ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ"

Transkript

1 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ Mine Perçin OLGUNOĞLU İSKENDERUN KÖRFEZİ KIYISALINDAKİ BAZI MAKROALG TÜRLERİ VE ÇÖKELİNDE AĞIR METAL BİRİKİMLERİNİN MEVSİMSEL DEĞİŞİMİ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI ADANA, 2008

2 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ İSKENDERUN KÖRFEZİ KIYISALINDAKİ BAZI MAKROALG TÜRLERİ VE ÇÖKELİNDE AĞIR METAL BİRİKİMLERİNİN MEVSİMSEL DEĞİŞİMİ Mine Perçin OLGUNOĞLU DOKTORA TEZİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Bu Tez 09/ 01/ 2008 Tarihinde Aşağıdaki Jüri Üyeleri Tarafından Oybirliği / Oyçokluğu ile Kabul Edilmiştir. İmza:. İmza: İmza:..... Doç. Dr. Sevim POLAT Prof. Dr. Dursun AVŞAR Yrd.Doç.Dr.Fatma ÇEVİK DANIŞMAN ÜYE ÜYE İmza: Yrd. Doç. Dr. Hilal KARGIN (YILMAZ) ÜYE İmza: Yrd. Doç. Dr. Meltem DURAL ÜYE Bu Tez Enstitümüz Su Ürünleri Anabilim Dalında Hazırlanmıştır. Kod No: Prof. Dr. Aziz ERTUNÇ Enstitü Müdürü İmza ve Mühür Bu Çalışma Ç.Ü. Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi Tarafından Desteklenmiştir. Proje No: SÜF-2003-D1 Not: Bu tezde kullanılan özgün ve başka kaynaktan yapılan bildirişlerin, çizelge, şekil ve fotoğrafların kaynak gösterilmeden kullanımı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki hükümlere tabidir.

3 ÖZ DOKTORA TEZİ İSKENDERUN KÖRFEZİ KIYISALINDAKİ BAZI MAKROALG TÜRLERİ VE ÇÖKELİNDE AĞIR METAL BİRİKİMLERİNİN MEVSİMSEL DEĞİŞİMİ Mine Perçin OLGUNOĞLU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç. Dr. Sevim POLAT Yıl: 2008, Sayfa: 94 Jüri: Doç. Dr. Sevim POLAT Prof. Dr. Dursun AVŞAR Yrd. Doç. Dr. Fatma ÇEVİK Yrd. Doç. Dr. Hilal KARGIN (YILMAZ) Yrd. Doç. Dr. Meltem DURAL Bu çalışmada, İskenderun Körfezi nin kıyısal zonundaki üç farklı istasyondan toplanan makroalg türleri (Jania rubens, Padina pavonia, Laurencia papillosa, Cystoseira corniculata) ve çökel örneklerinde Demir (Fe), Bakır (Cu), Kurşun (Pb), Çinko (Zn) ve Kadmiyum (Cd) gibi ağır metallerin birikim düzeyleri incelenmiştir. Bu amaçla, makroalg ve sediment örneklerinde Fe, Cu, Pb, Zn ve Cd düzeyleri spektrofotometrik olarak ölçülmüştür. Makroalg örneklerinde ağır metal derişimleri sıralaması Fe > Zn > Pb > Cu > Cd olarak, sediment örneklerinde ise Fe > Pb > Zn > Cu > Cd olarak belirlenmiştir. Ağır metal derişimleri J. rubens ve P. pavonia da, L. papillosa ve C. corniculata ya göre daha yüksek düzeyde bulunmuştur. Böylece sonuç olarak, İskenderun Körfezi nde J. rubens ve P. pavonia nın ağır metal birikimi itibariyle iyi bir gösterge oldukları; öte taraftan bu türlerin ağır metal kirliliği çalışmalarında gösterge tür olarak kullanılabilecekleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ağır Metal, Makroalg, Biyoakümülasyon, İskenderun Körfezi I

4 ABSTRACT PhD. THESIS SEASONAL CHANGES OF HEAVY METAL ACCUMULATION SOME MACROALGAE SPECIES AND SEDIMENTS ALONG THE COASTAL AREA IN THE İSKENDERUN BAY Mine Perçin OLGUNOĞLU DEPARTMENT OF FISHERIES INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF CUKUROVA Supervisor: Assoc. Prof. Dr. Sevim POLAT Year: 2008, Page: 94 Jury: Assoc. Prof. Dr. Sevim POLAT Prof. Dr. Dursun AVŞAR Assist. Prof. Dr. Fatma ÇEVİK Assist. Prof. Dr. Hilal KARGIN (YILMAZ) Assist. Prof. Dr. Meltem DURAL In this investigation, heavy metal pollution of coastal zone of İskenderun Bay was tried to determined by measuring the levels of Iron (Fe), Copper (Cu), Lead (Pb), Zinc (Zn) and Cadmium (Cd) in macroalge species (Jania rubens, Padina pavonia, Laurencia papillosa, Cystoseira corniculata) and sediment samples which were collected from at the three different station in the İskenderun Bay. For this purpose, heavy metal levels in macroalge and sediment samples were measured spectrometrically. In macroalge samples heavy metal concentrations decreased in the following order: Fe > Zn > Pb > Cu > Cd, in sediment samples Fe > Pb > Zn > Cu > Cd. The concentrations of heavy metals were higher in J. rubens and P. pavonia than in L. papillosa and C. corniculata. Thus, the macroalgae species, J. rubens and P. pavonia could be an indicator in terms of heavy metal accumulation in the İskenderun Bay and besides, it is concluded that these species could be used as a indicator species in heavy metal pollution studies. Key Words: Heavy Metal, Macroalgae, Bioaccumulation, İskenderun Bay II

5 TEŞEKKÜR Tez çalışmam süresince her konuda yardım ve desteğini gördüğüm tez danışmanım sayın Doç. Dr. Sevim POLAT a, ağır metal analizleri konusunda büyük bilgi birikiminden yararlandığım ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitisü nden sayın Doç. Dr. Semal YEMENİCİOĞLU na, arazi çalışmalarım süresince büyük bir özveriyle yardımcı olan Arş. Gör. Dr. Deniz ERGÜDEN e, ağır metal okumaları süresince yardımlarını gördüğüm Sayın Ertuğrul ÇANAKÇI ve Arş. Gör. Barış DERİCİ ye teşekkürlerimi sunarım. Aynı zamanda verilerimin değerlendirilmesi ve tez yazımı aşamasında yanımda olan kardeşim Uzman Biyolog Petek PİNER e ve çalışmalarım süresince benden manevi destek ve yardımlarını esirgemeyen başta eşim olmak üzere tüm aileme şükranlarımı sunarım. III

6 İÇİNDEKİLER SAYFA NO ÖZ I ABSTRACT. II TEŞEKKÜR III İÇİNDEKİLER... IV ÇİZELGELER DİZİNİ... VI ŞEKİLLER DİZİNİ IX 1. GİRİŞ Ağır Metaller Civa (Hg) Bakır (Cu) Kadmiyum (Cd) Kurşun (Pb) Çinko (Pb) Demir (Fe) Makroalgler 8 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR MATERYAL VE YÖNTEM Çalışma Alanı Materyal Ağır Metal Analizinde Kullanılan Makroalg Türleri Jania rubens (Linnaeus) Lamouroux Padina pavonia (Linnaeus) Gaillon Laurencia papillosa (Agardh) Greville Cystoseira corniculata (Turner) Zanardini Yöntem Makroalglerde Ağır Metal Analizi Çökelde (Sediment) Ağır Metal Analizleri Metal Kirliliği İndeksinin (MPI) Hesaplanması İstatistiksel Analizler 24 IV

7 4. BULGULAR VE TARTIŞMA Bulgular Saptanan Makroalg Türleri Deniz Suyunun Fiziko-Kimyasal Özellikleri Makroalglerde Ağır Metal İçeriğinin Mevsimsel Değişimi J. rubens de Ağır Metal İçeriği P. pavonia da Ağır Metal İçeriği L. papillosa da Ağır Metal İçeriği C. corniculata da Ağır Metal İçeriği Makroalglerde Metaller Arası İlgileşim Çökelde (Sediment) Ağır Metal İçeriği Demir (Fe) Bakır (Cu) Kurşun (Pb) Çinko (Zn) Kadmiyum (Cd) Tartışma SONUÇ VE ÖNERİLER KAYNAKLAR.. 85 ÖZGEÇMİŞ V

8 ÇİZELGELER DİZİNİ SAYFA NO Çizelge 1.1. Bazı Ağır Metallerin Yoğun Olarak Kullanıldıkları Endüstri Dalları Çizelge 1.2. Metallerin Toksisitelerine Göre Sınıflandırılması Çizelge 4.1. Deniz Suyunun Bazı Fiziko-Kimyasal Parametrelerinin Mevsimsel Değişimi Çizelge 4.2. J. rubens de Demir Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge 4.3. J. rubens de Bakır Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge 4.4. J. rubens de Kurşun Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge 4.5. J. rubens de Çinko Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge 4.6. J. rubens de Kadmiyum Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge 4.7. J. rubens e ait Metal Kirliliği İndeksi (MPI) Değerlerinin Mevsimsel Değişimi. 38 Çizelge 4.8. P. pavonia da Demir Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge 4.9. P. pavonia da Bakır Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge P. pavonia da Kurşun Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge P. pavonia da Çinko Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge P. pavonia da Kadmiyum Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge P. pavonia ya Ait Metal Kirliliği İndeksi (MPI) Değerlerinin Mevsimsel Değişimi. 47 VI

9 Çizelge L. papillosa da Demir Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge L. papillosa da Bakır Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge L. papillosa da Kurşun Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge L. papillosa da Çinko Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge L. papillosa da Kadmiyum Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge L. papillosa ya Ait Metal Kirliliği İndeksi (MPI) Değerlerinin Mevsimsel Değişimi Çizelge C. corniculata da Demir Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge C. corniculata da Bakır Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge C. corniculata da Kurşun Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge C. corniculata da Çinko Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge C. corniculata da Kadmiyum Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge C. corniculata ya ait Metal Kirliliği İndeksi (MPI) Değerlerinin Mevsimsel Değişimi Çizelge J. rubens de Metaller Arası İlgileşim Düzeyleri Çizelge P. pavonia da Metaller Arası İlgileşim Düzeyleri.. 64 Çizelge L. papillosa da Metaller Arası İlgileşim Düzeyleri Çizelge C. corniculata da Metaller Arası İlgileşim Düzeyleri.. 65 Çizelge Çökelde Demir Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi 66 VII

10 Çizelge Çökelde Bakır Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge Çökelde Kurşun Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge Çökelde Çinko Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi Çizelge Çökelde Kadmiyum Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi.. 72 Çizelge Çökele Ait Metal Kirliliği İndeksi (MPI) Değerlerinin Mevsimsel Değişimi VIII

11 ŞEKİLLER DİZİNİ SAYFA NO Şekil 3.1. İskenderun Körfezi ve Örnekleme İstasyonları.. 18 Şekil 3.2. J. rubens (Linnaeus) Lamouroux Şekil 3.3. P. pavonia ((Linnaeus) Gaillon Şekil 3.4. L. papillosa (Agardh) Greville 21 Şekil 3.5. C. corniculata (Turner) Zanardini.. 22 Şekil 4.1. J. rubens de Demir Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil 4.2. J. rubens de Bakır Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil 4.3. J. rubens de Kurşun Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil 4.4. J. rubens de Çinko Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil 4.5. J. rubens de Kadmiyum Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil 4.6. P. pavonia da Demir Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil 4.7. P. pavonia da Bakır Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil 4.8. P. pavonia da Kurşun Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil 4.9. P. pavonia da Çinko Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil P. pavonia da Kadmiyum Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı. 46 Şekil L. papillosa da Demir Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı IX

12 Şekil L. papillosa da Bakır Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil L. papillosa da Kurşun Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılım Şekil L. papillosa da Çinko Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil L. papillosa da Kadmiyum Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil C. corniculata da Demir Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil C. corniculata da Bakır Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil C. corniculata da Kurşun Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil C. corniculata da Çinko Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı.. 61 Şekil C. corniculata da Kadmiyum Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil Çökelde Demir Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil Çökelde Bakır Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılım 68 Şekil Çökelde Kurşun Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı.. 69 Şekil Çökelde Çinko Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı Şekil Çökelde Kadmiyum Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı X

13 1. GİRİŞ Mine Perçin OLGUNOĞLU 1. GİRİŞ Endüstri devriminin başlaması ile artan kirlilik; sanayileşme, teknoloji ve bilimsel gelişmenin bir sonucu olarak insanlığın karşısına çıkmaktadır. Üretim ve tüketim süreçlerinin sonucunda oluşan farklı özelliklere sahip atık maddeler çevreye atılmakta ve böylece tüm biyosfer ve atmosferin kirlenmesine neden olunmaktadır (Sunlu, 1994). Yeryüzünün bir bölümü oluşturan su ortamı, kullanılmış sular ve diğer atıklar için alıcı bölge olduğundan, ekosistem içinde hava ve toprağa oranla daha yoğun kirlenmeye uğrayan kısımdır. Doğal dengeyi bozan kirletici unsurlar; renk değişimine ve bulanıklılığa neden olan maddeler, organik maddeler, endüstriyel atıklar, petrol türevleri, yapay tarımsal gübreler, deterjanlar, radyoaktif maddeler, pestisitler, inorganik tuzlar, yapay organik kimyasal maddeler ve atık ısı olarak sınıflandırılabilir. Ağır metaller bu sınıflandırmaya göre endüstriyel atıklar ve bazı pestisitler içinde yer alıp; ekolojik dengeyi tehdit eder düzeylere ulaşabilmektedir (Yarsan ve ark., 2000; Kayhan, 2006). Bazı metallerin belirli çevresel şartlar altında biriktirilebilir olması, yüksek derecede toksik olmaları ve bütün sucul sistemlerde kararlı olarak bulunmalarından dolayı, önemli bir grubu oluşturmaktadır (El-Sikaily ve ark., 2004) Ağır Metaller Sucul ortamda meydana gelen ağır metal kirliliği, besin zinciri sürecinde artarak biriktirildiklerinden toksik etkileri artmakta ve önemli bir çevresel problem oluşturmaktadır (Figueira ve ark., 1999). Metal, elektron vererek pozitif (+) değerlikli iyon haline geçebilen, asitlerde yer alan hidrojen [H + ] ile yer değiştirebilen, kendi aralarında bileşik oluşturmayan fakat ametallerle bileşik oluşturabilen, oksitleri bazik olan, normal şartlar altında Civa (Hg) hariç katı olup, ısı ve elektriği iyi ileten, metalik bir renk parlaklığına sahip elementlerdir (Türkmen, 2003). Bu fiziksel ve kimyasal özellikleri taşıyan, atomik sayıları demir (Fe) (56) dan daha yüksek olan yada 5g/mL den daha fazla 1

14 1. GİRİŞ Mine Perçin OLGUNOĞLU yoğunluğa sahip olan elementler ağır metal olarak isimlendirilmektedir ve bu kategoriye yaklaşık 40 kadar element girmektedir (Lobban ve Harrison, 1997). Metallerin sucul ortamlara girişleri, doğal ya da insan kaynaklı olabilmektedir. Bu girişler, kayaların aşınması, topraktan süzülmeler, volkanik aktiviteler, madencilik çalışmaları, maden cevherinin ayrıştırılması, fosil yakıtların kullanımı, tekne ve gemi aktiviteleri, kentsel ve endüstriyel atıkların deşarjı ile olmaktadır (Lobban ve Harrison, 1997; Kennish,1998). Ayrıca bunlara orman yangınları ve rüzgar esintileri ile gelen tozlarda ilave olmaktadır (Clark ve ark., 1997). Sucul ortamlara en önemli metal girdileri ise endüstriyel deşarjlarla olmaktadır. Bunun dışında yağmurlar, atmosferden okyanuslara kadmiyum, bakır, çinko ve özellikle kurşunun önemli miktarlarını taşımaktadır. Atmosferdeki bu metaller fosil yakıtlarının yanmasından ve uçucu organo-metal bileşiklerinden kaynaklanır (Haritonidis ve Malea, 1999). Ağır metaller endüstrinin birçok dalında yaygın olarak kullanılmakta ve atık olarak doğaya karışabilmektedir. (Çizelge 1.1) Çizelge 1.1. Bazı Ağır Metallerin Yoğun Olarak Kullanıldıkları Endüstri Dalları (Egemen, 2000) Endüstri Dalı Cd Cr Cu Fe Hg Mn Pb Ni Sn Zn Kağıt, Karton ve Selüloz Sanayi X X X X X X Organik Kimyasallar ve Petrokimya X X X X X X X Alkaliler, Klor ve İnorganik Kimyasallar X X X X X X X Kimyasal Gübreler X X X X X X X X X Petrol Rafinerileri X X X X X X X X Demir, Çelik Dökümhaneleri X X X X X X X X X Demir, Çelik Dışındaki Metal Sanayi X X X X X X Motorlu Taşıt ve Uçak Kaplamasında X X X X X Cam, Çimento ve Asbest Üretiminde X Tekstil Sanayi X Deri Tabaklanması X Buhar Gücüyle Çalışan Elektrik Sanayi X 2

15 1. GİRİŞ Mine Perçin OLGUNOĞLU Tarımsal alanlardaki toprak erozyonları ile şehir atık suları endüstriyel ve madencilik aktiviteleri sonucu çevrenin ağır metallerle kirlenmesi üzerinde önemle durulması gereken bir konu haline gelmiştir. Bu metallerin düşük derişimleri insanları da içeren birçok organizmada toksik etkiye neden olmaktadır. Ağır metaller sucul ortamların önemli kirleticileridir. Sucul ortamlardaki metal kirliliği insan aktivitelerinin bir sonucu olup, biyokimyasal, hücresel, populasyon ve kommunite düzeylerinde organizmalarda toksik etkiye neden olurlar. Bazı ağır metallerin aşırı dirençli, yüksek derecede toksik ve biriktirilebilir olması, ekotoksikolojik çalışmaların önemli bir odak noktasını oluşturmaktadır. Denizel ortamda ağır metaller, çözünmüş (serbest iyonlar, bileşik iyonlar v.b.) yada katı halde (kolloid halde, partikül yüzeyler üzerine tutunmuş olarak, mineral matriksler içinde) inorganik ya da organik formlarda da bulunabilir (Kennish, 1998). Organizmalar üzerindeki etkilerine bağlı olarak metaller, kritik olmayan, toksik ve çok toksik olarak sınıflandırılır (Çizelge 1. 2). Bununla birlikte çok toksik sınıfında yer alan manganez, bakır ve çinko gibi elementler mikro besin elementlerinden olup; çoğunlukla iz elementler olarak gösterilirler. Ancak bunların düşük derişimleri algal büyümeyi sınırlarken; yüksek derişimleri hayati etki göstermektedirler. Civa ve kurşun gibi çok toksik sınıfındaki diğer ağır metallere ise büyümede gerek duyulmaz ancak çok düşük derişimleri bile oldukça toksik olabilmektedir (10 50µg/L) (Lobban ve Harrison,1997). Çizelge 1.2. Metallerin Toksisitelerine Göre Sınıflandırılması Kritik Olmayan Toksik Çok Toksik Na, C, K, P, Li Mg, Fe, Rb, Ca, S, Sr, H, Cl, Al, O, Br, Si Ti, Ga, Hf, La, Zr, Os, W, Rh, Nb, Ir, Ta, Ru, Re, Ba Be, As, Co, Se, Hg, Ni, Te, Tl, Cu, Pd, Pb, Zn, Ag, Sb, Sn, Cd, Bi 3

16 1. GİRİŞ Mine Perçin OLGUNOĞLU Deniz suyundaki metalin fiziksel ve kimyasal formları, metallerin kimyasal özelliklerine bağlı olduğu kadar suyun ph, potansiyel redoks, iyonik güç, tuzluluk, alkalinite, organik ve partikül maddelerin varlığı ve biyolojik aktiviteler gibi çevresel faktörlere de bağlıdır. Bu faktörlerde meydana gelen değişimler, metalin kimyasal formlarının değişmesine neden olabilir ve metalin sucul organizmalarca alımını etkiler. Ayrıca kayalar üzerinde bulunan alglerin pozisyonu (örneğin gel-git döngüsünde algin su içinde kalma süresi) sıcaklık, mevsimler ve ortamda bulunan diğer kirleticilerin varlığı gibi diğer faktörler metal birikimini etkilemektedir. Düşük ph da metaller genellikle serbest katyonlar olarak bulunur ve çözünmeyen hidroksitler, oksitler, karbonatlar ya da fosfatlar gibi çökme eğiliminde olan bileşikleri oluştururlar. Kıyısal alanlarda, birincil üretime önemli ölçüde katkıda bulunan deniz makroalgleri, deniz suyunda çözünmüş halde bulunan metalleri kolaylıkla bünyelerine alabilmekte ve biriktirebilme yeteneğine sahip olduklarından, çoğunlukla deniz suyunun metal kirliliğinin göstergeleri olarak kullanılmaktadır (Fytianos ve ark. 1999; Mohamed ve Khaled, 2005). Makroalgler, metal derişimlerinin belirlenerek, ortam kalitesi ve metal kirliliğinin seviyeleri ile ilgili verilerin elde edilmesinde önemli yer tutmaktadır. Ayrıca çoğu makroalg türü nispeten uzun yaşam evresine sahip olduklarından, bulundukları ortamın metal derişimlerindeki kısa süreli dalgalanmaları yansıtabilmektedir. Bu amaçla makroalglerden Fucus, Enteromorpha, Laminaria ve Ulva cinslerine ait türler, genellikle denizlerde ağır metal düzeylerinin belirlenmesinde en çok kullanılan gösterge türlerdir (Fytianos ve ark., 1999). Özellikle Ulva türleri birçok metali kolaylıkla bünyelerinde biriktirdiklerinden çok iyi bir gösterge tür olarak kabul edilmektedir (Haritonidis ve Malea, 1994). Ayrıca kahverengi alglerden Padina ve Sargassum türlerinin kirlilik çalışmalarında iyi bir gösterge tür oldukları yapılan çalışmalarla belirlenmiştir (Filho ve ark., 1997). Akdeniz in farklı kesimlerinde (Lübnan, Adriyatik Denizi nin kuzeyi v.b.) metal kirliliğinin derecesini belirlemek için deniz alglerinin kullanıldığı çeşitli çalışmalar mevcuttur (Swadis ve ark., 2001). 4

17 1. GİRİŞ Mine Perçin OLGUNOĞLU Civa (Hg) Çevredeki toksik kirleticilerin en etkilisi ve kalıcısı olarak bilinmektedir. Bu metalin diğer kirleticilerden farklı en önemli özelliği, buharlaşma ısısının oldukça düşük (oda sıcaklığında dahi buharlaşmaktadır) olması, doğada biyolojik olarak metillenebilmesi ve farklı kimyasal formlarda bulunabilmesidir (Tunçer, 1985). Organizmaların metabolik aktiviteleri için gerekli olmadığı gibi, oldukça düşük derişimlerde bile toksik etki yapabilmektedir (Güven ve Öztürk, 2005). Denizel ortamda Hg nın önemli kimyasal formları elemental civa, çift değerlikli (bivalent) civa iyonları, metil civa HgCH 3 ve dimetil civa ((CH 3 ) 2 Hg) dır (Lobban ve Harrison, 1997). Hg lı birçok bileşiğin kırmızı alglerde toksik etki gösterdiği yapılan çalışmalarla belirlenmiştir (Ansari ve ark., 2004). Hg, özellikle yapısında sülfidril (- SH) grubu taşıyan enzimleri inhibe eder. Algler üzerine Hg nın toksik etkileri, aşırı durumlarda büyümenin durması, fotosentez engellemesi, klorofil içeriğinde azalma ve hücre geçirgenliğinin artması ile hücreden potasyum iyonu kaybı şeklinde olmaktadır (Lobban ve Harrison, 1997). Organizmaların dokularında biriken Hg nın önemli bir kısmını metil civa oluşturmaktadır. Hg, metille bileşik oluşturduğunda canlıların yağ dokusunda biyolojik birikime uğrar (Kennish, 1998). Kıyısal sulardaki Hg derişimi açık okyanuslardaki değerlerinden çok daha yüksektir (Neff, 2002). Hg derişimi açık denizlerde µg/L arasında değişmektedir. Hg hızlı bir şekilde partikül maddeler tarafından absorblanır ve sedimentte (çökellerde) birikir (Kennish, 1998) Bakır (Cu) Denizel alanlarda sucul birincil üreticiler için önemli besin elementlerinden olmasına rağmen, Hg dan sonra ikinci derecede toksik metaldir. Fotosentez süresince elektron taşınımında çeşitli enzimatik reaksiyonlarda görev almaktadır (Correa ve ark., 1999). Temiz denizel alanlarda Cu derişimi genellikle µg/L arasında değişmektedir. Deniz suyunun iyonik bileşenlerinde ve ph sında en çok bulunan inorganik Cu bileşikleri CuCO 3, çeşitli bakır-klorid bileşikleri ve Cu(OH) 2 5

18 1. GİRİŞ Mine Perçin OLGUNOĞLU şeklindedir. Cu, humik maddeler, çözünmüş organik maddeler ve bakteriyel partiküller gibi organik ligantlar ile yüksek derecede bileşik oluşturma yeteneğindedirler. Bu nedenle toksik inorganik türleri deniz suyunda az miktarlarda bulunur. Deniz suyundaki neredeyse bütün çözünmüş Cu, karbonat olarak ya da metal-organik bileşikler şeklinde bulunur. Deniz suyunda çözünmüş toplam Cu ın %1 ya da daha azı serbest iyonik durumundadır. Cu toksisitesi toplam Cu derişimine bağlı değil, serbest Cu +2 derişimine bağlıdır. Bununla birlikte bazı yağda çözülebilen Cu bileşikleri iyonik Cu dan çok daha toksiktir. Çünkü yağda çözünebilen bileşikler hücre içine doğrudan nüfuz edebilir (Neff, 2002). Alglerde Cu toksisitesinin etkileri, hücre geçirgenliğinin artması ile hücreden potasyum iyonlarının kaybı ve hücre hacminin değişimi, hücre bölünmesine zarar vermesi, mitokondriyal elektron taşınımı, solunum, ATP üretimi ve fotosentezin engellenmesi şeklinde olabilmektedir. Bunlarla birlikte yüksek derişimlerde Cu, kloroplast zarlarında geri dönüşümsüz hasarlara neden olur ve ölümle sonuçlanır (Kennish, 1998) Kadmiyum (Cd) Cd, en toksik ağır metallerden biridir. Düşük derişimlerde bile sucul canlılar için son derece zararlı etkilere sahiptir (Kayhan, 2006). Sularda çift değerlikli katyon olarak serbest iyonik fazda bulunur. Cd suda çözünmez fakat klorit ve sülfat tuzları ile serbestçe çözünebilir (Neff, 2002). Doğal olarak çok düşük seviyelerde bulunmaktadır. Çevrede bulunan Cd, insanlar tarafından ve sanayileşmenin bir sonucu olarak çevreye verilen atıklardan kaynaklanmaktadır (Yemenicioğlu, 2000). Genellikle çinko, bakır, kurşun üretiminde ortaya çıkan atıklarla birlikte çevreye salınan bu metal, çeşitli endüstri kollarında da giderek artan miktarlarda kullanılmaktadır. Ayrıca fosfatlı gübreler de önemli miktarlarda Cd içermektedir (Kayhan, 2006). Asidik ve nötral sularda toksisitesi en yüksektir. Ortamda bulunan diğer metaller, birikim ve toksik etkisini azaltabilirler (Yılmaz, 2002). Ortamdaki 0.1µg/L lik normal seviyesinden daha yukarı bir değere ulaştığında, özellikle endüstriyel alanlara yakın kıyısal sularda yaşayan bitkiler ve hayvanlar için önemli bir kirleticidir. Endüstrileşmiş şehirlerden kıyısal sulara taşınan kadmiyum derişimi 6

