SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL M RASIN MÜZELENMES

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL M RASIN MÜZELENMES"

Transkript

1 GAZ ÜN VERS TES TÜRK HALKB L M ARAfiTIRMA VE UYGULAMA MERKEZ (THBMER) GAZ UNIVERSITY TURKISH FOLKLORE RESEARCH AND TRAINING CENTER (THBMER) GAZ ÜN VERS TES TÜRK HALKB L M ARAfiTIRMA VE UYGULAMA MERKEZ YAYINLARI: 2 Gazi University Turkish Folklore Research and Training Center Publications: 2 SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL M RASIN MÜZELENMES SEMPOZYUM B LD R LER Bu kitab n bütün haklar Gazi Üniversitesi Türk Halkbilimi Araflt rma ve Uygulama Merkezi ne aittir. Kaynak gösterilerek al nt yap labilir. Ankara 2004 ISBN MUSEUMING THE INTANGIBLE CULTURAL HERITAGE SYMPOSIUM PAPERS Sempozyum Düzenleme Kurulu / Organisational Committee Prof. Dr. M. Öcal O UZ, Gazi Üniversitesi Cesim ÇELEB, K.T.B. Araflt rma ve E itim Genel Müdür Yrd. Doç. Dr. smet ÇET N, Gazi Üniversitesi Doç. Dr. Naciye YILDIZ, Gazi Üniversitesi Yard. Doç. Dr. Hamiye DURAN, Gazi Üniversitesi Ahmet ÇAKIR, K.T.B. Halk Kültürü Arafl. Daire Baflkan Yay na Haz rlayanlar / Edited by M. Öcal O UZ Tuba SALTIK ÖZKAN Sempozyum Dan flma Kurulu / Editorial Committee Prof. Dr. Ülker AKKUTAY (G.Ü. Rektör Yard mc s ) Prof. Dr. Ars n AYDINURAZ (UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Baflkan ) Mahmut EVKURAN (K.T.B. Araflt rma ve E itim Genel Müdürü) Gazi Üniversitesi THBMER Yay n Bask / Print Baflak Matbaac l k

2 ÖNSÖZ / INTRODUCTION Küresel kitle kültürünün günden güne alan n daraltt halk kültürü, UNES- CO nun Somut Olmayan Kültürel Miras n Korunmas Sözleflmesi ile XIX. yüzy lda folklor teriminin ortaya ç k fl yla yaflad ilk alt n ça dan sonra yeniden dünya kamuoyunun dikkatini çekti. 17 Ekim 2003 tarihinde 32. UNESCO Genel Kurulu nda kabul edilen Somut Olmayan Kültürel Miras n Korunmas Sözleflmesi, dünyay tek biçimli bir yap ya do ru götüren, kültürel çeflitlili i ve zenginli i yok eden vahim geliflmelere dikkat çekerek, halk kültürünün korunmas n ve gelecek kuflaklara olumlu bir miras olarak aktar lmas n öngörmektedir. Sözleflme, koruma biçim ve ölçütlerini 40 maddede tan mlamaktad r. Buna göre, her ülke kendi halk kültürünü, insanl n somut olmayan kültür miras olarak kabul edecek, bunun korunmas n sa layacak ve özellikle genç kuflaklar n bu miras olumlu ve gerekli bir toplumsal de er olarak ö renmelerinin süreçlerini oluflturacakt r. Sözleflmede bu süreçler tan mlan rken, temel e itim kurumlar nda somut olmayan kültürel miras n ba ms z bir ders olarak okutulmas, üniversitelerde bu konuyu araflt ran ve genç kuflaklara ö retilmesini amaçlayan kurumlaflmalar n gerçeklefltirilmesi, bas n yay n organlar n n somut olmayan kültürel miras, insanl n yaratt ortak kültür de eri olarak olumlulayan ve korunmas gere- ini ortaya koyan programlar yapmas, üniversite ve öteki ilgili kurumlarda somut olmayan kültürel miras n ça dafl tekniklerle arflivlenmesi ve müzelenmesi gibi konular öne ç kar lmaktad r. Somut Olmayan Kültürel Miras n Korunmas Sözleflmesi nin Somut Olmayan Miras n Ulusal Ölçekte Korunmas bafll kl III. Bölümünün Koruman n Di er Süreçleri adl 13. ve E itim, Duyarl l k ve Kapasitenin Güçlendirilmesi bafll kl 14. maddesi, konumuz aç s ndan önem tafl maktad r. 13. maddede yasal düzenlemelerle idari ve bilimsel kurumlaflmalar n, müze, arfliv gibi dokümantasyon merkezlerinin kurulmas ve mevcutlar n güçlendirilmesi gereklili i üzerinde durulurken, 14. maddede e itim kurumlar nda yap lmas gerekenler anlat lmaktad r. UNESCO nun 1972 y l nda kabul etti i ve mimari, sit alanlar, tarihi yap lar gibi somut kültür varl klar n n korunmas n amaçlayan sözleflmesinden 21 y l sonra kabul edilen ve somut olmayan kültür varl klar n n korunmas n hedefleyen bu yeni sözleflmesine, dünya ilk olumlu tepkilerini vermeye bafllam flt r. Bu olumlu tepkilerden birisi de ülkemizde, Kültür ve Turizm Bakanl ile UNESCO Milli Komisyonu nun katk - lar yla Gazi Üniversitesi Türk Halkbilimi Araflt rma ve Uygulama Merkezi nin Mart 2004 tarihlerinde gerçeklefltirdi i Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesi bafll kl sempozyumdur. Bu sempozyumla, Türk halkbiliminin inceleme alan n oluflturan kültür ürünlerinin nas l müzelenmesi gerekti i konusu, alan uzmanlar ve bilim adamlar nca üç gün boyunca tart fl l rken, bir anlamda, ICOM un öncülü ünde Ekim 2004 tarihlerinde Kore Cumhuriyeti nin baflkenti Seul de yap lacak olan Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesi Uluslar Aras Sempozyumu na haz rl k yap lm flt r. Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. R za Ayhan, Kültür ve Turizm Bakanl Müsteflar Prof. Dr. Mustafa sen ve UNESCO Milli Komisyonu Baflkan Prof. Dr. Ars n Ayd nuraz n aç l fl na birer konuflmayla kat ld sempozyum, Gazi Üniversitesi Bas n ve Halkla liflkiler biriminin çaba ve katk lar yla bilim ve bas n çevrelerinden de yak n il- gi görmüfl, sözü geçen UNESCO sözleflmesinin kamuoyu taraf ndan tart fl lmas na öncülük etmifltir. 03 Mart 2004 tarihinde TV8 adl televizyon kanal Erkan Tan la Baflkentten program na Sempozyum Düzenleme Kurulu Baflkan Prof. Dr. M. Öcal O uz u davet ederek, canl yay nda konunun tart fl lmas n sa lam fl, Gazi Üniversitesi nin radyo, televizyon ve gazetesi konuyu haber yapm flt r. Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi sempozyumun ev sahipli ini yapm fl, ayn fakültenin Gazi Türk Halkbilimi Toplulu u ö rencileri ise, sempozyumun sekreteryas n üstlenerek konuklara ve kat l mc lara iyi bir bilimsel ortam haz rlamak için ola anüstü çaba harcam fllard r. Dokuz oturum halinde gerçekleflen sempozyumun birinci oturumunu Umay Günay ve Sulayman Kay poy, ikinci oturumunu Fikret Türkmen ve Fuzuli Bayat, üçüncü oturumunu Ahmet B. Ercilasun, dördüncü oturumunu Talat S. Halman, beflinci oturumunu fierif Aktafl ve Nihat Boydafl, alt nc oturumunu Hilmi Yavuz ve S d ka Bulduk, yedinci oturumunu Ensar Aslan, sekizinci oturumunu Abdurrahman Güzel ve Nevzat Gözayd n, dokuzuncu oturumunu ise Gürbüz Erginer ve Erman Artun yönetmifltir. Elinizdeki kitap bu sempozyumun bildiri ve tart flmalar ndan oluflmaktad r. Sempozyum Düzenleme Kurulu nun, 35 bildiri özetini sunulabilir bulmufl olmas na karfl - l k, bunlar aras nda 3 bildiri sunulmad ve tart fl lmad, dört bildiri metni ise konuyla do rudan ilgili bulunmad için bu kitapta yer almam flt r. Sempozyumun bildiri d fl konuflmalar ve tart flmalar, bildirilerin sunulufl biçimine ve oturum s ras na göre kitaba al nm flt r. Bu konuflmalar n deflifre ifllemleri Türk Halkbilimi Yüksek Lisans ö rencileri Emine Aydo an ve Nilgül Aytuzlar taraf ndan yap lm flt r. Somut Olmayan Kültürel Miras n Korunmas Sözleflmesi kapsam nda, bildirilerden Türkçe bilmeyenlerin de yararlanmas amac yla, kitaba, bildiri ve konuflma bafll klar n n, anahtar kelimelerin ve özetlerin ngilizceleri de konulmufltur. ngilizce metinler, Bilkent Üniversitesi Yüksek Lisans ö rencisi David Selim Sayers taraf ndan haz rlanm flt r. Bildirilerin görselleri numara verilmek suretiyle metinle iliflkilendirilerek kitab n sonuna konulmufltur. Foto raflar bafll kl bu bölümde kimi sempozyum karelerini de bulabileceksiniz. Ayr ca, kitab n sonunda soyad s ras na göre kat l mc lar n özgeçmiflleri yer alm flt r Aral k 2002 tarihinde düzenledi imiz Türkiye de Halkbilimi Müzecili i ve Sorunlar sempozyumunun bildirilerini içeren bu serinin birinci kitab nda, Ekim 2004 tarihlerinde Seul de gerçeklefltirilecek olan uluslar aras sempozyumdan önce, Türkiye olarak, ulusal düzeyde Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesi Sempozyumu nu gerçeklefltirmeyi Merkez olarak hayal etti imizi yazm flt m. fiimdi, dünyada somut olmayan miras n müzelenmesi konusunda ilk sempozyumu gerçeklefltirmenin ve bildirilerini yay mlaman n mutlulu unu yafl yoruz. Bize bu mutlulu u yaflatan yukarda ad n sayd m kifli ve kurumlar baflta olmak üzere, bu eserin ortaya ç kmas nda pay ve emek sahibi olan bütün yönetici, meslektafl ve ö rencilerimize sonsuz teflekkürlerimi sunuyorum. M. Öcal O uz Ankara

3 Ç NDEK LER / TABLE OF CONTENTS ÖNSÖZ / INTRODUCTION...3 Ç NDEK LER / TABLE OF CONTENTS...5 AÇILIfi KONUfiMALARI/ OPENING SPEECHES Gazi Üniversitesi Türk Halkbilimi Araflt rma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. M. Öcal O uz'un Konuflmas /Opening Speech by Prof. M. Öcal O uz, Director of Gazi University Turkish Folklore Research and Training Center...9 UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Baflkan Prof. Dr. Ars n Ayd nuraz' n Konuflmas /Opening Speech by, Prof. Ars n Ayd nuraz, President of Turkish National Committee for UNESCO...11 Kültür ve Turizm Bakanl Müsteflar Prof. Dr. Mustafa sen'in Konuflmas / Opening Speech by, Prof. Mustafa sen, The Undersecretary of Ministry of Culture and Tourism...13 Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. R za Ayhan' n Konuflmas /Opening speech by Prof. R za Ayhan, Gazi University Rector...14 I. OTURUM / SESSION 1 A t, Sosyal Tarih ve Etnografya/Lament, Social History and Etnography...15 lhan BAfiGÖZ Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesinde Genel Prensipler ve Baz Uygulamalar/General Principles and Some Practices Regarding the Exhibition of Intangible Cultural Heritage in Museums...31 Sabahattin TÜRKO LU II. OTURUM /SESSION 2 Sözlü Gelenek Ürünlerinin Senkretizmi (Derleme, Arflivlefltirme ve Müzelefltirme Sorunlar Üzerine)/The Syncretism of the Products of Oral Tradition (On Problems of Collection, Archiving and Exhibition in Museums)...36 Sulayman Turduyeviç KAYIPOV Mimarl n Saray : Somut Olmayan Kültürel Miras n Müze Mekan nda Nesnelleflmesi/The Palace of Architecture: The Objectification of Intangible Cultural Heritage in the Museum Space...46 Ayflen SAVAfi Folklor Aç k Hava Müzelerinde Sergileme/The Exhibition of Folklore in Open-Air Museums...52 Alparslan SANTUR Somut Olmayan Kültürel Miras Neden ve Nas l Korunmal ve Nas l Müzelenmeli: Sorunlar, Çözümler ve Ülkemizden Örnekler/Why and How Must Intangible Cultural Heritage be Preserved and Exhibited: Problems, Solutions and Examples From Various Countries...57 Metin EK C III. OTURUM /SESSION 3 Görsel ve flitsel Halkbilimi Müzelerine Do ru/toward Audio-Visual Folklore Museums...67 Ensar ASLAN Müzeleme Aç s ndan Halk nançlar ve Halk Hekimli i Uygulamalar nda Animasyon/Animation as a Method of Presenting the Application of Folk Beliefs and Folk Medicine in Museums...70 Mustafa SEVER Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesi Ba lam nda Üniversitelerin fllevleri Gaziantep Üniversitesi Çal flmalar ndan Örnekler /Functions of Universities in the Continuity (Existence) of Abstract Cultural Inheritance Studies Done at the University of Gaziantep...74 Gonca TOKUZ Sanal ve Gösterimci Müzecilik/Virtual and Presentational Museum Approaches...79 Nerin KÖSE "Söz" Art k Müzede: Kültürel Bellek, Küreselleflme ve E itim Ba lam nda Sözlü Kültürün Korunmas ve Duyarl l k Gelifltirilmesi Üzerine/Orality in Museums: Awerness-Raising and Safeguarding Regarding the Intangible Cultural Heritage in the Context of Cultural Memory, Globalization and Education...84 Evrim ÖLÇER "Performans Teori" Ba lam nda Sözlü Kültür Ürünleri'nin Müzelenmesi Sorunu Üzerine Baz Görüfl ve Düflünceler/ Some aspects of and ideas on the issue of saving products of verbal culture in museums with the employment of performance theory"...90 Ruhi ERSOY IV. OTURUM /SESSION 4 Oturum Baflkan Talat S. Halman' n Konuflmas...98 Sözlü Kültür Ürünlerinin Müzelenmesi le lgili Baz Sorunlar/Some Problems Regarding the Preservation of Oral Culture Products in Museums...99 Fuzuli BAYAT 5 6

4 Bursa li Cumal k z k Köyü Mutfak Kültürü Üzerine Bir Araflt rma/a study on the Cumal k z k Cuisine S d ka BULDUK Nilgün SEV NÇ Yasemin DEM RC O LU Geleneksel Türk Mutfa Örne inde Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelerde Sergilenmesi/The Preservation of Intangible Cultural Heritage in Museums: The Example of Traditional Turkish Cuisine Zümrüt NAHYA V. OTURUM /SESSION 5 Oturum Baflkan Prof. Dr. fierif Aktafl' n Konuflmas Nasrettin Hoca F kralar n n Sergilenmesi Üzerine Tasar m Denemesi/Summary of a Trial Design for the Exhibition of Nasreddin Hodja Jokes Nüket TÖR Masallar n Müzelenmesi ve Ana Okulu Ö rencilerine Anlat m /The Preservation and Passing On to Kindergarden Children of Folktales via the Museum Selami FEDAKAR Halk Kültürü Ürünlerinden Âfl kl k Gelene inin Müzelenmesi Üzerine Baz Düflünceler/Some Thoughts on Exhibiting the Minstrel Tradition, one of the Products of Folk Culture, in a Museum Nilgün ÇIBLAK VI. OTURUM /SESSION 6 Soyut Kültürün Ontolojik Temelleri ve Bir Objektivasyon Modeli/The Ontological Foundations of Concrete Culture and a Model of Objectivation Nihat BOYDAfi Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesi le lgili Bir Proje Tasar m /A project about the presentation in museums of immaterial cultural inheritance P nar SOMAKCI E lence-müze liflkisi ve Türk E lence Gelene i Araflt rma-uygulama Merkezi/ The relations of the museum and entertainment and the Turkish Entertainment center/museum Nebi ÖZDEM R Geleneksel Tiyatro Müzecili i Üzerine Bir Öneri/A Suggestion Regarding the Exhibition of Traditional Theater in Museums Nilüfer Zeynep ÖZÇÖREKÇ GÖL VIII. OTURUM /SESSION 8 Türk Destanlar n n Müzelenmesi/The Preservation of Turkish Epics in Museums Necati DEM R Halk Hikâyelerinin Nesne Dünyas n n Tespiti ve Müzeleme Önerileri/ The determination of the objects in folklore stories and proposals for their exhibition Refiye OKUfiLUK fienesen IX. OTURUM /SESSION 9 Türk Halk Müzi i ve Çalg lar n n Kültürel Turizm, Kültürel Miras Ba lam nda Müzelerde Sergilenmesi Üzerine Bir Yaklafl m / An Approach to the Exhibition of Turkish Folk Music and Instruments in Museums in the Context of Cultural Tourism and Cultural Heritage Murat KARABULUT Türk Halk Müzi inin Müzelenmesi Sorunlar /The Problems Of Exhibiting The Turkish Folk Music In A Museum S tk Bahad r TUTU Prof. Dr. M. Öcal O uz'un Kapan fl Konuflmas KATILIMCILARIN ÖZGEÇM filer /BIOGRAPHIES FOTO RAFLAR / PHOTOGRAPHS ABD'de Greenfield Village Aç khava Müzesinde Yaflat lan Zanaatlar ve Gelenekler/Alive artifacts and traditions in Greenfield Village, USA Aysen SOYSALDI VII. OTURUM /SESSION 7 Köy Seyirlik Oyunlar Kültürel Miras n n Müzelenmesi/Exhibiting the entertaining plays of a village that form part of cultural heritage Erman ARTUN 7 8

5 AÇILIŞ KONUŞMALARI/ OPENING SPEECHES GAZ ÜN VERS TES TÜRK HALKB L M ARAfiTIRMA VE UYGULAMA MERKEZ MÜDÜRÜ PROF. DR. M. ÖCAL O UZ'UN KONUfiMASI Opening Speech by Prof. M. Öcal O uz, Director of Gazi University Turkish Folklore Research and Training Center Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesi konusuna geçmeden önce, bizde ve dünyada son günlerde çok tart fl lan somut olmayan kültürel miras kavram n n ne oldu u üzerinde durmak istiyorum. Bilindi i üzere, 1972 y l nda UNESCO, kabul etti i bir sözleflme ile, somut diyebilece imiz tarih ve kültür miras n, sit alanlar n koruma alt na alm flt r. Dolay s yla bu sözleflme, örne in Ayasofya müzesinin, Süleymaniye Camiinin veya Pamukkale nin korunmas n garanti alt na al rken, di er yandan bir mitolojik anlat n n, Karagöz ün, bir Anadolu masal n n veya bir meddah hikayesinin korunmas üzerine herhangi bir düflünce ortaya koymamaktad r. O tarihten bugüne, bu alanlar n d fl nda kalan kültürel miras n korunmas üzerine uluslar aras toplumun gelifltirdi i düflünceler do rultusunda 17 Ekim 2003 tarihinde Somut Olmayan Kültürel Miras n Korunmas Sözleflmesi ad yla UNESCO Genel Kurulu nda bir sözleflme imzaland. fiimdi bu sözleflmenin ulusal meclislerde görüflülerek hayata geçmesi süreçleri devam etmektedir. Bu sözleflmede somut olmayan miras kavram befl bafll k alt nda toplanm fl ve tan mlanm flt r: a) Dilin Somut Olmayan Kültürel Miras n aktar lmas nda bir araç ifllevi gördü ü sözlü anlat mlar ve sözlü gelenekler. Konuyu Türk anlat türleriyle s n rlayarak örneklendirecek olursak, mitler, efsaneler, masallar, destanlar, hikayeler, a tlar, ninniler, türküler vb. b) Gösteri sanatlar. Bu bafll k alt nda de erlendirilebilecek Türk halkbilimi ürünleri ise, âfl k icra ve fas llar, karagöz, meddah, ortaoyunu, köy seyirlik oyunlar gibi tiyatro örnekleri ve halk müzi i ve halk oyunlar icralar vb. c) Toplumsal uygulamalar, ritüeller ve festivaller. Do um, sünnet, evlenme, askere u urlama, ölüm gibi geçifl dönemi gelenek ve görenekleri, toy, flölen, bayram, y l dönümü gibi her türlü geleneksel toplanma biçimleri ve bunlara dayal geleneksel uygulamalar, inançlar vb. d) Halk bilgisi, evren ve do a ile ilgili uygulamalar. Halk n geleneksel kültürel yap içinde oluflturdu u halk hekimli i, halk baytarl, halk meteorolojisi vb. e) El sanatlar gelene i. Usta ç rak iliflkisi içinde ö renilen ve seri üretime dayanmayan bak rc l k, kalayc l k, demircilik, semercilik, yorganc l k, sepetçilik gibi geleneksel meslekler. An lan sözleflmede bütün bu alanlardaki yap lacak ifller ve öngörülen politikalar içinse flu üç madde üzerinde özellikle durulmaktad r: 1) Somut olmayan kültür varl klar n n ortaö retimden üniversiteye kadar okullarda ders olarak okutulmas ; 2) Bas nda, medyada belli bir kota ayr larak somut olmayan miras olumlulayan programlar n yap lmas, 3) Bu miras n arflivlenmesi ve müzelenmesi. Dolay s yla bu sözleflme ile ortaya konulan koruma program n n üç temel unsurundan bir tanesini müzeleme konusu oluflturmaktad r. Somut olmayan bir miras somutlaflt rma denemesi olan müzeleme nas l gerçeklefltirilmelidir sorusu, sözleflmenin imzalanmas ndan sonra bütün dünyada sesli olarak düflünülmeye bafllanm flt r. 19. yüzy ldan bugüne kadar aç k hava müzeleri konusunda baflar elde etmifl ülkeler, somut olmayan miraslar n müzeliyorlard. Ancak bu sözleflme ba lam nda bu miras n müzelenmesini bir soru haline getirmek sözleflmeden sonra ortaya ç km flt r. Dünyada belki de Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesi ad yla ilk kez bir sempozyum düzenlenmektedir. Yani ülkemiz dünyada ilk kez, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Kültür ve Turizm Bakanl Araflt rma ve E itim Genel Müdürlü ü ve Gazi Üniversitesi arac l yla bu alana öncülük ederek, somut olmayan kültürel miras nas l müzelenmelidir sorusunun bilimsel cevab n aramaktad r. Bunun ikinci ad m n Kore Cumhuriyeti nin baflkenti Seul de, ICOM taraf ndan 2-8 Ekim 2004 tarihleri aras nda yap lacak olan Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesi Uluslar Aras Sempozyumu oluflturacakt r. Yani birinci s rada Türkiye nin ulusal sempozyumu ikinci s rada Kore Cumhuriyeti nin uluslar aras sempozyumu bu alandaki iki önemli ilk ad m oluflturmaktad r. Bu bak mdan bu ülkenin bir ö retim üyesi, ayd n, vatandafl ve Gazi Üniversitesi nin bir mensubu olarak bu organizasyonun bir parças olmaktan gurur duyuyorum. Bu faaliyetin gerçeklefltirilmesinde, G.Ü. Rektörü Prof. Dr. R za Ayhan Kültür ve Turizm Bakanl Müsteflar Prof. Dr. Mustafa sen ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Baflkan Prof. Dr. Ars n Ayd nuraz n katk ve deste i çok önemlidir. Gazi Üniversitesi Türk Halkbilimi Araflt rma ve Uygulama Merkezi henüz iki y ll k bir geçmifle sahip olmas na ra men, flu anda üçüncü önemli sempozyumunu organize etmektedir. Merkezin Türkiye de Halkbilimi Müzecili i ve Sorunlar adl bir kitab yay mland, Türk Halkbilimi Araflt rma ve Uygulama Merkezi Uygulamal Türk Halkbilimi Müzesi ad yla merkeze ait bir müze aç ld. Bütün bu faaliyetleri gerçeklefltirmemiz maddi ve manevi olarak üniversitemizin ve yukar da ad geçen di er kurum ve kurulufllar n destekleriyle olmufltur. Bu çal flmalar n, Türk halk kültürünün araflt r lmas, derlenmesi ve uluslar aras alana tafl nmas ve as l önemlisi gelecek kuflaklara aktar lmas konusunda iyi bir hareket noktas oldu una dair inanc m belirtmek istiyorum. 9 10

6 UNESCO TÜRK YE M LL KOM SYONU BAfiKANI PROF. DR. ARSIN AYDINURAZ IN KONUfiMASI Opening Speech by, Prof. Ars n Ayd nuraz, President of Turkish National Committee for UNESCO UNESCO nun ilgi alanlar çok genifl olmakla birlikte bu alanlar n içinde kültürün özel bir yeri vard r. UNESCO belki de kültürün ele al nd tek uluslar aras örgüttür. UNESCO somut olmayan miras derken bir karmaflay m gündeme getiriyor olabilir. Çünkü somut olmayan demekle sanki soyut bir fley imaj yarat l yor. Oysa somut olmayan miras diye betimledi imiz bu alan asl nda çok somuttur. Somut olmayan miras n somut niteli i Japonya vatandafl olan UNESCO Genel Direktörü Say n Koïchiro Matsuura y harekete geçirmifltir de yürürlü e giren ve daha çok tap naklar, han ve hamamlar gibi somut olarak adland rd m z kültür varl klar n hedef alan bir sözleflme mevcuttur. Bu sözleflme ve sözleflmenin gere i olarak oluflturulan Dünya Miras Komitesi o kadar öne ç kt ki, kültürün di er ö eleri biraz ihmal edilir gibi alg land. Bu bak mdan Genel Direktör kendi ilgi alan olmas nedeniyle somut olmayan kültürel miras olarak adland r lan ve ihmal edilen bu ö eleri öne ç karan bir yaklafl m 1972 sözleflmesindeki etkinli e benzer bir paralel etkinlik olarak örgütlemifltir. Bu örgütlemede Türkiye nin pay büyüktür. stanbul da Kültür Bakanl taraf ndan Somut Olmayan Kültürel Miras Toplant s düzenlenmifltir. Dünyan n önde gelen ülkelerinin kat l mc lar n n konu ile burada tan flmas bak m ndan somut olmayan kültürel miras n UNESCO ortam nda ele al nmas nda Türkiye nin katk s önde gelmektedir. Paris te arka arkaya düzenlenen toplant larda, Türkiye kat l mc lar aras nda yer alan Say n Öcal O uz un katk lar büyük olmufltur. Türkiye de bulunan ve yeterince yararlanamad m z beyinlerin bu konuda fikir üreterek hükümetlere bilgi iletmesini sa lamak üzere UNESCO Türkiye Milli Komisyonu nda Somut Olmayan Kültürel Miras htisas Komitesi oluflturulmufltur. Say n Öcal O uz bu komitenin de üyesidir. Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleflmesi nden önce somut olmayan miras kavram n n UNESCO ortam nda ele al nmas bak m ndan Sözlü ve Somut Olmayan Miras Baflyap tlar Komisyonu oluflturulmufltur. Üye ülkeler ön görülen kriterlere uygun önerilerini sunmufllard r. Bu öneriler do rultusunda Türkiye, UNESCO Milli Komisyonu htisas Komitesi ve Atatürk Dil ve Tarih Yüksek Kurumu nun kat l m yla Meddah Hikâyeleri bafll kl bir dosya ile UNESCO ya bafl vurdu ve geçti imiz aylarda meddah hikâyeleri sözlü ve somut olmayan miras baflyap tlar aras nda yerini alarak tescillendi. Bu arada bir endikatif listemiz mevcuttur. Bu listemizde Mevlevî Semazenleri, Ahlat taki Selçuklu Mezarlar ve Ahîlik gelene i yer almaktad r. UNESCO taraf ndan istenilen bu liste önümüzdeki günlerde Milli Komisyonca araflt r larak Kültür ve Turizm Bakanl na sunulacakt r. nsano lunun üretkenli i biyolojik çeflitlili inden dolay çok genifltir. Kültürel çeflitlilik olarak öngörülen aç l m n dayana da biyolojik çeflitliliktir. Bu bak mdan kültürel çeflitlilik gibi istismara çok aç k bir konunun biyolojik çeflitlili in do- al ürünü oldu unu görmek ve bu zenginli i kollamak t pk biyolojik çeflitlili in kollanmas ndaki duyarl l m z gibi görevimizdir. Somut olmayan kültürel miras yaklafl m kültürel çeflitlili i ortaya koyan bir sergileme çabas, kültürel çeflitlili e sahip ç kma çabas d r. Bu bak mdan bu önemli olgunun böyle bir sempozyumda gündeme gelmesini sa layanlara teflekkürlerimi sunar m

7 KÜLTÜR VE TUR ZM BAKANLI I MÜSTEfiARI PROF. DR. MUSTAFA SEN N KONUfiMASI Opening Speech by, Prof. Mustafa sen, The Undersecretary of Ministry of Culture and Tourism Hem u raflt m alan hem özel merak m itibar yla hayat n bafllang ç dönemlerinden beri çevremde olup bitenlere mümkün oldu u kadar ilgi göstermeyi, bunlar n fark nda olmay kendisine hedef edinmifl birisiyim. Ama itiraf edece im husus flu; Kültür ve Turizm Bakanl Müsteflarl na bafllad ktan sonra bir fleyi fark ettim ki Türkiye nin kültürel zenginli i bizim fark ettiklerimizin çok ötesinde bir tablo ortaya koyuyor. Sahip oldu umuz bu birikimin dünyayla mukayesesini yapmak ve bu mukayese çerçevesi içinde Türkiye ye nas l bir perspektif, nas l bir vizyon çizmek mümkün olabilir, yerimiz nedir, bu yerimizi nas l de erlendirebiliriz sorusundan yola ç karak yapt m tahlil denemesinde de ulaflt m flöyle bir nokta var: Sektörlerin küreselleflme olgusu çerçevesinde yerlerini tespit etmek ve bunu bir üst kademeye tafl mak gibi bir yükümlülükleri vard r. Türkiye nin dünyada birinci ligin en üst s ralar nda yar flabilece i alanlardan birisi sahip oldu u kültürel birikimdir. Topkap Saray Müzesi, stanbul Arkeoloji Müzesi dünyan n çok zengin ö eler içeren, çok k ymetli örnekleridir. Ancak biz Topkap Saray n n sahip oldu u birikimin sadece beflte birini sergileyebiliyoruz. Geri kalan son derece önemli objeler sergilenemiyor. Henüz biz bu sorunlarla bafl edemezken UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras kavram n ortaya att ve biz de bunun müzelenmesini tart flmaya açt k. Türkiye nin bu alanda da çok zengin bir birikimi vard r ve bu birikimi iyi kullanarak dünyada önde gelen ülkelerden birisi olma imkan elde edebilir. Meseleye biraz da turizmci gözüyle bak lacak olursa, birkaç rakam vermek konuyu ayd nlatacakt r. Londra y lda 60 milyon, Paris 55 milyon, Roma 20 milyon turist a rlamaktad r. Ad n yeni duymaya bafllad - m z Prag ise y lda 12 milyon turist a rlamaktad r. Biz ise stanbul da bu rakam henüz 3 milyona ç karamad k. Oysa stanbul sa lad imkanlar itibar yla bu flehirlerden daha fazla art ya sahiptir. Tüm bunlar bize flunu gösteriyor; yapmam z gereken çok ifl var, çal flmam z gereken çok yeni alan var. Bu yeni alanlardan bir tanesi de somut olmayan kültürel miras n müzelenmesi meselesidir. Bunlar yavafl yavafl bir plan çerçevesi içinde Türkiye nin gündemine açaca z. Bugün burada bunun örneklerinden birini görüyoruz. Bu alanda dünyada yap lan ilk toplant budur. flte öncülük etmek böyle bir fleydir. Tekrar Öcal O uz a, UNES- CO Türkiye Milli Komisyonu na, Gazi Üniversitesi Rektörlü üne, Kültür ve Turizm Bakanl n n Araflt rma ve E itim Genel Müdürlü üne teflekkür ediyorum. GAZ ÜN VERS TES REKTÖRÜ PROF. DR. RIZA AYHAN IN KONUfiMASI Opening speech by Prof. R za Ayhan, Gazi University Rector Küreselleflme 20. yüzy l n sonlar na do ru, iki kutuplu dünyan n tek kutuplu hale dönüflmesiyle ortaya ç km flt r. Bu küreselleflme olgusu daha ziyade bizi iktisadî alanda ilgilendirmeye bafllam flt r. Herkes gündelik hayat istikametinde saat bafl döviz ve borsa piyasas n dikkate al yor. Bütün dünyada durum ayn d r. Acaba konuflulmas gereken hususlar sadece bunlardan m müteflekkildir? Acaba 21. yüzy lda önceki yüzy lda sahip oldu umuz de erler önemsizleflecek mi, küreselleflme bizi sadece iktisadî alanda m ilgilendiriyor, art k ulusalc l k, fonksiyonunu yitirdi mi, her fleyi küresel aç dan de erlendirmek mi gerekir, insano lu bu küresel yap n n içine girerse mi daha mutlu olur? Ekonominin bu kadar a rl kl konufluldu u, iktisadî hayat n hayatla özdeflleflti i bir dünyada insan insan yapan de erleri konuflabilmek fevkalade önemlidir. E er, insan, insan olarak varl n devam ettirecekse, e er milletler tarihten ald klar fluurla o zenginliklerini devam ettireceklerse mutlak surette o de erlere sahip ç kmal d rlar. Tarihten gelen bu birikim mutlaka muhafaza edilmelidir. Acaba bu birikim sadece somut de erlerden mi ibarettir? Somut olmayan de erler içinde yer alan O uz Ka an Destan, Nasreddin Hoca f kralar, Kelo lan masallar ve Köro lu veya Karacao lan fliirleri, dü ün veya bayram gelenekleri, halk oyunlar ve e lence kültürü gibi tarihi derinliklerimizden gelen de erler ihmal mi edilmelidir? Sadece tap naklar m z ve binalar m z m sergilenmeli? Kanaatimce, insan insan yapan milleti millet yapan temel de erler, sadece somut varl klar ve de erlerle de il somut olmayan varl klarla da mutlaka nitelendirilmelidir. Birlikte gülüp birlikte üzüldü ümüz bu de erlerin araflt r lmas, derlenmesi ve korunmas hususunda Öcal O uz un gösterdi i basiret ve liyakat her zaman bütün akademik çevreler taraf ndan takdire flayan bulunmufltur. Bu sempozyumun baflar lara vesile olmas n dilerim

8 I. OTURUM / SESSION 1 A IT, SOSYAL TAR H VE ETNOGRAFYA Lament, Social History and Etnography lhan BAfiGÖZ ABSTRACT The present article is a study of the lament in the social context and claims that the recorded lament texts alone will not be sufficient to understand the tradition. The lament, as a ceremonial behaviour, is influenced by the individual horizon of the participants, their degree of relation to, and the social status of the deceased, the structure of the society, and the social status of the deceased. The lament is performed solely by women, which means it provides excellent datas, to understand women s word view and emotion. Furthermore, since the lament is performed next to the body of the deceased, which leaves no time for the oral creation, it is purely improvised. As such it may contribute a great deal to understand the problem of oral creation of poetry. The theory of Right of Passage forwarded by Van Gennep, claims that the most important aspect of the lament is to integrate the deceased to the world of deads. The Present study is critical to the theory in that it did not include the examination of the lament which deals only with this wordly problems of relatifs who lost their support, material or emotional. Consequently, the lament tradition, should be considered as a right of passage of separation. Key words: Lament tradition. Social history. Etnography. Mektup sald m da varmad Tel vurdum ayn gelmedi Alamanya herbeylesin Gayri kardafl m kalmad. Bir Avflar a d ndan Ölüm veya benzeri bir felaket üzerine yak lan halk türküsüne a t denir A t bir yas töreninin sözle ifade edilen parças d r. Ölümle veya bir felaketle ilgili olmad, mutlu bir olaya ba land halde dü ün türkülerinin bir bölümü a tt r. Ad na da gelin a latma denir. A t böyle bir törenin parças oldu u için bu törene kat lanlar, törenin yap ld yer, ölen kiflinin sosyal statüsü, sosyal yap,ölümün nas l meydana geldi i gibi unsurlar a d, yani a t etmeyi veya a t yakmay etkiler. Bugün, kitaplarda ka t üzerinde okudu umuz a t metinleri, onu yarat p yaflatan sosyal çevrenin içine yerlefltirilerek incelenmelidir. Bu tören ya cenaze daha kald r lmadan, yahut kald r ld ktan k sa bir zaman sonra ölü evinde yap l r. A tlar bu törenin d fl nda, bu törene kat lmayanlarca da edilebilir. Törene kat lmadan a t edenlerin içinde âfl klar m z da vard r. Âfl klar n siparifl ile a t yazd klar n da biliyoruz. A t etme tek bir aileyi ilgilendiren kiflisel bir olay de ildir. A t etme köyün veya afliretin sosyal yap s na ba l, yani (ceremonial) bir törendir. (Wolf:97). Bu törenin beklenenlerin kat l m ile yap lmas sosyal yap da gerginlikleri azalt r, küslü aileleri bar flt r r. Böylece sosyal birimin yap s güçlenir. Bunun tersi de vard r. Yolunca ve beklenenlerin kat lmas ile yap lmayan bir a t töreni sosyal yap y kötü etkiler, aileler aras nda küskünlükler ve gerginlikler yarat r. Bunun için Gemerek li Fadi kad n önemli bir ifli oldu undan, ilk gün a t törenine kat lamay nca, ikinci gün ölü evine koflarak bu ödevi yerine getirir. (Gemerek te 1943 te yap lan bir a t töreninden, özel arflivimde not) Gene bunun için törene kat lanlar n içinden a lamak gelmese de, a lar gibi yaparak ölü yak nlar nin boynuna sar l rlar. A t kad n yarat c l n n eseridir. Erke in hakim oldu u toplumda a tlar, kad na yarat c l n ifade etmek çin tan nan say l olanaklardan biridir. A t etmeye kat lan kad nlar ölen insan n efli, annesi, bac lar, emmi ve day k zlar, uzak yak n akraba ve dostlard r. Baz kaynaklar a t etmeye erkeklerin de kat ld n söylüyor. (Görkem:19). Yaflar Kemal de Kürtlerde ölülerin üstüne erkekler de a t yakarlar, dedikten sonra Erkekler ölü mezara götürülürken, hep bir a zdan a t söylerler" diyor. (Gö celi: 27) Erkeklerin hep bir a zdan, koro ile a t söylemesini benim akl m alm yor. Erkekler a t etmeye kat ls n kat lmas n, elimizde a t töreninde erkeklerin söyledi i metinler yok. Olsayd bunlar, kad nlar nki ile karfl laflt rmak olana n bulacak, böylece kad n erkek yarat c l aras ndaki fark anlayacakt k. A tlar halk edebiyat türleri içinde kat ks z do açlama söylemenin en iyi örneklerindendir. Ölünün bafl ucunda a t eden kad n n uzun boylu düflünecek, a - d zihninde oluflturacak, ona en güzel biçimi verecek vakti yoktur. Hemen orac kta, akl na geldi i gibi a d söyleyecektir. Manzum halk edebiyat türlerinin ço- u ve âfl k fliiri yarat c insan n zihninde, uzunlu k sal bir yaratma sürecinden geçer. A tta böyle bir süreç yoktur veya bu süreç çok k sad r. A da kat lanlar n ölünün elbiselerini elinde tutmas, birbirinin boynuna sar lmas, a lamas, a lar gibi yapmas a d yakmak için gerekli çok k sa bir zaman sa lar. A t bu k sa anlardan faydalan larak yarat lacakt r. Daha evvelki a tlardan al nan gezici dizelerin a tlarda çoklu u bu nedenledir. A tta sözlü yaratma ile sözlü gösterim birbirinden ayr lam yor. Bunlar n aras na bir zaman girmiyor; iki ifl ayn zamanda yap l yor Aralar nda sesi güzel olanlar, a t etme gelene ini iyi bilenler de olsa, a da kat lan kad nlar, genellikle profesyonel a tç lar de ildir. Baz bölgelerde para veya de erli fleyler karfl l nda, a t eden a tç ve sa tç lar n varl n biliyoruz. Bu a tç lara verilen de erli fleyler para oldu u gibi ölenin eflyalar da olabilir. Bu kad nlardan Hasibe ve Telli Hatun un adlar verilmifltir ( Gö celi:31) A t etme törenine böyle usta kad nlar kat lm flsa, onlar n a tta bask n bir yeri olacak, a t bir solo halini alabilecek, daha uzun ve düzenli olacakt r. Böyle a tla

9 r n törenden kopup, a t olarak halk n dilinde yaflamas daha kolayd r. A t töreninde a t etmeyi bilen birden çok kad n varsa, o vakit a t ikili veya üçlü, karfl l kl söylenen metinler halini alacakt r. Elimizdeki a t metinlerinde ana ile k - z n, gelinle kaynanan n, eflini kaybeden kad nla baflka bir kad n n a da koflulduklar n belirten metinlerin bulunmas bunu gösterir. A t ölü evinde edilirken basit ve monoton bir ezgi ile söylenir. Bu, a rl söze yükleten bir ezgidir. Reinhart a tta sözden çok melodinin a r bast görüflünde. Bu görüfl ancak törenden kopup, türkü haline gelen a tlar için do ru olabilir. Zaten Reinhart kendisi de inceledi i a tlar n ölü töreninin d fl nda derlendi- ini, müzi in de ancak a tlar böyle objektif hale geldikten sonra metne kofluldu unu belirtmektedir. (Re nhart :193) A tlar n ölünün bafl ucunda Neva veya Uflflak makam nda söylendi i veya a da kaval ve cö ür gibi çalg lar n efllik etti i, günümüzde görülmüyor.. Haydar Avc, özel bir törende, Zeybeklerin ölümünde, hem ba lama çal nd n, hem a tlar yak ld n, hem de Yas zeybe i denen bir zeybek oynand n bildiriyor. (Avc :41) Bugün Zeybeklik denen olay da art k yok. A tlar anonim halk edebiyat örnekleridir. Ancak bu anonimlik a tlarda karmafl kt r. Daha ölünün baflucunda yak l rken a d yaratmaya birden art k insan kat labilir. Bu kat l m çeflitli flekilde olur. Ya bir kad n a d bafllat r ve bir zaman tek bafl na götürür; bu kad na daha sonra baflka kad nlar kat labilir; veya a da koflulan her kad n, s ra ile bir dörtlük söyler. Bu durumda söylenen dörtükler aras nda bir biçim, hatta anlam birli i de bulunmayabilir. A da kat lan kad nlar, önlerinde yatan ölü için de il de, daha evvel kaybettikleri bir yak nlar için de, orada a t yakabilirler.(gö celi:25) Demek oluyor ki, a tta de iflik insanlar taraf ndan söylenen dörtükler tek bir kad n yarat s gibi derlenmekte ve yaz ya geçirilmektedir.. Böylece a t daha yarat lma an nda tek bir insan ve tek bir olay için yarat lma özelli ini kaybeder. Hemen hemen hiçbir a t, törende ortaya ç kt an yaz ya geçirilmifl de ildir. Ölümün büyük üzüntüsü içinde kimse a d kaydetmeyi düflünmez. Yay nlanan a tlar n hepsi, törenden sonra bir kiflinin hat rlad veya hat rl yor sand biçimde bize ulaflm flt r. A t yas töreninden sonra onu hat rlayan insan n haf zas na, de erler sistemine, a t bilme yetene ine göre önemli bir oluflum geçirir, belli ölçülerde yeniden yarat labilir. Bu ikinci insan a d ilk yakan kad n da olabilir. Ama o, a d art k baflka koflullar içinde hat rlayacakt r. Baflka kad nlar n da katk s ile yak lan a d kendisinin gibi yazd rabilecektir. Üstelik erkek a t etmedi i halde derlenen a tlar n bir k sm n yazd ranlar erkeklerdir. Bunun için a d düzene sokan, uzunlu unu k sal n sa layan as l bu ikinci insand r; gelene i bu insan tafl r. Bu gelenek tafl y c lar tek bir a t töreninde veya çeflitli törenlerde edilen a tlar bir araya getirebilir. Bu ikinci insan törene kat lan öteki insanlar n yapt gibi a d k sa bir zamanda yaratmak zorunda de ildir. Onun a d derleyip toparlayacak, düzene sokacak vakti vard r. Derlenen a tlar bu insan n da damgas n tafl r. Bunun için Yaflar Kemal a d kimin yakt n araflt r rken, iflin içinden ç kam yor. (Gö celi:25) Bu ikinci oluflumun içindeki insanlar bazan a - d yakan n ad n da verirler. Bu bilgiye güvenilmemelidir. A tlar genellikle belli uyak ve hece düzenleri içinde söylenir. A d oluflturan dörtlüklerin say s ve bu dörtlüklerin uyak düzeni de ifliktir. On sekiz dörtlükten oluflan Rediflerin A d bu biçimlerin hepsini bir araya getirmifl. Bu a ttan dörtlükler veriyorum. 1. Sekiz heceli Avflar A d uyak düzeni: abcb. Kaman da kalmad uflak Asker oldu sürü ile Sabahacak yat lm yor Gelinlerin zar ile. 2. Sekiz heceli mâni düzeni: aaba. Redif gider sürü ile Sa dan soldan geri ile Yetifl sen Battal Gazi Hazireti Ali ile. 3.Divan- Lugat it Türk teki a tlar n ve baz türkülerin düzeni: aaab. Redif has bahçenin gülü Hocam caminin bülbülü Yaylalar n mor sümbülü Koç Da n n kar ile 4. Ayr ks bir düzen:abbc. Ahmet Beyim son kesenim Seni de koymam s radan Celal im versin yaradan O lans z m biri ile. 5. Ayr ks bir düzen: aaaa. Dü ün gurdum usul yollu G z m senin ad n Güllü El g nal yüzü gann fiah bak fll dudu dilli. 6. Baflka bir ayr ks düzen:abcd. rbaham hocana u ra Tütününü ufak do ra Odan ss z kald deyi Yerinme eflim yerinme (Özdemir:69) Bu ayr ks düzenler,yukarda belirtti imiz gibi, a t edenlerin profesyonel sanatç olmamalar ve a t ederken düflünüp tafl nacak zamanlar n n k sal ile izah edilebilir

10 A tlar aras nda bu uyak düzeninin d fl na ç kmamakla beraber dizelerdeki hece say s on biri bulan örnekler de vard r. A t yakmak için gerekli zaman n çok k s tl olmas, a t yakanlar n professyonel a tç lar olmamas ve a t n do açlama edilmesi, bazan, hiçbir uyak düzenine uymayan, mensur a tlar n ortaya ç kmas sonucunu vermifltir. Bir örnek: fiafak oldu tan yerleri at yor, garip bülbül gül dal nda ötüyor, herkes sevdi- ini ald yat yor, kardafl m da sevdi inden ayr yat yor. Koca babam n o lu! Elinin asas babam n o lu! Cebinin kesesi babam n o lu! Duvar dibinde koyan babam n o lu! Duvar dibinde koyan babam n o lu, Yar n molla gelir, al r gider gelini, babam n o lu! All göçünü yükletir babam n o lu! Üç senedir doktor elinde gezen babam n o lu! Derdine derman olmad m kardafl m, Yaresine merhem olmad m kardafl m! Gencecik kardafl m! (Bali:96) A tlarda gerçekçilik ve abart A t, ölüm veya benzeri bir felaket için yak l p söylendi i için a d n konusunu ve nak fllar n bu trajedi belirler. Ölen insan n kiflili i, ölümün nas l meydana geldi i, sosyal çevre, ölüm zaman, geride kalanlar n durumu, ölenin topluluk içindeki yeri, toplumun etnografyas a da yans r. A t edilen yer, evden baflka, hastane avlusu, otobüs önü gibi veya hamam gibi (Sivas ta hamamda yas kald - r l rken a tlar söylenirmifl.) (Örnek: 86) bir mekân olabilir. O vakit a t bu yeni çevrelerden nak fllar alacak, do al yas çevresinin d fl na düfltü ü için belki daha k sa olacakt r A t bize ölüm olay n ayr nt lar ile anlatmaz. A t bu olaya fluras ndan buras ndan dokunur ve olay n kalanlarda do urdu u ac y, y k lm fll ve üzüntüyü anlat r. A t, olay bütün ayr nt lar ile anlatmasa da, biz a tlarda, ölüm olay na büyük bir aç kl k ve gerçekçilikle dokunuldu unu görürüz. Bu dokunmalar ölüm olay n n en çarp c yanlar n bizim gözlerimizin önüne serer. A tlar bize ölen insan n ad n verebilir: Nazl Anflam n gann üleflin, bir çulunan getirmifler ; (Görkem :294) öldürenin ad n verir: Seni vuran deli Fazl, kollar kökünden düfle (Esen, Anadolu A tlar : 83). A t bize ölümün nerede yer ald n da söyler: Gazas Gozan Guyuluk köyünde (Görkem: 283); Yarsuvat ta öldürmüfller, o da bana zor geliyor (Görkem:378). A tlar bu gerçekçi yaklafl m daha da ileri götürür. Biz onlarda, afliretin veya köyün etnografyas n, âdetlerini, törelerini, insanlar n giyim kuflam n, ifl hayat n, insan ve do a manzaralar n da buluruz. Bunlar aras nda Avflar ve Türkmen etnografyas nda bilmedi imiz elemanlara da raslar z. Dede Korkut Destan ndaki O uz Beyleri gibi,(gökyay:20) Avflar yi itlerinin de kulaklar na küpe takt n a tlardan ö reniyoruz: Kula alt n küpeli, o lum kona a ç km yor. (Özdemir 121) Üzerine a t yak lan olaylar, bize toplumumuzun uygarl k düzeyini, insan n insanla, insan n do a ile iliflkilerini, yaz l kanunlar n köy ve göçebe toplumunun gerçekleri ile ne ölçüde ba daflt n, ne ölçüde uyguland n, insanlar m z n e itim düzeyini, kanunlara ba l l n renkli hayallerle çarp tmadan, dobra dobra anlat r.bir köyün hayvanlar öteki köyün otla nda yay l r, kavga ç kar, adam ölür.(özdemir:236).tarla s n r n n belirsizli i yüzünden anlaflmazl k olur, akraba birbirini vurur.( Özdemir:239,244). Dü ünde kafay çekenler, keyf olsun diye silahlar n boflalt r, adam ölür.(özdemir:231) Baba kaç r lan k z n n, afliret beyi kaç r lan bac s n n intikam n almak için birbirini seven gençleri öldürtür. (Gökmen:225). Ailenin hayvan sürüsü çal n r, mal sahipleri sürünün pefline düfler, h rs zlar mal sahibi üç kardefli öldürür.( Özdemir:221). Afliretler yayla ve mera yüzünden çat fl r, insanlar ölür. (Özdemir:227). Kardefl, sevgili tutmufl diye bac s - n vurur, halbuki bac iftiraya u ram flt r.(özdemir:156) Afliretin yaylas n gasbeden a a ile köylüler kavga eder, ölenler olur.(özdemir:227) Sevdi i k z kaç ran delikanl köyün a as na s n r, a a güzel k za sahiplenir, delikanl a ay vurur.(özdemir:165) Evli kad n sevgilisi ile kaçar, koca kaçan kad n öldürür.(özdemir:168). Baba, k z n nikahl kocas n n evine göndermez. K z babas n b çaklar, baba ölür.( Özdemir:141) Genç k z istedemedi i erkekle evlendirildi i için kendini asar. (Özdemir:172). Asker kaça n bir kuyuda saklarlar, havas zl ktan ölür.(özdemir:261) Asker kocas ndan hasta haberi gelir, kar s kay n pederini al p k flta k yamette Kars a kadar gider; kocas n n ölüsü ile karfl lafl r. (Özdemir:73) Bac s n kaç ran genci, k z n kardefli vurur. (Özdemir:162). Hasta doktora götürülemez veya doktor peflin para almadan bakmaz, hasta ölür. (Özdemir:295) Asker pehlivand r bölükte bütün erleri yener, yüzbafl s n n da s rt n yere getirir. Bunu onur meselesi yapan yüzbafl pehlivan askeri fena dö er, asker ölür. (Özdemir:93). Ana, hasta o lunu görebilmek için yayan yap ldak Gedikli Okuluna ulafl r. O lu ölmüfltür.(özdemir:71). Birinci Dünya Savafl nda, Kafkas Ordusunun üçte ikisi, 60 bin kadar asker Sar kam flta Allahuekber Da lar nda donarak ölür. Yemen de, çöl yaz da binlerce asker hastal ktan, açl ktan, susuzluktan k r l r. A t yak lan insanlar aras nda eceli ile ölenler elbet var.say n Özdemir in kitab na ald 150 a ttan 40 kadar eceli ile ölmüfl say l yor. Bunlar n aras nda 9 kardeflin ayn günde ölümleri var. Bunlara eceli ile ölmüfl diyebilir miyiz? Ölüm nedenleri a tlarda anlat lan öyle facialard r ki, kiflilerin bafl na gelmifl de olsa, bozuk insan iliflkilerinin, çarp k toplum kurumlar n n, toplum gerçe i ile kanun gerçe inin uzlaflmazl n n, nihayet cahilliklerin ac hikayesini söyler bize. Onlar okurken bir a r ceza mahkemesinin zab tlar n okur gibi oluruz. A tlar n içinde öyleleri de var ki, onlarda önemli tarih olaylar n n, hiçbir yerde yay nlanmam fl, yerel ve gerçek ayr nt lar n buluruz y l nda Haç n da (Adanaya ba l bugünkü Saimbeyli) bir Ermeni ayaklanmas olur. Müslüman Türkler ak l almayacak iflkencelerle öldürülür. Facian n yerel ayr nt lar n, olaya tan k olan, ad n san n bilmedi imiz bir kad n n a d ndan ö reniriz

11 Amir memur demeyerek Hep bir ipe ba lad lar Bekiro lu Deda y Demirinen da lad lar. Sekiz gavur bir gelince Osman m flafl rd lar Baban çetebafl deyi Hac Ahmedi piflirdiler. Sen çete toplad n deyi Çalg y nan yüzüyorlar. Bebekleri kaynatm fllar Kuzu eti ye diyorlar. Enfiyeci Hüseyini Tellerinen bo uyorlar.(özdemir:77) Ya kazan n kurdular Çocuklar kaynatt lar Gün görmeyen han mlar Süngü ile oynatt lar. (Esen. Anadolu A tlar :90) Bu gör ü tan n n verdi i bilgiden kuflku duyamazs n z. Olaylara yukardan bakan tarihçi de facian n bu yanlar n göremez. A t sosyal tarihtir. A tlar m z aras nda Ay nkac türküleri veya Ay nkac lar üzerine yak lan a tlar denen a tlar var. Bunlar sosyal tarihimiz aç s ndan baflka önemli bir konuyu yans t r.. Ay nkac tütün kaçakç s demektir. Daha Birinci Dünya Savafl ndan evvel, tütünümüz Osmanl Borçlar daresince (Düyun-u Umumiye)yabanc bir tekele ba lanm flt. Tütün yetifltirici, tütününü istedi i yerde, istedi i fiyatla satamazd ; yabanc tekele, yabanc tekelin biçti i fiyattan verecekti veya tütününü kaçak satacakt. Kaçak tütün sat nca da suçlu oluyor, tütün kolcular nca yakalan p mahkemeye veriliyor ve hapse at l yordu. Afla daki metin, tütününü kaç r rken, kolcular taraf ndan öldürülen bir ay nkac için yak lan a ttan al nm flt r: Hac lar köyüne bast m oldu Tütünümün dengi yast m oldu Aman dostlar bak n benim halime Sebebim tütünü bas n yareme.(esen. Anadolu Türküleri: 289) A tlar n gereçekçili i, olay n en can al c taraf n n, en yal n biçimde de olsa yüzeysel bir gözlemine dayanm yor. A t zaman zaman tar hçinin bile çözemedi- i karmafl k iliflkiler yuma n kolayca çözüyor, olaya yön veren as l sebebi gözler önüne seriyor. Birinci Dünya Savafl na niçin ve nas l girdi imizi, ayd nlar m z kadar tarihçilerimiz de, bugün bile tart fl p duruyor. Ama kim bilir kaç kardeflini bu savaflta kurban veren bac, flafl p yan lmadan, Avflar içindeki köyünden, tarih olay n n gerisinde yatan gerçe i kolayca yakal yor ve parma n gerçek suçluya uzat yor: Mektup yazd m da varmad Tel vurdum ayn gelmedi. Alamanya harbeylesin Gayri kardafl m kalmad. Bir tarih gerçe ini bu kadar yal n, k sa ve süsten, püsten uzak, dobra dobra söylemek büyük bir anlat m gücüne iflarettir, bence has fliirin ta kendisidir. Eskilerin O uz üslubu veya O uz tarz dedikleri, hiçbir süse ve yapmac a kaçmadan, söylemek istedi ini cinsel de dahil, do rudan söyleyen ifade biçimidir bu. A tta ölüm karfl s nda insanl n ortak duygular yans r.. Bu duygu ölümün arkada b rakt yaln zl k duygusudur; korkudur; efl, dost, evlat yoksunu olmaktan do an büyük ac d r. Toplumdaki sosyal ve ekonomik konumu kaybetmenin endiflesidir. Al fl lm fl ve sevilen hayat tarz n n d fl na düflmek kayg s d r.. Kocas - n kaybeden gencecik kad n n sevmek ve sevilmek iste idir. Bu duygular aç k saç k söylenir. Kadan z alay m eller Sahipsizlik ne zorumufl. (Esen. Anadolu A tlar :187) Dud elin (Dudu elini) koynuna sokmufl Diyorkine kald m öksüz (Esen. Age: 96) Anal n kötü huylu Uyan Alim sabah oldu. (Esen. Age: 53) Bazan ölüm karfl s ndaki duygu sembollerle ifade edilir. Evinden, eflinden dostundan, h s m akrabas ndan ve do a çevresinden ç kar larak tek bafl na evinin kap s na b rak lan flu gözü yafll gelin imaj, kozmik âlemde yaflayan bir yaln zl k tanr ças gibidir: D flar ya bakt m d Kap da bir gelin a lar. (Esen.Age:133) Yayla çiçe i sembolu ile ifade edilen al fl lm fl hayat son nefes verilirken bile bir teselli, bir huzur kayna olabiliyor a tlarda. Bu y l yayla yaylamad m Git yayladan çiçek getir. Veya Görmedim yayla çiçe in Git yayladan çiçek getir. (Esen. Aeg:191) 21 22

12 Göçebe hayat n yayla ve çiçekle sembollefltiren benzer dizeleri biz Karac o lan fliirinde de buluruz. Onun fliirinde göçebe toplumu Ala karl, mor sümbüllü da larla, serin esen garbi yelleriyle, al çiçekli korularla, üzerine rahmet ya an güllerle, kamalakl boz ard çl tepelerle, çimenli çiçekli yaylalarla bezenerek karfl m za ç kar. Göçebe do an n ayr lmaz bir parças d r. Afla daki örnekler aç kça gösteriyor ki, a tlar elbet ölen için yak l yor. Ama,a t as l,ölümle, psikolojik ve sosyal durumlar daha da a rlaflan geride kalanlar n türküsüdür. A t bunlar n sorunlar n, kayg lar n, üzüntülerini, yar n için korkular n dile getirir. A tta, ölüm de il, hayat yo unlukla yans r. A tta öbür dünya veya cennet, cehennem, günah, sevap gibi nak fllara hemen hiç raslanmaz. A tta dünyan n sorunlar vard r. Bu sorunlar çeflitlidir. Erke i kaybolan ailenin sosyal konumunu kaybetmekten duydu u korku ve üzüntü a tlardad r. Bunun en iyi anlat m n konuk a rlamak iliflkisinde buluruz. Afla daki dizelerden anlar z ki, konuk a rlamak köyde ve aflirette sosyal bir iliflkidir. Bunun için önemsenmektedir. Ölüm gibi korkunç bir y k mla karfl - laflt anda bile kad n, evine inecek konu u kimin a rlayaca ndan kayg lanmaktad r: Musa sar l r kendire Misafiri kim indire. (Esen. Age: 117) O vakit aran gününü Odana inerse beyler. (Esen. Age: 156) Ölüm denen y k m n getirdi i korkunun en somut örne ini, kocan n sa l nda aile içinde güvenle yaflayan gelinin evden kovulma korkusunda buluruz: Bana evden ç k diyorlar Senin ad n yok diyorlar. (Esen. Age:158) Beni evden kovuyorlar Tel ile haber bildirdim. (Esen. Age: 176) Beni burdan ko ucular Benim evim de il gibi. (Özdemir: 69) Kad n n baflka bir korkusu mal n n elinden al nmas d r. A ttan anlafl l yor ki kad na Sa l nda kocan mal n bize ba fllad diye bir yalan uydurulmufl. Kad n t pk bir yarg ç önünde gibi isbat, flahit soruyor a tta: Mal m sana heba (hibe olacak) demifl Han isbat flahad. (Esen. Age: 70) Çobana yapt ifl için verien y ll k ücretin ad hak t r. Anadolunun çok yerinde buna çoban hakk denir.bu hak para ile beraber ayakkab, çorap, bir kat uruba (elbise)gibi fleyler de olabilir. Ölüm, çoban da korkutmaktad r; ya hakk - n alamazsa: Çoban idim hak m bitti Göçemiyom korusundan.( Esen.Age:131) A tta geride kalan kad n n baflka korkular ve sorunlar da var. Yetim kalanlara o bakacakt r, yedi ergen o lan evermenin, gebe gelinin ve cahil k z n sorumlulu u da onun omuzundad r: Çad rda bohça bozulur Yetimler bakar gözüme. (Esen. Age: 123) Gitme vezir o lum gitme O lunun yedisi ergen. (Esen. Age. 158) Gelin yüklü k z m cahil Var kar akl n yitir. (Esen. Age. 157) A tta yataklarda yaln z kalan genç kad n n beden s z s vard r: Gündüzüm de gündüz amma Gecem geçiyor zar nan (Boratav. Folklor ve Edebiyat II. 458) Sar lak da bile yatak Kakülü kaküle katak. (Esen. Anadolu A tlar. 55) Kad n erke inin yatakta eksikli ini, eski k rg nl klar büyük bir piflmanl a döndürecek kadar kuvvetle duyar: Küsüp de ayr yatt m Periflan m Sar Beyim. (Boratav. Age:458) Köy ve afliret ekonomisi, ister hayvanc l k, ister tar m olsun, daha çok erkek gücü ile çekip çevrilen bir ekonomidir. Erke in eksilmesi ekonomik düzende sars nt ya, çöküntüye, periflanl a neden olacakt r. Tarlada kalan çift, sat lmayan süt ve peynir, bak ms z kalan develer, K s k köyünde kalan ka n, bahar n ham al nacak öküzler, sesi art k duyulmayan kahve dibe i, sahipsiz kalan yurt, a tlarda verilen insan ac s na gerçekçi bir fon sa lar. Bazan cans z do a ve evin kap kaca bile bu fonda yerini al r. Bahar gelince öküzler hemen çifte koflulmayacak, bir zaman d flarda yürütülerek ham al nacakt r. Bunun s k nt s da a tlardad r: Eller öküz ham al yor. Vard m ah r arad m. (Özdemir:104) Ham za flehire gitti Kim sat c (satacak) peynirini. (Özdemir:101) K s ktan ka n ç km yor Yayla kald melil melil.(özdemir:101) 23 24

13 Uyanman m babamo u Bö üryol da deven seyip (Özdemir:101) A konakta yüksek yap Eser poyraz dö er tipi Ya neylesin ss z kald Çifte oda çatal kap.(özdemir:122) Kad n a tlarda ölen kocan n, kardeflin, bac n n cesedine bakarken, baflka halk edebiyat türlerinde görmedi imiz, zor izah edilir bir gerçekçilik sergiliyor. Bu korkunç ölüm sahnelerini anlat rken kad n, o kadar gerçekçi, o kadar objektiftir ki, bu davran fla ad vermekte güçlük çekersiniz. Kad n, ac n n korkunç boyutu önünde acaba tafl kesilmifl de duygusuz mu kalm flt r? Yahut bu korkunç kanl gerçe i oldu u gibi kabul edecek kadar büyük bir cesaretin mi sahibidir? Veya felaketin böylesine inanmakta güçlük mü çekiyor?hangisi olur olsun, büyük bir yarat c güce sahip olan kad n, ölüm karfl s nda da büyük bir dayanma gücü gösteriyor.. Görünen odur ki, a tlar n en içli ve duygusal örnekleri ölen insan n felaketine böyle yal n bakmaktan do uyor: Hele bak n flu iflime Kellesiz meyit(ölü) getirdim. (Gökmen:348) fiöyle dönüp bakd m d Kan bulaflm fl poflusuna.(gökmen:291) Aslan Ziyam yerde yatar Sa eyiyle yara tutar.(gökmen:260) Kardefl tarlaya y k lm fl Kan n yal yor itler.( Gö celi:37) Kufllar yemifl çal ya konmufl K pk rm z olmufl dal m.(gö celi:43) Tomsu un ard na pusmufl Ö ürdükçe kanlar kusmufl. (Gö celi:43) Balta ile öldürmüfller Çad ra boyanm fl kan. (Gökmen:224) Kör olas kötü Hac Niflan alm fl alt n difle.(özdemir:238) Emmiler selam söyleyin Sinek çokuyor yaraya.( Özdemir:215) Aslan m da bakamad m Kurt oynam fl a döflüne.( Özdemir:216) Kulak yara kafa k r k Bu benim kardafl m de il.(gökmen:288) Ö le ikindi aras Azg n eflimin yaras Bir kurfluncuk s k da öldür Zor olur kama yaras.(özdemir:288) A tlar m zda bir as lma sahnesi var. Müftünün A d nda. Gene bir Ermeni ayaklanmas yüzünden, galiba 1909 da, Talat Pafla bölgeye gider. syan k flk rtan Ermeni önderleri kaç p kurtulur. Talat Pafla Müslüman k flk rt c lardan Müftüyü ve arkadafllar n ast r r. A t bu olaya yak lm fl. Bu a tta François Villon un As lm fllar n Ballad adl fliirindeki yal n ve dokunakl fliirselli i bulursunuz.15 inci yüzy lda yaflayan ve F rans z fliirinin gerçek kurucusu say lan Villon un fliirinde flöyle bir dize var: fiurada as lm fl z üçer befler. (Villon:53) Müftünün A d daha dokunakl ve çarp c bir tablo çizer. Müftümün sakal kara Yusufumu çekmen dâra Kefenleri bo az nda As lm fllar s ra s ra. (Özdemir:320) Yukarda örneklerini verdi imiz bu gerçekçi anlat mdan a t, ölen insan n özelliklerini belirtirken ayr l r. Böyle sahnelerde destans bir abart ile karfl lafl r z. Afla daki dörtlük Köro lu Destan ndan al nm fl gibidir: Silkinip ata binince At alt nda dört bükülür Kanr l p k l ç at nca Bir kar fl yere kak l r. (Gö celi: 302) Hikayede Köro lu Silistre kahraman n n bafl na k l c öyle indirir ki, k l ç pehlivan ve at ikiye böldükten sonra bir kar fl yere saplan r.(müdami nin Köro lu Silistre Seferinden). Baflka örnekler: Fifle ini parlak düzer Beflinci orduyu bozar On sekiz seneden beri Kelle koltu unda gezer.(gökmen:360) Y ld r m gibi görünür Yürüyünce yer yar l r Sö üt gibi sallan r da Kekili iki bölünür

14 Öyle de il mi komflular Bel bir tutam boy minare (Özdemir:87) Al at alt nda savrulur Kuyruk kulunca devrilir. (Esen. Anadolu A tlar : 72) Odas y ld z fl kl Sofras gümüfl kafl kl. (Esen. Age. 132) A tlardaki destans abartman n içinde, bazan, Türk halk edebiyat nda raslamad m z yepyeni imajlar da yer al r: Çi ya m fl çimen b y kl Hani benim aslan o lum.(gökmen:242) Bu abart l anlat m bizi destanla a t aras nda bir iliflki aramaya götürür. Homeros un destanlar nda, G lgam fl destan nda a t önemli bir yer tutar. Manas Destan n n bir kolu, Kököteyin Afl, tümden bir a t törenine ayr lm flt r. Büyük destan araflt r c Bowra, Heroic Poetry adl klasikler aras na giren eserinde, destanla a t aras ndaki iliflkiye flöyle de inir: A t, kahramanl k toplumunun (heroic society) duygular n dramatik bir objektiflikle de il, kiflisel bir duygulanma ile anlat r. Epik fliir, anlat m sihir kaynakl olmaktan kurtulup, insan odakl olmaya evrilince ortaya ç km fl görünüyor. Bu oluflum, epik fliire benzeyen ve bir hayli memlekette yayg n olan a t ve methiyelerden etkilenmifltir. Methiye, kahraman n baflar lar n onun önünde ve olaydan hemen sonra anlat r. A t ise ayn ifli kahraman n ölümünden sonra, ac ve piflmanl klar içinde söyler. Destan, a t ve methiye birbirine o kadar benziyor ki, aralar nda bir iliflki olmal. A t ve methiye, tarih bak m ndan daha eski. Bu eskilik sadece onlar n daha basit ve kiflisel olmalar ndan de il, baz toplumlarda epik fliir bulunmad halde, a t ve methiyenin bulunmas ndan da anlafl l yor. E er bizim ileri sürdü ümüz gibi a t ve methiye destan fliirinden daha önce ise, o vakit destan fliiri, destan-öncesi fiamanl k fliirindeki, a t ve methiyelerdeki ruhtan etkilenince ortaya ç km fl olmal d r. (Bowra:10-11). A tlar n dikkate de er bir yan daha var. Bürokraside görev alm fl hiçbir kimsenin ölümü üzerine a t yak lmam fl.yaln zca bir köy ö retmeni ile, bir lise ö retmeninin ve bir subay n ölümü için a t edilmifl. Bu iki ö retmen ve subay gerçekten sevilen insanlar olmal. Bunu halk n Osmanl bürokratlar n oldu u kadar, Türkiye Cumhuriyetinin bürokratlar n da sevmedi i ile izah ediyorum Dü ün Türküleri mi A t m? Bir felakete veya ölüm olay na ba l olmad i halde, baz dü ün türküleri a t karakteri gösterir. Mutlu bir olay n a da dönüflmesi, ataerkil aile yap s nda, genç k z n varaca i evde bafl na geleceklerin, pek öyle sevinilecek fleyler olmamas na ba l d r. Kocas n n evinde onu, anne olana kadar veya daha do rusu er- kek çocuk do urana kadar, zor ifller, hor görülme, irdenme ve de ersiz say lma beklemektedir. Bu duygular hem evlenecek k z n, hem onun anas n n ve komflular n n türkülerinde dile gelir.. K z n n yeni bir hayata göçmesi olay karfl s nda anan n duygusu üzüntü ve ac d r. Elinin ula k z evden g decektir. Hele uzak bir yere gidiyorsa, türkünün dedi i gibi, uzak yere k z vermen el olur gider. Atlad geçti efli i Sofrada kald kafl Gitti evin yak fl A gelin k nan kutl olsun Evde dirli in datl olsun. (Özbek:406) Tuz kab n tuzsuz koyan Koc evleri ss z koyan Anas n k zs z koyan Yarenim k nan kutl olsun Orda dirli in tatl olsun. (Özbek:409) Yeni evinde gelini bekleyen kotü koflullar komflular da dile getirir ve geline iyi dilekler sunarlar. Bu dileklerin bir k sm Tanr ya yakar flt r, gelinin iflini kolaylaflt rs n diye: O da gelin oluyor Kah r evine var yor Mevlam gelini güvegiye flirin göstere (Özbek:416) Geline iyi dilekler sunan türkülerin aras nda çok gerçekçi olan da var: A lama k nan kutl olsun Sa d n inek sütl olsun Vard n yerler tatl olsun (Özbek: 411) Gelin olacak k z n türküde dile gelen duygular daha kar fl k r. Bir yandan ana evini terkedece i için üzüntülüdür: Doldur p nar doldur ben gider oldum Anam babam terkeder oldum.(özbek:414) Öte yandan anas na babas na, kardefline sitemi vard r. K z oldu u için ona pek deger vermemifllerdir baba evinde. Pek uygun bir zaman olmasa da giderayak içini döker: Ç ks n yüce da bafl na seyran eylesin Anam n o lu var beni n eylerin.(özbek:414) Baba pazara vard n m Bana al yeflil ald n m fiu da k z ma dedin mi? (Özbek:406) 27 28

15 Gardafl ekme in artt m Baba ekinin bitti mi? Elk z keyfin yetti mi flte geldim gidiyorum.(özbek:405) K z daha da ileri gidecek gelin al c lar kap ya dayan nca onlar can al c olarak nitelendirecektir: fiimdi gelir gelin al c lar Gelin de il can al c lar.(baflgöz:265) Gelin yeni evinde ne yapsa hora geçmiyece inin ve elk z olarak görülece- inin bilincindedir.. Türküler bunu büyük bir yal nl kla ifade eder: Ev süpürürüm tozlu da derler Esbap yurum kirli de derler Afl pifliririm tuzlu da derler. (Baflgöz :265) flin enteresam yan flu ki, k na gecesine kat lanlar, gerçekten aglamasa da, türküler onlar a lamaya zorlayan bir gayret içinde. Yani töresel bir a lama söz konusu. Demek bu koflullar öyle bir gelenege bagl ki, törende gerçekten a lamayanlar, sembolik olarak a lamaya zorlan yor y l nda, Nuri Üstünses ten derledigim, Orta Anadolu da yayg n olan bir türkü bunu aç kça belirtiyor. K z sana da gerek bir ana Aglayas n yana yana ki gözüm can m ana Bugün ayr l k günüdür. Uhuu uhhu (Aglama taklidi yap yor türkü.) K z sana da gerek bir bac A alyas n ac ac ki gözüm can m bac Bugün ayr l k günüdür. Uhuuu uhhhu K z sana da gerek bir baba A layas n kaba kaba ki gözüm can m baba Bugün ayr l k günüdür. Uhuu uhuu. Van Gennep cenaze torenini de, insan hayat na ba l öteki törenler gibi, bir geçifl töreni olarak görür ve geçifl törenleri için gelifltirdi i teori içinde yorumlar. Ona göre, do um, baba olma, erginlik, evlenme, gebe kalma, ölüm gibi olaylar yap bak m ndan birbirine benzer. Bunlar sadece biyolojik geçifller de ildir, baz törenlerle kutsanmad kca insan, biyolojik olarak evlense de, sosyal olarak evlenmemifl say l r. Bunu sa lamak için toplum çeflitli inan fllara ba l törenler yapacakt r. Ayn fley mevsim de iflmeleri, bir memleketten öteekine geçifl için de do rudur. nsan bir biolojik durumdan veya bir sosyal konumdan ötekine geçerken evvela 1.Eski konumundan ayr lacak (Separation). 2.Bir zaman ortada, marginal bir durumda kalacak. (liminal situation ),3. Sonra yeni duruma sokulacakt r (integration). Gennep cenaze törenini de böyle görüyor. Ve bu törenin en önemli eylemlerinin bir durumdan ayr lma de il, gidenin ölüler dünyas na uymas n sa lamaya ( ntegration) yönelik oldu unu ileri sürüyor. Ancak O, a tlar üzerinde durmuyor. (Gennep: ).Dursayd, o vakit ölenin de il as l geride kalanlar n yeni duruma al flmas n n önemini görecek, yani bunun bir ayr lma (separation) eylemi oldugunu görecekti. A tlar bu eylemi aç kça ortaya koyor. KAYNAKLAR Avc, Haydar(2001). Zeybeklik ve Zeybekler. Verlag Anadolu Yay. Hückelhhoven, Germany.2001:41). Bali, Muhan (1997). A tlar, T.C. Kültür Bakanl, Baflvuru kitaplar, Ankara. Boratav, Pertev Naili. (1982) Folklor ve Edebiyat II. Adam Yay nlar.istanbul. Bowra, C.M.( 1964) Heroic Poetry, Macmillan &Co. London. Esen, Ahmet fiükrü (1982). Anadolu A tlar,türkiye fl Bankas yay nlar, Ankara. Aç klama ve Dizin:Pertev N. Boratav ve Remy d Or. Esen,Ahmet fiükrü(1986) Anadolu Türküleri, Türkiye fl Bankas Yay nlar, Ankara. Yay na Haz rlayan: Pertev N. Boratav, Fuat Özdemir. Gö celi, Yaflar Kemal.(1992).A tlar.toros Yay nevi, Istanbul. Gökyay, Orhan fiaik (1973). Dedem Korkudun Kitab, Milli E itim Bakanl yay. stanbul Görkem, smail. (1992). Türk Edebiyat nda A tlar:çukurova A tlar,akçay Yay.Ankara. Örnek, Sedat Veyis.[1971] Anadolu Folklorunda Ölüm. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Co rafya Fak.yay n 218. Ankara. Özbek, Mehmet (1975).Folklor ve Türkülerimiz. Ötüken Yay nlar, stanbul. Özdemir, Ahmet Ziya( 1994). Öyküleriyle A tlar,kültür Bakanl yay. Ankara. Re nhart, Kurt (1974). Güney A tlar n n Biçimleri, 1. Uluslararas Folklor Semineri Bildirileri, Kültür Bakanl yay.ankara. Uyguner, Emin(1957). Kand ra dan Derlenen Türküler. Türk Folklor Araflt rmalar, Say 91. Istanbul. Villon,François(1982). As lm fllar n ballad. Orhan Veli nin Çeviri fiiirleri, Can Yay nlar. stanbul. Wolf,Eric R.(1966) Peasants. Prentice Hall Inc.Englewood Cliffs, New Jersey.Foundations of Modern Anthropology Series

16 NDE GENEL PRENS PLER VE BAZI UYGULAMALAR General Principles and Some Practices Regarding the Exhibition of Intangible Cultural Heritage in Museums Sabahattin TÜRKO LU ABSTRACT The exhibition of intangible cultural heritage in museums can take place in open-air museums and museums in buildings. In either of these cases, there is a need for concrete artifacts related to the exhibition s content. These can be assembled under two headings, which are concrete objects on the one hand and descriptive documents on the other. Concrete artifacts may be obtained as the result of archaeological work, or else may comprise of ethnographic objects or works of art. Descriptive documents may be pictures, miniatures or engravings, photographs, maps and other forms of graphical representation. One of the most important tools in this kind of exhibition is also the limited usage of writing. The only way to minimize the inconveniences arising from the usage of writing, on the other hand, is the employment of visual material. Documents and films in formats such as barkovision and multivision may aid visual representation. However, long, plotted movies are a prohibitively expensive and therefore commercial way of visualization. The big-budget movie Troy may be seen as an example for this latter course. Key words: Exhibition in museums, concrete objects, visualization, the movie Troy Somut olmayan kültürel de erlerin toplanmas, korunmas ve müzelefltirilmesi karar n alan UNESCO yu karar ndan dolay elbette alk fll yoruz. Bundan böyle bu türden uygulamalar n her ülkede geniflletilece i söylenebilir. Ancak bir çok ülke, kendi insiyatifi ile zaten bu konulara el atm fl, derlemelere bafllam fl, hatta müzelefltirme denemeleri yap lmaya bafllanm flt r.bir çok konuda oldu u gibi ça m zda, Müzecilik konusunda da evrensel bir dayan flma içine girilmifltir. Bunu sa layan yine UNESCO ya ba l ICOM adl örgüttür.bu kurulufl, y ll k toplant lar ve yay n organlar yla Müzecilik konusunda dünyadaki geliflmeleri ve yeni teknolojileri tüm dünya müzelerine iletmeye çal fl r. Bütün bunlara ra men, do rusunu söylemek gerekirse Somut olmayan kültürel de erlerin müzelefltirilmesi konusu müzecilikte en az ele al nan konulardan biri olarak kalm flt r. Bunu bir tarafa b raksak bile ülkemizde somut olan ve ad na Etnografik dedi imiz objelerin korunmas ve müzelefltirilmesi konusunda dünyadaki bir çok ülkenin hala çok gerisinde oldu umuzu eski bir müzeci olarak itiraf etmenin üzüntüsünü ve ac s n duyuyorum. Somut olmayan de erlerin müzelerde sergilenmesi konusu bir yönüyle hukukta vaka usülü veya matematikteki çok bilinmeyenli problemlerin çözüm yollar n aramaya benzemektedir.konuyla ilgili veriler, içinde de iflik uzmanlar n da bulunaca müzeciler kuruluna verilecek ve bunun en etkili, en çarp c ve en ö retici biçimiyle nas l sergilenece ine karar verilmesi istenecektir. Bence müzecili in en zevkli yanlar ndan biri de budur. Elbette baflar l uygulamalar yapmak kofluluyla... Konuyla ilgili sunumlar iki farkl türden müzede yap labilir: 1-Aç k Hava Müzeleri, 2-Kapal müzeler. Bu sempozyumla ilgili belgelerden birinde, konunun bir Aç k hava müzesinde de erlendirilmesi istendi i fleklinde ibare gördüm. Dünyadaki aç k hava müze örnekleri göz önüne al nd zaman somut olmayan kültür ürünlerinin bu kategorideki müzelerde sergilenmesinin her zaman mümkün olmayaca anlafl lacakt r. Aç k hava müzeleri çeflitli ülkelerde ortadan kalkmakta olan ve daha çok köy yerleflmelerinde görülen konut ve iflyeri örneklerinin içindeki eflya ve malzemeyle beraber tafl narak bir arazide toplu olarak sergilenmesiyle oluflturulur. Ziyaretçiler bir mimari birimden ç k p, di er birime girerler. Ortam ve atmosfer mümkün oldu u kadar orijinal ve otantik olarak korunmaya çal fl lm flt r. Aç k havada ç plak do an n içinde, mitolojik konular muhtemelen çok daha etkili olarak canland r labilir.ça dafl teknolojik imkanlar de erlendirilerek Türkiye gibi zengin mitolojik repertuara sahip bir ülkede milli efsaneler veya Anadolu nun antik ça efsaneleri özellikle ses ve fl k gösterileri ile canland r labilir.bunun için yüzlerce konu bulunabilir. Dede Korkut öyküleri,ergenekon Destan,Truva efsanesi v.b.gibi çok çarp c örnekler vard r.aç k havada gerçekleflen ve Anadolu nun her köflesinde yaflayan tek örnek ise H drellez gelene idir. Kapal müzelerde yap lacak sergilemelere gelince bu konuda önemli bir noktay hemen belirtelim;müzecilikte somut olmayan kültürel de erleri görsel ve iflitsel yollar n d fl nda tan tmak,anlatabilmek adeta imkans zd r.bu nokta esas al narak yap lacak sunumlarda üç yol denenir;görüntülü anlat m,kaydedilmifl sesle anlat m ve yaz l anlat m.bunlardan birincisi için elde malzeme olmayabilir veya s n rl ölçüde materyal vard r.buna karfl l k afla da aç klayaca m z gibi görsel malzeme bulmak mümkündür. Müzelerde objeleri veya olaylar sesli olarak anlatmak her zaman yararl olamamaktad r.bunun nedeni genellikle sesli anlat mlar n geriye dönüflünün olmay fl d r.verilen bilgi flayet iyi anlafl lmam fl ise tekrar ettirme flans azd r. Dinleme cihazlar böyledir.kald ki birçok müze ortam nda do adan,flehirden veya ziyaretçilerden gelen seslerin belirli bir merkezden elektronik ses ayg tlar yla yap lan aç klamalar engelleyece i aç kt r.o halde müzelerde yaz l anlat m kaç n lmaz olmaktad r. Bunlar göz önüne al narak somut olmayan kültürel de erlerin müzelefltirilmesinde her fleyden önce uyulmas gereken prensipleri belirtelim

17 Konular nas l sergilenmeli * Sergilenmek istenen konu,önce çok iyi özetlenmelidir.burada ölçü,konuya yabanc birinin anlayabilece i s n rlar olabilir. * Çarp c ve birbirini tamamlayan noktalar iflaretlenmelidir * Bu noktalar foto raflanmal veya seslendirilmelidir. * Bu gösteriler s ras nda varsa rastlanan eksikler giderilmeli, daha önce verilemeyen ba lant lar yaz ile tamamlanmal d r. * Üç boyutlu obje yoksa tasvirli ve yaz l anlat m için duvar vitrinleri kullan lmal d r. * Ortaya ç kan taslak,orta kültür tabakas ndan kiflilere gösterilmeli,prova sunumlar yap lmal d r. * Anlat m malzemesi bol ve kapsaml konular için oda-vitrinler oluflturulabilir. Bu tür sergilemelerde efektler önemli rol oynar. Ses efektleri bir nevi canland rma say l r.olayla ilgili sesler uygun melodilerle zenginlefltirilebilir.böylece etki güçlendirilebilir. Eski bir kahvehane, bir çeyiz odas veya sünnet odas,karagöz- Hacivat a ait malzeme ve oyunlar,orta oyunu(bu her iki konuda da Y ld z Saray Tiyatro Müzesinde benim de katk lar mla küçük seksiyonlar oluflturulmufltur.) v.b. gibi konular, somut objeleri,gelenekleri ve uygun müzikal melodileriyle bu yolla sergilenebilir. Yukar da sözü edilen ses ve fl k gösterilerinin minyatür bir örne i bu tür sergilemelerde de uygulanabilir.önemli olan uygun tonda fl isabetli yere projekte etmektir.halk el sanatlar yla u raflanlar ve her türlü zanaat erbab n n kendi atelyeleri,araç ve gereçleriyle bir araya topland esnaf müzelerinde mankenlerle ve uygun efektlerle geleneksel eski uygulamalar vurgulanabilir,eski Ahi gelenekleri canland r labilir. Bizde ve Bat ülkelerinin büyük bir k sm nda bu tür müzelerin kurulma a bafllanm flt r.bazen, Leyden de (Hollanda) oldu u gibi eski bir yap içersinde bütün zanaat erbab zanaatlar n icra ederken, bazen Dromondville(Kanada) ve Bokrek(Belçika)da oldu u gibi aç k hava müzelerinde ba- ms z birimler halinde, bazen de Bursa ve Efes Müzesi Etnografya bölümü,musee des arts et traditions populaires(fransa)ve fiam(suriye) Etno rafya Müzesinde oldu u gibi müzenin bir seksiyonu olarak yap lm fl de iflik uygulamalar vard r. Edirne de ise de iflik mahiyette bir uygulama yap lm flt r.trakya üniversitesi taraf ndan Beyaz t külliyesi içindeki Darüflflifa da gerçeklefltirilen uygulamada Osmanl döneminde ak l ve sinir hastalar n n müzikle nas l tedavi edildi i çeflitli müzecilik teknikleriyle anlat lma a çal fl lmaktad r. Görüldü ü gibi hangi yolla olursa olsun somut olmayan de erlerin sergilenmesinde en önemli katk ve etkiyi sa layan faktörler aras nda maddi yani somut ürünler önemli rol oynuyor. Bunlar da iki kategoride ele almak gerekir.somut objeler ve tasvirli belgeler.somut objeler her nevi arkeolojik buluntular,etno rafik veya sanat eseri eflyalar olabilir.tasvirli belgelere örnek olarak konuyla ilgili olmak kofluluyla her çeflit resim,minyatür,gravür,foto raf,harita,kroki ve grafik çizimleri kullanmak mümkündür..asl nda somut olmayan kültürel ve tarihi olaylarla ilgili müzelerimizde ve kütüphanelerimizde pek çok eser,belge ve obje vard r.bunlar yoksa bile hayali resimler ve minyatürler yap lmal,özellikle ulusal konular hikaye eden tasvirli görüntüler için bu dallarda çal flan sanatç lar teflvik edilmelidir. Zaman zaman müzelerde canl mankenlerle de canland rmalar yap labilir.bu konuda Topkap Saray ndaki müdürlü üm s ras nda yap lan uygulamalar örnek olarak göstermek istiyorum. Burada. Atmosfer ve dekor haz r ve orijinal oldu u için mekan ve o devrin k yafet, araç ve gereçlerine sad k kalmak kofluluyla bu türden canland rmalar yap lmas düflünülmüfl ve gerçekten de seyirci üzerinde olay n tarihteki cereyan tarz yani somut olmayan yanlar n n anlat m nda büyük ölçüde baflar l olunmufltur.bunun gibi ünlü besteciler taraf ndan yaz lm fl opera ve tiyatrolar da ayn mekanlarda temsil edildi i zaman çok etkili olmaktad r. Somut objelerin bir bölümü müzelerde sergileniyor olmakla birlikte bu kez ilgili olduklar gelenek,olay veya efsane hakk nda yeterli bilgi verilmemekte,anlat m, ziyaretçinin genel kültürüne ba l kalmaktad r. Etno rafya müzelerinde sergilenen el oyalar bu konuda örnek gösterilebilir; Köylü kad n ve genç k zlar m - z n bütün ruhsal dünyas n n tercüman say lan yüzlerce oya örne inin alt nda sadece i ne oyalar diye bir etiket vard r. Di er taraftan somut olmayan kültürel de erler aras nda aç k havada halen uygulan yor olmas na ra men ilgili belge ve objeleri henüz tam olarak toplanamayan konular da vard r.k rkp nar güreflleri ve flenlikleri bunun için iyi bir örnektir.fiahsen Edirne müzesi müdürü oldu um s rada,1968 y l nda bu eksi i görerek bir çal flma bafllatt m ve bir y l gibi k sa bir sürede birçok malzeme toplayarak aç lacak bir seksiyonun ilk çekirde ini oluflturdum. Gezenler görmüfllerdir; flu anda Edirne Müzesinde bir K rkp nar seksiyonu vard r.bundan flöyle bir sonuç ç kmaktad r.somut olmayan bir konunun müzelefltirilmesi için mümkün oldu u ölçüde somut olan kültür eflyalar na da ihtiyaç vard r. Bir efsane kendisiyle ilgili yere ait foto raflar,planlar,krokiler ile ayn konuya ait objelerle sergilendi i zaman daha iyi anlafl lmakta ve daha fazla ak lda kal c olmaktad r.bunun için Truva sergisi iyi bir örneklemedir. lk kez Almanyan n çeflitli flehirlerinde gerçeklefltirilen sergide Truva efsanesi nin gerçek olan veya olabilecek bütün ayr nt lar bir araya getirilmifl ve anlat m, bu biçimiyle çok e itici ve ö retici olmufltur. Yap lan fludur; Truvan n sanal kent yerleflmesi ve dokusu son teknolojik görsel (film v.b.) cihazlarla tan t lm fl,truva efsanesiyle ilgili dünyan n birçok yerinden getirtilen belgeler ve tasvirler (bir bölümü hayali de olsa)sergide yer alm flt r. Truva kaz lar nda ortaya ç kan eserler efsanenin konusundan çok uzaklaflmamak kofluluyla sergilenerek etkiyi güçlendirmifltir. Truva örne inden de anlafl laca üzere somut olmayan kültür de erlerini araflt r rken Anadolu nun biz Türklerden önceki kültürlerini göz ard etmemek ge

18 rekir. Anadolu yu bir kültür mozay, hatta kültür katmanlar ndan oluflan bir co rafya olarak kabul etti imiz zaman de iflik din ve kültürden olan ve dilden dile dolaflan efsaneleri günümüze kadar yaflayan de iflik uluslar n somut olan ve olmayan kültür de erlerinin araflt rma ve müzelefltirme d fl b rak lmas bilimsel etik e uymaz. Nitekim Türkiyede de bu uygulamalar evrensel normlardad r. Sergilemelerde en önemli anlat m araçlar ndan biri de yaz d r. Yukar da belirtildi i gibi her türlü malzemenin bitti i yerde yaz adeta can kurtaran simidi gibi imdada yetiflmektedir. Ancak bunun da kurallar, ölçüleri ve s n rlar vard r. Her ne kadar günümüzde bat ülkelerinde yeni müze teflhirleri veya büyük sergiler, bol yaz ve tan t m panosuyla yap l yorsa da ziyaretçilerin bir yaz panosu veya yaz larla desteklenmifl vitrin önünde durmas ve yaz y okumak ve eserlere bakmak için harcayaca zaman n limitli olmas gerekti ini belirtmemiz gerekir. Bilindi i gibi önemli sergilerde ziyaretçi say s fazla oldu undan dolay insanlar n vitrin önünde makul ölçüler üzerinde kalmas, arkadan gelenleri rahats z etmektedir. Kültür seviyesi s n rl kimselere gelince onlarda, ayr nt l yaz okuma al flkanl hiç yoktur. Yüzeysel gezer yüzeysel ö renirler. Yaz lar azaltman n tek yolu ise bol görsel malzemedir. Somut olmayan de erlerin müze sergilerine en iyi destek flüphesiz konuyla ilgili olarak yap lm fl dokumanter filmler, barkovizyon ve multivizyon gösterileridir. Dünyaca tan nm fl konular n uzun metrajl ve konulu filmleri genifl halk kitlelerine ulaflmak için önemli, ancak pahal ve ticari bir yoldur. Büyük paralar harcayarak tan nm fl artistlere rol verilerek çevrilen Truva filmi bunlardan biridir ve yak nda vizyona girecektir. II. OTURUM /SESSION 2 SÖZLÜ GELENEK ÜRÜNLER N N SENKRET ZM (DERLEME, ARfi VLEfiT RME VE MÜZELEfiT RME SORUNLARI ÜZER NE) The Syncretism of the Products of Oral Tradition (On Problems of Collection, Archiving and Exhibition in Museums) Sulayman Turduyeviç KAYIPOV ABSTRACT This presentation will concern itself with the concept of syncretism which, while playing a major theoretical and methodological role in the collection, publishing and analysis of folkloric products of other peoples, has not as yet found its proper place in the field of Turkology. As a concrete example, we will discuss the role that products of oral tradition, as a part of intangible cultural heritage, may play in an open-air museum that may be established in an eastern Anatolian village. The word syncretism derives from the Greek word senkretismós, which has meanings such as uniting and merging. As the Russian folklorist A. N. Veselovsky has established, folkloric products, apart from being oral, having variants, being anonymous and traditional, can also be described as encompassing multi-materials, or, in other words, being syncretic. What needs to be done is to abandon the approach which likens products of folklore to those of literature or even subsumes folklore under the general heading literature, and develop methods of research, collection, archiving, preservation, and exhibition which take into account the syncretic nature of the folkloric product. If such an approach is adopted, the Circassian culture which is being preserved in the Uluampir village of Van s Ercifl district may be kept alive by turning the village into an open-air museum. Key words: Syncretism (multi-material), oral culture, Circassian village of Uluampir, open-air museum Bu sempozyumu, Türk halk edebiyat bilim dal n n oldukça uzun süren tekâmül ve tekemmül sürecini tamamlay p, genifl ve kapsaml konular üzerinde yüzeysel eserler üretme düzeyinden dar ve ince konular ele alarak, derin içerikli çal flmalar ortaya koyma düzeyine yükseldi inin bir belirtisi olarak görmekteyim. Somut olmayan kültürel miraslar n müzelefltirilmesi bir bilimsel konu olarak ince, son derece güncel, uygulamal ayn zamanda sosyal bilimlerin baflka dallar yla ba lant l ve kal c d r; bunun yan nda sa lam teorik ve metodolojik zemini olmadan çözülmeyecek kadar derindir. Dikkatinize sunaca m bildirinin mevzuu Türk etno-co rafik alan d fl nda tutulursa, hiç de yeni de ildir. Sözlü gelenek ürünlerinin, yaz nsal (edebi/literary/literaturnoe) eserlerden farkl olarak, malzemesinin sadece dile dayanmad ; aksine sözlü gelenek metninin, dilin ötesinde ses, müzik, hareket, mimik gibi önemli unsurlar da bünyesinde bir bütünlük halinde bulundurarak meydana 35 36

