KLASİK DÖNEM MÜZİĞİ. Kazım ÇAPACI
|
|
|
- Engin Kunt
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 Kazım ÇAPACI KLASİK DÖNEM MÜZİĞİ Klasik dönemin evreleri Müzikte klasisizm, XVIII. yüzyılın ikinci yarısı ile XIX. yüzyılın başlarını kapsayan dönem müziğini karakterize eden estetik eğilimi belirler. Sanatta klasisizm, dengeli ve tarafsız anlatımla birleşmiş yapı netliği demektir. Klasisizmin bir anlamı da kuramcılıktır. Klasik sözcüğü ayrıca, tartışılmaz örnek nitelikleri ile kavranan eserler ve onların yaratıcıları için kullanılır. Müzik tarihinde Bach ın ölüm tarihi olan 1750 den başlayarak Beethoven ın ölüm tarihi 1827 yılına kadar geçen dönem Klasik Dönem olarak tanımlanır. Klasik Dönem, yüzyıllar boyu değerini koruyan mükemmel ve klasik stil olarak adlandırılan müziklerin bestelendiği dönem olması açısından önem taşımaktadır. Klasik dönemde, uzun cümleli, süslü ve çokça kontpuantal yazıya dayalı Barok Çağ üslubu, yerini daha parlak, sade ve net bir sanata bırakmıştır. Bu üslup daha az dolgun, fakat daha akıcıdır. Kontrpuantal yazının yerini alan homophone yazı (armanoiye dayalı teknik), partilerden birinin daha belirgin olmasını gerektirmektedir. Yedili akorlara bile az rastlanan bu dönem armonisi oldukça sadedir. Kontrpuantal yazı ise tam olarak terkedilmedi. Gerek klasik dönemde, gerek daha sonraki dönemlerde usta bestecilerin elinde özellikle enstrümantal olarak kullanılan Chorale tekniği, tematik gelişimde derin bir anlatım aracı oldu. Klasik dönemde netlik endişesi her şeyin üstündedir. Müzik cümleleri yalın ve nettir. Temaların barok çağa göre daha kısa ve net olması, biçimsel uygulamaları da etkilemiştir. Preklasik dönemde, orkestraların tını, nüans, volüm, ritim kontrastları, anlatım özellikleriyle ilgili bütün sorunların, gelecek yüzyılında yararlanacağı şekilde deneysel çalışmalarla çözümlendiğini biliyoruz. Yalın ve kesin kuramlarla sonuçlanan bu çalışmalar, Klasik Dönem de orkestranın tek bir çalgı gibi kullanılabilmesine ve böyle algılanabilmesine olanak verdi. Ayrıca, çalgıların ses ve ritim özelliklerine göre kullanışı ve topluluklarda taşıdıkları sorumlulukların bilinçli ve yararlı bir tarzda belirli ölçülere bağlanmış olması, klasik dönemde virtüözitenin olağanüstü gelişmesine yol açtı. Orkestral kreşendo ve dekreşendo yaygınlaştı, anlatıma yumuşak ve esnek bir özellik kazandırdı. Klasik dönemin en önemli biçimi Senfoni dir. Bu biçimi bulan Alman bestecileri değildir. İtalya ve Fransa da operanın başında yer alan çalgı müziğinin geçirdiği evreler ve bağımsızlığa doğru evreler unutulmamalıdır. Ancak Mannheim Okulu nun çalışmaları, senfoninin geçek kişiliğini saptamış ve onu geliştirmiştir. Senfoni, klasik dönemin en önemli biçimi olduğundan ve Alman bestecileri de senfoniye mükemmel ve kesin biçimini 1
2 kzandırdıklarından dolayı Klasisizmin beşiği Almanya sayılır. Klasik Dönem bestecileri müzik dilinin herkesin anlayabileceği bir yalınlıkta olmasını istemişlerdir. Barok Döneminin aşırı süslemelerinden, karmaşık armonik yapısından farklı olarak zarif ve basit bir anlatım sitilini kullanmışlardır. Kullanılan çalgıların istenilen derin duyguları anlatmaya yetmeyen fiziksel yapıları yeni çalgılar arayışını başlatmış ve böylelikle piyano icat edilerek müzik sanatına kazandırılmıştır. Tarih içinden süzülerek gelen kalıcı değerlerin müziği anlamında kullanılan Klasik kavramı, özellikle Haydn ve Mozart ın olgunluk dönemi eserleri için kullanılır. İnsanların eşit ve özgür olması gerektiği yolundaki düşüncelerin yaygınlaşmasıyla Avrupa da başlayan Aydınlanma Felsefesi, Barok Dönemin son evresinde ortaya çıkan Rokoko, Almanların kendilerine özgü müzik stillerini geliştirmeye başlamalarıyla birlikte adını Alman edebiyatındaki bir romanın adından alan, sezgi ve duyguyu temel alan Fırtına ve Gerilim akımı da Klasik Dönemi hazırlayan öğelerdir. Bu dönemde operada gerçekleşen yenilikler, senfonik eserlerin filizlenmesi ve senfoni orkestrasının şekillenmesi büyük önem taşır. Müzikteki gelişmeler bestecilerin de yeni, farklı ve kusursuz eserler bestelemelerini sağlamış ve Klasik Dönemin sarsılmaz temeli oluşturulmuştur. İnsan yaşamının sanatla dolması ve yalnız soyluların değil halkın da sanatla buluşması gerektiği yolundaki düşünce sonucunda müzikte; biçim, armoni, ezgisel ve sözel yapıda yenilikler yapılmıştır. Bu dönemde besteciler Barok Dönemin karmaşık ve süslü ezgisel yapısından uzaklaşarak düzenli ve dengeli bir yapı oluşturmaya başlamışlardır. Halk ezgilerinden yararlanılarak bestelenen ezgilerin ön planda olması, yalın ve içten ezgilerin bestelenmesini Klasik Dönemi hazırlayan evreler sağlamıştır. A. Ön klasik evre ( ) a. Berlin okulu b. Mannheim okulu c. Viyana klasikleri B. Erken klasik evre ( ) C. Doruk klasik evre ( ) A.ÖN KLASİK EVRE ( ) Klasik Dönemin belli başlı tür ve tekniklerinin biçimlendirildiği evredir. Bu dönemdeki önemli sanat merkezleri; 2
3 a. Berlin Okulu Berlin deki müzisyenler kendisi de besteci olan Kral Büyük Friedrich in etrafında toplanmıştır. Klasik dönemin ilk çalışmalarını yapan besteciler, Bach ın iki oğlu Carl Philipp Emanuel Bach ve 1710 yılında yeni bulunan piyanoyu ilk kez halk önünde çalarak tanıtan Johann Christian Bach tır. Bu ekolde yapılan en önemli çalışma, konçerto formunun geliştirilmesi ve bas akorlarının özgürce ve daha geniş bir alanda kullanılmış olmasıdır. b. Mannheim Okulu Almanya nın Palatinate Eyaleti valisinin desteğiyle kurulan Mannheim Orkestrası na üye olarak katılan ve daha sonra orkestranın yöneticiliğine atanan usta kemancı Johann Stamitz ) yeni bir orkestra geleneği oluşturur. Müzik tarihinde ilk kez, bakır nefesli çalgılara orkestralarda yer verilmiştir. çalışmaları kapsayan evredir. Viyana, Avrupa nın en önemli sanat merkezlerinden biri olmuştur. B.ERKEN KLASİK EVRE ( ) Bu evre Haydn, Mozart ın gençlik dönemlerinde yazdıkları eserleri kapsar. Haydn, Mannheim bestecileri ve Viyana ön klasiklerinin yolunu izleyerek ilk quartet ve senfonilerini yazmış ve yenilikçi çalışmalar yapmıştır. Haydn ın müziğinden etkilenen Mozart bu dönemde onun çalgısal sitilini örnek alarak eserler vermiştir. Bu dönemde daha çok opera ve senfoni formu işlenmiştir. C.DORUK KLASİK EVRE ( ) Bu evre Haydn, Mozart ve Beethoven in olgunluk dönemlerine rastlar. Bu aşamada hemen hemen tüm orkestra çalgıları için özellikle konçerto formunda eserler yazılmış, oda müziği kavramı geliştirilmiş ve en güzel örnekleri verilmiştir. Orkestranın bütün çalgıları için konçertolar yazılmıştır. Kontrbas için yazılan konçerto, müzik tarihindeki tek örnektir. Senfoni biçimine menuet bölümü eklenerek bölümler üçten dörde çıkarılmıştır. Orkestra üyelerinin her biri zamanının ünlü bir bestecisi ve çalgısının da usta bir yorumcusudur. Tüm Avrupa da ses gürlüğünde ustalıkları ile üne kavuşan Mannheim Orkestrası nın yaptığı çalışmalar kendilerinden sonraki bestecilere ışık tutmuştur. c. Viyana Klasikleri Asıl Viyana Klasikleri sayılan Franz Joseph Haydn, Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig van Beethoven dan önce Viyana da çalışarak Viyana ya özgü sanat ve çalışma ortamını hazırlayan sanatçıların yaptıkları Klasik Dönemde Kullanılan Formlar Klasik Dönemde, Barok Döneminin uzun cümleli, süslü ve kontrpuana dayalı müziği, yerini daha parlak, sade ve net bir müziğe bırakmıştır. Bu dönemdeki temaların Barok Döneme göre daha kısa ve net olması biçimsel uygulamaları da etkilemiştir. Sonat, senfoni, konçertant senfoni, konçerto ve konçerto grosso en çok bestelenen formlar olmuştur. 3
4 SENFONİ Klasik Dönemden önce üç bölümlüyken bu dönemle birlikte dört bölümlü şekline ulaşmıştır. Klasik senfoni; 1. Allegro, 2. Andante, 3. Menuet, 4. Allegro bölümlerinden oluşur. SONAT Klasik dönemin en önemli çalgı müziği biçimidir. Klasik Dönemdeki sonat biçiminde her bölüm kendi içinde, 1. Serim (exposition) 2. Geliştirme (development) 3. Yeniden serim (reexposition) kurgusundadır. Bölümler çabuk-yavaş-çabuk tempodadır. KONÇERTANT SENFONİ Klasik Dönemin ikinci yarısında Parisli bestecilerin senfonik yapıta iki ya da üç solo enstrüman eklemeleriyle geliştirilmiş bir biçimdir. Konçerto grosso ve senfoni formunun bileşimi olarak bakılabilir. 4
5 KONÇERTO GROSSO Sözcük anlamı geniş konçertodur. Sonat formuna göre yazılmıştır. Solistler grubu ile orkestranın diyalogu üzerine kurulu eserdir. Kökleri Barok Dönem öncesine dayanan bu konçerto biçiminin en iyi örnekleri Vivaldi tarafından verilmiştir. KONÇERTO Konçertonun klasik biçimi XVII. yüzyıl sonlarında kesinlik kazanmış, piyano ve keman en çok konçerto yazılan çalgılar olmuştur. Klasik Dönem konçertoları tüm çalgıların birlikte çaldığı bölüm ile başlar. Birinci bölüm; sergi, gelişme, serginin tekrarı ve kısa bir coda (koda )ile tamamlanır. İkinci bölüm genelde lied formunda ve ağır tempoludur. Üçüncü bölüm hızlı tempolu ve rondo formundadır. Eserin sonunda orkestra temayı çalmadan önce solistin kadansı yer alır. ODA MÜZİĞİ TÜRLERİ Klasik Dönemle birlikte toplumun yeni yapısına göre oda müziğinin de yeni türleri gelişir. Viyana serenadı, divertimento, cassation, nocturne gibi neşeli, nükteli, canlı müzik biçimleri doğar. Oda müziğinde sonatlardan sonra quartet en gözde biçimdir. Tarihte ilk kez yaylı çalgılar quarteti halkla buluşur. Quartet genel olarak yaylı çalgılardan birinci keman, ikinci keman, viyola, çello ve kontrbas olmak üzere dört faklı çalgının birleşmesidir. 5
6 OPERALAR Klasik Dönemde operada Aydınlanma Çağı nın ürünü olarak net, kolay anlaşılır, doğal, uluslararası bir dile sahip ve dinleyene zevk verebilen özellikleri içeren operalar yazılmaya başlanmıştır. Opera seria (ciddi opera) içerisinde yer alan güldürü niteliğindeki bölümler (intermezzolar) daha çok kabul görmeye başlamıştır. Bunun sonucunda doğan Opera buffa (komik opera) türü eserler değişik ülkelerde değişik biçimler alarak Klasik Dönem boyunca etkinliğini korumuştur. Bohemyalı besteci Willibald von Gluck un İtalyan operasında yaptığı reformlar önem taşır. Gluck, operada müziğin, şiirin güzelliğini bozmayan bir yapıda yalın, yapay süslemelerden uzak olması gerektiğini düşünmüştür. Orfeo ve Euridice, Paris ve Helena, Alceste operalarıyla amaçladığı reformu gerçekleştirmiştir. Klasik Dönemde Kullanılan Çalgılar Klasik Dönemde piyano sesini duyurmaya başlamıştır. Barok Dönemin gözde çalgısı olan klavsen ses gürlüklerini; piyano- forte, crescendo, decrescendo gibi karşıtlıkları tam olarak veremediği için bu gürlüklerin verilebileceği bir çalgıya ihtiyaç duyulmuş ve 1710 yılında ilk piyano üretilerek piyano için konçertolar yazılmaya başlanmıştır. Piyano için ilk eser 1773 yılında Muzio Clementi tarafından yazılmıştır. Bu dönemde oda müziği toplulukları ilk kez halkla buluşmuş, senfoni orkestraları genişlemiştir. Günümüzde senfoni orkestrasında bestecinin yazdığı esere göre değişse de en az altmış müzisyen yer almaktadır. XVIII. yüzyılda ise senfoni orkestrası bugünkünden daha küçüktür. Örneğin Haydn ın senfoni orkestrasında yirmi beş yorumcu yer almıştır. Bu topluluk yaylı çalgılar, flüt, iki obua, iki fagot, iki korno ve bir de klavsenden oluşmuştur. Bu ilk orkestralarda temel çalgılar yaylılardan oluşmuştur. Üflemeli çalgılar dönemin sonlarında orkestrada sürekli yer alabilmişlerdir. Sonat ve oda müziğinin yeni türleri ortaya çıkmasıyla ilk kez yaylı ve üflemeli çalgılar bir araya gelmiştir. Klasik Dönemde piyano, keman ve çello için ikili (duo) ve üçlü (trio) sonatlar yazılmıştır. 6
7 Christoph Willibald GLUCK kadar ulaşamadı e kadar bu ülkede yazdığı 100 kadar eseri yönetti. Bu tarihte Londra dan çağrıldı. Yolunun Paris ten geçmesi, ona Rameau nun eserlerini dinleme fırsatı verdi. Londra da, Handel in bir zamanlar inatla savaştığı Haymarket Tiyatrosu için üç opera yazdı. Artık, en iyi Avrupa sahnelerinde Gluck un operaları sahneleniyordu de İmparatoriçe Marie-Therese tarafından Saray Tiyatrosu Besteciliği ne atandı. Bu, Bach ın öldüğü, 18 yaşında bir delikanlı olan Haydn ın büyük yokluklar içinde mesleğe başladığı yıldı yılından sonra Viyana'ya dönen Gluck, "Orfeo ed Euridice", "Alcaste", "Armida", "Iphigenia in Aulis" ve "Iphigenia in Tauris"i yazmıştır. Operada yaptığı yenilikler tüm Klasik Dönem boyunca geçerli olan uluslararası bir opera türü yaratmıştır. İlk yapıtları opera seria türündedir. İtalyan operasında reformun gerekliliğini savunarak yılları arasında yazdığı üç başyapıt ile reformcu amaçlarını kanıtlamıştır. 2 Temmuz 1714, Erasbach 15 Kasım 1787, Viyana. Alman besteci. Bohemya sınırından pek uzak olmayan Palatinat ta Weidenwang köyünde doğdu. Müziği Cizvitler okulunda öğrendi. Şan, şkavken, org ve keman derleri aldı. Müzisyenlik mesleğine Prag da başladı. Ününün zirvesindeyken Gluck, ani bir gelişme gösterdi. Operanın giderek bayağılaştığını düşünüyordu. Bu sanatı içine düştüğü krizden kurtaracak bir yol ararken Dramatik müzik sanatının ancak, metinden hareketle, Monteverdi nin fornülünün izleyerek kurtulabileceğini anladı: Sözler ustalıklı olmalı, melodinin esiri değil Ailesinin ormancı olmasından dolayı çocukluğunu çeşitli şehir ve kasabalarda geçirdi. 1727'de Komotau'da ilk müzik derslerini almaya başladı, yılları arasında Prag'da çağın ünlü bestecileriyle beraber çalıştı. Chernohosky den aldığı keman dersleri sanatında ilerlemesini sağladı da Prens von Lobkowitz'in desteğiyle Viyana ya gitti. Bir konserde tanıtıldığı Prens Melzi ile İtalya ya gitmeye karar verdi. Milano da besteci Sammartini ile çalıştı de lirik drama yöneldi. Milano Tiyatrosu için "Artaserse" adlı ilk operasını besteledi, 1746'da Londra'ya geçti, birbiri ardına verdiği operalarla ün sağladı. Ancak, bu partisyonlarıdan hiçbiri günümüze Gluck, bu eski ideale dönerken, operaya üstün bir moral anlam vermek, onu daha soylu ve evrensel kılmak istedi. Düşlediği ortağı Calsabigi de buldu. İtalyan ozan Raniero de Calsabigi 1761 de Viyana ya gelerek Gluck la tanışmıştı. Yetenekleriyle, Gluck un temel anlayışını sezinliyor ve yazdığı metinlerde somutlaştırıyordu. İki ortak, geniş bir reform hareketine giriştiler. Eski Grek trajedisinin ince bir idealin hizmetine konmuş, 7
8 alabildiğine insani kaynaklarına kadar indiler. Konusu daha önce de birkaç kez müzik haline getirilmiş Orphée ile Alceste operaları bu köklü reformun ilk aşaması oldular. Ancak İtalyan stilini tanıyan halk, bu yeni fikirlerden bir şey anlamıyordu. Gluck, Paris e dönmeye karar verdi. Orada Lully ve Rameau, Fransız müziğini bel canto nun esaretinden kurtarmaya çalışmışlardı. Eski Bouffon lar savaşı Sein kıyılarında yeniden canlandı. Bu kez Gluck çularla, Paris te İtalyan zevkinin tensilcisi olan Piccini ciler arasında, Kral ve Madam Pompadaur Gluck un yanında yer aldılar. Kraliçe Ve Jean-Jacques Rousseau ise karşı taraftaydılar. Amatör bir müzisyen olan Cenevreli Filozof şöyle yazıyordu: Fransızların müziği yok. Olmayacak da onlar için ne kadar kötü Çokça entrikanın yer aldığı bu ünlü kavgada, Gluck çularla öfkeli Piccini ciler arasında kanlı sokak çatışmaları bile yapıldı. Sonunda Gluck, iki şaheserle zafer kazandı: Ifigenia Aulide de ve Ifigenia Tauride de. Gluck, Fransızlara, Fransız Operası nın nasıl olması grektiği konusunda önemli bir örnek ortaya koymuştur de Viyana ya dönerek mesleğinde gerçek bir aşama yaptı. Viyana nın birçok düzenli orkestrası vardı. Bunlar, abonman seri konserleri veriyorlardır. (Abonman da konserlerine yüz yıl önce İngiltere de, 1727 den başlayarak da Spritüel Konserleri adıyla Paris te rastlanır). Viyana Orkestrası, MAnnheim kökenli yeni bir tekniğe sahipti. Yeni besteciler, orkestraların biçimlenmesini gözetiyor, senfonik eserler besteliyorlardı. Bu hareketin başında, yetenekli bir orkestra şefi vardı: Bohemya dan gelmiş olan Johann Stamitz ( ). Stamitz, sonat ve senfoniye büyük bir gelişim sağlamıştı. Bu çalışmalar, Manheim Okulu nu şekillendirdi. Orkestralar, geleceğin klaiklerinin eserlerini yorumlayacak mükemmel bir düzeye getirildi. Tını, volüm, nüans, renk bileşimleri sorunları halledildi. Orkestrl kreşendonun ilk kez kullanılışı, piano ve fortelerin alterasyonlarındaki sert ve keskin etkiyi ortadan kaldırmış oldu. Bütün bu ilerlemeler, Viyanalıların zevki ile olgunlaşmıştı. Onlar, Gluck un reformunu tamamen kabul etmemekle beraber, onu beğenmekten kendilerini alamıyorlardı. Eğlenmek istedikleri zamansa, akşamı bir İtalyan Tiyatrosu nda geçiriyorlardı. Gluck, 1787 de öldü. Mezarı, Viyana nın müzik kenti olarak zafere doğru yükselişinin kanıtı oln ilk müzisyendi. O yıl, Haydnn 55 yaşındaydı. Mozart ın 35 yıllık yaşamının tamamlamasına 4 yıl kalmıştı. 5 yıl sonra devrimci bir deha Viyana müziğini lt üst etmek için Ren ülkesini terk edecekti: Beethoven, Tuna kıyısındaki müzik merkezine yerleşiyordu. Ve 10 yıl sonra Viyana nın uzak bir mahellesinde Lied in büyük yaratıcısı dünyaya gelecekti: Franz Schubert. 8
9 Muzio CLEMENTİ ve doğaçlama yapmıştı. Yarışın sonunda bir galibi açıklanmadı ama bu hadise iki sanatçıda iz bırakmıştı. Mozart, babasına yazdığı mektuplarda Clementi'den "şarlatan" diye bahsederken, Clementi hep Mozart'ı övmüştür. Piyano öğretmenliğinden elde ettiği gelir ona piyano yapımı işine girmek için gerekli sermayeyi sağladı. Hayatının geri kalanında vaktinin büyük kısmını müzik yayımcılığı ve piyano üretimine ayırdı yıllarında Franz Joseph Haydn'ın İngiltere'ye gelişi Clementi'yi olumsuz etkilemişti. Bir besteci olarak Haydn'ın müziği ile rekabet edemiyordu ve Haydn'ın İngiltere'ye her gelişi, Clementi'nin müziğine olan ilgiyi azaltıyordu, yine de bestelemeyi bırakmadı. Öte yandan yayımcılık ve piyano üretimi işi iyi gitmekteydi. Avrupa'yı gezerek hem bestelerini hem de piyanolarını tanıtmaya çalıştı ve 1810 yılında kadar yeniden İngiltere'ye dönüp yerleşmedi. Muzio Clementi (Mutius Philippus Vincentius Franciscus Xaverius Clementi)(d. 23 Ocak ö. 10 Mart 1832), modern piyano tekniğinin babası olarak adılan İtalyan asıllı İngiliz besteci. Mozart ve Beethoven gibi büyük bestecilerin çağdaşı olması onun besteci olarak ününü gölgelemişse de piano müziği alanında özelikle de sonat formunun gelişiminde büyük yeri vardır. Clementi sonatinaları (küçük sonatlar) halen tüm dünyada piyano öğrencileri tarafından çalınmaktadır. Etkisi, çağının çok ötesine uzanmış bir sanatçıdır de kendisinin bir hayranı olan Beethoven, müziğinin İngiltere'deki tüm yayın haklarını ona verdi. Clementi'nin müzik tarihinde bestecilik özelliğinin yanı sıra Beethoven'ın eserlerinin yayımcısı ve yorumlaycısı olarak da yeri önemlidir. Beethoven'ın hayatının geri kalanında özellikle oda müziği alanında İngiliz pazarına yönelik eserler üretmesinin nedeni yayımcısının orada bulunması ile açıklanabilir. 1817'de Gradus ad Parnassum'u besteledi. Bu eser, günümüzde halen piyanistler tarafından egzersiz amacıyla kullanılmaktadır. 1779'da yayımladığı 6 piyano sonatı ile ün kazanmıştır. Bu eserler müzik dünyasında piyano sonatı ile klavsen sonatının birbirinden ayrılmasını sağlamıştır. iki bölümlü olan klasik İtalyan sonatlarına üçüncü bölümü ekleyecek sonat yazımına yenilik getirmiştir. Ününü duyuan İmparator 2. Josef, dönemin bir başka üstün yetenekli virtüöz-bestecisi olan Mozart ile ikisi arasında bir yarışma düzenledi. 24 Aralık 1781 günü düzenlen yarışta her iki sanatçı da kendi eserlerini çalmış 9
10 Franz Joseph HAYDN Altı yaşındayken eğitimini babasının kuzenlerinden biri üstlendi. Ailesi onu, 6 yaşında iken bir koroya katılmak üzere Viyana'ya gönderdi. Haydn, okuma-yazma yanında, keman ve trompet çalmayı öğrendi ta Rohreau ya Viyana St. Etienne Katedt-rali Chapelle Ustası George Reutte geldi. Haydn ın sesini dinledikten sonra onu Viyana ya götürmeye karar verdi. Böylece, St. Etienne Korosundaki çalışmaları Haydn ı bestecilik mesleğine götüren tek eğitim oldu. 17 yaşında ses değişimine uğradıktan sonra korodan çıkarıldı. Besteci olma yolundaki savaşına sokaktan başladı. Balolarda keman çalarak, nota kopya ederek, sayısız gecesini açık havada geçirerek kendi kendisini yetiştirdi. Fux, MAttheson, C.P.Emanuel Bach ın müzik yazılarını etüd etti. Franz Joseph Haydn ın Ressam Thomas Hardy tarafından yapılan bir portesi Franz Joseph Haydn (31 Mart 1732; Rohrau, Aşağı Avusturya - 31 Mayıs 1809; Viyana) Klasik dönemin ünlü Avusturyalı bestecisi. Hem Mozart ı hem Beethoven ı etkilemiştir. Müzik tarihinin en uzun yaşayan bestecilerindendir ( ). Tarhte Viyana Klasikleri olarak bilinen üç büyük bestecinin ilkidir. Klasik Dönemin senfoni ve yaylı çalgılar kuarteti geleneğini yerleştirmiştir. Koral yapıtları ile her dönemde ölçüt olmuş bir sanatçıdır. Londra senfonileri adlı en ünlü senfonilerindeki beklenmeyen buluşlar, güçlü senkoplar, ani kreşendolar dramatik çelişkiler ve modülasyonlarla Beethoven ın ruhsal yönden önderi sayılmıştır. Baba Haydn olarak bilinir. En çok senfoni türündeki eserleriyle tanınır. Bu türde 104 eser vermiştir. Aşağı Avusturya'nın Rohrau kentinde doğan Haydn, yoksul bir ailenin çocuğuydu. Arabacılıkla geçinen babası, amatör bir müzisyendi. Aşçı olan nannesi de olağanüstü bir sese sahipti de, Komedi Tiyatrosu nun şarkıcılarından olan Felix Kurz, Haydn ın küçük bir serenadını dinledikten sonra ona bir komik opera sipariş etti. Haydn ın bestelediği Topal Şeytan adlı komik opera, ertesi yıl sahnelendi. O günlerde, ünlü librettist Métastasio ile tanıştı. Onun yardımıyla İtalyan besteci Biccolo Porpora nın yanında iş buldu ve şan öğrencilerine klavsenle eşlik etmeye başladı. Kendisine bir oda kiralayabilecek duruma gelince Keller adında bir perukacının evine pansiyoner olarak yerleşti. Evin küçük kızına aşık oldu. Genç kız manastıra girince büyüğü ile evlendi. Bu evlilik, Haydn ın en büyük hatası ve mutsuzluğu oldu. Bütün müzik yazarları, gerçekleri göremeyen, kıskanç, gururlu, fırsatçı ve 40 yıl boyunca iyi huyunu değiştiremediği kocasına hükmeden Anna- Alloysia Keller in kötü bir eş olduğunda birleşirler. Haydn ın gençlik eserleri hem pratik, hem de teorik yönden yetersizdir. Kararlılığın, sıkkı çalışmanın ve yeteneklerinin yardımıyla, teknik ve estetik kuralları kendi kendine öğrendi. Porpora nın onu götürdüğü Mannersdorf les-bains de Gluck ve Baron de Fürnberg ile tanıştı. İlk meseni Fürnberg oldu. Baronun orkestrasına viyolonselci olarak girdi. Oradan, Kont Maximilien von Morzin in hizmetinde küçük bir orkestranın başına geçti. Genç Haydn, burada kısa senfoniler ve divertinemtolar yazdı. 10
11 Mozart la büyük dostlukları 1781 de başladı te Mozart ın kendisine adadığı yaylılar dörtlülerini dinledikten sonra babasına şunları söyledi: Tanrı önünde, şerefim üzerine yemin ederek size şunu söyleyeyim ki, oğlunuzdan daha büyük bir besteci ne tanıdım, ne de adını duydum. Genç Mozart da: Bu, yerine getirdiğim bir borç. Çünkü, yazı sanatının sırlarını bana öğreten Haydn dır. Diyordu. 1761'de, toprakları Macaristan a kadar uzanan güçlü bir prens olan Esterházy ailesinin yanına ikinci kapelmeister olarak girdi de Prens Paul-Antoine ölünce, yerine kardeşi Nicholas geçti. Prens Nicholas iyi bir çellist ve tutkulu bir müzikseverdi. Haydn la çabuk dost oldular te Prens, Paris yolculuğunun ardından Neustedler Gölü nün güney kıyısında Versille stilinde bir saray inşa ettirdi. Yazın Nicholas ın sarayı oraya taşındı ve peş peşe kutlamalar yapıldı. Haydn aralıksız besteliyordu: senfoniler, kuartetler, operalar, operetler 1766 da birince kapelmeister olan Haydn, yaşamının büyük bölümünü orada geçirdi. Zamanının en iyi topluluklarından biri olan 30 kişilik bir orkestra kurdu. Anlaşma gereğince bu orkestra için sürekli eser verdi. Orkestra partilerini kendi kopya eder, orkestrayı çalıştırır, Pazar günleri de konser verirdi. Bayram günleri, uzaktan ve yakından gelen konuklara tekrarlanan bu konserlere İmparatoriçe de sık sık gelir, bu yetenekli müzisyenlere hayranlığını ifade ederdi. Yaşamının 30 yıldan fazlasını bu soylu aileye hizmet ederek geçirdi. Diğer bestecilerden ve müzik çevrelerinden uzak oluşu, onun yaratıcılığını ortaya çıkardı, ününün yayılmasına ise engel olmadı. 1780'lerde besteleri tüm Avrupa da çalınmaktaydı. Ününden ötürü çeşitli yerlere davet edilir ve davet edildiği şehirde ilk kez çalınmak üzere bir eser bestelemesi istenirdi. Bu şekilde yazdığı Paris Senfonileri ve Londra Senfonileri en çok bilinenleridir. Yaylı dörtlüleri için yazdığı eserlerde de kendinden öncekilerden farklı olarak her çalgıya eşit rol vererek yenilik getirmiş ve bu düşüncesiyle Mozart ı etkileyerek Haydn a adanmış altı kuartet bestelemesine neden olmuştur. Beethoven ın ilk dönem eserlerinde de Haydn etkisi görülür. Haydn ve Mozart'ın 1781 de başlayan arkadaşlıkları yıllarca sürmüştür. Beethoven a ise Esterhazy sarayında özel ders vermiştir. 100 kadar senfoni, çok sayıda konçerto, oda müziği eserleri, 40 sonat, şarkılar, oratoryolar bestelemiştir. Nichoas Esterhazy, 1790 da öldü. Onun yerine geçen II. Nicholas, şapeli kaldırdı. Haydn, Esterházy ailesinin müziksever üyesi Prens Nicholas öldükten sonra emekli oldu ve daha önce Viyana ya kadar gitmesine bile izin verilmeyen ortamdan kurtulup seyahat özgürlüğüne kavuştu. Serbest kaldıktan sonra da ücretini almaya devam etti ve unvanını korudu. Haydn ın ünü Avrupa ya yayılmıştı. Paris ten 6 senfoni sipariş edildi. İki defa İngiltere ye gitti. İlkinde, İngiltere den Jean Pierre Salomon adlı bir emprezaryonun teklifini kabul ederek Londra ya gitti. İngilizlerin başkenti, onu heyecanla karşıladı. Anlaşma 11
12 gereği, 1 opera, 6 senfoni (Mo: 93-98) ve 20 değişik parça besteledi. Handel öleli 30 yıl oluyordu. Haydn, Westminister Kilisesi nde Handel Festivali ne katıldı. Oxford Üniversitesi nden fahri doktor unvanını aldı. Rektör, söylevinde onun dünyanın en büyük bestecisi olduğunu söyledi. Haydn bu şerefi reddetti: Kendisini ve bütün öteki bestecileri geçen bir kişinin var olduğunu söyledi. Bu usta, Viyana da oturuyordu ve adı Mozart tı. İngilizler, yüce konuklarının alçak gönüllülük gösterdiğini düşündüler. Çeyrek asır önce vatanlarında defne dalları ile bezedikleri harika çocuğu çoktan unutmuşlardı. Haydn, 1791 yılının Aralık ayında, Mozart ın ölüm haberini aldığından Londra daydı. Yaradılış ın konusu İncil den alınmıştır. Mevsimler ise, din dışı oratoryolarındandır. Kuşkusuz, Londra daki Handel in ünlü Messiah Oratoryosu nu dinlemek onu hayli heyecanlandırmıştır. Bu duyarlılığı yansıtan her iki eser de Haydn ın yaratıcı gücünü yaşlılıkta da koruduğunu ve alıştığı biçimler yerine yeni biçimlere yöneldiğini göstermek bakımından dikkate değer. Verimli ve yararlı yaşamının sonuna gelen Baba Haydn ın silueti artık Viyana nın en popüler görüntülerinden biri olmuştur. Ateşli vatansever Haydn, Fransızların işgalini ve İmparatorun sürülüşünü gördü. Ulusal Hymne sini bu sırada bestedi. 27 Mayıs 1808 de halka son kez göründü. Yaradılışın seslendirilişi sırasında bitkin görünüyordu. 31 Mayıs 1808/1809 da Viyana'da öldü. Cenazesinde, Haydn ın bütün müzisyenlerin en büyüğü saydığı, 17 yıl önce ölmüş olan bir dahi, Mozart tarafından bestelenmiş olan Requiem çalındı. Londra ve Oxford senfonileri, Haydn ın yaratıcı gücünün örnekleridir. Londra dönüşünde Bonn da Haydn a önüne birkaç müzikal eskiz koyan genç bir adamı tanıttılar. Haydn, onu yüreklendirdi ve Viyana ya gelirse kendisine besteciliğin sırlarını öğreteceğine söz verdi. Genç müzisyen hemen Viyana ya geldi. Haydn ın yanındaki çalışması kısa süreli ve az tatmin edici oldu. Bu, iki kuşağın, Haydn ve Beethoven in birbirini anlamadan çalışmasıdır. Haydn ın müziğini anlamak için yaşadığı çağa eğilmek gerekir. Bu, pudralı perukların, kusursuz biçimlerin, aşırı derecede düzenli hareketlerin, törenci ruhların çağıdır. Dengesi, ileride Romantik Stili karakterize edecek olan parıltılarla, iyice vurgulanmış ve kişiselleştirilmiş duyarlılıklarla bozulmamıştır. Haydn, arasındaki İkinci Londra ziyareti için 6 senfoni siparişi daha almıştı (No: ). Bu ekz başarı daha da büyük oldu. İngilizler Haydn a kucak açmaya hazırdılar, ama Haydn Avusturya yı terk etmeyi düşünmüyordu. Vatanına dönüşünde iki büyük eser verdi: Yaradılış (1798) ve Mevsimler (1804) Oratorioları 12
13 Bununla beraber, Haydn ın eserlerindeki lirik pasajlarda hiçbir insani duygunun yabancı kalamayacağı sıcak bir yüreğin çarptığı hissedilir. Haydn, çağının üzerinde yaşadı. Sayısız yenilikleri vardır ritmik buluşları ve gelişim bölümlerinde bunları işleyişi işe Beethoven i düşündürür. Ancak, müziği devrimci değildir. Yavaşça ve taş taş, Haydn eserini hazırlamıştır. Bazı özellikler, bize ondaki romantik düşüncenin varlığını duyurur. Saray müziğini aşan oratoryoları yeni bir çağın habercisidir. Haydn ın eserlerini inceleyenler, orada aydınlık ve mantıklı bir inşa tarzının, yalın ve doğrudan bir melodik anlatım sanatının, usta işi bir gelişim tekniğinin sırlarını bulur. Hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak kadar sağlam bir işçilik örneği verdiği alan kuşkusuz senfoni ve oda müziği alanıdır. Bestelediği konser aryaları, 14 missa, 24 opera ve operetlerinde ortaya koyduğu ezgisel ilhamı, her şeyin üstündedir. Çünkü Haydn, sözcüklerin kendisine yol göstermesine izin vermez. Bir metni izleme isteği, sık sık ezgisel serbesti arzusu ile tıkanıp silinir. Aksine, sözcüklerin zorlamasına boyun eğerek, onların bildirisini daha yakından izlediği zaman, müzikal aktarımı yapaylaşır, biçimci ve heyecansız kalır. Yaradılış ve Mevsimler Oratoryolarında görüldüğü gibi İsa nın yedi sözü oratoryosunda önce bütün eserin saf bir senfonik versiyonunu yazmış, sonradan oraya tamamlayıcı koral partileri eklemiştir. Hiçbir şey, Haydn ın anti-lirik yaradılışını bundan daha iyi gösteremez. Saf müzik yazısı yaradılışına olağanüstü uygundur. 104 senfoni, 15 opera uvertürü, 77 yaylılar dörtlüsü, 20 klavsen konçertosu, 75 trio, 33 sonat bunun kanıtlarıdır. Bütün bu eserlerdeki duruluk, incelik ve zarafet, Haydn ın müziğinin belirgin karakterlerini verir. Bunlar, Mozart la akraba niteliklerdir. Aynı hafif ve net hat, aynı gülen akıcı anlatım tarzı, aynı ezgisel saflık, aynı espri canlılığı Benzerlik o kadar çarpıcıdır ki, bazen eserlerinin Mozart a atfedildiği olur. Ancak, bütün bu benzerliklerin arkasında, Mozart ın eserlerinde, neredeyse hüznü çağrıştıran zarif iç dökmelerdeki duyarlılık, Veda Senfonisi nin usta yazarının sakin ve yumuşak netliğinden ayrılır. Haydn ın entelektüel dengesi ve güçlü moral sağlığı, çoğu kez eleştirilere neden olmuştur. Sanatının, burjuva sanatı olarak nitelenmiş olması ve ondaki şiirsel ögelerin sıradanmış gibi gösterilmesi haksızlıktır. Haydn, müzik sanatının edebiyatla henüz paralellik kurmadığı bir dönemde çağının özelliklerini, sağlam sanatçı içgüdüsü ve kusursuz tekniğiyle yansıtmayı başarmıştır. Eserlerinin çoğunun hikâyesi vardır. 45 numaralı senfonisi, Veda Senfonisi olarak bilinir. Eserin dördüncü bölümünde 2 ya da 3 müzisyen kendi bölümlerini bitirir ve müzik halâ devam ederken sahneyi terk eder; bu, sahnede şef ve tek bir kemancı kalana kadar sürer. Bu senfonide Haydn ve müzisyen arkadaşlarının kış mevsiminde şehirdeki ailelerinin yanına dönmek istediklerini Prens Esterházy e anlatmak istedikleri hikâye edilir. Prens mesajı almış ve onlara izin vermiştir. Sürpriz Senfonisi denilen 94 numaralı senfonisini ise akşam yemeği sonrasındaki konserlerde dinleyicilerinin çoğunun uyuduğunu anladığında bestelediği söylenir. Haydn ın çoğu senfonisi gibi canlı birinci bölümle başlayıp; yumuşak, yavaş tempolu ikinci bölümle devam eden senfoni, dinleyicilerin uykuya daldığı sırada davullar ve çok yüksek sesli telli çalgıların melodisi ile onları uyandırır. 13
14 Eczacı (Lo speziale II Mondo della Luna-1779 L'isola disabitata-1779 La fedelta premiata-1780 Armida-1783 Lé Enessé-2010 Haydn'ın kafasını kim kesti? Her Alman, Joseph Haydn'ı "Alman Milli Marşı" melodisinin yaratıcısı olarak bilir. Haydn'ın kafasının kesildiğini bilen pek yoktur. "Kafka İle Konuşmalar" kitabında Franz Kafka, Haydn'ın beste yapmadan önce özel hazırlanmış pudralı bir peruk taktığından söz etmektedir. Hastalıkları (Jasna Pucarin-Cvetkovi, 2011). Çiçek hastalığı skarları Nazal polipozis İlerleyici unutkanlık Depresyon Diffüz ateroskleroz ve konjestif kalp yetmezliği yürüme güçlüğü ve bacaklarında şişlik vardı Subkortikal vasküler ansefalopati Başlıca Eserleri Haydn, çirkin mi çirkin, utangaç biriydi. Henüz otuzundayken, herkes tarafından "Haydn Baba" lakabı kendisine reva görülmüştü. Evliliği başından beri felaketti. Bir peruk ustasının huysuz kızı, pasta yaparken Haydn'ın müsveddelerini tepsilerine sererdi. Haydn ondan yakınırdı: Kalitesiz biri. Kocası kunduracı mı yoksa sanatçı mı, umrunda değil! Tarih 31 Mayıs 1809'u gösterdiği sabah Haydn ölmüştü. Stephan Katedrali ndeki resmi törende, Mozart'ın Requiem'iyle Viyana, en önemli oğullarından birine daha veda etti. Haydn, Hundsthurm Mezarlığı'nda ebedi istiratgahına kavuştu yılında, Haydn'ın ölümünün üzerinden on bir yıl geçmişti. Haydn'ın naaşı defnedildiği yerden başka yere taşınmak için çıkarıldı. Oradaki herkesi dehşete düşüren bir şey vardı ki, o da başının eksik olduğu! Biri Haydn'ın kafasını kesmişti. Tetkikler sonucunda ceset katılaşmadan birkaç gün, hatta birkaç saat önce başının gövdesinden ayrıldığı sonucuna varıldı. Franz Joseph Haydn, hayatı boyunca 800'ün üzerinde besteye imza atmış, bunların yanında 450'nin üzerinde şarkının düzenlemesini yapmış klasik müzik tarihinin en verimli sanatçılarından biridir. Oratoryoları Die sieben letzten Worte unseres Erlösers am Kreuz 1796 Die Schöpfung 1798 Die Jahreszeiten 1780 Operaları La Canterina
15 Deliller, Nepomuk Peter adındaki bir adama çıkıyordu. Bu adam tuhaf hobileriyle nam salmıştı, ölülerin kafataslarını topluyordu. Nepomuk Peter verdiği ifadede, definden bir hafta sonra arkadaşı Rosenbaum'la beraber Haydn'ın tabutunu açtığını belirtti. Kafatasının üzerinde birtakım ölçüm işleri yaptı. Çünkü Nepomuk Peter, bir insanın ruhsal maharetleri ile kafatası biçimi arasında dolaysız bir ilişkinin bulunduğunu savunan Franz Joseph Gall ismindeki hekimin büyük bir hayranıydı... Ancak polis, Haydn'ın başını Rosenbaum'un evinde bulamadı. Ölüm döşeğindeyken Rosenbaum, kafatasının kendisinde olduğunu itiraf etti. Bunun üzerine kafatası 1954'te Haydn'ın başı törenle yeniden gömüldü... 15
16 Michael HAYDN Michael Haydn ın, dönemin din dışı ses müziğine katkıları dikkate değer. Üç oratoryosnunun ( ), bu bakımdan özel bir yeri vardır. 52 senfoni, serenadlar, divertimentolar, 30 yaylılar dörtlüsü, beşliler, 5 konçerto, org eserleri, çeşitli enstrüman parçaları, a capella koro parçaları, çeşitli dini partisyonlar ve birkaç operasıyla yarım yüzyıla yakın süre usta müzisyen ve eğitimci olarak mesleğini tamamlamıştır. Genç Mozart için iyi bir rehber, güvenilir bir dost olmuştur. 14 Eylül Ağustos 1808 Avusturyalı klasik dönem bestecisi. Joseph Haydn ın küçük kardeşi. Abisi Joseph gibi yeteneğini ortaya koyunca, te Viyana St. Etien Katedrali korosuna katıldı de Grosswardein Piskoposluğu şapel urtası oldu. Beş yıl sonra Salzburg Piskoposu Benedictin Kilisesi ve ST. Pierre Kilisesi ne şapel ustası ve orgcu olarak atandı den itibaren, ölümüne kadar Salzburg da yaşadı. Görevi nedeniyle, din dışı eserlere abisinden daha az yanaştı. Eserleri doğal olarak İtalyan anlayışının dışında değildir. Da Capo Aria yı o da kullanmıştır. 34 Latin missası ile 12 Alman missasının kaliteleri kuşkuya yer bırakmayacak değerdedir. Bunlar, dil yönünden, Joseph Haydn da olduğu gibi, din dışı müzikle yakınlık gösterirler. Motet ve missaları, XVIII. yüzyıl dini kompozisyon tarzının en saf geleneklerine uygundur. Her iki kardeşin de derin dini inançları vardı. Dini eserleri sık sık din dışı sanatın görüntülerini yansıtıyorsa da bunu çağın anlayışına bağlamak yerinde olur. 16
17 Antonio SALİERİ 18 Ağustos 1750, Verona, İtalya 7 Mayıs 1825, Viyana. Aslen İtalyan olmakla beraber, orta yaşlarında Avusturya Krallığı na bağlı bir müzisyendi. Avusturya Imparatoru II. Joseph döneminde Viyana sarayinda Kapellmeister olmuştur. Bilinenin aksine kendi döneminde Mozart'a rağmen en iyi besteci ve müzisyen olarak görülüyordu. Çünkü "dahi çocuk Mozart" çocukluktan çıkmıştı, eskisinden daha iyi besteler yapsa da elit kesimden eskisi kadar ilgiyi göremiyordu. Ve bu sırada saray kapellmeisteri Salieri daha çok ilgi görüyordu. Bunu öğrenci sayılarından da görebiliriz. Franz Liszt ve Schubert'in hocasıydı. Mozart'ı bir zehir ile öldürdüğü iddia edilmektedir. Operaları La vestale Le donne letterate L'amore innocente Don Chisciotte alle nozze di Gamace La moda ossia scompigli domestici Armida La fiera di Venezia Il barone di Rocca antica La secchia rapita La locandiera La calamita de' cuori La finta scema Daliso e Delmita L'Europa riconosciuta La scuola de' gelosi La partenza inaspettata Il talismano; Giacomo Rust ile birlikte ( ) La dama pastorella Der Rauchfangkehrer oder Die unentbehrlichen Verräther ihrer Herrschaften aus Eigennutz Semiramide Les Danaïdes Il ricco d'un giorno La grotta di Trofonio Prima la musica e poi le parole (Önce Müzik Sonra Söz) Les Horaces Tarare Axur re d'ormus Cublai gran kan de' Tartari Il pastor fido La cifra Catilina Il mondo alla rovescia Eraclito e Democrito Palmira regina di Persia Il moro I tre filosofi Falstaff ossia Le tre burle Cesare in Farmacusa L'Angiolina ossia Il matrimonio per Susurro Annibale in Capua La bella selvaggia Die Neger Così fan tutte Die Generalprobe Das Posthaus Orkestra eserleri 1770 Re Major Konçerto (Uclukoncerto), Keman, oboa, viyolonsel ve orkestra 1773 Do Konçerto, Org ve orkestra 1773 Do Major Konçerto, Piyano ve orkestra 1773 Si-Bemol Major Konçerto, Piyano ve orkestra 1774 Do Major Konçerto, Pikoloflüt, obua ve orkestra 1775 Re Major Sinfonia "Il giorno onomastico" Orkestra 1777 Sol Major Konçerto (Concertino da camera), Pikoloflut ve yaylı çalgılar orkestrası 1815 "La Follia di Spagna" üzerinde 26 varyasyon, büyük orkestra Re Major "Sinfonia "Veneziana", Orkestra Si-Bemol Major Sinfonia "La Tempesta di Mare", Orkestra 17
18 Wolfgang Amadeus MOZART Müzikte erken yaşta gelişmişlerin belki de en mükemmeli olan Mozart, üç yaşındayken babasının klavseninde tierslerle egzersizler oluşturarak saatlerini geçiriyordu. Altı yalındayken 4 menuet ve 1 onat bölümü besteledi. Babasından aldığı sağlam eğitim yanında, gerekli müzik ilişkileri ve etkilerinden zamanında yararlandırılması sayesinde dehası onu ölünceye dek bırakmadı. Gezi yılları Leopold Mozart, çocuklarının şaşırtıcı yeteneklerimi sergileyecek olan Orta Avrupa turnesi ile işe başladı. Viyana da imparatora çalarak hayranlığını kazanan 6 yaşındaki müzisyenin, İmparatoriçenin dizlerine tırmanarak övgülerini dinlemesi herkese ilginç geliyordu. İlk yıllarında birçok Avrupa gezisine çıktı. Bunlardan ilki Bavyera Elektörlüğü nün başkenti Münih te, Bavyera Kurfüstü (Elektör prensi) 3. Maximillian'ın sarayında verdiği konserdir. Aynı yıl Prag ve Viyana'da da imparatorluk saraylarında konser vermiştir. Johannes Chrysostomus Wolfgangus Theophilus Mozart 27 Ocak 1756, Salzburg, Avusturya 5 Aralık 1791, Viyana. Klasik Batı Müziği nin en üretken, en etkili bestecilerinden biridir. Eserleri, senfonileri, konçertoları, oda orkestralarını, piyanoyu, operayı ve korolu müzikleri etkilemiştir. 35 yıllık ömrüne 626 eser sığdırmıştır. Avrupalı bestecilerin en popülerlerinden biridir ve birçok eseri standart konser repertuarlarında kullanılır. Günümüzde müzik tarihinin en büyük dehalarından biri olarak kabul görmektedir. Babası Leopold Mozart ( ), Arşövek Prensin saray bestecisi ve 2. orkestra yöneticisiydi. Annesi Anna- Maria Pertl, St. Gilgen vekilharcının kızıydı. Dünyaya gelen yedi çocuktan sadece ikisi yaşadı. Mozart, sonuncusuydu. Ondan beş yaş büyük ve hatırı sayılır bir müzk yeteneği olan ablası Marianne (ailede çağırıldığı gibi, Nannerl), babasının klavsen dersleri ve gözetimi altında seçkin bir klavsenist olma yolundaydı. Konser turu üç buçuk yıl sürer ve babasıyla beraber Münih, Manheim, Paris, Londra (burada ünlü İtalyan çellocu Giovanni Battista Cirri ile çalmıştır), Lahey, tekrar Paris, Zürih, Donaueschingen ve Münih'te konserler vermiştir. Bu gezisi sırasında, Mozart birçok ünlü müzisyenle tanışır ve kendisi de bu müzisyenlerin eserlerine aşinalık kazanır Ocak ayında Salzburg a geri dönünce, derslere keman da eklendi. Altı ay sonra yeniden yola çıktılar. Almanya, Fransa, Belçika da konserler verdiler. İngiliz halkı, afişlerde yer alan iki doğa harikası çocuğu dinlemek için sabırsızlanıyordu. Buradaki karşılama dada da coşkulu oldu. Mozart, bu turnelerde, yorgunluğuna rağmen bestelemeye devam etti. O sırada İngiltere de iki ünlü besteci vardı: Charles-Frederich Abel ( ) ve Johann Christian Bach. Mozart ın en önemli esin kaynaklarından biri Johann Christian Bach'tır, onunla da yıllarında Londra'da arkadaş olmuşlardır. Bach'ın eserleri birçok kez Mozart'ın esinlendiği eserler olarak gösterilmiştir. Mozart, oğul Bach tan yalnız klasik senfoni biçimini öğrenmekle kalmadı. Onun bütün türlerdeki 18
19 ustalığından, yazı stilinden ve espirisinden etkilendi. O günlerde küçük besteci, J.Ch. Bach ın klavsen için üç sonatını konçerto olarak düzenledi. tamamlamak ve sanatında mükemmelleşmek için bu duraktan yararlandı. Bu arada, Salzburg Arşövek Prensinden bir oratoryo siparişi aldı. Prens, Mozart ın babasından yardım görmeden bir müzik yazıp yazamayacağını sınamak içim onu sarayında tuttu. Birkaç ün sonra eserini tamamlayan çocuk, ailesinin yanına döndü. Bu 12 yaşın önemli ürünleri arasında, ilk operası olan La Finta Semplice ile, J.J. Rouseseau nun Köy Kahini inden esintili bir konu üzerine bestelenen Bastien ve Bastienne sayılabilir te Londra dan ayrıldılar. Kuzey Fransa ve Belçika dan geçerek Hollanda ya La Haye kentine gideceklerdi. Lille de Wolfgang hastalandı. Gand ve Anvers ten geçerek yola güçlükle devam ettiler. Bu kez Nannerl ateşlendi; o iyileşti, Mozart yeniden hastalandı. Posta arabasıyla günlerce sarsılarak yapılan yolculuklar, iki çocuğu güçlerinin sonuna getirmişti. Bununla beraber baba, onları La Haye e, sonra da Paris e götürmekten geri kalmadı. Paris te başlangıçtaki heyecanı bulamadılar. Yeniliğin büyüsü bozulmuştu. Dijon, Lyon, Cenevre, Bern ve Zürih te konserler verdikten sonra Salzburg a döndüler. Tekrar Viyana'ya 1767'de giden ikili, burada 1768 in Kasım ayına kadar kalırlar. Bu gezi sırasında Mozart çiçek hastası oldu. Sonradan iyileşmesi, babası Leopold tarafından Tanrı'nın oğlu için sevgisini temsil etmektedir. Salzburg a döndüklerinde tam üç yıl geçmişti. Leopold Mozart, çocuklarının dinlenmesi gerektiğini anlamış olmalıydı. Bundan sonraki günlerde Wolfgang, eğitimini Salzburg'da geçen bir yıl sonunda, üç kez İtalya'ya yolculuğa çıktı. Bu yolculuğun tek amacı, Wolfgang ın İtalyan müziğini ve bestecilerini yakından tanımasını sağlamaktı geleceği ve bestecilik mesleği için bu çok önemliydi. Mozart ın konserleri, giderek artan bir başarıyla birbirini izledi. Mantua da program 14 eserden oluşuyordu. Dinleyici, daha fazlasını istedi. Milano da Sammartini ye takdim edildi. Dönemin en önemli senfoni bestecilerinden biri olan Giovanni Battista Sammartini ( ), Gluck un da öğretmeniydi. Bologna da Giovanni Battista (Giambattista) Martini tarafından kabul edildi. Dönemin belli başlı müzikçilerini eğitmiş ve tkilemiş olan ünlü besteci ve teorisyen (Padre) 19
20 Martini büyük bir kontrpuan ustasıydı (Giambattista Martini, 1722 de bir tarikata girince o tarihten başlayarak Padre (Peder) ünvanını aldı). Bütün bu ilişkiler, ileride Mozart ın sağlam işçiliğinin yanıtlarını oluşturacaktı. Roma da Papa XIV. Clement, Mozart ı kabul ederek d,nledi ve ona Altın Mahmuz Şövalye Nişanı nı verdi. Bunu, Bologna da Wolfgang ın Padre Martini ile ciddi bir şekilde çalışması izledi. 14 yaşındaydı. Philarmonie Akademisi nin en genç üyesi oldu. [Messeler, oratoryolar, çeşitli kilise müziği ve enstrümantal müzik de yazan Hasse, Porpora ve A. Scarlatti ile çalışarak İtalyan Operası nın Napoli stilinde ustalaşmıştır. Hasse-Metastasio işbirliği, Gluck-Calsabici işbirliği ile kıyaslanmış ve ilgi görmüştür.] 1771 Aralık ayında Salzburg Archeveque Prensi öldü. Yerine geçen Konf Colloredo Hyeronimus, katı ve kaba bir insan olarak tanınıyordu. Müziği de sevmiyordu. Colloredo nun Salzburh Archeveque Prensi olması dolayısıyla Mozart, bir opera siparişi aldı: Il Sogno di Scipione, Metastasio nun bir metni üzerine bestelendi. Sonuç başarılı oldu. Bu arada, Milano dan bir sipariş aldı. Operanın librettosu gönderilmişti: Mittridate, re di Ponto de sahnelenen opera, dolu salonlarda 20 kez temsil edildi. Bu başarıyı izleyen birkaç haftalık dinlenmeden sonra baba-oğul, Salzburg a dönmek için yola çıktılar de Mart ayında Padua da bir mola sırasında Metastasio nun metni üzerine bir oratoryo sipariş ettiler. (Pietro Antonio Domenico Bonaventura Metastasio ( ) ozan ve başarılı bir lirettistti). Salzburg da onları başka bir sipariş beklyordu. Böylece, Bertulia Liberata ile, Asconia in Alba üzerinde çalışmaya başladı. Asconia di Alba, Archiduc Ferdinand ın evlenme töreni dolayısıyla aynı yıl seslendirildi. Dönemin tanınmış bestecilerinden Johann Aloph Hasse ( ), eseri dinledikten sonra Bu çocuk hepimizi unutturacak demekten kendini alamadı. Yeni Arşövek Prensi, hizmetindeki baba-oğulun uzun süre Salzburg dan ayrılmasına göz yumacak kadar hoşgörülü değildi. Bununla beraber Mozart lar 1772 sonbaharında bir siparişi hazırlamak için Mialano ya gitmek zorunda kaldılar. Lucio Silla Operası nın temsilleri büyük ilgi gördü. Leopold, bu başarıyı kullanarak oğluna İtalya da iyi bir yer bulmaya çalıştı; ama gayretleri sonuç vermedi Kasım ından, 1771 Mart'ına kadar, 1771'in Ağustos'undan Kasım ayına kadar ve 1772 Ekim-1773 Mart arası dönemde üç opera besteledi: 20
21 "Mitridate Rè di Ponto" (1770), "Ascanio in Alba" (1771) ve "Lucio Silla" (1772). Üç opera da Milan'da oynanmıştır. Bu gezilerin ilkinde, Mozart Venedik'te Andrea Luchesi ile ve G.B. Martini ile Bologna'da buluşur ve Accademia Filarmonica nın bir üyesi olarak kabul edilir. soyluların ve Salzburg un zengin burjuvalarının siparişlerine yanıt veriyordu. Böylece, konser havaları, görkemli bahçeleri renklendiren serenadlar, divertimentolar, marşlar yazdı. Keman edebiyatında özel yerleri olan 5 tane keman konçertosu da bu dönemin ürünleridir. Artık Mozart, Salzburg un ona empoze ettiği Style Galant (Rococo Stili) nden, Arşevük Prensin onu giderek daha çok zorlayan vesayetinden de uzaklaşmaya başlıyordu. Prens, yeni bir yolculuk için baba-oğula izin vermeyince, annesi ile beraber 23 Eylül 1777'de Mozart, Münih, Mannheim ve Paris'i kapsayan bir Avrupa turuna çıktı. Yol boyunca uğradıkları Münih, Ausburg, Manheim da dostluklar edindi. Mannheim da Cannabich den senfonik yazıyla ilgili dersler aldı. O dönemin en iyisi Mannheim Orkestrası ile çaldı. Aynı kentte, Weber ailesinin küçük kızı, şarkıcı Aloysia Weber'e aşık oldu, ancak daha sonra ikili ayrıldı. 4 yıl sonra da, Aloysia'nın kız kardeşi Constanze ile evlendi. Paris, genç dâhiyi unutmuştu. Paris Senfonisi nin başarısına karşılık Les Petits Riens balesi sessiz karşılandı. Paris günleri ona, Gluck ve Gretry nin üslubunu inceleme fırsatı bakımından önemlidir. Bununla beraber, Parislilerden hoşlandığı da söylenemez. İtalya'daki yolculuğunun efsanevi bir hikâyesi de, Gregorio Allegri nin Miserere'sini Sistina Şapeli'nde duyup, tamamını hafızasına yazmasıdır. Yalnız bunu yaparken parçadaki küçük hataları düzeltir ve böylece Vatikan malının ilk illegal kopyasını üretmiş olur. Prensin atanma yıldönümü kutlamaları için Salzburg a döndüler. Bu tarihten sonra Colloredo ile ilişkileri daha da gerginleşti. Mozart, zoraki bir yumuşak başlılıkla siparişleri yerine getiriyordu. 5 missa, org için sonatlar, marşlar, serenadlar, konçertolar besteledi. Ayrıca, stil galant bir de opera: La Finta Giardiniera te Münih için yazdığı bu operayı kısa bir süre sonra Salzburg için yazdığı Il re pastore izledi. Mozart 2,5 yıl içinde yeni Prensin bütün kaprislerine boyun eğmek zorunda kalırken, bir yandan da seçkin Paris'e başarısız ziyareti sırasında, 3 Temmuz 1778 de annesinin ölümüyle derinden sarsıldı. Salzburg a bir dostuna gönderdiği mektupta son 15 günün dramını, annesinin bilincini kaybederek yavaş yavaş nasıl söndüğünü, varlığının en acı günü olarak dile getiriyordu. Anne Mozart, St. Eustache mezarlığında toprağa verildi. Bu olaydan sonra Salburg a dönerek eski görevine giren ve daha sonra saray orgculuğuna atanan Mozart, büyük eserlere eğildi. Taç giyme missası, iki piyano için (mi bemol) konçerto, keman ve viyola için konçertant senfoni, bir de küçük opera yazdı: Zaide, saraydan kız kaçırma operasının habercisi olması bakımından ilginçtir de Bavyera Prensi nin sipariş ettiği opera, olgunluk eserlerine bir köprü niteliğindedir: 1781 de Münih te oynanan İdomeneo, Mozart ın ilk büyük operasıdır. 21
22 Ancak, halk bunun farkına varmadı. Harika çocuğun başarılarına gösterilen taşkın hayranlık, Mozart büyüdükten sonra sönmüştü. Ertesi yıl, Viyana'yı patronu, Prens Başpiskopos Colloredo ile ziyaret etti. Mozart ın Salzburg dışındaki ekinliklerine karşı olan Arşivük Prens de o sırada Viyana da bulunuyordu. Salzburg'a geri döndüklerinde, opera şefi olan Mozart, isyanını arttırdı ve başpiskoposun müzik işleriyle ilgilenmek ilgilenmedi. Bu düşüncelerini söylemesiyle de başpiskopos onu çağırtarak yanında ücretli bir hizmetkar olduğunu hoş olmayan bir dille hatırlattı ve ardından desteğini çekti. Mozart bundan sonra, aristokrasinin ilgisiyle özgür olarak müziğini geliştirmek için Viyana'ya yerleşti. Viyana'da Mozart Dört yıl önce ilgi duyduğu ALoysia Weber evlenmişti. Dört kızkardeşten en küçüğü olan Constanze Weber ( ), Mozart a ablasını unutturmayı başardı. Constanze'nin babası Fridolin Weber, Carl Maria von Weber'in Franz Anton Weber'den üvey kardeşidir. Genç Mozart, Constanze ile evlenmek istiyordu. Anne Weber in aceleciliğine karşılık, Leopold Mozart bu evliliği onaylamıyordu. Oğlunun Aloysia ile evlilik isteğine de sonunda sefalete düşeceği ve bestecilik kariyerinin zarar göreceği düşüncesiyle karşı çıkmıştı. Üstelik onun Salzburg Prensi nin yanından ayrılmasından duyduğu öfke ve üzüntüyü de unutmuşa benzemiyordu. Can sıkıcı olaylardan sonra, evlilik töreni 4 Ağustos 1782 de Viyana da St. Etienne Katedrali nde yapıldı. Mozart şöyle yazıyordu: Karım ve ben, evliliğimiz gerçekleşince ağlamaya başladık. Herkes, hatta Rahip bile o kadar heyecanlandı ki, gözyaşlarını tutamadı. 6 çocukları olmasına rağmen, sadece 2 tanesi çocukluktan sonra yaşadı: Carl Thomas Mozart ( ) ve Franz Xaver Wolfgang Mozart ( ) (daha sonra küçük bir bestekâr olmuştur). İki çocuğu da evlenmemiş, yetişkinliğe erişebilen çocuğu olmamıştır. Carl'ın Constanza isminde bir kızı olur, o da 1833'de çocukken ölür. Mozart ın Constanze ile beraberliği için çok şey yazıldı. Bu bakımdan Joseph Haydn ile aralarında bir benzerlik var mıydı? Constanze nin mükemmellikten uzak olmakla beraber, kötü bir eş olduğu söylenebilir mi? Kuşkusuz, yeteneklerine karşın bilgisiz ve koket olan Constanze nin Mozart ın dehasını anlayabilmesi olanaksızdı. Constanze karşısında kendisine tapan bir koca görüyordu, başka şeye de aldırdığı yoktu. Onun yapay ve hafif yaradılışının bu dahi bestecinin yaşamını gölgeleyen güçlükleri ağırlaştırdığı gerçektir. Mozart ın kısa süreli ayrılıklarda bile eşine yazdığı mektuplardan sevgi, şefkat ve romantizmle yüklü bir felsefe yansır. Belki de bu duygular, Saraydan Kız Kaçırma operasında açığa çıkan romantik esinin kaynağı olmuştur. Siengspiel tarzındaki bu opera imparator II. Loseph tarafından sipariş edilmiştir yılı Mozart'ın kariyeri için verimli bir yıldır: operası (Saraydan Kız Kaçırma (Die Entführung aus dem Serail) müthiş bir başarıya ulaşır. Bu operasında bahsedilen saray, Topkapı Sarayı olmayıp, Akdeniz kıyılarında bir yazlık saraydır yani yazlık köşktür. Opera Türk'lerin bulunduğu Osmanlı ülkelerinde geçmektedir. Selim Paşa'nın ve harem ağası Osman'ın tutsağı olan Konstanze ve İngiliz hizmetkarı Blonde'yi, Konstanze'nin nişanlısı bir 22
23 İspanyol soylusu olan Belmonto kaçırmaya çalışır. En sonunda da Selim Paşa Belmont ve Konstanze'nin birleşmesine razı olur. Ardından konserlere çıkan Mozart, kendi piyano konçertolarının yönetmenliğinin yanı sıra, solo olarak da enstrümanlar çalar de sahnelenen Saraydan Kız kaçırma operasını İmparator şu sözlerle mahkum etti: Kulaklarımız için fazla güzel. Gereğinden çok nota var. II. Joseph onu fazla ilginç bulmuştu. Mozart, çalışkan bir işçiydi. Genellikle sabahın 6 sında yazmaya başlardı. Birkaç kısa mola ve müzik toplantılarının zorunlu kesintileri dışında gece geç vakitlere kadar çalışırdı. Program ve disiplin, bu kısa yaşamın olağanüstü verimliliğinin hiç değilse bir kısmını açıklamaktadır ve 1783 yılları arasında Mozart, Johann Sebastian Bach ve George Frideric Handel in eserlerine sahip olan Baron Gottfried van Swieten sayesinde bu bestekarlara, aşinalık kazanır. Mozart'ın bu eserler üzerindeki çalışmalarıyla, Barok tarzında yeni bir müzik stili ve dili yaratılmasını sağlar. Sihirli Flüt (Die Zauberflöte) bu örneklerden biridir ve finali de 41. Senfoni'dir yılında Wolfgang ve Constanze, babası Leopold'u Salzburg'da ziyaret ederler ancak babası Constanze'yi iyi karşılamaz. Ancak bu ilham, Mozart'ın duasal eserlerinden biri, Große Messe (Do Minör Büyük Ayini) henüz bitmemiş olsa da Salzburg'da gösterime girer ve hâlâ en tanınmış eserlerindendir. Wolfgang eşi Constanze'nin Leopold'ün sevgisini almak için başrolde solo şarkı söylemesini sağlar. 1783, piyano için 3 konçerto, sol minör dörtlü ve Linz senfonisi ile tamamlanmış bir opera bufanın L Oie de Caire (Kahre Kazı) nın yazıldığı yıldır. Mozart ın Viyana ya yerleşmesi, bir parça da Türk tarihi için önem taşır. Türklerin Avrupa'da moda olduğu o yıllarda, Mehter ritminden esinlenen Mozart, 11 numaralı La Majör Piyano Sonatı'nın ( K. 311) 3. bölümünde "Ronda alla Turca" (Türk Marşı)'nı besteler. Ayrıca Viyana'da Türk elçinin kızı Zaide adına bir opera besteler. Viyana'daki ilk yıllarında, Mozart Beethoven'ın da hocası olan 100'ün üzerinde senfoni bestelemiş Franz Joseph Haydn ile tanışır ve arkadaş olurlar. Haydn ne zaman Viyana'yı ziyaret etse beraber yaylı kuartet çalarlar. Mozart'ın Haydn'a çaldığı 6 kuartet (K. 387, K. 421, K. 428, K. 458, K. 464, and K. 465) 1782 ile 1785 yılları arasında yazılmıştır. Bunlar Haydn'ın Opus 33 setine karşı bir yanıttır. Haydn'a yazdığı bir mektupta Mozart şu sözleri yazar: "Çocuklarını büyük bir dünyaya göndermeye karar veren bir baba, onlara o dönemde meşhur bir insanın koruması ve öncülük etmesi gerektiğini düşünmüştü. Sonunda en iyi dostlar haline gelmişlerdi. Ben de aynı yolla, size 6 çocuğumu gönderiyorum... Lütfen onları nezaketle; bir baba, bir yol gösterici ve bir arkadaş olarak alınız!... Ancak, size yalvarıyorum; lütfen babalarının gözlerinden kaçan hatalar için anlayış gösteriniz ve saygı duyduğum cömert dostluğunuzu esirgemeyiniz." Haydn bunun üzerine Mozart'a büyük bir hayranlık duydu ve Mozart'ın son 3 serisini dinledikten sonra babası Leopold'a "Tanrı ve dürüst insanlığım üzerine size derim ki, çocuğunuz yüzyüze veya ismiyle tanıdığım en büyük 23
24 bestekardır. Zevk ve daha önemlisi, bestekarlığın en derin bilgisine sahip." Domgasse 5'te St. Stephen Katedrali arkasında, yedi odalı bir apartmanda yaşamıştır. Burada 1786'da " Figaro'nun Düğünü (La nozze di Figaro) operasını bestelemiştir. Librettosu, Beaumarchais İn Figaronun Evlenmesi başlıklı eserine dayalı olan opera, 1 mayıs 1786 da sahnelendi. Viyana da müzik, İtalyanlardan oluşan küçük bir grubun tekelindeydi. Şarkıcılar temsil sırasında kasten detone oldular. Yine de dinleyicilerin karşılayışı sıcak oldu ve eser, öngörülen süreden iki kat daha fazla süre afişte kaldı. Başarı ve kazandığı 100 duca, Mozart ın durumunu düzeltmeye yetmedi. Çünkü kazançla birlikte masraflar da büyümüştü. Mozart ve Prag 1782 ila 1785 yılları arasında, Mozart piyano konçertolarında solo olarak çıktığı seri konserler verir ve bunlar en güzel çalışmaları olarak kabul edilir. Bu konserler finansal açıdan da başarılı olmuştur. 1785'den sonra ise, Mozart sahneye daha az çıkar ve sadece birkaç konçerto yazar. Maynard Solomon bunu Mozart'ın elindeki yaralardan dolayı olduğunu söylemektedir, başka bir bakış açısına göre ise halk artık ona aynı ilgi göstermemiştir. Mozart XVIII. yüzyıl Avrupa'sındaki Aydınlanma Çağı'ndan da esinlendi ve 1784 yılında Mason oldu. Locası spesifik olarak deist yerine katoliktir ve babası 1787'de ölmeden önce de babasını kendi inanışına çekmeye çalıştı. Sihirli Flüt (Die Zauberflöte), sondan ikinci operası, da masonik alegoriler içeriyordu. Mozart ayrıca Haydn ile aynı mason locasındadır. Parasal durumunu düzeltmek için İngiltere ye yerleşmeyi düşünüyordu ki, Figaro nun Düğünü nün Prag da görülmemiş bir başarıyla temsil edildiği haberi geldi. Mozart, İngiltere ye yerleşme düşüncesini bir kenara bıraktı. Ondan, operanın motifleriyle danslar hazırlaması isteniyordu. Daveti kabul ederek Constanze ile beraber 11 Ocak 1787 de Prag a gitti. Denebilir ki, Prag ta geçirdiği günler, yaşamının en mutlu dönemi oldu. Bir mektubunda şöyle yazıyordu: Burada, Figaro dan başka bir şey konuşulmuyor, oynanmıyor, söylenmiyor, ıslıkla çalınmıyor. Figaro hep Figaro ten sonra Mozart hatırı sayılır sayıda sipariş aldı. 22 müzik toplantısına katıldı. Bu toplantılarda, Paesiello, Sarti, Salieri, Dittersdorf ve çok sevdiği Joseph Haydn ile karşılaşıyordu. Verdiği derslerden, oda müziği siparişlerinden ve müzikseverlerle hevesliler için düzenlenen müzikli toplantılardan biraz para kazanıyordu. Mozart hayatında nadiren maddi zorluklar yaşamıştır. Ancak, bu yaşadığı zorluklar birçok kez abartılmış ve romantikleştirilmiştir. Arkadaşlarından birçok kez borç almıştır ve pek çok borcu ödenmemiş şekilde ölmüştür ile 1787 arasında bugün de ziyaret edilen Mozart'ın Prag ve halkıyla özel bir ilişkisi vardır. Buradaki seyircisi, Figaro'yu Viyana'dakilerden daha fazla kutlamıştır. "Meine Prager verstehen mich" (Praglılarım beni anlıyor) sözü de Bohemya'da oldukça 24
25 ünlü olmuştur. Birçok turist, Prag'daki izlerini takip eder ve Mozart Müzesi, yaşadığı Bertramka Villası'nda oda orkestralarını dinlerler. Prag şehri, Mozart'a hayatının geri kalanında finansal olarak komisyonlar aracılığıyla destek sağlamıştır. Don Giovanni 29 Ekim 1787 de Estates Tiyatro'sunda gösterime girmiştir. Mozart son operası Titus'un merhameti (La Clemenza di Tito) 6 Eylül 1791'de, yine bu şehirde Leopold II'nın Bohemya Krallığı taç giyme töreninde gerçekleşmiştir. Mozart bu görevi, Antonio Salieri 'nin açıkca reddetmesi üzerine almıştır. artık benim için korkutucu olmaktan uzak Aksine sakinleştirici ve avutucu. Gerçek mutluluğun anahtarını bana gösterdiği için Tanrı ya şükrediyorum. Leopold Mozart, 28 Mayıs 1878 de öldü. Tanrı ya şükrediyorum. Leopold Mozart, 28 Mayıs 1878 de öldü yine önemli eserler yılıdır: Klavsen için taç giyme konçertosu ve Jüpiter Senfonisi yle taçlanmış olan son üç senfoni. Prag ta bayram parıltısıyla geçen bir ayın sonunda Viyana ya döndüler. Mozart, Prag tan aldığı yeni bir sipariş üzerine çalışmaya başladı: Don Giovanni Da Ponte nin librettosu üzerine bestelenen eser, 29 Ekim 1787 de Prag taki başarılı prömiyerinden az sonra Viyana da seslendirildi. Birkaç kişi dışında eseri kimse anlamadı. Goethe, Schiller e yazdığı mektupta şöyle diyordu: Opera için beslediğiniz umudun Don Giovanni de tam olarak gerçekleştiğini gördünüz. Bu eser, benzersiz kalıyor. Sıkıntı ve yoksulluk giderek büyüdü kışı hüzünlü geçti. Baharda, öğrencisi Prens Lichnowsky ile yola çıktılar. Prag, Dresden, sonra Leipzig. Orada J.S. Bach ın orgunda doğaçlama yaptı. Berlin de Kral Frederic Guillaume a takdim edilmesi parasal açıdan biraz rahatlama sağladıysa da Viyana ya dönünce sıkıntılı günler yeniden başladı. Aynı yıl, yeni bir olay Mozart ın yaşamını gölgeledi. Leopold Mozart, oğlunun Viyana ya yerleşmesinden ve kızı Nannerl in evlenmesinden sonra Salzburg da yalnız yaşıyordu de ciddi olarak hastalandı. Mozart ın babasına yazdığı mektuplar, duyarlılığının bir başka yanını ortaya koyar. Ölüm yakından bakıldığında, yaşamın son amacıdır Bu en gerçek ve kusursuz dostla birkaç yıldan beri öylesine içli dışlı oldum ki görüntüsü 25
26 Gluck un ölümünden beri saray besteciliği boştu. İmparator II. Joseph bu görevi Mozart a teklif etti. Ancak 2000 Florinlik ücret 800 e indirilmişti. Mozart, kırgınlığını şu sözlerle belirtti: Aslında yapacağım şey, yapabileceğimin yanında çok küçük. Bir dostuna yazdığı mektupta şöyle diyordu: Şimdi iki öğrencim var. Sekize çıkmasını istiyorum. Her yerde ders verdiğimi yayın. La Clemenza di Tito operasının prömiyeri 6 Eylül de yapıldı. Sihirli Flüt ise ilk temsilini 6 Eylül de verdi. Bir tiyatro müdür olan Emanuel Schikaneder in siparişi ve metni üzerine bestelenen Sihirli Flüt ün başarısı umut edilemeyecek kadar büyük oldu. İki yüzden fazla temsili yapıldı. Fakat hastalık Mozart ı yatağa çivilediği için nadiren orada hazır bulunabiliyordu. Bu harika Siengspiel in Fidelio ya da Freischütz gibi eserlerin habercisi olması açısından da ayrı bir önemi vardır yazında II. Joseph ona Cosi fan tutte operasını ısmarladı. Yılın son aylarında tamamlanan eserin ilk seslendirilişi 26 Ocak 1790 da yapıldı Şubat ında II. Joseph öldü. Yerine geçen Leopold, müziğe hiç ilgi duymuyordu. Kutlamalar dolayısıyla yapılan eser siparişlerinde kimsenin aklına Mozart gelmedi. Ve sonunda, olağanüstü verimlilikle yaşanan 1791 yılı. Joseph Haydn ın Londra ya gitmesine, Constanze nin hastalığına karşın mum ışığının sönmeden önceki son alevi gibi, parlak bir yaratıcılıkla La Clemenza di Tito nun ve Sihirli Flüt ün doğduğu yıl. Hasta yatağından etrafa berrak ve olgun, olağanüstü müzik sayfaları açıldı. Zayıflayan gücü izin verdiği zaman Requiem ine çalışıyordu. Aynı günlerde Mozart, en iyi librettisti Lorenzo da Fonte ye şunları yazıyordu: Önerilerinizi izlemek istiyorum. Ama oraya nasıl varılır? Kafam yerinde değil. Gücümün sonuna geldim. Ve gözlerimin önünden bu meçhulün görüntüsünü kovamıyorum. Onu, sürekli olarak bana rica ederken, ısrar ederken, sabırsızca çalışmaya zorlarken görüyorum. Devam ediyorum. Çünkü bestelemek, beni dinlenmekten daha az yoruyor. Üstelik artık yüreğime başka bir şey almak istemiyorum. Saatin çaldığını bana duyuran bir şeyler hissediyorum. Yeteneğimden yararlanamadan bitirdim. Bununla beraber, yaşam ne 26
27 kadar güzeldi ve korunarak gelişen meslek ne kadar şanslı Fakat, insanın kendi yazgısını değiştirmesi olası değil. Hiç kimse, günlerini belirleyemez. Boyun eğmek gerek. Tanrı bundan hoşnut olacak Bitiriyorum. Bu benim cenaze şarkım ve onu yarım bırakmak zorundayım. Kont Walsegg in eşinin anısı için sipariş ettiği ünlü Requiem (Ölüler Missası) nı kastediyor olmalıydı. Requem in son sayfası Gömülüşü, 8 Aralık ta berbat bir havada oldu. Constanze, hasta yatağından kalkamadı. Büyük bestecinin cenazesine gelen birkaç dostu, yağmurla karışık kar fırtınası şiddetlenince birer ikişer dağıldılar. Mezarlığa kadar kimse kalmamıştı. Ölüsü, fakirlere mahsus ortak bir çukura kondu. Ölümünden sonra eserleri birleştirildi, yaşamı araştırıldı, mektupları basıldı, sokaklara, alanlara adı verildi, heykeli dikildi. Salzburg da anısına ünlü şenlikler düzenlendi. Hasta yatağındaki Mozart, eserini bitiremeden 5 Aralık 1791 de öldü. Karısı, baldızı ve öğrencisi Süssmayer başındaydı. Sophie den Constanze ile ilgilenmesini istemiş, Süsmayer e de reuiem in nasıl tamamlanacağını anlatmıştı. Mozart ın hastalığı ve dayanılmaz baş ağrılarının nedeni anlaşılamadı. Doktor, soğuk kompreslerle acısını azaltmak için boşuna uğraştı. Mozart son ana kadar Requiem (ölüler missası) nı sayıkladı. Mozart'ın mezarı 27
28 Son hastalığı ve ölümü Mozart'ın son hastalığı ve ölümü incelenmesi oldukça zor bir konudur. Romantik efsaneler ve birbiriyle uyuşmayan teoriler vardır. Birçok araştırmacı, Mozart'ın hastalığının ilerlemesi konusunda anlaşamaz. Özellikle hangi noktada Mozart hastalığı hakkında haberdar oldu ve bu eserlerini etkiledi. Romantik bakış açısı, hastalığının giderek kötüye gittiğine ve bunun da eserlerine paralel bir şekilde yansıdığını savunur. Bunun karşısında ise, günümüzdeki bazı araştırmacılar, durumunun iyi olduğunu ve ölümünün ailesi ve arkadaşlarında ani bir şok etkisi yarattığını belirtirler. dönemde genelde uygulanan bir anlayıştı ve bu da sebepler arasında gösterilir. Mozart, 5 Aralık 1791 tarihinde gece 1 sularında Viyana'da ölür. Hastalığının yükselmesi ile, son çalışması Requiem ile birlikte Zauberflöte'dir. Yalnız Zauberflöte'yi ölümünden önce bitirir ve sahnelere çıkarıp ünlü yapar, ama Requem'i bitiremeden ölür. Bu iki çalışmasına daha ölümünden birkaç gün önce başlamıştır. Popüler efsaneye göre, Requiem'de Mozart kendi ölümünü düşünerek bu besteyi yapmıştır ve bu dünya sonrasından bir haberci bunu maddi olarak desteklemiştir. Belgesellerdeki bulgular, bu anonim desteğin Schloss Stuppach Kontu Franz Walsegg tarafından geldiğini ispatlamıştır. Eserin büyük bir çoğunluğu da, Mozart'ın sağlığı yerindeyken yazılmıştır. Genç bir bestekâr ve Mozart'ın öğrencisi Franz Xaver Süssmayr, Constanze tarafından Requiem'i bitirmesi için görevlendirir. İlk görevlendirilen Süssmayr değildir, Constanze öncelikle Joseph Eybler 'e başvurur, ancak Eybler beceremez ve görevi reddeder. Ölüm nedeni, ölüm sonrası tanı teknikleri gelişmemiş olduğundan belirlenemedi. Resmi kayıtlarda, Mozart ın geçirdiği çok sayıda ateşten sonra renginin sarardığı belirtildiği için, en çok kabul gören teori Mozart ın yaşamı boyunca sıkıntısını çektiği akut romatizmal ateştir. Constanze Mozart, kocasının ölümünden sonra, Mozart ın ölümün eşiğindeyken bestelediği ölülere Ağıt, Requiem hakkında çarpıcı bir öykü anlatmıştır: Mozart'ın son sözleri: "Ölümün tadı dudaklarımda... Bu dünyadan olmayan bir şey hissediyorum" der. Hastalığının asıl sebebi de bir varsayımdır. Ölüm kayıtları "hitziges Frieselfieber" (mühim darı tanesi ateşi) der ve bu, sebebi modern tıpta açıklanabilen bir tanım değildir. Birçok teori önerilmiştir, bunların arasında, trişinoz, civa zehirlenmesi ve ateşli romatizma da vardır. Hastaların kanatılması o Constanze, bir habercinin Mozart ın Viyana daki apartmanına geldiğini hatırlıyordu. Adam, Mozart ın cömert bir ödeme karşılığında, Requiem i besteleyip bestelemeyeceğini öğrenmek istemişti. En son operası fiyaskoyla sonuçlanan ve bu yüzden nakit sıkıntısı çeken besteci, teklifi hemen kabul etti. Haberci paranın yarısını ödedi ve sadece Mozart ı parçayı kimin sipariş ettiğini araştırmaya çalışmaması için uyaracak kadar kaldıktan sonra hemen ayrıldı. Mozart besteye kendini tamamen kaptırdı. Constanze, kocasının ruh halini Her zaman 28
29 sessizce oturuyor ve düşüncelere dalıyordu diye anlatıyordu. En sonunda artık reddedecek durumda değildi, bu eseri kendi cenazesi için bestelediğinden kesinlikle emindi. Bu esnada Mozart sadece otuz beş yaşındaydı arkadaşlarına belirttiği gibi zehirlendiğini düşünüyordu. Mozart ın öldürüldüğü söylentileri ölümünden hemen etrafta yayılmaya başladı de bir Berlin gazetesi, Mozart ın ölümünden sonra cesedinin şişmiş olması, zehirlendiği yolunda kuşkular doğurdu diye yazmıştı. Kuşkular en başta Mozart ın öğrencilerinden birinin kocası, Franz Hofdemel üzerinde toplanmıştı ama kanıt yoktu lerde, Avusturyalı eski bir saray bestecisi, Antonio Salieri nin adı da şüpheliler listesine eklendi. Salieri adına, konuklarının sağır besteci ile iletişim kurmak için kullandığı Beethoven in sohbet defterleri nin birçok sayfasında rastlandı. Hem Beethoven in oğlu Kari hem de bir başka ziyaretçi, Anton Schindler, Salieri nin Mozart ı zehirlediğini itiraf ettiğini defterlere yazmıştı. Salieri yi harekete geçiren şey neydi? Kıskançlık. Hakkında kurulan dedikodu kumpasına bakılırsa, Salieri Mozart ın dehasını kabul ediyor ve bu yüzden ondan nefret ediyordu. Salieri her zaman saray efendisi ve nazik bir insanken, özellikle Mozart ın genelde kaba ve kibirli olmasına rağmen, Viyana sarayının baş bestecisi olarak hep kendi önüne geçmesini çekemiyordu. Salieri nin katil ya da dalavereci olarak gösterilmesinin sorunu, Hofdemel inkiyle aynıydı: Birkaç dedikodu kaynağından başka, Salieri nin bırakalım Mozart ı öldürmeyi, ondan nefret ettiğine dair hiçbir gerçek kanıt yoktur. Yaşamının son yılında Mozart öyle başarısız bir durumdaydı ki, kendisi ile Salieri arasında rekabetin adı bile anılmayacağı gibi, cinayete sebep olabilecek bir gerekçe de gösterilemez... Karşımıza bu kez kuşkulu olarak çıkan tek bir kişi değil, bir örgüt vardı: Farmasonlar. Üye olmayanlara büyücülükmüş gibi gelen her çeşit gizli törenleriyle gizli bir dernek olmaları, onları kötü kuşkular için uygun bir aday haline getiriyordu. Mozart, 1784 de küçük bir Viyana Mason locasına katılmıştı. Aktif bir üyeydi, son tamamladığı eseri Sihirli Flüt dahil, Masonik temaları olan birçok eser bestelemişti. Örneğin, Mason törenlerinde büyük anlam taşıyan 18 rakamı, Mozart ın operasında da önemli bir yere sahipti. II. Sahnenin başında, on sekiz papaz ve on sekiz sandalye vardır ve koronun söylediği şarkının ilk bölümü on sekiz ölçülüktür. Ayrıca bu sahneye orkestranın girişinde on sekiz nota grubu yer alır. Masonların Mozart ı zehirlediğini ilk kez 1861 de G. F. Daumer öne sürmüş, Mozart ın Sihirli Flüt te bazı sırlarını açığa vurmasının Mason dostlarıyla arasını açtığını söylemişti. Ne var ki, Hofdemel ve Saliari teorileri gibi, Masonların komplo teorilerine de hiçbir kanıt gösterilemez. Bu kendilerine özgü bir kapalılığa sahip olmalarına rağmen Viyana nın en saygın yurttaşlarını da içlerine alan Masonlara haksız bir yakıştırmadır. Gerçekten de, localar şehrin entelektüel seçkinlerinin büyük bölümünün toplandığı yerlerdi. Ayrıca Masonların opera ve bestecisiyle ilişkilerinden rahatsız olduklarına inanmamız için hiçbir neden yoktu. Ne var ki, birçok Masonun Cumhuriyetçi eğilimi, Avusturya İmparatoru II. Leopold ı işkillendirmişti. Leopold Avrupa daki devrimleri büyük bir kaygı ile izliyor ve buna ülkedeki Masonları ezerek yanıt veriyordu. Çok sayıda Mason locasını kapatmış ve geri 29
30 kalanları da polisin sıkı denetimi altına almıştı. Bazı tarihçiler, Mozart ve Shikaneder in bir Masonik opera besteleme kararına bu baskıların yol açmış olabileceğini varsaydılar. Sihirli Flüt ün halkı ve muhafazakar hükümeti, Masonların korkulacak bir yanı olmadığına ikna edebileceğini sanıyorlardı. Çok daha sonra Mozart'ın ölümü üzerine kafa yoran aralarında ünlü isimlerin de bulunduğu bir dizi hekim, cıva zehirlenmesini öne sürmüşlerdir... Mozart'ın ölümünden 6 ay önce esrarlı bir biçimde biri peyda oldu ve kendisine bir ölüm missası, bir requiem ısmarladı. Mozart, "gri elçi" dediği bu kişiden pek çok kişiye bahsetti, onun yaklaşan ölümünün habercisi olduğundan, ısmarlanan requiem'in de kendisininki olduğundan emindi. Birkaç ay sonra da Requiem'inin tınıları eşliğinde hayata veda etti... Ölümünden birkaç gün önce karısına gözyaşları içinde şunları söyledi: Günlerim sayılı, bana zehir verdiler... Maria Theresia'nın özel hekiminin oğlu Gottfried van Swieten, her pazar Mozart'ın evine giderdi. Babasının geliştirdiği ve hastalarda kullandığı bir cıva preparatını arkadaşına verdi. Bir önceki yüzyılın sonlarına kadar cıva, frengiye karşı tek etkili ilaç olarak biliniyordu. Son derece zehirli olduğu için uzun zaman dilimlerine yayılarak mümkün mertebe sulandırılıp kullanılırdı. Mozart Requiem'ini tamamladıktan sonra ölmesi gerektiğine kendinden vazgeçecek derecede inandı. Son nefesine kadar Requiem'iyle uğraştı. Mozart'ı çaresizliğe ve ölüme sürükleyen "gri elçi"nin, Walsegg Kontu'nun uşağı olması, kötü bir fıkraya benzeyen olaylardan biridir. Sözü edilen Kont, ismini vermeden elçiler aracılığıyla müzisyenlere eser siparişinde bulunur, bunları ev orkestrasıyla konuklarının huzurunda seslendirirken, kendi şaheseri olarak tanıtırdı. Mozart cinayetinde üç fail vardır: Bir intihalcinin tanınmayan ayakçısı, neye yol açtığını bilmeden, "ölüm elçisi" olarak hasta kurbanı ölüme sürüklemekten suçlu bulunur. Babacan yardımseverliğiyle istemeden zehirle adam öldüren kişi konumuna düşen Gottfried van Swieten suçlu bulunur. Kendi requiem'i üzerinde çalışan ve kendine kıyacak denli sonunun geldiğine inanan kurban, Mozart suçlu bulunur. Eğer Mozart zehirlendiyse, asıl suçlular, kasıtlı olmasalar bile, doktorları arasında aranmalıdır. Constanze, doktorların ondan en az bir kez kan aldığı nı söylemişti. Bu tedavi yöntemi 18. yüzyıl sonlarında çok yaygın olduğu için, başka örnekler de olabilir. Birçok tıp tarihçisinin inandığı gibi, özellikle böbrek hastalığı söz 30
31 konusuysa, gitgide zayıf düşen Mozart ın ölümüne pekâlâ bu tedavi yöntemi yol açmış olabilir de, Mozart ın ölümünün 200. yıldönümünde toplanan bir tıp sempozyumunda, ölüm nedeni için en baş sıraya iki aday yerleştirilmişti: Böbrek yetmezliği ve akut romatizmal ateş. Ama hiçbirinin bestecinin zehirlendiğine inanmaması dışında, uzmanlar arasında açık bir uzlaşma yoktu. Öte yandan, Mozart ın kendi inancı söz konusu olduğunda, ölümüne neden olan hastalıkların herhangi birinin getirdiği delirium ya da depresyondan kaynaklanmış olabilir. Kuşkusuz, Requiem i ısmarlamış olan gizemli habercinin ziyareti, bestecinin zihnini ölüme, özellikle kendi ölümüne kilitlenmesine yol açmış olabilir. En sonunda, Mozart ın ölümünden 173 yıl sonra açığa çıkarılan habercinin sırrı daha az can sıkıcı olmakla birlikte, hiç de daha az acayip değildi de, Otto Deutsch, Viyana nın yaklaşık kırk beş kilometre güneyindeki bir kasaba olan Wiener Neusatdt ta bulunan bir belgeyi yayınladı deki Başlangıcından 1839 a Bugünkü Döneme Kadar, W. A. Mozart ın Requiem inin Gerçek ve Ayrıntılı Öyküsü başlıklı belge, bölgenin büyük toprak sahiplerinden, Kont von Walsegg tarafından işe alınan bir müzikçi, Anton Herzog tarafından yazılmıştı. Herzog, kontun gelecek vaat eden bestecilerin eserlerini satın alıp, bunları kendisininmiş gibi yutturmaktan hoşlanan ateşli bir müziksever olduğunu söylemişti Şubatında, kontun genç karısı öldü ve özellikle bir Requiem şaheseri ile onun anısını ölümsüzleştirmek istedi. Bu yüzden her zamanki gibi cömert teklifiyle ve eseri kimin ısmarladığını araştırmasın diye aynı uyarısıyla birlikte uşağını Mozart a gönderdi. Dolayısıyla, Mozart ın son başyapıtının, bir ölüm meleği için değil, garip bir eser hırsızı için bestelendiği ortaya çıkmıştır. Hiç de aptal biri olmayan Constanze Mozart ın kompozisyonlarının hızla artan değerini hesaba katmazsak ölen kocasının hızla büyüyen ününe katkıda bulunması umuduyla meçhul haberci öyküsünü yaymış olabilir. Eğer böyleyse, rüyasında bile göremeyeceği kadar başarılı olmuştu çünkü Requiem Mozart ın başyapıtları arasında görülmeye başlanmıştı. Ve sonuçta nasıl bestelendiğinden bağımsız olarak, böyle kalmaya da devam ediyor. Dünya tarihinin belki de gelmiş geçmiş en büyük müzik dehası olan Wolfgang Amadeus Mozart, sadece 35 yıl yaşadı. Buna rağmen ardında 626 ölümsüz eser bıraktı. Kısacık ömrüne bir mucize yaratmayı başaran bu müthiş besteci, ölümünün üzerinden 2 asırdan uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen ölüm sebebiyle hâlâ doktorların ilgisini çekmektedir. Ölüm nedeni bugüne kadar açıklığa kavuşamayan Mozart'ın ölmeden önce dudaklarından dökülen son sözler ise şöyledir: "Ölümün tadı dudaklarımda... Bu dünyadan olmayan bir şey hissediyorum." Somut bir tıbbi kanıt yok. Otopsi yapılmamış. Tahlil sonuçları yok. Hepsinin ötesi de cesedi de yok. Fakat kısa süre önce yayınlanan bir makaleye göre, yıllar içinde araştırmacılar Wolfgang Amadeus Mozart'ın ölüm nedenine ilişkin 118 teori ortaya attı. Sahne Sanatları Tabipler Birliği'nin kaynakça uzmanı olan emekli cerrah Dr. William J. Dawson, Mozart'ın ölümüne ilişkin derneğin veri tabanındaki 136 kaydı inceledi. Dawson, derneğin çıkardığı Sahne Sanatlarındaki Tıbbi Sorunlar isimli dergide, "Bu konudaki yayınların çoğunun şaşırtıcı, karmaşık, varsayıma dayalı ve tartışmalı olduğunu gördüm" diye yazdı. Dawson şu sonuca vardı: Tartışma tüm şiddetiyle devam edecek. Fransız doktor L. R. Karhausen, 1998 yılında Dawson'un bahsettiği ölüm nedeni sayısının 118 olduğunu ortaya çıkardı. Ellerinde somut bir kanıt olmayan araştırmacılar Mozart'ın ailesinin ve on yıllar sonra son günlerinde Mozart'ı tedavi eden doktorlarla konuşan Viyanalı bir doktorun anlattıklarına dayanmak zorunda kalıyor. Zaman zaman orijinal beyanlardan yapılan yanlış çeviriler ve tıbbi bilginin ilerlemesinden ötürü, bazı dolaylı bilgiler bile bir süre sonra değişebiliyor. 4 Aralık akşamı Mozart'ın durumu ağırlaştı ve doktoru Thomas Closset eve çağrıldı. Mozart'ın başına soğuk 31
32 kompresler uygulanmasını istedi. 5 Aralık'ta, gece yarısından bir saat sonra, Mozart 35 yaşında hayata gözlerini yumdu. Closset, akut miliyer teşhisi koydu. Miliyer, darı büyüklüğündeki kabarcıkları, daha doğrusu kurdeşenleri tarif etmek için kullanılan genel bir terimdi. Viyana'daki kayıtlarda, Mozart'ın resmi ölüm nedeni olarak bu gösterildi. O dönemde Viyana'nın orta sınıfı için geçerli olan örf ve adetlere uygun olarak, Mozart'ın naaşı herhangi bir mezar taşı konulmadan ortak bir mezara gömüldü. Böylece test yapmak için ona ait olduğu kesin olan hiçbir kalıntısı kalmadı. Mozart'ın meslektaşı Antonio Salieri ya da frengiyi yenmek için kendisi tarafından zehirlendiği teorisi çürütüldü. Ateşli romatizma, İsviçreli Doktor Carl Bär'in 1966'da yayımladığı bir çalışmadan beri güçlü bir aday oldu. Diğer muhtemel nedenler arasında felç ve kalp yetmezliği de var. ender olarak görülen bir rahatsızlık olan Schönlein- Henoch sendromuna yakalandığı yönünde. Davies'e göre, sendrom böbrek yetmezliğine yol açtı, beyin kanaması ve zatürree de ölümü getirdi. Mozart, hastalığının nüksettiği dönemde üzerinde çalıştığı Requiem ve Sihirli Flüt eserlerinden ikincisini ölümünden önce tamamladı ve sahnelere çıkarıp ünlü yaptı. Ancak Requiem'i bitirecek vakti bulamadı. Popüler efsaneye göre, Requiem'de Mozart kendi ölümünü düşünerek bu besteyi yapmıştır. Eserin büyük bir çoğunluğu, Mozart'ın sağlığı yerindeyken yazılmıştır. Kalanını tamamlaması içinse Mozart'ın eşi Constanze, sanatçının öğrencisi olan genç bestekâr Franz Xaver Süssmayr'ı görevlendirir. Peki, Mozart'ın ölümü neden bu kadar çok ilgi uyandırıyor? Bunun bir nedeni, müzik ve tıp arasındaki yakın ilişki olabilir. Doktorların büyük bir kısmı bir enstrüman çalıyor. Örneğin Dawson, başarılı bir fagot virtüözüdür. Bunca güzelliğe hayat veren önemli şahsiyetlerin, sıradan bir fiziksel rahatsızlık sonucu ölmüş olabileceği fikri, araştırmacıları büyülüyor. Utah Tıp Merkezi'nin yanık ünitesinin Başkanı Doktor Jeffrey R. Saffle, "Onlar hem ölümsüz hem de ölümlü" diyor. Saffle, ünlü bestecilerin tıbbi tarihleriyle ilgili bir literatür araştırmasının yazarlarından biri. Saffle, "Onlar, yarattıkları bakımından yaşamın kendisinden bile büyük isimler. Ama yaşamları, doğum ve ölümleri açısından herkes gibiler" diye ekliyor. Dawson tarafından bulunan çalışmalarda en çok adı geçen hastalık, böbrek rahatsızlığı sonucu toksinlerin kanda birikmesine yol açan üremi. 1980'lerde araştırmacı Peter J. Davies tarafından ortaya atılan bir diğer büyük teori, Mozart'ın kan damarlarında Mozart ın ölüm nedeni le ilgili birçok teori vardır. Bazı varsayımlara göre Mozart uzun süre devam eden kronik bir hastalık nedeniyle öldü. Ölüm kayıtlarında ölüm nedeni hitziges frieselfieber (mısır tanesi ateşi) olarak belirtilir. Ancak bu nitelemenin günümüz tıbbında herhangi bir karşılığı yoktur. Bazı teorilere göre Mozart ın ölüm nedeninin trişinoz, civa zehirlenmesi veya ateşli romatizma olabileceği belirtilir. Son olarak ise ABD li doktor Hirschmann, bestecinin karısına yazdığı mektuptan yola çıkarak, Mozart ın kurtlu et yiyip bundan dolayı öldüğünü öne sürmüştür. 32
33 Dr Jan V Hirschmann, Mozart ın kurtlanmış domuz etini iyi pişirmeden yediği için öldüğünü öne sürüyor. Doktor, bestecinin ölmeden 44 gün önce karısına yazdığı bir mektuptan yola çıkıyor. Ne kokular geliyor burnuma biliyor musun? Domuz pirzolası... Ne güzel bir lezzettir o!... Senin sağlığına yiyeceğim diye yazıyor mektupta. Bir buçuk ay sonra eldeki verilere göre, Mozart yüksek ateş, ishal, kas ağrısı, bulantı kusma yakınmalarıyla yatağa düşmüş ve kısa bir süre sonra da ölmüştü. Trichinosis (Trişinoz) hastalığının belirtileri, mikrop vücuda girdikten haftalar sonra ortaya çıkabiliyor. Nitekim Mozart ta da belirtiler 50 gün sonra görülmüş. Trişinoz hastalığı insana az pişmiş ve küçük yuvarlak solucan larvalarının bulunduğu domuz etinin yenmesiyle geçen bir hastalık. Önce lenflere yerleşen larvalar, sonra kana karışıyor. Belirtileri ishal, bulantı, kusma, ateş sonraki dönemde kaslarda sertleşme, ağrı, ödem olarak görülen hastalık, tedavi edilmezse ölüme yol açabiliyor. Enfeksiyon hastalıkları uzmanı olan Dr Jan V Hirschmann, Trişinoz hastalığının o devirde çok yaygın olduğunu ve tarihi belgelerde Mozart ın son günlerini anlatan yazılara bakarak, bu belirtilerin aynının bestecide görüldüğünü belirtiyor. Sayılan belirtilerinin görülmesinden 15 gün sonra Mozart hayata gözlerini yummuştu. Hastalık, 1800 lü yıllara kadar saptanamamış, insanların başka bir hastalıktan öldüğü sanılmıştı. Dr. Hirschmann ın Mozart üzerine 8 sayfayı bulan ayrıntılı açıklaması, tarihi belgelerle birlikte Archives of Internal Medicine dergisinde yayınlandı. ortaya koymuştu. Ancak, Amsterdam Academic Medical Centre uzmanlarından Dr Richard Zeger e göre, bu belirtiler bu mikroptan kaynaklanabilir. Mozart, hayatının son dönemlerinde çok varlıklı sayılmazdı. Bazı biyografilerde son dönemlerinde ciddi maddi sıkıntı yaşadığı hatta bu nedenle bir toplu mezara defnedildiği söylenir. Ancak bu tam olarak doğru değildir. Mozart Viyana da bir halk mezarlığına defnedilmiştir. Cenazesinde çok az kişi vardı ve alelade bir mezara gömülmüştü. Ölümünden sonra da eserlerinin icra edildiği konserler ilgi topladı. Constanze, borçları ödeyebilmek için Mozart ın yayınlanmamış yazılarını sattı ve İmparator, Constanze a maaş bağladı. İmparator aynı zamanda Mozart anısına pek çok konser verdirtti. Constanze nin finansal durumu düzeldi ve çocuklarını özel okula gönderebildi. Başka bir iddia da, Osmanlı-Avusturya Savaşı nedeniyle Viyana da askerler arasında yayılan ve halk arasında da salgına neden olan MRSA (Methicillin-Resistant Staphylococcus Aureus) enfeksiyonundan dolayı öldüğüdür. Alman, Avusturyalı ve İngiliz araştırmacıların bir araya gelerek yaptığı bir araştırmada, Mozart ın ölüm nedeninin basit bir boğaz ağrısıyla başlayan bakteri enfeksiyonu olduğu öne sürülmüştür. Bestecinin daha önceleri incelenen ölüm kayıtları, vücudunda tüberkülozu düşündürecek bazı bulgular olduğunu İsminin yazılı olmadığı bir mezar taşı ile gömülü olduğu için, genelde Mozart'ın parasız ve unutulmuş olarak öldüğü söylenir. Ancak, Viyana'da eskisi kadar yüksek yaşam standartlarında yaşamasa da, komisyonlardan iyi bir gelir elde ediyordu. Yılda yaklaşık olarak 10,000 33
34 florin kazanıyordu, bu da 2006 'ya göre 42,000 Dolar (ya da 63,000 TL) etmektedir. Söz konusu miktar O'nu 18'inci yüzyılda Dünya'da en fazla para kazanan %5'in içerisine sokar. Ancak, servetini kontrol edemiyordu. Annesi hakkında "Wolfgang ne zaman yeni bir şeyler kazanırsa, kendisini ve malını etrafına veriyordu" demiştir. Oldukça masraflı yaşamı da, o'nu birçok kez borç almaya yöneltmiştir. Birçok yalvarış mektupları vardır, ama fakirliğine değin harcamalarına olduğu kadar fazla bir delil yoktur. Toplu bir mezarda değil, 1785 Avusturya kanunlarına göre halka ait bir mezara gömülmüştür. senfoni, opera ve konçerto türündeki eserlerin Klasik Dönem deki en büyük temsilcisi olmuştur. Eserleri esrarengiz ve dahiyane şekilde büyüleyicidir. Hala, en büyük ve en çok dinlenen bestecilerden biridir. Mozart ve Mozart ın etkilediği besteciler, klasik müzik hayranı olmayan kimselerce de dinlenilmekte ve beğenilmektedir. Ölümünden bu yana geçen iki asırlık zaman içinde, her kuşak onun eserlerinde bir başka anlam ve güzellik bulmuştur. Eserlerindeki derin anlam ruhlara işledikçe Mozart'ın insanlığa yardımı daha da önem kazanacaktır. St. Marx mezarlığındaki orijinal mezarı kaybolsa da, anıtsal mezartaşları buraya ve Zentralfriedhof'a yerleştirilmiştir te Avusturya nın Inssbruk Üniversitesi ve Matyland-Rockville deki DNA laboratuvarlarında, Avusturya Müzesi'ndeki Mozart'ın kafatasının ona ait olup olmadığı araştırılmış ve bu ananesinin ve yeğeninin DNA'leriyle karşılaştırılmıştır. Test sonuçları yetersiz kalmıştır ve DNA örneklerinin birbiriyle bir ilgisini bulamamışlardır 'da Constanze Danimarkalı diplomat Georg Nikolaus von Nissen (d ö. 1826) ile evlenir. Yeni eşi de Mozart'ın büyük bir hayranıdır ve Mozart üzerine bir biyografi yazar. Ömrü süresince bunu bitiremese de, öldükten sonra, Constanze bitirmiş ve yayınlamıştır. Dünya tarihinin belki de gelmiş geçmiş en büyük müzik dehasının sadece 35 yıllık bir ömür yaşaması ve bu ömre 626 ölümsüz eser bırakması, kendisi belki de müzik dünyasının en büyük kazançlarından biri olsa da, kısa ömrü de müzik dünyasının en büyük kaybıdır. Mozart ın ölümü o zaman için bile erken yaşta olmuştur. Öldüğü zamanlarda, gelmiş geçmiş en büyük besteci kabul ediliyordu. Erken yaşta ulaştığı şöhretle, çağdaş bestecileri bile etkilemişti. Müziği etkileyici, karmaşık, uyumsuz ve virtüözler için zorlayıcıydı. Çalışmaları XIX. yüzyıl boyunca popüler kaldı. XIX. yüzyılda hakkında biyografiler yazıldı, pek çok besteci ondan etkilendi. Kendşnden sonraki tüm bestecileri etkileyen tek besteci olduğu söylenir. Etkiledikleri arasında en önemlisi Beethoven dir. Arkadaşı Haydn ile birlikte Mozart, Yapıtları, Müzik Tarzı ve Yenilikleri Tarzı Mozart ın çocukluğundan başlayarak, sayısız konser turneleri, posta arabasında geçen uzun saatler ve günler, konserlerin gerilimi, yorgunluğu, kabul törenleri, zaten hassas olan bünyesini altüst etmiştir. Bununla beraber, yine bu yolculuklar Avrupa nın çeşitli müzik merkezlerinde, gelişimin etkileyen önemli tanışıklıklar yapmasını sağlamıştır. Frankfurt ta Goethe ile tanışmış, Paris te Schobert ve Eckard ekolünden etkilenmiş, Londra da Johann Christian Bach dan dersler almış, yine Londra da Haydn ın eserlerini etüd etmiş, Viyana da Joseph Haydn dan, Salzburg da Michael Haydn dan yararlanmış, Milano da Sammartini yi tanımış, 34
35 Bologna da Padre Martini ile çalışmıştır. Peşpeşe gelen bu ilgiler ve bağlar, Mozart ın eserlerinde kolaylıkla ayırt edilebilen izler bırakmıştır. Ancak Mozart, tanınmış teknikler ve yollardan geçmesine karşın, yeni ve zengin bir anlatım tarzı kullanmıştır. Bu anlatım gücünün yansıdığı senfonilerinde Haydn a has sağlamlık ve ince bir işçilik göze çarpar. Eserlerinde yenilik ve teknik kusursuzlukla birleşen fantezi, geleceğin büyük romantiklerinin üslubunu hazırlaması bakımından önemlidir. Bir başka önemi de, Alman komik operası diyebileceğimiz ve Almanlara özgü olan Siengspiel türünü geliştirmesidir. Mozart ın dehasını ve ustalığını oluşturan ögeleri tanımlamak kolay değildir: Çağını çok iyi özemsemiş kusursuz işçilikle beslenen doğal kolaylık, çağını ve berrak kişiliğini yansıtan güzellik ve zarafet Mozart ta kendiliğinden olma özelliği en dramatik biçimlerden, en güzel yüzlü türlere kadar bütün yazılarından yansır. Mozart'ın müziği, Hayden'inki gibi, klasik müziğin ilk örneklerindendir. Çalışmaları, o dönemin tarzını değiştirmiş ve barok tarzı ile de karışımını sağlamıştır. Mozart'ın kendine ait tarzı klasik müziğin tamamının gelişimine paraleldir. Çok yönlü bir besteciydi ve hemen hemen her türde müzik yazardı. Bunların arasında senfoni, opera, solo konçerto, oda orkestrası, yaylı kuartet ve yaylı kintiyatotet ve piyano sonatları da vardır. Bu türlerin hiçbiri yeni değildi, ama piyano konçertosu Mozart'ın tek başına geliştirdiği ve popüler ettiği bir türdür. Ayrıca önemli sayıda dini müzik de yayımladı, bunların arasında ayin müzikleri de vardı ve birçok dans müziği de besteledi; divertimenti, serenadlar ve diğer hafif eğlenceli türlerde. Mozart ilk yıllarından beri müthiş bir kulağa sahipti. Duyduğu her müziği hafızasına bir daha çıkmayacak üzere yazabiliyordu. Gezilerinin de oldukça fazla olmasından dolayı, nadir bir tecrübe koleksiyonu edindi. Londra'da bir çocuk olarak J.C. Bach ile karşılaştı ve müziğini dinledi. Paris, Mannheim ve Viyana'da da buradaki bestekarlarla karşılaştı. Muhteşem Mannheim orkestrasıyla beraber çalıştı. İtalyan açılışları ve opera buffalarıyla karşılaştı. Bunların hepsi, gelişiminde önemli bir rol oynadı. Londra ve İtalya'da galant tarzı o dönemde oldukça popülerdi. Basit, hafif müzik, sesin yavaşlamasına bir tutku, vurgulara önem veren, hakim ve ana notanın üstündeki dördüncü ve altındaki notayı çıkartarak, simetrik cümlelerle ve açık bir mimari sundu. Bu tarzın etrafında gelişen klasik müzik, Barok'un komplike tarzına bir tepkiydi. Mozart'ın ilk çalışmaları, İtalyan açılışlarıydı. üç hareket birbiriyle buluşurdu. Diğerleri J.C. Bach'ın eserlerine oldukça benzerdi ve başkaları da Viyana'daki eserlerin değişik bir şekilde vurgulanmasıydı. Mozart'ın en tanınan özelliklerinden biri de belli bir düzenin uyumuydu; sesin yavaşlamasına ana nota etrafında yöneliyordu ama Mozart, bunu değiştirerek uyumu ses yavaşlamasının daha güçlü yarıya geçmesini sağlamıştı. Mozart'ın Phrygian anlayışı da bunu gösterir. Mozart olgunlaştıkça, Barok müziğinden birtakım yeni özellikler daha adapte etmiştir. Örnek olarak, 29. Senfoni'nin La Majör (K. 201)'ünde kontrpuana ait iki veya daha çok sayıda melodinin bir arada çalınmasından meydana gelmiş tema kullanıyordu ilk hareketinde ve düzensiz ifade uzunluklarını denemiştir. 1773'teki bazı kuartetleri fugal finalleri vardır ve büyük olasılıkla Haydn'dan esinlenmiştir. O da bunu opus 20 setinde kullanmıştır. Fırtına ve stresin etkisi, Alman edebiyatını "Romantizm" akımına doğru yönelirken, müzikte de bestecileri etkilemiştir. Mozart'ın çalışma hayatında odağı enstrümental müzikle operalar arasında gitmiş gelmiştir. Avrupa'da o anda bulunan iki tarzda da operalar yazmıştır. "Figaro'nun Düğünü", "Don Giovanni" ve "Cosi fan tutte" (Bütün Kadınlar Böyle Yapar) [opera buffa] tarzında iken "İdomeneo" ve "Sihirli Flüt" [opera seria] tarzındadır. Daha sonraki operalarında da enstrümanların, orkestranın, ton renginin psikolojik ve duygusal hisleri ve dramatik geçişleri ifade edebilmek için yeni yöntemler geliştirmiştir. Senfonilerinde çözülemeyecek seviyede komplike bir şekilde orkestrasını kullanması, orkestranın psikolojik 35
36 etkilerini geliştirmiş ve daha sonra da opera olmayan eserlerinde de görülmüştür. Mozart için Türklerin ayrı bir önemi vardır, Türkler için de Mozart'ın. Mozart Türklerle, müzik ve töreleriyle gençlik çağlarıyla başlayarak ilgilenmiştir. Osmanlıların Viyana'yı kuşatması sırasında ve sonrasında, Avrupalılar, özelliklede de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun yurttaşları Türklerle yakın ilişkilere girmiştir. Etkisi Mozart'ın nesiller boyunca, tüm müzik türlerinin bestekarlar üzerindeki etkisi oldukça büyüktür. Mozart'dan sonraki tüm önemli bestekarlar Mozart'ın büyüklüğünden bahsetmiştir. Rossini hakkında "O bir dahi kadar bilgili ve bilgi kadar dahi olan tek müzisyendi." demiştir. Ludwig van Beethoven'in Mozart hayranlığı da açıktır. Beethoven, Mozart'ı birçok kez kendisine örnek olarak almıştır. Örnek olarak, Beethoven'in Sol majör 4. Piyano Konçertosu Mozart'ın Do majör Piyano Konçerto'suna (K.503) bir göstergedir. Beethoven'in apartmanında öğrencilerinden birine, Mozart'ın Do majör kuartet'ini (K.464) gösterip "Ah, ne eser. Bu, Mozart'ın 'İşte benim yapabileceğim bu, dinleyebilecek kulakların olsaydı!' demesidir." demiştir. Beethoven'in daha birçok eseri Mozart'ın eserlerine benzemekte ve çağrıştırmaktadır. Bunlara Beethoven'in Do minör 3. Piyano Konçertosu ile Mozart'ın Do minör 24. Piyano Konçerto'su da dahildir. İkisi de Haydn öğrencisi olup buluştuklarına inanılır ve Mozart'ın da Beethoven hakkında "Dünyaya hakkında bahsedilecek bir şey bırakacak." dediği söylenmektedir. Çaykovski, "Mozartiana"yı Mozart'ı övmek için yazmıştır. Max Reger'in 1914'te yazdığı "Mozart Tema"sı da en tanınmış eserlerinden biridir. Buna ek olarak Mozart, Frédéric Chopin, Franz Schubert, Peter İlyiç Çaykovski, Robert Schumann ve birçok besteci tarafından en iyi olarak gösterilmiştir. Hatta Frédéric Chopin, cenazesinde kendi yazdığı cenaze müziğini değil Mozart'ın Requiem'inin çalınmasını istemiştir. Mozart'ın el yazısı ve imzası. Mozart popüler müzik için de bir ilham kaynağı olarak kalmıştır. Jazz'dan, Rock'a, hatta Heavy Metal'e kadar. Jazz piyanisti Chick Corea, Mozart'ın piyano konçertolarını çalarken kendisini konçertolar yazmaya esinlenmiştir. Köchel Dizini Eserlerini tek tek saymak olanaksızdır. Operalarının yanında şeref terini çok sayıda senfonisi alır. Özellikle Mi bemol majör, sol minör ve do majör senfonileri Oda müziği eserleri bu türün en seçkin örnekleri arasındadır. Requiem, gerçek bir yetkinliğe ulaşır. Mozart öldükten sonra, eserlerinin dizilimi için birçok defa uğraşılmıştır. Ancak, bunu 12 yıllık bir uğraşı sonunda, 1862'de Ludwig Alois Ferdinand Ritter von Köchel başarır. Mozart'ın hâlen eserleri Köchel'in katalog numaralarına göre sıralandırılmıştır. Bu nedenle, örnek olarak La majör 23. Piyano Konçertosu demek yerine, basitçe "K. 488" ya da "KV. 488" diye yazılır. Buradaki KV'nin açılımı Köchel Verzeichnis (Köchel Dizini) dir. Bu katalog 6 kez revizyona gitmiş, Mozart'ın eserleri de K.1 den K.626'ya kadar numaralandırılmıştır. 36
37 oldukça tepki almıştır ve birçok kişi haksız bir şekilde Mozart'ın kişiliğinin abartıldığını hissetmiştir ama elbette Mozart'ın deli dolu bir kişiliği olduğu doğrudur. Örnek olarak, Mozart kanonlarını "Leck mich im Arsch" (Kıçımı Yala) ve "Leck mir den Arsch fein recht schön sauber" (Kıçımı İyi ve Temizce Yala) parti müziği olarak dostlarına bestelemiştir. Bu eserlerinin Köchel numaraları 231 ve 233'dür. Başka bir tartışma konusu da Mozart'ın çocukluktan ölümüne kadar insanüstü dehasıdır. Bazıları ilk eserlerini basit ve unutulabilir bulurken diğerleri Mozart'ın 5 yaşında yazdığı esere bile hayranlık duyarlar. Her hâlükârda, ilk bestelerinin bir bölümü hâlâ oldukça popülerdir. K. 165 örnek olarak, Mozart tarafından 17 yaşındayken bestelenmiştir ve en tanınan eserlerden biridir. Başka bir söyleyiş de henüz 5 ya da 6 yaşındayken gözleri kapalı olarak ellerini çapraz bir şekilde tutup piyanoyu çalabildiğidir. Söylenceler ve uyuşmazlıklar Mozart bestekarlar arasında doğal olmayan bir efsane yumağıyla karşılaştı. Bir bakıma çünkü ilk biyografisini yazanlar Onu şahsen tanıyorlardı. Bir ürün sunabilmek için hayali öğeler eklemek zorunda kalıyorlardı. Bu söylenceler, Mozart öldükten sonra başladı ama pek azı belli kanıtlar etrafındaydı. Bunlardan biri de Mozart'ın Requiem'ini kendi ölümünü düşünerek yazması üzerineydi. Hayali sözleri, gerçek olaylardan ayırmak Mozart araştırmacılarının devam eden bir görevi haline gelmiştir, lakin efsaneleri gerçek olaylardan ayırmak gerekir. Dramatistler ve senaristler, araştırmacıların sorumluluklarından özgür olarak, bu efsaneleri oldukça iyi birer öğe olarak kullandılar. Benjamşim Simkin, Mozart üzerine yazdığı bir kitapta Mozart ın Tourette sendromu yaşadığını öngörmüştür. Ancak, hiçbir Tourette sendrom uzmanı, organizasyonu veya psikiyatrist Mozart'ın böyle bir sendroma sahip olduğunu söylememiştir ve birçoğu da yeteri kadar delilin olmadığını vurgular. Oldukça popüler olan bir nokta da Mozart ve Antonio Salieri arasındaki rekabetdi. Bazı versiyonlarda, Salieri'nin verdiği bir zehir nedeniyle ölen Mozart, Aleksandr Puşkin'in "Mozart ve Salieri" isimli oyununa, Nikolay Rimsky-Korsakov'un "Mozart ve Salieri" isimli operasına ve Peter Shaffer'in "Amadeus" isimli oyununa konu olmuştur. Amadeus ayrıca bir film olarak da çekilmiştir. Shaffer'in oyunundaki Mozart görüntüsü 37
38 Kronik nefrit üzerine sık sık eklenen akut ataklar Böbrek yetmezliği, üremi ve enfeksiyonun doğal komplikasyonu olarak hipertansiyon Kronik depresif, nevrotik, karamsa ve çekingendi. Paranoid kişilik bozukluğu ve emosyonel labilite. Sanrılar Nöropsikiyatrik semptomlar beyin ya da beyin boşluklarındaki yangısal duruma bağlı olabilir. Olası ölüm nedeni akut romatizmal ateşe sekonder böbrek yetmezliğidir. Kronik tabloya akut viral ya da bakteriyel bir hastalık eklenmiş olabilir. Viyana daki Mozart Anıtı Hastalıkları (Jasna Pucarin-Cvetkovi, 2011) Romatizma (büyük olasılıkla akut romatizmal ateş ve eritema nodozum) Sık üst solunum yolu enfeksiyonu 38
39 Amadeus, 1984 Milos Forman ın 1984 yılında yönettiği Amadeus, Peter Sgaffer in oyunu üzerinedir. 8 Oskar kazanan bu film, o yılın da en popüler filmlerinden biri olmuştur. Film Mozart'ın eserlerini halkın tanıması için oldukça faydalı olmuştur, ancak tarihsel eşitsizlikler yüzünden eleştirilmiştir. Özellikle Antonio Salieri'nin Mozart ile olan rekabeti üzerine pek az tarihsel kanıt vardır. Aksine, büyük bir ihtimalle Mozart ve Salieri birbirlerine arkadaş ve ortak gözüyle bakmaktadırlar. Salieri'nin halk kütüphanesinden Mozart'a partisyonlar verdiğinin belgelerle kanıtları vardır. Bunun yanı sıra, birçok kez Mozart'ın eserlerini sahnede sunmuştur. Bunun da üstüne, Mozart'ın oğlu Franz Xaver'in müzik öğretmeni olmuştur. Eserlerini hiçbir zaman göstermemesi, filmde fazla dramatize edilmiştir. Ayrıca, Mozart'ın eserleri incelendiğinde, birçok revizyonlar yaptığı da gözükmektedir. Mozart oldukça ağır çalışırdı ve kendi izniyle üstün bilgisini ve becerilerini Avrupa'nın müzik geleneklerine göre geliştirmişti. Schaffer ve Forman Amadeus'un hiçbir zaman Mozart'ın gerçek biyografisi olarak sunmak istemediklerini anlamış, filmin DVD sunumunda da, dramatik anlatımın İncil deki Habil ve Kabil öyküsünden esinlendiğini anlatmıştır bir kardeş Tanrı tarafından sevilir, diğeri hor görülür. 39
40 Ludwig van BEETHOVEN Beethoven, araştırmacı ve yazarlar için her zaman ilgi çekici bir konu olmuştur. Bunun bir nedeni de hakkında oldukça fazla malzeme olmasıdır. Beethven in en eskisi 1819 tarihli olan ve günümüzde Berlin Müzesi nde korunan, on bin sayfanın üzerindeki konuşma defterleri günlük yaşamının ipuçlarını veerir. Yine de besteci Beethoven in ve büyük sancılar yaşayan bir çağın gerilimine sözcülük eden eserlerinin yeterinde açıklanıp açıklanmadığı tartışılabilir. Ludwig van Beethoven Bonn da 8 oğlu olan, fakat bunların hepsinin de kendisi gibi engelli olduğu bir ailenin çocuğudur. Joseph Karl Stieler tarafından yapılan portre, Aralık Mart Alman klasik müzik bestecisi. Bach, müziğin matematikçisiydi, Mozart şairi, Beethoven ise filozofu Adı, bütün XIX. yüzyıla egemen olmuştur. İki çağ arasında, önemi tartışılamayacak bir köprü olmuştur. Kendisinden sonra gelenlere zengin bir model oluşturmuştur. Beethoven hakkındaki araştırmalar, psikolojik zıtlıklar üzerinde odaklanır: şefkatli ve kaba, hassas ve öfkeli, idealist ve maddeci, insan kardeşliğine inanmış bir münzevi, aristokrat dostlarının sunduğu ayrıcalıkları gocunmadan kabule den kavgacı bir hürriyet aşığıdır Gerçekte bu özellikler birbiriyle sıkıca ilgilidir ve derin bir duyarlılıkla yüklü, yapabileceklerinden fazlasını sezen, yalnız ve sorunlarla boğuşan büyük bir sanatçıyı açıklar. Eserleri, soluk aldığı havaya giderek egemen olan romantizm ögeleriyle karışmış koyu bir klasik mizacı ortaya koyar. 13 yaşındaki Beethoven Beethoven, bir dahi çocuk değildi. Delikanlılık çağında da öyle kimseye benzemeyen bir hava taşımıyordu. Öğretmenleri de ondan pek memnun değildiler. Ona bestecilik öğretmekte olan Albrechtsberger Beethoven, şimdiye kadar bir şey öğrenemedi. Bundan sonra da öğreneceği yok. Besteci olarak ben onda en küçük bir ümit dahi göremiyorum. demişti. Beethoven a bir süre armoni dersleri veren Haydn bile öğrencisinin yeteneklerini fark edememişti. Aslında Beethoven, öğretmenlerinin anlayamayacakları derecede büyük hayallerin peşindeydi. Ama henüz bunları 40
41 açıklayacak zemini bulamamıştı. İlk senfonisini ancak 30 yaşında besteleyebilmişti. Ama piyanosunun başına geçtiğinde her şey değişiyordu. Daha küçük yaşta iyi bir piyanist olacağını kanıtlamıştı. Kısacık, küt parmaklarıyla piyanonun tuşları üzerinde harikalar yaratabilmekteydi. İlk müzik öğretmeni babası Johann van Beethoven dir. Prenslik Kilisesi nde tenor olan babası, erdemden çok hatadan nasibini almış bir adamdı. Çkiye düşkünlüğü yüzünden ailesini geçindirecek kadar parası hiç olmuyordu. Annesi, sevecenliğiyle, mutsuz çocukluğunun tek parıltısı oldu. Alkolik bir müzisyen olan babasının Beethoven a piyano eğitiminde çok sert ve acımasız davrandığı bilinir. Mutsuz bir çocukluk geçiren Beethoven, küçük yaşlarda ailesinin geçimine katkıda bulunmak için kilisede piyano çalarak çalışmaya başlamıştır. Ludwig in müzik yetenekleri oldukça erken belirince, Mozart örneği nin çekiciliğine kapılan babası, 1778 de onu altı yaşındaki piyano virtüözü olarak sahneye çıkardı. Aslında sekiz yaşındaydı. On üç yaşındayken ilk eserleri yayınlandı. Bunlar, iyi bir öğretmen gözetiminde yapılmış çalışmalardan öteye geçmez. Ancak yaşı konusunda yine yanlışlık yapılmıştır. Öğretmeni Christian Neefe, bir yandan ona Bach, Mozart, Haydn ve Clementinin olağanüstü dünyalarını açarken bir yandan da burs araştırmaktadır. Fransa nın komşuluğu Beethoven in çok genç yaşta, Ren ötesinde doğan Cumhuriyetçi düşünceyi tamamlamasını sağlamış, böylece demokrasi, yaşamı boyunca politik ideali olmuştur. Daha önce müzik, imtiyazlı sınıfların tekelindeydi. Oysa Beethoven, müziğinde insanlığın soluğunu topladı ve gerekli gördüğü yerde kuralları bozmaktan çekinmedi. Pudralı peruk çağından uzaklaşan ilk besteci olarak tanımlanan Beethoven, yüreğinde gerçek ve insan sevgisi, günlüğüne şöyle yazıyordu: Gücü yettiğince iyilik yapmak, her şeyden çok hürriyeti sevmek, bir taht önünde bile olsa, gerçeği değiştirmemek Öğretmeni Neefe nin çabaları sonuçsuz kalmadı yılında Mozart'la çalışmak umuduyla Bonn da ayrılarak Viyana'ya gitti. Viyana da kendisini Mozart a dinleten genç müzisyen, bu fırsattan gereğince yararlanamadı. Mozart ile bir süre çalışma fırsatı bulsa da, gelecek için kararlarını alamadan, annesinin hastalığı nedeniyle Bonn'a döndü. Birkaç gün sonra, vereme yakalanmış olan genç kadın oğlunun kollarında öldü. 1792'de Viyana'ya geri döndüğünde Mozart'ın ölmüş olduğunu öğrendi. Bu adama dikkat edin. O, günün birinde dünyada kendisinden söz ettirecek. Bu sözü, Mozart 1787 yılında söylemişti. Beethoven, genç bir adam olarak Viyana ya gittiğinde verilmiş bir tema üzerine serbest çeşitlemelerle büyük besteciyi etkilemişti. Mozart'ın çalışmaları Beethoven in üzerinde etki bırakmıştır. Bu duruma örnek olarak; Beethoven in Mozart'ın 40. Senfoni 'sinden bir pasajı çalışma defterine kopya etmesi ve bu pasajı kendisinin 5. Senfoni 'sinde kullanması verilebilir. Annesinin ölümünden sonra ailevi durumu daha da çekilmez oldu. Baba Beethoven kendisini iyice içkiye vermişti. Evin bütün yükü Beethoven in omuzlarındaydı. Babasından başka, iki küçük kardeşi Anton Carl ile 41
42 Nikolaus Johann ın bakımı da Beethoven a kalmıştı. Gündüzleri evin işlerini de yapmak zorundaydı. Sağlık durumu onu endişelendiriyor, evin işleri, ekmek parası kazanma derdi bunaltıyordu. Son derece aksi ve sinirli biri olmuştu. Çevresindeki insanların ondan çok daha rahat ve mutlu yaşayabildiklerini düşününce öfkeleniyor, herkese düşman kesiliyordu. Arkadaşlarıyla konuşurken onlara sürekli kötü sözler sarf ediyor, en küçük fırsatta kavga çıkarıyordu. Saçı başı darmadağınık dolaştığı için herkes ona Çılgın İspanyol diyordu. Yine de her şeye karşın bir çok dostu da vardı. Çevresindekiler bu kavgacı ama dürüst delikanlıyı seviyorlardı. Onun, hayatın gerçekleri karşısındaki davranışları da hoşa gidiyordu. Kalabalık salonlarda, arkadaş toplantılarında daima yabancı kalıyordu ama bu toplantılarda da herkes sadece onunla ilgileniyor, herkes onunla konuşmak için sabırsızlanıyordu. Bu çirkin, atlet vücutlu, inatçı adamda herkesi çeken gizli bir kuvvet vardı sanki. Uluslararası bir virtüöz olma rüyasından vazgeçmek zorunda kaldı. Doğduğu yerde bir görev almaya hazırlanıyordu ki, İngiltere den dönerken yolu Bonn a uğrayan Joseph Haydn la karşılaştı. Bütün arzuları bir daha yatışmamak üzere uyandı. Avusturyalı Kont Waldstein, ona yeni bir Viyana yolculuğu hazırladı. Tavsiye mektupları yanında şu öğüdü ilgi çekicidir: Azizim Beethoven, uzun zamandır savaştığınız arzularınızın gerçekleşmesi için Viyana ya gidiyorsunuz. Orada, Mozart ın ilham perisi gözdesinin ölümüne ağlıyor. O, güçlü Haydn ın yanında barınacak yer buldu. Eğer, aralıksız ve dikkatli çalışırsanız, Haydn ın ellerinden Mozart ın ruhunu alacaksınız yılında Viyana ya giden Beethoven klasik müziğin ünlü bestecisi Joseph Haydn ın yanında çalışmaya başladı. Beethoven, gerçekten Mozart ın ilham perisini aradı mı bilinmez. Ama Haydn ın yanında onu bulamadı. İki kuşağı, bir uçurum ayırıyordu. Hem, yaşlı Haydn ın genç Beethoven a verdiği dersler sayılı oldu. Ancak, bu ikinci Viyana yolculuğundan başlayarak Beethoven in ciddi bir şekilde çalıştığını biliyoruz. Derslerin kısalığına karşın, Joseph Haydn kısa sürede Beethoven ın üstün yeteneğini fark etti ve her konuda ona destek oldu. Haydn ın usta yazısı ve senfonilerinin sağlam modeli Beethoven e çok şey söylemiştir. Viyana da artık ellerinin ustalığı sayesinde kendi ayaklarının üzerinde duracak hale gelmişti. Piyanoda gösterdiği başarı sayesinde Prens Carl Lichnowski ile eşinin de dikkatini çekti. Avusturyalı aristokratlar müziğe çok meraklıydılar. Asil kar-koca Beethoven i yanlarına aldılar ve ona yılda altı yüz florin (üç bin TL ye yakın) 42
43 ödemeyi taahhüt ettiler. Bu arada, genç müzisyenin Viyana sosyetesinde de tanınmasına yardımcı oldular. Beethoven bir süre neşeli, kayıtsız bir insan olmayı denedi. Hatta kendine bir atlı araba almayı düşünecek kadar da lükse merak sardı. Parlak renkli kumaşlardan elbiseler yaptırıyor, dans dersleri alıyor ve etrafındaki kızlarla dostluk kuruyordu. Viyana sosyetesinin bir numaralı erkeği olmuştu. Her yere davet, ediliyor, gittiği her yerde ilgi görüyordu. Ama çok geçmeden bütün bunlar, asi ruhlu bestecinin sinirine dokunmaya başladı. Soyluların ona yakınlık göstermeleri öfkelenmesine neden oluyordu. Mutluluk bana yaramıyor diye durumunu açıklamaya çalışmıştı. Gerçekten de dehasını geliştirebilmek için yalnızlığa gereksinimi vardı. Ben dünyaya mutlu, kaygısız bir yaşam sürmek için değil, büyük eserler yaratmak için gelmişim diyordu. Bunları düşünerek sosyeteden elini eteğini çekti. Kaba davranışları iyi kalpli prens ve eşinin de sabrını tüketiyordu. Yine de sanatın her şeyden önce geldiğine inanan Prens, onun şımarıklıklarına ve huysuzluklarına boyun eğiyordu. Hatta bir keresinde hizmetkarlarından birine, şayet Beethoven seni benim çaığrdığım sırada çağırırsa önce onun yanına gidip emirlerini yerine getirmelisin demişti. Beethoven, annesinin ölümünden sonra hastalık korkusundan bir türlü kendini kurtaramamıştı. Vücudunun hep ağrılar içinde olduğunu sanıyor, kendisine hasta süsü veriyordu. Herkesin onu iyi bir piyanist, kötü bir besteci olarak tanımasından da yakınıyordu. İlk eserleri, güzel çalan ama güzel eserler aratmaktan aciz bir bestecinin eserleriydi. Oysa Beethoven her şeyden çok yaratıcılığa önem veriyordu. Tek isteği, güzel eserler bestelemekti ama otuz yaşına yaklaştığı halde ilgi çekici bir eser ortaya koyamamıştı. Arkadaşlarının ona cesaret vermemeleri Beethoven i ümitsizliğe düşürmedi. Dehasının er geç anlaşılacağından emindi. Nitekim 1800 yılında tamamladığı 1. Senfoni si ileride bir şeyler yapabileceğini haber vermesi açısından önemliydi. Bu eserde besteci, kendisinden önce yaşamış bestecilerin etkisi altında kaldığını göstermişti. Yine de bu eser, ileriye doğru atılmış önemli bir adımdı. Müzik eleştiricileri, Beethoven in yenilikler peşinde koşmaktan vazgeçip, eski usulde eser bestelemesini önerdiler. Beethoven, 2. Senfonisi ile adeta eleştirmenlere meydan okudu. Bu senfoninin largetto temposundaki ikinci bölümünde orkestranın çeşitli sazları bir melodiyi karşılıklı tekrarlayarak bir tür notalı dedikodu yapıyorlardı. İki ayrı grubun aynı melodileri karşılıklı tekrarlamasından sonra üçüncü bir grup araya karışıyordu. Eleştirmenlerden biri Beethoven in bu eserini dinledikten sonra, bu gidişle bizim orkestralar sazlı dedikodu dernekleri haline gelecek demişti. Beethoven, bu sözleri de duymazdan geldi. Birkaç sineğin ısırması, yarışı kazanmaya azmetmiş bir atı durduramaz diyordu. Eleştirmenler ise Beethoven in sadece bir konuşmadan ibaret olmayıp, gramer yanlışlarıyla da dolu olduğunu belirttiler. Onların görüşlerine göre bu konuşma, cahil bir adamın konuşmasından farksızdı. Beethoven, bu sert saldırılara da aldırmadı. Eserler, düşüncelerinin tartışmasız birer kanıtıdır. Coriolan, Egmont, Prometheus, hürriyet savaşının bu sembolleri ona uvertürlerini ilham ettiler. Üçüncü Senfonisi (Eroica) ni, Avrupa ya demokrasiyi getirdiği için, Fransız İhtilali nin kahramanı Napolyon Bonapart a adadı. İnsanlığın kurtarıcısı, saltanatın düşmanı oalrak tanıdığı Napolyon a hayrandı. Bestelediği üçüncü senfoniyi ona adamaya karar vermişti. Tam eserin müsveddelerini Paris e göndermeye karar verdiği sırada Napolyon un fedakâr bir kahraman kimliğinden sıyrılıp kendisini imparator ilan ettiğini duyunca çok sinirlendi. Napolyon, imparatorluk tacını taktığı zaman ithafı öfkeyle karaladı: O halde bu da sıradan bir adam! İnsan haklarını çiğneyecek, bütün öteki zorbaların yaptığı gibi tutkusunun peşinden gidecek. O da diğer diktatörler gibi insan kalplerini zedelemekten başka bir şey bilmiyor!.. Bir imparatorluk kenti olan Viyana için alışılmadık sözlerdi bunlar. Yine de Prens dostları ona sadık kaldılar, anlamaya ve yardıma çalıştılar. Üçüncü senfonisini Napolyon a adamaktan vaz geçti. Eserine Eroica (Kahraman) adını koydu ve vücudu hala yaşadığı halde ruhu çoktan ölmüş olan büyük bir adamın anısına saygıyla kelimelerini ekledi. 43
44 olan özelliklerin hepsinden yoksundu. Üstelik son zamanlarda kulakları da ağır işitmeye başlamıştı. Bestecinin ilgilendiği kadınlar onun durumuna üzülüyor, genç adama acımaktan kendilerini alamıyorlardı. Sağırlık onu cemiyetten, insanlardan uzaklaştırmakla kalmıyor, çalışmalarını da zorlaştırıyordu. Bir ara hayatına son vermeyi de düşünmedi değil. Fakat eserler besteleyebilmek için daha yaşaması lazımdı. Eroica nın kapak sayfası. Napolyon a ithaf yazısının üzeri karalanmıştır. Beethoven, Haydn dan başka, Albrechtsberger (Johann Georg, ) ve Antonio Salieri ( ) den de dersler aldı. Beethoven, başlarda besteci olarak değil piyanist olarak adını duyurdu. Waldstein Kontu nun tavsiye mektupları sayesinde Beethoven, Viyana nın en gözde saraylarında ilgiyle karşılandı. Demokrat ve ihitilalci Beethoven, öyle başına buyruk, öyle garip huylu ve o kadar kötü eğitilmiş bu yabancı, saraylarda büyük senyörlerin maddi ve manevi desteği ile karşılanıyordu. Onların arasında gerçek dostlar buldu. Düşüncelerini saklamıyordu. Bir gün, öğrencisi Archiduc Roudolphe a şöyle dedi: Hürriyet ve gelişme işte sanatın amacı. Daha sonra yaptığı bestelerle klasik müziğin XIX. yüzyılın sonuna kadar yaşayan tüm müzisyenlerini etkiledi. Viyana daki ilk konserini 1795 te verdi. Ertesi yıl, Beethoven in varlığını değiştirecek sürekli bir dert baş gösterdi: sağırlık. Bu durum, zaten melankoliye eğilimli olan tabiatını daha da kararttı. Onu intiharın ve deliliğin eşiğine kadar götüren ilk krizden sonra mücadeleye girişti. Bu, mutsuzluğa karşı kahramanca bir direnişti. Hiç kimsenin önünde eğilmeyen, kimsenin sözünü dinlemeyen bu inatçı ve kibirli adam, her gün yeni bir gönül macerasının esiri oluyordu. Ancak evli kadınlarla hiçbir zaman ilgilenmemeyi ilke edinmiştir. Ama Beethoven, bir kadının gönlünü kazanmak için gerekli Yıllar geçtikçe Beethoven in huzursuzluğu da artıyordu. Arkadaşlarına bağırıp çağırıyor, hizmetçilerine kitap, çanak fırlatıyor, hatta patronlarına da hakaret ediyordu. Bir keresinde Prensin sarayına Napolyon ordusuna mensup subayların geldiğini görünce o gece piyano çalmaktan vaz geçmişti. Prens, konuklarımın huzurunda piyano çalmazsan, savaş esiri olarak şatoda hapsedileceksin diye uyardı. Beethoven bu sözler üzerine hiçbir şey demeden şatodan dışarı çıktı, şiddetli yağmur altında üç millik yolu yürüyerek kasabaya geldi. burada araba beklerken prense de bir mektup yazdı: "Prens, sen bugünkü halini doğuşuna ve şansına borçlusun ben ise kendi kendimi yetiştirdim. Bugüne dek binlerce prens geldi ve geçti, bundan sonra da binlercesi yaşayacak. Fakat yeryüzünde sadece bir tek Beethoven vardır. Beethoven, öğrencilerine de çok sert davranoyor, onlara hiç durmadan egzersiz yapmaları gerektiğini söylüyordu. Bayan öğrencilerinin yanında bile öfkesini gizlemek zahmetine katlanmıyordu. Bazen günlerce ortadan kayboluyor, onu aramaya çıkanlar da ormanda, bir ağaç altında ellerini şakağına dayamış bir durumda buluyorlardı. Onu sakinleştiren tek yer ormanda, ağaçların yanıydı. Hasretini çektiği insan sevgisini 44
45 ağaçlarda arıyordu. Sağlığının her gün biraz daha bozulmasına karşın, bestelediği eserlerin sayısı da günden güne artıyordu. Dördüncü senfonisini neşeli bir aşk senfonisi olarak bestelemişti. Bestecinin 3. ve 5. Senfonilerinin yanında 4. Senfoni biraz sönük kalmaktadır. Bu arada, Fidelio poerasını da bestelemeye başlamıştı (1804). Boully adındaki yazarın Leonore adlı eserinden aldıpı operanın bestelenmesi oldukça uzun sürdü. Beethoven, insan seslerini sevmediği için onlara göre bir eser yaratmakta zorluk çekiyordu. Mozart için müzik şairi diyenler, Beethoven için müzik filozofu demektedirler. Kader Senfonisi adıyla anılan 5. Senfoni sinde, felsefesini en ince noktalarına kadar anlatır. İnsanların kaderleriyle yaptıkları savaşın öyküsüdür bu. Başlangıçta, insanoğlu kadere karşı açtığı savaştan galip çıkacak gibi görünmekteyse de, son zafer yine kaderin olacaktır. Beethoven in yaşamının en önemli olaylarından biri de ünlü şair Goethe ile tanışmasıdır. Besteci, geçirdiği şiddetli bir krizden sonra dinlenmek, biraz da kendini toplamak için Teplitz e gelmişti. Burada ünlü şair Goethe ile karşılaştı. Hayli yaşlanmış olan şair, genç besteci üzerinde derin bir iz bırakmıştı. Teplitz deki yaz tatili boyunca iki sanatçı sık sık buluşma fırsatını yakaladı. Beethoven in sağırlığı iki ünlünün rahatça konuşmasını önlüyordu. Fakat birbirlerinden çok hoşlandıkları için sık sık ormanda yürüyüşe çıkıyorlar, bazen de hiç konuşmadan dakikalarca yürüyorlardı. Bazen de aralarında fikir ayrılıkları beliriyor, şiddetli tartışmalara girişiyorlardı. Goethe, asaleti her şeyden üstün tutuyordu. Beethoven, onun aksine demokrat ruhluydu. Bir gün dolaşırken krala rastladılar. Beethoven, karşıdan gelenlere hiç aldırmadan başı yukarıda yoluna devam etti. Goethe ise yanındakilere saygıda kusur etmedi. Sonra da yaptığı kabalıktan dolayı Beethoven i azarladı. Bu yüzden iki dostun arası açıldı. Beethoven, akrabalarına karşı da dostlarına yaptığı gibi kaba davranıyor, beslediği sevgiyi sert davranışlarıyla gizlemeye çalışıyordu. Küçük kardeşlerinden Johann, ilaç yapımı üzerinde çalışmış, başarılı bir işadamı olmuştu. Her zaman başarılarıyla üvünmekten hoşlanıyordu. Büyük bir arazi satın aldığını herkesin öğrenmesini istiyordu. Bir gün abisini ziyarete gittiğinde kartvizitine Johann van Beethoven Akıl sahibi kelimelerini yazmayı ihmal etmemişti. Besteci, kardeşi Caspar a daha fazla yakınlık gösteriyordu. Bir süre onu yanında sekreter olarak da çalıştırdı. Caspar öldükten sonra da o tarihte dokuz yaşında olan oğlu Carl ı yanına alıp onu manevi evlat edindi. Küçük Carl ın bakımını üzerine almakla omuzlarına pek ağır bir yük yüklemiş oluyordu. Carl ın annesi zengin bir ailenin kızıydı ve kocasının kardeşine çocuğunu vermek istemiyordu. Mahkemelik oldular ve dava yıllarca sürdü. Beethoven in maddi durumu iyice kötüleşmiş, mahkemenin verdiği heyecan ve üzüntü sağlığını da bozmuştu. Her şeye karşın sevgili yeğeninin eğitimi için kenara bir miktar para ayırdı ve kendi ihtiyaçlarından fedakarlık yaparak varını yoğunu Carl a ayırmaya koyuldu. Yeğeninin de bir gün iyi bir besteci olacağına inanıyordu. Fakat onu büyük bir hayal kırıklığı bekliyordu. Carl, asi ruhlu, idaresi zor bir çocuktu. 45
46 Okulda ders çalışmaktansa bilardo salonlarında oyun oymayı yeğliyordu. Amcasından aldığı harçlık masraflarına yetmediği gibi bir sürü de borca girmişti. Carl, bir keresinde, aklınca dertlerinden kurtulmak için, başarısız bir intihar girişiminde bulunduktan sonra Beethoven kendini bir türlü toparlayamadı. Carl, sonradan iyi bir insan oldu, amcasının müziğiyle de gururlandı. Ama Beethoven, haylaz yeğeninin akıllandığını göremedi. bırakmak istememişti. Bageti eline aldıktan sonra, konseri başından sonuna kadar hiçbir aksaklığa neden olmadan idare etti. Fakat konser bitip da halkın çılgınca alkışları salonu inletmeye başladığı zaman Beethoven yaşamının en acı dakikalarını yaşadı. Zavallı besteci, çevresinde olup bitenlerden habersizdi. Alkışlara karşılık olarak halkı selamlamasını ona işaretle anlatmaya çalıştıkları zaman da bestecinin üzüntüsü çok fazla oldu. Dehşet içinde iki eliyle kulaklarını kapadı. Kader, Beethoven a en büyük darbesini indirmişti. Ölümü de yakındı artık. Çeşitli sıkıntılar ve artan sağırlık Beethoven in gerektiği kadar fazla çalışmasına olanak tanımıyordu. Sekiz senfonisini de 1815 ten önce, yani Carl ı evlat edinmeden önce bestelemişti. Dokuzuncu senfonisini ise 1824 ten önce tamamlayamadı. Dokuz yıl süren ıstırap, büyük bir neşeyle son bulmuştu. Dokuzuncu senfonisi, o güne kadar bir benzerine daha rastlanmamış, inanılmayacak derecede güzel bir eserdi. Beethoven, eserin son bölümüne ünlü Alman şairi Schiller in Neşeye Övgü (An die Freude) adlı eserini de koro parçası olarak besteleyip eklemişti. Eseri dinleyenler kulaklarına inanamıyorlardı. Bu muazzam eser, ilk kez 7 Mayıs 1824 te Viyana Kraliyet Tiyatrosu nda çalındı. Kulakları artık iyice sağırlaştığı halde, besteci eserin idaresini başkasına Konser gecesinden sonra yatağa düşen Beethoven, aylarca ölümle pençeleşti. Son mücadelesi de iki gün sürdü. Artık kendini bilmez halde yatıyordu. Dışarıda korkunç bir fırtına vardı. Şimşekler çakıyor, rüzgar uğuldayarak esiyor, yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Bir ara şimşek çakmasıyla ölümsüz besteci de gözlerini açtı, sağ yumruğunu havaya kaldırdı ve boşlukta hafifçe salladı. Sonra başı geriye düştü. Ölmüştü Beethoven in dokuz senfonisi, beş piyano konçertosu, bir keman konçertosu, bir piyano, keman ve çello için 46
47 üçlü konçerto, otuz iki piyano sonatı ve birçok oda müziği eseri bulunmaktadır. Sadece bir opera, Fidelio, bestelemiştir. İlk senfonisini 1800 yılında yapmıştır. 9. senfoni ise en çok bilinen ve bugün Avrupa Birliği marşı da olan en çarpıcı senfonisidir. Beethoven çok titiz çalışan bir müzisyendi. Müziği, ifade gücü ve teknik olarak çok üst seviyedeydi. Haydn ve Mozart tan devraldığı prensipleri geliştirdi, daha uzun besteler yazdı ve daha tutkulu, dramatik eserler oluşturdu. Özellikle Op. 109 piyano sonatıyla Klasik müziğin Romantik Dönemini başlatmıştır. Bütün yalnızlar gibi, sürekli olarak benzerlerine açılma gereksinimi duyuyordu tarihli Heiligenstadt vasiyetnamesi, yüreğindeki inanılmaz duygusal birikimin kanıtıdır. Seçkin entellektüellerin gittiği en parlak salonların ona açık olduğu bir dönemde Beethoven, kendini yavaş yavaş fakat kesin olarak sosyal yaşamdan çekti. Daha haşin, hatta daha vahşi oldu. Ne çağdaşlarının rezilce unutuşlarından doğan Mozart ın yalnızlığı, ne de düşman bir ortamda yaşayan Schubert in yalnızlığıdır onunkisi. Günlüğüne şöyle yazmıştı: Senin için bahtsız, dış mutluluklar yok. Her şeyi kendin yaratmak zorundasın. Ancak gerçek olmayan bir dünyada dost bulabilirsin. günlerde pek çok eser ve Heiligenstadt vasiyetnamesi doğdu. Pastoral Senfoni, bu doğa aşkını yepyeni bir Fresk gücüyle ifade eder. Bununla beraber, unutulmamalıdır ki, senfonilerinde ormanın mırıltısı, ırmağın sesi, kuş cıvıltıları, kulağının henüz onları fark ettiği mutlu dönemlerin melankolik anılarından başka bir şey değildir. Yaşamı boyunca sağlık problemleri çeken Beethoven 1801 de işitme problemleri yaşamaya başlamış ve 1817 de tamamen sağır olmuştur. Bu dönemden sonra sağırlığı müzik yaşamını hiçbir şekilde etkilememiştir. 9. senfoniyi sağırlık döneminde bestelemiştir. Bazı biyograflar, Beethoven in eseri ile yaşamını birleştirirler. Onlara göre, iyimser eserleri başarılı ve sağlığının yerinde olduğu döneme, trajik eserleri ise sağlığının sarsıldığı, maddi endişelerle bunaldığı dönemlere rastlar. Oysa bu tür ilişkiler yaratma olayını her zaman açıklayamaz. Sözgelimi 9. Senfoni nin finalini ele aldığımızda görürüz ki, böylesine coşkun bir yürek duruluğunun, neşenin ve insanlık sevgisinin parladığı sayfalar, Beethoven in en trajik döneminin ürünüdür. Bütün yalnızlar gibi doğaya tapıyordu. Onun için dinin yerini tutuyordu doğa Derin bir şekilde inançlıydı. Fakat bu inanç, Bach ınkinden çok farklıdır. Yıldan yıla Beethoven in fiziksel rahatsızlığı arttı ve giderek daha derin bir yalnızlığa gömüldü. Yazın, bir orman kenarında ya da bağ ortasında küçücük bir evde oturmaya gidiyordu. Sayfiyede geçirilen bu Napolyon Savaşları Viyana ya büyük değişiklikler getirmiş, aristokratların çağı kaybolmuştu. Vals kralları günün ilahları oldular. Geçimi, aristokratların cömertliğine bağlı olan Beethoven in durumu kötüleşti. 47
48 Ölümler, dost çevresinde gedikler açtı. Yeni zenginler, eski yönetici sınıfın kültür düzeyine ulaşamadılar. Viyana halkı artık İtalyan operasını ve yeni valsleri tutuyordu. Böyle bir ortamda Rossini Beethoven in yanına saygılarını sunmaya gittiğinde, kendisini tamamen sağır, öfkeli ve hüzünlü bir adamın karşısında buldu. Beethoven i hırçınlaştıran sadece Rossini değildi. Vals bestecileri Johann Strauss ve Lanner, günün kahramanlarıydı. Her savaşın bitiminde olduğu gibi, insanlar yalnızca dans etmeyi düşünüyorlardı. Yokluk, Beethoven in evine yerleşti. Günlüğünde, üzüntülerinin nedenlerini açıkça belirtmiştir. Artık hiç kimseye güveni kalmamıştır. Yeğeni Karl için endişeleri, para sıkıntısı, ev derdi, hastalıklar hepsi günü gününe, oraya yüzlerce müzik sayfasını dolduran aynı elle not edilmiştir. Bu sayfalardan her biri, gelecekten yeni bir kopmadır. Her ölçü, henüz bulunmamış bir yol arar. Artık yeni düşünceler, Haydn ve Mozart ın kullandığı ölçülü biçimlerde hapsolmazlar. Beethoven, ilk eserlerinde henüz varlığı hissedilen Barok la, yakın geleceğin Romantizmi arasında şaşırtıcı bir köprü oluşturmuştur. O zamana kadar katışıksız bir çalgı müziği olan senfoniye insan sesini katması, piyano sonatlarının bölümlerini gerekli gördüğü tarzda genişletip daraltması, sonat formuyla yazılan eserlerde menüet yerine scherzo kullanması getirdiği başlıca yenilikler arasındadır. İkinci sonatından (op.2., No.2) başlayarak Beethoven da artık bir daha menuet ye rastlamayız. Bazen yalnız menuet kaldırılmış ve sonatlar üç bölüme indirgenmiştir. Beethoven In sonat biçiminde yaptığı değişiklik yalnızca bu kadarla kalmaz. Sonatın esprisini de etkilemiştir. Ondan önce sonat, salonlara, dost toplantılarına renk veren soylu bir müzik icrası ndan öteye gitmemişti. Beethoven la sonat bizi saray ya da salon inceliklerinden uzaklaştıran güçlü bir kişiliğe büründü. Artık bu divertisman (operada araya konan, kısa ve eğlendirici oyun) değil, bestecinin yüreğini ortaya koyduğu, tutkulu, kahramanca, trajik ya da neşeli bir şiirdir. Dörtlülerinde, artık tekniği aşmış, bütün kuruluş zorlamalarından sıyrılmış yüce ve soylu bir felsefeyi adım adım izleriz. Burada, yaratıcı dehası ile dinleyici arasında hiçbir engel kalmamıştır. Wagner in Tristan ının habercisi olan yaylılar, başka bir dünyadan gelen çağrı gibidir. Bunlar, armoni, melodi ve ritim dwğişiklikleriyle XX. yüzyıla ulaşırlar. Schumann a göre Beethoven in oda müziği eserleri, aklın ve ruhun ulaşılabileceği son sınırdır. Hiçbir neden olmadığı halde onları BAc ın eserleri ile karşılaştırır. Daha sonra, ünlü orkestra yöneticisi Hans von Bülow da Bach ve Beethoven arasındaki bağı sezecekti: Clavecin bien temperé, eski vasiyetnamedir. Der. Beethoven in sonatlarının, yenisi olduğu gibi Birine olduğu kadar ötekine de inanmak zorundayız. Wagner de Dokuzuncu Senfoni nin etkisinde şöyle diyordu: Allah a, Mozart a ve Beethoven a inanıyorum. Beethoven için yazmak bir savaştı. Yazacağı zaman herkesten kaçardı. İçindeki tanrıyla savaşmak ve ondan gerçeği çekip alabilmek için Elleri titrer, yüzü solardı. Bilirdi ki, ya başarmak, ya mahvolmak vardı. Yaratış, kendisini borçlu bildiği kutsal bir görevdi te, sağırlığını gizleyerek son konserini verdi. Bundan 8 yıl sonra, Fidelio Operası nın genel provasını yönetmeye kalkıştı. Hasta sinirlerinin bütün gerilimine karşın başaramadı. Sahnedeki şarkıcılarla, orkestra müzisyenleri arasında hiçbir ilgi kuramadı. Sanatçılar, dehşet içinde, soran gözlerle birbirlerine ve hiçbir şey fark etmeden ölçüleri vurmakta devam eden şefe bakıyorlardı. Dostu Schindler, küçük bir kâğıda karaladığı iki satırla onu uyardı: Yalvarırım devam etmeyin. Evde size nedenini açıklayacağım. Beethoven, orada bulunanların gözlerinden her şeyi bildiklerini anladı. Bu olay, son günlerine kadar onu üzen bir anı olarak kaldı. 48
49 Aslında Fidelio nun ilk seslendirilişi 1805 te yapılmıştı. Bu dramın kötü bir şansı vardı. Beethoven ona birbiri arkasından üç uvertür yazdı: Leonore I, Leonore II ve Leonore III. Sonra da bir dördüncüsünü. Bu da Fidelio adını taşıyordu. İlk seslendirilişinde halkın karşılayışı soğuk oldu. Üçüncü geceden sonra da temsil kaldırıldı kışında Beethoven sonunun geldiğini hissetti. Gururla şöyle diyordu: Eserim tamamlandı. Can çekişme, 24 Mart 1827 de başladı. İki gün sonra, kar fırtınası kenti kapladığı sırada ruhu, bu altüst olmuş vücudu terk etti. 56 yaşındayken dünyaca tanınan bir besteci olarak öldü. Bir yabancı, Anshelm Hüttenbrenner adlı bir müzisyen gözlerini kapadı. Beethoven in gömülüşü ile Mozart ınki rasında büyük bir zıtlık vardı. Bütün Viyana ayaktaydı. Tabutunu 8 ünlü müzisyen taşıdı. Cenazesine otuz bine yakın insan katıldı. Avusturya nın en büyük şairi ölüm nutkunu yazdı ve bir aktör tarafından okundu arasında yer alan ikinci dönem, Eroica senfonisi ile başlar. Beethoven, bu eserle yabancı etkilerden arınmıştır. 4. ve 5. piyano konçertoları, Op. 53 den başlayan piyano sonatları (Op.101 i de içine alan sekiz sonat), Op. 59, Op. 74 ve Op. 95 katalog numaralı beş yaylılar dörtlüsü, Do majör missa, Koral Fantezi, Fidelio Operası, Op. 61 keman konçertosu, Coriolan ve Egmont uvertürleri, 3-8. Senfonileri ile bazı trioları bu dönemin ürünleri arasındadır. Üçüncü dönem, son on yılını içerir. Missa Solemnis, 9. Senfoni, Op.127, Op.130, 131, 132, 122, 135 yaylılar dörtlüleri, son piyano sonatları (Op ) son yaratıcı dönemini taçlandırır. / Yüzünün kalıbı örnek alınarak Hugo Hagen tarafından yapılan büst. Beethoven in yaşamı, üç yaratıcı dönemde incelenir: Birinci dönemde Haydn ve Mozart geleneğine bağlıdır yıllarını kapsayan bu dönemin ürünleri arasında Pathetique, Moonlight, Waldstien gibi çok sayıda piyano sonatı, ilk altı yaylılar dörtlüsü, kemanpiyano için Kreutzer sonatı, Prometheus balesi, piyano için ilk üç konçertosu ve ilk iki senfonisi dikkati çeker. Beethoven in ikinci yaratıcı döneminden (1802) başlayarak, kişisel üslubu ve romantik eğilimleri açıkça kendini gösterir. Halk, onu anlamakta zorluk çekmektedir. Yenilikleri, müzisyenler için bile anlaşılmaz görünür. Yedinci yaylılar dörtlüsünün icrasında kemancı Schuppanzigh, birkaç ölçü çaldıktan sonra durur ve Beethoven in şaka yaptığını sanarak kahkahalarla gülmeye başlar. Günün modasına uymak artık Beethoven i ilgilendirmemektedir. Bununla beraber, eserlerinin genel planı, oranları, simetrileriyle gelenekseldir. 49
50 Fidelio nun uğradığı başarısızlığın ardından, 1806 yılında gittiği Troppan da, Brunswick lerin yanında 4. Senfoni yi yazar. Eserin iyimserliğinde, Therese von Brunsvick e duyduğu ilginin etkisi var mıdır bilinmez. Ancak Apposionata (1807) ile Op.78 piyano sonatı ve Pastoral Senfoni arasında belli bir bağ vardır. Beethoven hiç evlenmedi, ama çevresinde kendisine yakınlık gösteren epeyce kadın vardı. Öldükten sonra çekmecesinde Ölümsüz Sevgiliye ait bir mektup bulundu. Kimdi bu Ölümsüz Sevgili? Bestecinin 1816 da yayımladığı Uzaktaki Sevdiğime adlı yapıtından ve müzik öğretmenine umutsuz bir aşktan söz edişinden yola çıkan uzmanlar, üç ad üzerinde durdular: Antonie Brentano, Josephine Deum ve Dorothea Ertmann. Bunlar arasında en güçlü aday ilkidir yılında Diabelli Çeşitlemeleri ni ona adadı. 57 yaşında öldüğünde hala Ölümsüz Sevgilisi ne duyduğu sonsuz aşkı yüreğinde değerli bir sır olarak saklıyordu. Beethoven in Therese ile evlenme isteği, 1800 yılında soylu bir ailenin kızı olan, piyano öğrencisi Giulietta Guicciardi ile evlenmesini engelleyen aynı nedenlerle, mesleğinin ve sınıf ayrılığının yarattığı olumsuzluk nedeniyle gerçekleşmedi. Ancak ikisi, ölene dek sadık birer dost olarak kaldılar. Beethoven in 1816 da yazdığı altı lied lik Uzaktaki Sevgiliye (An die Ferne Geliebte) şarkı destesi böylece doğdu. (Ay Işığı Sonatı nı Giuletta ya adamıştı.) 50
51 Ölümsüz Sevgiliye Mektup Ezeli Yarim, Yatakteyken bile düşüncelerim üzerinize üşüşüyor. Bazen sevinçle, bazen hüzünle. Yazgı nın dualarımızı işitmesini bekliyorum. Bu yaşama göğüs gerebilmem için, ya tümüyle sizinle birlikte olmalıyım ya da sizi hiç görmemeliyim. Evet, kollarınıza uçup, göğsünüzde gerçek barınağımı bulduğumu söyleyene ve kollarınız arasında ruhumu kutsal ruhlar aleminde savrulmaya bırakılana kadar, yaban ellerde bir avare olma azmindeyim. Heyhat, ne yazık ki bu böyle olmak zorunda. Dinginliğe ereceksiniz, size olan sadakatimden emin olduğunuzda bu dinginliğiniz daha da büyüyecek. Şunu iyice bilmelisiniz ki, sizden başka hiçbir kadın bu yüreğin sahibi olamaz. Asla asla! Ah Tanrım, insan böylesine değerli bir kadınla neden hicranı yaşamak zorunda! Şu anda Viyana daki yaşamım sefilce. Aşkınız beni fanilerin hem en mutlusu, hem de en mutsuzu kıldı. Bu yaşta, artık yaşamımda bir düzene ve dengeye gereksinim duyuyorum. Yaşamakta olduğumuz ilişkide bu iki duygu bir arada olabilir mi? Meleğim, az önce postanın gideceğini duydum. Dolayısıyla bu mektubun eline hemen ulaşabilmesi için burada kesmem gerekiyor. Sakin olun. Beni sevin. Bugün... dün.. ne gözyaşartıcı bir özlem size duyduğum.. size.. siz.. hayatımherşeyim.. size en içten dileklerimi sunuyorum. Ah n olur beni sevmeye devam edin, bu aşığınızın sadık yüreğini kesinlikle yanlış değerlendirmeyin. Hep sizin Hep benim Hep ikimizin 1817 de başlayan Üçüncü Dönem de Beethoven, yepyeni bir üslupla ortaya koyar kendisini. Dış dünyadan tamamen uzaklaşarak kendi içine çekilmiş, gösteriş ve beklentiden uzak, acıya katlanabilen, dehasından emin, sıcak ve gülümseyen bir Beethoven dir bu eserlerde yakaladığımız. Üçüncü dönem eserleri, bestecinin inşa sorunlarını önemsemediği izlenimi verir gibidir. Bilgisi ve anlatımı, bütün teknik güçlüklerin üstünde ve amaca yöneliktir. Bütün büyük sanatçıların olgunluk döneminde olduğu gibi, ne biçim zorlaması, ne teknik sorunların varlığı sezdirilmez. Carl Traugott Riedel tarafından yapılan portre Bu davranış biçimi Beethoven de önce ezgi yapısında ortaya çıktı. Cümle ve priodun dayandığı ölçü sayısında dört ya da dördün katları kuralına uymamaya başladı. Op.106 piyano sonatında tema, 25 ölçülüktür. Op.126 No. 6 Bagatelle inde kuruluş şeklindedir. Bazen kurala uyar. Ancak bu kez de cümle aralarına koyduğu, 9. Senfoni sinin adagiosunda ve 15. Yaylılar Dörtlüsü ndeki gibi sekiz ya da on altı ölçülük eklerle biçimi maskeler. Beethoven in ezgi yapısında gözlenen bir başka yeniliği de cümle kadanslarını bir kararla sona erdirmeyip, cümle sonlarını askıda bırakmasıdır. Böylece, ileride Wagner in sonsuz ezgi diyeceği tarzın yaratıcısı olmuştur. Bu uygulama onu, karışık ifadeleri anlatmada olağanüstü başarılı kılar. 9. Senfoni sinin adagiosunda ve Op.109 piyano sonatının adagiosunda olduğu gibi Op.101 piyano sonatında scherzo yerine marş yazmıştır. Son piyano sonatlarının yarısından çoğunda füg tarzını ya da füg lü üslubu kullanır. J.S. Bach tan sonra unutulan fün yazısını yeniden canlandıran Beethoven, Büyük Çeşitleme tarzının da yaratıcısıdır. Daha önce çeşitleme yazan bestecilerde, ana tema her zaman asıl özelliğini 51
52 korurdu. Oysa Beethoven in Büyük Variation unda temayı tanımak çok zorlaşmıştır. Genel çizgiler aynı kalmak koşuluyla ritim tam anlamıyla değişir. Küçük motiflerden yeni malzemeler türetilir. Tema ritminin bir parçacığı, armonik dokunun küçük bir bölümü tutularak yeni bir yaratmaya konu olabilir. Beethoven, özellikle 1815 den başlayarak Haydn ve Mozart tan alabildiğine uzaklaşmıştır. Bütün bu nedenlerle Beethoven, müzikte romantizmi hazırlayan, geleceğin büyük bestecileri için tükenmez bir örnek oluşturan, devrimci olduğu kadar güçlü bir klasik olarak benimsenir. Bu bakımdan, onun müzik tarihindeki yerini kesin çizgilerle tanımlama ve belirli bir döneme bağlama çabasından vazgeçmekte yarar vardır. Eserlerinin benzersiz başarısı Beethoven in duygusal yaşamın bütün nüanslarını anlatmada ilk olduğunu gösterir. Kompozisyonları, sarsıcı olayların, bireyciliğin gelişmesinin ve kişisel özgürlük arzusunun kanıtlarıdır. Eseri, Avrupalı insanın bu iç devriminin sözcüsüdür ve yeni çağların habercisidir. Beethoven in elinden çıkan bütün bu sayfalar, derin hassasiyeti, şefkati, enerjisi ve dramatik gücüyle dikkati çekerler. 52
53 Anton SCHİNDLER 1822 de Beethoven in evine taşındı. Daha sonra Josefstaedler Tiyatrosu nda orkestra şefi oldu ve Beethoven in eserlerni kendi yönetiminde yorumladı te, 23 Mayıs taki Beethoven konseri başarısızlığa uğradıktan sonra, araları geçici olarak bozuldu. İki yıllık dargınlıktan sonra, Beethoven Gneixendorf tan Viyana ya ölmek üzere geldiğinde, 1826 Aralık ayında Schindler ustasının evine döndü ve saygı dolu bir özveriyle ölümüne dek Beethoven e hizmet etti. Son günlerin ayrıntıları hakkında Moscheles e birçok mektup yazdı ve Breunun le birlikte Beethoven den kalan kağıtlarla uğraştı. Breuning in iki ay sonra ölümünün ardından Beethoven in tüm kağıtları Schindler e geçti. İlk Beethoven biyografisini 1840 ta yayımladı, bunu 1845 te bazı eklemelerle genişletilmiş ikinci baskı izledi, üçüncü ve son baskı 1860 ta yayımlandı. 13 Haziran 1795, Medlov, Moroviva 16 Ocak 1864, Bockenheim, Frankfurt Beethoven in sekreteri ve ilk biyografisinin yazarıdır. Ölümünden birkaç yıl sonra Beethoven, kahramn meraklıları tarafından tam anlamıyla aziz ilan edildi. Schindler, yeni mesihin ilk vaiziydi. Babası, memleketi Maehren, Meedl-Neustadt kilisesinde koro şefi ve öğretmendi. Schindler, daha çocukluk yaşlarında müzikle uğraşıyor ve keman çalıyordu. Çok genç yaşlarda Viyana Üniversitesi ne gitti, hukuk okudu ve amatör bir orkestrada coşkuyla keman çaldı. Beethoven la 1814 te kemancı Schuppanzigh kendisinden büyük besteciye bir mektup götürmesini rica ettiğinde tesadüfen tanıştı. Daha bu yılın sonunda 29 Kasım ve 2 Aralık taki Beethoven konserlerinde keman çalıyordu te Schindler, üniversitedeki yıkıcı etkinlikleri nedeniyle tutuklandı ve hapse atıldı. Serbest bırakıldıktan sonra Beethoven in sekreteri ve sağ kolu oldu. Schindle bize açık sözlülükle Beethoven in yaşamındaki tüm tatsız epizotları sükutla geçiştirdiğini anlatmaktadır. Tatsız olayların atlanamadığı yerlerde Schindler, bunları küçük göstermeye çalışıp arkadaşlarını karalayarak Beethoven in yükünü hafifletmeyi başarmıştır. Onun için Beethoven haksız hiçbir şey yapamayacak bir mesihti ve mesihinin Tanrısal niteliğini kuşkuya dşürecek her iddia Tanrı ya küfür etmekti. Büyük adamlar hakkında her şey ama her şey söylenebilir, bunun onlara bir zararı olma. Dediği için Ferdinand Ries ile de bozuşmuştu. Wegeler ve Ries i birçok çirkin gerçeği açığa vurdukları ve 1819/20 de Beethoven in parasal sıkıntılarını anlattığı, kendilerine yönelmiş mektupları yayınladıkları için de şiddetle eleştirmişti. Ona göre böyle mektupların ortaya dökülmemesi gerekirdi. Bunlar onun dostları Wegeler ve Ries tarafından gizli tutulmalıydı. Çünkü o mektupların içeriği, Beethoven in yalnızca para için beste yaptığı izlenimini doğurabilirdi. Schindler tarihi bildirme konusunda garip şekilde kayıtsız kalmıştı, tarihler çoğunlukla yanlıştır. Anlaşılan bunları önemsememiştir. Tüm bunlara karşın Schindler, Beethoven le ilgili paha biçilmez bir bilgi kaynağıdır. Ustanın günahlarını sevgiyle örtmek istediğinde farkına varmadan baklayı ağzından çıkarmaktadır. Ne zaman ustanın lehine yalan söylemeye kalksa ayrıntılara 53
54 girmekte ve boşboğazlık edip lafı kaçırmakta, her defasında hiç farkına varmadan bize gerçek durum hakkında değerli işaretler vermektedir. Beethoven in ilk biyografi yazarı olan Schindler, kendisi için tipik, Beethoven i savunmasına yarayan, sır küpü zekasıyla Beethoven in aşırı siyasal görüşlere eğilimli olduğunu ve yeni fikirlere sempati duyduğunu söylemektedir. Alexander WHEELOCK 22 Ekim 1817, Massachusets, ABD 15 Temmuz 1897, Trieste, İtalya. çalışmaları başlangıçta Almanca yazılmış beş kalın cilt oluşturuyordu : Ludwig van Beethoven in Yaşamı. Tüm ciltlerin basıldığını görecek kadar yaşamadı, üçüncü cilt yayımlandıktan sonra öldü. İlk üç cildin yayımcısı olan Bonn dan Dr. Hermann Deiters ( ) metni sözcüğü sözcüğüne çevirmek zorunda kalmıştı, ancak ona kendi kanısınca eldeki belgeler izin verdiği ölçüde tümüyle özgür biçimde devam etme hakkı verilmişti. Birinci cilt yıllarını kapsıyordu; Weber tarafından Berlin de 1866 da yayımlandı. İkinci cilt ( ) 1872 de; üçüncü cilt ( ) 1879 da. Dördüncü cilt, Thayer öldüğünde tamamlanmamıştı. Deiters yapıtı yeniden gözden geçirdi ve tamamladı, ancak 1901 de yayımlanan birinci cildi gözden geçirdikten sonra öldü. Grossmehlra dan Dr. Hugo Riemann ( ) dördüncü cildi 1907 de, beşinci ve son cildi 1908 de tamamladı ve yeniden gözden geçirilmiş ikinci ve üçüncü ciltleri de yayımladı. Henry Erdward Krehbiel in ( ) İngilizce çevirisi New York taki Beethoven Derneği tarafından 1921 de yayımlandı; bu, yukarıda belirtilen kitaplardan kısaltılmış bir metindi. Thayer sayesinde, Tanrılaştırılan Beethoven yeniden insan yapılmış ve göklerden yere geri indirilmiştir. Thayer daha da ileri gitmiştir. O zamana kadar genel olarak Beethoven in aldatılan kahraman olduğu ve tüm çevresinin alçak kişilerden oluştuğu kabul edilirdi. Thayer, gerçeğe çok daha fazla yaklaşan ve bambaşka bir şeyi, yani Beethoven in tüm diğerlerini aldatan kişi olduğunu tanıtlayan belgeler sunmuştur. Beethoven in önemli biyografi yazarı A.W. Thayer ortaya çıktıktan sonra Beethoven in biyografisi bir sıraya konulamayan efsanelerden oluşan melodram havasında bir karmaşaya dönüşmüştür. Thayer, 1843 te Harward Üniversitesi nde hukuk diploması aldı. Kısa bir süre üniversite kütüphanesinde çalıştı. Beethoven in yaşamıyla ilgilenmeye bırada başladı. Verdiği birkaç kısa aranın dışında tüm yaşamını ustanın eleştirel bir biyografisini yazmak için kaynak araştırmasına adadı. Çalışmalarının sonucu, eleştirel bir bakışla incelenmiş belgelerden oluşan anıtsal bir koleksiyondu. Thayer in 54
55 Beethoven in Mektupları Beethoven in mektuplarından en önemlileri şunlardır: 1) 411 mektuptan oluşan Dr. Ludwig Nohl dakiler (Sutugard, 1865) 2) Dr. A.C. Kalischer^dekiler (Berlin/Leibzig ). Dipnotları ve açıklamalarıyla beraber 1220 mektuptan oluşan beş ciltlik eleştirel baskı; Kalische koleksiyonunun Theodor von Frimmel tarafından yeniden gözden geçirilmiş ikinci baskısı ( ). 3) 1474 mektup içeren Emerich Kastner ve Julius Kapp ınkiler (Leibzig 1923) 4) Thayer den başka mektuplar. Beethoven in mektupları bize en önemli bilgileri vermektedir. Bunlar, yayımlanmak üzere yazılmamıştır. Beethoven bunlarda düşüncelerini dile getirmekte ve sanki hiç izleyicisi yokmuş gibi davranmaktadır. Beethoven in bir sabah düşüncelere dalmış halde, açık pencerenin önünde çırılçıplak durduğunu, pencerelerin altından geçen sokak çocuklarından giderek büyüyen bir sürünün onu çın çın öten yaygaralarla selamladığını ve Beethoven in buna çok şaşırdığını Ignaz Moscheles ( ) den öğreniyoruz. Beethoven in mektuplarının genel olarak hiçbir edebi değerinin olmadığı iddiası kaba bir küçümsemedir. Ne var ki bunların çoğunun kayda değer birşeyler içermediği, uşağı ve hizmetçilerine yazdığı kısa notlar olduğu da doğrudur. Yine de geriye olağanüstü, ateşli, tutkulu ve kısa Beethoven düzyasısından Alman edebiyatının şaheserlerinden sayılabilecek kadar iyi bir koleksiyon oluşturacak sayıda mektup kalmıştır. Görüşme Defterleri Beethoven in sağırlığının başlangıcından beri, konuklarıyla yalnızca yazılı olarak görüşebildiği genel olarak bilinmektedir. Evde haberler bir kara tahtaya yazılır ve usta bunları okuduktan sonra hemen silinirdi. Beethoven kahve ya da lokantaya gittiğinde ise yanında ceket cebine sığabilecek büyüklükte boş bir defer taşırdı. Sonra bu defter elden ele geçer ve Beethoven in dostları bauna soru ya da yanıtlar yazarlardı. Beethoven in kendisi ise sohbete konuşarak katılır, defteri ancak arada sırada, sesine güvenemeyeceğini sandığında kullanırdı. Yazılanlar saklanmak istendiğinde bazen evde de kara tahta yerine defter kullanılırdı. Bu tür görüşme defterlerinden yaklaşık 400 ü Schindler e kaldı. Schindler, ustaya duyduğu bağlılıktan 263 defteri ortadan kaldırdı ve 1845 yılında sayfa tutarındaki 137 defteri Berlin Kraliyet Kütüphanesi ne bağışladı. Thayer, bunların tamamını kopya ederek kendi biyografisinde kullandı dan 1820 ye kadarki süreyi kapsayan görüşme defterleri Walter Nohl un eleştirel yorumuyla 1923 te Münih te Rect tarafından yayımlandı. Görüşme defterlerinde sohbetler bulmak umulmamalıdır. Beethoven çoğunlukla sessiz kalmış ve arkadaşlarını konuşturmuştur. Ayrıca, bu görüşmeler yayınlanmak amacıyla yapılmamıştır, hele Beethoven in yaşamına kaynak olacağı hiç düşünülmemiştir. Schindler bunları temizlemiş ve ustaya layık bulmadıklarını yok ettikten sonra geriye kalanları yayınlamıştır. Bundan, görüşme defterlerinin elimizdeki kaynakların en yetersizi olduğu ve ancak büyük bir dkkatle kullanılması gerektiği sonucu çıkmaktadır. Ama yine de görüşme defterleri ilginç ve değerlidir. Bunlar bize Beethoven in yaşamının son sekiz buçuk yılında nelerle uğraştığı konusunda genel bir izlenim vermektedir. Kaygılarının başında, yeğeni Carl ile olanlar gelmektedir; bu konuda defterler dolmuştur. Diğer bir kaygısı sağırlığı ve kronik ishalidir. Yufka yürekli konukları ona en son tıbbi bilgileri ve tedavi yöntemleri hakkında haberler getirmekteydiler. Defterlere dağılmış olarak dönemin olayları, maddi sorunlar, borsa haberlerine ilişkin notlar, politika, devrim, Napolyon, din, edebiyat, müzik, tiyatro, ev, 55
56 uşaklar, şarap, dul hanımlar, genç kızlar ve kitaplarla ilgili düşünceler bulunmaktadır. Kitaplar büyük yer tutmaktadır ve Beethoven in el yazısıyla kitabın adı, yazarı, yayınevi, fiyatı ve alınabileceği kitabevi yazılmıştır. Son olarak da tek tük Beethoven in kişisel düşünceleri yer almaktadır. Eksik görüşme defterlerinden yapılan dikkatli değerlendirmeler Beethoven in yaşamı, dönemi ve Viyana daki çevresi hakkında ayrıntılı bir görüntü edinebilmemiz için değerli işaretler almamızı sağlamaktadır. Çağdaşlarının İzlenimleri Çirkin Beethoven Tüm kahramanlar masal prensleri gibi yakışıklıdır. Bu inatçı efsanenin yıkılması gereklidir. Beethoven in kahraman hayranı sanatçıların düş gücünden kaynaklanan kahramanımsı resimlerine rastlanmaktadır. Gerçekte ise Beethoven oldukça çirkindi. Ufak tefek, esmer, çiçek bozuğu yüzlü, iri, yassı burunlu, çekik, güçsüz gözlü, fırlak dişli, siyah, kabarık saçlı, küçük elli, tombul parmaklıydı. SChinler bile buna boyun eğmekte ve ustanın görüntüsünü güzelleştirmeye çalışmamaktadır. Beethoven in ölümünden kısa bir süre sonra onunla ilişkisi olmuş herkes az çok ayrıntılı izlenimlerini ve onun hakkındaki efsanevi bilgilerin çoğalmasına yardımcı olmuştur. Çağdaşlarının tanıklıklarından en önemli koleksiyonlar Ludwig Nohl 1877, Albert Leitzmann 1921, Theodor von Frimmel 1923, G. Schirmer in 1926 da yayımladıklarıdır. Bu anıların çoğu fıkra türündedir ve bu nedenle çok dikkatli kullanılmalıdır. Beethoven la yıllarca yakın ilişkisi olmuş Ries, Breuning, Holz ve Moscheles inkileri özenle değerlendirmek gerekir. Büyük adamlar hakkında herşey ama herşey söylenebilir, bunun onlara bir zararı dokunmaz sözünü kaydeden Ries dir. Böylesine gerçekçi bir değerlendirmede Ries, çok önemli olayları gizlemeyi uygun gören Schindler ve Thayer den çok daha üstündür. Hasta Beethoven Tüm kahramanlar Herkül e benzerler. Bu da yıkılması gereken bir başka efsanedir; onlar öyle değillerdir. Yaşamı boyunca hep hasta olduğunu kendisi anlatmaktadır: Hep hastalıklı bir adam olmadım mı?. Çocukken gözlerini ve yüzünü bozan çiçek hastalığı geçirmiştir. Mektuplarında durmaksızın, işitme kusurları, miyopluk, astım, gut, romatizma, sancılar ve barsaklarından yakınmaktadır. Yaşamının son yıllarında sağırlığı ve kronik ishali yüzünden hemen hemen hareketsizliğe mahkum olmuş, sonunda da sirozdan ölmüştür. 56
57 Ayrıca gençliğinde yakalandığı ve mezara kadar çektiği frengiye ilişkin belirtiler vardır. Viyana dan Dr. Bertolini, Thayer e bu konuda gizli bilgiler vermiş ve Grove de işaret edilen kayıtlarını göstermiştir. Thayer, bunları doğrudan kullanmamış ve soruyu şu üstü kapalı işaretlerle açık bırakmıştır: Beethoven kesin temizlik emrini çiğnediği için alışılmış cezayı çekmiştir a ait görüşme defterlerinin başında Beethoven in kendi el yazısıyla zührevi hastalıkların tanısı ve tedavi yöntemleriyle ilgilendiği ve bunları ele alan Lagunan ın kitabını satın almak istediğine ilişkin bir kayıt bulunmaktadır (L. Von Lagunan. Tüm zührevi hastalık çeşitlerini tanıma, iyileştirme ve kendini bu konuda güvenceye alma sanatı, Erfurt). Newman ve Grove, Beethoven in frengiye yakalandığını kabul ederler. Schauffler e göre bu olası, ancak kesin değil dir. Dr. Schweisheimer, bu konuda hiçbir şey yayınlanmadıkça imalara güvenmemektedir. Ayyaş Beethoven Sadık Schindler, ustanın içme alışkanlığını şöyle tanımlamaktadır : Beethoven in yeğlediği içki, yazın aşırı miktarda içtiği taze kaynak suyudur. Şaraplardan çeşitli sert tipleri severdi. Ne yazık ki özellikle de zayıf organlarına büyük zarar veren karıştırılmış şaraplar. Ancak uyarılar sonuçsuz kalırdı. Ama bu da Beethoven in doktoru Dr. Wawruch un belirttiği gibi bir ayyaş olmadığının en iyi kanıtıdır. Burada da Schindler in ustayı maruz gösterme eğiliminin tipik bir örneği görülmektedir. Beethoven in bir ayyaş olduğu kabul etmekte, ama bir yandan da onu bu suçlamadan kurtarmaktadır. Onun verdiği ayrıntılar karakteristiktir. Bütün alkolikler gibi Beethoven de daha fazla alkol içeren ve bu nedenle daha fazla ateş veren şarapları yeğliyordu. Beethoven in sekreterlerinden biri ve el ulağı Carl Holz da doktorun sözlerini doğrulamaktadır. Yemek ve içmekte Beethoven i neredeyse Gargantua ya benzetmektedir. (Gargantua: Fransız masal dünyasının devi, müthiş bir obur ve ayyaş). Çok ve besleyici yemekler yerdi. Sofrada çok şarap içerdi. Schindler, Holz a karşı çıkar ve onun zavallı, masum ustayı lokantalara, içki alemlerine sürüklediğini ve sonra da onun Beethoven in aşırı şarap içmekten hastalandığını ortalığa yaydığını iddia eder. Evet doğrudur, diye sözlerine devam eder mazur göstererek Schindler, Beethoven 1825 ve 1826 da çok açık biçimde şarap tanrısının egemenliğini kabul etmiştir, ancak bu aşırılıktan tamamen Holz sorumludur. Schindler yine ayrıntılara dalarken çelişkiye düşmektedir. Dolayla ancak net bir şekilde Beethoven in yaşamının son yıllarında ölesiye içtiğini belli etmektedir. Ölüm nedeni olan ödem ve karaciğer sirozu büyük olasılıkla aşırı alkol alımının bir sonucudur. Schindler in Beethoven in alkolizminin suçunu Holz a yüklemesi çocukçadır. Beethoven a olan saygısından dolayı Beethoven in ayyaş olmadığı konusunda Schindler ile uyuşan Thayer bile Holz u temize çıkarmakta ve şunları eklemektedir: Beethoven gençliğinden beri şarap içmeye alışıktır. Bu yüzden, hastalandığında ona şarabı yasaklamak doktorlara güç 57
58 gelmiştir. Beethoven in kalıtsal olarak da yüklü olduğu açıktır; çünkü babası ve babaannesi de iflah olmaz alkoliklerdi. Beethoven in mektuplarında ve sohbetlerinde sık sık her türlü şarap adına değiniliyordu: Ren şarapları, Mosel şarapları, Rüdesheimer, Ruster, Melniker, Gumpoldkirchner, Grinziger, Erlauer, Adelsberger, Nessmüller, Steicher, Seideler, Ofener, Vöslauer, Sankt Georger, Tokaier. Beethoven sert ve ucuz olan kırmızı Macar şaraplarını yeğliyordu. Macar kontesi Erdödy nin zengin ziyafetlerinde şişeleri peş peşe boşaltıyor ve doğal olarak da ertesi gün hasta oluyordu. Macar şarabı kendisini hasta ettiğinde şifayı şampanyada arar ve köpüklü Fransız şarabından esin umardı. Bundan geriye sadece baş ağrısı kalırdı. Usta, Kuhlau ya şöyle yazmaktadır: Böyle şeylerin enerjimi arttırmak yerine baltaladığını bir kez daha deneyimle öğrendim. Ancak pişmanlığı pek uzun sürmezdi ve hemen arkasından Holz a şunları yazmaktaydı: Bugün Pazar. Haydi kendimize bir Pazar ziyafeti çekelim. İkisi de ayyaş olan Baron Zmeskall ve Holz, Betthoven in içki alemlerine katılırlardı. Bir keresinde Beethoven onlara şu açıklamayı yapmıştı: İçki aleminden ancak bu sabah saat dörtte geldim orada çok gülmüştüm, ama bugün bir o kadar da ağlayacağım. Anlaşılan Holz bu ekibin elebaşıydı. Zira Holz un sıkı bir ayyaş olduğunu Beethoven bile kabul etmek zorunda kalmıştı. Beethoven in konuklarından bir yemekte üç şişe boşaltmalarını beklediğini öğrendiğimizde, onun sıkı bir ayyaş ile neyi kastettiğini anlayabiliriz. Bazen de Beethoven konuklarıyla içki içme yarışına girerdi. Sir George Smart böyle bir içki aleminde onu yenmişti. buluyordu ve ona buzlu punç verdi. Beethoven bunu hırsla içti, sarhoş oldu, uykuya daldı ve düşünde Talut ve Davut oratoryosunu bitirdiğini gördü. Yeniden uyandı, daha fazla şarap istedi; Malfatti nin yaşamını kurtardığına inanıyordu. Bu, gerçekten de Beethoven in tam da gereksinim duyduğu ilaçtı. Bu durumda hemen eski dostu Baron Pasqualati ye yazarak ondan biraz şarap, şampanya, Grinziger ve özellikle de eski Gumpoldkirchner istedi. Pasqualati, istenenden fazlasını gönderdi. Pasqualati nin şampanyası enfesti, ancak baron şampanya kadehi göndermeyi unutmuştu ve gerçek bir şarap düşkünü için şampanyayı yanlış kadehten içmek en büyük günahtı. Bu durumda Beethoven yeniden yazıp daha fazla şampanya ve uygun bir kadeh rica etti. Aynı zamanda Mainzlı Schott dan birkaç şişe hakiki Ren şarabı ister ve oda hemen şişelerce yollar. Terbiyeli Schinler gönderileni tam zamanında alıp ölmekte olan ustanın yatağının yanındaki masaya iki şişe Rüdesheimer koyabilmiştir. Usta bunlara bakmış ve şöyle demişti: Ne yazık, ne yazık, çok geç! Bunlar son sözleriydi. Schindler in bildirdiğine göre Beethoven in ölmeden önce içtiği son şey, birkaç kaşık Rüdesheimer şarabıydı. Beethoven, son nefesine kadar şarap tanrısı Baküs e sadık kaldı. Ölüm döşeğinde şöyle haykırıyordu: Yalnıza Malfatti nin bilimi beni kurtarabilir. Dr. Waruch onu yalnızca sağlık çayı içmeye zorluyordu. Dr. Malfatti ise istediği kadar şarap içmesine izin vermişti. Hatta ona birkaç şişe eski Gumpoldkirchner de göndermişti. Herhalde Malfatti ölüm döşeğindeki besteciye sağlık çaylarıyla eziyet etmeyi anlamsız 58
59 Aşık Beethoven eski öyküsü uzun ömürlüdür. Ancak Beethoven mektuplarında ve sohbetlerinde bazen epeyce insanca, hatta bazen çok zayıf görünmektedir da Beethoven Zmaskall a şöyle yazmaktadır: içinde bulunduğum durum size zamanında Herkül ün kraliçe Omphale yanındaki durumunu anımsatmıyor mu? sağlıcakla kalın ve bana artık büyük adam demeyin, çünkü insan doğasının gücünü ve güçsüzlüğünü asla şimdiki kadar hissetmedim. Usta, durumunu oldukça doğru anlatmaktadır. O, kraliçe Omphale nin çaresiz kölesiydi. Ancak biz onun her altı ayda bir başka bir kraliçenin ayaklarına kapandığını biliyoruz. Bu Omphale lerden biri Amalie Sebald idi. Beethoven ona bir öpücük gönderiyordu: kimse bizi görmediğinde Amalie ye oldukça ateşli bir öpücük. Öpücük eni konu ateşli, platonik olmaktan uzak ve kimsenin aşıklara bakmadığı bir zamanda verilmiş olmalıdır ki, bu da iyice kuşkulu bir izlenim yaratmaktadır. Beethoven in tüm yaşamı boyunca sahip olduğu iki öğrenciden biri olma ayrıcalığını tatmış olan Ferdinan Ries ( ), Beethoven in sürekli aşık olduğunu, ancak bu aşkın aynı kişiye yedi aydan daha uzun sürmediğini iddia eder. Wegeler buna, Beethoven in aşkla yücelttiği kadınların hep toplumun üst düzeylerinden geldiğini eklemektedir. Schindler, Ries ve Weegele i doğrulamakta ve Beethoven in aşklarının hep platonik olduğunu belirtmektedir. Usta iffetini lekesiz biçimde korudu ve gerçekten bakire utangaçlığıyla ve tertemiz karakteriyle kusursuz bir yaşam sürdü. Ancak Beethoven in aşk ilişkilerin platonik niteliğine ilişkin bu atak iddia, Schinler in Beethoven biyografisinin daha üçüncü baskısında ortadan kalkmıştı. Anlaşılan, bunları üçüncü kez ilan edecek cesareti bulamamıştı. Yine de Beethoven in bekaretine ilişkin efsane günümüze kadar sürmüştür. Thayer in bunu ilk ve son kez çürütmesine karşın Vincent d Indy, Romain Rolland ve İsr Gieorge Frove gibi birbirinden tümüyle farklı üç karakter buna inanıyordu. Göğün yükseklerinde, tüm insanca zayıflıkların ve tutkuların üzerinde süzülen kahramanın hep tekrarlanan Amalie Sebald 24 Ağustos 1787, Berlin 4 Ocak 1846, Berlin. Beethoven in Ölümsüz Sevgili sinin Alman şarkıcı Amalie olduğuna inanılır. Beethoven in bir başka mektubunda çok daha kuşkulu türden başka öpücükler bulmaktayız : Bugün iki şarkıcı konuğumuz vardı ve kesinlikle ellerimi öpmek istiyorlardı. Çok güzel olduklarından onlara dudaklarımı 59
60 uzatmayı yeğledim. Bunu söz arasında size bildirmenin en kestirme yolu bu. Anlaşıldığı kadarıyla Beethoven in yakın ilişki sürdürdüğü iki evli kadın vardır. Ne var ki dindan Thayer, skandal meraklısı yazarlar ve müzik bilginleri bunları yeniden keşfetmeden tüm işaretleri silmiştir. Bir keresinde de evli bir kadına, Bir Fransızın Alman eşi Madam Bigot ya aşk dolu bakışlar fırlatmaktadır. Kocası yokken onu ormanda bir gezinti için kandırmaya çalışır. Kadın, daveti reddetmekle kalmayıp tüm öyküyü kıskanç kocasına da anlatır. Bu durumda Beethoven, Mösyö Bigot dan özür dilemek ve içinde şu cümle geçen bir mektupla her şeyi yalanlamak zorunda kalır: Ama nasıl olur da benim iyi Mariem, davranışlarımı böyle kötüye çekebilir. Hoşlandığı bir diğer evli kadın Breuning dir. Beethoven, görüşme defterlerinde aşk ilişkileri konusunda susmaktadır. Ancak dostlarının bu konuda yazdıkları oldukça karakteristiktir. Sözgelimi Peters, Beethoven in yeğeninin öğretmeni: Eşimin yanında uyumak ister misiniz? Hava çok soğuk demiştir. Beethoven in soğuk bir gecede bu daveti kabul edip etmediğini bilmiyoruz. Ama ne olursa olsun bundan birkaç gün sonra, kocası tarafından ihmal edilen Bayan Peters i gizlice ziyaret etmiştir. Ve şimdi komplo yeniden yoğunlaşmaktadır. Bay Peters görüşme defterine şaka ya da ciddi şöyle yazmaktadır: Bu arada eşimin yalnız ziyaret edilmesini protesto ediyorum. Görüşme defterinde başka bir kayıtta iyi bir arkadaşı şöyle yazmaktadır: Czerny sizi seven ve sizinle evlenmek isteyen bir dul tanıyor. Bayan Stramm ın evlilik teklifine Beethoven in ne dediğini bilmiyoruz, ancak aynı arkadaşının bu dul hakkında başka bir notunu buluyoruz: Eş olarak olmasa da iyi bir metres olurdu. Bir başka arkadaşı görüşme defterine şu notu yazmıştır: Armuttaki (Altın Armut, lokal) kız hiç fena değildi. Beethoven in armut kızı hakkında ne düşündüğünü bilmiyoruz, ancak aynı ziyaretçi hizmetini sunmaktadır: Onu size ayarlayacağım. Kuşkusuz Beethoven i arkadaşlarının ona evli kadınlar, dullar ya da kızlar hakkında yazdıklarından sorumlu tutamayız. Ama usta böyle konuşmalardan hoşlanmasa arkadaşları böyle konuşabilir miydi? Özetle, Beethoven in mektuplarından ve görüşme notlarından onun insanca davrandığını görüyoruz. O ne bir keşiş, ne bir seks budalasıydı. Ancak lekesiz iffetini Viyanalı Harpyalar, Sirenler ve Omphalelerin saldırıları karşısında savunamayacak kadar da zayıft. İlk gerçek Omphale ye rastladığında ise tümüyle teslim oldu: Gururum öylesine kırıldı ki İçimden geçenleri kâğıda dökmem olanaksız. Başarısılıkları her zaman yıkıcı ve aşağılayıcıydı. Öte yandan ustayı kızlarını soylu çevrelerden seçtiği şeklindeki hakısz suçlamalara karşı da korumalıyız. Beethoven in bu açıdan gerçek bir demokrat olduğuna ilişkin yeterince kanıt vardır. Tüm toplum katmanlarından güzel kızlar onun ilgisini çekmiştir. Ries in birdirdiği üzere: Beethoven, sıradan bir terzinin üç kızına hayrandı. Ries aracılığıyla bu güzel üçlünün önerisini sordu: Bu kadar çok biçip dikmeyin, bana güzeller güzelini önerin. 60
61 61
62 Ulu Han Beethoven Efsane oluşturma şemasına göre, bir kahraman süreki chevalier sans peur ni reproche (korkusuz ve kusursuz şövalye) olmalıdır. Eğer gerçekler kahraman hayranlarının inançlarına bu kadar ters düşerse o zaman gerçeklerin durumu daha da kötüdür. Bu soylu ilkeden hareketle Schindler, Beethoven in yaşamından tatsız gerçeklerin acımasızca gizlenmesi gerektiğinde ısrar etmiştir. Kendi bakış açısından tamamen haklıdır. Oysa en azından bildiğimiz kadarıyla, gerçekler böyle değildir. Uşaklara ve garsonlara çok kaba davranırdı. Onlara, hakaretler eşliğinde, yumurta, kap kacak, kitap ve sandalye yağdırırdı. En yakın dostları Lonkowitz, Lichnowaski, Breuning Baba, Ries, Maelzel, Holz ve kendisine sadakatle bağlı Schindler e kötü davranıyor, hakaret ediyor ve kara çalıyordu. Londra Filarmoni Topluluğu nun üç eski üvertürünü yeni diye satarak alçakça dolandırmıştır. Beş yayımcıya Missa Solemnis i için söz vermiş, ancak bunu hiçbirine satmamıştır. Aynı ayin için Sibrock tan avans almış, sonunda bunu Schott a vermiştir. Kendisine iyilik edenlere şantaj yapıyordu. Sözgelimi gönüllü olarak belli bir yıllık gelir sözü vermiş olanları herkesin önünde rezil etmekle tehdit ediyordu. Uygunsuz tutumunun kesinlikle bilincindeydi, çünkü kendisini iyilik edenlere berbat bir davranış içinde diye tanımlıyordu. Bir mektubunda şöyle yazıyordy: Bu öykü Kinsky ailesinin davranışı nedeniyle kötü sonuçlanırsa, bu şiirleri olduğu gibi tüm gazetelerde ailenin yüz karası olarak duyuracağım. Kraliyet Asliye Mahkemesi ne: Bana iyilik edenlere davacı olarak görünmem, bu adım duygularıma ne denli ters düşse de bunu ancak Yüce Kinsky Prensi ne duyduğum saygıyı bilen biri değerlendirebilir. Bu tür davranışların sonucu, ilişkide bulunduğu tüm dostlarıyla arasının bozulmasıdır. Bazen tüm düşmanlıklara karşın kendisine bağlı olan dostlarını köpek gibi tekmelemekten bile kaçınmazdı. Betthoven, dört kişiyi yanında kovamamıştır. Onlara en büyük düşmanları gibi kaba davrandığı halde onlar onun kabalığına ve vahşiliğine melek sabrıyla ve köpek bağlılığıyla katlanıyorlardı. Bunların başında Beethoven in ev işlerini düzene sokmayı üstlenen gözü pek piyanist Nannette Streicher ( ) geliyordu. Usta, yeğenini eve almaya karar verdikten sonra bu işe gerçek bir Herkül görevi sayılırdı. İkinci olarak, günüllü bir yardımcı, Baron Zmesskall ( ) geliyordu. Ustanın ölümsüz yapıtlarını yazdığı kaz tüyü kalemlerini yontan bir tür el ulağı. Beethpven ona diğer herkese yazdığından daha çok mektup yazmıştır ve her defasında bir şeyler istemiştir. Üçüncü sırada, Beethoven in yaşam boyu sahip olduğu iki öğrencisinden biri ve onun yaşam boyu koruyucusu ve hamisi olan Kardinal Başpiskopos Rudolf (
63 1831) gelmektedir. O da her zaman Beethoven im içine düştüğü kötü durumlardan kurtarmaya hazırdı. Dördüncü sırada ise ustaya kent gezilerinde eşlik etme yürekliliğini gösteren genç Breuning ( ) gelmektedir. Bunu ondan başka hiç kimse bir kezden fazla yapmamıştır. Bunun nedeni, Beethoven in çılgınca gezintileri sırasında sokak çocuklarının onunla alay etmeleri ve ardından olmadık şeyler haykırmalarıdır. Genç Breuning bunlara hiç aldırmıyordu. O, acı çeken ustaya yaşamının son yıllarında yardımcı olmak için oradaydı. Sözgelimi, usta pencereden dışarıya tüküreceğine aynaya tükürdüğünde, Beethoven in annesiyle flört edişine katlanmıştı ve son anında da yanındaydı. Beethoven in toprağa verilişi sırasında neredeyse ezilerek ölecekti. Usta onu, yalnızca en yakın dostlarına hitap ettiği şekilde, sempatisinin en yüksek ünvanıyla adlandırmıştı: Pantolon düğmesi. Ama arada ona Ariel de derdi. Zemskall a Plenipotentiarius Regni Beethoveniensis adını takmıştı, herhalde yardımcıları arasında en sağdığı olduğu için. Haydn, Beethoven a Ulu Han demekte haklıydı. Çünkü Richard Wagner gibi o da çevresinde doğulu bir despot gibi tepeleyebileceği, boynu eğri kimselere katlanabiliyordu. Uslu Schindler, bir keresinde ulu hanın emirlerine körükörne uymak yerine kendi kararıyla hareket etmek gibi büyük bir günah işlediğinden dolayı gözden düştü ve aşağılanarak kovuldu: Sizi akademiye kötü bir şey yaptığınız için suçlamayacağım, ancak akılsızlık ve başına buyruk hareket bazı şeyleri bozdu. 63
64 Neşeli Beethoven Herkesçe bilinen görüşe göre, kahraman hiçbir zaman gülmeyen, hep ciddi bir yaratuıktır. Beethoven, bu söz gereğinde tüm portrelerinde korkunç cddi görünür. Ama bu, gerçeğe uymaz. Gerçekte o, tüm kaygılarına ve sorunlarına karşın neşeli bir insandır. Bir keresinde bunu şöyle dile getirmişti: Tanrıya şükür. agitatolarıma karşın bazen herşey iyi ve yolunda gidiyor. Sanatçı olarak değişikliği seviyordu ve bir agitatoyu bir allegretto ya da scherzo izlerdi. En yakın dostlarına yazdığı mektuplar muziplikler, komik takma adlar, espriler ve kahkahalarla doluydu. Beethoven, lüm döşeğinde bile şaka yapmayı sürdürüyordu. İlerleyen su toplaması nedeniyle su miktarının basıncı karnını patlatacak düzeye ulaştığında ameliyat gerekmiş ve Dr. Wawruch kent hastanesnn baş cerrahı Dr. Seibert i bu ameliyatı yapması için ikna etmişti. Dr. Seibert boruyu kestikten sonra içeri soktuğunda su fışkırmaya başladığında Beethoven şöyle demişti: Profesör, siz bana asasını kayaya vuran Musa gibi görünüyorsunuz. Schindler e Papageno, Schuppanzigh e palavracı, Diabelli!te İblis diyordu. Bir yengesini Gecenin kraliçesi, diğerini Eski ve şimdiki fahişe olarak adlandırıyordu. Baron Zmeskall a Beethoven krallığının tam yetkili vekili diyordu, ama ona takılan adlar göz önüne alınırsa diğer herkesi alt edebilirdi: Zmeskallik Zmeskaliteleri, tüm Macar ve Burgonya bağlarının efendisi, müzik kontu, ziyafet kontu, çorba kontu, pisboğaz kont, karnaval baş müftüsü, tüm düşmüş kalelerin komutanı, tüm kökü kurumuş haremlerin paşası. Ancak tüm bu ünvanları bir uyarı izlar: Korunmamış kalelerin fethinda alınan yaralardan korkmak gerekir. Çünkü bunlar zaptedilemez kalelerinkinden daha öldürücüdür. Beethoven, sözcük oyunu yapmak için her fırsattan yararlanırdı. Kardeşi çiftlik sahibiyse Beethoven da beyin sahibidir. Kendisi fahri hemşehrilik belgesini aldığında Viyana kentinde yüzkarası hemşehriliğinin de olup olmadığını sorar. Nannete Streider e ev idaresinin idaresiz olduğunu ve Giannatio del Rio eğitim enstitüsünün şımartma enstitüsüne dönüştüğünü yaz aktadır. Ries e şöyle yazmaktadır: Karını çok güzel buluyorum, kafamda hep onu öpüyorum ve bu kış bizzat kendisini öpmeyi umuyorum. Başka bir mektupta da şöyle yazmaktadır: Londra ya gelirsem, niyetim boşanmanı sağlamak ve sonra da karına evlenme teklifinde bulunmaktır. Geldiğimde dikkatli ol. Ben yaşlı bir adam değil, yalnızca yaşlı bir delikanlıyım. 64
65 Babacan Beethoven Alışılmış görüşe göre kahramanın ailesi yoktur. Ancak burada görüşler birbirinden ayrılmaktadır. Modası geçmiş kahraman hayranları medeni durumu bastırırlar ve inanç malzemesi olarak kahramanın bekaretini ilan ederler. Liberaller ise ailenin varlığını kabul ederler, ancak kahraman açısından buna yararsız ve trajik damgasını vururlar. Beethoven, her iki grubunda kurbanı olmanın tadını çıkarmaktadır. Birinci grup onun sonsuz bekaretini ilan ediyordu. Diğerleri ise ailesini, erkek kardeşlerini, gelinlerini ve vesayeti altına aldığı yeğenini gösteriyorlardı. Kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçek vardı ki, Beethoven in yeğenine, gece kraliçesi nin çocuğuna duyduğu çılgınca sevgi. Gece kraliçesi mahkemeye başvurmuştu, kavga yıllarca sürdü. Beethoven, bu çocuğu gerçekten de çocuğunun esiri olmuş bir anne gibi sevmekteydi. Ulu hakanın saygı uyandıran tüm heybetini bir kenara bırakıyor, çocuğun pantolon düğmesi oluyor, oğlanla gurur duyuyor ve bunu tüm ünyaya duyuruyordu. O artık tek oğluyla bir babaydı, ama karısı yoktu ve bu nedenle babanın ve annenin tüm görevlerini üzerinde topluyordu. Çocuğu okula götürüyor, onu yeniden eve götürmek için okul kapısında bekliyordu. Her sabah ve her akşam onunla beraber dua ediyordu. Her trlü kısıtlamaya katlanıyor ve onun için para biriktiriyordu. Yaşamında ilk kez paranın gerçek değerini keşfediyordu. Her erde para arıyordu. Kendisine iyilik yapanlara şantaj yapıyor, yayımcılarını dolandırıyor, ölüm döşeğinde bile Londra Filarmoni Topluluğu ndan para dileniyordu. Bunları yaparken de bankada binlerce guldeni vardı. büklüm ettiğini bildirmektedir. Bu olayın üzerinden bir yıl bile geçmeden Beethoven ölür. Yeğeniyle, tüm deneyimlerini şu bir tümcede toplamıştı: Gözyaşı biçmek isteyen sevgi ekmeli. Ustayı aşırı sevgi yüzünden kınamak aptalcadır. Onkiki buçuk yıldan fazla süren acılar boşa gitmemiştir. Bu, yalnızca ustanın kaleminden kan damlayarak yazdığı mektuplarda değil, sevgiden, bu çocuğun ustaya esindirdiği herşeyi tüketen sevgidn doğan gözyaşlarını çağrıştıran müzikte de dile gelmektedir. Genç güzel kızlarla küçük flörtler bu herşeyi tüketen, babaca tutkunun yanında önemsiz kalıyordu. Bu ynaşmalardan hiçbiri yedi aydan fazla sürmezken, erkek kardeşinin 1815 te ölümünden 1827 deki kendi ölümüne kadar tüm sevgisini yeğenine vernişti. Ondan büyük bir dünya vatandaşı ve kendisinin tam benzerini yapmak istiyorduoğlanun okulda ilerleyişini üzülerek izliyordu. Amcayla yaşamak dayanılmaz olduğunda 1826 da çocuk intihara kalkışır. Achinler, bu darbenin gururlu adamı kısa sürede yetmişlik biri gibi görünecek kadar iki 65
66 Öğrenme Tutkunu Beethoven Alışılmış görüşe göre kahraman asla okula gitmemiştir. Ne bir eitim kurumundan aldığı karneler, ne de yüksekokul dereceleri vardır. Kahraman, bilgisini Tanrı dan vahiy ya da başka olağanüstü olaylardan alır. Bu bakımdan Beethoven, idel bir kahramandı ve hayranlarına hiç sorun çıkarmıyordu, çünkü kahraman kültreinin şemasına tam olarak uyuyordu. Schindler e göre Beethoven in eğitimi ne çok ihmal edilmiş, ne de çok iyiydi. Halka açık bir okulda temel eğitim almış, biraz da Latince öğrenmişti. Schindler in alışılmış diplomatik ve sır küpü tarzının açaıkçası eğitimin iyiden iyiye başka her şey olduğu ya da daha doğrusunu söylemek gerekirse, Beethoven in hiç eğitim almadığıdır. Okunması olanaksız, kargacık burgacık yazısı, okul eğitimi almamış birininkine denktir. Zmeskall a şöyle yazmıştı: Dün postaneye bir mektup götürdüm. Bana mektubun nereye gideceğini sordular. Bu nedenle görüyorum ki yazım da belki en az kendim kadar yanlış yorumlanabiliyor. Matematikte acınacak kadar çaresizdi. Görüşme defterleri yanlış toplama örnekleriyle doludur. Ama bu alandaki bilgilerini arttırmak için çaba harcıyordu. Görüşme defterlerinden birinde Beethoven in el yazısıyla şu not düşülmüştür: Bn. König. Çocuklara hesap öğretmenin en kolay yolu, vs vs. düzeltilmiş baskı, 4 florin, 30 kuruş. Bn. König in kitabından matemtik öğrenmesi gereken çocuk, 49 yaşındaki Beethoven den başkası değildi. Ama ne yazık ki fazla bir ilerleme gösteremiyordu. Ölüm döşeğinde ancak çarpma bölümüne gelebilmişti. Görüşme defterinde yeğeni Car ona çarpmanın toplamanın kolay biçimi olduğunu açıklıyordu. Beethoven bu konuda düşünde gördüğü Apollo nun kesin emrine uymak için ölüm hücresinde baldıran kadehini içmeden önce müzikle uğraşan Sokrates e benzemektedir. Bazı müzik bilimciler bunlardan, Beethoven in yaşam boyu cahil bir barbar olarak kaldığı yanılgısına düşmüşlerdir. Sözgelimi, Beethoven mektupları Alman edebiyatında oldukça önemli bir yer tutar. Bunun dışında, notlarından bazıları, onun tartışılmaz biçimde bilgili olduğunu, çok okumuş ve bu yolla bilgi edinmiş olduğunu kanıtlamaktadır. Mektuplarından, Schindler aracılığıyla ve özel kütüphanesinden onun neler okuduğunu bilmekteyiz. Beethoven in yakından bildiği birkaç yazar: Homer, Sophokles, Euripides, Demosthenes, Platon, Atirtoteles, Plutarch, Lukian, Cicero, Evid, Tacitus, Shakespeare, Walter Scott, Voltaire, Rousseau, Kant, Klopstock, Goethe, Schiller, Sturm, İranlı ozanlar. Bu liste tam bile değildir. Çünkü Beethoven in kütüphanesinden az sayıda kitap saklanmıştır. Bunlar arasında bir de İncil vardır. Ünlü bir oryantalist olan dostu Baron Hammer von Purgstall ın heveslendirmesiyle Beethoven, İran şiiriyle ilgilenmeye başladı. Purgstall, Hayyam ı ilk çeviren kişiydi ve bir de İranlı Ozamlar Antolojisi yayımladı. Beethoven bu dilde az çok hatalı mektuplar yazacak kadar Fransızca biliyordu. Alıntılar yaptığı Voltaire in birkaç kitabını da okumuş olmalıdır: Birkaç sivrisinek ısırığının yürekli bir atı koşmaktan alıkoyamayacağını Voltaie ile birlikte yalnız ben düşünüyorum. Görüşme defterinde Rousseau nun Toplumsan Anylaşması na da değinilmektedir. Castrat a uygun bir İtalyanca ad bulacak kadar İtalyanca da biliyordu: Virtuoso senza cujoni, Türkçesi testissiz adam. 66
67 Baahrd çevirinsen Racitus okuyordu. Olasılıkla, hafif bölümleri orjinalinden okuyabiliyor ve bazen de bozuk bir Latinceyle şakalar yapıyordu. Tacitus okumaktan epey yararlanmış olmalıdır, çünkü bu sırada kendini kısa yoldan ifade etmeyi öğrenmiştir : Çabamız sonsuzdur, herşeyi bitimli yapan basitliktir., Çünkü insanı tanrılığa yücelten sanat ve bilimdir. Beethoven in daha XIX. yüzyıl balında bilimin anlamını kavraması da dikkat çekicidir. Devrimci İnançsızlık 1789 dan önceki tüm Avrupa devrimleri, az çok dinsel bir nitelik taşırdı. Fransız Devrimi, dini kaynaklardan değil, insan mantığından ileri gelen bir devrimdi. Kant ı okumuş olması gerekir. Çünkü Pratik mantığın eleştirisi nden alıntılar yapmaktadır: İçimizdeki ahlaki yasa ve üzerimizdeki yıldızlı gökyüzü. Kant!!! Ayrıca Salt mantığın eleştirisi nden de alıntılar yapmaktadır. Onun felsefi yapıtlarla ilgilenmediğini sananlara Breitkopf ve Haertel e yazdığı bir mektupla yanıt vermektedir: Bana hemen çok bilgili gelmeyen bir araştırma yoktur. Çocukluğumdan bu yana asıl bilginliğe sahip çıkmaksızın iyinin anlamını ve her çağın tarzını kavramaya çalıştım. Bu konuda en azından bu kadarını yapmayı bir borç saymayan sanatçıya yazıklar olsun. Beethoven in mektupları, onun bu sözleri söylerken palavra atmadığının kanıtıdır. O, zamanına göre çok kültürlü bir insandı. Reitzler, haklı olrak şöyle demektedir: Beethoven e cahil diyen herkesin kafasında kültürle ilgili garip bir kavram vardır. Gerçekten de akıl, Fransız Devrimi nin tanrısıydı. Eski rejim yandaşları kiliseyle devleti bir tutuyor, inançlarından hiç kuşkuya düşmeksizin Roma-Katolik Kilisesi nin öğretilerine uyuyorlardı. Yeni rejimin yandaşları ise kiliseyle devleti birbirinden ayırıyorlardı. Az çok laik, bazen aşırı din düşmanı ve ateist görüşlüydüler. Beethoven hangi gruptandı? Her zamanki affedici tutumuyla Schindler bize, Beethoven İn gerçekten de dindar ve diğer mezheplere karşı hoşgörülü bir yaşam sürdüğünü anlatmaktadır. Ancak o sistematik bir inancı savunmak yerine, kilise kavramlarından çok yaradancılığa dayanan dinsel kavramlara sahipti. Tanrının varlığını tanrı içinde bir dünya olarak görüyor ve tanrı görüntüsünü doğada buluyordu. Bu konuda ona yol gösterenler Christian Sturm ve Yunanlı filozoflardı. Schindler, Beethoven in iyi bir Katolik olduğu güvencesiyle başlamakta ve onun dizsiz olduğunu açığa çıkararak bitirmektedir. Her zamanki gibi ustanın yararına iyi bir yalan uydurur, sonra ayrıntılara girerek her şeyi birbirine karıştırır ve baklayı ağzından çıkarır. Beethoven in mektupları, ne Thayer ne de Schindler in kabul etmeyi göze alamadıkları bir şeyi, onun dinsiz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Carl 67
68 Amenda ya yazdığı bir mektupta usta, 1 Haziran 1801 de şöyle yazmaktadır: Senin yanımda olmanı ne çok istiyorum. Çünkü Beethoven in doğa ve Yaradan la kavgalı, çok mutsuz yaşamaktadır. Sonuncusuna pek çok kez sövüp saydım. Yarattıklarını en küçük bir rastlantıya teslim ediyor, böylece en güzel çiçek yok edilip hırpalanıyor. Şunu da bil ki, en değerli parçam, kulağım çok zayıfladı. Wegeler e bir mektupta usta, lanetlemei tekrarlar: Şimdiye dek pek çok kez Yaradan ı ve kendi varlığımı lanetledim. Bu düpedüz isyan demektir. Ancak Beethoven sağırlığın yıkıcı darbesine yenik düşmedi. Hastalığın başlamasından sonra daha 26 yıl mücadele etti. Felaketle nasıl baş ettiğini kendine özgü yalın tarzıyla şöyle anlatmaktadır: Plutark beni kadere boyun eğmeye yöneltti. Beethoven, stoacı Plutark tan determinist esaslara göre kurulmuş evrenin, seyirlerle dualarla ve sövglerle değişmeyen, ağza gelmez ve acımzsız yasalarla yönetildiğini öğrendi. Evrene egemen olan acımasız yasalara stoacılar yazgı ya da yalnızca doğa adını veriyorlardı ve yandaşlarına bu yasaları baş eğişle kabul etmeyi öğretiyorlardı. Bu, Beethoven in stoacı Plutark tan aldığı dersti. Bu ders ustayı yazgıyla barıştırdı. Bu ona, acımasız determinist evrende gereksinim duyduğu gücü ve direnme yetisini vermişti: Yazgının gırtlağına sarılmak istiyorum. Beni tümüyle yere yatırmayı kuşkusuz beceremeyecek. Böylesine stoacı yüreklilikle ve böylesine sebatla kendisini aşar ve yeryüzündeki görevini yerine getirir 1819 da Beethoven sonuçta İsa nın çarmıha gerilmiş bir Yahudi olduğunu yüksek sesle söylediği için polis tarafından izlenmişti. Ancak Arşidük Kardinal Rudolf, Beethoven i böyle güçlüklerden kurtarmak ve onun içtenlikle Katolik inançlı olduğuna tanıklık etmek için her zaman hazırdı. Beethoven in dinle alay ettiği mektuplarından anlaşılmaktadır. Kardeşine ince alayla şöyle yazmaktadır: Her gün İncil oku, Petrus ve Paulus un mektuplarını içine sindir, Roma ya git ve papanın terliklerini öp. Haslinger e şunları yazar: Her gün Aziz Petrus un mektuplarını oku, her Pazar saniyesinde göğe çıkacağınız kitapçığı gösteren rahip Werner e git, ruhlarınızın selameti için nasıl kaygılandığını görüyorsunuz ve her zaman büyük bir zevkle ezelden ebede günahkarınız olarak kalacağım. Beethoven papaya ve terliklerine bu kadar az saygı duyduğuna göre, ondan daha alt düzeydeki din adamlarına herhangi bir sevgi göstermesi beklenemez. Onlardan düpedüz nefret ediyor ve onları aşağılıyordu.onlardan, yalnızca aşağılayarak karabaşlar diye söz ediyor, onlara asla rahip demiyordu. Ölüm döşeğinde bile dikkatli bir Jakoben ve kinik olarak kaldı, çünkü Voltaire ve Luikan ı boşuna okumamıştı. Schindler in bildirdiğine göre Dr. Wawruch ondan Tanrı yla barışması ve tüm dünyaya yaşamını dindar bir Hristiyan olarak noktaladığını göstermek için tüm dostları adına takdis törenini kabul etmesini rica etmiştir. Beethıven, sakin ve kararlı şekilde yanıtlar: Bunu yapacağım. Rahip gider gitmez Schindler ve Breuning e şöyle der: Plaudite, amici, comodia, finita est. (Alkışlayın dostlar, oyun bitti.) Yani son iğneleyici sözlerinden birini kilisenin takdis törenine yöneltmişti. Eğer buna inanmıyosa son takdisi neden kabul etti. Schindler nedenini şöyle açıklamaktadır: Tüm dostları ve akrabaları kamuoyunun ondan bu töreni yapmasını beklediğinde direttiler ve geleceği bir ölçüde ustanın iyi şöhretine bağlı olan bir yeğeni vardı. Beethoven aynı evde yaşadıkları sürece onunla beraber sabah akşam dua etmişti. Böyle davranmak zorundaydı, çünkü velayetine karşı en gçlü gerekçe, onun dinsiz olması ve yeğeninin din eğitimini savsaklamasıydı. Bu nedenle, Carl ın hatırı için son takdis törenini de kabul etti, ama sonra bir bakıma rahibin Latince duasına yanıt olarak ünlü Latince sözü fısıldadı. İnsanları bazen düşünce biçimlerine ve ilkelerine ters düşmeye zorlayan koşullar nerede yok ki! diye bir mektubunda kendisi yazmıştı. Devrimci Parolalar Beethoven düşünce biçimi açısından bir cumhuriyetçiydi. demektedir Schindler. Bu sözler için yeterli kanıtı Beethoven in mektuplarında da bulmaktayız. Fransız Devrimi nin tüm parolaları Beethoven in mektuplarında bulunmaktadır. Bunları bazen hiç beklenmedik şekilde iş, hatta aşk mektuplarında da görmekteyiz. 68
69 Tanınmayan bir yayımcıya yazdığı bir metupta şöyle demektedir Laf aramızda, ne denli cumhuriyetçi düşünürsek düşüneli, bu eninde sonunda oligarşik aristokrasiye yarıyor. Beethoven demokrattır. Simrock un kendisine hitap ettiği soyluluk ünvanı şövalye yi yasaklar ve şöyle sorar: Ayıp; şu demokrasi zamanımızda böyle bir ünvanı kim almak ister ki?. Kendisini insan soyunun dostu olarak adlandırır. Yeğenini dünya vatandaşı olarak yetiştirir. Bu da onun Kant gibi bir dünya cumhuriyetine inandığını göstermektedir. Hatta bunun da ötesinde şöyle der: Dünyada yalnızca bir sanat deposu bulunmalıdır. Sanatçı, gereksinim duyduğu şeyleri alabilmek için yapıtlarını buraya vermelidir. Siyasi görüşünde olduğu kadar, müziğinde de devrimciydi. Dokuzuncu Senfoni nin son bölümüne koro müziği ve solo sesler katmıştı. Bunu da müzikal dilini anlamayan duyarsız kitle için yapmıştı. Her ne olursa olsun, monarşinin hiçbir biçimine değer vermiyordu. Ona göre düşünce alemi tüm dinsel ve dünyasal monarşilerin en sevimlisi ve en yücesidir. Kısacası Beethoven Fransız Devrimi nin ideallerini desteklemektedir. Özgürlüğü, her şeyin üstünde sevmektedir. Ölümsüz Sevgili ye bir mektupta şu noyu yazmaktadır: İnsanın insan karşısında boyun eğmesi bana azap veriyor. Bestelediği tek opera olan Fidelio, herşeyden önce özgürlük üzerine bir ilahi ve ancak ikinci derecede evlilikteki sadakate bir övgüdür. Dokuzuncu Senfoni de kardeşliğe bir övgü vardır. Neşeye övgü başlangıçta Özgürlüğü Övgü idi ve Beethoven bununla 1793 ten beri uğraşıyordu. Schiller bunu bir Neşeye Övgü ye dönüştürdüğünde tüm insanlığın kardeş olması şu ünlü şiirn ana motifi oldu: Tüm insanlar kardeş oluyor Kucaklaşın milyonlar Tüm dünyanın bu öpücüğünde! Beethoven artık mesajını tümüyle açık bir hale getirmeye çalışıyor ve büyük ardılı Wagner gibi müzikal temalarını özel işaretlerle donatıyordu. Bu da kesinlikle zorunluydu, çünkü o halk kitlelerine ulaşmak ve onlara Fransız Devrimi nin mesajını tanıtmak istiyordu. Bunu da onların anladığı ve hayran olduğu bir diller, Schiller in, Rousseau nun Yeni Meclisi nin şarkıcısının dilinde yapıyordu. 7 Mayıs 1824 te Missa Solemnis ve Dokuzuncu Senfoni nin prömiyeri oldu. Barom Zemskal da ait olduğu sınıfı yok etmek için yaratılmış senfoniyi dinlemek üzere oradaydı; ancak onun gözünde ustanın yaptığı her şey iyiydi. Uşaklarından kendisini Kaernertor tiyatrosuna taşımalarını istedi. Acınacak haldeki yatalak Zmeskall bir sedyeyle tiyatro koltuğuna taşındı. Başarı hayret vericiydi. Beethoven in kutlanış şekli bile neredeyse ortalık karıştırıcıydı. Çünkü beş kez sahneye davetle onurlandırılmıştı. Oysa kentin katı protokolüne 69
70 göre yalnızca imparator ailesi tiyatroya girişte üç kez selamlanırdı. Polis gösteriye bir son vermek zorundaydı, çünkü senfoni çılgın bir heyecan yaratmıştı. Birçok kişi ağlıyordu. Beethoven konserden sonra bayıldı. Schindler in evine taşındı ve giysileri içinde yemeden içmeden tüm gece boyunca ve ertesi sabah uyudu. Beethoven bu kez kitlelere ulaşmıştı. Yalnız Viyana daki değil, özgürlük, eşitlik, kardeşliğin Jakoben senfonisiyle tüm dünyadaki kitlelere. Birkaç eleştirmen Dokuzuncu Senfoni nin müziğini Üçüncü ve Beşinci kadar iyi bulmamıştı. De gustibus non est disputandum (Zevkler tartışılmaz). Beethoveb isteğini Metternich döneminde olabileceği kadar açok biçimde iletmekti. Metin daha açık olamazdı, yoksa Metternich in sansüründen geçemezdi. Beethoven bunu Kuffner e yazdığı bir mektupta çok iyi açıklamaktadır: Sözcükler zincire vurulmuş, ama bereket versin ki tonlar özgür. Şiirsel metni güçlendirmek için tonlardan yararlanıyordu. İnsanlar şiir ve müziğin ustalıklı ve dramatik birleşiminde değer vermişlerdi. Devrimci Kahramanlara Saygı Cumhuriyetçi Beethoven, Napolyon un ilk yıllarında ona hayrandı de Papa yla bir anlaşma yaptığında derin bir düş kırıklığına uğradı. İmparator olduğunda ona duyduğu tüm saygıyı yitirdi. Avusturya ve Alman devletlerini egemenliği altına aldığında ondan nefret etti. Ancak devrilmesi ve sürgününden sonra Napolyon a yeniden sempati duymaya başladı. Üçüncü Senfoni sini başlangıçta Napolyan a ithaf etmişti. Beethoven in kaleminden iki belge bunu kanıtlamaktadır: 1.Elimizde Eroica nın kazınmış ithafla baş sayfası orijinal olarak bulunmaktadır. Kazıntı izlerine karşın Bonaparte adı silik de olsa okunabilmektedir. 2.Beethoven in Eroica hakkında şunları yazdığı bir mektup bulunmaktadır: Senfoniye aslında Bonaparte adı verilmişti. Napolyon ın kendisini imparator ilan ettiğini öğrendiğinde ithafı değiştirmiştir. Bu haberle fişek gibi ustanın yanına giren Ries ti, usta öfkeye kapılmış ve şöyle bağırmıştı: Bu durumda o da sıradan bir insandan başka bir şey değilmiş! Şimdi o da tüm insan haklarını ayaklar altına alacak, yalnıza kendi hırsını tatmin edecek, herkese tepeden bakacak ve tiran olacaktır. Ardından Beethoven Bonaparte adıyla üçüncü senfoninin partisyonunun durduğu masaya gitmiş, birinci sayfayı kavramış, baş kısmını kopararak yere atmıştır. Sayfa yeniden yazılmış ve senfoni bundan böyle Eroica adını almıştır. Ries ve Lichnowsky bu sahnenin biricik görgü tanığıydılar, neler olduğunu daha sonra Schindler e anlattılar. Devrimci Görüşün Kanıtları Üç yanık Beethoven in köktenci olduğunu kanıtlayabilir: Jérome Bonoparte, Goethe ve Viyana polis şefi. Polis şefi, Beethoven nedeniyle imparatorla pek çok görüşme yapmıştır. Beethoven, Viyana daki sesli düşünen birkaç kişiden biriydi. Bunu Beethoven de biliyordu de Breitkopf ve Haertel e şöyle yazıyordu: Leipzig i ziyaret edebilirim. Ancak sizden bu konuda ketum davranmanızı rica ediyorum. Çünkü doğrusunu söylemek gerekirse, Avusturya da artık bana güvenmiyorlar, bunda da haklılar ve bana izni ya hiç vermeyecekler ya da çok geç verecekler bu mektup ve polis raporları ilk kanıtlardır. İkinci kanıt Goethe nin Zelter e mektubudur: Beethoven le Teplitz de tanıştım. Yeteneği beni şaşkına çevirdi. Ancak ne yazık ki tümüyle başınoş bir kişilik. Gerçi dünyayı iğrenç bulmakta hiç de haksız değil, ama bu yolla dünyayı ne kendisi ne de başkaları için daha zevkli yapamıyor Bu da açık şekilde, Goethe nin Beethoven i aşırı devrimci bulduğunu göstermektedir. Beethoven de Breitkopf ve Haertel e yazdığı mektubundan da anlaşıldığı gibi, Goethe yi aşırı tutucu bulmuştur: Goethe saray havasından çok hoşlanıyor - bir ozana yakışandan daha fazla. Yazarlar ulusun ilk öğretmeni olarak görülmeleri gerekirkenbu pırıltının ötesinde diğer her şeyi unutabildikten sonra buradakş virtüzöelrin soytarılıklarını anlatmaya gerek kalmıyor. Üçüncü kanıt ise orkestra şefi olarak kral Jérome Bonoparte nin Kassel deki sarayına gelmesi için 1808 deki davettir. Bu davet Beethoven in yeni rejimin yandaşı sayılmasına birinci sınıf bir kanıttır. 70
71 Yahudi Düşmanı Beethoven Vincent d Indy Beethoven i kesin şekilde Yahudi düşmanı olarak nitelendirmektedir. Bu suçlama için herhangi bir kanıt var mıdır? Beethıven in mektuplarında Yahudiler ile ilgili birkaç çirkin şaka bulunmaktadır, ancak o bunu herkes için yapardı. Yayımcı Hofmeister e şöyle yazmaktadır: Ne siz ne de ben Yahudi ya da İtalyan olmadığımıza göre günün birinde bir araya geleceğiz Beethoven bununla bir İtalyan ya da Yahudi yayımcıyı aldatmayı oldukça güç bulduğunu belirtmek istemektedir. Bir başka şaka: Yahudi yayımcı Schlesinger ona bir kuartet ısmarlamıştı. Bu da Fa majör yaylı çalgılar kuarteti oldu, ayrıca da Beethoven in son kuarteti. Schlesinger bunu 80 dka altınına satın almıştı, ancak yalnızca 360 florşn ödedi. Bunun üzerine Beethoven şöyle yazdı: Bir Yahudi bana sünnetli dka altını yollarsa, sünnet edilmiş bir kuartet alır. Bu nedenle o kadar kısa. Beethoven in bir antisemit olduğu kabul etsek bile, bu d Indy nin tahmin ettiği ölçüde değildi. Franfurt ta Yahudi kökenli Brentano ailesi vardı ki ona borç para vererek yardımcı olurlardı. Beethoven in Salomon, Ries ve Moscheles gibi birkaç tane çok iyi Yahudi arkadaşı vardı ve bunlarla ölümüne dek görüştü. Salomon un ölümü üzerine Ries e yazdığı bir mektupta şöyle diyordu: Salomon un ölümü bana çok acı veriyor, o soylu bir insandı Soylu Beethoven dairesine devredildi. Beethoven bu nakile çok öfkelendi ve görüşme defterine şu notu yazdı: Şu avam halktan olmadığımı mizacım kanıtlar. Aslı olmayan bir söylence de, Beethoven in Prusya Kralı II. Freidrich Wilhelm in gerçek oğlu olduğudur. Beethoven, hükümdarlardan madalya ve nişan almış küşülerle alay ederdi. Oysa kendisi, dokuzuncu senfoniyi üçüncü sınıf kartal nişanı beklentisiyle Prusya Kralı na ithaf etti, ama bu nişanı hiçbir zaman alamadı. Fransa Kralı XVIII. Loui in kendiseine verdiği yirmibir Louisdorluk madalyaya o kadar çok sevindi ki, dostları onu bu kocaman madalyayı sürekli takmaktan güçlükle alıkoydular. Dindar Beethoven Beethoven in Viyana Kongresi onuruna yazdığı gerici müzik o kadar kötüdür ki, bununla uğraşmak zaman kaybından başka bir şey değildir. O bunu sadece para için yazmıştı ve birkaç çağdaşı da böyle olduğunu gördü. Ancak bestelerinden başka biri olan Missa Solemnis, ustanın bunu gerici olarak damgalamasına karşın tam anlamıyla kötü olarak adlandırılamaz. Missa Solemnis yazdığı tek iyi tutucu müziktir, ancak bu da tam bit tutucu müzik izlenimi yaratmaz. Bu daha çok Dokuzuncu Senfoni nin son bölümünü anımsatan bir koro senfonisidir. Beethoven in adının önündeki van, Almanca von gibi bir soyluluk ünvanı değildi. Ancak Beethoven, Viyana daki dostlarını böyle olduğuna inandırıyordu. Schindler usyanın tümüyle sıradan bir burjuva çocuğu olmasına karşın soylu olduğunu ileri sürdüğünü istemeye istemeye de olsa itiraf etmek zorunda kalmıştır. Beethoven in soyluluk miti, mahkeme soyluluk dairesi ondan solu kökenine ilişkin bir belge isteyince havaya uçtu. Bu belgeyi bulamadı. Bunun sonucunda yeğeninin davası Viyana Belediye Meclisi burjuvalarla ilgili 71
72 Beethoven in Saçı Bir tutam saçın, on dokuzuncu yüzyıl Viyana'sından yirmi birinci yüzyıl Amerika'sına yaptığı şaşırtıcı yolculuğun öyküsü sonra, 27 Mart 1827 de babam Dr. Ferdinand v. Hiller tarafından kesilmiş ve bana 1 Mayıs 1883 te doğum günü hediyesi olarak verilmiştir" diye yazdı. Fakat saç tutamı, her nasılsa, Nazilerin ele geçirdiği Danimarka'daki Gilleleje kentine geldi. Hiller ler Yahudi ydi. 2. Dünya Savaşı başladığında Almanya dan Danimarka ya kaçtılar. Bu saç tutamı 1943 te, İkinci Dünya Savaşı'nın en karanlık günlerinde olabildiğince fazla Yahudi'nin yaşamını kurtarmak için çabalayan, Danimarkalı bir hekim olan Dr. Kay Alexander Fremmin e verildi. Ona bu saç tutamını kim, hangi nedenle verdi? Ve Gilleleje'deki kilisenin tavanarasında saklanan Yahudiler'in sonu ne oldu? Ludwig van Beethoven, 1827 yılında ölüm döşeğinde yatarken, genç bir müzisyen olan Ferdinand Hiller, büyük besteciye son görevini yerine getirmektedir. O günlerde, ölen kişinin bir anısı olarak başından bir tutam saç alınırdı ve Hiller de Beethoven öldüğünde böyle yaptı. Bir tutam saçı maun bir kutunun ortasına oydurduğu camdan özel bir haznede yıllarca sakladı. Beethoven in saçlarından hatıra örnekleri alan sadece Hiller değildi. Beethoven'ın gömüldüğü gün, ünlü bestecinin başı, saçından bir tutam saç almak isteyen hayranlarının talanına uğramıştı. Gömülürken, bir aslan yelesini andıran saçlarından neredeyse hiçbir şey kalmamıştı. Bu, onun müziğini duyanların, ondan ne kadar etkilendiklerini göstermektedir. Bu saç tutamı, bir yüz yıl boyunca Hiller ailesinin en değerli varlığı olarak korundu. Hiller maun kutuyu Avrupa nın dört bir yanında verdiği konserlere hep yanında götürdü te, oğlu Paul Hiller e emanet etti. O da arkasına "Bu saçlar, Beethoven öldükten bir gün Önce Kay öldü, sonra karısı. Fremming'in ölümünden sonra saç tutamını kızı Michele Wassard Larsen in sahiplendi ve bu saç tutamını 1994 yılında bir açık arttırmada satışa çıkartmak zorunda kaldı. Larsen, 1994 Aralık ında saçları bir Sotheby s müzayedesinde Amerikan Beethoven Derneği nin dört üyesine (Dr. Alfredo Guevara, Bay Ira Brilliant, Dr. Thomas Wendel ve Bayan Caroline Crummey) 3 bin 600 sterlin karşılığında sattı. 582 tel saçın 160 ı Guevara da kaldı. Kalanı Amerikan Beethoven Derneği, San Jose Üniversitesi Beethoven Araştırmaları Merkezi, Washington daki Kongre Kitaplığı, Hartford Üniversitesi, Londra daki Britanya Kitaplığı, Viyana daki Müzik Dostları Derneği ve Bonn daki Beethoven Evi arasında paylaşıldı den başlayarak bugüne değin, Beethoven in 582 tel saçının, kimden alınıp kime verildiği öylesine düzenli biçimde tutulmuştur ki, delil teslim zincirinde en ufak bir kopma yoktur, dolayısıyla üniversitelerin, müzelerin, derneklerin elinde olanların hepsi orijinaldir. Saçı alanlar, en son teknolojiyi ve genetik bilimin kullanarak, Beethoven'in gerçek ölüm nedenini bulmaya çalıştılar. 72
73 kesin bir ilişki yoktur. Bu nedenle sağırlığının nedeni hala gizemini korumaktadır. Gerek McCrone Enstitüsü, gerekse Argonne Ulusal Laboratuvarı, bestecinin saçlarındaki cıva düzeylerinin önemli olmadığında birleşti lerde, frengi tedavisi için civalı preparatların kullanımı çok yaygındı. Beethoven in de frengi olduğu her zaman iddia edilmiştir. Saçlarında cıva bulunmamış olması, frengi olasılığını büyük ölçüde zayıflatan bir sonuçtur. İlk inceleme 1988 de, Chicago daki McCrone Araştırma Enstitüsü nün kurucusu Walter McCrone tarafından gerçekleştirildi. Napolyon un arsenikten zehirlenmediğini, İsa nın o kefene hiç sarılmadığını göstermiş olan McCrone, taramalı elektron mikroskobu ile birlikte enerji dispersiyon ve kütle spektrometri tekniklerini kullanarak Beethoven in saçlarındaki kurşun düzeylerinin normalin 42 katı olduğunu saptadı Eylül ünde Amerikan Enerji Bakanlığı na bağlı Argonne Ulusal Laboratuvarı ndan fizikçiler Ken Kemner, Derrick Mancini ve Francesco DeCarlo, Beethoven in altı saç telinde sinkotron X ışını deneyleri yürüttüler ve dört yıl süren çalışmaları sonunda milyonda 60 kısım kurşun bularak, McCrone un 12 yıl önceki bulgularını doğruladılar. Onlara göre, Beethoven in saçındaki kurşun normalin 100 katı daha fazlaydı. Bu bulgular, bestecinin yetişkin döneminde plumbizm, bir başka deyişle kurşun zehirlenmesi ile karşı karşıya olduğunun bir kanıtıdır. 20 lerinden sonra ortaya çıkan ve yaşam boyu süren karın krampları, romatizma ateşi, bağırsak iltihapları, gut, ishal ve göz ağrıları bu ciddi kurşun zehirlenmesinn bir sonucu olabilir. Beethoven in 6 Ekim 1802 de Heiligenstadt da kaleme aldığı ilk vasiyetnemesinde, ölümünden sonra bu yakınmalarının aydınlatılması talebi, rahatsızlığının ciddiyetini gösterir. Dr. Guevara, insan saçının bir ayda ortalama bir santim uzadığını bilenlerdendi. Elindeki beyaz, gri ve kahve renkteki saç tellerinin uzunluğu 7 ile 15 santim arasında değişiyordu. Demek ki, ünlü bestecinin ölümünden önceki altı ayla bir yıl arasındaki süreçteki sağlık durumu ile ilgili pek çok ayrıntıya sahipti. Birkaç yıl içinde bunların büyük bir bölümü aydınlandı. Aylarca süren bir hastalıktan sonra, Ludwig van Beethoven, 26 Mart 1827 günü akşamüstü saat dolaylarında Viyana daki apartmanında öldü. "Wassersucht" yani ödem olarak tanımlanan ölüm nedeninin altında yatan gerçek hastalığının tanısı hala konulabilmiş değil başlarında, eldeki tüm verileri bir arada değerlendiren iç hastalıkları ve gastroenteroloji uzmanı Dr. Peter J. Davies, ölüm nedenini böbrek papillalarının nekrozu ve karaciğer bozukluğuna bağladı. Kullandığı alkolün bu durumu daha da kötüleştirdiğine inanılıyor. Kurşun zehirlenmesinin böbrek ve karaciğeri bozmuş olması da çok yüksek bir olasılık. Gençliğinde sürekli gittiği kaplıcalarda, aşırı miktarda maden suyu içmiş olduğuna dair rivayetler olsa da, kurşunun vücuduna nasıl girdiği kesinlik kazanmadı. 27 Mart sabahı, Viyana Patolojik Anatomi Müzesi çalışanlarından Dr. Johann Wagner, 1826 dan bu yana bestecinin sağlığından sorumlu Dr. Andreas Wawruch un da tanık olduğu otopsiyi gerçekleştirdi. Bunu kimin istediği ve hangi amaçla yapıldığı bilinmiyor. Bilindiği gibi, Beethoven 31 yaşında duyma yeteneğini kaybetmeye başlamış, 42 sindeyken tamamen kaybetmişti. Kurşun zehirlenmesiyle sağırlık arasında 73
74 Saçlarda başka incelemeler de yapıldı. Mayıs 1996 da Los Angeles Psychemedics Corporation dan Dr. Werner Baumgartner, 20 saç telinde radyoimmunoassay tekniği ile hastalığının son evrelerinde afyon türevi bir ilaç kullanıp kullanmadığını araştırdı. Aldığı negatif sonuçlara dayanarak, Beethoven in morfin, laudanum ya da bir başka afyon türevi kullanmadığını kanıtladı. Beethoven in yakın dostu ve zaman zaman gönüllü olarak sekreterliğini üstlenen Anton Schindler e göre, besteciyi zamanından önce öldüren, doktoru Andreas Wawruch. Ölüm döşeğindeyken yazdığı 75 kutu ilaç ve sayısız toz preparatın ne olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunamıyor. Ancak Beethoven in son ana kadar beste yapmayı sürdürmesi, bunların arasında bir afyon türevinin yer almadığını ya da olsa bile Beethoven in bunları kullanmadığını gösteriyor. / 13 Ekim 1863 te, ölümünden tam 36 yıl sonra, Avusturya Müzik Dostları Derneği nin talebi üzerine, Beethoven in mezarı kalabalık bir izleyici topluluğu önünde yeniden açıldı. Her iki şakak kemiğinin yerinde olmadığı görüldü. Bu kemiklerin ilk otopsi sırasında kesilerek çıkartıldığı zaten biliniyordu. Kafatası kemikleri incelenmek üzere dışarıda bırakılarak, vücudun diğer kemikleri yeniden gömüldü. 10 gün kadar, farklı kişiler tarafından incelenen kemikler, diğerlerinin yanına gömülürken ikisi büyük, sekizi küçük 10 parçanın daha eksik olduğu ortaya çıktı Aralığı nda Ira F. Brilliant Beethoven Araştırmaları Merkezi, 1863 mezar açımında kafatasını inceleyenlerden biri olan Viyana Üniversitesi Tıp Tarihi hocası Dr. Romeo Seligmann ın aldığı ve kuşaktan kuşağa aktarılan iki kemik parçasının ellerinde bulunduğunu bildirdi. Kemiklerin Beethoven e ait olup olmadığı tartışılmakla birlikte, 1990 lı yıllarda bir süre beraber çalışmalar yaptığım Münster Üniversitesi Adli Tıp Bölümü nün başkanı Prof. Dr. Berndt Brinkmann ın raporu son noktayı koydu. Çünkü kemiklerin mitokondriyal DNA sonuçlarıyla 1999 da Dr. Guevara nın elindeki saçlarda aynı incelemeyi yapan Laboratory Corporation of America nın bulgularıyla birebir örtüşüyor. Ünlü besteci Beethoven'in davranış bozukluğu, sağırlık gibi hastalıklarının ve ölümünün kurşun zehirlenmesinden olduğu kanıtlanmıştı. Ancak bestecinin kurşunu sanıldığı gibi Tuna nehrinden tutulan balıkları yediği için değil, kendisine armağan edilen armonikadan aldığı öne sürülüyor. Beethoven'in kurşun zehirlenmesinden ölümüne, büyüleyici sesler çıkaran kurşunlu camdan yapılmış bir müzik aletinin neden olmuş olabileceği ileri sürüldü. Amerikan Devrimi sırasında Fransa'yı ziyaret eden ünlü mucit Benjamin Franklin, 1761'de kendisinin icat ettiği 'cam armonika'yı ünlü besteciler Ludwig van Beethoven ve Wolfgang Amadeus Mozart'a tanıtmıştı. Her iki besteci de sonraki dönemde cam armonika için besteler yaptılar. Cam armonika, dönen bir mil etrafına yerleştirilmiş farklı büyüklüklerdeki şişme kristallerden oluşuyor. Armonika, müzisyenin parmaklarını nemlendirdikten sonra dönen camlar üzerine sürtmesiyle çalınıyor. Enstrümanın ilk çıktığı yıllarda kristal yerine kurşunlu cam kullanılıyordu ve farklı notaları belirlemek için cam parçaların üzerine farklı renklerde kurşunlu boya sürülüyordu. Illınois'deki Naperville Sağlık Araştırmaları Enstitüsü'nde geçenlerde saç kılları incelenen Beethoven'in vücudunda normalden 100 kat fazla kurşun bulmuşlardı. Araştırmacılar, Beethoven'in davranış bozukluğu ve sağırlık gibi hastalıklarından ve 74
75 ölümünden kurşun zehirlenmesinin sorumlu Parmağında ve çenesinde abse, ateş (1804) olduğundan kuşku duymadıklarını söylemişlerdi. Bu gerçeğin ortaya çıkmasının ardından Beethoven'ın kurşunu Tuna nehrinden tutulmuş balıklardan yediği için Mental ve fiziksel rahatsızlık, sarılık, pyoderma, rekürran burun kanaması, hemoptizi (1825) karaciğer yetmezliği ve pnömoni aldığı söylendi. Finalde : kardiyopulmoner, hepatik ve renal yetmezlik. Corralesli armonikacı Mayling Garcia, Beethoven'in ölümüne kurşunlu cam armonikanın neden olduğuna inanıyor. Beethoven'in genç yaşta başlayan rahatsızlıkları öncesinde armonika ile çok fazla çalıştığı belirtiliyor. ABD'deki bir düzine armonika sanatçısından biri olan Seatte'lı William Zeitler, Beethoven hakkındaki araştırma sonucunun geçen ay açıklanmasından çok daha önceleri de cam armonikanın kurşun zehirlenmelerine neden olduğu tartışmalarının var olduğunu söylüyor. Piyanistken 6 yıl önce armonika çalmaya başlayan Zeitler, "Ben bu işe başladığımdan bu yana armonikacılar arasında kurşun zehirlenmesi çok sık konuşuluyor" diyor. Günümüzde artık kurşunlu camlar armonika yapımında kullanılmıyor... Beethoven'ın işitme bozukluğunun ve erken ölüm nedeninin sürekli çevresinde bulundurduğu kalaylanmış kurşun kapları olduğu da söylenmektedir. Hastalıkları (Jasna Pucarin-Cvetkovi, 2011) Otopside karaciğer sirozu, portal hipertansiyon, splenomegali, kronik karaciğer hastalığı, kronik pankreatit, enflamatuvar barsak hastalığı. Son dönem hastalığı sırasında olasılıkla diabetes mellitus da ortaya çıkmıştır. Klinik ve postmortem bulgular renal papiller nekroz ve karaciğer sirozuna işaret etmektedir. Sağırlık kimilerine göre nedeni nörüsifilizdir. Kimilerine göre de işitme sinirinin kronik enflamasyonu ve dejenerasyonuna yol açan otoskleroz da sağırlığa neden olmuş olabilir. Daha sonra tinnitus ve hiperakuzi de eklenmiştir. Kronik karaciğer hastalığı İrritabl barsak sendromu Enflamatuvar barsak hastalığı Multisistem romatizmal ya da bağ doku hastalığı Postdizanterik reaktif artrit Kriptojenik siroz Kronik otoimmun hepatit Sarkoidoz Tifo karın ağrısı, diare Diare, dehidratasyon, anoreksi, abdominal kolik Sarılık, karın ağrısı, kusma viral ya da alkolik hepatit ve kronk rekürran pankreatit Melankoli Depresyon, sosyal izolasyon Uzun süren baş ağrıları 75
76 ESERLERİ Op. 1 Op. 2 Op. 3 Op. 4 Op. 5 Op. 6 Op. 7 Op. 8 Op. 9 Op. 10 Op. 11 Op. 12 Op. 13 Op. 14 Op. 15 Op. 16 Op. 17 Op. 18 Op. 19 Op. 20 Op. 21 Op. 22 Op. 23 Op. 24 Op. 25 Op. 26 Op. 27 Op. 28 Op. 29 Op. 30 Op. 31 Op. 32 Op. 33 Op. 34 Op. 35 Op. 36 Op. 37 Op. 38 Op. 39 Op. 40 Op. 41 : 3 Piano Trios (E-flat Major, G Major, c Minor) : 3 Piano Sonatas No.1-3 (f Minor, A Major, C Major) : String Trio (E-flat Major) : String Quintet (E-flat Major) : 2 Sonatas for Piano and Violoncello (F Major, g Minor) : Sonata for Piano, 4 Hands (D Major) : Piano Sonata No.4 (E-flat Major) : Serenade for String Trio (D Major) : 3 String Trios (g Major, D Major, c Minor) : 3 Piano Sonatas No.5-7 (c Minor, F Major, D Major) : Clarinet Trio (B-flat Major) : 3 Violin Sonatas No.1-3 (D Major, A Major, E-flat Major) : Piano Sonata No.8 (c Minor) ("Pathétique") : 2 Piano Sonatas No.9-10 (E Major, G Major) : Piano Concerto No.1 (C Major) : Quintet for Winds and Piano (E-flat Major) : Horn Sonata (F Major) : 6 String Quartets (F Major, G Major, D Major, c Minor, A Major, B-flat Major) : Piano Concerto No.2 (B-flat Major) : Septet (E-flat Major) : Symphony No.1 (C Major) : Piano Sonata No.11 (B-flat Major) : Violin Sonata No.4 (a Minor) : Violin Sonata No.5 (F Major) ("Spring") : Serenade for Flute, Violin, Viola (D Major) : Piano Sonata No.12 (A-flat Major) : 2 Piano Sonatas No.13 (E-flat Major) ("Sonata quasi una fantasia") No.14 (c-sharp Minor) ("Moonlight") : Piano Sonata No.15 (D Major) ("Pastorale") : String Quintet (C Major) : 3 Violin Sonatas No.6-8 (A Major, c Minor, G Major) : 3 Piano Sonatas No (G Major, d Minor, E-flat Major) : Song ("An die Hoffnung") : 7 Bagatelles for Piano (E-flat Major, C Major, F Major, A Major, C Major, D major, A-flat Major) : Variations for Piano (F Major) : Variations for Piano (E-flat Major) ("Eroica") : Symphony No.2 (D Major) : Piano Concerto No.3 (c Minor) : Piano Trio (arrangement of Op. 20) (E-flat Major) : 2 Preludes for Piano (C Major, C Major) : Romance for Violin and Orchestra (G Major) : Serenade for Flute and Piano (arrangement of Op. 25) (D Major) Op. 42 Op. 43 Op. 44 Op. 45 Op. 46 Op. 47 Op. 48 Op. 49 Op. 50 Op. 51 Op. 52 Op. 53 Op. 54 Op. 55 Op. 56 Op. 57 Op. 58 Op. 59 Op. 60 Op. 61 Op. 62 Op. 63 Op. 64 Op. 65 Op. 66 Op. 67 Op. 68 Op. 69 Op. 70 Op. 71 Op. 72 Op. 73 Op. 74 Op. 75 Op. 76 Op. 77 Op. 78 Op. 79 Op. 80 Op. 81a Op. 81b Op. 82 Op. 83 Op. 84 Op. 85 : Notturno for Piano and Viola (arrangement of Op. 8) (D Major) : Ballet ("The Creatures of Prometheus") : Variations for Piano Trio (E-flat Major) : 3 Marches for Piano, 4 Hands (C Major, E-flat Major, D Major) : Song ("Adelaide") : Violin Sonata No.9 (a Minor) ("Kreutzer") : 6 Songs (after Gellert) : 2 Piano Sonatas No (g Minor, G Major) : Romance for Violin and Orchestra (F Major) : 2 Rondos for Piano (C Major, D Major) : 8 Songs : Piano Sonata No.21 (C Major) ("Waldstein") : Piano Sonata No.22 (F Major) : Symphony No.3 (E-flat Major) ("Eroica") : Triple Concerto for Piano, Violin and Cello (C Major) : Piano Sonata No.23 (f Minor) ("Appassionata") : Piano Concerto No.4 (G Major) : 3 String Quartets (F Major, e Minor, C Major) ("Razumovsky") : Symphony No.4 (B-flat Major) : Violin Concerto (D Major) : Overture (c Minor) ("Coriolan") : Piano Trio (arrangement of Op. 4) (E-flat Major) : Sonata for Piano and Violoncello (arrangement of Op. 3) (E-flat Major) : Aria ("Ah! perfido") : Variations for Piano and Violoncello (F Major) (over "Ein Mädchen oder Weibchen" from Mozart's "Magic Flute") : Symphony No.5 (c Minor) : Symphony No.6 (F Major) ("Pastorale") : Sonata for Piano and Violoncello (A Major) : 2 Piano Trios (D Major "Geistertrio", E-flat Major) : Wind Sextet (E-flat Major) : Fidelio : Piano Concerto No.5 (E-flat Major) ("Emperor") : String Quartet (E-flat Major) ("Harp") : 6 Songs : Variations for Piano (D Major) : Fantasia for Piano (g Minor) : Piano Sonata No.24 (F-sharp Major) : Piano Sonata No.25 (G Major) : Fantasia for Soli, Choir, Piano and Orchestra ("Choral Fantasy") : Piano Sonata No.26 (E-flat Major) ("Les Adieux") : Sextet for Strings and Horns (E-flat Major) : 4 Ariettas and a Duet : 3 Songs (after Goethe) : Incidental Music to "Egmont" : Oratorio ("The Mount of Olives") 76
77 Op. 86 Op. 87 Op. 88 Op. 89 Op. 90 Op. 91 Op. 92 Op. 93 Op. 94 Op. 95 Op. 96 Op. 97 Op. 98 Op. 99 Op. 100 Op. 101 Op. 102 Op. 103 Op. 104 Op. 105 Op. 106 Op. 107 Op. 108 Op. 109 Op. 110 Op. 111 Op. 112 Op. 113 Op. 114 Op. 115 Op. 116 Op. 117 Op. 118 Op. 119 Op. 120 Op. 121a Op. 121b Op. 122 Op. 123 Op. 124 Op. 125 Op. 126 Op. 127 Op. 128 Op. 129 Op. 130 Op. 131 Op. 132 : Mass (C Major) : Trio for 2 Oboes and English Horn (C Major) : Song ("Das Glück der Freundschaft") : Polonaise for Piano (C Major) : Piano Sonata No.27 (e Minor) : "Wellington's Sieg" ("Battle Symphony") : Symphony No.7 (A major) : Symphony No.8 (F Major) : Song ("An die Hoffnung") : String Quartet (f Minor) ("Serioso") : Violin Sonata No.10 (G Major) : Piano Trio (B-flat Major) ("Archduke") : Song Cycle ("An die ferne Geliebte") : Song ("Der Mann von Wort") : Song ("Merkenstein") : Piano Sonata No.28 (A Major) : 2 Sonatas for Piano and Violoncello (C Major, D Major) : Wind Octet (E-flat Major) : String Quintet (arrangement of Op. 1/no.3) (c Minor) : 6 Variation Cycles for Flute and Piano : Piano Sonata No.29 (B-flat Major) ("Hammerklavier") : 10 Variation Cycles for Flute and Piano : 25 Scottish Folksong Arrangements : Piano Sonata No.30 (E Major) : Piano Sonata No.31 (A-flat Major) : Piano Sonata No.32 (c Minor) : "Meeresstille und glückliche Fahrt" : "Die Ruinen von Athen" : Choir for "Die Weihe des Hauses" : Overture ("Namensfeier") : Terzet ("Tremata, empi, tremata") : "König Stephan" : "Elegischer Gesang" : 11 Bagatelles for Piano : 33 Variations for Piano ("Diabelli") : Variations for Piano Trio (G Major) : "Opferlied" : "Bundeslied" : Mass (D Major) ("Missa Solemnis") : Overture (C Major) ("Die Weihe des Hauses") : Symphony No.9 (d Minor) : 6 Bagatelles for Piano : String Quartet (E-flat Major) : Song ("Der Kuss") : Rondo a capriccio for Piano (G Major) ("Rage over a lost Penny") : String Quartet (B-flat Major) : String Quartet (c-sharp Minor) : String Quartet (a Minor) Op. 133 Op. 134 Op. 135 Op. 136 Op. 137 Op. 138 : "Grosse Fuge" for String Quartet (B-flat Major) : "Grosse Fuge" for Piano, 4 Hands (arrangement of Op. 133) : String Quartet (F Major) : Cantata ("Der glorreiche Augenblick") : Fugue for String Quintet (D Major) : Overture (C Major) ("Leonore No.1"*) 77
78 3. SENFONİ EROİCA (1803) Beethoven in gerçek anlamda çığır açan orkestra eserlerinin ilkidir. Üçüncü Senfonisi (Eroica) ni, Avrupa ya demokrasiyi getirdiği için, Fransız İhtilali nin kahramanı Napolyon Bonapart a adadı. İnsanlığın kurtarıcısı, saltanatın düşmanı oalrak tanıdığı Napolyon a hayrandı. Bestelediği üçüncü senfoniyi ona adamaya karar vermişti. Tam eserin müsveddelerini Paris e göndermeye karar verdiği sırada Napolyon un fedakâr bir kahraman kimliğinden sıyrılıp kendisini imparator ilan ettiğini duyunca çok sinirlendi. Napolyon, imparatorluk tacını taktığı zaman ithafı öfkeyle karaladı: O halde bu da sıradan bir adam! İnsan haklarını çiğneyecek, bütün öteki zorbaların yaptığı gibi tutkusunun peşinden gidecek. O da diğer diktatörler gibi insan kalplerini zedelemekten başka bir şey bilmiyor!.. Bir imparatorluk kenti olan Viyana için alışılmadık sözlerdi bunlar. Yine de Prens dostları ona sadık kaldılar, anlamaya ve yardıma çalıştılar. Üçüncü senfonisini Napolyon a adamaktan vaz geçti. Eserine Eroica (Kahraman) adını koydu ve vücudu hala yaşadığı halde ruhu çoktan ölmüş olan büyük bir adamın anısına saygıyla kelimelerini ekledi. fişek gibi ustanın yanına giren Ries ti, usta öfkeye kapılmış ve şöyle bağırmıştı: Bu durumda o da sıradan bir insandan başka bir şey değilmiş! Şimdi o da tüm insan haklarını ayaklar altına alacak, yalnıza kendi hırsını tatmin edecek, herkese tepeden bakacak ve tiran olacaktır. Ardından Beethoven Bonaparte adıyla üçüncü senfoninin partisyonunun durduğu masaya gitmiş, birinci sayfayı kavramış, baş kısmını kopararak yere atmıştır. Sayfa yeniden yazılmış ve senfoni bundan böyle Eroica adını almıştır. Ries ve Lichnowsky bu sahnenin biricik görgü tanığıydılar, neler olduğunu daha sonra Schindler e anlattılar. Müzik tarihinde çağ açmış olarak kabul edilen parçalardan bir tanesi, mükemmel bir ahenk örneğidir. Geniş ilk ölçü, peşi sıra sayısız mutluluk ve gelişim hetiren drama, düzen ve ihtilaf unsurları barındırmaktadır. İkinci ölçünün cenaze yürüyüşü, ızdırap veren acının yanısıra azamet ve zafer hatıralarını da çağırır. Ortasında yer alan üçlü klaksonlarıyla gürültücü scherzo ve final; Beethoven in daha önceki eserlerinde de kullandığı bir tema üzerine serbest dönüşümlerden oluşan, müzikal, XIX. yüzyılın uyanışı olarak değerlendirilebilecek bir kompozisyon oluşturur. 12 Eylül de, çalması yasaklanan klasik müzik eserlerinden biri olan Eroica, özgürlüğü ve özgürlük mücadelesini anlatan bir destandır. Dünyadan uzaya gönderilen ilk müzik eseridir. İlk kez çalındığı yer Napolyon un ihtilal yaptığı sırada sürgüne gönderdiği eski Fransız Subayları'nın yaşadığı Viyana dır. Özgürlüğün, daima tekrar öldüğü yerden kalkacağını anlatan bir şiirdir Eroica. Eroica nın kapak sayfası. Napolyon a ithaf yazısının üzeri karalanmıştır. Beethoven in Eroica hakkında şunları yazdığı bir mektup bulunmaktadır: Senfoniye aslında Bonaparte adı verilmişti. Napolyon ın kendisini imparator ilan ettiğini öğrendiğinde ithafı değiştirmiştir. Bu haberle Beethoven symphony no 3 e flat majör Eroica, John Eliot Gardiner
79 5. SENFONİ Sol sol sol mi. Bir meydan okumadır. Hayatında ona sırt çevirdiğini düşünen herkese durduğu bir mücadeledir. Tanrıya, kadınlara, ortaklarına, Mozart ta ailesine, sağırlığına, kaderine Çoğu insanın aklına senfoni dendiği zaman akla gelen ilk eserdir. Beethoven in Beşincş Senfoni si kuşkusuz şimdiye dek yazılmış en ünlü ve etkili senfonidir. Ayırt edici gücünü organik yoğunluğu ve bütünselliğinin kalabalığından, ritmik yönelişinden ve trajediden zafere doğru ilerleme duygusundan almaktadır. Bu sayılanlardan en sonuncu boyut, ilk ölüdeki karanlık Do minörden, finaldeki alevli Do majöre doğru giderek (hatta yolu üzerinde varacağı son noktaya dair ipuçlarıyla) ve deneysel bir şekilde scherzo nun ürkütücü sonunu başıboş, ancak en sonunda yaman bir kreşendo ile finalinin sonuna bağlamak suretiyle tonsal seviyede kendini belli eder. Bu eserin her bir mimiği ve özelliği sonraki besteciler tarafından üzerinde düşünülmüş ve öykünülmüştür. Bu senfoninin sağladığı deneyim, Batı tininde tıpkı bir dışavurumsal büyük patlama gibi yankılanır. 5. Senfoni, Op. 67, yıllarında bestelenmiştir. Bu eser klasik müzikte en çok ve en iyi bilinen kompozisyonlardan ve en çok çalınmış senfonilerden biridir. Eser dört bölümden oluşmaktadır: Bir açılış sonatası, bir andante ve finali yapacak attacca'ya götüren hızlı bir scherzo. İlk çalındığında yıllarda her konserden sonra salondan bayılarak çıkartılan pek çok kişi oluyordu. Mors Alfabesinde aaab V harfi olduğu için II. Dünya Savaşı boyunca İngiliz Radyoları, haberlerden önce Victory nin V sinden özenerek jenerik müziği olarak bunu kullandılar. İlk bölüm allegro con brio coşkun şekilde başlar. Diğer iki bölümse, çalgı tekniği bakımından kusursuzdan öte kabul edilir. İçinde hiçbir boş nota yoktur, seyircinin dikkatini bir an olsun bile ayıramaz. Sadece odaklanır. Son bölüm Scherzo nun sonundaki Coda bölümüyse eser bitene kadar upuzun ve sürekli bir tempoyla akar. Zaten sondan 2-3 saniye önce herkes ayağa kalkıp alkışladığından, bu bölüm adeta sonsuz gibidir. Eser ilk olarak 1808 yılında Viyana'daki Theater an der Wien'de çalınmış, kısa bir süre sonra da müthiş bir itibar elde etmiştir. E. T. A. Hoffmann senfoniyi "zamanının en önemli çalışması" olarak nitelemektedir. Eser, "kısa-kısa-kısa-uzun" melodisinin iki kere çalınmasıyla başlar. Senfoni ve özellikle de dört notalık açılış melodisiyle, dünya çapında bilinmekte ve bu melodi rock müziğinden diskolara kadar birçok müzik çeşidinde görülebilir. Beşinci Senfoni uzun bir gebelik dönemi yaşamıştır. 3.Senfoni'nin tamamlanmasının ardından 1804'te ilk taslakları hazırlanmıştır. [ Ancak, Beethoven başka eserlerle uğraştığından: Fidelio, Appassionata piyano sonatı, üç Razumovsky yaylı sazlar, Keman Konçertosu, Dördüncü Piyano Konçertosu, Dördüncü Senfoni ve Mass in C, 5.Senfoni üzerindeki çalışmaları kesintiye uğramıştır. 5. Senfoni'nin son hazırlıkları senelerinde 6.Senfoni ile paralel olarak tamamlanmış ve aynı konserde galası yapılmıştır. Beethoven bu süre zarfında otuzlu yaşlarındaydı ve kişisel hayatı artan sağırlığı yüzünden berbat bir durumdaydı. Bu arada dünyada tarihe: Napolyon Savaşları, Avusturya'daki siyasi kargaşalar ve 1805 yılında Napolyon'un askerleri tarafından Viyana'nın işgali damga vurmuştur. 5. Senfoni 22 Aralık 1808 senesinde Viena'daki Beethoven'ın tüm galalarının yapıldığı Theater an der Wien tiyatrosunda Beethoven'ın şefliğinde devasa bir konserle gösterilmiştir. Konser dört saatten uzun sürmüştür. Programdaki iki senfoni ters bir sırayla çalınmıştır: önce 6.Senfoni sonra 5.Senfoni çalınmıştır. Program şu şekildeydi: 1. The Sixth Symphony 2. Aria: "Ah, perfido", Op
80 3. The Gloria movement of the Mass in C major 4. The Fourth Piano Concerto (played by Beethoven himself) 5. (Perde Arası) 6. The Fifth Symphony 7. The Sanctus and Benedictus movements of the C major Mass 8. A solo piano improvisation played by Beethoven 9. The Choral Fantasy Beethoven 5.Senfonisini patronları Prens Franz Joseph von Lobkowitz ve Kont Razumovsky'a itham etmiştir. Zorlu şartlar altında gerçekleşen galaya çok az olumsuz eleştiri yapılmıştır. Orkestra konser öncesi sadece bir prova yaptığından pek iyi çalamadı. Hatta Choral Fantasy'de sanatçılardan birinin hatasından dolayı Beethoven müziği durdurmuş ve parçayı yeniden başlatmıştır. Oditoryum(salon) son derece soğuktu ve seyirciler programın uzunluğu yüzünden bitkin düştü. Senfoni orkestrası piccolo, iki flüt, iki obua, B bemol ve C iki klarnet, iki fagot, kontrafagot, E bemol ve C'de iki korno, iki trompet, üç trombon, timpani (G ve C'de) ve yaylılardan oluşmaktadır. Birinci Bölüm: Allegro con brio Birinci bölüm yukarıda da bahsedilen dört notalık motifle başlamaktadır. Orkestra şefleri arasında parçanın açılışını çalmak konusunda görüş farklılıkları vardır. Bazı şefler tam bir allegro şeklinde açılış motifine başlarken bazıları çok daha yavaş ve daha görkemli bir tempo içinde başlar bazılarıysa motifi molto ritardando (her dört notalık parçalarda belirgin bir yavaşlama) olarak çalar. İlk başlangıç Beethoven'ın seleflerinden, Haydn ve Mozart, miras aldığı geleneksel sonata kalıbıyla yazılmıştır. Bölüm dinleyicilerin dikkatini sağlamak için iki dramatik fortissimo (çok kuvvetli) melodiyle başlar. İlk dört ölçüden sonra Beethoven temayı genişletmek için diziler ve imitasyonlar kullanır. Ritmik bir düzende adeta bir birinin üzerinden yuvarlanan bu kısa ve öz imitasyonlar sonuçta akıcı ve tek bir melodiye dönüşürler. İkinci Bölüm: Andante con moto 80
81 7. SENFONİ La majör Op. 92 Beethoven in eserleri arasında Yedinci Senfoni den daha neşeli ve iyimser başka bir çalışma yoktur. Belirgin bir kalp sızısı ve tatlı bir teselli arasında sezgisel biçimde hareket eden ikinci bölüm (allegretto) dışında de yazılmıştır. 4 bölümdür (poco sostenuto-vivace, allegretto, presto, allegro con brio). Günümüzde kulaklarımızın aşina olduğu 2. bölümüdür. 2. Bölüm, kararlılığın en coşkun şekilde dışa vurumudur. Yaşamı boyunca kadınlarla ve parasal konularla boğuşan Beethoven in iç sıkıntısının dışa yansımasıdır. Sıkıntıyı en yoğun ve en iyi şekilde anlatan müzikal eserlerden biridir. Acıya, kimi zaman hiddet dolu bir coşkunun dansıyla, kimi zaman da ağırbaşlı bir hüzünle meydan okur Yedinci Senfoni. Symphony No.7 Allegretto Carlos Kleiber Richard Wagner, bu senfoniyi ilahi bir dans şiiri olarak tanımlamış ve başucu senfonisi yapmıştır. Carl Maria von Weber in hiç beğenmeyip tımarhane için oldukça olgun bir eser olduğuna karar vermesi ya da Wagner in, Liszt piyanoda eşlik ederken, bu senfoniyle dans etmesi bir yana, senfoninin özellikle ikinci bölümünde insan, baskı altındaki duygularının hüzünlü yoğunluğunu kalbinde hissedebilir. Kıvrak, atletik, bilinçli bir şekilde yönlendirilmiş oynak bir eserdir. Ortalama bir tempoda adımlandırılmış giriş kısmı, hem dinamiklerde, hem de ses genişliğinde devasa bir hacim duygusu yaratarak niyetinin ciddiliğini ortaya koyar. Sonra da kendiliğinden, çok güçlü ama bulaşıcı bir şekilde şamatalı bir vivace (canlılık) içine dökülür. Beethoven in kendi zamanındaki en popüler senfonik bölümlerden biri olan allegretto dan sonra, bazen gezginlerin ilahisi şeklinde duyulabilen (iki kez, hatta neredeyse üçüncü kez ortaya çıkan) bir trio ile sırayla yer değiştiren güçlü ama oyunbaz scherzo gelir. Bu trionun, bölümün ana temposuyla ne denli bir karşıtlık oluşturması istendiği her zaman tartışma konusu olmuştur. Senfoniyi sonlandıran (coşkulu, sürükleyici, çabuk bir deyişle) allegro con brio ile Beethoven, dinleyicide katıksız bir yaşama sevinci oluşturarak sanatseverleri tüm müzik tarihindeki en dinçleştirici girdaplardan birinin içine atar. Carlos Kleiber in yorumunun son doksan saniyesi tüm müzik tarihindeki en kışkırtıcı pasajlardan birini içerir. Müzik, yüksek bir heyecan noktasından kademeli olarak aşağı iner; gerilim ve beklentiyi daha da yoğunlaştıracak bir basamak noktası oluşturmak üzere yumuşar. Bu arada, kemanlar karşılıklı güçlenen canlı bir dialog sürdürürler. Gerilim arttıkça, müzik zirveye ulaşmayı geciktiren basamak noktası tarafından kesintiye uğrayan bir temaya ulaşır. Beethoven Symphony no.7 in A majör, Op.92 Kleiber Vienna Philarmonic Orchesta 81
82 9. SENFONİ Ode to Joy - Choral Sonunda insan sesi içeren tek senfonidir. Ölümünden 3 yıl önce, 1824 te bitirilmiştir. Beethoven bunu bestelediğinde iki kulağında da %100 işitme kaybı vardı. Dokuzuncu Senfoni, bestecinin sonuncu ve en uzun senfonisidir (1 saat 9 dakika). Sanatında büyük bir aşamanın ürünü ve yaratısının doruğuna ulaştığı sayılan 9. Senfoni yi Beethoven, arasında besteledi. İlk kez 7 Mayıs 1824 te Viyana da seslendirildi ve çok başarılı oldu. Orkestrayı Umlauf ile birlikte yöneten Beethoven, ilerlemiş sağırlığı yüzünden konserden sonraki alkışları duyamadı. Senfoninin bestelendiği yıllar, Avrupa da restorasyon döneminin başladığı ve bununla birlikte Fransız Devrimi nin yarattığı coşkulu ruhun gerileme gösterdiği, karşı tepkilerin oluştuğu ve tutuculuğun güçlendiği yıllardır. Bu ortamda Beethoven insanlığa yeniden bir coşku ve inanç gücü getirmeyi, insanın kendine ve geleceğe güvenini tazelemeyi amaçlamıştır. Senfoni dört bölümden oluşur. İlk üç bölüm yalnız orkestra, sonuncusu orkestra, koro ve solist şarkıcılar içindir. Schiller in An die Freunde (Neşeye Övgü) adlı şiirini seslendiren koroyla senfonik müziğe insan sesini ekleyen besteci, şaşırtıcı bir üslup yeniliğini birlikte gerçekleştirdi. Beethoven in sanatıyla döneminin toplumsal ve tarihsel koşulları arasındaki ilişki, eserinde kendini doğrudan doğruya duyurur. Yıllar yılı tartışma, hatta çekişme konusu olmuş son bölümünde orkestra çalgılarına insan sesini katmış olmasını kimi, bestecinin dehasına, kimiyse tam tersine onun bir anlık zevksizliğine işaret saymıştır. İlk üç bölümü için kimi programı olmayan, mutlak müzikti derken, kimi ise son bölümde dile getirilen ahlak görüşü bu üç bölümde de işleniyor demiştir. Öğrencisi Czerny, Beethoven in korolu bitişi, daha sonra sevmez olduğunu, onun yerine sadece orkestranın çalacağı bir dördüncü bölüm yazmak istediğini iddia etmiş, Beethoven in bütün senfonilerini bestecinin kendinden öğrenmiş olan Schindler ise Czerny nin iddiasını düpedüz yalanlamıştır. Beethoven in bütün öteki senfonilerinde ikinci bölüm ağır hareketli, üçüncü bölüm ise oyun havası türünden olduğu halde, dokuzuncu senfonide bu sıra tersine çevrilmiştir. Dev boyutlu birinci bölümden sonra ağır hareketli bir ikinci bölümün yakışmayacağını düşünen Beethoven, yürük girişli, şen bir scherzo yazmıştır. Üçüncü bölüm, bir ağır hareketli (adagio), öteki orta hızda (andante) olan iki temadan kurulmuştur. Bu temalar kesikleşe gelirler. Dördüncü bölüm esere Korolu Senfoni dedirten bölümdür. Epey uzun süren bir giriş önceki üç bölüm ile Schiller in Neşe ye Övgü sü arasında adeta bir bağ kurar. Giriş bir önceki ağır bölümün havasını birdenbire dağıtan keskin bir kakışımla başlar. Gergin bir bekleyiş havası içinde biraz sonra önceki üç bölümün temaları sırasıyla işitilir. Orkestra her birini ayrı ayrı reddeder. Sonunda kalın sesli çalgılar ünlü Neşe temasını ortaya koyarlar, ama birden gene baştaki kakışım işitilir. Bariton: O Freunde; nicht diese Töne: Sondem lasst uns angenehmere anstimmen, und freudenvollere., Ey dostlar, Bu sesleri değil, gelin daha hoşa gidecekleri, daha neşelileri söyleyelim. dedikten sonra Schiller in Neşe ye Övgü sünü söylemeye başlarlar, öteki üç solocuyla ve koro ile birlikte Neşe temasını işler. Schiller in Neşe ye (An die Freude) başlıklı övgüsünü müzikleştirmeyi Beethoven daha Bonn da iken düşünmüştü. Ama ne yirmi üç yaşındaki delikanlının bu düşüncesi, ne de kırk iki yaşındaki ustanın bu şiiri korolu bir uvertürde kullanma tasarısı gerçekleşmedi. Beethoven uvertürü korosuz yazdı ve Ad günü töreni için uvertür başlığıyla 115. eseri olarak yayınladı. Beethoven, Dokuzuncu Senfoni üzerinde çalışmaya 1817 de kırk yedi yaşındayken başladı. Eser önce baştanbaşa orkestranın çaldığı geleneksel bir senfoni olacaktı, ama bitirmeden birkaç ay önce, 1823 te birden düşüncesini değiştirdi. Son bölüme insan sesini de katmayı, koroya ve soloculara Schiller in Neşe ye sinden seçilmiş beyitler söyletmeyi uygun buldu. 82
83 Dördüncü bölüm için hazırladığı taslakları bir kenara attı (bu taslaklardan daha sonra op.132 la minör yaylı dördülünün finalini çıkarmıştır) ve bir not defterinde ; Varyasyonlu bir Sinfonie allemande, arkasından Freude Schöner Götterfunken korosu girer, belki de varyasyonsuz. Senfoninin sonunda Türk müziği ve koro diye tanımladığı bölümü yazdı. Onun Türk müziği deyiminden anladığı, batılıların bizim Mehterhaneden görüp beğendikleri davul ve zil (çalpara) ile çelik üçgenden ibaretti. Schiller in I Freunde schöner Götterfunken diye başlayan Nese ye sini de bütünüyle kullanmadı, ancak birinci ve üçüncü kıtalarıyla ikinci kıtanın ilk beyitini ve dördüncü kıtanın son beyitini aldı. Op.125 re minör Dokuzuncu Senfoni 1823 kışı bitti ve 1824 baharında orkestralandı. İlk seslendirilişi aynı yıllarda yazdığı Missa Solemnis in üç bölümüyle birlikte, 7 Mayıs 1824 günü Viyana nın Kamtnerthor Tiyatro sunda yapıldı. Tek bir ses duyamayacak kadar sağırlaşmış olan Beethoven, konseri yönetmekte ısrar edince müzikçiler onun işaretlerine aldırmayıp başkemancı Schuppanzigh in yönetimine uymayı kararlaştırdılar. İlk üç bölümde her şey düzgün gitti, ama dördüncü bölümde Schuppanzigh in temposu Beethoven inkinden hızlıydı. Bu yüzden eser bitip seyirciler alkışladığında koca besteci kendi âlemine dalmış, hala son ölçüleri yönetmekteydi. Eserde alto solosunu söyleyen Fraulein Caroline Unger bunun üzerine ustayı hafifçe kolundan tutup salona doğru çevirdi. Beethoven eserinin uyandırdığı coşkun heyecanı böylece görebildi. Yöneticiler ve müzik kurumları, uzun koro ve orkestra provalarını göze alamadıkları için Dokuzuncu Senfoni sonraki yıllarda gitgide unutuldu. Durumu, yirmi iki yıl sonra Richard Wagner değiştirdi: Orkestra üyelerinin, hatta Dresden halkının amansızca karşı koymasına rağmen 1846 kışında uzun ve yorucu çalışmalar sonucu, eserin önemini ve anlamını uzun uzadıya açıklayan güzel bir konuşma ile müzikseverlere adeta yeniden tanıttı. Bu çabasının kazandığı başarı üzerine senfoni Dresden dışında da sevilmeye gitgide daha sık seslendirilmeye başladı. Türkiye de de Beethoven in ölümünden tam yüz on beş yıl sonra, 18 Nisan 1942 Cumartesi günü Ankaralılara dinletildi. Devlet Konservatuarı korosuyla Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestası nı Dr. Ernst Praetorius un yönettiği bu tarihi seslendirmeden sonra eser, 1941 Mayıs ında Dr.Hermann Scherchen ve 1952 yılında Hasan Ferid Alnar yeniden çalıştırıp müzikseverlere sundular. Prof. Gotthold Ephraim Lessing yönetiminde 1964 te dördüncü ve 1970 te beşinci defa hazırlanıp seslendirilen eser, esrarlı bir bekleyiş havası içinde başlar. Boş beşlilerin tınlayışıyla, ana-temanın sanki çevreyi yokluyormuşçasına parçalar halinde işitilmesiyle yaratılan bu hava arasından çok geçmeden ana tema bütün görkemiyle ortaya çıkar. Bir yan tema ile bir ikinci tema da işitildikten sonra bütün bu malzeme işlenerek dev boyutlu bir bölüm yaratılmış olur. Ne tuhaftır ki Nazi Partisi Üyesi Kondüktör Herbert Von Karajan ın düzenlemesiyle Avrupa Birliği nin meşhur barışı ve kardeşliği anlatan Marşı olarak kullanılan bir eserdir. Kardeş olun ey insanlar, bunu ister Tanrımız olarak bildiğimiz şiir, Alman yazar Friedrich Von Schiller e ait. Bir diğer güzel nokta da 9.Senfoninin sonunda çalınan zillerin ve vurmalıların, Türk askeri bandosundan alınmasıdır. Dünyanın her köşesinde milyonlarca kulak tarafından tarih boyunca dinlenilmeye devam edecektir. Belirsiz bir başlangıçtan, geleneksel kalıpları aşan bir finale ilerleyen Dokuzuncu Senfoni nin literatürdeki en zengin ve kışkırtıcı eser olduğu söylenebilir. Esere ilişkin dallanıp budaklanmalar, kısmen daha önceki bölümlerin temalarının geçit töreniyle başlayan, ama hemen sonra bunların, (hem de bir senfonide) herkesin mırıldanabileceği, hatırda kalıcı basit bir melodi uğruna reddedilişiyle biten final bölümünün farklı yorumlarından kaynaklanır. Bu, Wagner in müzik piyesinin gelişimini tarihsel bir kaçınılmazlık olarak görmesine yol açtıysa da, kendi yazdığı Birinci Senfoni de Beethoven in melodisini yalnızca enstrümantal bağlam için dillere destan bir şekilde uyarlayan Brahms tarafından pek onaylanmayan bir gelişmeydi. Dokuzuncu Senfoni nin yapısı ve anlamı halen tartışılmaktadır. Bunun nedeni, bulunan açıklamaların yetersiz ve uçucu olması değil, eserin vizyonu ve Beethoven in ebedi ilgi çekiciliği ile tazeliğinin, Dokuzuncu Senfoni yi Batı müzik kültürünün kalp atışı haline getirmesidir. Bu nedenle bu konudaki tartışmalar her zaman ilk günkü hararetini koruyacaktır. 83
84 FÜR ELİSE Bagatelle No. 25 Eserin asıl adı Für Therese dir. Yaygın olarak, Beethoven in bu eseri öğrencisi Therese Malfatti ye adadığına inanılır. Ancak Beethoven öylesine kötü bir el yazısına sahipti ki, bu gerçek 1990 ların başındaki teknolojiye kadar gizli kaldı. Müzik bilimci Ludwig Nohl ( ) ün, Für Elise nin önce bulduğu sonra kaybettiği orijinalinde yazan Theresa yı Elise gibi okuduğuna inananların sayısı az değildir. Beethoven ın Für Elise yi bestelediği yıl Theresa von Malfatti ye evlenme teklif etmiş olması bu teoriyi doğrular niteliktedir. görüşelim demek için Fur Elise yi besteler. Kadın da besteciliği bırakır. Kanadalı müzik bilimcisi Rita Steblin e göre ise Bavyeralı şarkıcı Elisa Barensfeld e adamıştır usta bu şarkıyı. Avusturya ve Almanya da, gazete haberleri, polis raporları, soyluların hatıra defterleri ve mektuplarını inceleyerek iz süren müzik bilimci, Beethoven ın Elise için, 27 Nisan, Lv.Bthvn. ın anısına şeklindeki el yazısına ulaştı. Rita Steblin, bu notun o tarihlerde Viyana da bestecinin aşık olduğu Theresa von Malfatti nin komşusu ve öğrencisi Elisa Barensfeld e düşüldüğü sonucuna varmıştır. Berlinli araştırmacı Klaus Kopitz e göre, besteciye ilham veren ünlü opera sanatçısı Elisabeth Röckel ( ) dir. Genç ve öğrenmeye hevesli soprano, sürekli Beethoven ın çevresinde gezip ondan ders almak, besteciliğe merak salmak istiyordu. Ancak kadınların beste yapmaktan çok beste yapılmak için yaşadıklarına inanan sanatçı, Elisabeth in şevkini kırmak için al bakalım kızım, bundan daha iyisini yap ondan sonra Bu bestenin başka bir öyküsü de şu şekilde rivayet edilir: Bir gün Beethoven arkadaşıyla beraber dolaşırken iki kardeşin konuşmasına kulak misafiri olur. Erkek kardeş piyanoyu satmak konusunda ısrar ederken, Elise adındaki kız kardeşi buna karşı çıkmaktadır. Erkek kardeş tartışmayı sonlandırmak için sanki ünlü biri gelip bu piyanoyla bir şeyler mi çalacak der. Bunun üzerine, konuşmayı izleyen Beethoven kızın yanına yaklaşıp adını sorar ve Elise yanıtı üzerine Für Elise (Elise için) la minor todnunda olan bu efsanevi besteyi çalmaya başlar. Başka bir öykü: Beethoven sağır olmadan önce yazmıştır Elise yi. Bir gün sokakta yürürken, eserlerinden birinin çalındığını duyar. Çalan kişi şarkıyı berbat etmekte, yanlış çalmaktadır. Beethoven hışımla evin içine girer ve piyanonun başındaki genç kıza bir güzel bağırır. Ancak 84
85 kızın sağır olduğunu fark ettiğinde çok utanır. O kız, elbette ki Elise dir. Beethoven, daha sonra sağır oluşunu da bu kıza yaptığı hakarete bağlayacak, ancak yine de Elise nin sanat aşkından güç alarak, beste yapmaya sağır haliyle devam edecektir. Für Elise, Beethoven in gizlediği bir şarkıdır. Ölümünden 41 yıl sonra şans eseri bulunmuştur. Beethoven Für Elise 85
86 AYIŞIĞI SONATI Moonlight Sonata No:14 C#min op yılında Viyana da tek başına yaşadığı dönemde do diyez minör tonunda yazılan opus 27, #2 numaralı piyano sonatıdır. Sonata Ayışığı Sonatı adını Beethoven değil, ölümünden beş yıl sonra Alman şair ve müzik eleştirmeni Ludwig Relistab vermiştir. Ancak Beethoven eseri quasi uno fantasia (tıpkı bir hayal gibi) diye tanımlamıştır. Bu ad önerisinin altında yatan rapsodik yaklaşım, alışılmışın dışında bir formda kendini göstermektedir. Eser, alışılmışın aksine yavaş bir ölçüyle başlamakta ve diğer ölçüye hiç ara vermeksizin bağlanmaktadır. Beethoven, birinci ölçüde görülen bu sakin geçişin baştanbaşa tam bir zarafetle işlendiğini belirtmektedir. Beethoven in bu eserinin bestelenişi konusunda da rivayet muhtelif: Bir gün Beethoven, bir arkadaşı ile birlikte viyana sokaklarında dolaşmaktadır. Tam bu sırada bir apartmandan piyano sesi geldiğini duyar ve kafasını kaldırıp bakar. Apartmanın ikinci katındaki cam açıktır ve ses oradan gelmektedir. Arkadaşına, çalan kişinin muhteşem çaldığını ve onu görmesi gerektiğini söyler. İkisi birlikte ikinci kata çıkıp kapıyı çalarlar. Kapıyı açan kadın, Beethoven'i hemen tanır ve şok olur. Beethoven, piyano sesine geldiğini ve muhakkak çalan kişiyi görmek istediğini söyler. Kadın, piyanoyu çalanın kızı olduğunu ve tanışmaktan mutlu olacağını belirterek onları içeri alır. Beethoven, piyano çalan kızın olduğu odaya girer. Annesi kıza, Beethoven'in geldiğini söyler ve kız çok heyecanlanır, hemen ayağa kalkar, fakat kız kördür. Bunu gören Beethoven, "lütfen benden bir şey isteyin" der, maddi bir şey isteyeceklerini düşünerek. Kızın cevabı şu olur; "ben hiç ayışığı görmedim, bana ayışığını anlatır mısınız?" Bunun üzerine Beethoven piyanonun başına geçerek, ayışığı sonatını, doğaçlama olarak besteler yılına gelindiğinde Beethoven, yklaşmakta olan sağırlığını açıkça kabullenmeye başlamıştı. Eserin alışılmamış yoğun kişisel doğasını bu duurma ve sonatı neredeyse yarı yaşındaki genç İtalyan öğrencisi Kontes Guicciardi ye ithaf edişine başlamak mümkündür. Üç bölümdür, ilk bölüm yavaş, ikinci bölüm fırtınalı, üçüncü bölümse dingindir. The Beatles ın Because parçası, John Lennon tarafından, Yoko Ono nun tersten çaldığı bu sonattan esinlenerek bestelenmiştir. Rivayete göre, Beethoven in ilk aşkı olan bir kontesi anlatır. Ancak Beethoven, soylu kanı taşımadığı için kontesle evlenememiş ve üzüntüsünden kendisini evine kapatıp bu parçayı bestelemiştir. Yitirmeyi, olanaksızlığı, umutsuz bir özlemi, yalnızlıktan çıldırmayı anlatır. Başka bir rivayete göre, Sonat, o zaman 16 yaşındaki ve bazı uzmanlara göre bestecinin ölümsüz sevgili si olan güzel Kontes Giulietta Giucciardi ye adanmıştır. O günlerde kontese tutkulu bir aşkla bağlanan Beethoven, arkadaşı Wegeler e yazdığı mektupta; Şimdi tekrar ve biraz daha mutlu yaşıyorum ve insanlar arasına karışıyorum. Bu değişikliği, beni seven ve benim de sevdiğim sevimli, büyüleyici genç bir kız yarattı. İki yıldan beri tekrar biraz mutluluk duyuyorum. diyordu. 86
87 Bu da bir başkası :. Beethoven hayatı boyunca bir tek kadını sevdi. Elis. Kimileri çok yakın bir arkadaşının, kimileri de abisinin eşi olduğunu yazıyor. Daha da dramatik olan bu ilişkiden bir çocukları olmasıdır. Öykünün her yanı trajedi. Beethoven yaşadığı sürece bu çocuktan baba kelimesini duyamayacaktır. Beethoven ve Elis bir gün kaçmaya karar verirler. Buluşma yeri ve saati kararlaştırılır. Elis zamanında gelir ama Beethoven gelemeyecektir, çünkü onu ve yanındakileri taşıyan fayton yağmakta olan yağmurdan dolayı çamur deryasına dönen yolda bir çukura saplanır. Hemen inerler. Beethoven geç kalmak üzeredir. Faytonu çukurdan çıkarmak için ilk önce o atılır ve tekerlerin altına yatar. Bütün uğraşılara rağmen faytonu çukurdan çıkaramazlar. Beethoven in başka çaresi yoktur, koşmaya başlar. Çok geç kalmıştır. Ancak buluşma yerinde bekleyen Elis in dayanacak gücü kalmamıştır, sevgilisinin gelmeyeceğini düşünür. Oysa gitmek için odanın kapısını açtığı sırada, Beethoven binanın dış kapısından içeri girmişti bile. Ne yazık ki Elis gitmek için, Beethoven de biricik sevdiğine kavuşmak için iki yönlü merdivenin farklı taraflarına yönelir ve birbirlerini göremezler. Beethoven o gece çektiği acıyı ay ışığı sonatında (No:14 C#min moon light sonata op 27) ölümsüzleştirir. Her ne kadar dinlerken farkında olmasak da Beethoven bu güzelim ezgide, koşarak sevgilisine ulaşmaya çalışmaktadır. 87
88 FİDELİO Fidelio, bestecinin tek operasıdır. Leonore adıyla ilk kez 1805 te ve bir yıl sonra yine Viyana da sahnelendiyse de başarılı olamadı. J. N. Bouilly nin ( ) Fransızca metninden esinlenerek J. Sonnleithner ( ) G. F. Treitschke nin ( ) yazdığı librettonun değiştirilmesiyle esere son biçimi verildi te Fidelio adıyla Viyana da oynandı ve başarılı oldu. İki perdelik operası için Beethoven in bestelediği dört uvertürden 3. Leonore Uvertürü çok ünlendi. Konu 18. yüzyılda İspanya da Sevilla yakınlarında bir hapishanede geçer. Florestan, yeraltındaki hücresinde uzun süredir haksız yere yatmaktadır. Eşi Leonore onu kurtarmak amacıyla erkek kılığına girerek Fidelio adıyla başgardiyan Rocco nun hizmetinde çalışır ve eşini tam öldürüleceği anda kurtarır Fransız Devrimi nden sonra Avrupa da çok sevilen kurtuluş operası tipinin en başarılı örneklerinden biri olan eser, Türkiye de ilk kez 1942 de C. Ebert in yönetimi altında Ankara da sahnelendi. 88
89 EGMONT UVERTÜR Op. 84 Goethe nin ünlü tiyatrosu Egmont için yazımış bir uvertürdür. Beethoven'ın bir yıl içinde tamamladığı ve ilk seslendirilişi 24 Mayıs 1810'da yapılan Egmont müziği, bir uvertür ve dokuz parçadan oluşur. Uvertür bir senfonik şiir gibi dramın bütün konusunu canlandırdığı için Goethe'nin trajedyasını özetlemekte yarar vardır: 16. yüzyılda Hollanda, İspanyol işgali altındadır ve ezilen halkın acımasız diktatör Albaya karşı tek umudu kont Lamoral von Egmont'dur. Bağımsızlık savaşının önderi olan Egmont'un düşmanlar tarafından boynu vurulur; ama Hollandalılar er geç özgürlüklerine kavuşacaktır. Alba Prensi Kont Egmont un devrilerek sürgüne gönderilmesini, oradan dönüşünü ve döndüğünde artık bir diktatör değil demokratik bir adam oluşunun öyküsüdür bu. Goethe nin Egmont u gibi Beethoven in Egmont u da sertçe başladığı eseri ortada zenginleştirip, bitişinde harika bir şekilde yumuşatır. Uvertürün en başındaki dramatik giriş, İspanyolların çizmesi altında ezilen Hollanda'yı canlandırır. Ondan sonraki çabuk bölüm ise özgürlük düşüncesinin uyanışı ve bağımsızlık savaşının patlayışıdır. Egmont'un boynunun vuruluşunu kemanlar canlandırır; bir anlık susmadan sona dua gibi kısa bir koral işitilir. Egmont'un ölümüyle bağımsızlık savaşı ve zafer önlenemeyecektir. Nitekim uvertür "Zafer Senfonisi" ile sona erer. Egmont uvertürü, Beethoven in coşkun ve sert eserlerinin en tanınmışlarından biridir. Kimlerine göre müzik tarihindeki ilk soundtrack olarak tanımlanır. Ludwig van Beethoven Egmount Ouverture op
90 KREUTZER SONATI Op. 47 Çoğumuzun Tolstoy un en ünlü öykülerinden olan Kreutzer ile tanıdığımız bir Beethoven şaheseridir. Beethoven in büyük bir aşkla bağlandığı ama bir türlü kavuşamadığı aşkına (kimine göre yengesine) yazdığı notalarından içinde acı ve çaresizlik akan bir ağıttır. Aşkına duyduğu özlem ve acıyı tasvir ettiği bu 9 numaralı (Op. 47 la majör) sonat, yaylı ve piyanoyla çalınan bir eserdir ve her Beethoven eserinde olduğu gibi keman erkeği, piyano ise kadını temsil eder. Sert geçişler ve hızlı ses dönüşleri vardır. Müzik tarihindeki ilk hakiki aşk şarkısı olarak kabul edilir. Konserden sonra içmeye gitmişler, bu sırada Bridgetower, Beethoven in tanıdığı bir bayan hakkında yakışıksız bir yorum yapınca besteci buna çok öfkelenmiş ve bundan böyle onu görmek istemediğini söylemiştir. Bir başka görşe göre de, konserden hemen sonra Beethoven, çok hoşlandığı bir hanımla eserini adadığı Bridgetower i samimi bir şekilde görünce deliye dönmüş, eserin el yazmasının ilk sayfasını ithaf cümlesi olduğundan yırtarak atmıştır. Bu nedenle eserin 156. ölçüsüne kadar olan bölüm, geri kalanı göz önüne alınarak yeniden yazılmıştır. Besteci, daha sonra bu sonatı bir başka keman virtüözü olan Frechman Rudolphe Kreutzer e yollamış ve ona adamıştır. Kreutzer, sonatı görünce bu bestenin çalınamayacağını, Beethoven in kemandan anlamadığını idia etmiş, bu sonatı bir kez bile çalmamış olsa da, sonatın adı Kreutzer Sonatı olarak kalmıştır. Birinci bölüm (adagio sostenuto presto adagio) Özellikle ilk bölümün keman partisyonunun zorluğu ve uzunluğu, Beethoven in bu sonatı virtüözitesinden emin olduğu George Augustus Polgreen Bridgetower için yazmış olmasındandır. Hatta parçayı ilk kez Beethoven ve Bridgetower birlikte çalmışladır. Giriş bölümü, kemanın la majör akoru ve ardından gelen çift ses modülasyonlarıyla başlar. Ardından aynı tema piyanoda da duyulur ve sonrasında iki çalgı, bu küçük girişi beraber geliştirirler. Bu bölümden sonra gelen presto, kemanın tüm teknik becerilerinin muhteşem bir müziği anlatmak için kullanıldığı yoğun bir bölümdür. Bölümün genelinde gergin ve soğuk bir hava egemendir. Bu hava zaman zaman durağanlaşsa da özellikle kemanın kullandığı ters yaylar ve piyanonun bas seslerde yaptığı oktav pasajlar bu havanın bir anda dağılmasına neden olur. Bölümün sonlarındaki adagio olan kısım bitişin sakin olacağı hissi verir dinleyiciye. Ancak ardından kısacık bir gerginlikle bitiriverir Beethoven bu bölümü. İkinci bölüm (andante con variazoni) Temayı piyanodan duyarız önce. Keman ve piyanonun birbirine verdiği soru-yanıt faslından sonra gelen ilk varyasyon piyanoya aittir ve keman, sadece kısa ve zıplarcasına ifadeyle çaldığı notalarla eşlik eder. İkinci varyasyon, kemanın ezgiyi çaldığı, piyanonun eşlik konumunda olduğu bir bölümdür. Üçüncü varyasyon minör tonda, keman ve piyanonun beraber çaldıkları bir bölümdür. Dördüncü ve son varyasyon, başlı başına bir bölüm olabilecek kadar geniş ve karmaşıktır. Önce 90
91 piyanoyu duyarız ve keman pizzicatolar yaparak müziğe katılır. Varyasyonun ilerleyen kısımlarında da piyanonun ezgilerine kemanın pizzicatoları, kemanın ezgilerine piyanonun akorları eşlik eder ve bölüm sakin bir şekilde sona erer. Üçüncü bölüm (presto) İkinci bölümün sakin havası, üçüncü bölümün başındaki piyanonun la majör forte akoruyla dağılır. Keman ve piyano tam anlamıyla iç içedir bu bölümde. Öyle ki bazen iki çalgı aynı anda, aynı tarzda fakat farklı ezgiler çalarlar. Bölümün genel tarzını, her iki çalgının da kısa ve tekrarlayan notaları belirler. Ana ezgiyi çalan çalgıya diğer çalgı arpejler yaparak eşlik eder. Bölümün sonuna doğru gerilim kısa bir süreliğine düşse de geri kalan bölüm baştaki tarzdadır. Bölüm, bu sakin kısmın bitişiyle başlayan ve sona kadar büyüyen bir kreşendoyla son bulur. kendisinin yanı başında savaşa çekebilecek bir piyaniste ihtiyaç duymaktadır. Eser bugüne kadar yazılmış en zor ve en güzel keman sonatıdır. Üç bölümden oluşur ve uzunluğu 43 dakikadır ki bu uzunluk normalin çok üzerindedir. Çok az konçerto, hatta senfonik yapıt bile bu kadar uzun değildir. KREUTZER SONAT TOLSTOY Beethoven in bu sonatından adını almış olan romanda Tolstoy, müziğin bir anlamda önce ruhları ve dolaylı olarak bedenleri tahrik ettiğinden söz eder. İki kişi kendisini sanatların en yücesi olan müziğe vermiştir diye başlar ve zinanın toplum içinde sinsice yayılmasına, çoğu zaman böyle yakınlıkların, özellikle müzik meşguliyetinin neden olduğunu bilmeyen var mıdır? der. Tüm öykü boyunca, evlilik kurumundaki ahlaki çöküşü dibine kadar anlatırken, müziğin etkisi açısından analizler yapar. Müziği ruhları tahrik edip sonuca ulaştırmayan bir araç olarak görür. Hatta bir yerinde sözgelimi şu Kreutzer Sonat ın prestosu salonlarda açık saçık giymiş kadınlar arasında çalınabilir mi hiç der. Tolstoy aslında, diğer sanatlar içinde kalbe giden en kısa yolu bulmuş olan müziği, kıskançlıkla, edepsizlikle suçlar durur; evlilik kurumunu, kadınları suçladığı gibi. Onları şehvet uyandıran vasıtaların en incesi olan müzik birbirine bağlıyordu dedikten sonra da fazla söze gerek kalmaz. Bu piyano ve kaman obligato su için yazılmış sonat aslında aceleyle bestelenmişti. Viyana daki prömiyerinde besteci ilk iki ölçüyü çlakalem çiziktirilmiş örneğinden; Bridgetower keman kısmını omuzunun üzerinden okur halde çalmıştı. Finalde Beethoven, aslında ilk La majör op. no. 1 sonatında kullanmayı düşündüğü neşeli tarantella yı eklemiştir. Bu da bize, kemanın şeytanın çalgısı olduğunu ve bu haliyle esere çok da yakıştığını hatırlatmaktadır. Gerçekten de presto nun heybetli açılışı (atmosferik keman ikili duruşlarıyla iç karartıcı giriş dışında) ve ortada yer alan varyasyon seti aynı ölçüde kemana yakışmakta ve dışa dönük bir doğa sergilemektedir. Kreutzer violonisti, 91
92 Tolstoy un en çok okunan ve tartışılan bu eseri, yayınlandığı ilk yıllarda hemen her ülkede sansürün tehdidiyle karşılaşmıştır. Evlilik kurumunda bir aşktan nefrete nasıl geçildiğini anlatır. Evliliğe olan inancınızı ya da inanmak isteyişinizi alır götürür. Durup düşünürsünüz, doğrudur söyledikleri İnsan duygularını, hırslarını, pişmanlıklarını güzel yansıtır. Tolstoy un 1889 da yazdığı bu kitap, kadın erkek ilişkileri üzerine oldukça güzel bir kitaptır. Kitap baştan sona, bir trende karşılıklı konuşma içinde, karısını kıskançlık nedeniyle öldürmüş yaşlı bir adamın evlilik anılarını anlatması üzerinden gider. Romanın başkişisi Pozdnişev, uzun bir tren yolculuğu sırasında kompartıman arkadaşına, hayatının ve evliliğinin umutsuz, trajik öyküsünü bir tür itiraf gibi anlatır. Tolstoy, kendi metnine getirdiği yorumda evlilik kurumunda kadın erkek ilişkisini ele aldığını söyler. Evliliğin devamı için yalnız evlilik öncesinde değil, evlilik sırasında da cinsel aşk tan kaçınmak şarttır. Çünkü Tolstoy, cinsel aşkı, Tanrı ya ve öteki insana duyulması gereken sevginin engeli olarak görür. Bu, onun din anlayışının önemli bir dayanağıdır. İncil den alıntıdır. Kitabı okurken ara ara dönüp bu epigrafa yeniden bakma zorunluluğu duyar okuyucu. Bir cümle, yazarın düşüncelerini ancak bu kadar iyi özetleyebilir. Yazar sanki bu cümleyi duymuş ve oturup bu romanı yazmıştır. Evlilik, aşk, aldatmak, seks üzerine basit denebilecek bir konuyu basit bir üslupla incelemiş, ama okuyucuyu ikilemlere sürüklemeyi başarmış ve zekasını neredeyse ukala denebilecek bir şekilde ortaya koymuştur büyük yazar. Tolstoy un yaşamını inceleyenler, kitaptaki Bayan Pozdnişev in yazarın karısından esinlenerek ortaya çıkarılmış bir karakter olduğunu iddia ederler. Tolstoy, kitabın sonuna sonradan eklediği notu okunduğunda bu teorinin gerçeklik olasılığının yüksekliği de ortaya çıkar. Yazar, cinselliği insanoğlunun kötü tarafının yansımalarından biri olarak görmüş, neredeyse lanetlemiştir. Kitabı bitirdikten sonra gerçek aşkı sorgulamaya başlarsınız. Acaba seks, gerçekten aşkı öldürür mü? Aşk, bu kadar kötü sonuçlar doğurabilecek bir nefrete dönüşebilir mi? - Beethoven Kreutzer Sonata No.9 - Patricia Kopatchinskaja & Fazıl Say - Bir kadına şehvetle bakan her erkek, zaten yüreğinde onuna zina etmiş demektir. (Matta, bab v.28) Bu satırlar, Kreutzer Sonatı nın başına Tolstoy un koyduğu epigraftır ve günün ekolüne uygun olarak 92
93 GROSSE FÜG Beethoven in sağırlıkla tanıştığı ve kendisini içkiye, kadına verdiği zamanlarda yazdığı bugün bile anlaşılmamış eseridir. Aslında 130 No lu Yaylı Dörtlüsü için yaptığı bir bestenin sonuna eklemiş, ama çalması inanılmaz zor olduğu için, kabul görmemiştir. O da bunu çıkartıp kendi başına bir beste olarak düzenlemiştir. MİSSA SOLEMNİS 6 bölümlük bir duadır. Çoğu müzik otoritesine göre okunması en zor eserlerden biridir. Agnus Dei kısmındaki ünlü dona nobis pacem - Bize barış ver kısmıysa asırlardır Dünya Barış Örgütü nün ana sloganıdır. Önyargısız şekilde dinlenildiğinde hazırlıksız yakalanan insanı bulutlara uçurabilir. Dünyanın en iyi konservatuarı kabul edilen Berklee Müzik Koleji nin mezuniyet sınavında bunu çaldırırlar. Yüzde 10 luk bir hata oranıyla çalanlar bölüm birincisi olarak mezun olurlar. Missa Solemnis yazdığı tek iyi tutucu müziktir, ancak bu da tam bit tutucu müzik izlenimi yaratmaz. Bu daha çok Dokuzuncu Senfoni nin son bölümünü anımsatan bir koro senfonisidir. 93
94 Cam Armonika Franklin'in pedallı sürümünde yatay olarak 37 kâse demir, dingilli ve iç içe tutturulmuş bir şekilde ayakla dönmektedir. Bir zamanlar insanların bu alet yüzünden delirdiğine inanılan ve sonrasında yasaklanan, bazende insanların ölümüne neden olabiliyordu. En ünlü İnsanları bile öldüren bu müzik aleti ''Meleklerin Müziği'' olarak adlandırılmıştır. Bu ilginç müzik aleti, 'Glass Harmonica' ya da 'Cam Armonika' olarak da bilinir. Cam armonika, 1740 ta İrlandalı müzisyen Richard Puckeridge tarafından, içi farklı miktarlarda dolu cam su kadehleri ile bir gösteride kullanılmıştır. Parmaklar ıslatılarak ya da nemlendirilerek çalınır. Benjamin Franklin ise, 1758 de aletin mekanik versiyonunu icat eder ve adını Armonika koyar. İnsan beyni 4000 heartz altındaki sesleri algılayamaz, bu alet ise 1000 ve 4000 heartz arasındaki sesleri çıkartmaktadır. Beyin 1000 ve 4000 heartz arasındaki sesleri algılayamadığından duyma problemleri oluşur. Sağ ve sol kulak arasındaki nirengi noktası katman farklılığına yol açar. Dolayısıyla armonikayı ruhsal durumu bozuk kişilerin çalması ve dinlemesinin sağlıklı olmadığı düşünülür. Dinlerken, enstrümanı görsel ve işitsel olarak algılasanız bile bir boşluğa düşersiniz. (Bilgisayardan dinleyerek herhangi bir algı sorunu yaşamaya çalışmayın. Zira mikrofon ile canlı dinleme frekansı aynı değildir.) Bu devasa müzik aletinden çıkan güzel sesi, Franklin in eşi Meleklerin Müziği olarak adlandırmıştır. Mozart, Hassa, Bach, Beethoven, Donizetti, Strauss ve başka birçok besteci cam armonika için beste yapmışlardır. İtalyancada armonica harmoni yani iki veya daha çok sesin aynı anda kulağa hoş gelecek biçimdeki uyumudur. Beethoven'ın ölümüne neden olan kurşun zehirlenmesinin nedeni olarak ise armonika gösterilir. Son olarak zamanımızda popülaritesini kaybetmesinin sebebi konser salonlarında yeterli sesi çıkartamamasıdır. 94
95 W. A. Mozart: Piano sonata for four hands, KV
96 Noli FS. Eroika. Ludwig Van Beethoven in Fırtınalı Yaşamı.Belge Yayınları, Kasım 1997, İstanbul. 1) 96
KLASİK DÖNEM MÜZİĞİ. Kazım ÇAPACI
Kazım ÇAPACI KLASİK DÖNEM MÜZİĞİ 1750-1827 Klasik dönemin evreleri Müzikte klasisizm, XVIII. yüzyılın ikinci yarısı ile XIX. yüzyılın başlarını kapsayan dönem müziğini karakterize eden estetik eğilimi
Franz Joseph HAYDN Kazım Çapacı
Franz Joseph HAYDN Kazım Çapacı Franz Joseph Haydn ın Ressam Thomas Hardy tarafından yapılan bir portesi Franz Joseph Haydn (31 Mart 1732; Rohrau, Aşağı Avusturya - 31 Mayıs 1809; Viyana) Klasik dönemin
HAYDN. Kazım Çapacı. bestecinin ilkidir. Klasik Dönemin senfoni ve yaylı çalgılar kuarteti geleneğini yerleştirmiştir.
Kazım Çapacı HAYDN Franz Joseph Haydn ın Ressam Thomas Hardy tarafından yapılan bir portesi Franz Joseph Haydn (31 Mart 1732; Rohrau, Aşağı Avusturya - 31 Mayıs 1809; Viyana) Klasik dönemin ünlü Avusturyalı
Wolfgang Amadeus MOZART
Kazım ÇAPACI Wolfgang Amadeus MOZART Maria Pertl, St. Gilgen vekilharcının kızıydı. Dünyaya gelen yedi çocuktan sadece ikisi yaşadı. Mozart, sonuncusuydu. Ondan beş yaş büyük ve hatırı sayılır bir müzk
Franz LISZT. Kazım ÇAPACI. üzere tüm Avrupa yı gezerek piyanoyla konser vermiştir. 22 Ekim 1811, Macaristan ö.31 Temmuz 1886, Bayreth, Almanya.
Kazım ÇAPACI Franz LISZT 22 Ekim 1811, Macaristan ö.31 Temmuz 1886, Bayreth, Almanya. Müzisyen, besteci, piyanist, orkestra şefi, müzik öğretmeni. XIX. yüzyılın en önemli piyanistlerinden birisi, senfonik
3. Rönesans Müziğini Oluşturan Ekoller 4. Rönesans ta Toplu Müzik Yapma Anlayışı
3. Rönesans Müziğini Oluşturan Ekoller 4. Rönesans ta Toplu Müzik Yapma Anlayışı İçerik Rönesans Müziğini Oluşturan Ekoller Rönesans ta Toplu Müzik Yapma Anlayışı Rönesans Döneminde Başlıca Müzik Türleri
KLASİK DÖNEM BESTECİSİ W.A. MOZART IN YAŞAMI, MÜZİK ANLAYIŞI VE KLARNET ESERLERİ
KLASİK DÖNEM BESTECİSİ W.A. MOZART IN YAŞAMI, MÜZİK ANLAYIŞI VE KLARNET ESERLERİ ANIL ÇELİK Öz Bu makalede; klasik dönemin tarihsel gelişimi, müzik biçimleri ve dönemi hazırlayan akımların müziğe olan
DÜZENLEME Ders Notu - 1
DÜZENLEME Ders Notu - 1 Doç. Server ACİM Aralık 2011 - MALATYA İçindekiler 1 Giriş 2 2 Gerekli Temel Bilgiler 2 3 Yaylı Çalgılar Ailesi 2 3.1 Keman........................................ 2 3.1.1 Viyola.....................................
Igor Fyodorovich STRAVINSKY STRAVINSKY
Kazım Çapacı Igor Fyodorovich STRAVINSKY STRAVINSKY Igor Fyodorovich Stravinsky. 17 Haziran 1882, Oranienbaum, Rusya 6 Nisan 1971, New York, ABD). Rus besteci, piyanist, orkestra şefi. 20.yy müziğinin
Antonio VIVALDI. 4 Mart 1678; Venedik - 28 Temmuz 1741, Viyana.
Antonio VIVALDI 4 Mart 1678; Venedik - 28 Temmuz 1741, Viyana. İtalyan barok klasik müzik bestecisi, virtüöz kemancı ve rahip. "Kızıl rahip" lakabıyla tanınan Vivaldi, beş yüzden fazla konçerto bestelemiştir
ÖZGEÇMİŞ. Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl
ÖZGEÇMİŞ Adı - Soyadı: Kutup Ata Tuncer Doğum Tarihi: 22/02/1980 Öğrenim Durumu: Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Sanatta Yeterlik/Doktora Türk Müziği Haliç Üniversitesi Tez Aşaması Yüksek Lisans Eğitim
SINAV HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇİN AŞAĞIDA YER ALAN KAYIT KABUL YÖNERGESİNİ OKUYUNUZ
SINAV HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇİN AŞAĞIDA YER ALAN KAYIT KABUL YÖNERGESİNİ OKUYUNUZ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI LİSANS KAYIT KABUL YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar
müziği bestekârlarındandır? sesliliğin adıdır?
A A 1 Doğal minör moddaki bir dizinin 7. Derecesi üzerine kurulacak bir uygu (akor) hangi nitelikte olur? 33954 A ) Majör B ) Minör C ) Artık D ) Eksik E ) Dominant 4 Geleneksel Türk Sanat Müziği'nde fasıl
Gümüşlük Klasik Müzik Festivali Antik Tiyatro da başladı
Gümüşlük Klasik Müzik Festivali Antik Tiyatro da başladı 12. Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali, Bodrum Antik Tiyatro da sanatseverlerle buluştu. 12 yıldır Bodrum un Gümüşlük beldesinde gerçekleştirilen
Yardımcı Piyano OPE 162 Çalışma incelemesi H. Lemoine ( ) Etüt Re majör
Yardımcı Piyano OPE 162 Çalışma incelemesi H. Lemoine (1786-1854) Fransız besteci, eğitimci, piyanist, editördür. Eğitimci olarak tanınmış bestecinin çok sayıda piyano pedagojik repertuvarından sonatları,
Yarışma Sınavı. 5 Aşağıdakilerden hangisi bir opera eseri değildir? A ) Figaro'nun Düğünü. C ) Fındıkkıran D ) Carmen E ) Idomeneo
MÜZİK (SHNE SNTLRI) ÖĞRETMENİ 1 "Manon Lescavt" operasının bestecisi aşağıdakilerden hangisidir? G.Bizot G.Verdi W: Mozart G.Puccini Lv.Beethoven 5 şağıdakilerden hangisi bir opera eseri değildir? Figaro'nun
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜZİK ANASANAT DALI
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜZİK ANASANAT DALI WOLFGANG AMADEUS MOZART IN KLASİK BATI MÜZİĞİNE GETİRDİĞİ MÜZİKAL YENİLİKLER VE TÜRK MÜZİĞİ İLE İLİŞKİSİ Betül YETKİN
HÜZÜNLÜ VE NEŞELİ EZGİLER
20 ŞUBAT 2019 ÇARŞAMBA 19:30 HÜZÜNLÜ VE NEŞELİ EZGİLER PETROF PİYANOLU TRIO Jan Schulmeister keman Kamil Žvak viyolonsel Martina Schulmeisterová piyano Ana Destekçi Albert Long Hall Klasik Müzik Konserlerinin
MOZART. Kazım Çapacı. Johannes Chrysostomus Wolfgangus Theophilus Mozart
Kazım Çapacı MOZART Johannes Chrysostomus Wolfgangus Theophilus Mozart 27 Ocak 1756, Salzburg, Avusturya 5 Aralık 1791, Viyana. Klasik Batı Müziği nin en üretken, en etkili bestecilerinden biridir. Eserleri,
Yarışma Sınavı. 4 Çoksesli korolarda yer alan en kalın erkek sesi. A ) Tenor B ) Bariton C ) Alto D ) Soprana E ) Bas
1 şağıdakilerden hangisi Doğa sevgisini dile getiren lirik şiirler ve bu şiirlerden bestelenen şarkıları ifade eder? Madrigal Koral Kantat Oratoryo Lirik 4 Çoksesli korolarda yer alan en kalın erkek sesi
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI MÜZİK BÖLÜMÜ PROGRAMLARI ÖZEL YETENEK GİRİŞ SINAVI YÖNERGESİ
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI MÜZİK BÖLÜMÜ PROGRAMLARI ÖZEL YETENEK GİRİŞ SINAVI YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı; İstanbul Üniversitesi
DOĞUDA VE BATIDA ORYANTALİZM
DOĞUDA VE BATIDA ORYANTALİZM Bodrum Belediyesi nin etkinlik takviminde yerini alan ve yedincisi gerçekleşen olan Karsanat Barok Müzik Festivali, bu yıl da Antik Tiyatro da 9 ve 10 Eylül de halka açık ve
KARŞIYAKA DAN BOĞAZİÇİ NE
13 ŞUBAT 2019 ÇARŞAMBA 19:30 KARŞIYAKA DAN BOĞAZİÇİ NE KARŞIYAKA ODA ORKESTRASI (KODA) şef Rengim Gökmen Ana Destekçi Albert Long Hall Klasik Müzik Konserlerinin gerçekleşmesini mümkün kılan ana destekçimiz
MÜZİK KÜLTÜRÜ Editörler
MÜZİK KÜLTÜRÜ Editörler Zeki NACAKCI - Alaattin CANBAY Yazarlar Doç. Dr. Ahmet Serkan Ece - Doç. Dr. Alaattin Canbay Doç. Dr. Ebru Temiz - Doç. Dr. Esra Dalkıran Doç. Dr. M. Kayhan Kurtuldu - Doç. Dr.
ALBERT EİNSTEİN HAYATI
ALBERT EİNSTEİN HAYATI Albert Einstein!"#$ Albert Einstein 14 Mart 1879 da Almanya nın Ulm kasabasında dünyaya geldi. Babası Hermann Einstein ve amcası Jakob bir elektrik şirketi kurdular. Annesi Pauline
W.A.MOZART IN NO.1 SOL MAJÖR FLÜT KONÇERTOSU NUN FORM, ANALİZ VE İCRA YÖNÜNDEN İNCELENMESİ
1 W.A.MOZART IN NO.1 SOL MAJÖR FLÜT KONÇERTOSU NUN FORM, ANALİZ VE İCRA YÖNÜNDEN İNCELENMESİ Hazırlayan: Senem GÜZEY Danışman: Doç. Ali AKPEROV Lisansüstü Eğitim, Öğretim ve Yönetmeliğinin Müzik Anasanat
Mozart Haftası Salzburg, Avusturya 30 Ocak-02 Şubat 2014
Mozart Haftası Salzburg, Avusturya 30 Ocak-02 Şubat 2014 Tur Rehberimiz: Meltem Yetişyiğit Müzik Danışmanımız: Hale Fulya Çelikel Öne Çıkanlar: Salzburg Mozart Haftası nda, Fazıl Say konseri ve Daniel
Necdet Yaşar 1953 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirdi.
Necdet Yaşar Müzik Yaşamı Necdet Yaşar 1953 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirdi. Müziğe bağlama çalarak başladı. Mesut Cemil'in tambur çalışını dinledikten sonra, 20 yaşında tanbura
VEGA OKULLARI 2. SINIF SANAT SORGULAMA BÜLTENİ DİSİPLİNLERÜSTÜ TEMA
VEGA OKULLARI 2. SINIF SANAT SORGULAMA BÜLTENİ DİSİPLİNLERÜSTÜ TEMA KENDİMİZİ İFADE ETME BİÇİMİMİZ: Düşünceleri duyguları, doğayı, kültürü, inançları, değerleri keşfetme ve ifade etme yollarını sorgulama,
Gümüşlük te Festival sahnesinde Keman Piyano düeti
Gümüşlük te Festival sahnesinde Keman Piyano düeti Rus asıllı kemancı Olga Martinova ve Fransız piyanist Jean- Bernard Pommier çifti, 8 Ağustos Cuma akşamı 11. Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali
T.C. AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ ANTALYA DEVLET KONSERVATUVARI
ONAYLAYAN SÜRÜM NO SAYFA NO 1. TALİMAT DAYANAĞI: Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuvarı. tarihli Konservatuvar Kurulu Kararı. 2. AMAÇ VE KAPSAM: Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuvarı
KABUL VE KAYIT KOŞULLARI
MÜZİK AMAÇ Piyano, yaylı çalgılar, üflemeli ve vurmalı çalgılar ve şan ana sanat dallarından oluşan Müzik Programı orkestra enstrümanlarının hemen hemen bütün dallarında eğitim öğretim vermektedir. Batı
Sergei Vasilievich RACHMANINOFF
Kazım Çapacı Sergei Vasilievich RACHMANINOFF 1 Nisan 1873, Semionova, Rusya 28 Mart 1943 Beverley Hills, California, ABD. Tatar Kökenli Rus besteci, orkestra şefi, piyanist. XX.yy ın en büyük piyanist
T.C. TRAKYA ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI MÜZİK VE BALE ORTAOKULU MÜZİK BÖLÜMÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖN KAYIT ESASLARI
T.C. TRAKYA ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI MÜZİK VE BALE ORTAOKULU MÜZİK BÖLÜMÜ 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖN KAYIT ESASLARI 1- Üniversitemiz Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümüne 2017-2018 eğitim-öğretim
Müziğin Alfabesi Notalardır. =
TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ Müziğin Alfabesi Notalardır. = Nota: Seslerin yüksekliklerini (incelik/kalınlık) ve sürelerini göstermeye yarayan işaretlerdir. Müziğin alfabesini, yani notaları öğrenmek için çeşitli
Yüksek Lisans Programları: Başvuru Koşulları, Giriş Sınavları, Genel Başarı Değerlendirmesi (2013-2014/Bahar)
HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR ENSTİTÜSÜ Yüksek Lisans Programları: Başvuru Koşulları, Giriş Sınavları, (2013-2014/Bahar) 1 İçindekiler Sayfa Nr. Bale Anasanat Dalı Koreoloji Yüksek Lisans Programı
Pyotr Ilyich TCHAIKOVSKY
Kazım Çapacı Pyotr Ilyich TCHAIKOVSKY 7 Mayıs 1840 Votkinsk 6 Kasım 1893, Sankt Petersburg. Romantik dönem Rus klasik müzik bestecisidir. O zamanın Rusya İmparatorluğu nun Vyatka eyaletinde bulunan, günümüz
MADAM CURIE VE 2011 KİMYA YILI
MADAM CURIE VE 2011 KİMYA YILI Bu yıl, UNESCO tarafından, Kimya Yılı olarak ilan edildi. Madam Curie nin 1911 yılında ikinci Nobel ödülünü kimya alanında alışının 100. yılı onuruna, 2011 yılı boyunca kutlamalar
HAZIRLIK 1. SINIF. * BEYER No: 78,80, 81, 82, 90, 91, 93, 94 ve sonrasından 1 parça
PİYANO PROGRAMI DERS MÜFREDATI HAZIRLIK 1. SINIF * BEYER No: 78,80, 81, 82, 90, 91, 93, 94 ve sonrasından 1 parça *CZERNY Op. 599 No 18 e kadar 1 Etüd *Serbest bir Parça *GAM Do, Sol, Re, La, Mi, Fa Majör
TRAKYA ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI MÜZİK VE BALE ORTAOKULU MÜZİK BÖLÜMÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖN KAYIT ESASLARI
TRAKYA ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI MÜZİK VE BALE ORTAOKULU MÜZİK BÖLÜMÜ 2016-2017 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖN KAYIT ESASLARI 1- Üniversitemiz Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümüne 2016-2017 eğitim-öğretim
ĠSVĠÇRE DE DĠL EĞĠTĠMĠ
ĠSVĠÇRE DE DĠL EĞĠTĠMĠ ALMANCA VE FRANSIZCA DĠL KURSLARI Avrupa'nın bir çok farklı dil konuşulan ülkesi Ġsviçre'de Almanca veya Fransızca dillerinden bir tanesini öğrenmeniz mümkündür. Kış sporlarının
12. Yürüyüşler 1. İng. sequence; Alm. Sequenz; Fr. marche. Türkçede sekvens ve marş isimleri ile de ifade edilir.
12. Yürüyüşler 1 Tonal müziğin en önemli araçlarından biri olan yürüyüş 2, melodik ya da armonik bir modelin farklı bir perde üzerinde tekrar edilmesine verilen isimdir. Tekrar edilen bu model kısa bir
MOZART IN AVUSTURYA KEMAN OKULU NA KATKILARI VE KEMAN ESERLERİ. Hüseyin Bülent AKDENİZ
MOZART IN AVUSTURYA KEMAN OKULU NA KATKILARI VE KEMAN ESERLERİ Hüseyin Bülent AKDENİZ SANATTA YETERLİK TEZİ Müzik Ana Sanat Dalı Danışman: Doç. Burcu Evren TUNCA Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler
Ana kavramlar. Milletlerine göre opera. Opera Nedir? Operanın Özellikleri Nelerdir?
Çarşamba 01 Şubat 2012 12:22 - Opera Nedir? Operanın Özellikleri Nelerdir? Opera genellikle tarihi ya mitolojik konulu bir drama eşliğinde ortaya konan müzikal teatral formda bir sahne eseridir. " klasik
Yarışma Sınavı. 5 " Falsetto " nedir? A ) Nota yanlışlığı B ) Erkek şarkıcıların zorlanarak çıkardıkları en ince. ses
1 " Carmina Burana " adlı yapıt kimindir? ) Beethoven B ) Mendelssohn C ) C. Orff D ) Mozart E ) Berlioz 5 " Falsetto " nedir? ) Nota yanlışlığı B ) Erkek şarkıcıların zorlanarak çıkardıkları en ince ses
TRAKYA ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI LİSANS DÖNEMİ MÜZİK BÖLÜMÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖNKAYIT ESASLARI
TRAKYA ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI LİSANS DÖNEMİ MÜZİK BÖLÜMÜ 2016-2017 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖNKAYIT ESASLARI Üniversitemiz Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü ne 2016-2017 öğretim yılında Lisans
TRAKYA ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI MÜZİK VE BALE ORTAOKULU MÜZİK BÖLÜMÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖN KAYIT ESASLARI
TRAKYA ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI MÜZİK VE BALE ORTAOKULU MÜZİK BÖLÜMÜ 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÖN KAYIT ESASLARI 1- Üniversitemiz Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümüne 2015-2016 eğitim-öğretim
BİR BİLİMSEL EFSANE: MOZART ETKİSİ. Dr.Ulaş Mehmet ÇAMSARI Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı
BİR BİLİMSEL EFSANE: MOZART ETKİSİ Dr.Ulaş Mehmet ÇAMSARI Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı MOZART ETKĠSĠ NEDĠR? MOZART ETKĠSĠNĠN LĠTERATÜRDEKĠ YERĠ NEDĠR? MOZART KĠMDĠR? MOZART
KENDİMİZİ İFADE ETME BİÇİMİMİZ
KENDİMİZİ İFADE ETME BİÇİMİMİZ Düşünceleri duyguları, doğayı, kültürü, inançları, değerleri keşfetme ve ifade etme yollarını sorgulama, yaratıcılığımızı geliştirme ve yaratıcılığımızdan zevk duyma yolları,
Kuzey Hendeği nden Türk Sanat Müziği ezgileri yükseldi
Kuzey Hendeği nden Türk Sanat Müziği ezgileri yükseldi Bodrum Belediyesi Türk Musikisi Derneği Klasik Müzik Korosu tarafından Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği nde Bestekar Erol Sayan Özel Konseri düzenlendi.
Yarışma Sınavı. 4 Bir oyunun perdeleri arasında dekor değişmesine. A ) Imprompu B ) Interlude C ) Doğaçlama D ) Skeç E ) İntermezzo
1 19.yy "Bel Canto" tarzını en iyi yorumlayan opera sanatçısı olarak tanınan ve 1923-1977 yıllan arasında yaşamış Yunan asıllı merikalı soprano kimdir? Katia Ricciarelli Placido Domingo Jessye Norma Maria
DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ DERS/MODÜL/BLOK TANITIM FORMU. Dersin Kodu: GSM 1003
Dersi Veren Birim: ORTAK ZORUNLU DERSLER BÖLÜM BAŞKANLIĞI Dersin Türkçe Adı: Müzik Dersin Orjinal Adı: Müzik Dersin Düzeyi:(Ön lisans, Lisans, Yüksek Lisans, Doktora) Lisans Dersin Kodu: GSM 003 Dersin
SERTİFİKA PROGRAMLARI PİYANO PROGRAMI MÜFREDATI 1. SINIF. * BEYER No: 78,80, 81, 82, 90, 91, 93, 94 ve sonrasından 1 parça
SERTİFİKA PROGRAMLARI PİYANO PROGRAMI MÜFREDATI 1. SINIF * BEYER No: 78,80, 81, 82, 90, 91, 93, 94 ve sonrasından 1 parça Op. 599 No 18 e kadar 1 Etüd *Serbest bir Parça *GAM Do, Sol, Re, La, Mi, Fa Majör
MUS 144 Piyano J.Haydn ( ) Sonate mi minör (Hob.XVI/34) Çalışma incelemesi Avusturyalı besteci Haydn, 104 senfoni, 83 kvartet, 52 sonat, 24
MUS 144 Piyano J.Haydn (1732-1809) Sonate mi minör (Hob.XVI/34) Çalışma incelemesi Avusturyalı besteci Haydn, 104 senfoni, 83 kvartet, 52 sonat, 24 opera vs. yapıtları vardır. Uzun bir ömür yaşamış olan
VİYOLONSEL ÖĞRETİMİ METODU
Makamsal Ezgiler ve Okul Şarkılarıyla Desteklenmiş VİYOLONSEL ÖĞRETİMİ METODU 1-1- E. Erdem KAYA Sanat ve Dil Araştırmaları Enstitüsü www.sada.org.tr Tüm Hakları Yazara Aittir ISBN: 978-605-63945-0-8 2
Uluslararası İzmir Festivali 28 Mayıs'ta başlıyor
On5yirmi5.com Uluslararası İzmir Festivali 28 Mayıs'ta başlıyor Bu yıl "Türkiye'de Çin Kültür Yılı"olması da dikkate alınarak, festival "Aslan" ve "Ejderha" sokak gösterileriyle başlıyor... Yayın Tarihi
Bilkent. Senfoni Orkestrası. Barış Demirezer şef Özgür Deniz Kaya viyolonsel Çağla Turhan trombon
Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası Barış Demirezer şef Özgür Deniz Kaya viyolonsel Çağla Turhan trombon P.I. Tchaikovsky Bir Rokoko Teması Üzerine Çeşitlemeler, Op.33 N. Rimsky-Korsakov Trombon Konçertosu
2015 YILI ETKİNLİK LİSTESİ
2015 YILI ETKİNLİK LİSTESİ Konser 15 Ocak 2015 15 Ocak 2015 Antalya Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuvarı Piyano Anasanat Dalı Dönem sonu konseri gerçekleştirdi. Konser 16 Ocak 2015 16 Ocak
Değişik müziksel etkinliklere karşı duygular sağlamak ve ilgi uyandırmak
MÜZİK EĞİTİMİ GİRİŞ Müzik insan hayatının sürekli gereksinim ve kültürel gelişiminin bir parçası ve ihtiyacıdır. O, insanoğlu kimliği ve etkisiyle doğrudan ve yapıcı temas kurarak ses dünyasını, müzik
D-MARİN DE, 3 TENOR U 3 BİN KİŞİ İZLEDİ
D-MARİN DE, 3 TENOR U 3 BİN KİŞİ İZLEDİ Kurucu destekçiliğini Doğuş Grubu nun, Sanat Yönetmenliğini Yücel Canyaran ın üstlendiği D-Marin Turgutreis Uluslararası Klasik Müzik Festivali, 31 Temmuz/ 1-2-3
Müziğin Mucizesi 'El Sistema' Her Yerde
On5yirmi5.com Müziğin Mucizesi 'El Sistema' Her Yerde Söyleşiye bazı katılımcıların sosyal rehabilitasyon projeleri hakkında olumsuz portre çizmesi ve Türkiye'yi eleştirmesi damgasını vurdu. Yayın Tarihi
Semih UÇAR 1. 1 Öğr. Elm., Uludağ Üniversitesi, Devlet Konservatuvarı, [email protected]
1 WOLFGANG AMADEUS MOZART IN BĠR ÜFLEMELĠ ÇALGI ĠLE YAYLI ÜÇLÜSÜ/DÖRTLÜSÜ ĠÇĠN ODA MÜZĠĞĠ ESERLERĠ VE KV 370 (368b) FA MAJÖR OBUALI DÖRTLÜ NÜN AYRINTILI ANALĠZĠ Wolfgang Amadeus Mozart s Chamber Music
FAZIL SAY BÜYÜK ALKIŞ ALDI
FAZIL SAY BÜYÜK ALKIŞ ALDI Bu yıl 10 uncusu düzenlenen D-Marin Turgutreis Uluslararası Klasik Müzik Festivali, 31 Temmuz/1-2-3 Ağustos tarihleri arasında Bodrum da gerçekleştiriliyor. Festivalin açılış
MÜZİK EĞİTİMİNDE KULLANILAN ŞARKILARIN MÜZİK ÖĞRETMENLERİ TARAFINDAN PİYANO İLE EŞLİKLENMESİ
www.muzikegitimcileri.net Ulusal Müzik Eğitimi Sempozyumu Bildirisi, 26-28 Nisan 2006, Pamukkale Ünv. Eğt. Fak. Denizli MÜZİK EĞİTİMİNDE KULLANILAN ŞARKILARIN MÜZİK ÖĞRETMENLERİ TARAFINDAN PİYANO İLE EŞLİKLENMESİ
KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3
KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?
EYLÜL. 4.SINIF BÜLTENİ eylül ekim kasım
EYLÜL TEMEL MÜZİK EĞİTİMİ DERSİNDEN GÖRÜNTÜLER 3. Hafta: Enstrüman eğitimine yönelik olarak Gitar, Keman, Yan Flüt, Perküsyon ve Temel Bilimler için anlatımlar yapıldı. Öğrencilerimiz yatkınlıkları doğrultusunda
I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMLİ BİR DERS
I. Metni okuyunuz ve soruları cevaplayınız. ÖNEMİ BİR DERS Genç adam evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara
W.A.MOZART IN KV 498 TRİO SUNUN TARİHÇESİ VE ANALİZİ
DOI: 10.7816/idil-03-13-03 İDİL, 2014, Cilt 3, Sayı 13, Volume 3, Issue 13 W.A.MOZART IN KV 498 TRİO SUNUN TARİHÇESİ VE ANALİZİ Anıl ÇELİK 1 ÖZET Bu makalede, klasik dönem bestecisi olan W.A.Mozart ın
MÜZİK KÜLTÜRÜ Editörler
MÜZİK KÜLTÜRÜ Editörler Zeki NACAKCI - Alaattin CANBAY Yazarlar Doç. Dr. Ahmet Serkan Ece - Doç. Dr. Alaattin Canbay Doç. Dr. Ebru Temiz - Doç. Dr. Esra Dalkıran Doç. Dr. M. Kayhan Kurtuldu - Doç. Dr.
Bu kitabın sahibi:...
BİYOGRAFİ 1 3 Bu kitabın sahibi:... İçindekiler Bu Kitabın Konusu Benim, 9 Ben, Marie Curie, 13 Uçan Üniversite, 18 İlk Aşk, 23 Paris, 27 Aşk Göz Kırpıyor!, 31 Maddenin İçinden Geçen Işınlar, 35 Aşk,
Turkish Jazz Week #5 Edition 2016 Official Concert Program
- 12 Nisan 2016: Mercan Dede, Kırmızı Salon, Priştine - 14 Nisan 2016: Aydin Esen Trio, Kırmızı Salon, Priştine - 13 Nisan 2016: Eren Coşkuner Quarted, "Prenk Jakova" Music School, Yakova - 15 Nisan 2016:
İSTEK ÖZEL KEMAL ATATÜRK ANAOKULU MARTILAR SINIFI. İnsanlar Duygularını İfade Etmek İçin Geçmişten Günümüze Müzikten ve Danstan Yararlanmışlardır.
İSTEK ÖZEL KEMAL ATATÜRK ANAOKULU MARTILAR SINIFI İnsanlar Duygularını İfade Etmek İçin Geçmişten Günümüze Müzikten ve Danstan Yararlanmışlardır. Anafikri İle İlgili Neler Biliyoruz? Zeynep A. : Biz dans
Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz.
Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Festivalin Amacı Gaziantep, yeryüzünde, derin tarihi, çok sesli, çok renkli
Şef: CEM MANSUR 2011 FAALİYET RAPORU
Şef: CEM MANSUR 2011 FAALİYET RAPORU 1. TÜRKİYE GENÇLİK FİLARMONİ ORKESTRASI HAKKINDA Belli bir düzeyde müzik eğitimi ve yaşamı olan ülkelerdeki Ulusal Gençlik Orkestrası kavramını Türkiye de de oluşturma
PİYANO ANASANAT DALI PİYANO SANAT DALI 11. SINIFA NAKİL VE GEÇİŞ SINAVLARI
DEÜ. DEVLET KONSERVATUVARI MÜZİK BÖLÜMÜ PİYANO ANASANAT DALI PİYANO SANAT DALI 11. SINIFA NAKİL VE GEÇİŞ SINAVLARI FARK DERSLERİ MÜFREDATLARI Konservatuvarlar arası geçiş sınavı için öğrenciler sadece
H.CAHİT DERMAN 18. KİŞİSEL RESİM SERGİSİ 30 MART-13 NİSAN
H.CAHİT DERMAN 18. KİŞİSEL RESİM SERGİSİ 30 MART-13 NİSAN 1987 Açılış: 17.00-19.00 Çiçek gönderilmemesi rica olunur. AZMİN ZAFERİ 1966 yılınınbireylül günü. Besim Usta'nm atölyesinde resim çalışıyordum.
kültürü araştırmaya, incelemeye adayan ve muhteşem eserler
n Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü nde uzun yıllar öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Erman Artun onuruna, kurumsal emeklilik töreniyle Aşıklık Geleneği ve Aşık
4* M/S Royal Gemisi İle. Tuna Nehir Turu. Tuna Nehri ve 6 Ülke
4* M/S Royal Gemisi İle Tuna Nehir Turu Tuna Nehri ve 6 Ülke 31 OCAK TARİHİNE KADAR YAPILACAK %50 ÖN ÖDEMELİ KAYITLARDAKategori C4 kabinlere erken rezervasyon indirimi uygulanmayacak olup,tek Kişilik Kabinde
şehir tanıtımı İLKBAHAR 2015 SAYI: 304
şehir tanıtımı İLKBAHAR 2015 SAYI: 304 56 57 Tarih, kültür ve masal şehri: Prag BU YIL 16. EFORT KONGRESİ NE ÇEK CUMHURİYETİ NİN BAŞKENTİ PRAG EV SAHİPLİĞİ YAPACAK. 27-29 MAYIS 2015 TARİHİNDE YAPILACAK
Şanın Şaşaalı Dünyası'ndan... ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN Yansımalar
Şanın Şaşaalı Dünyası'ndan... ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN Yansımalar Bir opera şarkıcısının yetişmesinde, hem öğrencinin, hem de hocasının ne emekler harcadığı genellikle gözardı edilir. Dinleyicinin çoğu ya
BACH Anna Magdalena Albümü'nden bir eser veya Barok Dönemden düzeyine uygun başka bir eser.
SERTİFİKA PROGRAMI PİYANO MÜFREDATI (2018 2019 Eğitim Öğretim yılından itibaren) 1. SINIF: BAROK DÖNEM: 1 ESER, BACH Anna Magdalena Albümü'nden bir eser veya Barok Dönemden düzeyine uygun başka bir eser.
MÜZİK EĞİTİMİ GİRİŞ UZAK HEDEFLER. Dersin amacı:
MÜZİK EĞİTİMİ haftalık 1, yıllık toplam 37 ders saati GİRİŞ Müzik insan hayatının sürekli gereksinim ve kültürel gelişiminin bir parçası ve de ihtiyacıdır. O, insanoğlu kimliği ve etkisi ile doğrudan ve
3. SINIF II. SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ
3. SINIF II. SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ TEMA Kim Olduğumuz ÜNİTE ADI Bütünün Parçasıyım TARİH 28 Ekim 6 Aralık 2013 SORGULAMA HATLARI Ait Olduğumuz Gruplar İnanç ve Değerler İnanç ve Değerlerin Davranış
... SINIF TEMA ESASINA DAYALI YILLIK PLAN TASLAĞI
... İLKÖĞRETİM OKULU TÜRKÇE İ... SINIF TEMA ESASINA DALI YILLIK PLAN TASLAĞI 1. TEMA: DOĞA VE EVREN TEMEL DİL BECERİLERİ VE 1. Okuma kurallarını uygulama: 1.5 2. Okuduğu metni anlama ve çözümleme: 2.1,
Aralık Gün ANKARA İSTANBUL İZMİR MERSİN ANTALYA SAMSUN Gün
0 T.C. Aralık BREMEN MIZIKACILARI KİTAP NA! ARȘIN MAL ALAN (*) TOSCA ATATÜRK EVİ KONSERİ HAYDİ ÇOCUKLAR OPERAYA IV. MURAT TANZİMAT TAN GÜNÜMÜZE OPERA SERÜVENİ (*) DANS GÖSTERİSİ (Dünya Engelliler Günü)
Derece Bölüm / Program Üniversite Yıl
Adı Soyadı: Server ACİM Doğum Tarihi: 22 Nisan 1961 Öğrenim Durumu: Derece Bölüm / Program Üniversite Yıl Lisans Müzik Bölümü Kompozisyon Anasanat Dalı Y. Lisans Müzik Anasanat Dalı / Kompozisyon Doktora
LULLY. Kazım Çapacı. 28 Kasım 1632, Floransa, İtalya 22 Mart İtalyan asıllı besteci, kemancı, balet.
Kazım Çapacı LULLY 28 Kasım 1632, Floransa, İtalya 22 Mart 1687 İtalyan asıllı besteci, kemancı, balet. Floransa da bir değirmencinin oğlu olarak doğdu. Çocukluğunda gitar çalmayı öğrendi. 1646 da 14 yaşındayken,
ÇOKSESLİ SAZ ESERLERİ II
04.03.2019 ÇOKSESLİ SAZ ESERLERİ II (Türk Müziği Sazları ve Orkestrası İçin) (Tolga Karaca) I ÇOKSESLİ SAZ ESERLERİ II (Türk Müziği Sazları ve Orkestrası İçin) (Tolga Karaca) II (Çoksesli Saz Eserleri
DON GİOVANNİ. uygun ve çok uzun uçuş saatleri gerektirmeyen bazı Avrupa şehirlerine göz gezdirirken
TURK 101-57 2014-2015 Güz Dönemi İlk Ödev-Son Metin Opera 08.10.2014 Beril Babacan 20901276 DON GİOVANNİ Geçtiğimiz kış bir arkadaşımla ara tatilde yurtdışına çıkmak istiyorduk. Bütçemize de uygun ve çok
Batuhan Civelek obua Ömer Berk Taraklı klarnet Barış Demirezer şef
Batuhan Civelek obua Ömer Berk Taraklı klarnet Barış Demirezer şef 19 Aralık 2018 Çarşamba, 20:00 Bilkent Konser Salonu Değerli Dinleyicilerimiz, Gittikçe artan sayılarla yeni dinleyicilerimizin aramıza
OSMAN HAMDİ BEY ŞEKER AHMET PAŞA HAZIRLAYAN: MEHMET KURTBOĞAN
OSMAN HAMDİ BEY ŞEKER AHMET PAŞA HAZIRLAYAN: MEHMET KURTBOĞAN OSMAN HAMDİ BEY 1842 yılında İstanbul'da doğdu. 1860'da hukuk öğrenimi için Paris'e gitti. Hukuk öğreniminin yanı sıra o dönemim ünlü ressamlarının
MOZART IN BATI MÜZİĞİNE GETİRDİĞİ MÜZİKAL YENİLİKLER VE TÜRK MÜZİĞİ İLE İLİŞKİSİ
EKEV AKADEMİ DERGİSİ Yıl: 20 Sayı: 68 (Güz 2016) 53 MOZART IN BATI MÜZİĞİNE GETİRDİĞİ MÜZİKAL YENİLİKLER VE TÜRK MÜZİĞİ İLE İLİŞKİSİ Betül YETKİN GÜLMEZ (*) Öz Klasik Batı Müziği nden söz edildiğinde akla
Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında
Türkiye nin köklü şirketlerinden PET HOLDİNG 40 yaşında 23 Nisan 2014 Çarşamba 17:23 Devremülk Turizm inden Sağlık Turizm ine, madencilik ve mermerden gayrimenkule kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren
Bahçe sanatındaki akım dönemleri Rönesans İtalyası ndan 17. yüzyılda Fransız Büyük Stil e, 18. yüzyılda ise Natüralizm ekolü ile İngiltere ye
İngiliz Bahçeleri Bahçe sanatındaki akım dönemleri Rönesans İtalyası ndan 17. yüzyılda Fransız Büyük Stil e, 18. yüzyılda ise Natüralizm ekolü ile İngiltere ye geçmiştir. Natüralizm, doğa anlayışının ilke
Öğr. Gör. Dr. Çiğdem YİĞİT
Öğr. Gör. Dr. Çiğdem YİĞİT Tel: +90 (224) 2940962 e-mail: [email protected] Ankara da doğdu. Müzik eğitimine Ankara Devlet Opera ve Balesi Çocuk Korosunda şarkı söyleyerek başladı. 1992 yılında Gazi
BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI
Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Çeviren: Saadet Özen ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 5. basım Resimleyen: Mustafa Delioğlu Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Resimleyen: Mustafa
