Derdin Ne? Hele Bir Anlayalım.. Sonra Halledelim

Benzer belgeler
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM

Kısa Süreli Dinamik Psikoterapi (TLDP) Eğitimi Modül-I Ağustos 2016 İbrahim Sarı MD, MSc

DUYGU ODAKLI ÇİFT TERAPİSİ

BİRLEŞTİRİLMİŞ PSİKOTERAPİ. Jeffrey J. MAGNAVITA, PhD, ABPP

GELİŞİMSEL NÖROBİYOLOJİ VE BAĞLANMA KURAMI. Dr. Allan N. SCHORE

YURTDIŞI ÇALIŞMALARI

Asistanlıkta Psikoterapi Eğitimi Neden Önemlidir? Doğan Şahin İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Sosyal Psikiyatri Servisi

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLARIN TEDAVİSİ. PSİ154-PSİ162 Psikolojiye Giriş II

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM

KLİNİK PSİKOLOJİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ

ÇOCUKLAR İÇİN OYUN TERAPİSİ BİLGİLENDİRİCİ EL KİTABI. Oyun Terapisi Nedir? Oyun Terapisti Kimdir?

Bilinen hikayedir. Adamın biri, akıl hastanesinin parmaklıklarına yaklaşmış. İçeride gördüğü deliye:

TURK101 ÇALIŞMA 6 ZEYNEP OLGUN MAKİNENİN ARKASI

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM

29-30 Eylül 1 Ekim 2017 SPONSORLUK DOSYASI

İçindekiler Ön Söz XİX Giriş 1 Kuram Psikoterapi ve Psikolojik Danışma Psikoterapi ve Psikolojik Danışma Kuramları 5 Konuların Düzenlenmesi

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

ESAM [Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi] I. Dünya Savaşı nın 100. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu

Dilşad Koloğlugil 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden mezun oldu.

Editörler Doç.Dr. Ahmet Akın & Yrd.Doç.Dr. Rukiye Şahin Psikolojik Danışma Kuramları ISBN:

ÇOCUK-EBEVEYN İLİŞKİSİ EĞİTİMİ=FİLİAL TERAPİ UZM. KLİNİK PSİKOLOG&OYUN TERAPİSTİ ZEYNEP BETÜL TORUN

1.Hafta. Klinik Psikoloji Nedir? Kimlere Klinik Psikolog Ünvanı Verilir? Prof.Dr.Nilhan Sezgin ders yılı Prof.Dr.

SÜRESİ SINIRLI DİNAMİK PSİKOTERAPİ

Ebru ÖZKURT TOPCU. Uzman Klinik Psikolog. Aile ve Çift Terapisti

ÇOCUK ve ERGEN BDT EĞİTİMİ. 4 Modül - 64 Akademik Saat. Çocuk ve Ergen Odaklı. Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi Bilgilendirme Klavuzu EĞİTİMCİ

Güzel Bir Bahar ve İstanbul

Dr. Sait Uluç Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Psikoloji Bölümü

Psikoloji Doktoru Ve Psikiyatristin Farkı

Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)

Dinamik Formülasyon Üzerine Bir Olgu Sunumu. Dr. Abdullah AKGÜN Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe

KERNBERG GÜNLERİ-I. John F. CLARKIN. Borderline Kişilik Bozukluğunda Aktarım Odaklı Psikoterapi. Atölye Çalışması Metinleri. Psikoterapi Enstitüsü

Çocuklar ve Ergenlerle Jungcu Oyun Terapisi El Kitabı

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER

DAVRANIŞ BİLİMLERİ TIPSAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Doç. Dr. Lü)ullah Beşiroğlu

Okuyarak kelime öğrenmenin Yol Haritası

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 12. DÖNEM

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KLİNİK PSİKOLOJİ TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI DERS BİLGİ PAKETİ

Psikoterapide güncel yaklaşımlar (PSY 405) Ders Detayları

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM

Doğuş Üniversitesi, KLİNİK PSİKOLOJİ İstanbul ( % 100 Burslu)

ÖZGEÇMİŞ. Eğitim HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ YRD. DOÇ. DR. SAİT ULUÇ. Telefon: (0312)

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir?

ATBÖ Sürecinde Ölçme-Değerlendirmeye Hazırlık: ATBÖ Yaklaşımı Nasıl Bir Ölçme Değerlendirme Anlayışını Öngörüyor?

İÇİNDEKİLER. 1. Bölüm. 2. Bölüm. vii

Herkese Bangkok tan merhabalar,

Psikolojik Sorunlara Müdahale ve Kendi Kendine Yardım Kitabı

Anne Ben Yapabilirim Resimleyen: Reha Barış

Yayınevi Sertifika No: Yayın No: 238. HALİM SELİM İLE 40 ESMA Mehmet Yaşar

Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz

Tragedyacılara ve diğer taklitçi şairlere anlatmayacağını bildiğim için bunu sana anlatabilirim. Bence bu tür şiirlerin hepsi, dinleyenlerin akıl

3. Global SATELLITE SHOW HALİÇ KONGRE MERKEZİ STK, Kurum ve Kuruluşlarımızın Değerli Başkan ve Temsilcileri,

Rehabilitasyonda Sanatın Kullanımı. Doç.Dr.Aslı Sarandöl Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD

Aç l fl Vural Öger Çok değerli misafirler, Konrad-Adenauer vakfının 23 senedir yapmış olduğu bu gazetecilik seminerinde son senesinde bizim de k

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Bilişsel Davranışçı Hipnoterapi

Doç. Dr. ALİ ERYILMAZ. Bireyle Psikolojik Danışmada Sık Karşılaşılan PSİKOLOJİK SORUNLARA MÜDAHALE VE KENDİ KENDİNE YARDIM KİTABI

7. D Ö N E M H İ P N O Z E Ğ İ T İ M İ Eylül

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

DUYGULAR - 1 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ

Koçluk, danışanın problemlerini çözüme ulaştırmak ve yolunu aydınlatmaktır.

EMDR GÖZ HAREKETLERİ İLE SİSTEMATİK DUYARSIZLAŞTIRMA VE YENİDEN İŞLEME. (Eye Movement Desensitization and Reprossesing)

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SÜREKLİ EĞİTİM MERKEZİ

Adı Soyadı Doğum Yeri Doğum Tarihi Medeni Hali Çocuk Sayısı Askerlik Durumu

İçindekiler GÖZDEN GEÇİRİLMİŞ YENİ BASIMA ÖN SÖZ ÇEVİRİ EDİTÖRÜNÜN SUNUŞU. bölüm bir Klinik Psikolog Olmak 1. bölüm iki Klinik Psikolog olma süreci 17

SEN SURAT OKUMAYI BİLİR MİSİN?

14. ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ KONGRESİ

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü

EĞİTİMLER HAKKINDA BİLGİLER

SEVGİ IŞINI. (LOVE LİGHT) Ders Notları

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 10. DÖNEM

Açıklama Araştırmacı:----- Danışman: Konuşmacı:

Yayınevi Sertifika No: Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Dersin Grubu. Dersin Kodu. Yarıyıl. Dersin Adı. Bölüm Zorunlu. 1 1 PSY101 Psikolojiye Giriş-I. Bölüm Zorunlu. 2 2 PSY102 Psikolojiye Giriş-II

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Cihan Demirci. Şiir ŞİİR KÜÇÜĞÜN. 2. basım. Resimleyen: Cihan Demirci

KARŞI AKTARIM VE PSİKOTERAPÖTİK TEKNİK

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

Editör. Din Eğitimi. Yazarlar Doç.Dr. Hacer Aşık Ev. Doç.Dr. Hasan Dam

Karşılıklı soru cevap şeklinde geçen sohbette kısaca şunlar konuşuldu:

Duygusal ve sosyal becerilere sahip Genç profesyoneller

helikopter degil Şebnem Güler Karacan Resimleyen: Ahmet Demirtaş Yayınevi Sertifika No: Yayın No: 266 Ali Kopter-5 TATİLDE HAYAT NE GÜZEL

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

Deneyimsel Oyun Terapisi Đle Çocuklara Ulaşma

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

Cinsel Terapi: Cinsel Terapi Nedir? Ne değildir? - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

DENEYLERLE BÜYÜYORUZ

Transkript:

Derdin Ne? Hele Bir Anlayalım.. Sonra Halledelim Rölatif Bütüncül Psikoterapi 13. Dönem Serisi Tahir ÖZAKKAŞ EYLÜL 2014 i

Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 243 Derdin Ne? Hele Bir Anlayalım.. Sonra Halledelim ISBN 978-605-9137-70-6 Copyright Psikoterapi Enstitüsü Tüm hakları saklıdır. Yayıncının izni olmaksızın tümüyle veya kısmen yayımlanamaz, kısmen de olsa çoğaltılamaz ve elektronik ortamlarda yayımlanamaz. Birinci Baskı: Ocak 2018 Editör: Tahir Özakkaş Katkıda Bulunanlar: Sibel Eyri, Serpil Gündüz Baskı: Acar Matbaacılık Prom. ve Yayın. San. ve Tic. Ltd. Şti. Osmangazi Mahallesi Mehmet Deniz Kopuz Caddesi No: 20/1 Esenyurt - İSTANBUL PSİKOTERAPİ ENSTİTÜSÜ EĞİTİM ARAŞTIRMA SAĞLIK ORG. VE DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ. Eğitim ve Kongre Merkezi: Fatih Sultan Mehmet Caddesi No:285 Darıca / KOCAELİ Tel: 0262 653 6699 PSİKOTERAPİ ENSTİTÜSÜ LTD. ŞTİ. BEYOĞLU ŞUBESİ Asmalı Mescit Mah. İstiklal Cad. No:120 Galatasaray İşhanı Kat: 5 Beyoğlu / İSTANBUL Tel: 0212 243 2397 www.psikoterapi.com - www.psikoterapi.org - www.hipnoz.com ii

SUNUŞ İnsanlık tarihi boyunca, her toplumda psikolojik rahatsızlıkları tedavi etmeye yönelik girişimler olmuştur. Bu alanda yapılan girişimler sonucu ortaya çıkan pek çok farklı ekolün savunucuları, kendi ekollerini yüceltme ve diğer ekolleri küçümseyerek ötekileştirme yoluna gitmiştir. Ancak buna rağmen farklı yaklaşımlardan bilgiler edinerek kuramını zenginleştirmeye ve bu alanda çalış-malar yapmaya başlayan öncü terapistler, psikoterapide bütünleşmeyi sağlayarak alandaki bölünmeleri büyük oranda azaltmıştır. Bütüncül psikoterapi, hastanın bilişlerinin, davranışlarının, kişiliğinin ve duygusal süreçlerinin yeniden düzenlemesine yardımcı olmak için pek çok farklı ekolden faydalanarak daha gerçekçi, uyumlu ve esnek bir çalışma alanı sunar. Eğitimini verdiğimiz bütüncül psikoterapi, zaman zaman eklektik ve asimilatif, genellikle de entegratif ve ortak faktörler üzerine kurulmuş bütüncül bir yaklaşımı içerir. Bireye, teori odaklı değil danışan odaklı bakmaya çalışan bütüncül psikoterapiler, farklı yaklaşımların bileşenlerini bir araya getirerek terapisti geniş bir vizyona ulaştırır. Bu amaçtan yola çıkarak, çeşitli bilimsel etkinlik, araştırma, eğitim ve yayın çalışmalarıyla, ülkemizde bütüncül psikoterapi uygulamalarının gelişimine öncülük etmekten gurur duyuyoruz. Elinizdeki bu ders notları, ruhsal bozuklukların tedavisinde tek bir psikoterapi yaklaşımına bağlı kalmaktansa elindeki veriyi kullanarak uygulanabilecek en iyi tekniği ve teoriyi arayan bütüncül yaklaşımlı terapistler iii

yetiştirme adına verilen Bütüncül Psikoterapi Teorik Eğitimi 13. Grubunun Eylül ayı deşifrelerini sunmaktadır. Bu ders notları, eğitim deşifresinin derlemesi olma özelliğiyle dünyada eşi benzeri görülmemiş bir yayın niteliği de taşımaktadır. Bu ders notlarında psikoterapide bütünleşmenin tarihi, bütüncül psikoterapi kuramları, bütünleştirme yöntemleri, bütüncül vaka formülasyonu konuları ele alınmaktadır. Bütüncül psikoterapiler de insanın ruhsal yapısının gelişiminde olduğu gibi zamanla özerkleşecek, bireyselleşecek ve ayrışarak psikoterapi ruhunu ayakta tutacaktır. Psikoterapi uygulayıcıları için önemli olduğunu düşündüğümüz bu eğitim ders notlarını, sizlerin ilgisine sunmaktan kıvanç duymaktayız. Keyifli okumalar dileriz Tahir ÖZAKKAŞ Psikoterapi Enstitüsü Başkanı iv

İÇİNDEKİLER I. GÜN I. DERS Psikoterapide Bütünleşme... 1 II. DERS Bütüncül Psikoterapi Türleri... 41 III. DERS İnsanın Biyolojik ve Psikolojik Yapısına Bütüncül Bakış... 91 IV. DERS Bütüncül Vaka Formülasyonu...115 Standart Formatın Sebepleri...117 Kavramsal Çatı...134 II. GÜN I. DERS Bütüncül Psikoterapinin Tarihsel Süreci... 173 II. DERS Psikopatoloji Modelleri ve Sınıflandırma... 211 III. DERS Olgu Formülasyonu... 283 Karmaşıklığa Karşı Basitlik... 298 v

İÇİNDEKİLER IV. DERS Formülasyonda Betimleyici ve Yorumlayıcı Yaklaşımlar... 325 Klinisyenin Yanlılığına Karşı Objektiflik... 331 Gözleme Karşı Çıkarsama... 340 Kişisele Karşı Genel Formülasyonlar... 345 Sonuç... 357 III. GÜN I. DERS His, Duyu, Duygu ve Duygulanım... 367 II. DERS Bütüncül Psikoterapi Sürecinde Terapistin Öznel Deneyimleri... 409 III. DERS Temel İnşa Malzemeleri... 465 IV. DERS Kursiyerlerin Eğitim Hakkındaki Değerlendirmeleri... 509 vi

I. GÜN I. OTURUM EYLÜL 2014 Psikoterapide Bütünleşme

Psikoterapide Bütünleşme (Zil çalar ve kursiyerler teker teker salona yerleşir.) Kursiyer: Hocam ne oldu size ya? Tanıyamadık. Tahir Özakkaş: Zaten siz beni kolay kolay tanıyamazsınız. Kursiyer: Tatilde Umre ye gittiğiniz dedikodusunu yaydım ben şimdi. Tahir Özakkaş: Öyle mi? Kursiyer: Elinizdeki şeyi de tespih zannettim. Tahir Özakkaş: Projeksiyon nedir, bunu konuşacağız bugün. Kursiyer: Ben de girişi yaptım. Tahir Özakkaş: Bugün ayın kaçı, 5 i mi? Kursiyer: 5 Eylül. Tahir Özakkaş: Evet, bu ay biraz uzun mu oldu, bana mı öyle geldi? Kursiyer: Evet, bir hafta sarktı. Tahir Özakkaş: Hocam, hoş geldiniz. Nasılsınız? Derin derin düşünenlere soralım. Kursiyer: Yorgunum sadece. Tahir Özakkaş: Ben de yorgunum. Yorgunum hancı, ser bir yatak yavaş yavaş mıydı, öyle bir şey vardı. Han Duvarları. Bilen var mı Han Duvarları nı? Han Duvarları şiiri. Kursiyer: Yahya Kemal in. Tahir Özakkaş: Yahya Kemal in değil. Yahya Kemal in mi? PSİKOTERAPİDE BÜTÜNLEŞME 3

Sınıf: Yahya Kemal in. 1 Tahir Özakkaş: Han Duvarları. Niğde ye giderken meşin kırbaç şakladı diye lisede bize edebiyat dersinde örnek olarak (verilirdi). Bu yeni jenerasyonda yok ama anladığımız kadarıyla Kursiyer H. Kursiyer H: Bizim farkımız da o hocam. Tahir Özakkaş: Evet, biz Türk edebiyatını gerçekten öğrenmişiz. O şiiri okuyun. Çok hoşumuza giden bir şiirdi. Yahya Kemal inmiş. Cahit Sıtkı, Sait Faik. (Yoklama yapılır) Tahir Özakkaş: Peki, bu ay neyi konuşacağız arkadaşlar? Kursiyer: Projeksiyon. Tahir Özakkaş: Projeksiyon. Başka? Kursiyer: Psikoterapi sistemlerini. Tahir Özakkaş: Evet, şeyden başlayalım. Tıp fakültesi 1. sınıfa geldim, 1976 yılı, daha 1-2 ay olmadı, Ben senin üzerinde hipnoz yapayım dedi adamın birisi. O ne ki? dedim ben de. İlk defa bilimle tanıştığım, kesiştiğim nokta. Hipnoz dedi adam uyutmak, bilinçdışını açığa çıkartmak. Macera, gizem, öbürünün dünyasını bilmek. Vaay dedim. Tam bana göre. Cinler, büyüler, tılsım, periler... Gerçeklik dünyasında ne işimiz var böyle herkesin bilmediği bir dünyaya girmek varken! Girdik biz oraya. Adam böyle bizim üzerimizde uyu muyu dedi, olmadı. Bu kelime kafama yerleşti. Birkaç gün sonra Hacettepe nin kütüphanesine gittim. Kütüphanede hipnoz kelimesinde tarama yaptım, 8-10 tane kitap buldum. Belli kitap ve dergiler buldum, onları aldım, fotokopilerini çektirdim, elde bir. Ondan sonra orada yazılanları okumaya başladım ve yurtta arkadaşlarıma uyguladım. 1 Bahsi geçen Han Duvarları adlı şiir Faruk Nafiz Çamlıbel e aittir. 4 13. BPT EYLÜL DERS NOTLARI

Sana hipnoz yapayım, sana hipnoz yapayım. Önüme gelene hipnoz yapıyordum. Sonra günün birinde bu hipnoz mayası tuttu. Adamın biri uyudu. Transa girdi yani. Hep bunu istiyorum ya. Tabii böyle bir şeyim de yok, bunu okuyorum ama bunların olabilme ihtimali gerçeklik dünyam perspektifinde mümkün değil. Ama yine de cinin perinin peşine düşüyorum. Böyle bir hikaye. Ümit var. Mesela bir gazeteyi alıyorum, burçlardan nefret ederim bir bilim insanı olarak, ama yine de boğa burcunda ne varmış diye böyle bir bakıyorum. Bu da öyle bir şey. Adam böyle dondu kaldı. Ben dürtüyorum lan numara yapma diye, adamda tık yok. Elim ayağıma karıştı. Bir tuhaf adam, yani normal adam gibi değil. Öbürleri taklit ediyorlardı falan. Bu öyle değil. Emekli bir albay arkadaşımdı bu benim. Şimdi cerrah. Daha birinci sınıftayım. Ve ben o arkadaşı bir şekilde, kan, ter, su içinde (uyandırdım). Panik atağın ne olduğunu iyi anlıyorum. Yüreğim ağzıma geliyor korkudan. Ölecek, çıldıracak, kafayı yiyecek (diye korkuyorum). Senaryonun bini bir para. Bir sürü projeksiyon. Sonra ben uyandırdım. Kitapları tercüme ettikçe, seansın şeyleri yazıyor; rahaaat ve gevşeeek ol, iki saniye bekleyin diyor. rahaaat ve gevşeeek ol. Yine iki saniye bekleyin diyor. Daha rahaaat ve daha gevşeeeek ol. Şimdi ben o metinleri tercüme ettim. Birisinde iki saniye bekleyin diyor, birisinde derin nefes alın diyor. Kelimeyi sakın şaşırmayın diyor. Ben de şimdi hastayı alıyorum, okuyorum kitaptan. Daha rahaat ve sakiiin ol. Saatime bakıyorum, iki saniye duruyorum. Bunu şunun için anlattım; ben bunun aylarca peşine düştüm. Bu kitaplarda yazılanları kutsal metin gibi algıladım ben çünkü bana yetiştirildiğim kültür içerisinde, -en azından Kayseri kültürünü söyleyeyim- batıdan gelmiş olan bilgilerin kutsal bir metin gibi olduğuna dair bir eğitim verilmişti. Onların mutlaka doğruluğunun, gerçekliğinin, koskoca kitaplarda yazılan bilgiler olması nedeniyle benim onlara iman etmem gerekiyordu. Onun da bir kul yapısı olduğu, bir insanın kafasından PSİKOTERAPİDE BÜTÜNLEŞME 5

uydurulan bilgiler olduğu, tecrübeye dayalı bilgiler olduğu gibi kısımları bir on yıl sonra ortaya çıkacaktı. Tabii bu bilgilerden sonra, ben o kelimelerden sonra iki saniye beklemedim de bir saniye bekledim, adam yine hipnoza giriyor. Bir saniye beklemedim de, hiç beklemedim, yine hipnoza giriyor. Beş saniye bekledim, kelimeleri değiştirdim, yerlerini değiştirdim, altını üstüne aldım, günün birinde rahat ve sakin ol ve uyu dedim, küt uyudu. Yahu aslında bu yazılanların hepsi hikayeymiş. Ben tabii o kadar çok arkadaşın üzerinde deneme yaptım ki, sonuçta aslında orada fizyolojik bir hikaye var. Fizyolojik hikaye, ritmik bir konuşma yaptığınızda, arkadaş da eğer size güveniyorsa, bıraktığı zaman trans denen bir fenomen ortaya çıkıyor. O sihirli kelimeler, sihirli cümleler, sihirli saniyeler bir anda puf gitti. Onun arkasındaki gerçekliği yakaladım ben. Daha sonra bunun eğitimini vermeye başladım, Sen nereden aldın bu eğitimi, kim senin hocan? dediler. Hocam yok, ben kendi kendime öğrendim. Fakat Türkiye de de hoca vermek zorundasınız bilim ehline. Azerbaycan a gittim. Azerbaycan da kürsü başkanı da hipnozla ilgileniyordu fakat o da hala Rus sisteminin kitaplarındaki saniyeyle meşguldü. O şekilde hipnoz yapıyordu. Onunla karşılıklı fikir alışverişimizde ben kendi yöntemlerimi gösterdim. Çok güzel dedi. Türkiye de bana soranlara da dünyanın en büyük hipnoz ustasından, profesör doktor İsmailov dan sertifikamı aldığımı söyledim. Bana da böyle sertifika verdi. Dedim ki hocam bir sertifika hazırlayayım, onu imzala, olur dedi. Gittim, -o zaman bilgisayar teknolojisi yeni çıkıyordu, 1994 yılı, işte Rusya yıkılmış, yeni sisteme entegrasyon yok, ne olduğu belirsiz- bir yıldır hipnoterapi konusunda kliniğimizde uzman olmuştur diye sertifika hazırladım. Dekan, rektör, bölüm başkanı.. Şimdi kapı gibi diploma da oldu mu? Soruyorlar kim senin hocan, üstadın?. Benim Rus sisteminden, Pavlovlar ın ekolünden gelen psikiyatri dalından profesör doktor İsmailov dan kapı gibi diplomam var diyorum. Tık, kesildi. Değerli İsmailov hocam diyor ki Batıda ne oluyor, biraz bana anlat- 6 13. BPT EYLÜL DERS NOTLARI

sana. Kitaplarda ne yazıyor? İngilizceleri olmadığı için, ben de batı dünyasındaki bilgileri onlara bir şekilde aktarıyorum. Karşılıklı değiş tokuş ediyoruz. Yıllar geçti, psikoterapi denen şeyle karşılaştık. Dediler ki psikoterapide bilişsel kuram vardır. Bilişsel kuramın ana yapılarına ve seans sürelerine mutlaka uymanız lazım. 10 yıl önceki hikaye tekrarladı bu sefer. Açıyorum, bilişsel terapinin ve davranışçı terapinin kuralları: Seansın şekli, seansın dakikası, seansın haftalık ritmi. Ardından dinamik psikoterapiye geçtim. Aman tanrım! Şöyle oturacaksın, şu kıyafeti giyineceksin, odanın rengi şöyle olacak, odada özel eşya bulunmayacak, şunları konuşacaksın, şunlarda duracaksın. Yıllarca bunlara ben kanun ve tanrıdan gelmiş mesajlar gibi riayet ettim. Günün birinde aklım dedi ki bunlar acaba yıllar önce hipnozda yaptığın gibi, rahat ol de ve iki saniye dur gibi manyakça bir mit olmasın? Hafif hafif kimseye söylemeden, alttan alttan kurcaladım ben. Baktım A şahıslarında evrensel olan terapi kuramlarının kurallarına uyduğumda bir şeyler oluyor fakat onu benim kendi kültürüme, değer yargılarıma, kendi insanıma uygun olacak şekilde formüle ettiğimde daha çok işe yaramaya başladı. Gözlerimi ovuşturdum. Bu doğru mu, yanlış mı? Evet, doğru. Şimdi tek bir kuramla karşı karşıya kalırsanız... Değerli bilim insanları o kuramı yazmışlar, demişler ki bu böyle olacak. Onun perspektifinde, onun penceresinde, onun öznelliğinde, onun hastalarında, onun kendi kültüründe, onun şehrinde, onun kasabasında bu daha çok işe yaramış veya biraz daha genişletmeye, alternatifle karşılaştırmaya korkmuş. Sonuçta kendi bildiğini, hastalarına, danışanlarına yararlı olanı bir kuramsal yapı olarak değerlendirmiş. Fakat bunu değerlendirirken, kendi kuramının canlı kalabilmesi için ideoloji gibi, dinsel bir tabu gibi eleştirilemeyen çerçeveler çizmişler. Gerçek doğru ve mutlak olan doğru budur demişler. Başka terapiler de var. Bırakın onları. Onların hepsi yalan ve sahte. Çok keskin bir şey. Baktık PSİKOTERAPİDE BÜTÜNLEŞME 7

ki başka kuramlar da var. Bilişsel kuramlar dinamik kuramlara, dinamik kuramlar varoluşçu kuramlara, varoluşçu kuramlar davranışçı kuramlara tu-kaka diyor. Müşteri veya danışan odaklı terapiler almış başını gidiyor. Gestalt terapiler başını almış gidiyor. Kültürlerarası terapi modelleri almış başını gidiyor. Sonuçta bu benim bireysel, kendi başıma yaptığım ve sonuçta hastaların yarar gördüğü sistemler ve ben bunlar nedir diye çalışmaya başladım. Benim hastalarla ilgili yaptığım çalışmada hastaların biyolojik bozuklukları olan bir kısmı var, bunlar genlerimizden gelen yapılardır. Bu yapılarla ilgili fazla bir müdahale yok ancak tıbbi olarak bunlara müdahale edebiliriz dedim. Psikolojik olarak sistemi bir software programı gibi düşündüm. Ve buna software programını yapacak bir yazılım gerekli. Bu yazılım da davranışçı yazılım, bilişsel yazılım, dinamik yazılım, varoluşçu yazılım, kültürlerarası yazılım, özneler arası yazılım. Bir yazılımla müdahale edilebilir dendiğinde, hastaları ne iyileştirir, nasıl bir yapı iyileştirir, tecrübeye dayalı bir 10 yılım geçti. 1976 da başladım, fakülteden mezun olana kadar geçen süre içerisinde ağrılıklı olarak hocalarımla beraber hipnoz ve hipnoterapi çalışmaları yaptım. Mezuniyetten sonra da bu saf psikoterapiye dönüştü. Hipnoz da onun içinde argümanı olarak kullandığım bir malzeme oldu. İşte 1985 ten 1995 e kadar da bu sistemimi yararlılık perspektifinde formüle ettim ve ilk aydan itibaren hücum tedavisi adını verdiğimiz sistemde formüle ettim. Bu formülasyon sonucunda hastalarımın semptomlarının büyük oranda gittiği, kendilerini çok iyi hissettikleri, yapılandırılmış bir program yaptım, 20 saatlik. Fakat seanslar 1,5 veya 2 saatlik blok seanslardı. Ortalama 30-40 saatlik bir uğraşmayı 10 gün içerisinde bitiriyordum. İnsanlar geliyor, 10 gün içerisinde sıkıntılarını anlatıyorlardı. Benim formüle ettiğim yapıyla, kognitif, davranışçı veya dinamik müdahaleyle semptomları en azından ortadan kalkıyordu. Bir kısmı ise tamamen şifaya kavuşuyordu. Bunlar neden bu şekilde iyileşiyorlar, değişiyorlar, bunun cevabı nedir; bunu araştırmaya başladım. Çünkü bu insanları 8 13. BPT EYLÜL DERS NOTLARI

