ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ"

Transkript

1 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ Tevfik YILDIRIM KENTSEL VE ARKEOLOJİK SİT ALANINDA ADANA/TEPEBAĞ HÖYÜĞÜ VE PLANLAMA SÜRECİNDE KENTSEL ARKEOLOJİ, KENTSEL DÖNÜŞÜM, REHABİLİTASYON İLE ARKEOPARK KAVRAMI ARKEOMETRİ ANABİLİM DALI ADANA, 2010

2 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ KENTSEL VE ARKEOLOJİK SİT ALANINDA ADANA/TEPEBAĞ HÖYÜĞÜ VE PLANLAMA SÜRECİNDE KENTSEL ARKEOLOJİ, KENTSEL DÖNÜŞÜM, REHABİLİTASYON İLE ARKEOPARK KAVRAMI Tevfik YILDIRIM YÜKSEK LİSANS TEZİ ARKEOMETRİ ANABİLİM DALI Bu tez 02/02/2010 Tarihinde Aşağıdaki Jüri Üyeleri TarafındanOybirliği/Oyçokluğu İle Kabul Edilmiştir.... Yrd.Doç.Dr. K.Serdar GİRGİNER Doç.Dr.Aslı Erim ÖZDOĞAN Prof.Dr.Selim KAPUR Danışman Üye Üye Bu tez Enstitümüz Arkeometri Anabilim Dalında hazırlanmıştır. Kod No : Prof.Dr. İlhami YEĞİNGİL Enstitü Müdürü Not: Bu tezde kullanılan özgün ve başka kaynaktan yapılan bildirişlerin, çizelge, şekil ve fotoğrafların kaynak gösterilmeden kullanımı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki hükümlere tabidir.

3 ÖZ YÜKSEK LİSANS TEZİ KENTSEL VE ARKEOLOJİK SİT ALANINDA ADANA/TEPEBAĞ HÖYÜĞÜ VE PLANLAMA SÜRECİNDE KENTSEL ARKEOLOJİ, KENTSEL DÖNÜŞÜM, REHABİLİTASYON İLE ARKEOPARK KAVRAMI Tevfik YILDIRIM ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ARKEOMETRİ ANABİLİM DALI Danışman: Yrd. Doç. Dr.K. Serdar GİRGİNER Yıl : 2010, Sayfa: 202 Jüri : Yrd. Doç. Dr. K. Serdar GİRGİNER Doç. Dr. Aslı Erim ÖZDOĞAN Prof. Dr. Selim KAPUR Temel amaç; arkeolojik ve kentsel sit alanında bulunan Tepebağ Höyüğündeki planlama sürecini, kentsel Arkeolojiyi, kentsel dönüşüm sürecini araştırmak ve Arkeopark oluşturulması, Cumhuriyet Dönemi yapıların rehabilitasyonu ve bölgenin Koruma Amaçlı İmar planının yenilenmesi için gereken stratejinin belirlenmesidir. Tüm bunlara paralel olarak, dünya, ulusal, bölgesel ve yerel anlamda çalışma alanına yön verebilecek eşdeğer nitelikteki çalışmaların da değerlendirilmesidir. Sonuçta tarihi kent merkezi fonksiyonu ile kentsel dönüşüm olanaklarını ve toprağın altıyla üstündeki kültürel mirasımızın uyumu, oryantasyonu ile rehabilitasyonu sağlayacak bir proje hazırlanmıştır. Alan kent hayatına ve turizme kazandırılmaya çalışılmıştır. Sürecin olmazsa olmaz olan arkeolojik kazı ile devamı sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Koruma Amaçlı İmar Planı, Kentsel Arkeoloji, Arkeopark, Tarihi Kent Adana Projesi, Tepebağ Höyük. I

4 ABSTRACT MSc. THESIS URBAN AND ARCHAEOLOGICAL CONSERVATION AREA ADANA/TEPEBAĞ HÖYÜK AND PLANNING PROCESS; URBAN ARCHAEOLOGY, URBAN TRANSFORMATION, REHABİLİTAION WITH ARCHAEOPARK CONSEPT Tevfik YILDIRIM DEPARTMENT OF ARCHAEOMETRY INSTITUTE OF NATURAL APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Supervisor: Asst. Prof. Dr. K. Serdar GİRGİNER Year : 2010, Pages: 202 Jury : Asst. Prof. Dr. K. Serdar GİRGİNER Assoc. Prof.Dr. Aslı Erim ÖZDOĞAN Prof.Dr. Selim KAPUR The main purpase; Archaeological and urban conservation area in the planning process in Tepebağ Höyük, the urban archeology, investigate the process of urban transformation and creation Archaeopark, Republican Period rehabilitation of structures and conservation plan for the renewal of the required strategy is to determine. Parallel to all of this, world, national, regional and local meaning given in the study area can be directed to the equivalent quality of the study were evaluated. As a result, the historical city center with the function of urban transformation opportunities and with under of the soil above the integration of cultural heritage, a project that will provide rehabilitation and orientation were prepared. The city has been trying to gain life and tourism. Sine qua non of the process of archaeological excavations continue to be provided. Keywords: Conservation Plan, Urban Archaeology, Archaeopark, Historical City Adana Project, Tepebağ Höyük. II

5 TEŞEKKÜR Yüksek lisans tez çalışmam süresince, bu tezin oluşum ve yönetim aşamalarında yardımlarını ve desteğini benden esirgemeyen, çalışmalarımda her türlü olanağı sağlayan danışman hocam Yrd.Doç.Dr. K. Serdar GİRGİNER e sonsuz saygı ve teşekkürlerimi sunarım. Çalışmam süresince, bilimsel katkılarını sunan Prof Dr. Selim KAPUR ve Doç.Dr. Aslı Erim ÖZDOĞAN a teşekkürlerimi sunarım. Çalışmanın idari ve arşiv bölümlerinde katkıda bulunan Adana İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sn Remzi Oğuz YILMAZ ve İnsan Kaynakları Daire Başkanı Sn Zehra DURAK a ayrıca teşekkürlerimi sunarım. Araştırmamın her aşamasında destek ve yardımlarını esirgemeyen Sayın Yrd.Doç.Dr. Duygu (SABAN) ÖKESLİ ye, Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu verilerini paylaşıma açan, bilgi ve yardımları ile katkıda bulunan başta Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Sn İsmail SALMAN a olmak üzere tüm koruma kurulu çalışanlarına, yazım çalışmalarında yardımlarını esirgemeyen Sayın Utku ŞENSOY a, çok teşekkür ederim. Tezin yürütülmesinde katkıda bulunan Arkeometri Anabilim Dalı ve Arkeoloji Bölümü hocalarına ve personeline teşekkür ederim. Turizm ve tanıtım konularında yardımlarını esirgemeyen Dr. M. Cihan YAVUZ a teşekkür ederim. Ayrıca bu yoğun süreçte gizli kahramanlar olarak desteklerini benden esirgemeyen tüm aileme gösterdikleri anlayış ve ilgiden dolayı teşekkür ederim. III

6 İÇİNDEKİLER SAYFA ÖZ.....I ABSTRACT.....II TEŞEKKÜR....III İÇİNDEKİLER...IV ŞEKİLLER DİZİNİ....VI TABLOLAR DİZİNİ XI 1. GİRİŞ Çukurova nın Fiziki ve Tarihi Coğrafyası Antik Devirlerden Günümüze Çukurova nın Fiziki Coğrafyası Jeomorfoloji Metallurji Geçitler ve Yollar Gülek Boğazı, Bahçe veya Beylan (Topboğazı Geçidi) Geçitleri Kizzuwatna yı Orta Anadolu ve Mezopotamya ya Bağlayan Yollar Bizans ve Osmanlılar Devrinde Kilikya yı Orta Anadolu ile Bağlayan Yollar Deniz Ulaşımı ve Limanlar ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR Sit ve Uygulamaları Kentsel Arkeoloji ve Uygulamaları Kentsel Arkeolojinin Gelişimi Kentsel Arkeolojinin Tanımı Türkiye de Kentsel Arkeoloji Çalışmaları Kentsel Arkeoloji ve Planlama Kentsel Arkeolojik Mirasın Yönetimi, İzlenilen Farklı Yöntemler ve Türkiye de Uygulanabilirliği Kentsel Dönüşüm ile Kentsel Rehabilitasyon ve Uygulamaları.55 IV

7 Kentsel Dönüşümün Tarihi Kentsel Dönüşümün Yöntemleri Kentsel Dönüşüm ve İlgili Yasalar Kentsel Dönüşümün Amaçları Adana da Kentsel Dönüşüm Uygulamaları Dünyadan Örnekler Türkiye de Süreç ve Öne Çıkan Kentsel Dönüşüm Projeleri Kentsel Rehabilitasyon Projeleri Açıkhava Müzeleri Ören yerleri ve Arkeopark Adana Kent Merkezinde Turizm ve Sit Uygulamaları Tepebağ Höyüğünde Yapılan Arkeolojik Araştırma ve Sondajlar Alandaki Restorasyon, Rehabilitasyon ve İmar Planı-Uygulamaları Çalışmaları MATERYAL ve METOD Materyal Çalışma Alanı Metod ARAŞTIRMA ve BULGULAR Tepebağ Höyük ve Sit Uygulamaları Tepebağ Höyük ve Kentsel Arkeoloji Tescilli Tepebağ Höyük teki Evler Adana Kalesi Kentsel Dönüşüm ve Kentsel Rehabilitasyon Açısından Tepebağ Höyüğünün Konumu Ulaşım Kurumsal, Sivil Toplum Örgütleri, Mevzuat Yaklaşımları ve Uygulamaları SONUÇLAR ve ÖNERİLER Araştırma Sonuçları Adana Kent Merkezi Tarihsel Dokusu ve Tepebağ Höyükle İlgili Turizm V

8 Planlaması Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanında Tepebağ Höyüğü nde Arkeolojik Kazı- Kentsel Arkeoloji, Kentsel Dönüşüm, Rehabilitasyon ile Arkeopark Olarak Düzenlenmesine Yönelik Gereksinimler Adana Kent Merkezi Tarihsel Dokusu ve Tepebağ Höyük İçin Arkeopark Projesinin Uygulanabilirliği KAYNAKLAR ÖZGEÇMİŞ VI

9 ŞEKİLLER DİZİNİ SAYFA Şekil 1.1.Tepebağ Höyük Akdeniz den 45 km uzaklıktadır...13 Şekil 1.2. Kahire, Gizeh deltası Akdeniz den 170 km uzaklıktadır...13 Şekil 1.3. Çukurova nın 3 boyutlu eğim analizi Şekil 1.4. Kırmızı çizgi tahmini kıyı çizgisi ve sarı alan ise Tepebağ Höyüğü nü göstermektedir.. 18 Şekil 1.5. Çukurova Genel Eğim Durumu Şekil yüzyılda V.Langlois nın tasvir ettiği Tepebağ Höyük, Taş Köprü ve Seyhan Nehri üzerinde deniz trafiği.21 Şekil 2.1. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarının 2006 yılı Karar Sayıları Şekil 2.2. Türkiye deki Sit Alanı Sayıları Şekil 2.3. Önemli yerleşmelerin eşit ölçekte gösterimi Şekil 2.4. Önemli Höyüklerden Suriye-Halep-Aleppo Şekil 2.5. Suriye-Halep-Aleppo Höyüğü nün uydu görüntüsü..36 Şekil 2.6. Gaziantep Kalesi ve tescilli yapılan bulunduğu sit alanı Şekil 2.7. Gaziantep şehir merkezindeki Höyüğün ve üstündeki kalenin görüntüleri Şekil 2.8. DİYARBAKIR kalesi ve Höyük Şekil 2.9. MISIR KAHİRE kale ve Höyük uydu görüntüsü Şekil Kuzey İngiltere'de önemli bir Roma yerleşmesi olan York kentinde yapılan kentsel arkeolojik çalışmalar 43 Şekil Kentsel Arkeoloji Kurtarma Kazıları, Mozaikli bir taban Eski Foça Şekil İdeal Arkeolojik Potansiyel Şekil Verona kent merkezinde arkeolojik katmanların sergilenmesi ve kent yaşamına katılması adına başarılı bir örnek.. 51 Şekil Kudüs te kentsel arkeolojik değerlerin, kent yaşamına katılması Şekil TOKİ Kentsel Dönüşüm Uygulama Düzeneği VII

10 Şekil Adana da Kentsel Dönüşüm Alanları..74 Şekil Adana da Kentsel Dönüşüm Alanları Şekil Yenilenmeden Önce 1980 yılı Şekil Yenilenmeden Sonra 1987 yılı...77 Şekil La Defense Uydu Kent Projesi konumu Şekil : Bir zamanlar Gammeltorv ve Nytorv Meydanları otopark olarak kullanılmaktaydı Şekil : Meydanlar yeniden canlandırılan ve kentteki en sevilen toplanma noktalarıdır Şekil Proje Alanı Şekil Poblenou ve Forum Alanı 2004 Projesi Şekil Kabe Kentsel Dönüşüm Projesi Şekil Almanya da Hamburg Hafen City Kentsel Dönüşüm Alanı 82 Şekil Haydarpaşa Dönüşüm Projesi Şekil Haydarpaşa Kentsel Dönüşüm Projesi..86 Şekil Haydarpaşa projesine değişik bir bakış açısı sunan çizimler 86 Şekil Küçükçekmece Kentsel Dönüşüm Projesi Şekil Kartal Pendik Kentsel Dönüşüm Projesi Şekil Kartal Pendik. 88 Şekil Galataport Projesi Şekil Ankara da İlan Edilen Kentsel Dönüşüm Bölgeleri ve Alansal Büyüklükleri Şekil Uydu görüntüsü üzerinde çalışma alanı Şekil Karakter haritası; özellikli, tescilli yapılar ve malzemelere göre ayrımı Şekil Kahire Al Azhar Yenileme Alanı. 92 Şekil Kahire Al Azhar Yenileme Alanı. 93 Şekil Sanaa-Yemen Şekil Sana.. 93 Şekil EL HAFSIA-TUNUS Kentsel Rehabilitasyon Projesi ve Uygulamaları VIII

11 Şekil EL HAFSIA-TUNUS.. 94 Şekil TUNUS Şekil BEYRUT. 94 Şekil NANTES-FRANSA...94 Şekil Ödemiş İlçesinde Kentsel Rehabilitasyon Çalışması...95 Şekil Akaretler Projesi...95 Şekil Tarlabaşı Yenileme ve Dönüşüm Projesi.97 Şekil Tarlabaşı Yenileme ve Dönüşüm Projesi.97 Şekil Neslişah ve Haticesultan mahalleleri (Sulukule) Yenileme Projesi.98 Şekil Dikmen Vadisi Dönüşüm Projesi.98 Şekil Küçükyalı Arkeoloji Parkı Projesi Görüntüleri..103 Şekil Milano Kentinin Kuzeydoğusunda Brescia Bölgesindeki Arkeopark Şekil Brescia Bölgesindeki Arkeopark taki İşlikler Şekil Brescia Bölgesindeki Arkeopark taki Faaliyetler..105 Şekil Tepebağ Höyüğünün Tepe Noktasındaki Kazıda Bulunan Heykel Şekil Tepebağ Kazı Projesi Afişi Şekil Planlama Kademelenmesi Şekil ve 1940 Herman Jansen Planları Şekil tarihli Adana Haritası Şekil yılı halihazır durumu Şekil lı yılların 1/1000 ölçekli halihazır haritası Şekil lı yılların 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı..117 Şekil lı yılların 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Şekil Koruma Amaçlı İmar Planı (1/1000 ölçekli)..119 Şekil /5000 Ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı Şekil Karşılaştırmalı Sit Sınırı Haritası Şekil Protokol Yolu Şekil Özel Proje Alanları.127 Şekil Adana Kent Merkezindeki Tescilli Kültür Varlıkları Şekil Proje Alanındaki Tescilli Yapıların 2008 deki Durumu 132 Şekil 3.1. Çalışma Alanı IX

12 Şekil 4.1. Tepebağ Höyüğü nün 3 boyutlu kuzeybatıdan görünümü Şekil 4.2. Tepebağ Höyüğü nün topografik planı ve karolajı 140 Şekil lı yıllarda çekilmiş Tepebağ Höyüğü nün hava fotoğrafı ve eşyükselti eğrileriyle eski yerleşimin görünüşü. Henüz Cemal Gürsel Caddesi açılmamış durumdadır..141 Şekil lü yıllarda çizilen Adana Kalesi Gravürü Şekil 4.5. Adana kalesi, Adana'nın Tepebağ ve Kayalıbağ mahalleri mevkiinde kurulmuştur Şekil 4.6. Atatürk Evi nin hemen arkasında bulunan Adana Kalesi Sur Bedeni Kalıntısı Şekil 4.7. İmar Planı Tadilatı Dosyasından, Cemal Gürsel Caddesi Üzerindeki Bağkur Binası nın arkasında bulunan Adana Kalesi Sur Duvarı Kalıntısı Şekil 4.8. Temsili Adana İç ve Dış Kalesi Surları ile Tepebağ Höyük Üzerinde Uçuş Görüntüsü.147 Şekil 4.9. Temsili Adana İç ve Dış Kalesi Surları ile Tepebağ Höyük Üzerinde Uçuş görüntüsü Şekil İl Özel İdaresi Mülkiyetleri Şekil İl Özel İdaresi Mülkiyetleri ve İmar Planı. 151 Şekil Yılı Kat Adedi..152 Şekil Yılı Kat Adedi Şekil yılı ve 2007 yılı dolu-boş durumu karşılaştırması.154 Şekil yılı ve 2007 yılı arazi kullanım karşılaştırması.154 Şekil Sit Alanındaki Yapıların Ruhsat Sahipliliği Şekil Şehir Plancıları Odası Adana Şubesi Tarafından 2003 Yılında Geliştirilmiş Olan Ulaşım Önerisi Şekil Tepebağ Höyük ve Yakın Çevresinde Zirve Saatlerinde Araç Sayımı Yapılan Noktalar..171 Şekil Tepebağ Höyük ve Yakın Çevresinde Ulaşım Master Planı Taslağı..172 Şekil 5.1. Roma da Turistik Kartpostallar X

13 Şekil 5.2. Roma da Turistik Kartpostallar Şekil 5.3. Roma da Turistik Kartpostallar Şekil 5.4. Arkeopark Projesinin 3 Boyutlu Taslak Çizimi Şekil 5.5. Arkeopark Projesi nin merkez alanı XI

14 TABLOLAR DİZİNİ SAYFA Tablo 2.1. GEE (gayrimenkul Eski Eserler) ve AYK (Anıtlar Yüksek Kurulu) Döneminde ( ) alınmış Kararların İllere Dağılımı Tablo 2.2. Adana İli Yıllara Göre Sit Alanı Sayıları Tablo 2.3. Türkiye deki Sit Alanı Sayıları Tablo 2.4 Sit Alanındaki Mahalle Nüfusları Tablo 4.1. Adana da Toplu Ulaşım Araçları Sayısı..156 Tablo 4.2. Koruma Kuruluna Yapılan Başvuruların Sınıflandırılmış Hali Tablo 5.1. Arkeopark Projesinin Tahmini Bütçesi XII

15 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM 1. GİRİŞ 1.1. Çukurova nın Fiziki ve Tarihi Coğrafyası Modern coğrafyada, idari sistemde ve tarihte Çukurova olarak da bilinen Adana ve çevresi, günümüz Mersin (İçel), Adana, Osmaniye ve kısmen de Antakya (Hatay) illerini kapsar. İsminin ima ettiğinin aksine bu toprakların tümü düz ve ovalık değildir. Dağlık ve engebeli kısımları da mevcuttur. Ancak hakim arazi yapısı düz olduğu için Çukurova olarak adlandırılmıştır. Dar anlamda asıl Çukurova yı oluşturan ovanın uzunluğu kuzeyden güneye 80 km, batıdan doğuya 160 km dir. Çukurova eski dünyanın Avrupa sı olan Mezopotamya ya Orta Anadolu dan daha yakındı ve bu konumuyla eski Kizzuwatna ve Kilikya krallıklarına yüzyıllar boyu ev sahipliği yapmıştı (Ünal, Girginer, 2007). Kara, deniz ve ırmaklar üzerinden sağladığı ulaşım, Anadolu ve Mezopotamya ile Doğu Akdeniz arasındaki köprü konumu, tarıma elverişli geniş toprakları ile uygarlık tarihi açısından çok önemli bir bölge olan Çukurova nın verimliliği dillere destan olmuştur. Ayrıca akarsularının bolluğu, tabii kaynaklarının zenginliği, ılıman iklimi ve her yönden korunaklı kapalı bir havza olma gibi kendine has özelliklerinden dolayı ilkçağlardan itibaren içinde insanları barındıra gelmiştir. Mezopotamya ile Orta Anadolu ve Ege bölgesi arasında bir köprü olmakla kalmamış, kendine özgü kültürler de yaratmıştır. Bunları en başta Hatti olmak üzere başka bölgelere taşımış, bağımsız devletler kurmuş, dilini en eski devirlerden beri yazıya geçirmiş; din, edebiyat, tıp, eczacılık, felsefe, büyücülük ve falcılık konularında büyük gelişmelerin ve icatların yapıldığı, eski dünyanın nadir bölgelerinden biri olmuştur (Ünal, Girginer, 2007). Akad, Mısır, Mitanni, Hurri, Babil, Hitit, Pers, Grek, Roma, Bizans, Haçlılar, Ermeni, Arap, Moğol, Memlük (Kölemen), Türkler ve daha nice küçük devletler tarafından bazen uzun süre, bazen de geçici olarak işgal altında tutulmuş olmasına rağmen, bazen kendi savunma gücünü aşan düşmanlarına karşı kendini savunmuş, bazen de yabancıların hakimiyetini kabul etmek durumunda kalmıştır. Bu durumlarda dahi özgün kültür verilerini sürdürmesini, yenilerini yaratmasını ve galipleri kendi kültür alanına 1

16 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM çekmesini başarmıştır. Askeri açıdan üstün Hitit hakimiyetinin mutlak olarak Hurri- Kizzuwatna etkisi altına girmesi, bunun en güzel örneğidir. Dünya tarihinde daha M.Ö.1550 yılında bir kent olarak Adaniya, Tarše ve Halep isimleriyle tarih sahnesine çıkan ve 3500 seneden beri adı hiç değişmeyen çok az sayıda kent vardır (Krş: Rother, 1971; Passim ve Rother, 1972: Passim; Ünal, 2000 a; Ünal, 2000 b). Adana ve Tarsus ile kıyaslandığında Ankara, İzmir, İstanbul, Efes, Atina, Roma, Tokyo, Washington gibi çoğu büyük imparatorluklara başkentlik yapmış metropoller, en az 1000 sene daha geç kurulmuş kentlerdir. Kaldı ki, Adana ve Tarsus kentlerinin M.Ö.1550 senesinde yazılı tarihi belgeler başlamadan çok daha önceleri, en azından günümüzden 5000 sene önce bir kent olarak mevcut olduğunu kanıtlayan arkeolojik ipuçları da vardır. Tarsus Gözlükule kazıları antik Tarsus un sırlarına bir ölçüde ışık tutmasına karşın, durum ne yazık ki Adana için böyle değildir. Bu kentin tarihi ile ilgili arkeolojik izler, Adana kentinin içindeki Tepebağ Höyük ile Adana nın yakın çevresindeki diğer höyüklerin altında saklıdır (Girginer, 2000). Resmi daireler arasındaki yazışmalara ve onaylara sıkışıp kalmış bürokratik işlemler ve yaklaşımlar, Tepebağ ı küçük bir kazı alanı açarak bile incelenebilmesine olanak bırakmamıştır. İleride Kizzuwatna nın diğer höyükleri ile yerleşim alanlarında sistematik kazılar yapıldığında, Adana kentinin daha eski izleri, gizinleri ve yazılı kaynakları kesinlikle ortaya çıkacaktır. Tarih, ekonomi ve urbanistik açıdan araştırılması ve yanıtlanması gereken sorulardan birisi sadece isimlerdeki devamlılık değil, nasıl olup da diğer birçok Kilikya kenti arasında sadece bu iki kentin özellikle Ortaçağ da yoğunlaşan tüm çalkantılara, işgallere, insan eli veya doğa afetleri tarafından yapılagelen tahriplere rağmen dayanabilmiş ve günümüze kadar gelebilmiş olduklarıdır (Ünal, Girginer, 2007; Rother, 1972). 2

17 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM Antik Devirlerden Günümüze Çukurova nın Fiziki Coğrafyası Jeomorfoloji Anadolu minyatür bir kıta görünümündedir (Staff, ; Passim; Neumann, 1983; Dewdney, 1971: Passim; Louis, 1985: Passim; Ünal, 2000b). Kilikya genel Anadolu coğrafyası bünyesindeki çeşitlilik arasında kendine özgü özelliklere sahip bölgelerden biridir. Ancak Anadolu nun diğer bölgelerine kıyasla kendine has bir konuma ile başka hiçbir yerde bulunmayan özelliklere sahiptir. Öncelikle Yakın Doğu ve Anadolu nun en büyük ve en verimli kıyı ovası olma niteliğini taşımaktadır. Çukurova, kuzey ve kuzeybatıda en yüksek yerleri Bolkar (3337 m.), Aladağ (3756 m.) (Thoma, 1991) ve Tahtalı Dağlar (2419 m.) olan Toros Dağları nca Orta Anadolu platosundan ayrılır. Doğusunda, Kahramanmaraş-Antakya illeri arasında kuzeyden güneye uzunluğu 175 km. ye varan, genişliği km. arasında değişen ve yüksekliği 2240 m. ye ulaşan (örneğin Mığır Tepe) Amanos Dağları (Nur Dağları); batısında, aşağı Tarsus Ovası nın bittiği yer veya Mersin civarı ile güneyinde, eskilerin Kilikya Denizi (Κιλιχια θαλασα) olarak adlandırdıkları Akdeniz ile çevrilidir (Ünal, Girginer, 2007). Ovayı, kuzeyde yüksek Orta Toros Dağları nın güneye Akdeniz e bakan eteklerinde, ortalama yüksekliği m olan Miyosen döneme ait kalkerden bir plato kuşatır. Ovalık kesim yaklaşık olarak Mersin e kadar devam eder, bu kesimde kalker plato denize iyice yaklaşır. Sahil şeridindeki ova Mersin in batısına doğru gittikçe iyice daralmakta, iki Kilikya nın sınırını oluşturan Erdemli-Limonlu batısında ise bazı istisnalar dışında ova şeridi neredeyse tamamen sonlanmaktadır. Bu kesimden Alanya Ovası na varıncaya kadar birtakım deltalar ve küçük ovacıklar dışında sahil hep sarp ve diktir. Tarsus, Soğuksu (Müftü Deresi), Liparis, Sorgun, Lamas, Şeytan Deresi, Göksu ve Aydıncık ırmakları ve kolları bu yüksek kalker tabakasını yararak derin kanyonlar oluşturmuştur. Zaten tüm Taşeli Platosu nun ortak özelliği, yatay yapılı kalker sekilerin (Tafelland) binyıllar boyunca akarsular tarafından derin kanyonlar 3

18 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM şeklinde yarılmış ve parçalanmış olmasıdır. Bazı kesimlerde ise bu derin kanyonlar altlarındaki düdenlerin çökmesi sonucu meydana gelmiştir. Eskiçağlarda Ovalık Kilikya olarak adlandırılan Çukurova nın doğusu coğrafi olarak iki ayrı kesimden oluşur (Girginer, 2000). Bunlardan Yukarı Ova olarak adlandırılan yumuşak kalker platoların aşınmasıyla oluşan kısım, denizden ortalama 80 m yüksekliktedir. Denizden yüksekliği 25 m olan Aşağı Ova ile arasındaki hudut, kuzeyden güneye Yılankale de başlayıp, Ceyhan Irmağı na paralel olarak denize kadar ulaşan ve zirveleri 750 m ye varan Nur Dağları (Cebel-i Nur, Antik adı Parion, Pagrion) veya Misis Dağları oluşturur (Schaffer, 1903). Bu dağlar, jeolojik çağlarda Toros Dağları ndan koparak birer ada olarak denizin içine kaymış kara parçalarıdır. Zaman içinde ovanın alüvyonlarla dolmasıyla karanın içinde oturup kalmışlardır (Aksu, Uluğ, 1992). Bir görüşe göre de Adana ovaları birer çöküntü ovalarıdır ve pliosenden günümüze kadar devam eden ovalık kısmın çökmesi ve dağlık kısımların yükselmesi sonucu ortaya çıkmıştır (Göney, 1976). Roma ve Ortaçağ ile nüfus alt yapısı olmaksızın bölgeyi zorla ve yapmacık olarak askeri baskı ve işgal altında tutmak isteyen Haçlılar mensuplarıyla onların yarattıkları işgalci Ermeni birlikleri, bölgede tutunabilmek için, kale ve müstahkem mevkilerini hep bu bir zamanların adacıkları olan sarp tepeciklerin üzerinde kurmuşlardır (Ünal, Girginer, 2007). Bunların belli başlıları Feke, Kozan, Anazarbos, Dumlu (Tumlu), Yılankale, Kastabala, Hemite (Gökçedam) ve Toprakkale dir. Taşlık Kilikya da Çukurova ve Antalya ovalarıyla kıyaslanamayacak kadar küçük bazı ovacık ve deltalar dışında ekime elverişli topraklar yok gibidir. Bunlar arasında Göksu Nehri nin Silifke civarında ve Susanoğlu-Taşucu arasında oluşturduğu yaklaşık 30x15 km. boyutundaki Göksu Deltası ile Yeşilovacık, Bozyazı, Aydıncık ve Anamur daki ovacıklar sayılabilir. Strabo ya göre birbirine zıt bu iki bölgenin birbirinden ayrıldığı sınır, Erdemli nin hemen batısındaki Limonlu (Lamos, Λαµοζ Ποταµοζ) Nehri ydi. Nitekim Osmanlılar İmparatorluğu dönemi nde de Adana ve İçel Paşalıkları nın sınırı da buranın çok yakınındaki Erdemli Çayı idi. Erdemli nin doğusundan itibaren Toros Dağları nın kuzeydoğuya doğru bir yelpaze çizmesi ve Tarsus (Kydnos, Tarsi flumen, Hierax), Seyhan (Saros) ve 4

19 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM Ceyhan (Pyramos) ırmaklarının yüzbinlerce yıl sürüklediği alüvyonlar sayesinde, burada dünyanın sayılı bereketli ovaları arasında sayılması gereken çok verimli bir ova oluşmuştur (Özbayoğlu, 2003). Xenophon un haklı olarak yazdığı gibi, burası fevkalade güzel, geniş, sulak, etrafı yüce dağlar ve denizlerle çevrili ve içinde her türlü canlı ve bitkinin kolayca yetiştiği bir ovadır. Nasıl ki Herodot a göre Nil Nehri Mısır ın bir nimetidir, keza bereketli Mezopotamya Ovası Fırat ve Dicle nehirlerinin taşıdığı alüvyonlardan oluşmuştur, aynı şekilde Çukurova da Seyhan (Saros, Hititçe Samri?) ve Ceyhan (Pyramos, Hititçe Puruna?) ırmaklarının bir hediyesidir denebilir (Ünal, Girginer, 2007). Fırat ve Dicle gibi bu iki ırmak da bir zamanlar denize ulaşmadan hemen önce Misis Dağları nın güneyinde ve bugünkü sahil çizgisinden 12 km. kadar uzaklıkta birbiriyle birleştikten sonra denize dökülüyordu. Son 2400 sene zarfında her iki ırmak da birbirleriyle altı kez birleşmiş ve ayrılmıştır (Göney,a.g.e.) sene önceki kıyı kenar çizgisi ile ilgili veriler ve İskenderun körfezi çalışmalarından da anlayabileceğimiz üzere deniz Adana ya daha yakındı ve kayıklar, teknelerle Adana ya, Tepebağ a ulaşılabiliyordu (Bal, 1999). Zaten mevcuttaki lagünler de Adana nın kıyı kesimlerinin yaşam için uygun olmadığını sazlık, bataklı olduğunu doğrulamaktadır Metallurji Çukurova demir, bakır, kurşun, gümüş ve altın madenleri açısından zengin bir bölgedir (Alishan, 1899; Bing, 1969; Wagner, Öztunalı, 2000; Caneva, 2000). M.Ö.23. yy. da Akad kralı Sargon un Anadolu da Akadlı tüccarları korumak amacıyla bu ülkeye yaptığı efsanevi askeri seferlerde adı Gümüş Dağı olarak geçen dağ ile III. Salmanassar ın M.Ö.837 de Tabal a yaptığı askeri sefer dolayısıyla Alabastar Dağı Mulu ile birlikte bahsettiği Tunni Dağı nın, zengin gümüş madeni yataklarıyla üne kavuşan Bolkar Dağı veya Aladağ ile aynı olduğu da belirtilmektedir (Bing,a.g.e.). Salmanassar Tunni ve Mulu Dağları na stellerini diktirmiş ve çok miktarda alabastarı alıp ülkesine taşımıştır. Bu civarda bulunan metallic ware bir kap, Bolkar Dağı gümüş yataklarının İlk Tunç Çağı nda da kullanıldığına dair bir kanıt olarak sunulmaktadır (Canby, 1965). Sahil kesiminden 5

20 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM Bolkar Dağı maden yataklarına ulaşımın Gülek Boğazı üzerinden değil, Mersin, Fındıkpınarı ve Arslanköy üzerinden yapıldığı ileri sürülmektedir (Seton-Williams, M.V.1954). Hatta Geç/Yeni Assur krallarının Hilakku ve Que ye, bu zengin maden yatakları yüzünden sahip olmak istedikleri birçok araştırmacı tarafından ifade edilmiştir. Kilikya, Amuk ve İslahiye üçgenine en yakın cevher kaynakları Amanos, Bolkar ve Aladağlar dadır. Ancak deniz yoluyla Kıbrıs ve Pazarcık/Gaziantep üzerinden Doğu Anadolu maden kaynaklarına da erişmek mümkündür. Yüzey araştırmalarına göre, Amanos Dağları özellikle bakır yatakları açısından zengindir. Hassa nın Söğüt, Güvenç, Domuzdamı ve Karacaören bölgeleri ile İskenderun yakınında Akarca ve Antakya yakınında Kisecik bilinen kaynaklardır. Bunlardan sadece Kisecik te eski Pirit ve bakır işletmelerinin izleri mevcuttur. Arsenopirit ise bölgenin arsenli bakır üretiminin kaynağı olabilir (Kuruçayırlı, Özbal, 2003). Kilikya bölgesinin maden zenginliği Hititçe metinlere de yansımıştır. Metinlerde demirin yanı sıra gümüş, kalay ve bakır madenlerinden de bahsedilmektedir (Košak, 1982). Asurlu tacirlerin Anadolu ya M.Ö. II. bin yılı başlarından beri yaptıkları kalay ihracatı, aynı zamanda Anadolu nun Mezopotamya ile sürdürdüğü kültürel ve ticari ilişkilerin doruk noktasına ulaşmasını sağlamıştır. Büyük işliklerin envanter listesi bakır, kalay, gümüş ve tunç un aynı atölyede işlendiğini göstermektedir. İşliklerde üretilenlerin büyük bir kısmını çeşitli alet ve silahlar oluşturmasına karşın, takılar ile çok az da olsa adak ve kült eşyaları da bulunmaktadır. Bunların yanı sıra işliklerde büyük ham ve hurda maden parçalarının tekrar eritilip küçük külçeler haline getirilmesi önemli bir yer tutmaktaydı (Belli, 2004). Doğudan olasılıkla Afganistan ve Malezya dan getirilerek Suriye ve Filistin kıyılarından Akdeniz ve Anadolu nun güney kıyılarına kalay, abanoz ağacı, fildişi, su aygırı dişi, kobalt mavisi cam külçeler, Kıbrıs yapımı pişmiş toprak kaplar, deniz kabuğundan yapılmış yüzükler, arpa, buğday ve baharatlar ile akik gibi değerli malların dağıtımını yaptığı sırada batan Ulu Burun ve Gelidonya batıklarının da gösterdiği gibi, Kizzuwatna madenlerinin yapılan mal değiş-tokuşu sonucu doğudan gelmiş olması gerekir. Kalay ticareti, Akdeniz ve Orta Doğu ülkelerinin ortak ticaret 6

21 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM tarihinin özünü oluşturmaktaydı. Floransa lı bir ticaret ajanı olan F.B. Pegolotti nin 1335 yılında yazmış olduğu ünlü eserinde, Konstantinopolis (İstanbul) dışında Anadolu da da Satalia (Bugünkü Antalya) ve Layaş/Ayaş (Bugünkü Görkes- Yumurtalık) gibi liman kentlerinde de kalayın satıldığını belirtmektedir. Kilikia nın en büyük ticaret ve endüstri merkezi olan Layaş kenti pazarında en satılan madenler demir, bakır ve kalaydır (Belli, 2004). Orta Toros Bölgesi nde çok zengin gümüş, kurşun, simli kurşun ve demir yataklarının bulunduğunu, hem Ortaçağ a ait yüzlerce değişik kaynak, hem de Yeniçağ da Osmanlı Devleti ne ait binlerce arşiv belgesi doğrulamaktadır (Belli, 2004) Geçitler ve Yollar Kilikya da Nur Dağları, Misis in hemen arkasındaki Kızılgeçit aracılığıyla ova boyunca Halep e doğru giden doğu-batı yoluna geçit verir. Aynı zamanda Hatay ve Kuzey Suriye ile olan ulaşımı kısaltarak kolaylaştırır. Karataş ilçesinin, Kızıltahta köyü üzerinde Terkeş Han çiftliğinin bulunduğu Pyramos kıyısındaki doğal yükselti arasındaki alanda lokalize edilen Mallos antik kentinden bugün Ceyhan nehri kıyısındaki antik köprü (Akdeğirmen olarak tanımlanan yerdeki köprünün Roma İmparatorluk devrine tarihlenebilecek birkaç kemeri henüz ayaktadır.) kalıntısı dışında hiç bir iz kalmamıştır. Tarsus-Adana- Mopsuhestia üzerinden geçip Suriye ye giden ünlü Roma yolunun, Ceyhan ın Ağaçpınar ve Yeniköy leri civarındaki güzergahını, Yeniköy ün birkaç km kuzeyindeki Kırıkköprü mevkiinde gördüğümüz bir antik köprü kalıntısı sayesinde belirleme olanağı bulduk. Yörede halen Halep Yolu adıyla bilinen bu antik yolun, Mopsuhestia daki antik köprüden Pyramos un güney kıyısına geçtikten sonra, Harami boğazından, Itinerarium Burdigalense de Mopsuhestia dan 15 Roma mili uzaklıkta bir yol istasyonu olarak verilen ve Kurtkulağı köyünde lokalize edilen Tardequieia ya ve buradan da Karanlıkkapı üzerinden Muttalip Höyük e ulaştığı anlaşılmaktadır. 7

22 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM Çukurova; Gülek Boğazı (Pylai Kilikias, Κιλιχιας Πύλαι), Toroslar ın içindeki Geyik Dağları na kadar uzanan Göksu Vadisi ve Gezbeli üzerinden geçen A. ÜNAL tarafından Hitit Dağ Yolu olarak adlandırılan yol vasıtasıyla İç Anadolu ya; Bahçe (Pylae Amanicae, Αµανιχαι Πύλαι) geçidi ile Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye-Mezopotamya ya (Alkım, 1959; Alkım, 1964; Alkım, 1965); Haçlı Seferleri komutanlarının da gözledikleri gibi daha kestirme fakat geçilmesi biraz daha zor (viam difficilem sed cunctarum ad Syros directissimam) (Lawrence, 1978) Beylan Geçidi (Topboğazı) ile de Amik Ovası na ve gene Suriye- Mezopotamya ve Fenike sahilleriyle bağlantı sağlar (Hogarth, 1893). Kilikya aynı zamanda Orta Anadolu ve Ege yi Doğu Akdeniz kıyıları, Kıbrıs, Mısır ve Kuzey Suriye ile Mezopotamya ya bağlayan, içinden önemli yolların geçtiği konumuyla önemlidir. Eskilerin Kara Kapı vs. gibi birçok Türkçe isimlerle andıkları Gülek Geçidi (Alishan, 1899; Magie, 1950; Müller, 1997), batısında kalan sahil kesiminin İç Anadolu ile bağlantısını sağlamaktadır Gülek Boğazı, Bahçe veya Beylan (Topboğazı Geçidi) Geçitleri Yollardan biri batıya, Tarsus, Mersin ve Silifke yönüne ayrılmakta, Taşucu nun hemen batısında Boğsak-Akdere arasındaki sarp kayalıkların içine girinceye kadar sahil kesimini izlemekte ve günümüzdeki yol gibi Tokmar Kalesi nin dibinden Yeşilovacık Ovası na inmekteydi. Yolun solunda kalan Palaiai yakınlarında, Tahta Limanı ndan bakıldığında eski Antalya yolunun izleri görülebilmektedir (Ünal, Girginer, age). Çok daha önemli olan bir diğer yol ise, güneydoğuya doğru gitmiş olmalıydı. Bu yolun izlediği güzergâhı, ovada mevcut höyükler vasıtasıyla aşağı yukarı tespit etmek mümkündür. Bu yol Adana Çimento Fabrikası yakınındaki iki adet höyük, Misis (Yakapınar), Kızıldere, Kurtkulağı (Kervansaray), Toros Gübre yakınındaki Muttalip Höyük ve Demir Kapı yı geçtikten sonra Kinet Höyük e ve dolayısıyla İssos Körfezi ne varıyordu (Hellenkemper, 1984; Steadman, 1994a; Steadman, 1994b). Muwatalli nin kabartmasının bulunduğu Nur Dağları nın kuzey ucunda ve ırmak kenarında yer alan Sirkeli ye ise uğramıyordu. Çünkü yol, Misis te Ceyhan Irmağı nı geçer geçmez, kuzeye sapmaksızın Kızıldere 8

23 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM Köyü yukarısındaki geçidi köy mezarlığı yakınından aşarak Gündoğdu Köyü ne ulaşıyor ve buradan ovanın doğusuna varıyordu. Eğer istenirse buradan kuzeye, Ağaçpınar (Kürtköy) üzerinden Sirkeli ye devam edilebilirdi (Ünal, Girginer, age). Kilikya yı Gülek Boğazı ve yukarıda değindiğimiz Dağ Yolu dışında Orta Anadolu ile bağlayan başka yollar da bulunmaktadır (Ünal, Girginer, age). Bunlardan bir tanesi Perçin Dağı yakınlarındaki Yedibel Geçidi üzerinden, diğeri ise Aydost Dağı ve Bolkar Dağları ndaki Dümbelek Bel (Dümbelek Düzü) üzerinden geçiyordu (Schaffer, 1903). Bu yol bugün Çamlıyayla dan (Namrun) itibaren yaylalar üzerinden işlemektedir ve sadece arazi arabalarıyla geçilebilir (Ünal, Girginer, age) Kizzuwatna yı Orta Anadolu ve Mezopotamya ya Bağlayan Yollar Yollar bir ülkenin can damarı gibidir. Çukurova gibi etrafı dağlar ve denizle çevrili oldukça kapalı bir havza kendi içinde ne kadar varlıklı olursa olsun, kara ve deniz yoluyla dışarıyla bağlantı sağlayamadığı ve mal takası yapamadığı sürece, bu zenginliği hiçbir anlam taşımaz (Ünal, Girginer, age). Çok sayıda kaya anıtının ve Hatti-Kizzuwatna yakın ilişkilerinin gösterdiği gibi, M.Ö. 13.yy. da açılan ve Hatti ile Kizzuwatna arasındaki ulaşımda çok önemli bir rol oynayan çok daha kestirme bir yol bulunmaktaydı. Daha önceleri de mevcut olan kültürel ilişkiler, daha sonra Kizzuwatna kökenli kraliçe Puduhepa nın etkisiyle artmıştır. Bu yolun artık ileri seviyeye gelen Kizzuwatna-Hatti ilişkileri çerçevesinde Hatti yi her açıdan en kısa ve kestirme yoldan Kizzuwatna ya bağlaması gerekiyordu. Geçtiği arazinin topografik özellikleri nedeniyle Hitit Dağ Yolu olarak tanımlanan bu yol, özellikle Hitit İmparatorluğu zamanında önem kazanmıştır. Bu yolun can alıcı noktasını, Fraktin, Taşçı ve İmamkulu kaya anıtlarını geçtikten sonra ulaşılan ve Kayseri nin 70 km. güneydoğusunda 1960 m. yükseklikte yer alan Gezbeli (Hanyeri) geçidi oluşturuyordu. Develi nin doğusundaki yüksek ovada, bu bağlantıyı sağlayan yeterince konaklama merkezi vardır. Bunlardan birisi, hemen Fraktın kaya anıtının doğusundaki Fraktin Höyük tür ve yapılan araştırmalar, burada bir Hitit yerleşimi olduğunu göstermiştir (Krş: Bittel, 1977). Bu yol Gülek Boğazı nı saf dışı bırakarak Kayseri-Kaneš-Develi-Fraktin-İmamkulu-Taşçı-Gezbeli Geçidi 9

24 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM Hanyeri ye geliyor, buradan da ya ovalık kesimden, Doğanbeyli-Güzelim-Pınarlar üzerinden Sarız Vadisi ni izleyerek, ya da Hanyeri Köyü nün hemen kuzeyindeki Akgedik Geçidi ni izleyerek, 3054 m. yüksekliğindeki Bey Dağı ve Soğanlı Dağları arasından ve Demiroluk-Tozlu-Ayvat-Kayapınar ve Elemanlı Çakırlar üzerinden Şar a ulaşmaktaydı. Hitit Dağ Yolu Şar a ulaştığında muhtemelen ikiye ayrılıyordu. Biri Sarız Vadisi ni izleyerek Göksun (Cucusum)-Kahramanmaraş (Germanicea) yönüne giderken, diğeri güneye sapıyor ve aşağı yukarı bugünkü kara yolunu izleyerek Tufanbeyli-Saimbeyli-Feke-Hemite-Toprakkale-Bahçe ve İslahiye üzerinden Kuzey Suriye ye ulaşıyordu. Bölgedeki ele geçen Roma mil taşları yolun geçtiği güzergah hakkında yaklaşık bir fikir vermektedir (French, 1988). Kayseri yönünden Kozan a ulaşan iki yol daha vardı. Bunlardan biri Gezbeli ve Feke üzerinden Kozan a ulaşırken, diğeri Develi-Fraktin ve Karaköy den gene aynı menzile varmaktaydı (Alkım, 1959). Bu yol da yaklaşık olarak günümüzde Tahtalı Dağları nı aşarak geçen ve özellikle demir madeni taşımacılığında kullanılan Yahyalı-Mansurlu-Kozan yoluna tekabül etmektedir. M.S.7.yy. dan itibaren Suriye yi temsil eden Araplarla Anadolu daki Bizanslılar arasında bile Gülek Boğazı nın açık önemine rağmen 10.yy. ın ortalarına kadar iki ülke arasındaki sınır çatışmaları ve değişiklikleri Çukurova da veya Gülek Geçidi civarında değil, ulaşıma daha açık olan Ermenistan hududunda, daha doğuda olmaktaydı (Honigmann, 1935). Bu da Toros Dağları nın Gülek Geçidi nden doğuya doğru Antitoroslar a varıncaya kadar aşılması zor bir set oluşturduğunu göstermektedir (Ünal, Girginer, age). Bu tabii setin aşılması, Çukurova da güçlü bir devlet ve orta büyüklükte bir askeri güç olduğu sürece daha da zorlaşıyordu. Bir başka deyişle, merkezi (Orta) Anadolu da olan bir askeri güç, hiç Çukurova ya inme gereğini duymadan Kuzey Suriye ile askeri ve politik ilişkiler kurabiliyor, hatta orada askeri işgallere bile girişebiliyordu. Ancak arazi yapısı Antitoroslar ın doğusunda, Malatya dan itibaren biraz açılarak güneye, Mezopotamya ya inmeye müsaade ediyordu. Çukurova da Kizzuwatna gibi bağımsız bir devlet var olduğu sürece Hititler in ne Karaman-Kırobası ve Göksu Vadisi nden, ne de Gülek Geçidi üzerinden Kilikya ya inmeleri veya geçici olarak inmiş olmayı becerseler bile, ovayı 10

25 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM baştanbaşa aşarak Kuzey Suriye ye ulaşmaları ve aynı yoldan tekrar geri dönmeleri mümkün değildi. Kurtuluş Savaşı yıllarında bile işgalci Fransız birliklerine karşı savaşan küçük çaplı Türk birlikleri, bu dar geçitleri başarıyla tutmuşlardır Bizans ve Osmanlılar Devrinde Kilikya yı Orta Anadolu ile Bağlayan Yollar Gerek Ovalık Kilikya da, gerekse Dağlık Kilikya da organik yol bağlantıları, Seleukidler ve özellikle Romalılar devrinde eski kentlerin imarı ve yenilerinin kurulmasıyla birlikte sağlanmış, bölgedeki askeri ve ticari transit yollar yanında, kentler arasındaki ulaşımı sağlayan yol ağları ayrı bir önem taşımaya başlamıştır. Yol şebekesi, özellikle Roma hakimiyetinin gelmesiyle birlikte gelişmiştir (Sayar, 2002). Tabula Peutingeriana ya göre Konya nın Kilikya ile olan bağlantısı 4 yol üzerinden yapılıyordu: Beyşehir (Mistheia) üzerinden Pamphilia ya, Lystra veya Apa üzerinden İsauria Palaia ya, oradan da Germanicopolis (Ermenek) ve Anamur a, Ad fines üzerinden Arslanköy ün kuzeybatısında yer alan Tetrapyrgia (Kemer Yayla) ve Pompeiopolis e ve, Fines cilicae (Gülek Geçidi?) ve Toros Dağları üzerinde Kilikya Ovası na (Hild, 1991). Geç Bizans Çağı nın sonlarında Kilikya yı ve Akdeniz sahillerini Orta Anadolu ile bağlayan yollar şu güzergahı izliyordu: Anemurion-Germanikupolis (Ermenek)-Laranda (Karaman)-Ikonion (Konya); Anemorion-Germanikupolis- Leontopolis (eski Isaura Palaia-Lystra Hatunsaray)-Ikonion; Seleukeia (Silifke)- Klaudiupolis (Mut)-Laranda-Konya; Seleukeia-Diokaisareia (Uzuncaburç)-Laranda- Konya; Pompeiopolis (Soloi Mersin)-Tetrapyrgia-Laranda; Tarsus-Podandos (Pozantı)-Koloneia (Aksaray?); Adana-Podandos-Kaisareia; Adana-Rodandos (Saimbeyli civarı)-kaisareia; Aigaeai (Yumurtalık)-Anazarbos-Sision (Kozan)-Baka (Feke)-Kiskisol-Kaisareia; Adana-Mopsuestia (Misis)-Tili (Toprakkale)-Nikopolis; 11

26 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM Tili-Germanikeia, (Kahramanmaraş)-Kukusos (Göksun)-Kaisereia (Magie, 1950; Hild, Hellenkemper, 1990; Hild, 1991; Hopwood, 1991; Casabonne, 1996). Osmanlı İmparatorluğu döneminde de bu yolların pek çoğu kullanılmıştır. Bir Osmanlı Paşası 1860 lı yıllarda ileri görüşle Konya nın düzgün bir karayoluyla Silifke-Taşucu limanıyla bağlantısı olması gerektiğini anlamış ve Karaman- Alanbuzuk-Dağpazarı-Kırobası (Mara) üzerinden Silifke ye ulaşan bir yol yaptırmıştır (Ünal, Girginer, age). Bu yol, Mut ve Göksu Nehri nin ulaşıma elverişli yüksek sekilerini izleyen bu yol bugünkü yol açılıncaya kadar uzun süre hizmet vermiştir (Taeschner, : Passim; Aslan, 1988). Bugün bile asfalt olmamakla birlikte bugün bile rahatlıkla geçilebilmektedir Deniz Ulaşımı ve Limanlar Kilikya limanlarının Eskiçağlarda Kıbrıs, Mısır, Doğu Akdeniz ve Ege limanlarıyla yoğun bir bağlantısı vardı. Osmanlılar ve günümüz Türkiye sinde deniz ulaşımına ve ticaretine karşı gösterilen ilgisizliğe bakarak, Anadolu ve Kilikya nın Eskiçağlardaki deniz ulaşımının büyük önemini kavramaya çalışmak gerçekten imkansızdır (Ünal, Girginer, age). Sualtı arkeolojisi çalışmalarında araştırılan deniz tabanlarında çok sayıda Mısır, Ugarit, Fenike, Grek, Roma, Bizans ve Ceneviz batık gemileri ve taşıdıkları mallar ele geçerken, hiç Osmanlı-Türk gemisinin bulunmaması dikkat çekicidir. Unutmamak gerekir ki, İskenderun, İssos, Yumurtalık-Aigaea, Karataş-Magarsos, Tarsus, Mersin-Yümüktepe, Soloi- Pompeiopolis, Lamas, Elaiussa-Sebaste, Korykos, Silifke-Holmoi-Taşucu, Aphrodisias, Nagidos, Kelenderis birer liman kentleriydi ve bu kentler arasında canlı ve organik bir deniz ulaşımı vardı (Ünal, Girginer, age). Tüm ürünler günümüzde olduğu gibi sahil şeridindeki daracık ve virajlı yollardan gemilere taşınmaktaydı. İngiliz tarihçiler Peregrine Horden ve Nicholas Purcell in Ayartıcı Deniz adlı devasa bir kitapta sundukları bir bakış açısıyla, Alüvyon oluşumu Akdeniz hayatının değişmeyen büyük bir olgusudur (Abulofia, 2005). 12

27 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM Şekil 1.1.Tepebağ Höyük Akdeniz den 45 km uzaklıktadır ( Şekil 1.2. Kahire, Gizeh deltası Akdeniz den 170 km uzaklıktadır ( 13

28 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM Vasco da Gama nın 1497 de Afrika nın çevresinden dolanmasına kadar, baharatlar ancak Akdeniz kıyısındaki Müslüman ülkelerden elde edilebiliyordu ve yalnızca yemeklere çeşni katmak için değil, ilaç ve boya malzemesi yapımında da kullanılıyordu. Bu durum, Akdeniz in Doğu ile Batı nın ekonomik sistemleri arasında ana köprü işlevi gördüğünün delilidir (Abulafıa, 2005). Akdeniz jeolojik bakımdan çok canlı bir bölgedir, Avrupa ve Afrika yerkabuğu levhalarının çarpıştığı, kıvrıldığı ve yarıldığı kuşaktır. Alp dağ oluşumu kuşağı Fas tan başlayarak Pireneler ve Alpler üzerinde Türkiye ye ve daha ötesine kadar uzanır. Akdeniz in kendisi Tersiyer Dönem de, 70 milyon yıl kadar önce varolan çok daha geniş bir denizin kalıntısıdır (Abulofia, 2005). Akdeniz fırtınalı sularıyla, pürüzlü burunlarıyla ve güvenilir limanların kıtlığıyla, İlkçağ gemiciliği açısından tehlikeliydi. Klasik çağda deniz yollarının çoğu yılın yarısında kapalı kalırdı. Ancak Ortaçağ sonlarında gemi tasarımı ve donanımındaki gelişmeler riskleri azalttı. Korsanlık denizde olduğu kadar karada da bir belaydı. Korsanların hükmü Antik Çağ ın büyük bir bölümünde, Romalılar ın onları bertaraf etme gereğini duymasına kadar sürdü, daha sonra denizler yaklaşık 1000 yıl boyunca güvenli kaldı (Ünal, Girginer, age). Yunan anakarasında, güneydeki Argolis te bulunan Melos adası kökenli obsidiyen yongalar, Akdeniz de daha Mezolitik Çağ da, İ.Ö dolaylarında bir ölçüde denizcilik becerisinin geliştiğini gösterme açısından bilinen en eski kanıttır. Ege deki etezyen rüzgarlar gibi ilkbahar sonu ve yaz rüzgarları, Girit-Mısır seferinin yalnızca 5 günde alınmasını mümkün kılan güvenli seyri sağlamaktaydı. Neolitik Çağ ve İlk Tunç Çağı liman ve yerleşmeleri kalıntıları, diğer maddi kültür bulguları, mesafelere ve rüzgarlara ilişkin inceleme birlikte ele alındığında ortaya çıkan güzergahlar şöyleydi: Kea, Tinos, Mykonos, Ikaria ve Samos yoluyla Attika dan Anadolu ya giden kuzey rüzgarı, Kyklad adaları yoluyla Argolis ten Anadolu ya giden orta güzergah, Girit yoluyla bir adadan ötekine geçerek Rodos ve Anadolu ya giden güney güzergahı. Uzak mesafelere gelince, İlkçağ Akdeniz inde en sık kullanılan dairesel güzergahın sağdan sola doğru bir rota izlediği sanılmaktadır: Ege den Girit e ve ardından Mısır, Levant, Kıbrıs, Anadolu kıyıları, Kyklad adaları, Girit ve tekrar Ege ye. Elbette başka bölgesel yollar (Ege/İtalya, Girit/Mısır, 14

29 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM Mısır/Kıbrıs, Kıbrıs/Levant) ve Libya kıyıları yoluyla Mısır/Girit gibi alternatifler vardı. Taş iskelelerin kalıntıları ve sahil arkeolojisi verileri, İlk Tunç Çağı ndan itibaren bütün Ege boyunca denizcilik faaliyetlerinin varolduğuna ve daha uzak mesafelere varmak için adaların birer köprü olarak kullanıldığına işaret etmektedir. Böyle bir uygulama, uzak mesafeli ticarete destek olduğu ölçüde, yerel ya da bölgesel düzeyde küçük ticaret ağlarının varlığına hiç kuşkusuz olanak vermekteydi (Abulofia, 2005). M.Ö yılının ikinci yarısında, Güney Avrupa, Kuzey Afrika ve Yakındoğu yu birbirine bağlayan muazzam bir iç göl konumundaki Akdeniz boyunca mekik dokuyan son derece yoğun ve kazançlı bir gemi ulaşımı gözlemleyebiliriz. Bu bölge Mısır, Mezopotamya ve Anadolu nun büyük uygarlıklarınca üretilen değerli malların, özellikle de kumaşların ve itibar kazandırıcı eşyaların çıkış yeri olduğu gibi, Kıbrıs ın zengin maden ocaklarından gelen bakır gibi hammaddelerin ve Mezopotamya dan gelen yarı değerli taşların kaynağıydı. Ege gemicileri, anlaşıldığı kadarıyla, M.Ö yüzyıllar arasında Akdeniz gemi ulaşımındaki üstünlüklerini hiçbir sıkıntıyla karşılaşmadan sürdürdüler (Abulofia, 2005). Alışılagelmiş uygulama seferlerin Mayıs tan Eylül e kadar ya da en fazla Nisan dan Ekim e kadar yapılmasıydı. Bu dönemde bile hava durumunun değişmesi, fırtınaların esmesi ve yerel rüzgarların burunları dönmede güçlükler yaratması mümkündü. Baskın rüzgarların yönü yazın bile bir gidiş-dönüş yolculuğunda hatırı sayılır bir farklılığa yol açardı. Bunun en açık örneği Puteoli ile İskenderiye arasındaki seferde görülürdü: bir geminin kuzeybatı rüzgarını arkasına alarak Mısır a gitmesi bazen yalnızca bir haftayı bulurdu. Şiddetli rüzgara karşı seyrederek geriye dönüş ise bir ayı ve hatta daha uzun bir süreyi alabilirdi. Koşullar izlenen rotayı da etkilerdi. Mısır dan başlayan ana kuzey rotası Kıbrıs, Küçük Asya nın güney kıyıları, Rodos ya da Knidos, Girit in güney kıyıları, Malta ve Messina, ardından İtalya nın batı kıyıları şeklinde bir hat izlerdi. Güney rotasında ise Afrika kıyıları boyunca ilerleyerek, Kyrene ye kadar dönüşümlü kara ve deniz meltemlerinden yararlanma yoluna gidilirdi. Her iki rota da yavaştı. Mısır a dönecek bir geminin bazen Güney 15

