Yalçın, 2009, s. 786). Bu nedenle imzalanacak anlaşmalar bilgili kişilerce incelenmelidir. Lisans anlaşmalarında birçok noktaya önem verilmesi gerektiğinden standart anlaşmalar hazırlanmasına gerek duyulmuştur. Özellikle kütüphaneler koleksiyon yönetimi dokümanlarına standart lisans anlaşması modeli 50

66 eklemektedir de oluşturulan CRL, Global Resources Network, LibLicense Projesi kapsamında kurumların elektronik kaynaklar için kendi lisans şablonlarını hazırlayabilecekleri yazılımlar hizmete sunulmuştur (Liblicense model, 2015). Lisanslarda dikkat edilmesi gereken birçok husus vardır. Örneğin, yayın sağlayıcı kuruluşlarla yapılan lisans anlaşmalarında bütün üyeler adına mı yoksa her üye ile ayrı ayrı mı sözleşme imzalanmasının tercih edileceği gibi unsurlar göz önünde bulundurulmalıdır. Bununla birlikte, ürünlerin kullanım koşullarıyla ilgili unsurlar da önemlidir. Lisans anlaşmalarında geriye dönük arşivlemeyi kapsayan bir lisans modeli, kamuoyunun geçmişteki enformasyon kaynaklarına daha kolay ve ucuza erişebilmesi açıcından oldukçe caziptir (Aktaran: Toplu, 2009, ss ). Lisans anlaşmalarında önemli bir konu da içeriğin belirlenmesidir. Yapılan lisans anlaşmalarında en önemli unsurların kullanıcı gruplarının tanımlanması, elektronik kaynakların gereklilikleri ve kütüphanelerin yasal haklarının kısıtlanmaması olduğu saptanmıştır. Erişim hakkı, ödünç verme, adil kullanım, erişim standartları ile ilgili konular lisans anlaşmalarında olması gereken önemli maddelerdendir (Taşkın, 2014, s. 7). Elektronik kaynakların lisanslanmasında uyulması faydalı olan ilkeler şunlardır: Entelektüel mülkiyet hakları taraflar açısından iyi tanımlanmalıdır. Telif hakları başlığı altında lisans yapan kurumun ya da kullanıcıların erişim hakları keyfi kısıtlanmamalıdır. Erişim hakları ve kaynağa erişim koşulları, imza atılan dönem için açıkça tanımlanmalıdır. Bir lisans anlaşması taraflarca imzalandığı anda sabitlenir. 51

67 Yapılacak değişiklikler her iki tarafca onaylanmalıdır. Lisans anlaşmalarından yalnızca lisans anlaşmasını kendileri imzalayan taraflar sorumludur. Fesih hakkı her iki taraf için de sağlamalıdır (Taşkın, 2014, s. 8). Veri tabanlarının kullanımı ve hizmete sunulması ile ilgili lisans anlaşmaları genel olarak aşağıdaki bilgileri kapsamaktadır: Satın alınan veya erişim sağlanan kaynağın kapsamı hakkında bilgi. Kaynağın hangi amaçlar için kullanılacağı. İzin verilen ve yasaklanan kullanımlar. Tarafların yükümlülükleri. Abonelik sonrası erişim koşulları. Yetkili kullanıcıların tanımları. Abonelik bittikten sonra yenileme işlemi hakkında bilgi. Abone olunan içerikte yapılacak değişikliklerdeki uygulama. Ödemelerin nasıl ve ne zaman yapılması gerektiği. Anlaşmazlık durumunda nelerin yapılacağı. Hangi mahkemelerin yetkili olacağı (Atılgan ve Yalçın, 2009, s. 786). Günümüzde tercih edilen bir diğer yöntem, elektronik kaynakların lisans anlaşması olmadan sağlanmasıdır. Örneğin, OECD, kütüphaneler talep ettiği zaman lisans anlaşması imzalamaktadır. Taşkın ın (2014, s. 9) ele aldığı en sık rastlanan güncel lisans modelleri şunlardır: Büyük ticaret (big deal): Yayıncıların aboneliklerinde dergileri büyük bir demet olarak pazarlamalarıdır. Bu modelde, kütüphanelere ihtiyaçlarına göre dergi seçme şansı tanınmamaktadır. 52

68 Kurum büyüklüğüne göre fiyatlandırma (tiered model): Bu modelde abonelik gerçekleştirileceği zaman kurumun öğrenci, personel, tam zamanlı kullanıcı sayısı gibi ölçütlere göre fiyatlandırma yapılmaktadır. Konsorsiyal fiyatlandırma (consortial pricing): Birden fazla kütüphanenin veya kurumun bir araya gelerek daha düşük maliyetli anlaşma yapmaları hedeflenmektedir. Konsorsiyal anlaşma modeli diğer modelleri de kapsayabilir. Görüntülediğin kadar öde / kullanım başına öde (pay-per view): Bu modelde makalelerin öz bilgilerine abone olunmaksızın erişim imkânı sağlanır ve kullanım miktarına bağlı ücretlendirme yapılır. Türkiye de, elektronik kaynak lisans anlaşmalarında özellikle kütüphaneler açısından en çok önem verilen maddeler; erişim hakkının abonelik bittiğinde saklı kalması, fiyat artış oranları ve kullanım istatistikleri konularındadır. İyi bir lisans anlaşmasında erişim, paylaşım ve kullanım koşulları ile ilgili temel maddelerin bulunması gerekmektedir (Taşkın, 2014, ss ). Uluslararası alanda görüntülediğin kadar öde (pay-per view) lisans modeli rağbet görse de Türkiye de en uygun modelin konsorsiyal anlaşmalar olduğu belirtilmektedir. Bunun nedeni, elektronik kaynak aboneliklerinin genelde konsorsiyal anlaşmalar ile sağlanması ve konsorsiyal modelin diğer modelleri de kapsamasıdır. Görüntülediğin kadar öde modeli de en uygun ikinci modeldir (Taşkın, 2014, s. 11). II.10.1 Creative Commons Elektronik yayınlarla ilgili olarak yapılan lisans anlaşmaları adil kullanım çerçevesinde ele alınmakta, bütün taraflarıyla ilgili düzenlemeler yapılmakta ve çeşitli istisnalar getirilmektedir. Telif haklarında daha esnek bir koruma ve paylaşma 53

69 anlayışıyla doğan Creative Commons bunlardan en önemlisidir. Lisans modeli telif hakları sözleşmelerine alternatif olarak ortaya konulan Creative Commons (CC), telif hakları alanında kurulmuş olup serbest hukuki araçlar sayesinde paylaşımı ve bilginin kullanılmasını sağlayan bir organizasyondur yılında Kamu Malı Merkezi nin (Center for the Public Domain) ve William ve Flora Hewlett Vakfı nın (the William and Flora Hewlett Foundation) desteğiyle başlayan ve aralarında fikrî mülkiyet uzmanı, siber hukuk uzmanı, bilgisayar mühendisliği profesörü gibi sanatçı ve entelektüellerden oluşan bir grup tarafından telif hakları alanında esneklik ve paylaşımı yaygınlaştırmak için kurulmuştur (Creative Commons, 2016). Creative Commons telif hakkı lisanslarının önemli bir yönü kullanım kolaylığı sağlamasıdır. Hall tarafından (2014), ille de dijital ortam için kullanılması gerekmediği belirtilen CC, telif hakkının temel yapısı içinde lisanslar esnek bir şekilde üç seviyede geliştirilmektedir: Bunlar; -Yasal seviye (yasal yönetmelik), -Günlük dilde yazılmış seviye (genel geçer sözleşme) ve -Makine tarafından okunabilen seviye (lisansları yazılımın okumasına göre açıklamanın standart bir yoludur). CC lisanslarının gücünün başarıyla test edildiği dava örneklerinin olmasının yanı sıra devam süresi ve diğer sistemler ile uyumlulukla ilgili sorunlar da yaşanmaktadır. Örneğin hem standart telif hakkı hem de CC lisansı bulunduran web sitelerinde bu tür sorunlar yaşanabilmektedir. CC lisanslar aynı zamanda, bireylere eserlerini kullanma, yaygınlaştırma ve özellikle de açık erişim ortamlarında denetleyebilme yetkisi vermenin bir yoludur. Yayıncıların ileride kullanabilecekleri 54

70 yayıncılık ortamlarına alışmaları için bu sistemlerle yakın olmaları oldukça yararlıdır (Hall, 2014, ss ). Küresel olarak uygulanabilir olduğundan CC lisansları tüm dünyada geçerlidir. Araçları, kopyalanamayan, dağıtılamayan, düzenlenebilir, harmanlanmış ve üzerine inşa edilebilir bir içerik havuzu özelliğindedir. CC ile ilim ve kültür alanında küresel bir telif hakkı reformu gerçekleştirilmiştir. CC lisansları, telifle birlikte çalışmak, etkinleştirmek ve ihtiyaçlara en iyi uyacak şekilde telif şartlarını değiştirmek için "tüm hakları saklıdır" şeklindeki telif şartlarının "ayrılmış bazı haklar" şeklindeki telif şartlarına uyarlanabilmesine izin veren standart bir yol sağlamaktadır. CC ile bazı hakları saklıdır sloganı benimsenmiştir (Creative Commons, 2016). Günümüzde, Creative Commons u desteklemek ve teşvik etmek için 70 i yargı üzerinde çalışan personeli ile birlikte faaliyet gösteren 100 den fazla iştirakten oluşan dünya çapında bir gönüllüler grubu mevcuttur. Bu iştirakler ve gönüllüler grubu hem küresel hem de yerel olarak Creative Commons un önemli bir parçasıdır. Dünya çapında yayılan CC lisanslı çevrimiçi lisanslı eserlerin sayısı 2015 yılı itibarıyla bir milyar civarındadır (Creative Commons, 2016). Çalışma alanları genellikle eğitim, bilim, kültür, kamu politikası ve çeşitli alanlardaki çalışmalar ve projeler üzerinedir. Whitehouse.gov, Google, Public Library of Science, Wikipedia, Flickr, Nine Inch Nails ve OpenCourseWare gibi kullanıcıları olan Creative Commons un kilometre taşları şu şekildedir: 2001 yılında Creative Commons kuruldu yılında yaklaşık 1 milyon lisans kullanılmaktaydı yılında tahmini 4.7 milyon eser lisanslandı yılında tahmini 20 milyon 55

71 eser lisanslandı. Fen projeleri başlatıldı yılında yaklaşık 50 milyon eser lisanslandı ve bilim projeleri başlatıldı yılında yaklaşık 90 milyon eser lisanslandı. Eğitim projeleri başlatıldı yılında tahmini 130 milyon eser lisanslandı yılında yaklaşık 350 milyon eser lisanslandı. Kamu malı tahsisi başlatıldı yılında kamu malı işareti başlatıldı yılında Varşova, Polonya da küresel zirve gerçekleştirildi yılında Buenos Aires, Arjantin de küresel zirve gerçekleştirildi yılında tahmini 880 milyon eser lisanslandı yılında tahmini 1 milyar eser lisanslandı. Seul, Güney Kore de küresel zirve gerçekleştirildi (Creative Commons, 2016). II.11 TÜRKİYE DE ELEKTRONİK YAYINCILIK Türkiye de 2010 da başlayan emekleme döneminde kişisel bilgisayarlardan ve e-mürekkep (e-ink) ekranlı okuma cihazlarında e-kitaplar okunabiliyordu. Nisan 2010 da, İblisname: Bir Hayalin Gerçek Tarihi adlı eser, Türkiye de satın alınarak okunan ilk e-kitap olarak medyada yerini almıştır yılının sonlarında mobil cihazlar için hazırlanan bir kitaplık uygulaması sayesinde tablet ve akıllı telefonlarda da kullanılabilir hâle gelmiştir. Bundan sonraki aşamada ise satılan e-kitapların her türlü cihaz ve platforma dağıtılabilmesi amaçlanmıştır. Ancak, süreç içinde yayıncının az olması beklentileri karşılama konusunda da yetersizliğe neden olmuştur. Günümüzde, bazı yayıncıların basılı kitap ile aynı anda e-kitabı da piyasaya sürdükleri görülmektedir. idefix.com, dr.com.tr, babil.com, ttnet.com.tr ve Turkcell Kitaplık ta satışa sunulan e-kitap sayısı 2015 yılının başlarında ondörtbinin üzerinde belirlenmiştir. Bu sayı basılı kitap ile kıyaslandığında e-kitabın daha gidecek çok yolunun olduğu düşünülebilir. Ancak, yine de piyasanın belli bir hızla büyüdüğü göz ardı edilmemelidir (e-kitap 5 yaşında, 2015). 56

72 İlk zamanlarda e-kitap sektöründeki en önemli hususlardan birisi katma değer vergisi oranı idi. E-kitapların satışında basılı kitaplarla aynı oranda vergi alınmaktaydı. Türkiye de 2009 yılının başlarında uygulanması sadece bir olasılık olan e-kitap sektörü, elektronikleşmeyle birlikte yeni modeller ile karşı karşıya kalmış olup özellikle e-kitaplara uygulanan vergi oranı yayıncıların dikkat çektiği konular arasında idi (YAYFED, 2013). Bu dönemde, e-kitap piyasasına başka firmaların da girmesiyle birlikte, e-kitapların hangi kategori altında değerlendirilmesi ve verginin neye göre hesaplanması gerektiği konusunda sıkıntılar yaşanmakta idi. Bu durum, e-kitabın yaygınlaşmasında büyük bir engel olmuştur (e-kitap 5 yaşında, 2015). Bu sorunun ortadan kaldırılması için Aralık 2013 te Bakanlar Kurulu kararı ile Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren ilgili kanunla vergi oranı e-kitaplar için yüzde 8 olarak belirlenmiştir. Böylece, e-ticaret platformlarına yüksek indirimli e-kitabın eklenmesi piyasada hareketlilik yaşanmasına neden olmuştur. E- kitaplardaki vergi oranının yüzde 18 den yüzde 8 e indirilmesi ve diğer yandan bandrol satışlarındaki artışla birlikte kitap okuma oranındaki artış, yayıncılık sektörünün elektronik faaliyetlerinde gittikçe olgunlaştığını göstermektedir (YAYFED, 2013). E-kitaplarla ilgili yaşanan başka önemli konu ise bilginin korunmasıyla ilgili güven sorunuydu. Bu noktada, yayıncılar e-kitaplarla ilgili olarak kitapların değiştirilmesinden ve korsana düşmesinden korkuyorlardı. Bu korkunun panzehiri DRM olmuştur. DRM, kişiye özel bir şifrelemeyle, satın alınan kitabın yalnızca belli sayıdaki cihazda okunmasına olanak sağlamaktadır. Bu sayede, e-kitaplar güvenlik 57

73 önlemleri alındıktan sonra teknik editörlerin büyütecinden geçip daha sorunsuz ve daha güvenli bir şekilde okura ulaşmaktadır (e-kitap 5 yaşında, 2015). Amerika'da özellikle tablet cihazların yaygınlaşmasıyla birlikte son senelerde hızla artan e-kitap satışları artık, Türkiye deki yayıncıların da gündeminde ilk sıralara yerleşmiş olup 200 binden fazla okuyucunun e-kitap ile buluştuğu bilgisi meslek üst kurulunca açıklanmıştır. Kendi platformu üzerinden e-kitap satışına başlayan ilk yayınevi Timaş Yayın Grubu nun e-kitap platformu olan "ikitap" sisteminde saniyeler içinde kitap satın alıp okumaya başlamak mümkün olduğu gibi onlarca ana kategoride ve onbinden fazla kitaba erişim sağlanabilinmektedir. Günümüzde basılı kitap okuru ile e-kitap okuruna eş zamanlı olarak yayıncılık yapılmaktadır. Ayrıca, yıllardır basılı şekliyle okuyuculara sunulan kitapların büyük bir bölümü e-kitap olarak da satışa sunulmaktadır (TÜRKYAYBİR, 2014). ABD de e-kitabın iş hacmi, sektör içerisinde yüzde 25 lere ulaşmış durumdadır de ABD'de dijital kitapların basılı kitaplarla eşit sayıda satılacağı tahmin edilirken, Türkiye'de e-kitap için ancak yüzde 5 gibi bir pazar payı öngörülmektedir (e-kitap 5 yaşında, 2015). Bunun nedeni olarak, Türkiye de e-kitaba uygulanan vergi oranı düşürülse de kopyalama ve güvenlik sorunlarının yayıncıları hâlâ tedirgin ediyor olmasını söylemek mümkündür. 58

74 Grafik 1: Türkiye de yıllara göre e-yayınlar (https://www.statista.com/outlook/204/113 /epublishing/turkey adresinden tarihinde erişildi.) Grafik 1 de görüldüğü üzere, Türkiye de e-yayıncılık alanında en fazla büyüme oranı e-kitaplara aittir. Bu farkın önümüzdeki yıllarda da devam edeceği tahmin edilmektedir. Kuşkusuz bunda yayınevlerinin bakış açısının, teknolojik uygulamaların ve sosyo-kültürel yapının etkisi büyüktür. Türkiye nin kültür ürünlerinde en gelişkin yayıncılardan olan Idefix (Doğan Holding-Doğan Müzik, Kitap, Mağazacılık ve Pazarlama A.Ş.), e kitap yayıncılığına Nisan 2010 da başlamış olup elektronik yayıncılık alanında proje çalışmaları söz konusudur. Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) nın desteği ile yürüttükleri projenin dünyadaki benzer örneği Amazon.com un sisteminde görülmektedir. Bu sistemde şifreleme kimseyle paylaşılmamaktadır. Idefix, tekelleşme olmaması için kendilerinden kitap alanların şirketin cihazlarından başka cihazlarla da okuyabilmelerine imkân vermektedir. Kendi DRM sini üretmiş olan Idefix, tabletlerde, mobil cihazlarda ve telefonlarda e-kitap okunabilmesi için şifrelemeyi 59

75 kendi DRM uygulamasıyla oluşturmaktadır. Ücretsiz olarak indirilebilen bu uygulamanın kullanıldığı cihaz ile satın alınan kitaplar, hem cihazdaki uygulama ile hem de e-ink okuyucuyla okunabilmektedir. Türkiye deki ilk çevrimiçi kitap satış sitesi olan Idefix.com, Apple firmasına benzer hizmeti vermektedir. Ancak, kültür yayınları dışında satış yapmama kararları bulunmaktadır (Erdönmez, 2014, ss ). Bundan başka, Apple firmasının çıkardığı e-okuyucular, iphone, ipodtouch veya ipad aracılığıyla ibooks aplikasyon sitesinden indirilerek okumayı sağlamaktadır yılında e ticaret üzerine kurulan Amazon.com, günümüzde dünyanın en büyük küresel çevrimiçi kitap satan sitesi olarak kabul edilerek çeşitli e kitap okuma yöntemleriyle yüzbinlerce kitabı okumaya açmış durumdadır (APPLE, 2016). Şekil 2 : Elektronik yayıncılıkta bir toplayıcı modeli (http://www.libellarium.org/ index.php/libellarium/article/view/212/305 adresinden tarihinde erişildi.) Idefix ten sonra Kitapyurdu.com, Doğan Kitap D&R, hepsiburada.com, pandora.com.tr, ilknokta.com, Remzi Kitabevi ve Türkiye İş Bankası Kültür 60

76 Yayınları da Türkiye de e-kitap satışına başlamışlardır (Erdönmez, 2014, ss ). Ancak, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları e-kitap satışına günümüze kadar devam edememiştir. Sesli kitaplar da yükselen bir pazar niteliğindedir. Örneğin, Türkiye'nin ilk sesli kitap dükkânı olarak Seslenen Kitap (www.seslenenkitap.com) açılmış ama ciddi anlamda keşfedilmemiştir (E-books are, 2014). Günümüzde, Diyanet Radyosu Sesli Kitap (http://www.diyanetradyo.com/sesli-kitap), Milli Kütüphane Konuşan Kitaplık (http://konusankitaplik.mkutup.gov.tr), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sesli Kitap Portalı (https://seslikutuphane.ibb.gov.tr/tr/), Sakıp Sabancı Müzesi Sesli Çocuk Kitapları (http://www.sakipsabancimuzesi.org/tr), Idefix Sesli Kitap (http://www.idefix.com), Sesli Kitap Dükkanı - Seslenen Kitap (http://www.seslenenkitap.com), Altınokta Körlere Hizmet Vakfı-Sesli Kütüphane (www.altinoktavakif.org.t), GETEM-Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji ve Eğitim Laboratuvarı (http://www.getem.boun.edu.tr) ve TÜRGÖK- Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı Sesli Kitap (http://www.turgok.org) gibi kurum ve kuruluşlar internet sitelerinden sesli kitap faaliyetleri sürdürmektedirler. Babil, Can, Cinius, Çağlayan Kitabevi, D&R, Doğan Egmont, Doğan Kitap, Hiperkitap, Hiperlink, Idefix, Kırmızı Kedi Yayınevi, Kitabı Mukaddes Şirketi, Kitapyurdu, Morpa Kültür Yayınları, NOBEL Kitap, NTV Yayınları, Ötüken Neşriyat, Pandora, Remzi Kitabevi, TİMAŞ, TUDEM Yayın Grubu, Uysal Yayınevi, Varlık ve YKY-Yapı Kredi Yayınları günümüzde elektronik yayıncılık yapan ve sektörde payları olan yayınevlerindendir. 61

77 II.11.1 e-kitap Projesi Günümüzde, Kültür ve Turizm Bakanlığınca e-kitaplarla ilgili proje yürütülmektedir. Söz konusu proje ile yayınların daha az bir maliyet ile daha çok kişiye ulaşması hedeflenmektedir yılından beri sürdürülen e-kitap projesi çerçevesinde telif hakkı izinleri sağlanan birçok Bakanlık yayını, web sayfasında hizmete sunulmaktadır. Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünce, e-yayınların halk kütüphanelerinde hizmete sunulması amacıyla Çalıştay yürütülmekte olup çalışma kapsamında "telif", "teknoloji" ve "kütüphanelerde hizmete sunum" şeklinde üç grupta hazırlanan raporlar söz konusudur (KYGM, E. Güngör, mülakat, 8 Haziran 2016). Meslek örgütlerinin, akademisyenlerin, kütüphanecilerin, yayıncıların, yazılım ve donanım uzmanlarının katıldığı söz konusu Çalıştay, önümüzdeki süreçte elektronik yayıncılıkta halka yönelik hizmetler açısından önemlidir. Ayrıca, Türkiye deki el yazması eserler, süreli yayınlar ve kitap dışı materyaller Milli Kütüphane dijital kütüphane sisteminde künye bilgileriyle birlikte yüksek çözünürlüklü dijital poz dosyaları şeklinde elektronik ortamda hizmete sunulmaktadır (MK dijital, 2016). Şimdiki hâliyle bu uygulama, aslen basılı olup sonradan elektronik ortama aktarılan e-yayın grubunda değerlendirilebilir. II.11.2 Türkiye e-kitap Platformu Projesi TTGV tarafından desteklenen Türkiye e-kitap Platformu Projesi çalışmaları kapsamında yayınevlerinden çeşitli formatlarda Idefix e ulaştırılan kitaplar, uluslararası bir standart olarak kabul gören epub e-kitap formatına çevrilmektedir. 62

78 Sonrasında Adobe firmasına ait bir dijital haklar yönetiminden yararlanarak, e- kitapların satışı ve kullanıcıya ulaştırılması sağlanmaktadır. Yayınevleri kendilerine özel sağlanan web servisleri ile e-kitap dosyalarını yükleyebilmekte, kitap bilgilerini güncelleyebilmekte, satış koşullarını belirleyebilmekte ve ilgili raporlara ulaşabilmektedirler. İlgili tüm tarafların entegre çalışmasını sağlayan bu sisteme yazar ve çevirmenlerin yanı sıra amatör yazarların da katılım sağlaması amaçlanmıştır (Türkiye e-kitap, 2010). Sektörün yeni oyuncularından olan Babil.com, Libronet - Bilgi ve Teknoloji Hizmetleri kapsamında kitap listelerinin yanında yazarlar hakkında da bilgi alınabilen bir hizmet vererek ekosisteme iddialı bir giriş yapmıştır (Babil, 2015). Bunlardan başka, Kasım 2015 tarihinde Anadolu Ajansı'nın global iletişim ortağı olduğu ve TÜYAP ve Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle gerçekleştirilen 34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'nda, Türkiye'de Dijital Yayıncılık Serüveni" konulu panel düzenlenmiştir. Panelde, yayınevlerinin hemen hepsinin e-kitap denilince ilk olarak kitabın nasıl korunacağını düşündükleri ve görme engelli kişilerin e-kitaba olan ilgileri dile getirilmiştir (Türkiye'de dijital, 2015). 63