yıllarca takip ettim ben. Çeşitli semptomlarla, fobilerle, takıntılarla, depresyonla, iletişim bozukluğuyla geliyorlardı. Orada da gördüm ki kullandığım bilgiler bir yerlerde kullanılmış. Şimdi ilk önce kendimi kanıtlama derdine düştüm. Bir diploma almıştım ya hipnoz için, şimdi de bu psikoterapi ekollerinden benim yaptığım şeyi dünyada yapan var mı diye bunun peşine düştüm. Bununla ilgili yaptığım çalışmayı 1994-1998 yılları arasında tez olarak hazırladım. Literatürü tararken intensive dynamic psychotherapy diye bir uygulama, yoğunlaştırılmış bir dinamik psikoterapi programı, Bay Karasu, Amerika da yaşayan Türk psikiyatristlerinden, onun birtakım makalelerini buldum, orada geçiyordu, dedim bu bilimsel bir program. Literatürde de var. intensive dynamic psychotherapy yani yoğunlaştırılmış dinamik psikoterapi. Kendi sırtımı sağlama dayadım. Hastalar iyileşiyor, değişiyor ama nasıl iyileştiğini insanlara bir tekniğe sırtını dayayarak anlatacaksın. Ben yaptım, oldu! diyemiyorsun. Hipnozda yaptığın gibi. Onun içine girdim. Fakat benim uygulamalarımda davranışçılık var, kognitif müdahale var, dinamik yapı, ilişkisel psikoterapi var, kişilerarası psikoterapi var, aile terapileri ve sülale terapileri var. Fakat ben bunları bilmiyorum ki. Teorilerini bilmiyorum. Bunlar ne psikoloji fakültelerinde, ne tıp fakültelerinde okutuluyor, ne de psikiyatri kliniklerinde öğretiliyor. Başladım ben bunları yavaş yavaş kaynağından anlamaya ve öğrenmeye. Baktım ki bir grup bilim adamı geçmişte sıkıntılanmış. Sizin söylediğiniz Kuran ayeti mi, İncil de mi yazıyor, Tevratla mı geldi kardeşim? Biz bunu sorgulayacağız. Siz ne yapıyorsunuz da hastayı iyileştiriyorsunuz? Koltuğa oturmanız mı iyileştiriyor? Sarı koltuk kullanmanız mı iyileştiriyor? 50 dakikalık seans süresi mi, bunun haftada bir olması mı iyileştiriyor? Yan bakmanız mı iyileştiriyor? Ne iyileştiriyor? Biz bu yaptığınız çalışmaları üçüncü kişiler olarak, nesnel olarak inceleyeceğiz. dediklerinde psikoterapilerin kendinden menkul birtakım kehanetleri yerine objektif bir şekilde diğer bilim adamları tarafından hastanın neyinin değiştirildiğini, PSİKOTERAPİDE BÜTÜNLEŞME 9

nasıl değiştirildiğini kavramaya yönelik sistematik olarak araştırma desenleri geliştirildi. O zaman psikoterapiler bir yerlerde birilerinin mihenk taşından geçmek durumunda, oradan ölçülmek durumunda, oradan ayarlar tespit edilmek durumunda kaldı. Aslında psikoterapilerin bir sürü getirmiş olduğu şekil şartlarının yanında hastayı iyileştiren veya değiştiren şeylerin bu şekil şartları olmadığı anlaşıldı. İşte bilişsel terapinin, dinamik terapinin, kişilerarası terapinin kuralları var dediğinde, -tabii bu konu Amerika da 100 yıla yakın zamandır üniversitelerde yoğun olarak çalışan bir konu, master ve doktora seviyelerinde çalışılan konular. Türkiye de birkaç senedir yeni yeni psikoloji fakültelerinin ilgi alanlarına girdi-böyle bir sistemle ilgili çalışma. Norcross Amerika da tanınan bir bilim insanı. Hastayı iyileştiren etmenler diye bir grafik yaptı. Uzun bir çalışmanın sonucunda, birçok terapi kuramını karşılaştırdığında, terapi kuramlarının teknik olarak etkinleşme veya tedavideki etkisi %8. Hangi kuramı getirirseniz getirin, davranışçı, dinamik, kognitif, psikanaliz, Carl Rogers, 10 13. BPT EYLÜL DERS NOTLARI

ilişkisel, öznelerarası alan, kendilik psikologusunuz, Masterson veya Kernberg; bir insan hayatının değişim ve dönüşümüne etkisi %8. Ama terapistle kurulan insani ilişkinin hastanın değişimine ve dönüşümüne etkisi %35-40 arası. %40 a yakın kısmı bilinmiyor, idiopatik, tanımlanamıyor. Bu grafiği size aradan sonra dağıtacağım. Bu tablodaki -son 10 yıl içerisinde yapılan bir çalışma bu- bütün bu kavgaların, gürültülerin olduğu tedavi tekniklerinin tedaviye etkisinin %8 olduğu anlaşıldı. Peki, bu kurallar nedir? Bu kurallar, bir işin yolunda gitmesi için genel kurallar. Birincisi; işte mesela terapi yatakta yapılmaz. Hastayla seks yaparak yapılmaz. Bir meyhanede kafa çekerek yapılmaz. Akıllı uslu, bir ofiste yapılması lazım. İki; hastanın kendini güvende hissedeceği bir yer olması lazım. Üç; kapıdan sesin çıkmaması, dışarıdan birisinin girmemesi lazım. Dört; hastanın seans odasındaki sırlarının terapist tarafından saklanması, vs. Böyle zincirleme gidiyor. Aman efendim, yan oturacaksın, eğri oturacaksın, haftada bir geleceksin, 50 dakika geleceksin, 45 dakika geleceksin. Bunların hepsi sigorta şirketlerinin Amerika da olayı standardize etmek için yapmak zorunda oldukları standardizasyon çalışmalarıdır. O zaman ne oluyor? Bunlar bize, psikoloji kitaplarında, danışmanlık kitaplarında danışmanlık görüşmeleri şu kadar süre olur, şu kadar aralıklarla olur diye bir dayatma kuralıyla geliyor. İki saniye kuralı gibi. Böyle bir şey yok arkadaşlar. Terapi iki tarafın karşılaştığı ortamda öbürünü rahatlatacak, öbürünün semptomlarını giderecek, nedenselliğini anlayacak bir süreçte haftada 5 görüşme de olabilir, ayda 1 görüşme de olabilir. 20 dakika da olabilir, 3 saat de olabilir. Anlatabildim mi? Şimdi bunlar benim bahsettiğim 10 yılda uyguladığım sistemlerdi. Hastayla seans odasına giriyorum ben. Hasta yorgun, uzun yoldan, uykusuz gelmiş. Seansı yapacağız, adam kafa sallıyor, gözleri gidiyor. Bu seanstan fayda görür müsünüz siz? Paramı alacağım diye 50 dakika tutar mısınız? PSİKOTERAPİDE BÜTÜNLEŞME 11