30 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM İtalya dan denize açıldıktan sonra, rüzgarla Nil in ağzına kadar savrulması mümkündü (Abulofia, 2005). 636 yılından itibaren Emevi hanedanının Şam dan yönettiği Müslümanlar kuzeyden gelen akınlardan daha yıkıcı bir şekilde, bütün Yakındoğu ya ve Kuzey Afrika ya egemen oldu. Bizans lılar kıyılar boyunca gözetleme kuleleri ve sinyal sistemi oluşturmuşlardı. Ancak Suriye ve Mısır valileri ilk başta yerli Hıristiyanlar arasından sağlanan mürettebatla deniz gücü oluşturmaya yöneldi. Gemi yapımı Nil de Fustat ın karşısına düşen Ravda adasında başladı. Kurulan filo Kıbrıs, Girit, Rodos ve Sicilya adalarına akınlar düzenledi. Bu yıllarda Akdeniz ulaşım bütünlüğü ve ticareti büyük bir darbe aldı (Abulofia, 2005). Toros sınırı boyunca Abbasiler in fiilen bağımsız uç emirlikleri savaş halini ve her yıl girişilen baskınları sürdürdü. Kilikya da Tarsus un batısına düşen Lamos (Limonlu) ırmağı sınır çizgisiydi. Bu ırmağın iki yakası 805 ten 946 ya kadar iç burkucu tutsak değiş tokuş ve bedel ödeme sahnelerine tanıklık etti. Abbasiler donanmalarını hızla inşa ederek 860 a doğru Tarsus ta üslenmiş filolar Attaleia ya saldıracak güce ulaştı. O tarihten 10. yy. sonlarına kadar Bizanslılar ve Müslümanlar arasında sürekli deniz savaşları yapıldı. Tarsus filosu 898 de Bizans filosunu yenerek çok sayıda Bizans gemisine el koydu (Abulofia, 2005). Venedik Mude, konvoy sisteminin 13. yy. sonunda ve 14. yy. başında düzenlenmesi çerçevesinde, Senato en değerli kargoları Yunanistan, Karadeniz, Kıbrıs, Çukurova, İskenderiye ve Flandre a götürüp getiren silahlı kadırgaların hizmetlerini müzayedeye çıkarmayı üstlendi. Gemilere kimin komuta edeceğini, gemilerin nerede, ne kadar süreyle duracağını ve nasıl yük tarifesinin uygulanacağını saptayan Senato ydu (Abulofia, 2005). M.Ö yılları arasında Doğu Akdeniz de çeşitli ticaret filolarının faaliyet gösterdiği bilinmekteydi. Bunlar Mısır deniz filosu, Kilikya da Ura, Doğu Akdeniz de Ugarit gibi liman kentlerine ait olan tekneler, Kıbrıs (Alasia) ve Akhalara ait deniz güçleriydi (Liverani, 1990). Akdeniz de 1300 ün ötesine yarım yüzyıl kadar taşan güzel 13. yy., demografik dengeyi altüst eden gerçek bir felaketle son buldu: Büyük Veba Salgını. Büyük bir olasılıkla Kırım ın Kefe kentindeki ticaret merkezinden çıkıp yayılan bu 16

31 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM bulaşıcı hastalık önü alınamayan bir yangın gibi bütün Akdeniz i sardı. Ölüm oranı bölgeden bölgeye değişmekle birlikte, nüfusun üçte biri hayatını yitirdi. Sonraki yıllarda salgının nüksetmesi büyük Akdeniz kentlerindeki nüfus artışına bir fren işlevi gördü. Öyle ki 1348 deki düzeye yeniden varmak için en az yarım yüzyılın geçmesi gerekti. Öte yandan, Ege ve Karadeniz de Cenova yı Venedik, Bizans ve Katalanlar la karşı karşıya getiren savaş ( ) ticareti aksattı ve Batı dünyasını Osmanlı Türkleri nin yükselen gücü karşısında zayıf düşürdü yılları arasındaki süreçte Akdeniz in siyasal manzarası köklü dönüşümler geçirdi. Doğu Akdeniz de en önemli siyasal değişim Osmanlı Türkleri nin atılımıydı. Balkanlar a ilk kez 1354 te giren Türkler in ilerleyişi Timurlenk le yapılan Ankara savaşıyla 1402 yılında kesildi. Ancak 1421 den sonra hızla devam etti lerde Doğu Akdeniz deki pazarlara ulaşmak Türk istilaları yüzünden zorlaşınca, Batı Akdeniz ve Atlas Okyanusu nun doğusundan sağlanan şeker ve kurutulmuş meyve kaynakları, Granada, Valencia ve Sicilya dan sağlanmaya çalışıldı. Suriye ve Doğu Akdeniz ticareti büyük çapta zarar gördü (Abulofia, 2005). Sıklıkla gıda ve su ikmali yapma gereğinden dolayı, kadırgalar uzun bir süre denizde kalamazdı. Bu ve başka nedenler yüzünden, Akdeniz cephesindeki askeri stratejistlerin hedefi düşman filolara çullanmaktan ziyade, olabildiğince çok sayıda müstahkem limanı ele geçirip denetim altında tutmaktı. Ne kadar çok limanı denetlerse o kadar çok kadırgayı donatma, koruma ve denize sürme şansları vardı. 17

32 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM Şekil 1.3. Çukurova nın 3 boyutlu eğim analizi (Adana İl Özel İdaresi) Şekil 1.4. Kırmızı çizgi tahmini kıyı çizgisi ve sarı alan ise Tepebağ Höyüğü nü göstermektedir ( Sahillerin sarp olmasına ek olarak derin kanyonlar da sahilden veya iç kesimlerden yapılacak ulaşımı büyük çapta engellemiştir. Bundan dolayı arkeolojik 18

33 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM buluntuların da açıkça gösterdiği gibi bölge, bazı istisnalar dışında ancak yol ve köprü yapma tekniği ile deniz ulaşımının geliştiği geç dönemlerde, yani Hellenistik, Geç Roma ve Erken Bizans dönemlerinde yaygın bir yerleşime sahne olabilmiştir (Ünal, Girginer, age). Sahillerin izole durumu bazı hallerde 20.yy. da karayolları bağlantısı sağlanıncaya kadar sürmüştür. Belki de daha eski dönemlerde, Skylax ın sözünü ettiği ve kara ulaşımına elverişli başka bir limanı daha vardı. Bu limanın yeri belli değilse de Boğsak Körfezi ne veya Akliman a yerleştirmek isteyen araştırmacılar vardır (Ünal, Girginer, age; Casabonne, 1999). Bu söz konusu limanın, Yeşilovacık Körfezi nde, bugün Sağlık Ocağı Binası altında kalan, gerek duvarları ve gerekse en az iki adet bastiyonuyla bir kaleyi andıran yapılarda saklı olması mümkündür. Cumhuriyet in ilk yıllarında Atatürk ün özellikle Silifke Olukbaşı Köyü yakınlarında kurmuş olduğu çiftlik ve Taşucu Mansuriye (Cumhuriyet) Mahallesi yakınlarında kurmayı tasarladığı bir yazlık konak dolayısıyla da bölgeyi sık sık ziyaret etmesi sebebiyle zoraki olarak bugünkü yolların temelini oluşturan sahil yolları açılıncaya kadar, sahil kenarı ve içerilerdeki bölgeler arasında gerçek anlamda bir ulaşımdan söz etmek mümkün değildi. Bir gezgin 1853 yılında Korykos (Kızkalesi) ile Silifke arasındaki yolun neredeyse geçilmez olduğunu ve yük hayvanlarının dahi çok güçlükle hareket edebildiklerini yazar (Langlois, 1861). Seyhan (Saros, Hititçe Samri?) ve Ceyhan (Pyramos, Hititçe Puruna?) ırmakların milyonlarca yıl taşıdığı ve hala taşımakta olduğu alüvyonlar olmadan, bereketli Çukurova yı hayal etmek bile olanak dışıdır (İzbırak, 1996). Diğer yandan alüvyonların artmasıyla ova seviyesinin yükselmesi ve birçok yerleşme yerinin toprak altında kalmasının yanı sıra, eskiçağlardan beri deniz suyu seviyesinin de yaklaşık 1m yükselmesiyle birçok liman kenti hem alüvyon, hem de sular altında kalmıştır. Erozyon sonucu yükselen sedimentasyonun kalınlığı Orta Anadolu da Neolitik çağdan beri en az 4m olduğuna göre (Hütteroth, Höhfeld, 2002), bu kalınlığın Ceyhan, Seyhan ve Göksu nun oluşturduğu ovalarda çok daha fazla olması gerekir. Kilikya nın üç önemli ırmağının taşıdığı yıllık erozyon toprak miktarı, bize bu konuda kabaca bir fikir verebilir: Seyhan Nehri yılda ton, Ceyhan ton, Göksu ise ton erozyon toprağı taşımaktadır (Yakar, 2001). Herhalde Strabo nun bize naklettiği Bir zaman gelecek, Pyramos un (Ceyhan) güçlü 19

34 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM akıntıları geniş sahilleri dolduracak ve mukaddes Kıbrıs a kadar ulaşacak (Strabo, XII,II,4) kehaneti bir gün gerçekleşecektir! Sonuçta birçok yerleşim yerini, ama özellikle düz olanlarını ve liman tesislerini tekrar bulma şansı ne yazık ki kalmamıştır; mevcut olanlar da zaten her geçen gün insan eliyle yok edilmektedir. Buna ilaveten bir zamanlar deniz sahilinde yer alan liman kentleri ve balıkçı köyleri, sahillerin dolması veya hoyratça doldurulması yüzünden günümüzde çok daha içeride kalmıştır (Bener, 1967; Erol, 1983). Şekil 1.5. Çukurova Genel Eğim Durumu ( Daha eski devirlerdeki, özellikle M.Ö. II. binyıla ait limanların pek çoğu ise (Vaan, 1993; Vaan, 1997) genellikle bugün alüvyonlarla dolmuş ırmak kenarlarında, ırmakların denize döküldüğü yerlere yakın kesimlerdeydi. Kum yığınları ve alüvyonlarla kaplı bu yörelerdeki liman kentlerini bulma şansı bugün maalesef ya hiç yoktur ya da çok azdır (Taffet, 2001). Bunun dışında, yapılan jeolojik incelemeler, Neolitik, Kalkolitik ve Hititler devrinde Tarsus, Seyhan ve Ceyhan deltalarının kıyı şeridinin, bugünküne nazaran daha kuzeyden geçtiğini göstermiştir (Göney,a.g.e., hrt.i-2). Nitekim Seyhan Nehri de daha yakın zamanlara kadar ulaşımda kullanılmıştır. 19.yy. gezgini Langlois in 1853 te çizmiş olduğu bir gravür, Adana kentini Taşköprü nün doğusundan göstermektedir. Gravürde, köprünün sağında ve solunda, Tepebağ önlerindeki orta boylu tekneler ve yelkenliler açıkça görülmektedir (Langlois, 1861; Lev.III.; Girginer,a.g.e., ve Langlois, 1947). Aynı gezgin benzer tekneleri Misis önlerindeki Ceyhan Nehri ne de koymuştur (Langlois, a.g.e.,). 20

35 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM Langlois dan birkaç yıl önce gene Adana ya gelmiş olan T. Kotchy Taşköprü de içlerinde iki yüksek latin tarzı yelkenlinin bulunduğu sekiz tane gemi saymıştır (Yavuz, Özmen, 2000). Bunun dışında gene 19.yy. da İngiliz bahriyelilerin Seyhan ve Ceyhan ırmakları açıklarına demirledikleri gemilerden, bu ırmaklar boyunca kayıklarla arslan ve kaplan avına gittikleri bilinmektedir. Hatta o zamanlar hayvanları sırf keyifleri için acımasızca öldüren avcılardan biri, kaplanlar tarafından parçalanarak hak ettiği cezayı bulunca, avlanmaya bir süre için ara da verilmiştir (Schaffer, a.g.e.). Şekil yüzyılda V.Langlois nın tasvir ettiği Tepebağ Höyük, Taş Köprü ve Seyhan Nehri üzerinde deniz trafiği (Langlois, 1861; Lev.III.; Girginer,a.g.e., ve Langlois, 1947) 1856 da Adana yı ziyaret etmiş olan T. Kotchy ise Şehrin yanında Seyhan Nehri o kadar derindir ki, Kıbrıs ve kuzey limanlarından küçük gemilerle Taşköprü ye kadar gelinebiliyor demektedir (Yavuz, Özmen, a.y.). Ancak bu konuda Seyhan Irmağı nın yatağının çok özel bir durumu, yani onun düzgün olmaması söz konusudur. Denizle Adana arasındaki meylin azlığına rağmen, Seyhan dan küçük motörlerle bile ulaşımda istifade edilmez, zira nehrin yatağı düzgün değildir, kollara dağılır, dibi temizlense bile çabuk dolacağından, elde edilecek istifade çekilecek zahmete, emek israfına değmez (Saraçoğlu, 1990). Bu açıdan bakıldığında ticaretin yoğun olduğu son zamanlarda zorlanılsa da küçük teknelerle Ceyhan Nehri kenarında yer alan M.Ö. II. binyıl ve daha eski 21

36 1. GİRİŞ Tevfik YILDIRIM yerleşme izleri taşıyan Mercin, Küçük Mangıt, Yarım Höyük ve diğer birçok höyüğe ırmak vasıtasıyla ulaşmak mümkün olmalıydı (Seton, Williams, 1954; Taffet, a.g.e.). Orta boyda, deniz sahilinden 700 m. içeride kalmasına ve sığınaklı bir kıyı şeridinden yoksun olmasına rağmen tipik bir Doğu Akdeniz liman kenti olan Kinet Höyüğün incelenmesi, Suriye, Kilikya, Anadolu ve Kıbrıs-Doğu Akdeniz arasında kalan bu kentin kültürel olgusunu kavramak açısından önemli ipuçları verebilirdi. Ancak buluntular burada mal ithal veya ihracına dair hemen hiçbir ipucu vermemiştir. Keza burada Kenan da bulunanlara benzeyen büyük konteynerler ve amforaların sayısı çok azdır. Bundan dolayı, Kinet sakinlerinin daha ziyade kargoculuk ve komşu bölgelerde üretilen malların taşımacılığı sektörlerinde çalıştıkları sanılmaktadır (Gates, 1999). Bölgenin 65 km. güneyinde Hatay İli nde kazılmış ve bir kısmı ayrıntılarıyla incelenmiş başka bir liman da Asi Nehri deltasının sağ tarafında kalan Al Mina dır (Woolley, 1938; Woolley, 1953: Passim; Woolley, 1955: Passim; Boardman, 1965). Al Mina yakınlarında da daha eski liman kenti Sabuni (Sabuniyeh) vardır. Fayların önündeki ovalar sürekli olarak çökmekte ve fayın gerisindeki dağlık alanlardan kaynaklanan, aşındırma ve taşıma kapasiteleri yüksek akarsuların getirdiği alüvyonlarla sürekli olarak dolmaktadır. Bu olayın en az Pliyosen den (Günümüzden 5 milyon yıl önce) bu yana aynı şekilde sürdüğü, ovalarda yapılan petrol ve su aranmasına ilişkin sondaj sondajlarından anlaşılmaktadır. Antik kıyı yerleşim alanlarından; Dörtyol ilçe merkezinin 6 km kadar batısında, kıyıdan yaklaşık 475 m içeride kalmış olan Kinet Höyük, Dörtyol ilçesinin 15 km kuzeybatısında, kıyıdan yaklaşık 3.5 km içerideki Karahöyük ve Toros Gübre Sanayi A.Ş. nin içinde kalan ve kıyıdan yaklaşık 150 m içeride olan Muttalip Höyük gibi diğer kalıntılarda göstermektedir ki zamanla eski kıyı yerleşimleri kara tarafında içeride kalmıştır (Ozaner, 1993) li yılların başlarında halka açık olarak Adana da kurulmuş olan bir şirket, Seyhan Nehri nin temizlenmesi ve denizden gelecek vapurların girebileceği bir limanın Adana da yapılmasını amaçlamıştı (Tanyıldız, 2005). Adana iç limanı çerçevesinde dok ve liman işletmeciliği yapmak üzere kurulmuş bu şirketin projesi uygulanamamıştır (Yavuz, Girginer, 2005). 22

37 2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR 2.1. Sit ve Uygulamaları İnsanlığın başlangıcından bu yana binlerce yıldır Anadolu ve Mezopotamya da insan toplulukları kendi özgün, yöresel değerlerini oluşturmuş, farklı ilişkilerle kültürlerini aktarmışlardır. Kültürel değerlerin öneminin ayırdına varılması ve rekabet ortamında getirileri gözle görülmeye başlamasıyla birlikte koruma ve sit kavramı gelişmiştir. Osmanlılardan beri tarihimize, korunması gerekli eserlerimize, kültürel değerlerimizle birlikte zanaatlarımıza büyük önem verildiğini çeşitli fermanlar ve resmi yazışmalardan bilmekteyiz. Ancak zaman içinde koruma ve sit anlamında gelişen ve değişen kavramlar nedeniyle münferit girişimlerin yerini yasa ve tüzükler almıştır. Bu olguların tarihsel sürecini şu şekilde özetleyebiliriz. 1869, 1874, 1884 tarihli Asâr-ı Atika Nizamnameleri (Eski Eserler Tüzükleri) ilke olarak eski eserlerin (miras, kültür varlığı gibi terimlerin literatüre girmesi 20. yy. ın ortalarına rastlamaktadır) devlet malı olduğu ve Osmanlı öncesi dönemlerle sınırlandığını benimsemiştir. Bu dönemde Osman Hamdi Bey öncülüğünde müzecilik çalışmaları başlamıştır. Maalesef bu çabalar Anadolu da Fransız, Alman, İngiliz arkeologlarca yürütülen kazılardan çıkan kültür varlıklarının yurt dışına çıkarılarak (örneğin Bergama Zeus Altarı) bugünün uluslararası sorunu haline gelmesini önleyememiştir (Özel, 1998) tarihli Asar-ı Atika Nizamnamesi (Anayasa Mahkemesi'nin tarihli kararıyla (Resmi Gazete ) Asar-ı Atika Nizamnamesi'nin yasa niteliğinde olduğu tescil edilmiştir.) yürürlüğe giren son Âsâr-ı Atika Nizamnamesi olup 1973 yılında onaylanan 1710 sayılı yasaya kadar 67 yıl yürürlükte kalmıştır. Ancak kaldırılan kanunda yapı tek bir birim olarak ele alınıp çevresi düşünülmediğinden, 67 yıl boyunca yapıların çevrelerinin yabancı unsurlarla dolmasına yol açmış, böylelikle yapı çevresinden bir anlamda soyutlanmış bazı durumlarda işlevsizleşmiş hatta zaman zaman korunması bile sorun oluşturmuştur. Türkiye de kültür varlıklarının korunması 1950'li yıllardan sonra giderek yoğunluk kazanmıştır yılında 5805 sayılı yasayla kurulan Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu, hem ilke koyan hem de uygulamaya yönelik karar 23

38 alan ve yasayla oluşturulmuş ilk kurumdur ( tarih ve 5805 sayılı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Teşkiline ve Vazifelerine Dair Kanun ). Koruma ile ilgili ilkeleri ve müdahale biçimlerini belirlemek, rölöve, restorasyon, restitüsyon projeleri hakkında karar vermek gibi görevleri üstlenmiştir. Uzun yıllar görev yapan bu kurul, son derece kısıtlı olanaklarla korumada önemli olgulara imza atarak bugün geçerli olan birçok koruma ilkesini ülkemize kazandırmıştır. Geniş yetkilerle donatılan kurul kurumsallaşamamasından (gerek uzman personel gerekse de fiziki-teknik mekan oluşumları), kararlarını uygulayacak ve denetleyecek bir yardımcı örgütün eksikliğinden, yetersiz ve eskimiş bir eski eser mevzuatı ile çalışma zorunluluğundan ve diğer devlet kurumlarıyla eşgüdümünün sağlanamamasından dolayı etkili bir politika geliştirilememiştir. Bütün bu olumsuz koşullara rağmen sorumsuz imar çalışmalarına karşı direnen tek kurum olarak Türkiye'de koruma tarihinin en önemli kuruluşu olmuştur yılında yürürlüğe giren 6785 sayılı İmar Kanununun, yapılacak binaların... eski eserlere ve arkeolojik sahalara olan mesafeleri nin hazırlanacak tüzüklerle belirlenmesine ilişkin hükmü, plânlama/koruma ilişkisini gündeme getiren ilk düzenlemedir.1956 yılına kadar sadece taşınmaz eski eserlerle ilgili görevleri olan Kurula, bu yasa çevre ölçeğinde de bazı yetkiler tanımıştır tarih ve 7463 sayılı Hususi Şahıslara Ait Eski Eserlerle Tarihi Abidelerin istimlaki Hakkında Kanun ile de uygulamada çıkabilecek sorunlar aşılmaya çalışılmıştır. Bu arada dünyada kültürel miras koruma bilinci yükselerek, uluslararası alanda 1954 tarihli La Haye ve Avrupa Kültürel Konvansiyonu imzalanmıştır. Avrupa Konseyi, UNESCO gibi örgütler uluslararası alanda yer almaya başlamıştır. Bu dönemde yine uluslararası Venedik Sözleşmesi (1965) ve Dünya Doğal ve Kültürel Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme (1972) imzalanmış, ICOMOS (Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi) ve ICOM (Uluslararası Müzeler Konseyi) gibi kurumlar oluşturulmuştur. Türkiye de bunlara taraf olarak sürece dahil olmuştur. İlk kez 1961 yılındaki Anayasa ile kültür ve tabiat varlıklarının korunması anayasal güvence altına alınmıştır. Bu Anayasa'nın eski eserlerle ilgili tek maddesi olan 50. Madde si (1982 Anayasası nın 63. Maddesi) Devlet tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik 24

39 edici tedbirleri alır, bu varlık ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahibine yapılacak yardımlar ve tanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir hükmünü içerir. Cumhuriyet tarihinin ilk koruma mevzuatı olma özelliğini taşıyan tarih ve 1710 sayılı ( tarihli Resmi Gazete) Eski Eserler Yasası, sit tanımını getirmesi ve korumanın gerektirmesi hâlinde imar plânlarının değişebileceği hükmünü içermesi, imar plânlarındaki koruma vurgusunun giderek çoğalmasını öngörmüştür. Ancak 1973 yılının koruma bürokrasisi, bu yasanın öngördüğü yeni etkinlikleri ivedilikle ve gerektiği biçimde uygulayacak yeterli deneyim, bilgi birikimi, uzmanlaşma, bütçe olanakları ve yönetsel yapıya sahip değildir (Özdemir, 2005). Devletçe kültürel gelişmenin ekonomik ve toplumsal kalkınmayla bütünleşmesi hedefine ulaşılamamış, öncelik altyapı ve sanayi yatırımlarına verilmiş, son derece kısıtlı bütçe ve örgütsel olanaklarla envanter çalışmaları ve belli başlı anıtların onarımından öteye gidilememiştir tarihli 1710 sayılı Eski Eserler Yasası ile; korunması gerekli eski eser kavramı tek yapı ölçeğinin dışına çıkmış yapıların bir araya gelerek oluşturdukları arazi parçalarının da koruma konusu olduğu benimsenmiştir, kültür varlıklarının bakım ve onarımından sorumlu kuruluşlar net olarak belirlenmiştir. Devlet yasaklayıcı görünümün yanı sıra eski eser sahiplerine bazı ayrıcalıklar tanımakta ve çeşitli organlarıyla yardım yapmayı benimsemektedir. Ayrıca sit kavramı ilk kez bu kanunda geçmektedir. Bu kanunun yürürlüğe girmesine kadar, kentleşme süreci içinde hala padişah imzası taşıyan bir nizamnamenin yürürlükte kalabilmesi bilimsel ve yönetimsel kaybın yanısıra koruma bilinci ve kültürel eksikliğinde kanıtıdır sayılı yasayla tüm taşınır ve taşınmaz eski eserler devlet malı sayılmış, sorumlu kuruluş olarak da Milli Eğitim Bakanlığı gösterilmiş ve koruma şeklini saptama yetkisi Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu'na verilmiştir ( yılında gerçekleştirilen Avrupa Mimarî Miras Yılı etkinlikleri ve bu etkinlikler sonucunda kabul edilen Amsterdam Deklarasyonu nda belirlenen ilkeler, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde, Tesbit ve Tescil ve Koruma Plânlaması birimlerinin kurulmasını gerektirmiştir. Bu nedenle, 1975 yılı 25

40 Türkiye de ilk programlı, belli amaçlara yönelik ve kuralları konmuş bir envanter çalışmasının başlangıç yılı olarak kabul edilebilir li yıllardan sonra, belgeleme çalışmalarına ağırlık verilmiş ve bu çalışmalar sonucunda belirlenen yapı ve alanlarla ilgili bilgiler, imar plânlama hizmetlerinde kullanılmak için, başta İller Bankası olmak üzere, ilgili kuruluşlara verilmiştir. Ancak, gerek 1710 gerekse 2863 sayılı yasalarda Koruma İmar Plânı tanımının olması, bu tanımın gerektirdiği değişik teknik ve süreçlerin kullanılması anlamına gelmemiştir. Öyle ki, Koruma Amaçlı İmar Plânları nın yapımına ilişkin ilk teknik şartname Kültür Bakanlığı tarafından 1990 yılında hazırlanabilmiş yine salt bu amaca yönelik plânların Bakanlık eliyle yaptırılması da yine aynı yıl sağlanabilmiştir tarihinde yürürlüğe giren 3366 sayılı kanunla değişik 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun uygulamaya konulmasıyla birlikte 1710 sayılı yasa yürürlükten kaldırılmıştır sayılı yasa, korunması gerekli olan taşınır ve taşınmaz kültür ve doğa varlıklarıyla ilgili tanımları yapmak ve etkinliklerini düzenlemek, bunlara ilişkin ilke ve uygulama kararlarını almak, teşkilat kurmak ve görevlerini tespit etmek amacındadır. Yasa korunması gerekli taşınmaz kültür ve doğa varlıklarına her türlü inşai ve fiziki müdahalede bulunmayı yasaklamıştır. Sit kavramı yeniden tanımlanmış, kentsel sit koruma planlamasıyla ilgili olarak önemli bir adım daha atılmış ve "koruma amaçlı imar planı" kavramı yeni bir planlama türü olarak kabul edilmiştir Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Birinci Bölüm Tanımlar ve kısaltmalar, madde 3. "Sit; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alandır. "Koruma amaçlı imar plânı; bu kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma 26

41 verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlardır. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile sit ilan edilen alanlarda yürürlükteki imar planlarının geçersiz kaldığı ve bu alanlarda Koruma Amaçlı İmar Planlarının bir yıl içinde yapılması öngörülmüştür. Koruma Amaçlı İmar Planı yapılıncaya kadar, Koruma Kurulu tarafından bir ay içinde geçiş dönemi yapı şartları belirlenir. İlgili Valilikler ve Belediyeler anılan koruma amaçlı imar planını en geç bir yıl içinde koruma kuruluna değerlendirmek üzere vermek zorundadırlar. Ancak, bu yasa maddesine karşın, ülkemizde genellikle bu tür planlar altyapı eksikliğinden (finansman, yetişmiş personel vb) zamanında üretilememektedir. Sit alanı ilanından sonra, geçiş dönemi yapılaşma koşulları ile parsel ölçeğinde uygulamalar devam etmektedir. Planların yapılması genellikle, yasada belirlenen bir yıl içerisinde yapılmadığı için geçiş dönemi yapılaşma koşulları uzun bir süre uygulanmaktadır. Koruma imar planlarının yapımı ve onama sürecinin oldukça uzun sürmesi, onandıktan sonra da aktif olarak uygulamaya geçilememesi sit alanlarının ve kültür varlıklarının yıkım ve yok olmalarında önemli rol oynamaktadır. Koruma Amaçlı İmar Planlarının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları bakımından kısmen değiştirilmesi ilgili kuruluşlarca gerekli görüldüğü ve bu hususta Koruma Kurulu kararı alındığı takdirde, Koruma Kurulu ilgili Belediyeye ve ayrıca ilgili Kurum ve Kuruluşlara yazı ile bildirir. Değişiklik teklifi bu tebligattan sonra en geç bir ay içinde Belediye Meclisince karara bağlanır. Bu süre içinde gereken karar alınmadığı takdirde Belediye Meclisi kararına lüzum kalmaksızın Koruma Kurullarınca karara bağlanan hususlarda değişiklik teklifi kesinleşir. 27

42 Planlama açısından önemli bir husus, yasanın 17. maddesiyle sit alanlarında korumanın koruma amaçlı imar planıyla sağlanmasının öngörülmesidir, önceki korumaya ilişkin yasal düzenlemelerde yer almayan bu hükümle koruma anlayışı bütüncül ve kapsamlı bir içeriğe kavuşmuş, planlama korumanın bir aracı olarak algılanmıştır. Korumaya ilişkin karar alma yetkisi ise Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu lağvedilerek oluşturulan bölgesel koruma kurullarına devredilmiştir tarihli 3386 sayılı yasa ile değiştirilen 2863 sayılı yasanın maddelerine göre merkezde ağırlıklı olarak bakanlıkların üst düzey bürokratlarından oluşan Yüksek Kurul, koruma ilkelerinin belirlenmesi, koruma kurullarının arasında eşgüdümün sağlanması, genel sorunlara ilişkin görüş vermekle görevlendirilmiştir (1990 lardaki uygulamalarda bu kurulca alınan ve değiştirilen ilke kararlarının kimileri hukuka uygun bulunmayarak Danıştay ca iptal edilmiştir). Bölgesel koruma kurulları ise koruma ve uygulamaya ilişkin tüm görevleri karar alma yoluyla yürütmekle yetkilidir ve bu kararlara yalnızca idare mahkemelerinde itiraz edilebilir durumdadır. Şekil 2.1.Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarının 2006 yılı Karar Sayıları ( Türkiye de 22 ilde toplam 28 adet kurul vardır (İstanbul da 7 adet, İzmir de 2 adet, ayrıca yeni olarak Kütahya ve Gaziantep kurulları da kurulmuştur). 28

43 Koruma kurulları, ülkemizdeki kültür ve tabiat varlıklarının korunması, tespit ve tescil işlemleri açısından tek resmi yetkilidir. Görevleri: Bakanlıkça tespit edilen veya ettirilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının tescilini ve gruplandırmasını yapmak, sit alanlarının tescilinden itibaren bir ay içinde geçiş dönemi yapı şartlarını belirlemek, koruma amaçlı imar planları ile bunların her türlü değişikliklerini inceleyip onaylamak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarından özelliklerini kaybetmiş olanların tescil kaydını kaldırmak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanlarıyla ilgili uygulamaya yönelik kararlar almaktır. Koruma kurulları her hafta toplanır, ancak Anadolu daki Kurullarda, üyelerin genellikle il dışından gelmesi nedeniyle toplantılar ayda bir yapılmakta ve 3-4 gün sürmektedir. Bölge kurullarının iş yükünü hafifletmek, denetim mekanizmasını daha işlevsel hâle getirmek amacıyla il özel idareleri ve belediyeler bünyesinde kırk adet koruma ve uygulama denetim bürosu (KUDEB) kurulması sağlanmıştır ( tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanan Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları, Proje Büroları ile Eğitim Birimlerinin Kuruluş, İzin, Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik ). Avrupa Mimari Mirasının Korunması Sözleşmesi (1985 Granada), Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi (1992 Valetta) yer almaktadır larda kültür mirasının korunması görevini ağırlıklı olarak Kültür Bakanlığı yürütürken, 1983 tarihli 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ve 1991 tarihli 383 sayılı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı Kurulmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereği kültür mirasının bir bölümü Milli Park ve Özel Çevre Koruma bölgelerinde yer alarak, bunların korunmasında Orman ve Çevre Bakanlıkları da görevli ve yetkili kılınmıştır. Fakat her ne kadar kurullar üzerindeki yükler hafifletilirken ve kültür varlıkları çeşitlendirilirken beraberinde turizmi teşvik etmek amacıyla kültür varlıklarının işlevleri dışında kullanılmalarına olanak veren gelişmeler de korumayla çelişmektedir. 35 adet Milli Parkımızla birlikte tüm Türkiye deki Milli Park alanları km² ye ulaşmıştır. Bu oran Türkiye nin % 1.02 sidir. Bakanlar Kurulunca günümüze kadar 13 özellikli alan özel çevre koruma bölgesi olarak saptanıp ilân edilmiştir. Tüm özel çevre koruma bölgelerinin toplam alanı km² olup, Türkiye alanının %1.37'sini oluşturmaktadır. Toplamda özel 29

44 çevre koruma alanları ve milli park alanları Türkiye nin % 2.39 udur ( Kültür ve Turizm Bakanlığı tarih ve 4848 sayılı kanun ile kurulmuştur. Bu Kanunun amacı; kültürel değerleri yaşatmak, geliştirmek, yaymak, tanıtmak, değerlendirmek ve benimsetmek, tarihî ve kültürel varlıkların tahribini ve yok edilmesini önlemek, yurdun turizme elverişli bütün imkânlarını ülke ekonomisine olumlu katkı sağlayacak şekilde değerlendirmek, turizmin geliştirilmesi, pazarlanması, teşvik ve desteklenmesi için gerekli önlemleri almak, kültür ve turizm konularıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarını yönlendirmek ve bu kuruluşlarla işbirliğinde bulunmak, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör ile iletişimi geliştirmek ve işbirliği yapmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığının kurulmasına, teşkilât ve görevlerine ilişkin esasları düzenlemektir. 27 Temmuz 2004 tarihli Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren 5226 sayılı Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu İle Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, korumayla ilgili bazı yasalarda çok önemli değişiklikler getirmiştir. Önceki yasalarda yer almayan ören yeri kavramı; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli uygarlıkların ürünü olup, topoğrafik olarak tanımlanabilecek derecede yeterince belirgin ve mütecanis özelliklere sahip, aynı zamanda tarihsel, arkeolojik, sanatsal, bilimsel, sosyal veya teknik bakımlardan dikkate değer, kısmen inşa edilmiş, insan emeği kültür varlıkları ile tabiat varlıklarının birleştiği alanlar olarak tanımlanmıştır. Bu alanlar için öngörülen çevre düzenleme projesi ise; ören yerlerinin arkeolojik potansiyelini koruyacak şekilde, denetimli olarak ziyarete açmak, tanıtımını sağlamak, mevcut kullanım ve dolaşımdan kaynaklanan sorunlarını çözmek, alanın ihtiyaçlarını çağdaş, teknolojik gelişmelerin gerektirdiği donatılarla gidermek amacıyla her ören yerinin kendi özellikleri göz önüne alınarak hazırlanacak 1/500, 1/200 ve 1/100 ölçekli düzenleme projeleri biçiminde tanımlanmıştır. Resmi Gazetenin tarih ve sayısında; Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, 30

45 Denetimi ve Müelliflerine İlişkin Usul ve Esaslara Ait Yönetmeliği nin, 4. maddesi tanımlar bölümünde; Kentsel Sit: Mimari, mahalli, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan ve bir arada bulunmaları sebebiyle teker teker taşıdıkları kıymetten daha fazla kıymeti olan kültürel ve tabii çevre elemanlarının (yapılar, bahçeler, bitki örtüleri, yerleşim dokuları, duvarlar) birlikte bulundukları alanları, Arkeolojik Sit: Antik bir yerleşmenin veya eski bir medeniyetin kalıntılarının bulunduğu yer veya su altında bilinen veya meydana çıkarılan korunması gerekli alanları, Doğal Sit: İlginç özellik ve güzelliklere sahip olan ve ender bulunan korunması gerekli alanları ve taşınmaz tabiat varlıklarını, Tarihi Sit: Önemli tarihi olayların cereyan ettiği ve bu sebeple korunması gerekli yerleri, Ören Yeri: Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli uygarlıkların ürünü olup topografik olarak tanımlanabilecek derecede yeterince belirgin ve mütecanis özelliklere sahip, aynı zamanda tarihsel, arkeolojik, sanatsal, bilimsel, sosyal veya teknik bakımlardan dikkate değer, kısmen inşa edilmiş, insan emeği kültür varlıkları ile tabiat varlıklarının birleştiği alanları, olarak tanımlanmıştır. Arkeolojik, Doğal (tabii) Sit ve Kentsel Sit alanları 3 dereceye ayrılmıştır. Tarihi Sit alanı tek derece olarak düzenlenmiştir Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Birinci Bölüm Tanımlar ve kısaltmalar, 3. maddesinde ise; Arkeolojik Sit alanı; İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlardır. Doğal (Tabii) Sit alanı; Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır. 31

46 Kentsel Sit alanı; Kentsel ve yöresel nitelikleri, mimari ve sanat tarihi açısından gösterdikleri fiziksel özellikleri ve bu özellikleri ile oluşan çevrenin dönemin sosyo ekonomik, sosyo kültürel yapılanmasına, yaşam biçimini yansıtarak bir arada bulunduran ve bu açılardan doku bütünlüğü gösteren alanlardır. Tarihi Sit alanı; Milli tarih ve askeri harp tarihi açısından önemli tarihi olayların cereyan ettiği ve doğal yapısıyla birlikte korunması gerekli alanlardır. olarak tanımlanmıştır. 1951'den günümüze Koruma Kurulu kararlarında İstanbul un sayı fazlalığının nedeni, Kurul merkezinin İstanbul'da olmasıdır. Ayrıca kurulların genel işleyişi, çoğunlukla, kararların bir imar talebi veya imar uygulaması sonucu yapılan tespit ve değerlendirmelerle oluşmasıdır. Kurullar, koruma politikalarının hayata geçirilmesi amacıyla tespit ve değerlendirmeler yapmak yerine; -bürokratik geleneğin de sonucutalep üzerine incelemelerde bulunmaktadır. Bugün bile kurulların gündemini "talep"ler oluşturmaktadır ( Tablo 2.1. GEE (gayrimenkul Eski Eserler) ve AYK (Anıtlar Yüksek Kurulu) Döneminde ( ) alınmış Kararların İllere Dağılımı ( 32

47 Tablo 2.2. Adana İli Yıllara Göre Sit Alanı Sayıları ( ADANA Sit Alanları Arkeolojik Sit Alanı Kentsel Sit Alanı Doğal Sit Alanı Tarihi Sit Alanı Diğer Sit Alanları Arkeolojik ve Doğal Sit Arkeolojik ve Kentsel Sit Toplam Şekil 2.2. Türkiye deki Sit Alanı Sayıları ( Tablo 2.3.Türkiye deki Sit Alanı Sayıları ( TÜRKİYE Sit Alanları Arkeolojik Sit Alanı Kentsel Sit Alanı Doğal Sit Alanı Tarihi Sit Alanı Diğer Sit Alanları Kentsel Arkeolojik Sit Alanı Toplam

48 Sit alanlarından farklı olarak Höyük tanımı da, çok eski bir yerleşme yerinin zamanla toprakla örtülüp tepe biçimine gelmiş halidir. Türk Dil Kurumu nun yayınladığı Türkçe sözlükte Höyük; Tarih boyunca türlü sebeplerle yıkılan yerleşme bölgelerinde, yıkıntıların üst üste birikmesiyle oluşan, çoğu kez içinde yapı kalıntılarının bulunduğu yayvan tepe olarak tanımlanmaktadır. Hasol ise höyüğü (öyük); Kazılınca altından eski yapı kalıntıları ve eski yapıtlar çıkan yayvanca toprak tepe olarak tanımlamaktadır (Hasol, 1992). Naumann ise höyüğü; Anadolu da ova düzlüklerinde çapları çeşitli ölçülerde değişebilen, kimi zaman yükseklikleri 35 metreye ulaşan toprak tepelerine sık sayıda rastlanır. Bu insan eliyle yapılan tepe oluşumları olarak tanımlamaktadır (Nauman, 1985). Höyükler genelde üst üste gelmiş çok evreli yerleşim yeri birikimleridir m yükseklikte ve m genişlikte olurlar. Uygarlıkların araştırılmasında önemli referanslardır. Genellikle günümüze göre en yakını en üstte olmak üzere eskiye doğru uzanan bir tabakalaşma gösterirler. Orta Anadolu höyüklerinde Neolitik, Kalkolitik ve Tunç çağı yerleşmelerinin üzerinde, Frig, Selçuklu ve Osmanlı yerleşimleri görülebilir. Hatta modern yerleşimlerin bir kısmı halen höyükler üzerinde yaşamaya devam eder, özellikle bir çok köy ve kasaba hatta şehirler kuruludur. Anadolu da yaklaşık höyük bulunduğu tahmin edilmektedir. Bunların en bilinenleri: Yozgat ta Alişar, Hashöyük, Çorum da Alacahöyük, Ankara da Ahlatlıbel, Etiyokuşu, Karaoğlan, Konya da Çatalhöyük, Burdur da Hacılar, Çanakkale de Troia, Diyarbakır'da Çayönü, Mersin de Yümüktepe, Gözlükule, Adana da Tatarlı Höyüktür ( Halen höyükler üzerinde yaşamını sürdüren modern kentler olarak da Konya Alaaddin Tepesi, Antep, Diyarbakır ve hatta İstanbul Tarihi Yarımada sayılabilir. 34

49 Şekil 2.3. Önemli yerleşmelerin eşit ölçekte gösterimi (Demirtaş, 1999) Höyüklerin dışında ona yakın, karıştırılmaması gereken diğer bir kavram Tümülüs tür. Latince bir sözcük olup bir mezar ya da mezarlık içeren, toprak yığılarak oluşturulmuş tepeciklere verilen addır. Bunlara en çok Anadolu da, Trakya da, Orta Asya da ve Rusya da rastlanır. Bintepe deki Alyattes in Tümülüsü ile Nemrut Dağı ndaki Tümülüs Anadolu nun bilinen en büyük tümülüsleri arasında yer alır. 35

50 Şekil 2.4. Önemli Höyüklerden Suriye-Halep-Aleppo (Suriye Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü nün hazırladığı broşürden) Şekil 2.5. Suriye-Halep-Aleppo Höyüğü nün uydu görüntüsü ( 36

51 Şekil 2.6. Gaziantep Kalesi ve tescilli yapılan bulunduğu sit alanı ( Şekil 2.7. Gaziantep şehir merkezindeki Höyüğün ve üstündeki kalenin görüntüleri ( 37

52 Şekil 2.8. DİYARBAKIR kalesi ve Höyük ( Şekil 2.9. MISIR KAHİRE kale ve Höyük uydu görüntüsü ( 38

53 Korumayı destekleyen yasal süreç şu şekildedir; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu nun 12. maddesi uyarınca hazırlanarak tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığınca; gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması, bakım ve onarımına destek amacıyla rölöve, restorasyon ve restitüsyon projelerine ve Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu nca onaylı projeleri mevcut alan tescilli taşınmazların proje uygulamalarına nakdi yardım yapılmaktadır yılında değerlendirilemeyen yardım talepleri ile 2007 yılında yapılan başvurularından oluşan toplam 2185 tescilli taşınmaza ait proje yardım talebi ile 362 adet tescilli taşınmazın proje uygulama yardım talebi 2007 yılında Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının Onarımına Yardım Komisyonu tarafından değerlendirmeye alınmış olup, TL ödenek ile Komisyonca 247 adet tescilli taşınmazın rölöve ve restorasyon projesine toplam TL yardım yapılmasına ve 109 adet tescilli taşınmaz için TL uygulama yardımı yapılmasına karar verilmiş, yardım taleplerinin fazlalığı ve mevcut ödeneğin ihtiyacı karşılamada yetersiz kalması nedeni ile daha fazla sayıda taşınmazın onarılabilmesi amacıyla ,- TL ilave ödeneğin aktarılabilmesi için Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı nezdinde girişimde bulunulmuş, ancak sonuç alınamamıştır. "Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik" uyarınca özel mülkiyetteki tescilli taşınmazların proje yapımı yardım talepleri; toplam 58 ilde, 2185 yardım talebinden 247 tanesine TL yardım uygun görülmüştür. Adana dan da 11 talebe karşılık 3 projeye TL verilmesi uygun görülmüştür. Yönetmelik gereği 2007 Yılı Proje Uygulama Yardım Talepleri, toplam 51 ilde, 362 başvuru arasından (toplam talep edilen miktar TL) 109 başvuruya TL verilmesi uygun görülmüştür. Adana dan da 1 adet talebe ve TL maliyete karşılık hiçbir destek verilmemiştir. 39

54 Toplu Konut İdaresince taşınmaz kültür varlıklarının bakımı, onarımı ve restorasyonu için kullandırılacak krediler, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında karşılıklı mutabakata varılarak Toplu Konut İdaresince Taşınmaz Kültür Varlıklarının Bakımı, Onarımı ve Restorasyonu İçin Kullandırılacak Kredilerin Tahsis, Kullanım ve Geri Ödemelerine Dair Usul ve Esaslar tarihinde imzalanmıştır. Anılan Usul ve Esaslar çerçevesinde 2007 yılı 1. dönem için değerlendirilmeleri tamamlanarak kredilendirilen 14 ilde, 37 adet proje arasında Adana ili yoktur. Resmi Gazetenin tarih ve sayısında yayınlanan Kesin İnşaat Yasağı Getirilen Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının Bulunduğu Sit Alanlarındaki Taşınmaz Malların Hazineye Ait Taşınmaz Mallar İle Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik ve Milli Emlak Genel Müdürlüğü nce 5 Eylül 1998 tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanan 237 sayılı Tebliği ile koruma sit alanı içerisinde olup da kamulaştırma bedeli ödenmeyen fakat kullanma hakkı kısıtlanan taşınmaz sahipleri Milli Emlak ın düzenleyeceği ihalelere katılarak takasa sokma hakkı verilmiştir Kentsel Arkeoloji ve Uygulamaları Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kentsel Arkeolojik Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları'na ilişkin ilke kararı almıştır. Resmi Gazete'nin 12 Haziran 2005 tarihli sayısında yayımlanan karara göre, ''3386 ve 5226 sayılı kanunlarla değişik 2863 sayılı Kanun kapsamına giren Arkeolojik Sit alanları ile birlikte korunması gerekli kentsel dokuları içeren ve korumaya yönelik özel planlama gerektiren alanlar kentsel arkeolojik sit alanları'' olarak tanımlanmıştır. Alınan karara rağmen Türkiye'de henüz kentsel arkeolojik alan kavramı anlaşılmış ve gerekli olan disiplinlerarası çalışma ortamı oluşturulmuş değildir. 40

55 Kentsel Arkeolojinin Gelişimi 1870'lerde Oslo kentinin güneyinde inşaatlar sırasında Ortaçağ Oslo yerleşimine ait birçok kalıntı günışığına çıkarılmıştı. Döneminde pek farkına varılmayan (ya da üzerinde çok durulmayan) bu keşif Avrupa'da kentsel arkeoloji çalışmalarının başlangıcı sayılabilir. Nov-gorod'ta yapılan kazılar da bu anlamda ilk çalışmalar arasında yeralmaktadır. Rusya'nın kuzeybatısında bulunan kentte, Arkeolojik çalışma için koşullar çok elverişliydi: burada kültür katmanları kesintisiz olarak tabakalanmıştı, ayrıca nem oranının oldukça sabit olması da ahşap, kemik ve benzeri organik buluntuların oloğanüstü iyi korunmuş olmalarını sağlıyordu. Ortaçağ tabakaları üzerine gelen 18. yy ın yeni, oldukça düzenli ızgara kent dokusu bir çok yerde eski organik dokuya oldukça aykırıydı. Yeni yapılanmanın Ortaçağ organik dokusunun özelliklerini bozmadan gerçekleştirilmiş olması ve çoğunlukla ahşap malzemeden yapılma Ortaçağ yapı katlarının iyi durumda ele geçmesi sonucu eski sokaklarda birbirini izleyen 28 yapı evresi belirlenebildi yılından günümüze kadar, Novgorod sürekli kazılarak, yerleşim tarihinin kesintisiz gelişimi elde edilmiştir. Novgorod, bu nedenle, tarihi kentlerin altında yer alan arkeolojik verilerin zenginliğini gösteren en iyi örneklerden birini temsil etmektedir (Tuna, 2000). Polonya'nın Baltık kıyısında yeralan Gdansk kentinde 10. yy.dan 14. yy. başına kadar 17 kültür katman ile tabakalanmış yaygın bir yerleşimin bulunduğu anlaşılmıştır. Burada yönetim, ticaret, küçük üretim gibi önemli kentsel fonksiyonların mekansal dönüşümü diğer Slav kentlerinde görülen tipik özelliklere model olacak nitelikte arkeolojik verilerle belgelenmiştir. Gdansk'ta yapılan kazılar bize, kentleşme sürecinin geleneksel tarih araştırmalarının ötesinde, ancak arkeolojik çalışmalarla açıklanabileceğinin anlaşılmasını sağlamıştır. Burada ilk kez, Arkeoloji'nin "açıklamalı tarih" olmaktan kurtularak tarih'ten bağımsız, ayrı bir disiplin olabileceği ortaya çıkmıştır. Bir diğer katkısı olarak, kentsel arkeoloji'nin yerleşim arkeolojisinin özel bir türü olarak, bağımsız araştırma disiplini olabilmesi, ancak arkeolojik verilerin bir yerleşim alanı bütününde ele alınabilmesiyle olanaklı olacağı görülmüştür. 1940'lı yıllardan 41

56 itibaren, yerleşimin tümünü ele alan bu yeni yaklaşım günümüz kentsel arkeoloji çalışmalarında da temel hareket noktası durumundadır. Savaş sonrası Avrupa'sında kentsel arkeolojiyi etkileyen bir diğer önemli gelişme, daha önce de değindiğimiz gibi, savaşın yıkıma uğrattığı tarihsel kentlerde yer alan önemli yapıların yıkıntılarının kaldırılmasında yaşanmıştır. Tarihi kentlerin onarım ve restorasyon çalışmalarının kısa sürede sonuçlandırılması gereği, örneğin Köln'deki St. Parthaleon Kilisesi, Aachen'de Şarlman Sarayı, Münster Katedrali gibi Avrupa'da bir çok anıtsal yapının arkeolojik kazıları gerçekleştirilmiştir. Yangın, deprem gibi felaketler de kentsel alanlarda arkeolojik çalışmalara olanaklar sağlamıştır. Norveç batı kıyısında yeralan Bergen'de büyük ölçüde Ortaçağ limanı üzerinde yer alan ahşap depoların 1955'te yanmasından sonra arkeolojik kazılar Ortaçağ boyunca liman kıyısının nasıl geliştiğini gösteren verileri ortaya koymuştur. 1950'lerden itibaren, Londra'da Thames Nehri kuzey kıyısı, Dublin, Hollanda ve Avrupa'nın birçok yerinde olduğu gibi, nehir ve deniz kıyılarında yapılan arkeolojik çalışmalar, kentlerin topoğrafik değişimlerine ilişkin en temel verileri sağlamaya başladılar. Sonuç olarak, kent tarihleri için yazılı kaynakların çok kısıtlı oluşu, bilinen kent planlarının 16. Yüzyıl sonrasına ait olmaları gibi geleneksel verilerin fazla açıklayıcı olmamalarına karşın, her türlü kentsel değişimin izlenmesinde arkeolojik belgelemenin açık bir şekilde temel veri olduğunun anlaşılması savaş sonrası gelişmeler ile sağlanmıştır (Tuna, 2000). 1960'lardan itibaren Avrupa kentlerinde başlayan kent merkezlerini yenilemeye yönelik proje faaliyetleri arkeolojik mirasa olumsuz etkisi daha büyük ölçüde, daha yaygın olan gelişmelere yol açmıştır. Tarihi kent merkezlerindeki bu inşaat faaliyetleri en modern inşaat tekniklerini kullanarak, çok katlı işhanları, yeraltı otoparklarının betonarme temel sistemleri için daha derin temel açarak geçmişte olanlardan daha fazla arkeolojik katmanlara olumsuz etkileri olmuştur. Savaş sonrası kent arkeolojisi için ikinci dalga olarak nitelenecek bu gelişmelerde arkeolojik çalışmalar ele alınan tarihi yerleşimin bütününe yönelik sorunlara yanıt arayan projeler çerçevesinde yürütülmüştür. Tarihi kent merkezlerinde yürütülen arkeolojik kazılar rastlantısal kazı operasyonları olarak yürütülmekten çok, iyi tanımlanmış bir araştırma projesi çerçevesinde ele alınmıştır; 42

57 yeni yaklaşım başta İngiltere olmak üzere birçok Batı Avrupa ülkesinde yaygınlık kazanmıştır. Bu bağlamda en iyi örnekler olarak İngiltere'nin kuzeyinde York ve güneyinde yer alan Winchester tarihi kentlerindeki kazılar gösterilebilir. Şekil Kuzey İngiltere'de önemli bir Roma yerleşmesi olan York kentinde yapılan kentsel arkeolojik çalışmalar (Tuna, 2000). 1970'lerde kentsel arkeolojik çalışmalar özellikle İngiltere'de gerçekten bir patlama halinde artış sağlamıştır. Birçok çalışma Winchester ve York örneğine benzer şekilde maddi açıdan desteklenmemiş olsalar da, kamuoyunda yitirilmekte olan arkeolojik kültür varlıklarına özellikle tarihi Tarihi Kent Merkezinde Roma Çağı Kalıntılarının Sergilenmesi, Verona kent merkezlerinde olan duyarlılık çok artmış ve böylece bu çalışmalara gerekli ilgi ve destek sağlanmıştır yılında "Avrupa Mimari Miras Yılı" kutlamaları kapsamında Oxford' ta toplanan uluslararası kongre ile ilk kez Avrupa'daki kentlerde arkeolojik çalışmalar ortak platformda tartışılmıştır. 1970'lerin kentsel arkeoloji yaklaşımı "olabildiğince daha fazla arkeolojik kültür varlığının belgelenerek kurtarılması" idi. 1980'lerden itibaren, bu yaklaşıma 43

58 göre yürütülen projelerin sağladığı inanılmaz bilgi birikiminin yayınlanması zorunluluğu, giderek azalan büyük inşaat operasyonları ile beraber daha az finans desteği, kentsel arkeolojik çalışmalardaki gelişmenin doğal sınırlarını belirlediği görüldü. Günümüzde örneğin Tours, Strasbourg, Arles, Grenoble benzeri bir çok tarihsel kentte olduğu gibi, tüm dönemleri kapsayan ayrıntılı kent arkeolojisi envanter çalışmaları yapılmaktadır (Tuna, 2000) Kentsel Arkeoloji nin Tanımı Kentsel- arkeoloji geleneksel arkeoloji kazı tekniklerinin günümüz kentsel alanların özel koşullarında uygulandığı bir araştırma konusu ile sınırlı değildir. Bu bütünlük içinde, mülkiyet deseni, eski dönem kent yapılarına ilişkin ipuçları, kent ile ilgili her türlü yazılı ve görsel belge kent arkeolojisinin inceleme konusuna girmektedir (Tuna, 2000). Gelişmiş kurtarma arkeolojisi tekniklerine rağmen, kent merkezlerinin altında bulunan çok hassas yapıda arkeolojik kültür katlarının belgelenemeden yok olmaları karşısında yeni politikalar ve yaklaşımlar geliştirilmiştir. modern yapı teknolojisi gelişmiş iş makinaları ile çok daha derin kazı yapabilmekte, kent dokusunu değiştiren büyük mimari kitleleri gerçekleştirme olanağına sahiptir. Arkeolojik kalıntılar geleneksel yapı stoğu ile bütünleşmiştir, fiziki olarak ayrılması bu stokta yer alan değerlerin her birinin değerini azaltacaktır. Beraberce korunması anlamlıdır, dolayısıyla sit oluşturmaktadır. Toprak üstünde görünen yapı stoğu ve toprak altındaki arkeolojik varlıklar bir bütündür. Bu alanı konut ve ticaret benzeri kullanışlar ile içinde halen yaşanan bir bölgedir; mevcut yapıların kısmen dayandığı antik duvarlar, kimi bahçelerin içinde görülen teras duvarları, hamam, çeşme v.b. kalıntıların özgün sınırlarını belirlemek olanaksızdır. Bu çeşitlilik ve çağların birbirine eklemlenmesi, buradaki mekanı zenginleştirmekte ve değerini arttırmaktadır. Bu çalışmaların ortaya çıkaracağı kültür varlıklarının sergilenmesi burada yaşayan kentli için yeni bir kent kimliği referansı 44

59 olacak, kentlilik bilinci daha da zenginleşecektir. Bu durumda kentsel arkeoloji, söz konusu alanda yaşayanların kentsel yaşamını zenginleştirici bir veri olacaktır Türkiye de Kentsel Arkeoloji Çalışmaları Ülkemizde Kent merkezlerine olan yoğun kullanım talepleri sonucu metro, yeraltı otoparkı, kentsel altyapı, çok katlı iş merkezleri, vb. projelerin hayata geçirilmesi toprakaltı kullanım planlamasını, dolayısıyla arkeolojik potansiyel dolgu alanlarının belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Son yıllarda başta İstanbul Tarihi Yarımada olmak üzere, İzmir, Ankara, Konya, Antakya, Kayseri gibi kentlerde uygulanmak istenen kentsel altyapı ve benzeri büyük projelerin ortaya çıkardığı olağanüstü arkeolojik veriler kent arkeolojisinin önemini ortaya koymuştur. Türkiye'nin de üye olduğu Avrupa Konseyi. Mimari Miras Komitesi tarafından "Arkeoloji Yılları" olarak ilan edilmişti. Bu kapsamda, Konsey, Avrupa kültürü ortak değerlerinin ve bilincinin tüm üye ülkelerde daha iyi kavranması, pekiştirilmesi amacı ile kültürel mirasın en önemli kaynaklarından arkeolojik varlıkların kent yaşamı içinde sürdürülebilmesini sağlayan birçok proje ve etkinlikler planlamış ve uygulamaya koymuştur yılında Avrupa ülkelerinin her birinden kentsel arkeoloji çalışmalarında örnek olabilecek bir kent seçilmiştir. Türkiye'den İzmir, gelecekte kent arkeoloji çalışmaları için sahip olduğu ayrıcalıklar göz önüne alınarak, önerilmiştir. Ülkemiz ilgili meslek çevrelerinde, özellikle koruma planlaması bağlamında kentsel arkeoloji kavramı ancak 1990'lı yılların başında tanıtılmıştır. T.C. Kültür Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 1993 yılında, 338 Sayılı İlke Kararı ile kentsel arkeolojik sit tanımı getirilerek, bu alanlarda kapsamlı arkeolojik envanter çalışmalarının başlatılması öngörülmüştür. Bu envanter çalışmalarının en önemli kaynağı ülkemiz mevcut koşullarında, Kültür Bakanlığı'na bağlı Müze Müdürlükleri'nin kentsel arkeolojik alanlarda yapmakta olduğu sondaj çalışmaları sonuçlarının getirdiği veriler olmaktadır. Ne var ki, bu verilerin yetersiz bilimsel yöntem ve olanaklarla elde edilmesi ve erişilebilirle güçlüğü kent arkeolojisi 45

