AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM BELEK ve ÖZKURT / TÜRKİYE DAVASI (No. 5) (Başvuru No. 4327/09) KARAR STRAZBURG 17 Haziran 2014 İşbu karar, Sözleşme nin 44 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir. T.C. Adalet Bakanlığı, 2014. Bu gayriresmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, İnsan Hakları Daire Başkanlığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, İnsan Hakları Daire Başkanlığına atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
BELEK ve ÖZKURT/TÜRKİYE KARARI (No.5) 1 Belek ve Özkurt / Türkiye Davasında (No. 5), Başkan, Guido Raimondi, Yargıçlar, Işıl Karakaş, András Sajó, Helen Keller, Paul Lemmens, Robert Spano, Jon Fridrik Kjølbro, ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith'in katılımıyla Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 27 Mayıs 2014 tarihinde gerçekleştirdiği müzakereler neticesinde anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir: USUL 1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (No. 4327/09) davanın temelinde, Türk vatandaşları olan Ahmet Sami Belek ve İsmail Muzaffer Özkurt un ( başvuranlar ) 27 Ekim 2008 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme'nin ( Sözleşme ) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvuru bulunmaktadır. 2. Başvuranlar, İstanbul'da görev yapan Avukat D.A. Özkurt tarafından temsil edilmektedirler. Türk Hükümeti ( Hükümet ) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir. 3. Başvuranlar özellikle Sözleşme nin 6. ve 10. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler. 4. Başvuru, 6 Kasım 2009 tarihinde, Hükümet e tebliğ edilmiştir.
2 BELEK ve ÖZKURT/TÜRKİYE KARARI (No.5) OLAYLAR I. DAVANIN KOŞULLARI 5. 1953 doğumlu olan başvuran Ahmet Sami Belek, genel merkezi İstanbul da bulunan günlük Evrensel gazetesinin Gazetesinin imtiyaz sahibidir. 1978 doğumlu olan başvuran İsmail Muzaffer Özkurt ise aynı gazetenin yazı işleri müdürüdür. 6. 26 Şubat 2005 tarihinde, Günlük Evrensel gazetesinin Gazetesinin hem birinci sayfasında hem altıncı sayfasında, Öcalan: Dağdakini çağırırım başlıklı bir makale yayımlanmıştır. Makalede, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) isimli silahlı yasadışı örgütün Başkanı Öcalan ın, avukatlarından biri vasıtasıyla iletilen açıklamasına yer verilmiştir. Öcalan, söz konusu açıklamada, demokratik hayata katılmaya davet edilme durumunda, maddi karşılık beklemeksizin Türk Devletiyle işbirliği yapmaya hazır olduğunu ve böyle bir durumda, dağa çıkan ya da sürgündeki insanları geri çağıracağını belirtmiştir. 7. Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun ( 3713 Sayılı Kanun ) 6. maddesinin 2. ve 4. fıkralarında suç olarak nitelendirilen fiiller nedeniyle 11 Mart 2005 tarihinde başvuranlar hakkında iddianame düzenlenmiştir. 8. Başvuranlar, mahkemede kendilerini savunmak için Sözleşme nin 10. maddesiyle güvence altına alınan özgürlüğü ileri sürmüşlerdir. 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Haziran 2008 tarihinde, 3713 sayılı Kanun un 6. maddesinin 2. ve 4. fıkraları uyarınca başvuranlardan Belek i 1.789 Türk lirası (TRY), Özkurt u ise 899 TRY (ilgili dönemde yürürlükte olan döviz kuruna göre sırasıyla yaklaşık 934 ve 469 avro) para cezası ödemeye mahkûm etmiştir. 10. Ceza Muhakemesi Kanunu nun 305. maddesi gereğince, 2.000 TRY yi aşmayan para cezalarına ilişkin mahkûmiyet kararlarının temyizi
BELEK ve ÖZKURT/TÜRKİYE KARARI (No.5) 3 kabil olmadığından, 24 Haziran 2008 tarihli karar bu madde uyarınca kesinleşmiştir. II. İLGİLİ İÇ HUKUK ve UYGULAMASI 11. İlgili iç hukuk ve uygulaması için Gözel ve Özer/Türkiye (No. 43453/04 ve 31098/05, 23, 6 Temmuz 2010) ve Bayar ve Gürbüz/Türkiye (No. 37569/06, 12-16, 27 Kasım 2012) kararlarına bakınız. HUKUKİ DEĞERLENDİRME I. SÖZLEŞME NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA 12. Başvuranlar, mahkûm edilmeleri nedeniyle Sözleşme nin 10. maddesince öngörüldüğü üzere, ifade özgürlüğü haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. Söz konusu madde aşağıdaki şekildedir: 1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar ( ) 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi ( ) için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir. 13. Hükümet, bu iddiaya karşı çıkmaktadır. A. Kabul Edilebilirlik Hakkında 14. Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Diğer
4 BELEK ve ÖZKURT/TÜRKİYE KARARI (No.5) taraftan, herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla şikâyetin kabul edilebilir olduğunu açıklamak uygun olacaktır. B. Esas Hakkında 15. Mahkeme, söz konusu müdahalenin kanun tarafından öngörülmesinin ve Sözleşme nin 10. maddesinin 2. fıkrası anlamında kamu güvenliğinin korunması, düzenin sağlanması ve suçun önlenmesi bakımından meşru amaç taşımasının taraflar arasında tartışma konusu yapılmadığını kaydetmektedir (yukarıda anılan, Gözel ve Özer, 45). Mahkeme, bu değerlendirmeyi kabul etmektedir. Söz konusu uyuşmazlık, müdahalenin demokratik toplumda gerekli olup olmadığıyla ilgilidir. 16. Mahkeme, somut olaydakine benzer sorunların ileri sürüldüğü bazı davaları daha önce incelediğini ve Sözleşme nin 10. maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini hatırlatmaktadır (yukarıda anılan, Gözel ve Özer). Mevcut davanın, bu içtihat ışığında incelenmesi uygun olacaktır. 17. Somut olayda, ihtilaf konusu makalede, Öcalan ın, demokratik hayata katılmaya davet durumunda, maddi karşılık beklemeksizin Türk Devletiyle işbirliği yapmaya hazır olduğunu bildiren açıklaması yer almaktadır (bk. yukarıdaki 6. paragraf). 18. Mahkeme, özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukların yanı sıra incelemeye tabi tutulan durumları çevreleyen koşulları göz önünde bulundurarak, bu makalede kullanılan ifadelere ve yayının içeriğine özellikle dikkat çekilmesi gerektiği kanısındadır (Sürek/Türkiye (No. 4) [BD], No. 24762/94, 58, 8 Temmuz 1999). Mahkeme, ihtilaf konusu yazının, bütünüyle değerlendirildiğinde, şiddet kullanmaya, silahlı direnişe veya isyana teşvik içerikli olmadığını ve Mahkeme nin nazarında dikkate alınması gereken en önemli unsur olan herhangi bir nefret ifadesinin de kullanılmadığını saptamaktadır.
BELEK ve ÖZKURT/TÜRKİYE KARARI (No.5) 5 19. Mahkeme, yerel mahkeme tarafından başvuranları mahkûm etmek amacıyla ileri sürülen gerekçeleri inceledikten sonra, ilgililerin ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahaleyi haklı göstermek için bu gerekçelerin yeterli görülemeyeceği sonucuna varmaktadır. Dolayısıyla, Mahkeme yukarıda anılan Gözel ve Özer davasında varılan sonuçtan uzaklaşmak için herhangi bir neden görmemektedir. 20. Bu sebeple, Sözleşme nin 10. maddesi ihlal edilmiştir. II. SÖZLEŞME NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA 21. Başvuranlar, aynı zamanda davalarının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil biçimde görülmemesinden şikâyet etmektedirler. Ayrıca, ilgililer yerel mahkemelerce savunmalarının dikkate alınmadığı kanaatindedirler. Son olarak, temyize başvurma imkânından yoksun olduklarını ileri sürmektedirler. Bu bağlamda, Sözleşme nin 6. maddesi aşağıdaki gibi ifade edilmektedir: Herkes davasının, ( ) ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, ( ) bir mahkeme tarafından ( ) hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir. 22. Hükümet bu iddiaları kabul etmemektedir. A. Kabul Edilebilirlik Hakkında 23. Mahkeme, Sözleşme nin 6. maddesi bağlamındaki şikâyetlerin, Sözleşme nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Diğer taraftan, herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla şikâyetlerin kabul edilebilir olduğunu belirtmek uygun olacaktır.
6 BELEK ve ÖZKURT/TÜRKİYE KARARI (No.5) B. Esas Hakkında 24. Mahkeme, öncelikle, temyize başvurma imkânından yoksun olma konusunda, somut olaydakine benzer sorunların ileri sürüldüğü davaları daha önce incelediğini ve Sözleşme nin 6. maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini hatırlatmaktadır (yukarıda anılan, Bayar ve Gürbüz, 49). Somut olayda, Mahkeme başvuranların mahkemeye erişim haklarının orantısız şekilde engellendiğini ve dolayısıyla Sözleşme nin 6. maddesinin 1. fıkrasıyla güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının özü itibariyle ihlal edildiğini saptamaktadır. Bu nedenle, Mahkeme, yukarıda anılan Bayar ve Gürbüz davasında ulaştığı sonuçtan sapmak için herhangi bir neden görmemektedir. 25. Dolayısıyla, bu bağlamda Sözleşme nin 6. maddesi ihlal edilmiştir. 26. Mahkeme, ayrıca, başvuranların, beyanlarına göre, esasa ilişkin savunmaları dikkate alınmaksızın mahkûm edilmeleriyle ilgili olarak, bu şikâyetin Sözleşme nin 10. maddesi bağlamındaki şikâyetle bağlantılı olduğunu kaydetmektedir. Bu nedenle, 10. madde bağlamında vardığı ihlal tespitini göz önünde bulunduran (yukarıdaki 20. paragraf) Mahkeme, Sözleşme nin 6. maddesi bağlamındaki mevcut sorunun ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığı kanaatindedir (bk. aynı anlamda, Artun ve Güvener/Türkiye, No. 75510/01, 35, 26 Haziran 2007). III. SÖZLEŞME NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA 27. Sözleşme nin 41.maddesi aşağıdaki gibidir, Mahkeme, Sözleşmenin veya Protokollerin ihlal edildiğini tespit ederse ve ilgili Sözleşmeci Devletin iç hukuku bu ihlali ancak kısmen giderme imkânı veriyorsa, Mahkeme gerekli görürse zarara uğrayan tarafa adil bir karşılık verilmesine hükmeder.
BELEK ve ÖZKURT/TÜRKİYE KARARI (No.5) 7 28. Başvuranlar, mevcut başvuruyla aynı anda bildirilen on başvuruya ilişkin olarak, Sözleşme nin 41. maddesi uyarınca tüm taleplerini sunmuşlardır. Bu talep aşağıdaki şekilde ayrı ayrı belirtilmektedir: - Başvuranların ödemesi gereken para cezası nedeniyle maruz kaldıklarını düşündükleri maddi zarar için 10.000 Avro (EUR); - Manevi zarar için 50.000 EUR; - Mahkeme önünde başvuranların avukatları tarafından gerçekleştirilen çalışma ve hizmetlerin ayrıntılı bir listesiyle birlikte masraf ve giderler için 10.000 EUR. 29. Hükümet bu meblağları kabul etmemektedir. 30. Maddi zarar hususunda, Mahkeme, başvuranlara verilen para cezalarının Sözleşme nin 10. maddesi kapsamında tespit edilen ihlalin doğrudan sonucu olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, bu bağlamda ödedikleri miktarın ilgililere tümüyle ödenmesine karar vermek gerekmektedir. Mahkeme, sonuç olarak, Belek e 934 EUR, Özkurt a 469 EUR ödenmesine karar vermektedir. 31. Manevi zarar hususunda, Mahkeme, dava koşullarının başvuranlar açısından bazı sıkıntılara yol açtığının düşünülebileceği kanısındadır. Mahkeme, hakkaniyete uygun olarak, Sözleşme nin 41. maddesi uyarınca başvuranların her birine bu bağlamda 1.500 EUR ödenmesine karar vermektedir. 32. Diğer taraftan, Mahkeme içtihadına göre, bir başvurana, masraf ve giderlerinin doğruluğunu, gerekliliğini ve ödenen miktarların makul olduğunu ispatlamak kaydıyla bu masraflar iade edilebilmektedir. Somut olayda, elinde bulunan belgeleri ve yukarıda sözü edilen içtihatları göz önünde bulunduran Mahkeme, tüm masraflar için başvuranlara müştereken toplam 500 EUR ödenmesinin makul olacağı kanaatine varmaktadır.
8 BELEK ve ÖZKURT/TÜRKİYE KARARI (No.5) 33. Mahkeme, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermektedir. MAHKEME, BU GEREKÇELERLE, OYBİRLİĞİYLE, 1. Başvurunun, kabul edilebilir olduğuna; 2. Sözleşme nin 10. maddesinin ihlal edildiğine; 3. Başvuranların temyize başvurma imkânlarının bulunmaması nedeniyle Sözleşme nin 6. maddesinin ihlal edildiğine; 4. Başvuranların savunmasının dikkate alınmadığı yönündeki iddiaya ilişkin şikâyetin esasının incelenmesinin gerekli olmadığına; 5. a) Davalı devletin başvuranlara Sözleşme nin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere aşağıdaki miktarları ödemekle yükümlü olduğuna: i) Ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, maddi tazminat olarak Belek e 934 EUR (dokuz yüz otuz dört avro), Özkurt a 469 EUR (dört yüz altmış dokuz avro) 258 EUR; ii) Ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, başvuranların her birine manevi tazminat olarak 1.500 EUR (bin beş yüz Avro); iii) Başvuranlar tarafından ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, masraf ve giderler için müştereken 500 EUR (beş yüz Avro); b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankası nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
BELEK ve ÖZKURT/TÜRKİYE KARARI (No.5) 9 6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir. İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; Sözleşme nin 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 17 Haziran 2014 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. Stanley Naismith Yazı İşleri Müdürü Guido Raimondi Başkan