Pediatri servis ve polikliniklerinde görülen çocukların
|
|
|
- Serhat Tayfur
- 8 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Mustafa BAKIR*, Ahmet SOYSAL* * Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk İnfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı, İSTANBUL Pediatri servis ve polikliniklerinde görülen çocukların yaklaşık %40 ında infeksiyon hastalıkları vardır. Viral üst solunum yolu infeksiyonları, kızamık ve su çiçeği gibi döküntülü hastalıklar ve enteritler çocuklarda sık görülür ve pediatri servisinde kolaylıkla hastadan hastaya bulaşıp salgınlara neden olabilirler. Buna rağmen birçok pediatri servisinde koğuş sistemi mevcut olup, yeterli sayıda izolasyon odası bulunmamaktadır. İzolasyon özellikle yenidoğan, oyun çağı ve okul öncesi servislerde daha önemlidir. Ayrıca, çocukların yanında kalan refakatçiler, zamanlarının büyük kısmını çocukları ile birlikte geçirir ve servis içindeki tüm faaliyetlere katılırlar. Refakatçiler infeksiyonların bulaşması açısından ek risk oluştururlar. Erişkin ve pediatrik yaş grubu arasında nozokomiyal infeksiyonların tipleri açısından da farklar mevcuttur. Erişkin servislerinde üriner sistem infeksiyonları (ÜSİ) na daha sık rastlanırken, pediatri servislerinde kan akımı, gastrointestinal ve solunum sistemi infeksiyonlarına daha sık rastlanır. Pediatri servislerinde nozokomiyal infeksiyonlarla yaş arasında ters ilişki vardır. İki yaşın altındaki çocuklarda %11.5 olan nozokomiyal infeksiyon oranı, 2-4 yaş arasında %3.6, 5 yaş üzerinde %2.6 olarak bulunmuştur [1]. Yaş ile nozokomiyal infeksiyonlar arasındaki ters Nosocomial Infections in Pediatric Patients: Diagnosis, Treatment and Prevention-I Key Words: Newborn, Children, Nosocomial infections Anahtar Kelimeler: Yenidoğan, Çocuk, Hastane infeksiyonu oran; kan akımı, gastrointestinal ve solunum sistemi infeksiyonlarında daha belirgindir. Hastanede yatış süresi uzadığında nozokomiyal infeksiyon riski artar. Toronto da yapılan bir çalışmada, pediatri servislerinde nozokomiyal infeksiyon gelişme süresi ortalama 15.3 gün bulunurken, merkezi sinir sistemi infeksiyonlarında bu süre 8.4 gün, kan akımı infeksiyonlarında 29.4 gün olarak saptanmıştır [2]. Yenidoğan yaş grubu haricinde çocuklarda nozokomiyal infeksiyon riski hematoloji/onkoloji, pediatrik nöroşirürji ve pediatrik yoğun bakım servislerinde yüksek bulunmuştur. Marmara Üniversitesi Hastanesi pediatri, pediatrik ve neonatal yoğun bakım servislerinin tamamında, taburcu olan her 100 hasta başına düşen nozokomiyal infeksiyon sayısı 1998, 1999, 2000 ve 2001 yılları için sırasıyla 9.0, 5.7, 6.2 ve 4.6 olarak gerçekleşmiştir. Bakteremiler en sık nozokomiyal infeksiyon olarak karşımıza çıkmış, onu pnömoni ve ÜSİ izlemiştir. Yenidoğan yoğun bakım ünitesi (YBÜ) nde bu oranlar %10.5 ile %14 arasında değişmiştir. Bu ünitede üriner infeksiyonlar ilk sırayı almış, bunu bakteremi ve pnömoni izlemiştir. PEDİATRİ ve YENİDOĞAN YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİNDE NOZOKOMİYAL İNFEKSİYONLARIN EPİDEMİYOLOJİSİ İster erişkin ister çocuk olsun kritik hastalığı olanlar nozokomiyal infeksiyonlar açısından risk altındadır. Bu hastalarda en önemli risk faktörleri altta yatan hastalığın ciddiyeti, konağın bağışıklık sisteminin bozulması, endojen floranın özellikle antibiyotik kul- Flora 2002;7(4):
2 Bakır M, Soysal A. Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I lanımına bağlı olarak değişmesi ve invaziv girişimlerdir. Pediatrik YBÜ de nozokomiyal infeksiyon oranları %3-27 arasında değişkenlik gösterir [3]. Bir yaş altındaki çocuklarda nozokomiyal infeksiyon oranı %7-9 iken, 10 yaş altındaki çocuklarda bu oran %1.5-4 arasında değişir [4]. Avrupa da yılları arasında yapılan çok merkezli bir çalışmada nozokomiyal infeksiyon oranı pediatrik YBÜ de %23.6 olarak bulunmuştur [4]. Bu çalışmada en sık görülen nozokomiyal infeksiyon %53 oranı ile pnömoni iken, bunu %20 ile bakteremi, %15 ile üriner infeksiyonlar, %7 ile cerrahi yara infeksiyonları ve %4 ile gastrointestinal sistem infeksiyonları izlemiştir. Kan akımı infeksiyonları pediatrik YBÜ de nozokomiyal infeksiyonların yaklaşık olarak %30 unu oluşturmaktadır. Bu infeksiyonların mortalite oranları %10.7 olarak bulunmuştur [3]. Bu çalışmada tespit edilen ajanlar içinde ilk sırayı koagülaz-negatif stafilokoklar (KNS) almıştır. Fakat tüm hastane infeksiyonları gözönüne alındığında nozokomiyal infeksiyonlarda en sık rastlanılan ajan gram-negatif basiller (GNB) dir. Pediatrik YBÜ lerde morbiditenin en sık nedeni intravasküler kateter kullanımıdır. Bir çalışmada kan akımı infeksiyonlarının %41.2 si intravenöz kateteri olan hastalarda görülmüştür [5]. Genel olarak intravasküler katetere bağlı kan akımı infeksiyonu oranı %2 bulunmuştur [6]. Marmara Üniversitesi Hastanesi pediatri servislerinde en sık rastlanan nozokomiyal infeksiyon etkenleri Şekil 1 de, yenidoğan YBÜ deki etkenlerin sıklığı da Şekil 2 de sunulmuştur. Pediatrik cerrahi servislerinde yatan hastalar diğer servislerde yatan hastalarla aynı derecede nozokomiyal infeksiyon riski taşırlar. Yalnız bu hastalarda nozokomiyal infeksiyonların tipi farklıdır. Bhattacharyya ve arkadaşlarının yapmış olduğu bir çalışmada nozokomiyal infeksiyon oranı, 608 pediatrik cerrahi hastasında %6.2 olarak bulunmuştur [7]. Bunlar içinde cerrahi yara infeksiyonu (%17.2) ilk sırada yer alırken bunu; kan akımı infeksiyonu, pnömoni ve ÜSİ takip etmiştir. Nozokomiyal infeksiyon birden fazla cerrahi girişim geçiren ve birden fazla hastalığı olan çocuklarda daha sık görülür. Staphylococcus epidermidis en sık bakteremi ajanı iken, GNB ler ÜSİ de ve pnömonilerde en sık tespit edilen ajanlardır. Cerrahi yara infeksiyonlarında ise GNB ler ve gram-pozitif koklar sık rastlanılan ajanlardır. Marmara Üniversitesi Hastanesi pediatrik cerrahi servisinde nozokomiyal infeksiyon oranı, yıllarında %6.7 ile %11.8 arasında değişmiştir. Bu serviste aynı yıllarda en sık rastlanan nozokomiyal infeksiyon etkenleri Şekil 3 te sunulmuştur. Cerrahi yara infeksiyonu bu serviste bakteremi ve ÜSİ den sonra üçüncü sıklıkta görülmektedir. Yenidoğanlar Yenidoğan döneminde infeksiyonların birden fazla kaynağı mevcuttur. Fetal flora doğum sonrasın- %35 %30 % %20 %15 %10 %5 %0 Candida Pseudomonas Acinetobacter Klebsiella E. coli Staphylococci Diğer non-egnb Diğer Enterococcus Belirsiz Şekil yılları arasında Marmara Üniversitesi Hastanesi pediatri servislerinde nozokomiyal infeksiyon etkenlerinin sıklığı (EGNB: Enterik gram-negatif basiller). 204 Flora 2002;7(4):
3 Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Bakır M, Soysal A. %45 %40 %35 % %25 %20 %15 %10 %5 %0 Candida Klebsiella E. coli Pseudomonas Acinetobacter Staphylococci Diğer EGNB Diğer non-egnb Diğer Şekil yılları arasında Marmara Üniversitesi Hastanesi yenidoğan YBÜ de nozokomiyal infeksiyon etkenlerinin sıklığı (EGNB: Enterik gram-negatif basiller). %30 %25 % %15 %10 %5 %0 Klebsiella Candida E. coli Enterobacter Pseudomonas Enterokok Staphylococci Diğer EGNB Diğer non-egnb Diğer Şekil yılları arasında Marmara Üniversitesi Hastanesi çocuk cerrahisi servisinde nozokomiyal infeksiyon etkenlerinin sıklığı (EGNB: Enterik gram-negatif basiller). da anneden, hastane personelinden, ziyaretçilerden ve çevreden kazanılan ajanlar ile oluşur. Term sağlıklı yenidoğanların bakterilerle kolonizasyonu doğum sonrası günlerde olmaktadır. Burun ve göbek S. epidermidis ve alfa-hemolitik streptokoklarla, gastrointestinal sistem Escherichia coli, Lactobacillus ve anaerop bakterilerle kolonize olur. Yenidoğan YBÜ ye yatışı yapılan yenidoğanlarda ise daha farklı kolonizasyon paterni vardır. Klebsiella, Enterobacter, Citrobacter ve E. coli dışkı florasında en sık bulunan ajanlardır ve burun, boğaz ve göbeği kolonize ederler. Yenidoğan YBÜ de uzun süre kalan be- Flora 2002;7(4):
4 Bakır M, Soysal A. Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I beklerde nozokomiyal ajanlar ile ağır bir şekilde kolonizasyona sık rastlanılır. Sağlıklı yenidoğanların hastanede kalış süreleri çoğunlukla 72 saatten azdır. Bu yüzden bunlarda infeksiyon riski %1 den daha azdır [8]. Bunun yanında düşük doğum ağırlıklı bebekler ise haftalarca hatta aylarca yenidoğan YBÜ de kalabilmekte ve bu hastalara çok sayıda invaziv girişim yapılmak zorunda kalınmaktadır. Yenidoğan YBÜ de nozokomiyal infeksiyon oranları %5-25 arasında değişir [9]. Hemming ve arkadaşlarının 904 yenidoğan üzerinde yapmış olduğu çalışmada %15.3 oranında nozokomiyal infeksiyon saptanmıştır [10]. Bunların %29 unu pnömoni, %14 ünü kan akımı infeksiyonu, %8.1 ini cerrahi yara infeksiyonu, %4.5 ini üriner infeksiyon ve %4.5 ini menenjitler oluşturmuştur. Nozokomiyal infeksiyonlar 1500 g ın altındaki yenidoğanlarda daha sık görülür. Sürfaktan kullanılmaya başlamasından sonra prematürelerin ve çok düşük doğum ağırlıklı yenidoğanların yaşam şansları artmaya başlamıştır. Bu artış infeksiyon riskini de beraberinde getirmiştir. Yenidoğan YBÜ de çok düşük doğum ağırlığı, respiratuar distres, H 2 -bloker kullanımı ve uzamış intravasküler kateter kullanımı kan akımı infeksiyonlarını arttıran faktörlerdir. Yenidoğan YBÜ de KNS lerin neden olduğu kan akımı infeksiyonları, çoğunlukla hayatın 2. veya 3. haftalarında görülür. İntravasküler kateter kullanımı ve total parenteral beslenme KNS ye bağlı bakteremi riskini arttırır. Bunların yanında son 20 yıl içinde yenidoğan YBÜ lerde fungal infeksiyonlarda da artış olmuştur. Hastanede yatış süresinin uzaması, sık ve uzun süreli antibiyotik kullanımı, santral kateterlerin varlığı ve intravenöz lipid kullanımı yenidoğanlarda fungal kolonizasyonu arttıran etmenlerdir. Yenidoğan YBÜ de en sık karşılaşılan fungal ajanlar Candida albicans ve Candida parapsilosis tir lı yıllarda yenidoğan YBÜ de Staphylococcus aureus ve grup A streptokoklar en önemli epidemi etkenleri iken, 1970 li yıllarda GNB ler bunların yerini almıştır. Günümüzde ise KNS ler ve GNB ler en sık rastlanılan etkenlerdir. PEDİATRİDE NOZOKOMİYAL KAN AKIMI İNFEKSİYONLARI Nozokomiyal kan akımı infeksiyonu (KAİ), hastaneye yatışın 48. saatinden sonra kan kültüründe bakteri veya mantar üremesi olarak tanımlanır. Kan kültüründe üreyen mikroorganizma ile hastanın klinik bulguları uyumlu değilse ve çok sayıda kan kültürü içinde sadece birinde üreme varsa kontaminasyon olarak değerlendirilir. Fakat her pozitif kan kültürü, kontaminasyon olduğuna karar verilmeden önce dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. KNS ler deri kontaminantı olarak ele alınmasına rağmen son yıllarda KNS lere bağlı KAİ lerde artış sözkonusudur. Nozokomiyal KAİ ler primer ve sekonder olmak üzere ikiye ayrılır. Primer KAİ, kan kültüründe üreyen mikroorganizmaya bağlı vücudun başka bir bölgesinde infeksiyon odağı olmaması ile karakterizedir. Sekonder KAİ lerde ise kan kültüründe üreyen mikroorganizmaya bağlı vücudun başka bir bölgesinde infeksiyon odağı vardır. İntravenöz veya arteryel kateterlere bağlı olarak gelişen bakteremiler ise primer KAİ olarak kabul edilir. Psödobakteremi (yalancı bakteremi) veya kontaminasyon ise hastanın kan akımından kaynaklanmayan üremelerdir. Alınan kan kültürlerindeki üremelerin yarıya yakınının kontaminasyona bağlı olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, psödobakteremi insidansı kesin olarak bilinmemektedir. Psödobaktereminin nedenleri Tablo 1 de sunulmuştur. Psödobakteremi olarak değerlendirilen mikroorganizma üremeleri çoğunlukla beklenmeyen ve patojen olarak düşünülmeyen etkenlerdir. Bunlar içinde gram-negatif organizmalar (Acinetobacter türleri, Enterobacter türleri, Serratia marcescens, Klebsiella pneumoniae, Ewingella americana, Aeromonas hydrophila, bazı Pseudomonas türleri, Moraxella nonliquefaciens), gram-pozitif koklar (S. aureus, KNS, streptokoklar), aerobik gram-pozitif çomaklar (Bacillus türleri, streptomyces türleri) ve anaerobik gram-pozitif çomaklar (Clostridium sordellii) ve Corynebacterium türleri bulunmaktadır [11]. Pediatrik YBÜ erişkin YBÜ den yapısal olarak farklıdır. Pediatrik YBÜ ler multidisipliner çalışan bölümlerdir. Pediatrik YBÜ lerde erişkin YBÜ den farklı olarak hastalar arasında genellikle bariyerler mevcut değildir. Erişkin YBÜ de yatan hastalarda Tablo 1. Psödobaktereminin nedenleri Kan kültürü vasatının kontamine olması Kan kültürü alan sağlık personelinin elinden veya sekresyonlarından mikroorganizmanın kültür vasatına bulaşması Kan kültürü alınırken kullanılan eldivenlerden bulaşma Kan kültürü alınırken kullanılan deri antiseptik solüsyonlarından bulaşma Laboratuvar ortamında kültür vasatının kontamine olması 206 Flora 2002;7(4):
5 Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Bakır M, Soysal A. kronik ve dejeneratif hastalıklar daha sık görülür. Pediatrik YBÜ lerde ise tedavi edilebilen ve kronik hastalığı olmayan hastalar çoğunluktadır. YBÜ lerde bakteremi ve fungemi görülme ihtimali hastanenin diğer servislerine göre en az 8 kat daha fazladır [5]. Ayrıca, bu infeksiyonların mortalite ve morbiditesi YBÜ lerde daha fazladır. Nozokomiyal KAİ ler tüm nozokomiyal infeksiyonların yaklaşık %30 unu oluşturur. Pediatrik YBÜ lerde nozokomiyal infeksiyon oranları 1000 yatışta 60 ile 110 arasında değişmektedir [5]. Mortalitesi ise yaklaşık %10 dur. Yenidoğan YBÜ de ise bu oran %14-17 arasında değişmektedir [11]. Pediatrik YBÜ lerde nozokomiyal KAİ ye yol açan etkenlerin sıklığı ülkeden ülkeye hatta merkezler arasında değişkenlik göstermektedir yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) nde pediatrik YBÜ de yapılan bir çalışmada tespit edilen nozokomiyal infeksiyonların %28 ini KAİ lerin oluşturduğu saptanmıştır [2]. Nozokomiyal KAİ ler içinde KNS ler en sık (%38) tespit edilen etken olmuştur. Bunu %25 ile gram-negatif aerobik basiller, %9 ile S. aureus ve %9 ile kandida türleri takip etmektedir. Avrupa da yılları arasında yapılan çalışmada da KNS, nozokomiyal KAİ lerde en sık etken olarak tespit edilmiştir [4]. İntravenöz kateter varlığı pediatrik YBÜ deki morbiditenin en sık nedenidir. Yapılan çalışmalarda intravenöz katetere bağlı KAİ oranı %1.6-2 arasında değişkenlik göstermektedir [6]. Yenidoğan YBÜ lerde görülen KAİ ler toplum kaynaklı bakteremi ve hastaneden kazanılan bakteremi olarak ikiye ayrılabilir. Bu ayrımda en önemli faktör infeksiyonun başlangıç zamanıdır. Hastaneden kazanılan KAİ ler hastaneye yatışın 48. saatinden sonra ortaya çıkan infeksiyonlardır. Doğumdan sonra ilk 48 saat içinde ortaya çıkan infeksiyonlar ise çoğunlukla maternal kaynaklı infeksiyonlardır. Buna rağmen bazen hastaneden kazanılmış infeksiyonlar ile maternal kaynaklı infeksiyonların ayrımında güçlük çekilir. Yenidoğan döneminde ortaya çıkan sepsis erken başlangıçlı ve geç başlangıçlı sepsis olarak ikiye ayrılmaktadır. Erken başlangıçlı sepsis hayatın ilk 4 günü içinde ortaya çıkan infeksiyondur. Bu infeksiyonlar, multisistemik tutulum gösterir, fulminan seyirlidir, çoğunda doğum sırasında ortaya çıkan komplikasyonlar rol oynar. Erken membran yırtılması, koriyoamniyonit, doğumun erken başlaması ve antepartum maternal ateş predispozan faktörlerdir. Erken başlangıçlı sepsiste bakteri doğum kanalından kazanılmakta, mortalitesi %5-50 arasında değişmektedir [12]. Geç başlangıçlı sepsis ise doğumun 5. günü ve sonrasında ortaya çıkan infeksiyonlardır. Bu infeksiyonlarda doğuma bağlı komplikasyonlar nadirdir. Mortalite oranı %2-6 arasında değişmektedir [12]. E. coli, grup A ve B streptokoklar, Listeria monocytogenes hem erken hem de geç başlangıçlı sepsisten sorumlu olabilir [12]. S. aureus, KNS ve P. aeruginosa ise geç başlangıçlı infeksiyonlardan sorumludur [12]. KAİ ler yenidoğan YBÜ de en sık görülen nozokomiyal infeksiyonlardır, sıklığı %5-32 arasında değişmektedir. Bunu pnömoni ve ÜSİ ler takip eder. Yenidoğan ünitelerinde nozokomiyal infeksiyonları kolaylaştıran faktörler Tablo 2 de sunulmuştur. Yenidoğan YBÜ lerde KAİ nin en sık etkeni KNS dir. Bunu GNB ler, S. aureus ve kandida türleri takip eder. Yenidoğan YBÜ lerde nozokomiyal infeksiyonlara sebep olan etkenlerde zaman içinde değişiklikler olmuştur. Son yıllarda KNS ve kandida in- Tablo 2. Yenidoğan döneminde KAİ yi kolaylaştıran faktörler Konağa ait faktörler Bağışıklık sistemi fonksiyonlarında azalma Doğal savunma mekanizmalarının azlığı Gelişmekte olan endojen mikroflora Düşük gestasyonel yaş Altta yatan hastalığın ağırlık derecesi Altta yatan diğer hastalıklar, konjenital organ sistem hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları Çevreye ait faktörler Fetal deri elektrotları Umbilikal, arteryel, santral venöz kateterler Mekanik ventilasyon Ekstrakorporeal membran oksijenasyonu Ventrikülo-peritoneal şant Total parenteral beslenme, intravenöz lipid kullanımı Kan ürünleri nakli Solunum sistemi bakımı İntravenöz steroid kullanımı H 2 -bloker kullanımı Hastanede uzun yatış süresi Servisin kalabalık olması, yeterli sayıda sağlık personelinin olmaması Kontamine cihaz ve aletler Flora 2002;7(4):