19 1. GİRİŞ Mine Perçin OLGUNOĞLU ng/l iken, açık denizlerde ng/l seviyelerinde bulunmuştur (Kennish, 1998) Kurşun (Pb) Pb, metabolizma için gerekli elementlerden değildir (Ansari ve ark., 2004). İnsanlar tarafından çevreye çok yoğun bir şekilde atılan metallerden biridir. İçten yanmalı motorlarda vuruntuyu önlemek için yakıtlarda katkı maddesi olarak kullanılan tetraetil kurşun yakıtın yakılması neticesinde, egzoz gazları ile birlikte çevreye atılmakta ve çeşitli taşınım yolları (atmosferden kuru ve yaş çökelme, sel ve nehir suları gibi) ile denizel ortama ulaşmaktadır (Yemenicioğlu, 2000). Bununla birlikte okyanuslara en fazla taşınım atmosfer yolu ile olmaktadır. Deniz suyunda yediden fazla inorganik Pb türü belirlenmiştir. Deniz suyunun normal ph ve tuzluluğunda karbonat (PbCO 3 ) ve kloritli (PbCl n ) bileşikler ve hidroksitli bileşikler (PbOH n ) şeklinde bulunmaktadır (Neff, 2002). Pb derişimi açık denizlerde µg/L olarak belirlenmiştir (Kennish, 1998). Hg gibi Pb de düşük çözünürlüğe sahip olduğundan deniz suyunda yüksek derişimlerde bulunmaz fakat organizmalardaki birikimleri yüksek seviyelere ulaşabilir (Dawes, 1998). Deniz suyundaki 500µg/L lik Pb varlığının alglerin büyümesini engellediği gözlenmiştir (Egemen ve Sunlu, 1999) Çinko (Zn) Canlıların yaşamlarını sağlıklı olarak devam ettirmesi için gerekli ana elementlerden birisidir (Yemenicioğlu, 2000). Zn nun en toksik formu, doğal sularda total Zn nun sadece küçük bir kısmını oluşturan serbest iyon formudur. Deniz suyu ph sında bulunan Zn bileşikleri Zn(OH) 2, ZnCl +, ZnCl 2 ve ZnCl - 3 dir (Neff, 2002). Yaklaşık 300 kadar çeşitli tiplerdeki enzimlerin (dehidrogenaz, aldolaz, izomeraz DNA ve RNA polimeraz) aktiviteleri için gereksinim duyulur (Prasad, 2004; Neff, 2002) fakat fazla miktarlarda alındığı zaman canlılar üzerinde toksik etkilerinin olduğu bilinmektedir. Zn nun toksisitesi diğer toksik elementlere (Hg, Cd, Pb) oranla 7

20 1. GİRİŞ Mine Perçin OLGUNOĞLU daha düşüktür. Diğer bir deyişle diğer toksik elementlere oranla canlılar tarafından daha çok tolere edilebilmektedir. Dolayısıyla toksik derişimleri oldukça yüksek seviyelerdedir (Güven ve Öztürk, 2005) Demir (Fe) Diğer metallere oranla doğada en yüksek derişimlerde bulunur (Tunçer, 1985). Hem doğal ve hem de insan aktiviteleri sonucu denizel ortama girmektedir. Kirli olmayan açık denizlerdeki derişimi 2.8 ile 29ng/L arasındadır (Güven ve Öztürk, 2005). Fe, çoğu organizmaların büyümeleri için gerekli elementlerdendir ve hücre metabolizmasında birçok özel role sahiptir. Solunum ve fotosentezde elektron taşınımına yardım eden sitokrom ve ferrodoksinin merkezindedir ve klorofil molekülünün bir parçası olmamasına rağmen klorofil sentezinde olarak gerek duyulur. Dünya yüzeyinde Fe nin büyük bir kısmı, organizmaların kullanımına uygun olmayan Fe +3 formundadır. Ortamda oksijen varlığıyla Fe +2 hızlı bir şekilde okside olarak Fe +3 e dönüştürülmektedir. Fe alınımının gerçek mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte, sideropor olarak isimlendirilen ve biyolojik olarak üretilen çelatların Fe +3 ile bileşik oluşturmaları ve bu bileşiğin membran ile alınıp, hücre yüzeyinde Fe +2 formuna dönüştürmeleri şeklindedir. Açık denizlerde atmosferik tozlardan oluşan tortu, demirin en önemli kaynağını oluşturmaktadır (Lobban ve Harrison, 1997) Makroalgler Dünya yüzeyinin üçte ikisini okyanus ve denizler oluşturmaktadır. Hayvan ve bitkilerin bütün ana gruplarının denizlerde ortaya çıktığı bilinmektedir (Hoek ve ark., 1995). Deniz bitkileri, biyolojik çeşitliliklerinin fazla olması ve farklı ekolojik koşullarda gelişebilmeleri nedeniyle dünya denizlerinde çeşitli topluluklar oluşturmuşlardır (Cirik ve Cirik 1999). Algler, fotosentetik pigmentlere sahip, karmaşık üreme sistemleri olmayan prokaryotik ya da ökaryotik ilkel bitkisel organizmalar olarak tanımlanmaktadır ve 8

21 1. GİRİŞ Mine Perçin OLGUNOĞLU mikroskobik tek hücreli canlılardan, karmaşık çok hücreli, metrelerce uzunluğa erişen deniz yosunlarını içermektedir (Sze, 1998). Alglerin gözle görülemeyen mikroskobik boyutlarda olanları mikroalg, gözle ayırt edilebilen makroskobik boyutlarda olanları ise makroalg olarak tanımlanmaktadır. Makroalgler, Rhodophyta (Kırmızı algler), Phaeophyta (Kahverengi algler) ve Chlorophyta (Yeşil algler) bölümleri içerisinde yer almaktadır. Önemli fotosentetik üreticiler olan algler, sucul sistemde inorganik maddelerden herbivor formların kullanabileceği organik madde sentezlemeleri nedeniyle besin zincirinin ilk halkasını oluştururlar. Oksijen ve organik madde üreticileri olarak algler, dünyadaki birincil üretimin %30 50 sini oluştururlar. Ayrıca bazı mavi-yeşil alglerin havanın serbest azotunu tutarak, azotun diğer organizmalar tarafından kullanılabilecek forma dönüştürmeleri, diğer tatlı su ve denizel organizmalar için ortam oluşturmaları nedeniyle sucul ortamda önemli bir yer tutmaktadırlar (Sze, 1998). Alglerin besin zinciri içerisindeki yeri oldukça önemlidir. Denizel ortamlarda, balıklar ve diğer canlıların besini olan alglerde biriken metaller, bir üst basamaktaki canlıya aynen geçecek ve biyolojik birikim gereği daha yoğun bir şekilde bir sonraki basamaktaki canlıya taşınacaktır. Besin zincirinde en son halkayı oluşturan balıklarda ise en yüksek değere ulaşacak ve balıkları besin olarak kullanan insanlarda etkisini gösterecektir. Bu nedenle alglerdeki metal kirliliği çevre ve sağlık açısından oldukça önemlidir (Bildacı, 1992). Ortamdaki miktarları azaltılamadığı ya da yok edilemediği için sabit ve devamlı çevre kirleticileri olarak bilinen ağır metallerin derişimleri sürekli olarak artmaktadır. Ağır metallerin çevredeki kalıcılığı aynı zamanda termodinamiğin birinci kanununa tabidir. Yani enerji ya da madde yoktan var, vardan yok edilemez; ancak formu değişebilir. Sonuç olarak bunlar sucul ya da onu çevreleyen karasal ortamlardaki organizmalarda birikme eğilimi göstererek, besin zincirinin en tepesinde yer alan insanlara kadar ulaşır. Koy ve körfezlerde metal kirliliğini incelemek ve izlemek amacıyla denizel organizmaların etkili bir şekilde kullanımı üzerine pek çok yöntem geliştirilmiştir. Hem biyotik ve hem de abiyotik (askıda katı madde, ortamın ph sı, çökel) faktörlerin incelendiği çalışmalar, kirliliğin derecesini tam olarak ortaya 9

22 1. GİRİŞ Mine Perçin OLGUNOĞLU koymaktadır. Dokularda metal birikimini belirleyen yöntemler doğru bir şekilde uygulandığında çok önemli avantajlar sağlar. Bunlar: 1- Dokudaki derişimler su ve çökeldeki derişimlere nazaran çevresel kirliliği daha iyi yansıtabilir. Bu durum, organizmaların metalden etkilenme derecelerini anlamada önemli bir perspektiftir. 2- Organizmalarda bulunan kirletici derişimlerinin ölçümleri, bu kirleticilerin dokularda zamana bağlı birikimlerini ortaya koymaktadır. Suda ve çökelde olabilen geçici değişkenlik ise, bazen kirliliğin tam olarak belirlenmesinde bir problem olabilir. Bununla beraber geçici değişkenliklerin tam anlamıyla açıklanabilmesi için, ortam ve organizma dokularındaki birikimler karşılaştırıldığında, organizmalar kirliliğin göstergeleri olarak kabul edilirler. 3- Canlılarda yapılan ölçümler su ve çökele kıyasla biriktirilebilir olan kirleticilerin miktarını daha net bir şekilde ortaya koyabilir (Türkmen, 2003). İskenderun Körfezi nin sahil şeridi boyunca Petrol Ofisi, Dörtyol ve Botaş ile Petrotrans gibi petrol taşımacılığı şirketleri, İsdemir (İskenderun Demir Çelik) başta olmak üzere pek çok büyük, orta ve küçük ölçekli demir-çelik tesisleri, Toros ve Gübretaş gibi gübre fabrikaları, sıvı gaz ve kömür taşımacılığı iskeleleri, meşrubat ve meyve suyu fabrikaları gibi pek çok sanayi tesisi yer almakta olup; bunların atıkları ve ayrıca tarımın yoğun olarak yapıldığı Çukurova bölgesinde kullanılan zirai mücadele ilaçları ve sanayi sitelerinin atıkları çeşitli yollardan körfez sularına karışmaktadır. Bütün bunlardan başka, yine deniz taşımacılığında önemli bir liman olan körfeze gelen büyük yük gemileri sintine ve balast sularını liman açıklarında körfez sularına bırakmaktadır. Bütün bu atıklar yoğunluklarına göre, ya dipte birikerek bentik ya da suda asılı halde kalıp, dalga ve akıntılar gibi su hareketleriyle körfezin çeşitli bölgelerine dağılarak organizmalar üzerinde olumsuz etki yapabilmektedir (Türkmen, 2003). Bu çalışmada Akdeniz in kuzeydoğusunda yer alan ve yoğun olarak kirletilen İskenderun Körfezi nde makroalg türleri ile çökeldeki ağır metal birikimlerinin bölge ve mevsimlere bağlı olarak değişimleri karşılaştırmalı olarak araştırılmıştır. Bu amaçla körfezde belirlenen üç farklı bölgeye ait istasyondan aylık olarak alınan örneklerde saptanan ve yıl içinde dağılımı süreklilik gösteren 4 makroalg türünde 10

23 1. GİRİŞ Mine Perçin OLGUNOĞLU (Jania rubens, Padina pavonia, Laurencia papillosa ve Cystoseira corniculata) ve çökel örneklerinde Fe, Cu, Pb, Zn ve Cd derişimleri belirlenerek, İskenderun Körfezi nin kıyısal kesimlerindeki ağır metal kirliliğinin boyutları ortaya konulmaya çalışılmıştır. 11

24 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Mine Perçin OLGUNOĞLU 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Türkiye sahip olduğu deniz kıyılarının uzunluğu yönünden, Akdeniz ülkeleri arasında ilk sırada yer almaktadır. 8333km olan kıyı bandının 1577km sini Akdeniz kıyıları oluşturmaktadır. Buna karşın deniz yosunları üzerine yapılan çalışmalar Batı Akdeniz ülkelerine oranla sınırlıdır (Cirik ve Cirik, 1999 ). Denizel makroalgler üzerine yapılan araştırmalar incelendiğinde, İskenderun Körfezi nde, yeşil alglerden Caulerpa prolifera nın, kahverengi alglerden, Dictyota dichotoma, Padina pavonia, Punctaria latifolia, Cystoseira barbata, Sargassum acinarum, S. hornschuchii, S. vulgare; kırmızı alglerden Erythrotrichia carnea, Bangia atropurpurea, Jania rubens, Fosliella farinosa, Spyridia flamentosa ve Lejolisia papillosa nın en yaygın bulunan türler oldukları bildirilmiştir (Taşkın, 1999). Tüm Akdeniz de kahverengi alglerden (Phaeophyceae) 265 tür, yeşil alglerden (Chlorophyceae) 214 tür ve kırmızı alglerden (Rhodophyceae) sadece Ceramiales ordosu için 271 tür rapor edilmiştir (Ribera ve ark., 1992; Gallardo ve ark., 1993; Garreta ve ark., 2001). Türkiye nin Akdeniz kıyıları için ise kahverengi alglerden 80 tür, yeşil alglerden 84 tür ve kırmızı alglerden 22 tür belirlenmiştir. Tüm Türkiye denizlerinde ise bulunan toplam tür sayısının 780 olduğu rapor edilmiştir (Taşkın ve ark., 2001). Aysel ve Gezerler-Şipal (1996), Türkiye nin Akdeniz kıyılarını kapsayan çalışmalarında, Chlorophyceae sınıfına ait 86 türü tespit etmişlerdir. Aysel ve Erduğan (1995), Karadeniz kıyılarındaki çalışmalarında, toplam 258 makroalg taksonu belirlemişler; bunlardan Rhodophyceae ye ait 140, Phaeophyceae ye ait 53 ve Chlorophyceae sınıfına ait 50 takson bulunduğunu bildirmişlerdir. Cirik ve ark. (2000), Kuzey Kıbrıs ta yaptıkları çalışmalarında, Rhodophyceae ye ait 83, Fucophyceae ye ait 27, Chlorophyceae ye ait 25 takson belirlemişlerdir. Karaçuha ve Gönülol (2007), Türkiye nin Karadeniz kıyılarında yaptıkları çalışmada, Rhodophyceae ye ait 109, Phaeophyceae ye ait 42 ve Chlorophyceae ye ait 47 takson belirlemişlerdir. 12

25 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Mine Perçin OLGUNOĞLU Çevre kirliliği ile ilgili olarak ağır metal birikimi konusunda Türkiye de ve diğer ülkelerde birçok çalışma yapılmıştır. Makroalglerin yukarıda belirtilen birçok türünün ağır metalleri biriktirebildiği ve bu nedenle ağır metal kirliğinin belirlenmesinde gösterge canlılar olabileceği bildirilmektedir. Bu konuda ülkemizde ve diğer ülkelerde yapılan çalışmaların bir kısmı aşağıda özetlenmiştir. Batkı ve ark. (1999), Ege Denizi nde yaptıkları çalışmada, 13 istasyondan alınan çökel örneklerinde µgg 1 Cd, 30 50µgg 1 Pb, 14-40µgg 1 Cu ve µgg -1 Zn değerlerini saptamışlardır. Haritonidis ve Malea (1999), Thermaikos Körfezi nde (Yunanistan), yeşil alglerden Ulva rigida da ağır metal birikimini çalışmış ve metal yoğunluklarının nispi sıralamasının Fe > Zn > Pb > Cu > Cd şeklinde olduğunu belirlemişlerdir. Pempkowiak ve ark. (1999), Baltık ve Norveç denizlerinden aldıkları çökel örneklerinde mgkg 1 Cd, mgkg 1 Pb, mgkg 1 Cu, mgkg 1 Zn ve mgkg 1 Fe belirlemişlerdir. Paez-Osuna ve ark. (2000), Meksika nın Pasifik kıyılarından (Mannzanillor) aldıkları U. lactuca da kuru ağırlıkta ortalama metal derişimlerini Cu için 8.1µgg 1, Cd için 1.3µgg 1, Fe için, 2532µgg 1, Zn için 29.9µgg 1 ve Cr için 4.4µgg 1 olarak rapor etmişlerdir. Çetingül ve ark. (2000), Ege Denizi sahillerinde yayılış gösteren Cladophora dalmatica ve Ceramium ciliatum var. robustum da ağır metal içeriği üzerine yaptıkları çalışmada, her iki türde ağır metal birikim düzeyine göre sıralamanın Fe > Zn > Mn > Cu şeklinde olduğunu belirlemişlerdir. Kut ve ark. (2000), İstanbul Boğazı ndan topladıkları Ulva lactuca da Fe derişimini kuru ağırlıkta ortalama 154µgg 1, Zn derişimini 8.3µgg 1, Pb derişimini 2.1µgg 1, Cu derişimini 4.0µgg 1 ve Cd derişimini 0.38µgg -1 olarak belirlemişlerdir. Swadis ve ark. (2001), Ege Denizi nin farklı bölgelerinde dağılım gösteren kırmızı, kahverengi ve yeşil alglerin en yaygın bulunan türlerinde iz element derişimlerini araştırmışlardır. Çalışma sonunda en yüksek düzeylerin, Cu için Cladophora sp. de 29.3mgkg 1, Zn için Gracilaria verrucosa da 155.3mgkg 1, Cd için Corralina officinalis de 2.9mgkg 1 ve Pb için Cladophora sp. de 24.7mgkg 1 olduğunu bildirmişlerdir. 13

26 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Mine Perçin OLGUNOĞLU Topçuoğlu ve ark. (2001), Karadeniz de Şile kıyılarında yaptıkları çalışmada, makroalglerde Cd için µgg 1 ; Zn için µgg 1 ; Fe için µgg 1 ; Pb için µgg 1 ve Cu için µgg 1 birikim saptadıklarını bildirmişlerdir. Campanella ve ark. (2001), İtalya kıyılarında belirlenen beş istasyondan topladıkları kahverengi alg örneğinde Cd, Cr, Cu, Pb ve Zn derişimlerini araştırmışlardır. P. pavonia da Cd derişimini µgg -1, Cu derişimini µgg -1, Pb derişimini µgg -1 ve Zn derişimini 44-84µgg -1 olarak belirlemişlerdir. Sanchez-Rodriguez ve ark. (2001), Meksika kıyılarından topladıkları L. papillosa örneğinde, 1900µgg -1 Fe ve 36µgg -1 Zn; Laurencia johnstonii de 200µgg -1 Fe, 29µgg -1 Zn, bulunduğunu rapor etmişlerdir. Storelli ve ark. (2001), İtalya nın Güney Adriyatik kıyısında makroalg, çökel ve diğer bentik türler üzerinde ağır metal birikimini belirlemek amacıyla yaptıkları çalışmada, makroalglerde (U. lactuca, Codium vermilaria, Enteromorpha prolifera) belirlenen metal birikim düzeyleri sıralamasını Fe > Zn > Cu olarak belirlemişlerdir. Fe derişiminin µgg -1, Zn derişiminin µgg -1 ve Cu derişiminin µgg -1 (kuru ağırlık) arasında değiştiğini rapor etmişlerdir. Ayrıca çökel örneklerinde ortalama 0.20µgg 1 Cd, 4.43µgg 1 Pb, 16.98µgg 1 Cu, 95.8µgg 1 Zn ve 8838µgg 1 Fe (kuru ağırlık) değerlerini belirlemişlerdir. Villares ve ark. (2001), İspanya kıyılarından topladıkları Enteromorpha sp. de yaptıkları analizler sonucu 10.58µgg 1 Cu, 696µgg 1 Fe ve 41.3µgg 1 Zn bulurken, Ulva sp. de, 7.84µgg 1 Cu, 365µgg 1 Fe ve 23.6µgg 1 Zn rapor etmişlerdir. Caliceti ve ark. (2002), Venedik lagününden (İtalya) topladıkları yedi makroalg türünde Fe, Zn, Cu, Cd ve Pb derişimlerini belirlemişlerdir. U. rigida da kuru ağırlıkta ortalama olarak 1033 µgg -1 Fe, 64 µgg -1 Zn, 13 µgg -1 Cu, 0.2 µgg -1 Cd, 7.3µgg -1 Pb, Cystoseira barbata da 444µgg -1 Fe, 38µgg -1 Zn, 7µgg -1 Cu, 0.1µgg -1 Cd, 3.2µgg -1 Pb, değerlerini rapor etmişlerdir. Topçuoğlu ve ark. (2002), yılları arasında Karadeniz in Türkiye kıyılarında çökel ve kahverengi makroalg türünde metal derişimlerini 14

27 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Mine Perçin OLGUNOĞLU araştırmışlardır. C. barbata da metal birikimini Fe > Mn > Zn > Cu > Ni > Cd > Pb > Co olarak bulmuşlardır. Çökeldeki değerlerini ise Cd için < µgg -1, Zn için µgg -1, Pb için < µgg -1, Cu için µgg -1 olarak belirlemişlerdir. Delvalls ve ark. (2002), İspanya nın Cadiz Körfezi nde yaptıkları çalışmada, çökelde Cd için µgkg -1 ; Fe için µgkg -1 ; Cu için µgkg -1 ; Pb için µgkg -1 ; Zn için µgkg -1 (kuru ağırlık) birim değerlerini bildirmişlerdir. Al-Masri ve ark. (2003), 2000 yılında Suriye kıyılarında yaptıkları çalışmada J. rubens de, Cu derişimini 7.12mgkg 1, Pb derişimini 3.64mgkg 1, Zn derişimini 24.42mgkg 1, Cd derişimini <0.1mgkg 1 olarak; P. pavonia da ise, Cu derişimini 5.15mgkg 1, Pb derişimini 0.77mgkg 1, Zn derişimini 32.66mgkg 1, Cd derişimini ise 0.50mgkg 1 olarak rapor etmişlerdir. Conti ve Cecchetti (2003), İtalya kıyılarından belirledikleri beş istasyondan topladıkları P. pavonia örneklerinde Cd, Cu, Pb ve Zn değerlerini incelemişler ve P. pavonia da Cd derişiminin (kuru ağırlık) µgg -1, Cu derişiminin µgg -1, Pb derişiminin µgg -1, Zn derişiminin 45-56µgg -1 değerleri arasında değişim gösterdiğini belirlemişlerdir. Lozano ve ark. (2003), Tenerife Adasının (İspanya) kıyıları boyunca 6 istasyondan topladıkları makroalg örneklerinde Pb ve Cd seviyelerini belirlemeye çalışmışlardır. Cystoseira abiyes de Pb derişimini ortalama olarak yaş ağırlıkta 0.21µgg -1, Cd derişimini 0.20µgg -1 olarak, Sargassum vulgare de Pb derişimini 0.15µgg -1, Cd derişimini 0.16µgg -1 olarak, P. pavonia da Pb derişimini 0.22µgg -1 Cd derişimini 0.18µgg -1 olarak rapor etmişlerdir. Topçuoğlu ve ark. (2004), Marmara Denizi nin batı kıyılarında yaptıkları çalışmada C. barbata da Cd için <0.02µgg 1, Zn için µgg 1, Fe için µgg 1, Pb için < µgg 1 ve Cu için µgg 1 değerlerini rapor etmişlerdir. Çökel örneklerinde ise Cd için < µgg 1, Zn için µgg 1, Fe için µgg 1, Pb için µgg 1, Cu için 12.7µgg -1 değerlerini belirlemişlerdir. 15

28 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Mine Perçin OLGUNOĞLU Buccolieri ve ark. (2006), İyon Denizi (İtalya) kıyılarından toplam 19 istasyondan aldıkları çökel örneğinde kuru ağırlık olarak ortalama Cu için 47.4µgg 1, Fe için 31566µgg 1, Pb için 57.8µgg 1 ve Zn için 102.2µgg 1 değerlerini rapor etmişlerdir. 16

29 3. MATERYAL VE YÖNTEM Mine Perçin OLGUNOĞLU 3. MATERYAL VE YÖNTEM 3.1. Çalışma Alanı Araştırmanın yürütüldüğü İskenderun Körfezi, Türkiye nin Doğu Akdeniz kıyılarında, doğuda Amanos dağları, Batıda Misis dağları ile Ceyhan Deltası arasında girintiye sahip olup; yaklaşık 65km uzunluğunda ve 35km genişliğinde bir alana sahiptir. Körfez de ortalama derinlik 70m olup; en derin kesimleri m yi bulabilmektedir. Açık denize bağlandığı kesimin geniş olması sebebiyle, Doğu Akdeniz deki dip akıntılarından ve rüzgar hareketlerinden etkilenmektedir. Bu nedenlerden dolayı, dinamik bir yapıya sahip olduğu belirtilmektedir (İyiduvar, 1986; Avşar, 1999). Araştırma, İskenderun Körfezi sahil şeridinin farklı kesimlerinde belirlenen kıyı istasyonlarında, Ağustos Temmuz 2004 tarihleri arasında aylık olarak örnek toplanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda İskenderun Körfezi nin kuzeyinden Yumurtalık-Ç.Ü. Su Ürünleri Fakültesi Deniz Balıkları Araştırma İstasyonu (36 44 N ve E) ve Botaş yakınlarından (36 52 N ve E) birer istasyon, Körfez in güneydoğusundan ise Pirinçlik (36 45 N ve E) kıyısından da bir istasyon olmak üzere toplam 3 istasyon (1 inci istasyon Yumurtalık, 2 nci istasyon Botaş, 3 üncü istasyon Pirinçlik) belirlenmiştir (Şekil 3.1). Yumurtalık istasyonu diğer istasyonlara göre yerleşim merkezlerinden ve sanayi kuruluşlarından nispeten daha uzakta, insan aktivitelerinin diğer istasyonlara göre fazla yoğun olmadığı bir alanda yer almaktadır. Botaş istasyonu, yakınında bulunan Botaş Petrol Dolum Tesisi, İSKEN-Sugözü Enerji Santrali gibi çeşitli sanayi kuruluşları ile birlikte küçük yerleşim merkezlerinin bulunduğu ve dolayısıyla kirlenme riskinin daha fazla olmasının beklendiği bölgelerden biridir. Pirinçlik istasyonu ise, İskenderun Demir-Çelik Fabrikası yakınlarında olması ve çevresinde yoğun yerleşim merkezleri bulunması nedeniyle kirleticilere daha fazla maruz kalan bir bölge olarak değerlendirilmiştir. 17

