" #$ %&'$ % $ $ ( )( % * # + !!
|
|
|
- Duygu Kekilli
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 Dilek Karal
2 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU Dar Alanda Büyük Oyun USAK Avrasya Araştırmaları Merkezi Editör Yrd. Doç. Dr. M. Turgut Demirtepe Hazırlayanlar Prof. Dr. Kamer KASIM Yrd. Doç. Dr. Turgut DEMİRTEPE Yrd. Doç. Dr. Güner ÖZKAN Habibe ÖZDAL Hasan Selim ÖZERTEM Zaur ŞİRİYEV Gülay KILIÇ Arzu TURGUT USAK RAPORLARI NO: Eylül 2011 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU International Strategic Research Organization
3 USAK Raporları No: USAK Raporları Editörü : Mehmet GÜÇER Yardımcı Editörü : Gözde Damla ÇİTLER Copyright 2011 USAK Derneği Tüm Hakları Saklıdır Birinci Baskı Kütüphane Katalog Bilgileri Dağlık Karabağ Sorunu: Dar Alanda Büyük Oyun Tablo ve şekil içermektedir. USAK Yayınları ISBN: Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu International Strategic Research Organization Ayten Sokak No: 21 Tandoğan / Ankara Tel: (0312) Faks: (0312) [email protected]
4 I. AZERBAYCAN IN DAĞLIK KARABAĞ SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE YÖNELİK POLİTİKASI VE STRATEJİK VİZYONU... 5 A. Bağımsızlık Dönemi Karabağ Politikası... 6 B. İlham Aliyev Dönemi Azerbaycan ın Karabağ Politikası C. Azerbaycan Kamuoyu ve Siyasi Partilerinin Karabağ Sorununa Yaklaşımı D. Dağlık Karabağ Sorununun Çözümü İçin Stratejik Vizyon II. DAĞLIK KARABAĞ SORUNUNDA ERMENİSTAN POLİTİKALARI A. Ermenistan Siyasetinde Dağlık Karabağ Sorunu B. Sarkisyan Dönemi Ermenistan ın Karabağ Siyaseti C. Ermenistan İç Siyasetinde Karabağ D. Karabağ Sorununda Ermenistan Tarafından İzlenen Askeri Politikalar E. Sonuç III. TÜRKİYE NİN DAĞLIK KARABAĞ SORUNUNA YÖNELİK POLİTİKASI IV. DAĞLIK KARABAĞ SORUNUNA RUSYA VE MİNSK GRUBU NUN YAKLAŞIMI A. Rusya nın Güney Kafkasya Politikası B. Minsk Grubu nun Karabağ Sorununa Yaklaşımı C. Sonuç V. ABD NİN DAĞLIK KARABAĞ POLİTİKASI A. ABD nin Dağlık Karabağ Sorununa Müdahil Oluşu B. 9/11 ve ABD-Azerbaycan İlişkilerinde Dağlık Karabağ Sorunu C. Sonuç VI. İRAN IN DAĞLIK KARABAĞ SORUNUNA YAKLAŞIMI A. Bağımsız Azerbaycan ve İran ın Dağlık Karabağ Sorununa Bakışı B. İran-Azerbaycan İlişkileri C. İran-Ermenistan İlişkileri D. Sonuç VII. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU VE AZERBAYCAN DA YERLERİNDEN EDİLMİŞ KİŞİLER A. Uluslararası Kaynaklarda Yerlerinden Edilmiş Kişi Statüsü ve Azerbaycan Örneği B. Azerbaycan Devlet Politikasında Yerlerinden Edilmiş Kişiler C. Uluslararası Kuruluşların Yerlerinden Edilmiş Azerilere Yardımı D. Dağlık Karabağ Çözüm Sürecinde Yerlerinden Edilmiş Kişiler Meselesi E. Sonuç VIII. TESPİT VE ÖNERİLER... 91
5 USAK AVRASYA ARAŞTIRMALARI MERKEZİ USAK-Avrasya Araştırmaları Merkezi (AVRAM), sosyal gerçekliğin karmaşık bir bütünsellik arz ettiği ve değişik metotlar ve farklı disiplinlerin birlikteliği ile daha iyi anlaşılabileceği varsayımından hareket ederek, USAK bünyesinde yürütülen alan çalışmalarına katkıda bulunmaktadır. Bu anlamda Merkezin temel hedefi, var olan bilgi kümeleri arasında iyi bir seçki oluşturarak, Avrasya hakkında sağlıklı analizler yapmak ve politika önerilerinde bulunmaktır. Bu amaçla Merkez, risk analizlerinin yanı sıra, bölgeyle ilgili raporlar ve çalışmalar hazırlamakta, aynı zamanda düzenlemiş olduğu toplantı ve konferanslarla farklı fikir ve görüşlere yer veren bir platform görevi de görmektedir. Akademik anlamda yaptığı çalışmalarla da literatüre katkıda bulunan AVRAM, on uluslararası indeks tarafından taranan Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi ni de yayına hazırlamaktadır. Bu kapsamda merkeze bağlı olarak Rusya ve Doğu Avrupa Araştırmaları Masası, Kafkasya Araştırmaları Masası ve Orta Asya Araştırmaları Masası bulunmaktadır.
6 RAPOR ÖZETİ Güney Kafkasya bölgesinde iki devlet arasında çözüme kavuşturulamamış en uzun süreli çatışma olma özelliğini koruyan Dağlık Karabağ sorunu, çözüme yönelik girişimlerde yer alan uluslararası örgütlerin varlığı ile uluslararası bir nitelik kazanmıştır yılında imzalanan ateşkes anlaşması sonrasında ihtilaflı taraflar arasında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bünyesinde oluşturulan Minsk Grubu nun girişimleriyle barış görüşmeleri yapılmaya başladıysa da Azerbaycan ve Ermenistan ın mutabık olduğu bir anlaşma üzerinde karar kılınamamıştır. Ateşkes Anlaşması nın dönem dönem artan oranda ihlal edilmesi, dondurulmuş olan sorunun her an yeniden sıcak bir savaşa dönüşmesi potansiyelini taşıdığını göstermektedir. 1 Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik girişimlerde dikkate alınması gereken unsurlardan biri, sorunun çok aktörlü yapısıdır. Daha açık bir ifade ile gerek Dağlık Karabağ konusunu derinlemesine incelemek, gerekse de sorunun çözümüne yönelik girişimleri, kapsamlı bir şekilde ele almak için sorunun çok taraflı yapısını mercek altına almak gerekmektedir. Bu kapsamda raporda, ihtilaflı taraflar olan Azerbaycan ve Ermenistan ın Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik politikaları ile gerek bölgesel gerekse de uluslararası alanda rol oynayan aktörler olarak Türkiye, Rusya, ABD ve İran ın Dağlık Karabağ politikaları incelenmektedir. Rapor ayrıca Dağlık Karabağ sorununun çözümü amacıyla oluşturulmuş olan Minsk Grubu nun yaklaşımı ile Azerbaycan da yerlerinden edilmiş kişiler de etraflıca ele almıştır. Raporun son bölümünde ise tespit ve öneriler yer almaktadır. Bu bağlamda aşağıdaki hususlar öne çıkmaktadır. * Çözüm konusunda tarafların uyumlu gündemleri yoktur. Bu bağlamda Azerbaycan ve Ermenistan arasında birinin kazanımının diğerinin kaybı olduğu anlamındaki sıfır toplamlı oyun (zero sum game) perspektifi, her iki tarafın kazanabileceği kazankazan (win-win game) anlayışıyla yer değiştirememiştir. Bu şartlar altında anlayış değişikliği olmaksızın çözüme yönelik somut adımlar atılması zor görünmektedir. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
7 * Dağlık Karabağ sorununun çözümünün önünde engeller arasında öne çıkan faktörlerden bir diğeri her iki taraf için de toplumların hazırlanması gereğidir. Zira Dağlık Karabağ sorunu hem Azerbaycan hem de Ermenistan da dış politika meselesi olduğu kadar aynı zamanda iç politika konusudur. * Minsk Grubu faaliyetlerinin ve kararlarının bağlayıcı niteliğinin olmaması, bir taraftan ihtilaflı tarafların bir araya gelmesini kolaylaştırırken diğer taraftan çözüme yönelik baskı oluşturma potansiyelini ortadan kaldırmaktadır. Tarafları bir araya getirmek ve diyalog zemini oluşturmak açısından son derece başarılı olan Minsk Grubu, alınan kararların bağlayıcı olmaması nedeniyle çözüme yönelik baskı oluşturamamakta, bu nedenle görüşmeler sonuçsuz kalmaktadır. * Bugüne kadar geçen sürede arabuluculuk görevinde bulunan devletlerin, öncelikli olarak kendi ulusal çıkarlarına odaklandıkları görülmektedir. Bu durum ise kaçınılmaz olarak arabuluculuk sürecini sekteye uğratmaktadır. Bu bağlamda çok taraflı girişimlerin en temel handikabı, Dağlık Karabağ sorununda da kendini göstermektedir. Bu noktada şartların aynı şekilde devamı durumunda ancak çıkarların görece ortaklaştığı bir zeminin ortaya çıkması ile çözüme yönelik bir yol açılabilir. 2 * 2008 sonrasında Rusya nın Minsk Grubu eşbaşkanı olarak, tek taraflı inisiyatifleriyle çatışma taraflarının görüşmelerinde canlanma gözlenmiştir. Fakat ABD ve Fransa nın arka planda kalmaları, Moskova nın tek başına görüşmeleri manipüle etmesine imkân tanımaktadır. Söz konusu durumda Rusya yı dengeleyecek bir güç bulunmamaktadır. Gelinen noktada ihtilaflı tarafların Dağlık Karabağ ın statüsünün belirlenmesi, Ermenistan askeri güçlerinin işgal altındaki topraklardan geri çekilmesi, mültecilerin geri dönmesi ve yapılan görüşmelerin formatı konularında uzlaşamaması durumunda barış adına atılan her adım sekteye uğrayacaktır. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
8 GİRİŞ Azerbaycan-Ermenistan Dağlık Karabağ* sorunu, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği nin (SSCB) dağılmasından önce siyasi anlaşmazlık olarak başlayan ve SSCB nin dağılmasından sonra bağımsız devletlerarası sıcak çatışmaya dönüşen Güney Kafkasya bölgesinin en önemli kısırdöngüsüdür. Karabağ sorunu, Sovyetlerde başlanan Glasnost ve Perestroika dönemiyle birlikte Azerbaycan ile Ermenistan arasında gerilime sebep olmuş, bağımsızlıkları yeni kazanan bu iki ülkeyi savaşa sürüklemiştir. Dağlık Karabağ sorununun uluslararası örgütlerin gündemine dâhil olması, sorunu bölgesel sorun düzeyinden, uluslararası sistemin gündemini meşgul eden bir soruna dönüştürmüştür. Savaş sırasında Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından sorunun çözümüne ilişkin kabul edilen ve işgalin durdurulmasını talep eden (822, 853, 874 ve 884) kararları olmasına karşın BM nin hiçbir yaptırımı olmamıştır. 3 5 Mayıs 1994 te çatışma tarafları ve diğer ilgili aktörler arasında imzalanan ve 12 Mayıs tarihinden itibaren çatışmaların durdurulmasını öngören Bişkek Ateşkes Protokolü bölgeye kısmi bir barış getirmiştir. Ateşkes sonrasında sorun, AGİT çerçevesinde çözüme kavuşturulmaya çalışılmış ve barış görüşmeleri bu amaçla daha önce oluşturulan Minsk Grubu çerçevesinde yürütülmüştür. Minsk Grubu çerçevesinde yürütülen barış görüşmeleri sırasında, sorunun çözümünü amaçlayan Barış Anlaşmaları teklif edilse de, Azerbaycan ve Ermenistan ın karşılıklı mutabık olduğu bir anlaşma üzerinde karar kılınamamıştır ten itibaren Minsk Grubu, barış projelerinin kabul görmemesi üzerine çalışma yöntemini değiştirmiştir. Mekik diplomasisi yoluyla planlar hazırlamak yerine, tarafları bir araya getirip sorunun bütün yönlerini özgürce tartışmalarını sağlama yöntemi benimsenmiş ve bu da Prag Formatı olarak kabul edilmiştir yıllarında yapılan görüşmeler zaman zaman altın fırsat olarak nitelendirilen gelişmelere sahne olsa da, bir türlü barışa yönelik bir mutabakat sağlanamamıştır. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
9 2008 Ağustos ayında Rusya-Gürcistan Savaşı sonrasında Rusya, bölgede yeni bir savaşın patlak vermesini engellemek ve Minsk Grubu nun işlevsizliğinden yararlanarak bölgesel etkisini korumak adına çatışma tarafları arasında Moskova Deklarasyonu nun imzalanmasını sağlamış ve bu tarihten itibaren, özellikle son 2 yılda görüşmeler Moskova nın tek taraflı inisiyatifinde gerçekleştirilmiştir. Fakat Azerbaycan da üst düzey bürokratlar tarafından dile getirilen savaş söyleminin 2010 yılında Askeri Doktrin şeklinde ortaya konulması ve sonrasında temas hattında taraflar arasında zaman zaman sıcak çatışmaların görülmesi bölgede savaş riskini artırmıştır. Raporda Dağlık Karabağ sorununa ilişkin Azerbaycan ve Ermenistan ın yaklaşımı değerlendirildikten sonra diğer bölgesel ve küresel aktörlerin sorunun çözümüne dair pozisyonları irdelenecektir. Bu bağlamda Dağlık Karabağ sorununun ayrılmaz bir parçası olan yerlerinden edilmiş insanlar konusu da ele alınacaktır. Son olarak genel tespitler ortaya konularak sorunun çözümüne yönelik öneriler getirilecektir. 4 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
10 AZERBAYCAN IN DAĞLIK KARABAĞ SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE YÖNELİK 1POLİTİKASI VE STRATEJİK VİZYONU Dağlık Karabağ sorununun SSCB nin son yıllarında Azerbaycan-Ermenistan arasında siyasi anlaşmazlık olarak ortaya çıkışı ve sonrasında iki ülkenin bağımsızlığını kazanmasıyla savaşa dönüşümünü ateşleyen fitil, Sovyetler Birliği nde 1980 li yıllardaki Perestroika (yeniden yapılanma), Glasnost (açıklık saydamlık) ve Novoe Mysshlenia (yeni düşünce) gibi yeni yaklaşımlara dayanan liberal reformlarla başlamıştır. Ancak sorunun tarihsel kökenleri Sovyetler Birliği nin kuruluşu öncesine ve kuruluşu sırasındaki düzenlemelere dayanmaktadır. Ermenilerin Sovyetler Birliği nde 1980 li yıllardaki göreceli bir liberalleşme ortamının varlığını fırsat bilerek Karabağ ın kendilerine bırakılması talebinde bulunmaları siyasi anlaşmazlığın patlak vermesine yol açmıştır. 1 Genel olarak, Dağlık Karabağ çatışması bağımsızlığın kazanılmasına kadar Sovyetlerin iç sorunu olarak görülmüş ve kontrol edilemeyince çatışma tarafların bağımsızlık talepleriyle bütünleşmiştir. Azerbaycan ın bağımsız oluşuna ve özgün bir dış politika oluşturmasına kadar olan süreçte ihtilaf etnik ( ) ve bölgesel ( ) düzeyde seyir göstermiştir. Bağımsızlığa kadar olan dönemde, 1988 den itibaren Karabağ ın Azerbaycan dan ayrılma ve Ermenistan ile birleşme talepleri kabul görmemiş ve Azerbaycan tarafından Sovyetler Birliği Anayasası nın 78. maddesinin Bir Birlik Cumhuriyetinin toprağının kendi rızası olmadan değiştirilemeyeceğine dair hükmü gereğince Ermenistan Meclisinin kararı geçersiz olarak ilan edilmiştir. Ayrıca, statüsü gereği bir Sovyet Cumhuriyeti olmayan Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi nin Azerbaycan Anayasasında bu hususlara değinen 70. maddeden yararlanamayacağı hukuken tartışılmaz bir karar olmuştur. 2 Etnik temelli çatışmaların kontrolden çıkması ve Karabağ da Ermenilerin silahlanarak sıcak çatışmalarla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabaları üzerine sorunun çözümüne yönelik Bağımsızlığa kadar olan dönemde, 1988 den itibaren Karabağ ın Azerbaycan dan ayrılma ve Ermenistan ile birleşme talepleri kabul görmemiş ve Azerbaycan tarafından Sovyetler Birliği Anayasası nın 78. maddesinin Bir Birlik Cumhuriyetinin toprağının kendi rızası olmadan değiştirilemeyeceğine dair hükmü gereğince Ermenistan Meclisinin kararı geçersiz olarak ilan edilmiştir. 5 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
11 ilk kapsamlı arabuluculuk çabası, Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin ile Kazakistan Başkanı Nursultan Nazarbayev dan gelmiştir. Bu iki lider, Ermenistan, Azerbaycan ve Karabağ arasında Jeleznevodsk Görüşmeleri sonucunda 24 Eylül 1991 tarihli bir ateşkes anlaşması yapılmasını sağladılar. Buna göre yıl sonuna kadar tüm silahlı gruplar silahlarını bırakarak Karabağ dan çekilecek, Karabağ da sadece Sovyet birlikleri kalacaktı. 3 Jeleznevodsk ta imzalanan ateşkes anlaşmasının şartlarına Ermeniler tarafından uyulmaması ve aracı görevini üstlenmiş olan Rusya nın Ermenistan a silah satarak güvenilirliğini kaybetmesi sonucunda anlaşma modus vivendi (geçici anlaşma) olmaktan öte bir işlev göremedi. Azerbaycan ve Ermenistan ın bağımsızlık ilan etmeleri çatışmaların savaşa dönüşmesine yol açmış ve Azerbaycan Parlamentosu, aldığı 26 Kasım 1991 tarihli bir kararla, Karabağ bölgesinin özerk statüsünü kaldırarak bu bölgenin idaresini Milli Birlik Konseyi ne bırakmıştır. 4 Böylece, bağımsızlık öncesinde Sovyetlerin iç sorunu olarak görülen Dağlık Karabağ ihtilafı bağımsızlık kazanılmasıyla Bakü nün en önemli iç ve dış politik meselesine dönüşmüştür. A. Bağımsızlık Dönemi Karabağ Politikası 1) Dönemi: Savaşın Durdurulması ve AGİK e Destek 6 5 Mayıs 1994 tarihinde çatışma tarafları arasında ateşkes anlaşması imzalanıncaya kadar, Azerbaycan ın Dağlık Karabağ sorununun çözüme kavuşturulması yönünde dış politik faaliyeti bizatihi iç politikadaki kargaşadan etkilenmiştir. Özellikle, Karabağ savaşı sırasında Bakü de hâkim olan iç istikrarsızlık konuya ilişkin belirgin bir politikanın benimsenmesini engellemiştir. Bu dönemde, sorunun çözümü adına AGİK 5 bünyesinde diplomatik çözüm çabaları ve Ermeni işgalinin devam ettiği sırada BM Güvenlik Konseyi nin kabul ettiği kararlar sorunu uluslararası kamuoyunun önüne getirmiştir. En önemli gelişme, AGİK in 1992 Mart ayında Helsinki de yapılan Dışişleri Bakanları toplantısında Karabağ sorununu bir çözüme kavuşturabilmek üzere Minsk te bir konferans düzenlenmesini kararlaştırması ve çatışmaların durdurulmasına çalışılmasıydı. Konferansa ilgili ülkeler olan Ermenistan ve Azerbaycan ın yanında Karabağ dan bir heyet gözlemci olarak kabul edilecekti. 6 Ancak Karabağ Ermeni Yönetimi nin gözlemci statüsünü kabul etmemesi konferansın toplanmasını engelledi. Konferansa katılacak ülkeler bundan sonra Minsk Grubu adı altında Karabağ sorununun çözümü için faaliyet gösterdiler. Minsk Grubu nun barış anlaşmasına kadar başarı sağlayamamasının ana nedeni, Ermenistan tarafından işgal sürdüğü sırada Minsk Konferansı üye devletlerinin hem savaşı durdurmak, hem de işgal olunmuş toprakları Bakü yönetimine geri verme yönündeki çalışmalarının başarısızlığa uğramasıydı. Fakat bu ikilem başarısızlığı beraberinde getirmekle kalmadı, 1993 ten itibaren Rusya nın arabuluculuk rolünü de güçlendirdi. 7 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
12 1993 yılı 3 Ocak ta ABD Başkanı George Bush ve Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin in yayınladıkları bir bildiriyle çatışmaların derhal durmasını ve AGİT aracılığıyla barış müzakerelerine yeniden başlanmasını istediler. Ancak çarpışmalar düşük düzeyde de olsa devam etti. 8 Ancak, genel hatlarıyla ateşkes anlaşmasına kadar Azerbaycan ın politikası AGİK (A- GİT) sürecine destek vererek, çatışmaların durdurulmasını ve işgal olunmuş toprakların geri kazanılmasını sağlamaktı. Bu doğrultuda, 1993 Haziran ayında Haydar Aliyev in 9 Meclis Başkanlığına gelmesi ile sorunun çözümünde farklı bir strateji benimsendi. Bu çerçevede Rusya ile ilişkilerin normal düzeye taşınması ve Ermenistan işgalinin durdurulması için uluslararası alanda destek aranması Bakü nün rolünü güçlendirdi. Özellikle, BM Güvenlik Konseyi kararları 10 diplomasi alanında başarı sayılsa da, kararların uygulanmaması en büyük eksiklik olarak ortaya çıkmıştır. Fakat Ermenistan ın bölgeyi işgali sonucunda Karabağ ve etrafındaki topraklarda yaşayan Azerbaycan nüfusunun göç etmesi ve mülteci ve göçgün konumundaki bu nüfusun sorunun çözümünde etkili bir odak haline getirilememesi dönemin en büyük kayıplarından biri olmuştur. Öte yandan, 1992 yılında Karabağ ın Azeri topluluğu AGİK in Dağlık Karabağ ın seçilmiş ve diğer temsilcileri ifadesi altında Ermenilerle eşdeğer olan ilgili taraf statüsü almıştı. AGİK in ABD Dışişleri Bakanı James Baker tarafından çatışma ve ilgili tarafları nitelendirmek için oluşturulan bu prensip Baker Kuralları diye anılmıştır. Bölgede sıcak çatışmaların bitmesi, Ocak 1994 den itibaren Azerbaycan ın askeri taarruzlarda başarısı ve Rusya nın arabuluculuğuyla 5 Mayıs 1994 te çatışma tarafları ve ilgili taraflar arasında imzalanan ve 12 Mayıs tarihinde uygulamaya konulan Bişkek Ateşkes Protokolü bölgeye göreceli bir barış ortamı getirmiştir Haziran ayında Haydar Aliyev in Meclis Başkanlığına gelmesi ile sorunun çözümünde farklı bir strateji benimsendi. Bu çerçevede Rusya ile ilişkilerin normal düzeye taşınması ve Ermenistan işgalinin durdurulması için uluslararası alanda destek aranması Bakü nün rolünü güçlendirdi. 7 2) Dönemi: Ekonomik İstikrarın Karabağ Politikasına Etkileri Azerbaycan ın ateşkes anlaşması sonrasında Dağlık Karabağ a yönelik politikasını belirleyen en önemli etmen, enerji rezervlerinin Avrupa ya taşınması yönünde ABD nin desteği ile uluslararası enerji şirketleriyle yapılan anlaşmaların dış politikada Bakü nün pozisyonunu güçlendirmesi olmuştur. Bu dönemde genel olarak Azerbaycan ın Dağlık Karabağ a yönelik politikası aşağıdaki prensipler temelinde şekillenmiştir: Sorunun uluslararası hukukun genel prensipleri ve Azerbaycan ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözümlenmesi, BM Güvenlik Konseyi nin soruna ilişkin kararlarında belirtilen hususların acilen ve uluslararası toplumun baskısıyla gerçekleştirilmesi; Dağlık Karabağ sorununun çözümü için AGİT çerçevesinde çatışmanın çözümlenmesinde ilgili tarafların eşit temsili ve barış görüşmelerinin tek bir ülkenin tekelinde gerçekleşmemesi. Bu nedenle Aralık 1994 te AGİT Budapeşte Zirvesi nde o zamana kadar tek başına olan Minsk Grubu için eşbaşkanlık sistemi oluşturulması ve Rusya ya Minsk Grubu içinde daimi eş başkanlık statüsü verilmesi Bakü nün pozisyonunu yansıtmıştır. Ermenistan ın bölgeyi işgali sonucunda Karabağ ve etrafındaki topraklarda yaşayan Azerbaycan nüfusunun göç etmesi ve mülteci ve göçgün konumundaki bu nüfusun sorunun çözümünde etkili bir odak haline getirilememesi dönemin en büyük kayıplarından biri olmuştur. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
13 8 Azerbaycan ın ateşkes anlaşması sonrasında Dağlık Karabağ a yönelik politikasını belirleyen en önemli etmen, enerji rezervlerinin Avrupa ya taşınması yönünde ABD nin desteği ile uluslararası enerji şirketleriyle yapılan anlaşmaların dış politikada Bakü nün pozisyonunu güçlendirmesi olmuştur. Sorunun tarafları olarak 1992 de Helsinki de AGİK Konferansında Minsk Grubunun temelinde yer alan ve Baker Kuralları gereğince Dağlık Karabağ ve çevresinde işgal olunmuş topraklarda fiili yönetimi sağlayan Ermeni yönetiminin, çatışma tarafları arasında siyasi anlaşma sağlandıktan sonra statü ile ilgili görüşmelerde Karabağ ın Azerbaycanlı toplumuyla eşit düzeyde görüşmelerde yer alabileceği görüşü benimsenmiştir. Azerbaycan, Ermenistan sorunun çözümünde siyasi bir irade gösterinceye kadar bölgesel enerji projelerinde Erivan ı tecrit etme politikası izlemiştir. Türkiye nin de Ermenistan ile sınırını kapatması sonucu abluka altına giren Ermenistan, dünya ile ilişkilerini Gürcistan ve İran üzerinden karayolu ile gerçekleştirmek zorunda kalmıştır. Bu ise, kendi doğal kaynaklarından yoksun ve açık denizlere çıkışı olmayan bir devlet için ek bir maliyet getirmiş ve ekonomisi üzerinde ciddi bir sorun oluşturmuştur. Rusya nın piyasa ekonomisine geçişte zorluklar yaşaması ve genelde bu dönemde uluslararası para fonlarının sıcak para akımına bağlı oluşu, Ermenistan ın ekonomik olarak desteklenmesini kısıtlamış, bu durum önemli ölçüde Erivan ı çözüm yolunda düşünmeye itmiştir. Nitekim Levon Ter-Petrosyan yönetimi Azerbaycan ın ekonomik tecrit politikası karşısında Ermenistan ın yakın devletlerin ve diasporanın yardımları ile ayakta kalamayacağını düşünüyordu. 11 Bu çerçevede, 3 Aralık 1996 da AGİT Devlet ve Hükümet Başkanlarının Lizbon Zirve Toplantısı nda alınan kararlar Azerbaycan ın pozisyonunu güçlendirmiştir. Lizbon Zirvesi nin sonuç bildirgesine ilave olarak yayınlanan bildiride, Ermenistan ve Azerbaycan ın toprak bütünlüğü, Dağlık Karabağ a en yüksek statüde bir özerklik verilmesi ve bu yönetimin tüm nüfusun güvenliğini garanti altına alması prensipleri kabul edilmiştir. 12 Bu bildirinin Ermenistan dışında tüm AGİT üye devletlerince kabul edilmesi Erivan hükümetini diplomasi alanında zor durumda bırakmıştır. AGİT Minsk Grubu Barış Planları ve Azerbaycan ın Tutumu AGİT Minsk Grubu eşbaşkanları tarafından 17 Temmuz 1997 de Paket Çözüm, 2 Aralık 1997 de Aşamalı Çözüm ve son olarak Kasım 1998 de Ortak Devlet çözüm barış planları ile ortaya konulmuştur. Sorunun çözümüne yönelik ilginin artması, AGİT Minsk Grubu eşbaşkanları tarafından 17 Temmuz 1997 de Paket Çözüm, 2 Aralık 1997 de Aşamalı Çözüm ve son olarak Kasım 1998 de Ortak Devlet çözüm barış planları ile ortaya konulmuştur. Paket Çözüm Planı na Yönelik Azerbaycan ın Tutumu 17 Temmuz 1997 de önerilen Paket Çözüm Planı (Kapsamlı Anlaşma Teklifi), Karabağ ın Azerbaycan a bağlı özerk bir bölge olmasını, kendi anayasasını hazırlama hakkına sahip bulunmasını, Ermeni güçlerinin Karabağ dışındaki Azerbaycan topraklarından ve Şuşa şehrinden çekilmesini, bu bölgelerde güvenliğin AGİT güçlerince sağlanmasını ve Karabağ ın serbest ekonomik bölge olmasını öngörüyordu. Genel olarak böyle bir plan sorunun çözümüne önemli katkıda bulunabilecek bir adım olarak değerlendirilebilirdi. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
14 Fakat bu iki aşamalı çekilme planının uygulanmasının nasıl gerçekleştirileceğine yönelik mekanizma tam ve açık olarak ortaya konulmamıştı. Ayrıca, plana uyulmadığı takdirde ne gibi yaptırımlar uygulanacağına da yer verilmemişti. Azerbaycan Paket Çözüm Planını (Kapsamlı Anlaşma Teklifi) görüşmelere temel dayanak olarak kabul ettiğini açıklamıştı. Teklif, sorunun çözümünden daha çok, görüşmelerin hangi yönde olması gerektiği konusunu içermekteydi ve genel bir çerçeve çizmişti. Nihai bir anlaşma teklifi olmadığı için birçok eksik yönlerine rağmen, Ermenistan bu teklifi kabul etmemiştir. Ermenistan ın masadan kalkması Azerbaycan ın elini daha da kuvvetlendirmiştir. Ermenistan ın sorunun görüşmeler yoluyla çözümüne karşı olan taraf olduğu bir kez daha açığa çıkmıştır. Aşamalı Çözüm Planı na Yönelik Azerbaycan ın Tutumu 2 Aralık 1997 de Aşamalı Çözüm Planı ileri sürülmüştür. Aşamalı Çözüm Planı önerisine göre sorunun çözümü iki aşamada gerçekleştirilecekti. Birinci aşamada çatışmanın durdurulması ve çatışma sonuçlarının ortadan kaldırılması planlanmıştı. 13 İkinci aşamada ise Dağlık Karabağ ın statüsünün Azerbaycan a bağlı olarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu planın olumlu yönü, üzerinde anlaşmaya varılan maddelere uymayan taraflara karşı yaptırım uygulanabileceğinin vurgulamasıydı. Azerbaycan tarafının birçok yönüyle uygun bulduğu ve kabul ettiği Aşamalı Çözüm Planı ideal bir çözüm önerisi olmasa da çözüm için uygun bir zemin olarak kabul edilebilir nitelikteydi. AGİT in her iki çözüm önerisi de, Lizbon Zirvesi nde kabul gören Azerbaycan ın toprak bütünlüğü prensibine dayanmaktaydı. 14 Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan Dağlık Karabağ ın bağımsızlığını imkânsız bir durum olarak değerlendirerek, Aşamalı Çözüm Planını prensip olarak kabul etmiştir. 15 Oysa Dağlık Karabağ daki ayrılıkçı yönetim işgal olunmuş toprakları güvenlik gerekçesi ile korumak gerektiği argümanını ileri sürerek, Erivan yönetiminin çözüme yönelik adım atmasını engellemiştir nin sonlarında Minsk Grubu eşbaşkanları Aşamalı Çözüm Planının Dağlık Karabağ ayrılıkçılarını da taraf olarak kabul eden yeni versiyonunu taraflara sunmuşlardı. Plan bu haliyle Azerbaycan tarafının sert tepkisiyle karşılaştı ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı yeni planı kesinlikle kabul etmeyeceklerini açıkladı. Bu sebepten, Kasım 1997 de Ter-Petrosyan Savaş, Yoksa Barış? Karar Verme Zamanı isimli ünlü makalesinde Karabağ sorununun çözümüne ilişkin görüşlerini belirtmiştir. Ter-Petrosyan, Ermenistan ın yıllardan beri Karabağ sorununun çözümünde adım atmadığını, uluslararası kamuoyunun barışçıl önerilerini birilerine güvenerek (Rusya ve Ermeni Diasporası kastedilmektedir) reddettiğini vurgulamış, ancak bu tutumuyla Batı nın bölgedeki çıkarlarını ve Azerbaycan ın ekonomik olarak güçlenmesini göz ardı ettiklerini belirtmiştir. Ter-Petrosyan, tarafların ödün vermeden uzlaşamayacağını, Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan Dağlık Karabağ ın bağımsızlığını imkânsız bir durum olarak değerlendirerek, Aşamalı Çözüm Planını prensip olarak kabul etmiştir. Oysa Dağlık Karabağ daki ayrılıkçı yönetim işgal olunmuş toprakları güvenlik gerekçesi ile korumak gerektiği argümanını ileri sürerek, Erivan yönetiminin çözüme yönelik adım atmasını engellemiştir. 9 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
15 savaşın galibiyet havası na kapılan Ermenistan açısından yıkıcı sonuçlar doğuracağını belirterek, sorunun çözümsüzlüğünün Ermenistan ı felakete sürükleyeceğini, uzlaşının şart olduğunu ileri sürmüştür. 16 Ermenistan muhalefetinin ve yönetim kadrolarındaki Karabağlı* grupların baskısı sonucunda Levon Ter-Petrosyan Şubat 1998 de istifa etmiş, yerine 30 Mart ta Karabağlı Robert Koçaryan Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Daha sonraları uluslararası uzmanların görüş birliğine vardığı bir nokta, 1997 senesinin çözüm için altın fırsat olduğu yönündeydi. Ortak Devlet Planı na Yönelik Azerbaycan ın Tutumu 10 Kasım 1998 de Ortak Devlet Planı Azerbaycan ve Karabağ ın ortak bir devlet kurmasını öngörüyordu. Ancak Azerbaycan bu planın kendi toprak bütünlüğünü tehdit ettiğini belirterek reddetmiştir. Ortak Devlet formülü, Karabağ ın kendi Anayasası ve ordusunun olması ve Azerbaycan Millet Meclisi nin alacağı kararları veto etme hakkına sahip olması prensipleri nedeniyle dolaylı yoldan Karabağ a fiilen bağımsızlık vermekteydi. Ayrıca, planın gerçekleştirilmesi bağlamında gerekli irtibatın sürekliliğinin sağlanması ve ortak çalışmaların koordine edilmesi için Bakü de ve Hankendi nde (Stepanakert) karşılıklı olarak Azerbaycan ve Dağlık Karabağ temsilciliklerinin oluşturulması öngörülmekteydi. Bu durum da Dağlık Karabağ ın bir anlamda bağımsız devlet olarak tanınması anlamına geliyordu. Hazırlanan belgede Dağlık Karabağ ın dış devletlerle ticari, bilimsel, kültürel ve sportif alanlarda doğrudan ilişkiler geliştirebilme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bunun dışında yine Dağlık Karabağ yönetimi kendi çıkarları ile ilgili konularda Azerbaycan dış politikasının belirlenmesinde ve uygulanmasında yer alacak ve bu tür konularla ilgili dış politika kararları iki tarafın onayı ile kabul edilecekti. Bu plan, Azerbaycan da büyük tepkiyle karşılandı ve Azerbaycan bu projeyi kesinlikle kabul etmeyeceğini deklare etti. 3) Dönemi: Statükodan Prag Süreci ne Doğru AGİT Minsk Grubunun öne sürdüğü barış planının kabul edilmemesi sonrasında çatışmaların çözümüne yönelik girişimlerde aksamalar olmuştur. Kasım 1999 AGİT İstanbul Zirvesi öncesinde Bakü-Erivan hattında sıcak gelişmeler yaşanmıştır. 7 Ekim 1999 da Ermenistan Parlamentosu na yapılan baskında Başbakan Vazgen Sarkisyan ve Parlamento Başkanı Karen Demirçiyan ın da aralarında bulunduğu bir grup üst düzey yetkili öldürüldü. Zirve öncesinde Azerbaycan da ise Dışişleri Bakanı Tofig Zulfigarov, Cumhurbaşkanı Dış Politika Danışmanı Vefa Guluzade ve Cumhurbaşkanlığı Sarayının üst düzey bürokratlarından Eldar Namazov istifa etti. Dönemin Dış Politika Danışmanı Vefa Guluzade kaosun sebepsiz olmadığını öne sürerek, Barış Planı hazırlanmıştı. Robert Koçaryan da planda mutabık olmuştu. Ermenistan Parlamento baskınını yapanlar ve onların azmettiricileri barışa engel oldular 18 diye ifade etmiştir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
16 2001 yılının başından itibaren görüşmeler doğrudan Cumhurbaşkanları tarafından yürütülmeye başlanmıştır. Ocak 2001 de Avrupa Konseyi ne üyelik dolayısıyla Strasburg da, ardından ise 4 5 Mart 2001 de Paris te Chirac ın arabuluculuğuyla gerçekleştirilen görüşmeler sonuçsuz kalmıştır. Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik en umut verici gelişme ABD nin öncülüğüyle Florida KeyWest de yapılan görüşmeler olmuştur. ABD Dışişleri Bakanı Powell in arabuluculuğuyla gerçekleştirilen görüşmelere Azerbaycan ve Ermenistan devlet başkanları, AGİT Minsk Grubu nun her üç eşbaşkanı ve çok sayıda uzman katılmıştır. Görüşme sonrasında, genelde olumlu açıklamalar yapılsa da kesin bir çözüme ulaşılmadığı ifade edilmiştir. 19 Yapılan görüşmelerde Nahçivan ı kara yoluyla Azerbaycan a birleştiren Mehri nin karşılığında, Ermenistan ı Karabağ a birleştiren ulaşım yolu üzerinde dehliz değiş dokuşu yapılması yönünde mutabakata varıldığı açıklanmıştır yılında ABD Dışişleri Bakanlığı nın eski görevlilerinden Paul Goble bu planı taraflara bir çözüm ilkesi olarak sunmuştu. Bu model Ermenistan la Dağlık Karabağ ın coğrafi bakımdan birleşmesi, buna mukabil Azerbaycan ın da Nahçivan la birleşmesini öngören bir plandı. Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik en umut verici gelişme ABD nin öncülüğüyle Florida KeyWest de yapılan görüşmeler olmuştur. Bu süre içerisinde Azerbaycan dış politikada bazı avantajlı durumlar elde etmeyi de başarmıştır. İlk olarak Avrupa Konseyi ve İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) gibi uluslararası kuruluşlar tarafından Ermenistan ın Azerbaycan ın topraklarını işgal ettiği ve bu ülkenin saldırgan taraf olduğu görüşü açıkça ifade edilmiştir. 11 ABD tarafından eski Sovyet Cumhuriyetlerine yönelik Özgürlüklere Destek Fonu çerçevesinde yapılan doğrudan mali yardımların Azerbaycan a da yapılması Ermeni lobisinin etkisiyle engellenmekteydi. ABD Devlet Başkanı 11 Eylül olaylarından sonra bu yöndeki hükmün yürürlüğünü her yıl imzalanan kararlarla durdurarak Azerbaycan a mali destek sağlamanın yanı sıra uluslar arası alanda destek verdiğini de gösterdi. Enerji alanında en büyük proje olan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) petrol boru hattının gerçekleşmesi için hukuki altyapının oluşturulması ve 2001 sonrası gerçekleşmesi, uluslararası alanda önemli bir avantaj sağlamıştır. Bu avantajlı durum, 2004 ten itibaren Minsk Grubu barış projelerinin kabul görmemesi üzerine çalışma yöntemini değiştirmiştir. Mekik diplomasisi ile planlar hazırlamak yerine, tarafları bir araya getirip sorunun bütün yönlerini özgürce tartışmalarını sağlama yeni yöntem olarak kabul edilmiştir. 20 Bu çerçevede varılan uzlaşmalardan yola çıkılarak temel ilkeler belirlenmeye çalışılmaktadır. Bir dönem yaşanan durağanlığın ardından, özellikle Mayıs 2004 ten beri yoğun bir görüşme trafiğine tanık olunmaktadır. 16 Nisan 2004 te Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Mammadyarov Ermenistan Dışişleri Bakanı Vardan Oskanyan la Prag da görüşmüştür. Bu görüşme iki ülke arasında kopmuş diyalog sürecini yeniden başlatmış ve Prag Formatı olarak adlandırılmıştır. 21 Yapılan görüşmelerde Nahçivan ı kara yoluyla Azerbaycan a birleştiren Mehri nin karşılığında, Ermenistan ı Karabağ a birleştiren ulaşım yolu üzerinde dehliz değiş dokuşu yapılması yönünde mutabakata varıldığı açıklanmıştır. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
17 B. İlham Aliyev Dönemi Azerbaycan ın Karabağ Politikası 12 BTC projesinin gerçekleşmesinden sonra tamamen Rusya güdümlü politika izlemekte olan Ermenistan ın giderek köşeye sıkıştığı ve bu sıkışmışlıktan kurtulmak için Dağlık Karabağ ve işgal edilmiş bölgeler konusunda adım atmak zorunda kalabileceği düşünülüyordu yılında seçimler sonrasında iktidara gelen İlham Aliyev döneminde Azerbaycan dış politikası bölgesel ve küresel değişimler ile ülkenin ekonomik gelişimi doğrultusunda şekillenmiştir. İktidarın ilk 5 yılı dış politikada, Haydar Aliyev döneminin balans politikası, dengeye dayalı politik güdüm ve komşularla ortak ama kalıcı işbirliği anlayışı temelinde şekillenmiştir. İlham Aliyev in Cumhurbaşkanlığının ilk döneminde dış politikada en önemli hedef, Dağlık Karabağ sorununun çözümü için belirlenen stratejinin devam ettirilmesi olmuştur. Genelde, Azerbaycan ve Ermenistan Cumhurbaşkanlığı seçimleri birbirine yakın tarihlerde gerçekleştirildiğinden bu dönemlerde sorunun çözümüne ilişkin taraflardan fazla bir beklenti olmamaktadır. Nitekim Ermenistan ve Azerbaycan da seçim sonrası 2004 den itibaren başlayan ve Prag Süreci diye anılan dönemin en belirgin özelliği, çatışma taraflarının üçüncü tarafların müdahalesi olmadan görüşerek sorunları tartışmasının esas alınmasıydı. Bu dönemde, Azerbaycan özellikle Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının kullanılmaya başlamasıyla Ermenistan la arasındaki sorunun çözümü konusunda ABD ve Avrupa devletlerinden daha fazla destek almayı umuyordu. Özellikle, BTC projesinin gerçekleşmesinden sonra tamamen Rusya güdümlü politika izlemekte olan Ermenistan ın giderek köşeye sıkıştığı ve bu sıkışmışlıktan kurtulmak için Dağlık Karabağ ve işgal edilmiş bölgeler konusunda adım atmak zorunda kalabileceği düşünülüyordu. Prag Formatı dâhilinde Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları arasında başlayan ilk görüşmeler sonuçsuz da olsa, 2004 sonrası süreç için kayda değer bazı buluşmalar gerçekleşti. Prag Süreci adı altında İlham Aliyev ve Robert Koçaryan 2006 yılında üç kere görüştüler. Bunlardan ilki, 10 Şubat tarihinde Fransa nın Rambouillet Şatosu nda, ikincisi 4 Haziran da Bükreş te, üçüncüsü ise 28 Kasım da Minsk şehrinde gerçekleşti. Taraflar arasındaki bu temas yoğunluğunun yarattığı iyimserliğin, Dağlık Karabağ daki ayrılıkçıların 10 Aralık 2006 da yaptıkları Anayasa referandumu ile gölgelendiğini söylemek mümkündür. Anayasa Yukarı Karabağ ın bağımsız, egemen, demokratik, hukuki ve sosyal bir devlet olduğunu deklare etmektedir. 22 Referanduma çeşitli uluslararası kuruluşlar da olumsuz tepki göstermiştir. Anılan dönemde yaşanan olumsuzluklar önce görüşmeleri durma noktasına getirmiş, ancak 2007 yılında tekrar taraflar arasında Dışişleri Bakanları ve Cumhurbaşkanları düzeyinde görüşmeler yapılmıştır. Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Mammadyarov görüşmelerin olumlu yönde geliştiğini ve mutabakat sağlanmayan tek bir konu kaldığını belirtmiştir. En önemli anlaşmazlık konusunun Yukarı Karabağ da işgalci güçlerin geri çekilmesi sonrasında yapılacak olan plebisitin süresi ve barış güçleri konusunda yaşandığı bildirilmiştir. 23 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
18 Azerbaycan öngörülen plebisitin yıl gibi uzunca bir dönem sonra yapılmasını istemektedir. Plebisit süresinin uzun tutulması Yukarı Karabağ ın etnik yapısıyla alakadardır. Bu sürede bölgedeki Azeri nüfusunun yoğunluk kazanmasıyla plebisitten çıkabilecek olası olumsuz sonuç önlenmek istenmektedir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Dışişleri Bakanı Mammadyarov Ermenistan la mutabık oldukları bir çerçeve belgesi nin bulunduğunu defalarca basın önünde açıklamışlardır. Ermenistan ise Azerbaycan tarafını yalanlayarak böyle bir çerçeve belgesi nin var olmadığını iddia etmiştir. 24 Diğer yandan, 29 Kasım 2007 de Madrid Prensipleri adı ile anılan ve bugün taraflar arasında görüşmelerde esas alınan belgede yer alan maddeler sorunun çözümü açısından oldukça önemlidir. Belgede Dağlık Karabağ ın çevresinde işgal edilen bölgelerin boşaltılması, Ermenistan ile Dağlık Karabağ ın irtibatını sağlayan koridorun açılması, bütün göçmenlerin topraklarına dönmesi, barış gücünün işlevini yerine getirecek uluslararası güvencenin sağlanması gibi konular yer almaktadır. Azerbaycan geliştirilen projeler kapsamında stratejik konumunu giderek pekiştirdikçe siyasal çözüm konusunda ısrarlarını sürdürmüş ve barış anlaşması için Ermenistan ın işgal edilmiş topraklardan tamamen çıkmasını sağlama stratejisi izlemiştir. Ermenistan ise bölgede stratejik önemini kaybettikçe bir an önce çatışma sonucu elde ettiği konumun getirdiği avantajlı durumdan yararlanarak şartlarını kabul ettirme anlayışını benimsemiştir. Bu arada, 2008 Ağustos ayında Rusya-Gürcistan Savaşı öncesinde Azerbaycan-Ermenistan askeri birliklerinin temas hattında çatışmaların sayısında artış olmuş, bu durum savaş sonrasında da hız kazanmıştır. 13 1) 2008 Ağustos Rusya-Gürcistan Savaşı Sonrasında Karabağ Sorununun Çözüm Çabaları 2008 yılının Ağustos ayında Rusya-Gürcistan Savaşı nın Güney Kafkasya bölgesine jeopolitik yansımaları olmuştur. Rusya-Gürcistan gerginliği 2008 de sıcak çatışmaya dönüşmüş olmakla beraber uzun süreden beri artan ve azalan yoğunlukta devam etmiştir. Eylül 2008 de Rusya Cumhurbaşkanı Medvedev in Rusya nın ayrıcalıklı bölgesi 25 ilan ettiği Kafkasya da Moskova, Dağlık Karabağ çatışma tarafları üzerindeki rolünü güçlendirmek adına aşağıdaki adımları atmıştır: İlk olarak, çatışma tarafları arasında 2 Kasım 2008 tarihinde, Ermenistan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanları, Moskova da, Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanı Dimitriy Medvedev in arabuluculuğuyla Moskova Deklarasyonu nu (Meiendorf Deklarasyonu) imzalamıştır. Azerbaycan geliştirilen projeler kapsamında stratejik konumunu giderek pekiştirdikçe siyasal çözüm konusunda ısrarlarını sürdürmüş ve barış anlaşması için Ermenistan ın işgal edilmiş topraklardan tamamen çıkmasını sağlama stratejisi izlemiştir. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
19 İkincisi, 2009 ortalarından itibaren Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinde Rusya nın desteği görülmüş ve bu süreç Moskova ya stratejik açıdan iyi bir fırsat sunmuştur. 26 Rusya protokoller sürecine destek vererek, Azerbaycan ın Türkiye ile ilişkilerinde güvensizlik duymasına yol açmıştır. Dahası, Rusya nın bu tavrı, Ermenistan ın daha radikal bir pozisyon almasına neden olmuş, bu da çözümsüzlüğün devamına katkı sağlamıştır. Üçüncüsü, Rusya ile Ermenistan 20 Ağustos 2010 tarihinde Gümrü deki askeri üssün kullanım sözleşmesini 2044 yılına kadar uzatan anlaşmaya imza atmışlardır. Ermenistan daki muhalif kesimler, bu anlaşma ile Ermenistan yönetiminin dış politikadaki bağımsızlığının zedelendiğini, Dağlık Karabağ sorununun da, artık stratejik açıdan Moskova nın güdümünde olduğunu dile getirmişlerdir un ortalarından itibaren Azerbaycan ın dış politikasında risk alma kapasitesi giderek yükselmiştir. Özellikle, 2008 sonrası Avrupa Birliği nin genelde statükocu yaklaşımı ve ABD de Obama yönetiminin bölge politikasındaki değişim yeni dönemde Bakü nün daha farklı bir strateji izlemesini gerekli kılmıştır. 6 Haziran 2008 de Bakü de gerçekleşen büyükelçiler toplantısında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından açıklanan hücum diplomasisi yeni dönemde ulusal çıkarların korunması açısından izlenecek yeni diplomatik yaklaşımı ortaya koymuştur. Genel hatlarıyla, Dağlık Karabağ sorununun uluslararası alanda tartışılmasını sağlamaya yönelik izlenen politika 2008 sonrası dönemin en belirgin özelliğidir dan itibaren Ermenistan tarafının ne inkâr, ne kabul ettiği Yinelenen Madrid İlkeleri üzerinde müzakereler yürütülse de görüşmelerde, iyi niyet bildirisi dışında, herhangi bir sonuca ulaşılamaması uluslararası destek arayışlarının niteliğini değiştirmiştir. Rusya protokoller sürecine destek vererek, Azerbaycan ın Türkiye ile ilişkilerinde güvensizlik duymasına yol açmıştır. Dahası, Rusya nın bu tavrı, Ermenistan ın daha radikal bir pozisyon almasına neden olmuş, bu da çözümsüzlüğün devamına katkı sağlamıştır. Bu dönemde Azerbaycan açısından uluslararası alanda soruna ilişkin kabul edilen belgeler ve verilen deklarasyonlar önem arz etmiştir. Bu bakımdan 20 Mayıs 2010 da Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu nda kabul edilen 2216 No lu Avrupa Birliğinin Güney Kafkasya Stratejisine İhtiyaç başlıklı belgenin bölgedeki dondurulmuş çatışmalar, öncelikli olarak ise Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yer vermesi 27 ve Avrupa Birliği tarafından Dağlık Karabağ sorununa ilişkin kabul edilen iletişim belgeleri ve kararlarda ilk defa Ermeni silahlı güçlerinin işgal ettikleri bölgeden geri çekilmesinin şart koşulması yukarıda belirtilen uluslararası desteğin bir örneği olmuştur. Dahası Karabağ dan işgal sonrası zorla göç etmek zorunda kalmış insanlara (göçkün) yönelik insani yardımın gerekliliğine dikkat çekilmiştir. Aynı zamanda, Azerbaycan tarafından Birleşmiş Milletler Genel Kurulu na İşgal Edilmiş Azerbaycan Topraklarında Son Durum isimli tasarı sunulmuş ve BM Genel Kurulu nda bu konuda 3 karar tasarısı kabul edilmiştir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
