Yıl: 4, Sayı: 18, Aralık 2017, s. 149-171 Çağatay YÜCEL 1 ġanliurfa MÜZESĠ'NDEN BĠR GRUP HAYVAN BĠÇĠMLĠ PĠġMĠġ TOPRAK FĠGÜRĠN Özet İnsan, yaşamının her alanında dünyayı evcil ve vahşi hayvanlarla birlikte paylaşmıştır. İnsan, başta hayvanları av ve avcı olarak görmüştür. Daha sonrasında ise hayvanları yoldaş, mülk ve inanç kaynağı olarak görmeye başlamıştır. İlk sanat eserleri de hayvanların ilham verici bu özellikleri sayesinde ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu sanat eserlerinin en önemli ayağını duvar resimleri ve pişmiş topraktan yapılan figürinler oluşturmaktadır. Neolitik Çağ da kilin insan yaşamına girmesiyle birlikte pişmiş toprak figürin yapımında artış olmuştur. Bu makalenin konusu olan Şanlıurfa Müzesi ndeki bir grup pişmiş toprak hayvan figürinleri, Son Kalkolitik Çağ ile Demir Çağı arasına tarihlenen kazı buluntularıdır. Pişmiş topraktan hayvan figürinleri, arkeolojik eserler arasında en az çalışılan gruplar arasında yer almaktadır. Hayvan figürinleri totem, kült, bereket, verimlilik temalı olarak adak amaçlı üretilmiş oldukları tahmin edilmektedir. Temsil edilen hayvanlar esas olarak boğa, koyun, keçi, köpek ve kuş figürinlerdir. Anahtar Sözcükler:Pişmiş toprak, figürin, bereket, adak, tarihöncesi sanat, Anadolu, Mezopotamya. A GROUP OF ANIMAL SHAPED TERRACOTTA FIGURINES FROM ġanliurfa MUSEUM Abstract Humankind shared the world with domestic and wild animals in every aspect of life. Animals were primarily perceived as preys and predators. Afterwards; animals were comprehended as the source of companionship, property and faith. The earliest artefacts also emerged through the animals inspiring features. The most important part of this artwork are the wall paintings and figurines made of 1 Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Bilgisayar İşletmeni, cagnar21@gmail.com
Çağatay Yücel terracotta There has been an increase in the manufacture of the terracotta figurines, with the introduction of the clay to human life during the Neolithic Age. A group of terracotta animal figurines from Şanlıurfa Museum, the subject of this article, are the excavation finds dating to the period from the Late Chalcolithic Ge to the Iron Age. Terracotta animal figurines are among the least studied groups of Archaeological finds. It is suggested that these animal figurines were produced for the purpose of being votive offerings or totems with the themes of cult, fertility and productivity. The represented animals are mainly, sheep, goat, bull, dog and bird figurines. Keywords:Terracotta, figurine, fertility, offering, prehistoric art, Anatolia, Mesopotamia. GĠRĠġ İnsanların bilişsel dünyasının ana unsurlarından biri olarak, hayvan türlerinin betimi, binlerce yıldan beri sanatın vazgeçilmezi olmuştur. Hangi kültürden veya topluluktan olursa olsun, insan, hayvanı hayatının her aşamasında gözetlemiş, avlamış, evcilleştirmiş, tanrılaştırmış, doğanın yeryüzünün ortakları olarak görmüş ve betimlemiştir. Her aşamasını sorguladığı yeryüzünün gizemini ararken hayvanı da bu süreçte başköşeye koymayı ihmal etmemiştir (Matignon 2015: 7). Üst Paleolitik- Son Buzul Çağ ın mağara resimlerindeki eşsiz hayvan resimleri insanın bilişsel gelişimini tamamladıktan sonraki üretimleridir. Avrupa daki Üst Paleolitik Çağ a (günümüzden 45-15. binyıl önce) uzanan hayvan betimleri üzerinde pek çok yorum yapılırken, av, büyü, tanrısal güç gibi özellikler ön planda ele alınır. Türkiye de Paleolitik Çağ a ait ender bir örnek Öküzini ndeki hayvan resmidir. Neolitik Çağ da Çatalhöyük teki ev duvarları üzerindeki hayvan betimleri yanında, hayvan heykelcikleri ve figürinleri dikkat çeken sanat eserleridir (Mellaart 2002:25). Neolitik çağdan itibaren, kilin kullanımdaki artış nedeniyle, hayvan figürinlerinin üretiminin arttığı görülür. Bunların oyuncak olmaktan çok, insanın inanç sitemiyle beraber tanrısal sembol olarak kullanıldığı konusunda görüşler fazladır (G. Aydıngün 2006:16). Bu makalede, Şanlıurfa Müzesi nde korunan ve Hassek Höyük, Kurban Höyük, Lidar Höyük, Titriş Höyük ve Mezraa Höyük te ele geçen pişmiş toprak hayvan figürinleri ele alınmıştır. Figürinler, Geç Kalkolitik, Erken Tunç Çağı ve Demir Çağı na tarihlendirilmektedir. ZOOMORFĠK FĠGÜRĠNLER Üst Paleolitik Dönem in insanları sert doğa şartlarına karşı güçsüz ve çaresizdir. Hayvanlar ise, fiziksel özelliklerinin sağladıkları avantajlar sayesinde, insana göre doğaya daha uyumludurlar. Bazıları güçlü ve vahşidirler. Tüm olup biteni çevresinde gözlemleyen insan, bir taraftan nereden geldiğini sorgulamaya başlamış, diğer taraftan yeryüzünde kalabilmek için bir takım güçlerden destek almak ihtiyacını fark etmiştir. En çok ihtiyaç hissettiği ise görünmez güçlerin mucizevi korumasıdır. Gökten çakan bir ışık seli, ani bir gürleme, fırtına, yangın gibi olaylar hem kendisini korkutmuş, hem de ıssız doğa da bir hayvanın avı olacakken onun pençesinden ani kurtuluşu gibi, tesadüfî olaylar yaşayarak doğadaki gizli bir gücün varlığına inanmış olmalıdır. Gizli süper güç ve yaradan arayışı ve ona kendisini kabul ettirme isteği, insanoğlunun inanç- din oluşumunun başlangıcıdır. Yaratana, gizemli büyük güçlere kendisini kabul ettirme ve onun koruyuculuğuna sığınma için bir takım ritüeller geliştirmesi gerekir. Sözlü ayinler, 150 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı: 18, Aralık 2017, s. 149-171
Şanlıurfa Müzesi'nden Bir Grup Hayvan Biçimli Pişmiş Toprak Figürin dans ve materyalist malzeme bu ritüellerin vazgeçilmezi olarak gelişir. Dinsel ibadetinin başlangıcında kullandığı materyallerde kendisini doğuran, yaratan olarak kadın ve de en sık gördüğü güçlü hayvanları kült objeleri olarak betimlemiştir. Bazen bu iki türü bir bedende betimler. Yine Üst Paleolitik Dönem de Orta ve Kuzey İspanya, Güney Fransa, Kuzey İtalya, Ural Dağları ve Doğu Avrupa da mağara duvarlarında iki boyutlu betimlemeler yer alır. Bu betimlemelerde konu olarak yabani sığır, rengeyiği, yaban atı, yaban domuzu görülmektedir (Braidwood 2008: 105). Paleolitik insanın mağara ve açık hava kaya duvarlarına resmettiği hayvanların, avın başarılı geçmesine yönelik büyüsel dilekler olduğu düşünülmektedir (Childe 2014: 54). Konular neredeyse her zaman o dönemde yaşamış olan büyük hayvanlardır. İki boyutlu olan bu resimler, Paleolitik avcı-toplayıcı yaşamın imgesel karşılığı olarak bir nevi sanat olarak kabul görülmüşlerdir. (Braidwood 2008: 106). Avrupa da Magdalenian kültürüne ait üç boyutlu gagalı tanrıça örnekleri, insan ve hayvan karışımının en erken üç boyutlu figürin örneklerini sunar (Gimbutas 2001: 31). Ortadoğu da yaklaşık olarak MÖ 10. binyılda başlayan yerleşik yaşam, tarım ve hayvan evcilleştirmesinin yanı sıra toplumsal yaşamı da yeniden biçimlendirir. Bunun sonucunda yeni teknolojiler, alet türleri ortaya çıkar (G. Aydıngün 2006:16; Özdoğan 2007: 89). Kilin belirli bir işlemlerden geçirilip biçimlendirilmesinden sonra ateşte pişirilerek sertleştirilmesiyle elde edilen çanak çömleğin gündelik yaşama girişinin önemi, basit bir teknolojik gelişmenin ötesinde bir anlam taşır. Bu değişim her şeyin ötesinde üretim modeline dayalı yaşamın, çiftçi-köy yaşantısının kurumsallaşmasını simgelemektedir (Özdoğan 2007: 89). Kilin insan hayatına girmesiyle birlikte Neolitik Çağ dan itibaren hayvanların kutsallığı kendinden sonraki Kalkolitik, Tunç ve Demir Çağlarında aynı biçimde devam ettiği görülür. Bunun en önemli belirtisi olarak ele geçen pişmiş toprak hayvan figürinlerin kırık, parçalanmış halde olmaları, aynı zamanda tanrılar ve krallarla birlikte tasvir edilmeleridir (Yücel 2017: 58). Paralelinde insanoğlu inanç, ritüel, adak amaçlı olarak pişmiş veya pişmemiş topraktan insan ve hayvan biçiminde figürinler üretmişlerdir. Bu çalışmanın konusu hayvan figürinleri olduğundan insan biçimli figürinler ele alınmayıp yalnızca hayvan formlu figürinler ele alınmıştır. 151 Şanlıurfa Müzesi nden çalışma konusuna dâhil ettiğimiz hayvan figürinleri 2, Geç Kalkolitik Çağ, Erken Tunç Çağı, Orta Tunç Çağı ve Demir Çağı na aittir. Ele alınan figürinleri iki grupta toplayabiliriz. Birinci grup figürinleri (Resim No 1, 2, 3, 4 ve 5) kabaca biçimlendirilmiş olup, önde küçük çıkıntı biçimde boynuzları yer alır. Boğa figürinlerinin bazılarında burun delikleri ve gözler kabartma biçiminde verilmiştir (Resim No 3, Resim No.4, Resim No.6). Gövdeleri kırık olmayan örneklerde gövdeler arkaya doğru uzatılırken, arkada gövdeye bitişik kuyruklar oldukça sanatsal şekilde işlenmiştir. Bu grubun figürinleri çıkıntı şeklinde bacaklara sahiptirler. İkinci grupta olanlar ise daha gelişmiş bir teknikte yapılmışlardır (Resim No 6, 7, 8, 9, 10). Erken Tunç Çağı nda hayvanlara kabaca ve şematik olarak elle şekil verme geleneğinin Demir Çağı nda da devam ettiği görülmektedir (Resim No. 3). Erken Tunç Çağı nda keçi, sığır, koç, boğa gibi boynuzlu hayvanların yanı sıra koyun, köpek, kuş gibi hayvanlar da sıklıkla işlenmiştir. Olasılıkla bereket, totem, kült, verimlilik ile ilintilidirler. Resim No 1, 2, 3, 4 ve 5 nolu figürinler gövde ve baş yapılarının benzerliğinden dolayı boğa figürinleridir. Resim 6, 7 ve 8 nolu figürinler ise çıkıntı bacaklara sahip olup, gövde baş özelliklerinden dolayı koç ve koyun figürinleridir. Resim No 3 dışındaki figürinler kırık ve parçalar halindedir. 2 Şanlıurfa Müze Müdürlüğü nün 08/05/2017 tarih ve 12196967.155.01./426 sayılı yazılı izniyle. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı:18, Aralık 2017, s. 149-171
Çağatay Yücel Ele geçen kilden hayvanların büyük çoğunluğu ayakta tasvir edilmiş olup, bacakları paraleldir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi nin birçok ören yerinde ele geçen kilden figürinler, yukarıda da sözü edildiği üzere çoğunlukla kırık haldedirler. Avın bereketli geçmesi için dönemin insanları tarafından adak amaçlı olarak bilinçli olarak kırıldıkları düşünülmektedir. Zoomorfik figürinlerin kırık olarak ele geçmesinin önemli bir nedeni de işlevini yitirdikten sonra kırılarak atılmaları veya gömülmeleridir ve dolayısıyla çoğunluğu günümüzde tüm olarak ele geçmemiştir (Hodder 2006: 9). Kilden yapılan hayvanların kırılarak atılması veya gömülmesiyle dönemin insanlarının kötülüklerden, hastalıklardan, uğursuzluklardan korunacağı düşüncesi de yer almış olabilir. Çünkü bu çağda insanlar, henüz doğaya karşı çaresiz, doğal afetlere karşı savunmasız durumdadırlar (G. Aydıngün 2013: 43). BOĞA FĠGÜRĠNLERĠ Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi nden çalışmaya aldığımız hayvan figürinlerinin çoğunluğunu boğa figürinleri oluşturmaktadır. İnsanoğlunun yerleşik yaşama geçişiyle birlikte evcilleştirmesine başladığı boğa tasvirleri, Üst Paleolitik Dönem e kadar gitmektedir (Childe 2010: 46). Boğa, keçi, koyun gibi hayvanlar ilk önce insan ihtiyacındaki gıda için kullanılmıştır. Daha sonraları boğa hem gıda, hem de yük taşımada ve binek hayvanı olarak da kullanılmıştır. İnsanoğlu evcilleştirdikleri hayvanları giyim, gıda, yük ve güvenlik amaçlı olarak çok yönlü kullanmıştır. Anadolu da en erken boğa tasviri PPNA ve PPNB Çağı nda Göbeklitepe ve Çayönü nde görülmektedir. Göbeklitepe de Dikilitaş 2 nin gövdesinde T biçimli kireç taşı üzerine iki boyutlu hareketli yabani boğa betimlemesi güç ve vahşi özelliğiyle tehditkâr hava katmaktadır. Farklı motifler ve tekrar eden