30 3. MATERYAL VE YÖNTEM Mine Perçin OLGUNOĞLU Araştırmada, bölgede yaygın olarak gelişen türler, littoral bölgenin üst kesiminden yüzeyden el ile daha derinlerinden (5-10m) maske, şnorkel ve palet kullanılarak toplanmıştır. Makroalglerin tür teşhislerinde Feldmann (1937), Hamel ( ), Pankow (1990), Burrows (1991), Öztürk (1983), Öztürk (1996), Öztürk ve Taşkın (1999) ten yararlanılmıştır. Çökel (Sediment) örnekleri çalışılan istasyonlarda deniz tabanı yüzeyinden (1-10cm) plastik kürek yardımı ile polietilen torbalara alınmıştır. Şekil İskenderun Körfezi ve Örnekleme İstasyonları 18

31 3. MATERYAL VE YÖNTEM Mine Perçin OLGUNOĞLU 3.2. Materyal Ağır Metal Analizinde Kullanılan Makroalg Türleri Jania rubens (Linnaeus) Lamouroux Bölüm: Rhodophyta Sınıf : Rhodophyceae Takım: Corallinales Aile : Corallinaceae Cins : Jania Tür : Jania rubens Kırmızı algler (Rhodophyta) grubuna dahil olan ve kozmopolit bir tür olan J. rubens, Akdeniz, Adriyatik ve İtalya kıyılarında yayılış göstermektedir. Tallus 1.8-2cm uzunluğunda olup; silindirik ve dikotomik bir şekilde dallanma göstermektedir. Eksen kalkerli bir yapıdadır. Ülkemizin Akdeniz kıyılarının genelinde bulunmaktadır (Taşkın, 1999). Pembemsi renkten kırmızıya kadar renklenme gösterir, ılıman ve tropik denizlerde littoral bölgenin sığ ve sakin alanlarının kayalık bölgelerinde yaygın olarak bulunur (Litter ve ark., 1989). Yıl boyunca bulunan türlerdendir (Şekil 3.2). Şekil 3.2. Jania rubens 19

32 3. MATERYAL VE YÖNTEM Mine Perçin OLGUNOĞLU Padina pavonia (Linnaeus) Gaillon Bölüm : Phaeophyta Sınıf : Phaeophyceae Takım : Dictyotales Aile : Dictyotaceae Cins : Padina Tür : Padina pavonia P. pavonia, 8-10 cm boyunda ve cm genişliğinde olup tallus yuvarlak yelpaze şeklindedir. Genç tallusta renk yeşilimsi sonraları üzerinde CaCO 3 biriktiğinden renk sarımsı-gri arasıdır. Tallus uçları kıvrımlıdır ve 3-4 cm aralıklarla yarıklara sahiptir. Ayrıca tallus yüzeyi 1-2 mm aralıklı enine hatlarla zonlara ayrılmıştır. Sıcak ve ılıman denizlerin üst infralittoralinde yayılış göstermekle birlikte kozmopolittir. Sığ sulardan başlayarak derinlere doğru yayılış gösterir (Taşkın,1999). Genellikle yıl boyunca bulunan türlerdendir (Şekil, 3.3). Şekil 3.3. Padina pavonia 20

33 3. MATERYAL VE YÖNTEM Mine Perçin OLGUNOĞLU Laurencia papillosa (Agardh) Greville Bölüm : Rhodophyta Sınıf : Rhodophyceae Takım : Ceramiales Aile : Rhodomelaceae Cins : Laurencia Tür : Laurencia papillosa L. papillosa da (Rhodophyta-Kırmızı algler) tallus boyu 5-15cm arası olup, 1-2mm kalınlığında, silindirik, fırça görünüşlü ve yuvarlak yapıdadır. Renk koyu mor ya da zeytin yeşilidir (Taşkın, 1999). Gel-git alanlarında ortalama 7m derinlikte, ılımlı dalgalara maruz kalan sert substratumlarda gelişme gösterirler (Litter ve ark., 1989). Çoğunlukla yıl boyunca bulunan türlerdendir (Şekil 3.4). Şekil 3.4. Laurencia papillosa 21

34 3. MATERYAL VE YÖNTEM Mine Perçin OLGUNOĞLU Cystoseira corniculata (Turner) Zanardini Bölüm : Phaeophyta Sınıf : Phaeophyceae Takım : Fucales Aile : Cystoseiraceae Cins : Cystoseira Tür : Cystoseira corniculata C. corniculata da renk sarımsı kahverengi olup; tallus 8-15cm uzunluğundadır. Oldukça sığ sulardaki taşlar ve kayalıklar üzerinde yayılış gösterirler. Kaktüs görünüşlü tallusa sahiptir. Belirgin şekilde tofullara sahip olup, dikensi çıkıntılar boldur ve yaprakçıklar çok sık ve hava keseleri yoktur. İlkbahar ve yaz aylarında 0-2m derinliklerde bol miktarlarda gelişim gösterirler (Taşkın, 1999) (Şekil, 3.5). Şekil Cystoseira corniculata 22

35 3. MATERYAL VE YÖNTEM Mine Perçin OLGUNOĞLU 3.3. Yöntem Makroalglerde Ağır Metal Analizi Ağır metal analizleri için toplanan makroalg örnekleri polietilen torbalarda buzluk içerisinde laboratuara getirilmiştir. Örnekler önce çeşme suyu, daha sonra bidistile su ile iyice yıkanarak üzerindeki canlı ve cansız materyalden uzaklaştırılmış ve analize kadar -18 C de saklanmıştır. Derin dondurucuda donmuş olan makroalg örnekleri bir gece önce buzdolabında bekletilmiş; örnekler çözüldükten sonra kurutma kağıdı üzerine yayılarak üzerindeki fazla suyun uzaklaştırılması sağlanmıştır. Her bir makroalg örneğinden 2g tartılarak, ısıya dayanıklı cam erlenlere konulmuş ve üzerine 20ml nitrik asit (Merck-extra pure) eklenerek örnekler hot plate üzerinde kahverengi buhar kaybolana kadar yakılmıştır. Organik parçalanması biten örnekler filtre kağıdından süzülerek bidistile su ile son hacim 50ml olacak şekilde tamamlanmıştır. Makroalg örneklerindeki ağır metal derişimleri µgg- 1 yaş ağırlık olarak hesaplanmıştır (IAEA-MESL, 1998) Çökelde (Sediment) Ağır Metal Analizi Polietilen torbalarda buzluk içerisinde laboratuara getirilen çökel örnekleri analize kadar derin dondurucuda -18 C de saklanmıştır. Çökel örnekleri porselen krozelerde 105ºC de 12 saat süreyle kurutulduktan sonra her bir örnekten 2g alınarak, ısıya dayanıklı cam erlenlere konulmuş ve üzerlerine 12ml kral suyu (3:1 oranında hidroklorik:nitrik asit Merck-extra pure) eklenmiş ve hot-plate üzerinde kahverengi buhar kaybolana kadar 120 C de yakılmıştır (UNEP, 1984). Berraklaşan örnekler soğutularak mavi-bant filtre kağıdından süzülmüş ve son hacim 50ml ye bidistile su ile tamamlanmıştır. Hazırlanan örneklerde, 3100 Model Perkin Elmer Atomik Absorbsyion Spektrofotometresi kullanılarak metal analizleri yapılmıştır. Fe 248.3nm, Cu 324.8nm, Pb 217nm, Zn 213.9nm ve Cd: nm dalga boylarında okunmuştur. Ölçümler sonucunda örneklerin içerdiği Fe, Cu, Zn, Cd ve Pb miktarlarına ait 23

36 3. MATERYAL VE YÖNTEM Mine Perçin OLGUNOĞLU değerler matematik yöntemler ile makroalg örneklerinde µgg- 1 yaş ağırlık olarak, çökel örneklerinde ise µgg -1 kuru ağırlık üzerinden hesaplanmıştır. Standartlar günlük olarak Merck marka stok çözeltilerden (1000mgl -1 ) hazırlanmıştır. Analizler iki paralelli yürütülmüştür. Hesaplamalar aşağıdaki eşitliğe göre yapılmıştır. Metal derişimi (mgl -1 ) = A X B / C (Seyrelme Faktörü) A: Okunan çözeltinin ağır metal derişimi B: Okunan çözeltinin son hacmi C: Örnek miktarı Örnekleme esnasında deniz suyunda sıcaklık ve tuzluluk, YSI marka salinometre ile, ph ölçümleri Hanna ph 211 marka ph metre ile ve çözünmüş oksijen ölçümleri Oxyguard marka Oksijenmetre kullanılarak yapılmıştır Metal Kirliliği İndeksinin (MPI) Hesaplanması Çalışılan alanda makroalg ve çökelde belirlenen Fe, Cu, Zn, Pb ve Cd derişimleri MPI kullanılarak, bölgesel karşılaştırmaları yapılmıştır. MPI değerleri aşağıdaki formüle göre hesaplanmıştır (Abdallah ve ark., 2005). MPI= M 1 x M 2 x M 3 x...mn) 1/n M 1 = 1 inci metalin derişimi, M 2 = 2 nci metalin derişimi, M 3 = 3 ncü metalin derişimi ve Mn = n inci metalin derişimidir İstatistiksel Analizler Makroalglerdeki metal birikimlerinin mevsim ve istasyonlar arası farklılıklarının önemli olup olmadığını belirlemek için Tek Yönlü Varyans Analizi 24

37 3. MATERYAL VE YÖNTEM Mine Perçin OLGUNOĞLU kullanılmıştır. Farkın önemli olduğu durumlarda hangi grup ya da grupların farklı olduğunu test etmek amacıyla Duncan Çoklu Karşılaştırma Testi uygulanmıştır. Ayrıca makroalglerdeki metal derişimleri arasındaki ilişkiyi saptamak için Korelasyon Analizi yapılmış, tüm istatistiksel analizlerde SPSS 13.0 paket programı kullanılmıştır. 25

38 4. BULGULAR VE TARTIŞMA 4.1. Bulgular İskenderun Körfezi ndeki örnekleme istasyonlarında saptanan Chlorophyta, Phaeophyta ve Rhodophyta gruplarına ait makroalg türleriyle deniz suyuna ait bazı fizikokimyasal parametreler, makroalg ve çökel örneklerinin ağır metal içerikleri devam eden bölümlerde verilmiştir. Aylık olarak alınan makroalg ve çökel örneklerine ait ağır metal düzeyleri mevsimsel olarak değerlendirilmiştir. Buna göre eylül, ekim ve kasım ayları sonbahar mevsimini; aralık, ocak ve şubat ayları kış mevsimini; mart, nisan ve mayıs ayları ilkbahar mevsimini; haziran, temmuz ve ağustos ayları ise yaz mevsimini temsil edecek şekilde değerlendirilmiştir Saptanan Makroalg Türleri Çalışma alanında yıl boyunca yapılan örneklemelerde, Chlorophyta ya ait 13, Phaeophyta ya ait 15 ve Rhodophyta ya ait 17 takson saptanmış ve saptanan taksonlar aşağıda verilmiştir. CHLOROPHYTA Clasiss: Chlorophyceae Acinetospora crinita (Carmichael) Sauvageau Anadyomena stellata (Wulfen) C. Agardh Caulerpa prolifera (Forsskaal) Lamouroux Cladophora sp. Ceramium sp. Chaetomorpha linum (Muller) Kutzing Dasycladus vermicularis (Scopoli) Krasser Enteromorpha sp. Enteromorpha compressa (Linné) Nees Enteromorpha linza (Linnaeus) J. Agardh 26

39 Enteromorpha intestinalis (Link) Nees Flabellia petiolata (Turra) Nizamuddin [Udotea petiolata (Turra) Børgesen] Halimeda tuna (Ellis-Solander) Lamouroux PHAEOPHYTA Clasiss: Phaeophyceae Colpomenia sinuosa (Metrense ex Rhoth) Derbes et Soiler Cystoseira sp. Cystoseira barbata (Goodenough. et Wood.) J.Agardh Cystoseira corniculata (Turner) Zanardini Cystoseira foeniculacea (L.) Greville forma foeniculacea [Sinonim: Cystoseira schiffneri G. Hamel forma schiffneri; Cystoseira ercegovicii Giaccone] Dictyota dichotoma (Hudson) Lamouroux Dictyota dichotoma var. intricata (C. Agardh) Greville Dictyota linearis (C.Agardh.) Greville Ectocarpus sp. Padina pavonia (Linnaeus) Gaillon Sargassum acinarum (L.) Setchell Sargassum vulgare C. Agardh Sphaceleria funcigera Kützing Stypocaulon scoparium (L.) Kützing [Halopteris scoparia (L.) Sauvageau] Stypopodium schimperii (Buchinger ex Kützing) Verlague et Boudour Taonia atomaria (Woodward) J.Agardh RHODOPHYTA Clasiss: Rhodophyceae Acanthophora nayadiformis (Delile) Papenfuss Cladostephus spongiosus forma verticillatus (Lightfoot) Prud homme van Reine [Sinonim: Cladostephus hirsutus (L.) Boudouresque et Perret; Sinonim: Cladostephus verticillatus (Lightfoot) Lyngbye] Corallina elongata Ellis et Solander 27

40 Dasya corymbifera J. Agardh Dasya ocellata (Gratel.) Harvey Diegena simplex (Wulfen) C. Agardh Fosliella farinosa (Lamouroux) Howe Ganonema farinosum (J.V. Lamouroux) Fan et Wang [Sinonim: Liagora farinosa J.V. Lamouroux] Gelidium sp. Halymenia latifolia Crouan et Crouan Hypnea musciformis (Wulfen) J. V. Lamouroux Jania rubens (Linnaeus) Lamouroux Laurencia obtusa (Hudson) J.V. Lamouroux Laurencia papillosa (Agardh) Greville [Sinonim: Chondrophycus papillosus (Agardh) Garbary et J. Harper] Polysiphonia sp. Spyridia filamentosa (Wulfen) Harvey Çalışma alanından toplanan makroalglerin ilkbahar aylarında tür sayısı ve her bir türe ait biyomasın diğer mevsimlere göre daha fazla olduğu, ayrıca Yumurtalık kıyısında yer alan bir no'lu istasyonda makroalg tür çeşitliliğinin diğer istasyonlara göre zengin olduğu gözlenmiştir Deniz Suyunun Fiziko-Kimyasal Özellikleri Çalışılan istasyonlarda deniz suyunda ölçülen fiziko-kimyasal parametrelerin mevsimsel ortalamaları Çizelge 4.1 de verilmiştir. 28

41 Çizelge 4.1.Deniz Suyunun Bazı Fiziko-Kimyasal Parametrelerinin Mevsimsel Değişimi ( X ±S x : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) MEVSİMLER Parametre Sıcaklık ( C ) Tuzluluk Çözünmüş Oksijen (mg l -1 ) ph İstasyon No ve Bölgesi Sonbahar Kış İlkbahar Yaz 1 (Yumurtalık) 23.90± ± ± ± (Botaş) 27.13± ± ± ,76± (Pirinçlik) 25.90± ± ± ± (Yumurtalık) 35.86± ± ± ± (Botaş) 36.06± ± ± ± (Pirinçlik) 35.86± ± ± ± (Yumurtalık) 4.63± ± ± ± (Botaş) 4.44± ± ± ± (Pirinçlik) 5.41± ± ± ± (Yumurtalık) 8.15± ± ± ± (Botaş) 8.28± ± ± ± (Pirinçlik) 8.25± ± ± ±0.25 Çizelge 4.1 de görüldüğü üzere en düşük ortalama deniz suyu sıcaklığı, kış mevsiminde 15.63±2.34 C ile açık denizle etkileşimi daha çok olan bir no lu istasyonda, en yüksek ortalama deniz suyu sıcaklığı ise yaz mevsiminde 29

42 32.30±0.55 C ile yine bir no lu istasyonda ölçülmüştür. Sonbahar mevsiminde en düşük ortalama deniz suyu sıcaklığı 23.90±1.68 olarak, en yüksek ortalama deniz suyu sıcaklığı ise 27.13±1.14 olarak belirlenmiştir. İlkbahar mevsiminde ise ortalama deniz suyu sıcaklıkları 19.83±2.31 ile 23.00±2.68 arasında değişmiştir. En düşük ortalama tuzluluk kış mevsiminde 33.06±2.43 olarak bir no lu istasyonda, en yüksek ortalama tuzluluk 36.06±0.12 olarak sonbahar mevsiminde iki no lu istasyonda belirlenmiştir. İlkbahar mevsiminde en düşük ortalama tuzluluk değeri 34.36±1.33 olarak belirlenirken, en yüksek değer, 35.96±0.37 olarak belirlenmiştir. Yaz mevsiminde ise ortalama tuzluluk değerleri 34.90±0.56 ile 35.23±0.51 arasında değişim göstermiştir. En düşük ortalama çözünmüş oksijen değeri sonbahar mevsiminde 4.44±1.46mgl 1 olarak iki no lu istasyonda, en yüksek ortalama değer ise 9.90±0.96mgl 1 olarak kış mevsiminde yine iki no lu istasyonda ölçülmüştür. İlkbahar mevsiminde en düşük ve en yüksek değerler sırasıyla 7.80±0.32mgl 1 ve 8.80±0.10mgl 1 olarak belirlenmiştir. Yaz mevsiminde ortalama çözünmüş oksijen değerleri 5.73±0.08mgl 1 ile 6.97±1.43 arasında değişmiştir. En düşük ortalama ph değeri 8.11±0.01 yaz mevsiminde bir no lu istasyonda, en yüksek ortalama ph kış mevsiminde üç no lu istasyonda 8.41±0.03 olarak belirlenmiştir. Sonbahar mevsiminde en düşük ortalama ph değeri 8.15±0.21 olarak, değer 8.28±0.06 olarak belirlenmiştir. İlkbahar mevsiminde ortalama ph değerleri 8.15±0.08 ile 8.22±0.08 arasında değişmiştir Makroalglerde Ağır Metal İçeriğinin Mevsimsel Değişimi Çalışma alanından toplanan makroalg örneklerinden yıl boyunca bulunan türlerin J. rubens, P. pavonia, C. corniculata ve L. papillosa türleri olduğu belirlenmiş ve çalışma materyali olarak bu türler kullanılmıştır. 30

43 J. rubens de Ağır Metal İçeriği Mevsimler ve istasyonlar karşılaştırıldığında, en düşük ortalama demir (Fe) derişimi diğer istasyonlara oranla daha az kirletilen körfezin girişinde yer alan bir no lu istasyondan ilkbahar mevsiminde alınan örneklerde, (364.58µgg -1 olarak) ölçülmüştür. Mevsimler ve istasyonlar arasındaki ortalama en yüksek Fe derişimi ise µgg 1 olarak İsdemir etki alanında bulunan üç no lu istasyonda sonbahar mevsiminde ölçülmüştür. Bir no lu istasyonda Fe derişiminin sonbahar mevsimine göre ilkbahar ve yaz mevsimlerinde azalma gösterdiği ve bu azalmanın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (Çizelge 4.2.). Bir ve iki no lu istasyonlarda Fe derişiminin sonbahardan ilkbahar mevsimine doğru azalma gösterdiği belirlenmiştir (Şekil 4.1). İstasyonlar arasında yapılan karşılaştırmada ise, dört mevsimde de Fe derişimindeki farklılıkların istatistiksel olarak önemli olmadığı belirlenmiştir. Çizelge 4.2. J. rubens de Demir Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg 1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±48.23 ax ±19.13 ax ±56.23 ax ±36.85 abx ±42.28 ax ±19.84 ax ±79.24 bx ±57.01 ax ±51.07 ax Yaz ±83.35 bx ±95.70 ax ±85.83 ax a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata 31

44 Fe (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil 4.1. J. rubens de Demir Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) En düşük ortalama bakır (Cu) derişimi (3.50µgg -1 olarak) demirde olduğu gibi yine bir no lu istasyonda ancak yaz mevsiminde ölçülmüştür. En yüksek Cu derişimi ise iki no lu istasyonda sonbahar mevsiminde 6.33µgg -1 olarak ölçülmüştür. Bir no lu istasyonda, sonbahar mevsiminden yaz mevsimine doğru Cu derişiminin azaldığı ve azalmanın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir. İki ve üç no lu istasyonlarda ise Cu derişiminde mevsimler arasındaki farkın önemli olmadığı bulunmuştur. Cu derişimi dört mevsimde de istasyonlar arasında karşılaştırıldığında, aradaki farkın önemsiz olduğu belirlenmiştir (Çizelge 4.3; Şekil 4.2). 32

45 Çizelge 4.3. J. rubens de Bakır Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg 1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±0.66 ax 6.33±0.60 ax 5.83±0.72 ax ±0.92 abx 4.67±0.33 ax 4.50±0.28 ax ±0.57 abx 4.25±0.72 ax 5.00±1.52 ax Yaz ±0.28 bx ±0.28 ax ±0.60 ax a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata Cu (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil 4.2. J. rubens de Bakır Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 33

46 J. rubens te en düşük ortalama kurşun (Pb) derişimi bir no lu istasyonda kış ve yaz mevsimlerinde ve iki no lu istasyonda ilkbahar mevsiminde 18.75µgg -1 olarak ölçülmüştür. En yüksek ortalama Pb derişimi iki no lu istasyonda sonbahar mevsiminde 33.33µgg -1 olarak ölçülmüştür. Bir ve üç no lu istasyonlarda, Pb derişimleri mevsimlere göre karşılaştırıldığında, aralarında önemli bir farkın olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). İki no lu istasyonda sonbahar mevsimine göre diğer mevsimlerde Pb derişiminin önemli derecede azaldığı ve bu azalmanın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (Çizelge 4.4). İki no lu istasyonda sonbahar mevsiminden ilkbahar mevsimine doğru düşüş gösteren Pb derişiminde yaz mevsiminde tekrar bir artışın olduğu görülmüştür (Şekil 4.3). Çizelge 4.4. J. rubens de Kurşun Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±1.04 ax 33.33±4.54 ay 25.00±0.00 ax ±1.80 ax 22.92±1.04 bx 25.00±0.00 ax ±1.04 ax 18.75±0.00 bx 21.87±4.77 ax Yaz ±3.60 ax ±1.04 bx ±1.04 ax a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x ve y: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata 34

47 Pb (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil 4.3. J. rubens de Kurşun Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) J. rubens te en düşük ortalama çinko (Zn) derişimi üç no lu istasyonda sonbahar mevsiminde 24.15µgg 1 olarak, en yüksek ortalama Zn derişimi iki no lu istasyonda kış mevsiminde 59.20µgg 1 olarak ölçülmüştür. Mevsimler ve istasyonlar Zn derişimleri yönünden karşılaştırıldığında, önemli bir fark bulunamamıştır (p>0.05) (Çizelge 4.5; Şekil 4.4). 35

48 Çizelge 4.5. J. rubens de Çinko Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg 1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±12.27 ax 40.37±11.71 ax 24.15±5.20 ax ±9.81 ax 59.20±1.36 ax 49.26±12.89 ax ±6.25 ax 30.90±3.01 ax 28.62±6.46 ax Yaz ±9.32 ax ±6.60 ax ±9.65 ax a: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata Zn (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil 4.4. J. rubens de Çinko Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 36

49 En düşük ortalama kadmiyum (Cd) derişimi, bir no lu istasyonda kış mevsiminde 1.44µgg 1, en yüksek ortalama Cd derişimi 2.35µgg -1 olarak bir no lu istasyonda ilkbahar mevsiminde ölçülmüştür. Mevsimler ve istasyonlar Cd derişimleri bakımından karşılaştırıldığında aralarında önemli bir farkın olmadığı belirlenmiştir (Çizelge 4.6; Şekil 4.5). Çizelge 4.6. J. rubens de Kadmiyum Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg 1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±0.75 ax 2.05±0.26 ax 1.74±0.15 ax ±0.40 ax 1.52±0.37 ax 1.93±0.06 ax ±0.42 ax 2.04±0.00 ax 1.82±0.00 ax Yaz ±0.45 ax ±0.34 ax ±0.13 ax a: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata 37

50 3 2,5 2 Cd (µgg -1 ) 1,5 1 0,5 0 Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil 4.5. J. rubens de Kadmiyum Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) J. rubens de istasyon ve mevsimler arasındaki MPI değerleri karşılaştırıldığında, en düşük değerin iki no lu istasyonda sonbahar mevsiminde; en yüksek MPI değerinin ise yine iki no lu istasyonda ve yaz mevsiminde olduğu belirlenmiştir. Yıllık ortalama değerler karşılaştırıldığında, en yüksek MPI değeri üç no lu istasyonda belirlenmiştir ( Çizelge 4.7). Çizelge 4.7. J. rubens e Ait Metal Kirliliği İndeksi (MPI) Değerlerinin Mevsimsel Değişimi (µgg 1 ) İSTASYONLAR Mevsimler Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Yıllık Ortalama Değerler

51 P. pavonia da Ağır Metal İçeriği En düşük ortalama Fe derişimi ilkbahar mevsiminde µgg 1 olarak iki no lu istasyonda; en yüksek ortalama Fe derişimi 575µgg 1 olarak bir no lu istasyonda kış mevsiminde ölçülmüştür. Sonbahar ve kış mevsimlerinde bir ve iki no lu istasyonlarda Fe derişimlerinin yüksek olduğu, ilkbahar ve yaz mevsimlerine doğru önemli derecede azaldığı ve bu azalmanın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). İki no lu istasyonda yaz mevsiminde ilkbahar mevsimine göre Fe derişiminin arttığı belirlenmiştir. Sonbahar mevsiminde üç no lu istasyonda analizler için yeterli örnek temin edilememiştir. İstasyonlar karşılaştırıldığında sonbahar ve kış mevsimlerinde istasyonlar arasındaki farkın önemli olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). İlkbahar ve yaz mevsimlerinde Fe derişiminin en yüksek üç no lu istasyonda olduğu belirlenmiş, bu artışın diğer istasyonlara göre istatistiksel olarak önemli olduğu bulunmuştur. Yaz mevsiminde Fe derişiminin üç no lu istasyondaki artışı bir ve iki no lu istasyonlara göre önemli bulunmuştur (Çizelge 4.8; Şekil 4.6). 39

52 Çizelge 4.8. P. pavonia da Demir Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±18.04 ax ±10.80 ax ±28.86 ax ±32.28 ax ax ±3.60 bx ±2.52 by ±87.91 az Yaz ±66.42 bx ±30.68 cx ±37.53 ay a, b ve c: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x, y ve z: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Kış mevsimini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir. : Sonbahar mevsiminde üç no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata Fe (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil 4.6. P. pavonia da Demir Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 40