20 Asimetrik olarak Azerbaycan ın Karabağ politikasına etki edecek hususlara da benzer cevaplar verilmiştir. Ermenistan ın Rusya yla imzalanan 2044 yılına kadar Moskova nın rolünü güçlendiren belgeye 2010 Eylül ayında Azerbaycan-Türkiye arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Kuruluşu Anlaşması imzalanarak karşılık verilmiştir. 27 Ekim 2010 tarihinde Rusya nın aracılığıyla yapılan Astrahan görüşmesi ve imzalanan bildiri ile Azerbaycan açısından daha çok kısa vadeli bazı sonuçlar (şehitlerin geri alınması, esir değiş-tokuşu) alınmıştır ten itibaren Prag Formatı olarak tanımlanan süreçte, iki ülke Cumhurbaşkanları ve Dışişleri bakanlarının görüşmeleri zaman zaman olumlu sonuçlar doğurmuşsa da, AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlarından Rusya nın 2010 yılından başlayarak tek başına önceliği ele alması genelde Prag Formatı nın işlevsizliğini göstermiştir. Bu sebeple, Rusya Cumhurbaşkanı Dmitri Medvedev in Aralık 2010 tarihinde AGİT zirvesinde yaptığı konuşmada, AGİT in potansiyelini tüketmeye başladığını ve modernizasyona ihtiyaç duyduğunu belirtmesi en başta Prag Formatı nın tüketildiğini göstermektedir. Prag Formatı çatışma taraflarının Cumhurbaşkanı ve Dışişleri bakanları arasında yapılacak ikili görüşmeleri öngörmekteydi. Oysa süreç içinde görüşmeler Rusya nın aracılığında ve coğrafyasında (Soçi, Petersburg ve Astarahan) üçlü formatta devam etmiştir. Rusya nın 2010 yılından başlayarak tek başına önceliği ele alması genelde Prag Formatı nın işlevsizliğini göstermiştir. Bu sebeple, Rusya Cumhurbaşkanı Dmitri Medvedev in Aralık 2010 tarihinde AGİT zirvesinde yaptığı konuşmada, AGİT in potansiyelini tüketmeye başladığını ve modernizasyona ihtiyaç duyduğunu belirtmesi en başta Prag Formatı nın tüketildiğini göstermektedir. 2) Azerbaycan Askeri Doktrininin Kabulü 15 Azerbaycan hükümet yetkililerinin gerekli olduğu takdirde savaşarak Karabağ ve çevresinin işgalden kurtarılacağını ifade etmeleri, Ermenistan tarafından politik manevra olarak kabul edilse de, 8 Haziran 2010 tarihinde Askeri Doktrin in kabulü 27 Azerbaycan ın blöf yapmadığını göstermiştir. Askeri Doktrinde Dağlık Karabağ sorununun çözümünde askeri müdahalenin jeopolitik gerçekler doğrultusunda kaçınılmaz olması halinde müdahale edileceği ibaresi yer almaktadır. Doktrinde, uluslararası sorunların uluslararası hukuka aykırı yollarla çözümünün desteklenmediği ifade edilerek, uluslararası hukukun Azerbaycan a tanıdığı haklar çerçevesinde askeri güce başvurularak Dağlık Karabağ ve çevresindeki yedi reyonun Ermeni işgalinden kurtarılması öngörülmüş; bu husus belgede altı çizilerek defalarca tekrarlanmıştır. Doktrinde, Ermenistan tarafından Azerbaycan topraklarının işgalinin devam etmesi, Azerbaycanlıların Karabağ ve çevresindeki, aynı zamanda Ermenistan daki yaşadığı bölgelerden kovularak mülteci durumda bulunması güvenlik ortamına etki eden en önemli unsurlar olarak ifade edilmektedir. Ayrıca, Ermenistan ın Azerbaycan topraklarını işgali sonucu Karabağ ve çevresinin kontrol dışı nda kalmasının, bölgenin uyuşturucu trafiği, sınır ötesi suçlar ve terör gibi sorunlarla yüz yüze kalmasına yol açtığı belirtilmektedir. Azerbaycan hükümet yetkililerinin gerekli olduğu takdirde savaşarak Karabağ ve çevresinin işgalden kurtarılacağını ifade etmeleri, Ermenistan tarafından politik manevra olarak kabul edilse de, 8 Haziran 2010 tarihinde Askeri Doktrin in kabulü Azerbaycan ın blöf yapmadığını göstermiştir. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
21 Doktrinde, Ermenistan tarafından Azerbaycan topraklarının işgalinin devam etmesi, Azerbaycanlıların Karabağ ve çevresindeki, aynı zamanda Ermenistan daki yaşadığı bölgelerden kovularak mülteci durumda bulunması güvenlik ortamına etki eden en önemli unsurlar olarak ifade edilmektedir. Genel olarak baktığımızda, Azerbaycan ın savunma politikasının oluşumunda küresel ölçekteki sorunların (terör, asimetrik tehdit ve nükleer sorunlar) yanı sıra Güney Kafkasya bölgesinde devam eden etnik temelli politik çatışmalar da etkili olmuştur. Ermenistan işgal politikasını sürdürmesine rağmen, Azerbaycan güç kullanımı hakkını kullanmayarak, Yukarı Karabağ ve çevresindeki işgal altında olan topraklarının geri alınması konusunu barışçıl yollarla siyasi çözüme kavuşturma yönünde çaba harcamıştır. Buna rağmen, Ermenistan ın strateji ve askeri belgeleri (ulusal güvenlik stratejisi ve askeri doktrin), sorunların çözümüne yönelik yapıcı bir tutum sergilemediğini, aksine aşırı etnosentrik olduğunu ortaya koymaktadır. Bu belgelerde komşu ülkeleri düşman olarak gören ve öteki ne karşı düşmanlık hissine dayanan aşırı bir milliyetçilik vurgusu egemendir. Ermenistan ın dış politik ve askeri politikasında değişim yaşanmamasından kaynaklanan ve Azerbaycan ın ulusal çıkarlarına tehdit unsuru olmayı sürdüren anlayışı, Azerbaycan ı savunma politikasında yeniden yapılanma/tanımlama ihtiyacına sevk etmiştir. 16 Azerbaycan ın askeri doktrini, Ermenistan ın tecavüzünün ülkenin toprak bütünlüğüne temel tehdit unsuru olarak kaldığını belirtirken, bununla ilgili askeri çatışmanın yeniden alevlenmesi ihtimalleri şu şekilde sıralanmıştır: Ermenistan tarafından aktif şekilde askeri müdahalenin yinelenmesi olasılığı; Ateşkes hattında küçük çaplı çatışmaların büyüyerek savaşın başlanmasına sebep olması; Doktrinin kabulü sonrasında kamuoyunda tartışılan husus, Rusya nın muhtemel bir savaş halinde ne ölçüde müdahil olacağıdır. Bununla bağlantılı olarak, Azerbaycan ın geliştirdiği askeri retoriğin, Rusya nın Karabağ konusundaki tutumunda bir değişime yol açıp açmayacağı sorusu da öne çıkmıştır. Ermenistan ın barış görüşmelerinde statüko taraftarı olarak yapıcı olmayan ve uzlaşmaz tavrına karşı Azerbaycan ın askeri yollara başvurması. Yukarıda belirtilen hususların gerçekleşmesi halinde Azerbaycan a karşı enformasyon savaşının başlatılacağı ve dış baskıların artacağı öngörülmüştür. Bu bağlamda, askeristratejik başarının sağlanması için Silahlı Kuvvetler ve kanunla faaliyet gösteren diğer silahlı yapılanmaların modernizasyonu ve çevik hareket kabiliyetinin artırılması öncelikli olarak doktrinde yer almıştır. Doktrinin kabulü sonrasında kamuoyunda tartışılan husus, Rusya nın muhtemel bir savaş halinde ne ölçüde müdahil olacağıdır. Bununla bağlantılı olarak, Azerbaycan ın geliştirdiği askeri retoriğin, Rusya nın Karabağ konusundaki tutumunda bir değişime yol açıp açmayacağı sorusu da öne çıkmıştır. Azerbaycan ın bu yöndeki stratejisi, Rusya nın muhtemel bir savaşın patlak vermesine engel olarak, Erivan ı Karabağ konusunda somut adımlar atmaya zorlaması yönünde olmuştur. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
22 3) Azerbaycan ın Savunma Bütçesinde Artış ve Yerli Savunma Sanayi Geliştirme Çabaları muhtemel bir savaş n patlak vermesine engel olarak, Erivan Karabağ konusunda somut ad mlar atmaya zorlamas yönünde olmuştur. Savunma giderlerine ayrılan payın Azerbaycan bütçesindeki b) Azerbaycan Azerbaycan n ekonomisindeki Savunma gelişme Bütçesinde sayesinde son Art ş yıllarda ve savunma Yerli harcamalarında Savunma Sanayi görülen artış, askeri sanayinin ve kapasitenin modernizasyonuna doğrudan yansımıştır. na kavuştuğundan Geliştirme oranı, bağımsızlığı- Çabalar günümüze kadarki Savunma giderlerine ayrılan payın Azerbaycan bütçesindeki oranı, bağımsızlığına kavuştuğundan günümüze kadarki süreçte inişli çıkışlı bir grafik izlese de, 2003 ten itibaren süreçte inişli çıkışlı Azerbaycan ekonomisindeki gelişme sayesinde son y llarda savunma harcamalar nda görülen art ş, askeri sanayinin ve kapasitenin modernizasyonuna doğrudan yans m şt r. bir Savunma grafik izlese de, giderlerine askeri harcamalarda ayr lan büyük pay n artış Azerbaycan gözlenmiştir. bütçesindeki 2011 yılı itibarıyla oran, 3 milyar bağ ms zl ğ na 100 milyon kavuştuğundan 2003 ten itibaren günümüze ABD doları olan kadarki savunma süreçte bütçesi, inişli Ermenistan ın ç k şl bir tüm grafik devlet bütçesinden izlese de, daha 2003 ten fazladır. itibaren askeri askeri harcamalarda harcamalarda büyük art ş gözlenmiştir y l itibar yla 3 milyar 100 milyon ABD büyük dolar artış gözlenmiştir. y l nda 2011 yılı iti- olan 2011 savunma yılında savunma bütçesi, bütçesinin Ermenistan n devlet bütçesi tüm içindeki devlet oranı bütçesinden yüzde 20 lere daha yaklaşmaktadır. bütçesinin devlet bütçesi içindeki oran yüzde 20 lere yaklaşmaktad r. barıyla 3 milyar 100 fazlad r savunma milyon ABD doları Savunma Bütçesi ve Devlet Bütçesi İçindeki Oranı (ABD Doları) olan savunma bütçesi, Ermenistan ın tüm Savunma Bütçesi ve Devlet Bütçesi İçindeki Oran (ABD Dolar ) devlet bütçesinden daha fazladır. 17 Bunun yan nda, 16 Aral k Azerbaycan ın 2005 de Azerbaycan Savunma Harcamaları/ Cumhurbaşkan ABD İlham Doları Aliyev 30 taraf ndan Savunma Sanayi Bakanl ğ n n oluşturulmas na ilişkin karar n imzalanmas ülke dâhilinde askeri Yıl kapasitenin gelişimine katk 2003sağlam şt r dan itibaren 2007 yerli 2008 savunma sanayi 2011 oluşturma çabalar sonucunda 350 çeşit askeri araç gereç üretilmiştir. Bu çerçevede yerli savunma Harcamalar sanayinin gelişimi için milyar 474 ABD dolar 554 harcanm şt r. 1,138 1, ,666 1,473 1,421 1,765 GSMH 2,3 Azerbaycan n Savunma 2.6 Harcamalar / 2.3 3,4 ABD 2,9 Dolar 3,3 29 3,4 3,4 Payı Y l Harcamalar ,138 1,237 1,666 1,473 1,421 1,765 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN 15
23 Bunun yanında, 16 Aralık 2005 te Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından Savunma Sanayi Bakanlığı nın oluşturulmasına ilişkin kararın imzalanması ülke dâhilinde askeri kapasitenin gelişimine katkı sağlamıştır dan itibaren yerli savunma sanayi oluşturma çabaları sonucunda 350 çeşit askeri araç gereç üretilmiştir. Bu çerçevede yerli savunma sanayinin gelişimi için 3 milyar ABD doları harcanmıştır. 29 Askeri harcamalardaki bu artış, sorunun çözümsüzlüğüne yönelik kamuoyunda giderek artan rahatsızlığın bir yansımasıdır. Bu noktada kamuoyunun ve siyasal partilerin konuya ilişkin yaklaşımını ortaya koymakta yarar vardır. C. Azerbaycan Kamuoyu ve Siyasi Partilerinin Karabağ Sorununa Yaklaşımı 18 Ülkenin ekonomik açıdan giderek zenginleşmesi ve askeri gücünü artırması kamuoyunda hükümetten beklentileri artırmakta ve bu da sonuç olarak hükümetin manevra imkânlarını kısıtlamaktadır. 31 Genel kamuoyu kanısı sorunun bir sonraki kuşağa bırakılmaksızın çözümlenmesi olarak özetlenebilir. Nitekim Plus-R kamuoyu araştırma kurumu tarafından Ocak-Şubat 2009 tarihlerinde Azerbaycan ın 12 şehrinde (bin kişi arasında) yürütülen kamuoyu yoklamasında katılımcıların % 67,8 lik oranı Karabağ sorununu ülkenin çözülmesi gereken en önemli meselesi olarak gördüğünü belirtmekte, Karabağ ın statüsü konusunda taviz vermeye karşı olanlar çoğunluğu (% 70,8) teşkil etmektedir. Yalnız % 6,8 lık bir kesim Karabağ a Nahçivan Özerk Cumhuriyetine benzer bir statü verilmesini desteklemektedir. 32 Azerbaycan topraklarının işgali sonucunda yerinden göç etmek zorunda kalmış göçkünler arasında 2005 yılında yapılan kamuoyu yoklamasında sorunun çözümünün ancak silahlı güç kullanımı yoluyla çözülebileceğini düşünenlerin oranı yüzde % 84,2 düzeyindedir. 33 Sorunun ilk elden muhatabı olan göçkünler arasında bu oran şaşırtıcı olmamakla birlikte özellikle son yıllarda sorunun çözümsüzlüğe doğru sürüklenmesi nedeniyle genel kamuoyunun da bu eğilimi paylaştığı görülmektedir. Azerbaycan siyasi partilerinin sorunun çözümüne yönelik yaklaşımları kısmi farklılıklara rağmen genelde devlet politikasını destekler mahiyettedir. Genel olarak özetlemek gerekirse, tüm siyasi partiler Dağlık Karabağ sorununun çözümünde Azerbaycan ın toprak bütünlüğünün temininin öncelikli mesele olduğu ve Dağlık Karabağ ın statüsünün toprak bütünlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği yönünde fikir birliği içindedirler. Birçok parti yetkilisi barış görüşmelerinin Minsk Grubu tarafından yürütülmesine olumsuz bakmakta, Minsk Grubunu oluşturan ülkelerin uluslararası hukuk açısından Ermenistan ın işgalci taraf olduğunu görmezden gel- ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
24 diklerini belirtmekte ve dolaylı olarak Ermenistan ı desteklediklerini ileri sürmektedir. Birçok parti yetkilisi tarafından Rusya nın çözümde (çözümsüzlükte) ana faktör olduğu seslendirilmektedir. Türkiye nin sorunun çözümüne yönelik çabaları genellikle parti yetkilileri tarafından olumlu karşılanmaktadır. Çatışma tarafları arasında bir uzlaşıya varılması durumunda bölgeye yerleştirilecek barış güçleri desteklenmekle birlikte, barış güçlerinin niteliği -hangi güçlerden oluşacağı- temel tartışma konusudur. Siyasi parti yetkilileri sorunun diplomatik yoldan çözülmemesi durumunda ne pahasına olursa olsun askeri güç kullanımına gidilmesini savunmaktadır. Siyasi partiler arasında yalnızca bu süre konusunda bir farklılık yaşanmakta, kimi parti en kısa zamanda silaha başvurulması gerektiğini belirtirken, kimi partiler ise bir yıllık süre öngörmektedir. 34 Siyasi parti yetkilileri sorunun diplomatik yoldan çözülmemesi durumunda ne pahasına olursa olsun askeri güç kullanımına gidilmesini savunmaktadır. Askeri seçenek konusundaki bu fikir birliği bu bağlamda kamuoyunda orduya güven faktörünü öne çıkarmaktadır. Caucasus Research Resource Center tarafından Ermenistan ve Azerbaycan 2010 yılında bin kişi arasında yapılmış kamuoyu araştırması orduya güvenin Azerbaycan da % 90 lara ulaştığını ve bu oranın Ermenistan kamuoyundaki orduya güven oranlarından çok daha fazla olduğunu göstermektedir. 19 Not: İstatistik Caucasus Research Resource Center (CRRC) tarafından yayınlanan Caucasus Barometer Database-2010 temelinde hazırlanmıştır. 35 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
25 D. Dağlık Karabağ Sorununun Çözümü İçin Stratejik Vizyon Azerbaycan resmi düzeyde Dağlık Karabağ ın Ermeni vatandaşlarını Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşı olarak görmekte ve Dağlık Karabağ ın statüsünün belirlenmesinde Karabağ ın Azerbaycan topluluğuyla eşit düzeyde katılımını öngörmektedir. Dağlık Karabağ ın statüsü belirlenene kadar resmi çözüm stratejisi ülkenin Dışişleri Bakanlığı tarafından yinelenen bazı temel prensipleri öngörmektedir: Birincisi, sorunun çözümü için işgal altındaki topraklar işgalden arındırılmalıdır. Tutarlı sebepler olmaksızın bu bölgenin işgalden kurtarılmasındaki gecikme zaten zor olan barış sürecini daha da zorlaştıracaktır. 2. İkincisi, bölgede çatışma öncesindeki nüfus durumu esas alınmalıdır. Dağlık Karabağ ın statüsü yalnızca Ermeni ve Azeri topluluklarının beraber yaşadıkları bir ortamda ve her iki topluluğun doğrudan katılımı ile saptanabilir Üçüncüsü, Dağlık Karabağ ın yeni statüsü belirlenene kadar Azerbaycan hükümet yetkilileri ile Ermeni toplumunun yerel makamları arasında karşılıklı ilişki oluşturulmalıdır. 4. Dördüncü olarak, bölgenin ekonomik yönden gelişimi sağlanmalıdır. Bu, normalleşme süreci ve iki toplumun huzur içinde birlikte yaşaması ve işbirliğinin restorasyonu için önemli bir adımdır. Azerbaycan ve Dağlık Karabağ ın merkezi makamları arasında ekonomik ilişkilerin gelişimi konusu, aynı zamanda, iki tarafın dışarı ile bağlantısı konusu ile de ilgilidir. Bu konudaki bir gelişme Dağlık Karabağ da yaşayan Ermeni nüfusunun Ermenistan, Azerbaycan ın da Laçin koridoru aracılığıyla Nahçivan Özerk Cumhuriyeti ile bağlantısını sağlayacaktır. 5. Beşincisi, Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanacak anlaşmanın hayata geçirilmesi konusunda, büyük devletler ve uluslararası kuruluşların da dâhil olduğu u- luslararası garantörlük sağlanmalıdır. Bu açıdan, barış sürecinin başarısı tarafların yapıcı yaklaşımları kadar uluslararası toplumun, özellikle de AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlarının etkinliğine bağlıdır. 6. Ermenistan ın Azerbaycan a karşı askeri tecavüzünün ana hedefi, güç yoluyla toprakların ele geçirilmesi ve işgal edilen bölgelerin demografik içeriğinin değiştirilmesi olmuştur. Bu nedenle, Ermenistan Dağlık Karabağ çevresindeki işgal edilmiş rayonlar üzerinde denetim kurmayı amaçlamakta ve bu yüzden de Azerbaycanlı göçmenlerin kendi yurtlarına dönmesini engellemektedir. Ermenistan ın bu yaklaşımı sorunun çözümünün önündeki en büyük engellerdendir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
26 7. Azerbaycan tarafı sorunun barışçıl çözümüne taraftar olmakla birlikte, toprak bütünlüğü konusunda asla taviz vermeyecek ve Ermenistan tarafının zorla kabul ettirmeye çalıştığı fait accompli (oldu bitti) temelinde bir çözümü asla kabul etmeyecektir. Sorun yalnızca Azerbaycan ın toprak bütünlüğü ve uluslararası düzeyde tanınmış sınırlarının dokunulmazlığına saygı ve aynı zamanda, Dağlık Karabağ da Azeri ve Ermeni topluluklarının demokrasi ve gelişmeden tam ve eşit şekilde yararlanarak huzurlu beraber yaşaması prensipleri temelinde çözümlenebilir. Yukarıda belirtilen prensiplerin çatışma tarafları arasında siyasi anlaşma sağlandıktan sonra gerçekleştirilebilmesi için Azerbaycan yönetimi 2006 yılında Dağlık Karabağ ın Azerbaycanlı Topluluğu nu kurmuştur. 31 Ağustos 2009 yılında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev in Dağlık Karabağ ın Azerbaycanlı Topluluğu nun çalışmalarının geliştirilmesi amacıyla imzaladığı yasa ve sonrasındaki devlet düzeyindeki destek, gelecekte Dağlık Karabağ ın statüsü konusundaki müzakerelerde bölgedeki Azerilerin Ermeni topluluğuyla eşit düzeyde katılımını sağlamak amacını gütmektedir. Olası bir anlaşma durumunda, işgal olunmuş topraklardaki Ermeni silahlı güçlerinin arındırılmasını müteakip, Karabağ da Azeri ve Ermenileri bir çatı altında toplayacak sivil inisiyatiflerin oluşturulması denenecektir. Bakü, taraflar arasında güven ortamının sağlanması için hukukî ve ekonomik açılımlarla Karabağ ın yeniden inşa edileceğini taahhüt etmektedir. Bu açılım çerçevesinde dil, din ve ekonomik muafiyetlerin tanınması ve pozitif ayrımcılığın esas alınması öngörülmektedir. Bakü bu görüşlerini en üst düzeyde Cumhurbaşkanı İlham Aliyev 37 ve Dağlık Karabağ ın Azerbaycanlı Topluluğu Başkanı 38 tarafından ifade etmekte, Erivan ın uzlaşmaz tavrını devam ettirmesi durumunda en büyük kaybı bölgedeki Ermeni halkının yaşayacağı 39 belirtilmektedir. Sorun yalnızca Azerbaycan ın toprak bütünlüğü ve uluslararası düzeyde tanınmış sınırlarının dokunulmazlığına saygı ve aynı zamanda, Dağlık Karabağ da Azeri ve Ermeni topluluklarının demokrasi ve gelişmeden tam ve eşit şekilde yararlanarak huzurlu beraber yaşaması prensipleri temelinde çözümlenebilir. 21 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
27
28 DAĞLIK KARABAĞ SORUNUNDA 2ERMENİSTAN POLİTİKALARI Bu bölümde Dağlık Karabağ sorunu Ermenistan politikaları çerçevesinde ele alınacaktır. Bu çerçevede, ilk olarak Ermenistan siyasetinde Karabağ meselesinin bağımsızlık sonrasında nasıl evrimleştiği özetlenecek ve ardından, 2008 yılında göreve gelen Devlet Başkanı Serj Sarkisyan döneminde izlenen politikalar incelenecektir. Bu açıdan, Ermenistan siyasetinde öne çıkan partilerin duruşları da özetlenecektir. Son olarak bazı tespitlerde bulunularak sorunun çözümünü olumsuz olarak etkileyen unsurlar ve çözüm çerçevesinde önemli olarak görülen dinamikler belirtilecektir. 23 A. Ermenistan Siyasetinde Dağlık Karabağ Sorunu Azerbaycan ve Ermenistan arasında bağımsızlık sonrasında şiddetlenen Dağlık Karabağ Savaşı, 1994 yılında iki tarafın da imzalamış olduğu ateşkes anlaşmasıyla nihai bir çözüme ulaştırılamamıştır. Bundan sonraki süreçte bölgede mega projeler hız kazanırken meselenin çözümüne yönelik atılan adımlar ise sonuçsuz kalmış ve geride kalan 17 yılda gözle görülür bir ilerleme kaydedilememiştir. Bu süre boyunca, Dağlık Karabağ politikası Ermenistan da sırasıyla başkanlık koltuğuna oturan Levon Ter-Petrosyan ( ), Robert Koçaryan ( ) ve Serj Sarkisyan tarafından yönlendirilmiştir. Savaş sonrası dönemin dinamikleri yakından incelendiğinde Ermenistan da Ter Petrosyan ın 1997 yılında kaleme aldığı Savaş veya Barış? Düşünceli Olma Zamanı 40 başlıklı makalesinde, çözüme dönük ortaya koymuş olduğu perspektifin yakalanabildiğini söylemek oldukça güçtür. Makalesinde savaştan çok diplomasi ile meselenin Ermenistan da Ter Petrosyan ın 1997 yılında kaleme aldığı Savaş veya Barış? Düşünceli Olma Zamanı başlıklı makalesinde, çözüme dönük ortaya koymuş olduğu perspektifin yakalanabildiğini söylemek oldukça güçtür. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
29 24 Ter-Petrosyan ın Devlet Başkanı olarak ikinci döneminde benimsediği ılımlı siyaset, dönemin Başbakanı ve Ermenistan ın ikinci Devlet Başkanı olan Robert Koçaryan ve taraftarları tarafından ortaya konan muhalefet karşısında zamanla zayıflamıştır. çözümüne vurgu yapan Ter-Petrosyan, aksi takdirde iddia edildiği üzere bu sürecin Ermenistan ın çıkarına işleyeceğine inanmanın yersiz olduğunu belirtmiştir. Ter-Petrosyan döneminde yürütülen görüşmelerde Azerbaycan tarafı ile aşamalı bir çözüme dönük çerçeve çizilmiştir. Buna göre, Ermenistan ın işgal altında tuttuğu yedi bölgenin önemli bir kısmından çekilmesi, Türkiye ve Azerbaycan ile kapalı olan Ermenistan sınırının tekrar açılması gündeme gelmiştir. Dağlık Karabağ Otonom Bölgesi statüsünün ise bu gelişmelerin ardından tartışmaya açılması kararlaştırılmıştır. Ter-Petrosyan ın Devlet Başkanı olarak ikinci döneminde benimsediği ılımlı siyaset, dönemin Başbakanı ve Ermenistan ın ikinci Devlet Başkanı olan Robert Koçaryan ve taraftarları tarafından ortaya konan muhalefet karşısında zamanla zayıflamıştır. Artan muhalefet baskısına direnemeyen Ter-Petrosyan Başkanlık koltuğundan inmek zorunda kalmış; ardından aslen Dağlık Karabağlı olan Robert Koçaryan, Devlet Başkanlığına seçilmiştir. Koçaryan 2003 yılında Dağlık Karabağ sorununun çözümüne dönük Erivan ın duruşunun üç sütun üzerinde temellendirilebileceğini belirtmiştir. 41 Buna göre; birinci unsur, Dağlık Karabağ ve Azerbaycan arasındaki ilişkinin hiyerarşik bir biçimde değil, yatay olarak yürütülmesi gerektiğidir. Aslında bu tez, Azerbaycan ve Karabağ yönetiminin birbirinden ayrı iki egemen unsur olduğuna vurgu yapmaktadır. İkinci husus, Ermenistan ve Dağlık Karabağ arasında güvenli bir koridor oluşturulmasının gerekliliğidir ki bu da, Azerbaycan toprakları tarafından çevrelenmiş olan bu bölgenin Ermenistan ile bağlantısını garanti altına alma endişesini taşımaktadır. Son husus ise Dağlık Karabağ daki nüfusun güvenliği ile ilgilidir. Koçaryan ın devlet başkanlığı döneminde çözüme dönük girişimler bir şekilde kilitlense de yine de çözüme dönük belli çerçeveler çizilmiştir. Ortaya konan bu çerçeveler bugün dahi çözüm adına önemli referans noktalarıdır. Bunlardan ilki 2004 yılında Prag süreci olarak bilinen yaklaşımdır. Buna göre taraflar arasında bir anlaşma sağlanması halinde Ermeni güçlerinin Kelbecer ve Laçin dışında beş bölgeden çıkması ve bu bölgede uluslararası barış gücünün görev alması; Kelbecer ve Laçin in askersiz bölge haline getirilerek Laçin üzerinden Karabağ ve Ermenistan arasında bir koridor oluşturulması ve Karabağ ın statüsünün belirlenmesi ile ilgili bir referandum gerçekleştirilmesi planlanmıştır. 42 Ancak, gerçekleştirilecek olan referandum ve yerinden edilmiş olan Azerilerin geri dönmesi ile ilgili anlaşmazlıklar bu süreci tıkamıştır. 43 İlham Aliyev in göreve geldiği 2003 yılından 2008 yılındaki Ermenistan da gerçekleştirilen seçimlere kadar geçen sürede Koçaryan ve Aliyev arasında sadece dört görüşme ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
30 gerçekleştirilebilmiştir. Bu durum Koçaryan döneminde izlenen statüko yanlısı politikaların bir yansıması olarak da okunabilir. Koçaryan döneminde yürütülen mevcut durumun korunmasına yönelik politikalar hususunda ikinci en önemli açılım Madrid prensiplerinin ortaya konulması olarak belirtilebilir. Fakat bu girişim de Prag süreci gibi sonuçsuz kalmıştır. Tabib Huseyionov tarafların anlaşmaya varamamasında temel sorunun Bakü ve Erivan ın sıfır toplamlı oyun anlayışı paralelinde duruş sergilemesinden kaynaklandığını belirtmektedir. 44 Yani taraflar kazan kazan ilkesi çerçevesinde taviz verilen bir müzakere taktiğinden çok, kazanan hepsini alır anlayışı ile müzakere sürecini yürütmüştür. Karşılıklı olarak taviz vermek yerine Azerbaycan, savaş öncesi statükoya geri dönmek isterken, Ermenistan ise savaş sonrası kazanımlarını azami derecede korumaya çalışmıştır. Aslına bakılırsa Madrid prensiplerinde Ermenistan ve Azerbaycan tarafının anlaştığı temel prensip, Karabağ ın statüsünün bütün güven arttırıcı tedbirlerin alınmasından sonra kararlaştırılması olmuştur. 45 Fakat Madrid te belirlenen yol haritası da uygulamaya geçirilememiştir. Taraflar kazan kazan ilkesi çerçevesinde taviz verilen bir müzakere taktiğinden çok, kazanan hepsini alır anlayışı ile müzakere sürecini yürütmüştür yılında gerçekleşen Gürcistan-Rusya Savaşı ile birlikte bölgede bir kırılma yaşandığı görülmektedir. Özellikle Ermenistan için önemli bir hat olan Rusya-Gürcistan arasındaki geçişin aksaması ve Rusya üzerinden Ermenistan a gelen sevkiyatlarda yaşanan aksamalar Ermenistan ekonomisini oldukça zor durumda bırakmıştır. Gürcistan Savaşı, 2008 Dünya Bankası verilerine göre 12 milyar dolar olarak hesaplanan Ermenistan ekonomisinde 700 milyon dolarlık bir zarara neden olmuştur. 46 Yaşanan sıkıntılar, küresel finansal kriz ile üst üste gelince Ermeni yönetimi yönetilemeyen bir ekonomi ile karşı karşıya kalmıştır. 25 Aynı zamanda Gürcistan ın kendi iç meselesi olarak tanımlanabilecek olan Güney Osetya ve Abhazya sorununda tek taraflı hareket etmesi karşısında ödemek zorunda kaldığı fatura, Bakü de Karabağ sorununun çatışma yerine diplomatik olarak çözümüne dönük bir hava oluşmasında etkili olmuştur. İki dinamiğin bir araya gelmesi 2008 yılının son çeyreğinden başlayarak 2009 yılına kadar sürecek hareketli bir diplomasi sürecini başlatmıştır. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
31 Ermeni ve Türk Dışişleri bakanlarının protokolleri imzaladığı 2009 yılında Serj Sarkisyan ve İlham Aliyev arasında tam altı kez görüşme gerçekleşmesi, Koçaryan dönemi ile karşılaştırıldığında, 2009 yılında Ermeni politikasında bir sapma yaşandığı izlenimine yol açabilir. B. Sarkisyan Dönemi Ermenistan ın Karabağ Siyaseti 2008 yılında Ermenistan da yapılan Başkanlık seçimlerinin ardından göreve gelen Serj Sarkisyan döneminde Karabağ politikalarında bazı gelişmeler kaydedilmiştir. Sarkisyan da selefi Robert Koçaryan gibi Karabağ asıllı olup, yılları arasında yürütülen savaşta Ermeni güçleri arasında savaşmış; Koçaryan döneminde ise Ermenistan siyasetinde önemli bir bakanlık olan Savunma Bakanlığı koltuğuna oturmuştur. Seçim kampanyası döneminde Koçaryan ın desteğini alan Sarkisyan, Koçaryan ın taviz vermeyen politikalarından geri adım atmayacağının sinyallerini vermiştir. Serj Sarkisyan her ne kadar Şubat 2008 de oldukça şaibeli seçimlerle göreve gelse de geride kalan dönemde, Türk Hükümeti ile imzaladığı protokollere kadar geçen sürede güçlü bir lider imajı çizmeyi başarmıştır Göreve geldikten sonra değişen dengeler Serj Sarkisyan ın politikalarında da bazı sapmaları beraberinde getirmiştir. Normalleşme yönündeki ilk sinyallerini Ankara ile veren Sarkisyan, Dünya Kupası elemeleri için Erivan da 7 Eylül de Ermenistan ve Türkiye arasında oynanacak olan maça Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ü davet etti. Futbol diplomasisi olarak da bilinen bu sürecin sonunda iki taraf ilişkilerin normalleştirilmesi adına 10 Ekim de karşılıklı olarak protokoller imzalamış, fakat bu protokoller Karabağ meselesinde düğümlenerek rafa kaldırılmıştır. Ancak, protokollerin imzalanmasına kadar giden süreçte Ankara, Kafkasya da yürütülen barış diplomasisini de yakından takip etmiştir. Gürcistan-Rusya Savaşı nda Kafkasya da kurulu olan statüko altüst olmuş ve bunun sonucunda Minsk Grubu üzerinden yürütülen normalleşme çabaları da bir yönüyle hız kazanmıştır. Ermeni ve Türk Dışişleri bakanlarının protokolleri imzaladığı 2009 yılında Serj Sarkisyan ve İlham Aliyev arasında tam altı kez görüşme gerçekleşmesi, Koçaryan dönemi ile karşılaştırıldığında, 2009 yılında Ermeni politikasında bir sapma yaşandığı izlenimine yol açabilir. Öte yandan, Azerbaycan yönetimi Erivan ve Ankara arasındaki bu yakınlaşmadan oldukça rahatsız olmuştur. Türkiye ye yönelik sert açıklamalarda bulunan Bakü yü rahatlatmak adına Türk Başbakanı nın yapmış olduğu açıklamalar, Ankara nın yürüttüğü açılım sürecini bir yönüyle tıkamıştır. Aynı zamanda muhalefetin güçlü tepkisi ile karşılaşan Sarkisyan yönetimi ise gerek Karabağ sorununda bir ilerleme kaydedememiş gerekse de Türkiye ile başlatılan süreçte geri adım atmak durumunda kalmıştır. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
32 C. Ermenistan İç Siyasetinde Karabağ Ermenistan ın işgal ettiği topraklar Azerbaycan Cumhuriyeti nin topraklarının %16 sını oluşturmaktadır. Özerk Karabağ bölgesinin yanı sıra bu bölgenin etrafında yer alan yedi bölgeyi de işgal altında tutan Ermeni güçleri, özellikle son dönemde bu bölgelere yönelik yaklaşımlarında da değişikliğe gitmiştir sonrası dönemde işgal altında tutulan yedi bölge güvenlik bölgesi olarak nitelendirilirken, zaman içerisinde özgürleştirilmiş topraklar ve tarihi Ermeni toprakları olarak tanımlanmaya başlamıştır. Gerek Ermenistan gerekse Karabağ yönetimi tarafından hazırlanan haritalarda işgal altındaki topraklar ve Karabağ Otonom Bölgesi bir bütün olarak gösterilmektedir. Algıda gerçekleşen bu değişim uygulamada da açıkça görülmektedir. Gerek Ermenistan gerekse Karabağ yönetimi tarafından hazırlanan haritalarda işgal altındaki topraklar ve Karabağ Otonom Bölgesi bir bütün olarak gösterilmektedir. Patrick Johansson 2006 yılında bölgeye yapmış olduğu ziyarette bu gözlemini paylaşırken Karabağ yönetimi tarafından hazırlanan turizm rehberinde, Azerbaycan kontrolündeki Goranboy (Şaumyan), Çaykend (Getaşen), Hocavend (Martuni) ve Agdara nın (Mardakert) dahi Dağlık Karabağ Cumhuriyeti nin bir parçası olarak gösterildiğine dikkat çekmektedir. 48 Karabağ meselesinin Ermenistan tarihinde sadece irredentist politikalarla açıklanması mümkün gözükmemektedir. Zaman içerisinde duygusal boyut kazanmasında meselenin sürekli olarak tarihine vurgu yapılması önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle Karabağ toprakları Ermeniler için oldukça kutsal bir öneme sahiptir ve İsrail için Vaat Edilmiş Topraklar ın kutsallığına benzer bir algı söz konusudur Ermenistan ve Azerbaycan açısından meselenin duygusal ve tarihsel olarak ele alınması çözümün rasyonel bir zeminde tartışılmasına olanak tanımamaktadır. İki taraf da bu bölgede yer alan toprakların tarihsel olarak kendilerine ait olduğunu iddia ederken, süreçte milli kimlik inşasının bir parçası olan toprak parçasının bilinçaltında sahiplenildiği ve vazgeçilemez hale dönüştüğü de görülmektedir. Erivan, Dağlık Karabağ yönetimi ile ilişkilerini yakından sürdürüyor olsa da Dağlık Karabağ Cumhuriyeti nin bağımsızlığını tanımamıştır. Ancak, ülke yönetimi ve siyasetinde Karabağ kökenlilerin etkili olduğu bilinmektedir. Bu zümre çatışmanın devamından politik ve ekonomik anlamda fayda sağlamaktadır. 50 Karabağlaştırma olarak tanımlanabilecek süreç Koçaryan ın Başkanlık döneminde hız kazanmış, Sarkisyan döneminde de devam etmiştir. Ter Petrosyan, yılları arasında Karabağlı Ermeni nin Erivan a yerleştiğini belirtirken, yeni gelen bu kişilerin ülkede kadrolaşma konusunda etkin bir şekilde kullanıldıklarını belirtmiştir. 51 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
33 Ter-Petrosyan gerek geçmişi, gerekse mevcut politikaları düşünüldüğünde Batıya yakın ve Ermenistan politikalarını ılımlılaştırmaya yönelik politikalar izleyen dengeleyici bir figür profili çizmektedir. 1) Ülke Siyasetinde Etkin Grupların Karabağ Konusundaki Duruşları Bugün ülke siyasetinde etkili olan partilere ve unsurlara bakıldığında güç odakları açısından da belli grupların öne çıktığı görülmektedir. Karabağ kökenli politik elitin yanı sıra Diaspora Ermenileri, Daşnaklar ve Ermenistan Ulusal Cephesi nin uzantısı niteliğindeki Ermenistan Ulusal Kongresi nin (Armenian National Congress) liderliğini sürdüren Ter-Petrosyan önde gelen aktörlerdir. Bu aktörlerin Karabağ konusunda izlemiş olduğu politikalar, ülke gündemindeki söylemi ve güç dengesini şekillendirmektedir. Ermenistan Ulusal Kongresi (EUK) EUK politikaları yakından incelendiğinde baskın söylemin, eski Devlet Başkanlarından Levon Ter-Petrosyan tarafından üretildiği görülmektedir yılında gerçekleştirilen Başkanlık seçimlerinde öne çıkan hareket bir anlamda muhalif grupları temsil eden bir şemsiye örgüt pozisyonundadır yılından bu yana aktivist bir tutum içerisinde 28 olan hareketin liderliğini yürüten Levon Ter Petrosyan ise şaibeli Şubat 2008 seçimlerinde %21,5 oranında oy alarak ikinci olmuştur. 52 Bu anlamıyla Ermenistan siyasetinde önemli bir figür olan Ter-Petrosyan gerek geçmişi, gerekse mevcut politikaları düşünüldüğünde Batıya yakın ve Ermenistan politikalarını ılımlılaştırmaya yönelik politikalar izleyen dengeleyici bir figür profili çizmektedir. Karabağ politikaları açısından duruşları incelendiğinde EUK un dengeli bir çözümden yana olduğu görülmektedir ve aynı zamanda EUK, Karabağ yönetiminin de çözümde taraf olarak tanınmasını desteklemektedir. 53 Ter-Petrosyan, Madrid prensipleri konusunda ise mesafeli bir duruş sergilemektedir. Paket çözüm olarak başlayan sürecin kademeli bir sürece dönüştüğünü belirten Ermeni lider, Karabağ ın uluslararası güvenliği, Ermenistan ve Karabağ arasındaki iletişimin devamı gibi konularda net çerçevenin çizilmediğini belirtmektedir. 54 Türkiye nin rolü konusunda ise EUK un bazı tereddütleri bulunmaktadır. Özellikle Türkiye nin yapıcı bir rol izlemeyeceğine inanan ittifak, Türkiye nin Azerbaycan ile benzer bir duruş sergilediğini ileri sürmektedir. 55 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
34 Ermenistan Devrimci Federasyonu - Daşnak Partisi Daşnak Partisi nin temelleri Tiflis te 1890 yılındaki kuruluşuna kadar gitmektedir. 56 Osmanlı nın son döneminde oldukça etkin olan bu grup, Diaspora arasında da etkindir olayları konusunda keskin bir duruşa sahip olan parti, sosyalist politikaları benimserken, aynı zamanda Büyük Ermenistan idealleri doğrultusunda radikal milliyetçi bir söyleme sahiptir. Daşnaklar Mecliste 16 sandalyeye sahiptir. Nisan 2009 a kadar hükümeti destekleyen Daşnaklar, Sarkisyan yönetiminin Türkiye ile başlattığı normalleşme sürecine bir tepki olarak, hükümete verdiği desteği çekmiştir. 57 Aynı zamanda, normalleşme sürecinde aktif bir muhalefet yapan Daşnaklar etkili olmasa da birkaç bin kişilik gösteriler düzenlemiştir. 58 Daşnaklar, Karabağ konusunda, Türkiye ile normalleşme sürecinde olduğu gibi, muhafazakâr bir tutuma sahiptir. Dağlık Karabağ ın Ermenistan ın tarihi bir parçası olduğuna inanan Daşnaklar, bu toprakların yıl boyunca Ermenilere ait olduğunu iddia etmektedir. Daşnaklar, Karabağ konusunda, Türkiye ile normalleşme sürecinde olduğu gibi, muhafazakâr bir tutuma sahiptir. Dağlık Karabağ ın Ermenistan ın tarihi bir parçası olduğuna inanan Daşnaklar, bu toprakların yıl boyunca Ermenilere ait olduğunu iddia etmektedir. Buna göre karşılıklı tavizler çerçevesinde bir çözüme inanan Daşnaklar, Karabağ ın asla Azerbaycan ın bir parçası olamayacağını söylemektedir. Aynı zamanda Karabağ ve Ermenistan arasında kurulacak olan bağlantının bir koridorla yapılamayacağını, aksine Ermenistan ve Karabağ ın geniş bir sınırı paylaşması gerektiğine inanmaktadır. Bunlara ek olarak Karabağ ın statüsü kendini koruyabilme ve egemenlik ilkeleri çerçevesinde şekillendirilmelidir Her ne kadar taviz verilmesi gerektiği belirtilse de Daşnak Partisi nin politikaları yakından incelendiğinde bir bakıma mevcut durumun devamı üzerine bina edilmiş izlenimi vermektedir. Taviz konusunda Ermenistan ın yapabilecekleri konusunu içermeyen Daşnak politikaları, Büyük Ermenistan İdeali çerçevesinde şekillenmiş bir karaktere sahiptir. Miras Partisi Miras Partisi 2002 yılında kurulmuştur. Partinin liderliğini Diaspora Ermenisi olan Raffi Hovannisyan yürütmektedir deki Parlamento seçimlerinde % 6 oy alan parti, yedi sandalyeye sahiptir. Diaspora Ermenileri arasında Karabağ meselesini sıcak tutmada etkili bir politika izleyen parti, Erivan ve Diaspora arasındaki ilişkinin devamı açısından Diasporanın Karabağ meselesini gündemde tutması gerektiğini savunmaktadır. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
35 Ermenistan Parlamentosu na Karabağ ın tanınması hakkında teklif götüren Miras Partisi, bu hususta Daşnakların desteğini de almayı başarmıştır. 60 Hovannisyan, Ermenistan ın savaşta büyük başarı elde ettiğini, fakat bu başarısını barış sürecinde gösteremediğini belirtmektedir. 61 Karabağ meselesini Kosova, Abhazya ve Güney Osetya örnekleri ile karşılaştıran Miras Partisi, Hankent te bu bölgelerden önce bir başkan seçildiğine işaret etmektedir. Partinin Parlamentodaki milletvekillerinden Stepan Safaryan, bazı müzakere edilebilecek unsurlar olmakla birlikte özellikle Karabağ ın bağımsızlığı, kimliği ve egemenliği gibi hususların tartışmaya dahi açılamayacağını belirtmektedir. 62 Miras Partisi bu yönüyle Karabağ ın bağımsızlığı konusunda ısrarını sürdürmekle birlikte Erivan yönetimini, bağımsızlığın tanınması hususunda pasif kalmakla eleştirmektedir. Müzakerelerde bazı konularda daha uzlaşmacı yaklaşılabileceğine inansa bile partinin taviz verilemeyecek olarak gördüğü konu Karabağ ın bağımsızlığı olarak durmaktadır. Müreffeh Ermenistan Partisi 30 Müreffeh Ermenistan Partisi, parlamentoda ikinci büyük parti konumundadır. Koalisyonda yer alan partinin mecliste 26 milletvekili bulunmaktadır. Müreffeh Ermenistan Partisi, 2004 yılında kurulmuş olup aynı zamanda Kentron televizyon kanalı da partiye aittir. Partinin kurucusu ve lideri Gagik Tsarukyan dır. Güçlü bir oligark olan Tsarukyan, 2003 yılından beri mecliste milletvekili olarak yer almaktadır. Müreffeh Ermenistan Partisi, Karabağ konusunda hükümette yer almanın da etkisiyle Cumhuriyetçi Ermenistan Partisi ne yakın bir duruş sergilemektedir. Mecliste Ermenistan ın Karabağ ın bağımsızlığını tanımasına dönük öneriye destek vermeyen parti, Cumhuriyetçi Ermenistan Partisi ve Hukuk Devleti Partisi ile ortak bir deklarasyon yayınlamıştır. Deklarasyonda partiler, Sarkisyan yönetiminin yapıcı çözüm çabalarına destek verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. 63 Parti Sekreteri Aram Safaryan, Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinde uzun süre tartışılan Karabağ konusunda çözüm hakkında yaptığı açıklamalarda partisinin tek taraflı tavizler vermeyeceğini açıklamıştır. Tavizden kasıtlarının ise Karabağ ın bağımsızlığının kabul edilmesi ve uluslararası seviyede bu bağımsızlığın tanınması olduğunu belirtmiştir. 64 Bu çerçevede, Müreffeh Ermenistan Partisi, Miras Partisi nin tersine, tek taraflı bir tanımanın faydalı olamayacağını ileri sürmekte ve Karabağ ın uluslararası anlamda tanın- ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
36 ması gerektiğini savunmaktadır. Bu süreçte hükümete olan desteğini çekmeyen parti lideri Tsarukyan 2013 seçimlerinde de Sarkisyan ı destekleyeceklerini belirterek, ülkenin zor zamanlardan geçtiği bu dönemde, Sarkisyan ın dışarıda Ermenistan ı temsil ederken güçlü olması gerektiğini savunmaktadır. 65 Cumhuriyetçi Ermenistan Partisi (HHK) Cumhuriyetçi Ermenistan Partisi (HHK), Ermenistan ın en büyük partisidir. Devlet Başkanı Serj Sarkisyan, parti liderliğini sürdürmektedir. Mecliste 63 sandalyeye sahip olan parti 2007 de gerçekleştirilen parlamento seçimlerinde %64 oranında oy almıştır. Müreffeh Ermenistan Partisi, Miras Partisi nin tersine, tek taraflı bir tanımanın faydalı olamayacağını ileri sürmekte ve Karabağ ın uluslararası anlamda tanınması gerektiğini savunmaktadır. Sovyetlerin çözülme döneminde ortaya çıkan bağımsızlık hareketlerinin şekillendirdiği partinin ideolojisi, milliyetçilik ve Gregoryan kilisesinin öğretileri çerçevesinde şekillenmiştir. Buna paralel olarak partinin kuruluş döneminde çekirdeği oluşturan Bağımsızlık Birlikleri, Karabağ Savaşı nda da aktif rol oynamıştır. Mecliste çoğunluğa sahip olan parti aynı zamanda Karabağ politikalarına da yön vermektedir. Partinin duruşu sorunu diplomatik kanallar üzerinden çözmek olarak belirtilebilir. Çünkü koalisyonun büyük ortağı ve Sarkisyan ın partisi olarak oldukça etkin bir konumdadır. 31 Sarkisyan ın politikaları yakından incelendiğinde askeri müdahaleden uzak durulmasının gerektiğine dönük söylemin güçlü olduğu görülmektedir. Aynı zamanda AGİT kanalını önemli bir avantaj olarak görmektedir. Fakat Erivan yönetimi Azerbaycan yönetiminden gelen tehditlere karşı da agresif bir tutum sergilemekten çekinmemektedir. 66 Gerek söylem olarak gerekse Karabağ da yapılan askeri tatbikatları bir gövde gösterisine dönüştürerek Ermenistan yönetimi gerektiğinde askeri güç kullanımından çekinmeyeceğinin de sinyallerini vermektedir. Sarkisyan yönetimi, ayrıca uluslararası anlamda Azerbaycan tarafından tek taraflı yürütülen diplomatik çabaların barış sürecini olumsuz etkileyeceğini belirtmektedir. Bu açıdan, Azerbaycan ın BM den yeni bir karar çıkarma yönündeki girişmelerini de sert biçimde eleştirmektedir. 67 Tüm bunlar dikkate alındığında, statükonun korunduğu bir süreçte müzakere masasına oturma hesaplarının yapıldığı söylenebilir. Cumhuriyetçi Ermenistan Partisi nin Karabağ politikaları üç sütun üzerinde yükselmektedir. 68 Bunlardan ilki Karabağ ın hiçbir şekilde Azerbaycan yönetimine devredilemeyeceğidir. Parti, Karabağ ın Sovyetlerin yıkılmasının ardından bağımsızlık kararı verdiğini ve bu yönüyle bağımsızlığının vazgeçilemez olduğunu iddia etmektedir. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