semboller ile salt süsleme amacı olmadığı, öyküsel bir anlatımla mitolojik bir içeriğe sahiptir. Bu merkezde vahşi hayvanların tehlikeli ve vahşi görünümleri ile bir çeşit koruyucu bekçi konumuna sahiptirler (Schmidt, 2007:178). Pişmiş topraktan yapılan hayvan figürinlerinin tarih öncesi Yakındoğu daki keşfinin uzun bir geçmişi vardır. Pişmiş topraktan hayvan figürinlerinin Anadolu da en erken örnekleri Orta PPNB Dönemi nde (MÖ 8500-7900) Nevali Çori de (Hauptmann 2007: 98) ve Çayönü nde bulunur (Çambel, Braidwood 1980: 47). Bu merkezlerdeki pişmiş toprak hayvan betimlemelerinden yola çıkarak kırık olarak ele geçmelerinden bunların adak amaçlı kullanımları söz konusudur. Boğaların kutsallığına dair kanıtlar Anadolu da yapılan kazılarda da elde edilmiştir. Çatalhöyük te kült odaları duvarlarında boğa başı ve boynuzlarına, rastlanmış, bazı rölyeflerde ana tanrıça bir boğa veya koçbaşı doğurur şekilde tasvir edilmiştir (Mellaart 2002: 154-155). Çatalhöyük te duvar resimlerindeki av sahnelerinde ayrıntıların mükemmelliği dikkat çeker ve bunları yakalamaya çalışan insanların konumu, son derece başarılı kompozisyonlar oluşturur. Aynı biçimde vahşi boğa avını betimleyen sahne, bu iri hayvanın görkemini ön plana çıkaracak şekilde tasarlanmıştır (Mellaart 2002: 155). 152 Mezraa-Teleilat ın Çanak Çömlekli Neolitik Çağ ında (MÖ 7200-5500) pişmiş toprak hayvan figürinlerinde ayaklar önde ve arkada ayrık, paralel olarak betimlenmişlerdir. Bu dönemin yöredeki Akarçay Tepe pişmiş toprak hayvan figürinlerinde ise arka ve ön ayaklar birbirine bitişik olarak, tek betimlenmişlerdir (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 102). Ön ve arka ayakların birbirine bitişik işleme stili Son Kalkolitik Çağ da (MÖ 4300-3100) Hacınebi Höyük hayvan figürinlerinde de görülmektedir (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 205). Boğa figürinlerinde ön ve arka bacakların birbirinden ayrı ve bağımsız işlenmesi ETÇ de Lidar Höyük te ele geçen boğa kaideli çanaklarda da işlenmiştir. Olasılıkla libasyon amaçlı kullanılan bu çanakta iki boğa figürini, çanağı kaide olarak taşımaktadır. Bu çanakta boğanın kudretinden ilham alınıp kutsal Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı: 18, Aralık 2017, s. 149-171
Şanlıurfa Müzesi'nden Bir Grup Hayvan Biçimli Pişmiş Toprak Figürin sıvı tüketilmiş olabilir (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 300). Boğa figürinlerinde ön ve arka bacakların ayrı olarak, paralel işlenme geleneği OTÇ Lidar Höyük figürinlerinde de devam etmektedir (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 323,-330) Resim No 1 deki boğa figürininin boyun kısmında kazıma yöntemiyle oluşturulan şerit bant şeklinde daire biçiminde kazıma çizgi oluşturulmuştur. Bu hayvanın evcil olduğu, yular oluşturulmasından anlaşılmaktadır. Kuyruk bacaklarının arkasında yapışık durumdadır. Bu dönemle çağdaş olan Hacınebi Höyük ten bir hayvan figürininde de olduğu gibi süslemeye yer verilmemiştir (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 205). Resim No 2 ve Resim No 3 teki boğa figürinleri şematik olup, elle biçimlendirilmişlerdir. Resim No 3 daha geç tarihli olduğundan üslup olarak daha gelişkindir. Şanlıurfa Müzesi nde yer alan (tüm olarak ele geçen) boğaların tümü ayakta durur pozisyonda gösterilmiştir. Oysaki Ain Gazel de ele geçirilen 24 boğa figürini, arka ayakları işlenmeyip oturur pozisyonda, muhtemelen geviş getiren sürüler olarak betimlenmişlerdir (Schmandt-Besserat 1997:48). Hassek Höyük ve Mezraa Höyük ve Lidar Höyük ün ETÇ deki hayvan figürin örneklerinde gözlere aplike yöntem uygulanmıştır (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 283-284, 290). Hassek Höyük Geç Kalkolitik Çağ a ait pişmiş toprak boğa figürininde ayaklar önde çıkıntı biçiminde paralel olarak vurgulanmıştır (Resim 1ab). Hassek Höyük ün Erken Tunç Çağı na ait boğa biçimli rhyton örneğinde bacaklar gövdeden aşağıya doğru oldukça uzun işlenmiş, boğaya böğürür biçimde hareket katılmıştır (Behm-Blancke 1984: 190). Çağdaşı Hacınebi Höyük teki pişmiş toprak hayvan figürininde ise bacaklar önde bitişik, tek parça halinde üretilmiştir. Pişmiş topraktan hayvan figürinlerinde bacakların çıkıntı biçiminde ayrık olarak işlenmesi Mezraa- Teleilat ta Çanak Çömlekli Neolitik Çağ dan beri süre gelen bir uygulamadır (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 102). Aynı biçimde bacakların önde bitişik, tek parça halinde üretilmesi Akarçay Tepe Neolitik Dönem pişmiş toprak hayvan figürinlerinde de görülmektedir (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 103). Şanlıurfa Müzesi nde yer alan zoomorfik boğa figürinleri, Şanlıurfa nın Suruç ilçesinin kuzey batısındaki Abamor köyünde ele geçen boğa koşulu tunç araba modelindeki örneklerle üslup olarak benzerlik taşır (Kulakoğlu 2003: 73). Bunlar boğaların günlük yaşamda aynı zamanda yük taşıma ve tarımda kullanıldığını da bize göstermektedir. Mezopotamya örneklerinde ise savaşçıları taşıma işi ile ilgili olarak savaş arabalarına koşum olarak kullanılmışlardır (Kulakoğlu 2003: 73). Boğaların dini inanç olarak insan hayatına girmesindeki önemli bir neden, insanüstü güce sahip olmaları inancı olabilirdi. Bu kudretle birlikte kötülüklere karşı koruyucu güç ve toprağı sürmedeki bereketi göz önünde bulundurulmuştur. Güneybatı İran daki Susa da ele geçen MÖ 1. bine ait boğa figürinlerinin cinsel organları açıkça belirgindir (Martinez-Seve 2003:49). Aynı biçimde bu gelenek Anadolu da Lidar Höyük te de görülmektedir. Resim No. 4 teki boğa figürini Susa da olduğu gibi erkekliği vurgulamak üzere cinsel organı belirtilmiştir. Bu yerleşim yerlerinden elde edilen örneklerden yola çıkarak boğalarda cinsel uzvun işlenmesi ancak Demir Çağı nda vurgulanmıştır. Susa ve Lidar Höyük de erkek boğalar dişilere kıyasla kuvvetli gösterilip daha genel formlara sahiptir (Martinez-Seve 2003:50). Susa da ele geçen koyun, sığır, kuş figürinleri başta olmak üzere 100 den fazla örnek ele geçmiştir. Ele geçen örneklerde evcil hayvanların yanı sıra yaban keçileri de vardır (Martinez-Seve 2003:50). KOYUN ve KOÇ Koyun ve keçinin evcilleştirilmesi Üst Paleolitiğin sonlarına doğru gerçekleştirilmiştir (Gilbert 2002: 10). Arkeolojik kanıtlar en erken evcil koyunun Anadolu ve Mezopotamya da ortaya çıktığını göstermektedir (Gilbert 2002:12). Hallan Çemi, Göbekli Tepe ve Çayönü gibi 153 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı:18, Aralık 2017, s. 149-171
Çağatay Yücel Güneydoğu Anadolu Bölgesi nin en erken yerleşimlerinde kurak ormanlara özgü yaban koyunu ve yaban keçisi, avlanıp yeniliyordu. Nevali Çori de koyun ve keçinin evcilleştirilmesi ancak MÖ 9. bin yılda başlamıştır (Hauptmann 2007: 98). Cafer Höyük te keçi yetiştiriciliği Orta PPNB de (MÖ 8000), koyun yetiştiriciliği ise hemen sonrasında (MÖ 7700) Cezire de (Halula) vardır. Ancak yabani keçi Suriye-Fırat Bölgesi nde yoktur. Dolayısıyla ilk evcilleştirmenin Anadolu da olması mümkündür (Cauvin ve diğerleri 2007: 111) Anadolu da en erken koç betimlemesi Göbeklitepe de Dikilitaş 1 de koç kabartması olarak görülmektedir (Schmidt 2007: 177). Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde kilden koyun figürinleriyle ilgili olarak en erken betimleme ise Çayönü nde geniş odalı yapılar evresinde ele geçen kilden koyun figürinidir (Özdoğan ve diğerleri 1993: 122). Aynı zamanda boynuzlu olması gücü ve bereketi simgelemektedir. Aynı şekilde Erken Tunç Çağı na ait Kurban Höyük ten gelen koç figürinleri de bu amaçla üretilmiş olmalıdırlar (Resim No 6 ve Resim No 7). Burada yer alan koç fiğürinlerinin boynuzları ve gövdesi kırıktır. Adak amaçlı olarak bilerek kırıldıkları düşünülebilir. Erken Tunç Çağı Lidar Höyükteki hayvan figürinleri ise, üslup olarak birbirlerinden farklılık göstermektedir. Lidar Höyük teki pişmiş topraktan koyun figürinin gövdesi üzerindeki çentikler, hayvanın gür ve kabarık biçimde gösterilmesine yöneliktir (Resim No 8). Resim No 8 figürinin çıkıntı biçimde bacakları ve gövde üzerinde tümüyle çentik izlerinin bulunması bu figürinin yünlü koyun olduğunu vurgulamaya yöneliktir. Bu dönemde Lidar Höyük te ele geçen pişmiş topraktan diğer hayvan figürinlerde ise bacaklar uzun Ʌ şeklinde, paralel olarak ayakta tasvir edilmiştir. Lidar Höyük teki hayvan figürinleri yarım daire biçiminde boynuzlara sahiptir (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 283). Ayrık uzun bacaklar ve gövde üzerinde kırmızı, turuncu boya izleri mevcuttur. Tip olarak bu figürinler, günümüzde Kuzey Avrasya ve Kuzey Amerika da yaşayan sığın geyiğine (mus) benzemektedirler (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 283-284). Bu türün soyu Anadolu da tükenmiş olmalıdır. Benzer boyalı bezemeler Fıstıklı Höyük teki Halaf Dönemi zoomorfik kaplarda da bulunmaktadır (Bernbeck ve Diğ.: 150). Bu döneme tarihli Mezraa Höyük koç figürini (Resim No 5) ve Hassek Höyük teki koç figürini ile aynı biçem özellikleri sergilemektedir (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 290). Ürdün deki Ain Gazel de ise keçi ve koç figürinleri belirgin şekilde ayrılmıştır. Keçiler sakallı olarak belirgin işlenmiş, koç figürinleri ise sarmal boynuzlarıyla keçilerden ayrılmaktadır (Schmandt-Besserat 1997:49). 154 Geç Tunç Çağı na gelindiğinde Anadolu da koyun, keçi, koç figürinlerinin ayrımı daha belirgindir. Önceki dönemlere kıyasla ayakta işlenmiş olanların yanında oturur pozisyonda verilmiş örnekler de vardır (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 331) KÖPEK FĠGÜRĠNĠ Köpek insanoğlunun yaşadığı mekânlarda güvenlik amaçlı olarak dış tehlikelerden koruma ve tehlikeleri haberdar etmesi (bekçilik) nedeniyle evcilleştirilmiştir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde Yukarı Dicle ve Yukarı Fırat ören yerlerinden ele geçen pişmiş toprak hayvan figürinleri evcil ve evcil olmayan olmak üzere çok sayıda ele geçmiştir. Yukarı Dicle ören yerlerinden Kenan Tepe ve Hirbemerdon Tepeden ele geçen köpek ve tilki kemikleri, taşıma esnasında yüklerin güvenliğinin sağlanmasında kullanılmalarına ya da kürkleri için avlanmalarına işaret eder (Berthon 2009: 124). Resim No 10 figürini, 1998 yılında Titriş Höyük kazısından çıkarılan köpek figürinidir. Resim 10 figürininde bacaklar ayrı, paralel şekilde ayakta tasvir edilmiştir. Kurban ve Lidar Höyük hayvan figürinlerinde olduğu gibi gözler oyma yöntemiyle oluşturulmuştur. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı: 18, Aralık 2017, s. 149-171
Şanlıurfa Müzesi'nden Bir Grup Hayvan Biçimli Pişmiş Toprak Figürin 1992 yılı Kurban höyük kazılarında ETÇ çukurlarında köpek iskeletleri bulunmuştur. Halkın köpeğe olan önem ve saygısını göstermesi açısından önemlidir. (Algaze ve diğ. 1999: 147). Titriş Höyük teki köpek figürini ile (Resim No. 10) aynı döneme denk gelen Kurban Höyük teki köpek figürini üslup olarak benzerdirler. Kurban Höyük teki köpek figürininde farklı olarak gövde üzerinde boya izleri vardır (Algaze 1990: 309). Köpeklerin, hem Arkeolojik kazılarda bulunması hem de antik kaynaklarda sıkça söz edilmesi, en eski dönemlerden itibaren insanoğluna en yakın hayvanlardan birisi olması ile açıklanabilir. Köpeklerin insanoğlu ile hikâyesi, evcilleştirilmiş oldukları ve insanoğlu ile yaşamaya başladıkları dönemden itibaren başlamıştır (Duymuş Florioti 2014: 45). Eski çağlarda köpeğin, çoğunlukla ölümle ilişkilendirilmiş bir hayvan olduğuna vurgu yapan Arkeolojik veriler bulunmaktadır (Duymuş Florioti 2014: 45). Burada köpekler, cesetlerle birlikte defnedilmiş ve mezarlarda birçok köpek iskeletine rastlanılmıştır. Bu durum insan hayatında önemli yer edindiklerini göstermektedir (Duymuş Florioti 2014: 45). Sadık ve koruyucu misyonuna ek olarak, genellikle ölümle ilişkilendirilmişlerdir. Mezopotamya da ise büyük ölçüde şifa verici bir rolde karşımıza çıkmaktadır (Duymuş Florioti 2014: 46). Nitekim Mezopotamya da köpeğin şifa tanrıçaları ile birlikte tasvir edilmesi; tedavide salyasının ve dışkısının şifa unsuru olarak kullanılması söz konudur. Şifa tanrıçalarına adanmış tapınaklarda yapılan kazılarda ele geçen köpek heykelcikleri, onların kötü ruhlara karşı bir koruma unsuru olarak kabul edilmiş olduklarını da göstermektedir (Duymuş Florioti 2014: 45). KUġ FĠGÜRĠNĠ Şanlıurfa Müzesi nde çalışmaya dâhil edilen tek kuş figürini, Titriş Höyük ten ETÇ ye ait bir kuş figürinidir (Resim No 9 ). Kuşun baş ve kuyruk kısmı kopmuştur. Susa daki benzerlerinin aksine içi dolu olarak üretilmiştir (Martinez-Seve 2003:52). Dolayısıyla çıngırak veya düdük amaçlı kullanımı söz konusu değildir. Susa daki kuş figürinlerinin dini ritüellere ya da müzikal enstrümanlara eşlik etmek amacıyla üretilmiş oldukları savı öne sürülmüştür (Martinez-Seve 2003:52). Ayrıca buradaki hayvan figürinlerinin ritüel ve büyüsel işlevleri söz konusudur. Çoğunlukla doğanın gücünü sembolize ettikleri, doğurganlık ve bereketlilik kavramlarıyla ilgili oldukları düşünülmektedir. Resim No 9 figürinin çocuk oyuncağı olamayacağı, üzerindeki sanatçıların detaylı süslemelere gittiğinden anlaşılmaktadır. Ancak dekoratif amaçlı süs eşyası olarak üretilmiş olabileceği varsayılır. ETÇ de Harran da kuş figürinlerinin düdük olarak ve bunların yine bu dönemde Gre Vrike de çıngırak olarak kullanımları söz konusudur (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 280-281). OTÇ ye gelindiğinde kuş figürinlerinin Akarçay Höyük örneklerinde olduğu gibi pişmiş topraktan rhyton olarak üretilmiş örnekleri de bulunmaktadır (Karul, Kozbe, Yavuzkır 2017: 324). DEĞERLENDĠRME VE SONUÇ Erken Tunç Çağı nda Güneydoğu Anadolu Bölgesi Fırat Nehri ören yerlerinde en fazla ele geçen zoomorfik figürin boğalardır. Ancak daha güneyde yer alan Habur Nehri yerleşiminden olan Tell Arbid te ise boğalar en seyrek grubu oluşturmaktadır (Makowski 2015: 629). Tell Arbid de üretilen pişmiş topraktan hayvan figürinlerin büyük çoğunluğu, yük taşıyan-tek tırnaklı- hayvanlardan oluşmaktadır. Bunun nedeni dönemin insanlarının ulaşım ve ticarette yük taşıyan hayvanlara çok fazla gereksinim duymasındır (Makowski 2015: 630). Şanlıurfa yöresinde boğa tasvirlerinin bu kadar sık kullanılıp komşu yöredeki başka bir yerleşim yerinde daha az tercih edilmiş olması gündelik yaşamda ne sıklıkta gereksinim duyulmasına bağlanabilir. 155 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı:18, Aralık 2017, s. 149-171
Çağatay Yücel Hassek, Kurban Lidar, Mezraa, Titiriş höyük teki hayvan figürinlerinin tamamı pişmiş topraktan yapılmış olup, en küçüğü yaklaşık olarak 2.5 cm yüksekliğe sahip, en büyüğü 10 cm uzunluğundadır. Şanlıurfa Müzesi ndeki bu ören yerlerine ait zoomorfik figürinlerin tamamı evcil hayvanlardır. Kurban Höyük te şimdiye kadar çıkarılan figürinlerin büyük çoğunluğu hayvan figürinleri olup, insan figüri nadirdir. Figürinlerin tasvir ettiği hayvanlar içinde boynuzlugiller, köpek ve domuz en çok sayıda olanlardır ve bunların büyük çoğunluğunu Bovidler (Boynuzlugiller) oluşturmaktadır. Bu yerleşim yerinde çıkarılan figürinlerin bazıları az pişmeden kaynaklı çok kırılgan yapıya sahip olup, bazıları da çok iyi pişmeden dolayı sert yapıdadırlar (Yener 1990: 397). Az pişirilerek üretilmelerindeki neden adak amaçlı olarak kullanımları olabilir. İyi pişirilen figürinler ise dekoratif amaçlı olarak kullanılmış olabilirler. MÖ III. bine tarihli Batı Anadolu (Troya, Liman Tepe, Bakla Tepe, Beycesultan, Karataş- Semahöyük, Demircihöyük, Kusura, Bavurdu) hayvan figürinleri ise, kabaca elde şekillendirilmiş olup, çoğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi örneklerinde olduğu gibi kırık olarak ele geçmişlerdir (Sözen 1999: 8). Figürinler, düşük derecede fırınlandığından yumuşak, kırılgan bir yapıya sahiptirler. Dönemin insanları bunları bir ritüel esnasında bilinçli olarak kırma düşüncesinde olduğundan, kısık ateşte fırınlama yapılmış olabilir. Bu figürinlerin yapımında, doğal kile kuruma ve yakma esnasında çekme payını azaltmak için kum, şamot gibi çeşitli maddeler karıştırılmıştır (Sözen 1999: 8). Batı Anadolu da ETÇ de Çiledir Höyük teki hayvan figürinleri, basitçe şekillendirilmiş olup, boğa betimlemelerinde ayrıntılar çok fazla işlenmemiştir. Ele geçen örneklerde ayaklar, baş, kuyruk, boynuz ve kulak, plastik olarak işlenmiştir. Çiledir Höyük te ele geçen örneklerin benzerleri Kaklık Mevkii ve Elmalı- Karataş ta bulunmuştur (Türktüzün ve diğ. 2014 :60). 