60 kültür varlıklarının korunmasında temel kaynak olarak kullanımlarını çoğu kez olanaksız hale getirmektedir. Kentsel arkeoloji. Türkiye gibi en eski yerleşik kültürlerden beri sürekli yerleşim gören bir ülkede bulunan ve dünya kültür mirasının bir parçası olan bu zengin arkeolojik kültür varlıklarının her gün süratli bir şekilde yitip gitmemesi, bu kaynağın kullanımı ve gerektiği gibi yönetimi için arkeolojik kültür mirası veri tabanı oluşturulması sorunsalını Avrupa Arkeolojik Mirası'nın Korunmasına ilişkin Malta Sözleşmesi 'ni imzalayan ülkemizin aşması gerekmektedir. Her arkeolojik verinin taşıdığı eşsiz bir bilgi kaynağı olduğu kadar dönüşümü olmayan ve kolaylıkla yitirilebilen yapı göstermesi, belgeleyerek koruma özellikle kurtarma arkeolojisinde temel bir kavram olmuştur. Nitekim, 1992 yılında Malta'da aralarında Türkiye'nin de bulunduğu üye ülkelerce imzalanan "Avrupa Arkeolojik Mirasının Korunmasına İlişkin Sözleşme" hükümlerinde yer alan bütünleşik koruma yaklaşımına göre, kamu yararı bulunan büyük projelerin uygulanmasında belgeleyerek koruma ilkesi göz önüne alınmaktadır. Buna göre, her düzeyde planproje-program çalışmaları içinde kültürel mirasın -en az olumsuz etkilenme- ile varlığını yaşayan modern çevre ile bütünleşik olarak sürdürebilmesi öngörülmektedir. Bu bağlamda, kentsel arkeolojik kültür varlıkları kentsel gelişmenin zorunlu altyapı yatırımları, sınırlı düzeyde kentsel yenileme sürdürülebildiği en az kayıp ile korunmalıdır. 1990'lı yıllarda tarihi Eski Foça yerleşimi içinde sürdürülen arkeolojik kazıların ortaya koyduğu veriler sonucu değişen sit kararları ile Ülkemizde kentsel arkeolojik kültür varlıklarının yönetimi konusunda tartışma başlatılmıştır yılında İzmir metrosunun inşaatı sırasında ortaya çıkartılan Roma Çağı anıtsal cadde ve benzeri kentsel arkeolojik veriler belgelenmeden, kısa sürede İzmir 1 No.Iu K.T.V. Koruma Kurulu kararlarına rağmen yok edilmesi, daha da kötüsü olaya Kamuoyu'nun sessiz kalması yanında yetkili İdare ve mahkemelerin de yasa dışı işlemleri görmezden gelmeleri, kentsel arkeoloji için Ülkemizin yolun başında olduğunu göstermekte. Burada metro inşaatının ortaya çıkardığı arkeolojik verilerin süratle belgelenmesi ve belki antik cadde kalıntısına örnek bir bölümün kent belleği 46

61 için bırakılarak, projenin geciktirilmeden uygulanması sağlanabilirdi. Ancak sağlanamamıştır. İzmir benzeri örnekler olarak Kayseri, Antakya, Bergama, Trabzon, Bursa, Sinop, Konya ve İzmit kent merkezleri ile İstanbul Tarihi Yarımada bütününde çok sayıda alanda Müze denetiminin yapılamadığı inşaatların ortaya çıkardığı arkeolojik veriler çoğu kez belgelenemeden yok edilmiştir. Şekil Kentsel Arkeoloji Kurtarma Kazıları, Mozaikli bir taban Eski Foça (Tuna, 2000). Yeni yapılanma talepleri ile kentlerin eski bölgelerinde yapılan kurtarma kazıları sonucu sürekli yenilenen arkeolojik veriler, uzaktan algılama, jeo-fizik teknikleri ve bilgi-işlem teknolojisindeki yeni gelişmelerin desteğinde kentin geçmişine ait bilgilerimizi, dolayısıyla kentli yurttaşların kimliğini oluşturan kentsel referansları daha da zenginleştirmektedir. Kentsel belleği sürekli yenileyen bir kaynak olarak kentsel arkeoloji veri-tabanı henüz ülkemizde hiç bir kent için hazırlanmamıştır. Bu anlamda ilk bilimsel çalışma Dr. Müller-Wiener tarafından İstanbul Tarihi Yarımada için, daha çok toprak üstü taşınmaz kültür varlıklarını kapsayacak şekilde yapılmıştır. Toprak altı arkeolojik kültür verilerinin ilk kez plan- 47

62 lama çalışmalarında veri tabanı olarak kullanılması Eski Foça için Kültür Bakanlığı tarafından hazırlatılmıştır. Daha dar kapsamlı bir çalışma ise, tarihi Antakya kenti ve arkeolojik sit alanı için Kültür Bakanlığı tarafından oluşturulan bir komisyona yaptırılmıştır. Ankara Büyük Şehir Belediyesi'nin uygulamaya konulacak kentsel gelişme projelerinin arkeolojik kültür mirasına olan etkisinin en az olmasını sağlamak üzere Ankara Metropoliten Alan kapsamında envanter çalışması söz konusu İdare tarafından yıllarında yaptırılmıştır. Bayındırlık Bakanlığı, DLH. tarafından geçtiğimiz günlerde inşaatına başlatılan "İstanbul Tüp Geçiş Projesi"nde güzergâh itibarıyla İstanbul Tarihi Yanmada kültürel varlıklarına olan etki değerlendirmesi yapılarak, bu tür uygulamalarda ilk kez kent belleğini oluşturan toprak üstü ve toprakaltı verilerine en az zarar verecek seçenek tercih edilerek uygulamaya geçilmiştir. Arkeo-jeofizik yöntemlerinin denendiği benzeri bir arkeolojik etki değerlendirme çalışması ise, M. Drahor tarafından İzmir tarihi kent merkezinde arkeolojik katmanların sınırlandırılması için TÜBİTAK projesi kapsamında yapılması planlanmaktadır Kentsel Arkeoloji ve Planlama Kentsel Arkeoloji terimi II. Dünya Savaşı sonrasında yıkıma uğramış Avrupa kentlerinin yeniden inşa süreciyle beraber kullanılmaya başlamıştır. Kentsel alanlarda yürütülen arkeolojik çalışmaları tanımlamak için kullanılan terim, zamanla kentlerin çok katmanlı kültürel yapısını anlamaya ve kentin tarihsel gelişimini ortaya koymaya çalışan bir disiplin olmuştur. kentlerin yenilenen yapısı ve günümüz kent yaşamının getirdiği ihtiyaçlar doğrultusunda tarihi kent merkezlerindeki arkeolojik mirasın korunmasıyla beraber yeni yatırımların yönlendirilmesine yönelik stratejilerin geliştirilmesi ve bu süreçte kentsel arkeolojik mirasın yönetimi için modeller geliştirilmesi de bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Ülkemizde, tarihi kent merkezlerinde anıtsal yapılar çevresinde yoğunlaşan arkeolojik çalışmalar, müzeler tarafından yürütülen kurtarma kazıları ve sondaj kazıları Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren görülmektedir (Örn: Ankara Roma Hamamı). 48

63 Kazıları, Erken Cumhuriyet Dönemi Yapılarının inşası sırasında bulunan kalıntılar). Kentsel Arkeoloji tanımı 1993 yılında 338 sayılı İlke Kararı (Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, Toplantı No: 30, Karar No: 338, ) ile yazımızda kullanılmaya başlanmıştır. 338 sayılı ilke kararı, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma yasasının 6. maddesi kapsamında tanımlanan korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarını içeren ve aynı yasa maddesi gereği korunması gerekli kentsel dokuların birlikte bulunduğu alanların, kentsel arkeolojik sit alanları olarak tanımlanmasını karara bağlanmıştır yılında benzer şekilde tekrar ele alınan ilke kararına (Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, Toplantı No: 60, Karar No: 658, ) rağmen, kentsel arkeolojik sit tanımı tam anlamıyla ülkemizde hala anlaşılamamıştır. İlke kararları, kentsel arkeolojik sit alanlarında detaylı envanter çalışmasının tamamlanmasından sonra gerekli bütün ölçeklerde planların üretilmesi ve daha sonra parsel ölçeğinde uygulamalara geçilmesini öngörmektedir. Fakat, kentsel arkeolojik döküm ve veritabanı çalışmaları için yeterli altyapının bulunmadığı ülkemizde, kentsel arkeolojik sit alanları yerine farklı derecelerde arkeolojik sit alanları belirlenerek, kentsel arkeolojik miras korunmaya çalışılmaktadır. Özellikle kentsel yapılaşmanın yoğun baskısı altında bulunan tarihi kent merkezlerinin sit bütünlüğü bozulduğu düşünülerek, 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmesi ve müzeler tarafından yürütülen sondaj ve kurtarma kazıları ile kontrol altında tutulmaya çalışılması ülkemizde en yaygın yöntemdir (Belge, 2004). Fakat, uluslararası raporlar ve toplantılarda, Türkiye deki arkeolojik ve kentsel arkeolojik mirasın şehir plancıları ve arkeologlar arasındaki işbirliği yetersizliği nedeniyle kentsel gelişmenin yoğun baskısı altında olduğu belirtilmektedir (Tuna, 1999). Kısaca, koruma kültürünün ve anlayışının tam anlamıyla yer edinemediği günümüz Türkiye sinde, kentsel arkeoloji bir disiplinlerarası çalışma kültürü olarak özümsenememiştir. Finansal ve yönetsel sorunlarla beraber, tarihi kent merkezlerindeki arkeolojik değerler/katmanlar, kültürel öğeler olarak algılanmak yerine, kentsel gelişmeyi kısıtlayan engeller olarak görülmüş ve bu bakış açısı nedeniyle tarihi kent merkezlerimiz, kültürel birikimi yansıtmaktan uzak; modern gereksinimlere yanıt veremeyen ve kentsel olanaklardan yararlanamayan sorun alanları halini almıştır. Bu 49

64 sorunun en somut ve güncel örneklerini İstanbul Tarihi Yarımada, Ankara Ulus Tarihi Kent Merkezi, İzmir Agora Çevresi veya yaşadığımız kentin tarihi merkezinde çok rahatlıkla gözlemleyebiliriz Kentsel Arkeolojik Mirasın Yönetimi, İzlenilen Farklı Yöntemler ve Türkiye de Uygulanabilirliği, 1992 yılında Türkiye nin de içinde bulunduğu aday ülkeler ve üye ülkelerin imzaladığı Avrupa Arkeolojik Mirasının Korunması Sözleşmesi (European Convention on the Protection of the Archaeological Heritage (Revised), Council of Europe, Valetta, 1992) ile arkeolojik mirasın yönetimi yeni bir yön kazanmıştır. Arkeolojik miras yönetimi, bilgisayar destekli veritabanı ve kodlama sistemleri ile döküm çalışmalarının yürütülmesi, arkeolojik haritaların ve değerlendirme tekniklerinin geliştirilmesi, kamu ve özel sektör tarafından desteklenmesi, korumakullanma dengesi içinde düşünülmesi, belgelenme-koruma-yayın işlerinin bir bütün olarak algılanması, kamu bilincini artırıcı ve eğitimle bütünleştirilmesi gereken bir süreç olarak tanımlanmıştır. Kentlerin devingen yapısı ve mekansal gelişmesi nedeniyle, kentsel devamlılığı yansıtabilecek bir veritabanı ve çalışma yöntemi, Fransız Kültür Bakanlığı na bağlı olarak çalışan arkeoloji biriminin alt bölümlerinden olan Ulusal Kentsel Arkeoloji Merkezi tarafından geliştirilmiştir. Bu kapsamda, Fransız Kentlerinin Kentsel Arkeolojik Mirasının Değerlendirilmesi için Dokümanlar adıyla bir dizi belge hazırlanmıştır. Bu belgeler, kentlerin topografik ve tarihsel yapısını değerlendirerek ideal ve gerçek kentsel arkeolojik potansiyelin tanımlanması için geçerli bir yöntem üretmiştir. Bu yöntem basit bir formülle tanımlanmaktadır (Garmy, 1985). Şekil İdeal Arkeolojik Potansiyel (Garmy, 1985) 50

65 Formül şöyledir; Pr = (Pi D)q. Pr = Gerçek (korunmuş olması muhtemel) arkeolojik potansiyeli, Pi = Tarihsel verilerle tanımlanabilecek ideal arkeolojik potansiyelin yayılma alanını, D = Kentsel gelişme veya doğal nedenlerle oluşmuş tahribat alanlarını, ve q = Arkeolojik mirasın yayılma alanı, topografik olanaklar ve toprak yapısının arkeolojik mirası koruma özellikleri dikkate alınarak bulunabilecek değişken katsayıyı ifade etmektedir (Belge, 2004). İngiltere ve İngiliz ekolünü takip eden ülkelerde izlenen kentsel arkeolojik mirasın yönetim sürecine basit olarak değerlendirirsek; tarihi kent merkezlerinde oluşan yeni yatırım taleplerini yönlendirmek için çok etkin bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz. Kentsel arkeolojik veritabanları yardımıyla oluşturulan alt-bölgeler ve kritik alanlar doğrultusunda, doğal düşmanlar (Hester,1989) olarak tanımlanan yatırımcı/mimar, plancı ve arkeologlar arasında işbölümü ve işbirliği çok net tanımlanmıştır. Londra ve Bath gibi kentlerde, tarihi kent merkezleri yatırım için çok cazip bölgeler olduğundan dolayı, yatırım sürecinde yürütülecek tüm arkeolojik çalışmaların finansmanı yatırımcı tarafından sağlanmaktadır. Bu süreç Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) çalışmaları içinde temel oluşturan kirleten öder ifadesi ile tanımlanabilmektedir. Şekil Verona kent merkezinde arkeolojik katmanların sergilenmesi ve kent yaşamına katılması adına başarılı bir örnek ( 51

66 Şekil Kudüs te kentsel arkeolojik değerlerin, kent yaşamına katılması (resim galerisi) ( Yatırımcı ve mimarı tarihi kent merkezinde yapılacak bir yatırım ile ilgili olarak planlama ofisine geldiğinde inşaat yapılmak istenen alanın yeri, yatırımın amacı, yöntemi, ve öneri gelişme; arkeolog ile beraber değerlendirilir. Alanın topolojisi, jeolojisi, arkeolojik ve tarihi geçmişi, arkeolojik potansiyel değerlendirmesi standart bir yöntem ile yapılır ve karara varılır. Yapılacak yatırım kaçınılmaz görünüyorsa (önemli altyapı projeleri, metro, vb.) yatırımcının finanse edeceği detaylı kurtarma kazısına karar verilir. Ülkemizde de kurtarma ve sondaj kazılarında bu yöntem uygulanmaktadır. Fakat kısıtlı kaynaklar nedeniyle arkeolojik kazıların gerektirdiği bilimsel standartlarda çalışılamamakta ya da çalışma sonrasında belgeleme ve yayın işleri yapılmamaktadır. Ayrıca, sonuç değerlendirme ve karar alma süreçleri çok uzun sürede sonuçlanmaktadır. Ülkemizden farklı olarak, İngiltere de yapılan masabaşı değerlendirme (desk-based assessment) sonrasında, arkeologlar yapılacak çalışmanın ne kadar süreceğini, yayın işleriyle beraber olası maliyetini ve sonucunda ne tür veriler doğrultusunda yatırımcının inşaat alanında ne 52

67 kadar bir kısıtlama olacağını öngörür. Eğer, masabaşı değerlendirme çalışması yeterli görülmezse, yüzeysel alan değerlendirmesi veya sondaj çalışmaları yapılabilir. Bu çalışmalar mekansal olarak hazırlanmış kentsel arkeolojik veritabanları ile desteklenir. İyi hazırlanmış bir değerlendirme raporu sonucunda ortaya çıkan öngörülerde büyük bir yanılma olmaz. Maliyet ve tanımlanan koşullar yatırımcı tarafından kabul edilirse, şehir plancısı (kamu temsilcisi), yatırımcı mimar ve arkeoloji bürosu arasında bir protokol imzalanır. Bu protokolde, şans eseri bulunabilecek buluntular ve beklenmeyen durumlar için ek yaptırımlar için açık kapı bırakılır. Yatırımcı, ancak yapılacak çalışmalar sırasında arkeolojik değerlerin korunması konusunda karşılaşılabilecek her türlü duruma karşı finansal garanti verdiği zaman yapı iznini alabilir (Belge, 2004). Kentsel Arkeolojik Veritabanı destekli bölgeleme ve strateji üretme çalışmasının başarıyla tamamlandığı bir diğer kentte İngiltere deki Bath kentidir yılında tamamlanan kentsel arkeolojik ve tescil kararları veritabanı doğrultusunda, tarihi kent merkezi ve yakın çevresini içeren 36 tane alt bölge tanımlanmıştır. Bu alt bölgelerde uygulanacak stratejiler dört ana başlıkta toplanmıştır ; - Arkeolojik Değer Belirleme ve Değerlendirme Çalışmaları yürütülecek Karakter Bölgeleri, - Arkeolojik Gözlem (Monitoring) yürütülecek Karakter Bölgeleri, - Arkeolojik değerlerin in-situ (yerinde) olarak korunacağı Karakter Bölgeleri, - Arkeolojik değerlerin belgelenerek kaldırılabileceği Karakter Bölgeleri ( Dünyada uygulanan modelleri ülkemiz koşulları içinde değerlendirecek olursak, kentsel arkeolojik veritabanlarının bütün kentlerimiz için daha fazla gecikilmeden hazırlanmasının gerekliliği ortadadır. Kentsel Arkeolojik Veri tabanlarının hazırlanması için, 5226 sayılı kanun ile getirilen değişiklikler doğrultusunda kültürel mirasın yönetimi konusunda sorumlulukları artan, özellikle finansal ve teknik imkanlara sahip Büyükşehir Belediyeleri, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları, Arkeoloji Müzeleri ile işbirliği içine girerek 53

68 pilot projeler hazırlayabilirler. Bu çalışmada şu şekilde bir süreç izlenebilir (Belge, 2004); - Mevcut Envanter ve Belgelerin Mekansallaştırılması, - Dönemsel Katman Planları ve Tarihi Belgeler, - Genel ve Detaylı Yüzey Araştırmaları, - Jeofizik Yöntemlerle Yüzey Araştırmaları, (Örn: İzmir Agora ve çevresinde İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi ve Bordeaux Üniversitesi işbirliğiyle Ground Penetrating Radar çalışması yapılmıştır. Kent merkezlerinde yürütülecek kurtarma ve sondaj kazılarından daha düşük maliyetle uygun alanlarda jeofizik yöntemler mutlaka kullanılmalıdır. Alt bölgeler temelde şu başlıklar altında toplanabilir; - Anıtsal Yapılar ve Çevreleri: Tarihi kent merkezlerinde bulunan anıtsal yapılar veya iyi korunmuş mimari izler (Örn: Kent Suru) ve çevreleri bir bütün olarak algılanmalıdır. Ankara Ulus Tarihi Kent Merkezini düşündüğümüzde Roma Hamamı, Odeon, Agustus Tapınağı çevresi bu kapsamda düşünülebilir. - Korunmuş Doku üzerinde Geleneksel Yapılar: Tarihi kent merkezlerimizde görülen bozulmuş ızgara plan izleri (Örn: Diyarbakır Suriçi), Osmanlı kent dokusu yapısı düşünülerek irdelenirse, korunmuş kentsel arkeolojik dokular, akslar ve alanlar belirlenebilir. sondaj, jeofizik araştırma ile karar verilmelidir. - Korunmuş Doku üzerinde Modern Yapılar: Yukarıda tanımlanmış korunmuş dokular üzerinde modern yapı teknikleri kullanılarak inşa edilen yapıların dolgu kalınlığı da göz önünde bulundurularak arkeolojik katmanları tahrip ettiği ve sit bütünlüğünü bozduğu düşünülebilir. - Geniş Yeşil Alanlar ve Kentsel Boşluklar: Tarihi kent merkezlerinde fonksiyonlarında sürekliliği göz önünde tutulursa, korunabilmiş geniş yeşil alanlar ve kentsel boşluklar arkeolojik rezerv alanları olarak düşünülmelidir (Örn: İzmir Entarnasyonel Fuarı, Ankara Gençlik Parkı veya İstanbul Gülhane Parkı). - Kıyı kentlerinde dolgu alanları: İzmir ve İstanbul gibi önemli metropollerimizin tarihi kent merkezleri ve kıyı ilişkisi düşünüldüğünde kentsel arkeolojik değerler üzerindeki baskının dolgu alanlarına (kesinlikle yeni dolgu alanları yaratmadan) yönlendirilmesi uygun bir yöntem olarak görülebilir. Bu yönde 54

69 bir çalışma, İstanbul Tüpgeçit Projesi kapsamında kentsel arkeolojik değerlerin maruz kalacağı zararları minimize etmek için İstanbul Tarihi Yarımada da uygulanmaktadır (Tuna, 2003). Kentsel Arkeolojik Miras Yönetimi için önerileri şöyle sıralayabiliriz; - Yasal ve Yönetsel Yapı: Teknik ve finansal olarak yeterli olan belediyeler, il özel idareleri kentsel arkeolojik mirasın yönetimine etkin olarak katılmalıdır. Kültür ve Tabiat Varlıkların Koruma Bölge Kurulları ve Arkeoloji Müzeleri mutlaka yerel yönetimlerle işbirliği içine girmelidir. Bu işbirliğinin yöntemin temel ilkeleri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu tarafından tanımlanarak, ulusal bir strateji geliştirilmelidir. Bu süreçte, Avrupa Birliği uyum sürecinde etkin rol üstlenen kuruluşlara da önemli roller düşmektedir (Belge, 2004). - Finansal ve Teknik Destek: Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma mevzuatında yeni yapılan değişikliklerle, kültürel değerlerin korunması için finansal kaynaklar yaratılmaya çalışılmıştır. Bu süreçte, belediye ve özel idarelere verilen taşınmaz kültür varlılarının bulunduğu parsellerin hazine arazisi ile takas hakkı (5226 sayılı yasa ile Belediye ve İl Özel İdareleri de bu olanaktan yararlanabilmektedir), sponsorluk olanaklarının kentsel arkeolojik mirasın korunması içinde kullanılmalıdır. Aynı zamanda, yatırımcıların kurtarma kazıları ve sondaj kazılarını arazi çalışması öncesi hazırlık aşamalarından, arkeolojik kazı sonrası yayın çalışmalarının sonuna kadar desteklemeleri sağlanmalıdır. - Kentsel arkeolojik mirasın değerlendirme kriterleri net olarak belirlenmelidir. In-situ (yerinde) korunması gereken değerler ile belgelenerek kaldırılabilecek değerlerin irdelenmesinde kolaylık sağlayacak yol haritaları (guideline) ve ölçütler tanımlanmalıdır. 55

70 Kentsel Dönüşüm ile Kentsel Rehabilitasyon ve Uygulamaları Kentsel dönüşüm, kentin imar planına uymayan, ruhsatsız binaların yıkılıp, planlara uygun olarak toplu yerleşim alanlarının oluşturulması olarak tanımlanmıştır ( dönüşüm, farklı nedenlerden ötürü zaman süreci içinde eskimiş, köhnemiş, yıpranmış ya da kimi durumlarda terkedilmiş, vazgeçilmiş kentsel dokunun, günün sosyo-ekonomik ve fiziksel koşulları göz önünde tutularak değiştirilmesi, dönüştürülmesi, ıslah edilmesi ve yeniden canlandırılarak kente kazandırılması olarak ifade edilebilir. Kentin çöküntü alanları olarak kabul edilen kentsel alan parçalarının canlandırılıp hayata döndürülmesi sonucu yeniden kente kazandırılması, kentsel yenileme sayesinde mümkün olabilmektedir. Kentsel yenileme, bunu, terkedilmiş, köhnemiş, eskimiş kentsel alan parçalarına sosyo-kültürel, ekonomik ve fiziksel açılardan yeni bir kimlik ve karakter yüklemek suretiyle başarmaktadır. Lichfield e (Lichfield, 1992) göre, kentsel dönüşüm, kentsel bozulma süreçlerini daha iyi anlama ihtiyacından doğan ve gerçekleştirilecek dönüşümde elde edilecek sonuçların üzerinde bir uzlaşmadır. Donnison a (Donnison, 1993) göre ise, kentsel dönüşüm, kentsel çöküntü alanlarında yoğunlaşan sorunları eşgüdümlü bir biçimde çözümlemek için ortaya konulan yeni yol ve yöntemlerdir. Roberts, kentsel dönüşümü, kapsamlı ve bütünleşik (entegre) bir vizyon ve eylem olarak, bir alanın ekonomik, fiziksel, toplumsal ve çevresel koşullarının sürekli iyileştirilmesini sağlamaya çalışmak olarak tanımlamaktadır. Bir başka deyişle, yitirilen bir ekonomik etkinliğin yeniden geliştirilmesi ve canlandırılması, işlemeyen bir toplumsal işlevin işler hale getirilmesi; toplumsal dışlanma olan alanlarda, toplumsal bütünleşmenin sağlanması; çevresel kalitenin veya ekolojik dengenin kaybolduğu alanlarda, bu dengenin tekrar sağlanmasıdır (Roberts, 2000). Değişen durumlara göre Kentsel Dönüşüm süreci sıralamaya bağlı kalmaksızın söyle anlaşılabilir: a-yeniden Canlanma - Canlandırma (Revival - Revitalization): Sosyokültürel, ekonomik ya da fiziksel açılardan bir çöküntü süreci yaşamakta olan kentsel alan parçalarının, çöküntüye neden olan faktörlerin (çöp, aydınlatma, güvenlik, renk, 56

71 koku, vs ) ortadan kaldırılması ya da değiştirilmesi sonucu, o alanın tekrar hayata döndürülmesi, canlandırılmasıdır. b-yenileme - Yenilenme (Renewal - Renovation): Kentsel alanın yenilenmesini konu alan bu eylem türü, içinde, yıkıp yeniden yapma anlamını da barındırmaktadır. c-yeniden Oluşum (Regeneration): Tümüyle yok olmuş, bozulmuş, köhnemiş, dolayısıyla çöküntü bölgesi haline gelmiş alanlarda yeni bir dokunun yaratılması ya da mevcudun iyileştirilmesi ile bu alanların kente kazandırılması anlamlarını içerir. d-soylulaştırma (Gentrification): Sosyo-kültürel açıdan bozulmuş, çöküntüye uğramış, dolayısıyla fiziksel çevresi de bozulmuş alanlarda, özellikle de tarihi kent parçalarında sosyal yapının ıslah edilmesi şeklinde açıklanabilir. e-eski Haline Getirme (Rehabilitation): Deformasyonun başladığı, ancak özgün niteliğini henüz kaybetmemiş olan eski kent parçalarının eski haline kavuşturulması olarak tanımlanabilir (Örn:Eminönü) (Özden, 2001). Kentsel dönüşüm, bozulma ve çökme olan kentsel alanın ekonomik, toplumsal, fiziksel ve çevresel koşullarının kapsamlı ve bütünleşik yaklaşımlarla iyileştirilmesine yönelik olarak uygulanan strateji ve eylemlerin bütününü ifade ediyor. Bu yöntem ve stratejilerin faaliyet alanı ve doğası gereği, mevcut şehrin yapısına ve burada yaşayan insanların fiziksel, sosyal ve ekonomik geleceği üzerine ve buna bağlı olarak da kentin bütün geleneklerine etki ediyor. Bu nedenle, bütün planlama çalışmalarında, sosyologlar, ekonomistler, mühendisler, mimarlar, plancılar ve peyzaj mimarları gibi farklı disiplinlerin birlikte çalışması gerekiyor. Geçmişten günümüze, kentin, sosyal ve ekonomik yapısının değişimine paralel olarak pek çok dönüşüm yöntemi ve stratejisi geliştirilmiş. Kentsel dönüşümün bağlı olduğu kriterlerin çok fazla olması, geliştirilebilecek olan stratejilerin zamana ve mekana göre farklılaşmasını, pek çok bilim dalından beslenmesini gerektiriyor. Gelişen teknolojiler ve stratejiler ışığında, kentsel dönüşüm alanında ortaya konulabilecek işler düşünüldüğünde ise, kentlerin gittikçe tıpatıp ikizlere benzemesi oldukça düşündürücüdür. Kentsel dönüşüm deneyimlerinden yararlanılarak ortaya çıkan teorilere 57

72 bakıldığında, önceleri yalnızca fiziksel iyileştirmeye öncelik veren uygulamaların yerini fiziksel bozulma ile toplumsal bozulma arasındaki doğrudan bağlantıyı artık kabul eden ve projelerde daha toplumsal bir strateji izleyen uygulamalara bıraktığı görülmektedir. Buna bağlı olarak, yerel halkın katılımı ve bilginin paylaşılıp tartışılması da önemli bir hale gelmektedir. Belediyelerin internet sitelerine bakıldığında, her kentte bir kentsel dönüşüm projesi bulunmaktadır. Bu projelerin büyük bir çoğunluğu bilgi olarak yalnızca isimleri ile yer almaktadırlar. Bir tarafta konuyla ilgili uzmanlar, kavramsal olarak oldukça kapsamlı araştırmalarına çeşitli yayınlarda yer verirken, diğer taraftan istisnai durumlar dışında pek çok proje kentsel dönüşüm adı altında, herhangi bir ayrıntılı bilgi verilmeden uygulanmaktadır ( Avrupa ve Amerika da geliştirilen pek çok müdahale biçiminden farklı olarak Türkiye de kentsel dönüşüm akıllara sadece gecekondu bölgelerinin dönüşümünü getiriyor. Kentsel dönüşümün doğasına aykırı olarak, kentlerin farklı problemlerine karşı genellikle tek ve aynı çözümler uygulanıyor. Dönüşüm sorunları, fiziksel mekanın dönüşümüne indirgenirken, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlar genellikle dikkate alınmamakta ve göz ardı edilmektedir. Kentsel dönüşüm ile ilgili yazılarda, birçok kentsel dönüşüm tanımı bulunmaktadır. Bu tanımlar, vurguladıkları vizyon, amaç, strateji ve yöntemlere göre farklılık göstermektedir. Nasıl tanımlanırsa tanımlansın kentsel dönüşüm, bozulma ve çökme olan kentsel alanın ekonomik, toplumsal, fiziksel ve çevresel koşullarının kapsamlı ve bütünleşik yaklaşımlarla iyileştirilmesine yönelik olarak uygulanan strateji ve eylemlerin bütününü ifade etmektedir. Dönüşüm, faaliyet alanı ve doğası gereği, mevcut şehrin yapısına ve burada yaşayan insanların fiziksel, sosyal ve ekonomik geleceği üzerine ve buna bağlı olarak da kentin bütün geleneklerine etki ediyor. Bu nedenle, bütün planlama çalışmalarında, sosyologlar, ekonomistler, mühendisler, mimarlar, plancılar ve peyzaj mimarları gibi farklı disiplinlerin birlikte çalışması gerekiyor. İvedi olarak planlamaya yönelik parçalanmış mevzuatı tek bir şemsiye altında toplayacak geniş kapsamlı bir Şehircilik Yasası hazırlanmalı ve dönüşüm / yenileme süreçlerinin çerçevesi de bu yasa ile çizilmelidir. 58

73 Çok boyutluluk ve uzun dönem, kentsel dönüşüm / yenileme uygulamaları yalnızca fiziki değil, ekonomik ve sosyal boyutları da kapsayacak şekilde çok bileşenli olarak kurgulanmalı ve uygulanmalıdır. İnsanların kurduğu sosyal ve ekonomik ilişkiler, içinde yaşadıkları fiziki mekânı biçimlendirmede etkilidir. Bu ilişkileri yeterince sorgulamayan ve çözümlemeyen bir fiziki mekân tasarımı kabul edilemez. Katılım ve karar alma, kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri yaşayanlar ile birlikte kararlaştırılmalı, geliştirilmeli, planlanmalı ve yönetilmelidir. Süreçten herhangi bir kesimin herhangi bir gerekçeye sığınılarak dışlanmaması gerekir. Katılım modelleri, yaşayanların sosyo-kültürel ve ekonomik özelliklerine uygun olarak kurgulanmalı, bu tip pratiklere alışık olmayanlara karşı sabırlı davranılmalı ve yaratıcı yöntemler geliştirilmelidir. Katılım modelleri iyi kurgulanmış ve karar alma süreçleri bu modeller üzerinden gerçekleştirilmiş bir kentsel dönüşüm ya da yenileme süreci, hem daha uygulanabilir olacak, hem de toplumsal uyumun artmasına ve demokrasi kültürünün yerleşmesine olanak tanıyacaktır. Şeffaflık hem hesap verebilirliği sağlayacak, hem de gündeme gelebilecek spekülasyonların önünü kesecektir. Şeffaflık sayesinde uygulayıcı ile yaşayanlar ve sivil toplum arasında güven ortamı yaratılacak, böylece katılımcı planlama pratiklerinin önü açılacaktır. Uzmanlık, kentsel dönüşüm ve yenileme süreçlerinin bilgi, birikim ve deneyim sahibi uzmanlar tarafından yönetilmesi, süreci spekülatif ve politik müdahalelerden arındıracaktır. Yer seçimi, özgünlük ve gereksinimler, sınırların saptanmasında, modellerin seçilmesinde bilimsel ölçütler kullanılmalı ve ilgili bölgelerin sorunlarını yansıtan veriler temel alınmalıdır. Süreç, bu bölgelerin özgün niteliklerine ve gereksinimlerine uygun olarak planlanmalı ve yönetilmelidir. Mevcut uygulamalar hemen her bölgede birbirine benzeyen ya da özgünlük ve gereksinimlerden bağımsız çözüm önerileri getirmektedir. Bu uygulamalar yalnızca değişim değeri hızla artmak suretiyle rant odağı haline gelen / gelebilecek alanlara yoğunlaşmıştır. Oysa kentsel dönüşüm ve 59

74 yenileme süreçleri kullanım değeri üzerinden, gereksinimlere ve özgünlüklere uygun olarak kurgulanmalıdır. Etaplama, etkin bir etaplama, projelerin uygulanabilirliğini de arttıracaktır. Mevcut uygulamalarda tatmin edici bir etaplama tespit edilememiştir. Uygulamanın izlenmesi, yerel yönetimler projelerin tamamlanmasından sonraki süreci de düzenli olarak izlemeli, gerekli hallerde projelerin hedeflerine uygun olarak ya da katılımcı bir yaklaşımla proje hedeflerini revize ederek sürece müdahale etmeli ve projenin gidişatını kamuoyu ile paylaşmalıdır ( Birgün, 2008). Boş, terkedilmiş yapıların bakımsız kalıp köhnemesi, bu potansiyelin değerlendirilmemesi, Tarihi yapıların korunamayıp tahrip olması, özgün niteliklerinin sosyal yapının değişmesi nedeniyle kullanıma bağlı olarak bozulması (Örn: Kumkapı, Fener, Balat, Zeyrek, Süleymaniye, Samatya, Yedikule), Dar ve yetersiz yolların yoğun hizmet sektörüne yanıt verememesi ve tek alternatif gibi görünen metro projesinin getireceği sorunlar, Sıkışık yapı düzeni ve kalitesiz fiziksel çevre, Özgün sokak dokularının tahrip edilmesi, kültür mirasının gözardı edilerek, çevrenin saygısızca yapılandırılması (Örn: Eyüp), 1- Gecekondulaşma ve kaçak yapılaşmanın neden olduğu kalitesiz fiziksel çevre, 2- Yetersiz ulaşım ağı ve donatılar, 3- İmalathane ve diğer sanayi tesislerinin çevreyi etkilemesi, 4- Deprem sonrası yıkılan binalardan geriye kalan boş ya da kısmen boş alanların geleceği, 60

75 Şekil TOKİ Kentsel Dönüşüm Uygulama Düzeneği, (Deliktaş, 2008) yılları arasında, TOKİ tarafından, 81 il, 417 ilçe, şantiyede konut üretilmiş olup üretilen konutların; 'i dar ve orta gelir grubuna, 'ü alt gelir ve yoksullara yönelik, 'ü gecekondu dönüşüm, i afet konutları, 2.940'ı (28 köyde) Tarımköy uygulamalar kapsamında olup, toplam 'i sosyal konut niteliğindedir. 138 belediye ile konutluk gecekondu dönüşüm çalışmaları yapılarak, 67 bölgede konutluk uygulama başlatılmıştır. 61

76 Tarihi dokunun yenilenmesi ve korunmasına yönelik tescilli taşınmaz kültür varlıkları için toplam 104 projeye 7.8 milyon TL kredi açılmıştır (TOKİ, 2008) Kentsel Dönüşümün Tarihi Endüstri Devrimi sonrası, sanayi kentlerinde hızla artan çevre kirliliği, sağlıksız ve yaşam standartları düşük konut alanları ve yetersiz altyapı hizmetleri, sağlıksız kentler meydana getirmiştir. 19. yy ın ikinci yarısında kenti daha sağlıklı, temiz ve yaşanabilir kılmayı amaçlayan Park Hareketi ni, kent merkezlerinde geniş cadde ve bulvarların açılmasını kapsayan kentsel yenileme projeleri izlemiştir yılları arasında Baron Haussmann öncülüğünde Paris te gerçekleştirilen kentsel yenileme projesi, bu projelerin başında gelmektedir ( 20. yy ın ilk yarısında İngiltere deki Bahçe Kent Hareketi ve Yeni Kentler Hareketi ne paralel olarak gelişen Modernist Hareket, kentlerdeki yenileme stratejilerine öncülük etmiştir. Modernist Hareket kentin sağlıksız kısımlarının yıkılması, daha fazla yeşil alan ve yüksek kütlelerle yeniden planlanması üzerine kurulmuştur. Bu hareketin ortaya çıkışı ile Avrupa da Paris başta olmak üzere pek çok kent yıkılıp, modernist ilkelere göre yeniden yapılmıştır. İkinci Dünya Savaşı ile birlikte, kentlerde büyük yıkımların meydana gelişi, kentlerin yeniden inşa edilmesi stratejisini gündeme getirmiştir. Bu dönemde merkezi yönetimin öncülüğünde yeniden yapılanma politikaları ortaya konulmuştur da ABD de kabul gören Konut Yasası ile birlikte kentsel yenilemenin kurumsallaşması sağlanmıştır. Yine aynı dönemde, merkezi yönetimler yerel yönetimlere kentsel planlamanın ilkelerini içeren rehberler sunmuştur ların ikinci yarısında kentsel yenileme ile birlikte, banliyöleşmenin başlaması ve kentsel gelişim kavramı ortaya çıkmıştır lar ve 1970 lerin başlarında ise kentsel iyileştirmeye öncelik verilerek, fiziksel bozulma ile toplumsal bozulma arasındaki doğrudan bağlantı artık kabul edilmiş ve projelerde daha toplumsal bir strateji izlenmeye başlanmıştır. Dönemin dönüşüm projelerinde kenar mahalleler ve kent çeperleri öncelik kazanmıştır. Merkezi yönetimin önderliğinde geliştirilen ve etkileri az olan bu projeler, kentsel 62

77 dönüşümün yalnızca fiziksel değil toplumsal yönlerini ele alan yapılarıyla büyük önem kazanırken, kent merkezleri ve yoksul mahallelerin iyileştirilmesi ve yenilenmesini merkezi yönetimin öncelikli politikası haline getirmiştir lerin sonlarına doğru, kent merkezlerindeki bozulmanın tek nedeninin sosyal faktörler olmadığı, ekonomik ve yapısal nedenler de, kent merkezi ve çevresindeki kentsel dönüşüm projelerinde aktörler çeşitlenmeye başlamıştır lerin dönüşüm projelerinin odağında ise kentin boşaltılmış, atıl ve çöküntü haline gelmiş alanlarının ekonomik olarak canlandırılması vardır. Geleneksel limanın tekrar inşasıyla birlikte, bir deniz müzesi, dört yıldızlı otel ve çeşitli lokantaları içeren Rotterdam Waterstad, bu yöntem için iyi bir örnek oluşturabilir. 80 lerde kentsel dönüşüm projelerinin büyük bir çoğunluğu, kamu ve özel sektörün işbirliği ile gerçekleştirildi. Kamu sektörü, temel altyapı sunumu ve arazi ıslahını sağlayarak, kentsel dönüşüm yapılacak olan bölgeye özel sektörün ilgisini çekip, proje ortaklıkları konusunda da kurumsal örgütlenmeyi kurma rolünü üstlendi sonrası kentsel dönüşümde kullanılan en yaygın müdahale biçimi, kentsel iyileştirme ve yeniden canlandırma olmuştur. Çok aktörlü ve çok sektörlü dönüşüm süreçleri bu dönemde kabul görmüş, kamu ve özel sektörün yanında gönüllü kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve farlı toplumsal kesimler de projeye katılmaları için teşvik edilmiştir. Tarihi ve kültürel miras ile ekonomik gelişme arasındaki bağın öneminin anlaşılmasıyla da bu dönemde, kentsel koruma kavramı da kentsel dönüşüm de ön plana çıkmıştır. Geçmişten günümüze, kentin, sosyal ve ekonomik yapının değişimine paralel olarak pek çok dönüşüm yöntemi ve stratejisi geliştirilmiştir. Kentsel dönüşümün bağlı olduğu kriterlerin çok fazla olması, geliştirilebilecek olan stratejilerin zamana ve mekana göre farklılaşmasını, pek çok bilim dalından beslenmesini gerektirmektedir ( 63

78 Kentsel Dönüşüm Yöntemleri Yeniden geliştirme, ciddi olarak bozulmuş ve korunacak değeri olmayan yapıların bulunduğu bölgelerde kabul edilen bir yaklaşımdır. Yerel yönetimler için bu yaklaşım, arazinin maksimum kullanımı, daha yüksek zemin alanı ve şehir merkezine daha yüksek gelir grupları ve bunların aktivitelerinin gelmesi ile avantajlı görünmektedir. Yeniden geliştirme yaklaşımı, genellikle orjinal kent nüfusunun kentin başka bir kısmına yerleştirilmesini öngörülmektedir. Bu da ağır sosyal ve çevresel maliyetler taşımaktadır. Kiracılar, mal sahipleri ve iş sahipleri için mahallenin yıkımı, sosyal ve psikolojik kayıplara neden olurken, sadece eski binaların değil, işlevsel bir sosyal sistem de harap edilmekte, ailelerin, arkadaşların dağılmasının özellikle yaşlı insanlara çok zarar verdiği uzmanlar tarafından belirtilmiştir. Gelişmiş ülkelerin büyük bir çoğunluğunun artık kullanmadığı bu yöntem, gecekondu mahallelerinin kentin başka bir yerde yeniden oluşmasını engelleyememektedir. Bununla birlikte birçok gelişmekte olan ülkede, konut koşullarını iyileştirmek ve şehir merkezi alanlarını modernize etmek için tek uygun yol olarak kabul edilmektedir. Yeniden geliştirme yöntemi, kamulaştırma bedellerinin ödenmesi, alt yapı getirilmesi ve kamu tesislerinin yapılması için harcanan tutarlar hesaba katıldığında pahalı bir olaydır. Yerel yönetimlerin kendi başlarına çözemeyecekleri kadar büyük yatırımlara ihtiyaç duyulduğundan devlet desteği gerektirmektedir. Rehabilitasyon, planlı olarak gelişmiş ancak zamanla yıpranmış, yoğunluğu artmış ve işlevlerini yerine getiremeyen bölgeleri tekrar değerli hale getirme yöntemidir. Mevcut bölgenin yapısının korunarak, koruma, tamir ve restore edilmesi temeline dayanmaktadır. Rehabilitasyonun bütün aşamalarından halkın katılımı beklenmektedir. Bu yöntemin sosyal yapıya etkisi ise iki farklı yönde gelişmektedir. Kentsel dönüşüm sürecine giren bölgenin halkı buradan uzaklaştırılıp, yerine üst ve orta sınıf alıcıların yerleşmesi soylulaştırma olarak tanımlanırken bölge halkının burada ikamet etmeye devam etmesi haline zorunlu iyileştirme denilmektedir. Entegrasyon, bu yöntemle, kent kimliği korunurken, mevcut binaların yanına yeni binaların katılımıyla zengin bir çevre yaratılmaktadır. Alanın asıl sakinleri, 64

79 bölgeden ayrılmayarak dönüşüme katkıda bulunmaktadır. Mevcut olanların yanına konumlandırılacak yeni yapılarda çağdaş mimarlık örnekleri de ortaya konabilmektedir. Pek çok girişimci ve yerel yönetime göre, entegrasyon yöntemi ile konut üretimi daha az karlı ve zaman kaybettirici bir yöntemdir. Yeniden Canlandırma; sosyo-kültürel, ekonomik ya da fiziksel açılardan bir çöküntü süreci yaşamakta olan kentsel alan parçalarının, çöküntüye neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması ya da değiştirilmesi sonucu, o alanın tekrar hayata döndürülmesi, canlandırılması yöntemine verilen isimdir ( İzmir Konak Kentsel Dönüşüm Projesi, 1/25000 ölçekli İzmir Kentsel Bölge Nazım İmar Planında, Merkez Kent Kentsel Yenileme-Sağlıklılaştırma program alanları olarak 14 bölge tespit edilmiştir. Bunların arasından, yaratabileceği can ve mal kaybı nedeniyle jeolojik sakıncalı alanlar öncelikle gündeme alınmıştır. Amaç; jeolojik yönden yapı yasağı bulunan alanlarda yapılmış yerleşimleri saptamak, afet tehlikesi altında olan bölge sakinlerinin yeni yapılan güvenli, imarlı, sosyal donatıları ve alt yapısı tamamlanmış konutlara taşınarak sağlıklı şehir yaşamının gerektirdiği koşullara kavuşmasını sağlamaktır. Yapılan protokol uyarınca, TOKİ tarafından Uzundere de yaklaşık 3080 adet konut inşa edilmektedir. Bu konutlardan 2156 adedi (%70) heyelan bölgesinin boşaltılması ve hak sahibi vatandaşların taşınması amacıyla kullanılmaktadır ( Kentsel Dönüşüm ve İlgili Yasalar 1950 li yıllarda sanayileşme ile birlikte İstanbul, İzmir ve Ankara gibi kentler, yoğun göç alarak, kontrolsüz bir biçimde büyümüştür. Bu büyümeye karşılık verecek konut sayısının bulunmaması ise gecekondulaşmaya neden olmuştur lerde ise kentleşme devam ederken uydu kentler oluşmaya başlamıştır. 80 lerde kentleşme hızla azalırken, kent merkezler ve gecekondu bölgelerinde dönüşüm kavramı gündeme gelmiştir. Son yıllarda gerçekleştirilen yeni yasal düzenlemelerden ilki, tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanan tarih ve 5104 sayılı Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu dur. Bu kanunun amacı, Kuzey 65

80 Ankara girişi ve çevresini kapsayan alanlarda kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde fiziksel durumun ve çevre görüntüsünün geliştirilmesi, güzelleştirilmesi ve daha sağlıklı bir yerleşim düzeni sağlanması ile kentsel yaşam düzeyinin yükseltilmesi olarak tanımlanmıştır tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanan tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu nun 73. maddesi, kentsel dönüşüm ve gelişim alanları ile ilgili çok net hükümleri barındırmayan kanunda, Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan mülk sahipleri tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara bağlanır. ifadesi yer almaktadır. Yine oldukça tartışılan ve tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanan tarih ve 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun un amacı Büyükşehir Belediyeleri, Büyükşehir Belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 'in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması olarak belirlenmiştir ( Yap-sat, kooperatifçilik, hisseli parselasyonlar (1985 öncesi) imar afları, sürekli değişen imar mevzuatı, denetimsiz yerel yönetimler, imar konusunda 23 ayrı kurum ve kuruluşun plan yapma yetkisi oluşu, konut finansman yönetiminin henüz gelişmemiş olması, aşırı nüfus artışı ve yerinde duramayan hareketli göç faktörü kentsel dönüşüm dediğimiz süreci doğurmuştur. Mevzuatı henüz kesinleşmeyen kentsel dönüşüm kavramında 2005 tarihli Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanun Tasarısı ve 2006 tarihli Dönüşüm Alanları 66

81 Hakkında Kanun Tasarısı mevcuttur. Bunlar dışında herhangi bir yönetmelik ya da mevzuat bulunmamaktadır. Kanun, belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine, projelerin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usül ve esasları kapsamaktadır tarihinde Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun da yer almadığı halde yönetmeliğin kamulaştırmayı düzenleyen 24. maddesinde Olağan kamulaştırma sürecinin projenin uygulanmasında gecikmeye neden olacağının anlaşılması halinde 2942 sayılı kanunun 27. maddesi hükümlerine göre acele kamulaştırma yoluna gidilebilir hükmü getirilmiştir. Bu önemli hüküm idarelerin ellerini iyice güçlendirmekte, yenileme alanı içindeki tüm mülkiyetlerin kısa sürede kamulaştırılmasını getirmektedir. Kamulaştırılan bu mülklerin üçüncü kişilere satılabilir olması ise yukarıda belirtildiği üzere kamu yararına aykırı bir durum yaratmaktadır (Gürler, 2005). Başbakanlık tarafından tarih ve 896 sayılı yazısı itibariyle TBMM Başkanlığına sunulan "Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı" nın genel gerekçesinde; Kentin eskiyen dokularını ve yerleşim alanlarını, kültürel miras değerini korumak, koruma/kullanma dengesini sağlayarak sosyal donatı alanlarını büyütmek ve sağlıklaştırmak, otopark sorununu çözüme kavuşturmak, günümüz konforu ve kullanım şartlarını içeren konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturmak, tarihi ve kültürel dokuyu geleceğe taşımak amacıyla restore ederek kullanmak, böylelikle kentlerin merkez alanlarının sağlıklı bir şekilde iskan edilerek şehrin güvenliğini tehdit eden denetimsiz bölgeler olmaktan çıkarıp yenileştirmek ve günümüz gereklerine uygun olarak kullanılabilir hale getirmek amacıyla bu alanları kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan etmek ve bu alanlarda uygulama yapmaya imkan vermek gerekliliği ortaya çıkmıştır denilmektedir. İlk bakıldığında masum, içerikli emek harcanarak hazırlanan bir gerekçe olarak 67

82 görülmektedir. Ancak içeriği ve detayları incelendiğinde aşağıdaki olumsuzluklar ortaya çıkmaktadır. "eskiyen ve özelliğini kaybetmiş kent bölgeleri"nin, daha sonra her türlü spekülasyona konu olabilecek biçimde "Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Bölgesi" ilan edilmesi, Bu alanlar için daha önce verilmiş "Kentsel Sit Alanı" kararlarının gözardı edilmesi ve bunlara uygun yapılmış koruma amaçlı imar planlarının yok sayılması, Kentsel Dönüşüm Alanları için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca yetkili kılınan Koruma Bölge Kurulları yok sayılarak bölgeye özel koruma kurulları oluşturulması, Yine bu kanunla, bu alanlar için özel olarak tanımlanmış ve ilgili tüm toplum kesimlerinin katılımını gerekli kılan "Yönetim Alanı" ve "Yönetim Planları"nın gereksiz ve süreci uzatan bir fazlalık olarak görülmesi ve bu yaklaşımlardan vazgeçilmesi, Tüm bunların sonucunda dönüşüme konu alanların hızla yeniden yapılaşması, olarak, mevcut yasal ve kurumsal yapıyı ve kent bilim ilkelerini göz ardı eden bir biçimde tanımlanmış. "Kentsel dönüşüm kanun tasarısı taslağı" hakkında TMMOB Şehir Plancıları Odası'nın 2004 yılı mart ayındaki görüşü, kentsel alanlardaki dönüşüm ile ilgili bir düzenleme, kentin planlama ve yapılanma süreci dışında düşünülmemelidir şeklindedir. Bu konudaki yasal düzenlemeler bugünkü adıyla "İmar ve Şehirleşme Kanunu Tasarısı" kapsamında daha doğru bir deyişle "şehircilik mevzuatı" kapsamında ele alınmalıdır. Aksi halde imar affını çağrıştıran hükümleri de dikkate alındığında salt dönüşüm, şehircilikle ilgili bir mevzuatı geride hatta gündem dışında bırakabilecektir. Gerekçe açısından; Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlanan Kentsel Dönüşüm Kanunu Tasarısı genel gerekçeleri arasında Kanun ile tüm yerleşim alanlarının bilim, teknik ve sanat kurallarına uygun sürdürülebilir gelişme ilkesi doğrultusunda sağlıklı ve güvenli yaşam çevrelerinin oluşturulmasının amaçlandığı açıklamasına yer verilmektedir. 68

83 Kentsel ölçekte kentsel stratejik imar planları kapsamında hazırlanan ana planları ve program alanları ile belirlenen yenileme ve rehabilitasyon (dönüşüm) alanlarında sosyal ve ekonomik sorunların çözüm hedeflerini ve bu hedeflere kimin, nasıl, nerede, ne zaman, neyi yapacağını tanımlayan stratejileri de kapsayacak biçimde genişletilmiş ve karar süreçlerine yapı adası, sokak, mahalle, semt, kent ölçeklerinde etkin halk katılımını da içerecek biçimde tanımlanmış olarak, bir dizi yeni araca gerek bulunmaktadır. Bunlar aşağıdakilerle sınırlı olmamak kaydıyla şöyle sıralanabilir; İmar Haklarının Transferi, İmar haklarının toplulaştırması, Gayrimenkul vergi artış yoluyla finansman, Program alanlarında yapıya zorlama, yapıya teşvik, Doğal Afet Sigortası Kanunu ve İmar ve Şehirleşme Kanunu Tasarısındaki sigorta havuzu, DOP uygulamasında değer esaslı ve inşaat hakkı esaslı dağıtım sisteminin geliştirilmesi, Yasal Çerçeve, kentsel dönüşüm konusunda bugün için eldeki tek yasal belge Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu olup spesifik ve göreli olarak daha dar bir alan ile net tanımlanmış hedeflere göre hazırlanmış bulunmaktadır. Yasa taslağı, kentsel dönüşüm projelerinin finansmanı için herhangi bir hükme sahip değildir. Finansman kaynakları yaratılmadan oluşturulan bir kentsel dönüşüm projesinin uygulanabilirliği de tartışılmaya muhtaçtır. Hazırlanan kanun tasarısı incelendiğinde; içerdiği Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuata uygun olarak yapılmış ve onaylanmış herhangi bir ölçek ve türdeki imar planı kapsamında kalsalar dahi, bu Kanuna göre yapılacak hükümlere tabi olurlar (madde 2) ve Bu kanun kapsamında yer alan bölgelerde, özel ve genel kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz (madde 6) gibi maddelerle uygulamada çeşitli üstünlükler elde edilmesinin amaçlandığı görülmektedir. Bu kolaylık ve ayrıcalıkların salt imar ve ilgili diğer mevzuatın sınırlamalarından kurtulmak ile 69

84 sınırlı olmadığı tasarıdaki kentsel dönüşüm ve gelişim alanlarındaki uygulamalar her türlü vergi, resim, harç ve ücretlerden müstesnadır (madde 3) ifadesinden anlaşılmaktadır. Anılan yasa henüz tasarı halindeyken, yaklaşımın çekiciliği nedeniyle büyük kentlerin çoğunda uygulamalar başlatılmış bulunmaktadır. Uygulamaya sokulan kentsel dönüşüm çalışmalarının yasal dayanağı şimdilik mevcut belediye, imar ve toplu konut yasaları ile ilgili diğer mevzuat olmaktadır. Bu durum; seçilmiş proje alanlarına ayrıcalıklı imar hakları verilmesi, aynı alanda artan nüfusa yeterli olacak donatım alanları sağlanması, Büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasındaki ortak çalışma pratikleri, plan değişiklikleri için askı ve itiraz süresi vb imar mevzuatı prosedürleri konularında çeşitli zorluklar yaratmaktadır (Çopuroğlu, 2006). Kentsel yenileme/dönüşüm çalışmalarına yönelik ilgi giderek artmaktadır. Konu mevcut hükümet tarafından da desteklenmektedir. 59. Hükümet döneminde hazırlanan 1 Mart 2005 tarihinde TBMM ye sunulan Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Yasa Tasarısı bu konuda önemli bir adımdır (tasarının tam metni için ( Tasarıyla, kentsel çöküntü ve gecekondu alanlarının yenilenmesi, gecekonduların yerine yeni konutların yapımı amaçlanmaktadır. Kentsel dönüşüm alanları belediyelerce belirlenecek, Bakanlar Kurulu nun onayı sunulacaktır. Kentsel dönüşüm alanında mevcut imar yetkileri kaldırılmakta, tasarı ile getirilecek hükümlere uyulması öngörülmektedir. Ayrıca bu alanlara yönelik mevcut Koruma Kurulları dışında yeni Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları oluşturulması hükme başlanmaktadır. Konu ile ilgili bir diğer yasal gelişme Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Toplu Konut İdaresi nce hayata geçirilecek olan 5104 sayılı Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu dur. Projenin amacı, Ankara nın kuzeyinde yer alan Esenboğa Havaalanına doğru giden protokol yolunun sağ ve sol tarafında yer alan gecekonduların yıkılması yerine yeni konutların inşa edilmesidir (Resmi Gazete, , 25400) sayılı Yasa uyarınca belirlenecek bölgede daha önce geçerli olan her türlü plan geçersiz sayılacak, Ankara Büyükşehir Belediyesi nce bölge için 1/ ölçeğinde bir nazım plan hazırlanacaktır. Hazırlanan nazım plan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı nca onaylanacaktır. Projedeki müşavirlik ve kontrollük hizmetleri İdare ve 70

85 Belediye tarafından özel hukuk hükümlerine göre kurulacak veya iştirak edilecek Şirket tarafından bedeli karşılığında yürütülecektir. Yasa ile ayrıca kısmi imar affı getirilmektedir. Proje alanında yer alan ve daha önce mevcut bulunan (775, 2805, 2981, 3290, 3366) imar aflarının kapsamına girmeyen yapılar, 1 Ocak 2000 tarihinden önce yapılmış olmak kaydıyla hak sahibi sayılmaktadır. Uygulandığı alanlar için plan istisnaları getirmiştir. Bu tür istisnalar kentsel plan bütünlüğünü bozmaktadır. Yaratılan her istisnanın kent imar planında açılan bir gedik olduğu unutulmamalıdır ( Ayrıca getirilen yasal düzenlemelerin her ikisinde de katılıma yönelik herhangi bir hüküm yer almamaktadır. Burada amaç, gecekondu alanlarını ve o alanda yaşayan halkı çağdaş bir kentsel yaşama kavuşturmaktan çok kentsel ranta ortak olmaktır. Yazık ki son yıllarda belediyelerin gecekondu dönüşüm projelerine gösterdikleri büyük ilginin altında yatan neden de budur. Oysaki amaç konut üretip satmak değil, çağdaş kentsel alanlar yaratmak olmalıdır Kentsel Dönüşümün Amaçları Kentsel dönüşüm, beş temel amaca hizmet etmek üzere ortaya çıkmıştır. Bunlardan birincisi, kentin fiziksel koşulları ile toplumsal problemleri arasında doğrudan bir ilişki kurulmasıdır (Roberts, 2000). Dönüşümün ikinci amacı, kent dokusunu oluşturan birçok öğenin fiziksel olarak sürekli değişim ihtiyacına cevap vermektir. Kentsel refah ve yaşam kalitesini artırıcı başarılı bir ekonomik kalkınma yaklaşımını ortaya koymak, kentsel dönüşümün üçüncü hedefidir. Kentsel alanların en etkin biçimde kullanımına ve gereksiz kentsel yayılmadan kaçınmaya yönelik stratejilerin ortaya koyulmasıdır. Son olarak, kentsel dönüşüm, toplumsal koşullar ve politik güçlerin ürünü olarak kentsel politikanın şekillendirilme ihtiyacını karşılamayı amaçlamaktadır Temiz, sağlıklı ve yaşanabilir kentlerin geliştirilmesi amacıyla, ilk kentsel yenileme projeleri kamusal alanların artırılmasını sağlamaya çalışmıştır. Çünkü henüz kentsel rant kavramı ortada yoktur. Bu tür projelerin başında, Paris te yılları arasında Baron Haussmann öncülüğünde gerçekleştirilen kentsel 71

