2011 YILI MEVKA TEKNİK DESTEK PROGRAMI
|
|
|
- Serhat Sevim
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1
2 2011 YILI MEVKA TEKNİK DESTEK PROGRAMI Referans No : TR52-11-TD-119 Başvuru Sahibi : Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Proje Adı : Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması ŞUBAT KONYA
3 2 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
4 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 5 Afyonkarahisar Mevlevîhânesi... 9 Kütahya Mevlevîhânesi Eskişehir Mevlevîhânesi Gelibolu Mevlevîhânesi İstanbul Mevlevîhâneleri Yenikapı Mevlevîhânesi Bahariye Mevlevîhânesi Galata Mevlevîhânesi Manisa Mevlevîhânesi Muğla Mevlevîhânesi Tokat Mevlevîhânesi SONUÇ YERİNE Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 3
5 4 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
6 ÖNSÖZ Herkesin bir mesleği, bir işi vardır. Ayakkabıcı marangoz dükkânında; Demirci de kuyumcu dükkânında bir iş göremez (Hz. Mevlâna) Mevlâna nın döneminde oğlu Sultan Veled ve özellikle torunu Ulu Ârif Çelebi nin yaptığı ziyaretler sonucu Anadolu da yayılan Mevlevî kültürü, Osmanlı Devletinin kurulması ve genişlemesiyle devlet ileri gelenlerinin destek ve himayesiyle 3 kıtaya yayılarak kurumsal hüviyetini ve nüfuzunu artırmıştı. Doğuda İran/Tebriz, Batıda Macaristan/Peçoy, Kuzeyde Ukrayna Kırım Özerk Bölgesi/Gözleve, Güneyde ise Kahire/Mısır ve Arabistan/Mekke yi içine alan geniş coğrafya içerisinde 140 a yakın noktada kurulan Mevlevîhâneler bölge insanlarına hem İslâm ı ve hem de insanca yaşama sırlarını öğretmiştir. Konya da bulunan Merkez Dergâh (Âsitâne-i Âliyye) başta olmak üzere, Afyonkarahisar, Manisa, Kütahya, Halep, İstanbul da bulunan Galata, Yenikapı, Beşiktaş ve Kasımpaşa; Bursa, Kastamonu, Eskişehir, Kahire, Gelibolu ve Rumeli Yenişehir (Yunanistan) Mevlevîhâneleri Çile çıkarılabilen ana Dergâhlardı. Âsitâne olarak adlandırılan bu Dergâhların haricinde Şeyh ve Dede unvanı alarak görevlendirilen Mevlevîlerin idaresindeki bugünkü Türkiye Cumhuriyeti toprakları dâhilinde 80 in üzerinde, yukarıda çerçevesi çizilen Osmanlı toprakları içinde de 60 a yakın Zâviye vardı. Günümüzde birçoğu ya harabe durumunda, ya da yıkılıp yerine yeni binaların yapıldığı bu Mevlevîhâneler, son yıllarda Vakıflar Genel Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 5
7 Müdürlüğü başta olmak üzere devlet kurumlarının büyük katkılarıyla yeniden inşâ ve restore edilmektedir. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) 2011 Teknik Destek Programı çerçevesinde desteklenen Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması başlıklı bu projenin sonuç ve incelemelerinin yer aldığı bu kitapçık umarız restore edilmesi gereken ve restore edildikten sonra aslına uygun olarak kullanılamayan Mevlevîhâneler hakkında genel bir bilgi verecek, eğer istenirse çözümüne katkı sağlayacaktır. Projemizde sadece yurt içindeki Mevlevîhânelerin incelenmesi çerçevesinde sırasıyla, Tokat, Çorum, Afyonkarahisar, Kütahya, Eskişehir, Bursa, Gelibolu, İstanbul da bulunan Yenikapı, Bahâriye ve Galata; Manisa ve son olarak da Muğla Mevlevîhânesi ni ziyaret ettik. Konu ile ilgili hemen hemen tüm kişi ve kurumlara ulaşmaya çalışarak istişarelerde bulunduk, varsa eksiklik ve yanlışlıklar üzerinde değerlendirmeler yaptık. Rapor hazırlarken ziyaret etmekle birlikte yukarıda adı geçen Çorum ve Bursa Mevlevîhânelerini yazmadık. Çünkü Çorum Mevlevîhânesi günümüzde kişisel mülk olarak bir derneğin merkezi olarak kullanılmakta ve Mevlevîlikle ilgili herhangi bir faaliyet yapılmamakta; Bursa Mevlevîhânesi ise, sadece su deposunun ön kısmına asılı bir tabeladan ibaret olup, arsasının altında Bursa Belediyesi nin şehre su dağıtım şebekesinin bulunduğu boş bir araziden ibaretti. Yine İstanbul da bulunan Üsküdar Mevlevîhânesi nin yıpranmış yapısının bir derneğe tahsis edilmiş olması ve Kasımpaşa Mevlevîhânesi nden ise günümüze kadar bir şey kalmadığından dolayı raporumuza almadık. İnceleme gezilerine Mevlâna Araştırmaları Enstitüsü Müdürü ve Proje Yürütücüsü Yrd.Doç.Dr. Nuri Şimşekler ve Proje sorumlusu Nilgün Yamaner ile birlikte Enstitünün Yönetim Kurulu Üyeleri Yrd.Doç.Dr. Semra Tunç, Yrd.Doç.Dr. Hakan Kuyumcu, Enstitü Sekreteri Erol Eroğlu, Enstitü personellerinden Uzm. Salim Eker, Uzm. Selman Karadağ ve Arş.Gör. Ayşegül Mete katılarak inceleme, gözlemleme, rapor hazırlama ve görsel materyal toplama konusunda bizlere yardımcı oldular. 6 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
8 Her Mevlevîhâne hakkında gözlemlerimizi aktarmadan önce o Mevlevîhânenin kuruluşu, tamiratları, tanınmış Mevlevîleri gibi tarihî süreci hakkında kaynaklardan istifade ederek ana hatlarıyla bilgi vermeyi, sonlarına ise ulaşabildiğimiz kadarıyla Kaynakça sını eklemeye çalıştık. İnceleme gezileri ile birlikte bir buçuk ay gibi kısa bir sürede hazırlamaya çalıştığımız bu raporu, ziyaret ettiğimiz yerlerde, bu görevin ve aksaklıklarda tedbirler alınmasının öncelikle Kültür ve Turizm Bakanlığı na ve Konya yadaki ilgili mercîlere; daha özelde ise Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırmaları Enstitüsü ne düştüğünü belirten yetkililerden de aldığımız cesaretle ilgililerle paylaşıyor, Konya olarak geçmişte olduğu gibi Mevlâna ve Mevlevîlik konusunda bu şehrin üzerine büyük görevler ve sorumluluklar düştüğünü tekrar hatırlatmak istiyoruz. Son olarak; Enstitümüz adına bize verdiği destekten dolayı MEVKA ya teşekkürlerimizi sunar, Konya mızın dünyaya hediye ettiği Hz. Mevlâna ve evrensel düşüncesini, Mevlevîlik Kültürünü aslına uygun bir şekilde araştırmak, tanıtmak, geliştirmek ve yaşatmak adına yıllardır dile getirilen ve 10 yıldan bu yana bizim de telaffuz ettiğimiz uzman kişiler tarafından koordine ve idare edilecek olan Canlı Mevlevîhâne projesinin bir an önce hayata geçirilerek bu görevde somut bir adım atılmasını tüm yetkili ve ilgililerden bekliyoruz. Bunun tarihi bir görev ve sorumluluk olduğunu, aksi halde ilgili ilgisiz kişi ve kurumlar tarafından ülkemizin dört bir köşesinde ve Konya mızda yapılan başta Semâ kursları, Semâ Dersleri, Mesnevî Dersleri gibi maddi rant ve reklam amaçlı girişimlerin çoğalacağını hatırlatmak istiyoruz. Yrd.Doç.Dr. Nuri ŞİMŞEKLER Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 7
9 8 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
10 AFYONKARAHİSAR Tarihçe Afyon Mevlevîhânesi Konya Mevlâna Dergâhı ndan sonra önemli âsitânelerden birisidir ve ilk tesis edilen Mevlevîhânelerdendir. Afyon Mevlevîhânesi nin ilk temelleri Mevlâna nın torunu Ulu Ârif Çelebi döneminde (XIII. yüzyıl sonları) atılmış, asıl şöhretine ise Mevlâna nın 7. kuşak torunlarından Sultan Dîvâne (Mehmed Semâi Çelebi) döneminde (XV. yüzyıl) kavuşmuştur. Mevlâna ile beraber Sultan Veled in de Afyon a karşı bir ilgisi olduğu Menâkıbü l-ârifîn adlı eserden bilinmektedir. Ulu Ârif Çelebi yi Afyon da misafir eden Sâhiboğlu Ahmed Bey ona olan hürmetinden dolayı eski binanın yerine ahşap yeni bir bina inşa ettirmiştir. Mevlevîhâne XIX. yüzyıla gelene kadar birçok onarım faaliyetine tabi tutulmuştur. Sultan Dîvâne nin kızı Destina hatun zamanında vukua gelen bir yangın felaketi neticesinde harap olan dergâh onarılmış, Güneş Hatun zamanında yine bir yangın olmuş ve tekrar onarılmıştır. Dergâhın kaderindeki üçüncü yangın Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 9
11 1293/1876 yılında vuku bulmuş bu yangının verdiği tahribat neticesinde, kullanılamaz hale gelen dergâhı, Mehmed Raşid Çelebi, kendi imkânları ile tamir ettirmiştir. 1320/1902 yılında Afyon da meydana gelen umumi bir yangında da dergâh zarar görmüştür. 1323/1905 yılında dergâh Ali Celâleddin Çelebi nin gayretleriyle II. Abdülhamîd tarafından altın sarf edilerek esaslı bir şekilde tamir ettirilmiş, tamir üç yıl sürmüş ve 1908 yılında sona ermiş, dergâha bir de minare ilave edilmiş ve dergâh bugünkü biçimini almıştır. Diğer Mevlevî tekkeleri gibi Afyon Mevlevîhânesi de yedi yüzyılı aşkın mazisi içinde zengin vakıf gelirleri ile donatılmıştır. Vakfiyesinden ve çeşitli arşiv kayıtlarından bu gelirlerin günün şartlarına göre yüksek seviyede olduğu anlaşılmaktadır. Sultan Dîvâne nin Mevlevîhânelerin açılıp yaşatılmasında önemli katkısı olmuştur. Babasının sağlığında ve vefatından sonra şeyhlik makamına getirilmiştir. Mehmet Semâi Çelebi devrinin önemli seyyahlarındandır. Aynı zamanda Anadolu nun çeşitli yerlerinde zâviye ve dergâh kurmuştur. Anadolu da İstanbul-Galata, Kütahya, Aydın, Denizli, Muğla, Burdur, Sandıklı, Eğirdir, Anadolu dışında Bağdat, Cezayir, Sakız, Midilli, Mısır dergâhları Dîvâne nin gayretleri ile kurulmuştur. Mehmet Semâi Çelebi nin gayretleri ile Afyonkarahisar Mevlevîhânesi Mevleviliğin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Mevlevîliğin dünya çapında tanınmasında önemli katkıları olmuştur. Mehmet Çelebi den sonra onu soyundan olanlara tahsis edilmiş, son zamanlara kadar da bu durum bu minvalde devam etmiştir. Bu sebepten olsa gerek Mevlevîlik tarikatının en dikkat çekici olaylarından biri gerçekleşmiş ve Mehmet Çelebi nin kızı Destina Hatun oğulları adına postnişinlik makamına geçmiştir. Sultan Dîvânî den sonra Sultan Divâni nin kızı Gevher Hatun ile Güneş Hatunlar da şeyh vekilliği yapmışlardır. Mevlevîhâne, semâhâne, haremselamlık, matbah, derviş hücreleri gibi bölümleri ile büyük bir alanı 10 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
12 kaplıyordu. Kesme taştan yapılmış olan semâhânenin giriş kapısı üzerinde kitabesi ve Mevlevî sikkesi bulunuyordu. Kuzeye bakan cümle kapısındaki merdivenlerden sonra dedegânın hücrelerinin bulunduğu bir avluya giriliyordu. Bu avlunun ortasında büyük bir şadırvan bulunuyordu. Avlunun sağında matbah kısmının bir bölümü ile çilehane yer alıyordu. Afyonkarahisar Mevlevîhânesi bir Mevlevî âsitânesi olması nedeniyle, semâhâne, mescid, türbe, matbah ve derviş hücrelerinden oluşmaktadır. Bu Yapıların tümü son halini Abdülhamîd Han zamanında yapılan tamiratla almıştır. Tekke ve zaviyelerin kapatılması kanunu çıktığında camii ve minaresi bulunduğu için yıkılmadı. İçinde kutsal aile mensuplarının sandukaları bulunduğu için Türbe Camisi de denir. Mevlevîhânenin camisi kesme taştan olup, üzeri merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Kasnağındaki renkli camlarla caminin içerisi aydınlatılmıştır. Büyük kubbenin altı semâhânedir. Dört tarafı ahşap, sade parmaklıklarla çevrilidir. Parmaklık aralarındaki dedelerin başlıkları Mevlevi sarığı tarzındadır. Aynı parmaklık sandukaların etrafını da çevreler. Semâhânenin doğusunda şerbethânenin üst katında da semâhâneye bakan kafesli kadınlar mahfili bulunmaktadır. Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 11
13 Semâhânenin sol tarafındaki türbe bölümünde de Mevlevî şeyhlerine ait 12 ahşap sanduka bulunmaktadır. Burada Mevlâna nın torunlarından Aba Puş-i Bâlî Çelebi, Sultan-ı Dîvâne Mehmet Semaî Çelebi, Hızırşah Çelebi, Muğlalı Şâhidî Dede (?), Şah İsmail in oğlu Elkas Mirza ve diğer Mevlevî büyükleri defnedilmiş bulunmaktadır. Mevlevîhâne, tekke ve zâviyelerin 1925 yılında kapatılmasına kadar kullanılmıştır yılında onarılan Mevlevîhâne, günümüzde cami olarak kullanılmaktadır. Günümüzde Afyonkarahisar Mevlevîhânesi (Sultan Divani Mevlevihane Müzesi) Ziyaret tarihimiz: 30 Ocak yılından bu yana camii olarak kullanılan Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, yılları arası yeniden restore edilmiş, camii kısmına fazla müdahale edilmeden dışarıdaki Matbah-ı Şerif, Dede ve derviş hücreleri iç tasarımıyla yenilenmiş ve mankenler konularak Müze vasfıyla ziyarete açılmıştır. Mevlevîhâneyi diğer Mevlevîhânelerden ayıran iki husus vardır. İlki Mevlâna nın 7. nesilden torunu olan Sultan Dîvâne nin evlatları Güneş ve Destina hatunların burada etkin bir görevde bulunmaları; ikincisi ise 40 Hatimli, 40 Hafızlı, 40 bin kap şifalı aşure geleneğinin ilk defa burada başlamış ve diğer Mevlevîhânelere yayılmış olmasıdır. Bu gelenek muharrem ayında bugünde devam ettirilmekte, her bir kazanın bir hayırsever tarafından masrafının üstlenilmesiyle 40 kazanda aşure pişirilerek şehir protokolü ve halkın katılımıyla bir tören icra edilmektedir. Mevlevîhâne Müzesi nin ilk müdürü olan ve restorasyonu esnasında büyük gayretler sarf eden Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürü Lokman Derya Solmaz, Mevlevîhâne ve şehre 12 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
14 kattığı değer hususunda bizlere şu tespitlerde bulunmuştur: Uzun dönem kullanılmayan derviş odalarının 2007 yılında restorasyona alınıp 30 Aralık 2008 tarihinde etnografik bir müze hüviyetinde hizmete giren Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, ziyaretçilerin büyük ilgisini çekmektedir. Mevlevîhâneye gelen ziyaretçilere rehberlik hizmetinin de sunulması, ilgiyi daha da artırmış, Hz. Mevlâna ve öğretileri daha sağlıklı bir şekilde anlatılmıştır. Günümüzde yaşayan Mevlevî geleneğinin önemli temsilcileri ve akademisyenler de bu önemli mekânımızı ziyaret etmişler, kısa bir zaman dilimi içinde birçok önemli kişi ağırlanmıştır. (Esin Çelebi Bayru, Hayat Nur Artıran, Tuğrul İnançer, Ahmet Özhan, Dr. Nuri Şimşekler, Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç, Selahattin Hidayetoğlu Çelebi, Oruç Güvenç, Nevin Halıcı, Celaleddin Loras, Mustafa Holat). Bunun yanı sıra ilimiz protokolünün de önemsemesinin neticesinde Kabinemizin tamamına yakını, birçok devlet büyüğümüz ve bürokratımız da Mevlevîhâne Müzemizi ziyaret etmiştir yılında I. Uluslar Arası Sultan Divani ve Mevlevilik Sempozyumu düzenlenmiş ve başarılı geçmiştir yılı 1-2 Haziranında bu Sempozyumun 2. si gerçekleştirilecektir. Mevlevîhânenin bugünkü haliyle ziyarete açıldığı 2009 yılında 100 bin; 2010 yılında 200 bin; 2011 yılında 300 bin ziyaretçinin gelmiş olduğu tahmin edilmektedir. Mevlevîhânemize ulusal medyamızın da ilgisi oldukça önemlidir. Üç yıl içerisinde on beşten fazla ulusal kanalda, önemli belgesel programlarda yer alarak, ülke genelinde genişmemnuniyet uyandırmış ve çok önemli yazarlarımızın gazetelerdeki köşelerinde de yer almıştır. Bunun yanında, Afyonkarahisar hızla gelişen turizm potansiyeline sahiptir. Termal Otellerin gün geçtikçe artması, kaliteli hizmetin Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 13
15 sunulması, Afyonkarahisar ı bir tatil merkezi ve kongre merkezine dönüştürmektedir. (5 yıldızlı oteller iller arasında Afyonkarahisar 7. sırada bulunmaktadır). Afyonkarahisar a dışarıdan gelen misafirlerin gezi programlarına Mevlevîhânenin de dâhil edilmesi, ayrıca önemlidir. Bundan sonraki dönemlerde de Mevlevîhâne ile ilgili akademik çalışmalara ve yayınlara önem verilmesinin gerekliliğini de vurgulamak gerekir. Bu bağlamda şahsımın yapmış olduğu yüksek lisansın da (Şeyh Ali Celaleddin Çelebi ve Döneminde Afyonkarahisar Mevlevîhânesi ) katkısının olacağına inanmaktayım. Sultan Divâne nin torunlarından Semai Çelebi, eşi ve kızı Safinaz Çelebi ile evlerinde yaptığımız görüşmelerde ise şu konular konuşulmuştur: Afyonkarahisar Mevlevîhânesi nin yeniden restore edilmesi ve canlandırılması amacıyla 2007 yılı sıralarında Afyonkarahisar Sultan Divanî Mevlevîhâne Müzesini Yaşatma Derneği kurulmuş. Bu dernek tarafından Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvar ı destekli ney kursları ve farklı kurslar açılmış. Afyonkarahisar da her sene düzenlenen ve 10 gün süren festivale tanınmış onlarca yazar gelmektedir. Bu durum şehrin kültür seviyesini yükseltmekle birlikte Mevlevîhâneye dışarıdan ziyareti de artırmıştır. Afyonkarahisar ın kültürel ve özellikle Hz. Mevlâna ve Mevlevîlik alanında tanıtılması ve geliştirilmesi hususunda gönlünü vermiş iş adamı Hüseyin Şehitoğlu ile bizi misafir ettiği Mevlevîhânenin çapraz karşısındaki Şehitoğlu Konağı nda bir görüşme yapıyoruz. Hüseyin Şehitoğlu aynı zamanda Belediye Meclis Üyesi ve Belediye Başkan Vekili. Şehitoğlu Sultan Dîvânî, Mevlevîhâne ve Hz. Mevlâna nın şehir halkı tarafından bilinmesi, anlaşılması ve bu vesile ile şehrin tanıtılması konusunda üzerine düşen her göreve hazır olduklarını, bu konuda hem kurumsal anlamda, hem de kişisel olarak gayret sarf edip ilgilileri bir araya getirerek istişare toplantıları yaptıklarını belirtiyor. 14 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