6 Bakır M, Soysal A. Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I feksiyonlarında belirgin artış görülmektedir. Bunun sebepleri çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerin yaşam oranlarında artış, artmış intravasküler kateter kullanımı, parenteral nütrisyon, intravenöz lipid kullanımında artış ve KNS ye bağlı gerçek bakteremilerin tespiti gelmektedir. KNS lere bağlı sepsiste mortalite gram-negatiflere göre çok daha düşüktür. KNS ye bağlı bakteremilerde klinik bulgular nonspesifiktir ve bu patojene bağlı infeksiyonlar nadir olarak ölüme sebep olurlar. Ateş, apne, bradikardi, beslenme intoleransı, letarji, trombositopeni ve abdominal distansiyon gibi klinik bulgular KNS lere bağlı bakteremilerde en sık görülen klinik bulgulardır. GNB lere bağlı KAİ lerde mortalite daha yüksektir. E. coli, K. pneumoniae, Enterobacter türleri en sık izole edilen GNB lerdir. Bunları daha az sıklıkla P. aeruginosa, Serratia türleri ve Acinetobacter türleri izlemektedir. Son yıllarda kandida türleri yenidoğan YBÜ lerde sepsis olgularında en sık rastlanılan 3. etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Kandida infeksiyonları yüksek mortalite ve morbidite oranına sahiptir. Kandida septisemisine bağlı mortalite %15-50 arasında değişkenlik göstermektedir. Yenidoğan YBÜ de yatan düşük doğum ağırlıklı bebeklerin %3-7 sinde invaziv kandida infeksiyonları gelişir [13]. Bunun yanında doğum ağırlığı 2500 g üzerinde olan bebeklerde invaziv kandida infeksiyonu riski %0.6 olarak bulunmuştur [13]. YYBÜ lerde kandida infeksiyonları için en önemli risk faktörleri uzamış hastane yatışı, prematürite, uzamış antimikrobiyal ajan kullanımı (3. kuşak sefalosporinler, vankomisin, imipenem), santral venöz kateter varlığı, hiperalimentasyon, intravenöz lipid kullanımı, entübasyon, steroid kullanımı, H 2 -bloker kullanımı ve kandida kolonizasyonudur [14]. Kandida türleri içinde C. albicans en sık rastlanılan patojen olarak saptanırken, bunu Candida parapsilosis ve diğer kandida türleri takip etmektedir. C. parapsilosis C. albicans a göre daha az virülandır. C. albicans infeksiyonlarında mortalite C. parapsilosis e göre 6 kat daha fazladır [14]. Fakat intravenöz kateter varlığında veya yüksek intravenöz glikoz konsantrasyonlarının kullanılması C. parapsilosis infeksiyonlarının morbidite ve mortalitesini arttırabilir. Sistemik kandida infeksiyonlarının bulguları nonspesifiktir ve çoğunlukla bakteriyel sepsisten ayırt edilmesi güçtür. Vücut sıcaklığında değişiklik, hipotansiyon, apne, bradikardi, solunum sıkıntısı, abdominal distansiyon gibi klinik bulgular olabilir. Bu bulgular intermittant, olabileceği gibi bazı hastalar asemptomatik olabilir. Sistemik kandida infeksiyonlarında çoğunlukla organ tutulumları vardır. Özellikle ÜSİ ye eğilim vardır. Hematüri, proteinüri ve piyüri kandidürinin bulgularıdır. Kandida piyelonefritinde, renal papiller nekrozda ve çoğul parankim apselerinde fungus topunun üriner sistemde obstrüksiyon yapmasına bağlı olarak akut oligüri gelişebilir. Renal arter obstrüksiyonuna bağlı sekonder hipertansiyon nadir olarak gelişir. Kandida hematojen yolla göze ulaşarak endoftalmit yapabilir. Lezyonlar hızlı bir şekilde tüm vitröz sıvıya yayılır. Bu lezyonların erken tespiti önemlidir. Erken tedavi ile kalıcı körlük önlenmiş olur. Septik artrit ve osteomiyelit nadir olarak gelişir. Karaciğer ve dalak tutulumu, kandida endokarditi, menenjiti, ventriküliti ve serebral apseleri de sistemik kandida infeksiyonlarına bağlı olarak gelişebilir. Tanı ve Tedavi İlkeleri KAİ tanısı bakteri ve fungusların kan kültürlerinde üretilmesi ile konur. Basit bir işlem olmasına rağmen kan kültürü alınmasında sağlık personeli infeksiyon kontrol kurallarına uymadığı zaman yalancı pozitif sonuçlar elde edilir. Bunların önlenmesinde kan kültürünün alınacağı yer, aseptik tekniklere uygun kan kültürü alınması, yeterli hacimde kan örneğinin alınması ve yeterli sayıda kan kültürü örneğinin alınması büyük önem taşır. Kan kültürü alınması: Kan kültürü arter veya venlerden alınabilir. Arter ve ven arasında pozitif kan kültürü açısından fark yoktur. Genelde daha kolay olduğu için kan kültürü alınması amacıyla periferal venler kullanılır. Bunun yanında örneğin alınacağı venin bulunduğu vücut bölgesi önemlidir. Femoral damarlar veya deri hastalığı olan bölgeden alınan kan kültürü örneklerinde kontaminasyon riski antekübital venler ve üst ekstremite damarlarına göre daha fazladır. Son yıllarda intravasküler santral kateterlerden kan kültürü alınmasında artış gözlenmektedir. Bu kateterlerden kan kültürü alınabilir. Eğer bu kateterlerden kültür alınacaksa diğer bir kültür örneği de periferik damardan alınmalıdır. Derinin temizlenmesi: Kan alınacak ven seçildikten sonra deri %70 lik izopropil alkol veya etil alkol ile temizlenip kısa bir süre kurumaya bırakılmalıdır. Daha sonra %1-2 lik iyotlu solüsyonlar veya %10 luk providon-iyot solüsyonları ile tekrar temizlenmeli ve bir süre kuruması beklenmelidir. İyotlu çözeltiler 30 saniyede kurur, providon-iyot solüsyonları ise dakikada kurur. Kan kültürü alınırken eldiven giyilmelidir. Eğer deri temizliği yapıldıktan sonra tekrar kan alınacak olan damar palpe edilecek ise palpe eden parmak iyotlu solüsyonlarla temizlenmelidir. 208 Flora 2002;7(4):
7 Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Bakır M, Soysal A. Kan hacmi ve kan kültürü sayısı: Alınan kanın hacmi ile kan kültürlerinde üreme oranı arasında doğrudan ilişki vardır. Erişkin hastalar için ideal olan hacim ml dir. Eğer bu miktar alınamıyorsa en az 10 ml alınmalıdır. Daha az miktarda kan alınması yanlış negatif sonuç verebilir. 30 ml den fazla kan alınması da hastalarda anemi gelişmesine yol açabilir. Çocuklarda alınması gereken kan hacmi daha azdır. Yenidoğanlarda 1-2 ml, süt çocuklarında 2-3 ml, okul çağı çocuklarında 3-5 ml ve daha büyük çocuklarda ml kan alınması yeterlidir. İki veya üç kan kültürü örneğinin alınması önerilmektedir. Kan kültürü sayısı arttıkça üreme olasılığı artar. Kan kültürü alınma zamanı: Kan kültürü alınması için en uygun zaman ateşle birlikte titremenin başladığı zamandır. Fakat bu anın belirlenmesi zor olduğu için kan kültürünün ateşin olduğu dönemde alınması yeterlidir. Eğer kan kültürü alındıktan sonra antimikrobiyal tedavi başlanacaksa ayrı damarlardan iki kan kültürü örneği aynı anda alınmalıdır. Eğer empirik antibiyotik tedavisi başlanılması sözkonusu değilse kan kültür örneklerinin arası açılabilir. Yenidoğanlarda sepsis bulguları nonspesifiktir. Sepsis bulguları özellikle düşük doğum ağırlıklı bebeklerde belirgin değildir. Bebeğin iyi görünmemesi, emmeme veya hipoaktivite sepsisin erken bulguları olabilir. Bunun yanında solunum sıkıntısı, apne, letarji, ateş veya hipotermi, sarılık, kusma, ishal, peteşi, siyanoz ve sklerema gibi belirti ve bulgular görülebilir. Yenidoğanlarda menenjit, pnömoni, üriner infeksiyon, otit, septik artrit, osteomiyelit gibi lokal infeksiyonların sepsis kaynağı olabileceği unutulmamalıdır. Bakteremi veya sepsis düşünülen bebeklerde kan kültürü örnekleri alınmalıdır. Yenidoğan sepsis veya bakteremilerinde %20 oranında menenjit eşlik ettiği için genel durumu uygun olan hastalara lomber ponksiyon yapılıp beyin omurilik sıvısı incelenmeli ve kültür gönderildikten sonra empirik antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Daha büyük çocuklarda bakteremi düşündüren bulgular Tablo 3 te sunulmuştur. Empirik tedavi kan kültürleri alındıktan sonra başlanmalıdır. Yenidoğanlarda empirik antibiyotik tedavisinde erken sepsis sözkonusu ise ampisilin ile birlikte bir aminoglikozid başlanmalıdır. Geç neonatal bakteremi veya sepsis durumunda ve daha büyük bebek ve çocuklarda vankomisin ile birlikte antipsödomonal 3. kuşak sefalosporin veya meropenem başlanmalıdır. Empirik tedavinin saatinde hastanın kliniği ve kan ve/veya diğer kültür sonuçları değerlendirilmelidir. Kültürlerde anlamlı üreme varsa üreyen Tablo 3. Süt çocuğu ve daha büyük çocuklarda bakteremi ve/veya sepsis klinik belirti ve bulguları Sadece ateş Titreyerek yükselen ateş İrritabilite veya letarji Bulantı, kusma, ishal Peteşi, ekimoz, büllöz lezyonlar Bilinç değişikliği Hiperventilasyon, taşikardi, takipne, zayıf periferik nabızlar, soğuk ekstremiteler, hipotansiyon, oligüri Periferik perfüzyonda bozulma (siyanoz, kapiller doluşun 2 saniyeden uzun olması, kütis marmaratus) patojenin antibiyotik duyarlılık paterni gözönüne alınarak en dar spektrumlu antibiyotiğe geçilmelidir. Üreme yoksa antibiyotik tedavisinin türü ve süresi hastanın klinik bulgularına, risk faktörlerinin varlığına, servisteki nozokomiyal infeksiyon etkenlerinin türüne ve antibiyotik direnç oranlarına göre karar verilmelidir. Örneğin; santral venöz kateteri olmayan ve genel durumu hızla düzelen bir hastada 72. saatin sonunda bakteremi saptanmamış ve hastanın klinik bulguları infeksiyon dışı bir sebeple açıklanmış ise antibiyotikleri kesilmelidir. Bir infeksiyon odağı (pnömoni, enterit, ÜSİ, kateter infeksiyonu, menenjit vs.) saptanmışsa antibiyotikleri bu odağın tedavisine yönelik olarak değiştirilmelidir. Böyle bir hastada kültürler negatif, infeksiyon odağı belirlenmemiş fakat sepsisin klinik bulguları devam ediyorsa servisin nozokomiyal infeksiyon epidemiyolojisi dikkate alınmalı, gram-negatif bakterilerin sık, MRSA nın nadir bulunduğu servislerde glikopeptid 72. saatin sonunda kesilmeli ve hastada diğer infeksiyon dışı nedenler araştırılırken gram-negatif bakterilere etkili antibiyotik birkaç gün daha devam edilmelidir. Eğer serviste MRSA en sık görülen nozokomiyal infeksiyon etkeni ve hastalarda önceden antibiyotik kullanımı varsa bu kez gram-negatif etkili antibiyotikler kesilip glikopeptid antibiyotiğe birkaç gün daha devam edilebilir. Yenidoğan sepsisinin tedavisinde antibiyotik tedavisine ek olarak intravenöz immünglobulin (İVİG) de kullanılmaktadır. İVİG kullanımı konusundaki çalışmalar özellikle düşük doğum ağırlıklı prematüreler üzerinde yapılmıştır. Bu çalışmalarda çelişkili sonuçlar elde edilmiştir. Buna rağmen yenidoğan sepsisinde İVİG verilmesi özellikle düşük doğum ağırlıklı prematüreler için önerilmektedir [15]. Flora 2002;7(4):
8 Bakır M, Soysal A. Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Sepsiste destekleyici tedavi antibiyotik kadar önemlidir. Hava yolu, solunum ve dolaşım sistemi desteklenmeli, hastalar YBÜ de monitörize edilerek izlenmelidir. Hastanın dolaşım sisteminin düzenlenmesi için gününe uygun sıvı tedavisi yapılmalıdır. Gerekli durumlarda taze donmuş plazma ile hastalar desteklenmelidir. Eğer sıvı tedavisine rağmen perfüzyon düzelmiyorsa inotropik ve/veya vazopresör destek verilmelidir. Kalp atım hacmini arttırmak için inotropik ajanlardan dopamin veya dobutamin kullanılmalıdır. PEDİATRİDE İNTRAVASKÜLER KATETERE BAĞLI İNFEKSİYONLAR Son yıllarda özellikle YBÜ de uzun süre tedavi edilen hastalarda kalıcı ve kullanımı daha kolay olan santral kateterlerin kullanılmasında artış gözlenmiştir. Kateterlerin kullanılması ile birlikte bunlara bağlı infeksiyonlarda artmıştır. Kateterler intravenöz sıvı ve ilaç verilmesi, kan ürünlerinin verilmesi, parenteral beslenme ve hemodinamik durumun izlemi amacı ile kullanılmaktadır. Kateterlerin çoğunluğunu periferal venöz kateterler oluşturmaktadır. Nozokomiyal KAİ lerin büyük bir kısmı kateterle ilişkilidir. İntravenöz kateteri olan hastalarda olmayanlara göre KAİ riski daha fazladır. Katetere bağlı KAİ lerde mortalite %10-20 arasında değişmektedir [16]. Mortalite S. aureus a bağlı bakteremide daha yüksektir. KNS bakteremisinde ise daha düşüktür. ABD Ulusal Nozokomiyal İnfeksiyon Sürveyans Sistemi 1991 yılı verilerinde pediatrik YBÜ de santral venöz kateter kullanılan hastalarda KAİ 1000 kateter gününde 11.4, santral venöz kateteri olmayan çocuklarda 1000 kateter gününde 0.4 olarak belirtilmiştir [17]. Aynı sürveyansta 1500 g ve üzerindeki bebeklerde umbilikal veya santral katetere bağlı KAİ oranı 1000 kateter gününde 5.1, 1500 g altındaki bebeklerde 14.6 olarak belirtilmiştir. Patogenez Katetere bağlı infeksiyonların gelişmesinde iki önemli mekanizma mevcuttur. Bunlardan biri ekstraluminal kateter kolonizasyonu diğeri ise intraluminal kolonizasyondur. Tünelli kateterler ve implante cihazlarda kateter ağzının kolonizasyonu ve intraluminal infeksiyon en sık gözlenen mekanizmalardır. Bunlara ek olarak infüzyon sıvılarının kontaminasyonu ve mikroorganizmaların hematojen yolla yayılması bilinen diğer infeksiyon mekanizmalarıdır. Katetere bağlı sık görülen patolojik durumlar şu şekilde tanımlanır: Kateter kolonizasyonu: Kateter ucu, cilt altı kateter segmenti veya kateter ağzının kantitatif kültüründe > 10 3 