37 Ermenistan ın politik düzleminde ortak paydanın Karabağ ın bağımsızlığı ve Karabağ ile Ermenistan arasında bir bağlantının kurulması gerekliliği olduğu belirtilebilir. Karabağ konusunda ikinci temel unsur ise Ermenistan ve Karabağ arasında ortak sınırın olması gerekliliğidir. Buradaki ısrarın sebebi ise, Karabağ ın güvenliği ve Ermenistan ile olan bağlantısının sürdürülebilmesi olarak belirtilebilir. Cumhuriyetçi Ermenistan Partisi nin üçüncü talebi ise Karabağ ve Karabağ da yaşayan insanlarla ilgili olarak uluslararası toplum tarafından güvenlik garantilerinin verilmesidir. Bu üç konuda taviz vermeyen partinin duruşu uluslararası müzakerelere de yansımaktadır. Paket çözümden yana olan parti, Karabağ ın statüsü ile ilgili çerçevenin tam olarak çizilmediği muğlâk yol haritalarına rağbet etmemektedir. Genel anlamda bakıldığında, Ermenistan ın politik düzleminde ortak paydanın Karabağ ın bağımsızlığı ve Karabağ ile Ermenistan arasında bir bağlantının kurulması gerekliliği olduğu belirtilebilir. Ancak, askeri müdahalenin masa üstünde duran bir opsiyon olduğunun farkında olan Erivan yönetimi, aynı zamanda askeri birliklere de yatırım yapmaktadır. Aşağıdaki kısımda bu politikalar kısaca ele alınarak bölge dengeleri bu açıdan incelenecektir. 32 D. Karabağ Sorununda Ermenistan Tarafından İzlenen Askeri Politikalar Karabağ Savaşı sırasında önemli bir tedarikçi olan Rusya, ateşkes sonrasında da bu pozisyonunu korumuştur. Ermenistan ın Gümrü şehrinde bulunan Rus askeri üssünün bu konuda bölgedeki silah ticaretinde önemli bir rol oynadığı da bilinmektedir. Ateşkes antlaşmasının imzalandığı 1994 yılından itibaren, Ermenistan ve Azerbaycan ordularında siyasi dinamiklerin de etkisiyle hızlı bir silahlanma sürencinin yaşandığı gözlenmektedir. Ermenistan hükümetinin yapmış olduğu savunma harcamaları Karabağ yönetiminin yapmış olduğu harcamalarla birlikte, 2011 yılında 600 milyon dolara yakın bir büyüklüğe sahiptir. 69 Azerbaycan ın yapmış olduğu harcamalarla karşılaştırıldığında mütevazı gözükse de Ermenistan ın Rusya dan Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) üyesi olması ve geliştirdiği özel ilişki nedeniyle daha ucuza silahlar alabildiği bilinmektedir. Karabağ Savaşı sırasında önemli bir tedarikçi olan Rusya, ateşkes sonrasında da bu pozisyonunu korumuştur. Ermenistan ın Gümrü şehrinde bulunan Rus askeri üssünün bu konuda bölgedeki silah ticaretinde önemli bir rol oynadığı da bilinmektedir. Bu açıdan, 2009 yılında ortaya çıkan haberlerde Ermenistan ordusuna Gümrü de bulunan askeri üsten 800 milyon dolarlık silah satışı yapıldığı da belirtilmiştir. 70 Yapılan satışta, Ermenistan ın 21 adet T-72 tank, 50 civarında zırhlı araç ve çeşitli tipte füzeler, makineli tüfekler, gece görüş dürbünleri aldığı ifade edilmiştir. 71 Haberler ortaya çıktığında Rus ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
38 Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tarafından bu yöndeki silah ticareti yalanlansa da bölgedeki silahlanma hususunda oldukça endişe verici bir sürecin gerçekleştiği söylenebilir. Ancak 1997 yılında Duma Savunma Komitesi Başkanı Lev Rokhlin in ortaya çıkarmış olduğu Rusya ve Ermenistan arasındaki 1 milyar dolarlık yasadışı silah ticareti hatırlandığında, meselenin aslında tamamen göz ardı edilemeyeceği de açıktır. Aynı zamanda Ermenistan ile Azerbaycan ın Rusya ile olan silah ticareti karşılaştırıldığında Erivan ın ileri teknoloji ürünü silahlara erişiminin daha kolay olduğu görülmektedir. Ermenistan 2010 yılında yapmış olduğu açıklamada, Rusya dan aldığı uzun menzilli iki S-300 bataryasını stratejik noktalarda konuşlandırdığını teyit etmiştir. 72 Tüm bunlar dikkate alındığında, Ermenistan ın da muhtemel bir askeri müdahaleye karşı hazırlık yaptığı açıkça görülmektedir. Azerbaycan ın petrol diplomasisi üzerinden Moskova ile ilişkilerini geliştirmeye çalıştığı süreçte, Ermenistan da askeri anlamda Rusya ile ilişkilerini yenileme politikası takip etmiştir. Ülkenin güvenliğinde sigorta vazifesi gören Rus askeri birliklerinin Gümrü deki pozisyonlarını 2044 yılına kadar garanti altına alan Moskova, bu yönüyle Karabağ sorununda en kârlı taraf olarak durmaktadır. Bu yönüyle uzmanlar Ermenistan yönetimini, Rusya ya karşı gereğinden fazla taviz vermekle eleştirmektedir. Aynı zamanda Ter-Petrosyan döneminde tamamlayıcı olarak nitelendirilebilecek ikili ilişkilerin zaman içerisinde boyun eğme pozisyonuna gerilediği belirtilmektedir. 73 Burada iyi değerlendirilmesi gerekli olan bir husus da Rusya nın Karabağ a veya çevresine yapılacak bir Azerbaycan operasyonunda nasıl bir tutum takınacağıdır. KGAÖ tarafından Ermenistan ın güvenliği garanti altına alınmış olsa da burada ince bir nüans Karabağ ın Ermenistan a ait olmadığı, fakat burada Ermenilerin yaşadığıdır. Rusya nın KGAÖ yü sebep göstererek yapacağı muhtemel bir müdahale bu yönüyle uluslararası hukuk açısından temelsizdir. Ancak, Gürcistan da takındığı tutum düşünüldüğünde Rusya nın kendi güvenliğine tehdit olarak algıladığı bir operasyonda kendi çıkarlarını korumak adına farklı bir tutum takınması da beklenebilir. 33 E. Sonuç Ermenistan politikaları yakından incelendiğinde, Karabağ meselesinde çözüme dönük adımların sorunsuz bir şekilde atılması oldukça zor görünmektedir yılında imzalanan ateşkes anlaşmasının ülkenin milli devlet kurma süreci ile birlikte götürülmüş olması problemin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Ermenistan da milli kimlik sürecinde Karabağ önemli bir unsur olarak kullanılmış ve bugün milli kimliğin önemli bir DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
39 34 Ermenistan da milli kimlik sürecinde Karabağ önemli bir unsur olarak kullanılmış ve bugün milli kimliğin önemli bir parçası haline gelmiştir. Sürecin başında yalnız Dağlık Karabağ Otonom Bölgesinin Ermeni toprakları olduğu belirtilirken, geride kalan 17 senede üretilen söylem ile birlikte işgal altındaki yedi rayonun da Ermenilerin tarihi toprakları olduğu inancı kamuoyunda sık sık dile getirilir hale gelmiştir. parçası haline gelmiştir. Sürecin başında yalnız Dağlık Karabağ Otonom Bölgesinin Ermeni toprakları olduğu belirtilirken, geride kalan 17 senede üretilen söylem ile birlikte işgal altındaki yedi rayonun da Ermenilerin tarihi toprakları olduğu inancı kamuoyunda sık sık dile getirilir hale gelmiştir. Sonuç olarak, süreçte kullanılan söylem ve politikalar Ermenistan milli kimliğini şekillendirirken, zihniyet yapısı da muhafazakâr bir biçimde şekillenmiştir. Hükümetlerin çözüme dönük attığı veya atacağı adımlar milliyetçi kesimler tarafından kamuoyunda güçlü bir şekilde kullanılmakta ve bu süreçte hükümetleri de zor durumda bırakmaktadır. Çünkü burada sadece Ermenistan da aşırı milliyetçilerin değil ortalama bir Ermeninin de zihin yapısında Karabağ, Ermenistan ın ayrılmaz bir parçası olarak tanımlanmıştır. Ülkede, Parlamentoda temsil edilen partilerin görüşleri dikkate alındığında, ortak paydanın Karabağ ın bağımsızlığı ve Ermenistan ile arasında mutlaka bir bağ kurulması gerektiği hususu olduğu görülmektedir. Sarkisyan yönetimi tarafından da benimsenen bu tutum müzakere sürecinde de Ermenistan ın tezleri arasında yer almaktadır. Her ne kadar Türkiye ile Ermenistan arasında başlayan normalleşme süreci muhalefet tarafından eleştirilse de Sarkisyan yönetimi Karabağ konusunda muhalefetten de destek bulmaktadır. Bu yönüyle bakıldığında, Azerbaycan ın argümanlarının temelinde yatan toprak bütünlüğü ilkesinin aksine Ermenistan ın Karabağ için self determinasyon ilkesini benimsediği görülmektedir. Bu da müzakere sürecinde alınan referans noktalarının birbirinden tamamıyla farklı olduğunu ortaya koymaktadır. Ermenistan tarafında self determinasyon prensibi çerçevesinde bazı endişeler bulunmaktadır. Karabağ ın statüsünün süreç içerisinde belirlenmesi tezini kabul etmeyen Erivan, bağımsızlığın dışında bir çözümü de kabul etmeyen bir tutum sergilemektedir. Hükümetin izlediği bu politika, ülke içi popülerliğin korunması açısından oldukça önemli görülse de, Karabağ konusunda parti içerisindeki ideolojik tutumun ve duygusal bağların da bu konuda etkili olduğu görülmektedir. Azerbaycan tarafından yöneltilen sert açıklamalara adeta bir gövde gösterisi ile cevap veren Erivan yönetimi, süreç içerisinde Türkiye ile başlatmış olduğu normalleşme sürecinde, Diaspora cephesinde ve muhalefet kanadında karşılaştığı tepkileri de bir şekilde kontrol altına almayı başarmıştır de yapılacak Parlamento seçimlerinde Cumhuriyetçi Ermenistan Partisi nin pozisyonunu güçlendirmesi beklenmektedir. Yönetimde olmasının da avantajlarını kullanacak olan partinin karşısında muhalefeti temsil eden Miras Partisi, Ermenistan Ulusal ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
40 Kongresi veya Daşnakların güçlü bir alternatif ortaya koyduklarını söyleyebilmek oldukça güçtür. 74 Bu çerçevede, 2009 yılında Ermenistan ekonomisi %14,4 küçülmesine rağmen, bu gerilemenin Sarkisyan yönetimini ciddi anlamda zayıflatmadığı söylenebilir. Ekim 2010 da gerçekleştirilen ankette Sarkisyan Başkanlık için en güçlü aday olarak öne çıkmaktadır. 75 Burada ilginç olan nokta ise aynı ankette Ermenistan açısından önde gelen sorunlar sıralandığında ilk üç sırada işsizlik, artan enflasyon ve sosyo-ekonomik sorunların sıralanmasına rağmen Sarkisyan ın popülaritesini koruyabilmesidir. Bu da aslında Karabağ meselesinde radikal adım atmayan hükümetin pozisyonunu korumayı başardığını göstermektedir. Sarkisyan yönetimi ve diğer politik oluşumlar Minsk Grubu nun rolüne dikkat çekerken, Türkiye nin bu sürecin dışında kalması gerekliliği ortak kanı haline gelmiştir. Ancak, Rusya üzerinden yürütülen barış süreci gerek Azerbaycan gerekse Ermenistan makamlarınca oldukça önemli görülmektedir. Uluslararası müzakerelere müteakip veya bu müzakerelerin öncesinde Rus yetkililerle görüşen taraflar, aynı zamanda süreci Kremlin üzerinden yürütme çabası içerisindedir. 35 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
41
42 TÜRKİYE NİN DAĞLIK KARABAĞ 3SORUNUNA YÖNELİK POLİTİKASI Türkiye Soğuk Savaş dönemi sonrasında bölgesel bir güç olarak bölgesindeki çatışmalara yönelik daha aktif bir politika izlemek durumunda kalmıştır. Bölgesel sorunlara müdahale konusunda yeterli tecrübesi olmayan ve Rusya ya göre Kafkasya yı tanımayan Türkiye, Dağlık Karabağ sorununa yönelik politika oluşturma ve uygulama konusunda da sorunlarla karşılaşmıştır. Dağlık Karabağ sorunu Sovyetler Birliği dağılmadan önce 1988 yılında, çatışma boyutuyla ortaya çıktığında konu Sovyetler Birliği nin bir iç sorunu olarak ele alınıp, insani boyutuna dikkat çekilmiştir. Ancak Sovyetler Birliği nin dağılması ve Azerbaycan ile Ermenistan ın bağımsızlığıyla birlikte Dağlık Karabağ sorunu Türkiye nin Azerbaycan, Ermenistan ve hatta Rusya Federasyonuyla ilişkilerini etkileyen bir boyut kazanmıştır. 37 Azerbaycan ın etnik, kültürel ve dilsel yakınlığı, zengin enerji kaynakları Türkiye nin Kafkasya politikasında merkezi konumda olmasına yol açmıştır. Türkiye, Azerbaycan ı Orta Asya ya açılımda bir köprü ve aynı zamanda enerji kaynakların dan dolayı istikrarlı olmasının büyük önem taşıdığı en stratejik pozisyondaki bir müttefik olarak görmüştür. Dağlık Karabağ çatışması sonucunda Azerbaycan topraklarının işgal edilmesi, Türkiye nin Kafkasya politikasında zorluklara neden olmuştur. Dağlık Karabağ çatışması, Türkiye nin bölgesel bir çatışma daki politikasının test edildiği alan olmuştur. Türkiye Kaf kasya da önemli bir güç olmayı istemesine rağmen askeri bir ça tışmaya girmekten kaçınmıştır. Aynı zamanda stratejik müttefiki olarak gördüğü Azerbaycan ın da zarar görmesini istemeyen Türkiye, uluslararası toplumu harekete geçirerek Ermeni işgali nin kalıcı olmamasını ve kınanmasını sağlama politikası izlemiş tir. Çatışmanın bir Müslüman-Hıristiyan çatışması gibi algılan ması da Türkiye nin istemediği bir durumdu. Ermeni kuvvetlerin Azerbaycan topraklarındaki hızlı ilerleyişi Türkiye de kamuoyu ile dış politikada karar veri cileri karşı karşıya getirmiştir. Özellikle Hocalı kat- Dağlık Karabağ çatışması, Türkiye nin bölgesel bir çatışma daki politikasının test edildiği alan olmuştur. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
43 Türkiye açısından Dağlık Karabağ sorunu Ermenistan ile olan kara sınırının kapanmasının nedenini ve Ermenistan ile normal ilişkilere sahip olunamamasının da nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Bu durumun AGİT Minsk Grubu tarafından anlaşılabildiğini söylemek güçtür. liamından sonra Türkiye de gösteriler yapılmış ve göstericiler Türkiye nin Azerbaycan ı desteklemek için asker göndermesini talep etmiş lerdir. Muhalefet partileri de iktidarı eleştirmişlerdir. Başbakan ise askeri bir müdahaleye karşı çıkarken, Azerbaycan ın böyle bir talebi olmadığını ifade etmiştir. 76 Dağlık Karabağ çatışması sırasında en kritik durum Ermeni kuvvetlerin Nahçivan a saldırması üzerine ortaya çıkmıştır. Tür kiye de 1921 Kars Antlaşması gündeme getirilerek Nahçivan ın statüsünün korunması için askeri müdahale tartışmaları yapıl mıştır. 77 Bağımsız Devletler Topluluğu Komutanı Mareşal Shaposhnikov Tür kiye nin müdahalesinin üçüncü dünya savaşına neden olacağı açıklamasını yapmıştır. 78 Ermeniler muhtemelen Rusya nın telkinleri sonucu Nahçivan a yaptıkları saldırılara son vermişlerdir. Türkiye açısından günümüzde Ermenistan ile olan ilişkilerini de etkileyen Dağlık Karabağ çatışması sırasındaki önemli bir olay Kelbecer in işgal edilmesiydi. Bunun üzerine Türkiye, Ermenistan ile olan kara sınırını kapatmış, Ermenistan a giden yardımların transit geçişini durdurmuştur. Dönemin Cumhurbaşkanı Özal Azerbaycan ziyareti sırasında Türkiye nin Azerbaycan ile askeri ittifak yapmayı düşünebileceğini ifade etmiştir. Özal ın askeri güç kullanımına vurgu yapan tavrına karşı dönemin Başbakanı Demirel daha farklı mesajlar vermekteydi. Bu durumun Ermenistan tarafından da değerlendirilmiş olabileceği ve Türkiye nin mesajlarının etkisini zayıflattığı söylenebilir Türkiye, sorunun barışçı yolla çözülmesi ve Azerbaycan topraklarının işgalinin kalıcı hale gelmeyip uluslararası alanda alınan kararlarla Azerbaycan ın toprak bütünlüğünün korunması için diplomatik kanalların harekete geçirilmesi politikası izlemiştir. Gerek ateşkesten önce gerekse ateşkes sonrasında çözüm önerilerinin ortaya konmasında Türkiye aktif olmasına rağmen Ermenistan ın Türkiye yi tarafsız olmadığı gerekçesiyle arabulucu olarak kabul etmemesi Türkiye nin süreçteki rolünü sınırlandırmıştır. Türkiye çatışmaların sürdüğü süreçte ortaya konan, Azerbaycan ın yine kendi toprağı olan Nahçivan ile bağlantısının sağlanması amacıyla arada kalan ve Erme nistan ın kontrolünde olan bölgenin Azerbaycan a verilmesi, buna karşılık Dağlık Karabağ ın da bir koridorla Ermenistan a bağ lanması önerisinin öncülerinden ve destekçilerinden olmuştur. Bu öneri Ermenistan tarafından İran ile olan sınırını kaybedeceği için kabul edilmezken, Azerbaycan tarafın dan da işgali meşrulaştıracağı için uygun görülmemiştir. 80 Türkiye açısından Dağlık Karabağ sorunu Ermenistan ile olan kara sınırının kapanmasının nedenini ve Ermenistan ile normal ilişkilere sahip olunamamasının da nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Bu durumun AGİT Minsk Grubu tarafından anlaşılabildiğini söylemek güçtür. Örneğin, AGİT Minsk Grubu nun Fransız eşbaşkanı Bernard Fassier Karabağ so rununun çözümünde Türkiye nin yapacağı bir şey olmadığını ifade ederken, Ermenistan ile Türkiye ilişkilerindeki süreçle Karabağ sorununun birbirinden bağımsız süreçler olduğunu ileri sürmüştür. 81 AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlarının süre- ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
44 ci AGİT dı şına çıkarmama ve dışarıdan katkılara kapalı olma politikasının pek başarılı olduğu söylenemez. AGİT Minsk Grubu nun Fransız eşbaşkanının Türkiye-Ermenistan ilişkilerindeki ilerleme ile Karabağ sorununun farklı süreçler olduğunu açıklaması ise Tür kiye nin Ermenistan ile olan kara sınırını Karabağ sorununda Azerbaycan topraklarının işgali dolayısıyla kapattığı gerçeği ile çelişmektedir. ABD başta olmak üzere bazı Batılı ülkeler, Ermenistan ın Rusya etkisinden çıkarılması ve Batı ya entegre olabilmesi için Batı ya açılan kapı durumundaki Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmesi ve Türkiye-Ermenistan kara sınırının açılması gerektiğini düşünmektedirler. Türkiye de de Ermenistan ile normalleşme yolunda adım atılması durumunda diasporanın soykırım iddialarını bir araç olarak kullanmasının önüne geçilebileceği ve hatta Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesinin Karabağ sorununun çözümüne de yardımcı olabileceği düşüncesi ortaya çıkmıştır. Bu konuda atılan ilk adım Türkiye ve Ermenistan milli futbol takımları arasında oynanan karşılaşmayı izlemek üzere Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ün Ermenistan a gitmesi olmuştur. 82 Türkiye ile Ermenistan arasındaki Yol Haritasının ilan edilmesini takiben devam eden süreç sonunda, 31 Ağustos 2009 tarihinde iki ülke arasında paraf edilen protokoller 10 Ekim 2009 tarihinde İsviçre nin Zürih kentinde imzalanmıştır. Protokollerde Dağlık Karabağ sorunundan bahsedilmemesi ve protokollerin yürürlüğe girmesinden sonra 60 gün içerisinde Türkiye-Ermenistan sınırının açılacağının ifade edilmesi Azerbaycan da rahatsızlığa neden olmuştur. Türkiye nin, Kelbecer in işgali sonrasında Ermenistan sınırını kapattığı düşünüldüğünde, sorun çözülmeden sınırı açması çelişki olacaktır. Protokollerde Karabağ şartının sınırın açılması için ortaya konulmaması Türkiye nin politika değişikliği olarak yorumlanmıştır. Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev, Türkiye-Ermenistan ilişkileri ve açıklanan yol haritasında Dağlık Karabağ sorununun rolünün olup olmadığını merak ettiğini açıklamıştır. 83 Azerbaycan Devlet Başkanı nın İstanbul daki Medeniyetler İttifakı Zirvesine katılmaması da Türkiye-Ermenis tan ilişkilerindeki gelişmelere tepki olarak yorumlanmıştır. 84 Protokoller daha paraf edilmeden önce Başbakan Erdoğan Bakü de açık bir şekilde Karabağ sorunu çözülmeden Ermenistan sınırının açılmayacağını ifade etmiştir. 85 Daha sonraki süreçte de sürekli Türkiye den yetkililerin Karabağ sorunu çözülmeden normalleşme olamayacağını ifade etmeleri, Ermenistan tarafından protokollere şart koşma olarak yorumlanmıştır. Ermenistan Anayasa Mahkemesi protokoller ile ilgili görüşünde protokolleri Ermenistan Anayasasına uygun bulurken, gerekçeli kararından protokollerin ruhuna aykırı olan ve içini boşaltan bir değerlendirmede bulunmuştur. Ermeni Devrimci Federasyonu na göre Anayasa Mahkemesi protokollere yönelik kaygılarını ifade etmiştir ve protokollerdeki bazı noktalara ilişkin Ermenistan ın çekinceleri için yasal bir zemin oluşturmuştur. Ermeni Devrimci Federasyonu nun destekçilerine göre protokoller Türkiye ve Ermenistan ı bağlamaktadır ve Dağlık Karabağ gibi üçüncü taraflar üzerinde etkisi yoktur. 86 Türkiye nin, Kelbecer in işgali sonrasında Ermenistan sınırını kapattığı düşünüldüğünde, sorun çözülmeden sınırı açması çelişki olacaktır. 39 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
45 Dağlık Karabağ sorununda çözüm olacaksa, toprakları işgal altında tutan Ermeni tarafının işgali sona erdirmesi gerekmektedir. Türkiye nin Dağlık Karabağ sorununda çözüm konusunda yapabilecekleri çok sınırlıdır. Ermenistan yönetimini işgalin sona erdirilmesi ve buna yol açacak bir planın kabulü noktasında zorlama potansiyeli sahip olan bölgesel güç Rusya dır. Türkiye bu konuda Rusya yı ikna etme bakımından bazı araçlara sahiptir. Ancak Kafkasya da Ağustos 2008 sonrası oluşan ortam da buna müsait değildir. 87 Türkiye nin Ermenistan sınırını kapalı tutması Dağlık Karabağ sorununda en azından Azerbaycan açısından bir koz oluşturmaktadır. Özellikle Ağustos 2008 Rusya-Gürcistan çatışması sırasında Türkiye ve Azerbaycan sınırları kapalı olan Ermenistan, Gürcistan sınırında da zorluklar yaşayınca sadece İran sınırına bağımlı hale gelmiştir. Rusya-Gürcistan çatışması sırasında Gürcistan ın Ermenistan dan ithalatında 121 milyon dolarlık bir azalmanın olduğu ve toplamda da krizin Ermenistan ekonomisine 700 mil yon dolara mal olduğu ifade edilmiştir Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmiş ve kara sınırı açık olan Ermenistan ın Karabağ sorununda çekilme yönünde direnmesi daha kolaydır. Karabağ sorununda toprakları işgal altında olan Azerbaycan dır. Bu işgali sona ermesi için adım atması gereken de Ermenistan dır. Ermenistan ın desteği olmadan Karabağ daki yapı ayakta duramayacağı gibi işgalin gerçekleşmesi de mümkün olmazdı. Her çözümü içeren antlaşmada tarafların fedakârlıkta bulunması, ödün vermeleri ve duruma göre aldıkları topraklardan çıkmaları kaçınılmazdır. Ancak yine her antlaşmada taraflardan birisi daha fazla mevcut pozisyonundan geri adım atmak zorunda kalacaktır. Dağlık Karabağ sorununda çözüm olacaksa, toprakları işgal altında tutan Ermeni tarafının işgali sona erdirmesi gerekmektedir. Türkiye nin Ermenistan ile ilişkilerini geliştirmesi ve bu anlamda normal diplomatik ilişkilerin kurulup sınırın açılması, Dağlık Karabağ sorununun tarafları olan Azerbaycan ve Ermenistan arasında sorunun çözümüne yönelik bir anlaşma sağlanmadıkça bir anlam ifade etmeyecektir. Ekonomik açıdan Türkiye için Ermenistan, Azerbaycan a kıyasla çok önemsiz kalmaktadır. Kafkasya da ekonomik entegrasyona doğru bir adım atılması ancak Azerbaycan-Ermenistan sınırının açılması halinde mümkün olabilir. Siyasi açıdan da Azerbaycan Türkiye için Kafkasya daki en önemli ülkedir. Ermenistan ile ilişkileri normalleştirme uğruna Türkiye nin Azerbaycan ile ilişkilerini bozması gerçekçi bir politika olmayacağı gibi Dağlık Karabağ sorununun çözümüne de hizmet etmeyecektir. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde protokoller öncesi ve sonrası yaşananlar, ABD başta olmak üzere sorunla ilgilenen diğer tarafların dikkatinin Dağlık Karabağ sorununa yönelmesine yol açmıştır. 89 Ancak sorundaki tıkanmışlığın aşılması için yeterli çabanın gösterildiğini söylemek güçtür. Türkiye ısrarla Dağlık Karabağ sorunuyla Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi arasında bağlantı kurarken, Ermenistan ve AGİT Minsk Grubu buna karşı çıkmaya devam etmektedir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
46 Azerbaycan, 25 Şubat 1992 de yaşanan ve bir gecede 613 kişinin katledildiği Hocalı katliamı ve işgal sürecindeki diğer katliamları yaşamıştır. Türkiye nin, bu katliamlarda sorumluluğu bulunan ve/veya bunları haklı gören ve Ermenistan yönetiminde yer alan kişilerle protokolleri imzalaması, Azerbaycan ı rahatsız etmiştir. Türkiye, protokolleri imzalarken Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmesinin hem diasporanın soykırım iddialarına ilişkin politikasına karşı etkili olacağını, hem de Karabağ sorununun çözümünü sağlayacak adımları teşvik edeceğini düşünmüştür. Protokollerde açıkça Karabağ sorununun yer almamasını ise yapıcı belirsizlik olarak nitelendiren Türkiye, en üst düzeyde yapılan açıklamalarla Dağlık Karabağ sorununda taraflar arasında bir anlaşma sağlanmadan Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşemeyeceğini ifade etmiştir. Türkiye açısından Ermenistan ile ilişkilerin protokollerle birlikte geliştirilmesi soykırım iddiaları bağlamında özellikle ABD deki girişimler bakımından etkili olabilecek bir adım olarak da görülmüştür. Ancak Türkiye ile Ermenistan arasındaki protokoller diasporayı bağlamayacaktır. Protokoller yürürlüğe girse ve gerekleri yapılmaya başlansa bile diaspora kendi politikasından vazgeçmeyecektir. Ermenistan da diaspora kontrolümüzde değil diyecek ve Türkiye protokoller öncesinde olduğu gibi aynı sorunlarla uğraşmak durumunda kalacaktır. Protokollerde açıkça Karabağ sorununun yer almamasını ise yapıcı belirsizlik olarak nitelendiren Türkiye, en üst düzeyde yapılan açıklamalarla Dağlık Karabağ sorununda taraflar arasında bir anlaşma sağlanmadan Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşemeyeceğini ifade etmiştir. Sonuçta protokollerle ilgili süreç Ermenistan tarafından durdurulmuştur. Ermenistan yönetiminin özellikle tarih alt komisyonu sebebiyle gerek diaspora gerekse içeriden gelen eleştiriler ve Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesine karşı çıkan grupların varlığından dolayı kısa sürede protokollere ilişkin süreci yeniden başlatamayacağı ifade edilebilir. Bunun için Ermenistan yönetimi üzerinde anlamlı bir dış baskı olması gereklidir. Azerbaycan ın Türkiye ile yakın ilişkilerinin ve bağlarının sürdürülmesi bölgesel istikrar ve Batı nın enerji güvenliği açısından gereklidir. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, Bakü-Tiflis- Erzurum doğal gaz hattı enerji ala nında iki ülke arasındaki önemli enerji köprüleridir. Türkiye-Yunanistan-İtalya doğal gaz hattı ve Nabucco projesi Azerbaycan ın enerji bakımından önemini artırmıştır. Bu nedenlerle Ermenistan Avrupa-Atlantik eksenine dâhil edilmeye çalışılırken, Azerbaycan ın Rusya eksenine yönelmesine yol açılmamalıdır. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi uluslararası sistemdeki gelişmelere ve bölgesel güçlerin dondurulmuş çatışmaların çözümüne ilişkin izleyecekleri politikalara bağlıdır. Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinde gerginliğin ortaya çıkması ve iki ülke nin politikalarındaki ayrışma Ermenistan ın bakış açısıyla Ermenistan için en önemli tehlikenin kalkması anlamına gelmektedir. Türkiye ile Azerbay can arasındaki yakın ilişkilerin bozulması Ermenistan ın elini fazlasıyla güçlendirecektir. Zaten askeri bakımdan süren bir iş gali, diplomasi yoluyla sona erdirmek çok zordur. Bir de Erme nistan ın eline yeni kozlar geçmesi halinde Dağlık Karabağ soru nunun çözümü daha zor olacaktır DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
47 42 Türkiye, işgalin kalıcı hale gelmemesi ve işgal altındaki topraklardaki Azerbaycan a ait kültürel izlerin silinmemesi için diğer ülkeleri uyarıcı faaliyetlerde bulunabilir. Bu arada Ermenistan ile de güven artırıcı faaliyetler geliştirilebilir. Ancak Ermenistan da demokratikleşme gerçekleşmeden siyasi yapının Dağlık Karabağ sorununun çözümü ve Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi konusunda adım atması oldukça zordur. Türkiye nin, Azerbaycan ın ve diğer sorunla ilgilenen ülkelerin sorunun önemli bir boyutu olan Dağlık Karabağ ın statüsü konusunda farklı model önerileri ortaya koymaları noktasında teşvik edici girişimleri olabilir. Türkiye, işgalin kalıcı hale gelmemesi ve işgal altındaki topraklardaki Azerbaycan a ait kültürel izlerin silinmemesi için diğer ülkeleri uyarıcı faaliyetlerde bulunabilir. Bu arada Ermenistan ile de güven artırıcı faaliyetler geliştirilebilir. Ancak Ermenistan da demokratikleşme gerçekleşmeden siyasi yapının Dağlık Karabağ sorununun çözümü ve Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi konusunda adım atması oldukça zordur. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
48 DAĞLIK KARABAĞ SORUNUNA RUSYA VE MİNSK GRUBU NUN 4YAKLAŞIMI Hem bölgesel hem de uluslararası aktörlerin kendi gündemleri çerçevesinde uzlaştırıcı üçüncü taraflar olarak müdahil oldukları Dağlık Karabağ sorunu, pek çok aktörün etkili olduğu problematik unsurlar barındırmaktadır. Bu bağlamda, bölgenin en etkin ülkesi Rusya nın Dağlık Karabağ politikası önem taşımaktadır. Bilindiği üzere Güney Kafkasya Rusya nın dış politikasında öncelikli alanlardandır. Diğer taraftan Moskova nın Güney Kafkasya daki en önemli müttefikinin Erivan olması da önemlidir. Zira Ermenistan Dağlık Karabağ sorununun taraflarından biri iken Rusya ise gerek kendi çabaları çerçevesinde gerekse de Minsk Grubu eşbaşkanı olması nedeniyle sorunun çözümünde arabulucu rolü oynamaktadır. Sorun çok taraflı ve çok boyutlu olduğundan, çözüm çabalarının sekteye uğramasının da birden fazla nedeni bulunmaktadır. 43 Raporun bu bölümünde Rusya ve Minsk Grubu nun Dağlık Karabağ sorununa yaklaşımları ele alınacaktır. Bu bağlamda Rusya nın Güney Kafkasya politikasına, Minsk Grubu nun çözüm çabalarına ve yaşanan tecrübeler ışığında Dağlık Karabağ sorununun çözümünde hesaba katılması gereken noktalara değinilecektir. A. Rusya nın Güney Kafkasya Politikası SSCB nin dağılması sonrası dönemde Rusya nın Güney Kafkasya politikası üç farklı dönemden geçmiştir yıllarında özellikle Dışişleri Bakanı Andrei Kozirev ve Başbakan İgor Gaydar ın Batı ile entegrasyon yönündeki dış politika tercihleri nedeniyle Kafkasya arka planda kalmıştır. Atlantikçi olarak nitelendirilen Batı yanlısı dış politika yönelimi Rusya nın ekonomik ve sosyal sorunlarının çözümüne herhangi bir katkı sunmayınca, Rus dış politika yapımında Rusya nın eski Sovyet coğrafyasındaki Rus mirasını DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
49 44 Rusya nın Dağlık Karabağ sorununda Ermenistan ı hem askeri hem de siyasi olarak açıktan destekleme politikası devam etmiştir/etmektedir. koruması gerektiğine dayanan Avrasyacı görüş ağırlıklı hale gelmiştir yılları arasında Rusya, Güney Kafkasya ve Orta Asya ya yönelik olarak Yakın Çevre doktrinini uygulamaya koymuştur. SSCB nin dağılmasını takip eden süreçte Güney Kafkasya bölgesini tabiri caizse ihmal eden Rusya kısa bir süre içinde bu coğrafyayı öncelikli bölgeler arasına almıştır. Rusya nın Güney Kafkasya ya olan özel ilgisinin nedenlerinden biri, kendisi dışındaki bir ya da daha fazla uluslararası aktörün bölgedeki baskın güç olması durumunda Kuzey Kafkasya nın istikrarsızlaşması potansiyelinden kaynaklanmıştır. 91 Rusya nın Güney Kafkasya ya yönelik dış politikalarının incelenmesine temel çerçeve sayılabilecek üçüncü dönem Putin in Devlet Başkanlığı koltuğuna oturması ile başlamıştır yılından beri Rusya Federasyonu Devlet Başkanı olan Medvedev dönemi Rus dış politikasında Güney Kafkasya ya yönelik anlayış ise, Putin döneminin devamı niteliğindedir. Bu bağlamda Medvedev döneminde izlenen genel olarak dış politika ve özel olarak da Orta Asya ve Güney Kafkasya çizgisinde önemli bir devamlılık göze çarpmaktadır. Putin döneminde başlayan ve Medvedev döneminde devam eden anlayış, Kafkasya nın Rusya nın öncelikli çıkar alanı (sphere of privileged interests) olduğu düşüncesidir. Bu da Moskova nın söz konusu bölgelere yönelik esas hassasiyeti olan herhangi bir uluslararası aktörün bu coğrafyalara yoğun bir biçimde müdahil olmaması anlayışının sürdüğünü göstermektedir. Diğer taraftan Kremlin, eski Sovyet coğrafyasında gücünü yeniden tesis edebilmek amacıyla bölgesel sorunları dış politika aracı olarak kullanabilmiştir yılından itibaren Rusya, Güney Kafkasya da etkin olabilmek için, bölge ülkelerindeki çatışmaları manipüle ederek ülke yönetimlerini zayıflatmış, böylece söz konusu ülkelerin Rusya ya yaklaştırmayı denemiştir. Gürcistan üzerinde Abhazya ve Güney Osetya, Azerbaycan üzerinde ise Dağlık Karabağ, Rusya nın söz konusu politikasını uygulama alanı olmuştur yılında Azerbaycan ve Ermenistan ın bağımsızlıklarını kazanmaları ile devletlerarası bir sorun halini alan Dağlık Karabağ sorununda Rusya, önce BDT üyesi Ermenistan ı desteklemeyi tercih etmiştir. Bunun dışında Moskova Azerbaycan da Türkiye ile yakın ilişki kurmaya çalışan Elçibey yönetiminin zayıflatılması ve bu şekilde Azerbaycan ın Rusya ya yakınlaşmasını da amaçlamıştır. Bu amaca uygun olarak Azerbaycan da Aliyev in iktidara gelişiyle birlikte ise Rusya nın Dağlık Karabağ sorunu çerçevesinde göreceli olarak daha dengeli bir siyaset izlemeye başladığı söylenebilir. Bu bağlamda 1996 yılında AGİT in barış süreci çerçevesinde gerçekleştirilen Lizbon Zirvesi nde Ermeni askeri güçlerinin Dağlık Karabağ dan çekilmesini öngören öneriyi desteklemesi 94, Rusya nın Dağlık Karabağ sorununda daha dengeli bir siyaset izlemesinin bir örneğini oluşturmuştur. Yine de Rusya nın Dağlık Karabağ sorununda Ermenistan ı hem askeri hem de siyasi olarak açıktan destekleme politikası devam etmiştir/etmektedir. Moskova nın Erivan a olan desteği, iki ülke arasında var olan çok yönlü ilişkilerle açıklanabilir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
50 1) Rusya-Ermenistan Özel İlişkisi Rusya-Ermenistan ilişkisi tarihsel boyutu, ekonomik ve askeri ilişkilerin yoğunluğu nedeniyle özel bir nitelik taşımaktadır. Bu özel ilişki iki ülkenin sorunlara yaklaşımında ve ilişkilerin niteliğinde kendisini göstermektedir. Kafkasya ülkelerinin Rusya ile olan ikili ilişkilerine bakıldığında, 1991 de bağımsızlığını kazandıktan sonra Rusya ya olan bağımlılığı bu denli dikkat çeken tek bölge ülkesinin Ermenistan olması öne çıkmaktadır. Bu noktada Ermenistan ın iki komşusu olan Türkiye ve Azerbaycan ile kesilmiş olan diplomatik ilişkileri nedeniyle Kafkasya da adeta sıkışıp kaldığı ve bu nedenle Rusya ya daha da bağımlı hale geldiği söylenmelidir. Bu durumun en belirgin örneklerinden biri bağımsızlığını kazanmasının ardından Ermenistan ın BDT ye kendi tercihiyle ve en istekli şekilde üye olan ilk Güney Kafkasya ülkesi olmasıdır. İlişkinin tarihsel yönünün yanı sıra, Ermeni diasporası da Rusya-Ermenistan ilişkilerinde önemli etkenlerden biridir. Rakamlar değişmekle birlikte en büyük Ermeni diasporasının Rusya da olduğu bilinmektedir. Kimi kaynaklara göre 1 milyon, kimi kaynaklara göre 1,5 milyon Ermeni Rusya da yaşamaktadır. 95 Söz konusu nüfus, dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi Rusya da da dış politika yapımını etkileme gücüne sahiptir. Rusya nın Kafkasya coğrafyasına yönelik politikalarının zemini ve Ermenistan ın bu bölgede Moskova nın en önemli müttefiki konumunda olması, Ermeni diasporasının işini kolaylaştırmaktadır. İkili ilişkilerin bir başka önemli boyutu olan askeri ilişkilere bakıldığında, 1993 ve 1994 yıllarında imzalanan anlaşmalar çerçevesinde Rusya nın, Türkiye-Ermenistan ve İran-Ermenistan sınırlarındaki üslerde asker bulundurma yetkisine sahip olduğu görülmektedir. Kuruluş tarihi 1940 lara kadar giden, zaman içinde çeşitli isimler alan Gümrü üssünde bugün yaklaşık olarak Rus askeri personel görev yapmaktadır yılında yapılan bir anlaşma ile Ermenistan ın ikinci büyük kenti Gümrü de bir Rus üssü kurulmuştu. Anlaşma 2020 yılında son bulacaktı. 25 yıl süreli bu anlaşmayla Rusya ve Ermenistan muhtemel tehditlere karşı ortak tutum almayı ve birbirlerinin güvenliğine yardım etmeyi taahhüt etmişlerdi Ağustos 2010 da Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Dimitri Medvedev in Ermenistan ziyareti sırasında iki ülke arasında imzalanan anlaşma ile Gümrü de bulunan üssün süresi, fonksiyonlarında herhangi bir değişiklik olmadan, 2044 e kadar uzatılmıştır. Bunun dışında Şubat 1992 de Ermenistan ve Rusya arasında imzalanmış olan anlaşmaya göre Ermenistan-İran ve Ermenistan-Türkiye sınırları Rusya Sınır Kuvvetleri Komutanlığı tarafından korunmakta 97 ve Ermenistan Sınır Kuvvetleri Komutanlığı nda yaklaşık Rus subayı görev yapmaktadır. Askeri işbirliğinin boyutları bahsedilen örnekler ışığında dikkat çekse de asıl olarak iki ülkeyi bu yoğunlukta ilişki kurmaya iten motivasyon kaynağı incelenmelidir. Bu noktada Rusya nın Ermenistan ile askeri işbirliğinin öne çıkan nedeninin Rusya nın uzun vadede bu bölgede askeri ve siyasi varlığının devam et- Kafkasya ülkelerinin Rusya ile olan ikili ilişkilerine bakıldığında, 1991 de bağımsızlığını kazandıktan sonra Rusya ya olan bağımlılığı bu denli dikkat çeken tek bölge ülkesinin Ermenistan olması öne çıkmaktadır. 45 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
51 46 Ticari ilişkiler çerçevesinde ise, Ermenistan ın dış ticaretinde Rusya nın en önemli ülke konumunda olduğu görülmektedir. Ermeni ve Rus mallarının dış pazarlardaki rekabet zayıflığı, Rusçanın ve eski Sovyet anlayışının ticari ilişkilere olumlu etkisi, iki ülke arasındaki seyahatlerdeki kolaylaştırıcı politikalar, eski bağlantılar, Rusya daki Ermeniler ve Ermenistan daki Ruslar ticari ilişkileri kolaylaştırmaktadır. mesini sağlamak olduğu görülmektedir. Ermenistan açısından bakıldığında ise Erivan ın Bakü ile arasındaki Dağlık Karabağ temelli anlaşmazlık nedeniyle hem Azerbaycan hem de Türkiye den algıladığı tehdidin, ülkedeki Rus askeri varlığının devam etmesini gerekli kılan en önemli neden olduğu ifade edilebilir. Ticari ilişkiler çerçevesinde ise, Ermenistan ın dış ticaretinde Rusya nın en önemli ülke konumunda olduğu görülmektedir. Ermeni ve Rus mallarının dış pazarlardaki rekabet zayıflığı, Rusçanın ve eski Sovyet anlayışının ticari ilişkilere olumlu etkisi, iki ülke arasındaki seyahatlerdeki kolaylaştırıcı politikalar, eski bağlantılar, Rusya daki Ermeniler ve Ermenistan daki Ruslar ticari ilişkileri kolaylaştırmaktadır. 98 Bunun en önemli nedeni Ermenistan ın Türkiye ve Azerbaycan ile sınır kapılarının kapalı olması nedeniyle ticaret yapabileceği yegâne ülkenin Rusya olmasıdır. Moskova açısından ise, iki ülke arasındaki ticaret hacminin önemi ekonomik değil siyasidir. Zira Rusya nın dış ticaretine bakıldığında Erivan ın, hem ithalat hem de ihracatta diğer bölge ülkelerinden daha az paya sahip olduğu görülmektedir. Rusya nın Güney Kafkasya Ülkeleri ile Dış Ticareti (milyon dolar) İhracat Azerbaycan Ermenistan 27, Gürcistan 42, İthalat Azerbaycan Ermenistan 44 77, Gürcistan 76, ,8 61,2 49,1 23,4 Kaynak: Rusya Federasyonu İstatistik Servisi Ticari ilişkilerin önemli kalemlerinden biri Ermenistan ın Rusya dan tedarik ettiği silahlardır. Azerbaycan dan farklı olarak Rusya, Ermenistan ı 1992 den beri silahlandırmıştır. Silahların bir kısmı Ermenistan a hibe olarak verilmekte, bir kısmı ise Ermenistan ın Rusya ya borçlanması şeklinde karşılanmaktadır. Bu noktadan bakıldığında Erivan, Rusya dan aldığı silahlar sayesinde güvenliğini arttırdığını düşünse de, Rusya ya olan bağımlılığı silah ticareti ile eş zamanlı olarak artmaktadır. Ermenistan, Rusya ya artan bağımlılığına rağmen kendisini güvende hissetmektedir. Ne var ki sürekli silahlanan Ermenistan ın komşularıyla sorunlarını çözme ve çok yönlü dış politika izleme olanağı zayıf kalmaktadır. Daha açık bir ifade ile, Türkiye ve Azerbaycan ile diplomatik ilişkileri olmayan Ermenistan ın tehdit algısı, siyasi ilişkilerin eksikliği nedeniyle sürekli artmakta ve artan güvenlik endişesine paralel olarak Ermenistan ın Rusya ya yönelmesi durumu ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
52 ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda önemli bir kısır döngü söz konusudur. Bu güvensizlik ortamında ise Rusya nın Erivan a verdiği destek, Azerbaycan ve Türkiye ile ihtilaflı ilişkileri olan Ermenistan için hayati önemdedir. Güvenliğinin yegâne garantörü olarak Rusya yı gören Ermenistan, Mayıs 1992 den beri BDT Anlaşması çerçevesinde Kollektif Güvenlik Anlaşması na taraftır. Bu bağlamda Ermenistan hem BDT ye üye olmuştur hem de Rusya ile imzalanan karşılıklı anlaşmalar neticesinde güçlü bağlantılar kurmuştur. 99 Ermenistan ın komşuları ile olan sorunlu ilişkileri nedeniyle fazlasıyla Rusya ya yaklaşması sonucu oluşan bağımlılık, kendisini özellikle enerji alanında hissettirmektedir yılında 100 milyon dolarlık borçlarına karşılık birçok sanayi tesisini ve enerji şirketini Rusya nın işletmesine devreden Ermenistan 100, 2004 yılında ise enerji üretim kapasitesinin % 80 ini Rus kontrolüne bırakmıştır. 101 Rusya nın Ermenistan ın güvenlik ve ekonomi alanlarındaki ağırlığı, iki ülke arasında imzalanan askeri işbirliği anlaşmaları ve Ermenistan da enerji, telekomünikasyon, ulaşım, finans ve maden sektörlerinde devlet kontrolünde olan şirketlerin kabaran borçlarına karşılık Rusya ya devredilmesi ile daha da artmıştır. 102 Rusya açısından bakıldığında Moskova, Kafkasya coğrafyasındaki en önemli müttefiki olarak Ermenistan a askeri yardımda bulunmak ve enerji alanında görüldüğü üzere asimetrik karşılıklı bağımlılık yaratmak suretiyle direkt olarak Ermenistan da ve dolaylı olarak bölgede siyasi ve askeri varlığını sürdürmek imkânı bulmaktadır. Rusya nın Güney Kafkasya ya yönelik politikası ve Ermenistan ile olan özel ilişkisi, Moskova nın Karabağ sorununa yaklaşımında belirleyici rol oynamaktadır. Bu bağlamda Rusya nın Karabağ sorununa yaklaşımını ve sorunun çözümü kapsamında oynadığı rol değerlendirilirken iki Rusya ile Ermenistan arasındaki ilişkinin niteliği ve yoğunluğu da hesaba katılmalıdır. Türkiye ve Azerbaycan ile diplomatik ilişkileri olmayan Ermenistan ın tehdit algısı, siyasi ilişkilerin eksikliği nedeniyle sürekli artmakta ve artan güvenlik endişesine paralel olarak Ermenistan ın Rusya ya yönelmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda önemli bir kısır döngü söz konusudur. 47 2) Rusya nın Karabağ Sorununa Yaklaşımı Putin in iktidara gelmesi ile Rus dış politikasında ülke ekonomisinin güçlendirilmesi, önemli gündem maddelerinden biri haline gelmiştir. Bu bağlamda Hazar petrollerinin dünya piyasalarına çıkışının mümkün hale gelmesi için bölgedeki sorunların ve bu bağlamda Karabağ sorunun çözümü Rusya için de öne çıktı. Bu çerçevede 2000 yılında sorunun çözümüne yönelik Rusya Federasyonu önderliğinde bazı girişimlerde bulunulmuştur. Bir yandan konu Rusya-ABD arasındaki görüşmelerde gündeme alınırken diğer taraftan Moskova Dağlık Karabağ sorununun aktörleri ile de daha sık bir araya gelme yoluna gitmiştir. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