16 Görüşmeye daha sonra İl Kültür ve Turizm Müdürü Lokman Derya Solmaz da katılarak şehrin en önemli kültürel hareketlilik merkezinin Afyon Mevlevîhânesi olduğunu belirtip sohbet sonunda nây-i şerifi üflüyor ve bize Konya ya götürmek üzere aşk u niyâzlarını sunuyor. Konuşmalar esnasında; 1950 li yıllarda Konya da Şeb-i Arûs etkinliklerine eklenen Mukâbele-i Şerif e (Semâ) katılan Afyonkarahisarlı Mıtrıp heyeti ve Semâzenlerden Rıza Sarı (d. 1920) Bekir Alpergül (d. 1945), Senih Bayık (d. 1941) ve o yıllarda sikke-i şeriflere destar sarmayı bilen tek kişi Mehmet Dönergöz ustanın 1960 larda Hz. Pîr in huzurundaki sandukaların üzerindeki sikkelerin destarlarını yenilemek için Konya ya gittiği hoş bir anı olarak dile getiriliyor. Sohbetin sonlarında Afyonkarahisar da Hz. Mevlâna ve Mevlevîlikle ilgili her ne aktivite olacaksa bu etkinliklerin Valilik, Belediye, Üniversite ve ilgili Sivil Toplum Örgütlerinin elbirliği ve istişaresiyle yapılması veya bu konuda bir Kurul oluşturularak bu çalışmaları koordine etmesinin son derece yararlı olacağı dile getiriliyor. Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 15
17 AFYONKARAHİSAR MEVLEVÎHÂNESİ HAKKINDA BİLGİ VEREN BAŞLICA KAYNAKLAR KİTAPLAR: Ilgar, Yusuf; Karahisâr-ı Sâhib Sultan Dîvânî Mevlevîhânesi ve Mevlevî Meşhurları, Afyon, 2008 MAKALELER: Ilgar, Yusuf; Afyonkarahisar Mevlevîhânesi, II. Milletlerarası Osmanlı Devletinde Mevlevîhâneler Kongresi, 1993, s Kılıçoğlu, A. Yusuf; Afyonkarahisar Mevlevi Dergâhından Neyzen Fevzi Dede, Musiki Mecmuası, C. 33, S. 374, İstanbul, 1980, s Küçük, Sezai; Mevlevîliğin Son Yüzyılı, İstanbul, 2003, s Nasrattinoğlu, İrfan Ünver; Mevlâna nın Torunu Sultan Divânî ve Afyonkarahisar Mevlevî Dergâhı, Mevlâna ve Yaşama Sevinci, (hzl. Feyzi Halıcı), Konya Turizm Derneği, 1978, s Özönder, Hasan; Afyon Mevlevîhânesi, V. Milli Mevlâna Kongresi, 1991, s Seçkin, Aydın; Türkiye deki Önemli Mevlevîhâneler ve Mevlevîhânelerin Yaşatılmasında Vakıflar Genel Müdürlüğü nün Rolü, Dünyada Mevlâna İzleri Uluslar Arası Sempozyum Bildirileri, (13-11 Aralık 2007), S.Ü. Mevlâna Araştırma ve Uygulama Merkezi Yay., Konya, 2007, s. 5 vd. Şimşekler, Nuri; Şâhidî Dede nin Gülşen-i Esrâr ına Göre Afyon ve Çevresinde Mevlevî Muhitleri, VI. Afyonkarahisar Araştırmaları Sempozyumu Bildirileri, (10-11 Ekim 2002), Afyonkarahisar, 2002, s Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
18 KÜTAHYA Tarihçe Mevlevî tarîkatının önemli merkezlerinden biri olan Kütahya Mevlevîhânesi Konya ve Afyonkarahisar dan sonra erken dönem Mevlevîhâneleri içinde zikredilmiş ve banisi Mevlâna nın oğlu Sultan Veled müntesiblerinden Kütahya Fâtihi diye bilinen Emir İmâdüddin Hezâr Dinâri dir. Kütahya yı çok seven Sultan Veled in arzusu üzerine daha sonra Ergûniye Dergâhı olarak meşhur olacak yere Mevlevî dergâhı inşa edilmiştir. Daha sonra Ulu Ârif Çelebi nin Ahmet Eflâki ile birlikte ziyaret ettiği ve konakladığı, zamanın Germiyanoğlu Beyi I. Yakup Çelebi nin de mürid olduğu bu zaviye, bu dönemde Kütahya nın köylerine kadar yayılan Mevlevîliğin bölgedeki merkezi haline gelmiştir. Kütahya Mevlevîhânesi tarihinde en önemli mevki hiç şüphesiz, dergâhın bilinen ilk şeyhi kabul edilen Celâleddin Ergun Çelebi ye aittir. Konya da yetişmiş ve Kütahya ya postnişîn olmuştur. Ergun Çelebi ile birlikte dergâha ilave edilen hücre, matbah ve semâhane ile Kütahya Mevlevîhânesi zamanının en önemli âsitânelerinden biri olmuştur. Kütahya Mevlevîhânesi nde, XIX. asrın başlarında II. Mahmut döneminde Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 17
19 birçok onarım ve yenileme faaliyetinde bulunulmuş ve semâhâne, selamlık, harem, derviş hücreleri ve matbah yılları arasında yeniden inşa edilmiştir yılında da Abdülmecid tarafından tamir edildiğine dair kitabe de dergâhta bulunmaktadır yılında II. Abdülhamid in emriyle Mevlevîhâne yeniden inşa edilmiştir yılında ise Mutasarrıf Tevfik Paşa zamanında dergâhın onarıldığı ve dergâh camisindeki minberin de yenilendiğine dair bilgiler bulunmaktadır. XIX. asrın sonlarında dergâh vekillerin kötü idaresi neticesinde harabe haline düşmüş ve bu durum 1909 yılına kadar devam etmiştir. Kütahya Mevlevîhânesi diğer Mevlevî dergâhları gibi zengin vakıf gelirlerine sahipti ancak zamanla bu gelirlerin azaldığı görülmektedir. Yapı kare planlı ve iki katlıdır. Ortada sekiz ayak üzerine sekizgen kasnaklı ahşap kubbe ile örtülüdür. Bitişiğinde Ergun Çelebi nin türbesi bulunmaktadır. Mevlevîhânenin matbah, derviş hücreleri ve hamamı da günümüze gelmiştir. Duvarlar moloz taş örgülü ve üzeri sıvalıdır. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra camiye çevrilmiştir. Halen cami olarak kullanılan yapı, son olarak 2003 yılında onarılmıştır. Günümüzde Dönenler Camii (Kütahya-Erguniyye Mevlevîhânesi) Ziyaret tarihimiz: 31 Ocak 2012 Bugün sadece camii olarak kullanılan Mevlevîhâneye sabah saat 10 civarında vardık, kapısı açıktı, ama içeride imam veya müezzin dâhil olmak üzere kimse yoktu. Birkaç saatlik ziyaretimiz esnasında da kimse gelmedi. Camii iç tezyinleriyle oldukça güzel bezenmiş olsa da zaman zaman semâhânenin etrafındaki sütunlarda bakımsızlıklar mevcut. Kubbe 18 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
20 bölümünde çatlaklar mevcut, yer yer örümcek ağlarına rastlanmakta. Yine Kubbe bölümünde Ashab-ı Kehf in köpeklerinin isimleri yazılı. Bu hususa diğer Mevlevîhânelerde şahit olmadık. Ayrıca iç kısımda başta Ergun Çelebi ye ait sandukaların üzerinde ise olması gereken sikkeler ve destarlar yok. Caminin dış kısmındaki Hamuşan (mezarlık) bölümü ise oldukça bakımsız. Yine Dede ve derviş hücreleri kapısı kilitli ve bakımsız bir şekilde. Eski zamanlarda buranın Aşevi olarak kullanıldığını, ancak şimdilerde bir işlevi olmadığını daha sonra ilgililerden öğreniyoruz. İşin belki de en acı kısımlarından biri de camiinin dış giriş kapısına yerleştirilen ve oldukça zevksiz ve çirkin görünen WC tabelaları. Dönenler Camii ni ziyaretin ardından Kütahya İl Kültür ve Turizm Müdürü Zülkarni Yeldemez Beyi makamında ziyaret ederek bilgi alıyoruz. Müdür Bey Mevlevîhânenin mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğü nde, kullanımın ise Diyanet İşleri Başkanlığı na ait olduğu bilgisini veriyor. Müdür Bey vatandaşlardan buranın camii olarak Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 19
21 korunarak yeniden Mevlevîhâne şeklinde restorasyonun yapılması konusunda taleplerin olduğunu belirtiyor. Kendisinin de bu görüşe katıldığını ifade ediyor. Biz de aynı vasıflara sahip Afyonkarahisar Mevlevîhâne Müzesi nin buraya somut bir örnek olabileceğini dile getirerek son derece sıcak karşılandığımız makamdan ayrılıyoruz. Kütahya da Hz. Mevlâna ve Mevlevîlik konusunda çalışmalar ve araştırmalar yapmak üzere KÜMAKSAD adıyla bir dernek kurulmuş. Dernek Başkanı Tekin Uğurel ve eşi Mebrure Hanımın konuğu olarak dernek binasında bir görüşme yapıyoruz. Görüşmemizde Mevlevîhâne ile ilgili yukarıdaki tespitlerimize katıldığını söyleyen Tekin Bey, yıllardır buranın restorasyonu için çaba harcadıklarını, hazırladıkları projeyi yetkili en üst düzeyde paylaştıklarını, ancak bugüne kadar bir sonuç alamadıklarını üzüntü içerisinde dile getiriyor. Derneğin tüzüğünün birinci maddesinde de Mevlevîhane ve benzeri yapıları aktif hale getirmenin yer aldığını hatırlatıyor. Tekin Bey, KÜMAKSAD çerçevesinde başta Kenan Rifai nin şerhinden Mesnevî Okumaları olmak üzere, çeşitli enstrüman ve güzel sanatlar kursları düzenlediklerini belirtiyor. 20 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
22 KÜTAHYA-ERGUNİYYE MEVLEVÎHÂNESİ HAKKINDA BİLGİ VEREN BAŞLICA KAYNAKLAR KİTAPLAR: Doğan, Abdurahman; Kütahya Erguniyye Mevlevîhânesi, Kütahya, 2006 MAKALELER: Özönder, Hasan; Kütahya Mevlevîhanesi, II. Milletlerarası Osmanlı Devletinde Mevlevîhâneler Kongresi, 1993, s Kemikli, Bilal; Kütahya Mevleviliği: Mevleviliğin Önemli Merkezlerinden Biri Olarak Kütahya, İSTEM İslâm San at, Tarih, Edebiyat ve Musikisi Dergisi, 2003, s Seçkin, Aydın; Türkiye deki Önemli Mevlevîhâneler ve Mevlevîhânelerin Yaşatılmasında Vakıflar Genel Müdürlüğü nün Rolü, Dünyada Mevlâna İzleri Uluslar Arası Sempozyum, (13-11 Aralık 2007), Konya, 2007, s. 7 Küçük, Sezai; Mevlevîliğin Son Yüzyılı, İstanbul, 2003, s Dıvarcı, İbrahim, Kuş, Ahmet, Şimşek,Feyzi; Türkiye Mevlevîhâneleri Fotoğraf Albümü, Konya, 2005, s Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 21
23 22 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
24 ESKİŞEHİR Tarihçe Mevlevîhâne Eskişehir in Odunpazarı semti, Paşa Mahallesinde yer alan Kurşunlu Camii ve etrafındaki yapılardan oluşmaktadır. Kurşunlu Camii ve külliyesinin, tarihleri arasında, Kanûni nin vezirlerinden Çoban veya Gâzi Melek lakaplı Mustafa Paşa tarafından yapıldığı bilinir. Külliyenin mimarı tam olarak bilinmemekle beraber Mimar Sinan dan önceki baş mimar Acem Ali nin olduğu tahmin edilmektedir. Çoban Mustafa Paşa nın 1526 tarihli vakfiyesinde belirtildiğine göre külliye cami, 20 hücreli bir zâviye, sıbyan mektebi, misafirhane (tabhâne), mutfak, odunluk, fırın, yemekhâne, çeşme ve ahırdan (kervansaray) oluşmaktadır. Bir süre medrese olarak işlev gören külliyenin Mevlevîhâne oluşu 1571 senelerine kadar uzansa da tarihi seyri hakkında fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Günümüzde cami, 20 hücreli derviş odaları, semâhâne, harem kısmı, yemekhane, mutfak ve kervansaray ayaktadır. Mevlevîhâne, XIX. yüzyılın başlarında on beş akçe aylık ile Muhammed Mustafa uhdesinde iken vefatıyla dergâh yönetimi oğulları Süleyman ve Muhammed Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 23
25 Kasım a müştereken tevcih edilmiş iken ehliyetsiz davranışları ve kifayetsizlikleri nedeniyle dergâhın tevliyeti başkalarının eline geçmiş, dervişler dağılmış ve dergâh kapanmıştır. Daha sonra hükümete başvuran Hasan Hüsnî Dede, Gazi Mustafa Paşa nın bina ettirdiği caminin avlusunda bulunan binanın ve tekke odalarının Mevlevîliğe ait olduğunu ve babasından kendisine intikal ettiğini söylemiş, yapılan teşkilatlarda ve Konya Mevlâna Dergâhı nda bulunan yaşlı Mevlevî dervişlerinin de şehâdetiyle 1866 yılında düzenlenen bir beratla Hasan Dede ye tevcih edilmiştir. Bu suretle dergâhı yeniden ihya eden Hasan Hüsnî Dede zamanında, Dede nin gayretleri ve himmetleriyle Eskişehir Mevlevîhânesi âsitâne olarak tekrar Mevlevîlik tarikatı içindeki yerini almıştır. Daha sonra Hasan Hüsnî Dede nin oğulları meşihâte geçmiş Mevlevihâne tekke ve zaviyelerin kapatılmasına kadar faaliyetlerini sürdürmüştür. Mevlevîhâne, büyük, kare planlı ve tek kubbelidir. Kubbe ve kubbe eteği ile pencere alınlıkları kalem işleriyle bezelidir. Beş kubbeli son cemaat yeri vardır. Bu kubbelerde de kalem işleri vardır. Minberi mermerden yapılmıştır. Tek şerefeli kesme taş minaresi, caminin kuzeybatısında yer almaktadır. Eskişehir Kurşunlu Külliyesi Vakıflar Genel Müdürlüğü nce yıllarında onarılmıştır. Günümüzde Eskişehir Mevlevîhânesi (Kurşunlu Camii Külliyesi) Ziyaret tarihimiz: 31 Ocak 2012 Eskişehir Mevlevîhânesi ziyaretimiz ilk olarak Hz. Mevlâna nın torunlarından Berna Çelebi Hanımefendi ile 2006 da kurdukları Eskişehir Mevlevîhânesi Kültür Derneği ne oldu. Dernek, Kurşunlu Camii Külliyesi içerisinde tahminen eskiden kütüphâne olarak kullanılan bir bölümde faaliyet gösteriyor. Dernek etkinliği olarak her cumartesi semâhâne bölümünde 24 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
26 halka açık ney üfleniyor, ayrıca bir de tasavvuf musikisi korosu kurulmuş. Yine haftada bir gün Berna Hanım tarafından Mesnevî okumaları yapılıyor. Dernek son zamanlar da bir de Semâ gurubu kurmak arzusu ile kendi bünyesinde ve dışarıdan kabul edilen adaylara Konya Türk Tasavvuf Müziği Korosu Postnişîni Fahri Özçakıl ın önderliğinde 15 günde bir çalışmalar yaptırmaya başlamış. Daha sonra Berna Çelebi ile Eskişehir Mevlevîhânesi nin 2. bânisi Hasan Hüsnî Dede nin ve diğer Mevlevîlerin külliyenin arka kısmında bulunan mezarlarını ziyaret edip dua ediyor ve külliyeyi gezmeye başlıyoruz. Camii içindeki semâhâne olacağını tahmin ettiğimiz orta kısmını, diğer camii olarak kullanılan Mevlevîhânelerdeki gibi (mesela, Afyonkarahisar, Kütahya, Muğla) çevreleyen ahşap dikey ızgaralar yok. Ancak mıtrıp mahfili var ve arka duvar üzerinde çok da estetik olmayan, yakın dönemde yazıldığı tahmin edilen Arap harfleriyle Yâ Hazret-i Mevlânâ yazısı mevcut. Külliye içerisinde Dede ve derviş hücreleri arasında küçük bir semâhâne dahi var ki, giriş kapısı üzerindeki mıtrıp yeri restorasyon sonrasında inşâ edilmemiş. Derneğin haftalık düzenlediği ney dinletileri burada yapılıyor. Külliyenin Dede ve derviş hücreleri de 18 adet olup günümüzde burası geleneksel klasik Türk sanatlarının (Hat, Tezhip, Minyatür, Çerçeve, Halı dokuma, vb.) icrası ve ürünlerinin satışı için ilgililere tahsis edilmiş. Hücrelerin ön kısımlarındaki boş koridorlar ise lüle taşından üretilen materyallerin sergilendiği alan olarak kullanılmaktadır. Külliyenin içerisinde geçmişte Çelebiler ve Şeyh Efendiler tarafından lojman olarak kullanılan 4 adet harem odası ve 1 kervansaray var. Bu bölümler de şimdi Odunpazarı Belediyesi tarafından nikâh dairesi ve diğer kültürel etkinlikler için kullanılıyor. Nikâh memuru ile yaptığımız görüşmelerde Eskişehir halkının bu tarihî dokuyu sevdikleri için burada nikâhlarını kıymak istediklerini öğreniyoruz. Tarihî süreç içerisinde âsitâne olarak görev yapan Eskişehir Mevlevîhânesi nin Matbah kısmı (Somathâne) ve diğer müştemilâtı ise şimdilerde renkli Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 25
27 üflemeli ve sıcak-soğuk cam atölyeleri olarak kullanılmakta. Akşam Berna Çelebi nin davetlisi olarak annesi Âlim Yarkın Çelebi nin kızı Gönül Çelebi ve diğer aile fertleriyle tanışıp sohbet etmek için evlerine gittik. Buradaki sohbette Gönül Çelebi nin Mevlâna Dergâhı nda ve çevresinde geçen anılarını dinledik, babası Âlim Yarkın ın her sabah namazını türbede kıldığını ve akabinde 99 luk tespihle zikir çektiklerini notlarımıza kaydettik. Berna Çelebi de artık Mevlevî kültürünün sadece ülkemize değil tüm dünyaya mal olduğunu, bu Yol un geleneğinin bozulmadan devam ettirilerek gelecek kuşaklara aktarılması hususunda başta hayatta olan Çelebiler olmak üzere, konu ile ilgili akademisyenler ve geleneği tanıyan araştırmacılarla periyodik toplantılar yapılmasının gerekliliğine değindi. Bu sohbetin ardından akşam geç saatlerde, Osmangazi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Hüseyin Adalıoğlu ile birlikte Eskişehir Mevlevîhânesi adıyla araştırmaya dayalı bir eser kaleme alan araştırmacı yazar Nizameddin Arslan ve Naci Baba lakaplı Mevlâna dostu bir gönül ehliyle saatler süren bir sohbet yaptık. Bu konuşmalar esnasında Eskişehir de ve Mevlevîhânede neler yapılıyor, neler yapılmalı hususunda karşılıklı fikir alışverişlerinde bulunduk. 26 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
28 ESKİŞEHİR MEVLEVÎHÂNESİ HAKKINDA BİLGİ VEREN BAŞLICA KAYNAKLAR KİTAPLAR: Adalıoğlu, Hüseyin, Nizamettin Arslan; Eskişehir Mevlevîhanesi, Odunpazarı Belediyesi Yay., İstanbul, 2011 (ilk baskı: Kesit Yay., İstanbul, 2009) MAKALELER: Seçkin, Aydın; Türkiye deki Önemli Mevlevîhâneler ve Mevlevîhânelerin Yaşatılmasında Vakıflar Genel Müdürlüğü nün Rolü, Dünyada Mevlâna İzleri Uluslar Arası Sempozyum, (13-11 Aralık 2007), Konya, 2007, s. 10 Küçük, Sezai; Mevlevîliğin Son Yüzyılı, İstanbul, 2003, s Albek, Suzan; Dorylaıon dan Eskişehir e, Eskişehir, 1991, s Varlık, Çağatay; XVI. Yüzyılda Kütahya Sancağı, Erzurum, 1980, s Dıvarcı, İbrahim, Ahmet Kuş, Feyzi Şimşek; Türkiye Mevlevîhâneleri Fotoğraf Albümü, Konya, 2005, s Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 27
29 28 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
30 GELİBOLU Tarihçe Mevlevîliğin Konya çelebileri vasıtası ile yaygınlaştığı dönemde, I. Bostan Çelebi zamanında (XVII. yüzyıl) Şam ve Yenikapı Mevlevîhâneleriyle aynı devirde açılan Gelibolu Mevlevîhânesi, Osmanlı Devleti sınırları dâhilinde kurulmuş, içlerinde çile çıkarılan, derviş yetiştirilen ve adına âsitâne denilen 13 Mevlevî dergâhı arasında en geniş araziye ve en büyük semâhâneye sahip olandır. Bugün, Gelibolu Hamzakoy daki askeri bölge içinde yer alan ve deniz kenarına yakın bir alanda bulunan Mevlevîhâne, semâhâne-türbe binası ve iki taç kapıdan ibarettir. Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki Gelibolu Mevlevîhânesi nin vakfiyesi ele geçmediğinden yapılış tarihi belli değildir. Ancak Mevlevî şeyhi Ağazâde Mehmed Hakikî Dede tarafından XVII. yüzyılda yaptırıldığı bilinmektedir. Mehmet Dede ölümüne (1653) kadar Mevlevîhânenin postnişînliğini de yürütmüştür. Diğer Mevlevî âsitâneleri gibi Gelibolu Mevlevîhânesi de zaman zaman tamirata tabi tutulmuş, çoğu zaman bu tamiratlar bizzat devlet erkânı tarafından yaptırılmıştır. Şimdilik ilk tamiratının III. Mustafa döneminde yapıldığını bildiğimiz Mevlevîhâne, 1766 depreminde büyük zarar görmüş ve tamir edilmiştir. Bu tamirat sırasındaki keşif raporunda Mevlevîhâne binası ile ilgili bilgiler, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında dergâhın müştemilatının nasıl olduğunu göstermektedir ki buna göre Mevlevîhânenin; küfenk taşından yapılmış minareli, kiremit örtülü ve Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 29