koloni, semikantitatif kültüründe 15 koloni mikroorganizma üremesi ve beraberinde klinik bulguların olmamasıdır [18]. Filebit: Kateter çıkış yerinin etrafında inflamasyona bağlı endürasyon, eritem, ağrı, ısı artışı ve hassasiyet olmasıdır. Kateter çıkış yeri infeksiyonu: Kateterin çıkış yerinin sonraki ilk 2 cm lik cilt bölgesinde eritem, endürasyon ve hassasiyet ile birlikte infeksiyon belirti ve bulgularının (ateş, kateter çıkış yerinde püy) olması ve mikrobiyolojik olarak kateter çıkış yerinden gelen eksüdada üremenin olmasıdır. Tünel infeksiyonu: Tünelli kateterlerin çıkış yerinden 2 cm ötesinden itibaren ciltte hassasiyet, endürasyon veya eritemin olmasıdır. Cep infeksiyonu: Tamamen deri altına implante port kateterin bulunduğu derinin üzerinde eritem, hassasiyet, endürasyon olması veya buradan drenaj olması, nekroz gelişmesi veya rezervuar poşunda pürülan eksüda bulunmasıdır. Katetere bağlı bakteremi: Bakteremi semptomları bulunan ve bu semptomları başka nedenlerle açıklanamayan hastalarda, aynı organizmanın kateter ucu semikantitatif kültüründe > 15 koloni veya kantitatif kültürde 10 2 koloni ve perifer venöz kan kültüründe üremesi veya kateterden alınan kantitatif kan kültüründe, venöz kan kültürüne göre 4 kat daha fazla üreme olması olarak tanımlanır [18]. Eğer laboratuvar olanağı yoksa, semptomların kateter çıkarıldıktan sonra kaybolması dolaylı kanıt olarak kabul edilir. Tanı Klinik tanı: Titreme ve ateş gibi klinik bulgular katetere bağlı infeksiyonların tanınmasında çok yardımcı değildir. İntravasküler kateterin etrafında inflamasyon bulgularının olması, pürülan drenaj varlığı veya KAİ nin varlığı tek başına kateter infeksiyonu tanısını kesin olarak koydurmaz. Kan kültüründe S. aureus, KNS ve kandida türlerinin üremesi eğer başka infeksiyon kaynağı yoksa kateter infeksiyonunu akla getirmelidir. Hızlı tanı: Lokal infeksiyonların tespiti için gram yayması kullanılabilir. Fakat bu testin özgüllüğü düşüktür. Akridin oranj ile boyanan preparatlarda mikroorganizmanın saptanmasının pozitif prediktif değeri %91, negatif prediktif değeri %97 olarak saptanmıştır [19]. Kateter ucu kültürü: Semikantitatif ve kantitatif kültürler tanı koymada yardımcıdır. En sık kullanılan yöntem semikantitatif kültür yöntemidir. Bura- 210 Flora 2002;7(4):
9 Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Bakır M, Soysal A. da kateter distal segmenti agar plağı üzerinde yuvarlanarak konulup bir gece inkübasyondan sonra oluşan koloniler sayılır. Kantitatif kültür yönteminde ise vorteks veya sonikasyon metodları kullanılır. Ya distal kateter segmentinin içinden sıvı besiyeri geçirilir ya da besiyeri içine bırakılır, seyreltilir ve kanlı agar plağına ekim yapılır. Semikantitatif kültürde 15 veya daha fazla koloninin tespit edilmesi, kantitatif kültür yönteminde ise 100 den fazla koloni tespit edilmesi ile birlikte sistemik veya lokal infeksiyon bulgularının olması katetere bağlı infeksiyon olarak tanımlanır [18]. İntravenöz kateterden alınan kan kültürü ile periferal damardan alınan kan kültürü: İntravenöz kateter infeksiyonu düşünülen hastadan biri kateter lümeninden diğeri ise periferal damarlardan olmak üzere iki ayrı yerden kan kültürü alınmalıdır. Kateter lümeninden ve periferal damardan alınan kan kültürü örneklerinin pozitif prediktif değeri %63 ve %73 olarak saptanırken, negatif prediktif değerleri ise %99 ve %98 olarak saptanmıştır [18]. Bu yüzden kateter lümeninden alınan kan kültürü örneğinde üreme olduğunda bunun anlamlı olarak kabul edilebilmesi için klinik ile uyumlu olması gerekmektedir. Bunun yanında üreme olmaması büyük olasılıkla infeksiyonu ekarte ettirir. Santral venöz kateter ve periferal damardan alınan kan kültürleri: Kan kültürlerinin kantitatif olarak çalışılması kateter infeksiyonu tanısının konulmasına daha fazla yardımcı olur. Eğer santral kateterin ağzından alınan kan kültüründeki üreme periferal damardan alınan kan kültüründeki üremenin 4 katından fazla ise kateter infeksiyonu olarak kabul edilebilir [18]. Tünelli kateterlerde ise kateterden alınan kan kültüründe en az 100 koloni bakteri üremesi periferal damardan alınan kültür ile karşılaştırmaya gerek duymadan kateter infeksiyonu tanısını koydurur [18]. İnfüzyon sıvısına bağlı kan akımı infeksiyonu: İnfüzyon sıvısından ve periferal damardan alınan kültür örneğinde aynı mikroorganizmanın üremesi ve başka infeksiyon kaynağının olmadığı durum infüzyon sıvısına bağlı KAİ olarak tanımlanır. YBÜ de Kullanılan İntravasküler Kateterler Kısa periferal venöz kateterler: Çoğunlukla ön kol ve el venlerine takılır, kısa süreyle kullanılır. En sık kullanılan intravenöz kateterlerdir. Bu kateterlere bağlı KAİ gelişme riski çok düşüktür. Bu kateterlerin %10 u bakterilerle kolonize olur ve kolonize kateterlerin %1 e yakınında infeksiyon gelişir [20]. Bu tip kateterlerde en sık komplikasyon filebittir. Filebit tablosu infeksiyöz nedenlerden çok fiziksel veya mekanik travmaya bağlı olarak gelişir. Kateterin yapıldığı madde, kateterin boyutu, kateter çıkış yeri, uygulayan kişinin tecrübesi, kalış süresi, kateterden verilen sıvının içeriği, bandajların değiştirilme sıklığı, hastalığa ait faktörler ve YBÜ de bulunma gibi nedenlere bağlı olarak filebit gelişme riski artar. Perifer arter kateterleri: YBÜ de hastaların hemodinamik durumunu değerlendirmek amacı ile kullanılır. Bu tip kateterlerde KAİ riski periferal venöz kateterlere göre daha azdır. Bunun nedeni bu kateterlerde daha yüksek basınçlı kan akımına bağlı olarak daha az bakteri kolonizasyonu gelişmesidir. Perifer arter kateterlerinde KAİ riski, kateterin yerleştirildiği bölgeye, 4 günden daha uzun süre kalıp kalmadığına, yerleştirilirken cut-down yapılmasına bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Orta hat (midline) kateterler: Proksimal bazilik, sefalik veya subklavian venlere yerleştirilen 8-20 cm uzunluğunda silikon veya poliüretan-elastomer hidrojel yapısında olan kateterlerdir. Bu kateterlerin 7 ile 49 gün süre arasında kullanıldığı bildirilmiştir [21]. İki haftaya kadar güvenli olarak kullanılabilmesine rağmen belirlenmiş olan optimal kullanım süresi yoktur. Bu kateterlerde filebit riski kısa periferal venöz kateterlere göre daha azdır. Ayrıca, santral venöz kateterlere göre de daha az infeksiyon riski taşırlar. Bu kateterlere bağlı KAİ hızı 1000 kateter gününde 0.8 olarak bulunmuştur [20]. Tünelsiz santral venöz kateterler: En sık kullanılan santral kateterlerdir. Katetere bağlı KAİ lerin %90 ı santral venöz kateterlere bağlı olarak gelişir. Bu tip kateterlere bağlı KAİ riski santral kateterin yerleştirildiği bölgeye, kateterizasyon süresine ve kateterin lümen sayısına bağlı olarak değişir. Birden fazla lümeni olan kateterlerde infeksiyon riski artar. İnternal juguler vene yerleştirilen kateterlerde infeksiyon riski subklavian vene yerleştirilenlere göre 2-3 kat daha fazladır [22]. Santral arteryel kateterler: Bu tip kateterlere pulmoner arter kateteri (Swan-Ganz kateteri) örnek verilebilir. Diğer santral kateterlerden yapıldıkları maddeler ve kullanım süresine göre farklılık gösterirler. Bu kateterler heparin kaplıdır. Heparin kaplı olmaları tromboz riskini azalttığı gibi bakterilerin yapışmasını da önlemektedir. Buna rağmen bu kateterler de diğer santral kateterler gibi infeksiyon riski taşımaktadır. Özellikle 3 günden fazla kateterizasyon ve kateterin giriş yerindeki ciltte bakteriyel kolonizasyon infeksiyon riskini arttıran önemli faktörlerdir. Flora 2002;7(4):
10 Bakır M, Soysal A. Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Periferden yerleştirilen santral venöz kateterler: Sefalik ve baziler venlerden yerleştirilip süperior vena kavaya kadar uzanan kateterlerdir. Bu kateterlerde tromboz, hemotoraks gibi mekanik komplikasyonlar daha az görülür. Ayrıca, bu kateterlerin infeksiyon oranları diğer tünelsiz kateterlere göre daha azdır. Bu tip kateterlerde filebit oranı % arasında değişmektedir [20]. Yapılan çalışmalarda bu tip kateterlerin kullanım süresi gün arasında değişmektedir [20]. Tünelli santral venöz kateterler: Hickman, Broviac, Groshong ve Quinton gibi kateterlerdir. Bunlarda infeksiyon oranı tünelsiz kateterlere göre daha düşüktür (1000 kateter gününde 2-3) [20]. Tamamen cilt altına implante edilen intravasküler kateterler: Cilt altına yerleştirilmiş port veya rezervuarı bulunan bu tip kateterlerde KAİ oranı 1000 kateter veya cihaz gününde 0.20 olarak saptanmıştır [23]. Hemodiyaliz kateterleri: Kronik böbrek hastalarında arteryel-venöz fistül olgunlaşana kadar hemodiyaliz işlemi geçici kateterler yardımıyla yapılır. Subklavian yerleşimli hemodiyaliz kateterlerinin diğer subklavian kateterlere göre infeksiyon oranı daha fazladır. İnfeksiyon oranı 1000 kateter gününde arasındadır [20]. Bunun nedeni tam olarak açıklanabilmiş değildir. Bu hastalarda infeksiyon oranları manipülasyon sıklığına, kateterizasyonun süresine ve hemodiyaliz sıklığına bağlı olarak değişkenlik gösterir. Son yıllarda juguler ven kateterleri daha az mekanik komplikasyon geliştirdikleri için hemodiyaliz hastalarında tercih edilmektedir. Hemodiyaliz kateter infeksiyonları çoğunlukla KNS lere bağlıdır. Bununla birlikte hemodiyaliz hastalarında S. aureus kolonizasyonu sık görüldüğü için bu hastalarda S. aureus a bağlı kateter KAİ oranı diğer hastalara göre daha yüksektir. Umbilikal kateterler: Bu tip kateterler yenidoğan döneminde intravenöz tedavi, kan örneği alınması ve hemodinamik durumun takibi amacı ile kullanılmaktadır. Umbilikal ven ve arter kateterlerinde bakteri kolonizasyonu ve infeksiyonu açısından fark yoktur. Umbilikal arterde bakteri kolonizasyon oranı %40-55 arasında değişmektedir [24,25]. Umbilikal venlerde ise bu oran %22-59 arasında değişir [24,25]. Umbilikal arter kateterlerine bağlı KAİ oranı %5 iken, umbilikal ven kateterlerinde bu oran %3-8 arasında değişir [24,25]. Bununla birlikte her iki kateter tipinde infeksiyonu kolaylaştıran faktörler açısından fark yoktur. Düşük doğum ağırlığı, uzamış umbilikal kateterizasyon, uzamış antimikrobiyal tedavi, parenteral beslenme ve prematürite umbilikal katetere bağlı KAİ yi arttıran faktörlerdir. Tedavi Hastanın klinik durumu, risk faktörleri ve olası etkenler gözönüne alınarak empirik antibiyotik tedavisi başlanır. MRSA nın sık olduğu hastane ve servislerde vankomisin veya teikoplanin ilk başlanacak antibiyotiktir. Eğer GNB ler etken olarak düşünülüyorsa, ciddi hastalık sözkonusu ise veya hasta immünkompromize ise bir 3. veya 4. kuşak sefalosporin glikopeptid antibiyotiğe ek olarak başlanmalıdır. Eğer hastalarda fungemi şüphesi varsa empirik flukonazol veya amfoterisin B başlanabilir. Daha sonra kültür sonuçlarına ve antibiyograma göre antibiyotik tedavisi düzenlenir. Hastanın genel durumu düzeldikten sonra antibiyotik tedavisine oral olarak devam edilebilir. Tedavinin süresi için belirlenmiş bir zaman yoktur. Septik tromboz, endokardit ve osteomiyelit gibi komplikasyonlar geliştirmiş olan hastalarda 4-8 hafta süre ile tedavi verilmelidir. Kateter çıkarılmasına rağmen bakteremi veya fungemi devam ediyorsa tedavi 4-6 haftaya kadar uzatılır. Bağışıklık sistemi normal olan, ilk antibiyotik tedavisine yanıt veren, risk faktörleri olmayan hastalarda tedavi süresi kateter çıkarılmışsa 7-10 gün, çıkarılmamışsa gündür [18]. Etkene yönelik tedavi: Metisiline duyarlı S. aureus (MSSA): İlk tercih edilecek antibiyotikler nafsilin, oksasilin; alternatif antibiyotikler, sefazolin, sefuroksim, sulbaktam/ampisilin veya klindamisindir. Metisiline dirençli S. aureus (MRSA): Vankomisin veya teikoplanin ile tedavi edilir. Metisiline duyarlı KNS: İlk tercih nafsilin, oksasilin; alternatif antibiyotikler, 1. kuşak sefalosporinler. Metisiline dirençli KNS: Vankomisin veya teikoplanin ile tedavi edilir. Enterococcus faecalis/enterococcus faecium: Ampisiline duyarlı ise ampisilin ve aminoglikozid, ampisiline dirençli ise vankomisin veya teikoplanin ile birlikte aminoglikozid kullanılır. E. coli ve Klebsiella: İlk tercih, 3. kuşak sefalosporinlerdir. Enterobacter türleri ve S. marcescens: Karbapenemler veya sefepim ile tedavi edilebilir. 212 Flora 2002;7(4):
11 Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Bakır M, Soysal A. Acinetobacter türleri: Sulbaktam/ampisilin veya karbapenem kullanılabilir. P. aeruginosa: Üçüncü veya 4. kuşak antipsödomonal sefalosporinler, karbapenem veya antipsödomonal penisilinler ile bir aminoglikozid kombinasyonu önerilir. C. albicans ve diğer kandida türleri: Amfoterisin B veya flukonazol ile tedavi edilebilir. Kateterin tedavisi: Katetere bağlı KAİ lerin yaklaşık olarak %65 inde kateterler uygun parenteral antibiyotik tedavisi ile kurtarılabilir [18]. Kateterin tedavi ile kurtarılabilmesi bulunduğu bölgeye ve infekte eden mikroorganizmaya göre değişir. Periferal venöz kateteri, periferden yerleştirilen santral kateteri veya pulmoner arter kateteri olan hastalarda filebit, kateter çıkış yeri infeksiyonu ve sepsis gelişirse, kateter çıkarılır, başka bir damardan yenisi takılır ve uygun antibiyotik tedavisi başlanır. Periferden yerleştirilen santral kateteri, pulmoner arter kateteri, santral venöz veya diyaliz kateteri olan hastalarda, kateter infeksiyonu şüphesi var, fakat klinik bulguları yok veya kateter infeksiyonu kanıtlanamamış ise, kateter yerinde bırakılabilir, antibiyotik tedavisi başlanır, saatte klinik veya mikrobiyolojik yanıt alınırsa antibiyotik tedavisi en az 10 gün olacak şekilde devam edilir. Bakteremi devam ediyorsa kateter çıkartılır. Kateter çıkış yeri infeksiyonları, tünel ve cep infeksiyonlarına oranla tedaviye daha iyi yanıt verir. Ayrıca, KNS infeksiyonları S. aureus ve P. aeruginosa infeksiyonlarına oranla tedaviye daha iyi cevap verir. Kandida türleri, vankomisine dirençli enterokok (VRE), Bacillus türleri, Corynebacterium jeikeium, P. aeruginosa ve Stenotrophomonas maltophilia nın neden olduğu tünel ve poş infeksiyonlarında sistemik antimikrobiyal tedaviye yanıt olasılığı düşüktür. Bunun yanında tedaviye iyi yanıt verseler de kateter çekilmeden tedavi edilen hastaların %20 sinde kateter infeksiyonları tekrarlarken, bu oran kateteri çekilen hastalarda %3 civarındadır [26]. Kateter infeksiyonlarında tedavi başarısızlıklarının nedeni kateteri infekte eden mikroorganizmaların kateter içinde üreme paternleridir. Biyofilm (slime) şeklinde üreme gösteren bakterilerin temizlenebilmesi için yüksek konsantrasyonda antibiyotik seviyesine gerek vardır ve çoğu zaman bu seviyeye ulaşılamaz. Biyofilm şeklinde üreyen mikroorganizmaların tedavi edilebilmesi için planktonik şeklinde üreme yapanlara göre kat daha fazla antibiyotik konsantrasyonu gereklidir [18]. Bu yüzden birçok araştırmacı yeterli antibiyotik konsantrasyonlarını sağlamak amacı için antibiyotikleri belirli süre ile kateter içinde tutarak tedavi etmeyi amaçlamıştır. Bu metoda antibiyotik lock (antibiyotik kilit) tedavisi denilir. Birçok çalışmada tünelli kateter infeksiyonlarında parenteral antibiyotik tedavisi ile beraber veya tek başına antibiyotik kilit tedavisi ile kateterlerin %82 oranında kurtarıldığı saptanmıştır [18]. Bunun yanında mantar infeksiyonları antibiyotik kilit tedavisine dirençli olabilir. Slime oluşturan S. epidermidis ile yapılan in vitro çalışmada parenteral vankomisin tedavisi ile 5 kateterden hiçbirisi kurtarılamazken, antibiyotik kilit tedavisi ile 5 i de kurtarılabilmiştir [18]. Katetere bağlı KAİ lerde antibiyotik kilit tedavisi ile birlikte sistemik tedavinin de verilmesi kateter lümeninde yeterli antibiyotik konsantrasyonunu sağlamaktadır. Genelde antibiyotik kilit tedavisinde kullanılacak olan antibiyotikler 1-5 mg/ml olacak şekilde ayarlanır ve U heparin veya normal salin ile karıştırılarak yeterli miktarda olacak şekilde kateter lümeni veya rezervuarına verilir ve orada kateterin kullanılmadığı zaman içinde bekletilir [18]. Örneğin; her gece 12 saat süre ile bekletilebilir. Vankomisin 1-5 mg/ml, gentamisin ve amikasin 1-2 mg/ml olacak şekilde 2-5 ml total hacimde kateter içine bırakılabilir. Antibiyotik kilit tedavisi için kesin olarak belirlenen bir tedavi süresi yoktur. Yapılan çalışmalarda 2 haftalık tedavinin yeterli olacağı vurgulanmıştır [18]. Antibiyotik kilit tedavisinin kateter infeksiyonunun tedavisinde sistemik tedavi ile aynı sonuçları verdiği saptanmışsa da bu tedavi her hastada kullanılamaz. S. aureus a bağlı infeksiyonlarda, nötropenik hastalarda, ağır hastalığı olanlarda antibiyotik kilit tedavisi tek başına önerilmez, sistemik tedavi ile birlikte kullanılması daha uygun olur. Ayrıca, intraluminal infeksiyonu olmayan kateterlerin tedavisinde antibiyotik kilit tedavisi etkili olmaz. Bu yüzden ekstraluminal infeksiyonların tedavisinde sistemik antibiyotik tedavisi gereklidir. İntravasküler Katetere Bağlı İnfeksiyonların Önlenmesi 1. Sağlık personelinin eğitimi: YBÜ lerde çalışan sağlık personeli intravenöz kateterlerin yerleştirilmesi ve bakımı hakkında eğitilmelidir. 