19 geldi i bilinmektedir. Bu bütünlü ü oluflturan ö eleri birbirinden ay rman n eserin yap s n, kültürel ve estetik de erini zedeleyici müdahalelerden olabilece i hakk ndaki görüfller, ortaya ç k fl itibariyle oldukça eskidir. Baflka halklar n folklorik eserlerinin derleme, yay mlama, inceleme ve koruma alanlar nda çoktan beri teorik-metodolojik rolünü oynamakta olan; fakat bizim Türkoloji sahas nda hak etti i yeri henüz bulamayan senkretizm kavram ve anlay fl üzerinde durmakla birlikte, Do u Anadolu nun bir köyünde kurulmas mümkün olan aç k hava müzesi bünyesinde somut olmayan kültür miraslar ndan sözlü gelenek eserlerinin alaca yer hakk ndaki görüfllerimi sizinle paylaflaca m. Halk fliirleri, türküleri, destanlar, masallar gibi folklorik türler geçmiflte her ne kadar yaz n (literature/literatura) eserlerine benzetilmifl ise de, dünyan n önde gelen araflt rmac lar taraf ndan sözlü gelenek metniyle yaz nsal metnin aras ndaki farkl l klar aç k bir biçimde ortaya konulmufltur. Bir fert taraf ndan kiflisel üslupla, yaz larak oluflturulan, kâ t üzerinde türetilip kâ t üzerinde bulundu undan (yazar n müdahalesi olmadan) asla de iflmeyen metin ile belli bir zamanmekân ba lam nda ortaya ç km fl ve sonra anonimleflmifl üslupla söylenen, söylenince çeflitlenen, haf zalarda canl biçimde saklanan ve her kullan m nda yenilenmesine ra men özünü kaybetmeyen dinamik metnin özellikleri bilim adamlar n n dikkatini daha as rlar öncesi çekmifltir. Folklorik metnin; ortaya ç k fl, kullan l fl ve yap itibariyle edebî metinden farkl oluflu hakk ndaki düflünce ilk defa XVIII. asr n ikinci yar s nda öne sürülmüfltür. Ayr ca, bu görüflü Ayd nc lar estetikas temsilcilerinden D.Brown, 1763 y l nda yay mlanan fiiir ve müzik hakk nda düflünceler isimli eserinde ifade etmifltir. Daha sonra (XVII XIX. as rlar aras nda), folklorik eserleri edebiyattan ay ran bu görüfl, ngiltere (A.Smith), Fransa (F.-J.Chastel), Almanya (J.J.Eschenburg, J.G.Herder, J.W. von Goethe), Rusya (N.N.Derjavin, V.G.Belinskiy) kültür araflt rmac lar ve edebiyatç lar taraf ndan benimsenmifltir. Dünyan n çeflitli halklar n n geleneksel kültür ürünlerini irdelemekte önemli ad mlar atan tarihi-antropolojik ekol temsilcilerinin çal flmalar nda da - dolayl olsa bile - yaz nsal eser ile sözlü eser metinlerindeki benzerlik ve farkl l k gösteren noktalar n aç klanmas önemli bir yer tutmufltur (K.Myullengof, von Wackernagel, D. von Lilienkron, L.Uhland v.b.). Genel olarak, sözlü gelenek eserlerinin senkretik özelliklerine XIX. asr n ikinci yar s na kadar ço u zaman estetika ve edebî elefltiri aç s ndan bak lagelmifl ve sözün tam mânâs ndaki bilimsel aç klama Alman bilgini W.Scherer in 1888 y l nda bas lan Poetika isimli kitab nda yer alm flt r 1 ; fakat folklorik eserlerin sözlü, varyantl, anonim, geleneksel olmak gibi mühim özelliklerinden biri olan çok malzemelilik yani senkretlik özelli ini Rus folklorcusu A.N.Veselovsky y llar nda St.Petersburg Üniversitesinde verdi i derslerinde daha derinden araflt rarak, Avrupa ve Rusya bilim adamlar - n n fikirlerini daha da zenginlefltirerek, sistemli bir görüfl ortaya koymufl ve bu görüflünü 1993 y l nda yay nlanan Tarihî poetikaya girifl bafll kl makalesinde tam olarak ifade etmifltir. Dünya dillerine çevrilen ve bugünkü folklor araflt rmac lar taraf ndan s kça baflvurulan bu makalede sözlü gelenek ürünlerinin bahsedilen özelli i ilk defa bir terim ile - senkretizm terimiyle - belirtilmifltir 2. Bu terim Yunancada birleflmek, kaynaflmak anlamlar n tafl yan synkretismós kelimesinden türetilmifltir. A.N.Veselovsky in ortaya att bu düflünce ve terimin daha sonra çeflitli alanlarda kullan larak, de iflik anlamlar kazand n görmekteyiz. Mesela, bugün dünyan n bir çok kültür araflt rmac lar n n eserlerinden ideolojik senkretizm, ilkel senkretizmi, sanatsal senkretizm, koro senkretizmi, türkü senkretizmi, törensel senkretizm gibi kavram ve kategorilere rastlamak mümkündür 3. Bu ifadelerden anlafl ld gibi, bugün senkretlilik anlay fl sosyolojinin de iflik dallar nda da kendi yerini bulmufl durumdad r 4. Halk edebiyat araflt rmalar nda ise baflka kültür incelemelerinden farkl olarak, senkretizm teriminin daha aç k, daha net bir anlam kazand n görmek mümkündür. Senkretizm teriminin sözlü gelenek araflt rmalar nda tafl d mânâlar üç gruba ay rabiliriz: 1) Eskil döneme ait kültür unsurlar n n, inanç ve dinin, sanatsall k ve yararsall n (utilitarnostœ) parçalanmaz bir bütünlük halinde bulunmas ; 2) Folklorun geleneksel türlerinde söz, müzik, oyun ve mimi in oluflturdu u bir bütünlük; 3) Sözlü gelenek eserleri türlerinin senkretizmi - baflka bir ifadeyle - destans, lirik ve dram eserlerinin tür niteli in gösteren özelliklerinin iç içe girmifl olmas. Bu bildiride senkretizm terimi birbirini tamamlayan bu üç anlamda en çok ikinci anlam nda - kullan lmaktad r. 5 Senkretizm anlay fl n n Türk folkloru araflt rmalar nda da uygulanmas, yeni araflt rma konular n n ortaya ç kmas yla s n rl kalmaks z n, canl l n bu günlerde bile korumaya devam eden Türk sözlü gelene i özniteliklerinin: estetik, sanatsal ve sosyo-kültürel de erlerinin aç klanmas nda; dünya halklar n n geleneksel kültür tipolojisindeki yerini belirtmekte kuvvetli bir teorik ve metodolojik zemin sa layacakt r. Türk folklor araflt rmac l da zengin bir geçmifle sahiptir ve kazan lan deneyimler öyle ki, yeni araflt rmalarda metot ve metodolojik yenilikleri uygulamakla dünya folklor bilimine katk da bulunacak kadar önemli fikirlerin ortaya ç kmas n sa layabilecek nitelikteki temel oluflturulmufltur. Ayr ca Türkologlar folklorik eserlerin söz konusu senkretizm özelli ini hissetmemifl, görmemifl de ildir. Türk Dünyas nda yap lan çok say daki folklor araflt rmalar nda senkretizm teriminin kullan lmad ve senkretizm anlay fl n n göz önünde bulundurulmad halde, incelemeler, sözlü eserin çok malzemelilik özelli i dikkate al narak yürütülmüfltür. Türkiye halk kültürü araflt rmac lar, bilimsel çal flmalar nda senkretizm terimi kullanmamalar na ra men, sözlü gelenek ve âfl k kültürüne ait verimlerin 37 38

20 tek malzemeden oluflmad n, bu verimleri eser niteli ine ulaflt ran n sadece dil olmad n, dilin yan s ra baflka unsurlar n da bulundu unu görebilmifllerdir. Dil, müzik, ses, hareket gibi unsurlar n bir bütünlük sergiledi ini saptamak, bilim adamlar n n âfl k kültürü ve folklor araflt rmalar nda kaynaklara bilimsel, do ru yaklafl mlar uygulamas n sa lam fl ve sa lam sonuçlara ulaflabilmesi için teorik temel oluflturmufltur. Örne in, sempozyumumuzun de erli kat l mc lar ndan Prof.Dr. lhan Baflgöz ün Karac o lan kitab, kendi alan nda önemli çal flmalardan biridir. Kanaatimce, araflt rmac n n bu eserdeki baflar s malzemeye olan yaklafl m ndand r, baflka bir deyiflle, metodolojisinin do ru olmas ndand r. Kitab n sayfalar nda flu cümlelere rastlar z:...metnin, yani fliirin sözünün yan nda, bir saz müzi i vard r; bir de âfl k n sesi bu metine efllik eder. Yani âfl k fliiri söz ile, saz ile, ses ile bir bütün olarak yaflar. Âfl k fliirini, bir sanat eseri olarak bu bütün temsil eder (alt n ben çizdim S.K). Metin bir güzel sesten, saz n eflli inde türkü olarak söylenince canlan r; ç plakl ktan ve yaln zl ktan kurtulur; ondaki klifle sözler, yinelemeler art k dikkati çekmez olur 6. Görüldü ü gibi, âfl k fliirinin bir sanat eseri olarak alg lanmas için sadece söz k sm n almak yeterli olmamaktad r. Ayn eserde, âfl k kültürü araflt rmalar ndaki metodolojik eksikliklere de dikkat çekilmifltir: Halk fliirini, yahut âfl k fliirini de erlendirirken sadece yay nlanm fl metin üzerinde duruluyor. Kâ t üzerinde donmufl olarak karfl m za ç kan metin, âfl k fliirini de erlendirirken eksik bir kaynakt r (s.80). Halk fliirini soyup so ana çeviren, onu büründü ü bütünden ç kar p ç plak b rakan biziz. Böyle kâ- t üzerinde do an ve yaflayan halk fliiri yoktu (s.82) demektedir. Demek ki, sözlü gelenek eserleriyle âfl k kültürü ürünlerinin bilimsel incelenmesinin metodolojik yönü de baz araflt rmalarda yerini bulmufl durumdad r. Fakat, bilim adam n n bu önemli görüflleri baflka araflt rmac lar n çal flmalar nda metodolojik temel görevini üstlenmemifltir; ekol veya araflt rmac lar grubu taraf ndan teorik-metodolojik önemi olan temelli bir görüfl olarak uygulamaya al nmam flt r. Bu sadece bir örnektir, bu tür önemli, fakat baflkalar nca devam ettirilmeyen fikirleri bar nd ran çal flmalar n say s artt r labilir. Sözgelimi, çeflitli bilimsel eserlerde yer alan önemli ilmî görüfllerin teorik-metodolojik de erine dikkat çekilmemesi; araflt rmac l k, akademik gelene in henüz oluflmamas ; metodolojik aç dan yaflanmakta olan sistemsizlik, sözlü gelenek araflt rmalar dahil, Türkolojinin tüm dallar n geride b rakan, baz bölümlerini ilkellefltiren faktörlerdendir. Sözlü gelenek eserlerinin anonim, sözlü, varyantl ve geleneksel olma gibi özelliklerinin beraberinde senkretik özelliklerini de tan mak: önceki folklor araflt rmalar nda kullan lagelen metodolojiyi yenilemek; folklorik ürünü edebî esere benzeten, hatta onu yaz n n (edebiyat n) bir parças olarak alg layan görüfllerden vazgeçmek; onlar n yerine yeni - folklorik eserlerin tabiat na, yap s na, görevine uygun - araflt rma yöntemi gelifltirmek demektir. Böyle olunca, bir folklor araflt rmac s, kaynak kiflilerden destan, türkü ya da masal derlemesini yaparken, eserin sadece kelimelerden oluflan k sm n kâ t üzerine dökmekle yetinmeyecektir. Derleyicinin eserdeki söz, müzik, mimik bütünlü ünü bozmadan derleme yapmaya çal flmas gerekecektir. Daha sonra senkretik özellikleri zedelenmeden derlenen metinleri yay mlaman n ça dafl araçlar n ve yollar n arama meselesi ortaya ç kacakt r. Bu tür malzemeleri arflivlefltirme, koruma, saklama, sergileme, müzelefltirme yöntemleri de gelifltirilmek zorunda kalacakt r. Akademik çal flmalar için, meselâ, bir folklorik eserin poetikas n, estetik de- erini incelemek için, kâ t üzerine dökülmüfl sözeldoku; sözlü gelenek eserinin ancak dile ba l k sm n temsil eden eksik kaynak olarak nitelendirilecektir. Çünkü, edebiyat araflt rmalar ndaki metin kavram yla halk edebiyat araflt rmalar ndaki metin kavram ilk bak flta t pat p benzemelerine ra men, anlam itibariyle hiç de örtüflmezler 7. Edebî eserlerdeki metin bütünlü ünü nas l sadece dil malzemeleri oluflturuyorsa, sözlü gelenekte de bu bütünlü ü dil, ses, hareket v.b. unsurlar oluflturmaktad r. Folklorik eserde yer alan bir motifi, ya da bir tak m söz tekrarlar n, klifleli ifadeleri, formülleri; hatta anlat m esnas nda söyleyici taraf ndan yap lan duraklamalar (sot, retarda iq) bile senkretik ba lam d fl nda izah etmek mümkün de ildir. Böylece, sözlü gelenek eserlerinin senkretik özelli ini tan mak, teorik ve uygulamal çal flmalar ona göre sürdürmek; halk edebiyat bilim dal n n tüm alanlar n etkileyecek ve onun baflka sosyal bilim dallar ile iliflkilerini daha sa l kl bir zemine oturtacakt r. Öncelikle edebiyat/yaz n ile halk edebiyat terimlerinin kapsad alanlar aç kl a kavuflacakt r. Folklor anlay fl ve halk edebiyat bilim dal bafltan bafla de iflerek, kendine özgü, gerçek araflt rma alan n bulmufl olacakt r. Sözlü gelenek eserleri sanat n baflka türleriyle, örne in edebiyatla, onu araflt ran ilim ise sosyal bilimlerinin baflka dallar yla kar flt r lmayacakt r. Teknolojinin h zl geliflti i bu dönemde senkretizm özelli i korunarak derlenen folklorik an tlar yay mlaman n alternatif yöntem ve araçlar n da keflfetmek gerekecektir. Kitap yay nc l n n krize u ramaya bafllad bu dönemde audio-, video-, stereo- v.b. elektronik cihazlar n imkânlar ndan yararlanmak, ça dafl folklor yay nc lar nca vazgeçilmez hususlardan olacakt r. Sözlü gelenek eserlerinin müzelefltirilmesinde de her an bir bulufl gerçeklefltiren ça dafl teknolojinin ürünlerini kullanmak suretiyle, bu kültürü mümkün oldu u kadar do al niteliklerinden uzaklaflt rmayan uygulamalar yapmak, somut olmayan kültür miras müzecilerinin vazifesidir. Bu, bir uygulamac n n yani müzelefltirme uzman n n folklor araflt rmac s ile birlikte yapaca ifltir. Daha do rusu, sözlü gelenek eserlerinin özelliklerini iyi bilen halkbilimcinin gözetimi alt nda; müzeci, arflivci, dizaync, tiyatrobilimci ve elektronikçilerin bir araya gelerek çözebilece i sorunlardand r

21 Bir folklor araflt rmac s olarak, böyle bir müze ortam n n nerelerde oluflturulabilece ini ve herhangi bir k rsal alanda kurulan müzede somut olmayan kültür unsurlar ndan nelerin bulunmas gerekti ini anlatmaya çal flaca m. Yukar da belirtti im gibi, bu görüfllerim Do u Anadolu nun geleneksel kültürü göz önünde bulundurularak oluflturulmufltur. Burada, Do u Anadolu nun geleneksel kültür bak m ndan oldukça zengin ve kültürü müzelefltirme aç s ndan önemli bir bölge oldu unu belirterek, Van ilinin Ercifl ilçesine ba l Ulupamir köyü geleneksel kültüründen somut örnekler vermek istiyorum. Yaklafl k çeyrek as r önce temeli at lan bu köyde Afganistan Pamiri nden göç eden, geleneksel kültürü ve kendilerine özgü hayat tarz yla öteden beri yabanc Türkologlar n da dikkatini çeken K rg z toplumu yaflamaktad r 8. Nüfusu 3000 den fazla olan ve yaklafl k 300 haneden oluflan bu topluluk çeyrek as r önce, Afganistan Pamir inde gelifltirdikleri folklor zenginliklerinin tümünü canl bir flekilde buralara yani Do u Anadolu ya getirmifltir. Fakat bugün bu geleneksel kültür zenginlikleri sosyo-ekonomik ve etno-kültürel ortam n etkisiyle h zl bir biçimde erimeye bafllam flt r. Ulupamirli kültür severlerin, özellikle Pamir E itim, Kültür ve Sosyal Dayan flma Derne i çal flanlar n n, bu geleneksel kültürü korumak için müspet koflullar n oluflturulmas do rultusunda düflünmeye bafllad klar n n da sebebi budur. Gelecekte bu köyde turizm amaçl bir merkezin kurulmas ve giderek söz konusu merkezin aç k hava müzesine dönüflmesi hakk ndaki düflünceler ne kadar güncel ve önemli olsa da, ne yaz k ki, sadece düflünce olarak kalmaktad r. Bu düflünceler projelendirilse bile bunlar destekleyecek kurumlar flimdilik görülmemektedir. Sözgelimi, bu tür sempozyumlar, kongreler baflkentten ziyade Ulupamir gibi ulus kültürünün zengin örneklerini yaflatmakta olan köylerde - canl ortamda - düzenlenmesinin daha yararl olaca n san yorum. Ulupamir köylüleri flu anda hem fizikî hem de etno-kültürel bak mdan bir adaptasyon süreci yaflamaktad rlar. Ulupamirlilerin civar köylerdeki insanlarla sosyo-kültürel iliflkileri oldukça zay ft r. Bundan dolay, köylülerin bir k sm K rg zistan a göç etmeyi düflünmekte, bir k sm da Afganistan Pamir yaylalar na geri dönmeyi planlamaktad r. Ulupamir den ayr lmay düflünmeyen bir üçüncü gurup ise çevreye kendilerini tan tmak, beraberinde getirdikleri geleneksel kültürü yok olmaktan kurtarmak; ticaret amaçl köy turizm merkezini oluflturmak ve gelecekte bu merkezin temelinde aç k hava müzesinin kurulmas n sa lamak için çaba göstermektedirler. flte bu düflünce, kanaatimce, folklorcular taraf ndan desteksiz b rak lmamal d r. Burada, Ulupamir köyü kültürü ile bizzat ilgilenen, Yüzüncü Y l Üniversitesinin rektörü Prof.Dr.Yücel Aflk n n flu sözlerini size de duyurmak istiyorum: Ulupamir, yöremizdeki bambaflka bir köydür. Maalesef, bu köyde yaflayanlar taraf ndan memleketimize getirilen geleneksel halk kültürünün birkaç sene sonra erozyona u rayaca muhakkakt r. Bizim vazifemiz, bu kültür henüz ayakta iken derlemek, araflt rmak, foto raflar çekmek, neticede ona yeni bir hayat vermenin yolunu aramakt r demiflti. Yabanc ö retim üyesi konumunda bulunmama ra men, rektörlü e sundu um Van K rg zlar isimli projem ile bizzat ilgilenerek, 1999 y l ndan bu yana yüzlerce kaset, binlerce sayfa folklorik ürünler elde etmeme imkân sa layan, gerekti inde maddî ve mânevî desteklerini esirgemeyen Prof.Dr.Yücel Aflk n n ismini siz meslektafllar ma duyurmaktan k vanç duyuyorum. Ulupamir köyünde çok aflamal bir proje üretilerek, turizm amaçl bir merkezin kurulmas ve bu merkezin daha sonra aç k hava müzesine dönüfltürülmesi sadece Do u Anadolu de il, tüm Türkiye için de önemlidir. Seneler boyu, folklor ve dil malzemelerini derlemekte oldu um bu K rg z toplumun çok çeflitli el sanatlar ürünleri, Ça atay Edebiyat gelene ini yans tan eski bask ve elyazmas kitaplar, halen kullan lmakta ve yap lmakta olan eski Türk-Mo ol bar nak çeflitleri, günlük hayatta kullan lan el yap m araç-gereçleri, giyim-kuflam v.b. maddî kültür miraslar yla birlikte somut olmayan kültür kaynaklar da bu müzeden kendi yerlerini bulabilecektir. Somut olmayan miras aç s ndan bak l rsa, Ulupamirlilerin zengin sözlü gelenek sahibi olduklar çoktan kan tlanm flt li y llarda, bu K rg z toplumu Afganistan Pamir yaylalar nda yaflamakta oldu u dönemlerde, çal flmalar n sürdüren Frans z Türkolo u Prof.Dr.Rémi Dor 9 ve ABD li antropolog Prof.Dr. Nazif Shahrani 10 v.s. bilim adamlar n n tespit etti i geleneksel kültür zenginli i bir bütün olarak Van a tafl nd ve bugün de bir k sm n n canl l n sürdürmekte oldu- u görülmektedir 11. Bugün müzecilerin katk s yla somut olmayan kültürel miras içinde afla da s ralad m sözlü gelenek ürünlerinin derlenmesi, korunmas ve sergilenmesi mümkündür: I. Paremiyolojik Eserlerden: Alk fl, karg fl söyleme gelene i; Metelder (atasözlei, deyimler); Lakamdar (lakaplar, takma ad verme gelene i); Tils nd rmaktar (tekerlemeler ve tekerleme söyleme gelene i); Tab flmaktar (bilmece ve bilmece söyleme gelene i); T yuular (yasaklamalar, tabular). II. Epik Eserler Comoktor ve comokçuluk (destanlar ve destan söyleme gelene i; Manas, Semetey, Göru lu, Gojoycafl v.b. destanlar n varyant ve versiyonlar ); Cöö comoktor, cöö comok aytuu salt (masallar ve masal anlatma gelene- i); kayalar (hikayeler, efsaneler); Küldürgüç sözdör (f kra anlatma gelene i)

22 III. Lirik Eserlerden: Emgek rlar (emek türküleri: Tüvey-tüvey, Kööfl-kööfl v.b.); Afl gl k (aflk türküleri); Metel rlar (didaktik türküler); Ölöñdör, dürö (dü ün türküleri); Ölgöndün rlar (a tlar ve a t söyleme gelene i); Tarihiy rlar (tarihî türküler); Sayas y rlar (siyasî türküler); Din rlar (dinî türküler); Oyun rlar (oyun-e lence ve spor türküleri) IV. Ap z-irç (Afl k-ozan) Gelene inden: Ayt fltar (at flmalar); Maktoo rlar (övgü fliirleri); Kordoo rlar (yergi fliirler); Pældæ-flældæ 12 rlar (erotik fliirler). V. Halk Müzi i Alan nda: Komuz küülörü (komuz ile çal nan enstrümantal halk müzi i); Ooz komuz küülörü (metal a z komuzu ile çal nan enstrümantal halk müzi i); G cek küülörü (kemençe ile ya da kopuzla çal nan enstrümantal halk müzi i); Çoor küülörü (nefesli çalg larla icra edilen enstrümantal halk müzi i) v.b. Sözlü gelenek ve halk müzi i d fl nda son nefesini vermekte olan etnografik, sosyo-antropolojik miraslar da müzelefltirilmeye tabi tutulmal d r. As rlar öncesinden günümüze kadar canl l n sürdüregelen, toplumun etno-kültürel özelli ini temsil eden bu kültür miraslar siyasi, dinî v.b. yaklafl mlar uygulamaks z n de- erlendirilmelidir. Eski Türk geleneklerini, inançlar n, zaman, mekan düflüncelerini ve estetik anlay fllar n bar nd ran bir etnik ada fleklindeki bu köyde kökeni eskil mitolojik düflüncelere dayanan kültür miraslar da mevcuttur. Bu alanda müzelefltirilmesi gereken kaynaklar n baz lar n flöyle s ralamak mümkündür: Bakfl l k (flamanl k gelene i); Tab pç l k, tam rç l k ve emçilik (halk hekimli i, halk tedavi yöntemi); Esapdanl k (halk meteorolojisi); C l esab (zaman, mekan anlay fl ve halk takvimi); Mayramdar (bayramlar ve di er kutlamalar); Ir mdar (hayvansal ürünleri elde etmede icra edilen merasimler); Tölgö, pal, tüfl (fal açma ve rüya tabiri gelene i); Oçok, ot (ocak ve ateflle ilgili inanç ve gelenekler); Sayapkerlik (baytarl n halktaki flekli); Münüflkörlük (y rt c kufl besleme gelene i); Mergençilik (avc l k: köpekle yap lan av, kuflla yap lan av, silahl avc l k); Çaband k (çobanl n sosyal statüsü, hayat tarz, hayvan besleme, koruma ve kesme gelene i); Konok kütüü (misafir a rlamak, sofra ve yemekle ilgili gelenekler); Törööt (do umla ilgili inançlar ve uygulamalar); Balaga at koygon (çocu a isim verme gelene i); Erkek bala (erkek çocukla ilgili düflünceler, yafl özelliklerine göre yap lan tören ve sünnet dü ünü); K z bala (k z çocukla ilgili düflünceler ve uygulamalar); Kelin algan, k z bergen (evlenme: k z isteme, dünür olmak, toy); S y t, afl (ölümle ilgili merasimler); Koñfluçuluk (komfluluk, yak n komflu, uzak komflu; komfluluk iliflkileri); Tuugand k (akrabal k: akraba, day, kay n, güvey, gelin); Eldik oyundar (halk oyunlar : halk n spor oyunlar ; e lenceli oyunlar; ak l ve düflünce gelifltirici oyunlar v.s. Sonuç olarak denilebilir ki, somut olmayan kültürel eserleri müzelefltirme ifli, onlar do al zemininden koparmadan, esas niteliklerini, onun içinde senkretik özelliklerini koruyarak derleme, saklama, araflt rma ve sergileme faaliyetleri ile s k ba lant da gerçeklefltirilmesi gereken, önemli ve kal c bir faaliyettir. Bugünkü folklor araflt rmalar n n fl nda ele al n rsa, herhangi sözlü gelenek eserini, senkretik özelli ini bozarak, baflka bir deyiflle, sadece söze dayal k sm n kayda alma yoluyla derlemek, arflivlefltirmek, sonra da estetik aç dan incelemek ve yay mlamak anakronizm olacakt r. Ulupamir köyü örne iyle sundu umuz somut olmayan kültür kaynaklar n müzelefltirilmesi baflka bir köy için da geçerli olabilecektir. Kanaatimce, somut olmayan kültürel miraslar n müzelefltirme ifli, mutlaka somut kültür miraslar n n müzelefltirilmesiyle s k bir iliflki kurularak gerçeklefltirilmelidir. Geleneksel kültürün somut örnekleri, onun baflka unsurlar ndan belli bir dereceye kadar ayr tutularak sergilenebilir. Fakat, somut olmayan kültür miras n somut kültür miras ndan koparmak, ay rmak, kat fl ks z - somut kültür ö elerinin deste i olmadan - müzelefltirmeye çal flmak yanl fl ve lüzumsuzdur. Sebebi, baz somut olmayan kültürel eserlerin, somut unsurlar n deste i olmadan seyirciye, dinleyiciye ve araflt rmac ya iletilmesi oldukça zordur. Örne in Ulupamir köyünde yaflamakta olan K rg z toplumundan derlenen bir komuz enstrümantal müzi inin komuzsuz sergilenmesi düflünülemez. Köyün halk müzi i ürünlerinin tümü için bu kural geçerlidir. Türk sözlü gelene inin bugün de canl l n nispeten sürdürmekte olmas, müzelefltirme için de erli malzemeleri elde etme imkân sa layaca muhakkakt r. Söz konusu aç k hava müzesi, folklor eserlerinin canl müze tarz nda sergilemek ile birlikte konferans, seminer çal flmalar n, bilimsel araflt rmalar gerçek

23 lefltirebilecek kapasitede olmal d r. Bu tan t c, e itici bir merkez olmakla birlikte bir tak m bilimsel çal flmalar da ortaya koyabilmesi gerekir. Tabiat yla, böyle bir müze mutlaka bilimsel statüye de sahip olmal d r. Sözlü gelenek eserlerinin metin özelliklerini tan mayan, folklorik eserlere yaz nsal yaklafl m uygulayan bir uzman bu ifli mutlaka yanl fl yola götürecektir. fiu an sadece Ulupamir köyü de il, tüm Türk dünyas sadece sergilemekle s n rl kalmayan, sözlü gelene in canl fleklini oldu u gibi muhafaza etmekle birlikte gerekti inde bilimsel yay nlar yapmay amaçlayan bir müzecili e ihtiyaç duymaktad r. Sab rla dinledi iniz için teflekkür eder ve sayg lar sunar m. NOTLAR 1 Vostoçnoslaqnskiy folœkpor: Slovarœ nauçnoy i narodnoy termiopogii / Redkop.: K.P.Kabaflnikov (otv.red.) i dr.-minsk: Navuka ` t hn`ka,-1993, c Veselovskuï A.. storiçeskaq po tka.-peningrad, Vostoçnoslaqnskiy folœkpor: Slovarœ.., c Gaçev G. Ot sinkreti ma k hudcestvennosti // Vopros piteratur.-1958, No4; Gusv B.E. stetika fopœkpora.- Peningrad, Son zamanlarda yay mlanan baz bilimsel çal flmalardan senkretizm ve sentetizm terimlerinin ayn anlamda kullan lmaya bafllad n görmek mümkündür. Fakat sentetizim teriminin günümüz sanat dünyas nda sinema, ça dafl tiyatro, pop flark s v.b. yeni estetik ürünlerin yap sal özelliklerini ve fonksiyonlar n aç klamada kullan lmas daha uygundur. 6 lhan Baflgöz, Karac o lan: Dördüncü bas m.- stanbul, 2003, s Sözlü gelenek eserinin metni ile yaz nsal eserin metni aras ndaki farkl l k ve benzerlikler daha önce söz konusu edilmiflti: Kay pov S.T. Sözlü Gelenekte ve Edebiyatta Metin Kavram // Uluslararas Türk Dünyas Halk Edebiyat Kurultay : Bildiriler: May s Ankara, S Yabanc Türkologlar n eserlerinde: Afgan K rg zlar (Fr. Les K rgh z d Afghan; ng. The Kirghiz of Afghanistan; Alm. Afganische Kirgizen; Rus. Kirgi Afganistana, Afgan Pamiri K rg zlar (Fr. Les K rgh z du Pamir Afghan; ng. The Kirghiz of Afghan Pamirs; Alm. Afganische-Pamirsche Kirgizen; Rus. Kirgi Afganskogo Pamira), ya da Pamir K rg zlar (Fr. Les K rgh z du Pamir; ng. The Kirghiz of Pamir; Alm.Pamirsche Kirgizen; Rus. Kirgi Pamira) diye adland r lan bu toplum günümüzde Van K rg zlar ismiyle an lmaktad rlar. 9 Rémi Dor Clas M. Naumann. Die Kirghisen Des Afganisceh Pamir.- Akademische Druck-u. Vernagsanstalt, Graz, 1978; Rémi Dor. Si tu me di: chante! chante!... : Documents pour servir a la connaissance de la tradition orale des Kirghiz du Pamir afghan. These pour le doctorat es-lettres par Rémi Dor. Presentee le 22 decembre Paris, T.1, M.Nazif Shahrani. The Kirghiz and Wakhi of Afganistan: Adaptation tu Closed Frontiers and War, University of Washington Press, Seattle and London, Kay pova K.M. Ulupamir K rg zlar n n Sözli Halk Edebiyat fiekilleri // Uluslararas Türk Dünyas Halk Edebiyat Kurultay : Bildiriler: May s Ankara, S æ harfi kapal [e] sesini karfl lamak için al nm flt r. M MARLI IN SARAYI: SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL M RASIN MÜZE MEKANINDA NESNELLEfiMES The Palace of Architecture: The Objectification of Intangible Cultural Heritage in the Museum Space Ayflen SAVAfi ABSTRACT The Palace of Architecture: An Adventure in Art and History is an interesting book published in Britain in In the book which is essentially an exhibition catalog, architect George Wightwick is looking for ways to exhibit his collection of artifacts from various cultures and periods in an imaginary English garden. Both the system developed by the English architect and his chosen exhibition space give valuable hints as to the exhibition of non-conrete cultural heritage. One of the most educating examples is the way in which a building, one of the most concrete expressions of cultural heritage, is proposed to be exhibited in a museum. This article discusses the utility of the order proposed in this imaginary exercise under today s circumstances. Key words: Intangible cultural heritage, museum, space Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesi ad alt nda düzenlenen bu sempozyumun davet yaz s nda yer alan k sa metin yak ndan incelendi inde, bu birkaç sat r n, ayn anda bir tan m ve bir beklentiyi dile getirdi i aç kça görülmektedir. Davet yaz s nda: halkbiliminin inceleme alan na giren sözlü anlat lar n, geleneklerin, uygulamalar n, gösterilerin... k sacas somut olmayan kültürel miras n bir aç k hava müzesinde nas l yer almas gerekti i konusunu de erlendiren ve/veya tasar m önerileri getiren bildirilerin beklendi i aç kça belirtilmektedir. Somut olmayan kültürel miras n, halkbilimi müzesinin do al nesnesi olarak ele al nmas, son y llarda benzeri toplant larda üzerinde s k durulan küreselleflmenin, kültürel çeflitlilik üzerindeki dolayl etkilerini anlaman n ve yorumlaman n bir yöntemi olabilir diye düflünüyorum. Öte yandan, ad geçen kültür miras n n bir aç k hava müzesinde nas l yer alaca na yönelik tasar m önerisi nin ise, bir mimar olarak, yorumlanmas gereken bir beklenti oldu una inan yorum. Bu sunumda seçilen mimari örnekler, bu iki konunun, yeniden ve birlikte ele al nmas na katk da bulunabilecek araflt rma projeleridir. Ve alt n çizmek istedi- im nokta, ya da bafllang çtaki varsay m m, somut olmayan kültürel miras n sergilenme yöntemlerinin yine soyut olmayan bir ortamda gelifltirilebilece i üzerinedir. Somut olmayan ortam teriminin bu günkü referans aç k gibi gözüküyor. Ancak benim seçti im sergileme biçimleri ve müze yorumlar, bundan farkl ortamlar n keflfedilebilmesi aç s ndan yarat c l zorlayan örneklerdir

24 Resim 14'te gösterilen plan, 1840 y l nda, ngiltere de bas lan bir kitab n kapak sayfas ndan al nm flt r ve 1872 y llar aras nda yaflayan ngiliz mimar, George Wightwick, sergi katalo u niteli i tafl yan kitab nda, toplad farkl dönem ve kültürlere ait yap tlar, bir düzen içinde, hayali bir ngiliz Bahçesi nde sergilemenin yöntemini araflt rmaktad r. Kitab n bafll ndan da anlafl laca gibi, Mimarl n Saray : Bir Sanat ve Tarih Maceras, içinde camilerin, tap naklar n, saraylar n, ma ralar n, zafer taklar n n, kent kap lar n n, lahitlerin ve daha küçük ölçekte fragmanlar n topland ve sergilendi i hayali bir ortamd r. Müzecilik terminolojisine, Frans z kültür bakanl da yapm fl olan sanat tarihiçisi ve müzeci, André Malraux un katt, musée imaginaire, ya da hayali müze terimi, bundan yaklafl k bir as r önce Wightwick taraf ndan yorumlanmaktad r. Malraux un hayali müzesi, sanat eserlerinin siyah beyaz fotograflar n n derlenmesinden oluflmaktad r. Benzer bir biçimde Wightwick, seçti i yap tlar sistematik bir biçimde hayali bir bahçede sergilemektedir. (Resim 14) Bahçe düzenlemesinde bafll ca iki eleman bu sistemin kurgusunu netlefltirmektedir: sürekli bir duvar ve bir dolafl m yolu ya da patika. Duvar bahçeyi anlaml parçalara bölmek amac ile kullan lmaktad r. Bezenmifl girifl kap lar ile delinen bu duvar, bahçeyi, çevrede on, merkezde bir olmak üzere 11 parçaya bölmektedir. 1 Antik Hint mimarisinden bafll yan ve ngiliz mimarisinde sonlanan her bölüm farkl bir üslübu içermektedir. Daha önce de belirtti im gibi bu bölmeleri birlefltiren, kitapta avenue olarak an lan patikad r. Bu patikadan ilerleyen ziyaretçiler, mimari formlar n tarih içindeki geliflimini çizgisel bir düzende izlemektedir. Kitapta bu dolafl m söyle tariflenmektedir: (Resim 15) Ana portaldan girip patikada ilerlerlerken sa daki ilk kap dan gireceksiniz ve bu e itici tasar m n bölümlerinde iflaretlenen dönüm noktalar na kadar yürüyeceksiniz. 2 Bir baflka deyiflle, patika, müzecinin, mimarl k tarihinin yeniden keflfedilmesi için simule etti i nesneleri yeniden tan mlad, kesintisiz bir tarihi araflt rman n arac olmaktad r. Kitapta seçilen nesnelere ait tarihlere yer verilmemiflde olsa, bu tarihi süreklili in kurgusu dolafl mda net olarak okunabilmektedir. Her bölüm yak ndan incelendi inde içinde binalar n, bina parçalar n n ve hatta binalar n çizimlerinin bile oldu u gözlenmektedir. Yunan mimarl bölümünde bir tap nak ve onun parçalar n görmek bu anlamda flafl rt c olmayacakt r. Bir an için bu hayali müzenin inand r c l na kap - l rsak, nesnelerin düzensiz biraradal n n, bugün, özellikle halkbilimi müzelerinde, tart fl lan otantifikasyon ve özgünlük gibi konular tart flma d fl b rakt ; 3 öte yandan, hiç farkl laflmayan peyzaj ve fiziksel çevrenin, sosyal ve kültürel uygunluk gibi konular da gözard etti i aç kça gözlenmektedir. (Resim 16) Kolleksiyonunu ve sergisini müze olarak adland rmayan Wightwick, seçti i yap tlardan baz lar n müze olarak etiketlemifltir. Yunan Müzesi, Norman-Go- tik Müzesi ve Noktal Gotik Mimarisi Müzesi gibi. Bugün ülkemizde koruma alan olarak saptanm fl ve korunabilmifl birkaç kasabada yer alan müzelerin adlar n n koyulma sürecinde benzer çeliflkiler yaflanmaktad r. Tarihi bir alan n müzeye dönüfltürülmesi, ya da ayn çevreyi paylaflan yap lar n çevreleri ile birlikte müze olarak adland r lmas, Türkiye de araflt rma alan geliflecek bir konudur. Wightwick in hayali bahçesinde, müze içinde müze yaratma olgusu, neyin müze yap s neyin sergi nesnesi oldu u konusunda net olmayan bir durum ortaya ç - karmaktad r. Hatta öyleki, baz durumlarda, neyin yap malzemesi, neyin yap süslemesi, neyin vitirin neyin sergi nesnesi oldu unu ayr flt rmak olanaks zlaflmaktad r. Tüm bunlara eklenen resim galerileri ise durumu iyice karmafl klaflt rmaktad r. (Resim 17) Hayali patikada ilerleyen ziyaretçiler, temsil edilenle temsil arac n, müze binas ile sergi nesnesini, parça ile bütünü ve eski ile yeniyi birbirinden ay ramamaktad r. Burada detaylar na girmeyece imiz bu içiçe geçmifllik, Türkiye de halkbilimi müzecili inin tart flma konular ndan bir di eridir. ster yerinde korunarak müzeye dönüfltürülsün isterse yerinden edilerek müzelefltirilsin, bu çak flma halkbilimi müzelerinin sergi mekanlar nda yoruma aç kt r. (Resim 18) Kültür miras n n bilinen en somut nesnelerinin somut olmayan bir ortama tafl nma çabas burada vermeye çal flt m z yarat c örneklerden ilkiydi. Wightwick in hayali bahçesi, nesnenin somut varl n inkar edebilen ender yorumlardan biridir. Burada sunulan ikinci örnek, farkl bir yaklafl m resimlemektedir y l nda, Fransa da yay nlanan bir sanat dergisinde, editor Christian Zervos, flu anda düzenlenen konferans n beklentilerini ça r flt ran bir ça r da bulunur. Mimarlardan, Paris te, yaflayan sanatç lar için bir müze tasarlamalar n ister. Gelifltirilen öneriler aç k bir yar flman n parças olacaklard r. ki dünya savafl aras nda Paris ve dönem sanat hakk nda detayl bilgiye sahip olmayan biri için bile, bu müzenin içermesi beklenen eserlerin say s n n kontrol edilemez olaca - n ön görmek zor olmayacakt r. Özellikle soyut sanat n müzelerde sergilenerek meflrulaflt r ld bu dönemde, sanat eserinin de, resim ve heykelle s n rl olamayaca kesindir. Bu bilinmezlikler içinde, Fransa da mimarl k yapmakta olan Le Corbuseir ve Pierre Jeanneret dergiye bir proje gönderirler. Modern sanat için ba ms z bir müze ad n verdikleri müze binas, bugün hala mimarl k disiplininin vazgeçilmez tart flma konular ndan biridir. Bence bu sadece bir bina de il ayn zamanda bir müze yönetim ve organizasyon sistemi önerisidir. (Resim 19) Yukar da sunulan ilk örnekte tüm kurguyu mümkün k lan duvar, ayn zamanda bir s n r koyucudur. Duvarlar n içinde kalan bölümler ve tüm bahçe s n - r önceden belirlenmifltir. kinci örnek, ngiliz bahçesinin s n rlar n zorlayan bir mimari müze araflt rmas d r. S n r sözcü ü müzecilikte birçok anlamda ele al nabilir ve bunlardan ço u metaforik olabilir. Biz burada sadece iki fiziksel ve birbiri ile iliflkili s n rdan söz edece iz: kolleksiyon ve yap. Bir baflka deyiflle, kollek

25 siyon oluflumunda koyulacak s n rlar; ki bunlar, neyin ne kadar toplanaca n belirleyecektir. Hiç flüphesiz, bu seçim kriterleri müze yap s n n mimari program - n n oluflumunda büyük önem tafl yacakt. Tavan yüksekli i üç metre olan bir müze kat na konabilecek nesnelerin yüksekli i yaklafl k iki metre ile s n rlan r. Ya da her y l elindeki kolleksiyonu iki kat na ç karmay hedefliyen bir müze idaresinin arfliv, depo ve sergi mekanlar, çal flanlar n n ve idari kadrosunun bar nd r lmas ile ilgili de mekansal geniflleme planlar n n olmas beklenir. Çizimde de görüldü ü gibi, sunulan ikinci örnekte, yap n n spiral formu, sonsuza kadar büyüyebilecek fiziksel bir yap önermektedir. lk infla edilecek olan merkezdeki girifl holü ve ilk sergi duvarlar d r. Bundan sonraki aflamalar yeni nesneler geldikçe üretilecektir. Yap m maliyetleri ise müzeye eserini ba fllayan artistler ya da katk da bulumak isteyen sanat severler taraf ndan zaman içinde karfl lanacakt r. Böylece, sergi mekan n n fiziksel boyutland rmas, içinde sergilenecek nesne ile birebir iliflki içinde yap lacak, önceden konmufl ebatlarla, fiziksel boyutland rmalara k s tl olmayacakt r. Sergilenen nesne ile bina aras nda gelifltirilen bu organik iliflki, hem bir yöntem hem de bir müzecilik elefltirisi olarak da ele al nabilir. Bu ayn zamanda, özellikle son y llarda varl sorgulanan, küratörün gücünü de hiçe sayan bir öneridir. Bir çok denemeye ra men Le Corbusier in projesi oldu u gibi hayata geçirilememifl, ancak 1952 ve 57 y llar aras nda üretilen, Tokyo Ahmedabad gibi projelerde, bu organik büyüme ve büyüyebilen, s n rs z müze araflt rmalar n n, donmufl örnekleri infla edilmifltir. Bu iki s ra d fl mimari örnek, çok somut olan nesnelerin müze nesnesine dönüflümünün örgütlenmesi aç s ndan oldu u kadar, yaratt klar somut olmayan ortamlarla da sempozyumun araflt rma alan na katk da bulunabilecektir. Somut olmayan kültür varl klar n müze ortam nda sergilemek, onlar nesnelefltirmek anlam nda ele al nabilir. Örne in bir gelene in sergilenmesinin arac nesneler olacaksa sorun farkl bir boyutta ele al nmal d r. Bir kez nesneleflti inde, somut olmayan kültür varl klar n n tan m ve korunmas ile ilgili son elli y ld r tart fl lan konular yeniden gündeme gelecektir. Bir örnek vermek gerekirse, izleme olana buldu um UNESCO Kültür Bakanlar 3. Yuvarlak Masa Toplant s nda gündeme gelen, ancak ideolojik yorumlar n ve yaklafl m farkl l klar n ortak kabul gören maddelerde tan m ve sözcük de- ifliklikleri ile pragamatikleflti i tart flmalarda, koruma aç s dan, Somut Olmayan Miras n Somut olandan farkl laflt noktalar netlikle saptanamam flt r. Hiç flüphesiz, müze bir sergileme mekan oldu u kadar bir koruma, saklama ve onar m mekan d r. Fiziksel bir nesnenin korumas, restorasyonu, konservasyonu, rehabilitasyonu ile ilgili uzmanl k dallar n n uzlaflmalar ve özellikle uluslararas kriterlerini belirlemeleri oldukça zor görünmekte; özellikle ülkemizde, çok baflar l koruma örneklerinin yan nda, al nan ve özellikle al namayan kararlar nedeni ile yitirilen bir çok somut örne e rastlanmaktad r. Malzemenin, yani fiziksel nesne- nin korunmas ve bilgisinin yay lmas ile ilgili gelifltirilen terminolojinin, somut olmayan kültür varl klar için de geçerli oldu unu düflünmek yan lt c olacakt r. Bu kavramsal farkl laflmalar, ICOM bildirgeleri ile standartlar na ulaflt var say lan müzecilik terimleri için de geçerlidir. Özellikle envanter listeleri ve liste formatlar bu farkl laflmalar n göstgergelerini oluflturmaktad r. Sadece bir örnekle aç klamak gerekirse, bir masa saatinin restorasyonu için gerekli fiziksel tan - m envantere girecek flekilde evrensellefltirilmifltir. Müzeler için gelifltirilen bilgisayar yaz l m programlar bu bilgi girme yöntemlerini ve terimlerini standartlaflt rm flt r. Öte yandan, bir türkünün envanter notlar nda, korumaya esas oluflturacak betimlemenin evrensel kodlar saptanmam flt r. Belki de saptanmamal d r. Somut olmayan kültür varl klar ile ilgili tek bir envanter notunun, dünyadaki tüm müzeler aç s ndan benimsenebilecek standart bilgiler içermesi süreci, bir çok ideolojik ve kuramsal tart flmay da birlikte getirecektir. Somut olmayan kültür miras n n müze ortam na tafl nmas ile ilgili al nacak karar, bilginin nesnelefltirilmesi olacaksa, sergi ve arfliv tasar m ile ilgili yarat c fikirlere gereksinim duyulacakt r. Hiç flüphesiz günümüz iletiflim teknolojileri, bu ikilemleri en aza indirgeyecek alt yap y müzecilerin kullan m na sunmaktad r. Ancak bu alt yap n n nas l kullan laca n n karar da akademik araflt rmalara konu olmaktad r. Sergi mekan kullan m nda yarat c l a örnek olabilecek di er bir örnek fazla geliflmifl bir teknolojiye gereksinim duymamaktad r. Resim 20'de sunulan sanat eseri, sergilenen nesne ile müze binas n n fiziksel ortam aras ndaki iliflkiyi sorgularken, müze mekan ile birlikte sanat eserinin esnek konumunu da elefltirmektedir. ngiliz as ll üç genç sanatç taraf dan kusursuzlaflt r lan proje, 1988 y l nda New York Soho Modern Sanatlar Müzesi nde sergilenmifl; daha sonra dünyaya bilinen bir sokak gösteri sanat olarak tekrar yay lm flt r. Bir temsil ortam olarak tuval üzerinde biçimlenen resmin nesnesinin, temsilin do as gere i müze mekan nda yeri yoktur. Temsil ancak nesnenin yoklu unda mümkündür. O anda müzede olmayan bir nesnenin, olay n ya da duygunun temsilini asmaya al flt m z müze duvar nda, nesnenin kendisini görmek ve iletilmek istenenin ziyaretçiye birebir ve an nda sunulmas, yorumlanmas gereken bir durumdur. Sanatç lar n yaratt klar interaktif bir ortamd r. Günümüz müzecili inde s k kullan lan interactive ortam n, bu flafl rt c alternatifinin, tekrar tekrar alt çizilen somutlu u içinde, somut olmayan n sergilenmesi ile ilgili de erli ip uçlar sundu una inan yorum. Kanvas üzerine yerlefltirilmifl figürlerin gerçekli i, figürleratif anlat m n doruk noktas d r. Sergilenen, nesnenin soyutlamas de il kendisidir. (Resim 20) Öte yandan iletiflim ortam da müze ortam n n kendisidir. Daha basit bir anlat mla, ziyaretçiler sanat eseri ile konuflabilmektedir. Ben izledi im sürece sorulan sorular ve geçen konuflmalar kendi bafl na bir makale konusu olabilir. Hiç bir zaman kopyalanamayacak bu çok özgün sanat eserinin müze duvar ndaki en so

26 mut konumu somut olmayan n sergilenmesi aç s ndan ö reticidir. Hiç flüphesiz otantikli i benzer bir biçimde üretecek bir müzecilik anlay fl n n bu çarp c müze elefltirisinden edinece i deneyimler olacakt r. Yukar da deyinilen projeler, son ikiyüz y l aflk n sürede geliflen müze bilimi çal flmalar ve müzecilik yaklafl mlar n n aras ndan rastlant sal olarak seçilen üç örnektir. Halk bilimi araflt rmalar na ba l olarak gelifltirilen müzelerde, benzer nitelikte aray fllara gidilmesi çok s k rastlanan bir durum de ildir. Ancak yap lmas gereken, özellikle müze yöneticisi ya da çal flan olmak için çal flmalar yapan genç arkadafllar n henüz koflullar n zorluklar ile k s tlanmam fl yarat c l klar n her yönde desteklemek ve somut olmayan kültürel miras n müzelerde nesneleflmesinin, en az ndan bir süre için, ertelenmesinin yöntemlerini araflt rmaktad r. NOTLAR 1 Kitap ve konu ile ilgili genifl bilgi için bak n z; Ayflen Savafl. Between Document and Monument: Architectural Artifact in an Age of Specialized Institutions. MIT, Eylül 1994, (doktora tezi) ve John Physick ve Michael Darby. Marble Halls, Drawings and Models for Victorian Secular Buildings. Londra: Eyre & Spottiswoode Ltd., George Wightwick. The Palace of Architecture: a Romance of Art and History. Londra: James Fraser, 1840, Sayfa 7. 3 Ayflen Savafl. Sergi Mekan Tasar m ve Ba lam Üzerine Notlar. Türkiye de Halkbilim Müzecili i ve Sorunlar, 2003, Ankara: Gazi Universitesi. FOLKLOR AÇIK HAVA MÜZELER NDE SERG LEME The Exhibition of Folklore in Open-Air Museums Alparslan SANTUR ABSTRACT In Turkey, it is impossible to say that the techniques employed in the exhibition of traditional, material and concrete cultural expressions in archaeological or ethographical museums are adequate. For the exhibition of intangible cultural values, no museum system whatsoever is available. It would appear that open-air museums offer the best solution for the exhibition of traditions and beliefs, folk music and plays, products of folk literature and cultural expressions that may look concrete, like architecture, clothing, and handicrafts, which however are intangible in their connections with invisible rituals, emotions and concepts. Such an exhibition technique would also invite the participation of the visitors and could include the exhibition of folk music and traditional forms of theatre, wedding rituals, holiday traditions, performances of folk literature, and the applied, hands-on exhibition of traditional handicrafts and foods. This form of exhibition would both present concrete material and the context illuminating that material s actual usage. Key words: Folklore, museum, folk culture, exhibition Somut olmayan kültürel de erlerin (baflka bir deyiflle manevi kültür de erlerinin) müzelenmesinde bafllang ç noktas, maddi ve manevi kültür de erlerinin birbiri içine girmifl kavramlar oldu u gerçe inden hareketle, somut yani maddi kültür de erlerinin müzelenmesi veya sergilenmesi olmaktad r. Örne in halk mimarisinin ana malzemesi, maddi bir unsur olan konut ve çevresinde oluflan di er yap birimleri ile iç döfleme biçimleridir. Bu malzemenin sergilenmesi bize ancak, o yap yla ilgili teknik özellikler, kullan lan malzeme, iç döflemede yer alan eflyalar, kullan lan araç-gereçler konusunda bir fikir verebilir. Ancak halk mimarisi örne inde, geçmiflten gelen inan fllara dayanan özellikler konusunda da ziyaretçilerin bilgilendirilmeleri gereklili i, esas nda bu sempozyumun da ana konusunu oluflturmaktad r. Temel atma törenindeki pratiklerin yan nda, eflikle, ocakla, muhtelif ev eflyas yla ilgili veya evi nazardan korudu una inan lan uygulamalar buna örnek olarak verilebilir. Baflka bir örnek olarak geleneksel giyim-kuflam-süslenme ve el sanatlar ile ilgili malzemeyi sergilemeniz mümkündür. Ancak bu tür malzemenin ço u kez sadece örtünmek, süslenmek veya süs amac yla yap lmad örne in bekar genç k z, evli kad n giyim-kuflam ve süslenmesi aras ndaki farklar n kayna n n, çeyiz sand etraf ndaki geleneksel uygulamalar n, dokumalarda yer alan motiflerle ilgili inan fllar n da belirtilmesi gerekmektedir. Dolay s yla, maddi kültür unsurlar n n müzelenmesinden yola ç k larak, manevi kültür de erlerinin de belirtilmesi ve teflhiri söz konusu olmaktad r

27 Bu konuda skandinav ülkeleri, 1800 lü y llar n sonunda konuyla ilgili aç k hava müzelerinin ilk örneklerinin oluflmas na öncülük etmifller ve daha sonraki y llarda özellikle Avrupa da bu tür müzeler yayg nlaflm flt r. Genel olarak geleneksel mimari örneklerin bir alanda sergilenmesi temeline dayanan folklor aç k hava müzelerinin as l ifllevi, zaman zaman geleneksel uygulamalar n da teflhir edildi i ve ziyaretçilerin de bu uygulamalara kat l mlar n n sa land bir gösteri alan olma özelli inde ortaya ç kmaktad r. Burada belirtilmesi gereken önemli bir husus, müze alan nda gerçeklefltirilecek bu tür gösterilerin, sadece bir gösteri olmaktan daha çok, ziyaretçileri bilgilendirmek amac yla düzenlenmeleri gerekti idir. nsanlar n okuduklar ndan daha çok, gördüklerinin ak llar nda kald düflünülürse, mümkün oldu u kadar bilgilendirmenin göstererek yap lmas gerekmektedir. Konuyla ilgili müze sisteminde sergilemeden bafllayarak, etkinlik ve gösteriler, e itim, tan t m-bilgilendirme ve duyuru gibi hususlar n bir arada ön plana ç kt klar görülmektedir. Burada baz folklor aç k hava müzelerindeki uygulamalardan yola ç k larak, geleneksel kültür de erlerimizin de benzer yöntemlerle nas l sergilenece i konusunda bir fikir verilmeye çal fl lacakt r: Sergileme Folklor Aç k Hava Müzelerinde malzemenin teflhirinde, birbiriyle ilgili malzemenin bir arada bulundurulmas na özellikle dikkat edilmektedir. Örne in bir çiftlik evi kompleksinde, içlerindeki eflyalarla birlikte ana konut, çal flanlar n konutlar, hayvan bar naklar, yiyecek saklama yerleri, araç-gereçler, vb. k sacas ilgili dönemde, o çiftlik evi ve çevresindeki tüm birimlerin ve etkinliklerin gözlerde canland r labilece i bir sergileme düzenlenmektedir. Daha önce de konuyla ilgili yaz lar mda ifade etti im gibi, bu tür bir müzede örne in bir konutu gezerken, ev sahiplerinin k sa bir süreli ine evden ayr ld klar ve birazdan dönecekleri hissine kap lmamak mümkün de ildir. Sadece teflhir etmek için ortama ayk r düflecek bir malzeme orada yer almamaktad r. Ayn durum, geleneksel zanaatkarl kla ilgili faaliyetlerin gerçeklefltirildi i atölyeler; beslenmeyle ilgili (zeytinya, flarap, un, vb) üretim yerleri için de söz konusudur. Etkinlik ve Gösteriler Folklor Aç k Hava Müzesi deyince akla gelen ilk husus olmas bak m ndan, müze alan nda düzenlenen etkinlikler büyük önem tafl maktad r. Baz müzelerdeki afla da belirtilen konulardaki uygulamalardan yola ç k larak, geleneksel kültür de erlerimizle ilgili örnek uygulamalar belirtilmeye çal fl lm flt r: Geleneksel Mimari Yap y oluflturan malzemenin elde edilmesi, yap tekni i, inflada kullan lan araç-gereçlerin fonksiyonlar, vb. uygulamalar n inflaat ustalar taraf ndan ziyaretçilere gösterimi konunun tekni ini oluflturan birinci bölümdür. Di er yandan zaman zaman müze alan nda bir geleneksel yap n n temel atma, çat ya bayrak asma uygulamalar n n canland r lmas, mevcut konutlarda ocak,eflik, vb. evin bölümleriyle, nazarl k ve süslemelerle ilgili gelenekler konusunda ziyaretçilerin bilgilendirilmesi planlanabilir. Halk Sanatlar En yayg n uygulama geleneksel sanatkarlar n, belirli günlerde müze alan nda bulunan do al ortamlar nda mesleklerini uygulamal olarak sunmalar ve ürünlerini sergilemeleridir. Halk Oyunlar -Halk Müzi i-halk Çalg lar Müze alan içinde, yap lar aras ndaki bofl alanlarda veya ahflap platformlar fleklinde oluflturulacak alanlarda halk oyunlar gösterileri ve halk müzi i konserlerinin düzenlenmesi, konunun canl teflhirini oluflturmaktad r. Halk oyunlar gösterilerinde, her oyun öncesinde yöre, oyunun ç k fl nedeni, vb. k sa bir genel bilgi verilmesi, oyunda kullan lan giyim-kuflam-aksesuarlar ve di er malzemelerle ilgili bilgi verilmesi, oyunlar n genel görünümleri ile oyunlarda yer alan belli bafll hareketlerin ayr ca gösterimi planlanabilir. Ancak söz konusu bilgilendirmenin ayr nt ya kaçmamas, k sa ve herkesin anlayabilece i bir dilde yap lmas nda yarar vard r. Birbiri ile ba lant l olan konunun halk çalg lar ile ilgili bölümünü, bir koleksiyon oluflturularak, müze alan içinde daimi sergilenmesi kapsamaktad r. Ancak bu sergileme s ras nda, istendi inde çalg lar n seslerinin de dinlenilmesine olanak veren bir teknik sistemin kurulmas sa lanmal d r. Geleneksel Tiyatro-Köy Seyirlik Oyunlar Karagöz, kukla, meddah, ortaoyunu gösterileri yan nda, baz yörelerimizde hala devam etmekte olan köy seyirlik oyunlar ekiplerinin davet edilerek, müze alan ndaki platformlarda k sa bilgiler sonras nda rol paylafl m, makyaj, deve, vb. oyunda kullan lacak malzemenin haz rlanmas gibi oyun öncesi haz rl klarla birlikte oyunlar n teflhir edilmesi, konunun canl sunumunu oluflturmaktad r. Ayr ca oyunlar n video gösterimleri, oyunlarda kullan lan belli bafll aksesuar ve malzemenin teflhirine yönelik sergilemeler planlanmal d r. Halk Mutfa Müze alan nda oluflturulacak bir restoran n, devaml olarak geleneksel Türk mutfa ndan örnekler sunmas konunun bir bölümüdür. Yine geleneksel Türk mutfa n n tan t m na yönelik olarak, belirli zamanlarda, belirli yemeklerin yap - m n n uygulamal gösterileri ve ikram planlanabilir. Ayr ca bu gösteriler s ras nda, mutfak gelene i ile ilgili k sa sunumlar n da yap lmas nda yarar görülmelidir. Gelenek-Görenek- nan fllar-günlük Yaflam Do um, çocukluk ça, sünnet, askere u urlama, niflan, evlenme, çevresinde oluflan belli, bafll geleneksel uygulamalar n yan nda, mevsimlik bayramlar, dini bayramlar, esnafl k, köy odas geleneklerinin canland r lmas planlanabilir

28 Bu tür gösteriler öncesinde, ziyaretçilerin iyi haz rlanm fl broflür veya sözlü anlat mlarla bilgilendirilmeleri, uygulamalarda yer alan pratikleri anlamalar bak m ndan büyük önem tafl maktad r. Burada her uygulaman n bafl ndan sonuna kadar, tüm ayr nt lar ile aktar lmas yerine belirgin olan ve toplu olarak uygulanan geleneksel uygulamalara a rl k verilmelidir. Örnek olarak; -Do um çerçevesinde, lo usa flerbetinin da t lmas, -Çocukluk ça çerçevesinde, çocu un ilk diflinin ç kmas ile ilgili uygulamalar, -Evlenme çerçevesinde, k na töreni, -Mevsimlik bayramlar çerçevesinde, H drellezde çocuklar n evleri dolaflarak, maniler eflli inde yiyecek toplamalar, -Köy odas gelenekleri çerçevesinde, odalarda oynanan oyunlar n gösterimi, -Oda, kahvehane veya evlerde gerçeklefltirilen toplu e lenceler çerçevesinde ferfene, kaz asma gibi yöresel adlarla an lan uygulamalar n gösterimi, -Çocuk ve büyük oyunlar n n gösterimi, Halk Ekonomisi -Hayvanc l k çerçevesinde, koç kat m, vb. uygulamalar n gösterimi, -Geleneksel ulafl m araçlar n n gösterimi, -Ürün hasat ile igili gösterimler. (Harman yerinde düvenin kullan m gibi.) Halk Edebiyat Belirli günlerde masal ve hikayelerin canland r lmas na yönelik tiyatro gösterilerinin yan nda, bulunabildi i takdirde geleneksel yörelerde masal, hikaye, f kra anlatan kiflilere ulafl larak, bu kiflilerin müze alan nda bulunan köy odas, vb. ortamlarda anlat mlar n n sa lanmas planlanabilir. E itim Baz folklor aç k hava müzelerinin, bünyelerinde bulunan enstitü, vb. kurulufllarla koordineli çal flmalar d fl nda, esas nda bu tür müzelerin, her yafl grubuna yönelik e itim amaçl kullan mlar da söz konusudur. Örnek olarak belirli günlerde ö rencilerin müzeye götürülerek, müzedeki malzemeler ve faaliyetler konusunda bilgilendirilmeleri sa lanabilir. Tan t m-bilgilendirme Müzede teflhir edilmekte olan malzemelerle ilgili tan t m ve bilgilendirme, konunun di er önemli bir bölümünü oluflturmaktad r. Müzeyi tan t c kitapç klar n giriflte ziyaretçilere verilmesi, bu konudaki en yayg n uygulamad r. Genel olarak bu kitapç klarda müze malzemelerine nas l ulafl laca na iliflkin bir plan yer almakta, planda harf, say veya sembollerle malzemenin yeri belirtilmekte ve ana hatlar yla malzemeler konusunda, foto rafl bilgiler verilmektedir. Ayr nt l haz rlanan baz broflürlerde ise, müzede yer alan malzemelerin plan ve çizimleri yan nda, ilgili dönemlerdeki geleneksel uygulamalarla ilgili bilgiler de yer almaktad r. Müzede düzenlenmesi planlanan özellikle manevi kültürle ilgili baz uygulamalar n ziyaretçiler taraf ndan daha iyi anlafl labilmesi bak m ndan bu konu büyük önem tafl maktad r. Müze malzemelerinin bulunduklar yerlere, malzemeyle ilgili bilgileri kapsayan küçük levhalar n konulmas da di er bir yöntem olmakla birlikte, fazla tercih edilmemektedir. Di er yandan son zamanlarda baz müzelerin internet sitelerinde, ziyaretçilerin interaktif olarak müzeyi gezmelerini sa layan teknikler gelifltirdikleri ve bir bak ma sanal müzeler oluflturduklar görülmektedir. Duyuru Müze etkinliklerinin y ll k ve ayl k programlar fleklinde halka ve medyaya duyurulmas, yay n organlar nda (internet dahil) yer almas konunun ilk bölümünü oluflturmaktad r. Bu duyurularda ayr ca müzenin halka aç k oldu u zamanlar, saatler, girifl ücretleri, indirimler, müzenin konumu, hangi araçlarla nas l ulafl laca gibi bilgiler de yer almaktad r. Sonuç olarak, somut olmayan kültürel miras n müzelenmesi olarak ifade edilen, ancak daha genel bir tan mla maddi-manevi geleneksel kültür de erlerinin tümünü kapsayan söz konusu miras n müzelenmesi, ancak folklor aç k hava müzeleri sistemi içinde mümkün gözükmektedir. KAYNAKLAR Süreli Yay nlar: Santur (Alparslan):1997, Weald-Downland ( ngiltere) Aç k Hava Müzesi, (Çeviri), Folklor/Edebiyat, Cilt 2, Say 12, S. Santur (Alparslan): 1998, Norveç de Bulunan Aç k Hava Müzeleri ve K sa Özellikleri, (Çeviri), Türk Halk Kültürü Araflt rmalar, S. Santur (Alparslan): 2000, Aç k Hava Müzelerine Bir Örnek Hadeland (Norveç) Halk Müzesi, Türk Halk Kültürü Araflt rmalar 1998, S. Bildiriler: Santur (Alparslan), 1997, Aç k Hava Müzelerinin Gelifliminde Norveç Örne i ve Türkiye de Durum, V.Milletleraras Türk Halk Kültürü Kongresi, Ankara. Santur (Alparslan), 1999, Norveç Örne inde El Sanatlar n n Geliflimi ve De erlendirilmesinde Aç k Hava Müzelerinin Önemi, 2000 li Y llarda Türkiye de Geleneksel Türk El Sanatlar n n Sanatsal, Tasar msal ve Ekonomik Boyutu Sempozyumu, zmir. Santur (Alparslan), 1999, Aç k Hava Müzeleri çerisinde Ahilik ve Esnaf Kültürü II.Uluslararas Ahilik Kültürü Sempozyumu, K rflehir. Santur (Alparslan), 2002, GAP Etkisindeki Bölgede Geleneksel Kültür De erlerinin Korunmas na ve De erlendirilmesine Yönelik Bir Öneri: Aç k Hava Müzeleri GAP Çerçevesinde Halk Kültürü Sempozyumu Bildirileri, Gaziantep. Santur (Alparslan), 2003, Aç k Hava Müzeleri (Tan m, Türkiye deki Durumu, Yurtd fl ndan Bir Örnek), Türkiye de Halkbilimi Müzecili i ve Sorunlar Sempozyumu, Ankara 55 56

29 SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL M RAS NEDEN VE NASIL KORUNMALI VE NASIL MÜZELENMEL : SORUNLAR, ÇÖZÜMLER VE ÜLKELERDEN ÖRNEKLER Why and How Must Intangible Cultural Heritage be Preserved and Exhibited: Problems, Solutions and Examples From Various Countries Metin EK C ABSTRACT Intangible cultural heritage mainly comprises of products of folk culture on the levels of speech and action. In parallel to the changes in the culture producing the cultural heritage, and especially the changes in economic, social and political structures, the contexts which form the foundation of intangible cultural heritage as well as the persons and groups creating this heritage and keeping it alive are disappearing. The greatest danger to intangible cultural heritage comes from the economic and social structures brought about by globalization. Intangible cultural products are the richest field of cultural diversity and thus need to be preserved. However, a major point of discussion is whether the intangible cultural products themselves or the economic, social and political context that enables them to come into being in the first place should be preserved. The potential for development and change implied in the concept of tradition indicates that, rather than the frozen preservation of traditional contexts, the creation of new contexts in an urban environment is to be expected. In connection with this, the establishment of a Folk Knowledge Museum may play an important role. New contexts as established in connection with this museum must be geared towards making intangible cultural heritage sustainable. Key words: Globalization, cultural diversity, traditional context, new contexts, folk knowledge museum 20. yüzy l n ikinci yar s ndan, yani lardan itibaren bafllayan tart flmalar sonucunda, 17 Ekim 2003 tarihinde, Paris te yap lan 32. UNESCO Genel Kurulu Toplant s nda Dünyada Somut Olmayan Kültürel Miras n Korunmas Sözleflmesi nin benimsenmesi oylamaya sunulmufltur. Bu sözleflmenin amac ; bütün dünyada yaflat lmakta olan halk bilgisi yaratmalar, bilgi ve sanatsal ifadeleri yaflatmada kullan lacak uluslar aras bir çerçeve oluflturmakt r. Oylamadan sonraki bas n aç klamas n yapan ve ayn zamanda toplant ya baflkanl k eden Cezayirli temsilci Muhammed Bedjaoui, ilk flekli imzalanan ve üye ülkelerin incelemeleri sonucunda son flekline kavuflacak olan anlaflman n içeri i hakk nda yapt aç klamada; Bütün karmafl k yap s na ra men, somut olmayan kültürel miras kavram, toplumlar n kültürel kimliklerini anlamada bir anahtar kavram olarak herkesin benimsedi i ve sonuçta kendini kabul ettiren bir kavram olmufl- tur demifltir (Brown; 2004: 1). Türkiye ad na söz konusu toplant ya Kültür Bakanl, D fliflleri Bakanl ve UNESCO Türkiye temsilcileri yan nda, halkbilimi uzman olarak Prof. Dr. Öcal O uz kat lm flt r. Söz konusu toplant da imzalanan sözleflme, halkbilimi araflt rmalar ve müzecilik alan nda çok yeni geliflmelerin oluflmas n sa layacak niteliktedir. Çünkü ad geçen sözleflmeye konu edilen Somut Olmayan Kültürel Miras esas itibariyle halkbilimi alan n n araflt rd ve inceledi i konulardan oluflmaktad r. Bildirimiz ana hatlar bak m ndan iki temel kavramdan, yani somut olmayan kültürel miras ve müze kavramlar ndan hareketle, söz konusu miras n neden ve nas l korunmas ve nas l müzelenmesi gerekti i sorunlar n n tart fl lmas, bu konudaki sorunlar, bunlara çözümler ve çeflitli ülkelerde bu iki ana kavram üzerinde yap lan tart flmalar hakk nda olacakt r. Burada belli bir ülke veya grup yaklafl m n teklif etmekten çok, farkl toplumlar n konuya yaklafl mlar n sergilemek ve bu suretle somut olmayan n ne oldu u, neden ve nas l korunmas gerekti i ve neden müzelenmesi gerekti ini aç klamak as l amaçt r. Bildirimizin sonunda ise, bizim tekliflerimiz bir sonuç olarak sunulacakt r. Prof. Dr. Öcal O uz un Milli Folklor Dergisi nin 60. say s nda Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleflmesi (O uz; 2003: ) hakk nda yazd ilk yaz ve daha sonra yapt sempozyum duyurusunda kulland Somut Olmayan Kültürel Miras ifadesinin pek çok halkbilimci taraf ndan garipsendi ini ve bu garipsemenin de esas itibariyle somut ve soyut kavramlar n n dilimizdeki anlamlar ndan kaynakland n ve buna bir de müze kavram n n eklenmesiyle konunun tamamen farkl alg lamalara yol açt n zannediyorum. Çünkü, müze somut olan kültürel miras n sergilendi i yer olarak düflünülmüfl bir kurulufltur. Hem somut olmayan, hem de müzelenecek kültürel miraslar nereden bulunacak? 2002 y l n n Aral k günlerinde Gazi Üniversitesi nde düzenlenen Türkiye de Halkbilimi Müzecili i ve Sorunlar Sempozyumu somut olmayan kültürel miras n korunmas ve müzelenmesi konusundaki bu sempozyumun ilk basama yd. Belki de ilk sempozyum, bu ikinci sempozyumun do mas na ve yerinin neresi olaca na karar verdi. Sözünü etti imiz sempozyumda sunulan bildirilerin bir k sm somut olmayan kültürel miras hakk ndayd. Türkçede kullan lan somut kelimesi, ki eski flekli müflahhas, elle tutulan, gözle görülen ve di er duyu organlar taraf ndan alg lanabilen varl klar için kullan lan bir kelimedir. Bunun karfl l veya z dd ise soyut, eski flekliyle mücerret kelimesidir. Burada kullan lan somut olmayan ifadesi de soyut ve somut kelimelerinin anlamlar çerçevesinde ele al nd nda, kaç n lmaz olarak bir karmafla yaratmakta veya tam olarak neyi ifade etti i belirsizleflmekte ve halk bilimci meslektafllar m z somut olmayan ifadesine somut ve soyut kelimelerinin anlamlar ndan yaklaflt klar nda, halk bilgisi yaratmalar yla somut olmayan ifadesini örtüfltürmekte belli bir s k nt yaflamaktad rlar. Somut olmayan ifadesinin ngilizcedeki karfl l Intangible kelimesidir. ngilizcede somut Tangible kelimesiyle karfl lan rken, soyut ise Abstract keli

30 mesi ile karfl lanmaktad r. Bu noktada ortaya ç kan Intangible kelimesi ise somut olmayan ifade etmektedir. Intangible kelimesinin dilimizde tam karfl l olmad için somut olmayan ifadesiyle karfl lanmas do ru bir yaklafl m olmufltur. Peki bu kelimenin anlam nedir? Intangible kelimesi dokunulamayan, elle tutulamayan, maddî varl bulunmayan anlamlar tafl r ki, bu anlamlar n hepsini somut olmayan ifadesi ile karfl lamak mümkündür. Kelime bu flekilde düflünüldü ünde, kula a ve dile özgü ama elle tutulamayan anlam nda kullan ld aç k hale gelir. Bu noktadan sonra da, halk bilgisi yaratmalar n n söylem ve eylem ba lam nda olanlar, yani sözlü halk anlatmalar ve ifadeleri, halk fliiri, müziksel yaratmalar ve oyunlar, halk inanmalar ve uygulamalar n n somut olmayan kavram içinde yer ald, baflka bir ifadeyle halk bilgisi yaratmalar n n büyük bir k sm n n bu kapsam içinde bulundu u aç k hale gelir. UNESCO sözleflme metninde Somut Olmayan Kültürel Miras kavram n n neyi ifade etti i ise flu flekilde aç klanm flt r: Belli bir toplumda gelene e ba l olarak ortaya ç kan geleneksel, popüler veya folk kültürün, baflka bir ifadeyle kolektif eserlerin bütün flekillerini kapsayan bir terimdir. Bu miras; sözlü gelenekleri, görenekleri, dilleri, müzi i, dans, ayin, törenleri ve kutlamalar içerir. Bu gelenekler ya kültürel ifade flekilleri yoluyla veyahut da çeflitli kültürel faaliyetleri bir araya toplayan kültürel yerler yoluyla kendilerini aç a vururlar. Somut olmayan kültürel mirasa yönelik bir odaklanma, geleneksel ve popüler kültürün bir yaflama tarz oldu unu gösteren, iç içe geçmifl iliflkiler ve paylafl lan bilgi sistemleri bütünü oldu unu vurgulayan sosyal ba lamc bir odaklanma olmak zorundad r. ( Her ne kadar yukar daki tan mda kullan lan baz terimlerin kendilerinin de tan mlanmaya ihtiyac varsa da, burada konudan fazla uzaklaflmamak ad na bunlar tart flmak istemiyoruz. Konumuza dönecek olursak, somut olmayan ifadesi, genel olarak sözel halk bilgisi yaratmalar n n tamam n ve ayr ca sözel ve eylemle ilgili müzik ve dans gibi ve de uygulama ve inanmaya yönelik halk bilgisi yaratmalar n n tamam n kapsamaktad r. Somut olmayan n neden ve nas l korunmas gerekti i konusundaki tart flmalara ve sorunlara geçmeden müze ve müzecilik konusunda da aç klama yapmak san r m yerinde olacakt r. Türkiye de ço u halkbilimci, özellikle sözlü halk bilgisi yaratmalar ve geleneksel uygulamalar konular nda yo unlaflanlar, müze ve müzecilik olgusunu kendilerine çok yak n hissetmemekte, müze yerine kütüphane ve arfliv yap lanmalar n daha çok benimsemektedirler. Di er taraftan, ülkemizde bulunan müzelerin büyük bir k sm daha çok arkeolojik eserlerin ve baz etnografik eserlerin oldukça pasif ve içedönük bir anlay flla sergilendi i ve hatta sergilemekten çok koruma amaçl olarak bu eserlerin hapsedildi i mekanlar olmaktan öteye gidememektedir. Halbuki ça dafl müzeler, sanat ve kültür merkezleri olarak kullan lmakta, belli eserlerin sergilenmesi yan nda, çeflitli sosyal etkinliklerin gerçeklefltirildi i, yaflanan ve yaflat lan mekanlar olarak düzenlenmektedir. Bu anlamda ça dafl müzecilik, büyük flehir, mega kent, metro- pol veya bütün flehir kavramlar içinde her geçen gün azalt lan kültürel kimlik ve insanî de erlerin yeniden hat rlat ld, aktif birer tan ma ve tan tma merkezleri olarak kullan lmaktad r. Uluslar Aras Müzeler Konseyi (ICOM) en son 2002 y l nda müzeyi flöyle tan mlamaktad r: Müze; ticarî amaçlar d fl nda kurulmufl, toplumun hizmetinde ve toplumun geliflmesine katk da bulunan, halka aç k, insanlar n çevrelerindeki maddî olgular e itim ve e lence, araflt rma ve e lence amaçl olarak toplayan, muhafaza eden, sergileyen ve aç klayan bir kurulufltur. Bunlara ek olarak, afla - daki kurulufllar da müze kategorisine dahil edilebilir: Do al, arkeolojik ve etnografik abideler, çevreler ve tarihsel an tlar, Canl türlerinden bitki ve hayvanlar n canl olarak sergilendi i koleksiyonlar bar nd ran kurulufllar, Bilimsel merkezler ve astronomi merkezleri, Ticarî amaç d fl nda kurulmufl sanat eserlerinin sergilendi i galeriler, Do al koruma alanlar, Koruma, araflt rma, e itim ve yetifltirme yan nda, belge toplama ve müzecilik ile ilgili di er faaliyetler içinde bulunan ticarî amaca yönelik olmayan kurulufl ve organizasyonlar, Somut ve somut olmayan kültürel miras kaynaklar n yöneten, devaml - l n sa layan ve koruma imkanlar na sahip kültür merkezleri ve di er kurulufllar. (Hamilton College, Museum Studies sayfas n n html sürümü: ) Bu genel aç klamalardan sonra, somut olmayan kültürel miras n neden ve nas l korunmas ve nas l müzelenmesi gerekti i konusundaki tart flmalar ve çeflitli ülkelerin bu konudaki yaklafl mlar n de erlendirelim. Somut olmayan kültürel miras n korunmas n n gereklili i asl nda tart flma gerektirmeyecek kadar aç k bir sorundur. Koruma gerekçesinin en bafl nda ba lam yer almaktad r. Kültürel miras oluflturan toplumdaki de iflmelere paralel olarak, özellikle de ekonomik, sosyal ve siyasal yap larda meydana gelen de iflmelere paralel olarak, somut olmayan kültürel miras n temellerini oluflturan ba lamlar ortadan kalkmakta ve sonuçta da bu miras yaratan, yaflatan ve sürekli k lan kifli ve gruplar kaybolmaktad r. Bütün bunlar n sonucunda da somut olmayan yaratmalar yok olmaktad r. Bunu bir örnekle aç klayacak olursak 20. yüzy l n ortalar na kadar icrac lar ve temsilcileri bulunan meddahl k gelene i günümüzde art k yok olmufl, temsilcisi kalmam fl, varsa bile bu gelene i icra etmemektir. Di er pek çok sözel veya uygulamaya dayal halk bilgisi gelene i de ayn gelecek kayg s yla karfl karfl ya gelmifl durumdad r. Somut olmayan kültürel yaratmalar n yok olmas na yönelik en büyük tehlike küreselleflme nin getirdi i ekonomik ve sosyal yap lard r. Her ne kadar ekonomi ile ilgili teorilerde kültüre yer verilmezse de, kültür ve halk bilgisi teorilerinde kesinlikle ekonomik yap lar n yeri ve öneminin vazgeçilmez oldu u vurgula

31 n r. Küreselleflme ad verilen ve asl nda Avrupa Birli i ve ABD merkezli, dünya çap ndaki büyük ticarî kurulufllar n yaratt ürünler, bu ürünlerin pazarlanmas nda kullan lan mekanlar ve uygulanan çeflitli tan t m ve kullan m yöntemleri sonucunda, yüzy llarda ortaya at lan modernlik anlay fl alt nda sunulan Avrupal de erlerin benimsetilmesi ve sömürge oluflturma sisteminin benzeri, flimdi de küreselleflme ad alt nda büyük ticarî kurulufllar taraf ndan denenmektedir. Bunun sonucunda, ayn anda binlerce kifli Harry Potter okumakta, Yüzüklerin Efendisi veya Walt Disney çizgi filmleri seyretmekte ve bunlar n somutlaflt r lm fl oyuncak, resim ve ç kartmalar çocuklar n elinden düflmemekte, Pokemon ç lg nl bütün çocuklara bir hastal k gibi bulaflmakta, Rugrats karakterlerinin bütün i rençliklerine ra men, çocuklar bunlar izleyip taklit etmeye çal flmaktad r. Di er taraftan ülkemiz televizyon kanallar n n ço u bir reyting ve pazar kapma kavgas içinde Popstar, Biz Evleniyoruz vb gibi yine küresel flirketler taraf ndan desteklenen yar flma programlar yla kolay yoldan flöhret ve para kazanma sevdas na düflmüfl gençlerimizi birer köpek bal gibi çi nemeden yutmakta ve bütün toplum bir büyüye kap lm fl gibi, bir köpek bal n n bir insan yutuflundaki vahflili i seyredercesine kendilerini emniyette hissettikleri pencerelerin arkas ndan bunlar izlemektedirler. flte bu noktada, ne sözel sanatlar icra edilebilmekte ne de geleneksel de erler sözlü olarak aktar labilme flans bulabilmektedir. Sonuç ortada, her geçen gün pek çok sözlü halk yaratmas küresel olana yenik düflüp kaybolmaktad r. Somut olmayan kültürel yaratmalar n kaybolmas t pk do adaki belli canl türlerinin yok olmas veya bizim yaflad m z yerlere, eskiden u rayan baz canl türlerinin art k u ramamalar na benzemektedir. Bu türden, Yok Olma Tehlikesiyle Karfl Karfl ya Olan Canl Türlerinin Korunmas hakk ndaki çeflitli programlar izlemiflizdir. Belli bir canl türünün yaflam alanlar n n yok edilmesi veya insanlar taraf ndan istila edilmesinin bu sonuçlar do urdu unu ço umuz biliriz. Baz türlerin yok olmas n n do an n dengesini bozdu unu ve sonuçta yine insanlar n zarar gördü ü art k kan tlanm fl ve bunun üzerine çeflitli önlemler al nmakta ve yok olmak üzere olan canl türlerine yeni yaflam alanlar sa lanarak, eski do al denge yeniden oluflturulmaya çal fl lmaktad r. T pk biyolojik çeflitlili in insan taraf ndan, insan n aleyhine azalt lmas n n tehlikeli olmas gibi, insan n do aya karfl yaklafl m ndaki yerini küresel ticarî kurulufllar almakta ve kendi ç karlar do rultusunda kültürel çeflitlili in yok olmas - na neden olmaktad rlar. Kültürel çeflitlili in yarat lmas n sa layan gruplar ekonomi, sosyal ve siyasal etkenler alt nda kimliklerini kaybetmekte ve böylece kültürel çeflitlili in en zengin alan olan somut olmayan yaratmalar kaybolmaktad r. flte bu nedenlerden dolay somut olmayan miras korumak gerekmektedir. Somut olmayan kültürel yaratmalar n korunmas nda, herhangi bir kültürel grubun kendi bafl na küresel güçlerle mücadele etmesi mümkün de ildir. Bu noktada yine küresel olgulardan yararlan p, küresel bir organizasyona gereksi- nim vard r ki, bu da UNESCO gibi gücü olan ve bütün üyeleri taraf ndan benimsenen bir küresel oluflumla mümkün olacakt r. Baz tart flmalarla birlikte UNES- CO nun bütün dünya ülkelerini kapsayacak bir anlaflma metni oluflturabilmesi gerçekten büyük bir baflar d r. Bu noktada dikkatimizi çeken bir noktay da paylaflmak istiyoruz. Somut olmayan kültürel miras n korunmas anlaflmas n destekleyen, uygulamaya çal flan ülkelerin, birkaç istisna d fl nda, büyük bir k sm geliflmekte olan ülkelerdir. Baz ülkeler ise, sömürge olmaktan yeni kurtulmufl, ancak siyasal sömürge olmaktan kurtulmufl olsalar bile ekonomik ba ml l klar devam eden ülkelerdir. Örne in, Zimbabwe, Zambiya, Polonya, Macaristan ve Güney Kore gibi ülkeler sadece birkaç örnektir. Gerek Öcal O uz un yaz s ndan ve gerekse yapm fl oldu umuz internet araflt rmas ve özellikle ABD deki halkbilimcilerle yaz flmalar m z sonucunda, özellikle ABD nin hâlâ bu anlaflmay imzalamad n ve çeflitli nedenlerle bu sözleflmeye karfl ç kt n ö rendik. ABD li halk bilimcilerin tezlerinden ço u kendi ülkelerindeki bilimsel ve halkbilimi teorileri bak m ndan kendilerine göre hakl olabilir, ancak politik anlamda sözleflmeyi kabul etmemeleri ise, tamamen küresel yap lar oluflturan ticarî kurulufllar n etki ve bask lar ndan kaynaklanmaktad r. Somut olmayan kültürel miras n korunmas n n gereklili ini bu flekilde aç klad ktan sonra, bu miras n korunmas n n nas l olmas gerekti i konusundaki tart flmalar ve bu konudaki teklif ve sorunlar ele alman n yararl olaca n düflünüyorum. UNESCO nun teklifinde, her fleyden önce kültürel miras n belgelenmesinin gereklili i yer almaktad r. Tabiî ki, bunu yapacak olan da Kültür ve Turizm Bakanl ve ba l taflra teflkilatlar d r. Zaten birkaç y ld r süren kültür varl klar envanter çal flmas yap ld n, ancak bu çal flman n daha çok somut olan kültürel mirasla ilgili oldu unu, en az ndan zmir deki çal flmalardan biliyoruz. Bu tür bir belgeleme çal flmas temelde iyi bir yöntem olmakla birlikte baz tehlikeleri de beraberinde getirmektedir. Belirlenen ve belgelenen kültürel miraslar n her hangi bir telif hakk yönetmeli ine tâbi olmamalar durumunda, bunlar kendi ç karlar için kullanmak isteyen ticarî kurulufl ve gruplar n istismar na daha aç k hale gelecekleri aç kt r. Buna engel olmak için bu belgeleme ifliyle efl zamanl olarak telif haklar ve sahiplik konusunda yeni düzenlemeler yap lmal, kültür ve tabiat varl klar n koruma kanununa bu yeni düzenlemeler eklenerek söz konusu kanun güncellenmelidir. Bundan sonraki tart flma ise, hangi halk bilgisi veya somut olmayan kültürel miras n korunmas gerekti ine karar vermektir. Yine bu çerçevede korunmas gereken kültürel miras kategorisi içinde yer alan ürünler mi, yoksa bu ürünlerin yarat lmas n sa layan ekonomik, sosyal ve siyasal ba lam m d r? Bu ba lam geleneksel ba lam m olmal, yoksa geleneksel yaratmalar n sürdürülebilir ve yeniden yarat labilir olduklar yeni ba lamlar da bu ifl için ayn görevi görebilir mi? Somut olmayan kültürel yaratmalar n azalmas, bozulmas ve art k icra edil

32 memelerinin temel nedeni, bu yaratmalar oluflturan sanatç lar n ve onlar n içinde yetiflip, sanatlar n icra ettikleri gelene in ve gelene in yaflama kabiliyeti buldu u sosyal ve ekonomik ba lam n sürdürülebilir olmas yla mümkündür. Örne- in meddahl k gelene i ve bu gelene in icrac lar olan sanatç lar n kaybolmas - n n temel nedeni, toplumsal ve ekonomik yap da de ifliklikler olmas sonucu, bu gelene in icra edilebilece i ortam n ve bu gelene e yönelik talebin azal p, bitmesi ve bu konuda bir önlem al nmam fl olmas yla ilgilidir. fiu halde, somut olmayan kültürel miras n korunmas n n, bu miras n üretti i verimleri korumak de il, bu miras oluflturan sanat ve sanatç l k gelene ini korumaktan geçti ini benimseyebiliriz. Zaten, Öcal O uz un yaz s nda da ifade etti i gibi, imzalanan sözleflme bu miras n sürdürülebilir olmas n sa lamay amaçlamaktad r (O uz; 2003: 250) Bu noktada ortaya ç kan sorun ise, somut olmayan kültürel miras n yarat ld ba lam n, sosyal ve ekonomik yap lar n nas l korunaca meselesidir. Çünkü somut olmayan kültürel miras kapsam ndaki yaratmalar n ço u, k rsal kesimdeki ba lamlarda, oradaki sosyo-ekonomik yap lara ba l olarak oluflmufl ve zamanla kök salm fl olmas na ra men, günümüzde bu yap lar h zla de iflmektedir. Yine kent ortam nda da h zl bir de iflme söz konusudur. Bu durumda sosyo-ekonomik yap ya ba l olan ortamlar n korunmas ya çok zor, ya da hiç mümkün de ildir. Bu durumda ne yap labilir? Ça dafl halk tan m nda oldu u gibi, halk n hem k rsal hem de kent kesiminde bulundu u noktas ndan konuya yaklafl p, gelenek kavram n n da kendi içinde belli bir de iflme ve geliflme içerdi ini ve buna ba l olarak da geleneksel ba lamlar n dondurulmufl olmas n sa lamak yerine, kent ortam nda yeni ba lamlar, yani somut olmayan kültürel miras n kendini sürdürülebilir k laca yeni icra yerleri oluflturmakla mümkündür. Böylece, hem kentlileflme olgusuna bir destek, hem de somut olmayan kültürel miras n korunmas nda ve yaflat lmas nda bir yol bulmak mümkün olacakt r. Bu noktada ortaya ç kan tek sorun ise, halk bilgisi ürünlerinin do as na müdahale edilip, edilmemesi ve bunun sonucunda oluflacak ürünlerin ne kadar halk bilgisi ürünü say laca sorunudur. E er, halkbilimciler olarak bizler bu yönlendirmeyi yapmazsak, bilinçsiz olarak baz çevrelerin yapaca yönlendirmeler, ticarî çevrelerin istismar sonucunda zaten bu de iflme olmaktad r. Hiç yönlendirme olmamas durumunda ise, bu ürünlerin içinde olufltu u gelenek tamamen yok olmaktad r. Yukar da tart flt m z noktada, yani yeni ba lamlar oluflturulmas noktas nda ise, kurulacak olan Halk Bilgisi Müzesi oldukça önemli hale gelmekte, düflündü ümüz ça dafl ba lamlardan birini oluflturmada bir örnek teflkil etmektedir y l nda yap lan Halk Bilimi Müzecili i ve Sorunlar Sempozyumu nda böyle bir müzenin nas l olmas gerekti i belli ölçülerde tart fl lm fl ve farkl ülkelerden örnekler tan t lm flt. Bize göre, kurulacak olan müze, eski müzecilik anlay fl n n temelini oluflturan, sadece belli görsel malzemenin sergilenmesi anlay fl üzerine kurulmamal, sergiledi i ve sürekli güncelledi i görsel unsurlar n doku- nulabilirli i, materyal özelliklerinin anlafl l rl n sa layacak bir sergileme yöntemi yan nda, somut olmayan kültür ürünlerinin belli bir program içinde sürekli olarak icra edildi i bir mekan olmal d r. Yaflayan, yaflat lan ve somut olmayana ba lam oluflturan bir müze kurmak mümkündür. Böylesi bir mekan ise, sadece müze kavram n n pek çok kiflinin kafas nda oluflan belli cans z eserlerin sergilendi i bir mekan olmak yerine; ö renilen, ö retilen, canl k lan bir e itim ve yaflam merkezi olarak düflünülmelidir. Böylece hem somut olmayan korumak ve yaflatmak, hem de müzenin kendi kendini finanse edecek bir birim olmas sa lanacakt r. Somut olmayan kültürel miras n korunmas veya yeni yaflam alanlar sa lanarak sürdürebilir k l nmas tabiî ki sadece oluflturulacak bir halk bilgisi müzesiyle mümkün de ildir. Öcal O uz un sözleflme metni hakk nda yazd Yorumlar k sm nda da ifade etti i gibi, özellikle e itim kurumlar nda bu iflin ilkö retimden itibaren ö retiminin yap lmas, valilik ve belediyeler gibi kamu kurulufllar n n destekleriyle kentlerin çeflitli yerlerinde aç lan ve aç lacak e itim, ö retim, sergi ve kültür merkezlerinde somut olmayan miras n yaflat lmas na yönelik faaliyetler yap lmas, çeflitli sanat galerileri ve müzik flirketleriyle dernek ve vak flar n bu çal flmalar desteklemesi ile istenilen amaca ulaflmak mümkündür. Bu noktada halkbilimi e itimi alm fl uzmanlardan yararlan lmas ise mutlak bir zarurettir. Bu noktada tart fl lmas gereken bir konu da, somut olmayan n korunmas n sa laman n amac n n ne oldu udur. UNESCO toplant lar ndaki tart flmalardan ve çeflitli ülkelerin konuyla ilgili olarak yapt klar çal flmalardan ö rendi imiz kadar yla, somut olmayan koruman n çeflitli amaçlar oldu u ortaya ç kmaktad r. Bunlardan en önemli olanlar ise, kimlik oluflturma, sömürge olmaktan kurtulma ve ticarî alanlar yaratma olarak özetlenebilir. Avrupa ülkelerinin kimlik sorunu meselesini 19. yüzy lda tart flmaya bafllay p, 20. yüzy l n ikinci yar s na kadar tart flt klar ve iki dünya savafl n n nedenleri aras nda kimlik meselesinin oldu u bilinmektedir. Somut olmayan kültürel miras büyük ölçüde korumay baflard klar için, söz konusu sözleflmeyi imzalama konusunda çekingen davranmalar ise buradan kaynaklan yor olsa gerektir. Di- er taraftan, baflta Güney Kore ve Japonya olmak üzere Asya ülkelerinin ve baz Do u Avrupa ülkelerinin bu konudaki çabalar, yani somut olmayan kültürel miras koruma konusundaki gayretleri aç kt r. Çünkü hem Kore hem de Japonya küresel yaratmalardan en çok s k nt çeken ve genç kuflaklar n n kimlik örgülemesinde ciddi sorunlar yaflayan ülkelerdir. Afrika ülkeleri ise, kültürel sömürge olmaktan kurtulma ve Avrupal sömürgecilerin ülkelerinin oluflturdu u e itim ve kültür kurumlar n, kendi kültürel kurumlar haline getirme ve bu arada belli bir ticaret potansiyeli oluflturma kayg - s yla kültürel miras koruma kayg s içindedir. Baz Afrika ve Güney Amerika ülkeleri ile baz Do u Avrupa ülkeleri ise konuya tamamen ticari yönden bakmakta ve bu yolla ülkelerine gelecek turist say s nda sa lanacak bir art fl ile yeni kaynaklar yaratabileceklerini düflünmektedirler