Bu insani bir şey mi? Ben diyorum ki yorgun görünüyorsunuz. Bu yorgunluğunuz psikolojik bir şey mi? Bunu anlamaya çalışıyorum. Yok, diyor, uzun yoldan geldim, gece uyuyamadım, burada da sizinle randevumuz vardı, uykusuz bir şekilde seansa girdim. Biz diyoruz ki istiyorsanız bu seansı keselim. Yarın veya başka bir güne erteleyelim. Veya akşama dinlenin gelin, benim de seansım müsaitse akşam 6 da 7 de sizi alabilirim diye kesiyorum. İlk zamanlarda yani bizim psikanalitik psikoterapilere bulaşmadığımız dönemlerde daha özgürdük. Psikanalitik psikoterapilere bulaştıktan sonra onlar dedi ki iki saniye bekleyeceksiniz. Emredersiniz. İki saniye beklemeyip 3 saniye, 1 saniye beklediğimizde aforoz edildik. Adamlara seans kayıtlarını, videoları, sesleri gönderiyoruz. Deşifre metinlerini gönderiyoruz. Bu cümlenin içinde destekleyici kısım var. Bunu nasıl yaparsın Tahir? Ne demişiz? Adam üzülmüş, sıkıntı yaşamış, ben de üzülmüşüm, çok üzücü demişim. Nasıl yani? Adam anam öldü, babam öldü diyor. Çok üzücü demişim. Ne diyecektik? Acaba sizin neden bu kadar üzüldüğünüze bir bakabilir miyiz? Kuramsal olarak çok doğru. Zaten o cümleye gelirken benim etim, yağım eriyor. Kaçmış ağzımdan. Deşifreciye diyemem ki onu çıkar. Oraya kadar cümleler doğru. Al ver, al ver, al ver; psikanalitik psikoterapinin, nötral duruşun cümleleri. Çok üzülmüşünüz. Bu destekleyici bir cümle. Tahir bunu nasıl yaparsın? Her seansta bir veya iki sefer yapıyorsun. Yiyor muyuz fırçayı, yiyoruz. Eğer psikanalitik psikoterapi ekolüne mensupsanız, orada kullanacağınız her bir kelimenin hesabını vermek zorundasınız. Her duruşu ifade etmek zorundasınız. Bir başka arkadaşımızın süpervizyonunda bir dakika dur dedi. Ne yapıyorsun sen orada? dedi. Hoş geldin diyorum dedi. Yok ya, başka? Ukalaya bak dedi. Hoş geldin diyormuş. Burası pazar yeri mi? dedi. Yedi fırçayı terapist. Efendim bundan sonra hoş geldin demem. Kursiyer : Ne yapması gerek? 12 13. BPT EYLÜL DERS NOTLARI

Tahir Özakkaş: Oturacak, o da koltuğuna oturacak. Bok gibi kaldığını, neden bok gibi kaldığını hissedecek, sana aktaracak. Ona hoş geldin demen suç. Niye suç? Çünkü terapist dayanamıyor buna. Yani öbürü geldiğinde ona hoş geldin demeden yüzüne baktığında terapist kendisini suçlu hissediyor. Öbürünü aşağılamış, adam yerine koymamış gibi hissediyor. Buna dayanamadığı için de hoş geldin diyor. Amerikalı hocamız ardından diyor ki: Tamam, hoş geldin dedin. O yüzündeki kahkaha neydi? diyor. Hayda. Efendim hoş geldiniz. Hasta içeri coşkuyla giriyor. Orada domuz gibi duracaksınız. Şimdi onun coşkuyla içeriye girdiğini bir düşünün, bakıyorsunuz, gidip koltuğunuza oturuyorsunuz. Hasta he, ne! (diyor). Kursiyer: Hoca sıyırmış. Tahir Özakkaş: Hoca sıyırmış. Neyse, bunlar kurallar. Bu kuralların her birinin arkasında nedenselliği var. Bunlar detayları. Bunları öğreneceğiz. Doğru nedensellikler. Fakat bu kuramın içerisinde hastayla ilgili çalışırken diğer kuramların ne kadar kötü, eksik, yanlış olduğuyla ilgili göndermeler yaparız. İşte bu karşılıklı kuramlarla ilgili sistemde bir kısım bilim adamı da çıkıyor ve diyor ki Ben sizin bu yapınızın ne olduğunu inceleyeceğim. incelediler, dediler ki Biz birbirimize küfretmek yerine karşılıklı bir konuşsak. Niye dediler? Bu farmakoterapi denen şey çıktı, psikiyatrların ilaçları çıktı, bizim psikoterapi alanımızı daralttılar. Çünkü çaya, çorbaya ilaç buldular. Sosyal fobinin, utangaçlığın, uyku bozukluğunun, iletişim eksikliğinin, her birinin ilaçları var. Yani ilaç firmaları insanların doğal duygusal her türlü sıkıntı ve ihtiyaçlarına karşı bir ilaç üretme durumuna girdiler. O zaman bu bizim Osmanlı da matbaayı engelleyenlerin adı neydi, hattatlar. Hattatlar bir araya gelip padişaha karşı gelmediler mi? Dediler ki zinhar kafir işidir bu iş. Matbaa gelmesin. İşte bu psikoterapistlerin gelişimsel sürecine baktığımızda farmakoterapi, ilaç sektörü gelişip birtakım sıkıntıları giderdikçe, hattatlar yani psiko- PSİKOTERAPİDE BÜTÜNLEŞME 13

terapiler birbirine küfretmek yerine ortak Voltran ı oluşturmaya çalıştılar. Dediler ki, bir araya gelelim, psikoterapiyle ilgili gerçekten etkin olan konuları bulalım da farmakoterapiyle gelen dalganın önünde dağılmadan duralım. İhtiyaçtan kaynaklandığına inandığımız bu süreçte bütüncül psikoterapiler ortaya çıktı. Bunların derdi, bilişselci, davranışçı, dinamik, varoluşçu terapilerin tedavide etkin olan kısımlarının açığa çıkarılmasıydı, gereksiz ve şekil şartları nedeniyle hastaya dayattığımız bilimsel temeli ve kaynağı olmayan mitlerden kendimizi alıkoymaktı. Daha saf psikoterapiler kuralım ihtiyacından kaynaklandı. Buraya kadar anlaştık mı arkadaşlar? Demek ki önce herkes kendi kapısının önünü süpürmüş, benimki bir numara demiş. Birileri demiş ki senin yaptıkların bir numara da, yine de ben bir bakayım. Senin yaptıklarını bir başkası aynı yöntemlerle bir başkasına yapınca aynı şeyler oluyor. Senin yaptıklarının tam tersini, senin zinhar yapmayın dediklerini bir başka insana yaptıklarında aynı grupta değerlendirdiğimiz semptomlar, sıkıntılar onda da geçiyor. O zaman burada bir hikaye var. Herkes diyor ki benimki doğru. Bir kısım bilim insanı da diyor ki kiminkinin doğru olduğunu bir inceleyelim, bir bakalım. Seans kayıtlarınızı, video kayıtlarınızı verin diyorlar. Ses kayıtlarını, video kayıtlarını, deşifrelerini alıyorlar. Onun üzerinden kuramın nasıl çalıştığına dair inceleme yaptıklarında etkileri %8. O zaman terapide biz hastanın değişkenlerine, hastalığın değişkenlerine, terapist değişkenlerine bağlı olarak aktif bir tedavi ve terapi sürecinin nasıl işlediğine dair birtakım faktörler bulalım diyorlar. İşte bu manada baktığımız zaman bu bilim adamları tüm çalışmaların hepsinde terapötik müdahaleyle ilgili olarak ortak bütüncül psikoterapiler geliştirmeye başlıyorlar. Bunların başında Lazarus gelir. Lazarus der ki, -kendisi psikanalitik kökenli, bilişsel-davranışçı eğitimden geçmiş vs.- ben hastanın iyileşmesine bakarım. Teorik kavgalarınız sizin olsun. Ama sizin gayet güzel geliştirdiğiniz davranışçı, bilişsel teknikler var. Bunlarla ilgili ben özel bir kombinasyon yapacağım diyor. Hani 14 13. BPT EYLÜL DERS NOTLARI