2. Mümkün olduğunca kateter kullanımından kaçınılmalıdır. 3. Kateteri damara yerleştiren sağlık personelinin deneyimi infeksiyon riski bakımından son derece önemlidir. Deneyimsiz kişilerce konulan kateterlerin infekte olma riski yaklaşık 2 kat daha fazladır. Acil koşullarda takılan kateterler 24 saat içinde mutlaka değiştirilmelidir. Kateterin takılması, pansumanı, değiştirilmesi gibi işlemler servis personeli yerine Flora 2002;7(4):
12 Bakır M, Soysal A. Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I bu konuda deneyimli bir kateter ekibi tarafından yapıldığında infeksiyon oranlarında belirgin azalma olduğu gösterilmiştir. 4. Katetere bağlı infeksiyonların sürveyansı: YBÜ de intravasküler katetere bağlı spesifik infeksiyon hızlarının belirlenmesi ve infeksiyon kontrol yöntemlerine uyum takip edilmelidir. Günlük olarak kateterin çıkış yeri hassasiyet açısından palpe edilmelidir. Ayrıca, kateterin bulunduğu cilt bölgesi günlük olarak infeksiyon bulguları açısından gözlenmelidir. Kateterin takıldığı tarih kateterin yakınında bir yere yazılmalıdır. Rutin olarak intravasküler kateterlerden sürveyans kültürlerinin alınmasına gerek yoktur. 5. Teflon, poliüretan veya çelik iğneli kateterler tercih edilmelidir. Ekstravazasyona neden olabileceği için, doku nekrozuna yol açma riski olan ilaçların verilmesinde çelik iğneli kateterler kullanılmamalıdır. Tek lümenli kateterler tercih edilmelidir. Total parenteral beslenme için çok lümenli kateterler kullanılmalıdır. Hiperalimentasyon sırasında tek bir lümen sadece hiperalimentasyon için kullanılmalıdır. Hemodiyaliz kateterleri sadece hemodiyaliz için kullanılmalıdır. Kateter sistemlerine gereksiz yere stopkak takılmasından kaçınılmalı, kan alma vb. işlemler nedeniyle kapalı sisteme giriş minimumda tutulmalıdır. 6. Katetere hangi amaçla olursa olsun dokunmadan önce ve sonra eller mutlaka yıkanmalı veya alkol içeren solüsyonlarla el dezenfeksiyonu yapılmalıdır. Kateter yerleştirilirken eldiven giyilmelidir. Kateter yerleştirilmeden önce cilt uygun antiseptik ajanlarla (%70 alkol, %10 providon-iyot, %2 iyot gibi) silinip kurumaya bırakılmalıdır. %2 lik iyot solüsyonu ile deri temizliği yapılmışsa, sonra deri alkol ile tekrar silinmelidir. Kateter yerleştirilirken cut-down işlemi mümkün olduğunca tercih edilmemelidir. Çocuklarda bacak, kol ve antekübital bölgeler yerine kafa derisi, el ve ayak venleri tercih edilmelidir. Santral venöz ve arteryel kateterler steril şartlar altında yerleştirilmelidir. İşlem sırasında steril eldiven, maske, önlük ve steril örtüler kullanılmalıdır. Umbilikal kateter yerleştirilmeden önce antiseptik solüsyonlarla cilt temizlenmelidir. İyotlu solüsyonlar yenidoğanlarda potansiyel hipotiroidi riski nedeniyle cilt temizliği için uygun değildir. Kateterin üzerindeki gazlı bez ve bandaj değiştirilirken eldiven (steril olmasına gerek yok) giyilmelidir. Kateter yerleştirilirken veya kullanım sırasında kolonizasyonu ve infeksiyonu önlemek amacı ile profilaktik antibiyotik kullanılmamalıdır. Kateter giriş yeri pansumanı kesinlikle ıslak bırakılmamalı, pansuman için steril gazlı bez dışında materyal kullanılmamalı ve pansumanlar saatte değiştirilmelidir. 7. Mayi setleri 72 saatte bir değiştirilmelidir. Kan, kan ürünleri ve lipid solüsyonları için kullanılan setler 24 saatte bir değiştirilmelidir. Katetere enjeksiyon için kullanılan enjeksiyon portları enjeksiyon öncesinde %70 lik alkol veya providon-iyot ile temizlenmelidir. 8. Erişkinlerde filebit riskini azaltmak için periferal venöz kateterlerin her saatte bir yerleri değiştirilmelidir. Çocuk hastalarda ise önerilen bir değişim zamanı yoktur. Altı günden daha uzun süreli kateterizasyona ihtiyaç duyulan hastalarda orta hat kateterleri tercih edilmelidir. Orta hat kateterlerinin rutin olarak değiştirilmesine yönelik yeterli bilgi yoktur. Dört yaş veya daha büyük hastalarda 30 günden daha uzun süreli kateterizasyon gerekli ise, santral venöz kateter, tünelli kateter ( Hickman veya Broviac ) veya implante edilen kateterler (port) tercih edilmelidir. Dört yaşın altındaki çocuklarda uzun süreli kateterizasyon gerekli ise implante edilen kateterler (port) tercih edilmelidir. Çocukluk yaş grubu için antimikrobiyal veya antiseptik ajanlarla kaplanmış olan kateterlerin kullanılmasına yönelik yeterli bilgi mevcut değildir. Santral venöz kateter yerleştirilmesi için kontrendikasyon teşkil eden durumlar (koagülopati, anatomik deformite) dışında subklavian venler juguler ve femoral venlere tercih edilmelidir. Tünelsiz santral venöz kateterlerin ve periferal santral venöz kateterlerin belli aralıklarla değiştirilmesi ile ilgili bilgi mevcut değildir. Cilt altı portların veya port iğnelerinin belli aralıklarla değiştirilmesine ait bilgi yoktur. Pulmoner arter kateterleri 5 günde bir değiştirilmelidir. Çocuklarda periferal arter kateterlerinin değiştirme sıklığı ile ilgili bilgi olmamakla birlikte, erişkin hastalarda 4 günden daha uzun kullanılması önerilmez. Umbilikal venöz kateterlerin belli aralıklarla değiştirilmesine yönelik bilgi mevcut değildir. 9. Periferik venöz kateterlerin bulunduğu cilt bölgesinde filebit bulgusu gelişirse kateter çıkartılmalıdır. Ateşi olan ve belirli bir odak saptanmayan bebeklerde umbilikal venöz kateterin değiştirilmesi veya çıkarılmasına gerek yoktur. 10. Periferal venöz kateter lümenlerinin irrigasyonu için heparinsiz %0.9 serum fizyolojik solüsyonları kullanılmalıdır. Filebit riskini azaltmak için topikal venodilatörle (gliseril trinitratlar) veya antiinflamatuvar ajanlar (streoidler) kullanılmamalıdır. Filebit riskini azaltmak amacı ile parenteral solüsyonların içine steroidler veya heparin konulmasına gerek yoktur. Hickman ve Broviac gibi santral venöz kateterlerin lümenleri antikoagülan ajanlar ile irrige edilmelidir. 214 Flora 2002;7(4):
13 Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Bakır M, Soysal A. 11. Topikal antimikrobiyal kremlerin kateter giriş yerine sürülmesine gerek yoktur. Umbilikal kateterlerin bulunduğu ciltte topikal antimikrobiyal ajanların kullanılması önerilmez. YENİDOĞAN ve PEDİATRİ YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİNDE PNÖMONİLER Hastanede yatan hastalarda tespit edilen akciğer infeksiyonları toplumdan edinilebileceği gibi hastanede de kazanılabilir. Nozokomiyal pnömoni (NP), hastaneye yatıştan 48 saat sonra akciğer parankiminde gelişen yeni infeksiyon olarak tanımlanır. Ventilatöre bağlı pnömoni (VBP), mekanik solunum uygulanmakta iken, ortaya çıkan nozokomiyal bakteriyel pnömoni olarak tanımlanır. VBP, trakeal entübasyondan sonra ortaya çıktığı güne ve sorumlu mikroorganizmaların özelliklerine bağlı olarak iki ayrı gruba ayrılabilir. Hastaneye yatışın ilk 4 gününde oluşana erken başlangıçlı NP denir. Hastaneye yatışın 4. gününden sonra oluşana ise geç başlangıçlı NP denir. Hastane infeksiyonlarının %13-18 ini NP ler oluşturur [27]. YBÜ de yatan hastalarda NP riski diğer servislerde yatan hastalardan daha yüksektir. Mekanik solunum yapılan hastalarda NP riski 6 ile 20 kat daha fazladır [28]. Daha önce geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı, MRSA, P. aeruginosa, Acinetobacter ve diğer antibiyotik dirençli bakterilerin kolonizasyonu ve infeksiyonu için risk faktörüdür [28]. Kırksekiz saatten uzun süren mekanik solunum, geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı, uzamış hastanede veya YBÜ de kalma süresi, altta yatan hastalığın ağırlığı, erişkin tipi solunum sıkıntısı sendromu (ARDS) varlığı ve diğer altta yatan sağlık problemleri NP gelişmesi için risk faktörleridir [28]. NP lerde çalışılan hasta grubuna ve NP nin ortaya çıkma zamanına bağlı olarak mortalite %10-50 arasında değişir [28] yılları arasında yapılan Amerikan Ulusal Hastane İnfeksiyonları Sürveyans Çalışması nda VBP sıklığı pediatrik YBÜ de 1000 ventilasyon gününde 4.7 olarak tespit edilirken, yanık yoğun bakım ünitelerinde bu oran 34.4 olarak bulunmuştur [27]. Mekanik ventilasyona bağlı olmayan NP PYBÜ de 1000 günde 0 iken, travma yoğun bakım ünitelerinde 3.2 olarak saptanmıştır [27]. Patogenez Bakteriler alt solunum yollarına orofarenks içeriğinin aspirasyonu, aerosol bakterilerin inhalasyonu ile ve nadir olarak hematojen yayılma ile ulaşabilmektedir. Bunun yanında gastrointestinal sistemden translokasyon ile de ulaşabileceği ileri sürülmüştür. Tüm bu mekanizmalar içinde aspirasyon en önemlisidir. Yapılan çalışmalarda sağlıklı erişkinlerin %45 inin uyku sırasında aspire ettiği gösterilmiştir [29]. Bilinç durumu bozuk olan, solunum sistemi enstrümantasyonu yapılan, mekanik ventilasyon tedavisi alan hastalar, gastrointestinal sistem enstrümantasyonu veya hastalığı olan kişilerde, cerrahi girişim yapılan hastalarda yutma fonksiyonu bozuklukları olabilir. Bu hastalarda aspirasyon riski daha fazladır. Hastanede yatan hastalarda GNB lere bağlı pnömoni farenks kolonizasyonu sonucu oluşur. Hastanede yatan hastalarda kolonizasyonu arttıran faktörler içinde hipotansiyon, koma, asidoz, azotemi, diyabet, lökositoz, lökopeni, pulmoner hastalık, nazogastrik veya endotrakeal tüp ve antimikrobiyal tedavi sayılabilir. Orofarengeal veya trakeobronşiyal kolonizasyon, gram-negatif bakterilerin epitel hücrelerine yapışmasıyla başlar. Bakterilerin yapışması pili, siliya ve kapsül varlığına, elastaz ve müsinaz üretilmesine bağlıdır. Bunun yanında konağın epitel özelliklerine, yüzeysel proteinlerine, polisakkaridlerine ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Etyoloji Hastanede edinilmiş pnömoni (HEP) ye sebep olan ajanlar hastaneye, hasta popülasyonuna ve kullanılan tanı metodlarına göre değişir. YBÜ lerde oluşan HEP lerin etkenleri virüsler, bakteriler ve funguslardır. HEP lerin etkenleri ile toplumdan edinilmiş pnömoni (TEP) lerin etkenleri birbirinden farklıdır. İki yaşın altındaki çocuklarda TEP etkenleri içinde respiratuar sinsityal virüs (RSV) ve diğer solunum sistemi virüsleri çoğunluktadır [30]. Bu yaş grubu içinde en sık rastlanılan bakteriyel etkenler pnömokoklar ve H. influenzae tip b dir. HEP in en sık karşılaşılan etkenleri P. aeruginosa, H. influenzae, S. aureus, Klebsiella türleri, Enterobacter türleri, E. coli ve Acinetobacter dir. Enterokok türleri nadir olarak HEP e yol açar. Bazı çalışmalarda mekanik solunum yaptırılmayan hastaların %5-30 unda HEP etkeni olarak anaerobik bakteriler tespit edilmiştir [31]. Anaerobik VBP ler oral entübasyon yapılanlarda nazal entübasyon yapılanlara göre daha sık görülür. Anaerobik VBP ler çoğunlukla hastaneye yatışın ilk 4 gününde ortaya çıkar. Su kaynakları kontamine olan hastanelerde Legionella türlerine bağlı olarak HEP gelişebilir. Aspergillus türleri de nadir olarak HEP e neden olur. YBÜ de KNS ler, S. aureus, P. aeruginosa ve K. pneumoniae HEP in en sık rastlanılan etkenleridir. Tablo 4 te TEP ve HEP etkenleri sunulmuştur. Flora 2002;7(4):
14 Bakır M, Soysal A. Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Erken VBP lerde en sık rastlanılan ajanlar S. pneumoniae, H. influenzae ve M. catarrhalis iken, geç VBP lerde etken çoğunlukla GNB ler, S. aureus, anaerobik bakteriler, nadiren Legionella pneumophila dır. Tanı YBÜ de HEP tanısı konulmasında yeni veya ilerleyen pulmoner infiltrasyon, ateş, lökositoz ve pürülan trakeal sekresyonların varlığı gibi klinik bulguların duyarlılık ve özgüllüğü düşüktür. Bu yüzden YBÜ de HEP tanısının kesin olarak konulması güçtür. HEP tanısında farklı tanı yöntemleri mevcuttur, bunlar; 1. Tek başına klinik bulgular, 2. Kantitatif endotrakeal aspirat kültürü, 3. Kantitatif korunmuş fırça bronkoskopi örneklemesi protected-brush bronchoscopy specimen (PBS) kültürü, 4. Nonbronkoskopik distal uç örneğinin kantitatif kültürü, 5. Kantitatif bronkoalveoler lavaj (BAL) kültürü, 6. Kantitatif PBS veya BAL kültürü ve mikroskobik olarak BAL hücrelerinin incelenmesidir. Klinik bulgular dışında kalan diğer yöntemler çocuklarda ancak kısıtlı sayıda gelişmiş merkezlerde uygulanabilmektedir. Klinik bulgular: Mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda klinik olarak pnömoni tanısı konulmasında karşılaşılan iki önemli zorluk vardır. İlki akciğer grafisinde görülen değişikliklerin, pulmoner ödem, atelektazi, pulmoner tromboemboli, ilaç reaksiyonları, pulmoner kanama, alveolit, ARDS gibi birçok farklı durumların da bulgusu olabilmesidir. Tablo 4. TEP ve HEP etkenleri TEP HEP Yenidoğan Sık görülen ajanlar Grup B streptokok Gram-negatif basiller E. coli, Klebsiella, Proteus, diğer enterik gram-negatif basiller S. aureus H. influenzae (tiplendirilemeyen) Anaerobik bakteriler L. monocytogenes H. influenzae Diğer streptokoklar (grup A, D) Nadir görülen ajanlar S. aureus RSV Anaerobik bakteriler İnfluenza A ve B Virüsler Aspergillus Fungus Pneumocystis carinii Bir ay-5 yaş arası M. tuberculosis Virüsler S. pneumoniae H. influenzae tip b Grup A beta-hemolitik streptokoklar Grup B streptokok S. aureus Chlamydia trachomatis Mycobacterium tuberculosis Beş yaş üstü Virüsler M. pneumoniae S. pneumoniae H. influenzae tip b (çok nadir) S. aureus Grup A streptokok M. tuberculosis 216 Flora 2002;7(4):
