Nisan 2011 Yenilikçi Öğrenciler Zahir BAYEZĠT 8-A Yakup MEġE 7/A A.Hadi AKTAR 6/C Soluduğumuz hava normalde %21 oksijen, %78 azot, %1 oranında diğer gazları içermektedir. İnsan soluduğumuz havada bulunan % 21 oranındaki oksijenin sadece %5-%6 sını kullanırız. Bu sayıda: GEVAŞ YİBO Solunum sistemi www.fenveteknoloji.org Solunum sistemi nedir? Solunum sistemi, kandaki karbondioksit (CO2) gazının oksijen gazı (O2) ile yer değiştirmesini sağlayan sistemdir. Kan hücrelere besin ve oksijen taşır. Hücrelerde taşınan bu besinler oksijenle yakılır.besinlerin bu şekilde oksijenle birleşerek enerji açığa çıkarması olayına solunum denir. Solunum olayı sonucunda su, karbondioksit gibi atık maddeler açığa çıkar.oluşan enerji vücutta kullanılır.su ve karbondioksit ise dışarı atılır. Solunum organları (Solunum sistemi), akciğerlerle, havayı dışardan alıp akciğerlere taşıyan burun, yutak, gırtlak ve soluk borusudur. Deri de yardımcı solunum organıdır. Hücrelerimizde gerçekleştirilecek solunum olayı için gerekli oksijeni dış ortamdan alan ve karbon dioksitin dış ortama verilmesini sağlayan sisteme solunum sistemi denir. Solunum sistemimizi oluşturan organlar; burun, gırtlak, soluk borusu ve akciğerlerdir. Yutak ve deri, solunuma yardımcı organlardır. Solunum sistemi nedir 1 Or- Solunum Sistemi ganları Solunum sistemi hastalıkları Suni solunum sistemi 3 Solunum ve fotosentez 2 Akut bronģit 5 Soluk alıp verme nasıl olur Akciğer kanseri, Astım 5 Pnömoni (zatürre) 5 1 2 3 SOLUNUM SĠSTEMĠ ORGANLARI 1.Burun: Solunum havasının alınmasını ve nemlendirilmesini sağlar. İçerisinde bulunan kıllar ile solunum havasının temizlenmesini sağlar. Aynı zamanda koku alma organıdır.sümüksü sıvı sayesinde havadaki tozl a r ı v e y a b a n c ı m a d d e l e r i t u t a r. 2.Yutak: Burun ve ağız boşluğunun yemek ve soluk borusuna açıldığı bir yol ağzı gibidir. Burun ve ağızdan alınan havanın soluk borusuna iletilmesini sağlar. 3.Gırtlak: Soluk borusunun üst kısmının genişlemiş bölümüdür. İçerisinde konuşmamızı sağlayan ses telleri bulunur. 4.Soluk Borusu:Yutak ve akciğerleri birbirine bağlar. Üst üste dizilmiş yarım yay şeklindeki kıkırdak halkalarından oluşur. Soluk borusu dördüncü sırt omuru hizasında ikiye ayrılarak bronşları, bronşlar da akciğer içerisinde dallanarak bronşcukları oluşturur. Bronşçuklar da alveol (hava keseleri) ile sonlanır. 5.Akciğerler : 2.Sayfada Bronkoskopi 6
Sayfa 2 Bülten Başlığı Akciğerler Bir insanda alveol sayısı yaklaşık 300 milyon kadardır. Alveollerin hava ile temas eden yüzeylerinin alanı 55-100 m arasındadır. Akciğerlerin sağlığının korunması için; Soluduğumuz hava, olabildiğince temiz ve nemli ol malı. Terli iken soğuğa çıkılmamalı Kapalı yerlerde fazla kalmamalı. Toz, toprak, duman (sigara akciğer kanserinin er önemli nedenidir) gibi maddeler solunum havasında bulunmamalı. Bir nefes almada 500-700 cc hava akciğerlere dolar. Diyafram kası,omurga kasları ve boyun kasları tam fonksiyonel kullanıldığında akciğerlere 2500 3000cc hava doldurulur. a) Akciğerlerin yeri ve yapısı: Akciğerler göğüs boşluğunda bulunur. Kalple birlikte göğüs boşluğunu doldurur. Göğüs ve karın boşluğunu ayıran diyafram denilen zarın üzerindedir. Arası özel bir sıvı ile dolu iki katlı zarla çevrilmiştir. Akciğerlerin yapısı süngere benzer. Hacmi büyüyüp küçülebilir. Rengi açık pembedir. Sağ akciğer 3, sol akciğer 2 bölümden yapılmıştır. Bu bölümlere lob denir. Sol akciğerin 3. lobunun yerini kalp almıştır. Bronşlar akciğerlerin içinde bronşcuklarla devam eder. Bronşçukların ucunda üzüm salkımına benzeyen alveol denilen hava keseleri bulunur. Alveoller kılcal kan damarları ile çevrilidir. Oksijen ve karbondioksit değişi-mi alveollerde gerçekleşir. Alveole giren havadaki oksijen kılcal kan damarlarına geçer. Kirli kandaki karbondioksit de yine alveol- b) Akciğerlerin görevleri: Akciğerlerin çok önemli olan iki görevi vardır. Dışarıdaki havayı alıp (soluk alma), hava içindeki oksijenin alveollerin etrafındaki kılcal kan damarlarına geçmesini sağlamak. Organlardan kirli kanla gelen karbondioksiti alveollere alıp dışarı atılmasını (soluk verme) sağlamaktır. Solunum Olayı: Temiz kandaki oksijen, vücut hücrelerine geçerek şekerle (glikoz) reaksiyona girer. Bu olaya hücre içi solunum denir. Hücre içi solunum bir yanma olayıdır. Yanma sonucunda enerji, karbondioksit ve su açığa çıkar. Enerjiyi vücudumuz kullanır. Su ve karbondioksit kana verilir. İnsanlarda solunum olayı, göğüs ve akciğerlerin daralıp genişlemesiyle sağlanır. Bu olay, göğüs ile karın boşluğunu ayıran düz kaslardan yapılı diyafram ile kaburgalar arası kasların kasılıp gevşemesi sonucu oluşur. Hücre içi solunumun denklemi; Oksijen + Besin > Karbondioksit + Su + Enerji Diyafram kası: Göğüs boşluğunun alt kısmını kaplayan yassı bir kastır. Aşağı-yukarı kasılıp gevşeyerek göğüs boşluğunun hacmini değiştirir. Bu nedenle akciğerlere hava giriş-çıkışı kolaylaşır. Ayrıca göğüs kasları kasılıp gevşeyerek kaburgaların açılıp kapanmasını ve akciğerlere havanın girip çıkmasını sağlarlar. Diyafram aşağıya doğru çekilip, göğüs kasları kasıldığında kaburgalarımız yukarı kalkacağından, göğüs boşluğunun hacmi genişler. Akciğerlere hava dolar, soluk alırız. Diyafram yukarı doğru şişkin; kaburgalarımızı hareket ettiren kaslar gevşek iken göğsümüzün hacmi küçülür. Bu durumda dışarıya hava verilir. Dakikada 16-18 defa soluk alıp veririz. Solunum ve Fotosentez Fotosentez olayını gerçekleştirerek kendi besinini kendisi yapan tek canlı grubu yeşil bitkilerdir. Bunlar üretici canlılardır. Fotosentez olayı sonucunda oluşan besin, diğer canlıların besin kaynağıdır. Solunum olayı için gerekli oksijen de fotosentez olayı sonucu ortaya çıkar. Besinlerin yanması ancak oksijen sayesinde gerçekleştiğinden fotosentezin önemi çok büyüktür. Solunum sonunda çıkan karbon dioksit gazı da fotosentez için gereklidir. Bu iki olay birbirinin tersidir. Solunum olayı gece gündüz boyunca sürekli olan bir olaydır. Fotosentez ise güneş ışığı (ışık enerjisi) karşısında oluşur. Fotosentez => Karbondioksit + Su + Enerji > Oksijen + Besin Solunum => Oksijen + Besin > Karbondioksit + Su + Enerji
Solunum sistemi Sayfa 3 Soluk alıp verme nasıl olur? Diyafram: Soluk alıp verme olayında görevli yapılardan biri diyaframdır. Diyafram, akciğerlerin çalışmasını destekleyen güçlü bir kastır. Soluk Alma: Yandaki şekilde görüldüğü gibi diyafram, soluk aldığımız zaman kasılarak düzleşir ve akciğerlerin tabanını aşağıya doğru çeker. Bu sırada kaburgaların arasında bulunan kaslar kasılarak göğüs kafesinin genişlemesine yardımcı olur. Böylece akciğerler soluk borusundan gelen havayı içine alır. Soluk Verme: Diyafram ve kaburga kasları gevşediği anda göğüs kafesi daralır. Akciğerler eski hâline döner. Böylece akciğerlerdeki hava da dışarı çıkmış olur. Bu olay yandaki şekilde görülmektedir. SOLUNUM SĠSTEMĠ HASTALIKLARI Solunum sistemi insan vücudunda mevcut olan yaklaşık 70 trilyon hücreye oksijen taşımakla görevli olan sistemdir. Sadece oksijen taşımakla kalmaz, hücrelerin metabolizma faaliyetleri sonucu oluşan karbondioksitin uzaklaştırılması ve kanın ph sının ayarlanması gibi önemli görevleri üstlenmektedir. Solunum sistemi elemanları burun, gırtlak, nefes borusu ve akciğerlerdir. Bu organlardan en ciddi rahatsızlıkların meydana geldiği organ ise akciğerlerdir. Özellikle akciğere bağlı önemli hastalıklarda kişi her nefeste yeterli miktarda oksijen alamaz, bunun sonucunda hayattan zevk alamaz duruma gelirler. LARENJĠT: Solunum yolları hastalıkları sizinde tahmin etmekte zorlanmayacağınız gibi kirli havadan kaynaklanmaktadır. Sağlıklı bir hayatın temelleri sağlıklı havadan geçer. Havanız sağlıksız olursa, o kirli hava, geçtiği bütün organlara zarar vermeye başlar. İlk etapta vücut bu arızaları giderebilecek yetenektedir lakin uzun ve ısrarcı bir şekilde solunan kirli hava sonucu vücut yenik düşecek, hastalıklar en zayıf anınızda sizi yakalayacaktır. Be vesile ile hastalıklara yakalanmadan önce ortamımızın nezih ve ferah olmasına özen göstermek gerekmektedir. Solunum sisteminde meydana gelebilecek olası arızalar şunlar- Gırtlak iltihabı olarak da isimlendirilmektedir. Ses tellerinin iltihaplanması sonucu ses kısılır, boğuk çıkar veya bazen de ses hiç anlaşılmaz. Hasta boğazında bir şey varmış gibi sürekli gırtlağını temizleme ihtiyacı hisseder. Gıdıklanma duygusu meydana gelir. Tedavi sebep olan etkenin çeşidine göre değişir. Alerjiden k a y n a k l ı i s e antihistaminik ilaçlar kullanılır, bakteri kaynaklı ise antibiyotik ve ya virüs kaynaklı olduğu teşhis edilirse buhar solunması önerilmektedir. ASTIM: Astımlı kişilerin solunum yolları çok duyarlıdır. Daralan hava yolları havanın akmasında sorun çıkarır ve nefesin alınıp verilmesine neden olur. Astımda, hava sınırlı hava yollarını geçmeye zorlanır. Zorlandığı zaman ise hırıltı ile sonuçlanır. Astım atakları hava kirliliği, sigara dumanı, fabrika dumanları, solventler, enfeksiyonlar, polen, yiyecek, soğuk hava, egzersiz, kimyasallar ve temizlik ilaçlar gibi tetikleyiciler tarafından getirilebilir. Birçok astımlı toz veya polen gibi ortak alerjenlere karşı alerjik değildir. Astımdan korunmak için evden kimyasal maddeler, evcil hayvan ve halı temizleme gibi alerjenleri çıkarın. Halılarınızı alerjen geçirmeyen şiltelerle kapatın. Haftada bir tüm nevresim, battaniye, yorgan ve yorgan yüzlerini sıcak su ile yıkayın. Dikkat edilmelidir ki temizlik esnasında astımla hasta evde bulunmamalıdır. Evde sigara içmeme politikası uygulanmalıdır. Astım tedavisinde genellikle steroid ilaçlar kullanılmaktadır. Steroidler astım ve KOAH gibi solunum koşulları için kullanılan en iyi en güçlü ve en bilinen anti-inflamatuar ilaçlardır. Steroidler etkili olmalarına karşın, uzun süreli kullanımı katarakt, iştah artışı ve kilo alma, şişlik ve böbreküstü bezi fonksiyon bozukluğu gibi ciddi yan etkilere yol açabilir. Ağzımız yerine burnumuzdan nefes almaya dikkat etmeliyiz