79 II.11.3 Kültür İstatistikleri Türkiye İstatistik Kurumu'nun paylaştığı aşağıdaki göstergeler, e-kitap pazarına artan ilgiyi gözler önüne sermektedir. Tablo 1 : Yayın türüne göre kitap sayısı (TÜİK Kültür İstatistikleri. adresinden tarihinde erişildi.) Tablo 2 : Yayın türüne göre basım adedi (TÜİK Kültür İstatistikleri. adresinden tarihinde erişildi.) 64

80 Tablo 3 : Konuya göre yayın sayısı (TÜİK Kültür İstatistikleri. adresinden tarihinde erişildi.) TÜİK verilerine göre, 2015 yılında yayımlanan materyallerin sayısı bir önceki yıla göre % 11,2 artarak 56 bin 414 olup en yüksek artış % 21,8 ile web tabanlı elektronik kitaplarda gerçekleşmiştir. Yayıncılar tarafından 539 tane elektronik kitap (DVD, VCD, CD) ve 6 bin 389 tane web tabanlı elektronik kitap için ISBN alınmıştır. En fazla oran olarak (% 27,6) eğitim konusunda, en az oran olarak (% 6) ise inanç konusunda yayım gerçekleştirilmiştir (KYGM, M. Demir, mülakat, 8 Aralık 2016). Yıllara göre web tabanlı e-kitapların yayınlanmasında meydana gelen artış Türkiye de e-kitapların gelişimi açısından oldukça dikkat çekicidir. Yayıncılık endüstrisinde gittikçe daha önem kazanan e-kitap pazarı, kendi kitlesini artırmaktadır. Bunu, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı uluslararası standart kitap numarası istatistikleri açıkça göstermektedir yılında uluslararası standart süreli yayın numarası (ISSN) alan yayınların yayınlandığı ortam verileri şöyledir: Çevrimiçi: 280 (% 30), Basılı: 646 (% 70) (KYGM, M. Demir, mülakat, 8 Aralık 2016). Yakın bir geçmişte oldukça çekimser davranıldığı bilinen elektronik dergicilikte, görüldüğü üzere ISSN alan çevrimiçi e-dergi sayısı basılı dergilerin yarısına yaklaşmıştır. 65

81 II.11.4 Fiyatlandırma Politikası Fiyatlandırma politikasıyla ilgili olarak Türkiye de e-kitapların fiyatlarını yayınevleri kendileri belirlemektedir. Herhangi ortak bir karardan söz etmek mümkün değildir. Yayıncılık endüstrisinde dünyanın önemli yayıncılarından Hachette Book Group, Macmillan ve Simon&Schuster, HarperCollins tarafından pazarın daha genişletilmesi için Kanada'da ortak bir anlaşma imzalanarak, e- kitaplarda % 20 indirim kararı alınmıştır (E-books are, 2014). Türkiye de en çok satan basılı kitapların e-kitap versiyonlarının sayısı, Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında çok azdır. E-kitaplar genel olarak fiyat avantajına sahip olmakla beraber farklı kategorilerde değişkenlik göstermemektedir (Kalburan, 2014, s. 24). Avrupa ülkelerinde okurların, çok satan basılı kitaplar ve e-kitaplar arasında seçme şansı büyük ölçüde bulunurken Türkiye de okurların bu anlamda seçme alternatifleri azdır. Bu nedenle kitap endüstrisinde e-kitap olgusunun Türkiye de kendisini çok hissettirmediği söylenebilir. Fiyatlandırmada ise Türkiye de okurlara hem çok satan basılı kitapların e-kitap versiyonlarında hem de çok satan e-kitaplarda benzer fiyat seçeneği sunulmaktadır. Bu durum, Türkiye de yayınlanan e-kitap oranındaki artışa rağmen e-kitap sayısının az olması nedeniyle fiyatlandırmada bir stratejinin olmadığını düşündürmektedir (Kalburan, 2014, s. 33). Elektronik kitaplardaki fiyatlandırma hususunda Amerika nın oldukça hassas bir tutum sergilediği gözlemlenmektedir. Zamanın Adalet Bakanı, Apple firmasını yayınevleriyle fiyat anlaşması yaparak e- kitapları pahalıya satmakla suçlamış ve firmaya dava açmıştır (APPLE, 2016). Amerika Federal Mahkemesi nde yürütülen yargılanma sonucunda uzun zamandır konuyla ilgili belgeleri inceleyen Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı nın almış olduğu kararında, Apple ın dünyaca 66

82 ünlü Hachette Libre, Harper Collins, Penguin, Macmillan ve Simon & Schuster gibi yayınevleriyle resmi olmayan bir şekilde anlaşıp kitap fiyatlarını yükselttiği belirlenmiştir. Bu suç karşılığında şirket 450 milyon $ cezası ödemeye mahkûm edilmiştir. Amazon un e-kitap satışlarında yaklaşık % 90 lık payla pazardaki liderliğine rakip olan Apple firması için bir avantaj olan yüksek fiyatlı elektronik kitap ticareti, ünlü şirketin cirosunun yüzde 30 unu oluşturmaktadır (Apple'ın e-kitap davası, 2015). Verilen örnekler, Türkiye gibi elektronik yayıncılıkta ilerleme kaydeden ülkeler açısından oldukça yol aydınlatıcıdır. II.11.5 Küresel e-kitap Geliri Aşağıdaki istatistik, bölgelere göre ayrılmış olarak 2009 yılından 2016 yılları arasındaki küresel e-kitap gelirini ABD Doları cinsinden göstermektedir (Global e- book revenue, 2016). Grafik 1: Küresel e-kitap geliri, ($) (https://www.statista.com/statistics/280249/ global-e-book-revenue-by-region/ adresinden tarihinde erişildi.) İstatistik verilerine bakıldığında küresel e-kitap pazarında en fazla gelirli ülke olan Kuzey Amerika ile diğer ülkeler arasındaki uçuruma neden olarak Kuzey 67

83 Amerika da fiyat bağlayıcılığının olmaması ve kitapların maliyetinin altında da satışa sunulması gösterilebilir. Örneğin, Amazon sitesi müşterileri kendine düşük ücretlerle de çekmektedir. Amerika da 2014 yılında bir önceki yıla göre % 3.8 gelir artışı yaşanarak 510 milyon üzerinde e-kitap satıldığı bilgisine medyada yer verilmiştir. Bu bilgi, e-kitaplar ile ilgili sabit pazar büyümesi açısından oldukça dikkat çekicidir (Publishing industry, 2014). Bu açıdan bakıldığında, e-kitaplarla ve/veya e- dergilerle ilgili hazırlanan küresel raporlarda ve istatistiklerde sağlıklı verilerin olması için uluslararası standartların uygulanmasının önemi daha iyi anlaşılmaktadır. II.11.6 e-kitap Dağıtımcıları Küresel olarak çeşitli platformlara ve kitabevlerine e-kitap dağıtımı yapan e- kitap dağıtımcılarının en önemlileri arasında Amazon, B&N, Apple, Sonny, Kobo, Google ve Barnes sayılabilir (e-book aggregators, 2013). II.11.7 e-okuyucular Günümüzde, yardım ve destek özellikleri (örn. desteklenen ve dönüştürülebilir dosya formatları) ile okuyucuların işini daha da kolaylaştıran çok çeşitli e-okuyucu üreten firmalar bulunmaktadır. Okunabilirlik, ekran görüntüsü, tasarım, taşınabilirlik, içerik, kullanma konforu, koruma, hafıza, depolama gibi teknolojik özellik açısından çok çeşitli olan ve hâlihazırda piyasada bulunan e- okuyucular şunlardır: Amazon Kindle (Touch, Paperwhite, Oasis, Voyage, Unlimited), Barnes & Noble (Nook, Nook GlowLight Plus Nook Simple Touch, Nook Simple Touch GlowLight), Kobo (Kobo Touch, Kobo Glo, Kobo Mini, Kobo Aura, Ectaco (JetBook), Bookeen (Cybook Opus, Cybook Orizon, Cybook Odyssey, Cybook Odyssey HD FrontLight), Onyx (Onyx Boox ), PocketBook (PocketBook Pro, PocketBook Plus, PocketBook Touch), Poly Book, Reeder Hybrid, Sony 68

84 Reader. Ayrıca, Amazon, Barnes&Noble, Kobo, Apple firmalarından alınan e- kitaplar, her mağazanın kendi DRM sistemini destekleyen cihazlarda okumak için kullanılabilmektedir (Best e-readers, 2016). II.11.8 e-kitap Sağlayıcıları Türkiye de ve dünyada, özellikle kütüphaneler için genellikle PDF, HTML, TIFF, epub, XML formatlarında olan ve e-kitabın tümünün ya da belli sayıdaki sayfalarının yazdırılmasına izin veren elektronik kitap sağlayıcılarından belli başlıcaları şunlardır: APA Psychology Titles, OECD ilibrary, EBrary, EBSCOhost (önceden NetLibrary), Elsevier, Google Books, Springer, Wiley (Psychology Collections and Others), World Bank elibrary, American Society of Chemistry, Cambridge (Collections, Histories and Individual Titles), ALCS EBooks, Credo Reference, DeGruyter&Harvard Unversity Press Titles, EBL, ECCO, EEBO, Emory Digitized Editions, Gale Virtual Reference Library, Hathi Trust, Internet Archive, Overdrive, Oxford Handbooks and Bibliographies, Project Muse University Presses, Safari Books Online, Royal Society of Chemistry E-Books, Sage Research Methods Online (e-book providers, 2016). Bunlardan başka, Adobe firması tarafından üretilen yazılım üzerinde okunabilen e-kitaplar Adobe ebook Store, Glassbook Bookstore, Barnes&Noble ve Amazon gibi firmaların internet sitelerinde bulunmaktadır (Akay, 2012, s.29). E- kitap sağlayıcılarından NetLibrary, Questia, Ebrary, Safari Books Online gibi firmalar değişik pazarlama modelleri ile hedef kitlelerini gittikçe büyütmektedirler (Akay, 2012, ss ). Ücretsiz veya halka açık e-kitaplara Project Gutenberg (https://gutenberg.org), Internet Public Library (www.ipl.org), Bartleby (www.bartleby.com) adreslerinden erişilebilinmektedir (Önder, 2010, s. 37). 69

85 Günümüzde Babil, Can, Cinius, Çağlayan Kitabevi, D&R, Doğan Egmont, Doğan Kitap, Hiperkitap, Hiperlink, Idefix, Kırmızı Kedi Yayınevi, Kitabı Mukaddes Şirketi, Kitapyurdu, Morpa Kültür Yayınları, NOBEL Kitap, NTV Yayınları, Ötüken Neşriyat, Pandora, Remzi Kitabevi, TİMAŞ, TUDEM Yayın Grubu, Uysal Yayınevi, Varlık, YKY-Yapı Kredi Yayınları gibi firmaların internet siteleri üzerinden genellikle e-pub, pdf formatlarında e-kitap ve e-dergi yayıncılığı yapmaktadırlar. Kimi yayınevi ise e-kitaplarla birlikte e-okuyucu ticaretine başlamıştır. Örneğin, D&R kendi sitesinden alınan e-kitaplar için Kobo e-kitap okuyucusunun kullanılmasını zorunlu tutmaktadır. Ayrıca, hâlihazırda İOS ve Android işletim sistemli cihazlarda Google Play Store aracılığı ile Turkcell Hayal Ortağım, Turkcell Kitaplık, Samsung E-Kitap, Hakikat Kitabevi E-Kitap, Türksat E-Kitap, İmge E-Kitap, Kütüphanem (Kitapyurdu), Zambak Yayınları, Dilset Yayınları, Coşku Yayınları, Dijital Yayıncılık Sesli Kitap, Zirve Yayınlar, Diyanet Kitaplık ve Değer Yayınları tarafından ücretsiz e-kitap indirme hizmeti verilmektedir. II.11.9 e-dergi Yazarlara makalelerinin evrensel düzeyde okunma imkânı sağlayan elektronik dergiler, geleneksel yöntemlerle basılan dergilerin elektronik kopyası şeklinde yayımlanmaktadır. Ancak, basılı kopyaları olmadan yayımlanan e-dergiler de vardır (Tonta, 2002b. Aktaran: Erol, 2009, s. 59). Elektronik dergilere yayınevlerinin veri tabanlarından erişilebileceği gibi aracı firmaların oluşturdukları ve birden fazla yayınevinin elektronik dergilerini kapsayan veri tabanlarından da erişilebilinmektedir. Ticari yayıncıların sayfalarında genellikle bibliyografik künyeye erişim sağlanmaktadır (Erol, 2009, ss ). 70

86 Elektronik dergiler yayın türüne göre başlangıçta basılı olup elektronik olarak yayınlananlar, orijinali elektronik yayınlanmış olanların sınırlı sayıda basılısı olanlar ve sadece elektronik olarak yayımlananlar şeklinde gruplandırılabilir (Özarslan, Balaban-Sali ve Demiray, 2013, s. 2). Türkiye de dünyada olduğu gibi dergi fiyatlarındaki artış kütüphanelerin, üniversitelerin ve diğer bilimsel toplulukların çeşitli yaklaşımlar geliştirmesine yol açmıştır. 1970'lere kadar işleyen basılı dergilere dayalı bilimsel iletişim süreci, fiyat artışlarıyla sekteye uğramıştır. Bu durum, üretim ve dağıtım maliyetlerinde önemli avantajları olan elektronik yayıncılığa zemin oluşturmuştur (Polat, Aktaran: Erol, 2009, s. 14). Türkiye de internet ortamında yayınlanan ilk dergi olan Aktüel Dergisi nin 1997'den beri yayınlanan sayılarına internet üzerindeki arşivinden ulaşılabilinmektedir yılında Ankara Tabipler Odası tarafından Turkish Electronic Journal of Medicine adlı akademik dergi yayınlanmaya başlanmış ama devam ettirilememiştir. Türkiye de yayımlanan elektronik akademik dergilerin çoğunun basılı dergilerin elektronik ortama aktarılması şeklinde olduğu görülmektedir. Elektronik dergi yayıncılığında en büyük değişiklikler 2000 yılından itibaren yaşanmıştır. Bu dönemde yayınevlerinin elektronik yayıncılıkta daha aktif rol oynadığı görülmektedir. Yayınevleri, paralel yayınını yaptıkları dergilerin eski sayılarını arşivlemeye yönelik çalışmalar yapmışlardır (Erol, 2009, ss ). Türkiye de ilkler arasında olma özelliği taşıyan Dergibi, 2001 yılında Türkiye Yazarlar Birliğince elektronik yayıncılık dalında ödüle lâyık görülmüştür (Erol, 2009, ss ). Ancak, yayın hayatının ilk aylarından sonra periyodik 71

87 yayınlanmaktan vazgeçilmiş olup sıklıkla güncellenen bir edebiyat, kültür ve sanat sitesi hâline gelmiştir (Dergibi, 2016) yıllarında uzaktan eğitim alanında ekonomik, sosyal ve kültürel konularda periyodik yayımlanan The Turkish Online Journal of Distance Education- TOJDE (http://tojde.anadolu.edu.tr), elektronik ortamdaki uluslararası akademik bir dergidir (Özarslan, Balaban-Sali ve Demiray, 2013, s. 6). Bundan başka, sosyal bilimler dergisi e-sosder (http://www.e-sosder.com), yalnızca elektronik ortamda yayınlanan bir dergi olup uluslararası hakemli dergi statüsündeki Social and Human Sciences Online Periodicals Index de yerini almıştır. Diğer bir örnek de müzik alanında akademik yayın yapan Müzik ve Bilim dergisidir (www.müzikbilim.com). Bu dergi de uluslararası hakemli bir dergi olup Ocak ayındaki makalelerin kitap hâline getirilmesi benimsenmiştir (Keş, 2009, ss ). Günümüz Türkiye sinde elektronik ortamda yer alan ve Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünce listelenen e-dergiler şunlardır: Anadolu İzlenimleri Dergisi, Anlayış Dergisi, Atlas Dergisi, Atlas Tarih, Bilim ve Teknik Dergisi, Birikim Dergisi, Bloomberg Businessweek Dergisi, Capital, Detay Haber, Diyalog Avrasya (Da) Dergisi, Doğubatı Dergisi, Ekonomist, Ekonomix, Ekovitrin, Euronewsport Dergisi, Forbes (Türkiye), Fortune Dergisi, Genç Birikim Dergisi, Haber Revizyon Dergisi, Haksöz Haber Dergisi, Infomag Dergisi, Kongre Dergisi, Kontrast Dergisi, Köprü Dergisi, Literatür Aktüel, Marketing Europe & Anatolia, Milli Çözüm Dergisi, Milliyet Sanat, Muhafazakar Düşünce Dergisi, National Geographic, Nokta Dergisi, Notos Öykü Dergisi, Para Dergisi, Söz ve Kalem Dergisi, Tefekkür Dergisi, Tempo, Turcomoney, Türk Edebiyatı, Varlık Dergisi, Yaklaşım, Yankı Dergisi, Yeni Aktüel, Yerinden Yönetim 72

88 Platformu Dergisi, Yolcu Dergisi, 2023 Dergisi ve 21. Yüzyıl Dergisi (BYEGM, 2016). II TÜBİTAK ULAKBİM DergiPark Projesi Türkiye'de yayımlanan ulusal akademik dergilerin kalitesini ve uluslararası etkisini artırmak amacıyla Eylül 2013 tarihinden itibaren TÜBİTAK ULAKBİM tarafından DergiPark Projesi yürütülmektedir. Proje ile Türkiye'de kaliteli dergi yayıncılığını geliştirmek, bilimsel araştırmaları görünür ve erişilir kılmak, uluslararası bir sistemin yaygın ve ileri düzeyde kullanımını sağlamak amaçlanmıştır. Türkiye'deki tüm akademik dergileri kapsayacak şekilde geliştirilmesi planlanan projedeki her dergiye ULAKBİM Dergi Sistemleri üzerinden bir alan adı tanımlanmaktadır. Söz konusu proje, elektronik ortamda dergi yönetim sistemi ile dergilerin ulusal ve uluslararası dizinlere girebilmesi için standart bir alt yapı hizmeti sunmaktadır. Uluslararası standartlarda alt yapısı ile bir makalenin başvurusundan yayımlanmasına kadar geçen süreçler elektronik ortamda gerçekleştirilmektedir. Ulusal hizmet kapsamında sürdürülmesi planlanan proje 100 dergi ile başlamış olup günümüzde 1301 adet dergiyi barındırmaktadır. DergiPark ta, sosyal ve beşeri bilimler, yaşam bilimleri, hukuk, sağlık bilimleri, mühendislik ve temel bilimler alanındaki Türkçe, İngilizce, Arapça, Fransızca ve Almanca dillerinde; üniversite, kamu, meslek odası, vakıf ve şahıslara ait dergilere erişim sağlanmaktadır (Dergipark, 2017). II TÜBİTAK ULAKBİM Online Dergi İzleme Sistemi Temel misyonlarından biri Türkiye nin bilimsel bilgi birikimini yansıtacak ürünler geliştirmek olan TÜBİTAK ULAKBİM aracılığıyla Türkiye deki dergilerin dizinlenmesinde Ulusal Veri Tabanları, Akademik Dergi Portalı ve Online Dergi 73

89 İzleme Sistemi (ODİS) kullanılmaktadır. Online Dergi İzleme Sistemi, ULAKBİM Türkçe veri tabanlarında dizinlenen ve dizinlenmek üzere başvurusu yapılan dergilerin kaydı, takibi ve dergi içeriklerinin gönderimi için kullanılan bir sistemdir (ODİS, 2016). Sosyal bilimler, beşeri bilimler, tıp, yaşam bilimleri, hukuk, mühendislik ve temel bilim alanlarındaki Türkiye adresli bilimsel içeriğe sahip dergilerin elektronik ortamda erişimlerini etkinleştirmek amacıyla uluslararası standartlarda beş ayrı konu alanında veri tabanlarını kapsayan TR Dizin (2013 yılı sonuna kadar Ulusal Veri Tabanları) ile araştırmacılar uluslararası standartlara uygun olarak ulusal ve bilimsel içeriğe elektronik ortamda erişebilmektedirler (UVT, 2016). TÜBİTAK, çeşitli uluslararası özetleri tarafından dizinlenen tarım ve ormancılık, yer bilimleri, botanik, biyoloji, kimya, elektrik mühendisliği ve bilgisayar bilimleri, fizik, mühendislik ve çevre bilimleri, tıp bilimleri, matematik, veterinerlik ve hayvan bilimleri, zooloji konulu hakemli bilimsel dergilerini yayınlamaktadır. Bu dergiler 2016 yılından itibaren sadece elektronik yayınlanmaktadır (ODİS, 2016). Matematik, fizik ve yer bilimleri gibi dallarda yayımlanan e-dergilere TÜBİTAK'ın web sayfasından (http://journals.tubitak.gov.tr) erişim sağlanmaktadır. II e-dergiler İle İlgili Bir Yayın Politikası Günümüzde, büyükelçilikler de ülkelerine ait e-dergileri web sayfalarında yayımlama politikasını benimsemişlerdir. Örneğin, Amerikan Büyükelçiliği nin web sayfasında (http://turkey.usembassy.gov) yayınlanan beşerî bilimler (humanities), hukuk (law), politika (policy), eğitim (education) ve sosyal bilimler (social sciences) alanlarındaki e-dergiler şunlardır: ejournal USA: Making Their Mark: Black Women Leaders, ejournal USA: The Spirit of Volunteerism, ejournal USA: A Healthy 74

90 Future, ejournal USA: Cultivating Civil Society 2.0, ejournal USA: Climate Action Goes Local, Educating Women and Girls, Peace Corps: 50 Years of Promoting Friendship and Peace ve Ethical and Effective Policing. Her bir elektronik dergi, Türkiye nin de içinde bulunduğu uluslararası toplulukların ve ABD nin karşılaştığı önemli bir sorunu incelemekte olup Amerikan toplumundaki değerler, düşünceler ve kurumlar hakkında uluslararası boyutta okuyucuları bilgilendirmektedir (American Embassy, 2016). II Dijital Çağda Dünya Belleği: Dijitalleştirme ve Koruma Konferansı Kültürün korunmasıyla ilgili olarak 2012 yılında, UNESCO nun Dünya Belleği (Memory of the World) programının yirminci yılını kutlamak ve dijital mirası korumadaki farkındalığı artırmak için Kanada da yapılan Dijital Çağda Dünya Belleği: Dijitalleştirme ve Koruma adlı konferansa UNESCO Türkiye Milli Komitesince katılım sağlanmıştır (Tonta, 2012, s. 781). Konferans sonunda hazırlanan raporda üye ülkelerin kendi kural ve uygulamalarını geliştirmeleri önerilmiştir. Bununla birlikte açık erişimin bilgiyi zenginleştirdiği, demokrasiyi yücelttiği ve dijital koruma sorunlarına küresel çözümler gerektiği vurgulanmıştır. Konferansta, dünyanın tüm elektronik dergilerini arşivlemekle ilgili bilgi de verilmiştir (Tonta, 2012, ss ). Böylesi küresel konferansların katılım sağlayan ülkelerin yaşadıkları sorunları dile getirmelerine imkân vermeleri açısından önemi büyüktür. II Uluslararası Elektronik Yayıncılık Konferansı 2015 yılında düzenlenen 19. Uluslararası Elektronik Yayıncılık Konferansı'nda (ELPUB) sunulan bir bildiride, ülkelerin kamuya açık mevcut açık erişim dergileri bakımından DOAJ daki sıralaması şöyledir: 75