53 P. pavonia da yıl içerisinde belirlenen en düşük ortalama Cu derişimi iki no lu istasyonda ilkbahar mevsiminde 1.25µgg -1 olarak; en yüksek ortalama Cu derişimi yine iki no lu istasyonda sonbahar mevsiminde ve üç no lu istasyonda yaz mevsiminde 4µgg -1 olarak belirlenmiştir. Bir ve üç no lu istasyonlarda mevsimler arasında farkın önemli olmadığı belirlenmiştir. İki no lu istasyonda sonbahar mevsiminden ilkbahar mevsimine doğru derişimin azaldığı belirlenmiştir. Bu azalma diğer mevsimlerle benzerlik gösterirken; sonbahar mevsimine göre istatistiksel olarak önemli olduğu (Çizelge 4.9; Şekil 4.7) saptanmıştır. Çizelge 4.9. P. pavonia da Bakır Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±0.43 ax 4.00±0.57 ax ±1.01 ax 3.00±1.04 abx 2.50 ax ±0.83 ax 1.25±0.43 bx 3.00±1.32 ax Yaz 2.67±0.72 ax 3.00±0.50 abx 4.00±0.57 ax a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Kış mevsimini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir. : Sonbahar mevsiminde üç no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata 41

54 Cu (µgg -1 ) 5 4,5 4 3,5 3 2,5 2 1,5 1 0,5 0 Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil 4.7. P. pavonia da Bakır Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) P. pavonia da en düşük ortalama Pb derişimi iki no lu istasyonda ilkbahar mevsiminde 4.69µgg 1 ; en yüksek ise iki no lu istasyonda sonbahar mevsiminde 12.50µgg -1 olarak ölçülmüştür. Bir no lu istasyonda kış mevsiminde sonbahar mevsimine göre Pb derişiminin azaldığı, ilkbahar ve yaz mevsimlerinde tekrar artarak sonbahar mevsimindeki değerlere yaklaştığı belirlenmiştir. İki no lu istasyonda sonbahar mevsiminden ilkbahar mevsimine doğru Pb derişiminin azaldığı belirlenmiştir. İlkbahar mevsiminde gözlenen azalma diğer mevsimlere göre istatistiksel olarak önemlidir (p<0.05). Sonbahar, kış ve yaz mevsimlerinde istasyonlar arasında önemli bir fark bulunamamıştır. İlkbahar mevsiminde bir ve üç no lu istasyonlarda Pb derişiminin benzer olduğu, bir no lu istasyonda ölçülen Pb derişiminin iki no lu istasyona göre daha yüksek düzeylerde olduğu ve aradaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (Çizelge 4.10; Şekil 4.8) (p<0.05). 42

55 Çizelge P. pavonia da Kurşun Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±0.90 ax 12.50±1.80 ax ±1.35 bx 8.85±1.87 bx 6.25 ax ±0.00 abx 4.69±0.00 cy 7.03±1.35 axy Yaz ±1.04 abx ±1.04 bx ±0.00 ax a, b ve c: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x ve y: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Kış mevsimini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir : Sonbahar mevsiminde üç no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata Pb (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil 4.8. P. pavonia da Kurşun Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 43

56 P. pavonia da en düşük ortalama Zn derişimi bir no lu istasyonda sonbahar mevsiminde 13.38µgg -1 ; en yüksek ortalama değer yine bir no lu istasyonda kış mevsiminde 46.70µgg -1 olarak ölçülmüştür. Yıl içerisinde en yüksek Zn derişimlerinin bir ve iki no lu istasyonlarda kış mevsiminde olduğu belirlenmiştir. Bir no lu istasyonda Zn derişiminin sonbahar mevsiminden kış mevsimine doğru önemli derecede arttığı ve bu değerin ilkbahar ve yaz mevsimlerine doğru tekrar azaldığı belirlenmiştir. İki no lu istasyonda ilkbahar mevsiminde kış mevsimine göre Zn düzeylerinin azaldığı belirlenmiştir. Üç no lu istasyonda mevsimler arasında önemli bir fark bulunamamıştır. Zn derişiminin kış mevsiminde bir ve iki no lu istasyonlarda üç no lu istasyona göre yüksek düzeylerde olduğu ve istasyonlar arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). (Çizelge 4.11, Şekil 4.9). Çizelge P. pavonia da Çinko Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±3.34 ax 29.85±5.30 abx ±8.45 bx 39.30±6.07 ax ay ±4.75 ax 22.18±0.37 bx 17.78±5.47 ax Yaz 16.75±6.03 ax 24.74±5.66 abx 19.51±4.59 ax a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x ve y: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Kış mevsimini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir : Sonbahar mevsiminde üç no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata 44

57 Zn (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil 4.9. P. pavonia da Çinko Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) En düşük ortalama Cd derişiminin bir no lu istasyonda sonbahar mevsiminde ve iki no lu istasyonda ilkbahar mevsiminde 0.45µgg -1 olarak, en yüksek ortalama Cd derişimi 2 no lu istasyonda sonbahar mevsiminde 1.36µgg -1 olarak belirlenmiştir. Bir no lu istasyonda sonbahar mevsiminden yaz mevsimine doğru Cd derişiminin arttığı belirlenmiştir. Yaz mevsimindeki bu artışın sonbahar ve ilkbahar mevsimlerine göre önemli olduğu bulunmuştur. İki no lu istasyonda sonbahar mevsiminden ilkbahar mevsimine doğru derişimin azaldığı; buna karşılık yaz mevsiminde tekrar artış gösterdiği belirlenmiştir. Üç no lu istasyonda ise yaz mevsiminde kış ve ilkbahar mevsimlerine göre Cd derişimlerinin arttığı ve bu artışın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Cd derişimi istasyonlara göre karşılaştırıldığında, sonbahar mevsiminde istasyonlar arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunurken (p<0.05), diğer mevsimlerde istasyonlar arasındaki farkın önemli olmadığı belirlenmiştir (p>0.05) (Çizelge 4.12; Şekil 4.10). P. pavonia da belirlenen metal düzeyleri ile sıcaklık arasında yapılan ilgileşimde (korelasyon), Cd birikimi ile sıcaklık arasında pozitif ilişki belirlenmiştir ( r=0.635, p<0.05). 45

58 Çizelge P. pavonia da Kadmiyum Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg 1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±0.00 ax 1.36±0.00 ay ±0.19 abx 0.83±0.07 bcx 0.68 ax ±0.00 ax 0.45±0.13 bx 0.68±0.13 ax Yaz ±0.26 bx ±0.20 acx ±0.13 bx a, b ve c: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x ve y: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Kış mevsimini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir : Sonbahar mevsiminde üç no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata Cd (µgg -1 ) 1,6 1,4 1,2 1 0,8 0,6 0,4 0,2 0 Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil P. pavonia da Kadmiyum Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 46

59 P. pavonia da en düşük MPI değeri ilkbahar mevsiminde iki no lu istasyonda, en yüksek MPI değeri sonbahar mevsiminde yine iki no lu istasyonda, belirlenmiştir. Yıllık değerler karşılaştırıldığında iki no lu istasyonun bir ve üç no lu istasyona göre daha yüksek MPI değerine sahip olduğu bulunmuştur (Çizelge 4.13). Çizelge P. pavonia ya Ait Metal Kirliliği İndeksi (MPI) Değerlerinin Mevsimsel Değişimi (µgg 1 ) İSTASYONLAR Mevsimler Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Yıllık Ortalama Değerler : Üç no lu istasyonda örnek bulunamamıştır L. papillosa da Ağır Metal İçeriği L. papillosa da en düşük ortalama Fe derişimi üç no lu istasyonda ilkbahar mevsiminde 112.5µgg -1 olarak ölçülmüştür. En yüksek ortalama Fe derişimi ise sonbahar mevsiminde bir no lu istasyonda 557.5µgg -1 olarak ölçülmüştür. Bir ve üç no lu istasyonlarda Fe derişiminin sonbahar mevsiminden ilkbahar mevsimine doğru düşüş gösterdiği belirlenmiştir. Bir no lu istasyonda sonbahar mevsimine oranla kış, ilkbahar ve yaz mevsimlerinde Fe derişimlerindeki azalmanın istatistiksel olarak önemli olduğu bulunmuştur (p<0.05). Üç no lu istasyonda ilkbahar periyodunda Fe derişiminin sonbahar ve kış periyoduna göre önemli derecede azaldığı belirlenmiştir. Her dört mevsimde de Fe derişimleri bakımından istasyonlar arasında önemli bir fark bulunamamıştır (p>0.05). Sonbahar mevsiminde iki no lu istasyonda L. papillosa ya ait örnek bulunamamıştır (Çizelge 4.14; Şekil 4.11). 47

60 Çizelge L. papillosa da Demir Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±21.44 ax ±64.95 ax bx ± ax ±46.90 ax bx ±46.19 ax ±43.89 bx Yaz ± bx ax ± abx a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Kış, ilkbahar ve yaz mevsimlerini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir. : Sonbahar mevsiminde iki no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata Fe (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil L. papillosa da Demir Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 48

61 L. papillosa da yıl içindeki en düşük ortalama Cu derişimi iki no lu istasyonda yaz mevsiminde 1.5µgg 1 olarak, en yüksek ortalama Cu derişimi ise üç no lu istasyonda sonbahar mevsiminde ve bir no lu istasyonda kış mevsiminde 3.5µgg 1 olarak ölçülmüştür. bir ve iki nolu istasyonlarda kış mevsimine göre ilkbahar ve yaz periyodlarında, üç nolu istasyonda ise sonbahar mevsimine göre ilkbahar ve yaz periyotlarında Cu derişiminde azalma olduğu belirlenmiştir. Bu azalmalar istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Cu derişimleri yönünden istasyonlar karşılaştırıldığında istasyonlar arasında önemli bir farkın olmadığı belirlenmiştir (p>0.05) (Çizelge 4.15; Şekil 4.12). Çizelge L. papillosa da Bakır Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg 1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±0.44 abx 3.50±0.28 ax ax 3.25±0.43 ax 3.25±0.43 abx bx 1.67±0.60 bx 2.00±0.28 bx Yaz 2.00±0.86 bx 1.50 bx 2.17±0.60 bx a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Kış, ilkbahar ve yaz mevsimlerini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir : Sonbahar mevsiminde iki no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata 49

62 Cu (µgg -1 ) 4 3,5 3 2,5 2 1,5 1 0,5 0 Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil L. papillosa da Bakır Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) L. papillosa da en düşük ortalama Pb derişimi ilkbahar mevsiminde her üç istasyonda belirleme limitlerinin altında bulunurken (<0.125μgg -1 ); en yüksek ortalama Pb derişimi sonbahar mevsiminde üç no lu istasyonda 9.38μgg -1 olarak ölçülmüştür. Üç no lu istasyonda kış mevsimindeki Pb derişiminin, sonbahar mevsimine göre azalma gösterdiği belirlenmiştir. Her üç istasyon Pb derişimleri yönünden karşılaştırıldığında, mevsimler arasında farkın önemli olmadığı belirlenmiştir (p>0.05) (Çizelge 4.16; Şekil 4.13). 50

63 Çizelge L. papillosa da Kurşun Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±1,04 ax 9.38±0,00 ax ax 7.81±2,70 ax 6.25±0,00 bx * * * Yaz 6.25±0,00 ax 6.25 ax * a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Kış ve yaz mevsimlerini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir *; Okuma sınırının altındaki değerleri göstermektedir. : Sonbahar mevsiminde iki no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata Pb (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil L. papillosa da Kurşun Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 51

64 L. papillosa da en düşük ortalama Zn derişimi bir no lu istasyonda ilkbahar mevsiminde 5.43μgg -1, en yüksek ortalama Zn derişimi üç no lu istasyonda kış mevsiminde 25.86μgg -1 olarak ölçülmüştür. Bir ve üç no lu istasyonlarda Zn derişimi sonbahar mevsimine göre kış mevsiminde artış göstermiştir, ilkbahar ve yaz mevsimlerinde ise tekrar sonbahar mevsimindeki düzeylere düşmüştür. İki no lu istasyonda ilkbahar ve yaz mevsimlerinde Zn derişiminin kış mevsimine göre azaldığı belirlenmiştir. Yıl içerisinde en yüksek ortalama Zn derişimlerinin kış mevsiminde; en düşük Zn derişimlerinin ise ilkbahar mevsiminde olduğu belirlenmiştir. Her dört mevsimde de istasyonlar arasındaki farkın önemli olmadığı belirlenmiştir (p>0.05) (Çizelge 4.17, Şekil 4.14). L. papillosa da, Zn birikimi ile sıcaklık arasında yapılan ilgileşimde (korelasyon), aralarında negatif ilişki (r=-0.667, p<0.05) olduğu belirlenmiştir. Çizelge L. papillosa da Çinko Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar ±1.11 ax ±0.00 ax Kış İlkbahar bx 23.08±3.44 ax 25.86±4.61 bx ax 7.11±1.33 bx 6.49±2.03 ax Yaz 7.54±2.28 ax 9.73 bx 9.02±0.31 ax a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Kış, ilkbahar ve yaz mevsimlerini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir : Sonbahar mevsiminde iki no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata 52

65 Zn (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil L. papillosa da Çinko Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) L. papillosa da yıl içindeki en düşük ve en yüksek ortalama Cd derişimi sırasıyla ilkbahar ve yaz mevsimlerinde, bir no lu istasyonda 0.23µgg -1 ve 0.75µgg -1 ölçülmüştür. Bir no lu istasyonda Cd derişimi ilkbahar mevsimine göre yaz mevsiminde artış göstermiştir. Bir ve üç no lu istasyonlarda en yüksek Cd derişimi yaz mevsiminde ölçülmüştür. İki ve üç no lu istasyonlarda mevsimler arasında önemli bir fark bulunamamıştır (p>0.05). Cd derişiminde sonbahar mevsiminden kış mevsimine doğru azalma görülürken, yaz mevsiminde tüm istasyonlarda tekrar bir artış olduğu bulunmuştur. Her dört mevsimde de istasyonlar arasında istatistiksel olarak önemli fark bulunamamıştır (Çizelge 4.18; Şekil 4.15). 53

66 Çizelge L. papillosa da Kadmiyum Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±0,00 abx 0.46±0.13 ax abx 0.57±0,06 ax 0.34±0.06 ax ax 0.30±0,07 ax 0.37±0.07 ax Yaz ±0,15 bx ax ±0.30 ax a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Kış, ilkbahar ve yaz mevsimlerini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir : Sonbahar mevsiminde iki no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata Cd (µgg -1 ) 1 0,9 0,8 0,7 0,6 0,5 0,4 0,3 0,2 0,1 0 Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil L. papillosa da Kadmiyum Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 54

67 L. papillosa da en yüksek MPI değerleri kış mevsiminde iki no lu istasyonda, en düşük MPI değeri ilkbahar mevsiminde bir no lu istasyonda belirlenmiştir. Yıllık ortalama değerler karşılaştırıldığında en yüksek MPI değeri üç no lu istasyonda, en düşük MPI değeri bir no lu istasyonda belirlenmiştir (Çizelge 4.19). Çizelge L. papillosa ya ait Metal Kirliliği İndeksi (MPI) Değerlerinin Mevsimsel Değişimi (µgg 1 ) İSTASYONLAR Mevsimler Sonbahar Kış İlkbahar 4.69* 5.57* 4.82* Yaz * Yılık Ortalama Değerler İki no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. *Pb değeri okuma limitleri altında bulunduğundan MPI Fe, Cu, Zn ve Cd değerleri kullanılarak hesaplanmıştır C. corniculata da Ağır Metal İçeriği C. corniculata da en düşük ortalama Fe derişimi bir no lu istasyonda kış mevsiminde 71.87µgg -1 olarak belirlenirken, en yüksek ortalama Fe derişimi sonbahar mevsiminde iki no lu istasyonda µgg -1 olarak belirlenmiştir. Bir ve İki no lu istasyonlarda Fe derişimleri mevsimsel olarak karşılaştırıldığında sonbahar mevsimine göre kış, ilkbahar ve yaz mevsimlerinde Fe derişiminin azaldığı ve bu azalışın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Yıl içerisinde Fe derişiminde, bir ve iki no lu istasyonlarda sonbahar mevsiminden ilkbahara doğru azalma görülürken; yaz mevsiminde tekrar artış görülmüştür. Sonbahar mevsiminde üç no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. Her bir mevsimde istasyonlara göre demir derişimleri karşılaştırıldığında istasyonlar arasındaki farkın önemli olmadığı belirlenmiştir (Çizelge 4.20; Şekil 4.16). 55

68 Çizelge C. corniculata da Demir Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar ± ax ax Kış İlkbahar ±6.13 bx bx ±32.47 ax ±45.31 bx 73.13±26.34 bx ±18.04 ax Yaz ±51.44 bx ±68.47 bx ax a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Sonbahar, kış ve yaz mevsimlerini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir : Sonbahar mevsiminde üç no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata Fe (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil C. corniculata da Demir Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 56

69 C. corniculata da en düşük ve en yüksek Cu derişimi sırasıyla ilkbahar mevsiminde iki no lu istasyonda 0.78µgg -1 olarak ve sonbahar mevsiminde bir no lu istasyonda 3.83µgg -1 olarak ölçülmüştür. İki no lu istasyonda Cu derişiminin sonbahar mevsiminden ilkbahar mevsimine doğru azaldığı ve bu azalmanın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir. Aynı istasyonda Cu derişiminin yaz mevsiminde tekrar artış gösterdiği bulunmuştur. Bir ve üç no lu istasyonlarda, mevsimlere göre Cu derişiminde görülen değişimin istatistiksel olarak önemli olmadığı belirlenmiştir. (p>0.05) (Çizelge 4.21; Şekil 4.17). Çizelge C. corniculata da Bakır Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg 1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar ±2.30 ax 3.00 ax Kış İlkbahar ±0.14 ax 1.97 abx 2.25±1.01 ax ±0.64 ax 0.78±0.11 bx 2.50±0.57 ax Yaz 2.50±1.04 ax 2.25±0.25 abx 2.00 ax a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Sonbahar, kış ve yaz mevsimlerini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir : Sonbahar mevsiminde üç no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata 57

70 7 6 5 Cu (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil C. corniculata da Bakır Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) C. corniculata da en düşük ortalama Pb derişimi, ilkbahar ve yaz mevsimlerinde her üç istasyonda da ölçüm limitlerinin altında bulunurken (<0.125μgg -1 ), en yüksek ortalama Pb derişimi iki no lu istasyonda sonbahar mevsiminde 12.5μgg -1 olarak ölçülmüştür. İlkbahar ve yaz mevsimlerinde Pb derişimi ölçüm limitlerinin altında olduğu için istatistiksel karşılaştırma yapılamamıştır (Çizelge 4.22; Şekil 4.18). 58

71 Çizelge C. corniculata da Kurşun Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar ± Kış ±0.00 * ±1.15 İlkbahar * * * * * * Yaz *; Okuma sınırının altındaki değerleri göstermektedir. Okuma sınırının altında olan değerlerden dolayı istatistiksel karşılaştırma yapılamamıştır. : Sonbahar mevsimini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir : Sonbahar mevsiminde üç no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata Pb (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil C. corniculata da Kurşun Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 59

72 C. corniculata da Zn derişiminin yıl içinde en düşük ortalama değeri, bir no lu istasyonda ilkbahar mevsiminde 7.99μgg 1 ; en yüksek ortalama değeri yine bir no lu istasyonda kış mevsiminde 32.62μgg -1 olarak ölçülmüştür. Zn derişiminin bir no lu istasyonda kış, iki no lu istasyonda ise yaz mevsiminde diğer mevsimlere göre yüksek ve istatistiksel olarak farklı olduğu bulunmuştur (p<0.05). Üç no lu istasyonda mevsimler arasında önemli bir fark bulunamamıştır. Sonbahar ve ilkbahar mevsimlerinde istasyonlar arasında önemli bir fark bulunamamıştır (p>0.05). İstasyonlar arasında karşılaştırma yapıldığında kış mevsiminde bir no lu istasyonda, yaz mevsiminde ise iki no lu istasyonda diğer istasyonlara göre Zn derişiminin daha yüksek olduğu ve istatistiksel olarak farklı bulunduğu belirlenmiştir Çizelge 4.23; Şekil 4.19) Çizelge C. corniculata da Çinko Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg 1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar ±8.76 ax 9.95 ax Kış İlkbahar ±2.90 bx ay 16.59±2.18 ay ±0.91 ax 9.23±0.00 ax 8.21±1.75 ax Yaz 11.91±1.84 ax 29.28±7.07 by ax a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x ve y: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Sonbahar, kış ve yaz mevsimlerini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir. : Sonbahar mevsiminde üç no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata 60

73 Zn (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil C. corniculata da Çinko Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) C. corniculata da Cd derişiminin yıl içinde en düşük ortalama değeri, kış mevsiminde iki no lu istasyonda 0.22μgg -1 olarak ölçülmüştür. En yüksek ortalama derişim ise yaz mevsiminde yine aynı istasyonda 0.68μgg -1 olarak ölçülmüştür. iki no lu istasyonda yaz mevsiminde Cd derişiminin kış mevsimine göre arttığı belirlenmiştir. Bir ve üç no lu istasyonlar Cd derişimi bakımından karşılaştırıldığında mevsimler arasındaki farkın önemli olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Cd derişimi istasyonlar arası mevsimsel bazda karşılaştırıldığında sonbahar, kış ve ilkbahar mevsimlerinde istasyonların benzerlik gösterdiği, ancak yaz mevsiminde iki no lu istasyonda üç no lu istasyona göre Cd derişiminin yüksek olduğu ve istasyonlar arasındaki farkın önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05) (Çizelge 4.24; Şekil 4.20). 61

74 Çizelge C. corniculata da Kadmiyum Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg 1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar ±0.06 ax 0.46 abx Kış İlkbahar ±0.06 ax 0.22 ax 0.46±0.00 ax ±0.06 ax 0.46±,0.00 abx 0.23±0.00 ax Yaz ±0.06 axy ±0.22 bx ay a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x ve y: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Sonbahar, kış ve yaz mevsimlerini temsil eden aylardan yalnızca birinde örnek temin edilebildiğinden bir analiz yapılabilmiştir : Sonbahar mevsiminde üç no lu istasyonda örnek bulunamamıştır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata Cd (µgg -1 ) 1 0,9 0,8 0,7 0,6 0,5 0,4 0,3 0,2 0,1 0 Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1 nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil C. corniculata da Kadmiyum Derişiminin Örnekleme İstasyonları ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 62

75 C. corniculata da en düşük MPI değeri ilkbahar mevsiminde iki no lu istasyonda belirlenirken, en yüksek MPI değeri ise sonbaharda bir no lu istasyonda belirlenmiştir. Yıllık ortalama değerler karşılaştırıldığında en düşük MPI değeri üç no lu istasyonda, en yüksek MPI değeri ise iki no lu istasyonda belirlenmiştir. Çizelge C. corniculata ya Ait Metal Kirliliği İndeksi (MPI) Değerlerinin Mevsimsel Değişimi (µgg 1 ) İSTASYONLAR Mevsimler Sonbahar Kış * 6.14 İlkbahar 4.84* 3.94* 5.40* Yaz 7.14* 8.87* 6.67* Yıllık Ortalama Değer Üç no lu istasyonda örnek bulunamamıştır.*pb değeri okuma limitleri altında bulunduğundan MPI Fe, Cu, Zn ve Cd değerleri kullanılarak hesaplanmıştır Makrolaglerde Metaller Arası İlgileşim Çalışılan dört makroalg türünde Fe, Cu, Pb, Zn ve Cd derişimleri arasında yapılan ilgileşim (korelasyon) analiz sonuçları Çizelge 4.26; Çizelge 4.27; Çizelge 4.28 ve Çizelge 4.29 te verilmiştir. Analiz sonuçlarına göre J. rubens de Cu derişimi ile Fe, Zn ve Pb derişimleri arasında ve Pb ile Zn derişimleri arasında önemli pozitif korelasyon olduğu belirlenmiştir (Çizelge 4.26). P. pavonia da Cu derişiminin Fe ve Pb derişimleri ile önemli pozitif ilişki olduğu belirlenmiştir. C. corniculata da ise Fe derişimi ile Cu ve Pb derişimleri arasında önemli pozitif ilişki bulunmuştur. L. papillosa da Pb derişimi ile Fe ve Cu, Zn derişimi ile Cu derişimi arasında önemli pozitif ilişki olduğu belirlenmiştir. (Çizelge 4.27; Çizelge 4.28 ve Çizelge 4.29). 63

76 Çizelge J. rubens de Metaller Arası İlgileşim Düzeyleri (p<0.01) Fe Cu Pb Zn Cd Fe 1 Cu 0.755** 1 Pb ** 1 Zn ** 1.000** 1 Cd Çizelge P. pavonia da Metaller Arası İlgileşim Düzeyleri (p<0.01) Metal Fe Cu Pb Zn Cd Fe 1 Cu 0.822** 1 Pb ** 1 Zn Cd Çizelge L. papillosa da Metaller Arası İlgileşim Düzeyleri (p<0.05) Fe Cu Pb Zn Cd Fe 1 Cu Pb 0.708* 0.674* 1 Zn * Cd

77 Çizelge C. corniculata da Metaller Arası İlgileşim Düzeyleri (p<0.01) Fe Cu Pb Zn Cd Fe 1 Cu 0.817** 1 Pb 0.887** Zn Cd Çökelde (Sediment) Ağır Metal İçeriği Demir (Fe) Çökelde en düşük ortalama Fe derişimi iki no lu istasyonda kış mevsiminde μgg 1, en yüksek ortalama Fe derişimi üç no lu istasyonda yine kış mevsiminde μgg 1 olarak belirlenmiştir. bir, iki ve üç no lu istasyonlarda Fe derişimleri karşılaştırıldığında, mevsimler arasındaki farkın önemli olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Her bir mevsimde istasyonlar arasında Fe derişimi karşılaştırıldığında, sonbahar ve kış mevsimlerinde üç no lu istasyondaki Fe derişimi diğer istasyonlara göre daha yüksek olup; aradaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). İlkbahar mevsiminde istasyonlar arasında fark bulunamamıştır. Yaz mevsiminde üç no lu istasyonda Fe derişimi iki no lu istasyona göre yüksek olup, bir no lu istasyona benzerlik göstermektedir (Çizelge 4.30; Şekil 4.21). 65

78 Çizelge Çökelde Demir Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg 1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±2.08 ax ±6.30 ax ±7.51 ay ±10.51 ax ±12.82 ax ±6.13 ay ±3.61 ax ±7.30 ax ±4.73 ax Yaz ±12.10 axy ±8.32 ax ±10.13 ay a: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x ve y: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata Fe (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil Çökelde Demir Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 66