33 Bu örneklerden yola ç karak Türkiye de yap lacak çal flmalar n amac n n belirlenmesi de çok büyük bir önem arz etmektedir. Çünkü, Avrupa Birli i ne girmeye haz rlanan Türkiye, halihaz rda çeflitli küresel etkiler alt nda kalmaktayken, Avrupa Birli i içinde yer almas yla birlikte bu etkinin oran artacakt r. Gerekli önlemler al nmazsa belki zengin, ama kimliksiz bir Türkiye süreciyle karfl laflmak olas d r. Bize göre, Türkiye de somut olmayan kültürel miras n korunmas çal flmalar n n amac, temelde Türk kültürel kimli inin sürdürülebilir olmas n sa lamak olmal d r. Konuyu bir sonuca ba lamak gerekirse, flöyle bir özetle bitirmek yerinde olacakt r: 1. Somut olmayan kültürel miras temelde halk bilgisi yaratmalar d r. 2. Küreselleflme etkileri süratle somut olmayan kültürel yaratmalar n sosyoekonomik ba lam n ve yaratmalar n kendilerini yok etmektedir. 3. Somut olmayan kültürel miras korunmal d r ve bu koruma, yaflatma anlam nda düflünülmelidir. 4. Somut olmayan kültürel miras n korunmas nda kullan lacak yöntem, bu miras n oluflmas n sa layan ba lam n sürekli k l nmas yla mümkündür. 5. Geleneksel ba lamlar korumak ve yaflatmak her zaman mümkün de ildir. 6. Geleneksel ba lamlar korumaya çal flmakla birlikte, somut olmayan kültürel miras n yaflat lmas nda yeni ba lamlar oluflturmak gerekmektedir. 7. Somut olmayan kültürel miras n yaflat lmas için kurulacak olan Halk Bilgisi Müzeleri motor görevinde olacak kültür merkezleri olarak tasarlanmal d r. Bu müzeler di er kurumlar n faaliyetleriyle desteklenmelidir. 8. Somut olmayan kültürel miras n yaflat lmas nda h zla kaybolan mirasa öncelik verilmeli ve ilk çal flmalar bunlar üzerine kurulmal d r. Âfl kl k gelene i bu konuda bir bafllang ç oluflturabilir. 9. Somut olmayan kültürel miras n yaflat lmas nda amaçlar belirlenmelidir. 10. Türkiye de yap lacak somut olmayan kültürel miras n yaflat lmas çal flmalar öncelikli olarak Türk kültürel kimli ini yaflatmaya, daha sonra da ekonomik getiri elde etmeye yönelik olmal d r. TARTIŞMALAR S. TÜRKO LU: Neden halk kültürü müzesi de il de halk bilgisi müzesi ifadesini kullan yorsunuz? M. EK C : Kültür kelimesinin kapsam antropologlar taraf ndan çok farkl alg lanmakta ve araflt r c lar taraf ndan 120 farkl tan m yap lmaktad r. Bundan dolay d r ki kültür kelimesinin tam olarak neyi ifade etti i belli de ildir. Bu nedenle ben halk bilgisi terimini tercih ediyorum. KAYNAKLAR Brown (Michael F), Sufeguarding Intangible, s O uz (M. Öcal), 2003, Halk Bilimi Çal flmalar n n Yeni Dönemi: Somut Olmayan Kültürel Miras n Korunmas Sözleflmesi, (Milli Folklor), 60,

34 III. OTURUM /SESSION 3 GÖRSEL VE fi TSEL HALKB L M MÜZELER NE DO RU Toward Audio-Visual Folklore Museums Ensar ASLAN ABSTRACT Traditional production modes, along with their master practitioners, are being displaced as a result of technological developments. It is important that the intangible cultural products comprising the traditional lifestyle of the people be researched, recorded and preserved with the goal of their transmission to future generations alongside concrete cultural products. The preservation in museums of intangible cultural products cannot be thought of separately from concrete cultural products. The museums in which these products will be exhibited can be of traditional or modern nature. However, in modern museums, the presentation of the products should be aided by audio-visual methods utilizing modern technology. Museum buildings should contain archives, libraries, audio-visual exhibition rooms, research units and administrative departments. Museums of this kind may also serve an important purpose in the context of tourism. Key words: Traditional culture, preservation in museums, audio-visual exhibition, cultural tourism Yaklafl k befl bin y ll k tarihi geçmifliyle, yeryüzünün en eski yerleflim alanlar ndan biri olan Anadolu, Hititler den Türkiye Cumhuriyetine kadar uzanan tarihi süreçte say s z din, dil, rk, kültür ve uygarl klara sahne olmufltur. Bir yandan eski uygarl klar n Anadolu da oluflturduklar kültürler, di er yandan Türklerin tarih sahnesine ç kt klar yerleflim yerleri olan Asya dan tafl y p getirdikleri de erler, Anadolu co rafyas nda bir halk kültürü mozai inin oluflmas na neden olmufltur. Ayr ca Hint, Arap ve ranl lar n masal, hikâye ve söylenceleri gibi bir çok halk kültürü unsurunun sözlü yolla Anadolu üzerinden bat ya aktar lmas, ülkemizin halk kültürü ürünleri bak m ndan ne kadar çeflitli ve zengin bir hazineye sahip oldu unu ortaya koymaktad r. Somut olmayan kültürel miras n müzelenmesi kavram yla bizim burada tespite çal flt m z amaç, hedef ve yöntem, toplumun geleneksel yaflam biçimini oluflturan her türden soyut kültür ürünlerini araflt r p ortaya ç kararak, maddi/somut kültür örnekleriyle birlikte gelecek nesillere aktarmak amac yla koruma alt na almak ve sergilemektir. Geliflen uygarl a ba l olarak h zl bir flekilde de iflen kültürel olaylar, soyut kültür ürünlerinin ve kültür araç gereçlerinin de de iflip yok olmas na neden olmaktad r. Teknolojik geliflmeler ve makineleflme; usta mal /elyap m her çeflitten geleneksel malzemeyi ustalar ile birlikte tarihe gömmektedir. Her nak fl nda bir öykü, bir türkü bulunan duygu yüklü kilimler, analar m z n baflucunda sallanan aynal, oymal çam beflikler Bebe in befli i çamdan, Aynal beflikte bebek beledim ninnileri ile birlikte unutulup kaybolmaya yüz tutmufltur. S rma ifllemeli entariler, all pullu yemeniler, ç ng rakl kepçeler, oniki burç ifllemeli bak r tepsiler, Alaaddin in Lambas efsanesine kaynak teflkil eden bezir ç ralar gibi bir çok malzeme, öyküleri türküleri ve hat ralar ile birlikte yok olmaktad r. Eyvanl konaklar, beton mimarinin görkemi ve ekonomik gücü karfl s nda y k lmaktad r. Bu nedenle art k yüksek eyvanlarda bülbüller ötmüyor, gökdelenlerden disko müzik sesleri geliyor. Bu örneklerden de anlafl laca gibi; somut olmayan kültür ürünlerinin müzelenmesi maddi kültür ö elerinden ayr düflünülemez. Yani sözlü ürünlerin, özellikle sergilenmesi aflamas nda maddi unsurlar n göz ard edilmemesi gerekir. Sergi mekanlar n n o ürünün öyküsüne, söylencesine ve otanti ine uygun olmas, onun zamanda yaflat lmas n sa layacakt r. Müzelenecek ve sergilenecek ürünün türüne uygun bir yap tekni i belirlenmelidir. Bu konuda, sanat tarihçilerinin, arkeologlar n ve mimarlar n bilgilerinden yararlan lmal d r. Bu yap gruplar, ürünlerin türüne göre ya modern yap lar ya da geleneksel yap tarz olabilir. Geleneksel yap tarz kullan m için, eski binalar n sökülerek ayn yap malzemesiyle müze alanlar n n otanti ine uygun olarak yeniden kurulmas (restitution) fleklinde olabilir. Bu yap teknikleriyle kurulacak yap gruplar esas olarak iki amaca uygun olmal d r: 1. Ürünlerin, modern teknolojiden yararlanarak görsel ve iflitsel olarak muhafazas. (Müze, arfliv, kütüphane vb.) 2. Ürünlerin görsel ve iflitsel olarak sergilenmesi. Halkbilimi araflt rma ve inceleme alan na giren her türden sözlü anlat lar n ve halk kültürü gösteri unsurlar n n müze-sergi ortam nda sunulmas için özgün kültürel animasyon tasar mlar haz rlanmal d r. Sergi mekanlar nda akustik özelli e sahip, masal, hikaye, destan, türkü vb. dinleti salonlar bulunmal ve bu salonlar, dinleti, film, slayt gibi görsel sergileme cihazlar yla donan ml olmal d r. Bu mekânlarda, ürünler otanti ine uygun olarak tefrifl edilmeli ve izleyiciler için oturma gruplar yerlefltirilmelidir. Hatta izleyicinin yaln z olarak girip istedi i masal, hikayeyi veya türküyü dinleyebilece i müstakil kabin veya odac klar oluflturulmal d r. Bu müzeler, arfliv, müzeleme, kütüphane, görsel ve iflitsel sergileme salonlar yan nda çal flma, araflt rma, inceleme ve de erlendirme üniteleriyle, idari birimlerinin bulundu u halkbilimi yap kompleksleri niteli inde olmal d r. Daha genifl mekânlarda, örne in Köro lu versiyonlar n n görsel mizanseninde Köro lu anlatmalar ve türkülerinin dinletilmesi, Dede Korkut taki Bay nd r Han n ak çad r nda kurdu u divan nda beyleri ile yapt konuflmalar ve ald 67 68

35 kararlar, Kelo lan ve Nasrettin Hoca anlatmalar n n görsel olarak dinletilesi gibi daha bir çok ürün otantik yap s na uygun olarak düzenlenip sergilenmelidir. Ekonomik ve kültürel geliflmenin önemli bir aya n oluflturan turizm sektörü, giderek kendisine yeni yeni alanlar aramaktad r. Deniz turizmi yan nda da, yayla, do a ve kültür turizminin önemli bir olgu olarak geliflti i aç k bir flekilde görülmektedir. Bu nedenle planlanan bu görsel ve iflitsel kültür müzelerinin bir yandan kültürümüzü tan tmak, bir yandan da turizm alanlar n çeflitlendirip geniflletmek bak m ndan son derece yararl olaca düflüncesindeyiz. Biraz daha genifl, büyük düflündükçe hayallerinizin bile s n rlar n zorlayan ve bizi fantastik âlemlere sürükleyerek büyük heyecan yaflatan bu proje Türk halkbilimi tarihimizin en büyük gururu olacakt r. Bu projenin gerçekleflmesi için her türlü deste i verece ini ümit etti imiz Kültür ve Turizm Bakanl ile Gazi Üniversitesine, bu konudaki azmi çal flkanl - ve fedakârl ile bu hayallerimizi gerçeklefltirece ine yürekten inand m genç bilim adam, sevgili dostum Prof. Dr. Öcal O uz a Türk halkbilimcileri ad na tebrik ve flükranlar m sunuyorum. MÜZELEME AÇISINDAN HALK NANÇLARI VE HALK HEK ML UYGULAMALARINDA AN MASYON Animation as a Method of Presenting the Application of Folk Beliefs and Folk Medicine in Museums Mustafa SEVER ABSTRACT Museums make it possible for folk beliefs concerned with applied folk medicine to be preserved through animations, while products of folk medicine or altermative pharmacology may also be exhibited in museums. Research has shown that the visual component plays a great part in the learning process. Thus, the audio-visual nature of an animated representation of cultural values will have a lasting effect on the viewer. In a museum based on this approach, goals like the presentation and dissemination of culture can be reached more effectively by the employment of theatrical methods. In the context of folk beliefs, practices of folk medicine should be presented in the form of a theatre show with the participation of the audience. Thus, the entertaining and educating uses of folklore may be served together. Key words: Applied folklore museum, folk medicine, animation Uygulamal aç k hava müzesi,veya Uygulamal halkbilim müzesi olarak dile getirilen müze, yöresel kültürleri sergileyen, bu sergileme esnas nda da dilimizde müzelik tabiriyle anlat lan statikli i aflan ve kültürel de erleri canl bir görünüme kavuflturan müze olacakt r. Halk kültürü de erlerinin müzelenmesi anlam nda halk hekimli i ba lam ndaki inanç ve uygulamalar n animasyonu, ifllevleri aç s ndan toplumsal dayan flma duygusunun pekifltirilmesine katk sa lay c bir etkinliktir. Bu etkinlikte halk m zca çeflitli özür ve hastal klar n, rahats zl klar n giderilmesi yönündeki uygulamalar, uygulamal halkbilim müzesinde teatral anlamda canland r labilir. Çünkü, bu müzecili in temel kavramlar aras nda uygulama, canland rma, ulusal kal t, küreselleflme ve kültür turizmi yer almaktad r. Do al olarak kabul edilmelidir ki yaflayan bir kültürün müzelenmesi ile arkeolojik maddî verilerinden baflka elimizde bilgi ve belge bulunmayan ölü kültürlerin müzelenmesinde farkl l klar olacakt r. (O uz 1992: 48) Tebli imizde halk hekimli i uygulamalar ba lam nda halk inançlar n n animasyonu ve halk hekimli inde alternatif farmakoloji olarak adland r lan halk ilaçlar n n sergilenebilirli i üzerinde durulacakt r. Herhangi bir kültürel de erin animasyonundaki ses ve hareketler, izleyenler 69 70

36 üzerinde kal c etkiye sahiptir. Zira, ngiliz filozof Jonn Locke nin araflt rmalar na göre (Çilenti 1988:36) kiflinin ö renme süreci içinde görsel(%83)-iflitsel (%10) etkinliklerin toplam rolü %93 gibi bir orana ulaflmaktad r. Bu bilgiden hareketle kiflinin kimlik ve kiflili ini ö renme ve gelifltirmede teatral uygulamalar n -ki, bu uygulamalara kiflinin kat l m n n da sa land /sa lanaca düflünülürse- öneminin yads namazl ortaya ç kacakt r. Çünkü, hedeflenen müzecilik anlay fl içerisinde maddî gelir yan nda ve daha önemlisi ulusal kültürün tan t m ve süreklili- ini sa lama, kültür aktar m, yani insanlar ulusal kültür de erlerine göre e itme (Ac payaml 1985:11) söz konusudur. Çünkü, teatral anlamda canland r lan pratiklerin eski inanç ve törenlerin günümüzdeki uzant lar oldu u flüphe götürmez bir gerçekliktir. Bu aç dan bak ld nda öngörülen müzecilik anlay fl çerçevesinde animasyonun kullan m bir zorunluluk olarak görülmektedir; çünkü kültürel de erlerin yaflat lmas nda en tabiî ve en etkili metot, e lence unsurunun kullan lmas d r. (Eker 1999:62); ki animasyon yoluyla halk inançlar ve uygulamalar yeni nesillere bir e lenme ö renme fleklinde aktar labilir. J.Singer, oyunun yararlar n s ralarken (Akt. Cengiz 1997:55) kiflide, paylaflma ve baflkas n n hakk na sayg gösterme, imgelemin ve yarat c l n genifllemesi, görev alma gibi hasletlerin geliflmesinin oyun yoluyla olaca n belirtmektedir. Uygulamal halkbilimi müzecili i anlay fl nda seyircinin kat l m, daha do rusu sergilenen de erleri yaflayarak, üreterek ö renmesi hedeflenmektedir. Müze bu yönüyle geçmiflle gelecek aras nda organik bir ba oluflturacak, müze ziyaretçisi vitrini de il, do rudan do ruya hayat seyredecektir; ki seyredilen kültürel de er, burada animasyonu yap lan inanç, daha ilgi çekici, daha ö retici ve daha e lendirici olacakt r. (Önder 1985: 16). Söz ve hareket birlikteli inin sahnelenmesi, bir ritüelin canland r lmas olarak de erlendirilebilir ve bu ritüelin canland - r lmas nda rol alan kifli veya kifliler, ritüelin bir parças durumundad rlar. Canland rmaya kat lan seyirci, canland rman n hem öznesi hem de nesnesi durumunda olma ba lam nda canland rmay bizzat yaflayacakt r. Ayn flekilde sözgelimi çömlek yap m n seyreden bir turist toplulu undan baz kiflileri tezgah n bafl na geçiren çömlek ustas, belki bunu bir jest olarak yap yor ve yapt r yorsa da, tezgah bafl ndaki turiste onu olay n içine çekerek de iflik bir haz tatt rmaktad r. Bu aç dan ele al nd nda kimi inanç ve pratiklerin halkbilimi müzesinde izleyenlerin kat l m n n da sa lanarak uygulanabilir oldu u görülmektedir; ki halk hekimli i gelene i içinde birer tedavi prati i olan ve bir oyun fleklinde uygulana gelen dalak kesme, aydafll giderme, köstek/duflflak kesme, flifle veya bardak çekme ve nazar giderme uygulamalar çerçevesinde kurflun dökme, tütsüleme, tuz çevirme, vb. pratikler, uygulamal halkbilimi müzesinde teatral anlamda sergilenebilir. Buna bir örnek olmas aç s ndan dalak kesme uygulamas n gözümüzün önüne getirelim: Dala fliflen kifli sedire yat r l r. Bafl n n yan na so an, sarm sak, vb. konu- lur. Ocakl kifli, elinde balta veya nacak ile hastaya do ru k zg n bir edâyla yürür. Orada bulunanlardan biri seslenir: - Nereye giden? - Ankara ya giderim. - Ankara da ne yapan? - Dalak keserim - Kesemezsin - Keserim. - Kesemezsin - Keserim Bu konuflma, keserim, kesemezsin inatlaflmas fleklinde sürerken elinde balta olan ocakl, baltay h fl mla hastan n bafl yan ndaki so ana, sarm sa a vurur. Hastan n anî olarak korkutulmas amaçlanan bu uygulamada dalak kesilmifl olur. Halk hekimli i ba lam nda tedavi flekilleri genel olarak sözlü/konuflmal k - s m ve uygulama k sm olarak iki k s mdan (Ac payaml 1961:102) meydana gelir; ki bu da uygulamalar n animasyona müsaitli ini gösterir. Uygulamada sergilenen oyun, içgüdüsel ve e itsel deneyimin bir parças d r. Oyun arac l yla birey, yaflam n daha sonraki dönemlerinde izlenecek fleylerin deneyimini yapar. O, bir bak ma yaflama haz rlanma ve kal tsal özellik olma niteli indedir. (Eker 1999:64) Uygulaman n yap ld yöredeki mekan n bir benzerinin dekor olarak kullan laca böylesi bir canland rmada yöresel kostüm ve dil kullan m na da gereken özen gösterilmeli; izleyenlerde gerçeklik hissi uyand r lmal d r. Ziyaretçinin aktif kat l m n n da hedeflendi i animasyon uygulamalar yla bu müzecilik anlay fl n n amaçlar gerçekleflmifl olacakt r. Zira, izledi i canland rma karfl s nda kifli, izlediklerinden yola ç karak kendini ve çevresini sorgular, (Yalç n-aytafl 2002:1) geçmiflle yaflananlar aras nda bir de erlendirme yapma ihtiyac hisseder. nsanlar n dinlenme ve e lenme arac olarak girifltikleri bütün eylemler, oyun (Boratav 1994:233) olarak de erlendirilir; insan dinlenirken e lenir, e lenirken de ö renir. Çünkü, canland rmada ö renme ve e lenme birlikteli i söz konusudur. Günümüzün sanal ve ticarî ortamlar nda kifli, daha çoklukla da ilkö retim yafl ndaki çocuklar, oyunu tek bafllar na oynamakta, toplumsall ktan yaln zl a do ru bir yol almaktad rlar; tabiat yla, toplumla iç içelik, yerini yaln zl a b rakmaktad r. Bu aç dan kültürel animasyon uygulamalar na yer veren uygulamal halkbilimi müzesi, bir aç k ö renim ve ö retim kurumu ifllevselli iyle insanlar n ö renmeyi e lence fleklinde baflarmalar na imkan sa layacakt r. Zira, bilinen bir gerçektir ki e itim-ö retim faaliyetlerinde yap lan ve izleyenlerin de kat l m n n sa land animasyonlarda izleyenler daha çok bilgilenmekte, ö rendiklerini haf zalar nda daha kolay saklamaktad r ki bu da izleyen kiflinin düflünme, yorumlama ve düflündüklerini uygulama becerilerinin geliflmesine katk da bulunmaktad r

37 Halk hekimli i alan nda ilaç olarak kullan lan bitki ve terkipler sergilenebildikleri gibi uygun paket ve ambalajlarda pazarlanabilir de. Hatta, müze ziyaretçilerinin oturup dinlenebilece i bir mekanda, uygulama bölümünde, s cak ve so- uk yiyecek ve içecek, reçel, marmelat, vb. fleklinde de sunulabilirler. Sözgelimi dut, i de, kuflburnu, bö ürtlen, kay s, kekik, nane, nar ekflisi, ayva yapra, vd. hangi hastal klar n tedavisinde nas l ve ne oranda kullan ld bilgileriyle ziyaretçilere sunulabilir. Halk n çaya koku vermek üzere çaya katt ve günümüzde yerini aromatik çay a b rakan karanfil de çaya kat larak müzenin uygulama bölümünde sunulabilir. Bu uygulama yoluyla uygulamal halkbilim müzecili i alan nda e itilen veya e itilmekte olan kiflilere, örne in halkbilimi ö rencilerine staj yapma imkan da sa lanm fl olur. Zaten, bu tür bir müzecilikte ziyaret edilmeyle e itim, kültür aktar m ve gelir (O uz 2002:48) amaçlanm flt r. Ayr ca, hem bir tedavi malzemesi (nazar önleme veya giderme) hem de tak ve ev süsü olarak halen baz köy evlerinde duvar süsü olarak kullan lan üzerlik ve karanfilden yap lan tak lar sergilendi i gibi bunlar n sat fllar da yap labilir. Sonuç olarak, halk kültürünün, Türk kültürünün tek tip olmad n, her köyün, her kasaban n kültürünün özde ayn ama ayr nt larda farkl flekillendi i, rengi, çeflnisi farkl pek çok ö eyi bünyesinde bulundurdu u (Er 2001:56) gerçe- inden hareketle halk kültüründen etkin bir flekilde yararlan labilmesi, halk kültürünün tan t lmas ve ifllevsellik ba lam nda yaflama geçirilmesi için halk bilimi müzelerinin ivedilikle kurulmas ve ifllerlik kazand r lmas gerekmektedir. KAYNAKLAR ACIPAYAMLI, Orhan (1961), Türkiye de Do umla lgili Âdet ve nanmalar n Etnolojik Etüdü, Atatürk Ün. Ed. Fak. Yay., Erzurum (1985), Aç k Hava Müzesinin Niteli i ve Fonksiyonu Ne Olmal d r?, Folklor Aç k Hava Müzelerinin Türkiye de Kurulma mkânlar Semp. Bild. (13-15 Haziran 1985), Kültür ve Tur. Bak. Yay. Ank BORATAV, Pertev Naili (1994), 100 Soruda Türk Folkloru, Gerçek Yay., st. CENG Z, Serpil (1997), Alan, Zaman, Kurallar ve Amaç Çerçevesinde Oyunun Neli i Üzerine, Folklor/Edebiyat, say 11, Eylül-Ekim Ç LENT, Kamuran (1988), E itim Teknolojisi ve Ö retim, Kad o lu Matbaas, Ank. EKER, Gülin Ö üt (1999), Küççe Dü ünü nün Çocuk Geliflimi ve E itimi Aç s ndan De erlendirilmesi, Milli Folklor, say 42, Yaz ER, Tülay U uzman (2001), Turizm Sektöründe Türk Kültüründen Etkin ve Etkili Bir Biçimde Yararlan lmas gereklili i, Türk Folklorunun Turizm Aç s ndan De erlendirilmesi Semp. Bild. (19-21 Ekim 2000/ st.), Kültür Bak. Yay., Ank. O UZ, M. Öcal (2002), Küreselleflme ve Uygulamal Halkbilimi, Akça Yay., Ank. ÖNDER, Mehmet (1985), Aç k Hava Folklor Müzelerine Do ru, Folklor Aç k Hava Müzelerinin Türkiye de Kurulma mkânlar Semp. Bild., Kültür ve Tur. Bak. Yay. Ank. YALÇIN, A.-AYTAfi, G. (2002), Tiyatro ve Canland rma, Akça Yay., Ank. BA LAMINDA ÜN VERS TELER N filevler Gaziantep Üniversitesi Çal flmalar ndan Örnekler * Functions of Universities in the Continuity (Existence) of Abstract Cultural Inheritance Studies Done at the University of Gaziantep Gonca TOKUZ ABSTRACT In this study, what is being understood by the term continuity of abstract cultural inheritance is discussed. The responsibilities of universities in this context are presented. Possible future projects regarding this mission are included as proposed at the University of Gaziantep. The coordination of woman and man plays an important role in the entertainment life of Gaziantep. Here, we find musical and theatrical performances. In this discussion, the term play will be used not as denoting all public plays, but rather the plays utilized in entertainment life. A collection of plays will be performed by students at the University of Gaziantep, Theatre and Turkish Folklore Group. All performances will be followed by experts on the subject, and critics should also be invited. The main intention here is to form a repertory of women-centered and men-centered plays at the University of Gaziantep. In this study, the women-centered plays named Karao lan and Sürütme Oyunu are presented as examples from Gaziantep. Both plays are musical, and performed by women at evening indoors entertainments. The instruments used are the clay drum and sometimes a tambourine with cymbals. The two plays will be performed by students, then recorded and followed by participants during presentation. Providing the continuity of these cultural activities cannot be achieved only by recordings. The main function of the university is to provide the continuity of this activity. When a repertory of women-centered and men-centered plays in the entertainment life is prepared, these will be performed as part of the University s academic calender, free of charge to the viewing public, at the University of Gaziantep Student Cultural Center. When this is achieved, the plays will be performed to all tourists visiting Gaziantep at scheduled times and days. * I would like to acknowledge to Dr. Ruhi Ersoy, lecturer at the University of Gaziantep, Arts and Science Faculty, Department of Turkish Language, for his scientific support and help. Keywords: Entertainment life in Gaziantep, women-men plays in Gaziantep, cultural inheritance Üniversiteler, özerk, insana sayg l, hoflgörülü, insanlar na, kurumlar na ve topluma güvenen, bilimsel gerçeklere dayal kararlar alabilen, aç klayabilen, nitelikli insanlar yetifltiren, kat l mc l temel alan, toplumu ile bütünleflen, topluma liderlik eden, temel ve uygulamal bilimsel araflt rmalar ile toplum ve ülke kalk nmas na katk da bulunan kurumlard r

38 Günümüzün ça dafl üniversiteleri sadece e itim-ö retim yapan, bilgi üreten, üretti i bilgiyi yayan, araflt rmalarda bulunan kurumlar olmaktan ç km fl, faaliyet alanlar n toplumun beklenti ve ihtiyaçlar na göre yönlendiren, bu alanda sorumluluk alan, giriflimlerde bulunan özellikle geliflmekte olan ülkelerde, bölgelerde yenilikçi ayn zamanda geçmifline sahip ç kan öncü kurumlar olmufllard r. Teknoloji ve onun getirdi i yeni de erler, davran fl kal plar, sosyal kurumlar zorlamakta, yeni de er ve davran fl kal plar ortaya ç kmaktad r. Söz konusu bu de erler ve davran fl kal plar n n ça n flartlar ve ulusal kültürle sentezlenmifl yeni bir terkip olabilmesi için hiç flüphesiz folklor disiplinine ve söz konusu disiplinin önemini kavrayan yöneticilere büyük sorumluluklar düflmektedir. Yukar da özetlenen üniversitelerin görev ve sorumluluklar çerçevesinde somut olmayan kültürel miras n müzelenmesi konusunda da ilk akla gelen kurumlar n üniversiteler olmas kaç n lmazd r. Kültürel miras n derlenmesi, belgelenmesi, arflivlenmesi, insanl n hizmetine sunulmas, paylafl m, böylece ortak kültürel miras n korunmas na katk da bulunulmas zaten Üniversitelerin görevleri aras ndad r. Üniversiteler bu görevi k s tl imkanlarla, özveriyle yerine getirmeye çal flmaktad r. Önemli olan bu çal flmalara kat l m art rabilmek, kollektif bilinci oluflturabilmektir. Bir örnek oluflturulmas aç s ndan sizlere Gaziantep Üniversitesinin bu konuda yapm fl oldu u ve planlad çal flmalardan baz örnekler sunmaya çal flaca- z: Somut olmayan kültürel miras n müzelenmesi ile ilgili gerçeklefltirmeyi tasarlad m z projelerimizden sadece bir bölümünü oluflturan Gaziantep E lence Yaflam n n müzelenmesi örne ini burada ele almaya çal flaca z. Çal flmam z n seyri flu flekilde geliflecektir; önce e lence yaflam bölge haritas ; kent, ilçe, k rsal kesim olarak tespit edilip derlenecek, derlenen e lenceler içerisinde o günkü koflullar yarat larak canland r labilecek olanlar tespit edilecek, sahneye konulacak, söylenen flark ve türküler notaya al nacak, icra edilecek, kaydedilecek, arflivlenecek, bu konuda zengin bir müze oluflturulacakt r. Müzedeki eserler araflt rmac lar m z n kullan m na aç k olmas n n yan s ra, ili, bölgeyi, ülkeyi ziyaret eden heyetlere, gruplara, turistlere ve halka belli zamanlarda gösteriler fleklinde sunulacak, kitle iletiflim araçlar yard m yla yurt çap nda yayg nlaflt r larak kültürel miras m za sahip ç k lacakt r. Söz konusu bu projenin ilk uygulamas olarak ortaya koydu umuz bölümü ve öyküsünü flu flekilde özetleyebiliriz: Gaziantep ili kent merkezi e lenceleri kapsam nda, kad n e lenceleri olarak bilinen müzikli kad n oyunlar ndan Karao lan ve Sürütme Oyunu örnekleri hareket noktam z olacakt r. Her iki oyun kad nlar n gece toplant lar ve e lencelerinde, kapal mekanlarda oynanmakta, müzik aleti olarak darbuka ve bazen de tef kullan lmaktad r. Karao lan Oyununda bir kad nla erke in birbirlerine duyduklar aflk ve sevgi anlat l r. Oyunda iki kifli rol al r. Oyunculardan birisi erkek k l na girerek Karao lan rolünü üstlenir. Oyuncuya makyajla kal n kafllar, burma b y klar v.s. yap l r. Di er oyuncu süslenir, güzel elbiseler giyer. Oyun, her iki oyuncunun karfl - l kl göbek atarak oynamas yla bafllar. Oyun süresince biri erkek, di eri kad n iki oyuncu birbirlerine karfl istek ve arzular n dile getirirler. Oyun do açlama oynand ndan oyuncular, ortama, yeteneklerine göre, oyuna yeni espriler katarak, oyunu monotonluktan kurtar rlar. Hatta ortama göre, bazen müstehcen ö elerin ilave edildi i de belirtilmifltir. Oyun, türkülü oyunlarda oldu u gibi türkünün bitmesiyle sona erer. Karao lan oyunundan baz bölümlerin Gaziantep teki Karagöz oyunlar aras nda küçük bölümler halinde yer ald da tespit edilmifltir. Kar K za Tepsi Gelmifl (G ari K za Tepsi Gelmifl) oyununa Sar K za Tepsi Geldi ve Sürütme oyunu da denilmektedir. Oyunda yafll, evlenmeye geç karar vermifl niflanl bir k za o lan evi taraf ndan gönderilen hediyeler alayl bir dille anlat lmaktad r. ki kad n taraf ndan oynanan, bazen seyircilerin de kat ld bir oyundur. Oyunculardan birisi makyaj yap larak kad n yafll, çirkin bir hale getirilmifltir. Oyunculardan biri G ari K za Tepsi gelmifl diyerek elindeki tepsi ile odaya girer. Tepside eski bir ayakkab, terlik, süpürge i ne, k r k tabak, fincan gibi kullan lamayacak, gereksiz eflyalar vard r. Üzerinde örtü vard r, örtü kald r - larak tepsinin içerisindeki eflyalar alayl bir dille tek tek seyircilere gösterilir. Tüm malzemeler say l rken seyirciler de baz k s mlarda oyuna kat l r, niflanl k z sinirlenir, tepki verir, itiraz eder. Filme çekilen her oyun özetlenen aflamalardan geçirildi. Derleme çal flmalar ndan sonra oyunlar seçildi. Oyun türküleri Türk Musikisi Devlet Konservatuar ö retim elemanlar taraf ndan notaya al nd. Kültür Merkezi Halk Bilimi ve Tiyatro Toplulu u ö rencileri ile toplant lar yap larak, amaç ve yap lacak ifller, özetlendi, ö renciler büyük istekle ve heyecanla bu projede görev almay kabul ettiler. Seçilen oyunlar kad n oyunlar oldu undan k z ö renciler sahnede, erkek ö renciler sahne gerisinde görev almak üzere görev da l m yap ld. Gruplar oluflturuldu. Giyilecek k yafetler ve dekor haz rland. Bu arada ö rencilerle ve kaynak kiflilerle fikir al flveriflinde bulunuldu. Ulafl labilen kaynak kifliler davet edilerek oyunlar n provalar n izlemeleri sa land. Amaç tahmin edilebilece i gibi, elefltirilerin al nmas - ki bu durum asl na en uygunluk ilkesine katk da bulunmak ve icran n sunumu esnas nda kaynak flah slara oyunlar n varsa de iflik versiyonlar n hat rlatmak için- yap lm flt r. Gerekli notlar al nd. En son olarak Gaziantep Üniversitesi ö rencileri taraf ndan oynanan oyunlar yine Gaziantep Üniversitesi ö rencileri taraf ndan kayda al nd. Böylece Gaziantep li kad n oyunlar ndan ikisi, belleklerden, kitap sayfalar n n aras ndan ç kar larak canland r lm fl oldu. Derleme aflamas hariç tüm çal flmalarda Üniversite Fen Edebiyat Fakültesi 75 76

39 Türk Halk Bilimi Anabilim Dal, Türk Musikisi Devlet Konservatuar, Gaziantep Meslek Yüksekokulu Radyo TV Bölümü, ö retim elemanlar ve ö rencileri ile Gaziantep Üniversitesi Ö renci Kültür Merkezi Türk Halk Bilimi ve Geleneksel Türk El Sanatlar Toplulu u ö rencileri aktif olarak görev alm fllard r. Üniversitemizde folklor çal flmalar nda sürekli birbirleriyle irtibat halinde olan birimlerimiz hakk nda k saca bilgi verecek olursak: Fen Edebiyat Fakültesi bünyesinde Türk Halk Bilimi Anabilim dal 2003 y l nda kurulmufltur, Ö renci Kültür Merkezi Türk Halk Bilimi Ö renci Toplulu umuz 2000 y l ndan beri faaliyettedir. Gaziantep Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuar 1988 y l nda, Gaziantep Meslek Yüksekokulu Radyo TV bölümü 1998 y l nda aç lm flt r. Ö renci kültür merkezinde hizmet veren Geleneksel Türk El Sanatlar toplulu unu da bunlara ilave edebiliriz. Üniversitemizin halihaz r durumda 2 KW kapasiteli kapal devre yay n yapan televizyonu ve radyosu bulunmaktad r. Üniversitede her türlü teknik donan ma sahip 500 kiflilik gösteri salonu yan nda, çeflitli büyüklükte salonlar, Ö renci Kültür Merkezinde çal flma salonlar ve Radyo TV bölümünde ve Ö renci Kültür Merkezinde kay t stüdyolar vard r y l içerisinde bildirimizde örnek olarak sundu umuz iki oyuna ek olarak birkaç erkek oyunu ile kad n-erkek birlikte oynanan oyunlar haz rlanacak ve may s ay nda Üniversite bahar flenliklerinde tümü üniversite personeli, ö rencileri ile birlikte halka sunulacakt r. lk sunumdan sonra oluflan oyun repertuar na yeni oyunlar eklenerek, hangi oyunlar n hangi tarihlerde izlenebilece i kamuoyuna duyurulacak ayr ca Üniversite TV nde belli bir takvime ba l olarak yay mlanacakt r. Çal flman n en son aflamas n n Gaziantep Üniversitesi ile Gaziantep l Müzesi iflbirli i ile yaflama geçirilmesi düflünülmüfltür. Ancak, daha sonra Gaziantep Üniversitesi Müzesinin kurulmas gündeme gelince, Gaziantep Üniversitesi Müzesinde gerçeklefltirilmesinin daha uygun olaca kan s na var lm fl, müzenin kurulma çal flmalar h zland r lm flt r. Somut Kültürel Varl klar m z n müzelenmesi ile ilgili çal flmalar h zla devam ettirilmifl ve Üniversite Müzesinin kurulmas için gerekli ifllemler tamamlanarak Bakanl k onay na sunulmufltur. Söz konusu bu müze binam z n içerisindeki bir salonda da yukar da bahsetti imiz anlamda somut olmayan ve canl icraya ba l olarak sunulan kültürel göstergelerimizi sergilemeyi programlamaktay z. Bu çal flmalara ilaveten, somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesi Ba lam nda Üniversitelerin yapaca çal flmalardan örnekleri ço altmak mümkündür. Bu konuda Gaziantep Üniversitesinde yap lan bir di er çal flma Gaziantep Meslek Yüksekokulu Aflç l k Program ö rencilerin Türk Mutfa ve Yöresel Mutfak dersi uygulamalar d r. Bu uygulamalara yörede yaflayan yafl in üzerinde olan kaynak kifliler davet edilerek ö rencilere do rudan ve ilk elden Gaziantep Mutfak Kültürünün aktar lmas sa lanmakta, ö rencilerin önce orijinal ye- mek tariflerine, sonra kendi çabalar yla mutfak kültürüne ulaflmalar n n yolu aç lmaktad r. Yap lan uygulamalar sadece yöreyle s n rl de ildir, tüm bölge ve Türk mutfak kültürünü kapsayacak flekilde geniflletilmektedir. Böylece ilgi duyan, araflt ran, inceleyen, sentezleyen, motivasyonu yüksek, ö renirken e lenen, mutfak kültürünü ö renirken di er ulusal ve uluslararas kültür ö eleriyle de tan flan ça dafl ö renci modeli ortaya ç kmaktad r. Uygulamalar n bizzat ilk kaynaktan ö renen aflç aday ö renciler kendi yöre mutfak kültürü üzerine güzel çal flmalar yapm fllard r. Bu çal flmalar o y l içerisinde kullan ld gibi, daha sonraki y llarda da ö rencilere kaynak ve örnek teflkil etmektedir. leride bu çal flmalar n, ö renci derleme ve uygulama çal flmalar n n bir araya getirilmesi ve genifl kitlelere ulaflt r lmas düflünülmektedir. Bu uygulama tüm Türkiye için Türk Halk Mutfak Kültürü konusunda çal flmalara güzel örnek teflkil edebilir. Sonuç olarak flunu söyleyebiliriz ki; bu çabalarla, kat l mc bireylerin say s art r lmadan, toplum bilinçlendirilmeden di er kurum ve kurulufllar, sivil toplum örgütlerini, kitle iletiflim organlar n ve do rudan bireylerin kat l m n sa lamadan k sa vadede sonuç almak ne yaz k ki zor görülse de, iyi niyetli çabalarla arzulanan hedefe ulaflmak da hayal de ildir. Geliflmifl ülkelerde bu görevi üniversiteler ile paylaflan bilimsel araflt rma-uygulama merkezleri özel ve resmi kurum ve kurulufllar n, sivil toplum örgütlerinin say s n n artmas örne inden hareketle dile imiz odur ki; Ülkemiz de bu alanda di er ülkeler aras nda h zla yerini alabilsin. NOTLAR *Çal flmam esnas nda akademik yard mlar n esirgemeyen üniversitemiz ö retim elemanlar ndan Dr.Ruhi Ersoy a, oyunlar n sahneye konulmas nda eme i geçen Ö r.gör.y lmaz K l nç ve oyun türkülerini notaya alan Ö r.gör.fahri Çepik e teflekkür ederim

40 SANAL VE GÖSTER MC MÜZEC L K Virtual and Presentational Museum Approaches Nerin KÖSE ABSTRACT Television, the Internet, and similar technological developments are having an adverse effect on traditional culture. Tourism may be noted as an additional detrimental factor. Inner migration and globalization, products of industrialization, also have a negative effect on traditional culture. Unfortunately, the Law for the Protection of Cultural and Natural Resources is more concerned with concretecultural products. For the preservation in museums of intangible cultural heritage, two methods may be proposed. These are virtual and presentational (live) methods of exhibition. The purpose of exhibition in museums is the preservation and passing on to future generations of intangible cultural heritage. For this to take place, public awareness, organizations connected to local authorities, educational institutions, the tourism sector, and universities must become involved with the issue. Key words: Technological developments, traditional culture, virtual museum exhibitions, presentational museum exhibitions Ziya Gökalp in "milli, de iflmez, hissi, töresel ve geleneksel" olarak tan mlad ve bu özellikleriyle medeniyet ten ay rd kültür (Turan, ss:16-18) bir milletin maddi ve manevi ürün ve yönlerinin tümünü içine al r. Milli olmas sebebiyle baflka milletlerle paylafl lamad gibi her milletin maddi ve ruhsal özelliklerine ba l olarak farkl laflabilir de. Bir baflka ifadeyle bir milletin kültürel yap s, onun kültürünü meydana getiren unsurlarda gizlidir (Turan, ss:20-27). UNESCO taraf ndan Dünya Mimari Miras Listesi ne kabul edilen Anadolu topraklar yla bizim ya da de il, di er ülkelerde yaflayan Türklerin kültür miras bugün büyük bir tehdit alt ndad r. Halkbilimi söz konusu oldu unda da benzer tehlikelerle karfl laflmaktay z. Çünkü Türk kimli ini oluflturan en önemli hususlardan biri olan gelenek göreneklerimiz, inanç ve pratiklerimiz, yaflay fl tarz m z, de er yarg lar m z, beslenme-giyim kültürümüz, sözlü anlat lar m z sürekli ve h zl bir de iflme alt ndad r. Söz konusu de iflimin sebeplerini ise flu flekilde de erlendirmek mümkündür: 1.Herfleyden önce yukar da sözünü etti imiz de erlerimizi sahiplenme konusunda toplum olarak yeteri kadar bilinçli de iliz. Çünkü yenili i, uygar olmay baflka milletler gibi giyinme, yaflama olarak kabul ediyoruz. 2. Televizyon, internet gazetecili i, CD ler, sinemalar, cep telefonlar vb. teknolojik icatlar n geleneksel kültürümüz üzerindeki olumsuz etkisi ortadad r. 3. Bilindi i üzere turizm, global anlamda dünyan n en büyük ve h zla büyüyen sektörlerinden biridir. Birinci derecede de do al, kültürel ve tarihi kaynaklara ba l olarak varl n sürdüren bu sektörde turist, geliflmifl ülkelerin de erlerinin tafl y c s durumundad r. Turizmin geliflmifl ülkelerden geliflmekte olanlara do ru gerçekleflti i düflünülecek olursa, geldikleri bölgelerin davran fl kal plar n, giyimlerini, âdetlerini hatta örgüt biçimlerini gittikleri yörelere tafl yacaklar ; bizim kültür yap m z etkileyecekleri aç kt r. Bir baflka ifadeyle turizm, kültür tahribat m z da beraberinde getirmektedir. Çünkü turizm, kültürel, siyasal ve çevresel yönleri de olan toplumsal ve sosyal bir hareketliliktir. 4. De iflen ve geliflen dünya içinde düflünce yap m z, k l k k yafetimizle birlikte hayat tarz m z da de iflmifl; özellikle büyük flehirlerde yaflaman n sonucunda geleneksel yaflama, düflünme, davranma vb. de erlerimizin yan s ra gelenek ve göreneklerimizde, inanç ve pratiklerimizde, de er yarg lar m zda bir çeflit kültür floku ve erozyonu kaç n lmaz olmufltur. Ayr ca turizm ülkemiz insanlar n n zevk ve be enilerini de de ifltirmifl, suç iflleme oran, kumar tutkusu gibi konularda bir artma baflgösterirken Türk aile yap s nda da gözle görülür bir bozulma ortaya ç km flt r. 5. Endüstrileflme sürecinde ifl olanaklar n n artmas nedeniyle d flar dan ve içeriden (k rsal kesimden büyük kentlere) bir göç bafllam fl; özellikle iç göç yaflayanlar n aile yap lar nda ve iletiflimlerinde bir bozulma meydana gelmifltir. Asl nda bu bozulma yeni gelinen çevreye olan imrenmenin, özenmenin de göstergesidir. Temelinde göçenlerin yeni çevrelerine duyduklar ayak uydurma düflüncesinin yatt bu imrenme ve özenme çabalar n n çok yönlü bir kültürel bozulmaya yol açaca, baflta gençler olmak üzere yeni ve bat l bir yaflam standard - na ulaflabilmek amac yla buna de er bulduklar yerlerde ifl kurmalar n n veya çal flmalar n n da söz konusu imrenme ve özenme duygusunu artt raca ortadad r. 6. Küreselleflme dedi imiz dünya bar fl n hedef alan ve ülkeleraras iflbirli ini amaç edinen geliflme sonucunda da de er yarg lar m zda, olaylara bak fl aç - m zda, yaflam biçimimizde büyük bir de iflim meydana gelmifl; büyük flirketlerdeki teknik, idare ve iflletme gibi sahalarda yabanc uzmanlar n ifl görmesi ise, bu de iflimi h zland rm flt r. Yukar da sadece birkaç n sayd m z kültür erozyonunu yaratan hususlar ve bu erozyonun görüntüleri, hala devam etmektedir. Alt nc Befl Y ll k Kalk nma Plan nda ( )... kültür ve do a de erlerinin korunmas ve de erlendirilmesi, a rl kl konulard r denilmesine, 2863 say l Kültür ve Tabiat Varl klar - n Koruma Kanunu nun ç kar lmas na ve ilgili Bakanl a ba l olarak zmir, Denizli baflta olmak üzere pek çok bölgede Kültür ve Tabiat Varl klar n Koruma Kurullar kurulmas na ra men söz konusu kanuna uyarak ad verilen kurullar daha çok tafl nmaz kültür varl klar n korumaya yönelik çal flmalara girmifller; halk bilimine yönelik maddi ve manevi kültür ürünleri özellikle son y llarda ya müzeler

41 de veya törenlerde, toplant larda sergilenmifl ya sadece halkbilimciler ve ilgili kurumlar bu konuyla ilgilenmifller ya da özel ellerde korumaya al nm fl veya baz bölgelerde yöresel giyim-kuflam, efsaneler, halk oyunlar ba lam nda, ancak turizm amaçl olarak yaflat lmaya devam edilmektedir. Bu yüzden al nmas gereken pek çok önlem, yap lmas gereken pek çok fley vard r ve kültür müzecili i de bunlardan biridir. Halkbilimin soyut ürünlerinin müzelenmesi konusunda yap lacaklar, iki k - s mda de erlendirmek mümkündür: 1.Sanal müzecilik 2.Gösterimci (canl ) müzecilik 1. SANAL MÜZEC L K Bilgi ve iletiflim teknolojilerindeki h zl geliflmeler, yeni bir ça yaratm flt r. Bilgi ça olarak da de erlendirece imiz bu ortamda geleneksel uygulamalar yetersiz kalmakta; teknolojik geliflmeler yeni yap lar, yeni yaklafl mlar yaratmaktad r. Özellikle Web, bütün kurumlar ve sahalar için kay ts z kal nmamas gereken bir vizyonu sergilemektedir. Bu sayede milletlerin folklorik ürünlerini internet yoluyla ö renmek daha kolaylaflacakt r. Üstelik bir bölgenin folkloru hakk nda bilgi edinmek için insanlar n broflür, kitap, resim vb. edinmesine gerek kalmayacak; bu konuda zaman kaybetmeyecektir. Çünkü istenilen bilgi daha çabuk, daha renkli, daha do ru olarak parmaklar n n ucundad r. nternet sadece di er ülkeler için de il, kendi insanlar m z için de bir iletiflim arac d r. Yetmifl milyonu aflk n bir milletin her ferdinin, her bölgenin geleneksel özelliklerini bilmesi, mümkün de ildir. O sebeple kurulacak bir folklor sitesi ile bir gelene in veya inanc n farkl bölgelerdeki, hatta ayn bölgenin ayr yörelerindeki uygulan fl, söz konusu gelene in ve uygulaman n ad ile uygulan fl sebepleri hakk nda daha detayl ve do ru bilgi edinmek mümkün olabilecektir. Bu flekilde bölgeler aras kültür al flverifli ve kültür turizmi yap laca da, anlafl labilecektir. Gelelim böyle bir sitenin nas l haz rlanaca na ve nelere dikkat edilmesi gerekti ine... Bir bölgenin geleneksel hayat n siteye aktar rken; -Bölgenin veya yörenin Türkiye co rafyas ndaki yerini gösteren bir harita, -Bölgenin k sa bir tarihi, -Bölgenin kültürel ve etnik yap s, -Bölgeyi tan t c foto raflar, filmler, konuflmalar, -Bölgenin folklorunu yans tan uygulamal görüntüler verilmeli ve bu görüntülerin do al ortam ndan al nmas na dikkat edilmeli; verilen bilgilerin alt na uygulaman n yöredeki ad, geçmifli (tarihi), uygulama sebebi, varsa o güne kadar bu konuda görülen de iflimin yönleri ve sebepleri hakk nda bilgi aktar lmal d r. Ancak bu bilgi ve görüntülerin aktar ld tarihin esas al nmas ; ileride muhtemel de iflimler için esneklik yarat lmas flartt r. Bu konuda söylenecek son fley, Web sitesinin haz rlanmas nda do ru ve profesyonel bir ekiple yola ç kman n ve belirtilen aflamalar yerine getirirken hedef kitleyi gözönünde bulundurman n flart oldu udur. 2. GÖSTER MC (Canl ) MÜZEC L K Somut olmayan kültürel miras n korunmas nda ve sürdürülmesindeki ikinci yol ise gösterimci müzecilik olarak belirlenebilir. Bir gelene in veya inanc n asl - na uygun olarak canland r lmas, en geçerli olan da do al ortam ndan al nmas demek olan canl müzecilik, Web sitesi için söylediklerimizin sergilenmesidir y l nda 8 Ocak nda Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi nde Türk Dili ve Edebiyat ö rencileriyle Türk Dünyas nda Mutfak Kültürü konulu bir sergide gerçeklefltirdi imiz gösterimci müze örne i de, bu yollu çal flmalar m zdan biri ve Türkiye de Halkbilimi amaçl ilk çal flma idi. Bulgur yap m, haflhafl çekimi ve dövülmesi, çi köfte, saç böre i, Arnavut böre i, limonata, tarç n çay, mant yap - m n n yan s ra kömürde Türk kahvesi ikram n n yap ld, yufka aç l p makarna (eriflte) kesildi i bu görsel flölen, tek konu üzerinde düzenlenmifl bir uygulama fleklindeydi. Manevi kültür unsurlar m z n gelecek nesillere de aktar labilmesi ve içinde pek çok inançla birlikte korunup yaflat labilmesi için öncelikle yap lmas gerekenler flunlard r: 1. Herfleyden önce halk m z n bu konuda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Geleneksel hayat m z n bu renkli, kültürel hayat m z n evrelerini yans tan gelenek-göreneklerimiz, inanç ve pratiklerimizin önemi, korunmas gereklili i anlat lmal ; bu konuda konferanslar verilmeli, sergiler aç lmal hatta afifller bast r lmal d r. Kamu oyu denilen, toplumun bu en büyük potansiyeline ça n h zl de ifliminin fayda ve güzellikleri yan nda kültürümüzün renklerine olan olumsuz tesirleri mutlaka anlat lmal d r. 2. Bu konuda yerel yönetimlere büyük ifller düflmektedir. Kültür müdürlükleri, bu konuda geziler, konferanslar düzenleyip sergiler açmal d r. 3. E itimcilerin de bu konuda yapacaklar fleyler olmal d r. Hangi aflamada olursa olsun, e itimci kesim bilhassa özel günlerde o gün ve konu ile ilgili çal flmalar, geziler, gösteriler düzenlemeli, hatta f rsat e itimi gözden kaç r lmamal - d r. Özellikle çal flanlar n bir görevi de, kültürümüzün manevi unsurlar n korumakta ö rencilere ve çevreye rehber olmak olmal d r. 4. Sonuncu ve belki de en önemli husus ise, befleri co rafyan n kültür turizmi ve uygulamal flehircilik sahas nda çal flanlar yla iflbirli i yapmakt r. Bu yolla soyut kültürel miras m z n sadece korunmas de il, tan t lmas yönünde de önemli ad mlar at laca, ortadad r. 5. Üniversitelerin ve ilgili di er kurumlar n uygulama merkezleri açmalar yla belirli zamanlarda otomatik olarak yürütülecek sergi ve gösterilerle somut olmayan kültürel miras m z n yaflat lmas mümkün olabilir

42 6. Büyük otellerde bayram, tatil vb. özel gün ve durumlarda bu konuda animasyonlar tertip edilebilir. Gelelim bu hususta alt yap y oluflturduktan sonra söz konusu kültürel miras m z n canl müzecilik yoluyla nas l korunaca na... Hemen belirtmeliyiz ki soyut kültürel miras n müzelenmesinde iki esas vard r: 1. Sergilemek, göstermek, 2. Sürdürmek, devaml l n sa lamak. Bunun için yap lacaklar ise flöyle özetlenebilir: 1. E itimin, her aflamas nda özel ya da de il baz günler, gelenek-görenek, inanç ve pratiklerin yerinde görülmesi ya da canland r lmas sa lanabilir. Bu amaçla gezi programlar ile tertip edilebilir. 2. Üniversitelerin halkbilimi anabilim dallar nca çeflitli yörelerden gelen ö rencilerin yard m yla belli bir konu üzerinde canl gösterimci sergiler aç labilir. 3. lgili yerel yönetim, birim ve kurumlarla iflbirli i yap larak projeler haz rlan p yar flmalar düzenlenerek soyut kültürel miras m z kayda al nabilir ve özellikle turistik amaçl gezilerde otobüslerde video-bant fleklinde gösterilebilir; bu kay tlar Web sitesine aktar labilir. 4. Bu konu ile ilgili kadrolu elemanlar yetifltirilip görevlendirilebilir. Sadece birkaç n aktard m z bu yollarla gelenek-görenek ve inanç turizmi de yap labilece i, Alt nc Befl Y ll k ( ) kalk nma plan nda kültür ve do a kaynaklar n koruma ve de erlendirme nin a rl kl konular olarak ele al nd unutulmamal d r. KAYNAKÇA Turan, fierafettin Türk Kültür Tarihi, Ankara: Bilgi Yay nlar Özel Dizi: 24 "SÖZ" ARTIK MÜZEDE: KÜLTÜREL BELLEK, KÜRESELLEfiME VE E T M BA LAMINDA SÖZLÜ KÜLTÜRÜN KORUNMASI VE DUYARLILIK GEL fit R LMES ÜZER NE Orality in Museums: Awerness-Raising and Safeguarding Regarding the Intangible Cultural Heritage in the Context of Cultural Memory, Globalization and Education Evrim ÖLÇER ABSTRACT Regarding on the UNESCO s Convention for the Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage we have to discuss new ways for the continuity of the oral culture. The process of globalization and social transformation came with the danger of losing the intengible cultural heritage of the human race. To avoid the disappearence and destruction of the intengible cultural heritage, the problematic relationship between globalization and cultural memory has to be resolved. One way of solving this problem is to keep this heritage in museums. But in the process of museuming, experts have to change their viewpoint. The purpose of the new museums must be to raise awereness at all levels of community. Children have a special importance for the contunity of cultural heritage. The new museums may be called Applied Intengible Cultural Heritage Museums. In these museums, children can participate in all performed activities such as storytelling. Children s interaction with the nature of their oral culture provides them with a sense of identity and continuity, which will help achive the goal of promoting respect for cultural diversity. Key words: cultural memory, globalization, intangible cultural heritage. Söz ve müze aras ndaki iliflkinin tarih öncesine uzanan bir yolculu u vard r. Yunan mitolojisinde, sanat tanr çalar ya da esin perileri olarak bilinen Zeus un dokuz k z, Musalar epi in, müzi in, fliirin, tarihin, dans n koruyuculu unu üstlenirler. Latince kökenli museum -yani müze- kelimesi de kökenini bu dokuz tanr çaya verilen addan al r. Bu anlamda, antik dönemde Musalar a verilen söz ün koruyuculu unun Somut Olmayan Kültürel Miras n Korunmas sözleflmesiyle Musalar n modern tap naklar say labilecek müzelere devredilmesi oldukça anlaml d r. Burada hedeflenen müzelerin, söz ün ve üretti i kültürel kodlar n korunmas n n kültürel bellekteki dönüflüm ve geliflim süreçlerine, h zla tek tipleflen bir dünyada katk lar n tart flmakt r. UNESCO nun Eylül- Ekim 2003 de toplanan 32. Genel Konferans nda Somut Olmayan Kültürel Miras n Korunmas n hedefleyen sözleflmenin e itim ve duyarl l k gelifltirme konular na özellikle önem verdi i göz önüne al nd nda, yap lacak bilimsel çal flmalar n kuramsal aç dan sa lamlaflt r lmas, daha çok 83 84

43 pratik yönü ile ele al nan müzecilik sorunlar na farkl bak fl aç lar getirilmesini gerekli k lm flt r. Bu çerçevede, günümüz müzecilik anlay fl n küreselleflme, kültürel bellek ve e itim gibi kavramlar ekseninde de erlendirerek, müze kültürünün oluflturulabilmesini hedefleyen baz öneriler dile getirilecektir. Burada öncelikle, bir müze kültürünün oluflturulabilmesi için gerekli oldu u düflünülen duyarl l k gelifltirme ve bilinç oluflturma yöntemleri ile kültürel bellek ve küreselleflme kavramlar aras ndaki iliflki ele al nacakt r. Ard ndan, oluflturulmas hedeflenen duyarl l k ve bilinç aflamalar n n, önerilecek müze modeli yard - m yla nas l biçimlendirilebilece ine dair öneriler s ralanacak ve en sonunda her bir öneri irdelenerek tart flmaya aç lacakt r. Sözü edilen kültürel bellek kavram, toplumlar n bir ortak kimlik oluflturma çabas yla gelene i restore ederek hat rlad klar n n tümünü içeren yönüyle ele al nm flt r. Küreselleflme ise kültürel belle in yap s n de ifltirme gücü olan, dolay s yla da, toplumlar n hat rlama biçimlerine müdahale edebilecek yönleriyle de- erlendirilmifltir. Bu ba lamda, bir toplumun belle ine kaydederek gelecek kuflaklara aktard kültürün, küreselleflme karfl s nda bir tak m savunma ve süreklili i sa lama biçimleri gelifltirmesi kaç n lmazd r. Küreselleflme karfl s nda kültürel belle in korunmas için yap lmas gerekense, söz konusu kültüre bilinçli yaklafl mlar getirebilmek ve bu kültür etraf nda duyarl l k gelifltirmek olacakt r. Küreselleflme ile kültürel bellek kavramlar aras nda do rudan bir iliflki bulunmaktad r. Kültürel bellek, içersinde kimlik ve aidiyet duygular n, süreklili i, gelene i ve bu belle in ürünleri olarak gösterebilece imiz somut olmayan kültürel miras içerirken, küreselleflme kavram bir yan yla çok kültürlülük ve evrenselli i gündeme getirir; di er yan yla da tek tipleflme tehlikesini gözler önüne serer. Kültürel bellekte korunanlar, ba ms z flekilde kendilerini yeniden üreten veya kendi kendilerine iflleyen mekanizmalar de ildirler. Kültürel bellek tarihin her döneminde d flardan müdahalelere aç k bir yap ya sahip olmufltur. Bugün kültürel belle e müdahale edenin küreselleflme oldu u düflünüldü ünde, gelene in korunabilmesi ve tek tipleflmenin önüne geçilebilmesi için sözünü etti imiz müdahalenin bilinçli bir müdahaleye dönüfltürülmesi adeta bir zorunlulu a dönüflmektedir. Bu noktada tart fl lmas gerekense, küreselleflmeyle birlikte ortaya ç - kabilecek tek tipleflme karfl s nda öncelikle, kültürel bellek arac l yla tafl nan kültür ürünlerini daha sonra da küreselleflmenin ayd nl k yüzü olarak tan mlayabilece imiz çok kültürlülü ün müzeler arac l yla nas l korunaca d r. Müzeler arac l yla küreselleflmenin getirdi i tek tipleflmenin önüne tam anlam yla geçilemeyece i gerçe i ak lda tutularak, müzelerin söz konusu tek tipleflmenin yönünü de ifltirebilecek ve bilinç dönüflümü sa layabilecek ifllevleri oldu u söylenebilir. Bilindi i gibi Somut Olmayan Kültürel Miras n Korunmas sözleflmesinin önemli maddelerinden birini de koruma kavram alt ndaki tespit, belgeleme, araflt rma, koruma alt na alma, yok olmas n önleme, üretim, de erlendirme, kuflaktan kufla a aktar m n sa lama, özellikle de formel olan ve olmayan e itim süreçlerinde bu kültürel miras n farkl görünümlerinin canland r lmas oluflturu- yor. Sözleflmede söz konusu somut olmayan kültürel miras n okullarda ders olarak okutulmas üzerinde de durulmakta. Küreselleflmenin karfl s nda gelenek aktar m n n okullarda ders olarak okutulmas yoluyla afl lanmas elbette ki olumlu bir geliflme olacakt r. Ne var ki, buna ek olarak söz konusu duyarl l n formel olmayan e itim biçimleriyle gelifltirilmesi, hayat n tam da içinden ç kan sözlü kültür ürünlerini yaflam alanlar ndan çok da fazla uzaklaflt rmamak anlam na gelecek ve sözleflmeyle hedeflenen bilinç düzeyini pekifltirecektir. Formel olmayan e itim biçimi olarak elbette ki farkl yaklafl mlar gelifltirilebilir fakat, burada formel olmayan e itim biçimi olarak önerilebilecek, öncelikle somut olmayan kültürel miras n korunmas ekseninde gelenek aktar m n n e itim yükümlülü ünün müzeler arac l yla gerçeklefltirilmesidir. Bu noktada, küreselleflme karfl s ndaki kültürel bellekteki somut olmayan kültürel miras n durumunu ele almak uygun olacakt r. lk olarak, somut olmayan kültürel mirasa karfl duyarl l k gelifltirme yollar n n neler oldu u tespit edilmelidir. Ard ndan, oluflturulan bu duyarl l n bilinç haline dönüfltürülme yollar aranmal d r. Bu aflamalardan sonra izlenmesi gereken müzeleme yöntemleri üzerinde durulmal ve sonuç olarak da somut olmayan kültürel miras da içine alarak küreselleflmeyi olumlu bir düzeye tafl yacak olan kültürel belle in nas l olaca üzerinde durulmal d r. Kuflaktan kufla a de iflime u ram fl sembol ve imajlar bütününden oluflan somut olmayan kültürel miras olgusuna karfl duyarl l k gelifltirme yöntemlerinin bafl nda kuflkusuz e itim kurumlar yla iflbirli i gelmektedir. Sözlü kültürün restorasyonunda, yeniden üretiminde ve aktar larak bir gelene e dönüfltürülmesinde ifllevsel ve hatta yaflamsal olan çocuksuluk göz önüne al nd nda, müzeleme çal flmalar nda ilk elden hedef olarak belirlenmesi gereken de çocuklar olmal d r. Bu nedenle, sözlü kültürün müzelenmesi sorununda, e itim kurumlar ile iflbirli i içerisinde okul çocuklar n n ve gençlerin e itilmesinin kaç n lmaz oldu u düflünülmektedir. Bu nedenle somut olmayan kültürel miras duyarl l n gelifltirmeye ilk önce e itim kurumlar yla iflbirli i yaparak bafllamak gerekmektedir. Müze kültürünün oluflturulmas içinse, öncelikle çocuklarda ve e itimcilerde bir müze kültürü oluflturulmas ba lam nda müze yönetiminin aktif eylem planlar haz rlamas uygun olacakt r. Bu eylem planlar nda öncelik, çocuklar n müzeye getirilmesinin teflvik edilmesi olmal d r. Ö rencilerin bir müze kültürü oluflturmas nda etken olan e itimcilerin konu hakk nda bilgilendirilerek e itim programlar n n düzenlenmesi gerekir. Bu tür programlar sayesinde e itimcilerde müze kültürüne ve somut olmayan kültürel mirasa karfl bir duyarl l k gelifltirilmesi mümkün olacakt r. Peki ama bu duyarl l n bilinç aflamas na ulaflmas nas l gerçekleflecektir? Öncelikle Müze ziyaretleri belli bir program çerçevesinde haz rlanaca ndan her grubun müzeye ziyaretinden önce kat l mc say s ve profili belirlenerek müze içerisindeki faaliyet alanlar n n tespit edilmesi gerekecektir. Bu nokta çocuklar n kat l m s ras nda karmaflaya neden olunmamas için önemlidir. Müzedeki atölye çal flmalar nda çocuklara söz konusu kültürel miras n oluflum süreçleri uygulamal olarak gösterilece inden çocuk elefltirel bir bak fl aç s kazanacakt r

44 Atölye çal flmalar okuldaki yükümlülüklerin bir parças olarak sunulmal böylelikle de e itimin müze öncülü ünde okulda da devam sa lanmal d r. Müzeye gelen her çocuktan atölyelerde oluflturdu u sözlü kültür ürününü çevresindeki bir baflka arkadafl na ya da ailesine anlatmas sa lanacakt r. Böylelikle de çocuktan çocu a bir somut olmayan kültürel miras iletiflim a oluflturulabilecektir. Ya da müzelerde edindikleri bilgileri, ilerleyen zamanlarda okul içinde düzenlenecek programlarda verilerine sunmalar sa lanabilir. Müzelerin yetiflmifl eleman ihtiyac n n gönüllüler arac l yla sa lanmas n n çift tarafl bir etkisi olacakt r. Bu tür bir uygulama hem müzenin mali yükünü azaltacak hem de gönüllüler yard m yla somut olmayan kültürel miras a geniflletilebilecektir. Bu gönüllüler üniversite ö rencileri ya da emekli e itmenler aras ndan seçilebilir. Somut olmayan kültürel miras n müzelenmesi gündeme geldi inde ak llara tak lan baz sorular olacakt r. Bu sorulardan ilki sözlü kültür ürünlerinin arflivleme mant n n ötesinde müzelenip müzelenemeyece i sorunu olarak görülmektedir. Somut olmayan kültür ürünlerinin müzlenemesi belki de en ak lc olarak uygulamal bir müze anlay fl yla gerçeklefltirilebilecektir. Bu noktada projelendirilebilecek müzelerin Uygulamal Somut Olmayan Kültürel Miras E itim Müzeleri olarak düflünülmesi gerekmektedir. Scott T. Swank, The History Museum adl makalesinde tarih müzelerinin ifllevlerinden bahsederken, bu müzelerin kolektif belle in oluflumunda ve yeniden üretiminde yaflamsal oldu unu vurguluyor. Ard ndan da kolektif belle in, baz sosyal ve etnik gruplar hatta aileler için hat rlamalar n n rafine edilmifl hali oldu unu ve bu gruplar n da kolektif belle i sürekli beslediklerine ve desteklediklerine dikkat çekiyor. Bunun nedenini de, bu davran fl n onlar n kimliklerini koruyarak süreklili ini sa lamalar na yard mc olarak toplum içindeki ifllevselliklerini artt rmalar na ba l yor (Swank 85). Swank n tarih müzeleri ile kolektif belle in aras ndaki yaflamsal ba la ilgili sözleri, ayn fikirlerin folklor müzeleri için de geçerli olabilece ini düflündürüyor. Elbette ki, tarih müzeleri ile somut olmayan kültürel miras müzeleri aras nda baz farklar n bulunmas kaç n lmazd r. Tarih müzesindeki sergileme ve sunum anlay fl n n ayn s n n gerçeklefltirilmesi sözlü kültür ürünlerinin sergilenece i müzede tek tipleflme karfl s nda korunmas ndan çok kaderine terk edilmesi anlam na gelecektir. Dünyada kat l mc bir anlay flla iflletilen çocuk müzeleri bulunmaktad r. Bu çocuk müzeleri Uygulamal Somut Olmayan Kültürel Miras E itim Müzeleri için ilham verici özellikler tafl maktad rlar. Çocuklar bu müzelerde bütün gün kalarak e itici atölye çal flmalar na kat lmaktad rlar. Uygulamal somut olmayan kültürel miras müzeleri projelendirilirken tarih müzelerinden yararlan ld gibi çocuk müzelerinden de yararlanmak mümkün görünmekte. Uygulamal müzelerinin mimari yap s da yerel özellikleri içerecek biçimde haz rlanmal d r. Sözlü kültür yaflam n içinde daha çok hangi alanda varl k gösteriyorsa o mekan n bir benzerinin müze içinde düzenlenmesi gerekecektir. Böylece çocuk, kültürün üretim ve yaflam alan yla tan flma f rsat yakalayacakt r. Uygulamal Somut Olmayan Kültürel Miras E itim Müzeleri nde en önemli görevlerden biri de flüphesiz müze yönetimine düflmektedir. Müzenin iflleyifli çoklu ve kat l mc bir anlay flla ve tak m ruhuyla yönlendirilmelidir. Bunun için projelendirme aflamas nda müzenin misyonu, iletiflim politikas, gösterimi yap lacak ürünlerin seçiminde titizlik gösterilmesi sa l kl bir biçimde, uzmanlar taraf ndan belirlenmelidir. Müze içersinde çocuklarla iletiflim kuracak elemanlar n pedogojik formasyon sahibi olmalar na dikkat edilmelidir. Bunun için, gönüllülerle iflbirli i yap labilir. Sözü edilen gönüllüler grubu emekli e itimciler aras ndan oluflturulabilir. Bu e itimciler müze içersinde ö rencileri yönlendirme ve bilgilendirmede aktif olarak kullan labilirler. Her fleyden önce sözlü kültür ürünleri performansa dayal türlerdir. Dolay - s yla her anlat mda ya da her gösterimde yeniden do ma özelliklerini içlerinde bar nd r rlar. Performansa dayanan özelliklerine içkin bir baflka yön de bu ürünlerin spontan olmalar, yani ana göre flekil alarak de iflebilmeleridir. Sözlü kültür ürünlerinin bu özellikleri do rultusunda bir masal n, hikayenin, ninninin, destan ya da bilmecenin müzelenmesi aflamas nda gözden kaç r lmamas gereken baz noktalar bulunmaktad r. Söz müzeye arflivleme mant yla konuldu unda ifllevini yitirecek, zaman n bir noktas nda dondurulmufl, toplumsal gerçeklikten ve süreklili inden uzaklaflt r lm fl olacakt r. Bu nedenle, sözlü kültürün de iflken ve dönüflken yap s göz önüne al narak, bu ürünleri müzelerde dondurmak yerine yaflat lmalar daha uygun olacakt r. Uygulamal Somut Olmayan Kültürel Miras E itim Müzelerinde düzenlenecek performans odalar nda gerçe ine uygun canland rmalar yap lmal d r. Örne- in, masal odas nda gerçek bir masalc bulunmal d r. Performans odalar nda gösterimciler çocuklara konudan sapmalar yla ya da ortama göre flekillendirilmesiyle ya da her anlat m nda yeniden do an nitelikleriyle gerçe e en yak n biçimde bir gösterim gerçeklefltirmelidirler. Bu yolla çocu un, gelene e ve kültürel mirasa karfl bir merak gelifltirmesi hedeflenmelidir. Ancak, çocukta salt bir merak uyand rmak hedeflenen bilinç aflamas için yeterli olmayacakt r. Bu nedenle, çocuklar performans odalar ndan sonra müze içersindeki atölyelere yönlendirilmelidirler. Bu birimlerde ise çocuklara sözlü kültür ürünlerinin üretim süreçleri ve biçimleri anlat larak onlardan kendi masallar - n, bilmecelerini ya da hikayelerini oluflturmalar istenecektir. Burada sözlü kültürü oluflturan ö elerin teknolojiyle birlefltirilmesi böylelikle de küreselleflmenin tek tiplefltirmenin ötesindeki ifllevlerinden yararlan lmas sa lanm fl olacakt r. Masal söz, ses ve mimikten oluflan bir gösterim oldu undan bu gösterimin çeflitli kay t aletleriyle monitorize edilmesi buna örnek olarak gösterilebilir. Bu yolla her gösterimde yeniden do an sözlü kültür ürünlerini dondurmak ya da arflivlemenin ötesinde müzeleme yöntemleri gelifltirilmifl olacakt r. Di er bir öneri olarak okullarda ufak çapl sözlü kültür müzelerinin oluflturulmas gündeme getirilebilir. Mümkünse ö rencilerin katk lar yla oluflturulacak bu müzelerde masal nas l anlat l r ya da benzeri sorularla tart flma ortamlar n n ya

45 rat lmas çocu un kat l mc profilini gelifltirecektir. Ö rencilerin sadece masal dinlemeye de il masal anlatmaya da özendirilmesi gelene in sürdürülebilirli ini gelifltirecektir. Burada sözü edilen sürdürülebilirlik, gelene in ve oluflturdu u sistemlerin kesintisiz, bozulmadan, afl r kullan mla tüketilmeden sürdürülebilmesi olarak de erlendirilmelidir. Kültürel süreklilik bilincinin gerektirdi i her kufla n bir önceki dönemden edindi i kültürel de er ve göstergeleri di er kültürlerle etkileflime girerek ve varolana yenilerini ekleyerek gelecek kuflaklara aktarma sorumlulu udur. Bu sorumluluk gere ince, Uygulamal Somut Olmayan Kültürel Miras E itim Müzelerinde konu hakk nda araflt rma yap labilecek ya da okul çocuklar n n araflt rma yapabilecekleri bir arfliv ve kütüphanenin bulunmas e itimin tamamlay c l aç s ndan önem tafl maktad r. Bu tür bir organizasyon elbette ki maddi olarak bir tak m yükler getirecektir. Bu yüklerin hafifletilmesi amac yla müzenin belirlenmifl bir bölümünde kitap, kaset, müzede sergilenen eflyalar n kopyalar gibi ürünlerin sat fl gerçeklefltirilebilir. Bir di er çözüm de geleneksel mutfak kültürünün yer alaca bir mutfa n ifllevsellefltirilmesi olabilir. Müzenin bir bölümünde yer alacak e lence park nda ise, geleneksel çocuk oyunlar ve oyuncaklar çocuklar n hizmetine sunulabilir. Sonuç olarak, önerilen müze yap s arac l yla somut olmayan kültürel miras da içine alarak küreselleflen bir kültürel bellek kavram n n oluflmas mümkün olaca söylenebilir. Bilindi i gibi somut olmayan sözlü kültür ürünleri kendi içersinde sürekli dönüflen ve de iflen, kuflaktan kufla a kendini yeniden üreten bir yap ya sahiptir. Bu tür bir yap ya sahip olan sözlü kültür ürünleri do al yaflam alanlar ndan al p uygulamal müzelere koyuldu unda, bu ürünlerin canl l klar n yitirmemeleri için kat l mc ziyaretçi profiliyle birlikte hareket edilmesinin daha verimli sonuçlar elde edilmesinde faydal olaca düflünülmektedir. Gençlerin, gönüllülerin ve müze yöneticilerinin iflbirli iyle yeniden dolafl ma giren yaflam n içinden ç kan sözlü kültür ürünleri modern bir çizgiye yaklaflt r larak da olsa sürdürülebilir konuma tafl nabilecektir. Kültürel mirasa kazand r lan bu ifllevsellik küreselleflme karfl s nda tek tipleflme tehlikesi bulunan somut olmayan kültürel miras çok kültürlü bir biçime dönüfltürerek bilinç düzeyimizi geçmiflle ba lar n hat rlayarak eflzamanl ilerleyen bir küreselleflme anlay fl na tafl maya yard mc olacakt r. Bu yolla yerel olan somut olmayan kültürel miras evrensel bir çok kültürlülü e ve süreklili e kavuflacakt r. KAYNAKLAR Assmann, Jan. Kültürel Bellek. Çev. Ayfle Tekin. stanbul: Ayr nt Yay nlar, Kavanagh, Gaynor. Makink Histories in Museums. London: Leicester University Press, Shills, Edward. Gelenek. Do u Bat. Ankara: Do u Bat Yay nlar, Kas m, Aral k, Ocak s Swank, T. Scott. The History Museum. The Museum A Reference Guide. Ed. Michael Steven Shapiro. London: Greenwood Press, PERFORMANS TEOR BA LAMINDA SÖZLÜ KÜLTÜR ÜRÜNLER N N MÜZELENMES SORUNU ÜZER NE BAZI GÖRÜfi VE DÜfiÜNCELER Some aspects of and ideas on the issue of saving products of verbal culture in museums with the employment of performance theory" Ruhi ERSOY ABSTRACT In this report, which will proceed following the fundamental approaches of Performance Theory, the evaluation criteria of products of verbal culture will be examined and the forms of analysis employed with regard to these will be discussed. In this discussion, two approaches will be highlighted. One of them is the idea of saving products of verbal culture in a museum in their own context. The second is the idea of using new media tecnologies by transferring the products into the environment of electronic culture. Key Words: Verbal culture, performance theory, saving in the museum, applied folklore, the environment of electronic culture Bildiride, Performans Teori nin temel yaklafl mlar na göre, sözlü kültür ürünlerinin de erlendirilme kriterleri üzerinde durulacak ve söz konusu ürünlerin ele al n fl biçimleri tart fl lacakt r. Bu tart flmada iki yaklafl m ön plânda tutulacakt r. Bunlardan birincisi sözlü kültür ürünlerinin kendi ba lam nda müzelenmesi fikri, di eri ise söz konusu ürünlerden hareketle oluflturulacak yeni terkiplerin elektronik kültür ortam na aktar larak medyada kullan lmas fikridir li y llarda ortaya ç kan Performans Teori ; gösterimci, ba lamsal ve icrac kuram diye Türkçe ye çevrilmektedir. Baflka bir ifadeyle, Performans kavram, icra veya gösterim anlam nda folklorun ifllevselli ini ön plâna ç karan tüm yaklafl mlar bünyesinde toplayan genifl bir flemsiye terim olarak da tan mlanabilir. Söz konusu bu yaklafl mla sözlü kültür ürünleri, fosilleflmifl kültür de erlerinin ötesinde yeni oluflan kültür de erlerini inceleyen bir disiplin olma hüviyetine kavuflmufltur (Williams1973, 3-16; Çobano lu: 1999, ). Söz konusu etti imiz bu kavram, metni anlamak için metnin anlat ld ortam anlama fikrinden do mufl, antropoloji çal flmalar n n, sözlü kültür ürünlerine uyarlanmas yla bafllam fl ve geliflerek günümüzdeki fleklini alm flt r. Bu yöntem ve yaklafl mlar sayesinde sözlü kültür ürünleri yorumlanabilir hâle gelip anlam ve derinlik kazanm flt r. nceleme konusu yap lan herhangi bir sözlü kültür ürününün 89 90

46 hangi ortam ve flartlarda icra edildi ini göz önüne alarak çal flmalar yapan bu yaklafl m, icra esnas nda; icra mekân, icra tarihi, icra zaman, icra nedeni, icra biçimi, icrac kimli i gibi unsurlar context (ba lam) olarak ele al r ve söz konusu bu unsurlar incelemeye dahil eder. (Ekici 1998 Dundes 1964'ten: ) Sözlü kültür ürünlerine bu tarz yaklafl mlar sözlü kültür ürünlerini geçmiflin kal nt lar olmaktan ç kar p neden sonuç iliflkilerinin yorumlanarak de erlendirilmesine katk sa lam flt r. Zîrâ sözlü kültür ürünleri, toplumun ortak mal olan haz r kal plar n deneyimleri pekifltirecek flekilde biçimlendirilmesiyle oluflan ve yaz l metinden yoksun oldu u için toplum belle inde yüzy llarca geliflerek varl - n sürdüren canl organizmalar bütünüdür. Sözlü ürünler halk n bilincinde sözle biçimlendikleri için, sözün ilk kayna olan düflünce gelifltikçe haz r deyifllerin kullan m da daha ince bir ustal k kazanarak ifade alan n geniflletmifltir. (Ong 1995: 50-52). Bilindi i gibi, sözlü kültürden maksat sadece sözle üretilen edebiyat de ildir; sözlü kültür, insan yaflam n n bütününü kapsayan, toplumun ve o toplum içinde fertlerin kendilerini gerçeklefltirme sürecinin tamam n kapsar. Sözlü kültür alan nda yap lan çal flmalar n bir sonucu olarak, zaman n ihtiyaçlar na göre yeni ürünler meydana gelmekte ve bu ürünler sadece köylülerde de il; toplumun bütün sosyal gruplar aras nda kendini göstermektedir. (Y ld r m: ) Sözlü kültür ürünlerinin söz konusu bu özelli i, onun canl bir varl k oldu unu ve bu kültür içinde flekillenen insanlar n bu ürünleri canland rd, hayat n canl l ile söz ve günlük hayat arac l yla bu ürünlerin yaflanan güne tafl nd ifade edilebilir. Sadece metni kaydederek, ihtiyaç duyulan bütün tahlilleri yapabileceklerini farz etmekle halkbilimcilerin yan lg ya düfltüklerini belirten Dundes, kaynak flahs n verdi i malzeme hakk nda düflünce belirtmesinin çok nadir olarak teflvik edildi ini belirtir. Halbuki, bu husus, en çok teflvik edilmesi gereken bir özelliktir diyerek, kaynak flah slara, anlatt klar malzemenin önemi hakk nda ne düflündüklerinin sorulmas n n önemini vurgular. Baflgöz ise bu do rultuda, kaynak kiflinin repertuar çal flmas nda ara sözün önemini vurgulayarak metnin anlafl lmas nda arasözlerde sakl olan ba lamla ilgili detaylar n mutlaka göz önünde bulundurulmas gerekti ini vurgular. (Baflgöz: 2001, 86/105) Di er bir ifadeyle, sözlü kültür çal flmalar nda; doku, metin ve ba lam aras ndaki iç içe geçmifl iliflkiyi göz önünde bulundurmak bir mecburiyettir. Ba lamda meydana gelen bir de ifliklik dokudaki bir de iflikli i aç kça etkilemektedir. En basit bir örnekle; bayan bir anlat c veya dinleyici, gelenek çevresinde kullan lmas sak ncal bir kelimeyi anlat dan ç karmasa da onu de ifltirebilir. (Ekici: 1998 Dundes 1964'ten) Di er taraftan sözlü kültür ürünleri, bir icra ortam nda, teatral olarak, icra edilmekte, oynanmaktad r. Metin, söz konusu bu icra ortam n n sadece bir unsu- rudur, ama icra ortam sadece metinden ibaret de ildir. cra ortam nda icrac n n hareketi, dinleyicisi, dekoru ve do al olarak sergilenen icra/gösterim ve icra yeri de de erlendirilmeye al nma durumundad r. Sözlü kültür metinlerinin üzerinde yap lan çal flmalar n as l amac, söz konusu bu metinleri icra edenleri ve icras na kat lanlar, icra ortam n bir bütün halinde anlamak için olmal d r. Genel hususiyetleri hakk nda bilgi vermeye çal flt m z sözlü kültür ürünleri do al ba lam nda üretildi i andan itibaren toplumsal yaflam n dinamiklerini oluflturmaya bafllam fllard r. Mitler, destanlar, masallar, halk hikâyeleri, halk inançlar, bunlardan baz lar d r. Söz konusu ürünler, yaflamlar n do al ortamda sürdürdükleri yer ve zamanda pek çok sosyo-kültürel ihtiyaçlara cevap verip kültürde süreklili i sa lam fllard r. Günümüzde küresel ölçekte büyük bir h zla ilerleyen teknolojik geliflmeler, sözlü ürünlerin kültürel bir de er olarak yaflamas ve yaflat lmas için nelerin yap labilece i hususunda ulusal ve uluslararas baz kurum ve kurulufllar harekete geçirmifltir. Söz konusu bu çal flmalardan birisi de bu ürünleri müzeleme fikridir. Müze kavram akla ilk önce, zaman içinde donmufl ve dondurulmufl kültürel göstergelerin sergilenmesi gibi bir düflünceyi getiriyor. Oysa yukarda da de- indi imiz gibi canl bir organizma olarak karfl m zda duran sözlü kültür ürünlerini nas l olur da geçmiflin kal nt lar n n dondurularak sergilenmesi gerçe iyle efl tutabiliriz. E er sözlü ürünleri müzelemekten maksat, bu ürünlerin içerisinde ad geçen somut kültür ürünlerini sözelin somutu gibi alg lay p söz konusu bu objeleri bir araya getirip ad na sözlü ürünler müzesi denen sözün sustu u belle in olmad - bir müessese oluflturmaksa sorun çok k sa yoldan çözülür demektir. Fakat e er niyetimiz sözlü kültür ürünlerini ba lam yla bir bütün olarak alg lay p, canl bir gösterim olarak müzelemekse bu kez de daha baflka sorunlarla karfl lafl r z. Örne in ad müze olarak oluflturulacak bir mekânda, sözlü kültür ürünü kapsam na giren bir ürün olarak, gelenek temsilcisi afl klar bu mekânda sürekli icrada bulundurdu umuzu düflünelim. Do al icra ba lam ndan kopart lm fl ve sun î bir ba lamda icra yapt r lan bu sanatkârlar icras n, performans n ne kadar do- al sergileme imkân na sahip olabilir ve bu durum yukarda bahsedilen sözlü kültür araflt rma disiplini gerçe iyle ne kadar uyumlu olur, tart flma götürür. Söz konusu bu tarz uygulamaya; müzeleme, koruma, sembolik olarak yaflatma, sergileme denilebilir, hattâ bu tarz oluflturulacak icraya dayal müzelerin kültürel birer gösterge olarak sembollefltirilip sunulmas n n da olumlu ifllevleri mutlaka göz önünde bulundurulmal d r. Fakat e er bizim as l peflinde oldu umuz sözlü ürünün süreklili i ve s cakl - ysa, yapay olarak oluflturulan bu tarz icralar, kanaatimizce; gerek gelene in devam na gerekse söz konusu icra edilen ürünün kiflisel ve toplumsal ifllevlerine çok s n rl olarak katk da bulunabilir

47 O hâlde bu durumda bir taraftan folklor ürünlerini turizm maksatl bir araya toplayarak sunma düflüncesinden kaynaklanan yapay ba laml icra mekânlar oluflturulurken di er taraftan da gelene in as l devam n sa layacak olan sözlü kültür ürünlerinin yaflad klar do al ba lamlar nda müzelenmesi efl zamanl yürütülmelidir. Bu durumu k sa birkaç örnekle somutlaflt racak olursak: Erzurum, Kars ve Kayseri de yaflayan âfl kl k gelene i geleneksel icra mekân olarak herkesçe bilinen âfl k kahvehânelerinde yaflamaktad r ve ac d r ki bu kahvehâneler kapanmaya yüz tutmufltur. Oysa bu mekânlar do al bir müze olarak alg lansa ve söz konusu bu mekânlar ve icrac lar her konuda desteklenmifl olsalar buralar do al müze olarak yaflat labilir. E er maksat buray tan tmak ve kültürel bir gösterge olarak sunmaksa, yetkili merciler bu mekânlar do al müze formunda sunup, hattâ gelen ziyaretçileri do al icra ba lam na katabilirler. Di er taraftan kutsal a aç ve kutsal mekan kültlerinden hareketle Anadolu nun pek çok yerinde ziyaretler ve ziyaret mekânlar vard r ve bu mekânlar pek çok sosyo-psikolojik ifllevler üstlenmektedir. Söz konusu bu mekânlar hangi il veya ilçe s n rlar ndaysa oralar n yetkilileri taraf ndan tespit edilip, temizlik ve bak m ifllerinin yap lmas yla koruma alt na al n p hem halk inançlar ile ilgili bir ritüel müzesi olarak sergilenebilir, hem de yöre insan üzerindeki sosyo-psikolojik rehabilite ifllevi devam etmifl olur. Söz konusu örnekleri ço altmak mümkündür. Öte yandan sözlü kültür ürünlerine bak fl m z, toplumsal ifllevini tamamlam fl ve elektronik kültür hayat karfl s nda yaflama alan n kaybetmek üzere olan ve her kaybolmaya yüz tutmufl kültürel unsurlara karfl yapt m z bir muamele olan birer numunesini gelecek kuflaklara hat ra olarak saklamak fleklinde olmamal - d r. Bunun yerine, sözlü kültür ürününün geçirdi i evreleri göz önünde bulundurarak yaz l ve elektronik kültür ortamlar na uyum ve aktar m konusunda nelerin yap labilece i tart fl lmal d r. Uygarl k tarihinin gelmifl oldu u bu noktada dünya üzerinde kendi yerelini evrensellefltirme mücadelesi verip hakim güç olma yolunda ilerleyen her güçlü devlet, kendi ulusal birikiminden yola ç karak ihtiyaç duydu u kültür, sanat, turizm, sinema, reklam gibi pek çok alanda aç l mlar n kendi folklor mahsûllerinden karfl lamaktad rlar. fiimdi k saca; Türk Sözlü Kültür mahsûllerinin ça n flartlar na göre de erlendirilerek, Türk toplum yap s n n ihtiyaçlar n, kendi kaynaklar ndan karfl layabilme, muhafaza etme ve yeni terkipler oluflturup kullanarak yaflatma ilkesinden hareketle müze kavram na yeni bir form verme ad na nelerin yap labilece ine dair baz görüflleri tart flmaya çal flaca z. Öncelikle Türk sözlü kültür metinlerinden olan; destan, masal, halk hikayesi gibi ürünlerin senaryolaflt r larak filme çekilmesi birinci aflama olarak düflünülebilecek bir ifltir. Zira bu konu ile ilgili 1950 li y llarda ülkemizin Güney Anado- lu bölgesinde sözel malzemelerimiz üzerinde çal flama yapan W. Eberhard flu tespiti yapm flt r. Büyük bir ihtimalle, afl k hikayeleri,zamanla daha genifl kitlelere seslenen ve stil aç s ndan Amerikan ve Avrupa modellerinden etkilenmifl, popüler romanlara dönüflecektir.bugün geliflme iki yol izlemektedir afl k hikayelerini kullanan, Türk film sanayii ve türkülerle ilgilenen Türk müzik sanayii.bu gibi durumlarda 36 saatlik bir hikaye,iki saatlik bir film haline gelebilir ve bir türkünün üç dakikal k plak olabilmesi için baz m sralar n n at lmas gerekir.ülkenin sanayileflmesi gibi yeni geliflmeler do rultusunda hükümetin afl k hikayelerini modernlefltirerek bir propoganda arac olarak kullanma giriflimine henüz rastlanmam flt r.bu gibi giriflimler Sovyetler birli inde gözlense de Türkiye de uygulanacak gibi görünmüyor. (Eberhard: 2002:6-7) Eberhard n bu tespitinden sonraki y llarda onun Türkiye için henüz söz konusu de il dedi i sözel hikaye metinlerinin sinemaya uyarlanma meselesi k smen de olsa gerçekleflmifltir Köro lu, Battalgazi, Kara Murat gibi çekimlerle kal nmay p Kelo lan, K rk Haramiler gibi masal unsurlular da senaryolaflt r l p filme çekilmifltir. Di er taraftan, kolektif kimli in inflâs nda halk terbiyesi ve ritüellerin medya metinlerine dönüfltürülerek (Cantek: 1999, 5-14). Toplumsal dinamiklerin göstergesi olan ve ortak duygu ve düflünceyi yans t p toplum üzerinde milli romantik duyufl tarz n 1 gelifltirecek metinler uyarlama yolu ile medyada kullan lmal d r. Bu konuda az da olsa TRT nin söz konusu bu tarz Klâsik Türk Romanlar n sinemalaflt rma projesi oldukça anlaml d r. Fakat bu durum bununla s n rl kalmay p as l ikinci aflama diye adland rd - m z ve söz konusu bu sözel metinlerden ilham alarak gelene in do as nda var olan; geliflim, de iflim ve dönüflüme ayak uydurarak modern anlamdaki kültür ve sanat ihtiyaçlar na cevap verebilecek yeni terkiplerin oluflturulmas sa lanabilir. Söz konusu bu durumla ilgili L.Degh flu tespiti yapmaktad r; Halkbilimi olarak adland rd m z kavram, popüler medya sayesinde bütün topluma ifllemektedir. Buna halkbilimi denmesinin nedeni sadece modern tüketicilerin ihtiyaçlar na uymas için eski formlar n de ifltirilmesi de ildir.halkbilimi malzemeleri,gözlerimizin önünde bir çiçek gibi açarak ve kendini yeniden üreterek,daha güçlü bir flekilde daha fazla otorite ve prestijle donanm fl olarak yeni formlar fleklinde karfl m za ç kar demektedir. (Birkalan: 2000, 48). Bu tespitlerden ilham alan Hande Birkalan ise flu de erlendirmeyi yapmaktad r; Geleneksel halk kahramanlar da çömlekler,hikayeler ve halk danslar gibi belirli de iflim süreçleri içinde karfl m za ç karlar.bu karfl laflmalardan biri Kemal Sunal n filmlerindeki nek fiaban tiplemesidir. nek fiaban karekterinde, geleneksel halk kahramanlar n n ve Halk Felsefesi nin günümüzdeki izlerini,bir 93 94