86 yenileme projesi gelir. Bu proje ile birlikte, Paris in merkezinde büyük yıkımlar yapılmış, geniş bulvarlar ve caddeler açılmıştır. Ülkemizde farklı dönüşüm problemlerine karşı verilen cevaplarda, genelde dönüşüm sorunları fiziksel mekanın dönüşümüne indirgenmiş; dönüşümün toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutları göz ardı edilmiştir ların başından itibaren dünyada başarılı sayılan kentsel dönüşüm projelerinde ön plana çıkan bazı ortak özellikler bulunmaktadır. Bu projelerin stratejik planlama yaklaşımı ile geliştirilmiş olmasıdır. İşbirlikçi ve katılımlı planlama, çok-aktörlü ve çok-sektörlü koalisyonlara bağlı olarak kurulmuş olmaları, problemin fiziksel mekan yanında, ekonomik, toplumsal ve çevresel boyutlarını da ele alan kapsamlı ve bütünleşik bir yaklaşıma sahip olmasıdır. Kentsel dönüşüm politika ve stratejilerine uygun bir kurumsal örgütlenmenin oluşturulması, projelerin başarılı olarak hayata geçirilmesi açısından çok önemlidir. Dünyada kentsel dönüşüm projelerindeki son ortak özellik ise, kollektif çabayı harekete geçiren projeler olmalarıdır (Akkar, 2006). Kentsel dönüşüm beş temel amaca hizmet etmek üzere ortaya çıkmıştır. Temelde toplumsal bozulmanın nedenlerinin araştırılarak, bunun ortadan kaldırılmasıyla kentsel alanların çöküntü haline gelmesini önlemek, Kent dokusunu oluşturan birçok öğenin fiziksel olarak sürekli değişim ihtiyacına cevap vermek, Kentsel refah ve yaşam kalitesini artırıcı başarılı bir ekonomik kalkınma modeli ortaya koymak, Kentsel alanların en etkin biçimde kullanımına ve gereksiz kentsel yayılmadan kaçınmaya yönelik stratejiler belirlemek, Toplumsal koşullar ve politik güçlerin ürünü olarak kentsel politikaların şekillendirilme ihtiyacını karşılamak üzere sivil toplum örgütleri ve toplumun farklı kesimlerinin planlamaya katılımını sağlamaktır. Türkiye de kentsel dönüşüm daha yoğun olarak gecekondu alanlarında gerçekleşmektedir. Gecekondu alanlarının dönüşüm sürecinde 1984 yılında çıkartılan 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında 72

87 Kanun başlıklı son af kanunu önemli bir rol oynamıştır. Bu kanun ile gecekondu alanları için ıslah imar planı yapma imkanı ortaya çıkarken, kentsel dönüşüm projelerinin de oluşması dolaylı olarak sağlanmıştır. Ayrıca gecekondularda kat sayısının artmasını, gecekonduların alınıp satılmasını ve müteahhitlere verilmesini mümkün kılmıştır (Uzun, 2006). Kentsel çöküntü bölgelerinde planlama süreci şöyle olmalıdır; 1- Kentsel dönüşüm planlarının yapılacağı kentsel çöküntü bölgelerinin belirlenmesi, 2- Kentsel yenileme komitesi, 3- Kentsel yenileme alanı olarak seçilen alanlara ait fiziksel tespitler, 4- Çöküntü bölgelerindeki mevcut sorunların saptanması, 5- Toplumsal ve ekonomik planların yapılması, 6- Toplumsal ve ekonomik planla desteklenmiş fiziksel planın uygulamaya konması, 7- Bilgi akışının ve ulaşılabilirliğin hızlandırılması, Çöküntü alanlarını tanımlarken de klasik mimar plancı temelli fiziksel yaklaşımdan kurtularak daha geniş kapsamlı bir dönüşümün tasarlanması gerekmektedir (Çakılcıoğlu, Cebeci, 2003). Kentsel dönüşüm projelerinde amaç, sosyo-kültürel donatı alanlarının sağlayacağı (yeşil alan, otopark, spor tesisi, park, rekreasyon alanları, vs.) fiziksel dönüşümün yanı sıra sosyal dönüşümünde sağlanacağı mekanlar oluşturmaktır. Kadastro ve sayısal-sözel verilerin yokluğu veya güncel olmayışı projelerde çok ciddi zorluklar yaşatmaktadır Adana da Kentsel Dönüşüm Uygulamaları Kentsel Dönüşüm uygulamaları ile ilgili olarak, 2004 yılına kadar doğrudan yetkilendirilmiş bir idare bulunmuyor, ancak fiilen Büyükşehir ve ilçe belediyeleri bu işin aktörleri olarak görülüyordu (Karakuş, 2009). Adana Büyükşehir Belediyesi Meclisi kentsel dönüşüm konusunu 2006 yılı ilk aylarında görüşerek kentte bu amaçla uygulama yapılmak üzere çeşitli alanlar 73

88 belirlemiştir. Daha sonra bunlar arasında öncelik sıralaması yapılarak ilk etapta kentsel dönüşüm projesi hazırlanacak 3 alan seçilmiştir. Proje uygulamasında Toplu Konut İdaresi (TOKİ) nin finansman ve teknik desteğini sağlamak amacıyla Büyükşehir Belediyesi ile TOKİ arasında seçilen 3 alan için ayrı ayrı protokoller imzalanmıştır. Şekil Adana da Kentsel Dönüşüm Alanları (Karakuş, 2009) Şekil Adana da Kentsel Dönüşüm Alanları (Karakuş, 2009) Bu çerçevede Adana da Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Projesi uygulanmak üzere seçilen alanlar: Seyhan İlçesi Fatih Mahallesi 9.6 ha genişliğinde alan seçilmiş olup bu alanda mevcut bağımsız birim sayısı 310 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, toplu konut uygulaması için yaklaşık 3 ha genişliğinde alan seçilmiştir. 74

89 Seyhan ilçesi Göl Mahallesi 14 ha genişliğindeki alan seçilmiştir. Bu alanda mevcut bağımsız birim sayısı ön inceleme sonunda 216 olarak tespit edilmiştir. Yüreğir İlçesi Sinanpaşa Mahallesi 3 etapta uygulama yapılmak üzere toplam 13 ha genişliğinde bir alan seçilmiş olup, bu alanda mevcut bağımsız birim sayısı 453 adet olarak tespit edilmiştir. Kentsel dönüşüm projesinin özü, alanda mevcut konutlardan daha fazla birim (konut ve işyeri) inşa ederek proje kapsamında hak sahibi olanlara dağıtıldıktan sonra kalan birimlerin satış değerinin proje uygulamasının tamamını finanse edecek boyutta olması olarak görülmektedir. Bu amaca ulaşılabilmesi için çalışma alanındaki imar haklarının daha öncesine ve çevresine oranla yükseltilesi tek çare olarak görülmektedir (Çopuroğlu, 2006). Adana nın bilinen en eski resmi Seyhan Tepebağ Koruma Sağlıklaştırma Projesi ve Seyhan Koruma Amaçlı İmar Planı projeleri TAÇ Vakfı tarafından ön fizibilite raporu hazırlanmış, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü 1995 yılında yatırım programına almış, ancak herhangi bir sonuç çıkmamıştır. Bu sadece Atatürk Evi nin yanındaki 7 sıra evi ilgilendiren bir projedir. Adana nın küresel kent olma potansiyeli, günümüzde Adana nın kendine özgü topoğrafik ve coğrafi yapısı, ekonomik gücü ve geniş etki alanı ile çevre il ve bölgeleri etkileme özelliği vardır. Adana nın Artıları, geçmişteki kozmopolit kentli nüfus yapısı, iyi iklim kuşağı, estetik ve renkli doğal konum, büyük değere sahip tarihsel doku. gelişmiş ticaret sektörü, özel sektör ağırlıklı kurumsallaşmış iş hayatı, bu iş hayatının yerleşmiş kültürü ve kurumları, geleneği olan eğitim birikimi, bu kurumların şekillendirdiği, ülkenin iyi yetişmiş insan gücü, birikim sonucu ortaya çıkmış bir yaşam biçimi şehir kültürü ve geniş dünya görüşüdür. Adana nın Eksileri, mevcut kozmopolit (şehir-kır) ikili nüfus yapısı ve aşırı nüfus artışı, sanayi yoğunluğu ve kirlenmesi, ulaşım sorunu, plansız yerleşmeler, kötü ve illegal arazi kullanımı, uluslararası kalitede iş ve ticaret tesislerinin eksikliğidir. 75

90 Dünyadan Örnekler Londra Dok Alanı Dönüşüm Projesi; Dockland Londra Dockland Kalkındırma Şirketi (LDDC), İngiliz Hükümeti tarafından 1981 yılında, Doğu Londra daki vasıfsız kalmış depolanma alanları da yeniden canlandırma başlatılmıştır de Batı İndia Dokları ile başlayan, Doğu İndia Dokları, Millwall Dokları, Surrey Dokları ve Royal Dokları ile uluslar arası ticarette, depolama alanlarında ve ilgili işlerde binlerce insana istihdam oluşturulmuştur ha alanı kapsayan projede Londra Dockland Kalkındırma Şirketi operasyonlarında kullanılmak üzere bir ucuz hafif raylı bir sistem şeması tasarlamıştır. Bütün alanın kamuya daha ulaşılabilinir olmasını ve gelecekteki gelişimlerin koşullarının tasarlanmasına yardımcı olmuştur. Sergi Merkezi olmuş ve oteller ve diğer servislerin geliştirmesine izin verilen geniş bir buluşma yerine dönüşmüştür ( Şekil Yenilenmeden Önce 1980 yılı ( 76

91 Şekil Yenilenmeden Sonra 1987 yılı ( La Défense, Haut De Seine, Fransa: Yeni Merkezi İş Alanı ( ve Günümüze) 750 hektarlık alan ve Grand Arc ın etrafında olan bölge 3,5 milyon m² lik ofis alanı ile Paris in en büyük yapılaşmasını içermektedir. Prestij açısından, seçim mıntıkası olarak ve şehir dilimi olarak kent içindeyken yasal olarak kent dışında yer almaktadır. boulevard peripherique in üzerinde yükselen Tour montparnesse in (56 katlı) Parislileri ve turistleri şaşırtması ile kent içindeki binaların kat yüksekliğine 31 metre sınırı getirilmiş bu nedenle de; La Défense yasal olarak kent dışında kalmıştır. Bu politika hala tartışılmaktadır ( Şekil La Defense Uydu Kent Projesi konumu ( yılında etrafı konut birimleri ve taşıt yolu ile çevrelenen iki dizi 100 metrelik gökdelenler inşa edilmiştir. Paris içi için ek sınırlamalar ve farklı 77

92 vergilendirmelerle yer seçimi için La Défense teşvik edilmiştir ( ). Pek çok açıdan, çağımızda kamusal ve kentsel mekanların planlanması, toplumdaki büyük değişiklikler bağlamında ortaya çıkan tümüyle yeni bir alandır. Canlı kentsel mekanların yaşamın evrensel bir olgusu olduğu II. Dünya savaşı ndan önceki kentsel planlamayla biraz benzerlikler taşır. Özel araçların, banliyö alışveriş merkezleri sayısız ev eğlence imkanları ve geniş arka bahçelerin artışı ile evde kalmaya cezbeden diğer pek çok özendirici olgular nedeniyle artık insanlar kamusal alanlara zorunluluktan değil tercih ettiklerinden çıkmaktadırlar. Bu da yeni bir gereksinimi; kentsel mekanların tatminkar ve davetkar yapılanmasını zorunlu kılmıştır. Şekil : Bir zamanlar Gammeltorv ve Nytorv Meydanları otopark olarak kullanılmaktaydı ( Şekil : Meydanlar yeniden canlandırılan ve kentteki en sevilen toplanma noktalarıdır ( 78

93 Kopenhag ın kent mekanındaki yeni dokuları 1968 yılındaki gibi ortaya çıkmıştır. İlk sokak kafelerinin açılması, öğrenci ayaklanmaları ve hippi hareketi, insanları kültürel ve politik etkinlikler için sokağa çıkarmıştır. Kentsel mekandan keyif alınabilmesine imkan verecek şekilde Kopenhag tan araç otoparklarının kademeli olarak azaltılmasıyla trent güçlendirilmiştir ( Doğal eşiklerle sınırlanmış olmasından dolayı yeni gelişim alanları yaratamayan Barselona kenti için kentsel dönüşüm kaçınılmaz bir planlama aracı olarak gündeme gelmiştir yılında Metropoliten Alan Planlama Çalışması ile kentsel dönüşüm çalışmaları başlatılmış, fiziksel-sosyal-ekonomik yaklaşımlarla kentin dönüşümü problemi bütüncül bir anlayışla ele alınmıştır. Projenin uygulamasına 12 yıl sonra 1988 yılında başlanmıştır. Uygulamanın başarılı olabilmesi için, bir özel şirket kurulmuştur. Proje ile; Çok kötü durumda olan yapılar tespit edilerek yıkılmış ve bu yapılarda yaşayanlar için, yönetim (belediye veya özerk yönetim) yeni konutlar inşa etmiştir. Uygulama öncesinde, bu bölgelerde açık alan yoktu. Sadece açık alan, nefes alma alanları yaratabilmek için bazı yapılar yerlerine yenisi yapılmamak üzere yıkılmıştır. Bölgede meydan bulunmadığından dönüşüm projesinde meydan yaratılması önemli kentsel tasarım projeleri olarak ele alınmıştır. Sosyal donatı alanları yaratılmıştır. Toplum merkezleri, sosyal mekanlar, yaşlılar evi, öğrenci yurtları, kütüphaneler, sağlık merkezleri vb. kurulmuştur. Otopark problemi yeraltı otoparkları yoluyla çözülmüştür Altyapı, tüm elektrik, su ve gaz tesisatlarının düzenlenmesi gerekli olduğundan yenilenerek modernleştirilmiştir. Alanda yaşayan ve dönüşümden en çok etkilenecek, baskı altındaki yoksul ev sahiplerinin alanı terk edip; alanın el değiştirmesine engel olmak ve sınıfların bir arada yaşamasını sağlamak için toplumsal rehabilitasyon birimi kurulmuştur (Demirtaş, Esgin, 2006). 79

94 Şekil 2.23 Proje Alanı (Demirtaş, Esgin, 2006). Proje Poblenou daki 200 hektarlık alanda bir dönüşüm önermektedir. Proje, eski sanayi alanlarının temizlenmesiyle elde edilecek yaklaşık m² lik alanda ile kişi için yeni iş alanları yaratarak, bölgedeki iş hacmini %4 den %15 lere çıkarmayı hedeflemiştir (Demirtaş, Esgin, 2006). Bir sahil şehri olmasına rağmen Barselona, 1980 lerden sonra denize sırtını dönmüş, ancak 1992 Olimpiyatlar ile denizle tekrar barışmıştır de başlayan, sahilin yeniden kullanım süreci bugünkü Poblenou yenileme projesinin de yolunu açmıştır. Olimpiyat Köyü nün tasarımı ile birlikte marina inşa edilmiş ve sahiller dönüştürülmüştür. Şekil 2.24 Poblenou ve Forum Alanı 2004 Projesi ( 80

95 Alansal olarak baktığımızda daha büyük örnekler de vardır. İngiltere, Galler bölgesi, Cardif körfezi dönüşüm projesi, 1090 ha alanı kaplamaktadır. Şekil Kabe Kentsel Dönüşüm Projesi ( Kabe Kentsel Dönüşüm Projesi, yöreye ve kullanıcı tipine göre dönüşüm projelerinin değişimine, rant beklentisine esaslı bir örnektir. Fiyord Kent, Oslo nun başlamış olduğu geniş kapsamlı liman yenileme projesi kapsamında, kentin zincirleme sıralanmış rıhtımları satışa çıkarılıp, kentsel tasarım projeleri üretilmiş ve yeniden planlanmıştır. Avrupa liman başkentleri arasında bu kadar geniş çaplı bir liman bölgesi yenilemesi yapan başka bir şehir yoktur. Bu uzun vadeli ve çok büyük ölçekli ele alınmış projede amaç, kenti tekrar denizle buluşturmak ve ikamet edenlerle ziyaretçilere eşsiz ve sürdürülebilir bir yaşam standardı sağlayabilmektir. 81

96 Şekil Almanya da Hamburg Hafen City Kentsel Dönüşüm Alanı, ( Barcelona kentinin kuzeydoğusunda kalan ve Olimpiyatlar dan önce yenilenmesine karar verilmiş olan Poblenou bölgesi, 2004 yılı içerisinde şehrin en büyük şantiyesi durumuna gelmiştir. Günümüz itibariyle hala yenileme çalışmaları hızı kesilmiş olarak devam etmektedir. Bu yenileme projesi, Universal Forum of Cultures 2004 organizasyonu dolayısıyla gündeme gelen Diagonal Mar, Besòs alanı ve Poblenou bölgesini kapsar. İkinci Dünya Savaşı nda ağır bombardımanlarla yerle bir olan Rotterdam, müthiş bir hız, ileri görüşlülük ve uzun vadeli planlamayla kendisini yeniden inşa ederek 21. yy a hazırlanmıştır. Bu gelişim projeleri sonucunda artık, Rotterdam sadece liman aktiviteleriyle değil, mimarlığı ile de gündeme gelmektedir ( Türkiye de Süreç ve Öne Çıkan Kentsel Dönüşüm Projeleri Türkiye nin kentsel dönüşüm süreci genel olarak bilimsel çalışmalardan ziyade günübirlik rant beklentilerinden ve yık yap mantığından oluşmaktadır. Düzensiz imar faaliyetleri, imar afları, yaşanan doğal afetler ile birlikte kentsel dönüşüm çalışmaları için çok uygun bir ülke haline gelmiştir. 82

97 Dönüşümü süreç olarak düşündüğümüzde yerel, ulusal ve uluslar arası güç odaklarının deneyimi, olaya bakış açısı, bekledikleri getiri oranlarına göre sürecin hızlandığını ya da yavaşladığını görüyoruz. Örneğin güçlü sermaye grubunun devreye girmesiyle başlayan Galataport, Dubai Towers gibi yatırımlar süreci hızlandırırken ve hatta mevzuatı bile değiştirebilirken, Dikmen Vadisi, Eyüp ve bir çok kentimizde sürmekte olan koruma amaçlı imar planı ve faaliyetleri aşırı yavaş ilerlemekte bazen de bitirilememektedir. Avrupa örneklerinde her ülkede konumuna, tarihi altyapısına, yönetim düzeylerine göre ve Avrupa Birliği içinde kendine verilen role göre bazı yaklaşımların birden fazla ve ortak kullanıldığını görmekteyiz (Örneğin; La Defense, Barselona, Londra Limanlar Bölgesi vs). Türkiye deki süreç şu şekilde anlatılabilir; Kurtuluş Savaşı sonrası Cumhuriyet yönetimine geçiş dönemi (Kurulum) ( ), yeni kurulan ülkede imar ve yapı bazında mevzuat, bilim ve fen adamı yetiştirilmesi, ülkelerarası ilişkilerin kurulduğu dönem. Bina bazında onarım, yeniden yapım dönemi ve planlamanın başlangıcı, Sanayileşme dönemi ( ) projeler, önemli şehirlerin planlanması ve önemli resmi kurum binalarının yapılaşmaya alınması, proje yarışmaları, devletin varlığını vurgulaması, iş imkanları yüzünden göç ile tanışma, kentlerin boşalması, Yönetim boşluklarının olduğu dönem ( ), bütün faaliyetlerde kırılmanın yaşandığı boşluk dönemi, planlama açısından üst ölçekli politikaların oluşturulduğu bölge planlarının yapılmaya başlandığı dönem, gecekondu kavramının ortaya çıkışı, kentsel yayılma dönemi, uluslar arası kültürel faaliyetlere uyum süreci, Planlı dönem ( ), planlama mevzuatının yerleştiği, yerelleştiği merkeziyetçilikten yerele imkanların sağlandığı dönem, piyasa faaliyetlerinin şekillendiği, hızlandığı, kötü örneklerin de yaşandığı oluşum süreci, gecekondularla bütünleşme arayışlarının olduğu (ıslah-kooperatifleşme-yap-sat vs.), kentsel rant kavramının doğuşu, Uluslararası sermaye dönemi ( ), kentsel rantın da üstünde uluslar arası sermayenin yönlendirdiği yatırımlar, mevzuatımızda yaşanan iyi ve kötü değişimler, AB uyum yasaları çerçevesinde çevre ve sürdürülebilirlik kavramı, 83

98 Kentsel dönüşüm projeleri, yaşanabilir sağlıklı kentlerin yaratılması genel hedefiyle birlikte; Kaçak yapılaşmış alanların dönüştürülmesi, Doğal afetlerle doğrudan etkilenecek olan sakıncalı alanlarda yer seçmiş konut veya başka kullanım alanlarının dönüştürülmesi, Kent içinde kalan kullanımı sakıncalı çalışma alanlarının dönüştürülmesi, Kent içinde niteliksiz, sağlıksız alanların ve yaşanabilir kent standartları dışında kalan alanların dönüştürülmesi, İşlevini yitirmiş tarihi mekanların, koruma alanlarının dönüştürülmesi Konularını içermesi beklenirken işin en kolay tarafına kaçıp yık-yap projeleri olmuştur. Mekanda yaşayan insanların oralardan taşınmalarını gerektiren aslında sorunu çözmeyen kentin diğer bir alanına taşıyan projeler olmuştur. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile hükümet tarafından hazırlanan ve sivil toplum kuruluşlarının tepkisini çeken Haydarpaşa Manhattan projesi için Haydarpaşa Garı ve çevresini kapsayan 110 hektarlık alan için ilk ihaleyi açtı. Kamuoyunun büyük tepki gösterdiği proje, 2004 yılında gündeme geldi. 17 Eylül 2004 te kabul edilen 5234 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun un Geçici 5. maddesiyle, Haydarpaşa ve çevresiyle ilgili devir ve imar yetkilerini hükümet üzerine almıştır. 84

99 Şekil Haydarpaşa Dönüşüm Projesi (18 Temmuz 2008, Milliyet Gazetesi) Yapılacağı iddia edilen 70 katlı gökdelen otellerle Haydarpaşa nın, gökdelenleriyle ünlü Manhattan a benzeyeceği için kamuoyunca Haydarpaşa Manhattan adı takılan projeyi İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ihale etti. Haydarpaşa bölgesinde yapılacak projenin detayları bugüne kadar net olarak açıklanmadı. Meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları yetkililerin tatmin edici açıklama yapmasını isterken, projeyle birlikte Kadıköy ve Üsküdar a gelecek yaklaşık bir milyon insanı bölgenin kaldırmayacağını, altyapının yetmeyeceğini, tarihi dokunun elden gideceğini savunuyorlar. Şehir plancıları ise yüksek ve geniş binaları içeren projenin, İstanbul un silüetini ezeceğini, zeminin sağlamlaştırılması için çakılacak kazıkların bölgeyi tahrip edeceğini iddia etmektedir (Demirkaya, 2008). 85

100 Şekil 2.28.Haydarpaşa Kentsel Dönüşüm Projesi ( Haydarpaşa Kentsel Dönüşüm Projesi kente vereceği büyük yıkımlardan dolayı uzun süre kamuoyu gündeminde kalmıştır. Çok büyük boyutlarda dolgu alanları ile birlikte zaten yoğun olan ulaşım sorunlarına bir de deniz ulaşımı eklenmesi düşünülmüştür. Halihazırda projeden vazgeçilmiş durumdadır. Şekil Haydarpaşa projesine değişik bir bakış açısı sunan çizimler ( 86

101 Şekil Küçükçekmece Kentsel Dönüşüm Projesi ( Küçükçekmece kentsel dönüşüm projesinde göl kıyısında yeşil bir kuşak, otel, kısa bir alanda raylı sistem, lokanta, konferans ve kültür merkezi, su parkı, müze ve sanat galerileri ve özel konutlar planlanmaktadır. Şekil Kartal Pendik Kentsel Dönüşüm Projesi ( 87

102 Şekil Kartal Pendik ( Şekil Galataport Projesi ( Galataport Kentsel Dönüşüm Projesinde, otel, fuar-sergi-seminer alanı, sanat ve kültür merkezi, alışveriş merkezi, eğlence, terminal, akvaryum, ofisler, otopark, teknik hacimler ve dolaşım alanlarından oluşması planlandığı anlaşılmaktadır. İstanbul da halihazırda 14 kentsel dönüşüm projesi vardır. Toplamda ha alanda çalışmalar devam etmektedir. Bunlardan beşi sanayiden dönüşüm ve MİA (merkezi iş alanı) amaçlı olup ha alanı, diğer beşi mahalle bazında 88

103 gecekondulara yönelik dönüşümü amaçlamakta olup ha alanı, üçü yeni merkez oluşturma amaçlı olup 406 ha alanı ve biri ise depremin sorunları ve tehlikelerine yönelik olup ha alanı kapsamaktadır ( Șekil 2.34 Ankara da İlan Edilen Kentsel Dönüşüm Bölgeleri ve Alansal Büyüklükleri (Şahin, 2006). Ankara da da onlarca kentsel dönüşüm bölgesi ilan edilmiş ve büyüklükleri hiç de azımsanmayacak boyutlardadır. Birkaç yıl önce yapılan yeni araştırmalar sadece Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ilan edilen kentsel dönüşüm bölgelerinin sayısının otuzu aştığını göstermektedir. Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı ilçe belediyeleri tarafından ilan edilen kentsel dönüşüm bölgeleri de düşünüldüğünde Ankara da halihazırda ilan edilmiş 50 nin üzerinde kentsel dönüşüm bölgesi olduğu görülmektedir. Salt kentsel dönüşüm bölgelerinin sayılarındaki bu belirsizlik ve hızlı artış bile kentsel dönüşüm uygulamalarının Ankara nın kentsel yaşamı üzerindeki önemini göstermek açısından anlamlıdır (Şahin, 2006). Ankara da; 13 adet Kentsel Dönüşüm Projesi alanı toplam hektar olup, toplam alan üzerinde belirtilen sadece 5 projede gecekondu bulunmaktadır. Ankara nın daha çok merkezden uzak alanlarında toplam konut yapılması düşünülmektedir ( Ayvansaray Kentsel Dönüşüm ve Yenileme Projesi, Fatih Belediyesi tarafından 2005 yılında kentsel yenileme alanı olarak ilan edilmiştir. 89

104 1,5 hektarlık bir alan ve 64 parsel üzerinde, 16 adet 2 3 katlı eski binadan ve adet yeni binadan oluşmaktadır ( Kentsel Rehabilitasyon Projeleri Fener ve Balat Semtleri Rehabilitasyon Programı, Avrupa Birliği Unesco Dünya Mirası Merkezi ve Fatih Belediyesi nin ortaklaşa yürüttüğü çalışmalar Ocak 2003 tarihinde uygulanmaya başlanmıştır. Projenin kapsama alanı 16.2 hektardır ki bu çapta bir proje Türkiye için söz konusu tarihlerde ilktir. Proje, İstanbul un en eski iki büyük semtini, onlarca cadde ve sokağı, 1267 tescil edilmiş binayı kapsamaktadır. Projeye AB tarafı NGO lar fonundan 7 milyon dolar, Türkiye tarafı ise Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) fonundan 2 milyon dolar katkıda bulunmaya karar vermiştir. Böylece TOKİ, Bakanlar Kurulu kararıyla, tarihinde ilk kez bir kentsel rehabilitasyon projesine para aktarmıştır (Ergül, 2002). Program, konut restorasyonu, sosyal rehabilitasyon, tarihi çarşının canlandırılması ve katı atık yönetimi başlıklarında dört değişik çalışmadan oluşmaktadır ( Şekil Uydu görüntüsü üzerinde çalışma alanı ( 90

105 Şekil Karakter haritası; özellikli, tescilli yapılar ve malzemelere göre ayrımı ( Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (BMKP) nın desteklediği; GAP İdaresi nin koordinasyonu ve yönetiminde, İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından yürütülen Mardin de Katılımcı Kentsel Rehabilitasyon Projesi İsviçre Kalkınma ve İşbirliği Kuruluşu nun ABD doları tutarındaki hibesi ile Şubat 2001 itibariyle Mardin de uygulanmaya başlanmıştır. Projenin amacı; Mardin ilinin tarihi ve kültürel zenginliklerinden yararlanmayı sağlayacak ve Mardin halkı için uygulanması mümkün gelir getirici fırsatlar yaratacak Mardin şehir merkezi kentsel rehabilitasyon planı için bir kılavuz ve uygulama stratejisi geliştirmektir. Dünyada kentsel rehabilitasyon örneklerine baktığımızda; - Ekonomik anlamda sıkıntıda olan ülkelerde temiz su, doğa şartlarından korunarak barınabileceği bir ev, yemek ihtiyacının sağlanması ve dünyadan gelecek yardımlara ulaşabilmek adına yollarının iyileştirilmesi anlaşılmakta olduğu görülüyor. Örneğin Lamu-Kenya, Caia-Mozambik gibi. -Orta seviyede geliri olan ülkelerde yurt dışı sermayenin yönlendirmesiyle değerli eski sanayi alanları, kent merkezleri, doğal değeri yüksek alanlarda turizm faaliyetleri ve kısmen yapı/yapılar bazında (genelde kale, kilise gibi) rehabilitasyon 91

106 yapılmaktadır. Örneğin, Kahire-Mısır, Kabul/Afganistan, eski Sanaa-Yemen, El Hafsia-Tunus, merkez-beyrut İleri seviyedeki ülkelerde ise m² fiyatları çok değerli olması ve yeni ihtiyaçlar, teknolojiler geliştirilmesi sonucunda; nehirler üzerinde atıl duruma gelen adacıklar, önemli limanlar, eski tren istasyonları, sanayi alanları, kentlerin turizm potansiyeli olan tarihi merkezleri, meydanları, kültürel varlıkları gibi daha çok gelir getirecek fonksiyonlara dönüşmektedir. Örneğin, Nantes-Fransa, Kahire de Azhar parkı ve çevresi arkeoloji parkı çalışması 10 yıl önce, Ağa Han Kültür Vakfı Mısır ın başkentinde bir kentsel rehabilitasyon programı ile başlamıştır. Tarihi Kentler Destek Programı nın Proje Yöneticisi Francesco Siravo, müdahale şekilleri ve projede uygulanan stratejiler hakkında şunları söylemektedir. Şekil Kahire Al Azhar Yenileme Alanı ( Kahire deki uygulama alanı, Al-Azhar da - eski bir çöp alanının yerindebüyük bir kamu parkı yaratılmasından, Ortaçağ kent surlarının restorasyonuna ve Darb al-ahmar ın sosyal olarak canlı, yoğun nüfuslu tarihi bölgesinin yakın çevresinin kentsel rehabilitasyonuna doğru adım adım ilerlemektedir ( 92

107 Şekil Kahire Al Azhar Yenileme Alanı ( Bab Al-Mahruq de yenileştirme çalışmaları yaklaşık 33 hektarda Eski Eserler Yüksek Kurulu [Supreme Council of Antiquities (SCA)] tarafından korunmuş 152 tane anıt vardır a kadar 134 yapıyı yenileştirmesi planlanmıştır yılında 65 i tamamlanmıştır (Heathcote, 2007). Şekil Sanaa-Yemen ( Şekil Sanaa ( Şekil EL HAFSIA-TUNUS Kentsel Rehabilitasyon Projesi ve Uygulamaları ( 93

108 Şekil EL HAFSIA-TUNUS ( Şekil TUNUS ( Şekil BEYRUT ( Şekil NANTES FRANSA ( Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü nde öğretim yılı, güz yarıyılında bitirme projesi olarak öğrenciler, "Ödemiş in Kentsel Rehabilitasyonu" konusunu seçmiştir ha alanın rehabilitasyonunun genel içeriği, mevcut kentsel kurgunun içinde yeni tasarım, kentsel iyileştirme ve kentsel dolgu konularında gerçekleştirilen çalışmalardan oluşmaktadır (Altınoluk, 2006). 94

109 Şekil Ödemiş İlçesinde Kentsel Rehabilitasyon Çalışması (Altınoluk Ü. 2006). Beşiktaş Akaretler projesinde, 55 bin metrekare olacak olan yatırım, 80 adet çatı ve bahçe dubleksi ile birlikte tek katlı dairelerin ve stüdyoların yer alacağı bir kompleks ve 450 otomobil kapasiteli otoparkı olacağı planlanmıştır (Özedincik, 2007). Şekil Akaretler Projesi (Özedincik, 2007) Tarihi sanayi yapı dönüşüm projelerinin kentsel yenileşme açısından bir değerlendirmesinde Haliç örneği; Haliç te işlevini yitirmiş tarihi sanayi yapı dönüşüm projeleri hazırlanırken; *Kentin gelişme vizyonu ile paralellikleri göz önünde bulundurulmuştur. *Kent planı ile entegrasyonu sağlanmıştır. *Ekonomik yapıda canlandırıcı etki yaratması hedeflenmiştir. *Sosyal ve kültürel yapıda yaşam kalitesini arttırıcı etki yaratması hedeflenmiştir. *Fiziksel dokuda iyileştirme etkisi göz önünde bulundurulmuştur. *Sürdürülebilirlik olgusu projeler oluşturulurken dikkate alınmıştır. 95

110 *Projeler hazırlanırken her ölçekte aktif bir katılım sağlanmıştır. veya bu hedeflerin hiçbiri projelerin hazırlanma aşamasında göz önünde bulundurulmamıştır (Keskin, 2004). Sanayi, küçük sanayi ve konut dışı kentsel çalışma bölgelerinin dönüşümü, sağlıklaştırılmasına yönelik stratejiler geliştirilmelidir. Adana da bu tip kent içinde olmaması gereken alanlar tamamen kent dışına çıkarılması çalışmaları yapılmaktadır. Net olarak kamyoncular, karocular, mermerciler, oto galericileri vs gibi şehir hayatına uymayan sektörler dışarı taşınmıştır. Merinos Kentsel Dönüşüm Projesi, Bursa da m² kapalı alandan oluşan fabrika binası Kongre-Kültür Merkezi olarak değerlendirilecektir. 26 ha lık yeşil alan Merinos Kültür parkı olarak düzenlenecek Merinos Lojmanları alanı ise Büyükşehir Lisesi ne dönüştürülecektir. Dericiler Bölgesi Kentsel Yenileme Projesi: tabakhaneler, kereste atölyeleri ve konut alanlarından oluşmakta olup kirletici sanayi birimlerinin, kent dışına çıkarılması ve o bölgenin rehabilite edilmesi hedeflenmektedir. Bursa, Kültürpark Sağlıklaştırma ve Yenileme Projesi, 1950 yılında temeli atılan Kültürpark alanı, zamanla plansız ve niteliksiz işletme yapıları, kamu binaları ve bunlara ulaşımı sağlayan gelişigüzel yollarla bozulmuş olmasına rağmen, yaklaşık 40 ha lık büyüklüğü Kültürparkın, sağlıklaştırma ve yenileme projesi ile; doğal ve rekreatif özelliklerini geliştirmek, yeme içme ve her türlü sosyal, kültürel, sanatsal aktivitelerini sağlıklı bir yapıya kavuşturulması amaçlanmaktadır. Ankara Ulus, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın girişimiyle yeniden yapılandırılacaktır. Proje çerçevesinde, Dışkapı, Ankara Kalesi, Bentderesi ve çevresi ile Ulucanlar bölgesindeki çarpık yapılar yıkılacaktır. Atatürk Bulvarı ile Anafartalar Caddesi arasında kalan ve ticaretin yoğun olduğu yerde ise turizme yönelik otellerin yapımı desteklenecektir. Bu bağlamda "Ankara Ulus Tarihi Kent Merkezi, Kentsel Yenileme Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı" adı altında yeni bir proje başlatmıştır (Cumhuriyet, 2007). İstanbul İkitelli Kentsel Dönüşüm Projesi, Küçükçekmece de 120 hektarlık alanda bin 576 konutun yıkılarak yerine sosyal konutların yapılmasını içeren projenin protokolü imzalanmıştır (AA,2004). 96

111 TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, 26 Haziran 2008 Perşembe günü İstanbul Teknik Üniversitesi nde, Tarlabaşı'ndaki yenileme ve dönüşüm projesini konu alan bir panel düzenlemiştir. Tarlabaşı Projesi Direktörü - GAP İnşaat Genel Müdür Yrd. Nilgün Kıvırcık Tarlabaşı Projesi için Proje alanında 239 tane tescilli bina var, yani alanın %70 i tescilli yapılarla doludur. diye belirtti ( Şekil Tarlabaşı Yenileme ve Dönüşüm Projesi ( Şekil Tarlabaşı Yenileme ve Dönüşüm Projesi ( Proje bazında binalarda yapılan kullanım durumu ve doluluk-boşluk analizlerine göre, binaların %60 ı kullanılıyor, kalan %40 ı ise tamamen boş. anketlerde m² lik konutlara ihtiyaç duyulduğunu gözlemledik ve projeyi bu yönde revize ettik. Tarlabaşı 5366 Sayılı kanun a istinaden tarih ve 2006/10172 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Yenileme Alanı olarak ilan edilmişti. Dokuz adadan oluşan toplam m² lik alanı ve 287 konutu kapsayan Kentsel Dönüşüm Projesinde avan projeleri tamamlanarak Beyoğlu Belediyesi kamulaştırma işlemlerine başlamıştır (Güney, 2008). Aynı kanun çerçevesinde, Fatih ilçesi Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri Yenileme Alanı ilan edilmiştir. Fatih Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) nin ortak yürüttüğü proje, 2005 yılı Eylül ayında, 80 dönümdür. Proje Alanı 12 ada, 10 sokak ve 3 caddeden oluşmaktadır. Adalardaki 97

112 354 parselde 22 tescilli eser yer almaktadır. Tescilli eserlerin 17 si sivil mimarlık örneği, 5 i anıt eserdir m² net alan üzerinde uygulanacaktır. Şekil 2.50.Neslişah ve Haticesultan mahalleleri (Sulukule) Yenileme Projesi ( Fatih ilçesi, Neslişah ve Haticesultan mahalleleri (Sulukule), yenileme amaçlı hazırlanan avan proje tarihinde İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna iletilmiştir. Kurul, projeyi tarihinde tasdik etmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediye meclisinin kabulü ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının tarihinde onaylaması ile Yenileme Avan Projesi yürürlüğe girmiştir. Ankara Dikmen Vadisi Projesinde, proje alanına ilişkin tapu kayıtları incelenerek mülkiyet bilgileri, arazi çalışmaları yapılarak gecekondu sayıları elde edilmiş ve bu bilgiler planlamayı etkileyen en önemli verileri oluşturmuştur. Konut adalarında yoğunluk saptanırken proje alanında yer alan gecekondulu hak sahipleri ile tapulu arsa sahiplerinin konutlandırılmasını, peyzaj ve altyapı giderleri kamuya ek finansman yükü getirmeden sağlayacak kadar konut sayısı ve inşaat alanı önerilmiştir. Şekil Dikmen Vadisi Dönüşüm Projesi (Ankara Büyükşehir Belediyesi) 98

113 19 hektar büyüklüğündeki 1. bölge ile 39 hektar büyüklüğündeki 2.bölge tamamlanmış, her iki bölgede toplam 2357 adet konut üretilerek hak sahiplerine dağıtılmış, toplam 37 hektar büyüklüğündeki kültürpark alanı da tüm kentin hizmetine açılmıştır. 28 hektar büyüklüğündeki 3. bölgede ise şahıslarla olan sözleşmelere başlanmıştır. Bu bölgede önerilen konut sayısı 1039 adet, öneri kültürpark alanı ise 13 hektardır. Geriye kalan 4. ve 5. bölgeler ile doğu yakası olarak adlandırdığımız bölgelerin tek etap olarak yapılmasına karar verilmiştir. Bu bölgedeki çalışmalara göre öneri konut sayısı 4200 adet, öneri kültürpark alanı ise 78 hektar olarak belirlenmiştir (Ankara Büyükşehir Belediyesi). Kentsel Dönüşüm yaklaşımı, yıllarca kent merkezine çok yakın bir konumda olmasına rağmen kısmen gecekondular tarafından işgal altında olan, kısmen de sel yatağı olarak boş bekleyen bu kıymetli alan 1990 lı yıllarda belediye tarafından iddialı bir proje halinde ele alınmıştır. Dikmen Vadisi Projesi nde, yamaçlar ve üstü yüksek yoğunlukla yapılaştırılmış sel yatağının olduğu zemin ve kısmen yamaçlar da boşaltılarak yeşil alanlar oluşturulmuştur (Çopuroğlu, 2006). Kentsel dönüşüm sürecinin ardındaki mantık; kent alanını, kentin kendi bütününde işleyen yapısına yaşanabilir kentsel mekan olarak entegre eden bir amaca hizmet ediyor olmasıdır. Bu tip kent mekanlarında sembolik sermayenin dolaşımı vardır, örneğin: Battery Park-New York, Puebla Kent merkezi-mexico City, İstiklal Caddesi-İstanbul. Bu mantık kent bakımından her zaman olumlu sonuç vermeyebilir. Dönüşüm alanları kentin bütünden kopuk, yaşanamayan, müzevari alanlara da dönüşebilir. Bu tip kent mekanlarında ölü sermaye birikimi vardır, örnegin: 1980lerin bazı ofis mekanları ve yeni kent merkezleri, Londra Doklar Bölgesi. Dolayısıyla, kentsel dönüşüm sürecindeki yerel-olabilirlik ki bu değişen kentsel alanlardır, kentsel tasarım yaklaşımını şekillendiren politiko-ekonomik güdü/nedene görece ile zaman içinde (dez)avantajlı konuma gelebilirler. Kentsel dönüşüm süreci, özellikle metropoliten şehirlerin kent-içi alanlarında çok-boyutlu bir öneme sahiptir. Günümüz tüketim kültürü, her şeyi olduğu gibi mekanları da yapıcı ve olumlu biçimde olduğu kadar yıkıcı ve olumsuz şekillerde tüketmekte oldukça sınırsız olduğunu dikkate almalıyız. Böylece, esas sebebin politik süreçler ve sermaye yatırımlarındaki değişken amaç olduğunu kavrayarak 99

114 kentsel dönüşüm strateji ve politikalarını örgütlemek ve -şekilden çok- anlamsal, ilkesel ve sürece yönelik bir boyut daha kazandırmak mümkün olabilir (Gürler, 2002). Kentsel dönüşümü tek başına bir süreç olarak görürsek bazı detayları kaçırmış, konuyu yeterince kavrayamamış oluruz. Dönüşüm sürecinin altında çalışan değişik yaklaşımlar vardır. Bunlar Yenileme, yenileşme, rehabilitasyon, canlandırma, sağlıklaştırma, yeniden üretim, soylulaştırma vs. Mera alanlarında toplu konut üretmek, Haydarpaşa Limanı ve Garı'nın olduğu çok özel bir yere yoğun yapılaşma önermek, orman alanında otomobil yarış pisti yapmak ve de yasadışı yapılaşmış alanlarda yap-sat ın, yık-yap alternatifini uyguluyor olmak bu kez kentsel dönüşüm adı altında yeni bir ambalaj ile sunulmaktadır. Artık merkezi ve yerel yönetimler ekonomilerini sürdürme ve büyütme adına yalnızca gayrimenkul sermayesine temellenmek ve bunu da kentsel dönüşüm olarak sunmak hakkına sahip değildirler. Küresel yeniden yapılanma bizim gibi çevre ülkeler için böylesi tehlikeleri gündeme taşırken, bir yandan da ekonomik kalkınmanın da üstüne çıkan sürdürülebilirlik, insan odaklı olma, katılım, aktörlerin kentsel sorunlar karşısında ortaklığı, stratejik yaklaşım, program ve planlama gibi yeni ve öncelikli kavramları, kentsel dönüşümün vazgeçilmemesi gereken esas bileşenleri olarak gündemimize taşımıştır (Görgülü, 2005). Kentsel dönüşüm çözümlerini şöyle sıralayabiliriz; Kaçak Yapılar, üzerinde çokça oynanan, sürekli değiştirilen ve temel hedefi sermaye gruplarına rant aktarmak olan kentleşme, planlama, imar, yapı ve afet yasaları ile amacı dolaylı imar affı olan İmar Yönetmelikleri ni değiştirme çabalarından vazgeçilmelidir. Seyhan nehri kıyısında ve eski barajdan regülatör köprüye uzanan sahil bandının taşkın alanı ve rekreasyon alanı olduğu da göz önüne alınarak burada yapılacak çalışmalarda ve düzenlemelerde meslek örgütlerinin görüş ve katılımının sağlanması kaçınılmazdır. Kentsel dönüşümün sorunları şöyle sıralayabiliriz; 100

115 İnşaat sektörü üzerinden ekonomiyi canlandırmaya yönelik bir politika geliştirilmiştir. Kentleşme sürecinde yıllardır süren plansızlık ve denetimsizlik, yanlış arazi kullanım politikaları, kaçak yapılaşma ve imar affı süreçleriyle de beslendiğinden, Adana, sağlıklı, güvenli ve yaşanabilir bir kent olma özelliğinden hızla uzaklaşmaktadır. Belediyelerin ruhsat verme sürelerini geciktirmesiyle birlikte, müteahhit firmalar ruhsatsız inşaata başlamaktadır. Kaliteli ve güvenli yapı üretilmesinde önemli bir yeri olan belediyelerin Yapı Kontrol birimlerinin organizasyonunda ciddi sıkıntılar vardır Açıkhava Müzeleri Ören Yerleri ve Arkeopark Açık Hava Müzesi, açık havadan etkilenmeyecek etnografik eserlerin, evlerin, işlik vb. sivil yapıların sergilendiği bir bölgede kurulan üstü açık müze. olarak tanımlanmaktadır ( ve 5226 sayılı yasaya göre Ören Yerleri, I ve II. derece arkeolojik sit alanlarındaki ören yerlerinde, açığa çıkarılan taşınır kültür varlıklarının alana yönelik işlevsel ve mekansal bağlarının kurulabilmesine olanak sağlamak üzere mahallinde korunması ve değerlendirilmesine yönelik bilimsel faaliyetler kapsamında; muhafaza, bakım, onarım, restorasyon, teşhir-tanzim ve tanıtımlarına yönelik Kültür Bakanlığınca ihtiyaç duyulan kapalı ve açık sergi mekanları ile ziyaretçilere yönelik açık otopark, WC gibi düzenlemelerin bilimsel araştırma ve kazısı tamamlanmış olup yeraltı katmanlarında korunması gerekli kültür varlığı bulunmadığı saptanan antik yerleşmenin sur dışı alanlarında ilgili Koruma Kurulunun özel izni ile yapılabilir. Kapalı sergi ve depolama mekanı ihtiyaçları restorasyonu tamamlanabilecek mevcut mekanlardan da karşılanabilir. Ören yeri bünyesinde kapalı sergi mekanları bütününden bağımsız olarak ticari mekanlara kesinlikle izin verilemez. şeklindedir. Türkiye de proje halinde olan Arkeoparklar, Bergama Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanları Koruma Amaçlı İmar Planı'nda da yer alan "Arkeopark Alanı" ile 101

116 Zeugma Arkeopark Projesi dir. Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilecek Kaş Uluburun daki "Tunç Çağı Sualtı Arkeo-park Projesi" de suyun altında tek örnektir. Henüz proje safhasında olup somut bir gelişme yoktur. Bunlar dışındakiler ya arkeoloji-(k) park ya da kültürel park olarak tariflenmektedir. Anavarza Kenti nin de Arkeopark yapılmak istendiği yerel gazetelerde bahsedilmektedir. İstanbul Sultanahmet'teki 65 odalı Four Seasons Oteli'nin, kapasitesini 50 oda daha artırabilmek için bitişiğindeki tarihi parselin üzerinde inşa ettiği ek binalar projesi, Osmanlı ve Bizans döneminden kalma tarihi kalıntıların üzerinde yer alır. Ek binaya izin kararının özellikle kendisinin olmadığı bir toplantıda alındığını belirten Anıtlar Kurulu üyesi Z. Ahunbay, "İnşaat izni verilmesi suç teşkil ediyor" derken, tarihçi İ. Ortaylı da "Sultanahmet katlediliyor" dedi. İstanbul 1 No'lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, ek binanın arkeolojik alan üzerinde yapılmasını öngören projeyi 23 Ocak 2006'da onayladı. Projeye göre, Bizans dönemi kalıntıların bulunduğu 17 bin m² alana çelik konstrüksiyonların üzerinde 50 oda inşa edilecekti. Otel yönetimi, 2.50 metre çelik ayakların üzerine yükselecek olan iki ek binanın tarihi kalıntılara zarar vermeyeceğini savunmakta ve Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü yönetiminde sürdürülen çalışmalarda çıkarılan tarihi eserlerin de, aynı alanda kurulacak "Arkeolojik Park"ta korunmasını planlamaktadır. Fatih, Saraçhane Arkeoloji Parkı, Hasankeyf Arkeolojik Park ve Açık Hava Müzesi, Samsun Arkeolojik Park, İzmir-Bayraklı-Eski Symrna kazılarında arkeolojik park, Antakya'daki Aççana Höyüğü'nde açık hava arkeoloji parkı, Bodrum un Pedasa bölgesinde doğa ve arkeoloji parkı, İstanbul Üniversitesi, Beyazıt taki Merkez Kampüsü nün bahçesinde Arkeoloji Parkı, Aydın'ın Karacasu ilçesindeki Aphrodisias Arkeolojik Park, Köyceğiz-Muğla da Kaunos Arkeolojik Park, Alanya Gazipaşa'daki Selinus Antik Kenti Arkeolojik Park ve İstanbul Küçükyalı Arkeoloji Parkı Projesi bulunmaktadır. Küçükyalı Arkeoloji Parkı Projesi nde yoğun konut dokusunun arasına sıkışmış alanda MS yıllarına tarihlenen Satyros Manastırı ve altında sarnıç bulunuyor. Ancak mülkiyet sorunlarının çözülmemiş olması şu anda sadece kazının devam etmesi ve çöplük olmaktan kurtulması yüzünden sorunları çözme açısından bizim örnek alacağımız bir çalışmadır. 102

117 Şekil Küçükyalı Arkeoloji Parkı Projesi Görüntüleri ( Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, ören yerlerinin arkeolojik park olarak düzenlenmesi için altyapının tamamlandığını belirterek, ilk etapta Perge, Selge, Aspendos, Phaselis ile Alanya Kalesi'nin 'arkeolojik park' ilan edildiğini açıkladı ( Dünyadaki örneklerine baktığımızda sayının çok fazla olduğu görülmektedir. İtalya örnekleri hariç hepsinin ortak adı Arkeolojik Park (Archaeological Park) tır. Arkeolojik parklarda dikkati çeken arkeolojik bir alan olması ve kazı yapılıyor olmasıdır. İtalya daki Arkeoparklar Tepebağ Höyük için uygulamayı düşündüğümüz Arkeopark örneğine en uygun olanlarıdır. Çünkü burada kazı yapılıyorken bir yandan da bilgilendirme ve canlandırma yapılmaktadır. İlköğretim çağından üniversite ve hatta emeklilere kadar bir çok yerli ve yabancı turiste canlı olarak bilgiler verilmektedir. İnsanlar tıpkı eski çağlardaki insanlar gibi bulguru döverek un yapmayı unu da ekmek yapmayı, hayvan derilerinden giysi yapmayı, madenlerden günlük kullanım ve savaş aletleri yapmayı ve odunları kullanarak ateş yakmayı öğrenmektedirler. Bunları yaparken bilgilendirme amaçlı panolar, şekiller ve 103

118 sunumlar sürekli ziyaretçilere sunulmaktadır. Dikkati çeken nokta insanların elleriyle canlı canlı yaptıklarını daha iyi anladıkları ve ilgilerini çektiğidir. Böylece hem kazı finansmanının bir kısmı sağlanmakta hem de yerel turizm imkanları oluşturulmaktadır. Şekil Milano Kentinin Kuzeydoğusunda Brescia Bölgesindeki Arkeopark Şekil Brescia Bölgesindeki Arkeopark taki İşlikler ( 104

119 Şekil Brescia Bölgesindeki Arkeopark taki Faaliyetler (www. Archeopark net/english/mappa) 2.2. Adana Kent Merkezinde Turizm ve Sit Uygulamaları Kültür ve Turizm Bakanlığı "Türkiye Turizm Stratejisi 2023" faaliyet raporunda geçen ve Dünya Turizm Örgütünün verilerine göre; turistin % 2.60 ı yani kişi Türkiye ye gelmektedir.1997 yılına göre kıyasladığımızda 1.61 oranından 2.60 oranına çıktığı görülmektedir. Ne var ki yeteri kadar faydalanabildiğimiz söylenememektedir. Gelir gider ve denge oranlarına baktığımızda da yapılan giderlerin-yatırımların artmadığı ancak gelirlerin artışının hızlı olmamakla birlikte sürdüğü görülmüştür yılı itibariyle $ gider, $ gelir, $ dengelemenin olduğu görülmüştür. Gelir elde edilmekte ancak sürekli artarak yatırım yapılması gerekirken rehavete kapılındığı tespit edilmiştir. Adana Kent Konseyi, turizm platformu alt çalışma grubu raporuna göre; Adana nın tanıtım çalışmaları şu ana kadar hep bireysel bazda, ekip çalışması olamadan yapılmıştır. Markalaşmak ve tanıtım için öncelikle profesyonel bir reklam ajansı ile çalışılması gerekmektedir. Hedef belirleyerek tanıtım çalışmaları etap etap ilerlemelidir. Oluşturulacak kimlik ve hedefler önde gelen Adana lı işadamlarımıza ve protokole güzel bir kokteyl ile sunulması yapılacak olan çalışmalara sponsor yatırımcı bulunmasını kolaylaştıracaktır. Hedeflerimiz 4 aşamadan ibaret olup; Adana 105

120 Adana ve çevresindeki iller Ulusal tanıtım Uluslar arası tanıtım Adana/Karataş bölgesinde Antalya/Belek golf merkezi modeli yaratılarak golf sahaları yapılması ve Türkiye de ikinci golf merkezi olmalıdır. Dünya golf şampiyonluk yarışmaları düzenlenerek bölge aktif hale gelebilir. Uluslararası antlaşmalara uymak kaydıyla Türkiye nin en büyük kuş cenneti olan Akyatan, Ağyatan ve Tuzla daki tüm sulak alanlarına Kıyı Yönetimi Master Planı yapılarak eko-turizm çerçevesinde hobi ve kuş gözleme turları düzenlenmelidir. 160 km lik kıyı bandı ile Adana nın bir kıyı kenti de olduğu vurgulanmalıdır. Yapılan plan çalışmasından sonra altyapı ile ilgili yatırımların devlet tarafından bir an evvel yapılması için ilgili makamlarla görüşmeler yapılmalıdır. Türkiye Kalkınma Bankasının uzman elemanlarından faydalanarak bölgenin turizm yatırımları için finansman kaynaklarından, fizibilite çalışmalarından faydalanmalı ve uluslar arası tüm ülkelerle ortak projeler üretmeliyiz. Adana ilinin km² lik yüzölçümünün % 40 ının orman olmasından dolayı yaylalarda, dağlık alanlarda dağ otelleri, konaklama, dinlenme, kamp ve ihtiyaç alanlarının üst ölçekli ve detay planlarının oluşturulması, doğa yürüyüşü parkurlarının gerçek haritalar üzerinde detaylı tanımlayıcı verilerle işlenmesi gerekmektedir. Çalışmaları biten PİGEP (Pozantı İlçe Gelişim Projesi) kapsamında şu öneriler bulunmaktadır. Dağlık alanlarda belirli bölgelerde Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü nün hazırlayarak Bakanlığa sunduğu Turizm Bölgesi ilan edilmesine ilişkin çalışmalara ivme kazandırılmalıdır. Adana yaylalarında ev pansiyonculuğunun yaygınlaşmasını sağlamak için yerel halkın eğitim çalışmalarına başlanması önemli bir adım niteliğindedir. Yazdan yaza kullanılan evlerin en az 15 günden başlamak üzere doğal hayatı paylaşmayı sevenlere, ev içi rahat ortamların düzenlenerek sunulması ile yaylalar hem korunmuş, denetlenmiş hem de yaşatılmış olacaktır. Tepebağ projesinin bir an evvel uygulamaya geçirilmesi için alt tabakalarda neler olduğunun ve alt-üst nerenin korunacağı tartışmasının yapılacak bilimsel sondaj 106

121 ve sempozyumlarla belirlenmesi, artık Adana lı yatırımcıların bu bölgede evler satın alarak Türkiye mizdeki diğer güzel örnekler gibi (Safranbolu, Amasya, Sultanahmet, vs ) turizm bölgeleri oluşturulmalıdır. Kamu mülkiyetindeki yaklaşık mt² lik alanın gerek kazı ve sondaj çalışmalarında gerekse de üst yapıda oluşturulabilecek tesislerle (pansiyon, turistik konak otel, yöresel yemekler sunan restoran, çeşitli turistik hediyelik eşya satan dükkan ve mağazalar, kültür varlıklarımızı sergileyebileceğimiz Çukurova Müzesi ve Sanat Sokağı nın oluşturulması) değerlendirilmesi gerekmektedir. Seyhan nehri yataklarında çift taraflı çevre düzenlemesi yapılarak Adana ya özgü eski bilgi belgelerin araştırmalarından ortaya çıkabilecek küçük çaplı turistik kayıklar, göl üzerinde doğayı kirletmeyecek şekilde turlarla turizm potansiyeli (merkez park içindeki tren örneği gibi gezinti tekneleri, kayıkları kullanabiliriz) oluşturulabilir. D.S.İ. ile görüşülerek fizibilite çalışmaları yapılmalı ve göl üzerinde uluslar arası yarışmalar düzenlenmeli, spor turizmi canlandırılmalıdır. Seyhan nehri üzerinde alüvyonların doldurduğu yataktaki sitasyon yönlendirilerek görsel ve estetik açıdan değişik fonksiyonlara uygun adacıklar oluşturulabilir. Koruma amaçlı imar planındaki özel proje alanlarından öncelikle kapalı çarşı ve bedestenin aslına uygun restore edilerek turizme kazandırılması gerekmektedir. İlimiz sınırlarındaki tüm kalelerin ve arkeolojik sit alanların projeleri, hazırlanarak hayata geçirilmelidir. Adana Karataş yolu çift şeritli yol haline getirilmelidir. Adana ve çevresindeki kaplıca ve şifalı suların tespit ve analiz edilerek uygun turizm projeleri ile sağlık turizm merkezlerine dönüştürülmesi sağlanmalıdır. Adana Kültür ve Turizm il Müdürlüğü bünyesine yabancı dil bilen elemanlar istihdam edilmelidir. Öncelikli projede fuar ve kongre merkezlerinin bir an önce profesyonel fizibilite çerçevesinde (yer seçim kararları, uygunluk, ulaşım, altyapı maliyetleri vs.) plan ve proje altına alınmasını sağlamak, ihtisas fuarcılığının gelişmesi yönünde uzmanlar tarafından çalışmalar yapılması gerekmektedir. İlimiz sınırlarındaki tüm mağaraların gerekli tespit, analiz ve etüd çalışmalarının yapılarak turizme kazandırılması gerekmektedir. 107