15 Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Bakır M, Soysal A. İkincisi ise trakeal sekresyon kültürlerinin bu hastalarda derin pulmoner infeksiyonları değil, bronş kolonizasyonunu yansıtmasıdır. Bu yüzden mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda klinik parametreler ve endotrakeal aspirat kültürlerine dayanarak pnömoni tanısının kesin olarak konulması mümkün değildir. HEP tanısı düşünülen tüm hastalardan akciğer grafisi, farklı bölgelerden iki kan kültürü, yapılabiliyorsa L. pneumophila için idrar, plevral efüzyon varsa plevral sıvı incelemeleri yapılmalıdır. Akciğer grafisinde elde edilen bulgular eşliğinde infeksiyon derecelendirilebilir. Kan kültürlerinin %8-20 sinde etkenler üretilebilir [32]. Tüm hastaların oksijen satürasyonları yakından takip edilmelidir. Çocuklarda sık görülen viral pnömonilerin bakteriyel olanlardan klinik olarak ayrımı basit testlerle yapılabilir (Tablo 5). Balgam incelemesi: Pnömoni tanısı konulmasında balgam incelemesinin yeri kısıtlıdır. Erişkin hastalarda ve büyük çocuklarda pnömoni olgularının %60 ında balgam örneği alınabilirken, ağır pnömoni olgularında bu oran daha azdır. Çocuklarda ise balgam örneği alınması çok güçtür. Küçük çocuklarda balgam örneği alma ihtimali %0 a yakındır. Büyük çocuklarda alınan örneğin oral sekresyon değil balgam olduğu, düşük büyütmede her sahada 10 dan az epitel hücresi 25 ten fazla polimorf nüveli lökosit içermesi ile anlaşılır. Endotrakeal aspirat: Entübe olan hastalarda pnömoni şüphesi olduğu zaman endotrakeal aspirasyon (ETA) ile kolaylıkla alt solunum yolları sekresyonları alınabilir. Kantitatif ETA kültüründe 10 5 cfu/ml bakteri üremesi eşik değerinin özgüllüğü ve duyarlılığı sırasıyla yaklaşık %72 ve %70 tir [33,34] (Tablo 6). Bunun yanında 10 6 cfu/ml eşik değeri kullanılması durumunda %82 duyarlılık ve %83 özgüllüğe ulaşılır. Buna rağmen günümüzde en iyi eşik değer tam olarak belirlenememiştir ve ETA da üretilen etkenlerin koloni sayısı ile akciğer dokusunda bulunup bulunmaması arasındaki ilişki kesin değildir. Korunmuş fırça örneklemesi (PBS): Bronkoskopi sırasında alt solunum yollarından toplanan örneklerin kontaminasyonunu engellemek için 1970 li yıllarda geliştirilen ve 1979 yılında kullanılmaya başlanan PBS tekniği 4 farklı tekniğin birleşmesinden oluşmaktadır. Bunlar; 1. Fiberoptik bronkoskop, 2. Çift lümenli ucunda tıpa olan fırça, 3. Alınan sekresyonların hacmini ayarlayan fırça, 4. Kantitatif kültürlerin kullanılmasıdır. PBS tekniği ile elde edilen kantitatif kültürlerde infeksiyonu gösteren eşik değer 10 3 cfu/ml olarak tespit edilmiştir [33,34]. Kantitatif PBS kültürü % arasında duyarlılığa, %50-57 arasında özgüllüğe, %43-74 arasında pozitif prediktif değere, % arasında negatif prediktif değere sahiptir [33,34]. Bronkoalveoler lavaj (BAL): Kantitatif BAL kültüründe 10 4 cfu/ml veya daha fazla bakteri üremesi anlamlı kabul edilir [33,34]. Elde edilen örnekler- Tablo 6. Tanı yöntemlerinin HEP tanısındaki yeri Tanı yöntemi Duyarlılık (%) Özgüllük (%) ETA PBS BAL ETA: Endotrakeal aspirat, PBS: Protected-brush bronchoscopy specimen (korunmuş fırça örneklemesi), BAL: Bronkoalveoler lavaj. Tablo 5. Çocuklarda viral ve bakteriyel pnömoni ayırıcı tanısı Test Bakteriyel pnömoni Viral pnömoni Ateş (rektal) 40 C < 40 C Beyaz küre /mm 3 < /mm 3 Polimorf > /mm /mm 3 Band > 500/mm 3 500/mm 3 C-reaktif protein Pozitif Negatif Sedimentasyon 30 < 30 Akciğer grafisi Hiperinflasyon ± alveoler infiltrasyon Hiperinflasyon ± interstisyel ± plevral efüzyon infiltrasyon, plevral efüzyon pnömatosel, apse, kavite nadir, apse yok, kavite yok Flora 2002;7(4):
16 Bakır M, Soysal A. Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I de lökositlerin %5 inden fazlasında intraselüler bakteri varlığı da infeksiyon kriteri olarak kullanılmaktadır. Gram boyama ve diğer boyalar ile olası ajanlar tespit edilebilir. BAL tekniği pnömoni tanısında %91 duyarlılığa, % özgüllüğe, %83 pozitif prediktif değere ve %87 negatif prediktif değere sahiptir [33,34]. Tedavi VBP tedavisinde izlenecek yol genel hatlarıyla Şekil 4 teki akış diyagramında sunulmuştur. HEP tedavisinde uygun antibiyotiğin başlanması klinik seyir üzerine direkt olarak etki eder. HEP te yanlış antibiyotik tedavisi mortalite için bağımsız risk faktörüdür. Bu yüzden antibiyotik tedavisine başlanmadan önce hastaya ait demografik verilerin, risk faktörlerinin, önceden antibiyotik kullanımının, hastanede yatış süresinin, YBÜ deki antimikrobiyal direnç oranlarının bilinmesi gerekmektedir. Etkene göre tedavi verilmesi önemlidir. Tablo 7 de HEP e yol açan her bir etken için belirlenen risk faktörleri sunulmuştur. Eğer hastanın klinik durumu pnömoniyi destekliyorsa hastaya antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Başlanacak olan tedavi olası etkenleri kapsamalıdır. Hastadan alınan balgam, ETA, BAL ve PBS gibi yöntemler sonucunda elde edilen örneklerin kültür sonuçları gelene kadar empirik tedavi başlanır. Mekanik ventilatöre bağlı, risk faktörleri olmayan ve erken HEP tanımına uyanlarda olası etkenler S. pneumoniae, Haemophilus influenzae, enterik GNB ler (nonpsödomonal) ve MSSA dır. Bunların tedavisinde 2. veya 3. kuşak sefalosporinler (nonpsödomonal) VBP şüphesi Alt solunum yolu sekresyon örneği al Klinik VBP şüphesi Düşük Yüksek Olası etkene yönelik empirik antibiyotik başla Antibiyotiksiz izle Kantitatif kültürde anlamlı üreme veya Gram boyamada intraselüler organizmanın tespiti Evet Uygun olan en dar spektrumlu antibiyotik ile tedavi Klinik düzelme Hayır VBP şüphesi devam ediyor ise Alt solunum yolu örneklerinin tekrarı veya başka tanıyı düşün veya geniş spektrumlu antibiyotik başla Şekil 4. VBP tedavisi izlenecek yol. 218 Flora 2002;7(4):
17 Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Bakır M, Soysal A. Tablo 7. HEP etkenleri için belirlenen risk faktörleri S. aureus Hastane yatışı süresi Koma Diabetes mellitus Kafa travması Yakın zamanda geçirilen grip Böbrek yetmezliği Geç ortaya çıkan infeksiyon (yatışın 4. gününden sonra) Daha önce antibiyotik kullanımı Altta yatan kronik obstrüktif akciğer hastalığı P. aeruginosa Kronik yapısal akciğer hastalığı (bronşiektazi gibi) Kortikosteroid kullanımı Malnütrisyon Daha önce antibiyotik kullanımı Uzamış mekanik ventilasyon Trakeostomi Anaerobik bakteriler Aspirasyon Geçirilmiş abdominal cerrahi Legionella türleri Bilinç değişikliğinin olması Kortikosteroid kullanımı Sitotoksik kemoterapi H. influenzae Daha önceden antibiyotik kullanılmamış olması Aspergillus türleri Kronik obstrüktif akciğer hastalığı Kortikosteroid tedavisi Daha önceden antibiyotik kullanılması veya beta-laktam/beta-laktamaz inhibitörleri, penisilin allerjisi olanlarda klindamisin-aztreonam kullanılabilir. Risk faktörü olmayan geç başlangıçlı ağır HEP te olası etkenler, Pseudomonas, Acinetobacter ve MRSA dır. Bunların tedavisinde piperasilin, azlosilin, mezlosilin, piperasilin-tazobaktam, tikarsilin-klavulanik asit, seftazidim, imipenem veya meropenem gibi antibiyotiklerden birisiyle birlikte aminoglikozid kombine edilir, uygun görülen hastalarda vankomisin de tedaviye eklenir. Hafif veya orta derecede pnömonisi olan, yatışının herhangi bir gününde pnömonisi ortaya çıkan ve belirli bir ajan için risk faktörü taşıyan hastalarda tedavi şekli risk faktörlerine göre yönlendirilir. Eğer hasta yakın zaman içinde abdominal cerrahi girişim geçirmişse veya aspirasyon şüphesi varsa anaerobik bakteriler için risk oluşturur, bu yüzden yukarıda önerilen antibiyotiklere ek olarak klindamisin önerilir veya beta-laktam/beta-laktamaz inhibitörleri kullanılabilir. Eğer hastada koma hali, kafa travması, böbrek yetmezliği ve diabetes mellitus gibi risk faktörleri mevcutsa etken olarak S. aureus düşünülmelidir. Eğer hasta yüksek doz steroid tedavisi alıyor, daha önce antibiyotik kullanımı ve uzun süreli YBÜ de yatış öyküsü varsa dirençli bakteriler düşünülmelidir. Bu hastalar ağır HEP infeksiyonları gibi tedavi edilmelidir. Tablo 8 de ağır HEP in bulguları sunulmuştur. Bu hastalar yoğun bakımda tedavi edilmelidir. Empirik tedavi antipsödomonal antibiyotik ve vankomisinin kombinasyonu ile yapılır. Aminoglikozid ile kombinasyon tedavisi direnç gelişiminin engellenmesi için önerilmesine rağmen, bu yaklaşımın direnç gelişimini kesin olarak engellediğine dair veri mevcut değildir. Kombinasyon tedavisinde Amerikan Toraks Derneği erişkinlerde siprofloksasin veya aminoglikozidler ile bir antipsödomonal beta-laktam antibiyotiğin kullanılmasını önermektedir [34]. Antipsödomonal antibiyotikler içinde piperasilin, azlosilin, mezlosilin, tikarsilin, karbenisilin, seftazidim, sefoperazon, sefepim, imipenem, meropenem, tikarsilin/klavulanik asit, piperasilin/tazobaktam ve siprofloksasin yer alır. Şekil 5 te HEP tedavi şeması sunulmuştur. Mekanik ventilasyona bağlı olarak gelişen pnömonilerin izlemi sırasında kavitasyon gelişebilir. Eğer kavitasyon ilk 3 gün içerisinde gelişiyor ise erken kavitasyon olarak adlandırılır ve olası etkenler sıklıkla S. aureus veya Pseudomonas tır. Eğer kavitasyon 5-7 gün içerisinde ortaya çıkarsa geç kavitasyon olarak adlandırılır ve olası etken sıklıkla Klebsiella türleridir. Bunların tedavisi ağır HEP ile aynıdır. Ağır HEP tedavisinde etkenler (Pseudomonas, Acinetobacter gibi) kültürlerde üremediği veya 2-3 günlük tedavinin sonunda klinik iyileşmenin gözlendiği durumlarda aminoglikozid tedavisi kesilebilir. HEP için belirlenmiş optimal tedavi süresi yoktur. Tedavi süresi hastalığın ağırlığı, tedaviye alınan yanıt ve etkene göre ayarlanmalıdır. Kontrollü çalışmalar olmamasına rağmen tedavi süresi gün arasında önerilmektedir. Bunun yanında MRSA ve H. influenzae nın etken olduğu HEP olgularının %95 inde 7-10 günlük tedavi ile kür sağlanmaktadır. Tedaviye cevap Flora 2002;7(4):
18 Bakır M, Soysal A. Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Tablo 8. Ağır HEP bulguları Aşağıdakilerden ikisinin bulunması ağır HEP i gösterir: 1. O 2 alırken solunum sayısının dakikada 30 un üzerinde olması, 2. %35 ten yüksek konsantrasyonda O 2 alırken PaO 2 60 mmhg dan az, PaCO 2 48 mmhg dan yüksek ve ph 7.3 ten düşük olması, 3. Diyaliz hastaları hariç idrar miktarı < 80 ml/4 saat olması, 4. Bilinç durumunda değişiklik. Aşağıdakilerden herhangi birisi varsa hasta yoğun bakıma yatırılır: 1. Mekanik solunuma gerek duyulması, 2. Şok bulgularının olması (konfüzyon, diyastolik kan basıncının 60 mmhg dan düşük olması, BUN değerinin 20 mg/dl den fazla olması, periferik perfüzyonda bozulma, siyanoz, kapiller doluşun 2 saniyeden uzun olması, kütis marmaratus) 3. Dört saatten daha uzun süre kan basıncının sabit tutulması için vazopresör tedavi ihtiyacı olması. vermeyen olgularda ve tedaviye rağmen klinik tablosu kötüleşen olgularda ilk akla gelmesi gereken HEP tanısının yanlış olabileceğidir. Atelektazi, konjestif kalp yetmezliği, pulmoner emboli ve pulmoner kanama gibi birçok noninfeksiyöz hastalık yanlışlıkla HEP olarak tedavi edilmiş olabilir. İki haftalık tedaviye rağmen ağır HEP tablosunda düzelme yoksa bu hastalarda mikrobiyolojik incelemeler tekrarlanmalıdır. ETA, PBS, BAL ve akciğer dışı kültürler tekrar alınmalıdır. Akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi veya sintigrafik incelemeler yapılabilir. Bu incelemeler sonunda bir tanıya ulaşılamıyorsa akciğer biyopsisi düşünülmelidir. HEP ten Korunma Yöntemleri Hijyen: Nozokomiyal infeksiyonlara neden olan mikroorganizmalar çoğunlukla çevreden veya diğer hastalardan sağlık personelinin elleri vasıtasıyla bulaşır. GNB ler ve S. aureus nozokomiyal ajanlardır. Bunlar YBÜ de sık bulunurlar ve sağlık çalışanlarının ellerinde geçici olarak kolonize olurlar. YBÜ de aspirasyon ve mekanik ventilasyon sistemlerinin değiştirilmesi veya ayarlanması gibi işlemler sırasında bu ajanlar hastalara bulaşır. El yıkama ile bulaşma etkin olarak engellenir. Antiseptik ajanlarla ellerin yıkanması sabunla yıkamaya göre daha etkindir. Eldiven, önlük ve maske kullanılması da bu organizmaların hastadan hastaya bulaşmasını engeller. Solunum sisteminde kullanılan cihazlar: Tanı veya tedavi amaçlı olarak kullanılan solunum sistemi araçları (bronkoskop, spirometre, nebülizatörler) mikroorganizmaların yerleşmesi ve bulaşması için rezervuar görevi yaparlar. Bulaşma kullanılan araçtan hastaya, hastadan hastaya veya hastanın vücudunun bir bölgesinden diğer bölgesine olmaktadır. Nebülizatör gibi aerosol üreten cihazlar hidrofilik bakterilerin yerleşmesi ve üremesi için uygun yerlerdir. Pseudomonas türleri, Flavobacterium türleri, Legionella türleri ve nontüberküloz mikobakteriler için nebülizatörlerde kullanılan sıvılar uygun bir üreme ortamı sağlar. Bu tür cihazların uygun şekilde dezenfekte edilmesi infeksiyon riskini azaltır. Mekanik ventilatörler: Mekanik ventilatörlerin iç mekanik aksamları kullanılan gazların bakterilerle kontamine olmasına yol açmaz. Bu yüzden bu cihazların iç aksamlarının temizlenmesi ve dezenfekte edilmesine gerek yoktur. Yüksek dereceli bakteri filtrelerinin ventilatör sistemlerinde kullanılması yararlıdır. Bu filtreler sayesinde kullanılan gazların bakterilerle kontamine olması engellenebilir. Ventilatör devresi, nemlendiriciler, ısı-nem değiştiriciler: Nemlendirici haznelerinde steril su kullanılması ile birlikte bu sistemlerde bakteri kolonizasyonu riski azalmıştır. Bunun yanında distile su kullanılan sistemlerde Legionella türleri ile kontamine olma riski vardır. Ventilatör devresi tüplerinin rutin değişiminin faydası olmadığı birkaç klinik çalışmada gösterilmiştir [35]. Bunun en önemli nedeni, tüplerin değiştirildikten sonraki ilk 24 saatte yeniden hastanın sekresyonları ile kolonize olmasıdır. Mekanik işlev bozukluğu ya da kan ve kusmuk ile belirgin kirlenme gibi durumlarda değiştirilmeleri gerekir. Ventilatör tüp devreleri düzenli olarak monitörize edilmeli, herhangi bir birikim ya da göllenme olduğunda uzaklaştırılmalıdır. Tüp içinde biriken sıvı yüksek konsantrasyonda bakteri içerir. Aspire edildiğinde pnömoniye neden olabilir. Bu sıvı aynı zamanda nozokomiyal patojenler için rezervuar teşkil eder. Mekanik ventilatör devrelerinin saatte bir değiştirilmesi ile 7 günde bir değiştirilmesi veya hiç değiştirilmemesi arasında, solunum yollarının bakteriyel kolonizasyonu veya VBP insidansı açısından fark bulunmamıştır [36,37]. Maliyet ve işgücü ise belirgin bir şekilde azalmıştır. Ventilatörde kullanılan ısı ve nem düzenleyici sistemin her gün yerine, 5 günde bir değiştirilmesinin trakea ve alette bakteriyel kolonizasyon miktarını ve VBP sıklığını arttırmadığı gösterilmiştir [36,37]. 220 Flora 2002;7(4):