48 baflka deyiflle,modern yorumlar n görürüz. nek fiaban kimi zaman kelo lan edas yla masal ms bir anlat n n saf ve temiz kahraman `, kimi zaman Nasrettin Hoca n n nüktedanl yla modern bir komedyen, kimi zaman da Köro lu nun sosyal düzene bafl kald r s nda kiflilefltirilen sosyal eflk ya olarak görüntülenir. nek fiaban, Kelo lan, Nasrettin Hoca ve Köro lu nda çarp c bir flekilde betimlenen geleneksel halk kahramanlar ve felsefeleri fl nda modern zamanda vücut bulmufltur, art k. (Birkalan2000:47) Bu de erlendirmeler bize flunu bir kez daha gösteriyor ki ça m zda gelenek ve de iflimin art k tek boyutlu de il, birden fazla boyutta irdelenmesi bir zarurettir. Günümüzde ayakta kalabilen güçlü gelenekler, modern ça da mutlaka de iflime u rayacakt r, fakat özünü yitirmeden yeni ihtiyaçlara da cevap verecektir. Birkalan n ifadesindeki nek fiaban tiplemesinde gördü ümüz sadece sözel metinlerin senaryolaflt r lmas meselesi olmay p, genifl çapta halk kahramanlar ndan ve onlar n felsefesinden etkilenmifl olan, halk kahramanlar n n gelenek sürecinde ama de iflime parelel olarak yaflam bulmas d r.(ersoy 2002) Sözel metinlerin ve dolay s ile halk kahramanlar n n esin kayna olarak yeni bir d fla vurum formu olarak tart flt m z söz konusu bu uygulaman n medyam za yans yan en son kahraman Ekmek Teknesi dizisindeki Heredot Cevdet tiplemesidir ki bu karakterin etraf nda oluflturulan ba lam, icra edilen ürün, icrac, icra mekân, anlat c ve dinleyici, icra ortam, anlat c ve dinleyici aras ndaki iletiflimsel iliflki gibi hususiyetler aç s ndan de erlendirdi imizde t pk modern anlamda bir hikâyeci âfl k tiplemesinin canland r ld görülmekte ve bu tipleme hem icra ortam ndaki kat l mc lar hem de elektronik kültür ortam vas tas yla evlerindeki izleyiciler üzerinde icra performans ve icra konular aç s ndan büyük tesir uyand rmaktad r. Sonuç olarak önerilerimizi özetlersek, ülkemizde hangi unsurlar n somut olmayan ulusal kal t oldu u ve bunlar n müzelenmesi gerekti i bir an önce tespit edilmeli ve söz konusu bu ürünleri ba lam nda müzeleme ile ilgili hayata geçirilebilir projeler üretilerek bu projeleri hayata geçirecek ekipler oluflturulmal ve bu ekipler de bilimsel üst kurul taraf ndan denetlenmelidir. Bu günlerde üzerinde çal flmalar yap lan yerel yönetimler yasa tasar s nda bu konu gündeme getirilmeli ve yerel yöneticiler kendi mücavir alan içinde bulunan ve ba lam nda müzelenmesi mümkün olabilecek unsurlardan sorumlu tutulmal d r. Hepsinden önemlisi yerel yöneticilere bu konunun önemini kavratacak bir e itim çal flmas yap lmal d r. Öte yandan müzelemenin yap laca yerlerin yöneticileri, sivil toplum örgütleri ile bir araya gelip bilimsel kurulun tavsiyeleri do rultusunda kendi bölgelerindeki somut olmayan kültürel olgu ve pratiklerin hem kolektif bilinç ve bir arada yaflama fluurunun oluflmas na katk da bulunmas noktas nda hem de söz konusu bu mekanlar n turizme kazand r lmas hususunda çal flmalar yapmal d rlar Bunlara ek olarak sözlü kültür ürünlerini elektronik kültür ortam na aktarmakla kalmay p söz konusu ürünlerden hareketle oluflturulabilecek yeni terkiplerin medyada kullan m üzerine çal flmalar yap lmal d r. Bu ürünlerin gerek ba lam nda müzelenmesi hususunda, gerekse elektronik kültür ortam na uyarlan p oluflturulacak yeni terkiplerle medyada kullan m hususunda çeflitli proje yar flmalar düzenlenmelidir. NOTLAR 1 Bu konu ile ilgili daha genifl bilgi için Bkz; fierif AKTAfi, Millî Romantik Duyufl Tarz ve Türk Edebiyat, Türkiye Günlü ü, Say : 38,39,40., Ankara. KAYNAKÇA CANTEK, Levent (1999), Kolektif Kimli in nflaas nda Halk Terbiyesi ve Ritüellerin Medya Metinlerine Dönüfltürülmesi, Folklor/Edebiyat, C.5, S.20, s.5-14, Ankara. B RKALAN (2000), Gelenek, Halk Kahramanlar, Popüler Medya ve nek fiaban, Folklor/Edebiyat, C.6, S.23, s.47-53, Ankara. EBERHARD Wolfram (2002), Güneydo u Anadolu dan Afl k Hikayeleri, Çeviren: Müfide KOCAO LAN VAN DER HOEVEN, T.D.K. Yay., Ankara,2002. ÇOBANO LU, Özkul. (1999) Halk Bilimi Kuramlar ve Araflt rma Yöntemleri Tarihine Girifl, Ankara, Akça Yay nevi ONG, Walter J.(1995) Sözlü ve Yaz l Kültür / Sözün Teknolojileflmesi, (Çev. Sema Postac o lu Banon), stanbul: Metis Yay nlar YILDIRIM, Dursun, (1985) Türk Folklor Araflt rmalar n n Problemleri, Erdem AKM Dergisi, C.I, S.2, 1985: DUNDES, Alan, (Yaz 1998) Doku Metin ve Konteks, (Çeviren: Metin Ekici), V/38, ( ). BAfiGÖZ, lhan, (Yaz 2001) Sözlü Anlat mda Ara Söz, Türk Hikâye Anlat c lar n n fiahsi De erlendirmelerine Ait Bir Durum ncelemesi, (Çeviren: Metin Ekici), VII/50, (86-105). ERSOY,Ruhi (2002) Sözlü Kültür Ortam kaynaklar n n Medyada Kullan lmas Ba lam nda Gaziantep te Nevruzla lgili Bir nanc n TRT Arflivine Kazand r lmas Serüveni, Halk Kültürlerinin Medya Aç s ndan De erlendirilmesi Uluslararas Sempozyumu, Sakarya Aral k 2002, (Bas lmam fl Sempozyum Bildirisi)

49 TARTIŞMA Z. NAHYA: Somut olmayan kültür ürünü olarak küfürleri, kap efli inden toz al p çocu un a z na sürmek ve dalak kesmek gibi gelenekleri müzemizde sergileyecek miyiz, sergilemeyecek miyiz? Bence bunlar müzelerde sergileyemeyiz. Hatta bunlar insan m z e iterek ortadan kald rmal y z. S.T. KAYIPOV: Gelene in olumlusu olumsuzu yoktur. Bu yaklafl m halkbilimi prensiplerine ayk r d r. Bunu müzede ya da herhangi bir yerde yans tmak mümkündür. M. EK C : Bir noktada Kay pov un düflüncelerine kat lm yorum. Çünkü bilimsel çal flmalar örneklemeler yapmak demektir. Örnekler üzerinden gidilmelidir. Temsilde önemli olan, üçüncü boyutta tart flmam z gereken Türk kültürünün, Türk halk bilgisinin neleri temsil edece ini seçmek zorunlulu udur. Bunlar yapmadan yap lacak bir müzeleme Türkiye de bir kaos yaratacakt r. Di er taraftan halk neyi uygulamak istiyorsa onu uygulamaya devem ederken, biz bilimsel anlamda belli bir seçme yapmak zorunday z. R. ERSOY: Ortaça Savafl Tarihi Müzesi incelendi inde bu gerçeklerin sunulmas ziyaretçileri savafla teflvik etmemektedir. F. TÜRKMEN: Probleme bir çözüm önerisi getirmek gerekirse, kimi ürünleri arflivlemek ve kimilerini de müzelemek bir çözüm olabilir. Folklorda küfürler de dahil her fley arflivlenir, hatta folklorun mahrem dosyas vard r. IV. OTURUM /SESSION 4 OTURUM BAfiKANI TALAT S. HALMAN'IN KONUfiMASI Somut olmayan kültür varl klar konusu beni öteden beri çok heyecanland - r yor. Özellikle UNESCO nun bunu benimsemifl olmas dünya kültürüne büyük yararlar sa layacakt r. Somut olmayan de erler genellikle ele de mekten umutsuzdur. Bir ses, bir nefes, bir dokunufl, bir p r lt, bir fl lt içinde insanl k yaflant - s evrensellik tafl sa da kaybolmaya mahkumdur. UNESCO nun yapmaya çal flt, bu anl k yaflant lar sonsuz bir zamana dönüfltürmektir. UNESCO altm fl y la yak n tarihinin en yarat c çal flmalar ndan en yaflamsal çal flmalar ndan birini gerçeklefltiriyor. Somut olmayan kültür varl klar n n müzelenmesi ve yok olmaktan kurtar l p korunmas yeniden yarat lmas, somut hayata kavuflturulmas olumlu anlamda küresellefltirilmesi. Bizde bunun öncüsü Gazi Üniversitesi nin mucezivî temsilcisi dostum Öcal O uz dur. Plastik sanatlar, arkeolojiyi, mimariyi vaktin ve vandalizmin y k c l ndan esirgemek mümkündür. Ama uçup giden bir sl, çölün ss zl ndaki bir türküyü, bir özel söyleflideki derin bir felsefî düflünceyi gelecek ça lar için, uygarl k için nas l saklayaca z? Harika bir ninni, güçlü ve özgün bir dua, bir avuç insan n konufltu u diller, yaln zca bu sözlü gelenekte süren yarat lar ölüme mahkum mudur? Hay r diyor UNESCO, ve hakl d r da. Nas l somut flaheserler korunuyorsa, nas l dünya kültür miras ndaki görkemli yap lar tüm insanl k için esirgeme alt ndaysa somut olmayan de erler de teknoloji sayesinde yaflat labilecektir. Filmlerle, ses kay tlar yla, bilgisayar kay tlar ve internetle, yeni müze ve arflivlerle özellikle bu amaçla kurulacak olan somut olmayan kültür varl klar n muhafaza edip sergileyecek olan müzeler sayesinde yaflat labilecektir. Biz küreselleflmeyi, bat n n kendini tüm dünyaya hakim k lmas olarak düflünüyor ve bundan hakl olarak ürküyoruz. Bunu önlemeliyiz ancak kültürel küreselleflme birçok kültür de erlerini ve türlerini, unutulmufl ya da görmezlikten gelinmifl özellik ve güzellikleri, evrensel sahnelere tafl yacakt r. UNESCO, bunun f rsat n ve gerekli olan yarat c l k malzemesini bize sa lamaktad r. Somut olmayan varl klar ak llara durgunluk verecek kadar zengin olan ülkemizde hepimize azimle, bilinçle, heyecanla üstlenilmesi gereken bir görev düflmektedir. Bunun öncülü ünü Gazi Üniversitesi ve Öcal O uz yapmaktad r

50 SÖZLÜ KÜLTÜR ÜRÜNLER N N MÜZELENMES LE LG L BAZI SORUNLAR Some Problems Regarding the Preservation of Oral Culture Products in Museums Fuzuli BAYAT ABSTRACT The biggest socio-cultural problem facing the twenty-first century is the preservation of the spoken word in museums. In a quickly developing and changing world, we are witnessing how products of oral culture are falling prey to quickly developing mass communication technology. Oral culture has been forced to adapt to the standards imposed by technology and has been confronted with new socio-cultural patterns arising out of the trend of globalization caused by industrialization. Alongside written and oral culture, terms like electronic culture have emerged, and as a result of the destruction of natural environment, migration from villages to cities, and similar factors, oral culture is on the brink of destruction. Preservation in museums means that a part of oral culture may be documented thanks to new technological developments. Thus, total destruction can be avoided and a field of research may be opened up for future generations. Thus, while preservation in museums is one part of the needed programme for helping oral culture continue to exist, the other part is an ethno-cultural message of unity which will result from research and analysis. The preservation in museums of intangible culture implies that while adaptation to a new cultural environment is required, we do not wait for the negative aspects of technological culture to edadicate traditional oral culture, but rather try and use the positive sides of new technology to support oral culture. Key words:technology, electronic culture, socio-cultural pattern 1. Sözlü kültüre dayal malzemelerin müzelenmesi, halkbilimi ürünlerine bak ld nda daha zordur. Nitekim sözel olarak yaflayan zengin Türk halk edebiyat n n arflivlenmesi konusunda ister Türkiye, isterse de d fl Türklerde baz çal flmalar yap lm flt r. Ancak sözel kültürün görülür hale getirilmesi ve sergilenmesinin metot ve yöntemi ayr ca ifllenmelidir. Burada, en büyük sözlü kültür arflivinin, insan beyni oldu unu da unutmamak laz md r. O halde sözlü kültürü yaflatan kaynak kiflilerin, ki halen de derlenmemifl veya yaz ya aktar lmam fl ürünler onlar n haf za mekanizmas nda korunmaktad r, müzelerde yeri ve rolünün ne olaca belirlenmelidir. Sözlü kültürün korunmas gereken esas malzemesinin insan oldu unu göz önünde bulunduran Azerbaycan Millî Meclisi, 2003 Temmuz ay nda Folklor ürünlerinin ve Folklor kaynaklar n n korunmas hakk nda bir kanun kabul etmifltir. Müzeleme yolunda at lan ilk ad m niteli inde olan folklor kaynaklar n n korunma- s n n devlet güvencesi alt na al nmas, sözlü kültür ürünleri de dahil olmakla müzelemenin bafllang c d r. 2. XXI. yy. karfl s nda duran en büyük sosyo-kültürel sorun, sözün müzelenmesi meselesidir. Bat Avrupa, halk kültürünün müzelenmesi konusunda öncülük etse de sözlü kültürün müzelenmesinin yöntemlerini iflleyip, haz rlamam flt r. Ancak zaman geçtikçe sözlü kültür ürünleri h zla kaybolmakta, tarihin arflivine at lmaktad r. Oysa milletleri millet yapan etmenlerin bafl nda kültür ve onun ayr lmaz bir parças olan söze dayal kültür gelmektedir. O halde evrensel bir de ere sahip kültürü ve bu kültürün tafl y c lar olan kiflileri koruma alt na almakla sözlü kültürün müzelenmesinin bafllad na iflaret etmek mümkündür. Nitekim kültür ekolojisinin tafl y c lar olan kiflilerin halen ça dafl teknik araçlardan video, slayt, film vs.- faydalan larak görsel anlat m tasvirlerinin (slayt, foto raf, DVD, film vs.) genifl bir flekilde yayg nlaflmamas da sözlü kültür malzemelerinin müzelenmesindeki eksikliklerden biridir. Zaman geçtikçe bu kiflilerin azalmas, icra ortamlar n n h zla geliflen teknoloji karfl s nda kaybolmas araflt rma aç s ndan da baz eksikliklere sebep olacakt r. Bu ba lamda sözlü kültür malzemeleri denildi inde yaln z destan, masal, efsane, atasözü metinleri de il ayn zamanda bunlar söyleyenlerin anlat m ortamlar ndak ifllevlerini belgeleyen malzemeler de kast edilmelidir. H zla geliflen ve de iflen dünyada kitle iletiflim araçlar arac l yla yay lan sözlü kültür ürünleri teknolojiye yenik düflmüfl durumdad r. Sözlü kültür, teknolojinin getirdi i flartlara ayak uydurmak zorunda kalm fl, sanayeleflmenin getirdi- i küreselleflme sürecinde yeni bir sosyo-kültürel dokuyla karfl karfl ya kalm flt r. Art k sözlü ve yaz l kültür ortamlar ile beraber elektronik kültür ortam gibi terimler ortaya ç km fl, do al ortamlar n bozulmas, köylerden flehirlere tafl nma vs. sonunda geleneksel sözlü kültür ortam yok olacak duruma gelmifltir. Sözlü kültür, kavram olarak önümüzdeki y llarda köklü de iflmelere maruz kalacak veya en az ndan kavram olarak ortadan kalkacakt r. Müzeleme, bir bak ma sözlü kültürün bir k sm n ça dafl teknik imkanlarla belgesellefltirmektir ki, bu ss z yok olman n karfl s n al r ve gelecek kuflaklara bir araflt rma alan sa lar. O halde müzeleme ile kaybolmakta olan sözlü kültürümüzün koruma alt na al nmas iflin bir taraf olacak, iflin di er taraf araflt rma ve incelemeden ç kacak etno-kültürel birlik mesaj ve en esas pasionar (L.Gumilyev in ifadesi) ruhu kald rma olacakt r. Müzeleme, sözlü kültürü araflt rmak için yeni bir boyut kazand rmakla kalmayacak, ayn zamanda millî kültür politikas n n ve millî ideolojinin paradigmas n oluflturacak, üst kimlik meselesini bilimsel temellere oturtacakt r. Somut olmayan kültürün müzelenmesi, yeni kültür ortam na uyum sa lamak, teknolojik kültürün bir an önce sözlü kültür ortam n daraltmas n ve sonunda kayba u ratmas n beklemek yerine teknolojik kültürün bütün olumsuz gibi görünen taraflar n da sözlü kültürün lehine çevirebilmek gerekir

51 Sözlü kültürün sergilenmesi meselesi somut olan kültür miras n n sergilenmesinden tam farkl bir flekilde gerçeklefltirilmelidir. Folklorun yaz ya geçirilmesi, bilindi i gibi somutlaflmad r. Nitekim sözlü kültür, icra ortam nda sözlü kültürdür. O halde folklorik yöreleri bütün rit, merasim, tören özelikleri ile korumak ve canl flekilde sergilemek gerekir. Avrupada uzun y llardan beri yap lan festifal gösterileri somut olmayan kültürün bir bak ma müzelenmesi ve sergilenmesidir. Türk halklar nda Nevruz flölenleri ve yap lan uygulamalar, bu aç dan bak ld nda somut olmayan kültür miras n n müzelenmesinden baflka bir fley de ildir. Yap lacak esas ifl masal, efsane anlat mlar ndan tutun tören gösterilerine ki buraya evlenmeyle ilgili bir dizi uygulamalar dahildir, canl tutmak ve gelenekten kopmam fl folklorik malzemeleri özenle icra ortam fleraitinde, do al görüntüsüyle müzelemektir. Söylenen her hangi bir folklor metni kavram na, söyleme sürecinde söyleyicinin pantomimikas, hareketi, ses tonu, kelime kullan m, marjinal sözler, dinleyici ortam ve dinleyicinin tepkisi, kullan lan araçlar (saz, ba lama, davul, ney, tütek vs.) da dahildir. Klasik anlamda müzeleme, metnin yaln z birinci taraf n kapsar durumdad r. kinci taraf yaln z icra ortam nda faaliyete geçer. Metnin anlafl lmas ikinci taraf n göz ard edilmemesi ile mümkündür. O halde gelene i yaflatan canl müze oluflturulmal d r. O halde somut olmayan kültür miras n a) aç k ve b) kapal olmak üzre iki flekilde müzelemek mümkündür. Nitekim otantik ortam bulunan baz köylerin ve kasabalar n aç k hava müzesi haline dönüfltürüldü ü gibi sözlü kültürün zengin oldu u bölgeler de aç k hava müzesi haline getirilebilir. Bunun için gerekli kayg ve dikkatin yan s ra bir de do al flartlar muhafaza etmek, teknolojinin imkanlar n sözlü kültür ortam n bozma a de il, ortam sa lama a yöneltmek laz md r. 3. Sözlü kültür müzelerinin bafll ca özelli i, folklor müzeleri olarak tan mlanan aç k hava müzelerinden farkl olarak hem de kapal ortamda düzenlenmesidir. Geliflen dünyada mimarisi ve sanat eserleriyle ünlü olan baz flehirlerin bütünlükle aç k hava müzesi özelli i tafl mas ve olmas bak m ndan sözlü kültürün zengin oldu u köyleri, küçük yaflay fl yerlerini, bölgeleri de bütünlükle sözlü kültür müzesi ilan etmek mümkündür. Ancak bununla beraber kapal müzelerin de oluflturulmas hem koruma hem de sergileme aç s ndan çok büyük öneme sahiptir. Sözlü kültür tarihîlik (tarihi süreç içinde mevcuttur ve bu süreç içinde flekillenir, geliflir ve yeni biçimler al r.) ve toplumsall k (bireylerin görüflünden s yr larak toplumun ortak görüflünü, zevkini, toplumun gizli bilgisini yans t r.) kategorileri ba lam nda varl n sürdürdü ü için müzeleme bu iki olguya dayanmaktad r. 4. Somut olmayan kültürel miras n müzelenmesi ile ilgili bir di er önemli mesele de sözlü kültür ürünlerini korumakla ve sergilemekle kültür belgelerini, özellikle de sözlü kültür malzemelerinin komflular taraf ndan haks z yere benimsenilmesinin önüne geçmektir. Somut olarak örneklersek bin y ld r Ermenilerin Türk masallar n, türkülerini, ata sözlerini, efsanelerini, mitolojik inançlar n adaptasyon, çeviri, al nt yolu ile benimsedi i bilinen bir gerçektir. Al nacak en önemli tedbir, her ne kadar geç de olsa sözlü kültür ve genelde folklor müzelerinin Türk dünyas n n her yerinde bir an önce hem de koordineli bir flekilde düzenlenmesi, ça dafl müzecilik taleplerine uygun bir biçimde kurulmas d r. 5. De inilmesi gereken bir nokta da yeni ba ms zl k kazanm fl Türk Cumhuriyetlerinin millî kültür politikalar n n olmamas ve bu nedenle kültürün di er sahalar nda oldu u gibi sözlü kültür alan nda da temel araflt rmalara sebebiyyet verecek programlar n olmamas d r. Bu durumda somut olmayan kültür ürünlerinin müzelenmesi konusunda Türkiye öncüllük etmeli, di er Türk Cumhuriyetlerinde bu tip müzelerin kurulmas na yard mc olmal d r. Sözlü kültürün incelenmesinde Türk Cumhuriyetlerinde gereken teorik birikimi yeni teknolojik ve elektronik ça da pratik olarak, mesela müzeleme örneginde uygulamak laz md r. Somut olmayan kültürel miras n müzelenmesi konusunda Türkiye d fl Türk cumhuriyetlerinde baz çal flmalar yap lm flt r. Mesela Azerbaycan da Bilimler Akademisinin bünyesinde 1940 larda aç lan ve halen de faaliyet gösteren Edebiyat Müzesi, Kazakistan n eski baflkenti Alma-At da kurulan müzik müzesi ve di- er cumhuriyetlerdeki kapal etnografya, tarih, satranç, minyatür kitab vs. müzeler sözlü kültür müzesinin kurulmas nda ilk tecrübe olarak de erlidir. Ancak ça dafl müzecilik bak m ndan belki de yeterli de ildir. Nitekim ister edebiyat müzesi, isterse de etnografik müzeler örneginden ç kan sonuçlara göre eski sovyetler birli inde statik müze anlay fl ön planda olmufltur, oysa sözlü kültür müzesi dinamik yap l olmal ve ifllevi bak m ndan icran n canl l n yans tabilmelidir. Do al olarak ilk önce müzeler ayr ayr cumhuriyetlerde kurulmal d r. Ancak Türk kültürü bir bütündür ve onun korunma alt na al nmas bulundu umuz co rafya ile s n rlanamaz. Aksi halde bir üst kimligimiz olan Türk kültüründen de il, Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan, Altay vs. kültürlerinden konuflmak ve bu anlay flla yetinmek zorunda kalaca z. Zaten Bat bilim dünyas da bugüne kadar Altay, Sibirya, Orta Asya kültür terimini kullanmay tercih etmifltir. Zengin ve somut olmayan kültürümüzü göstergeye dayal somut verilere, yani müzelere dönüfltürmek zaman çoktan gelmifltir. Geçen her gün somut olmayan sözlü kültürümüzün yok olmas, unutulmas ile sonuçlan r. Bir millet yaln z ekonomisi ile zengin de ildir, kültürü ile zengin ve bakidir. Somut olmayan kültürün müzelenmesi afla daki problemlerin de çözümlenmesini sa layacakt r: a. Kaybolan sözel kültürümüzün korunmas sa lanacak. b. Araflt rma, inceleme için temel laboratuar oluflturulacak. c. Dünyan n en büyük ekonomik güçlerinden birini oluflturan kültür turizmine çok büyük katk da bulunacak

52 d. Türk Cumhuriyetlerinde milli politika ve ideolojilerin kurulmas nda önemli rol oynayacak e. En esas Türk dünyas n Avrupa merkezci zihniyetin ortaya koydu u tüketici toplum vasf ndan kurtaracak, üretici toplum vasf na kavuflturacak, bizi daha iyi tan may sa layacak. Ayr ca sözlü kültür müzelerinde yaz l belgeler, ses ve görüntü malzemeleri s n fland r lmal, araflt rma için haz r hale getirilmelidir. Nitekim Azerbaycan Edebiyat Müzesi edebî eserlerin sergilenmesi ve korunmas n n yan s ra bir araflt rma birimi haline de gelmifltir. Bir önemli mesele de somut olmayan kültür miras müzesinin teknik aç dan donat lmas ve kaybolmakta olan baz merasim ve ritlerin video yaz lar n n animasyon tasar mlar n oluflturmakt r. Gizli bir flekilde süren kültürleraras mücadelede küreselleflme yeni dünya düzenini sa layacak ve sözlü kültür bu düzenin temel tafl n oluflturacakt r. Müzeleme bu temel tafl n biçimini ortaya koyma yolunda gerekli ad m olacakt r. Sözlü kültür de erimizi yaln z bu yolla evrensel de er fleklinde dünya medeniyetinin hizmetine sunabiliriz. Sanatsal, bilimsel ve tarihi eserlerin sakland, gösterimi için sergilendi i müzelerin üzerine daha zor bir görev düflmektedir: Sözlü kültürü koruma alt na almakla millî de erlerimizin, geleneksel yaflam m z n ve düflünce tarz m z n kaybolmas n n karfl s n alacak ve Türk sözlü kültürünün eriflilmez zenginli ini gelecek kuflaklara aktaracak, bunlar sergilemek ise Türk milleti için bir gurur kayna olacakt r. Aç k hava müzeleri ve somut olmayan kültür malzemeleri müzeleri küreselleflen dünyada kaybolmam z engelleyecek, bizi Greko-Latin kültür potas içinde erimekten kurtaracak, milli kimli imizi pekifltirecektir. Sözlü kültür müzesi bir bak ma millî bilinci kuvvetlendirecek ve bizi dünyaya tan tmakta önemli katk lar sa layacakt r. KAYNAKLAR Folklor Aç k-hava Müzelerinin Türkiye de Kurulma mkanlar Sempozyumu Bildirileri, (1985), Anraka, Kültür ve Turizm Bakanl Milli Folklor Araflt rma Dairesi Türkiye de Halkbilimi Müzecili i ve Sorunlar Sempozyum Bildirileri, (2003), Ankara, Gazi Üniversitesi THBMER Yay n BURSA L CUMALIKIZIK KÖYÜ MUTFAK KÜLTÜRÜ ÜZER NE B R ARAfiTIRMA A study on the Cumal k z k Cuisine S d ka BULDUK Nilgün SEV NÇ Yasemin DEM RC O LU ABSTRACT The village of Cumal k z k affiliated with the Bursa province is an open-air museum with a historical background of 700 years. The village has a rich socio-cultural heritage. Among its cultural assets and cultural wealth, the nutritional culture has a distinct and prominent place. The most part of the income of people in the Cumal k z k village comes from the sale of the beverages and food produced by the people themselves. A great part of the produced food are those products unique to Cumal k z k cuisine. This present study has been planned in an effort to transfer the foods and dishes cooked on special days in this village where there is such a diversified and rich nutritional culture from one generation to the next and thus enable the new generations to adopt our culture more easily. The aspect of nutritional culture should have a significant place with respect to the exhibition in museums of the intangible cultural heritage. Key words: Cumal k z k, cuisine culture, preservation in museums Dünyada sosyo-kültürel ve ekonomik yönden birbirinden çok farkl ve çeflitli co rafi ve iklim özelliklerinde yaflayan pek çok say da topluluk bulunmaktad r. Bu sebeple de her toplumun ve her ülkenin kendi sosyal yap s na ve kültürüne, gelenek, görenek ve al flkanl klar na göre flekillenen bir de mutfak kültürü vard r. Kültürümüzün bu boyutunu yeni nesillere tafl mak di er maddi kültür ö elerinin daha bask n oldu u alanlar kadar kolay de ildir. Yemek yap m nda kullan lan maddi ö elerden olan araç-gereçler kadar bu araç ve gereçlerin fonksiyonlar ve yemeklerin öyküleri de bir o kadar önemlidir. Bu çal flma somut olmayan kültürel miras n müzelenmesi konusunda mutfak kültürünün de önemli bir yere sahip olmas gerekti i düflüncesiyle, zengin bir mutfak kültürüne sahip Cumal k z k köyünde geçmiflten günümüze tafl - nabilmifl özel günlerde yap lan yemeklerin yeni nesillere de do ru bir biçimde aktar labilmesi, böylece yeni nesillerin de kültürümüze daha kolay sahip olabilmeleri için yap lamas gerekenleri belirlemek amac yla planlanm flt r. Öncelikle Cumal k z k köyünü tan tmak gerekmektedir. Bursa iline ba l, kentin do usunda 10 Km uzakl kta yer alan, 700 y ll k geçmifliyle bir aç k hava müzesi niteli inde olan Cumal k z k köyü, zengin bir sosyo-kültürel mirasa sahip

53 tir. Bu kültürel zenginlikleri aras nda mutfak kültürünün de önemli bir yeri vard r. Bursa n n yak n çevresinde özgünlü ünü koruyan en önemli yerleflim alanlar ndan biri olan Cumal k z k köyü, 1200 lü y llar n sonunda Tokat tan Bursa yak nlar na gelen ve Karakeçili afliretinden yurtluk isteyen, O uz boylar ndan K z klar n Bursa n n do usunda Uluda yamaçlar nda oluflturdu u Yedi K z k köyünden (Hamaml k z k, Cumal k z k, Fidyek z k, Derek z k, Bay nd rk z k, ve De irmenlik z k) biridir. Uluda n kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin aras nda s k fl p kalan yöre köylerine k z k ad verilmifltir. Köylerin birbirinden ayr lmas için dereye yak n olana Derek z k, fidye verene Fidyek z k, de irmeni olana De irmenlik z k ve k z k köylerinden topluca gidilerek Cuma namaz k l nan köye de Cumal k z k adlar verilmifltir. Di er bir rivayete göre de K z k bir Türkmen boyudur. Orhangazi, kendisinden yurtluk isteyen K z k lara bu yöreyi ba fllad. Kardefller de birbirine yak n bu köyleri kurdular ve köyler kurucular n ad yla an ld y llar ndaki Yunan iflgali nedeniyle di er k z k köyleri yanarken, tesadüf eseri yanmadan kurtulan Cumal k z k köyü en eski Osmanl k rsal mimari örneklerini günümüzde de yaflatmaktad r. Cumal k z k, su kaynaklar bak m ndan zengin, verimli topraklar üzerine kurulmufl ve geçim kayna bahçe tar m olan bir köydür. Bu verimli topraklarda narenciye d fl nda her türlü meyve ve sebze üretilebilmektedir. Özellikle ahududu, bö ürtlen ve kiraz üretilen en yayg n ürünlerdir. Eskiden ipek üretimi ve kestanecilik köyün en önemli kazanç kayna n olufltururken, zamanla zirai hastal klar nedeniyle bu sektör yok olmufltur. Cumal k z k halk yaflam n ço unu avluda geçirmektedir. Buralarda k fll k yiyecekler haz rlanmakta, hlamur kurutulmakta, çiçek yetifltirilmekte, farkl tar m faaliyetleri gerçeklefltirilmekte ve çamafl r y kanmaktad r. Ayr ca ekmek avlularda bulunan ocaklarda piflirilmektedir. Bahçe içinde yer alan ve günümüzde de ço unlukla ekmek yap m için kullan lan bu ocaklar nadiren yemek piflirmek için de kullan lmaktad r. (Resim 21-22) Evlerde bulunan ara kat da k fl odas olarak kullan lmaktad r. K fl için haz rlanan g dalar kurutulmufl meyve ve sebzeler saklanmakta, bu alanlar so utucu depo görevi görmektedir. Cumal k z k ta özel gün ve bayramlara özgü geleneksel etkinlikler günümüzde de yerine getirilmeye çal fl lmaktad r. Bu günler ve bu günlerde haz rlanan yemekler afla da sunulmufltur. Do um Özellikle do um sonras nda lo usaya yeflil mercimek, kesme hamur, süt ve yo urt ile haz rlanan ve üzerine tereya gezdirilerek servis edilen yeflil mercimek çorbas ; tarç n, k rm z flerbet boyas, toz fleker ve karanfilin kaynat lmas ile haz rlanan lo usa flerbeti; - bebek 40 günlük oldu unda lo usa macunu ve un, yumurta ve suyun yo rulmas ile haz rlanan, hamurun aç lmas ve fleritler halinde kesildikten sonra ya da k zart lan ve flerbete at larak haz rlanan mafifl konuklara ikram edilir. Dü ün Dü ünlerde ço unlukla pirinç çorbas, etli yaprak sarmas, etli nohut yeme- i, pirinç pilav ve et, tatl olarak da mafifl ve baklava ikram edilir. Ölüm Cumal k z k ta evden cenaze ç kt nda, cenazeyi y kamada kullan lacak su için ocak yak l r ve ayn ateflte helva haz rlan r. Akflam nda mevlit okutulur ve helva ikram edilir. Kandiller Kandillerde lokma ve cevizli un helvas ikram edilir. CUMALIKIZIK MUTFA I YEMEKLER Çorbalardan en çok kestaneli tarhana çorbas, mercimekli umaç çorbas, dide çorbas yap lmaktad r. Sebze yemekleri daha çok bal k otu salatas, bal k otu kavurmas, Yaban maydanoz salatas, yaban maydanoz kayganas, tavlama, k - z lbacak kayganas (Resim 23), marul kayganas, ve acur kaba kayganas d r. Bölgede ceviz a açlar n n çok olmas ve yetiflmesi sayesinde ceviz yiyecek haz rlamada s kl kla kullan lmaktad r. Hamur iflleri aras nda, cevizli eriflte, cevizli börek, nohutlu mant ve kuzu kulakl tirit, tatl lardan kuymak ve oturtma en s k yap lanlard r. Köyde yap lan k fll k haz rl klardan baz lar, üzüm ve duttan yap lan sirkeler, sebze kurutmas (fasulye, patl can), tarhana, eriflte ve kuskustur. Bu zengin kültürü gelecek nesillere tafl mak için; 1. Göçler nedeniyle farkl kültür birikimi olan kiflilerle komfluluk, al flverifl ve seyahat gibi toplumsal de iflimler mutfak kültürüne de yans m flt r. Bu kültürün, sürekli aç k kalan sergilerle güncelli ini korumak ve devaml l n n sa lamak oldukça önemlidir. 2. Mutfak araç-gereçlerinin ömürleri kullan m süresine ba l olarak de iflmektedir. Yiyeceklerin haz rlanma s kl azald kça bu araçlar n da kullan m azalaca ndan kaybolma tehlikesiyle karfl karfl ya kalmaktad rlar. Bu araç ve gereçlerin geçmiflten günümüze ve daha sonraya özelliklerini kaybetmeden tafl nabilmesi için, müzelenmesi gereklidir. Ancak, müzelenen bu araçlar n sadece fiziki özelliklerinin de il fonksiyonel boyutunun da sergilenmesi gerekmektedir. Bunun için müzeyi gezenlere bu fonksiyonel özellikler, demostrasyon yap larak görsellefltirilebilir. Gerekirse maketler kullan lmal d r. 3. Bu sergilerin sadece mutfa a ait maddi kültür ürünlerinin sergilenmesi ile s n rland r lmamas, bu ürünlerin öykülerini anlatan resimler, metinler, karikatürler vb. medyalarla desteklenmesi mutfak kültürünün baflar ile yans t lmas n sa layacakt r

54 4. Ayr ca bu kültürü yaflatmak üzere restoran vb toplu beslenme sistemlerinin oluflturulmas ve sadece bu kültürü yans tan yiyecek ve içeceklerin servis edilmesi Cumal k z k mutfak kültürünün nesiller boyunca yaflat lmas na katk da bulunacakt r. SONUÇ VE ÖNER LER Cumal k z k örne inde oldu u gibi, mutfak kültürümüzün ve tarihsel geçmiflimizin önemli bir parças olan yemekleri ve bu yemeklerin haz rlanmas nda kullan lan araç ve gereçleri, gelecek nesillere özünü yitirmeden ulaflt rabilmek ve güncelli ini koruyabilmek için somut olmayan bu kültürel miras nesiller boyunca yaflatmak için yerel yönetimlere, yöre halk na, üniversitelere ve halkbilimi araflt r c lar na büyük görevler düflmektedir. KAYNAKLAR Ak nc türk N. K z klardan Kalan Yap sal De erler ve Cumal k z k. Bursa Defteri, s.111, stanbul, Dosto lu N. Cumal k z : Yediyüzy ll k Bir Osmanl Vak f Köyünün Yaflat lmas. Bursa Halk Kültürü (I.Bursa Halk Kültürü Sempozyumu Bildiri Kitab ), s.265, Bursa, K l ç Y. Kara Ç. Eskiflehir Yemek Kültürünün Süresiz Sergilenebilmesi Üzerine Düflünsel Tasar lar. Türkiye de Halkbilimi Müzecili i ve Sorunlar Sempozyum Bildirileri, Ankara, O uzo lu Y. Bursa K z k Köylerinin Tarihsel Kökeni,, Bursa Defteri, s , stanbul, GELENEKSEL TÜRK MUTFA I ÖRNE NDE SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL M RASIN MÜZELERDE SERG LENMES The Preservation of Intangible Cultural Heritage in Museums: The Example of Traditional Turkish Cuisine Zümrüt NAHYA ABSTRACT Cultural values are under the threat of practices of globalization. This makes the process of preservation in museums very important. Especially intangible cultural products must be accommodated in museums already containing concrete cultural products. Today, museums containing concrete cultural products in Turkey are named museums of ethnography, the extention of an old practice. The products exhibited in these museums are presented in a way that is not sufficiently educational. If a open-air folklore museum is to be established, planning must begin with the establishment of an archive based on research in the area of the preservation of intangible cultural heritage. This museum space must also contain units such as a folklore library and a documentation center for folk culture. In the space allocated to the museum for intangible culture, visitors must be informed via audio-visual methods utilizing computer technology. In such a museum, a visitor surveying a traditional type of kitchen must also be able to get simultaneous computerized information on that kitchen. This method will help the rich traditional cuisine of Turkey to stay alive and get known by more people. Key words: Traditional cuisine culture, open-air folklore museum, audio-visual exhibition Geleneksel Türk Mutfa ; yaflat larak, araflt rma bulgular arflivlenerek ve de geliflen teknoloji kullan larak korunmas ; gelecek kuflaklara aktar lmas gereken bir kültür de erimizdir. Bizler mutfa n n tad n bilerek yaflayan, araflt rmalar n yap p verilerini arflive edebilen, yay nlar yapabilen, görsel zevkini de yaflayan belki de son nesil olabiliriz. Soyut, somut bütün kültürel de erlerimiz küreselleflme anlay fl ve uygulamalar karfl s nda bize göre tehlike alt ndad r. Her fleye ra men yaflatmak en güzel korumad r ama mümkün olabilecek midir? Özellikle somut olmayan kültür de erlerinin somut olanlar n n korunabildi i, sergilenebildi i müzelerde, birlikte korunmas bir çözüm yoludur diye düflünerek bu tür müzecili e öneriler getirmeye çal flaca z. Bugün ülkemizde somut kültür de erlerinin sergilendi i müzelere Etnografya Müzesi ad verilmifltir. Bu bir zamanlar halkbilimini Folklor ve etnografya olarak ikiye ay ran ve Folklorun manevi kültür, Etnografyan n ise maddi kültür alan n inceledi ini kabul eden görüflün ürünüdür. Günümüz halkbilimcileri bu görü

55 flü çoktan tarihin sayfalar na göndermifltir. Etnografya ismi de sadece bizim müzelerimizde kalm flt r. Bu sempozyum sonuçlar, bu müzelerin sadece etnografya ad yla ve iflleviyle ne kadar yetersiz kald n ve oralarda da de iflimin kaç n lmaz oldu unu ortaya koyacakt r kan s nday z. Öncelikle Etnografya Müzeleri ya da Müzelerin Etnografya seksiyonlar somut olmayan kültür de erleri kullan larak, özellikle mutfak araç-gereçlerinin sergilendi i bölümleri nas l zenginlefltirebiliriz konusunu k saca ele almak istiyoruz. Etnografya müzelerinin bugünkü durumunu de erlendirirsek; bir bölümde cam vitrinler içersinde k ymetli kap-kacak, cam, eflya vb. araçlar sergilenmektedir. Bir baflka köflede ise sini sofra, ortas nda bir tencere etraf nda birkaç kapakl, kapaks z sahan, su kaplar, ayran ya da hoflaf tas, tahta kafl klarla donat lm flt r, sofran n yak n nda bir testi, biraz ötede duvar kenar nda el y kamak için bir ibrik, le en konmufltur, duvara da el kurulamak için peflkir as lm flt r. Aç klamalar etiketlere k sa k sa yaz lm fl objelerin kenarlar na konulmufltur. Art k bu müzelerin görsellikle yetinmemesi, bilgilendirmeyi de görev edinmesi gerekir. Yeterlili i tart flmal envanter defterleri ya da gelifltirilmifl envanter kartlar ndan bilgi edinmek doyurucu olmamaktad r. Hele bir de yöresel bir müze ise alan daralt lm fl oldu undan müzeye kazand r lm fl mutfak araç-gereçleri ile ilgili bilgi toplamak çok daha kolay olacakt r. Yörenin mutfak gelene i her yönüyle, A dan Z ye araflt r p derlenmeli, ses kay tlar, video çekimleri vb. kay tlar yap lmal d r. Bu, zengin bir arfliv oluflumunu sa layacakt r. Elde edilen bu dokümanlar n müze ziyaretçilerine sunulacak görsel-iflitsel malzeme haline dönüfltürülmesi ve sunumu bir baflka aflamad r. Pek çok yöremizde içleri dayal döfleli konaklar m z müze görevi yapmaktad r. steyen ziyaretçilere müze görevlisi k sa bilgiler vermektedir. Asl nda konaklar n giriflleri ço u kez genifl ve hafif lofltur. Mekan n büyüklü üne uygun boyutta bir ekranda bir görevlinin VCD ye takt ; yörenin ev hayat n oda oda, mutfak, kiler, banyonun kullan m n görsel-iflitsel olarak anlatan, bir nineyi torunlar na masal anlat rken gösteren, CD yi izledikten sonra kona gezen ziyaretçiler yöreyi, yöre insan n, yaflam tarz n aç kças somut olmayan kültürel miras daha iyi tan yacakt r. Somut olmayan kültür miras Aç k Hava Halkbilim Müzesi nde nas l yer almal d r sorusuna geldi imizde; daha yo un araflt rmalar sonucunda bir arfliv sahibi olmak daha bir önem kazanmaktad r. Soyut somut ay rt etmeksizin bütün konularda yap lan derlemelerin kay t malzemeleri (bant, video bant, slayt vb.) sistematik olarak arflive edilmelidir. Çeflitli kurum, kurulufl ve kiflilerde bulunan derleme kay t malzemeleri de bir flekilde bu arflive kazand r lmal d r. Bu arfliv somut olmayan kültür miras n n korunma merkezidir. Kurulacak müzenin ilk ad m at lm fl olacakt r. Böyle bir arfliv somut kültür ürünlerinin sergilenece i Aç k Hava Halkbilim Müzesi için de zaten gereklidir. Arflivin yan s ra zengin bir Halkbilim htisas Kütüphanesinin müze bünyesinde oluflturulmas da göz ard edilmemelidir. Bu mekana; arfliv-kütüphane yarar- lanma salonu, özel çal flma odalar, konferans salonu da eklendi inde okuyucuya, baflvurulara aç k bir Halk Kültürü Dokümantasyon Merkezi kurulmufl olacakt r. Aç k Hava Halkbilim Müzesi ve Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesi konusu gündeme gelmeden önce düflünülen Türkiye Folklor Aç k Hava Müzesi nin oluflumunda bir Bilgilendirme Merkezi öngörülmüfltü. Bu merkezde arfliv, kütüphane, konferans salonu ve araflt rma için gelenlerin faydalanma esnas nda kullanabilece i teknik donan ml odalar n yer almas planlanm flt. ster bu merkezin bulundu u binada ister ayr bir binada somut olmayan kültür miras müzesi için bir mekana ihtiyaç vard r. Bu mekanda ziyaretçilerin k sa süreli kullan m için yeterli say da bilgisayar yer almal d r. Bilgisayarlarda müze ziyaretçilerine sunulacak görsel-iflitsel malzemenin haz rlanmas ikinci basama oluflturmaktad r. Günümüz geliflmifl bilgisayar sisteminde uzun ömrü ve görüntü kalitesi nedeniyle CD kullan m tercih edilmektedir. Arflivlerdeki malzemelerin hizmete sunumunda da CD kullan m yayg nlaflmaktad r. Bu müzenin arfliv malzemesi de CD lere yüklenmelidir. Ancak müzede ziyaretçi hizmetine sunulacak CD lere detayl bilgi aktar m müze sorumlular n n karar verece i bir husus olacaksa da bizce ana hatlar yla bilgi verilmesi yeterli olacakt r. Çünkü müze ziyaretçilerinin ziyaret süreleri, ilgi alanlar, e itim durumlar zaman içinde anlafl lacak belki detayl belki de ana hatlar yla oluflturulmufl CD ler yapma karar n ortaya ç karacakt r. Bir Aç k Hava Halkbilim Müzesinde ana hatlarla CD oluflturmak bile bir belgesel haz rlamakla eflde erdedir diye düflünüyorum. Konya evini gezip gelmifl bir ziyaretçinin Konya n n somut olmayan kültür miras konusunda görmek, iflitmek has l ö renmek isteyece i konular bir halkbilimci olarak hayal etti imde karfl - ma Himalaya da lar ç kmaktad r. flte bu nedenle haz rlanacak CD lerin ana hatlar yla oluflturulmas n öneriyoruz. 81 ili olan, kültürel zenginli i bilinen bir ülkede böyle bir müze oluflturdu umuzu da ak ldan ç karmamak gerekmektedir. Çünkü her ilin somut olmayan kültürel de erlerinin CD leri haz rlanacakt r. Yabanc lar n da ziyaret edece i düflünüldü ünde en az iki dilde hizmet vermek gerekecektir. Bu çal flmalar sonucunda somut olmayan kültürel de erleri kapsayan genifl çapl bir veri bankas meydana getirilmifl olacakt r. Daha fazla bilgi edinmek isteyen olursa, o da Aç k Hava Halkbilim Müzesinin Dokümantasyon Merkezi ne yönlendirilebilecektir. Geleneksel Türk Mutfa Müzesi nde ise somut olmayan kültür de erlerinin müzelenmesindeki uygulamalar n yap lmas gereklidir. Ancak bu müzede daha da detayl CD lerin haz rlanmas imkan vard r. Müzeye yeterli say da bilgisayar yerlefltirilmelidir. Gelen ziyaretçi bilgisayar kullan m n bilmiyorsa müze görevlisi yard mc olmal d r. Bilgisayar ekran n bafl na geçti inde seçti i yörenin bir geleneksel mutfa n n genel görünümüyle karfl laflacakt r. Bilgi edinmek istedi i objeye dokunarak ya da t klayarak konu ile ilgili bilgilerin gösterildi i bir kutucuk aç lacak ve yaz l olarak ziyaretçinin istedi

56 i bilgiler ekrana gelecektir. Bu arada kulakl k kullan larak bu bilgiler sesli olarak da al nabilecektir. Örne in ocak hakk nda bilgi edinmek isteyen ziyaretçiye oca n nas l yap ld, nas l kullan ld vb. anlat l rken görsel olarak da k sa enstantaneler sunulacakt r. Mutfaktaki baflka bir objeye geçildi inde de ayn flekilde bilgiler aktar lacakt r. Oca n alt bafll klar s raland nda belki ziyaretçi atasözleri alt bafll n t klayacakt r. Aç ld nda yörede ocakla ilgili söylenen atasözleri ile karfl laflacakt r. nan fllar alt bafll n t klad nda Oca a tuz dökülmez, insan n oca söner diyen bir inan fl da karfl s na gelebilecektir. Beslenme bafll n t klad nda yemekler, içecekler s ralanacak, ö renmek istedi i yeme i t klad nda yeme in malzemeleri ve yap l fl köflede bir kutu içinde yaz l olarak görülebilecektir. Ayn esnada yöreden bir kad n n bu yeme i haz rlay fl ndan sofrada sunufluna kadarki süreci enstantaneler halinde ekrandan izleyebilecektir. Daha fazla bilgiye ulaflmak isteyenlerin yine müzenin dokümantasyon merkezine yönlendirilmesi uygun olacakt r. Sade bir vatandafl olarak bir bayan ziyaretçi Aç k Hava Halkbilim Müzesi ndeki bir evin mutfa na girdi inde, öylesine bir canl görüntüyle karfl karfl ya geldi inde etkilenip bu evin kad n bu mutfakta ne yiyecekler ve içecekler yapar acaba diye düflünmeden mutfaktan ç kamaz. Daha sonra gezdi i Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi nden ayr l rken bu merak n gideren bir CD yi edinebilme imkan sunuldu unda daha bir etkilenmifl olarak ayr lmaz m dersiniz. Müzenin tan t m ve gelirlerinin artt r lmas da ayr bir konu olmal d r. Aç k Hava Halkbilim Müzesi bünyesinde, müze dokusuna uyumlu Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi nin de yer almas yla bir bütünlük ortaya ç kacakt r. Sessiz Aç k Hava Müzesi böylece sesli, görüntülü yani yaflayan bir müze konumunu kazanm fl olacakt r. Aç k Hava Halkbilim Müzesi geleneksel mutfak sunumu için bir de lokantaya sahip olmal d r. Müze mevsimlik bayram kutlamalar na ev sahipli i yapmal - d r. Bu kutlamalar n konusuna uygun yöresel yemekler ziyaretçilere tan t lmal ve aç k havada ya da lokanta da bu yemekleri tatma imkan verilmelidir. Geleneksel Türk Mutfa Müzelerinde müze gelirlerine katk sa lamak amac yla baz ürün sat fllar da yap labilir. Yöre mutfa n tan tan kitapç klar, bir yeme in tabakta sunumunu gösteren ve arkas ndan da tarifinin verildi i kartpostallar, görsel-iflitsel yolla yöresel yemeklerin yap l fl n, sunumunu, saklan fl n anlatan CD ler gelir getirici ürünler olabilir. Küreselleflme rüzgarlar önünde savrulmaya zorlanan halk kültürü de erlerimizi Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi ile bütünlefltirilmifl Aç k Hava Halkbilim Müze leri içinde yaflatarak, Dokümantasyon Merkezinde kay t alt na al nm fl olarak koruyaca m za inan yorum. Kültürel miras n tan nmas ve tan t lmas amac yla internet hizmeti verme imkan da oluflturuldu unda sonuç mükemmel olacakt r. Geleneksel mutfak kültürümüzde böylesine titiz ve mükemmel bir yemek piflirildi inde sadece görüntüsünü görenler yeme de yan nda yat, eline sa l k derler. Birbirini bütünlefltirici bu müzeleri gerçeklefltireceklere ne mutlu. TARTIŞMA M. EK C : Otantiklik kavram n n halkbilimciler için neyi ifade etti ini bu sempozyum ortam içerisinde yeniden tart flmal y z. Otantiklikle, belli metinleri ve belli olgular, belli zaman diliminde ve mekanlarda dondurmay, sabitlemeyi ve tamamen eski olan fleyleri koruma alt na almay m hedefliyoruz? Yoksa otantiklik konsepti içerisinde yenilenebilir olan ö elerin yenilenmesine izin veren bir yaklafl m ve yenileflme süreçlerine aç k olan bir anlay fl benimsemek mi do ru olacakt r? Bu üzerinde en çok tart flmam z gereken konulardan birisidir. S. TÜRKO LU: Zümrüt Han m millî bir müze teklif etti ancak somut olmayan kültürel de erlerin korunmas bak m ndan yerel müzelerin daha ifllevli olaca- düflüncesindeyim. Say n Bayat somut olmayan kültürel miras konusunda tüm Türk dünyas n hedefledi. Bat dünyas n n Türk kültürünü telaffuz etmemelerine karfl l k baz tedbirler olarak bu tür müzeler kurulabilir mi? F. BAYAT: Ben bu teklifimle bugün gündemde olmayan bir konuyu dile getirdim. E er befl ya da on y l sonra da böyle bir mesele söz konusu olmazsa o zaman yaln zca Türkiye deki Türk varl ndan söz edilebilir. stanbul ya da Ankara gibi büyük flehirlerde, tüm Türk dünyas n ister soyut ister somut anlamda canland rabilecek müzelerin oluflturulmas flu anda detayl olarak bahsedilebilecek bir konu de ildir

57 V. OTURUM /SESSION 5 OTURUM BAfiKANI PROF. DR. fier F AKTAfi IN KONUfiMASI Oturuma bafllamadan önce bu sempozyumu düzenleyen, bütün hayat n halkbilimine adayan Öcal O uz a teflekkür ediyorum. Biz daha önce içerik mi flekil mi, muhteva m, öz mü diye tart fl rken flimdi bir de somut kültür, soyut kültür daha do rusu somut olan soyut olan tart flmas gündeme gelmifltir. Bunun arkas nda maddi olmayan kültür mü var? Bu maddi olmayan kültür acaba bizi biz yapan de erler manzumesinin tamam de il midir? Acaba bugün bizim asli problemlerimizin bafl nda kendimizi anlamamak m var? Öyleyse bu sempozyumun arkas ndaki dikkat, bizi biz yapan de erleri anlayarak yaflamaya ça rma olmal d r. Halkbilimi olmadan, bir millete vücut veren kültür ilimlerinin gelifliminden söz edilemez. NASRETT N HOCA FIKRALARININ SERG LENMES ÜZER NE TASARIM DENEMES Summary of a Trial Design for the Exhibition of Nasreddin Hodja Jokes Nüket TÖR ABSTRACT I am considering it a duty to add Nasreddin Hodja as an important symbol into our Museum of Intangible Turkish Cultural Heritage with all his humor, sharp intelligence and didacticism. The humor of Nasreddin Hodja is a living, analytical, useful, and constructive humor. This positive structure could be used in education to bring up open-minded and constructive young people. To be able to understand the humor of Nasreddin Hodja, just taking a quick view into one main word or sentence of one joke is sufficient. This is because of his naked, plain, public language. He gives lasting messages with simple words and short speeches. He is a language trainer who gives power to the public language. He enriches our language in meaning with his idioms, proverbs and allusions, and colours and brightens the language with living examples. The Hodja s humor should be remembered. There are many ways to make his mentality live on: The Hodja s stories take place in village houses, orchards and fields so that these places could be animated in open-air museums. Workshops could be arranged with the participation of actors, children and folklorists. These kinds of projects could become part of the educational process in cooperation with schools. To update the Hodja s stories for children and for young people, mascots and figures of the Hodja could be generated. Hopefully, with the help of all these projects, Nasreddin Hodja will live on through the ages. Keywords: Nasreddin Hodja, Museum, Folklore Müzi i, mutfa, halk tiyatrosu, giyim kuflam ve tar m araç, gereç, koleksiyonlar, Karagöz ve Türk Folkloru belgeleri merkeziyle hem sosyal bilimlerin bir uygulama alan, hem ö retim ve hem de tan tma ifllevlerini bünyesinde kaynaflt ran örnek bir kurulufl diye tan mlanan, Folklor Aç k Hava Müzesine kültürel miraslar n z n önemli bir simgesi olan Nasrettin Hoca y eklemeyi önemli bir görev say yorum. Bu nedenle Nasrettin Hocam z an msayal m. nsan düflüncesine en kolay girifl yolu mizaht r. E itim mesajlar da mizah yoluyla kiflilere benimsetilebilir. Nasrettin Hoca mizahi Türk Halk n n meselelerini yaflayan, topluma yararl ve yap c bir mizaht r. Bu olumlu özellikler ayn ölçüler içinde gerçekçi, yararl ve yap c insanlar yetifltirmekte kullan labilir. nceledi im 295 Nasrettin Hoca f kras nda bulunan e itici mesajlar 35 bafl

58 l k alt nda toplad m, fakat zaman n s n rl olmas sebebiyle belli bafll lar n sunuyorum. a) yimserlik, Hayata Ba l ve Ümitli Olmak: Ya tutarsa b) Özelefltiri Yapabilme: Hey gidi gençlik f kras c) Hoflgörülü Olma: Sen de Hakl s n f kras d) çki Al flkanl n n Kötülü ü: e) D fl Görünüfle Önem Vermeme: Ye kürküm ye f kras f) Dini nançlar: Hocam z keramete, muskaya, nefese de pek itibar etmeyip akl n yolunu gösterir. Allah na yalvar r onunla konuflur, dertleflir bazen da sitem eder. Nasrettin Hoca n n Tanr ya inanc do al, zorlamas z, s ms cak bir sevgidir. Nasrettin Hoca f kralar n, bafltan sona anlatmaya gerek kalmadan temel söz veya cümle, hangi f kradan bahsetti imizi anlatmaya yeter. Bu da Hoca n n f kralar nda yal n halk dilinin kullan lmas ndand r. Hoca n n en az sözle böyle kal c mesajlar vermesi onun halk diline güç katm fl bir dil e itimcisi olmas ndand r. Atasözü, deyim ve telmihleriyle Nasrettin Hoca dilimizi kelime ve anlam aç s ndan zenginlefltirir. Canl örnekleriyle dili renklendirir, ayd nlat r. pe un seriyor diye sitem ederiz dostlar m za Mavi boncu um sende diyenlerden kaç n p, umudumuzu flu da n ard na b rak r z derken. Yorgan gider kavga biter. Yer yer s k nt larla dolu hayatta Hoca n n sözleri yüzümüze gülüfl, kula m za küpe olur. F kralar nda ortaya ç kan e itici mesajlar yla Hoca, insan sevgisi, esneklik, zekâ gibi ça dafl özellikler tafl yan bir kiflilik çizerek bafll bafl na bir e itim de eri yaratmaktad r. Hoca y tüm çizgileri ve felsefesi ile insan m za, çocuklar m za tan tmal y z. Nasrettin Hoca y bir e itim konusu ve hazinesi olarak ele almal, her derecedeki okulumuzda onu ifllemeliyiz, karikatüre çok uygun çizgileriyle Hocam z milli karikatürümüzün esin kayna olmal d r. Ressam m z resmini, heykelt rafl - m z heykelini yapmal ; hikâyecimiz, romanc m z hikâyesini, roman n yazmal d r. Tiyatromuz, sinemam zla, televizyonumuz, gazetemizle elele vermeli, Türk güldürü kaynaklar na e ilmeliyiz. Türk e itim ve kültürüne, Türk toplumuna, Nasrettin Hoca kiflili inin önemli katk lar olabilir. Günümüzde Nasrettin Hoca karikatürleri, çizgi hikâyeleri diyebilece imiz kitaplar yay mlanmaktad r. Nasrettin Hoca Kelo lan a ngilizce ö retiyor. Nasrettin Hoca, uzaya gidiyor. Nasrettin Hoca 21.Yüzy lda tekrar aram zda ses kasetleri.. Çizgi filmleri yap lmaktad r.örneklerini izleyece imiz bu ürünlerde Hoca n n f kralar n n temel özelliklerini bulam yoruz. Bilindi i gibi Hocan n f kralar ; a) K sad r, b) Dili yal nd r, az sözle kal c mesajlar verir ve bu, f kran n en son cümlesi olur. Hocan n günümüzde de yaflayan deyimleri, özgün sözleri Türk Dilini zenginlefltirmifl, ona canl l k katm flt r. Dil özelliklerini yitiren f kralar niteli ini de kaybeder. Nasrettin Hoca n n f kralar nda; c) Kol gücüne, kaba kuvvete ya da maddi güce yer yoktur. d) Küfür, kötü sözler bulunmaz. e) Hocan n içki içti i sarhofl oldu u f kras yoktur. Kötü al flkanl klar olanlar toplum içinde utand r r, herkesi onlara güldürür vb. tüm bu özellikleri tafl mayan yay mlar n, Hocan n f kralar n n kuflaktan kufla- a aktar lmas na katk lar olamaz. Önce bu yay mlar n çok iyi denetlenmesi gerekir. Heykel konusu ayr bir üzüntü konusu, Hocan n acemi ellerden ç km fl kaba saba heykelleri yerine düzgün heykelleri konulmal. Hocan n müze ortam nda canland r lmas ile ilgili olarak ABD de yap lan bir sergileme örnek teflkil edebilir. Bütün Yollar yidir adl sergilemede; Ziyaretçiler video bantlar arac l yla, nesnelerin ard ndaki öyküleri, kiflisel an lar ve aile tarihlerini ya da birtak m malzemelerin üretimini, bunlar n gündelik yaflamdaki yerini, gördükleri eserlerin dans ya da törenlerdeki kullan m n anlatan yaklafl k iki düzine ayr sesi do rudan dinleyebiliyorlar. Bu anlat lar birbiriyle uyumlu k lmak; t pk çevresindeki nesnelerle ziyaretçiyi bir m knat s gibi kendine çeken bilgi istasyonlar nda yer alan ve ekran na dokununcaya kadar sessiz kalan herhangi bir anlat m kayd na yönelmek gibi ziyaretçinin elinde. Baz istasyonlarda, dokunmatik bir panoda, her biri söz gelifli, ya da gereçlerin kuflaktan kufla a aktar lmas gibi bir konuda, iki ilâ dört dakikal k bir anlat y içeren çoklu tematik seçenekler var. Burada ileri teknoloji serginin ana çizgisini oluflturuyor, çünkü bu ekranlar olmaks z n, Bütün Yollar sergisi, vitrinlere yerlefltirilmifl eserler, k sa etiketler ve sergilenen nesneleri seçen kiflileri tan tan orta ölçekli bir panolar toplulu undan ibaret kal rd. Yüksek teknolojinin kullan ld programlar ziyaretçinin sergi içinde kendine özgü bir yol çizmesini sa l yor. Bütün Yollar yidir sergisinin, o bir sürü video istasyonuyla, genel izleyici aç s ndan daha kolay ulafl l r oldu u aç k. Elbette, baz küçük çocuklar, sergideki dokunmatik ekranlara, sadece bunlar n harekete geçtiklerini görmek için dokunup, yorumlara hiç dikkat göstermediler. Fakat ço u ziyaretçi gösterinin mant na çabucak ayak uydurdu, kendi yolunu seç, diledi in derinlikte sunulan bilgiyi bul, elinden geldi i kadar n çekip ç kar. Burada belki dokunmatik ekran teknolojisine pek aflina olmayan birkaç yafll ca ziyaretçi, sadece nesneleri ve etiketleri incelemeyi tercih etti. 1 1) Hocan n f kralar n n geçti i ortamlar say l d r. Köy yaflam n n k s tl ortamlar, köy evi, bahçe, bostan, tarla gibi yerler ve benzerleri düzenlenebilir. Çocuklar, Tiyatro sanatç lar n n, konservatuar ö rencilerinin görev alaca (Konservatuar ö rencileri do um günlerinde, tan t mlarda y lbafllar nda palyaço canland rmalar yapmaktad r.) bu ortamlarda f kra canland rmalar na kat labilir

59 Oyunla e itim ça n çocu unu yetifltirmede çok daha zevkli ve kal c olabilir. Ankara da Sö ütözü nde Atatürk ün dinlenmek için çekildi i mütevaz k r evinin kulübe sinin etkileyici bir örne i yap lm fl, mankenlerin, yiyeceklerin yer ald - ortamda bize o dönemi yans t yor. Atatürk Orman Çiftli indeki Atatürk ün evi de bir uygulama örne i olabilir. 2) Belirli süreler içinde bu canland rman n yap laca panolarda belirtilir. Okullarla iflbirli i yap larak bu proje e itim süreci içinde gerçeklefltirilebilir. Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesi toplant s nda ö rendi imize göre Milli E itim Bakanl müfredat düzenlemelerinde kültürel de erlerimizi canland rma uygulamalar na yer vermektedir. 3) Müzelerde, Nasrettin Hocan n figürleri; oyuncak fleklinde Hocan n kavu- u, efle i, düdü ü, hindisi üretilebilir. Çocuk odalar na, arabalara, Noel baba, oyuncak ay lar yerine konulabilir. Bütün bu düzenlemeler büyüklere Hoca y hat rlatabilir, çocuklar ve gençler için Hoca güncelleflebilir. Bu çal flmalar: a) Anadolu Nasrettinin kimli inde Anadolu insan n n hayat n etkileyen sosyal, ekonomik, tarihi, siyasi etkenler nelerdir? b) Bu etkenler o dönem Anadolu insan n n evlerine, ifl yaflamlar na, giyimlerine, inançlar na nas l yans r? c) Anadolu Nasrettinin temel hayat felsefesi, buna ba l olarak davran fl biçimleri toplumunu etkilemifl midir? Bu etkiler sürmekte midir? Sorular na cevap olabilecek yeni araflt rmalara da yön verebilir ümidini tafl - yorum. NOTLAR 1 Ph l p Scranton, Kent ve Toplumsal Tarih Müzelerinde YorumlaSorunlar Kent, Toplum, Müze, st.2001, s.6.7. KAYNAKLAR Gönlübol Mehmet, Aç l fl Konuflmas, Folklor Aç k - Hava Müzelerinin Türkiye de Kurulma mkânlar Sempozyumu Bildirileri, Kültür ve Turizm Bakanl Milli Folklor Araflt rma Dairesi Yay nlar : Ankara, Mardan, Burçak (Editör). Kent, Toplum, Müze. st Scranton, Ph l p. Kent ve Toplumsal Tarih Müzelerinde Yorumlama Sorunlar Kent, Toplum, Müze. stanbul,2001 s.6.7. Tör, Nüket, E itim De erleri Aç s ndan Nasrettin Hoca F kralar (Yay nlanmam fl yüksek, lisans tezi) Ankara, Uysal.E.Ahmet Folklor Aç k -Hava Müzelerinin Kurulmas nda Göz Önünde Bulundurulmas Gereken lkeler, Folklor Aç k Hava Müzelerinin Türkiye de Kurulma mkanlar Sempozyumu Bildirileri, Ankara, 1985 s Türkiye de Halk Bilimi Müzecili i ve Sorunlar Sempozyum Bildirileri, Ankara, MASALLARIN MÜZELENMES VE ANAOKULU Ö RENC LER NE ANLATIMI The Preservation and Passing On to Kindergarden Children of Folktales via the Museum Selami FEDAKAR ABSTRACT As a result of various societal developments, Turkish folktales, which are among Turkey s intangible cultural heritage, are losing their contexts of production and performance and are being replaced by new technological products with content deriving from foreign cultures. However, it is possible to recreate, in line with modern societal developments, these contexts of production and performance for folktales, whose main purposes are to educate and entertain. A work plan, the main features of which will be discussed in this paper, may offer solutions for presenting the Turkish folktale in new contexts and approach new generations. The work plan proposed in this paper comprises the following processes: Establishing the repertoire of the folktales to be used and the props needed in their presentation, preparing the storytellers and aforementioned props, establishing a program of folktale days and hours during which the tales will be performed at museums and kindergardens, and finally, performing the tales and taking the children around the props prepared for the occasion. This work plan has the purpose of acquainting children with their traditional cultural valuees and ensuring that these come into play in forming their own cultural identity. Key words: Folktale, museum, education, national culture Bir toplumun ulusal kimli inin oluflmas nda önemli rol oynayan kültür unsurlar, onlar oluflturan ve gelifltiren topluma has özellikleri yans t rlar. Bu kültürel unsurlar, bir taraftan söz konusu toplumu di er toplumlardan ay r rken, di er taraftan yerelden ulusala ve ulusaldan evrensele do ru tafl narak, dünya kültürel miras n n renklenmesi ve zenginleflmesine katk sa lamaktad r. Ulusal kültür unsurlar n n yarat lmas ndaki en önemli yap tafllar ndan olan somut olmayan kültür yaratmalar, günümüzde, bir taraftan küreselleflmenin etkisiyle yerini belli uluslar n, özellikle de bat toplumlar n n, kültür ürünlerine b - rakmak zorunda kal rken, di er taraftan da sosyal dengesizlikler, ekonomik yetersizlikler, plans z kentleflme vb. gibi nedenlerle önce icrâ edilmemeye, sonra farkl amaçlarla kullan l p bozulmaya ve sonuçta da yok olma tehlikesiyle karfl karfl ya gelmifltir. Somut olmayan kültürel miras n önemli bir bölümünü oluflturan sözlü kültür ürünlerinin korunmas, günümüz flartlar na ba l olarak yeniden yarat lmas, yarat m ortamlar n n haz rlanmas ve gelecek nesillere aktar m n n devam için, sözlü kültür miras m z n, ça dafl sosyal, ekonomik olgular ve teknolojik geliflmeler

60 dahilinde, yeni bir yarat m ve sunum ortam n n haz rlanmas amac na yönelik projelerin oluflturulmas bir zorunluluk olarak karfl m za ç kmaktad r. Bildirimizde, yayg n olarak bilinen sözlü kültür ürünlerinden masallar m z n ça dafl bir müze ortam nda ve anaokullar nda anlat m ve tan t m ile baz masal unsurlar n n bir müze ortam nda sergilenmesi konusundaki düflüncelerimizi paylaflaca z. Sözlü kültür ürünlerinden masallar n temel dinleyici kitlesini çocuklar oluflturmaktad r. Masallar n e lendirme ifllevinin yan nda e itim ve kültürel unsurlar n gelecek nesillere aktar lmas gibi ifllevleri de bulunmaktad r. Bu ifllevlerinden dolay, çocuklar n ana dilinin geliflmesine, hayal gücünün zenginleflmesine yard mc olan masallar, önemli bir e itim ve ö retim arac d r. Ayr ca, çeflitli kültürel unsurlar aktarma özellikleri sayesinde masallar, çocuklar n içinde yaflad klar toplumun sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve etik de erlerini ö renmelerinde önemli bir de er olarak karfl m za ç kmaktad r. letiflim alan ndaki teknolojik geliflmelerin de etkisiyle büyük bir h z kazanan küreselleflme ak m ile sosyal, siyasal ve ekonomik yap lardaki de iflmeler, masallar n baz ifllevlerini veya ifllevsel etkilerini kaybetmesine neden olmaktad r. Ça dafl iletiflim araçlar ndan özellikle görüntülü olanlar, yani televizyon, sinema ve bilgisayar arac l yla yay lan bat l toplumlar n kültür yaratmalar olan çeflitli çizgi film, bilgisayar oyunlar vb. ürünler, çocuklar çok h zl bir flekilde kendi kültürlerinde var olan masal ve di er halk anlat lar n dinlemekten uzaklaflt rmaktad r. Bu durum ise, bir taraftan çocuklar n fiziksel gelifliminde hareketsizlik, beslenme ve göz bozuklu u gibi sorunlar yarat rken, di er taraftan çocuklar n yarat c l n n geliflmesini olumsuz bir flekilde etkilemektedir. Televizyon ve bilgisayarda somutlaflt r lan karakterler ve oluflturulan görüntülü imaj dünyas, çocuklar n hayal dünyalar nda yeni yaratmalar oluflturmalar na ve farkl düflünüp, düflüncelerini aktarmalar na engel olmaktad r. Bu durumun do al bir sonucu olarak da, toplumsal de erleri yans tan ve çocuklara ulusal kültür unsurlar n tan tan ve benimseten masal gibi sözlü kültür ürünlerini dinlemekten uzaklaflan çocuklar, kendi kültürel de erlerini yeterince ö renememekte ve ayn zamanda kendi kültürel de erlerine yabanc laflmaktad rlar. Yukar da bahsetti imiz pek çok olumsuz özelli ine ra men, çizgi film ve bilgisayar oyunlar, geliflmifl bir teknoloji ile üretildikleri için renkli, canl ve hareketli olmalar ndan dolay, çocuklar için oldukça ilgi çekici hale gelmifltir. Burada vurgulamak istedi imiz, bilgisayar ve televizyon teknolojilerine karfl olufl fleklinde alg lanmamal d r. Belirtilmek istenen husus, bu teknolojik olgular n kullan - m ndaki içerik yabanc laflmas d r. Hem teknik yaratmalar ve hem de bunlar n kullan m ndaki içerikler yabanc oldu unda do al olarak, yeni kuflaklar n kendi toplumlar ndan izole olmalar ve kendi toplumlar na yabanc laflmalar kaç n lmaz bir sonuçtur. Kurulacak olan ça dafl bir müze ortam nda Türk yaratmas olan masallar n anlat m n n yap lmas ve çeflitli masal dünyas unsurlar n n sergilenmesi, yukar - daki olumsuzluklar n ortadan kald r lmas na, masallar m z n ve bunlar n içinde tafl nan Türk toplumuna özgü de erlerin çocuklar için cazip hale getirilmesine yard mc olacakt r. Bu durumda ortaya ç kan sorun ise, kendi yaratmalar m z olan masallar n aktar m n n nas l yap lmas ve sergilenmesi gerekti i sorunudur. Bir proje olarak düflündü ümüz, masallar n ça dafl bir müze ortam nda canl icrâs n n yap lmas, baz masal unsurlar n n sergilenmesi ve bu icrân n ilk önce bir proje kapsam nda belirlenecek anaokullar nda sürdürülmesi çal flmas, hem çocuklar m z n daha iyi e itim alarak, kültürel de erlerimizle beslenmesini sa layacak hem de müzede sergilenen unsurlar görmeye gelen çocuklarla, kurulmas planlanan Somut Olmayan Kültür Ürünleri Müzesi aras nda sa lam ba lar kurularak, müzenin daha aktif ve canl olmas sa lanacakt r. Böylece, söz konusu müze, baz cans z nesnelerin sergilendi i bir yer de il, anlat lanlarla sergilenenler aras nda bir ba kurmaya çal flan genç kuflaklarla yaflat lan ve yaflanan, dinamik bir yer olma özelli i kazanacakt r. Masallar n anaokullar ve müzede icrâs ve baz masal unsurlar n n müzede sergilenmesiyle ilgili tekliflerimiz ana hatlar itibariyle dört aflamal bir çal flma program ndan oluflmaktad r: 1. Anlat lacak masal metinleri repertuar n n ve sergilenecek masal unsurlar n n tespiti. 2. Masal anlat c lar n n ve sergilenecek unsurlar n haz rlanmas. 3. Masallar n müzede ve anaokullar nda anlat m için Masal Anlatma Saatleri ve Günleri program n n oluflturulmas. 4. Masallar n anlat m ve masal unsurlar sergisinin ö rencilere gezdirilmesi. Çal flman n birinci aflamas nda, anlat lacak olan masal repertuar n n oluflturulmas ve masal anlat c lar n n haz rlanmas söz konusu olacakt r. Bu aflamada, masal metinlerinin seçilmesi için halkbilimi uzmanlar ve çocuk psikolojisi uzmanlar ndan oluflan bir ekibin ortaklafla çal flmas gerekmektedir. Masallar n seçiminde dikkat edilecek hususlar n bafl nda, repertuar n öncelikle ulusal ve evrensel de erlerin a rl kl olarak ifllendi i Türk masallar ndan oluflturulmas ve ayn zamanda, seçilen masallar n anaokulu çocuklar n n geliflimine uygun özellikleri tafl mas gerekmektedir. Masal repertuar oluflturulurken dikkat edilecek bir baflka husus, masallar n halk aras nda anlat ld gibi mi, yoksa söz konusu uzmanlar taraf ndan yeniden düzenlenmifl fleklinin mi kullan lmas gerekti idir. Repertuar oluflturacak masallar, içerdikleri mesajlar bak m ndan anaokulu çocuklar na uygun olan, çocuklara verilmesi düflünülen kültürel, toplumsal ve etik de erleri etkili bir flekilde aktaran ve türünün özelliklerini tam olarak tafl yan masallar olmal d r. Söz konusu özelliklere sahip olan masallar herhangi bir de ifliklik yap lmadan repertuara dahil edilebilir. Bununla birlikte, halkbilimciler ve çocuk psikologlar ndan oluflan ekip taraf ndan, masal metinlerinin, anaokulu çocuklar n n geliflimine uygun hale getirilmeleri veya verilen mesajlar n daha aç k bir flekilde aktar lmas ve masallar n anaokulu çocuklar n n anlayaca seviyeye getirilmesi gibi düzenlemeler yap labilir

61 Masal repertuar n n düzenlenmesinde, seçilen masallar n gelifligüzel verilmesi yerine, çocuklara aktar lmak ve benimsetilmek istenen mesajlar ve bunlar içeren masallar n özelden genele do ru ya da basitten karmafl a do ru bir s ralamayla anlat lmas daha etkili olacakt r. Örne in; önce anne-baba, kardefl sevgisini, daha sonra arkadafl ve ö retmen sevgisi ve daha sonra da vatan, millet sevgisini konu edinen masallar n bir s ra içinde anlat lmas, çocuklar n bu kavramlar daha iyi anlay p, benimsemesini sa layacakt r. kinci aflamada ise önemli iki çal flma bulunmaktad r. Bunlardan ilki, masal anlat c lar n n belirlenmesi ve e itilmesidir. Masallar n kim taraf ndan ve nas l sunulaca sorunu, bu aflamada ilk olarak üzerinde durulmas gereken konudur. Bizim teklifimiz, masallar n okuma fleklinde veya herhangi bir flekilde masal anlatabilme yetene ine sahip kifli veya kifliler taraf ndan de il, masal anlat m n gerek jest ve mimikleri ve gerekse çeflitli ses ve vücut hareketleriyle canland rma yetene ine sahip uzman kifliler taraf ndan anlat lmas d r. Masal anlat c lar n n, canland rma (dramatize) fleklindeki sunumu yapabilecek kifliler, yani tiyatro e itimi alm fl veya canland rma (dramatize) yetene i olan kiflilerden oluflturulacak uzman kifliler olmas son derece önemlidir. Bu uzman masal anlat c lar ; Güzel Sanatlarla ilgili Fakültelerin Tiyatro Bölümü ö rencilerinden, amatör tiyatroculardan veya canland rma yetene i olan ö renciler aras ndan seçilebilir. Bu kiflilere halkbilimi ve çocuk psikolojisi alanlar nda belli bir e itim verilmesi uygun olacakt r. Seçilen anlat c lar n, tiyatro bölümü veya anaokulu ö retmenli i bölümü ö rencilerinden oluflturulmas halinde, masal anlat - m n n onlar için kendi meslekleriyle ilgili bir staj haline getirilmesi de söz konusu olabilir. Böylece, masal anlat c lar için ödenecek ücretler sorununa da bir çözüm getirilebilir. Masal anlat c lar n n haz rlanmas nda, canland rma (dramatize) yetene i yan nda, dikkate al nacak bir baflka önemli nokta ise, anlat c lar n dili kullanma yetene i ve çocuklarla iyi iletiflim kurabilmesine yönelik haz rl kt r. Gerekirse, anlat c lar n haz rlanmas aflamas nda, iyi iletiflim kurma ve Türkçeyi düzgün konuflmalar n sa lamaya yönelik haz rl klar da yap labilir. Masal anlat c lar n n haz rlanmas s ras nda üzerinde durulmas gereken bir baflka nokta ise, bu anlat c lar n çocuklar taraf ndan kolayca benimsenmesini sa layacak flekilde adland r lmalar ve giyecekleri k yafetle ilgilidir. Bu noktada, masal anlat c lar na gelenekteki Masalc ve Masal Anas adland rmalar na benzer isimler verilmesinin olumlu katk lar sa layaca n düflünüyoruz. Masal anlat c lar, Masal Ablas veya Masal A abeyi fleklinde adland r labilir. Yine, masal anlat c lar n n belli bir gelene i veya masal karakterini ve bunun yan nda müzenin ad n ve özelli ini yans tan bir k yafetleri olmal d r. Çeflitli ülkelerde farkl kültür unsurlar n yans tmada ve benimsetmede uygulanan bu türden k yafetlerin haz rlanmas ve bu k yafetlerin çocuk zihninde oluflturaca imaj son derece önemlidir. Bu aflamada üzerinde durulmas gereken ikinci önemli konu ise, müzede hangi masal unsurlar n n nas l sergilenece idir. Bu konuda, özellikle sahne tasar m ve mizansen haz rlama konusunda deneyimli uzman kiflilerle birlikte çal fl lmas daha iyi sonuç elde edilmesini sa layacakt r. Bize göre bu aflamada yap lmas gereken, baz masal kahramanlar n n ve masal dünyas ndan belli yer ve büyülü nesnelerin somut hale getirilmesidir. Örne in; bir Kelo lan karakterinin çeflitli boyut ve hareketlerini sembolize eden flekiller veya kurnazl yla ünlü tilkinin farkl olaylardaki yar hareketli heykelcikleri yap labilir. Yine, sihirli bir k l ç veya tafl n, veyahut da bir masal kahraman n n yaflad bir ma ara veya bahçenin küçültülmüfl boyutta bir fleklinin yap m yer almaktad r. Bunlar n yan nda, belli masal metinlerinin sesli olarak anlat m kaydedilip çocuklar n bunlar dinlemeleri sa lanabilir. Baz masal karakterlerinin bilgisayar üzerinde s n rl animasyonlar yap l p, çocuklar n müze gezisi s ras nda bunlar görmeleri ve dokunmalar sa lanabilir veya kendi animasyonlar n oluflturmalar na yönelik düzenekler haz rlanabilir. Ayr ca, boyama kitab, maske, karakter resimleri, ç kartmalar ve logolarla çocuklar n masal karakterleri ve dünyas ile bütünleflmeleri sa lanabilir. Üçüncü aflama Masal Anlatma Saatleri ve Günleri program n n oluflturulmas aflamas d r. Masal metinlerinin belirlenmesi, masal anlat c lar n n ve sergilenecek masal unsurlar n n haz rlanmas ndan sonraki aflama, masallar n müzede ve anaokullar nda belli bir program içinde yürütülmesiyle ilgilidir. Masal anlat - m n n, çocuklar n bir defa kat lacaklar bir uygulama olmas yerine, bir program çerçevesinde gerçeklefltirilecek uzun süreli bir uygulama olmas kültürel olgular n çeflitli metin ve ba lamlar içinde aktar m n n yap lmas, bu aktar mdaki unsurlar n kavranmas ve çocuk e itimi bak m ndan daha verimli olacakt r. Burada programdan kast edilen, saat ve gün belirlemesi yapman n ötesinde, oluflturulan masal repertuar ndaki bütün masallar n belli bir grup çocu a aktar m n n sa lanmas d r. Bu aktar m, müze ortam nda yap labilece i gibi, anaokullar nda haftan n belirli gün veya günlerinde yap labilir. Her aktar mdan sonra, e er aktar m okulda yap lm fl ise, çocuklar müzeye davet edilerek müzede aktif bir flekilde masal unsurlar n ö renmelerini sa layacak bir gezi düzenlenebilir. E er aktar m müzede yap lm fl ise, yine masal anlatma ve dinlemeyi takiben o masal unsurlar n n bulundu u birim çocuklara gezdirilebilir. Masal sunumlar n n yap laca anaokullar taleplere göre belirlenebilece i gibi, uygulaman n bafllang c nda müzeye yak n anaokullar n tercih etmek, bu uygulaman n tan t lmas ve yayg n bir hale getirilmesi için uygun olacakt r. Müze ortam nda gerçeklefltirilecek sunumlar ise, sürekli veya haftan n belirli günlerinde ve okullardan gelecek taleplere ba l olarak düzenlenebilir. Çal flman n dördüncü ve son aflamas iki k s m olarak düflünülmelidir. lk olarak, önceden haz rlanm fl olan anlat c lar n, belirlenmifl program çerçevesinde dinleyici kitlesini oluflturacak çocuklarla bir araya gelmeleri sa lanacak ve bu bir araya gelifllerde, anlat c lar, haz rlad klar masallar çocuklara bir gösteri fleklin

62 de anlatacaklard r. Masallar n bir gösteri fleklinde sunulmas çocuklar n ilgisini çekecektir. Bunun yan nda, masal anlat m s ras nda çocuklar n sadece dinlemeleri de il, aktif olarak kat lmalar n da sa lamak gerekmektedir. Masal anlat m s ras nda baz bölümlerin çocuklar taraf ndan tekrar edilmesi veya yap lan baz taklitlere onlar n da kat lmas ya da anlat c n n, anlat m s ras nda soraca k sa cevapl sorularla çocuklar anlat ma dahil edilmelidir. Böyle bir sunumla, masal anlat m nda hareket unsurunun da kullan lmas, farkl ses tonlamalar ve taklitlerle karakterlerin canland r lmas sa lanm fl olur. Bu flekilde yap lacak bir masal sunumu, hem çocuklar n ilgisini çekecek, hem de onlar n masal dinleme al flkanl kazanmalar nda etkili olacakt r. Dördüncü aflaman n ikinci k sm nda; müzede sergilenen masal bölümü çocuklara gezdirilmelidir. Burada; masal saati içinde anlat lan masal kahramanlar n n resimlerini içeren boyama kitaplar, çeflitli resimler, ç kartmalar, anne-babalar n çocuklara bu masallar okumalar n sa layacak resimli masal kitaplar, ses ve görüntü kay tlar n n bulundu u masal bölümü gezdirilecektir. Müzede yap lacak anlat mlardan sonra, çocuklar n müzeyi gezmeleri ve anlat lan masallarla ilgili ürünlerle tan flmalar sa lanacakt r. Bu ürünler, müzeyi çocuklar için daha cazip hale getirecek, dinledikleri masal benimsemelerini ve masallar n çocuk e itimi içerisinde daha genifl bir alanda kullan lmas n sa layacakt r. Çocuklar n bu ürünlerle tan flmas s ras nda, mümkün oldu u kadar çok soru sormalar ve bu sorular n cevaplanmas sa lanarak, çocuklar n masal dünyas ile bütünleflmesi ve gerçek dünya ile masal dünyas aras ndaki iliflkiyi daha iyi bir flekilde kurmalar söz konusu olacakt r. Somut olmayan kültür ürünlerimiz aras nda bulunan masallar m z kendi yarat m ve aktar m ba lamalar n çeflitli toplumsal geliflmeler sonucunda kaybetmekte ve bunlar n yeri yeni teknolojik yaratmalardaki yabanc kültürlere ait içeriklerle doldurulmaktad r. Temel ifllevleri aras nda ö retmek, e itmek ve e lendirmeyi sayabilece imiz masallar n, yarat m ve aktar m ba lamlar n ça dafl toplumsal oluflumlara uygun flekilde yeniden oluflturmak mümkündür. Bu çerçevede yap lacak, yukar da ana özelliklerini tart flt m z ve halen tart flmaya aç k tuttu umuz, bir çal flma plan ile oldukça güçlü bir kültürel temele sahip olan Türk masallar n yeni bir ba lamda sunmak ve bunlardan ça dafl ortamlarda genç kuflaklar n yaralanmas n sa layacak flekilde yararlanmak mümkündür. Yukar da teklif etti imiz çal flma hem kurulacak olan somut olmayan kültür ürünlerinin müzelenmesine ve hem de Türk sözlü halk yaratmalar ndan masallar n yeniden ifllevsel hale getirilmesine katk da bulunacakt r. Yap lacak ciddi bir çal flma ile, Türk kültürünün devaml l, küreselleflme olgusu karfl s nda kendini koruyabilmesi ve küresel de erlere kendi de erlerinden katk da bulunmas na katk sa lanacakt r. HALK KÜLTÜRÜ ÜRÜNLER NDEN ÂfiIKLIK GELENE N N MÜZELENMES ÜZER NE BAZI DÜfiÜNCELER Some Thoughts on Exhibiting the Minstrel Tradition, one of the Products of Folk Culture, in a Museum Nilgün ÇIBLAK ABSTRACT The minstrel tradition, which has an important place among Turkey s intangible cultural heritage, is an original art form based on original performance rituals and a tradition that has stayed alive from the sixteenth century to our day. On the other hand, the minstrel tradition has weakened since the nineteenth century due to socio-cultural changes which have effected that the structure in which new minstrels are educated was eroded. Thus, it is crucial that the visual or visualizable elements of the tradition be preserved and passed on to future generations. This presentation contains ideas on how the minstrel tradition and its established placein Turkish cultural history may be preserved and exhibited in an open-air museum. Key words: Cultural heritage, minstrel tradition, preservation in museums Âfl k tarz fliir gelene inin kayna n, Orta Asya Türk uygarl içinde aramak gerekir. slâmiyet öncesi dönemlere ait en eski Türk flairleri, Tonguzlar n flaman, Mo ol ve Boryatlar n bo veya bugué, Yakutlar n oyun, Altay Türklerinin kam, K rg zlar n baks -bakfl, O uzlar n ozan ad n verdikleri ve sihirbazl k, rakkasl k, musikîflinasl k, hekimlik gibi birçok özellikleri kendilerinde toplayan kiflilerdir. Halk aras nda büyük bir yeri ve önemi bulunan bu kifliler, flölen, s r, yu gibi dinî veya toplumsal amaçl törenlerde kopuz eflli inde fliirler söylerlerdi. Hükümdar n huzurunda, onun kahramanl n ve büyüklü ünü dile getiren, o günkü savaflta ya da avda meydana gelen kahramanl k sahnelerine dair övgülerde bulunan veya eski kahramanlar n destanlar n terennüm eden bu flair-sihirbaz lar, Türk fliirinin en eski sözlü ürünlerini meydana getirmifllerdir (Köprülü, 1989: 56-72). Türkler slâmiyet i kabul ettikten sonra da halk aras nda, orduda, hatta hükümdar saraylar nda söz konusu flairler, önemli bir yere sahipti. Gazneli ordular ndaki Türk boylar aras nda ve Karahanl lar döneminde halk flairlerinin bulundu unu ve o zaman Türkler aras nda kullan lan çeflitli müzik aletlerinin adlar n, Divan u Lügat it-türk ten ö renmekteyiz. Yine Selçuklular ile Harezmflahlar da ve ard ndan Osmanl mparatorlu u nda da askerî muz kan n bulunmas, o dönemlerde halk flairlerinin bulundu unu bizlere göstermektedir (Köprülü, 1989: ). Dolay s yla göçebe toplumun ürünü olup epik tarzda fliirler söyleyen

63 ve ozan-baks ad verilen bu sanatç lar, slâmiyet kültür dairesine girilmesinden sonra da sosyal hayatta etkisini sürdürerek, Anadolu da 15. yüzy la kadar varl - n devam ettirmifltir. Anadolu nun Türklefltirilmesi ve slâmlaflt r lmas yolunda önemli bir görev üstlenmifl olan tasavvuf ve buna ba l olarak ortaya ç kan tasavvufî halk fliiri, 13. yüzy lda yetifltirdi i Yunus Emre ile önemli bir boyut kazanm fl, daha sonraki dönemlerde etkisini artt rarak geliflimini sürdürmüfltür (Düzgün, 2000: 52). Yine ayn yüzy ldan itibaren saray n bulundu u, siyasî ve idarî otoritenin yerleflti i kentlerde, slâm uygarl dairesine ba l olarak Arap ve Fars edebiyatlar etkisinde yüksek zümreye hitap eden soyut nitelikli divan edebiyat oluflmaya bafllam flt r. Ancak bunlardan tekke edebiyat sadece belirli bir dinî gruba; divan edebiyat ise flehir merkezlerinde yaflayan yüksek zümreye ait bulunmaktad r. Halk n büyük ço unlu una seslenen, hemen her kesimden ya da s n ftan insanlar etkisi alt na alan ortak bir edebiyata ihtiyaç duyuldu u da aç kça ortadad r. Halk, slâmiyet öncesi dönemin sanatç s ozan-baks dan farkl yeni bir sanatç istemektedir. Nitekim 15. yüzy lda ozan kelimesine geveze, herzegû gibi olumsuz anlamlar da yüklenmeye bafllanm flt r. Bu bak mdan Türkler, yeni yurt edindikleri Anadolu co rafyas nda yeni bir kültürel kimlik kazan nca, millî öze ba l epik fliirler söyleyen ozan-baks lar n yerini slâmî öze ba l lirik fliirler söyleyen ve kendisine âfl k ad verilen yeni bir sanatç tipi alm flt r. Göçebelikten yerleflik hayata geçerek yeni bir toplum düzeninin kurulmas, destan anlat c s ozan n yerine âfl k tipinin geçmesinde etkili olmufltur. Âfl klar, kopuz yerine saz çalmaya, epik fliirler yerine yerleflik hayata ba l koflmalar söylemeye bafllam flt r (Artun, 1996: 16). Bir baflka deyiflle âfl k tipi, ozan-baks gelene inin, slâmiyet ten sonra tasavvufî düflünce ve yaflay fl tarz ile birleflmesinden do an yeni bir tiptir (Günay, 1999: 178). Sosyo-kültürel hayattaki de iflikliklere ba l olarak 16. yüzy lda varl sona eren ozan-baks gelene i, âfl k tarz edebiyat n oluflumunu etkileyen önemli bir unsurdur. Ancak âfl k tarz, ozan-baks gelene inin bir uzant s de ildir. Âfl k edebiyat, söz konusu gelenek ile tasavvufî ak mlar ve tarikat edebiyatlar n n, bunun yan s ra divan edebiyat n n etkisiyle meydana gelmifl yeni bir oluflumdur. Âfl k edebiyat temsilcilerine verilen âfl k ad, fliir biçimlerinin bir k sm, aflk anlay fl n n soyutlu u ve Tanr vergisi say lmas, büyük âfl klara Hak âfl denilmesi, Anadolu da oluflan tekke edebiyat n n etkisidir. Bu etki 13. yüzy lda Yunus Emre ile Türkmenler aras na girmeye bafllam flt r. Âfl n ola anüstü güçlerle donat lmas, onun usta bir sanatç olmas na zemin haz rlayan dolu içme törenlerinin yap s, Orta Asya flamanl n n etkisi, daha genifl aç dan eski Türk halk inan fllar n n izleri olarak karfl m za ç kmaktad r. Özellikle âfl k hikâyelerinde, Dede Korkut tan gelen epik edebiyat n izleri aç kça görülmektedir. Kent kültürüne aç k yerlerde ise, klâsik edebiyat n âfl k edebiyat üzerindeki etkisi hem dilde hem biçimde hem fliir imajlar nda kendini gösterir. Dolay s yla âfl k edebiyat, bu üç alandan meydana gelen yeni bir sentezdir. Âfl k, Tanr ile mistik birlik arayan derviflle, dans ve müzik eflli inde fliirler söyleyen kam-ozanlardan ifllevsel olarak ayr d r. O, kahvehane, han, dü ün evleri gibi kutsal olmayan yerlerde halk e lendiren ve din d fl konularda fliirler söyleyen bir sanatç d r (Baflgöz, 1977: 254). Âfl k, saz çalmas n bilen, usta-ç rak iliflkisi içinde yetiflen, fliirlerini irticalen söyleyen, genellikle hece veznini kullanan, at flma yapabilen, bade içti ini belirten, diyar diyar dolaflan ya da bu özelliklerden bir bölümüne sahip olan sanatç - d r. Âfl n bir baflka özelli i ise, naz m tarz nda söyledi i ürünlerin yan s ra aflk ve kahramanl k konulu halk hikâyeleri de anlatmas d r. Kendisine saz flairi, ozan, halk ozan, sazl ozan, halk flairi, Hak flairi, Hak âfl, halk âfl, badeli âfl k, meydan flairi, kalem flairi, çö ür flairi vb. (Sakao lu, 1986: 247) adlar verilen âfl k, fliirlerinde aflk, özlem, yi itlik, ölüm, toplum, din, zamandan flikâyet ve do a gibi bireysel ve toplumsal konular dile getirmifltir. Âfl k edebiyat nda sanatç, kendi yaratmalar n n yan nda usta mal deyiflleri de dile getirir. Âfl k, kendine has üslûbuyla özgün ürünler yarat r, ancak bu ürünlerin meydana getirilmesi s ras nda gelene in kendisine sundu u haz r kal plardan da yararlan r. Bir baflka deyiflle âfl kl k, ça lar süren deneyimlerden geçerek biçimlenmifl, kendine özgü icra töresi gelene e dayal yap s, âfl k olmak, âfl kl sürdürmek için uyulmas gereken kurallar bulunan bir gelenektir (Artun, 2001: 34). Âfl k olmak isteyen kifli, bu gelene in kurallar na uymakla yükümlüdür. Bu da usta bir âfl n yan nda belirli bir süre e itim almakla gerçekleflir. Buna göre âfl k aday, usta bir âfl n yan na ç rak olarak girer (kap lan r) ve ondan ayak kurallar n, âfl k makamlar n, do açlama fliir söylemeyi, divana ç kmay, usta mal eserleri nakletme tekni ini, at flma / karfl laflma yapmay, hikâye anlatmay k sacas gelene in gereklerini ö renir. Ç rak, ustas yla beraber seyahate ç karak di er âfl klar ve onlar n âfl k makamlar n tan r, farkl çevredeki de iflik kültürleri gözlemleyerek bilgi ve görgüsünü artt r r. Dolay s yla bu e itim ona hem fliir yap s n n ustal klar n, inceliklerini ö retir hem de kal plaflm fll n aktar r. Bu süre aday n yetene ine göre artar ya da azal r. Ç rakl k dönemini tamamlayan âfl a, ustas taraf ndan icazetname yani mesle i sürdürebilme yetkisiyle beraber bir de mahlas verilir. Mahlas ya da di er ad yla tabfl rma, âfl klar n fliirlerinin birbiriyle kar flmas n engellemek amac yla kullan lan bir takma ad olup bu ürünlerin yarat c - lar n n günümüze kadar aktar labilmesini sa lam flt r. Âfl kl k gelene inde rüyada bade içme motifi de önemli bir yer tutmaktad r. Buna göre baz âfl klar, rüyalar nda H z r Peygamber in ya da bir pirin kendilerine bade sunmas ve bir güzelin resmini göstermesi sonucunda âfl k olduklar n ve bu olay n ard ndan dillerinin çözülerek saz çal p fliir söylemeye bafllad klar n belirtmektedirler. Rüyada er

64 dolusu içenler kahramanl k konulu, pir dolusu içenler ise âfl kâne konulu fliirler söylemifllerdir. Rüya motifi, âfl klar için bir hareket ve bafllang ç noktas d r. Âfl klar n gerçek hayat hikâyelerine bak ld nda rüya görene kadar belirli bir süre usta bir âfl n yan nda ç rakl k yapt klar görülmektedir (Artun, 2001: 67). Bu gelenek, Türklerin slâmiyet öncesi inanç sistemlerine ait olup kutsal kifliler olarak kabul edilen ozan-baks gelene iyle Anadolu da da varl n sürdürmüfl görünmektedir. Tarihî süreç içerisinde özellikle Azerbaycan ve Türkiye sahas nda etkili olan ve Türkiye de bugün de etkisini sürdüren âfl kl k gelene i, temsilcilerinin sanat gücüne, halk, ayd n ve yönetici çevreler taraf ndan kabulüne ba l olarak, geliflimini sürdürdü ü co rafî alan ve yüzy llara göre flekillenmifltir (Yak c, 2003: 166). Anadolu sahas nda âfl k tarz fliir gelene i, 16. yüzy ldan itibaren güçlü temsilciler yetifltirmeye bafllam flt r. Karacao lan, Köro lu, Hayalî gibi güçlü âfl klar n yer ald 16. yüzy lda, özellikle ordu flairlerinin önemli bir yer tuttu u gelenek, divan fliiri etkisinden uzak sade bir dille genellikle sekizli ve on birli hece ölçüsüyle destan, koflma, türkü tarz nda zengin ürünler vermifltir (Yak c, 2003, 166). 17. yüzy lda Âfl k Ömer ve Âfl k Gevherî nin fliirlerinde görüldü ü üzere, özellikle kasaba ve flehir çevrelerinde yaflayan, belirli bir e itim alm fl âfl klarda, divan flairlerine özenme e ilimi bafllam flt r. Dolay s yla bu dönemdeki saz flairlerinin ürünlerinde, hem flekil hem içerik bak m ndan divan fliirinin etkisini görmek mümkündür. Bu durum 18. yüzy lda da devam etmifltir. Öte yandan 18. yüzy l âfl klar aras ndan ünü günümüze kadar ulaflabilecek büyük sanatç lar yetiflmemifltir. 19. yüzy l ise, âfl k edebiyat n n en güçlü dönemi olarak kabul edilir. Hece ve aruz ölçüsüyle de erli eserler veren birçok âfl k, söz konusu yüzy lda, halk, ayd n kesim ve devlet taraf ndan maddî ve manevî destek görmüfltür. Bu dönemde bat l laflma e ilimine ba l olarak yeniçeri oca n n kapat lmas, tanzimat n ilân edilmesi gibi birtak m yenileflme hareketleri bafllat lm fl ve bunlar n insanlara anlat labilmesi için sanatç lardan yararlan lm flt r. Bu sanatç lar n bafl nda da diyar diyar gezerek görüp yaflad klar n çeflitli yerlerde dile getiren âfl klar gelmektedir. Bu nedenle 19. yüzy lda, Türkiye genelinde âfl k mektepleri olarak bilinen kahvehaneler (âfl k, semaî, meydan kahveleri vb.) ço alm fl ve özellikle stanbul da kahvehane say s 20 nin üzerine ç km flt r. Devlet, bu kahvehaneler arac l yla âfl klar teflkilâtland rm fl, onlara meslekteki bilgi, icra yetene i ve sanatsal güçlerine göre o dönem için iyi denilebilecek oranda maafl ba lam flt r (Yak c, 2003: 166). stanbul da saray n di er illerde ileri gelenlerin deste ini alm fl olan bu dönem âfl klar, divan fliirinin etkisiyle aruzlu flekillerde birçok fliir söylemifllerdir. Bayburtlu Zihnî, Dertlî, Erzurumlu Emrah gibi aruzlu türlere yönelen âfl klar n yan s ra Dadalo lu, Deli Boran, Gündefllio lu gibi Karacao lan gelene ini sürdü- ren âfl klar n da gelenekte önemli bir yeri bulunmaktad r. Bu dönemin bir di er özelli i ise, Emrah, Ruhsatî ve fienlik kollar denilen âfl k kollar n n oluflmas na zemin haz rlamas d r. 20. yüzy lda âfl kl k gelene i eski önemini kaybetmeye bafllam flt r. Cumhuriyetin ilân edilmesiyle beraber sosyal hayatta meydana gelen de iflmeler, âfl klar zümresini yaratan ve besleyen toplumsal koflullar da etkisi alt na alarak onlar n yavafl yavafl ortadan kalkmas na ve büyük merkezlerden k rsal çevrelere, geliflmenin az oldu u yerlere do ru çekilmesine neden olmufltur. Öte yandan yine bu yüzy lda yetiflen âfl klar, millîleflme hareketine ba l olarak dilde sadeleflmeye ve hece ölçüsüyle millî naz m flekillerimize uygun olarak fliirler söylemeye bafllam fllard r. Yaflayan âfl klar n gelene i sürdürmesine yard mc olmak amac yla 1931 y l nda Ahmet Kutsi Tecer, 1964 te brahim Aslano lu taraf ndan Sivas ta âfl klar bayram yap lm flt r. Bundan iki y l sonra, 1966 da, Konya da düzenlenen âfl klar bayram n n düzenli hale getirilmesiyle gelenek yaflat lmaya çal fl lm flt r (Artun, 2001: 44-45). Âfl k Veysel, Âfl k Ali zzet Özkan, Âfl k Ferrahî, Âfl k Murat Çobano lu, Âfl k Feymanî vb. sanatç lar bu dönemin önde gelen temsilcileri aras nda yer almaktad r. Günümüzde ise iletiflim araçlar n n yayg nl k kazanmas, buna ba l olarak bilginin kitlelere çok k sa bir sürede ulaflt r labilmesi, sanayileflmenin h zla ilerlemesiyle beraber köylü ile flehirli aras ndaki kültür farkl l yavafl yavafl ortadan kalkmaya bafllam flt r. fl bulma amac yla köyden kente yap lan göçler yoluyla; okuma, askerlik hizmetini yerine getirme, evlenme vb. çeflitli sebeplerle flehre giderek burada yaflayanlar arac l yla ya da radyo, televizyon, gazete gibi çeflitli iletiflim araçlar n n köylere kadar gelmesi, ulafl m sa lanamayan k rsal çevrelere yol ve bunun yan s ra okul yap lmas yla köy insan kent kültürüne s k s k ya ba lanm fl durumdad r. Bu da halk n yaflam fleklinin buna ba l olarak da sanat anlay fl ve zevkinin de iflmesine yol açm flt r. Toplumdaki bu çok yönlü de iflmeden âfl kl k gelene i de nasibini alm fl, âfl k varl n devam ettirebilmek için yeni ortam ve flartlara uyum sa layarak sanat n yeniden flekillendirmeye ve gelenek d fl düflüncelerle beslenmeye bafllam flt r. Âfl klar, fliirlerini müzik yani saz eflli inde, hece ölçüsüyle ve gelenekteki naz m flekilleriyle söylemeye devam etmektedir (Artun, 2001: 53). Ancak günümüzde âfl k fliirinin en belirgin özellikleri kaybolmak üzeredir. Baz âfl klar, fliirlerini do açlama söyleme yerine kâ da yazarak oluflturmaktad r. Böylelikle fliirlerini düflüne düflüne yazan âfl k, gelene in kendisine sundu u fliir malzemesini oldu u gibi kullanmaktan kurtulmakta, kiflisel yaratma yetene ini daha rahat bir flekilde sergileyebilmektedir. Yine âfl klardan bir k sm, mahlas (tabfl rma) yerine kendi ad ve soyadlar n kullanmaya bafllam flt r lardan sonra baz âfl klar ise, âfl k ad n b rak p kendilerine ozan, halk ozan gibi adlar vermifllerdir. Bu sözcü ün eski epik fliirler söyleyen ozan-baks ile bir iliflkisi yoktur. Türk dilinin yenileflme süreci içinde ayd n flairlerin 1950 li y llardan itibaren ozan ad

65 n tercih etmeleri sonucu halk flairleri de ayn ad kullanm flt r (Baflgöz, 1986: 257). Bu durum âfl klar n, ayd n flairlerden etkilendi ini göstermesi bak m ndan önemlidir. Âfl k tarz fliir gelene inin ürünleri günümüzde sözlü, yaz l ve elektronik kültür ortamlar nda üretilmekte ve yay lmaktad r. Yaz l kültür ortam na geçifl, matbaan n 19. yüzy l n bafllar ndan itibaren Osmanl da yayg nlaflmas yla gerçekleflmifltir. Âfl klardan bir k sm yazd klar veya söyledikleri destan ve koflma tarz ndaki fliirleri bast rarak satmaya bafllar, sahaf ve baz ilgili kifliler âfl klar n tasnif ettikleri halk hikâyelerini bast rmak suretiyle bu sürece kat l r. Âfl k tarz fliir gelene i, sözlü ve yaz l kültür ortamlar nda icra edilmekteyken yeni iletiflim araçlar n n icad yla beraber elektronik kültür ortam nda da icra edilir hale gelir. Bu dönemde âfl k mahsulleri, önce gramofon ard ndan radyo yay nlar yla halkla buluflur. Radyo yay nlar ndan baflka 1960 l y llarda plâklar, 1970 lerden sonra kasetler ve yine yetmifllerde bafllay p seksenlerin sonuna do ru devlet tekelinden ç karak yayg nlaflan televizyon kanallar âfl klara yeni icra alanlar sunar (Çobano lu, 1999: ). Önceleri köy köy, flehir flehir dolaflarak köy odalar nda, dü ünlerde, asker ocaklar nda, kahvehanelerde, saray ya da konaklarda ve belirli bir grup karfl s nda fliirler söyleyen âfl klar, yaz l ve elektronik kültür ortam na geçilmesiyle beraber çok genifl bir kitleye seslenmeye bafllam flt r. Bu yeni ortamda âfl k, seyirci ile yüz yüze de ildir; seyirci âfl kitab ndan, kasetinin üzerindeki resminden, radyodan ya da televizyondan tan maktad r. Elektronik kültür ortam iletiflim teknolojisinin âfl klar taraf ndan kullan lmas yla beraber mahallî ezgiler, yurdun hatta dünyan n dört bir yan na kolayl kla ulaflm flt r. Bunun do al sonucu olarak mahallî âfl k havalar, radyo ve televizyonun da etkisiyle yerel seviyeden ulusal seviyede bilinir ve çal n r hale gelmifltir. Özellikle büyük flehirlerde yayg nlaflan saz-ba lama okullar nda bu mahallî ezgilerin ö retilmesiyle de yeni yetiflen âfl klar aras nda sadece bir yörenin de il birkaç yörenin ezgileri kullan lmaya bafllanm flt r (Çobano lu, 2000: 156). Böylelikle unutulmak üzere olan mahallî havalar n yeniden canland r l p yaflat lmas sa lanm flt r. letiflim ça nda âfl klar n yetiflmelerinde öncekilere göre farkl l klar görülmektedir. Günümüz âfl, eskiden oldu u gibi usta-ç rak iliflkisi içerisinde de il âfl k ve halk hikâyeleri kitaplar n okuyarak, radyo ve kasetçalar dinleyerek kendisini yetifltirmektedir (Boyraz, 2001: 165). Bu da âfl k adaylar n n gizli ç rakl k ad verilebilecek bir dönemden geçmelerine neden olmaktad r. Buna göre âfl k olmak isteyen kifliler, âfl k tarz ürünleri içeren kasetleri dinlemekte ve bunlar usta bildikleri âfl klara dinleterek onlar n elefltiri ve önerilerini almaktad r (Çobano lu, 2000: ). Bu yolla kendilerini yetifltirmeye çal flmaktad r. letiflim ça n n araçlar, âfl k tarz fliir gelene inin çok genifl çevrelere yay lmas n sa lam flt r, ancak söz konusu teknolojik geliflmeler âfl kl k gelene inin temel özelliklerinde önemli de iflmelere neden olmufltur. Âfl k, fliirlerinde yeni çevre ve yeni insan tipinin beklentilerini karfl layacak flekilde bar fl, insan sevgisi, birlik ve beraberlik, kutsal de erlere ba l l k gibi toplumsal konulardan bahsetmeye bafllam flt r. Buna karfl l k âfl kl k gelene ini besleyen sözlü gelene in zay flamas, usta-ç rak iliflkisinin eski önemini kaybetmesi âfl klar olumsuz yönde etkilemifltir. Usta bir âfl n yan nda yetiflme f rsat bulamayan günümüz âfl klar n n, kafiye, redif, ayak, naz m flekilleri ve türleri, âfl kl k kurallar, âfl k fas llar vb. konularda temel bilgileri eksiktir. Kulaktan dolma bilgilerle ya da di er âfl klar dinleyerek kendilerini yetifltirmeye çal flan âfl klar, gelene i tam olarak uygulayamamaktad r. Bugün do açlama fliir söyleyen, at flma karfl laflma yapan, muamma, lebde mez / dudakde mez tarz nda fliirler söyleyen, halk hikâyesi anlatabilen, âfl k makamlar na özgün ürünlerle katk sa layan, âfl k fas llar ya da toplant lar nda gelene e uyan âfl klar n say s oldukça azalm flt r. Âfl kl k gelene inin korunmas ve söz konusu görsel ya da görsellefltirilebilir ürünlerinin hem âfl k adaylar na hem de halka tan t lmas, bunlar n yaflat lmas ve gelecek kuflaklara aktar m n n sa lanabilmesi için önlemler al nmal d r. Somut olmayan kültürel miraslar m zdan biri olan âfl kl k gelene inin kendine özgü do al yap s korunarak bir aç k hava müzesi kapsam nda sergilenmesi gerekmektedir. Bu konuyla ilgili görüfllerimizi flu flekilde s ralayabiliriz: 1. Âfl k kahvehanelerinin, âfl kl k gelene inin geliflimi ve yaflat lmas aç s ndan önemli bir yeri olmufltur. lk kez 16. yüzy l n sonlar na do ru stanbul da aç - lan kahvehanelerde, âfl k tarz n n usta mal eserleri çal narak hem eski âfl klar hat rlanm fl hem de onlar n fliirleri yeni âfl klara nakledilmifl, âfl klar aras nda karfl laflmalar / at flmalar yap lm fl, muammalar as lm fl, halk hikâyeleri anlat lm flt r. Günümüzde özellikle âfl klar n bulundu u ya da yetiflti i illerde bu tarz âfl k kahvehaneleri aç lmal ve bu kahvehaneyi iflletmek üzere görevli kifliler seçilmelidir. Haftada ya da tespit edilen belirli günlerde burada hem yerel hem de yak n çevre illerden di er âfl klar n toplanarak gelene in kendine özgü icra töresi içerisinde sürdürülmesine olanak tan nmal d r. Yeterli say da âfl n bir araya gelemedi i durumlarda bilen bir usta âfl n halk hikâyesi anlatmas sa lanmal d r. Bu toplant lara halk n da kat labilmesi için önceden yerel televizyon kanallar ya da di er süreli yay nlar arac l yla duyurular yap lmal, belirlenen yerlere afifller as lmal d r. Bu tarz etkinliklerin düzenli olarak yap labilmesi için kahvehaneyi iflletmek ve söz konusu toplant lar organize etmekle görevli kifli /kifliler ile sürekli olarak kahvehaneye gelen ve gelene in yaflat lmas nda katk s bulunan usta âfl k / âfl klara devlet taraf ndan belirli bir maafl ba lanmal d r. 2.Y l n belirli günlerinde ve s rayla çeflitli illerde olmak üzere âfl k fas llar n n tüm canl l yla yaflat laca âfl k flenlikleri düzenlenmeli ve bu flenliklere yurt genelindeki âfl klar davet edilmelidir. Kültür Bakanl, etkinli in yap ld yerin il valili i ve yine ayn ildeki üniversitenin ilgili birimleri taraf ndan ortaklafla düzenlenecek olan bu flenlikler, geleneksel hale getirilmeli ve her y l bir flehirde yap l

66 mal d r. Bu yolla asl nda bir nevi âfl klar aras nda eskiden yayg n olarak sürdürülen seyahate ç kma gelene inin ifllevleri devam ettirilebilecektir. Bir baflka deyiflle söz konusu flenlikler arac l yla âfl klar birbirlerini daha yak ndan tan yacak, aralar nda bilgi al fl-verifli sa lanarak de iflik âfl k makamlar n, ayak kurallar n, yar flmay, geçmifl âfl klar n eserlerini ö renme f rsat yakalayacak, di er taraftan gezip gördükleri bu yerler sayesinde bilgi ve görgülerini artt rarak daha genifl çevreye seslenebileceklerdir. Bu tarz etkinlikler, yeni yetiflmekte olan âfl k adaylar için de bir bak ma e itim süreci oluflturacakt r. Öte yandan flenliklerin belirli bölümlerinde yap lacak yar flmalarla dereceye giren âfl klara çeflitli ödüller verilerek usta âfl k olma yolunda teflvikte bulunulacakt r. zleyici olarak kat lan halk da hem gelene i hem de yaflayan temsilcilerini yak ndan tan yacakt r. 3. Âfl kl k gelene inin yaflat lmaya çal fl ld ve usta âfl klar n bugün de yetiflti i flehirler tespit edilerek buralarda müzeler aç lmal d r. Âfl k tarz fliir gelene- inin olufltu u 16. yüzy ldan günümüze her dönemin güçlü temsilcileri, mevcut cönk ve mecmualardaki fliirleri ya da fliir kitaplar yla, flecereleriyle, özel eflyalar ya da resimleriyle hatta uzman kiflilerin yapt heykelleriyle tan t lmal d r. Âfl klara ait özel köflelerde onlar n hayatlar na dair bilgiler de verilmelidir. Ayr ca müzenin ziyaret edilmesi s ras nda ziyaretçilere âfl klar n kasetleri de dinletilmelidir. 4. Âfl kl k gelene inin ve temsilcilerinin genifl bir kitleye tan t labilmesi için sanal ortamda site aç lmal, bu sitede âfl k ve gelenekle ilgili bütün bilgiler yer almal, kaynak eserler ya da çal flmalara kolayl kla ulafl labilmeli, ayr ca siteye yöneltilen tüm sorular yan tlanmal d r. Konuyla ilgili olarak araflt rmac ve akademisyenlerden de yard m al nmal d r. 5. Âfl kl k gelene inin geçmiflte oldu u gibi bütün canl l yla korunup yaflat labilmesi için e itim-ö retim kurumlar na da çeflitli görevler düflmektedir. Özellikle üniversitelerde âfl klar tan t c etkinlikler düzenlenmeli, bu etkinliklere yöresel ya da yurt çap nda usta âfl klar davet edilerek ö rencilerin sözlü kültür ortam nda gelene in temsilcilerini tan malar na f rsat sa lanmal d r. Yine üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyat bölümlerinin ilgili derslerinde âfl klarla ilgili tezler yapt r lmal d r. 6. Bas n organlar nda zaman zaman âfl kl k gelene ini devam ettiren güçlü âfl klara yer verilerek onlar n kat ld etkinlikler, bu etkinliklerde ald klar derece ya da ödüllerden bahsedilmelidir. Ayr ca radyo ve televizyon kanallar nda âfl klarla ilgili programlar yap lmal d r. Böylelikle hem âfl kl k mesle i özendirilmeli hem âfl klar n di er âfl klar dinleyip takip ederek kendi sanat n ve fliirini daha da gelifltirmesine yard mc olunmal hem de halka, yaflayan âfl klar tan t lmal d r. 7. Âfl klar n yetiflti i ve âfl kl k gelene inin sürdürülmeye çal fl ld illerde Âfl klar Koruma ve Yaflatma Derne i aç lmal, bu dernekler ayn ilden ya da farkl yörelerden âfl klar n bir araya gelebildi i, sorunlar n tart fl p çözüm bulabildi i, âfl klarla ilgili yap lacak etkinlikler hakk nda bilgi verildi i, öte yandan genç ve yetenekli âfl k adaylar n n saz çalmay, do açlama fliir söylemeyi, kafiye ve ayak kurallar n, usta mal eserleri k sacas âfl kl k gelene ini ö rendi i bir yer haline getirilmelidir. Bilindi i üzere günümüzde usta-ç rak iliflkisi zay flam flt r. Bu bak mdan söz konusu dernekler, usta âfl klar n yeni âfl klar denetleyebilmelerine olanak sa lamas yönüyle de ifllevsellik kazanmal d r. Böylelikle gelene i usta âfl klardan ö renerek eskisi gibi sürdürebilecek âfl klar yetifltirilebilecektir. Sonuç Yaflad m z dönemde sosyo-kültürel hayatta meydana gelen de iflimler, âfl kl k gelene ini büyük ölçüde etkisi alt na alm flt r. Âfl klar, kendilerini yetifltirip halktaki geliflimi ve de iflimi yakalay p günümüz insan n n zevkine uygun, ancak âfl kl k gelene inin temel özelliklerinden yani özünden ayr lmadan yeni ürünler vermeye devam etti i sürece yaflamaya devam edecektir. Di er taraftan gelene in korunup yaflat labilmesi ve gelecek kuflaklara aktar labilmesi için âfl klar n yan s ra gencinden yafll s na, halk ndan ayd n kesimine, yerel yöneticisinden en üst yetkilisine, bas n-yay n organlar na vb. pek çok kifliye önemli görevler düflmektedir. Herkes üstüne düflen görevi yerine getirdi i sürece 16. yüzy ldan günümüze kesintisiz olarak devam etmifl ve güçlü temsilciler yetifltirmifl olan âfl kl k gelene i, daha uzun bir süre Türk kültür tarihindeki yerini ve önemini korumaya devam edecektir. KAYNAKLAR Artun (Erman), 1996, Günümüzde Adana Âfl kl k Gelene i ( ) ve Âfl k Feymanî, Adana, Adana Valili i l Kültür Müdürlü ü Yay nlar. Artun (Erman), 2001, Âfl kl k Gelene i ve Âfl k Edebiyat, Ankara, Akça Yay nlar. Baflgöz ( lhan), 1986, Halk Edebiyat ve Folklor, Folklor Yaz lar, stanbul, Adam Yay nlar, s Boyraz (fieref), 2001, letiflim Araçlar n n Ozanl k Gelene i Üzerindeki Etkileri, Folklor / Edebiyat, C.VII, S. XXVI, s Çobano lu (Özkul), 1999, Elektronik Kültür Ortam nda Âfl k Tarz fiiir Gelene i Ba lam nda Çukurova Âfl klar Üzerine Tespitler, III. Uluslar Aras Çukurova Halk Kültürü Bilgi fiöleni (Sempozyumu), Bildiriler, Adana, Adana Valili i nce Yay mlanm flt r, s Çobano lu (Özkul), 2000, Âfl k Tarz Kültür Gelene i ve Destan Türü, Ankara, Akça Yay nlar. Düzgün (Dilaver), 2000, Âfl k Tarz fiiir Gelene i ve Erzurumlu Emrah, Millî Folklor, C.6, Y.12, S.47, s Günay (Umay), 1999, Türkiye de Âfl k Tarz fiiir Gelene i ve Rüya Motifi, 3. b., Ankara, Akça Yay nlar. Köprülü (M. Fuad), 1989, Edebiyat Araflt rmalar, 3. b., stanbul, Ötüken Yay nlar. Sakao lu (Saim), 1986, Ozan, Âfl k, Saz fiairi ve Hak fiairi Kavramlar Üzerine, III. Milletleraras Türk Folklor Kongresi Bildirileri, I. Cilt Genel Konular, Ankara, KTB M FAD Yay nlar, s Yak c (Ali), 203, Türk Âfl kl k Gelene i çinde Kastamonu nun Yeri ve Önemi, Millî Folklor, C.8, Y.15, S.60, s

67 VI. OTURUM /SESSION 6 SOYUT KÜLTÜRÜN ONTOLOJ K TEMELLER VE B R OBJEKT VASYON MODEL The Ontological Foundations of Concrete Culture and a Model of Objectivation Nihat BOYDAfi ABSTRACT Culture is, in the broad sense, an objectivation. Therefore, any definition of concrete culture is essentially unacceptable. Whenever the live being is trying to explain the abstract and express it, he or she creates culture in the broad sense and works of art in the narrow sense. In this presentation, the preservation in a museum of abstract culture, and thus its objectivation, will be traced via an example and the negative result of this attempt will be evaluated. Key words: Culture, objectivation, adam otu belief Görüldü ü gibi varl n temeli inorganik (cans z, maddi) tabakad r ve varl - o tafl r, s rasiyle organik tabaka (canl ) ruhi varl, ruhi tabaka da tinsel tabakay (kültür tabakas n ) tafl r. Tabakalar bofllukta durmazlar afla dan yukar ya do ru bir yetkinlik skalas olmadan flekillenirler, üst tabakalar alt tabakalar taraf ndan tafl n rlar. Maddi tabaka yay lma bak m ndan en genifl tabakad r fakat orada üreme yoktur. Canl tabaka da genifl bir tabakad r ve hayat (üreme) onun yenili idir. Canl lar s rasiyle bitki, hayvan ve insanlardan meydana gelir. Canl lardan birisinde, özellikle ruhi olaylar vard r. Bu tabaka ruhi tabakad r, özelli i bilinç (bilme) bu tabakan n novumudur. nsan içe bak fl metoduyla kendini kavrad gibi d fl dünyay da kavrar. Ruhi tabaka insan taraf ndan tafl n r, orada matematik, boyut yoktur ancak nerde insan varsa orada ruhi olay vard r. Ruhi tabakan n üstünde gene onun taraf ndan tafl nan tinsel varl k (tabaka) yer al r. Tinsel varl k kültür tabakas d r. flte kültür bu tabaka da bulunur. Bu tabakan n genel özelli i ortaklafla olmas ndad r. Ancak tinsel varl k homojen bir yap da de ildir. Tinsel varl flöyle flekillendirelim; Kültür denilen fenomenin, baflka bir söyleyiflle bizi biz yapan hikayelerin tan m n n tart flmal oldu unu biliyorum. Kültür, sanat gibi aç k kavram oldu u için tan m da de iflkendir. Kültürel antropologlar ve ontolojistler kültürü, reel varl n üst tabakas olarak flekillendirirler. Gerek slam düflünürleri, gerekse Eflatun, Aristo, Hegel, N. Hartmann gibi Bat l düflünürler reel varl analiz etmeye çal flm fllard r. Bafllang çta metafizik karakterli olan bu analizler, giderek daha nesnel bir yap ya ulaflm flt r. Ça dafl ontoloji reel varl tabakalardan meydana gelen piramidal bir yap olarak aç klar. Reel varl k tabakalardan meydana gelir ancak homojen bir yap dad r. Ontoloji reel varl naif bir bak flla ele al r ve tabakalar afla- dan - yukar ya, somuttan - soyuta, reelden irreele ulaflan bir piramidal yap olarak flekillendirir. Ça dafl varl k bilimcilere göre bu piramidal yap flöyledir; Yukar da belirtti i gibi tinsel varl k (kültür tabakas ) havada durmaz objektiv ve kiflisel tinler taraf ndan tafl n r. Kültürü yaratan ve tafl yan ruhi bireyler veya onlar n oluflturdu u toplumdur. Gerek kiflisel tin ve gerekse objektiv tin canl d r, ancak objektivleflmifl tin cans zd r. Canl tin de iflir ve fakat objektivleflmifl tin de iflmez ölümsüzdür. Objektivleflmifl tin dar anlamda sanat denilen evrene iflaret eder. Mesela, Mevlana, Goethe ve Tolstoy un eserlerinde tortulaflan, nesnelleflen tinleri ölümsüzdür. Baki nin bu kubbede sonsuzlu a giden, nesnelleflen tini, kendisinin de belirtti i gibi ölümsüzdür. Baki kalan bu kubbede hofl bir sada imifl. Hattatlar ise bu dileklerini flöyle ifade ederler: Kat p fena bulur, gene asar- hamesi Baki kal r bu alem de bir zaman Efesli Erostrates, ölüp gidece ini unutulaca n anlay nca, bir gece, (Büyük skender in do du u gece) dünyan n yedi harikas ndan biri say lan Artemis Mabedini yakm fl ve güya unutulmaktan! kurtulmufltur! Romal bir flair (Ovidus), eserlerine iflaret ederek, büsbütün ölmeyece im diyor

68 Gerek kiflisel tin, gerekse objektiv tin nesnelleflir. Yani soyut olan duygu ve düflünceleri biçimlendirir. Bu biçimlendirmeye objektivasyon (biçimlendirme, nesnellefltirme) diyoruz. Genifl anlam yla kültür, daha önce söyledi imiz gibi, bir objektivasyondur. E er kültür bir objektivasyonsa ki öyledir, soyut kültür tan m, bilhassa varl kbilimcilerin kabul edebilece i bir tan m de ildir. fiöyle ki canl tin soyutu anlat rken, d fla vururken, genifl anlamda kültürü, dar anlamda sanat eserlerini oluflturur. Her öz ve içerik bir biçimde görünüfle ulafl r. Bu bir ontik zorunluluktur. Dilin bizzat kendisi yaz, bir objektivasyondur. Soyut görünüfle ulaflmak için zorunlu olarak, bir ön yap ya, maddi yap ya muhtaçt r. Yoksa var olamaz. fiimdi (kat lmasak bile) soyut kültürün müzelenmesini, yani nesnelleflmesini bir örnekle yeniden somutlaflt ral m! nsano lu bu planete ayak bast günden beri hayat denilen do um-ölüm aras ndaki süreyi, öncelikle uzatmak istemifltir. Ve gönül Tanr s na der ki: Pervam yok verdi in elemden; Her mihnet kabulum yeter ki Gün eksilmesin penceremden Cahit S tk n n da dile getirdi i (nesnellefltirdi i) gibi, insano lu dolce vita n n devam için her çareye bafl vurmufltur. Bu çareler aras nda bir tanesi var ki ( ki Anadolu kaynakl d r). Gerçek ten traji komiktir. Anlatal m. Sa l k kültüründe ad çok s k kullan lan ve patl cangillerden Adamotu (Abdusselam otu, Kan kurutan, Adam kökü, Sevda otu, Muhabbet otu, Hac otu) denilen flifal bir bitki vard r. Halikarnas Balikç s ahir zamana kalan birkaç tanesini Ege de görmüflmüfl. Latincesi Mandragora Officinarium veya Mondragora Autumnalis yada Mondragor dur. Araflt rmad m ama (benim gibi yafl belli bir rakam n üstünde olanlar bilirler) sihirbaz Mandrake nin marifetleri bu otla iliflkili olmal d r. Bu otun toprakta olan kökleri insana benzermifl! Ve bu yüzden Adamotu denirmifl. Söylendi ine göre hiçbir bitki bunun kadar bat l inan fllara konu olmam flt r. Soyut kültür mü? Adam otu güya cennet bitkisidir. Antik kültürde iksir ondan yap l rd. Aflka bire birdir, k s rl giderir, insan zengin eder. Büyücülükte kullan l r, büyücüler, büyü iflleminden önce ellerini ondan elde edilen bir kremle ovarlarm fl! Has l her derde deva bir marifetli bitki. Hatta öyle k ymetli imifl ki, köklerinin sahtesi bile yap l rm fl! Eskilerin söyledi ine göre, bitkimizin bunca marifetleri yan nda çok tehlikeli bir yan da varm fl! Bitki sökülüp ç kar l r ç kar lmaz bir ç l k atarm fl. Bu ç l duyan ot sökücünün a z çarp l r yüzü e rilirmifl! Bu tehlikeden korkan insanlar flöyle bir tedbir al rlarm fl! Önce Adamotu nun köklerinin etraf iyice aç lacak, insana benzeyen kökler kopar lmaya haz r hale getirilecek! Sonrac ma efendime söyleyim, otumuzun çatal köküne bir ip ba lanacak. pin bir ucu da bir za ar n kuyru una ba lana- cak. Ç l n duyulmayaca bir mesafeye çekilip, za ar güdüklenecek! Yekinen it otu kopard gibi gelecek! Kocaman bir aferinden sonra, insan n akl na flu soru gelmez mi? tlerin, za arlar n a z niçin çarp lmaz, kemçikleflmez acaba? Al n size arka plan polifonik bir soru! flin yoksa araflt r dur! flte Sevda otu nun çevresinde halk beyninde üretilen soyut inan fllar böyle nesnelleflmifltir. E er bu objektivasyon, üç boyutlu bir biçime getirilecek ve müzelenecekse, flöyle yap labilir: Muhayyel müze nin sa l k kültürüyle ilgili bölümünde, Adamotu ve köküne ba l ipin ucunda bir za ar, kabartma veya roundpose olarak sergilenebilir. bret al nacak bir olay olan bu tür soyut kültür de unutulmaktan kurtulur. Kurtulmas na kurtulur da insano lu bu görüntüden bir ders, k ssadan hisse ç kararak, eflref-i mahlukat veya zübde-i alem olan insana ve hayat na hak etti i sayg y gösterir mi? Bütün tek tanr l dinlerde hatta dinsiz kültürler de bile temel felsefe, insan ve hayat na sayg üzerinedir. nsan n do a ile iliflkisinin sonucu ortaya ç kan insanl n ortak miras olan kültür flöyle dursun, hayvan ve bitki türlerinin, giderek yok oldu unu, ibretle, dehfletle görüyoruz, duyuyoruz. Ölüm s ras, irreel olarak, insana m geliyor, yoksa geldi mi, bilmiyoruz. nsan reel olarak yaflamaktad r, yaflamak organizman n isteklerine boyun e mekse, bu do rudur. Elden ne gelir? Aflk ölümün gülümseyen yüzü imifl! nsan do duktan sonra ölüme do ru fani bir yolculu a bafllar. Bu yolculukta yüzümüzü güldüren tek fley aflkt r. Ancak bu aflk n neleri kapsad önemli bir sorudur. Seyr-i afaki mi, seyr-i ruhani mi yoksa seyr-i ilahi midir? Ama bu aflk n sanatla kültürle, insanla yak n iliflkisi vard r. Böyle biline! Adamotu ve za ar objektivasyonunu müzeler de gören insanlar n yüzünde belirecek traji-komik bir tebessüm insanl n gelece i için bir ümit fl olarak yorumlanabilir mi? Bu sorunun cevab n bilime, sanata, kültüre duyarl insanlara b rak yorum. KAYNAKLAR Eyubo lu, S. : Mavi- II, stanbul, 2000 L. Randall, William : Bizi Biz Yapan Hikayeler, (Ç; fi. Süer Kaya), stanbul, 1999 Moran, Berna : Edebiyat Kuramlar Ve Elefltiri, stanbul, 1985 Tanp nar, A.H. : Yaflad m Gibi, stanbul Tunal, smail : Estetik, stanbul, 1979 Tunal, smail : Sanat Ontolojisi, stanbul, 2002 Timuçin, Afflar : Estetik, stanbul, 2000 Turgut, hsan : Sanat Felsefesi, zmir,

69 LE LG L B R PROJE TASARIMI A project about the presentation in museums of immaterial cultural inheritance P nar SOMAKCI ABSTRACT This study aims at protecting immaterial cultural inheritance and making it survive. A project is put forward for this purpose. According to this project, it is argued that it is much better to collect indoor and outdoor museums under the same umbrella, since in this way, visitors would find the chance to see all the relevant parts of cultural inheritance in one place. In this project, some advice is also submitted about how to arrange the rooms. It is expected that in case this project is put in use it would be very beneficial both for museums and cultural inheritance in general. Key Words: Culture, cultural inheritance, museum, project. Girifl Kültür; tarihi, toplumsal geliflme süreci içinde yarat lan bütün maddi ve manevi de erler ile bunlar yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullan lan, insan n do al ve toplumsal çevresine egemenli inin ölçüsünü gösteren araçlar n bütünüdür. K saca, bir topluma özgü düflünce ve sanat eserlerinin bütünüdür(parlat r vd.1998:1437). Bu çal flman n amac, somut olmayan kültürel miras n yaflat l p, korunmas - n ve gelecek nesile, en iyi flekilde, oldu u gibi aktar lmas n sa lamakt r. Çal flmada, halkbiliminin inceleme alan na giren, sözlü anlat lar n, geleneklerin, uygulamalar n, gösterilerin k sacas somut olmayan kültürel miras n bir müzede nas l yer almas gerekti i konusu araflt r l p, de erlendirilmifl ve müzeleme yöntemi ile ilgili bir proje ortaya at lm flt r. Bu projenin, somut olarak anlafl - labilmesi için konular, kapal alan ve aç k (hava) alan müzesi alt bafll klar nda ele al nm fl, somut olmayan kültürel miras n sergilenmesi, eserlerin yap s na göre ayr flt r larak, çeflitli önerilerde bulunulmufltur. Kültürel de erlerin korunmas, yaflat lmas ve tan t lmas ad na, yap lan önerilerin ülkemize faydal olabilece i umulmaktad r Müzecilik Müze, sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin sakland, halka gösterilmek için sergilendi i yer veya yap d r(parlat r vd.1998:1621). Müze, kültürel varl klar n korunmas konusunda özel bir önem arzeder. Mü- zecilik tarihine flöyle bir k saca gözatmak gerekirse; Türkiye de Cumhuriyet in ilan na kadar müze kurma çal flmalar s n rl kalm flt r. Cumhuriyet in ilan ndan sonra Atatürk ün kültür varl klar n n yayg nlaflt r lmas na verdi i önem nedeniyle ça dafl Türk müzecili i büyük bir geliflme göstermifltir. Nitekim Cumhuriyet ilan edildi i s rada Türkiye de yaln zca, Asar- Atika Müzesi ad yla stanbul Arkeoloji Müzeleri, Aya rini de kurulmufl olan Askeri Müze, Süleymaniye Külliyesinin imaretinde yeralan Evkaf- slamiye Müzesi ile Anadolunun birkaç büyük kentinde aç lm fl Müze-i Hümayun flubeleri bulunmakta idi. Cumhuriyet in ilk y llar nda Milli E itim Bakanl na ba l olarak kurulan Türk Asar- Atikas, her türlü arkeolojik ve etnografik buluntunun toplanmas ve korunmas na yönelik çal flmalar üstlenmifltir. Anadolunun birçok ilindeki kilise, cami, han vb. gibi an tsal yap lar onar larak yeni müzeler kurulmufltur. çindeki eflyalarla birlikte müzeye dönüfltürülen Topkap Saray 1927 de ziyarete aç lm flt r. Yine ayn y l Konya da Mevlana Dergah müze haline getirilmifltir. Ülkenin müze olarak tasarlanan ilk yap s olan Ankara Etnografya Müzesi 1930 y l nda ziyarete aç lm flt r. Ayr ca Bursa, Adana, Manisa, zmir, Kayseri, Afyon, Bergama ve Edirne de yeni müzeler kurulmufltur. Müzecilik faaliyetleri daha sonraki y llarda da devam etmifl, yurdun hemen hemen her köflesinde çok say da müze kurulmufltur. Bugün ülkede Kültür Bakanl na ba l 99 adet müze müdürlü ü ve bu müdürlüklerin denetiminde faaliyet gösteren 91 adet özel müze ve 1028 adet koleksiyoner bulunmaktad r( Türkiye de 1982 y l ndan itibaren May s tarihleri aras nda Müzeler Haftas düzenlenmektedir. Müze Çeflitleri Müzeleri; cinsine, statüsüne, mekan na, ba l oldu u kuruma göre vb. çeflitli alanlarda grupland rmak mümkündür. Dünyadaki müzeler; sanat müzeleri, tarih müzeleri, antropolojik müzeler(arkeoloji,etnoloji), do a ve tarih müzeleri, bilim ve endüstri müzeleri, çeflitli uzmanl k dallar yla ilgili müzeler(cam, tütün, flarapvb.)olarak s n fland r lm flt r. Türkiyedeki müzeler ve an tlar ise, daha farkl grupland r lm flt r; tarih ve sanat müzeleri, arkeoloji ve etnografya müzeleri, arkeoloji müzeleri, etnografya müzeleri, an t müzeler, müze evler, devrim müzeleri, askeri müzeler, özel müzeler, aç k hava müzeleri( Müzeleme, mekan na göre flu flekilde ikiye ayr labilir; Kapal Alan Müzesi Aç k (Hava) Alan Müzesi Somut Olmayan Kültürel Miras n Müzelenmesi le lgili Bir Proje Tasar m Kültürel de erlerimiz, bizim en önemli varl m zd r. Bunlar n korunmas, yaflat lmas ve tan t lmas, uygun olarak düzenlenmifl bir müzeleme yöntemiyle ancak gerçekleflebilir. Bunun için afla daki flu proje ortaya at lm flt r: Somut olmayan kültürel miras n müzelenmesi, kapal alan ve aç k alan olmak üzere her ikisininde bir arada oldu u tek bir mekanda sunulabilir

70 Bu durum tüm eserlerin birarada bulunmas aç s ndan büyük kolayl k sa layaca gibi kültürel de erlerin sergilenmesinde da n kl önleyecektir. Böylelikle ziyaretçiler, tarih, sanat, kültür, e lence gibi Anadolunun tüm yöresel özelliklerini ayn mekanda ve ayn anda yaflayabilme imkan bulabileceklerdir(miniatürk Rehberi 2003:3). Bu projenin, daha somut olarak anlafl labilmesi için konular, kapal alan ve aç k alan müzesi alt bafll klar nda ele al nm fl, somut olmayan kültürel miras n sergilenmesi, eserlerin yap s na göre ayr flt r larak, afla daki önerilerde bulunulmufltur. 1. Kapal Alan Müzesi Ad ndan da anlafl laca gibi eserlerin sergilenirken d fl hava flartlar ndan olumsuz etkilenmemesi için, oluflturulmufl kapal, koruyucu mekanlard r. Kapal alan müzesi içersinde eserlerin yap s na göre çeflitli mekanlar oluflturulabilir: Bir mekan (oda) kütüphane olarak oluflturulabilir. Burada Halkbilimi ile ilgili tüm kaynaklar muhafaza edilebilir. Ses kay tlar ile ilgili düzenleme yap labilir. Kay tlar walkman(kulakl k) cihazlar ile dinletilebilir. Ayr ca kütüphanede, bilgisayar ortam nda kaynaklar n yerleflim düzeni gösterilebilir. Ayr bir mekanda yörelere göre grupland r lm fl k yafetler, aksesuarlar, antika eflyalar gibi etnografik bir çal flma sergilenebilir. Yine bir mekan, konser salonu olarak düzenlenebilir. Buralarda görsel ve iflitsel etkinlikler yap labilir. (halk oyunlar, konserler, törenler vb.) Yine ayn salon içinde multivizyon gösterileri sunulabilir. Bu gösteride, yörelerin tarihi gelifliminden, törelerine, flivesel konuflmalar ndan manilerine, mutfa na kadar düzenlenmifl belgesel çal flmalarla kültürel miras m z tan t labilir. Ayr bir mekanda halk çalg lar m z sergilenebilir.böylece çalg lar n geçirdi i evrimler gözlenebilir. Yine bu mekanda her çalg n n önüne guide sistemi (elektronik ses yay n ) yöntemiyle çalg n n tarihsel ve yap sal özellikleri ngilizce ve Türkçe seçenekleriyle gelen ziyaretçilere dinletilebilir. Hatta mümkünse, her çalg n n sesi yine bu yöntemle örneklendirilebilir. Son olarak kapal alan müzesi içinde bir mekanda, yöresel hediyelik eflya, kitap, Cd vb. sat fl yap larak müzeye ayr ca ek gelir sa lanabilir. 2. Aç k Alan Müzesi Ad ndan da anlafl laca gibi d fl hava flartlar ndan etkilenmeyen kültürel eserlerin sergilenmesi için oluflturulmufl üstü aç k mekanlard r. Aç k alan müzesi içersinde eserlerin yap s na göre çeflitli mekanlar oluflturulabilir: Öncelikle aç k hava müzesinin bir bölümünde minyatür bir park Türkiye Haritas fleklinde düzenlenebilir. Denizler, nehirler, göller, yeflillikler minyatür flekilde yapay olarak sergilenebilir. Her flehrin bulundu u yere gelindi inde yine guide sistemi yöntemiyle istenirse flehrin temel özelliklerini tan t c yine ngilizce ve Türkçe seçenekli kay tlar ziyaretçilere dinletilebilir. Yörenin halk flairleri, ozanlar ve bilim adamlar n n vb. büstleri yap larak onlar hakk nda da yine tan t c kay tlar hatta eserleriyle ilgili örneklemeler ziyaretçilere sunulabilir. Aç k hava müzesinde bir baflka mekan, anfi tiyatro olarak düzenlenebilir. Buralarda yine zaman zaman etkinlikler (konser,folklor, tören)yap labilir. Böylelikle insanlar müzeye çekilerek, müze her zaman canl tutulabilir. Medya yoluyla da bu tarz etkinlikler duyurularak turizme de katk sa lan r. Yine aç k hava müzesinde mutfa m zdan örnekler sunma ad na, yöresel yemeklerin yap ld ve yendi i restaurantlar oluflturularak Türk mutfa tan t lmas yla, müzeye ek gelir sa lanabilir. Zaman zaman kültürel miras n aktar m için festivaller düzenlenebilir. Karnaval tarz aç khava yürüyüflleri, e lenceleri yap labilir. Bu yürüyüflte, yöresel k yafetler, çalg lar halk oyunlar ve törenleri tan t labilir. Sonuç ve Öneriler Müzeler toplumun çeflitli kesimlerinin beklentilerine cevap verecek içerik ve niteliklere sahip olduklar sürece baflar l say l rlar. Bu konuda müze binas n n, müzenin konumunun koleksiyonlar n n, eser sergileme ve sunuluflun kullan lan e itsel metot ve ifllevlerin ayr ayr de eri vard r. Özetle müze, ziyaretçi için vard r denebilir( Kültürlerin de ifltirilmeden, yozlaflt r lmadan oldu u gibi daha sonraki nesillere aktar lmas gerekir. Müzeleme yöntemi, kültürel miras en do ru biçimiyle aktaran canl kaynaklard r. Gelecek nesillerin kültürünü unutmamas, gelenek, göreneklerini koruyup yaflatabilmesi aç s ndan önemli unsurlard r. Somut olmayan kültürel miras n örneklerini, yukar da belirtilen proje kapsam nda yani aç k alan ve kapal alan müzelerinin tek bir çat alt nda toplanmas ile ziyaretçiler, miras m z somut olarak yaflayabilirler. Müzeleme yöntemiyle unutulmaya yüz tutmufl eserler kal c hale getirilerek ebedilefltirilebilir. Kültürünü yaflatan ve ö reten milletler, gelece e daha güvenle bakan sa lam birer toplum olurlar. Sonuç olarak, somut olmayan kültürel de erlerimiz bizim en önemli varl - m z oldu u için, bunlar n korunmas, yaflat lmas ve tan t lmas konusunda her birey hassas davranmal ve üzerine düflen görevleri yapmal d r. KAYNAKLAR Madran,E., 1997, Cumhuriyetin lk Otuz Y l nda Koruma Alan n n Örgütlenmesi II, ODTÜ Mimarl k Fakültesi Dergisi, cilt:17, say :1-2, Ankara. Parlat r,.gözayd n, N.Zülfikar H, 1998, Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yay nlar : 549, Ankara, 2003, Miniatürk Rehberi, Kültür A.fi. stanbul Büyükflehir Belediyesi Yay nlar, stanbul

71 ABD'DE GREENFIELD VILLAGE AÇIKHAVA MÜZES NDE YAfiATILAN ZANAATLAR VE GELENEKLER Alive artifacts and traditions in Greenfield Village, USA Aysen SOYSALDI ABSTRACT Greenfield Village is not only a vast outdoor museum. Its historic re-creations and crafts also add to the celebrations of the American experience. Covering a period of more than 300 years of history and a space of over 90 acres, Greenfield Village is the place to rediscover America s greatest historical attraction. Greenfield Village offers educational and research programs. These programs include the ceramics internship, the Simmons internship, the historical resources internship and the Clark Travel to collections research grant program. Greenfield Village also offers seasonal historical representations of civic and domestic celebrations. Craftworks include ceramics, weaving, knitting, glassworks, woodworks, wool spinning, and the silk mill. Artisans constantly perform demonstrations to the visitors. Whether the style of transportation is by foot, by steam-powered locomotive, on one of the horse-drawn carriages, or in a model T, visitors can experience the open air and the charm of taking a scenic tour through Greenfield Village ( In conclusion, Greenfield Village provides educational experiences based on authentic objects, stories and lives from America s traditions of ingenuity. There is no such outdoor museum in Turkey. Potentially, the rich Turkish cultural heritage can be displayed in a museum such as Greenfield Village in the local alive traditional villages. Such a museum would inspire old and new generations to learn from these traditions to help shape a better future. Key words: Handicrafts, traditions, open-air museum, Greenfield Village Halkbilimi alan nda önemli bir yere sahip olan etnografya müzelerinde bir çok eser, gerçek kullan m ortamlar nda sergilenmeye çal fl l r. Bunlar izlerken gerçekten zengin bir kültürel ba lama yerlefltirilmiflse o ortamda yaflar gibi olursunuz.sanki oradaki nesneler size baz hikayeler anlat r. Nesneler konuflur mu? Evet, nesneler ziyaretçilere sadece müze personeli yoluyla ve onlar n yorumlad mesajlarla konuflur ve nesneler hikayelerin konusuna yön verir. Herhangi bir nesne zengin kültürel ba lam na yerlefltirildi inde önem ve anlam kazan r. E er hikayelerin nesneleri yoksa ne olur? Buna cevap ise Nesneleri olmayan hikayeler müze hikayeleri de ildir. fleklinde olacakt r. Bu durumda nesneler müzenin kalbidir denilebilir. (bkz: Ayr ca müzelerin görevi, eserlerin yada nesnelerin bak m, korunmas, sa- hiplenmesinin yan nda güvenli ve hikayelerini anlatan bir ortamda sergilenmesini sa lamakt r. Fakat müzelerin cazip mekanlar haline getirilebilmesi için baz cesaretli aktivitelerle, hareketli gösteriler düzenleme yoluna giderek yaflayan müzeler haline dönüflmesi, günümüz müzecilik anlay fl n n gereklerindendir. Özellikle ülkemizde müzelere yeteri kadar yerli ziyaretçinin gelmemesinin nedeni sadece görsel amaçl inceleme gezilerine cevap verebilir olmas d r. Klâsik müze sistemi d fl nda; yeflil alanlar, gezinti piknik çocuk oyun alanlar geleneksel restoranlar, tiyatro sinema gösteri salonlar, halk n kat l m yla düzenlenen mevsimlik ve dini bayram etkinlikleri, özel kutlamalar ve çeflitli toplant ya da törenlerin yap labildi i aç k hava müzeleri dinlenme, e lenme, e itim ve bilim merkezleri olarak halk n ilgisini çekecektir. ABD y l nda Amerikan Folklor Society özel bir kurulufl olarak çal flmaya bafllam flt r. Bu dernek temel itibariyle antropoloji ve ngiliz edebiyat alanlar ndan gelen bilim adamlar taraf ndan yönlendirilmifltir. Ancak federal hükümetler halkbilimi çal flmalar na destek vermemifl, üniversitelerde de halkbilimi çal flmalar yap lamam flt r. Yine de Amerikan toplumunu oluflturan çeflitli guruplar kendi kültürel varl klar n korumak ve sürdürmek için hemen her eyalet içinde dernekler kurmufl, bireysel olarak veya küçük guruplar halinde çeflitli festivaller düzenleyip kendi kültürel geçmifllerini gelecek nesillere aktarmak amac yla çeflitli adlar alt nda araflt rma merkezleri ve müzeler kurmufllard r. (M. Ekici; ABD.de Halkbilimi Müzecili i, Türkiye de Halkbilimi Müzecili i ve Sorunlar Sempozyum Bildirileri, G.Ü.THBMER yay. Ankara, 2003) Amerikan halk kültürü araflt rma anlay fl, ça dafl Amerikan toplumu taraf ndan yaflanan ve yaflat lan de erlerin k rsal yada kentsel kesim ay r m yapmadan araflt r lmas, incelenmesi ve paylafl lmas düflüncesi üzerine kurulmufltur. Bu ba lamda aile hayat, adetler, inan fllar, ayinler ve kutlamalar, teknik icatlar ve beceriler, mimari tarz, geleneksel kostümler ve el sanatlar, müzik, dans, oyun, drama ve yemek piflirme al flkanl klar Greenfield Village gibi birçok aç k hava müzesinde yaflat lmakta ve ziyaretçilerle paylafl lmaktad r. Michigan State, Dearborn, Oakwood Boulevard mevkiinde kurulmufl olan Greenfield Village; folklor aç k hava müzesine gerçek bir örnektir. Buras genifl bir köydür. Ad nda müze terimi yer almamaktad r. Ancak ayn alan içinde Henry Ford müzesi de yer ald için Greenfield Village ve Henry Ford müzesi olarak an lmaktad r. Amerikan tarihinin 300 y ll k geçmiflini sergileyen bu müze 90 acres ( ngiliz dönümü) üzerinde kurulmufltur da Henry Ford düzinelerce binay ve milyonlarca zanaat eserini bir araya getirerek Amerikan n bu alanda en zengin koleksiyonlar ndan birini oluflturmufltur. Bu müzeyi gezdi inizde sokaklar n, binalar n, ve iç mekanlar n güzelli inin aksine Amerikan tecrübesini, kültürünü ve gelene ini kendi kendinize keflfedebilirsiniz. Henry Ford un genifl bir aç k hava müzesi vizyonu olarak ortaya ç kan bu

72 köy; bugün hiç tahrip olmadan korunan ve hizmet veren tarihi bina, tren istasyonu, atölyeler, ma azalar, banka, oyun alanlar, ekilip dikilen tarlalar, restoranlar, Henry Ford un otomobil müzesi, Edison un çal flma park, restore edilmifl otel evler ve gezi alanlar ile bir yerleflim merkezini and r r. (Visitor s guide, America s greatest History Atraction, the Henry Ford.) Burada buharl trenle bafllayan geçmifle yolculuk; tarihi kostümleriyle size rehberlik eden görevlilerle Amerikan evlerindeki hayat, atölyelerdeki canl üretimin ilgi çekici deneyimleri, yollarda gördü ünüz kocaman tek tekerlekli bisikletlere binen insanlar ve antika arabalarla yap lan gezilerle zenginlefltirilmifl Amerikan hikayeleriyle devam eder. (Resim 24, 25, 26, 27, 28) Bugün hala gerçek zanaatkarlar burada geçmiflte gelece in nas l flekillendi- ini göstermektedir. Craftwork bafll alt nda yer alan zanaat atölyeleri; dokuma, seramik, kereste, matbaa, cam, ipek çekme atölyeleri ve un de irmenidir. Bu artizan binalar, çevre düzenlemeleriyle birlikte, ifllerlik bütünlükleri korunarak tafl nm flt r. Örne in Un de irmeninin çark su ile döndürülmekte ve un yapabilmektedir. Bu atölyelerde çal flan ustalar her an demonstrasyon halinde üretim yapmakta ve izleyicilerin dikkatini dakikalarca gösterilere çekmektedir. Ayr ca üretilen ürünler sat fl ma azalar nda sat lmaktad r.(resim 29, 30, 31, 32) Özellikle seramik ve cam atölyeleri en aktif çal flan ve ziyaretçilerin dikkatini çeken yerlerdir. Geleneksel Amerikan seramiklerinin nas l flekillendi ini, gözünüzün önünde eski usûl f r nda ve ocakta erimeye bafllayan camlar n nas l vazolara dönüfltü ünü izleyebilirsiniz. Ayr ca eski moda merakl lar için kostümler de bulmak mümkün. örne in bir flapka dükkan nda 1800 lü y llar n kostümü içinde flapkalar n bak m, onar m ve reprodüksiyonlar ve yapma çiçeklerini yapan yafll bir han m n rehberli inde eski moda flapkalar izleyebilir ve istedi inizi giyip resim çektirebilirsiniz. (Resim 33, 34, 35, 36, 37) Müzede ntörnlük Simmons ntörnlük Program kapsam nda intörnlük baflvurular bir y l önceden yap l yor. Ancak bu programa kat labilmek için adaylar n sanatsal ustal - n n yan nda güçlü iletiflim yetene i ve sunum becerisine de sahip olmalar isteniyor. ntörnlük program na tarih, Amerikan halk bilim, müzecilik ve bu alanlarla iliflkili bilim dallar ndan mezun ö renciler baflvurabiliyor. Bu program kat l mc - lara ola anüstü mesleki deneyimler ve Amerikan tarihinin en önemli olaylar n yaflayarak ö renme f rsat sa l yor. Örne in seramik atölyesine ödemeli bir ifl olarak may s ve haziran aylar nda al nan intörnler burada çal fl rken ustal k ve teknikleri büyük oranda ö renme ve gelifltirmede eflsiz bir f rsat ortam bulurlar. Bu intörnler erken Amerikan seramiklerinin üretiminde, flekillendirmeden dekorasyonuna her aflamas nda çal fl r- lar. Ayr ca intörnlere bu sektörde var olabilmeleri için kendi form ve dekorasyonlar n üretebilme f rsat da verilir. Her intörn bir usta olarak hizmet veren workshop sorumlusunun gözetiminde çal fl r. Tarihi Araflt rmalar Enstitüsü ise intörnleri müze çal flmalar n çeflitli yönleriyle anlamalar için çal flmalara daha kapsaml kat lmaya cesaretlendirir. Simmons intörnlük program kapsam nda bir ses kay tl plak (disk) dökümantasyon projesi de yer almaktad r. The Henry Ford: Bu müzede yaklafl k 7500 plaktan oluflan XX. yüzy l n genifl bir gramofon plak koleksiyonuna sahiptir. Bu koleksiyon Henry Ford taraf ndan toplanm fl ve öncelikle y llar na ait Edison Diamond n plak kay tlar d r.bu plaklar büyük oranda dönemin popüler müzik stillerini yans t r ve ünlü müzisyenlerini içerir. Bu projede intörn; proje yöneticisi ve envanter kay t görevlisi ile çal fl r. ntörnün görevi ise kataloglama yapmakt r. (bkz: Kutlama programlar The Henry Ford Greenfield Village de Amerikan deneyimini hayata geçirmeyi hedeflerken sergilerin, demomstrasyonlar n yan nda otantik geleneksel kutlamalarla her yafltan ziyaretçileri zaman içinde yolculu a ç kararak Amerikan halk n n gerçek hayat hikâyelerini gerçek ortamlarda yaflatmay amaçlam flt r. Bu programlar Greenfield Village Program Araflt rma grubu taraf ndan, aylarca önceden internette ilan edilerek kat l mlar n kaç kiflilik kapasiteye ulaflaca- araflt r l r ve art fl raporlar haz rlan r. (bkz: Greenfield Village de mevsimlik, tarihi ve toplumsal olaylar n n yan nda Amerikan halk n n farkl zamanlardaki kutsal bayramlar da kutlama programlar kapsam ndad r. Bu programlar sonbaharda hasat günleri, antika araba festivali, cad lar bayram (Halloween), flükran günü (Thanksgiving), paskalya-yortu (Easter), Cristmas gibi kutlamalard r. Sonbahardaki hasat günleri 7 eylülden 31 ekime kadar özel programlarla kutlan r. Bu programlar aras nda geleneksel yemek piflirme gösterileri ile tarihi sonbahar yemeklerini tatma f rsat, dans ve e lencelerle hasat toplama iflleri de yer al r. Bu ifller isteyen ziyaretçilerle birlikte, ve onlara ö retilen eski usullerle yap l r. Ürün toplama ise atalar n n kulland buharl ürün toplama makineleri kullan larak yap l r. Sonbaharda a açlar n renkleri k rm z n n her tonundan sar ya, yeflilden kahve tonlar na inan lmaz güzelli e büründü ü için özellikle geziler bu mevsimde düzenlenmektedir. Bu gezilerde köy içindeki ulafl m; yürümenin yan nda buharl tren, atl arabalar, fayton yada T model motorlu eski Amerikan arabalar yla yap lmaktad r. Yine eylülün ilk hafta sonunda antika araba festivali düzenlenir. Bu festivale 1933 ten önce üretilen motorlu araçlar kat labilir. Festival günlerinde araba sahipleri aileleri ile birlikte 1930 lu yada daha önceki y llar n kostümleri içinde gelirler ve arabalar n görücüye yani jüri ve halk n be enisine sunarlar. Köy o günlerde antika araba kamp na dönüflür. Festivalin sonunda jüri en güzel ve en

73 bak ml antika arabay seçerek ilan eder. Hafta sonu boyunca antika araba merakl lar enfes tarih tad ndaki kendi arabalar n n motorlar n çal flt rarak köy sokaklar nda gezmenin zevkini sürdürürler.(resim 38) Greenfield Village de Henry Ford araba müzesi ve büyük bir tiyatro binas da yer almaktad r. Bu tiyatroda gelen ziyaretçilere müzedeki programlar hakk nda bilgilendirici tan t m filmleri ve Amerikan deneyiminin belgeseli de gösterilmektedir. Bu köy müzenin, bir günde gezilmesi ve tam olarak her biriminin incelenmesi imkans zd r. Bu yüzden turlar düzenlenmekte ve hafta sonlar burada geçirilmektedir. Sonuç Greenfield Village'de bir aç k hava müzesinde bulunabilecek her fley düflünülerek yer seçimi yap lm fl, binalar n yerleflim planlamas kusursuz projelendirilmifl, iç donan mlar ve dekorasyonlar eski haline sad k kal narak yap lm flt r. Ayr ca gelen ziyaretçilerin her türlü ihtiyaçlar düflünülerek e lence alanlar, tarlalar, genifl yollar, park yerleri, kal nacak yerler, al fl verifl merkezleri ve restoranlar müze alan içinde yer almaktad r. Bugün var olan müzelerimizin yetersizli i bilinen bir durumdur. Kültür ve Turizm Bakanl n n bugünden sonraki müze projelerinde uzun vadeli ve somut olmayan kültürel miras m z n zenginli ini de hesaba katarak, yurtd fl ndaki bu tür müze örneklerini inceleyerek projeler üretmesi, bütün Türk halk na ve kültürüne yap lacak en iyi hizmet olacakt r. Öyle bir müze ki el sanatlar m z n hepsi orada icra edilebilir, sat fla sunulabilir, milli kimli i olan gösteri sanatlar m z n hepsi bu müzedeki gerçek icra ortamlar nda hayat bulabilir, gelen ziyaretçilerin Tütk konaklar nda a rlan p, eski k raathanelerde çaylar n, Türk kahvelerini yudumlayarak, binbir gece masallar nda yaflar gibi büyülü bir Türk tecrübesinin inan lmaz zenginli inin tad na varabilecekleri bir yer olmal d r. Binalar n iç donan m asl n n ayn s yani reprodüksion üretimle dekore edilmelidir. Binlerce y ll k geçmifle sahip Türk kültürünü dünyaya tan tmak Türk kültüründe gerçekte olmayan dansöz oynatarak yap lmamal d r. Gerçek kimli imizde olan orta oyunu, meddah yada geleneklerimizdeki s ra geceleri, k na geceleri, dü ün hamamlar gibi saymakla bitmeyecek geleneksel törenlerimizin ne kadar ilgi çekici gösteriler yada gelen yabanc turistlerin kat lmak ve bizzat içinde yaflamak isteyecekleri sunumlard r. Bu müzenin Safranbolu gibi yaflayan tarihi yap s n n bozulmad bir baflka köy ya da ilçemiz boflalt l p, restore edilerek ve o köy halk na da yak n bir yerde yeni yerleflim merkezi oluflturularak, hatta yapabilecekleri baz ifllerde e itilip ifl verilerek de gerçeklefltirilebilece i düflünülebilir. Çünkü bilindi i gibi Amerikan halk n n geleneksel bina yap lar ahflap ve yap m, hatta tafl n p baflka bir yere montaj n n yap lmas kolayd r. Nitekim Greenfield Village böyle kurulmufltur. Bu bak mdan restore edilen tarihi bir yerleflim merkezi gerçek bir aç k hava müzesi olacakt r. TARTIŞMA A. SANTUR: Say n P nar Somakç n n bildirisindeki müze tasnif sistemi üzerinde durmak istiyorum. Kapal alan müzesi, aç k alan müzesi gibi bir tasniften söz ettiler. Fakat dünya müze sisteminde, Uluslararas Müze Konseyi nde böyle bir ifadenin yer ald n sanm yorum. ICOM aç k bir dille müze sistemini tan mlam fl, aç k hava müzeleriyle ilgili ayr nt l bir aç klama yapm flt r. Burada, folklor malzemelerini hedef alan müze sistemi aç k hava müze sistemi olarak ele al nm flt r. Bizim kapal alan müzesi veya aç k hava müzesi gibi iki ayr tasnif sistemi yapmam z ne kadar do ru olur? kinci olarak aç k hava müzesi asl nda hem aç k alanlar yla hem kapal alanlar yla bir bütünlük teflkil eden bir müze sistemidir. Aç k hava müzeleri ayn zamanda arflivleriyle, kütüphaneleriyle, daimi servis salonlar yla, toplant salonlar yla, ziyaretçileri bilgilendiren seksiyonlar yla bir bütündür. Burada aç k alandaki sergilemeler malzemenin büyüklü üne ba l olarak daha büyük bir alan kapsayabilir. Ancak bu aç k alandaki malzemelerin dahi her biri birer kapal sergileme alan n ifade ediyor. Kapal alan müzesi olarak ifade edilen, a rl kl olarak arkeoloji müzeleridir. Arkeoloji müzelerinin de bir tak m malzemelerinin aç k havada sergilendi i görülür. P. SOMAKÇI: Müze çeflitleri konusunda cinsine, statüsüne ve mekan na göre grupland rmalar oluflmufltur diye bahsetmifltim. Buradan yola ç karak mekan na göre her ikisini ayr ayr tasnif ettim. A. AKTAfi: Roma aç k hava müzesinin kütüphanesi ve herhangi bir bilgilendirme yeri yok. Sadece aç k havada bulunmakta ve birkaç bloktan oluflmaktad r. Say n Alparslan Santur un söyledikleriyle pek ba daflm yor. Biraz aç klama yapabilir mi? A. SANTUR: Son zamanlarda ülkemizde nereden duyuldu bilemiyorum ama biz aç k hava müzesinin kurulmas için çaba harcarken arkeolojik kal nt larla ilgili müzelerin adlar n n de ifltirilerek aç k alan müzesi haline getirildi i görülüyor. Bunlardan bir tanesi de ne yaz k ki Roma Müzesi. Roma Müzesi sadece arkeolojik kal nt lar olan bir müze olup, bana göre ve ICOM un yapt müze tasnif sistemi çerçevesinde bir aç k hava müzesi de il bir arkeoloji müzesi veya aç k alan sergilemesidir. Bu yanl fll k, biz folklor aç k hava müzesini kuruncaya kadar devam edecek gibi geliyor

74 VII. OTURUM /SESSION 7 KÖY SEY RL K OYUNLARI KÜLTÜREL M RASININ MÜZELENMES Exhibiting the entertaining plays of a village that form part of cultural heritage Erman ARTUN ABSTRACT The following rules must be taken into consideration in order to exhibit the entertaining plays of a village that are part of intangible cultural heritage 1) The exhibition in a museum must be done by experts. 2) The entertaining plays of a village must be performed in their natural environment. 3) The exhibition must be done in the context of a reproduction of its real environment. Key words: Village, entertaining plays, exhibiting, museum, play Geçmiflin kültür de erlerini belirli bir düzen içerisinde korumak ve sergilemek için oluflturulan aç k ve kapal ortamlara müze denilmektedir. Günümüzde müzeler; kültür varl klar ile ilgili tafl n r tafl nmaz tüm yap, eflya, belge, an t ve kal nt lar tespit ve tescil etmek, korunmalar n sa lamak, bunlar de erlendirerek insanl n hizmetine sunmak gibi ifllevlerle donat lm flt r. ster binlerce y l, isterse yüz y l öncesine dayans n, belirli bir uzunlu a sahip geçmifli olan, kaybolmaya yüz tutmufl pek çok konudaki eserler müzelerde korunmakta ve insanlar n görüflüne sunulmaktad r. Bilime, sanata ve sosyal yaflama yönelik çeflitli amaçlar tafl yan, toplumun geliflmesi ve e itilmesi için vazgeçilmez olan müzeler; devletler, kurumlar hatta kifliler taraf ndan kurulup gelifltirilmektedir. Anadolu nun çok zengin tarihi geçmifline ve bu geçmiflin bize b rakt kültürel de erlere karfl l k müzecilik faaliyetleri ülkemizde ciddi anlamda 19. yüzy lda ele al nmaya bafllanm fl, bu alanda bilimsel çal flmalar ise Cumhuriyet in ilan ndan sonra h z kazanm flt r. Milli kültürümüzün sergilendi i müzelerin ço almas ve yurt çap nda yayg nlaflmas ise 1920 li y llardan itibaren Atatürk ün bu konuya verdi i önemin sonucudur. Kültürlerin somut olmayan alan na; diller, dinler, gelenekler, görenekler, töreler, ard ndan; anonim halk edebiyat n n sözlü ürünleri, seyirlik oyunlar, ritüeller, mitler vd. girer. Soyut kültür ve miras n n da korumaya al nmas art k uluslararas bir konudur. Bilgi ve e itim boyutuna a rl k vererek, somut olmayan kültürel miras n saptanmas, korunmas, teflviki ve aktar lmas n hedef alan politikalar gelifltirilmelidir. Somut olmayan kültürel miras kültürel çeflitlili in aynas d r. Uygarl klar oluflturan yüzy llar boyu birikmifl somut olmayan kültürler ve miraslar korunmal sahiplenilmeli. Somut olmayan kültürel miras ça dafl evrensel de erlere, insan haklar na sayg l olmal, bunlarla çat flmamal. Bunun için yüzlerce de il binlerce y l önce oluflmufl ve özellikle dinsel anlam ve yapt r m kazanarak kemikleflmifl pek çok gelene in dikkatle ele al nmas gerekiyor. Somut olmayan kültürel miras n çok boyutlu ifadesi bir yandan insanlar n ve insan topluluklar n n kültürel kimliklerinin ana kaynaklar ndan bir k sm n olufltururken, öte yandan da tüm insanl n paylaflt ortak bir servettir. Bu miras n kökleri yerel tarihlerin ve do al çevrelerin derinliklerine uzan r ve di er ögelerin yan s ra, bir o kadar çeflitli dünya görüflünü yans tan çok say da dilde ifade bulur. Kültürel çeflitlili in korunmas için gerekli temel unsurlardan biridir. Somut olmayan kültürel miras, her düzeydeki bireylerin ve insan topluluklar n n de erler ve ahlak standartlar arac l ile dünyay kavray fl flekillerini ifade etmelerine olanak veren bir dizi yaflayan ve sürekli olarak yeniden yarat lan yol ve yöntemlerden, bilgiden ve ifade yollar ndan oluflur. Somut olmayan kültürel miras, insan topluluklar aras nda bir ait olma ve devaml l k yarat r ve bu nedenle de yarat c l n ve kültürel yarat n n ana ögelerinden biri olarak kabul edilir. Bu aç dan bak ld nda, kültürel mirasa, somut olan ve olmayan kültürel miras aras ndaki dinamik ba lar ve bunlar n birbirleri ile olan yo un al flveriflini dikkate alan kapsaml bir yaklafl m n geçerli k l nmas gerekmektedir. Somut olmayan kültürel miras n korunmas ve aktar lmas esas olarak bu mirasla ilgili olan aktörlerin bu konudaki niyetlerine ve etkin müdahalesine ba l d r. Bu sürecin sürdürülebilir k l nmas için, hükümetlere tüm ilgili taraflar n demokratik kat l m n sa lamaya olanak verecek önlemleri almak görevi düflmektedir. Çat flmalar, afl r ticarileflme, denetimsiz kentleflme veya k rsal alanlardaki çöküntü nedeniyle, yok olma veya marjinalleflme tehlikeleri ile karfl karfl ya olan somut olmayan kültürel miras n son derece k r lgan oluflu, hükümetlerin somut olmayan kültürel miras n hangi kapsam içinde ifade edildi i ve yay ld n dikkate alan kararl eylemlerini gerekli k lmaktad r. Küreselleflme süreci, bir yandan somut olamayan kültürel miras n tek düzeleflmesini ciddi bir tehdide dönüfltürürken, öte yandan da a rl kl olarak yeni bilgi ve iletiflim teknolojileri arac l ile bu miras n yay lmas n olanakl k labilir ve böylelikle korunmaya de er bir dijital miras da yaratabilir. Bu nedenle küreselleflme tüm insanlar için ortak bir referans dizisinin ortaya ç kmas n olanakl k - larak, baflkalar n n daha iyi anlafl lmas na ve çeflitlili e sayg duyulmas na yol açacak dayan flma de erlerini ve hoflgörüyü teflvik edebilir. Kalk nman n temellerinin oluflturulmas, somut olmayan kültürel miras n bar nd rd de er ve uygulamalar n zenginlefltirilmesine dayal çok yönlü bir kalk nma vizyonunun do mas n gerektirmektedir. Somut olmayan kültürel miras,

75 yaflam verdi i kültürel çeflitlilik gibi, sürdürülebilir kalk nma ve bar fl n garantisidir. Bilgi ve e itim boyutuna a rl k vererek, somut olmayan kültürel miras n saptanmas, korunmas, teflviki ve aktar lmas n hedef alan politikalar gelifltirilmelidir. Kültür, uluslar birbirlerine yak nlaflt rmakta, insanlar n bar fl ve hoflgörü içinde yaflamalar n n temelini oluflturmaktad r. Bu nedenle, insanl n kültür birikimi içinde önemli yer tutan Somut Olmayan Kültürel Miras konusunun uluslararas toplumun dikkatine sunulmas ve insanl n bu de erli hazinesine gereken ilginin gösterilmesi özel bir önem tafl maktad r. Toplumlar n yaflam biçimlerini belirleyen öyküler, destanlar, kuflaktan kufla- a, dilden dile aktar lan ve kültürel zenginli in temelini oluflturan, Somut Olmayan Kültürel Miras konusuna e ilecek olmalar, dünya halklar n n bu zenginliklere verdikleri önemi belirgin bir biçimde ortaya koymaktad r. Kültürel de erlere sahip ç k lmas sa l kl bir sürdürülebilir geliflmenin temellerinin pekifltirilmesi bak m ndan vazgeçilmez bir ögeyi oluflturmaktad r. Kültürel zenginlik, yarat c l - beraberinde getirmekte, yarat c l k da sa l kl ekonomik ve toplumsal geliflmeyi desteklemektedir. Kültürel çeflitlili imizin aynas n oluflturan ve k saca somut olmayan kültürel miras olarak adland r lan miras n korunmas gereksinimine dikkat çekecek ad mlar zaman nda at lmad r. Sözlü kültür, insanlar n belle inin bütün toplumlarda yaflamas n n ön kofluludur. Ancak böylelikle medeniyetler kültürü korunabilir. Korumak için bilmek laz md r. nsanlar n iletiflimi dilledir. nsanlar n yerini kimse alamaz. Dillerin yerini kimse alamaz. Her y l yüzlerce lisan kayboluyor. Onun için dilleri mutlaka korumal y z. Dünyada bugün uygarl k olarak niteledi imiz de erler bütünü, insanl n ulaflt düzeyi göstermektedir. Bu de erlerin oluflmas nda toplumlar n birbiriyle etkileflim içinde olan kültürlerin de kuflkusuz büyük katk s bulunmaktad r. Dünyam z n bu kültürel zenginli inin ve çeflitlili inin korunup gelifltirilmesini sa lamak hepimize düflen bir görevdir. Kuflkusuz korunacak gelene in, en az ndan, ça dafl evrensel de erlere, insan haklar na sayg l olmas, bunlarla çat flmamas gerekiyor. Bunun için yüzlerce de il binlerce y l önce oluflmufl ve özellikle dinsel anlam ve yapt r m kazanarak kemikleflmifl pek çok gelene in dikkatle ele al nmas gerekiyor. Sierra-Leone de k z çocuklar n n sünnet edilmesi ya da Nijerya da evlilik d fl iliflki kuran kad n n tafllanarak öldürülmesi gelene inin korunmas n düflünmek bile insanlar tedirgin ediyor. Köy Seyirlik Oyunlar 1)Ritüel Kökenli Töresel Seyirlik Oyunlar Do al olaylar n de iflkenli i ilkel insanlar do rudan etkilemifl, her y l do ada meydana gelen büyük de ifliklikler, insanlar bu de ifliklik üzerinde düflünme- ye zorlam flt r. lkel insanlar bu de ifliklikleri büyü yoluyla etkileyebilece ine inanm fl, günefli do urmak, ya muru ya d rmak, yemiflleri oldurmak, hayvanlar üretmek ve bahar getirmek için büyü törenleri yapm fllard r. Bu törenlerde Tanr n n ölüp dirilmesi olay canland r lm flt r. Bahar n bafllang c nda gün dönümlerinde yap lan ölme ve dirilme olay n canland ran bu törenlerin amac üstün güçleri etkilemek, de iflimi h zland rmakt r. lkel insan ya da topluluklar, yaflamlar n daha iyi sürdürebilmek ve güçlükleri yenmek için büyü tören gibi çeflitli yollara bafl vurmufllard r lkel insanlar dünyaya geldikleri ilk dönemlerde meydana gelen do a olaylar n n nedenlerini çözememifl ve bu olaylar n etkilerine karfl korunmak için törenler yapm fllard r. Köy seyirlik oyunlar üreme, hasat, do an n canlanmas ve ölümü gibi konulara dayanmas dolay s yla y l n belli zamanlar nda oynanan oyunlard r. Bir baflka ifadeyle, belirli bir takvime göre ortaya ç karlar. a.do an n Canlanmas çin Oynanan Oyunlar b.hasat Sonu Oynanan Oyunlar c.hayvanlar n Üremesi çin Oynanan Oyunlar (Saya Gezme) 2)E lence Amaçl Seyirlik Oyunlar Ritüel kökenli seyirlik oyunlar n tarihçesindeki geliflim e lence amaçl seyirlik oyunlar için de geçerlidir. Ancak ritüel törenlere dayanan seyirlik oyunlar zamanla toplumsal konular iflleyen oyunlar haline dönüflmüfl, ayn zamanda e itici ve e lendirici bir özellik kazanm flt r. nsan do aya egemen olmaya bafllad kça büyü yapmaya da eskisi kadar ihtiyaç duymam flt r. Bunun sonucunda, bu oyunlar n ifllevi azalm fl, zamanla komik ögeler girmifltir. Ayr ca oynama zamanlar n n da de iflmesi bu oyunlar n dü ünlerde, bayramlarda özel günlerde sadece e lence için oynanmalar n ortaya ç karm flt r. Bu ayn zamanda toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel de iflimlerinin de bir sonucudur (fiener, 1993: 23; Artun, 1993:11; Özhan, 1992:187: Ant, 1975:4; Karada, 1978:12; Kazmaz, 1983:170; Artun, 1998:171). Bildirimizde somut olmayan kültürel miraslar m zdan köy seyirlik oyunlar - n n müzelenmesi konusundaki görüfllerimizi flöylece s ralayabiliriz: 1. Arflivleme, müzeleme, bilimsel yay n yapma, dondurmaya yönelik korumad r. Gelifltirme kuflaktan kufla a aktar m n sa lama, e itim ve ö retim kurumlar nda ve medyada yaflamas n ve toplumda de er kazanmas n sa lamad r. E itim ve ö retim kurumlar nda ve medyada Geçmifli biliyorsan z kendinizi gelece e haz rlayabilirsiniz düflüncesi ifllenmelidir. 2. Somut olmayan kültürel miras n aç k hava müze teflhirlerinde (sergileme) görsel aç dan yeterli olmas aran r. Bu nedenle müzeleme ve sergileme uzmanlarca yap lmal d r. 3. Geçmiflle bugünü birlefltiren de erler topluca bir aç k hava müzesinde sergilenmelidir. Somut olmayan kültürel miras n do al ortam genellikle köy ortam oldu u için örnek bir Türk köyü kurulmal d r. Köy seyirlik oyunlar köyler

76 de avlularda ve odalarda oynand için erkeklerin oynad klar oyunlar avluda, kad nlar n oynad klar oyunlar evde sergilenmelidir. 4. Oyunlar oynayan oyuncular n mankenlerine oyun giysileri giydirilmeli, oyunun do al ortam haz rlanmal d r. 5. Köy seyirlik oyunlar n tan tan yaz ve resimler haz rlanmal d r. Bunlar sergilenirken elektronik panolardan (bilboard) yararlan labilir. Panoda sunumu yap lan nesneyle ilgili film gösterisi yer alabilir. 6. Aç k hava müzesinin rehber kitab, broflür, afifl, plan, etkinlik programlar haz rlanmal ve kaynak yay nlar sergilenmelidir. 7. Köy seyirlik oyunlar belli günlerde oynanarak küreselleflmenin tek biçimlilefltirme tehlikesine karfl korunmal d r. 8. Günümüz internet teknolojilerinin kazand ivmede müzenin sanal bir örne inin olmas kaç n lmazd r. Bunun için gerekli bilgisayar ve yaz l m alt yap s gereksinimi karfl layacak biçimde oluflturulmal d r. Yap lacak sitede foto raflar, gerekirse video görüntüleri yer almal, kataloglar içinde sergilenen ürünlerle ilgili bilgiye kolayca ulaflabilmek için bir arama motoru da konulmal d r. Sitenin ara yüzü görsel olarak ilgi çekici olmal, dikkati da tmayacak, konuya odakl bir ana sayfa haz rlanmal d r. 9. Sanal ortamda yap lacak bir müzede web kameralar arac l yla canl yay n yap labilir. Sanal ortamda genifl bir aç k hava müzesi içinde bir alanda yap - labilece i gibi her bir ürün için ayr birer müze sitesi yap labilir. Bunlar aras ndaki ba lant lar, gönderimler kendi içinde kurulabilir. 10. Sanal ortamda bugüne kadar yap lan yay nlar n sergilendi i bir sanal kitap müzesi de aç labilir. Bu gerçek ortamlar için de geçerli bir durumdur. SONUÇ: Geçmifl kuflaklar n ald kararlar gelecek kuflaklar do rudan etkilemektedir. Kültürel miras n korunmas ve gelecekteki kuflaklara sunulmas amac na yönelik çabalar desteklenmelidir. Bu toplant da dile getirilecek görüfllerin, yap lacak tart flmalar n ve al nacak kararlar n kültürel zenginliklerimizin, gelecek kuflaklara yitirilmeksizin iletilmesi yönünden bir dönüm noktas oluflturaca inanc yla hepinize baflar ve esenlikler diliyorum. KAYNAKLAR Artun, Erman (1993), Cemal Ritüeli ve Balkanlardaki Varyantlar, Kültür Bakanl Yay nlar, Ankara. Artun, Erman (1998), Tekirda Halk Kültürü Araflt rmas, TGY D Yay nlar, Tekirda. And, Metin (1975), Ritüel Niteli i, TFA Y ll, Ankara. Karada, Nurhan (1978), Köy Seyirlik Oyunlar, Ankara. Kazmaz, Süleyman (1983), Köy Tiyatrosu, II. Milletleraras Türk Folklor Kongresi Bildirileri, Ankara. fiener, Sevda (1993), Oyundan Düflünceye, Gündo an Yay nlar, Ankara. E LENCE-MÜZE L fik S VE TÜRK E LENCE GELENE ARAfiTIRMA-UYGULAMA MERKEZ The relations of the museum and entertainment and the Turkish Entertainment center/museum Nebi ÖZDEM R ABSTRACT In this paper, the relations between the museum and entertainment are determined and clarified. Firstly, some information about specific cases is given. Afterwards, it is explained why the museums, usually dubbed temples of seriousness, utilize entertainment, usually described as being non-serious. In the end, some suggestions are given on the establishment and management of a Turkish Entertainment Center/Museum. Key Words: Entertainment Museum, Turkish Entertainment Center/ Museum. Bu bildiride, Türk kültürünün etkin geleneklerinden biri olan e lence alan ndaki yarat lar n ça dafl müzecilik yaklafl mlar kapsam nda de erlendirilmesi tart fl lacakt r. Türk kültürünün en dinamik, ilgi çekici, gösterim boyutu güçlü, dolay s yla küresele h zla tafl nan alanlar ndan birini oluflturan ve içinde dans, müzik, yiyecek-içecek, gelenek, görenek, giysi gibi pek çok geleneksel ya da popüler yarat y içeren e lence gelene inin müzelenmesi ya da kültür araflt rma ve uygulama merkezi kapsam nda de erlendirilmesinde kullan lacak yöntem ve yaklafl mlar n belirlenmesi ve gelifltirilmesi, bu bildirinin temel amac n oluflturmaktad r. A. Kavramlar: a.e lence: Gelece in en tutulan mesleklerinden biri, hiç kuflkusuz ki, mutluluk bilimini uzmanl olacakt r. Disiplinler aras nitelik tafl yacak bu bilim dal, her türlü yaflam sorunlar n çözen ancak bir türlü mutlulu a ulaflamayan insano luna mutlulu unu yaflayabilme olanaklar yaratmaya çal flacakt r. Bu yarat lar n, yöntem, araç ve ortamalar n n bafl nda da geçmiflte oldu u gibi gelecekte de e lence olacakt r. Çeflitli sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik ve hatta bilimsel kayg lar yüzünden e lence, yaflam n merkezinden uzaklaflt r lmaya çal fl lm flt r. Mutluluk biliminin temel amaçlar ndan biri de e lencenin yaflamsal öneminin yeniden anlafl lmas n sa lamak olacakt r. Özellikle modernite ve geç-modernite ya da sibernik ça n insan, ifline çok zaman ay rarak yaflam düzeyini yüseltmekle mutlu olaca n düflünmüfltür. Bu kadar çal flman n karfl l nda, çok kere h zla tüketilen anl k yapay mutluluklarla yetinmek durumunda kalm fl ve kalmaktad r

77 Nitekim verimlilik peflinde koflanlar, e lenceye ayr lan süreyi art rmaya çal flmaktad rlar. Di er bir deyiflle, ifli e lenceye-e lenceyi ifle dönüfltürme çabas içindedirler. Çünkü, gereksiz ve abart lm fl bir ciddiyetin, yaflam n her alan nda yarat c l k ve özgünlü ü yok etti i belirlenmifltir. Gerçekte abart l ciddiyet, gülünçlük ve mizahili e çok daha yak nd r. Her topluluk, gelenek üzerinde kendi e lence dünyas n veya sistemini yaratm fl ve dolay s yla e lence kavram, yaflan lan kültür dönemine ve ortam na göre yeni anlamlar ve ifllevler kazanm flt r (genifl bilgi için bkz. Özdemir 2001). Kültürel bir olgu olarak e lence, bir taraftan müstakil bir alana özgü gelene- i, di er taraftan da kültürün di er geleneklerinin yarat ld, yaflat ld, aktar ld ve dönüfltürüldü ü bir ortam ifade etmektedir. Bu aç dan tan mland nda e lence, insanl n en etkin kültürel dinamiklerinden biridir. Türk kültürü aç s ndan e lence terimi, sataflma, alay, faydas zl k, haylazl k, kolay ifl in yan nda latife yapma, hoflça vakit geçirme, zevk, durma, kalma, cünbüfl, avutma, toplant, flenlik, oyun arac, keyif sürme, dans, müzik, oyun, tören, ferahlama, ikram, yeme-içme, dinlenme gibi anlamlar ifade edecek flekilde kullan lm flt r. Sözlüklerimiz e lence ile ilintili pek çok kelimeyle doludur. Bu sözcükler, e lenme eylemini ve ifllevini (avutmak, keyfetmek, zevketmek, ferahlamak vb.), e lence mekan n (lunapark, e lence merkezi, dreamland vb.), e lence araç ve türünü (tombala, tavla, sal ncak, parti vb.), e lencedeki içecekleri (çay, kokteyl vb.) ve e lence etkinliklerini (dans, müsamere, gösteri, oyun vb.) belirtmektedir (TDK 1957, 1967, 1971, 1972, 1988; Özdemir 2001) y llar aras nda gerçeklefltirilen derlemelerden elde edilen ve 1952 y l nda Türkiye de Halk A z ndan Söz Derleme Dergisi nin Folklor Sözleri ad yla yay mlanan 6. cildindeki malzemelerin büyük bir bölümü e lence ile ilgilidir(tdk 1952). Bu say adeta, Türk halk e lenceleri sözlü ü gibidir. Günümüzde bu kelimelerden baz lar, art k kullan lmamaktad r. Yaflam biçimlerinde de iflmeler sonucu aba atma, arap oyunu, aynu faynu, çelken, dan fl k yeme i, ç vga, golanka, k zz k, honça, kifli afl, s ra gezmek, oturak, tolaka oyunu, afl k oyunu, yüzük oyunu, sançmak, yom, sohbet yeme, s ra gezme, flirince nin yerini aqua park, fantasyland, türkübar, saloon, gameland, aktivcenter, internette sörf, chat, televole, Türkstar vb. alm flt r. Geçmifl dönemlerde odu u gibi günümüzde de kültür de iflmelerinin büyük bir bölümü, yerel-sözel kültürün egemen oldu u yerleflim birimlerinde yap lmaktad r. Günümüzde ise nüfusun ço unlu unun yaflad kentlerdeki insanlar n özellikle e lence sistemlerini esas alan kültür bilimi çal flmalar yap lsa, daha k - sa sürede ve daha az maliyetle istendik sonuçlar elde edilebilir. Bu tür çal flmalar n yap lmamas, herhalde e lence gibi ciddiyet karfl t bir nitelik tafl d varsay lan alandan tutarl verilerin elde edilemeyece ine olan bilim d fl savdan kaynaklanmaktad r. Türklerin, ölüm d fl ndaki, bütün geçifl dönemi etkinliklerinin büyük bir bölümünü e lenceler oluflturmaktad r. Bu türden e lencelerin genellikle dinsel uygulamalarla içiçe oldu u görülür. nanç-e lence birlikteli i, slamiyet le birlikte or- tadan kalkmam fl sadece biçim de ifltirmifltir. Türk sosyo-kültürel yaflam nda bu ikiliye çok kere siyaset de efllik etmifl ve etmektedir. Hanl k döneminde toylar, e lencelerin yan nda kurbanlar n adand ve kurultaylar n topland, devlet yönetimiyle ilgili kararlar n al nd toplumsal etkinliklerdir. Bu gün de siyasilerin yerel festival, tören ve e lencelere kat lmaya özen göstermeleri, Türk siyasal kültüründeki süreklili i göstermesi bak m ndan dikkat çekicidir. Toy, flölen, potlaç gibi kutlama ve e lence geleneklerine sahip Türkler için e lence, gönül açan d r (Özbekler: köngil aç fl; K rg zlar: könül açu; Kültür Bakanl 1991: ). Yeni co rafya ve dinle birlikte Türk insan felekten bir gün çalmaya, felekten kam almaya (A akay 1956: 32-36) çal flm flt r. Bir süre çat lan keyifler yerini, özellikle ekonomik sorunlar n doru a ç kt dönemlerde eller havada vur patlas n, çal oynas n alm flt r. nsanl k tarihi yak ndan incelendi inde, e lencenin doru a ç kt dönemlerin hep buhranl devirlerle eklemli oldu u görülmektedir. Televole adl kültürel ürün, bu durumun Türkiye deki son örneklerinden biridir. Kitle ya da tüketim kültürünün egemenli inin onayland bugün, e lence sat labilen ve çok türlü, genifl insan gruplar n n hofllanabildi i herhangi bir anlat, gösteri ve yaflant lar fleklinde tan mlanmaktad r (Barnouw ve Kirkland 1992: 50). Dolay s yla e lence, yerel ya da flu ana kadar bilinen ba lam ve anlamlar ndan farkl olarak bir tüketim unsuruna dönüfltürülmektedir. Kitle kültürü profesyonelleri bu ifllemin ilk aflamas olarak da var olan e lence geleneklerinden yararlanmaktad r. Süreç, kayna n amaca uygun taraflar n n yeni biçimlerle ve tektürlefltirilerek tüketicilere sunulmas fleklinde gerçekleflmektedir. Böylelikle e lendi ini sanan günümüz insan, hem kendisini hem de geleneksel e lence sisteminde yer alan unsurlar tüketmektedir. Özetle sanal ve elektronik e lence araç ve ortamlar, geleneksel e lence sistemleri üzerinde san landan daha büyük etkiler yapmaktad r. Bu sempozyumun da temel amac, ulusal düzeyde söz konusu kültürel tüketimin en h zl yafland somut olmayan alanlardaki özgün yarat lar kurtarmak, yaflatmak ve gelifltirmektir, di er bir ifadeyle tats z meyveye dönüflmesinin önüne geçmektir. Bireyin nas l, nerede, ne zaman ve ne ile e lenece i önceden planlanmaktad r. Üretim band n n h z na yetifltirilmeye kodlanan tüketiciler, e lenemeyen ancak az sonra komutlar yla e lenceyi takip eder hale getirilmektedir. Birey, tüketti i sürece var oldu u yan lsamas içine çekilmekte, çok k sa yapay e lenceleri tadabilmek için daha fazla üretmek ve çal flmak zorunda kalmaktad r. Kitle iletifliminin ortaya ç kmas yla birlikte kültürün, dolay s yla e lencenin, bir endüstriye dönüfltü üne iflaret eden Tania Modleski, Gillian Skirrow dan atfen, ilerde kitle e lencesini tafl yan uydular n yan nda kablonun kanal aras nda yerel kalarak bir gettoya dönüflece ini belirtir(modleski 1998: 34). Neil Postman da Televizyon: Öldüren E lence adl kitab nda kamusal söylemin ortadan kald r l fl na dikkat çekerek bu türden e lenceleri tükenmifl kapitalizmin kal nt s ya da kapitalizmin olgunlaflm fl tats z meyvesi nitelendirmektedir (Postman 1994: 12)

78 Yine, faydas z, bofl ifl olarak nitelenen e lencenin, bugün dünyan n getirisi en yüksek ekonomik sektörlerinin bafl nda gelmesi de flafl rt c d r. Örne in Disneyland ve Hollywood, mali aç dan, dünyadaki pek çok ülkenin bütçesinden daha büyük bir bütçeye sahiptir. Ayn durum, eloktronik oyun sektörü için de geçerlidir. Kentlerin tutsa haline gelen ça dafl insan, ifl-bofl zaman, kamusal -özel, siyaset-aile, ifl yaflam -duygusal hayat gibi dikkatle ve yapay olarak bölünmüfl alanlarda yaflamak zorunda b rak lm flt r(modleski 1998: ). Bu bölünmüfllü ün yaratt gerilim de yarat lan yeni ürün ve alanlarla giderilmeye, ortadan kald r lmaya çal fl l r. Birey, oldukça büyük bedeller ödeyerek elde etti i bu dinlenme ve e lenme alanlar nda, bu ikilemi yaratanlar n nesnesi olmaya devam eder ve bir türlü yaln z kalamaz. Yarat lan kitle kültürü ürünleri, bireyin ifl d fl, bofl zamanlar nda da kuflatmaya devam eder. E lence nedenleri ve biçimleri, sözde birey ad na, kurgulan r ve üretilir. Birey, daha ne isteyecektir?, ona sadece tüketmek kal r. Birey e lenirken kendini tüketme durumunda b rak l r. Seçme hakk - na ancak tüketilirken sahip olunur. Gündelik yaflam n çark içindeki kentli insan, bu çark n d fl nda geçirece i anlar için bütün yaflam n anlaml olarak alg lama yan lsamas na kendini kapt r r. Bir haftal k tatil köyü tatili için bütün y l çal flt - n unutup, orada geçirece i veya geçirdi i anlar n hülyas na kendini b rak r. Bu gerçekli in, e lence ba lam ndaki içinin boflalt lmas ndan baflka bir fley de ildir. Modleski bu durumu gerçeklikte yok edilen, fiilen ortadan kalkt ktan sonra kendini temsil edecek biçimde, imge ve ideolojide yeniden sunulmas fleklinde aç klar(modleski 1998: 150). Benzer bir de erlendirme de televizyon için yap labilir: Kitle kültürünün egemen oldu u toplumlarda(bu konuda h zla yol alan Türk toplumu da dahil olmak üzere), ideolojik olarak yönlendirilen bir be eni yan lsamas n n sunulmas ve dolay s yla seyircinin sahte ve yavan hazlar vaadiyle gönlünün rahatlat lmas söz konusudur. Modleski çal flmas n, h zla çarp k kentleflme ve kültürel erozyon yaflayan Türk toplumu için de geçerli olan, Jacques Ellul nun flu çarp c sözleriyle bitirir: Büyük flehir hayat, büyük ölçüde katlan lmaz hale gelirken e lence t e k - nikleri gelifltirildi. fiehrin yol açt ac y e lence yoluyla kabul edilebilir hale getirmek kaç n lmaz oldu (Modleski 1998: 198). E lence olgusuyla ilgili son yorumlar n sahipleri, küreselleflme karfl tlar d r. Zygmund Bauman, bu yorumcular n bafl nda gelmektedir. Zamansal-mekansal mesafelerin teknolojik olarak iptal edildi i, kamusal mekanlar n(normlar n yarat ld yerlerin) tükendi i, tek tipli in ve sonucunda da hoflgörüsüzlü ün egemen oldu u, sak nman n ve ayr lman n(birlikteli in de il) bafll ca hayatta kalma stratejisi durumuna geldi i, yerellerin küreselleri seyretti i, cezbetme ve ayartma üretimine ayarlanm fl bir endüstrinin hakim oldu u, var oldu u bilinmeyen bir deneyimi yaflaman n tek bafl na büyük bir e lence olarak alg land, iyi bir tüketicinin e lenceye düflkün bir serüvenci olmas gerekti inin kabul edildi i, hayatlar boyunca gönüllerince gezmekten ve sunulan e lencelere göre gidecekleri yerleri kendileri seçmekten tatmin olmufl, kendilerine seyahat etmeleri için adeta yalvar lan ve siber-uzayda/mekanda kozmopolit bir yaflam süren, heyecan aray c ve deneyim toplay c s fatlara sahip geçmodern/postmodern insanlar n bulundu u, bunun aksine gidecekleri yerin genelde baflkalar nca belirlenen ya da yerele ba l hareket imkanlar ellerinden al nan ve yapacak bir fleyleri olmad için bol, gereksiz ve bofl zaman n yükü alt nda ezilen, di er bir deyiflle zamanlar nda hiçbir fley olmayanlar n yaflad, yapay olarak yarat lm fl ve öznel olan bir yetmezlik duygusunun egemen oldu u, zaman-mekan kenetlenmesinin, engelsiz enformasyon aktar m n n ve anl k iletiflimin yaflam etkisi alt na ald, hareketsizli in d fllanma, yerelli in de toplumsal sefalet ve gerilik göstergesi olarak kabul edildi i ve daha da önemlisi bütün bu durumlar n sorgulanmas n n bir kenara b rak ld yeni dünya düzeni, yani küreselleflme, gerçekte Kennet Jowitt in ifadesiyle yeni dünya düzensizli i ba lam nda (Bauman 1999) e lence yi araflt rmak dahi, ayr cal n farkl bir flekilde ifadesi olarak de erlendirilebilir. b. Müze ve Müzecilik: Müze kavram n, bu olguya getirilen elefltirilerden hareketle aç klamak daha kestirme bir yol olacakt r. Müzeyle ilgili elefltirlerin özellikle geçen asr n son çeyre inde yo unlaflt görülmektedir. Bu kuruma karfl getirilen sald r lar, daha çok kurulufl ve belki de klasikleflmifl halinin var olufl nedenini oluflturan seçkinci(elitist) ve seçici tavra yöneliktir. Bu tav r, daha çok koleksiyon, mekan, insan ve etkinlik alanlar nda daha belirgindir. Eski ça lar n müzeleri olarak, adak ve di er sunular n sergilendi i tap naklar kabul edilmektedir. Asl nda dinsel mekanlar (kilise, cami vb.) müze ifllevlerini as rlar geçse de devam ettirmektedir. Daha sonra kurum olarak ilk müzeler, saray (Louvre Saray, Topkap Saray ), flato (Avusturya- arflidük Ferdinand von Tirol un Ambras fiatosu) ve köflk(çinili Köflk) gibi dünyevi hakimlerin yaflam alanlar nda oluflmufl ve geliflmifltir. Bilhassa II. Dünya Savafl sonras na kadar müzeler, baflkentlerde, klasik üslupta infla edilmifl, haflmetli yap lar içinde faaliyet göstermifltir. Seçkinci yaklafl m, koleksiyonlar n ya da sergi malzemelerinin toplanmas ve sergilenmesinde de geçerlili ini korumufltur. Bu kapsamda kullan lan ilk ölçüt, tarihilik tir. Ancak buradaki ölçütü iflletenler, genellikle insanl k tarihinin tek katmanl ve do rusal bir çizgide ilerleyen elitlerin tarihinden ibaret oldu unu kabul etmifllerdir. Bu nedenle soylu ve seçkinlere ait her türlü unsur, tarihidir ve do al olarak müzelerde saklanacak kadar de erlidir. Müzeler dinsel ve resmi söylem tap naklar olarak, geçen asr n ortalar na kadar sosyo-kültürel yaflamda yer alm flt r. Adak ve sunulara kral, padiflah ve soylular n eflyalar ilave edilmifltir. Bu kapsamda dikkati çeken ikinci ölçüt, estetiklik tir. lk dönem koleksiyoncu ve müze yöneticileri, estetik ölçütlere uygun olan yarat lar toplama ve sergileme kayg s tafl m fllard r. Avrupa da ilk müzelerin koleksiyonlar, baz merakl düklerin (Fransa, Bourgogne dükleri; Avusturya, Berry dükleri) benzer kayg larla toplad klar sanat eserlerinden oluflmufltur. Di er bir ifadeyle, seçkinlere

79 ait ya da elitist ölçütlerle seçilen flaheserler, seçkin mekanlarda sergilenmifltir. Ancak ilk dönemde koleksiyonculu un ve müzecili in maliyetini, ancak seçkinlerin ve soylular n karfl layabilece i de burada hat rlanmal d r. Günümüzde baz müze yöneticilerinin konuflmalar nda rastlanan müzede sergilecek de erde olmal vurgulamalar, söz konusu tutumun kal nt lar olarak de erlendirilebilir. Seçkinci yaklafl m n belki de en belirgin oldu u alan, insani aland r. Müze temelde, bina, koleksiyon ve ziyaretçi üçlemesinden meydana gelmektedir. Müze binas ve koleksiyonlar n n belirlenmesinde söz sahibi olanlar, ziyaretçilerin de belirli niteliklere sahip olmalar ndan yana tav r sergilemifllerdir. Müzeler öncelikle uzmanlar içindir, s radan insan n çal flan ya da ziyaretçi olarak bu sistem içinde yer almas na gerek yoktur fleklindeki fikirler, uzun süre müzecilerin ço unlu- u taraf ndan savunulmufltur. Çok kere seçkinlere ait mekanlarda ve yine onlara ait eflyalar n öncelikle tarihi bir belge olarak saklanmas ve sonra da sergilenmesi, uzun süre müzelerin temel ifllevleri olarak kabul edilmifltir. Yani, seçkinci tav r faaliyet alan n da belirlemifl ve biçimlendirmifltir. K saca özetlenen bu seçkinci yaklafl m, klasik müzecili in de sonunu haz rlam flt r. II.Dünya Savafl ndan sonra bu yöndeki elefltiriler, 1980 li y llardan itibaren yo unluk ve çeflitlilik kazanm flt r. Yaklafl k 250 y ll k tarihinde müze olgusu, son on befl y l içinde oldu u kadar sorgulanmam flt r: Elefltiriler öncelikle müzenin ne olmad na yöneliktir: Müzeler, koleksiyonlar n sakland, gündelik yaflam n d fl nda, tek türlü, ço ulcu olmayan, seçkincili in ve merkeziyetçili in egemen oldu u, sadece belli, onaylanm fl bir belle in sergilendi i, nesnelerin engeller arkas ndan sunuldu u, binalar n, eflyalar n ve kiflilerin yüceltildi i, kutsand mekanlar de ildir. Müze bilimi, son on befl y ldaki elefltirilerle, bir anlamda kuramsal altyap s - n oluflturmaya bafllam flt r. 20. yüzy l n bafl nda ortaya ç kan bu bilim dal n n çal flanlar, yar m asra yak n bir süreyi rehberler yay mlayarak geçirmifltir. Belki de bu yüzden akademiyada gerekti i yeri alamam flt r. Bu son dönem tenkitlerinin daha çok tarih, halkbilimi, sosyoloji, etnoloji gibi di er sosyal bilimlerin öz elefltirilerinden kanakland görülmektedir. Bu bilim dallar, müzeleri kendi yaklafl mlar do rultusunda dönüflüme u ratarak yeni yaflam alanlar elde etme çabas içindedirler. Her ne amaçla yap l rsa yap ls n, bu türden elefltiriler, müzelere bir dinamizm kazand rm flt r. Günümüzde müzelerin ne olmas gerekti i ya da misyonlar da flu de erlendirmelerle ortaya konulmaktad r: Müzeler, sorunlara çözümlerin üretilmesine yönelik sergilerin aç ld, görünmeyenin-farkedilmeyenin öyküsünün anlat ld, ilham perilerinin uçufltu u, dönüflümün ve tarafs zl n temel ilke say ld, yerelin ulusala ve küresele tafl nd, tarihin bütün katmanlar n n birlefltirildi i, yeni bilgi ve gerçeklerin üretildi i, farkl l klar n alg land ve gelifltirildi i, hoflgörü ve bar fl n tesis edilip pekifltirildi- i, tarihin bo mad, nesnelerin de il öykülerin sunuldu u, kolayca ulafl labilen ve yararlan labilen, yasaklar n de il özgürlüklerin geçerli oldu u, tap naktan çok forum alanlar olarak nitelenen, yaflam n bütün kesim ve alanlar n n yer ald, mali ve idari özerkli e sahip, ça dafl yönetim biliminin esaslar na göre yönetilen, etkileflimci tekniklerin kullan ld, insan n merkez kabul edildi i ve sistemin buna göre oluflturuldu u, ziyaretçi ile ayn dili konuflma kayg s n n önemsendi i, her türlü yaflam etkinli inin kolayl kla gerçeklefltirilebildi i, ço ulcu ve disiplinler aras yaklafl mlar n ve etkinliklerin icra edildi i, kimlik sorunlar n n çözümlendi i, yaflam n kalitesinin art r lmas na katk lar n sa land, iletiflimin en üst düzeyde yafland, ayd nlaman n ve bilinçlenmenin ortaya ç kt, çok türlü araflt rma ve uygulama olanaklar na sahip, özetle geçmiflin özümlenerek bu günün kavrand ve gelece in kuguland yap lard r (ayr nt l bilgi için bkz. Türkiye Ekenomik ve Toplumsal Tarih Vakf 2000 ve 2001). Küreselleflme, kitle iletiflim alan ndaki h zl geliflmeler, e itim düzeyinin yükselmesi, ideolojik yönelmeler veya yeni moda düflünceler, eski paktlar n çöküflü ve yeni birliklerin ortaya ç k fl, gizlili in zorlaflmas, dünya kamuoyunu belirleyen dinamiklerin çeflitlenmesi ve benzerleri, yeni kavramlar n yarat lmas na neden olmaktad r. nsanl k, yak n dönemde teokratik, endüstriyel, iktisadi ve elektronik ça larda bulamad mutlulu u, 21. asr n kültür ça nda yakalamaya çal flmakta ve bu konuda da oldukça aceleci davranmaktad r. Bu yeni kavramlardan biri de dünya miras d r. Dünya miras olgusunun ortaya ç k fl ve ça dafl toplumlarda bu bilincin geliflmesi, müzecilik aç s ndan yeni de erlendirmelerin yap lmas n gerektirmektedir. Ça dafl insan, art k dünyan n herhangi bir yerinde tarihsel ve kültürel de erlerin yok olmas na duyars z kalmamaktad r. Afganistan ve Irak taki tahrip ve ya malamalar karfl s ndaki tepkiler bu bilincin göstergeleridir. Bu bilince ulaflanlar, tarihi ve kültürel de erlerin, kendi ba lamlar nda, yani co rafyalar nda sergilenmesi ve yaflat lmas gerekti ini, savunmaya bafllam fllard r. Keza, müze bilimi kapsam nda dile getirilen, ürünlerin ba lam ve öyküleriyle birlikte sunulmas gerekti i yolundaki yaklafl m da bu tezin güçlenmesine neden olmufltur. Bu da yasal ya da yasal olmayan yöntemlerle ba lamlar ndan kopar lan yarat lar n vatanlar na iadesini gündeme getirmifltir. Bu türden eserlere sahip, özellikle Bat daki müzeler aç s ndan bu geliflme büyük bir tehlike(?) oluflturmaktad r. Art k bu gün sadece somut varl klar n de il, somut olmayan varl klar n da dünya miras olarak kabul edilmesi, özellikle geleneksel yarat lar n derlenmesinin, korunmas n n, sunulmas n n ve gelifltirilmesinin gereklili ini ortaya ç karm flt r. Bu tür ürünler ve ortamlarla ilgili yeni yaflam alanlar gereklidir. Müzeler, böylelikle bu türden ürünleri de dikkate alarak gerekli dönüflümleri gerçeklefltirmek zorunda kalmaktad r veya kalacaklard r. Bu durum, klasik müze yap lanmas ndaki çözülmenin de temel nedenlerinden birini oluflturmaktad r. Müzeler bu dönüflümü gerçeklefltiremedikleri takdirde, ki öyle görünmekte, çok amaçl olarak kullan labilecek kültür merkezleri, kültürel araflt rma-uygulama merkezleri ya da farkl bir oluflum müzelerin yerini alacakt r. Keza bu gün müzelerin büyük bir bölümü, özellikle faaliyetlerindeki çeflitlenmeler dikkate al nd nda, birer kül

80 tür merkezine dönüflme yolunda olduklar gözlenmektedir. Bu karmafla, yeni oluflumlar n alt-yap s n oluflturmaktad r. Müzecilik alan ndaki geliflmeleri örneklemek bak m ndan yaklafl k 200 müzenin veya bu ifllevde kullan lan mekan n bulundu u, özetle flehrin tamam n n genifl bir müze olarak alg land ve bu yöndeki restorasyon çal flmalar n n devam etti i Almanya n n Berlin flehri hakk nda bilgi vermek yeterli olacakt r. Berlin, Avrupa n n kültür baflkenti olarak yeniden düzenlenmektedir. Berlin de M - s r Müzesi ve Papirus Koleksiyonu, Müttefikler Müzesi, Savafl-Karfl t Müzesi, Commerzbank- Bankac l k Müzesi, T p Tarihi Müzesi, Metro Müzesi, Görme Engelliler Müzesi, Enerji Müzesi, Berlin Duvar Belgeri Merkezi, Etnoloji Müzesi, tfaiye Müzesi, Film Müzesi, Esnaf ve Zanaatkarlar Müzesi- Berberlik Müzesi, Kenevir Müzesi, Dünya Kültürleri Evi, Yurt/Vatan Müzesi, Yahudi Müzesi, Kreuzberg- fiehir Geliflimi ve Sosyal Tarih Müzesi, El Sanatlar Müzesi, Labirent Çocuk Müzesi, Hava Kuvvetleri Müzesi, Eflyalar Müzesi, Berlin Merkezi Müzesi, Müzik Aletleri Müzesi, Kukla Tiyatrosu Müzesi, Erotik Müze, Spor Müzesi, fiehir Tarihi Müzesi, Vitra Tasar m Müzesi, Gizli Müze (kad n sanat üzerine), Çamafl rhane Müzesi, Orman Müzesi, Su Sporlar Müzesi, fieker Müzesi nin yan nda çok say - da müze, arfliv (Turfan Metinleri Arflivi de dahil), belge merkezi, an t yap lar bulunmaktad r. Bu müzeler, çocuk, genç, aile ve yetiflkinler yönelik özel etkinlikler düzenlemektedir. Keflif müzecili i kapsam nda çocuklara yönelik kübizm, renkler ve kelimeler, bronz, plastik-grafik-çizim, metropol çocuklar, fleker, çiftçilersanat-tarih, uzay, bitkiler dünyas, laterna, tiyatro oyunlar, yaz ve yazma araçlar, çocuk edebiyat eserleri ve yazarlar, flairleri, dinazorlar, mineraller, org hakk nda ayr nt l ve uygulamal programlar gerçeklefltirilmektedir. Her müze kendi alan yla ilgili olarak ibranice ö retimi, uzaydaki ola anüstü patlamalar, film tarihi, savafl karfl tl gibi konular içeren gençlik programlar na da sahiptir. Orman Müzesi ailenin bütün üyelerinin kat labilece i ve rehber eflli inde ormanda gece gezintilerinden ibaret Gecenin, tabiat n sesleri adl programlar düzenlerler. Bu arada baz müzeler(yahudi Müzesi gibi), ailelerin kuflluk (Familienbrunch) yemeklerini yiyebilecekleri flekilde donat lm fllard r. 20.yüzy l n insanlar (foto raf sergisi), kent tasar m, Goya, Picasso nun resimlerindeki temalar, renkler, iletiflim, film tarihi, kent tarihi ve kültürü, endüstri yap lar ve lojmanlar, fabrikalar ile ilgili sergi, kurs ve gezi etkinlikleri sayesinde yetiflkinlere hizmet vermektedirler (SMS ile Museums-Journal n 2003 ve 2004 say lar, Küpper 2000) Ayn flekilde Alman müze bilimcileri, 2002 Ekim ay nda Detmold taki Freilichtmuseum da düzelenen Kültür Tarihinde Toplama ve Araflt rma adl toplant da, müzecili in bugünkü durumu, uzmanlaflma, fotografi, mültimedya konular n tart flm fllard r. Ulusal ya da yerel anmlamda çifte toplaman n (ayn ürünün farkl müzelerce toplnmas ) engellenmesi, müzeler aras nda sanal bir iletiflim a n n sa lad üst seviyede iletiflimin önemi, koleksiyonlar n oluflumundaki toplumsal etki, toplumun bütün yönlerinin önemli ve sergilenme e de er oldu u, toplumsal geliflme ve e ilimlerin (küreselleflme, dinamizm, göçler, çok-kültürlülük vb.) koleksiyonlar üzerindeki etkisi, günümüz yaflam nda aç k hava müzelerinin özellikle kentlerdeki dev al flverifl merkezlerine folklorik hediyeler gönderen kurumlara dönüfltü ü, müzelerin erken postmodernizmin vitrinlerine dönüfltü ü ve bu kapsamda derlenen kitlesel ürünlerin(bilhassa taklit folklor yarat lar ) belirli bilgileri içerecek flekilde kodland ve bu anlamlar n da okunmas gerekti i, belirli bir koleksiyonda yer alan nesnelerin her birisinin öyküsünün önemli (toplanma an ndan bugüne kadarki hikayelerinin, koleksiyonlar içindeki ifllevleri vb.) ve bu öykülerin de mutlaka görsel-iflitsel araçlar arac l yla sunulmas n n flart oldu u, genel anlamda nesnelerin ba lam ve öyküleriyle birlikte derlenip gösterilmesinin yararlar, bugün müzelerin depolama sorunlar yla bo ufltu u, baz müzelerin koleksiyonlar n gözden geçirerek önemsiz oldu una karar verilenleri att -, farkl türdeki malzeme için (film, foto raf, ses-görüntü kaseti, giysi ve di er nesneler) depolama için genifl alanlara ve depolama tekniklerinin(bilgisayarl s - n fland rma/ kataloglama, yerlefltirme/raflama koruma/ kutulama, havaland rma sistemleri) gelifltirilmesine ihtiyaç duyuldu u, öykülerin aktar m na (mültivizyon sunumlar vb.) a rl k vermenin koleksiyonlara daha az zaman ayr lmas na neden oldu u, kalite belgesine sahip olunmas gerekti i, foto raflar n görsel bir anlat m araçlar oldu u gerçe inden hareketle her müzede geliflmifl bir foto rafç l k biriminin bulunmas n zorunlulu u, ayn flekilde filmlerin de müzecilerin en önemli araçalr ndan oldu u, bilgisayar ortam ndan yarat lan ürünlerin gösteriminin nesnenin orijinalli ine etkileri, müzelerin insan-nesne iliflkisini önemsemeleri gerekti i ve nesnelerin gündelik söylemin oluflturulmas ndaki etkisinin de sunumlarda dikkate al nmas gerekti i toplant da tart fl lan konular olarak öne ç kmaktad r (Carstensen 2003). B. E lence-müze liflkisi: Müzecilik alan ndaki bu elefltiriler ve öneriler ile di er yaflam alanlar ndaki h zl geliflmelerin yan nda özellikle kültür biliminin yaflamla eklemlenme çabalar, müze ve e lence gibi birbirine hiç de yak n olmad kabul edilen iki olgunun bir arada de erlendirilmesini gerektirmifltir. Bir tarafta, klasik anlay flla ciddiyet tap naklar müzeler, di er tarafta da sözde gayri ciddiyetin yap -bozucu e lence unsurlar ve mekanlar. Müzecilik alan nda arkeoloji, sanat tarihi müzelerinin yan nda aç k hava müzesi, bilim ve teknoloji müzesi, do a müzesi, e itim müzesi, çocuk ve oyuncak müzesi, toplumsal tarih müzesi, gibi yeni müze türlerinin ortaya ç kmas, bu birlikteli i do uran temel nedenlerin bafl nda gelmektedir. Nitekim yeni misyonlar, ça dafl ifllev ve kapsam belirlemelerinin yap lmas ve etkin araç ve yöntemlerin kullan lmas ile gerçeklefltirilebilirdi. Kutsama ve yüceltme nin yan nda e itme, araflt rma, bilgi üretme-aktarma-yayma, sorun çözme, sa altma, gelir elde etme, hoflgörü ve bar fl tesis etme-köklefltirme, farkl l gelifltirme, bofl zamanlar n istendik biçimde de erlendirilmesi ve yaflam kalitesinin art r lmas gibi ifllev alan ndaki çeflitlenme, müze yöneticilerinin her türlü toplumsal kesimi

81 daha uzun sürelerle kendi mekanlar nda tutmaya yöneltti. Özellikle genç ve çocuklar n müzelerin hedef kitlesi haline gelmesi, farkl yöntem, teknik ve etkinliklere gereksinim duyuldu unu ortaya koydu. Ayr ca, meslek yaflam ndaki bask ve s n rlamalardan s k lan yetiflkinlere müzeler, varl n n fark na varma, yaflad n hissetme, kendisi için bir fleyler yapma, dinlenme, özetle özgürleflme mekanlar olarak hizmet vermeliydi. Yine h zla de iflen sosyo-kültürel yaflamda benzer ifllevleri üstlenen yeni araçlar n (iletiflim araçlar, internet, e lence merkezleri, sinemalar, tema parklar vb.) ac mas z rekabet ortam nda müzeler, klasik yöntem ve yaklafl mlar na sar larak mücadele edecek güçleri kalmam flt. Yaflam n merkezinde yer alabilmek için müzeciler, hoflça vakit geçirtme ve e lendirmeyi de temel ilke olarak benimsemek zorunda kald lar. Bu kabul, binan n, koleksiyonlar n, yönetim anlay fl n n ve sisteminin, etkinliklerin, her türlü mali ve idari politikalar n yeniden kurgulanmas n ve düzenlenmesini de beraberinde getirmifl, di er bir ifadeyle e lence yap -bozuculu unu bir kez daha göstermifltir. Gerekli dönüflümleri gerçeklefltirmeyen kurumlar n büyük bir bölümü, bu direnmenin bedelini, ziyaretçisiz kalarak ödemifllerdir. Bu dönüflüm, öncelikle aç k hava, e itim, do a ile bilim ve teknoloji müzelerinde gerçekleflmifltir. Bu tür müzeler, e lendirici etkinlikler (deney yapma, dinazorlar n, a açlar n yafl n belirleme, film çekme, simülasyon kabinlerinde uzayda seyahat etme, geleneksel dü ün e lencesine kat lma, dansetme, flark söyleme, oyun oynama, canland rma vb.) düzenleyerek yaflam n cezbe merkezleri haline gelmifllerdir. Son dönemde bu müzelerin dahi, bilim ve e lencenin birlefltirildi i uzay parklar gibi yeni elektronik-sanal ortamlarla mücadele etmek zorunda kald klar düflünüldü- ünde, klasik müzecilik yaklafl mlar n n etkisini çoktan yitirdi i anlafl lmaktad r. Müzeler, art k ilgi çekici etkinlikler düzenlemek ya da koleksiyonlar n yaflamdaki de iflme ve dönüflümlerle efl-zamanl olarak zenginlefltirmek zorundad rlar. Ça dafl müzecilik yaklafl mlar, art k yaflamdaki her unsurun ve öykünün ifllenmeye de er oldu unu savunmaktad r. Müzeler, sadece geçmiflle ilgili de il bu günün, hatta gelece in ürünlerini sergileme ve öykülerini anlatma peflindedir. Bu nedenle kahve, bal kç l k araç ve gereçleri, iflçi giysileri, ayakkab lar, resimli kartlar, sinema afiflleri, telefon kartlar, plaklar, kasetler, sigara ambalajlar, flifleler, özel eflyalar, gezegenler aras yolculuk, oyuncak bebek ve trenler, iç çamafl rlar, hatta yalan dahi (ki bu adla Berlin de bir müze vard r, bu da yalan de- ildir) ça dafl müzelerde de erlendirilen unsurlardan baz lar d r. Müzelerin gerçek anlamda halka aç l m yla birlikte, mekanlar n en verimli flekilde kullan mlar gerekmifltir. Sergi salonlar na oturma banklar n n konulmas na uzun süre karfl ç k ld bilinmektedir. Günümüzde ise müzeler, do um günü partileri, dü ünler, veda yemekleri, kokteyller, konserler, caz ve rock günleri, satranç turnuvalar, atölye çal flmalar vb. etkinliklerin rahatl kla gerçeklefltirilebildi i mekanlara sahiptir. Ça dafl müzeciler art k idari özerklik için öncelikle mali aç dan güçlenmenin gereklili inin bilincindedirler. Bu noktada belirtilmesi gereken di er bir geliflme de e lencenin ifllevleri konusundaki bilinçlenmedir. San lan n aksine e lencenin e itim, sa altma, bilgilendirme ve bilinçlendirme, gelir elde etme, verimlili i art rma, farkl kültürel de erlerin üretimini-icras n -yay m n sa lama, kimlik edindirme ve pekifltirme, kamuoyunu yönlendirme ve biçimlendirme gibi ekonomik, siyasal, kültürel, sosyo-psikolojik ifllevleri bulundu u farkedilmifltir (Özdemir 2001: ). Örne in günümüzde insanlar,sorunlar n dahi e lence yöntemlerinden yararlanarak ifade etmektedirler. Özetle, müze ile e lencenin ifllevlerinin de birbiriyle örtüfltü- ü görülür. E lence olgusunu yap lar na eklemleyen müzelerin, daha demokratik kurumlar haline geldikleri belirlenmifltir. E lence, içinde yer ald ba lam n yap s - n, sistemini esneklefltirmekte, insanilefltirmektedir. Böyle ortamlarda farkl düflünceler özgürce ifade edilmektedir. Fikirler veya bireyler, gruplar foruma dönüflen bu tür müze ortamlar nda karfl laflarak birbirlerini tan ma, anlama ve uzlaflma imkan n elde etmektedirler. E lence unsurlar n n etkin kullan m yla sa lanan çok türlülük, bir taraftan toplumsal bar fla katk sa larken di er taraftan da müzelerin hareket ve etki alanlar n geniflletmektedir. Asl nda müzelerin e lenceyi keflfetmeleri, yaflan lan kültür ça yla ilgilidir. Her devir kendi insan n ve tercihlerini yarat r. Hele in-out lar n egemen oldu u günümüzde bu de iflim daha h zl gerçekleflmektedir. kincil/ elektronik kültür, popüler kültür, kitle kültürü ça nda h zla de iflen ve çeflitlenen e lence yarat lar ço unluktad r. Klasik müzeler, tarihin k s tl hazinesini tüketince konu ve malzeme s k nt s çekmeye ve dura anlaflmaya bafllad lar. Müzenin ifllevlerini yüklenme amaçl farkl yap lar n ortaya ç kmas ve bunlar n bilhassa yaflanan döneme, hatta gelece e odaklanmalar da, e lence-müze iliflkisini zorunlu k lm flt r. Art k müzeler, di er konularda oldu u gibi, neyin toplanmas gerekti i konusunda da karars zl k içine düflmüfllerdir. Ne, nas l, niçin toplan p sergilenecektir?, sorular müzecilerin uykular n kaç maya bafllam flt r. Bu ba lamda, geçmiflin klasik müzecileri daha flansl yd lar, çünkü rakipleri ve ac mas z elefltirmenleri henüz do mam fl ya da güçlenmemifllerdi. Seçkinci yaklafl m benimseyenlerin, s radan olarak nitelendirdikleri e lenceleri benimsemeleri kolay olmam flt r. Öte yandan geleneksel kültür, uzun süre, aç k hava müzelerinin d fl nda, klasik müzelerde yer edinememifltir. Edebiyat, tarih, sanat, siyaset, bilim gibi yaflam n pek çok alan nda da geçerlili i bilinen bu seçkinci tutum sonucu gelenekselyerel d fllanm fl ya da yok say lm flt r. Müzeler de bu nedenle, uzun süre kap lar - n geleneksel kültür yarat lar na açmam fllard r. S radan insanlardan oluflan kesimin müzeciler taraf ndan hedef kitle olarak seçilmesi, bir devrim olarak nitelenmelidir. Türkiye de henüz geçekleflmemekle birlikte art k müzeler, komflu Fatma Teyze nin ya da yorganc Ali Day n n öyküsünü anlatmaktad r. Yerelin ya da gelenekselin müzelerde yer almas, müzecili in tür ve nicelik bak mlar ndan geliflmesini sa lam flt r (art k aile müzeleri var). Günümüzde müzeler, yerelin kürelese tafl nd vitrinler olarak adland r lmaktad r. letiflim teknolojisindeki geliflmeler, seçkinci yaklafl mlar n d fllad,

82 yerel veya geleneksel kültür yarat lar na yeni yaflam alanlar sa lam flt r. Di er bir ifadeyle klasik müzelerin yerele kap lar n açmas na da gerek kalmam flt r. Nitekim günümüzün sanal ortam ndaki yerel kültür sitelerinde Anadolu daki veya dünyan n fiziksel olarak ulafl lmas mümkün olmayan herhangi bir yerindeki yerel yarat lar hakk nda kolayca bilgi edinilebilmektedir. Asl nda sanal kültür müzeleri, klasik müze eylemlerinin de (randevu almak, ulafl m araçlar kullanmak, bilet almak, rehberi dinlemek, grup halinde hareket etmek, ayakta engeller arkas ndaki seyretmek, sunulanla yetinmek, broflür almak vb.) sorgulanmas na neden olmaktad r. Art k yerel, keflfedilmeyi beklememektedir. Böylelikle müzeciler, bir anlamda temel ilgi çekme yöntemlerinden biri olan egzotik yarat lar sunma imkan n kaybetmek üzeredirler. Sanal ortamdaki yerel kültür siteleri ya da müzelerinde sergilenen yarat lar incelendi inde, maddi kültür(çömlek, hal, kilim, tak, yap, tar m aletleri, yemek vb.) ve e lence yarat lar n n (dans, türkü, f kra, festival, flenlik, tiyatro vb.) ço unluk teflkil etti i görülmektedir. Bu noktada kitle iletiflim araçlar, bir taraftan yerel kültürlerin, dolay s yla e lence geleneklerinin içinin boflalt lmas na neden olurken, di er taraftan da yayg nlaflmas na ve yaflamas na katk da bulunmaktad r. Bu ba lamda, sanal siteler de aktif e lence müzeleri olarak adland r labilir. Geleneksel veya yerel de erlerin büyük bir bölümünün e lence unsuru ya da e lence ba lam nda üretilen ve icra edilen yarat lar oldu u hat rland nda, e lence müzelerinin gerçek ya da sanal anlamda zaten var oldu u görülecektir. E lence, içinde yer ald sistemi h zla kendilefltirme yetene ine sahiptir. Bu nedenle kültürel yarat lar n ba lamlar yla birlikte sunulmas ya da gösterimi, do al olarak e lence sisteminin de dikkate al nmas n gerektirmifltir. Özellikle skandinav ülkelerinde geliflen aç k hava müzelerinde, geleneksel mekanlarda sergilenen maddi kültür unsurlar n n yan nda e lence etkinlikleri büyük bir yer kaplamaktad r. Genellikle yerel yemeklerin yendi i ve içki/içeceklerin içildi i bu e lence ortamlar nda geleneksel müzik, dans ve tiyatro örnekleri sergilenmektedir. Di er bir ifadeyle, aç k hava müzelerinin de e lence yan a r basmaktad r. Dünyada müzecilik alan nda müstakil e lence müzeleri de bulunmaktad r. Bunlar daha çok kitle kültürü ba lam nda yarat lan e lence ürünlerinin de erlendirildi i gerçek/sanal mekanlard r. Örne in otuz üç bin metrekarelik bir alanda kurulan Hollywood E lence Müzesi nde (Hollywood Entertainment Museum) film, televizyon ve radyo yap mlar, ses kay t unsurlar, yeni medya ve e lence sanatlar ile teknoloji kapsam ndaki di er yarat lar hakk nda bilgiler verilmekte, interaktif sergiler düzenlenmekte ve perde arkas ziyaretçilere aç lmaktad r. Bu müze içinde E lence Sanatlar E itim Merkezi de faaliyet göstermektedir. Kültür ve ekonominin birlefliminden do an e lence endüstrisinin bu tap na nda, en çok ziyaretçi çeken 2001 y l ndaki sergilerden biri, popüler kültürün e lence tanr çalar ndan Marilyn Monroe nun poster ve afifllerinden oluflmaktayd ( Ayn flekilde Sony E lence Müzesi (Sony Pictu- res Entertainment Museum) ve Elektronik E lence Müzesi, ikinci sözlü kültür ortam n n e lence müzelerine örnektir ( hem.htm ve Oyun parklar, tematik e lence parklar ve e lence merkezleri de, çok kere e lence müzeleri olarak tan mlanmaktad r. Lunapark, dreamland, gameland/center, fantasyland, tatilya, space center, aquapark, uzay ya da bilim merkezi gibi küçük e lence mekanlar n n yan nda, Disneyland gibi büyük e lence yerleflkeleri de bulunmaktad r. Disneyland, dünya e lence endüstrisinin en önemli merkezlerinden birisidir. Çizgi kahramanlar n ekseninde yarat lan bu e lence dünyas her y l binlerce kifli taraf ndan ziyaret edilmektedir. Bu merkezin üretilerine (yast k, dü me, parfüm, kaset, lamba, tak, çatal, kukla ve say s z oyuncak) dünyan n her yerinde rastlamak mümkündür. Disneyland n bu derecede yayg nlaflmas n n nedenlerinden biri de, çizgi kahramanlar n (Goofy, Pluto, Micky Mouse, Donald Duck ve di erleri) farkl ülkelerde ve farkl geleneksel motiflerle donat lm fl ve farkl öykülerle maceradan maceraya sürüklemesidir. Sinema ve televizyon gibi kitle iletiflim araçlar n n da müzelerin ifllevlerini yerine getirme iddias tafl d bir gerçektir. letiflim araçlar, müzelerin kaynaklar aras nda say lsa da, bunlar bir süre sonra nesne olmaktan ç k p özneleflmifllerdir. E lence endüstrisinin bu temel iki alan, ayn zamanda e lence müzeleri olarak da tan mlanabilir. Turizmin ortaya ç k fl yla birlikte tarihi kal nt lar n yan nda özellikle yerel kütür ortam ve yarat lar na ilgi artm flt r. Yerel müzeler için turistler, yeni ziyaretçi kitlesi olarak ortaya ç km flt r. Turistik bölgelerde, müze olmamakla birlikte sat fl a rl kl farkl mekanlar da ortaya ç km flt r. Tak dükkanlar, kuyumcu hanlar, çömlek atölyeleri, lokantalar, hal çiftlikleri, bunlardan baz lar d r. Turistik kentler adeta aç k hava müzelerine dönüflmüfltür. Bu aç k hava müzelerindeki e lence amaçl mekanlar n d fl ndakilerin de tan t m ve pazarlaman n etkili bir yöntemi olarak çeflitli e lenceler düzenlemektedirler. Hal çiftliklerindeki dansöz ya da geleneksel dans gösterileri bu türdendir. Burada otel, motel, tatil köyü gibi mekanlarda düzenlenen animasyon gösterilerinde popüler kültür ürünlerinin yan nda geleneksel e lence unsurlar ndan da yararlan lmaktad r. Hatta baz tatil mekanlar, e lence araflt rma- uygulama merkezi gibi çal flmaktad r. Türkiye de halkbilimciler, henüz bir aç k hava müzesi ortaya ç karamazken, turizmin aç kgöz giriflimleri çok say da aç k hava müzesi kurmufllard r. Di er bir ifadeyle, Türkiye nin e lence merkezli faaliyet gösteren çok say da aç k hava müzesi bulunmaktad r (?). Türkiye de sosyal bilimler her zaman oldu u gibi, yaflam arkadan takip etmektedir. C.Türk E lence Gelene i Araflt rma-uygulama Merkezi/ Türk E lence Müzesi nin Kurulufl ve flleyifliyle lgili Baz De erlendirmeler: a. Bu merkez, Türk E lence Müzesi ya da Türk E lence Gelene i Araflt rma- Uygulama Merkezi, ad yla kurulmal d r. Müze teriminin eskimiflli i, etkisizleflmesi, anlamsal karmaflal ve e lence ile bir aradal ndaki sorunlar, ikinci seçene- in tercih edilmesi için gerekçeler oluflturabilir

83 b. E lence Gelene i Araflt rma-uygulama Merkezi/ Türk E lence Müzesi, Türk e lence gelene inin yan nda, di er kültürlerin e lence geleneklerini de bilimsel yöntemler ve verilerden hareketle araflt r l laca, sunulaca ve gelifltirilece i disiplinler aras misyona sahip olarak yap lanmal ve iflletilmelidir. Merkezin misyonu/lar yaflamdaki de iflmelere paralel olarak, h zla yeniden düzenlenmelidir. c. Bu merkez, toplumsal yaflam n en yo un oldu u, di er bir ifadeyle iç-d fl turizmin kesiflti i, bütün toplum kesimlerinin kolayca ulafl labildi i, ürünlerin kolayl kla aktar m ve sat fl n n yap labildi i, bilimsel kurumlara yak n bir noktada infla edilmelidir. d. Binalar n yap m nda geleneksel mekanlar (yurt/göçer çad r, dü ün evi, han, saray, köflk, köy odas vb.) örnek al nabilir. Günümüzde yerelin, gelenekselin moda oldu u da dikkate al nd nda, dünyadaki ça dafl aç k hava müzeleri örnekleri incelenerek, zengin geleneksel Türk mimarisi kapsam ndaki yap lar, bu merkezin fiziksel mekanlar n oluflturabilir. Ya da var olan bu türdeki mahalleler ya da bölgeler restore edilerek, merkez taraf ndan kullan labilir. Binalar n, tek ya da en fazla iki katl olmas na özen gösterilmelidir. Geleneksel yap lar, birden fazla e lence etkinli inin ayn zamanda yap lmas na olanak sa layacak flekilde belirli aral klarla infla edilmelidir. Mekan, e lence aç s ndan önemli olmakla birlikte, bir meydan ateflinin etraf nda da e lence düzenlenebilece i hat rda tutulmal - d r. Bu konuda Kastamonu, Safranbolu örnekleri, dikkate de erdir. Seçilen arazi üzerine, illerin ya da ülkelerin, topluluklar n kendi yerel evlerini, mekanlar n yapmalar sa lanabilir. Örne in Rize evinin ve iç düzenlerinin Rizelilerce, Kastamonu evinin de Kastamonulularca yap lmas, merkezin kurulufl aflamas ndaki giderlerini de azaltacakt r. Y l n belirli zamanlar nda bu mekanlarda o yörelerle ilgili etkinliklerin yap lmas, merkezin amac na da uygundur. Merkez, böylelikle kolayca yerelle iletiflim kururak araflt rma ve gelifltirme faaliyetleri yürütebilir. Ancak, bu tür mekanlar n say lar n n, temel giderlerinin de ilerde sorun olmayacak flekilde, belirlenmesinde yarar vard r. Mekanlar n yap m nda, prefabrik yap m tekniklerinin kullan lmas n n zorunlulu u, merkezin dönüflüm yetene inin güçlendirilmesi aç s ndan çok önemlidir. Bu arada, çevre düzenlemelerinde de geleneksel yap ya sad k kal nmal d r. Mekanlar n güvenlik, ses, ayd nlatma, iklimleme/klima sistemleri, mutlaka bu iflin uzmanlar taraf ndan gerçeklefltirilmeli ve bilgisayar ortamlar ndan yönetilmesi sa lanmal d r. Su, elektrik, do algaz ve kanalizasyon sistemlerinin yap m na, büyük önem verilmelidir. e. Bu merkez, bilgileri yaflama aktarma yetene i geliflmifl akademisyenlerle altyap s n oluflturulurken mutlaka ça dafl yönetim ilkelerini benimsemifl profesyoneller taraf ndan iflletilmelidir (Burada kültür bilimi uzmanlar n n, ayn zamanda yan dal olarak yönetim bilimleri alan nda da e itim almalar gerekti i vurgulanmal d r). Çal flanlar n, farkl alanlarda uzmanlaflm fl kiflilerden olufltu unu ve görev tan mlar na bak lmaks z n herkesin bu yap için çok önemli oldu unu, herkesin kabul etmesi gereklidir. Bu merkez, ünvanlar n de il, üretkenli in, verimli- li in ve yarat c l n mekan olmal d r. Bu nedenle de her türlü farkl laflma sembolü, bu ortamlara zarar verecektir. f. Bu kurumun sahipleri, öncelikle ziyaretçiler, sonra çal flanlar, daha sonra da destekçiler, kuruculard r. Bu kabulün herkes taraf ndan benimsenmesi sa lanmal d r. g. Bu merkezin hedef kitlesi, toplumun bütün kesimleri ve dünyan n di er milletleridir. Kurulufl, iflletim ve gelifltirme dönemlerinde bu temel kabulün hareket noktas seçilmesi gerekmektedir. Fiziki mekan n, koleksiyonlar n ve etkinliklerin planlanmas ve gerçeklefltirilmesinde ayr mc stratejilerin (kad n, erkek, çocuk, genç, memur, iflçi, yönetici, kentli, köylü, zmirli, Ankaral, yerli, yabanc vb.) yerine bütünlefltirici yaklafl mlar esas al nmal d r. Bu, kurumun ulusal ve küresel bar fl n tesis edilmesine, pekifltirilmesine ve sürdürülmesine katk sa lama fleklinde tan mlanan misyonunun gerçeklefltirilmesi için de çok önemlidir. Bu merkez, e lenceden hareketle, insanl n çok-türlü öyküsünü anlatacakt r. h. Merkez, seçkinci yaklafl mlar n d fl nda, demokratik ilkelerle yönetilmelidir ve görev tan mlar da buna göre yap lmal d r(müze kuruluflu ve iflletimi hakk nda genifl bilgi için bkz Özdemir 2003). Müdür ya da CEO, yasaklar, s n rlamalar koymak ve denetlemek yerine çal flanlar n görevlerinin kolaylaflt r c yönetim stratejilerini ilke edinmelidir. Bu merkezi, e lencenin do as gere i farkl bir yönetim anlay fl n da d fllayacakt r. Günümüzde belki de ça dafl ilkelere göre yönetilen iflletmelerin bafl nda e lence endüstrisi gelmektedir. Bu ça dafl yönetim, çal flanlar n görevlerini severek yapmalar na, dolay s yla da bu güven ortam nda mesleki disiplinin ve oto-kontrolün geliflmesine neden olacak, sonuçta da merkezin verimli i artacakt r. Çal flan n kendini buldu u ve aflt ortamlarda, yarat - c l k ve üretimin artt n belirlenmifltir. i. Genelde kültür, özelde de e lence gelene i için çeflitlenme, temel dinamiktir. Çeflitlenme, yaratma, yayg nlaflt rma ve dönüflümün temel güdüsünü oluflturur. Bu nedenle, bu merkez insan, etkinlik, yarat ya da koleksiyon ba lam nda çok-türlü ve esnek (yeni durumlara h zla uyum sa layabilecek) bir yap - ya sahip olacak flekilde kurulmal d r. Bu esnek yap lanma, merkezin dinamizmi ve rekabet gücü aç s ndan çok önemlidir. j. Çok-türlülük, demokratik yap lanman n da gerekçelerinden biridir. Bu merkez, kutsama veya yüceltme tap na olarak de il, araflt rma, gelifltirme, forum, uzlaflma, özgürleflme, bütün toplum kesimlerinin, geleneklerin ve kültürlerin yer ald bir mekan olarak planlanmal d r. Berlin deki Freie Üniversitesi nin Dahlem deki Etnoloji Müzesi nin galerileri flu anda( ) Hindistan daki Budistlerin( Anmut und Askese adl heykel merkezli sanat sergisi, yaklafl k dört aya yak n bir süredir sergilenmeye devam etmektedir), Azteklerin, Meksikal lar n(halk sanat ), ranl lar n (1890 da Tahrah da gündelik yaflam) ve Kuzey Amerika K z lderililerinin(mitostan Moderniteye, adl sergide k z lderilerin yaflam ve kültürü hakk nda bilgi veriliyor) kültürüne ait yarat larla doludur. Ayn müze yap s içindeki Gençlik Müzesi nde ise Afrika dan Avustralya'ya kadar uzanan bir

84 co rafyadaki yerel kültürlere ait foto raflar yer almaktad r. Ayn müze, Humbolt Üniversitesi nin düzenledi i, Brezilya günlerine de katk da bulunmaktad r. k. Bu merkez, müstakil ya da Türk Kültürü Araflt rma ve Uygulama Merkezi nin kapsam nda da oluflturulabilecektir. Genel bir kültür bilimi araflt rma ve uygulama merkezinin, yaflayabilmesi için e lence gelene inin ortam ve unsurlar n etkili bir flekilde kullanmas gerekmektedir. Aksi takdirde mali ve idari özerkliklerini elde edemeyen müzeler, h zla malzeme depolar na dönüflmektedirler. ster ba ms z, isterse üniversite gibi bir kurum içinde yer als n, mutlaka özerk olmal d r. Bu nedenle merkezin, karl l temel edinen bir iflletme fleklinde kabul edilmesi gereklidir. Mali aç dan güçlülük, araflt rma faaliyetleri aç s ndan hayati önem tafl maktad r. E lence, gelir getiricilik yetene i en yüksek kültürel aland r. E lence merkezinin, zengin koleksiyonlar ve faaliyet programlar yla bunu kolayl kla baflarabilecektir. l. Kurulacak bu merkez, Türk milletinin ve di er uluslar n e lence geleneklerini, tarihin bafllang ç döneminden itibaren bilimsel yöntemlerle araflt rmay hedeflemelidir. Bu hedefe ulaflmak için her türlü veri ve kaynaktan (kitap, minyatür, duvar resmi, foto raf, tablet, film, ses-görüntü kasedi, ma ara resmi vb.) oluflan bir belge merkezi oluflturulmal d r ve bu hazine sürekli gücellenmelidir. m. Bu merkezde, kitle iletiflim araçlar ndan etkili bir flekilde yararlanan geliflmifl bir iletiflim birimine(geliflmifl sistem ve uzmanlar) sahip olmal d r. Bu merkez, sadece kurum içi de il, kurum d fl bölgesel, ulusal ve uluslar aras iletiflimi en üst seviyede sa lamal d r. Bu birim, merkezin her türlü bas m ve yay m ifllemlerinini de yürütebilecek flekilde oluflturulmal d r. n. Bu merkezdeki koleksiyon ile araflt rma ve uygulama faaliyetlerin tarihi süreç dikkate al narak düzenlenmesi, sistemin iflleyiflini kolaylaflt rabilir. Türk e lence gelene i, slamiyet öncesi ve sonras (Selçuklu ve Osmanl dönemleri vb.) ile Cumhuriyet dönemi fleklinde üç temel döneme ayr larak araflt r labilir ve sunulabilir. Her dönem de kendi içinde çeflitli ölçütlere göre kümelenebilir. Örne in Cumhuriyet dönemi Türk e lence gelene ini afla daki flekilde s n fland rmak mümkündür(özdemir 2001): n.1. Ritüel Kaynakl E lenceler: Nevruz(21, 22, 23 Mart), H d rellez(22 nisan, 6 May s, may s ay n n ilk haftasonu), Çömçe Gelin, Cigor (fiubat ay nda, ay n ilk göründü ü gün bafllar 3 gün sürer), Yumurta Bayram, Kolada Gecesi (birçok köyde 18 Ocak gecesi), Cemal (genellikle sonbahar veya bu day ekim zaman ), Tavuk Gecesi, Bocuk Gecesi (8 Aral k), Yo urt Bayram (16-18 may s), Nazari Günü(14 May s), K flyar s, Çi dem E lencesi vb. n.2. Dini Günler ve Bayramlarla lgili E lenceler: Ramazan Ay, Ramazan ve Kurban Bayramlar ile ilgili e lenceler. n.3. Geçifl Dönemleriyle lgili E lenceler: Do um, sünnet, askere gitme, evlilik vb. n.4. Mevsimlik Toplant, Gezinti ve E lenceler n.4.1. K fl Toplant ve E lenceleri: S ra, Gezek, Yaren, Oturak Alemi, Gün, Davet vb. n.4.2. Di er Mevsimlerdeki Gezinti, Toplant ve E lenceler n.5. Yöresel fienlik, Festival ve Panay rlarla lgili E lenceler: Bamya, peynir, süt, so an, lale, biber, sarm sak, dut, pekmez festival/flenlik vb. n.6. Resmi Günler ve Bayramlarla lgili E lenceler: Ulasal (19 May s Atatürk ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayram, 29 Ekim Cumhuriyet Bayram, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayram, 30 A ustos Zafer Bayram ) ve yerel (kurtulufl günleri, Atatürk in yöreyi ziyaret y ldönümleri, il/ilçe/belediye olma günleri) bayram ve günlerle ilgili e lenceler. n.7. Kent Yaflam Kökenli Toplant ve E lenceler: Do um günü ve evlilik y ldönümü kutlamalar, mezuniyet gecesi, bekarl a veda partileri, flirket geceleri, hemflehrilik geceleri vb. n.8.di er E lenceler: Hayvanlarla ilgili gürefl ve dö üfller gibi... Yukar da örneklenen bu tasla n yaflama geçirilmesi, merkezin oluflmas ve yaflamas için yeterli olacakt r. Bu kadar zengin bir alanla ilgili araflt rmalar n yap lmas, mekan ve koleksiyonlar n oluflturulmas ve etkinliklerin planlanmas, uzun zaman alacakt r. o. Daha önce aç kland üzere e lence, sözel edebiyat (destan, mani, tekerleme, masal, flafl rtmaca, f kra, efsane, halk hikayesi vb.), yiyecek ve içecekler, müzik (halk müzi i, rock, jazz, arabesk vb.), dans (geleneksel ve modern dans türleri), tiyatro (halk tiyatrosu, klasik tiyatro vb.), giyim-kuflam (bayraml klar, tören giysileri vb.), inanç (kurban, adak vb.), oyun (yar flmalar, gürefller, yar fllar vb.), erotik ö e, koku, gezinti, hediye gibi farkl türden kültürel yarat lar n karmafl k bir bileflkesidir. Türk e lence gelene inin istendik flekilde sunulabilmesi için, bu farkl kültürel alanlarla ilgili araflt rma ve uygulama faaliyetlerinin de yap lmas zorunludur. Bu da, ancak disiplinler aras oldu u kadar, kültür bilimi içinde de alanlar aras ortak çal flmalarla ve al flverifllerle gerçekleflebilecektir. Bu yap sal unsurlar n sadece geleneksel kültür kapsam nda de il, popüler kültür/kitle kültürü gibi farkl aç lardan da de erlendirilmesi gerekti i aç kt r. E lencelerin araflt r lmas ve uygulanmas ile gelifltirilmesi safhalar nda, e lencenin adland r lmas, düzenlenme zaman ve süresi ile mekan, düzenleyici ve kat l mc lar, e lendiricileri (dansöz, köçek, halk dans ekibi, yerel/profesyonel canland r c lar, saz tak mlar, çalg c lar vb.), kurallar, bafllang ç ve sonuç kal plar, e lence araçlar (tavla, ka t, tombala, tef, elektronik oyun araçlar ) gibi unsurlar n da dikkate al nmas yararl olacakt r. Sonuç olarak, e lence-müze iliflkisi kaç n lmaz, e lenceyi merkez edinen bir kültür araflt rma ve uygulama merkezinin kurulmas zorunluluk, e lence araflt rma ve uygulama merkezinin oluflturulmas ise gelecekte yaflamakt r. KAYNAKLAR A akay, M.Ali (Hazl.).Türkçede Mecazlar Sözlü ü, Ankara, Do ufl Matbaas, Türkçede Yak n Anlaml Kelimeler Sözlü ü, Ankara, Türk Tarih Kurumu Bas mevi,

85 Barnouw, Erik ve C. E. Kirkland (1992) Entertainment, Richard Bauman (edt.by) Folklore, Cultural Performances and Popular Entertainments, New York, Oxford University Press, 1992: Bauman, Zymund (1999) Küreselleflme, (Çev. Abdullah Y lmaz), stanbul, Ayr nt Yay nlar. Carstensen, Jan (2003) Die Dinge umgehen?sammeln und Forschen in kulturhistorischen Museen, Schriften des Westfalischen Freilichtmuseums Detmold, Bd. 23. Kültür Bakanl (1991), Karfl laflt rmal Türk Lehçeleri Sözlü ü, Ank., Baflbakanl k Bas mevi. Küpper, Anke (2000) Berliner Museen, L&H Verlag, Hamburg. Modleski, Tania. E lence ncelemeleri, (Çev.Nurdan Gürbilek), stanbul, Metis Yay nlar, Museums-Journal, say lar. Museumsinsel Berlin, Das Kuratorium, SMB (Staatliche Museen zu Berlin), Oktober- November-Dezember 2003 ve Januar-Februar-Marz Özdemir, Nebi (2001) Türk Halk E lenceleri, (yay mlanmam fl doç. sunusu) Ankara. (2003) Müze-Çocuk liflkisi ve Çocuk Kültürü Merkezi ile lgili Baz De erlendirmeler, Gazi Üniversitesi, Türkiye de Halkbilim Müzecili i ve Sorunlar Sempozyumu Bildirileri, (12-13 Aral k 2002) Ankara: Postman, Neil (1994) Televizyon: Öldüren E lence (Çev.Osman Ak nhay), stanbul, Ayr nt Yay nlar. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakf (2000) Müzecilikte Yeni Yaklafl mlar, Küreselleflme ve Yerelleflme, stanbul. (2001) Kent, Toplum, Müze Deneyimler-Katk lar (Ed. Burçak Madran), Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakf, stanbul: Türk Dil Kurumu (1952)Türkiye de Halk A z ndan Söz Derleme Dergisi, VI, Folklor Sözleri, Ankara, Türk Tarih Kurumu Bas mevi. (1957) Türkiye de Halk A z ndan Söz Derleme Dergisi, V, ndeks, Ankara, Türk Tarih Kurumu Bas mevi. (1967 Tarama Sözlü ü, III, E-, Ankara, Türk Tarih Kurumu Bas mevi. (1971) Kavramlar Dizini, I, Ankara, Ankara Üniversitesi Bas mevi. (1972) Türkiye de Halk A z ndan Derleme Dergisi, V, E-F, Ankara, Türk Tarih Kurumu Bas mevi. (1988) Türkçe Sözlük, Ankara, Türk Tarih Bas mevi GELENEKSEL T YATRO MÜZEC L ÜZER NE B R ÖNER A Suggestion Regarding the Exhibition of Traditional Theater in Museums Nilüfer Zeynep ÖZÇÖREKÇ GÖL ABSTRACT In the globalizing world, interest in local cultures is increasing. For the promotion of local culture, museums even today preserve their role as the most important medium. In this context, traditional theatrical arts which have an important place in traditional culture (shadow theater, puppeteering, oral storytelling, illusionism and the like) may be appropriately preserved and continued in "Museums of Traditional Theater". In this paper, the issues surrounding the foundation, services and target audiences of such a possible museum as well as its long-time targets have been discussed. It is among the conclusions that in the globalizing world, the Museum of Traditional Theater should provide services with the help of interactive telecommmunication technology, and that such services would have great benefits for promotion and cultural tourism. Key Words: Theater, museum, shadow thatre, puppeteering Küreselleflen dünyada, yerel kültürlere karfl ilgi artm fl, tek tipleflmeye karfl gelifltirilen tepki ise yerel kültürlerin öneminin bir kez daha anlafl lmas n yani bir anlamda yeniden fark edilmesini sa lam flt r. Yerel kültürlerin, ulusala, ulusaldan evrensele katk da bulunmas söylemi, di er bir deyiflle insanl n ortak kültürüne kendi rengimiz ile katk da bulunma çabas n n en somut göstergelerinden biri de müzelerdir. Ülkemiz Uluslar aras Müzeler Konseyi (International Counccil Of Museum (ICOM) üyesidir. Bu kurulufl, Aç k Hava Müzelerinin kurulmas n tavsiye karar alarak üye ülkelere duyurmufltur. Ülkemizde, bu konuyla ilgili kiflisel çabalar 1950 li y llarda bafllam flt r. Aç k Hava Müzeleri konusu ilk kez, 1982 y - l nda Ankara da düzenlenen 1. Milli Kültür fiuras nda ele al nm flt r y l nda ise Kültür ve Turizm Bakanl, Ortado u Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Rektörlü ünün iflbirli i ile Folklor Aç k Hava Müzelerinin Türkiye de Kurulma mkanlar Sempozyumu düzenlenmifltir. Bu sempozyumda aç k hava müzeleri ayr nt l olarak ele al n p, irdelenmifl öneriler sunulmufltur. Ayn y l Ortado u Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ye ait Eymir Gölü alan nda Aç k Hava Müzesi Kurma çal flmalar bafllat lm fl ancak sonuca ulaflt r lamam flt r. Birkaç duyarl bilim adam ve araflt rmac taraf ndan bu konuyla ilgili çal flmalar devam ettirilmiflse de bu iyi niyetli çal flmalar yeterli olmam flt r. 18 y l ara ile Gazi Üniversitesi Aral k 2003 tarihinde Türkiye de Halk Bilim Müzecili i ve Sorunlar Sempozyumu düzenlenmifl, bu konu etrafl ca incelenmifl, ça dafl müzecilik nas l olmal d r sorusu dünyada var olan örneklerden yola ç k larak tan mlanm flt r. Ayn sempozyumda

86 bu konudaki sorunlar n nas l çözülece i konusunda de iflik öneriler de sunulmufltur. lk Halkbilimi Müzesinin, 1891 y l nda Skansen (Stokholm) de aç lmas dikkate al nd nda Halkbilimi Müzesi kurmakta bir hayli gecikmifl oldu umuz görülmektedir. Biz aç k hava müzeleri veya Halkbilimi Müzeleri üzerinde tart - fl rken, ABD, Almanya, Fransa, ngiltere, Japonya gibi dünyaya yön veren ülkeler ile skandinav ülkeleri müzecilik kavram n yeniden yap land rarak, ça dafl yaklafl mlar oluflturmufllard r. Üniversitelerde bu konu ile ilgili bölümler açarak konunun akademik ortamda geliflmesini sa lam fl ve alanda hizmet verecek uzman personeli yetifltirmifltir. Bu süreci geriden takip eden ülkemizde, bu gün bile ulusal düzeyde kapsaml bir aç k hava müzesi veya di er bir deyiflle Halkbilim Müzesi bulunmamaktad r. Biz Halkbilimi Müzesi kurma önündeki engelleri nas l aflaca m z düflünüp tart fl rken, di er dünya ülkeleri bu konuda yeni aç l mlar oluflturmaya devam ederek, somut olmayan kültürel miras n da nas l müzelenece i sorusunu gündeme getirmifltir. Bilindi i gibi bu sempozyumda somut olmayan kültürel miras n ülkemizde nas l müzelenece i sorununu de erlendirmek üzere bir araya gelmifl bulunmaktay z. Biz de bu çerçevede Geleneksel Tiyatro Müzesi Nas l olmal d r sorusunu yan tlamaya çal flaca z. Bunu yan tlamaya da tiyatro nedir sorusu le bafllamay uygun gördük. Tiyatro sözcü ü Yunanca da seyirlik yeri anlam na gelen theatron dan türetilmifl, dilimize talyanca daki teatro sözcü ünden geçmifltir. nsan n varoluflu ile bafllayan tiyatro sanat sürekli iyiyi ve güzeli bularak insanlara sunmay amaçlam flt r. Tiyatronun en önemli ifllevi, bireyi e itmek, bu yolla kitleleri bilinçlendirmek, toplumsal sorunlar n çözüm yollar n göstererek, toplumsal e itim arac olmakt r. Ça dafl tiyatronun kayna olan geleneksel tiyatro da bu ifllevlerini sürdürerek günümüze kadar ulaflm flt r. Bafllang c ilk toplumlardaki ayinlere dayanan seyirlik oyunlar, ayn zamanda gölge oyunu ve kukla tiyatrolar n n da temelini olufltururlar. Bafl ndan geçen olaylar anlatan ilk anlat c ile konuflma yetisinin geliflmesi sonucu olaylar söze dayal hareketlerle anlatan, söz sanat yapan meddah sonuçta ayn ifllevi yerine getirirler. Seyirlik oyunlar, toplumlar n geçirdi i evrelere göre biçimlenirler. Bu nedenle geleneksel tiyatro, bir ulusun özgün kültürel yap s n n çarp c bir örne idir. Ülkemiz, bu aç dan çok zengin bir kültürel yap ya sahiptir. Medyan n etkisi ile küçülen dünyada, de iflimden en fazla etkilenen kültür ürünlerimizden olan Geleneksel Tiyatronun bu nedenle, bir an önce müzelenmesi gerekmektedir. Bu türden bir giriflimin daha fazla gecikmesi halinde özgün kültürel yap n n yans mas olan bir tiyatro kavram ndan da ulus olarak uzaklaflm fl olaca z. Müzenin ad ne olmal d r: Geleneksel Türk Tiyatrosu Müzesi ad n n, müze kavram n n ça dafl müzecilik anlay fl çerçevesinde tan t lmas ile amac n en uygun tan mlayacak isim olaca n düflünmekteyiz. Müzenin Amac Ne olmal d r: Geleneksel Türk Tiyatrosunun özgün yap s yla tan nmas na katk sa layan ulusal nitelikli bir müze olmal, geleneksel tiyatrodan hareketle güçlü bir ulusal tiyatronun oluflmas amac na yönelik hizmet üret- melidir. Müze bu konuda yap lacak araflt rma ve inceleme çal flmalar n düzenleyecek bir enstitüyü bünyesinde kurmal, bilimsel içerikli araflt rma ve inceleme çal flmalar enstitü taraf ndan gerçeklefltirilmelidir. Geleneksel tiyatro konusunda yap lacak bilimsel çal flmalara destek sa lamal d r. Müze, geleneksel tiyatro alan nda Türkiye çap nda en kapsaml araflt rma ve inceleme merkezi olmal d r. Elinde bu alana ait malzeme bulunan kamu kurum ve kurulufllar ile, özel kurumlar n ve kiflilerin birikimleri birlefltirilerek ulusal bir merkez haline getirilmelidir. Bu merkezde oluflturulacak kütüphane ve arflivin yan s ra aç lacak kurslarla da e itim hizmeti verilmelidir. Geleneksel tiyatro gösterilerinin, nitelikli bir yap da halka ulaflmas sa lanmal d r. Bütün bu çal flmalar, tiyatro tarihimiz konusunda toplumsal bilinç oluflturacak biçimde planlanmal d r. Müze Nerede Kurulmal d r: Ankara n n baflkent oluflu bile tek bafl na ulusal bir müzenin burada kurulmas için yeterli bir nedendir. Bilimsel araflt rma merkezlerinin ve üniversitelerin baflkentte yo unlaflmas, müzeden araflt rma amaçl yararlanacak olan hedef kitlenin büyük ço unlu unu Ankara da toplam flt r. Ankara n n co rafi konumu, ülkenin büyük bir bölümüne eflit uzakl kta olup, birçok bölgeye geçifl noktas nda bulunmaktad r. Bu nedenler, müzenin Ankara da olma gerekçesini kuvvetlendirmektedir. Müzeye katk sa lamas n düflündü ümüz en önemli kuruluflun Kültür ve Turizm Bakanl olmas da, müzenin Ankara da olmas düflüncesini destekleyen di er önemli bir etkendir. Müzenin fllevi Ne Olmal d r: Müze de bilimsel araflt rma ve inceleme çal flmalar yap lmal d r. Enstitünün yapaca bilimsel çal flmalardan yararlanarak, bu alanda ça dafl yorumlar n yap lmas na olanak sa lanmal d r. Müze geleneksel tiyatro konusunda bu zamana kadar yap lan bütün yay nlar ve görsel malzemeyi, bünyesinde toplayarak zengin arfliv oluflturmal, bu arfliv ise, bilimsel çal flmalara kaynak olmal d r. Toplanan görsel ve etnografik malzemeler sergilenerek, tan t m yap lmal d r. Müzede yer alan materyal bu alandaki e itim ihtiyac n gidermede kullan lmal d r. Gösteriler yolu ile kuflaklar aras kültürel aktar m sa lanmal d r. Bu birim sanal ortamda hizmet üretmeli, uluslararas alanda bu konudaki kültürel zenginli imizin tan t m yap lmal d r. Müze Nerede Yer Almal : Müze kent merkezinde, kolay ulafl m sa lanabilen bir alanda kurulmal d r. Etkinlikleri Neler Olmal d r: Geleneksel Tiyatronun her dal nda haftada en az bir kez gösteri gerçeklefltirilmeli bu gösterilerin programlar ayl k olarak haz rlan p, duyurular önceden yap lmal d r. Bu gösteriler yafl gruplar na göre, okul öncesi çocuklar, ortaö renim ça ndaki çocuklar, yetiflkinler ve yabanc turistler için ayr kategorilerde düzenlenmelidir. Müze gösterilerden, etnografik malzeme sat fl ndan ve e itim amaçl düzenlenen kurslardan elde edilen gelir ile kendini finanse etmeli, devlete yük oluflturmayarak kendi giderlerini karfl layacak biçimde planlanmal d r. Gösterilerin sa l kl bir biçimde yürütülebilmesi ise, bu müze bünyesinde kurulacak olan bir tiyatro toplulu u ile mümkün olacakt r. Bu tiyat

87 roda konservatuar mezunu sanatç lar n yan s ra bu alanda usta ç rak iliflkisi içinde yetiflmifl sanatç lar n da istihdam yap lmal d r. Kurulacak tiyatro ile, müzede yap lacak olan gösterileri gerçeklefltirecek sanatç sorunu çözülmüfl olacak, hem de alandan gelen bilimsel içerikli malzemeleri kaynak alarak, gelenekselden esinlenip, günümüze uygun ça dafl yorumlar n yap labilmesine olanak tan yan bir tiyatro anlay fl n n yerleflmesini sa layacakt r. Bu tiyatro sayesinde müze, gösteri merkezi ifllevini de yerine getirmifl olacakt r. Bu toplulukta ise, sanatç, sanat yönetmeni, dramaturg yazar, sahne tasar mc s, teknik personel (makyajc, terzi, fl kç, ses teknisyeni vb.) yer almal d r. Bu toplulukta yer alan sanatç - lar geleneksel tiyatronun en az bir dal nda uzmanlaflarak hizmet vermelidir. Bütün bu gösterilerin yap labilmesi için müzede yeterli say da gösteri salonlar ile genifl bir d fl mekan olmal d r. Müzedeki Hizmet Birimleri Kütüphane ve Arfliv Nas l fiekillendirilmelidir: Bu kütüphanede, Geleneksel tiyatro alan ndaki bütün yay nlar n bir örne i bulundurulmal, bu alandaki en kapsaml kütüphane olarak hizmet sunulmal d r. Kütüphanede, bu güne kadar oynanm fl bütün oyunlar n (kukla, karagöz, ortaoyunu) metinleri, meddah hikayeleri, bu konulardaki eski yazma metinler, yap lm fl incelemeler ve tezler yer almal d r. Bu arflivde bu güne kadar Geleneksel Tiyatro konusunda yap lan gösterilerin elde edilebilen görüntüleri, filmleri, ses kay tlar ile gösterilerde kullan lan etnografik malzemeye ait görüntüler (foto raf ve dialar) yer almal d r. Görsel belgelere (akar filmlere, dialara) ulaflabilecek izleme odalar oluflturulmal d r. Müzeye gelen ziyaretçiler, izlemek istedikleri oyunlar müzede yer alacak listeden saptayarak bu odalarda izleyebileceklerdir. Bu dokümanlar n CD'leri haz rlanarak hizmet kolaylaflt r lmal d r. Müze bünyesinde Geleneksel Tiyatro dedi imizde akl m za gelen her alan temsil edilmelidir. Bunlar, köy seyirlik oyunlar, kukla, gölge oyunu (Karagöz), ortaoyunu, meddahl k, hokkabazl k, vantrilokluk, ip cambazl, illüzyonistler (gözba c lar) dir. Bu tiyatro türlerine ait araflt rma inceleme yap lmal, yay nlar ve dokümanlar bulundurulmal, bu gösteri türlerine ait, sahne düzenleri, etnografik (kukla örnekleri, karagöz tasvirleri, bütün gösterilere ait kostüm örnekleri, perde çeflitleri, oyun tak mlar, ses düzenleri, hokkabaz ve illüzyon araçlar, köy seyirlik oyunlar na ait kostüm, dekor, maske, kullan lan müzik aletleri) malzeme tasnif edilerek, ayr salonlarda sergilenmelidir. Gölge oyunu, kukla, köy seyirlik oyunu hakk ndaki teflhir salonlar ayr ayr olmal d r. Bütün bu sergilenen malzemelerin, yeniden yap labilmesi, amac yla atölyeler kurulmal bu atölyelerde yeni örnekler üretilmelidir. Atölyelerde kadrolu elemanlar(tasvir sanatç lar, kukla yap mc lar, maske yap mc lar vb.) görev yapmal d r. Üretilen, ürünler ise iyi bir iflletmeci mant ile pazarlanmal d r. Ayr ca Müzede e itim çal flmalar na da önem verilerek, kukla yap m, tasvir yap m, kostüm dikimi, maske yap m, dekor yap m, kukla, kara- göz oynat m konular nda, oyunculuk (ortaoyunu ve köy seyirlik oyunlar konular nda) kurslar düzenlenerek e itim verilmelidir. Köy Seyirlik Oyunlar Nas l Müzelenmeli: Köy Seyirlik oyunlar nda kullan - lan giyim kuflam, dekor ve makyaj malzemeleri d fl nda sergilenebilecek somut tek sunum, oyunlar n tespit edilmifl görüntüleri olacakt r. Oyuncunun yetene ine ba l olarak do açlama geliflen bu gösterilerde oyun metni kullan lmamaktad r. Bu nedenle görsel malzeme tasniflenip, ilgililere sunulmal d r. Bu tasnifleme oyunlara göre yap lmal oyunun yöresi ve yöredeki farkl adland rmalar belirtilmelidir. Oyunlar n indeksleri haz rlan p, CD olarak bulundurulmal d r. Ziyaretçiler bu bilgilere müzeyi tan tan bilgisayarlar arac l ile ulafl p, izlemek istedi i oyunu saptayarak CD'den izlemelidir. Ayn hizmet sanal ortamda da sunulmal - d r. Müzede, köy seyirlik oyunlar gösterileri belirli periyotlarla canl olarak yap lmal d r. Bu gösterilerin yap laca mekanlar do al ortama uygun olarak düzenlenmelidir. Oda içi oyunlar kapal mekanlarda oynanabildi inden, bu oyunlar n oynanabilece i geniflçe bir köy odas dizayn edilmeli, bu dizayn yap l rken izleyici de düflünülmelidir. Oyunlar izleyecek olan seyirci için portatif oturma araçlar bulundurulmal d r. Oynanan oyunun dekoru ve yöresini yans tacak malzemeler bulundurulmal d r. Oda içi oyunlar bu mekan n d fl nda oynanmas gerekti inde müze içinde yer alacak çok amaçl gösteri salonlar ndan yararlan lmal d r. Dramatik nitelikli köy seyirlik oyunlar n n genellikle aç k alanda ve geceleri oynand dikkate al narak, do al ortama uygun bir mekan haz rlanmal d r. Bu mekan, müzenin ana hizmet binas ndan ba ms z olarak düflünülmeli, müzedeki di er etkinlikleri ve ziyaretçi girifl ç k fl n aksatmamas amac yla hizmet binas - n n ön giriflinde yer almamal d r. Ayn zamanda, k yafetlerin ve maskelerin haz rlanmas na uygun, modern tiyatro binalar ndaki soyunma odalar n n yerini tutacak olan birim ile dekorlar n korundu u deponun bu alanda do al yap y bozmadan yerlefltirilmesi fonksiyonellik sa layacakt r. Köy Seyirlik oyunlar nda kullan lan bir çok malzeme (çift sürme oyununda kullan lan saban, çingen oyununda kullan lan kalbur,sac aya, vb araçlar) bu alanda do al ortam n oluflmas na da katk sa layacakt r. Gösterilerin yap laca mekan n do al ortam tan mlamas gereklili inden hareketle köy meydan biçiminde düzenlenmesi gerekti ini belirtmifltik. Bu mekanda, oyunlar n sergilenebilmesi için flu özelliklere sahip olmas gerekmektedir. Alan n ortas nda oyunlar n oynanaca daire biçimli do al görünümlü bir platform yer almal, etraf nda ise izleyicilerin oyunu rahat izleyebilece- i bir düzenleme yap lmal d r. Bu düzenleme yap l rken, köy meydan nda bulunan köy kahvesi, köy çeflmesi, köy bakkal, birkaç eve yer verilmelidir. zleyici mekanlar bu evlerin dam, kahvenin önü, biçiminde düzenlenmelidir. Oturmak için ise aç k alanlarda düflünülen beton bloklardan oluflan anfi tiyatro anlay fl ndan uzaklafl larak, do al ortamda zaten var olan kütük parçalar, tahta sandalye veya has r iskemlelerle bu ihtiyaç giderilmelidir. Ayr ca bu gösterilerin k fl aylar nda ve ya fll havalarda da yap labilece i düflünülüp, geleneksel yap y bozmayacak oyun mekan n n ve izleyicilerin ya murdan etkilenmeyece i pratik çö

88 zümler üretilmelidir. Müze bünyesinde yer alan sergileme konular n içeren merakl lar n koleksiyon ihtiyac n karfl layacak etnografik malzemenin de sat fl n n yap labilece i bir ma azan n bu alanda yer almas uygun olacakt r. Bu malzemeler ise e itim amaçl düzenlenecek kurslar çerçevesinde müzedeki atölyelerde yap lmal d r. Gösterilerin büyük bölümünün akflam yap laca düflünülerek, ayd nlatma sistemi do al yap y bozmayacak biçimde dizayn edilmelidir. Bu mekanda gündüz yap lacak gösterilerden hizmet binas n n etkilenmemesi için ses yal t m sa lanmal d r. Çünkü ayn anda bina içinde di er gösterilerin yap labilece ini, kütüphane ve arfliv hizmetlerinin yürütülebilece i düflünülmelidir. Bu alan a açland r lm fl, ve ülkemizin floras n yans tan çiçeklerle düzenlenerek, gösteriler d fl nda da ziyaretçilerin dinlenme alan olarak düflünülmelidir. Bu alandaki köy kahvesi de geleneksel sunuma uygun çay ikram yapmal d r. Ulusal düzeyde yayg nl k kazanm fl baz yiyecekler de bu alanda sat fla sunulmal d r. Gölge Oyunu) (Karagöz) nas l müzelenmelidir: Karagöz konusundaki bütün yay nlar n bir kopyas toplanarak müzeye kazand r lmal d r. Karagöz oyun metinlerinin tamam eski ve yeni haliyle tasnif edilerek okuyucuya sunulmal d r. Karagöz ve tasvir sanatç lar n n biyografilerine ayr nt l olarak kütüphanede yer verilmelidir. Tasvir yap m teknikleri ayr nt l olarak görsel ve yaz l malzeme ile yer almal d r. Ülkemizde bulunan bütün tasvir koleksiyonlar baflta Kültür ve Turizm Bakanl n n elinde bulunan koleksiyonlar olmak üzere birlefltirilerek koleksiyon sahiplerinin ve tasvir tiplerinin ayr nt l olarak tan t m ile (bilgileri eflli inde) sergilenmelidir. Tasvir Yap m ndaki eski ve yeni teknikler, sanatç s na göre de iflen ekoller ayr nt l olarak örneklerle sergilenmeli, eski ve yeni tasvir yap m atölyelerinden örnekler bulundurulmal d r. Kukla Nas l Müzelenmelidir: Kukla, türleri konusunda ayr nt l perde çeflitleri (el kuklas, ipli kukla, iskemle kuklas, köylülerin yatarak oynatt kukla) kukla örnekleri, eski kukla yap m atölyeleri, dönemlerine göre sergilenmelidir. Ayr - ca kukla yapan sanatç lara ait özel eflyalar, foto raflar yer almal d r. Etnografik malzemeye ulafl lamayan alanlarda bunlar n resimleri, minyatürleri, çizimleri veya foto raflar da salonlarda teflhir edilmelidir. Orta Oyunu Nas l Sergilenmelidir: Orta Oyunundaki sahne, dönemlerine göre sergilenmeli, sahne dekoru bulunulamazsa bunlar n çizimleri, minyatürleri, resimleri, foto raflar na yer verilmelidir. Ortaoyunu oyuncular na ait, sahne görüntüleri ile özel kostüm koleksiyonlar isim belirtilerek sergilenmelidir. Meddahl k Nas l Sergilenmelidir: Meddahl k, en iyi eski bir meddah kahvesi içinde sergilenebilecektir. Bu kahve do al ortam yla sergilenmeli, içinde meddah k yafetleri, meddah foto raflar, çizimler, minyatürler, meddahlar n kulland klar malzemeler yer almal d r. llüzyon ve Cambazl k: Ülkemizde, bu alanda gösteri yapan sanatç lar tespit edilmeli, bu sanatç lara ait özel koleksiyonlar ve görsel malzemeler toplanarak sergilenmelidir. Sonuç olarak, müzede yer alan bütün teflhir salonlar, kütüphane ve arfliv ayn zamanda tüm dünyadaki ilgililere sanal ortamda hizmet sunulmal d r. Bu müze geleneksel tiyatro alan nda yap lacak bilimsel toplant lar n, festival ve flenliklerin de gerçeklefltirilece i bir biçimde düzenlenmelidir. K saca söz etmeye çal flt m müzenin kurulmas ile bu alanda, araflt rma, inceleme, uygulaman n bir arada yap laca çok amaçl ve kaliteli hizmetin sunulaca, bütüncül anlay fla uygun flekillenmifl bir mekan hayat bulmufl olacakt r. Y llard r eksikli ini hissetti imiz, çok amaçl ve e itime katk sa layacak, Ulusal Tiyatro Müzesi de kurulmufl olacakt r. Söz konusu müze yaln zca bilimsel içerikli çal flmalara kaynakl k etmekle kalmayacak, kültür turizmi aç s ndan da çok önemli bir ziyaret alan haline gelerek ülkemizin ihtiyac olan tan t ma da çok önemli bir katk sa layacakt r. Bu yolla geleneksel tiyatronun genç kuflaklara sa l kl aktar m yani kültürel devaml l k sa lanm fl olacakt r. Üzerinde yaflad m z co rafya Anadolu tarihsel süreç içinde bir çok uygarl a ev sahipli i yapm fl, bu kültürleri kendi potas nda birlefltirerek bir senteze ulaflt rm flt r. Çok kültürlü bir yap n n yans mas olan Geleneksel Türk Tiyatrosunun tan t m n n yap lmas dünya ortak kültür miras içinde hak etti i yeri almas, toplum olarak sorumlulu umuz olmal d r. KAYNAKLAR Kitaplar: -Ant,(Metin), Geleneksel Türk Tiyatrosu (Kukla-Karagöz-Ortaoyunu), Bilgi Yay nevi, 1969 Ankara. Bildiriler: Çetin Yücel (Ayfle), 2003, ngiltere de Beamish Aç k Hava Müzesi Türkiye de Halkbilim Müzecili i ve Sorunlar Sempozyumu, Ankara. Erden, (Atilla), 1985, Kurulmas Düflünülen Aç k Hava Folklor Müzesi Üzerine Düflünceler Folklor Aç k- Hava Müzelerinin Türkiye de Kurulma mkanlar Sempozyumu Bildirileri, Ankara, S. Karpuz, (Haflim), 2003, Dünyada ve Türkiye de Halkbilim Müzecili i Üzerine Bir De- erlendirme Türkiye de Halkbilim Müzecili i ve Sorunlar Sempozyumu, Ankara. Özdemir (Nebi), 2003, Müze-Çocuk liflkisi ve Çocuk Kültürü Merkezi ile ilgili Baz De erlendirmeler Türkiye de Halkbilim Müzecili i ve Sorunlar Sempozyumu, Ankara Özhan, (Mevlüt), 1994, Geleneksel Tiyatro Derlemelerinin Önemi ve Halk Kültürlerini Araflt rma ve Gelifltirme Genel Müdürlü ü (HAGEM) nün Derleme Çal flmalar 1. Türk Halk Kültürü Araflt rma Sonuçlar Sempozyumu, Ankara. 1996, S. Santur, (Alparslan), 1997, Aç k Hava Müzelerinin Gelifliminde Norveç Örne i ve Türkiye de Durum, 5.Milletleraras Türk Halk Kültürü Kongresi, Ankara. Internet kaynaklar and puppet/index.shtml of the shadow theatre theatre museum

89 TARTIŞMA M. SEVER: Ben Nebi beye bir soru sormak istiyorum: Özellikle Irak taki müzelerin ya malanmas daha do rusu ya malat lmas veya Afganistan da özellikle heykellerin imha edilmesi veya ettirilmesiyle acaba egemen bir kültür anlay - fl na m gidiliyor? Sizin özellikle t rnak içinde söyledi iniz dünya miras kavram ile küreselleflmeye bir alt yap m haz rlan yor? Bu konudaki aç l m merak ediyorum. N. ÖZDEM R: Küreselleflme, somut olmayan kültür varl klar, dünya miras kavram klasik müzeler için büyük tehlike. Bu yeni düflünceler, dünya varl klar - n n mekan nda sergilenmesi gerekti ini getiriyor. O zaman bu dünyadaki yasal ya da yasal olmayan yollardan edinilmifl kültür varl klar n n de iflimi dönüflümü için büyük bir tehlike oluflturuyor. Dünyadaki küreselleflme kavram yla ilgili altyap oluflturan insanlar, bu tür fleylerin büyük olas l kla hesaplar n yapamad lar. Bu kavramlar olufltu, ortaya ç kt. Küreselleflmenin etkilerini daha çok görece iz. VIII. OTURUM /SESSION 8 TÜRK DESTANLARININ MÜZELENMES The Preservation of Turkish Epics in Museums Necati DEM R ABSTRACT Epics contain a lot of information about a people s history. At the same time, they are important texts containing many linguistic peculiarities. In the context of rapid cultural changes, it is crucial that epics be exhibited in museums so that the cultural and historical richness they present is preserved and and transmitted to future generations. In this paper, ways of presenting the Turkish epics to a large audience in both closed and open-air environments under the utilization of contemporary materials and interpretations are presented. Key words: Epic, cultural change, closed and open-air museums Girifl: Destanlar ola anüstü olaylar n ifadesidir. Büyük kahramanlar n ve ideallerin belgeleridir. Destanlar, mücadelelere konu olan idealin büyüklü üne göre flekillenip daha sonraki nesillere intikal ederler. Hareketsiz toplumlar n ve milletlerin destanlar olmaz. Destanlar, milletlerin tecrübelerinin bir aynas d r. Milletler yaflad klar hürriyet aflk ve mücadelelerini, büyük baflar lar n ve sevinçlerini, derin nefret ve kinlerini; ac, keder ve hasretlerini destanlaflt r r. Milletler destanlar n kendileri yarat r. Türkler çok say da destan sahibidir. Hayat tecrübelerinin bir sonucu olarak ortaya koyduklar pek çok destan da dünya milletleriyle paylaflm fllard r. Destanlar, zoru baflarman n hikâyeleridir. Baflar lmas hemen hemen imkâns z olaylar n zekâs ve gücü ile meflhur bir kahraman veya kahramanlar taraf ndan olumlu bir sonuç ile bitirilmesi, destanlar n genel olarak konusudur. Bu olaylar baz destanlarda bir milletin yok olmas veya varl n sürdürmesi gibi hayatî meselelerdir. Baz lar nda ise ola anüstü baflar lar anlat lmaktad r. Türkler, tarih boyunca çok genifl co rafyalara yay ld klar ndan âdeta hareketin sembolü olmufllard r. Anavatanlar nda ve gittikleri yerlerin ço unda de iflik unsurlara karfl mücadele etmek zorunda kalm fllard r. Bu mücadelelerin bir k sm destanlaflarak tarih boyunca milletin haf zas ndan silinmeyip ebedîleflmifltir. Çeflitli dönemlerde edebiyat m za yans yan bu önemli tarihî olaylar yaz ya da geçirilmifl ve destan olarak adland r lm flt r. Destanlar n kültür tarihimizde çok önemli yerleri vard r. Onlar edebî bir ürün olmakla beraber tarihin k r k dökük aynalar d r. Yani destanlar n konular ço unlukla tarihî gerçeklere dayanmaktad r. Geçmifl zaman içerisinde gerçekleflmifl olaylar, yaflam fl kahramanlar ve mekânlar hakk ndaki bilgileri, hiç de ilse ana