156 Hayvan figürinlerinin insan tarafından kullanımına ilişkin yapılan yorumlar arasında en çok ön plana çıkanı, bunların bir tür av büyüsünde kullanıldıkları yönündedir. Yeni Assur un oda tabanlarının altında gömülü tuğla kutuları ortaya çıkarılmıştır. Bu kutuların içersinde hayvanlarla birlikte tanrılar ve melez yaratıklar yer alıyordu. Dönemin insanları bu kutuları evlerin ve kutsal yapıların belirli alanlarına ( kapıların yanına, duvarların köşesine, odaların ortasına ve eşiklere) yerleştirirdi. Assur, Nimrud, Niniveh, Kish, Ur ve Babil de birçek ritüel metinlerde bu uygulamanın kişiyi veya bireyleri (hane halkını) hastalık ve kötü güçlerden arındırılmasına ve korumasına sağlayan ritüel eğilimli uygulamalar olduğu belirtilmiştir (Nakamura 2004: 14). Figürinler üzerindeki kırma, kesme, delme işlemlerinin de bu adak faaliyetleri esnasında yapıldığı öne sürülür (Bozbay 2013: 130). İnsanoğlunun yerleşik yaşama geçişle birlikte hayvancılığın ve tarımın verimli olmasının arkasındaki gerçeğin, doğanın sağladığı olanaklar olduğunu idrak ederek hayvanları hem kadında hem erkekte gücün ve bereketin simgesi olarak görüp, onların görüntülerinden yararlanılarak, ilham alarak idealize figürinler elde etmişlerdir (Bilgi 2012: 54). Şanlıurfa Müzesi ndeki figürinler, baş, boyun, gövde ve kuyruk yapılarından dolayı gerçek hayvanlardan esinlenerek üretilmişlerdir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde Geç Kalkolitik ve Tunç Çağı ndaki pişmiş topraktan zoomorfik figürinler üzerindeki kırılma, parçalanma ve delinme işlemlerinin büyü faaliyetleri esnasında yapıldığı görüşü hâkimdir. Pişmiş topraktan üretilen bu hayvanların, Göbekli Tepe ve Nevali Çori den gelen hayvan tasvirlerinde olduğu gibi koruyucu, kötülüğü kovucu, bekçi görevlerini üstlendiği anlaşılmaktadır (Hauptman ve Schmidt 2007: 26). Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı: 18, Aralık 2017, s. 149-171
Şanlıurfa Müzesi'nden Bir Grup Hayvan Biçimli Pişmiş Toprak Figürin Şanlıurfa Müzesi ndeki çalışmamızda ele aldığımız zoomorfik figürinlerin tamamı evcil hayvanları tasvir etmektedir. Her figürin üzerinde kırık parçaların olması ve Anadolu da ele geçen hayvan figürinlerinin aynı stil özelliklerini göstermesi bunların adak amaçlı üretildiklerini düşündürmektedir. Bu amaçla üretilen figürinler basit, sade ve oldukça özensizdirler. Bu bakımdan bölgesel ayrımları oldukça zordur. Bu buluntuların Anadolu Arkeolojisi ne kattıkları inanç kategorisinde yeniden yorumlanmalarıdır. Hayvanların gücü ve verimliği karşısında, insanoğlunun uygar devlet anlayışıyla birlikte zoomorfik tanrı inancı gerilemiş ve sonuçta insan ve hayvan karışımı tasvirler türemiştir. Hayvan gücü ve çevikliğiyle insanın zekâ ve yaratıcılığının birleştiği sfenks, kimera özellikli varlıklar ortaya çıkmıştır. KAYNAKLAR Gilbert, Allan S., Native Fauna of the Ancient Near East, Billie Jean Collins (Ed.), A History of the Animal World in the Ancient Near East, (ss. 3-75), Brill, Leiden. Boston. Köln 2002. Colins, Billie Jean, (Ed.), A History of the Animal World in the Ancient Near East, Brill, Leiden. Boston. Köln, 2002. Akarsu, Seda, Hitit Tasvir Sanatında Boğa, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya 2010. Akurgal, Ekrem, Anadolu Uygarlıkları, Phoenix, 2014 Ankara. Algaze, Guillermo, Town and Country in Southeastern Anatolia: Vol. II: The Stratigraphic Sequence at Kurban Höyük-Plates,The Oriental Institute of the University of Chicago, Chicago 1990. 157 Algaze, Guillermo, Timothy Matney, Steven A. Rosen, Dilek Erdal, Excavations at Titriş Höyük, Şanlıurfa Province: Preliminary Report for the 1998 Season, 21. Kazı Sonuçları Toplantısı 1. Cilt, Ankara 1999, 145-156. Ay, Şeyma, Mis pi - Pit pi Ritüelleri ve Eski Mezopotamya da İnsan Tanrı İlişkisi, Tarih Okulu Dergisi (TOD), 6, (Eylül 2013), 1-22. Baskıcı, M. Murat, Evcilleştirme Tarihine Kısa Bir Bakış, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 53,1, 1998, 73-94. Behm-Blancke, Manfred R., Hassek Höyük 1983, VI. Kazı Sonuçları Toplantısı, İzmir 1984, 181-190. Berthon, Remi, Yukarı Dicle Vadisi nde Orta Tunç Çağı nda Hayvan Kullanımı: Hirbemerdon Tepe ve Kenan Tepe nin Karşılaştırması, Güney Doğu Anadolu Araştırmaları Sempozyumu, YAS 3 (2009) 123-138. Bernbeck, Reinhard, Susan Pollock, Eyüp Bucak, Excavations at Fıstıklı Höyük, 2000, 23. KST 2. Cilt, Ankara 2001, 143-150. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı:18, Aralık 2017, s. 149-171
Çağatay Yücel Bilgi, Önder, Klasik Çağ Öncesi Anadolu da İnsan Görüntüleri, Aygaz yayıncılık, İstanbul 2012. Bozbay, Heval, Neolitik Dönem Akarçay Tepe (Şanlıurfa) Yerleşmesinin Hayvan Figürinleri, Metin Alparslan, Fatma Kaynar (Edts.), Colloquium Anatolicum Anadolu Sohbetleri XII, (123-144), Ayrıbasım/offprint, İstanbul 2013. Braidwood, Robert J., Tarihöncesi İnsanları, (Çev.: Bilgi Altınok), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2008 İstanbul. Cauvin, Jacques, La Stratigraphie de Cafer Höyük-Est (Turquie) et les origines du PPNB du Taurus, Paleorient, Vol.: 15 No. 1, 1989, 75-86. Cauvin, Jacques, Olivier Marie-Claire Cauvin, Nur Balkan Atlı, Cafer Höyük Çanak Çömleksiz Neolitik Döneme Ait Bir Yerleşme,M. Özdoğan-N. Başgelen (Ed.) Türkiye de Neolitik Dönem, (99-114), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul 2007. Childe, V. Gordon, Doğunun Prehistoryası, (Çev.: Şevket Aziz Kansu), Türk Tarih Kurumu Basımevi, 2010 Ankara. Çambel, Halet, Robert j. Braidwood, Güneydoğu Anadolu Tarih Öncesi Araştırmaları I, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları İstanbul 1980. Dolukhanov, Pavel, Eski Ortadoğu da Çevre ve Etnik Yapı, (Çev.: Suavi Aydın), İmge Kitapevi, 1198 Ankara. 158 Duymuş Florioti, H. Hande, Eski Kültürlerde Köpeğin Algılanışı: Eski Mezopotamya da Örneği, A.Ü. Tarih Araştırmaları Dergisi, C.33, S.55, Ankara 2014, s.45-70. Ercan, Müslüm ve Bahattin Çelik, Şanlıurfa Müzesi nden Neolitik Döneme ait Bir Grup Eser, Anadolu/Anatolia 39, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi 2013, 13-53. Eyüboğlu, İsmet Zeki, Tanrı Yaratan Toprak Anadolu, Derin Yayınları İstanbul 2007. Gimbutas, Marija, The Language of The Goddess, Thames & Hudson, 2001 London. Günday, Onur, Antikçağ dan Ortaçağ a Hayvanlar, Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Manisa 2010. Halilov, Toğrul, Nahçıvan daki Erken Tunç Çağı Yerleşimlerinde Bulunmuş Kil Hayvan Figürinleri, Avrasya Uluslar arası Araştırmalar Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 3, (Temmuz 2013), 1-10. Hauptman, Harald, Nevali Çori ve Urfa Bölgesinde Neolitik Dönem, Türkiye de Neolitik Dönem (Editör: Mehmet Özdoğan ve Nezih Başgelen), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul 2007, 131-164. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı: 18, Aralık 2017, s. 149-171