31 bakır alemli, iki kat semâhânesi vardı. Semâhânenin bir yanında kadın mahfili, dîvanhâne, ocaklı köşk, diğer yanında cephesi abdest musluklu, altı derviş hücresiyle şeyhe mahsus sofalı iki oda ve kütüphâne vardı. Gelibolu Mevlevîhânesi nin bilinen ikinci tamiratı XIX. asrın başlarında III. Selim döneminde yapılmıştır. Sultan Abdülmecid döneminde harap binalar genişletilerek yeniden bina edilmiş ve avlunun doğu taç kapısı üzerine güneş ışınlı tuğralı Azmi imzalı kitabesi koydurulmuştur. Yine Sultan Abdülmecid tarafından yıllarında yeniden tamir edilmiş ve tamir kitabesi yine Azmi tarafından yazılarak batıdaki taç kapının ön cephesine yerleştirilmiştir. Çeşitli zamanlarda yapılan onarım ve yenilemelerle Mevlevîhâne, külliye hâline gelmiştir. Mevlevîhânenin mevcut semâhânesinin yılında II. Abdülhamit tarafından yeniden yaptırıldığı kapısındaki kitabeden anlaşılmaktadır. I. Dünya Savaşı nda oldukça zarar gören Mevlevîhâneden dikdörtgen planlı, dıştan çatılı bir yapı olan semâhânetürbe binası, iki kapı ve bazı hücreler günümüze gelebilmiştir. Zamanında minareli çatılı iki katlı bir mescit ve semâhânesi, divanhâne, altmış odalı harem dairesi, geniş bir yemekhane, han, kütüphane ve mektep gibi yapılardan oluşan bir külliye olduğu tarihî belgelerde belirtilmektedir. Askeri bölge içinde kalan Mevlevîhânenin mülkiyeti 1994 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü ne geçmiştir. Mevlevîhâne, dinî ve kültürel alanda yörenin önemli bir yapısı olarak Gelibolu tarihinde yer almıştır. Yapı, mimari üslubu, iç tezyinatı ve karakteristik 30 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
32 yönleriyle geç dönem Osmanlı mimari özelliklerini taşıyan önemli bir eserdir. Osmanlı devrinden günümüze gelmiş bir kültür değeri olan bu Mevlevîhânenin özgün hâliyle gelecek nesillere aktarılması için titiz ve kaliteli bir onarım yapılmasına çalışılmıştır. Mevlevihânenin etrafı duvarla çevrili olup alanın ortasında semâhâne-türbe binası bulunmaktadır. İhâta duvarının askeri alanda kalan bölümü halen mevcuttur. İki katlı dikdörtgen planlı binanın aynı çatıda, iki ayrı kubbe altında yer alan semâhane ile türbe bölümleri içten ahşap korkuluklarla ayrılmış olup, kuzeyde semâhâne giriş kapısı, güneyde ise türbe kapısı olmak üzere iki kapısı mevcuttur. Semâhâne kısmının kubbesinde hemen hemen bütün Mevlevîhânelerde bulunan Mevlâna ya ait olduğu sanılan semâa dair Dânî semâ çi büved (sema nedir bilir misin?) diye başlayan Farsça gazeli ta lik hatla yazılmıştır. Türbe bölümünde Mevlevîhânenin ilk şeyhi Ağazâde Mehmed Dede nin mezarı bulunmaktadır. Güney duvarında 7,74 yüksekliğinde büyük bir mihrap ve dışarıdan kollu iki beyzî merdivenle çıkılan asma mahfili bulunan semâhâne en büyük semâhâne olma özelliğine sahiptir. Gelibolu Mevlevîhânesi nde ve yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü nce onarım yapılmıştır. Günümüzde Gelibolu Mevlevîhânesi Ziyaret tarihimiz: 2-3 Şubat 2012 Gelibolu Mevlevîhânesi ne gitmek üzere Çanakkale ye vardığımızda ilk önce Valiliğe giderek Özel Kalem Müdürü Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 31
33 Mahmut Akkuş Beyle (Vali Güngör Azim Tuna şehir dışında olduğu için kendileri ile görüşme fırsatı olamıyor, ancak konuşmalarımızın kendilerine iletileceği bildiriliyor.) bir görüşme gerçekleştiriyoruz. Görüşmemizde Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Şinasi Haznedar da hazır bulunuyor. Konuşmalarımız Gelibolu Mevlevîhânesi nin tam anlamıyla Dede ve derviş hücreleri, Matbah-ı Şerîf ve diğer müştemilâtlarla birlikte henüz tamamlanmadığı ve bu konuda yapılması gerekenler çerçevesinde oluyor. Daha sonra Gelibolu Mevlevîhânesi ile ilgili bir kitap kaleme alan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Gülgün Yazıcı ve eşi Okt. Mesut Yazıcı ile görüşüyoruz. Kendileri Mevlevîhânenin restorasyonu döneminde de katkılarda bulunmuş. Onlar da Mevlevîhânenin fizikî şartlarının eksikliği ve buranın tam anlamıyla kullanılamadığı görüşünü tekrarlıyorlar. Daha sonra Gelibolu Mevlevîhanesi ni Koruma ve Mevlevî Kültürünü Tanıtma Derneği Başkanı ve Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hamit Er ile Gelibolu Mevlevîhânesi nde 2008 yılından bu yana ayda bir kez gerçekleştirdikleri halka açık ücretsiz Semâ törenleri hakkında konuşuyoruz. Hamit Hoca, Karabâş-ı Velî Kültür Merkezi nde bulunan Bursa Mevlâna Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği nin, üstatları Mustafa Özbağ önderliğinde herhangi bir ücret talep etmeden burada Semâ yaptıklarını belirtiyor. Biz de Çanakkale ye gelirken Bursa ya uğradığımızı, Mustafa Özbağ Hoca ve Dernek Müdürü Cafer Altay Beyle konuşma fırsatı bulduğumuzu ve merkezlerinde seyrettiğimiz guruplarının Semâ sının gelenekteki usule uymadığını, bu gurubun yaptığı fedakâr hizmetin eğer usulüne uygun Mukâbele-i Şerif şeklinde yapılması halinde daha da anlamlı olacağını belirtiyor, bu hususu kendilerine de söylediğimizi hatırlatıyoruz. Hamit Hoca 18 Aralık 2011 günü Çanakkale Valiliği ile birlikte düzenledikleri Şeb-i Arus a Konya ve İstanbul dan Semâ gurubu davet ettiklerini ancak maalesef Konya dan Siz orada Şeb-i Arûs töreni düzenleyemezsiniz, alternatif Şeb-i Arûs mu yapacaksınız tarzında resmi 32 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
34 bir merciden (kurumu ve şahsın adını vermiyor) cevap aldıklarını; İstanbul dan görüştükleri bir gurubun da yüksek fiyat istemesi neticesinde Bursa dan adı geçen gurubu tekrar davet ettiklerini dile getiriyor. Biz de tarih içerisinde 17 Aralık günleri tüm Mevlevîhânelerde Şeb-i Arûs törenleri düzenlendiğini, bunun gayet normal olduğunu, hatta organize olunup Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesiyle günümüzde de bunun tekrar canlandırılmasının güzel olacağını belirttik. Ertesi gün Gelibolu ya geçtik. Sırasıyla Kaymakam Namık Kemal Nazlı, Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özen, Genel Sekreter Hüseyin Çakmak ve Belediye Başkanı M. Mustafa Özacar ile makamlarında görüşmeler yaptık. Hepsi kurumları adına yaptıkları konuşmada Gelibolu Mevlevîhânesi nin tam işleviyle hayata geçirilmesinin gerekliliği ve önemi üzerinde durdular. Çanakkale Valisi sayın Güngör Azim Tuna nın da ülkemizin Balkanlarla irtibat kurması açısından bu Mevlevîhâneyi çok önemsediğini belirtiyorlar. Ayrıca buranın canlandırılması ve aslına uygun olarak işlev görmesi hususunda çaba sarf ettiklerini ancak ne Konya dan, ne Ankara dan, ne de İstanbul dan bu konuda yardım alabildiklerini belirtiyorlar. Özellikle Konya ve İstanbul dan irtibata geçtikleri Semâ guruplarının yüksek para istemesi nedeniyle periyodik olarak düzenlemeyi düşündükleri Mukâbele-i Şerifleri gerçekleştiremediklerini de ekliyorlar. Yetkililerin yine ortak görüşü; ilgili kurum ve kişilerin ders ve kurs gibi yardımlarıyla Gelibolu da bir ekip oluşturulması, burada bir Semâ heyetinin hayata geçirilmesi ve Gelibolu Mevlevîhânesi nin Türk kültür ve sanatının da öğretilip öğrenildiği bir yer haline gelmesi. Konuşmalarımızın özünde ve sonuç kısmında ise hep benzer bir tespite şahit oluyoruz, o da; bu zengin Mevlevî kültürünün özünün korunması ve tanıtılması hususunda yerel yönetimler ve kurumlar olarak tam destek vermeye hazır oldukları, ancak yola ve usule tam vakıf olmadıklarından Konya daki ilgili kurumlar ile irtibatlı olarak bu çalışmaları yürütmeyi arzuladıkları. Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 33
35 GELİBOLU MEVLEVÎHÂNESİ HAKKINDA BİLGİ VEREN BAŞLICA KAYNAKLAR KİTAPLAR: Yazıcı, Gülgûn; Gelibolu Mevlevîhânesi ve Gelibolu da Mevlevîlik, İstanbul, 2009 MAKALELER: Ülkü, Osman; Gelibolu Mevlevihanesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi - 4, Özel Sayı, Erzurum, 1998, s Çelebi, Celâlettin; Son Yüzyılda Mevlevîlik, Uluslararası Mevlâna Bilgi Şöleni, (15-17 Aralık 2000), Ankara, s Parla, Erdinç; Gelibolu Mevlevîhânesi Rölövesi, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Tarih ve Restorasyon Enstitüsü Bülteni, S Seçkin, Aydın; Türkiye deki Önemli Mevlevîhâneler ve Mevlevîhânelerin Yaşatılmasında Vakıflar Genel Müdürlüğü nün Rolü, Dünyada Mevlâna İzleri Uluslar Arası Sempozyum, (13-11 Aralık 2007), Konya, 2007, s Küçük, Sezai; Mevlevîliğin Son Yüzyılı, İstanbul, 2003, s Dıvarcı, İbrahim, Kuş, Ahmet, Şimşek, Feyzi; Türkiye Mevlevîhâneleri Fotoğraf Albümü, Konya, 2005, s Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
36 YENİKAPI Tarihçe Yenikapı Mevlevîhânesi, Zeytinburnu ilçesi Topkapı surları dışında, Merkez Efendi Caddesi ile Mevlevî Tekkesi Sokağı arasındaki parselde bulunmaktadır. Mevlevîhâne, kuruluşundan sonra uzun yıllar İstanbul daki Mevlevîliğin merkezi, bir âsitâne olarak kullanılmıştır. Yenikapı Mevlevîhânesi, selamlığı, haremi, türbesi, semâhânesi, muvakkithânesi, hünkâr mahfili, matbah-ı şerîfi, sarnıçları, hâmuşânı ve müştemilât bölümleri ile büyük bir külliyedir yılında açılan Mevlevîhânenin kurucusu Yeniçeri Ocağından kâtip Malkoç Mehmet Efendi dir. Malkoç Mehmet Efendi nin bu Mevlevîhâneyi kurmasını, atlatmış olduğu bir ölüm tehlikesine bağlayanlar olmuştur. Hafız Paşa nın yanında Bağdat ve Revan seferlerine (1635) katılmış, dönüşte yeniçerilerle aralarında anlaşmazlık çıkmış ve öldürülmek istenmiştir. Bu badireyi atlattıktan sonra dönüşte Konya Mevlâna Dergâhı nı ziyaret etmiş İstanbul a sağ salim gitmek nasip olursa, orada bir Mevlevî dergâhı yaptıracağım diye dua etmiştir. İstanbul a dönüşünde de dergâhın yapımını başlatmış, 1597 de Mevlevîhâne yi açarak Sinan Mevlevî nin oğlu Kemal Ahmed Dede yi şeyh yapmıştır. Yenikapı Mevlevîhânesi başlangıçta semâhâne, mescit, harem, Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 35
37 sebil, türbe ve 18 derviş hücresinden meydana gelmişse de kısa sürede gelişmiştir. Sonraki yıllarda bu yapılar yıkılmış ve yerlerini daha büyükleri almıştır. Sultan II. Mahmut 1818 de kuruş vererek semâhâne, türbe, harem ve müştemilat binalarını yenilemiştir. Abdurrahman Nâfiz Paşa buraya bir kütüphane, yanına da kendi türbesini yaptırmıştır. Ne yazık ki Mevlevîhânenin kütüphanesi altındaki mahzende bulunan odunlar 1903 yılında tutuşarak kütüphaneyi yakmıştır. Bunun üzerine Sultan Mehmet Reşat 1910 da Mevlevîhâneyi yeni baştan onarmıştır. Bu onarım işlerini Mimar Kemaleddin Bey üstlenmiş ve bu kez dergâh neoklasik üslupta yapılırken yanına bir de minare eklenmiştir. Yenikapı Mevlevîhânesi nin bazı bölümleri bilinmeyen bir nedenle 1961 yılında yeniden yanmış arta kalan yapılara Mevlânakapı Çocuk Yetiştirme Yurdu taşınmıştır. Yakın tarihlerde Mevlevîhâne bir kez daha yanmış, mezarlar ve yapının duvarları dışında ortada hiçbir şey kalmamıştır. Yangından sonra uzun yıllar bakımsız hâlde bırakılmış olan Mevlevîhâne Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yılında şimdiki haliyle yeniden canlandırılmış, yok olan semâhâne, türbe ve şerbethâne kısımlarının da yeniden restorasyonu yapılmıştır. Mevlevîhâne günümüzde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kurulan Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi nin Sosyal, Fen ve Medeniyetler İttifakı Enstitüsü binası olarak kullanılmakta, semâhânesinde periyodik Mukâbele-i 36 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
38 Şerifler icra edilmekte, bazı Semâ gurupları da burada Semâ çalışmaları yapmaktadır. Günümüzde Yenikapı Mevlevîhânesi Ziyaret tarihimiz: 04 Şubat 2012 Mevlevîhâneyi ziyaretimiz Cumartesi gününe rastladığı için Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi nin orada yerleşen Enstitü görevlileri ile görüşemiyoruz. Ancak güvenlik görevlileri büyük bir nezaketle bize Mevlevîhânenin her tarafını gezdiriyorlar. İstanbul un en büyük Mevlevîhânelerinden olan Yenikapı Mevlevîhânesi nin Matbah-ı Şerif kısmından gezmeye başlıyoruz. Burası henüz tefriş edilmemiş boş bir halde. Aynı koridora bağlı U şeklindeki Dede ve derviş hücreleri Enstitülerin konferans salonu, çalışma odası, derslik ve laboratuvarı olarak tefriş edilmiş. Aşağı kısımda bulunan derviş hücreleri ise kapsamlı bir kütüphâne haline getirilerek araştırmacıların hizmetine sunulmuş. ve Ahmet Bican Dede tarafından yetiştirilen Kadri Yetiş Dede, her hafta Cumartesi günleri burada tâliplere Kur ân-ı Kerim tefsiri, Mesnevî dersi, Mevlevî âdâb ve erkânı verildiğini belirtiyor ve Semâ tâlimi yaptırıldığını söylüyor. Mevlevîhânenin dış kısmında bulunan Hâmûşânı da ziyaret edip dualarımızı yaptıktan sonra, Kadri Dede ve kişiden oluşan öğrencileriyle hazırladıkları dervîşâne somat (yemek) eşliğinde sohbet yapıyor ve günümüzde Semâ ın oldukça fazla ilgi görmesi ve popülist bir anlayışla icrâ edilmesinin yanlışlığı üzerinde duruyoruz. Kadri Dede nin insanların daha İslam ı tam bilmeden, Hz. Mevlâna nın eserlerine vâkıf olmadan, Mevlevî âdâb ve erkânını Mevlevîhânenin Semâhâne bölümü ise aynen kalarak, belli periyodlarda yapılan Mukâbele-i Şeriflere tahsis edilmiş. Bahariye Mevlevîhânesi nin son yetiştirdiği Mevlevîlerden Midhat Bahârî Beytur un hâs evlatlarından Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 37
39 tanımadan Semâ yapmalarının yanlış olduğunu; kişilerin bütün bu bilgilere hâiz olduktan sonra meydana çıkıp Semâ etmesi gerektiğini vurguladıktan sonra söylediği; Semâ Mevlevîliğin çatısıdır. Öğrenilmesi gereken bilgiler ise duvarlardır. Hiç duvarlar olmadan çatı havada durabilir mi? tespitine biz de tamamen katıldığımızı beyan ediyor ve 1 saate yaklaşan bu sohbetten vaktimiz dolayısı ile ayrılmak zorunda kalıyoruz. Sohbetimiz esnasında orada hazır bulunan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) öğretim üyesi ve Mevlevîhânenin restorasyonu sırasında danışmanlık yapan Prof. Dr. Ahmet Ersan Beyden Semâhanedeki hâmûşânın sandukaların üzerlerinde kime ait olduğu niçin belirtilmedi, diye bilgi istiyoruz. Kendisi de bazı isimlerin henüz tam bilinemediğini, bu tespitin sağlıklı bir şekilde yapıldıktan sonra bu isimlerin yazılacağını söylüyor. Yenikapı Mevlevîhânesi ndeki mânâ dolu bu ziyaretimizin ardından, daha önce ana giriş kapısında yeni harflerle mermer üzerinde bulunan: Yenikapı Mevlevîhânesi Bânisi Yeniçeri Kâtibi Malkoç Mehmed Efendi Yapılış Tarihi: Hicri 1006; Miladi 1597 tabelanın kaldırılmış olmasından duyduğumuz üzüntü ile Bahariye Mevlevîhânesi ne gitmek üzere Eyüp e doğru yol alıyoruz. 38 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
40 YENİKAPI MEVLEVÎHÂNESİ HAKKINDA BİLGİ VEREN BAŞLICA KAYNAKLAR KİTAPLAR: Ziya, Mehmet (İhtifalci); Yenikapı Mevlevîhânesi, İstanbul, 1913 Defter-i Dervîşân-Yenikapı Mevlevîhânesi Günlükleri, az. Bayram ali Kaya, Sezai Küçük, Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yay., İstanbul, 2011 MAKALELER: Tanman, Baha; Yenikapı Mevlevîhânesi, IX. Vakıf Haftası Kitabı, Ankara, 1992, s Tanman, Baha; İstanbul Mevlevîhâneleri, Osmanlı Araştırmaları, S. XIV, İstanbul, 1994, s Yücel, Erdem; İstanbul Mevlevîhâneleri, Milletlerarası Türkoloji Kongresi Tebliğ Özetleri, (İstanbul, ), İstanbul, 1977, s Olgun, Tahir; Yenikapı Mevlevîhânesi, Mahfel, S. 40, 1342h./1923 Koçu, Reşad Ekrem; Yenikapı Mevlevîhânesi, Yeni Musiki Mecmuası, C. 14, S. 170, İstanbul, 1962, s Küçük, Sezai; Bütün Yönleriyle XIX. Yüzyılda Yenikapı Mevlevîhânesi, X. Millî Mevlâna Kongresi, 2002, s Seçkin, Aydın; Türkiye deki Önemli Mevlevîhâneler ve Mevlevîhânelerin Yaşatılmasında Vakıflar Genel Müdürlüğü nün Rolü, Dünyada Mevlâna İzleri Uluslar Arası Sempozyum, (13-11 Aralık 2007), Konya, 2007, s. 12 Küçük, Sezai; Mevlevîliğin Son Yüzyılı, İstanbul, 2003, s Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 39
41 40 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