53 Bu bağlamda 20 Ocak ve 21 Haziran 2000 tarihlerinde Putin, Aliyev ve Koçaryan Kremlin de görüşmüş ve çözüm yollarını konuşmuşlardır. 103 Rusya tarafından o dönemde önerilen çözümler: iki devletin askeri yönetimi arasında kırmızı hat kurulması ve özel radyo ile iletişimin sağlanması gerekliliğinin vurgulanması, bu iletişim sayesinde uyuşmazlık bölgelerindeki olaylara anında müdahale edilmesi ile iki taraf arasında tutuklu mübadelelerinin tamamlanması ve kayıpların bulunması konularında işbirliğine gidilmesi yönünde olmuştur. 104 Bu noktada bakıldığında Rusya Federasyonu nun iki ülke liderleri arasındaki görüşmeleri desteklediği görülmektedir. Ne var ki Karabağ Savaşı sırasında Rus ordularının Ermenistan a destek vermesi ve 1991 yılından bu yana Rusya nın Ermenistan ı açıktan desteklemesi, Azerbaycan ın dış politikada Rusya nın inisiyatiflerine ihtiyatlı yaklaşması ve Bakü nün Batı ya yönelmesi sonucunu doğurmuştur. Rusya nın Dağlık Karabağ sorununun bir diğer tarafı olan Azerbaycan a silah satışında bulunması bir başka önemli konudur yılında Rusya Azerbaycan a 62 adet 180 T-72 tank satmıştır. 105 Diğer taraftan Rusya nın Ermenistan da bulunan Gümrü askeri üssü aracılığıyla Ermenistan a silah tedarik ettiği de bilinmektedir. 106 Son olarak Ocak 2009 da Azerbaycan Moskova nın Erivan a askeri teçhizat tedarik ettiğini iddia etmiştir Rusya ayrıca Karabağ sorunun çözümünde Minsk sürecini de destekler görünmektedir. Bununla birlikte özellikle son dönemde Rusya nın Dağlık Karabağ sorunun çözümüne ilişkin olarak bazı girişimlerde bulunduğu görülmektedir. Bunun nedeninin ABD nin Bush döneminde Karadeniz ve Kafkasya da etkinliğini arttırmaya yönelik çabaları olduğu söylenebilir. Bilindiği üzere ABD, Bush döneminde Ukrayna ve Gürcistan ı da NATO ya dâhil etmek konusunda oldukça istekli olmuştu. Doğu Avrupa da Bulgaristan ve Romanya nın NATO üyesi olmasıyla Rusya nın Batısı NATO tarafından adeta çevrelenmiş hale gelmiştir. Ukrayna ve Gürcistan ın da NATO üyesi olması durumunda ABD, Güney den de Rusya yı çevrelemiş olacak ve NATO, Güney Kafkasya üzerinden Orta Asya ya ve Hazar çevresine ulaşmış olacaktı. Söz konusu durumun Rusya yı rahatsız ettiği açıktır. Nisan 2008 de gerçekleşen NATO nun Bükreş Zirvesi nde Gürcistan ve Ukrayna nın üyelikleri ile ilgili somut adım atılmamış, konu ileriki tarihlere ertelenmiş idi. Ağustos 2008 de yaşanan Rusya-Gürcistan Savaşıyla Abhazya ve Güney Osetya bağımsızlıklarını ilan etmeleri nedeniyle, en azından kısa vadede Gürcistan ın bir bütün olarak NATO üyeliği olasılığı ortadan kaldırılmıştır. Dönemin ABD Başkanı Bush ile dönemin Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin arasında soğuk rüzgârların esmesine neden olan konu, hem ABD hem de Rusya da devlet başkanlarının değişmesiyle farklı bir seyir almıştır. Obama-Medvedev döneminde ilişkiler iki tarafın inisiyatifiyle yeniden başlatıldı yılından bu yana ABD nin Orta Asya ve Güney Kafkasya da Rusya yı direkt olarak karşısına alacak adımlardan uzak durduğu görünmektedir. Yine de ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
54 ABD nin Afganistan Savaşı nedeniyle bölgede askeri üsler yoluyla bulunduğunu belirtmek gerekir yılından beri ABD-Rusya ilişkilerinde potansiyel işbirliği alanlarına odaklanılması ve Obama yönetiminin dış politikada Kafkasya yı neredeyse ikinci plana atması sonucunda Rusya tekrar bölgenin yegâne önemli aktörü olmuştur. Bu bağlamda Dağlık Karabağ sorunun çözümüne yönelik olarak Moskova nın öne çıkması önemli ölçüde ABD ile ilişkiler ve uluslararası ortamın buna uygun bir zemin oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bölge ülkelerine bakıldığında Ermenistan ın dış savunmasında Rusya ya güvendiği görülmektedir. Ermenistan sınır kapılarında Rusya ve Ermenistan bayrağı dalgalanmaktadır. Bununla birlikte Ermenistan sınır kapılarındaki gümrük memurları da Rus tur. Bu gibi etmenler de göz önünde bulundurulursa, Dağlık Karabağ sorununun çözülmesi durumunda Rusya nın Ermenistan ı kaybetmeyeceği söylenebilir. Zira iki ülke arasındaki bağ oldukça kuvvetlidir. Böylesi bir durumda Ermenistan ın Batı ya kayması da kısa vadede olası görünmemektedir. Buna karşın Rusya, Karabağ sorununun çözülmesi sayesinde hem Türkiye hem de Azerbaycan ile ilişkilerini geliştirebilir. Bu bağlamda Rusya nın Dağlık Karabağ sorunun çözümünde aktif rol oynamasının en önemli nedeni bu durum olmasa da, Moskova bu koşullar altında Dağlık Karabağ sorununun çözümü yönünde inisiyatif alabilmektedir. Bu noktada Rusya nın kontrolü kaybetmemek şartıyla çözüm önerilerini desteklemesi söz konusudur. Dağlık Karabağ sorunu bugün hala çözüme ulaşamamış olsa da görüşmeler devam etmektedir. Dağlık Karabağ sorunun çözümüne ilişkin olarak Rusya nın aktif bir rol oynaması, şayet çözüme yönelik herhangi bir girişim olacak ise bunun kendisi liderliğinde olması isteğinden kaynaklanmaktadır. Zira ne Ermenistan ne de Rusya açısından sorunun çözümü aciliyet taşımamaktadır. Dahası Dağlık Karabağ sorununun varlığı neticesinde Rusya hem askeri hem de siyasi olarak bölgede varlığını sürdürmektedir ve bölgedeki en önemli aktör konumundadır. B. Minsk Grubu nun Karabağ Sorununa Yaklaşımı Sovyetler Birliği nin dağılması ile birlikte uluslararası nitelik kazanan Dağlık Karabağ sorununda Moskova, 1992 yılında bölgedeki barışın garantörü olmayı teklif ettiyse de, Gürcistan, Polonya, Türkiye ve Ukrayna bu fikre pek sıcak bakmamıştı. 108 Öte yandan Dağlık Karabağ üzerindeki uluslararası diplomatik girişimler anlaşmazlıklar nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Azerbaycan ve Ermenistan ın Ocak 1992 de o dönemdeki adıyla Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı na (AGİK 109 ) üye olmasıyla birlikte AGİK, Dağlık Karabağ sorununa uzlaştırıcı olacak müdahil olmuştur. Bu bağlamda AGİK 24 Mart 1992 de bölgeye konuyu araştırmak üzere bir grup gönderilmesini ve on bir ülkeden oluşan AGİK Minsk Grubu nun oluşturulmasını önermişti. 110 Oluştu yılından beri ABD-Rusya ilişkilerinde potansiyel işbirliği alanlarına odaklanılması ve Obama yönetiminin dış politikada Kafkasya yı neredeyse ikinci plana atması sonucunda Rusya tekrar bölgenin yegâne önemli aktörü olmuştur. Dağlık Karabağ sorunun çözümüne ilişkin olarak Rusya nın aktif bir rol oynaması, şayet çözüme yönelik herhangi bir girişim olacak ise bunun kendisi liderliğinde olması isteğinden kaynaklanmaktadır. Zira ne Ermenistan ne de Rusya açısından sorunun çözümü aciliyet taşımamaktadır. 49 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
55 rulacak olan grubun amaçları; krizin çözümünün AGİT prensipleri, sorumlulukları ve koşulları temelinde ve barışçıl yollarla çözülmesine olanak sağlayacak müzakere forumlarının oluşturulması şeklinde belirlenmiştir yılında kurulan Minsk Grubu na ABD, Rusya, Fransa, Almanya, İtalya, Portekiz, Hollanda, Belarus, İsveç, Finlandiya, Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan dâhildir. 6 Aralık 1994 Budapeşte zirvesinde sürecin işlemesinde eşbaşkanlık oluşturulmasına karar verilmiştir. Eşbaşkanlığını ABD, Fransa ve Rusya nın yaptığı AGİT-Minsk Grubu 112 kurulduğu günden bu yana Karabağ sorunun çözümü için çalışsa da, on dokuz yıldır çözüm yolunda ilerleme kaydedildiğini söylemek zor. Minsk Grubu; Dağlık Karabağ sorununun müzakereler yoluyla çözümü için gerekli koşulların sağlanması ve diyaloğun kurulması alanlarında faaliyet gösterir. Minsk Grubu eş başkanları, sorunun tarafları ile görüşmeler yürütmek amacıyla bölge ziyaretlerinde bulunur. Bununla birlikte eş başkanlar Minsk Grubunu da süreç ile ilgili olarak bilgilendirir. Minsk Grubu, Minsk sürecinin çatışmaların barışçıl yollarla çözümüne tam olarak ulaşıldığında sona ereceğini belirtmektedir yılında eski Sovyet cumhuriyetlerinin o dönemdeki ismiyle AGİK e üye olmaları ve 1994 te ateşkes anlaşmasının imzalanmasıyla AGİK arabulucu olarak sorunun üçüncü tarafı olmuştur. Ateşkes Anlaşması ndan 114 hemen sonra Temmuz 1995, Eylül 1995 ve Mart 1996 da Finlandiya ve Rusya nın eş başkanlığında ilk yazılı çözüm önerileri sunulmuştur. Bunu ise Fransa, Rusya ve ABD li müzakerecilerin Haziran 1997 de, Aralık 1997 de ve Kasım 1998 deki çözüm önerilerini içeren taslakları takip etmiştir ve 2001 yıllarında çözüme yaklaşıldığı kaydedildiyse de Azerbaycan ve Ermenistan arasında barış anlaşmasının temelleri konusunda uzlaşıya varılamamıştır. Minsk Grubu nun 1992 den beri ikili ve çoklu olarak gerçekleştirdiği görüşmelere ek olarak Dağlık Karabağ sorununun çözümü için hazırladığı çözüm önerileri de barış sürecinde öne çıkmaktadır. Bunlar arasında önem arz eden paketler serisi, 1997 yılında taraflara sunulan teklifleri içermektedir. Kamuoyuna daha sonra açıklanan bu çözüm önerileri üç paket halinde hazırlanmış ve taraflara sunulmuştur. Bunlar Toptan Çözüm, Aşamalı Çözüm ve Ortak Devlet paketleri olarak adlandırılmaktadır. Taslaklar sorunun çözümü ile ilgili farklı içeriklere sahip olan önerilerden oluşmaktadır. 17 Temmuz 1997 de ortaya konan Toptan Çözüm taslağına göre; silahlı çatışmaların sona ermesi için gerekli tedbirler bir an önce alınmalı, askerler geri çekilmeli ve barış koruma güçleri yerleştirilmeli idi. Taslak ayrıca mültecilerin geri dönüşünü, çatışma bölgesindeki herkesin güvenliğinin tesis edilmesini ve çatışan tarafların ilişkilerinin normalleştirilmesi adına abluka ve ambargoların kaldırılmasını içermekteydi. Toptan çözüm planı Ermenistan tarafından reddedilmiştir. Zira Ermenistan, işgal altındaki bölgelerde bulunan askerlerini çekmeden önce ihtilaflı bölgelerin statüsünün belirlenmesini istemekteydi. 116 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
56 2 Aralık 1997 de sunulan Aşamalı Çözüm taslağı ise barışın tesis edilmesi ve mültecilerin geri dönme şartlarının hazırlanmasını öncelikli konular olarak belirtirken, Dağlık Karabağ ın statüsü ile Laçin, Şuşa ve işgal altındaki diğer reyonlarının durumu ile ilgili görüşmelerin daha sonra yapılmasını önermiştir. Ermenistan, Toptan Çözüm önerisine karşı çıktığı aynı nedenden ötürü Aşamalı Çözüm taslağını da reddetmiştir. 7 Kasım 1998 de sunulan Ortak Devlet taslağı ise Azerbaycan sınırları içerisinde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti nin kurulması ve bu şekilde ortak devlet oluşturulmasını öngörmekteydi. Taslakta ayrıca Dağlık Karabağ ın resmi dilinin Ermenice olacağı ve isterse kendi parasını basabileceği önerilmekteydi. 117 AGİT Minsk Grubu tarafından sorunun çözümüne zemin hazırlaması amaçlanan çözüm önerilerinin reddedilmesi sonrasında Minsk Grubu, Azeri ve Ermeni yetkililerin bir araya getirilerek çözüm aranmasına yönelik yeni bir yöntem denemiştir. Bu bağlamda Mayıs 2004 ten Eylül 2005 e kadar geçen dönemde Azeri ve Ermeni Dışişleri Bakanları Prag Süreci olarak adlandırılan toplantılar kapsamında on bir kez bir araya gelmiştir. 118 Prag Süreci çerçevesinde gerçekleştirilen görüşmelerin amacı, Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik yeni müzakerelere oturmadan önce liderler arasındaki görüş ayrılıklarını değerlendirmek ve bu yolla daha sonraki aşamada müzakerelere ivme kazandırmaktı. 1) Prag Süreci 2003 yılında Azerbaycan ve Ermenistan da tamamlanan seçim süreci sonrasında, 2004 yılı itibariyle Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları arasında Dağlık Karabağ sorununa yönelik çözüm arayışlarına yönelik görüşmeler Prag Süreci olarak adlandırılmıştır. Prag Süreci çerçevesinde gerçekleştirilen görüşmelerin amacı, Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik yeni müzakerelere oturmadan önce liderler arasındaki görüş ayrılıklarını değerlendirmek ve bu yolla daha sonraki aşamada müzakerelere ivme kazandırmaktı. 51 Prag süreci kapsamında Cumhurbaşkanları, Dışişleri Bakanları nı kendilerini temsil etmeleri için görevlendirmişlerdir. Prag Süreci çerçevesinde 4 görüşme gerçekleştirilmiştir. İzlenen yeni yöntemde dikkat çeken husus, herhangi bir gündem konusu belirlenmeden, taahhütte bulunmadan ya da müzakere yapmadan tarafların kendilerinin ya da eşbaşkanların belirlediği konuları özgürce tartışmasıdır. AGİT e göre Prag Süreci sonunda iki önemli gelişme kaydedilmiştir: i) Her iki tarafın fikirlerinin ve pozisyonlarının açık bir şekilde görülmesi, ii) meselenin temelinin aşamalı olarak tanımlanması ve bu vesileyle anlaşmada, her iki taraf için olması gereken koşulların tanımlanması. 119 Bu süreç kapsamında İlham Aliyev ve Robert Koçaryan 2006 yılında üç kere görüşmüşlerdir. Bunlardan ilki, 10 Şubat tarihinde Fransa nın Rambouillet Şatosu nda 120, ikincisi 4 Haziran da Bükreş te 121, üçüncüsü ise 28 Kasım da Minsk şehrinde gerçekleşmiştir. 122 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
57 Rambouillet öncesinde Minsk Grubu eşbaşkanları ve AGİT başkanlık temsilcisi, İlham Aliyev ve Robert Koçaryan ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmişlerdir. Bunun ardından Aliyev ve Koçaryan birebir görüşme yapmışlardır. Teke tek yapılan görüşmelerin ardından son buluşma gerçekleşmiştir. Görüşme öncesinde yapılan açıklamalara göre sorunun çözümü konusunda katılımcılar hemfikirdi. Minsk Grubu Fransa Eşbaşkanı Bernard Fassier, Karabağ dan Ermeni silahlı kuvvetlerinin çıkarılması ve yerel halka referandum hakkının verilmesi konusunda görüşme yapılacağını belirtmişti. 123 Ancak görüşmede istenen sonuç alınamamış, sadece yeni görüşmelerin devam ettirileceği bildirilmiştir. Görüşme sonrasında Ermenistan tarafı sürecin devam edeceğini belirtmiş, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov ise tartışılan mevzulardan belli bir kısmının kabul edildiğini, diğerlerinin de tartışılacağını ifade etmiştir. 124 Bükreş Görüşmesi ise 4 Haziran 2006 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Her ne kadar görüşmelerin sıcak bir havada geçtiği söylense de, bu görüşmeden herhangi bir sonuç alınamamış, sorunun çözümü diğer görüşmelere bırakılmıştır Kasım 2006 tarihinde Prag Süreci nin bir diğer görüşmesi olan Minsk Buluşması gerçekleşmiştir. Bağımsız Devletler Topluluğu nun aynı gün Minsk te yaptığı toplantıda İlham Aliyev ve Robert Koçaryan ın görüşmesi kararlaştırılmış ve iki lider Rusya nın Minsk teki elçilik binasında görüşmüştür. Bu görüşmeye Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov, Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, AGİT Başkanı Karel de Gucht ve Rus Eşbaşkan Yuri Merlzyakov katılmıştır. Ermenistan Dışişleri Bakanı Oskanyan ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı Memmedyarov görüşmenin sorunun çözümüne giden yolda önemli bir katkı sağladığını belirtmiş olsa da Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan Minsk Grubu çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirilen bu görüşmeler konusunda iyimser olmadığını belirtmiştir. 126 Bu noktada sorunun taraflarının çözüme odaklanmış olmadığı açıkça görülmektedir. Çözüm inisiyatifi bulunmadan yapılan bu görüşmelerin meyve vermesi şimdiye dek mümkün olmamıştır. Önümüzdeki dönemde de, tarafların uzlaşmasını mümkün kılan koşullar sağlanmadığı takdirde aynı sonucun ortaya çıkacağı aşikârdır. Prag Süreci sonrasında Ermenistan ve Azerbaycan arasında Dağlık Karabağ sorunun çözümüne ilişkin toplantılar, 2007 yılında kabul edilen Madrid Prensipleri çerçevesinde Minsk Grubu aracılığıyla organize edilmiştir. Madrid Prensipleri ile sorunun çözümüne giden yolda temel ilkeler belirlenmiştir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
58 2) Madrid Prensipleri AGİT Minsk Grubu nun Kasım 2007 de açıkladığı ve Dağlık Karabağ sorunun çözümüne ilişkin görüşmeler için temel oluşturabilecek prensipler aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir; i) Dağlık Karabağ ın çevresinde işgal edilen bölgelerin boşaltılması; ii) Ermenistan ile Dağlık Karabağ ın irtibatını sağlayacak koridorun açılması; iii) Yerlerinden edilmiş kişilerin topraklarına dönmesi; iv) Barış gücünün işlevini yerine getirecek uluslararası güvence sağlanması; v) Dağlık Karabağ Ermenilerine gerekli güvence verilerek kendilerini idare etme hakları tanınması; vi) Dağlık Karabağ ın hukuki statüsünün belirlenmesi için inisiyatif kullanılması Kasım 2007 de Madrid Prensipleri adını alan bu plan üzerindeki tartışmalar devam etmektedir yılı sonlarında yenilenen Madrid Prensipleri Ermenistan, Azerbaycan ve arabulucular arasında görüşülmektedir. Yenilenen Madrid Prensipleri; Dağlık Karabağ ın çevresindeki işgal edilmiş bölgelerin Azerbaycan kontrolüne bırakılmasını, Dağlık Karabağ a güvenliğini ve kendi yönetimini garanti edecek şekilde ara bir statü verilmesini ve Dağlık Karabağ ın nihai statüsünün daha sonra belirlenmesi kararını içermektedir yılından bugüne çok sayıda toplantı gerçekleşmiş olsa da, sorunun çözümü konusunda herhangi bir ilerleme kaydedilememiştir. 53 Haziran 2010 da Minsk Grubu eşbaşkanları Moskova da çözümü desteklediklerini belirten ve tarafları daha fazla inisiyatif alma konusunda destekleyen bir açıklamada bulunmuşlardır. Eşbaşkanlar, Ermenistan ve Azerbaycan tarafından gösterilen çabaların var olan fikir ayrılıklarını aşmada yetersiz bulduklarını ve ateşkes rejiminin pekişmesi ve karşılıklı tavizlere hazır olunduğunun gösterilmesi yönünde ek adımlara teşebbüs edilmesinin gerekli olduğunu belirtmişlerdir yılında söz konusu açıklama dışında Minsk Grubu çalışmalarında önemli bir gelişme görülmemiştir. Bununla birlikte 2010 yılında artan silahlanmaya paralel olarak ateşkes anlaşmasının sıklıkla ihlal edildiği görülmektedir. Minsk Grubu üyeleri, geldiğimiz noktada güven arttırıcı önlemlere yönelik bir anlaşma zemininin oluşturulması konusunda çok küçük bir başarı ihtimali olduğunu belirtmektedir. Bu noktada Azerbaycan ın, Erivan ın sadece güç kullanımı tehdidi ile uzlaşıya varılabileceğini düşündüğünden ateşkes anlaşmasının pekiştirilmesi konusunda gönülsüz davrandığı iddia edilmektedir. 131 Bu nedenle Minsk Grubu çerçevesinde devam eden görüşmeler yoluyla elde edilebilecek başarı şansı düşük görülmektedir. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
59 2010 yılında ateşkes anlaşmasının ihlalinin artması ve her iki tarafın silahlanma oranının artışa geçmesi, Minsk Grubu çerçevesinde yapılan görüşmelerin sonuç vermesi konusundaki iyimserliği de ortadan kaldırmaktadır ten beri yapılan çalışmalar çerçevesinde AGİT in, (i) Çatışma çözümünde tecrübe sahibi olmadığı; (ii) Tarafları müzakere yoluyla çözüme ikna etmede başarılı olmadığı; (iii) AGİT in barış koruma gücü askerleri temin etme konusunda önceden yapılmış bir hazırlığı olmadığı için zayıf kaldığı görülmektedir. 132 Dahası 2010 yılında ateşkes anlaşmasının ihlalinin artması ve her iki tarafın silahlanma oranının artışa geçmesi, Minsk Grubu çerçevesinde yapılan görüşmelerin sonuç vermesi konusundaki iyimserliği de ortadan kaldırmaktadır. Atılan adımlar, oluşturulan paket çözüm önerileri ve gerçekleştirilen buluşmalara rağmen, gelinen noktada 2011 yılı itibarıyla Minsk Grubu çerçevesinde iki tarafın uzlaşıya varması uzak görünmektedir. 54 Rusya nın Dağlık Karabağ sorunu çerçevesinde paradoksal bir rolü olduğu vurgulanmalıdır. Rusya nın akılları karıştıran tavrı, bir yandan Ermenistan ı açıktan desteklerken diğer taraftan sorunun çözümünde arabuluculuk rolü oynamak istemesinden kaynaklanmaktadır. Çözüme yönelik spesifik adımlar atılması gereğini gören taraflar açısından Minsk Grubuna yönelik en temel eleştiri, sorunun çözümüne olanak sağlayacak adımlar atmasına karşın baskı oluşturmak konusunda isteksiz davranmasıdır. Bu eleştiri özellikle Azerbaycan tarafından dile getirilirken, Ermenistan ın ise bu durumdan şikâyetçi olmadığı görünmektedir. Diğer taraftan zamanlama, arabuluculuk konusunda önemli unsurlardan biri olarak karşımıza çıkarken, Dağlık Karabağ konusunda Ateşkes Anlaşması nın imzalanmasına kadar geçen sürede iki etmenin eksik kaldığı ifade edilmektedir. Birincisi, durum iki tarafı da yaralayan bir açmaz değildi. Bu bağlamda, çatışmanın müdahaleyi gerektirecek kadar olgunlaşmadığı belirtilmektedir. İkinci olarak söz konusu durumda arabulucular, kendi pozisyonlarını güçlendirmek adına birbirlerinin etkinliğini kırmaya yönelik karşı strateji izlediler. 133 Sonuçta her birinin kendi gündemi ve politikası olan aktörler nedeniyle Minsk Grubu nun faaliyetleri diğer şartlarla birleştiğinden başarıya ulaşamadı. Bu anlamda Minsk Grubu nun eşbaşkanlarından olan ve bölgedeki etkinliği tartışılmaz durumdaki Rusya nın Minsk Grubu içindeki tavrı önemlidir. 3) Minsk Grubu Eşbaşkanı Olarak Rusya Rusya pek çok nedenden ötürü Kafkasya daki bu sorun üzerinde etki sahibi en önemli aktörlerdendir. Bu bakımdan Rusya nın Dağlık Karabağ sorunu çerçevesinde paradoksal bir rolü olduğu vurgulanmalıdır. Rusya nın akılları karıştıran tavrı, bir yandan Ermenistan ı açıktan desteklerken diğer taraftan sorunun çözümünde arabuluculuk rolü oynamak istemesinden kaynaklanmaktadır. Rusya nın çelişkili gibi görünen tavrının arkasında, Medvedev in Gürcistan Savaşı sonrasında öncelikli çıkar alanı olarak tanımladığı coğrafyada kendisi dışında herhangi bir dış gücün etkinliğini sınırlamak arzusu dikkat çekmektedir. Bu bağlamda Rusya nın Dağlık Karabağ sorununda arabuluculuk faaliyetlerinde bulunmasının temel motivasyon kaynağı, sorunun çözümü konusunda yapılan herhangi bir girişimin Moskova öncülüğünde gerçekleşmesi hassasiyetidir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
60 Bununla birlikte Rusya, ihtilaflı tarafların eski Sovyet cumhuriyetleri olması nedeniyle kendisini diğer arabulucular arasında farklı bir konumda olduğunu düşünmektedir den bu yana Rusya Federasyonu nun AGİT Minsk Grubu çerçevesinde Dağlık Karabağ sorununun çözümüne ilişkin politikaları dört bölümde incelenebilir: Haziran 1993-Aralık 1994: Rusya Federasyonu sorunun çözümü sürecini Minsk Grubundan tekrar kendi tekeline alma girişimlerinde bulunmuştur. Bu dönemde Rus diplomatlar ve Minsk Grubu özel temsilcileri ihtilaflı taraflarla mekik diplomasisi başlatarak AGİT in rolü sınırlandırılmaya çalışılmıştır. Yeltsin Rusya nın eski Sovyet coğrafyasında yaşamsal çıkarlarının bulunduğunu belirtmiştir. 135 Bu bağlamda Rusya nın çok taraflı arabuluculuktan tek taraflı arabuluculuğa kaydığı görülmektedir. Rusya bu şekilde Azerbaycan üzerinde önemli ölçüde kaybettiği etkinliğini yeniden kazanmak ve barış gücü olarak ordusunu Azerbaycan a göndermek istediği de ifade edilmektedir. Aralık 1994-Aralık 1996: Rusya Federasyonu sorunun çözümünde sahip olduğu başat rolü AGİT Minsk grubu çerçevesinde sürdürmüştür. Aralık 1994 te yapılan AGİT Budapeşte zirvesinde Minsk Grubunda ikili eş başkanlık sistemi benimsenmiştir ve daimi eş başkan Rusya olmuştur. Bu suretle Rusya Federasyonu 1996 yılı sonuna kadar sorunun çözümünde tek inisiyatif sahibi ülke konumunda olmuştur. Aralık Mart 1999: Rusya Federasyonu bu dönemde Minsk grubundaki başat konumunu kaybetmiş, Batılı devletler ve özellikle ABD sürece etkin bir şekilde dâhil olmuştur. AGİT Lizbon Zirvesi nde Minsk Grubu nun eş başkanlık sayısı üçe çıkarılmış ve diğer eş başkanlar Fransa ve ABD olmuştur den itibaren ABD nin Minsk Grubu içinde öne çıktığı görülmüştür. ABD Başkanı Bill Clinton döneminde Dağlık Karabağ sorununa yönelik açılımlar, genellikle taraf ülke başkanlarını bir araya getirme girişimleri, telefon diplomasisi veya ekonomik destek sözleriyle sürmüştür. George W. Bush yönetiminin ise, göreve gelir gelmez sorun ile ilgili çözüm çalışmalarına başlamasıyla, eskisine göre daha etkili gelişmeler başlamıştır Nisan ayında ABD, taraf ülkelere Florida nın KeyWest beldesinde sorunların çözümü için görüşme yapılmasını teklif etmiş ve Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar Aliyev ve Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan ın bir araya gelmesiyle bu görüşme gerçekleşmiştir. Ermenistan ın, ABD tarafından işin rahat sonuçlandırılması yönünde az da olsa baskıya tabi tutulduğu görüşmede yeni barış görüşmelerinin yapılması konusunda da mutabakata varılarak görüşme sona ermiştir. 136 Mart 1999 dan itibaren ise Rusya, ABD nin sorunun çözümündeki etkinliğini kırmaya çalışmıştır Rusya nın Dağlık Karabağ sorununun çözümüne ilişkin attığı son adım, 24 Haziran 2011 tarihinde Azeri ve Ermeni liderlerin Medvedev in davetiyle Rusya ya bağlı Tataristan Özerk Cumhuriyeti nin başkenti Kazan da bir araya getirilmesi olmuştur. Rusya nın çözüme yönelik bu girişimi, AGİT e bağlı Minsk grubundaki diğer iki ortağı olan ABD ve Fransa nın aktif desteğiyle gerçekleşmiştir. Taraflar Kazan da toplanmadan önce Başkan Obama telefonla, Cumhurbaşkanı Sarkozy de mektupla Aliyev ve Sarkisyan a artık DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
61 anlaşın mesajını iletti. Kazan Zirvesi nde iki liderin bir çerçeve anlaşması na imza atacağı ümit ediliyordu. Bu çerçeve son 3 yılda düzenlenen 8 toplantıda ana hatları belirlenen temel prensipleri içeriyor. Ne var ki Kazan Zirvesi sonucunda da çerçeve anlaşma konusunda herhangi bir ilerleme sağlanamadı. Rusya nın Kafkasya ya yönelik politikası bölümünde belirtildiği üzere 1999 yılından başlayarak Putin ve Medvedev dönemlerinde Kafkasya Rusya nın dış politika alanında etkinliğinin en fazla arttığı coğrafya olmuştur. Obama döneminde ABD nin Rusya ile olan ilişkilerinin yeniden başlatılması ve kronik sorunların çözümüne yönelik işbirliği temelli yaklaşımları Moskova ya Kafkasya da Rusya nın daha rahat hareket edebilme alanı yaratmıştır. Bu noktada Rusya, hem bölgedeki müttefiki Ermenistan ile ilişkileri bağlamında askeri ve siyasi varlığını devam ettirmekte hem de Dağlık Karabağ konusunda yapılacak herhangi bir girişimin kendisi başkanlığında yapılmasını hedeflediğinden aktif bir çaba içerisindeymiş gibi bir hava yaratmaktadır. Konu edilen pek çok unsur nedeniyle hem Rusya önderliğinde hem de Minsk Grubu çerçevesinde yürütülen sorunun çözümüne yönelik girişimlerin bu şartlar altında olumlu sonuç vermesi beklenmemelidir. C. Sonuç 56 Kafkasya da uzun süredir devam eden ve ihlal edilen ateşkes anlaşması nedeniyle sürekli sıcak savaş olma potansiyeli taşıyan Dağlık Karabağ sorunu, uzlaştırıcıların da müdahil olmalarıyla çok taraflı ve çok boyutlu bir hal almıştır. Sorunun çok taraflılığı bölgesel ve uluslararası aktörlerin sayısından, çok boyutluluğu ise çözüme giden yolda hesaba katılması gereken unsurların fazlalığından kaynaklanmaktadır. Bir taraftan bölgenin en önemli aktörü konumundaki Rusya nın kendisi öncülüğünde yürütmeye çalıştığı arabuluculuk süreci, bir yandan ise Azerbaycan ve Ermenistan ın AGİT üyesi olmalarıyla arabulucu olan AGİT Minsk Grubu nun çabaları devam etmektedir. Bu noktada Rusya nın kendi gündemi ile yürüttüğü politikalar Minsk Grubu sürecini baltalamaktadır. Sorunun çözümüne yönelik süreçte öne çıkan aktörlerin dönemsel olarak değiştiği görülüyor dan beri Rusya nın göreceli olarak daha baskın konumuna karşın Minsk Grubu süreçten ders alarak farklı yöntemler geliştirmiştir. Ne var ki Azerbaycan ve Ermenistan ın soruna yönelik temel anlayış farklılıklarının devamı, her girişimi sonuçsuz bırakmaktadır. Bu noktada Azerbaycan ve Ermenistan ın yaklaşım farklılıklarının giderilememesi durumunda sorunun barışçıl yollarla çözümü zordur. Elbette sorunun hâlihazırdaki durumunun her iki taraf için de aciliyet taşımaması bu nokta önemli bir rol oynamaktadır. Dağlık Karabağ sorununun bir dış politika konusu olduğu kadar bir iç politika meselesi de olması, liderlerin sorunu çözme yönünde tavır değişikliğine gitmesini güçleştirmektedir. Bu bağlamda çözüm arayışındaki arabuluculuk girişimlerinin söz konusu faktörleri hesaba katması gerekmektedir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
62 ABD NİN DAĞLIK KARABAĞ 5POLİTİKASI Sovyetler Birliği nin dağılmasının ardından Güney Kafkasya da Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan bağımsızlığını ilan etti. Ermenistan ve Azerbaycan bağımsızlığa giden yolda Dağlık Karabağ Sorununu geride bırakmayı başaramadı ların ilk yarısında Güney Kafkasya ülkeleri bağımsızlıklarını kazansalar da, bölgede birçok etnik temelli çatışma mevcuttu. ABD nin eski Sovyet coğrafyasında ortaya çıkan yeni bağımsız devletler ile ilişkileri, Amerikan çıkarları, bu devletlerin konumu ve bu ülkelerin Rusya için ne anlam taşıdıkları ölçüsünde değişkenlik gösterir. Dağlık Karabağ sorununda ABD konuya her zaman Moskova ekseninden yaklaşmıştır. Enerji konusundaki öncelik ise yapılacak olan projelerden ve boru hatlarından fazla pay almak olmuştur. Öte yandan ABD, kendi sermaye ve teknolojik üstünlüğünün ve uluslararası siyasi etkisinin farkında olduğundan, ekonomik projelerde her zaman avantajlı olacağını da bilmektedir. ABD özellikle Hazar denizi petrollerinin dünya pazarına açılması için başta Rusya olmak üzere diğer aktörler ile ciddi bir rekabete girişmiştir. Bu rekabette ABD açısından en önemli engellerden biri sürekli olarak Dağlık Karabağ sorunu olmuştur. İyi örgütlenmiş bir Ermeni lobisine sahip olan ABD 138, Dağlık Karabağ sorununun çözümü için oluşturulan AGİT Minsk Grubu na seçilen ülkeler arasında yer almaktadır de Ermeni lobisinin etkisiyle ABD nin konuyla ilgili izlediği politikalar, Azerbaycan tarafında ABD ye karşı olumsuz bir tepkinin oluşmasına yol açmıştır. Örneğin 1992 yılında oluşturulmuş olan Hazar Petrollerini İşletme Konsorsiyumu nun başkanlığını ABD yerine İngiltere almıştır. 139 Benzer olaylar 1994 yılına kadar ABD nin bölgede pasif kalmasına yol açmıştır. ABD nin bölgeye yönelik en temel hedefi enerji kaynaklarının işletilmesinde bölgesel ve bölge dışı diğer aktörlerin etkilerini azaltmaktır. 140 Öte yandan özellikle 1990 lı yıllarda ABD nin eski Sovyet coğrafyasında ortaya çıkan yeni bağımsız devletler ile ilişkileri, Amerikan çıkarları, bu devletlerin konumu ve bu ülkelerin Rusya için ne anlam taşıdıkları ölçüsünde değişkenlik gösterir. 57 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
63 ABD nin bir diğer hedefi ise Moskova yı bölgeden uzak tutmak olmuştur. 141 ABD bu ikinci hedefine enerji kaynakları üzerinden ulaşmaya çalışmıştır. Diğer taraftan ABD, özellikle Clinton döneminde bölgedeki etnik ve siyasi çatışmalara taraf olmamaya özen göstermiştir. Bu durum 11 Eylül saldırıları sonrasında tamamen değişmiştir. ABD bu tarihten sonra, 2008 Rusya-Gürcistan Savaşı na kadar Güney Kafkasya da güçlü bir imaja sahip olmuştur. Bu tarihten sonra ABD özellikle 907. Ek Maddenin 142 yürürlükten kalkması için girişimlerde bulunmuştur sonrası Gürcistan da da önemli bir prestij kazanan Bush yönetimi, Ermenistan da ciddi bir etki yaratamamıştır. ABD nin Güney Kafkasya daki saygınlığı ise 2008 yılında yaşanan Rusya-Gürcistan Savaşı na kadar sürmüştür. 143 A. ABD nin Dağlık Karabağ Sorununa Müdahil Oluşu 58 Amerika daki Ermeni lobisi Dağlık Karabağ sorununda zaman zaman ABD nin dış politikasını belirleyecek etkiye ulaşmıştır. Bir asrı aşkın süredir devam eden Dağlık Karabağ sorunu Moskova yönetimi tarafından, 1988 yılında, Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi Yerel Meclisi nin Azerbaycan dan ayrılma kararı üzerine sorun olarak tanındı. Sovyetlerin dağılmaya başladığı dönemde yılları arasında yaşanan Karabağ Savaşı, 9 Mayıs 1994 yılında, tarafların ateşkes anlaşmasını imzalaması sonucu durabildi. Bu dönemde Azerbaycan ve Ermenistan tarafları yaşanan Karabağ Savaşı nı uluslararası arenaya taşımak amacıyla 1992 yılında AGİT e başvurdu. Oluşturulan Minsk Grubu içerisinde yer alan ABD de bu vesile ile soruna müdahil olmuştur. 144 Bununla birlikte ABD 24 Ekim 1992 de çıkan 907. Ek Maddenin Amerikan Kongresi tarafından kabulü ile ABD Dağlık Karabağ konusuna müdahil olmuştur. Bu dönemde ABD, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki savaşta, uzlaşıdan yana olmasına rağmen, Azerbaycan a ekonomik ambargo uygulamasını öngörüyordu Ekiminde ABD Kongresi Sovyetler Birliği nin dağılmasıyla oluşan yeni bağımsız devletlerin ekonomilerini güçlendirmek ve demokrasi kültürünü yaymak amacıyla alt yapı oluşturmak için Özgürlüğü Destekleme Kanununu (Freedom Support Act) kabul etmiştir. 146 Bölge ülkelerine kalkınma yardımlarını öngören bu kanun aynı zamanda Rusya nın bölgedeki etkinliğini de azaltmayı hedeflemiştir. 147 Kongre içerisinde var olan Ermeni lobisinin de çabalarıyla ABD Kongresi Azerbaycan ı bu yardımların dışında bırakan bir ek karar çıkarmıştır. Bu durum ABD yi Azerbaycan tarafında neredeyse etkisiz duruma düşürmüş ve ABD nin bölge için yaptığı girişimler kısmen sonuçsuz kalmıştır. Özellikle Hazar havzası enerji kaynaklarının işletilmesi ve taşınması konusunda ABD nin elini zorlaştıran bu ek karar, 2001 yılında yaşanan 11 Eylül saldırıları sonrasında yürürlükten kalkmıştır. 148 Amerika aslında konuya özellikle iyi örgütlenmiş Ermeni lobisi aracılığı ile müdahil olmuştur. ABD deki Ermeni lobisi dış politikada en etkin etnik lobilerden bir tanesidir. Dolayısıyla Amerika daki Ermeni lobisi Dağlık Karabağ sorununda zaman zaman ABD nin dış politikasını belirleyecek etkiye ulaşmıştır. 149 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
64 1) Azerbaycan-Ermenistan İlişkileri Çerçevesinde ABD nin Dağlık Karabağ Yaklaşımı Dağlık Karabağ sorununu yılları arasında ABD dış politikası açısından inceleyen Thomas Ambrosio ya göre Washington bu konuyla ilgili netleşmiş bir politikaya o dönemde sahip olamamıştır. 150 Bu durum günümüzde de o döneme benzer bir seyir izlemektedir. ABD-Azerbaycan ilişkileri, Aralık 1991 de ABD nin Azerbaycan ın bağımsızlığını resmen tanıması ile başlamıştır. Azerbaycan a yönelik olarak çıkarılan 907. Ek Maddeye rağmen ABD, Azerbaycan ın toprak bütünlüğünden yana olmuş ve bunu 1992 Mayısında Helsinki de yapılan AGİK toplantısında dile getirmişti. Toplantıda ABD temsilcisi, Azerbaycan ın toprak bütünlüğünü vurgulayan ve bölgedeki bütün yabancı askeri güçlerin çekilmesini öngören tasarıyı hazırlayıp lehte oy kullanmıştı. 151 Washington 1994 e kadar bölgede pasif rol oynasa da o dönemde imzaladığı petrol anlaşmaları çerçevesinde bölge politikasını yeniden aktifleştirmeyi kısmen başarmıştır. 152 Öte yandan AGİT Minsk Grubu çerçevesinde Fransa ve Rusya ile birlikte eş başkan olan ABD, iki ülke arasında ateşkes imzalandıktan sonra devam eden Ermeni saldırılarını kınamıştır. Bu sırada 1993 yılında BM Güvenlik Konseyi dönem başkanı olan ABD, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki durumun kötüleşmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdiyse de, bu dönemde de Ermeni lobisinin etkisiyle Azerbaycan ı suçlamaya devam etmiştir. ABD Azerbaycan ın Ermenistan a yönelik uyguladığı ambargoyu insan hakları ihlali olarak değerlendirmiştir. 59 Bu gelişmelerin yaşandığı 1990 lı yıllar boyunca Azerbaycan, ABD ile ilişkilerini belirli bir seviyede yürütmüştür. Bu durumdan rahatsız olan ABD yönetimi Azerbaycan la ilişkilerini düzeltmenin yollarını aramıştır yılında Clinton a gönderdiği mektupta Aliyev, 907. Ek Maddenin yürürlükten kaldırılmasını talep ediyordu. Gelen cevapta ise ek maddenin kaldırılamayacağı, fakat Azerbaycan a gayrı resmi devlet fonları vasıtasıyla yardım yapılacağı iletilmişti yılının ortalarında gelişmeye başlayan Azerbaycan ve ABD ilişkileri askeri ilişkilerin kurulmasıyla perçinlenmiştir. Bundan sonra Azerbaycan ın temel hedefi başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler ile Rusya ya karşı dengeli bir dış politika stratejisi yürütmek olmuştur. Bununla birlikte ABD ve Rusya nın Azerbaycan üzerinden gizli bir çatışmaya girdiği de söylenebilir. Yukarıda da bahsedildiği üzere 1994 sonrasında ABD ve İngiliz petrol şirketlerinin Azerbaycan da bir üstünlüğü söz konusuydu. ABD bölgedeki kaynakları Rusya nın müdahil olmadığı bir boru hattından transfer etmek istiyordu. Dolayısıyla ABD yönetimi, Ermeni lobisinin baskısına rağmen Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattına ekonomik ve siyasal olarak desteğini sürdürmüştür. Öte yandan Karabağ konusunda ABD bölgeye atfettiği önemi Ermeni lobisinin faaliyetleri nedeniyle gösterememiştir. ABD yönetimi, Ermeni lobisinin baskısına rağmen Bakü-Tiflis- Ceyhan petrol boru hattına ekonomik ve siyasal olarak desteğini sürdürürken Karabağ konusunda aynı iradeyi gösterememiştir. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
65 1991 de bağımsızlığını ilan eden Ermenistan ABD ile ilişkilerini, diğer Güney Kafkasya ülkelerinden farklı bir perspektifte geliştirmiştir. Bunun en temel sebebi ise ABD de var olan güçlü Ermeni nüfuzudur. Bu sayede 1990 ların başında ABD, Ermenistan ile her konuda farklı bir diyalog geliştirmiştir. ABD ve Ermenistan arasında askeri ve ekonomik ilişkilerin dışında, gelişen siyasi ilişkiler açısından da diğer Güney Kafkasya ülkeleriyle olan ilişkilerden farklı bir ilişki düzeyi gözlemlenmektedir. 153 Özellikle 1994 yılında ABD, nüfusu diğer Kafkasya ülkelerine göre çok düşük olan Ermenistan a 86 milyon dolar resmi kalkınma yardımı sağlamıştır. 154 Öte yandan Ermenistan bağımsızlığından bu yana Rusya ile de ilişkilerini oldukça iyi seviyede yürütmüştür. Rusya, Dağlık Karabağ sorununda her zaman Ermenistan ı desteklemiştir. AGİT Minsk Grubu çerçevesinde çözüm arayışlarının bir türlü sonuçlanamaması üzerine ABD, olayların çözümü için Azeri ve Ermeni liderleri barış için tavize zorladı. 155 Bu durum da Ermeni lobisini ve farklı bölgelerde yaşayan Ermeni nüfusu oldukça rahatsız etti. 156 B. 9/11 ve ABD-Azerbaycan İlişkilerinde Dağlık Karabağ Sorunu Eylül 2001 sonrası Güney Kafkasya ülkeleri ve Rusya sınırları içerisinde olan Çeçenistan ve Dağıstan, ABD nin gözünde önceki döneme oranla hem radikal dinamikleri içerdiği için stratejik açıdan hem de enerji güvenliği bakımından daha fazla öneme sahip olmuştur. 157 Bu dönemde, bölge ülkeleri arasında Azerbaycan ın ABD ile en koordineli hareket eden ülke olduğu söylenebilir. Azerbaycan da herhangi bir Rus üssünün olmayışı ABD ye Afganistan operasyonunda hareket sahası bırakmıştır. Azerbaycan da bu sayede Dağlık Karabağ sorununu ABD ile pazarlık konusu yapma ve bu konuda ABD nin desteğini alma fırsatı elde etmiştir. 11 Eylül saldırılarından sonra ABD yönetimi yeni bir döneme girildiğini ve Soğuk Savaş döneminden kalma ikili sorunların çözümlenmesi için Washington ın daha aktif politikalar izleyeceğini açıklamıştır. 158 Dağlık Karabağ sorununun çözümü için harcanan çabalar bir yandan periyodik aralıklarla devam ederken, 11 Eylül saldırıları ABD nin Dağlık Karabağ konusunda izlediği politikanın dönüm noktasını oluşturmuştur sonrası dönemde ABD dış politikasının önceliği terörle mücadele olmuştur. Uluslararası terörizme karşı oluşturulan bu politika, terörle mücadelenin aralıksız olarak devam edeceğini ve bu kapsamda bir koalisyon oluşturulması gerektiğini öngörmekteydi. Oluşturulan bu koalisyona Ermeni teröründen muzdarip olan Azerbaycan da dâhil oldu. Azerbaycan bu sayede kendi açısından hayati önem taşıyan Dağlık Karabağ sorununun terör boyutunu ilk kez uluslararası ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
66 platforma taşımıştır. Bu dönemde Bush yönetimi Ermeni lobisinin baskısı sonucunda Azerbaycan a karşı çıkarılan 907. Ek Madde uygulamasının geçerliliğini durdurmuştur. 159 Bununla birlikte Bush iktidarı Dağlık Karabağ sorununun çözümü için de bazı girişimlerde bulundu. Bunlardan biri, Florida nın KeyWest kentinde Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar Aliyev ve Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan ın 2001 in Nisan ayında bir araya geldiği toplantıdır. Batı tarafından olumlu karşılanan bu görüşmede taraflar, sorunun çözümü için yeni barış görüşmelerinin sürdürülmesi gerektiği yönünde mutabakata varmıştır. 160 ABD nin Dağlık Karabağ çözümü için giriştiği bireysel çabalar arasında 1997 de kurulan GUAM (Gürcistan, Ukrayna Azerbaycan ve Moldova) örgütü bünyesinde düzenlenen 2008 Bakü Konferansı önemli bir yer tutmaktadır. Zira bu konferans ile GUAM devletlerinin topraklarındaki çatışmaların çözümünde esas alınacak olan temel prensipler masaya yatırılmıştır. 161 Bu bağlamda ülkelerin toprak bütünlüğünün vurgulandığı konferans, Azerbaycan ın da Dağlık Karabağ konusundaki endişelerini dile getirmesine imkân sağlamıştır. GUAM konferansının yaklaşık bir ay öncesinde BM Genel Kurulu nda kabul edilen karar tasarısı Dağlık Karabağ konusunda Azerbaycan ın ABD ye olan güvenini sarsmıştır. Söz konusu karar tasarısı ile Azerbaycan ın işgal altındaki topraklarının işgalden kurtulmasını öngörmekteydi. Fakat yapılan oylamada diğer Minsk Grubu eş başkanı ülkeler yanında ABD tarafı da olumsuz yönde oy kullanmıştır. Öte yandan ABD deki Amerika-Ermeni Ulusal Komitesi Dağlık Karabağ sorunu konusunda uzlaşmayı reddetmekte, Karabağ daki çözüm sürecinin önünü tıkamakta ve soruna yönelik yaklaşımıyla da ABD nin soruna yönelik politikalarını etkileyebilmektedir. Türkiye ve Ermenistan arasında protokollerin imzalanmasıyla başlayan, fakat sonrasında Ermenistan tarafından durdurulan ilişkilerin normalleşmesi sürecinde ABD nin soruna bakışını değerlendirecek olursak, ABD nin önceliğinin Ermenistan ın Rusya nın ekseninden çıkarılıp Avrupa ve Amerika eksenine kaydırılması yönünde olduğu söylenebilir. Her ne kadar adı geçen protokollerde Dağlık Karabağ sorununun çözümüyle ilgili bir madde bulunmuyor olsa da, Türkiye ve Ermenistan sınırının Dağlık Karabağ sorunu sebebiyle kapatıldığı bir gerçektir. Karabağ konusunda çözüm saptanamamış olsa da, protokollerin hayata geçirilmesi ile Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkiler normalleşecek ve böylece Ermenistan ın Rusya etkisinden çıkabilmesi mümkün olacaktı. Ermenistan ın Karabağ sorununun çözümü yoluyla bölgesel entegrasyona teşviki düşüncesi ABD açısından da önem arz etmekteydi. Öte yandan protokoller ile ilgili olarak ABD yönetiminin Ermeni lobisinin etkisinde kaldığı açıktır. Dağlık Karabağ konusunda olduğu gibi, kendi ulusal çıkarlarına aykırı olan faaliyetler karşısında da ABD, Azerbaycan a yeterli desteği sağlayamamıştır. Obama başkan seçildiğinde, Güney Kafkasya ya Haziran 2009 da yaptığı ilk gezisinde her üç ülkeyi de ziyaret ederek bölgenin kendileri açısından taşıdığı öneme vurgu yapmıştır. Bu dönemde Obama, Ermenistan ın Azerbaycan ile Dağlık Karabağ konusunda Türkiye ve Ermenistan arasında protokollerin imzalanmasıyla başlayan ilişkilerin normalleşmesi sürecinde ABD nin önceliği Ermenistan ın Rusya nın ekseninden çıkarılıp Avrupa ve Amerika eksenine kaydırılması yönündedir. 61 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