Sayfa 4 Solunum sistemi SOLUNUM SĠSTEMĠ HASTALIKLARI İlaçlar solunum sistemini KRONĠK OBSTRÜKTĠF AKCĠĞER HASTALIĞI(KOAH) Akciğer hastalıkları KOAH, genellikle kronik bronşit ve amfizem dahil olarak anılacaktır. KOAH lı bireylerde nefes darlığı, kronik öksürük ve kronik mukus üretimini darlığı gibi belirtiler sergilenmektedir. Diğer belirtiler arasında artan mukus veya balgam, boğazın sık sık temizlenmesi, sarı, yeşil veya kanlı balgam, ayak bileği veya bacak şişliği, uyku zorlukları, genel yorgunluk, unutkanlık ve konuşmada güçlük belirtilmektedir. KOAH vakalarının çoğu sigara içme alışkanlığı nedeni ile oluşmaktadır. Diğer nedenler arasında başka tarz duman, hava ve mesleki kirlilik, kalıtım, solunum yolu enfeksiyonları tarihçesi ve eğilimli olma, kronik ya da tedavisi eksik astım, kistik fibrozis (miras) sayılabilmektedir. KOAH tedavisinde önlemin yanısıra ilaç tedavisi uygulanmaktadır. İlaç tedavisine destek niteliğinde kardiyovasküler egzersiz, sağlıklı, besleyici bir diyet, düzenli check-up yani kontrol, oksijen terapisi, ev hava temizleyicileri, ev nemlendiriciler kullanımına ya da yapılmasına özen gösterilmeli, iyileşmek için çalışılmalıdır. AKUT BRONġĠT: Akut bronşit genellikle viral veya bakteriyel kaynaklıdır. Bronş tüplerinin iltihaplanmasına verilen isimdir. Bir solunum yolu enfeksiyonu belirtileri bireyin direncini düşürdükten sonra kendini belli eder. Direnç düşürüldükten sonra öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, balgam ya da mukus, artan yorgunluk sayılabilir. Mukus ve ya balgamın sarı veya yeşil renkte olması durumunda antibiyotik kullanılmalıdır. Antibiyotik doktorunuzun tavsiyesine göre kronik bronşitin aksine, akut bronşitte dört ile altı hafta arasında sürer. SĠNÜZĠT: Her yıl yaklaşık 40 milyon kişide solunum yolu hastalıklarından biri olan sinüzit gelişmektedir. Sinüzit, her sene sinüs boşluklarının, genellikle soğuk algınlığı veya alerjik reaksiyonlar sonrası gelişmesidir. Sinüs boşluklarının açıklığının küçük bir miktar kadar engellenmesi sonucu her zaman oluşabilir. Bağışıklık sistemi hastalıkları olan kişilerde ilk gelişen sinüzit bertaraf edilebilmektedir. Tuzlu spreyler burun tıkanıklığının açılmasında işe yarıyor olmasına rağmen üç günden fazla kullanılması önerilmemektedir. Çünkü, uzun süreli kullanılan burun spreyleri burun dokusuna zarar verir. Sinüzit hızlı ve eksiksiz tedavi edilmesi gereken bir problemdir. Tam yapılamayan menenjit tedavi, sinüs apseleri ve kronik sinüzit gibi solunum sistemi komplikasyonlara neden olabilir. Sinüzit belirtileri şunlardır: Baş veya yüz ağrısı, burun tıkanıklığı, yeşil veya sarı burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, yorgunluk. Bu belirtiler görüldüğünde büyük ihtimalle sinüzit hastalığından şüphelenilmelidir. Sinüzitte hasta olmadan önlem almak, hastalık sonrası tedaviden daha kolaydır. Peki nasıl önlem alabiliriz sinüzit için. Sigara dumanından ve kirli havadan kaçınız, odanızın havasını nemlendirin, alerji ve solunum yolu enfeksiyonlarında derhal bir doktora görünüp antibiyotik alın. Tedavinizi sonuna kadar devam ettirin, yarı bırakmayın. SOĞUK ALGINLIĞI: Soğuk algınlığı son derece bulaşıcı üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Grip virüslerinden farklı olarak soğuk algınlığı rhinovirüsler adı verilen yüzlerce virüsten kaynaklanır. Virüsler hapşırma ve öksürme ve ya kirlenmiş nesnelere