42 BAHÂRİYE Tarihçe Beşiktaş Mevlevîhânesi ni XVII. yüzyılın önde gelen devlet adamlarından Sadrazam Ohrili Hüseyin Paşa 1613 yılında yaptırmıştır. Mevlevîhânenin ilk şeyhi, aynı zamanda Gelibolu Mevlevîhânesi nin şeyhi de olan Ağazâde Mehmet Dede dir. Bu Mevlevîhânenin kuruluşunu anlatan ilginç bir öyküsü de vardır: Kaptan-ı Derya Ohrili Hüseyin Paşa Akdeniz seferinden dönerken Gelibolu ya uğramış ve Gelibolu Mevlevîhânesi Şeyhi Ağazâde Mehmet Dede yi ziyaret etmeyi unutmuştur. İstanbul a hareketinde şiddetli bir fırtınaya tutulmuş ve geriye dönmek zorunda kalmıştır. Tekrar Gelibolu ya geldiğinde deniz sakinleşmiş, yeniden hareket ettiğinde fırtına başlamıştır. Bunu bir gönül kırıklığına bağlayan Hüseyin Paşa Galiba Gelibolu erenlerinden birini ziyaret etmeyi unuttuk. diyerek sorup, soruşturmuş ve Mehmet Dede yi ziyaret etmediğini öğrenmiştir. Bunun üzerine Mehmet Dede ye giderek kusurunun bağışlanmasını istemiştir. O da donanmanın Marmara ya açılması için dua etmiş ve Paşa ya bir daha fırtına ile karşılaşmayacağını söylemiştir. Bunun ardından da yakında Sadaret mührü ile payelendirileceğini, sonra da saraya damat olacağını müjdelemiştir. Gerçekten de Ohrili Hüseyin Paşa İstanbul a dönüşünde sadrazamlığa Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 41
43 yükselmiş, bir süre sonra da kendisine damatlık layık görülmüştür. Ohrili Hüseyin Paşa, bütün bunları Ağazâde Mehmet Dede nin kerametine bağlamış ve bir şükran borcu olarak da şimdiki Çırağan Sarayı nın bulunduğu yere Beşiktaş Mevlevîhânesi ni yaptırmıştır. Mevlevîhânenin kötü yazgısı peşini bırakmamış, yapımından beş yıl sonra buraya bir kışla yapılması kararlaştırılınca Mevlevîhâne 1873 te Eyüp ün Bahariye semtine taşınmış ve artık adı da Bahâriye Mevlevîhânesi olmuştur. XIX. yüzyılın ikinci yarısında Sultan Abdülaziz Boğaziçi kıyılarında Çırağan Sarayını yaptırırken Beşiktaş Mevlevîhânesi ni de yıktırmış ve Mevlevîhâne 1867 yılında geçici olarak Fındıklı daki Karacehennem İbrahim Paşa Konağına taşınmış, orada iki yıl kalmıştır. Maçka sırtlarında, bugünkü İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi nin bulunduğu yerdeki yeni Mevlevîhânenin yapımı tamamlanınca da oraya taşınmıştır İlk şeyhi, tanınmış Mevlevî şeyhlerinden mûsıkîşinâs Hüseyin Fahreddin Dede olan Bahariye Mevlevîhânesi, dergâhların kapatılmasından sonra bakımsız kalmış, semâhânesi 1935 te yıktırılmış, da harem dairesi yanmıştır. Mescit uzun yıllar depo olarak kullanılmış, Mevlevîhânenin son şeyhinin varisleri ile Şeyh Hasan Nazif Efendi, Şeyh Küçük Hasan Nazif Efendi, Yenişehirli Avni Bey ve Sikkezanbaşı ailesinin gömülü olduğu türbe 42 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
44 çökmüştür. İki fabrika duvarı arasında kalan avlu kapısı ise 1970 yılının başlarında arkasındaki ahşap selamlıkla birlikte yıktırılmıştır. Haziresindeki 20 ye yakın mezardan bazıları Eyüp Mezarlığı na, bazıları da Edirnekapı Şehitliği ne nakledilmiştir yılı sıralarında Eyüp Belediyesi nin başlattığı Mevlevîhâneyi yeniden canlandırma projesini bir müddet sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi devralmış ve 2010 yılında tamamlamıştır. Günümüzde Bahâriye Mevlevîhânesi Ziyaret tarihimiz: 04 Şubat 2012 Bahâriye Mevlevîhânesi nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restorasyonunun tamamlanmasının ardından bazı vakıf ve derneklerin buraya talip olduğunu biliyorduk. Mevlevîhâneye vardığımızda buranın yakın bir zamanda Başbakan ve Belediye Başkanının teveccühüyle İnsan Vakfı na tahsis edildiğini öğreniyoruz. Bizi Vakfın Genel Sekreter Yardımcısı Murat İnkaya karşılayarak öncelikle vakfın misyonu hakkında bilgi veriyor. Bu bilgiler çerçevesinde; insan ve Medeniyet Hareketi Derneği başta olmak üzere bazı dernek yapılanmalarının üst birimi olan vakıf, İslâmî metod ve eğitimlerin verildiği bir kurum. Bu Mevlevîhâne de öncelikle bu amaç doğrultusunda -özellikle gençlere- eğitim verecekmiş. Ayrıca geleneksel sanatların icra edildiği, eğitiminin yapıldığı bir mekân olarak da kullanılacakmış. Murat Bey, amaçlarını ise İslam ın nurunu gönüllere taşıma misyonu olarak dillendiriyor. Yine bu yönde çeşitli kesimlerden kişi ve STK ları dinleyip bir yol haritası çizdiklerini ekliyor. Biz buranın bir Mevlevîhâne olduğunu ve bu yönde nasıl bir planlama ve yol haritası belirlendiğini öğrenmek istiyoruz. Murat Bey Mevlâna ve Mevlevîlik Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 43
45 konusunda kendilerinin tam bir bilgiye sahip olmadıklarını, bu konuda ilgili bazı derneklerle görüştüklerini ancak henüz kesin bir planlama olmadığını söylüyor ve bu konuda bizden de istifade etmek istediklerini belirtiyor. Biz yine şu anda buranın nasıl kullanıldığını, 18 adet olan Dede ve derviş hücrelerinde neler yapıldığını, semâhânede ne gibi etkinlikler gerçekleştirildiğini soruyoruz. Murat Bey, semâhânede yakın tarihte bir sempozyum yaptıklarını, konferansların ve dinî derslerin burada verildiğini belirtiyor. Hücrelerin ise geleneksel sanatların icra edildiği mekânlar olarak kullanılacağını söylüyor ve daha tefrişatının da henüz tamamlanmadığını belirtiyor. Mevlevîhânenin semâhâne bölümüne girdiğimizde ise ahşap olması gereken bölümün halı ile döşendiğini, yine boş olması gereken zeminin ise büyük ve geniş yuvarlak masalarla doldurulduğunu görerek hayrete düşüyoruz. Sorduğumuzda ise derslerin bu şekilde verildiği söyleniyor. Ancak bizim daha önceki duyumlarımızdan bildiğimiz kadarıyla ne acıdır ki, bu semâhâne düğün, nişan vb. gibi etkinliklerde yemek yeri olarak kullanılıyormuş. (Burada şunu da belirtelim ki Bahâriye, İstanbul daki Mevlevîhâneler arasında en büyük semâ salonuna sahiptir.) Bu konu yetkililer tarafından her ne kadar net bir şekilde cevaplandırılmasa da biz Mevlevîhâneden ayrılırken kapıya yanaşan bir araçtan indirilen tatlı dolu tepsiler bu duyumlarımızı doğruya çıkarıyordu. Mevlevîhâneden çıkarken, sahanın uzmanları tarafından talihi bir türlü yaver gitmeyen bir Mevlevîhâne olarak nitelendirilen Beşiktaş ve sonrasındaki Bahâriye Mevlevîhânesi nin bu tarihî hikâyesinin nasıl devam edeceğini merak ederek, buranın şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede ve ahfadına oradan Eyüp Mezarlığı na taşınmış kemiklerinin sızlamaması dileğiyle dualarımızı okuyoruz 44 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
46 BEŞİKTAŞ-BAHÂRİYE MEVLEVÎHÂNESİ HAKKINDA BİLGİ VEREN BAŞLICA KAYNAKLAR KİTAPLAR: Tanman, Baha; Beşiktaş Mevlevîhanesi ne İlişkin Bir Minyatürün Mimarlık ve Kültür Tarihi Açısından Değerlendirilmesi, İstanbul, MAKALELER: Küçük, Sezai; Mevlevîliğin Son Yüzyılı, İstanbul, 2003, s Çelebi, Celâlettin B; Son Yüzyılda Mevlevîlik, Uluslararası Mevlâna Bilgi Şöleni, (15-17 Aralık 2000), Ankara, s Gölpınarlı, Abdülbâki; Mevlâna dan Sonra Mevlevîlik, (hzl. Ahmed Ateş), Türk Dili, C. 3, S. 33, Ankara, 1954, s Tanman, Baha; İstanbul Mevlevîhâneleri, Osmanlı Araştırmaları S. XIV, İstanbul, 1994, s Ünver, A. Süheyl; Beşiktaş-Çırağan Mevlevîhânesi Hakkında, Mevlâna ve Yaşama Sevinci, (hzl. Feyzi Halıcı), Konya Turizm Derneği, 1978, s Yücel, Erdem; Beşiktaş (Bahariye) Mevlevîhânesi, Türk Edebiyatı, 1977, s Yücel, Erdem; İstanbul Mevlevîhâneleri, Milletlerarası Türkoloji Kongresi Tebliğ Özetleri, (İstanbul, 1976), İstanbul, 1977, s Veled Çelebi İzbudak, Hatıralarım, Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1946, muhtelif sayfalar Şimşekler, Nuri, Bahâriye Mevlevîhânesi nin Son Şâhidi Selman Tüzün, Aşkın Sultanları- Son Dönem İstanbul Mevlevîleri Ulusal Sempozyumu, Mayıs 2010, Bildiriler, İstanbul, 2010 Pîr Aşkına, Haz. Nuri Şimşekler, TİMAŞ Yay., İstanbul, 2010, muhtelif sayfalar Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 45
47 46 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
48 GALATA Tarihçe İlk adı Kulekapı(sı) Mevlevîhânesi olan Galata Mevlevîhânesi, İstanbul un fethinden sonra 1491 yılında Osmanlı nın yeni başkentinde kurulan ilk Mevlevî tekkesidir. Tanınmış batılı gezginlerinin Beyoğlu Mevlevîhânesi, Kulekapı Mevlevîhânesi olarak sözünü ettiği Mevlevîhânenin bulunduğu yerde daha önce Bizans ın St. Theodore Manastırı vardı. Ağaçlarla kaplı bu ıssız yeri, Sultan II. Bayezid bostancıbaşılık ve beylerbeylik yapan İskender Paşa'ya verir, o da burada bir av çiftliği kurar. Mevlâna nın torunlarından Dîvâne Mehmed Çelebi, paşadan arazisinin bir bölümünü Mevlevî dergâhı yapmak için ister. İskender Paşa da bu dileği kabul eder ve 1491'de Galata Mevlevîhânesi'nin yapımına başlanır depreminde Galata Mevlevîhânesi nin de hasar gördüğü tahmin edilebilir. Mevlevîhâne, dördüncü postnişîn Mesnevîhan Mahmud Dede nin vefatından sonra sahipsiz kalarak harap olmuş, bir süre Halvetî zâviyesi, daha sonra da medrese olarak kullanılmıştır. XVII. yüzyılın başlarında Konya daki çelebilik makamınca görevlendirilen Şeyh Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 47
49 Sırrı Abdi Dede, meşihatını üstlendiği Mevlevîhânede 1608 yılında büyük bir onarım gerçekleştirmiştir. XVII. yüzyılın ilk yarısında Tersane ve Matbah Emini İsmail Ağa da Mevlevîhânede imar faaliyetinde bulunmuş, Matbah Emini Hasan Ağa avlusunda bir çeşme yaptırmıştır. Galata Mevlevîhânesi, 1765 yılında çıkan büyük Tophane yangınında harap olmuş, dönemin padişahı III. Mustafa, Yenişehirli Osman Efendiyi bina emini tayin ederek burayı yeniden inşa ettirmiştir. Mevlevîhânenin yerleşim düzeninde önemli değişikliklerin yapıldığı diğer yenileme ise Mevlevî muhibbi III. Selim in eseridir. III. Selim in tahta çıkışı sırasında Mevlevîhânenin postnişîni olan ünlü divan şairi Şeyh Galib in, tekkenin tamire muhtaç olduğunu Kaside-i Tannâne adlı manzumesine iliştirdiği bir arzuhal ile padişaha bildirmesi üzerine yılında Mevlevîhâne binaları yenilenmiştir. Bu arada semâhâne bir hünkâr mahfiliyle donatılmış, Reisülküttab Mehmed Raşid Efendi nin uzak bir kaynaktan getirttiği suyu Mevlevîhâneye bağışlamıştır. Mevlevîhânede XIX. yüzyılda da birçok yenileme, onarım ve tadilat yapılmıştır. Bunların ilki, II. Mahmud devrinin ünlü simalarından Halet Efendi nin 1819 da gerçekleştirdiği imar faaliyetidir. Halet Efendi, günümüzde mevcut cümle kapısı ile yanında sebil, çeşme, muvakkithane ve kütüphane-mektepten oluşan sebilküttabı, yine cümle kapısına bitişik olan kendi türbesini inşa ettirmiş, avluyu mermerle kaplatmış, Dedegân hücrelerini onartmış, ayrıca Mevlevîhânenin Mesnevî Şârihi Ankaravî Şeyh İsmail Rûsühî Dede ile Şeyh Galib Dede nin sırlandıkları türbeyi yeniden yaptırmıştır. Mevlevîhâne, 1824 de bir yangın daha geçirmiş, mescid, matbah-ı şerif ve dokuz adet hücre ortadan kalkmıştır. Şeyh Seyyid Kudretullah Dede tarafından 1828 de sadâret makamına hitaben kaleme alınan arzuhalde, yangının üzerinden dört yıl geçmesine rağmen dervişlerin hala çadırlarda barındıkları ve çadırların yıpranmış olduğu belirtilerek gereğinin yapılması istenmektedir. Bunun üzerine çadırları yenileyen Sultan II. Mahmud 1835 de Mevlevîhâneyi yeniden inşa ettirmiştir. II. Mahmud un kızı Âdile Sultan 1847 de Mevlevîhâneye sarnıç, şadırvan ve çamaşırhane birimlerini ekletmiş, Abdülmecid ise de avludaki Hasan Ağa Çeşmesi ni tamir ettirmiş, 48 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
50 ertesi yıl matbah-ı şerifi, da da semâhâneyi, selamlığı ve Dedegân hücrelerini içine alan ana binayı bugünkü şekliyle yeniden yaptırmıştır. XIX. yüzyılın ikinci yarısında, muhtemelen Kudretullah Dede nin vefatını (1871) ve Halet Efendi nin yaptırdığı açık türbeye defnini müteakip bu türbenin yerine kapalı bir türbe inşa edilmiştir. Mevlevîhâne, II. Abdülhamid ve V. Mehmed Reşad devirlerinde de küçük kapsamlı onarımlar geçirmiştir. Tekkelerin kapatılmasından (1925) sonra Mevlevîhânenin ana binası halkevi, sebilküttab ise karakol olarak kullanılmıştır. Bir ara avluya bir ilkokul inşa edilmesi düşünülmüşse de bu gerçekleşmemiştir arasında belediye tarafından hazirenin Şahkulu Bostanı Sokağı üzerindeki doğu kesimi kaldırılarak yerine Beyoğlu Evlendirme Dairesi yaptırılmış, bu arada semâhânenin girişindeki ahşap türbeler, harem bölümü, matbah-ı şerif ve diğer bazı müştemilat ortadan kaldırılmıştır. Galata Mevlevîhânesi resmi kurumların ilgisizliğine rağmen Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu ile bu kuruma bağlı İstanbul u Sevenler Grubu nun, özellikle Reşit Saffet Atabinen ile Hamdullah Suphi Tanrıöver in çabaları sayesinde kısmen de olsa günümüze gelebilmiştir, Birçok girişimin sonucunda Mevlevîhânenin 1946 da bütün birimleriyle bir Mevlevî kültürü müzesine dönüştürülmesine karar verilmiş ve mülkiyeti vakıflardan Milli Eğitim Bakanlığı na intikal etmiştir. Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 49
51 Mevlevîhânenin müzeye dönüştürülmesi yirmi yıllık bir gecikmeyle gerçekleşebilmiş, dört yıl süren geniş kapsamlı onarım çalışmaları sonunda Divan Edebiyatı Müzesi adıyla 27 Aralık 1975 te ziyarete açılmıştır li yılların ortalarında tekrar Galata Mevlevîhânesi Müzesi adını alan yapı, bazı işadamlarının yardımlarıyla restore edilmeye çalışılmışsa da tam olarak bitirilememiş ve İstanbul un 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmesiyle bu konuda kurulan Ajans tarafından 2011 yılında tamamlanmıştır. Semâhâne nin, bahçedeki Hâmûşân ın, diğer müştemilâtın temizlenip tanzim edilmesi, Derviş hücrelerinin de Tasavvuf Tarihi Müzesi şeklinde müze olarak düzenlemesiyle Galata Mevlevîhânesi tarihinde olduğu gibi İstanbul un en fazla gezilen yerlerinden biri olmuştur. Mevlevîhâneye girdiğimizde o gün Mesnevî dersi verecek olan Nezih Uzel le karşılaşıyor ve sohbet ediyoruz. Daha sonra restorasyonu sırasında büyük gayretler sarf eden Mevlevîhânenin Müdürü Yavuz Özdemir karşılıyor bizi. Hemen gezmeye başlıyoruz Mevlevîhâneyi. Öncelikle Dede ve derviş hücrelerinden başlıyoruz. Gerçekten de burası yıllar önce gördüğümüz o karanlık, karışık ve rutubetli havasından kurtulmuş Mevlevîlikle birlikte diğer tasavvufî tariklerin anlatıldığı, objelerinin sergilendiği; yanlarına Türkçe ve İngilizce açıklamaların Günümüzde Galata Mevlevîhânesi Ziyaret tarihimiz: 05 Şubat 2012 Galata Mevlevîhânesi ni Pazar günü ziyaretimizin sebebi, her pazar saat da burada Mukâbele-i Şerif icrâ edilmesiydi. 50 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
52 yazıldığı güzel bir müze olmuş. Emeği geçenlere gönlümüzden ve dilimizden teşekkürlerimizi sunuyor ve semâhâne kısmına geçiyoruz. Bu bölümdeki, önceki halinde var olan sergi amaçlı camekânlar kaldırılmış, seyirci yeri bu şekilde biraz daha genişlemiş. Burada Ankaravîlerin, Şeyh Gâliblerin, III. Selimlerin, II. Mahmudların, Çelebilerin, Dedelerin, Dervişlerin ve gelmiş geçmiş binlerce mânâ ehillerinin ruhlarını hissediyor, 1 saat kadar sonra başlayacak olan Mukâbele-i Şerif in Âyin-i Şerif provalarına gönül kulağımızı veriyor ve yine daha birkaç yıl öncesine kadar mezar taşlarında salyangozların mekân tuttuğu Hâmûşân a (mezarlık kısmı) geçiyoruz. Artık o erkeği ve kadını ile, destarlı-destarsız şekli ile, Mevlevîsi, Halvetisi ile, Devlet adamı, normal insanı ile bakımlı bir çim zeminin üzerinde baş uçlarında yükselen tertemiz mezar taşlarını gözlemliyor ve dualarımızı ediyoruz. Mevlevîhânenin Müdürü Yavuz Özdemir Beyden burada yapılan faaliyetlerle ilgili bilgi alıyoruz. Kendisi yeni başlatılan bir uygulama ile 4 Semâ gurubu derneğinin nöbetleşe haftada bir burada Mukâbele-i Şerif icra ettiklerini, özellikle İstiklal Caddesi nde bulunan otel müşterilerinin ve turistlerin ilgi gösterdiğini, bu işin organizesinin de ilgili dernekler tarafından yapıldığını belirtiyor. Galata Mevlevîhânesi nden ayrılırken kapısında satılan Semâ biletlerinin fiyatlarını dernek görevlisine soruyor ve 40 TL olduğunu öğreniyoruz. Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 51
53 GALATA MEVLEVÎHÂNESİ HAKKINDA BİLGİ VEREN BAŞLICA KAYNAKLAR KİTAPLAR: Kerametli, Can; Galata Mevlevîhanesi Divan Edebiyatı Müzesi, Türk Turing ve Otomobil Kurumu, İstanbul, Dayıoğlu, Server, Galata Mevlevihanesi, Yeni Avrasya Yay., Ankara, 2003 MAKALELER: Uzluk, Şehabeddin; Galata Mevlevîhânesi ve Şeyh Ahmed Celâleddin Baykara Dede Efendi, III. Milli Mevlâna Kongresi, 1988, s Nasuhioğlu, Orhan; Türk Musikisi ve Galata Mevlevihanesi, Musiki Mecmuası, 1978, s. 8-12; 1979, s Şehsuvaroğlu, Haluk Y.; Galata Mevlevihanesi, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Belleteni, S. 241, İstanbul, 1962, s. 9. Ünver, İsmail; Galata Mevlevîhânesi Şeyhleri, Osmanlı Araştırmaları, S. XIV, İstanbul, 1994, s Yücel, Erdem; İstanbul Mevlevihaneleri, Milletlerarası Türkoloji Kongresi Tebliğ Özetleri,(İstanbul, ), İstanbul, 1977, s Yücel, Erdem; Galata Mevlevihanesi, Arkitekt, C. 48, S. 376, İstanbul, 1979, s Seçkin, Aydın; Türkiye deki Önemli Mevlevîhâneler ve Mevlevîhânelerin Yaşatılmasında Vakıflar Genel Müdürlüğü nün Rolü, Dünyada Mevlâna İzleri Uluslar Arası Sempozyum, (13-11 Aralık 2007), Konya, 2007, s Küçük, Sezai; Mevlevîliğin Son Yüzyılı, İstanbul, 2003, s Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