67 yaşadığı çatışmanın çözümünden yana olduğunu vurgulamıştır. 162 Dahası Obama Dağlık Karabağ sorununun çözümüne katkıda bulunacağının altını çizerek Türkiye ve Ermenistan ilişkilerinin normalleşme sürecine destek vermiştir. Bu dönemde Minsk Grubu nun ABD temsilcisi yardımcısı olan Matt Bryza, Rusya ve Fransa nın da çabalarıyla Sarkisyan ve Aliyev in 2008 yılında beş kez bir araya gelmelerini sağlamıştır. ABD Dışişleri Bakanı Clinton un da bu yönde önemli girişimleri olmuştur. Örneğin 5 Mayıs 2009 da Clinton, Ermeni ve Azeri Dışişleri Bakanları olan Nalbantyan ve Mammadyarov u bir araya getiren bir toplantı düzenlemiştir. Öte yandan Clinton bölgede zaman zaman patlak veren çatışmalardan duyduğu huzursuzluğu sürekli olarak dile getirmektedir. 163 Dağlık Karabağ sorununun çözümü gerçekleşmeden bölgede istenilen istikrar ve barış ortamı sağlanamayacaktır lardan bu yana yaşanan gelişmeler ve özellikle Rusya- Gürcistan Savaşı Ermenistan ın ABD açısından mutlaka Batı sistemine entegre edilmesi gerektiğini göstermiştir. Obama yönetiminin Dağlık Karabağ sorununun çözümünde pasif kalması ise ABD nin Rusya ile yürüttüğü iyi ilişkiler çerçevesinde açıklanabilir. Önümüzdeki yeni dönemde Obama nın tekrar seçilmesi halinde Dağlık Karabağ konusunda ABD sergilediği tutumu sürdürmeye devam edecektir. Fakat burada Obama nın seçiminden ziyade ABD deki Ermeni lobisinin Karabağ konusunda çözümsüzlükte ısrar etmemesi bu katı tutumu yumuşatması gerekmektedir. 62 C. Sonuç Önümüzdeki dönemde ABD de yapılacak olan ABD Başkanlık seçiminin Karabağ sorununun çözümü açısından önemli bir dönüm noktası olması beklenmemekle birlikte, Cumhuriyetçilerin iktidara gelmesi durumunda ABD nin sürece yönelik etkinliğinin kısmen artabileceği öngörülebilir. ABD nin soruna müdahil oluşundan bu yana Dağlık Karabağ konusuna ilgisinin zayıf olduğu söylenebilir. Bunun en önemli nedeni ise ABD nin aslında çelişen çıkarlar arasında kalmış olmasıdır. ABD güçlü Ermeni lobisi kanalıyla bir yandan Ermenistan ile ilişkilerini ilerletirken öte yandan da Azerbaycan petrollerinin çıkarılması ve taşınmasında pay sahibi olmak istemiştir. Fakat 11 Eylül sonrası diğer bölgelerde olduğu gibi Güney Kafkasya ya yönelik politikasını da revize etmiş ve Dağlık Karabağ konusunda Azerbaycan ı destekler bir tavır takınmıştır. Bundan sonra ABD, sorunun çözümü için gerek kendi çabaları çerçevesinde gerekse AGİT Minsk Grubu çerçevesinde süreci hızlandırmaya yönelik girişimlerde bulunmuştur. Fakat Ermeni lobisinin etkisinde kalan Minsk Grubu eşbaşkanlarının 1992 den bu yana Dağlık Karabağ sorununun çözümü için yaptığı bütün girişimlerin başarısızlıkla sonuçlandığı söylenebilir. Dağlık Karabağ ın bir anlamda dondurulmuş bir sorun olduğu gerçeği de göz önüne alınmalıdır. Önümüzdeki dönemde yapılacak olan ABD Başkanlık seçiminin Karabağ sorununun çözümü açısından önemli bir dönüm noktası olması beklenmemekle birlikte, Cumhuriyetçilerin iktidara gelmesi durumunda ABD nin sürece yönelik etkinliğinin kısmen artabileceği öngörülebilir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
68 İRAN IN DAĞLIK KARABAĞ 6SORUNUNA YAKLAŞIMI Azerbaycan içerisinde bulunan ve Ermeni nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Dağlık Karabağ bölgesi Azerbaycan ve Ermenistan toplumları ve yönetimleri arasında uzun yıllar sorun olarak kalmıştır. SSCB dağılmadan önce taraflar sisteminin izin verdiği ölçüde bölgeye ilişkin taleplerini dile getirirken, bu talepler Sovyet sisteminin açılmaya ve nihayet dağılmaya girdiği 1980 lerin sonunda sıcak çatışmaya dönüşmüştür. SSCB nin dağıldığı 1991 sonuna kadar tek bir devlet içinde iki ayrı etnik topluluk arasında süren sorun, Azerbaycan ve Ermenistan ın bağımsız olmalarıyla birlikte iki devlet arasında uluslararası bir sorun niteliğine dönüşmüştür. Bağımsızlığa Dağlık Karabağ ın kontrolü üzerine verdikleri savaş ile birlikte giren Azerbaycan ve Ermenistan geçen 20 yıllık süreçte dış politikalarında ve güvenlik çıkarlarında hep aynı sorunu en önemli konu olarak görmüşlerdir. Dağlık Karabağ savaşı ve sorunun devamı hem Azerbaycan hem de Ermenistan için devlet ve kimlik inşasının şekillenmesinde en önemli etkiyi yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir. Dahası Güney Kafkasya da Azerbaycan ve Ermenistan arasında bir sorun olan Dağlık Karabağ; toplumsal kimliklerin oluşumunda ve güçlenmesinde, dış politika ve güvenlik algılarının yönlerinin belirlenmesinde ve ulusal çıkarların tanımlanmasında ve tatmininde en önemi belirleyici unsur olma özelliği taşımaktadır. Dağlık Karabağ ın Güney Kafkasya gibi dar bir coğrafi alanın tam ortasında doğu-batı ekseninde Hazar ve ötesini Türkiye ve Avrupa ya, kuzey-güney yönünde de Rusya ile İran ı bağlaması sorunun bölgesel ve uluslararası alanda siyasi, ekonomik ve güvenlik konularında taşıdığı ağırlığı ortaya koyar niteliktedir. İran için Dağlık Karabağ sorunu, yukarıda ortaya konan özelliğinden dolayı, sadece iki komşu arasında silahlı çatışmaya dönüşmüş bir anlaşmazlıktan ibaret sayılamaz. Hem Azerbaycan hem de Ermenistan için en önemli güvenlik ve dış politika sorunu olan ve Dağlık Karabağ ın Güney Kafkasya gibi dar bir coğrafi alanın tam ortasında doğubatı ekseninde Hazar ve ötesini Türkiye ve Avrupa ya, kuzey-güney yönünde de Rusya ile İran ı bağlaması sorunun bölgesel ve uluslararası alanda siyasi, ekonomik ve güvenlik konularında taşıdığı ağırlığı ortaya koyar niteliktedir. 63 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
69 64 İran ın Dağlık Karabağ sorununa yaklaşımını da büyük ölçüde, Tahran ın Soğuk Savaş ın bitimi ve SSCB nin dağılmasıyla ortaya çıkan yeni düzen/düzensizlik içinde kendisini nereye konumlandırdığı, ne tür yeni fırsatların ve sorunların ortaya çıktığı ve bunların kendi güvenlik ve diğer çıkarlarını nasıl etkileyeceği sorularına verdiği cevaplar ve bunlara yönelik aldığı önlemler şekillendirmektedir. ayrıca dış ekonomik ilişkilerinin şekillenmesinde belirleyici olan Dağlık Karabağ konusu, İran için de aynı unsurlar bakımından önem arz etmektedir. Dahası, İran için Dağlık Karabağ sorunu, aynı sorunun Azerbaycanlı veya Azerbaycan-Türk kimliğinin gelişip güçlenmesi ve yeni talepler ileri sürmesi anlamında da son derece önemi bir yere sahiptir. Bugün bağımsız olan Azerbaycan 19. yüzyılın başında Çarlık Rusyası tarafından İran dan koparılması neticesinde İran da bulunan etnik-kültürel soydaşlarından farklı olarak Rus ve Sovyet kültür ve ideolojik deneyiminden geçmiştir. İran dan farklı olarak bu da Azerbaycan-Türk kimliğinin gelişmesine ve Azerbaycan toplumunun çoğunluğunun İslam dininin Şii mezhebine mensup olmalarına rağmen, seküler sosyal ve idari bir anlayışı benimsemeleri sonucunu doğurmuştur. Özellikle 1980 lerin sonunda Dağlık Karabağ savaşının Azerbaycan da Türk etnik bilincinin anlaşılmasındaki ve gelişmesindeki etkisi düşünüldüğünde, sorun, içinde Azerbaycan-Türk nüfusu sayısı milyonları bulan İran için göz ardı edilebilecek bir konumda sayılamazdı. İran, Azerbaycan bağımsız olmadan hemen önce Güney Kafkasya bölgesinin ve genel olarak da uluslararası sistemin değişmesi neticesinde ortaya çıkan pek çok soruya ve soruna hemen cevaplar arama ihtiyacı duymuştur. İran ın Dağlık Karabağ sorununa yaklaşımını da büyük ölçüde, Tahran ın Soğuk Savaş ın bitimi ve SSCB nin dağılmasıyla ortaya çıkan yeni düzen/düzensizlik içinde kendisini nereye konumlandırdığı, ne tür yeni fırsatların ve sorunların ortaya çıktığı ve bunların kendi güvenlik ve diğer çıkarlarını nasıl etkileyeceği sorularına verdiği cevaplar ve bunlara yönelik aldığı önlemler şekillendirmektedir. Daha açık sormak gerekirse, önceleri kendisinin bir parçası olan yeni bağımsız Azerbaycan, Şii İslam anlayışıyla devlet ideolojisini şekillendiren ve 20 milyondan fazla Azerbaycan Türk ünü içinde barındırdığı tahmin edilen İran için bir tehdit mi, yoksa bir kazanç mı olacaktır? Bu durumla bağlantılı olarak, İran ın yanı başında cereyan eden Dağlık Karabağ sorununa, çözümüne ve çatışan taraflara yönelik siyaseti nasıl olmalıdır? İran ın Dağlık Karabağ sorununa yönelik tutumunu Güney Kafkasya, Azerbaycan, Hazar enerji kaynaklarının işletilmesi ve enerji boru hatları ile Dağlık Karabağ sorununa müdahil bölge dışı aktörlerin (ABD, AB, Türkiye, Rusya, BDT, AGİT ve NATO gibi) artan ilgileri, çıkarları ve politikaları hangi ölçüde etkilemektedir? İran için Dağlık Karabağ sorunu Tahran ın genel olarak Güney Kafkasya ve Hazar politikası içinde araçsal bir role mi, yoksa kendi başına amaçsal bir yere mi sahiptir? Diğer biçimde ifade etmek gerekirse, eğer Dağlık Karabağ diye bir sorun olmasaydı, İran ın Güney Kafkasya da Ermenistan, Azerbaycan ve genel olarak da Hazar siyasetinde bir farklılık görmek mümkün olur muydu? Yukarıdaki sorular ışığında bakıldığında, İran ın Dağlık Karabağ sorununa yönelik yaklaşımı sadece Tahran ın bu soruna yönelik izlediği siyasete veya söylediklerine bakılarak anlaşılamaz. İran için Dağlık Karabağ sorununun ne anlam taşıdığı ve Tahran ın soruna yönelik siyaseti, özellikle bağımsız Azerbaycan ı nasıl gördüğüne ve genel olarak Azer- ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
70 baycan ve Ermenistan ile olan ilişkilerinin yoğunluğuna bakmakla anlaşılabilir. Bütün bunlar da doğal olarak, İran ın Dağlık Karabağ sorununun kendisi için ne anlama geldiği ve ne tür bir siyaseti, hangi amaç için geliştirdiği gibi soruların daha kolay anlaşılmasına olanak sağlayacaktır. A. Bağımsız Azerbaycan ve İran ın Dağlık Karabağ Sorununa Bakışı İran da, diğer birçok ülke gibi, SSCB nin dağılacağını tahmin ederek bunun sonuçlarına yönelik politikalar üreten bir ülke durumunda olamamıştır. İran için SSCB nin dağılmasının ortaya çıkaracağı yeni durumun yaratacağı sorunların, getirdiği fırsatlardan daha fazla olacağı açıktı. Soğuk Savaş ın bitişi ve SSCB nin kendiliğinden dağılması Batı bloğunu oluşturan aktörlerin doğal bir kazanımı olarak görülmüştür. Bu durum uluslararası alanda da hissedilmişti. Bu anlamda Soğuk Savaş tan galip ve güçlü çıkan ABD ve Batı ittifakı daha kararlı bir şekilde İran a meydan okuyabilirlerdi. Dolayısıyla İran, her ne kadar küçük şeytan olarak tanımlasa da, SSCB nin dağılmasını isteyen bir devlet konumunda olmamış, Soğuk Savaş ın sona ermesiyle birlikte ortaya çıkacak tehlikelerden kendini sakınabilmek için de bölgesel ve uluslararası konu ve sorunlarda Rusya Federasyonu ile işbirliğine büyük önem vermiştir. Paralel bir bakış açısı ile değerlendirildiğinde, İran, Azerbaycan ın bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkarabileceği yeni sorunları düşünerek, Bakü nün bağımsızlığını büyük bir hevesle karşıladığı da söylenemez. Aynı zamanda İran, yanı başında ve Azerbaycan gibi kendisine yönelik doğal bir tehdit olarak doğan yeni bir devlet içinde, sonuçlarının İran devleti ve toplumunun güvenliğini de ciddi şekilde etkilemesi olası Dağlık Karabağ gibi etnik temele dayalı bir sorunun varlığını ve devamını da arzu etmemiştir. Ancak İran, 1980 lerin sonunda ve 1990 ların hemen başında, Soğuk Savaş ın bitimi ve SSCB nin dağılması durumlarında olduğu gibi, ne Azerbaycan ın bağımsızlığını ne de Dağlık Karabağ Savaşı nın çıkışını değiştirebilecek bir konumda olmuştur. Bütün bu sorunları İran, Türkiye ve başka bölge ve bölge dışı devletler gibi kucağında bulmuş, aldıkları seyir ve yöne göre politikalar geliştirmiş ve uygulamaya sokmuştur. İran ın Dağlık Karabağ ve Azerbaycan konusunda geliştirdiği politikaların temelini, bu sorun ve aktörün kendisine yönelik güvenlik tehdidi oluşturması durumunu mümkün olduğu kadar aşağı çekmek ve genel olarak da ekonomik unsurları da içeren ulusal çıkarlarını arttıracak davranışlar oluşturmuştur. Azerbaycan ın bağımsızlığından bu yana ve Dağlık Karabağ Savaşı sırasında, İran ın yukarıda ifade edilen anlayışını sergilediği birçok davranışına rastlamak mümkündür. İran, daha 1987 de Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (Azerbaycan SSC) ile Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (Ermenistan SSC) arasında Dağlık Karabağ ın kontrolü üzerine başlayan savaşı, SSCB nin bir iç sorunu olarak görmüştür. Bu durum mevcut İran, yanı başında ve Azerbaycan gibi kendisine yönelik doğal bir tehdit olarak doğan yeni bir devlet içinde, sonuçlarının İran devleti ve toplumunun güvenliğini de ciddi şekilde etkilemesi olası Dağlık Karabağ gibi etnik temele dayalı bir sorunun varlığını ve devamını da arzu etmemiştir. 65 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
71 Azerbaycan SSC si tarafından normal karşılanırken, aynı dönemde kuruluş ve yükseliş döneminde olan, ve Azerbaycan Türk etnik ve kültürel anlayışını vurgulamakta olan A- zerbaycan Halk Cephesi (AHC) tarafından, İran-Rus ittifakının bir sonucu ve dolayısıyla İran ın Azerbaycan a yönelik 1828 den sonra Azerbaycan Türklerinin birleşmesini ve bağımsızlığını engellemek amacını taşıyan ikinci ihaneti olarak değerlendirilmiştir. 164 Bölge üzerinde çıkarları olan Rusya ve Türkiye gibi, İran da Dağlık Karabağ sorununa kendi çıkarları doğrultusunda Güney Kafkasya da üç yeni bağımsız devletin ortaya çıkması durumuna uygun davranma ihtiyacı duymuştur. 66 İran, Azerbaycan da bağımsızlıktan önce ve hemen sonra yönetimi teşkil eden Azerbaycan Komünist Partisi Birinci Sekreteri ve sonra da ilk Cumhurbaşkanı olan Ayaz Muttalibov ile birlikte Dağlık Karabağ sorununun barışçı yoldan çözümü yönünde çaba harcamıştır. İran ın çabaları neticesinde Azerbaycan Devlet Başkanı Ayaz Muttalibov ve Ermenistan Devlet Başkanı Levon Ter Petrosyan 15 Mart 1992 de Tahran da bir ateşkes anlaşması imzalamıştır. Ancak kısa süre sonra Ermeni güçlerinin Hocalı yı işgal etmeleri ve buradaki Azerbaycan Türk sakinlerini kıyımdan geçirmeleri, İran öncülüğünde imzalanmış olan ateşkes antlaşmasının doğmadan ölmesine neden olmuştur. Benzer şekilde İran ın arabuluculuğu neticesinde 8 Mayıs ta Tahran Deklarasyonu olarak ilan edilen ateşkes de Ermeni silahlı güçlerinin kısa süre sonra Şuşa yı işgal etmeleriyle sonuçsuz kalmıştır. 165 İran, Türkiye yanlısı ve Türk milliyetçiliğini öne çıkaran AHC nin Haziran 1992 de iktidara gelmesi sırasında ve sonrasında da Dağlık Karabağ Savaşı nın durdurulması ve çözüme ulaşılması yönünde çabalarını devam ettirmiştir. Hatta 1993 te İran, Türkiye ile birlikte Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ni toplantıya çağırarak artan Ermeni saldırganlığını kınamışlardır. 29 Ağustos 1993 te İran, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla BM Genel Sekreteri ne gönderdiği mektupta, Ermeni güçlerinin Azerbaycan topraklarına yönelik saldırılarına dikkat çekmiştir. Yine Dağlık Karabağ Savaşı nın ortaya çıkardığı sorunlara ve adil bir çözüme ulaşılması için BM Güvenlik Konseyi nin 1993 yılı içerisinde almış olduğu 822 ve 853 sayılı kararlarının ivedilikle uygulamaya sokulması gereğini dile getirmiştir. 166 İran, Azerbaycan ve Ermenistan arasında devam eden çatışmalar sonucunda yoğun bir Azerbaycanlı mülteci akını ile de karşı karşıya kalmıştır. Bu akını durdurmak için İran silahlı kuvvetleri Eylül 1993 te sınırı geçip Azerbaycan tarafında güvenli bölgeler oluşturarak buralarda mülteci kampları kurmuştur. 167 İran hükümeti savaşın şiddetlenmesi ve bunun sonucu olarak İran sınırını aşarak kendi tarafına sığınan 30 bin Azerbaycanlı mülteciyi dikkate alarak, 28 Ekim 1993 te BM Güvenlik Konseyi nezdinde ateşkesin sağlanması gereğini ve Ermeni silahlı güçlerinin işgal ettikleri Azerbaycan topraklarından derhal çekilmeleri talebini tekrarlamıştır. İran, bu talebini iletirken yerel Ermeni güçlerinin Ermenistan Cumhuriyeti silahlı güçleri tarafından desteklendiğini, bunun da daha fazla Azerbaycan toprağının işgal edilmesine yol açarak yoğun bir mülteci akını ortaya çıkardığını belirtmiş, İran İslam Cumhuriyeti nin Azerbaycan ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü geçmişte olduğu gibi tam olarak desteklediğini vurgulamıştır. 168 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
72 İran, Mayıs 1994 te sağlanan ateşkes antlaşmasından önce olduğu gibi, sonraki dönemde de her vesileyle Dağlık Karabağ sorununun barışçı yolla çözülmesini istediğini ve Azerbaycan ın toprak bütünlüğünü desteklediğini ifade etmektedir. Örneğin İran, İslam Konferansı Örgütü içerisinde 1990 ların başından bu yana örgüt çerçevesinde düzenlenen bütün toplantı ve zirvelerde hep Dağlık Karabağ sorunu ile ilgili olarak Azerbaycan ın toprak bütünlüğünün desteklenmesi yönünde alınan kararları ve görüşleri paylaşan bir ülke olmuştur. 169 Azerbaycan ve İran arasında üst düzey yetkililerin karşılıklı ziyaretlerinde yapılan açıklamalarda da Dağlık Karabağ sorunu gündeme gelmiş, İranlı yetkililer her zaman sorunun barışçı yolla çözülmesinin gerekliliğini ve Azerbaycan ın toprak bütünlüğüne saygı duyulması gereğini dile getirmişlerdir. Ancak İran ın Dağlık Karabağ sorununda ortaya koyduğu ateşkes ve çözüm çabaları baştan beri olumlu sonuç doğurmaktan uzak kalmıştır. Buna hala geçerli olan birçok neden gösterilebilir. Söz konusu nedenlerden ilki, Rusya nın gerek bölge gerekse de sorun üzerinde devam eden etkisidir. İkinci neden ise, Azerbaycan da İran ın çok da hoşlanmadığı ancak kabullenmek zorunda kaldığı AHC ve sonra da Haydar Aliyev yönetimlerinin varlığıdır. Üçüncü neden, Dağlık Karabağ sorununa 1992 de AGİT Minsk Grubu nun oluşturulmasından itibaren Batı merkezli uluslararası örgütlerin ve devletlerin (ABD ve Fransa) çözüm çabalarında daha fazla öne çıkmalarıdır. Dördüncü neden olarak, İran ın 1990 larla birlikte ABD ile ilişkilerinin her geçen yıl gerginleştiği bir ortamda başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin ve bu merkezli askeri ve siyasi örgütlerin (örneğin NATO nun Barış İçin Ortaklık programı) İran ın yanı başında bulunan Azerbaycan ve diğer bölge ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmeleri gösterilebilir. Dağlık Karabağ sorununda ateşkesin sağlanması ve bunun da Rusya gibi birçok uluslararası ve bölgesel konularda ortak görüş ve çıkarlarının olduğu bir aktör tarafından başarılması, İran ı rahatlatan bir gelişme olmuştur. İran, çatışmaların durdurulması yönünde arabuluculuk faaliyetlerinde olduğu gibi, ateşkes döneminde de sürekli Dağlık Karabağ sorununun çözüme kavuşturulması yönünde oynayabileceği rolü her vesileyle dile getirmektedir. Ancak ateşkes ile birlikte Dağlık Karabağ konusunda sorunun çözülmesi çabalarında Minsk Grubu, Rusya ve ABD gibi güçlü aktörlerin etkili olması, İran tarafından sağlanacak bir arabuluculuk ve çözüm ihtimalini neredeyse tamamen ortadan kaldırmıştır. Dolayısıyla İran ın Dağlık Karabağ sorunu konusunda çatışmanın bugünkü donmuş hali devam ettiği sürece arabuluculuk gibi herhangi bir fonksiyonu üstlenmesi söz konusu değildir. İran ın böyle bir rolü üstlenmesi olasılığı, ancak Dağlık Karabağ sorununda 1990 ların başında yaşanan yoğun bir çatışmaya girilmesi durumunda mümkün gözükmektedir. Gelinen noktada İran ı daha çok Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sorunda Batı nın etkisiyle ortaya çıkacak herhangi bir çözümde olası bir barış gücünün hangi devletler tarafından sağlanacağı ilgilendirmektedir. İran, Dağlık Karabağ sorununda hem Minsk Grubu İran ın Dağlık Karabağ sorunu konusunda çatışmanın bugünkü donmuş hali devam ettiği sürece arabuluculuk gibi herhangi bir fonksiyonu üstlenmesi söz konusu değildir. İran ın böyle bir rolü üstlenmesi olasılığı, ancak Dağlık Karabağ sorununda 1990 ların başında yaşanan yoğun bir çatışmaya girilmesi durumunda mümkün gözükmektedir. 67 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
73 hem de diğer bir uluslararası aktör tarafından sağlanacak kalıcı bir çözümü memnuniyetle karşılayacağını ve bunları destekleyeceğini ifade etmekte, ancak çatışma bölgesine yerleştirilecek bir barış gücü içerisinde özellikle Amerikan askeri varlığına şiddetle karşı çıkmaktadır. 170 Zaten İran ın Dağlık Karabağ savaşında Batılı aktörler ve Türkiye den ziyade Rusya nın etkisiyle Mayıs 1994 te sağlanan ateşkesi desteklemesi, büyük ölçüde ABD den duyduğu endişelere dayanmaktadır. Çünkü İran için Dağlık Karabağ sorununun bu şekilde çözümü, Batılı aktörlerin askeri varlıklarını Tahran ın kuzeyinde de hissettirmeleri anlamı taşımaktadır. İran ın, Azerbaycan ile olan bölünmüş Azerbaycan sorunu dışında, uluslararası alandaki daha önemli çıkmazı Batılı ülkeler ile yaşadığı nükleer teknoloji ve nükleer santrallere sahip olma sorunu ile Tahran ın Batı tarafından terörist olarak nitelenen Hamas ve Hizbullah ı desteklemesi durumlarıdır. İran, kendisini özellikle Batı yönlü baskı, tehdit ve ambargoya maruz hissettikçe, bunu Güney Kafkasya da Ermenistan ve Azerbaycan ile olan ilişkilerine yansıtmaktadır. Yine İran bakımından başta Azerbaycan olmak üzere Ermenistan ın Batı ile olan ilişkilerinin seyri ve niteliği de Tahran ın bu iki ülkeye yönelik politikalarının şeklini belirlemektedir. Bütün bunlar kendisini İran ın Dağlık Karabağ politikasında göstermektedir. 68 B. İran-Azerbaycan İlişkileri Türkiye ile Azerbaycan arasında olduğu gibi, İran ile Azerbaycan arasında da iki devlet bir millet söylemi vardır. Bağımsız Azerbaycan ın geçmişte Rusya tarafından İran dan koparılması ve İran da sayıları 20 milyonu bulan Azerbaycan Türklerinin sayısı Tahran-Bakü arasında söylenen iki devlet bir millet söyleminin kaynağını oluşturmaktadır. Diğer sorunlar bir yana bırakılırsa, Azerbaycan ın İran dan beklentisi Dağlık Karabağ sorununa daha duyarlı olması ve Ermenistan ile ilişkilerinde Azerbaycan ın hassasiyetlerine daha fazla önem vermesi yönündedir. Oysa önceki ölümde incelendiği gibi İran, Dağlık Karabağ sorunu konusunda sınırlı bir hareket alanına sahiptir. Dağlık Karabağ konusunda İran, Azerbaycan ın beklentilerini karşılamaktan uzak bir davranış sergiliyor olsa da, Tahran-Bakü arasında siyasi ve ekonomik ilişkiler her geçen gün daha fazla gelişmektedir. Aslında İran ve Azerbaycan arasında gelişen ilişkiler, daha çok iki ülkenin de bu ilişkinin geliştirilmesine ihtiyaç duymalarından kaynaklanmaktadır. İşte bu nedenden dolayı da gelişen ilişkiler her zaman yeni sorunları beraberinde getirmektedir. Örneğin, Azerbaycan ile İran arasında AHC döneminde, 1992 de ve 1993 te, Nahçivan ve Tebriz de karşılıklı birer konsolosluk açılması yönünde antlaşmalar imzalanmıştı. İran tarafı Nahçivan da bunu gerçekleştirirken, Tahran yönetimi Azerbaycan Türklerinin yoğun olarak yaşadıkları ve Güney Azerbaycan ın merkezi Tebriz de Azerbaycan konsolosluğu açılmasına uzun süre izin vermedi. Tahran yönetimi en sonunda Ekim 2004 te Azerbaycan ın Tebriz de ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
74 konsolosluk açmasına izin vermiştir. Ancak İran hükümeti bunu yaparken Azerbaycan tarafını kızdıracak biçimde, Ocak 2008 de Ermenistan ın da aynı şehirde konsolosluk açmasına yeşil ışık yakmıştır. İran ile Azerbaycan arasında Tebriz de konsolosluk açılmasına benzeyen diğer bir sorun da iki ülkenin karşılıklı olarak vize muafiyeti sağlamaları konusunda olmaktadır. İran, Kasım 2009 da Azerbaycan vatandaşlarına ülkeye girişte uyguladığı vize zorunluluğunu tek taraflı olarak kaldırmıştır. İran ın Azerbaycan dan beklentisi, Bakü nün İran vatandaşlarına yönelik vize uygulamasını kaldırarak karşılık vermesi biçimindedir. Ancak Azerbaycan yönetimi gerek İran ın uluslararası alanda Batı ile yaşadığı sorunlar, gerek İran vatandaşlarının Azerbaycan a yoğun olarak gelerek sorunlar oluşturacağı düşüncesi ile gerekse de Tahran ın Ermenistan ile yakın ilişki içinde olması nedenlerine bağlı olarak vize zorunluluğunu şu an itibariyle kaldırmaya yanaşmamaktadır. İki ülke arasında ekonomik ilişkiler de büyük ölçüde sorunludur. İran ile Azerbaycan a- rasındaki ekonomik ilişkiler büyük bir potansiyele sahip olsa da, iki tarafın da bundan yeterince yararlandıkları söylenemez. İki ülke arasında ekonomik ilişkilerin sınırlı olması İran ın Dağlık Karabağ sorununa bakışında etkili olmaktadır. Sebep sonuç ilişkisi çerçevesinde bakıldığında bunun tam tersinin de geçerli olduğu söylenebilir: Dağlık Karabağ sorununda İran ın Azerbaycan ın hassasiyetlerine çok dikkat etmemesi, Tahran-Bakü arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesine engel teşkil etmektedir. Azerbaycan ın İran ile petrol ve doğal gaz dışında yapmış olduğu toplam ihracat ve ithalat 2001 den sonraki süreçte Rusya, Türkiye ve Avrupa ülkeleri ile olan ikili hacmin gerisinde kalmıştır. 171 İran ve Azerbaycan arasında Hazar da petrol ve doğalgaz kaynaklarının çıkarılması ve bunların uluslararası piyasalara taşınması için inşa edilen ve gelecek dönemde inşa edilecek boru hatlarının ekonomik potansiyelleri, iki ülke arasındaki diğer olası ticari faaliyetleri her zaman gölgede bırakacak nitelikte olmuştur. Bunun anlamı, Azerbaycan ın petrol ve doğal gaz kaynaklarının çıkarılması, işletilmesi ve boru hatlarıyla taşınması konusunun, Bakü ve Tahran ın ekonomik kazanımları ve stratejik çıkarları çerçevesinde birbirlerine bakışlarını etkileyen faktörler olduğudur. Gerek AHC ve gerekse Haydar Aliyev yönetimleri, Azerbaycan ın Hazar su havzası tabanında yerleşik petrol ve doğal gaz kaynaklarının işletilmesi sürecinde İran a Batılı enerji şirketlerine oranla daha az pay vermişlerdir. Hatta Haydar Aliyev, ABD ile İran arasında yaşanan gerginlik sebebiyle Azeri-Şirag-Güneşli (AŞG) petrol alanının işletilmesi için İran Ulusal Petrol Şirketine vermiş olduğu % 10 luk paydan tek taraflı olarak vazgeçmek durumunda kalmıştır. Aliyev, Azerbaycan için stratejik açıdan göz ardı edilemeyecek bir konumda olan İran ı yatıştırmak veya tamamen dışlamamak için Şah Deniz gaz yataklarının işletilmesinde % 10 pay vermiştir. Ancak Azerbaycan ın İran a verdiği söz konusu pay, Tahran ı tatmin etmekten hayli uzak kalmış, İran ın Aliyev yönetimine her zaman şüpheyle bakmasına zemin teşkil eden gelişmelerden birisi olmuştur. Azerbaycan yönetimi gerek İran ın uluslararası alanda Batı ile yaşadığı sorunlar, gerek İran vatandaşlarının Azerbaycan a yoğun olarak gelerek sorunlar oluşturacağı düşüncesi ile gerekse de Tahran ın Ermenistan ile yakın ilişki içinde olması nedenlerine bağlı olarak vize zorunluluğunu şu an itibariyle kaldırmaya yanaşmamaktadır. İran ve Azerbaycan arasında Hazar da petrol ve doğalgaz kaynaklarının çıkarılması ve bunların uluslararası piyasalara taşınması için inşa edilen ve gelecek dönemde inşa edilecek boru hatlarının ekonomik potansiyelleri, iki ülke arasındaki diğer olası ticari faaliyetleri her zaman gölgede bırakacak nitelikte olmuştur. 69 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
75 Azerbaycan petrol ve doğal gaz kaynaklarının dünya piyasalarına taşınması kararı da kolay alınmış bir karar olmamıştır. Türkiye ve Rusya nın yanında İran da uzun süre bu kaynakların kendi toprakları üzerinden pazarlara ulaştırılması yönünde çaba sarf etmiştir. İran, özellikle Azerbaycan ın AŞG de üretilecek asıl petrolün kendi toprakları üzerinden ya İran körfezine ya da Türkiye nin Ceyhan limanına taşınması taraftarı olmuştur. Ancak AŞG den üretilecek asıl petrolün İran üzerinden taşınması seçeneğine ne bu petrol alanının işletilmesi ayrıcalığı verilen şirketler, ne ABD hükümeti ne de Azerbaycan yönetimi sıcak bakmıştır. Daha sonra Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı olarak inşa edilmiş olan hattan ve dolayısıyla bu hattın sağladığı ekonomik ve stratejik faydalardan Tahran tamamen dışlanmış oldu. Böyle bir gelişme İran için Azerbaycan ı ekonomik ve siyasi anlamda kontrol etme olanağından da yoksun bırakmıştır. Bu da, Tahran ın ileride Azerbaycan ın sosyo-ekonomik açıdan zenginleşerek Güney Azerbaycan ın İran dan ayrılma taleplerinin güçlenmesi durumunu engelleyemeyeceği anlamına gelecektir. 70 Tahran ile Bakü arasında enerji işbirliği mevcuttur, fakat bunun hacmi stratejik olmaktan uzak bir durum arz etmektedir. Örneğin, Azerbaycan ile İran Ağustos 2004 te 25 yıl sürecek bir doğal gaz takas antlaşması imzalamışlardır. Buna göre İran, Ermenistan-Türkiye ve İran arasında Azerbaycan ile bağlantısı olmayan Nahçivan bölgesine doğal gaz sağlarken, Azerbaycan da İran ın kuzeydoğu bölgesine yılda 250 milyon metreküp olmak üzere, aratan bir hacimde doğal gaz sağlayacaktır. Yine İran hala plan aşamasında olan Nabucco projesine de doğal gaz vermek arzusundadır. Her ne kadar Azerbaycan, Türkmenistan ve İran ın Türkiye ile birlikte Nabucco projesinde işbirliği yapması, Bakü-Tahran ilişkilerinde bir yumuşama olanağı sunar gibi gözükse de, böyle bir olasılık başta ABD olmak üzere Batılı ortakların karşı çıkması nedeniyle ve BM Güvenlik Konseyi nde İran a yönelik yaptırımların daha da sıkılaştırıldığı bir dönemde pek mümkün gözükmemektedir. Gerçekte Azerbaycan ın enerji kaynaklarının işletilmesi ve taşınmasında İran ın beklediği payı alamaması iki ülke arasında zaten büyük ölçüde güvenlik endişesi ile şekillenen ilişkinin süreç içinde çok fazla değişememesine neden olmuştur. Hatta iki ülke arasında hep varlığını gösteren doğal gerginlik ve güvensizlik atmosferi, enerji paylaşımında Tahran ın tatmin olmaması ile birleşince Bakü ve Tahran arasındaki gerginlik daha üst seviyelere taşınmıştır. Örneğin İran, Hazar su havzasının paylaşımında Azerbaycan karşıtı en sert siyaseti sürdürmekte ve bu konuda güç kullanma tehdidinden de geri durmamaktadır. İran, Azerbaycan a yönelik kararlılığını ortaya koymak için Haziran 2001 de Hazar ın statüsünün henüz belirlenmediğini gerekçe göstererek Azerbaycan adına Hazar da Araz-Alov-Şarg bölgesinde sismik araştırma yapan BP-Amaco gemisini savaş gemisi ve savaş uçaklarıyla zorla bölgeden uzaklaştırmıştır. Diğer yandan, Tahran ile Bakü, Mayıs 2005 te imzaladıkları saldırmazlık paktı çerçevesinde, İran ve Azerbaycan a yönelik herhangi bir askeri saldırıda kendi topraklarını diğerine karşı üçüncü bir ülkenin kullanımına izin vermeyecekleri konusunda anlaşmışlardır. Ancak bu durum Azerbaycan ve İran arasında güvenlik endişesini ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
76 gidermekten hala uzak gözükmektedir. Zira Azerbaycan yönetimi Şubat 2007 de olduğu gibi sık sık İran savaş uçaklarının ve helikopterlerinin Azerbaycan hava sahasını ihmal etmesinden yakınmaktadır. 172 İran ve Azerbaycan arasında siyasi ve ekonomik ilişkiler hep beklentilerin ve potansiyelin altında kalmıştır. Bu duruma iki ülkenin birbirine her zaman şüpheyle bakmaları yanında, özellikle acil güvenlik sorunlarının çözülmesini farklı merkezlerden destek alarak sağlama çabaları yol açmaktadır. İran ın güvenlik kaygısı başta ABD ve İsrail olmak üzere Batı kaynaklıdır ve bu durum İran ı Rusya ve Çin ile ilişkilerini geliştirme veya sıcak tutmaya itmektedir. Azerbaycan ın güvenlik sorununun başında Ermenistan tehdidi ve Dağlık Karabağ daki işgal gelmektedir. Azerbaycan da Dağlık Karabağ ı geri alma çabasına diplomatik ve askeri alanda güçlenerek devam etmektedir. Bu durumda Azerbaycan, İran ın sert tepkisine rağmen ABD ve İsrail ile ilişkilerini geliştirme eğilimindedir. Dağlık Karabağ ı diplomatik yolla olmadığı takdirde silahla geri alacaklarını söyleyen Azerbaycan yönetimi, bu söylemine uygun şekilde askeri bütçesini sürekli arttırmakta ve daha da önemlisi İsrail ile çeşitli silah satışı ve ortak askeri projelere girmektedir. Azerbaycan, İsrail Bakü de büyükelçilik açmasına rağmen, İran tehdidi nedeniyle Tel Aviv de kendi büyükelçiliğini açamamaktadır. Yine de Azerbaycan İsrail arasında artan askeri işbirliği İran ı rahatsız etmeye ve kızdırmaya yetmektedir. İran ve Azerbaycan arasında siyasi ve ekonomik ilişkiler hep beklentilerin ve potansiyelin altında kalmıştır. Bu duruma iki ülkenin birbirine her zaman şüpheyle bakmaları yanında, özellikle acil güvenlik sorunlarının çözülmesini farklı merkezlerden destek alarak sağlama çabaları yol açmaktadır. İran ve Azerbaycan arasındaki bu sorunların Tahran ın Dağlık Karabağ sorununa bakışını etkilememesi mümkün değildir. İran ın Azerbaycan ı bölünmüş Azerbaycan sorunu nedeniyle sürekli bir güvenlik tehdidi olarak görmesi, Bakü nün ABD ve İsrail ile yakın ilişkileri, Tahran ın Bakü ye karşı başka araçları kullanması olanağını daha fazla öne çıkarmıştır. Doğal olarak İran bu araçları Ermenistan ile ilişkilerini geliştirmek ve Dağlık Karabağ sorununda da Azerbaycan ın ileri sürdüğü çözüm tercihlerine ilgisiz kalarak göstermektedir. 71 C. İran-Ermenistan İlişkileri İran ile Ermenistan arasındaki kültürel, dinsel ve etnik farklılıklar düşünüldüğünde yoğun işbirliğine girmeleri veya ittifak kurmaları neredeyse imkânsız görünmektedir. Ancak iki ülkenin uluslararası sistem içindeki konumlarının ortaya çıkardığı siyasi ve ekonomik zorluklar ile güvenlik endişeleri, Tahran ile Erivan ı ittifak kurmaya itmese de, iki ülke arasında yoğun işbirliğini olanaklı kılmıştır. Kısaca belirtmek gerekirse İran ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin yoğunluğunu belirleyen, büyük ölçüde iki ülkenin dış dünya ile yaşadıkları sorunlar neticesinde zedelendiğini düşündükleri ulusal çıkarlarını arttırmak arzusudur. Bu da İran ın dile getirdiği bölgeselcilik politikası içinde anlam bulmaktadır. İran-Ermenistan ilişkileri aslında anlaşmalı bir evlilikten (marriage of convenience) başka bir şey de değildir. Dağlık Karabağ sorunun çözümü veya çözümsüzlüğü, geçmişte olduğu gibi şimdi de, bu evliliğin nasıl seyrettiğinden doğrudan etkilenmektedir. İran ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin yoğunluğunu belirleyen, büyük ölçüde iki ülkenin dış dünya ile yaşadıkları sorunlar neticesinde zedelendiğini düşündükleri ulusal çıkarlarını arttırmak arzusudur. Bu da İran ın dile getirdiği bölgeselcilik politikası içinde anlam bulmaktadır. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
77 72 Azerbaycan ın bağımsızlıktan itibaren İran ın bölgeselcilik yaklaşımına uymayan davranışları oldukça sık sergilediği düşünülürse (enerji kaynakları, Dağlık Karabağ sorununun çözümü, Batı ile ilişkilerin yoğunluğu), İran ile Ermenistan bölgede çıkarları yüksek oranda örtüşen iki komşu ülke durumundadır. İran ve Ermenistan arasında askeri yardımlaşmaya ve/ veya silah satışına dayalı stratejik bir işbirliğinin olduğunu söylemek bugün için zordur. Ancak iki devlet arasında böyle bir işbirliğinin hiç ortaya çıkmayacağını ileri sürmek de oldukça yanıltıcı bir çıkarım olur. Ermenistan küçük ve zayıf bir ülke olmasına rağmen, İran açısından bölge içi değişime karşı kendi çıkarlarını yürütebileceği bir alan olarak görülmüştür. Azerbaycan ın bağımsızlıktan itibaren İran ın bölgeselcilik yaklaşımına uymayan davranışları oldukça sık sergilediği düşünülürse (enerji kaynakları, Dağlık Karabağ sorununun çözümü, Batı ile ilişkilerin yoğunluğu), İran ile Ermenistan bölgede çıkarları yüksek oranda örtüşen iki komşu ülke durumundadır. Bu da resmi düzeyde olmasa da iki ülke arasında stratejik bir ortaklığı meydana getirmiştir. Yine İran, bölge içinde Rusya nın davranışlarına bakarak (örneğin Azerbaycan ı kendi yanına çekmek gibi) Ermenistan a daha fazla yaklaşma çabaları içine de girmiştir. Putin ile birlikte Azerbaycan-Rusya ilişkilerinin daha olumlu bir seyre girmesi İran ve Ermenistan ı birbirine yaklaştıran bir gelişme olarak görülebilir. Örneğin 2002 de İran ve Ermenistan Savunma Bakanları Erivan da yaptıkları görüşmede bir protokol imzalayarak askeri savunma konusunda işbirliği yollarını aramaya karar vermişlerdir. 173 Aslında İran ve Ermenistan arasında askeri yardımlaşmaya ve/veya silah satışına dayalı stratejik bir işbirliğinin olduğunu söylemek bugün için zordur. Ancak iki devlet arasında böyle bir işbirliğinin hiç ortaya çıkmayacağını ileri sürmek de oldukça yanıltıcı bir çıkarım olur. Tahran-Erivan arasındaki üst düzey görüşmeler, Tahran-Bakü arasında gerçekleştirilen görüşmelerden hem sayıca daha fazla hem de stratejik işbirliğinin veya ortaklığın daha sık vurgulandığı bir atmosferde geçmektedir. Örneğin 2010 yılı içerisinde İranlı ve Ermeni üst düzey yetkililer karşılıklı olarak başkentleri ziyaret etmişler ve her defasında da üstü kapalı biçimde Azerbaycan a gönderme yaparak, iki ülke arasında stratejik işbirliği ve dostluğa vurgu yapmışlardır. Bu görüşmelerde İran ın Dağlık Karabağ sorununda tarafsız tutumunun değeri, Tahran-Erivan stratejik ortaklığının bölgede barış ve güvenliğe olan büyük katkısı ve bunun devamı için de savunma işbirliği alanlarının daha da geliştirilmesinin gerekliliği iki tarafın da öne çıkan ortak vurgulanmış, bölge dışı güçlerin Güney Kafkasya da yaşanan sorunlara çözüm yaklaşımlarının yapıcı olmaktan ziyade yıkıcı olduğu ifade edilmiştir. 174 İran ve Ermenistan arasında stratejik işbirliğinin ve ortaklığın sıklıkla dile getirilmesi, aslında bu iki ülke arasında, askeri ve savunma alanlarında somut işbirliği yapıldığı kuşkularını da arttırmaktadır. Her ne kadar bu alanlarda somut veriler olmasa da 2010 da yayınlanan WikiLeaks belgelerinde, Kasım 2008 de ABD hükümetinin Ermenistan ı İran a silah satmakla ve Tahran a silah teminine aracılık etmekle suçladığı görülmektedir. İlgili belgelerde ABD tarafının Dışişleri Bakan Yardımcısı John Negroponte aracılığıyla Ermenistan yönetimini İran a silah satışı konusunda gerekli önlemleri almadıkları takdirde ambargoya tabi tutulacakları tehdidinde bulunduğu ifade edilmektedir. 175 Ermenistan yönetiminin ABD ile ilişkilerini tehlikeye sokacak bir şekilde ve bilgisi dâhilinde İran a silah satışına yanaşması pek olası gözükmemekle beraber, böyle bir işbirliğini denetleyecek mekanizmanın da olmaması kuşkuları arttırmaktadır. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
78 İran ile Ermenistan arasında ifade edilen stratejik ortaklık henüz savunma ve askeri alanlarda yoğunlaşmamıştır. Sözü geçen stratejik ortalık daha çok ekonomik ve ticari alanlardaki işbirliğinde ortaya çıkmaktadır. İki ülkenin de karşı karşıya oldukları ambargo ve genel yapısal sorunlardan kaynaklanan ekonomik zorlukları düşünüldüğünde, aralarındaki ticari işbirliğinin değeri olası bir askeri ve savunma işbirliğinden daha fazla öne çıktığı görülmektedir. Çünkü hem İran hem de Ermenistan modern askeri araç ve silahlara sahip olma konularında büyük oranda dışa bağımlıdırlar ve bu alanlarda birbirlerine sağlayabilecekleri imkânlar oldukça sınırlıdır. Buna karşı Tahran ile Erivan arasındaki ekonomik işbirliği, hacmi ne kadar düşük olursa olsun, iki tarafa da hem daha rahat hem seçenekleri bol hem de bölgesel ve uluslararası ambargoların (İran a karşı Batı ve Ermenistan a karşı Azerbaycan ve Türkiye ambargoları) neden oldukları sıkıntıları azaltma imkânları sunmaktadır. İki ülke arasındaki ekonomik-ticari ilişkilerin temelini, enerji ve altyapı alanında yaptıkları veya yapmayı planladıkları işbirliği oluşturmaktadır. Ermenistan için işbirliği alanının özellikle enerji konusunda yoğunlaşmasının nedeni, Erivan ın Azerbaycan tarafından ambargoya maruz tutulması, bölgesel büyük enerji projelerinden dışlanması ve Rusya ya çıkış kapısı olan Gürcistan ile Rusya arasındaki sorunlardan kaynaklanmaktadır. İran için Ermenistan ile enerji alanında işbirliği ise Tahran ın sahip olduğu bol miktardaki petrol ve doğal gaz kaynaklarına Batı tarafından uygulanan ambargo devam ederken, Ermenistan ın sınırlı da olsa sunduğu pazara ulaştırmak açısından önemlidir. Bu ticari ilişkinin iki taraf için de ekonomik faydasından ayrı olarak sağladığı diğer çok önemli bir getiri ise, Tahran ve Erivan ın dış dünyaya, kendilerine karşı uygulanan ambargoların işlemediği mesajını vermeleridir lı yıllarda Ermenistan, Dağlık Karabağ savaşı nedeniyle Azerbaycan ve Türkiye tarafından doğu ve batı yönlerinden ambargoya tabi tutulmuş, Sovyetler Birliği nin dağılmasının getirdiği çöküntü nedeniyle İran ve Rusya ile olan ekonomik ve ticari ilişkilerine dayanmak zorunda kalmıştır döneminde Ermenistan Gayri Safi Milli Hâsılası 1989 Sovyet rakamlarının % 60 altına düşmüştür da Ermenistan ekonomisi, İran ve Rusya ile 264 milyon ABD doları değerinde yapılan ihracat ile iyileşme sinyalleri vermeye başlamıştır ortalarından itibaren de İran, Ermenistan ın Rusya ve Belçika dan sonra üçüncü en büyük ticari ortağı durumuna gelmiştir. Aynı yıl itibariyle de İran ve Ermenistan niyet olarak aralarında sınır ötesi enerji ve ulaştırma ağları kurmaya karar vermişlerdir. Buna paralel olarak Tahran ve Erivan 2001 de, büyük oranda İran sermayesiyle olmak üzere, iki ülkenin sınırını oluşturan Araz nehri üzerinde hidroelektrik barajı ile petrol ve doğal gaz boru hattı inşa etmek için anlaşmışlardır. 176 İki ülke arasında hidroelektrik barajı, petrol ve doğal gaz boru hatları inşa etme kararlılıklarının 1998 den sonra artması, aynı dönemden itibaren Bakü-Tiflis-Ceyhan ın ABD nin güçlü desteğini alarak gerçekleştirilme aşamasına girdiği döneme rastlaması Tahran ile Erivan arasındaki ekonomik işbirliği, hacmi ne kadar düşük olursa olsun, iki tarafa da hem daha rahat hem seçenekleri bol hem de bölgesel ve uluslararası ambargoların (İran a karşı Batı ve Ermenistan a karşı A- zerbaycan ve Türkiye ambargoları) neden oldukları sıkıntıları azaltma imkânları sunmaktadır. 73 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
79 74 İran ın Ermenistan ile enerji ve diğer ekonomik alanlarda ilişkilerini yoğunlaştırması, bölgede artan Azerbaycan gücünü dengelemesinin yanında Ermenistan ın ekonomik ve siyasi olarak çökmesinin ö- nüne geçmeyi amaçlayan adımlar olarak da değerlendirilebilir. İran ın Ermenistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmesi ve bu yönde güçlü bir niyet ortaya koyması, doğrudan olmasa da dolaylı olarak Azerbaycan ın ve Dağlık Karabağ sorununun konumu, durumu ve diğer bölge ülkeleri için ne anlam ifade ettiği ile yakından ilişkilidir. tesadüfî olmasa gerek. İran ın Ermenistan ile enerji ve diğer ekonomik alanlarda ilişkilerini yoğunlaştırması, bölgede artan Azerbaycan gücünü dengelemesinin yanında Ermenistan ın ekonomik ve siyasi olarak çökmesinin önüne geçmeyi amaçlayan adımlar olarak da değerlendirilebilir. 177 Yukarıda ifade edilen projelerin hayata geçirilmesi için iki ülke de kararlılık içinde olduklarını her vesileyle dile getirseler de, henüz bu projelerden sadece ikisi gerçekleştirilebilmiştir. Bunlardan birisi 2007 yılında bitirilen İran-Ermenistan doğal gaz boru hattıdır. Yine taraflar arasında 220 kw yüksek voltaj elektrik hattı çekilmiştir. Diğer taraftan 2010 yılında taraflar Erivan da yaptıkları görüşmede iki ülke arasında 275 km uzunluğunda (400kW kapasiteli) ve İran-Ermenistan sınırındaki istasyonda İran doğal gazı ile üretilecek elektriğin Ermenistan a iletilmesi konusunda anlaşmışlardır. Ayrıca Tahran ve Erivan 2010 yılı içerisinde uzun süre önce Araz Nehri üzerinde inşa etmeyi planladıkları iki hidroelektrik santralinin inşasına 2011 yılında başlanıp beş yılda bitirilmesi kararını almışlardır. Bu çerçevede yaklaşık 323 milyon dolar tutarında olacağı tahmin edilen proje, İran a yılda 793 milyon kw saat elektrik sağlayacak ve on beş yılın sonunda da Ermenistan a devredilecektir. İki ülke arasında inşasına daha önce karar verilen bazı büyük çaplı projeler ise şu anda ertelenmiş gözükmektedir. Bu projelerden birisi 313 km uzunluğunda olması planlanan ve yaklaşık 4 milyar dolay maliyetli demiryolu projesidir. Taraflar bu projenin gerçekleştirilmesi için istekli olsa da, inşa edilecek hattın ticari getirisinin ifade edilen maliyetin çok gerisinde kalması durumu projeye özel ve yabancı sermaye bulmayı zorlaştırmaktadır. Benzer şekilde İran-Ermenistan arasında inşa edilmesi düşünülen petrol boru hattı ve sınıra yakın bir alanda inşa edilmesi planlanan petrol rafinerisi, düşünülen birçok diğer proje gibi, ticari değerleri üzerinde oluşan kuşkular, genel ekonomik nedenler, iki ülkede zaman zaman yoğunlaşan siyasal istikrarsızlık, İran a karşı uygulanan ABD ambargosu ve diğer nedenler yüzünden sürekli ertelenmektedir. 178 İran ve Ermenistan arasında 2010 yılı ikili ticaret hacmi sadece 200 milyon ABD doları seviyesinde kalmıştır. Global ekonomik krizin etkili olduğu düşünülse bile, iki ülke arasındaki ticaret hacmi, her defasında yüksek sesle ifade edilen ekonomik ve ticari işbirliği başarısını gösteren bir rakam olmaktan oldukça uzaktır. Öyle ki, Tahran-Erivan arasındaki yıllık ticaret rakamı, Ankara nın ambargosuna rağmen Türkiye-Ermenistan arasında Gürcistan üzerinden yapılan ticaret rakamıyla neredeyse aynıdır. 179 Ancak daha önce ifade edildiği gibi, İran ve Ermenistan arasında somut olarak hayata geçirilmiş ve/ veya plan aşamasında olan projeler değeri itibariyle değil, taşıdıkları bölgesel ve uluslararası mesajlar nedeniyle siyasidir. Dolayısıyla İran ın Ermenistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmesi ve bu yönde güçlü bir niyet ortaya koyması, doğrudan olmasa da dolaylı olarak Azerbaycan ın ve Dağlık Karabağ sorununun konumu, durumu ve diğer bölge ülkeleri için ne anlam ifade ettiği ile yakından ilişkilidir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