91 Sıralama Ülke 1 ABD 2 Brezilya 3 Büyük Britanya 6 Almanya 9 Romanya 11 Türkiye 13 Fransa 24 Hırvatistan 25 Sırbistan 32 Rusya 37 Bulgaristan 40 Yunanistan Tablo 4 : Ülkelerin kamuya açık mevcut açık erişim dergileri açısından DOAJ daki sıralaması (Dimchev ve Stefanov, 2015, s. 97) Tablo 4 e göre Türkiye nin mevcut açık erişim dergileri açısından DOAJ daki yeri diğer ülkelerle kıyaslandığında orta sıralarda kalmaktadır. Ancak, günümüzde Dergipark ta açık erişimli dergi sayısı 1300 civarındadır. Dergipark a kaydı olmayan dergilerin olduğu da dikkate alınır ise Türkiye nin katkısının sınırlı olduğunu söylemek bir miktar haksızlık olur. Buradaki olumsuzluk dergilerin DOAJ a kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, Avrupa kıtasındaki Yunanistan, Bulgaristan gibi komşular ile karşılaştırıldığında bu sıralamanın Türkiye açısından iyi görünmesinin yanı sıra yüzölçümü, nüfus, sosyal ve ekonomik gibi koşulları da göz önüne alarak değerlendirmek daha iyi olacaktır. 76

92 III. BÖLÜM TELİF HAKLARI III.1 KAVRAMSAL YAKLAŞIM Her bir düşünce ve inanç en anlaşılır şekilde ancak kendi kavramları ile ifade edilebilir. Kanunların da doğru anlaşılıp uygulanabilmesi, kavramsal karışıklığın ve boşluğun yaşanmamasına bağlıdır. Bu itibarla, fikir ve sanat eserleri hukuku kavramsal incelenerek değerlendirmelerde bulunulmuştur. III.1.1 Telif Hakkı Kavramı Gerek İngilizce deki copyright terimiyle, gerekse Türkçe telif hakkı teriminde yer alan hak sözcüğüyle eserle ilgili bir hakka açıkça gönderme yapılmaktadır. Tarihsel nedenlerden dolayı da olsa copyright terimi ile sadece çoğaltma hakkının kastedilmediği, bu terimin aynı zamanda herhangi bir eserin eser sahipliğini kontrol etme hakkını da içerdiği bilinmelidir (Yılmaz, 2008, s. 1). İlk çağlardan günümüze kadar çeşitli süreçlerden geçen ve eser sahibinin eseri üzerinde hak iddia edebildiği ve koruma sağlayabildiği bir düzenleme olan telif hakkı, ilk zamanlarda bir şeyin aslına sahip olan ona da sahip olur yaklaşımı nedeniyle kavramsal hayat bulamamıştır. Matbaanın icadı ile birlikte eserlerin çoğaltılmaya başlanması telif hakları konusunu gündeme getirmiş ve hakların korunması konusunda düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Yayınevi mülkiyeti dönemi olarak da adlandırılan bu dönemde bir eserin basım hakkını para ödeyerek kazanan yayınevi, eserin mülkiyetini kazanmakta ve imtiyazlar devam ettikçe baskı

93 sayılarını artırabilmekte idi (Tekinalp, 2005, s. 82. Aktaran: Turan ve Yılmaz, 2014, s. 56). Telif hakkı, eser sahiplerinin eserleri üzerindeki haklarını koruyan; topluma sundukları katkılarından dolayı eser sahiplerini mükâfatlandıran ve bilginin gelişimine katkı sağlamada eser sahibini teşvik eden mülkiyet hakkıdır. Fikrî mülkiyet ise eser sahibinin meydana getirdiği ürünün bizzat eser sahibinin kendisine ait bir mülkiyet olduğu fikrine dayanmaktadır. Telif hakkı koruması, eser sahiplerine ait eserlerin başkaları tarafından sömürülmesini önleme amacını taşımaktadır (Yılmaz, 2008, ss. 1-2). Telif hakkı, eser sahibinin eser sahipliğinden doğan haklarının parasal karşılığını ifade etmek için kullanılır. Burada hatırlatmakta fayda var ki, belirlenmiş telif hakları ile yayın sözleşmesi birbiriyle karıştırılmamalıdır. Yayın sözleşmesi eser sahibinin mali haklarından sadece çoğaltma ve yayma hakkıyla ilgili bir sözleşmedir. Örneğin; bir şiir kitabının, bir romanın, çoğaltılıp halk arasında dağıtılması amacıyla eserin sahibi bir yayınevi ile anlaşma yapmışsa ve yayınevi kitabı basıp dağıtmaktaysa yayın sözleşmesi söz konusudur (Kılıçoğlu, 2001, ss ). Buraya kadar olan yaklaşımlar değerlendirildiğinde telif hakları için genel olarak özgün eser sahiplerine belirli süre için yasayla tanınan ve korunan manevi ve mali haklardır denilebilir. Telif hakkı, geniş anlamda eser sahipliğinden doğan hakların karşılığı olarak; en geniş anlamda ise kişilerin fikir ve sanat eserleri üzerindeki hakların karşılığı olarak kullanılabilir. 78

94 III.1.2 Telif Hakkının Konusu ve Kapsamı Telif hakkı, fikrî mülkiyet hukukunun daha geniş konuları da içeren çeşitli yönlerinden sadece biridir. Fikrî mülkiyetin bir parçası olan telif hakkı, sinâi mülkiyetten farklıdır. Telif hakları ile ilgili işlemleri Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü yerine getirir iken patent, faydalı model, marka ve tasarım gibi sınâi mülkiyetle ilgili alanlara yönelik işlemleri Türk Patent ve Marka Kurumu (eski Türk Patent Enstitüsü) yerine getirmektedir. Kısacası, telif hakkı konusunu fikir ve sanat eserleri oluşturmaktadır. Kapsamı ise bilgisayar programları ile veri tabanları dâhil olmak üzere ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserlerini içeren fikrî mülkiyet üzerindeki mâli ve mânevi haklardan oluşmaktadır (Yılmaz, 2008, ss. 3-5). Fikrî mülkiyet ile ilgili olarak Dünya Ticaret Örgütü (WTO) tarafından yönetilen Ticaretle Bağlantılı Fikrî Mülkiyet Anlaşması nın (TRIPS) kapsadığı fikrî mülkiyet alanları şu şekilde belirlenmiştir: -Telif hakları ve bağlantılı haklar (sanatçılar hakları, ses kayıtları ve yayın kuruluşlarının üreticileri), -Hizmet markaları da dâhil olmak üzere ticari markalar, -Menşe adları da dâhil olmak üzere coğrafi işaretler, -Endüstriyel tasarımlar, -Yeni bitki çeşitlerinin korunmasını da kapsayan patentler, -Entegre devrelerin düzen tasarımları ve -Ticari sır ve test verileri dâhil olmak üzere açıklanmayan bilgiler (WTO-TRIPS, 1995). 79

95 III.1.3 Telif Hukukunun Gerekliliği Kişinin her türlü fikrî emeği ile meydana getirdiği ürünler üzerinde hukuken sağlanan haklar olan telif hukukunun gerekliliği, 10 Aralık 1948 tarihinde Paris Palais de Chaillot da, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi nde tüm insanlar ve tüm uluslar için bir ortak başarı standardı olarak m. 27 de şu şekilde açıklanmıştır: Herkes, topluluğun kültürel hayatına özgürce katılmak, güzel sanatları tatmak, ilim sahasındaki ilerleyişe iştirak etmek ve bundan faydalanmak hakkını haizdir. Ayrıca, eser üreticilerinin her türlü ilim, edebiyat veya sanat eserlerinden mütevellit manevi ve maddi menfaatlerini koruma hakkı vardır (UDHR, 1948). WIPO (World Intellectual Property Organization), Dünya Fikrî Mülkiyet Teşkilatı Fikrî Haklar Sözleşmesi nde (WIPO / OMPI), fikrî mülkiyet kavramının edebiyat, sanat ve bilim eserlerini, icracı sanatçıların, yapımcıların ve yayın kuruluşlarının haklarını, insanlar tarafından yapılan keşiflerin, bilimsel buluşların, sınai tasarımların, ticaret ve hizmet markalarının, ticari unvan ve tasarımlar ile haksız rekabete karşı korumayı içerdiği hükme bağlanarak sınai mülkiyet ayrımı olmaksızın sayılan fikrî çaba sonucu gerçekleştirilmiş ürünlerin hepsi fikrî mülkiyet kavramı altında toplanmış ve örgütün görev alanına dâhil edilmiştir. Fikrî çaba sonucu oluşan ürünlerin fikrî hak ya da sinai hak olarak ayrıma tabi tutularak adlandırılmalarına uluslararası metinlerde de yer verilmiştir de Paris Sözleşmesi ile patent, marka ve tasarım gibi fikrî haklar düzenlenmiştir da Bern Sözleşmesi ile fikir ve sanat eserleri üzerinde koruma sağlanmıştır. Avrupa Topluluğu Türkiye Ortaklık Konseyinin Gümrük Birliği ne ilişkin 6 Mart

96 tarihli kararında fikrî, sınai ve ticari mülkiyet ifadesi kullanılmıştır (Muşlu, 2007, s. 96). Ülkeler, fikrî mülkiyeti koruyan kanunlara iki temel nedenle sahiptir. Birincisi, eser üreticilerine eserleri üzerinde manevi ve mali haklar sağlamak ve bu eserlerde kamunun haklarına kanuni ifade vermektir. İkincisi hükümet politikasının planlı bir hareketi olarak kreatifliği desteklemek ve sonuçlarının uygulanması ve yayılması ile ekonomik ve sosyal gelişmeye katkıda bulunacak adil ticareti teşvik etmektir (Kırlangıç, 2004, ss. 1-2). Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku ile ilgili ilk olarak Alman - Türk Hukukçusu Ord. Prof. Dr. Ernst E. Hirsch, 1938 / 1940 yıllarında Adliye Vekâletine Sınai Mülkiyet Kanunu projesi hakkında bir rapor vermiş ve bir Telif Hakkı Kanunu ön tasarısı hazırlamıştır. Profesör Ernst Hirsch in hazırladığı 5846 sayılı FSEK tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından tarihinde kabul edilmiş ve tarihinde yürürlüğe girmiştir. Fikir ve San at Eserleri Kanunu adıyla yürürlüğe girdiği tarihinde Türkiye, Bern Andlaşmasının Brüksel metnine de katılmıştır (Giritlioğlu, 1967, ss ). FSEK te en son değişiklik tarihinde yapılmıştır. Hirsch in belirttiği gibi (1943, s. 340) her hukuk mefhumu ve tâbiri, mutlak bir kıymeti haiz olmayıp, ancak muayyen bir hukuk sistemi dâhilinde ve muayyen bir müspet hukuk için nispî bir kıymet ifade edebilir. Hükümlerin tefsir ve tatbiki, müstakar ve maksada elverişli bir terminolojiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan modern Türk mevzuatına en uygun olan terimlerin aranması gerekmektedir (Hirsch, 1943, ss. 340). Hirsh in bu açıklamasında mevzuatta yer alan terimlerin ve kavramsal değerlendirmelerinin güncelliğinin önemine vurgu yapılmaktadır. 81

97 III.1.4 Eser Kavramı Uluslararası sözleşmelerde eser kavramının ayrıntılı bir tanımına yer verilmediği gözlenmektedir. Bern Sözleşmesi nde eser kavramının tanımı yapılmamakla birlikte, 2 inci maddede eser türleri sayılmış olup eserlerin tanımlanması, Birlik içindeki ülkelerin mevzuatı tarafından düzenleneceği hükme bağlanmıştır (Muşlu, 2007, s. 98). Eser kavramı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu nun en önemli yeridir. Bunun sebebi, eser sahibinin zihinsel çabaları ile meydana getirdiği ve korumaya konu olan eserin tespitidir. Edebiyat ve sanat eserlerinin korunmasına ilişkin ve fikrî hakların korunmasına dair ilk uluslararası düzenleme olan Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi nde de eserlerin sadece kişisel zihinsel olduğu mantığı vardır. Telif hakkına konu olan şey, kişisel entelektüel bir yapmayla sonuçlanan ürün, yani eserdir. Bern sözleşmesinde var olan bu mantık diğer ülkelerin fikrî mülkiyet yasalarına da yansımıştır (Turan, 2014, ss ). III.1.5 Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Çerçevesinde Eser Kavramı Eser kavramının tanımı yürürlükteki 5846 sayılı FSEK in tanımlar başlıklı 1/B maddesinin a bendinde yer almaktadır. Kanun da eser ; sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini; eser sahibi ise eseri meydana getiren kişiyi ifade etmektedir sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu na göre eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini ifade etmektedir. Önemli olan şey ister şekilde ister içerikte olsun duyulara hitap edebilen ve sahibine atfedilebilen az çok bağımsız ve orijinal bir fikrî çalışmanın varlığıdır. Bir fikrî 82

98 ürünün eser olarak korunabilmesi için kanunda belirtilen eser çeşitleri kapsamında vücuda getirilmiş olması gerekmektedir. Dolayısıyla, kanunda sayılan eser türlerinden birinin içine girmeyen bir fikrî ürün eser olarak korunamamaktadır (Uslu, 2003, ss ). Hirsch e göre (1948, s. 131) eser, herkes tarafından meydana getirilebiliyorsa böyle bir eserde hususiyetten bahsedilemez. Buradan anlaşılmaktadır ki herkes tarafından meydana getirilemeyen yani özgünlüğünü, orijinalliğini içinde barındıran bir ürün eser vasfını haizdir. Yeni meydana getirilmiş eser daha önce var olan bir eserden tamamen farklı olmak zorunda değildir. Önceki eserden yararlanmanın kopya olmaması ya da fark edilebilir düzeyde taklit niteliği taşımaması gerekmektedir. Böylece yasa, eserlerdeki düşüncelerden yararlanarak bir başka eser oluşturulmasını değil, bir eserin başkaları tarafından çoğaltılmasını engellemektedir (Muşlu, 2007, ss ). Kopyacılık değil üretkenlik desteklenmektedir. Doktrinde, ana eser kategorilerinin sınırlı sayıda olduğu yani numerus clausus ilkesinin geçerli olduğu kabul edilmiştir. FSEK te her ana kategori altında, o türe giren ve örnek olarak sayılan eserler hakkında bu ilke geçerli değildir. Yeni bir eser türü, kanundaki kategorinin ayırıcı niteliklerini ve özelliklerini taşıması koşuluyla bu ana kategorilere dâhil edilebilir (Yılmaz, 2007, s. 39). Bir başka anlatımla, dört eser türü sınırlı sayı prensibine tabi olmakla birlikte, aynı grupta bulunan eserler örnek mahiyetinde olup bu prensibe tabi değildir. Böylelikle, bentte belirtilen rakslar, pandomimalar, koreografi gibi eserlere revüler, illüzyonist gösterileri vs. gibi eserler de eklenebilmektedir (Erel, 2009, s. 60. Aktaran: Turan, 2014, s. 134). 83

99 FSEK te eser kavramı; ilim ve edebiyat, müzik, güzel sanat ve sinema eserleri olarak dört grup hâlinde düzenlenmiştir. Bir fikir ürünün FSEK kapsamında eser olarak değerlendirilebilmesi için bu dört eser grubundan birine dâhil edilebilir nitelikte olması gerekmektedir. III.1.6 Fikir ve Sanat Eserlerinin Çeşitleri FSEK ile telif hakları konusunda öncül ülkeler olan Almanya, Fransa, Birleşik Krallık ve İspanya telif haklarına ilişkin yasalar, birlikte genel olarak değerlendirildiğinde telif mevzuatları kendi ülkelerine özgü nitelikleri taşısa da eser ve eser çeşitleri açısından bir uyumsuzluk bulunmamaktadır (Turan, 2016, s. 60). Yürürlükteki 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu nda eser çeşitleri; -İlim ve edebiyat eserleri, -Musiki eserleri, -Güzel sanat eserleri ve -Sinema eserleri olmak üzere dört ana kategoride toplanmıştır (FSEK, m.2-m.5). İlim ve edebiyat, musiki, güzel sanat ve sinema eserleri Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. FSEK te bir fikrî ürünün eser olarak korunabilmesi için iki şart aranmaktadır: FSEK te öngörülen eser türlerinden birine dâhil olmalıdır (objektif şart). Sadece fikir aşamasında kalan, cisimleşmeyen fikrî ürünler korumadan yararlanamamaktadır. Sahibinin hususiyetini taşımalıdır (subjektif şart). Hususiyet ile sahibinden özellikler taşıyan ürünler kastedilmektedir. Ayrıca, sahibinin hususiyetini taşıyan işlenmeler de eser kabul edilmektedir (Yılmaz, 2007, s. 39). FSEK tarafından eser olarak korumaya alınan ürünün, fikrî çaba ve faaliyetin sonucu ortaya çıkmış olması gerekmektedir. Bu koşul, eserin insan 84

100 tarafından oluşturulmasını gerekli kılarak insan emeği dışında ortaya çıkan her türlü mekanik ürünü ya da doğa tarafından ortaya çıkan ürünleri kapsam dışı bırakmaktadır (Yılmaz, 2007, s. 39). Korumaya esas bir eser, aynı anda hem sahibinin hususiyetini taşımalı yani bağımsız bir fikrî çalışmanın ürünü olarak sahibinin hususi gücünü yansıtabilmeli hem de Kanunda belirtilen eser gruplarından birine dâhil olmalıdır (Ateş, 2007, ss Aktaran: Tekinalp, 2012, ss ). Bu durumda, bir fikir ve sanat ürününün Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu na göre eser olarak kabul edilebilmesi ve korunabilmesi için; - Fikrî bir çabanın ürünü olması, - Sahibinin hususiyetini taşıması, - Sahibinin hususiyetini yansıtacak düzeyde şekillenmiş olması ve - FSEK deki eser türlerinden birinin içine girmesi gerekmektedir. FSEK teki koşullara bakıldığında rastgele herkesin meydana getirebileceği fikrî ürünleri korumanın zorluğu ve de lüzumsuzluğu ortadadır. Biçimlenmiş her düşünce ürünü eser niteliği taşımamaktadır (Kılıç, 2003, ss ). Herkes tarafından meydana getirilemeyen yani bir hususiyeti haiz eserler, himayeye lâyıktır. Eğer bir mahsul, herkes tarafından vücuda getirilebilecek mahiyette ise hususiyette mevcut olamayacağından bu kabîl mahsulleri himaye etmekte toplumun hiçbir menfaati yoktur. Demek oluyor ki eser, ancak kreatif bir muhayyile ve fikrî çalışma mahsulü olabilir (Hirsch, 1943, ss ). Doktrinde eserin tanımının yapılmamış olmasının sebebi bir kavrama tanım getirmenin ister istemez o kavramı sınırlandırmak anlamına da gelmesindendir. Dolayısı ile bu tür kavramları yasalarla tanımlamak yerine günün değişen ve gelişen ihtiyaçlarına göre anlamlandırmak daha doğru olduğu şeklinde açıklanmaktadır 85

101 (Ateş, 2007, s. 5). Doktrinde bir fikir ürününün eser sayılabilmesi için çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Bu görüşler, objektif ve subjektif olmak üzere iki şekilde değerlendirilebilmektedir. Objektif değerlendirmeye göre bir fikir ürününün iktisaden değerlendirmeye elverişli olması, yani kamuya sunularak veya uygulanarak faydalı olma imkânının bulunması gerekmektedir. Daha açık bir ifadeyle hak sahibinin rızası ile ticari olarak umuma arz edilmesi objektif unsurdur (Erel, Aktaran: Sert, 2008, ss ). Eser aynı zamanda tasarım da olabilir. Fikrî mahsulün aynı zamanda endüstriyel tasarım sayılması onun eser niteliğini ortadan kaldırmaz. FSEK e göre korunan şey eserin sahibi değil eserdir. Bu sebeple, hukuka aykırı faaliyet, esere değil de eser sahibinin kişiliğine yönelikse FSEK hükümleri uygulanamaz ve eser sahibi ancak genel hükümler uyarınca hakkını koruyabilir (Sert, 2008, ss ). Eserin karakteristik özellikleri; daha önce benzeri görülmeyen orijinallikte olması, eser sahibinin kişisel özelliklerini taşıması ve gayrı maddi olmasıdır. Anlatım, sanatsal kişiliği ve kreatifliği yansıtan bir mühürdür. Herkes farklıdır. Bundan dolayı her üslup, sahibinin hususiyetini içerdiğinden bireysel ve özneldir. Her zaman ve her eser sahibindeki seviye aynı olmayabilir. Hatta ortalarda bulunabilir, ancak mutat değildir. Yenilik gerektirmez ama sahibinin kişisel mührünü taşımalıdır. Beğenilmese hatta nefret edilse bile o, kişiye özgüdür. Ancak, hususiyet geniş anlamda anlatım olmakla birlikte, eserin tanımlanması için söz konusu anlatımın orijinal olması için bir koşul değildir. Yine de, hususiyetten söz edebilmek için eserin belirli bir düzeye ulaşmış olması gerekir ve bu düzey sıradan bir düzey olmamalıdır (Yılmaz, 2007, s ). 86

102 III.1.7 Fikir ve Sanat Eserlerindeki Objektif ve Subjektif Unsurlar Hukuk literatüründe bir fikir ürününe eser diyebilmek için objektif ve subjektif olmak üzere iki koşula bakılmaktadır. Objektif koşulda, eserin ekonomik anlamda değer içermesi, kamuya iletilerek bundan fayda sağlanması düşünülmelidir. Subjektif koşulda, eseri meydana getirenin kendi özelliklerini (hususiyetini) esere yansıtması düşünülmelidir. Objektif ve subjektif koşullar, uluslararası sözleşmeler yanında İspanyol, Birleşik Krallık, Alman, Fransız gibi ulusal telif mevzuatlarında FSEK te olduğu gibi benzer özelliklere sahiptir (Erel, 2009, ss Aktaran: Turan, 2014, s. 130). Hususiyet kavramı, yarım yüzyıla yakın bir süredir öğretide birçok yazar tarafından değişik şekillerde yorumlanmış olup günümüzde, genel hatlarıyla belirlenmiş bulunmaktadır (Uslu, 2003, ss ). Bu noktada, hususiyet kavramının geniş anlamda özgünlük, dar anlamda sahibinin özelliklerini taşıdığı söylenebilir. Sahibinin hususiyeti, bir fikir ve sanat ürününe eser niteliği tanıyabilmek için aranan yegâne şarttır (Erel, Aktaran: Sert, 2008, s. 26). Henüz şekli yapısına kavuşmamış bir fikir korunamaz ve korunması da gerekmemektedir. Ayrıca, eser sayılabilmek için alenileşmiş veya yayınlanmış olmak da şart değildir (Cinoğlu, 2010, s. 4). III.1.8 Eser Sahipliği FSEK te de kısaca ifade edildiği gibi bir fikir ve sanat eserinin sahibi, onu meydana getiren kişidir. Bu noktada, bir fikir veya sanat eserini meydana getiren kişi, eserin meydana getirilmesiyle birlikte kendiliğinden eser sahibi statüsünü kazanır ve buna bağlı olarak eser üzerindeki hakları doğar (Tekinalp, 2012, s. 12). 87