79 Bakır (Cu) Çökelde en düşük ortalama Cu derişimi kış mevsiminde üç no lu istasyonda 3.63μgg -1 olarak, en yüksek ortalama Cu değeri sonbahar mevsiminde iki no lu istasyonda 8.50μgg -1 olarak belirlenmiştir. Bir ve üç no lu istasyonlarda Cu derişimleri yönünden mevsimler arasında fark bulunamamıştır (p>0.05). İki no lu istasyonda kış mevsiminde sonbahar mevsimine oranla Cu derişiminin azaldığı belirlenmiş; bu azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Her dört mevsimde de üç no lu istasyonda bir ve iki no lu istasyonlara göre Cu derişiminin daha düşük düzeylerde olduğu ve farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05) (Çizelge 4.31; Şekil 4.22). Çizelge Çökelde Bakır Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±0.33 ax 8.5±0.28 ax 4.08±0.17 ay ±0.60 ax 7.33±0.44 bx 3.63±0.21 ay ±0.16 ax 8.00±0.28 abx 4.17±0.08 ay Yaz ±0.33 ax ±0.60 abx ±0.16 ay a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x ve y: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata 67

80 Cu (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil Çökelde Bakır Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) Kurşun (Pb) En düşük ortalama Pb derişimi kış mevsiminde üç no lu istasyonda 14.06μgg 1 olarak, en yüksek Pb derişimi ise yaz mevsiminde iki no lu istasyonda 34.38μgg 1 olarak belirlenmiştir. Bir no lu istasyonda yaz mevsiminde diğer mevsimlere göre Pb derişiminin yüksek olduğu ve bu farklılığın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). İki no lu istasyonda Pb değerleri yaz döneminde en yüksek düzeye ulaşmış ancak, hem iki hem de üç no lu istasyonlarda Pb değerleri yönünden mevsimler arasında istatistiksel olarak önemli fark bulunamamıştır (p>0.05) (Çizelge 4.32; Şekil 4.23). 68

81 Çizelge Çökelde Kurşun Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±1.04 abx 30.21±1.04 ax 17.71±1.04 ay ±1.04 ax 28.13±4.47 ax 14.06±0.90 ay ±1.04 abx 31.25±1.80 ax 19.79±1.04 ay Yaz ±1.04 bx ±3.60 ax ±1.04 ay a ve b: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x ve y: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata Pb (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil Çökelde Kurşun Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 69

82 Çinko (Zn) Çökelde en düşük ortalama Zn derişimi sonbahar mevsiminde iki ve üç no lu istasyonlarda 17.74μgg -1 olarak, en yüksek ortalama Zn derişimi sonbahar mevsiminde bir no lu istasyonda 25.14μgg -1 olarak belirlenmiştir. Zn derişimlerinin mevsimlere ve istasyonlara bağlı değişimi karşılaştırıldığında aralarındaki farkın istatistiksel olarak önemli olmadığı belirlenmiştir (p>0.05) (Çizelge 4.33; Şekil 4.24). Çizelge Çökelde Çinko Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg -1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±1.39 ax 17.74±5.30 ax 17.74±5.30 ax ±1.50 ax 19.87±2.04 ax 19.87±2.04 ax ±3.40 ax 18.18±2.75 ax 18.18±2.75 ax Yaz ±0.41 ax ±2.56 ax ±2.56 ax a: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında p<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata 70

83 Zn (µgg -1 ) Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil Çökelde Çinko Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) Kadmiyum (Cd) Çökelde en düşük ortalama Cd derişimi kış mevsiminde üç no lu istasyonda 1.37μgg -1 olarak, en yüksek ortalama Cd derişimi ise ilkbahar mevsiminde iki no lu istasyonda 3.86μgg -1 olarak belirlenmiştir. Mevsimlere göre Cd derişimleri karşılaştırıldığında aralarındaki farkın istatistiksel olarak önemli olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). İstasyonlara göre yapılan karşılaştırmada, her dört mevsimde de bir ve iki no lu istasyonlardaki Cd derişimlerinin üç no lu istasyona göre yüksek olduğu ve aradaki farkın önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05) (Çizelge 4.34; Şekil 4.25). 71

84 Çizelge Çökelde Kadmiyum Derişiminin Mevsim ve İstasyonlara Göre Değişimi (µgg 1 ) Mevsimler 1 İstasyonlar 2 3 Sonbahar Kış İlkbahar ±0.22 ax 3.41±0.22 ax 1.74±0.20 ay ±0.34 ax 3.26±0.64 ax 1.37±0.13 ay ±0.20 ax 3.86±0.47 ax 1.82±0.13 ay Yaz ±0.33 ax ±0.42 ax ±0.00 ay a: aynı istasyonda mevsimler arasındaki ayrımı; x ve y: aynı mevsimdeki istasyonlar arasındaki ayrımı belirtmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı harflerle gösterilen veriler arasında P<0.05 düzeyinde istatistiksel ayrım bulunmaktadır. : Aritmetik Ortalama ± Standart Hata 5 4,5 4 3,5 Cd (µgg- 1 ) 3 2,5 2 1,5 1 0,5 0 Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Mevsimler 1nolu istasyon 2 nolu istasyon 3 nolu istasyon Şekil Çökelde Kadmiyum Derişiminin Örnekleme İstasyonu ve Mevsimlere Göre Dağılımı (Aritmetik Ortalama ± Standart Hata) 72

85 Üç farklı istasyondan alınan çökel örneklerinde en düşük MPI değeri kış mevsimde üç no lu istasyonda, en yüksek MPI değeri yaz mevsiminde bir no lu istasyonda belirlenmiştir. Yıllık ortalama değerler karşılaştırıldığında en düşük MPI değer üç no lu istasyonda, en yüksek MPI değeri ise iki no lu istasyonda belirlenmiştir (Çizelge 4.35). Çizelge Çökele Ait Metal Kirliliği İndeksi Değerlerinin (MPI) Mevsimsel Değişimi (µgg 1 ) İSTASYONLAR Mevsimler Sonbahar Kış İlkbahar Yaz Yıllık Ortalama Değerler Tartışma Bu çalışmada İskenderun Körfezi nin farklı bölgelerinden alınan kırmızı alglerden J. rubens ve L. papillosa ile kahverengi alglerden P. pavonia ve C. corniculata türlerinde, ağır metallerden Fe, Cu, Zn, Pb ve Cd un mevsimlere bağlı değişimleri araştırılmıştır. Makroalglerle aynı bölgelerden alınan çökel örneklerinde de yukarıda adları belirtilen metal düzeyleri saptanmıştır. Ayrıca, makroalglerin yaşam ortamları olan deniz suyunun bazı fiziko-kimyasal özellikleri ölçülerek alglerdeki metal birikimine etkileri tartışılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlardan da anlaşılabileceği gibi, makroalg türlerinde ağır metal düzeylerinin mevsimlere ve örnekleme alanlarına göre farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Bu farklılıklar, algin morfolojik özelliklerine, 73

86 gel-git zonunda bulunan algin pozisyonuna, algin yaşına, diğer ağır metallerle etkileşimlerine, mevsime ve çevresel faktörlere bağlı olabilmektedir (Kalesh ve Nair, 2005; Fytianos ve ark. 1999). Bu çalışmada, mevsim ve istasyonlara bağlı olarak ph ve tuzluluğun farklılık göstermediği, buna karşın deniz suyu sıcaklığı ve çözünmüş oksijen düzeylerinin mevsimlere göre önemli değişimler gösterdiği belirlenmiştir. Yıl içerisinde sonbahar ve yaz mevsimlerinde sıcaklığın kış ve ilkbahara göre daha yüksek olduğu, çözünmüş oksijen derişiminin ise ilkbahar ve kış mevsimlerinde diğer mevsimlere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Örneklemenin deniz yüzey suyundan yapılmasından dolayı, su sıcaklığının atmosfer sıcaklığından etkilendiği görülmektedir. Çözünmüş oksijen değerleri havanın ve dolayısıyla deniz suyunun ısınmasına paralel olarak azalmıştır. Organizmaların içinde yaşadığı su ortamının sıcaklığında meydana gelen değişimler bu organizmaların fizyolojileri ve metabolizmalarında değişikliklere neden olmaktadır. Bu değişiklikler metallerin organizmalar tarafından alınmaları üzerine etkilidirler (Dural, 2004; Ünsal, 1978 den). Çalışılan makroalg türlerinde saptanan metal düzeyleri ile sıcaklık arasında yapılan ilgileşimde (korelasyon) P. pavonia da Cd birikimi ile sıcaklık arasında pozitif ilişki belirlenirken ( r=0.635, p<0.05), L. papillosa da Zn birikimi ile sıcaklık arasında negatif ilişki (r=-0.667, p<0.05) olduğu belirlenmiştir. Sıcaklığın artması genellikle birikimin artmasına neden olurken; bazı durumlarda da birikimin azalmasına da neden olabilmektedir. Yüksek sıcaklıkta birikimin artması enerji tüketiminin artması ile açıklanabilir fakat organizmada yüksek sıcaklıkta birikimin az olması mekanizması tam olarak açıklanamamıştır (Mamboya, 2007). Bu çalışmada genel bir değerlendirme yapıldığında, sonbahar mevsiminden kış mevsimine doğru sıcaklığın azalmasıyla birlikte çalışılan bazı makroalg türlerinde metal düzeylerinin azaldığı, ilkbahar ve yaz mevsimlerinde sıcaklık artışıyla metal birikiminin arttığı söylenebilir. Bu nedenle incelenen bazı türlerde metal birikimiyle sıcaklık artışı arasında doğrusal bir ilişkinin olduğu belirlenmiş ancak bu durum tüm türler için gözlenmemiştir. Çalışılan dört alg türünde de ağır metal derişimlerinin sıralaması Fe > Zn > Pb > Cu > Cd olarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarına uygun olarak önceki 74

87 yıllarda Türkiye ve diğer ülkelerde yapılan araştırmalarda benzer sonuçlar bulunmuştur. Sarıhan ve ark. (2006) tarafından İskenderun Körfezi nde yapılan çalışmada, çalışılan makroalglerde metal sıralaması Fe > Zn > Pb > Cu > Cd olarak bildirilmiştir. Tunçer (1985) ve Bildacı (1992) tarafından İzmir Körfezi ve İskenderun Körfezi kıyılarından alınan P. pavonia örnekleriyle, Mohamed ve Khaled (2005) tarafından Mısır kıyılarından alınan Kırmızı alglerden Corallina mediterranea da metal sıralamasının Fe > Zn > Pb > Cu > Cd olduğu bildirilmiştir. Yine, Favignana Adası (Sicilya, İtalya) kıyılarından toplanan P. pavonia da belirlenen ağır metal içeriği, giderek azalan oranlarda olmak üzere Fe > Pb > Cu > Cd olarak belirlenmiştir (Campanella ve ark., 2001). Conti ve Cecchetti, (2003) tarafından yapılan diğer bir çalışmada ise, Tiren Denizi (İtalya) kıyılarından toplanan P. pavonia örneğinde bu sıralamanın Zn > Cu > Pb Cr > Cd şeklinde olduğu belirlenmiştir. Al-Masri ve ark. (2003) ve Abdallah ve ark. (2005) tarafından Akdeniz in Suriye kıyıları ile Kızıl Deniz in Mısır kıyılarında yapılan çalışmalarda J. rubens ve L. papillosa örneklerinde bu sıralamanın Zn > Pb > Cu > Cd şeklinde olduğu bildirilmiştir. Bildacı (1992), İskenderun Körfezi Yumurtalık kıyılarından toplanan J. rubens ve Cystoseira sp. de sıralamanın Fe > Pb > Zn > Cu > Cd şeklinde olduğunu bildirmiştir. Topçuoğlu ve ark. (2003) ile Kut ve ark. (2000) tarafından yapılan benzer çalışmalarda, Karadeniz in Sinop kıyıları ile İstanbul Boğazı kıyılarından alınan C. barbata da ağır metal derişimi sıralamasının Fe > Pb > Cu > Cd şeklinde olduğunu belirlemişlerdir. Bu sıralamaya göre makroalglerde en fazla biriktirilen metalin Fe olduğu, en az biriktirilen metalin ise Cd olduğu belirlenmiştir. Çalışmada P. pavonia ve J. rubens de en yüksek ortalama Fe derişimi sırasıyla, 575 µgg 1 ve µgg 1 olarak belirlenmiştir. Bildacı (1992) tarafından aynı bölgede yapılan çalışmada P. pavonia ve J. rubens örneklerinde Fe derişiminin diğer metallere göre daha yüksek ve sırasıyla 327.7µgg 1 ve 366.5µgg 1 olduğu belirlenmiştir. Bildacı (1992) tarafından bulunan değerlerin bu çalışmada aynı türlerde bulunan sonuçlardan daha düşük olduğu görülmüştür. Bu nedenle ilerleyen zamanlarda Körfezdeki Fe kirliliğinde bir artış olduğu düşünülebilir. Topçuoğlu ve ark. (2003) Karadeniz in Türkiye kıyılarında yaptıkları çalışmada C. barbata da Fe 75

88 derişimini 436µgg 1 olarak belirlemişlerdir. Marmara Denizi nin kuzeyinde yapılan bir başka çalışmada, C. barbata da Fe derişimi 1511µg g -1 olarak belirlenmiştir (Topçuoğlu ve ark., 2004). Kut ve ark. (2000), İstanbul Boğazı nda yaptıkları çalışmada C. barbata da Fe derişimi 615µgg 1 olarak belirlemişlerdir. Sanchez Rodriguez ve ark. (2001) tarafından Meksika kıyılarında yapılan çalışmada L. papillosa da Fe derişimi 1900µgg 1 olarak belirlenmiştir. Böylece gerek Meksika kıyıları ve gerekse Marmara Denizi ve İstanbul Boğazında makroalglerde Fe birikiminin daha yüksek olduğu ve dolayısıyla bu bölgelerde Fe kirliliğinin İskenderun Körfezi ne göre daha yüksek düzeylerde olduğu söylenilebilir. İskenderun Körfezi nden toplanan kahverengi alg (P. pavonia ve C. corniculata) ve kırmızı alg (J. rubens ve L. papillosa) örneklerinde belirlenen ağır metal derişimleri arasında yapılan ilgileşim (korelasyon) analizi sonucunda kahverengi alg örneklerinde Fe-Cu, Cu-Pb, Fe-Pb arasında, kırmızı alg örneklerinde ise Fe-Cu, Cu-Pb, Cu-Zn, Pb-Zn, Fe-Pb arasında önemli pozitif korelasyon bulunmuştur. Abdallah ve ark. (2005) tarafından yapılan çalışmada benzer olarak kahverengi ve kırmızı alg örneklerinde Cu-Pb arasında önemli pozitif ilişki olduğu belirlenmiştir. Çalışılan makroalg türlerinde bu metaller arasında belirlenen önemli pozitif ilişkinin, metallerin aynı veya benzer kaynaklardan gelmesi ile ya da metaller arası sinerjik etkileşimler ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Çalışmada Pb, Zn ve Cu derişimleri karşılaştırıldığında, her dört türde de Zn derişiminin Pb ve Cu derişimlerinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalışmada P. pavonia ve J. rubens de sırasıyla ortalama en yüksek Zn derişimleri 59.20µgg 1 ve 46.70µgg 1 olarak belirlenmiştir. Al-Masri ve ark. (2003) Suriye kıyılarından topladıkları P. pavonia ve J. rubens örneklerinde ise incelenen metaller içinde en fazla biriktirilen metalin Zn olduğunu; bunu Cu ve Pb derişimlerinin izlediğini belirlemişlerdir. Aynı çalışmada P. pavonia da 37.11mg kg 1 Zn, 3.88mg kg 1 Cu ve 1.2mg kg 1 Pb, J. rubens de 24.42mgkg 1 Zn, 7.12mgkg 1 Cu ve 3.64mgkg 1 Pb değerleri elde edilmiştir. Bildacı (1992) tarafından İskenderun Körfezi nde yapılan çalışmada ise, P. pavonia ve J. rubens örneklerinde Fe den sonra en fazla birikim gösteren metalin Zn olduğu bildirilmiş, sırasıyla P. pavonia ve J. rubens 76

89 örneklerinde ortalama Zn derişimleri 4.48µgg 1 ve 5.02µgg 1 olarak belirlenmiştir. Sonuçlar karşılaştırıldığında, bildirilen değerlerin bu çalışmadaki değerlerden düşük olduğu ve Fe gibi Zn yükünün de körfezde yıllar içinde giderek artmış olduğu söylenebilir. Her dört algde de en az birikim gösteren metalin doğada diğer metallere göre düşük derişimlerde bulunan Cd olduğu belirlenmiş olup; bu çalışmada en düşük Cd derişimi C. corniculata da 0.22µgg -1, en yüksek Cd derişimi ise J. rubens de 2.35µgg -1 olarak bulunmuştur. Neff (2002) tarafından yapılan kaynak araştırmasında, dünya genelinde makroalglerde yapılan çalışmalarda Cd derişiminin en düşük 0.1µgg -1 en yüksek 29.8µgg -1 olduğu bildirilmiştir. Benzer olarak, Al-Masri ve ark. (2003) tarafından Akdeniz in Suriye kıyılarından toplanan P. pavonia, J. rubens ve Cystoceira sp. örnekleri diğer ağır metallerle karşılaştırıldıklarında, en az biriktirilen metalin Cd olduğu belirlenmiş ve sırasıyla 0.78mgkg 1, <0.1mgkg 1 ve <0.1mgkg 1 değerleri bulunmuştur. Topçuoğlu ve ark. (2003) Karadeniz in Türkiye kıyılarında yaptıkları çalışmada C. barbata da Cd derişiminin 0.09µgg 1 olarak; Topçuoğlu ve ark. (2001) Karadeniz kıyılarından topladıkları C. barbata da Cd konsantrasyonunu 0.4µgg -1 olarak belirlemişlerdir. Tenerife adaları (İtalya) kıyılarından toplanan P. pavonia da Cd derişimi 0.57µgg -1 olarak belirlenmiştir (Lozano ve ark., 2003). Tiran (İtalya) kıyılarında toplanan P. pavonia da, en düşük ve en yüksek Cd derişimi sırasıyla 0.39µgg 1 ve 0.66µgg 1 olarak belirlenmiştir (Conti ve Ceccheti, 2003). Yapılan diğer bir çalışmada Karadeniz in Türkiye kıyılarında C. barbata da Cd derişimi <0.02µgg -1 olarak belirlenmiştir (Kut ve ark., 2000). Böylece Türkiye ve Akdeniz kıyılarında yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlarla bu çalışmanın sonuçları karşılaştırıldığında, bu çalışmada saptanan Cd derişimlerinin daha yüksek olduğu belirlenmiş olmaktadır. Bu durumun körfezdeki metal düzeylerinin artmasında en büyük etkenler olan tarımsal ve özellikle endüstriyel faaliyetlerin yıllar içinde artmasından ileri gelmiş olabileceği düşünülmektedir. İskenderun Körfezi, ülkemizde endüstriyel faaliyetlerin en yoğun olduğu kıyısal alanlarımızdan biridir. Petrol dolum tesisleri, gübre fabrikaları, demir-çelik fabrikası gibi birçok endüstriyel kuruluş körfezde faaliyet göstermektedir. Bu 77

90 nedenle İskenderun Körfezi kıyıları boyunca dağılım gösteren ve yukarıda sözü edilen faaliyetler nedeniyle denizel ortama giren atıklara maruz kalan J. rubens, P. pavonia, L. papillosa ve C. corniculata gibi makroalg türlerinde bu metaller yüksek seviyelerde bulunmuştur. Çalışmada Fe, Cu, Pb ve Cd un makroalglerdeki metal birikim sıralaması J. rubens > P. pavonia > L. papillosa > C. corniculata şeklinde olduğu; Zn için ise J. rubens > P. pavonia > C. corniculata > L. papillosa şeklinde olduğu görülmüştür. Çalışılan makroalglerde yıllık ortalama metal kirlilik indeksi değerleri karşılaştırıldığında; sıralamanın J. rubens > P. pavonia > L. papillosa > C. corniculata şeklinde olduğu belirlenmiş olmaktadır. Makroalglerde Fe, Cu, Pb, Zn ve Cd nin mevsimsel derişimlerine bakıldığında J. rubens ve P. pavonia türlerinin, C. corniculata ve L. papillosa türlerine göre bu metalleri daha yüksek düzeylerde biriktirdiği belirlenmiş ve buna bağlı olarak bu türlerin gösterge (indikatör) özelliğinin daha fazla olduğu belirlenmiş durumdadır. Al-Masri ve ark. (2003) tarafından yapılan araştırmada, çalışılan algler içinde Cu ve Pb birikiminin en fazla J. rubens de olduğu bildirilmiştir. Bildacı (1992) tarafından Yumurtalık kıyısında yapılan çalışmada J. rubens in P. pavonia ya göre daha fazla Cu ve Pb biriktirdiğini belirlemişlerdir. Diğer taraftan, İtalya kıyılarından toplanan U. lactuca ve P. pavonia da Cd, Cr, Cu, Pb ve Zn birikim düzeyleri araştırılmış ve P. pavonia nın U. lactuca ya göre bu metalleri daha fazla biriktirdiği belirlenmiştir (Conti ve Cecchetti, 2003). Kızıl Deniz in Mısır kıyılarında yapılan çalışmada P. pavonia nın L. papillosa ya göre Cd, Cu, Pb, Zn gibi ağır metalleri daha yüksek düzeyde biriktirdiği belirlenmiştir (Abdallah ve ark. 2005). Abdallah ve ark. (2005) kırmızı, kahverengi ve yeşil alg gruplarına ait 14 farklı alg türünde, 8 farklı metal birikimi ile ilgili yaptıkları çalışmada, Padina sp. türlerinin en iyi biyolojik indikatörler olduğunu bildirmişlerdir. Mısır kıyılarında yapılan çalışmada kırmızı alglerden Corallina mediterranea nın çalışılan diğer algler içerisinde Pb nu yüksek düzeyde biriktirdiğini ve bunun algin kalsifikasyon özelliği ile ilgili olduğu belirtilmiş, C. mediterranea Pb u diğer metallerden daha iyi biriktirdiğinden bu metal için iyi bir gösterge tür olabileceği öne sürülmüştür (Mohamed ve Khaled, 2005). Bu nedenle denizel alanlarda Cu ve Pb kirliliğinin belirlenmesinde C. mediterranea ile aynı familyada 78

91 bulunan, benzer morfolojik ve kalsifikasyon özelliğine sahip J. rubens in iyi bir gösterge tür olabileceği söylenebilir. Bu çalışmada J. rubens in diğer alglere göre daha fazla metal biriktirmesi, algin bu özelliği ile ilgili olabilir. J. rubens, P. pavonia ve L. papillosa da ağır metallerin mevsimsel değişimi incelendiğinde Fe, Cu, Pb birikiminin sonbahar mevsiminde en yüksek düzeylerde olduğu, kış mevsimine doğru metal düzeylerinin azaldığı, ilkbahar ve yaz mevsimlerine doğru birikimin giderek arttığı belirlenmiştir. C. corniculata da ise, Fe ve Cu birikiminin sonbahar mevsiminde en yüksek düzeylerde olduğu ve ilkbahar mevsimine doğru giderek azaldığı belirlenmiştir. Sonbahar mevsiminde görülen bu artışın, ilkbahardan itibaren artış gösteren alglerin sonbahara kadar geçen sürede metal birikiminin artmasından kaynaklanabileceği söylenebilir. Ayrıca, bazı türlerde yaz mevsiminde sıcaklık artışıyla metal birikiminin artması sonucundan yola çıkılarak, yazın artan metal birikiminin sonbaharda en yüksek düzeye ulaştığı söylenebilir. İzmir Körfezi nde Tunçer (1985), tarafından yapılan çalışmada, U. lactuca da en fazla Cu ve Pb birikiminin sonbahar ve kış dönemlerinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bazı araştırmalarda alglerde Cu ın yaz aylarından sonbahar ve kış aylarına doğru arttığı bildirilmiştir (Ünsal ve ark., 1993). Makroalglerde belirlenen metal derişiminin mevsimsel değişimi, alglerin büyüme dinamiklerine, algin yaşına ve ortamda bulunan farklı metal kirleticilere ve bu metallerin kimyasal yapısına bağlı olarak değişim gösterebilmektedir (Haritonidis ve Malea, 1994). Mohamed ve Khaled (2005) makroalglerde metal birikimindeki varyasyonların büyük ölçüde metalin alg yüzeyine bioabsorbsiyonunu etkileyen fiziko-kimyasal çevresel faktörlere bağlı olduğunu bildirmiştir. Diğer taraftan Filho ve ark. (1999), makroalglerde belirlenen metal içeriğindeki mevsimsel değişimlerin, yaz mevsiminde büyümenin hızlı, kış mevsimlerinde yavaş olması gibi metabolik olaylarla ilişkili olduğunu bildirmiştir. Bu çalışmada, P. pavonia, L. papillosa ve C. corniculata da Cd birikiminin ilkbahardan yaz mevsimine doğru arttığı belirlenmiş ve yıl içerisinde Cd derişimi yaz mevsiminde en yüksek düzeylere ulaşmıştır. Diğer yandan Zn derişiminin mevsimsel olarak değişimi karşılaştırıldığında, incelenen 4 makroalg türünde de en yüksek birikimin kış mevsiminde olduğu belirlenmiştir. Malea ve Haritonidis (2000), tarafından yapılan çalışmada, makroalglerde en yüksek 79