dokunarak yayılır. Çoğu insan vitamin ve mineral bileşimli ilaçlar ile solunum yolu enfeksiyonu semptomları tedavi edilerek iki hafta içinde iyileşebilmektedir. Soğuk algınlığına virüsler neden olduğu için antibiyotik kullanımının virüsler üzerinde etkisi yoktur. Ağır soğuk algınlığı durumlarında mukus rengi sarı ya da yeşil olur. Bu aşamada bir doktora uğramanızda fayda vardır. Soğuk algınlığı belirtileri şunlar olabilir: Hapşırma, burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, tıkanıklık, düşük dereceli ateş, baş ağrısı, kas ağrıları. Soğuk algınlığında beslenmeye dikkat edilmeli, sık sık eller yıkanmalı, sıvı alımı artırılmalı, aspirin veya ibuprophen gibi ağrı kesiciler kullanılabilir, öksürük baskılayıcılar kullanılabilir. GRĠP:Influenza virüsünün neden olduğu ciddi solunum yolu enfeksiyonudur. Grip, insandan insana yayılan, son derece bulaşıcı bir hastalıktır. Grip virüsleri çok sayıda ve kendilerini değiştirme yeteneğine sahip oldukları için salgınları önlemek mümkün değildir. Yeni bir anti-viral ilaç ve grip aşıları birçok kişide başarılı olmaktadır. Semptomları şunlardır; burun akıntısı, ateş ve titreme, öksürük, kas ve eklem ağrıları, boğaz ağrısı, üst solunum yolu tıkanıklığı, bulantı, kusma ve ishal. Gripi önlemek için yıllık grip aşıları yapılabilir, eller sık sık yıkanabilir, kas ve eklem ağrıları için analjezikler kullanılabilir ve sıvı alınımı artırılmalıdır. PNÖMONĠ: Pnömoni, her yıl bir virüs ya da bakteri nüfusunun yaklaşık yüzde biri kadar miktarının yol açtığı akciğer solunum yolu enfeksiyonudur. Pnömoni hafif bir solunum iltihabı olabilir veya hastanede yoğun bakım gerektirebilir. Çoğu hasta 2-3 hafta içinde iyileşir rağmen, bazı komple solunum yetmezliğinde ölümler olabilir. Özellikle yaşlılar zatürreye daha hassastırlar. Pnömoni belirtileri şunları içerebilir: Öksürük, nefes darlığı, sarı, yeşil veya kanlı balgam, göğüs ağrısı, yorgunluk, üşüme ve ateş. Tedavide yapılması gereken sıvı alımı artırılmalı, solunum bakım ilaçları (antibiyotik, ekspektoran) kullanılabilir, zatürre aşısı yapılabilir, ev nemlendiriciler kullanılabilir.
Solunum sistemi Sayfa 5 AKCĠĞER KANSERĠ Akciğer Kanseri, anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla nitelenen bir durumdur; en sık rastlanan akciğer kanseri tipi olan bronkojen karsinomadır. Hücrelerin mikroskop altındaki görüntülerine dayanarak başlıca iki tip akciğer kanseri vardır: küçük hücreli akciğer kanseri ve küçük hücreli olmayan akciğer kanseri. Akciğer Kanseri Ne Kadar Sıklıkta Ortaya Çıkar? Akciğer kanseri günümüzde bir salgın hastalıktır ve erkeklerde, tüm dünyada en çok öldüren kanser türüdür. Kardioyvasküler hastalıklardan sonra ölüm nedenleri arasında 2. sırada yer almaktadır. Her yıl yeni ortaya çıkan hasta sayıları tüm dünyada artmaya devam etmektedir. Akciğer Kanserinin Risk Faktörleri Nelerdir? Akciğer kanserinin başlıca nedeni sigaradır. Tüm akciğer kanserlerinin %80-90 ı tek başına sigaraya bağlıdır. Risk sigara içme süresi, toplam içilen sigara, başlama yaşı ve içilen sigaranın tipine göre değişir. Ayrıca, asbestos denen tozlara ve çeşitli kimyasal maddelere maruz kalan çalışanlarda, akciğer kanseri riski artmaktadır. Aşırı yağlı, tuzlu besinlerin ve basit karbonhidrat içeriği yüksek olan (şeker) besinlerin tüketimi ve fiziksel aktivite yetersizliğinin de akciğer kanseri riskini etkileyebileceği bilinmektedir. Akciğer Kanseri ve Beslenme: Akciğer kanserinden gerek korunma, gerekse de tedavisinde yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine uygun beslenme programının uygulanması gerekir. Özellikle de, C vitamininin en iyi kaynağı olan taze sebze ve meyvelerin tüketiminin arttırılması önemlidir. Buna ek olarak, fazla yağlı besinlerin tüketiminden kaçınılmalı, kavurma-kızartma gibi pişirme yöntemleri kullanılmamalıdır. Kemoterapi ve radyoterapi alan hastalarda, beslenme yetersizlikleri sıklıkla görülmektedir. Bu durumdaki hastalara beslenme desteği uygulanmalıdır. ASTIM: Yunanca da soluksuzluk veya ağzı açık solumak anlamına gelen astım çok eski çağlardan bu yana bilinen bir hastalıktır. Astım geri dönüşümlü hava yolu tıkanıklarına neden olan bronşların kasılması, aşırı mukus salgılanması, mukus ödemi ve hava yollarının kronik inflamasyonu ile karakterize olan bir hastalıktır. Duyarlı kişilerde hava yollarındaki bu inflamasyon nöbetler şeklinde gelen öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissine neden olur (Şekil 2). Yakınmalar özellikle gece ve sabaha karşı ortaya çıkmaktadır. Hastada görülen bu semptomlar, hava yolu tıkanıklığına bağlıdır. Hava yolu tıkanıklığı değişik derecelerde olup genellikle geriye dönüşlüdür. Kendiliğinden veya tedavi ile düzelebilir. Astım OluĢumunu Etkileyen Etmenler Astım pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilen bir hastalık olup, gelişiminde genetik, immünolojik ve çevresel etmenler büyük önem taşımaktadır. Hava kirliliği ve ortamdaki sigara dumanının fazlalığı, alerjenlere maruz kalma ve beslenme, çevresel etmenlerin en önemlilerindendir. Astımın oluşumunu ve şiddetini etkileyen genetik ve çevresel etmenler şu şekilde sıralanabilir: Coğrafik yerleşim, mevsim ve yükseklik Besin ve besin katkı maddesi alerjileri Hava kirliliği Sigara içimi Alerjenler Enfeksiyonlar Mesleksel faktörler İlaçlar Psikolojik faktörler Hormonal faktörler Derin soluk alma ve soğuk hava Gastroözefajiyal reflü Noktürnal ataklar Egzersiz Akciğer kanserine yakalanan bir hasta, bronş nakli ameliyatıyla tedavi edildi. İlk kez gerçekleştirilen bu operasyon sayesinde 78 yaşındaki hastanın hayatı kurtarıldı. Fransa nın başkenti Paris in Bobigny banliyösünde gerçekleştirilen bronş nakli ameliyatıyla, 78 yaşındaki akciğer kanseri hastanın hayatı kurtarıldı. Bu yeni tür ameliyat sayesinde akciğer kanserine yakalanan hastalar, kanserli akciğerin tümünün alınmasına gerek kalmadan iyileştirilebilecekler. Astımda Tedavi İlk zamanlarda astımın tedavisi ilk olarak bitkilerden ve hayvan ürünlerinden elde edilen maddelerle ve bunların karışımı ile yapılmaya çalışılmıştır. Günümüzde ise astımın primer tedavisinde tetikleyici faktörlerden uzak durma ve antipasmodik veya anti inflamatuar kortikosteroidler kullanılarak atakların baskılanması hedeflenmektedir. Sigara içmek solunuma zararlı faktördür