ben ilk terapiye başladığımda kafama göre bir şeyler yaptım, hastalar yarar görüyor, daha sonra kitaplardan bunun ne olduğunu anladım ya. Arkadaşlar soruyorlar bana. Sizler de soracaksınız muhtemelen. Bu nasıl böyle oluyor? Bu nasıl böyle oluyor? un doğrusunu ben yıllarca, 30 yıldır, belki de daha uzun süredir baktığım hastalarımdaki tecrübelerime gidiyorum önce. Böyle bir hastaya şöyle bir müdahale yapıldığında ne oluyor? İşte onlarca hasta görmüşüm o grupta. Sonuçlarını değerlendiriyorum, oradan bir cevap veriyorum. Diyorum ki, bu böyle oluyor. Bu cevabı desteklemek için de teorik birtakım kafamdan biriktirdiğim kitaplar ve kaynaklardan bunlar da bunu böyle doğruluyor diyorum. O zaman ne oluyor? Benim size aktaracağım şey daha önce tecrübe edilmiş, deneyimlenmiş, bizim kültürümüzde bizim insanımızla kurduğumuz ilişkide nerelerde handikaplar olduğunu, nerelerde sıkıntılar olduğunu ve nerelerde doyum sağlayacak bir bilgi birikimini alıyorum. Onu öz olarak veriyorum. Fakat bu özü ben yaptım da oldu demiyorum. Ne yapıyorum? Bu taraftan bununla ilgili olarak okuduğum materyale sırtımı dayayarak aktarıyorum. Sonuçta bu bize bir zenginlik sağlıyor. Şimdi gelişmiş olan birçok psikoterapi ekolünde birinci kaynaktan eğitimini aldık. Bu eğitimini aldığımız psikoterapilerin her birini ayrı ayrı öğrendik. Fakat biz bunları öğrenirken, hocalarımıza sunarken, -bunlar 3, 5, 8 yıl süren süreçler- vakalarımızı steril bir şekilde, o kuramın istediği boyutlarda hazırlıyoruz. O boyutlarda onlara sunuyoruz. O boyutlarda bir yerlere gidiyor. Ama bazen vicdanımız o kadar sıkıntılanıyor ki, o kuramın içerisinde farklı bir müdahale yapıldığında biz daha kestirmeden o yola gideceğimizi biliyoruz, yapmamaya çalışıyoruz, bazen ağzımızdan kaçıyor, o müdahaleyi yapıyoruz. Fakat o kuramın içerisinde o tip bir müdahale yok. Ondan önce yapılması gereken bir müdahale var. Çoğu zaman süpervizyon seanslarımızda şöyle cümleler duydum ben: Ya orada bunun böyle olmaması lazım Tahir. Fakat ne yaptıysan bir şekilde bizim dediğimiz noktaya gelmiş hasta. Bunu nasıl yaptın, bilmiyo- PSİKOTERAPİDE BÜTÜNLEŞME 15

rum. diyor. Bunların hepsinin kayıtları var. Aslında ben tecrübeyle kestirmeden gidip hastanın iç dünyasındakileri keşfetmekle ilgili bir noktaya ulaştığımda o yolu biliyorum, ben o yoldan bin kere geçmişim. Ama süpervizörüm diyor ki şuradan gideceksin. (Eliyle kulağını tersten tutarak gösterir.) Olur, oradan giderim. Fakat bazen hasta o kadar sıkıntılı oluyor ki, ben buradan tutuyorum hemen. (Kulağını aynı yönde tutup gösterir.) Başka bir yerden gelmişsin ama sonuç olmuş. Hasta iyi. Gayet iletişimi derinleşmiş, farkındalığı artmış, biraz içgörüsü gelişmiş. Ama bunu nasıl yaptığını ben anlamadım diyor. Şimdi o zaman bir dağın zirvesine çıkmak için illa bir yoldan gidilmesi gerekmiyor. Herkesin kendisine ait ve hastasına ait çıkış yollarını farklılaştırması mümkün. İşte bu manada bu yapılara ilk itiraz eden Lazarus birinci entegrasyonu geliştirdi. Neydi bunun adı? Teknik Eklektizm. Teknik eklektizm farklı kuramsal yapıların -Klimayı açabilir miyim arkadaşlar?- Kursiyer: Lazarus yaşıyor mu hocam? Tahir Özakkaş: Lazarus yaşıyor. Kursiyer: O niye süpervizyon vermiyor? Kursiyer: Hocam fotokopilerden verir misiniz? Tahir Özakkaş: Bana gelmedi valla. Fazla olanları arkadaşlar nereye koydu? Ha buradaymış. Bir de ben alayım. Var mı almayan? Fotokopi almayan kaç kişi var? Teknik eklektizm, hastayı merkez alan, hastada yararlı olmayı merkez alan bir tedavi yaklaşımıdır. Kuramlar birbiriyle çelişiyormuş, kuramların birbiriyle alakası yokmuş, bunun peşine düşmez. Onun için Lazarus un geliştirmiş olduğu Multimodel Terapi, Çok Boyutlu Terapi -enstitü olarak bunun kitabını yayınladık- ilk bütüncül psikoterapi çalışmalarıdır. Ve onu çok geliştirdi. Kanıta dayalı tıp dedikleri, kanıta dayalı bilim dedikleri çalışmalarla bu, birçok üniversitede refere edil- 16 13. BPT EYLÜL DERS NOTLARI