122 Adana da ulusal veya uluslar arası bir sanat, tarih veya kültür buluşması düzenlenebilir. Bienal, kongre veya toplantı şeklinde Adana ile ilgili, Adana yı ilgilendiren bir konu veya proje kapsamında olabilir. Yerel basının tanıtım çalışmalarını desteklemesi gerekmektedir. Ayrıca, ilimizdeki turizmle ilgili kişi ve kuruluşların web sitelerinin oluşturulması, elektronik posta (mail) adreslerinin listelenmesi ve uluslar arası arenada yayınlanması sağlanmalıdır. Yapılan çalışmaların komşu illerle paylaşılması, etkileşimlerin incelenmesi ve ortak hareket edilecek projelerinde belirlenmesi gerekmektedir Tepebağ Höyüğünde Yapılan Arkeolojik Araştırma ve Sondajlar Tepebağ höyüğü tarih ve 3637 sayılı kara ve tarih ve sayılı kararla onaylanmış ve tescil edilmiştir. Tepebağ Höyük te ilk kez dönemin Adana Arkeoloji Müzesi müdürü A.R.Yalgın ( ), 1936 yılında 6 gün süren bir sondaj kazısı yapmış ve 4 m derinlikte çalışmalar bırakılmıştır. Akmehmet Mahallesi 19.Sokak Hacı Hafızın yeni evi önünde şeklinde tasvir edilmiş olan sondaj kazısından çıkan eserler halen Adana Müzesi ndedir. Bu eserlerin çoğunluğunu geç dönem malzemesi oluşturmasına rağmen, daha eski dönem eserlerine de rastlanıldığı ifade edilmiştir (Düşmez, 1943; Kum, 1944). Höyüğü 1942 yılında R. 0. Arık ziyaret etmiş ve bu yerleşmede daha esaslı bir araştırmanın yapılması gerektiğine dikkat çekmiştir (Arık, 1942) yılında M. V. Seton-Williams, yüzey araştırması esnasında sondaj kazısından çıkan eserleri incelemiş ve bu malzemeleri geç dönemlere tarihlemiştir (Seton, Williams, 1954) yılında Adana Müze Müdürlüğü tarafından Çavuşlu, Sirkeli, Tırmıl, İncirlik, Kürkçüler, Mercin ile birlikte Tepebağ da da sondaj kazısı yapıldığından söz edilmektedir (Altay, 1965). Adana Müzesi nin yaptığı çeşitli sondaj ve kurtarma çalışmaları esnasında Abidinpaşa Caddesi nde, günümüz Merkez Bankası nın üzerine inşa edildiği alanda Roma Dönemi ne tarihlenmiş mozaiklerin bir kısmı kurtarılarak müzede sergilenmeye başlamıştır. İnönü Caddesi ndeki bir hafriyat esnasında da yine aynı döneme ait bir aslan heykeli, Çakmak Caddesi ndeki diğer bir 108

123 hafriyatta ise, Roma Dönemi ne ait bir lahit ortaya çıkarılmıştır. Bunların dışında höyüğün batı eteklerinde, Kuruköprü Mahallesi nde 1971 yılında 4.y.y. a ait pişmiş toprak mezarlar ve mezar eşyaları ortaya çıkarılmıştır (Arslan, Bediz, 1999). Bu alan yerleşmenin Geç Dönemlerdeki Nekropolü olmalıdır. Adana nın bilinen ilk eski eser kaçakçılığı 1882 yılındadır yılında, Adana da şehir merkezinde yer alan Çukurova nın en büyük höyüklerinden birisi olan Tepebağ Höyüğü nün üst kotlarında, bir misyoner evinin inşaatı sırasında bir takım eserlerin görülmesi üzerine, Mr. Montgomery daha derine ulaşılmasını istediğini ve bu esnada da pişmiş toprak bir figürin ile birlikte siyah granitten, diz çökmüş pozisyonda, sol eli göğsü üzerinde tasvir edilmiş Mısır kökenli bir heykelin bulunduğu bildirilmiş, bu eser bir İngiliz yatı tedarik edilerek bir patates çuvalı içinde Amerika ya götürülmüştür. Heykelin üzerindeki yazıtı, British Museum dan S. Birch okumuş ve heykelin Çukurova tarihi için önemi daha da artmıştır. Hastabakıcı Satsneferu ya ait olan eser, Mısır da Orta Krallık Dönemi nin (M.Ö ) 12.Hanedanlığı na (M.Ö ), dolayısıyla M.Ö.1800 lere tarihlenmiştir. Eser şu anda, New York The Metropolitan Museum of Art ta, müzeye geliş numarası ile korunmaktadır. Eserin Adana ya geri getirilmesi Adana Kenti için bir prestij olacaktır. Şekil Tepebağ Höyüğünün Tepe Noktasındaki Bilimsel Olmayan Kazılarda Bulunan Heykel (Girginer, 2000a ve 2000b) 109

124 Jeomorfolojik araştırmalar ise, M.Ö.II. binde kıyı çizgisinin günümüzden çok daha içeride olduğunu, kıyı çizgisinin Mersin den doğuya Kazanlı ya doğru uzandığını, buradan da Ağzıdelik, Çöplü ve Kuransa köyleri civarından geçtiğini ve Dervişler den güneydoğuya doğru Domuz Tepe ye yaklaştığını tespit etmiştir (Göney, 1976). Dolayısıyla, M.Ö.2.Binde Seyhan Nehri üzerinden denize ulaşımın çok da zor olmadığını, Tepebağ Höyüğün yakınlarında bir yerlerde belki de bir takım liman tesislerinin olduğu düşünülmektedir (Girginer, 2000; Bal, 1999). Bilim dünyasındaki bu tartışmaların dışında, Adana-Tepebağ Höyük ve çevresiyle ilgili 1996 yılında yapılan Adana Koruma Amaçlı İmar Planı raporunda da bölgenin eskiçağlar açısından önemine dikkat çekilmiş, bunun dışında özellikle höyük üstünde kalan tarihsel dokuyla ilgili de çok sayıda proje üretilmiştir (Gök, Oral vd., 1996). Çukurova Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü tarafından, tarihinde Tepebağ Höyüğün arkeolojik karakterine dikkat çekmek ve üzerindeki yapı dokularıyla ilgili neler yapılabileceği konusunda bir panel düzenlenmiştir. Arkeoloji Bölümü'nün Tepebağ Höyük Arkeolojik Kazı Projesi kamuoyuna tanıtılmıştır (Girginer, 1999). Şekil 2.57 Tepebağ Kazı Projesi Afişi (Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü) 110

125 Tepebağ'ın, arazide titiz çalışmalardan sonra halihazır durumu üzerinden topoğrafik haritası çıkarılmış, bilinenden çok daha büyük bir höyük olduğu ve yaklaşık 2.1 hektarlık alanı kapsadığı tespit edilmiştir (Koç,.2001). Höyüğün en yüksek kotu 40 m, eteklerde de 29 m civarındadır yılındaki Adana depreminden sonra, özellikle höyüğün tepe noktalarında dönümlük alanlar enkazların kaldırılmasından sonra boş bırakılmıştır yılı itibariyle 81 adet sondaj başvurusu hakkında Adana Müze Müdürlüğü nde dosya açılmış olup 9 adedinde üzerinde başka bina olması, başvuru sahibinin vazgeçmesi ve sondaj raporu yapılması zorunlu alan dışında olması sebebiyle sondaj yapılamamıştır. Geri kalan 72 adet sondajın 1 tanesi Taşköprü ayaklarına, 2 tanesi de birkaç mahallenin alt ve üstyapı çalışmalarının sondajlarıdır. 69 adet sondajın mahallelere dağılımı Tepebağ 20 adet, Ulucami 15, Karasoku 12, Kayalıbağ ve Kuruköprü 6 şar, Türkocağı 4, Sarıyakup 3, Alidede 2 ve Mestanzade 1 adettir. Toplam 164 sondaj açılmış ve ortalama derinlik 2.30 m civarındadır. Sondajlarda genelde geç ve orta dönem takı, ev eşyaları ve malzemeleri bulunmuş ancak Türkocağı mahallesinde bir duvar kalıntısı dikkat çekmiştir (Adana Müze Müdürlüğü arşivi). Sonuç itibariyle ortalama derinliğin böyle uzun yıllardır üzerinde kazı yapılmayan bir höyük için çok sığ olduğu ve alanda genel bir yeraltı tespiti gerek günümüz teknolojileriyle gerekse de arkeoloji teknikleriyle yapılmadığı için kamuoyu tarafından Tepebağ Höyüğü nün önemi anlaşılamamıştır Alandaki Restorasyon, Rehabilitasyon ve İmar Planı-Uygulamaları Çalışmaları İmar planları: insan toplum ve çevre münasebetlerinde kişi ve aile mutluluğu İle toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amacıyla hazırlanır. 111

126 PLANLAMA HİYERARŞİSİ ÜLKESEL YATIRIM PROGRAMLARI ÜLKESEL KALKINMA PLANLARI ÜLKE - BÖLGE PLANLAMA BÖLGELER VE ALTBÖLGELER GELİŞTİRME VE YENİLEME PLANLARI METROPOLİTEN ALAN VE METROPOL PLANLAMASI Ö : 1 / ŞEHİRSEL VE KIRSAL ALAN PLANLAMASI ÇEVRE DÜZENİ PLANLARI Ö :1 / ŞEHİRSEL VE KIRSAL YERLEŞME PLANLARI İMAR PLANLARI NAZIM İMAR PLANLARI Ö:1/2000 KIRSAL Ö:1/5000 ŞEHİRSEL UYGULAMA İMAR PLANLARI Ö:1/1000 İMAR YÖNETMELİĞİ YAPI VE İMAR DÜZENLERİ Şekil Planlama Kademelenmesi (Yıldırım, 2005) Bir imar planının; a) Devlet planındaki hedeflere, bölge ve çevre düzeni ana kararlarına uyumlu olması, b) Kent halkının karakter ve yaşam tarzına uyumluluk, mahalli isteklere imkan dahilinde cevap verecek nitelikte olması, c) Mevzuatla getirilen arazi kullanma standartlarına uyulurken, değişik arazi kullanma biçimleri için seçilen yer ve bunların fonksiyonel ilişkilerinde en iyi çözüm getirmesi, d) Müstakbel ihtiyaçları karşılayabilir esneklik ve gelişme ölçüsünde, doğacak ulaşım ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasitede ulaşım ağ ve tesislerine sahip olması, 112

127 e) Hukuki, idari, ekonomik ve teknik yönlerden uygulanabilir niteliklere haiz olması, f) Çevre ve beldenin doğal, kültürel, ekonomik ve estetik varlıklarını, çevre sağlığını koruyucu ve katkı sağlayıcı anlayışta ve şehircilik esaslarına uygun şekilde düzenleyici olması. vasıflarını taşıması gerekmektedir. İmar planları, kullanma ve koruma kararlar dengesinin tesisi demektir. Bir başka anlatımla bir yandan kullanılacak alanlar belirtilirken, diğer taraftan koruma kararlan alarak gelecek nesillere gerekli olan stok sağlanmaktadır. İmar planlaması ile ilgili bu temel kanun dışında, 2981, 3290, 7269, 775, 2872, 2634, 2960, 2918, 2985, 5216, 5393 sayılı Kanunlar da imar planlaması konusunda belirli düzenlemeler öngören kanunlardır. Belirtilen kanunların yanısıra İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Dair Esaslara Ait Yönetmelik, Belediye ve Mücavir Alan Sınırları içinde ve Dışında Planı Bulunmayan Alanlarda Uygulanacak İmar Yönetmeliği, İmar Kanununun l8. Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile ilgili Esaslar Hakkında Yönetmelik 'ler yeni İmar Kanununun yürürlüğe girmesini müteakip yürürlüğe konulan imar planlamasına ilişkin diğer mevzuat hükümleridir. Türkiye'de genel olarak imar planlaması çalışmalarının tarihsel süreci şu şekildedir; İmar planlamasına ilişkin tespit edilebilen ilk mevzuat düzenlemesi Ebniye (Binalar) Nizamnamesidir (1848). Bu nizamname 1882 yılında Ebniye Kanununa (Binalar Kanunu) dönüşmüştür. Bu dönemde, özellikle kent merkezlerindeki tarihi ve kültürel doku, büyük bir zarar görmüştür tarih ve 1580 sayılı Belediye Kanunu ile Belediyelere imar planı hazırlatma zorunluluğu getirilmiştir yıllardan itibaren, belirlenen tarihi ve kültürel alanlarda, her hangi bir yapılaşma izni verilmeyerek bu alanların korunması öngörülmüştür. Çözüm öngörmeyen ve problemleri ötelemeye dönük politikalar, kentlerin bu bölgelerini çöküntü alanları haline getirmiştir. Ebniye Kanununa (Binalar Kanunu) 1985 yılında yerini 3194 sayılı İmar Kanununa bırakmıştır. Ebniye Nizamnamesi ile başlayıp 3194 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1985 yılma kadar olan zamanı kapsayan bu süreçle merkezi yönetimin elinde bulunan imar planı yapma değiştirme ve onama 113

128 yetkisi 3194 Sayılı Kanunla yerel yönetimlere devredilmiştir. Bu kanunla, şehirleşme ve yerleşme konusundaki gelişmelerin, plan ve şehircilik ilkelerine uygun olarak düzenli bir biçimde yürümesini sağlamak üzere yerel yönetimlerce imar planı yapılması, kendi planlarına sahip çıkılması sorumluluğunu bilerek bilinçli bir şekilde uygulama yapmaları amaçlanmıştır sayılı Kanun: gerekçesinde belirtildiği üzere; Ülkemizin her alanda yapısal değişikliğe uğraması, hızlı nüfus artışı, köyden şehre akımın kontrol edilmemesi sonucu onaya çıkan düzensiz şehirleşme, gecekondulaşma ve bunların yarattığı sorunlar ile bu sorunların temelde çözümü için gerekli her türlü tedbirin alınması İhtiyacım karşılamak için yürürlüğe konulmuştur 1861 de belediye teşkilatının kurulmasıyla yollar, kanalizasyon ve altyapı çalışmaları hızlanmış ve böylece yeraltındaki heykel, mezar, kalıntı ve bunun gibi taşınır taşınmaz kültür varlıklarıyla karşılaşılmaya başlanmıştır. Kötü olan bu buluntuların herhangi bir şekilde yerinin işaretlenmemiş ve devamında araştırma yapılmamış olmasıdır. Ülkede gelişen imar mevzuatı çabalarıyla o dönemde Almanya dan kaçan bilim adamlarından Herman Jansen e 1937 yılında Adana ya ilk imar planı yaptırma girişimleri başladı. Nihayetinde 1940 da kentin kuzeye istasyona doğru gelişimini öngören bir imar planı yapıldı yılında yaşanan hızlı göçle birlikte plan dışı gelişen Karşıyaka mahallesine yasal bir konum kazandırmak üzere ek bir plan yapıldığı, bunun da 1948 de yeni ek bir planı yapılmıştır. Şekil ve 1940 Herman Jansen Planları (Saban, 2006) 114

129 Adana nın ilk imar planı olan 1937 ve 1940 tarihli imar planlarında çalışma alanımız Arkeolojik Saha olarak tanımlanmış ve yapı yasağı getirilmiştir. Adana 1950 den bu yana zamansız ve altyapısız makinalaşma, güvenlik, daha iyi bir yaşam nedenleriyle iç göç alan bir kenttir. Buradaki göç verimsizdir. Adana nın tek bölgesel planlama deneyimi; Bayındırlık ve İskan Bakanlığı nca tarihinde onanan 1/ ölçekli Çukurova Metropoliten Bölge İskenderun Alt Bölgesi Çevre Düzeni Planı nın revizyonu ve bu plana ilave edilen Arsuz, Samandağı Kıyı bandı ve Yayladağı kesimi ilave Çevre Düzeni planıdır. Bu iki plan birleştirilmiş ve İskenderun Körfezi ve Yakın Çevresi Çevre Düzeni Planı olarak adlandırılmıştır Ha. alan, 33 belediye, 2 vilayet merkezi ve birkaç mücavir saha düzenlemesi vardır gün ve sayılı resmi yazı ile başlayan çalışma 13 ay sürmüştür. İskenderun Körfezi Kuzey Parçası üzerinde alternatif yerleşimler aranmıştır. Bu gelişmeler neticesinde bölgenin ağırlıklı nüfusunun ( kişi ) Erzin, Haydar, Altınçağ, Kuzuculu, Yeşil Dörtyol ve Payas, ayrıca doğal verilerden kaynaklanarak Mustafabeyli, Toprakkale, Osmaniye, Sarımazı ve Kurtpınarı belediyelerini de kapsaması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Ancak bu plan işler hale getirilememiş ve uygulanamamıştır (Yıldırım, 2002). İlk Adana ya özel üst ölçekli plan çalışması olan Adana il sınırlarını kapsayan 1/ ölçekli Çevre Düzeni Planı 2007 yılı itibariyle İl Genel Meclisi nce onaylanmıştır. Bu plana uygun olarak Adana Büyükşehir Belediye Meclisi 1/ ölçekli Alt Bölge Çevre Düzeni Planı Nazım İmar Planı nı onaylamıştır. Üst ölçekli planlarda çalışma alanımız Arkeolojik ve Kentsel Sit alanı olarak gösterilmiş olup plan notlarında da koruma mevzuatı hükümleri konmuştur. 115

130 Şekil tarihli Adana Haritası (Başbakanlık Osmanlı Arşivi) Şekil yılı halihazır durumu ( 116

131 Şekil lı yılların 1/1000 ölçekli halihazır haritası (İller Bankası Arşivi) Şekil lı yılların 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı (İller Bankası Arşivi) 117

132 Şekil lı yılların 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı (İller Bankası Arşivi) 1892 yılındaki halihazır haritadan başlayarak tüm halihazır haritalarda ve Jansen planlarında alana pek dokunulmamış olup sadece arkeolojik saha denmiştir. Çok eski dönemlerdeki çalışma alanımızla ilgili kazı veya buluntu olmuş muydu hala bilinmemekle birlikte uzun yıllardır alan koruma altındadır belediye hizmetleriyle birlikte alanın talep gördüğü ve kısmen yapılaşmaya açıldığı anlaşılmaktadır. Jansen planında olmamakla birlikte 1960 lı yıllardan itibaren alan A notasyonu ile 2 kata müsait olacak şekilde imara açılmıştır. O yıllardaki bilinç düzeyi mi yoksa nüfusun fazla artmayıp arayış içinde olmaması ile alana rağbet olmaması mı bilinmemektedir. Bir önemli gerçek ise Adana nın 1970 yılı sonları ile 80 lı yıllardan itibaren hızlanarak kuzey Adana ya taşınma hareketleri çalışma alanımızı daha fazla işgalden korumuş durumdadır. Şu anda da 2010 itibariyle alternatif ticaret ve yerleşim alanları ile alandaki rant hafifletilmiş durumdadır. 118

133 Şekil Koruma Amaçlı İmar Planı (1/1000 ölçekli) (Adana Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü Arşivi) Koruma Amaçlı İmar Planından önce yürürlükte olan imar planı kararları, öncelikle çalışma alanında çok fazla plan değişikliği olmadığı ve getirilen plan kararlarının talep olmamasından dolayı aynen kaldığı, kimsenin dikkatini çekmediği gözlenmiştir. Yeni Adana projesi yle meşgul olan yatırımcılar bu bölgeyle ilgilenmemiş ve alanımız özgün yapısıyla ama koruma bilincinin gelişmemesinden ötürü de yıkıntılarla dolu bir çöküntü alanı olmaktan da kurtulamamıştır. Onaylı eski imar planlarının incelenmesinde; Taşköprü, mevcut imar planında da yaya yolu olarak önerilmiştir. Ancak mevcut trafik yoğunluğu içinde alternatif yolların üretilmemesi, planla önerilenlerin de bir kısmının gerçekleştirilememesi nedeniyle halen ağırlıklı olarak taşıt ulaşımına hizmet etmektedir. 119

134 Kızılay Caddesi nin açılması, Ulucami nin kuzeyinden geçen ve 5 Ocak Meydanı ile Taşköprü yü birbirine bağlayan yol hali hazırda açılmış durumda ve çift yönlü taşıt trafiği olarak işlemektedir. Büyük Saat ve Ulucami güneyi yaya bölgesi olarak önerilmiş, ancak günümüze kadar hayata geçirilememiştir. Regülatör Köprü imar planında yaya bağlantısı olarak gösterilmiş olmasına rağmen taşıt ulaşımına hizmet vermektedir. Büyük Saat ve Ulucami güneyinin yayalaştırılması için Kazancılar Çarşısı ile Yeni Han ın güneyinden geçen ve bu hattaki trafiği üstlenecek olan yeni bir trafik yolu önerilmiş, ancak hayata geçirilememiştir. Yağ Cami den başlayarak Hasan Ağa Camii nin batısından 87. Sokağı takip ederek Ulucami Askerlik Şubesi ne kadar inen güzergâhta yeni bir trafik yolu ve yol genişletilmesi öngörülmüş, ancak bu plan da hayata geçirilememiştir. Çakmak Caddesi yaya ulaşımına hizmet etmek üzere tasarlanmış olmasına rağmen, günümüzde tek yönlü trafiğe hizmet etmektedir. Ulucami Askerlik Şubesini Alemdar Cami, Yeni Han ve Kazancılar Çarşısı na kadar uzanan 89. Sokağın genişletilerek taşıt ulaşımına açılması önerilmiş olmasına rağmen hayata geçirilememiştir. Atrium evler düzeni (A1) alan genelinde önerilmiş, kadastral parsel alanının istenen bir kısmında bırakılacak % 20 lik bir parsel boşluğu dışında %80 inin yapılaşabileceği (1 ve 2 kat olarak) önerilmiştir. Bu türde yeni yapılaşma konut kullanımı olarak olmamış, ticari kullanımlara hizmet amacıyla gerçekleşmiştir. Koruma amaçlı imar planının onayından sonra; Planda öngörülen hususların hayata geçirilebilir olmasına, yeni yapılaşma için verilen hakların mülk sahiplerini bir yenileme eylemi içerisine çekebilecek unsurlar içermesine, yerel yönetimin planın uygulanması için gerekli düzenlemeleri en az maliyetle gerçekleştirebilmesine, alanın tercih edilmesini sağlayacak yeni sosyal, yönetsel ve kültürel donatılar oluşturulmasına ve mevcut yapı stokunun belirli yatırımlarla kullanılmasının sağlanmasına özen gösterilmiştir (Yıldırım, 2003). 120

135 Şekil /5000 Ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı (Adana Büyükşehir Belediyesi) Ancak onaylı nazım imar planı ile aynı şekilde onaylı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı güneyde regülatör köprüye Yağ Camii nin oradan gelen ana taşıyıcı yolun birbirini tutmaması dikkat çekicidir. Detay plan olan uygulama imar planında yıkımlara neden olacağı için işlenmemiş ve plan kararı olarak reddedilmiştir. Planlama kademelenmesi açısından önemli bir unsurdur. Mevzuat gereği üst ölçekli plana uygun olmayan planlar geçersizdir. Ancak burada koruma kurulu ve mevzuatı devreye girince imar mevzuatının uygulanmaması gereği doğmuştur. Doğru olan da bu yolun planlara işlenmemesidir. Sit Alanları, Adana Koruma Amaçlı İmar Planı nda en geniş sınırlarıyla tarihi kent merkezi 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tanımlamıştır yılında AKTVKK tarafından belirlenen söz konusu sit alanının farklı nitelikte dokular 121

136 barındırdığı ve sit sınırının genişliğinin korunmaya değer dokulara gerekli özenin ve önemin verilememesine ve dolayısıyla kalan değerlerin de bozulmasına neden olabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle mevcut sit sınırı incelemeler neticesinde bozulmuşluk durumlarına göre 3 ana bölgeye ayrılmış ve her alan için farklı plan notları karara bağlanmıştır. Kentsel Sit Alanları (Yoğunluğu ve Yapı Düzeni Korunacak Alanlar), Kentsel Sit Alanları 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı sınırları içerisinde kalıp geleneksel yapı düzeninin ve tescilli anıtsal ve sivil mimarlık ürünlerinin yoğun olarak bulunduğu alanlardır. KAİP içerisinde üç ayrı Kentsel Sit Alanı önerilmiştir. 1.Tepebağ Bölgesi (30 Ha): 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı nın kuzeyinde, içerisindeki höyük nedeniyle 1. derece Arkeolojik Sit Alanı olarak belirlenmiş Tepebağ Mahallesi ve Kayalıbağ Mahallesi nin büyük bir bölümünü içeren, yoğun olarak konut kullanımının hakim olduğu, dört bir yanı ticaret kullanımı ve ulaşım ağları ile çevrelenmiş bölgedir. Bu bölgedeki arkeolojik alanın yapılaşmadan arındırılarak yeşil alan olarak düzenlenmesi ve bu açık alan kullanımının ve korunacak sokak dokusunun restorasyonunun bölgenin yeni kullanımlara dönüşmesinin ilk ivmesi olacağı öngörülmüştür. Bu alanın Adana kent merkezinde restoran, lokanta, pansiyon, konut ve sosyal ağırlıklı kullanımlarının yoğunlaşacağı bir mekân rolünü üstlenmesi amaçlanmıştır. Adana Koruma Amaçlı İmar Planı tarih ve 3106 sayılı Koruma Kurul kararı onayı ve tarih ve 234 sayılı Seyhan Belediyesi meclis kararı ile kesinleşmiştir. Adana Koruma Amaçlı İmar Planında en geniş sınırlarıyla tarihi kent merkezi 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tanımlamıştır. Planda korunması gerekli alan üç aşamalı olarak tanımlanmış ve her alan için farklı plan notları karara bağlanmıştır. 1.Tepebağ Bölgesi (30 Ha): Alanın kuzeyinde, Tepebağ Höyüğü ve Kayalıbağ Mahallesi nin büyük bir bölümünü içeren, yoğun olarak konut kullanımının hakim olduğu, dört bir yanı ticaret kullanımı ve ulaşım ağları ile çevrelenmiş ve içinde bulunan höyük nedeniyle 1. derece Arkeolojik Sit Alanı olarak belirlenmiş bölgedir. 2. Sarıyakup Bölgesi (30 Ha): Sarıyakup, Karasoku, Ulucami ve Türkocağı mahallelerini kapsayacak şekilde, geleneksel ticari merkezin güneyinde bulunup konut kullanımı yoğunken kısmen ticaret kısmen de küçük imalat-zanaat türü 122

137 işyerlerine dönüşen, kent morfolojisi anlamında geçiş bölgesi özelliği gösteren bir bölgedir. 3. Ara Bölge (20 Ha): Tepebağ ile Sarıyakup bölgeleri arasında kalan, tarihi ve ticari merkez özelliği gösteren, anıtsal ve sivil mimari örneklerinin yoğun bir biçimde yer aldığı bölgedir. Şekil Karşılaştırmalı Sit Sınırı Haritası (Adana Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü Arşivi) 2. Sarıyakup Bölgesi (30 Ha): Sarıyakup, Karasoku, Ulucami ve Türkocağı mahallelerini kapsayacak şekilde, geleneksel ticari merkezin ve onun güneyinde konut kullanımı yoğun iken kısmen ticaret, kısmen de küçük imalat-zanaat türü işyerlerine dönüşmüş mekânların bulunduğu bölgedir. Bu alanın rolü ticari fonksiyonları bünyesinde barındıran geleneksel zanaatın ve satış ünitelerinin ihtisaslaştığı ticaret merkezi olarak belirlenmiştir. Alanın özgün niteliğini yeniden canlandırmayı hedefleyen bu öneride yol ve sokak dokusunun yeniden yapılandırılmasının gerektiği belirtilmiştir. 123

138 3. Yeni Cami Bölgesi: Yukarıda bahsedilen iki alanın dışında Yeni Cami yi, tescilli sokağı ve yakın çevresini içeren alan da Kentsel Sit Alanı olarak belirlenmiştir. Etkileme-Geçiş Alanı (Yoğunluğu ve Yapı Düzeni Düzeltilecek Alanlar) Bu alanlar Kentsel Sit Alanı ile İmarlı Alanlar arasında kalan geçiş bölgesi niteliğindeki ticaret alanlarıdır. Bu alanların kentsel sit alanlarının mücavirinde olması sebebiyle kat yükseklikleri ve yoğunlukları açısından kentsel sit alanını tehdit edici olmamasına çalışılmış; bununla beraber yeniden düzenlenmesini cazip kılacak ilave yapılaşma yoğunluğu verilmiştir. İmarlı Alan (Yoğunluğu ve Yapı Düzeni Yenilenecek Alanlar); bu alanlar 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı sınırları içinde kalan, ancak gerek dokusu gerekse mimari tarzı olarak korumaya değer görülmeyen, yapı düzeninin çeşitlendiği alanlardır. Bu alanlarda Adana kent bütününe hizmet edecek büyük çaplı iş hanları, iş merkezleri, otel vb. ticari faaliyetlerin yer alması öngörülmüştür. Bu nedenle yapılaşma düzeni, alanın yeniden yapılaşmasını sağlayacak düzeyde (E=5.0) yüksek yoğunluklu olarak belirlenmiştir. Bu alt bölgeler bütününde proje alanı 1., 2. ve 3. Derece Arkeolojik Sit Alanları, Kentsel Sit Alanları, Koruma Alanı, Etkileme (Geçiş) Alanı ve İmarlı Alan olmak üzere bölümlere ayrılmış ve her alan için farklı yapılaşma koşulları belirlenmiştir. Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı çalışmaları sonucunda ortaya çıkan ana kararlar (Yıldırım, 2003), şu şekilde özetlenebilir: Protokol Yolu Oluşturulması: alanın kent yaşamından belli oranlarda kopuk ve zor ulaşılabilir olmasından dolayı, kuzey güney doğrultusunda, tüm alanı birbirine bağlayan ve kentsel tasarım ölçeğindeki uygulamalarının ivedilikle başlatılabileceği bir omurga yol düşünülmüştür. Protokol Yolu olarak adlandırılan bu yol özellikle alanın gezilmesi ve izlenmesine yönelik olarak hizmet verecek ve bazı özel düzenlemeler bu yol üzerinde yer alacaktır. Ayrıca Protokol Yolu, sit alanının birçok değişik öğelerini (geleneksel konut dokusu, tarihi ticari merkez, anıtsal yapılar vb.) de üzerinde barındıran ve bu yüzden tüm sit alanının vitrini kabul edilebilecek kültürel bir aks özelliğindedir. 124

139 Şekil Protokol Yolu (Ökesli, Yıldırım, Karaman, 2008) Anıtsal Yapıların Çevresiyle İlgili Düzenlemeler: planlama alanı, Adana nın en önemli anıtsal nitelikteki yapılarını içermektedir. Çok değişik özgün işlevlere (dini, ticari, sosyal) sahip olan bu yapıların içinde yer aldıkları doku özellikleri de göz önünde tutularak okunabilirliklerinin sağlanması, çevrelerinde küçük Açık Kentsel Alanlar oluşturulması, bu kentsel alanların yeşil alanlarla desteklenmesi, çevrelerindeki dokudan tümüyle kopartılmamaları amaçlanmıştır. Özel Proje Alanları, içerdikleri kültürel değerler, dokusal özellikler ve planda öngörülen yeni düzenlemelerin özel nitelikte olmasından dolayı 1/5000 ve 1/1000 ölçeklerle çözümlenemeyen, daha sonra geliştirecek daha alt ölçekli tasarımlar gerektiren bölgelerdir. Planda iki ayrı grupta toplanan toplam 25 adet alanın 11 adedi Özel Proje Alanı, diğer 14 alan ise bu alanların alt bölgeleri olarak belirlenmiştir. Özel Proje Alanı olarak belirlenmiş olan alanlar şöyledir (Adana Seyhan Koruma İmar Planı, Karar 2.4.): ÖPA 1: Sitin güney girişini oluşturan kadastral alandır, açık pazar yeri olarak düzenlenmesi öngörülmüştür, alanda 10m² yi aşmayan ve yerel zabıta noktası olarak 125

140 kullanılacak yapıdan başka hiçbir yapının inşa edilemeyeceği planla hükme bağlanmıştır. ÖPA 2: Yeni Hamam ve çevresindeki yapıları içerir. Dört alt bölge içeren bu alanda, hamamın hazırlanacak yeni kullanım projesine göre turistik ticaret ya da kültürel bir işlevle donatılması ve hamamın doğu ve batısındaki alanlarda planda belirlenen kitle esas alınmak koşuluyla h=6.00 m yüksekliğinde ticari amaçla kullanılacak yapıların inşa edilebileceği hükme bağlanmıştır. ÖPA 3: Kazancılar Çarşısı (Kapalıçarşı) nın güneyinde yer alan bu alanda planda belirlenen kitle esas alınmak koşuluyla, h=6.00 m yüksekliğinde, ticari amaçla kullanılacak bir yapı yer alacaktır. ÖPA 4: Kapalıçarşı daki sıra dükkânlar, han ve bu yapı gruplarının etkilediği ikincil alanları kapsar. Beş alt bölge içeren bu alanda her alt bölge için farklı müdahaleler öngörülmüştür. ÖPA 5: Ulucami ve çevresini kapsayan alandır. Ulucami, Medrese, İnkılâp İlköğretim Okulu, Arasta ve Arasta nın kuzeyindeki çarşı olmak üzere beş alt bölgeye ayrılmış olan alanda her bölge için farklı kararlar hükme bağlanmıştır. ÖPA 6: Seyhan Kaymakamlığı nın bulunduğu adanın batısında Memiş Paşa Camii nin karşısında yer alan bu alanda planda belirlenen kitle esas alınmak koşuluyla, h=6.00 m yüksekliğinde bir yapı yer alacaktır. ÖPA 7: Irmak Hamamı ve Çevik Kuvvet Binasını kapsayan alandaki kültür varlıklarının rölöve, restorasyon ve (gerekiyorsa) yeni kullanım projeleri hazırlanacaktır. ÖPA 8: Kayalıbağ Mahallesi ndeki Şefika Hatun Cami ve çevresini kapsayan alanda yeşil alan, ticari amaçlı yapılar ve alandaki kültür varlığının Esnaf Lokali olarak restorasyonu öngörülmüştür. ÖPA 9: Musabalı Konağı olarak anılan yapılar grubunu kapsayan alandaki yapıların rölöve ve restorasyon projelerinin hazırlanarak uygulanması hükme bağlanmıştır. ÖPA 10: Atatürk Müzesi ni kapsayan alanın sınırlarının genişletilmesi ve alandaki kent surlarının kalıntılarının onarılması hükme bağlanmıştır. 126

141 ÖPA 11: Planda Protokol Yolu olarak tanımlanan sokağı kapsayan alanın 1/200 ölçekli plankotesinin hazırlatılması Belediye ye bırakılmış, mevcut kentsel mobilyaya ilişkin bilgilerin elde edilmesi karara bağlanmıştır. Tanımlanmış olan Özel Proje Alanları için, planda, uyulması gerekli temel hükümler yer almaktadır, ancak ayrıntılı kentsel tasarım projeleri hazırlanmamış, tasarımcıya bırakılmıştır. Şekil Özel Proje Alanları (Koruma Bölge Kurulu Arşivi) 127

142 Tevhid ve İfraz:, tevhid, parsel ölçeğindeki kararların oluşturulmasında en önemli araçlardan bir tanesi olarak görülmüştür. Alanın mevcut sorunlarının en önemlilerinden bir tanesi, çok küçük parsellere bölünmüş olması ve bu nedenle yapılaşmanın sağlıksız olmasıdır. Bu nedenle, mevcut parsellerin tevhid yoluyla yapı inşa edilebilecek boyutlara getirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, özel düzenlemeler (örneğin yeni bir arsa oluşturmak gibi) için de ilgili parsellerin tevhidi önerilmiştir. Bu husus, özellikle Sarıyakup Mahallesi nin seçilen belli bölümlerinde uygulanmıştır. Ancak hissedarlık fazla olduğundan uygulamak zor olmuştur. Sit Alanında Yeni Yapılaşma Koşulları, Koruma Amaçlı İmar Planında geleneksel yapıların herhangi bir yönetmeliğe bağlı kalınmadan oluştuğu göz önünde tutularak olabildiğince az sayıda temel yapılaşma kuralı konmuş, mimar/müellifin bu temel kurallar ışığında kendi etüdünü geliştirmesi istenmiştir. Böylece klasik bir yönetmeliğin her şeyi tanımlayan ve mimari yaratıcılığa şans tanımayan katılığının kırılması amaçlanmıştır. Planda yapılaşma koşulları Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanları, Kentsel Sit Etkileme Alanları ve Koruma Alanları olarak üç ana başlıkta incelenmiştir (Adana Seyhan Koruma İmar Planı, Karar 5). Öncelikli olarak kentsel ve arkeolojik sit alanlarında yapının parselde oturacağı alan (TAKS) ve yapılaşma kademelenmesine bağlı olarak yapı yükseklikleri belirlenmiştir. Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanlarında parsel büyüklüğü ne olursa olsun, hiçbir yapının oturum alanı 110 m²yi geçemez hükmü vardır. Bununla birlikte m² parsel için TAKS 0.80, m² parsel için 0.75, m² parsel için 0.70 ve 111m² ve daha büyük parseller için 0.60 olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte Sit Alanındaki yeni yapılaşma için farklı kademeler belirlenmiştir. Bu kademelere bağlı olarak yapı yükseklikleri aşağıdaki gibidir (Adana Seyhan Koruma İmar Planı, Karar ): 1.Kademe: Sitin çeperleri, imarlı alan ya da etkileme geçiş alanına bakan sokak kenarları (4 kat, h=12.50 m), 1. Kademe 4 kat h=12:50 m 2.Kademe: Sitin içindeki ana trafik yolları çeperleri (3 kat, h= 9.50 m), 3.Kademe: Etkileme Geçiş Alanı olarak belirlenen yapı adaları (2 kat, h= 6.50 m), Özel Proje Alanları (her ÖPA için özel yapılaşma koşulları geliştirilmiştir) ve 128

143 Mevcut imar uygulamalarının sürdürüleceği alanlar. Kentsel Sit Etkileme Alanlarındaki yeni yapıların ise kat yüksekliklerinin h=12.50 m yi geçemeyeceği planda belirtilmiştir. Koruma Amaçlı İmar Planı Sit Alanındaki yapı stokunu ruhsatsız yapıları dikkate almayarak iki grupta incelemektedir. Birinci grup Anıtsal ve Sivil Mimarlık Ürünleri olarak ikiye ayrılır. Anıtsal Yapılar KTVKYK nun gün ve 424 sayılı ilke kararında 1. Grup olarak ayrılan ve Toplumun maddi tarihini oluşturan kültür verileri içinde tarihi, simgesel, anı ve estetik nitelikleriyle korunması zorunlu yapılardır. Plan bu yapılara yapılacak her türlü müdahale için hazırlanacak rölöve ve restorasyon projelerinin AKTVKK tarafından onaylandıktan sonra uygulanabileceğini karara bağlamıştır. Sivil Mimarlık Ürünleri ise KTVKYK nun gün ve 424 sayılı ilke kararında 2. Grup olarak ayrılan ve Kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan, giderek yok olan geleneksel ve yöresel yaşam biçimini yansıtan yapılardır. Sivil Mimarlık Ürünleri için basit onarım ve esaslı onarım başlıkları altında müdahale biçimleri tespit edilmiştir. Yok olan tescilli yapıların yeniden ihyasında yarar görülüyorsa mevcut belgelerden yararlanarak AKTVKK kararı doğrultusunda rekonstrüksiyon uygulaması yapılabileceği ve yapının yok olmasına sebep olanlar ile aslına uygun olarak bakım ve onarımlarını yaptırmayanlar hakkında yasal kovuşturma yapılacağı planla karara bağlanmıştır. Ayrıca tescilli kültür varlıklarının depolama, imalathane vb. çevreyi ve yapıyı fiziksel, sağlık ve görsel yönlerden bozan ve değerlerini kaybettiren nitelikte fonksiyonlar yükletilerek kullanılması yasaklanmıştır. Sit Alanında yer alan ancak kültür varlığı niteliğinde olmayan yapılar Plan da Çevresel Değerli Yapılar (ÇDY) ve Çevreyle Uyumlu Yapılar (ÇU) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Çevresel Değerli Yapılar geleneksel teknik, malzeme ve biçimlenme ile yapılmış, mimari elemanlar açısından kültür varlıkları kadar zengin olmayan, kitle ve mimari biçimlenme olarak çevrenin geleneksel öğeleriyle yakınlık ve uyum içinde olan yapılar olarak tanımlanmıştır. Bu yapılar plan kararıyla korunmuş, AKVTKK izni olmadan bu yapılara yapılacak müdahaleler plan notlarıyla sınırlandırılmıştır. Çevreye Uyumlu Yapılar ise herhangi bir korunması gerekli ve 129

144 ya da geleneksel öğe içermeyen, ancak parsel/yapı ilişkisi, kitlesi, gabarisi ve mimari biçimlenmesi ile çevresindeki kültür varlığı ve geleneksel nitelikteki yapılarla uyum içerisinde olan, bunun yanı sıra, ekonomik ömrünü tamamlamadığı için bir yapı stoku olarak önem taşıyan yapılar olarak tanımlanmıştır. Bu yapılara yeni ek yapılması ve dış görünümlerinin değiştirilmesi planda uygun görülmemiştir. Alanda çevreye aykırı (ÇA) yapıların büyük bölümü ile çevreye uyumlu (ÇU) olarak nitelenmiş olan yapıların bir bölümü çeşitli nedenlerle ruhsat alınmadan inşa edilmiştir. Ruhsatsız yapılar için Koruma Amaçlı İmar Planında ruhsatsız tüm yapılar yok sayılmış ve bu yapıların yer aldığı parsellerde yeni plan kararlarının geçerli olması öngörülmüştür. Adana tarihi kent merkezi Seyhan Nehri taşkınlarının ovanın iskânına 20. yy başına kadar izin vermemesinden dolayı üst üste inşa edilmiş uygarlıkların izlerini barındırır. İlk tespitler 1871 yılında kurulan Adana Belediye teşkilatının yol, kanalizasyon ve altyapı çalışmaları sırasında yapılır. Ancak yeraltından çıkan heykel, mezar, kalıntı vb taşınır taşınmaz kültür varlıkları söz konusu tarihlerde koruma bilinci oluşmadığı ve kurumsal altyapı oluşturulmadığı için belgelenmemiştir. Ülkemizde kültür varlıklarının tespit edilmesi ve belgelenmesi amacıyla 1951 yılında 5805 sayılı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Teşkiline ve Vazifelerine Dair Kanun la Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu (GEEAYK) kurulmuştur. Adana kent merkezinde GEEAYK tarafından tescil edilen ilk kültür varlığı yılında tescillenen Cafer Paşa Cami dir yılına kadar Gayrı menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından tescillenen ve tamamı 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı sınırları içinde yer alan 25 adet yapının üçü sivil mimarlık ürünü olan konut, diğerleri anıtsal yapılardır. Koruma anlayışının tek yapı ölçeğinden kent ölçeğine taşınması ve mevcut yasa ve kurumların yetersiz kalması sebebiyle 21 Temmuz 1983 yılında mevcut yasa yürürlükten kaldırılmış, yerine 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu kanunla korunması gerekli taşınmaz kültür ve doğa varlıkları yeniden saptanmış ve GEEAYK kaldırılmıştır sayılı yasanın en önemli özelliklerinden birisi kentsel sit alanlarında planlı koruma kavramını getirmesidir. Koruma Amaçlı İmar Planı tanımı da bu yasa ile güncellik 130

145 kazanmıştır. Bu kanun aynı zamanda kültürel ve doğal değerlerin korunması sorumluluğunu ağırlıklı olarak Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Kurullarına yüklemiştir. Bu sorumluluk kültür varlığının doğru tespit edilmesinden, doğru ve uygulanabilir koruma ve uygulama kararları alınmasına kadar çeşitli boyutları içermektedir. Bu yasa çerçevesinde Adana da kurulan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü tarafından ilk tescil işlemi 1990 yılında yapılmıştır tarih ve 581 numaralı kararla 104 adet, tarih ve 727 sayılı kararla 40 adet konut tescil edilmiştir. Bu kararlarla tescillenen 144 adet konutun sadece 20 adedi proje alanı dışında yer almaktadır tarih ve 1074 numaralı kararla yedi adedi proje alanı dışında yer alan 25 adet konut daha tescillenmiş, bu listeye tarih ve 1251 sayılı kararla üç adedi proje alanı dışında kalan toplam 10 adet anıtsal yapı eklenmiştir tarih ve 1451 sayılı kararla da iki adet konut ile ilk defa bir sokak (Kuruköprü Mahallesinde) tescil edilmiştir. Şekil Adana Kent Merkezindeki Tescilli Kültür Varlıkları (Ökesli, Yıldırım, Karaman, 2008) Koruma Amaçlı İmar Planı çalışmaları başlamadan önce yapılan son tescil işlemi tarih ve 1918 numaralı kararla konut ve işyeri olarak kullanılan 131

146 altı adet kültür varlığı ve birisi Tepebağ diğeri Sarıyakup Mahallelerinde yer alan iki adet korunması gerekli sokak için yapılmıştır. Koruma Amaçlı İmar Planı çalışmalarına başlandığında 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı sınırları içinde 29 u anıtsal yapı, 173 ü sivil mimarlık ürünü toplam 202 adet tescilli kültür varlığı ve üç adet tescilli sokak bulunmaktaydı. Koruma Amaçlı İmar Planı ile birlikte 21 adet sivil mimarlık ürünü ve 12 adet anıtsal yapı tescile, 119 adet yapı ise Çevresel Değerli Yapı statüsünde değerlendirilmek üzere önerilmiştir. Koruma Amaçlı İmar Planının onaylandığı tarihi itibarıyla proje alanındaki tescilli anıtsal kültür varlığı sayısı 41, tescilli sivil mimarlık ürünü sayısı 214 olmuştur. Koruma Amaçlı İmar Planının onaylanıp yürürlüğe girmesinden sonra birisi Bakımoğlu Mescidi, diğeri sivil mimarlık ürünü olmak üzere iki kültür varlığı daha tescil edilirken, iki adedinin de yanlışlıkla yapılmış tescil kaydı kaldırılmıştır. Şekil Proje Alanındaki Tescilli Yapıların 2008 deki Durumu (Ökesli, Yıldırım, Karaman, 2008) Tescilli kültür varlıklarının 2008 yılı itibarıyla ne durumda oldukları incelendiğinde Tepebağ Kentsel Sit Alanında toplam 27 tescilli kültür varlığının 132

147 yıkıldığı, 20 adet yapının ise harap duruma geldiği, Sarıyakup Kentsel Sit Alanında ise 16 yapının yıkılıp, 15 yapının ise harap duruma geldiği ortaya çıkmıştır. En fazla hasar Tepebağ Mahallesi ndeki yapılardadır. Tepebağ Mahallesindeki tescilli kültür varlıklarının 16 adedi günümüze ulaşamamışken, 13 adedi ise harap durumdadır. Bu veri yukarıda açıklamaya çalıştığımız Tepebağ Mahallesi ndeki yapılaşma baskısının fazlalığı ile birleştirildiğinde, fiziksel doku açısından en büyük değişimin hızlı nüfus artışına sahip Tepebağ Mahallesi nde gerçekleştiği söylenebilir. Tablo 2.4 Sit Alanındaki Mahalle Nüfusları ( Mahalle adı Tepebag Kayalıbag Kuruköprü Kocavezır Karasoku Ulucamı Sarıyakup Türkocağı Alidede Beşocak Hürriyet

148 3. MATERYAL ve METOD Tevfik YILDIRIM 3. MATERYAL ve METOD 3.1. Materyal Çalışmanın ana materyalini Adana Kenti kentsel ve Arkeolojik Sit alanı olarak belirlenen ve Koruma Amaçlı İmar Planı yapılan alan oluşturmaktadır. Planın hazırlanması aşamasındaki analitik etüd raporundaki mevcut durumun belirlenmesi ve analizidir. Bu aşamada, Çevre Düzeni Planı verilerinden başlayarak, ekonomik ve sosyal göstergelerini belirleyerek, detayda 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planları bağlamında konulan yaklaşımları analiz edilmiştir. İl Özel İdaresi bünyesinde mülkiyet ve kadastro verileri ile Koruma Amaçlı İmar Planı güncelleme çalışmalarını içeren Çukurova Üniversitesi BAP (Bilimsel Amaçlı Projeler) raporu incelenecektir. Ayrıca günümüze kadar yapılan alanla ve konuyla ilgili Türkiye de ve Dünya da tüm bilimsel ve uygulamaya yönelik çalışmaların incelenmesi ve irdelenmesi diğer bir materyali oluşturmuştur. Bölgedeki tescilli yapıların envanteri oluşturularak çalışma alanı aşağıdaki ana başlıklar altında incelenecektir; -Sosyo - ekonomik göstergeler -Teknik altyapı -Tüm planlama çalışmalarındaki bölgenin durumu -Yönetsel ve kurumsal yapı -Tepebağ Höyüğü nde Arkeopark önerisi ve dünyadaki örnekleri -Tepebağ Höyüğü ve Cumhuriyet dönemi yapılarının kentsel dönüşüm ile işlevlendirilmesi, rehabilite edilmesi -Kent merkezi ve ulaşım planlaması Mevzuat bağlamında bakıldığında, bu çalışmanın sonucunda üretilecek olan projenin uygulanabilir nitelikte olabilmesi açısından Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü İlke Kararları ile birlikte ( tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanan tarih ve 5272 sayılı Belediye Kanununu, tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanan

149 3. MATERYAL ve METOD Tevfik YILDIRIM tarih ve 5366 sayılı, Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun, materyal niteliğindedirler Çalışma Alanı 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı çalışmaları başlamadan önce hazırlanacak plana altyapı oluşturması amacıyla Adana kent merkezinin hangi bölgelerinin korunabileceğine dair Sit Alanı sınırının tespiti Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu raportörleri tarafından yapılmıştır tarih ve 1807 sayılı Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla belirlenen 80 ha. lık Sit Alanı sınırı bu projenin çalışma alanını oluşturmaktadır. Adana ili Seyhan ve Yüreğir Merkez İlçeleri sınırları içerisinde Kayalıbağ, Karasoku, Tepebağ, Ulucami, Sarıyakup, Alidede, Türkocağı, Beşocak, Mestanzade, Kuruköprü ve Kocavezir Mahallelerini kapsamaktadır. Şekil 3.1. Çalışma Alanı ( 135

150 3. MATERYAL ve METOD Tevfik YILDIRIM Alanın kuzeyinde İnönü Caddesi, batısında Ali Münif Yeğenağa Caddesi, kısmen Saydam Caddesi, güneyinde Bahçelievler Debboy Caddesi, Raylı Sistem Güzergahı, doğusunda ise Seyhan Nehri ve nehrin Yüreğir tarafında Taşköprü nün bittiği yerin yakın çevresi bulunmaktadır. Burada önemli olan söz konusu 80 ha alanın hem kent merkezi, hem de en yoğun (266 adet) tescilli yapıların bulunduğu alan olmasıdır. Daha açık anlatımla hem ticaret ve rantın hem de tarih, kültür ve sanat merkezinin bir arada bulunduğu çelişkilerle dolu planlama alanıdır Metod Çalışmanın metodu, plana esas oluşturan Tespit - Analiz Paftaları ve Tescil Paftaları nın tamamının elde edilmesi, Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Seyhan Belediyesi ya da planı gerçekleştiren Çukurova Üniversitesi Mimarlık Bölümü arşivindeki bilgilerin kıyaslanması ile güncel ortaya konulan çalışmaların incelenmesidir. Tez kapsamında yapılan güncel çalışmalardan yararlanılarak fiziksel analizlerle ulaşım analizler değerlendirilecektir. Fiziksel analizlerle sit alanının ulaşım dokusuna ait analizler 2007 yılındaki dışarıdan okutman olarak derslere katıldığım, Çukurova Üniversitesi, Mimarlık Bölümü Şehircilik Projesi dersi öğrencilerinin yardımıyla kat yükseklikleri, zemin kat kullanımları ve normal kat kullanımlarını içerecek şekilde alan çalışması yoluyla tespit edilecektir. Ulaşım analizi için 08:00-08:15, 12:00-12:15 ve 17:00-17:15 saatleri arasında belirlenen 31 farklı noktadaki yaya, bisiklet, motosiklet, özel araç, ticari araç ve toplu taşıma araçları trafiği sayım yoluyla belirlenecek ve haritalara işlenecektir. Elde edilen bulgular Koruma Amaçlı İmar Planı na esas oluşturan Ulaşım Analizi Paftası ve 1/5000 ölçekli ulaşım önerisi ile karşılaştırılıp sit alanındaki ulaşım probleminin çözümü için öneriler getirilmeye çalışılacaktır. Turizm fonksiyonlarını yaşatabilmek hem turist güvenliği hem de kolay ve rahat ulaşım imkanları için ulaşım incelenecektir. 136

151 3. MATERYAL ve METOD Tevfik YILDIRIM Ayrıca aynı öğrencilerle alandaki kullanıcıların profilini belirlemeyi hedefleyen sosyokültürel analizler için 526 adet konut ve ticarethane sahipleriyle 33 soruyu içeren (demografik yapı-konutun niteliği-kişinin fiziki çevresiyle ilgili değerlendirmeleri kapsayan) anketler yapılacaktır (Ökesli, Yıldırım, Karaman, 2008). Kent merkezi fonksiyonu ile alanın kentsel dönüşüm olanakları incelenecek ve toprağın altındaki arkeolojik verilerle üstündeki Cumhuriyet dönemi yapıların uyumu, oryantasyonu ile rehabilitasyonu sağlanmaya çalışılacak böylece alan kent hayatına kazandırılmaya çalışılacaktır. Sonucunda alanda Arkeopark kavramının nasıl uygulanacağı ve çalıştırılacağı ile gereksinimler belirlenecektir. 137

152 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM 4. ARAŞTIRMA BULGULARI 4.1.Tepebağ Höyük ve Sit Uygulamaları Türkiye deki kentlerimizde de uygulandığı gibi Adana kent merkezindeki Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanı sınırları mümkün olan en geniş haliyle 1994 yılında çizilmiştir. Ancak sit sınırlarında, zamanla kültür varlıklarının durumuna göre değişiklik olmaktadır/olmuştur. Adana daki sit sınırları bulunan kültür varlıklarına göre değiştirilmektedir. Adana da sit sınırları Koruma Kurulu nun uzmanları tarafından doğru çizilerek uygulamaya girmiştir. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü nün çalışma alanımızla ilgili aldığı kararlarda dikkat çeken faktör yoğunluk artışı ve tescilden düşürmeye yönelik rant taleplerinin ciddi anlamda kabul görmediği ancak kurumların çalışmasını engellemeyerek kanunlar çerçevesinde koruma kullanma dengesinin korunmaya çalışıldığıdır yılı onaylı Koruma Amaçlı İmar Planı ilkelerinden taviz verilmemiş olunması planlama kültürü açısından çok önemlidir yılına kadar halihazır haritası, kadastrosu çok eski verilere dayanan sit alanının yakın dönemde de Koruma Amaçlı İmar Planı nın da yönlendirmesiyle birlikte daha çok çalışmaya konu olduğu görülmüştür. Sit alanları digital ortamda arşivlenmiş ve isteyen herkese teknik bir harita ile verilebilir duruma gelmiştir. Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim üyelerinden K.Serdar Girginer ve arkadaşlarının tarih ve 8 sayılı sit sınırlarının tekrar gözden geçirilmesi ve derecelerinin yükseltilmesiyle ilgili yazısı kurul tarafından henüz sonuçlanmamıştır. Kurulun yoğun gündemi düşünüldüğünde gerek bürokratik işlemler, gerekse de kurulun çalışma ortamının yetersizliği bu konuda etkin olduğu düşünülmektedir. Elde edilebilecek bilimsel veriler ile sit derecelerinin yükseltilmesi ileride kaçınılmaz olarak görülmektedir. Yerel kaynakların da desteğiyle bilimsel kazılarla sistematik bir çalışma yürütülmesi bize Tepebağ Höyüğü ndeki yerleşmelerle ilgili kapsamlı bilgi 138

153 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM verecektir, diğer bir anlatımla, Adana kentinin geçmişi ile ilgili daha fazla bilgi elde etme olanağımız olacaktır. Marmaray gibi uluslararası projeler ülkemizde yapılmaya başlandıkça bu çalışmaları daha fazla görmekteyiz. B.T.C. projesi, Sugözü Adana Enerji İletişim hattı, Adana ili, Yumurtalık ilçesi, Sugözü Enerji Santrali (İSKEN) Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna veri toplamak için gerek şirket gerekse de Bakanlıklar kurumlardan 2863 sayılı yasa kapsamına giren doğal ve kültürel varlıklar açısından herhangi bir sakıncası olup olmadığı konusunda görüş istenmiştir. Dünya Bankası ve Avrupa Konversiyonu kriterleri ile Avrupa Kültürel Mirası Koruma Sözleşmesi (Malta-Valetta) kriterlerine göre Arkeolojik Etüd ve Değerlendirme çalışmaları yapılmıştır. Adana Büyükşehir Belediyesinin yapmış olduğu Hafif Raylı Sistem çalışmalarında kuruldan izin almakla birlikte henüz böyle bir koruma kültürü toplumda oluşmadığı için alınan resmi yazı yeterli görülüp çalışmalara devam edilmiştir. Oysa kurul yetkilileri kirleten öder mantığı ile alanda yapılması düşünülen büyük projelerde buranın önemini vurgulayarak daha detaylı çalışmalar talep edebilecek durumdadırlar. Tabi bağlı bulundukları yasal prosedürlerin henüz tam olarak kabuğunun kırılamadığı ve büyük projeler dışında bu mantığın içtihatlara, uygulamalara girmemiş olması kurulun da elini bağlamaktadır. Koruma Amaçlı İmar Planı nın uygulanma oranına baktığımızda yaklaşık % 15 oranında planın uygulandığı görülmektedir. Bu yılları arasındaki 14 yıllık bir süre için çok düşük bir orandır. Daha uygulanabilir ama ranta hizmet etmeyen bir planlama arayışına gidilmelidir. Bunun da başlangıç noktası Adana Büyükşehir Belediyesi olmalıdır. Acilen uygulamaya yönelik mekanla çalışabilecek çoğulcu bir kamuoyu katılımı ile plan hazırlanmalıdır Tepebağ Höyük ve Kentsel Arkeoloji Tepebağ Höyüğü nün 3 boyutlu çizimlerine baktığımızda boyutlarının büyüklüğü çarpıcıdır. Bölgenin en görkemli yerleşimi öngörülenden çok daha büyük bir höyük olduğu ve yaklaşık 2.1 hektarlık alanı kapsadığı tespit 139

154 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM edilmiştir (Koç, 2001). Höyüğün en yüksek kotu 40 m, eteklerde de 29 m civarlarındadır li yıllarda yapılan kadastro ve halihazır çalışmalarıyla höyüğün üst kesiminin 2.1 hektar olmakla birlikte tamamının yaklaşık 25 hektarlık bir alanı kapsadığı ortaya çıkmıştır. Şekil 4.1.Tepebağ Höyüğü nün 3 boyutlu kuzeybatıdan görünümü (Girginer, 2000) Şekil 4.2. Tepebağ Höyüğü nün topografik planı ve karolajı (Koç, B.2001) 140