54 MANİSA Tarihçe Konya dan sonra asitâneler içinde birinci derecede Afyonkarahisar, ikinci derecede de Manisa ve Halep Mevlevîhâneleri gelmiştir. Bu anlamda Manisa Mevlevîhânesi Konya dan sonra Mevlevî tekkeleri içinde önemli bir merkez sayılmıştır. Manisa nın Yukarı Tabakhane Mahallesi nde, Milli Park içerisinde, Spil Dağı eteklerinde bulunan Mevlevîhâne, kitabesinden öğrenildiğine göre; Saruhan Bey in torunu İshak Çelebi tarafından yıllarında yaptırılmıştır. Mevlevîhâne, İshak Çelebi nin yıllarında yaptırdığı Ulu Cami Külliyesi nin bir bölümünü oluşturmuştur. Bununla beraber Mevlevîhâne külliyenin biraz uzağında bulunmaktadır. Manisa da Mevlevî kültürünün yerleşmesi sonucunda, Şer i sicillerden öğrenildiğine göre Osmanlı döneminde de Mevlevîhane işlevini sürdürmüş, 1664, l665, 1681 ve 1694 yıllarında onarılmıştır. Fatih döneminde tertip edilen vakfiyeye göre içinde Mevlevî şeyhinden, Mesnevîhân a, kilerciden aşçıya kadar bir çok kişinin ikamet ettiği ve maaş aldığı bir tekke olarak şehir hayatında etkinliğini sürdürmüştür. XVI. yüzyılda bu etkinliğini sadece imaret fonksiyonu ile icra etmiş olsa da, XVII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Mevlevîhânenin güçlü bir hale geldiği anlaşılmaktadır. Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 53
55 Osmanlı döneminden itibaren Mevlevîhânenin yönetimi Mevlâna soyundan olan ve Konya ya gönderilen şeyhlerin elinde bulunmuştur. XVI. yüzyıldan itibaren Manisa Osmanlılarda tahta çıkacak şehzadelerin idari görev yaptıkları şehir olması ve II. Selim den itibaren ise taht varislerinin yegâne sancak merkezi olmasından dolayı Mevlevîlerin Manisa Mevlevîhânesi ne daha çok önem vermelerine sebep olmuştur. Bu nedenle de Manisa Mevlevîhânesi âsitâne statüsüne kavuşturulmuş ve tıpkı tahta geçecek şehzadeler gibi, özellikle son çelebiler zamanında Konya makamındaki Çelebi Efendi yerine geçecek kişiler buraya şeyh olarak görevlendirilmişlerdir. Mevlevîhâne diğer birçok benzeri gibi 1925 yılındaki Tekâyâ ve Zevâyâ Kanunu ile Vakıflar Genel Müdürlüğü nün mülkiyetine geçmiştir. Mevlevîhâne l yılında Y. Mimar Süreyya Yücel tarafından, ardından 1982 de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, bir kez daha restore edilmişse de yapı tam olarak korunamamıştır yılında Celal Bayar Üniversitesi tarafından tek ayakta kalan Matbah-ı Şerif kısmı restore edilen Mevlevîhâne üniversitenin Manisa Yöresi Türk Tarih ve Kültürünü Uygulama Merkezi ne devredilmiş ve aynı zamanda Müze olarak tefriş edilerek ziyaretçilere açılmıştır. Günümüzde Manisa Mevlevîhânesi Ziyaret tarihimiz: 06 Şubat 2012 Manisa Mevlevîhânesi ni ziyaretimiz burada bulunan Celal Bayar Üniversitesi Manisa Yöresi Türk Tarih ve Kültürünü Uygulama Merkezi Müdürü Yrd.Doç. Dr. Ünal Şenel Beyin ev sahipliğinde gerçekleşiyor. Öncelikle bahçeden başlıyoruz geziye. Burada bulunan Hâmûşân ın (Mezarlık) yeri tam net değil, bulunan birkaç mezar taşının da daha kime ait olduğu belli değil, üzerlerinde yazıları da yok. Buradaki eski mezar taşlarının da 54 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
56 eskilerde Manisa Müzesi ne taşındığını belirtiyor. Ünal Hoca bu konuda araştırmalarının devam ettiğini, hâziresinin tam olarak ortaya çıkarılması gerektiğini ve giden mezar taşlarının tekrar müzeden alınarak buraya monte edilmesi için talepte bulunduklarını da sözlerine ekliyor. Mevlevîhânenin ayakta kalan ve restore edilen tek bölümü Matbah-ı Şerif kısmına geçiyoruz. Burası da maalesef geçmişte yapılan bir hata ile tabanı tamamen mermer ile döşenmiş. Ünal Hoca yine kendilerinin direkt müdahale edemediklerini, en azından semâhâne kısmının zemininin ahşap olması ve duvarlardaki sonradan yapılan sıvanın kaldırılarak aslına uygun bir şekilde yeniden restorasyon edilmesi hususunda Kültür ve Turizm Bakanlığı na başvuruda bulunduklarını belirtiyor. Ünal Hoca şimdilerde tasavvufî sohbetlerin, konferansların, seminerlerin ve konserlerin ev sahipliği yaptığı Mevlevîhânenin tam teşekkülü ile fizikî mekânlarının yeniden imar edilmesi ve burada Tasavvuf Tarihi Araştırmaları Enstitüsü kurarak tarihî misyonuna daha uygun olarak işlev görmesi dileklerini iletiyor ve biz de bu dileklerine dualarımızla katıldığımızı belirterek oradan ayrılıyoruz. Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 55
57 Manisa daki ikinci adresimiz ise bu şehirdeki Mevlâna ve Mevlevîlik alanında fedakâr gayretleriyle samimiyetini ortaya koyan Celal Bayar Üniversitesi öğretim görevlisi Veysî Dörtbudak Hocanın başkanlığını yürüttüğü Mevlâna Düşüncesi Araştırma Merkezi ne (MEDAR) oluyor. Eski bir Uşşâkî Dergâhı nın (Kabakcı Tekkesi) restore edilerek belediye tarafından kendilerine tahsis edildiğini belirten Veysî Bey, Hz. Pîr in düşüncelerini yaşamak, yaşatmak ve tanıtmak amacı ile 2008 yılında kurdukları MEDAR ın şu ana kadar 3 Sempozyum gerçekleştirdiğini, İslam Hukuku Profesörü Mustafa Yıldırım tarafından haftada bir gün Mesnevî derslerinin verildiğini, dijital ortamda Sufi Araştırmaları adıyla bir dergi yayınladıklarını; bunlarla birlikte klasik şiir şerhleri, Osmanlıca, ney, hızlı okuma gibi alanlarda da kurslar düzenlediklerini belirtiyor. MEDAR ın hizmetkârları tarafından yapılan ikramların ardından hep birlikte Manisa da 1830 lu yıllarda kurulan ikinci bir Mevlevîhâne nin tamamen yıkılmış ve şimdilerde yanı başında bulunan Ali Bey Camii nin duvarla ayrılmış bahçesi gibi görünen yere gidiyoruz. Ancak sadece birkaç bankın konduğu, düzenlemesinin ise vasat bir şekilde yapıldığı bir park görüyoruz. Beraberimizdeki heyetle birlikte buranın da vakti gelince eski haliyle Mevlevîhâne şeklinde düzenlenmesi niyâzında bulunarak gündüz gözüyle Muğla Mevlevîhânesi ne yetişmek üzere Manisa dan ayrılıyoruz. 56 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
58 MANİSA MEVLEVÎHÂNESİ HAKKINDA BİLGİ VEREN BAŞLICA KAYNAKLAR Tezcan, Nuran; Manisa Mevlevîhânesi, Osmanlı Araştırmaları, S. XIV, İstanbul, 1994, s Acun, Hakkı; Manisa Mevlevihanesi, IX. Vakıf Haftası Kitabı, Ankara, 1992, s Seçkin, Aydın; Türkiye deki Önemli Mevlevîhâneler ve Mevlevîhânelerin Yaşatılmasında Vakıflar Genel Müdürlüğü nün Rolü, Dünyada Mevlâna İzleri Uluslar Arası Sempozyum, (13-11 Aralık 2007), Konya, 2007, s. 5 Küçük, Sezai; Mevlevîliğin Son Yüzyılı, İstanbul, 2003, s Dıvarcı, İbrahim, Kuş, Ahmet, Şimşek, Feyzi; Türkiye Mevlevîhâneleri Fotoğraf Albümü, Konya, 2005, s Dörtbudak, M. Veysî, Tarihten Günümüze Manisa Mevlevîleriyle Bir Yolculuk, Dünyada Mevlâna İzleri Uluslar arası Sempozyum Bildirileri, S.Ü. Mevlâna Araştırma ve Uygulama Merkezi Yay., Konya, 2010, s Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 57
59 58 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
60 MUĞLA Tarihçe XIV. yüzyılın başından itibaren kurumsallaşıp yayılmaya başlayan Mevlevîlik Ege bölgesinde de kendini sevdirmiş ve özellikle XVI. yüzyıldan itibaren tüm bölgede yaygınlaşmıştır. XIII. yüzyılın başlarından itibaren tasavvufa ilgi duyan şehirlerden biri de Muğla olup, bu alanda ilk tanınmış şahsiyeti 1480 yılında 90 yaşlarında vefat eden Sâlih Hüdayî Dede dir. Sâlih Hüdâyî Dede, ilk tahsilini Emir Sultan ın kız kardeşinin oğlu olup Muğla ya yerleşen Seyyid Kemâleddin den almış, daha sonra Mevlevîliğe intisab ederek muhtemelen 1450 li yıllarda, Fatih Sultan Mehmed in inâyetiyle Muğla Mevlevîhânesi ni kurmuş ve burada Mesnevî okutmuştur. Muğla Mevlevîhânesi nin kurucusu olarak görülebilecek olan Hüdâyî Dede, 1480 yılında vefat edince, dergâh haziresinde medfûn bulunan Seyyid Kemâleddin in ayak ucuna defnedilmiştir. Muğla Mevlevîhânesi nin asıl şöhretini ise Hüdâyî Dedenin oğlu Şâhidî Dede (ö. 1550) aracılığı ile olmuştur. Hüdâyî Dede nin Mesnevî okuttuğu ve oğluna Farsça öğrettiği; Şâhidî nin tefsir okuyup feyz aldığı ve Vakıf köyü imamının Mevlevî Fenâyî olduğu bilgilerinden hareketle, Mevlevîlik geleneğinin, Şâhidî den önce de yörede mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Muğla Şâhidi Mahallesi nde bulunan ve 1925 yılından sonra Şâhidi Camii Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 59
61 kesin olmamakla birikte -Afyonkarahisar Mevlevîhânesi nin içerisinde şeyhi Dîvâne Mehmed Çelebi nin kabrine yakın bir yerinde de sandukası bulunan- Şâhidî Dedenin de kabri vardır. Cami olarak kullanılan Mevlevîhâne ve avlusundaki türbe 2007 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır. adını alarak camii olarak hizmet veren Mevlevîhânede çeşitli aralıklarla onarım ve tadilatlar yapılmış, en son Hacı Osman Ağa tarafından 1848 yılında yapılmıştır. Cami bölümü ise 1869 yılında onarılmıştır. Daha sonra Mevlevî postnişîni Şeyh Cemal tarafından 1911 yılında bir kez daha onarılmıştır. Hacı Osmanzâde Hacı Mehmet Vakfı na kayıtlı olan Cami, iç mekânda 10 adet ahşap sütun ve ortasında ahşapla çevrili yuvarlak Semâhâne alanından oluşmaktadır. Ayrıca şimdi kadınlar bölümü olarak kullanılan kısımda ise mıtrıp yeri mevcuttur. Bahçesindeki açık alanında Seyyid Kemal hazretlerinin, kapalı haziresinde ise Hüdâyî Dedenin ve Günümüzde Muğla Mevlevîhânesi (Şâhidi Camii) Ziyaret tarihimiz: 06 Şubat 2012 Muğla Mevlevîhânesi ne akşama yakın bir saatte ulaştığımızda ev sahipliğimizi Muğla da Mevlevîlik ve Şâhidî Dede ilgili çalışmaları da bulunan Muğla Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Nâmık Açıkgöz yapıyor. Hocamız, yıllar öncesinde Rektör yardımcısı olduğu dönemde 1999 yılında düzenlediği bir Sempozyuma Muğlalı Şâhidî Dede ve eseri Gülşen-i Esrâr hakkında hazırladığımız Doktora Tezinden dolayı bizi de davet etmişti. Nâmık Hocanın önderliğinde ekibimizle birlikte öncelikle hazirenin açık ve kapalı alanlarındaki birçoğu Konyalı olan mezarları tetkik ederek dua okuyoruz. Nâmık Hoca o latif üslubu ile Muğla daki Mevlevîliğin tarihçesi, Şâhidî Dede ve eserleri hakkında bizlere bilgi verdikten sonra; Muğla ya gelenleri bir 60 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
62 şekilde buraya yönlendirerek, şehrin tarihindeki parlak Mevlevî kültürü geçmişini anlatıyoruz diye de ekliyor. Nâmık Hoca, bu konuda Vali ve Belediye Başkanı başta olmak üzere şehrin üst düzey yöneticileriyle sık sık görüştüğünü ve buranın tam bir Mevlevîhâne şeklinde tanzim edilerek kültür turizmine açılması gerektiğini hatırlattığını belirtiyor. Bu bilgilerin ardından camiinin imamı da bize eşlik ediyor ve hep birlikte içeri giriyoruz. Çevresi ahşapla çevrili değirmi klasik bir semâhâne, oldukça temiz ve sade döşenmiş halılar bizi etkiliyor ve ruhumuzu dinlendiriyor. Yine camii olarak kullanılan benzer Mevlevîhânelerde de olduğu gibi kadınlar kısmı olarak kullanılan yukarıdaki bölmede mıtrıp yeri yer almakta. Nâmık Hocaya soruyoruz, burada Mevlâna ve Mevlevî kültürü ile ilgili etkinlik var mı, nedir? diye. Hoca, özel anlamda bu tarz kurumsal bir etkinlik olmadığını, kendisinin üniversitede yöneticisi olduğu dönemde Muğla ve yöresi araştırmaları bağlamında sempozyumları hayata geçirdiğini ve bu çerçevede Muğla da Mevlevîlik ve Muğla Mevlevîhânesi hakkında da araştırma yapanları davet ettiğini belirtiyor ve son dönemde de bizzat kendisinin Ramazan aylarında teravih sonrası bahçeye serilen hasırların üzerinde cemaate Hz. Mevlâna yı, eserlerini, şiirlerini, Şâhidî Dede nin eser ve şiirlerini okuyarak açıklamalarda bulunduğunu belirtiyor ve insanlar buna alıştığını ve sürekli talep ettiklerini ekliyor. Nâmık Hoca camiden ayrılırken yanı başındaki harabe halde bir evi göstererek, tespitlerimize göre Şâhidî Dede nin evinin bulunduğu yer şu ev, diyor ve burayı restore ettirip bir kültür evi şeklinde açılması için de yetkililerle görüşmelerinin devam ettiğini bildiriyor. Muğla Mevlevîhânesi nden (Camiinden) ayrıldıktan sonra Nâmık Hoca nın konuğu olarak akşam somatına katılıyor ve Konya ya gitmek üzere yola koyuluyoruz. Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 61
63 MUĞLA MEVLEVÎHÂNESİ HAKKINDA BİLGİ VEREN BAŞLICA KAYNAKLAR KİTAPLAR: Açıkgöz, Nâmık; Şâhidî ve Muğla da Mevlevîlik, Muğla, 2008 TEZ VE MAKALELER Çıpan, Mustafa; Muğlalı İbrahim Şâhidî: Hayatı, Edebî Şahsiyeti, Eserleri ve Gülşen-i Vahdet (Tenkidli Metni), Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1985 (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Şimşekler, Nuri, Şâhidî İbrâhîm Dede nin Gülşen-i Esrâr ı, Tenkitli Metin-Tahlil, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya, 1998 (Yayınlanmamış Doktora Tezi) Çıpan, Mustafa; Konya Mevlâna Müzesi Hazine-i Evrak Arşivindeki Belgelere Göre Muğla Mevlevîhanesi, II. Milletlerarası Osmanlı Devletinde Mevlevîhâneler Kongresi, Şimşekler, Nuri, The Spread of The Mawlawiyya and The Reasons for Its Spread in The Aegean Region in The XVIth Century, Mevlâna Araştırmaları Dergisi-The Journal of Rumi Studies, Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırma ve Uygulama Merkezi Yay., Yıl: 1, Sayı: 1, Mayıs 2007, ss Dıvarcı, İbrahim, Kuş, Ahmet, Şimşek, Feyzi; Türkiye Mevlevîhâneleri Fotoğraf Albümü, Konya, 2005, s Açıkgöz, Nâmık, Muğla da Mevlevîlik ve Şâhidî, Mevlâna Mesnevî ve Mevlevîhâneler Sempozyumu Bildiriler, Manisa, 2006, s Seçkin, Aydın; Türkiye deki Önemli Mevlevîhâneler ve Mevlevîhânelerin Yaşatılmasında Vakıflar Genel Müdürlüğü nün Rolü, Dünyada Mevlâna İzleri Uluslar Arası Sempozyum, (13-11 Aralık 2007), Konya, 2007, s Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
64 TOKAT Tarihçe Mevlevîlikle ilgili en eski kaynaklardan olan Ahmed Eflâkî Dede nin Menâkıbü l- Ârifîn inden (Âriflerin Menkıbeleri) okuduğumuz kadarıyla, Tokat şehri Mevlevîlikle Mevlâna henüz hayatta iken tanışmıştır. Mevlâna dönemin önemli devlet adamlarından olan Muîniddin Pervâne nin isteği üzerine, Fahreddin-i Irâki isimli halifesini Tokat a göndermiş ve adına büyük bir dergâh açılmıştır. Tarihî kaynaklarda, ilk Mevlevîhâne olarak kullanıldığı tahmin edilen Pervâne Zâviyesi adında bir zâviyenin var olduğu kayıtlı olmakla birlikte, Tokat ta XIII. yüzyıldan günümüze yedi adet zâviyenin ulaşmasına rağmen bugün bu isimle anılan bir zaviye bulunmamaktadır. Zâviyenin 1471 yılında Uzun Hasan ın Tokat ı baştan sona tahrip etmesi sırasında yok olduğu sanılmaktadır. Daha sonra, Mevlevîhâne Sultan Ahmed in vezirlerinden Sülün Muslu Paşa tarafından 1638 yılında yaptırılmıştır. Bu yapı tarihi kayıtlarda 1703 yılında yapıldığı anlaşılan onarıma rağmen varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Günümüze kadar ulaşan ve halen ayakta olan Mevlevîhâne, Osmanlı arşivinde bulunan kayıtlara göre yılları Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 63
65 arasında, Sultan Abdülmecid tarafından aynı arsa üzerine yaptırılarak şeyhlik makamında bulunan Ali Rıza Dede ye hediye edilmiştir. XIX. yüzyılın sonlarına doğru yeniden inşasından sonra, tekke ve zâviyelerin kapatılmasına kadar Mevlevî dergâhı olarak kullanılan yapı daha sonra kadınlar hapishanesi ve Kur an kursu olarak kullanılmış ve bütün bu süre içinde hiçbir bakım ve onarım görmemiştir yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışması ile kurtarılmıştır. İki katlı olarak düzenlenmiş olan ahşap Mevlevîhâne XIX. yüzyıl Barok sanatının Anadolu daki en güzel örneklerinden biridir m2 lik bir alana kurulmuş olan Mevlevîhâne, Şeyh dairesi, derviş hücreleri ve semâhâneden meydana gelmiştir. İkinci kattaki semâhânenin girişi önüne ahşap sütunlu bir revak yerleştirilmiştir. Semâhânenin tavan göbeği, dönemine ait güzel bir ağaç işçiliği örneğidir. Semâhânenin çevresindeki ahşap sütunlar üzerini örten kubbeyi taşımaktadır. Doğu tarafına da kadınlar mahfili yerleştirilmiştir. Mevlevîhâne son yıllarda yapılan bakım ve onarımlarla orijinalliğinden kısmen uzaklaşmıştır. XIX. yüzyıl mimari özellikleri taşımaktadır. Dikdörtgen planda iki katlı ahşap bir yapı olan binanın alt katında derviş odaları, ahşap sütunların taşıdığı Bağdadî kubbesi ve ahşap kabartma göbekli bir semâhânesi bulunmaktadır. Günümüzde Tokat Mevlevîhânesi Ziyaret tarihimiz: 27 Aralık 2011 Tokat Mevlevîhânesi ni ziyaret için planlama yaparken hoş bir tesadüfle karşılaşıyoruz. Tokat Gazi Osman Paşa Lisesi Müdürü ve Tokat kültürü hakkında araştırma çalışmaları bulunan Tokat Anadolu Lisesi Baş Muavini Hasan Akar bizi arayarak bir konferans talebinde bulunuyor. Biz de zaten Tokat a gelme düşüncesinde 64 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
