AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ Tematik bilgi notu - Göçmenlerin Tutulması Temmuz 2014 İşbu Tematik Bilgi Notu, Mahkeme açısından bağlayıcı değildir ve tüm ayrıntıları içermemektedir Göçmenlerin Tutulması Yabancıların uygun önlemler alınarak tutulması yalnızca, Devletlerin, özellikle Mültecilerin Hukuki Statüsüne ilişkin 1951 Cenevre Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki uluslararası yükümlülüklerine uyarak yasadışı göçü önlemesini sağlamaları amacıyla kabul edilebilir. Devletlerin göç kısıtlamalarından kurtulmak için giderek artan sıklıktaki çabaları engellemeye yönelik meşru kaygıları, sığınmacıları bu sözleşmeler tarafından sağlanan korumadan mahrum bırakmamalıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ( AİHM veya Mahkeme ), tedbirlerin uygulanma şekli ve yönteminin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin ( Sözleşme ) hükümleri ile uygunluğunu incelemesi için çağrıda bulunulduğu durumda, Mahkeme söz konusu kişilerin özel durumlarını değerlendirmelidir. Devletler Sözleşme nin demokratik toplumların temel değerlerinden birini yücelten ve koşullar ile mağdurun davranışı ne olursa olsun, işkence ve insanlık dışı veya onur kırıcı muamele ve cezayı kesin bir şekilde yasaklayan 3. maddesini, özellikle dikkate almalıdır (M.S.S. / Belçika ve Yunanistan (başvuru no. 30696/09), 21 Ocak 2011 tarihli Büyük Daire kararı, 216-218). Hürriyetinden yoksun bırakma / Hareket özgürlüğünün kısıtlanması Amuur / Fransa 25 Haziran 1996 1970 ve 1975 yılları arasında doğmuş ve Somali vatandaşı olan başvuranlar üç erkek ve bir kız kardeş- 1992 yılının Mart ayında Suriye üzerinden Fransa ya gelmişlerdir. Cumhurbaşkanı Siyad Barr rejiminin sona ermesinin ardından, Somali de hayatlarının
tehlikede olduğunu ileri sürmüşlerdir. Pasaportlarının sahte olması nedeniyle Fransa topraklarına kabul edilmemişlerdir. Başvuranlar, Suriye ye gönderilmeden önce 20 gün boyunca Paris-Orly Havalimanı nın transit bölgesinde tutulmaları nedeniyle şikâyette bulunmuşlardır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin 5 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, başvuranların transit bölgede tutulmalarının, uygulamada hürriyetinden yoksun bırakma eylemiyle eşdeğer olması nedeniyle Sözleşme nin 5. maddesinin uygulanabileceğini tespit etmiştir. Fransa hukukunun ilgili tarihte yürürlükte olan uygulanabilir hükümlerinin, olağan mahkemelerin, yabancıların tutulduğu koşulları incelemesi veya tutuldukları süreyle ilgili olarak sınırlama uygulamalarına izin vermemesi nedeniyle, söz konusu özgürlüğünden yoksun bırakma tedbiri hukuka aykırıdır. Bu hükümler ayrıca hukuki, insani ve sosyal yardımda bulunulmasını da öngörmemiştir. Shamsa / Polonya 27 Kasım 2003 İki erkek kardeş olan başvuranlar, geçerli kimlik belgeleri veya ikamet izinleri olmaksızın Varşova da yakalanan Libya vatandaşlarıdır. 90 gün içerisinde sınır dışı edilmeleri istenmiş ve sınır dışı edilme sürecinde alıkonulmuşlardır. Yetkililer, sınır dışı emrini uygulamak için üç kez girişimde bulunmuş, ancak bu girişimler boşa çıkmıştır. Bu durum kısmen, kardeşlerin işbirliği yapmayı reddetmesi nedeniyle olmuştur. Polonya hukuku kapsamında, sınır dışı emri 90 gün içinde uygulanmalıdır; uygulanmaması durumunda ise ilgili kişi serbest bırakılmalıdır. Başvuranlar, sınır dışı edilmek amacıyla Polonya hukuku kapsamında serbest bırakılmaları gereken 25 Ağustos 1997 tarihinde Varşova havalimanı sınır polisleri tarafından, transit bölgede alıkonuldukları hususunda şikâyette bulunmuşlardır. Ancak yetkililer, herhangi bir yasal dayanak olmaksızın, yasal süre sınırının sona erdiği ve başvuranların polisler tarafından muayene için hastaneye götürüldükleri ve bırakıldıkları 3 Ekim 1997 tarihine kadar sınır dışı emrini uygulamaya devam etmişlerdir. AİHM, yerel bir mahkeme, hâkim veya adli görev yapmaya kanunen yetkili kılınmış diğer bir kişi tarafından öngörülmediği halde gerçekleştirilen birkaç günlük alıkoyma işleminin, Sözleşme nin 5 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) kapsamında kanuna uygun olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etmiştir. Başvuranların 25 Ağustos ve 3 Ekim 1997
tarihleri arasında tutulmasının, kanunla öngörülmemiş olması veya kanuna uygun olmamasını dikkate alan Mahkeme, Sözleşme nin 5 1 maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir. Riad ve Idiab / Belçika (ayrıca bk. aşağıdaki Tutukluluk koşulları başlığı altında) 24 Ocak 2008 Filistin vatandaşı olan başvuranlar, Belçika topraklarına yasadışı yollarla girişlerini müteakip, Brüksel Ulusal Havalimanı nın transit bölgesinde alıkonuldukları koşullar hakkında şikâyette bulunmuşlardır. AİHM, başvuranların transit bölgede alıkonulmasının kanuna aykırı olduğuna ve bu durumun Sözleşme nin 5 1 maddesini (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal ettiğine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, başvuranların söz konusu binada on günden fazla bir süre boyunca tutulmalarının, Sözleşme nin 3. maddesine aykırı olarak (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması), insanlık dışı ve aşağılayıcı bir muamele teşkil ettiği sonucuna varmıştır. Nolan ve K. / Rusya 12 May 2009 Amerikan vatandaşı olan başvuran, 2 Haziran 2002 tarihinde, yurt dışında kısa bir süreliğine kalıp geri dönmesinin ardından, Moskova Sheremetyevo Havalimanı nda dokuz saat boyunca bir nezarethanede kilitli tutulduğu ve Rusya ya giriş için geçerli bir vizesinin bulunmasına rağmen, Rusya ya yeniden girmesine izin verilmediği konusunda şikâyette bulunmuştur. Mahkeme, başvuranın Moskova Havalimanı nın transit bölgesinde gece boyunca tutulmasının, Rus yetkililerinin sorumlusu olduğu bir özgürlükten yoksun bırakma işlemi niteliği taşıdığını tespit etmiştir. AİHM, Sınır Geçiş İlkelerinin erişilebilir ve öngörülebilir olmamasını dikkate alarak; ulusal düzenin, başvuranı keyfi olarak özgürlüğünden yoksun bırakma eyleminden koruyamadığı ve bu durumun Sözleşme nin 5 1 maddesini (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal ettiği sonucuna varmıştır. Tutulma Koşulları Dougoz / Yunanistan