90 hatlar yla, ö renmemizi sa lamaktad rlar. Bu türdeki yaz l metinler dikkatli bir flekilde incelendi inde uzak tarih ile ilgili çok k ymetli malzemeler elde edilmektedir. Tarihî unsurlar n yan nda milletlerin geçmiflteki âdet, gelenek, görenek ve yaflay fl tarzlar ile ilgili olarak belki de hiç bir kaynakta bulunmayan bilgiler destanlarda yer almaktad r. Bu tür eserler ayn zamanda yaz dilinin önemli belgeleridir. Türkçenin tarihî seyrinin araflt r lmas nda çok önemli malzemelerdir. Genellikle halk a z ndan derlenip yaz ya geçirildi i için konuflma dilinin özelliklerini çok yönlü aksettiren bu yaz l metinler, tarihî Türkçe aç s ndan âdeta bir hazine durumundad r. K sacas tarihî geçmiflimiz hakk nda merak etti imiz çok fleyi ö renme f rsat buldu umuz bu eserler, çok say da gerçe e de tan kl k etmektedir. 1. Türk Destanlar na Genel Bir Bak fl: Yaz ya geçirilen veya bilinen önemli Türk destanlar n iki grup alt nda incelemekteyiz slâmiyetin Kabulünden Önceki Türk Destanlar : slâmiyet öncesinde teflekkül etmifl destanlar n bir k sm nda a rl kl konu Türklerin yok olmas veya varl klar n sürdürmesi iken bir k sm nda da çeflitli unsurlarla mücadeledir. Mücadele edilen unsurlar tabiat veya çeflitli milletlerdir. slâmiyet öncesi destanlardan en önemlileri; Alp Er Tonga Destan, O uz Ka an Destan, Bozkurt Destan, Ergenekon Destan, Uygur Destan d r. Dede Korkut Destan ve Manas Destan geçifl dönemine aittir denilebilir. Yani bu destanlarda slâmiyet öncesi ve slâmî unsurlar iç içedir slâmî Türk Destanlar : Bu devir içerisinde yer alan destanlar, Anadolu da Türk kültürüyle flekillenmifltir. Fakat bir k sm n n kahramanlar, konusu ve co rafyas Türklükle ilgili de ildir. Konuya birkaç aç dan bakmak zorunlu oldu- u için slâmî daire içerisinde teflekkül etmifl destanlar n tasnifi oldukça zordur. Destanî halk hikâyeleri de diyebilece imiz Hz. Ali Cenkleri, Hamza-nâme 1, Müseyyeb-nâme 2 ve Ebû Müslüm-nâme 3 ; Arap veya ranl kahramanlar çevresinde flekillenmifltir. Bunlar n co rafyas da Anadolu de ildir. Türklerin slâmî kimli inden dolay ad geçen eserler tercüme veya telif yoluyla Türkçeye kazand r lm flt r. Tercüme ve telifler yap l rken de Türk muhayyilesiyle zenginlefltirilmifltir. slâmî kimlikten, sade dille çevrilmifl olmas ndan ve Türk muhayyilesinden dolay, Anadolu Türkleri bu eserlere gereken ilgiyi göstermifl ve millîlefltirmifltir. Battal Gazi Destan da kaynak bak m ndan yerli de ildir. Ancak Türk muhayyilesiyle flekillendi i için millî destanlar m z aras nda yer almaktad r. Tamamen Türk kültür ve tarih unsurlar yla biçimleflmifl Dâniflmend Gazi Destan ve Saltuk Gazi Destan slâmî daire içerisinde yer almaktad r. Yukar da da belirtti imiz gibi, Türkler Anadolu yu vatan yapt ktan sonra bu co rafyada üç tane önemli destan vücuda getirmifllerdir. Türk kültür abideleri içerisinde yer alan bu eserler; Battal Gazi Destan, Dâniflmend Gazi Destan ve Saltuk Gazi Destan d r. Türk Dünyas n n bütün destanlar n dikkate ald m zda her hâlde binin üze- rinde Türk destan yla karfl karfl ya kal r z. Dolay s yla Türk Dünyas n n bütün destanlar n müzede sergileyebilmek mümkün görünmemektedir. Biz bildirimizde Anadolu da oluflmufl Türk destanlar n n müzelenmesi konusu üzerinde durmaya çal flaca z. Anadolu da teflekkül etmifl ilk Türk destan Battal Gazi Destan d r 4. Anadolu da oluflmufl destan zincirinin ilk halkas d r. Kaynaklar Zatü l-himme/zü l-himme/delhemma ad yla bilinen Arapça eserden tercüme edildi ini veya tesirinin bulundu unu söylemektedir 5. Konu bak m ndan Türklerle ilgili olmamas na ra men, Türk muhayyilesiyle flekillendi i için millî bir destan kimli i kazanm flt r. Türkler taraf ndan çok sevilmesinin sebebi, Battal Gazi nin slâmiyetin yay lmas u runa kahramanl k göstermesi ve kahramanl n mekân n n Anadolu olmas ndan kaynaklan yor görünmektedir. Bu destan millî olarak düflünüldü ü için di er Anadolu Türk destanlar olan Dâniflmend Gazi Destan ve Saltuk Gazi Destan na kaynakl k etmifltir. Anadolu da, Malatya dan bafllay p stanbul a kadar uzayan çizginin kuzeyinde kalan k sm n Dâniflmend Gazi ve gaza arkadafllar taraf ndan fethini anlatan Dâniflmend Gazi Destan ise slâmî-türk Destanlar n n ilk örne idir. Bu destanlar n Anadolu co rafyas ndaki son örne i ise Dâniflmend Gazi Destan ile konu aç s ndan benzerlik gösteren Saltuk Gazi Destan d r.. Saltuk Gazi Destan n n birinci derecede kahraman Sar Saltuk, Anadolu da, özellikle Rumeli de Müslümanl yayan büyük velî-kahraman s fat yla as rlarca tebcil edilmifltir. fiahsiyeti etraf nda yaln z Müslümanlar aras nda de il, Türk hâkimiyetinin ulaflt birçok sahada, bilhassa Balkanlar da etrafl bir menk be hâlesi teflekkül etmifltir 6. Bu menk belerin halk a z ndan derlenerek yaz ya geçirilmesiyle Saltuk Gazi Destan ortaya ç km flt r. Ço unlukla Osmanl döneminde yaz ya geçen veya flekil alan bu menk bevî metinler, Müslüman Türklerin maddî ve manevî fetihlerini konu edinmesinden ve sade dille vücut bulmas ndan dolay, devletin en uzak köylerinden saray na, ordusundan edebiyat dünyas na kadar her muhitinde ilgi görmüfl ve okunmufltur. Anadolu nun bir bölümünün Müslüman Türkler taraf ndan fethini menk bevî olarak anlatan Dâniflmend Gazi Destan, kültür ve medeniyet tarihimizin incelenmesi aç s ndan önemli bir eserdir. Türünün di er örnekleri Battal Gazi Destan ve Saltuk Gazi Destan na göre tarihî bilgilere daha uygun oldu undan ve abartmalara fazla yer vermemesinden dolay birçok tarihçi taraf ndan kaynak kabul edilmifltir. Eser, tarihî özellikleriyle beraber, XIV. ve daha önceki yüzy llarda Anadolu nun co rafî durumu ile Türklerin gelenek, görenek ve hayat tarz n n incelenmesi aç s ndan önemli bir kaynakt r. Dede Korkut Hikâyeleri nin co rafyas na yak n bir yerde, Tokat ta yaz lm fl olan destan, çeflitli konularda mukayese için de k ymetli bir belgedir. O uz Türkleri 1071 Malazgirt Savafl ndan sonra Anadolu ya girmifl, uzun süre bu co rafyay vatan yapma mücadeleleri vermifllerdir. Bizans Devleti nin direnci Malazgirt Savafl nda büyük ölçüde k r ld için çok k sa bir zaman içerisin

91 de stanbul Bo az na yaklaflm fllard r. Ancak genel anlamda durum böyle iken Anadolu içlerinde kalan çok say daki Bizans toplulu u bu co rafyay Türklere teslim etmemek için uzun y llar direnmifllerdir. Ayr ca Anadolu nun pek çok yöresine Türkler girmekte zorlanm fllard r. Bizanslar ile Türkler aras nda bu mücadeleler devam ederken pek çok insan maddî ve manevî anlamda insan üstü faalliyetlerde bulunmufl; Hac Bektafl- Veli, Ahi Evran, Mevlâna Celâleddin Rumî,... gibi baz flahsiyetlerin faaliyetleri efsaneleflmifltir. Bu al fl lm fl n üzerindeki mücadelelerde Dâniflmend Gazi ve Saltuk Gazi nin ola an üstü gayretleri ise destanlaflm flt r. Dâniflmend Gazi ve Saltuk Gazi nin çevresinde geliflen olaylar daha sonra yaz ya geçirilmifl, böylece Dâniflmend Gazi Destan 7 ve Saltuk Gazi Destan 8 gibi çok önemli iki destan günümüze ulaflm flt r. Dâniflmend Gazi Destan, Malazgirt Savafl ndan hemen sonra Anadolu da bafllayan Türk-Bizans mücadelelerini anlatmaktad r. Malatya dan bafllay p Türkiye nin kuzey k sm n n nas l Türk vatan yap ld n anlatmaktad r. Yani mekân bugünkü Türkiye nin Malatya, Kayseri ve Ankara dan stanbul Bo az na çekilecek bir çizginin kuzeyidir. Türk destan gelene i içerisinde Dâniflmend Gazi Destan ndan sonra yer alan Saltuk Gazi Destan, ayr ca son halka olma özelli i de tafl maktad r. Türk kahramanl n n destanîleflmifl hikâyelerinden biridir. Sar Saltuk isimli bir Türk bahad r n n menk bevî mahiyetteki hikâyelerini içermektedir. Bu hikâyeler halk aras nda anlat lmaktayken Cem Sultan n dikkatini çekmesi ve maiyetindeki Ebü l Hayr- Rûmî yi 9 görevlendirmesi neticesinde, XV. yüzy l n son dönemlerinde (muhtemelen tarihleri aras ) yaz ya geçirilmifltir 10. Hikâyeler Sar Saltuk un hayat n, savafllar n, kerametlerini ve XIII. yüzy lda cereyan etmifl baz olaylar içermektedir. Üç ciltten oluflan eser, kurulufl itibariyle Battal Gazi Destan, Dâniflmend Gazi Destan ve Dede Korkut Hikâyeler ne benzemektedir. Saltuk Gazi Destan n n mekân ise çok genifltir. Daha aç k bir ifade ile Anadolu dan bafllay p Avrupa, Asya ve Afrika n n en uç bölgelerine uzayan bir sahay içerisine almaktad r. Saltuk Dâniflmend Gazi Destan dan anlafl ld na göre Sar Saltuk, XIII. yüzy lda yaflam fl, Anadolu ve Rumeli nin Türkler ad na fethinde birinci derecede rol alm fl bir Türk kahraman d r. Yukar da da bahsedildi i gibi faaliyet alan Anadolu da bafllar. Daha sonra haks zl k, kanunsuzluk ve kötülüklerin bulundu u bütün yeryüzüne kadar uzar. Yani Sar Saltuk, nerede kötülük ve kanunsuzluk varsa bunlar düzeltmek için oradad r. Bu çerçeve içerisinde Saltuk Gazi Destan na göre Sar Saltuk, Rumeli ye yani Avrupa ya iki büyük sefer düzenlemifl, uzun süre bu bölgede kalm fl, çeflitli güçlerle mücadele etmifl, Tanr n n da kendisine verdi i insan üstü yetenek ve güçlerle baflar l olmufltur. Biz konuyu fazla da tmamak için Türkiye de flekillenmifl üç destan n üzerinde duraca z. Ayn metotla veya gelifltirilebilecek metotlarla di er Türk destanlar n n da müzelenmesi sa lanabilir. 3.Türk Destanlar n n Müzelenmesinin Sa layaca Yararlar: Türkiye de Türk destanlar n n kapal veya aç k alanda ça dafl malzeme ve yorumlarla genifl kitlelere sunulmas flimdiye kadar yap lmam flt r. Hatta belki de hiç düflünülmemiflti. Bu yüzden muazzam bir kültür zenginli inden Türk milleti yararlanamamaktad r. Türk destanlar n n aç k veya kapal alanda sergilenmesinin faydalar n flöyle s ralayabiliriz: 3.1. Türk destanlar n n korunmas sa lanacakt r Türk destanlar n n sergilenmesi sa lanacakt r Türk destanlar n n bir mekânda toplanmas sa lanacakt r Türk destanlar n n daha bilimsel bir s n fland r lmas sa lanacakt r Önemli bir kültür miras m z n korunmas ve nesillere aktar lmas sa lanacakt r. Böylece bütün nesiller tarihimizi ve kültürümüzü tan yacaklard r Türk destanlar n n e itici ve ö reticili i bütün insanl n hizmetine sunulmufl olacakt r Türk milletinin dünya medeniyetine katk s ortaya koyulmufl olacakt r Türk destanlar uluslar aras boyutta daha iyi tan t lm fl olacakt r Dünya milletlerinin Türkleri ve Türk kültürünü daha iyi tan malar n sa layacakt r. 4. Türk Destanlar n n Müzede Sergilenmesi: Destanlar n müzelenmesi, bir baflka deyiflle müzede amac na uygun sergilenmesinde mekân birinci derecede önemlidir. Destanlar hem kapal alanda hem de aç k hava müzelerinde sergilenebilir. Bu durumda Türk kültürünün en önemli unsurlar aras nda yer alan Türk destanlar, kütüphanelerin tozlu raflar aras ndan günefl fl na ç kacakt r. Dolay s yla Türk destanlar gibi bir kültür hazinesinden müzeyi ziyaret edebilen istisnas z herkes yararlanabilecektir. As l konumuz olmamakla birlikte destanlar n kapal müzelerde sergilenmesi konusunda da düflüncelerimizi k saca aktarmaya çal flaca z. 5. Destanlar n Kapal Alanda Sergilenmesi: 5.1. Destan yazmalar n n as l nüshalar, bulunam yorsa asl na uygun bir biçimde oluflturulacak bütün kopyalar n n müzelerde uygun stantlarda sergilenmesi Destanlar n baz sayfalar n n resminin çekilmesi, büyütülüp tablo biçimine getirtilip sergilenmesi Destanlar n günümüz Türkçesine aktar lm fl k sa özetlerinin okunabilecek bir boyutta yaz lmas, tablo biçimine getirtilip sergilenmesi Destanlardaki önemli kahramanlar n ve önemli olaylar n ressamlara çizdirilerek tablo biçimine getirtilip sergilenmesi. 6. Destanlar n Aç k Hava Müzesinde Sergilenmesi: Destanlar n aç k hava müzesinde; genifl alanlarda, toplumu kucaklayan biçimde sergilenmesi daha kolay ve daha isabetli olacakt r

92 Destanlar n aç k hava müzesinde sergilenmesini, bizzat projesini çizdi imiz flu anda bitmifl olan ve bir kültür park görünümü veren Niksar fiehitler An t çerçevesinde aç klamak istiyoruz: 6.1. Destan yazmas n n kitap biçiminin rölyef olarak yap lmas ve sergilenmesi Destanlar n baz önemli sayfalar n n rölyef olarak (rulo veya kitap biçiminde) yap lmas. Destanlar n baz önemli sayfalar n n heykel biçiminde de sergilenmesi mümkündür Destanlar n günümüz Türkiye Türkçesine aktar lm fl k sa özetlerinin okunabilecek bir boyutta rölyef olarak yaz l p sergilenmesi Destanlardaki önemli kahramanlar n rölyef veya heykel biçiminde yap l p sergilenmesi Destanlardaki önemli olaylar n rölyef veya heykel biçiminde yap l p sergilenmesi. Yap lan bu çal flmalarla destan n tamam na yak n yans t labilir ve bir bütünlük oluflturulabilir. Türk destanlar n n tamam bu duruma getirilebilir. 7. Destanlar n Aç k Hava Müzesinde Sergilenme Biçimleri: Destan n kitap biçimi, önemli olaylar n geçti i bölümler ve sayfalar, özetleri, destan kahraman ve yard mc kahramanlar flu flekilde sergilenebilir: 7.1. Tafl yontu: Destan n kitap biçimi, önemli olaylar n geçti i bölümler ve sayfalar, özetleri, destan kahraman ve yard mc kahramanlar tafl yontulup flekil verilerek sergilenebilir Demir iskelet destekli çimento ile yap l p sergilenebilir. Detaylar el yontu ile sonradan ifllenmelidir Polyester kal p al p çelik iskelet kurarak, elyaf destekli, polyesterle oluflturulabilir. Sonradan patina, nikelaj yaparak konu ortaya ç kar labilir Bak r levha dövülerek kompozisyon oluflturulup ve sonra nikelaj, patina ve çerçeve yap larak panolara yerlefltirilebilir Destan kahramanlar büyük, anlaml ve o günün k yafetlerini tafl yan biçimde, yaklafl k 500x x250 gibi panolarda sergilenebilir Figürler üç boyutlu rölyef-kabartma olabilece i gibi üç boyutlu heykel durumuna da getirilebilir. Burada heykelin ana form ve ruha uygun geri plan zenginlefltirilebilir. Beton-mermer ve sümerlit gibi d fl kaplama yap labilir Rölyef pano haz rland ktan sonra konuya uygun destan metni yan na ifllenebilir Bu rölyeflerin perspektif boyut kazanmas için, dik ve yatay betondan zemin oluflturulmas lâz md r. 8. Sergileme Malzemelerinin Dayan kl l : 8.1. Tafl n dayanma süresi 500 ile 1000 y l aras nda de iflmektedir Polyesterden yap lm fl panolar n d fl müdahale olmaks z n dayan kl l y ld r. Polyester pano, çelik iskelet ve elyaf destekli haz rlanmas ndan sonra dayan kl l daha da artmaktad r. Ters taraftan dolgu destekli, çimento, kum kar fl m veya alç kum kar fl m harçla takviye edilebilir. Bu durumda d flar dan yap lan tafl vb. tahrip amaçl müdahalelere dayan kl l iki kat na ç kabilir Oksitlenme durumu önlenebilirse bak r n ömrü ise y ld r. Sonuç: H zl bir kültür de iflmesi yaflayan Türk toplumu, destanlar n müzelerde sergilemesi durumunda kökünden kopmadan kendi kültürünü ça dafl medeniyetlere tan tmas bak m ndan önemli bir aflama kaydetmifl olacakt r. Destanlar n müzelerde sergilenmesi ile önemli kültür miraslar m z n korunmas ve nesillere aktar lmas sa lanacakt r. Böylece nesiller tarihimizi ve kültürümüzü tan yacaklard r. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk ün, Türk çocu u ecdad n tan d kça daha büyük ifller yapmak için kendinde kuvvet bulacakt r. sözü gerçekleflmifl olacakt r. NOTLAR 1 Hamza-nâme içeri i zengin bir eserdir. Genellikle Hz. Peygamber in amcas Hz. Hamza n n macera dolu hayat, kahramanl klar ve savafllar çevresinde oluflmufltur. Bununla birlikte slâmiyetin önde gelen flahsiyetleri ile ilgili konular da eserde yer almaktad r (Genifl bilgi için bk. Lütfi Sezen, Halk Edebiyat nda Hamzanâmeler, Kültür Bakanl yay., Ankara 1991). 2 Müseyyeb-nâme, edebiyat araflt r c lar n n gözünden kaçm fl bir eserdir. Destan n kahraman Müseyyeb bin Muhtar ile ilgili olarak tespit edebildi imiz en eski bilgiler Saltuk-nâme de geçmektedir. Sar Saltuk M s r a gider ve Sultan- M sr bulur. Sultan- M sr, ona birçok k ssa anlat r. Bu k ssalar n içerisinde Hz. Ali ile Haricîler aras nda geçen mücadeleler de yer almaktad r. Sultan- M sr n rivayet etti i bu hâdiseler içerisinde Müseyyep Gazi, Haricîlere karfl mücadele eden önemli bir flah s olarak zikredilir ve faaliyetleri anlat l r (fiükrü Halûk Akal n, Ebü l-hayr- Rumî - Saltuk-nâme, C. I, Ankara 1988, s ). Müseyyeb Gazi nin hayat ve fleceresi hakk nda kaynaklarda yeteri kadar bilgi bulunmamaktad r. Mevcut kaynaklardaki bilgilerde ise birlik yoktur. mamiye fiias adl eserde Müseyyeb b. Necebe el-ferazî olarak tan t lmaktad r (Edhem Ruhî F glal, mamiye fiias, stanbul 1984, s. 114). Hadikat s-süedâ ise Müseyyeb-i Ka kâ -i Huza î olarak geçmektedir (fieyma Güngör, Fuzulî-Hadikatü s-süedâ, Ankara 1987, s. 81, 454). Saltuk-nâme de geçen bu bilgilerin d fl nda Müseyyeb Gazi ve destan ile ilgili olarak hiçbir edebiyat tarihinde bilgiye rastlanmam flt r. Kutlu Özen, Divri i Halk Kütüphanesi nde (Divri i Halk Kütüphanesi, H. 6086/37 numarada kay tl olup 200 sayfad r da istinsah edilmifltir.) ve Kangal a ba l Karanl k köyünde (Ekber Özdemir in flahsî kitapl ndad r. 204 sayfa olan eser, da istinsah edilmifltir.) eserin iki yazma nüshas n tespit ederek bir tebli inde tan tm flt r. Kutlu Özen, Müseyyeb Gazi Destan, IV. Uluslaras Türk Halk Edebiyat ve Yunus Emre Semineri, (Yay mlanmam fl bildiri), Eskiflehir May s 1989). Burhan Paçac o lu, Divri i nüshas üzerinde çal flarak yay mlamaya haz r hâle getirmifltir (Burhan Paçac o lu, Müseyyeb-nâme, Sivas 1996). Eserin ilk kez kim taraf ndan kaleme al nd belli de ildir. Elde bulunan nüshalar, istinsah etmek suretiyle ço alt lm flt r. Müstensihlerinin ismi yazmalarda yer almad ndan bilinmeyenler aras ndad r. 3 Irène Melikoff, Ebû Musl m, Paris Battal Gazi Destan, VIII. yüzy lda Emevî-Bizans savafllar nda meflhur olmufl Battal Gazi isimli bir kahraman n din için yapt savafllar konu edinen destan veya destanî halk hikâyesidir. Menâk b- Gazavât- Seyyid Battal Gazi, Hikâyet-i Seyyid Battal Gazi, Seyyid Battal Gazi Menk beleri, Kitab- Battal Gazi gibi pek çok isimle de bilinmektedir. Anadolu da teflekkül etmifl destan zincirinin ilk halkas d r. Di er Anadolu Türk destanlar olan Dâniflmend Gazi Destan ve Saltuk Gazi Destan na kaynakl k etmifltir. Kaynaklar Zatü l-himme/zü l-himme/delhemma ad yla bilinen Arapça eserden tercüme edildi ini veya tesirinin

93 bulundu unu söylemektedir. Ayn iddialar Bizans destan Digenis Akritas için de yap lm flt r. Yap lan araflt rmalar bu düflüncenin do ru olmad n ortaya ç karm flt r. Konu, ayn olaylar n üç farkl millet taraf ndan destanlaflt r lmas ndan baflka bir fley de ildir. Eserin kim taraf ndan kaleme al nd belli de ildir. Ayn problem yaz ld zaman için de geçerlidir. Fakat yaz l fl tarihi hemen hemen kesin olan Dâniflmend Gazi Destan nda ( ) Battal Gazi ve gaza arkadafllar ile ilgili bilgilerin bulunmas, bu eserden önce yaz ld n kesin olarak ortaya koymaktad r. Bununla beraber iki eserin pek çok müflterekleri bulunmaktad r. Muhtemelen XI-XIII. yüzy llar aras nda teflekkül etmifl, XIII. yüzy lda kaleme al nm flt r. lk fleklinin mensur oldu u bilinmektedir. Darendeli Bekâyî 1183 (M ) te eseri özetleyerek manzum olarak yeniden yazm flt r. Bafltan bafla ikili dünya görüflüne dayanmakta, dinî farkl l ktan kaynaklanan mücadeleler tek tarafl olarak ele almaktad r. fiimdiye kadar hiçbir dinî kaynakta rastlan lamayan ve do rulanamayan bir rivayetle destana girifl yap l r. 5 Marius Canard, Delhamma, épopée Arabe Des Guerres Arabo-Byzanties, Byzantion, Bürüksel 1935, s Mehmet Demirci, Târih fiuuru ve Dervifl Gaziler Hakk nda, Türk Dünyas Tarih dergisi, S. 20, 1988, s Dâniflmend-nâme ile ilgili genifl bilgi için bk. Necati Demir, Dâniflmend-nâme I, (Critical Edition), Published at The Department of Near Eastern Languages and Civilizations Harvard University, Harvard 2002, 216 s.; ayn yazar, Dâniflmend-nâme II, (Turkish Translatio), Published at The Department of Near Eastern Languages and Civilizations Harvard University, Harvard 2002, 230 s.; Dâniflmend-nâme III, (Linguistic Aramysis), Published at The Department of Near Eastern Languages and Civilizations Harvard University, Harvard 2002, 215 s.; ayn yazar, Dâniflmend-nâme IV, (Fascimile), Published at The Department of Near Eastern Languages and Civilizations Harvard University, Harvard 2002, 263 s. 8 Saltuk-nâme için bk. fiükrü Halûk Akal n, Ebü l-hayr- Rûmî - Saltuk-nâme I, Kültür ve Turizm Bakanl yay., Ankara 1987, 534 s.; ayn yazar, Ebü l-hayr- Rûmî - Saltuk-nâme II, Kültür ve Turizm Bakanl yay., Ankara 1988, 371 s.; ayn yazar, Ebü l-hayr- Rûmî - Saltuk-nâme III, Kültür Bakanl yay., Ankara 1990, 456 s.; ayn yazar, Ebu l-hayr- Rûmî nin Saltuk-nâme si, TDAY Belleten 1992, Ankara 1195, s ; Kemal Yüce, Saltuk-nâme de Tarihî, Dinî ve Efsanevî Unsurlar, Kültür ve Turizm Bakanl Yay., Ankara Necati Demir, Saltuk-nâme nin Girifl K sm na Göre Sar Saltuk un fieceresi ve Anadolu daki Baz fiehirlerin Müslüman Türkler Taraf ndan Fethi, Revak (Sivas Vak flar Bölge Müdürlü ü Dergisi), Sivas 1992, s ; ayn yazar, Saltuk-nâme nin Yeni Bulunun Alt nc Nüshas Üzerine, Bilge, S. 15, K fl 1998, s Saltuk-nâme yi halk a z ndan derleme suretiyle yaz ya geçiren Ebü l Hayr- Rûmî hakk nda hem eser hem de di er kaynaklarda fazlaca bilgi yoktur. Ayr ca flu ana kadar Ebü l Hayr- Rûmî nin yazd as l nüsha hâlâ bulunamam flt r. Bulunan nüshalar as l nüshadan istinsah yoluyla ço alt lm fl metinlerdir. Yak n zamana kadar eserin metinleri ele geçirilemedi inden konu ile ilgili bilgiler ancak seyahat-nâmelerden ve tarihî kaynaklardan temin edilebiliyordu. Bu bilgiler ise yetersiz, çeliflkili ve sa l ks z durumda oldu undan ihtiyaçlara cevap veremiyordu. Bu nüshalardan birini bulmak ilk defa smail Hakk Uzunçarfl l ya nasip olur. Bahsedilen nüshay Abdülbâki Gölp narl, 1936 y l nda yay mlad Yunus Emre, Hayat adl eserinde tan t r. Daha sonraki y llarda bu nüsha üzerinde çeflitli araflt rmalar yap l r y l nda Dr. fiükrü Halûk Akal n bir makalesinde Saltuk-nâme nin o zamana kadar befl nüshas bulundu unu haber verir (fiükrü Halûk Akal n, Saltuk-nâme nin Yeni Bulunan Nüshalar ve Baz Düflünceler Türk Kültürü Araflt rmalar, C. XXVI/2, Ankara 1989, s ). Alt nc nüshan n bulunuflu ile ilgili yaz ise Bilge dergisinde taraf m zdan duyrulmufltur (Necati Demir, Saltuk-nâme nin Yeni Bulunun Alt nc Nüshas Üzerine, Bilge, S. 15, K fl 1998, s ). 10 Abdülbâki Gölp narl, Yunus Emre, Hayat, stanbul HALK H KÂYELER N N NESNE DÜNYASININ TESP T VE MÜZELEME ÖNER LER The determination of the objects in folklore stories and proposals for their exhibition Refiye OKUfiLUK fienesen ABSTRACT Museums play an important role in advancing the culture level of a society. In recent years, oral folklore studies have started to use theoretical and applied folklore studies which higlight the atmosphere of an expression. The best way to pursue while exhibiting intangible cultural heritage must be evaluating all work of art on its own merits. In this context, at the beginning the environment of the object has to be researched thoroughly. In this paper, some steps are taken toward the determination of the environment of the objects in Turkish folklore stories and how these can be exhibited in a folklore museum. Key words: folklore stories, exhibiting in a museum, the environment of folkloric objects Bir toplumun kültür düzeyinin yükseltilmesinde müzelerin önemi büyüktür. Müzeler, sanat yap tlar n görünür k lar, anlamland r r ve de er kazanmalar n sa lar. Sanatç lar payelendirirken sanat pazar n da hareketlendirir. Müzeler bilgi edinmede en güven veren kurumlar s ralamas nda, okullardan sonra kitaplarla beraber ikinci s rada yer almaktad r. Çocuklar ve gençleri müzelere götürerek tarih ve kültür bilinci afl lanmal d r. Eski folklor anlay fl nda kaybolan kültür de erlerinin derlenmesi ve bu de- erlerin halka yeniden benimsetilmesi düflüncesi a r bas yordu. Oysa günümüzde art k halk kavram n n tan m ndan bafllamak üzere yeni yaklafl mlarla karfl lafl yoruz. Yeni folklor anlay fl geçmifle do ru tarihsel derinlik, ça dafl kente do ru kültürel genifllik içinde halkbilimi ürünlerine bakmay, kaybolanlar n yan nda yeni üretimlerin de bulundu unu fark ederek onlar da çal flma kapsam na almay hedeflemektedir. Bu ba lamda art k dünyada etnografya müzeleri yerlerini halkbilimi müzelerine b rakmaktad r. Çünkü canl bir organizma olan kültürden, bu kültürün gösterimleri ve üretimleri aras nda yer alan kimi maddi unsurlar ay rarak incelemenin ve baflka bir biçimde de erlendirmenin do ru olmayaca görülmüfltür. Müzecili in temel amac hedeflenen objelerin ziyaret edilmesidir. Ziyaretle hedeflenen ise e itim ve kültür aktar m d r. Müzecili in, objelerin korunmas ve antik de er aç s ndan en risksiz alanlar ndan biri olarak halkbilimi müzecili i, gösterimi hedefleyen uygulamalar, halk kültürünü canland rmada kulland teknikler

94 ve yerinde üretim gibi yap laflmalar yla edilgen ziyaretçi yerine kat l mc ziyaretçi profilini gelifltirerek, her alanda edilgen olmaktan s k lan ça dafl insan n bu yöndeki ihtiyaçlar na ve merak na da cevap verebilecektir (O uz; 2002: 49). Müzeler, objelerin yaln zca sergilendi i statik mekanlar olmaktan ç kar lmal d r. Sürekli yaflayan, canl ve ziyaretçileri ile objeler aras nda birebir iletiflim kurma çal flmalar n n yo unlaflt, ailelerin topluca gelebilece i, konferanslar izleyebilece i, yemek yiyip al flverifl yapabilece i kültür merkezleri ve davetkâr marketler haline gelebilirse ça dafl iflletmecilik yap lm fl olur. Ça dafl müzecilik, halkbilimi ürünlerinin araflt r lmas, sergilenmesi, bu ürünlerin yeniden üretilerek sosyal dokuya, kültür turizmine ve ekonomiye kazand r lmas na çal flmal - d r. Bunun yan s ra araflt rma, sergileme ve kazand rma süreçlerini içine alan ve halk hayat n n bütün ürün ve unsurlar yla uygulamal veya sinevizyon vb. canland rma teknikleriyle teatral bir ortamda gösterimi sa lanmal d r. Son y llarda sözlü folklor çal flmalar, anlat m ortam n öne ç karan kuramlar ve uygulamal halkbilimi yöntemlerini kullanmaya bafllam flt r. Bu çal flmalar, sözlü ürünlerin yap s üzerine yap lan çal flmalar n ifllevleri yönüyle de ele al nmas n ve yeniden ifllevlendirilmesini önermektedir. Halkbilimi ürünlerine toplum hayat nda yeniden ifllev kazand rma, uygulamal halkbiliminin görevleri aras ndad r. Ulusal kal t n müzelenmesi ve küresellefltirilmesi sorunu da yine halkbiliminin görevleri aras nda yer al r. Sözel ürünlerin küresele kazand r lmas, görsellefltirme çabalar n n baflar s - na ba l d r. Bu nedenle sözelin nesne dünyas na girmek, bu dünyay müzecilik, görsel sanatlar, medya, yeniden üretim ve uygulama gibi çok amaçl olarak somutlaflt rmak gerekmektedir. Müzelenmesine karar verilen halkbilimi varl n n ortaya ç k fl ndan müzelenmesine kadar geçirdi i evreler, halk hayat araflt rmalar n n ulaflt bütün ayr nt lar görecek ve gösterecek, bu arada ziyaretçisini olay n ve oluflumun içine çekecek, gösterimi yaflant ya dönüfltürecek tarzda yap lmal d r. Türk halk hayat n bütün ürün ve unsurlar yla canland rarak yeniden üreten ve bunu baflta kültür turizmi olmak üzere çok amaçl olarak planlayan müzecilik anlay fl, halkbilimi çal flmalar na ve halk kültür hayat na yeni bir ivme kazand racakt r (O uz; 2002: 49). Uygulamal halkbilimi çal flmalar içinde somut olmayan kültürel miras n nas l müzelenebilece i sorusu büyük önem tafl maktad r. Halkbilimi müzeleri kurulurken, halk edebiyat metinleri içinde geçen nesnel dünya dikkate al nmal, halk edebiyat metinlerini çözümlemek isteyen araflt r c, bu müzeleme tekni inden yararlanmal d r. Günümüzde köyden kente göçlerin do urdu u sorunlardan birisi de yeni neslin kendi kültürüne yabanc laflm fl olmas d r. Köy hayat ndan kent hayat na geçildikçe ortam ve ihtiyaç farkl l klar nedeniyle pek çok nesne bilinmeyen, ta- n nmayan fleyler haline gelmifltir. Günümüz gençlerinin dünyas nda art k halkbilimsel nesneler birer obje olarak bile canlanamamaktad r. Bu durumda halk kültürü ürünleri de etki güçlerini yitirmektedir. Çünkü bu nesnelerle bir dünya görüflü, bir yaflam biçimi aktar lmaktad r. Nesneyi tan mayan bir genç kufla a sözlü kültür ürünü içindeki felsefeyi, hikmeti kavratmak çok güçtür. Halk edebiyat metinleri aras nda geçen nesneler, bu gün art k pek ço u yok olmufl yüzlerce meslek kolu taraf ndan üretilen nesnelerdir. Bu nesneleri yap ve ifllevleri yönüyle kavramak ve kavratmak uygulamal halkbilimi müzelerinin iflidir. Uygulamal halkbilimi müzeleri bunun yan s ra yerel kültür de erlerini kültür turizmi baflta olmak üzere yeniden halk hayat na kazand rmaya çal fl r. Halk edebiyat metninde nesnenin halk hayat ndaki yap ve ifllevi, üretim teknik ve biçimlerini ö renmek, metni çözümlemekte önemli rol oynar. Halk edebiyat metnindeki nesneler etraf nda somutlaflt r lan halk hayat n kavramak gerekmektedir. Halk edebiyat metnini anlayabilmek için o metinde geçen nesnenin halkbilimsel yap, ifllev ve analizine yer veren somut ve görsel dünyaya girmek gerekmektedir. Bu nesnelerin metin içindeki ifllevlerini yorumlayabilmek için önce somutlaflt rmam z gerekmektedir. Somutlaflt r rken de kendi dönemini ve anlat m ortam n baz almak laz md r. Bunun yan s ra nesnenin mitolojik arka plan ve bu konuda oluflmufl halk inançlar n araflt rarak sonuçlar ba lamlar yla somutlaflt rmak gerekmektedir. Somut olmayan kültürel miras n müzelenmesi konusunda izlenecek yol, her ürünü kendi içinde de erlendirmek olmal d r. Bu ba lamda önce ürünlerin nesne dünyas araflt r lmal d r. Bu durumda nesne dünyas ikiye ayr labilir: 1) Anlat m ortam n n nesne dünyas (metnin metin d fl ndaki nesne dünyas ) 2) Metinlerin nesne dünyas. Ancak bu noktada hangi metinler ve hangi anlat m ortam n n esas al naca sorunu karfl m za ç kmaktad r.bilindi i gibi halk hikâyesi metinleri çeflitli nitelikleriyle birbirinden farkl nitelikler tafl yabilmektedirler.anlat m ortamlar ise yöreden yöreye de iflebilmektedir.bu durumda yap lmas gereken fley Türk hikâye anlatma gelene ini en karakteristik flekilde yans tan metinlerin ve anlat m ortamlar n n seçilmesidir.seçilen metinler ve canland r lan ortam hikâye anlatma gelene inin genel anlamda bir bileflkesi olmal d r. Halk bilimi ürünlerinin oluflmas, süreklili i ve bu güne tafl narak gelme süreci hep kültürel kal t mla, o kültürün bir üyesi, yaflat c s ve tafl y c s olarak kültürel bilince sahip olmakla gerçekleflmekteydi. Bu sebeple kolektif bilimin ürünü say lan halkbilimi ürünlerinde tümüyle kendimizi ve kendi kültür de erlerimizi buluruz. Ortak yaflant da paylafl lan ve kat l mla zenginleflen, fertleri ayn zeminde buluflturan fley kültür ö eleridir. Halkbilimi ö elerinin arka plan ndaki tasar m, say s z bilimin kabulleriyle belirlenmifl olan de erler, kodlar ve derin anlamlardan oluflur. Fert buna duygusal, düflünsel olarak kat lmakta, bu süreç ürünü zenginlefltirmektedir. Yani halkbilimi ürünü say lamayacak kadar çok kat l m, paylafl

95 ma ve anlamlarla ortak olma zeminidir. Bu da onun tümüyle yorumlama ve anlamaya aç k oldu unu ifade eder (Arslan;1999:27-28). Halk hikâyeleri de bu kolektif bilincin üyelerindendir. Büyük bir ço unlu unun musannifini bilmedi imiz halk hikâyeleri, as rlar boyunca ozan, âfl k ve meddahlar arac l yla halk n hikâye ihtiyac n gidermifl, yeni çevreler ve zamana ba l de iflmelerle zenginleflerek günümüze kadar gelebilmifltir. Orta Asya destan gelene inden flekillenip Anadolu da yerleflik hayata geçilmesiyle birlikte yeni bir biçim alarak Divan edebiyat ve Halk edebiyat gibi iki farkl kolda geliflme gösteren hikâyecilik gelene i, 16. yy dan Tanzimat n ilan - na kadar bir geliflme içinde olmufltur. Tanzimat n ilan yla Bat kültürüyle tan flan Türk toplumu bünyesinde meydana gelen sosyal ve kültürel de ifliklikler, hikâye gelene ini de etkilemifl, daha sonra Cumhuriyetle birlikte gelen yeni yaflama biçimi içinde hikâyecilik köy ve flehir çevrelerinde farkl bir seyir izlemifltir. fiehirde ayd n, okumufl kitleye yönelen ama kayna n yine halktan alan modern hikâyecilik, köy ve kasaba çevrelerinde ise hala bütün canl l yla yaflayan sözlü bir halk hikayecili i gelene i ve kültürü vard r. Ayn dönemlerde birbirine paralel olarak yaflayan bu ürünlerden halk hikâyeleri bafllang çtan itibaren di erine konu, tema, anlatma flekilleri olarak zaman zaman kaynakl k etmifl, zaman zaman da ilham vermifltir. Modern Türk hikâyesi geliflirken halk hikâyesi hiç ölmemifl ancak toplumun ve günün de iflen koflullar na göre baz de iflikliklere u ram flt r (Özön;1985; ). Türkler in slamiyeti kabulünden önce ve sonra okuma yazman n geç yay ld köy ve kasaba halklar için ozan ve âfl klar n haf zalar adeta kitap görevi görmüfltür. Onlar türkülü aflk hikâyelerini, destanlar ve mensur hikâyeleri, sözlü olarak bu güne kadar yayla, çad r ve köy çevrelerinde, ilginin canl l ölçüsünde devam ettirmifllerdir (Elçin;1969: 92-93). Günümüzde âfl k edebiyat ürünleri, kitle iletiflim araçlar yla yay lmaya bafllam flt r. Özellikle Cumhuriyetten sonra köylerden kentlere göç sonunda köy ve flehir kültürü iç içe girmifltir li y llarda hikâyeler, âfl k hikâyelerinin konular ndan faydalanan Türk film sanayi ve flark larla ilgilenen Türk müzik sanayii sayesinde bir geliflme göstermifltir. Ancak bu kullan mlarda 36 saatlik bir hikâye 2 saate inmifl, flark n n üç dakikal k plak olabilmesi için baz m sralar veya dörtlükler kaydedilmemifltir (Eberhard;2002:7) y l ndan sonra ise Türkiye büyük bir yap sal de ifliklik geçirmifltir. Son 50 y l içinde köylerden kentlere do ru olan büyük göç, stanbul, Ankara, zmir, Adana gibi kentlerde iflsizlik, elektrik, yol, su, gecekondulaflma gibi büyük sorunlar beraberinde getirmifltir. Bu da n k ve düzensiz kentleflme, köyden gelenleri köy kültürüyle kent kültürü aras nda s k flt rm flt r. Bu olgu geleneksel halk kültürünü de etkilemifltir (Artun;1996:23-24). Halk hikâyeleri daha çok k rsal kesimde anlat lmaya devam ederken flehirlerin içlerinde köylerden gelen hikâyeciler de bir ölçüde gelene i yaflatmaya devam etmifllerdir. Bütün bunlar halk hikâyelerinin zaman içindeki y pran fl n n nedenleri aras nda say labilir. Hikâyeci âfl klar toplumdaki h zl kültürel de iflimden her geçen gün biraz daha etkilenip gelenekten kopmaya bafllam fllard r. Ancak bu gün az da olsa seslendikleri bir kitle vard r. Hikâyeci âfl klar n en büyük geçim kaynaklar ndan birisi olan dü ünler art k geleneksel olarak de il, yeni âdetlere göre yap lmaktad r. Köylerde zenginlerin dü ünleri bile eskisi gibi uzun sürmemekte, köy a alar veya köyün zenginleri âfl klara eskisi gibi bol para vermemektedir. Do al olarak hikâyeciler de hikâyelerini k sa kesmekte, uzun epizotlar ç karmaktad rlar. De iflik rivayetlerini bildikleri halk hikâyelerini, ra bet görmedikleri için k saltan âfl klardan ö renen yeni hikâyeciler, do al olarak hikâyeleri k salt lm fl flekilleriyle naklediyorlar (Okuflluk;2000:33). Bildirimizde Türk Halk Hikâyelerinin nesne dünyas ile ilgili baz tespitlerimizi ve bunlar n bir uygulamal halkbilimi müzesi içinde nas l sergilenebilece i ile ilgili önerilerimizi anlatmaya çal flaca z. 1. Yap lacak ifllemler uygulama ve canland rma bafll klar nda de erlendirilebilir. Uygulamadan kastedilen müzelenmek istenen kültür varl n n bütün unsur ve detaylar yla ziyaretçilerin aktif kat l m n sa layacak flekilde tiyatrolaflt r lmas d r (O uz; 2002: 52). Canland rmadan kastedilen ise elektronik veya mekanik kimi görsel teknikleri kullanarak, müzelenen kültür varl n n bütün unsur ve detaylar yla görsellefltirilmesidir. 2. Bu durumda uygulama bafll na uygun olarak halk hikâyeleri anlat m özel günlerde teatral uygulamalarla canland r labilir. Halk hayat n n tam zamanl uygulanabilir simgeleri ve ses, görüntü kayd, bilgisayar tasar m v.b. canland rmal gösterimleri sa lanabilir. 3. Bir uygulamal halkbilimi müzesi içinde hikaye gelene inin canl olarak yaflad bölgelerden birisi örnek al narak bir köy kurulabilir. Geleneksel mimarisiyle, bitki örtüsüyle, günlük yaflamda kullan lan araç ve gereçleriyle, k saca d fl ve iç yap özellikleriyle geleneksel bir köy ortam yarat labilir. 4. Hikâyeler genellikle k fl n köy odalar nda köyün zenginlerinin evlerinde ya da herhangi birisinin evinde anlat l r. Uygulamal halkbilim müzesi içinde tasarlanan bu mekan en az 50 kifliyi alabilecek flekilde düzenlenmelidir. 5. Birebir yap lan canland rmada evin sahipleri de olmal d r. Çünkü halk hikâyesi anlat lan ortamda ev sahipleri misafirlere yer göstermekte, ikramda bulunmaktad r. Anlat gelene inde bu önemli bir ayr nt d r. Konu hakk nda k sa bir e itimden geçirilen müze görevlileri ya da ilgili üniversite ö rencileri bu ifli üstlenebilirler. 6. Hikâye anlatma ortam haz rland ktan sonra özel günlerde hikâye anlat - labilir. Hikâyeci âfl k hikâyesini anlat rken gürültü yap lmaz, konuflulmaz, yerli yersiz yorumlar yap lmaz, içeriye girip ç k lmaz vs. Bütün bu kurallar âfl k taraf ndan anlat n n bafl nda dinleyiciye hat rlat labilir

96 7. Hikâye anlat l rken hikâyeci âfl k zaman zaman mola verir, kahve, çay, su içer. Dinleyicilere de aralarda f nd k, f st k, ceviz, leblebi, kuru üzüm, pestil, melengiç kahvesi, kömbe, bu day ya da dar hedi i, kavurga ikram edilir. Görevli ev sahibi geleneksel k yafetleri içerisinde uygun yerlerde âfl a ve dinleyicilere ikramda bulunabilir. 8. Hikâye anlatan âfl a, hikâyesini bitirmesinin ard ndan kimi bölgelerde para, kimi bölgelerde ise bir hediye bohças verilir. Bu bohçan n içinde hal, kilim, havlu, gömlek, mintan, takke, el örmesi yün çorap, eldiven, namazl k gibi insanlar n maddi güçleri ölçüsünde haz rlad klar hediyeler olur. Hikâye anlat m sona erdikten sonra görevli ev sahibi âfl a teflekkür edip bu nesnelerden baz lar yla dolu bir bohçay âfl a hediye edebilir. 9. Saz, halk hikâyesi anlatan âfl n vazgeçilmez enstrüman d r. Saz ad yla genellefltirilen müzikli alet, ba lama, cura gibi enstrümanlard r. Bu nedenle müzede saz n gelenekteki çok önemli yerini vurgulayan bir canland rma yap labilir. Baflka bir stantta, en iyi ba lamalar n yap ld a açlar n tan t m ndan bafllayarak saz n üretim sürecindeki her basamak görsellefltirilebilir. Ba lama ustalar yla anlafl larak hikaye anlat lan günlerde ba lama yap m yla ilgili bilgiler de bu stanttan verilebilir. Yap m tamamlanm fl ba lamalar orijinal ve minyatür boyutlar yla merakl lar na ve hediyelik eflya arayanlara yönelik olarak pazarlanabilir. 10. Eskiden yaflayan âfl klar birbirleriyle ilgili karfl l deyiflme, ba lama- muamma yar flmas yapmakla kalmay p halk hikâyesi tasnifi yar flmas da yaparlarm fl. Bir âfl k filan zamanda yaflayan âfl n 7 hikâyesi oldu unu veya kendisiyle yafl t olan âfl n 3 hikâyesi oldu unu duyunca, onun karfl l nda de iflik ad ve konularda hikâyeler tasnif edermifl. Âfl klar dinleyenler, bir âfl n di erine üstünlü ünü bu yollarla ölçerlermifl. Birbirini geçmek için her dalda yar flan âfl klar, tasnif ettikleri hikâyeleri, köy dü ünlerinde, odalarda, meclislerde anlat rlar, ç - raklar na da anlatt r rlarm fl. Bir çok hikâyenin günümüze kadar gelmesinde bu gelenek etkili olmufltur (Okuflluk;2000:78). Bu gelene i yeniden canland rmak için y lda bir kere geleneksel halk hikâyesi anlatma yar flmalar düzenlenebilir. Bu yar flmalar usta mal hikâyelerle ve bu âfl klar n kendi tasnif ettikleri hikâyelerle iki ayr dalda yap labilir. 11. Gerek halk hikâyesi anlatma uygulamalar gerekse halk hikâyesi anlatma yar flmalar medya, ilan, afifl yöntemiyle halka, ilgilenenlere duyurulabilir. 12. Meslek, çocuk, genç, halk e itim gruplar na yönelik programlar haz rlan p bu programlar görsel verilerle desteklenip halk hikâyecili i gelene i tan t labilir. 13. Halk hikâyeleri metinleri yeniden gözden geçirilip düzenlenebilir ve çocuklar n de iflik yafl gruplar na göre uyarlamalar yap larak çocuk kitaplar haline getirilebilir. 14. Düzenlenen halk hikâyesi metinlerinden çocuklara yönelik olarak çizgi filmler haz rlanabilir. Böylece kültür varl m z n önemli tafl n oluflturan halk hikâyelerimiz çocuklar m z n belle inde bat kültürünün unsurlar yerleflmeden yer edebilir ve kültürel bilinç, küçük yafllardan kazan labilir. 15. Halk aras nda tan nan hikâye kahramanlar n n heykelleri haz rlan p otantik k yafetleri ve ortamlar içinde canland r labilirler. 16. Hikâyeci âfl klar n sesleri, müzikleri, stüdyoda kaydedilip kasetler haz rlanabilir. 17. Halk hikâyesi anlatma uygulamalar, tan t c yaz ve resimlerle, elektronik panolarla halka duyurulabilir. 18. nternette halk hikâyeleri ile ilgili siteler aç labilir, foto raf ve video görüntüleriyle site zenginlefltirilebilir. 19. Müze içinde halk hikâyeleriyle ilgili yay nlar n sat fl n n yap ld bir stant aç labilir. KAYNAKLAR Arslan, (Mustafa) ve Köktürk (Milay), 1999; Halkbiliminde Teori ve Yöntem Aray fllar, Milli Folklor, S. 41, s Artun, (Erman), 1996, Günümüzde Adana Âfl kl k Gelene i ( ) ve Âfl k Feymâni, Adana, Adana Valili i Yay nlar. Eberhard, (Wolfram), 2002, (Çev. Müfide Kocao lan Van Der Hoeven), Güneydo u Anadolu dan Âfl k Hikâyeleri, Türk Dil Kurumu Yay nlar. Elçin, (fiükrü), 1997, Halk Edebiyat Araflt rmalar, Ankara, Akça Yay nlar. O uz, (Öcal), 2002, Küreselleflme ve Uygulamal Halkbilimi, Ankara, Akça Yay nlar. Okuflluk, (Refiye), 2000, Adana Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyecili i Gelene i, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yay nlanmam fl Doktora Tezi. Özön, (M. Nihat), 1985, Türkçe de Roman, stanbul, letiflim Yay nlar

97 TARTIŞMA M. EK C : Necati Demir in sundu u bildiride yer verilen, Anadolu sahas slamî dönemi olarak da adland r lan Türk destanlar n n yaz ya geçirilme sebebi nedir? Refiye fienesen e sormak istedi im konu ise hangi metinler ve hangi ortamlar nesne dünyas olarak tespit edilmeli? Ortak bir nesne dünyas na gitmeyi mi hedefliyoruz yoksa belli bir ortam tercih etmemiz söz konusu olabilir mi? Nesne dünyas n n tespitinde sadece tek bir metni mi esas alaca z, yoksa farkl metinlerdeki nesne dünyalar n n ortak bir bileflkesine, bir sentezine gitmek gibi bir düflüncesi mi var? N. DEM R: Anadolu Türk destanlar n n yaz ya geçirilmesinin sebepleri konusu çerçevesinde Battal Gazi destan n n hangi sebeple, hangi tarihte ve nas l yaz ya geçirildi ini bilmiyoruz. Yaln z Arapça yaz lm fl destanlardan kopya edildi i söyleniyor. Daniflmend Gazi destan n n II. zzeddin Keykavus un bizzat ilgilenmesi ile yaz ld n düflünüyoruz. Çünkü Daniflmend Gazi destan n n içerisinde bununla ilgili bilgiler var. Salt k Gazi destan da, Cem Sultan n Ebulhayri Rumi yi destan n yaz ya geçirilmesi için görevlendirmesiyle oluflur. 10 y l gibi bir zaman içerisinde Ebulhayri Rumi bütün Anadolu yu ve belki Rumeli yi de dolaflarak bu destan yaz ya geçirir. Ben Anadolu Türk destanlar n n niye yaz ya geçirilmedi ini düflünmeye bafllad m. Daniflmend Gazi, Salt k Gazi destanlar na benzeyen pek çok destan n oldu unu fakat yaz ya geçirilmedi ini alan araflt rmas yapt m s - rada belirledim. Anadolu fatihi her Türk beyinin afla yukar bir destan olabilece ini düflünüyorum. Fakat yaz ya geçirilmemifltir. M. EK C : Bu soruyu sormam n amac fluydu: Yaz ya geçirmenin arkas nda belli bir milli hassasiyet, Türk kültürel kimli ini oluflturmak konusundaki ilk deneyimlerden yararlanmak mi yatmaktayd. Somut olmayan kültürel miras n korunmas ndaki amac n da ayn kültürel kimli i oluflturma konusundaki hassasiyetimizden kaynakland düflünülecek olursa, slami dönem Türk destanlar n n yaz ya geçirilmesindeki hassasiyetle bugün bu sempozyumda bulunma amac m z Türk kültürel kimli inin sürdürülebilir k l nmas yla aras nda bir paralellik kurma olgusu üzerineydi. R. fienesen: Metin hocam n sordu u soru, üzerinde düflündü üm bir soruydu. Ben bildirimde daha çok anlat m ortam n n nesne dünyas n tespit etmeye çal flt m. Asl nda baflta ikisini birden ifllemeyi düflünüyordum. Ama sonra sizin sordu unuz hangi metinlerin al nmas gerekti i konusundaki soru benim de kafam kurcalad. Metinler çok say da ve yörelere göre de ifliklik gösteriyorlar. Metinlerin incelenmesi, de erlendirilmesi için daha fazla zamana ihtiyaç vard. O nedenle metinlerle ilgili tespitler burada eksik kald. Burada esas olan müzelemek ise bir müze içinde bütün ürünleri korumam z mümkün de il. Seçim yapmak durumunday z. Belki genel ö eler al narak bir tespit yap labilir. Çünkü hedefledi imiz fley asl nda, insanlara böyle bir gösterimi yaflatmak ve insanlar bir ölçüde bilgilendirmek, e lendirmek, kültürün bu flekilde korunmas n sa lamakt r. Bu anlamda da çok ayr nt lara girmeden Türkiye genelinde ortak olan hikaye anlatma gelene i tespit edilmeli, bu flekilde sergilenmelidir. IX. OTURUM /SESSION 9 TÜRK HALK MÜZ VE ÇALGILARININ KÜLTÜREL TUR ZM, KÜLTÜREL M RAS BA LAMINDA MÜZELERDE SERG LENMES ÜZER NE B R YAKLAfiIM An Approach to the Exhibition of Turkish Folk Music and Instruments in Museums in the Context of Cultural Tourism and Cultural Heritage Murat KARABULUT ABSTRACT Tourism has an important place and a long history in the culture and life of mankind. In modern and economically powerful cultures, tourism is a social phenomenon. At the same time, tourism is one of the main industries of the world and and a means of development for many third-world countries, often having a locomotive-like effect on these countries economies. The phenomenon of tourism, which has in the main been examined by western sociologists, has a history of over half a century. It is a known fact that developed countries placing a lot of importance on tourism use the methods and techniques of tourism anthropology, tourism sociology, folklore, archaeology, etc. while researching the phenomenon of tourism. The main factors on which cultural tourism is based are cultural heritage and cultural attractions. Eventhough the word heritage connotes many deeper meanings, it should here be understood in the context of historical relics that have reached the present day. Museums, which are among the fundamental parameters on which the culture industry is based, are a main attraction point for cultural heritage. The mission and vision that needs to be adopted by museums in this context must lead to healthy approaches to planning, programming and marketing. Key words: Cultural heritage, cultural tourism, focal point, museum, musical representation Kültürel turizm, kültürel miras: Bulundu u co rafi konumu bak m ndan dünyan n önemli ülkeleri aras nda bulunan Türkiye, özellikle kültür turizmi aç s ndan da son derece zengin bir potansiyele sahiptir. Avrupa ya olan yak nl, kolay ulafl labilirli i vb nedenlerden her y l milyonlarca kiflinin tercih etti i yerler aras ndad r. En son verilere göre 2003 y l nda on dört milyon turisti a rlam flt r. Ne var ki turist say s n n bu denli yüksek olmas na karfl n ülke ekonomisine katk s di er ülkelere göre son derece azd r. Pek çok ülke turizm sayesinde ayakta kalabilmektedir. Ülke ekonomilerine katma de er, ilave gelir olarak kabul edilen turizm alan ndan ülkemizin yeterince faydalanamad n da belirtmek gerekir. H zla geliflen dünyam zda alter

98 natif turizm alanlar na bir yönelifl söz konusudur. Bu alanlar n içerisinde ise kültürel amaçl seyahatler gelmektedir ki bu amaçla seyahat edenlerin oran son y llarda yüzde k rklara kadar varm flt r. Kültürel amaçl gezilerden kastedilen her çeflit sanat olay, müze ziyaretleri, konser, festival v.b alanlard r. Tebli imize konu olan müze ziyaretleri ise temel de turizm faaliyetinin de bir parças n yani Özel lgi Turizmi olarak da ifade edilebilecek yönünü oluflturmaktad r. Kültürel miras Avrupa turizminde her zaman etkin bir ürün olmufltur.tahminlere göre uluslararas turizmin %37 sini oluflturarak, her y l Avrupa da 35 milyon uluslar aras turist hareketini sa lamaktad r. Bu nedenle sürpriz olmayacak bir flekilde, kültürel turizm Avrupa Birli i Turizm Eylem Plan n n ilk oluflumunda önemli bir katk sa lam flt r. Avrupa komisyonuna göre, Turizm, özellikle Kültürel turizm genifl anlamda öncelikli dikkat ister. (Richards 1994:97.) Turizm araflt rmalar n n pek ço u Avrupa da ve di er bölgelerde kültürel turizmin gelecekte esas geliflme alan olaca n ifade etmektedir. (Januarius 1992), (Zeppel ve Halt 1992) Avrupa kültürel turizme verilen önemin büyümesi, büyük ölçüde ekonomik ve sosyal nedenlere ba lanmaktad r Sosyal miras kavram n üzerindeki bilincin etkinleflmesi, kültürün demokratikleflmesi gibi sosyal e ilimler kültürel turizm üzerindeki ilgiyi art rmaktad r. Bu etkinliklerin ikisi de kültür ve sanata olan ilgiyi geniflletmek için yard mc olmaktad r. Yüksek düzeydeki e itimin de Avrupa daki kültürel turizm kavram n atefllemekte oldu u düflünülmektedir. Ek olarak kültürel turizm, kiflilerin hareketlili inin artmas ve genel anlamda bofl zaman n çoklu uyla da artmaktad r. (Richards 1994:97..) Kültürel miras kaynaklar n n turistlerin temel e ilim noktas olmas bu alana ilgiyi art rmaktad r. Turizm pazarlamas nda kültürel ürünlere verilen önem de bu nedenle artmaktad r. Kültürel miras, turist aç s ndan farkl deneyimler ve yenilikler olarak alg lanmakla birlikte ayn zamanda ticari kültürel ürün pazar d r. Gelecekte kültürel ürün pazar n n bu yöne kaymakta oldu u aç kça görülmektedir. Bu pazar n henüz keflfedilmeye bafllanmas ülkemizde yeni olmakla birlikte kültürel turizm odakl ülkelerin bu alanda son derece mesafe kat ettikleri görülmektedir. Bu ülkelerin bafl nda ise Tunus ve di er Afrika ülkeleri ile Avustralya, ve Amerika gibi ülkeleri saymak gerekir. Yap lan araflt rmalar (Cohen, Simson, Littrell, Anderson, Horners, Bulundell, Toops, v.d) göstermektedir ki, turistler farkl kültürlere ve kültürel ürünlere karfl, kendi toplum ve hayat tarzlar n yans tan ürünlerden daha fazla önem vermektedirler (Cohen 1993:1-3) Kültürel gücün çekicili inin içinde turistleri sembolize eden bolca örnekler vard r. Bunun örnekleri ngiltere deki Beamisch Aç k Hava Müzesinde veya yine ngiltere de Wigon Pier ronlaridge de görülebilir. ngiliz Turist Dairesi yaklafl k 7 milyon insan n ngiliz Müzesini ziyaret etti ini tahmin etmekte iken Birleflik Krall n en çok ziyaret edilen tarihi mülkü Londra Kulesi 2.3 milyon ziyaretçi kabul etmektedir. Bu önemli rakamlar Avrupa n n en çok ziyaret edilen kültürel çekici- likleri karfl laflt r ld nda bile s n rl görünmektedir. (Frans z Pompidou merkezine y lda 8 milyon ziyaretçi gelmektedir.) Genifl popüler kültür seviyesinde, Disney World Florioda da 12 milyon civar nda ziyaretçi ile modern turizm dünyas ndaki en büyük kültürel ikonay ispat etmektedir. Avrupal lar, kültürel turizm üzerinde çal flmalar nda bulunan, müzelerin (%59) ve tarihsel abidelerin (%56) ile en popüler kültürel turizm çekicilik kategorisinde iken kültürel miras merkezleri (%37),sanat galerileri (%24) ve temsil sanatlar (%22) l ml ilgi basamaklar n karfl lamaktad r. Çal flmada turistler özel ve genel olmak üzere iki kategoride bulunmufltur. Özel kültürel turistler, özellikle kültürel eserleri ziyaret ederek seyahat etmekte,de erlendirmede bunun genel olarak seçtikleri gidece i yer önemli veya çok önemli oldu u iken genel kültürel turistler daha önemsiz oldu u ve kültürel çekiciliklerindeki ilgilerle geçirmektedir. (Grafik 1-2-3) Örneklemek gerekirse, üye devletler ve eyaletler, kültür ile turizm aras ndaki iliflkinin fark na varmal d rlar ve kültürel turizmin geliflimini h zland rmak için aktif kat l mlar sa lamal d rlar. Geliflmelerin en iyi ev sahibi toplumu göstermesi ve politikalar n özel firmalar n ahenkli ilerlemesini sa lamas gereklidir. Bu da, mevcut yap lar n restore edilmesi, atalardan kalan kültürel oluflum veya yaklafl mlar n ev sahibi toplum esas al narak canland r lmas n içermelidir. Kültürel turizmin en önemli görevi, kaynaklar n, bütün oluflum alan n, flehir merkezlerinin korunmas, de irmen ve kiliselerin korunmas, müzelerin olanaklar n n gelifltirilmesi, kalelerin otellere dönüfltürülmesi, müzik faaliyetlerinin ve festivallerinin yeniden canland r lmas nda kullanmakt r. Bütün bunlar yöre halk - n n ve ziyaretçilerin kendilerini yans tmalar n n bir sebebidir. Ev sahibi yöre halk ve turistler için hayat kalitesini, kültürel etkileflim ve e lenceyi kültürel turizm sa lar. Buna ek olarak, yöre halk için temel gelir kayna- ve ev sahibi toplum için ise ifl imkan sa lar. Turizm ile kültürün birbirinden ayr olmad da anlafl lm flt r. Kültürel turizm yeni bir terim olsa bile, bu olgu yeni de ildir. Kültür ve turizmin bir araya gelmesi y llarca çok popüler bir konu olmufltur Bu araflt rmalar geçmiflten gelen miras n korunmas, yaflat lmas ve ço alt lmas yla yaflayan kültüre uyum sa lanmas hedeflenmektedir. Yap lan araflt rmalar yönetim ve tahsisat yap s için kültürel turizme katk da bulunacakt r. Kültürel miras turizmi analizi büyük ölçüde tarihi flehirleri kapsamaktad r. Bu noktalarda da kültürel miras turizmi kullan m ortaya ç kmaktad r. Bu tart flmalar da geçmiflin nas l korunaca ve günümüzde nas l sunulaca önem kazanmaktad r.(richards 1994) Ülkemiz turizm endüstrisi, y ll k turist say s n 2010 y l nda milyona ç - karmay amaçlayan ve devlet taraf ndan yürütülen bir stratejinin etkileriyle karfl karfl yad r. Uluslararas ziyaretçi say s ndaki bu planl art fl n, 70 milyon nüfusu olan bir ülke üzerinde siyasi, ekonomik, çevresel, sosyal ve kültürel etkilere yol açmas muhtemeldir. Kaç n lmaz olarak da bu büyümeyi karfl layabilmek için yeni projeler ve stratejiler gelifltirilmelidir. Özel ilgi turizmi içerisinde de erlendirilen

99 kültürel cazibe yerleri aras nda yer alan müzeler yerel ve uluslar aras ziyaretçi pazar ndaki büyümeyi karfl layabilecek uygun pazar alanlar ndan en dikkat çekici yerleri aras ndad r. Müze v.b.kültürel alanlar büyük ilgi gördüklerinden, tarihsel miras ve kültürel turizm ba lam nda büyümenin önemli bir bölümünü oluflturmaktad r. Uluslararas turizmde ileride oluflacak büyüme, Ülkemizin zengin kültürel potansiyelinin sa l kl olarak de erlendirilmesi ve bunlara yönelik insan kaynaklar ile bu amaca yönelik alt yap lar n oluflturulmas ile mümkün olacakt r. Bugüne kadar turizm araflt rmalar nda olay n bu yönü yeteri kadar dikkate al nmam flt r. Bu makale, gelecekte kurulmas amaçlanan ulusal bir müze projesini farkl bir boyuttan ele alarak incelemektedir. Odaklanan ana noktalardan biri, kültürel turizmin ana kaynaklar aras nda yer alan müzelerin önemini vurgulamak, ikinci nokta, müzelerde halk müzi i ve çalg lar n n nas l sergilenmesi gerekti ini analiz ederek, gelecekte planlama,programlama ve pazarlama için farkl öneriler ve yaklafl mlar ortaya koymakt r. Ayr ca konunun kültürel miras ve kültürel turizm ba lam n n önemini vurgulamak ve halk müzi i ve çalg lar n n müzelerde sergilenmesi üzerine müzik ve çalg için envanter bilgileri ile çözüm önerileri getirmektir. Bir baflka aç dan ise Ulusal Müze gibi turizmle ilgili projelerin, turizm endüstrisine bir katma de erli kültürel ürün olarak desteklenmesi için bir temel sa lamaya yöneliktir. Bu araflt rman n iflaret etti i amaç müze ve müzecili i s n fland rarak incelemek de ildir. Tersine bu çal flma, somut ve somut olmayan kültürel miras kültürel turizm ba lam nda inceleyerek müzecili i farkl boyuttan ele almaktad r. Özellikle bu araflt rma müzenin kültürel turizm ba lam nda ekonomik potansiyelini ortaya koymas bak m ndan da önemlidir. Bir taraftan ekonomik potansiyele dikkat çekerken di er taraftan da müzik ve müzik aletlerinin müzelerde nas l sergilenmesi ve bunlardan faydalan lmas gerekti i noktas n ayd nlatmakt r. Bu yolla müzecili in kültürel turizm eksenli boyutunu tart flmaya açmakt r. Dünyada turizm ikinci dünya savafl ndan sonra çok h zl bir ilerleme ve geliflme göstererek, uluslar n iktisadi, sosyal ve kültürel hayat nda son derece önemli bir alan olarak ortaya ç km flt r. Bunun sonucu olarak ülke ekonomilerine önemli girdiler kazand r lm flt r. Turizmin genel yap s n deniz, kum ve günefl oluflturmakla birlikte 3K olarak da formüle dilen alan n derinli inin içinde kültür yatmaktad r. Turizm henüz üzerinde çal flma yap lmaya bafllanan bir alan olmakla birlikte ayn zamanda son derece h zl geliflme gösteren bir aland r. nsanlar n günlük hayatlar ndan, yo un ifl temposundan, stresli ortamlardan uzaklaflarak farkl bir hayat tarz n k sa süreli de olsa ö renme arzusu kültürel turizmin bafllang ç noktas n oluflturmaktad r. Elbette bireyleri seyahat etmeye yönelten daha farkl fikirler ve olaylar olabilir. Turizm kavram n n ve boyutunun oldukça genifl olmas ndan bunlar üzerinde durulmayacakt r. Ancak turizmin can damar n oluflturan faktörler aras nda insanlardaki geçmifli ö renme iste i tebli imize konu olan kültürel turizmin daha dikkatli incelenmesini gerekli k lmaktad r. Kültürel turizm kavram olarak çok derin konular ve disiplinleri içine almakla birlikte kültürel turizmden genel olarak anlafl lan, kültürel etkinliklerin ve olay- lar n özel önemi ve konumunu içerir.bu etkinlikler genel olarak sanat olaylar ; tiyatro, konser, gösteriler v.b ile tebli imizin konusunu ilgilendiren müze ziyaretlerini içerir.turistler bu faaliyetlerin bir veya bir kaç için seyahat edebilir.bunun için verilebilecek en iyi örnek Amerika da Pensilvanya da bir aç k hava müzesini and ran yerde bütünüyle eski hayat tarz n yaflayan Amishler dir. Amishler elektrik ve telefon gibi modern araçlardan uzak geleneksel hayat tarz n sürdürmektedirler. Yapm fl olduklar el yap m eflyalar ve piflmifl yiyeceklerden önemli gelir elde etmektedirler. Her y l yüz binlerce insan bu insanlar n nas l yaflad klar n görmek ve onlar gibi yaflamak için buray ziyaret etmektedir. Tamamen gelenesel olarak böyle bir hayat yaflamak ve denemek için, Amerikal lar yüzbinlerce dolar gözlerini k rpmadan harcayabilmektedirler. Bu örnek bile konunun ekonomik boyutunu yans tmas bak m ndan son derece önemlidir. Turizm alan ndaki kültürel araflt rma ve çal flmalar n oldukça az oldu unu belirtmek gerekir. Fakat son y llarda turizmin kültürel boyutu üzerinde iyi bir oluflum gözlenmekte ve daha ileriki geliflmeler için umut fl görünmektedir. Kültürel turizm her ne kadar, oldukça genifl bir kavram içerse de bu alan n temel parametresini halkbilimi, arkeoloji, antropoloji, tarih v.b disiplinlerin ilgileri ön planda gözükmektedir. Kültürel turizm, seyahat eden turist ile gitti i yerdeki halk aras nda sosyal ve kültürel bir iliflki kurar. Buna ra men turist ile yerel halk aras nda farkl beklentiler, düflünceler, istekler farkl alg lamalar da beraberinde getirebilir. Bu ve benzeri konular bir bütün olarak kültürel turizmin içerisinde incelenmelidir. Dünyada insanlar n turizm alan nda yap lan çal flmalardaki davran fllar farkl farkl olmaktad r.bununla birlikte kültür daima turizmin önüne geçmifl içinde yer alm flt r. Bunun için verilebilecek en güzel örnek baflta turizm alan nda Kapadokya ad yla bilinen Nevflehir yöresidir. Buras, tam olarak kültür amaçl seyahatlerin odak noktas n oluflturmaktad r. Do al bir aç k hava müzesini and ran yöreyi bu amaçla her y l milyonlarca kifli ziyaret etmektedir. Kültürel turizm amaçl seyahatlerde kültür; turizmi her bak mdan destekleyen ve içine alarak besleyen en önemli sosyal olayd r. Ayn zamanda ekonomik aç dan da turizm endüstrisinin can damar ve lokomotifidir. Dünyada ve ülkemizde kültürel amaçl gezilerin içerisinde müze ziyaretleri ayr bir yer tutmaktad r ki, bu sayede milyarlarca para bu geziler için harcanmaktad r. Müze, müzecilik gibi kavramlar genel anlamda kültürel birikimlerin sakland, depoland, sergilendi i yerlerdir. Her ne flekilde olursa olsun müze kavram, turistik anlamda görülecek, gezilecek yerlerin en baflta gelen ilgi alan d r. Ayn zamanda kültürel turizmin odak noktas n oluflturur. Bu bak mdan müzeyi aç klarken bu noktalar gözden uzak tutmamak gerekir. nsanlar her ne flekilde olursa olsun kendi geçmiflini, kültürel zenginli ini ö renmek arzusundad r. flte bu duygu ve düflünce beraberinde kültürel hareketlenmenin, seyahat etmenin ilk aflamas n oluflturur. Bireyin k sa süreli(en az bir gün olmak flart ile) sürekli ikamet etti i yerden baflka bir yere yapaca ziyaret turizmi ifade eder. Genel olarak turizmin tan m bu flekilde yap lmakla beraber, müze ziyaretleri bireyin ken

100 di iste ine ba l olarak gerçeklefltirdi i bir harekettir. Müze ziyaretlerini salt bu flekilde aç klaman n yan nda, sürekli ikamet edilen yerde bulunan, gün içerisinde yap lan ziyaretler de olabilir. Her ne flekilde olursa olsun müze ziyaretleri turizmin içerisinde yer alan bir olgudur. Müze ve Canland rma: Somut olmayan kültürel miras n tan t m n n en etkin yolu canland rmad r. Canland rma, birkaç yaklafl mla aç klanabilir. Birincisi, icraya dayanan halk müzi i ürünlerinin, ziyarete gelen birey yada gruplar veya müze içerisnde oluflturulan mekanlarda belli gruplar taraf ndan icra edilmesine f rsat tan nmas d r. Ziyaret esnas nda uzun süreli icralardan ziyade birkaç türkünün söyletilmesi ve ö retilmesi, gelen ziyaretçi için farkl bir deneyim olacakt r. Bu sayede yüzlerce türkünün fakl ortamlara tafl narak söylenmesi ve yaflat lmas mümkün olabilecektir. Bu asl nda yeni bir yaklafl m fleklidir. Denenmemifl bir yaklafl m olsa da, kaybedilecek bir fley yoktur. Böylelikle kültürel ürünün en eski formu korunmufl olacak ve eski kültürel de erlerle tarihi bir ba kurulmufl olacakt r. kincisi cd, kaset gibi teknolojik imkanlardan faydalanmad r. Halk türkülerinin bu yolla dinlenilme imkan na f rsat verilmifl olacakt r. Ücüncüsü çalg lar n kendisinin k sa bilgilerle tan t m ve seslerinin dinletilmesine dayanmaktad r. Sistematik olarak farkl farkl bölgelerde yerel müzik icralar nda kullan lan çalg lar n ses renkleri, t - n s, yap s v.b unsurlar çalg lar n tan t lmas nda faydal olacakt r. Canland rma, somut olmayan kültürel sanatlar için önemli bir organizasyon fleklidir. Canland rma ayn zamanda kültürel ürünün tüketiciyle buluflma noktas d r. Eski dönemlere ait türkü ve ezgilerin dinlenilmesi, söylenmesi bu geleneksel sanat n yaflamas, korunmas ve gelecek kuflaklara aktar lmas bak m ndan da son derece önemlidir. Di er bir aç dan kültürel amaçla seyahat eden turist içinde bir deneyim f rsat d r. Somut olmayan kültürel miras içerisinde de erlendirilen halk müzi i, makro düzeyde incelendi i gibi mikro düzeyde de incelenebilir. Makro aç dan bu kültürel ürünler farkl kanallarla turizm amaçl seyahat eden birey veya gruplara aktar labilir. Türkülerin cd, kaset, nota yay n v.b unsurlar ile gelir elde edilmesi planlan rken, mikro aç dan bunlar n istenilen türkü ve ezgilerin dinlenilmesine f rsat verilebilir. Cd, kaset, nota yay n, belgeleme, görsel veya yaz l teknik imkanlar kullanma flekli kültürel iletiflimin bir yoludur. Kültürel canland rma için animasyon uzmanlar ndan faydalanmak gerekir. Ne yaz k ki ülkemizde kültürel animasyonlar üzerinde e itim yap lmad ndan bu alanda çal flacak uzmanlara ciddi flekilde ihtiyaç vard r. Bu alan n uzmanlar n n yetifltirilebilece i yerlerin bafl nda ise üniversitelerin Halkbilimi bölümleri gelmektedir. Müze ziyaretleri, bir bak ma hayallerin gerçeklerle bulufltu u kültürel merkezlerdir. Bu ziyaretler, psikolojik aç dan ihtiyaçlar gidererek bir memnuniyet sa lamal d r. Bu endüstri kendi do as nda de iflken elementlere sahip olmal d r. Ve olabildi i kadar de iflkenleri ve farkl l klar ayr nt l olarak inceleyerek yerel kültüre ait unsurlar dikkatli bir planlama ve programlama ile sergilemelidir. Unutulmamal d r ki müze ziyaretleri s n rl bir süre içinde yap l r. Yüzlerce binlerce eserin tek tek incelenmesi, oldukça uzun zaman al r. Bu bak mdan s n rl zamanda kültürel ürünlerin do ru olarak tan t lmas için k sa, öz, aç k ve net bilgi vermek yerinde olur. Gelen ziyaretçinin özelli ine ve ne istedi ine ba l olarak k sa doyurucu aç klamalara da haz rl kl olmak gerekir. Bu amaçla konunun uzmanlar na ihtiyaç duyulur. Müze ziyaretleri kültürel turizmin önemli bir halkas n oluflturur. Müze ayn zamanda kültürel miras n topland, sergilendi i bir yer olmakla birlikte kültürel miras n da merkezi konumundad r. Miras turizmi, bir çeflit merak turizm tipi olarak tan mlanabilir. Bununla beraber, çekimin derecesi, kal fl n uzunlu u ve turistik ürünü etkilemedeki rolü gibi önemli faktörler için, önemli kapsama alanlar oluflturulur. Bu ba lamda Jenkins flunlar söyler; Bir kültürel nesne, yabanc turistlerin ziyaret etmesi için kendine ait yeterli bir de ere sahip olmal d r. Hindistan daki Taj Mahal yada M s r daki Piramitler gibi birinci derece çekimler turistlerin bu ülkeleri gezmelerine neden olur. ikinci derece çekim yerlerine sahip yerler de, turistlerin ülkeye ulaflt klar nda ziyaret ettikleri ilk yerlerdir. Ama gidilecek yerlerdeki ilk seçim de illerdir. (1993:175) Müzeler bu aç dan ziyaret edilecek kültürel çekim yerlerinin önemli ve ilk akla gelen yerleri aras ndad r..(nuryanti 1996: ) Bundan dolay kültürel çekim ile pazar n birbirleriyle olan iliflkisine özen gösterilmelidir. Ayr ca Miras turizminin, Kültür turizminin bir parças oldu unu ve birçok turist için tatil yerlerinin seçiminde kültürün ikinci nitelik tafl d n kabul etmek gerekir. Buna ra men kültürel merkezli yerler, birinci öncelikli yer olarak ziyaret edilebilir. Bu türden ziyaret yerlerinin ziyaretçi profiline bak ld nda, özellikle yabanc ziyaretçi bak m ndan kültürel amaçl yap lan gezilerin büyük ço unlu unu orta yafl ve üzeri kiflilerin yapt bilinen bir gerçektir. Ancak kültürel cazibe yerlerinin konumu, çekicili i, ulafl labilirli i gibi faktörler dikkate al nd nda yerli ve yabanc turistlerin yafl s n rlar n n daha alt s n rlara indi i de bilinen bir husustur. Müze Kavram na Yaklafl m: Planlama, Programlama ve Pazarlama Müze kültürel anlamda düflünüldü ünde çok yönlü bir olayd r. Müze genel anlamda serbest zaman içerisinde ziyaret edilen kültürel eksenli bir faaliyettir. Ayn zamanda turizm aç s ndan bir kültürel animasyon fleklidir. Bu aç dan bak ld nda müze ve müzecilik kültürel animasyonlar n pasif-aktif merkezli ve kültürel deneyim merkezli olarak iki yaklafl mda alg lamak mümkündür. Pasif-aktif merkezli yaklafl m içerisinde soyut veya somut olmayan kültürel de erlerin gezi esnas nda görülmesi, seyredilmesi, uygulanmas, yaflanmas d r.bu aç lardan müze kültürel birikimin, kültürel miras n deposunu, ürünün en son halkas n oluflturur. Ayn zamanda müze bir kültürel bofl zaman de erlendirme merkezidir. Bu bak mdan müze toplumun kültürel dinamiklerinin yap s n,bir iskelet ve sosyolkültürel bir kurum olarak sunar. Gelecekte kurulmas düflünülen müzelerin planlanmas yönetilmesi için amaçlar n ayr nt ve metotlar önemlidir. Amaç genellikle temelde kültürel mira

101 s n korunmas olmakla birlikte bu miras n tan t m, pazarlanmas bir kültürel ürün olarak ekonomik yönleri dikkate al nmal d r. Metotlar hakl nedenlerle sosyo-kültürel, koruma, ekonomik, mimari ve daha birçok de iflik bak fl aç lar ndan elde edilen düflünceleri ba layarak amaçlar meydana getirir. Baz bak fl aç lar, nelerin de erlendirilmesi, nelerin, nas l? Nerede? Ne flekilde sunulmas ve uygulanmas bütün bunlar n korunarak tan t lmas d r.farkl kullan m flekilleri ve alanlar - n n olup olmad, uygun bir duruma getirilerek yeniden kullan mlar ile ilgili hususlar al nan kararlar etkiler. Genellikle bu alanlarda, kültürel kimli in yans malar toplum beklentisi ve düflüncesi ve benzer psiklojik ihtiyaçlara cevap verilebilirli i gibi faktörlerin somut olarak belirtilmesi zordur. Yaklafl mlar ve kurulacak bir müze plan ndaki metotlar, genellikle yeniden canland rman n de iflik derecelerinin uygulanmas veya çal fl lmas, sergilenme flekilleri ve koruma aras nda bir denge oluflturur. Deneyim merkezli yaklafl m, belli bir zaman diliminde s n rl olarak yap lan etkinlikleri içine al r ve belli bir süreç dahilinde devam eder.bireyin tamamen inisiyatifinde iste ine ba l olarak iflleyen bir süreçtir. Bu deneyim kültürel deneyimlerden ald zay f ya da güçlü tatminlerle ve di er baflka duygularla ulafl lan tatmin derecesi ile ilgilidir. Bu Abraham Maslow taraf ndan söylenen öz-gerçeklik teorisine uygun bir yaklafl md r. Yaklafl mlar ve kurulacak bir müze plan ndaki metotlar, genellikle yeniden canland rman n de iflik derecelerinin uygulanmas veya çal fl lmas, sergilenme flekilleri ve koruma aras nda bir denge oluflturur. Müze ile ilgili yaklafl mlar, afla daki bütün kavramlar n bileflimini içermektedir. Müzenin korumas : kültürel ürünlerin yani somut ve somut olmayan folklorik ürünlerin sa l kl olarak müzelerde; sosyal, ekonomik, rekreatif alanlarda de- er ve anlam n sürdürebilmesi için gösterilen gayret. Müze mekan na görünüm kazand rma: yap sal de ifliklerle, mekan n kalitesi, fiziksel ortam ve aktivitelerin canl l l ve sergilenecek ürünlerin dekorasyonu için yap lan çal flma. Müze mekan n n yeri: Gerekli olan flartlar n yerine getirilerek, de erini yitirmifl olan fiziksel mekan n rekreasyon flartlar da dikkate alarak tekrar eski durumuna getirilmesi için yap lan çal flma. Müze içi mekanlar n yenilenmesi: Folklorik ürünlerin sergilenmesi ile ilgili neyin, nerede, nas l olmas gerekti i için gösterilen gayret. Bu yaklafl m tarzlar, kurulacak müze için kültürel mekanlar n durumuna yerine göre farkl l k gösterebilir. Müze pazarlamas :Kimi müzeler yeterince tan nmam flt r. Bu bak mdan pazarlamaya ihtiyaç duyulur. Pazarlama için de do ru stratejiler gelifltirmek gerekir. Müzenin tan t lmas do ru programlamayla da yak ndan ilgilidir. Ayr ca müze içinde sergilenecek kültürel ürünlerde bir o kadar önemlidir. Eldeki kültürel birikimlerin analizi, sistematik olarak verilecek bilgiler, kültürel ürününün dolays yla müzenin cazibe merkezi oluflturacak ve müzeyi turizm çekicikleri aras na katabilecek unsurlard r. Gelecekte kurulmas planlanan müze projesi için flu sorulara cevap al narak bafllan lmas yerinde olacakt r. Nas l bir müze? Nerede bir müze (yer seçimi) Nas l bir pazarlama? Farkl l k ne olmal? Müzede neler yer almal? Nas l bir tan t m? Rakipler var m? gibi sorulara cevap aranarak hedefler belirlenerek farkl yaklafl mlar ortaya konmal d r. Bu sorular bundan sonra at lacak ad mlar için bir bilgi niteli indedir. Kararlar için geçerli olmamakla birlikte kültürel ürünün pazarlanmas için olmazsa olmaz temel yaklafl mlard r. Bu yaklafl mlar bir plan dahilinde analiz etmek gerekirse: 1.Sorunun ortaya konulmas : Böyle bir müze projesinde, müze program n n do ru ve sa l kl olarak uygulanmas için temel amaç bilgilendirme ile bafllan lmas n gerektirir. 2.Bilgilerin toplanarak üzerinde de erlendirme yap lmas. Gelecekte müzenin sorunsuz olarak yürütülmesi, hedeflerinin ortaya konulmas için sa l kl bilgiye ihtiyaç vard r. 3.Hedeflerin ortaya konulmas : Gelecekteki haz rlanan pazarlama stratejileri ile hedeflerin belirlenerek anlafl l r hale getirilmesi ve ortaya konulan hedeflere ulaflmay ifade eder. 4.Kurulacak müze için hareket plan na karar verilmesi (kültürel ürünün pazarlanmas ): Bu plan uygulama için bir araya gelen yöneticilerin, personel ve örnek projelerin destekleri ve vaat edilenlerden alakal olmal d r. Müze pazarlanmas sahip olunan kaynaklar düzenleyen bir metottur, bu aç dan ürünün pazar üzerindeki etkileri baflar da en büyük flansa sahiptir. Bu, pazarlama kar fl kl olarak bilinen çeflitli operasyonlar içerir ki bu ürünler, tan t m, fiyatlar, sat fl, da t m, iletiflim,bilgilendirme, ulafl m, kültürel çekicilik gibi temel parametrelerden oluflmaktad r. 5.Müze projesi plan n n aç l m n n yap lmas ka da dökülmesi: Komite ve yönetim: personel pazarlama projelerini belirledi inde bunlar ka da dökmeli böylece girdiler ve ç kt lar ölçülebilir.bu sayede müze gelirlerinin kontrolü sa lanmal d r. 6.Uygulama, organizasyon ve kontrol: Organizasyon planlamas, kontrolleri ve ölçülmesi yöneticin sorumlulu udur. Yönetici, pazarlama kar fl kl klar n kontrol ederken otoriteye gerek duyar. Otoritenin olmad yerde sa l kl geliflme ve büyüme olmaz. 7.Kontrol: Müze girifl ve ç k fllar n n kontrolü son derece önemlidir. Günün en son tekniklerinden faydalan larak kontrol sa lanmal gerekirse bunun için özel güvenlik birimi oluflturulmal d r. 8. De erlendirme: Teknik imkanlar ile sorumlu kifliler koordineli olarak, belirlenecek günlerde de erlendirme yaparak eksiklikler tespit edilmeli daha sonraki aflamalarda yap lmas gerekenler tespit edilerek bu hususlar giderilmelidir. Sonuç: Her ne flekilde olursa olsun gelecekte kurulacak bir ulusal müze projesinin bütün rekreatif alanlar içine alacak flekilde planlanmas daha do ru olacakt r. Böyle bir yaklafl m n dikkate al nmas, yap lan harcamalar n bofla gitmemesi

102 için de gereklidir. Bunun için planlamac lar, kültür araflt rmac lar, yerel yönetimler, uygulay c lar ve sivil toplum örgütleri bu sürecin önemli halkalar n oluflturur. Böyle bir birliktelik bundan sonra ç kabilecek sorunlar n daha kolay afl lmas na da katk sa layabilecektir. Müze, kültürel birikimlerin depoland yerler olarak bilinmekle beraber, ülkemiz müze ve müzecilik konusunda özellikle kültürel miras n sergilenmesi aç - s ndan ciddi sorunlarla karfl karfl yad r. Gelecekte kurulmas karar verilen müzeler için gelifltirilen planlama ve politikalar son derece önemlidir. Politkalar uygulan l rken konunun kültürel turizm boyutu ve ekonomik potansiyeli hesaba kat lmal d r. Müze, kültürel miras n dolays ile kültürel turizmin can damar say labilecek mekand r. Asl nda bu kavramlar birleri ile iç içe girmifl bir zincirin halkalar gibidirler. Müze, miras ve turizm aras ndaki karmafl kl k, gerilim ve iliflkiler hiçbir çal flman n odak noktas olmam flt r. Dolays yla bu konu üzerinde s n rlama ve bu konuyu anlamadaki eksiklik apaç k ortadad r. Müze bir anlamda kültürel turizm ba lam nda, geçmiflin kültürel de erlerinin zenginlefltirilmesi, geçmifl ile flimdiki zaman ve gelecek aras ndaki ba lar daha güçlü hale getirmek için odak nokta, kültürel çekim merkezi için bir miras merkezidir. Kültürel amaçl yap lan müzeler, özel ilgi turizminin bir fleklidir. Miras, kültür ve turizm aras nda özel bir ilgi vard r. Bu alanlar birbirleri ile iç içe geçmifl karmafl k bir yap gibi görünse de her alan n kendine has özellikleri birbirleri ars ndaki iliflkilerin ayr lmaz paradigmalar n oluflturmaktad r. Kültürel amaçl bir müze projesinde baflar bekleniyorsa, bu alanlar n birbirleri ile olan iliflkilerine ve ba lant lar na dikkat edilmelidir. Müze ziyaretleri sosyal bir fenomen olarak bireylerin hayatlar nda ve gündeminde olan bir olgudur. Bu bak mdan müze konusuna salt bir kültürün korunmas, depolanmas olarak bakmamak gerekir. Geliflmekte olan ve geliflen ülkelerde, müze projelerinde buna ba l olarak kültürel turizm alan nda baflar l olunmak isteniyorsa, konu büyük bir dikkatle planlanmal, gelifltirilmeli, düzenlenmeli ve pazarlanmal d r. Bunun için ç k fl yolu kültürel ürünlerde yatmaktad r. Halkbilimi ise kültürel zenginginli in en önemli halkas n oluflturur. Bu aç dan konuyu farkl yaklafl mlarla ele alarak incelemek gerekir. KAYNAKLAR (1) COHEN, Erik, (1993), ntroduct on, Investigation Tourist Arts, Annals of Tourism Research, Vol. 20, pp. 1-8, (2) NURYANT, Wiendu, (1996), Heritage and Postmodern Tourism, Annals of Tourism Research, Vol.23, no.2, pp ,1996 Bu çal flmadan genifl olarak faydalan lm flt r. (3) R CHARDS, G., (1994), Culturel Tourism n Europe, Progres n Tourism, Recreation and Hospitality Management. Vol.5. Newyork v.d. (4)., Progres in Tourism, Recreation and Hospitality Management, Vol.5 Newyork,v.d. (CP. Cooper and A.Lockwood). EK- l HALK MÜZ ÜRÜNLER N N MÜZELENMES NDE D KKAT ED LMES GEREKEN HUSUSLAR ÜZER NE NCELEME FORMU (MÜZ K ÜRÜNLER Ç N) TÜRKÜ B LG S STEM (TBS) ÜRÜN NO : TÜRKÜNÜN ADI (Yöresel veya baflka bilinen ad ) : TÜRKÜNÜN YÖRES : TÜRKÜNÜN FORMU(Uzun hava veya k r k hava) : ARfi VE GEL fi TAR H : ARfi VE GEL fi DURUMU : DERLEYEN : DERLEND TAR H : KAYNAK K fi : TÜRKÜYÜ K MDEN Ö REND : TÜRKÜYÜ NE ZAMAN Ö REND : TÜRKÜNÜN HANG ÇALGILAR LE KAYDED LD : TÜRKÜNÜN HANG ORTAMDA DERLEND (Barana, yaren, e lence, dü ün v.b) : TÜRKÜNÜN YAYGINLI I (Hangi yerlerde daha çok söyleniyor) : DERLEYEN N K ML : Ad,Soyad, mesle i, Ö renim Durumu v.b. : ENVANTER B LG LER N fileyen N K ML : KAYNAK K fi KÜNYES Ad Soyad, Do um yeri ve y l, Mesle i, Ö renimi, ikamet adresi : TÜRKÜNÜN ÖZELL KLER : (YÖRESEL ADI) (Hoyrat Gazel, Bozlak v.b) VARSA TAVIR ÖZELL KLER (Konya, Zeybek, Silifke v.b) : TÜRKÜNÜN NOTASI : MOT F : ÜSLUP : FORM : TÜRKÜNÜN CRA ORTAMI : Türkü derlendi i zaman icra ortam n n nas l oldu u konusunda mutlaka bilgi verilmelidir. Türkü notaya al n rken hangi çalg lardan notaya al nd belirtilmelidir. Gerekirse ayn türkün çeflitleri (varyant)de notaya al nmal d r. Kaynak kifli seçiminde saz na hakim veya sesine hakim kifliler öncelikli olmal - d r

103 EK 2 HALK MÜZ VE ÇALGILARININ MÜZELERDE DE ERLEND R LMES ÜZER NE NCELEM FORMU HALK MÜZ VE ÇALGILARI B LG S STEM (HMÇBS) ÜRÜN NO : ADI (YÖRESEL ADI) : YÖRES : TÜRÜ : KOLEKS YONA GEL fi TAR HÎ : KOLEKS YONA GEL fi B Ç M : KAYNA I: B LG Y K MDEN ALDI I: KOLEKS YONA GEL fi NDEK DURUMU : ONARIM GÖRÜP GÖRMED : BUGÜNKÜ DURUMU YAPILDI I DÖNEM / TAR H : KULLANILDI I DÖNEM : HANG C NSE A T OLDU U (A aç cinsi) : DERLEYEN N K ML Ad Soyad : Do um yeri ve y l : Mesle i : Ö renimi : kamet adresi : ENVANTER B LG LER N fileyen N K ML : KAYNAK K fi KÜNYES : Ad Soyad : Do um yeri ve y l : Mesle i : Ö renimi : kamet adresi : ÇALGIDA KULLANILAN MALZEME ÖZELL KLER : Ad (YÖRESEL ADI) : C NS : RENG1 : TÜRÜ (Hangi a açtan yap ld ) : MALZEME ADI (YÖRESEL ADI) : YAPIM TEKN : MOT F : ÜSLUP : TÜRKÜNÜN, ÇALGININ KULLANIMINA VE CRASINA L fik N ÖZELL KLER : KULLANIM fiekl (Özel kullan m flekli varsa) : KULLANIM SIRASI (varsa) KULLANIM YER VE AMACI : ÇALGININ TEKN K Ç Z M : ÇALGININ Ç Z M (Varsa) : TÜRK HALK MÜZ N N MÜZELENMES SORUNLARI The Problems Of Exhibiting The Turkish Folk Music In A Museum S tk Bahad r TUTU ABSTRACT The written music works, the sound recordings, the instruments etc. are the members of the tangible stratum of music. The intangible stratum of music is the effect of melody, rhythm and harmony on the audience. In any folklore museum to be established, each of these two strata must play a role in the presentation of Turkish Folk Music. In an effective and productive presentation, the audience and the performer, who are the important elements of context, have to be brought together. Here, the circumstances of live and/or symbolical exhibitions are discussed. In addition, the performers of Turkish Folk Music are categorized and the conditions of performance for these performers are examined. Key Words: Intangible, Turkish folk music, museum, folklore. Geleneksel veya di er müzik yaratmalar nda, iki katmandan bahsetmek mümkündür. Bunlardan birincisi, müzi in somutlaflt r lm fl yan d r. Baflka bir ifade ile söylemek gerekirse, bu somutlaflt rma, herhangi bir müzik yaratmas n n ka t üzerinde gösterimini sa layan nota veya ses kayd ve çalg gibi nesnelerin meydana getirdi i d fl katmand r. kinci katman ise, müzi in ezgi, ritim ve armonisinin dinleyicide yaratt etkiden kaynaklanan somut olmayan taraft r. Türk halk müzi i yaratmalar n n ça dafl bir müzede sergilenmesi aflamas nda, her iki katman n da ideal bir flekilde temsil edilmesi ve sergilenmesi düflünülmelidir. Somut unsurlar olan nota, ses kayd ve çalg lar n müzede sergilenmesinde klasik müzecilik yöntemleri kullan labilir. Fakat, klasik müzecilik yöntemleri kullan larak, müzi in sadece somut katman n n sergilenmesi, söz konusu halk müzi i yaratmalar n n somut olmayan katman n n göz ard edilmesi sonucunu do uraca ndan eksik bir sergileme ve temsil yap lm fl olacakt r. Müzi in somut katman ndan çalg lar n sergilenmesi, e er onlar n sesleri duyurulamayacaksa, onlar n çal m tekni i gözlenemeyecekse, sadece müzi e özel bir yak nl bulunanlara, halk müzi i yaratmalar n n sadece tek bir yönü ile ilgili, yani geleneksel çalg larla ilgili baz ipuçlar sunulmas ndan öteye geçmeyecektir. Somut katman n bir di er birimi olan, halk müzi i yaratmalar n n notalar n n sergilenmesi ise, sadece nota okuyabilen, müzikle u raflan kiflilere sunulan bir hizmet olacakt r. Buna göre, somut olmayan katman göz ard edilerek, somut katmandan çalg veya notalar n sergilenmesi ve temsili söz konusu oldu unda, yap lan sergileme veya müzeleme çok da verimli sonuçlar do urmayacakt r. Müzi in yarat m ve icra ba lam n n vazgeçilemeyecek en önemli unsurlar, icrac ve dinleyicidir. Kurulacak olan bir müzede, canl olarak ya da teknolojik