Şanlıurfa Müzesi'nden Bir Grup Hayvan Biçimli Pişmiş Toprak Figürin Hauptmann, Harald ve Klaus Schmidt, 12000 Yıl Önce Uygarlığın Anadolu dan Avrupa ya Yolculuğunun Başlangıcı Neolitik Dönem, Nezih Başgelen (Ed.), 12000 Yıl Önce Anadolu Erken Neolitik Dönem Yontuları, (21-32), Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul 2007. Hodder, Ian, Çatalhöyük- Leoparın Öyküsü, İstanbul, YKY, 2006. Ian Hodder, Figürinler Hakkında Düşünmek, Şennur Şentürk (Sergi Küratörü ve Koordinatör), Tunç Çağı nın Gizemli Kadınları, (7-10), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2006. G. Aydıngün, Şengül, Yerleşik Hayat Öncesi: Yaratan Beden, Tunç Çağı nın Gizemli Kadınları, Şennur Şentürk (Sergi Küratörü ve Koordinatör), Tunç Çağı nın Gizemli Kadınları, (11-27), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2006. G. Aydıngün, Şengül, Mucizenin Kaynağı, Bereketli ve Her şeye Hakim, A. Muhibbe Darga, Anadolu da Kadın On Bin Yııldır eş, Anne, Tüccar, Kraliçe, (43-67), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2013. James Mellaart, Çatalhöyük Anadolu da Neolitik Bir Kent, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2002. Karul, Necmi, Gülriz Kolbe, Ahmet Yavuzkır, Şanlıurfa Müzesi Arkeolojik Eser Katalogu, Tasarım PR, Şanlıurfa 2017. 159 Kulakoğlu, F., 2003: Recently Discovered Bronze Wagon Models from Şanlıurfa, Southeastern Anatolia, Anadolu (Anatolia), Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, 24, 63-77. Makowski, Maciej, Zoomorphic clay figurines from Tell Arbid. Preliminary Report, Polish Archaeology in the Mediterranean 24/1 (Research), Polish Centre of Mediterranean Archaeology, University of Warsaw (PCMA UW), 2015 Wydawnictwa Uniwersytetu Warszawskiego (WUW), 627 656. Marfoe, Leon, Kurban Höyük Kazıları, V. Kazı Sonuçları Toplantısı, İstanbul 1983, 123-129. Nakamura, Carolyn, Dedicating Magic: Neo-Assyrian Apotropaic Figurines and the Protection of Assur, World Archaelogy, 1 (36), 2004, 11-25. Özbaşaran, Mihriban, Şanlıurfa Müzesi Arkeolojik Eser Katalogu, Necmi Karul, Gülriz Kozbe ve Ahmet Yavuzkır (Ed.), Güneydoğu Anadolu Bölgesi İlk Çiftçi Topluluklarından Akarçay Tepe, (41-43), Tasarım PR, Şanlıurfa 2017. Özdoğan, Mehmet, Aslı Özdoğan, Daniella-Bar Yosef, Willem Van Zeist, Çayönü Kazısı ve Güneydoğu Anadolu Karma Projesi 30 yıllık Genel Bir Değerlendirme, XV. Kazı Sonuçları Toplantısı I, Ankara 1993, 103-122. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı:18, Aralık 2017, s. 149-171
Çağatay Yücel Özdoğan, Mehmet, Çanak Çömlekli Neolitik Çağ, Arkeo Atlas 1 (2002), 106-107. Özgen, Engin, A Group Terracotta Wagon Models from Southeastern Anatolia, Anatolian Studies journal of the British Institute of Archaeology at Ankara, Vol. 36, (1986), pp. 165-171. Pakize Küsmez, Başlangıcından MÖ 2. Binin Sonuna Kadar Anadolu Tasvir Sanatında Av Sahneleri, Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya 2009. Peters, Joris ve Klaus Schmidt, Animals in the symbolic world of Pre-Pottery Neolithic Göbekli Tepe, south-eastern Turkey: a preliminary assessment, Anthropozoologica 39 (1) : 179-218. Peyronel, Luca, Making images of humans and animals. The clay figurines from the Royal Palace G at Tell Mardikh-Ebla, Syria (EB IVA, c. 2400-2300 BC), Proceedings of the 5th International Congress on the Archaeology of the Ancient Near East vol.: 2, Madrid 2008, 787-805. Rollefson, Gary O., Charming Lives: Human and Animal Figurines in the Late Epipaleolithic and Early Neolithic Periods in the Greater Levant and Eastern Anatolia, Jean Pierre Bocquet- Appel, Ofer Bar-Yosef (Ed.), The Neolithic Demographic Transition and its Consequences, Springer 2008, 387-416. San, Oya, Diyarbakır Müzesi nde yer alan iki adet pişmiş toprak araba modeli, Altan Çilingiroğlu na Armağan Yukarı Denizin Kıyısında Urartu Krallığına Adanmış Bir Hayat, Arkeoloji ve Sanat Yayınları İstanbul 2009, 599-605. 160 Sarıkçıoğlu, Ekrem, Anadolu nun Tarih Öncesi İnançları, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Tetkikler Dergisi, 6, Erzurum 1986, 15-19. Schmandt-Besserat, Denise, Animals Symbols at Ain Ghazal, Expedition, Vol. 39- No:1, (1997), (48-57). Schmidt, Klaus, Taş Çağı Avcılarının Gizemli Kutsal Alanı: Göbekli Tepe-En Eski Tapınağı Yapanlar, Arkeoloji v e Sanat Yayınları, İstanbul 2007. Sözen, E. Özlem, Batı Anadolu nun MÖ III. ve II. Bine Ait Pişmiş Toprak Figürinleri, Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 1999. Türktüzün, Metin, Serdar Ünan ve Semih Ünal, Çiledir Höyük Erken Tunç Çağı II Bulguları, TÜBA, 17 (17), Ankara 2014, 49-72. Umurtak, Altan, Doğu ve Batı Mitolojilerinde Hayvan, İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi, 28 (2), 2002, 411-427. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı: 18, Aralık 2017, s. 149-171