19 Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Bakır M, Soysal A. Risk faktörleri (Bkz. Tablo 4) Yok Var Erken başlangıç 3-5. gün S. pneumoniae H. influenzae Enterik gram-negatif basiller (nonpsödomonas) MSSA Geç başlangıç > 5. gün Erken başlangıçlı olanlardaki etkenler + Pseudomonas Acinetobacter MRSA Piperasilin + tazobaktam/ tikarsilin + klavulanat veya seftazidim/sefoperazon/sefepim veya imipenem/meropenem + aminoglikozid/florokinolon* ± vankomisin 2. kuşak/3. kuşak sefalosporin (nonpsödomonal) veya Beta-laktam-beta-laktamaz inhibitörü Penisilin allerjisi varsa klindamisin + aztreonam veya florokinolon* * Florokinolonlar, florokinolonlar dışında tüm antibiyotiklere dirençli mikroorganizmalara bağlı ciddi infeksiyonlar haricinde çocuklarda kullanılmamalıdır. Şekil 5. Ağır HEP tedavisi akış diyagramı. Seçici sindirim sistemi dekontaminasyonu (SSSD): SSSD kolonizasyon direnci hipotezine dayanmaktadır. Bu hipoteze göre sindirim sisteminin anaerobik florası diğer gram-negatif bakterilerin üremesini engeller. Polimiksin, tobramisin ve amfoterisin B gibi antibiyotik-antifungal karışımlarının topikal olarak orofarenks ve mideye verilmesi ve intravenöz sefotaksim kullanılmasının NP insidansını azalttığı öne sürülse de diğer çalışmalar bunu desteklememektedir [38,39]. Son yıllarda yapılan meta-analiz çalışmaları SSSD nin solunum yolu infeksiyonlarını azaltmadığını ve ağır hastalığı olanlarda mortalite üzerine olumlu etkisinin olmadığını göstermiştir [39]. Bunun yanında bakteriyel direnci arttırdığına yönelik veriler mevcuttur [35]. Sistemik SSSD kabul gören bir metod değildir. Bunun yanında immünyetmezliği olan hastalar, karaciğer transplantasyonu yapılan hastalar ve özefajektomi yapılan hastalarda SSSD nin yararlı olduğu gösterilmiştir [35]. Antibiyotiklerin rutin olarak solunum sisteminde topikal olarak kullanılması önerilmemektedir [35]. Uygunsuz antibiyotik tedavisi: Daha önceden antibiyotik kullanımı NP gelişme riskini ve mortalitesini arttırmaktadır. Bunun yanında NP nin erken Flora 2002;7(4):
20 Bakır M, Soysal A. Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I döneminde yetersiz antibiyotik kullanımı da mortaliteyi arttırmaktadır. Bu yüzden her hasta için olası etkenlere yönelik antibiyotik seçimi yapılmalıdır. Gastrik ph nın düşük tutulması: YBÜ de yatan hastalarda stres ülserlerini ve kanamaları önlemek amacı ile H 2 -blokerleri ve antiasitler yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat bu ajanların kullanılmasıyla birlikte gastrik ph artmakta, gram-negatif bakterilerin kolonizasyonu kolaylaşmakta ve bunun sonucu olarak NP riski artmaktadır. Yapılan çalışmaların bir kısmında H 2 -blokerlerin kullanımının NP sıklığını arttırdığı yönünde bulgular elde edilirken, diğerlerinde ise azalttığı sonucuna varılmıştır [35,40]. Yapılan meta-analiz çalışmalarında H 2 -bloker kullanımının hastalarda NP ye eğilimi arttırdığı gösterilmiştir [35]. Sükralfat kullanımın ise H 2 -blokerlerden farklı olarak NP sıklığını azaltıcı etkisinin olduğu bulunmuştur [35]. Bir çalışmada erken başlayan pnömonilerde (ilk 4 gün için) sükralfat, antiasitler ve H 2 -blokerler aynı etkiye sahip iken, geç başlayan pnömonilerde (4 gün sonrası) sükralfat grubunda pnömoni riski daha düşük olarak bulunmuştur [35]. Tüm bu bulgular ışığında antiülser profilaksisi için H 2 -bloker kullanımı pnömoni riskini arttırmaktadır ve sistemik kullanımından kaçınılmalıdır. Ülser profilaksisi gerekli ise mide asiditesini azaltmayan sükralfat gibi ilaçlar kullanılmalıdır. Oral entübasyon: Nazal entübasyon nozokomiyal sinüzit riskini arttırır ve NP gelişimine yol açar [35]. Bu yüzden oral entübasyon mümkün olduğunca tercih edilmelidir. Ayrıca, tekrarlayan endotrakeal entübasyon VBP riskini arttırır. Hastalar ekstübe edilmeden önce reentübasyon riski açısından iyi değerlendirilmelidir. Subglottik sekresyonların drenajı: Endotrakeal manşon üzerinde toplanan sekresyonların aspirasyonu akciğerlerde bakteri kolonizasyonunu önlemektedir. Geliştirilen özel entübasyon kanüllerinde özel bir lümen sayesinde subglottik bölgenin aspirasyonu mümkün olabilmektedir. Bu tüplerin kullanımının NP riskini azalttığı yapılan çalışmalarla gösterilmiştir [35]. Nazogastrik tüp: Nazogastrik (NG) tüpün varlığı bakterilerin solunum sistemine geçişini kolaylaştırır. Gereksiz ve uzun süreli NG tüp uygulamasından mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Aşırı sedasyon: Bilinç durumunda değişiklik ve koma akciğer infeksiyonu riskini arttırır. Aşırı sedasyon yapılan hastalarda NP riski artar. Yarı-oturur pozisyon: YBÜ de yatan hastalarda sırt üstü yatmanın NP riskini artırdığı bilinmektedir. Buna karşılık hastaların yarı-oturur pozisyonunda yatırılması NP riskini azaltır [29]. Nütrisyonel destek: Malnütrisyon bağışıklık sistemini olumsuz olarak etkileyen en önemli faktörlerden biridir. YBÜ de yatan hastalara yeterli nütrisyonel desteğin sağlanması NP nin önlenmesinde önemlidir. Burada kesinlik kazanmayan konu ise nütrisyonel desteğin hangi yolla verileceğidir. Enteral beslenme parenteral beslenmeye göre tercih edilmelidir. Enteral beslenmede septik komplikasyonlar parenteral beslenmeye göre daha azdır. Bunun yanında enteral beslenme sonucu gastrik ph da meydana gelen yükselme ile bakteriyel kolonizasyon riski artmakta ve NP riskinde artma görülebilmektedir. Bazı araştırmacılar mideyi devre dışı bırakarak jejunal tüp ile beslenmeyi önermektedirler. İmmün sisteme destek sağlayan aminoasit, arginin, glutamin ve nükleotid içeren besinlerin kullanımının daha az infeksiyonlara yol açtığı gösterilmiştir [35]. Konağın bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi: Bağışıklık sisteminin baskılanmış olması NP için ana risk faktörlerindendir. Bağışıklık sisteminin desteklenmesi NP lerin önlenmesinde önemli yer tutmaktadır. İnterferon-gama (IFN-γ) kullanımının monosit fonksiyonlarını geliştirdiği gösterilmiştir [35]. Fakat profilaktik olarak IFN-γ kullanımı konusunda yeterli veri mevcut değildir. İnterlökin (IL)-12 kullanımının hayvanları akciğer infeksiyonlarından koruduğu gösterilmiştir [35]. Ayrıca, granülosit koloni stimüle eden faktörün (G-CSF) de nozokomiyal infeksiyonları azalttığı gösterilmiştir [35]. Fakat yakın zamanda yapılan plasebo-kontrollü bir çalışmada profilaktik G-CSF kullanımının NP yi önlemediği gösterilmiştir [35]. Aşılama: Pnömokoklar NP için ana etkenler değildir. Bunun yanında ciddi bakteremiye ve sık olmasa da pulmoner infeksiyonlara yol açarlar. Bu yüzden risk faktörü taşıyan hastaların (kronik akciğer hastalığı, kardiyak hastalığı, diyabet, siroz hastası, BOS sızıntısı olan hastalar, immünyetmezliği olanlar, fonksiyonel veya anatomik asplenisi olanlar, HIV ile infekte hastalar) pnömokok aşısı ile aşılanması önerilmektedir [41]. Antibiyotik profilaksisi: Sistemik antibiyotiklerin profilaktik olarak mekanik ventilasyon tedavisi uygulanan hastalara veya cerrahi sonrası uygulanması, sık tercih edilen NP korunma yöntemidir. Fakat bu profilaksi sekonder süper infeksiyonları ve direnç oranlarını arttırdığı için önerilmemektedir. Kinetik yatakların kullanılması: Uzun süreli olarak yatması gereken, mekanik ventilasyon tedavi- 222 Flora 2002;7(4):
21 Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I Bakır M, Soysal A. si alan, felç geçiren hastalarda kinetik yatak sistemlerinin kullanılmasının akciğer fonksiyonlarını iyileştirdiği ve sekresyonların eliminasyonuna yarar sağladığı gösterilmiştir [35]. Fakat bu yatak sistemlerinin NP nin önlenmesinde yararlı olup olmadığı kesin olarak gösterilmiş değildir. Editörün notu: Makalenin ikinci bölümünü bir sonraki sayımızda bulabilirsiniz. KAYNAKLAR 1. Levy J. The pediatric patient. In: Wenzel RP (ed). Prevention and Control of Nosocomial Infections. 3 rd ed. Baltimore: Williams & Wilkins, 1997: Ford-Jones EL, Mindorff CM, Langley JM, et al. Epidemiologic study of 4684 hospital-acquired infections in pediatric patients. Pediatr Infect Dis J 1989;8: Gilio AF, Strape A, Pereira CR, Cardoso MFS, et al. Risk factors for nosocomial infections in a critically ill pediatric population: A 25-month prospective cohort study. Infect Control Hosp Epidemiol 2000;21: Raymond J, Aujard Y, Bekassy A, et al. Nosocomial infections in pediatric patients: A European, multicenter prospective study. Infect Control Hosp Epidemiol 2000;21: Gray J, Gossain S, Morris K. Three-year survey of bacteremia and fungemia in a pediatric intensive care. Pediatr Infect Dis J 2001;20: Schlager TA, Hidde M, Rodger P, Germanson TP, Donowitz LG. Intravascular catheter colonization in critically ill children. Infect Control Hosp Epidemiol 1997;18: Bhattacharyya N, Kosloske AM, Macarthur C, et al. Nosocomial infection in pediatric surgical patients: A study of 608 infants and children. J Pediatr Surg 1993;28: Waggoner-Fountain AL, Donowitz LG. Infection in newborn. In: Wenzel RP (ed). Prevention and Control of Nosocomial Infections. 3 rd ed. Baltimore: Williams & Wilkins, 1997: Sohn AH, Garrett OD, Cochran-Sinkowitz RL, et al. Prevalence of nosocomial infections in neonatal intensive care unit patients: Results from first national pointprevalence survey. J Pediatr 2001;139: Hemming VQ, Overall JC, Britt MR. Nosocomial infections in a newborn intensive care unit: Results of fourtyone months of surveillance. N Engl J Med 1976;294: Pittet D. Nosocomial bloodstream infections. In: Wenzel RP (ed). Prevention and Control of Nosocomial Infections. 3 rd ed. Baltimore: Williams & Wilkins, 1997: Klein OJ. Bacterial sepsis and meningitis. In: Remington JS, Klein OJ (eds). Infectious Diseases of the Fetus and Newborn Infant. 5 th ed. Philadelphia: Saunders Company, 2001: Brodie SB, Sands KE, Gray EJ, et al. Occurrence of nosocomial bloodstream infections in six neonatal intensive care units. Pediatr Infect Dis J 2000;19: MacDonald L, Baker C, Chenoweth C. Risk factors for candidemia ina children s hospital. Clin Infect Dis 1998;26: Ohlsson A. Intravenous immunoglobulin for preventing infection in preterm and/or low-birth-weight infants. Cochrane Database Syst Rev 2001;(2):CD Review. 16. Widmer AF. Intravenous-related infections. In: Wenzel RP (ed). Prevention and Control of Nosocomial Infections. 3 rd ed. Baltimore: Williams & Wilkins, 1997: Jarvis WR, Edwards JR, Culver DH, et al. Nosocomial infection rates in adult and pediatric intensive care units in the United States, National Nosocomial Infections Surveillance System. Am J Med 1991;91(Suppl 3B): Mermel AL, Farr BM, Sherertz RJ, et al. Guidelines for the management of intravascular catheter-related infections. Clin Infect Dis 2001;32: Kite P, Dobbins BM, Wilcox MH, et al. Rapid diagnosis of central-venous-catheter-related bloodstream infection without catheter removal. Lancet 1999;354: Pearson ML, Hierholzer JW, Garner SJ, et al. CDC guideline for prevention of intravascular device-related infections. Am J Infect Control 1996;24: Mermel LA, Parenteau S, Tow SM. The risk of midline catheterization in hospitalized patients. A prospective study. Ann Intern Med 1995;123: Prager RL, Silva J. Colonization of central venous catheters. South Med J 1984;77: Groeger JS, Lucas AB, Thaler HT, et al. Infectious morbidity associated with long term use of venous access devices in patients with cancer. Ann Intern Med 1993;119: Landers S, Moise AA, Fraley JK, Smith EO, Baker CJ. Factors associated with umbilical catheter-related sepsis in neonates. Am J Dis Child 1991;145: Balagtas RC, Bell CE, Edwards LD, Levis S. Risk of local and systemic infections associated with umbilical vein catheterization: A prospective study in 86 newborn patients. Pediatrics 1971;48: Raad I, Davis S, Khan A, et al. Impact of central venous catheter removal on the recurrence of catheter-related coagulase-negative staphlococcal bacteremia. Infect Control Hosp Epidemiol 1992;13: Wiblin TR. Nosocomial pneumonia. In: Wenzel RP (ed). Prevention and Control of Nosocomial Infections. 3 rd ed. Baltimore: Williams & Wilkins, 1997: Lynch III JP. Hospital acquired pneumonia: Risk factors, microbiology and treatment Chest 2001;119(Suppl 2): Drakulovic MB, Torres A, Bauer TT, Nicolas JM, et al.supine body position as a risk factor for nosocomial pneumonia in mechanically ventilated patients: A randomised trial. Lancet 1999;354: Gaston B. Pneumonia. Pediatr Rev 2002;23: Bartlett JG, O Keefe P, Tally FP, et al. Bacteriology of hospital-acquired pneumonia. Arc Intern Med 1986;146: Denny FW, Clyde WA. Acute lower respiratory tract infections in nonhospitalized children. J Pediatr 1986; 108: Lode MH, Schaberg T, Raffenberg M, Mauch H. Nosocomial pneumonia in the critical care unit. Crit Care Clinics 1998;14: Flora 2002;7(4):
22 Bakır M, Soysal A. Pediatride Nozokomiyal İnfeksiyonlar: Tanı, Tedavi, Korunma-I 34. Cunha AB. Nosocomial pneumonia. Diagnostic and therapeutic considerations. Med Clin North Am 2001;85: Vincet JL. Prevention of nosocomial bacterial pneumonia. Thorax 1999;54: Dreyfuss D, Djedaini K, Weber P, et al. Prospective study of nosocomial pneumonia and of patient and curcuit colonization during mechanical ventilation with curcuit changes every 48 hours vs no change. Am Rev Respir Dis 1991;143: Craven FE, Connolly MG, Lichtenberg DA, Primeau PJ, McCabe WR. Contamination of mechanical ventilators with tubing changes every 24 or 48 hours. N Engl J Med 1982;306: Vandenbroucke-Crauls CMJE, Vandenbroucke JP. Effect of selective decontamination of the digestive tract on respiratory tract infections and mortality in the intensive care unit. Lancet 1991;338: Hammond JMJ, Potgieter PD, Saunders GL, Forder AA. A double blind study of selective decontamination in ıntensive care. Lancet 1992;340: Prod hom G, Leuenberger PH, Koerfer J, et al. Nosocomial pneumonia in mechanically ventilated patients receiving antacid, ranitidine, or sucralfate as prophylaxis for stress ulcer. Ann Intern Med 1994;120: Advisory Committee on Immunization Practices. Pneumococcal polysaccharide vaccine. MMWR 1989;38: Yazışma Adresi: Prof. Dr. Mustafa BAKIR Marmara Üniversitesi Hastanesi Çocuk İnfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Tophanelioğlu Caddesi No: Altunizade-İSTANBUL [email protected] Makalenin Geliş Tarihi: Kabul Tarihi: %50 İNDİRİMLİ ABONE KAMPANYASI BU FIRSATTAN YARARLANIN! 224 Flora 2002;7(4):
İntravasküler Kateter İnfeksiyonları. Dr.Serkan Öncü
İntravasküler Kateter İnfeksiyonları Dr.Serkan Öncü Damariçi infeksiyonlarının en sık nedeni Morbidite - Mortalite %12-25 Maliyet 25.000$/vaka Periferik venöz kateter Periferik arter kateter Santral venöz
KOLONİZASYON. DR. EMİNE ALP Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji A.D.