92 Zn derişiminin sonbaharda olduğu bildirilmiştir. Böylece büyüme oranının yüksek olduğu ilkbahar mevsiminde Zn derişiminin en düşük, büyüme oranının yavaşladığı ve populasyonun yaşlı olduğu sonbahar döneminde ise en yüksek Zn derişiminin belirlendiği bildirilmiş durumdadır. Metal derişimleri yönünden istasyonlar karşılaştırıldığında J. rubens ve L. papillosa da çalışılan tüm metaller için istasyonlar arasında önemli bir fark bulunamamıştır. P. pavonia ve C. corniculata da Cd ve Zn derişimi istasyonlar arasında fark göstermiştir. Her iki türde Cd değeri iki no lu istasyonda, Zn değeri ise bir ve iki no lu istasyonlarda daha yüksek bulunmuştur. Fosfatlı gübrelerin, önemli miktarlarda Zn ve Cd içerdiği bilinmektedir (Kayhan, 2006; El-Sikaily ve ark., 2004). Böylece bu istasyonda Cd derişimin yüksek bulunmasının, iki no lu istasyonun yakınlarında bulunan Toros Gübre Fabrikası atıkları ve alandaki yoğun tarımsal faaliyetlerden kaynaklandığı düşünülmüştür. Bildacı (1992) tarafından İskenderun Körfezi nde yapılan çalışmada, P. pavonia da en yüksek Zn ve Cd birikiminin Yumurtalık kıyısında olduğu bildirilmiştir. Bildacı (1992) İskenderun Körfezi nde yaptığı çalışmada, J. rubens de bu değerleri Fe: 366.5µgg -1, Cu: 10.30µgg -1, Pb: 14.93µgg -1, Zn: 5.62µgg -1 ve Cd: 1.02µgg -1 olarak bulmuştur. P. pavonia da ise, Fe: 327.7µgg 1, Cu: 1.81µgg 1, Pb: 2.68µgg 1, Zn: 4.48µgg 1 ve Cd: 1.13µgg -1 olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla aynı bölgede yapılan çalışma sonuçları ile bu çalışmanın sonuçları karşılaştırıldığında, Körfez de özellikle Fe, Zn ve Pb derişimlerinin artış gösterdiği söylenebilir. İskenderun Körfezi çökel (sediment) örneklerinde belirlenen Fe, Cu, Zn, Pb, Cd derişimlerinin mevsimlere ve istasyonlara göre farklılık gösterdiği belirlenmiş olup; çökel örneklerinde alg örneklerinde de olduğu gibi, en yüksek derişimlerde bulunan metalin doğada en yüksek düzeylerde bulunan Fe olduğu belirlenmiştir. Benzer olarak, Sarıhan ve ark. (2006) tarafından İskenderun Körfezi nde yapılan çalışmada, çökel örneklerinde en fazla birikim gösteren metalin Fe olduğu belirlenmiş ve çökelde ağır metal sıralaması Fe > Pb > Zn > Cu > Cd olarak bildirilmiştir. Bu çalışmada da, çökel örneklerinde ağır metal sıralamasının Fe > Pb > Zn > Cu > Cd şeklinde olduğu belirlenmiştir. Denizel ortama ulaşan Pb, partikül halindeki maddelerle birleşerek hızlıca dibe çökmektedir (Ünsal ve ark., 1993). 80

93 Fe den sonra en fazla bulunan metalin Pb olması, karasal girdilerin önemini gösterebilir. Ayrıca körfezdeki yoğun gemi trafiğinden dolayı yakıtta bulunan Pb nunda bu durumu etkilediği düşünülmektedir. Tuncer (1985), tarafından yapılan çalışmada, İzmir ve Çandırlı Körfezleri nden alınan çökel örneklerinde ağır metal sıralamasının benzer olarak Fe> Pb> Zn> Cu> Cd şeklinde olduğunu bildirmişlerdir. Batkı ve ark., (1999) Ege Denizi nde yaptıkları çalışmada, çökelde µgg -1 Cd, 30-50µgg -1 Pb, 14-40µgg -1 Cu ve µgg -1 Zn değerlerini saptamışlardır. Topçuoğlu ve ark. (2002), yılları arasında Karadeniz in Türkiye Kıyılarında çökelde metal derişimlerini araştırmışlar; çökelde Cd için < µgg 1, Zn için µgg 1, Pb için < µgg 1 ve Cu için µgg 1 değerlerini belirlemişlerdir. Dalman ve ark. (2006) Ege Denizi nin Güllük Körfezi çökel örneklerinde ortalama Pb, Zn, Cu ve Cd derişimlerini sırasıyla 20.0mgkg -1, 80.8mgkg -1, 25.2mgkg -1 ve 0.56mgkg -1 olarak belirlemişlerdir. Bu çalışmada çökel örneklerinde, µgg 1 Fe, µgg -1 Cu, µgg -1 Pb, µgg -1 Zn ve µgg -1 Cd değerleri belirlenmiştir. Bu çalışma sonuçlarıyla, Dalman ve ark. (2006) tarafından Ege Denizi nde yapılan çalışma sonuçları karşılaştırıldığında, Pb ve Cd değerlerinin İskenderun Körfezinde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu durumun, körfezdeki yoğun gemi trafiği ve çalışılan bölgenin tarım alanlarına yakın olması ile ilişkili olabileceği düşünülmüştür. Yıl içinde çökel örneklerinde Fe derişimleri istasyonlara göre karşılaştırıldığında, en yüksek Fe derişiminin İskenderun Demir-Çelik Fabrikası yakınlarında bulunan üç no lu istasyonda olduğu belirlenmiştir. Bu durumun Demirçelik Fabrikası cüruf atıklarının yüksek derecede Fe içermesi ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Cu, Pb ve Cd derişimlerinin, bir ve iki no lu istasyonlarda üç no lu istasyona göre yüksek düzeylerde olduğu belirlenmiştir. Yıllık ortalama metal kirlilik indeksi değerleri karşılaştırıldığında bir ve iki no lu istasyonlar birbirine yakın bulunurken; en düşük metal kirliliği indeksi değeri üç no lu istasyonda belirlenmiştir. Çökel örneklerinde bu metal derişimlerinin yüksek olması endüstriyel atıklar, tarımsal faaliyetler ve diğer karasal girdiler yoluyla suya giren metallerin çökerek dipte birikiminden kaynaklandığı düşünülmektedir. 81

94 Çökel örneklerinde ağır metal derişimleri mevsimlere göre karşılaştırıldığında Fe, Zn ve Cd derişimleri mevsimsel farklılık göstermemektedir. Cu derişiminin iki no lu istasyonda sonbahar mevsiminden kış mevsimine doğru azaldığı, Pb derişiminin bir ve iki no lu istasyonlarda kış mevsiminden yaz mevsimine doğru giderek artış gösterdiği belirlenmiştir. Mevsimlere göre değerlendirildiğinde, en yüksek Pb derişiminin yaz mevsiminde olduğu görülmüştür. Metal kirliliği olmayan deniz çökellerinde Pb derişimi 5 30µgg -1 arasında olmaktadır (Neff, 2002). Bu çalışmada ise, yaz mevsiminde bir ve iki no lu istasyonlarda Pb derişimi sırasıyla 32.29µgg 1 ve 34.38µgg 1 olarak belirlenmiştir. Bu değerler referans değerlerle karşılaştırıldığında körfezdeki Pb miktarının kirlenmemiş alanlardaki değerlerden daha yüksek olduğu görülmektedir. Yine, Cd derişiminin kirlenmemiş deniz çökellerinde µgg -1 değerleri arasında bulunduğu bildirilmektedir (Neff, 2002). Bu çalışmada en düşük Cd derişimi 1.37μgg -1, en yüksek ise 3.86μgg -1 olarak belirlenmiştir. Kadmiyum doğada eser miktarlarda bulunmaktadır ve çevrede ölçülen kadmiyum endüstriyel atıklardan kaynaklanmaktadır. Bulunan bu değerler belirtilen referans değerlerden yüksek olduğu için, körfezin endüstriyel kuruluşlar tarafından Cd yönünden de kirletildiği düşünülebilir. 82

95 5. SONUÇ VE ÖNERİLER Mine Perçin OLGUNOĞLU 5. SONUÇ VE ÖNERİLER 1. Örnekleme istasyonlarından alınan makroalg ve çökel örneklerinde ağır metal düzeylerinin mevsimlere ve körfezin farklı kesimlerinde yer alan istasyonlara göre değişim gösterdiği belirlenmiştir 2. Bazı makroalg türlerindeki metal birikim düzeyleri ile sıcaklık artışı arasında doğrusal bir ilişki gözlenirken, incelenen türlerin tamamı için aynı durum söz konusu olmamıştır. 3. Çalışılan dört alg türünde de ağır metal derişimlerinin sıralaması Fe > Zn > Pb > Cu > Cd olarak belirlenirken; çökel örneklerinde Fe > Pb > Zn > Cu > Cd olarak belirlenmiştir. Yani makroalg ve çökel örneklerinde Fe diğer çalışılan metallere göre en yüksek düzeylerde bulunan metal iken; Cd en düşük düzeyde bulunan metal olmuştur. 4. Makroalglerde Fe, Cu, Pb, Zn ve Cd nin mevsimsel derişimlerine bakıldığında J. rubens ve P. pavonia nın C. corniculata ve L. papillosa türlerine göre bu metalleri daha yüksek düzeylerde biriktirdiği belirlenmiştir ve buna bağlı olarak bu türler ağır metal kirliliğinin araştırıldığı çalışmalarda indikatör canlı olarak değerlendirilmeye uygun görülmüştür. 5. J. rubens, P. pavonia ve L. papillosa da ağır metallerin mevsimsel değişimi incelendiğinde Fe, Cu, Pb birikiminin, C. corniculata da Fe ve Cu birikiminin sonbahar mevsiminde en yüksek düzeylerde olduğu belirlenmiştir. 6. Metal derişimleri yönünden istasyonlar karşılaştırıldığında J. rubens ve L. papillosa türlerinde çalışılan tüm metaller için istasyonlar arasında önemli bir fark bulunamamıştır. P. pavonia ve C. corniculata türlerinde Cd derişimi istasyonlar arasında fark göstermiş olup; her iki türde de, 2 nolu istasyonda diğer istasyonlara göre yüksek düzeylerde bulunmuştur. 7. Çalışılan kahverengi alglerden P. pavonia ve C. corniculata da Fe-Cu arasında ve kırmızı alglerden J. rubens ve L. papillosa da Cu-Pb ile Cu-Zn arasında önemli pozitif ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu durumun metallerin aynı veya benzer kaynaklardan gelmesi ile ya da, metaller arasındaki sinerjik etkileşimlerden ileri gelebileceği düşünülmüştür. 83

96 5. SONUÇ VE ÖNERİLER Mine Perçin OLGUNOĞLU 8. Çökeldeki Pb ve Cd değerleri, kirlenmemiş alanlardaki değerlerle karşılaştırıldığında, körfezin belirtilen metaller yönünden kirlenmiş olduğu sonucuna varılmıştır. 9. Aynı bölgede 1992 yılında yapılan bir çalışmada makrolglerde Fe, Zn, Pb derişimlerinin bu çalışmadaki değerlerden daha düşük düzeylerde olduğu belirlenmiştir. Buna göre, İskenderun Körfezi nin geçen 15 yıl içerisinde ağır metal kirlilik yükünün arttığı ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, İskenderun Körfezi nin farklı bölgelerinde ağır metal kirliliğinin farklı düzeylerde olduğu; körfezdeki yoğun endüstriyel faaliyetlerin organizmalardaki birikim miktarını etkilediği söylenebilir. İskenderun Körfezi kıyısında hali hazırda bulunan tesislerin yanında yeni tesislerin kurulması, BTC (Bakü- Tiflis Ceyhan) boru hattının faaliyete geçmesi ile gemi trafiğinin daha da artması, ortamda kirlilik yükünün giderek artması sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle, diğer kirletici unsurlarla birlikte ağır metal birikiminin makroalglerin yanı sıra, diğer denizel canlıları olumsuz etkileyebileceği ve besin zinciri yoluyla en yüksek trofik düzeyde bulunan insanlara kadar ulaşabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle, bu tür ortamlarda süreklilik arz eden denizel izleme çalışmalarına ihtiyaç vardır. Bu ortamlarda ağır metal düzeylerinin besin zincirinin farklı kademelerinde belirlenmesi ve bunun periyodik olarak yapılması, ortamdaki değişimlerin gözlenmesi yönünden oldukça önem taşımaktadır. 84

97 KAYNAKLAR ABDALLAH, A. M. A., ABDALLAH, M. A., BELTAGY, A. I., Contents of Heavy Metals in Marine Seaweeds from the Egyptian Coast of Red Sea. Chemistry and Ecology. Vol:21, No:5, AL-MASRI, M. S., MAMISH, S., BUDIER, Y Radionuclides and Trace Metals in Eastern Mediterranean Sea Algae. Journal of Environmental Radıoactiv, Vol. 63, ANSARI, T. M., MARR, I. L., TARIQ, N Heavy Metals in Marine Pollution. Perspective-A. Journal of Applied Science 4 (1), AVŞAR, D., Yeni Bir Skifomedüz (Rhopilema nomadica) ün Dağılımı İle İlgili Olarak Doğu Akdeniz in Fiziko-Kimyasal Özellikleri. TUBİTAK T. Journal of Zoology, 23 Ek Sayı 2, AYSEL, V., GEZERLER-ŞİPAL, U., Türkiye nin Akdeniz Kıyılarının Deniz Florası 3. Cyanophyceae, Chlorophyceae, Charophyceae ve Angiospermae. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Dergisi Cilt No:13 (3-4), AYSEL, V., ERDUĞAN, H., Check-list of Blacksea Seaweeds. Tr. Journal of Botany, 19 (5): BİLDACI, I., Doğu Akdeniz Bölgesi Alglerinin Metal, radyoaktivite ve Organik Madde Kirliliğinin İncelenmesi. Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitisü, Kimya Anabilim Dalı, Doktora Tezi, 95. BATKI, H.; KUCUKSEZGIN, F., USLU, O., Trace Metal Distribution in Different Chemical Fractions of Marine Sediments Along the Eastern Aegean Shelf. Toxicological and Environmental Chemistry, Vol:70, BUCCOLIERI, A., BUCCOLIERI, G., CARDELLICCHIO, N., DELL ATTI, A., DILEO, A, MACI, A., Heavy Metals in Marine Sediments of Taranto Gulf (Ionian Sea, Italy). Marine Chemistry, Vol:99, BURROWS, E.M., Seaweeds of the British Isles. 2. Chlorophyta. Natural History Museum, London,

98 CALICETI, M., ARGESE E., SFRISO A., PAVONI B., Heavy metal Contamination in the Seaweeds of the Venice Logoon. Chemosphere, Vol: 47, CAMPANELLA, L., CONTI, M. E., CUBBADA, F., SUCAPANE, C., Trace Metals in Seagrass, Algae and Molluscs from An Uncontaminated Area in the Mediterranean. Environmental Pollution. Vol. 111, CİRİK, Ş., CİRİK S., Su Bitkileri (Deniz Bitkilerinin Biyolojisi Ekolojisi Yetiştirme Teknikleri), Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Yayınları No:58. Ders Kitabı, 188s. CİRİK, Ş., AYSEL V., BENLİ H. A., CİHANGİR B., ÜNLÜOĞLU A., Preliminary Studies on The Marine Vegetation of Northern Cyprus. Turkish J. Marine Sciences 6 (1): CLARK, R. B., FRID C., ATTRILL M., Marine Pollution. Fourth Edition Oxford University Press, 161p. CONTI, M. E., CECCHETTI, G A Biomonitoring Study: Trace Metals in Algae and Molluscs from Tyrrhenian Coastal Areas. Environmental Research. Vol. 93, CORREA, J. A., CASTILLA, J. C., RAMIREZ, M., VARAS, M., LAGOS, N., VERAGA, S., MOENNE, A., ROMAN, D., BROWN, M. T., Copper, Copper Mine Tailings and Their Effect on Marine Algae in Northern Chile. Journal of Applied Phycology. Vol:11, ÇETİNGÜL, V., AYSEL V., KURUMLU-KURAN Y., Biochemical Investigation and Heavy Metal Contents of Cladophora dalmatica Kütz. And Ceramium ciliatum (Ellis) Ducl. var. robustum (J.Ag) from Aegean Sea (Turkish Coast). Turkish J. Marine Sciences 6 (1):9-22. DALMAN, Ö., DEMİRAK, A., BALCI, A., Determination of Heavy Metals (Cd, Pb) and Trace Elements (Cu, Zn) in Sediments and Fish of The Southeastern Aegean Sea (Turkey) by Atomic Absorbtion Spectrometry. Food Chemistry. Vol:95, DAWES, C.J., Marine Botany. Second Edition. University of South Florida Tapma, Florida, 478p. 86

99 DELVALLS, T. A., FORJA, J. M., PARRA, A. G., Seasonality of Contamination, Toxicity and Quality Values in Sediments from Littoral Ecosystem in the Gulf of Cadiz (SW Spain). Chemosphere. Vol. 46, DURAL, M., Çukurova Bölgesindeki Akyatan, Tuzla ve Çamlık Lagünlerinde (Adana/Türkiye) Ağır Metal Araştırması. Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi, 100s. EGEMEN, Ö., SUNLU, U., Su Kalitesi (Ders Kitabı). III. Baskı Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Yayın No:14, Ege Üniversitesi Basımevi Bornova-İzmir, 148. EGEMEN, Ö., Çevre ve Su Kirliliği. III. Baskı Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Yayın No: 42, Ege Üniversitesi Basımevi Bornova İzmir,120s. EL-SIKAILY, A., KHALED, A., EL-NEMR, A., Heavy Metals Monitoring Using Bivalves from Mediterranean Sea and Red Sea. Environmental Monitoring and Assessment. Vol:98, FELDMANN, J., Les Algues Marines de la Côte des Albéres, I-III. Cyanophycées, Chlorophycées, Phéophycées. Revue Algologique 9: 141(bis)-148(bis); , 67 figs, Plates FIGUEIRA, M. M., VOLESKY B., CIMINELLI V. S. T., RODDICK F. A., Biosorption of Metals in Brown Seaweed Biomass. Water Research. Vol: 34 No:1, FILHO, G. M. A., KAREZ, C. S., ANDRADE, L. R., YONESHIGUE-VALENTIN Y., PFEIFFER, W. C., Effects on Growth and Accumulation of Zinc in Six Seaweed Species. Ecotoxicology and Environmental Safety. Vol: 37, FILHO, G. M. A., ANDRADE, L. R., KAREZ, C.S., FARINA, M., PFEIFFER, W.C Brown Algae Species as Biomonitors of Zn and Cd at Spetiba Bay, Rio de Janeira, Brazil. Marine Environmental Research. Vol.48,

100 FYTIANOS, K., EVGENIDOU, G., ZACHARIADIS, G., Use of Macroalgae as Biological Indicators of Heavy Metal Pollution in Termaikos Gulf, Greece. Bulletin Environmental Contamination and Toxicology. 62: GALLARDO, T., A. GÓMEZ GARRETA, M. A. RIBERA, M. CORMACI, G. FURNARI, G. GİACCONE AND C. BOUDOURESQUE Check-list of Mediterranean Seaweeds. II. Chlorophyceae, Botanica Marina 36: GARRETA, G. A., T. GALLARDO, M. A. RIBERA, M. CORMACI, G. FURNARI, G. GIACCONE AND C. BOUDOURESQUE Check-list of Mediterranean Seaweeds. III. Rhodophyceae Rabenh. 1. Ceramiales Oltm. Botanica Marina 44: GÜVEN, K. C., ÖZTÜRK, B , Deniz Kirliliği Temel Kirleticiler ve Analiz Yöntemleri. Tüdav Yayınları, No:21, 512s. HAMEL, G Phéophycées de France. Fasc. I. pp. 1-80, Figs Paris., Phéophycées de France. Fasc. II. pp Paris.,1937. Phéophycées de France. Fasc. III. pp , Figs Paris.,1938. Phéophycées de France. Fasc. IV. pp Paris.,1939. Phéophycées de France. Fasc. V. pp. i-xlvii , Figs , 10 plates. Paris. HARITONIDIS, S., MALEA, P., Seasonal and Local Variation of Cr, Ni and Co Concentrations in Ulva rigida C. Agardh and Enteromorpha linza (Linnaeus) from Thermaikos Gulf, Grecce. Environmental Pollution. Vol: 3, HARITONIDIS, S., MALEA, P., Bioaccumulation of Metals by the Green Alga Ulva rigida from Thermaikos Gulf, Greece. Environmental Pollution 104/ HOEK V. D., MANN D. G., JAHNS H. M., Algae an Introduction to Phycology. Cambridge University Press, 623p. IAEA-MESL, International Atomic Energy Agency, Marine Environmental Laboratory, Marine Environmental Studies Laboratory, Standart Operating Procedure for Trace Metals Determination. Monaco

101 İYİDUVAR, O., Hydrographic Characteristic of Iskenderun Bay. M.Sc.Thesis. Middle Eeast Technical University, 215s. İçel. KALESH, N. S., NAIR, S. M., The Accumulation Levels of Heavy Metals (Ni, Cr, Sr, Ag) in Marine Algae from Southwest Coast of India. Toxicological & Environmental Chemistry, Vol: 87(2), p. KARAÇUHA, A., GÖNÜLOL, A., Sinop-Ayancık Kıyıları Üst- İnfralittoralinin Alg Florası. Journal of Fisheries Sciences.1 (1): 1-12p. KAYHAN, F. E., Su Ürünlerinde Kadmiyumun Biyobirikimi ve Toksisitesi. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Dergisi, Vol:23, Sayı: 1-2, KENNISH, M. J., Pollution in Estuarine and Marine Environments, Pollution Impacts on Marine Biotic Communities. Institu of Marine and Coastal Sciences, Rutgers University, New Jersey, 310s. KUT, D., TOPÇUOĞLU, S., ESEN, N., KÜÇÜKCEZZAR, R., GÜVEN, K. C., Trace Metals in Marine Algae and Sediment Samples from the Bosphorus. Water, Air, and Soil Pollution. Vol:118, LITTER D. S., LITTER M. M., BUCER, K. E., NORRIS, J. N., Marine Plants of the Carribean, A Field Guide From Florida to Brazil. Smithsonan Instituon Press Washington, D.C. 263p. LOBBAN, C. S., HARRISON, P. J., Saeweed Ecology and Physiology. Cambridge University Press, 366p. LOZANO, G., HARDISSON, A., GUTIEREZ, A. J., LAFUENTE, M. A., Lead and Cadmium Levels in Coastal Bentic Algae (Seaweeds) of Tenerife, Canary Island. Environment International, Vol. 28, MALEA, P., HARITONIDIS, S., Use of the Green Alga Ulva rigida C. Agardh as an Indicator Species to Reassess Metal Pollution in the Thermaikos Gulf, Greece, after 13 years. Journal of Applied Phycology. 12, MAMBOYA, F.A., Heavy Metal Contamination and Toxicity: Studies of Macroalgae from Tanzanian Coast. Stockholm University, Faculty of Science. Department of Botany, Doctoral Thesis. 48 p. URL: ( ). 89

102 MOHAMED, L. A., KHALED, A., Comparative Study of Heavy Metal Distribution in Some Coastal Seaweeds of Alexandria, Egypt. Chemistry and Ecology, Vol:21, No:3, NEFF, J. M., Bioaccumulation in Marine Organisms: Effect of Contaminants from Oil Well Produced Water. Battelle, Coastal Resources and Environmental Management, Duxbury, Massachusetts 02332, USA. Elsevier Ltd. 452p. ÖZTÜRK, M., Taxonomy of Some Dictyotaceae (Phaeophyta) from the Bay of İzmir. Doğa Bil. Dergisi 7: ÖZTÜRK, M., Taxonomy and Distribution of Fucales (Phaeophyta) Members on Aegean and Mediterranean Coasts of Turkey. Tr. Journal of Botany 20: ÖZTÜRK, M. ve TAŞKIN, E., İskenderun Körfezi (Hatay Kıyıları) Phaeophyta (Kahverengi Algler) Üyelerinin Yayılışı ve Taksonomisi. Çukurova Üniversitesi, X. Ulusal Su Ürünleri Sempozyumu, Eylül 1999, Adana. Vol:2, PAEZ-OSUNA, F., OCHOA-IZAGUIRRE, M. J., BOJORQUEZ-LEYVA, H., MICHEL-REYNOSO, I. L., Macroalgae as Biomonitors of Heavy Metal Availability in Coastal Lagoons from the Subtropical Pacific of Mexica. Bulletin Environmental Contamination and Toxicolology. Vol:64, PANKOW, H Ostsee-Algenflora. Gustav Fischer Verlag, Jena. 648p. PEMPKOWIAK, J., SIKORA, A., BIERNACKA, E., Speciation of Heavy Metals in Marine Sediments vs Their Bioaccumulation by Mussels. Chemosphere, Vol:39, No:2, PRASAD, M. N. V., Heavy Metal Stress in Plants, From Biomolecules to Ecosystems. Second Edition, 462s. RIBERA, M. A., A. GÓMEZ GARRETA, T. GALLARDO, M. CORMACI, G. FURNARI AND G. GIACCONE Check-list of Mediterranean Seaweeds. II. Fucophyceae. Botanica Marina 35:

103 SANCHEZ-RODRIGUEZ, I., HUERTA-DIAZ, CHOUMILINE, E., HOLGUIN- QUINONES, O., ZERTUCHE-GONZALES, J. A., Elemental Concentrations in Different Species of Seaweeds from Loreto Bay, Baja California Sur, Mexico; Implications for the Geochemical Control of Metals in Algal Tissue. Environmental Pollution, Vol:114, SARIHAN, E., AVŞAR, D., GÖKSU, M.Z.L., POLAT, S., ÇEVİK, C., ÇEVİK, F., ÖZÜTOK, M., FINDIK, Ö., DURAL, M., PİNER, M.P., KESKİNKAN, O., İskenderun Demir Çelik Fabrikasından Çıkan Cürufun Yapısı, Çözünürlüğü ve Denizel Ortama Olası Etkileri. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Dergisi. 23, Ek (1/1), STORELLI M. M., STORELLI, A., MARCOTRIGIANO G. O., Heavy Metals in the Aquatic Environment of the Southern Adriatic Sea, Italy Macroalgae, Sediments and Bentic Species. Environment International 26/ p. SWADIS, T., BROWN M. T., ZACHARIADIS, G., SRATIS, I., Trace Metal Concentrations in Marine Macroalgae from Different Biotopes in the Aegean Sea. Environment International 27/ 43-47p. SZE, P., A Biology of the Algae. Third Edition, Georgetown University, 278p. SUNLU, U., SÜFA Dalyanı ve Ege Denizi nin Farklı Bölgelerindeki Kirlenme Durumu ile Bazı Ekonomik Balık Türlerinde Ağır Metal Düzeylerinin Araştırılması. Doktora Tezi. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi. İzmir. TAŞKIN E., İskenderun Körfezi (Hatay Sahili) Makroalgleri. Celal Bayar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 165s. TAŞKIN E., ÖZTÜRK M., KURT O., ÖZTÜRK M., Check-list of Marine Flora of Turkey. Phycologia 40 (4), supplament, 71p. TOPÇUOĞLU S., GÜVEN K.C., KIRBAŞOĞLU Ç., GÜNGÖR N., ÜNLÜ S., YILMAZ Y. Z., Heavy Metals in Marine Algae from Şile in the Black Sea, Bulletion Environmental Contamination and Toxicology. 67: TOPÇUOĞLU S., KIRBAŞOĞLU Ç., GÜNGÖR N., Heavy Metals in Organisms and Sediments from Turkish Coast of the Black Sea Environment International, 27/ p. 91

104 TOPÇUOĞLU, S., GÜVEN, K. C., BALKIS, N., KIRBAŞOĞLU, Ç., Heavy Metal Monitoring of Marine Algae from the Turkish Coast of the Black Sea, Chemosphere Vol.52, TOPÇUOĞLU, S., KIRBAŞOĞLU Ç., YILMAZ, Y. Z., Heavy Metal Levels in Biota and Sediments in the Northern Coast of the Marmara Sea. Environmental Monitoring and Assesment, Vol: 96, TUNÇER, S., İzmir ve Çandarlı (Aliağa Limanı) Körfezlerinde Yaşayan Bazı Mollusk, Alg ve Ortamlarındaki Ağır Metal Kirlenmesi ile İlgili Araştırmalar. Ege Üniversitesi Hidrobiyoloji ve Su ürünleri Araştırma Uygulama Merkezi, Doktora Tezi, 86s. TÜRKMEN A., 2003 İskenderun Körfezi nde Deniz Suyu, Askıdaki Katı Madde, Sediment ve Dikenli Taş İstiridyesinde (Spondylus spinosus Schreibers 1973) Oluşan Ağır Metal Birikimi Üzerine Araştırma, Atatürk Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi. 152s. UNEP, United Nations Environment Programme Referans Methods for Marine Pollution, Studies No:11; Rev.1. ÜNSAL, M., Contribution a.l etude de la Toxicite du Vanadium Vis-a-Vis des Organismes Marins. These Dr. 3 e cycle. Universite Pere et Marie Curie (Paris VI), 85p. ÜNSAL, M., BEKİROĞLU, Y., AKDOĞAN, Ş., ATAÇ, Ü., KAYIKÇI, Y., ALEMDAĞ, N., AKTAŞ, M., YILDIRIM, C., Batı Karadeniz de Ekonomik Önemi Olan Bazı Deniz Ürünlerinde Ağır Metallerin Belirlenmesi. Tubitak Projesi, Proje No: DEBAG-80/G. Erdemli-MERSİN, 1-77s. VILLARES, R, PUENTE X., CARBALLERIA A., Ulva and Enteromorpha as Indicators of Heavy Metal Pollution. Hydrobiologia. Vol:462, YARSAN, E., BİLGİLİ, A., TÜREL İ., Van Gölünde toplanan Midye (Unio stevenianus Krynicki) Örneklerindeki Ağır Metal Düzeyleri. Turk. J. Veterinary Animal Science.24, YEMENİCİOĞLU, S., Kuzeydoğu Akdeniz de Ağır Metal Kirliliği. Tubitak Projesi. No: YDABÇAĞ-460/G,42s. 92

105 YILMAZ, M., Kadmiyumun Oreochromis niloticus da Karaciğerde Antioksidant Enzim Aktivitelerine Etkileri. Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Biyoloji Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi. 50s. 93

106 ÖZGEÇMİŞ tarihinde Osmaniye de doğdum. İlkokul ve Ortaokulu Osmaniye de, Liseyi Adana da tamamladım yılında girdiğim Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi nden 1997 yılında mezun oldum. Aynı yıl Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölümü nde Yüksek Lisans eğitimime başladım yılında Doktora eğitimimle birlikte Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi nde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya devam ettim. Halen aynı bölümde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaktayım. Evli ve bir çocuk sahibiyim. 94

*M. Perçin Piner Olgunoğlu, Sevim Polat. Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi 01330 Balcalı, Adana, Türkiye *E mail: [email protected].