103 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu esas olarak, fikir ve sanat eserleri sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin haklarını korumak üzerine kurulmuştur. Eser sahibi eseri meydana getiren, esere kendi özelliğini yansıtan kişi olduğu için bu kişi insanlığın ortak kültür varlığına da katkıda bulunmuştur (Ayiter, Aktaran: Sert, 2008, s. 32). Bir eserin sahibi onu meydana getirendir (m.8). Bir fikir veya sanat eserini meydana getiren kişi, eserin meydana getirilmesiyle birlikte kendiliğinden eser sahibi statüsünü kazanır ve buna bağlı olarak eseri üzerindeki hakları doğar. Eser sahibinin eseri üzerindeki hakları mutlak nitelikte olduğu gibi bu haklarının bir kısmı manevi, bir diğer kısmı ise mali nitelik taşır (Ercoşkun Şenol, 2013, s. 46). III Birlikte Eser Sahipliği Birbirinden bağımsız olarak meydana getirilen eserler meydana getirilirken ya da tamamlandıktan sonra eser sahiplerinin iradesi ile tek ve yeni bir eser şeklinde birleştirilebilir ya da baştan ayrılmaz bir bütün oluşturacak şekilde meydana getirilmiş olabilir. Birinci durumda müşterek eser sahipliği (m.9), ikinci durumda ise ortaklık hâlinde eser sahipliği (m.10) söz konusudur (Atasoy, 2013, s. 30). FSEK e göre elektronik ya da basılı eser sahipliğinin birden fazla oluşu durumunda yani birden fazla kimselerin birlikte vücuda getirdikleri eserin kısımlara ayrılması mümkün ise bu kimselerden her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılmaktadır (Eldeniz, 2008, s. 107). Bir eser sahibinin yerine miras yolu ile veya sözleşme ile birden fazla kişinin tayin edilmesi hâlinde de ilgili maddeler (FSEK m.9-10) uygulanmaktadır. Doktrinde, meydana getirilen eser eğer ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa eserin sahipleri iştirak hâlinde mülkiyete (elbirliği mülkiyetine) kıyasen iştirak hâlinde eser sahibi olarak; eserin kısımlara ayrılması mümkünse müşterek mülkiyete (paylı 88

104 mülkiyete) kıyasen müşterek eser sahibi olarak nitelendirilmiştir (Atasoy, 2013, s. 30). III.2 ESER SAHİPLİĞİNDEN DOĞAN HAKLAR İslam hukuku, mülkiyet hakkını menfaatlere ve bazı haklara yaymakta olup sırf maddi şeyler üzerinde görüş ortaya koymamaktadır. Allah, bütün insanlara her ne kadar miktarı farklı olsa da rızıklarını vermektedir. Fakat insanlar, rızıklarını elde etmek için emek sarf etmelidir. Görüşlerinin merkez noktası emek olan İbn-i Haldun, rızık kavramını değerin kaynağı olarak gördüğü emek formülüyle açıklamaktadır. Şayet (birikim ve kazanç) sanatlardan başka bir şeyden hasıl olmuş ise, bu takdirde (sermaye ve serveti meydana getiren) bahis konusu birikim ve kazancın kıymetine, onu husule getiren emeğin kıymeti de mutlaka dâhil olur. Zira emek olmasaydı, onun (bir fayda ve servet olarak) birikimi husule gelmezdi. (Tatar, 2014, ss ). XVII yy. gibi oldukça eski tarihlerde, özellikle yazar hakkının hukuki mahiyyetini açıklamak için fikrî mülkiyet teorisi, yayın hakkı teorisi, yansıma teorisi, tekel (monopol) teorisi, kişilik hakları teorisi, maddi olmayan mallardaki haklar teorisi, ayrı hak teorisi gibi çeşitli teoriler ileri sürülmüştür (Giritlioğlu, 1967, ss ). Günümüzde genel olarak fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında düzenlenmiş ve koruma altına alınmıştır. Buna göre; eser sahipliğinden doğan haklar mali ve manevi haklar olmak üzere ikiye ayrılmıştır (manevi haklar m.14-17; mali haklar m.21-25). Kanuna göre fikir ve sanat eserleri üzerinde sahiplerinin mali veya manevi menfaatleri söz konusu olduğunda 89

105 eser sahibine tanınan haklar ve yetkiler eserin bütününü ve parçalarını kapsamaktadır. III.2.1 Manevi Haklar Manevi haklar, eser sahibinin kişiliğine sıkı sıkıya bağlı olup kişilik haklarından farklı olarak eser sahibinin ölümüyle sona ermezler. Bu hakları eser sahibinin ölümünden sonra kullanabilecek kişiler FSEK m.19 da sınırlı olarak sayılmıştır. Ancak, bu hükme göre belirlenecek kullanım yetkisinin genel miras hukuku ve mirasçılık sıfatıyla bir ilgisi yoktur (Ercoşkun Şenol, 2013, ss ). III Umuma Arz Etme Hakkı Doktrine göre eser; yayımlanarak, sahneye konularak, ekrana getirilerek, mikrofonda seslendirilerek, kamunun görebileceği bir yerde sergilenerek, seslendirilerek, banda alınarak, internete konularak, yani çevrimiçi terimi altında içerik veya içeriğin bir parçası hâline getirilerek veya sahibinin eşi ve çocukları gibi çevresi dışındaki kişilere sunularak umuma arz edilebilir. Geniş bir anlatımla, umuma arz, eserin ülkenin bütününde veya bir bölümünde, dar veya geniş üçüncü kişiler çerçevesinde aleniyete kavuşturulması, herhangi bir şekilde tanıtılması veya hakkında bilgi verilmesi demektir. FSEK m.14 e göre bir eserin umuma arz edilip edilmemesini, yayımlanma zamanını ve tarzını münhasıran eser sahibi tayin eder. Fıkrada geçen umuma arz dan ya eserin yayınlanması ya da diğer yoldan aleniyete kavuşturulması anlaşılmalıdır. Bundan başka, örneğin eserin, basım için yayınevine yollanması veya bir editöre verilmesi umuma arz olmayıp, umuma arz teşebbüsü olarak değerlendirilir. Umuma arz hakkı, hakkın kullanılacağı zamanda var olan eserlere uygulanır. Eserin hukuken korunması, eser sahibince eserin meydana getirilmesiyle başladığından, ilerde meydana getirilecek eserler üzerinde doğmuş bir 90

106 umuma arz hakkından bahsedilemez. Bir eserin islenmesi durumunda, ortaya çıkan isleme eser bakımından, umuma arz hakkının doğacağı kuskusuzdur. İşleme eser, ancak eser sahibinin rızasıyla umuma arz edilebilecektir (Bellican, 2008, ss ). Eser sahibi, gerekirse eserin umuma arzedilmesini veya yayımlanmasını yasaklayabilir. Ayrıca, bütünü veya esaslı bir kısmı alenileşmemiş olan veya ana hatları henüz umuma tanıtılmıyan bir eserin içeriği hakkında ancak o eserin sahibi bilgi verebilir (FSEK, m.14/2-3). Eser sahibinin eseri üzerindeki mali hakkının bir şekli ve unsuru olan eseri umuma arz ve iletim hakkı; eser sahiplerinin fikrî ürünler üretme, gelir elde etme hakları korunarak teşvik edilmesiyle eser sahibi, mali açıdan da güçlü tutularak bilimsel ve kültürel gelişimin önü açılmış olmaktadır. Küresel bakıldığında Bern Sözleşmesi nde, Dünya Fikrî Mülkiyet Örgütü (WIPO) Sözleşmesi nde, 2001/29/AT sayılı AB Direktifinde, Bilgi Toplumunda Telif Hakları ve Bağlantılı Hakların Bazı Yanlarının Uyumlaştırılmasına İlişkin 2001/29/AT sayılı Direktif te umuma iletim hakkı ile ilgili düzenlemelere yer verildiği görülmektedir (Bayındır, 2014, ss ). Konuya ilişkin olarak 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu nun cezai hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Türkiye bilim ve sanat hayatına büyük bir hukuki katkı için kanunun cezai hükümleri genel ceza hukukunun ilkelerine uygun, açık ve yalın ifadelerle düzenlenmelidir (Bayındır, 2014, s. 336). III Adın Belirtilmesi Hakkı FSEK E göre eseri, sahibinin adı veya takma adı ile yahut adsız olarak umuma arz etme veya yayımlama hususunda karar verme salahiyeti münhasıran eser sahibine aittir. Eser sahibinin adı, her eser türüne özgü özelliklere göre belirlenir. 91

107 Bilim ve edebiyat eserlerinde adın çoğaltılmış nüshalar üzerinde belirtilmesi, müzik eserlerinde uygun vasıtalarla dinleyicilere duyurulması ve plak, kaset vb. üzerine konulması, sinema eserlerinde filmin jeneriğinde yer alması, parça hâlindeki diğer eserlerde ve güzel sanat eserlerinde, eserin uygun bir yerine imza atılmış olması gerekmektedir (Bellican, 2008, s. 62). III Eserde Değişiklik Yapılmasını Men Etmek Kanunun veya eser sahibinin izniyle bir eseri işleyen, umuma arz eden, çoğaltan, yayımlayan, temsil eden veya başka bir şekilde yayan; işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği gereği zaruri görülen değiştirmeleri eser sahibinin hususi bir izni olmaksızın da yapabilir. Ancak, eser sahibinin izni olmadıkça eserde veya eser sahibinin adında kısaltmalar, eklemeler ve başka değiştirmeler yapılamaz. Eser sahibi yazılı izin vermiş olsa bile şerefini ve itibarını zedeleyen veya eserin hususiyetini bozan değiştirmeleri yasaklayabilir (Ercoşkun Şenol, 2013, s. 46). III Eser Sahibinin Malike ve Zilyede Karşı Hakları Eser sahibi, gerekli durumlarda aslını elinde bulunduran malikten veya zilyedden koruma şartlarını yerine getirmek kaydıyla, kanunda sayılan güzel sanat eserlerinin ve yazarlarla bestecilerin el yazısıyla yazılmış eserlerinin asıllarından geçici bir süre için yararlanmayı talep etme hakkına sahiptir (Ercoşkun Şenol, 2013, s. 46). Eserin aslına ulaşma hakkı olarak da bilinen bu hak, roman ve şiir gibi el yazısıyla yazılmış eserler, heykeller, yağlı veya sulu boya tablolar gibi eserleri kapsar şekilde kanunda ilgili maddede belirtilmiştir (Karahan, Suluk, Saraç ve Nal, 2013, s. 84). Eserin tek ve özgün olması durumunda eser sahibi, kendisine ait tüm dönemleri kapsayan çalışma ve sergilerde kullanmak amacıyla, koruma şartlarını 92

108 yerine getirerek iade edilmek üzere eseri isteyebilir. (Ercoşkun Şenol, 2013, s. 46). Sergileme hakkı olarak da bilinen bu düzenleme ile eser sahibine güçlü bir hak tanınmıştır. Buradaki eser sahibi ile malik arasında olan ilişki, işin aslında bir çeşit ödünç verme ilişkisidir (Karahan, Suluk, Saraç ve Nal, 2013, s. 84). III.2.2 Mali Haklar Mali hakların çeşitleri FESK te işleme hakkı (m.21), çoğaltma hakkı (m.22), yayma hakkı (m.23), temsil hakkı (m.24) ve elektronik araçlarla (işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla) umuma iletim hakkı (m.25) olarak sayılmıştır. FSEK te, eser sahibinin mali hakları üzerinde bazı hukuki işlemler yapabilmesine de imkân tanınmıştır. Bu imkânlar tasarruf işlemi niteliğindeki mali hakkın veya hakkın kullanılmasının belli koşullardaki devridir (Ercoşkun Şenol, 2013, s. 46). Mali hakların miras yoluyla intikalinin devri konusu FSEK m.63 de düzenlenmiş olup yaşayanlar arasında hukuki işlemlere konu olabildiği gibi eser sahibinin ölümünden sonra da mirasçılarına intikal eder. FSEK de mali hakların birbirlerine bağlı olmadıkları ve bunlardan herhangi birinin kullanılmasının diğerlerine etki etmeyeceği açıktır. Mali haklar tamamen devredilebildiği gibi kısmen de devredilebilir. Yine haklardan her birinin farklı kişilere devri de mümkündür (Ercoşkun Şenol, 2013, ss ). III Mali Hakkı Kullanma Yetkisinin Devri FSEK, eser sahibinin veya mirasçılarının eser üzerindeki mali haklarını tamamen veya kısmen devredebileceklerini öngördüğü gibi yalnızca kullanma yetkisini devredebilmelerine de müsaade etmiş ve bu işlemi ruhsat verme olarak adlandırmıştır (FSEK m.48/2). Burada gayrı maddi bir hakkın kullanım yetkisinin 93

109 başkasına bırakılması söz konusu olduğundan bu işlemin uygulamada yerleşmiş adı lisans sözleşmesidir. Mali hakkın devrine olduğu gibi kullanma yetkisinin devrine de süre, yer ve içerik olarak sınırlamalar getirilebilmektedir (Ercoşkun Şenol, 2013, ss ). III.2.3 Eser Sahibinin Haklarının Süreleri Fikir ve sanat eserleri üzerindeki hakların doğuşu ile bunların fikrî hukuk tarafından korunmaya başlanması ayrı şeylerdir. Eser sahipliği statüsünün ve ona bağlı fikrî hakların doğması için bir fikir ve sanat eserinin sadece meydana getirilmesi yeterlidir. Bu noktada eser için herhangi bir tescile vs. gerek yoktur. Telif haklarının fikrî hukukla korunabilmesi, eserin aleniyet ve yayım tarihi hesaplanarak sağlanmaktadır (Sert, 2008, ss ). Müşterek eser sahipliğindeki koruma süreleri her kısım için ayrı ayrı işlemektedir. Müşterek eserler, sahiplerinin rızalarıyla bir araya getirilmiş olduklarından bağımsız kısımlar ilk defa müşterek eser kapsamında alenileşmiş veya yayımlanmış eserde her kısım müşterek eserin aleniyet veya yayımından itibaren sahibinin hayatı boyunca ve ölümünden sonra da kanun kapsamında korunur. Bu çerçevede, müşterek eser sahibinin mirasçıları da eser üzerindeki haklarını kullanabilmektedirler (Atasoy, 2013, s. 37). III Sürelerin Devamı Koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder. Bu süre, eser sahibinin birden fazla olması durumunda, hayatta kalan son eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl geçmekle son bulur. Sahibinin ölümünden sonra alenileşen eserlerde koruma süresi ölüm tarihinden sonra 70 yıldır. 94

110 Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. Ancak bu maddeye göre yayımlanmış olan bir eserin sahibi belli olmadıkça, yayımlayan ve o da belli değilse çoğaltan, eser sahibine ait hak ve salahiyetleri kendi namına kullanabilmektedir. Bu hallerdeki koruma süresi, eser sahibi bu sürenin bitmesinden önce adını açıklamış ise eserin aleniyet tarihinden sonra 70 yıldır. İlk eser sahibi tüzelkişi ise koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren yine 70 yıl olarak belirlenmiştir (Bellican, 2008, ss ). III.2.4 Eser Sahibinin Haklarına Getirilen Sınırlamalar Kamu düzeni, genel ahlak, kamu yararı gibi sebeplerle telif haklarına çeşitli sınırlamalar getirilmiştir. Hirsch e göre (1943, s. 119), eser sahibinin haklarının kamu lehine, kamu yararına bir takım sınırlamalara tabi tutulması, cemiyete bağlı telif hakkı nazariyesi ile açıklanır. Fikir ve sanat eserlerinin toplumun kültür ve sanat hayatındaki önemi göz önüne alındığında, bunların üzerindeki hakların toplum yararına sınırlandırılması doğal görülmelidir. Ancak, bu sınırlandırmalar hiçbir zaman sanatkâr ve fikir adamlarını caydırıcı veya engelleyici olmamalıdır (Sert, 2008, s. 40). III.2.5 Eser Sahibinin Haklarına Bağlantılı Haklar Eserlerin tanıtılması, yorumlanması ve uygulanması evrelerinde değerini ortaya koyan, toplumda yaygınlaşmasını sağlayan bazı araçların önemli ölçüde etkisi ve katkısı bulunmaktadır. Bu gibi araçları oluşturanların haklarının ve düşünce ürünlerinin haksız kullanılmaları, eserlerde görülenlere benzer nitelikte zararlara neden olmaktadır (Beşiroğlu, 2006, s Aktaran: Altunç, 2008, s. 7). Bağlantılı 95

111 hak sahiplerinin fonksiyonu, yeni bir eser vücuda getirilmesi değil mevcut bir eserin tanıtılması ve üçüncü kişilere aktarılmasıdır. Bu durumda, bağlantılı hak kavramı altında hukuki korumaya değer bulunan, esere tahsis edilen tanıtma ve aktarmaya yönelik faaliyetlerdir (Altunç, 2008, s.12). III.3 DÜNYADA TELİF HAKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ Günümüzde, telif hakkı konusundaki temel yasal düzenlemelerinin ilk örnekleri, hareketli matbaanın yaygın olarak kullanılmaya başlandığı yer olan Avrupa da görülmeye başlanmıştır. III.3.1 İlk Çağ Aslında, telif hakkının kökenlerinin ilkel toplumlara kadar gittiğini söylemek yanlış olmaz. Kara Ayak yerlilerinin kutsal ilahilerinin korunmasından, Avustralya yerlilerinin danslarına ve Afrika kabilelerinin büyülerine kadar ilkel toplumlarda da telif haklarının bir şekilde varlığından söz edilebilir. Şöyle ki; Bulletin of the Copyright Society of the USA da yayınlanan Eski Musevi Kanunu nda Telif Hakkının Kökenleri isimli yazıda Tevrat a atıfta bulunularak telif hakkıyla ilgili esasların eski Musevi kanununda bulunabileceği ifade edilmektedir (Yılmaz, 2008, s. 6). Eski çağlarda, yaşanılan coğrafyadan etkilenilerek şekillenen koruma sistemlerinde fikrî mülkiyet haklarının düzenlenmesiyle ve korunmasıyla ilgili yasal bir korumaya ihtiyaç duyulmamıştır. O zamanlarda bilgiye ulaşım sınırlıydı ve eserlerin fiziksel olarak dikkatli bir şekilde muhafazası önemliydi. Eski çağdaki kütüphanelerden olan Babil de kil tabletler, Mısır tapınak kütüphanelerinde ise 96

112 papirüs tomarları şeklinde özel ve nadir koleksiyonlar olurdu. Kütüphanelerde az bulunan özel koleksiyonlar çoğunluktaydı ve bunlar da Babil uygarlığındaki gibi kil tabletler hâlindeydi. Mısır tapınak kütüphanelerindeki koleksiyonlar bir takım sicil ve kayıtları içeren papirüs tomarları şeklinde koruma altına alınmaktaydı. Eserlerin kopya edilerek çoğaltılmasına herhangi bir itiraz söz konusu değildi ve elle kopyalanan eserlerin mülkiyet hakkı kopya edene ait sayılıyordu (Tatar, 2014, ss ). Erken toplumların çoğunda bir insanın bir fikir veya icadın mülkiyetine sahip olması gibi bir hukuksal kavram söz konusu değildi. Gerçekten de hem Roma hem de Yunan dünyasında bir yazar bir kitap yayınladığı zaman metnin korsanlarının yapılmasını engelleyecek ne bir yasal ne de başka pratik bir uygulama vardı. Eline bir el yazmasını geçirmiş herhangi bir kişi serbestçe kopya edebiliyorken metni de istediği gibi tahrif edebiliyordu. Böylece, belki de en kötüsü bir metin yeni bir yazarın adıyla yeniden kolayca çıkarılabiliyordu. Eserlerin veya fikirlerin korsanca kullanılması genellikle ahlâk dışı olarak kabul edilmesine rağmen, yazıların ve icatların kendi başına piyasa değeri olan mallar olarak görülmesi diye bir anlayış yoktu (Clark, 2013, s ). Eski Yunan medeniyeti ile tarihte en gelişmiş hukuk sistemine sahip Roma medeniyetinin hukuk sistemlerinde fikrî ürünler üzerinde bir telif hakkı söz konusu olmamıştır. Eski Yunan ve Roma da fikrî ürünlerin sahiplerinin telif haklarına sahip olmamalarının nedeni, el yazmalarının çoğaltılması işinin el ile yapılması ve bu çoğaltmalardan ekonomik bir kâr elde edilememesiydi. Antik Yunan da kütüphanelerin amacı sözlü olarak nesilden nesile hikâye aktarma geleneğinden dolayı geniş ölçüde eski eserleri korumak idi. Yunan yazarlarının eserleri İskenderiye 97

113 Kütüphanesi nde toplanıyor, kopyalanıyor ve korunuyordu (Yılmaz, 2008, ss. 6-7). Roma uygarlığında drama yazarları tarafından eserlerinin temsil hakkı satılıyordu. Kölelere çoğalttırılan kopyaları satan satıcılar vardı. Günümüzde, plagiarism / intihal olarak bilinen hırsızlık, Roma da manevi hırsızlık sayılmıştır. Bu dönemin şairlerinden Martialis, eserlerini kendi eseri olarak sunan kimseleri fur ve plagiarius (hırsız ve şaki) olarak nitelendirmiştir (Tatar, 2014, ss ). Telif hakları ya da buna benzer bir yazılı hukuk olmadığı için meydana getirenin maddi veya manevi yönden korunmasına gerek duyulmuyordu. Bir kitabı satın almakla kitaptaki fikrî ürünlere de sahip olunabilmekteydi. Romalı hukukçular Gaius ve Paulus tarafından tahta üzerine oyularak yapılan bir tablo için bu tablonun mülkiyetinin tahtanın mülkiyetine bağlı kalması zorunludur, çünkü tahta olmasaydı tablo da olmayacaktı denmiştir. Anlaşılacağı üzere ilk çağlarda cisim fikre değil, fikir cisme bağlıydı. İlk çağda eser sahiplerinin eserlerinin izinsiz kullanımı ya da eser hırsızlığı yaygındı. Bilinen ilk eser hırsızlığı Hermodorus un, Platon un söylevleriyle ilgili yaptığı hırsızlıktır. Eski uygarlıklarda fikrî emek ürünleri, cisimlendikleri maddi mallardan ayrı düşünülmemekteydi (Yılmaz, 2008, ss. 6-7). Eserin üzerinde cisimlendiği maddi araç arasında kesin bir bağlılık olduğu kabul edilmişti. Bütün bunlara rağmen eser sahibine kalanın genellikle şan ve şeref olduğu söylenebilir (Tatar, 2014, ss ). III.3.2 Orta, Yeni ve Yakın Çağlar Orta Çağ da fikrî mülkiyet kavramı gelişmemiş ancak, dinle ilgili el yazmalarının dikkatlice korunması geleneği devam etmiştir. El yazmaları, din adamları ya da yardımcıları tarafından kopyalanıyordu. Ancak, hangi eserin kopya edilip edilmeyeceğini, bu eserlerin kim tarafından ve kim için kopya edilebileceğini 98

114 belirleyen kurallar karışıktı. Fikrî ürünlerin ayrı bir hakkın konusu olabileceği düşünülmüyordu. Herkes, istediği bir eseri kopyalayabilir veya bedeli karşılığında başkasına kopya ettirebilirdi. Kısacası, matbaanın icadından önce kitaplar üzerindeki mülkiyet hakkı, Antik Roma daki kısa dönem dışında genel olarak kitabın mal sahibine aitti. 15. yüzyılda ( ) basılan kitaplara ilgi artmış ve matbaacılar, büyük paralar sarf ederek çoğalttıkları eserler için baskı imtiyazları, eser sahipleri de eserleri için imtiyazlar istemeye başlamışlardır. İlk basılı kitabın ortaya çıkışından onbeş yıl sonra bir Romalının şu sözü sosyal-kültürel yapının maddi ve manevi değer yargılarını nasıl etkilediğine güzel bir örnektir: Vaktiyle 100 dükaya alınamayan eserler, şimdi olsa olsa 20 düka. Bu gidişle daha yoksul olanın da kitaplığı olabilecek (Tatar, 2014, ss ). Ortaçağ da, İngiltere gibi toplumlarda birçok kasabada üreticiler, o mesleğin çıkarlarını temsil eden loncalar hâlinde örgütlenmişlerdi. Bu loncalar icat yapanlara, onları yeni üretim tekniklerini lonca üyelerine anlatmaya özendirmek için bir defaya mahsus toptan ödeme yapıyorlar, gerekirse üyelerinden de vergi toplayabiliyorlardı. Ayrıca, yeni tekniklerin sergilenmesini sağlamak için üyeler arasında para ödülünden ziyade şeref ve statü kazanmanın söz konusu olduğu yarışmalar düzenliyorlardı. Sanayi Devrimi nde verimde daha yüksek ilerleme oranlarına geçişin özünde yatan sebep icatlar olsa da ilerlemeler, icat yapmaya verilen teşviklerde herhangi bir kayda değer artış olmadan önce gerçekleşmişti. Bu durum, bütün sanayi öncesi toplumlarda gayriresmî ve kendi kendini besleyen toplumsal normların olduğunu akla getirmektedir (Clark, 2013, ss ). 99

115 III İmtiyazlar Dönemi 15. yüzyılın ikinci yarısından ( ) itibaren telif hakkı korumasına benzeyen çeşitli koruma örneklerinin temel özellikleri matbaanın ortaya çıkışıyla birlikte imtiyaz şeklinde oluşmalarıdır. Matbaanın ortaya çıkmasıyla birlikte, ülkelerin kendi ulusal telif hakkı kanunlarını çıkarması ve böylece eser sahibinin hakları anlamında kullanılan telif hakkının ortaya çıkması arasında kalan dönemde telif hakkı terimi için yayınevi, yayıncı ya da basım hakkı anlamındaki belirtilen dönem imtiyazlar dönemi olarak adlandırılmaktadır. Krallık, kitapçı esnafının telif hakkı korumasıyla ilgili isteklerini, kraliyet imtiyazı vererek olumlu bir şekilde desteklemiştir. Atanan Kraliyet matbaacısı, kraliyet imtiyazı altında olan tüm kitapları basma yetkisine sahip idi (Yılmaz, 2008, ss. 8-10). Krallığa bağlı idari otoritelerin izniyle verilen basım imtiyazları dönemi, yayınevi mülkiyeti denilen ve eser sahibinin hakkını bertaraf eden bir aşamaya ulaştığı için fazla uzun sürmemiştir (THGM ). Eser sahiplerinin hem sayıca az olmaları hem de mesleki olarak örgütlenmemiş olmaları nedeniyle, yönetimler üzerinde yeterli etkiyi oluşturamamış ve eser sahiplerinin imtiyaz için iki yüzyıl daha beklemeleri gerekmişti. İlk imtiyazları elde edenler ise matbaacılar olmuştur (Tatar, 2014, s. 95). İdari otoritelerin verdiği basım imtiyazları ile belirli bir bölgede ve belirli bir süre için bir eserin sadece bir matbaacı tarafından basılması sağlanmıştır. Matbaacıların eser sahibine ödedikleri ücret karşılığında eserin sahibi oldukları kabul edilmiştir. Bu nedenle, İngiltere de copy right terimi ilk önce telif hakkı anlamında değil basım ve teksir hakkı anlamında kullanılmıştır. Dünyada ilk fikrî mülkiyet imtiyazı Venedik te verilmiştir. 16. yüzyılın ortalarında yazarlar eserlerinden pay 100

116 almaya başlamış olup ilk yazar imtiyazı, 1486 da Venedik te Venedik Taciri isimli eser için verilmiştir (MESAM ). III Anne Kanunu İlim, edebiyat, müzik ve güzel sanat eserlerinin sahiplerinin bu tür eserleri çoğaltma hakkını kanunla güvenceye almanın yani bugünkü kullanımıyla telif hakkının yasal kökeni, İngiliz Parlamentosu tarafından kabul edilen 1709 tarihli Britanya Telif Hakları Kanunu ya da Kraliçenin isminden dolayı daha çok bilinen adıyla Anne Kanunu dur (The Statute of Anne). Bu kanun ile yazarın ekonomik yönden gözetilmesi ve bilimin teşvik edilmesi amaçlanmıştır (Yılmaz, 2008, s. 7). Telif hakkını yayınevinden eser sahibine geçiren bu kanun satıcıların, yazarın basılı kitaplarının kopyalarını hak edişi öğrenmesine yarayan, yazarı ekonomik yönden gözeten ve ilimi teşvik edici niteliktedir. İngiltere de daha sonra kanun kapsamına hakkâklar, heykeltraşlar ve tiyatro eserleri alınmıştır (MESAM ). Anne Kanunu ndan sonra Fransa başta olmak üzere çeşitli ülkeler kendi telif hakkı kanunlarını ulusal düzeyde düzenlemişlerdir. Almanya, İsviçre ve diğer Avrupa ülkelerinde de benzer düzenlemelere rastlanmıştır yılında ABD de devletin kuruluş ideallerinin benimsenmesini sağlayacak ve kültür ürünlerinin mümkün olduğunca ucuz ve hızlı yayılmasını amaçlayan bir Telif Hakları Yasası çıkarılmıştır (Tatar, 2014, s. 95). Fransa'da ihtilalden sonra fikrî mülkiyet teorisinin etkisi altındayken 1791 yılında temsil hakkı, 1793 yılında da telif hakları ile ilgili iki kanun çıkarılmıştır. 1803, 1810, 1854 ve 1866 yıllarında telif haklarının süreleri ve kapsamları genişletilmiştir de günümüzde yürürlükte olan "Loi sur la propriete litteraire et artistique" adlı kanun kabul edilmiştir. Almanya'da ise siyasi birlik geç sağlanabildiği için ilk olarak 1837'de Prusya için bir kanun çıkarılmıştır. 1871'de 101

117 Reich Kanunu olarak benimsenen bu kanun 1876, 1901 ve 1907 tarihlerinde yapılan değişiklilerle tamamlanmaya çalışılmıştır. En sonki, günümüzdeki hâli olan "Gesetz uber Urheberrecht und verwandte Schutzrechte" başlığıyla 1965 de kabul edilmiştir (Kırlangıç, 2004, s. 12). III.4 TÜRKİYE DE TELİF HAKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ Telif haklarıyla ilgili ilk önlemler, eser sahiplerinin eser hırsızlığına karşı duydukları rahatsızlığı eserlerinde belirterek tepki göstermeleri ya da bu durum karşısında değişik çareler bulmaları şeklinde olmuştur. Örneğin; 16. yy. şairlerinden Şair Mehmet, şiirlerinin taklit edilmemesi için yersiz, gereksiz, işe yaramaz, boşu boşuna gibi anlamlarına gelen Fuzulî kelimesini takma ad olarak kullanmıştır. 18. yy. şairlerinden Sümbülzâde Vehbi nin III. Selim adına yazdığı Divan da yer alan Sühan redifli ünlü kasidesinde şiir hırsızlarına karşı sirkat-i şi r edene kat ı zebân lâzımdır (şiir hırsızının dili kesilmelidir) ve böyledir şer i belâgatde fetevâ-yı sühan (belagat şeriatında şiir fetvaları böyledir) şeklinde sözler yer almaktadır. Bunlardan başka 1850 li yıllara kadar Türkiye de eser sahiplerinin telif haklarına yönelik yazılı bir düzenlemeye rastlanmamaktadır (Yılmaz, 2008, ss. 11). İlk hukuki metin, Osmanlı İmparatorluğu nda Fransız İhtilali nin etkisiyle ortaya çıkan ve eser sahiplerine telif hakkı tanınması konusunda başlangıç niteliğinde olan 1850 tarihli Encümen-i Daniş Nizamnamesi dir (Tekinalp, 2005, s. 83. Aktaran: Turan ve Yılmaz, 2014, ss ). Osmanlı döneminde Dar ul Fünun da okutulacak kitapların yazılmasından ve çevirilerin yapılmasından bir danışma kurulunun sorumlu olduğu bu nizamnâmeye göre, tüm eser sahiplerinin hakları değil sadece 102

118 üniversitede okutulacak eserleri yazan ya da eserleri çevirenlerin telif hakları veriliyordu (Yılmaz, 2008, ss. 11). Bu nizamnâme ile eserin incelenmesinden sonra telif hakkı ödenmesi öngörülerek gerçekte eserlerin denetlenmesi amaçlanmıştır (Giritlioğlu, 1967, 12. Aktaran: Memduhoğlu, 2008, s. 124). Osmanlı döneminde fikrî haklar alanında telif hakkıyla ilgili olarak eser sahibinin haklarını güvence altına almak amacıyla yapılan ilk hukuki düzenleme, 1857 tarihli Telif Nizamnamesidir. Bu Nizamname, Kitap Tab ı Hakkındaki İnhisar Maddesini İlga Eden 1857 Tarihli Nizamname adıyla kabul edilmiştir (Candan, 2010, s. 281). Bu düzenleme ile basılan nüshalar tükeninceye kadar eseri basan kişiye tekel hakkı verilmiştir. Ayrıca, yazarın eseri 45 yıl, tercümeler 20 yıl süreyle koruma altına alınmıştır (Memduhoğlu, 2008, s. 124). İlk esaslı kanun, 1910 (Hicri, 14 Cemaziyülâhır 1328) tarihli olan Hakk-ı Tel if Kanunu dur tarihli Telif Nizamnamesi ni yürürlükten kaldıran bu Kanun, 1951 yılına kadar bazı maddeleri değiştirilerek yürürlükte kalmıştır (İskit, 1939, ss ; 2000, s. 95. Aktaran: Candan, 2011, s. 476). Eser sahiplerinin haklarını teminat altına alma amacını taşıyan Kanun, telif hakları kapsamına giren fikir ve sanat eserlerini düzenleyip yayıncılığın gelişmesine katkıda bulunmuştur (Candan, 2011, s. 476). Osmanlı toplumunda ilk fikir ve sanat eserleri kanunu olan bu kanunda, fikir ve yazı ürünleri üzerinde sahiplerinin bir mülkiyet hakkı olduğu ifade edilerek telif hakkının tanımı da yapılmış ve tescil şart koşulmuştur. Eser sahibinin eser üzerindeki haklarının detaylı düzenlendiği Hakk-ı Tel if Kanunu nda eser sahibinin eseri üzerinde yapılacak ihlaller ve bu ihlallere karşı verilecek cezalar yer almıştır. Ayrıca, eser sahibinin hakkı tescilden itibaren eser türüne bağlı olarak 18 veya 30 sene olarak düzenlenmiştir (Yılmaz, 2008, ss ). TBMM 103

119 Hükümeti nin kültür politikasında yeni telif ve tercüme eserlerin topluma kazandırılması büyük önem taşımakta idi. Türk kültür ve sanat yaşamını belirleyecek olan bu Kanunun 14 üncü maddesi ile çeviri bütünüyle serbest bırakılmıştır (THGM, Aktaran: Turan 2014, s. 59). Bu kanun, eser sahibine mali ve manevi hak ayrımı yapılmadan mal varlığı hakkı niteliğinde bir telif hakkı tanımaktaydı. Bunun dışında eser ile ilgili sahibine manevi nitelikte haklar yoktu. Eser sahibinin manevi hakları Medeni Kanun da yer alan kişilik haklarına dayandırılmaktaydı. Hakk-ı Telif Kanunu, 1 Ocak 1952 tarihinde yürürlüğe giren 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır (Merdivan, 2014, s. 95). Cumhuriyet dönemindeki yasal düzenlemelerde fikrî mülkiyet hukukuyla ilgili ilk önemli gelişme, tarihinde imzalanan Lozan Anlaşmasına bağlı Ticaret Sözleşmesi dir. Bu ticaret sözleşmesi, Türkiye nin sınâi, edebî ve artistik mülkiyetin korunmasına yönelik Paris Sözleşmesi ne ve Bern Sözleşmesi ne katılımının yapı taşı olmuştur. Lozan Anlaşması na ekli Ticaret Sözleşmesi nde Türkiye nin sınai, edebî ve artistik mülkiyetin korunmasıyla ilgili milletlerarası anlaşmalara oniki ay içinde katılması öngörülmüştür. Ancak, Türkiye nin çeviri eserlere olan ihtiyacını belirterek konuya ilişkin çekince ileri sürmesi ve sözleşmeye taraf olan diğer devletlerin itirazı üzerine sözleşmeye katılım belirlenen dönemde gerçekleşmemiştir (THGM, 2015). Böylece, Bern Sözleşmesi ne katılım hazırlığının yapıldığı süreçte Hakk-ı Telif Kanunu nun ihtiyaçlara cevap vermediği daha iyi anlaşılmış ve Bern Sözleşmesi ile uyumlu bir kanunun çıkarılması gereği ortaya çıkmıştır (THGM, 2015). İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi nin profesör ve doçentlerinden bir komisyon teşkil edilip Bern Sözleşmesi ne iştirak edilebilmesi için uygun bir telif 104

120 hakkı kanununa ilişkin bir tasarının hazırlanması istenmiştir (Yılmaz, 2008, ss ). Milli Eğitim Bakanlığı nın talebi ve İ.Ü. Hukuk Fakültesi nin talimatı üzerine, Ord. Prof. Dr. E. Hirsch tarafından FSEK teki fikrî eser kavramının ve eser sahipliği teorisinin fikir babalığını yapan tasarı hazırlanmıştır. Tasarı, Türkiye nin Bern Sözleşmesi ne katılmasının hemen ardından 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu olarak tarihli ve 7931 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmış olup 1 Ocak 1952 tarihinde kültür ve sanat yaşamını belirleyecek olan temel bir kanun olarak yürürlüğe girmiştir (Erel, 2009, s. 48. Aktaran: Turan, 2014, s. 59). Türkiye ve AB Gümrük Birliği çerçevesinde yürütülmesine başlanan mevzuat uyumu çalışmalarının en önemli konularından birini oluşturan fikrî ve sınai mülkiyet haklarının hangi koşullara göre düzenlenmesi gerektiği, 1/95 sayılı AT Türkiye Ortaklık Konseyi Kararı ile şekillenmiş olup söz konusu kararın ekinde Türkiye'nin telif hakları ve komşu haklar alanında yerine getirmesi gereken yükümlülükler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir (AT Türkiye, 1995). Türkiye'nin mevzuat uyumu çerçevesinde, telif hakları ile ilgili uluslararası üç sözleşme ve Avrupa Birliği'nin altı yönergesine uyum sağlanması gerekmektedir. Bu sözleşmeler yayın kuruluşlarının, fonogram yapımcılarının ve icracı sanatçıların korunmasıyla ilgili 26 Ekim 1961 tarihli Roma Sözleşmesi, edebî ve sanat eserlerinin korunmasıyla ilgili Bern Sözleşmesi'nin 1971 tarihli Paris Metni'dir. Türkiye, bu sözleşmelere 12 Temmuz 1995 tarihinde taraf olmuştur. Ayrıca, GATT Anlaşması ve tamamlayıcısı olan TRIPS Anlaşması Türkiye tarafından 31 Aralık 1994 tarihinde kabul edilmiştir (Turhan, 1996, ss ). FSEK te ilk kez 1983 yılında 2936 sayılı Kanunla değişiklik yapılmıştır (Turan, 2014, s. 59). Kanun, günümüze kadar 1983 yılında ve AB ne uyum 105

121 çalışmaları çerçevesinde 1995, 2001, 2004, 2005, 2007, 2008, 2012, 2014 ve 2015 yıllarında değiştirilmiştir. III.4.1 Ulusal Yayın Kongreleri nde Telif Hakları Ulusal Yayın Kongreleri nde yayıncı, yazar, çevirmen, telif ajansı, dağıtımcı, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve meslek örgütü yöneticileri ile birlikte devlet temsilcilerinden oluşan komite tarafından ulusal yayıncılık politikaları belirlenmekte ve ulusal mevzuatlar hazırlanırken de bu politikalar göz önünde bulundurulmaktadır. Birinci Türk Neşriyat Kongresi nden Beşinci Ulusal Yayın Kongresi ne kadar ( ) olan bütün kongrelerde telif ile ilgili komisyon çalışmaları yapılarak zamanın şartlarına göre çeşitli kararlar alınmıştır. Birinci Türk Neşriyat Kongresi nde, Edebi Mülkiyet Encümeni tarafından 1326 tarihli telif hakları ile ilgili kanunda zamanın ihtiyaçlarına göre düzenlenmesine dair karar alınarak söz konusu kanunun 2 inci maddesi üzerinde telif hakkı kabul edilen eserler yeniden belirtilmiştir. İkinci Türk Yayın Kongresi nde İyi ve Güzel Yayın, Yazar ve Yayıncıları Özendirme, Telif Hakları Sorunu ile ilgili komisyonlar tarafından genel olarak telif hakları ile ilgili yaşanan sorunların çözümü için mevzuatın yeniden düzenlenmesine ihtiyaç olduğu sonucuna varılmıştır (5. Ulusal Yayın Kongresi, 2011). Üçüncü Yayın Kongresi nin Telif Hakları Kurultayı ile birlikte yapılmış olması bu önemden kaynaklanan bir gelişmedir. Üçüncü Yayın Kongresi ve Telif Hakları Kurultayı nda, Yazar ve Yayıncıları Özendirme, Telif Hakları Sorunu ile ilgili komisyon tarafından İyi ve Güzel Yayın olması temennisiyle telif ile ilgili olarak telif hakkı kanunu düzenlenmesi, telif ücretlerinin her türlü vergiden muaf tutulması ve eserleri, radyo ve TV de 106

122 yayınlandığında sahibine telif ödenmesi gerektiği şeklinde kararlar alınmıştır (III. Yayın Kongresi, 1992). Dördüncü Ulusal Yayın Kongresi nde, Telif Hakları Sorunları adlı komisyon kurularak Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu nun yenilenmesi, telif hakkı ödemelerinden stopajın kaldırılması ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ndaki cezaların patent yasasına göre artırılması gerektiğine karar verilmiş ve ayrıca elektronik yayıncılık alanındaki telif haklarına ilişkin sorunlara işaret edilmiştir (IV. Ulusal Yayın Kongresi, 1998). Diğer kongrelerden farklı olarak kamu kuruluşlarının iç toplantısı olmaktan çıkmanın hedeflendiği Beşinci Ulusal Yayın Kongresi ne oniki tane telif ajansı katılım sağlamıştır. Kongrede, mevcut kamu kurumlarının yeniden yapılandırılması veya sektörü tek çatı altında toplayacak yeni bir özerk kurumsal yapı oluşturulmalıdır. Yayıncılığın dünyaya açılımı, AB ve uyum ile ilgili olarak daralan yayın piyasasını hareketlendirmek, telif ajansları, meslek birlikleri ve kamunun işbirliği ile güçlü bir kurumsal yapının oluşturulmasının sağlanması gibi sektörel yapı ve sektörel yeni açılımlarla ilgili kararlar alınmıştır (5. Ulusal Yayın Kongresi, 2011). Günümüzdeki uluslararası anlaşmalara ve zamanın koşullarına uygun olma çabasıyla yapılan yeni mevzuat çalışmalarının gerekliliğini sadece teknolojideki gelişmelere dayandırmamak gerekir. Çünkü, uygun yasal düzenlemelerin yapılması değişen koşullara göre her zaman gerekebilmektedir (Turan, 2014 s. s. 59). 107

123 III.5 KÜRESEL HUKUKİ DÜZENLEMELER Ulusal kültürel mirası geliştirme, zenginleştirme ve yayma araçlarından birisi de telif hakkı korumasıdır. Edebî ve artistik eserlere sağlanan koruma düzeyi, ulusal kültürel mirasın zenginleşmesi ile doğrudan ilgilidir. Bir ülkenin gelişmesi büyük ölçüde insanlarının fikir ve sanat eserleri üretimine ve bu doğrultuda ilim alanında bireysel özendirilmesine bağlı olup onun yayılması ilerlemesi için de bir "sine qua non"dur. İlk önce İngiltere ile Fransa, ulusal sınırları aşan bir korumanın gerekliliği üzerine kendi aralarında yaptıkları ikili anlaşmalarla kendi vatandaşlarının fikrî haklarını korumayı amaçlamışlardır. Genellikle aralarında kültür farkı bulunmayan ülkeler bu yolda başarı göstermiştir (Kırlangıç, 2004, ss. 3-13). Günümüzde, gelişmiş ülkelerdeki teknik ve bilimsel araştırma ile gelişmeler, uluslararası karakter kazanmasına rağmen dünyanın her tarafında eser sahibinin eserlerini otomatik olarak koruyacak uluslararası bir telif hakkı söz konusu değildir. Eser sahiplerinin haklarının korunması için uluslararası sözleşmeler aracılığıyla normlar konulmakta ve ülkelerin kendi ulusal kanunlarınca yürütülmektedir. Uluslararası sözleşmeler ile her ülke, sözleşmeye üye başka bir ülkenin telif hakkıyla korunan eserlerini de korumak durumunda kalmaktadır. Teknik olarak uluslararası bir telif hakkı olmamasına rağmen gelişmiş ülkeler Bern Sözleşmesi, Evrensel Telif Hakları Sözleşmesi ve TRIPS Anlaşması gibi uluslararası anlaşmaların bazısına ya da tümüne üyedirler. Ayrıca, uluslararası anlaşmalara üye olmayan ülkelerin sayısı da zamanla azalmaktadır. Bir ya da birden fazla anlaşmaya imza atmayan ülkeler Dünya Ticaret Anlaşması altında planlanmış olan ticaret serbestliğinden yararlanamamaktadır. Bu durum, böyle ülkelerdeki eser sahiplerinin hem prestij 108

124 kaybı yaşamasına hem de ticari anlamda sömürülmelerine neden olmaktadır (Yılmaz, 2008, s. 37). III.5.1 Bern Sözleşmesi Bern Sözleşmesi (Berne Convention for the Protection of Literary and Artistic Works), 9 Eylül 1886 tarihinde İsviçre nin Bern şehrinde on tane devletin katılımıyla imzalanan bir sözleşmedir. Bu sözleşme, eser sahiplerine bazı asgari haklar sağlamaktadır. Eğer bir ülkenin iç hukuku sözleşmenin sağladığı korumadan daha azını veriyorsa, eser sahibi kendi ülkesinde sözleşmenin sağladığı hakları isteyememektedir. Buna karşın, Birlik üyesi başka bir ülkenin vatandaşı o ülkede bu haklardan yararlanabilmektedir. Böyle durumlarda, üye ülkeler bir yabancıyı kendi vatandaşından daha çok korur duruma düşmemek için ulusal mevzuatlarını sözleşmeye uydurmaları gerektiğini hissetmektedirler (Kırlangıç, 2004, s. 13). Bern Sözleşmesi ile korunan eserler şunlardır: -Roman, kısa hikâye, şiir, tiyatro, - Opera, şarkı, müzikal, sonat, - Resim, heykel, çizim ve mimari eser (Berne Convention, 1886). Bern Birliği üyelerinin diğer üye ülkelerin eser sahiplerine garantilemek zorunda olduğu bazı haklar vardır. Asgari haklar olarak ifade edilen bu haklar, ulusal kanunlara bakılmaksızın Bern Sözleşmesi altında eser sahiplerine garantilenmiştir. Örneğin, sözleşme gereği tüm üye ülkeler, çeviri hakkını eser sahibine karşılık beklemeksizin vermek zorundadırlar. Bundan başka, mali haklardan yararlanmanın eser sahibinin hayatı boyunca ve ölümünden 50 sene sonrasına kadar devam etmesi öngörülmüştür tarihli ilk sözleşme, 1896 da Pariste, 1908 de ve 1914 de Bern de, 1928 de Roma da, 1948 de Brüksel de, 1967 de Stockholm de, 1971 de ve 109

125 1979 da Paris te yapılan değişikliklerle yenilenmiştir. Türkiye, 1951 yılında 5777 sayılı kanunla Bern Sözleşmesinin 1948 tarihli Brüksel metnine katılım sağlayarak Birliğe üye olmuştur. 7 Temmuz 1995 tarihinde de 4117 sayılı kanun ile Bern Sözleşmesinin 1979 tarihli Paris Metnini kabul etmiştir (Yılmaz, 2008, ss ). III.5.2 Roma Sözleşmesi Roma Sözleşmesi (Rome Convention for the Protection of Performers, Producers of Phonograms and Broadcasting Organizations), az sayıda ulusal kanunun mevcut olduğu yeni bir alanda uluslararası düzenleme getiren özelliktedir. Çoğu devlet sözleşmeye bağlı kalmadan önce ilgili konuları yasalaştırmak zorundaydı. Bu yüzden, 1961'de sözleşmenin benimsenmesinden beri çok sayıda devlet sözleşmeyle ilgili konularda yasa çıkarmıştır. Roma Sözleşmesi, eser sahiplerinin haklarına komşu haklar olarak nitelendirilen icrâcı sanatçıların, fonogram yapımcılarının, radyo ve televizyon kuruluşlarının haklarının da uluslararası düzeyde korunmasının gerekliliği üzerine tarihinde gerçekleştirilen icrâcı sanatçılar, fonogram yapımcıları ve yayın kuruluşlarının haklarının korunmasına dair bir sözleşmedir (Kırlangıç, 2004, s. 9). Bu sözleşmenin hükümleri ilgili hakların sahipleri kategorize edilerek düzenlenmiştir. Sözleşme uyarınca verilen koruma, edebî ve sanat eserleri telif hakkını etkilememekle birlikte ulusal yasalarda koruma alt düzeyi sağlamakta ve hak sahipleri için belirli asgari haklar vermektedir (Uysal, 2010, s. 10). Roma Sözleşmesi ne üye ülkelerin ulusal kanunları gereği formalitelerin gerekli olduğu bir üye ülke için fonogramların tüm nüshalarına ve kapaklarına (P) sembolünü ve ilk yayın yılı gibi bilgileri yazmak şartıyla söz konusu formaliteleri yerine getirmiş sayılacakları belirtilmiştir (Yılmaz, 2008, s. 40). 110

126 III.5.3 Evrensel Telif Hakları Sözleşmesi Fikrî hukuk alanında Amerika ile Avrupa arasındaki sistem farklılıklarını uzlaştırmak; fikir ve sanat eserlerini kıtalar arası korumaya almak için Birleşmiş Milletlerin kültür kolu olarak kurulmuş olan UNESCO'nun öncülüğünde Cenevre'de toplanan konferans sonucu tarihli Evrensel Telif Hakları Sözleşmesi (Universal Copyright Convention) imzalanmıştır (Uysal, 2010, ss ). Sözleşmenin telif hakkı koruması, üye bir ülkenin vatandaşlarına ya da eseri ilk kez üye bir ülkede yayınlanmış eser sahiplerine yöneliktir. Sözleşmede, asgari koruma süresinin telif hakkı sahipleri için eser sahibinin yaşadığı süre ve ölümünden itibaren 25 yıl devam edeceği belirtilmiştir. Bern sözleşmesi ile arasındaki en temel fark asgari haklarla ilgilidir. Bern Birliği nin garantilediği asgari hakları üye olan her devlet vermek zorundayken, Evrensel Telif Hakları Sözleşmesi ile bu haklar 1971 de Paris konvansiyonunda sadece çoğaltma, temsil ve radyo ve televizyonla umuma iletme haklarından ibaret sayılarak eklenmiştir. Ayrıca sözleşmede formalitelerle ilgili provizyon da yer almaktadır. Sözleşme gereği üye ülkede sembolünün, telif hakkı sahibinin isminin ve ilk yayın tarihini içeren Evrensel Telif Hakları Sözleşmesi uyarısının eserde olması gerekmektedir (Yılmaz, 2008, ss ). III.5.4 TRIPS Anlaşması II. Dünya Savaşı nın ardından 1947 yılında İsviçre Cenevre'de, 23 ülkenin katılımıyla düzenlenen konferans sonunda en önemli bir karar olarak uluslararası ticaretin serbestleştirilmesini ve düzgün bir şekilde işleyişini sağlamak amacıyla gümrük tarifeleri ve ticaret üzerine genel bir anlaşma imzalanmıştır (GATT). Türkiye bu anlaşmayı 1953 yılında imzalayarak katılım sağlamıştır. Ancak, GATT

127 yılından bu yana geçici durumuyla yürütüldüğü için sağlam bir hukuki temeli ve yaptırım gücüne sahip değildi. Küresel olan Uruguay Turu müzakerelerini takiben 1 Ocak 1995 tarihinde imzalanan Nihai Kanun aracılığıyla kurulan Dünya Ticaret Örgütü (WTO) tarafından değiştirilmiştir. GATT, sadece ticaret odaklı bir anlaşma iken WTO, tarım ürünlerini, hizmetlerini, fikrî mülkiyet haklarını, ticaretle ilgili yatırım tedbirlerini ve ticaret politikalarının gözden geçirilmesine ilişkin mekanizmaları kapsamaktadır (Uysal, 2010, ss ). Uruguay Turu müzakereleri sonucunda kabul edilen WTO nun kurulum anlaşmasıyla birlikte uluslararası ticareti iyileştirmek amacıyla ülkeler arasında bir dizi ek anlaşmalar gerçekleştirilmiştir. Fikrî ürünlerin fikrî mülkiyet haklarının uluslararası ticaretinde etkin korunmasını desteklemek amacıyla TRIPS Anlaşması Ek 1C kabul edilmiştir. WTO nun kurulmasına ilişkin anlaşmanın ekinde yer alan ve imzalandığı tarihinde yürürlüğe giren TRIPS Anlaşması (Ticaretle Bağlantılı Fikrî Mülkiyet Hakları Anlaşması) nda telif hakları, eser sahiplerinin haklarıyla ve bağlantılı haklarla ilgili maddeler düzenlenmiştir. Genel olarak bu maddelerde TRIPS e üye ülkelerin Bern Konvansiyonu ndaki manevi haklarla ve özel provizyonlarla ilgili olan maddelere uyma zorunluluğu getirilmiştir. Bu anlaşmada, telif hakkı korumasının kapsamına da değinilerek, koruma kapsamının fikir, prosedür, yöntem ya da matematiksel kavramlar olmadığı, telif hakkı korumasının sadece fikrin ifade ediliş tarzına sağlanacağı belirtilmiştir (Yılmaz, 2008, ss ). TRIPS Ek 1C (Annex 1C: Agreement On Trade-Related Aspects Of Intellectual Property Rights), kapsam ve kullanım ile ilgili standartlar, fikrî mülkiyet haklarının mevcudiyeti ve yasal uygulama, kurumsal düzenlemeler gibi maddeleri içeren 7 bölüm hâlinde düzenlenmiştir (WTO TRIPS, 1995). 112

128 III.5.5 WIPO Kuruluş Sözleşmesi Fikrî mülkiyete dayalı endüstriler, sürdürülebilir iş politikalarına, istihdam artışlarına, uluslararası ilişkilerin ve ticaretin gelişmesi ile kültürler arası diyaloğun arttırılmasına katkı sağladıkları için disiplinler arası işbirliklerini teşvik etmekte, kalkınmaya ivme kazandırmakta ve ekonomik performansı arttırmaktadır. Bu itibarla, Dünya Fikrî Mülkiyet Örgütü (World Intellectual Property Organization), Sinâi mülkiyetin korumasına dair tarihli Paris Sözleşmesi çerçevesinde kurulmuş olan Büronun görevlerini devralan bir teşkilat olarak ilki tarihinde Stockholm'de imzalanan ve tarihinde değiştirilen Dünya Fikrî Mülkiyet Örgütü Kuruluş Sözleşmesi ile (Convention Establishing the World Intellectual Property Organization) kurulmuştur (WIPO about, 2016). Türkiye nin WIPO ya katılması, tarihli ve 7/10540 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla uygun bulunmuştur. Türkiye, bu kuruluşa 1976 yılında üye olmuştur. Günümüzde, İsviçre'nin Cenevre merkezli olan ve 26 uluslararası anlaşma yöneten WIPO, 189 üye devlet ile Birleşmiş Milletler'in kendi kendini finanse eden bir organıdır. Bununla birlikte, fikrî mülkiyet hizmetleri, politika, bilgi ve işbirliği için düzenlenen küresel bir forumdur (WIPO about, 2016). Fikrî mülkiyet kavramını yerleştirip geliştirmek, fikrî mülkiyetin tüm dünyada korunması ile ülkeler arasında ve ihtiyaç duyulduğunda diğer uluslararası teşkilatlarla işbirliği yapılması ve koordinasyonun sağlanması amacıyla kurulan WIPO, evrensel kültürün korunmasını sağlamak üzere gerekli önlemleri almak, fikrî haklar alanında ülkelerin ulusal mevzuatlarının birleştirilmesini sağlamak, Bern ve Paris Birliklerinin idari hizmetlerini görmek, fikrî hakların korunmasını geliştirmek ve bu konuda teknik ve hukuki yardım talep eden devletlere yardımcı olmak, fikrî 113

129 mülkiyetle ilgili uluslararası siciller tutmak ve tüm bu konularda gerekli bilgileri yayımlamak gibi görevler üstlenmiştir (Kırlangıç, 2004, s. 14). WIPO nun günümüze değin oluşan yapı taşları şunlardır: Madrid Anlaşması yapıldı BIRPI kuruldu BIRPI, Dünya Fikrî Mülkiyet Teşkilatı oldu WIPO, BM'ye katıldı PCT Sistemi başlatıldı AMC kuruldu WIPO Akademi kapılarını açmaya başladı WIPO Kalkınma Gündemi kabul edildi (WIPO history, 2016). Hâlihazırda, WIPO tarafından uygulanan ve yönetilen anlaşmalar şunlardır: WIPO Sözleşmesi'nin de dâhil olduğu 26 antlaşma vardır. Bunlar; IP koruma, küresel koruma sistemi ve buluşlar, markalar ve endüstriyel tasarımlar ile ilgili bilgilerin organize edildiği sınıflandırma anlaşmaları şeklinde üç genel grup altında toplanmaktadır. WIPO anlaşmalarına yapılan katılımlar, onaylar, bildiriler gibi bilgiler her iki üç ayda bir duyurulmaktadır. WIPO anlaşmaları, altı dünya dilinde ve htm, doc ve pdf dosya formatlarında yayınlanmaktadır (WIPO administered, 2016). WIPO nun yayınları, çalışmaları ve diğer bilgi ürünlerinin dijital versiyonları ücretsiz indirilebilmektedir. Ayrıca, gerektiğinde bazı yayınlar için talep üzerine baskı (POD) hizmeti de verilmektedir. Örneğin; WIPO teşkilatı tarafından 2015 yılından beri yılda 6 kez yayınlanan WIPO Magazine, dünya çapında fikrî mülkiyeti, kreatifliği ve yeni buluşları araştırmakta ve bu konulardaki makaleleri içermektedir. 114

130 İngilizce, Fransızca ve İspanyolca dillerinde, htm ve pdf formatlarında yayımlanmaktadır (WIPO magazine, 2016). III.5.6 WIPO Telif Hakları Anlaşması Edebiyat ve sanat eserlerinin korunmasına ilişkin 1886 tarihli Bern Sözleşmesi nin kabulünün ardından çeşitli değişiklikler yapılmış olmasına rağmen sözleşme, teknolojik gelişmeler sonucunda ortaya çıkan yeni ihtiyaçları karşılamamıştır. Bunun üzerine, WIPO Komitelerinde yürütülen çalışmalar sonunda hazırlanan WIPO Telif Hakları Anlaşması (WCT) tarihinde Cenevre de imzaya açılmış ve 157 ülkenin katılımıyla kabul edilmiştir. Ancak, söz konusu Anlaşma 2002 yılında yürürlüğe girebilmiştir. Türkiye, anlaşmayı tarihli ve 5646 sayılı WIPO Telif Hakları Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun ile kabul etmiş ve anlaşmaya tarihinde taraf olmuştur (WIPO telif, 1996). Uluslararası telif hakkı anlaşması olan Bern Sözleşmesi nin günün şartlarına uygun hâle getirilmesi amacıyla, edebiyat ve sanat eserlerinin korunmasına yönelik WIPO tarafından yapılan bir çalışma programından meydana gelen anlaşmada, Bern Sözleşmesi nde bilgisayar programları ile veri tabanlarının telif hakkıyla korunduğu açıkça gösterilmiştir. Telif haklı eserlerin sayısal ortamlardaki kullanımıyla ilgili olarak Bern Sözleşmesi ni günün şartlarına uygun hâle getiren anlaşma, telif hakkıyla korunan eserlerin elektronik ortamlarda kullanılmasında söz konusu eserlerin halka yayımına, ticari olarak kiralanmasına ve iletimine yönelik hakları genişleterek anti kopyalama teknolojilerinin göz ardı edilmesine karşı da etkili ve uygun yasal koruma yollarını gerekli kılmıştır (Yılmaz, 2008, ss ). 115

131 Bu anlaşma ile ilgili idari görevleri WIPO nun uluslararası bürosu yürütmektedir. Anlaşma kapsamında bilgisayar programları ile veri tabanı tanımı yapılmış, ilim ve edebiyat eserleri kapsamında korunacağı ifade edilmiş ve eserlerin özgün nüshaları ya da kopyalarının üzerinde sadece eser sahiplerine yetkiler tanınmıştır. Anlaşmada, Bern Sözleşmesi ile ilişkisinin uyumlulaştırılması, telif hakları koruma kapsamı, bilgisayar programları, veri derleme (veri tabanı), yayma hakkı, kiralama hakkı, kamuya iletim hakkı, fotoğrafik eserlerin koruma süresi, sınırlamalar ve istisnalar, teknolojik tedbirlere ilişkin yükümlülükler, hak yönetim bilgilerine ilişkin yükümlülükler, uygulama zamanı ve hakların uygulanması ile ilgili maddeler yer almaktadır (WIPO telif, 1996). III.5.7 WIPO - İcrâlar ve Fonogramlar Anlaşması (İnternet Anlaşmaları) Özellikle dijital ortamdaki sanatçılar (aktörler, şarkıcılar, müzisyenler, vs.) ve fonogram üreticileri (kişi ve seslerin tespiti için sorumluluk alan tüzel kişiler) olarak tespit edilen yararlanıcıların iki çeşit hakları ile ilgili olarak, icrâcı sanatçılar ve fonogram üreticileri açısından yeni koşullara uyarlamak ve daha etkin bir koruma sağlamak amacıyla, WIPO Komitelerinde yürütülen müzakereler sırasında Cenevre de, Aralık 1996 yılında düzenlenen Belirli Telif Hakkı ve Komşu Hakları Soruları Üzerine Diplomatik Konferans nda icrâcılar ve fonogram yapımcılarının haklarının uluslararası düzeyde korunmasına yönelik WIPO İcrâlar ve Fonogramlar Anlaşması Taslağı (WIPO Performances and Phonograms Treaty-WPPT) kabul edilerek Mayıs 2002 de yürürlüğe girmiştir. İnternet Anlaşmaları olarak da bilinen anlaşma metni hâlihazırda Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca dillerinde mevcut olup anlaşmaya 201 ülke taraftır (WIPO WPPT, 2002). 116

132 Türkiye tarafından tarihli ve 5646 sayılı WIPO İcralar ve Fonogramlar Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun ile kabul edilmiş ve 28 Ağustos 2008 tarihinde Dışişleri Bakanı aracılığıyla görüşmelere katılım gerçekleştirilerek 28 Kasım 2008 tarihi itibariyla yürürlük sağlanmıştır (WIPO WPPT, 2002). WIPO İcrâlar ve Fonogramlar Anlaşması, WIPO nun Bern Sözleşmesini modernize etmek amacıyla oluşturulmuş olan çalışma programının bir yan ürünü olarak geliştirilmiş olup asgari haklar ve koruma süreleriyle ilgili olarak ulusal kanunları birbirleri ile uyumlulaştırma etkisini göstermiştir. Söz konusu anlaşma ile icrâcı sanatçıların mâli ve mânevi hakları, fonogram yapımcılarının mâli hakları ve bu hakların istisnaları düzenlenmiştir. İcrâcılara mânevi haklarla tespit edilmemiş icrâlara yönelik haklar sağlanmıştır. Ancak, fonogram yapımcılarının mânevi hakları yer almamıştır. Böylece, hem canlı icrâlara hem de fonogramda tespit edilmiş icrâlara uygulanmak üzere mânevi haklar verilmiştir. Anlaşmayla icracılara icrâları üzerindeki haklar, fonogram yapımcılarına da fonogram üzerindeki haklar sağlanmıştır. Anlaşma ile icrâcılar ve fonogram yapımcılarına genel olarak fonogramdaki seslerin ilk tespitinden itibaren asgari 50 yıl koruma sağlanmıştır. Böylece, Roma Sözleşmesi nde komşu haklarla ilgili 20 yıl olarak öngörülen koruma süresi 50 yıla yükseltilmiştir (Yılmaz, 2008, ss.45-46). III.5.8 WIPO - Zorunlu Sınırlamalar ve İstisnalar Küresel bir düzenleme olması için WIPO Telif Hakları ve İlgili Hakları Daimi Komitesi, sınır ötesi kullanım, paralel ithalat, çoğaltma hakkı ve kopyaların sağlanması, derleme, ödünç verme, anonim eserler, yasaklanan, vazgeçilen ve geri çekilen eserler, kütüphane ve arşivlerin sorumluluğu, kütüphane ve arşivlere yönelik koruma, teknolojik koruma, lisans anlaşmaları, eserleri çeviri hakkı gibi çok çeşitli 117

133 konularda kararlar almaktadır. Söz konusu kararlar, telif hakları alanında kütüphaneler ve arşivlere zorunlu sınırlama ve istisnalar getiren küresel çaptaki kararlardır. Ancak, telif hakkı ve ilgili haklara ilişkin sınırlamalar ve istisnalar belirli sosyal, ekonomik ve tarihi koşullardan dolayı ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir (WIPO Standing, 2016). Zorunlu sınırlamalar ve istisnalar şu başlıklarda açıklanmıştır: Engellilerin Yararlanması için İlgili Haklar İle Korunan Materyalleri Kullanım Hakkı, Anonim Eserleri ve Telif Hakları ile Korunan Materyali Kullanma Hakkı, Telif Hakları ve İlgili Haklara Göre İstisnalara Uyma Yükümlülüğü, Sınır Ötesi Kullanım Hakkı, Paralel İthalat Hakkı, Vazgeçilmiş ya da Geri Çekilmiş Çalışmalara Erişim Hakkı, Teknolojik Koruma Önlemleri İle İlgili Yükümlülükler, Kopyaların Kütüphaneler ve Arşivler Tarafından Kopyalanması ve Temin Hakkı, Kütüphane ve Arşiv Materyallerini Koruma Hakkı, Kütüphane Ödünç Verme Hakkı ve Geçici Erişim, Kütüphaneler / Arşivler İçin Sorumluluk Sınırlaması, Zorunlu Olmayan Sınırlandırmalar ve İstisnalar, Sınırlandırmalar ve İstisnaların Uygulanması (WIPO Standing, 2016). III WIPO - Kütüphaneler ve Arşivler İçin Telif Hakkı Sınırlamaları ve İstisnaları WIPO Telif Hakkı ve Bağlantılı Haklar Üzerine Daimi Komitesi (WIPO Standing Committee on Copyright and Related Rights) tarafından 1998 yılından beri Cenevre de oturumlar düzenlenmekte olup telifle ilgili kararlar alınmaktadır. IFLA nın da uluslararası bağlayıcı bir düzenleme olması için çalıştığı söz konusu kararlarda elektronik yayınları ödünç verme ve bunlara geçici erişim hakkı, yeniden kopyalama ve temin hakkı, koruma hakkı, vazgeçilmiş ya da geri çekilmiş 118

134 çalışmalara erişim hakkı, anonim eserleri ve telif hakkı ile korunanları kullanma hakkı ile ilgili konularda kütüphanelere ve arşivlere zorunlu sınırlamalar ve istisnai haklar getirilmektedir yılına ait Çalışma Raporunda (WIPO Study On Copyright Liımitations And Exceptions For Libraries And Archives) bütün üye ülkelerin halk kütüphanelerindeki ve müzelerindeki telif uygulamalarının bilgileri gösterilmektedir (WIPO Standing, 2016). III.5.9 Avrupa Birliği Direktifleri 1988 yılında Avrupa Birliği Komisyonu, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin telif hakları kanununun birleştirilmesi konusunu, etraflı bir anlayış ile Yeşil Doküman olarak da kullanılan Green Paper on Copyright and the Technology isimli belgeyle AB gündemine getirmiştir. Yeşil Doküman ile AB telif hakları mevzuatının ilk şekilleri ortaya çıkmaya başlamıştır (Yılmaz, 2008, ss ). Avrupa Birliği'nin eser sahibinin hakları ve komşu hakları içeren telif hakları konusundaki ikincil mevzuatı aşağıdaki düzenlemelerden oluşmaktadır: -Telif Hakları ve Bağlantılı Hakların Toplu Yönetimine İlişkin Direktif: İç pazarda çevrimiçi kullanım için müzik eserlerinin haklarının telif hakları, ilgili haklar ve çok bölgeli lisanslamanın kolektif yönetimi hakkında 2014/26/EU sayılı ve 26 Şubat 2014 tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi dir (AB müktesebatı, 2016). -Öksüz Eserlerin İzin Verilen Belirli Kullanımlarına İlişkin Direktif: Öksüz eserlerin belli kullanımlarına izin veren 2012/28/EU sayılı ve 25 Ekim 2012 tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi dir (AB müktesebatı, 2016). -Bilgi Toplumu Direktifi: Avrupa Birliği nin telif ve bağlantılı hakların bilgi toplumuna uyumu kapsamında oluşturduğu, enformasyon toplumunda telif hakkı ve 119

135 bağlantılı hakların belirli yönlerinin uyumlaştırılması hakkında 2001/29/EC sayılı ve 22 Mayıs 2001 tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi dir. Bu direktifte, Avrupa Birliği (Telif Hakları ve İlgili Haklar) Yönetmeliği 2012 ile çeşitli düzenlemeler getirilmiştir. Söz konusu düzenlemeler, telif hakları ve ilgili haklar üzerinde Dünya Fikrî Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından getirilen Avrupa Birliği mevzuatının kurallarının bir parçasıdır (AB müktesebatı, 2016). -Koruma Süreleri Direktifi: Telif haklarının korunma süresi ve bazı ilgili haklar üzerine Directive 2006/116/EC sayılı direktifi değiştiren 2011/77/EU sayılı ve 27 Eylül 2011 tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi dir (AB müktesebatı, 2016). -Bilgisayar Programları Direktifi: Bilgisayar Programlarının Yasal Korunması hakkında 2009/24/EC sayılı ve 23 Nisan 2009 tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi dir (AB müktesebatı, 2016). -Kiralama ve Ödünç Verme Direktifi: Fikrî mülkiyet alanında kiralama ve ödünç verme hakkı ve koruma sürelerinin uyumlulaştırılması ile ilgili telif hakları üzerine 2006/115/EC sayılı ve 12 Aralık 2006 tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi dir (AB müktesebatı, 2016). -Uygulama Direktifi: Fikrî mülkiyet haklarının uygulanması hakkındaki 2004/48/AT sayılı ve 29 Nisan 2004 tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi dir (AB müktesebatı, 2016). -Yeniden Satış Hakkı Direktifi: Özgün bir sanat eserinin yazarının faydalanabilmesi için yeniden satış hakkı hususunda 2001/84/AT sayılı ve 27 Eylül 2001 tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi dir (AB müktesebatı, 2016). 120

136 -Veri Tabanı Direktifi: Veri tabanlarının yasal olarak korunması hakkında 96/9/AT sayılı ve 11 Mart 1996 tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi dir (AB müktesebatı, 2016). -Uydu Yayınları ve Kablolu Yayın Direktifi: Uydu yayınları ve kablo ile yeniden iletime uygulanan telif hakları ve telif haklarına ilişkin belirli kuralların koordinasyonu hakkında 93/83/AET sayılı ve 27 Eylül 1993 tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi dir (AB müktesebatı, 2016). AB Konsey direktifleri ile birlikte, kiralama ve ödünç vermeyle ilgili olarak eser sahiplerine ödenecek ücret, koruma sürelerinin uzatılması, veri tabanlarının yasal korunması, çoğaltmaya karşı ücret alma, eserleri halka iletme ve yayma hakkı, yeniden satış hakkı, bağlantılı hakların tespiti ve telif hakları ile bağlantılı hakların belirli yönlerinin uyumlulaştırılması, uydu yayınları ve kablo ile yeniden iletime uygulanan telif hakları gibi çeşitli telif hakları ile ilgili hususlar ele alınmış ve hak sahiplerinin telif hakları yasal olarak güçlendirilmiştir. III.6 ELEKTRONİK YAYINCILIKTA TELİF HAKLARI Telif hakları, entelektüel mülkiyet rejiminin bir parçası olarak fikirleri değil, fikirlerin ifade etme biçimini koruma altına almaktadır. Telif haklarının ihlali hâlinde hukuk ya da ceza davası açılabilmektedir. Ancak, özellikle de internet aracılığıyla erişilebilen elektronik yayınların telif haklarının ihlal edilip edilmediği hususu yayıncıları ilgilendiren önemli konulardan biridir. Dijital yayın teknolojisi ile eserlerin üretim, çoğaltım ve dağıtım giderleri büyük ölçüde azalmış, ücretsiz erişilebilen bilgi kaynaklarının sayısı hızla artmış ve bu gelişmelerle birlikte telif 121

137 hakkı anlayışı da değişmiştir. Çalışmanın bu bölümünde elektronik yayıncılıkta telif hakkı uygulamaları ve yaşanan sorunlara genel olarak değinilecektir. Günümüzde fikir ve sanat eserlerinin ticarileşmesi, bu alanda üretim yapanlarla aracıların profesyonelleşmesine yol açmıştır. Edebiyat, müzik, sinema ve bilgisayar programları artık birer sanayi dalı hâline gelmiştir. Fikrî mülkiyet haklarının ticarette artan önemi ile etkin bir fikrî mülkiyet koruması arasında sıkı bir ilişki vardır. Ancak, teknolojik imkânların çokluğu kopyalama, iletim, taklit gibi eylemleri de kolaylaştırdığı için fikrî mülkiyet ve telif haklarına yönelik ihlalleri de arttırmıştır. Söz konusu sektörlerde son zamanlarda ciddi mali kayıplar yaşanmaktadır. Elektronik yayınları kullanma ve kopyalamadan doğan telif hakları sorunu basılı yayınlara oranla çok daha karmaşıktır. Bu yüzden elektronik ortamda telif haklarıyla ilgili korumaların ve ödemelerin nasıl yapılacağı konusunda teknolojik ve yasal mekanizmalar geliştirilmektedir. Dünya Ticaret Anlaşması nın eki olan TRIPS in ilgili 61 inci maddesine göre, üye ülkede fikrî mülkiyet haklarının korunması için belli standartların altına inilemez. Bu durumda, ticari marka ve telif korsanlığı eylemlerine eşdeğer diğer suçlarla aynı seviyede hapis veya para cezası uygulamalarını yapma yükümlülüğü söz konusudur (Güneş, 2015, ss ). III.6.1 Elektronik Yayıncılıkta Telif Haklarıyla İlgili Denge Unsurları Toplumsal gelişim için dijital eser ya da elektronik ortamlarda üretilen eserlerin fikrî hakları, hak sahipleri arasında barış ve huzur içerisinde kullanılıp korunmalıdır. Dijital eserlerin üretilmesi ve elektronik ortamlarda sunulması ile oluşan hakların korunmasında, bilgi edinme özgürlüğünün sağlanmasında, toplumsal ahengin oluşturulmasında temel denge unsurları gözetilmelidir. Söz konusu denge unsurlarının arasındaki ilişkiler teknolojik koşullar dışında basılı eserlerde olduğu 122

138 gibi büyük oranda farklılık arz etmemektedir. Dijital yayıncılıkta telif haklarıyla ilgili denge unsurları şunlardır: Küresel telif, devlet, FSEK, meslek birlikleri, kütüphaneler, eser sahipleri, teknoloji firmaları (dijital hak yönetimi), bireyler, yayıncı kuruluş ve toplum. Ancak, bu unsurlar arasındaki dengenin sağlanması oldukça zor olmakla beraber çoğu zaman gerçekleşmemektedir. Bunun sebepleri olarak farklı çıkar gruplarının talep ettikleri hakların çelişmesi, dijital ortamların gelişip değişmesi ve hukuksal düzenlemelerin bu gelişmeleri yakalamada zorlanması, hukuk alanında çalışma yapanlar arasında görüş ve yorum farklılıklarının oluşması gösterilebilir (Turan, 2016, ss ). III.6.2 Dijital Eserlerin Üretilmesi ve Elektronik Ortamlarda Sunulması ile Oluşan Haklar WIPO İcralar ve Fonogramlar Andlaşması ile WIPO Telif Hakları Andlaşması na Katılmamız Hakkında Karar kapsamında hukuki temelde dijital eserlerin telif haklarının korunması genel olarak sağlanmıştır. Bu çerçevede, FSEK in 2 nci ve 6 ncı maddelerinde bilgisayar programlarının eser olarak kabul edilmesi ile işlenme eserlere dair bilgisayar programlarının uyarlanması, düzenlenmesi, herhangi bir değişim yapılması ve veri tabanlarına ilişkin kararlar alınmıştır. FSEK in dijital iletimle ilgili 25 inci maddesi dijital haklar yönetiminde önemli bir gelişmedir. Ayrıca, FSEK in özel menfaat düşüncesiyle şahsen kullanma konusunu içeren 38 inci maddesi ile bilgisayar programlarında yükleme, yedekleme gibi işlemlere tanınan istisnalar dijital haklar yönetimine uygunluk içermektedir. Bu nedenle, FSEK te dijital haklar yönetimiyle ilgili temel kanun maddelerinin ve fıkralarının düzenlendiği söylenebilir (Turan, 2016, s. 77). 123

139 III.6.3 Dijital Haklar Yönetimi (DRM / DHY) Dijital haklar yönetimi genel olarak film, müzik, oyun gibi dijital medyaların kolayca kopyalanabilir olması sebebiyle yeniden dağıtılmasını kısıtlama gibi lisans haklarını kontrol etmek için geliştirilmiştir. Elektronik ortamda bulunan telif haklarının çeşitli tekniklerle korunması, izlenmesi, kısıtlanması, yönetimi ve kullanımını koruyan bir yönetimdir (Turan, 2016, ss ). Dijital dünya, bir yandan bilgiye hızlı erişim ve iletişim, yeni ekonomik ve ticari kanallar gibi olanaklar sunarken; diğer bir yandan kişisel haklara saldırı, özel hayatın gizliliğinin ihlali ve fikrî hak ihlalleri gibi suç niteliğindeki fiillerin işlenmesine ve artışına neden olmaktadır. Dijital alanda fikrî hak ihlallerine karşı mücadelede geleneksel hukuk kuralları ve yöntemler çerçevesinde kalındığında yasal ve yargısal süreçlerden de yavaş sonuç alınmaktadır. Bu husus, alan çalışmalarını dijital hak yönetim sistemleri (Digital Right Management Systems-DRM) veya teknolojik koruma yöntemleri (Technological Protection Measures-TPMs) olarak adlandırılan elektronik şifreleme, dijital filigranlama (digital watermaking) ve kriptolama gibi hak koruma sistemlerine yöneltmektedir. AB Bilgi Toplumu Direktifi ile hak sahiplerinin ticari çıkarları ortaya çıkartılarak dijital hak yönetim sistemleri ve bu sistemlere Avrupa Birliği düzeyinde yasal koruma düzenlenmiştir (Semiz, 2011, s. 3). Dijital haklar yönetimi ile ilgili küresel yasal düzenlemelerden başlıcaları WIPO Telif Hakları Sözleşmesi, Amerikan Dijital Milenyum Telif Hakkı Kanunu, AB Telif Yönergesi, Fransız Telif Hakkı ve Komşu Hakları Hakkında Kanun Tasarısı dır. Dijital Haklar Yönetimi kapsamında örneğin bir elektronik kitabın eser sahipleri, kullanıcıları, yayınevleri vb. gözetilerek sağlayacağı koruma, izleme ve 124

140 kısıtlama ile ilgili çeşitli özelliklerin toplumsal çıkar sağlanarak yapılmaya çalışılması dijital haklar yönetiminden beklenen verimliliğin elde edilmesinde etkilidir (Turan, 2016, ss ). III.6.4 İdeal ve Etkin bir DRM / DHY Genel Özellikleri İyi bir küresel DRM sisteminde bilginin yayılması gibi sosyal hususlar değişmemelidir. Farklı ülkelerin vatandaşları arasında ayrım gözetmeden bilgiye erişim hakkı, ifade özgürlüğü ve enformasyon eşitliği sağlanmalıdır. DRM sistemleri bir yandan yasal koruma sağlarken; bir yandan da kamu yararı açısından eşitsizlik sorununu doğurmuştur. DRM sistemlerinde yaşanan olumsuzlukların hak sahiplerinin kendi şirket çıkarlarıyla ilgili olduğu söylenebilir. Bu nedenle, DRM sistemlerinin iyi tanınması ve yasal hak sahipleri ile halkın çıkarları arasındaki hassas denge unsurlarının iyi belirlenerek sisteme işlenmesi gerekmektedir (Semiz, 2011, s. 3). Dijital ortam küresel kullanılabilir olduğu için Dijital Hak Yönetimi oluşturulurken ulusal telif düzenlemeleri yanında küresel öncül telif düzenlemeler (WIPO Dijital Milenyum Telif Hakkı Kanunu, AB Telif Yönergeleri) de göz önüne alınmalıdır. DHY, giderek gelişen bir alan olduğundan bu alanın ayrıca hukuksal ve teknik olarak izlenmesi yanında düzenlenmesi de önemlidir. Türkiye de, dijital eserlerin dijital haklar yönetimi konusunda hukuksal koşullar kısmen de olsa tanımlanmıştır. Ancak, genel olarak DHY alanında standartlar konusunda eksiklikler mevcuttur. Küresel alanda DHY ye yönelik standartlar geliştirilmesine ve yaygınlaştırılmasına çalışılmalıdır (Turan, 2016, ss ). Elektronik ya da dijital eserlerin manevi ve maddi haklar çerçevesinde korunmasında, Dijital Haklar Yönetimi çerçevesinde kullanılan yazılım, donanım ve 125

141 teknolojik yeniliklerin payı büyüktür. Bundan dolayı, telif hakkı ihlallerini en aza indirebilecek uygun dijital haklar yönetimi oluşturmaya yönelik yazılım ve donanım araçlarının eserlerin tür ve özellikleri göz önüne alınarak kurulmasına çalışılmalıdır (Turan, 2016, ss ). III.6.5 Dijital Filigran Elektronik ortamdaki eserlerin telif haklarının korunması için çalışma alanına göre, doküman türlerine göre ve insan perspektifine göre dijital filigran oluşturulmaktadır. Bir çeşit dijital kod olan ve insan gözü ile algılanamayan filigran, hem dijital hem de basılı formlarda yapılan tipik görüntü düzenleme ve dosya formatı dönüştürme işlemlerinde varlığını korumaktadır. Dijital filigran sayesinde photoshop görüntülerine telif hakkı bilgileri eklenebilmektedir. Ancak, bu önlemler yasal olmayan kullanımları engellerken kişisel eğitim ve öğretim amaçlı yasal kullanımları da engelleyebilmektedir. Kütüphanelerin basılı eserleri kullanımı ya da koruma amacıyla kopyalamalarına izin verilirken elektronik bilgi kaynaklarında bu amaçlarla olan kopyalamalar kısıtlanabilmektedir (Tonta, Aktaranlar: Erol, 2009, s. 30; Ayyıldız, 2012, s. 54). III.6.6 Veri Tabanlarının Korunması Giderek artan önemleri ve toplumun gelişimindeki katkıları nedeniyle veri tabanlarının özel olarak korunması gereklilik arz etmektedir. Avrupa Birliği nin veri tabanı ile ilgili direktifine göre içeriklerin seçimi ya da düzenlenmesi eser sahibinin kendi fikrî emeğinden oluşmuşsa telif hakkıyla korunmaktadır (Yılmaz, 2008, ss ). Veri tabanları, meydana getirilmelerindeki fikrî emeğe ve mali masrafa rağmen içerik olarak ve yapısal anlamda çoğaltılma ve taklit edilme riskini taşırlar. Veri tabanı yatırımcıları, yatırımlarının karşılığını almak için yüksek fiyat veya diğer 126

142 engelleyici şartlarla kullanıcıların verilere ve bilgilere erişimini zorlaştırabilirken; veri tabanının geliştirilmesi yönünde fazla çaba harcamaktan kaçınabilmektedirler. Veri tabanlarını ilk defa oluşturanlar, korumasız bir veri tabanı sektöründe başkalarınca taklit edilebilecek veya yetkisiz olarak iletilebilecek masraflı ve zahmetli bir ilk yatırımdan kaçındıkları zaman bu durum yatırım dünyasında durgunluğa neden olmaktadır. Aşırı korumalı bir sistemde ilk yatırımcılar, veri ve bilgilere erişimde erişimin sınırlarını serbestçe belirleme tekelini de elde edebilirler. Bu şekilde bilgiye erişimi zorlaştıran, yatırımcılara mutlak tekel tanıyan ve rekabete kapalı bir hukuksal koruma sistemi, kullanıcı sayısını azalttığı gibi toplumun gelişimi engelleme nedeniyle de yatırımcıların aleyhine sonuçlar doğurmaktadır (Şener, 2013, ss ). III.6.7 Özgün Veri Tabanını Koruma Koşulları ve Süresi Veri tabanları, FSEK md. 6 uyarınca değerlendirilmektedir. Buna göre, veri tabanı derleme eser niteliğindedir. Özgün veri tabanları kanunda sayılan diğer eser türleri gibi hukuki korumadan yararlanabilmektedir. Bu noktada, özgün veri tabanının sahibi FSEK kapsamında diğer eser sahiplerine tanınan haklara sahiptir. Aynı yaklaşımla, veri tabanı sahibinin manevi ve mali haklarının ihlali durumunda FSEK in ilgili maddelerindeki cezai ve hukuki işlemler geçerlidir. Özgün veri tabanları, nitelikleri gereği FSEK kapsamında işlenme ve derleme eser sayıldıklarından, FSEK md deki eserler için düzenlenen genel koruma süresine tabidir (Tulukçu, 2012, s. 50). Bu durumda, özgün veri tabanları için koruma süresi veri tabanı sahibinin hayatı boyunca ve ölümünden sonra 70 yıldır. 127

143 III.6.8 Özgün Olmayan Veri Tabanını Koruma Koşulları ve Süresi (Sui Generis) Her internet sayfası, telif haklı bir veri tabanı olarak değerlendirilememektedir (Sert, 2008, s Aktaran: Tulukçu, 2012, s. 41). Özgün olmayan, sahibinin hususiyetini taşımayan ama çok zahmetli ve kaynak harcanarak oluşturulan veri tabanlarının alın teri teorisi" yaklaşımıyla korunması yoluna gidilmektedir. Bundaki amaç ekonomik, sosyal, kültürel ve bilimsel işlevleri çok büyük olan veri tabanlarının yatırımcılarının emeğini, zamanını ve parasını korumaktır (Tulukçu, 2012, s. 50). FSEK te, korumanın niteliği konusunda orijinal ve sui generis veri tabanı türüne göre ayrı düzenleme getirilmesinde fayda vardır. AB Direktifi ve FSEK te orijinal ve sui generis veri tabanı korumasında içerikte yer alacak eser, veri ve diğer materyaller üzerinde veri tabanı yatırımcısına tekelleşmeye yol açacak mutlak nitelikte haklar tanınmamıştır. Örneğin, sui generis yatırımcıya sadece kendisinin oluşturmuş olduğu veri tabanı içeriğinin kopyalanarak başka ortamlara aktarılması veya yayımlanmasını engelleme hakkı tanınmıştır. Ancak, aynı içeriği üçüncü kişilerin başka ortamlardan yasal yollarla elde ederek benzer nitelikte veri tabanı oluşturmalarını engelleyici bir hak tanınmamıştır. Aslında bu durumda da içeriğin önemli oranda benzerliği nedeniyle haksız rekabet söz konusu olabilmektedir (Şener, 2013, ss ). III.6.9 Lisansta Tekelleşme Yayınevleri, yapılan lisanslar ile yazarların eserleri üzerindeki telif haklarıyla ilgili, bilim insanlarının makaleleri üzerindeki maddi ve manevi haklarıyla ilgili, erişimle ilgili sıkıntılara neden olabilmektedir. Günümüzde, böyle sıkıntılara karşı 128

144 yeni lisans modelleri oluşturulmaktadır. Özellikle, lisans anlaşması yapılmasına rağmen bilim insanlarının hukuki olarak telif haklarını transfer edip edemeyeceği gibi konular araştırılmaya başlanmıştır. Telif haklarıyla ilgili sorunlar henüz tam anlamıyla çözüme kavuşturulamamış olsa da bu noktada, özellikle Creative Commons lisansının geliştirilmesi ve yaygınlaşması, başka uygulamaların hareket noktası olması açısından önemlidir. Bu alanda çalışan WIPO gibi bir kuruluşun varlığı, alanla ilgili düzenlemelerin yaygınlaştırılmasında ve geliştirilmesinde çok etkilidir (Alır, 2010, ss. 1-10). III.6.10 Elektronik Kopyalama Hususu ve Telif Hakkı Çoğaltma hakkının telif hakkı sahibine özgü bir hak olması ve e-ortamda bilgilerin kolay çoğaltılabilmesi, başta telif hakkı sahipleri olmak üzere kütüphaneler gibi kurumlar açısından sıkıntılı bir meseledir. Genel olarak, bilgisayar programlarının da içinde bulunduğu eserlerin telif sahibinden kullanım hakkı ya da izni alınmadan kopyalanması, kullanımı ve dağıtımı yasaktır. Uluslararası Reprodüksiyon Hakkı Sahipleri Federasyonu; Veri tabanlarından doğrudan bilgisayara yükleme, Çevrimiçi veri tabanından, basılı formata dönüştürme (disket, CD ROM), Telif hakkı korunan eserlerin görüntü işlemci ya da optik tarayıcı ile e- formata dönüştürülmesi, Telif haklı elektronik eserlerin yerel ağa gönderilmesi, Telif haklı eserlerin e-posta veya faks ile gönderilmesi ve 129

145 Basılı formattaki eserlerin kelime işlemci ile tekrar oluşturulması durumlarını elektronik kopyalama olarak değerlendirmektedir (Norman, 1994, ss Aktaran: Yılmaz, 2005, s. 129). Bern Sözleşmesi nin 9 uncu maddesinde çoğaltma hakkının belli durumlarda sınırlandırılabileceği belirtilmiştir. Buna göre, kütüphane ve enformasyon merkezlerinin faaliyetlerinde elektronik kopyalamayla ilgili olarak âdil kullanım sınırları çerçevesinde hareket edilmektedir. Türkiye de, elektronik kopyalamayla ilgili olarak bir eserin aslını ve kopyalarını herhangi bir şekil veya yöntemle tamamen ya da kısmen çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine verilmiştir. Yine eser sahibinin mâli haklarına zarar vermeyecek boyutta olması koşuluyla şahsen kullanma adı altında çoğaltma hakkına yönelik sınırlandırmanın varlığından da söz edilebilir. Bunun dışında, mevcut bir sözleşme olmasına rağmen kanuna aykırı olarak kasten hükümlerin dışına çıkarak hak sahibinin izni olmaksızın çoğaltılmış nüshaları satma, dağıtma, işleme, çoğaltma, yayma, ticaret konusu yapma gibi fiiller için hapis veya para cezası vardır (Yılmaz, 2008, ss ). Elektronik yayınların arşivlenmesi de kopyalama olarak değerlendirilmektedir. Çünkü, bu yayınların arşivlenmesi işlemi kopyalamaya dayanmaktadır. Bu noktada, bir e-yayına erişip kullanabilen herkes söz konusu yayını elektronik ortamda tutabilmektedir. Bu durum, e- yayınları kullanma ve kopyalamadan doğan telif hakları hususunu basılı yayınlara göre daha karmaşık hale getirmektedir (Tonta, 2002a, s. 3. Aktaranlar: Erol, 2009, s. 30; Ayyıldız, 2012, s. 54). Odabaş ın bildirdiği gibi (1999, s. 4) elektronik yayınlarda yaşanan en önemli sorunlardan biri telif haklarındadır. Günümüzden onlarca yıl önce sunulan bildiride, 130

146 özellikle kolay kopyalamadan ve başka ortama aktarmadan kaynaklı telif hakkı ihlallerinin çözüm beklediğine dikkat çekilmiştir. Şimdilerde, elektronik bilgi ve belgelerin yetkisiz kopyalanıp başka bir ortama aktarılmasını önlemek amacıyla dijital hak yönetimi, yayım hakları yönetim sistemi ve teknik koruma tedbirleri kullanılmaktadır. Anılan tedbirler yasal düzenlemeler ile de desteklenmektedir. Ne var ki bu durum telif ile ilgili sorunların bittiği anlamına gelmemektedir. III.6.11 Elektronik Ortamlardaki Telif Haklarıyla İlgili Diğer Hususlar Basılı eserlerde eser sahiplerinin telif haklarının korunması daha açık ve kolay iken elektronik eserlerdeki koruma daha karmaşık ve zordur. Bu durum kullanıcılar, eser sahipleri, kütüphaneler, yayınevleri gibi gruplar arasında hukuksal ve teknolojik gelişim açısından farklı çıkar ve bakış açılarına neden olmaktadır. Bu nedenle, elektronik eserlerin üretilmesi ve elektronik ortamlarda sunulması ile oluşan hakların korunmasında toplumsal denge oluşturulmasına yönelik devlet, eser sahipleri, yayınevleri, kütüphaneler ve mevzuat arasında uyum sağlanması önemlidir. FSEK kapsamında çok sayıda eser türü bulunmasına rağmen elektronik yayıncılık ile ilgili tanımların mevzuata girmesi de önemlidir. FSEK te genel olarak eserlerin dijital iletimi, veri tabanlarının korunması gibi konular hakkında hüküm bulunmasına rağmen alandaki gelişim ve değişim yeni kavramların ortaya çıkmasına ve mevzuatın bunları kapsamasında sıkıntılara neden olabilmektedir (Turan, 2016, ss ). 131

147 IV. BÖLÜM TÜRKİYE DE YAYINEVLERİ VE KÜTÜPHANELER AÇISINDAN ELEKTRONİK YAYINCILIK VE TELİF HAKLARI ANKETİ Çalışma kapsamında, elektronik yayıncılıktaki telif haklarının durumunu sektör bazında saptamak; bu konuda yayıncıların, kütüphanecilerin, yöneticilerin deneyimlerinden ve bakış açılarından da faydalanarak mevcut durumu tespit edebilmek; çalışmaları sırasında karşılaştıkları sorunları belirlemek; yayıncı, kütüphaneci ve yöneticilerin görüş ve önerilerini alabilmek amacıyla anket hazırlanmıştır. Elektronik yayıncılıkta ilk akla gelen interaktivite aracı ankettir. Bu bölümde, elektronik yayıncılıkla ilgili faaliyetlerini sürdürürken telif alanındaki mevcut durumlarını saptamak ve gereken verileri toplamak için yayınevleri ve kütüphaneler için ayrı ayrı hazırlanan anket soruları, sonuçların grafikleri, elde edilen veriler ve verilerin değerlendirmesi yer almaktadır. Uygulanan ankette katılımcılardan iletişim bilgileri ve eğitim alıp almadıklarıyla ilgili bilgileri de kapsar şekilde mevcut duruma odaklı sorular sorulmuştur. Anket soruları, Google Drive ile birden fazla seçenek işaretleyebilme imkânı tanınan çoktan seçmeli sorular şeklinde hazırlanmıştır. Sorular; katılımcı bilgilerinden başka, genel olarak elektronik yayıncılık faaliyetleri, uygulanan teknolojiler ve politikalar, elektronik yayıncılıkta telif hakları, FSEK değerlendirmesi, yaklaşımlar ve stratejiler gibi konuları içerir şekilde beş grupta toplanmaktadır. Anket, Türkiye Yayıncılar Birliği ne üye olan yayınevlerine; Türkiye nin çeşitli illerindeki özel ve tüzel kişiliği haiz dergi yayıncılarına; vakıf, üniversite ve