Şanlıurfa Müzesi'nden Bir Grup Hayvan Biçimli Pişmiş Toprak Figürin Ünal, Ahmet, Anadolu nun En Eski Yemekleri Hititler ve Çağdaşı Toplumlarda Mutfak Kültürü, Homer Yayınları, 2007 İstanbul. Yener, K. A., 1990: The Small Finds, Guillermo Algaze, Town and Country in Southeastern Anatolia. Vol. II: The Stratigraphic Sequence at Kurban Höyük, (397-410), The University of Chicago Oriental Institute Publications, Chicago-Illinois. Yücel, Çağatay, Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Adıyaman Müzelerindeki Geç Neolitik Çağ dan Hellenistik Dönem e Kadar Figürin ve İdoller, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum 2017. 161 RESĠMLER Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı:18, Aralık 2017, s. 149-171
Çağatay Yücel a b 162 No. 1 Kazı Envanter No. Eserin Yapıldığı Madde Dönemi (a-b) (Boğa) :78-70-1 Pişmiş Toprak Geç Kalkolitik Ölçüleri Buluntu Tanım Yükseklik 3,8 cm; uzunluk 6,4 cm; kalınlık 2.9 cm. Yeri Hassek Höyük Bej renktedir. Baş kısmı oldukça büyük işlenmiş, boynuzları asimetriktir. Çene kısa ve kalın, yular bir çizgi ile belirtilmiştir. Boyun biraz uzun, vücut toparlak, bel kısmı incedir. Ayaklar kısa, kalın çıkıntı şeklindedir. Kuyruk bacakların arasında vücuda yapışık biçimdedir. Figürinin üzerinde bezeme yoktur. Ön tarafta iki ayağın ve ağzın uç kısımları kırık ve eksiktir. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı: 18, Aralık 2017, s. 149-171
Şanlıurfa Müzesi'nden Bir Grup Hayvan Biçimli Pişmiş Toprak Figürin a b c 163 No. 2 Kazı Envanter No. Eserin Yapıldığı Madde Dönemi Ölçüleri Buluntu Yeri Tanım (a-b-c) (Boğa) KH 81/88 Pişmiş Toprak ETÇ Yükseklik, 5,9 cm; uzunluk, 5,4 cm Kurban Höyük Bej renktedir. Boynuzları, gövdesi ve bacaklarda kopma vardır. Restore edilmiştir. Vücutta kırmızıçizgi şeklinde bezeme izleri vardır Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı:18, Aralık 2017, s. 149-171
Çağatay Yücel a b c No. 3 Kazı Envanter No. Eserin Yapıldığı Madde Dönemi Ölçüleri (a-b-c) (Boğa) Lİ 83/139 Pişmiş Toprak Demir Çağı Yükseklik, 7,1 cm; uzunluk, 10,0 cm 164 Buluntu Tanım Yeri Lidar Höyük Bej renktedir. Uzun boynuzları öne doğru uzanan, çene altındaki yelesi uzun ve kalın olarak tebarüz ettirilmiştir. Gözler oyma yöntemiyle oluşturulmuştur. Burun delikleri belirgindir. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı: 18, Aralık 2017, s. 149-171
Şanlıurfa Müzesi'nden Bir Grup Hayvan Biçimli Pişmiş Toprak Figürin a b No. 4 Kazı Envanter No. Eserin Yapıldığı Madde Dönemi Ölçüleri Buluntu Yeri Tanım (a-b) (Boğa) 83/160 Pişmiş Toprak ETÇ Yükseklik 7,1 cm; uzunluk 10,0 cm Kurban Höyük Bej renktedir. Sadece baş kısmı ele geçmiştir. Boğa başı figürinidir. Boynuzlar kırık ama öne doğru çıkıntı şeklinde uzanmaktadır. Gözler aplike biçiminde olup, göz bebeği delme yöntemiyle oluşturulmuştur. 165 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı:18, Aralık 2017, s. 149-171
Çağatay Yücel a b No. 5 Kazı Envanter No. Eserin Yapıldığı Madde Dönemi Ölçüleri (a-b) (Boğa) MZ 2001/2 Pişmiş Toprak ETÇ Uzunluk, 51, 1mm; genişlik, 34,3 mm; Kalınlık, 23, 4 mm 166 Buluntu Tanım Yeri Mezraa Höyük Bej renktedir. Ayakları ve kuyruğu kırıktır. Sivri bir burnu ve yukarıya doğru uzanmış boynuzları vardır. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı: 18, Aralık 2017, s. 149-171
Şanlıurfa Müzesi'nden Bir Grup Hayvan Biçimli Pişmiş Toprak Figürin a b c No. 6 Kazı Envanter No. Eserin Yapıldığı Madde Dönemi Ölçüleri Buluntu Yeri Tanım (a-b-c) (Koç) KH 81/19 Pişmiş Toprak ETÇ Yükseklik 4,6 cm Kurban Höyük Bej renktedir. Baş ve boyun kısmı mevcut, gövde tamamen kırıktır. Gözler asimetrik biçimde, aplikedir. Boynuzları kırıktır. Burun delikleri ve ağız belirtilmiştir. 167 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı:18, Aralık 2017, s. 149-171
Çağatay Yücel a b 168 No. 7 Kazı Envanter No. Eserin Yapıldığı Madde Dönemi Ölçüleri Buluntu Yeri Tanım (a-b) (Koç) KH 83/130 Pişmiş Toprak ETÇ Yükseklik, 4,6 cm Kurban Höyük Bej renktedir. Baş ve boyun kısmı mevcut, gövde kopuktur. Baş yapısı, uç kısımları kopuk kulaklarıyla koç şeklini anımsatmaktadır. Gözler derince oyukçuk şeklinde, burun hafifçe, ağız ise kalın bir çizgi ile belirlenmiştir. Alında yuvarlak baskı izleri görülmektedir. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı: 18, Aralık 2017, s. 149-171
Şanlıurfa Müzesi'nden Bir Grup Hayvan Biçimli Pişmiş Toprak Figürin a b 169 No. 8 Kazı Envanter No. Eserin Yapıldığı Madde Dönemi Ölçüleri Buluntu Yeri Tanım (a-b) (Koyun) Lİ 86/52 Pişmiş Toprak OTÇ Yükseklik, 6,5 cm; uzunluk, 7,6 cm Lidar Höyük Devetüyü renktedir. Koyun figürünüdür.kalın gövde ve kalın boyuna sahiptir. Boynuzlarının ucu kırıktır. Ayaklar çıkıntı şeklinde işlenmiştir. Ağız ve burun kısmı kırık, noksandır. Figürinin tamamı üzerinde çentik şeklinde çizikler vardır. Kuyruk vücuda yapışık şekildedir. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı:18, Aralık 2017, s. 149-171
Çağatay Yücel a b No. 9 Kazı Envanter No. Eserin Yapıldığı Madde : Dönemi Ölçüleri Buluntu Yeri Tanım (a-b) (KuĢ) Tit. 96/20 Pişmiş Toprak ETÇ Yükseklik, 5,5 cm; uzunluk, 4,8 cm Titriş Höyük Bej renktedir. Kuş figürinin gövde kısmıdır. Baş, boyun, kuyruk ve ayak kısımları kopuktur. Gövde kısmında daire biçiminde motif şeklinde süslemeler vardır. Sırtın orta kısmında delik açılmıştır. 170 Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı: 18, Aralık 2017, s. 149-171
Şanlıurfa Müzesi'nden Bir Grup Hayvan Biçimli Pişmiş Toprak Figürin a b c No. 10 Kazı Envanter No. Eserin Yapıldığı Madde Dönemi Ölçüleri (a-b-c) (Köpek) 98/83 Pişmiş Toprak ETÇ Yükseklik, 2,9 cm; uzunluk, 4,5 cm 171 Buluntu Tanım Yeri Titriş Höyük Bej renktedir. Kulakları, ağız, çene ve kuyruğu kırık olan köpek figürinidir. Gözleri oyma şeklinde iki oyukçuk biçiminde işlenmiştir. Üzeri sade olup, gövdesinde süsleme yoktur. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science / Yıl: 4, Sayı:18, Aralık 2017, s. 149-171