104 olanaklar n deste i ile gerçeklefltirilebilecek duysal ve görsel icralar, yarat m veya yeniden yarat m ba lam n n bu iki vazgeçilmez parças n n buluflmas f rsat n yaratacakt r. fllevsel Halkbilimi Kuram n n kurucular ndan olan Malinovski nin; flüphesiz metin çok önemlidir, fakat ba lams z metin ölüdür ifadesi, halk bilgisi ürünlerinin müzik boyutu için de geçerli olabilecek niteliktedir (Çobano lu; 1999:225). Halk müzi i yaratmalar n n notalarla gösterilmesi mutlaka çok önemlidir. Ama, halk müzi i yaratmalar n n somut olmayan katman n n da sergilenebilir hale gelmesi, bu yaratmalar n flekil, yap, içerik ve ifllev gibi özelliklerini daha anlaml ve alg lanabilir hale getirecektir. Sözünü etti imiz tarzda bir sunum ise, ancak kurulacak halk bilgisi veya halkbilimi müzesinin bir kültür merkezi ifllevini de üstlenmesiyle gerçekleflebilecektir. Geleneksel müzik yaratmalar ndaki temel yap lardan somut olmayan katman n temsili ve sergilenmesi gereklili i üzerinde durduktan sonra, bu sergileme ve sunumun nas l ve kimler taraf ndan yap lmas gerekti i konusunda da baz teklifler getirilmelidir. Bu do rultuda, Türk halk müzi i icrac lar n n kimlikleri üzerinde durmak yerinde olacakt r. Halk müzi i yaratmalar n n icrac lar iki farkl kimlikle karfl m za ç kabilir. Bunlardan birincisi, günlük hayatta, içerik bak m ndan yap lan iflle ilgili, ya da ilgisiz yaratmalar, profesyonellik flart na ba l olmadan seslendirenlerdir. Türk halk müzi i icrac lar aras nda karfl lafl labilecek ikinci icrac tipi ise do rudan profesyonellikle ilgilidir. Birinci grubun seslendirdikleri, herhangi bir iflle u rafl rken hoflça vakit geçirmek için söylenen ve bazen de o iflle ilgili olan türküler, çocuklar n oyunlar na efllik eden ezgiler ya da ninni gibi örneklerdir. Hal dokuyan bir k z n ya da tarlada ekin biçen insanlar n çal flma ritimlerinin düzenlenmesi ifllevine de sahip olan bir türküyü seslendirmeleri veya bebe ini uyutan bir annenin ninni söylemesi müzik konusunda profesyonellik gerektirmemektedir. Profesyonel olmayan icrac lar, bir aç k hava müzesinde canl olarak yer alabilece i gibi, kapal bir mekanda maketler arac l ile de sembolize edilebilir. Kapal mekanda maketler arac l ile gerçeklefltirilmesi düflünülecek temsili sunumda, ziyaretçiye, ilgili bölümde bulunan kulakl kl bir dinleme sisteminden hem konuyla ile ilgili ses efektlerini, hem de ilgili müzik örneklerini duyma olana sa lanabilir. Bu grubun müzede temsili, ele alaca m z profesyonel icrac lar n sunumlar - na göre daha az problem içermektedir. Buna ra men, söz konusu grubun icra edece i yaratmalar uzman kiflilerce, titizlikle seçilmelidir. Aksi halde, hal dokuyan bir k z n, kaset yahut radyodan ö rendi i bir pop müzik flark s n veya bir Türk halk müzi i yaratmas n n dejenere olmufl fleklini seslendirmesi, günümüzün koflullar nda hiç de uzak bir olas l k de ildir. Di er taraftan, sunulacak müzik yaratmas n n, temsil edilen bölge ile ne derecede iliflkisi oldu u bile, üzerinde dikkatle durulmas gereken bir husustur. Türk halk müzi i icrac lar çerçevesinde karfl lafl labilece imiz ikinci kimlik ise do rudan profesyonellikle ilgilidir. Bu bafll k alt nda incelenebilecek olan âfl klar, geleneksel bir e itim sistemi çerçevesinde yetiflirler ve icralar n kat ld k- lar tören ya da toplant larda, belli geleneksel kurallar içerisinde, bir getiri karfl - l nda gerçeklefltirirler. Dolay s yla âfl n icras n n, flair ya da müzikçi gibi âfl kl k gelene i içinde yetiflmemifl kiflilerce temsil edilmesi, yeniden yaratma aflamas nda baz süreçlerin atlanmas na neden olabilecektir. Bunun karfl l nda, müzede memur gibi devaml görev yapacak bir afl n bulundurulmas ise, âfl n yaratma eyleminde büyük rol oynayan do al ortamdan kopar lmas n gerektirece- inden, âfl n üretiminin miktar ve kalitesinde azalma söz konusu olacakt r. Ayr ca, do al ortamdan eksiltilecek bir halka, zay f da olsa yaflamaya devam eden gelenek zincirinde bozulmaya yol açacakt r ve böylelikle gelene in devam süresinin k salmas na sebep olunaca da unutulmamal d r. Bütün bu sorunlar karfl s nda dahi, Türk halk müzi inde önemli bir yeri olan âfl kl k gelene inin, ça dafl bir müzedeki temsilinden vazgeçilmesi düflünülmemelidir. Ça dafl bir müzede kendisini temsil etmesi gereken âfl n, müzede devaml bir memur olarak görevlendirilmesi yerine, müzede belirli periyotlarla görev almas yoluna gidilmesi, yukar da söz etti imiz olumsuz etkileri en aza indirgeyecektir. Bu noktada önem kazanan soru, müzede sunum yapacak âfl n hangi yöntemle, nas l seçilece idir. Âfl n seçiminde, hali haz rdaki âfl klar flenli i, âfl klar bayram ve benzeri düzenlemeler belirleyici olarak kullan labilece i gibi, bunlara eklenebilecek yeni düzenleme ve seçme ölçütleri de bu seçimde sa l kl bir sonuca ulafl lmas n sa layacakt r. Bu düzenlemelerde derece alan âfl klar n, belli periyotlarla müzede sunum yapmalar, kendilerine verilecek ödül kapsam nda ele al nabilir. Ayr ca, bu periyotlar içerisinde düzenlenebilecek e itim seminerleri tarz ndaki çal fltaylar, gelene in devaml l nda yeni bir soluk olarak da de erlendirilebilir. Yaz döneminde düzenlenen çal fltaylara, Türk müzi i ve halkbilimi ö rencilerinden oluflturulacak gruplar n, en az ndan misafir olarak kat l mlar n n sa lanabilmesi, onlara da uygulamaya yerinde tan kl k edebilecekleri bir saha açm fl olacakt r. Türk halk müzi inin profesyonel icrac lar bafll alt nda, âfl kl k gelene ine mensup olmayan, ilk yaratma eyleminde rolü olmas flart ndan âfl kl k gelene ine göre çok daha uzak bir noktada bulunan ve yeniden yaratma aflamas nda ise bir afl a göre daha s n rl olanaklara sahip olan, sadece söyleme ve çalma iflleminden sorumlu bir gruptan daha söz etmek gerekir. Bu grubu oluflturan bireyler, örgün veya geleneksel ya da hiçbir flekilde planl olmayan bir e itim süreci sonunda yetiflmifllerdir. Söz konusu icrac lar, yeniden yaratma aflamas nda, kurallar oldukça kesin bir gelene e ba l, dolay s yla bir nebze de olsa koruyucu bir kalkan alt ndaki âfl klara göre, de iflen, daha do rusu neyi tüketece inin aray fl nda olan toplumun etkilerine daha fazla maruz kalm fllard r. Farkl tarihlerde de olsa, Avrupa da ve Avrupa kültürünün bask n bir flekilde sürdü ü co rafyalarda da bu tür etkilerle karfl lafl lm flt r. Bu konuda görüfl bildiren Theodor Adorno, bu durumda icrac n n, önünde ne kodlanm fl ise aç mlamak ya da bir pazar olarak toplumun, yeniden üretici konumunda bulunan kendisiden istediklerine ve beklentilerine uymaya çal flmak gibi iki seçenekle karfl karfl ya kald n belirt

105 mektedir. (Oskay; 1995: 41) Dolay s yla toplumsal de iflimin olumsuz etkilerine maruz kalm fl söyleyici-çal c lar, yaratmalar, özellikle arabeskleflmenin ve di er yabanc kültür bask lar n n flekillendirdi i icra ö eleriyle yo urarak sunar duruma gelmifltir. Örgün ya da geleneksel e itim almam fl söyleyici-çal c lardan, özellikle kentlerde bulunanlar, bu bozulmalar n daha çok gözlendi i bir kolu oluflturmaktad r. Örne in, dü ünlerde müzik iflini üstlenen kifliler, toplumun da beklentileri do rultusunda, yabanc laflman n en üst seviyede var oldu u paçal türleri ya da geleneksel halk müzi i ürünlerinin yabanc laflma ak m na kurban edilmifl flekillerini seslendirmeyi, kent yaflam n n art k kabul gören bir yönü olarak sürdürmektedir. Bu problem, önüne bir hamle ile geçilebilecek boyutlar çoktan aflm flt r. Bu problemin en büyük zarar ise, belli bir kuflaktan itibaren bireylerimizin ve yabanc lar n, söz konusu uygulamalar n büründü ü flekli, Türk kültürünü yans tan de erler olarak kabul etmeleri tehlikesidir. Halbuki, toplumsal yaflam - m z n her alan na de iflik ölçülerde de olsa sirayet etmifl ve etmekte olan bu temelsiz uygulamalar, daha do rusu uygulama bozukluklar, Türk kültürünü yans tmas gereken gerçek yüzümüzü gizleyen birer maskeden baflka bir fley de ildir. Kendinizi bir yabanc yerine koyarak bakarsan z, Türk kültürünü uluslararas ölçekte temsil eden uygulama ve nesneler sayesinde, kültürümüzü sadece Orta Do u ile s n rl özellikte görmeniz kaç n lmazd r. Örne in, göbek dans n n uluslararas sahada kültürümüzün simgesi olarak abart l sunuluflu, bu yanl fl anlafl lman n bir örne ini oluflturmaktad r. Dolay s yla, Türk kültürü aç s ndan ideal bir sunumu simgelemesi gereken halk bilgisi müzelerinde, baz lar meflhur olmuflsa da, söyleyici-çal c grubunun bu dejenere örneklerinin yer almas özellikle uzak durulmas gereken bir durumdur. Türkiye, bir çok ülkenin aksine dört mevsimi bir y l içinde yaflayabilmektedir. Asl nda, kültür ve sanat hayat m z da çok farkl bir noktada de ildir. Yukar - da bahsetti imiz söyleyici-çal c grup, her ne kadar dejenerasyona en aç k grupsa da, bu grupta yer alan baz birey veya topluluklar, hala dejenere olmam fl icra ö elerini muhafaza edebilmektedir. Bu birey ya da topluluklar n, bir kültür merkezi ifllevini de üstlenece i muhtemel olan halk bilgisi müzelerinde düzenlenebilecek, birkaç güne, hatta bir haftaya yay labilecek etkinliklerde misafir edilmesi, eldeki bu de erlerin sunulabilmesi f rsat n yaratacakt r. Yöre ya da törenlerin adlar ile an labilecek etkinliklerde, bu grubun, örgün e itim kurumlar ndan yetiflmifl müzikçilerce temsil edilmesi de mümkündür. cra gelene inin titizlikle tespit edilmesi, yöresel tav r ve a z n da dikkatlice incelenmesi ve canland rma boyutunun da sunuma eklenmesi flartlar ile yap lacak bir sunum, pek çok aç - dan doyurucu sonuçlara ulaflmam z sa layacakt r. Hatta, bu konuda Türk Müzi- i okullar m za baz projeler haz rlamalar teklif edilmesi de düflünülebilir. Akademisyenlerin ve gözetimlerindeki ö renci gruplar n n haz rlayabilece i etkinliklerin, bilimsel ölçütlerle oluflturulabilmesi halinde, uygulama aç s ndan e itsel bir ifllevi de tafl yan malzemeler olarak kullan m mutlaka de erlendirilmelidir. Türk halk müzi i icrac lar n n profesyonel olmayan birinci bölümünün ve profesyonel olanlar n söyleyici-çal c grubundaki kolunun müzede temsili sunumlar n n, konservatuvarlardan yetiflmifl bireylerce gerçeklefltirilmesinin mümkün oldu u konusu üzerinde durduktan sonra, söz konusu bireylerin sahip olmas gereken nitelikler de ele al nmal d r. Bu bireyler, her fleyden önce temsili bir sunumu gerçeklefltirecek olduklar ndan, drama e itiminin, en az ndan temelleri ile karfl laflm fl olmal d rlar. Bir grup müzikçinin, yap lacak etkinliklerin düzenlenmesinde müzik sorumlusu, beraberinde bahsedilen temsili sunumun icras için sürekli istihdam n n düflünülmesi halinde ise, bu kiflilerin e itim süreçlerinin niteliklerine biraz daha dikkatlice e ilmek gerekir. Bu kifliler, mutlaka yeterli bir halkbilimi e itiminden geçirilmifl olmal d r. Türk müzi i konservatuvarlar n n bugünkü ö retim sistemi içinde, her ne kadar Halkbilimi (Folklor) dersi olsa da, bu yeni oluflumda görev almas düflünülecek bireye verilmifl olan bu dersin, tek bafl na ve bu yo unlukta, bireye yeterlilik kazand rmayaca aç kt r. Gerçekçi bir bak fl aç s yla, bütün e itim sürecinin tekrar yap land r lmas n gerektirecek bir at l m n, k sa sürede sonuç vermesinin olanaks zl n belirtmek yerinde olacakt r. Buna karfl n, uzun vadeli planlar mutlaka tart fl lmal d r. Bu durumda, istihdam edilecek bireylerin, drama ve halkbilimi konular n içeren, en az bir y l sürecek bir e itimden geçirilmeleri gerekmektedir. Bu elemanlar, mutlaka birer y ll k sözleflmelerle çal flt r lmal ve her y l sözleflme yenileme zaman nda, gerçekçi bir performans de erlendirmesine tâbi tutulmal d r. Müzedeki etkinliklerin rotas n saptama inisiyatifini kullanacak yeterlilikte olmas gereken bu bireylerin, y l içerisinde düzenleyece i ya da görev alaca etkinliklerin niteliklerine göre belirlenmifl puanlardan toplad klar kadar n n, belirli bir baraj aflmas, sözleflme yenileme flart olarak belirlenmelidir. Her sene de iflik kiflilerden oluflturulacak bir hakem kurulu, bu puanlarla ilgili ifllemleri gerçeklefltirecek idari konumlara, kiflilerin performanslar yla ilgili raporlar sunmal d r. Ça dafl bir halk bilgisi müzesinin kurulmas ile do acak olanaklar n en do ru ve verimli flekilde de erlendirilmesi gerekmektedir. Bunun için, müzede sunum yapacak ya da temsili gerçeklefltirecek Türk halk müzi i icrac lar n n kimlikleri üzerinde durdu umuzda, bunlar n ça dafl bir müzede nas l yer almalar gerekti i konusunda flu sonuçlar s ralayabiliriz: 1. Profesyonel olma flart ndan ba ms z icrac lar n, denetim alt nda kendilerinin sunum yapmas veya yukar da sözünü etti imiz tarzda yetiflmifl konservatuvar mezunlar n n bu grubu temsili veyahut bu grubun müzik ve efekt destekli kapal mekanda maketlerle sembolize edilmesi mümkündür. 2. Profesyonel icrac lar n önemli bir kolu olan âfl klar, halk bilgisi müzesinde kendilerini temsil etmelidirler. Sunum yapacak âfl klar, yar flma biçiminde düzenlenecek organizasyonlarla tespit edilmeli ve yukar da bahsetti imiz olumsuz etkilerin en aza indirgenmesi için müzede belli periyotlarla görev almal d rlar. 3. Profesyonel icrac lar n di er kolu olan söyleyici-çal c lardan dejenere olmayanlar, müzede düzenlenecek etkinliklerde görev almal d rlar. Ayr ca, bu gru

106 bun, bilimsel flartlar içinde tasarlanm fl projeler do rultusunda, örgün e itim kurumlar ndan yetiflmifl müzikçiler taraf ndan temsil edilmesi de mümkündür. Bu tespitlerden sonra flunu da belirtmek gerekir ki, kurulacak halk bilgisi müzesi kültürümüzün tan t m yolunda baz e itsel ifllevleri de üstlenebilir. Bugün, ilkö retim okullar m zda, dünya kültürlerinin ö rencilerimize tan t lmas için, bu kültürlerin halk ezgileri ö rencilerimize müzik derslerinde ö retilmektedir. Biz de ülkemiz kültürünü tan mak isteyen, Türkiye ye gelme f rsat n yakalam fl yabanc lara, halk bilgisi müzesi zemininde bu hizmeti sunabiliriz. Müzeyi gezmeye gelen ailelerin çocuklar na, k sa ve kolay bir türkü ö retilebilir. Bu hizmeti ise, di er faaliyetlerde kullanmay düflündü ümüz örgün e itim kurumlar ndan yetiflmifl müzikçilerin ya da buraya uygulamaya gelmifl konservatuvar ö rencilerinin sunmalar mümkündür. Halk müzi ini, sadece e lendirme ya da duygular ifade ifllevi üstlenen bir araç olarak görmek do ru de ildir. Türk halk müzi i, bizi bir arada tutan ö eleri bünyesinde bar nd ran bir iletiflim köprüsü olma özelli ini de tafl maktad r. Dolay s yla, halk müzi inin icras n n, günümüzün dejenere e lence mekanlar veyahut televizyon ekranlar çap nda gerçekleflmesi yeterli olmayacakt r. cra sahas - n n belirtti imiz e lence mekanlar ile estetik ve etik kayg lardan uzak bir flekilde, sadece reyting hesaplar do rultusunda program haz rlayan televizyon yap mlar ile s n rland r lmas, kültürümüzün her alan nda karfl laflt m z arabeskleflme, yabanc laflma ak m na halk müzi ini biraz daha itecektir. Yanl fl olan, söz etti imiz alanlarda halk müzi i yaratmalar n n sergilenmesi de il, bu sektörlere malzeme verecek bir yaklafl m n henüz benimsenmemifl olmas d r. Sözü edilen halk bilgisi müzeleri, turistik bir de er de tafl makla birlikte, insan m z n kendi kültürü hakk ndaki bilgilerini ve kendi kimlik olgular n tazelemesi yolunda da büyük bir ad m olacakt r. KAYNAKLAR Akdo u (Onur), 1995, Türk Müzi inde Türler ve Biçimler, zmir, Can Ofset. Artun (Erman), 2001, Afl kl k Gelene i ve Afl k Edebiyat, Ankara, Akça Yay nlar. Çobano lu (Özkul), 1999, Halk Bilimi Kuramlar ve Araflt rma Yöntemleri Tarihine Girifl, Ankara, Akça Yay nlar. Halk Biliminde Kuramlar ve Yaklafl mlar, 2003, Yay. Haz. Gülin Ö üt Eker; Metin Ekici; M. Öcal O uz; Nebi Özdemir, Ankara, Milli Folklor Yay nlar. Köprülü (M. Fuad), 1989, Edebiyat Araflt rmalar I, stanbul, Ötüken Yay nlar. Oskay (Ünsal), 1995, Müzik ve Yabanc laflma (Aristo, Huizinga ve Adorno Aç s ndan Bir Ön Çal flma), stanbul, Der Yay nlar. Ekici (Metin), 2003, Halk Bilimi Araflt rmalar nda Üçüncü Boyut, Milli Folklor, 60, TARTIŞMA N. YILDIZ: Murat beyin Türk Halk Müzi i ve Çalg lar n n Kültürel Turizm, Kültürel Miras Ba lam nda Müzelerde Sergilenmesi Üzerine Bir Yaklafl m bafll kl bildirisinde ben çalg lar m z nas l sergilenecek diye bir tebli bekledim. Oysa bildirinin bafll n kültürel turizm, kültürel müzeler nas l olmal d r fleklinde de- ifltirseydi belki muhtevayla bütünleflece i için daha anlafl l r olabilirdi. S. TÜRKO LU: Murat bey yapt yeni derlemelerle eskiden yap lan derlemelerdeki yanl fll tespit etmifl. Bu durumda eskiler yanl fl derlemifl mi oluyor yoksa sadece ölçülerde mi bir farkl l k var? Ayr ca Naciye Y ld z n belirtti i gibi esas önemli konu halk çalg lar konusuydu. Çünkü Türkiye de bugüne kadar iki tane çok önemli müze yap lamam flt r. Bunlardan biri halk giysileri müzesi di eri halk çalg lar müzesidir. M. KARABULUT: Aç klama f rsat verdikleri için hocalar ma teflekkür ederim. Ben de onlara kat l yorum. Tebli imde ben müzik ve çalg lar bir bütün olarak düflündüm. Bana göre müzikle çalg iki temel unsurdur. Çalg olmadan müzik yap lamayaca na göre iki unsuru birlikte düflünmek gerekir. Ancak olay n bir baflka boyutu da kültürel turizm ve kültürel miras boyutuydu. Ben her fleyden önce yöntemli bir yaklafl m ortaya koydum. Ayr ca sizlere sunmak istedi im 2. bölüm vard. Haz rlad m slaytta 120 halk çalg s n n resmi bulunmaktad r. Bunlar Milli Folklor Araflt rma Dairesi Baflkanl n n arflivinden edinilmifltir. Biz ilerde Türkiye de halk çalg lar müzesinin kurulmas için çalg lar n resimlerini ve kendilerini alm flt k. Bu çalg lar Atatürk Kültür Merkezi nin deposuna koymufltuk. Maalesef depoda çürümüfller. Bunu da belirtmek istedim. A. SANTUR: Murat beyin de ifade etti i gibi bu sazlar geçmifl tarihlerde müze oluflturulmas amac yla al nm flt. Fakat çalg lar n sergilenmesine müsait bir mekan bulunamam flt r. fiu anda biz bu çalg lar n sergilenebilir durumda olanlar n tespit etmeye çal fl yoruz. Mekan bulundu u taktirde bunlar n sergilenmesi söz konusu olacakt r

107 PROF. DR. M. ÖCAL O UZ UN KAPANIfi KONUfiMASI Öncelikle somut olmayan kültürel miras n müzelenmesinin bir soru olarak gündeme gelmesi ve Türk halkbilimcilerin bunu tart flmaya bafllamas önemlidir. Bu bak mdan iki üç günlük bir sempozyumla bu tart flman n bitirilmesinin mümkün olmad aç kt r. Somut olmayan kültürel miras n müzelenmesi, çok boyutlu, çok farkl aç lardan bak lmas gereken bir konudur. Her fleyden önce müzeyle ilgili bir konudur. Bunun için müzenin tarihini, müzenin mant n bilmek, müzenin gelece ini iyi kavramak laz m. Bu gelecek içerisinde kültürel miras kavram ve bunun bafl na bir epitetle somut olmayan getirilerek bunlar n hepsi nas l harmanlanacak, nas l sunulacak, nerde sunulacak gibi son derece ucu aç k tart flma alanlar var. Somut olmayan kültürel miras ve bunun müzelenmesi, e itim sistemimiz içinde ilk okuldan bafllayarak ders olarak okutulmas, medyada olumlu bir sunumla yer almas gibi tart flmalar dünyada sözleflmeden sonra gündeme geldi ve h zla tart fl lmaya devam ediyor. Önümüzdeki ekim ay nda Kore de yap lacak bir sempozyumda bu tart flma uluslar aras boyutta yürütülecektir. Belki bu anlamda, somut olmayan miras sözleflmesinden sonra dünyada ilk defa somut olmayan kültürel miras n müzelenmesinin bu terimlerle Türkiye de tart fl yor olmaktan, Türkler olarak tart fl yor olmaktan kendimize bir pay da ç - karabiliriz. Bu da dünyadaki geliflmeleri yak ndan izleyen Türk halkbilimi dünyas için gurur vericidir. Sempozyum Düzenleme Kurulu çok iyi bilmektedir ki, bu önemli toplant, baflta Gazi Üniversitesi, Kültür ve Turizm Bakanl ve UNESCO Milli Komisyonu olmak üzere, kimi kurum ve kiflilerin sa lad maddi ve manevi destek sayesinde gerçekleflebilmifltir. Sempozyumun siz de erli kat l mc lar ise, uzak yak n illerden gelerek bilginizi, düflüncenizi bizlerle paylaflt n z. Bu sempozyumda sundu unuz bildirilerle ileride kurulmas planlanan halkbilimi aç k hava müzesinin düflünce temellerini oluflturdunuz. Bundan sonraki akademik hayat n zda da bu konuyu düflünmeye, araflt rmaya ve tart flmaya devam edece inizden emin olarak teflekkürlerimi arz ediyorum. KATILIMCILARIN ÖZGEÇM filer /BIOGRAPHIES fierif AKTAfi aras nda Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünde yüksek ö renimini tamamlayan fierif Aktafl, Prof. Dr. Kaya Bilgegil in yönetiminde haz rlad Refik Hâlid Karay n Eserleri Üzerine Bir Araflt rma adl tezi ile, 1973 te edebiyat doktoru unvan n ald te Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde uzman olarak çal flmaya bafllad, 1976 da ayn fakültede doktor asistan oldu tarihleri aras nda Atatürk Üniversitesi taraf ndan Fransa ya gönderildi. Ahmed Rasim in Eserlerinde stanbul adl tezi ile1981 de doçent, 1987 de profesör oldu tarihleri aras nda Kâz m Karabekir E itim Fakültesi Dekan olarak çal flt ö retim y l nda Ahmet Yesevi Türk Kazak Üniversitesinde rektör yard mc s olarak görev yapt tarihleri aras nda K r kkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünde Ö retim Üyesi ve Bölüm Baflkan olarak çal flt de Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümüne geçti y l nda ayn bölümde Bölüm Baflkan oldu ve halen ayn görevi sürdürmektedir. Erman ARTUN stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünü 1971 y l nda bitirdi y llar aras nda Yugoslavya Belgrat Üniversitesi Filoloji Fakültesi Do u Dilleri Bölümü'nde çal flt y l nda Yugoslavya Prifltine Üniversitesi'nde doktora çal flmas n tamamlad y llar aras nda Trakya Üniversitesi'nde çal flt y l ndan beri Çukurova Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü Türk Halk Edebiyat Anabilim dal nda ö retim üyesi olarak çal flmaktad r. Ensar ASLAN 1970 y l nda Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünden mezun oldu. Ayn y l fakültede Halk Edebiyat alan nda akademik hayata bafllad y l nda Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünde Prof. Dr. fiükrü Elçin yönetiminde haz rlad Ç ld rl Âfl k fienlik adl çal flmas yla Edebiyat Doktoru unvan n ald y llar nda ABD nin ndiana Üniversitesi nde alan ile ilgili çal flmalarda bulundu y l nda doçent, 1991 y l nda profesör oldu. Dicle Üniversitesinde uzun y llar Dekanl k, Enstitü ve Yüksekokul Müdürlü ü gibi çeflitli idari görevlerde bulundu y l ndan beri Dicle Üniversitesi E itim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü Baflkanl yapmaktad r. Ars n AYDINURAZ 1965 y l nda Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Yüksek Mühendisli i Bölümünü bitirdi. Ayn y l Atom ve Çekirdek Fizi i Kürsüsüne asistan olarak atand ve ertesi y l Fizik Yüksek Mühendisi ünvan n ald. Prof. Dr. Harald Perlitz yönetiminde

108 doktora çal flmalar na bafllad ktan sonra döneminde SIDA (Swedish International Development Authority) bursunu kazanarak, Uppsala ( sveç) Üniversitesi Fizik Bölümünde araflt rmalar n sürdürdü y l nda Fen Doktoru ünvan n ald. Ocak 1971 de kazand UNESCO bursu ile ngiltere nin CAMBRIDGE Üniversitesine, doktora sonras araflt r c olarak gitti. ki y l süre ile bu üniversitenin CAVENDISH laboratuvarlar nda bilimsel araflt rmalar n sürdürdü.1985 y l nda Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü Baflkan Yard mc l na atand y llar aras nda Dekan Yard mc l yapt de UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu na seçildi ve 1997 de yap lan Genel Kurullarda ayn göreve yeniden seçildi. 25 Kas m 1994 te UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Baflkan Vekilli ine ve 10 May s 1995 te de, halen devam eden, Baflkanl na seçildi. R za AYHAN 1971 y l nda Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmufltur y l nda Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde doktora ö renimini tamamlam flt r y l nda G. Ü. ktisadî darî Bilimler Fakültesinde Doçentlik ünvan,1994 y l nda G. Ü. Hukuk Fakültesinde Profesör ünvan alm flt r y l nda Gazi Üniversitesi Rektörlü üne atanm flt r. lhan BAfiGÖZ 1940 y l nda bir devlet bursu kazanarak Dil ve Tarih-Co rafya fakültesine kabul edildi y l nda bu fakültenin Türk Dili ve Edebiyat Enstitüsünü bitirdi ve Pertev Naili Boratav n asistanl n yaparak 1949 y l nda folklor ve halk edebiyat doktoras n verdi y l nda Ford Foundation un bir bursunu kazanarak Amerika ya gitti. 4 y l Kalifornia Üniversitesinde lecturer olarak çal flt ktan sonra 1965 y l nda Indiana Üniversitesine asistan profesör olarak atand y l na kadar bu üniversitede Türk Folkloru ve Halk Edebiyat okutttu ve Türkçe program n n direktörlü ünü yapt.1997 y l nda emekli olduktan sonra üc y l birer semestr Bilkent Üniversitesinde konuk profesör olarak görev yapt. fiimdi Van 100 y l üniversitesinde ayn görevi sürdürüyor.1983 y l nda Amerikan Folklor Cemiyeti onur üyeli ine seçildi. Fuzuli BAYAT 1984 y l nda Azerbaycan Yabanc Diller Enstitüsü Frans z- ngiliz Dili Bölümünü üstün baflar yla ve master derecesi alarak bitirdi y l nda Özbekistan Bilimler Akademisinin Dil ve Edebiyat Enstitüsünde doktora tezini savunarak "Doktor of Philosophie" ünvan n ald y l nda üst aflama doktora tezini savunarak Filoloji limler Doktoru, "Doktor of Sciences" (Profesör) ünvan n ald. Halen Gaziantep Ünv. Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünde ö retim üyesidir. Nihat BOYDAfi 1964 y l nda Ankara Üniversitesi E itim Fakültesinde lisans ve yüksek lisans n tamamlad y l nda Ankara Üniversitesi lahiyat Fakültesinde doktoras n tamamlad. Halen Gazi Üniversitesi E itim Fakültesi Güzel Sanatlar E itimi Bölümü Resim E itimi Bölümünde Ö retim Üyesidir. S d ka BULDUK Ankara K z Teknik Ö retmen Okulu Aile Ekonomisi ve Beslenme Bölümünden mezun olduktan sonra Hacettepe Üniversitesi Sa l k Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik program nda 1984 y l nda bilim uzmanl, 1989 y l nda ayn bölümde doktora derecesi ald. Gazi Üniversitesi Meslekî E itim Fakültesi Çocuk Geliflimi ve Ev Yönetimi E itimi Bölümü Aile Ekonomisi ve Beslenme E itimi Anabilim Dal nda 1990 y l nda Doçent, 2002 y l nda ise ayn bilim dal nda Profesör ünvan ald. Halen Gazi Üniversitesi Aile Ekonomisi ve Beslenme E itimi Anabilim Dal nda görev yapmaktad r. Nilgün ÇIBLAK 1993 y l nda Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü nden mezun oldu y l nda Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü nde Araflt rma Görevlisi olarak akademik hayat - na bafllad. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü nde 1995 y l nda yüksek lisans n, 2001 y l nda da doktora ö renimini tamamlad. Doktora ö renimi için gönderildi i Çukurova Üniversitesi nden 2002 y l nda Mersin Üniversitesi ne döndü. fiubat 2003 te Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü ne Yard mc Doçent olarak atand. Halen bu üniversitede ö retim üyesi olarak görev yapmaktad r. Necati DEM R Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünden mezun oldu y l nda doktoras n bitirdi. Cumhuriyet Üniversitesi E itim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat E itimi Bölümüne Yard mc Doçent olarak atand y l nda doçent oldu. Halen ayn görevi sürdürmektedir. Yasemin DEM RC O LU 1996 y l nda Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyebetik bölümünden mezun oldu y l nda H.Ü. Sa l k Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyebetik program nda yüksek lisans ö renimini tamamlad ve halen ayn enstitüde doktora ö renimine devam etmektedir. Ayn zamanda Gazi Üniversitesi Mesleki E itim Fakültesi Çocuk Geliflimi ve Ev Yönetimi E itim Bölümü Beslenme Anabilim dal nda Araflt rma Görevlisi olarak çal flmaktad r. Metin EK C 1984 y l nda Atatürk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyat Bölümü nden mezun oldu ve 1985 y l nda Ege Üniversitesi nde göreve bafllad.1987 y l nda bafllad Yüksek Lisans ö renimini, Prof Dr. Fikret TÜRKMEN dan flmanl nda haz rlad tez ile1989 y l nda tamamlad, 1991 y l nda gitti i Wisconsin- Madison Üniversitesi nde, Doktoras n 1996 y l nda tamamlad.1997 y l nda, Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyat Bölümü, Halk Bilimi Anabilim Dal na Yard mc Doçent olarak atand y l nda Doçent oldu, yaklafl k bir y l ka

109 dar Texas-Tech Üniversitesi, Türk Sözlü anlatmalar Arflivi nde araflt rmac olarak çal flt ktan sonra, 1999 y l nda E. Ü. Türk Dünyas Araflt rmalar Enstitüsü, Halkbilimi Anabilim Dal na Doçent olarak atand. Doç. Dr. Metin EK C, halen Ege Üniversitesi, Türk Dünyas Araflt rmalar Enstitüsü Türk Halk Bilimi Anabilim Dal Ö retim Üyesi kadrosunda görevli olup, bu enstitüde lisansüstü dersler vermekte ve Türk Dünyas Edebiyatlar Anabilim Dal Baflkanl ve ayr ca E.Ü. Türk Dili Bölümü Baflkanl görevlerini yürütmektedir. Ahmet Bican ERC LASUN 1963 te stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü nde lisans e itimine bafllad de Atatürk üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ne asisitan olarak atand. Kars tan derledi i metinlere dayanarak haz rlad Kars li A zlar - Ses Bilgisi adl teziyle 1971 de doktor ünvan n ald aras nda Amerika Birleflik Devletleri nin Seattle flehrinde Üniversity of Washington da misafir araflt r c olarak bulundu y l nda Kutadgu Bilig de Fiil adl teziyle doçent oldu.1983 te ek görevli Gazi Üniversitesi Gazi E itim Fakültesi nde Türk Dili ve Edebiyat Bölümü nün baflkanl na getirildi da Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Faktültesi ne profesör olarak tayin edildi ve bu fakültenin Türk Dili ve Edebiyat Bölümü nü kurdu de Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Ça dafl Türk Lehçeleri ve Edebiyatlar Bölümü kurulunca bu bölümün baflkanl na getirildi. Halen bu bölümde ö retim üyesidir. Gürbüz ERG NER Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Etnoloji Bölümünden 1970 y l nda mezun oldu. Milli Folklor Enstitüsü, Ankara Etno rafya Müzesi, TRT Ankara Televizyonunda çal flt y l nda Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Etnoloji kürsüsünde Asistan olarak atand y l nda ayn üniversitede etnoloji alan nda Doçent ünvan n ald. A. Ü. D.T.C.F Etnoloji Anabilim Dal Baflkan olarak görev yapm fl olan Erginer, halen ayn fakültenin Halkbilim bölümünde bölüm baflkan d r. Ruhi ERSOY 1995 y l nda Erciyes Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünden mezun oldu y l nda Çanakkale Üniversitesinde Yüksek Lisans Program ndan mezun oldu. Halen Gaziantep Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünde Ö retim Eleman d r. Selami FEDAKAR Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü nden 1994 de mezun oldu te E.Ü. Türk Dünyas Araflt rmalar Enstitüsü nde Araflt rma Görevlisi olarak çal flmaya bafllad y llar nda Özbekistan da bulundu de E.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü ne Araflt rma Görevlisi olarak atand da E.Ü. SBE, Türk Halk Bilimi ABD Yüksek Lisans Program ndan, 2003 de ise Doktora Program ndan mezun oldu. Halen E.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü nde Araflt rma Görevlisi olarak çal flmaktad r. Nilüfer Zeynep ÖZÇÖREKÇ GÖL 1984 y l nda H.Ü. TDE Bölümü Türk Halk Bilimi Anabilim Dal nda ö renime bafllay p, 1988 y l nda mezun oldu. Ayn y l Kültür Bakanl Milli Folklor Araflt rma Dairesinde Folklor Araflt rmac s olarak göreve bafllad y llar aras nda Çorum l Kültür Müdürlü ünde görev yapt y l nda M FAD Halk Edebiyat ve Tiyatrosu fiubesinde göreve bafllad y llar aras nda Ankara Devlet Geleneksel Türk Tiyatrosu Toplulu u Müdürlü ü görevini vekaleten yürüttü. Halen Araflt rma ve E itim Genel Müdürlü ü Gösteri Sanatlar Toplulu u fiubesinde görev yapan araflt rmac, halk mutfa ve Gaziantep Folkloru konular nda da çal flmalar n sürdürmektedir. Nevzat GÖZAYDIN 1963 y l nda Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyat Bölümünden Mezun oldu y l nda Federal Almanya Mainz Üniversitesinde doktoras n tamamlad y llar aras nda Gazi Üniversitesi Bas n Yay n Yüksek Okulunda Halk Edebiyat Yard mc Doçenti, 1986 y l nda A. Ü. D.T.C.F. de Halkbilimi Doçenti olmufltur. Umay GÜNAY 1968 y l nda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co rafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat bölümünden mezun oldu y l nda Atatürk Üniversitesi Sosyal ve dari Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünde, Prof. Dr. Mehmet Kaplan dan flmanl nda Elaz Masallar (Metin- nceleme) adl doktora tezini haz rlayarak Edebiyat Doktoru ünvan n ald y l nda Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat bölümünde Afl k Tarz fiiir Gelene i ve Rüya Motifi adl çal flmas yla Doçent oldu y llar aras nda H. Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Halkbilimi Anabilim Dal Baflkanl n Yürüttü y l nda Ayn bölümde Profesör oldu y llar aras nda H. Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat bölümü Baflkanl görevini üstlendi y llar aras nda Londra Üniversitesi (University of London), SO- AS da Misafir Professör ünvan yla görev yapt ktan sonra Türkiye ye dönerek 1999 y l nda Hacettepe Üniversitesindeki görevinden emekli oldu. Abdurrahman GÜZEL 1970 y l nda Orientalisches Institut an der Universitaet Wien de (Viyana Üniversitesi Edebiyat Fakültesi fiarkiyat Enstitüsü Türkoloji Bölümü) lisans e itimini tamamlad y l nda ayn üniversitede (Orientalisches Institut an der Universitaet Wien) doktoras n da tamamlayarak 1974 y l nda Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve dari Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümüne Ö retim Görevlisi olarak atand y l nda Doçent olan Güzel, 1983 y l nda Giessen Üniversitesinde misafir Ö retim Üyesi olarak iki sömestr ders verdi y l nda Profesör oldu ve ayn y l Gazi Üniversitesine atand y llar aras nda Çanakkale 18 Mart Üniversitesinde rektörlük yapt y l nda Gazi Üniversitesi E itim Fakültesinden emekli oldu

110 Talat Sait HALMAN Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyat Bölümü nün ve Türk Edebiyat Merkezi nin baflkan olan Prof. Dr. Talât Sait Halman, 1954 y l nda Columbia Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü nde yüksek lisans n tamamlad y l nda Bo aziçi Üniversitesi taraf ndan onursal doktor ünvan verilen Prof. Halman, Bilkent Üniversitesi nden önce Columbia Üniversitesi ( ), Princeton Üniversitesi ( ve ) ve Pennsylvania Üniversitesi nde ( ) Türk Dili, edebiyat ve kültürü, slâm ve slâm kültürü ile Ortado u konular nda dersler verdi ve New York Üniversitesi Ortado u Dilleri ve Edebiyatlar Bölümü nde ( ) bölüm baflkanl yapt. Ayr ca, Türkiye nin ilk kültür bakan (1971), D fliflleri Bakanl na ba l olarak Kültür flleri Büyükelçisi ( ) ve UNESCO Yönetim Kurulu Üyesi ( ) olarak da görev yapm flt r. Mustafa SEN 1975 y l nda Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat bölümünden mezun oldu y l nda ayn bölümde doktora ö renimini tamamlad ve ayn y l bu bölüme Araflt rma Görevlisi olarak atand y llar aras nda Belgrad Üniversitesi Filoloji Fakültesi Do u Dilleri Bölümünde okutman olarak bulundu y l nda Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünde Yard. Doç. oldu y l nda Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünde Doçent, 1994 y l nda ayn bölümde Profesör oldu tarihleri aras nda ayn fakültede Dekanl k yapan sen y llar aras nda Baflken Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünde Ö retim Üyesi olarak bulunmufl, 2002 y l nda Turizm ve Kültür Bakanl Müsteflar olmufltur. Murat KARABULUT 1991 y l nda Gazi Üniversitesi E itim Fakültesi Müzik E itimi Bölümünden mezun oldu y nda Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü Türk Halk Edebiyat alan nda yüksek lisans; 2002 y l nda Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü Türk Halkbilimi Anabilim Dal nda Doktoras n tamamlad. Halen Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünde Yard mc Doçent olarak görev yapmaktad r. Sulayman TURDUYEV Ç KAYIPOV 1975 y l nda K rg z Devlet Üniversitesinin Filoloji Fakültesi K rg z Dili ve Edebiyat Bölümünden mezun oldu y llar nda K rg zistan Devlet Kitap Palatas nda bibliyograf, K rg z limler Akademisinin Dil ve Edebiyat Enstitüsüne araflt rmac olarak çal flt y llar Moskova daki SSCB limler Akademisinin Aleksey Maksimoviç Gorkiy ad na Bütün Dünya Edebiyat Enstitüsünün Folkloristika Bölümünde stajörlük ve y llar aras nda asistanl k yapt ve Er Töfltük Destan n n Sanat Dili (K rg z ve Di er Türk Versiyonlar Üzerinde) konusundaki doktora tezini asistanl k yapt Enstitünün Uzmanlaflm fl lmi Kurulunda savundu de K rg z limler Akademisinin Dil ve Edebiyat Enstitüsünde araflt rmac, bafl araflt rmac, bölüm baflkan, ayn zamanda K rg z Devlet Pedagoji Üniversitesinin K rg z Dili ve Edebiyat Kürsüsünde doçent, e itim-ö retim y l nda Moskova daki SSCB Yazarlar Birli i alt ndaki Edebiyat Enstitüsü Tercüme Teorisi ve Prati i Kürsüsünde doçent, y llar nda Biflkek Sosyal Bilimler Üniversitesinin Türkoloji Fakültesinin Kurucu Dekan, Dekan, Rektör Yard mc s olarak çal flt.1996 da Biflkek teki Çüy Üniversitesi K rg z ve Rus Filolojisi Bölümü Profesörü kadrosuna geçti y l ndan beri Yüzüncü Y l Üniversitesinin Fen-Edebiyat Fakültesinin Türk Dili ve Edebiyat Bölümünde Sözleflmeli Ö retim üyesi olarak çal flmaktad r. Nerin KÖSE 1981 de DTCF Türk Dili ve Edebiyat Bölümü nden mezun olmufltur. Türk Halk Edebiyat nda K sa Hikayeler adl çal flmas ile yüksek lisans n ; Seyfülmülük Hikayeleri Üzerinde Mukayeseli Bir Araflt rma adl teziyle de doktoras n tamamlam flt r y l nda doçent olan Nerin Köse, halen E.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü Halkbilimi ABD baflkanl görevini yürütmektedir. Zümrüt NAHYA Ankara Üniversitesi DTCF Etnoloji kürsüsünden mezun olduktan sonra 1970 de Milli Folklor Enstitüsü nde Folklor Araflt rmac s olarak göreve bafllad. Son görevi Eski Kültür Bakanl Halk Kültürünü Araflt rma Dairesi Baflkanl d r. M. Öcal O UZ 1984 y l nda KTÜ Fatih E itim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünden mezun oldu y llar nda Kültür Bakanl Milli Folklor Araflt rma Dairesi Baflkanl nda Folklor Araflt rmac s olarak görev yapt y l nda yüksek lisans n, 1991 y l nda da doktoras n Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde tamamlad y llar aras nda Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünde Araflt rma görevlisi olarak çal flt y l nda Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Halkbilimi Anabilim Dal nda Yard mc Doçenti ünvan ald y l nda Halkbilimi Doçenti oldu y l nda Profesör olarak Gazi Üniversitesi'ne geçti ve Türk Halkbilimi Bölümü'nün kurulufl çal flmalar n yürüttü. Evrim ÖLÇER 1998 y l nda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co rafya Fakültesi nin Ça dafl Türk Lehçeleri ve Edebiyatlar Bölümü nü bitirdi y llar aras nda Bilkent Üniversitesi ve UNICEF Türkiye Milli Komitesi nde idari görevlerde bulundu y - l nda Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyat Bölümü nden Türkiye Masallar nda Toplumsal Cinsiyet ve Mekan Alg s adl tez çal flmas n tamamlayarak mezun oldu. Nebi ÖZDEM R Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü Türk Halkbilimi anabilim Dal nda Ö retim Üyesidir. Kültür Bilimi alan nda araflt rmalar yap yor. Halen Almanya n n Berlin kentindeki Freie Üniversitesinde misafir ö retim üyesi olarak çal flmaktad r

111 Alparslan SANTUR 1978 y l nda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Co rafya Fakültesi Etnoloji Bölümünden mezun oldu. Ayn y l göreve bafllad Türkiye Kalk nma Vakf n n Ankara Merkez, Diyarbak r ve Tarsus fiubelerinde kalk nma projelerinde yer ald. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde bafllayan kamu hizmeti, 1986 y l ndan beri Kültür ve Turizm Bakanl n n s ras yla Milli Folklor Araflt rma Dairesi, Halk Kültürünü Araflt rma Dairesi, Halk Kültürlerini Araflt rma ve Gelifltirme Genel Müdürlü ü ve son olarak Araflt rma ve E itim Genel Müdürlü ü adlar n alan biriminde Folklor Araflt rmac l n n ard ndan, fiube Müdürü ünvan yla devam etmektedir. Ayflen SAVAfi 1984 y l nda ODTU Mimarl k Fakültesinden ikincilikle mezun oldu y llar aras nda ayn fakültede Araflt rma görevlisi olarak kald y llar aras nda akademik çal flmalar na ngiltere ve Amerika da devam etti.1995 y l nda Türkiye ye dönerek ODTU Mimarl k Fakültesinde Ö retim Görevlisi oldu. Birçok müzecilik çal flmas nda görev yapm fl olan Doç. Dr. Ayflen Savafl ODTU Rektör Dan flman olarak görev yapmaktad r. Mustafa SEVER 1986'da Uluda Üniversitesi Necatibey E itim Fak. Türk Dili ve Ed. E itimi Bölümü'nü bitirdi aras MEB bünyesinde ö retmen olarak çal flt aras Mersin Üniversitesi'nde okutman ve ö retim görevlisi olarak çal flt. 1995'te Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde "Erciyes Yöresi Masallar nda Tipler" konulu teziyle yüksek lisans n ; 2001'de de Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fak. Türk Dili ve Ed. Bölümü Türk Halkbilimi Anabilim Dal 'nda "Mersin ve Yak n Çevresi Halk nançlar ve Halk Hekimli i" konulu teziyle doktoras n tamamlad. Halen Gazi Ün. K rflehir E t. Fak. Türkçe E itimi Bölümü'nde ö retim üyesi olarak çal flmaktad r. P nar SOMAKCI 1993 y l nda Selçuk Üniv. E itim Fak. Müzik E itimi Bölümünden mezun oldu ve ayn bölüme 1994 y l nda Araflt rma Görevlisi olarak atand.1995 y l nda Selçuk Üniversitesi nde yüksek lisans e itimini, 2000 y l nda da Gazi Üniversi nde Doktora e itimini tamamlad y l nda Gazi Üniv. E itim Fak. Müzik E itimi Bölümüne Ö retim Görevlisi olarak atand y l nda Haliç Üniv. Konservatuvar Türk Müzi i Bölümüne Ö retim Görevlisi olarak atand. Hâlen, Haliç Üniv. Konservatuvar Türk Müzi i Bölümünde Ö retim Üyesi ve Bölüm Baflkan olarak görevine devam etmektedir. Aysen SOYSALDI 1981 y l nda Ankara K z Tenik Ö retmen Okulu flleme Dokuma Örgü Bölümünden mezun oldu.1990 y l nda Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü El Sanatlar E itimi Anabilim Dal nda Yüksek Lisans n tamamlad. Ayn y l G. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsünde Sanatta Yeterlilik kazand y l nda G. Ü. Mesleki Yayg n E itim Fa- kültesi El Sanatlar Anabilim Dal nda Doktoras n tamamlayan Aysen Soysald, ayn anabilim dal nda y llar aras nda Bölüm Baflkanl yapm flt r y l ndan bu yana G. Ü. Mesleki Yayg n E itim Fakültesi El Sanatlar E itimi Bölümü Tekstil Dokuma Örgü Anabilim Dal nda Ö retim Görevlisidir. Refiye fienesen Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü nden 1992 de mezun oldu. Ayn y l Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisans ö renimine bafllad y l nda Çukurova Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü nde Türk Halk Edebiyat Anabilim Dal nda Araflt rma Görevlisi olarak çal flmaya bafllad y l nda, Prof. Dr. Erman Artun dan flmanl nda haz rlad Adana Efsaneleri Araflt rmas Derleme- nceleme bafll kl yüksek lisans tezini tamamlad.1999 y l nda Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü ne ö retim görevlisi olarak atand y l nda Prof. Dr. Erman Artun dan flmanl nda haz rlad Adana Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyecili i Gelene i Araflt rmas bafll kl doktora tez çal flmas n tamamlad y l nda ayn bölümde Türk Halk Edebiyat Anabilim Dal nda yard mc doçent kadrosuna atand. Halen Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü nde yard mc doçent olarak çal flmaktad r Gonca TOKUZ Samsun E itim Enstitüsü Sosyal Bilimler ve Anadolu Üniversitesi fl daresi bölümlerinden mezun oldu. Halen Gaziantep Üniversitesi Genel Sekreterli i görevini yürütmektedir. Nukhet TÖR Ankara Üniversitesi DTCF Türk Dili ve Edebiyat Bölümünü bitirdi. AÜ E itim Bilimleri Fakültesinde Yüksek Lisans; GÜ-Türk Dili ve Edebiyat Ö retimi Bölümünde Doktora yapt y l ndan bu yana ODTÜ Türk Dili Bölümünde ö retim üyesidir. S tk Bahad r TUTU Ege Üniversitesi, DTMK, Temel Bilimler Bölümü nden 1998 de mezun oldu. EgeÜniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Sanat Müzi i Anabilim Dal nda Yüksek Lisans Program n 2001 de tamamlad de E.Ü. Türk Dünyas Araflt rmalar Enstitüsü, Türk Halk Bilimi ABD nda Doktora e itimine bafllad den beri E.Ü. DTMK nda Okutman olarak görev yapmaktad r. Fikret TÜRKMEN 1967 y l nda Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünden mezun oldu y l nda Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü Halk Edebiyat Anabilim Dal nda Asistan oldu y l nda doktora yapmak üzere stanbul a Prof. Dr. Mehmet Kaplan n yan na gönderil

112 di y l nda Afl k Garip Hikayesi Üzerine Mukayeseli Bir Araflt rma isimli doktora tezini tamamlad y l nda Fransa ya gönderildi. Paris te Prof. Dr. Pertev Naili Boratav n yan nda Sorbonne daki folklor metodolojisi ve halk edebiyat ile ilgili ders seminer ve konferanslara kat ld y l nda Türkiye ye dönerek 1978 y l na kadar Atatürk Üniversitesinde bulundu y l nda Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Fakültesine atand y l nda Tahir ile Zühre isimli eseri ile Doçent oldu y l nda Nasrettin Hoca F kralar adl tezi ile profesör oldu. Sabahattin TÜRKO LU 1960 y l nda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih, Co rafya Fakültesinin Arkeoloji bölümünü bitirdi.uzun hizmet y llar,türkiye nin önemli ve gözde müzelerinde yöneticilik ve uzmanl k yaparak geçti. Türkiye nin tarih ve kültür kronolojisine parelel bir seyir takip eden meslek yaflam nda Anadolu nun eski kültürlerini,arkeolojik dönemlerini ayr nt l olarak tan ma ve araflt rma imkan buldu. Avusturya Bilimler Akademisi,Arkeologlar derne i,türkiye Yazarlar Sendikas ve F JET (Uluslararas turizm yazarlar birli i) üyesidir. FOTOĞRAFLAR / PHOTOGRAPHS Hilmi YAVUZ fiair, anlat yazar ve felsefeci Hilmi Yavuz, stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ndeki ö renimini yar da b rakarak 1964 y l nda ngiltere ye gitti ve BBC Radyosu Türkçe Yay n Servisi nde çal flmaya bafllad. Bu s rada devam etti i Londra Üniversitesi Felsefe Bölümü nden 1969 y l nda lisans derecesini ald ten beri Bo aziçi ve 1977 den bu yana da Mimar Sinan Üniversitelerinde felsefe, fliir kuram ve uygarl k tarihi dersleri verdi. Geçmifl y llarda Meydan Larousse Ansiklopedisi nin yaz kurulunda ve Geliflim Yay nlar nda çal flan Hilmi Yavuz, flimdi ise Can Yay nlar n n fliir dizisini yönetiyor ve Bilkent Üniversitesi'nde Türk edebiyat üzerine dersler veriyor

113 FOTO RAFLAR Foto raf 1: 1. Oturum Baflkanlar : Umay Günay Süleyman T. Kay pov Konuflmac : lhan Baflgöz Foto raf 4: Sempozyumun Aç l fl Kokteylinden Foto raf 2: Sempozyumun ilk oturumunun gerçekleflti i Mimar Kemaleddin Salonu'ndan... Foto raf 5: 2. Oturum. Oturum Baflkanlar : Fikret Türkmen Fuzuli Bayat Konuflmac lar: S. Kay pov A. Savafl Foto raf 3: Sempozyumun Aç l fl Kokteyli Foto raf 6: 3. Oturum. Oturum Baflkan : A. Bican Ercilasun Konuflmac lar: E. Aslan M. Sever G. Tokuz

114 FOTO RAFLAR Foto raf 7: 4. Oturum. Oturum Baflkan : Talat S. Halman Konuflmac lar: Z. Nahya F. Bayat Y. Demircio lu Foto raf 10: 7. Oturum. Oturum Baflkanlar : Hasan Özdemir Ensar Aslan Konuflmac lar: N.Z. Özçörekçi Göl E. Artun N. Özdemir Foto raf 8: 5. Oturum. Oturum Baflkanlar : fierif Aktafl Nihat Boydafl Konuflmac lar: N. Tör S. Fedakar Foto raf 11: 8. Oturum. Oturum Baflkanlar : Abdurrahman Güzel Nevzat Gözayd n Konuflmac : R. fienesen Foto raf 9: 6. Oturum. Oturum Baflkanlar : Hilmi Yavuz S d ka Bulduk Konuflmac lar: P. Somakç N. Boydafl Foto raf 12: Sempozyumun gerçekleflti i G.Ü. Fen Ed. Fak. 75. Y l Konferans Salonu

115 FOTO RAFLAR Foto raf 13: Sempozyumun son günü kat l mc lar Fen Edebiyat Fakültesi'nde toplu halde Foto raf 15 Foto raf 16 Foto raf 14 Foto raf

116 FOTO RAFLAR Foto raf 20 Foto raf 18 Foto raf 21 Foto raf 19 Foto raf 22 Foto raf

117 FOTO RAFLAR Foto raf 24: Greenfield Village'de buharl tren Foto raf 27: Amerikan evinde mutfak 2 Foto raf 25: Tarihi kostümleri ile rehberlik eden görevliler ve ziyaretçiler Foto raf 26: Amerikan evinde mutfak 1 Foto raf 28: Amerikan evinde (Henri Ford'un evi) oturma odas

118 FOTO RAFLAR Foto raf 29: Eski araba tamirhanesi Foto raf 31: Seramik atölyesi ve üretilen seramik kaplar 2 Foto raf 30: Seramik atölyesi ve üretilen seramik kaplar 1 Foto raf 32: Seramik atölyesinden genel görünüfl

119 FOTO RAFLAR Foto raf 33: 19. yy. flapka dükkan Foto raf 35: fiapka dükkan nda yapma çiçekler Foto raf 34: Dükkandaki flapkalardan örnekler Foto raf 36: Dokuma atelyesinde bir tekarl dokuma tezgah

120 FOTO RAFLAR Grafik 1 Foto raf 37: Trikotaj atelyesinden bir görünüfl Grafik 2 Foto raf 38: Antika (eski) araba festivalinden bir görünüfl Grafik

3. SALON PARALEL OTURUM XII SORULAR VE CEVAPLAR

3. SALON PARALEL OTURUM XII SORULAR VE CEVAPLAR 3. SALON PARALEL OTURUM XII SORULAR VE CEVAPLAR 423 424 3. Salon Paralel Oturum XII - Sorular ve Cevaplar OTURUM BAfiKANI (Ali Metin POLAT) OTURUM BAfiKANI - Gördü ünüz gibi son derece demokratik bir yönetim

Detaylı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ PSİKİYATRİK KRİZ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

ANKARA ÜNİVERSİTESİ PSİKİYATRİK KRİZ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ PSİKİYATRİK KRİZ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ Kuruluş : 27 Ekim 1989 Adres : Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Kampüsü Dikimevi - Ankara Tel : 363 03 26-363 03 27 ANKARA ÜNİVERSİTESİ

Detaylı

Ard fl k Say lar n Toplam

Ard fl k Say lar n Toplam Ard fl k Say lar n Toplam B u yaz da say sözcü ünü, 1, 2, 3, 4, 5 gibi, pozitif tamsay lar için kullanaca z. Konumuz ard fl k say lar n toplam. 7 ve 8 gibi, ya da 7, 8 ve 9 gibi ardarda gelen say lara

Detaylı

Fevzi Pafla Cad. Dr. Bar fl Ayd n. Virgül (,) 2. Baz k saltmalar n sonuna konur.

Fevzi Pafla Cad. Dr. Bar fl Ayd n. Virgül (,) 2. Baz k saltmalar n sonuna konur. 2. Baz k saltmalar n sonuna konur. Dr. Bar fl Ayd n Fevzi Pafla Cad. 3. Say lardan sonra s ra bildirmek için konur. Sonucu ilân ediyorum: 1. Ali, 2. Kemal, 3. Can oldu. Hepsini tebrik ederim. Virgül (,)

Detaylı

Prof. Dr. Mehmet Haberal, Uluslararas Bilimsel Çal flma S n rlar n Geniflletiyor

Prof. Dr. Mehmet Haberal, Uluslararas Bilimsel Çal flma S n rlar n Geniflletiyor Prof. Dr. Mehmet Haberal, Uluslararas Bilimsel Çal flma S n rlar n Geniflletiyor Prof. Dr. Mehmet Haberal, geçen ay yapt görüflmeler ve anlaflmalar sonunda Baflkent Üniversitesi nin uluslararas çal flma

Detaylı

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl)

GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) I Dr. Leyla ÇAKICI GERÇEK Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Alapl MYO Ö retim Üyesi GENEL HUKUK B LG S (Hukuka Gir ifl) II Yay n No : 2323 Hukuk Dizisi : 1151 1. Bas - Eylül 2007 - STANBUL 2. Bas - Ekim

Detaylı

TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE

TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE Prof. Haberal dan Yeni Bir Uluslararas At l m: TÜRK DÜNYASI TRANSPLANTASYON DERNE Dünyan n dört bir yan ndan yüzlerce biliminsan Prof. Dr. Mehmet Haberal taraf ndan kurulan Türk Dünyas Transplantasyon

Detaylı

256 = 2 8 = = = 2. Bu kez de iflik bir yan t bulduk. Bir yerde bir yanl fl yapt k, ama nerde? kinci hesab m z yanl fl.

256 = 2 8 = = = 2. Bu kez de iflik bir yan t bulduk. Bir yerde bir yanl fl yapt k, ama nerde? kinci hesab m z yanl fl. Bölünebilme B ir tamsay n n üçe ya da dokuza tam olarak bölünüp bölünmedi ini anlamak için çok bilinen bir yöntem vard r: Say - y oluflturan rakamlar toplan r. E er bu toplam üçe (dokuza) bölünüyorsa,

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas 1 Prof. Dr. Yunus Kishal Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi Tekdüzen Hesap Sistemi ve Çözümlü Muhasebe Problemleri 4. Bas Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulama Tebli leri

Detaylı

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uygulama Önerileri 59 Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uluslararas ç Denetim Meslekî Uygulama Standartlar ndan Standart 1110 un Yorumu lgili Standart 1110 Kurum çi Ba

Detaylı

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d

Matematikte sonsuz bir s fatt r, bir ad de ildir. Nas l sonlu bir s fatsa, matematikte kullan lan sonsuz da bir s fatt r. Sonsuz, sonlunun karfl t d Matematik ve Sonsuz G erek konuflma vermeye gitti im okullarda, gerek bana gelen okur mektuplar nda, ö renci ve ö retmenlerin matematikteki sonsuzluk kavram n pek iyi bilmediklerini gözlemledim. Örne in,

Detaylı

OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir.

OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir. OYUNCA IN ADI Akl nda Tut YAfi GRUBU 4-6 yafl OYUNCU SAYISI Oyun bir çocuk taraf ndan oynanabilece i gibi, farkl yafl gruplar nda 2-6 çocuk ile de oynanabilir. GENEL KURALLAR Çocuklar n görsel belle inin

Detaylı

En az enerji harcama yasas do an n en bilinen yasalar ndan

En az enerji harcama yasas do an n en bilinen yasalar ndan Gizli Duvarlar En az enerji harcama yasas do an n en bilinen yasalar ndan biridir. Örne in, A noktas ndan yay lan fl k B noktas na gitmek için sonsuz tane yol aras ndan en az enerji harcayarak gidece i

Detaylı

Olas l k hesaplar na günlük yaflam m zda s k s k gereksiniriz.

Olas l k hesaplar na günlük yaflam m zda s k s k gereksiniriz. Olas l k Hesaplar (I) Olas l k hesaplar na günlük yaflam m zda s k s k gereksiniriz. Örne in tavla ya da kâ t oyunlar oynarken. ki kap ya üstüste birkaç kez gele atmayan tavlac görmedim hiç. fianss zl

Detaylı

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun

Genel Yay n S ra No: 178 2010/20. Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Genel Yay n S ra No: 178 2010/20 ISBN No: 978-605-5614-56-0 Yay na Haz rlayan: Av. Celal Ülgen / Av. Coflkun Ongun Tasar m / Uygulama Referans Medya ve Reklam Hiz. Ltd. Tel: +90.212 347 32 47 e-mail: [email protected]

Detaylı

ÜN TE V SOSYAL TUR ZM

ÜN TE V SOSYAL TUR ZM ÜN TE V SOSYAL TUR ZM Bu ünitede turizmin çeflitlerinden biri olan sosyal turizmi daha ayr nt l bir flekilde ö renip, ülkemizdeki sosyal turizmin geliflimi hakk nda bilgiler edinece iz. Ç NDEK LER A. S

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları

Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN. İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları I Yrd. Doç. Dr. Olcay Bige AŞKUN İşletme Yönetimi Öğretim ve Eğitiminde Örnek Olaylar ile Yazınsal Kurguları II Yay n No : 2056 Hukuk Dizisi : 289 1. Bas Kas m 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-953 - 8

Detaylı

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir 2002 May s ay nda yap lan Birleflmifl Milletler Çocuk Özel Oturumu öncesinde tüm dünyada gerçeklefltirilen Çocuklar çin Evet Deyin kampanyas na Türkiye

Detaylı

Ak ld fl AMA Öngörülebilir

Ak ld fl AMA Öngörülebilir Ak ld fl AMA Öngörülebilir Ak ld fl AMA Öngörülebilir Kararlar m z Biçimlendiren Gizli Kuvvetler Dan Ariely Çevirenler Asiye Hekimo lu Gül Filiz fiar ISBN 978-605-5655-39-6 2008, Dan Ariely Orijinal ad

Detaylı

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının

MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının MAKÜ YAZ OKULU YARDIM DOKÜMANI 1. Yaz Okulu Ön Hazırlık İşlemleri (Yaz Dönemi Oidb tarafından aktifleştirildikten sonra) Son aktif ders kodlarının bağlantıları kontrol edilir. Güz ve Bahar dönemindeki

Detaylı

Kan tl yoruz: Dersim de Zehirli Gaz Kullan lmad

Kan tl yoruz: Dersim de Zehirli Gaz Kullan lmad OTOPS Cengiz Özak nc 1965 ten Günümüze DÜNYA DA VE TÜRK YE DE LK KEZ! İngiliz Devlet Arşivlerinden Gizli Belgelerle Kan tl yoruz: Dersim de Zehirli Gaz Kullan lmad Türkiye ye yöneltilen suçlama; özetle

Detaylı

Duhanc Hac Mehmet Sok. No: 35 Küçükçaml ca Üsküdar - stanbul

Duhanc Hac Mehmet Sok. No: 35 Küçükçaml ca Üsküdar - stanbul Yay n no: 07 Sohbet : 01 stanbul 2008, 1. Bask ISBN 978-975-8757-08-4 Editör: Necdet Y lmaz Hadis Tahriçleri Süleyman Sar Kitap konsept ve tasar m : GNG TANITIM Kitap iç uygulama: TN LET fi M Bask : Acar

Detaylı

Kurtulufl Savafl ndan sonra bar fl yap ld. Tüm düflmanlar yurdumuzu terk etti. Padiflah da yurdumuzdan ayr ld. 29 Ekim 1923 günü cumhuriyet kuruldu.

Kurtulufl Savafl ndan sonra bar fl yap ld. Tüm düflmanlar yurdumuzu terk etti. Padiflah da yurdumuzdan ayr ld. 29 Ekim 1923 günü cumhuriyet kuruldu. CUMHUR YET BAYRAMI Yaflas n Cumhuriyet! Cumhuriyet bir devletin yönetim fleklidir. Eskiden ülkemizi padiflahlar yönetiyordu. O zaman devletimizin ad da Osmanl Devleti ydi. Düflmanlar yurdumuzu iflgal etmiflti.

Detaylı

Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm.

Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm. Yazar Dede ve Torunlar Muzaffer zgü Kap y açt m. Karfl daireye tafl nan güleç yüzlü Selma Teyze yi gördüm. Buraya yak n market var m dil, markete gidece iz de?.. diye sordu. Annem kap ya geldi. Selma Han

Detaylı

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*)

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Yönetmelik, Türkiye Bilimsel

Detaylı

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama

Detaylı

Tablo 2.1. Denetim Türleri. 2.1.Denetçilerin Statülerine Göre Denetim Türleri

Tablo 2.1. Denetim Türleri. 2.1.Denetçilerin Statülerine Göre Denetim Türleri 2 DENET M TÜRLER 2.DENET M TÜRLER Denetim türleri de iflik ölçütler alt nda s n fland r labilmektedir. En yayg n s n fland rma, denetimi kimin yapt na ve denetim sonunda elde edilmek istenen faydaya (denetim

Detaylı

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ

ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ SAYI : BİR 7-11 MAYIS 2009 ELAZIĞ - TUNCELİ ZİYARETİ Ben siyasi hayatım ve ülke sevdamla ilgili olarak tüm Türkiye yi memleketim bilirim ancak Çemişgezek benim doğup, büyüdüğüm yer. Elazığ Valisi Muammer

Detaylı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı

İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı İşte Eşitlik Platformu tanıtıldı Ocak 15, 2013-3:55:02 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın himayesinde kurulan ''İşte Eşitlik Platformu'' tanıtıldı. Toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikle mücadele

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

YEM Ödülleri 2008 YEM M MARIN LK YAPISI ÖDÜLÜ ALTIN ÇEKÜL YAPI ÜRÜN ÖDÜLÜ YEM MEDYA ONUR ÖDÜLÜ YEM M MAR TASARIM ÖDÜLLER www.yemodul.com YEM Ödülleri 2008 YEM M MARIN LK YAPISI ÖDÜLÜ ALTIN ÇEKÜL YAPI ÜRÜN

Detaylı

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i I DR. NA L YILMAZ HEMfiEHR K ML Kastamonulular Örne i II Yay n No : 2039 Sosyoloji : 1 1. Bas - Ekim 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-936 - 1 Copyright Bu kitab n Türkiye deki yay n haklar BETA Bas m

Detaylı

İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM

İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ ÜNİVERSİTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ VE ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Genel Esaslar Amaç Madde 1- (1)Bu

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: [email protected] H

Detaylı

ARAMALI VERG NCELEMES NDE SÜRE. Adalet ilkin devletten gelmelidir Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir.

ARAMALI VERG NCELEMES NDE SÜRE. Adalet ilkin devletten gelmelidir Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir. ARAMALI VERG NCELEMES NDE SÜRE Adalet ilkin devletten gelmelidir Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir. ARISTO 88 ARAMALI VERG NCELEMES NDE SÜRE 1. KONU 213 say l Vergi Usul Kanunu nun (VUK) 142, 143,

Detaylı

Uluslararas De erleme K lavuz Notu, No.11 De erlemelerin Gözden Geçirilmesi

Uluslararas De erleme K lavuz Notu, No.11 De erlemelerin Gözden Geçirilmesi K lavuz Notlar Uluslararas De erleme K lavuz Notu, No.11 De erlemelerin Gözden Geçirilmesi 1.0 Girifl 1.1 Bir de erlemenin gözden geçirilmesi, tarafs z bir hüküm ile bir De erleme Uzman n n çal flmas n

Detaylı

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar İSTANBUL KEMERBURGAZ ÜNİVERSİTESİ BURS YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç: Madde 1. (1) Bu yönergenin amacı, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesinin önlisans, lisans ve lisansüstü

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac Ders 3: SORUN ANAL Z Sorun analizi nedir? Sorun analizi, toplumda varolan bir sorunu temel sorun olarak ele al r ve bu sorun çevresinde yer alan tüm olumsuzluklar ortaya ç karmaya çal fl r. Temel sorunun

Detaylı

Cimcime yemek masasına kurulmuş, ödev yapıyordu.

Cimcime yemek masasına kurulmuş, ödev yapıyordu. Cimcime yemek masasına kurulmuş, ödev yapıyordu. Önündeki deftere, son yazdıklarına baktı ve sayfayı delmeye kararlıymış gibi, bastıra bastıra sildi. Az ötede duran kitabı önüne çekti ve elindeki kurşunkalemi

Detaylı

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha

BYazan: SEMA ERDO AN. ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi. Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha Baflkent Üniversitesi nden Bir lk Daha ABD ve Avrupa Standartlar nda Fact-Jacie Akreditasyon Belgesi Baflkent Üniversitesi T p Fakültesi Adana Eriflkin Kemik li i Nakil ve Hücresel Tedavi Merkezi, Türkiye

Detaylı

Afrodisyas Ek Müzesi. Yap Tan t m. Mimari Tasar m. : Cengiz BEKTAfi, Yük. Müh. Mimar Bektafl Mimarl k flli i Yard mc Mimarlar

Afrodisyas Ek Müzesi. Yap Tan t m. Mimari Tasar m. : Cengiz BEKTAfi, Yük. Müh. Mimar Bektafl Mimarl k flli i Yard mc Mimarlar EGEM MARLIK 2008/2-65 Yap Tan t m Afrodisyas Ek Müzesi Mimari Tasar m : Cengiz BEKTAfi, Yük. Müh. Mimar Bektafl Mimarl k flli i Yard mc Mimarlar : Eda ERKAN ALTUNBAfi Gülnaz GÜZELO LU Emrah DEM R Statik

Detaylı

Bu dedi im yaln zca 0,9 say s için de il, 0 la 1 aras ndaki herhangi bir say için geçerlidir:

Bu dedi im yaln zca 0,9 say s için de il, 0 la 1 aras ndaki herhangi bir say için geçerlidir: Yak nsamak B u yaz da, ilerde s k s k kullanaca m z bir olguyu tan mlayaca z ve matemati in en önemli kavramlar ndan birine (limit kavram na) de inece iz. Asl nda okur anlataca m kavram sezgisel olarak

Detaylı

yaz -tura at yor. Yaz gelirse birinci oyuncu, tura gelirse ikinci oyuncu kazanacak. Birinci oyuncu oyunun bafl nda ortaya 1 lira koyuyor.

yaz -tura at yor. Yaz gelirse birinci oyuncu, tura gelirse ikinci oyuncu kazanacak. Birinci oyuncu oyunun bafl nda ortaya 1 lira koyuyor. Sonlu Oyunlar B u kitapta s k s k oyunlar konu edece iz. Oyunlar sonlu ve sonsuz oyunlar diye ikiye ay raca z. Sonsuz oyunlar da ilerde ikiye ay raca z: Uygulamada sonsuza dek sürebilen ve süremeyen oyunlar.

Detaylı

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu

Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Mesle imizin ve hukuk devletinin teminat olan genç avukatlara arma and r. stanbul Barosu SEM Yürütme Kurulu Cumhuriyeti ve onun gereklerini yüksek sesle anlat n z. Bunu yüreklere yerlefltirmek için elveriflli

Detaylı

GÖRÜfiLER. Uzm. Dr. Özlem Erman

GÖRÜfiLER. Uzm. Dr. Özlem Erman GÖRÜfiLER Uzm. Dr. Özlem Erman Son y llarda dünyadaki h zl teknolojik geliflmeye paralel olarak t p alan nda da h zl bir de iflim yaflanmakta, neredeyse her gün yeni tan, tedavi yöntemleri, yeni ilaçlar

Detaylı

M i m e d 2 0 1 0 ö ğ r e n c i p r o j e l e r i y a r ı ş m a s ı soru ve cevapları

M i m e d 2 0 1 0 ö ğ r e n c i p r o j e l e r i y a r ı ş m a s ı soru ve cevapları M i m e d 2 0 1 0 ö ğ r e n c i p r o j e l e r i y a r ı ş m a s ı soru ve cevapları S1: Erasmus kapsamında yapılan projelerle yarışamaya katılınabilir mi? C1: Erasmus kapsamında gidilen yurtdışı üniversitelerdeki

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18 http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/201203... 1 of 5 6 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28225 Atatürk Üniversitesinden: YÖNETMELİK ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ASTROFİZİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

Detaylı

YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ 22 Mayıs 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28300 Kafkas Üniversitesinden: YÖNETMELİK KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ARICILIĞI GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve

Detaylı

MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Muş Alparslan Üniversitesi Uzaktan

Detaylı

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK

JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Otopsi Cengiz Özak nc JOHN DEWEY DEN ATATÜRK E Ö RENC ANDI VE YURTTAfiLIK Amerikan And : Herkes için adalet ve özgürlükle bölünmez tek ulusa dayanan Cumhuriyet e ve bayra ma ba l olaca ma and içerim. Yer

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi,

YÖNETMELİK. a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişiyi, 27 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28246 Bingöl Üniversitesinden: YÖNETMELİK BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ ÇOCUK ARAŞTIRMA VE REHBERLİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

YURTDIŞI VATANDAŞLAR DANIŞMA KURULUNUN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

YURTDIŞI VATANDAŞLAR DANIŞMA KURULUNUN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK 24 Aralık 2010 CUMA Resmî Gazete Sayı : 27795 YÖNETMELİK Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığından: YURTDIŞI VATANDAŞLAR DANIŞMA KURULUNUN ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ

Detaylı

YARGITAY 2. HUKUK DA RES

YARGITAY 2. HUKUK DA RES YARGITAY 2. HUKUK DA RES 2674 STANBUL BAROSU DERG S Cilt: 81 Say : 6 Y l 2007 YARGITAY 2. HUKUK DA RES E: 2005/20742 K: 2006/5715 T: 18.04.2006 M RASÇILIK SIFATI M RASIN NT KAL ZAMAN YÖNÜNDEN UYGULANACAK

Detaylı

4/B L S GORTALILARIN 1479 VE 5510 SAYILI KANUNLARA GÖRE YAfiLILIK, MALULLUK VE ÖLÜM AYLI INA HAK KAZANMA fiartlari

4/B L S GORTALILARIN 1479 VE 5510 SAYILI KANUNLARA GÖRE YAfiLILIK, MALULLUK VE ÖLÜM AYLI INA HAK KAZANMA fiartlari 4/B L S GORTALILARIN 1479 VE 5510 SAYILI KANUNLARA GÖRE YAfiLILIK, MALULLUK VE ÖLÜM AYLI INA HAK KAZANMA fiartlari Mustafa CER T* I. G R fi Bu yaz da 1479 say l yasaya göre yafll l l k, malullük ve ölüm

Detaylı

Yalanc n n Hakk ndan Gelmek!

Yalanc n n Hakk ndan Gelmek! Yalanc n n Hakk ndan Gelmek! A c d r söylemesi, bunca ülke gördüm, bunca insan tan d m, ülkemde gördü üm kadar çok yalanc y hiçbir yerde görmedim. Do u ya az gittim, ama Bat da gitmedi im yer kalmad desem

Detaylı

BİREYSEL SES EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN GELENEKSEL MÜZİKLERİMİZİN DERSTEKİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE BEKLENTİLERİ

BİREYSEL SES EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN GELENEKSEL MÜZİKLERİMİZİN DERSTEKİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE BEKLENTİLERİ BİREYSEL SES EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLERİN GELENEKSEL MÜZİKLERİMİZİN DERSTEKİ KULLANIMINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE BEKLENTİLERİ Dr. Ayhan HELVACI Giriş Müzik öğretmeni yetiştiren kurumlarda yapılan eğitim birçok disiplinlerden

Detaylı

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar

Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar 2013 / 2014 SAYI: 04 Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları ve Çözümleri Tartıştılar Haftanın Bazı Başlıkları Sağ ve Sol Beynin Şifreleri Öğrencilerimiz TED Kayseri Kolejinde Ulusal Sorunları

Detaylı

1 Ekim 2008 sabah tüm sabah kamuoyunda ad na Sosyal Güvenlik Reformu

1 Ekim 2008 sabah tüm sabah kamuoyunda ad na Sosyal Güvenlik Reformu mali ÇÖZÜM 177 GENEL SA LIK S GORTASI LE HAYATIMIZDA NELER DE fiecek? Ali TEZEL* 1-G R fi 1 Ekim 2008 sabah tüm sabah kamuoyunda ad na Sosyal Güvenlik Reformu ad verilen 5510 say l Sosyal Sigortalar ve

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

Okul Öncesinde Yeni Dönem Bafllad!

Okul Öncesinde Yeni Dönem Bafllad! Okul Öncesinde Yeni Dönem Bafllad! Yay nc l kta ilklere imza atmay bir gelenek hâline getirmifl olan Morpa flimdi de okul öncesi yay nc l nda gelmifl oldu u son noktay büyük bir gurur ve heyecanla sizlerle

Detaylı

OSMAN HAMDİ BEY ÜLKEMİZE MÜZECİLİK

OSMAN HAMDİ BEY ÜLKEMİZE MÜZECİLİK OSMAN HAMDİ BEY ÜLKEMİZE MÜZECİLİK 2009 8.SINIF SBS SINAV SORUSU 6. Yukarıdaki tablo 1906 yılında Osman Hamdi Bey tarafından yapılmıştır. Tablonun adı Kaplumbağa Terbiyecisi dir. Bu tabloyla ilgili aşağıdaki

Detaylı

Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER

Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER Beynimizi Nas l De ifltiriyor? Çeviri: DEN Z BENER nternet, her fleyi de ifltirdi Hat rlamak ve zihnimizi kullanmak konusunda, geleneksel yöntemlerimizden h zla uzaklafl yoruz. Be endi imiz bir yeme in tarifini,

Detaylı

"HALK B LG S (FOLKLOR) DERLEME VE NCELEME YÖNTEMLER " K TABI HAKKINDA PROF. DR. MET N EK C LE SOHBET*

HALK B LG S (FOLKLOR) DERLEME VE NCELEME YÖNTEMLER  K TABI HAKKINDA PROF. DR. MET N EK C LE SOHBET* SÖYLEfi...SÖYLEfi...SÖYLEfi...SÖYLEfi...SÖYLEfi...SÖYLEfi.. "HALK B LG S (FOLKLOR) DERLEME VE NCELEME YÖNTEMLER " K TABI HAKKINDA PROF. DR. MET N EK C LE SOHBET* P nar DÖNMEZ FEDAKAR** P nar Dönmez Fedakar:

Detaylı

Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı

Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı Kızlarsivrisi (3070 m) (27-28 Haziran 2015) Yazı ve fotoğraflar: Hüseyin Sarı Antalya Toros Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü (TODOSK) tarafından düzenlenen 22. Kızlarsivrisi Yaz Dağcılık Şenliği ne katılmak

Detaylı

GÖRÜfiLER ÇOCUK ATATÜRK

GÖRÜfiLER ÇOCUK ATATÜRK GÖRÜfiLER ÇOCUK ATATÜRK Atatürk çocuktu: Yenili in, dönüflümün y lmadan ard nda koflabilen, düfl dünyas genifl, merakl, araflt ran. Atatürk çocuktu ve cumhuriyetin çocuk kalmas n istedi hep: Her dem taze,

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES Ahmet AKIN / TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyesi 387 388 Genel Oturum III - Meslek Mensuplar Aç s ndan Türkiye Denetim Standartlar n

Detaylı

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları.

alternatif cevabı olabilir fakat anlatmak veya vurgulamak istediğim konu insanların alışveriş merkezlerine ihtiyacı olsun olmasın gitme durumları. HASTA İŞİ İnsanların içlerinde barındırdıkları ve çoğunlukla kaçmaya çalıştıkları bir benlikleri vardır. O benliklerin içinde yaşadıkları olaylar ve onlardan arta kalan üzüntüler barınır, zaten bu yüzdendir

Detaylı

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman TABOY HASTA Vitaboy çok kötü bir rüya görüyordu. Rüyas nda karanl k bir yerdeydi. Kimse onun sesini duymuyordu. Yata nda k vran yordu. Birden uyand. Bütün bunlar bir rüyayd. Fakat kendini çok yorgun hissediyordu.

Detaylı

GAZİ ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK PERSONEL YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak

GAZİ ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK PERSONEL YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak GAZİ ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK PERSONEL YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Dayanak Amaç Madde 1 Bu yönergenin amacı Gazi Üniversitesi öğretim elemanlarının yurt içi ve

Detaylı

YATIRIM ND R M HAKKINDAK ANAYASA MAHKEMES KARARININ DE ERLEND R LMES

YATIRIM ND R M HAKKINDAK ANAYASA MAHKEMES KARARININ DE ERLEND R LMES YATIRIM ND R M HAKKINDAK ANAYASA MAHKEMES KARARININ DE ERLEND R LMES mral DURAN* I- G R fi Anayasa Mahkemesi taraf ndan verilen bir Karar ile 5479 say l Gelir Vergisi Kanunu, Amme Alacaklar n n Tahsil

Detaylı

SOSYAL S GORTALAR VE GENEL SA LIK S GORTASI KANUNLARI VE GERÇEKLER SEMPOZYUMU

SOSYAL S GORTALAR VE GENEL SA LIK S GORTASI KANUNLARI VE GERÇEKLER SEMPOZYUMU SOSYAL S GORTALAR VE GENEL SA LIK S GORTASI KANUNLARI VE GERÇEKLER SEMPOZYUMU 26-27.01.2007 stanbul Üniversitesi Merkez Bina Doktora Salonu stanbul Barosu stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi STANBUL BAROSU

Detaylı

MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ

MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ MART 2016 MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ELEMANLARININ YURTİÇİ VE YURTDIŞI GÖREVLENDİRME YÖNERGESİ BİRİNCİ

Detaylı

Düello, herkesin bildi i üzere, iki kifli aras nda yap l r. Trielloyu

Düello, herkesin bildi i üzere, iki kifli aras nda yap l r. Trielloyu Triello Düello, herkesin bildi i üzere, iki kifli aras nda yap l r. Trielloyu 1 herkes bilmeyebilir... Triello üç kifli aras nda yap - l r, ya da oynan r..., B ve, triello yapacak üç kifli olsun. Önce,

Detaylı

kitap Bireysel fl Hukuku fl Hukuku (Genel Esaslar-Bireysel fl Hukuku)

kitap Bireysel fl Hukuku fl Hukuku (Genel Esaslar-Bireysel fl Hukuku) kitap Bireysel fl Hukuku Prof. Dr. Öner Eyrenci, Porf. Dr. Savafl Taflkent ve Prof. Dr. Devrim Ulucan n birlikte haz rlad klar Bireysel fl Hukuku isimli kitab n ikinci bas s fiubat ay nda Legal Yay nevi

Detaylı

2 onluk + 8 birlik + 4 onluk + 7 birlik 6 onluk + 15 birlik = 7 onluk + 5 birlik =

2 onluk + 8 birlik + 4 onluk + 7 birlik 6 onluk + 15 birlik = 7 onluk + 5 birlik = DO AL SAYILARLA TOPLAMA filem Bir k rtasiyede 35 tane hikâye kitab, 61 tane masal kitab vard r. K rtasiyedeki hikâye ve masal kitaplar toplam kaç tanedir? Bu problemin çözümünü inceleyelim: 35 tane hikâye,

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan Üniversitesi Değerli öğrenciler, YÖK Kültür Sanat Söyleşileri

Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan Üniversitesi Değerli öğrenciler, YÖK Kültür Sanat Söyleşileri Sayın Valim, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Hocalarımız ve Öğrencilerimiz Ardahan da, Ardahan Üniversitesi nde sizlerle birlikte olmaktan memnuniyetimi bildirerek sözlerime başlamak isterim. Hepinizi sevgi

Detaylı

ZARLARLA OYNAYALIM. Önden = = + = Arkadan = = + + = = + + =

ZARLARLA OYNAYALIM. Önden = = + = Arkadan = = + + = = + + = ZARLARLA OYNAYALIM Zar kullanarak toplama ve ç karma ifllemleri yapabiliriz. Zarda karfl l kl iki yüzdeki say lar n toplam daima 7 dir. Zarda 2 gözüküyorsa karfl s ndaki yüzeyin 7 2 = 5 oldu unu bulabilirsiniz.

Detaylı

YÖNET M KURULU RAPORU

YÖNET M KURULU RAPORU YÖNET M KURULU RAPORU De erli Ortaklar m z, fiirketimizin 37. Ortaklar Genel Kurulu na hofl geldiniz. Hepinizi sayg ve sevgi ile selaml yorum. Yaflad m z geliflmeler ile, ülkemiz 2004 y l nda s k s k dünyan

Detaylı

YEDİNCİ KISIM Kurullar, Komisyonlar ve Ekipler

YEDİNCİ KISIM Kurullar, Komisyonlar ve Ekipler YEDİNCİ KISIM Kurullar, Komisyonlar ve Ekipler Kurul, komisyon ve ekiplerin oluşturulması MADDE 107- (1) Okullarda, eğitim, öğretim ve yönetim etkinliklerinin verimliliğinin sağlanması, okul ve çevre işbirliğinin

Detaylı

YÖNTEM 1.1. ÖRNEKLEM. 1.1.1. Örneklem plan. 1.1.2. l seçim ölçütleri

YÖNTEM 1.1. ÖRNEKLEM. 1.1.1. Örneklem plan. 1.1.2. l seçim ölçütleri BÖLÜM 1 YÖNTEM Bu çal flma 11, 13 ve 15 yafllar ndaki gençlerin sa l k durumlar ve sa l k davran fllar n saptamay hedefleyen, kesitsel tan mlay c ve çok uluslu Health Behavior in School Aged Children,

Detaylı

Yeniflemeyen Zarlar B:

Yeniflemeyen Zarlar B: Yeniflemeyen Zarlar Ahmet, Belgün den daha uzun boyluysa, Belgün de Cemal den daha uzun boyluysa, Ahmet, Cemal den daha uzun boyludur, önermesi hiç kuflkusuz do rudur. Çünkü A > B ve B > C eflitsizliklerinden,

Detaylı

Ekip Yönetimi çin Araçlar 85. Ekip olarak karfl laflt m z en büyük meydan okuma: Ekip olarak en büyük gücümüz:

Ekip Yönetimi çin Araçlar 85. Ekip olarak karfl laflt m z en büyük meydan okuma: Ekip olarak en büyük gücümüz: Yorumlar: Ekip olarak karfl laflt m z en büyük meydan okuma: Ekip olarak en büyük gücümüz: Ekibin yapt n görmekten en çok hoflland m fley: Ekip Yönetimi çin Araçlar 85 EK P K ML DE ERLEND RMES Ekibinizin

Detaylı

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor?

Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Tasarım ve Planlama Eğitimi Neden Diğer Bilim Alanlarındaki Eğitime Benzemiyor? Doç.Dr. Nilgün GÖRER TAMER (Şehir Plancısı) Her fakülte içerdiği bölümlerin bilim alanına bağlı olarak farklılaşan öznel

Detaylı

CO RAFYA. DÜNYA NIN fiekl N N VE HAREKETLER N N SONUÇLARI ÖRNEK 1 :

CO RAFYA. DÜNYA NIN fiekl N N VE HAREKETLER N N SONUÇLARI ÖRNEK 1 : CO RAFYA DÜNYA NIN fiekl N N VE HAREKETLER N N SONUÇLARI ÖRNEK 1 : K rk nc paralel üzerindeki bir noktan n hangi yar mkürede yer ald afla dakilerin hangisine bak larak saptanamaz? A) Gece-gündüz süresinin

Detaylı

İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ KURULUŞ, ÖRGÜTLEME ve İŞLEYİŞ YÖNETMELİĞİ

İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ KURULUŞ, ÖRGÜTLEME ve İŞLEYİŞ YÖNETMELİĞİ İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ KURULUŞ, ÖRGÜTLEME ve İŞLEYİŞ YÖNETMELİĞİ KURULUŞ: Madde 1 İstanbul Kültür Üniversitesi, Anayasa, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ile Vakıf Yüksek Öğretim Kurumları Yönetmeliği

Detaylı

Thomas Hare adl bir ngiliz 1860 larda güzel bir seçim sistemi

Thomas Hare adl bir ngiliz 1860 larda güzel bir seçim sistemi Bu Ne Biçim Seçim 1 Thomas Hare adl bir ngiliz 1860 larda güzel bir seçim sistemi bulmufl 2. Demek ki ngilizler o zamanlar bir yandan sömürüyor, öte yandan demokrasi üzerine araflt rma yap yorlarm fl.

Detaylı

MESLEK ÖRGÜTLÜLÜ ÜMÜZDE 20 YILI GER DE BIRAKIRKEN

MESLEK ÖRGÜTLÜLÜ ÜMÜZDE 20 YILI GER DE BIRAKIRKEN MESLEK ÖRGÜTLÜLÜ ÜMÜZDE 20 YILI GER DE BIRAKIRKEN Yahya ARIKAN* Meslek yasam z n 20. y l n geride b rak rken,yeniliklerle dolu bir süreci yaflamaktay z. Toplumsal yaflamda ve meslek yaflam m zda sosyal

Detaylı

L K Ö R E T M. temel1 kaynak MUTLU. Matematik Türkçe Hayat Bilgisi

L K Ö R E T M. temel1 kaynak MUTLU. Matematik Türkçe Hayat Bilgisi temel1 kaynak MUTLU Matematik Türkçe Hayat Bilgisi L K Ö R E T M Muhsin ÇET N Ayfle ÇET N Kitab n Ad : Temel Kaynak Kitab 1 Yazar : Muhsin ÇET N - Ayfle ÇET N Her hakk sakl d r. Mutlu Yay nc l k a aittir.

Detaylı

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de KURUMLARDAN ELDE ED LEN KAR PAYLARININ VERG LEND R LMES VE BEYANI Necati PERÇ N Gelirler Baflkontrolörü I.- G R fi T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de flirketlerce

Detaylı

umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu

umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu C umhurbaflkan iken, Kendi ste iyle Kimya Ö rencisi Oldu Çankaya Köflkü nde Cumhurbaflkan smet nönü, 1942 y l nda hergün sabah akflam büyük bir dikkat ve merakla Hitler in Rusya topraklar ndaki ilerlemesini

Detaylı

Danışma Kurulu Tüzüğü

Danışma Kurulu Tüzüğü Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu Otel Yöneticiliği Bölümü Danışma Kurulu Tüzüğü MADDE I Bölüm 1.1. GİRİŞ 1.1.1. AD Danışma Kurulu nun adı, Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu ve Otel

Detaylı

RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com

RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com NTERNET S TES TANITIMI RAN SLÂM CUMHUR YET ANKARA KÜLTÜR MÜSTEfiARLI I WEB S TES H ZMETE AÇILDI www.irankulturevi.com ran slâm nk lâb n n 25. y ldönümü münasebetiyle hizmete aç lan ran slâm Cumhuriyeti

Detaylı

YENİLENEBİLİR ENERJİDE EĞİTİM

YENİLENEBİLİR ENERJİDE EĞİTİM YENİLENEBİLİR ENERJİDE EĞİTİM Enerjinin Önemi Enerji, Dünyamızın en önemli ihtiyaçlarından biridir. Türkiye nin son otuz yılda enerji talebi yıllık ortalama %8 artış göstermiştir.ülkemiz elektrik enerjisinin

Detaylı

Taylan Özgür Demirkaya www.taylandemirkaya.com

Taylan Özgür Demirkaya www.taylandemirkaya.com Stres Azaltma ve Motivasyon Taylan Özgür Demirkaya www.taylandemirkaya.com Bugün ne anlatacağız? Stres; nedenleri, sonuçları Stresle başedebilme yolları:içsel motivasyon STRES Nedir? Canlı organizmasında

Detaylı

T.C. NUH NACİ YAZGAN ÜNİVERSİTESİ YAZILIM KULÜBÜ TÜZÜĞÜ. BİRİNCİ BÖLÜM Kuruluş Gerekçesi, Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

T.C. NUH NACİ YAZGAN ÜNİVERSİTESİ YAZILIM KULÜBÜ TÜZÜĞÜ. BİRİNCİ BÖLÜM Kuruluş Gerekçesi, Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar T.C. NUH NACİ YAZGAN ÜNİVERSİTESİ YAZILIM KULÜBÜ TÜZÜĞÜ BİRİNCİ BÖLÜM Kuruluş Gerekçesi, Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Kuruluş Gerekçesi Kulüp, Nuh Naci Yazgan Üniversitesi, Yazılım Kulübü ismi ile

Detaylı