di. Onun uygulamış olduğu o silsile, algoritmik yapı uygulandı. Farklı kuramsal temellere dayalı olmasına rağmen hem davranışçı, hem bilişsel, hem kişilerarası, hem ilişkisel ekollerden, sistem teorisinden yararlanarak, hatta biyolojiden, -ilaç da eklemliyordu hastalarına- yararlanarak Lazarus multimodel terapiyi kurdu. Teknik eklektik bütüncül psikoterapi. Bunu göreceğiz ileride. İkincisi teorik entegrasyon. Paul Wachtel. Teorik entegrasyonun özü şu: Bilim birbirinden ayrı şeylerle izah edilemez, bilim bir bütündür. Kendisine ait bir entegrasonu vardır. Ruhsal ve zihinsel bir aygıttan bahsediyorsanız, biyolojik bir yapıdan bahsediyorsanız, biyolojik bir yapının çalışma sistematiğinden ve kişilik örüntüsünden bahsediyorsanız, bütün bulunmuş olan bilgilerin birbiri içerisinde bir bütün olması ve birbirine yedirilmesi lazımdır. Bu ne demektir? En basitinden davranışçı ekolün duyarsızlaştırma çalışmaları, koşullu-koşulsuz şartlandırma çalışmaları, sosyal öğrenme teorilerinin hepsi, psikanalizin iddia etmiş olduğu dinamik örüntünün aynısıdır. Gel, davranışçılıkla psikanalizi birleştir. Bu adamın derdi de bu; davranışçılık=psikanaliz, psikanaliz=davranışçılık. Yani orada davranışçı ekolün ortaya koymuş olduğu hipotezler bilimsel kanıtlar ve bulguları aslında psikanalizin bilinçdışı süreçlerinde otomatik olarak devir daim yapan örüntü sistemleriyle aynı mekanizmalara tabi olduğunu bize ispata çalışır. Bununla ilgili ilk bilimsel çalışmaları Paul Wachtel yapmıştır. Paul Wachtel buraya geldi, bu sınıfta ders verdi. Kendisi Amerika da çok saygın bir bilim insanı. Çünkü teorik entegrasyona hiç kimse giremiyor. Teorik entegrasyonda PSİKOTERAPİDE BÜTÜNLEŞME 17

bütün kuramları çok iyi bilmeniz gerekiyor. İçinden geçmeniz gerekiyor. Bunların kendi içlerinde çelişkilerini ayıklayıp bir teorik tutarlılık ve bütünlük içerisinde bir zihinsel aygıt tanımı yapmanız gerekiyor. Buna soyunanların başında bahsetmiş olduğum gibi Paul Wachtel geliyor. Döngüsel dinamik psikoterapi diye geliştirdiği bir yöntemle bu teorik entegrasyonu bir formülasyon sistemi içerisinde bize anlatıyor. Kendisi psikanalist fakat psikanalizle davranışçılığın aynı yapının etkisi olduğunu söylüyor. Bununla ilgili kendisinin bir slaytı var. Bu slaytı da buraya çizebiliriz. (Paul Wachtel in slaytı: ardı ardına u şeklinde sıralanmış kapılar, son kapının önünde duran bir kişi.) Bunu ayakta tutulan kapılar olarak düşünün. Her birinin desteği var. Bu şekilde en son kapıya kadar geliyor. Son kapının önünde kim otursun? Birisini oturtun buraya. Kursiyer : Siz oturun. Tahir Özakkaş: Tahir otursun, evet. Evet kim dedi onu? A Bey mi? Tahir çok keyifli, sakal bırakmış. Arkadaşların birinin tespih halüsinasyonu vardı. Tespih çekiyordu. Böyle keyifli. Bir de iskemle verelim altına, bir de çayını yudumlasın. Diyor ki Paul Wachtel, Tahir in kafası bozulduğunda bir olaya müdahale eder. Eliyle kapıyı iter. O kapı devrilir. Domino taşlarının büyüğünü düşünün, domino taşını iter diyor. Bu aslında kelebek etkisi dediğimiz bir etki. Bunu ittiğinde çevresel faktörleri öyle değiştirirsiniz ki o sizin keyifli şekilde ittiğiniz kapı devrilir, bütün kapıları devire devire gelir. En sonunda ummadığınız anda sizin önünde durduğunuz kapı küt düşer, siz de altında ezilir kalırsınız. diyor. Bu son kapı devrilmiş, bunun altında da Tahir yatıyor. A Bey rahatladın mı, peki? Buna döngüsel dinamik yapı diyoruz. Kursiyer: Mutlulukla itti, mutsuzlukla bitti. 18 13. BPT EYLÜL DERS NOTLARI

Tahir Özakkaş: Mutlulukla itti, mutsuzlukla bitti. Bravo. Al sana şiir, Yunus Emre gibi. Yani civarda öyle olaylar vardır ki bu olayların sistematiğine baktığımızda bu olaylar bir şekilde bizleri etkiliyorlar. Bu etkileme hangi sistemlerle etkileniyor? Bunu incelemek (amaç). Şimdi diyor ki, klasik psikanalitik süreçte içselleştirilmiş nesne ilişkilerinde bu kapı hep kafasına düşer, yani hep kendisini taciz edecek, travma yaratacak veya dövecek olan bir koca bulur. Babasını bulur diyor. Dolayısıyla bu bilinçdışı bir süreçtir. Bu bilinçdışı süreçte dinamik örgü her zaman hayata taşınır ve kişi o felaketi tekrarlar. Zorlantı tekrarı dediğimiz repetation compulsion ın görünümü. Paul Wachtel ise diyor ki Efendim, evet borderline yapı her seferinde kaderinin aynasını bulur. Kendine dayak atacak bir koca bulur. Bundan boşanır fakat ikinci koca da ona dayak atar, üçüncüsü de, dördüncüsü de. Hatta beşinci sevgilisi de atar. İşte burada geçmişten kalan bir örüntünün kişiyi bir şeye zorlaması değil, öyle dış dünyaya etki yapıcı bir sistemi başlatıyor ki, sonunda hep dayak yiyor. Yani aslında şimdi ve burada ilkesinde davranışçı ekole göre öğrenilmiş olan sistemi aktifleştirdiği için o aktif olan sistem bugün kendini buluyor ve hep bu şekilde buraya dokunup ittiği için de bir yerleri hep canlı tutuyor sistem ve her seferinde döngüsel sistem gelip gelip onun kafasına vuruyor. Klasik psikanalistler, bu her seferinde kafasına vurma sistemini, 4-5 yaşında, 2-3 yaşında çocukluğunuzdan kalmış kalmış olan ilişki modelinin aktifleşmesi olarak izah ediyor. Kendisi klasik psikanalist olduğu halde, teorik entegrasyonu savunduğu için, döngüsel sistemi savunduğu için bu geçmişten kalan bir örüntü değil diyor. Biz örüntüyü her an tekrarlayan bir biyolojik yapıya sahibiz. Biz başlatırız. Başlattıkça 30 yıldır, 40 yıldır aynı işi yaparız. Aynı işi yaptığımız için aynı tip insanları buluruz. Aynı tip insanları belli şekilde davranmaya zorlarız. Sonuçta onlar da gelir kafamıza düşer. Bu nedenle geçmişle ilgili bilinçdışı dediğimiz bir sistem yoktur. Bilinçdışı Freud un uydurmasıdır. Bilinçdışı dediğimiz sistem, her an öğrendiğimiz örüntünün tekrarlanmasına yönelik olarak ortaya çıkan bir aktivasyondur. PSİKOTERAPİDE BÜTÜNLEŞME 19