155 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Şekil lı yıllarda çekilmiş Tepebağ Höyüğü nün hava fotoğrafı ve eşyükselti eğrileriyle eski yerleşimin görünüşü. Henüz Cemal Gürsel Caddesi açılmamış durumdadır (Girginer, 2000) Arkeolojik Sit alanlarındaki çalışmalarda dikkat edilmesi gereken hususlar Valetta Konvansiyonu nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Her bir taraf arkeolojik mirasın fiziksel anlamda korunması için tedbirlerin alınmasını aşağıda belirtilen koşulların gerekliliklerini yerine getirecek biçimde sağlamak zorundadır: i) arkeolojik değerlerin oluşturulmasını amaçlayan alanların kazanılması veya korunması diğer gereken önlemlerin alınarak sağlanması; ii) arkeolojik mirasın korunması ve bakımının mümkün olduğunca yerinde (in situ) gerçekleştirilmesi; iii) orijinal yerlerinden taşınmış olan arkeolojik kalıntıların mümkün olduğunca uygun alanlarda korunması. Bu koşullara göre II. derece Arkeolojik Sit Alanı olan Tepebağ Höyüğü nde acilen bilimsel kazı yapılmalı ve elde edilen kültür varlıkları yerinde korunmalıdır. Bu güne kadar değişik çalışmalarda alandan çıkarılıp 141

156 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM müzeye teslim edilen eserler de Kentsel Arkeoloji açısından gerçek anlamda yerinde olmasa da temsili bir anlatımla yerinde değerlendirilmelidir. Kentsel arkeolojik miras veritabanı, envanter ve potansiyeli ile karakter çalışması yapılmalıdır. Londra ve Bath kentlerinde olduğu gibi yatırımcı, şehir plancısı, arkeolog ve mimar birlikte çalışmalı ve bu bölgelerde yatırım yapmak isteyenlere envanterin finansmanını sağlaması telkin edilmelidir Tescilli Tepebağ Höyük teki Evler Tepebağ evleri, Adana'nın merkezinde ilk evler olup aynı adlı höyüğün üzerinde ve eteklerindedir. Tarihi sur içindeki Adana şehrinin yüzlerce yıllık kültürü burada saklıdır yılında Ramazanoğlu Halil Bey'in yaptırdığı konaktan itibaren başlayan yeni şehirleşme döneminde Tepebağ Mahallesi de oluşmuş (Oral, 1996) ve 1752 yılında yaptırılan Yeşil Mescit ile başlayan yeni yapılaşma döneminde gelişmiştir. Bu bağlamda Tepebağ evlerinin çoğu 18 yy'a aittir. İnönü caddesinin şehirlerarası yol olarak açılmasıyla birlikte daha önceki yapıların uslubünden farklı neoklasik tarzda silmeli-profilli konutlar ortaya çıkmıştır. Tarihi Tepebağ evleri; şemsiye gibi geniş saçakları, yüksek tavanları ve cumbaları ile geçmişin nostaljik ortamlarıdır (Zaimoğlu, Uygur, 2003). Dar ve kıvrımlı sokaklara açılan ve çok az örneği kalan kanatlı han ve ev kapılarından avlulara girildiğinde yüzlerce yıllık zengin kültürün örnekleriyle karşılaşılır (Oral,1996). Geleneksel konutlar, plan düzenlemesi yönüyle genelde giriş, ara kat ve üst kat düzenine sahiptir. Giriş katı görüş etkisinin azaltılması ve mahremiyet nedeniyle dışa kapatılmış, ara kat kışlık kat olarak, üst kat ise yaşama birimlerinin yer aldığı esas kat olarak düşünülmüştür. Konut içinde yer alan her oda, günlük aktiviteleri yapabilecek şekilde organize edilmiştir. Odalarda ayrıca, İslamiyet'in etkisinden dolayı manevi tatmin ve iç yaşantı arayışı vardır. Bu içe dönük tarz, yalnızca ev içi yaşamını sokaktan gizlemek ve kadınlarını yabancılardan saklamak amacıyla değil, kendi inançları sonucu yarattıkları öze ve çevreye varma çabasının bir ürünüdür. İlk yerleşim yeri olan Tepebağ'da, 142

157 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM birbirine bitişik inşa edilmiş olan konutlar genelde tek ya da çift katlı olarak, güney-batı-kuzeydoğu yönünde konumlanmış olup, arka kısımlarında küçük avlular bırakılmıştır. Azınlık yerleşimlerinde ise konutlar, parsel boyunca düzenli inşa edilmişlerdir (Özmen, Özerol, 2000). Tepebağ evleriyle ilgili tipoloji çalışmaları olmakla birlikte kuruldaki rölöve, restitisyon ve restorasyon projeleri incelenerek daha kapsamlı bir tipoloji çalışması yapılması gerekmektedir. Bunun da özellikle sit alanı içindeki yapılara yönelik uygulanması sağlanmalıdır. Tepebağ bölgesindeki konutlar yapı yasağı olması ve kısıtlı trafik sayesinde kısmen kullanılabilir ve yenilenebilir durumdadır, ancak diğer iki bölgedeki konutlar çoğunlukla yapıların niteliğine uygun olmayan yeni işlevler yüklenmekten dolayı tahrip olmuşlardır li yıllarda kısmen bazı duyarlı işadamları ve derneklerin özverili çalışmaları ile tescilli evlerin çok azı kent hayatımıza kazandırılmıştır Adana Kalesi Adana Kalesi: Abbasi Sultanı Halife Harun Reşid tarafından, eskiden kalan kale yıkıntıları üzerine 781 de yaptırılmıştır ( Kale 1836 da Adana yı işgal eden Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından yıktırıldığı için bugün temellerinin bir bölümü ayaktadır. Evliya Çelebi seyahatnamesinde; Dört köşeli çevresi dört yüz adımdır. Yedi kulesi, iki kapısı vardır der (Yavuz, Özmen, 2000). İlk devirde yapılan kalenin bir duvarı nehire dayanmış olup, diğer üç kenarı hendeklerle çevrilidir ve 7 burcu vardır (Yavuz, Özmen, 2000). Adana kalesi surları, Adana'nın Mısır Kölemenleri tarafından işgali esnasında 1836 da Mısırlı İbrahim paşanın emriyle yıktırıldığı için bugün bir iki parça duvar enkazından ve "Kalekapısı", "Tarsuskapısı" gibi isimlerden başka bir eser ve hatıra kalmamıştır. 26 Aralık 1706 da Adana'ya gelen seyyah P. Lucas, Adana kalesini gezdiğini beyan ederken şöyle demektedir: 143

158 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM "Adana'nın ortasından Paris'in Sen nehri büyüklüğünde Çakıt (Seyhan) ırmağı geçmektedir. Bu nehrin kenarında şehrin kalesi vardır. Bu kale küçük olmakla beraber sağlam bir temel üzerinde sağlam yapılmıştır. Bir gün buradan geçerken kale kumandanı beni davet etti ve kaleyi gezdirdi. Üzerinde kuleleri bulunan surun, kale kadar eski olan kapısından içeri girdik. Bu kapının alt tarafı büyük demir levhalardan, üst kısmı da üç parmak kalınlığında at nallarından yapılmıştı. Buradan sonra dar yollardan giderek muhafızların oturduğu garnizona vardık. Burada askerlerin aileleri de bulunuyordu ki, sayıları kırktan fazla değildi. Bundan sonra surları dolaştık. Ben burada yalnız küçük bir top gördüm. Bir kaç tane de mühimmat deposu vardı. Fakat bunların hepsi boştu. Kalede başka görülmeğe değer bir şey yoktu. Çevresi 300 metreden fazla olmayan bu kalenin içinden büyük gözlü bir taş köprüye geçilmekte ve buradan şehrin dışına çıkılmaktadır. Bu köprünün sağ kolu üzerinde büyük su kemerleri ve bunların alt tarafında da nehirden su çeken su dolapları bulunuyordu. Büyük kemerli su yolları ırmaktan alman suyu kanallar vasıtasıyla şehre isal ediyordu. Adana kadar güzel ve fazla çeşmesi bulunan bir yer yoktur diyebilirim." (Yavuz, Özmen, 2000). İngiliz seyyahı Kinneir de de Adana'yı ziyaret ettiği zaman Adana kalesi hakkında şu kısa notu vermektedir: "Seyhan kenarındaki kale, köprüden uzak değildir ve taşdan yapılmış kuleli duvarlarıyla tahminen 1/4 millik bir çevreye maliktir." (Yavuz, Özmen, 2000). Adana Kalesi nden bugün geriye sur kalıntıları olduğu iddia edilen birkaç duvar parçası kalmıştır (Saban, 2006). Şekil lü yıllarda çizilen Adana Kalesi Gravürü ( 144

159 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Şekil 4.5. Adana kalesi, Adana'nın Tepebağ ve Kayalıbağ mahalleri mevkiinde kurulmuştur (Salman, Durukan, Karaman, Saban, Erman, Yanarateş, Ramazanoğlu,, 2006). Şekil 4.6. Atatürk Evi nin hemen arkasında bulunan Adana Kalesi Sur Bedeni Kalıntısı (Saban, 2006) 145

160 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Şekil 4.7. İmar Planı Tadilatı Dosyasından, Cemal Gürsel Caddesi Üzerindeki Bağkur Binası nın arkasında bulunan Adana Kalesi Sur Bedeni Kalıntısı (Adana Büyükşehir Belediyesi Arşivi) Sur kalıntılarının incelenmesi sonucu Geç Roma dönemine ait olduğu anlaşılmıştır. Seyhan nehri kenarında kurulmuş bulunan Adana kalesi, dörtgene yakın planlı ve doğudan batıya doğru uzanmaktaydı. Çevresi üç yüz metreydi ve doğuya bakan nehir cephesi hariç olmak üzere diğer üç cephesi müdafaa hendeğiyle tahkim edilmişti. Doğu tarafı tamamıyla Seyhan nehrinin kenarında idi. Kalenin yedi burcu vardı. Biri güneye yani şehre, diğeri doğuya yani tamamıyla Seyhan nehrine açılan iki demir kapı, kalenin dışarıyla irtibatını sağlıyordu. Kalenin dışındaki Adana şehri, sur ile çevrilmiş olmamasına rağmen bazı sokak başlarında kale kapısı gibi demirden yapma 8 adet büyük kapı bulunmaktaydı (Yavuz, Özmen, 2000). Tepebağ Höyüğü ndeki Adana Kalesinin Gaziantep ve Halep kaleleri ile ortak noktalsı şehir merkezine yakınlığıdır, ancak içlerinde en merkezi olan Tepebağ Höyüğü dür. Diğerleri akarsu kenarında olmayıp tarihi bir köprüyle de şehrin diğer yakasına bağlanmazlar. Büyüklük olarak bakıldığında her iki örnekte de kaleler restore edilmiş ve kullanımda olduğundan alanları bilirlidir. Tepebağ Höyük teki surların, henüz sınırları bile tam olarak bilinmemesine rağmen seyyahların verdiği bilgilere dayanarak çizilen temsili gravüründen boyutlarının verilen örneklere yakın olduğu öngörülmektedir. 146

161 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Şekil 4.8. Temsili Adana İç ve Dış Kalesi Surları ile Tepebağ Höyük Üzerinde Uçuş Görüntüsü (Saban, 2006 dan faydalanılarak uydu görüntüsü üzerine işlenmiştir) Şekil 4.9. Temsili Adana İç ve Dış Kalesi Surları ile Tepebağ Höyük Üzerinde Uçuş görüntüsü (Saban, 2006 dan yeniden uydu görüntüsü üzerine işlenmiştir) 147

162 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Klasik dönemde sur içindeki kentlerin genelde Ha. alan kapladığı, nüfus yoğunluklarının ise ortalama 250 kişi/ha olduğu hesaplanmıştır (McEvedy, 1967). Nüfus yoğunluğunun Batı Avrupa da biraz daha düşük, Ortadoğu da ise biraz daha yüksek olabileceği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi Miletos kenti alan olarak verilen üst sınırın iki katı büyüklüğünde, gerçekten görece büyük bir kentti. Kentin nüfusu yaklaşık olarak kişi olduğu tahmin edilmektedir (Beaufort, 1818) Kentsel Dönüşüm ve Kentsel Rehabilitasyon Açısından Tepebağ Höyüğü nün Konumu Adana Büyükşehir Belediye Meclisi nin tarih ve 77 sayılı kararıyla tez alanımın tamamı ve koruma amaçlı uygulama imar planı yapılan alanın tamamı yaklaşık 86 ha lık alan Kentsel Dönüşüm alanı ilan edilmiştir. Strateji olarak, tarihi kent dokusunun kentsel özelliklerinin ön plana çıkarılarak, algılanması ve kent ile bütünleşmesi olarak tariflenmiş alanın arkeolojik boyutuna hiç değinilmemiştir. Ancak yine de alanın kontrol altına alınması ve dikkatleri üzerine çekmesi açısından olumlu bir karar olduğu görülmektedir. Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun tarih ve 5125 sayılı kararı ile İl Özel İdaresine ait gayrimenkullerin yıkımının İl Özel İdaresi KUDEB uzmanları denetiminde olabileceğine, ancak arkeolojik verilere rastlanılması halinde çıkan eserlerin envanterlendirilmesi yapılarak daha sonra aynı alanda teşhirinin sağlanmasına karar verilmiştir. Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun tarih ve 5117 sayılı kararı ile Tepebağ Ortaokulunun Turizm Tesis Alanı olarak değiştirilmesi talebinin ilgili kurumların görüşünün alınması koşuluyla ilke olarak uygun olduğuna, öneri fonksiyona yönelik koruma amaçlı imar planı ve restorasyon projelerinin revize edilerek kurula iletilmesi karara bağlanmıştır. Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun tarih ve 5119 sayılı kararı ile Gazipaşa İlköğretim okulunun Kültür 148

163 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Merkezi ne dönüştürülmesinin ilgili kurumların görüşünün alınması koşuluyla ilke olarak uygun olduğuna, öneri fonksiyona yönelik koruma amaçlı imar planı ve restorasyon projelerinin revize edilerek kurula iletilmesi karara bağlanmıştır. Bugüne kadar bilinenin aksine çalışma alanımızda hiç de azımsanmayacak kadar yaklaşık kamu mülkiyeti m² civarındadır. Uygulanması düşünülen birçok proje kamulaştırma maliyeti çok yüksek olur düşüncesiyle vazgeçilmiştir. Tapu kayıtlarında yaptığım incelemede bazı tapulara hiç işlem yapılmadığı bazı kayıtların cümle düşüklükleriyle ve imla hatalarıyla kaydedildiği tespit edilmiştir. Bu koşullarda bilgisayarda aranan tapu kaydı bulunamayabiliyordu yılı itibariyle Seyhan İlbaylığı ve Seyhan Vilayeti adına kayıtlı 51 adet tapu Adana İl Özel İdaresi adına güncellenerek tescil edilmiştir. Tapunun Adana İli, Seyhan İlçesinde II. derece Arkeolojik sit alanı ve kentsel sit alanında kalan, dükkan, medrese, bazı park alanları hariç Tepebağ mahallesinde, 328 m² Seyhan İlbaylığı adına kayıtlı, m² Seyhan Vilayeti adına kayıtlı olan toplam m² alan bulunmaktadır. Vakıflar adına 364 m², Türkiye Diyanet Vakfı adına 499 m², Seyhan Belediyesi adına, 875 m², Hazine adına, 874 m² alan bulunmakta olup ayrıca Tepebağ mahallesi sınırları içinde tüm okul, resmi kurum alanları Maliye Hazinesi adına kayıtlı olarak toplam m² alan bulunmaktadır (hepsi dahil toplam: m²). Ulucami mahallesinde, Maliye Hazinesi adına m² arsa boş alan bulunmakla beraber ayrıca üzerinde okul, emniyet alanı ve jandarma tesisleri bulunan toplam m² alan da Maliye Hazinesi ne kayıtlıdır. Vakıflar Genel Müdürlüğü ne ait 816 m², Seyhan Vilayeti adına ait 610 m², Seyhan Belediyesi adına m² alan ve ayrıca yol, park alanı olarak 218 m² alan kayıtlıdır. Seyhan İlçe Belediyesi olarak ayrı tutulan bir kayıtta da 120 m² alana rastlanmıştır. Adana Belediyesi adına kayıtlı m² alan olup ayrıca yol ve yeşil alan olarak 6869,91 m² alan kayıtlıdır (hepsi dahil toplam: m²). Karasoku mahallesinde, Vakıflar adına 288 m² alan ve binalı olarak da m² alan kayıtlıdır. Seyhan Belediyesi adına m², Adana Belediyesi 149

164 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM adına 396 m², Adana Vilayeti adına 984 m² alan kayıtlıdır. Seyhan Vilayeti adına kayıtlı m² binalı okul alanı kayıtlıdır (hepsi dahil toplam: m²). Kayalıbağ mahallesinde, Vakıflar müdürlüğü adına m², Türkiye Diyanet Vakfı adına m² (içinde bina, dükkan ve cami alanları dahil) alan bulunmaktadır. Seyhan Vilayeti adına 268 m², Seyhan Belediyesi adına 50 m², Adana Belediyesi adına m², Hazine adına m² alan kayıtlı görülmektedir (hepsi dahil toplam: ,50 m²). 13 mahalleyi kapsayan 80 Ha. lık sit alanında en yoğun dokunun bulunduğu sadece 4 mahalle içinde genel toplamda m² (16.53 Ha.) alan kamu alanı olarak kayıtlıdır. Ancak Kayalıbağ Mahalle si dökümlerinde merkez cami ve çevresinin olduğu alanlar da Kayalıbağ tapu kayıtlarına girdiği için o alana denk gelen yaklaşık m² alanı çıkardığımızda net toplam olarak m² alan kalmaktadır. Bu alanlara sit alanındaki yollar, meydanlar, bazı çocuk bahçeleri, parklar ve Seyhan Nehri nden kazanılan bazı dolgu alanları dahil olmadığı düşünülürse, kamu arazisinin büyüklüğü çok rahat ortaya çıkacaktır. Şekil İl Özel İdaresi Mülkiyetleri (YILDIRIM, özel arşivi ve İl Özel İdaresi araştırmaları). 150

165 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Şekil İl Özel İdaresi Mülkiyetleri ve İmar Planı (YILDIRIM, özel arşivi ve İl Özel İdaresi araştırmaları). Genel anlamda bakıldığında kentsel mekanların tanımlanması (boya, duvarlarla çevrilmesi vs.), temizlik çalışmalarının ihmal edilmemesi, sokakların parke döşenmesi, aydınlatılması, kablo, elektrik direği, tabela gibi görsel kirlilik oluşturan malzemelerin düzenlenmesi, bank, çöp kutusu, telefon kulübesi gibi kent mobilyalarının kentsel tasarım dahilinde planlanması gerekmektedir. Mahalle içlerinde yerleşen ticaret ve imalat işyerleri çoğunlukla geçimlik üretim içinde olduklarından bulundukları mekanı terk etmeme eğilimindedirler. Alanın tümünde toplu üretim ilişkileri içinde bulunan iki mahalle görülmektedir. Bunlar ayakkabıcılık siteleri olarak mekansal organizasyon ve işbirliği içindedir. Ağırlıklı olarak kentin güney kesimlerindeki kırsal alanlara, Karataş ilçesine ve hatta Türkiye ile dış ülkelere hizmet vermektedir. Alan çok yönlü olmak üzere ağır kent içi trafik yükü altındadır. Bu durum sürdürülen işlevler ve kentin merkezi olma nedeniyle zorunlu bağlantılar gereği gibi gösterilmektedir. Acilen ulaşım planlanması gerektiği ortadadır. 151

166 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Ulaşım planlamasında sadece araç ve yaya sayıları değil demografik özelliklerin de ön plana çıkarılması gerekmektedir. Koruma Amaçlı İmar Planı nı yenilmeye yönelik hazırlanan Çukurova Üniversitesi Araştırma Projesi kapsamında fiziksel analizler ile konut ve ticaret kullanıcılarıyla 2007 yılında anketler yapılmıştır. Bu anketlerde genelde, şahısların üstte konut altta işyeri olarak çalışmalarına rağmen hırsızlık ve saldırı en büyük sorun olduğu belirtilmiştir. Ayrıca yeşil alan ve sosyo-kültürel donatıların olmaması, korna sesi, kaza, çöp, aydınlatma, koku ile yıkılma tehlikesi diğer sorunlar olarak tanımlanmıştır. Tüm alanda mevcut yapıların % 23 ü boş olduğu, % 15 civarında da depo olduğu tespit edilmiştir. Karasoku mahallesi sakinleri özellikle 23 Nisan İlköğretim Okulunun taşınmasını talep etmişlerdir. Fiziksel analizlere göre; Şekil Yılı Kat Adedi (Adana Büyükşehir Belediyesi) 152

167 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Şekil Yılı Kat Adedi (Ökesli, Yıldırım, Karaman, 2008) 1996 ile 2007 yılları arasında sit alanındaki kat yükseklikleri ana caddeler üzerinde artmış, mahallelerin iç kesimlerinde ise mevcut durum korunmuştur. Özellikle Abidinpaşa Caddesi, Çakmak Caddesi ve Cemal Gürsel Caddesi üzerinde, Küçük Saat Meydanı na yakın kesimlerdeki yüksek yapılar caddelerin uçlarına doğru yayılma göstermiştir. Yeni yapılaşma teşvik edildiği ve yüksek yoğunluklu yapılaşmanın önerildiği bu alanlarda yoğunluk artarken yapılaşmaya çeşitli derecelerde sınırlamalar getirilen Kentsel Sit Alanları ve Etkileme Geçiş Alanlarında kat yüksekliklerinde artış olmadığı gibi parsellerin boşaldığı ortaya çıkmıştır. 153

168 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Şekil yılı ve 2007 yılı dolu-boş durumu karşılaştırması (Ökesli, Yıldırım, Karaman, 2008) Dolu boş oranlarına baktığımızda ise 2007 yılı itibariyle ana caddelerin hemen arkalarından itibaren başlayan boşalmalar dikkat çekmektedir. Alan gittikçe çöküntü bölgesi olmaya başlamıştır. Şekil yılı ve 2007 yılı arazi kullanım karşılaştırması (Ökesli, Yıldırım, Karaman, 2008) 154

169 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Mahallelerin iç kesimlerindeki konut kullanımı giderek azalmış, ticaret kullanımı caddelerden iç kesimlere doğru yayılmaya başlamıştır. Tepebağ Kentsel Sit Alanı nın güneyindeki Abidinpaşa Caddesi üzerinde yer alan toptan ticaret fonksiyonunun KAİP stratejisine aykırı olarak kuzeydeki Sit Alanı na doğru genişlediği ortaya çıkmıştır. Toptan ticaretin perakende ticarete oranla daha fazla alana ihtiyaç duyması kentsel sit alanında yoğunluk artışı yönünde baskı oluşturmaktadır yılındaki zemin kat kullanımlarında dikkat çeken bir başka nokta imalathane kullanımının proje alanının kuzeyinde ve güneyinde iç kesimlere doğru yayılmaya başlamış olmasıdır. Bu imalathanelerden kuzeydekiler genelde matbaa iken güney bölgedekiler ayakkabı ve tekstil üzerine çalışan atölyelerdir. Üretim aşamasında yanıcı ve patlayıcı madde kullanan, aynı zamanda büyük iş makineleri ile çalıştıklarından binanın statik ve hareketli yükünü artıran bu imalathanelerin en kısa zamanda sit alanından uzaklaştırılması gerekir. Nitekim Koruma Amaçlı İmar Planında sit alanının güneyinde imalathaneler için bir site oluşturularak sit alanındakilerin oraya transferi önerilmiş, ancak gerçekleştirilmemiştir. Planın uygulanamaması sonucu imalathaneler 2007 yılında 1998 den daha büyük bir tehdit ve tehlike unsuru olarak ortaya çıkmıştır. Sit alanında ulaşım, 2007 yılı sayımına göre nüfusu 2 milyonu aşmış olan Adana da trafik önemli bir problem haline gelmiş bulunmaktadır. Tek merkezli ışınsal bir yapıda büyüme gösteren kentin tarihi kent merkezi ticari merkez konumunu sürdürdüğü için trafik özellikle kent merkezinde yoğunluk göstermektedir. Nüfusunun dörtte birinden fazlasının sürücü olduğu Adana da her 6,5 kişiye bir araç düşmektedir. Kentin genişlemesi sonucu konut ile işyeri arasındaki mesafenin artması, nüfus artışına rağmen toplu taşıma ağının kent bütününde yeterince etkin hizmet vermemesi gibi sebeplerle kentte özel araç kullanımı çok yaygındır ve tarihi kent merkezindeki ulaşım yoğunluğu da buna bağlı olarak artmıştır. Tarihi kent merkezi ayrıca kent içi ulaşımda hizmet veren hemen tüm toplu ulaşım araçlarının varış noktası ya da ana güzergâhıdır. Dolayısıyla kent merkezinde hem özel araç hem de toplu taşıma araçlarının yoğunluğu gözlenmektedir. 155

170 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Tablo 4.1. Adana da Toplu Ulaşım Araçları Sayısı (Ökesli, Yıldırım, Karaman, 2008) TOPLU TAŞIMA ARAÇLARI SAYISI Ticari Servis Dolmuş Özel Hat Belediye Toplam Taksi Minibüsü Minibüs Otobüsü Otobüsü Ulaşım önerisinin temel ilkeleri şunlardır: Ağır araç trafiğinin alana girişinin kısıtlanması, zorunluluk arz eden konularda özel yolların tasarlanması, Tek yönlü trafik akışının yaygınlaştırılması, Sokaklarda şerit işgalleri ile oluşan kapasite düşürücü kullanımların ortadan kaldırılması, Kesişme noktalarının yeniden tasarımı, Tarihsel doku içerisinde trafik hızını yavaşlatıcı düzenlemelere gidilmesi, Trafiğin mümkün olduğunca alan içinden arındırılarak yaya öncelikli hale getirilmesi, Alan içinde bisiklet kullanımının park alanları, işaretleme, ışıklandırma ve uygun yol kaplamaları ile teşvik edilmesi, Taşıt transfer noktalarında bu işlemin yayalar açısından güvenli yapılabilmesi için gerekli tedbirlerin alınması. Yürürlükteki 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı fonksiyon ve ulaşım açısından değerlendirildiğinde aşağıdaki hususlar ortaya çıkmaktadır: Planda sosyal ve teknik donatı alanları hesabı olarak nelerin eksik olduğu ve bu yönde ne gibi kararlar alındığı görülememektedir, Yasal olarak nazım imar planı ölçeği gereği yaya yolu detayına inilmesi uygun olmamakla birlikte planın niteliği koruma amaçlı imar planı olmasından mümkün görülebilir boyuttadır. Ancak çıkmaz sokakların nazım imar planı ölçeğinde gösterilmemesi, gösterilecekse de açılmasının sağlanması temel ilkelerden biri olmalıdır, 156

171 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Planın yapıldığı yıl itibariyle henüz bir ulaşım master planı olmadığı için kentle ve merkez fonksiyonuyla ilgili herhangi bir genel veriden hareket edilmemiştir, Kavşak noktaları çözümlenmeden bırakılmıştır, Toplu taşıma için durak yerleri belirlenmemiştir, Bölgesel ve yerel anlamda otopark alanları oluşturulmamıştır, Yollarda tek-çift yön uygulaması değerlendirilmediği için ulaşımın akıcılığı sağlanamamıştır, Plan alanı kent merkezi olduğu için en öncelikli sorunlardan bir tanesi olan ulaşım için lejant üretilmediği görülmüştür, Yol kademelenmesi ve genişlikleri algılanamamaktadır. Günümüzde proje alanını oluşturan 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı sınırları içinde halen 214 adet tescilli sivil mimarlık ürünü kayıtlıdır, ancak son on yıl içinde, söz konusu alanda gerek kentsel gerekse tek yapı ölçeğinde yaşanan değişimlerle, geleneksel doku özgünlüğünü önemli ölçüde yitirmiştir. Sonuç olarak KAİ Planında sivil mimarlık ürünlerinin restorasyonu için öngörülen Sit Alanı nın imarlı alan olarak belirlenen ve yoğunluk artışı verilerek kent merkezinin ticari canlılığının artırılarak Kentsel Sit Alanlarının da bu vasıtayla kendiliğinden canlanması stratejisi olumlu sonuç vermemiştir. Bunun sebeplerinden biri Yerel Yönetimin bu stratejiyi gerçekleştirecek araçları uygulamaması, diğeri ise mülk sahiplerinin Kentsel Sit Alanlarında öngörülen değişim paralelinde yatırım yapma güç ve isteğinde olmamasıdır yılında Tepebağ bölgesindeki geleneksel konutlar yapı yasağı olması ve kısıtlı trafik sayesinde kısmen kullanılabilir ve yenilenebilir durumda iken 2007 de bu yapıların büyük bölümü yıkılmış veya harap duruma gelmiştir. Konut kullanımı zemin katlarda ticarete dönüşmeye başlamış normal katlarda ise devam etmektedir. Diğer iki bölgedeki geleneksel konutlar ise çoğunlukla yeni ve uygun olmayan işlevler yüklenmekten dolayı 1996 yılında harap durumda iken, 2007 yılında bu yapılara yüklenen imalathane ve depo işlevlerinde artış gözlenmiştir. 157

172 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Koruma Amaçlı İmar Planı İlkelerine dair öneriler şöyle sıralanmıştır; Sit Alanındaki ticaret kullanımlarında perakende ticaret benimsenmeli ve depolama amaçlı toptan ticaret ve zanaatlar dışındaki imalathaneler dışarı alınmalıdır. Birbiriyle bağlantılı rekreasyon alanları düzenlenmeli, günlük ziyaretçi kapasitesi arttırılmalı ve yaya ulaşımını ön planda tutulmalıdır. Kültür varlıklarının çevresiyle beraber düşünülerek algılanması sağlanmalı ve çevrelerindeki uyumsuz yapılardan arındırılmaları hedeflenmelidir. İlgili kamu kurum, kuruluş ve özel şirketlerce oluşturulacak ortak bir koruma fonu oluşturulmalıdır. Bina restorasyonu ve tadilatlarında binaları yakın çevresi ile birlikte değerlendiren peyzaj projeleri kesinlikle istenmelidir. Oluşturulan özel proje alanlarının öncelikle hayata geçirilmesi sağlanmalıdır. Katılım sağlanması için projenin anlaşılır bir şekilde kitapçıklar halinde tanıtılarak bu kitapçıkların yöre halkına, kamu kurum ve kuruluşlarına, sivil toplum örgütlerine, TMMOB a, ve medyaya dağıtılması sağlanmalı, tartışma ortamlarıyla planda düzeltmelere gidilmelidir. Tek yönlü trafik akışının sağlanması, şerit işgalleri ile oluşan kapasite düşürücü kullanımların ortadan kaldırılması, hız yavaşlatıcı önlemlere başvurulması, durak noktalarının işaretlenmesi ve yaya/yolcu güvenliğinin sağlanması, bisiklet kullanımı, park alanları, işaretleme, ışıklandırma ve uygun yol kaplamaların yapılması gereklidir. Ada ortası otoparklar ile katlı otopark yapımı düşünülmelidir. Adana Koruma Amaçlı İmar Planı 1994 yılında AKTVKK tarafından belirlenen geniş sınırlarıyla sit alanını incelemeler neticesinde bozulmuşluk durumlarına göre 3 ana bölgeye ayrılmış ve her alan için farklı plan notlarını karara bağlamıştır. Bunlar Kentsel Sit Alanları, Etkileme-Geçiş Alanları ve İmarlı Alanlardır. Kentsel Sit Alanları da kendi içinde Tepebağ, Sarıyakup ve Kuruköprü Kentsel Sit Alanları olmak üzere üç bölgeye ayrılır. Proje kapsamında yapılan analizler neticesinde Kentsel Sit Alanları nın sınırlarının Koruma Amaçlı İmar 158

173 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Planında öngörüldüğü gibi devam etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Etkileme- Geçiş alanlarının cazip ticaret fonksiyonlarına açılması, ancak yoğunluğun İmarlı Alanlara oranla düşük tutulması Planda öngörüldüğü halde, araştırma sonucunda Kentsel Sit Alanlarında olduğu gibi bu alanlarda da ya boşalmaların olduğu ya da uygun olmayan fonksiyonların binalara yüklendiği görülmüştür. Bunun sonucunda Kentsel Sit Alanlarında konut dışı fonksiyonlar için talep artmış, getirim sağlanamadığı durumlarda yıkılan binaların parselleri otopark olarak kullanılmaya başlanmıştır. Son on yıl içinde sadece İmarlı Alanlarda yeni yapılaşma söz konusudur. Bu alanlarda planda öngörülen yüksek yoğunluk ile parsellerin birleştirilmesi neticesinde geleneksel dokuya uymayan, kütlesi ve yüksekliği ile kültür varlıklarını ezen ve algılanmalarını engelleyen, genellikle cadde üzerinde yoğunlaşana yapılaşma ortaya çıkmıştır. İmarlı Alanlarda elde edilen rant diğer alanlarda gerçekleşmemiştir ve bunun neticesinde Sit Alanı nın bir bölümü kalkınırken, bazı bölümleri çöküntü alanlarına dönüşmüştür. Bu sorunun çözümü için bir seçenek imarlı alanlardaki parsellere verilecek her ruhsat karşılığında elde edilen gelirin bir bölümünün Belediye tarafından Kentsel Sit Alanları na, Özel Proje Alanları na ve Belediye eliyle yaptırılacak yatırımlara aktarılmasıdır. Sonuç olarak Sit Alanı nın sınırlarında bir değişiklik yapılması uygun değildir, hatta gerekli düzenlemeler yapılarak 1. ve 2. Derece Arkeolojik Sit Alanları nın sınırlarının genişletilmesi düşünülebilir. Boşalan parsellerde ise yeni yapı yapılıncaya kadar yeşil alan düzenlemesi yapılarak Kentsel Sit Alanları nı birbirine, Seyhan Nehri ne ve kentin diğer bölgelerine yaya yoluyla bağlanması sağlanabilir. Proje kapsamında Kentsel Sit Alanlarındaki organik sokak dokusunun bozulmaya başladığı, geleneksel yapı stokunun azaldığı ve tescilli anıtsal ve sivil mimarlık ürünlerinin acil olarak iyileştirilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Tescil işlemi sadece yapıları değil yapıların üzerinde yer aldığı yapı parsellerini de kapsadığından, yıkılan tescilli yapıların ayağa kaldırılması organik sokak dokusunun ve geleneksel yapı düzeninin yeniden hissedilmesi için zorunlu bir işlemdir. Tescilli olmayıp Çevresel Değerli Yapılar statüsündeki geleneksel yapılardan artık ayakta 159

174 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM olmayanlar için ise bulundukları parsellerde önerilecek yeni yapılar için çeşitli yapılaşma sınırları getirilmelidir. Tescilli Sokaklardan sadece Kuruköprü de olanı binaların yükseklikleri, cephe oranları ve düzenleri ile geleneksel sokak dokusunu yansıtır biçimde günümüze ulaşmıştır. Tepebağ ve Sarıyakup taki Tescilli Sokaklar ise üzerlerindeki tescilli yapıların yok olması, sadece yüksekliği ve cephe düzeni ile geleneksel yapıların mevcut olması sebebiyle özelliğini yitirmiştir. Bu sokaklarda boşalan parsellerde ve onlara komşu parsellerde yeni yapılacak yapılar için geleneksel sokak dokusunu yeniden oluşturmak amacıyla sınırlandırmalar getirilmelidir. Ana Plan Kararları; Protokol Yolu, Anıtsal Yapıların Çevresi ile İlgili Düzenlemeler, Özel Proje Alanları ve Tevhid ve İfraz dan oluşan dört ana plan kararı gerçekleştirilen analizler ışığında tartışılacaktır. Araştırma sonucunda Protokol Yolu nun üzerindeki tescilli yapılardan bazılarının yok olmasına rağmen halen Kentsel Sit Alanları nı birbirine bağlayan bir kültür aksı oluşturma potansiyeli olduğu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte Tepebağ Mahallesinde üzerindeki yapılar yıkıldığı için boşalan Protokol Yolu üzerindeki bir yapı adası yeşil alan olarak düzenlenerek bu aks üzerinde bir nefes alma noktası haline getirilebilir. Anıtsal yapıların çevresi ile ilgili olarak geçen on yıl içerisinde birkaç başarılı örnek gerçekleştirilmiştir. Yağ Cami, Harem Dairesi (Ramazanoğlu Konağı) ve Kız Lisesi gibi bazı anıtsal yapıların çevresi niteliksiz yapılardan arındırılmış ve binaların daha kolay algılanması sağlanmıştır. Kız Lisesi nin bahçesi Ulus Parkı ile birleştirilerek Seyhan Nehri boyunca yeşil alan oluşturulmuştur. Bu Anıtsal Yapılardan Ulucami Külliyesi (ÖPA 5) Planda belirlenen Özel Proje Alanlarındandır. Bunun dışındaki Özel proje Alanları için herhangi bir proje geliştirilmemiş veya uygulama yapılmamıştır. Büyük bölümü kamu veya vakıf mülkiyetinde olan Özel Proje Alanlarının düzenlenmesi bütün Sit Alanı nın ayağa kaldırılması için en önemli adımlardan biridir ve bu sebeple ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından hayata geçirilmelidir. Tevhit ve İfraz, Sit Alanındaki yapılaşmayı engellemeden geleneksel sokak ve mahalle dokusunu sağlayabilmek için en önemli araçlardır. Ancak geçen on yıllık 160

175 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM sürede İmarlı Alanda tevhit uygulamaları yoğun olarak gerçekleşmiş, bunun sonucunda Kentsel Sit Alanlarının çevresi yoğun ve yüksek yapılarla çevrelenmiştir. Rantın son derece yüksek olduğu kent merkezinde, yatırımcıların parselleri bölme yönünde değil onları birleştirerek daha büyük parseller elde etme ve yüksek yoğunluktan da faydalanarak kullanım alanını artırıp yüksek gelir elde etme eğilimlerinin olması son derece doğaldır. Tevhit yoluyla geleneksel dokuya aykırı kentsel alanların ortaya çıkmasını ve yüksek getirimli bu alanların Kentsel Sit Alanları üzerinde oluşturdukları rant ve ticari yapılaşma baskısını engellemek ana hedeflerden olmalıdır. Koruma Amaçlı İmar Planı nın da öngördüğü bu hedefi gerçekleştirmek için yerel yönetime çeşitli görevler düşmektedir, ancak bu görevlerin yerine getirilmediği açıktır. Sonuç olarak geleneksel dokunun daha fazla zarar görmemesi için İmarlı Alandaki tevhit uygulamalarının sınırlandırılması düşünülebilir. Yeni Yapılaşma açısından, Koruma Amaçlı İmar Planında olabildiğince az sayıda temel yapılaşma kuralı konmuş, mimar/müellifin bu temel kurallar ışığında kendi etüdünü geliştirmesi hedeflenmiş ve böylece mimari yaratıcılığa şans tanıyan bir yaklaşım benimsenmiştir. Planda yapılaşma koşulları Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanları, Kentsel Sit Etkileme Alanları ve Koruma Alanları olarak üç ana başlıkta incelenmiştir. Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanlarında parsel büyüklüğü ne olursa olsun, hiçbir yapının oturum alanı 110 m²yi geçemez hükmü vardır. Analizler sonucunda geleneksel dokunun bozulmaması amacıyla öngörülen bu kararın devam etmesinde fayda olduğu, oturum alanında artış olması halinde tescilli kültür varlıklarının ayakta kalmalarının rant baskısı altında çok daha zora gireceği ortaya çıkmıştır. Sitin çeperleri, imarlı alan ya da etkileme geçiş alanına bakan sokak kenarları için öngörülen 4 kat, h=12.50m yükseklik parsellerin birleştirilmesi yoluyla elde edilen büyük parseller sebebiyle geleneksel dokuya uymayan yapıların Sit Alanında ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu alanlardaki yeni yapılaşma iş merkezleri ve ticarethaneler olarak kendini göstermiştir. Dolayısıyla büyük metrekarelere ihtiyaç duyan fonksiyonlar yerine Sit Alanında perakende ticaret, pansiyon, ofis vb. fonksiyonların ön plana çıkarılması uygun olabilir. 161

176 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Bunun yanında İmarlı Alan olarak belirlenen alanlarda mevcut imar uygulamalarının devam edeceği öngörülmüş ve sonuçta yoğunluk ve yükseklik belirli bölgelerde artmıştır. KAİP Sit Alanındaki ruhsatsız binaları yok sayarak plan kararları geliştirmiştir ve görülebileceği gibi Sit Alanındaki yapıların çoğu halen ruhsatsızdır. Tevhid ve İmarlı Alanda yüksek yoğunluk kullanılması sebebiyle ruhsatlı gerçekleşen yeni yapılaşmanın etkileri son derece olumsuz olmuştur. Ruhsatsız binaların ruhsat sahibi olması ve benzer yöntemler kullanarak Sit Alanında yapılaşmaya gidilmesi halinde tarihi kent merkezine geri dönülemez zararlar verilebilir. Bunun yanında ruhsat alınmadan yapılan inşaatlar devam etmektedir. Sit Alanındaki yapılaşmanın kontrolü için yerel yönetimlere görev düşmektedir, ancak bu görevin de yerine getirilmediği açıktır. Şekil Sit Alanındaki Yapıların Ruhsat Sahipliliği (Ökesli, Yıldırım, Karaman, 2008) Ulaşım, kent merkezindeki trafiğin çözümü için 2003 yılında Şehir Plancıları Odası Adana Şubesi tarafından bir öneri geliştirilmiştir. Bu öneri Taşköprü nün 162

177 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM yayalaştırılmasını, sit alanının çevresinde taşıtlar için bir ring yolu ve cep otoparkları oluşturarak kent merkezinin yayalar tarafından güvenli bir şekilde kullanılmasını ve birbiriyle bağlantılı meydanlar oluşturmayı hedeflemiştir. Bu proje için geliştirilen ulaşım önerisi Şehir Plancıları Odası tarafından hazırlanmış olan öneri ulaşım projesini esas almakta, ancak Taşköprü nün taşıt trafiğine kapalı olmasını, farklı bir güzergâhta ring yolu ve birbirleriyle bağlantılı yeşil alanlar öngörmektedir. Şekil Şehir Plancıları Odası Adana Şubesi Tarafından 2003 Yılında Geliştirilmiş Olan Ulaşım Önerisi Ana hedef kent merkezini yayalar için daha güvenli ve konforlu hale getirmek, meydanlar aracılığıyla kent merkezinde tarihi dokuyu hissederek dolaşımı sağlamak, yeşil akslar oluşturarak nehir kenarındaki yeşil alanı kent merkezinin içlerine taşımak ve bunun sonucunda hem kentliler hem de turistler için uygun bir kent merkezi oluşturmaktır. Elbette ki bu öneri kent bütününde hazırlanması gereken ulaşım master planı olmadan geliştirildiğinden çeşitli uygulama sorunlarını bünyesinde barındırabilir. Adana kent merkezi, Tepebağ Höyüğü Mezopotamya ve Mısır ile Deniz ulaşım imkanlarından dolayı yoğun ticari ve sosyal ilişkiler içinde idi. Adana nın 163

178 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM sahilinde bulunan Karataş (Magarsus), Yumurtalık (Ayas) ilçeleri denizin altında olup, zamanla Seyhan Nehri nin taşıdığı alüvyonlarla, deniz, kara yönünde dolmuş, düzensiz alüvyon taşınması sonucu oluşan lagün göller Türkiye nin en büyük, en fazla türün barındığı Kuş Cenneti ve Doğal Sit Alanıdır. Söz konusu alan Adana ya 43 km uzaklıktadır. Örnek verecek olursak Kahire daha az nehir baskısı ve alüvyon taşınmasına rağmen 140 km denize uzakta kalmıştır. Adana ve Kahire kentlerinin deniz yoluyla ulaşım imkanları alüvyon taşınması öncesinde çok yüksektir. Yaklaşık 7000 yıl önce, Adana da ilk yerleşme Romalılardan da eski olmakla birlikte şimdiki merkez Tepebağ mahallesinde oluşmuş; kent bu alanda Seyhan Nehri nin de cazibesiyle sürekli yeniden inşaa edilerek düzlüğe doğru yayılmaya başlamıştır. Kentsel gelişim güneye doğru olmuştur. 15. yy. da Ramazanoğulları Beyliği döneminde Alidede, Sarıyakup ve Türkocağı mahalleleri kurulmuştur. 19.yy. ortalarına kadar kerpiçten, üstleri toprak örtülü ve sokak cepheleri sağır olarak inşaa edilen konutlardan oluşan kentsel doku, 20.yy. başlarında yerini Seyhan Nehri kıyısı boyunca sıralanan 2-3 katlı görkemli konaklara bırakmıştır. Koruma imar planlarının sorunlarını 4 ayrı grupta inceleyebiliriz; A-Bürokratik Sorunlar: Vakıf alanlarının çokluğu ve organizasyon eksikliği, 3194 sayılı imar kanununa göre hazırlanan yönetmeliklerden açmazları, ihale sistemleri, kanuni standartların tarihi gelişim sürecindeki yapılaşmalara uymaması resmi kurumların arazilerine sahip çıkmaması ve geliştirmemesi, sadece geçici olarak kiraya vermesi gibi basitçe çözülebilecek ama bir çok kurumun olurunu gerektiren; zaman açısından yavaş işleyen bir çözüm demetini içeren sorunlardır. B-Yapısal Sorunlar: Malzeme, işçilik, bakım onarım yapılmaması ve bilinçsiz ustalar, ıslak mekanların ve tesisatların geliştirilmesi ile yapının değişimi, rant beklentileri, toplu-organize hareket edilmemesi, bütüncül düşünülmemesi vb yapısal sorunlardan bazıları arasında sayılabilir C-Kullanıcıdan Kaynaklanan Sorunlar: Altyapı yetersizliği, kullanım zorluğu, düşük gelirli kiracıları buraya çekmektedir. Mülkiyetin mirasla bölünmesi, parselkonut büyüklükleri, sosyo-ekonomik yapı özelliklerine ilişkin, tasarruf ve birikim olanaklarına ilişkin, ev sahipleri ve kiracılar konusundaki bulguların sonuçlarına göre 164

179 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM ev sahipliliği oranı azalıp kiracılık artmakta olup kiracıda yapıya geçici müdahalelerde bulunduğu için yapının kültürel değerlerine zarar vermektedir. D-Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar: Kentin gelişme dinamiklerinin koruma amaçlı etkinliklerle çelişir bir durumda olması, koruma ve korunacak olanın konumu, kentin matriks yöntemiyle perspektifinin belirlenmeden, sayısal ve sosyal verilere dayandırılmadan ortaya konması, verilerin yetersizliği; örn. parselin sahibinin ve sınırlarının belirli olmaması, arazinin son halihazır haritalarının tamamlanmış olmaması gibi sorunlar bırakın geçmişi, mevcut durumun bile kontrol edilmesini imkansızlaştırmaktadır yılı itibariyle Koruma Amaçlı Uygulama imar planı % 10 oranında gerçekleşmiş durumda olup, alt bölgelerde, özel proje alanı olarak ayrılan alanlar henüz detaylandırılıp, çözülmemiş ve maddi olanaksızlık ilgisizlikten dolayı da köhnemeye yüz tutmuştur. Önemli olan kentin kültürüne ve tarihine o yörede yaşayan insanların sahip çıkması, ilgilenmesi, acaba ben ne yaparsam, burası daha düzenli olur, tarihimi, kültürümü nasıl yaşatabilirim diye sorabilmesidir. Bu soruyu sormaya başladığınızda birkaç kişi yerine yüzlerce insan düşündüğünden yük azalmakta ve sürekli yeni çözümler elde edilmektedir. Genel olarak değerlendirildiğinde aksaklıklar olmasına rağmen Adana Koruma Amaçlı İmar Planı ilkeleri doğru biçimde belirlenmiş ve plana yansıtılmıştır. Ancak planın hedeflendiği ve öngörüldüğü biçimde uygulanmamıştır. Planın uygulanmamasının ana nedeni 1998 yılında meydana gelen deprem ve Sit Alanı na etkileri olarak gösterilmiş olsa da, proje kapsamında gerçekleştirilen analizler Plan ın uygulanması için yeterli istek ve çabanın gösterilmediğini ortaya koymuştur. Adana Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlanırken ticari alışveriş (perakende) odaklarını geliştirerek kullanım rantının koruma uygulamalarına katkısını artırmak stratejilerden birisi olarak belirlenmiştir. Ancak ticaret fonksiyonundan elde edilen gelir koruma uygulamalarına aktarılmamıştır. Kentsel Sit Alanları kendi haline bırakılmış, Özel Proje Alanları için detaylı projeler geliştirilmemiş, Sit Alanındaki yapılaşma kontrol edilmemiş ve ulaşım problemi çözüme kavuşturulmamıştır. Bununla birlikte bazı bölgelerde ticaret ağırlıklı yapılaşma yoğunluğu artmış, tescilli kültür varlıkları ve geleneksel yapılar yok olmuştur. 165

180 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Bütün bu problemlere rağmen Koruma Amaçlı İmar Planı hala belirli boyutlarıyla uygulanabilir durumdadır. Son on yılda Sit Alanı nda gerçekleşen fiziksel, sosyal ve ekonomik değişim Planın orijinaline sadık kalınarak uygulanmasını zorlaştırsa da, ortaya çıkan zorlukları avantaja çevirmek ve Adana kent merkezini geleneksel tarihi dokusuyla yeniden canlandırmak ana hedef olmalıdır. Sit Alanı toptan ticaret ve imalathanelerin kontrolsüz işgalinden kurtarılmalı, geleneksel dokunun ve kültür mirasının algılanıp kentliler ve turistler tarafından keyifle yaşanabileceği, sosyokültürel altyapısı zengin, araç değil, insan odaklı bir ulaşım planına sahip bir alan haline getirilmelidir. Bölge Koruma Kurulu nun arşivinde yaptığım incelemeler sonucunda; kurulun kurulduğu 1992 Tarihinden itibaren, kurul gündeminin daha çok tespit ve tescillerden oluştuğu, halihazırda personel durumu ve kurulun gündeminin yoğunluğu ile çok büyük bir alan hizmet vermesinden alanda yeterli çalışmanın yapılamadığı, tescillerin ve tespitlerin ileride de sayıca fazla olacağı düşünülebilir. Yakın dönemde Gaziantep bölge kurulunun kurulmasıyla Adana da daha verimli bir çalışmanın yapılabileceği düşünülmekle birlikte kamuoyunda kültür varlığı bilincinin giderek artmasıyla taleplerin de fazlalaşacağı öngörülmektedir. Alanda 1998 yılında onaylanan Koruma Amaçlı İmar Planı yla birlikte yeni yapılaşma talepleri yerel yönetimlerin ve kurulun gündemindedir. Koruma kuruluna gitmesine gerek olmadığına plan kararıyla karar verilen alanlarda yapılaşma talebinin daha fazla olduğu ve yerel yönetimlerin bu talepleri onayladığı görülmektedir. Kent merkezi ve rant beklentisi içerisinde kaçak yapı ve yıkım kararları diğer bir büyük bölümü oluşturmakta ve suç duyuruları ile davalar sürmektedir. Son dönemde hareketlenen alanda restorasyon işlemleri ile kültür varlıklarının neredeyse yeni yapılaşmalar kadar ön planda olduğu tespit edilmiştir. Tescilden düşürme talepleri gündemde olmakla birlikte kurulun kararlı tavrı sayesinde yakın dönemde bu taleplerin hiç gelmediği görülmüş ve bu tür taleplere sıcak bakılmadığı mesajları verilmiştir. Alanda imar uygulaması ile alt ve üstyapı işlemleri ağırlıkta olup yeni imar planı tadilatları konusunda ise aynı şekilde kurulun tavrı ile fazla başvurunun 166

181 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM yapılmadığı mevcut başvuruların ise tescilli yapılar açısından red edildiği tespit edilmiştir. İmar planlarının içeriğine bakıldığında pazar yeri, çocuk bahçesi, eğitim ve sağlık tesis alanları, katlı otopark, kat adetlerinin 2 katla sınırlandırılması gibi sit kavramına kısmen zarar vermeyen talepler olduğu görülmüştür. Tablo 4.2. Koruma Kuruluna Yapılan Başvuruların Sınıflandırılmış Hali (Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü Arşivi 2007) TALEP SINIFLAMASI SAYI % TESCİL + TESPİT YENİ YAPILAŞMA YIKIM + KAÇAK YAPI + MAİLİ İNHİDAM RESTORASYON+REKONSTÜRÜKSİYON+RÖLÖVE TESCİLDEN DÜŞÜRME 54 9 DİĞER (SATIŞ +KİRALAMA+BİLGİ İSTEME+SONDAJ RAPORU) 53 9 YASAL SORUŞTURMA 34 6 BASİT ONARIM 29 5 TEVHİD + İFRAZ + PARSELASYON 27 4 TEKNİK ALTYAPI VE ÜST YAPI 23 3 İMAR PLANI + TADİLATI 21 3 KAMULAŞTIRMA 6 1 TOPLAM 618 Bilgi alma ve yasal soruşturma işlemlerinin çok olduğu ve uzmanların zamanlarını aldığı tespit edilmiştir. Adana Büyükşehir Belediyesi ve Adana İl Özel İdaresinde kurulan KUDEB ler sayesinde kurulun daha rahat çalışabileceği düşünülmektedir. Konut kullanıcı anketlerine göre; İkamet edenlerin çoğunlukla Adana lı, % 60 ının ev sahibi olduğu, % 40 ının ilkokul mezunu, % 15 inin okuryazar olmadığı, Günlük alışverişlerini pazardan ve mahalle bakkalından yaptıkları, diğer gereksinimleri de küçük saat ve büyük saat civarından karşıladıkları belirlenmiştir. % 45 inin daha konforlu bir apartman dairesinde oturmak istediği, % 30 unun ise evini sevdiği terk etmek istemediği tespit edilmiştir. Burada oturmalarının sebebi ise % 31 ile gelirinin ancak orada oturmaya yettiği, % 26 ile 167

182 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM kira vermediği, % 20,7 ile de baba ocağı-akrabalarının orada olması gösterilmiştir. Taşınma imkanları olsa % 50 si Baraj Yoluna, % 50 si Turgut Özal Bulvarına taşınmak istemektedirler. Konutlar ağırlıklı olarak m² olup, % 50 si güneş görmüyor, % 40 ı rüzgar almıyor. Buna rağmen kullanıcıların çoğunluğu konutlarından memnun, herkes sosyal alanda iyi ilişki içerisindedir. Ticaret kullanıcı anketlerine göre; Ağırlıklı aynı mekanda kaldıkları pek taşınma olayının gerçekleşmediği, eğitim oranının yükseldiği ve ulaşımın % 18 dolmuş, % 17 yaya, % 40 araçla yapıldığı belirlenmiştir. İşyeri niteliğine baktığımızda %14 ayakkabıcı, % 8 tekstil, %4.5 matbaa, % 3 giyim mağazası, %3 lokanta ve %3 mobilyacı olduğu tespit edilmiştir. İşyeri alanlarının yaklaşık ortalaması m² dir. Burada olma sebebi sorulduğunda, % 44 ü işyerim için en uygun semt olduğunu, %14 ü gelir durumunun buraya izin verdiğini, % 13 ünün ise kira vermediğini belirtmiştir. Yeni bir işyerine taşınacak olsanız neresi olur diye sorulduğunda, %28 inin aynı yer, % 9 unun Çakmak Caddesi, % 8 inin Baraj Yolu, % 8 inin Sanayi Sitesi ve % 6 sının Kuzey Adana şeklinde cevap vermişlerdir. İşyerinizin olduğu mahallede hangi kullanımların olmasını istersiniz diye sorulduğunda, % 30 u otopark, % 21 i park-çocuk bahçesi, % 20 si Sağlık Ocağı ve % 12 si sinema tiyatro şeklinde cevaplamıştır. Dükkanların üst katının % 60 ı depodur. İş hanları % 25 kapasiteyle dolu Tepebağ da işyeri büyüklüğü m² arasında değişmektedir. Ulaşım ve diğer sorunların tespitine göre (Ökesli, Yıldırım, Karaman, 2008); Ali Münif Yeğenağa ve Abidinpaşa caddeleri sabahları % 10 dolu ama araçlar çok yoğun, özel araç kullanımı öğle saatlerinde yoğunlaşıyor. Akşamları toplu taşıma % 40 civarında dolu ve sayıca çok yoğundur. Ticari taksi 15 dk da 10 tane olmak üzere en yoğun seviyededir. Yaşayanlar, bölgenin eski ticari canlılığını yitirdiği, mirasla ya da ekonomik olarak çok ucuz olduğu için burada 168

183 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM olduklarını belirtip, kaldırım genişliklerinin dar ve trafiğin çok yoğun olmasından yakınmaktadırlar Ulaşım Avrupa`da Trafik kentin dışına alınmaya çalışılmasına karşın Türkiye de araçlar kent merkezine hatta istediği dükkanın önüne kadar rahatlıkla girebilmektedir. Araç sayısının hızla artmasıyla artık bu olgu ciddi bir sorun haline gelmiştir. Araç girişinin kameralarla denetlenip, ücrete bağlanması da Avrupa'da kent merkezlerindeki araç yoğunluğunun denetimini sağlayan bir başka uygulamadır. TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Nimet Özgönül ün tarihinde Cumhuriyet gazetesine verdiği bilgilerde; Roma / İtalya, Önemli tarihi eserlerin de içinde bulunduğu ve günde 250 bin kişinin ziyaret ettiği kent merkezindeki 5 kilometrekarelik alan, Roma'nın "Sınırlı Trafik Bölgeleri" içerisinde yer alıyor yılında kabul edilen bu uygulamayla İtalya başkentinin trafik sorunu önemli ölçüde hafifletilmiş durumda. Paris / Fransa, Ulaşım ağının 8 farklı bölgeye ayrıldığı Paris'te, yalnızca 2 bölge şehir merkezini içine alıyor. Kent içi ulaşımda kullanılan toplu taşıma araçları otobüsler, metro ve hızlı banliyö servisleri olup, ulaşım aynı biletle sağlanabiliyor. Turistlerin şehir merkezinde bulunan birçok tarihi ve turistik mekanı rahatça gezebilmeleri için yürüyüş yolları ve parkların geniş yer kapladığı Paris'te turistler indirimli seyahat edebiliyor. Londra / İngiltere, 6 bölgeden oluşan Londra'nın kent merkezinde trafik yoğunluğunu azaltmak için çeşitli önlemler alınmış durumda. Gelişmiş metro sistemi ve 2003 yılında uygulamaya konulan "Trafik Sıkışıklığı Vergisi" ile kent merkezinde araç kullanımı gün geçtikçe azalıyor. Söz konusu uygulamaya göre, saat ile arasında Londra'ya giriş yapan araçlar 8 pound ödemek zorunda. Ücret ödemeden giriş yapan araçlara ise 100 pound ceza kesiliyor. 169

184 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Özel araç kullanımının çok yaygın olmadığı Londra'da ulaşım, toplu taşıma araçlarıyla sağlanıyor. Prag / Çek Cumhuriyeti, ulaşımdaki ana güzergahların son derece geniş olduğu Prag'da kent merkezi trafik sorununu büyük ölçüde çözmüş durumda. Küçük sokakların hakim olduğu Prag'da taksi sayısı da çok az. Ulaşımda toplu taşıma araçları daha önemli bir yer tutuyor. Madrid / İspanya, İspanya'nın başkentinde tarihi doku ve kültürel öğeleri korumaya yönelik çalışmalar, şehircilik ve planlama konusundaki uygulamalarda öncelikli yerini koruyor metre aralığında değişen genişlikteki kaldırımlar, tek yön olarak düzenlenen bulvarlar boyunca yayalara rahat geçiş olanağı sağlanıyor. Ayrıca yollardaki şeritler arasında geniş yeşil alanlar bulunuyor. Avrupa daki çeşitli uygulamaları kentimize, özellikle de kent merkezindeki Tepebağ Höyük ve çevresine uyarladığımızda yukarıda sayılan tüm örneklerden faydalanmak mümkündür. Ancak bu uygulama için güçlü bir idari irade ve mevzuat gerekmektedir. Öncelikle verilerimizi düzeltmek ve kontrol etmek adına alanda 31 farklı noktada veri toplanmıştır. Sit alanındaki ve hemen kenarındaki ana ulaşım aksları ile ara sokaklarda belirlenen 31 adet farklı noktada yapılan araç ve yaya sayımları sonucunda; -Sabah, öğlen ve akşam zirve saatlerinde, 15 er dakika için sayımlar yapılmıştır. -45 dakika içerisinde toplam sayım yapılmış olup; % 55 yaya ( kişi) % 22 özel araç ( adet) % 18 toplu taşıma (8.190 adet) % 3 motorsiklet-bisiklet (1.365 adet) % 2 ticari araç (taksi, panelvan,kamyonet) (910 adet) olduğu tespit edilmiştir. -Toplu taşıma araçlarının çok az sayıdaki yollardan çok hızlı bir şekilde yaklaşık 2 sn de bir geçtikleri tespit edilmiştir ki, bu şartlarda hiçbir turizm faaliyetinin olamayacağı ortadadır. 170

185 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM -Bisikletin motorsiklete göre daha az kullanıldığı, -Her alana ticari ve özel aracın rahatlıkla girdiği, -Sadece zirve saatlerinde toplam 45 dakika yapılan sayımdaki sonuçları 24 saatlik günlük yaşantımıza yoğunlukları da düşünerek yaydığımızda çok ciddi sonuçlar çıkmaktadır. Yaklaşık ile arası sayımın yapılabileceği tahmin edilmektedir ki, kent içindeki, yolların darlığı ve şekil bozukluğu hesaba katıldığında ulaşım master planının yapılması zorunluluğu daha iyi anlaşılacaktır. Yol şeritlerinin çizilmesi sağlanmalı ve mevcut yollarımızın aslında ne kadar tutarsız durumda olduğu belirlenmelidir. -Dolu-boş oranlarına bakıldığında merkeze girerken çeperlerde yolcuların indiği ve gereksiz yere araçların merkeze boş olarak girip işgal ettiği tespit edilmiştir. Durak noktalarının acilen yeniden planlanması gerekliliği ortadadır. Şekil Tepebağ Höyük ve Yakın Çevresinde Zirve Saatlerinde Araç Sayımı Yapılan Noktalar (Ökesli, Yıldırım, Karaman, 2008) 171

186 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM -Merkezdeki yolların yeni sayımlar yapılarak tek-çift yön uygulamasına geçilmesi, otopark ihtiyaçlarının dağınık ve şekilsiz otopark alanlarının düzenlenmesiyle sağlanması, yol genişliklerinin tanımlanması, saat kısıtlamalarının yapılması, kavşakların ve yaya geçitlerinin tanımlanması, raylı sistem çalışmalarının bir an evvel bitirilmesi gereklilikleri tespit edilmiştir (Ökesli, Yıldırım, Karaman, 2008). Adana Kent Konseyi Taşköprü Komitesi nin Taşköprü nün öncelikle sahibini bulma çabalarına girmesi sonucunda T.C. Karayolları Genel Müdürlüğü ne bağlı Tarihi Köprüler Müdürlüğü nün köprünün sahibi olduğu belirlenmiştir. Daha sonra Mimar Mehmet Pekcan IŞIK köprünün tüm projelerini ücretsiz yapmış ve projeleri kuruldan da onaylatarak T.C. Karayolları Genel Müdürlüğü ne teslim etmiştir. Uygulama çalışmaları için ihale edilmiş ve restore edilen köprü kent hayatına kazandırılarak 2007 yılında yayalaştırılmıştır. Şekil Tepebağ Höyük ve Yakın Çevresinde Ulaşım Master Planı Taslağı (TMMOB Şehir Plancıları Odası, Adana İl Temsilciliği, 2002) Benim de yer aldığım bu çalışmalar kapsamında, öncelikle ulaşım master planı kentin bütününden kopuk olamayacağı ilkesi kabul edilerek yapılmıştır. 172

187 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Ancak kent bütünü için çok daha detaylı ve profesyonel çalışmalar gerektirdiğinden şimdilik sadece merkez ve höyük çevresini kapsayan dar anlamda bir plan hazırlanmıştır. Plan yapıldığı 2002 yılı itibariyle taşıt trafiğine açık olan Taşköprü nün yayalaştırılmasını, sit alanının çevresinde taşıtlar için sarı renkte gösterilen bir ring yolu ve cep otoparkları oluşturarak kent merkezinin yayalar özellikle de turistler için güvenli şekilde kullanılmasını, hafif raylı sistemle entegre edilmiş bir ulaşım-yaya bağlantısını ve birbiriyle bağlantılı meydanlar oluşturmayı hedeflemiştir. Seyhan caddesinin refüjden itibaren Seyhan Nehri tarafındaki yolun tamamen kaldırılması ile Tarihi Taşköprü nün Seyhan İlçesi nde karada kalan kısmındaki gözlerinden bir veya ikisinin kent hayatına kazandırılması düşünülmüştür. Bu plan çerçevesinde eskiden Seyhan Nehri ne cepheli olan evlerin de nehirle ilişkilerini anlatan kaynakların görüntülerinin paylaşılması gerektiği fikri benimsenmiştir Kurumsal, Sivil Toplum Örgütleri, Mevzuat Yaklaşımları ve Uygulamaları Belediyeler, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Orman Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ile Arsa Ofisi kenti parçalara ayırarak üreten fakat birbiri ile bütünleştirmeyen bir bakış açısının ürünü olarak kurumsallaşmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü ile T.B.M.M. bünyesinde yer alan Milli Saraylar Dairesi de koruma konusunda yetkili kurumlar arasındadır. Özellikle Vakıflar Genel Müdürlüğü, sahibi olduğu çok sayıda han, hamam, cami ve medrese gibi anıtsal nitelikli eserlerin tespit, tescil, onarım ve restorasyonlarını gerçekleştiren önemli bir kurumdur. Ayrıca aynı yörelerde İller Bankası ile Kültür ve Turizm Bakanlığı birbiriyle bağlantısı olmayan çalışmalar da yapabilmektedirler. Bir yetki ve görev karmaşası olarak nitelendirilebilecek bu durum, yasal düzenlemelerle çeşitli kamu kurumlarının korumadan sorumlu olması ve yetki alanlarında çok çeşitli tarafların etkin olmasıyla süregelmektedir. Nitekim 2863 sayılı yasanın 10. Maddesi kültürel değerlerin korunmasında Kültür Bakanlığını sorumlu ve yetkili kılmıştır. Bakanlık 173

188 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM günlü 379 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile bu görevi yapmaktadır. Anıt eserlerin, taşınmaz kültür varlığı statüsünde olmasına karşın, bu eserlerden iki farklı genel müdürlüğün sorumlu olması, korumada kurumsal yapıdan kaynaklanan karmaşa ve sorunların, merkez teşkilatından itibaren başlamasının bir göstergesi olmuştur ( Buna rağmen, Tarihi Kentler Birliği, Çevgön, TAÇ Vakfı, Çekül, Mimarlar Odası, Yerel Gündem 21 gibi sivil toplum örgütleri ile bazı finans, sanayi ve medya kuruluşları korumaya yönelik çabalarını sürdürmektedirler. Yasal çerçevede kendilerine yer bulamayan bu kuruluşların yaptırım gücü bulunmamakta ve genellikle kendi imkânları dahilinde korunması gerekli tek anıt ölçeğinde onarım yaptırabilmektedirler yılında çıkarılan yeni Koruma Yasası ile başlayan yasal gelişim süreci, Türkiye de koruma kavramının tek anıt korumasından başlayarak kentsel alan korumasına ulaşması uzun bir sürece yayılırken, günümüzde uluslar arası koruma modellerine uygun bir norma ulaşması yılında çıkarılan 5226 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile sağlanmaya çalışılmıştır. Bu yasa ile bugüne kadar sözü edilmeyen yönetim alanı, yönetim planı, bağlantı noktası gibi yeni tanımlamalar oluşturulmuş, koruma planlaması içinde eylem alanlarının ve önceliklerinin belirlenmesi olanaklı hale getirilmeye çalışılmıştır. Yasa koruma uygulamalarında; Belediyelerin, valiliklerin ve ilgili kurumların yanı sıra, söz konusu alanla ilgili meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını ve plandan etkilenen hemşerilerin katılımını da sağlamaktadır. Özellikle bünyesinde koruma birimi kurarak tescilli yapılara bakım izni yetkisi ile belediyelerin korumadan sorumlu olmasının sağlanması daha önceki uygulamalardan çıkan karmaşayı en aza indirecek nitelikte olmuştur. Büyükşehir Belediyeleri, Valilikler, Kültür ve Turizm Bakanlığı nca izin verilen belediyeler bünyesinde kültür varlıkları ile ilgili işlemleri ve uygulamaları yürütmek üzere sanat tarihi, mimarlık, şehir planlama, mühendislik, arkeoloji gibi meslek alanlarından uzmanların görev alacağı koruma, uygulama ve 174

189 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM denetim büroları (KUDEB) kurulması sağlanmıştır. Bu bürolar koruma bölge kurulları tarafından uygun görülen koruma amaçlı imar planı, proje ve malzeme değişiklikleri ile inşaat denetimi de dahil olmak üzere uygulamayı denetlemekle yükümlüdür ( Tepebağ Mahallesi ndeki Seyhan İlbaylığı ve Seyhan Vilayetine ait olan parsellerin hepsi 2002 yılında satılmak istenmiş ancak kurul bunu Genel Müdürlük görüşü gerekmektedir diyerek reddetmiştir. Tepebağ Mahallesi ndeki taşınmazlarla ilgili resmi kurumların yazışma ve dosya özeti tarih sırasıyla şöyledir (Adana İl Özel İdaresi); yıllarında 52 şahsa ait toplam 6625 m² alan memleket hastanesi yapımı gerekçesiyle istimlak edilmiştir yılında gerçekleştiği iddia edilen depremde istimlak edilen evlerin yıkıldığı Özel İdare Müdürü Hasan AYDIN tarafından belirtilmektedir ve 1950 yılları arasında hastane yapılmadığından dolayı gayri menkullerin istimlak edilen kişiler ve üçüncü kişiler tarafından bu alanda baraka şeklinde ahşap gecekondular yapılmıştır tarih ve 554 sayılı İl Daimi Komisyonu kararı ile Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı na hastanenin yapılıp yapılmayacağının sorulmasına karar verilmiştir tarih ve 1331/14498 sayılı yazıyla Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı hipodrom sahasında 120 dönümlük yerin hastane inşaatına başlanacağından Tepebağ dan vazgeçildiğini belirtmiştir tarihinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı nın hastane yapımından vazgeçildiğine dair son yazısına göre karar alınması için Özel İdare İl Daimi Komisyonuna yazı havale edilmiştir tarihinde hastane yapımından şimdilik vazgeçildiği tekrar bildirilmiştir. Buna gerekçe olarak da arsanın şehre çok yakın olması ve çevre sokakların dar olması ve Adana için yaptırılan Nazım İmar Planında (Herman Jansen Planında) A işaretiyle Arkeolojik Saha olarak belirlenmesidir. Bu plancının araştırmaları sonucu verilen bir plan kararı olup herhangi bir kurumun kararı değildir. Planlamada da alana özgü kararlar verilebilmektedir. 175

190 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM 8 - İl Özel idaresi tarafından işgal edilen bu alanın işgalcilerden tahliyesi için belediyeye bir çok defa yazı yazılmıştır. 9 - Belediye tarafından işgalcilere tarihine kadar kesin süre verilmiştir tarihinde bu taşınmazdaki gecekondu sahipleri Kuvayi Milliye Derneği aracılığıyla Başbakanlığa müracaat ederek hastane yapımından vazgeçildiğinden bahisle istimlak edilen arsalarının kendilerine istimlak bedeli üzerinden satılarak iadesini talep etmişlerdir tarihinde Sağlık Bakanı nın Adana ya geleceğinden bahisle tekrar hastane yapılması gündeme gelmiştir tarihli İçişleri Bakanlığı nın yazısında kaçak inşaatlara şimdilik dokunulmayacağı belirtilmektedir Bayındırlık Bakanlığı Yapı ve İmar işleri Reisliği yazısında; tarihinde eski Tarsus ve yeni Tarsus yolu arasında hipodrom civarında bir alanın hastane olmasının belediye meclisinden karar bağlandığı belirtilmiştir. Ancak buranın havaalanına yakınlığı, uçuş emniyeti açısından uygun bulunmamıştır. Tepebağ daki alternatif de araştırılmış ve alanın dolgu olması, temel maliyetlerinin yüksek olması, etrafının yoğun yapı adaları ve dar yollarla çevrili olmasından dolayı günlük ihtiyaca cevap verebilecek yataklık poliklinik yapılmasının uygun olduğuna ancak ihtiyaca göre genişleme potansiyeli az olduğundan askeri hastane ve Bağlar mevkiinde yapılması gerektiğinin altı çizilmiştir. (Bayındırlık Bakanı, K.ZEYTUNOĞLU imzasıyla) tarihine kadar burayı işgal eden değişik kişilerden birçok defa hastane yapılmadığından bahisle istimlak edilen gayri menkullerin istimlak bedeli üzerinden kendilerine geri satılması müracaatında bulunulmuştur. Fakat hiçbir netice alınamamıştır Özel İdare Müdürü İl Daimi Komisyonu yazısında 1966 yılı itibariyle gecekondu kanununun çıkmasıyla birlikte 775 sayılı yasanın 3. maddesi gereğince parsellerin belediyeye devredilmesi gerektiğini belirtmiştir. 176

191 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM Hukuk Müşavirliği nden görüş istenmiş Hukuk Müşavirliği burasının ilgili işgalcilere iadesinin mümkün olmadığı gibi Sağlık Bakanlığı tarafından hastane yapmak amacıyla tahsis edildiğinden bu tahsis gereğince burasının gecekondu bölgesi olmadığı gerekçesiyle belediyeye devrinin mümkün olamayacağını belirtmiştir yılında İstanbul Üniversitesi nden Prof.Dr. Halet ÇAMBEL alanın imar planında arkeolojik saha olduğunu ve altında çok önemli eserler barındırdığını dolayısıyla yeşil alan ve park dışında bir şey yapılamayacağını belirtmiştir tarihinde Adana Belediyesi ile Karataş Belediyesi arasındaki plaj arsası anlaşmazlığı nedeniyle Karataş Belediyesi ile Adana Belediyesi arasında takas yapmak amacıyla burasının Adana Belediyesi olarak devrini talep etmiştir tarihinde 1182 sayılı kararla İl Encümeni tarafından bu alanın Adana Belediyesine devri oy birliğiyle kabul edilmiştir. Fakat her nasılsa bu devir işlemi tapuya tescil edilmemiştir tarihinde Tepebağ Mahallesi Muhtarı yazısında tarihinde herkese Özel İdare tarafından kira sözleşmesi gönderildiğinden bahsederek bu tebligatın durdurulmasını talep etmiştir /512 sayılı İl Daimi Komisyonu kararı ile ecrimisille ilgili Hukuk Müşavirliğinden yazı istenmesine karar verilmiştir Adana Valisi Nezih OKUŞ Müze Müdürlüğü ne yazısında arkeolojik saha olduğu için gecekondu sahiplerine satılamayacağından bahsetmiştir tarihinde Adana Valisi tarafından Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü ne yazı yazılarak anılan alanın I. derecede arkeolojik saha olduğundan bahisle istimlakının yapılıp yapılmayacağının Kültür Bakanlığı ndan sorulması isteniyor. Bu konu ile ilgili Kültür Bakanlığı tarafından verilmiş bir yanıt bulunmamaktadır. 177

192 4. ARAŞTIRMA BULGULARI Tevfik YILDIRIM tarihli Adana Belediyesi yazısında imar planında Arkeolojik Saha olduğu ve özel işaretler bölümünde (A) harfiyle gecekondulara tapu verilmemesi şerhi bulunduğu belirtilmiştir tarihinde bu alanda işgalci olan kişilerden ecrimisil alınması gündeme geliyor ve bu konuda İl Daimi Komisyonu tarafından Hukuk Müşavirliği nden görüş soruluyor. Hukuk Müşavirliği tarafından ecrimisil alınabileceği yönünde görüş belirtiliyor tarih ve 8115 sayılı kurul kararı ile Tepebağ ilk defa sit alanı ilan edilmiştir İl Daimi Komisyonu tarafından tarihinde 566 sayılı kararla işgalcilerden ecrimisil alınması yönünde oy birliğiyle karar verilmiştir. Fakat ecrimisil alınması konusunda hiçbir yasal işlem yapılmamıştır tarih ve 3106 sayılı kurul kararı ile koruma amaçlı uygulama imar planı onaylanmış ve kesinlik kazanmıştır yılından 2009 yılına kadar dosyada mülkiyetler ve uygulaması konusunda her hangi bir bilgi ve belge mevcut değildir. Bu da alana olan ilgisizliğin boyutlarını göstermektedir. 178

193 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Tevfik YILDIRIM 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER 5.1. Araştırma Sonuçları Bu çalışmayla mevcut durum ve analizlerden elde edilen sonuçlar ile ülke ve dünyadaki gelişmeler dikkate alınarak Tepebağ Höyüğündeki planlama süreci, bölgenin dönüşümü, rehabilitasyonu ve Arkeopark kavramı için strateji ve politikalar belirlenmeye çalışılmıştır. Tespit edilen strateji ve politikalar çerçevesinde koruma kullanma senaryoları hazırlanmıştır. Bu senaryoların, demografik sosyal-ekonomik ve mekansal gelişmesine ilişkin farklı varsayım ve yaklaşımları yansıtan ve olası olumsuz etkileri sınırlayan çalışmalar olması hedeflenmektedir. Tepebağ Höyüğü üzerindeki ve altındakilerle bir bütün olarak planlanmalı ve entegre bir çalışma ile bütün değerler kamuoyuna sunulmalıdır. Araştırmalarımın sonucunda yaklaşık 80 ha lık çalışma alanının yaşanabilir bir mekan olmadığı, özellikle ulaşım konusunda ciddi sorunlarının olduğu, yıllardır altındaki arkeolojik verilerden hiç bahsedilmediği, Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü nün kazı projesine Adana daki ilgili kurumlardan ciddi direnişlerin olduğu, turizm sektöründen çok düşük oranlarda faydalandığı, bölgenin özelliklerine göre mevzuat kapsamında çalışacak bir birimin oluşturulmadığı ve bölgenin giderek daha da atıl bırakıldığı tespit edilmiştir. Çalışmamızda öncelikle 2. Derece Arkeolojik Sit statüsünde olan çalışma alanında kadastro, mülkiyet tespit çalışmaları İl Özel İdaresi imkanları ile yapılmıştır. Alanın çoğunluğunun kamu alanı statüsünde olması projenin uygulanabilirliğini arttırıcı bir özellik olarak görülmektedir. Ayrıca kent merkezinde olması ve onaylı 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı nın bulunması da projenin bilimsel standartlarda ve Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü ile eşgüdümlü ve verimli çalışmamızı sağlamıştır. Elde edilen sonuçlara dayanarak aşağıda çalışma alanında turizm planlaması, kentsel dönüşüm yaklaşımlarından, rehabilitasyon, canlandırma, sağlıklaştırma imkanları ve arkeopark projesinin uygulanabilirliği ile ilgili öneriler sunulmaktadır. 179

194 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Tevfik YILDIRIM 5.2. Adana Kent Merkezi Tarihsel Dokusu ve Tepebağ Höyükle İlgili Turizm Planlaması Çalışma alanımız Adana nın en yoğun tarihsel dokusunun bulunduğu alan olmakla birlikte bütüncül anlamda sürekliliği olan tek doku örneği 7 sıra evdir. Bir çok tescilli yapı yıkılmış, yağmalanmış ve amacı dışında kullanımdan dolayı tanınamayacak hale gelmiştir. Boş durmasın diye zorla ticaret mekanına dönüştürülen yapılarda herhangi bir kazanç olmamakla birlikte, yapı da ciddi zarar görmektedir. Bu zorla doldurulan yapıları saymadığımız halde alandaki yapıların yaklaşık % 25 i ya boş durumdadır ya da depo olarak kullanılmaktadır. Böylece gece yoğunluğu neredeyse olmayan bölge suç unsurları için bulunmaz bir fırsat alanı haline gelmektedir. Bölgede yeterli aydınlatmanın olmamasıyla akşamları hava kararınca tüm yaşamsal faaliyetler durmaktadır. Özellikle Büyük Saat civarında 2 saniyede bir araç geçiyor olması ile yayaların sadece trafiği kontrol etmesinden dolayı alanın algılanma oranı da azalmaktadır. Kentin tüm geçmişini, belleğini oluşturan alan tamamen kontrol dışı kullanımlarla yok edilmekte ve ömrü kısalmaktadır. Her gün birer birer yıkılan yapılar nedeniyle tanımsız sokaklar oluşmaktadır. Sonuç olarak Adana kentinin tarihsel dokusundan söz edemeyecek duruma gelinmiştir. Acilen tüm rölövesi, fotoğrafı ya da arşiv bilgileri olan yapıları aynen yapma-yaptırma çabası içine girilmelidir. Gerek yurt içi gerek yurt dışındaki her alandan insanlarının Cumhuriyet Dönemi tescilli yapıların yanı sıra başlangıcından günümüze kadar kesintisiz iskan edildiği savlanan Tepebağ Höyüğü açısından önemli olan bölgeye gelmeleri, araştırma ve çok çeşitli projeler yapmalarının teşviki, bilgi alışverişinde bulunmaları ile uluslararası basında ilgi uyandırma hedefimiz bulunmaktadır. Ülkemizin tarihi ve kültürel varlıklarının ilköğretim çağından itibaren tüm okullara antik çağlardaki yaşam tarzlarının ziyaretçilere canlı canlı uygulamalı tanıtımının yapılarak yaşatılması ile bölgedeki uzmanlığı kanıtlanmış Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü tarafından bilimsel arkeolojik bir kazının da yapılarak höyüğün katmanlarının gösterilmesi, elde edilecek verilerin bilgilendirme salonlarında yerinde sunulması ayrıca hedeflenmektedir. Alanın şu andaki fiili kullanımı kent merkezine 180

195 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Tevfik YILDIRIM yakışmayan ve her an yapıların yıkılması tehlikesi altında can güvenliğinden yoksun bir çöküntü alanı niteliğindedir. Bu çalışma ile kent merkezinin daha işlevsel kullanılacağı bir alan planlaması öngörülmekte böylelikle vatandaşlarımızın daha huzurlu ve güvenli bir ortamda hayatlarını sürdürerek ekonomik canlılığın sağlanması beklenmektedir. Dünyadaki örneklerinin incelenmesi ve raporunun, nihai projesinin oluşturulması ile kamu mülkiyetindeki parsellerdeki kötü ve orta durumdaki binaların yıkılması sonucunda yaklaşık 25 ha lık bir çalışma alanının kazanılması ilk etapta hedeflenmektedir. Şu aşamada araştırma raporu ve proje taslak olarak oluşturulmuş olup 2009 yılı son ayları itibariyle binaların yıkımı için hukuki süreç Adana İl Özel İdaresi tarafından başlatılmıştır. Alanda fiziksel olarak yapılabilecek çok basit faaliyetler kısaca aşağıda özetlenmiştir; Adana Büyükşehir Belediyesi ile birlikte UKOME ve AYKOME çalışmalarında çalışma alanı öncelikli hale getirilebilir, Çöp toplama, aydınlatma direkleri, görsel kirlilik oluşturan unsurların ortadan kaldırılması ivedilikle sağlanabilir, alanda en çok şikayet edilen konuların başındadır, Korna gürültüsüne bir yasaklama getirilebilir, Yayalaştırma uygulamaları yapılmalı örnek olarak kaldırım genişlikleri düzenlenmeli, meydan kavramı oturtulmalı, bisiklet yollarının projelendirilmesi ve uygulaması bir an evvel yapılmalıdır, Toplu taşıma politikaları yaygınlaştırılmalıdır. Zira mevcut toplu taşıma sisteminde dolmuşlar Büyük Saat civarında neredeyse 2 saniyede bir geçmekte olup böyle bir trafik ortamında turistlerin kendi canlarını mı kurtarmaları önemlidir yoksa bu ortama rağmen fotoğraf çekip mekanları anlamaya çalışıp içine sindirmesi mi önemlidir. Raylı sistem acil olarak işletilmeye açılmalıdır, durak yerleri planlanmalıdır, fiyatlandırma politikaları düşünülmelidir, Koruma, canlandırma, sağlıklaştırma politikaları dönüşüm politikalarından önce düşünülmeli ve uygulanmalıdır, parsel ölçeğinde rölöve, rekonstrüksiyon ve restorasyon çalışmaları teşvik edilerek proje grupları oluşturulmalıdır, 181

196 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Tevfik YILDIRIM Geleneksel turizm ve yöresel uygulamalar irdelenmeli ve uygulamaya sokulmalıdır, Maddi imkanlar, sponsorluk sistemi, organizasyon şeması oluşturulup yaşama geçirilmelidir. Ayrıca takas, rant transferi, uygulamadan çıkan derslere göre mevzuat düzeltmeleri yapılmalıdır. Tepebağ evleri tipolojisi çıkarılarak Koruma Kurulu nun onayladığı projelerde bu standartların uygulanması sağlanmalıdır, Sadece çalışma alanımıza hizmet edecek teknik bir birim kurulmalı, güncel olarak alan sıkı takip altına alınarak temizlenmeli, boyanmalı ve aydınlatılmalıdır ki daha yaşanılır bir mekan olduğu anlatılabilsin, Yarışmalar, sempozyumlar gibi faaliyetlerle fikir platformları oluşturulmalıdır, Kardeş şehir uygulaması yapılmalıdır, Finansman konusunda dünyanın ilgisini çekebilecek çalışmalar yapılmalı ki bunlar projeye dökülerek sürdürülebilirliği sağlanmalıdır, Gerekli yerlere bilgilendirme tabelaları konulmalıdır. Son dönemlerde alan Adana Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Kent Konseyinin çalışmalarıyla görüntü kirliliği oluşturan tabela kirliliğinden ve tablacılardan kısmen kurtulmuştur. Farklı nitelikteki tabelaların alanın özelliklerine uygun olarak tasarlanması sağlanmalıdır. Özellikle günlük yaşantımız içerisinde unuttuğumuz hanların restore edilerek daha işlevsel kullanımı sağlanmalıdır. Vakıflar Bölge Müdürlüğü nün aktif çalışmalarının hız kesmeden devamı sağlanmalıdır. Yerel yönetimler yasasında bulunmasına rağmen çoğu yerde uygulanmayan yapının rengine müdahale etme hakkı yerel yönetimlerce kullanılmalı böylelikle görüntü kirliliği ortadan kaldırılmalıdır. Ayrıca kurul kararlarında da bundan bahsedilerek yaptırım sağlanmalıdır. Alanın tamamında yörenin mikroklima özelliklerine uygun arkeolojik kalıntılara zarar vermeyecek ağaç veya bitkiler dikilmeli ve balkonların çiçeklerle donatılması teşvik edilmelidir. Örneğin, Venedik şehrinde daracık sokaklar ve toprak parçası olmamasına rağmen balkonlardaki saksılarla rengarenk doğal bir ortam oluşturulmaya çalışılmıştır. 182

197 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Tevfik YILDIRIM Alanın turizm potansiyelini arttırabilmek için aşağıda verilen Roma daki çalışmalara benzer kitaplar ve broşürler hazırlanmalıdır. Roma da kültür varlığının mevcut hali ve onun üstüne gelen sayfada da şeffaf olarak çizilen restorasyon sonrası hali gösterilerek turistlerin bölgeyi ve yapıları daha iyi anlaması sağlanmalıdır. Burada hem kazı çalışması sonucunda bulunacak eserleri, yapı kalıntılarını hem de üst dokuda bulunan Cumhuriyet dönemi yapılarından bahsedilmektedir. Şekil 5.1. Roma da Turistik Kartpostallar (YILDIRIM, Özel arşivi) Şekil 5.2. Roma da Turistik Kartpostallar (YILDIRIM, Özel arşivi) Şekil 5.3. Roma da Turistik Kartpostallar (YILDIRIM, Özel arşivi) 183

198 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Tevfik YILDIRIM Bir dönem Adana nın önde gelen ve kent merkezinde bulunan bir alışveriş merkezi takvim amaçlı böyle bir çalışma başlatmış ancak devamı gelmemiştir. Turizm potansiyelini arttırabilmenin bir başka yolu da ulusal ve uluslar arası düzeyde tüm fuarlara katılım sağlanması, belirli aralıklarla konuyu gündemde tutacak seminer, panel ve toplantılar düzenlemektir. Yapılacak turistik faaliyetler için TURSAB ve diğer sivil toplum kuruluşlarının da katılımı sağlanmalı bölgeye gelebilecek hedef turist tespit edilmelidir. Turistler için her türlü alt-üst yapı (tuvalet, dinlenme alanları vs) sağlanmalıdır. Turist otobüslerinin gireceği güvenle park edebileceği alanların detayı bile planlanmalıdır. Önce Adana lıya alanda küçük haftasonu bilgilendirme turları düzenlenmelidir. Yereldeki insan tanıyacak, anlayacak ve sahip çıkacaktır ki kendisi de tanıtabilsin. Halihazırda bir çok Adana lı burayı gezmemiş ve bilgi sahibi değildir. Oluşturulan özel proje alanlarının öncelikle hayata geçirilmesi sağlanmalıdır. Katılım sağlanması için projenin anlaşılır bir şekilde kitapçıklarla yöre halkına, kamu kurum kuruluşlarına, sivil toplum örgütlerine, TMMOB a, medyaya dağıtılmalı, tartışma ortamlarıyla planda düzeltmelere gidilmelidir. Arkeopark Projesi ile birçok insanın sadece sıkıcı bir şekilde bakarak dinleyerek anlaması değil canlı canlı işin içine girerek, elleriyle hissederek faaliyete katılması sağlanmalıdır. Buğdayı elleriyle ezerek un yapmayı unu da ekmek yapmayı görmeli, hayvan derisinden elbise, metallerden ok uçları ve mutfak malzemeleri yapmayı, hazırladığı savaş ve mutfak aletlerini güvenli bir şekilde kullanmayı öğrenmelidir. Öncelikle Adana kenti içindeki okullardaki çocuklar, mahallelerdeki insanlar alana davet edilmeli yaşadıkları kentin nasıl bir yer olduğu anlatılmalıdır. Önce kendimize kendimizi anlatmamız gerekmektedir. Burada yaklaşık turist potansiyelimiz ne olabilir diye düşündüğümüzde çok farklı bir örnek olmakla birlikte fikir vermesi açısından Çanakkale ye, Türkiye nin dört bir yanından otobüslerle rutin turlar yapıldığı örneğinden yola çıkarak Milli Eğitim e bağlı okul ve civarında Çukurova Üniversitesi öğrencisi sadece Adana da ki öğrenci potansiyelidir. Bu rakam üzerine tüm Türkiye ve dünyada arkeolojiye, mimariye meraklı ve ilgili vatandaşlarla, bilim insanları, öğretim üyelerini eklediğimizde en az kişilik bir turist potansiyeli ortaya 184

199 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Tevfik YILDIRIM çıkmaktadır. Yatak kapasitemizin 4600 kişi olduğu, doluluk oranlarımızın % 30 larda olduğu ve turist başına yaklaşık 700 $ lık bir harcama düşünüldüğünde ki öğrencilerde bu rakam daha düşük olacaktır, Arkeopark projesinin sadece turizm ve ekonomik olarak neler sağlayabileceği daha iyi anlaşılacaktır. Bilimsel çalışmalara ve kentin tanıtımına sağlayacağı faydalar şu aşamada değerlendirilebilecek durumda değildir. Projeye özel ilgi alanları olan kişilerin gelmesinin yanında diğer bir turizm veya faaliyet için gelenlerin de gelebileceği unutulmamalıdır Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanında Tepebağ Höyüğü nde Arkeolojik Kazı Kentsel Arkeoloji, Kentsel Dönüşüm, Rehabilitasyon ile Arkeopark Olarak Düzenlenmesine Yönelik Gereksinimler Öncelikle Arkeometrik yöntemler kullanılarak alan daha iyi tanınmaya çalışılmalıdır. Ortofoto ve hava fotoğrafları elde edilerek üstüne sınıflandırma ve 3 boyutlu modelleme yapılmalıdır. Ayrıca jeofizik yöntemlerle çalışılmalıdır. Ancak şehir merkezinde ve elektrik unsurlarına (trafo, elektrik kabloları, direkleri, yoğun elektrik kullanımı vs) hassas olan bu çalışmalarda Tepebağ gibi bir höyükte verim almak kısmen zordur. Uygun yer seçimi önem kazanmaktadır. Sit alanına giren yapılaşmayla ilgili ve tescil işlemleriyle tüm başvurularda detaylı ve daha derine inen kazı çalışmaları istenmelidir. Olası önemli kalıntıların çıkması durumunda sit alanındaki özel mülkiyetlerle sit dışında Milli Emlak mülkiyetlerinin takası da mevzuat gereği gündeme gelebilecektir. Höyüğün arkeolojik dönemlerini, bölge için oynadığı rolün ve öneminin tespit edilebilmesi için tepede, yamaçlarda ve etek kısımlarında en az 4-5 alanda arkeolojik kazı yapılmalıdır. Zorlukları: Bu alanlarda yoğun yapılaşmanın bulunması, bu tip kazıların yapılması için boş alanların olmaması, kamulaştırma, seçilen alanlardaki evlerin kaldırılması, bu evlerde yaşayanlara yeni konutlar gösterilmesidir. Karşılaşılacak sorunlar; Moloz ya da dolgu tabakasının tahminen tepede en az 4-5 m olması, alttan gelecek olan Beylikler Dönemi, Bizans veya Roma Dönemi tabakalarının yapılarıyla 185

200 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Tevfik YILDIRIM karşılaşma olasılığı, bu yapıların hiçbir duvarının koruma kurulu izni olmadan kaldırılamaması ve amaçtan uzaklaşmak, yani en eski yerleşme aşamalarına kadar inilememesi. Roma ve Bizans Dönemleri tabakalarının Misis te olduğu gibi yoğun olma olasılığı, bölgenin daha eski dönem tabakalarına ulaşırken taban suyunun gelme ihtimali, ilk etapta kamuoyuna ve yerli ve yabancı turistlere görsel bir özellik sunmaması, çalışmalar bittikten sonra bu çukurların definecilere karşı koruma önlemlerinin alınmasıdır (tel örgü, bekçi vs.). Alandaki 3 adet tescilli evin kamulaştırması, Rölöve, Restitüsyon, Restorasyon, statik, elektrik ve altyapı projelerinin hazırlanması ve uygulamasının yanı sıra Çevre Düzenlemesi projesi ve uygulamasının yaklaşık maliyetleri aşağıda verilmiştir. Ayrıca alan 2. Derece Arkeolojik Sit alanı olduğu ve Bilimsel Arkeolojik kazı yapılacağı ancak açma adeti ile nerelerde uygulanacağının kesin projede belirleneceği öngörülmüştür. Proje kapsamında 2 adet bilgilendirme ve çok amaçlı salonun da çalışma alanına yakın yerdeki tescilli evlerden karşılanabileceği hedeflenmektedir. Projenin mimarlar ve bu işe gönül veren insanları rahatlatan bir boyutu da bugüne kadar yanlış bilenen Höyüğün tepe noktasının tescilli evlerle dolu bilgisidir. Sadece 3 adet tescilli ev Arkeopark projesi alanında kalmakta ve bunlar doğal olarak korunmakta hatta projelerle ayağa kaldırılmaktadır. Bunların sokak ve cephe devamlılığı zaten olmadığı için tek başlarına korunmalarına aykırı bir durum bulunmamaktadır. Arkeopark Proje si sadece arkeolojik kazıdan ibaret olmayıp rölöve, restorasyon, restitüsyon, rekonstrüksiyon, sokak sağlıklaştırması, meydan çalışmaları, kamulaştırmalar gibi bir çok kalem çalışmayı hedeflemektedir. Nihayetinde tüm bu çalışmalar için yaklaşık KDV dahil keşif bedeli ,04 TL Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından 5366 sayılı yasa kapsamında Adana Valiliği nden istenmiştir. Bu bütçenin 2 yıllık bir süreçte kullanılmasının hedeflendiği anlaşılmıştır. Şu ana kadar çalışma alanı içerisinde kalan 51 adet tapu İl Özel İdaresi adına tescil edilerek mülkiyetler belgelenmiş ve güncellenmiştir. Çalışma alanındaki işgalcilere başka bir mekana taşınmaları ile uyum sağlayabilmeleri için 2 yıllık kira bedeli kendi evi ve mülkiyetinde oturanlara ise TOKİ den veya Adana Büyükşehir Belediyesi ne bağlı olan İmar Limited şirketinden konut takası ya da kamulaştırma düşünülmüştür. 186

201 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Tevfik YILDIRIM Tablo 5.1. Arkeopark Projesinin Tahmini Bütçesi (Adana Büyükşehir Belediyesi) ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ TARAFINDAN YAPILMASI PLANLANAN ADANA TARİHİ KENT MERKEZİ PROJESİ MALİYET İCMALİ SIRA NO İŞİN ADI MALİYET ENVANTER KAYITLI TESCİLLİ KÜLTÜR VARLIĞI YAPISINA AİT KAMULAŞTIRMA MALİYETİ , ENVANTER KAYITLI TESCLLİ KÜLTÜR VARLIĞI YAPISINA AİT RÖLÖVE,REST.RESTORASYON,ELEKRİK,MAK. VE STATİK PROJE MALİYETİ ,16 3 TEPEBAĞ VE GAZİ PAŞA OKULLARININ REVİZE PROJELERİ MALİYETİ ,00 4 TEPEBAĞ VE GAZİ PAŞA OKULLARININ RESTORASYON UYGULAMA İŞİ MALİYETİ ,00 5 SİMÜLASYON ÇALIŞMASI MALİYETİ , Ha.ALANIN KORUMA AMAÇLI İMAR PLANI ,00 7 ALANIN YÖNETİM PLANIN HAZIRLANMASI PROGRAM 8 80 Ha.ALANIN KADASTRO PAFTALARININ SAYISALLAŞTIRMA MALİYETİ ,00 9 TEPEBAĞDA YER ALAN 2 DÖNÜM BOŞ ALANIN KAMULAŞTIRMA MALİYETİ , TEPEBAĞ,BEBEKLİ KİLİSE VE ÇEVRESİ,2.-3. SOKAKLAR, 17.SOKAK,YENİHAN, BÜYÜKSAAT VE ÇARŞI HAMAMI, KAPALI ÇARŞI ÇEVRE DÜZENLEME PROJE YALİYET ,38 24 AYLIK KURTARMA KAZISI AŞAMASINDA ÇALIŞTIRILACAK PERSONELLER VE KULLANILACAK MALZEME BEDELİ , ENVANTER KAYITLI TESCLLİ KÜLTÜR VARLIĞI YAPISINA AİT RÖLÖVE,REST.RESTORASYON,ELEKRİK,MAK. VE STATİK PROJE UYGULAMA MALİYETİ ,00 KAYALIBAĞ MAHALLESİNDE SOKAK SAĞLIKLAŞTIRMASI VE MEYDAN DÜZENLEMESİ PROJE MALİYETİ ,00 187

202 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Tevfik YILDIRIM 14 KAYALIBAĞ MEYDAN DÜZENLEMESİ KAPSAMINDA KAMULAŞTIRMA MALİYETİ ,50 GENEL TOPLAM , Adana Kent Merkezi Tarihsel Dokusu ve Tepebağ Höyük İçin Arkeopark Projesinin Uygulanabilirliği Tepebağ Höyüğü nün arkeolojik karakterinin ortaya konması, bölge için taşıdığı önem ortaya çıkarılmak isteniyorsa, seçeneklerden biri olan katılımlı kazıların Adana Arkeoloji Müzesi ile birlikte Çukurova Üniversitesi Arkeoloji Bölümü tarafından yapılabilmesi sağlanmalıdır. Tepebağ da düşünülen Arkeopark Projesi nin taslak çiziminde; turist otobüsleri için park yeri, bilgilendirme ve çok amaçlı salonlar, Tepebağ Okulunun Butik Otele dönmesi, Gazi Okulunun ise kültür merkezi olması planlanmıştır. Kentsel arkeolojik miras veritabanı, envanter ve potansiyeli ile karakter çalışması yapılmalıdır. Londra ve Bath kentlerinde olduğu gibi yatırımcı, şehir plancısı, arkeolog ve mimar birlikte çalışmalı ve bu bölgeler yatırım yapmak isteyenlere envanterin finansmanını sağlaması teşvik edilmelidir. Arkeopark olarak düşünülen çalışma alanımıza baktığımızda, öncelikle şehir merkezindeki konumu açısından gelen geçenin dikkatini çekecek olması ve her an ulaşımı kolaylıkla sağlanabilmesi önemli bir avantajdır. İnsanların dikkatini çekmek, orta ve uzun vadede sahiplenmelerini sağlamak anlamına gelecektir. Çalışma alanının etrafında arkeopark çalışmalarını renklendiren bir çok yapı kalıntısının olması ve bunların kent hayatına kazandırılabilme olasılıklarının yüksek olması projenin uygulanabilirliği arttıran önemli bir faktördür. Arkeopark için en üst düzeyde bir iradenin oluşmuş olması, sivil toplum kuruluşları ile yapılan ortak çalışmaların artması projenin aynı şekilde uygulanabilirliği arttıran diğer bir faktördür. 188

203 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Tevfik YILDIRIM Şekil 5.4. Arkeopark Projesinin 3 Boyutlu Taslak Çizimi Tepebağ Höyüğü nde bugüne kadar kapsamlı bilimsel bir kazı yapılmadığı için çok önemli kalıntıların bulanabilme olasılığının yüksekliği arkeopark projesinin diğer bir uygulanabilirlik faktörüdür. Kalıntıların sergi veya satış amaçlı birkaç küçük pavyonla desteklenmesi, Adana ya özgü simgelerin benzetmelerinin heykel, seramik veya diğer malzemelerle yapılıp satılması, turistik eşya özelliğine büründürülmesi de gerekmektedir. Kamu mülkiyetlerinin fazla olduğu tespiti işin finansman yönünden daha uygulanabilir olduğunun göstergesidir. Öte yandan sürekli güncellenen mevzuat çok önemli bir uygulanabilirlik faktörü olarak önümüzdedir. İnsanlardaki eskiye özlem, tarih bilinci ve merak duygusu da projenin uygulanacağı konusunda daha fazla umutlu olmamıza olanak sağlamaktadır. Projenin pazarlama stratejisi oluşturulmalıdır. Temalı parklar tüm dünyada etkili olabilmektedir. Örneğin Jurrassic Park, Disneyland ve ülkemizde Gaziantep teki hayvanat bahçesi ciddi bir pazarlama stratejisi haline getirilmiş çalışmalardır. Adana nın da Arkeopark ı bu aşamalara getirilebilir durumdadır ve çok zengin içerikler sunmaktadır. 189

204 5. SONUÇLAR ve ÖNERİLER Tevfik YILDIRIM Şekil 5.5. Arkeopark Projesi nin merkez alanı ( Alanda ve yakın çevresinde yaşayan yerel unsurların desteğini alabilmek, oradaki günlük yaşantıyı, ulaşım imkanlarını ve ticareti de zedelemeden bu işi başarabilmek gerekmektedir. Seyhan Nehri gravürlerde görülen haline yakın basit ve kısa mesafede turistik deniz ulaşımına açılmalı, ilgili kurumlarla görüşmeler yapılmalıdır. Web sayfası ile tanıtım düzeyi arttırılmalı ve son teknolojilere dayanılarak GPS ve diğer uydu takip sistemleriyle cep telefonlarına dahi alan işlenmeli ziyaretçilerin tüm sit alanı e yakındaki diğer ören yerlerinde yollarda kaybolması önlenmelidir. Son iş olarak çalışma alanının çok ciddi nirengi noktalarıyla tanımlı altlık haritasında aşağıdaki verilerin gösterilmesi sağlanmalı bir nevi alanın röntgeni çekilmelidir; ağır tahripli yapılar, yok olan yapılar, Sur kalıntıları, tescilli yapılar, Çevresel Değerli Yapılar, Çevreye Uyumlu Yapılar, önemli ağaçlar-bitki örtüsü, bugüne kadar sondaj kazılarından bulunan önemli eserler vs. Böylece kentselarkeolojik potansiyel çıkarılmış olacaktır. 190

205 KAYNAKLAR AA., 2004, Anadolu Ajansı, İkitelli de Kentsel Dönüşüm Haberi. ABULAFIA D., 2005 Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları, Oğlak Yayıncılık, İstanbul, ADANA Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü Arşivi. ADANA Müze Müdürlüğü Arşivi. AKKAR, Z.M., 2006, Kentsel Dönüşüm Üzerine Batı daki Kavramlar, Tanımlar, Süreçler ve Türkiye, TMMOB Şehir Plancıları Odası, Planlama Dergisi 2006/2, AKSU, A.E.-ULUĞ, A.,1992: Quaternary Sedimentary History of Adana, Cilicia and İskenderun Basins: Northeast Mediterranean Sea, Marine Geology 104, ALISHAN, L.M., 1899: Sissouan ou l'arméno - Cilicie. Description Géographique et Historique, Venise-S.Lazare. ALKIM, U.B., 1959: Ein altes Wegenetz im südwestlichen Antitaurus-Gebiet, An.Ar.I,2, ,1964: Archäologische Untersuchungen im Amanusgebiet ( ), RAI 11, ,1965: The Road from Sam al to Asitawandawa: Contributions to the Historical Geography, RAI 1, ALTAY M. H., 1965, Adım Adım Çukurova, Adana. ALTINOLUK, Ü., 2006, Ödemiş te Kentsel Rehabilitasyon, Ege Mimarlık Dergisi nin, 2006/1, 56. ARIK R. O., 1944, "1942'de Türk Tarih Kurumu Adına Yapılan Bitik Kazısı ve Hatay Tetkikleri Hakkında Kısa Rapor", Belleten VIII/ 30, ARSLAN 0. - Bediz A., 1999, Adana İli Sınırları içerisinde Yeralan Tesbiti ve Tescili Yapılmış Olan Höyük ve Kaleler, Çukurova Üniversitesi, Fen- Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü'nde Sunulmuş, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Semineri, Adana. ASLAN, İ., 1988: Silifke Tarihi,Adana. 191

206 BAL, H. Y., 1999, Türkiye nin Kıyı Çizgisi Değişimleri ile Bunların Çevre ve Mühendislikteki Etkileri, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalı, Adana. Başbakanlık Osmanlı Arşivi. BEAUFORT F., F.R.S., 1818, Karamanya (Küçük Asya nın Güney Kıyıları ve Antik Kalıntıların Kısa Bir Tanıtımı), (Çeviren:Ali Neyzi-Doğan Türker), Londra. BELGE B., 2004, Çok Katmanlı Tarihi Kent Merkezlerinin Yönetimi: Kentsel Arkeoloji ve Planlama, TMMOB Şehir Plancıları Odası, Planlama Dergisi, 30, 2004/4, Ankara, BELLİ O., 2004, Anadolu da Kalay ve Bronzun Tarihçesi, İstanbul, BENER, M., 1967: Göksu Deltası, İÜ Coğrafya Enstitüsü Dergisi 16, BİNG, J.D., 1969: A History of Cilicia During the Assyrian Period, (Ph.D.Indiana University), Indiana. BİRGÜN, 2008, Tarihli Gazete, 3. BİTTEL, K., 1977: Das Ende des Hethiterreiches aufgrund archaologischer Zeugnisse, Jahresbericht d. Inst. fur Vorgeschichte d. Univ. Frankfurt 1976, (Ed:H. Müller-Karpe), Frankfurt, BOARDMAN, J., 1965: Tarsus, al Mina and Greek Chronology, JHS 85, CANEVA, I., 2000: Early Metal Production in Cilicia: A View from Mersin- Yumuktepe, Anatolian Metal I, Der Anschnitt. Die Zeitschrift für Kunst und Kultur im Bergbau, Beiheft 13, (Ed: Ü. Yalçın), Bochum, CANBY, J.V., 1965: Early Bronze Trinket Moulds, Iraq 27, CASABONNE, O., 1996: Notes Ciliciennes I-II, ANAN IV, , 1999: Notes Ciliciennes 5-6, ANAN VII, CUMHURİYET, 2007, Tarihli Gazete, 4. ÇAKILCIOĞLU, M., CEBECİ Ö.F., 2003, Kentsel Çöküntü Alanlarında Uygulamada Yetersiz Kalan İmar Planlarının Yerine Alternatif Planlama Süreçleri, Kentsel Dönüşüm Sempozyumu, İstanbul, ÇOPUROĞLU, M.A. 2006, Kentsel Dönüşüm Projeleri: Adana daki Uygulamalar, TMMOB Şehir Plancıları Odası, Planlama Dergisi 2006/2,

207 DELİKTAŞ, G., 2008, T. C. Başbakanlık, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, Kentsel Dönüşüm Projeleri, DEMİRKAYA, M., 2008, Haydarpaşa Manhattan İçin İlk Adım, 18 Temmuz 2008, Milliyet Gazetesi, 3. DEMİRTAŞ, A., 1999, Konya Çevresindeki Höyükler ve Yerleşmeler, Selçuk Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Ana Bilimdalı, Yüksek Lisans Tezi, Konya. DEMİRTAŞ, Y., ESGİN İ., 2006, Bir Kentsel Yenileme Deneyimi: Barselona, TMMOB Şehir Plancıları Odası Yayını Planlama Dergisi, 2006/2, DEWDNEY, J.C., 1971: Turkey. An Introductory Geography, London. DONNISON, D., 1993, Agenda for the future. Campell McConnell (der.) Trickle Down on Bubble Up London: Community Development Foundation. DÜŞMEZ, S., 1943,"Çukurova Coğrafyasına Toplu Bir Bakış", Görüşler (Adana Halkevi Kültür Dergisi) 52, 4. ERGÜL, B., 2002, Fener Balat a Nur yağıyor, Tempo Dergisi, EROL, O., 1983: Historical Changes on the Coastline of Turkey, Coastal Problems in the Mediterranean Sea, Proceedings of a Symposium Held in Venice 1982, Bologna, FRENCH, D.H., 1988: Küçük Asya daki Roma Yolları ve Miltaşları, London. GARMY, P., Urban Archaeology in France, Committee on Cultural Heritage, European Plan for Archaeology, Group of Specialist on Urban Archaeology, CE, Strasbourg, GATES, M.H., 1999: Kinet Höyük in Eastern Cilicia: A Case Study for Acculturation in Ancient Harbours, OLBA II/II, I.Uluslararası Kilikia Arkeolojisi Sempozyumu Bildirileri, GİRGİNER, K. S., 1999, "ÇÜ. Arkeoloji Bölümü'nün Tepebağ Kazısı Projesi'ne Büyük Destek: Tepebağ Arkeolojik Kazısı Projesi Paneli Sonuç Bildirgesi ve Öneriler", 18 Aralık 1999 Tarihli Basın Bildirisi, Adana., 2000a, "Adana-Tepebağ Höyük'teki Mısırlı; Adana, Amerika'ya Kaçırılan Mısır Heykelini istiyor", 18 Haziran 2000 tarihli Basın Bildirisi, Adana. 193

208 , 2000b, Tepebağ Höyük ( URU Adaniia) Kizzuwatna Ülkesinin Başkenti miydi?, Efsaneden Tarihe, Tarihten Bugüne Adana: Köprübaşı (Editörler: E. Artun, M. Sabri Koz), İstanbul, Yapı Kredi Yayınları No: 1392, , 2004, Tepebağ Höyüğü ve Yapılması Gerekenler, Adana Valisi Cahit KIRAÇ a Zaimoğlu Oteli nde Brifing, , Saat: Adana. GÖK, T., ORAL, F. D. vd., 1996, Adana Koruma Amaçlı İmar Planı Raporu, Çukurova Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Tarafından Seyhan Belediyesi İçin Hazırlanmış, Adana. GÖNEY S., 1976, Adana Ovaları I, İstanbul. GÖRGÜLÜ, Z., 2005, Kentsel Dönüşüm Kentsel Rantın Yeni Adı Olmamalı, 21.Ekim 2005, Cumhuriyet Gazetesi, 3. GÜNEY, Z., 2008, 5366 Sayılı Yasa nın Tarlabaşı na Getirdiği Kentsel Çözüm, TMMOB Şehir Plancıları Odası Yayını Planlama Dergisi, 2008/2, GÜRLER, E., 2002, Kentsel Yeniden-Üretim Süreci Üzerine Karşılaştırmalı Çalışma: İstanbul Örneği, Kentsel Dönüşüm Sempozyumu, İstanbul, Haziran 2003; ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, HASOL, D., 1992, Ansiklopedik Mimarlık Terimleri Sözlüğü, Yem Yayınları, İstanbul. HEATHCOTE, E., 2007, Kenti Düzenleyenler, Financial Times, 2007, Çeviren, Melis GÖKER, Röpörtaj, 4. HELLENKEMPER, H., 1984, : Das wiedergefundene Issos, Aus dem Osten des Alexandereichs, (Eds: J. Ozols-V. Thewalt), Köln, HESTER, A.D., 1989, Public Archaeology Forum, Journel of Field Archaeology, 16/2, HİLD, F., 1991, : Die Route der Tabula Peutingeriana (Tab. Peut.) von Iconium über ad fines und Tetrapyrgia nach Pompeiopolis in Kilikien, ANAN I, HİLD, F., HELLENKEMPER, H., 1990, : Kilikien und Isaurien, 2 Cilt, TIB 5 = ÖAW,phil.-hist.Kl. Denkschr.215,Wien. 194

209 HÜTTEROTH, W.D., Höhfeld, V., 2002: Türkei Geographie, Geschichte, Wirtschaft, Politik, Darmstadt. HOGARTH, D.G., 1893, : Passes of the Eastern Taurus and Anti Taurus, Modern and Ancient Roads in Eastern Asia Minor, Part 1, Royal Geographical Society Supplementary Papers, Vol. III, Part 5, (Eds: D.G. Hogarth-J.A.R. Munro), London, HONIGMANN, E., 1935, : Die Ostgrenze des byzantinischen Reiches von 363 bis 1070 nach griechischen, arabischen, syrischen und armenischen Quellen, Brüksel. HOPWOOD, K.R., 1991, : The Links Between the Coastal Cities of Western Rough Cilicia and The Interior During the Roman Period, ANAN I, İZBIRAK, R., 1996, : Türkiye I, İstanbul. KARAKUŞ O., 2009, Adana da Kentsel Dönüşüm Projeleri, Kentsel Dönüşüm ve Yenileme Sempozyumu, Yayınlanmamış Bildiri, Adana. KESKİN, Z., 2004, Haliç in 1980 Sonrası Mekansal Dönüşümü: Tarihi Sanayi Yapı Dönüşüm Projelerinin Kentsel Yenileşme Açısından Bir Değerlendirmesi, MSGSU Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Lisans Bitirme Tezi, İstanbul. KOÇ, B., 2001, : Yerleşimle Kaplı Bir Höyükte Topoğrafik Harita Çıkarma Yöntemleri: Tepebağ Höyüğü (Adana), Çukurova Üniversitesi, FBE, Arkeometri Anabilim Dalı nda Hazırlanmış Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi (Dan: K.S. Girginer), Adana. KOŠAK, S.1982: Hittite Inventory Texts (CTH ), THeth 10, Heidelberg. KUM, N., 1944, "Çukurova'da Tarih, Arkeoloji ve Folklor Tetkikleri", Görüşler (Adana Halkevi Kültür Dergisi) 6/55, KURUÇAYIRLI, E., Özbal, H., 2003, : Tarsus, Gözlükule den Yeni Metal Analiz Sonuçları ve Değerlendirmeleri, 18.Arkm ST, LANGLOIS, V., 1861, Voyage dans la Cilicie et dans les Montagnes du Taurus, Exécuté pendant les années , , Paris., 1947, : Eski Kilikya, (Çev:M.R.Balaban), Mersin. 195

210 LAWRENCE, A.W., 1978, : The Castle of Baghras, The Cilician Kingdom of Armenia, (Ed. T.S.R. Boase), Edinburgh & London, LICHFIELD, D., 1992, Urban Regeneration for the 1990s. London: London Planning Advisory Committee. LIVERANI, M., 1990, The collapse of the Near Eastern regional system at the end of the Bronz Age:The case of Syria, Centre and Periphery in the Ancient World, M. Rowlands, M. Lrsen ve K. Kristiansen, der., Cambridge: Cambridge University Pres, LOUIS, H., 1985, : Landeskunde der Türkei vornehmlich aufgrund eigener Reisen, Geographische Zeitschrift Beihefte. Erdkundliches Wissen, Heft 73, Stuttgart. McEVEDY, C., 1967, The Penguin Atlas of Ancient History, Harmondsworth:Penguin Boks. MAGIE, D., 1950, : Roman Rule in Asia Minor to the End of the Third Century Christ, I-II, Princeton. MULLER, D., 1997, : Topographischer Bildkommentar zu den Historien Herodots. Kleinasien, Tübingen-Berlin. NAUMANN, R., 1985, Eski Anadolu Mimarlığı, 2. baskı, Ankara. NEUMANN, K.J., 1983, : Zur Landeskunde und Geschichte Kilikiens, Jahrbücher für classische Philologie 29, ORAL, F.D., 1996, XVI. Yüzyılda Adana Kentinin Fiziksel Yapısı, Yüksek Lisans Tezi, ÇÜ Fen Bilimleri Enstitüsü, Adana. OZANER, F. S., 1993,"İskenderun Körfezi Çevresindeki Antik Yerleşim Alanlarının Jeomorfolojik Yönden Yorumu", VIII. Arkeo S.T., Ankara, ÖKESLİ, D.S., YILDIRIM, T., KARAMAN, F., 2008, Adana Kentsel Sit Alanı İçerisinde Fiziksel Analizler Yapılarak Koruma Amaçlı İmar Planı İlkelerinin Güncellenmesi, Çukurova Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Sonuç Raporu, Proje No: MMF2006BAP8. ÖZBAYOĞLU, E., 2003, : Notes on Natural Resources of Cilicia: A Contribution to Local History, Olba VIII, ÖZDEMİR, M.Z.D., 2005, Türkiye de Kültürel Mirasın Korunmasına Kısa Bir Bakış TMMOB Şehir Plancıları Odası, Planlama Dergisi 2005/1,