66 olduğumuzu söylüyor ve planlama üzerine 26 Aralık 2011 günü GOP Lisesinde Yrd.Doç.Dr. Nuri Şimşekler ve Yrd.Doç.Dr. Ali Temizel olarak birer konferans veriyoruz. Şehrin tüm liselerinden seçilmiş 10 ar öğrenci ve öğretmenlerinin katıldığı konferansta dilimiz döndüğünce Hz. Mevlâna yı ve tarih boyunca şair ve yazarlar tarafından gördüğü ilgiyi anlatmaya çalışıyoruz. İl Milli Eğitim Müdürü ve GOP Lisesi Müdür, Müdür Yardımcıları ve öğretmenlerinin de katıldığı konferans sonunda Hz. Mevlâna ve bu kültür ile daha onun yaşadığı dönemde tanışan Tokat ın bu konuda daha fazla çalışmalar yapması ve işbirliği içinde olması en büyük temennimiz oluyor. Konuşmalarımız arasında birkaç gün önce Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi nin düzenlediği Hz. Mevlâna nın 738. vuslat yıldönümü programından haberdar olarak seviniyoruz. Vali Şerif Yılmaz, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Ali Özkara, Rektör Prof.Dr. Mustafa Şahin, İl Emniyet Müdürü Osman Balcı, Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Çetin in de protokol olarak katıldığı bu etkinlikte Prof.Dr. Hanifi Vural, Tokat Mevlevihane Vakıf Müzesi Müdürü Ekrem Anaç ve Prof. Dr. Kadir Özköse bir konuşma yapmış ve ardından program Türk Tasavvuf Musikisi Konseri ve Semâ gösterisiyle sona ermiş. Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 65
67 Ertesi gün Tokat Mevlevihane Vakıf Müzesi adını alan Tokat Mevlevîhânesi ni ziyaret ediyoruz. Müze Müdürü Ekrem Anaç bir programından dolayı aramıza daha sonra katılıyor. Müzenin ilk semâhâne bölümüne giriyoruz. Oldukça ferah, temiz ve bakımlı bir görünümü var. Ancak semâhânenin Semâ edilen bölümüne yerleştirilen ve alt kısmındaki motorlar sayesinde Semâ eden mankenler bize hiç de sıcak gelmiyor. Müze Müdürü Ekrem Anaç Bey bizi Mevlevîhânenin diğer bölümlerini gezdiriyor. Oldukça geniş bir alana sahip Mevlevîhânenin bölümlerinde az sayıdaki sikke, tespih, kudüm ve Semâ meşk tahtası haricinde hemen hemen Mevlevîlikle ilgili hiçbir şey yok desek yeridir. Burada sergilenen eşyaların, Vakıflar Genel Müdürlüğü ne bağlı cami ve mescitlerden elde edilen tarihî eser niteliğindeki kazanmış eşyalar, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Kırşehir Kayseri ve Tokat yöresinden geç döneme ait halı ve kilim örnekleri, el yazması Kur ân-ı Kerimler, diğer kitaplar, şamdanlar, Yağıbasan Medresesinin kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkan sırlı seramik parçaları, parfüm şişeleri olduğunu öğreniyoruz. Semâhânenin arka kısmında ise tarihte Şeyh Efendi ve ailesinin ikametine ayrılmış konak ile Hâmûşân bölümü mevcut. Konakta klasik Tokat evinin döşemeleri ve mefruşâtı yer almakta. Enstitümüz görevlilerinden Uzm. Salim Eker ve Nilgün Yamaner in de bizlere eşlik etiği Tokat Mevlevîhânesi nden ayrılırken ilgililere ve bizi davet edenlere göstermiş oldukları ilgi ve yakınlıktan dolayı teşekkürlerimizi bildirirken, niyâzımız semâhânedeki motorlu Semâzenler in yerini gerçek Semâzenlerin alması gerektiği oluyor ve Mevlevîlikteki Tokat ın tarihî misyonunun daha XIII. yüzyılda Ârife Hoş-likâ Hanımla başladığı, günümüzde de bu misyonu üstlenmesi gerektiği oluyor. 66 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
68 TOKAT MEVLEVÎHÂNESİ HAKKINDA BİLGİ VEREN BAŞLICA KAYNAKLAR Yüksel, Hasan; Tokat Mevlevîhânesi, II. Milletlerarası Osmanlı Devletinde Mevlevîhâneler Kongresi, 1993, s Seçkin, Aydın; Türkiye deki Önemli Mevlevîhâneler ve Mevlevîhânelerin Yaşatılmasında Vakıflar Genel Müdürlüğü nün Rolü, Dünyada Mevlâna İzleri Uluslar Arası Sempozyum, (13-11 Aralık 2007), Konya, 2007, s. 13 Küçük, Sezai; Mevlevîliğin Son Yüzyılı, İstanbul, 2003, s. 257 Dıvarcı, İbrahim, Kuş, Ahmet, Şimşek, Feyzi; Türkiye Mevlevîhâneleri Fotoğraf Albümü, Konya, 2005, s Akar, Hasan, Tokat Mevlevîhânesi İlk Şeyhlerinden Ârife Hoş-lika Hanım ve Hz. Mevlânâ nın 738. Vuslat Yıldönümüne Tokat ta Yapılan Etkinlikler Üzerine Bazı Notlar, Tokat Gazetesi, 6 Ocak 2012, s. 7 Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 67
69 68 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
70 SONUÇ YERİNE İstanbul Mevlevîhâneleri ve Mevlevîleri Dr. Nuri ŞİMŞEKLER (Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırmaları Enstitüsü Müdürü) 17 Aralık 1273 günü Sevgili sine kavuşmasıyla, ardından benden sonra isteyenlere doğru yolu gösterecek dediği Mesnevî sini ve diğer eserlerini miras bırakan Mevlâna Celâleddin-i Rumî nin yaşam tarzı ve fikirleri Mevlevîhâneler aracılığı ile de üç kıtaya yayılmıştır. Merkez Konya Mevlâna Dergâhı olmak üzere yüzyıllar boyu arayan ve talip olan insanlara insan gibi yaşama sanatını öğreten Mevlevîlik, XIV. ve XV. yüzyıllarda Afyon, Manisa ve Kütahya gibi ikinci merkezler oluştursa da İstanbul un fethinin hemen ardından buraya açılan Mevlevîhaneler vasıtasıyla bu unvanlarını İstanbul a vermişlerdir yılında kurulan Galata (Kulekapısı) Mevlevîhânesi nin ardından 1597 de Yenikapı, 1622 de Beşiktaş (1877 yılından itibaren Eyüp te Bahâriye olarak), 1600 lü yılların ikinci yarısında Kasımpaşa, 1790 yılında açılan Üsküdar Mevlevîhâneleri, bu yeni Türk ilinin sanat, kültür ve siyaset merkezi olmasıyla da Mevlevîlik Kültürü, genişlemiş, yaygınlaşmış ve olgunlaşma yolunda bir hayli yol kat etmiştir. Galata Mevlevîhânesi nde kurucusu Dîvâne Mehmed Çelebi nin (öl. 1530) diktiği çınarla Mevlevîliğin güzel sanatlar, kültür ve Mesnevî dalları daha da yeşermiş; Hz. Şârih Ankaravî (öl. 1631), Şeyh Gâlib (öl. 1799) ve birçok sanatçı yetişmiştir. Ayrıca XVII. yüzyıldan itibaren İstanbul a gelen batılı seyyahların da uğrak yeri olan Mevlevîhâne, seyyahların mektup ve hatıralarının ülkelerinde yayınlamasıyla birlikte Mevlâna ve Mevlevîliğin batıya tanıtılmasında ilk önemli rolü üstlenmiştir. Yenikapı Mevlevîhânesi ise özellikle Tanzimat Dönemi Osmanlı siyasetine büyük damga vurmuş, tarikatların ıslahı çalışması çerçevesinde 1866 yılında Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 69
71 (öl. 1669) ve Hasan Nazif Dede (öl. 1861) burada şeyhlik yapıp kalıcı eser bırakanların başında gelmişlerdir. kurulan Meclis-i Meşâyih Reisliği ne buranın şeyhi Osman Selâhaddin Dede (öl. 1887) getirilmiştir. Yenikapı Mevlevîhânesi, Âyîn-i Şerîf bestekârları Buhûrîzâde Mustafa Itrî (öl. 1730), Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi (1846) ve Ali Nutkî Dede (öl. 1804) gibi büyük mûsıkîşinâsların yetiştirmesine de âşiyân olmuştur. Beşiktaş Mevlevîhânesi de 1622 yılındaki kuruluşundan itibaren diğer Mevlevîhâneler gibi canlarda Canan ı bulmak için edeb tedrisâtı verirken yerine Çırağan Sarayı yapılacak olması nedeniyle 1867 yılında yıkılmış, önce Maçka ya sonra da Eyüp e taşınarak Bahâriye Mevlevîhânesi adını almıştır. Devlet eliyle İstanbul da kurulan son Mevlevîhâne olan Beşiktaş, asıl kimliğini ve vasfını Bahâriye Mevlevîhânesi olduktan sonra buranın şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede nin (öl. 1911) mûsıkî üstadlığı, Ney üflemesi ve ehl-i beyt hayranlığı çerçevesinde geliştirmiştir. Beşiktaş Mevlevîhânesi olduğu dönemlerde ise Çengi Yûsuf Dede Sultan IV. Murad döneminde yılları arası bizzat Mevlevîlerin eliyle kurulan Kasımpaşa Mevlevîhânesi, ilk dönemlerinde Galata ve Yenikapı Mevlevîhânelerinde yetişen dedeler ve şeyhler tarafından idare edilse de üslup olarak daha çok Beşiktaş- Bahâriye Mevlevîhânesi meşrebinde hizmet etmiştir. Kasımpaşa Mevlevîhânesi nden akılda kalanlar ise bundan önceki üç Mevlevîhâneden farklı olarak daha çok halk tabakasına hitap etmesi ve kurucusu Sırrî Abdi Dede nin (öl. 1631) -arazisi de kendisinin olan- Mevlevîhânenin geniş bahçesinde ekip-biçtiği meyve ve sebzelerledir. İstanbul da inşa edilen son Mevlevîhâne olan Üsküdar Mevlevîhânesi, kurucusu ve ilk şeyhi Osmanlı vezirlerinden Yiğit Ali Paşa nın oğlu Numan Dede (öl. 1798) ve son şeyhi şâir Ahmed Remzi Dede (Akyürek) 70 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
72 (öl. 1944) ile hatıralarda yer alır. Üsküdar Mevlevîhânesi nin bir diğer özelliği de Anadolu da yer alan diğer Mevlevîhânelerdeki Mevlevîlerin İstanbul a gidişi gelişi sırasında uğrak ve dinlenme yeri olmasıdır. İlk Mevlevîhânenin kurulduğu 1491 yılından Tekâya ve Zevâya Kanunu na (1925) kadar sokaklarında Mesnevî beyitlerinin okunduğu, Divân-ı Kebîr den gazellerin ve rubâîlerin terennüm edildiği, Ney ve Rebâb seslerinin kulaklardan gönüllere indiği İstanbul, şimdilerde Mevlevîhâneleri restore ederken aynı zamanda yıkık gönülleri de onarmakta. Mevlâna araştırmacıları ve Mevlâna dostları olarak bundan sonraki dileğimiz ise, restorasyonları tamamlanan Galata, Yenikapı ve Bahâriye Mevlevîhânelerinin geçmişte olduğu gibi ehil ellere, ehil gönüllere teslim edilip Türk kültür, san at ve edebiyatına yeni Ankaravîler, yeni Şeyh Gâlibler, yeni Itrîler, yeni Dede Efendiler kazandırılmasına katkıda bulunulmasıdır. Bu belki de sokaklarda ve uygunsuz mekânlarda gösteri şekline dönüşen aşkı hissetmek, Yüce Yaradan la bir olmak anlamına da gelen Semâ nın ve çeşitli amaçlarla kullanılan Hz. Mevlâna nın aslına dönüşü için bir vesile olacaktır. *** Mevlevîhânesiz Mevlevîler; Mevlevîsiz Mevlevîhâneler Yukarıdaki metin Mayıs 2010 tarihleri arası Şefik Can Uluslararası Mevlâna Eğitim ve Kültür Derneği ve SÜ Mevlâna Araştırma ve Uygulama Merkezi olarak ortaklaşa İstanbul da düzenlediğimiz ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından desteklenen Aşkın Sultanları Son Dönem İstanbul Mevlevîleri başlıklı Sempozyumunda yaptığımız açılış konuşmasının bir bölümünü içermektedir. Bu Sempozyumun bildirileri de açılış konuşmaları ile birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 71
73 Yayınları arasında aynı yıl içerisinde yayınlanmıştır. O günden bu yana çok fazla bir zaman geçmedi. Gelenekte olmadığı halde kadınlı erkekli karışık Semâ da icrâ eden bir Derneğe yıllar önce tahsis edilen Üsküdar Mevlevîhânesi ve neredeyse tamamen yok olup herhangi bir restorasyon çalışması ve planı bulunmayan Kasımpaşa Mevlevîhânesi hariç restore edilen diğer İstanbul Mevevîhâneleri bir şekilde işler (!) duruma getirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Müze olarak işletilen Galata Mevlevîhânesi ni kısmen hariç tutarsak Yenikapı ve Bahâriye Mevlevîhânelerinin eski misyonlarını icrâ ettiklerini söylememiz çok zor. Bu aslında şu anlama da gelmektedir. Mevlevîhânesiz Mevlevîler; Mevlevîsiz Mevlevîhâneler Bu tespite bakış açısına göre; acaba günümüzde gerçek Mevlevî var mıdır; yoksa niye yok? Mevlevîhâne olarak ayağa kaldırılan binalar gerçekten Mevlevîhâne mi; değilse niye? soruları çerçevesinde de yaklaşılabilir. Dileğimiz bu konuda karar merciinde olan ve makam işgal eden zevatın sadece İstanbul Mevlevîhânelerini değil ülkenin dört bir tarafında halkımızın vergileri ve vakıf gelirleriyle restore edilen bu mânâ mekânlarını tekrar bu kültürün aslına uygun olarak yaşatılmasında ve dünyaya bir sevgihoşgörü misali olarak sunulmasında katkıda bulunmaları. Ancak böyle olduğu takdirde işte o her zaman hemen hemen her makam sahibi tarafından övünülerek dile getirilen Hz. Mevlâna ülkemizin dünyaya hediye ettiği en büyük değerlerimizden biridir söylemi somutlaşmış olacaktır. Yine burada bizim müracaatımız üzerine 2005 yılında UNESCO tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi ne Başyapıt olarak eklenen Mevlevî Kültürü hakkında aradan 7 yıl geçmesine rağmen bugüne kadar başta Kültür ve Turizm Bakanlığı mız olmak üzere, sorumluluk merciinde olan kişi ve kurumların gerçek ve somut anlamda neler yaptığını da sizlerin takdirlerine bırakıyoruz. 72 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
74 İstanbul da İstanbul Mevlevîhâneleri üzerine İstanbul da Mevlevîhâneleri incelemek üzere bulunduğumuz 2 gün içerisinde Hz. Mevlâna nın 22. Kuşak torunu ve UNESCO nun bu konuda akredite ettiği tek kurum olan Uluslararası Mevlâna Vakfı (UMV) Başkan Vekili Esin Çelebi Bayru Hanımefendi ile de konuyla ilgili bir görüşme yapmak istiyoruz. Teşvikiye de bulunan evlerindeki 5 Şubat 2012 Pazar günü 3 saat kadar süren görüşmemizde kardeşi Gevher Çelebi, Mevlevî kökleri Bursa Mevlevîhânesi ne kadar dayanan Yenikapı Mevlevîhânesi son şeyhi Abdülbâki Baykara nın torunu Prof.Dr. Nâsır Abdülbâki Baykara ve İstanbul da yıllardır bu konuda çalışmalar ve etkinlikler yapan Mevlâna Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Abdülhamid Çakmut Bey de bulunuyor. Esin Çelebi Hanımefendi Hz. Mevlâna nın ceddinden gelmenin sorumluluk ve bilinciyle UMV olarak 2005 yılında hazırladıkları ve Kültür ve Turizm Bakanlığı aracılığı UNESCO ya sundukları dosyaların sürecini ve kabul edilmesiyle birlikte üstlenilen yükümlülükler hakkında bilgiler veriyor. Ayrıca yine UMV olarak 2007 yılının UNESCO tarafından Dünyada Mevlâna yı Anma yılı ilan ettirdiklerini hatırlatıyor. Kendilerine İstanbul başta Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 73
75 olmak üzere diğer Mevlevîhânelerin konumunu ve durumlarını soruyoruz. Derin bir iç çektikten sonra, bu Mevlevîhânelerin restore edilmesinde katkısı bulunan her kurum ve kişilere dua ettiklerini, özellikle Yenikapı Mevlevîhânesi yeniden inşâ edilirken ellerinde bulunan ve çevrelerinden elde ettikleri bütün dokümanları ilgililere verdiklerini, inşaatın her aşamasında gidip gelerek o mânâ mekânının ayağa kalkmasına birebir şahit olduklarını anlatıyor. Yine Gelibolu ve Afyonkarahisar gibi Mevlevîhânelerinin restorasyonunda da elinden gelen katkılarda bulunduklarının altını çiziyor. Söz tekrar İstanbul Mevlevîhânelerinin kullanımına geliyor. Buna da şükür diyor Esin Çelebi; Hiç yoktan iyidir. Biz Hz. Mevlâna ailesi olarak birçok şehrimize yayılmış geniş bir aileyiz. Bir de bunlara Mevlâna nın sayısız dostlarını eklerseniz, milyonlara ulaşır bu Mevlâna ailesi. Bizim hep savunduğumuz 1925 yılında ilan edilen Tekâyâ ve Zevâyâ Kanunu ile sırlanan Mevlevîhânelerin ve bu kültürün devletimize emanet edildiğidir. Devletimiz bu konuda mutlaka ilk planda koordinatör ve denetleyici konumda olmalı. Hele hele 2005 yılındaki UNESCO kararı ile bu bir zaruret halindedir. Meselâ şimdi restore edilen Mevlevîhânelere bakıyoruz, maalesef bazılarında sadece Mukâbele-i Şerif diyemiyorum, aslından uzak Semâ gösterileri düzenleniyor ve Mevlevîlik sadece Semâ dan ibaret görülüyor. Bu zengin bir kültür, bir yaşam tarzı. Bu konuda herhangi bir çalışma yapılmıyor. Akademik düzeyde çalışmalar yapılması bizleri sevindiriyor, fakat bunların hayata geçirilmesi, bu konuda daha fazla Enstitülerin, Akademilerin oluşturulması gerekiyor. Batı dünyasında birçok ülkede bu kültür tanınmaya ve yaşanmaya çalışılıyor, ülkemizde ise dediğim gibi daha çok Semâ ya ağırlık veriyoruz. Tekrar etmek istiyorum, biz hem Hz. Mevlâna ceddi hem de UMV olarak bu konuda üzerimize düşen her görevi yapmaya hazırız. Ancak maalesef 74 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
76 bir otorite boşluğu var, bir popülist yaklaşım var. Devletimizin ilerleyen zaman içerisinde gelenekten gelenler, akademisyenler, araştırmacılar ve Sivil Toplum Kuruluşları ile istişare ederek bu konuya bir düzen getireceğini ummaktayız. Dileğimiz bu, inşallah geç kalmış olmayız. Esin Çelebi Hanımefendinin tespitlerine biz de tamamen katıldığımızı beyan ederek kulaklarımızı Prof.Dr. Nâsır Abdülbâki Baykara Hocamıza çeviriyoruz. Kendileri de büyük bir olgunluk ve bir Mevlevî edasıyla söze başlıyor. İlk cümlesi Buna da şükür Çelebi im oluyor ve devam ediyor. Biz Mevlevîhânelerin 1940 lı 50 li yıllarda ahır olarak kullanıldığını duyduk. Hattâ 1960 lı yıllarda Yenikapı Mevlevîhânesi nin Semâhânesi yıkıldıktan sonra hayvan barınağı olarak kullanıldığına da şahit olduk. Bâki Hoca böyle bir girişten sonra Konya da kutlanılan 1950 li yıllardaki Şeb-i Arûs törenlerine semâzen olarak katıldığını tatlı bir anı olarak bizlerle paylaşıyor ve O dönemde çocuk idim ve yeşil renkli bir tennûre giyiyordum. diyor. Biz de burada son zamanlarda rengârenk tennûrelerle Semâ yapıldığını, bu işin aslının nasıl olduğunu, beyaz tennûre hâricinde meydana çıkılıp çıkılamayacağını soruyoruz. Bâki Hoca, gelenekte erişkin Semâzenlerde genellikle beyaz renk kullanıldığını, istisnai olarak da koyu yeşil ve taba renkli tennûreler giyilebildiğini, ancak bunun pek hoş karşılanmadığını söylüyor. Ancak çocuk Semâzenlerin bu renkleri giymesinde bir beis görülmediğini belirtiyor. Esin Çelebi Hanımefendi de bu arada sözü alıp, eskilerde Mevlevîhânelerde kendi aralarında yapılan Semâ larda siyah gibi, yeşil gibi, kahverengi gibi farklı renkler giyilebildiğini, bunun sebebinin de maddî imkânsızlıklardan dolayı dervişlerin birkaç adet tennûresi olmadığından, giydikleri tek tennûre ile hem vazifeli oldukları işleri yaptıklarını, hem de Semâ ettiklerini belirtiyor. Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 75