*M. Perçin Piner Olgunoğlu, Sevim Polat. Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi 01330 Balcalı, Adana, Türkiye *E mail: mineper@cu.edu. E.Ü. Su Ürünleri Dergisi 2007 E.U. Journal of Fisheries & Aquatic Sciences 2007 Cilt/Volume 24, Sayı/Issue (1-2): 25 30 Ege University Press ISSN 1300-1590 http://jfas.ege.edu.tr/ İskenderun Körfezi nde

Detaylı

LOGO. Doç. Dr. Esin SUZER. Prof. Dr. Aynur KONTAŞ. Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Kimyası Bölümü

LOGO. Doç. Dr. Esin SUZER. Prof. Dr. Aynur KONTAŞ. Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Kimyası Bölümü LOGO Doç. Dr. Esin SUZER Prof. Dr. Aynur KONTAŞ Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Kimyası Bölümü Deniz Kirliliği İnsan kaynaklı ya da doğal etkiler sonucu ortaya çıkan,

Detaylı

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ Ekosistem, birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşur. Ekosistem, bu unsurlar arasındaki madde ve enerji dolaşımı ile kendini besler ve yeniler. Madde döngüsü

Detaylı

ÇEV416 ENDÜSTRİYEL ATIKSULARIN ARITILMASI

ÇEV416 ENDÜSTRİYEL ATIKSULARIN ARITILMASI ÇEV416 ENDÜSTRİYEL ATIKSULARIN ARITILMASI 9.Çözünmüş İnorganik ve Organik Katıların Giderimi Yrd. Doç. Dr. Kadir GEDİK İnorganiklerin Giderimi Çözünmüş maddelerin çapları

Detaylı

Ekosistem ve Özellikleri

Ekosistem ve Özellikleri Ekosistem ve Özellikleri Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Ekosistem Belirli bir bölgede yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim halindeki canlılar (biyotik faktörler) ve cansız

Detaylı

SU KALİTE ÖZELLİKLERİ

SU KALİTE ÖZELLİKLERİ SU KALİTE ÖZELLİKLERİ Su kirliliği Su kaynağının kimyasal, fiziksel, bakteriyolojik, radyoaktif ve ekolojik özelliklerinin olumsuz yönde değişmesi şeklinde gözlenen ve doğrudan veya dolaylı yoldan biyolojik

Detaylı

Kimyasal Toprak Sorunları ve Toprak Bozunumu-I

Kimyasal Toprak Sorunları ve Toprak Bozunumu-I Kimyasal Toprak Sorunları ve Toprak Bozunumu-I asitleşme-alkalileşme (tuzluluk-alkalilik) ve düşük toprak verimliliği Doç. Dr. Oğuz Can TURGAY ZTO321 Toprak İyileştirme Yöntemleri Toprak Kimyasal Özellikleri

Detaylı

Akvaryum veya küçük havuzlarda amonyağın daha az zehirli olan nitrit ve nitrata dönüştürülmesi için gerekli olan bakteri populasyonunu (nitrifikasyon

Akvaryum veya küçük havuzlarda amonyağın daha az zehirli olan nitrit ve nitrata dönüştürülmesi için gerekli olan bakteri populasyonunu (nitrifikasyon Azotlu bileşikler Ticari balık havuzlarında iyonize olmuş veya iyonize olmamış amonyağın konsantrasyonlarını azaltmak için pratik bir yöntem yoktur. Balık havuzlarında stoklama ve yemleme oranlarının azaltılması

Detaylı

DENİZ BALIKLARI YETİŞTİRİCİLİĞİNDE SU KALİTESİ

DENİZ BALIKLARI YETİŞTİRİCİLİĞİNDE SU KALİTESİ DENİZ BALIKLARI YETİŞTİRİCİLİĞİNDE SU KALİTESİ Su ürünleri yetiştiriciliği açısından önemli su kalite özellikleri ve bu özelliklere ilişkin sınır (standart) değerler uzun yıllar süren araştırma ve deneyimler

Detaylı

Doç.Dr. Ahmet DEMIRAK Muğla Sıtkı koçman Üniversitesi, Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi

Doç.Dr. Ahmet DEMIRAK Muğla Sıtkı koçman Üniversitesi, Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi DENİZ ÇAYIRLARI (Posidonia oceanica) KULLANILARAK BAZI METAL İYONLARININ BİYOSORPSİYONLA UZAKLAŞTIRILMASI Doç.Dr. Ahmet DEMIRAK Muğla Sıtkı koçman Üniversitesi, Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi

Detaylı

Hava Kirliliğinin Sucul Ekosistemlere Etkileri

Hava Kirliliğinin Sucul Ekosistemlere Etkileri Hava Kirliliğinin Sucul Ekosistemlere Etkileri Prof. Dr. Gülen GÜLLÜ Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü E-mail: [email protected] Ulusal Su ve Sağlık Kongresi Antalya-26-30 Ekim 2015

Detaylı

Şekil Su ürünleri yetiştiriciliği yapılan havuzlarda fosfor döngüsü (Boyd and Tucker 1998)

Şekil Su ürünleri yetiştiriciliği yapılan havuzlarda fosfor döngüsü (Boyd and Tucker 1998) - Fosfor Doğal sularda fosfor, inorganik ve organik fosfatlar (PO 4 ) halinde bulunur. Fosfor, canlı protoplazmanın yaklaşık % 2 sini oluşturduğundan yetersizliğinde, özellikle fotosentezle üretim yapan

Detaylı

EKOLOJİ EKOLOJİK BİRİMLER

EKOLOJİ EKOLOJİK BİRİMLER EKOLOJİ EKOLOJİK BİRİMLER EKOLOJİK BİRİMLER *Ekoloji: Canlıların birbirleriyle ve yaşadıkları ortamla olan ilişkisini inceleyen bilim dalıdır. Ekolojik birimlerin küçükten büyüye doğru sıralaması: Ekoloji

Detaylı

DOĞU KARADENİZ VE BATI KARADENİZ ATMOSFERİ AEROSOLLERİ KİMYASAL KOMPOZİSYONUNUN KARŞILAŞTIRILMASI

DOĞU KARADENİZ VE BATI KARADENİZ ATMOSFERİ AEROSOLLERİ KİMYASAL KOMPOZİSYONUNUN KARŞILAŞTIRILMASI DOĞU KARADENİZ VE BATI KARADENİZ ATMOSFERİ AEROSOLLERİ KİMYASAL KOMPOZİSYONUNUN KARŞILAŞTIRILMASI İlker BALCILAR, Abdullah ZARARSIZ, Yakup KALAYCI, Güray DOĞAN, Gürdal TUNCEL SEMPOZYUMU 7-9 EKİM 2015 İZMİR

Detaylı

İÇ SU BALIKLARI YETİŞTİRİCİLİĞİNDE SU KALİTESİ

İÇ SU BALIKLARI YETİŞTİRİCİLİĞİNDE SU KALİTESİ İÇ SU BALIKLARI YETİŞTİRİCİLİĞİNDE SU KALİTESİ Karada bir su ürünleri işletmesi kurulacaksa, su kaynağı olarak kaynak suyu, dere, ırmak, akarsu, göl, baraj suları veya yeraltı suları kullanılabilir. Yetiştiriciliğin

Detaylı

KİMYA-IV. Yrd. Doç. Dr. Yakup Güneş

KİMYA-IV. Yrd. Doç. Dr. Yakup Güneş KİMYA-IV Yrd. Doç. Dr. Yakup Güneş Organik Kimyaya Giriş Kimyasal bileşikler, eski zamanlarda, elde edildikleri kaynaklara bağlı olarak Anorganik ve Organik olmak üzere, iki sınıf altında toplanmışlardır.

Detaylı

Çevre Biyolojisi

Çevre Biyolojisi Çevre Biyolojisi 115-02 Bölüm 03-02 Temel Ekolojik Kavramlar ve Süreçler Çağatay Tavşanoğlu 2017-2018 Güz Biyojeokimyasal döngüler ve madde geri kazanımı Ekosistem boyunca enerji akışı tek yönlü bir süreçtir

Detaylı

AFġĠN-ELBĠSTAN TERMĠK SANTRAL EMĠSYONLARININ BĠYOTĠK VE ABĠYOTĠK ÖĞELERDE AĞIR ELEMENT BĠRĠKĠMLERĠNĠN ARAġTIRILMASI

AFġĠN-ELBĠSTAN TERMĠK SANTRAL EMĠSYONLARININ BĠYOTĠK VE ABĠYOTĠK ÖĞELERDE AĞIR ELEMENT BĠRĠKĠMLERĠNĠN ARAġTIRILMASI AFġĠN-ELBĠSTAN TERMĠK SANTRAL EMĠSYONLARININ BĠYOTĠK VE ABĠYOTĠK ÖĞELERDE AĞIR ELEMENT BĠRĠKĠMLERĠNĠN ARAġTIRILMASI ZEYNEP AYDOĞAN¹ MEHMET BEKTAġ¹ Prof. Dr. ÜMĠT ĠNCEKARA¹ Prof. Dr. ALĠ GÜROL² ¹Atatürk

Detaylı

Ötrifikasyon. Ötrifikasyonun Nedenleri

Ötrifikasyon. Ötrifikasyonun Nedenleri Ötrifikasyon Ötrifikasyon, göllerin olgunlaşma aşamalarında meydana gelen dogal bir olay. Genç göller düşük oranlarda besin içermekte dolayısıyla biyolojik aktivite az..oligotrofik göller Yaşlı göller,

Detaylı

Öğretim Üyeleri İçin Ön Söz Öğrenciler İçin Ön Söz Teşekkürler Yazar Hakkında Çevirenler Çeviri Editöründen

Öğretim Üyeleri İçin Ön Söz Öğrenciler İçin Ön Söz Teşekkürler Yazar Hakkında Çevirenler Çeviri Editöründen Öğretim Üyeleri İçin Ön Söz Öğrenciler İçin Ön Söz Teşekkürler Yazar Hakkında Çevirenler Çeviri Editöründen ix xiii xv xvii xix xxi 1. Çevre Kimyasına Giriş 3 1.1. Çevre Kimyasına Genel Bakış ve Önemi

Detaylı

Çevre İçin Tehlikeler

Çevre İçin Tehlikeler Çevre ve Çöp Çevre Bir kuruluşun faaliyetlerini içinde yürüttüğü hava, su, toprak, doğal kaynaklar, belirli bir ortamdaki bitki ve hayvan topluluğu, insan ve bunlar arasındaki faaliyetleri içine alan ortamdır.

Detaylı

ANKARA ATMOSFERİNDEKİ AEROSOLLERİN KİMYASAL KOMPOZİSYONLARININ BELİRLENMESİ

ANKARA ATMOSFERİNDEKİ AEROSOLLERİN KİMYASAL KOMPOZİSYONLARININ BELİRLENMESİ ANKARA ATMOSFERİNDEKİ AEROSOLLERİN KİMYASAL KOMPOZİSYONLARININ BELİRLENMESİ İlke ÇELİK 1, Seda Aslan KILAVUZ 2, İpek İMAMOĞLU 1, Gürdal TUNCEL 1 1 : Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Çevre Mühendisliği Bölümü

Detaylı

OTEKOLOJİ TOPRAK FAKTÖRLERİ

OTEKOLOJİ TOPRAK FAKTÖRLERİ OTEKOLOJİ TOPRAK FAKTÖRLERİ - Kayaların ayrışması + organik maddeler - Su ve hava içerir - Bitki ve hayvanlar barındırır - Mineral maddeler TOPRAKLARI OLUŞTURAN ANA MATERYAL TİPLERİ - Toprak tipi-ana materyalin

Detaylı

Ayxmaz/biyoloji. Azot döngüsü. Azot kaynakları 1. Atmosfer 2. Su 3. Kara 4. Canlılar. Azot döngüsü

Ayxmaz/biyoloji. Azot döngüsü. Azot kaynakları 1. Atmosfer 2. Su 3. Kara 4. Canlılar. Azot döngüsü Azot döngüsü Azot kaynakları 1. Atmosfer 2. Su 3. Kara 4. Canlılar Azot döngüsü 1. Azot bitkiler tarafından organik moleküllerin (A.asit,organik baz vb.)yapısına katılır. 2. Bitkiler azotu sadece NO3-

Detaylı

ÇEVRE KORUMA ÇEVRE. Öğr.Gör.Halil YAMAK

ÇEVRE KORUMA ÇEVRE. Öğr.Gör.Halil YAMAK ÇEVRE KORUMA ÇEVRE Öğr.Gör.Halil YAMAK 1 Çevre Kirlenmesi İnsanoğlu, dünyada 1,5 milyon yıl önce yaşamaya başlamıştır. Oysa yer küre 5,5 milyar yaşındadır. Son 15 yıl içinde insanoğlu, doğayı büyük ölçüde

Detaylı

HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME

HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME HACETTEPE ÜNĐVERSĐTESĐ EĞĐTĐM FAKÜLTESĐ KĐMYA ÖĞRETMENLĐĞĐ ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞTĐRME 8. SINIF FEN VE TEKNOLOJĐ DERSĐ 3. ÜNĐTE: MADDENĐN YAPISI VE ÖZELLĐKLERĐ KONU: BAZLAR ÇALIŞMA YAPRAĞI

Detaylı

ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ/İSTASYONLARI MÜDÜRLÜKLERİ DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ 2014 YILI BİRİM FİYAT LİSTESİ. 1 ph 14,00. 2 Elektriksel İletkenlik 14,00

ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ/İSTASYONLARI MÜDÜRLÜKLERİ DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ 2014 YILI BİRİM FİYAT LİSTESİ. 1 ph 14,00. 2 Elektriksel İletkenlik 14,00 ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ/İSTASYONLARI MÜDÜRLÜKLERİ DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ 2014 YILI BİRİM FİYAT LİSTESİ Sıra No: SULAMA SUYU ANALİZLERİ: 2014 FİYATI 1 ph 14,00 2 Elektriksel İletkenlik 14,00 3 Sodyum (Na)

Detaylı

BİTKİ BESİN MADDELERİ (BBM)

BİTKİ BESİN MADDELERİ (BBM) BİTKİ BESİN MADDELERİ (BBM) Toprak Bilgisi Dersi Prof. Dr. Günay Erpul [email protected] Işık Enerjisinin Kimyasal Enerjiye Dönüştürülmesi Fotosentez, karbon (C), oksijen (O) ve hidrojen (H) atomlarını

Detaylı

KONYA İLİ HAVA KALİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

KONYA İLİ HAVA KALİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ KONYA İLİ HAVA KALİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Bu çalışma da 2000-2010 yıllarındaki yıllık, aylık, saatlik veriler kullanılarak kirleticilerin mevsimsel değişimi incelenmiş, sıcaklık, rüzgar hızı, nisbi

Detaylı

ÇEV 219 Biyoçeşitlilik. Ekolojik Etkileşimler. Ekolojik Sistemler

ÇEV 219 Biyoçeşitlilik. Ekolojik Etkileşimler.   Ekolojik Sistemler ÇEV 219 Biyoçeşitlilik Ekolojik Etkileşimler Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Ekolojik Sistemler Ekosistemler doğal sistemler olup Açık sistem niteliğindedir. Net enerji girişi gereklidir.

Detaylı

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI İZLEME VE SU BİLGİ SİSTEMİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI İZLEME VE SU BİLGİ SİSTEMİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI İZLEME VE SU BİLGİ SİSTEMİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Şükran DENİZ Uzman Kasım 2015 1 SUNUM İÇERİĞİ AMAÇ NUMUNE KABI NUMUNE ALMA CİHAZ TİPLERİ NUMUNE ALMA YERİ NUMUNELERİN KORUNMASI

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü ÇEVRE ÖLÇÜM VE ANALİZLERİ YETERLİK BELGESİ EK LİSTE-1/7

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü ÇEVRE ÖLÇÜM VE ANALİZLERİ YETERLİK BELGESİ EK LİSTE-1/7 ÇED, İzin ve Denetim lüğü EK LİSTE-1/7 (1, 2, 3,4) SU, ATIK SU ph Elektrometrik Metot SM 4500 H+ B Sıcaklık Laboratuvar ve Saha Metodu SM 2550 B İletkenlik Elektrokimyasal Metot SM 2510 B Renk Spektrofotometrik

Detaylı

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ)

TOPRAK TOPRAK TEKSTÜRÜ (BÜNYESİ) TOPRAK Toprak esas itibarı ile uzun yılların ürünü olan, kayaların ve organik maddelerin türlü çaptaki ayrışma ürünlerinden meydana gelen, içinde geniş bir canlılar âlemini barındırarak bitkilere durak

Detaylı

EKOSİSTEM. Cihangir ALTUNKIRAN

EKOSİSTEM. Cihangir ALTUNKIRAN EKOSİSTEM Cihangir ALTUNKIRAN Ekosistem Nedir? Bir bölge içerisinde bulunan canlı ve cansız varlıkların karşılıklı oluşturdukları sisteme ekosistem denir. Ekosistem Bileşenleri Canlı Öğeler Üreticiler

Detaylı

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri ÖĞRETĐM TEKNOLOJĐLERĐ VE MATERYAL GELĐŞĐMĐ 7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri Çalışma Yaprağı Konu Anlatımı-Değerlendirme çalışma Yaprağı- Çözümlü

Detaylı

KONU MOTORLARIN ÇEVREYE OLUMSUZ ETKĠLERĠ VE BU ETKĠLERĠN AZALTILMASI

KONU MOTORLARIN ÇEVREYE OLUMSUZ ETKĠLERĠ VE BU ETKĠLERĠN AZALTILMASI KONU MOTORLARIN ÇEVREYE OLUMSUZ ETKĠLERĠ VE BU ETKĠLERĠN AZALTILMASI HAVA Etrafımızı saran gaz karışımıdır ( Atmosfer). Kuru Temiz hava içerisinde yaklaģık olarak ; - %78 Azot - %21 Oksijen - %0,03 Karbondioksit

Detaylı

Karadeniz ve Kıyılarının Çevresel Özellikleri ve Sorunları T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ DENİZ VE KIYI YÖNETİMİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Didem UĞUR ÇEVRE ve ORMAN UZMANI Sunum

Detaylı

Çizelge 2.6. Farklı ph ve su sıcaklığı değerlerinde amonyak düzeyi (toplam amonyağın yüzdesi olarak) (Boyd 2008a)

Çizelge 2.6. Farklı ph ve su sıcaklığı değerlerinde amonyak düzeyi (toplam amonyağın yüzdesi olarak) (Boyd 2008a) - Azotlu bileşikler Su ürünleri yetiştiricilik sistemlerinde oksijen gereksinimi karşılandığı takdirde üretimi sınırlayan ikinci faktör azotlu bileşiklerin birikimidir. Ana azotlu bileşikler; azot gazı

Detaylı

DENİZ BİYOLOJİSİ Prof. Dr. Ahmet ALTINDAĞ Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı

DENİZ BİYOLOJİSİ Prof. Dr. Ahmet ALTINDAĞ Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı DENİZ BİYOLOJİSİ Prof. Dr. Ahmet ALTINDAĞ Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı OKYANUSLARDA OLUŞAN SEDİMANTASYON OLAYI Okyanus ve denizlerin çok dik olan veya şiddetli

Detaylı

FARKLI GÜBRE KOMPOZİSYONLARININ ÇAYIN VERİM VE KALİTESİNE ETKİSİ. Dr. GÜLEN ÖZYAZICI Dr. OSMAN ÖZDEMİR Dr. MEHMET ARİF ÖZYAZICI PINAR ÖZER

FARKLI GÜBRE KOMPOZİSYONLARININ ÇAYIN VERİM VE KALİTESİNE ETKİSİ. Dr. GÜLEN ÖZYAZICI Dr. OSMAN ÖZDEMİR Dr. MEHMET ARİF ÖZYAZICI PINAR ÖZER FARKLI GÜBRE KOMPOZİSYONLARININ ÇAYIN VERİM VE KALİTESİNE ETKİSİ Dr. GÜLEN ÖZYAZICI Dr. OSMAN ÖZDEMİR Dr. MEHMET ARİF ÖZYAZICI PINAR ÖZER Dünya üzerinde çay bitkisi, Kuzey yarımkürede yaklaşık 42 0 enlem

Detaylı

Termik santrallerinin çevresel etkileri şöyle sıralanabilir: Hava Kirliliği Su Kirliliği Toprak Kirliliği Canlılar üzerinde Yaptığı Etkiler Arazi

Termik santrallerinin çevresel etkileri şöyle sıralanabilir: Hava Kirliliği Su Kirliliği Toprak Kirliliği Canlılar üzerinde Yaptığı Etkiler Arazi Termik santrallerinin çevresel etkileri şöyle sıralanabilir: 1. 2. 3. 4. 5. Hava Kirliliği Su Kirliliği Toprak Kirliliği Canlılar üzerinde Yaptığı Etkiler Arazi Kullanımı Üzerindeki etkileri ASİT YAĞMURLARI

Detaylı

1. Çevrede Kirletici Taşınımına Giriş

1. Çevrede Kirletici Taşınımına Giriş 1. Çevrede Kirletici Taşınımına Giriş ÇEV 3523 Çevresel Taşınım Süreçleri Prof.Dr. Alper ELÇİ Ders Tanıtımı Dersin Amacı Öğrenme Çıktıları Değerlendirme Yöntemi Ders Kitapları Ders Programı Çevresel Taşınım

Detaylı

8. BÖLÜM: MİNERAL TOPRAKLARDAKİ BİTKİ BESİN MADDELERİ

8. BÖLÜM: MİNERAL TOPRAKLARDAKİ BİTKİ BESİN MADDELERİ 8. BÖLÜM: MİNERAL TOPRAKLARDAKİ BİTKİ BESİN MADDELERİ BİTKİ GELİŞMESİNİ KONTROL EDEN ETMENLER IŞIK TOPRAK (durak yeri) ISI HAVA SU BİTKİ BESİN MADDELERİ BİTKİLER İÇİN MUTLAK GEREKLİ ELEMENTLER MUTLAK GEREKLİ

Detaylı

1. ÜNİTE: MODERN ATOM TEORİSİ

1. ÜNİTE: MODERN ATOM TEORİSİ . ÜNİTE: MODERN ATOM TEORİSİ.4. Elektron Dizilimi ve Periyodik Sisteme Yerleşim Atomun Kuantum Modeli oluşturulduktan sonra Bohr, yaptığı çalışmalarda periyodik cetvel ile kuantum teorisi arasında bir

Detaylı

ÖLÇÜM VE /VEYA ANALİZ İLE İLGİLİ; Kapsam Parametre Metot Adı Metot Numarası ph Elektrometrik metot TS EN ISO 10523

ÖLÇÜM VE /VEYA ANALİZ İLE İLGİLİ; Kapsam Parametre Metot Adı Metot Numarası ph Elektrometrik metot TS EN ISO 10523 Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim lüğü EK LİSTE-1/8 ph Elektrometrik metot TS EN ISO 10523 SU, ATIK SU 1,2 İletkenlik Elektrot Metodu TS 9748 EN 27888 Sıcaklık Laboratuvar ve Saha Metodu SM

Detaylı

Atık yağlar ekotoksik özelliğe sahiptir ve bulunduğu ortamı kirleterek ortamda yaşayan canlılara zarar verir. Dolayısıyla toprağa ve suya doğrudan

Atık yağlar ekotoksik özelliğe sahiptir ve bulunduğu ortamı kirleterek ortamda yaşayan canlılara zarar verir. Dolayısıyla toprağa ve suya doğrudan Endüstriyel Kirlenme - Yağ endüstrisi Endüstride ve farklı alanlarda yağ kullanımı oldukça yaygındır. Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği nde atık yağ tanımı tekstil, metal işleme, ekipman yağlama ile endüstrinin

Detaylı

Harran Üniversitesi Kısa tarihi

Harran Üniversitesi Kısa tarihi Harran Üniversitesi Kısa tarihi 1976 : Şanlıurfa Meslek Yüksek Okulu Kuruldu 1978: Dicle Üniversitesi ne bağlı Ziraat Fakültesi, 1984: Dicle Üniversitesi ne bağlı Mühendislik Fakültesi (İnşaat Mühendisliği

Detaylı

1. Giriş ve çevrede kirletici taşınımı. ÇEV 3523 Çevresel Taşınım Süreçleri Doç.Dr. Alper ELÇĐ

1. Giriş ve çevrede kirletici taşınımı. ÇEV 3523 Çevresel Taşınım Süreçleri Doç.Dr. Alper ELÇĐ 1. Giriş ve çevrede kirletici taşınımı ÇEV 3523 Çevresel Taşınım Süreçleri Doç.Dr. Alper ELÇĐ Ders Tanıtımı Dersin Amacı Öğrenme Çıktıları Değerlendirme Yöntemi Ders Kitapları Ders Programı Bazı Tanımlar

Detaylı

Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/6) Akreditasyon Kapsamı

Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/6) Akreditasyon Kapsamı Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/6) Deney Laboratuvarı Adresi : Yavuz Sultan Selim Cad. 118. Sokak No: 29 Dilovası 41455 KOCAELİ/TÜRKİYE Tel : 0 262 754 17 81 Faks : 0 262 754 19 84 E-Posta : [email protected]

Detaylı

BİTKİ BESLEME DERS NOTLARI

BİTKİ BESLEME DERS NOTLARI BİTKİ BESLEME DERS NOTLARI Dr. Metin AYDIN KONYA 2011 BİTKİ BESİN ELEMENTLERİNİN GÖREVLERİ, ALINIŞ FORMLARI ve KAYNAKLARI Besin Elementi Bitkideki Görevi Alınış Formu Kaynakları Karbon (C) Karbonhidratların

Detaylı

KADIKÖY BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA MÜDÜRLÜĞÜ

KADIKÖY BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA MÜDÜRLÜĞÜ KADIKÖY BELEDİYESİ ÇEVRE KORUMA MÜDÜRLÜĞÜ ÇEVRE NEDİR? İçinde bulunduğumuz canlı, cansız tüm varlıkların birbirleri ile ilişkilerini içine alan ortam. Çevrenin doğal yapısını ve bileşiminin bozulmasını,

Detaylı

EK YAKIT OLARAK ÇİMENTO FABRİKALARINDA KULLANILABİLECEK ATIKLAR

EK YAKIT OLARAK ÇİMENTO FABRİKALARINDA KULLANILABİLECEK ATIKLAR EK YAKIT OLARAK ÇİMENTO FABRİKALARINDA KULLANILABİLECEK ATIKLAR 1) Kullanılmış lastikler 2) I ve II nci kategori atık yağlar 3) Boya çamurları 4) Solventler 5) Plastik atıklar 6) Çevre ve Orman Bakanlığı

Detaylı

2016 Yılı Buharlaşma Değerlendirmesi

2016 Yılı Buharlaşma Değerlendirmesi 2016 Yılı Buharlaşma Değerlendirmesi GİRİŞ Tabiatta suyun hidrolojik çevriminin önemli bir unsurunu teşkil eden buharlaşma, yeryüzünde sıvı ve katı halde değişik şekil ve şartlarda bulunan suyun meteorolojik

Detaylı

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 2014 YILI ANALİZ LABORATUVARI FİYAT LİSTESİ

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 2014 YILI ANALİZ LABORATUVARI FİYAT LİSTESİ ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ 2014 YILI ANALİZ LABORATUVARI FİYAT LİSTESİ A. NUMUNE ALMA/ÖRNEKLEME A.1.Emisyon Kapsamında Numune Alma/Örnekleme Uçucu Organik

Detaylı

MESS Entegre Geri Kazanım ve Enerji San. ve Tic. A.Ş.