KOLONİZASYON DR. EMİNE ALP Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji A.D. KOLONİZASYON Mikroorganizmanın bir vücut bölgesinde, herhangi bir klinik oluşturmadan
Kateter İnfeksiyonlarında Mikrobiyoloji Doç. Dr. Deniz Akduman Karaelmas Üniversitesi it i Tıp Fakültesi İnfeksiyon hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji A.D Kateter infeksiyonlarında etkenler; kateter
Santral Venöz Kateter. Hem. Güliz Karataş Hacettepe Ped KİT Ünitesi
Santral Venöz Kateter Hem. Güliz Karataş Hacettepe Ped KİT Ünitesi 8 yaşında ALL VAKA sürecinde SVK TANI : 8/2010 RELAPS 1/2011 KİT 6/2011 7/2011 3/2013 +55.gün +13.ay hafif kgvhh Santral venöz Port kateter
HEMODİYALİZ HASTALARINDA GÖRÜLEN İNFEKSİYON ETKENLERİ
HEMODİYALİZ HASTALARINDA GÖRÜLEN İNFEKSİYON ETKENLERİ Dr. Talât Ecemiş Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji A.D. Venöz ulaşım yolu Arteriyovenöz şantlar Kateterler
FEBRİL NÖTROPENİ TANI VE TEDAVİ
FEBRİL NÖTROPENİ TANI VE TEDAVİ Dr. Kaya Süer Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Tanımlar / Ateş Oral / Aksiller tek seferde 38.3 C veya üstü Bir
Dr. Birgül Kaçmaz Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD
Dr. Birgül Kaçmaz Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD İnhaler uygulama İntraventriküler/intratekal uygulama Antibiyotik kilit tedavisi Antibiyotik içerikli
ÇOCUKLARDA İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI (TANI&GÖRÜNTÜLEME) DOÇ.DR. DENİZ DEMİRCİ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÜROLOJİ ANABİLİM DALI
ÇOCUKLARDA İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI (TANI&GÖRÜNTÜLEME) DOÇ.DR. DENİZ DEMİRCİ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÜROLOJİ ANABİLİM DALI Uriner enfeksiyon Üriner kanal boyunca (böbrek, üreter, mesane ve
KATETER UYGULAMALARI. Doç. Dr. Fatih Erbey Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Atakent Hastanesi Pediatrik Hematoloji/Onkoloji & KIT Ünitesi
KATETER UYGULAMALARI Doç. Dr. Fatih Erbey Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Atakent Hastanesi Pediatrik Hematoloji/Onkoloji & KIT Ünitesi Damar içine yerleştirilen araçlara kateter denir. Santral venöz
Sepsisde Klinik, Tanı ve Tedavi
Sepsis: Sepsisde Klinik, Tanı ve Tedavi Mehmet DOĞANAY* * Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, KAYSERİ Klinik belirti ve bulgular Sepsis klinik
Oya Coşkun, İlke Çelikkale, Yasemin Çakır, Bilgecan Özdemir, Kübra Köken, İdil Bahar Abdüllazizoğlu
1 Ocak 30 Mart 2012 Tarihleri Arasında Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yoğun Bakım Ünitelerinde İzole Edilen Bakteriler Ve Antibiyotik Duyarlılıkları Oya Coşkun, İlke Çelikkale, Yasemin Çakır,
SAĞLIK ÇALIŞANLARININ ENFEKSİYON RİSKLERİ
SAĞLIK ÇALIŞANLARININ ENFEKSİYON RİSKLERİ Sağlık hizmeti veren, Doktor Ebe Hemşire Diş hekimi Hemşirelik öğrencileri, risk altındadır Bu personelin enfeksiyon açısından izlemi personel sağlığı ve hastane
HİCKMAN KATETERLER. Uzm.Hemş.Hülya GÖR İ.Ü CTF Kemik İliği Transplant Ünitesi
HİCKMAN KATETERLER Uzm.Hemş.Hülya GÖR İ.Ü CTF Kemik İliği Transplant Ünitesi Kateterler Günümüz tıbbının vazgeçilmezleri... Çok önemli bir yardımcı En önemli infeksiyon kaynağı!!!!! USA...2002 (Medicine)
Nozokomiyal SSS Enfeksiyonları
Nozokomiyal SSS Enfeksiyonları Nozokomiyal SSSİ En ciddi nozokomiyal enfeksiyonlardan biri Morbidite ve mortalite yüksektir. Nozokomiyal SSSİ Tüm HE %0.4 ünden sorumlu. En sık görülen formları: Bakteriyel
ÖNLEME PROSEDÜRÜ. Revizyon Tarihi: 00 Yayın Tarihi:05.09.2011
1. AMAÇ: Damar içi kateterler ve parenteral solusyonların uygulanması ile ilişkili enfeksiyonların gelişiminin önlenmesi ve kontrolü ile ilgili sağlık çalışanlarının eğitimi için gerekli kontrol önlemlerini
Yoğun bakımda infeksiyon epidemiyolojisi
1 Yoğun bakımda infeksiyon epidemiyolojisi Dr. Murat Kutlu Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Sunum planı Yoğun bakım infeksiyonları Yoğun
Kateter Enfeksiyonlarının Diyaliz Merkezinde Yönetimi. Dr. Faruk Turgut Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji BD
Kateter Enfeksiyonlarının Diyaliz Merkezinde Yönetimi Dr. Faruk Turgut Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji BD Olgu 71 yaşında kadın hasta, diyabetik, 3 aydır haftada 3 kez HD, Sağ juguler
Ia.CERRAHİ PROFİLAKSİ TALİMATI
Ia.CERRAHİ PROFİLAKSİ TALİMATI CERRAHİ BİRİMLERDE ANTİBİYOTİK PROFLAKSİSİ TALİMATI AMAÇ: Operasyon sırasında potansiyel patojen mikroorganizmaların dokularda üremesini engelleyerek cerrahi alan İnfeksiyonu
OLGULARLA PERİTONİTLER
OLGULARLA PERİTONİTLER Stafilacocus Epidermidis Sevgi AKTAŞ Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Periton Diyaliz Hemşiresi Peritonit Perietal ve visseral periton membranının enflamasyonudur. Tanı
Kan Kültürlerinde Üreyen Koagülaz Negatif Stafilokoklarda Kontaminasyonun Değerlendirilmesi
Kan Kültürlerinde Üreyen Koagülaz Negatif Stafilokoklarda Kontaminasyonun Değerlendirilmesi Gülden Kocasakal 1, Elvin Dinç 1, M.Taner Yıldırmak 1, Çiğdem Arabacı 2, Kenan Ak 2 1 Okmeydanı Eğitim ve Araştırma
SANTRAL VENÖZ KATETER BAKIMI NERMİN ÇALGAN
SANTRAL VENÖZ KATETER BAKIMI NERMİN ÇALGAN ONKOLOJİ HEMŞİRESİ Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Venöz Kateter İlkeleri Hertürlü kateter takılma ve pansumanında steril eldiven, aseptik
'nosocomial' Yunanca iki kelimeden oluşur
'nosocomial' Yunanca iki kelimeden oluşur 'nosus' hastalık 'komeion' icabına bakmak 'nosocomial' tıbbi tedavi altında iken hastanın edindiği herhangi bir hastalık Tanım Enfeksiyon Hastaneye yatırıldığında
Kateterle İlişkili Bakteremilerin Önlenmesi
Kateterle İlişkili Bakteremilerin Önlenmesi Dr. Süheyla SERİN SENGER Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji KLİMİK Muğla,
KAN DOLAŞIMI İNFEKSİYONLARI VE DAPTOMİSİN
KAN DOLAŞIMI İNFEKSİYONLARI VE DAPTOMİSİN Dr. Kaya Süer Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Kan dolaşımı enfeksiyonlarının tanımı Primer (hemokültür
Santral kateter ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonları önlenebilir mi? Hemato-Onkoloji Hastalarımızdaki tecrübelerimiz Doç.Dr.
Santral kateter ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonları önlenebilir mi? Hemato-Onkoloji Hastalarımızdaki tecrübelerimiz Doç.Dr.İlker DEVRİM UHESA verilerine göre: Türkiye de Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine
Dok.Kodu ENF-T-09 TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ SELÇUK ÜNİVERSİTESİ
Sayfa No 1/5 AMAÇ: Damar içi kateterler ve parenteral solüsyonların uygulanmasına bağlı enfeksiyon gelişimini önlemek. 1. KAPSAM (UYGULAMA ALANI): Hastanedeki tanı, tedavi ve bakım uygulamaları yapan bütün
Direnç hızla artıyor!!!!
Direnç hızla artıyor!!!! http://www.cdc.gov/drugresistance/about.html Yoğun Bakım Üniteleri (YBÜ) Fizyolojik bakımdan stabil olmayan hastaların yaşam fonksiyonlarının düzeltilmesi Altta yatan hastalığın
Febril Nötropenik Hastada Antimikrobiyal Direnç Sorunu : Kliniğe Yansımalar
Febril Nötropenik Hastada Antimikrobiyal Direnç Sorunu : Kliniğe Yansımalar Prof.Dr.Halit Özsüt İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı
Eklem Protez Enfeksiyonlarında Antimikrobiyal Tedavi
Eklem Protez Enfeksiyonlarında Antimikrobiyal Tedavi Dr. Çağrı Büke Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı 26.12.15 KLİMİK - İZMİR 1 Eklem protezleri
Santral kateter ilişkili kan dolaşımı infeksiyonları
PANEL Bayazıt FN, Erdoğan B. Olgularla Eski Yeni Hastane İnfeksiyonları Tanımlarının Karşılaştırılması: Santral Kateter İlişkili Kan Dolaşımı İnfeksiyonu (Skikdi) Tanımları Dr. F. Nurhayat BAYAZIT 1, Hmş.
Kan Dolaşım Enfeksiyonlarında Karar Verme Süreçleri. Prof. Dr. Aynur EREN TOPKAYA Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji AD
Kan Dolaşım Enfeksiyonlarında Karar Verme Süreçleri Prof. Dr. Aynur EREN TOPKAYA Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji AD Sunum Planı Kan kültürlerinin önemi Kan kültürlerinin değerlendirilmesi
Deneysel Hayvan Modelinde Candida Tropicalis Peritonitinin Tedavisinde Kaspofungin ve Amfoterisin B Etkinliğinin Karşılaştırılması
Deneysel Hayvan Modelinde Candida Tropicalis Peritonitinin Tedavisinde Kaspofungin ve Amfoterisin B Etkinliğinin Karşılaştırılması Melis Demirci, Özlem Tünger, Kenan Değerli, Şebnem Şenol, Çiğdem Banu
ÇOCUK YOĞUN BAKIMDA ULTRASONOGRAFİ EŞLİĞİNDE SANTRAL KATETER UYGULAMALARI
ÇOCUK YOĞUN BAKIMDA ULTRASONOGRAFİ EŞLİĞİNDE SANTRAL KATETER UYGULAMALARI Uzm. Dr. Orkun TOLUNAY Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi
REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No
REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hemşirelik Protokolleri Hazırlama Komitesi Adem Aköl Kalite Konseyi Başkanı Sinan Özyavaş Kalite Koordinatörü 1/5
HASTANE ENFEKSİYONLARININ EPİDEMİYOLOJİSİ. Yrd. Doç. Dr. Müjde ERYILMAZ
HASTANE ENFEKSİYONLARININ EPİDEMİYOLOJİSİ Yrd. Doç. Dr. Müjde ERYILMAZ MİKROORGANİZMA GRUPLARININ DİRENÇLİDEN DUYARLIYA DOĞRU SIRALANMASI DİRENÇLİ DUYARLI Prionlar Bakteri sporları Mikobakteriler Protozoa
Hazırlayan
DAMAR İÇİ KATETER ENFEKSİYONLARININ Revizyon i: ÖNLENMESİ TALİMATI Sayfa: 1/6 Revizyon Açıklaması - İşleyiş değişikliği Madde No KAPSAM: Tıbbi birimler Hazırlayan Güler DEMİRCİ Enf. Hemşiresi Canan SERÇELİK
INFEKSIYON KONTROL ÖNLEMLERI INFEKSIYON KONTROL KURULU
INFEKSIYON KONTROL ÖNLEMLERI En çok kullandiginiz tibbi alet EL YIKAMA ÖNCE BURUN MU? ELLERINIZI GÜN IÇINDE FARKLI AMAÇLAR IÇIN KULLANIRSINIZ ELLER NE ZAMAN YIKANMALI? AMERIKAN HASTALIK KONTROL MERKEZI
Dr. Nur Yapar 12 Mart 2016 ANTALYA
Dr. Nur Yapar 12 Mart 2016 ANTALYA Tanımlar Görülme sıklığı Risk faktörleri Patogenez Tanı Önlemler Kİ- Bakteriüri: Kateterizasyonu olan hastada anlamlı bakteriüri Kİ-ÜSİ: Kateterizasyon Üretral, suprapubik,
PERİTON DİYALİZİNDE ENFEKSİYÖZ KOMPLİKASYONLAR
PERİTON DİYALİZİNDE ENFEKSİYÖZ KOMPLİKASYONLAR Peritonit (en sık) PD-ilişkili enfeksiyonlar Çıkış yeri enfeksiyonu Tünel enfeksiyonu PERİTONİT TANISI Diyalizat sıvısında hücre sayısı > 100/mm³ ( > %50
HASTA GÜVENLİĞİNDE ENFEKSİYONLARIN KONTROLÜ VE İZOLASYON ÖNLEMLERİ. Dr. Nazan ÇALBAYRAM
HASTA GÜVENLİĞİNDE ENFEKSİYONLARIN KONTROLÜ VE İZOLASYON ÖNLEMLERİ Dr. Nazan ÇALBAYRAM Bir hastanenin yapmaması gereken tek şey mikrop saçmaktır. Florence Nightingale (1820-1910) Hastane Enfeksiyonları
EL HİJYENİ VE ELDİVEN KULLANIMI TALİMATI
AMAÇ Sağlık hizmetiyle ilişkili enfeksiyonların ve çapraz bulaşmaların önlenmesi amacıyla sağlık personeli, hasta, hasta refakatçileri ve ziyaretçiler için, uygun el temizliği ve eldiven kullanma yöntemlerini
Piyelonefrit Tedavi süreleri? Dr Gökhan AYGÜN CTF Tıbbi Mikrobiyoloji AD
Piyelonefrit Tedavi süreleri? Dr Gökhan AYGÜN CTF Tıbbi Mikrobiyoloji AD Neden? Daha az yan etki Ekonomik veriler DİRENÇ! Kollateral hasar! Kinolon Karbapenem Uzun süreli antibiyotik baskısı Üriner Sistem
KATETERLERİNİN İNFEKSİYÖZ KOMPLİKASYONLARI. Prof.Dr. T.Rıfkı EVRENKAYA
HEMODİYALİZ KATETERLERİNİN İNFEKSİYÖZ KOMPLİKASYONLARI Prof.Dr. T.Rıfkı EVRENKAYA 1 GENEL BİLGİ 2 Diyaliz kateterleri : Santral venöz kateterler Kateterle t ilişkili infeksiyonların i (Kİİ) unsurları:
ULUSAL HASTANE ENFEKSİYONLARI SÜRVEYANS AĞI (UHESA) RAPORU ÖZET VERİ, 2011 Yoğun Bakım Ünitelerinde İnvaziv Araç İlişkili Hastane Enfeksiyonları
T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlık Hizmet Standartları Dairesi Başkanlığı ULUSAL HASTANE ENFEKSİYONLARI SÜRVEYANS AĞI (UHESA) RAPORU ÖZET VERİ, 2011 Yoğun Bakım Ünitelerinde
Febril Nötropenik Hastalara Sistemik Antimikrobiyal Tedavi Uygulaması Multidisipliner Yaklaşım Anketi
Febril Nötropenik Hastalara Sistemik Antimikrobiyal Tedavi Uygulaması Multidisipliner Yaklaşım Anketi Bu anketteki sorulara göre hazırlanacak posterin sahibi meslekdaşımız, 17-19 Mayıs 2013 tarihleri arasında
Ulusal Hastane Enfeksiyonları Sürveyans Ağı (UHESA)
Ulusal Hastane Enfeksiyonları Sürveyans Ağı (UHESA) Doç. Dr. Mustafa Gökhan Gözel Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları Daire Başkanlığı ve Klinik
İZOLASYON ÖNLEMLERİ TALİMATI
İZOLASYON ÖNLEMLERİ TALİMATI SDÜDHF/TBH/TLM/62/YT-13.01.2015/REVNO-00 1. AMAÇ 1.1. Tanımlanmış veya şüphe edilen bulaşıcı hastalığı olan veya epidemiyolojik olarak önemli bir patojenle enfekte veya kolonize