77 Ancak 1950 li yıllardan sonra icrâ edilen usûlüne uygun Semâ larda birkaç istisna dışında sadece beyaz renkli tennûre giyildiğini söylüyor. Daha sonra Bâki Hocanın Mevlevî âdâbına ve Mevlevîhânedeki yaşama dair eski Mevlevîlerden verdiği örnekleri büyük bir merak ve hayranlıkla dinledikten sonra sözü yine şükürle tamamlıyor ve restore edilen İstanbul Mevlevîhânelerinin lokanta, banka şubesi, kebapçı, düğün salonu gibi taliplerinin olduğunu, en azından tam olmasa da şimdiki durumlarına da razı olduklarını belirtiyor ve zamanla buralarının anlamına daha da uygun mekânlar olarak kullanılacağını ümit ettiğini belirtiyor. Görüşmemizin esnasında zaman zaman konuşmalara katılıp fikirlerini beyan eden İstanbul Mevlâna Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Abdülhamid Çakmut Beye sıra geliyor. Nereden başlasam, hangi birini anlatsam der gibi derin bir nefes alıp verdikten sonra söze başlıyor. Biz dernek olarak verdiğimiz mûsıkî ve geleneksel sanatlarla ilgili kurslar haricinde Kadri Yetiş Dede nin postnişînliğinde Mukâbele-i Şerif icrâ ediyoruz. Buradaki en hassas olduğumuz konu, bu işin ehil kişiler tarafından, Hz. Mevlâna yı ve fikirlerini benimsemiş olan kişiler tarafından icrâ ettirilmesidir. Görüyoruz, duyuyoruz, şâhit oluyoruz; aslına uygun olarak Mukâbele-i Şerif icrâ eden az sayıda insan ve gurup var. Bazıları işi popülistliğe dökmüş, uygun olmayan mekânlarda, Devr-i Veledî den bîhaber, Selamlarından bîhaber Semâ yapıyor. Bu da tabiî ki bu yüzyılların geleneğine ihanet demektir. Devam ediyor Abdülhamit Bey; Aslı belli olan, geleneği belli olan bu kültürün heba edilmemesi gerekiyor. Vebali vardır bu işin. Günlük çıkarlarla işimize geldiği gibi kullanamayız bu mânâ dolu yolu. Bakıyorsunuz İstiklal Caddesi nde rengârenk tennurelerle dolaşıp tiyatro salonlarında yapacakları Semâ ya davet ediyorlar insanları. Ne acı bir şey bu! Mukâbele-i Şerif bu mu? Bu kültürün esası bu mu? Edeb diyorum, ne diyeyim, Edeb yâ Hû Bu kadar sahipsiz mi 76 Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhâneler Şubat 2012
78 övünerek tüm dünyaya sunduğumuz bu kültür! Abdülhamit Beyin bu anlamlı sözlerine biz de benzer ve somut örnekler vererek katıldığımız belirtiyor ve Esin Çelebi Hanımefendinin nezaketli ev sahipliğinde Gevher Çelebi nin maharetiyle hazırlanan somata icabet edip, aslında kafamızdaki cevabı belli olan birçok soruyla evlerinden ayrılıyoruz. Mevlevîhâneleri bir kenara bırakarak İstanbul a genel olarak baktığımızda ise Dr. Emin Işık, H. Hüseyin Top, Ö. Tuğrul İnançer, H. Nur Artıran, Cemâlnur Sargut ve Fatih Çıtlak gibi simaların farklı kültür merkezlerinde Mesnevî Dersleri verdiklerini görüyor ve bu Mesnevî Dersleri Mevlevîhânelerde verilmeyecekse oraların restorasyonun amacının ne olduğunu düşünmeden edemiyoruz. Ayrıca Esin Çelebi Bayru, Cemâlnur Sargut ve H. Nur Artıran gibi hanımefendilerin kendi vakıf ve dernekleri aracılığı ile gerçekleştirdikleri Mevlâna ve Mevlevîlik merkezli etkinliklerin bu Mevlevîhâlerde icrâ edilmesinin de daha anlamlı olacağını düşünmekteyiz. Bu basılı materyal T.C. Mevlana Kalkınma Ajansı nın (MEVKA) Desteklediği Günümüze Kadar Ulaşan Mevlevîhânelerin İncelenmesi ve Rapor Hazırlanması Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçerikle ilgili sorumluluk S.Ü. Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ne aittir. T.C. Mevlana Kalkınma Ajansının görüşlerini yansıtmaz. 77
79
80
81
82
83
50 MİMARİ I TAHİR AĞA TEKKESİ TAHİR AĞA TEKKESİ. Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin /
50 MİMARİ I TAHİR AĞA TEKKESİ TAHİR AĞA TEKKESİ Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin / [email protected] Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin / [email protected] MİMARİ I TAHİR AĞA TEKKESİ
İstanbul-Aksaray daki meydanı süsleyen, eklektik üslubun PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN CAMİİ İBADETE AÇILDI. restorasy n
A Ç I L I Ş L A R A Ç I L I Ş L A R A PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN CAMİİ İBADETE AÇILDI İstanbul-Aksaray daki meydanı süsleyen, eklektik üslubun en güzel örneklerinden birini oluşturan Pertevniyal Valide
OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik
OSMANLI YAPILARINDA İZNİK ÇİNİLERİ Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik Çinileri, KültK ltür r Bakanlığı Osmanlı Eserleri, Ankara 1999 Adana Ramazanoğlu Camii Caminin kitabelerinden yapımına 16. yy da Ramazanoğlu
- 61 - Muhteşem Pullu
Asaf Bey Çıkmazı Kabaltısı Sancak Mahallesindedir. Örtüsü sivri tonozludur. Sivri kemerle güneye ve ahşap-beton sundurmalı sivri kemerle kuzeye açılır. Üzerinde kesme ve moloz taşlardan yapılmış bir ev
Deniz Esemenli ile Üsküdar Turu 27 Ekim 2013, Pazar
Deniz Esemenli ile Üsküdar Turu 27 Ekim 2013, Pazar Tur Danışmanımız: Doç. Dr. Deniz Esemenli, Sanat Tarihçisi Buluşma Noktası: Üsküdar Meydanı, III. Ahmet Çeşmesi önü Tur başlama saati: 09.00 Gezimizin
ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU
ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU Fakültemiz lisans programında açılan MĐM 376 Anadolu Uygarlıkları Teknik Seçmeli Dersi kapsamında yapılması planlanan Đstanbul
Abd-i Kethüda (Cücük) Camisi
Eski Mağara Camisi'ne Yeni Mağara Camisi'nin batı duvarının yanından gidilerek ulaşılmaktadır. Tamamen terk edilmiş olan yapının içinin ve cephesi her geçen gün daha fazla tahrip olduğu görülmektedir.
RESTORASYON ÇALIŞMALARI
VAKIFLAR İSTANBUL I. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 2010 YILI RESTORASYON ÇALIŞMALARI (01.01.2011 Tarihi İtibari ile) restorasy n 175 restorasy n 175 RESTORASYONU TAMAMLANAN ESERLER (2004-2010) S.NO İLİ İLÇESİ TAŞINMAZ
BOSNA-HERSEK TEKİ KÜLTÜR, BİLİM VE EĞİTİM ÜZERİNDEKİ OSMANLI ETKİSİ: MEVCUT DURUM
Prof. Dr. Cazim HADZİMEJLİS* BOSNA-HERSEK TEKİ KÜLTÜR, BİLİM VE EĞİTİM ÜZERİNDEKİ OSMANLI ETKİSİ: MEVCUT DURUM Osmanlıların Balkanlarda çok büyük bir rolü var. Bosna Hersek te Osmanlıların çok büyük mirası
Ermenek Mevlevihanesi/ Karamanoğlu Halil Bey Tekkesi
Ermenek Mevlevihanesi/ Karamanoğlu Halil Bey Tekkesi PROF. DR. NEJAT GÖYÜNÇ ARMAĞANI 305 Mevlüt ESER Prof. Dr. Yusuf KÜÇÜKDAĞ NEÜ A. Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Eğitimi Mevlevilik, Mevlâna
EDİRNE DEKÎ ESKÎ ESER ONARIM ÇALIŞMALARI
EDİRNE DEKÎ ESKÎ ESER ONARIM ÇALIŞMALARI N.Cansen KIUÇÇOTE Rest.Uzm.Y.Mimar ayın Konuklar, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Eski Eser Onarım çalışmaları içerisinde Edime İlinde oldukça kapsamlı restorasyonlara
SULTAN IZZETTIN KEYKAVUS TÜRBESİ, 1217, SİVAS
SELÇUKLU MİMARİSİ Selçuklular Orta Asya dan Anadolu ve Ön Asya ya yolculuklarında Afganistan, İran, Irak, Suriye topraklarındaki kültürlerden ve mimari yapılardan etkilenmiş, İslam dinini kabul ederek
ADANA SEYHAN - ULU CAMİ MEDRESESİ ULU CAMİ MEDRESESİ
ULU CAMİ MEDRESESİ Ulu Cami Medresesi, kuzey-batı köşesine sokulmuş olan Küçük Mescit ve onun bitişiğindeki muhdes bir yapı sebebiyle düzgün bir plân şeması ve âbidevi bir görünüş arz etmez. Bununla beraber
Bâlî Paþa Camii. Âbideler Þehri Ýstanbul
191 Camii minaresi Camii, Ýstanbul un Fatih ilçesinde, Hýrka-i Þerif civarýnda, Hüsrev Paþa Türbesi yakýnýnda, caddesi, Hoca Efendi sokaðýnda bulunmaktadýr. Bu camiin bânîsi, Sultan Ýkinci Bayezid in veziri
Ankara da SELÇUKLU MİRASI. Arslanhane Camii. (Ahi Şerafeddin) 58 YEDİKITA
Ankara da SELÇUKLU MİRASI Arslanhane Camii (Ahi Şerafeddin) 58 YEDİKITA Çizim: Yük. Mim. Mehmet Emin Yılmaz 11. yüzyıldan başlayarak Anadolu ya yerleşmeye başlayan Türkler, doğuda Ermeni ve Gürcü yapıları,
Ramazanoğlu Medresesi: 1540 yılında yapılmış klasik Osmanlı medresesidir.
Atatürk Müzesi Müze binası, eski Adana nın merkezi olan tarihi Tepebağ da, 19. yüzyılda yapılmış geleneksel Adana evlerindendir. İki katlı, cumbalı, kırma çatılı, kâgir bir yapıdır. Bu özellikleri nedeniyle
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ BAHÇELERİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ BAHÇELERİ ANADOLU SELÇUKLU CAMİİLERİ Konya Alâeddin Camii - 1155-1219 Niğde Alâeddin Camii 1223 Malatya Ulu Camii 1224
EDİRNE ROTARY KULÜBÜ DÖNEM BÜLTENİ
EDİRNE ROTARY KULÜBÜ 2017 2018 DÖNEM BÜLTENİ Ian H.S. RISELEY (UR Bşk.) Mustafa Kaan KOBAKOĞLU (2420. Böl. Guv.) Güzin CİRAVOĞLU (Guv. Yard.) Tarih Bülten No : : 21.11.2017 1533 Kulüp Toplantı No : 2009
Tarihi Yarımada yı İnci Gibi Süsleyen Camiler
Tarihi Yarımada yı İnci Gibi Süsleyen Camiler 95 Sur içi Camisi Tek Kitapta! İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., İstanbul un tarihsel ve mimari açıdan en zengin bölgesi Sur içini inci gibi süsleyen
SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı
SURUÇ İLÇEMİZ Suruç Meydanı Şanlıurfa merkez ilçesine 43 km uzaklıkta olan ilçenin 2011 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 100.912 kişidir. İlçe batısında Birecik, doğusunda Akçakale, kuzeyinde Bozova İlçesi,
SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ
SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ BAKİ SARISAKAL SELANİK ALACA İMARET CAMİSİ (İSHAK PAŞA CAMİSİ) Selanik Alaca İmaret Camisi Alaca İmaret Camisi Selanik şehir merkezinin kuzey bölümünde bulunmaktadır. Aziz Dimitris
KUDÜS TE BULUNAN TARİHİ OSMANLI ESERLERİ
KUDÜS TE BULUNAN TARİHİ OSMANLI ESERLERİ 2 www.mirasimiz.org.tr KUDÜS TE BULUNAN TARİHİ OSMANLI ESERLERİ Kudüs, Müslümanlarca kutsal sayılan bir şehirdir. Yeryüzündeki ikinci mescid, Müslümanların ilk
ŞEYHÜLİSLÂMLIKTAKİ BİNALARIN MİMARÎ ÖZELLİKLERİ
34 ŞEYHÜLİSLÂMLIKTAKİ BİNALARIN MİMARÎ ÖZELLİKLERİ Şer iyye Sicilleri Arşivi XIX. yüzyılda inşa edilmiştir. Altındaki Bizans yapısının temellerine göre planı şekillenmiştir. İki katlı binanın ilk katında
ULUSAL SEMPOZYUM TARİHİ SÜREÇTE MEVLÂNA VE ESERLERİ
ULUSAL SEMPOZYUM TARİHİ SÜREÇTE MEVLÂNA VE ESERLERİ 08-10 ARALIK 2011 SELÇUK ÜNİVERSİTESİ ALAEDDİN KEYKUBAT YERLEŞKESİ S. DEMİREL KÜLTÜR MERKEZİ KONYA Sempozyum Onursal Başkanı Prof. Dr. Süleyman OKUDAN
Aziz Ogan: Kültürel ve Tarihsel Hazinelerin İzinde Bir Arkeolog ve Müzeci
Eylül 2017 Aziz Ogan: Kültürel ve Tarihsel Hazinelerin İzinde Bir Arkeolog ve Müzeci Aziz Ogan, 30 Aralık 1888 tarihinde Edremitli Hacı Halilzade Ahmed Bey'in oğlu olarak İstanbul'da dünyaya geldi. Kataloglama
Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı
Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Antik Yerleşimler......................... 4 0.2 Roma - Bizans Dönemi Kalıntıları...............
Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı
Edirne Çarşıları Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne Çarşıları ve İş Merkezleri................ 4 0.1.1 Alipaşa Çarşısı(Kapalı Çarşı).............. 4 0.1.2
ÖRNEKLER. Nazife KURTMAN
ÇANAKKALE ESERLERİNDEN ÖRNEKLER Nazife KURTMAN Ki anakkale İlinde tesbit ettiğimiz yapıların tarihçeleri ve plân özellikleri hakkında ben bu ^ I konuşmamda ayrıntıya girmeyeceğim. Çünkü tesbit edilen bu
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ. Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ İran üzerinden geçerek Batı Anadolu'ya yerleşen Türk boyların dan bir bölümü 13. yüzyıl sonlarında
PERVARİ İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları
PERVARİ İLÇESİ Siirt deki Kültür Varlıkları 185 3.6. PERVARİ İLÇESİ 3.6.1. PALAMUT KÖYÜ UMURLU MEZRASI HANI Han Umurlu Mezrasının hemen dışındadır. Yapı üzerinde kim tarafından ve ne zaman yaptırıldığını
Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı
Edirne Camileri - Eski Cami Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Eski Cami (Cami-i Atik - Ulu Cami).............. 4 0.1.1 Eski Cami ve Hacı Bayram Veli Söylencesi.......
SELANİK AYASOFYA CAMİSİ
SELANİK AYASOFYA CAMİSİ BAKİ SARI SAKAL SELANİK AYASOFYA CAMİSİ Aya Sofya (Azize Sofya) tapınağı Selanik in merkezinde, Ayasofya ve Ermou sokaklarının kesiştiği noktadadır. Kutsal İsa ya, Tanrının gerçek
Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.
İÇİNDEKİLER TARİHÇE 5 SULTANAHMET CAMİ YAPI TOPLULUĞU 8 SULTAN I. AHMET 12 SULTAN I. AHMET İN CAMİYİ YAPTIRMAYA KARAR VERMESİ 15 SEDEFKAR MEHMET AĞA 20 SULTANAHMET CAMİİ NİN YAPILMAYA BAŞLANMASI 24 SULTANAHMET
Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz. 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri
Bin Yıllık Musiki Kültürümüze Katkı Sunuyoruz 14 Ocak 2014 Kürdilihicazkâr Faslı Beraber ve Solo Şarkılar Konseri Müdürlüğümüz bünyesinde faaliyet gösteren AKM Klasik Türk Sanat Müziği Korosunun Şef Mitat
Ilgın Sahip Ata Vakıf Hamamı. Lala Mustafa Paşa Külliyesi ve Cami. Ilgın Kaplıcaları. Buhar Banyosu
Ilgın Sahip Ata Vakıf Hamamı Konya'nın 90 km kuzeybatısında yer alan ve 349 km2 yüzölçüme sahip olan Ilgın, günümüzden 3500 yıl önce şimdiki iskan yerinin 25 km kuzeydoğusunda Hititler tarafından "Yalburt"
Osmanlı nın ilk hastanesi:
mekan Osmanlı nın ilk hastanesi: Yıldırım Darüşşifası YAPIMI 1394 TE TAMAMLANAN VE OSMANLI DEVLETİ NİN İLK HASTANESİ OLARAK KABUL EDİLEN BURSA DAKİ YILDIRIM DARÜŞŞİFASI, OSMANLI NIN YAPI ALANINDA DEVLET
ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl. Lisans Sanat Tarihi Ege Üniversitesi Y. Lisans Sanat Tarihi Ege Üniversitesi 1998
1. Adı Soyadı: Sedat Bayrakal 2. Doğum Tarihi: 17.08.1969 3. Unvanı: Prof. Dr. 4. Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Sanat Tarihi Ege Üniversitesi 1995 Y. Lisans Sanat Tarihi Ege
Türkiye Diyanet Vakfı Afyonkarahisar Sosyal Tesisi 2015-2016 Yılı Faaliyet Raporu
Türkiye Diyanet Vakfı Afyonkarahisar Sosyal Tesisi 2015-2016 Yılı Faaliyet Raporu 2 İÇİNDEKİLER Giriş 1-5 Sosyal Alanlar 6-16 Fakülte Dağılımları ve Tesis Çalışanları 17 Manevi Faaliyetler 18-49 Sosyal
Şerif Kocadon için mevlit
Şerif Kocadon için mevlit 85 yaşında aramızdan ayrılan Bekir Şerif Kocadon için evinde mevlit okundu. Bodrum eşrafından merhum Mehmet Kocadon un oğlu, Fatma Kocadon un eşi; Bodrum Belediye Başkanı Mehmet
KONURALP TEKNİK GEZİ RAPORU
KONURALP TEKNİK GEZİ RAPORU Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü lisans programında yer alan Arch 471 - Analysis of Historic Buildings dersi kapsamında Düzce nin Konuralp Belediyesi ne 8-14 Ekim 2012 tarihleri
İSLÂM TARİHİ VE SANATLARI BÖLÜMÜ. Doç. Dr. HÜSEYİN AKPINAR Türk Din Mûsikîsi Anabilim Dalı
İSLÂM TARİHİ VE SANATLARI BÖLÜMÜ Doç. Dr. HÜSEYİN AKPINAR Türk Din Mûsikîsi Anabilim Dalı Eposta: [email protected] ; [email protected] Telefon: 0414 318 (1003), (1707); 552 216 36 12 ÖĞRENİM
ULUSLARARASI DÜŞÜNCE ve SANATTA MEVLANA Sempozyum Bildirileri
T.C. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ilahiyat Fakültesi ULUSLARARASI DÜŞÜNCE ve SANATTA MEVLANA Sempozyum Bildirileri INTERNATIONAL SYMPOSIUM ON MA WLANA JALALADDIN RUMI IN THOUGHT and ART Papers May,
Huzurevlerinde yapılacak programların daha verimli olmasını sağlamak amacıyla İlimiz Müftülüğünce Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu tarafından Huzurevi
Huzurevlerinde yapılacak programların daha verimli olmasını sağlamak amacıyla İlimiz Müftülüğünce Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu tarafından Huzurevi Ekibinde görevlendirilen personele 05 Aralık 2012 Çarşamba
Yrd. Doç. Dr. Sezai SEVİM YAYIN LİSTESİ
Yrd. Doç. Dr. Sezai SEVİM YAYIN LİSTESİ KİTAP - Osmanlı Kuruluş Dönemi Bursa Vakfiyeleri, Yayına Hazırlayanlar, Yrd. Doç. Dr. Sezai Sevim- Dr. Hasan Basri Öcalan, Osmangazi Belediyesi Yayınları, İstanbul
Feyizler, safâlar ziyâde ola. Tören Programı
Feyizler, safâlar ziyâde ola Tören Programı 07 Aralık 2014 Pazar Kandil Uyandırma Merasimi Sevgi ve Hoşgörü Yürüyüşü Saat: 13.30 Düzenleyen: Konya Büyükşehir Belediyesi, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Semâ
Üç Şerefeli Camii. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı
Üç Şerefeli Camii Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Üç Şerefeli Cami......................... 4 0.1.1 Osmanlı Mimarisinde Çığır Açan İlklerin Buluştuğu Cami............................
Sivas ı Turizm Profesyonelleriyle Buluşturuyoruz. 06-09 Kasım 2014 TÜRSAB İstanbul Bölgesi Acentaları Sivas Tanıtım Gezisi
Sivas ı Turizm Profesyonelleriyle Buluşturuyoruz 06-09 Kasım 2014 TÜRSAB İstanbul Bölgesi Acentaları Sivas Tanıtım Gezisi İlimizin turizm potansiyelinin tanıtılması, öne çıkarılması ve turizm gelirlerinden
ĐSTANBUL DOLMABAHÇE SARAYI, SAAT KULESĐ VE CAMĐĐ TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU
ĐSTANBUL DOLMABAHÇE SARAYI, SAAT KULESĐ VE CAMĐĐ TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU Fakültemiz lisans programında açılan MĐM 376 Anadolu Uygarlıkları Teknik Seçmeli Dersi kapsamında yapılması planlanan Đstanbul Dolmabahçe
İRAN GEZİ PROGRAMI 10 GECE 11 GÜNLÜK BİR TARİH VE KÜLTÜR GEZİSİ
GEZİ PROGRAMI 10 GECE 11 GÜNLÜK BİR TARİH VE KÜLTÜR GEZİSİ 1.GÜN 24 Mayıs 2015 Pazar Ankara Tahran 2. GÜN 25 Mayıs 2015 Pazartesi Tahran Tebriz Saat 18.00 de Ankara Esenboğa Havalimanı Dış hatlar servisinde
ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl. Lisans Sanat Tarihi Ege Üniversitesi Y. Lisans Sanat Tarihi Ege Üniversitesi 1998
1. Adı Soyadı: Sedat Bayrakal 2. Doğum Tarihi: 17.08.1969 3. Unvanı: Prof.Dr. 4. Öğrenim Durumu: ÖZGEÇMİŞ Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Sanat Tarihi Ege Üniversitesi 1995 Y. Lisans Sanat Tarihi Ege
FATİH SULTAN MEHMET İN Sarayları
54 MİMARİ I FATİH SULTAN MEHMET İN SARAYLARI FATİH SULTAN MEHMET İN Sarayları Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin / [email protected] Eski Saray (Beyazıt Sarayı) MİMARİ I FATİH SULTAN MEHMET İN
MİMARİ RESTORASYON ÖĞRENCİLERİ EĞİTİM GEZİSİ
MİMARİ RESTORASYON ÖĞRENCİLERİ EĞİTİM GEZİSİ Maltepe Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Mimari Restorasyon Programı olarak 01 Kasım 2013 Cuma günü Koruma Kuramı ve Geleneksel Yapı Bilgisi I dersleri kapsamında
görülen sanat görülmektedir? dallarını belirtiniz.
Karahanlılar Dönemine ait Kalyan Minaresi (Buhara) Selçuklular Döneminden kalma bir seramik tabak Selçuklulara ait "Varka ve Gülşah adlı minyatür Türkiye Selçuklu halısı, XIII. yüzyıl İlk dönemlere Türk
ŞANLIURFA ARKEOLOJİ MÜZESİ
MERKEZDEKİ MÜZELER ŞANLIURFA ARKEOLOJİ MÜZESİ Şanlıurfa'da müze kurma girişimleri 1948 yılında, müzelik eserlerin toplanması ve Atatürk İlkokulu'nda depolanmasıyla başlar ve daha sonra bu eserler Şehit
Osmanlı dan Günümüze Kur an Ve Hüsn-İ Hat Sempozyumu 01-03 Kasım 2013, Amasya
Osmanlı dan Günümüze Kur an Ve Hüsn-İ Hat Sempozyumu 01-03 Kasım 2013, Amasya Hat sanatı denilince öncelikle Kur an-ı Kerim harfleri ile yazılmış güzel yazı sanatı akla gelir. Bu sanat, Kur an harflerinin
Ek Hizmet Bedeli Toplamadan. 4* Termal otellerde Konaklamalı Konya Şeb-i Arus & Nasreddin Hoca&Akşehir Turu. 09 Ve 16 Aralık 2016 Hareket
Ek Hizmet Bedeli Toplamadan 4* Termal otellerde Konaklamalı Konya Şeb-i Arus & Nasreddin Hoca&Akşehir Turu 5* Otel de YP Konaklamalı Konya Şeb-i Arus & Kapadokya Turu Mevlananın 743. Vuslat Yılı Törenlerine
ARTUKLU DÖNEMİ ESERLERİ Anadolu da ilk köprüleri yaptılar.
ARTUKLU DÖNEMİ ESERLERİ Anadolu da ilk köprüleri yaptılar. ( 1102 1409 ) Diyarbakır, Harput, Mardin Diyarbakır Artuklu Sarayı İlk Artuklu Medresesi İlgazi tarafundan Halep te yaptırıldı. Silvan (Meyyafarkin)
ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans
ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı: Doğan YAVAŞ 2. Doğum Tarihi: 26.08.1959 3. Unvanı: Görevi:Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Elemanı 4. Öğrenim Durumu: Derece Alan Üniversite
KURTALAN İLÇESİ. Siirt deki Kültür Varlıkları
KURTALAN İLÇESİ Siirt deki Kültür Varlıkları 163 3.5. KURTALAN İLÇESİ 3.5.1. ERZEN ŞEHRİ VE KALESİ Son yapılan araştırmalara kadar tam olarak yeri tespit edilemeyen Erzen şehri, Siirt İli Kurtalan İlçesi
1985 YILI EGE ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ MEZUNLARI ESKİŞEHİR BULUŞMASI 5 6 7 TEMMUZ 2013
1985 YILI EGE ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ MEZUNLARI ESKİŞEHİR BULUŞMASI 5 6 7 TEMMUZ 2013 http://www.abaciotel.com YEME-İÇME http://www.222park.com http://www.birsenkebap.com.tr/ http://www.birsenkebap.com.tr/
GÜNÜMÜZDE YURT İÇİ MEVLEVÎHÂNELERİNİN DURUM VE KONUMLARI SEMPOZYUMU
Sûfî Araştırmaları - Sufi Studies SAYI 9 GÜNÜMÜZDE YURT İÇİ MEVLEVÎHÂNELERİNİN DURUM VE KONUMLARI SEMPOZYUMU Hakan KUYUMCU Selman KARADAĞ Giriş Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırmaları Enstitüsü, açıldığı
SEMPOZYUM DAVETİYESİ ve PROGRAMI
SEMPOZYUM DAVETİYESİ ve PROGRAMI Sayfa 2 Kuşadası Kurşunlu Han-Kervansaray Kuşadası Güvencin ada Kalesi Sayfa 3 01-03 Nisan 2016 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Kuşadası ve Civarında Tasavvufî Hayat
SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER
SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER» Genel Bilgi» Ulu Camii» Gülabibey Camii» Sulu Camii» Haliliye Camii» Eski Hükümet Konağı ve Gazipaşa İlkokulu» Yeraltı Hamamı» Abdalağa Hamamı» Hanlar» Serap Çeşmesi...»
GELİBOLU TİCARET VE SANAYİ ODASI OCAK-ŞUBAT-MART 2015 BÜLTENİ
GELİBOLU TİCARET VE SANAYİ ODASI OCAK-ŞUBAT-MART 2015 BÜLTENİ Feshane Uluslararası Fuar Kongre ve Kültür Merkezi'nde başlayan "Çanakkale Tanıtım Günleri"nde Gelibolu standı ilgi odağı oldu. Kazan başına
2011 YILI FAALİYET RAPORU Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı
2011 YILI FAALİYET RAPORU Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı YÖNETİM KURULU 2011 FAALİYETLERİ 13.07.2011 Batı Akdeniz bölgesinin istihdam sorununa çözüm yaratmak amacıyla Akdeniz Radyo Televizyon
Kurşunlu Camii. Kayseri deki Sinan. Kurşunlu Camii, klasik dönem Osmanlı mimarisinin Kayseri deki özgün eserlerinden biridir. 16.
Kayseri deki Sinan Kurşunlu Camii Kurşunlu Camii, klasik dönem Osmanlı mimarisinin Kayseri deki özgün eserlerinden biridir. 16. yüzyıl mimari karakterini taşıyan tek kubbeli, tek minareli, son cemaat mahalli
SELANİK HAMZA BEY CAMİSİ
SELANİK HAMZA BEY CAMİSİ BAKİ SARISAKAL SELANİK HAMZA BEY CAMİSİ Hamza Bey Camisi Hamza Bey Camisi diğer adıyla Alkazar, Alkazar ismini ünlü sinema salonundan almaktadır. Hamza Bey Camisi 20. yüzyılda
İZMİR, TİRE, YAVUKLUOĞLU (YOĞURTLUOĞLU) KÜLLİYESİ
İZMİR, TİRE, YAVUKLUOĞLU (YOĞURTLUOĞLU) KÜLLİYESİ Nadir TOPKARAOGLU-A.Yakup KESlCl TjTjİİj ülliye, Tire llçesi'nin batı ucunda, Turan Mahallesi, Beyler Deresi mevkiinde yeralmaktadır.^- ^ i Külliye; cami,
OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ.
OSMANİYE KAHRAMANMARAŞLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİNE GÖRKEMLİ AÇILIŞ. Osmaniye de yaşayan Kahramanmaraş lılar tarafından kurulan Osmaniye Kahramanmaraşlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği nin
ERKEN OSMANLI SANATI. (Başlangıcından Fatih Dönemi Sonuna Kadar) Yıldız Demiriz
ERKEN OSMANLI SANATI (Başlangıcından Fatih Dönemi Sonuna Kadar) Yıldız Demiriz Osmanlı mimarisinin erken döneminden günümüze gelen yapıların çoğu dini mimariye bağlıdır. Dönem üsluplarını ve plan gelişmesini
Edirne Hanları - Kervansarayları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı
Edirne Hanları - Kervansarayları Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne Hanları ve Kervansarayları............... 4 0.1.1 Rüstempaşa Kervansarayı................
Ortadoğu ve Balkanlar üzerindeki hâkimiyetini sağladıktan sonra Osmanlı Devleti, İstanbul
MİMAR SİNAN IN KOCAELİ NDEKİ ESERLERİ Suphi SAATÇİ* Ortadoğu ve Balkanlar üzerindeki hâkimiyetini sağladıktan sonra Osmanlı Devleti, İstanbul merkezli yol ağlarını hem doğu hem batı yönünde geliştirmiştir.
FOSSATİ'NİN "AYASOFYA" ALBÜMÜ
FOSSATİ'NİN "AYASOFYA" ALBÜMÜ Ayasofya, her dönem şehrin kilit dini merkezi haline gelmiştir. Doğu Roma İmparatorluğu'nun İstanbul'da inşa ettirdiği en büyük kilisedir. Aynı zamanda dönemin imparatorlarının
SAĞLIK KÜLTÜR ve SPOR DAİRE BAŞKANLIĞININ 2012 YILI SOSYAL FAALİYETLERİNDEN GÖRÜNTÜLER
SAĞLIK KÜLTÜR ve SPOR DAİRE BAŞKANLIĞININ 2012 YILI SOSYAL FAALİYETLERİNDEN GÖRÜNTÜLER Üniversitemiz Merkez Kütüphane Konferans Salonunda İnovasyon ve Liderlik Topluluğu tarafından gerçekleştirilen Anılarla
1950 LERDEN GÜNÜMÜZE GELEN BİR ALIŞVERİŞ KOMPLEKSİ: BALIKESİR KASAP VE SEBZE HALİ. Gaye BİROL Yrd. Doç. Dr., Balıkesir Üniversitesi Mimarlık Bölümü
1950 LERDEN GÜNÜMÜZE GELEN BİR ALIŞVERİŞ KOMPLEKSİ: BALIKESİR KASAP VE SEBZE HALİ Gaye BİROL Yrd. Doç. Dr., Balıkesir Üniversitesi Mimarlık Bölümü Yüksek Mimar Orhan Ersan tarafından tasarlanmış olan Balıkesir
Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.
Page 1 of 6 Edirne Valisi Sayın Dursun Ali Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası nın değerli üyeleri ve temsilcileri, Bilgi birikimi ve üslubunu,
Ortaköy'ün simgesi Büyük Mecidiye Camii
On5yirmi5.com Ortaköy'ün simgesi Büyük Mecidiye Camii Bazı camilerimiz vardır ki, bulundukları yere şeref verirler. Ortaköy deki bu cami bulunduğu yerden cazibe ve füsun alır. Yayın Tarihi : 1 Ağustos
FUAR İLE İLGİLİ BİLGİLER
FAALİYET BİLGİ RAPORU FUAR İLE İLGİLİ BİLGİLER Faaliyetin Adı Faaliyetin Konusu Düzenleyen Kurum/Kuruluş(lar) Faaliyet Yeri (Şehir/Ülke) 2012 ITB Berlin Turizm Borsası Fuarı Turizm Fuarı Messe Berlin GmbH
Balım Sultan. Kendisinden önceki ve sonraki Postnişin'ler sırası ile ; YUSUF BALA BABA EFENDİ MAHMUT BABA EFENDİ İSKENDER BABA EFENDİ
Balım Sultan Bektaşiliği kurumlaştıran önder olarak bilinen Balım Sultan; Hacı Bektaş Veli'nin ilk öncülülerinden Dimetoka tekkesinin posnişini Seyit Ali Sultan'in torunlarindan olup, doğumu 1462 dir.
Merkez Turgutreis İlköğretim Okulunun Tarihi Gelişimi
Merkez Turgutreis İlköğretim Okulunun Tarihi Gelişimi 1880 yıllarındaki kayıtlardan Bodrum da: birisi Çarşı Mahallesi nde, diğeri Tepecik Mahallesi nde olmak üzere iki medrese ve yine Çarşı Mahallesi nde
BURSA'DA DÜNDEN BUGÜNE TASAVVUF KÜLTÜRÜ. Vakfı. İslAm Ara~tırrnalan Merkezi KiHüphanesi. 81)_5J;f. Dem. No: Tas. No: ' ' "-==~~="" -~~..,_.
BURSA'DA DÜNDEN BUGÜNE TASAVVUF KÜLTÜRÜ Vakfı İslAm Ara~tırrnalan Merkezi KiHüphanesi Dem. No: Tas. No: 81)_5J;f ' ' "-==~~="" -~~..,_.J 3 BURSA KÜLTÜR SANAT VE TURİZM V AKFI YA YINLARI BURSA KİTAPLIGI:
Trakya Üniversitesi nin, kültürel miras ve korumacılık alanında gerçekleştirdiği en büyük projelerden biridir.
Bu müze, Edirne merkez Yeniimaret semtinde bulunan Sultan II.Bayezid Külliyesi Darüşşifası bünyesinde hayata geçirilmiş olup, Trakya Üniversitesi nin, kültürel miras ve korumacılık alanında gerçekleştirdiği
Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz.
Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Festivalin Amacı Gaziantep, yeryüzünde, derin tarihi, çok sesli, çok renkli
2013 YILINDA TC. YARDIM HEYETİ FİNANSMANIYLA GERÇEKLEŞTİRİLEN PROJELERİN FAALİYET RAPORU. Hazırlayan : Kıbrıs Vakıflar İdaresi İnşaat Şube Müdürlüğü
2013 YILINDA TC. YARDIM HEYETİ FİNANSMANIYLA GERÇEKLEŞTİRİLEN PROJELERİN FAALİYET RAPORU Hazırlayan : Kıbrıs Vakıflar İdaresi İnşaat Şube Müdürlüğü TC. YARDIM HEYETİ FİNANSMANI İLE YÜRÜTÜLEN ESKİ ESER
Tarihi Evlerin Restorasyon ve İmar Projesi Projenin Önemi: Projenin amacı: Projenin Uygulanması: Projenin Maliyeti:
Tarihi Evlerin Restorasyon ve İmar Projesi Kutsal Mescid in kutlu komşularının evlerini restore ederek onlara karşı vefa borcumuzu öderken Aksa dan Müslümanları uzaklaştırıp Yahudilere yer açmaya çalışan
İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER
Sanat Tarihi Dergisi Sayı/Number:XIII/1 Nisan/April2004, 169-180 İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER Kadriye Figen VARDAR Osmanlı Devleti XVIII. yüzyıldan
SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ
1 SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ Gürbüz MIZRAK Süleyman Şah Türbesi ve bulunduğu alan Suriye'nin Halep ilinin Karakozak Köyü sınırları içerisindeydi. Burası Türkiye'nin kendi sınırları dışında sahip olduğu tek toprak
AFYONKARAHİSAR TİCARET VE SANAYİ ODASI
AFYONKARAHİSAR TİCARET VE SANAYİ ODASI E- BÜLTEN 2017 YÖNETİM KURULU FAALİYET RAPORU (24.02.2017-30.03.2017) Oda Meclisimizin 30 Mart 2017 tarih ve 49 sayılı toplantısının gündeminde yer alan, Yönetim
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ. Selçuklu Dönemi Yapıları ile Bahçe ve Peyzaj Sanatı
ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ Selçuklu Dönemi Yapıları ile Bahçe ve Peyzaj Sanatı Selçuklu Dönemi (1071-1308) Oğuzların devamı olan XI. yüzyılın yarısında kurulan, merkezi Konya olan Selçuklular
Şeyhülislam Yahya Efendi nin torunu olan Ayşe Hubbi Hatun
Eyüp Sultan Gezi Rehberi 01 AYŞE HUBBİ HATUN TÜRBESİ Osmanlı nın Kadın Şairleri Vardı. Şeyhülislam Yahya Efendi nin torunu olan Ayşe Hubbi Hatun (? - 1590), Akşemseddin Hz.nin soyundan Şemsi Efendi ile
BEÇİN KALESİ KAZISI KALE ÇEŞMESİ SONUÇ RAPORU
BEÇİN KALESİ KAZISI KALE ÇEŞMESİ SONUÇ RAPORU Prof. Dr. Kadir PEKTAŞ* Muğla İli, Milas İlçesi, Beçin Kalesi nde 20.05.2013 tarihinde başlatılan kazı çalışmaları 24.12.2013 tarihinde tamamlanmıştır. Kazı
EKİM AYI MECLİS TOPLANTISI / YÖNETİM KURULU FALİYET RAPORU SUNUMU. YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 27 Ekim 2014
YÖNETİM KURULU AYLIK FAALİYET RAPORU 27 Ekim 2014 Ekim ayı içerisinde Odamız tarafından; üyelerimizce talep edilen 37 adet Kapasite Raporu, 15 adet Ekspertiz raporu ve 6 adet de Fiili Tüketim Belgesi düzenlenmiştir.
TASAVVUF KÜLTÜRÜ EĞİTİMİ PROGRAMI 23 Ocak-1 Mart 2017, İstanbul. Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü
TASAVVUF KÜLTÜRÜ EĞİTİMİ PROGRAMI 23 Ocak-1 Mart 2017, İstanbul Eğitim Programının İçeriği ve Ana Başlıklar Eğitim Programı, Türkçe ve Osmanlı Türkçesi olmak üzere çeşitli düzeyde dil çalışmaları, tasavvuf
ALİ İLHAMİ BİLGİN İN ÖZGEÇMİŞİ
ALİ İLHAMİ BİLGİN İN ÖZGEÇMİŞİ İlhami Bilgin, 1944 yılında Ümmü-İbrahim Bilgin çiftinin üçüncü çocuğu olarak Merzifon da doğmuş, ilkokulu Samsun da, orta ve lise öğretimini Ankara Yenimahalle Lisesi nde
Kütahya Gazeteciler Cemiyeti Ziyareti:
Türk Ocakları Genel Merkezi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Efendi BARUTCU, Türk Ocakları nın 100 üncü kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, Sönmeyen Ocak Türk Ocakları ve Türkiye nin Geleceği konulu
KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI KÜTÜPHANELER VE MÜZELER ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ
KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER DAİRESİ BAŞKANLIĞI KÜTÜPHANELER VE MÜZELER ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığına bağlı Şube Müdürlüğümüz 16 Kütüphane ve
II. Beyazid Camii - Külliyesi ve Sağlık Müzesi. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı
II. Beyazid Camii - Külliyesi ve Sağlık Müzesi Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 II.Beyazid Camisi ve Külliyesi (II.Beyazid Kompleksi).... 4 0.1.1 Darüşşifa
AFYONKARAHİSAR TİCARET VE SANAYİ ODASI E- BÜLTEN KASIM-ARALIK
AFYONKARAHİSAR TİCARET VE SANAYİ ODASI E- BÜLTEN KASIM-ARALIK 2014 0 İLİMİZ İHRACAT RAKAMI 2014 EKİM / AFYONKARAHİSAR İHRACATI İlimizin Ekim ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,6 artışla
BASIN YAYIN BİRLİĞİ OCAK-ŞUBAT 2015 ETKİNLİK BÜLTENİ
BASIN YAYIN BİRLİĞİ OCAK-ŞUBAT 2015 ETKİNLİK BÜLTENİ 1. 2014 Türkiye Kitap Pazarı İstatistikleri Açıklandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ISBN Ajansı, Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü ve Yayımcı Meslek