148 belirli halk kütüphanelerine, özel konulu kütüphanelere, milli kütüphaneye, ilgili genel müdürlüklere; ayrıca çeşitli diğer kurum ve kuruluşlara (EK-3) telefon görüşmesi ile bilgilendirildikten sonra gönderilmiş olup Ekim Kasım 2016 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Kütüphane anketinin cevaplanma oranı % 58.8 dir (10 kütüphane). Yayınevi anketinin cevaplanma oranı % 13 tür (3 yayınevi). Anket, örneklem olarak belirlenen yayınevlerinden başka, elektronik yayıncılığa yeni geçmiş ya da geçmeyi düşünen yayınevlerinin olma olasılığı da göz önünde tutularak Türkiye Yayıncılar Birliği ne bağlı tüm yayınevlerine gönderilmiştir. Yayınevi anketinin cevaplanma oranının az olmasının başlıca nedeni, elektronik yayıncılık yapmayanların anketi cevaplamalarının gerekmemesidir (Bkz. EK-1, 2 inci soru). Bunun yanı sıra ilgi eksikliği ve ülkenin içinde bulunduğu dönemin sosyal - siyasal durumunun da cevaplanma oranını etkilediği düşünülmektedir. Ayrıca, hem kütüphane hem yayınevi anketine Google hesabının olmayışı gibi kişisel nedenlerden ötürü de katılım sağlanmadığı görülmektedir. Bununda birlikte, tecrübeli yayınevlerinin verdikleri cevaplar elektronik yayıncılığa yeni başlayanların verecekleri cevaplardan daha verimli olacağı ve daha fazla katkı sağlayacağı için yayınevi cevaplanma oranı, sayısal olarak az görünmesine karşın Türkiye de elektronik yayıncılık yapan yayınevlerinin sayısının hâlihazırda az olması nedeniyle yeterli olarak değerlendirilmektedir. Anameriç in belirttiği gibi (2014, s. 180) bundan bir iki yıl öncesinde bile ülkemizin en büyük on yayınevi / kitabevinden sadece birinin web sayfasında e-kitap satışı yapılmakta idi. Nihâyetinde, ankete katılım sağlayan uzman ve yetkili kişiler gündemdeki konuya ilişkin deneyimlerini ifade edebilme imkânı bulmuşlardır. 133

149 DEĞERLENDİRME IV.1 Yayınevleri Açısından Elektronik Yayıncılık ve Telif Hakları Yayınevlerinde elektronik faaliyetlerle ilgili çalışan birimlerde telifle ilgili eğitim almış kişiler çoğunluktadır (% 67 Evet, % 33 Hayır). Bu durum yayıncıların telif haklarıyla ilgili farkındalıklarının olduğunu ve kendilerini geliştirmeye açık olduklarını göstermektedir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, elektronik yayıncılık açısından değerlendirildiğinde genel olarak yeterli bulunmamaktadır (% 67 Evet, % 33 Hayır). Yayınevlerinin tümünde elektronik yayınlarla ilgili faaliyetlerde telif haklarıyla ilgili sorunlar yaşanmaktadır (% 100 Evet). Elektronik yayıncılıkta telif haklarıyla ilgili ne tür sorunlar yaşıyorsunuz? Grafik 2: Yayınevi Anketi - Elektronik Yayıncılıkta Telif Haklarıyla İlgili Yaşanılan Sorunlar 134

150 Elektronik yayıncılıkta telif ihlalleriyle ilgili olarak en fazla erişimde sorun yaşanmaktadır. Bunu eser türleri ve telif koruması arasındaki uyumsuzluk izlemektedir. İndirme, kopyalama, çoğaltma, koruma, hak sahipliği, koruma süresi, çevrimiçi veri tabanından disketten, CD ROM dan vs. basılı çıktı alma, telif haklarının uygulanmasında denetim yetersizliği, görüntüleme, yetkisiz paylaşım, telif ihlallerinde cezai uygulamaların yetersizliği yaşanan diğer sorunlardır. Bu sorunların her biri zaman, enerji ve emek kaybına neden olmaktadır. Sizce, FSEK in şimdiki durumu nasıl? Grafik 3: Yayınevi Anketi - Elektronik Yayıncılık Açısından FSEK in Durum Değerlendirmesi Katılımcılara göre kanun, teknolojik gelişmelerin gerisinde kalmaktadır. FSEK in hem uluslararası düzenlemelerle (AB Direktifleri, WIPO vs.) hem de ulusal kanunlarla (Derleme, Ceza, Basın vs.) çelişen yönleri ve uyumsuzlukları olduğu düşünülmektedir. 135

151 Elektronik yayıncılığın sağlıklı bir hukuki altyapıya sahip olması için FSEK çerçevesinde neler önerirsiniz? Grafik 4: Yayınevi Anketi - Elektronik Yayıncılığın Sağlıklı Bir Hukuki Altyapıya Sahip Olması İçin FSEK Çerçevesindeki Öneriler Türkiye deki yayıncılar, elektronik yayıncılığın sağlıklı bir hukuki altyapıya sahip olması için koruma koşullarının ve sürelerinin, eser sahipliğinden doğan mâli hakların, teşvik edici hükümlerin, eser türlerinin, kavramların ve tanımların, cezai hükümlerin, eser sahipliğinden doğan mânevi hakların, eser sahipliğinden doğan hakların ve bağlantılı hakların güncellenmesi önerilmektedir. Bunlardan başka, denetim faaliyetlerinin yeniden düzenlenmesi ve yeni bir isimle yeni kanun çıkartılması da önerilmiştir. 136

152 Elektronik yayıncılık üzerinde telif hakları konusunda ne tür politikalar uyguluyorsunuz? Grafik 5: Yayınevi Anketi - Elektronik Yayıncılık Üzerinde Telif Hakları Konusunda Uygulanan Politikalar Elektronik yayıncılık üzerinde telif hakları konusunda Lisans Anlaşmaları, Dijital Hak Yönetim Sistemi (DRM), Teknik Koruma Tedbirleri (TKT) ve Yayım Hakları Yönetim Sistemi (YHYS) uygulama alanı bulan politikalardır. Bu politikaların uygulanması küresel ölçekteki yayıncılık ve e-ticaret faaliyetleri için de gereklidir. 137

153 E-yayınlarda telif haklarını korumaya yönelik ve ihlalleri önleyici bir önlem aldınız mı? Lütfen belirtiniz. Grafik 6: Yayınevi Anketi - E-Yayınlarda Telif Haklarını Korumak ve İhlaller İçin Alınan Önlemler Dijital Hak Yönetim Sistemi (DRM), Kurumsal Teknik Koruma Tedbiri (TKT) ve Yayım Hakları Yönetim Sistemi (YHYS) e-yayınlarda telif haklarını korumaya ve ihlallere yönelik alınan önlemler arasındadır. Bu önlemlerin alınması özellikle yetkisiz kullanımların önlenmesini sağlamaktadır. 138

154 Lisans anlaşmalarında telifle ilgili yaşadığınız sorunlar varsa bunlar nelerdir? Grafik 7: Yayınevi Anketi - Lisans Anlaşmalarında Telifle İlgili Yaşanılan Sorunlar Yayıncılar, lisans anlaşmalarında telifle ilgili olarak hak sahipliği, bağlantılı / üçüncü hak sahipliği ve eser türlerindeki çeşitlilik konularında sorunlar yaşamaktadır. Özellikle hak sahipliğinde yaşanılan sorunlar tekelleşmeye neden olmaktadır. Yayınevi koleksiyon durumu (12. soru): Yayınevlerinde, elektronik yayınlar kapsamında kitap ve dergiden başka CD-ROM, CD-RW gibi çevrimdışı elektronik yayın türleri de yoğun olarak kullanılmaktadır. Bunun nedeni, yayınevlerinin paralel yayıncılığı devam ettirmeleridir. 139

155 Dijital Haklar Yönetim Sistemi nde (DRM) telif alanında aşağıdakilerden hangisinde sorun yaşıyorsunuz? Grafik 8: Yayınevi Anketi - Dijital Haklar Yönetim Sistemi nde (DRM) Telif Alanında Yaşanılan Sorunlar DRM de telif alanında en çok içerik yönetimi, kopyalama ve şifreli koruma modellerinde (belge, etiket, ağ) sorun yaşanmaktadır. Bunlardan başka, kullanım hakları, telif hakkı notu, dağıtım ve kontrol, içerik ve kullanım hakları, içerik oluşturma ve yakalama, içerik kullanımı, izin yönetimi, dağıtım ve koruma 140

156 konularında da sorunlar vardır. Etkin bir DRM yapısında bu tür sorunlar olmamalıdır. Yayım Hakları Yönetim Sistemi nde (YHYS) ise yayıncılar, telif alanında en çok koruma, kopyalama ve içerik yönetimi ile ilgili sorunlar yaşamaktadırlar (14. soru, % 33). YHYS de yayıncıların yaşadığı sorunlar sistem üzerinde daha hassas çalışma yapılmasını gerektirmektedir. e-kitap / e-dergi kullanıcılara yönelik ne tür verileri analiz edebiliyorsunuz? Grafik 9: Yayınevi Anketi - e-kitap / e-dergi Kullanıcılarına Yönelik Analiz Edilebilen Veriler E-yayıncılık faaliyetleri olan yayınevlerinin hepsinde de kullanıcıların eriştikleri e-kitapları ya da e-dergileri indirip indirmedikleri ve okuma durumu ile ilgili veriler izlenebilmektedir. Ödünç alma ile ilgili veriler de analiz edilebilmektedir. Kullanıcılara yönelik veriler analiz edilebilmektedir. 141

157 Aşağıdaki konulardan hangileriyle ilgili çalışmalarınız var ya da ilgileniyorsunuz? Grafik 10: Yayınevi Anketi - E-Yayıncılık Alanında Çalışılan Konular E-yayıncılık alanında üzerinde en fazla çalışılan konular elektronik yayıncılığa teşvik, abonelik platformları, telif hakları, lisanslar, adil kullanım, yayınevlerinin geleceği ve elektronik yayınlarda telif haklarıdır. Bunlardan başka, iş 142

158 modeli deneyleri, keşif ve arama motoru optimizasyonu, bilgi edinme özgürlüğü, uluslararası piyasalar, kütüphaneler ile işbirliği, mesleki gelişim ve eğitim, erişilebilirlik, içerik yönetim sistemi (CMS), metadata, sosyal medya, beşeri gelecek konularında da çalışmalar yapılmaktadır. Çalışmaların çeşitliliği elektronik yayıncılığın ne kadar geniş bir yelpazeye sahip olduğunu göstermektedir. E-yayıncılık stratejilerini devam ettirirken en çok hangi konuda endişeleriniz var? Grafik 11: Yayınevi Anketi - E-Yayıncılık Stratejilerindeki Endişeler Yayınevleri, e-yayıncılık ile ilgili stratejilerinde en çok dijital haklar konusunda endişe duymaktadırlar. Bununla birlikte, dijital korsanlık, iş modeli, erişim modelleri, platform ve üretim sorunları, bağlantılı / üçüncü hak sahipleri ve metadata ile ilgili konularda da yoğun endişe duyulmaktadır. Bunun nedenlerinin yasal boşluklarla beraber teknik olarak yaşanan sorunlar olduğu düşünülmektedir. 143

159 IV.2 Kütüphaneler Açısından Elektronik Yayıncılık ve Telif Hakları Kütüphanelerde elektronik faaliyetlerle ilgili çalışan birimlerde telifle ilgili mesleki eğitim almamış kişiler çoğunluktadır (% 60 Hayır, % 40 Evet). Bunun başlıca nedenlerinin yeterli farkındalığın sağlanamaması, teşvik yetersizliği, denetim yetersizliği, kişisel nedenler ve ayrıca sosyal - kültürel olduğu düşünülmektedir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, elektronik yayınlarla ilgili faaliyetleri ve hizmetleri olan kurum ve kuruluşlar tarafından yetersiz bulunmaktadır (% 80 Hayır, %20 Evet). Elektronik yayınlarla ilgili faaliyetlerde telif haklarıyla ilgili durum genel olarak değerlendirildiğinde telif haklarıyla ilgili sorunlar vardır (% 90 Evet, %10 Hayır). Elektronik faaliyet alanınıza ne tür yayınlar girmektedir? Grafik 12: Kütüphane Anketi - Elektronik Faaliyet Alanındaki Yayın Türleri Bazı kütüphanelerin elektronik faaliyetlerinde e-kitap ve e-dergiden başka dijitalleştirilmiş nadir eserler; süreli yayınlar, el yazmaları, kitap dışı materyallere ait veri tabanları; video, bibliyografik kaynak; akademik görünürlük (kitaplar, kitap 144

160 bölümleri, hakemli dergi makaleleri); elektronik ortamda yayınlanmış diğer bilgi kaynakları da yer almaktadır. Kütüphane Koleksiyon Durumu (5. soru): Genel koleksiyon içerisinde en fazla sayıda olan e-yayın türü e-kitaplardır. İkinci sırada e-dergiler gelmektedir. Bunun nedenini verilen hizmet politikasında aramak doğru olacaktır. Özellikle akademik dergilerdeki makaleler göz önüne alındığında telifle, kopyalamayla ve erişimle ilgili yaşanan sorunlar, hizmet politikalarının belirlenmesinde çok etkili olmaktadır. Bundan başka ayrıca, e-kitaplara daha yoğun ilgi vardır. Bu nedenlerden dolayı e-kitap koleksiyonları daha zengindir. E-yayınlarla ilgili hizmetlerinizi yürütürken en sık karşılaştığınız sorunlar nelerdir? Grafik 13: Kütüphane Anketi - E-Yayınlarla İlgili Hizmetlerde Karşılaşılan Sorunlar E-Yayınlarla ilgili hizmetlerde en çok karşılaşılan sorunlar yetişmiş personel eksikliği ve elektronik yayınlar üzerindeki yasal boşluklardır. Yasalarla ilgili bilinçsizlik de yine çok yaşanan bir sorundur. Bunlardan başka donanımla ilgili sorunlar da vardır. Tüm bunlar, strateji geliştirmeyi ve motivasyonu olumsuz etkilemektedir. 145

161 Sizce bu sorunlar nasıl aşılabilir? Grafik 14: Kütüphane Anketi - E-Yayınlarla İlgili Hizmetlerde Yaşanılan Sorunlara Yönelik Çözüm Önerileri E-yayınlarla ilgili hizmetlerde karşılaşılan sorunlar için öncelikle personel eğitimi, kanunun yenilenmesi ve düzenli kongre, konferans vb. yapılması önerilmiştir. Yeni teknolojilerin kullanılması, kurumlar arasında personel ve kaynak paylaşımı, kurumsal farkındalığın artırılması da hizmetlerdeki sorunların aşılması bakımından önemlidir. 146

162 Elektronik yayıncılıkta telif haklarıyla ilgili ne tür sorunlar yaşıyorsunuz? Grafik 15: Kütüphane Anketi - Elektronik Yayıncılıkta Telif Haklarıyla İlgili Yaşanılan Sorunlar Elektronik yayıncılıkta telif ihlalleriyle ilgili olarak en fazla erişimde sorun yaşanmaktadır. Bunu telif ihlallerinde cezai uygulamaların yetersizliği izlemektedir. Telif haklı eserlerin e-posta veya sosyal medya aracılığıyla gönderilmesi, veri tabanlarından bilgisayara, telefona vs. indirme, çevrimiçi veri tabanından disketten ya da CD den vs. basılı çıktı alma (kopyalama), istenmeyen bağlantıların (link) kurulması, reklâmlar, telif haklarının uygulanmasındaki denetim yetersizliği, eser türleri ve telif koruması arasındaki uyumsuzluk, görüntüleme, iletim, koruma, depolama/arşivleme, izleme/kısıtlama, koruma süreleri, kopyalama, çoğaltma, 147

163 yetkisiz paylaşım ve hak sahipliği yaşanan diğer sorunlardır. Telif ihlallerinin önüne geçebilmek için bu sorunların profesyonel anlamda tek tek ele alınmasının sağlıklı olacağı değerlendirilmektedir. Elektronik yayıncılık faaliyetleriniz sırasında en sıkıntılı olduğunuz husus nedir? Grafik 16: Kütüphane Anketi - Elektronik Yayıncılık Faaliyetlerindeki Sıkıntılar Yayınevleri, aracı kurumlar ve kütüphaneler arasındaki işbirliği eksikliği, sektördeki amatörlük, yeterli denetimin olmaması ve bilinçsizlik elektronik yayıncılık faaliyetlerindeki sıkıntılı hususlardır. Sektörün profesyonelleşmeye ihtiyacı vardır. 148

164 Sizce bu sorun ya da sorunlar için en uygun çözüm yolu ne olabilir? Grafik 17: Kütüphane Anketi - Elektronik Yayıncılık Faaliyetlerindeki Sıkıntılı Hususlar İçin Çözüm Önerileri Elektronik yayıncılığın yasal zemininin yeniden düzenlenmesi; akademisyenleri, yayıncıları, kütüphanecileri bir araya getiren düzenli kongrelerin vb. gerçekleştirilmesi; sektörün profesyonelleşmesi ve standartlaşmanın sağlanması sıkıntılı hususlar için getirilen çözüm önerileridir. Sizce, FSEK in şimdiki durumu nasıl? Grafik 18: Kütüphane Anketi - Elektronik Yayıncılık Açısından Değerlendirildiğinde FSEK in Durumu 149

165 Katılımcıların hemen hepsi kanunu teknolojik gelişmelerin gerisinde görmektedir. FSEK in hem uluslararası düzenlemelerle (AB Direktifleri, WIPO vs.) hem de ulusal kanunlarla (Derleme, Ceza, Basın vs.) çelişen yönleri ve uyumsuzlukları olduğu düşünülmektedir. Elektronik yayıncılığın sağlıklı bir hukuki altyapıya sahip olması için FSEK çerçevesinde neler önerirsiniz? Grafik 19: Kütüphane Anketi - Elektronik Yayıncılığın Sağlıklı Bir Hukuki Altyapıya Sahip Olması İçin FSEK Çerçevesinde Öneriler Elektronik yayıncılığın sağlıklı bir hukuki altyapıya sahip olması için öncelikle kavramların ve tanımların, eser türlerinin, koruma koşullarının ve sürelerinin, eser sahipliğinden doğan mâli hakların ve cezai hükümlerin güncellenmesi önerilmektedir. Bunlardan başka, eser sahipliğinden doğan mânevi hakların, eser sahipliği ve bağlantılı hakların, teşvik edici hükümlerin güncellenmesi, denetim faaliyetlerinin yeniden düzenlenmesi ve yeni bir isimle yeni kanun çıkartılması da önerilmiştir. 150

166 Elektronik yayıncılık üzerinde telif hakları konusunda ne tür politikalar uyguluyorsunuz? Grafik 20: Kütüphane Anketi - Elektronik Yayıncılık Üzerinde Telif Hakları Konusunda Uygulanan Politikalar Elektronik yayıncılık üzerinde telif hakları konusunda Lisans Anlaşmaları, Teknik Koruma Tedbirleri (TKT) ve Dijital Hak Yönetim Sistemi (DRM) uygulanan politikalardır. Bu uygulamalar, küresel ölçekteki yayıncılık hizmetlerinin sağlıklı yapılabilmesini sağlamaktadır. 151

167 E-yayınlarda telif haklarını korumaya yönelik ve ihlalleri önleyici bir önlem aldınız mı? Lütfen belirtiniz. Grafik 21: Kütüphane Anketi - E-Yayınlarda Telif Haklarını Korumak ve İhlaller İçin Alınan Önlemler Kurumsal Teknik Koruma Tedbiri (TKT), Dijital Hak Yönetim Sistemi (DRM), Yayım Hakları Yönetim Sistemi (YHYS) e-yayınlarda telif haklarını korumaya ve ihlallere yönelik alınan önlemler arasındadır. En fazla alınan önlemler TKT ve DRM ile ilgilidir. Kütüphanelerde telif haklarını korumaya ve ihlallere yönelik tedbirler alınmaktadır. Lisans anlaşmalarında telifle ilgili yaşadığınız sorunlar varsa bunlar nelerdir? Grafik 22: Kütüphane Anketi-Lisans Anlaşmalarında Telifle İlgili Sorunlar 152

168 Lisans anlaşmalarında telifle ilgili olarak en fazla hak sahipliği, bağlantılı / üçüncü hak sahipliği ve lisansta tekelleşme konularında sıkıntı vardır. Ayrıca, eser türlerindeki çeşitlilik de sorun olmaktadır. Hem eser türlerinde hem de hak sahipliğinde sorunlar olması lisans anlaşmalarının uygulanabilirliliğini olumsuz etkilemektedir. Dijital Haklar Yönetim Sistemi nde (DRM) telif alanında aşağıdakilerden hangisinde sorun yaşıyorsunuz? Grafik 23: Kütüphane Anketi - Dijital Haklar Yönetim Sistemi nde (DRM) Telif Alanında Yaşanılan Sorunlar 153

169 DRM de telif alanında içerik ve kullanım hakları, depolama (metadata) başta olmak üzere telif hakkı notu, kullanıcı uygulamasının denetimi, dağıtım ve kontrol, telif kurulumu, içerik ve kullanım hakları, içerik yönetimi, içerik kullanımı, haklar iş akışı, depolama (içerik), şifreli koruma modelleri (belge, etiket, ağ), koruma, kısıtlama ve kopyalama konularında sorunlar yaşanmaktadır. Yayım Hakları Yönetim Sistemi (YHYS) ile ilgili olarak telif alanında aşağıdakilerden hangisinde sorun yaşıyorsunuz? Grafik 24: Kütüphane Anketi - Yayım Hakları Yönetim Sistemi nde (YHYS) Telif Alanındaki Sorunlar YHYS de telif alanında en fazla sorun içerik ve kullanım hakları, kopyalama, telif kurulumu ve kısıtlama konularında yaşanmaktadır. Hak oluşturma, içerik yönetimi, koruma ve izleme konularında da sorunlar vardır. Bu sorunlar teknik nedenlerden dolayı gibi görünse de bir taraftan da yasal boşlukların olduğu anlaşılmaktadır. 154

170 e-kitap / e-dergi kullanıcılara yönelik ne tür verileri analiz edebiliyorsunuz? Grafik 25: Kütüphane Anketi e-kitap / e-dergi Kullanıcılarına Yönelik Analiz Edilebilen Veriler E-yayın hizmeti veren kuruluşlarda kullanıcıların eriştikleri e-kitapları ya da e-dergileri indirip indirmedikleri izlenebilmektedir. Okuma ve ödünç alma ile ilgili kullanıcı verileri analiz edilebilmektedir. Bu veriler, kurumsal hizmet ve koleksiyon açısından strateji oluşturmada oldukça önemlidir. 155

171 Aşağıdaki konulardan hangileriyle ilgili çalışmalarınız var ya da ilgileniyorsunuz? Grafik 26: Kütüphane Anketi - E-Yayıncılık Alanında Çalışılan Konular E-yayıncılık alanında erişilebilirlik, mesleki gelişim ve eğitim, kütüphaneler ile işbirliği, bilgi edinme özgürlüğü, kütüphanelerin geleceği, elektronik yayıncılığa teşvik, elektronik yayınlarda telif hakları üzerinde en fazla çalışılan konulardır. 156

172 Bunlardan başka uluslararası piyasalar, kullanım ömrü ve e-kitap maliyetleri, ONIX, EPUB / EPUB3, bulut çözümler, dijital değer yönetimi (DAM), açık erişim (OA), abonelik platformları, metadata, short-term digital loans, sosyal medya, telif hakları, lisanslar, adil kullanım, tanımlayıcılar (ISBN, DOI, ISTC vs.), bina içi işbirliği, beşerî gelecek konularında çalışmalar yapılmaktadır. Kütüphanelerdeki çalışmaların çeşitliliği elektronik yayıncılığın oldukça geniş bir yelpazeye sahip olduğunu göstermektedir. E-yayıncılık stratejilerini devam ettirirken en çok hangi konuda endişeleriniz var? Grafik 27: Kütüphane Anketi - E-Yayıncılık Stratejilerindeki Endişeler E-yayıncılık ile ilgili stratejilerde en çok dijital haklar, dijital korsanlık ve bağlantılı / üçüncü hak sahipleri konularında endişe duyulmaktadır. Bunların yanı sıra erişim modelleri, platformlar, metadata, üretim sorunları, kaynaklar ve iş modeli kütüphaneleri endişelendiren diğer stratejik konulardır. 157