80 E. Sonuç İran ın Dağlık Karabağ sorununda izlediği politika birden fazla unsur çerçevesinde şekillenmektedir. Bu unsurların bazılarını İran ın eskiden kendi parçası olan Kuzey Azerbaycan ın bağımsızlığı belirlerken, bazılarını da yeni bölgesel ve uluslararası koşullar şekillendirmektedir. İran ın kendi güvenlik çıkarları ve toplumsal istikrarı Dağlık Karabağ sorununun çözümsüz kalması ile örtüşmemektedir. İran gerek kendi çabaları gerekse başka aktörlerin yardımıyla Dağlık Karabağ sorununun çözümünden yanadır. Çünkü hem bölünmüş Azerbaycan veya Güney Azerbaycan sorunu hem de Dağlık Karabağ da yeni bir savaş ortaya çıkması durumu, İran da sayıları milyonları bulan Azerbaycan-Türklerini etkileme potansiyeli taşımaktadır. Ancak Dağlık Karabağ sorununun çözülmesi İran ın çıkarlarına uygun bir gelişme olarak görülse de, böyle bir çözümün kim tarafından ve hangi koşullarda garanti altına alınacağı Tahran ı bu aşamada çok daha fazla ilgilendirmektedir. Bu anlamda Dağlık Karabağ sorununda ABD veya ABD ye yakı devletlerin askeri anlamda varlıklarını içeren bir çözüm, İran ı rahatsız eden en önemli unsurdur. Azerbaycan ın Dağlık Karabağ sorununun çözümünde ABD ve genel olarak da Batı eksenli devlet ve aktörlere yanaşması, İran ın izlemiş olduğu bölgecilik politikasına ters düşmektedir. İran penceresinden bakıldığında, Azerbaycan ın stratejik değeri son derece yüksek Hazar enerji kaynaklarının işletilmesi ve dünya pazarlarına taşınmasında Tahran ı dışlaması kabul edilebilir bir davranış olarak görülmemektedir. Dahası, Azerbaycan ın gerek enerji gerekse siyasi ve askeri alanlarda İran dan çok daha fazla biçimde ABD, diğer Batılı devletler ve İsrail ile ilişki içerisine girmesi Tahran ı oldukça kızdırmaktadır. Azerbaycan bu dış politika tercihi, Dağlık Karabağ konusunda yaşadığı güvenlik sorununu aşmak için daha çok ekonomik ve askeri alanlarda ortaya çıkmaktadır. Azerbaycan her ne kadar Dağlık Karabağ sorununun çözümüne destek bulmak amacına uygun olarak Batı ve İsrail le ilişkilerini geliştirse de, bu durum İran tarafından doğrudan bir tehdit olarak algılanmaktadır. Dolayısıyla Azerbaycan ın dış politikası bölge dışı güçleri Güney Kafkasya ya çektiği sürece İran ın genel olarak Azerbaycan a ve özel olarak da Dağlık Karabağ sorununa bakışında bir değişiklik beklemek oldukça zordur. Uzak bir ihtimal olmakla birlikte, İran ın Azerbaycan ve Dağlık Karabağ politikası Tahran ın ABD ile olan ilişkilerinin normalleşme eğilimine girmesi ile mümkün olabilir. Böyle bir gelişmenin ise yakın gelecekte ortaya çıkması zor gözükmektedir. İran, Azerbaycan dan hissettiği doğal tehdit ve uluslararası alanda karşılaştığı siyasi ve ekonomik ambargoyu, Ermenistan ile ilişkilerini geliştirerek aşmaya çalışmaktadır. Güney Kafkasya da İran ve Ermenistan, Azerbaycan ı kendilerine karşı bir tehdit olarak görmektedirler. Doğal olarak aynı coğrafi havzada, Güney Kafkasya da, bu durum Tahran ve Hem bölünmüş A- zerbaycan veya Güney Azerbaycan sorunu hem de Dağlık Karabağ da yeni bir savaş ortaya çıkması durumu, İran da sayıları milyonları bulan Azerbaycan-Türklerini etkileme potansiyeli taşımaktadır. Ancak Dağlık Karabağ sorununun çözülmesi İran ın çıkarlarına uygun bir gelişme olarak görülse de, böyle bir çözümün kim tarafından ve hangi koşullarda garanti altına alınacağı Tahran ı bu aşamada çok daha fazla ilgilendirmektedir. 75 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
81 76 İran için Dağlık Karabağ sorunu, Ermenistan ile ilişkilerini geliştirebildiği bir ortamda öncelikli olmaktan çıkmaktadır. Dağlık Karabağ sorununda var olan statüko da Ermenistan lehine olduğundan, gelişen İran- Ermenistan işbirliği Azerbaycan ın Dağlık Karabağ sorununda savunduğu tezlere aykırı bir durum olarak belirmektedir. Erivan ı birbirine yakınlaştırmaktadır. Stratejik çıkarları örtüşen İran ve Ermenistan ın dış politikaları da bölgenin büyük gücü olan Rusya nın çıkarlarına paraleldir. İran ın ABD tehdidine karşı, Rusya nın öngördüğü dış politika ve güvenlik anlayışıyla benzer bir tavır içinde olması, Tahran-Erivan ilişkilerinin de gelişmesini olumlu yönde etkileyen nedenler arasındadır. Elbette Rusya nın Ermenistan ekonomisini ve güvenliğini neredeyse tamamen kontrol etmesi İran tarafından olumlu karşılanabilecek bir durum değildir. Ancak ABD tehdidi karşısında Moskova nın desteğini yanında hissetmek için İran, Ermenistan ile ilişkilerinde Rusya nın izin verdiği ölçüde işbirliği ile yetinmek zorunda kalmaktadır. Dolayısıyla İran için Dağlık Karabağ sorunu, Ermenistan ile ilişkilerini geliştirebildiği bir ortamda öncelikli olmaktan çıkmaktadır. Dağlık Karabağ sorununda var olan statüko da Ermenistan lehine olduğundan, gelişen İran-Ermenistan işbirliği Azerbaycan ın Dağlık Karabağ sorununda savunduğu tezlere aykırı bir durum olarak belirmektedir. Sonuçta, İran için Dağlık Karabağ sorunu bugünkü haliyle sürdüğü müddetçe öncelikli bir konu olmayacaktır. İran Dağlık Karabağ sorununa, ancak Azerbaycan ile Ermenistan arasında yeni bir savaş çıkarsa müdahil olacaktır. Ancak bu müdahil olma durumu da 1990 larda sergilediği tavrın ötesine geçmeyecektir. İran a yönelik ABD tehdidi ve ambargosu devam ettiği müddetçe Tahran, Dağlık Karabağ sorununa ilişkin ortaya çıkacak ne savaş ne de barış ortamında Rusya nın görüşleriyle sert biçimde ters düşecek bir davranış tercih etmeyecektir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
82 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU VE AZERBAYCAN DA YERLERİNDEN 7EDİLMİŞ KİŞİLER Ermenistan ve Azerbaycan arasında patlak veren Dağlık Karabağ Savaşı sonunda yaklaşık kişi Azerbaycan sınırları içerisinde zorla göç etmek zorunda kalmıştır. Bu rakam çeşitli kaynaklarda daha yüksek gösterilirken, Azerbaycan devleti kaynaklarında ise 1 milyon olarak belirtilmektedir. Evlerini ve yerleşim yerlerini terk etmek zorunda kalan Azerbaycan vatandaşları, 20 yıldan uzun bir süre geçmesine rağmen savaşın etkilerini psikolojik, sosyal, ekonomik ve siyasi açıdan hissetmeye devam etmektedirler. Yerlerinden edilmiş Azeri nüfusa bugüne kadar önemli miktarda ulusal ve uluslararası yardım yapılmış olsa da, bu yardımlar sorunlara kalıcı çözümler getirememiştir. Dağlık Karabağ meselesinin çözümü üzerine çalışan AGİT Minsk Grubu da yerlerinden edilmiş kişilerin geriye dönüşünün sağlanması için Azerbaycan ve Ermenistan ın üzerinde uzlaşabilecekleri kapsayıcı çözüm önerileri sunamamıştır. Azerbaycan devletinin politikası ise bir yandan bu kişilerin mağdur olmalarını engellemek bir yandan da topluma tam anlamıyla entegre olmalarını sınırlandırarak onların büyük dönüş planları yapmaya devam etmesini sağlamaktır. 77 Dağlık Karabağ çatışması nedeniyle yerlerinden edilmiş kişiler sorunu, 20. yüzyılın kanlı etnik çatışmalarından birinin izlerini bugüne taşıması bakımından önemlidir. Sorunun çözüme kavuşturulamaması bir yana, bu kişilerin karşılaştıkları sorunlar ve içinde yaşadıkları koşullar insan hakları ihlalinin de bir örneğini oluşturmaktadır. Yerlerinden edilmiş kişiler ve yerlerinden edilen ailelerde doğan çocuklar, statüleri, yaşadıkları elverişsiz konutlar, istihdam problemleri ve sağlık ve eğitim hizmetlerine ulaşım konusunda yaşanan güçlükler bakımından oldukça zor koşullar altında yaşamlarını sürdürmektedirler. Uzun süreli yerinden edilme problemiyle karşı karşıya kalan Azeri nüfus, siyasi engeller, daha önce yaşadıkları yerlerde sosyal ve ekonomik altyapının tahrip olması ve güvenlik problemleri gibi sebepler nedeniyle geriye dönüşlerde sorun yaşamaktadır. Dağlık Karabağ çatışması nedeniyle yerlerinden edilmiş kişiler sorunu, 20. yüzyılın kanlı etnik çatışmalarından birinin izlerini bugüne taşıması bakımından önemlidir. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
83 Bu sorunların giderilmesi için yerlerinden edilmiş kişilerin problemlerine siyasi, sosyal ve ekonomik çabaları kapsayan bütüncül bir yaklaşım içeren çözüm önerileri sunmak önem arz etmektedir. Bu bölümde uluslararası alanda yerlerinden edilmiş kişilerin statüsü, Azerbaycan özelinde yerlerinden edilmiş kişiler sorunu ve Azerbaycan devletinin bu kişiler konusunda izlediği temel politika üzerinde durulacaktır. Ardından yerlerinden edilmiş kişilerin karşılaştıkları çeşitli sorunlar, ulusal ve uluslararası yardımlar ve Dağlık Karabağ sorununun çözüm sürecinde yerlerinden edilmiş kişilerin yeri ele alınacaktır. A. Uluslararası Kaynaklarda Yerlerinden Edilmiş Kişi Statüsü ve Azerbaycan Örneği 78 Çatışma ya da şiddet gibi sebeplerle yaşanılan yerleri zorunlu olarak terk etme, kişilerin ülke içinde yerlerinden edilmesi durumu pek çok çatışma bölgesinde ortaya çıkan önemli bir sorundur. Yerlerinden edilmiş kişilerin statülerinin belirlenmesi, bu kişilerin haklarının tanınması ve onlara gerekli yardımların yapılması açısından büyük önem arz etmektedir. Nitekim BM İnsani İşler Koordinasyon Merkezi- BMİİKM nin (UN Office for the Coordination of Humanitarian Affairs-OCHA) ülke içinde yer değiştirme ile ilgili hazırladığı Yol Gösterici İlkeler isimli belge, yerlerinden edilmiş kişilerin statüsünü ve bu kişilerin haklarını ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır. Bu belgeye göre, ülke içinde yerlerinden edilmiş kişiler, zorla ya da zorunda kalarak evlerinden veya sürekli yaşamakta oldukları yerlerden, özellikle silahlı çatışmaların, yaygın şiddet hareketlerinin, insan hakları ihlallerinin veya doğal ya da insan kaynaklı felaketlerin sonucunda veya bunların etkilerinden kaçınmak için, uluslararası düzeyde kabul görmüş hiçbir devlet sınırını geçmeksizin kaçan ya da bu yerleri terk eden kişiler ya da kişi grupları olarak tanımlanmaktadır. 180 Yerlerinden edilmiş kişiler mültecilerden farklı olarak kendi ülkelerinin sınırları içerisinde yer değiştirmek zorunda kalmış kişilerdir. 181 Yerlerinden edilmiş kişilerin çoğu sorunlarına kalıcı çözümler bulunmaması dolayısıyla hala toplumsal, sosyal ve ekonomik yaşama entegre olma hususunda sorunlar yaşamaktadır. Dünyada yerlerinden edilmiş kişilerin çoğu, daha önce yaşamlarını sürdürdükleri topraklara dönüş yapmaktan ziyade uzun süreli başka çözümler bulmaya yönelmiş, yeni gittikleri yerlere entegre olmaya çalışmışlar veya bulundukları ülkenin içinde yer değiştirerek başka yerlerde ikamet etmeye başlamışlardır. Ancak yerlerinden edilmiş kişilerin çoğu sorunlarına kalıcı çözümler bulunmaması dolayısıyla hala toplumsal, sosyal ve ekonomik yaşama entegre olma hususunda sorunlar yaşamaktadır. Dünyada bugün yerlerinden edilmiş kişilerin birçoğu, uzun süreli çözüm süreçlerinin gecikmiş olduğu ve ekonomik, sosyal ve kültürel haklar dâhil olmak üzere insan hakları ihlalleri ya da korunmasında yaşanan eksiklikler sonucunda yerlerinden edilmiş kişilerin marjinalleştiği durumlar için kullanılan uzun süreli yerinden edilme problemiyle karşı karşıyadır. 182 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
84 Dünyada ülkesi içinde yer değiştirmek zorunda kalan kişilerin sayısı, 2010 yılı sonu itibariyle 27,5 milyon olarak tespit edilmiştir verileriyle birlikte 2001 yılında 25 milyon olarak belirlenen yerlerinden edilmiş kişi sayısı, son 10 yıllık süre içinde en yüksek rakama ulaşmıştır verilerine göre dünya genelinde 15,6 milyon yerlerinden edilmiş kişi, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği- BMMYK dan (United Nations High Commissioner for Refugees-UNHCR) koruma ya da yardım desteği almıştır. Bu rakam 2008 yılına kıyasla 1,2 milyonluk bir artışa işaret etmektedir. 183 Afrika, Güney ve Güneydoğu Asya, Avrupa ve Orta Asya, Amerika ve Ortadoğu yerlerinden edilmiş kişiler sorununun en yoğun olarak görüldüğü bölgeler arasında sayılabilir yılı itibariyle, sınırları içerisinde 1 milyondan fazla zorla göç etmek zorunda kalmış kişi barındıran ülkeler, Kolombiya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Irak, Somali ve Sudan dır. 184 Dağlık Karabağ Savaşı sırasında hem insani hem de ekonomik ve sosyal altyapı bakımından büyük bir yıkımla karşılaşan Azerbaycan da, ülke içinde göç etmek zorunda kalmış kişilerle ve bu kişilerin sorunlarıyla baş etmek zorunda kalan ülkeler arasındadır. Azerbaycan da yerlerinden edilmiş kişi sayısının ülke nüfusuna oranının çok yüksek olması, sorunun ülke genelindeki boyutlarını gözler önüne sermektedir. Azerbaycan da 2010 yılı Aralık ayı itibariyle kişi olarak belirlenen yerlerinden edilmiş Azeri vatandaş sayısı, Azerbaycan ın toplam nüfusunun % 6,6 sına tekabül etmektedir. 185 Bu oran Azerbaycan ı, Avrupa kıtası ve Orta Asya bölgesi genelinde, Kıbrıs tan sonra ikinci sıraya, Güney Kafkasya da ise ilk sıraya koymaktadır. Azerbaycan yerlerinden edilmiş insanların ülke nüfusuna oranı bakımından, (% 6,6) Kolombiya (% 7-11), Zimbabve (% 5-8) ve Irak (% 9) ile aynı kategoriye konulmaktadır Azerbaycan da yerlerinden edilmiş kişiler ve mültecilerle ilgili bazı tanımlamalar yapılmıştır. Yerlerinden edilmiş kişilerin ülke içinde statü kazanması bakımından önemli olan bu tanımlamalar, Azerbaycan devletinin yürürlüğe koyduğu kanun maddelerinde yer almaktadır. Azerbaycan sınırları içerisinde, milliyetine, dinine, diline vs. özelliklerine göre takibe maruz kalması, hayatının, ailesinin, malının tehlikede olması, yaşadığı devletin onu müdafaa etmemesi yüzünden yaşadığı ülkenin dışına çıkan Azerbaycan devleti vatandaşı olmayan kişilere Kaçkın, Azerbaycan Cumhuriyeti nde daimi yaşadığı yeri terk etmeye mecbur olup, başka yerlere göç eden şahıslar veya başka ülkelerde yaşadığı yerleri terk etmeye mecbur olup Azerbaycan a gelen Azerbaycan vatandaşlarına Mecburi Göçkün adının verilmesi kabul edilmiştir. 187 Azerbaycan Türkçesinde mülteci kelimesi yerine kaçkın kelimesi kullanılmaktadır. Kaçkınlar, 1988 yılında Ermenistan dan göçe zorlanan Azeri etnik kimliğine ve diğer etnik kökenlere mensup olan ancak Azerbaycan vatandaşı olmayan kişilerdir. Zorunlu göç tanımı yerine Azerbaycan da mecburi göçkün tanımı kullanılmaktadır. Göçkünler, Azerbaycan da 2010 yılı Aralık ayı itibariyle kişi olarak belirlenen yerlerinden edilmiş Azeri vatandaş sayısı, Azerbaycan ın toplam nüfusunun % 6,6 sına tekabül etmektedir. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
85 Azerbaycan sınırları içerisinde bulunan Dağlık Karabağ ve çevresindeki bölgelerde yaşayan; etnik kökenine bakmaksızın güç tatbik edilerek göçe zorlanan Azerbaycan vatandaşları olarak tanımlanmıştır. 188 B. Azerbaycan Devlet Politikasında Yerlerinden Edilmiş Kişiler den bu yana uğradıkları şiddet dolayısıyla evlerini terk eden Azeri vatandaşlarının çözümsüz kalan sorunları, bölgedeki insani meselelerin ve insan hakları sorunlarının ciddi bir örneğini oluşturmaktadır. Azerbaycan devletinin öncelikli amacı, Ermeni güçleri işgal edilen bölgelerden çekilir çekilmez yerlerinden edilmiş kişilerin geriye dönüşlerini sağlamak için gerekli koşulları yaratmaktır den bu yana uğradıkları şiddet dolayısıyla evlerini terk eden Azeri vatandaşlarının çözümsüz kalan sorunları, bölgedeki insani meselelerin ve insan hakları sorunlarının ciddi bir örneğini oluşturmaktadır. 193 Göç sebebiyle ülkesine yığılan kişilerin problemlerini çözmek üzere Azerbaycan devleti birtakım önlemler almıştır. Zorunlu göç nedeniyle mağdur olan kişilerin kayıtlarının tutulması ve onlara statü verilmesi Azerbaycan ın öncelikle ele aldığı konular arasında olmuştur. Nitekim 18 Ekim 1997 tarihinde yıllarında Azerbaycanlıların Ermenistan SSC Arazisindeki Tarihi-Etnik Topraklarından Toplu Şekilde Tehcir Edilmesine Dair bir ferman imzalayan Azerbaycan Devlet Başkanı göçmenlerle ilgili durumu netleştirmiş, ayrıca Göçmenler ve Mecburi Göçmenlerin Statüsü Hakkında Kanun ve diğer ilgili kanunlarla da göçmenlere bir statü vermiştir. 194 Azerbaycan devleti, göçmenlerin uygun yerlere yerleştirmeye çalışmıştır. Çadırlara aile ( kişi), barakalara aile ( kişi), devlete ait konutlara, okullara, çocuk yuvalarına, yurtlara aile ( kişi), pansiyonlara ve istirahat evlerine 526 aile ( kişi), akraba ve tanıdık evlerine aile ( kişi), göçmenler tarafından zapt edilmiş evlere aile ( kişi), çiftliklere aile ( kişi), yarım kalmış inşaatlara aile ( kişi), yük vagonlarına aile (8.859 kişi) ve yol kenarları ve toprak evlere (mağaralara) aile ( kişi) yerleştirilmiştir. Bakü de boş evlere yerleşen yerlerinden edilmiş kişiler ve mülkiyet sahipleri arasında çıkacak kargaşayı önlemek amacıyla devlet, işgal altındaki topraklar geri alınana kadar göçmenlerin girdikleri evlerden çıkarılmamaları hususunda yasal düzenlemeler getirmiştir. Ermenistan dan gelen kaçkınlar ile Bakü de yaşayan Ermenilerin karşılıklı konut değişimi yapmalarına da devlet tarafından izin verilmiştir. Ayrıca yerleşim konusunda şehit ailelerine öncelik verilmiştir. 195 Önceleri göçkünlerin çoğu güneyde bulunan 12 kampta yaşarken, 2002 yılında hükümet ülkenin çeşitli bölgelerinde yeni yerleşim yerleri inşa etmeye başlamış ve 2007 yılının sonunda bütün çadır kamplarını ortadan kaldırmıştır. Ancak önemli sayıda göçkün hala okullar, misafirhane ve yurtlar gibi kamu binalarında yaşamlarını sürdürmektedir. 196 Azerbaycan devletinin öncelikli amacı, Ermeni güçleri işgal edilen bölgelerden çekilir çekilmez yerlerinden edilmiş kişilerin geriye dönüşlerini sağlamak için gerekli koşulları yaratmaktır. Yaklaşık Azeri nin çatışma sırasında terk etmek zorunda kaldıkları evlere geri dönmek istedikleri bilinmektedir. Bu nedenle Azerbaycan hükümeti, yer- ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
86 lerinden edilmiş kişilerin toplumla bütünleşmesini sınırlandırma yolunu seçmektedir. Diğer yandan geriye dönüş faaliyetlerini yürütmek hala oldukça zor görünmektedir. Dağlık Karabağ sorununun donmuş olmasının yanı sıra, terk edilen yerleşim alanlarında altyapının ve ekonominin tamamen yıpranmış olması başlıca problemler arasındadır ) Azerbaycan da Yerlerinden Edilen Kişi Sayısı Dağlık Karabağ Savaşı nda kişi yaşamını yitirmiş, kişi de Azerbaycan dan Ermenistan a kaçarak mülteci konumuna düşmüştür. Devlet kaynaklarındaki veriler, Ermenistan, Dağlık Karabağ ve işgal edilmiş Azerbaycan topraklarından gelen mültecileri ve yerlerinden edilmiş kişileri de kapsamakta ve toplam sayıyı 1 milyon kişi olarak vermektedir. 189 Bazı kaynaklar, Ermeni işgali altına giren bölgeleri oluşturan Karabağ dan , Laçin den , Şuşa dan , Kelbecer den , Ağdam dan , Fuzuli den , Cebrail den , Kubatlı dan ve Zengilan dan kişi olmak üzere toplam kişinin yaşadıkları yerlerden zorunlu olarak göç etmek durumunda kaldığını göstermektedir. 190 Azerbaycan da yerlerinden edilmiş kişilerin yaklaşık % 90 ı Dağlık Karabağ bölgesi ve çevresindeki yedi bölgeden gelmektedir. Azerbaycan ın 76 bölgesine dağılan yerlerinden edilen Azerilerin büyük çoğunluğu Bakü civarında ve Sumgayit te yaşamaktadır. Önemli sayıda Azeri de Fuzuli-Ağdam-Ağcabedi-Barda-Mingeçevir-Gence nin güney merkezinde, Şamaki-İsmailli-Gabala-Şeki nin kuzey yolu üzerinde ve Sabirabad-Saatli- İmişli-Beylagan ın güney yolu üzerinde bulunmaktadır. % 50,4 si kadın ve % 46,6 sı erkek olan yerlerinden edilmiş Azeri nüfusu eşit bir cinsiyet dağılımı göstermektedir. Çocukların nüfusu % 40,8 ile yüksek bir orandadır, yaşlılar ise bu nüfusun % 10,1 ini oluşturmaktadır. 191 Göç olayının başlamasından bu yana yerlerinden edilmiş ailelerde çocuk doğmuştur ve yeni nesil de olumsuz şartlar altında hayatta kalma mücadelesi vermektedir ) Azerbaycan da Yerlerinden Edilmiş Kişilerin Sorunları Azerbaycan da yerlerinden edilmiş Azeri nüfus, ekonomik ve toplumsal yaşamın her alanında temel hak ve özgürlüklerinin gözetilememesi sorunu ile karşı karşıyadır. Azerbaycan vatandaşları ülke içi kayıt sisteminin bir gereği olarak oturdukları yerleri bildirmek zorundadır. Ancak yerlerinden edilmiş kişilerin birçoğu göç sırasında bu işlem için gerekli belgelerini kaybetmiştir. Ülkede kayıt altında olmamaları sebebiyle iş bulma, işe yerleşme, ikamet etme, sağlık hizmetlerinden faydalanma, eğitim görme, sigorta yaptırma, banka kredileri kullanma ve hükümet yardımlarından yararlanma gibi birçok konuda sıkıntı yaşamaktadırlar. Bu kişiler temel hizmetlerden yararlanmak için rüşvet vermek zorunda bırakılmaktadır. Ancak ülkede yaygın olan rüşvet karşısında maddi olarak da yetersiz olan bu kesimin gücü sınırlı kalmaktadır. 198 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
87 Yerlerinden edilmiş kişilerin statüsü konusunda da belirsizlik devam etmektedir. Babalardan çocuklarına yerlerinden edilmiş kişi statüsü geçerken, aynı durum yerinden edilmiş bir anne ve çocuğu için geçerli değildir. Mülteciler ve Yerlerinden Edilmiş Kişiler Devlet Komitesi (The State Committee for Refugees and IDPs), erkekleri evin reisi olarak kabul etmekte, kadınları ise ancak boşanmışsa veya evli değilse evin reisi kabul etmektedir. Kadınlarla beraber kalan çocuklar da ancak bu şekilde yerlerinden edilmiş kişi statüsüne girerek bazı ayrıcalıklardan faydalanmaktadır. Ancak yerlerinden edilmiş kişi statüsündeki bir kadının çocuklarının statüsü, kadın bu statüye sahip olmayan bir erkekle evlendiği takdirde sona ermektedir. Bunun sonucu olarak da bu çocukların birçoğu devlet ve aylık gıda yardımından yoksun kalmaktadır Bakımsız ve kalabalık toplu yaşam merkezlerinde, geçici yerleşim yerlerinde ve uluslararası örgütlerle devletin inşa ettiği binalarda akrabalarıyla birlikte kalan yerlerinden edilmiş kişiler, su, elektrik gibi hizmetlerden ve kanalizasyon altyapısından yoksun bir şekilde yaşam savaşı vermektedir. Bakü ve Sumgayit gibi büyük şehirlerde yaşayanlara yaşadıkları konutlar konusunda teminat vermek güçtür. Mülkiyet özelleştirmeleri, gittikçe artan kamu yapılanmaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin mülkiyet sahiplerine öncelik vermesi, bu şehirlerdeki konutlara yerleşen kişileri zor durumda bırakmaktadır. 200 Uzun süre boyunca kendi yerleşim yerlerinden uzakta kalmaya zorlanmış bu kişiler, sadece psikolojik ve sosyal açıdan olumsuz etkilenmekle kalmamış, aynı zamanda ekonomik hayata entegre olamamaları ve kendi kendilerine yetememeleri sonucunda toplumdan dışlanmışlardır. Yerlerinden edilmiş kişilere verilen devlet yardımları konusunda da bazı sorunlar yaşanmaktadır. Devlet yardımlarının düzenli ve organize bir şekilde yapılamaması, yardımların eşit paylaştırılamaması, hatta gelen yardımların satılması bu kişilerin karşılaştığı önemli sorunlar arasındadır. Bunun yanı sıra bölge yöneticilerinin keyfi uygulamalar içine girmesi, bürokratik engellerin aşılamaması ve altyapı sorunlarının devam etmesi gibi konular da yerlerinden edilmiş kişilerin süregelen problemleri arasında yer almaktadır. 201 Uzun süre boyunca kendi yerleşim yerlerinden uzakta kalmaya zorlanmış bu kişiler, sadece psikolojik ve sosyal açıdan olumsuz etkilenmekle kalmamış, aynı zamanda ekonomik hayata entegre olamamaları ve kendi kendilerine yetememeleri sonucunda toplumdan dışlanmışlardır. Dağlık Karabağ ve ülke içinde göç sorunu, her anlamda dezavantajlı grupların ortaya çıkmasına neden olmuş, bu insanlar akrabalarına ya da diğer dış yardım kaynaklarına bağımlı kalmıştır. Yerlerinden edilmiş Azeriler, ilkokul veya ortaokul düzeyinde eğitim görmüş ve genellikle tarımsal faaliyetlerle ilgilenen insanlardan oluşmaktadır. Kırsal kökenli ve fakir insanların çoğu ekonomik anlamda şehirli insanlara kıyasla daha az gelişmiş becerilere sahiptir. Bu kişilerin göç etmek zorunda kalması, eğitimlerinin kesintiye uğramasına ve özellikle gençlerin eğitimlerine devam edememesine neden olmuştur. 202 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
88 Toplu yaşam merkezleri, kampları ve diğer yeni yerleşim merkezlerinde iş imkânlarının çok az olması da Azerbaycan da göçkünlerin istihdam olanakları açısından dezavantajlı bir durum yaratmaktadır verilerine göre çalışma yaşında olan yerlerinden edilmiş kişilerin yalnızca % 30 u iş sahibidir yılı yoksulluk seviyesi verilerine göre kaçkın ve göçkünler arasında yoksulluk oranı (% 50,3) yerel halkın yoksulluk oranından (% 44,1) daha yüksektir. Bu oran şehir ve kırsal alanlarda farklılık göstermektedir. Kırsal bölgelerde kaçkın ve göçkünlerin yoksulluk oranları % 60,6, şehir bölgelerinde ise % 41,2 olarak ölçülmüştür. Ayrıca yerel halkın % 12,4 ü kendilerine ait çiftliklerde çalışarak gelirlerini sağlarken, bu oran yerlerinden edilmiş kişiler arasında yalnızca % 2,8 dir. 203 Ayrıca şehirlerde yerel halk ile iç içe yaşamak durumunda kalan yerlerinden edilmiş kişiler, kırsal kesimlerde daha çok çevre illerden izole olmuş yerlerde yaşamak durumunda bırakılmıştır. Ayrıca göçkünler arasında entegrasyon ve yardımlardan yararlanma konusunda kırsal bölgelere yerleşen nüfus ile şehirlere yerleşen nüfus arasında bir ayrım yaşanmıştır lar boyunca özellikle şehirlerde yaşayan yerlerinden edilmiş kişiler, uluslararası ve ulusal programlarda genellikle göz ardı edilmiştir. Gerçekten de 2005 yılına kadar şehir bölgelerine yerleşen yerlerinden edilmiş kişilerin kalacak yer problemi ile ilgilenen çok az kuruluş çıkmıştır. 204 Gerek şehirlerde gerekse kırsal kesimlerde yerel halk göç etmek zorunda kalmış bu kişilere karşı hoşgörülü davranmış ve ayrımcılık yapmamıştır. Ancak hükümetin yerlerinden edilmiş kişiler konusunda izlediği politika, yerel halkın durumuyla kıyaslandığında, yerlerinden edilmiş kişileri zaman zaman daha ayrıcalıklı bir konuma sokmuştur. Örneğin yerlerinden edilmiş kişi statüsündeki biriyle evli olan kişi, ona sunulan iş bulma, hükümetin maddi yardımı ve ücretsiz sağlık hizmetleri gibi olanaklardan yararlanamamaktadır. Aynı şekilde yerlerinden edilmiş kişilere tanınan bazı mülkiyet hakkı ayrıcalıkları da toplumda gerilimi zaman zaman tırmandırmıştır. Buna bağlı olarak da yerlerinden edilmiş kişiler, yerleştikleri konutlardan ev sahipleri tarafından çıkarılmak istenmiştir. 205 Azerbaycan hükümeti, Ermeni güçlerinin işgal ettikleri bölgelerden çekilmesi durumunda yerlerinden edilmiş kişilerin dönüş yapacakları bölgelerde uygun koşulların sağlanmasını en önemli görevlerden biri olarak kabul etmiştir. Ancak sorunun çözümsüz görünmesi bir yana geri dönüşleri sağlamak ve bunu organize etmek başlı başına bir meseledir. Ayrıca onlarca yılın ardından yıkılan evlerin, tahrip olan altyapının ve kötüleşen ekonominin yeniden inşa edilmesi de çok kolay görünmemektedir. 206 Azerbaycan hükümeti, Ermeni güçlerinin işgal ettikleri bölgelerden çekilmesi durumunda yerlerinden edilmiş kişilerin dönüş yapacakları bölgelerde uygun koşulların sağlanmasını en önemli görevlerden biri olarak kabul etmiştir. Ancak sorunun çözümsüz görünmesi bir yana geri dönüşleri sağlamak ve bunu organize etmek başlı başına bir meseledir. Ayrıca onlarca yılın ardından yıkılan evlerin, tahrip olan altyapının ve kötüleşen ekonominin yeniden inşa edilmesi de çok kolay görünmemektedir. 83 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
89 3) Azerbaycan Devletinin Yerlerinden Edilmiş Kişilere Yardımları 17 Eylül 1998 yılında kabul edilen Kaçkınların ve Mecburi Göçmenlerin Sorunlarının Halli Üzere Devlet Programı Azerbaycan ın göçmenler üzerine çalışmalarını bir devlet programı şeklinde yürüttüğünü göstermektedir. Bu programda, tarım koşullarının uygun olduğu ve iş imkânlarının görece daha iyi olduğu illerde, mülteciler ve yerlerinden edilmiş kişiler için yeni yerleşim yerlerinin oluşturulması planlanmıştır. Bu kişilerin yerleşiminin teşvik edildiği göçmen kasabalarının inşa edilmesi de çözüm önerilerinin başında gelmektedir. Ayrıca mültecilerin ve yerlerinden edilmiş kişilerin yerleştikleri yeni yerlerde istihdam olanaklarının artırılması ve sosyal altyapı sorunlarının çözülmesi de çalışmalar arasında yer almaktadır Yerlerinden edilmiş kişilere yapılan devlet yardımlardaki artış, 2001, 2002 ve 2004 yıllarında deklare edilen başkanlık kararnameleriyle gerçekleştirilmiştir. Başkanlık kararnameleriyle yerlerinden edilmiş kişilere yönelik açıklanan Birinci ve İkinci Devlet Programları, Azerbaycan devletinin bu kişilerin haklarına ilişkin izlediği temel politikayı yansıtmaktadır. Mültecilerin ve Yerlerinden Edilmiş Kişilerin Yaşam Koşullarının İyileştirilmesi ve İstihdam Olanaklarının Artırılması ismini taşıyan İkinci Program, 1 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu programda çadır kamplarında ve üstün körü yapılmış barınaklarda yaşayan kişilerin yerleşebileceği yeni yerleşim yerlerinin inşası üzerinde durulmuştur. Ayrıca mültecilerin ve yerlerinden edilmiş kişilerin iş olanaklarını artırarak kendi kendilerine yetebilmelerini sağlamak amaçlanmıştır yılı sonu itibariyle hükümet yeni ev inşa etmiştir. 208 Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Komitesi nin verilerine göre, devlet petrol gelirleri fonundan 359 milyar Manat alınarak m 2 lik bir alana konut yapılmıştır. Ayrıca sınıflık 18 okul, 19 sağlık yardım merkezi, 18 anaokulu, 13 hamam, toplamda 75 yataktan oluşan hastaneler, 195 km uzunluğunda yol, 188 km uzunluğunda içme suyu borusu, 133 km. uzunluğunda sulama kanalı, 10 halk merkezi ve 11 iletişim merkezi yapımı tamamlanmış veya uygulamaya konulmuştur yılı sonu itibariyle Azerbaycan hükümeti inşa edilen 67 yerleşim yerine kişiyi yerleştirmiştir. Hükümet bu yeni yerleşimlerin, geri dönüşler sağlanana kadar geçici bir çözüm olduğunu belirtmiştir. 210 Tüm çalışmalarına rağmen Azerbaycan devleti, yerlerinden edilmiş kişilerin geri dönüşleri üzerinde ısrarla durmaktadır. Bu kapsamda Azerbaycan, uluslararası toplumun da yardımıyla Yerlerinden Edilmiş Kişilerin Dönüşü için Çerçeve Plan (Büyük Dönüş Programı) adı altında bir taslak plan üzerinde çalışmaktadır. 211 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
90 Yerlerinden edilmiş kişilere tanınan bir takım ayrıcalıklar konut yapımı, parasal yardımlar ve kredilerle sınırlı değildir. Sosyal ve ekonomik açıdan ayrıcalıklı olan bu kişiler, aynı zamanda araba vergisi gibi vergilerden muaf tutulmuş, kendilerine gelir vergisinde indirim uygulanmış, giriş sınavını başarıyla geçmeleri şartıyla kendilerine ücretsiz yüksek eğitim hakkı verilmiştir. Bunlara ek olarak, toplu yaşama merkezlerinde ya da yeni yerleşim yerlerinde yaşamak durumunda olanlara gıda ve sağlık hizmetlerinin ücretsiz verilmesi kararlaştırılmıştır Ekim 2007 tarihinde Azerbaycan Devlet Başkanı ek bir kararname daha çıkarmıştır. Bu kararnameyle 2004 yılındaki devlet programı, 2011 yılına kadar yerlerinden edilmiş kişilerin iş imkânlarını artırmak ve altyapının iyileştirilmesini sağlamak amacıyla bütçeden 1 milyar dolar ayrılacak şekilde revize edilmiştir yılı içerisinde Petrol Fonu ndan ayrılan 100 milyon doların bu kişilere ev yapılması amacıyla kullanıldığı beyanlar arasındadır yılına gelindiğinde ise Azerbaycan hükümeti, yerlerinden edilmiş kişilere ve mültecilere 210 milyon dolar hibe ayıracağını beyan etmiştir. Azerbaycan da yerlerinden edilmiş kişiler genellikle işsiz kesimi oluşturmaktadır. Büyük bir çoğunluğu hükümet yardımları ile geçimlerini sağlayan yerlerinden edilmiş kişilere, Azerbaycan da ekmek parası olarak bilinen ve kişi başına 9 dolar tutarında aylık gıda yardımı yapılmaktadır. 215 Azerbaycan hükümeti, 2010 yılında kişiye 18 dolar ve üstü gıda yardımı yapmıştır yılında yerlerinden edilmiş kişilere verilen aylık gıda yardımı kişi başına 500 Manat iken, geçen 12 sene içinde bu rakam 90 kat artmış ve 1 Ocak 2005 ten bu yana hibe miktarı Manat olmuştur. Ayrıca 2001 ve 2002 bütçelerinden ayrılan 2 milyar dolar, yerlerinden edilmiş aileye ayrıcalıklı krediler vermek üzere harcanmıştır C. Uluslararası Kuruluşların Yerlerinden Edilmiş Azerilere Yardımı BM, Yol Gösterici İlkeler isimli belgesinde yerlerinden edilmiş kişilere yardım konusunda ulusal devletlerin sorumluluk taşıdığını açıkça belirtmiştir. BM nin Yol Gösterici İlkeler belgesinde yer alan 25. Maddede Ülke içinde yerlerinden edilmiş kimselere insani yardım sağlama ödev ve sorumluluğu öncelikle ulusal makamlara aittir. Uluslararası insani yardım kuruluşları ve benzeri kuruluşların ülke içinde yerlerinden edilmiş kimseleri desteklemek amacı ile hizmet sunma hakları vardır. Bu doğrultuda yapılan bir teklif, dostane olmayan bir davranış veya bir devletin içişlerine müdahale olarak görülemez, bir iyi niyet girişimi olarak değerlendirilir ifadeleri geçmektedir. 218 Uluslararası Af Örgütü nün raporuna göre, 1993 ten bu yana uluslararası kuruluşların Dağlık Karabağ sorununda yerlerinden edilen Azerilere yaklaşımı üç ayrı dönemde incelenebilir ların ortalarına kadar süren ilk dönem yardımları, acil insani yardım DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
91 86 Azerbaycan devlet kaynaklarına göre ülke içinde şu an 72 uluslararası, 32 yerel insani yardım örgütü yerlerinden edilmiş kişilerin ve mültecilerin sorunlarını çözmek amacıyla faaliyet göstermektedir. planı çerçevesinde barınak, yiyecek ve su gibi insanların temel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gerçekleşmiştir. Bu ilk dönemde yerlerinden edilmiş kişilere ayrılan fonlar oldukça fazladır. Sadece yıllarında 120 milyon dolar tutarında uluslararası yardım yapılmıştır. İkinci dönemde, uluslararası yardımlar kalıcı barınaklar inşa etme, yerlerinden edilmiş kişilerin kaldığı kamu binalarının rehabilitasyonunu sağlama, sağlık hizmetlerine ulaşımı kolaylaştırma ve gelirleri arttırma gibi bazı faaliyetleri kapsamaktadır. Üçüncü dönemde ise, daha uzun süreli kalkınma hedeflerine ağırlık verilmiştir. 219 Azerbaycan devleti, uluslararası örgütlerle ortak çalışmalar yürütmekte, hükümet dışı kuruluşların yerlerinden edilmiş kişilere yardımı konusunda herhangi bir engel çıkarmamaktadır. Azerbaycan devlet kaynaklarına göre ülke içinde şu an 72 uluslararası, 32 yerel insani yardım örgütü yerlerinden edilmiş kişilerin ve mültecilerin sorunlarını çözmek amacıyla faaliyet göstermektedir yılında, 60 uluslararası ve 40 yerel insani yardım örgütü, hükümetten bağımsız olarak mülteciler ve yerlerinden edilmiş kişiler için 370 proje gerçekleştirmiştir. Bu faaliyetlere toplamda 30 milyon dolarlık hibe harcanmıştır yılında ise uluslararası toplum insani yardım ve kalkınma konusunda yerlerinden edilmiş kişiler için 31 milyon dolar harcamıştır. Azerbaycan daki yerlerinden edilmiş kişilere yardım eden kuruluşların başında -hükümet ve yerel hükümet dışı örgütler ile beraber- Birleşmiş Milletler altında yapılanan örgütler, uluslararası insani yardım ve kalkınma örgütleri ve uluslararası finans örgütleri gelmektedir. Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Almanya, Norveç ve İsveç ve sosyal sorumluluk programları kapsamında Norveç petrol şirketi Statoil, donörler arasında yer almaktadır. Ayrıca İtalya, Yunanistan, Türkiye ve İran da yerlerinden edilmiş kişiler için yardımda bulunan ülkelerdendir. 221 Türkiye, 1992 yılından itibaren Azerbaycan a yardım çalışmalarına başlamış, bölgede den fazla kişi için kamplar kurmuştur. İran ise, daha çok Azeri mültecilerinin ülkesine girişini engellemek amacıyla sınırda den fazla insana kalacak yer imkânı sağlayan bölgeler oluşturmuştur. 222 BMMYK, Azerbaycan a ulaşan ilk uluslararası örgütlerden biri olmuş, 1992 yılında A- zerbaycan hükümetinin isteği ile bölgede yardım harekâtı başlatmıştır. Örgüt, yerlerinden edilmiş kişilerin haklarını savunmak, geçici eğitim programları hazırlamak, yerel ve uluslararası hükümet dışı örgütlerle beraber yasal yardımlarda bulunmak gibi faaliyetlere yoğunlaşmıştır. 223 BMMYK yerlerinden edilmiş kişilere yiyecek, kalacak yer sağlamış, su temizliğini ve halk sağlığını geliştirme aktiviteleri yürütmüştür yılına kadar den fazla insanın entegrasyon sürecinde maddi yardımda bulunmuştur. Ayrıca BMMYK, yardım sağlanması ve kapasite geliştirme çalışmaları gibi konularda devlet organlarının sürece dâhil olmasına katkıda bulunmuştur. Azerbaycan da yerlerinden edilmiş kişilerin dış yardıma olan bağlılığının azaltılması, hayat standartlarının ülkedeki diğer insanlarla aynı seviyeye getirilmesi ve yerel entegrasyon yoluyla daha uzun süreli çözümler bulunması konusunda çalışmalar sürdürmüştür. BMMYK, Azerbaycan hükümetine yerlerinden edilmiş kişilerle ilgili kanuni düzenlemeler yapması ve bu kişilerin statülerini belirlenmesi doğrultusunda önemli katkıda bulunmuştur. 224 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
92 Bölgede faaliyet gösteren diğer insani yardım kuruluşları ve faaliyet alanları şöyle sıralanabilir: Açlığa Karşı Eylem-AKE (Action Contre La Faim-ACF) gıda güvenliği, su temizliği ve tarımsal faaliyetler; Muadili Uluslararası-MU (Counterpart International-CI) çocukların eğitimi; Uluslararası Kızılhaç Komitesi-UKK (International Committee of the Red Cross-ICRC) kaybolan insanlar ve tutuklular; Uluslararası Tıbbi Yardım Ordusu- UTYO (International Medical Corps-IMC) HIV virüsü başta olmak üzere sağlıkla ilgili problemler; 2008 de ofisini kapatan Norveç Mülteci Konseyi-NMK (Norwegian Refugee Council-NRC) barınma, mikro kredi, gıda yardımı, gaz ve ısıtıcı dağıtımı, okul yapımı, psikolojik rehabilitasyon ve diş sağlığı; Birleşik Metodist Yardım Komitesi-BMYK (United Methodist Committe on Relief-UMCOR) ilaç tedariki ve Dünya Vizyon Örgütü-DVÖ (World Vision-WV) eğitim, gıda güvenliği, altyapı ve küçük ölçekli krediler. Bölgede Avrupa Birliği Kurumları da faaliyet göstermektedir. Avrupa Parlamenter Meclisi Göç, Mülteciler ve Nüfus Kurulu (The Council of Europe s Committee on Migration, Refugees and Population), Avrupa Birliği nin Güney Kafkasya Özel Temsilciliği (The EU Special Representative for the South Caucasus), AB Genişleme Komisyonu (The EU Commissioner for Enlargement) ve Avrupa Parlamentosu (European Parliament) bu kurumlar a- rasında yer almaktadır. Ayrıca Dünya Bankası-DB (World Bank-WB), Asya Kalkınma Bankası-AKB (Asian Development Bank-ADB) ve Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası-AYKB (European Bank for Reconstruction and Development-EBRD) da bölgede faaliyet gösteren uluslararası finans örgütleri arasında yer almaktadır. Birleşmiş Milletler, kendisine bağlı çeşitli kollarıyla Azerbaycan da yerlerinden edilmiş insanlara yardım sağlamaktadır. Bunlar arasında Gıda ve Tarım Örgütü-GTÖ (Food and Agriculture Organization-FAO), Uluslararası Çalışma Örgütü (UÇÖ) (International Labour Organization-ILO), Uluslararası Göç Örgütü-UGÖ (International Organization for Migration-IOM), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu-BMÇYF (United Nations Children s Fund-UNICEF), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı-BMKP (United Nations Development Program-UNDP), BMMYK, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç ile Mücadele Ofisi-BMUSMO (United Nations Office on Drug and Crime-UNODC), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-BMNF (United Nations Population Fund-UNFPA) ve Dünya Sağlık Örgütü-DSÖ (World Health Organization-WHO) sayılabilir D. Dağlık Karabağ Çözüm Sürecinde Yerlerinden Edilmiş Kişiler Meselesi Çatışmanın çözüme kavuşturulması için gerekli yasal ve siyasi zemin, uluslararası hukukun temel ilkelerine dayanmaktadır. Dağlık Karabağ çatışmasının yasal ve siyasi temelleri, BM Güvenlik Konseyi nin, AGİT in, Avrupa Konseyi nin ve diğer uluslararası örgütlerin uluslararası hukukun ilke ve normları doğrultusunda aldıkları kararlar ve oluşturdukları belgelere dayalıdır. Bu belgeler, Azerbaycan Cumhuriyeti nin egemenli- DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