MESS Entegre Geri Kazanım ve Enerji San. ve Tic. A.Ş. Sayfa : 1 / 12 1 ATIKLAR İÇİN NUMUNE SAKLAMA KOŞULLARI Parametre Numune Özelliği Numune Türü ICP ile Metal Tayinleri suları vb.), diğer her türlü sıvılar) Mikrodalgada (sıvı) yakılmış Minimum Numune Miktarı

Detaylı

KİMYA II DERS NOTLARI

KİMYA II DERS NOTLARI KİMYA II DERS NOTLARI Yrd. Doç. Dr. Atilla EVCİN Sulu Çözeltilerin Doğası Elektrolitler Metallerde elektronların hareketiyle elektrik yükü taşınır. Saf su Suda çözünmüş Oksijen gazı Çözeltideki moleküllerin

Detaylı

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ

CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ CANLILAR VE ENERJİ İLŞKİLERİ Besin Zincirindeki Enerji Akışı Madde Döngüleri Enerji Kaynakları ve Geri Dönüşüm Hazırlayan; Arif Özgür ÜLGER Besin Zincirindeki Enerji Akışı Bütün canlılar yaşamlarını devam

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü ÇEVRE ÖLÇÜM VE ANALİZLERİ YETERLİK BELGESİ EK LİSTE-1/11

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü ÇEVRE ÖLÇÜM VE ANALİZLERİ YETERLİK BELGESİ EK LİSTE-1/11 ÇED İzin ve Denetim lüğü EK LİSTE-1/11 ph Elektrokimyasal Metot SM 4500 H+ B Bulanıklık Nefhelometrik Metot SM 2130 B İletkenlik Elektrometrik Metot SM 2510 B Sıcaklık Elektrometrik Metot SM. 2550 B Amonyak/Amonyak

Detaylı

MEMM3020 metalurjik atıklar ve çevre

MEMM3020 metalurjik atıklar ve çevre MEMM3020 metalurjik atıklar ve çevre metal türü, metallerin ekolojik ve biyolojik etkileri, metal toksikolojisi 2016-2017 güz yy. Prof. Dr. Gökhan Orhan MF212 Ders İçeriği ve Konular Hafta DERSİN TEORİK

Detaylı

Hidroklorik asit ve sodyum hidroksitin reaksiyonundan yemek tuzu ve su meydana gelir. Bu kimyasal olayın denklemi

Hidroklorik asit ve sodyum hidroksitin reaksiyonundan yemek tuzu ve su meydana gelir. Bu kimyasal olayın denklemi KİMYASAL DENKLEMLER İki ya da daha fazla maddenin birbirleri ile etkileşerek kendi özelliklerini kaybedip yeni özelliklerde bir takım ürünler meydana getirmesine kimyasal olay, bunların formüllerle gösterilmesine

Detaylı

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri

ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri ÖĞRENME ALANI: Canlılar ve Hayat 6.ÜNİTE: Canlılar ve Enerji ilişkileri Ayrıca bitkilerin yapraklarına yeşil rengi de klorofil adı verilen bu yapılar verir. Besin Zinciri: - Aynı ekosistemde yaşayan canlıların

Detaylı

MADDE DÖNGÜLERİ SU, KARBON VE AZOT DÖNGÜSÜ SELİN HOCA

MADDE DÖNGÜLERİ SU, KARBON VE AZOT DÖNGÜSÜ SELİN HOCA MADDE DÖNGÜLERİ SU, KARBON VE AZOT DÖNGÜSÜ SELİN HOCA Ekosistemde kimyasal elementler sınırlı sayıda bulunur. Bu nedenle bu kimyasal elementeler organik ve inorganik formlarda devir halindedir. Bu devre,

Detaylı

İÇERİK. Amaç Yanma Dizel motorlardan kaynaklanan emisyonlar Dizel motor kaynaklı emisyonların insan ve çevre sağlığına etkileri Sonuç

İÇERİK. Amaç Yanma Dizel motorlardan kaynaklanan emisyonlar Dizel motor kaynaklı emisyonların insan ve çevre sağlığına etkileri Sonuç SAKARYA 2011 İÇERİK Amaç Yanma Dizel motorlardan kaynaklanan emisyonlar Dizel motor kaynaklı emisyonların insan ve çevre sağlığına etkileri Sonuç Yanma prosesinin incelenmesi ve temel yanma ürünleri Sıkıştırmalı

Detaylı

1. KİMYASAL ANALİZLER

1. KİMYASAL ANALİZLER 1. KİMYASAL ANALİZLER HPLC VE LC-MS/MS CİHAZLARI İLE YAPILAN ANALİZLER SORBAT TAYİNİ BENZOAT TAYİNİ KAFEİN TAYİNİ HMF TAYİNİ SUDAN TÜREVLERİ TAYİNİ VANİLİN TAYİNİ GLUKOZ, FRUKTOZ VE SUKROZ TAYİNİ SAPONİN

Detaylı

BACTOGEN ORGANİK GÜBRELER,

BACTOGEN ORGANİK GÜBRELER, BACTOGEN ORGANİK GÜBRELER, mikrobiyal formülasyondan ve bitki menşeli doğal ürünlerden oluşur. Bu grupta yer alan gübreler organik tarım modelinde gübre girdisi olarak kullanılırlar. Bitkilerin ihtiyaç

Detaylı

TEKRAR DOLAŞIMLI ÜRETİM SİSTEMLERİNDE SU KALİTESİ ve YÖNETİMİ

TEKRAR DOLAŞIMLI ÜRETİM SİSTEMLERİNDE SU KALİTESİ ve YÖNETİMİ TEKRAR DOLAŞIMLI ÜRETİM SİSTEMLERİNDE SU KALİTESİ ve YÖNETİMİ Tekrar dolaşımlı (resirkülasyonlu) su ürünleri yetiştiricilik sistemleri, günümüzde özellikle doğal su kaynaklarının tükenmeye başlamasıyla

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YER SEVİYESİ OZON KİRLİLİĞİ BİLGİ NOTU

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YER SEVİYESİ OZON KİRLİLİĞİ BİLGİ NOTU T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇEVRE YÖNETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YER SEVİYESİ OZON KİRLİLİĞİ BİLGİ NOTU Temmuz 2014 OZON NEDİR Ozon (O 3 ) üç tane oksijen atomunun birleşmesi ile oluşmaktadır. Ozon, atmosferde

Detaylı

ADIM ADIM YGS LYS Adım EKOLOJİ 7 MADDE DÖNGÜLERİ (Su, Karbon ve Azot Döngüsü)

ADIM ADIM YGS LYS Adım EKOLOJİ 7 MADDE DÖNGÜLERİ (Su, Karbon ve Azot Döngüsü) ADIM ADIM YGS LYS 100. Adım EKOLOJİ 7 MADDE DÖNGÜLERİ (Su, Karbon ve Azot Döngüsü) MADDE DÖNGÜLERİ Ekosistemde kimyasal elementler sınırlı sayıda bulunur. Bu nedenle bu kimyasal elementeler organik ve

Detaylı

YÜZEYSEL SULARDA İZLENMESİ GEREKEN KALİTE ELEMENTLERİ

YÜZEYSEL SULARDA İZLENMESİ GEREKEN KALİTE ELEMENTLERİ EK-1 YÜZEYSEL SULARDA İZLENMESİ GEREKEN KALİTE ELEMENTLERİ Akarsular Göller Kıyı Suları Geçiş Suları GENEL KİMYASAL VE FİZİKO- KİMYASAL PARAMETRELER Sıcaklık Sıcaklık Sıcaklık Sıcaklık ph ph ph ph (mg/l

Detaylı

Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/7) Akreditasyon Kapsamı

Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/7) Akreditasyon Kapsamı Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/7) Deney Laboratuvarı Adresi : İstanbul Yolu, Gersan Sanayi Sitesi 2306.Sokak No :26 Ergazi/Yenimahalle 06370 ANKARA / TÜRKİYE Tel : 0 312 255 24 64 Faks : 0 312 255

Detaylı

ÇEV416 ENDÜSTRİYEL ATIKSULARIN ARITILMASI

ÇEV416 ENDÜSTRİYEL ATIKSULARIN ARITILMASI ÇEV416 ENDÜSTRİYEL ATIKSULARIN ARITILMASI 6.Endüstriyel Kirlenme Kontrolü - Nötralizasyon Yrd. Doç. Dr. Kadir GEDİK Birçok endüstrinin atıksuyu asidik veya bazik olduğundan alıcı ortama veya kimyasal ve/veya

Detaylı

Ekosistem Ekolojisi Yapısı

Ekosistem Ekolojisi Yapısı Ekosistem Ekolojisi, Ekosistemin Yapısı Ekosistem Ekolojisi Yapısı A. Ekoloji Bilimi ve Önemi Ekoloji canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan etkileşimlerini inceleyen bilim dalıdır. Günümüzde teknolojinin

Detaylı

BuNLarI BiLiYOr muyuz?

BuNLarI BiLiYOr muyuz? BuNLarI BiLiYOr muyuz? D B Turmepa Kimdir? eniztemiz Derneği/ TURMEPA, ülkemiz kıyı ve denizlerinin korunmasını ulusal bir öncelik haline getirmek ve gelecek nesillere temiz denizlerin kucakladığı yaşanabilir

Detaylı

I.6. METEOROLOJİ VE HAVA KİRLİLİĞİ

I.6. METEOROLOJİ VE HAVA KİRLİLİĞİ I.6. METEOROLOJİ VE HAVA KİRLİLİĞİ Meteorolojik şartlar, hava kirliliğinin sadece can sıkıcı bir durum veya insan sağlığı için ciddi bir tehdit olduğunu belirler. Fotokimyasal dumanın negatif etkileri

Detaylı

İZMİR İLİ ENERJİ TESİSLERİNİN ÇEVRESEL ETKİLERİ (Aliağa Bölgesi) TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi

İZMİR İLİ ENERJİ TESİSLERİNİN ÇEVRESEL ETKİLERİ (Aliağa Bölgesi) TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi İZMİR İLİ ENERJİ TESİSLERİNİN ÇEVRESEL ETKİLERİ (Aliağa Bölgesi) TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Giriş Sanayi devriminin gerçekleşmesi ile birlikte; üretimde enerji talebi artmış, sermaye sınıfı

Detaylı

SU BİTKİLERİ 9. Prof. Dr. Nilsun DEMİR

SU BİTKİLERİ 9. Prof. Dr. Nilsun DEMİR SU BİTKİLERİ 9 Prof. Dr. Nilsun DEMİR Kök: Chlorophyta Sınıf: Charophyceae Renk: Yeşil Pigment (kloroplast): Klorofil Klorofil a-b (+) Carotenoid ß-Karoten (+) Zeaxanthin (+) Lutein (+) Violaxanthin (+)

Detaylı

Hava kirleticilerinin çoğu havaya küçük miktarlarda katılır. Kirleticilerin yoğunluğu değişik biçimlerde ifade edilir.

Hava kirleticilerinin çoğu havaya küçük miktarlarda katılır. Kirleticilerin yoğunluğu değişik biçimlerde ifade edilir. HAVA KİRLETİCİLER Dünyayı saran atmosferin % 21 oksijen, % 78 azot, % 0.03 karbondioksit vardır. Bunlara ek olarak asal gazlar denen argon, neon, helyum gibi gazlar bulunur. Su buharı havada değişik oranlara

Detaylı

Mobile Batman Üniversitesi Batı Raman Kampüsü Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Batman

Mobile Batman Üniversitesi Batı Raman Kampüsü Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Batman Sorumlu Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Mahmut AYDIN İletişim:[email protected], Mobile.05357236743 Batman Üniversitesi Batı Raman Kampüsü Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Batman Taşınabilir Enerji

Detaylı

ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ

ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ Sakarya Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Esentepe Kampüsü, 54187, SAKARYA Atomlar Arası Bağlar 1 İyonik Bağ 2 Kovalent

Detaylı

Ölçüm/Analiz Kapsamı Parametre Metot Metodun Adı

Ölçüm/Analiz Kapsamı Parametre Metot Metodun Adı Çevre Mevzuatı Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği (devamı var) Her tür kapsam Gürültü Gürültü Kömür Çevre Mevzuatında

Detaylı

Metal yüzeyinde farklı korozyon türleri

Metal yüzeyinde farklı korozyon türleri Metal yüzeyinde farklı korozyon türleri + - + 2 2 - - 2 2 Borunun dış ve iç görünümü ile erozyon korozyon Çatlak korozyonunun görünüm Metalde çatlak korozyonun oluşumu ve çatlak Oyuk korozyonu ve oluşumu

Detaylı

1. ÜNİTE: MODERN ATOM TEORİSİ İyon Yükleri ve Yükseltgenme Basamakları

1. ÜNİTE: MODERN ATOM TEORİSİ İyon Yükleri ve Yükseltgenme Basamakları 1. ÜNİTE: MODERN ATOM TEORİSİ 1.7. İyon Yükleri ve Yükseltgenme Basamakları Yüksüz bir atomun yapısındaki pozitif (+) yüklü protonlarla negatif () yüklü elektronların sayıları birbirine eşittir. Yüksüz

Detaylı

KİRLİLİK KATSAYISI. 4 KOİ, AKM, Yağ-Gres, ph

KİRLİLİK KATSAYISI. 4 KOİ, AKM, Yağ-Gres, ph SEKTÖR GIDA SANAYİ ALT SEKTÖR KİRLİLİK KATSAYISI KİRLİLİK PARAMETRELERİ Nişasta,Un ve Makarna Üretimi 4 KOİ, AKM, ph Maya Üretimi KOİ, AKM, Yağ-Gres, Top-N, Top-P, ph Sitrik Asit Üretimi KOİ, AKM, Yağ-Gres,

Detaylı

ANTİSEPTİK VE DEZENFEKTANLAR. Prof. Dr. Ayhan Filazi Ankara Üni. Veteriner Fak. Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı

ANTİSEPTİK VE DEZENFEKTANLAR. Prof. Dr. Ayhan Filazi Ankara Üni. Veteriner Fak. Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı ANTİSEPTİK VE DEZENFEKTANLAR Prof. Dr. Ayhan Filazi Ankara Üni. Veteriner Fak. Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı DEZENFEKTAN (JERMİSİD) Mikroorganizmaları öldürerek etkiyen ve genellikle cansız

Detaylı

Tüm yaşayan organizmalar suya ihtiyaç duyarlar Çoğu hücre suyla çevrilidir ve hücrelerin yaklaşık %70 95 kadarı sudan oluşur. Yerküre içerdiği su ile

Tüm yaşayan organizmalar suya ihtiyaç duyarlar Çoğu hücre suyla çevrilidir ve hücrelerin yaklaşık %70 95 kadarı sudan oluşur. Yerküre içerdiği su ile Su Kimyası Tüm yaşayan organizmalar suya ihtiyaç duyarlar Çoğu hücre suyla çevrilidir ve hücrelerin yaklaşık %70 95 kadarı sudan oluşur. Yerküre içerdiği su ile canlılık için gerekli ortamı sunar. Canlıların

Detaylı

ÖLÇÜM VE /VEYA ANALİZ İLE İLGİLİ; Kapsam Parametre Metot Adı Metot Numarası

ÖLÇÜM VE /VEYA ANALİZ İLE İLGİLİ; Kapsam Parametre Metot Adı Metot Numarası EK LİSTE-1/10 SU, ATIK SU 1 ph Elektrokimyasal Metot SM 4500 H + B Bulanıklık Nefelometrik Metot SM 2130 B Çözünmüş Oksijen / Oksijen Doygunluğu Membran Elektrot Limunisanse SM 4500-O G ASTM D 888 İletkenlik

Detaylı

TEHLİKELİ ATIK ÖN İŞLEM TESİSLERİ

TEHLİKELİ ATIK ÖN İŞLEM TESİSLERİ TEHLİKELİ ATIK ÖN İŞLEM TESİSLERİ i. Elleçleme (Handling) Tesisi Elleçleme tesisi, uygun tehlikeli ve tehlikesiz endüstriyel atıkların, parçalanması ve termal bertaraf tesislerinin istediği fiziksel şartları

Detaylı

BİTKİSEL VE HAYVANSAL ATIKLARDAN BİYOGAZ VE ENERJİ ÜRETİM TESİSİ

BİTKİSEL VE HAYVANSAL ATIKLARDAN BİYOGAZ VE ENERJİ ÜRETİM TESİSİ BİTKİSEL VE HAYVANSAL ATIKLARDAN BİYOGAZ VE ENERJİ ÜRETİM TESİSİ Tesisin Amacı Organik yapıdaki hammaddelerin oksijensiz ortamda bakteriler yoluyla çürütülerek enerji potansiyeli olan biyogaza ve biyogazın

Detaylı

İZMİR KÖRFEZİNİ SOLUCANLARLA TEMİZLİYORUZ

İZMİR KÖRFEZİNİ SOLUCANLARLA TEMİZLİYORUZ İZMİR KÖRFEZİNİ SOLUCANLARLA TEMİZLİYORUZ HAZIRLAYAN ÖĞRENCİLER 7-E Doruk TURANLI Doruk ÜNAL DANIŞMAN ÖĞRETMEN Nilüfer DEMİR İZMİR 2014 İÇİNDEKİLER 1.PROJENİN AMACI...2 2. İZMİR KÖRFEZİ...2 3. KALİFORNİYA

Detaylı

SU BİTKİLERİ 3. Prof. Dr. Nilsun DEMİR

SU BİTKİLERİ 3. Prof. Dr. Nilsun DEMİR SU BİTKİLERİ 3 Prof. Dr. Nilsun DEMİR SINIFLANDIRMA; MORFOLOJIK, FIZYOLOJIK VE EKOLOJIK ÖZELLIKLERINE GÖRE Su üstü makrofitleri; su kıyılarında yaşayan, bir kısmı su içinde olan ve su dibine tutunan bitkilerdir.

Detaylı

Kimya EğitimiE. Ders Sorumlusu Prof. Dr. Đnci MORGĐL

Kimya EğitimiE. Ders Sorumlusu Prof. Dr. Đnci MORGĐL Kimya EğitimiE Ders Sorumlusu Prof. Dr. Đnci MORGĐL Konu:Metallerin Reaksiyonları Süre: 4 ders saati Metallerin Su Đle Reaksiyonları Hedef : Metallerin su ile verdikleri reaksiyonları kavratabilmek. Davranışlar:

Detaylı

Güneş enerjisi yapraklardaki klorofil pigmenti yardımı ile kimyasal bağ enerjisine dönüşür. Fakat bu dönüşüm için, yaprağın önce ışığı soğurması

Güneş enerjisi yapraklardaki klorofil pigmenti yardımı ile kimyasal bağ enerjisine dönüşür. Fakat bu dönüşüm için, yaprağın önce ışığı soğurması Resimde fotosentezin basit bir anlatımı görülmektedir. Fotosenteze katılan karbondioksit, su gibi elemanların ışık enerjisi ile birleşmesi sonucunda açığa oksijen, glikoz gibi yan ürünler çıkar. Organik

Detaylı

GÖL EKOSİSTEMİNDE EKOLOJİK KUŞAKLAR

GÖL EKOSİSTEMİNDE EKOLOJİK KUŞAKLAR GÖL EKOSİSTEMİNDE EKOLOJİK KUŞAKLAR ILIMAN KUŞAK GÖLLERİNDE MEVSİMLERE BAĞLI OLARAK GÖRÜLEN TABAKALAŞMA VE KARIŞMA Ilıman veya subtropikal bölgelerde 20 metreden derin ve büyük göllerde mevsimsel sıcaklık

Detaylı

MOLEKÜLER EKOTOKSİKOLOJİ LABORATUARI

MOLEKÜLER EKOTOKSİKOLOJİ LABORATUARI MOLEKÜLER EKOTOKSİKOLOJİ LABORATUARI Laboratuvar Sorumlusu: Prof.Dr. Mustafa CANLI İletişim : Tel: 2559, Eposta: [email protected] Temel Araştırma Alanımız: Ağır metallerin sucul organizmalara olan toksik

Detaylı

Havacılık Meteorolojisi Ders Notları. 1. Atmosfer ve İçeriği

Havacılık Meteorolojisi Ders Notları. 1. Atmosfer ve İçeriği Havacılık Meteorolojisi Ders Notları 1. Atmosfer ve İçeriği Yard.Doç.Dr. İbrahim Sönmez Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ballıca Kampüsü Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü

Detaylı

ÇEV 219 Biyoçeşitlilik. Ötrofikasyon. Ötrofikasyon

ÇEV 219 Biyoçeşitlilik. Ötrofikasyon.   Ötrofikasyon ÇEV 219 Biyoçeşitlilik Ötrofikasyon Öğr. Gör. Özgür ZEYDAN http://cevre.beun.edu.tr/zeydan/ Ötrofikasyon Eutrophication (Bataklıklaşma) kelimesi eski Yunancadaki eutrophos kelimesinden gelmektedir. Eutrophos:

Detaylı

TÜRKİYEDE KİMYA ENDÜSTRİSİ

TÜRKİYEDE KİMYA ENDÜSTRİSİ ALİ UZUN FEN BİLİMLERİ ÖĞRETMENİ TÜRKİYEDE KİMYA ENDÜSTRİSİ Yaşadığınız ortamı incelediğinizde kullandığınız pek çok malzemenin kimya endüstrisi sayesinde üretildiğini görürsünüz. Duvarlarda, kapılarda

Detaylı

Proje Adı ASİT YAĞMURLARININ BİTKİ YAPRAKLARI ÜZERİNE ETKİSİ. Proje Grubu KARINCA. Emrah AVCI Abdullah Bayram GÜRDAL

Proje Adı ASİT YAĞMURLARININ BİTKİ YAPRAKLARI ÜZERİNE ETKİSİ. Proje Grubu KARINCA. Emrah AVCI Abdullah Bayram GÜRDAL Y.İ.B.O. ÖĞRETMENLERİ (FEN VE TEKNOLOJİ, FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ VE MATEMATİK) PROJE DANIŞMANLIĞI Proje Adı ASİT YAĞMURLARININ BİTKİ YAPRAKLARI ÜZERİNE ETKİSİ Proje Grubu KARINCA Grubu Üyeleri Asıl alt

Detaylı

TOPRAK OLUŞUMUNDA AŞINMA, AYRIŞMA VE BİRLEŞME OLAYLARI

TOPRAK OLUŞUMUNDA AŞINMA, AYRIŞMA VE BİRLEŞME OLAYLARI TOPRAK OLUŞUMUNDA AŞINMA, AYRIŞMA VE BİRLEŞME OLAYLARI Toprak Bilgisi Dersi Prof. Dr. Günay Erpul [email protected] Toprak Oluşumunda Kimyasal Ayrıştırma Etmenleri Ana kayanın kimyasal bileşimini değiştirmek

Detaylı

Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/6) Akreditasyon Kapsamı

Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/6) Akreditasyon Kapsamı Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/6) Deney Laboratuvarı SU (T.C. Sağlık Bakanlığı İnsani Tüketim Amaçlı İçme ve Kullanma Suları Yönetmeliği Kapsamı Hariç)-ATIKSU-ELUAT Adresi :ASO 1. OSB. Ticaret Merkezi

Detaylı