211 ÖZDEN, P.P., 2001, Kentsel Yenileme Uygulamalarında Yerel Yönetimlerin Rolü Üzerine Düşünceler Ve İstanbul Örneği, İÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, İstanbul, ÖZEDİNCİK, S., 2007, Sabah Gazetesi, 22 Ekim 2007, 5. ÖZEL, S., 1998 Uluslararası Alanda Kültür Varlıklarının Korunması, İstanbul. ÖZMEN, Y., ÖZEROL, M.E., 2000, Adana nın Simgeleri, Efsaneden Tarihe, Tarihten Bugüne Adana: Köprübaşı (Editörler: Erman Artun, M. Sabri Koz), İstanbul, Yapı Kredi Yayınları No: 1392, ROBERTS, P. (2000) The evolution, definition and purpose of urban regeneration. Peter Roberts ve Hugh Sykes (der.) Urban Regeneration. London, Thousand Oaks, New Delhi: Sage Publications. ROTHER, L., 1971, : Die Städte der Çukurova: Adana-Mersin-Tarsus. Ein Beitrag zum Gestalt-, Struktur- und Funktionswandel türkischer Städte, Tübinger geographische Studien 42, Tübingen., 1972, : Gedanken zur Stadtentwicklung in der Çukurova (Türkei), von den Anfaengen bis zur Mitte des 14.Jahrhunderts, Beihefte zum TAVO Reihe B, Nr.3, Wiesbaden. SABAN, D. F., 2006 XVI. Yüzyılda Adana Kentinin Fiziksel Yapısı, Çukurova Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Arkeoloji Özel Sayısı, Editörler Girginer, S. ve Erhan, F., 15/3, SALMAN, İ., Durukan, İ., Karaman, F., Saban, D., Erman, O., Yanarateş, B., D., Ramazanoğlu, G., 2006, Adana Kentsel Kültür Envanteri, Adana Valiliği İl Özel İdaresi Yayınları, Adana. SARAÇOĞLU, H., 1990: Bitki Örtüsü, Akarsular ve Göller, İstanbul. SAYAR, M.H., 2002, : Antike Strassenverbindungen Kilikiens in der römischen Kaiserzeit, Zu Wasser und Land. Stuttgarter Kolloquium zur historischen Geographie des Altertums , (Eds: E. Olshausen-H. Sonnabend), Geographica Historica 17, Stuttgart, SCHAFFER, F.X., 1903, : Cilicia, Petermanns Mitteilungen, Ergänzungsband 30, Gotha: Justus Perthes. SETON, M. V., Williams, 1954, " Cilician Survey", AS IV,

212 STAFF, N., , : A Handbook of Asia Minor III/3: The South Coast Lands Between the Dalaman Chai and the Lamas Su: IV/2, Cilicia, Antitaurus, and North Syria, London. STEADMAN, S.R., 1994a, : Prehistoric Sites on the Cilician Coastal Plain : Chalcolithic and Early Bronze Age Pottery from the 1991 Bilkent University Survey, AS XLIV, ,1994b, : Isolation vs. Interaction: Prehistoric Cilicia and its Role in the Near Eastern World System, Ph.D.,Berkeley. STRABON, 2000, Antik Anadolu Coğrafyası (Geographika: XII-XIII-XIV, Çeviren: Prof.Dr. Adnan Pekman), 4. Baskı, İstanbul, Arkeoloji ve Sanat Yayınları Antik Kaynaklar Dizisi: 1., 197. ŞAHİN, S.Z., 2006, Kentsel Dönüşümün Kentsel Planlamadan Bağımsızlaştırılması /Ayrılması Sürecinde Ankara, TMMOB Şehir Plancıları Odası yayını Planlama Dergisi, 2006/2, 114. TAFFET, A., 2001, : The Likely Locations of Middle and Late Bronz Age Harbours in Cilicia, An Assessment Based on Levantine Models, Kilikia: Mekanlar ve Yerel Güçler (M.Ö.2.Binyıl-M.S.4.y.y.), Uluslararası Yuvarlak Masa Toplantısı Bildirileri, Varia Anatolica XIII, (Eds: E. Jean-A.M. Dinçol et.al.), Paris, TAESCHNER, F., , : Das anatolische Wegenetz nach osmanischen Quellen, I-II, Leipzig. TANYILDIZ, S., 2005, 1950 Yılında Adana ya Liman Yapılacaktı, Hürriyet Çukurova, 8 Nisan 2005, 2. THOMA, H., 1991, : Turkei. Treking unterm Halbmond, München. TOKİ, 2008 T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, Faaliyet Özeti , 25 Nisan TUNA, N., 2003, İstanbul Suriçi nde Kentsel Arkeolojik Kültür Mirası, İstanbul Dergisi, 46, ,2000, Kentsel Arkeoloji Üzerine, İdol Arkeoloji ve Arkeologlar Derneği Dergisi, 7, Ankara,

213 ,1999, Turkey, Report on the Situation of Urban Archaeology in Europe Concil of Europe Publishing, ,1996, Safeguarding of Urban Archeological Heritage: The example of Phocaes, Modern Foça in Turkey, Proceedings of the Internatinal Archaeological Conference, Szazhalombatta, TURSAB Arşivi. UZUN C.N., 2006, Yeni Yasal Düzenlemeler ve Kentsel Dönüşüme Etkileri TMMOB Şehir Plancıları Odası, Planlama Dergisi, 2006/2, ÜNAL, A., 2000a, : Adana'da Kizzuwatna Krallığı Taş Devrinden Hitit Devleti'nin Yıkılışına Kadar Adana ve Çukurova Tarihi, Efsaneden Tarihe, Tarihten Bugüne Adana: Köprü Başı, (Eds: S. Koz-E. Artun), İstanbul, ,2000b, : Çukurova'nın Antik Devirlerde Taşıdığı İsimler ile Fiziki ve Tarihi Coğrafyası, Efsaneden Tarihe, Tarihten Bugüne Adana: Köprü Başı, (Eds: S. Koz-E. Artun), İstanbul, ÜNAL, A., GİRGİNER, K., S., 2007, Çukurova-Kilikya Taş Devrinden Osmanlılar Dönemine Kadar Kilikya da Tarihi Coğrafya, Tarih ve Arkeoloji, Homer Kitabevi ve Yayıncılık, İstanbul. VAAN, R.L., 1993, : A Survey of Ancient Harbours in Rough Cilicia: The 1991 Preliminary Survey, X.AST, ,1997, : A Survey of Ancient Harbors in Rough Cilicia: 1995 Season at Korykos, XIV.AST I,

214 Türkiye de Koruma Yasalarının Tarihsel Gelişimi Üzerine Bir İnceleme, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, ISSN: Kıs C.6 S.19 ( ) (Bir Envanter Çalışmasından Koruma Politikalarına Göndermeler) ERSUNGUR A.,12 Nisan 2007; College Saint-Paul, paroisse latine, ecole des Soeurs de Saint-Joseph). CPA, coll. M. Paboudjian. WAGNER, G.A, ÖZTUNALI, Ö., 2000, : Prehistoric Copper Sources in Turkey, Anatolian Metal I. Der Anschnitt. Die Zeitschrift für Kunst und Kultur im Bergbau, Beiheft 13, (Ed: Ü. Yalçın), Bochum, WOOLLEY, C.L., 1938, : The Excavations at Al Mina, Sueidia, JHS 58, ,1953, : A Forgotten Kingdom, London.,1955, : Alalakh. An Account of the Excavations at Tell Atchana in the Hatay, , London. 200

215 YAKAR, J., 2001, : The Socio-Economic Organization of the Rural Sector in Kizzuwatna. An Archaeological Assessment, Kilikia: Mekanlar ve Yerel Güçler (M.Ö.2.Binyıl-M.S.4.y.y.), Uluslararası Yuvarlak Masa Toplantısı Bildirileri, Varia Anatolica XIII, (Eds: E. Jean-A.M. Dinçol et.al.), Paris, YAVUZ, M.C., GİRGİNER, K.S., 2005, : History and Sustainable Development Of Coastal & Marine Tourism in The City Of Adana, International Congress On Coastal & Marine Tourism Developments, Impacts and Management, November 15-18, 2005, Çeşme, YAVUZ, S., ÖZMEN, Ö., 2000, : Gezginlerin Yüzyılların Gerisinden Gelen Sesi, Efsaneden Tarihe, Tarihten Bugüne Adana: Köprü Başı, (Eds: S. Koz-E. Artun), İstanbul, YILDIRIM, T., 2002, Adana nın İmar Tarihi Planlama, Adana Müteahhitler Birliği Dergisi, Eylül-Ekim 2002, Adana, 5-7.,2003, Uru Adania (Adana) Koruma Amaçlı İmar Planı Gerçekleşme Süreci ve Uygulamadaki Sorunlar, T.M.M.O.B. Şehir Plancıları Odası Yayını, Ankara, 26/4, ,2005, Planlama Hiyerarşisi Adana Kent Konseyi Yayın Organı, Adana, Sayı:2, ZAİMOĞLU, T., UYGUR, H., 2003, Parfüm ve Tarih Kokan Şehirler: Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay, Adana, ÇUKTOB Yayınları. 201

216 ÖZGEÇMİŞ 1969 yılında Adana da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Adana da tamamladı yılında Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimarlık Mühendislik Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü nde lisans eğitimine başlayarak 1994 yılında tamamladı. Aynı yıl Seyhan İlçe Belediyesinde Şehir ve Bölge Plancısı olarak göreve başladı yılında Çukurova Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Arkeometri Anabilim Dalında yüksek lisans programı giriş sınavını kazandı yılında Adana İli 1/ ölçekli Çevre Düzeni Planında çalışmak üzere Adana Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü ne geçici görevle Şehir ve Bölge Plancısı olarak atandı, planın Kontrol Amiri oldu yılında Adana İl Özel İdaresi nde kurulan KUDEB biriminde Koruma Kurulundaki 3 aylık stajını bitirerek uzman oldu. Evli ve iki çocuk babasıdır. 202

Atoller (mercan adaları) ve Resifler

Atoller (mercan adaları) ve Resifler Atoller (mercan adaları) ve Resifler Atol, hayatlarını sıcak denizlerde devam ettiren ve mercan ismi verilen deniz hayvanları iskeletlerinin artıklarının yığılması sonucu meydana gelen birikim şekilleridir.

Detaylı

MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI

MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI TÜRKİYE DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI ENVANTERİ ENV. NO. 58.01.0.02 ÇİMENYENİCE KÖYÜ, KÖROĞLU TEPELERİ, I39-a4 MAĞARALARI VE YERLEŞİM ALANI İL SİVAS İLÇE HAFİK MAH.-KÖY VE MEVKİİ Çimenyenice Köyü GENEL

Detaylı

ŞANLIURFA YI GEZELİM

ŞANLIURFA YI GEZELİM ŞANLIURFA YI GEZELİM 3. Gün: URFA NIN KALBİNDEN GÜNEŞİN BATIŞINA GEZİ TÜRKİYE NİN GURURU ATATÜRK BARAJI Türkiye de ki elektrik üretimini artırmak ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ndeki 9 ili kapsayan tarım

Detaylı

Konya İli Beyşehir İlçesi Fasıllar Anıtı ve Çevresi Yüzey Araştırması 2013 Yılı Çalışmaları

Konya İli Beyşehir İlçesi Fasıllar Anıtı ve Çevresi Yüzey Araştırması 2013 Yılı Çalışmaları Konya İli Beyşehir İlçesi Fasıllar Anıtı ve Çevresi Yüzey Araştırması 2013 Yılı Çalışmaları Yrd. Doç. Dr. Yiğit H. Erbil, Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Konya İli Beyşehir İlçesi Fasıllar Anıtı

Detaylı

COĞRAFYA ARAZİ KULLANIMI VE ETKİLERİ ASLIHAN TORUK 11/F-1701

COĞRAFYA ARAZİ KULLANIMI VE ETKİLERİ ASLIHAN TORUK 11/F-1701 COĞRAFYA ARAZİ KULLANIMI VE ETKİLERİ ASLIHAN TORUK 11/F-1701 Türkiye de Arazi Kullanımı Türkiye yüzey şekilleri bakımından çok farklı özelliklere sahiptir. Ülkemizde oluşum özellikleri birbirinden farklı

Detaylı

Beşparmak, Karakümes ve Marçal Dağları'ndan oluşan dağlara "Batı Menteşe Dağları" denir.

Beşparmak, Karakümes ve Marçal Dağları'ndan oluşan dağlara Batı Menteşe Dağları denir. Beşparmak, Karakümes ve Marçal Dağları'ndan oluşan dağlara "Batı Menteşe Dağları" denir. yukarıda adı geçen dağlardan oluşan "Doğu Menteşe Dağları" arasında arasında Çine Çayı Vadisi uzanır. Aydın iline

Detaylı

BÖLÜMLERİ: - 1. Adana Bölümü - 2. Antalya Bölümü YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ: AKDENİZ BÖLGESİ KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI: Akdeniz Bölgesi

BÖLÜMLERİ: - 1. Adana Bölümü - 2. Antalya Bölümü YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ: AKDENİZ BÖLGESİ KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI: Akdeniz Bölgesi AKDENİZ BÖLGESİ KONUMU, SINIRLARI VE KOMŞULARI: Bölge yurdumuzun güneyinde, Akdeniz boyunca bir şerit halinde uzanır. Komşuları Ege, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri, Suriye, Kıbrıs

Detaylı

AR&GE BÜLTEN. Kültür Turizmi ve İzmir

AR&GE BÜLTEN. Kültür Turizmi ve İzmir Kültür Turizmi ve İzmir Ümit ÇİÇEK Ege Bölgesi, Anadolu nun batısında, tarihin akışı içerisinde birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış, suyun hayat verdiği nehirleri ile bereketli ovalara sahip bir

Detaylı

Fiziki Özellikleri. Coğrafi Konumu Yer Şekilleri İklimi

Fiziki Özellikleri. Coğrafi Konumu Yer Şekilleri İklimi KİMLİK KARTI Başkent: Roma Yüz Ölçümü: 301.225 km 2 Nüfusu: 60.300.000 (2010) Resmi Dili: İtalyanca Dini: Hristiyanlık Kişi Başına Düşen Milli Gelir: 29.500 $ Şehir Nüfus Oranı: %79 Ekonomik Faal Nüfus

Detaylı

BİRECİK REHBER KİTAP. Birecik Turizm Envanteri Projesi T.C. BİRECİK KAYMAKAMLIĞI 2011

BİRECİK REHBER KİTAP. Birecik Turizm Envanteri Projesi T.C. BİRECİK KAYMAKAMLIĞI 2011 Birecik Turizm Envanteri Projesi Bu kitabın içeriğinden sadece Birecik İlçesi ve Köylerine Hizmet Götürme Birliği sorumludur ve bu içeriğin herhangi bir şekilde DPT'nin veya Karacadağ kalkınma Ajansı'nın

Detaylı

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır.

5. SINIF SOSYAL BİLGİLER BÖLGEMİZİ TANIYALIM TESTİ. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır. 1- VADİ: Akarsuların yataklarını derinleştirerek oluşturdukları uzun yarıklardır. PLATO: Çevresine göre yüksekte kalmış, akarsular tarafından derince yarılmış geniş düzlüklerdir. ADA: Dört tarafı karayla

Detaylı

Turizmde Arz (Tarihsel Çekicilikler)

Turizmde Arz (Tarihsel Çekicilikler) Turizmde Arz (Tarihsel Çekicilikler) TARİH Miras ilişkileri T O P L U M MİRAS K Ü L T Ü R DOĞA ÇEVRE MİRASIN KAPSAMI MİRAS ÇEKİCİLİKLERİ ÇEVRE MEKAN YER İNSAN PEYZAJLAR YAPISAL UNSURLAR ÇALIŞMA ALANLARI

Detaylı

ANTİK ÇAĞDA ANADOLU ANATOLIA AT ANTIQUITY KONU 3 FRİGLER 1

ANTİK ÇAĞDA ANADOLU ANATOLIA AT ANTIQUITY KONU 3 FRİGLER 1 ANTİK ÇAĞDA ANADOLU ANATOLIA AT ANTIQUITY KONU 3 FRİGLER 1 Frigler Frigler Troya VII-a nın tahribinden (M.Ö. 1190) hemen sonra Anadolu ya Balkanlar üzerinden gelen Hint Avupa kökenli kavimlerden biridir.

Detaylı

B A S I N Ç ve RÜZGARLAR

B A S I N Ç ve RÜZGARLAR B A S I N Ç ve RÜZGARLAR B A S I N Ç ve RÜZGARLAR Havadaki su buharı ve gazların, cisimler üzerine uyguladığı ağırlığa basınç denir. Basıncı ölçen alet barometredir. Normal hava basıncı 1013 milibardır.

Detaylı

Urla / Klazomenai Kazıları

Urla / Klazomenai Kazıları Urla / Klazomenai Kazıları Oniki İon kenti arasında anılan Klazomenai, Urla-Çeşme yarımadasının kuzey kıyısında, İzmir Körfezi'nin ortalarında yer almaktadır. Klazomenai arazisinin (khora) doğuda Smyrna

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : [email protected]

Detaylı

1- Çevresine göre alçakta kalmış ve vadilerle derin yarılmamış düzlüklere ne denir?

1- Çevresine göre alçakta kalmış ve vadilerle derin yarılmamış düzlüklere ne denir? 1- Çevresine göre alçakta kalmış ve vadilerle derin yarılmamış düzlüklere ne denir? a. Ova b. Vadi c. Plato d. Delta 2- Coğrafi bölgelerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? a. Coğrafi özellikleri

Detaylı

EDİRNE UZUNKÖPRÜ DOĞAL ORTAMI TEMİZ HAVASI İLE SÜPER BİR YAŞAM BURADA UZUNKÖPRÜ DE. MÜSTAKİL TAPULU İMARLI ARSA SATIŞI İSTER YATIRIM YAPIN KAZANIN

EDİRNE UZUNKÖPRÜ DOĞAL ORTAMI TEMİZ HAVASI İLE SÜPER BİR YAŞAM BURADA UZUNKÖPRÜ DE. MÜSTAKİL TAPULU İMARLI ARSA SATIŞI İSTER YATIRIM YAPIN KAZANIN EDİRNE UZUNKÖPRÜ MÜSTAKİL TAPULU İMARLI ARSA SATIŞI Yunanistan sınırına 6 kilometre uzaklıkta yer alan Edirne nin Uzunköprü ilçesi, Osmanlı İmparatorluğu nun Trakya daki ilk yerleşimlerinden biri. Ergene

Detaylı

SANAT TARİHİ SANAT TARİHİ NEDİR? Sanat Tarihi, geçmişte varlık göstermiş uygarlıkların ortaya koyduğu her tür taşınır ve taşınmaz maddi kültür varlıklarını inceleyen bir bilim dalıdır. Güzel Sanatlar ve

Detaylı

COĞRAFİ YAPISI VE İKLİMİ:

COĞRAFİ YAPISI VE İKLİMİ: TARİHİ : Batı Toroslar ın zirvesinde 1288 yılında kurulan Akseki İlçesi nin tarihi, Roma İmparatorluğu dönemlerine kadar uzanmaktadır. O devirlerde Marla ( Marulya) gibi isimlerle adlandırılan İlçe, 1872

Detaylı

2011 YILINDA DOĞU ANADOLU BÖLGESİN DE URARTU BARAJ, GÖLET ve SULAMA KANALLARININ ARAŞTIRILMASI ALİKÖSE KANALI

2011 YILINDA DOĞU ANADOLU BÖLGESİN DE URARTU BARAJ, GÖLET ve SULAMA KANALLARININ ARAŞTIRILMASI ALİKÖSE KANALI 2011 YILINDA DOĞU ANADOLU BÖLGESİN DE URARTU BARAJ, GÖLET ve SULAMA KANALLARININ ARAŞTIRILMASI Oktay BELLİ ALİKÖSE KANALI Aliköse Kanalı, Tuzluca İlçesi nin yaklaşık olarak 36 37 km. güneybatısında bulunmaktadır.

Detaylı

Ulaşım Coğrafyası. Konu 10 Ulaşım biçimleri (Deniz ulaşımı)

Ulaşım Coğrafyası. Konu 10 Ulaşım biçimleri (Deniz ulaşımı) Ulaşım Coğrafyası Ulaşım Coğrafyası Konu 10 Ulaşım biçimleri (Deniz ulaşımı) DENĐZ ULAŞIMI Deniz Ulaşımı Deniz ulaşımının kökeni M.Ö. 3200 yıllarına kadar uzanmakta olup Mısır kıyı denizciliği ile başlamıştır

Detaylı

HALFETİ İLÇEMİZ. Halfeti

HALFETİ İLÇEMİZ. Halfeti HALFETİ İLÇEMİZ Halfeti Şanlıurfa merkez ilçesine 112 km mesafede olan ilçenin yüzölçümü 646 km² dir. İlçe; 3 belediye, 1 bucak, 36 köy ve 23 mezradan oluşmaktadır. Batısında Gaziantep iline bağlı Araban,

Detaylı

COĞRAFYA BÖLÜMÜ NDEN EDREMİT KÖRFEZİ KUZEY KIYILARINA ARAZİ ÇALIŞMASI

COĞRAFYA BÖLÜMÜ NDEN EDREMİT KÖRFEZİ KUZEY KIYILARINA ARAZİ ÇALIŞMASI COĞRAFYA BÖLÜMÜ NDEN EDREMİT KÖRFEZİ KUZEY KIYILARINA ARAZİ ÇALIŞMASI Fen Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü 4. Sınıf öğrencilerine yönelik olarak Arazi Uygulamaları VII dersi kapsamında Yrd. Doç. Dr.

Detaylı

COĞRAFYANIN PUSULASI HARİTALARLA COĞRAFYA 2018 KPSS BAYRAM MERAL

COĞRAFYANIN PUSULASI HARİTALARLA COĞRAFYA 2018 KPSS BAYRAM MERAL COĞRAFYANIN PUSULASI HARİTALARLA COĞRAFYA 2018 BAYRAM MERAL 1 Genel Yetenek - Cihan URAL Yazar Bayram MERAL ISBN 978-605-9459-31-0 Yayın ve Dağıtım Dizgi Tasarım Kapak Tasarımı Yayın Sertifika No. Baskı

Detaylı

III.BÖLÜM A - KARADENİZ BÖLGESİ HAKKINDA

III.BÖLÜM A - KARADENİZ BÖLGESİ HAKKINDA III.BÖLÜM Bu bölümde ağırlıklı olarak Kızılırmak deltasının batı kenarından başlayıp Adapazarı ve Bilecik'in doğusuna kadar uzanan ve Kastamonu yu içine alan Batı Karadeniz Bölümü, Kastamonu ili, Araç

Detaylı

BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı

BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı BİRECİK İLÇEMİZ Fırat ta Gün Batımı Birecik ilçesi Şanlıurfa Merkez ilçesine 80 km uzaklıkta olup, yüzölçümü 852 km2 dir. İlçe merkez belediye ile birlikte 3 belediye ve bunlara bağlı 70 köy ve 75 mezradan

Detaylı

ÖSYM. Diğer sayfaya geçiniz KPSS / GYGK-CS

ÖSYM. Diğer sayfaya geçiniz KPSS / GYGK-CS 31. 32. Televizyonda hava durumunu aktaran sunucu, Türkiye kıyılarında rüzgârın karayel ve poyrazdan saatte 50-60 kilometre hızla estiğini söylemiştir. Buna göre, haritada numaralanmış rüzgârlardan hangisinin

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİ. Prof.Dr. İlkay Dellal Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü. Ankara

TÜRKİYE EKONOMİSİ. Prof.Dr. İlkay Dellal Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü. Ankara TÜRKİYE EKONOMİSİ Prof.Dr. İlkay Dellal Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü 1 Ankara Ülke Ekonomisinde Etkili Olan Faktörler Tarih Doğal Kaynaklar Coğrafi yer Büyüklük Arazi şekilleri

Detaylı

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir.

Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Makedonya Cumhuriyeti ; 1991 yılında Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti nin iç savaşlara girdiği dönemde bağımsızlığını ilan etmiştir. Kuzeyde Sırbistan ve Kosova batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan,

Detaylı

Adıyaman'ın İsmi Nereden Geliyor?

Adıyaman'ın İsmi Nereden Geliyor? ADIYAMAN Adıyaman'ın İsmi Nereden Geliyor? Rivayete göre; Adıyaman şehrini doğu, batı ve güney yönlerinde derin vadiler çevirmiştir. Bu vadilerin yamaçları zengin meyve ağaçları ile kaplı olduğu gibi,

Detaylı

Arap Yarımadasından Mezopotamya'ya gelen Sami kökenli bir kavimdir.

Arap Yarımadasından Mezopotamya'ya gelen Sami kökenli bir kavimdir. Akadlar,Babiller,Asurlular ve Elamlılar Video Ders Anlatımı AKADLAR M.Ö. 2350 2150 Arap Yarımadasından Mezopotamya'ya gelen Sami kökenli bir kavimdir. Samiler tarafından Orta Mezopotamya da Kral Sargon

Detaylı

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

BÖLGE KAVRAMI VE TÜRLERİ

BÖLGE KAVRAMI VE TÜRLERİ BÖLGE KAVRAMI VE TÜRLERİ Doğal, beşerî ve ekonomik özellikler bakımından çevresinden farklı; kendi içinde benzerlik gösteren alanlara bölge denir. Bölgeler, kullanım amaçlarına göre birbirine benzeyen

Detaylı

Başkale nin Tarihçesi: Başkale Coğrafyası:

Başkale nin Tarihçesi: Başkale Coğrafyası: Başkale nin Tarihçesi: Başkale Urartular zamanında Adamma olarak adlandırılan bir yerleşme yeriydi. Ermeniler buraya Adamakert ismini vermişlerdir. Sonraları Romalılar ve Partlar arasında sınır bölgesi

Detaylı

sonra Türkiye deki şehirli nüfus, toplam nüfusun yarısını geçmiştir. TÜİK in 2017 verilerine göre şehirli nüfus oranı %92,5 dir.

sonra Türkiye deki şehirli nüfus, toplam nüfusun yarısını geçmiştir. TÜİK in 2017 verilerine göre şehirli nüfus oranı %92,5 dir. Şehirlerin Gelişimi Şehirlerin ortaya çıkış biçimleri ve ekonomik etkinlikleri farklı olduğundan, şehirlerle ilgili tek bir tanım yapabilmek güçtür. Ancak şehirleri kırsal yerleşim birimlerinden ayıran

Detaylı

PLAN AÇIKLAMA RAPORU

PLAN AÇIKLAMA RAPORU BALIKESİR İLİ, KARESİ İLÇESİ, ATATÜRK MAHALLESİ, ADA 4324/PARSEL 30, ADA 4325/PARSELLER 8-9-10 VE 11 DE KAYITLI TAŞINMAZLAR İÇİN HAZIRLANAN 1/5000 ÖLÇEKLİ NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ PLAN AÇIKLAMA RAPORU

Detaylı

COĞRAFYA YEREL COĞRAFYA GENEL COĞRAFYA

COĞRAFYA YEREL COĞRAFYA GENEL COĞRAFYA COĞRAFİ KONUM COĞRAFYA YEREL COĞRAFYA GENEL COĞRAFYA Yeryüzünün belli bir bölümünü FİZİKİ coğrafya BEŞERİ ve gösterir. EKONOMİK -Doğa olaylarını -Kıtalar coğrafya konu alır. -Ülkeler -İnsanlar ve -Klimatoloji

Detaylı

Dünyanın meşhur su kanalı ve boğazları

Dünyanın meşhur su kanalı ve boğazları Dünyanın meşhur su kanalı ve boğazları Dünayadaki su yolları çağlar değişse de stratejik önemini muhafaza ediyor. 11.06.2017 / 13:10 Uluslararası ticaretin en önemli güzergahlarını barındıran dünya üzerindeki

Detaylı

Kanada Kalkanı Kanada Kalkanı. Kıyı Dağları. Kanada Kalkanı. Kıyı Ovaları. Örtülü Platform. Büyük Ovalar İç Düzlükler. Dağ ve Havzalar Kuşağı

Kanada Kalkanı Kanada Kalkanı. Kıyı Dağları. Kanada Kalkanı. Kıyı Ovaları. Örtülü Platform. Büyük Ovalar İç Düzlükler. Dağ ve Havzalar Kuşağı Örtülü Platform Örtülü Platform Kanada Kalkanı Kanada Kalkanı Kıyı Dağları Örtülü Platform Kanada Kalkanı Dağ ve Havzalar Kuşağı Büyük Ovalar İç Düzlükler QUACHITA WICHITA Kıyı Ovaları BÜYÜK OVALAR= GREAT

Detaylı

KARTEPE-MAŞUKİYE-SAPANCA GEZİMİZ

KARTEPE-MAŞUKİYE-SAPANCA GEZİMİZ KARTEPE-MAŞUKİYE-SAPANCA GEZİMİZ Okulumuz Gezi İnceleme ve Tanıtma Kulübümüz 17-18 Ocak 2015 tarihinde bir gece konaklamalı KARTEPE-MAŞUKİYE-SAPANCA gezisi gerçekleştirdi.. 17 Ocak 2015 Cumartesi sabahı

Detaylı

T.C. Doğu Marmara Kalkınma Ajansı Düzce Yatırım Destek Ofisi Yatırıma Uygun Turizm Alanları Raporu Sektörel Raporlar Serisi IX

T.C. Doğu Marmara Kalkınma Ajansı Düzce Yatırım Destek Ofisi Yatırıma Uygun Turizm Alanları Raporu Sektörel Raporlar Serisi IX T.C. Doğu Marmara Kalkınma Ajansı Düzce Yatırım Destek Ofisi Yatırıma Uygun Turizm Alanları Raporu Sektörel Raporlar Serisi IX AĞUSTOS 2014 DÜZCE TURİZM YATIRIM ALANLARI T.C. DOĞU MARMARA KALKINMA AJANSI

Detaylı

AVUSTURYA VE MACARİSTAN DA TAHIL VE UN PAZARI

AVUSTURYA VE MACARİSTAN DA TAHIL VE UN PAZARI AVUSTURYA VE MACARİSTAN DA TAHIL VE UN PAZARI Avusturya da un üretimi sağlayan 180 civarında değirmen olduğu tahmin edilmektedir. Yüzde 80 kapasiteyle çalışan bu değirmenlerin ürettiği un miktarı 500 bin

Detaylı

PLAN AÇIKLAMA RAPORU

PLAN AÇIKLAMA RAPORU BALIKESİR İLİ, KARESİ İLÇESİ, ATATÜRK MAHALLESİ, ADA 8219, PARSEL 17 DE KAYITLI TAŞINMAZ İÇİN HAZIRLANAN 1/5000 ÖLÇEKLİ NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ PLAN AÇIKLAMA RAPORU ARALIK 2017 Balıkesir İli, Karesi

Detaylı

ÜLKELER NEDEN FARKLI GELİŞMİŞLERDİR

ÜLKELER NEDEN FARKLI GELİŞMİŞLERDİR ÜLKELER NEDEN FARKLI GELİŞMİŞLERDİR Ülkelerin Gelişmişliğini Belirleyen Faktörler Coğrafya Öğretmeni Gelişmeyi tek bir ölçütle ifade etmek, ülkelerin ekonomik, sosyal ve siyasal yapılarındaki farklılık

Detaylı

Bozkır hayatının başlıca ekonomik faaliyetleri neler olabilir

Bozkır hayatının başlıca ekonomik faaliyetleri neler olabilir Kısrak sütünden üretilen kımız, darıdan yapılan begni bekni ve boza Türklerin bilinen içecekleriydi Bozkır hayatının başlıca Bu Türklerin kültürün bilinen önemli en eski gıda ekonomik faaliyetleri neler

Detaylı

PLAN AÇIKLAMA RAPORU

PLAN AÇIKLAMA RAPORU BALIKESİR İLİ, İVRİNDİ İLÇESİ, GÖKÇEYAZI MAHALLESİ, ADA 238, PARSELLER 79-80-263 VE 265 DE KAYITLI TAŞINMAZLAR İÇİN HAZIRLANAN 1/5000 ÖLÇEKLİ NAZIM İMAR PLANI PLAN AÇIKLAMA RAPORU TEMMUZ 2017 Balıkesir

Detaylı

Kuzey Marmara Otoyolu (3. Boğaz Köprüsü dâhil) Projesi için Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirmesi (ÇSED): Ekler

Kuzey Marmara Otoyolu (3. Boğaz Köprüsü dâhil) Projesi için Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirmesi (ÇSED): Ekler Teslim Edilen: Hazırlayan: IC-Astaldi JV AECOM Ankara, Türkiye Turkey AECOM-TR-R599-01-00 2 Ağustos 2013 Kuzey Marmara Otoyolu (3. Boğaz Köprüsü dâhil) Projesi için Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirmesi

Detaylı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı SURUÇ İLÇEMİZ Suruç Meydanı Şanlıurfa merkez ilçesine 43 km uzaklıkta olan ilçenin 2011 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 100.912 kişidir. İlçe batısında Birecik, doğusunda Akçakale, kuzeyinde Bozova İlçesi,

Detaylı

KOYLARIMIZ, MAVİ YOLCULUK VE DENİZ TURİZMİ NİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ

KOYLARIMIZ, MAVİ YOLCULUK VE DENİZ TURİZMİ NİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ KOYLARIMIZ, MAVİ YOLCULUK VE DENİZ TURİZMİ NİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ İMEAK DTO Yönetim Kurulu Üyesi M.Faruk OKUYUCU İMEAK DTO Deniz Turizmi & Kaynakları Birim Yetkilisi İpek BAYRAKTAR SAPMAZ 26-27 Şubat 2016

Detaylı

Test. Beşeri Yapı BÖLÜM 7

Test. Beşeri Yapı BÖLÜM 7 BÖLÜM 7 Beşeri Yapı 1. Yeryüzünde sıcaklık ve yağış gibi iklim özellikleriyle birlikte denizler, buzullar ve yüksek alanlar gibi etkenler nüfus ve yerleşmenin dağılışında önemli rol oynar. Doğal şartlar

Detaylı

PLAN AÇIKLAMA RAPORU

PLAN AÇIKLAMA RAPORU BALIKESİR İLİ, KARESİ İLÇESİ, PAŞAALANI MAHALLESİ, ADA 8970, PARSELLER 1-2-3-4 VE 5 DE KAYITLI TAŞINMAZLAR İÇİN HAZIRLANAN 1/5000 ÖLÇEKLİ NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ PLAN AÇIKLAMA RAPORU OCAK 2018 Balıkesir

Detaylı

Diğer sayfaya geçiniz YGS / SOS

Diğer sayfaya geçiniz YGS / SOS 18. Doğal ve beşerî unsurlar birbirleriyle karşılıklı etkileşim içindedir. 19. Arazide yön ve hedef bulma sporlarında pusula ve büyük ölçekli haritalar sporcuların en önemli yardımcılarıdır. Sporcular

Detaylı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Antik Yerleşimler......................... 4 0.2 Roma - Bizans Dönemi Kalıntıları...............

Detaylı

DEVLETİN ADI: Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı BAŞŞEHRİ: Londra YÜZÖLÇÜMÜ: 244.110 km2 NÜFUSU: 57.411.000 RESMİ DİLİ: İngilizce

DEVLETİN ADI: Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı BAŞŞEHRİ: Londra YÜZÖLÇÜMÜ: 244.110 km2 NÜFUSU: 57.411.000 RESMİ DİLİ: İngilizce İNGİLTERE DEVLETİN ADI: Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı BAŞŞEHRİ: Londra YÜZÖLÇÜMÜ: 244.110 km2 NÜFUSU: 57.411.000 RESMİ DİLİ: İngilizce DİNİ: Hıristiyanlık PARA BİRİMİ: Sterlin 1.

Detaylı

Yüz ölçümü: 301 225 km² Nüfusu : 61.261.254 (2012) Önemli Şehirleri: Napoli, Milano, Torino, Venedik, Cenova

Yüz ölçümü: 301 225 km² Nüfusu : 61.261.254 (2012) Önemli Şehirleri: Napoli, Milano, Torino, Venedik, Cenova Yüz ölçümü: 301 225 km² Nüfusu : 61.261.254 (2012) Önemli Şehirleri: Napoli, Milano, Torino, Venedik, Cenova Başkenti: Roma Dili: İtalyanca Dini: Hristiyanlık Kişi Başına Düşen Milli Gelir: 29.500dolar

Detaylı

ARKEOJEOFİZİKSEL ÇALIŞMA RAPORU

ARKEOJEOFİZİKSEL ÇALIŞMA RAPORU PATARA LİMANI ARKEOJEOFİZİKSEL ÇALIŞMA RAPORU DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ DENİZ BİLİMLERİ VE TEKNOLOJİSİ ENSTİTÜSÜ Bakü Bulvarı No: 100 35340 İnciraltı, İZMİR Özet Patara Kazısı nda, iç liman ve haliç çevresinde

Detaylı

Herhangi bir yerin ya da ülkenin turist çekebilme potansiyelinin bağlı olduğu unsurlar

Herhangi bir yerin ya da ülkenin turist çekebilme potansiyelinin bağlı olduğu unsurlar TURİZMDE ARZ Herhangi bir yerin ya da ülkenin turist çekebilme potansiyelinin bağlı olduğu unsurlar Bir yerin turist çekebilme potansiyelinin bağlı olduğu unsurlar Çekicilikler (Attractions) Erişim (Accessibility)

Detaylı

BATI İÇEL KIYI KESİMİ - MERSİN KARGICIK KÜLTÜR VE TURİZM KORUMA VE GELİŞİM BÖLGESİ 1/ ÖLÇEKLİ NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ PLAN AÇIKLAMA RAPORU

BATI İÇEL KIYI KESİMİ - MERSİN KARGICIK KÜLTÜR VE TURİZM KORUMA VE GELİŞİM BÖLGESİ 1/ ÖLÇEKLİ NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ PLAN AÇIKLAMA RAPORU BATI İÇEL KIYI KESİMİ - MERSİN KARGICIK KÜLTÜR VE TURİZM KORUMA VE GELİŞİM BÖLGESİ 1/25.000 ÖLÇEKLİ NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ PLAN AÇIKLAMA RAPORU Mersin ili 321 km sahil şeridi ile Türkiye'nin önemli

Detaylı

TARİHİ ESERLER. Yapılan araştırmalar, iki kırık dökük hanın bulunması nedeniyle Kırıkhan isminin verildiğini destekler mahiyettedir.

TARİHİ ESERLER. Yapılan araştırmalar, iki kırık dökük hanın bulunması nedeniyle Kırıkhan isminin verildiğini destekler mahiyettedir. TARİHİ ESERLER Kırıkhan tarihi MÖ 3000 yıl öncesine dayanmaktadır. Bağlı bulunduğu Hatay merkezi ile tarihi bir bütünlük gösterir. İlçe merkezinde Orta Paleolitik döneme ait herhangi bir buluntu olmamasına

Detaylı

ORDU SIRA NO İLÇESİ ADI SİT TÜRÜ 1 FATSA GAGA GÖLÜ 1.VE 3. DERECE DOĞAL SİT ALANI 2 MERKEZ

ORDU SIRA NO İLÇESİ ADI SİT TÜRÜ 1 FATSA GAGA GÖLÜ 1.VE 3. DERECE DOĞAL SİT ALANI 2 MERKEZ ORDU DOĞAL SİT ALANLARI SIRA NO İLÇESİ ADI SİT TÜRÜ 1 FATSA GAGA GÖLÜ 1.VE 3. DERECE DOĞAL SİT ALANI 2 MERKEZ BAYADI KÖYÜ KURUL KAYALIKLARI 1. DERECE ARKEOLOJİK VE DOĞAL SİT ALANI, 3. DERECE DOĞAL SİT

Detaylı

AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ

AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ AYA THEKLA YERALTI KİLİSESİ Thekla, genç ve güzel bir kadın... Hem de bakire... Aynı Meryem gibi.. Halk bu yüzden, Thekla nın yaşadığı yeraltı kilisesine, Meryemlik demiş. Thekla nın yaşadığı, sonunda

Detaylı

ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ ARAŞTIRMA PROJELERİ YARIŞMASI ŞENKAYA İLÇE MERKEZİNİN MEKAN OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİ PROJESİ ONUR PARLAK TUĞÇE YAĞIZ

ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ ARAŞTIRMA PROJELERİ YARIŞMASI ŞENKAYA İLÇE MERKEZİNİN MEKAN OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİ PROJESİ ONUR PARLAK TUĞÇE YAĞIZ ORTAÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ ARAŞTIRMA PROJELERİ YARIŞMASI ŞENKAYA İLÇE MERKEZİNİN MEKAN OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİ PROJESİ ONUR PARLAK TUĞÇE YAĞIZ Erzurum, 2015 Proje adı Şenkaya ilçe merkezinin mekan olarak değiştirilmesi

Detaylı

1. Ulaştırma. www.kuzka.gov.tr. TR82 Bölgesi Kastamonu Çankırı Sinop

1. Ulaştırma. www.kuzka.gov.tr. TR82 Bölgesi Kastamonu Çankırı Sinop 1. Ulaştırma Ulaştırma; sermaye, işgücü, hizmetler ve malların ülke düzeyinde ve uluslararası düzeyde en hızlı biçimde hareket etmesi için büyük önem arz etmektedir. Bu altyapının güçlü olmasının yanı

Detaylı

OSMANCIK OSB. Osmancık OSB

OSMANCIK OSB. Osmancık OSB OSMANCIK OSB 2 OSMANCIK Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerini batıya bağlayan ana yol üzerinde bulunan Osmancık, Çorum il merkezine 56 km, Samsun limanına 168 km, Ankara ya 268 km uzaklıkta olduğundan

Detaylı

2007-2010 İzmir İli Arkeolojik Yüzey Araştırmaları

2007-2010 İzmir İli Arkeolojik Yüzey Araştırmaları 2007-2010 İzmir İli Arkeolojik Yüzey Araştırmaları Menderes İlçesi: Menderes ilçesine bağlı Oğlananası Köyü ne yakın, köyün 3-4 km kuzeydoğusunda, Kısık mobilyacılar sitesinin arkasında yer alan büyük

Detaylı

ORMANCILIKTA UZAKTAN ALGILAMA. ( Bahar Yarıyılı) Prof.Dr. Mehmet MISIR. 2.Hafta ( )

ORMANCILIKTA UZAKTAN ALGILAMA. ( Bahar Yarıyılı) Prof.Dr. Mehmet MISIR. 2.Hafta ( ) 2.Hafta (16-20.02.2015) ORMANCILIKTA UZAKTAN ALGILAMA (2014-2015 Bahar Yarıyılı) Prof.Dr. Mehmet MISIR Ders İçeriği Planlama Sistemleri Envanter Uzaktan Algılama (UA) Uzaktan Algılamanın Tanımı ve Tarihsel

Detaylı

Harita Nedir? Haritaların Sınıflandırılması. Haritayı Oluşturan Unsurlar

Harita Nedir? Haritaların Sınıflandırılması. Haritayı Oluşturan Unsurlar Harita Nedir? Yeryüzünün tamamının veya bir kısmının kuşbakışı görünüşünün belli bir ölçek dahilinde düzleme aktarılmasıyla oluşan çizimlere denir. Haritacılık bilimine kartografya denir. Bir çizimin harita

Detaylı

İZMİR İLİ, ALİAĞA İLÇESİ, ÇAKMAKLI KÖYÜ, LİMAN AMAÇLI 1/5000 ÖLÇEKLİ NAZIM İMAR PLANI DİLEK ÇAKANŞİMŞEK ŞEHİR PLANCISI

İZMİR İLİ, ALİAĞA İLÇESİ, ÇAKMAKLI KÖYÜ, LİMAN AMAÇLI 1/5000 ÖLÇEKLİ NAZIM İMAR PLANI DİLEK ÇAKANŞİMŞEK ŞEHİR PLANCISI İZMİR İLİ, ALİAĞA İLÇESİ, ÇAKMAKLI KÖYÜ, LİMAN AMAÇLI 1/5000 ÖLÇEKLİ NAZIM İMAR PLANI DİLEK ÇAKANŞİMŞEK ŞEHİR PLANCISI 1- GİRİŞ : Aliağa ve Nemrut Liman bölgelerinden başlayarak Horozgediği Liman sahasına

Detaylı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı

Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı Türklerin Anayurdu ve Göçler Video Ders Anlatımı III. ÜNİTE TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI VE İLK TÜRK DEVLETLERİ ( BAŞLANGIÇTAN X. YÜZYILA KADAR ) A- TÜRKLERİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI I-Türk Adının Anlamı

Detaylı

İspanya ve Portekiz de Tahıl ve Un Pazarı

İspanya ve Portekiz de Tahıl ve Un Pazarı İspanya ve Portekiz de Tahıl ve Un Pazarı İspanya da 120 un değirmeni olduğu bilinmektedir. Bu değirmenlerin çok büyük bir çoğunluğu yılda 2000 tonun üzerinde kapasiteyle çalışmaktadır. Pazarın yüzde 75

Detaylı

Nüfus Dağılışını Etkileyen Faktörler İkiye Ayrılır: 1-Doğal Faktörler 2-Beşeri Faktörler

Nüfus Dağılışını Etkileyen Faktörler İkiye Ayrılır: 1-Doğal Faktörler 2-Beşeri Faktörler Nüfusun Dağılışında Etkili Faktörler Nüfus Dağılışını Etkileyen Faktörler İkiye Ayrılır: 1-Doğal Faktörler 2-Beşeri Faktörler 1-Doğal Faktörler: 1.İklim : Çok sıcak ve çok soğuk iklimler seyrek nüfusludur.

Detaylı

B-) Aşağıda verilen sözcüklerden uygun olanları ilgili cümlelere uygun biçimde yerleştiriniz.

B-) Aşağıda verilen sözcüklerden uygun olanları ilgili cümlelere uygun biçimde yerleştiriniz. A-) Aşağıdaki bilgilerden doğru olanın yanına (D), yanlış olanın yanına (Y) yazınız. 1-( ) Ege Bölgesi nde dağlar kıyıya paralel uzanır. 2-( ) Çarşamba ve Bafra Karadeniz kıyısındaki delta ovalarımızdır.

Detaylı

BÖLÜM 16 YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİN GELİŞMESİ

BÖLÜM 16 YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİN GELİŞMESİ BÖLÜM 16 YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİN GELİŞMESİ TOPOĞRAFYA, YÜKSELTİ VE RÖLİYEF Yeryüzünü şekillendiren değişik yüksekliklere topoğrafya denir. Topoğrafyayı oluşturan şekillerin deniz seviyesine göre yüksekliklerine

Detaylı

Çaldıran daha önceleri Muradiye İlçesinin bir kazası konumundayken 1987 yılında çıkarılan kanunla ilçe statüsüne yükselmiştir.

Çaldıran daha önceleri Muradiye İlçesinin bir kazası konumundayken 1987 yılında çıkarılan kanunla ilçe statüsüne yükselmiştir. Çaldıran Tarihçesi: İlçe birçok tarihi medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Medler, Bizanslılar, Urartular, İranlılar ve son olarak Osmanlı devleti bu ilçede hâkimiyet sürmüşlerdir. İlçenin tarih içerisindeki

Detaylı

SARAY Saray İlçesinin Tarihçesi:

SARAY Saray İlçesinin Tarihçesi: Saray İlçesinin Tarihçesi: Saray İlçesinin ne zaman ve kimler tarafından hangi tarihte kurulduğu kesin bilinmemekle beraber, bölgedeki yerleşimin Van Bölgesinde olduğu gibi tarih öncesi dönemlere uzandığı

Detaylı

içindekiler Bölüm I Planlama Sürecine İlişkin Öneriler... 15

içindekiler Bölüm I Planlama Sürecine İlişkin Öneriler... 15 içindekiler GEÇMİŞİMİZ İÇİN BİR GELECEK...VII GİRİŞ...IX Bölüm I KÜLTÜREL MİRAS KAVRAMI VE TARİHSEL ÇEVRE KORUMASININ ÖNEMİ Kültürel Miras Kavram ve Tanımları...4 Kültürel Mirasın Korunmasının Önemi...5

Detaylı

VII. KIYILAR. Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları

VII. KIYILAR. Prof.Dr.Kadir Dirik Ders Notları VII. KIYILAR 1 VII. KIYILAR KIYI KANUNU Kanun No: 3621 Kabul Tarihi: 04/04/1990 (17 Nisan 1990 tarih ve 20495 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır.) Kıyı çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda,

Detaylı

ve 20 Tekne Kapasiteli Yüzer İskele

ve 20 Tekne Kapasiteli Yüzer İskele MUĞLA İLİ, FETHİYE İLÇESİ, GÖCEK MAHALLESİ, 265 ADA 1 PARSEL, 266 ADA 1 PARSEL 433 ADA 1 PARSEL ve 20 Tekne Kapasiteli Yüzer İskele 1 İÇİNDEKiLER BÖLUM -1: TAŞINMAZLARA YÖNELiK MEVCUT DURUM ANALiZi...

Detaylı

GEÇ ANTİK ÇAĞDA SMYRNA NIN SU YOLLARINA İLİŞKİN BAZI BELGELER

GEÇ ANTİK ÇAĞDA SMYRNA NIN SU YOLLARINA İLİŞKİN BAZI BELGELER GEÇ ANTİK ÇAĞDA SMYRNA NIN SU YOLLARINA İLİŞKİN BAZI BELGELER Ergün Laflı 1 Özet Bu kısa bildiride Geç Antik Çağ Smyrnası nın elimizde kalan en önemli kalıntılarından olan Yeşildere ve Kızılçullu su yollarına

Detaylı

02 Nisan 2012. MĠMARLIK BÖLÜM BAġKANLIĞINA,

02 Nisan 2012. MĠMARLIK BÖLÜM BAġKANLIĞINA, 02 Nisan 2012 MĠMARLIK BÖLÜM BAġKANLIĞINA, Amasra Teknik Gezisi 12-13 Mart 2012 tarihleri arasında, ARCH 222 - Arhitectural Design 4 dersi için Bir Sanatçı İçin Konut, ARCH 221 - Arhitectural Design 3

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ MİMARLIK BİLGİSİ YUNAN UYGARLIĞI

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ MİMARLIK BİLGİSİ YUNAN UYGARLIĞI ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ MİMARLIK BİLGİSİ YUNAN UYGARLIĞI İÇİNDEKİLER Yunan Uygarlığı Hakkında Genel Bilgi Yunan Dönemi Kentleri Yunan Dönemi Şehir Yapısı Yunan Dönemi

Detaylı

MENTEŞE YÖRESİ Kıyı Ege Bölgesinün Büyük Menderes Oluğu güneyinde kalan kesimine "Menteşe Yöresi" denilmektedir. 13. yüzyılda Manteşe yöresi

MENTEŞE YÖRESİ Kıyı Ege Bölgesinün Büyük Menderes Oluğu güneyinde kalan kesimine Menteşe Yöresi denilmektedir. 13. yüzyılda Manteşe yöresi MENTEŞE YÖRESİ MENTEŞE YÖRESİ Kıyı Ege Bölgesinün Büyük Menderes Oluğu güneyinde kalan kesimine "Menteşe Yöresi" denilmektedir. 13. yüzyılda Manteşe yöresi Bizanslıların elinde bulunuyordu. Bizanslıların

Detaylı

Ö:1/5000 25/02/2015. Küçüksu Mah.Tekçam Cad.Söğütlü İş Mrk.No:4/7 ALTINOLUK TEL:0 533 641 14 59 MAİL:altinoluk_planlama@hotmail.

Ö:1/5000 25/02/2015. Küçüksu Mah.Tekçam Cad.Söğütlü İş Mrk.No:4/7 ALTINOLUK TEL:0 533 641 14 59 MAİL:altinoluk_planlama@hotmail. ÇANAKKALE İli, AYVACIK İLÇESİ, KÜÇÜKKUYU BELDESİ,TEPE MAHALLESİ MEVKİİ I17-D-23-A PAFTA, 210 ADA-16 PARSELE AİT REVİZYON+İLAVE NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ AÇIKLAMA RAPORU Ö:1/5000 25/02/2015 Küçüksu Mah.Tekçam

Detaylı

15. MÜZE ÇALIŞMALARI ve KURTARMA KAZILARI SEMPOZYUMU

15. MÜZE ÇALIŞMALARI ve KURTARMA KAZILARI SEMPOZYUMU T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü 15. MÜZE ÇALIŞMALARI ve KURTARMA KAZILARI SEMPOZYUMU 24-26 NİSAN 2006 ALANYA T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın No : 3082

Detaylı

2-Maden bakımından zengin olduğu halde endütrisi yeterince gelişmemiş olan bölgemiz hangisidir?

2-Maden bakımından zengin olduğu halde endütrisi yeterince gelişmemiş olan bölgemiz hangisidir? KPSS Coğrafya Kısa Bilgiler 1-Bitki çeşitliğinin en fazla olduğu bölgemiz hangisidir? -Marmara Bölgesi 2-Maden bakımından zengin olduğu halde endütrisi yeterince gelişmemiş olan bölgemiz hangisidir? -Doğu

Detaylı

Herhangi bir noktanın dünya üzerinde bulunduğu yere COĞRAFİ KONUM denir. Coğrafi konum ikiye ayrılır. 1. Matematik Konum 2.

Herhangi bir noktanın dünya üzerinde bulunduğu yere COĞRAFİ KONUM denir. Coğrafi konum ikiye ayrılır. 1. Matematik Konum 2. Herhangi bir noktanın dünya üzerinde bulunduğu yere COĞRAFİ KONUM denir. Coğrafi konum ikiye ayrılır. 1. Matematik Konum 2. Özel Konum 1. Türkiye nin Matematik (Mutlak) Konumu Türkiye nin Ekvatora ve başlangıç

Detaylı

w w w. t i l m e n b i b e r. c o m

w w w. t i l m e n b i b e r. c o m www.tilmenbiber.com Mutluluk veren lezzetleri, hayatınıza tat katsın diye üretiliyor; İslahiye nin biber ve salça sektöründe büyüyen lezzet markası Tilmen Biber, hayatımıza mutluluk katan bu lezzetleri

Detaylı

Tarım, yeryüzündeki belli başlı üretim şekillerinden en gerekli ve yaygın olanıdır. Tarımın yapılış şekli ve yoğunluğu, ülkelerin gelişmişlik

Tarım, yeryüzündeki belli başlı üretim şekillerinden en gerekli ve yaygın olanıdır. Tarımın yapılış şekli ve yoğunluğu, ülkelerin gelişmişlik TARIM VE EKONOMİ Tarım, yeryüzündeki belli başlı üretim şekillerinden en gerekli ve yaygın olanıdır. Tarımın yapılış şekli ve yoğunluğu, ülkelerin gelişmişlik düzeyine bağlıdır. Bazı ülkelerde tarım tekniği

Detaylı

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3

Tablo : Türkiye Su Kaynakları potansiyeli. Ortalama (aritmetik) Yıllık yağış 642,6 mm Ortalama yıllık yağış miktarı 501,0 km3 Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3 tür. Bu suyun % 97'si denizlerde ve okyanuslardaki tuzlu sulardan oluşmaktadır. Geriye kalan yalnızca % 2'si tatlı su kaynağı olup çeşitli amaçlar için kullanılabilir

Detaylı

COĞRAFİ KONUM ÖZEL KONUM TÜRKİYE'NİN ÖZEL KONUMU VE SONUÇLARI

COĞRAFİ KONUM ÖZEL KONUM TÜRKİYE'NİN ÖZEL KONUMU VE SONUÇLARI COĞRAFİ KONUM Herhangi bir noktanın dünya üzerinde kapladığı alana coğrafi konum denir. Özel ve matematik konum diye ikiye ayrılır. Bir ülkenin coğrafi konumu, o ülkenin tabii, beşeri ve ekonomik özelliklerini

Detaylı

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları...

TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... TARSUS DA BİR GÜN...BELKİ DE İKİ... Adanalılar...Mersinliler...Gaziantep, Hatay ve Osmaniyeliler...Türkiye nin gezmeyi sever insanları... Hatta Tarsuslular. Dünyanın öbür ucundan gelen Japonlar,Koreliler,Almanlar

Detaylı

HARİTA BİLGİSİ ETKİNLİK

HARİTA BİLGİSİ ETKİNLİK HARİTA Dünya nın tamamının veya bir bölümünün kuş bakışı, küçültülerek bir düzleme aktarılmasıdır. kuşbakışı PLAN... Bir çizimin harita olabilmesi için... KROKİ... PROJEKSİYONLAR: Dünya nın şeklinin geoit

Detaylı

MANİSA İLİ KIRKAĞAÇ İLÇESİ SARIAĞA MAHALLESİ 16 ADA 5 PARSEL NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ

MANİSA İLİ KIRKAĞAÇ İLÇESİ SARIAĞA MAHALLESİ 16 ADA 5 PARSEL NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ 1-) PLANLAMA ALANININ TANIMI a.) COĞRAFİ KONUM, NÜFUS ve İDARİ YAPI Kırkağaç, Manisa nın kuzey batısında, İzmir-Bandırma demiryolu üzerindedir. Manisa ya uzaklığı 79 km. dir. Denizden yüksekliği 100 m

Detaylı

Finlandiya nın Tarihçesi

Finlandiya nın Tarihçesi Finlandiya Yüzölçümü :338.145 km 2 Nüfusu :5.175.783 İdare şekli :Cumhuriyet Başkenti :Helsinki Önemli şehirleri :Tampere, Espoo, Turku Dili :Fince Dini :Hristiyanlık Para birimi :Euro, Fin Markası Finlandiya

Detaylı

MANİSA İLİ KIRKAĞAÇ İLÇESİ ŞAİREŞREF MAHALLESİ ADA NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ

MANİSA İLİ KIRKAĞAÇ İLÇESİ ŞAİREŞREF MAHALLESİ ADA NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ 1-) PLANLAMA ALANININ TANIMI a.) COĞRAFİ KONUM, NÜFUS ve İDARİ YAPI Kırkağaç, Manisa nın kuzey batısında, İzmir-Bandırma demiryolu üzerindedir. Manisa ya uzaklığı 79 km. dir. Denizden yüksekliği 100 m

Detaylı

COĞRAFYA-2 TESTİ. eşittir. B) Gölün alanının ölçek yardımıyla hesaplanabileceğine B) Yerel saati en ileri olan merkez L dir.

COĞRAFYA-2 TESTİ. eşittir. B) Gölün alanının ölçek yardımıyla hesaplanabileceğine B) Yerel saati en ileri olan merkez L dir. 2012 LYS4 / COĞ-2 COĞRAFYA-2 TESTİ 2. M 1. Yukarıdaki Dünya haritasında K, L, M ve N merkezleriyle bu merkezlerden geçen meridyen değerleri verilmiştir. Yukarıda volkanik bir alana ait topoğrafya haritası

Detaylı

MANİSA İLİ ALAŞEHİR İLÇESİ BEŞEYLÜL MAHALLESİ

MANİSA İLİ ALAŞEHİR İLÇESİ BEŞEYLÜL MAHALLESİ MANİSA İLİ ALAŞEHİR İLÇESİ- İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ PLAN AÇIKLAMA RAPORU MANİSA İLİ ALAŞEHİR İLÇESİ BEŞEYLÜL MAHALLESİ 1201 ADA ve 1202 ADA 10 PARSEL 1/5000 VE 1/1000 ÖLÇEKLİ İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ AÇIKLAMA

Detaylı

MERSİN İLİ, ERDEMLİ İLÇESİ, ÇEŞMELİ MAHALLESİ KIYI KORUMA YAPILARI AMAÇLI NAZIM İMAR PLANI PLAN AÇIKLAMA RAPORU. Ölçek 1/5000

MERSİN İLİ, ERDEMLİ İLÇESİ, ÇEŞMELİ MAHALLESİ KIYI KORUMA YAPILARI AMAÇLI NAZIM İMAR PLANI PLAN AÇIKLAMA RAPORU. Ölçek 1/5000 MERSİN İLİ, ERDEMLİ İLÇESİ, ÇEŞMELİ MAHALLESİ KIYI KORUMA YAPILARI AMAÇLI NAZIM İMAR PLANI PLAN AÇIKLAMA RAPORU Ölçek 1/5000 Fikret Ünlüer/Şehir Plancısı İÇİNDEKİLER 1.PLANLAMA ALANININ ÜLKE VE BÖLGESİNDEKİ

Detaylı

koşullar nelerdir? sağlamaktadır? 2. Harita ile kroki arasındaki fark nedir?

koşullar nelerdir? sağlamaktadır? 2. Harita ile kroki arasındaki fark nedir? 1. Bir çizimin harita özelliği taşıması için gerekli koşullar nelerdir? 2. Harita ile kroki arasındaki fark nedir? 3. Haritalar günlük hayatımızda ne gibi kolaylıklar sağlamaktadır? 4. Haritalar hangi

Detaylı