93 88 Azerbaycan hükümetinin görüşmeleri bizzat kendisinin yürütüyor olması ve Dağlık Karabağ Ermenilerinin de görüşmelerde ayrı bir temsilinin olmaması Azerbaycan ın bu çatışmayı Ermenistan ile arasındaki devletlerarası bir çatışma olarak gösterme çabalarını destekler niteliktedir. Dağlık Karabağ gibi donmuş çatışma bölgelerinde yerlerinden edilmiş kişiler sorunu taraf olan ülkelerin ve komşu devletlerin politikalarında bir araç olarak kullanılmaktadır. ğine, toprak bütünlüğüne ve uluslararası alanda tanınmış sınırlarının ihlal edilemezliğine vurgu yapmaktadır yılında Dağlık Karabağ sorununa ilişkin olarak üç BM Güvenlik Konseyi Kararı alınmıştır. Bu kararlarda, mültecilere ve yerlerinden edilmiş kişilere acil insani yardımın ulaştırılması ve bu kişilerin güvenle evlerine dönüşünün sağlanması konularında BM Genel Sekreteri ve ilişkili uluslararası kuruluşlara çağrı yapılmaktadır. 227 Dağlık Karabağ sorununun çözümüne ilişkin görüşmeler yapılırken yerlerinden edilmiş kişiler meselesi de masaya yatırılmaktadır. Görüşmelerde Azerbaycan da yerlerinden edilmiş Azerbaycan hükümeti temsil etmektedir. Azerbaycan hükümetinin görüşmeleri bizzat kendisinin yürütüyor olması ve Dağlık Karabağ Ermenilerinin de görüşmelerde ayrı bir temsilinin olmaması Azerbaycan ın bu çatışmayı Ermenistan ile arasındaki devletlerarası bir çatışma olarak gösterme çabalarını destekler niteliktedir. 228 Azerbaycan ve Ermenistan müzakerelerinde, yerlerinden edilmiş kişilerin Dağlık Karabağ bölgesi çevresindeki yedi bölgeye geriye dönüş hakkı reddedilmemiştir. Her ne kadar ilerleme kaydedilmese de her iki tarafta yerlerinden edilmiş kişilerin geriye dönüşlerini barış anlaşmasının esas unsuru olarak görmüştür Minsk Grubu taslakları, mültecilerin ve yerlerinden edilmiş kişilerin özgür bir şekilde kendi evlerine dönmelerini ve ellerinden alınan mülkiyetlerini resmi yolarla geri almalarını garanti edecek maddeler içermemektedir. Aralık 1997 ve Kasım 1998 belgeleri, her iki tarafı da Ayrılık Bölgesi içinde yerlerinden edilmiş kişilerin daha önceki yaşam yerlerine güvenli ve gönüllü dönüşlerini kolaylaştırmaya çağırmaktadır. Bu kaba hatlarla çizilmiş formülasyon, geri dönüş için ne gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması ne de ekonomik, sosyal ve siyasi koşulların sağlanması konusunda bir güvence vermektedir. Ayrıca yerlerinden edilmiş kişilerin entegrasyonunu kolaylaştırma noktasında da bu belgelerin yetersiz olduğu açıktır. 230 Buna ek olarak, Dağlık Karabağ gibi donmuş çatışma bölgelerinde yerlerinden edilmiş kişiler sorunu taraf olan ülkelerin ve komşu devletlerin politikalarında bir araç olarak kullanılmaktadır. 231 Bu da meselenin çözümünü zorlaştırmakta ve çatışmanın çözümünden değil, çözümsüzlüğünden fayda sağlayan grupların olduğu izlenimini doğurmaktadır ve 2010 yıllarında yeniden canlanan barış görüşmeleri sonunda, 2007 yılında oluşturulmuş Madrid Belgesi nde yer alan temel prensipler yenilenmiştir. Dağlık Karabağ ı çevreleyen toprakların Azerbaycan a geri verilmesi, güvenlik ve yönetim konusunda bazı garantiler sağlanması kaydıyla Dağlık Karabağ a güvenlik ve kendi kendini yönetim hakkı konusunda güvence sağlayan geçici bir statünün verilmesi, Ermenistan ı Dağlık Karabağ a bağlayan bir koridorun oluşturulması, yerlerinden edilmiş kişilerin ve mültecilerin geri dönüş haklarının gözetilmesi ve barış gücü operasyonunu da içeren uluslararası güvenlik önlemlerinin alınması, kabul edilen temel ilkeler arasında yer ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
94 almıştır. Zirvede Dağlık Karabağ ın statüsünün gelecekte yasalara bağlı irade beyanıyla belirlenmesi kararlaştırılmıştır. 232 Uluslararası örgütler çerçevesinde halen AGİT Minsk Grubu tarafından sürdürülen barış görüşmelerinde üzerinde durulan çözüm önerileri arasında, Ermeni kuvvetlerin Azerbaycan da işgal ettiği bütün topraklardan çekilmesi, Azerbaycan ın toprak bütünlüğünün tanınması, yerlerinden edilmiş Azerilerin Dağlık Karabağ bölgesindeki eski yerlerine dönmelerinin sağlanması ve bölgede yaşayan Ermenilerin ve Azerilerin normal, güvenli ve eşit şartlarda yaşamasının sağlanması yer almaktadır. 233 Dağlık Karabağ ın statüsü ve Ermeniler tarafından işgal edilmiş topraklardan ayrılmak durumunda bırakılan Azeri nüfusunun geri dönüşü tarafların hala uzlaşıya varamadıkları konular arasında yer almaktadır. 234 E. Sonuç Dağlık Karabağ sorunu nedeniyle ortaya çıkan Azerbaycan da yerlerinden edilmiş kişiler sorununa yaklaşık 20 yıl geçmesine rağmen hala kalıcı bir çözüm bulunamamıştır. Uluslararası ve ulusal yardımlar ve siyasi çözüm arayışları da tarafların uzlaşabilecekleri somut ve kalıcı bir çözüm yolu getirememiştir. Azerbaycan nüfusunun önemli bir kısmını oluşturan bu kesim siyasi, sosyal, ekonomik ve psikolojik uzun süreli bir takım sorunlarla karşı karşıyadır. Ayrıca Azerbaycan da yerlerinden edilmiş kişilerin sahip olduğu temel hakların gözetilmesi ve korunmasında bazı problemler yaşandığı açıktır. Yerlerinden edilmiş kişilerin temel haklarına saygı gösterilmesi, ayrımcılığa izin vermeden tüm Azerbaycan vatandaşlarıyla beraber eşit hak ve eşit yaşam koşullarına sahip olmalarının sağlanması, yerlerinden edilmiş kişilerin sorunlarının çözümünde odak noktasını oluşturmalıdır. 89 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
95
96 8TESPİT VE ÖNERİLER Günümüzde Azerbaycan ve Ermenistan kamuoylarının soruna bakış açılarının tamamen zıt konumda olduğu göz önünde bulundurulursa, soruna her tarafı memnun edecek bir çözüm bulunmasının zorluğu daha rahat anlaşılır. Çözüm konusunda tarafların uyumlu gündemleri yoktur. Bu bağlamda Azerbaycan ve Ermenistan arasında birinin kazanımının diğerinin kaybı olduğu anlamındaki sıfır toplamlı oyun (zero sum game) perspektifi, her iki tarafın kazanabileceği kazan-kazan (win-win game) anlayışıyla yer değiştirememiştir. Bu şartlar altında anlayış değişikliği olmaksızın çözüme yönelik somut adımlar atılması zor görünmektedir. 91 Dağlık Karabağ sorununun çözümünün önünde engeller arasında öne çıkan faktörlerden bir diğeri her iki taraf için de toplumların hazırlanması gereğidir. Bilindiği üzere Dağlık Karabağ sorunu hem Azerbaycan hem de Ermenistan da dış politika meselesi olduğu kadar aynı zamanda iç politika konusudur. Sorun iç politika malzemesi haline getirilmiş olup hükümetlerin sıkıştıkları dönemlerde, milliyetçilik enstrümanını kullanarak popülaritelerini arttırmalarına zemin hazırlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında, Dağlık Karabağ sorununun çözümünde sağlıklı bir zemin olduğunu söyleyebilmek oldukça güçtür. Bunun en önemli göstergesi, Dağlık Karabağ konusunda dış politikada radikal kabul edilebilecek kararlar alınması durumunda, liderlerin toplum desteğini kaybedebildikleri gerçeğidir. Bu noktada Azerbaycan da Muttalibov ve Elçibey in, Ermenistan da ise Ter Petrosyan ın koltuklarından edilmesi örnek gösterilmektedir. Ermenistan hükümeti Karabağ meselesinin çözümünde samimi tavır takınsa dahi çok güçlü kamu diplomasisi politikası yürütmesi gerekmektedir. Özellikle, kanaat önderlerinin desteği alınarak süreçte barışı destekleyici bir kamuoyu oluşturulamazsa, geçmiş örnekler göz önünde bulundurulduğunda, hükümetlerin yönetimde uzun süre kalamadıkları açıktır. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
97 Sürecin yürütülmesinde Ermenistan hükümeti irade beyanı ortaya koysa dahi oluşan iç muhalefetin manevra alanını daralttığı görülmektedir. Ermenistan daki iç gelişmeler göz önüne alınırsa, Sarkisyan hükümetinin muhalefetin artan baskıları karşısında zayıf kalacağı ve bu sebeple Dağlık Karabağ konusunda uzlaşmaz tavrını sürdüreceği öngörülebilir. Dağlık Karabağ sorununun çözümü konusunda, Ermenistan ın eski Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan ın başkanlığındaki Ermeni Ulusal Kongresi (EUK) Meclis dışı muhalefetin en önemli temsilcisidir ve Karabağ konusunda anlayışı diğer muhalefet temsilcilerinden kısmen farklıdır. Yine de, EUK Karabağ konusunda net olmayan ve duruma göre değişen bir kırmızı çizgi ye sahiptir. Öte yandan, ekonomik sıkıntı içerisinde olan Ermenistan, Azerbaycan ile giriştiği silah yarışında sosyal harcamalardan feragat ederek savunma harcamalarını arttırmak zorunda kalmıştır. Bu da ülkedeki ekonomik ve sosyal sorunları daha da derinleştirmektedir. Çözüme dönük adım atan hükümetlerin özellikle Minsk Grubu üyeleri tarafından desteklenmeleri gerekmektedir. 92 Minsk Grubu faaliyetlerinin ve kararlarının bağlayıcı niteliğinin olmaması, bir taraftan ihtilaflı tarafların bir araya gelmesini kolaylaştırırken diğer taraftan çözüme yönelik baskı oluşturma potansiyelini ortadan kaldırmaktadır. Tarafları bir araya getirmek ve diyalog zemini oluşturmak açısından son derece başarılı olan Minsk Grubu, alınan kararların bağlayıcı olmaması nedeniyle çözüme yönelik baskı oluşturamamakta, bu nedenle görüşmeler sonuçsuz kalmaktadır. AGİT in Dağlık Karabağ sorununa uzlaştırıcı olarak müdahil olması, tarihinde bir ilk niteliğindedir. Bu noktada tecrübe eksikliği dikkat çekmiştir. AGİT Minsk Grubu nun tarafsızlığı tartışma konusudur. Rusya nın Ermenistan ı açıktan destekler tavrı, Azerbaycan açısından Minsk Grubu nun çabalarına temkinli yaklaşmasına neden olurken, Minsk Grubu zaman zaman da Azerbaycan ın avukatı olmak suçlamasıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu bağlamda, gerek Rusya nın eş başkan olması gerekse de tarafsızlığının sorgulanması nedeniyle Minsk Grubunun çabaları istenen sonuçları vermeyebilir. Bu noktada da Minsk Grubu nun tarafsızlığını kuvvetlendirecek bazı inisiyatiflere duyulan ihtiyaç öne çıkmaktadır. Ne var ki Rusya ve ABD nin eşbaşkanlıkları söz konusu iken bu durum da zor görünmektedir. Bugüne kadar geçen sürede arabuluculuk görevinde bulunan devletlerin, öncelikli olarak kendi ulusal çıkarlarına odaklandıkları görülmektedir. Bu durum ise kaçınılmaz olarak arabuluculuk sürecini sekteye uğratmaktadır. Bu bağlamda çok taraflı yapıların en temel handikabı, Dağlık Karabağ sorununda da kendini göstermektedir. Bu noktada şartların aynı şekilde devamı durumunda ancak çıkarların görece ortaklaştığı bir zeminin ortaya çıkması ile çözüme yönelik bir yol açılabilir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
98 2008 sonrasında Rusya nın Minsk Grubu eşbaşkanı olarak, tek taraflı inisiyatifleriyle çatışma taraflarının görüşmelerinde canlanma gözlenmiştir. Fakat ABD ve Fransa nın arka planda kalmaları Moskova nın tek başına görüşmeleri manipüle etmesine imkân tanımaktadır. Söz konusu durumda Rusya yı dengeleyecek bir güç bulunmamaktadır. Rusya nın hem Minsk Grubu üzerinden hem de Kremlin kanalından süreci kontrol etmeye çalışması zihin karışıklıklarına neden olmaktadır. Rusya nın tekil olarak yürüttüğü politikalar sürecin aksamasına, Minsk Grubu nun ise zayıf bir aktör olarak kalmasına yol açmaktadır. Rusya nın Ermenistan ile son dönemde yaptığı askeri nitelikli anlaşmalar, daha önceleri gerek Türk basınında, gerekse bazı araştırmacılar tarafından dile getirilen Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin Ermenistan ı Rus angajmanı ndan çıkaracağı görüşünün geçersizliğini daha açık olarak göstermektedir. Ermenistan ın Rus ekseninden kopması beklenmemelidir, zira anılan ilişki Erivan açısından yaşamsal değer arz eden bir stratejik himaye; Moskova açısından ise Kafkaslar da önemli ve bağımlı bir unsurun varlığı anlamlarını taşımaktadır. Rusya-Türkiye ilişkilerinin ekonomik bağlamda gelişmesinin Dağlık Karabağ da olumlu yansımaları olacağı düşünülse de, şu ana kadar Moskova Türkiye nin en azından Minsk Grubu çerçevesinde Dağlık Karabağ görüşmelerinde yer almasına olumlu yaklaşmamıştır. 93 BM Güvenlik Konseyi nin aldığı kararlar Azerbaycan topraklarının acilen işgalden kurtarılmasını öngörmektedir, Ankara nın uluslararası platformda bu konuyu ön plana çıkartması gerekmektedir. Azerbaycan kamuoyunda Türk hükümetinin Orta Doğu daki sorun alanlarının çözümü konusundaki başarılı performansının bir benzerini Karabağ için de gösterebileceği beklentisi hâkimdir. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi nde Dağlık Karabağ Alt Komisyonu nun çalışmalarına tekrar başlaması gibi gelişmeler, Karabağ sorununun çözümünü işlevsiz AGİT Minsk Grubu formatından yeni kulvarlara kaydırmaya ve süreci hızlandırmaya yardımcı olabilir. Avrupa Birliği nin Güney Kafkasya Özel Temsilcisi nin yetkilerini Şubat 2011 itibariyle lağvetmesi sonrasında Minsk Grubu eşbaşkanı olan Fransa nın yerini kurum olarak AB nin alması gündeme gelmektedir. Minsk Grubu nda AB nin kurumsal olarak temsil olunması sürecin hızlanmasını doğurabilir. Bu aynı zamanda sorunun çözülmesi sonrasında bölgenin yeniden yapılanmasında AB nin taahhüt ettiği yardımları yapmasını daha efektif bir zemine oturtacaktır. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
99 AGİT in çabalarının diplomatik başarısızlığı Bakü yönetimini askeri seçeneğe daha çok itecektir. Azerbaycan iç kamuoyunda da Ermenistan işgalinin sona erdirilmesi noktasında bu seçeneğe yönelik ciddi bir destek vardır. Ermenistan son bir yıl içinde Karabağ politikasında uluslararası camianın artan baskıları (Avrupa Parlamentosu kararı, BM Güvenlik Konseyi nde işgal altındaki topraklardaki durumu irdeleyen belgelerin müzakeresi) karşısında Dağlık Karabağ daki ayrılıkçıları de-jure tanımak tehdidi ile Bakü ye karşı şantaj uygulamakta ve çeşitli provokatif uygulamalara (işgal altındaki Hankendi nde havalimanının açılması gibi) imza atmaktadır. Son bir yılda taraflar arasında sınır çatışmasının sayısında geçen yıla nazaran % 53 artış olduğu 235 dikkate alınırsa, Erivan ın bahsi geçen uygulamalarla Azerbaycan ı ani bir savaşa itmeyi ve uluslararası camia önünde zayıf konuma düşürmeyi amaçladığı görülmektedir. Bu noktada Azerbaycan ın stratejik bir bakış açısına sahip olması ve karar alma süreçlerinde zaman, mekân ve imkân kabiliyetler faktörlerini göz önüne alması gerekmektedir. Diğer yandan aşağıdaki anlaşmazlık konuları önümüzdeki dönemde çözülmedikçe barış adına yapılan görüşmeleri sekteye uğratacaktır: a) Dağlık Karabağ ın Statüsü 94 Sorunun çözümü açısından tartışmalı konuların başında statü gelmektedir. Azerbaycan resmi düzeyde Dağlık Karabağ a en yüksek statüyü vereceğini taahhüt etmiştir ve bu 1996 yılında AGİT in Lizbon Zirvesi nde açıklanan bildiride yer almıştır. Ermenistan, self-determinasyon gibi uluslararası hukukta belli ölçütte ve bir ülkenin topraklarının silah gücüyle işgali sonucu uygulanmasının imkânsız olduğu siyasi iddialar ileri sürmektedir. Azerbaycan açısından Dağlık Karabağ ın statüsü, yalnız bölge işgalden kurtarıldıktan ve Karabağ ın demografik yapısının eski durumuna dönüşü sağlandıktan sonra her iki toplum (Ermeni ve Azerbaycanlı) tarafından müzakere edilebilir. Ayrıca, Azerbaycan Erivan ın statü belirlenirken referandum yapılması önerisini, Azerbaycan Anayasasına atıfta bulunarak, ancak tüm ülkeyi kapsayan bir referandum yapılması durumunda kabul edeceğini ifade etmektedir. 236 b) Ermenistan Silahlı Güçlerinin İşgal Altındaki Topraklardan Geri Çekilmesi Sorunun çözümü aşamasında Ermenistan tarafından eski Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi dışında 7 Azerbaycan rayonu işgal edilmiş ve bu bölge güvenlik çemberi olarak nitelendirilmiştir. Müzakerelerde Azerbaycan tarafı bu 7 rayonun ya da Laçin koridoru ve Kelbecer dışında 5 rayonun geri verilmesini istemektedir. Ermenistan ise bu 5 rayondan çekildiği takdirde diplomatik görüşmelerde daha zayıf pozisyona düşeceğini öne sürmektedir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
100 c) Mültecilerin Geri Dönüşü Dağlık Karabağ çatışması sonucunda kendi topraklarından göçmek zorunda kalan mültecilerin topraklarına yeniden geri dönüşü konusu en önemli meselelerden birini oluşturmaktadır. Geri dönüş sonrası Dağlık Karabağ bölgesinde yaşayan Ermeni ve Azeri halklar arasında sivil toplumun da yardımıyla güven inşası, barış ve diyalog sürecinin başlatılması gereklidir. Bunun dışında Ermenistan ı terk etmiş Azerbaycanlılar ve Azerbaycan ı terk etmiş Ermenilerin geri dönüşü konusu da mülteci sorununun çözümünden sonra gündeme gelecektir. Azerbaycan Ermenilerin Azerbaycan a dönüşünü azınlıklar hakları çerçevesinde değerlendirebilecektir. Azerbaycan tarafından Ermenistan ın da benzer bir uygulamaya gitmesi beklenmektedir. d) Uluslararası Barış Güçleri Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik yürütülen barış planının tartışmalı diğer bir unsuru da bölgeye yerleştirilmek istenen barış gücü konusudur. Barış gücü iki sebeple kaçınılmaz gözükmektedir: Birincisi, Ermenistan, Karabağ dışındaki bölgelerden çekilmenin karşılığı olarak, Karabağ Ermenilerinin güvenliğine ilişkin uluslararası güvence istemektedir, bunun da uluslararası barış gücüyle sağlanacağını ileri sürmektedir. İkinci sebep ise mültecilerin Dağlık Karabağ a geri dönmesi sonucunda patlak verebilecek olumsuz gelişmelerin önlenmesidir. Fakat bununla birlikte barış gücünün terkibi ve görev alanı tartışmalıdır. Madrid İlkeleri nde de bölgeye barış güçlerinin yerleştirileceği öngörülse de, bu gücü hangi ülke veya uluslararası örgütün sağlayacağı tartışma konusudur. Bu bağlamda bir çözüm önerisi olarak, BM şemsiyesi altında bir barış gücünün oluşturulması iki tarafça da uygun bulunabilir. 95 e) Görüşmelerin Formatı 2004 yılından itibaren görüşmeler Prag Formatı nda (iki ülkenin Cumhurbaşkanları ve Dışişleri bakanları arasında) devam etse de, son yıllarda format daha çok Rusya nın ev sahipliğinde üçlü format ta (Rusya-Azerbaycan ve Ermenistan) devam etmektedir. Ermenistan Dağlık Karabağ daki Ermenilerin de görüşmelerde taraf olmasını istemektedir. Ancak, 1992 AGİK kararı ve Baker Kuralları, Dağlık Karabağ ın Ermeni ve Azerbaycanlı topluluğunu ilgili taraflar olarak kabul etmektedir. Taraflar arasında siyasi bir anlaşma olması durumunda, her iki toplum temsilcileri de statünün belirlenmesi konusunda rol almalıdır. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
101 96 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
102 DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN 97
103 Askeri Harcamalar (milyon dolar) Kaynak: SIPRI Yearbook 2011 Savunma Harcamalarının GSYH ye Oranı (%) 98 Kaynak: Dünya Bankası Askeri Personel Sayısı Kaynak: Dünya Bankası ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
104 Ülke Nüfusları Kaynak: Dünya Bankası Dağlık Karabağ ın Nüfusu Not: 1989 da Nüfusun %76.4 ERMENi, %22,4 AZERi lerden oluşmaktaydı. 99 Gayri Safi Yurtiçi Hasıla ($) 2010 Kaynak: Dünya Bankası Kişi Başına Düşen GSYH ($) ,647 2,996 Kaynak: Dünya Bankası DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
105 KAYNAKÇA * Sorun, Türkiye de Yukarı Karabağ veya Dağlık Karabağ Sorunu şeklinde tanımlanırken, Azerbaycan resmi düzeyde sorunu Azerbaycan-Ermenistan Dağlık Karabağ Sorunu olarak tanımlamıştır. 1 Claire Mouradian, The Mountainous Karabakh Question: Inter-Ethnic Conflict or Decolonization Crisis, Armenian Review, Cilt: 43, Sayı: 2-3, 1990, s Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Anayasası nın 70. Maddesi, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti nin sınırlarının Azerbaycan Ali Sovyeti nin (Yasama Meclisi) kararıyla ancak bütün ülkede bir referandum yapılması sonrası değiştirilebileceğini hükme bağlamaktadır. Azerbaycan Sovet Sosyalist Respublikasının Konstutisiyası, (Bakü: Azerneşr, 1990), s Fred Hiatt, Armenia, Azerbaijan Agree to Cease-Fire: Yeltsin, Kazakhstan President Broker Initial Accord over Disputed Nagorno-Karabakh, The Washington Post, 25 Eylül Svante E.Cornell, The Nagorno Karabakh Conflict, Uppsala University, Rapor No: 46, 1999, s Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK), 1970 li yılların başında Soğuk Savaş koşullarındaki Avrupa nın bölünmüşlüğüne son verilmesi, güvenlik ve istikrarın sağlanması ve üye devletlerarasında bu amaca yönelik bir işbirliğinin geliştirilmesi düşüncesiyle kurulmuştur. AGİK, 1994 Aralık ayından itibaren ise Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) adı altında faaliyet göstermektedir. 6 Svante E.Cornell, The Nagorno Karabakh Conflict, s Volker Jacoby, The Role of the OSCE: an Assessment of International Mediation Efforts, Laurance Broers (Der.), The Limits of Leadership: Elites and Societies in the Nagorny Karabakh Peace Process, (London: Conciliation Resources, 2005), s John J. Maresca, Lost Opportunities in Negotiating the Conflict over Nagorno-Karabakh, International Negotiation, Cilt: 1, Sayı: 4, 1996, s Haydar Aliyev, 3 Ekim 1993 te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini oyların % 98,8 ini alarak kazandı. 10 BM Güvenlik Konseyi 20 Nisan 1993 tarihinde kabul ettiği 822 sayılı, 29 Temmuz 1993 tarihli 853 sayılı 14 Ekim 1993 te 874 sayılı, 12 Kasım 1993 te kabul ettiği 884 sayılı kararlarında kalıcı bir ateşkes sağlanabilmesi için tüm çatışmaların ve düşmanca hareketlerin derhal durdurulmasını, Azerbaycan ın yakın zamanda işgal edilmiş diğer bölgelerinden tüm işgalci güçlerin çekilmesini istemiştir. 11 Gerard J. Libaridian, The Elusive Right Formula at the Right Time a Historical Analysis of the Official Peace Process, Laurance Broers (Der.), The Limits of Leadership: Elites and Societies in the Nagorny Karabakh Peace Process, (London: Conciliation Resources, 2005), s Lisbon Summit Declaration, Statement of the OSCE Chairman-in-Office, ( ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
106 13 Lawrence Sheets, OSCE Karabakh Proposals, Reuters, 9 Kasım Gerard Libaridian ve Arif Yunusov, New Approaches to Nagorno-Karabakh: A Window of Opportunity?, East-West Institute Policy Brief, Sayı: 3, 1998, s Gerard J. Libardian, Ermenilerin Devletleşme Sınavı: Bağımsızlıktan Bugüne Ermeni Siyasi Düşünüşü, (İstanbul: İletişim Yayınları, 2005), s LevonTer-Petrosyan, Voyna ili Mir? Vremya Priza dumatsya, Respublika, Sayı: 209 (1534), 5 Kasım * Karabağlılar Ermenistan politikasında etkili olan bir kesimdir. Yukarı Karabağ da doğup büyümüş olan bu kişiler Karabağ da Azerbaycan lehine herhangi bir uzlaşıya sıcak bakmamaktadırlar. 18 Vefa Guluzade, Kavkaz Sredi Vraqov i Druzey, Bakü, 2002, s Araz Aslanlı, Tarihten Günümüze Karabağ Sorunu, Avrasya Dosyası, Cilt: 7, Sayı: 1, 2001, s Kamil Ağacan, Dağlık Karabağ: 2006 Altın Fırsat mı?, Stratejik Analiz, Şubat 2006, s Elkhan Mehtiyev, Armenia-Azerbaijan Prague Process: Road Map to Peace or Stalemate for Uncertainty?, Conflict Studies Research Centre Caucasus Series, Mayıs 2005, s Yıldız Deveci Bozkuş, Dağlık Karabağ da Sular Isınıyor mu?, Stratejik Analiz, Şubat 2007, s Elmar Mammadyarov, Razılaşdırılmayan Yalnız Bir Mesele Qalıb, Exo Gazetesi, Aralık Vladimir Karapetian Responds to a Question by Arm info Agency on the Statement by Azerbaijani Foreign Minister Mammadyarov on Nagorno Karabakh Talks, Armenian MFA, Eylül 2007, ( Charles Clover, Regions of Privileged Interest, Financial Times, 1 Eylül Azerbaycan ve Ermenistan basınında Dağlık Karabağ sorununda hangi aktörün (ABD mi yoksa Rusya mı) kilit konumda olduğuna ilişkin tartışmalar yıl boyu devam etmiştir. Bu arayışları yansıtan yazılardan bazıları şunlardır: Levon Ter-Petrosyan, Key to Karabakh Settlement in Moscow s Hands, 19 Haziran 2010, ( Russia Key Player on Karabakh - US Analyst, 18 Şubat 2010, ( news.az/articles/9402); Key to Resolution of the Karabakh Conflict is in Washington, not in Moscow, 10 Kasım 2010, ( Key to Karabakh and Armenian-Turkish Relations in Russia s Hands, ANC Leader States, 17 Temmuz 2010, ( 27 European Parliament Resolution of 20 May 2010 on the Need for an EU Strategy for the South Caucasus (2009/2216(INI), ( do?pubref=-//ep//text+ta+p7-ta doc+xml+v0//en). 28 Azerbaycan ın Askeri Doktrininin tam metni için bkz., Azerbaycan Respublikasının Herbi Doktrinası, Azerbaycan Respublikasının Milli Meclisi, 08 Haziran 2010, ( gov.az/?/az/law/183#comment). 29 Azerbaycanın Herbi Senaye Kompleksinin Maliyyeleşməsi $ 3 mlrd Teşkil Edib, 15 Mart 2011, ( 30 Bu grafik Stockholm International Peace Research Institute verileri temelinde hazırlanmıştır. 31 Thomas De Wall, The Karabakh Trap: Threats and Dilemmas of the Nagorno Karabakh Conflict, ( 32 Shahin Abbasov, Karabakh 2014: Without War: a Difficult Journey to Peace, Conciliation Resources Paper Series, London, 2009, s. 2. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
107 33 International Crisis Group, Nagorno-Karabakh: Peace Plan, ICG Europe Report, Sayı: 167, 11 Ekim 2005, s Azerbaycan da faal siyasi partilerin soruna ilişkin yaklaşımını değerlendiren ayrıntılı bir çalışma için bkz., LINKS, Karabakh: The Big Debate, The Views of Armenian and Azerbaijani Political Parties on the Nagorno-Karabakh Conflict and Conflict Resolution Process, Links, London, 2010, s , ( consolidated_040111_f.pdf) Caucasus Research Resource Center, ( ve ( html). 36 Xarici İşlər Nazirliyi, Münaqişənin Həllinə Dair Azərbaycanın Mövqeyi, Dağlıq Qarabağın Azerbaycanlık İcması, ( 37 Armyane Nagorno Karabakhe i azerbaydjanci doljni jit v ramkax edinoqo Azerbaydjanskovo qosudarstvo: Aliyev, Novostink.Ru, 17 Eylül 2010, ( mir/12884-armyane-nagornogo-karabaha-i-azerbaydzhancy-dolzhny-zhit-v-ramkahedinogo-azerbaydzhanskogo-gosudarstva-aliev.html). 38 Bayram Safarov: Prostie armyane v Nagornom Karabakhe xotyat jit po Azerbaydjanskim zakonom, Day.Az, 26 Nisan 2011, ( 39 Elnur Aslanov, Prolongation of Karabakh Conflict Complicating its Solution, News.Az, 2 Aralık 2010, ( 40 Levon Ter-Petrosyan, War and Peace? Time for Thoughtfulness, Armenpress, 3 Kasım 1997, ( 41 Jim Nichol, Armenia, Azerbaijan, and Georgia: Political Developments and Implications for U.S. Interests, CRS Report for Congress, No: RL 33453, 7 Kasım 2007, s Benjamin A. T. Graham, Nagorno Karabakh in Limbo, Middle East Quarterly, Cilt: 16, Sayı: 4, Güz 2009, s Taleh Ziyadov, Nagorno-Karabakh Negotiations: Though [sic] the Prism of a Multi-Issue Bargaining Model, International Negotiation, Cilt: 15, Sayı: 1, 2010, s Tabib Huseyinov, Mountainous Karabakh: New Paradigms for Peace and Development in the 21st Century, International Negotiation, Cilt: 15, Sayı: 1, 2010, s A.g.e., s Naira Melkumian, Armenia Economy Hit by Georgian War, Institute for War and Peace Reporting, 14 Ekim 2008, ( 47 Richard Weitz, International Challenges Arise from Armenia s Problematic Elections, Central Asia Caucasus Analyst, 5 Mart 2008 ( 48 Patrick Jaohansson, Putting Peace to the Vote: Displaced Persons and a Future of Referendum on Nagorno-Karabakh, Refugee Survey Quarterly, Cilt: 28, Sayı: 1, s Donald E. Miller & Lorna Touryan Miller, Armenia: Portraits of Survival and Hope, (London: University of California Press, 2003), s Aybars Görgülü, Towards a Turkish Armenian Rapproachment, Insight Turkey, Cilt: 11, Sayı: 2, 2009, s Brian Whitmore, Crisis Spotlights: Karabakh Clan, RFE/RL, 5 Mart 2008, ( OSCE, Republic of Armenia Presidential Election, 19 Şubat 2008, Warsaw: OSCE/O- DIHR Election Observation Mission Report, 30 Mayıs 2008, s Karabakh: the Big Debate: the Views of Armenian Political Parties on the Nagorno-Karabakh Conflict and Conflict Resolution Process, London, Aralık 2010, s. 16, ( ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
108 54 Armenia Politics: Opposition Slams Government Policies, Economist Intelligence Unit, 23 Eylül Karabakh: the Big Debate: the Views of Armenian Political Parties on the Nagorno-Karabakh Conflict and Conflict Resolution Process, s Louise Nalbandian, The Armenian Revolutionary Movement: Development of Armenian Political Parties through the Nineteenth Century, (Berkeley & Los Angeles: University of California Press, 1988), s Liz Fuller & Anush Martirosian, How Will Dashnaks Withdrawal From Ruling Coalition Impact On Armenian Political Landscape?, RFE/RL, 30 Nisan Mustafa Aydın, Armando Garcia Schmidt, Tabib Huseynov, Alexander Iskandaryan, Andrei Zagorsk, After Soccer Diplomacy: The Turkish-Armenian Relations, Spotlight Europe, Sayı: 10, Guetersloh: Bertelsman Stiftung, Ekim Karabakh: the Big Debate: the Views of Armenian Political Parties on the Nagorno-Karabakh Conflict and Conflict Resolution Process, s ARF to Support Karabakh Recognition Bill, Asbarez.com, 5 Ekim 2010, ( com/86186/arf-to-support-karabakh-recognition-bill/). 61 Armenia Should Recognize Karabakh Leader of the Heritage Party, News.Az, 12 Temmuz 2010, ( 62 Karabakh: the Big Debate: the Views of Armenian Political Parties on the Nagorno-Karabakh Conflict and Conflict Resolution Process, s Armenian Parliament Delays Vote on Karabakh Recognition Bill, Armenian Revolutionary Federation-Dashnaktsutyun (Armenian Socialist Party), 29 Ekim 2010, ( arfd.info/2010/10/29/armenian-parliament-delays-vote-on-karabakh-recognition-bill/). 64 MP: Prosperous Armenia Party against Concessions of Armenia on Karabakh Issue, AR- KA News Agency, 16 Nisan 2010, ( html) Prosperous Armenia to Support Sargsyan at Next Presidential Elections, News.AZ, 17 Şubat 2011, ( 66 Sarkisian Warns Azerbaijan About Use of Force in Karabakh, RFE/RL, 16 Kasım 2010, ( Karabakh/ html). 67 Armenia Warns Azerbaijan over New UN Resolution, RFE/RL, 26 Ağustos 2010, ( 68 Karabakh: the Big Debate: the Views of Armenian Political Parties on the Nagorno-Karabakh Conflict and Conflict Resolution Process, s Russia s Neighbors are Preparing for War (CIS Countries and Georgia has Surprised the World of Increasing Military Expenditures, Gruzia News, 22 Şubat 2011, ( Azerbaijan s Military More Powerful than Armenia s: Think Tank, Azernews, 17 Mayıs 2011, ( Azerbaijan%E2%80%99s_military_more_powerful_than_Armenia%E2%80%99s:_ think_tank ). 70 Fariz Ismailzade, Russian Arms To Armenia Could Change Azerbaijan s Foreign Policy Orientation, CACI Analyst, 28 Ocak 2009; Rusya Ermenistan a 800 Milyon Dolarlık Silah Sattı, Cihan Haber Ajansı, 12 Ocak 2010, ( 71 Rusya dan Ermenistan a Silah Hibesi, USAK Gündem, 15 Ocak 2009, ( usakgundem.com/haber/28899/rusyadan-ermenistana-silah-hibesi.html). 72 Armenia Confirms Possession of Sophisticated Anti-Aircraft Missiles, Asbarez.com, 20 Aralık 2010, ( DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
109 Ian J. McGinnity, Selling its Future Short: Armenia s Economic and Security Relations with Russia, CMC Senior Theses - Paper 58, 2010, s. 44, ( edu/cmc_theses/58). 74 Economist Intelligence Unit, Country Report Armenia, Şubat 2011, s European Friends of Armenia, Poll Conducted in Armenia: Main Findings, s. 14, ( Anadolu Haber Ajansı, 4 Mart 1992; Milliyet, 5 Mart Svante E. Cornell, Turkey and the Conflict in Nagorno-Karabakh: A Delicate Balance, Middle Eastern Studies, Cilt: 34, Sayı: 1, Ocak 1998, s Kamer Kasım, The Nagorno-Karabakh Conflict From Its Inception to the Peace Process, Armenian Studies, Cilt: 1, Sayı: 2, Haziran-Temmuz-Ağustos 2001, s Elizabeth Fuller, Can Turkey Remain Neutral, Radio Free Europe/Radio Liberty, 3 Nisan Ömer Göksel İşyar, Sovyet-Rus Dış Politikaları ve Karabağ Sorunu, (İstanbul: Alfa Yayınları, 2004), s Paul A. Goble, Coping with the Nagorno-Karabakh Crisis, Fletcher Forum of World Affairs, Cilt: 16, Sayı: Today s Zaman, 14 Temmuz Kamer Kasım, Turkey-Azerbaijan-Armenia Triangle, Journal of Turkish Weekly, 27 Mayıs Abbas Djavadi, The Turkish-Armenian Thaw and Azerbaijan, Radio Free Europe/Radio Libery, 14 Nisan 2009, ( and_azerbaijan/ html). 84 Shahin Abbasov, Azerbaijan: Is Baku Ready to Cause Geopolitical Problems Over Turkish-Armenian Thaw?, Eurasia Insight, 14 Nisan 2009, ( 85 Erdoğan dan Şehitlik Camiine Mesaj Gibi Ziyaret, Zaman, 13 Mayıs 2009; Mina Muradova, Azerbaijan: Turkish Prime Minister Offers Strong Support For Baku s Position on Karabakh, Eurasia Insight, 13 Mayıs 2009, ( insightb/articles/eav051309a.shtml). 86 ARF Issues Statement on Constitutional Court Ruling, Armenian Weekly, 13 Ocak 2010, ( 87 Ağustos 2008 Rusya-Gürcistan Savaşı ve sonrası Kafkasya da oluşan yeni dengeler hakkında bkz., Kamer Kasım, Soğuk Savaş Sonrası Kafkasya, (Ankara: USAK Yayınları, 2011), s Naira Melkumian, Armenia: Economy Hit by Georgian War, IWPR (Institute for War & Peace Reporting), 16 Ekim Dağlık Karabağ sorununa yönelik Türkiye nin yanı sıra Rusya ve ABD nin yaklaşımına ilişkin olarak bkz., Gulshan Pashayeva & Nigar Goksel, The Interplay of the Approaches of Turkey, Russia and the United States to the Conflict over Nagorno-Karabakh, (Bakü: Center for Strategic Studies, 2011). 90 Kamer Kasım, Ermenistan ile İmzalanan Protokoller ve Azerbaycan-Türkiye İlişkileri, Bölgesel Sorunlar Çerçevesinde Azerbaycan Dış Politikası Konferansı, Ankara, USAK, 25 Şubat Kamer Kasım, Azerbaycan ile İlişkiler, USAK Stratejik Gündem, 1 Mart 2011, ( 91 Nikolay Hovhannisyan, The Foreign Policy of the Republic of Armenia in the Transcaucasian-Middle Eastern Geopolitical Region, (Erivan: National Academy of Sciences of the Republic of Armenian Institute of Oriental Studies, 1998), s Kamer Kasım, Russian-Armenian Relations: A Strategic Partnership or Hegemonic Domination, Review of Armenian Studies, Cilt: 1, Sayı: 2, 2002, s ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
110 93 R. Craig Nation, Russia, the United States and the Caucasus, Strategic Studies Institute, Şubat 2007, ( s Kamer Kasım, The Nagorno Karabakh Conflict from its Inception to the Peace Process, Armenian Studies, Sayı: 2, Haziran-Temmuz-Ağustos, 2001, s Sedat Laçiner, Türkler ve Ermeniler, (Ankara: USAK Yayınları, 2005), s Fikret Ertan, Gümrü Üssü ve Ötesi, Zaman, 3 Ağustos 2010, ( tr/yazar.do?yazino= ). 97 Stanislav Lunev, Russia s Dangerous Ambitions in the Caucasus, The Jamestown Foundation, 19 Nisan 1996, ( ttnews%5btt_news%5d=6740&tx_ttnews%5bbackpid%5d=218). 98 Sedat Laçiner, Türkler ve Ermeniler, (Ankara: USAK Yayınları, 2005), s R. Craig Nation, Russia, the United States and the Caucasus, Strategic Studies Institute, Şubat 2007, ( 100 Armenia, Russia Agree on Debt Payment, Asbarez, 31 Aralık Sedat Laçiner, Türkler ve Ermeniler, (Ankara: USAK Yayınları, 2005), s Fatma Aslı Kelkitli, Russian Foreign Policy in South Caucasus under Putin, Perceptions, Cilt: 13, Sayı: 4, Kış 2008, s Asem Nauşabay Hekimoğlu, Rusya nın Dış Politikası, (Ankara: Vadi Yayınları, 2007), s A.g.e., s Armenia and Azerbaijan: Preventing War, Crisis Group Europe Briefing, Sayı: 60, 8 Şubat 2011, s Fariz İsmailzade, Russian Arms to Armenia could Change Azerbaijan s Foreign Policy Orientation, Central Asia-Caucasus Analyst, 28 Ocak 2009, ( org/?q=node/5021). 107 Armenia and Azerbaijan: Preventing War, Crisis Group Europe Briefing, Sayı: 60, 8 Şubat 2011, s Asem Nauşabay Hekimoğlu, Rusya nın Dış Politikası, (Ankara: Vadi Yayınları, 2007), s AGİK, 1 Ocak 1995 itibarıyla Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) adını almıştır. 110 Ariel Cohen, Rusya ve Komşular: ABD nin Avrasya Politikasının Oluşturulması, Çev. Hilal Özdağ, Avrasya Dosyası, İlkbahar 1994, s Backgorund, AGİT Resmi Sitesi, ( 112 Overwiew, AGİT Resmi Sitesi, ( Background, AGİT Resmi Sitesi, ( 113 Background, AGİT Resmi Sitesi, ( te imzalanan Ateşkes Anlaşması ile Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sorun çözülmemiş, dondurulmuştur. Kitlesel şiddet olaylarının çözüldüğü ancak siyasi platformda anlaşmazlığın devam etmesi durumu nedeniyle söz konusu anlaşma iltihaplı yaraya yara bandı yapıştırılarak tedavi edilmesi ne benzetilmektedir. Bkz: Bahar Başer, Third Party Mediation in Nagorno Karabakh: Part of Cure or Part of the Disease?, Journal of Central Asian and Caucasian Studies, Cilt: 3, Sayı: 5, s. 93; Jan Eliasson, Perspectives on Managing Intractible Conflict, Negotiation Journal, Cilt: 18, Sayı: 4, Ekim 2002, s Terhi Hakala, The OSCE Minsk Process: A Balance after Five Years, Helsinki Monitor, Sayı: 1, 1998, s Bahar Başer, Third Party Mediation in Nagorno Karabakh: Part of Cure or Part of the Disease?, Journal of Central Asian and Caucasian Studies, Cilt: 3, Sayı: 5, s DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
111 Araz Aslanlı, Tarihten Günümüze Karabağ Sorunu, Avrasya Dosyası, Azerbaycan Özel, İlkbahar 2001, Cilt: 7 Sayı: 1, s International Crisis Group (ICG), Nagorno Karabagh: A Plan for Peace, Europe Report No: 167, 11 Ekim 2005, s Report of the Co-Chairs of the OSCE Minsk Group to the OSCE Ministerial Council, AGİT Resmi Sitesi, 30 Aralık 2004, ( 120 Mediators See No Real Progress In Karabakh Talks, Radio Free Europe, 11 Şubat 2006, ( 121 Kocharian, Aliyev Talk In Very Good Atmosphere, Radio Free Europe, 5 Haziran 2006, ( 122 Armenian-Azerbaijan Conflict, Azerbaycan Büyükelçiliği Resmi Sitesi, ( azembassy.ca/azerbaijan_conflict.php#2006). 123 Kemale Ruinten, Ermenistan ın Azerbaycan a Tecavüzü ve Dünya Siyaseti, (Bakü: Adiloğlu Neşriyat, 2008), s In The Nagorno-Karabakh Issue, The Armenian Intransigence Turned Into The Armenian Expertise, Diplomatik Observer, 1 Mart 2006, ( com/news_read.asp?id=1413). 125 Kocharian, Aliyev Talk In Very Good Atmosphere, Radio Free Europe, 5 Haziran 2006, ( 126 Aliyev, Kocharian in Fresh Karabakh Talks, Today.Az, 28 Kasım 2006, ( today.az/view.php?id=33236). 127 Statement by the OSCE Minsk Group Co-Chair Countries, AGİT Resmi Sitesi, 20 Temmuz 2009, ( 128 Zaur Şiriyev, Yukarı Karabağ Sorununa Çözüm Arayışları: Statüko Değişiyor mu?, USAK Gündem, 29 Mart Zaur Şiriyev, Time to Change of Status Quo in Karabakh Conflict, Hurriyet Daily News, 1 Nisan Statement by the OSCE Minsk Group Co-Chair Countries, AGİT Resmi İnternet Sitesi, 26 Haziran 2010, ( 131 International Crisis Group (ICG), Armenia and Azerbaijan: Preventing War, Crisis Group Europe Briefing, No: 60, 8 Şubat 2011, s Svante E. Cornell, Undeclared War: The Nagorno Karabakh Conflict Reconsidered, Journal of South Asian and Middle Eastern Studies, Cilt: 20, Sayı: 4, 1997, s Terhi Hakala, The OSCE Minsk Process: A Balance after FiveYears, Helsinki Monitor, Sayı: 1, 1998, s Bahar Başer, Third Party Mediation in Nagorno Karabakh: Part of Cure or Part of the- Disease?, Journal of Central Asian and Caucasian Studies, Cilt: 3, Sayı: 5, s A.g.e. 136 Mehmet Fatih Öztarsu, Dağlık Karabağ Sorunu na Çözüm Arayışlarında Minsk Grubu nun ve Komşu Devletlerin Rolü, Caspian Weekly, 3 Mart Ahmet Sapmaz, Rusya nın Transkafkasya Politikası ve Türkiye ye Etkileri, (İstanbul: Ötüken, 2008), s Thomas Ambrosio, Congressional Perceptions of Ethnic Cleansing: Reactions to the Nagorno- Karabagh War and Influence of Ethnic Interest Groups, The Review of International Affairs, Cilt: 2, Sayı: 1, Sonbahar 2002, s Bu dönemde Washington un Azerbaycan a uyguladığı ambargo ABD nin Azerbaycan hükümetine yönelik ayırdığı bütün kalkınma yardımlarını sınırlandırmış ve ABD nin elini bölgeye yönelik zayıflatmıştır. Strobe Talbott, A Farewell to Flashman: American Policy in the Caucasus and Central Asia, Washington: Johns Hopkins University School of Advanced International Studies, Temmuz 1997, ( nis/970721talbott.html). ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
112 140 Svante Cornell, US Engagement in the Caucasus: Changing Gears, Helsinki Monitor, Cilt: 16, Sayı: 2, Nisan 2005, s Kavus Abushev, The Nagorno Karabkh Conflict As Part of the New Eurasian Geopolitics, A.Ü. SBF Dergisi, Cilt: 60, Sayı: 3, 2005, s Bu madde ABD nin Azerbaycan hükümetine ve devlet kurumlarına yapılan yardımların önünü kesen bir maddedir. 143 USAK, Gürcistan Krizi Değerlendirme Raporu, (Ankara: USAK Yayınları, Ağustos 2008), s International Crisis Group (ICG), Nagorno-Karabakh: A Plan for Peace, Europe Report, Sayı: 167, Ekim 2005 s John E. Chicky, The Russian-GeorgianWar: Political and Military Implications for U.S. Policy, Central Asia-Caucasus Institute Silk Road Studies Program, Policy Paper, Şubat 2009, s U.S. Assistance to the New Independent States, Hearings Before the Subcommittee on European Affairs of the Committee on Foreign Relations United States Senate, One Hundred Second Congress, Second Session, 19 Mart 1992; 9 Nisan 1992; 5-6 Mayıs 1992, s Rick Fawn, Russia s Reluctant Retreat from the Caucasus: Abkhazia, Georgia and the US after 11 September, European Security, Cilt: 11, Sayı: 4, 2001, s Başlangıçta 907 sayılı ek karar, ABD Devlet Başkanının, Azerbaycan ın Ermenistan ve Dağlık Karabağ a uyguladığı ambargoları ve her türlü kuvvet kullanımını sona erdirdiği ve bunu Kongre ye ilettiği zaman ortadan kaldırılabilecekti. Bkz., Amir Azarvan, The Repeal of Section 907: Domestic Determinants of American Foreign Policy in Azerbaijan, Conference Papers, Midwestern Political Science Association Annual Meeting, Chicago, John W. Dietrich, Interest Groups and Foreign Policy, Presidential Studies Quarterly, Cilt: 29, Sayı: 2, 1999, s Thomas Ambrosio, Congressional Perceptions of Ethnic Cleansing: Reactions to the Nagorno- Karabagh War and the Influence of Ethnic Interest Groups, The Review of International Affairs, Cilt: 2, Sayı: 1, Sonbahar 2002, s Frank Greve, Ethnic Lobby Powers Up, Armenian Reporter, Cilt: 28, Sayı: 50, 1995, s Frederick Starr, Resolving Karabakh: Strategic Options for the US Government, (Washington: Central Asia-Caucasus Institute, 2004). 153 ManuelaTroschke, Ekonomik İlgi, Enerji Tedarikçisi ve Transit Ülke arasındaki Kafkasya, Konrad Adenauer-Stiftung, Kafkasya da Beklentiler ve Olanaklar, (Ankara: Konrad Adenauer-Stiftung, 2008), s OECD, Official Development Aid, ( 155 Jessica Williams, The Nagorno Karabakh Conflict: Problems and Possibilities for Conflict Resolution, Georgia SouthernUniversity, 2007, s Jorge Benitez, Moscow Plays Both Sides on Nagorno-Karabakh, Strategic Comments, The International Institute for Strategic Studies, Cilt: 16, Sayı: 25, Zeyno Baran, The Caucasus: Ten Years after Independence, The Washington Quarterly, The Center for Strategic and International Studies and the Massachusetts Institute of Technology, Kış 2002, s Haluk Alkan, Azerbaycan Paradoksu, (Ankara: USAK Yayınları, 2010), s Halil Sıdık Ayhan, Dynamics of the Allience Between Turkey and USA: The South Caucasus Case, Yayımlanmamış Master Tezi, (Ankara: Bilkent Üniversitesi, 2003), s DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
113 160 Zeyno Baran, The Caucasus: Ten Years after Independence, The Washington Quarterly, The Center for Strategic and International Studies and the Massachusetts Institute of Tecnology, Kış 2002, s Kamer Kasım, Karabağ Sorununda Gelinen Nokta, USAK Stratejik Gündem, 22 Nisan Philip H. Gordon, Strenghtening the Transatlantic Allience: An Overwiew of the Obama Administration Policies in Europe, The DISAM Journal of International Security Assistance Management, Kasım 2009, s Joshua Kucera, Is the U.S. Now Blaming Azerbaijan for the Recent Nagorno-Karabagh Violence?, Eurasianet, 22 Temmuz 2010, ( 164 Shirin Hunter, Iran and Transcaucasia in the Post-Soviet Era, David Menashri (Der.), Central Asia Meets the Middle East, (Londra: Frank Cass, 1998), s Abdollah Ramezanzadeh, Iran s Role as Mediator in the Nagorno-Karabakh Crisis, Bruno Coppieters (Der.), Contested Borders in the Caucasus, (Brüksel: VUB University Press, 1996), s Armenian-Azerbaijan: Nagorny Karabakh Conflict, Administrative Department of the President of the Republic of Azerbaijan, Presidential Library, s. 210, ( az/projects/azerbaijan/eng/gl7.pdf). 167 Azadliq, 11 Eylül Armenian-Azerbaijan: Nogorny Karabakh Conflict, Administrative Department of the President of the Republic of Azerbaijan, Presidential Library, s. 211, ( az/projects/azerbaijan/eng/gl7.pdf) Dağlık Karabağ sorununa ilişkin İslam Konferansı Örgütü nün görüş ve kararları için bkz., Organisation of the Islamic Conference, ( asp?p_id=67). 170 Iran Hails Serious Progress In Armenia Ties, RFE/RL, 04 Eylül 2010, ( rferl.org/content/iran_hails_serious_progress_in_armenia_ties/ html); Iran Opposes Any U.S. Peacekeeping Role For Karabakh, RFE/RL, 24 Haziran 2010, ( Nagorno-Karabakh Forces Committed To Cease-Fire, RFE/ RL, 20 Şubat 2010, ( 171 Azerbaijan Country Economic Memorandum- A New Silk Road: Export-led Diversification, Report No AZ, Document of the World Bank, 23 Aralık 2009, s , ( /01/07/ _ /Rendered/PDF/443650ESW0AZ0P1IC0Disclo sed pdf). 172 Fariz İsmailzade, Tehran Reminds Azerbaijan to Keep Distance from Washington, Eurasia Daily Monitor, 2 Mart 2007, ( ttnews%5btt_news%5d=32550&tx_ttnews%5bbackpid%5d=171&no_cache=1). 173 Geoffrey Gresh, Coddling the Caucasus: Iran s Strategic Relationship with Azerbaijan and Armenia, The Caucasian Review of International Affairs, Cilt: 1, Sayı: 1, Kış 2006, s. 11, ( 174 Confusion Surrounds Former Armenian President s Visit to Iran, RFE/RL, 25 Ocak 2010, ( Iranian Speaker Praises Ties with Armenia, RFE/ RL, 12 Ekim 2010, ( Armenia/ html); Armenian Defense Chief Discusses Regional Security in Iran, RFE/RL, 21 Temmuz 2010, ( Discusses_Regional_Security_In_Iran/ html). ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
114 175 Top Armenian Officials Decline Comment on Arms Supplies to Iran Allegations, RFE/ RL, 30 Kasım 2010, ( supplies_iran/ html); Ruling Party Official Denies Armenian Arms Transfers to Iran, RFE/RL, 02 Aralık 2010, ( U.S. Envoy In Armenia Sees No Fallout From Illegal Leaks, RFE/RL, 03 Aralık 2010, ( 176 Geoffrey Gresh, Coddling the Caucasus: Iran s Strategic Relationship with Azerbaijan and Armenia, The Caucasian Review of International Affairs, Cilt: 1, Sayı: 1, Kış 2006, s. 7-8, ( pdf). 177 Thomas De Waal, Black Garden: Armenia and Azerbaijan through Peace and War, (New York: New York University Press, 2003), s Armenia in 2010: A Year of Uncertainty, The Civilitas Foundation, Yerevan, 2010, s , ( 179 A.g.e., s United Nations, Guiding Principles on Internal Displacement, Ekim 2004, s. 1. Walter Kälin, Ülke İçinde Yerinden Olma Konusunda Yol Gösterici İlkeler: Açıklayıcı Notlar, Çev. Kerem Altıparmak, Ankara, İmaj Yayınevi, 2005, s Jessica Wyndham, A Developing Trend, Laws and Policies on Internal Displacement, Brookings Institute, s Nina M. Birkeland, Internal Displacement: Global Trends in Conflict Induced Displacement, International Review of The Red Cross, Cilt: 91, Sayı: 875, Eylül 2009, s Global Trends: Refugees, Asylum-seekers, Returnees, Internally Displaced and Stateless Persons, UNHCR, 15 Haziran 2010, s Internal Displacement: Global Overview of Trends and Developments in 2010, IDMC, Mart 2011, s A.g.e., s Reports on IDPs in Azerbaijan: From Nagorno-Karabakh/Khojali to Baku, Human Rights Without Frontiers International, Preliminary Rapid Assessment Report, Brüksel, 2011, s Okan Yeşilot, Karabağ Savaşı nın Sessiz ve Mağdur Tanıkları, Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 15, 2010, s Osman Özkul & HüseyinVermez, Dağlık Karabağ Göçmenlerinin Sosyo-Ekonomik Sorunları, Bilig, Sayı: 51, Güz 2009, s Phil Gamaghelyan, Rethinking the Nagorno-Karabakh Conflict: Identity, Politics, Scholarship, International Negotiation, Cilt: 15, Sayı: 1, 2010, s Okan Yeşilot, Karabağ Savaşı nın Sessiz ve Mağdur Tanıkları, Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 15, 2006, s Azerbaijan: Analysis of Gaps in the Protection of Internally Displaced Persons (IDPs), UNHCR, Ekim 2009, s Internal Displacement: Global Overview of Trends and Developments in 2010, International Displacement Monitoring Centre (IDMC), Mart 2011, s Reports on IDPs in Azerbaijan: From Nagorno-Karabakh/Khojali to Baku, Human Rights Without Frontiers International, Preliminary Rapid Assessment Report, Brüksel, 2011, s Sinan Oğan, Yüzyılın Dramı: Azerbaycan da Göçmen (Kaçkın) Sorunu, Avrasya Dosyası, Cilt: 7, Sayı: 1, s DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
115 195 OkanYeşilot, Karabağ Savaşı nın Sessiz ve MağdurTanıkları, Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 15, 2006, s Azerbaijan: Analysis of Gaps in the Protection of Internally Displaced Persons (IDPs), UNHCR, Ekim 2009, s International Crisis Group (ICG), Nagorno-Karabakh: A Plan for Peace, Europe Report, Sayı: 167, 11 Ekim 2005, s Turana Baghirova, Internally Displaced Persons: The Case of Azerbaijan, Caucasus Edition, 1 Kasım Submission from the Internal Displacement Monitoring Centre of the Norwegian Refugee Council for Consideration at the 44th Session of the Committee for the Elimination of Discrimination Against Women, International Displacement Monitoring Centre (IDMC), Haziran 2009, s Internal Displacement: Global Overview of Trends and Developments in 2010, International Displacement Monitoring Centre (IDMC), Mart 2011, s Okan Yeşilot, Karabağ Savaşı nın Sessiz ve Mağdur Tanıkları, Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 15, 2006, s Azerbaijan: Analysis of Gaps in the Protection of Internally Displaced Persons (IDPs), UNHCR, Ekim 2009, s Amnesty International, Azerbaijan: Displaced then Discriminated against the Plight of the Internally Displaced Population, Temmuz 2007, s A.g.e., s Azerbaijan: Analysis of Gaps in the Protection of Internally Displaced Persons (IDPs), UNHCR, Ekim 2009, s International Crisis Group (ICG), Nagorno-Karabakh: A Plan for Peace, Europe Report, Sayı: 167, Ekim 2005, s Osman Özkul & HüseyinVermez, Dağlık Karabağ Göçmenlerinin Sosyo-Ekonomik Sorunları, Bilig, Sayı: 51, Güz 2009, s Amnesty International, Azerbaijan: Displaced the Discriminated against the Plight of the Internally Displaced Population, Temmuz 2007, s The Concern of the President of the Republic of Azerbaijan, State Commitee of the Republic of Azerbaijan, ( 210 Internal Displacement: Global Overview of Trends and Developments in 2010, International Displacement Monitoring Centre (IDMC), Mart 2011, s Azerbaijan: Analysis of Gaps in the Protection of Internally Displaced Persons (IDPs), UNHCR, Ekim 2009, s Amnesty International, Azerbaijan: Displaced the Discriminated against the Plight of the Internally Displaced Population, Temmuz 2007, s Azerbaijan: Analysis of Gaps in the Protection of Internally Displaced Persons (IDPs), Ekim 2009, UNHCR, s Osman Özkul & Hüseyin Vermez, Dağlık Karabağ Göçmenlerinin Sosyo-Ekonomik Sorunları, Bilig, Sayı: 51, Güz 2009, s Amnesty International, Azerbaijan: Displaced the Discriminated against the Plight of the Internally Displaced Population, Temmuz 2007, s Internal Displacement: Global Overview of Trends and Developments in 2010, International Displacement Monitoring Centre (IDMC), Mart 2011, s Azerbaijan: Analysis of Gaps in the Protection of Internally Displaced Persons (IDPs), UNHCR, Ekim 2009, s. 11. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
116 218 Walter Kälin, Ülke İçinde Yerinden Olma Konusunda Yol Gösterici İlkeler: Açıklayıcı Notlar, Çev. Kerem Altıparmak, (Ankara: İmaj Yayınevi, 2005), s Amnesty International, Azerbaijan: Displaced the Discriminated against the Plight of the Internally Displaced Population, Temmuz 2007, s International Organizations, State Committee of the Republic of Azerbaijan, ( Azerbaijan: After Some 20 Years, IDPs Still Face Barriers to Self-Reliance, International Displacement Monitoring Centre (IDMC), 10 Aralık 2010, s Turana Baghirova, Internally Displaced Persons: The Case of Azerbaijan, Caucasus Edition, 1 Kasım Azerbaijan: After Some 20 Years, IDPs Still Face Barriers to Self-Reliance, International Displacement Monitoring Centre (IDMC), 10 Aralık 2010, s Turana Baghirova, Internally Displaced Persons: The Case of Azerbaijan, Caucasus Edition, 1 Kasım Azerbaijan: After Some 20 Years, IDPs Still Face Barriers to Self-Reliance, International Displacement Monitoring Centre (IDMC), 10 Aralık 2010, s Azerbaijan: Analysis of Gaps in the Protection of Internally Displaced Persons (IDPs), UNHCR, Ekim 2009, s Reports on IDPs in Azerbaijan: From Nagorno-Karabakh/Khojali to Baku, Human Rights Without Frontiers International, Preliminary Rapid Assessment Report, Brüksel, 2011, s Amnesty International, Azerbaijan: Displaced the Discriminated against the Plight of the Internally Displaced Population, Temmuz 2007, s International Crisis Group (ICG), Nagorno-Karabakh: A Plan for Peace, Europe Report, Sayı: 167, Ekim 2005, s A.g.e., s Erin Mooney & Balkees Jarrah, Displaced and Disenfranchised: Internally Displaced Persons and Elections in the OSCE Region, Ethnopolitics, Cilt: 4, Sayı: 1, Mart 2005, s Statement by The OSCE Minsk Group Co-Chair Countries, OSCE, 26 Haziran 2010; Reports on IDPs in Azerbaijan: From Nagorno-Karabakh/Khojali to Baku, Human Rights Without Frontiers International, Preliminary Rapid Assessment Report, Brüksel, 2011, s Azerbaijan: Analysis of Gaps in the Protection of Internally Displaced Persons (IDPs), UNHCR, Ekim 2009, ss Azerbaijan: After Some 20 Years, IDPs Still Face Barriers to Self-Reliance, International Displacement Monitoring Centre (IDMC), 10 Aralık 2010, s International Crisis Group, Armenia and Azerbaijan: Preventing War, Europe Briefing, Sayı: 60, 8 Şubat 2011, s Azerbaycan Anayasası 11. maddesinin 3. fıkrasında Yalnız Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Mec lisinin kararı ile Azerbaycan ın bütün halkı arasında yapılan re fe ran dum yoluyla, Azerbaycan halkının iradesi doğ rul tu sun da devlet sınırları değiştirilebilir denmektedir. Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası, ( htm). DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
117 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU (USAK) USAK, ulusal ve uluslararası siyaset, ekonomi, hukuk, toplumsal bilimler ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bağımsız bir düşünce kuruluşudur (think-tank). Öncelikli olarak kamuoyunun tarafsız, doğru ve yeterli bilgi ihtiyacını karşılamayı amaçlar. Bu amaç çerçevesinde özel ve kamu kuruluşlarının, firmaların ve medya kuruluşlarının taleplerinin yanı sıra, bireysel talepleri de karşılamaya çalışır. USAK ın yerine getirmeye çalıştığı önemli amaçlarından biri Türkiye nin ve dünyanın ihtiyaç duyduğu bilgileri toplamak ve bilgi yığınları içinden gerekli seçkiyi yapmaktır. İhtiyaç sahibine, ihtiyaç duyduğu anda istediği nitelik ve nicelikte bilgiyi sunmaya çalışır. Aynı çerçevede bilgilerin değerlendirilmesi ve analiz edilmesi de USAK ın amaç ve görevleri arasındadır. Gerekli nitelikli personelin yetiştirilmesi ve eğitim hizmetlerinin verilmesi, uzmanlar ve uygulayıcılar arasındaki iletişim eksikliğinin giderilmesi USAK ın amaçları arasındadır. 112 Alan çalışmalarına ek olarak USAK kuramsal ve kavramsal alanda da kendisine görevler düştüğünün bilincindedir. Günümüzde anlaşmazlıkların önemli bir kısmının kavram karmaşasından doğduğunu düşünen USAK, kavramların doğru tanımlanmasına büyük önem verir. Özellikle Türkiye nin son yıllarda yaşadığı sorunlarda kavram karmaşasının rolü büyüktür. USAK Türkiye için dünyalı, dünya için Türkiyeli kavramları sunmaktadır yılında kurulan USAK merkez binası Ankara Mebusevleri ndedir. Merkez de 34 tam zamanlı akademisyen, uzman ve araştırmacı ile 7 teknik personeli bulunan USAK ayrıca Türkiye ve dünya çapında 100 ün üzerinde akademisyen, alanında uzman, araştırmacı ve yazar ile çalışmaklarını zenginleştirmektedir. Bunlara ek olarak anlaşmalı, yarı-zamanlı ve gönüllü çalışanlar da zaman zaman USAK çalışmalarına katkıda bulunmaktadır. Staj ve eğitim programları çerçevesinde her dönemde eğitim vermektedir. Katılımcılar sadece Türkiye den değil, dünyanın diğer ülkelerinden de gelmektedirler. USAK bir tür şemsiye örgüt yapılanması modelini izlemektedir. Kendisine bağlı 7 araştırma merkezi aracılığıyla çalışmalarını yürütür. USAK doğru bilginin, daha iyi bir eğitimin ve daha iyi bir iletişimin Türkiye ve insanlığın daha mutlu ve refah içinde yaşamasına katkıda bulunacağına inanır. USAK ın en temel ilkesi şudur: Bilgi doğru kullanıldığı sürece güçtür. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
118 USAK AVRASYA ARAŞTIRMALARI MERKEZİ (AVRAM) USAK-Avrasya Araştırmaları Merkezi (AVRAM), sosyal gerçekliğin karmaşık bir bütünsellik arz ettiği ve değişik metotlar ve farklı disiplinlerin birlikteliği ile daha iyi anlaşılabileceği varsayımından hareket ederek, USAK bünyesinde yürütülen alan çalışmalarına katkıda bulunmaktadır. Bu anlamda Merkezin temel hedefi, var olan bilgi kümeleri arasında iyi bir seçki oluşturarak, Avrasya hakkında sağlıklı analizler yapmak ve politika önerilerinde bulunmaktır. Bu amaçla Merkez, risk analizlerinin yanı sıra, bölgeyle ilgili raporlar ve çalışmalar hazırlamakta, aynı zamanda düzenlemiş olduğu toplantı ve konferanslarla farklı fikir ve görüşlere yer veren bir platform görevi de görmektedir. Akademik anlamda yaptığı çalışmalarla da literatüre katkıda bulunan AVRAM, on uluslararası indeks tarafından taranan Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi ni de yayına hazırlamaktadır. Bu kapsamda merkeze bağlı olarak Rusya ve Doğu Avrupa Araştırmaları Masası, Kafkasya Araştırmaları Masası ve Orta Asya Araştırmaları Masası bulunmaktadır. ARAŞTIRMACILAR 113 TURGUT DEMİRTEPE: USAK Avrasya Araştırmaları Merkezi başkanıdır. Karşılaştırmalı politika, demokratikleşme, millet ve milliyetçilikler, Orta Asya ve Azerbaycan üzerine çalışmalarını yürütmektedir. GÜNER ÖZKAN: USAK Avrasya Araştırmaları Merkezi başkan yardımcısıdır. Kafkasya ve Orta Asya, Hazar Havzası enerji kaynakları, güvenlik ve etnik çatışmalar, dış politika yapım süreci ve kalkınma çalışmaları özel ilgi alanlarını oluşturmaktadır. HABİBE ÖZDAL: Rusya siyaseti, Karadeniz Havzası, Bulgaristan siyaseti ve Doğu Avrupa ülkeleri üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. GÜLAY KILIÇ: Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Tacikistan, Afganistan, Türk dış politikasında Orta Asya, Rusya ve Kafkasya, Rusya nın Orta Asya ülkeleri üzerindeki politik, kültürel ve etnik etkileri ve Sovyetler Birliği nin dağılmasından sonra ortaya çıkan cumhuriyetlerin demokratikleşme süreçleri çalışma alanlarını oluşturmaktadır. ARZU TURGUT: Tacikistan, Özbekistan, Afganistan, Avrasya da güvenlik ve terörizm konuları başlıca ilgi alanları arasındadır. DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN
119 Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Mebusevleri Mahallesi, Ayten Sokak, No: , Tandoğan, Ankara Tel: Fax:
ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Avrasya Araştırmaları Merkezi USAK RAPOR NO: 11-07 Yrd. Doç. Dr. Dilek M. Turgut Karal Demirtepe Editör Eylül 2011
AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ
AZERBAYCAN MİLLİ GÜVENLİK STRATEJİSİ BELGESİ 1. "Azerbaycan Milli Güvenlik Stratejisi Belgesi", Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından 23 Mayıs 2007 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir.
DİASPORA - 13 Mayıs
DİASPORA - 13 Mayıs 2015 - Sayın Başkonsoloslar, Daimi Temsilciliklerimizin değerli mensupları, ABD de yerleşik Diasporalarımızın kıymetli temsilcileri, Bugün burada ilk kez ABD de yaşayan diaspora temsilcilerimizle
ULUSLARARASI KARADENİZ-KAFKAS KONGRESİ
STRATEJİK VİZYON BELGESİ ULUSLARARASI KARADENİZ-KAFKAS KONGRESİ Ekonomi, Enerji ve Güvenlik; Yeni Fırsatlar ( 20-22 Nisan 2016, Pullman İstanbul Otel, İstanbul ) Karadeniz - Kafkas coğrafyası, tarih boyunca
SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER. Modern Siyaset Teorisi
SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ ZORUNLU DERSLER Modern Siyaset Teorisi Dersin Kodu SBU 601 Siyaset, iktidar, otorite, meşruiyet, siyaset sosyolojisi, modernizm,
TÜRKİYE - SUUDİ ARABİSTAN YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1
( STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - SUUDİ ARABİSTAN YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1 Yeni Dönem Türkiye - Suudi Arabistan İlişkileri: Kapasite İnşası ( 2016, İstanbul - Riyad ) Türkiye 75 milyonluk nüfusu,
TÜRKİYE - POLONYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1
( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - POLONYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Polonya İlişkileri; Fırsatlar ve Riskler ( 2016 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen
VİZYON BELGESİ (TASLAK) TÜRKİYE - MALEZYA STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme
VİZYON BELGESİ (TASLAK) TÜRKİYE - MALEZYA STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme ( 2017-2021 Türkiye - Malezya ) Türkiye; 80 milyonluk nüfusu, gelişerek
Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri
27.12.2012 Duygusal birliktelikten stratejik ortaklığa Türkiye Azerbaycan ilişkileri 000 Sinem KARADAĞ Gözde TOP Babasının denge siyasetini başarıyla yürüten İlham Aliyev, Azerbaycan ın bölgesel nitelikli
Kafkaslarda Barýþa Giden Yol Savaþtan mý Geçmeli?
Kafkaslarda Barýþa Giden Yol Savaþtan mý Geçmeli? Dr. Ali Asker (*) AGÝT Minsk Grubu = AGÝT Turizmi Son birkaç aydan beri Azerbaycan siyasi terminolojisine yeni bir terim dahil edilmiþtir: AGÝT Turizmi.
KAYSERİ SANAYİ ODASI. AZERBAYCAN ÜLKE RAPORU 17 Ağustos 2017
KAYSERİ SANAYİ ODASI AZERBAYCAN ÜLKE RAPORU 17 Ağustos 2017 AZERBAYCAN Ülke Raporu Resmi Adı : Azerbaycan Cumhuriyeti Yönetim Biçimi : Parlamenter Cumhuriyet Cumhurbaşkanı : İlham Aliyev Başkent : Bakü
Dr. Öğr. Üyesi İsmail SAFİ
Dr. Öğr. Üyesi İsmail SAFİ Eğitim: Ph. D., Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Ankara Üniversitesi, 2005 M. Sc., Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ankara Üniversitesi, 1998 B. S, Kamu Yönetimi, Hacettepe Üniversitesi,
EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI Hacı Dede Hakan KARAGÖZ
Ekonomik İşbirliği Teşkilat (EİT), üye ülkeler arasında yoğun ekonomik işbirliğinin tesis edilmesini amaçlayan bölgesel düzeyde bir uluslararası teşkilattır. Teşkilat, 1964 yılında kurulan Kalkınma İçin
TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1
STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) TÜRKİYE - ARJANTİN YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Arjantin İlişkileri: Fırsatlar ve Riskler ( 2014 Buenos Aires - İstanbul ) Türkiye; 75 milyonluk
11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina nın Ortaklık başvurularını kabul etti.
ARAŞTIRMA RAPORU ÖZEL ARAŞTIRMA--AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE KRONOLOJİSİ 20/06/2005 1959 1963 1964 1966 1968 1970 1971 1972 1973 31 Temmuz: Türkiye, AET ye ortaklık için başvurdu. 11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi,
KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI
KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
TÜRKİYE - FRANSA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1
( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - FRANSA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - Fransa İlişkileri; Fırsatlar ve Riskler ( 2016 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen ekonomisi
Kuzey Irak ta Siyasi Dengeler ve Bağımsızlık Referandumu Kararı. Ali SEMİN. BİLGESAM Orta Doğu ve Güvenlik Uzmanı
Orta Doğu Kuzey Irak ta Siyasi Dengeler ve Bağımsızlık Referandumu Kararı Ali SEMİN BİLGESAM Orta Doğu ve Güvenlik Uzmanı 56 Stratejist - Temmuz 2017/2 Orta Doğu da genel olarak yaşanan bölgesel kriz ve
KAYSERİ SANAYİ ODASI. AZERBAYCAN ÜLKE RAPORU 20 Kasım 2018
KAYSERİ SANAYİ ODASI AZERBAYCAN ÜLKE RAPORU 20 Kasım 2018 AZERBAYCAN Ülke Raporu Kasım 2018 Resmi Adı : Azerbaycan Cumhuriyeti Yönetim Biçimi : Parlamenter Cumhuriyet Cumhurbaşkanı : İlham Aliyev Başkent
20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010
T.C. BAŞBAKANLIK AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ Siyasi İşler Başkanlığı 20. RİG TOPLANTISI Basın Bildirisi Konya, 9 Nisan 2010 - Reform İzleme Grubu nun (RİG) 20. Toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakerecimiz
Devrim Öncesinde Yemen
Yemen Devrimi Devrim Öncesinde Yemen Kuzey de Zeydiliğe mensup Husiler hiçbir zaman Yemen içinde entegre olamaması Yemen bütünlüğü için ciddi bir sorun olmuştur. Buna ilaveten 2009 yılında El-Kaide örgütünün
K A N A Y A N Y A R A K A R A B A Ğ
KANAYAN YARA KARABAĞ Astana Yayınları KANAYAN YARA KARABAĞ Derleyen: Yrd. Doç. Dr. Bahadır Bumin ÖZARSLAN Bu eserin bütün hakları saklıdır. Yayınevinden izin alınmadan kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz,
4. İslam İşbirliği Teşkilatı ( İİT ) Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Forumu
BAŞKANIN SONUÇ DEKLARASYONU ( TASLAK ) 4. İslam İşbirliği Teşkilatı ( İİT ) Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Forumu Ana teması: İslam İşbirliği Teşkilatı Ülkeleri Arasında Ekonomik Entegrasyon: Beklentiler
İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (İİT) GENEL SEKRETERİ SAYIN YOUSEF BIN AHMAD AL-OTHAIMEEN İN İİT. EKONOMİK ve TİCARİ İŞBİRLİĞİ DAİMİ KOMİTESİ (İSEDAK)
İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (İİT) GENEL SEKRETERİ SAYIN YOUSEF BIN AHMAD AL-OTHAIMEEN İN İİT EKONOMİK ve TİCARİ İŞBİRLİĞİ DAİMİ KOMİTESİ (İSEDAK) 33. OTURUMUNDA YAPACAĞI KONUŞMANIN TASLAK METNİ İstanbul,
Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti
Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti Leyla Tavflano lu Çok sıklıkla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan a gittiğim için olsa gerek beni bu oturuma konuşmacı koydular. Oraların koşullarını
4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU
4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler ( 21-22 Kasım 2013, İstanbul ) SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ ) 1-4. Türkiye
Bağımsızlık Sonrası Dönemde Azerbaycan
Azerbaycan ın bağımsızlığını kazandığı sırada yönetimde Sovyet yanlısı Muttalibov vardı ve Rusya dış politikada en önemli aktördü. Dolayısıyla da Karabağ sorunun çözümü için Rusya dan yardım beklenmekteydi
AVRASYA İNCELEMELERİ MERKEZİ CENTER FOR EURASIAN STUDIES KARABAĞ DA YAŞANAN 4 GÜN SAVAŞI NIN KISA BİR DEĞERLENDİRMESİ. Turgut Kerem TUNCEL
AVRASYA İNCELEMELERİ MERKEZİ CENTER FOR EURASIAN STUDIES KARABAĞ DA YAŞANAN 4 GÜN SAVAŞI NIN KISA BİR DEĞERLENDİRMESİ Turgut Kerem TUNCEL 14.04.2016 2 Nisan Cumartesi gününün erken saatlerinde başlayıp
TÜRKİYE - GANA STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme
VİZYON BELGESİ (TASLAK) TÜRKİYE - GANA STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme ( 2017-2021 Türkiye - Gana ) Türkiye; 80 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen
Orta Asya daki satranç hamleleri
Orta Asya daki satranç hamleleri Enerji ve güvenlik en büyük rekabet alanı 1 Üçüncü on yılda Hazar Bölgesi enerji kaynakları Orta Asya üzerindeki rekabetin en ön plana çıktığı alan olacak. Dünya Bankası
ORTADOĞU DA BÖLGESEL GELIŞMELER VE TÜRKIYE-İRAN İLIŞKILERI ÇALIŞTAYI TOPLANTI DEĞERLENDİRMESİ. No.12, ARALIK 2016
TOPLANTI DEĞERLENDİRMESİ No.12, ARALIK 2016 TOPLANTI DEĞERLENDİRMESİ NO.12, ARALIK 2016 ORTADOĞU DA BÖLGESEL GELIŞMELER VE TÜRKIYE-İRAN İLIŞKILERI ÇALIŞTAYI 30 Kasım 2016 Çarşamba günü Ortadoğu Stratejik
ÖZET. İstanbul, 15 Ağustos 2016 KIRK YEDİNCİ GENEL KURUL
İstanbul, 15 Ağustos 2016 ÖZET KIRK YEDİNCİ GENEL KURUL AÇILIŞ TÖRENİ Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi Kırk Yedinci Genel Kurulu, Rusya Federasyonu Federal Asamblesi Devlet Duması nın
TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER İŞBİRLİĞİ KONSEYİ ÜÇÜNCÜ ZİRVE BİLDİRİSİ Gebele, Azerbaycan
TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER İŞBİRLİĞİ KONSEYİ ÜÇÜNCÜ ZİRVE BİLDİRİSİ Gebele, Azerbaycan Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Devlet Başkanları Konseyi (bundan böyle Türk Konseyi olarak anılacaktır)
Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu..
28 Nisan 2014 Basın Toplantısı Metni ; (Konuşmaya esas metin) Hükümet in TSK İçinde Oluşturduğu Paralel Yapılar; Cumhurbaşkanı ve AYİM nin Konumu.. -- Silahlı Kuvvetlerimizde 3-4 yıldan bu yana Hava Kuvvetleri
DIŞ POLİTİKA AKADEMİSİ - III
DIŞ POLİTİKA AKADEMİSİ - III Abant-Bolu Büyük Abant Oteli 11-14 Mayıs 2017 Program 09.00 İstanbul dan Hareket 09.00 Ankara dan Hareket 13.00-14.00 Öğle Yemeği ve Serbest Zaman 11 MAYIS 2017 PERŞEMBE 14.00-14.30
ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER
ÖZETLER VE ANAHTAR KELİMELER Türkmenistan da Siyasal Rejimin Geleceği: İç ve Dış Dinamikler Açısından Bir Değerlendirme Yazar: Haluk ALKAN Özet: Türkmenistan, çok yönlü özelliklere sahip bir ülkedir. Sahip
Erkan ERDİL Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ODTÜ-TEKPOL
Erkan ERDİL Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ODTÜ-TEKPOL Brezilya: Ülkeler arası gelir grubu sınıflandırmasına göre yüksek orta gelir grubunda yer almaktadır. 1960 ve 1970 lerdeki korumacı
İÇİNDEKİLER EDİTÖR NOTU... İİİ YAZAR LİSTESİ... Xİ
İÇİNDEKİLER EDİTÖR NOTU... İİİ YAZAR LİSTESİ... Xİ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜVENLİK KONSEYİ NİN SURİYE KRİZİNDEKİ TUTUMU... 1 Giriş... 1 1. BM Organı Güvenlik Konseyi nin Temel İşlevi ve Karar Alma Sorunu...
KGAÖ NÜN KOLEKTİF GÜVENLİK SİSTEMİ
KGAÖ NÜN KOLEKTİF GÜVENLİK SİSTEMİ Valeriy SEMERIKOV KGAÖ (Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü) Genel Sekreter Yardımcısı Bir devletin ve müttefiklerinin güvenliğinin sağlanması, çağdaş toplumların bir
NEDEN. Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem
NEDEN Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem YERLi VE MiLLi BiR SiSTEM Türkiye, artık daha büyük. Dünyada söz söyleyen ülkeler arasında. Milletinin refahını artırmaya başladı. Dünyanın en büyük altyapı
Kitap İncelemeleri / Book Reviews SOĞUK SAVAŞ SONRASI KAFKASYA
OAKA Kitap İncelemeleri / Book Reviews SOĞUK SAVAŞ SONRASI KAFKASYA Kamer KASIM, Soğuk Savaş Sonrası Kafkasya, (Ankara: USAK Yayınları, 2009), 292 Sf., 16 TL, ISBN: 978-605-4030-21-7 Dr. M. Turgut DEMİRTEPE
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan
ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKA (ÇEK306U)
DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKA (ÇEK306U)
ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ. Öğrenim Durumu: Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Uluslararası İlişkiler Ana Gazi Üniversitesi 2004
ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı: Fatma ÇOBAN Doğum Tarihi: 1983 Öğrenim Durumu: Doktora Yabancı Dil : İngilizce Öğrenim Durumu: Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Uluslararası İlişkiler
5. ULUSLARARASI MAVİ KARADENİZ KONGRESİ. Prof. Dr. Atilla SANDIKLI
5. ULUSLARARASI MAVİ KARADENİZ KONGRESİ Prof. Dr. Atilla SANDIKLI Karadeniz bölgesi; doğuda Kafkasya, güneyde Anadolu, batıda Balkanlar, kuzeyde Ukrayna ve Rusya bozkırları ile çevrili geniş bir havzadır.
TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ. 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri
TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ Mehmet Uçum 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri a. Tartışmanın Arka Planı Ülkemizde, hükümet biçimi olarak başkanlık sistemi tartışması yeni
KAMU POLİTİKASI BELGELERİ
Ünite 4 Doç. Dr. Nuray ERTÜRK KESKİN Türkiye deki kamu politikası belgelerinin tanıtılması amaçlanmaktadır. Kamu politikası analizinde görüş alanında olması gereken politika belgeleri altı başlık altında
TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1
( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - İTALYA YUVARLAK MASA TOPLANTISI - 1 Yeni Dönem Türkiye - İtalya İlişkileri: Fırsatlar ve Güçlükler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen
Doğu Akdeniz de Enerji Savaşları
Doğu Akdeniz de Enerji Savaşları Kıbrıs açıklarında keşfedilen doğal gaz rezervleri, adada yıllardır süregelen çatışmaya barışçıl bir çözüm getirmesi umut edilirken, tam tersi gerilimi tırmandırmıştır.
ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU. (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI
ÜÇÜNCÜ TÜRK KENEŞİ İŞ FORUMU (24 Ekim 2014, Nahçıvan) TÜRK KENEŞİ GENEL SEKRETERİ RAMİL HASANOV UN İŞ ADAMLARINA HİTABI Sayın Âli Meclis Başkanı, Sayın Bakan, Sayın Oda Başkanları, Değerli İş Adamları,
JANDARMA VE SAHİL GÜVENLİK AKADEMİSİ GÜVENLİK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI GÜVENLİK VE TERÖRİZM YÜKSEK LİSANS PROGRAMI DERSLER VE DAĞILIMLARI
JANDARMA VE SAHİL GÜVENLİK AKADEMİSİ GÜVENLİK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI GÜVENLİK VE TERÖRİZM YÜKSEK LİSANS PROGRAMI DERSLER VE DAĞILIMLARI 1. ve Terörizm (UGT) Yüksek Lisans (YL) Programında sekiz
ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ
ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Ve TÜRKİYE ÜZERİNE ETKİLERİ ÇERÇEVE SUNU Gülçiçek ÖZKORKMAZ Başkanlık Baş Danışmanı Mukim Özel Temsilciler Direktörü ABD - AB SERBEST TİCARET ANLAŞMASI ve TÜRKİYE ÜZERİNE
Her türlü alıkonulma yerinin düzenli ziyaretler yolu ile denetlenerek kişilerin işkence ve kötü muameleye karşı etkin biçimde korunması amacını
Her türlü alıkonulma yerinin düzenli ziyaretler yolu ile denetlenerek kişilerin işkence ve kötü muameleye karşı etkin biçimde korunması amacını taşıyan İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine
PINAR ÖZDEN CANKARA. İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: [email protected]. EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD 2008-2013
PINAR ÖZDEN CANKARA İLETİŞİM BİLGİLERİ: Doğum Tarihi: 25.07.1980 E-Posta: [email protected] EĞİTİM BİLGİLERİ: Doktora/PhD Yüksek Lisans/MA Lisans/BA İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset
YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI
YALOVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS MÜFREDATI 2010 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi Zorunlu Dersler Uluslararası İlişkilerde Araştırma
(Resmî Gazete ile yayımı: 11.12.1992 Sayı : 21432 Mükerrer)
25 Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun (Resmî Gazete ile yayımı:
İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ SONUÇ DEKLARASYONU
18-20 Haziran 2009 İSLAM ÜLKELERİNDE MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİM KONGRESİ 1 İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi 57 ülkeye yönelik düzenlenen İslam Ülkelerinde Mesleki ve Teknik Eğitim Kongresi 18-20 Haziran
KUZEYDOĞU ASYA DA GÜVENLİK. Yrd. Doç. Dr. Emine Akçadağ Alagöz
KUZEYDOĞU ASYA DA GÜVENLİK { Yrd. Doç. Dr. Emine Akçadağ Alagöz Soğuk Savaş sonrası değişimler: Çin in ekonomik ve askeri yükselişi Güney Kore nin ekonomik ve askeri anlamda güçlenmesi Kuzey Kore nin
Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Ulusal Eylem Planları
T.C. AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Türkiye nin Yeni AB Stratejisi ve Özlen Kavalalı Müsteşar Yardımcısı V. 50 yıldan fazla bir geçmişe sahip Türkiye-AB ilişkileri günümüzde her iki tarafın da yararına olan
S rat Köprüsünden Geçen Stratejik Müttefiklik: Azerbaycan-Türkiye liflkileri
S rat Köprüsünden Geçen Stratejik Müttefiklik: Azerbaycan-Türkiye liflkileri Prof. Dr. Elhan NURİYEV* Cumhurbaşkanı İlham Aliyev in 6 Haziran 2008 de Bakü de büyükelçiler toplantısında açıklamış olduğu
Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında Ekonomik İşbirliği için İSTANBUL FORUMU
Kuruluşu: Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında Ekonomik İşbirliği için İSTANBUL FORUMU - 2007 yılı Nisan ayında, Türkiye-Afganistan ve Pakistan Devlet Başkanları Zirvesi esnasında TOBB a yapılan çağrı
4. TÜRKİYE - İRAN FORUMU
STRATEJİK VİZYON BELGESİ İNİSİYATİF DOĞU ANADOLU 4. TÜRKİYE - İRAN FORUMU Yeni Ekonomi Ekosistemi ve Stratejik Sektörler ( 05-06 Kasım 2018, Tebriz ) Türkiye ve İran; ortak tarihî ve kültürel değerleri
15 Mayıs 2009 al-dimashqiyye Salonu
Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Bashar al-assad ın Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve Bayan Hayrünnisa Gül onuruna verilen Akşam Yemeği nde yapacakları konuşma 15 Mayıs 2009 al-dimashqiyye
"Türkiye, Gürcistan'a ilham kaynağı olabilir"
Wider Black Sea: Perspectives for International and Regional Security Yerevan, 14-15.01.2008 гÛÏ³Ï³Ý ÙÇç³½ ³ÛÇÝ ïýï»ë³ï³ý ѻﳽáïáõÃÛáõÝÝ»ñÇ ËáõÙµ Turkish Media Reactions (In Turkish) "Türkiye, Gürcistan'a
AVİM Yorum No: 2014 / 79 Ekim 2014
AVİM Yorum No: 2014 / 79 Ekim 2014 UKRAYNA KRİZİNİN BÖLGEYE YANSIMALARI VE TÜRKİYE'NİN TUTUMU Hande Apakan Hande APAKAN Uzman, AVİM 15.10.2014 2004 yılında gerçekleşen Turuncu Devrimi takip eden süreçte
TÜRKİYE - HOLLANDA YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1
( TASLAK STRATEJİK VİZYON BELGESİ ) TÜRKİYE - HOLLANDA YUVARLAK MASA TOPLANTISI 1 Yeni Dönem Türkiye - Hollanda İlişkileri; Fırsatlar ve Riskler ( 2014 ) Türkiye; 75 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen
ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013. Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2
ÜLKE RAPORLARI ÇİN HALK CUMHURİYETİ 2013 Başkent Pekin Yönetim Şekli Marksist-Leninist Tek Parti Devleti Yüzölçümü 9,7 milyon km 2 Nüfus 1,35 milyar GSYH 8,2 trilyon $ Kişi Başına Milli Gelir 9.300 $ Resmi
TÜRKİYE - ÇİN STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme
VİZYON BELGESİ (TASLAK) TÜRKİYE - ÇİN STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme ( 2017-2021 Türkiye - Çin ) Türkiye; 80 milyonluk nüfusu, gelişerek büyüyen
YAŞ ta bedelliye olumlu bakıldı
YAŞ ta bedelliye olumlu bakıldı Aralık 05, 2014-3:06:00 Başbakan Davutoğlu, bedelli askerlik konusunun Yüksek Askeri Şura'da (YAŞ) görüşüldüğünü ve olumlu kanaatlerin ifade edildiğini söyledi. Başbakan
Çepeçevre Karadeniz Devam Eden Sorunlar, Muhtemel Ortakl klar - Güney Kafkasya ve Gürcistan aç s ndan
Çepeçevre Karadeniz Devam Eden Sorunlar, Muhtemel Ortakl klar - Güney Kafkasya ve Gürcistan aç s ndan Hasan Kanbolat 8 Ağustos ta Güney Osetya Savaşı başladığından beri Güney Kafkasya da politika üreten,
ÖZETLE. Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem
ÖZETLE Türk ye Cumhur yet Cumhurbaşkanlığı S stem MiLLETiN ONAYIYLA Mevcut Anayasa da Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin başıdır. Sistemin işleyişi, devletin bekası ve vatanın bütünlüğü, Türkiye
HAYK SARGİS KOTANJİAN IN KARABAĞ İDDİALARI VE HUKUKSAL GERÇEKLER (12/07/2009)
HAYK SARGİS KOTANJİAN IN KARABAĞ İDDİALARI VE HUKUKSAL GERÇEKLER (12/07/2009) Karabağ İddialarının Bildirildiği Uluslararası Sempozyum Arş. Gör. Polat KIZILDAĞ * Güney Kafkasya da Güvenliği Yeniden Değerlendirme:
Sayın Mehmet CEYLAN BakanYardımcısı Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
Sayın Mehmet CEYLAN BakanYardımcısı Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Üçüncü Birleşmiş Milletler Konut ve Sürdürülebilir Kentsel Gelişme Konferansı Habitat III 17-20 Ekim 2016, Kito Sayfa1
T.C. Sağlık Bakanlığı Dış ilişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü
T.C. Sağlık Bakanlığı Dış ilişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Görevleri (663 sayılı KHK ya istinaden) MADDE 14- (1) Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır: a) Sağlık
KORKMADAN ÖĞRENMEK OKUL ve OKUL ÇEVRESİ GÜVENLİĞİ
06 KORKMADAN ÖĞRENMEK OKUL ve OKUL ÇEVRESİ GÜVENLİĞİ ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Sosyal Araştırmalar Merkezi USAK RAPOR NO: 11-06 Dilek Karal Eylül 2011 Korkmadan Öğrenmek: Okul ve Okul
Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ
Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...XIII KISALTMALAR...XXI TABLOLAR
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan
Türkiye Ekonomisi 2000 li yıllar
Türkiye Ekonomisi 2000 li yıllar Prof.Dr. İlkay Dellal Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü TÜRKİYE EKONOMİSİ DERS NOTLARI 1 1999 17 Ağustos 1999 depremi Marmara bölgesinde Üretim,
Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi. EMCDDA Türkiye Temas Noktası
Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi EMCDDA Türkiye Temas Noktası TUBİM Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyetlerini
Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu
Doğu Avrupa, Orta Asya ve Türkiye de İnsana Yakışır İstihdamın Geliştirilmesi Alena Nesporova Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktör Yardımcısı Uluslararası Çalışma Ofisi, Cenevre Sunumun yapısı Kriz öncesi
AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ
AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ Hazırlayan: Berna Özşar Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği AB, Mevzuat ve Projeler Birimi Uzmanı AVRUPA BİRLİĞİ SİGORTA MÜKTESEBAT REHBERİ TSRŞB Yayın
1. BÖLÜM KAVRAM, TARİHÇE VE KAVRAMLAR ARASI İLİŞKİLER BAĞLAMINDA KENDİ KADERİNİ TAYİN
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...V İÇİNDEKİLER...IX KISALTMALAR...XV GİRİŞ...1 1. BÖLÜM KAVRAM, TARİHÇE VE KAVRAMLAR ARASI İLİŞKİLER BAĞLAMINDA KENDİ KADERİNİ TAYİN I. KENDİ KADERİNİ TAYİNİN ANLAMI...5 A. Terim Sorunu...8
1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ. Ömer Faruk GÖRÇÜN
i 1979 İRAN İSLAM DEVRİMİ SONRASI TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ Ömer Faruk GÖRÇÜN ii Yayın No : 2005 Politika Dizisi: 1 1. Bası Ağustos 2008 - İSTANBUL ISBN 978-975 - 295-901 - 9 Copyright Bu kitabın bu basısı
ÇEVRE DENETİMİNDE KÜRESEL GÜNDEM VE EUROSAI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN DENETİMİ SEMİNERİ
YÜKSEK DENETİM DÜNYASINDAN HABERLER ÇEVRE DENETİMİNDE KÜRESEL GÜNDEM VE EUROSAI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN DENETİMİ SEMİNERİ ÇEVRE DENETİMİNDE KÜRESEL GÜNDEM VE EUROSAI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN DENETİMİ SEMİNERİ
Türkiye-Rusya ilişkilerinin son 16 yılı
On5yirmi5.com Türkiye-Rusya ilişkilerinin son 16 yılı Türkiye ve Rusya arasında son 16 yıldaki ilişkiler, bazı anlaşmazlıklara rağmen tarihin en iyi dönemi olarak kayıtlara geçti. Yayın Tarihi : 4 Aralık
AVRASYA İNCELEMELERİ MERKEZİ CENTER FOR EURASIAN STUDIES RUSYA/KARLOV: ŞİÖ KONUSUNDA KARAR ANKARA'NIN Bloomberght, 30 Kasım 2016
AVRASYA İNCELEMELERİ MERKEZİ CENTER FOR EURASIAN STUDIES RUSYA/KARLOV: ŞİÖ KONUSUNDA KARAR ANKARA'NIN - 01.12.2016 Bloomberght, 30 Kasım 2016 Rusya/Karlov: ŞİÖ konusunda karar Ankara'nın Rusya Büyükelçisi
TÜRKİYE - KATAR STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme
VİZYON BELGESİ (TASLAK) TÜRKİYE - KATAR STRATEJİK DİYALOG PROGRAMI Sivil Diplomasi Kapasite İnşası: Sektörel ve Finansal Derinleşme ( 2017-2021 Türkiye - Katar ) Türkiye; 80 milyonluk nüfusu, gelişerek
YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU
YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU Halkla İlişkiler Başkanlığı TA K D İ M Değerli; Ana Kademe, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK üyemiz, Bakan Yardımcımız, Milletvekilimiz, Ana Kademe, Kadın Kolları,
İZMİR TİCARET ODASI EKONOMİK KALKINMA VE İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ (OECD) TÜRKİYE EKONOMİK TAHMİN ÖZETİ 2017 RAPORU DEĞERLENDİRMESİ
İZMİR TİCARET ODASI EKONOMİK KALKINMA VE İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ (OECD) TÜRKİYE EKONOMİK TAHMİN ÖZETİ 2017 RAPORU DEĞERLENDİRMESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ MART 2018 Hazırlayan: Yağmur Özcan Uluslararası
www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Pratik - 1 2-10
www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk 1 İçindekiler Milletlerarası Hukuk Çift-İ.Ö. 2. Dönem - Part 5 Konu sayfa Pratik - 1 2-10 1 www.salthukuk.com facebook.com/salthukuk twitter.com/salt_hukuk
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNE AZERBAYCAN DAN BAKIŞ
15 TEMMUZ DARBE GIRIŞIMININ İSLAM COĞRAFYASINDA YANSIMALARI KONFERANSI 24-26 Ağustos 2016 Kütahya gesam.dpu.edu.tr 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNE AZERBAYCAN DAN BAKIŞ Araz ASLANLI 1 Türkiye Cumhuriyeti 15-16
Türkiye ve Ermenistan aras ndaki Yak nlaflma Süreci: Tarihsel Sorunlar ve Gelecek için Olanaklar
Türkiye ve Ermenistan aras ndaki Yak nlaflma Süreci: Tarihsel Sorunlar ve Gelecek için Olanaklar Leyla Tavflano lu Konuşmama Türkiye'yle Ermenistan ilişkilerinin yakın tarihini hatırlatmakla başlamak istiyorum.
Kafkasya da Etnik Grupların Boru Hatları Üzerindeki Etkisi
Kafkasya da Etnik Grupların Boru Hatları Üzerindeki Etkisi Onlarca etnik grubun yaşadığı Kafkasya bölgesi, kabaca Karadeniz ile Hazar Denizi arasında, İran, Türkiye ve Rusya nın kesiştiği bir noktada yer
ANAYASA HUKUKU DERSİ
ÇOKTAN SEÇMELİ SORULAR HİTİT ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ İKTİSAT BÖLÜMÜ ANAYASA HUKUKU DERSİ ARA SINAVI (11 Kasım 2010 Saat 15:00) 1- Avrupa modeli anayasa yargısıyla ilgili olarak
Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası
Doğu Afrika Jeopolitiği ve Türkiye nin Somali Politikası Mehmet Özkan, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETAV), İstanbul, 2014, 136 Sayfa. Hacı Mehmet BOYRAZ* 1998 yılında ilan edilen Türkiye
151 NOLU SÖZLEŞME KAMU HİZMETİNDE ÖRGÜTLENME HAKKININ KORUNMASI VE İSTİHDAM KOŞULLARININ BELİRLENMESİ YÖNTEMLERİNE İLİŞKİN SÖZLEŞME
151 NOLU SÖZLEŞME KAMU HİZMETİNDE ÖRGÜTLENME HAKKININ KORUNMASI VE İSTİHDAM KOŞULLARININ BELİRLENMESİ YÖNTEMLERİNE İLİŞKİN SÖZLEŞME ILO Kabul Tarihi: 7 Haziran 1978 Kanun Tarih ve Sayısı: 25 Kasım 1992
1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ 13 1.1.Türkiye Ekonomisine Tarihsel Bakış Açısı ve Nedenleri 14 1.2.Tarım Devriminden Sanayi Devrimine
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE HIRVATİSTAN CUMHURİYETİ ARASİNDA DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ANTLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN
- 820 - * TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE HIRVATİSTAN CUMHURİYETİ ARASİNDA DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ANTLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (Resmi Gazete ile yayımı: 14.6.1997 Sayı: 23019) Kanun
Filistin Sahnesinde Faal Olan Gruplara Karşı Filistin Halkının Tutumu (Anket)
Kamuoyu Yoklaması Filistin Sahnesinde Faal Olan Gruplara Karşı Filistin Halkının Tutumu (Anket) Vizyon Siyasi Kalkınma Merkezi Vizyon Siyasi Kalkınma Merkezi 2017 1 Filistin Sahnesinde Faal Olan Gruplara
6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU
STRATEJİK VİZYON BELGESİ ( TASLAK ) 6. İSLAM ÜLKELERİ DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU İslam Ülkelerinde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası ( 06-08 Mart 2015, Serena Hotel - İslamabad ) Güvenlik kavramı durağan değildir.