Sayfa 6 Solunum sistemi PNÖMONĠ (ZATÜRRE) Halk dilinde zatürre ya da akciğer enfeksiyonu olarak bilinen pnömoni, genellikle nazokomiyal enfeksiyon veya katı sıvı gıdaların, tükürük gibi salgıların sürekli aspirasyonu nedeni ile oluşur. Aspirasyon zayıf, sürekli öksürük spazmı yaşayan, besinleri çiğneme veya yutma sorunları yaşayan veya yemek sırasında baş ve boyun hareketlerini yeterince kontrol edemeyen bebek, çocuk ve yetişkinlerde daha sık görülür. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde, beslenme yetersizliği olan çocuklarda ve anne sütü almamış çocuklarda pnömoni ve pnömoni nedenli ölüm riski daha yüksek olduğu bilinmektedir.bireye uygulanacak en iyi beslenme yöntemi ile bu solunum yolu enfeksiyonundan korunma amaçlanır. Özellikle erken çocukluk döneminde pnömoni nedenli ölüm riski yüksek olduğundan bu dönemdeki çocukların beslenmelerine dikkat edilmelidir. Yapılan çalışmalarda pnömoni teşhisi konmuş bireylere çinko verilmesinin hastalığın iyileşme sürecini arttırdığı gösterilmiştir. Özellikle düşük doğum ağırlıklı olan çocuklarda çinko ge-reksinmesi daha yüksektir. Günlük 10-20 mg lık çinko verilmesinin yeterli olacağı söylenmektedir. Çoklu doymamış yağ asitleri de vücutta savunma mekanizmasında görev aldıklarından diyetin omega-6 ve omega-3 yağ asitlerinden zengin olması da pnömoni riskini azaltmaktadır. TÜBERKÜLOZ Tüberküloz Mikobakterium tuberculosisin neden olduğu bakteriyel bir hastalıktır. Çoğunlukla akciğerleri tutar. Belirtileri, akciğer dokusu iltihabı, ateş, doku kaybı, öksürük ve balgam çıkarmadır. Hasta güçsüzdür. Bu hastalık genellikle gelişmemiş ve sosyo-ekonomik düzeyi düşük toplumlarda veya toplu yaşayan gruplarda (hapishane, askeriye gibi) görülmektedir. Hastalık bakterilerce enfekte olmuş insanın salya, tükürük gibi salgılarıyla çevreye yayılabilir. Bu nedenle sağlık çalışanları ve savunma sistemleri baskılanmış kanser, kronik böbrek yetmezliği, AIDS gibi hastalıkları olan bireyler yüksek risk altındadırlar. Tüberkülozun beslenme ile ilgili etkileri kişilerde beslenme yetersizliğine, ağırlık kaybına, gece terlemelerine, aşırı yorgunluğa, nefes darlığı ve hemoptiziye (kan tükürme) neden olmasıdır. BRONKOSKOPĠ : Endoskopi vücut boşluklarının (içi boş organların) küçük ısık kaynakları ile aydınlatılarak endoskop denen aletler ile gözle doğrudan incelenmesi işlemidir. Bu alet hem görüntülemeyi hem de biyopsi gibi bazı işlemleri yapmaya olanak sağlar. Akciğerlerin, bronş ağacının görüntülenmesine yönelik işleme BRONKOSKOPİ bunun için kullanılan cihaza da BRONKOSKOP adı verilir. Yani bronkoskopi işlemi havayollarının (bronş ağacının) içerden görüntülenmesidir. Bu işlem sırasında bronş ağacının yapısı incelenir ve başta akciğer kanseri olmak üzere birçok hastalığın tanısı konulabilir. Bronkoskopi İlk kez 1897 yılında Gustav Killian tarafından uygulanmıştır. O tarihte rigid -sert boru şeklindebronkoskoplarla uygulanmaya başlanan işlem 1970'li yıllarda Ikeda tarafından geliştirilerek cihazın (bükülebilir) fleksibl olmasından sonra günümüzde özel durumlar haricinde bu şekilde bükülebilir bronkoskoplarla ve lokal anestezi altında uygulanmaktadır. İşlem öncesi hastaya bronkoskopinin neden gerektiği, nasıl yapılacağı hakkında gerekli bilgiler verilmelidir. Fiberoptik bronkoskoplarda bronş ağacına giren kısım oldukça ince (3.5-6mm çaplı) dir. Cihazın uç kısmında yer alan mercek ile nefes borusu ve bronşların içinden alınan görüntü fiberoptik sistem ve bu sisteme eklenen bir kamera ile monitörden izlenir. Bronkoskopun havayoluna ilk girişinde ve uygulama sırasında zaman zaman öksürük olabilir Öksürüğü baskılamak için bronkoskop içinden lokal anestezik madde verilerek uygulamaya devam edi-