6 Haziran 2001 Suriye vatandaşı olan başvuran, Suriye ye sınır dışı edilme sürecinde Yunanistan da polisler tarafından alıkonulmuştur. Başvuran Drapetsona Polis Merkezinde aylarca tutulmuş olup; başvuranın iddia ettiğine göre, yeterli sağlık koşulları ve uyku olanağı bulunmayan aşırı kalabalık ve kirli bir hücrede kalmış, sıcak su imkânı kendisine nadiren sunulmuş, temiz hava veya gün ışığı olmaksızın ve ayrıca egzersiz yapabileceği bir bahçe bulunmaksızın söz konusu merkezde alıkonulmuştur. Gün ışığı, hücrelerde havalandırma ve yeterli sıcak su imkânları bulunmasına rağmen, koşulların Drapetsona Polis Merkezindekine benzer olduğunu iddia ettiği Emniyet Müdürlüğüne, 1998 yılının Nisan ayında transfer edilmiştir. Suriye ye sınır dışı edildiği 3 Aralık 1998 tarihine kadar orada kalmıştır. Mahkeme, başvuranın özellikle, aşırı kalabalık olan ve uyku olanağının bulunmadığı Emniyet Müdürlüğü ve Drapetsona Polis Merkezinde tutulduğu koşulların ve tutulma süresinin gereğinden uzun olmasının, Sözleşme nin 3. maddesine (insanlık dışı veya aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) aykırı aşağılayıcı bir muamele teşkil ettiğine karar vermiştir. Riad and Idiab / Belçika (ayrıca bk. yukarıdaki Hürriyetinden yoksun bırakma başlığı altında) 24 Ocak 2008 Filistin vatandaşı olan başvuranlar özellikle, Belçika topraklarına yasadışı yollarla girişlerini takiben, Brüksel Ulusal Havalimanı nın transit bölgesinde alıkonuldukları koşullar hakkında şikâyette bulunmuşlardır. Mahkeme, başvuranların transit bölgede on günden fazla süre boyunca tutulmalarının, Sözleşme nin 3. maddesine aykırı olarak (insanlık dışı veya aşağılayıcı muamelenin yasaklanması), insanlık dışı ve aşağılayıcı bir muamele teşkil ettiği sonucuna varmıştır. Transit bölgeler, gelen insanların oldukça kısa süreliğine tutulduğu bir yer olarak düşünülmüştür. İçerisinde tutulan insanların yalnızlık hissine kapılabileceği transit bölgede, yürüyüş veya fiziksel egzersiz yapılabilecek herhangi bir dış mekân bulunmamakta, yiyecek içecek hizmeti sağlanmamakta, dış dünyayla haberleşmek için radyo veya televizyon bulunmamakta olup, kesinlikle, on günden daha uzun süreliğine tutulma işleminin gerekliliklerini karşılamak üzere düzenlenmemiştir. S.D. / Yunanistan (başvuru no. 53541/07)
11 Haziran 2009 Türk vatandaşı olan başvuran, ülkeye yasadışı yollarla giriş yapmasının ardından, Yunanistan da sınır nöbetçi istasyonunda bulunan bir tutukevinde iki ay süreliğine alıkonulmuştur. Bu tutulma işlemi boyunca, dışarı çıkmasına, telefonla görüşme yapmasına izin verilmemiş ve kendisine battaniye, temiz çarşaf ve sıcak su temin edilmemiştir. Mahkeme, başvuranın sığınmacı durumundayken, Sözleşme nin 3. maddesine (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) aykırı olarak, aşağılayıcı muamele teşkil eden tutulma koşulları içerisinde bulunduğu sonucuna varmıştır. Başvuran prefabrik bir kulübe içerisinde, dışarı çıkmasına izin verilmeksizin ve kendisine telefon, battaniye, temiz çarşaf veya yeterli hijyenik ürünleri temin edilmeksizin iki ay boyunca yaşamıştır. Sonrasında ise Patrou Rali de bir hücrede altı gün boyunca, Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT) nin 2007 yılının Şubat ayında gerçekleştirdiği ziyaret sonrasında ifade ettiği gibi, kabul edilemez koşullar içerisinde tutulmuştur. A.A. / Yunanistan (no. 12186/08) 22 Temmuz 2010 Filistin vatandaşı olan başvuran, Lübnan da yaşadığı bir mülteci kampından kaçmasının ardından girdiği Yunan karasularındaki deniz polisleri tarafından yakalanmıştır. Sisam polis yetkilileri, başvuranı gözaltına almış ve başvuranın ülkesine geri gönderilmesi yönünde karar verilmiştir. Başvuran, Sisam gözaltı merkezinde hijyenden yoksun koşullar içerisinde tutulduğu konusunda şikâyette bulunmuştur. Başvurana göre, alıkonan kişilerin yemek yediği ve uyuduğu yerler çoğunlukla pisliklerle kaplıdır, koridorlarda çöp yığınları bulunmaktadır, yetersiz yiyecekler hijyenik olmayan koşullarda hazırlanmaktadır, bitlenme ve deri hastalıkları mevcuttur, pencereler tahta kalaslarla kapatılmıştır, sıcak su olmayan banyo ile tuvalet bir aradadır, yalnızca nöbetçilerin isteğine bağlı olarak küçük bir avluya çıkma imkanı sağlanmaktadır, telefon görüşmesi yapılmasına izin verilmemektedir ve merkez aşırı kalabalıktır (100 kişinin ihtiyaçlarını karşılayacak kapasitede olup, 140-190 arası insan barındırılmaktadır). AİHM, gözaltı merkezindeki, başvurana yönelik olarak aşağılayıcı muamele teşkil eden yaşam koşulları ve yetkililerin başvurana, uygun tıbbi yardımı sağlama konusunda gereken özeni göstermemeleri nedeniyle; Sözleşme nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı
muamele yasağı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvuranın üç aylığına tutulduğu merkezin durumuna ilişkin iddiaları, uluslararası örgütler ve Yunan sivil toplum örgütlerince hazırlanan raporlarla teyit edilmiştir. Söz konusu örgütler şu sorunlara değinmiştir: aşırı kalabalık durum, son derece sıkışıklık ve kirlilik, kadın ve erkeklerin birlikte kullandığı harap durumdaki banyo, 1 cm suyla kaplı banyo, sağlık tedavisi imkânının bulunmaması, bozuk kanalizasyon sistemi, mide bulandırıcı kokular, bulaşıcı deri hastalıkları ve kişilerin yakalanması sırasındaki şiddet eylemleri. Abdolkhani ve Karimnia / Türkiye (no. 2) 27 Temmuz 2010 İki İran vatandaşı olan başvuranlar, 2008 yılının Haziran ayında, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği korumasında mülteci olarak Türkiye ye giriş yapmışlardır. Başvuranların pasaportlarının sahte olduğunun tespit edilmesinin ardından, başvuranlar trafik kontrol noktasında yakalanmış ve Hasköy Emniyet Müdürlüğünde tutulmuşlardır. Türk Hükümetinin yazılı belge sunmaması nedeniyle, Mahkeme nin, başvuranların iddialarının tamamının doğru olup olmadığını değerlendirememesine rağmen; tutulma süresi ve aşırı kalabalıklaşma, Hasköy Emniyet Müdürlüğü ndeki tutulma koşullarının, Sözleşmenin 3. maddesine (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) aykırı olarak aşağılayıcı bir muamele teşkil ettiği sonucuna varmak için yeterlidir. Başvuranlar Emniyet Müdürlüğü nün bodrum katında üç ay boyunca alıkonmuşlardır. Türk Hükümeti nin söz konusu mekânda 42 kişinin tutulduğu yönündeki tahmininin doğru olduğu varsayılsa dahi, 70 metrekarelik bir alanda bu kadar çok sayıda insanın bir günlüğüne bile tutulması, aşırı bir kalabalıklaşma anlamına gelmektedir. M.S.S. / Belçika ve Yunanistan (no. 30696/09) 21 Ocak 2011 (Büyük Daire) Afganistan vatandaşı olan başvuran Yunanistan üzerinden Avrupa Birliği ne giriş yapmıştır. Sonrasında sığınma talebinde bulunduğu Belçika ya gitmiştir. Dublin II Düzenlemesi gereğince, başvuran 2009 yılının Haziran ayında Yunanistan a geri gönderilmiştir. Atina Havalimanına varmasının ardından, yakınlardaki bir binada tutulmaya başlamıştır. Başvuranın beyanına göre, diğer 20 kişiyle birlikte küçük bir alana kilitlenmiş, tuvalet erişimleri kısıtlanmış, tutulan kişilerin açık havaya çıkmasına izin verilmemiş, çok az miktarda yiyecek verilmiş ve kirli döşeklerde veya yerde uyumak zorunda kalmışlardır.
Mahkeme, başvuranın alıkonulurken içerisinde bulunduğu koşullar sebebiyle, Yunanistan ın Sözleşme nin 3. maddesini (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) ihlal ettiğine karar vermiştir. Başvuranın oldukça kısa süreliğine alıkonulmasına rağmen, Mahkeme, tutukevinde gerçekleşen bu alıkoyma işleminin koşullarının kabul edilemeyeceği kanısına varmıştır. Mahkeme, keyfi olarak hareket edilmesi, başvuranın yaşamış olabileceği değersizlik hissi ve sıkıntı, bu tutulma koşullarının kişinin itibarı üzerindeki büyük etkisi dikkate alındığında, bunların tümünün aşağılayıcı muamele teşkil ettiğini tespit etmiştir. Ayrıca başvuran, göç etmesi ve yaşadığı travmatik deneyimleri nedeniyle sığınmacı olarak savunmasız bir durumdadır. Bu davada Mahkeme, başvuranın Yunanistan da içerisinde bulunduğu koşullar nedeniyle Sözleşme nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) Yunanistan tarafından ihlal edildiğine karar vermiştir. Ayrıca, 3. maddeyle birlikte değerlendirildiğinde, başvuranın davasında izlenen sığınma usulündeki aksaklıklar nedeniyle 13. maddenin (etkin başvuru hakkı) de Yunanistan tarafından ihlal edildiğine hükmetmiştir. Yunanistan daki sığınma usulündeki aksaklıklarla bağlantılı olarak başvuranın riske atılması ve başvuranın Yunanistan da 3. maddeye aykırı olarak tutulmaya ve kötü yaşam koşullarına maruz bırakılması nedeniyle 3. maddenin Belçika tarafından ihlal edildiğine karar vermiştir. Ayrıca, başvuranın sınır dışı edilmesi emrine itiraz edebileceği etkin bir hukuk yolu bulunmaması nedeniyle, 3. maddeyle birlikte değerlendirildiğinde, 13. maddenin de Belçika tarafından ihlal edildiğine hükmetmiştir. R.U. / Yunanistan (no. 2237/08) (ayrıca bk. aşağıdaki, Alıkonma işleminin hukuka uygun olmaması hususundaki itirazlar başlığı altında) 7 Haziran 2011 Bu dava, Türkiye de işkence gördüğünü iddia eden Kürt kökenli bir Türk sığınmacının Yunanistan da alıkonulması ve sığınma usulünün seyri ile ilgilidir. Başvuranın tutulma koşullarıyla ilgili şikâyeti, AİHM in S.D. / Yunanistan (bk. yukarıdaki sayfa 3) davasında incelediği davayla aynı özellikte olup, aynı dönemi kapsamaktadır. S.D. davasında Mahkeme, Soufli and Petrou Ralli tutukevlerindeki genel tutulma koşulları nedeniyle Sözleşme nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) ihlal edildiğine hükmetmiştir. Mahkeme R.U. davasında da aynı sonuca vararak 3. maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Yunanistan da başvuranın tutulma koşullarına karşı şikâyette bulunabileceği herhangi bir hukuk yolu bulunmaması nedeniyle,
AİHM ayrıca Sözleşme nin 13. maddesinin de (etkin başvuru hakkı) ihlal edildiğine hükmetmiştir. Bunun yanında, Sözleşme nin 5 1 ve 4. maddelerinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) de ihlal edildiğini tespit etmiştir. A.F. / Yunanistan (no. 53709/11) 13 Haziran 2013 İran vatandaşı olan başvuran, Yunanistan a giriş yapmış ve Feres sınır karakolundaki polislerce yakalanmıştır. İddialara göre yetkililer, başvuranın siyasi sığınma talebini kayıtlara geçirmeyi reddetmişlerdir. Başvuran Ekim 2010 dan Ocak 2011 e kadar Feres sınır karakolu binasında tutulmuştur. Başvuran tutulma koşulları hakkında şikâyette bulunmuştur. Mahkeme, başvuranın tutulma koşullar sebebiyle Sözleşme nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) ihlal edildiğine karar vermiştir. AİHM, uluslararası kuruluşların Feres sınır karakolundaki tutulma koşulları hakkındaki, büyük yer sıkıntısı olduğunu belirten raporları kaydetmiştir. İşkence ve diğer zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezanın önlenmesine dair özel BM Raportörüne göre, 2010 yılının Ekim ayında gerçekleştirdiği ziyarette, 28 kişilik bir yerde 123 kişi tutulmaktaydı. ProAsyl e göre ise 2010 yılının Aralık ayında bir yurtta 110 kişi kalmaktaydı. Ayrıca Avrupa İşkencenin, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezanın Önlenmesi Komitesi (CPT), 2011 yılının Ocak ayında, bazı yurtlarda, alıkonulan her bir kişinin 1 m² veya daha az yere sahip olduğunu kaydetmiştir. Horshill / Yunanistan 1 Ağustos 2013 Yabancı bir ülke vatandaşı olan ve sınır dışı edilmesi gereken başvuran, sığınma talebinde bulunduktan sonra art arda on beş gün boyunca iki polis karakolunda alıkonulmuştur. Başvuran özellikle, söz konusu iki polis karakolu binasındaki tutulma koşulları hakkında şikâyette bulunmuştur. Mahkeme, başvuranın aşağılayıcı muameleye maruz bırakıldığını ve bu durumun Sözleşme nin 3. maddesini (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) ihlal ettiği kanısına varmıştır. Başvuran iki polis karakolunda on beş gün boyunca alıkonulmuştur. Aşırı kalabalıklaşma nedeniyle dört gün boyunca muzdarip olmuştur. Karakollardan birindeki hücrelerin, bodrum katında olmasından dolayı gün ışığından yoksun
kalmıştır. Her iki karakolda da, hücrelerde banyo mevcut değildir ve alıkonulan kişiler dışarıda yürüme ve fiziksel aktivitede bulunma imkânlarından mahrum kalmışlardır. AİHM, karakolların, idari bir tedbirin uygulanmasını bekleyen kişilerin tutulması için uygun binalar olmadığını yinelemektedir. Özel ihtiyaçları bulunan göçmenler (çocuklar, kadınlar vb.) Mubilanzila Mayeka ve Kaniki Mitunga / Belçika 12 Ekim 2006 Bu dava, Kanada da mülteci statüsü alan annesinin yanına gitmek amacıyla yalnız seyahat eden beş yaşındaki Kongo vatandaşı bir çocuğun, Brüksel havaalanı yanındaki Yabancılar Şubesi tarafından yetişkinlere yönelik olarak işletilen bir transit merkezinde iki ay boyunca alıkonulması ve sonrasında ise kendi ülkesine gönderilmesi ile ilgilidir. AİHM, çocuğun alıkonulduğu koşullar sebebiyle, Sözleşme nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) ihlal edildiğine karar vermiştir. Yalnızca beş yaşında olan çocuk, yanında ailesi olmamasına rağmen ve kendisiyle ilgilenmesi için herhangi birinin görevlendirilmemesine rağmen, yetişkinler için düzenlenen bir merkezde yaklaşık iki ay boyunca tutulmuştur. Ayrıca çocuk için özel olarak görevlendirilen, eğitimli bir kişiden uygun rehberlik ve eğitsel yardım alması için herhangi bir tedbir alınmamıştır. Esasında, Belçika Hükümeti, alıkonulduğu yerin çocuğun ihtiyaçları açısından uygun olmadığı ve ilgili tarihte mevcut ve yeterli olan herhangi bir yapı bulunmadığını kabul etmiştir. Çocuk, yaşının çok küçük olması, yabancı topraklarda yasadışı bir yabancı olması, ailesinden ayrı olması ve yalnız başına bırakılması nedeniyle; son derece çaresiz bir durumda kalmıştır. AİHM, Belçika yetkililerinin çocukla ilgilenme yükümlülüğü ve sorumlulukları göz önünde bulundurulduğunda, Belçika yetkilileri tarafından alınan tedbirlerin yetersiz olduğunu tespit etmiştir. Tutulma koşulları, çocuğun büyük oranda sıkıntı yaşamasına neden olmuştur. Çocuğu alıkoyan yetkililer, bu şartlar altında tutulmasının çocuk üzerindeki psikolojik etkilerinin kesin olarak farkındadır. Muskhadzhiyeva ve Diğerleri / Belçika 19 Ocak 2010 Bir anne ve dört çocuğundan (ilgili tarihte sırasıyla yedi ay, üç buçuk yaş, beş yaş ve yedi yaşındaki) oluşan başvuranlar, Çeçen kökenli Rus vatandaşlarıdır. Çeçenistan ın Grozny
bölgesinden hareket eden başvuranlar, sığınma talebinde bulundukları Belçika ya varmışlardır. Başvuranlar Polonya da vakit geçirdikleri sırada, Polonya makamları, Dublin II Düzenlemesi gereğince, başvuranların sorumluluklarını üstlenmeyi kabul etmişlerdir. Bu nedenle Belçika makamları 21 Aralık 2006 tarihinde, başvuranların Belçika da ikamet etmesini reddeden ve ülkeyi terk etmelerini emreden bir karar çıkarmışlardır. Başvuranlar 22 Aralık 2006 tarihinde Brüksel Havalimanı yakınlarındaki Yabancılar Şubesi tarafından işletilen ve yabancıların (yalnızca yetişkinler veya aileler) ülkeden sınır dışı edilmeyi beklerken tutuldukları kapalı bir transit merkezine yerleştirilmişlerdir. AİHM, bir çocuğun son derece savunmasız olmasının, dikkate alınması gereken en önemli faktörlerden biri olduğunu ve yasadışı bir yabancı olma statüsünden daha ağır bastığını hatırlatarak; dört çocuğun alıkonulması hususunda, Sözleşme nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) ihlal edildiğini tespit etmiştir. Mevcut davada dört çocuğun annelerinden ayrılmadığı doğrudur; ancak, bu durum yetkililerin çocukları koruma yükümlülüğünden muaf tutulmaları için yeterli değildir. Başvuranlar, çocuklara ev sahipliği yapmak için tasarlanmamış olan ve bu durumun Mahkemece atıfta bulunulan bazı raporlarla da doğrulandığı, kapalı bir merkezde bir aydan fazla süreliğine tutulmuşlardır. Mahkeme ayrıca, bağımsız doktorların, çocukların sağlık durumu hakkındaki endişelerine de atıfta bulunmuştur. Rahimi / Yunanistan (ayrıca bk. aşağıdaki tutukluluğun hukuka aykırı olduğu hususunda itirazda bulunma başlığı altında) 5 Nisan 2011 Bu dava özellikle, Yunanistan a yasadışı yollarla giriş yapan, reşit olmayan ve Afganistan dan göç etmekte olan bir kişinin, Lesbos adasındaki Pagani tutukevinde alıkonulması ve sonrasında sınır dışı edilmek amacıyla serbest bırakılmasıyla ilgilidir. Mahkeme başvuranın, Pagani tutukevindeki tutulma koşulları hususunda, Sözleşme nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvuranın savunmasız durumunu ve Pagani tutukevindeki insanlık onuruna hakaret teşkil eden tutulma koşullarını göz önünde bulunduran Mahkeme, başvuranın alıkonulma süresinin yalnızca iki gün olmasına karşın, aşağılayıcı muameleye maruz kaldığına hükmetmiştir.
Popov / Fransa 19 Ocak 2012 Kazakistan vatandaşı evli bir çift olan başvuranlar ve iki çocukları Fransa ya sığınma başvurusunda bulunmuşlardır. Ancak, başvuruları ve oturma izni alma talepleri reddedilmiştir. 2007 yılının Ağustos ayında, başvuranlar ve ilgili tarihte beş aylık ve üç yaşında olan çocukları, evlerindeyken yakalanmış ve gözaltına alınmışlardır. Ertesi gün ise, Kazakistan a geri gönderilmek üzere Charles-de-Gaulle havalimanına götürülmüşlerdir. Ancak uçuş iptal edilmiş ve başvuranlar ve çocukları, ailelerin kalmaları için tasarlanan Rouen-Oissel idari tutukevine götürülmüşlerdir. Mahkeme, çocukların tutulma koşullarına ilişkin olarak Sözleşme nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) ihlal edildiğine karar vermiştir. Ailelerin, Rouen-Oissel tutukevindeki diğer kişilerden ayrı yerlerde alıkonulmalarına rağmen; mevcut olan yataklar yetişkinler için tasarlanmış, ancak çocuklar için tehlike teşkil eden demir çerçeveli yataklardır. Ayrıca çocuklar için herhangi bir oyun alanı veya faaliyet bulunmadığı gibi, odalara açılan otomatik kapılar da çocuklar için tehlikelidir. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri ve Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT), bu tutukevlerindeki stres, güvensizlik ve düşmanca atmosferin küçük çocuklar açısından kötü olduğu ve makamların, çocukların uzun süreli olarak tutulmaması için yetkileri dâhilindeki her şeyi yapmalarını öngören uluslararası çocukların korunması ilkelerine aykırı olduğunu ifade etmiştir. Kendi başına düşünüldüğünde iki haftalık tutulma çok uzun bir süre olmasa da, yaşlarına uygun olmayan bir ortamda yaşayan çocuklara oldukça uzun bir zaman dilimi gibi gelebilir. Başvuranların çocuklarının aileleriyle birlikte tutulmalarının da etkisiyle, çaresizlik içerisinde yaşamak zorunda bırakıldıkları koşullar, çocukların stres yaşamalarına ve ciddi psikolojik yansımalara neden olabilir. Ancak, ebeveynlerin tutukluluk koşullarıyla ilgili olarak, Sözleşme nin 3. maddesi ihlal edilmemiştir. Ebeveynlerin idari tutukevinde kaldıkları süre boyunca ortaya çıkabilecek olan çaresizlik, stres ve hayal kırıklıkları, alıkonma sürecinde çocuklarından ayrılmamış olmaları nedeniyle hafiflemiş olmalıdır. Mahmundi ve Diğerleri / Yunanistan 31 Temmuz 2012
Bu dava, sekiz aylık hamile bir kadın ve reşit olmayan dört çocuğu da kapsayan bir ailenin Lesbos adasındaki Pagani tutukevinde alıkonulması ile ilgilidir. Mahkeme, başvuranların tutulma koşullarının Sözleşme nin 3. maddesine aykırı olarak (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele teşkil ettiğine karar vermiştir. Özellikle, başvuranlardan bazılarının reşit olmaması ve birinin de hamile bir kadın olmasına rağmen, özel bir denetime tabi tutulmadıklarının altını çizmiştir. Ayrıca sivil toplum örgütlerinin, Pagani tutukevine ilişkin olarak geçmişte tespit ettikleri bazı endişe verici bulgulara rağmen, mevcut durumda herhangi bir değişiklik olmadığını gözlemlediklerini kaydetmiştir. Aden Ahmed / Malta 23 Temmuz 2013 Bu dava, 2009 yılının Şubat ayında bir Somali vatandaşının, sığınma talebinde bulunmak amacıyla tekneyle yasadışı yollardan ülkeye girmesinin ardından Malta da alıkonulması ile ilgilidir. Mahkeme, Sözleşme nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, özellikle tutulan kişilerin soğukta kalmaları, tutukevinde kadın görevli olmaması, üç aya varan süre boyunca açık havaya çıkamamaları ve egzersiz yapamamaları, yetersiz beslenmeleri, başvuranın sağlığının ve duygusal durumunun hassas olması itibariyle savunmasız bir durumda olmasından dolayı Lyster Barracks tutukevinde alıkonulduğu koşullardan endişe duymuştur. Başvuran daha önce tutulu bulunurken düşük yapmış ve çocuğundan ayrılmıştır. Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde, göçmen olarak 14 buçuk ay boyunca içerisinde bulunduğu bu koşullar aşağılayıcı muamele teşkil etmektedir. Asalya / Türkiye 15 Nisan 2014 Belden aşağısı felçli olan ve tekerlekli sandalyeye bağlı olarak yaşayan Filistin kökenli başvuran, sınır dışı edilmeyi beklediği süreçte Kumkapı Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi nde tutulduğu koşullar hakkında şikâyette bulunmuştur. Özellikle, kendisi gibi tekerlekli sandalyeye bağlı olarak yaşayan kişiler için yeterli imkânlar bulunmadığını asansör ve alaturka tuvalet olmadığını- ifade etmiştir.
Mahkeme, başvuranın Kumkapı Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi nde tutulduğu koşullar nedeniyle Sözleşme nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) ihlal edildiğine karar vermiştir. Özellikle, başvuranın aşağılanması veya küçük düşürülmesi konusunda herhangi bir niyet bulunduğuna dair kanıt olmadığını gözlemlemiştir. Ancak, başvuranın yatakta uyumak ve yabancıların yardımına ihtiyaç duymaksızın tuvaleti gerektiği sıklıkla kullanabilmek gibi, sivil hayatın asgari gerekliliklerinden bazılarına erişemediği koşullar altında tutulmasının, insanlık onuruyla bağdaşmadığı ve süreç ne kadar kısa olursa olsun, tutulmasının keyfi olmasından kaynaklanan sıkıntıyı artırdığı kanısındadır. Bu koşullar altında Mahkeme, başvuranın aşağılayıcı muameleye maruz kaldığını tespit etmiştir. Tutulmanın hukuka aykırı olduğu konusunda itirazda bulunma Abdolkhani ve Karimnia / Türkiye 22 Eylül 2009 İran vatandaşı ve İran daki Halkın Mücahitleri Örgütü nün eski üyeleri olan başvuranlar başvuruda bulundukları sırada, Kırklareli Gaziosmanpaşa Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezinde tutulmaktaydılar. Mahkeme, kişilerin sınır dışı etme amacıyla tutulmasına hükmedilmesi veya tutulma süresinin uzatılmasına dair usulü belirleyen ve bu tür alıkonulma sürelerini ayarlayan yasal hükümlerin mevcut olmaması nedeniyle, iç hukuk sisteminin başvuranları keyfi olarak alıkonma işleminden koruyamadığına, sonuç olarak, kişilerin tutulmasının hukuka uygun olarak nitelendirilemeyeceğine ve Sözleşme nin 5 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, ulusal makamların suç isnatlarının bir sonucu olarak değil, göç kontrolü bağlamında ortaya çıkmış olan, başvuranların alıkonma gerekçelerini hiçbir zaman başvuranlara iletmedikleri sonucuna varmıştır. Bu durum Sözleşme nin 5 2 maddesinin ihlal edilmesine neden olmuştur. Başvuranlara avukatlık yardımı sunulmaması ve başvuranların alıkonma gerekçeleri hakkında bilgilendirilmemeleri göz önüne alındığında, başvuranların alıkonulmaları hususunda itiraz etme hakları etkin olmaktan yoksundur. Türk Hükümeti başvuranların tutulmalarının hukuka aykırı olup olmadığının, mahkeme tarafından incelemeye tabi
tutulacağı bir usul bulunduğuna yönelik herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Bu nedenle Mahkeme, Türk hukuk sisteminin başvuranlara, tutulmalarının adli olarak incelenmesini talep edebilecekleri bir hukuk yolu sunmadığını ve bu durumun Sözleşme nin 5 4 maddesini (alıkonulma işleminin hukuka uygun olup olmadığına bir mahkeme tarafından derhal karar verilmesi hakkı) ihlal ettiği sonucuna varmıştır. Ayrıca bk.: 3 Aralık 2013 tarihli Ghorbanov ve Diğerleri / Türkiye kararı. Mikolenko / Estonya 8 Ekim 2009 Rus vatandaşı olan başvuran, Estonya makamlarının oturma iznini uzatmayı reddetmesi üzerine 2003 yılında geri gönderme merkezinde hukuka aykırı olarak tutulduğu ve 2007 yılında serbest bırakılana kadar oldukça uzun bir süre boyunca burada alıkonulduğu konusunda şikâyette bulunmuştur. Mahkeme, başvuranın sınır dışı edilmesi için gerçekleştirilmiş bir eylem olan alıkonmasına ilişkin gerekçelerin, sınır dışı edilmesinin gerçekçi bir yönü bulunmaması ve yerel makamların işlemleri titizlikle yürütmemesi nedeniyle, tutulduğu sürenin tamamı boyunca geçerli olmadığını tespit ederek; Sözleşme nin 5 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Louled Massoud / Malta 27 Temmuz 2010 Bu dava, başvurunun yapılması sırasında Malta Safi Askeri Kışlasında alıkonulmakta olan 1960 doğumlu bir Cezayir vatandaşı ile ilgilidir. Başvuran 2006 yılının Haziran ayında tekne yoluyla Malta ya varmış ve derhal yakalanmıştır. Sonrasında, Malta ya girmeleri için başkalarına yardım etmekle suçlanmış ve suçlu bulunmuştur. Hapis cezasının infazının tamamlanmasının ardından salıverilmiş, ancak 18 aydan biraz fazla bir süre boyunca tutukevinde alıkonulmuştur. Mahkeme başvuranın, yasadışı göçmenler, mülteciler ve entegrasyona ilişkin olarak 2005 yılında Malta da başlatılan politika temelinde izin verilen maksimum süre olan 18 aydan fazla bir süre boyunca alıkonması nedeniyle, Sözleşme nin 5 1 maddesinin (özgürlük ve
güvenlik hakkı) ve 5 4 maddesinin (alıkonulma işleminin hukuka uygun olup olmadığına bir mahkeme tarafından derhal karar verilmesi hakkı) ihlal edildiğini tespit etmiştir. Rahimi / Yunanistan (ayrıca bk. yukarıdaki Tutulma koşulları başlığı altında) 5 Nisan 2011 Bu dava, reşit olmayan ve yanında ebeveynleri bulunmayan bir kişinin, yetişkin tutukevinde alıkonulmasıyla ilgilidir. Başvuran özellikle, yakalanma gerekçeleri ve bu kapsamdaki hukuk yolları hakkında bilgilendirilmediğini iddia etmiştir. Mahkeme, Sözleşme nin 5 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvuranın alıkonulma işleminin hukuk temelinde gerçekleştirildiğini ve sınır dışı edilmesini sağlamak amacıyla yapıldığını gözlemlemiştir. İlke olarak, iki gün olan alıkonulma süresinin bu hedefe ulaşılması bakımından makul olmadığı söylenemez. Ancak, Yunan makamları reşit olmayan bir birey olan başvuranın çıkarlarını en iyi şekilde koruma hususunu dikkate almamış ve alıkoyma yerine daha makul bir tedbir alınması olasılığını hesaba katmamışlardır. Bu faktörler Mahkeme nin makamların alıkoyma tedbirini yerine getirirken iyi niyetle hareket ettiklerinden şüphe duymasına neden olmuştur. Bu nedenle Mahkeme, başvuranın tutulmasının, Sözleşme nin 5 1 maddesi anlamında hukuka uygun olmadığına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, Sözleşme nin 5 4 maddesinin (alıkonulma işleminin hukuka uygun olup olmadığına bir mahkeme tarafından derhal karar verilmesi hakkı) ihlal edildiğini tespit etmiştir. Başvuran, avukatla iletişime geçme fırsatına sahip olamamıştır. Ayrıca, kendisiyle gerçekleştirilen görüşmenin ana dilinde yapılmış olmasına karşın, mevcut hukuk yollarına ilişkin bilgi veren broşür, başvuranın anlayamayacağı bir dilde yazılmıştır. Başvuranın hukuki temsilcisi sıfatıyla eylemde bulunan herhangi biri olmamasına rağmen, başvuranın beraberinde birinin bulunduğu yönünde kayıt yapılmıştır. Bu nedenle, hukuk yollarının etkin olduğu varsayılsa dahi, Mahkeme başvuranın bu hukuk yollarından nasıl faydalanacağını tespit edememiştir. R.U. / Yunanistan (no. 2237/08) (ayrıca bk. yukarıdaki tutulma koşulları başlığı altında) 7 Haziran 2011 Bu dava, Türkiye de işkence gördüğü iddia edilen Kürt kökenli bir Türk sığınmacının Yunanistan da alıkonulması ve sığınma usulünün seyri ile ilgilidir.
Mahkeme, Sözleşme nin 5 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvuranın özgürlüğünden yoksun bırakılması, sınır dışı edilmesini sağlamak için gerçekleştirilmiştir. Mahkeme bu kapsamda, Yunan hukukunun yalnızca, sınır dışı işleminin gerçekleştirilebileceği durumda, alıkoyma tedbirine izin vermekte olduğuna dikkat çekmiştir. Ayrıca Yunan hukuku ve uluslararası hukuk bağlamında, bir sığınmacının başvurusunun kesin olarak ele alınmasına kadar, sığınmacının sınır dışı edilemeyeceğini gözlemlemiştir. Başvuranın sığınma talebinin değerlendirmesi aşamasında olmasından dolayı ve idare mahkemesinin başvuranı 15 Mayıs 2007 tarihinde alıkoymaya karar vermesinden dolayı, Mahkeme sığınma başvurusuna açıkça atıfta bulunduğu için durumun bilincindedir. Mahkeme ayrıca, Sözleşme nin 5 4 maddesinin (alıkonulma işleminin hukuka uygun olup olmadığına bir mahkeme tarafından derhal karar verilmesi hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Yunan hukukundaki hiçbir hüküm, bir kişinin sınır dışı edilmesi amacıyla alıkonulmasına devam edilmesine dair bir kararın, hukuka uygun olup olmadığını inceleme hususunda yerel mahkemelere herhangi bir yetki tanımamaktadır. Her şekilde, başvuranın davasını değerlendiren hâkimler, söz konusu hususu incelememiştir. M. ve Diğerleri / Bulgaristan (no. 41416/08) 26 Temmuz 2011 Bu dava, iki çocuk babası bir Afgan vatandaşının, Bulgaristan dan sınır dışı edilmesi sürecinde alıkonulması ve başvuranın bu duruma etkin bir şekilde itiraz edememesi ile ilgilidir. Mahkeme, Sözleşme nin 5 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvuran iki yıl, sekiz buçuk ay boyunca alıkonulmuştur. Başvuranın sınır dışı edilmesine, 2005 yılının Aralık ayında karar verilmesine rağmen, yetkililer ilk kez 2007 yılının Şubat ayında, başvuranın sınır dışı işleminin gerçekleştirilmesi için kimlik belgesini teminat altına alma girişiminde bulunmuşlardır. Bunun yanı sıra, bu taleplerini, bir yıl yedi ay sonra yinelemişlerdir. Bütün bu süreç boyunca başvuran tutulmaya devam etmiştir. Ayrıca, Bulgar Hükümeti başvuranı farklı ve güvenli bir ülkeye gönderme girişiminde bulunduğunu kanıtlamıştır. Sonuç olarak, Bulgar makamlarının gereken özeni göstermediği göz önüne alındığında, başvuranın alıkonulması, bu süre boyunca haklı gerekçelere dayandırılmamıştır.
Mahkeme ayrıca, Sözleşme nin 5 4 maddesinin (alıkonulma işleminin hukuka uygun olup olmadığına bir mahkeme tarafından derhal karar verilmesi hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvuran mahkeme önünde gerçekleşen iki ayrı davada, Aralık 2005 ve Ekim 2006 tarihli iki farklı işlemle ortaya konulan alıkonulma emrinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. İlk davada, mahkemeler başvuranın itirazını incelemeyi reddetmiş, ikincisinde ise, iki buçuk yıl sonra, ikinci alıkoyma emrinin yetkisi bulunmayan bir görevli tarafından imzalandığını tespit etmiştir. Böylelikle yerel makamlar, başvuranın, sınır dışı edilme sürecinde alıkonulmasının hukuka aykırı olduğu hususunda mahkeme önünde itirazda bulunmasını sağlayamamışlardır. Ayrıca bk.: 12 Şubat 2013 tarihli Amie ve Diğerleri /Bulgaristan kararı. Auad / Bulgaristan 11 Ekim 2011 Filistin kökenli vatansız bir birey olan başvuran 2009 yılının Mayıs ayında Bulgaristan a gelmiş, hemen sonrasında sığınma talebinde bulunmuştur. Terörist olmakla suçlanmasından dolayı (özellikle, ondan fazla suikasta karışmış olmasından dolayı) milli güvenlik gerekçesiyle 2009 yılının Kasım ayında Lübnan a gönderilmesine karar verilmiştir. Sınır dışı edilme sürecinde, 2011 yılının Mayıs ayına kadar, diğer deyişle, Bulgar hukuku kapsamında izin verilen maksimum süre (18 ay) boyunca alıkonulmuştur. Başvuran serbest bırakılmasının ardından, Sofya da kalmaya devam etmiş ve günlük olarak karakola giderek bildirimde bulunmakla yükümlü kılınmıştır. Mahkeme, Sözleşme nin 5 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Zira, başvuranın sınır dışı edilme sürecindeki alıkonulma gerekçeleri, Bulgar makamlarının davaları titizlikle yürütmemelerinden dolayı, başvuranın tutulduğu sürenin tamamı boyunca geçerli olmamıştır. Mathloom / Yunanistan 24 Nisan 2012 Bu dava, Irak vatandaşı olan başvuranın, şartlı olarak tahliye edilmesine yönelik olarak verilen karara karşın, sınır dışı edilmesi amacıyla iki yıl üç aydan daha uzun bir süre boyunca tutulması ile ilgilidir.
Mahkeme, Sözleşme nin 5 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme özellikle, mahkemelerce sınır dışı edilmesi öngörülen kişilerin tutulmasına dair Yunan mevzuatının, azami bir süre belirtmediğini ve bu nedenle, Sözleşme nin 5 1 maddesi kapsamındaki öngörülebilirlik koşulunu karşılamadığını tespit etmiştir. M.A. / Kıbrıs (no. 41872/10) 23 Temmuz 2013 Bu dava, Kürt kökenli Suriyeli bir kişinin, Kıbrıs makamlarınca tutulması ve Kıbrıs Hükümeti nin sığınma politikasını protesto eden başvuranın ve diğer Kürt kökenli kişilerin Suriye deki bir kamptan, Lefkoşa daki hükümet binası dışına gönderilmesine neden olan, 11 Haziran 2010 tarihinde sabah erken saatlerde düzenlenen polis operasyonu sonrasında sınır dışı edilmesi ile ilgilidir. Mahkeme yerel makamların, başvuranın alıkonulması işlemini kanunla öngörülmüş bir usule uygun olarak gerçekleştirmemeleri sebebiyle, başvuranın alıkonulduğu sürenin tamamına ilişkin olarak, Sözleşme nin 5 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. İç hukukta, başvuranın alıkonulmasının hukuka uygun olup olmadığını inceletebileceği tek başvuru yolu, Anayasa nın 146. maddesi kapsamında ortaya konulan hukuk yoludur. Mahkeme, bu yargılamaların, ilgili tarihte sekiz ay olan ortalama süresinin, Sözleşme nin 5 4 maddesi anlamında (alıkonulma işleminin hukuka uygun olup olmadığına bir mahkeme tarafından derhal karar verilmesi hakkı) aşırı uzun olduğuna karar vermiştir. Bu nedenle, söz konusu hüküm ihlal edilmiştir. Suso Musa / Malta 23 Temmuz 2013 Bu dava, Sierra Leone li olduğu iddia edilen bir sığınmacı ile ilgilidir. Başvuran özellikle, alıkonulma işleminin, hukuka aykırı olduğu ve alıkonulma tedbirinin hukuka uygun olup olmadığını inceletmek amacıyla etkin yöntemler bulunmadığı konusunda şikâyette bulunmuştur. Mahkeme, Sözleşme nin 5 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvuranın sığınma talebinin değerlendirilmesi sırasında tutulması keyfi bir
durumdur. Sözleşme nin 3. maddesi (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) açısından incelendiğinde, başvuranın tutulduğu yerdeki koşullar, büyük sorun teşkil etmektedir. Ayrıca yetkililer, başvuranın Malta da kalmasına izin verilip verilmemesi gerektiğinin belirlenmesi için makul olmayan uzunlukta süre kullanmışlardır. Başvuranın sığınma talebinin sonuca bağlanmasını takiben gerçekleştirilen tutma işleminin süresi hususunda, sınır dışı işlemlerinin gereken titizlikle yürütülmediğini tespit etmiştir. Ayrıca, başvuranın alıkonulmasının hukuka uygun olup olmadığını derhal inceletememesi nedeniyle, Sözleşme nin 5 4 maddesi (alıkonulma işleminin hukuka uygun olup olmadığına bir mahkeme tarafından derhal karar verilmesi hakkı) ihlal edilmiştir. Mahkeme, bu durumda tespit edilen sorunların, benzer başvurularda bulunulmasına yol açabileceği kanısına varmıştır. Bu nedenle, Malta makamlarından, göç etmeleri nedeniyle alıkonulmalarının hukuka uygun olup olmadığını inceletmek isteyen kişilerin taleplerinin makul bir süre içerisinde karara bağlanabileceği bir mekanizma oluşturmalarını talep etmiştir. Mahkeme ayrıca Malta ya koşulları iyileştirmesi ve sığınmacıların alıkonulduğu sürelerin kısaltılması amacıyla gerekli adımların atılması için tavsiyede bulunmuştur. Kim / Rusya 17 Temmuz 2014 Bu dava, yetkililerin Özbekistan vatandaşı olduğunu düşündüğü vatansız bir kişinin, sınır dışı edilmesi amacıyla alıkonulması ile ilgilidir. Başvuran yabancılar tutukluluk merkezinde iki yıl boyunca alıkonulduğu koşullar hakkında şikâyette bulunmuştur. Başvuran ayrıca alıkonulmasının, aşırı uzun bir süreci kapsaması ve sınırdışı emrinin uygulanmasının mümkün olmaması ve tutulmasının adli olarak incelenmemesi nedeniyle hukuka aykırı olduğunu beyan etmiştir. Mahkeme, Sözleşme nin 5 1 maddesinin (özgürlük ve güvenlik hakkı) ve 5 4 maddesinin (alıkonulma işleminin hukuka uygun olup olmadığına bir mahkeme tarafından derhal karar verilmesi hakkı) ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme özellikle, başvuranın alıkonulmasına itiraz edebileceği herhangi bir usul bulunmadığını ve başvuranın sınır dışı edilmesinin sağlanmasına yönelik gerçek bir ihtimal bulunmamasına rağmen alıkonulmaya devam ettiğini tespit etmiştir. Bu nedenle yetkililer, gereken özeni göstermemişlerdir. Mahkeme özellikle, Sözleşme nin 46. maddesi (kararların bağlayıcılığı ve infazı) kapsamında, başvuranın vatansız bir kişi olmasından kaynaklanan suçlardan
dolayı yeniden yakalanarak tutulmasının engellenmesi amacıyla, Rusya nın, gereken usulleri ortaya çıkarmak için uygun tedbirler alması gerektiği sonucuna varmıştır. Mahkeme bu davada ayrıca, başvuranın tutulma koşulları nedeniyle Sözleşme nin 3. maddesinin (insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin yasaklanması) ihlal edildiğini tespit etmiştir. Basın İrtibat: Sylvie Ruffenach Tel.: +33 (0)3 90 21 42 08