1. AMAÇ: Eller aracılığıyla yayılan enfeksiyonların önlenmesi için uygun el temizliği yöntemlerini belirlemektir.
SAYFA No. Sayfa 1 / 8 1. AMAÇ: Eller aracılığıyla yayılan enfeksiyonların önlenmesi için uygun el temizliği yöntemlerini belirlemektir. 2. KAPSAM: Hastanedeki tüm çalışanlar, hastalar, hasta refakatçıları
DİRENÇLİ BAKTERİ ENFEKSİYONLARINA KARŞI KULLANILAN ANTİBİYOTİKLER
DİRENÇLİ BAKTERİ ENFEKSİYONLARINA KARŞI KULLANILAN ANTİBİYOTİKLER 1. Vankomisin Vankomisin, Nocardia Orientalis in (eskiden Streptomyces orientalis olarak bilinen) belli suşlarından elde edilen amfoterik
Doç. Dr. Çiğdem Ataman Hatipoğlu. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği
Doç. Dr. Çiğdem Ataman Hatipoğlu Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği Sunum planı Genel bilgiler Kateterle ilişkili kan dolaşımı infeksiyonu (Kİ-KDİ)
DAMAR İÇİ KATETER YRD. DOÇ. DR. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KLİNİK MİKROBİYOLOJİ VE İNFEKSİYON HASTALIKLARI AD
DAMAR İÇİ KATETER İNFEKSİYONLARIİ EPİDEMİYOLOJİ İ İ İ VE PATOGENEZ YRD. DOÇ. DR. DAVUT ÖZDEMİRİ DÜZCE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KLİNİK MİKROBİYOLOJİ VE İNFEKSİYON HASTALIKLARI AD Damar içi kateterler
HASTANE ENFEKSİYONLARININ EPİDEMİYOLOJİSİ. Yrd. Doç. Dr. Müjde ERYILMAZ
HASTANE ENFEKSİYONLARININ EPİDEMİYOLOJİSİ Yrd. Doç. Dr. Müjde ERYILMAZ Hastane (nozokomiyal) enfeksiyonları, bir hastanede bulunma ile sebep ilişkisi gösteren, yatan hasta sağlık personeli ziyaretçi hastane
Dr. Aysun Yalçı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji
Dr. Aysun Yalçı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji HKP Prognostik Faktör Tedavi Önceden antibiyotik kullanımı (90 gün içinde), 5 gün
Doç. Dr. Bilgin ARDA Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD
Doç. Dr. Bilgin ARDA Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD OLGU 1 53 yaşında kadın hasta Multiple Miyelom VAD 5 kür Kemoterapiye yanıt yok (%70 plazma hücreleri)
NEONATOLOJİDE YENİLİKLER. Doç. Dr. Esra Arun ÖZER Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği
NEONATOLOJİDE YENİLİKLER Doç. Dr. Esra Arun ÖZER Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği Preterm bebeklerde NEK in önlenmesinde probiyotikler Meta-analiz Probiyotiklerin etkileri GIS in
ÇORUM HİTİT ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ NDE HEMODİYALİZ KATETER ENFEKSİYONLARI
ÇORUM HİTİT ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ NDE HEMODİYALİZ KATETER ENFEKSİYONLARI DERYA YAPAR, ÖZLEM AKDOĞAN, İBRAHİM DOĞAN, FATİH KARADAĞ, NURCAN BAYKAM AMAÇ Kateter ile ilişkili enfeksiyonlar,
TÜRKİYE DE SAĞLIK HİZMETİ İLİŞKİLİ ENFEKSİYONLAR SÜRVEYANS VERİLERİ 2016
TÜRKİYE DE SAĞLIK HİZMETİ İLİŞKİLİ ENFEKSİYONLAR SÜRVEYANS VERİLERİ 2016 Can Hüseyin Hekimoğlu Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları Daire Başkanlığı Sağlık Hizmeti ile İlişkili Enfeksiyonların Kontrolü
Vasküler kateter infeksiyonlarının önlenmesi
Vasküler kateter infeksiyonlarının önlenmesi Elliott, T.S.J., Faroqui, M.H., Armstrong, R.F. & Hanson, G.C. (1994) Guidelines for good practice in central venous catheterization. Journal of Hospital Infection,
REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No
REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Yrd. Doç. Dr. Kaya Süer Dilek Baytaş Adem Aköl Kalite Konseyi Başkanı Sinan Özyavaş Kalite Koordinatörü 1/7 1. AMAÇ
Periferik ve Santral Kateter İlişkili Kan Dolaşımı İnfeksiyonları. Dr.Denef Berzeg Deniz Dr.Siyami Ersek GKDC Hastanesi
Periferik ve Santral Kateter İlişkili Kan Dolaşımı İnfeksiyonları Dr.Denef Berzeg Deniz Dr.Siyami Ersek GKDC Hastanesi Olay yeri: Mikrobiyoloji laboratuvarı Kan kültür cihazı sinyal verir (saat 9:00) Pozitif
Stafilokok Enfeksiyonları (1 saat)
Stafilokok Enfeksiyonları (1 saat) Prof.Dr.Sercan ULUSOY Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı 3734538, e-mail: [email protected]. Bu Derse Girmeden Önce Bilinmesi Gerekenler
1. Hekim, hemşire ve diğer sağlık personelinin kontamine. elleri. 2. Hastalara bakım veren kişilerin giysilerinin kontamine
SORUN MİKROORGANİZMALAR VE DAS YÖNTEMİ Nezahat GÜRLER İstanbul Tıp Fakültesi. Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Çapa- İSTANBUL Metisilin dirençli S.aureus Vankomisin dirençli enterokoklar
ULUSAL HASTANE ENFEKSİYONLARI SÜRVEYANS AĞI (UHESA) RAPORU ÖZET VERİ,
T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı ULUSAL HASTANE ENFEKSİYONLARI SÜRVEYANS AĞI (UHESA) RAPORU ÖZET VERİ, 2008-2009 REFİK SAYDAM HIFZISSIHHA MERKEZİ BAŞKANLIĞI ULUSAL HASTANE
Diyabetik Ayak Yarası ve İnfeksiyonunun Tanısı, Tedavisi ve Önlenmesi: Ulusal Uzlaşı Raporu
Diyabetik Ayak Yarası ve İnfeksiyonunun Tanısı, Tedavisi ve Önlenmesi: Ulusal Uzlaşı Raporu Diyb. Hemş. Dr. Selda ÇELİK İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi, İç Hastalıkları Anabilim
Kan Kültürlerini Nasıl Değerlendirelim? Rehber Eşliğinde. Dr. Banu Sancak
Kan Kültürlerini Nasıl Değerlendirelim? Rehber Eşliğinde Dr. Banu Sancak KAN KÜLTÜRÜ Mikrobiyoloji laboratuvarının en değerli örneklerinden biridir. Kültür sonuçları hastanın sağ kalımı açısından kritik
Dirençli Bakteri Yayılımının Önlenmesinde Laboratuvarın Rolü
Dirençli Bakteri Yayılımının Önlenmesinde Laboratuvarın Rolü Dr. Özlem Kurt Azap Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD 29 Mart 2017, KLİMİK-Ankara 1 Antonie
Hemodiyaliz Kateterlerinin Kullanımı ve Bakımı. Özlem Düzgün İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hemodiyaliz Ünitesi
Hemodiyaliz Kateterlerinin Kullanımı ve Bakımı Özlem Düzgün İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hemodiyaliz Ünitesi 22.02.2015 Hemodiyaliz hastaları için damar giriş yolu hayati öneme sahiptir
S.B. DIġKAPI YILDIRIM BEYAZIT EĞĠTĠM VE ARAġTIRMA HASTANESĠ
Doküman No:ENF-TL-23 Yayın Tarihi:01.04.2013 Revizyon No:00 Revizyon Tarihi:00 Sayfa No: 1 / 6 1. AMAÇ Damar içi kateterler ve parenteral solüsyonların uygulanması ile iliģkili enfeksiyonların geliģiminin
Türk Toraks Derneği. Erişkinlerde Hastanede Gelişen Pnömoni (HGP) Tanı ve Tedavi Uzlaşı Raporu Cep Kitabı. Cep Kitapları Serisi.
Türk Toraks Derneği Turkish Thoracic Society Türk Toraks Derneği Cep Kitapları Serisi Erişkinlerde Hastanede Gelişen Pnömoni (HGP) Tanı ve Tedavi Uzlaşı Raporu Cep Kitabı www.toraks.org.tr Editörler HAZIRLAYANLAR
HASTANE KAYNAKLI ÜRİNER SİSTEM ENFEKSİYONLARI. Prof. Dr. Oğuz KARABAY
HASTANE KAYNAKLI ÜRİNER SİSTEM ENFEKSİYONLARI Prof. Dr. Oğuz KARABAY Hastane Enfeksiyonu; Hastaneye yatış sırasında enfeksiyonun klinik bulguları olmayan ve Enfeksiyonun kuluçka dönemi yatış tarihini içine
SIK KARŞILAŞILAN HASTANE İNFEKSİYONLARI ve BUNLARIN NEDEN OLDUĞU EKONOMİK KAYIPLAR. İlhan ÖZGÜNEŞ *
SIK KARŞILAŞILAN HASTANE İNFEKSİYONLARI ve BUNLARIN NEDEN OLDUĞU EKONOMİK KAYIPLAR İlhan ÖZGÜNEŞ * İnsanlık tarihi hastalıklardan korunma ve hasta bakımını yetkinleştirme ile ilgili girişimlerle doludur.
Dr.Müge Ayhan Doç.Dr.Osman Memikoğlu
Dr.Müge Ayhan Doç.Dr.Osman Memikoğlu Bakterilerde antimikrobiyal direncinin artması sonucu,yeni antibiyotik üretiminin azlığı nedeni ile tedavi seçenekleri kısıtlanmıştır. Bu durum eski antibiyotiklere
Kan Dolaşımı İnfeksiyonları
Değişen CDC Tanımları Kan Dolaşımı İnfeksiyonları Dr. Süheyla SERİN SENGER Mart 2014 CDC Sürveyans Yeni tanımlar Başvuru infeksiyonu Sağlık Bakımıyla İlişkili İnfeksiyonlar (SBİİ) Primer Kan Dolaşımı İnfeksiyonları
Dr. Derya SEYMAN. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği
Dr. Derya SEYMAN Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği Genişlemiş Spektrumlu beta-laktamaz Üreten Escherichia coli veya Klebsiella pneumoniae ya
Tarama Testleri: Gram Negatifler. Doç. Dr. Mesut YILMAZ Enfeksiyon Hastalıkları & Klinik Mikrobiyoloji AD İstanbul Medipol Üniversitesi
Tarama Testleri: Gram Negatifler Doç. Dr. Mesut YILMAZ Enfeksiyon Hastalıkları & Klinik Mikrobiyoloji AD İstanbul Medipol Üniversitesi Niye GNÇ sürveyansı ÇİDMO Kontrolü Standart önlemler Genel eldiven
Kemik ve Eklem Enfeksiyonları. Dr Fahri Erdoğan
Kemik ve Eklem Enfeksiyonları Dr Fahri Erdoğan KEMİK VE EKLEM ENFEKSİYONLARI Erken tanı ve tedavi Sintigrafi, MRI Artroskopik cerrahi Antibiyotik direnci Spesifik M.Tuberculosis M. Lepra T.Pallidumun Nonspesifik?
15.45-16.30: Kan Dolaşımı Enfeksiyonlarına ait Olgu Sunumları (Doç. Dr. Esra Karakoç, SB Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi Mikrobiyoloji Kliniği )
1. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Ankara YBÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi 3. Ankara Dışkapi Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araşırma Hastanesi 4. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
HASTANE ENFEKSİYONLARININ EPİDEMİYOLOJİSİ. Yrd. Doç. Dr. Müjde ERYILMAZ
HASTANE ENFEKSİYONLARININ EPİDEMİYOLOJİSİ Yrd. Doç. Dr. Müjde ERYILMAZ Nozokomiyal enfeksiyonlar genelde hastaneye yatıştan sonraki 48 saat ile taburcu olduktan sonraki 10 gün içinde gelişen enfeksiyonlar
Tekrarlayan Üriner Sistem Enfeksiyonlarına Yaklaşım. Dr.Adnan ŞİMŞİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD
Tekrarlayan Üriner Sistem Enfeksiyonlarına Yaklaşım Dr.Adnan ŞİMŞİR Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD ÜSE Tüm yaş grubu hastalarda en çok rastlanılan bakteriyel enfeksiyonlar İnsidans 1.000 kadının
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde İzlenen Olgularda Akut Böbrek Hasarı ve prifle Kriterlerinin Tanı ve Prognozdaki Önemi. Dr.
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde İzlenen Olgularda Akut Böbrek Hasarı ve prifle Kriterlerinin Tanı ve Prognozdaki Önemi Dr. Aslı KANTAR GİRİŞ GENEL BİLGİLER Akut böbrek hasarı (ABH) yenidoğan yoğun bakım
EL YIKAMA. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi Funda Peker
EL YIKAMA Acıbadem Kadıköy Hastanesi Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi Funda Peker El Yıkama-tarihçesi Tıp tarihi incelendiğinde, el yıkama ile infeksiyon hastalıklarının önlenebildiğine dair veriler XIX. yüzyıla
Prof Dr Salim Çalışkan. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi
Prof Dr Salim Çalışkan İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi FC 12y K Tekrarlayan İYE İYE dikkat çeken noktalar Çocukluk çağında 2.en sık enfeksiyondur Böbrek parankimi zarar görebilir (skar) Skara
HAZIRLAYAN HEMŞİRE: ESENGÜL ŞİŞMAN TÜRK BÖBREK VAKFI TEKİRDAĞ DİYALİZ MERKEZİ
HAZIRLAYAN HEMŞİRE: ESENGÜL ŞİŞMAN TÜRK BÖBREK VAKFI TEKİRDAĞ DİYALİZ MERKEZİ RESİRKÜLASYON NEDİR? Diyaliz esnasında, diyaliz olmuş kanın periferik kapiller dolaşıma ulaşmadan arter iğnesinden geçen
Ventilatör İlişkili Pnömoni Tanısında Endotrakeal Aspirat Kantitatif Kültürü ile Mini-Bal Kantitatif Kültürü Arasındaki Uyum
Ventilatör İlişkili Pnömoni Tanısında Endotrakeal Aspirat Kantitatif Kültürü ile Mini-Bal Kantitatif Kültürü Arasındaki Uyum Dr.Sibel Doğan Kaya Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi
KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013
KLİMİK İZMİR TOPLANTISI 21.11.2013 OLGULAR EŞLİĞİNDE GÜNDEMDEKİ İNFEKSİYON HASTALIKLARI Dr. A. Çağrı Büke Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Olgu E.A 57 yaşında,
Santral Venöz Kateter (SVK) Bakımı
Santral Venöz Kateter (SVK) Bakımı AMAÇ Santral kateterin tıkanması ve enfeksiyon oluşmasının önlenmesidir. TEMEL İLKELER Sık veya sürekli damar erişimine gereksinim gösteren hastalarda tercih edilir.
YILIN SES GETİREN MAKALELERİ
YILIN SES GETİREN MAKALELERİ Dr. Yeşim Uygun Kızmaz SBÜ Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğt. ve Araş. Hastanesi Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Aylık Toplantısı 25.12.2018,
Anestezi Uygulama II Bahar / Ders:9. Anestezi ve Emboliler
Anestezi Uygulama II 2017-2018 Bahar / Ders:9 Anestezi ve Emboliler Öğr. Gör. Ahmet Emre AZAKLI Emboli Nedir? Damarlarda dolaşan kan içerisine hava ya da yabancı cisim girişine bağlı olarak, dolaşımı engelleyen
PROFİLAKSI. Doç. Dr. Gönül Şengöz Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi 9 Mart 2014
PROFİLAKSI Doç. Dr. Gönül Şengöz Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi 9 Mart 2014 Sunum planı Tanım Amaç Cerrahi alan infeksiyonları CAİ ile ilişkili riskler CAİ için alınması gereken önlemler Profilaksi
İdrar Yolu Enfeksiyonu Tanı. Dr. Z. Birsin Özçakar Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji B.D.
İdrar Yolu Enfeksiyonu Tanı Dr. Z. Birsin Özçakar Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji B.D. İYE - Tanı Doğru ve zamanında tanılanması uygun tedavi renal skar, tekrarlayan pyelonefrit, HT,
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Onkoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 6 Aralık 2016 Salı
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Onkoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 6 Aralık 2016 Salı Ar. Gör. Dr. Abdullah Heybeci Yandal Ar. Gör. Uzm. Dr. Saime Tuncer Prof.
AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015
AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu
İZOLASYON ÖNLEMLERİ. Hazırlayan: Esin Aydın Acıbadem Bodrum Hastanesi Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi
İZOLASYON ÖNLEMLERİ Hazırlayan: Esin Aydın Acıbadem Bodrum Hastanesi Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi İZOLASYON HEDEFLERİ Hastene enfeksiyonlarında başarı olmanın temel stratejisi olan Standart Önlemleri kapsamalıdır.
AİBÜ. İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Bolu. Klimik Toplantısı
Kateter İnfeksiyonlarında Tedavi ve Korunma Dr. Oğuz KARABAY AİBÜ İzzet Baysal Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD Bolu Klimik Toplantısı IV KATETER İNFEKSİYONLARI IV kateter
CİLT MİKROBİYOTASI PROF.DR. NİLGÜN SOLAK BÜLENT ECEVİT Ü. TIP FAK. DERMATOLOJİ AD
CİLT MİKROBİYOTASI PROF.DR. NİLGÜN SOLAK BÜLENT ECEVİT Ü. TIP FAK. DERMATOLOJİ AD CİLT MİKROBİYOTASI CİLT MİKROFLORASI DERİ MİKROBİYOTASI DERİ MİKROFLORASI DERİ Deri en büyük organımız 2 m² alan Vücudu
VRE ile Gelişen Kan Dolaşımı Enfeksiyonu Olgusunda Tedavi
VRE ile Gelişen Kan Dolaşımı Enfeksiyonu Olgusunda Tedavi Dr. Sabri ATALAY SBÜ İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği KLİMİK 2017 Kongresi -
KISITLI ANTİBİYOTİK BİLDİRİMİ
KISITLI ANTİBİYOTİK BİLDİRİMİ YAYIN TARİHİ 01/07/2011 REVİZYON TAR.-NO 00 BÖLÜM NO 04 STANDART NO 11 DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTÜ 00 Kısıtlı Bildirim : Duyarlılık test sonuçları klinikteki geniş spektrumlu antimikrobik
DAMLACIK İZOLASYONU. Antibiyotik tedavisi başlandıktan bir gün sonra 24 saat ara ile alınan iki örnekte üreme tespit edilmezse sonlandırılır
DAMLACIK İZOLASYONU Menenjit: ( H. influenzae tip B Neisseria meningitidis enfeksiyonu İnvaziv Neisseria Meningitidis Sepsis Enfeksiyonu Büyük partiküllü (>5μm) damlacıkların geçişinin önlenmesinde kullanılır.
Normal Mikrop Florası. Prof.Dr.Cumhur Özkuyumcu
Normal Mikrop Florası Prof.Dr.Cumhur Özkuyumcu Vücudun Normal Florası İnsan vücudunun çeşitli bölgelerinde bulunan, insana zarar vermeksizin hatta bazı yararlar sağlayan mikroorganizma topluluklarına vücudun
DİRENÇLİ GRAM NEGATİF BAKTERİLERLE HASTANE KÖKENLİ KAN DOLAŞIMI ENFEKSİYONU GELİŞMESİNİ BELİRLEYEN FAKTÖRLER
DİRENÇLİ GRAM NEGATİF BAKTERİLERLE HASTANE KÖKENLİ KAN DOLAŞIMI ENFEKSİYONU GELİŞMESİNİ BELİRLEYEN FAKTÖRLER Alpay AZAP*, Özgür ÜNAL*, Gülden YILMAZ*, K. Osman MEMİKOĞLU* *TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ
